AFET BİLGİ SİSTEMİ KOMİSYONU RAPORU

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "AFET BİLGİ SİSTEMİ KOMİSYONU RAPORU"

Transkript

1 AFET BİLGİ SİSTEMİ KOMİSYONU RAPORU ANKARA TEMMUZ 2004

2 İÇİNDEKİLER 1. GİRİŞ 4 2. ÖZET DEĞERLENDİRME Sismik Ağların Rehabilitasyonu ve Bütünleştirilmesi Diri Fay - Neotektonik - Paleosismoloji Veri Tabanı Deprem Tehlikesi Bilgi Bankası Oluşturulması Mikro-bölgeleme SİSMİK AĞLARIN REHABİLİTASYONU VE BÜTÜNLEŞTİRİLMESİ ALT KOMİSYON RAPORU Giriş ve Mevcut Durum Kısa Vadede Ulaşılması İstenilen Durum Öneriler Ekler 20 EK Önceki Çalışmalar 20 EK Türkiye Ulusal Sismik Ağ Sistemi (TUSAS) 21 EK Kaynaklar DİRİFAY-NEOTEKTONİK-PALEOSİSMOLOJİ VERİ TABANI ALT KOMİSYON RAPORU Giriş Deprem Tehlikesi ve Deprem Riski Değerlendirmelerinde Gerekli Yerbilimsel Veriler Neotektonik Veriler Diri Fay ve Paleosismoloji Bilgi Alt Yapısı Diri Fay Tanımı ve Sınıflama Deprem Tehlikesinin Belirlenmesi Açısından Diri Fay Veri Tabanı Oluşturma Zorunluluğu Mevcut Durum Sismotektonik Harita Diri Fay Veri Tabanı Bilgilerinin Üretimi ve Kurumsal Yapılanma Öneriler 40 2

3 5. DEPREM TEHLİKESİ ALT KOMİSYONU RAPORU Giriş ve Mevcut Durum Kısa Vadede Ulasılması İstenen Durum Öneriler Ekler 47 EK Deprem Tehlikesi Haritaları 47 EK Deprem Bölgeleri Haritası BİLGİ BANKASI OLUŞTURULMASI ALT KOMİSYONU RAPORU Giriş Mevcut Durum Ve Sorunlar Sorular Afet Aşamalari Ve Bilgi Türleri Uzay Teknolojileri Ve Afetler Hedefler (Ulaşılması İstenilen) Öneriler Sonuçlar Ekler 85 EK Afet Bilgi Sistemi İçin Resmi Bilgi/Veri Üreten Kurumlar Listesi 85 EK Afet Bilgi Sisteminin Yönetimi Esnasinda Karar Süreçlerine Yer Alan Başbakanlik, Genelkurmay Başkanliği ve Afetler Merkez Koordinasyon Kurulu Üyesi Bakanliklarin ve Kızılayın Görevleri MİKRO BÖLGELEME ALT KOMİSYONU RAPORU Giriş Mevcut Durum Kısa Dönem Hedefleri Öneriler 101 Ek: Karşı Görüş Yazıları 105 3

4 1. GİRİŞ Ülkemizde deprem zararlarının azaltılması sisteminin doğrulukla kurulabilmesi için önce ülke depremselliğinin tüm jeolojik ve jeotektonik parametreleri ile birlikte doğru bir biçimde algılanabilmesi, bu bilgilerin yeterli insan ve teknik donanım kullanılarak değerlendirilebilmesi ve kullanıma dâhil edilebilmesi gerekmektedir. Bu gereksinme Deprem Şurası kapsamında kurulmuş bulunan Afet Bilgi Sistemi Komisyonu çalışmalarının temelini oluşturmuştur. Afet Bilgi Sistemi Komisyonu ilk toplantısı 13 Nisan 2004 de 14:00-17:00 arasında Ankara, İller Bankası Genel Müdürlüğü toplantı salonunda yapılmıştır. Toplantının ilk oturumunda 30 Komisyon üyesi arasından Başkan, Başkan Yardımcıları ve Raportörlerin seçimi yapılarak Komisyon Başkanlık Divanı oluşturulmuştur. Komisyonun çalışmalarını verimli ve takvimine uygun olarak yapabilmesi için Afet Bilgi Sistemi alt komisyonları ve çalışma / raporlama sistemleri belirlenmiştir. Komisyon Başkanlık Divanı, Raportörler, Üyeler ve Alt-Komisyonlar teşekkül etmiştir. Alt komisyon üyeleri her bir alt komisyonun bağımsız olarak faaliyetlerini sürdürerek, alt komisyonların hazırlayacağı çalışma raporlarının Başkanlık Divanı na iletilmesinin verimli olacağına karar vermişlerdir. Bu kapsamda alt komisyonlar ve gerektiğinde kendi belirleyeceği zamanlarda bir araya gelerek çalışmalarını yürütmüştür. Komisyon genel toplantıları 5 Haziran (İstanbul) ve 24 Temmuz (Ankara) da düzenlenmiş ve çalışmalar gözden geçirilmiştir. Alt komisyon raporları için format ve kapsam aşağıdaki şekilde belirlenmiştir: Giriş ve Mevcut Durum - En çok 1 sayfa, varsa rapor eklerine Ek-1, Ek-2 gibi referans verilerek Kısa vadede (yaklaşık 5 yıl) ulaşılması istenilen durum - En çok 1 sayfa, Avrupa'daki durumla karşılaştırmalar yaparak, varsa rapor eklerine Ek-1, Ek-2 gibi referans verilerek Öneriler - En çok 1 sayfa, En önemlisinden başlayarak maddeler halinde karar verici makamlarca alınması gerekli karar ve yapılması gerekli yatırımlar. 4

