DEVLET. Platon un Hayatı. Tarihsel Bağlam

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "DEVLET. Platon un Hayatı. Tarihsel Bağlam"

Transkript

1 DEVLET Devlet (ing. The Republic, yun. Politeia) Platon un MÖ. 380 lerde kaleme aldığı bir Sokratik diyalogdur. Konusu, başta adaletin tanımı olmak üzere, adil kentin ve adil insanın nitelikleridir. Platon un en çok tanınan eseridir ve hem felsefe tarihinin hem de siyaset kuramının en etkili eserlerinden birisidir. Tarihte, ütopya karakterine sahip ilk eser olarak bilinir. Platon un Hayatı Platon un babası Ariston, Atina nın son kralı Codrus un (Kodrus) torunu, annesi Perictione ise, Atina nın efsanevi yasakoyucusu ve kentin ilk anayasasının yazarı Solon un torunudur. İki erkek kardeşi var: Glaucon ve Adeimantus. Bu ikisi aynı zamanda Devlet diyaloğunun iki ana karakteridir. Babası, Platon çocukken ölüyor, annesi tekrar evleniyor, Atinalı devlet adamı Perikles in arkadaşlarından Pyrilampes ile. Özellikle Dörtyüzlerin ve Otuzların iktidarları Platon u siyasetten soğutmuştur, bunlar zengin Atinalıların kurduğu oligarşilerdi ve zorbaca bir yönetim sergilediler. Bunlardan sonra tekrar kurulan demokrasiye destek verdi ve kuruluş çabalarının içinde yer aldı ama Sokrates in idamı onu demokrasiden de tamamen soğuttu. Tarihsel Bağlam M.Ö. dördüncü yüzyıldaki iki büyük kargaşa ilkçağ Yunanistan ında (Hellen Ülkesi) bütün değerleri sarstı. Kaybedilen Peloponnez savaşı Homerci kahramanlara özgü savaş sanatının değerini düşürdü, bunun yerine demokrasinin gelişmesi ile ikna edici hitabet yeteneği değer kazandı, böylece Sofistler ortaya çıktı. Sofistler hemen her konuda para karşılığı ders verdiler ama en çok da hitabet sanatı üzerinde durdular, insanları ikna etmenin hakikatin bilgisine göre öncelik sahibi olduğunu savundular. Ortak bir öğretileri yoktu ama genel olarak, bir eylemin getirdiği faydanın/yararın o eylemin doğruluğu veya yanlışlığından önce geldiğini ve daha önemli olduğunu savundular. Hatta birçoğu doğru ve yanlış diye bir şeyin olmadığını ileri sürdü. Sofistlerin nesnel ahlak ölçütleri yoktur, onlara göre nesnel doğruluk/hakikat yoktur, nesnel bilgi diye bir şey yoktur. Devlet te Thrasymachus ahlaksızlığın erdem olduğunu savunur çünkü ahlaksızlık kişiye hayat denilen yarışta avantaj sağlar. Gorgias diyaloğunda ise Kallikles, ki o da bir sofisttir, ahlaklılığın adil olmadığını ileri sürer çünkü ahlak güçlülerin elinden zayıfları sömürme hakkını almaktadır. Adalet güçlünün menfaatidir şeklindeki görüş Sofistler arasındaki genel kanıyı oluşturuyordu. Sokrates in ömrü, Atinalı yurttaşların bencilliklerini gözlemlemekle geçti. Yaygın bir ahlaki çöküntü söz konusuydu: bencillik yaygındı, özeleştiri yoktu, herkes güç ve zenginlik elde etmeye odaklanmıştı ve bu tutumları haklı kılan sofistçe kuramlar rağbet görüyordu. Bu yüzden Sokrates at sinekliğine soyunur. Yani ahlakı en iyi ve en çok bildiğini iddia edenlerin bilgisini sınamaya girişir. Sorgulanmamış bir hayatın yaşanmaya değmez olduğunu düşünür ve herkesi kendi hayatı, yaşam tarzı, inançları ve güdülenmeleri (motivasyonları) üzerine düşünmeye çağırır. Platon da Sokrates in bu

2 misyonunu devam ettirmiştir, bilhassa Sofistlerin nesnel doğru ve nesnel bilgi yoktur iddialarını çürütmeye çalışmıştır. Felsefi Bağlam Platon un erken dönem diyaloglarında elenchus denilen Sokratik yöntem kullanılır: Sokrates muhatabından herhangi bir erdemin tanımını yapmasını ister ve diyalog boyunca bu tanımın muhatabın diğer inançları ile tutarsız olduğu gösterilir, bu sefer yeni bir tanımla yola devam edilir ama tutarsızlığın hala sürdüğü gösterilir, tatmin edici bir tanıma bir türlü ulaşılmaz ve diyalog bir aporia (entelektüel çıkmaz) ile sonuçlanır. Yani konuşmacıların yanlış inançlar besledikleri gösterilir ama bunların yerine neye inanacakları belli değildir. Anahtar konumundaki bazı öğretiler hariç, hiçbir olumlu sonuca varılmaz. Aslında Sokrates e göre amaç bir tanıma ulaşmak değildir, amaç daha mutlu ve daha erdemli olmaktır. Orta dönem diyaloglarında Sokrates Platon un sözcüsü vazifesi görür. Bu diyaloglarda elenchus yöntemi daha az kullanılır, diyalog filozof ile karşıtları arasındaki bir tartışma olmaktan çıkar, hoca ile öğrencileri arasındaki konuşmaya dönüşür, artık bir aporia durumu söz konusu değildir, pozitif sonuçlara varılır. Bu diyaloglarda erken dönemde ipuçları verilen öğretiler (idealar kuramı gibi) olgunlaşmış halleriyle ortaya çıkarlar, ilgi alanı etikle sınırlı olmaktan çıkar, epistemoloji ve metafizik alanlarına yayılır. Nasıl yaşamak gerektiği, sevgi/aşkın doğası ve işlevi, fiziksel dünyanın doğası gibi konular incelenir. İdealar kuramı, Platon un nesnel doğru ve nesnel bilgi konusunda Sofistlere karşı geliştirdiği geniş çaplı itirazı oluşturmaktadır. Kısaca İdealar Kuramı: İçinde yaşadığımız bu fiziksel dünya dışında idealar âlemi denilen ikinci bir âlem daha vardır, içinde yaşadığımız bu dünya duyulur (sensible) âlemdir, idealar âlemi ise akılla bilinen (intelligible) âlemdir, çünkü idealar duyularla algılanmazlar ancak akılla bilinirler, ezeli ve ebedi, mutlak, değişmez ve kusursuzdurlar. İdealar, duyulur âlemi belirler ve idare ederler, kişiye nesnel doğrunun ve hakikatin bilgisini verirler. Devlet diyaloğu orta dönemin sonlarına aittir. Birinci kitapta tipik bir erken dönem diyaloğu vardır. Burada Sokrates Thrasymachus u adaletin tanımını yapmaya zorlar ve bu tartışma yine bir aporia ile sonuçlanır. Sonraki dokuz kitap boyunca ise bu elenchus yöntemine rastlanmaz. Yedinci kitapta Sokrates elenchus yöntemi (yani felsefi diyalektik) için bir uyarıda bulunur: yanlış ellerde zararlı ve tehlikeli olabilir, onu gerektiği gibi kullanacak yaşta olanlara öğretilmelidir. Bu durum Platon un ilgisinin başka araştırma yöntemlerine kaymasını, elenchustan uzaklaşıp öğretmeye yakınlaşmasını ve bu doğrultuda Akademiyi kurma gereği duymasını açıklayabilir. Geç dönem diyalogları aşırı karmaşık ve zordur. Son eseri olan Yasalar da Devlet gibi otoriteryen anlayıştadır, ama kimi demokratik öğeler içerir, uygulama bakımından daha gerçekçidir, yasalı yönetimin değeri vurgulanır/öne geçer, oysa Devlet te yasalar gereksiz bulunur, çünkü adil yöneticiler yeterlidir.

3 Genel Bakış Neden adaletle davranırız? Toplumsal cezalardan korktuğumuz için mi? Ölümden sonra sorguya çekileceğimizden korktuğumuz için mi? Toplumdaki güçlüler zayıfları korkutarak kanun adına boyun mu eğdiriyorlar? Adalet, ödül ve cezadan ayrı sırf kendisi için istenecek, kendinde iyi bir şey midir? Adaleti nasıl tanımlıyoruz? Platon bu sorulara cevap arıyor. Adaleti tanımlıyor ve onun sırf kendisi için istenen, kendinde iyi olduğunu göstermeye çalışıyor. Bunun karşısındaki her iki meydan okumaya da [ (1) adalet güçlülerin avantajıdır (enstrümanıdır) (2) adalet kendisi için istenen değil doğurduğu ödül ve ceza için uyulan bir şeydir ] tek bir çözüm ile karşılık veriyor: dışarıdan gözlemlenen davranış yerine insan psikolojisine başvurarak adaleti tanımlamak. Platon un stratejisi, önce toplumsal ya da siyasi-politik adalet anlayışını açıklamak ve sonra buna benzer bir bireysel adalet kuramı türetmektir. II., III. ve IV. kitaplarda siyasi adaleti yapılanmış bir politik topluluktaki uyum/harmoni olarak tanımlıyor. İdeal bir toplum üç ana sınıftan oluşur: üretenler (zanaatkârlar, çiftçiler, esnaflar), yardımcılar (savaşçılar) ve koruyucular (yönetenler). Bir toplum, bu üç sınıf arası ilişkiler doğru olduğunda adildir. Her grup kendisine düşen uygun işleri ve yalnızca bu işleri yerine getirmelidir ve her grup diğerleri ile olan ilişkilerinde sahip olduğu gücü doğru kullanan bir konumda bulunmalıdır. Yani yönetenler yönetmeli, yardımcılar yönetenlerin kararlarını desteklemeli ve üretenler doğanın onlara verdiği maharet ve ustalığı (çiftçilik, demircilik, ressamlık vb.) sergilemekle kendilerini sınırlamalıdır. Bu anlamda adalet bir uzmanlaşma ilkesidir (principle of specialization). Her bireyin doğanın ona verdiği toplumsal rolü yerine getirmesini ve başkalarının işlerine karışmamayı gerektirir. IV. kitapta Platon, bireysel adalet için onun siyasi adaletin bir yansıması olduğunu söyler. Aynen toplumun üç sınıfı gibi, her bireyin ruh yapısında üç kısım vardır. Akılsal kısım doğruyu/hakikati arar ve felsefi güdülerimizden sorumludur, yüreklilikle ilgili kısım onuru arzular ve kızgınlık ve öfke gibi duygulardan sorumludur, iştahla ilgili kısım her türden şeye ama en çok da paraya duyulan iştah ve düşkünlükten sorumludur, çünkü para tüm istekleri tatmin etmek için kullanılabilir. Adil birey de adil topluma benzer: kısımlar arası gerekli güç ve etkileme ilişkileri olması gerektiği gibidir. Akılsal kısım diğer kısımları yönetir, yürekli kısım aklın buyruklarına destek verir, iştahlı kısım akla boyun eğer. Özetle, adaleti kendisinde gerçekleştirmiş bireyde ruhun bütünü akılsal kısmın arzularını gerçekleştirmeye yönelir, nasıl ki adil toplumda toplumun bütünü yönetenlerin isteklerini gerçekleştirmeye yöneliyorsa. Birey ile toplum arasındaki adalet bakımından olan paralellik derindir, zira toplumdaki her sınıf ruhun ilgili kısmınca idare ve sevk edilir/yönlendirilir. V. ve VII. kitaplar yönetici olarak filozof krallar üzerine odaklanır. Bir dizi allegori yoluyla (güneş, çizgi ve mağara allegorileri) Platon bu sınıflara ait bireylerin kimler olduklarını daha açıkça belirler. Bir yandan da idealar kuramını işleyip geliştirir. Buna göre, dünya iki alemden oluşur: duyularla erişilen görünür (visible) ve zihnimizle erişilen bilinir (intelligible) alem. Görünür alem bizi saran fiziksel evrendir. Bilinir alem ise idealardan oluşur, soyut, değişmez ve mutlak idealar (iyilik, güzellik, kırmızılık, tatlılık). İdealar görünür alemle sürekli bir ilişki (bağ-bağlantı) içindedir ve bu alemi mümkün kılandır. Elma kırmızı ve tatlıdır çünkü kırmızılık ve