5 Ekler - Makul miktarda (10-20 sayfa). Ekler alt komisyon başkanları tarafından edit edilmeli, gerekirse bütünleştirilmeli ve hazırlayan şahısların ismi olmamalıdır. Mevcut önemli çalışma ve değerlendirilmelere verilecek tüm referanslar ekler içinde yer alacaktır. Herbir alt komisyon tarafından hazırlanan raporlar komisyon başkanı tarafından kısmen format açısından düzeltilerek raporun ilgili bölümleri altında sunulmuştur. 2. ÖZET DEĞERLENDİRME 2.1. Sismik Ağların Rehabilitasyonu ve Bütünleştirilmesi Bugüne kadar ülkemizde ulusal, bölgesel ve yerel çapta sismik ağların geliştirilmesi, organizasyonu ve teknik özellikleri konularında tartışmalar yapılmış, birçok öneriler sunulmuş ve raporlar hazırlanmıştır. Bu faaliyetler bugün arzu edilen türde Ulusal Sismik Ağ Sistemi ile ilgili beklentilerin az bir bölümünün gerçekleşmesini sağlamış olmakla birlikte misyonda, teknik alt yapıda ve organizasyonda önemli eksikliklerin olduğu ve hızlı veri üretim, dağıtım ve arşivlemede yetersizliklerin ve standart eksikliğinin sürdüğü aşikârdır. Türkiye için yeni bir Ulusal Sismik Ağ Sistemi modeli önerilmektedir. Kurulması önerilen merkez ve ağların mevcut kurumlardaki yapılanmanın rehabilite edilerek yapılması komisyonumuz çoğunluğu tarafından arzu edilen bir yaklaşımdır. Gelişmiş bir Ulusal Sismik Ağ Sistemi ülkemiz için izlenecek Deprem Zararlarının Azaltılması politikasının önemli bir parçasıdır. Ulusal Sismik Ağ Sistemi kapsamına aldığı tüm unsurlarıyla uyum halinde, ulusal ölçekte deprem izleme ve değerlendirmesini yapabilen, güvenilir ve duyarlı bilgilerin hızla acil yönetim birimlerine, yayın organlarına ve halka sunulmasını öngören, deprem zararlarının azaltılması ve bilimsel araştırmalar için sağlıklı veri üretilmesini ve arşivlenmesini sağlayan bütüncül bir sistem işlevini görmelidir. Sistem, hızla işleyen, güncel ve bilimsel gelişmelere hızla entegre olan ve alt sistemleri ile sürekli ve sürdürülebilir bir koordinasyonu sağlayan nitelikte bir uzman ve teknik ilişkisi barındıracak şekilde aşağıdaki birimler kapsamında yapılandırılmalıdır. 5

6 Ulusal Deprem İzleme Merkezi Ulusal Sismik Ağ Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Ağı Bölgesel, Yerel ve Geçici Ağlar 2.2. Diri Fay - Neotektonik - Paleosismoloji Veri Tabanı Deprem tehlikesi, deprem riski ve bunların doğru biçimde belirlenip değerlendirilebilmesi için Türkiye ve yakın çevresinin neotektoniğinin, neotektoniğin en önemli ögesi ve depremlerin ana kaynağını oluşturan diri fayların (aktif fayların) tarihi ve tarih öncesi dönemlerde aktif faylardan kaynaklanmış yıkıcı depremlerin sayısı ve yinelenme aralığının saptanabilmesi için de paleosismoloji nin çok iyi bilinmesi gerekir. Bu nedenle Diri Fay Bilgileri Deprem Tehlike analizlerinde kullanılan temel veri tabanı niteliğinde olup Ulusal Diri Fay Veri Tabanı na gereksinim vardır. Deprem tehlikesi değerlendirmesinde kullanılması zorunlu olan parametrelerin (aktif fay uzunluğu, toplam atım miktarı, yıllık kayma hızı, deprem büyüklüğü, yıkıcı deprem yinelenme aralığı, deprem ve faylanma mekanizmasının anlaşılması v.b.) sağlıklı ve en etkin biçimde üretilebildiği iki önemli yoldan biri aktif fay haritalaması diğeri ise paleosismolojidir. Aktif fayların tanınmasında yaygın olarak kullanılan değişik kriter ve teknikler kullanıcılar tarafından teorik ve uygulamalı olarak yeterli düzeyde bilinmemektedir. Bu nedenle, mühendislerin aktif faylar konusunda meslekiçi eğitime tabi tutulmaları gereklidir. Paleosismolojik çalışmaların belirlenecek bir standart kapsamında yürütülmesi ve en azından öncelikli neotektonik birimler için kısa vadede gerekli sonuçlar elde edilmelidir. Kısa vadede yapılacak çalışmalarla uzak ve yakın gelecekte büyük yıkıcı depremlere sahne olacak sismik boşlukların yeri, sayısı ve hangi büyüklükte deprem üretebileceği olasılığı belirlenmelidir. Bu bağlamda, aktif fay, segmentasyon ve paleosismoloji çalışmalarının ana tektonik birimlerin yanısıra levha içi diğer ikincil fay-fay zonlarına kaydırılması ve bu çalışmaların hızla tamamlanması gerekir. Bu gereksinmeler doğrultusunda belirlenmiş ana öneriler aşağıdaki gibi sunulabilir: 6

7 1. Deprem tehlikesinin doğru şekilde belirlenip değerlendirmesinin yapılabilmesi için Ulusal Deprem Bilgi Sistemi ne acilen gereksinim vardır. Bu amaçla MTA Genel Müdürlüğü Ulusal Jeolojik Araştırma Kurumu olarak yeniden yapılandırılmalı ve konuyla ilgili diğer kurumlarla eşgüdüm içinde, Diri Fay Veri Tabanı nı hazırlamakla görevlendirilmelidir. 2. Eksiksiz ve doğru bir Türkiye Diri Fay Haritası nın hazırlanmasına öncelik verilmelidir. 3. Yerleşim amaçlı planlamalarda Paleosismik ve Diri Fay verileri kullanılarak Diri Fay zonları boyunca tampon bölge oluşturma esasları belirlenmelidir. Büyük boyutlu Mühendislik yapılarının yer seçimi ve yapımı aşamalarında, Paleosismoloji araştırması ve Diri Fay parametrelerinin kullanımı yasal bazda zorunlu hale getirilmelidir. 4. Neotektonik ve paleosismoloji araştırmalarının desteklenmesine ve geliştirilmesine öncelik, üniversitelerde neotektonik ve paleosismoloji konusundaki lisansüstü eğitim programlarına da ağırlık verilmelidir. 5. Deprem Bilgi Sistemi içerisinde Diri Fay Veri Tabanı yla ilgili olarak, Bayındırlık Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Deprem Araştırma Dairesi, diğer bilimsel araştırma kurumlarından gelen veri tabanını uygulama sürecine aktaran ve uygulama parametrelerini belirleyen bir kurum olarak görev üstlenmelidir. 6. Gerek Deprem Bilgi Sisteminin gerekse onun alt bilgi gruplarını oluşturan diğer veri tabanlarının oluşturulması, denetimi, alt bilgi grupları arasında koordinasyon ve bilgi akışını sağlayıcı ve gerekse deprem konusunda halkın doğru olarak bilgilendirilmesi için, görevi ve yapısı yasayla belirlenmiş bir Deprem Üst Kurulu oluşturulmalıdır Deprem Tehlikesi Deprem tehlikesi, hasar ve can kaybı yaratabilecek büyüklükte bir depremden kaynaklanan yer hareketinin belli bir yerde ve belli bir zaman periyodu içerisinde meydana gelme ihtimali olarak tanımlanır ve deprem 7

8 nedeni ile hasar, mal ve can kaybı ihtimali olarak tanımlanan, deprem riski kavramının önemli bir öğesini oluşturur. Deprem tehlikesi analizlerinin temel sonuçları, belirlenmiş bir bölge için mevcut jeoloji ve depremsellik bilgilerine dayalı olarak, verilen bir dönüş periyodu (veya aşılma olasılığı) için hesaplanan maksimum yer hareketi parametrelerine (maksimum ivme, spektral ivme, şiddet gibi) tekabül eden münhanilerdir yılında yürürlüğe konmuş bulunan ve halen geçerli deprem tehlikesi bölgeleme haritası probabilistik (50 yılda %10 aşılma olasılığı) esaslı 5 adet deprem deprem tehlike bölgesi tanımlamaktadır. Deprem mühendisliğindeki gelişmeler bu deprem bölgeleme haritasını yetersiz kılmıştır. Ülkemiz için yenilenmekte olan deprem şartnamesi ve geliştirilmekte olan deprem güçlendirme şartnamesi ihtiyaç ve isteklerine cevap verebilecek probabilistik esaslı bir deprem tehlikesi haritasının hazırlanması gerekmektedir. Bu deprem tehlikesi haritası, bir bölgeleme haritası olmayıp, her bir coğrafik konum için deprem tehlikesi parametrelerini değişik aşılma olasılıkları için sağlamalıdır. Probabilistik bir deprem tehlikesi belirlemesi için gerekli araştırma adımları: İlgili bütün jeolojik, sismolojk ve tarihsel verilerin derlenmesi, deprem kaynaklarının ayrılarak bölgelendirilmesi, deprem kaynaklarındaki deprem oluşumlarının modellenmesi, deprem kaynakları için uygun olabilecek deprem yer hareketi parametreleri azalım ilişkilerinin derlenmesi, belirli aşılma olasılıklarına (veya dönüş periyotlarına) tekabül eden deprem yer hareketi parametre dağılımlarının elde edilmesi ve geçerli deprem şartnamesi ile uyumlu deprem tehlikesi bölgelendirme haritalarının elde edilmesi, şeklinde sıralanabilir. Bu hususta ön plana çıkan öneriler aşağıdaki gibi sunulabilir: 1. Deprem bölgeleme haritaları yerine probabilistik tehlike haritaları kullanılmalıdır. 2. Deprem tehlikesinin nicelendirilmesinde referans zeminde değişik aşılma olasılıklarına (50 yılda %50, %10 ve %2 gibi) karşılık gelen PGA, PGV, SA(0.2s) ve SA(1s) değerleri kullanılmalıdır. Bu hususta Mevzuat Komisyonu Deprem Mevzuatı Alt Komisyonu ile koordinasyon sağlanmalıdır. Gerek bina ve gerekse tüm mühendislik yapıları için minimum tasarım parametrelerini sağlamalıdır. 8

9 3. Değişik tektonik mekanizma ve jeolojik yapılara uygun azalım ilişkileri kullanılmalı, karakteristik deprem oluşumu ve yinelenme modellerinin kullanılmasına imkân verecek segmentasyon ve paleosismisite çalışmaları tamamlanmalı ve epistemik belirsizliklerin azaltılması için değişik kaynak bölgelemesi modelleri, azalım ilişkileri ve stokastik modeller belirli ağırlıklarla birleştirilerek kullanılmalıdır. 4. Önemli bayındırlık projelerinin ihale dosya ve şartnamelerinin hazırlanmasında deprem performası ve deprem tasarım kriteri ilişkili deprem tehlikesi analizlerinin yer alması temin edilmelidir. 5. Türkiye Deprem Tehlikesi Haritasının belirlenmesi konusunda sorumlu ve tam yetkili olarak görev yapacak bir Deprem Tehlikesi Belirleme Kurulu oluşturulmalıdır Bilgi Bankası Oluşturulması Afet Bilgi Sistemi Afetlerin her safhasında insan kaybını ve ekonomik kaybı en aza indirmek için (sanal) bir ağ ortamında konuyla ilgili veribilginin eşgüdüm içinde zamanında sağlanması ve bilgi değişimlerinin kolaylıkla yapıldığı güçlü, bütünleşik bir teknolojik sistemdir. Bu sistemin parçaları veri-bilgi (arşiv ve gerçek zaman), karar süreçleri (mekanizmaları), insan (uygulayıcı, kullanıcı), politika ve mevzuat, teknolojik altyapı (Uzay teknolojileri, Uydu haberleşme, GPS, CBS, Uzaktan algılama, Internet, Ağ sistemleri, Bilgi teknolojileri) uygulama planlarıdır. Son yıllarda ülkemizde Afet Bilgi Sistemine yönelik girişimler artarak devam etmektedir. Bu konuda özellikle yurtdışı kaynaklı (Dünya Bankası, AB, Japon JICA gibi) çalışmalar göze çarpmaktadır. Üniversitelerimiz, belediyeler bağımsız olarak projeler ve çözüme yönelik bölgesel ölçekte raporlar ve uygulama planları hazırlamışlardır. Bu hazırlıklar halen başlangıç safhasındadır. Konuyla ilgili birçok eksik bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır; Türkiye için genel bir afet bilgi sisteminin fiziksel yapısı, sistemi kullanacak ve araştırmalar yapacak yetişmiş insan gücü, uygulanacak kurumsal altyapılar, hızlı karar vermede ihtiyaç duyulacak doğru, güncel, standart bir bilgi bankası, yönetimde dayanak olacak hukuksal altyapı olarak sayılabilir. Kurulacak bir Bilgi Bankası yukarıda konu edilen tüm unsurlar ile iç içedir ve çözüm getirilirken genelinde analiz edilmesi gereklidir. 9