4 tatlılıktan pay alır. Sadece idealar (formlar) bilginin gerçek nesnesidir, çünkü zihnin kavradığı türden ezeli-ebedi değişmez hakikat özelliğine sahiptirler. Sadece, zihinlerini ideaları edinmeye, yakalamaya eğitmiş olanlar, yani filozoflar, gerçekten bir şey bilebilirler. Özellikle filozofların yetenekli yöneticiler olabilmek için bilmesi gereken de, İyi İdeasıdır. Bu idea bütün ideaların ve bilginin, hakikatin, güzelliğin kaynağıdır. Platon bu ideayı doğrudan tarif edemez ama, güneş görünür alem için ne ise onun da bilinir alem için o olduğunu söyler. Mağara allegorisini kullanarak Platon, filozofun ruhunun çeşitli idrak (cognition) aşamalarından (ki bunlar çizgi ile temsil edilirler) geçişinin çekici bir resmini sunar, ruhların görünür alemden bilinir aleme geçişlerinin ve sonunda İyi İdeasına erişmelerinin bir tablosunu verir. Eğitimin amacı ruha bilgiyi yerleştirmek değildir, ruha doğru/yerinde arzuları/istekleri yerleştirmektir. Ruhu hakikate duyulan iştiyakla doldurmaktır. Böylece ruh görünür alemi arkada bırakarak gitmek ister, bilinir aleme geçmek ister ve nihayetinde İyi İdeasına varmak ister. Filozoflar, gerçek bilgi sahibi yegane insanlardır ve aynı zamanda en adil olanlardır. Onların ruhları, başkalarından çok daha fazla, ruhun akılsal kısmının arzularını doyurmayı amaç edinir. Filozof Kralı en adaletsiz insan tipi ile (ki sırf akılsal-olmayan iştahları ile yönlendirilen tiranla temsil edilir) karşılaştırdıktan sonra Platon, adaletin sırf kendisi için arzu edilir bir şey olduğunu öne sürer. Dokuzuncu kitapta, adil olmanın arzu edilir bir şey olduğunu gösteren üç kanıt sunar. Tiranın psikolojik bir portresini çizdikten sonra, adaletsizliğin bir insanın ruhuna işkence ettiğini, oysa adil bir ruhun sağlıklı, mutlu olduğunu ve kaygısız ve sakin olduğunu ispatlamaya çalışır. Bundan sonra, her ne kadar üç ana karakter tipinin her biri (parayı-seven, onuru-seven ve hakikati-seven) kendi zevk kavrayışına ve onlara göre iyi olan hayat anlayışına sahip olsa da, (çünkü her biri kendi hayatını en zevk verici olanı sayar) bu konuda sadece filozof bir yargıda bulunabilir, çünkü içlerinden sadece o, bu üç tip zevki de tecrübe etmiştir. Diğerleri filozofun verdiği yargıyı kabul etmelidirler ve felsefi-olanla irtibatlı olan zevklerin bütün zevkler içinde en güzeli olduğunu ve adil bir hayatın da en zevkli hayat olduğu sonucuna varmalıdırlar. Platon, yalnızca felsefi zevkin gerçekten bir zevk sayılabileceğini ve diğer bütün zevklerin ise acının kesintiye uğramasından başka bir şey olmadıklarını göstermeye çalışır. Kişi, bu kanıtlardan hiçbirinin aslında adaletin sonuçlarından ayrı olarak arzu edilir olduğunu ispatlamadığını belirtebilir, zira bu kanıtlar bunun yerine adalete daima gerçek/hakiki zevkin eşlik ettiğini gösterirler. Bütün ihtimaller göz önüne alındığında, bu kanıtlardan hiçbirinin adaletin neden arzu edilir olduğunun asıl sebebi/nedeni olarak işlev görmeleri beklenmez. Bunun yerine, adaletin edilirliği/istenirliği daha çok, adil hayat ile idealar arasındaki sıkı ilişkisellikle bağlantılıdır. Adaletli bir hayat kendinde ve kendisi için iyidir çünkü bu hayat söz konusu nihai iyilikleri edinmeyi içerir ve bunlardaki düzeni ve uyumu taklit etmeyi içerir, böylece onları kişinin hayatı içine dahil etmeyi içerir. Bir başka deyimle, adalet iyidir, çünkü en yüksek iyi ile bağlantılıdır, yani İyi İdeası ile. Platon, Devlet diyaloğunu, bir sürpriz notla bitirir. Adaleti tanımladıktan ve onu en yüksek/büyük iyi olarak temellendirdikten sonra, Platon şairleri şehirden kovar: Şairler ona göre ruhun en temel/dip tarafına seslenirler, bunu adaletsiz temayülleri taklit ederek yaparlar. Onlardan duyup dinlediğimiz karakterlere beslediğimiz sempati yoluyla kendimizi aşağılık duygulara kaptırmaya bizi cesaretlendirip teşvik ederler, şiir hayatın içinde bu aşağılık duygulara kendimizi kaptırmamıza bizi teşvik eder. Özetle, şiir bizi adaletsiz yapar. Platon, bitirirken, Er Efsanesi ile konuyu bağlar, burada bir ruhun ölümden sonraki izlediği yol anlatılır. Adil ruhlar bin adet ömür ile ödüllendirilirler,

5 adaletsiz olanlarsa, aynı zaman miktarı (yani bin ömür) boyunca cezalandırılırlar. Bundan sonra her ruh bir sonraki hayatını kendi seçer. Bölümlendirme Francis Cornford, Kurt Hildebrandt, ve Eric Voegelin eseri şu şekilde bölümlere ayırırlar: Prologue (mukaddime önsöz) I a 328b. Descent to the Piraeus (Pire limanına iniş) I.2 I b 331d. Cephalus. Justice of the Older Generation (Kefalus. Yaşlı Neslin Adalet anlayışı) I e 336a. Polemarchus. Justice of the Middle Generation (Polemarkus. Orta yaş Neslin Adalet anlayışı) I b 354c. Thrasymachus. Justice of the Sophist (Trasimakus. Sofistlerin Adalet anlayışı) Introduction (giriş) II.1 II a 369b. The Question: Is Justice better than Injustice? (Soru: Adalet, Adaletsizlikten iyi midir?) Part I: Genesis and Order of the Polis (kentin doğuşu ve düzeni) II.11 II b 376e. Genesis of the Polis (Kentin Doğuşu) II.16 III e 412b. Education of the Guardians (Koruyucuların Eğitimi) III.19 IV b 427c. Constitution of the Polis (Kentin Kuruluşu/Yapısı) IV.6 IV c 445e. Justice in the Polis (Kentteki Adalet) Part II: Embodiment of the Idea (ideanın vücut bulması) V.1 V a 471c. Somatic Unit of Polis and Hellenes (Kentin Bedensel Birimi Olarak İnsan Teki ve Helenler) V.17 VI c 502c. Rule of the Philosophers (Filozofların Yönetimi) VI.19 VII c 521c. The Idea of the Agathon (İyi İdeası) VII.6 VII c 541b. Education of the Philosophers (Filozofların Eğitimi) Part III: Decline of the Polis (kentin bozulması) VIII.1 VIII a 550c. Timocracy (Timokrasi asillerin yönetimi) VIII.6 VIII c 555b. Oligarchy (Oligarşi azınlığın yönetimi) VIII.10 VIII b 562a. Democracy (Demokrasi halkın yönetimi) VIII.14 IX a 576b. Tyranny (Tiranlık zorbanın yönetimi) Conclusion (sonuç) IX.4 IX b 592b. Answer: Justice is Better than Injustice. (Cevap: Adalet, Adaletsizlikten İyidir) Epilogue (hatime sonsöz) X.1 X a 608b. Rejection of Mimetic Art (Taklitçi Sanatın Reddi)