10 Kurumlar içi ve kurumlar arası koordinasyonsuzluk ve işbirliği ortamlarının yetersiz oluşu sistem mekanizmalarının rasyonel olarak işleyebilmesinde aksaklıklara neden olmaktadır. Ülkemizde halen hangi kuruluşun, hangi özelliklerde veri ürettiği veya kullandığı veya ihtiyaç duyduğunu gösteren bir kaynak veri envanteri veya her yıl yayınlanan veri kataloğu bulunmamaktadır. Bilginin açıklanması ve paylaşımı konusunda zorluklarla karşılaşılmaktadır. Bunların yanında, afetlere ilişkin planlar genel hazırlanmış ve uygulamaya dönük değildir. Planlarda görev alacak personel iyi organize değil ve ne yapacakları konusunda yetkin değillerdir. Planlama sistemi ve kavramlar açık değildir. Günümüzde afetlere ilişkin sorunların çözümü yönünde kalkınma planlarının öngördüğü hedeflerin ve programların gerçekleştirilmesi ise ancak planlama, uygulama, izleme, denetim ve kontrol sisteminin tam bir eşgüdüm içinde etkin olarak işletilmesine bağlıdır. Bu tür bir sistemin temelini ise doğru, güncel, güvenilir ve standart bilgi oluşturmaktadır. Ve bu sistem ülke kurumları arasında yine tam bir koordinasyonla çalıştırıldığı ve organize biçimde kullanıldığı zaman ülke kalkınması yönünde verimli ve etkin hale dönüşebilmektedir. Böyle bir ortam ise ancak sağlıklı işleyen bir devlet sisteminin kabiliyeti, sahip olduğu nitelikli insan gücü ve yüksek teknolojik bilgi ve donanım altyapısı ile yürütülebilir. Bu gereksinmeler doğrultusunda belirlenmiş ana öneriler aşağıdaki gibi sunulabilir: 1. Ulusal düzeyde yeterli bilgi erişim, değişim ve kullanım altyapısı ve uzay teknolojileri temelli bir Ulusal afet koordinasyon ve veri merkezi kurulmalıdır. 2. Uydu haberleşme sistemlerinin kullanılmasında uluslararası işbirliğinin daha etkin çalışması sağlanmalıdır. Uzay teknolojilerinin kullanımı ile ilgili olarak eğitim ve öğretim desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. 3. Afet bilgi sistemi standartları, terminoloji ve tanımları tespit edilmelidir. 4. Türkiye nin ulusal ve uluslararası alanda kısa, orta ve uzun dönemli somut ihtiyaçlarının ve önceliklerinin belirlenmesi, gelişme 10

11 eğilimlerinin, tahminler ve stratejilerin, öneri ve değerlendirmelerin, yapılması gereken kurumsal ve yasal düzenlemeler ortaya konmalıdır. 5. Etkin sonuçların alınabilmesi için görev ve sorumlulukların kimler tarafından nasıl paylaşılacağının, ihtiyaç ve önceliklere göre atılacak adımlarda devletin rolünün belirlenmesi; özellikle de devletin konu ile ilgili üniversiteleri, kamu kuruluşları ile üretici ve araştırıcı özel sektör kuruluşlarını harekete geçirebilmek, onları ulusal hedefler doğrultusunda yönlendirebilmek ve uygulamada eşgüdümü sağlayabilmek için hangi politika ve teşvik araçlarından yararlanabileceğinin belirlenmesi; bilgi sistemi süreçlerinin analizleri yapılmalıdır Mikro-bölgeleme Mikro-bölgeleme, bölgelesel ölçekte deprem tehlikesi belirlenerek, mevcut jeolojik yapı ve yerel zemin koşulları için zemin yüzeyinde oluşabilecek deprem hareketinin özelliklerinin ve yerel zemin tabakalarının davranışlarını belirlemeye yönelik detaylı araştırmalarıdır. Bu detaylı araştırmaların kapsamına, jeofizik, jeolojik, geoteknik, hidrojeolojik ve tektonik araştırmalar girmektedir. Genelde yapılan bir yanlış yorum ise yapısal hasarların doğrudan yerel zemin ve jeolojik koşullara bağlı olarak açıklanmasıdır. Bir yapıda hasara neden olan ve etkisi %90 mertebelerinde olan faktör yapısal faktörlerdir. Yerel zemin ve jeolojik koşulların etki mertebesi %10 lar civarındadır. Bir açıdan yaşanmış depremlerde meydana gelen hasarlarda yerel koşulların etkisinin gözlenmesine yol açan ana neden yapıların depremlere karşı dayanıksız yapılmış zayıf yapılar olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle eğer yapı tasarımı ve yapım denetimi konusunda bir iyileştirme yapılmaz ise mikro-bölgelemenin hasarın azaltılmasına katkısı son derecede sınırlı olacaktır. Mevcut durumda Afet İşleri Genel Müdürlüğünce yayınlanan 6 ve 10 no.lu genelgeler gereğince Belediyeler tarafından yapılan ve ilgili Genel Müdürlükçe onaylanan İmar Planlarına esas jeolojik ve yerleşime uygunluk çalışmaları yapılmaktadır. Bu incelemelerin genel olarak jeolojik verilere dayanarak hazırlanması aranan bir yaklaşım olmuştur. 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremleri sonrası bu konuda bazı sınırlı gelişmeler olmuş olmakla birlikte günümüzde Mikro-bölgeleme olarak tanımlanan yaklaşıma uygun yapılmış incelemelerin sayısı son derecede sınırlı kalmıştır. Benzer 11

12 şekilde, Türkiye deki kentsel planlama ve imar sistemi, yıllar boyunca biriken bir yönetmelikler ve kuruluşlar yığını haline gelmiştir. Mikro-bölgeleme çalışmaların aşağıdaki üç aşamadan oluştuğu düşünülmelidir: İnceleme bölgesinde oluşabilecek deprem özelliklerinin olasılıksal yöntemler ile bölgesel olarak (tercihen 1/25000 ölçeğinde) belirlenmesi, Jeolojik, topografik ve zemin kesitinde yer alan zemin ve kaya tabakalarının geoteknik özelliklerinin (tercihen 1/5000 ölçeğinde) belirlenmesi, Böylece elde edilen deprem ve yerel arazi koşulları birlikte değerlendirilerek zemin büyütmesi, sıvılaşma olasılığı ve şev kayması tehlikesi cinsinden mikro-bölgeleme haritalarının oluşturulması, Bu yaklaşım çerçevesinde bugüne kadar bu konuda 1999 sonrası yapılmış çalışmalar göz önüne alınarak bir Mikro-bölgeleme Yönetmeliği hazırlanmalı ve yukarıda belirtilen üç aşama ile ilgili gerekli tanımlar ve asgari koşullar belirtilmelidir. Bu yönetmelik teknik konuların yanı sıra, mikro-bölgeleme çalışmasının kimler veya hangi kurumlar tarafından yapılacağı veya yaptırılacağını ve kimler tarafından veya hangi kurumlar tarafından denetleneceğini veya onaylanacağını da içermelidir. Bu çalışmaların tamamlanması ve onaylanması sonucunda, Afet İşleri Genel Müdürlüğünce yayınlanan 6 ve 10 no.lu genelgeler gereğince Belediyeler tarafından yapılan ve ilgili Genel Müdürlükçe onaylanan İmar Planlarına esas jeolojik ve jeoteknik rapor formatına ve yerleşime uygunluk çalışmalarına son verilerek Avrupa birliğiyle uyum çerçevesinde Eurocode 8 dikkate alınarak Mikro-bölgeleme bazında yeni bir rapor formatının oluşturulması çalışmaları başlatılmalı ve İmar Planlarının hazırlanmasında Mikro-bölgeleme rapor ve haritaları esas alınmalıdır. Mikro-bölgeleme çalışmalarında en zayıf halkaların biride incelenen bölgede meydana gelebilecek deprem özelliklerinin belirlenmesidir. Bu açıdan güncel bir mikro-bölgeleme uygulanabilmesi için ilk aşamada en azından deprem tehlikesinin yüksek olduğu kent ve yerleşim bölgelerinde en azından 12

13 1/ ölçeğinde sismik tehlike çalışmaları yapılmalı ve ABD Kaliforniya da olduğu gibi spektral ivmelere göre bir bölgeleme gerçekleştirilmelidir. Mikro-bölgeleme kent planlamasında kullanılmak üzere yerleşimler bazında olasılıksal olarak deprem özelliklerinin zemin yüzeyinde nasıl bir değişim gösterdiklerinin belirlenmesidir. Burada önemli konulardan birisi bu çalışmanın hangi ölçekte yapılmasının doğru olacağıdır. Bu hususta aşağıdaki genel kapsamlı önerilerin yapılması mümkündür. 1. Ölçek incelenecek alanın jeolojik yapısına, kentleşme özelliklerine ve sismik etkinliğe bağlı olarak 1/1000 1/5000 ölçekleri arasında olabilir. Burada unutulmaması gereken husus bu çalışmaların aslında parsel bazında inşaat mühendisliği yapı ve temel tasarımı için gereken deprem ve zemin özelliklerinin belirlenmesi değildir. Mikrobölgelemenin amacı kent planlamasına yönelik deprem etkilerinin belirlenmesidir. Bu nedenlerle mikro-bölgeleme çalışmaları bu amaca yönelik olarak uygulanabilir ve ekonomik olmalıdır. 2. Teknolojideki gelişimlere bağlı olarak, mikro-bölgeleme yöntemleri belirli zaman aralıklarında uzman danışman desteği alınarak güncellenmelidir. 3. Belediyelerin sorumluluk alanlarında hali hazırda devam eden inşaat çalışmalarından her türlü geoteknik, jeofizik ve jeolojik veriyi toplamaları önerilir. Bu verilerin, gelecekte farklı mikro-bölgeleme haritalarının güncellenmesi ve geliştirilmesi için kullanılması mümkündür. 4. Mikro-bölgeleme aşağıdaki araştırmaları ve sonuçlarını kapsamalıdır. o Deprem tehlikesi parametrelerini (bölgesel ölçekte olasılıksal olarak hesaplanmış en büyük yer ivmesi ve ivme spektrumu), o Yüzeysel faylanma ve tektonik hareketler, o Yer sarsıntısı şiddeti, o Sıvılaşma, zemin yayılması ve oturma olasılığını, o Toprak kayması ve kaya düşmesi gibi şev stabilitesi problemlerini, o Deprem sonucunda oluşan tsunami, su dalgaları ve oturmalara bağlı su baskınlarını. 13

14 5. Mikro-bölgeleme çalışmaları için Yüklenici Kuruluşların farklı aşamalardaki sorumlulukları açıklanmalıdır. Mikro-bölgeleme çalışması için Yüklenici Kuruluş, planlamadan son haritalamaya kadar çalışmanın tüm aşamalarında belediyenin ilgili idari ve teknik personeli ile etkileşim içinde çalışmalıdır yılında 3194 sayılı kanun ile planlama fonksiyonlarını desantralize eden önemli bir politika değişikliği yapılmıştır. Hali hazırda, planlama yetkileri, birçok düzenleyici mekanizma serisi ile idari kademelenmenin çeşitli noktalarındaki kuruluşlara dağılmış durumdadır. Bu açıdan da İmar Kanunu ve ilgili yasal çerçevede düzenlemeler yapılmalıdır. 3. SİSMİK AĞLARIN REHABİLİTASYONU VE BÜTÜNLEŞTİRİLMESİ ALT KOMİSYON RAPORU 3.1. Giriş ve Mevcut Durum Türkiye de ulusal çapta sismik ağ sistemi ile ilgili sorunlar ve yapılanma gereksinimi son yirmi yıldır zaman zaman gündeme gelmiştir. Bugüne kadar ülkemizde ulusal, bölgesel ve yerel çapta sismik ağların geliştirilmesi, organizasyonu ve teknik özellikleri konularında birçok tartışmalar yapılmış, öneriler sunulmuş ve raporlar hazırlanmıştır (EK 1). Bu faaliyetler bugün arzu edilen türde Ulusal Sismik Ağ Sistemi ile ilgili beklentilerin az bir bölümünün gerçekleşmesini sağlamış olmakla birlikte misyonda, teknik alt yapıda ve organizasyonda önemli eksikliklerin olduğu ve hızlı veri üretim, dağıtım ve arşivlemede yetersizliklerin ve standart eksikliğinin sürdüğü aşikârdır. Türkiye de depremlerin ulusal kapsamda izlenmesi, incelenmesi, veri arşivleme ve acil müdahale amaçlı bilgi üretme konusunda ulusal ve uluslararası platformda tanınmış iki kamu kuruluşu faaliyet göstermektedir. Bunlardan biri Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (BÜ-KRDAE), diğeri ise Bayındırlık ve İskân Bakanlığı (BİB) Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Dairesi (AİGM-DAD) dir. BÜ-KRDAE, Ulusal Sismik Ağ işlevini zaman içinde geleneksel olarak yüklenerek depremlerle ilgili bilgileri yetkililere ve kamuoyuna bildirmek görevini de facto üstlenmiş bir kuruluş niteliğini taşımaktadır (http://www.koeri.boun.edu.tr/). Kurum günümüzde ülke çapında 102 adet 14