6 X.9 X c 612a. Immortality of the Soul (Ruhun Ölümsüzlüğü) X a 613e. Rewards of Justice in Life (Dünya Hayatındaki Adaletin Ödülleri) X.13 X e 621d. Judgment of the Dead (Ölülerin Yargılanması) Önemli Terimler Aporia : Ümitsiz durum anlamına gelen Yunanca kelime. Sokrates muhataplarının konuya dair uygun bir tanıma sahip olmadıklarını ve kendisinin de bir tanım ileri süremediğini gösterir. Birinci kitapta Sokrates adalet konusunda muhataplarını aporia durumuna getirir, sonraki dokuz kitap boyunca bu aporia durumunu aşmaya çalışır. İştah : Üç kısımlı ruhun en geniş/kapsamlı tarafı/kısmı. Her ne kadar iştah, pek çok şeyin peşinden gitse de, Platon onu para-sevgisi diye adlandırır, çünkü bu isteklerin pek çoğu için para gereklidir. Yardımcılar : Platon adil toplumu üç sınıfa böler: üretenler, yardımcılar ve koruyucular. Yardımcılar savaşçılardır, şehri istilaya karşı savunurlar ve içerde barış durumunu korurlar. Koruyucuların isteklerine boyun eğerler ve üretenleri de itaat etmeye mecbur ederler. İnanç : İnanç idrak etkinliğinin en düşük ikinci seviyesidir. İnancın nesnesi görünür alemdir, bilinir alem değil. İnanç hali içindeki kişinin idealara bir erişimi yoktur, bunun yerine duyulur bireyselleri en gerçek şeyler olarak kabul eder. İdea : Platon un metafiziğine göre, gerçekliğin bizim gördüğümüzün ötesinde kalan bir yönü ve veçhesi vardır ki bizim gördüğümüzden daha gerçektir. Gerçekliğin bu veçhesi, yani bilinir alem, değişmez, ezeli-ebedi, mutlak öğelerden oluşur ki bunlara idealar denir. Bu mutlak öğeler (iyilik, güzellik, kırmızılık, ekşilik vd.) görünür alemde tecrübe ettiğimiz bütün nesnelerin sebebidirler. Örneğin bir elma, Kırmızılık İdeasından ve Tatlılık İdeasından pay aldığı için kırmızı ve tatlıdır. Sadece idealar bilginin nesnesi olabilir (yani bilebileceğimiz şeyler sadece İdealardır.). İyi İdeası : Bilinirliğin ve bizdeki bilme kapasitesinin kaynağı, bütün diğer ideaları varlığa getiren İdea. Bilginin nihai amacıdır. Bu ideayı edinen/ona erişen kişi, idrak etkinliğinin ve anlayışın/kavrayışın en yüksek düzeyine çıkmış olur. Ancak böyle bir kişi bir filozof-kral olabilir. Koruyucu : Kenti yönetirler, yardımcıların en iyileri içinden seçilirler ve filozof-kral olarak bilinirler. Hesiod : İşler ve Günler de erdem ve adalete ilişkin geleneksel Yunan anlayışını serimler. Hayal gücü/imgelem (imagination) : İdrak etkinliğinin en düşük seviyesi. Kişi bu düzeyde iken, sıradan görüntüleri/imgeleri ve gölgeleri en gerçek şeyler sayar. Anlaşılan, bu kişi kendisi ve dünya hakkındaki fikirlerini sanat ürünlerinden türetir. Platon un zamanında şiir, günümüzde sinema ve televizyonun üstlendiği rolü oynuyordu.

7 Araçsal akıl (instrumental reason) : Araçlar-amaçlar çözümlemesi yoluyla bir amaca ulaşmak için kullanılan akıl. Bu amaçlar ruhun bir kısmınca buyurulur ki bu kısım iştah, yürek veya akıl olabilir. Bilinir alem : Platon tüm varlığı iki bölüme ayırır: görünür ve bilinir alemler. Bilinir alem duyumsanamaz, sırf bilme yetisi (intellect) ile edinilir. İdeaları barındırır. Sadece bilinir alem bilginin nesnesi olabilir. Kallipolis : Platon un adil kenti/devleti belirtmek için kullandığı Yunanca terim. Bilgi : Platon a göre bilgi sadece ezeli-ebedi, değişmez hakikatlere dair olabilir. İki artı ikinin dört ettiğini bilebilirim, çünkü durum budur. Ama Menon un güzel olduğunu bilemem (çünkü durum bu olmayabilir). Bu yüzden, sadece bilinir alem yani idealar alemi bilginin nesnesi olabilir. Görüntüleri ve sesleri seven kişi (lover of sights and sounds) : Güzel olan her şeyin uzmanı olduğunu iddia eden ama Güzel İdeası diye bir şeyin varlığından habersiz sözde entelektüel kişi. Sokrates böyle kişilerin filozoflardan ayırt edilmesi konusunda çok katıdır, ki filozoflar idealara sahiptirler ve bilgi sahibidirler. Öbürlerinde ise bilgi yoktur, sırf kanı vardır. Kanı (opinion) : Sadece, ezeli-ebedi ve değişmez hakikatler/doğruluklar bilginin konusu olabildikleri için, diğer bütün doğruluklar kanılara indirgenirler. Kanı, görünür aleme yani duyulur bireysellere ilişkin ulaşılabilecek en yüksek kesinlik derecesidir. Pleonexia : Daha fazlasına sahip olma arzusu anlamında Yunanca kelime, para ve güç sevgisine işaret eder. Birinci kitapta Thrasymachus adaletin, bizdeki doğal pleonexianın önündeki doğal-olmayan (gayrı tabii) engelden başka bir şey olmadığını söyler ki bu yaygın/popüler kanaattir. Üretenler : Toplumun en geniş kesimi, savaşçı ve yönetici dışındaki bütün meslek sahiplerini kapsar (çiftçi, esnaf, tüccar, doktor, sanatçı, oyuncu, avukat, yargıç vb.). Akıl : Üç kısımlı (tripartite) ruhun bir parçası. Hakikati ister/arzu eder ve bizdeki bütün felsefi arzuların kaynağıdır. Adil bir insanda bütün ruhu akıl yönetir ve aklın arzularını tatmin etmek için uğraşır. Duyulur bireysel : Duyularla algılandıkları için duyulurdurlar, zamanla değişmeye uğradıkları için değişmeyen-evrensel idealara karşıt olarak bireysel-tekildirler. Görülür alem duyulur bireysellerden oluşmuştur. Duyulur bireyseller bilginin konusu olamazlar, sadece kanının nesnesi olabilirler. Sofistler : M.Ö. beşinci yüzyılda Atina nın zenginlerini-seçkinlerini eğiten, kiralık öğretmenler. Farklı görüşleri savunsalar da hepsi de nesnel doğruluk ve bilgi kavramını önemsememek/itibar etmemekte birleşirler. Ahlaki nesnel doğruluğu da ciddiye almazlar ve haklı/doğru yanlış ayrımını kabul etmezler.

8 Uzmanlaşma : Uzmanlaşma ilkesine göre herkes kendisine en çok uyan toplumsal rolü üstlenmeli, başka işlere karışmamalıdır. Platon bu ilkenin, toplumun rehber ilkesi ve siyasi adaletin kaynağı olduğuna inanır. Yürek/yüreklilik (spirit) : Üç kısımlı ruhun bir parçası. Onur-sevgisi ve zafer/üstün gelme arzusunun kaynağı. Kızgınlık ve öfke duygularından sorumludur. Adil bir ruhta yürek akla yardımcı rolünü görür, iştahı akla itaat etmeye zorlar. Düşünce (thought) : İdrak etkinliğinin en yüksek ikinci seviyesi. Aynen anlama yetisinde olduğu gibi düşüncenin de nesneleri bilinir alemin idealarıdır. Anlama yetisinden farklı olarak düşünce, sadece imgelerin dayanaklarını ve hipotezleri (kanıtlanmamış varsayımlar) kullanır. Anlama yetisi (understanding) : İdrak etkinliğinin en yüksek seviyesi. Saf, soyut aklın kullanımından oluşur ve imgelerin dayanakları ve hipotezlerle iş görmez. Anlama, yetisine ancak İyi İdeası edinildiğinde erişilir. İdrak etkinliğinin (cognitive activity) düzeyleri : İMGELEM İNANÇ DÜŞÜNCE ANLAMA YETİSİ [Bulanık [Algı] [Anlama [Akıl (Nous)] Görüntüler] (Dianoia)] Toplumsal sınıflar Üç kısımlı ruh Kanı (Sanı) Bilgi akıl koruyucular yardımcılar yürek Görülür Alem Bilinir Alem iştah üretenler (Visible Realm) (Intelligible Realm)

9 Felsefi Temalar, Kanıtlar, Fikirler Güçlünün avantajı (üstünlük, çıkar, menfaat) olarak adalet : Birinci kitapta Thrasymacus adalete meydan okur. Kendisi bir sofisttir ve Atinalı gençlere öznel ahlak değerlerini öğretip vazeder. Nesnel doğruluğa ve bunun içinde özellikle nesnel ahlaki doğruluğa inanmaz. Sofistler bir şeyin mutlak anlamda doğru/haklı veya yanlış/haksız olduğuna inanmazlar. Bütün eylemleri onların öznesi olan kişi için avantajlı-dezavantajlı diye ayırırlar. Eğer avantajlı ise o eyleme yönelmek gerekir, değilse sakınmak gerekir. Bunun mantıksal sonucu: yasalar ve ahlak sıradan uylaşımdan başka bir şey değildir ve eğer bir eylem adaletsiz/yasal değilse ama kişinin avantajına ise, kişi şüphe uyandırmadan veya yakalanmadan yasaları-toplumu-devleti aldatmalıdır. Thrasymacus adaletin güçlünün avantajı olduğunu söylerken onu tanımlamaya çalışmıyor ama onun (adaletin) kirli çamaşırlarını ortaya dökmek istiyor. Normlar-kurallar, onlara uyan kişi için birer engel-mâniadan başka bir şey değildir ve onlara uymamak/muhalefet etmek, alay etmek fayda-yarar sağlar. Adaletsizce davrananlar doğal olarak güç elde ederler ve yönetici/toplumdaki güçlü insanlar olurlar. Aptallar-zayıflar adalete uygun davranırlar ve böyle yapmakla dezavantajlı olurlar, adaletsiz davrananlar ise avantajlı olurlar. Thrasymacus u şöyle okumak da mümkün: bu normları- kuralları güçlüler, yani yönetenler, kendi çıkarları için koymuşlardır. Adalet kavramları bunların uydurduğu propaganda ve baskı uygulama teknikleridir. Thrasymacus u nasıl okursak okuyalım Sokrates in amacı hep aynıdır: adalet iyi ve istenir bir şeydir, uylaşımdan ibaret değildir, ahlakın nesnel ölçütleri ile bağlantılıdır ve ona uymak bizim çıkarımızadır. Uzmanlaşma ilkesi : Platon adaletin iyi olduğunu ispatlamadan önce onun tanımını yapar. Adaleti bir davranışsal kurallar kümesi olarak değil, yapısal olarak tanımlar: siyasi adalet kentin yapısı içinde bulunur, bireysel adalet ise ruhun yapısında bulunur. Kentin adil yapısı uzmanlaşma ilkesi ile özetlenir: herkes doğası gereği kendisine en uygun gelen rolü üstlenmeli ve başkalarının işine karışmamalıdır. Bu ilke toplumu üç sınıfa ayırır: üretenler, savaşçılar ve yöneticiler. Uzmanlaşma bu sınıflar arası güç ve etki altına alma ilişkilerinin değişmeden kalmasını sağlar. Yöneticiler kenti denetler-yönetir, yasaları koyar ve hedefleri tayin ederler. Savaşcılar, yöneticilerin emirlerini yerine getirirler. Üretenler siyasi işlerden uzak dururlar, sadece yöneticilerin dediklerine itaat eder ve savaşçıların zorladıklarını yaparlar. Bu şekilde kurulmuş bir kent Platon a göre adildir. Üç kısımlı ruh : Nasıl ki siyasi adalet toplumsal sınıflar arasındaki yapısal ilişkilerden doğuyorsa, bireysel adalet de ruhun kısımları arasındaki doğru/uygun yapısal ilişkilerden doğar. Her ruhun üç ayrı arzu/istek ve güdülenme bölümü vardır: iştah, yürek ve akıl. Adil bir ruhta bu kısımlar arası güç ilişkileri olması gerektiği gibidir. Güneş, Çizgi ve Mağara : Kendi filozof-kral düşüncesini açıklamak için Platon üç tane arka arkaya gelen benzetmeye başvurur ki bunlar onun metafizik ve epistemolojik kuramlarını dile getirirler ve filozofun politikadaki rolünün bir başkasına terkedilemez olduğunu gösterirler. Güneş analojisi İyi İdeası nosyonuna ışık tutar, filozof-kralın ulaşmak istediği nihai hedeftir. Çizgi, idrak etkinliğinin bir insanın yetili olduğu farklı dört seviyesini resmeder, bunlardan en yüksek seviyeye sadece filozof-kral erişebilir. Mağara allegorisi eğitimin insan ruhundaki etkilerini resmeder/ortaya koyar, idrak etkinliğinin bir düzeyinden öbürüne nasıl geçtiğimizi gösterir.

10 Mağara allegorisinde Platon şu senaryoyu hayal etmemizi ister: Bir grup insan doğumlarından itibaren derin bir mağarada yaşamaktadırlar, gündüz ışığını asla görmemişlerdir. Bunlar bulundukları mağaraya o şekilde bağlanmışlardır ki ne yanlarına ne de arkalarına bakabilirler (mahkûmlar), sadece önlerini görürler. Arkalarında bir ateş vardır ve ateşin arkasında kısmi bir duvar vardır, duvarın üstünde çeşitli heykeller bulunur ki bunları yine görülemeyen bir başka grup insan yönetip hareket ettirmektedir. Ateş yüzünden heykellerin gölgeleri mahkûmların yüzünün dönük olduğu duvara yansımaktadır. Mahkûmlar bu gölgelerin oynadığı/sahnelediği hikâyeleri seyrederler ve görüp görebildikleri tek şey bunlar olduğu için de bu gölgelerin dünyadaki en gerçek/hakiki şeyler olduklarına inanırlar. Birbirlerine adam, kadın, ağaçlar, atlar vb. şeyler hakkında konuştuklarında hep bu gölgelere gönderme yaparlar. Şimdi bunlardan birinin serbest bırakıldığını düşünelim ve artık ateşe ve heykellerin kendisine bakabilsin. Başlangıçtaki acıdan ve şaşkınlıktan sonra bunların o gölgelerden daha gerçek olduklarını kavrayacaktır, ateşin ve heykellerin o gölgeleri nasıl ürettiğini kavrayacaktır ki bu gölgeler aslında gerçek şeylerin kopyalarıdır. Şimdi artık onun için ateş ve heykeller dünyadaki en hakiki şeyler olurlar. Sonra bu mahkûm mağaranın dışına çıkartılır, dışarıdaki dünyayı görür. Başlangıçta o kadar çok gözü kamaşır ki sadece gölgelere bakabilir, sonra yansımalara/yansılara bakmaya başlar ve sonunda gerçek nesnelere bakabilir hale gelir. Bunların heykellerden bile daha gerçek ve hakiki olduklarını görür ve o heykellerin sadece bunların kopyaları olduklarını anlar. Son olarak mahkûmun gözleri ışığa iyice alışınca göğe bakar ve güneşe göz atar. Güneşin gördüğü her şeyin gerçek sebebi olduğunu anlar/idrak eder. Işığın, kendi görme gücünün, çiçeklerin, ağaçların ve diğer bütün nesnelerin. Bu mahkûmun geçtiği aşamalar çizginin çeşitli düzeylerine karşılık gelmektedir. Çizgi, önce iki eşit yarıya bölünür: görülür âlem (ki duyular yoluyla erişiriz) ve bilinir âlem (ki sadece zihin yoluyla erişiriz). Mahkûm mağarada iken görülür âlemdedir. Gündüz ışığına çıktığında ise bilinir âleme girmiş olur. İdrak çizgisinin en düşük basamağı, imgelemdir. Mağarada bu düzey, ayakları ve kafası bağlanmış mahkûmun durumu ile temsil edilir ki sadece gölgeleri ve bayağı şekilleri görebilmektedir. En gerçek kabul ettiği şeyler aslında hiç de hakiki değillerdir, onlar sadece gölgelerdir. Burada bu gölgelerle aslında sanatın imgeleri/resimleri kastedilir. İmgelem aşamasında saplanıp kalmış bir adam kendi hakikatlerini epik şiir ve tiyatro alanından veya diğer kurgulardan seçip çıkarır. Kendisine ve dünyasına ilişkin kavrayışını gerçek dünyaya bakmak yerine bu sanat formlarından türetir. Mahkûm özgürleşip de heykellere bakabilir hale geldiğinde, çizgideki sonra gelen aşamaya geçmiş olur: inanç. Heykeller ile duyularımızın gerçek nesneleri kastedilir/bunlara karşılık gelirler, gerçek insanlar, ağaçlar, çiçekler ve diğerleri. İnanç aşamasındaki adam, yine hatalı bir biçimde, bu duyulur bireyselleri en hakiki şeyler olarak görür. Bununla beraber, mağaranın dışına çıktığında, dışarıda daha gerçek bir şeylerin bulunduğunu görür: İdealar ki duyulur bireyseller bunların kusurlu birer kopyasıdır. Şimdi idrakinin düşünce aşamasındadır. Artık idealar üzerine akıl yürütebilir, ama yine de tam saf bir soyutlukla değil. İmgeleri/hayalleri/resimleri/şekilleri ve ispatlanmamış hipotezleri dayanak olarak kullanır. Nihayet bakışını güneşe çevirir ki bu nihai ideayı temsil eder, İyi İdeasını. İyi İdeası bütün diğer ideaların sebebi/kaynağıdır ve dünyadaki bütün iyiliğin, hakikatin ve güzelliğin membaıdır. O bilginin

11 nihai amacıdır (ereğidir). Mahkûm bir defa İyi İdeasını edindi mi, artık idrakin en yüksek aşamasına erişmiş olur: anlama yetisi/kavrayış. Artık bundan böyle akıl yürütmek ve düşünmek için hiçbir imgeye veya ispatlanmamış hipoteze ihtiyaç duymaz. İyi İdeasına ulaşmakla, ona sahip olmakla felsefede hiçbir varsayıma veya imgeye gerek kalmadan her şeyi açıklayan ilkeye ulaşmış/elde etmiş olur. O şimdi İyi İdeasını kavramaktan türeyen bu anlama gücünü, daha önceki bütün düşüncesini anlayışa çevirmek/dönüştürmek için kullanır, artık bütün ideaları anlayıp/kavrayabilir. Sadece filozoflar bu aşamaya erişebilir ve bu yüzden sadece onlar yönetmeye uygundurlar. Adalet neden istenmeye layıktır? Platon un Devlet teki amaçlarından birisi, adaletin istenmeye değer olduğunu göstermektir, yani adil eylem kendi içinde iyidir ve kişi derhal bir fayda görmeyecek olsa bile yine de adil eylemden vazgeçmemelidir. En adil insanın (filozof-kralın) portresini betimlemeyi bitirdikten sonra bu amacını gerçekleştirmek için gereken konuma gelmiş olur. Dokuzuncu kitapta Platon adil olmanın istenmeye değer olduğunu gösteren üç kanıt ileri sürer. İlk olarak, tiranın psikolojik bir tasvirini yaparak, adaletsizliğin insan ruhuna öyle bir yük getirdiğini gösterir ki hiçbir biçimde istenir/arzu edilir ve elde etmeye değer olamaz. Oysa adil ruh kaygısız ve sakin bir hal içinde bulunur. Sonra, her üç ana karakter tipine (para-sever, onur-sever ve hakikatsever) ait adam kendi zevk ve iyi yaşam anlayışına sahip olsa da, içlerinden sadece filozofun bu üç tür zevki deneyimleme imkânına sahip olduğuna ve dolayısıyla yargıda bulunma konumunda bulunduğuna işaret eder. Son olarak, ancak felsefi zevkin gerçek zevk olduğunu ispatlamaya çalışır, diğer tüm zevkler aslında acının kesilmesinden ibarettir. Platon hiçbir biçimde bunlardan birisini adaletin elde etmeye değer oluşunun birincil kaynağı gibi düşünmemiştir. Platon un asıl amacı, adaletin, getirdiği bütün faydalardan ayrı olarak istenmeye layık olduğunu ispatlamaktır, bu yüzden adaletin değerinin bize verdiği olağanüstü zevkte yattığını savunmak onun asıl derdi değildir. Hayatımızı daha zevkli/hoş hale getireceği için adil olmamız gerektiğini söylemek, aslında bizim çıkarımıza olduğu için adil olmamız gerektiğini söylemekle aynı şeydir. Bunun yerine biz ondan, adaletin değerinin bir başka yerde yattığını göstermesini bekleriz, özellikle de nesnel iyilikle ilgili bir yerlerde. İşte bu yüzden, Aristoteles ten günümüze kadar pek çok yorumcu, adaletin değerinin asıl kanıtlanışının dokuzuncu kitaptan çok önce ortaya konduğuna inanırlar. Onlara göre Platon, adaletin değerini, adaletin idealarla olan bağlantısında görmektedir ki ona göre idealar dünyadaki en iyi şeylerdir. Bu yoruma göre adaletin değeri, getirdiği herhangi bir faydadan değil, ama İyi İdeasını edinmeyi/kavramayı gerektirdiği ve onu taklit etmeyi içerdiği içindir. Adil insan, kendi ruhunu aynı idealar gibi düzenli ve uyumlu hale getirmeye çalışmakla ideaları taklit eder, onlara benzemeye çalışır. Özet ve Analiz Özet I. KİTAP Devlet te Sokrates iki soruya cevap arar: Adalet nedir ve neden adil olmalıyız? Birinci kitap bu meydan okumalara cevap verir ve burada önceki eserlerde olduğu gibi Sokratik diyaloğun bir örneği sergilenir. Sokrates ileri sürülen bütün tanımları çürütür, hepsinin iç-çelişkili olduğunu gösterir. Yine