15 sismik istasyon çalıştırmaktadır. Bu istasyonların tamamından veriler telefon hattı, data hattı ve telemetri yoluyla gerçek zamanlı olarak aktarılmaktadır. BÜ-KRDAE toplanan verileri değerlendirerek bilgileri ilgili kurumlara akarmakta ve arşivlemektedir. Kurum özel amaçlı bölgesel ağlar da işletmekte ve Yer Bilimleri ve Deprem Mühendisliğinin çeşitli dallarında eğitim ve araştırma alt yapısı sağlamaktadır. Kurumun arzulanan nitelikte bir ulusal sismik ağ işletimi yapması için gerekli insan kaynakları, teknik alt yapı ve organizasyon konularında önemli sorunları vardır. AİGM-DAD, Sayılı Afetler Yasası çerçevesinde belirlediği amaçlar doğrultusunda (http://www.deprem.gov.tr/, ülkemizde deprem istasyon ağı kurma, işletme ve verileri sunma çalışmaları yapmaktadır. AİGM-DAD ülke çapında 158 ivmeölçer sismografından oluşmuş Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Kayıt Ağı nıda işletmektedir (http://angora.deprem.gov.tr). Bu cihazların 67 si analog ve değiştirilmesi gereken türde cihazlardır. AİGM-DAD aynı zamanda ülke genelinde 31 sismik istasyon ağından oluşmuş Türkiye Ulusal Deprem Gözlem ve Kayıt Ağı nı (TURKNET) çalıştırmaktadır. BÜ-KRDAE ve AİGM-DAD ın her ikiside ulusal çapta sismik ağ işletimi görevlerini ifa etmeye çalışmakta ancak kurumlar arası bir koordinasyon ve işbölümü sağlanamadığından gerçek anlamda bir Ulusal Sismik Ağ işlevi oluşamamaktadır. Koordinasyon eksikliği duplikasyonlara ve karışıklığa yol açmaktadır. Bugün için kentsel acil müdahale ağı yalnızca İstanbu da mevcuttur ve BÜ-KRDAE tarafından işletilmektedir. Aynı kurum yapıların deprem sırasındaki performans ölçümüne yönelik kuvvetli hareket sismograf ağları da çalıştırmaktadır. BÜ-KRDAE nin sözü edilen yerel kuvvetli hareket sismografları da dâhil edildiğinde Türkiye de toplam 361 kuvvetli yer hareketi kayıt cihazı bulunmaktadır. Türkiye de bölgesel ve yerel ölçekte sismik ağlar ağırlıklı olarak Üniversiteler tarafından kurulmuş ve işletilmektedir. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi, Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Enstitüsü (http://www.nemrut.mam.gov.tr/) bölgesel ve geçici sismik ağlar kurma ve işletme çalışmaları yapmaktadır. Bölgesel ve yerel ağlarda kapsama alanı, cihaz türü ve amaç farklılıkları vardır. Bu ağlar genellikle özel araştırma 15

16 amaçları için kurulmuştur ve mevcut ulusal ve diğer bölgesel sismik ağlar ile veri alış verişi üzerine bir koordinasyon sistemi geliştirilememiştir. Türkiye de 6 ve daha büyük bir depremden hemen sonra ilk 24 saat içinde art sarsıntıların izlenmesi konusunda süratle deprem mahalline ulaşan ve makul bir süre kayıt yapan bir art sarsıntı izleme ve değerlendirme ekibi oluşturulamamıştır Kısa Vadede Ulaşılması İstenilen Durum Gelişmiş bir Ulusal Sismik Ağ Sistemi ülkemiz için izlenecek Deprem Zararlarının Azaltılması politikasının önemli bir parçasıdır. Ulusal Sismik Ağ Sistemi kapsamına aldığı tüm unsurlarıyla koordineli bir şekilde ulusal ölçekte deprem izleme ve değerlendirmesini yapabilen, güvenilir ve duyarlı bilgilerin hızla acil yönetim birimlerine, yayın organlarına ve halka sunulmasını hedefleyen, deprem zararlarının azaltılması ve bilimsel araştırmalar için sağlıklı veri üretilmesini ve arşivlenmesini sağlayan bütüncül bir sistem işlevini görmelidir (EK 2). Sistem, hızla işleyen, güncel ve bilimsel gelişmelere hızla entegre olan ve alt sistemleri ile sürekli ve sürdürelebilir bir koordinasyonu sağlayan nitelikte bir uzman ve teknik ilişkisi barındıracak şekilde yapılandırılmalıdır. ABD, son yıllarda, birçok ülkeye göre gelişmiş sayılabilecek mevcut sismik ağ sistemini yeterli görmeyerek Gelişmiş Ulusal Sismik Ağ Sistemi olarak yeniden yapılandırma ve organize etme faaliyetlerine başlamıştır (http://www.anss.org/). Ulusal sismik ağ sistemi anlayış ve organizasyonu Avrupa ve Asya da ülkeden ülkeye birçok farklılıklar göstermektedir (http://www.dac.neu.edu/nueerl/links/strongmot.htm). Bu raporda Türkiye için bir Ulusal Sismik Ağ Sistemi modeli önerilmektedir. Aşağıda adı geçen ve bu raporda önerilen merkez ve ağların mevcut kurumlardaki yapılanmanın rehabilite edilerek ve iş bölümünün yeniden tanımımlanarak yapılmasının komisyonumuz çoğunluğu tarafından arzu edilen yaklaşım olduğu anlaşılmıştır. Ancak istenen nitelik ve nicelikte sonuç alınamayacağı konusunda genel bir kanı oluşursa bu durumda yeni bir kurumsallaşmaya gidilmesi tavsiye edilmektedir. Ulusal Deprem İzleme Merkezi: Bu birim, başta Ulusal Sismik Ağ dan sağlanan veriler olmak üzere, yurtiçi ve yurtdışındaki diğer ağlardan elde 16