12 de kendisi bir tanım önermez ve konuşma bir aporia ile son bulur. Platon un bundan önceki diyaloglarında aporia genellikle sonu/finali gösterir, burada ise başlangıçtır. İlk kez Platon bu tıkanıklığın ötesine geçmeye çalışır, takip eden dokuz kitap boyunca. Sokrates ile Glaucon (Platon un kardeşi) bir dini festivalden dönerlerken yolda Adeimantes (Platon un diğer kardeşi) ve genç asilzade Polemarchus yollarını keserler, Polemarchus onları evine davet eder. Orada Polemarchus un yaşlı babası Cephalus ve başkaları ile karşılaşırlar ve Sokrates ile Cephalus arasında yaşlı olmanın iyi tarafları üzerine bir tartışma başlar, bu konuşma çabucak adalet konusuna dönüşür. Cephalus Yunan geleneğinin sözcüsü konumundadır bu diyalogda ve adaletin tanımını Hesiodik anlayışa uygun biçimde yapar: yasal yaptırımlara uygun yaşamak ve dürüst olmak. Sokrates bir karşı örnekle bu tanımı çürütür: bir deliye/aklı başında olmayan kişiye silahını vermek zorundayız eğer yasal sahibi o ise, ama bu hiç de adil bir şey olmayacaktır, çünkü bu başkalarının hayatını tehlikeye atmak olacaktır. Öyleyse adalet, yasal yaptırımlara hürmet göstermek ve dürüst olmaktan ibaret olamaz. Bu noktada Cephalus konuşmadan ayrılır, bir iş için, ve Polemarchus diyalog boyunca onun yerini alır. Polemarchus yeni bir tanım getirir: adalet dostlara yardım etmek, düşmanlara zarar vermektir. Bu aslında bir önceki tanımla sıkı ilişkilidir. Herkese borcunu ödemek ve herkese uygun olanı/hak ettiğini vermek olarak özetlenebilecek buyruk, bu iki tanımın altında yatar. Bu buyruk aynı zamanda sonraki kitaplar boyunca Sokrates in adalet ilkesinin kaynağı olacaktır. Sokrates in bu tanıma cevabı, kimin dost kimin düşman olduğuna dair yargımızda yanılabileceğimiz için bu inanç bizi iyilere zarar vermeye ve kötülere yardım etmeye götürebilir. Bizler genellikle en erdemli insanlarla dost değilizdir, yani dostlarımız en erdemli kişiler değildir ve düşmanlarımız da toplumun en kötüleri değildir. Sokrates adalet üzerinden insanlara zarar vermenin tutarsızlığına işaret eder. Bu noktada Sofist Thrasymacus söze girer. Sokrates in Polemarchus ve Cephalus u sorgularken adalete dair yaygın kanaatin tatmin edici olamadığını görmüş olduk. Thrasymacus bu sonucun en fena, en kötü neticesini bize gösterir. Sofistler adaletten ve bütün ahlaki değerlerden tamamen uzak durmanın kampanyasını yaparlar. Thrasymacus kızgınca söze girerek yeni ve daha iyi bir tanım getirdiğini söyler: adalet güçlünün avantajından (çıkarlarından) başka bir şey değildir. Bu aslında bir tanım değildir, adaletin gayrı meşru hale getirilmesidir. Ona göre adil olmaya değmez. Adil davranışlar hep başkalarının işine yarar, adil insanın değil. Bizdeki daha fazlasına sahip olma şeklindeki çok doğal arzunun/isteğin önünde hiç de doğal-olmayan bir engeldir, adalet. Adalet bize dayatılan bir uylaşımdır ve ona uymak/bağlanmak bize fayda getirmez. Akılcı olan adaleti tamamen göz ardı etmektir. Şimdi konuşmanın yükü artmıştır. Daha önce sadece adaletin tanımı gerekiyordu, şimdi hem tanım hem de değerli olduğu ispatlanmak zorundadır. Sokrates Thrasymacus a karşı üç kanıt ileri sürer. Birincisi, Thrasymacus un konumuna göre adaletsizlik bir erdemdir ve bu görüşe göre hayat sürekli daha fazlasını elde etmek için daha çok para, güç vb. için yapılan bir yarıştır ve kim bu rekabette daha başarılı ise o daha erdemlidir. Daha sonra Sokrates uzun ve karmaşık bir akıl yürütme zinciri ile adaletsizliğin bir erdem olamayacağını, çünkü onun bir erdem olan bilgeliğe aykırı olduğu sonucuna varır. Adaletsizlik bilgeliğe aykırıdır çünkü bilge insan, yani bir sanatta mahir/usta olan insan, asla aynı sanatı icra eden bir başkasının üstesinden gelmeye çalışmaz. Örneğin matematikçi diğer matematikçiler ile rekabet halinde değildir.

13 Sokrates bundan sonra yeni bir kanıta geçer. Adaleti, bir grup insanın ortak hareket etmesini sağlayan belirli kurallara bağlılığı olarak anlarsak, Thrasymacus un daha önce işaret ettiği hedeflere ulaşmak için bir kişi, hiç değilse ılımlı manada adil olmak ve bu kurallara uymak zorundadır. Son olarak, adalet ruhun erdemi olduğuna göre ve ruhun erdemi demek ruhun sağlığı demek olduğuna göre, adalet istenir bir şey olmalıdır çünkü ruhun sağlıklı olması anlamına gelir. Birinci kitap böylece sona erer, adaletin tanımı üzerinde bir konsensüs sağlanamamış ve Sokrates adaletin arzu edilir bir şey olduğu konusunda ancak zayıf kanıtlar sunabilmiştir. Ama tartışmanın zemini ve terimleri/çerçevesi belirlenmiştir. Adalet için popüler yaygın tanım altüst olmuştur ve Sofistlerin bu konudaki şüpheciliğini bertaraf etmek için işe sıfırdan başlamak gerekmektedir. Analiz Devlet her ne kadar adalet konusu ile ilgili ise de, aslında pek çok konu işlenir. Bazı yorumculara göre bu diyalog öncelikle adaletle değil felsefenin savunması ile ilgilidir, birinci konu budur. Bu, Sokrates in ikinci Apolojisidir (savunmasıdır). Sokrates i idama mahkûm eden Atinalılara göre felsefe tehlikeliydi ve kentten kovulmalıydı. Sokrates eski tanrıları ve eski yasaları sorguluyordu, toplumun dayandığı temel inançları tartışmaya açıyor ve başkalarını da buna teşvik ediyordu. İşte Devlet te Platon hocasının suçlanan bu tavırlarını savunmaktadır. Amacı, filozofun neden önemli olduğunu ortay koymak ve filozofun kentle ilişkisinin ne ve nasıl olması gerektiğini göstermektir. Filozof mevcut rejim için potansiyel bakımdan yıkıcı olabilir, ama adil bir kentin sürebilmesi için hayatidir. Platon felsefenin kent için ne derece hayati olabileceğini göstermek istemiştir. Bu eser, bir bakıma politika biliminin ilk kitabı sayılabilir, aklın ilkelerine dayanarak bir kent kurma fikrini temel alarak siyaset felsefesini icat etmektedir. Devlet i adalet üzerine bir eser olarak ele alırsak, öncelikle neden adalet savunulması gereken bir şey olarak çıkıyor burada karşımıza? Thrasymacus un da ortaya koyduğu gibi, adalet evrensel olarak faydalı bir şey gibi görülmez. Ahlaksal düşüncenin var olageldiği zamanlar boyunca immoralistler de hep var olagelmişlerdir, doğru ve yanlışı gösteren kuralları takip etmektense, kendi çıkarının peşinden gitmenin daha iyi olduğunu düşünen insanlar. Geleneksel olarak, adalete dair Yunan anlayışı Hesiod gibi ozanlardan gelmektedir ve burada adalet, uyulması gereken bir dizi belirli eylemler olarak sunulur. Adaletli olmanın sebebi, geleneksel görüşte, ödül ve cezanın göz önüne alınmasıdır. Zeus iyi olanları ödüllendirir ve kötüleri cezalandırır. Geç dönem M.Ö. beşinci yüzyılda ödül ve cezaya ilişkin bu kutsal anlayış itibarını yitirmiştir. Tanrıların adilleri ödüllendirdiğine ve adaletsiz olanları cezalandırdığına artık kimse inanmıyordu. Pek çok adaletsizin gelişip serpildiğini ve pek çok adil insanın arkaya itildiğini herkes görebiliyordu. Atina da evrilen sofistike demokraside çok az insan ölümden sonraki hayata dair ümitlerini/inancını muhafaza ediyordu. Adalet büyük çelişki konusu olmaya başlamıştı. Bu çelişkinin başını çekenler Sofistlerdi, nesnel doğruya ve haklı-haksıza ilişkin nesnel ölçütlere inanmama eğilimindeydiler, yasaları ve ahlakı uylaşımlar olarak görüyorlardı. Sofist Antiphon mesela, adaletsizlik bizim çıkarımıza olduğundan adil olmamak gerektiğini açıkça ilan etmişti. Platon adaleti bu saldırılara karşı savunması gerektiğini hissetmişti. Thrasymacus un adalet güçlünün avantajıdır görüşünü incelemek gerek, burada ne demek istiyor? Güçlü olanlar kim? Avantaj

14 nedir? Bu görüşe göre adaletsiz davrananlar doğal olarak güçlü hale gelirler ve toplumda yönetici ve güçlü kişiler olurlar. Aptal ve zayıf olanlarsa, adalete sadık kalırlar, dezavantajlı duruma düşerler. Kurallar ve adetler, onlara uyanları zarara uğratan, onları kale almayanlara ise fayda getiren uylaşımlardan ibarettirler ve bunlar güçlüler ve yöneticiler tarafından tesis edilirler ki amaçları kendi çıkarlarını ilerletmek, sağlama almak ve emri altındakileri baskı altında tutmaktır. Bu husus bilhassa önemlidir, zira Sokrates in elenchus yöntemi, insanların doğru inançlarından hareket ederek bilgiyi kurmaya dayanmaktadır. Ama eğer Thrasymacus haklı ise o zaman adalete dair doğru inanç sahibi değiliz demektir. Bütün sahip olduklarımız, yöneticilerin bize dayattıkları inançlardan ibarettir. Haklı ve haksız hakkındaki hakikati keşfetmek için bu eski yöntemi terk etmek ve sıfırdan başlamak zorundayız. Bilgiyi geleneksel inançlara dayanmadan inşa etmek. Bundan sonraki kitapta Platon elenchus yöntemini ter keder ve tartışmaya sıfırdan başlar.