17 edilen tüm verileri gerçek zamanda kabul eden, 24 saat görev yapan, deprem yerini, büyüklüğünü ve diğer ilgili deprem parametrelerini en kısa zamanda duyarlı olarak belirleyip ülkemizin acil durum yönetimiyle görevlendirilmiş kurum ve kuruluşlarına, halka ve medyaya en kısa zamanda iletmekle görevli bir birimdir. Ulusal Sismik Ağ: Ulusal Sismik Ağ ülkenin ana sismik ağı (backbone network) olup, kapsam, işlev ve standardizasyon açısından bölgesel ve yerel sismik ağlardan farklı, ulusal nitelik taşıyan bir ağ olarak tanımlanır. Ulusal Sismik Ağ'ı belirleyen en temel özellikleri şu şekilde sıralayabiliriz: i. Tüm Türkiye'yi homojen biçimde kapsamalıdır, ii. En yüksek standartda veri kalitesini (geniş band ve yüksek dinamik aralığı) sağlamalıdır, iii. Gerçek zamanda veri toplamalıdır. Bu kurum deprem verilerini, Türkiye ve uluslararası alanda tüm bilim dünyasının kullanımına sunmalıdır. Bu amacı sağlamak üzere, güvenilir bir veri arşivleme sistemi ve veri dağıtım altyapısı (özellikle INTERNET bazlı) oluşturulması zorunludur. Ulusal Deprem İzleme Merkezinin Ulusal Sismik Ağı işleten kurum içerisinde yeralması yaygın bir uygulamadır. Bunun pratik yararları vardır, ancak bir zorunluluk da değildir. Gelecekte, güvenlik ve yedekleme açısından, bu işlevi iki farklı lokasyonda paralel olarak yürütülmesinde yarar olabilir. Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Ağı: Oluşturulacak bir program çerçevesinde mevcut kayıtçıların yerleri yeniden gözden geçirilmeli, hızla sayısal ve modem ulaşımlı cihazlara değişim sağlanmalıdır. Mevcut ve potansiyel aktif fay zonları yakınlarındaki kuvvetli hareket sismografı sayısını arttırmak hedeflenmelidir. Büyük mühendislik yapılarına kuvvetli yer hareketi sismografı konulması ve yapı sahibi tarafından işletilmesi yasal zorunluluk olmalıdır. Orta ve büyük ölçekte deprem olduğunda Deprem İzleme Merkezine şiddet ve olası hasar bilgisini hızla iletmelidir. Bölgesel, Yerel ve Geçici Ağlar: Ulusal Sismik Ağ a ve Ulusal Deprem İzleme Merkezi ne gerektiğinde daha duyarlı ve ayrıntılı bilgi sağlayacak ve tamamlayıcı olacak bölgesel, yerel ve geçici deprem gözlem 17

18 ağlarının sayısının ve işletim kalitesinin arttırılması gereklidir. Bu ağların kurulması teşvik edilmeli ve Ulusal Sismik Ağ Sistemine entegre olmasının ve Deprem İzleme Merkezine istenen standartta veri iletme misyonunu üstlenmesinin sağlanması gerekmektedir. Kentsel Acil Müdahele Ağları kent yerleşim alanı içerisinde yayılır ve sadece kuvvetli yer hareketi kayıtçılarından oluşur. Bu sistemler, deprem sonrasında en büyük yer hareketinin yerleşim alanlarının hangi noktasında yoğunlaştığını belirlemek ve acil müdaheleyi yönlendirmek için gereklidir ÖNERİLER 1. Ülke çapında depremlerin izlenmesi, kaydedilmesi, değerlendirilmesi, arşivlenmesi ve duyurulması işleri gelişmiş bir Ulusal Sismik Ağ Sistemi altında yapılmalıdır. Bu sistemin yerleşik bileşenleri Ulusal Deprem İzleme Merkezi, Ulusal Sismik Ağ, Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Ağı ve Bölgesel ve Yerel ağlardır. 2. Ulusal Deprem İzleme Merkezi başlangıçta Ulusal Sismik Ağ ile birlikte çalışabilir. Ulusal Sismik Ağ ve Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Ağı elde ettikleri verileri belirlenmiş standartlarda bu merkeze aktarmakla yükümlü olmalıdırlar. 3. Ulusal Sismik Ağ ve Kuvvetli Yer Hareketi Ağı birbirinden farklı iki kurum tarafından işletilmelidir. Bu kurumsallaşma mevcut kurumların yeniden yapılandırılması ile oluşturulabilir. 4. Ulusal Deprem İzleme Merkezi, Ulusal Sismik Ağ ve Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Ağı nın kurumsallaşması aşamasında statü, veri paylaşımı ve dağıtımı, işletim-bakım ve personel politikası gibi teknik ve idari hususlar anlaşılabilir ve sürdürülebilirliğin sağlanabileceği bir yasal çerçeveye oturtulmalıdır. 5. Ulusal Deprem İzleme Merkezi, Ulusal Sismik Ağ ve Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Ağı nın işletiminde profesyonel işletim ve yönetim anlayışı oluşturulmalıdır. Bu kurumlarda personelin özellikle 7 gün/24 saat çalışmanın gerektirdiği performans/nitelik/maaş kriterlerine göre istihdam edildiği türde bir personel politikası uygulanmalıdır. 6. Bağımsız bir Denetim Kurulu oluşturulmalı, bu kurul Ulusal Sismik 18