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler İçindekiler xiii Önsöz ı BİRİNCİ KISIM Sofistler 3 1 Giriş 6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler 17 K a y n a k la r 17 Sofistlerin G enel Ö zellikleri

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ Tutum Tutum bir kişinin diğer bir kişi, bir olay veya çevresi ile ilgili olarak negatif veya pozitif tavırdır. Tutum Tutumlar değerler gibi sosyal ve duygusal inşalardır

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

DEVLET (özet analiz) II. KİTAP. Özet: II. Kitap, 357a-368c

DEVLET (özet analiz) II. KİTAP. Özet: II. Kitap, 357a-368c DEVLET (özet analiz) Özet: II. Kitap, 357a-368c II. KİTAP Oradakiler tatmin olmamıştır Sokrates in adalet için söylediklerinden. Glaucon, bütün iyilerin üç sınıfa ayrıldığını belirtir: sonuçları için arzu

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Sinema ve Televizyon da Etik. Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği

Sinema ve Televizyon da Etik. Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği Sinema ve Televizyon da Etik Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği Etik ve Ahlâk Ayrımı Etik gelenek anlamına gelir ve törebilim olarak da adlandırılır. Bir başka deyişle etik, Bireylerin doğru davranış

Detaylı

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi)

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Şimdi bu beş mantıksal operatörün nasıl yorumlanması gerektiğine (semantiğine) ilişkin kesin ve net kuralları belirleyeceğiz. Bir deyimin semantiği (anlambilimi),

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 2. ESKİ YUNAN SİYASAL DÜŞÜNCESİ 2 ESKİ YUNAN SİYASAL DÜŞÜNCESİ

Detaylı

ESKİŞEHİR ATATÜRK MESLEK LİSESİ 2. DÖNEM 1. YAZILI YOKLAMA SORULAR.

ESKİŞEHİR ATATÜRK MESLEK LİSESİ 2. DÖNEM 1. YAZILI YOKLAMA SORULAR. SORULAR. 1. Anadolu bilgeliğinde ahlak anlayışının ortak özelliklerinden beş tanesini yazınız.(20 puan) 2. Ahlaki yargıları diğer yargılardan ayıran özellikleri karşılaştırmalı olarak yazınız.(16 puan)

Detaylı

ÇOKLU ZEKA. Rehberlik Ve Psikolojik Danışma Servisi

ÇOKLU ZEKA. Rehberlik Ve Psikolojik Danışma Servisi ÇOKLU ZEKA Zekanın ne olduğu yıllarca tartışıldıktan sonra üzerinde anlaşılan bir kavrama ve sonuca ulaşıldı. Artık zekanın bir iki cümleyle özetlenemeyecek kadar karmaşık bir sistem olduğu kabul ediliyor.

Detaylı

A Tüm S ler P dir. Tümel olumlu. E Hiçbir S, P değildir. Tümel olumsuz. I Bazı S ler P dir. Tikel olumlu. O Bazı S ler P değildir.

A Tüm S ler P dir. Tümel olumlu. E Hiçbir S, P değildir. Tümel olumsuz. I Bazı S ler P dir. Tikel olumlu. O Bazı S ler P değildir. Yargı cümlelerinde sınıf terimler birbirlerine tüm ve bazı gibi deyimlerle bağlanırlar. Bunlara niceleyiciler denir. Niceleyiciler de aynen doğruluk fonksiyonu operatörleri (önerme eklemleri) gibi mantıksal

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

Liderlik. Prof. Dr. Turgut Göksu GBF Öğr. Üyesi

Liderlik. Prof. Dr. Turgut Göksu GBF Öğr. Üyesi Liderlik Prof. Dr. Turgut Göksu GBF Öğr. Üyesi Lider (Önder) Lider, bir amacı gerçekleştirmek için başkalarını etkileyebilen, sevk ve ikna edebilendir. Liderlik, bir statü ya da otorite işlevinden çok,

Detaylı

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır.

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. DR.HASAN ERİŞ İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle yönetimin temel görevlerinden birisi, örgütü oluşturan

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67 İçindekiler Etkinlik Listesi Önsöz XII XIV BÖLÜM I GİRİŞ 1 1. Danışmanlık ve yardım nedir? 3 Bölüm sonuçları 3 Danışmanlık, psikoterapi ve yardım 4 Danışmanlık nedir? 9 Yaşam becerileri danışmanlığı yaklaşımı

Detaylı

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ OKUMA KÜLTÜRÜ (5 EYLÜL - 21 EKİM) - Konuşmacının sözünü kesmeden sabır ve saygıyla dinler. - Başkalarını rahatsız etmeden dinler/izler. - Dinleme/izleme yöntem ve tekniklerini

Detaylı

Prof. Dr. Münevver ÇETİN

Prof. Dr. Münevver ÇETİN Prof. Dr. Münevver ÇETİN LİDERLİKLE İLGİLİ TANIMLAR Yönetim bilimcilerin üzerinde çok durdukları kavramlardan biri de liderliktir. Warren Bennis in belirttiği gibi, liderlik, üzerinde çok durulan, yazılan

Detaylı

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ * Koyu renkle yazılmış kazanımlar; ulusal sınavlarda (SBS...gibi) sınav sorusu olarak çıkabilen konulardır; diğer kazanımlarımız temel ana dili becerilerini geliştirmeye

Detaylı

İÇİNDEKİLER KAVRAMLAR BİR GÜNÜMÜZ. ROLLERİMİZ ve SORUMLULUKLARIMIZ HAKLARIMIZ OKULUMUZ AİLEMİZ SORUMSUZLUK ÇOCUK HAKLARI ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ

İÇİNDEKİLER KAVRAMLAR BİR GÜNÜMÜZ. ROLLERİMİZ ve SORUMLULUKLARIMIZ HAKLARIMIZ OKULUMUZ AİLEMİZ SORUMSUZLUK ÇOCUK HAKLARI ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ İÇİNDEKİLER KAVRAMLAR BİR GÜNÜMÜZ ROLLERİMİZ ve SORUMLULUKLARIMIZ HAKLARIMIZ OKULUMUZ AİLEMİZ SORUMSUZLUK ÇOCUK HAKLARI ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ KAVRAMLAR Birey: Toplumun bir parçası olan ve kendine özgü

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile

Detaylı

MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ

MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ Prof. Dr. Abdülkadir ÇEVİK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı 1 Medeniyet veya uygarlık, bir

Detaylı

(b) Bir kanıtlamadır. Burada (çünkü) bir öncül belirticidir ve kendisinden sonra gelen yargının öncül olduğunu gösterir.

(b) Bir kanıtlamadır. Burada (çünkü) bir öncül belirticidir ve kendisinden sonra gelen yargının öncül olduğunu gösterir. A-Grubu 1. Soru (B-Grubu 3. Soru ile aynı) Not: bu soruda öncül ve sonuçları sınavda istendiği gibi, verilen boş kağıda açıkça yazmayanlar ve soru kağıdı üzerinde altını çizmek vb. yöntemlerle gösterenlerin

Detaylı

Nesnellik. İdelerin Öznelliği

Nesnellik. İdelerin Öznelliği 3 Nesnellik İdelerin Öznelliği Nesnellik kavramını açıklığa kavuşturmak ve bir duyumun neden nesnel bir doğada olduğunu açıkça görmek için, Frege basmakalıp/tipik bir biçimde öznel olan şeylerin yani,

Detaylı

4. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

4. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 4. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ TEMALAR 1. TEMA: BİREY VE TOPLUM 2. TEMA: DEĞERLERİMİZ 3. TEMA: ATATÜRK 4. TEMA: ÜRETİM-TÜKETİM VE VERİMLİLİK 5. TEMA: SAĞLIK VE ÇEVRE 6. TEMA: YENİLİKLER VE GELİŞME 7. TEMA:

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur.

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur. Yunan Grek Uygarlığı Video Ders Anlatımı YUNAN (GREK) (M.Ö. 1200 336) Akalara son veren DORLAR tarafından kurulan bir medeniyettir. Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

SINIF ÖĞRETMENLİĞİ SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN

SINIF ÖĞRETMENLİĞİ SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN SINIF ÖĞRETMENLİĞİ SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMI 1 KAVRAMLAR 2 Kavramlar, eşyaları, olayları, insanları ve düşünceleri benzerliklerine göre gruplandırdığımızda gruplara verdiğimiz adlardır. Deneyimlerimiz

Detaylı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı YÖNETİM Sistem Yaklaşımı Prof.Dr.A.Barış BARAZ 1 Modern Yönetim Yaklaşımı Yönetim biliminin geçirdiği aşamalar: v İlk dönem (bilimsel yönetim öncesi dönem). v Klasik Yönetim dönemi (bilimsel yönetim, yönetim

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma Hipnoz ile ilgili olarak hemen hemen herkesin bir fikri vardır. Ve bu fikir genellikle filmlerden öğrenilen birisine adam öldürtmek, hırsızlık yaptırmak gibi genelde olumsuz örneklerden oluşmaktadır. Peki,

Detaylı

ÇALIŞAN ETİK KURALLARI

ÇALIŞAN ETİK KURALLARI DÖKSAN BASINÇLI DÖKÜM VE MAK. SAN. TİC. LTD. ŞTİ ÇALIŞAN ETİK KURALLARI NOT: Bu el kitabı Döksan Basınçlı Döküm çalışanlarının bilmesi gereken önemli politikaları, standartları ve kuralları içermektedir.

Detaylı

HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI

HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI Prof. Dr. A. Can TUNCAY Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI İstanbul 2013 Yay n No : 2902 Hukuk Dizisi : 1427 1. Baskı - Nisan 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 -

Detaylı

DOĞRU DİYE BİLDİKLERİMİZİ SORGULADIK MI?

DOĞRU DİYE BİLDİKLERİMİZİ SORGULADIK MI? DOĞRU DİYE BİLDİKLERİMİZİ SORGULADIK MI? Bireyin iç ve dış dünyasını algılayıp, yorumlamasında etkili olan tüm faktörlere paradigma yani algı düzeneği denilmektedir. Bizim iç ve dış dünyamızı algılamamız,

Detaylı

Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI. ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul

Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI. ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul 115 Yardımsever Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI Yerel ICI Bürosu Adresi: ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul 116 ÖĞRENCİ RAPORU HAKKINDA TALİMATLAR Her üniteyi çalıştıktan sonra o ünitenin

Detaylı

KOÇLUK NEDİR? İNCİ TOKATLIOĞLU Profesyonel Koç-Uzman Eğitimci

KOÇLUK NEDİR? İNCİ TOKATLIOĞLU Profesyonel Koç-Uzman Eğitimci KOÇLUK NEDİR? İNCİ TOKATLIOĞLU Profesyonel Koç-Uzman Eğitimci Neden Koçluk? İnsanların günlük koşuşturma içinde hayatlarının bazı yönlerinde dengenin kaçtığını fark edemez. (iş, aile, dostlar ve kendimiz

Detaylı

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ EYLÜL 1-2 (16-27-EYLÜL 2013) DOĞA VE EVREN İSTİKAL MARŞI-İKİNDİLER Türkçe Dersine Yönelik Tutum Ölçeği İLKÖĞRETİM SI 1. Okuma kurallarını uygulama:1.5 Okuma yöntem ve tekniklerini kullanır.2. Okuduğu metni

Detaylı

Çoklu Zeka Kuramı - Zeka Tipleri

Çoklu Zeka Kuramı - Zeka Tipleri Çoklu Zeka Kuramı - Zeka Tipleri Howard Gardner "Çoklu Zeka Kuramı" nı ortaya atmadan önce insanların zeki olup olmadığı matematik, geometri ve mantık sorulardan oluşan IQ testleri ile ölçülmekteydi. Fakat

Detaylı

Yeni Yöneticinin 8 Sıra Dışı İnancı (Özelliği)

Yeni Yöneticinin 8 Sıra Dışı İnancı (Özelliği) Presentation title Yeni Yöneticinin 8 Sıra Dışı İnancı (Özelliği) Akın Aksekili Temmuz 2012 Presentation title Geoffrey James En iyi yöneticilerin işyeri, şirket ve takım dinamikleri hakkında temelde farklı

Detaylı

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU DEĞERLERİMİZ 1. Dürüstlük 2. Saygı 3. Sorumluluk 4. Üretkenlik 5. Farkındalık 6. Hoşgörü EVRENSEL DEĞERLERİMİZ 1. Evrensel kültür birikimine değer veririz. 2. Evrensel ahlak

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012)

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) Sayın Velimiz, 22 Ekim 2012-14 Aralık 2012 tarihleri arasındaki ikinci temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Canlılar hayatta kalmak için güdülenmişlerdir İnsan hayatta kalabilmek

Detaylı

MÜHENDİSLİK KARİYERİ Mühendislik Kariyeri Mezun olduktan sonra çalışmak için seçtiğiniz şirket ne olursa olsun genelde işe basit projelerle başlayacaksınız. Mühendis olmak için üniversitede 4 yıl harcamanıza

Detaylı

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:5 DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI Değerler bizim hayatımıza yön veren davranışlarımızı şekillendiren anlam kalıplarıdır.

Detaylı

I. GİRİŞ II. UZAK HEDEFLER

I. GİRİŞ II. UZAK HEDEFLER I. GİRİŞ Eğitim, Kosova nın toplumsal, siyasi ve ekonomik gelişmesinin etki alanını temsil eder. Eğitim, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı (EBTB) savaşın bitiminden sonra başlayan, en gelişmiş uluslararası

Detaylı

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU YÖNETİCİ ASİSTANLIĞI Öğr.Gör.Afitap BULUT 2012 3. VE 4. HAFTALAR SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ B. SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ İletişim becerisi etkili kullanmak 1.1 Türkçe

Detaylı

Matematiksel Modelleme Etkinlikleri. Yrd. Doç. Dr. Nuray Çalışkan-Dedeoğlu Matematik Eğitimi ndedeoglu@sakarya.edu.tr

Matematiksel Modelleme Etkinlikleri. Yrd. Doç. Dr. Nuray Çalışkan-Dedeoğlu Matematik Eğitimi ndedeoglu@sakarya.edu.tr Matematiksel Modelleme Etkinlikleri Yrd. Doç. Dr. Nuray Çalışkan-Dedeoğlu Matematik Eğitimi ndedeoglu@sakarya.edu.tr THE BLIND MEN AND THE ELEPHANT John Godfrey Saxe's (1816-1887) Kafdağında Altı adam

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

The European Social Survey

The European Social Survey ESS document date: 12/07/04 The European Social Survey SUPPLEMENTARY QUESTIONNAIRE F-2-F A (Round 2 2004) DENEK NO: VERSİYON NO: F-2-F A 1 ANKETÖRE: HERKESE SORUNUZ! HF1/HF2 KART A Bu bölümde kısaca bazı

Detaylı

İŞ ETİĞİ KURALLARIMIZ

İŞ ETİĞİ KURALLARIMIZ İŞ ETİĞİ KURALLARIMIZ İŞ ETİĞİ KURALLARIMIZ 1- ÇALIŞMA KÜLTÜRÜ Oylum Sınai Yatırımlar A.Ş. ( Oylum ), işlerini dürüstlük ve doğruluk çerçevesinde yürütür. Mal ve hizmet aldığı firmaları iş ortağı olarak

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1. Anlam Bilgisi. Yazým Bilgisi. Dil Bilgisi. SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15

ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1. Anlam Bilgisi. Yazým Bilgisi. Dil Bilgisi. SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15 ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1 Anlam Bilgisi SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15 CÜMLE ANLAMI...16 Öznel ve Nesnel Anlatým...16 Neden - Sonuç Ýliþkisi...16 Amaç - Sonuç Ýliþkisi...16 Koþula

Detaylı

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize;

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize; Sayın Veli, Yeni bir eğitim öğretim yılına başlarken, öğrencilerimizin yıl boyunca öğrenme ortamlarını destekleyecek, ders kitaplarını ve kaynak kitapları sizlerle paylaşmak istedik. Bu kaynakları belirlerken

Detaylı

TURKCEDERSĠMĠZ.COM 2014-215EĞĠTĠM ÖĞRETĠM YILI TÜRKÇE DERSĠ 5. SINIF ÜNĠTELENDĠRĠLMĠġ YILLIK PLANI KAZANIMLAR METİNLER ÖLÇME DEĞ.

TURKCEDERSĠMĠZ.COM 2014-215EĞĠTĠM ÖĞRETĠM YILI TÜRKÇE DERSĠ 5. SINIF ÜNĠTELENDĠRĠLMĠġ YILLIK PLANI KAZANIMLAR METİNLER ÖLÇME DEĞ. BİREY VE TOPLUM 15 26 EYLÜL (12 SAAT) PARA CÜZDANI (ÖYKÜLEYİCİ METİN) OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ 11. Kurallarını Uygulama 1. k için hazırlık 2. amacını belirler. 3. amacına uygun yöntem belirler.

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

Giorgio Colli, Felsefenin Doğuşu / Çev. Fisun Demir Dost Yayınları, Ankara, 2007, s. 94.

Giorgio Colli, Felsefenin Doğuşu / Çev. Fisun Demir Dost Yayınları, Ankara, 2007, s. 94. Giorgio Colli, Felsefenin Doğuşu / Çev. Fisun Demir Dost Yayınları, Ankara, 2007, s. 94. Dominique Folscheid, Felsefe Akımları / Çev. Muna Cedden Dost Yayınları, Ankara, 2005, s. 160. * Tanıtan: Tamer

Detaylı

Değerlendirme. Psikolojiye Giriş. Haftalık okuma raporları. Arasınav (%30) Final (%35) Haftalık okuma raporları (%15) Kitap inceleme (%20)

Değerlendirme. Psikolojiye Giriş. Haftalık okuma raporları. Arasınav (%30) Final (%35) Haftalık okuma raporları (%15) Kitap inceleme (%20) Değerlendirme Arasınav (%30) Final (%35) Psikolojiye Giriş Temeller, Bölüm 2: Skinner Ders 4 Haftalık okuma raporları (%15) Kitap inceleme (%20) Deneye katılım 2 Değerlendirme Arasınav (%30) Final (%35)

Detaylı

VERİMLİ ÇALIŞMA VE MOTİVASYON

VERİMLİ ÇALIŞMA VE MOTİVASYON VERİMLİ ÇALIŞMA VE MOTİVASYON Verimli çalışan? Verimli çalışan bireyin, motivasyonu yüksektir. Motivasyonun Kelime Anlamı Bu kavram İngilizce ve Fransızca motive kelimesinden türetilmiştir. Temelde kişinin

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

The European Social Survey

The European Social Survey ESS document date: 12/07/04 The European Social Survey SUPPLEMENTARY QUESTIONNAIRE F-2-F B (Round 2 2004) DENEK NO: VERSİYON NO: F-2-F B 1 ANKETÖRE: HERKESE SORUNUZ! HF1/HF2 KART A Bu bölümde kısaca bazı

Detaylı

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 2 YAŞ MİNİK ARILAR SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 2 YAŞ MİNİK ARILAR SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 2 YAŞ MİNİK ARILAR SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI DİL BECERİLERİM VE BEN Hikâye / Öykü / Masal: Paylaşalım bunları adlı hikâyemizi biz hazırladık. Tekerlemeler:

Detaylı

İÇİNDEKİLER II. ÇALIŞAN ETİK KURALLARI İHLALİNİN ÇÖZÜM YOLLARI

İÇİNDEKİLER II. ÇALIŞAN ETİK KURALLARI İHLALİNİN ÇÖZÜM YOLLARI İÇİNDEKİLER I. PETKİM ÇALIŞAN ETİK KURALLARI A. Doğruluk, Dürüstlük B. Gizlilik C. Kişisel Fayda Sağlamama D. Sorumluluklarım 1. Yasal Sorumluluklarım 2. Müşterilerimize Karşı Sorumluluklarım 3. Çalışma

Detaylı

ÇOCUĞUN AHLAKİ GELİŞİMİ - KOHLBERG -

ÇOCUĞUN AHLAKİ GELİŞİMİ - KOHLBERG - ÇOCUĞUN AHLAKİ GELİŞİMİ - KOHLBERG - Kohlberg, ahlaki gelişimde zihinsel etkenler üzerinde önemle duran ve gelişim kavramını buna göre oluşturan araştırmacılardan biridir. Kohlberg e göre ahlak, hak-haksızlık,

Detaylı

Yaratıcı Drama Nedir? Yaratıcı dramanın katılanlara etkisi erken yaşta tanışmış olmaya bağlıdır. Okulöncesi dönemden başlayarak, öğrenme ortamının içine kendiliğinden alınan drama etkinlikleri; tıpkı iyi

Detaylı

BİLGİ FELSEFESİ Felsefenin, insan bilgisinin yapısını ve geçerliliğini ele alan dalına bilgi felsefesi denir. O, belli bir bilgi türünü değil de,

BİLGİ FELSEFESİ Felsefenin, insan bilgisinin yapısını ve geçerliliğini ele alan dalına bilgi felsefesi denir. O, belli bir bilgi türünü değil de, BİLGİ FELSEFESİ Felsefenin, insan bilgisinin yapısını ve geçerliliğini ele alan dalına bilgi felsefesi denir. O, belli bir bilgi türünü değil de, bilen özne ile bilinen obje arasındaki ilişki ile ortaya

Detaylı

küçük şeyler Eylül 2007

küçük şeyler Eylül 2007 KÜÇÜK ŞEYLER AKADEMİSİ; ÜSTÜN DÖKMEN YAŞAM BOYU GELİŞİM VE EĞİTİM AKADEMİSİNİN BİR MARKASIDIR. www.ustundanismanlik.com.tr www.küçükşeyler.com.tr www.kucukseyler.k12.com.tr ANKARA: Binsesin Sitesi 107.

Detaylı

İŞİTME YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLER İÇİN PERFORMANS BELİRLEME FORMU

İŞİTME YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLER İÇİN PERFORMANS BELİRLEME FORMU T.C Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü İŞİTME YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLER İÇİN PERFORMANS BELİRLEME FORMU 2009 PROGRAMDA YER ALAN MODÜLLER VE SÜRELERİ Modülün

Detaylı

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu. SİSTEM SOSYAL BİR SİSTEM OLARAK SINIF Sınıfta Kültür ve İklim Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.tr Sistem: Aralarında anlamlı ilişkiler bulunan, bir amaç doğrultusunda bir araya getirilen

Detaylı

İNSAN HAKLARı. Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri. Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010

İNSAN HAKLARı. Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri. Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010 İNSAN HAKLARı Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010 İnsan hakları düşüncesi tamamlanmamış bir düşüncedir İnsan

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ÖZEL BAHÇELİEVLER İHLAS 0RTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ 7. SINIFLAR YILLIK PLANI ETKİNLİKLER / KONULAR AÇIKLAMALAR

ÖZEL BAHÇELİEVLER İHLAS 0RTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ 7. SINIFLAR YILLIK PLANI ETKİNLİKLER / KONULAR AÇIKLAMALAR KASIM EKİM EYLÜL HAFTA KUŞAK: DÜZEN KUŞAĞI ODAK NOKTASI : BİRİMDEN BÜTÜNE ÖZEL BAHÇELİEVLER İHLAS 0RTAOKULU 1. Teknoloji ve Tasarım kavramlarını kavratmak 2.Teknoloji ve Tasarım Dersinin Genel Amaçlarını

Detaylı

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) Sosyal Psikoloji Uygulamaları HUKUK SAĞLIK DAVRANIŞI KLİNİK PSİKOLOJİ TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE PAZARLAMA POLİTİKA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ SOSYAL

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

LİSE REHBERLİK SERVİSİ

LİSE REHBERLİK SERVİSİ LİSE REHBERLİK SERVİSİ Verimli Ders Çalışma Ders çalışma konusunda bir çoğunuz da çeşitli şikayetler vardır. Bir kısmınız ders çalışmaya başlamakta güçlük çekerken Bir kısmınız çalışma esnasında derse

Detaylı

Değerler. www.danisnavaro.com 13 Ekim 2015. Page 2

Değerler. www.danisnavaro.com 13 Ekim 2015. Page 2 DEĞERLER Değerler 1. değerler var olan şeylerdir, var olan imkanlardır (potansiyeldir) 2. değerler, eserlerle veya kişilerin yaptıklarıyla, yaşamlarıyla gerçekleştiren insan fenomenleridir; 3. değerler,

Detaylı

SOSYAL DUVARLARI YIKALIM DOĞRU SÖZLÜK. #dogrusozluk

SOSYAL DUVARLARI YIKALIM DOĞRU SÖZLÜK. #dogrusozluk SOSYAL DUVARLARI YIKALIM DOĞRU SÖZLÜK Merhaba, Neredeyse her gün gazete ve TV lerde karşılaştığımız manşetler, haberler, diziler ve sinema filmleri bizi bu kitapçığı hazırlamaya yönlendirdi. Türkiye de

Detaylı

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik Video Başlığı Açıklamalar Süresi Yetkinlikler Liderlikte Güncel Eğilimler Konuşan Değil, Dinleyen Lider Son on yıl içinde liderlik ve yöneticilik konusunda dört önemli değişiklik oldu. Bu videoda liderlik

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

3. Yazma Becerileri Sempozyumu 3. Yazma 3. SAYFA HABERİNDEN ŞİİRE 3. Sayfa Haberinden Haydar ERGÜLEN İN «Elmanın E si» Adlı Şiire SERDAR SOLKUN GALATASARAY LİSESİ TDE ÖĞRETMENİ Grup: Ortaöğretim öğrencileri ( Hazırlık sınıfları ve 9.

Detaylı

GÜZELLİK SEVDİRİR - SEVİLEN GÜZELDİR Mustafa Alagöz

GÜZELLİK SEVDİRİR - SEVİLEN GÜZELDİR Mustafa Alagöz A N A D O L U A Y D I N L A N M A V A K F I 1 GÜZELLİK SEVDİRİR - SEVİLEN GÜZELDİR Mustafa Alagöz Sanat güzelliğin açığa çıkması, duyuların önüne getirilmesidir. Güzelin kendisinin varoluş biçimleri sanatın

Detaylı

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran Ay tanrıçası Selene, Yunan mitolojisinde, Güneş tanrısı Helios un kız kardeşidir. Ay ı simgeler. Selene de Helios gibi bir arabayla dolaşırdı. Selene nin arabasını iki at, katır ya da boğa çekerdi. Zeus

Detaylı

Saf Stratejilerde Evrimsel Kararlılık Bilgi Notu Ben Polak, Econ 159a/MGT 522a Ekim 9, 2007

Saf Stratejilerde Evrimsel Kararlılık Bilgi Notu Ben Polak, Econ 159a/MGT 522a Ekim 9, 2007 Saf Stratejilerde Evrimsel Kararlılık Ben Polak, Econ 159a/MGT 522a Ekim 9, 2007 Diyelim ki oyunlarda stratejiler ve davranışlar akıl yürüten insanlar tarafından seçilmiyor, ama oyuncuların genleri tarafından

Detaylı

KIRGIZİSTAN TÜRKİYE MANAS ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ RADYO-TELEVİZYON VE SİNEMA BÖLÜMÜ LİSANS PROGRAMI BİRİNCİ YIL

KIRGIZİSTAN TÜRKİYE MANAS ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ RADYO-TELEVİZYON VE SİNEMA BÖLÜMÜ LİSANS PROGRAMI BİRİNCİ YIL BİRİNCİ YIL BİRİNCİ YARIYIL BES - 105 Beden Eğitimi ve Spor 0 2 0 GZT - 105 Yazılı ve Sözlü Anlatım 2 2 3 HİL - 111 Sosyal Bilimlere Giriş 3 0 3 İNG-101 / RUS-101 İngilizce I/Rusça I 2 4 4 RTS - 103 Temel

Detaylı

FAKTORİNG SEKTÖRÜ ETİK İLKELERİ

FAKTORİNG SEKTÖRÜ ETİK İLKELERİ FAKTORİNG SEKTÖRÜ ETİK İLKELERİ I. Giriş Faktoring Derneği (Dernek), faktoring şirketlerinin mesleki ve örgütsel alanda etik ilkelerine bağlı olarak çalışmaları zorunluluğu konusunda bir çerçeve oluşturmuştur.

Detaylı

ETİK DEĞERLER VE DÜRÜSTLÜK

ETİK DEĞERLER VE DÜRÜSTLÜK Etik Kavramı ETİK DEĞERLER VE DÜRÜSTLÜK Etik kelimesi köken olarak Eski Yunan'a kadar gider. Etik evrensel olarak kabul gören kurallardır. Etik; doğruyla yanlışı, haklı ile haksızı, iyiyle kötüyü, adil

Detaylı

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

ZAMAN YÖNETİMİ. Gürcan Banger

ZAMAN YÖNETİMİ. Gürcan Banger ZAMAN YÖNETİMİ Gürcan Banger Zamanım m yok!... Herkes, zamanının yetersizliğinden şikâyet ediyor. Bu şikâyete hak vermek mümkün mü? Muhtemelen hayır!... Çünkü zaman sabit. Hepimizin sahip olduğu zaman

Detaylı

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder.

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder. Karşınızdaki kişinin ismine bakarak onun hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Bunun için söz konusu isimdeki fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal enerji sembollerinin açıklamalarına bakmak gerek. İsimdeki

Detaylı

CATI YALITIM CEPHE DOSYA MEHPARE EVRENOL SELÇUK AVCI BOĞAÇHAN DÜNDARALP. MART 2014 Say 371 Fiyat 10 TL

CATI YALITIM CEPHE DOSYA MEHPARE EVRENOL SELÇUK AVCI BOĞAÇHAN DÜNDARALP. MART 2014 Say 371 Fiyat 10 TL MART 2014 Say 371 Fiyat 10 TL TÜRK YE N N ULUSLARARASI YATIRIM, PROJE VE MÜTEAHH TL K DERG S MEHPARE EVRENOL SELÇUK AVCI BOĞAÇHAN DÜNDARALP CATI DOSYA CEPHE YALITIM CEPHE YALITIM ÇATI BOĞAÇHAN DÜNDARALP

Detaylı

Sistem Analizi ve. Tasarımı. Mustafa COŞAR

Sistem Analizi ve. Tasarımı. Mustafa COŞAR Sistem Analizi ve 1 Tasarımı 2013 Mustafa COŞAR Sunum Planı Genel Kavramlar 2 Sistem Genel Sistem Teorisi Sistemin Öğeleri Bilgi Sistemleri Sistem Analizi Sistem Geliştirme Hayat Döngüsü Sistem Analizi

Detaylı