19 Ağ Sistemi nin performansını her yıl rapor etmelidir. Kurul Sismoloji ağırlıklı olmak üzere, Deprem Mühendisliği, Elektronik ve Bilişim alanlarında uzman kişiler tarafından oluşturulmalıdır. 7. Her yıl Türkiye Genel Bütçesi oluşturulurken sismik ağların geliştirilmesi, yeni cihaz alımı, mevcutların bakımı ve onarımı gibi özel kalemlerde bütçe kararları alınmalıdır. Bu kararların oluşturulmasında Denetim Kurulu raporu esas alınmalıdır. 8. Ulusal Sismik Ağ ve Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Ağları tüm Türkiye'yi homojen biçimde kapsamalı, gerçek zamanda veri toplamalı ve en yüksek standartda veri kalitesini sağlamalıdır. Ulusal Sismik Ağ en az 100 istasyondan oluşmalıdır. Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Ağı ise bir bölümü gerçek zamanda bağlantılı olmak üzere en az 1000 istasyonu içermelidir. 9. Bölgesel ve yerel sismik ağların geliştirilmesi yönünde teşvikler sağlanmalıdır. Ulusal Sismik Ağa veri sağlayan bölgesel ağların istasyon sayısı önümüzdeki 5 yıl içinde 500 olarak hedeflenmelidir. Bölgesel ağlar Ulusal Sismik Ağ a ve Ulusal Deprem İzleme Merkezi ne standartları belirlenmiş ve sistemin gereksinmelerini destekleyecek şekilde veri aktarımı yapmalıdır. 10. Büyük depremlerin (6 ve daha büyük) olduğu bölgeye ilk 24 saat içinde ulaşılıp geçici ve yoğun bir art sarsıntı izleme ağı kurmak gereklidir. En az 40 istasyonluk bir artçı deprem gözlem ağı oluşturabilecek modern bir sistem kullanıma hazır halde olmalıdır. 11. Nüfusu bir milyonu geçen ve 1. ve 2. derece deprem bölgelerinde yeralan kentlerimizde (İzmir, Bursa vb.) Kentsel Acil Müdahale Ağları oluşturulmalı, yerel düzeyde yönetilmeli ve işletilmelidir. Bu ağlar tarafından üretilen bilginin ivedi olarak Yerel ve Merkezi Acil Önlem birimlerine ve diğer il ve ilçe ölçeğindeki örgütlere iletilmesi sağlanmalıdır. 12. Sismik ağların işletilmesi sırasında elektronik bakım ve onarım işleri için elektronik, elektro-mekanik ve bilgisayar mühendisleri ve teknisyenlerinin istihdam edilmesi sağlanmalıdır. 19

20 3.4. Ekler EK Önceki Çalışmalar - Ulusal Sismik Ağ Organizasyonu hakkında çalışma grubu raporu, Raportör: N. Canıtez, TBAE- Yer Bilimleri Bölümü, Ağustos 1985, Kocaeli, 63 sayfa. Bu raporda dokuz ana başlık altında Türkiye de mevcut sismik istasyon ve ağların teknik alt yapı ve işleyiş açısından gözden geçirilmesi ve gelişmiş bir iletişim ağıyla ulusal çapta bir sismik ağa dönüştürülmesi gerektiği vurgulanmış ve teknik ayrıntılarla birlikte bir uygulama planı sunulmuştur. - Joint Report on the US - Turkey Workshop on Earthquake Engineering and Seismological Networks, Editörler: E.H. Wanmarcke ve M.N. Toksöz, 3-6 Eylül 1985, İstanbul, Haziran 1986, 29 sayfa. Bu raporda beş ana başlık altında Türkiye de deprem zararlarının azaltılması çalışmalarında ulusal sismik ağın oluşturulması, kuvvetli hareket ağının geliştirilmesi, deprem mühendisliği ile ilgili deneysel alt yapının ve çalışmaların kapasitesinin arttırılması ve ABD ve Türkiye deki uzmanların işbirliğinin geliştirilmesi önerilmiştir. Raporun dördüncü bölümünde Türkiye deki o dönemde mevcut sismik ağların durumları tartışılmıştır. - Ulusal Deprem Programı, Türkiye Ulusal Jeodezi ve Jeofizik Birliği (TUJJB) Raporu, Harita Genel Komutanlığı, Raportörler: M.E. Ayhan, Ö. Demirkol ve O. Gündoğdu, Aralık 1999, Ankara, 24 Sayfa. Uluslararası Jeodezi ve Jeofizik Birliğinin Türkiye deki resmi temsilcisi olan TUJJB on ana başlık altında Türkiye de depremlerle ilgili sorunları gündeme getirmiş ve çözüm önerileri sunmuştur. Ana başlıklardan biri de ülkemizdeki sismik ağlarla ilgilidir. Raporda koordinasyonsuzluk, ağ istasyonlarında uluslararası standartta ekipman olmaması (eksikliği), standart değerlendirme yöntemlerinin (yeterince) kullanılmaması, ölçülerin kullanımında kısıtlamalar olması v.b. nedenlerle Türkiye'deki sismik etkinliği tam ve doğru olarak izlemenin olanaklı olmadığı belirtilmiştir. - Deprem Zararlarını Azaltma Ulusal Stratejisi, Ulusal Deprem Konseyi Raporu, Editör: T.Tankut, Nisan 2002, Ankara, 100 sayfa. Başbakanlık genelgesi ile 2000 yılında kurulan Ulusal Deprem 20

21 Konseyi sekiz bölümden oluşan ve Türkiye de deprem zararlarının azaltılmasında izlenmesi gereken yöntem ve yaklaşımları içeren bir rapor hazırlamıştır. Bu raporun ikinci bölümünün başlığı Deprem Bilgi Altyapısı dır. Bu başlık altında ulusal sismik ağın tanımı yapılmış, deprem verilerine ulaşım alt yapısının ve kurumsallaşmanın nasıl olması gerektiği tartışılmış ve nitelikli insan yetiştirilmesinin önemi vurgulanmıştır. - Türkiye Ulusal Sismik Ağı: Tasarım ve Uygulama, (Türkçe ve İngilizce), M. Aktar ve H. Karabulut, BÜ Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Ocak 2004, 33 sayfa. Bu rapor Türkiye de sismik ağların durumunu ve neler yapılması gerektiği konularını altı ana başlık altında ayrıntılı olarak almakta ve irdelemektedir. Rapor ulusal çapta bir sismik ağın amacını, diğer tür ve büyüklükteki sismik ağlardan farkını, ne tür bilgiler ve ürünler vermesi gerektiğini, teknik özelliklerini ve gereksinimlerini, bugünkü durumu ve kurulacak bir sismik ağın gerçekleşmesi ve sürdürülebilir nitelikli olması için neler yapılması gerektiğini açıklayan bir içerikte hazırlanmıştır. EK

22 EK KAYNAKLAR: Basılı Kaynaklar Ulusal Deprem Programı, TUJJB Raporu, Harita Genel Komutanlığı, Raportörler: M.E. Ayhan, Ö. Demirkol ve O. Gündoğdu, Aralık 1999, Ankara, 24 Sayfa Ulusal Deprem Stratejisi, Ulusal Deprem Konseyi Raporu, Editör. T. Tankut, 2002, Ankara, 100 sayfa. Türkiye Ulusal Sismik Ağı: Tasarım ve Uygulama, M. Aktar ve H. Karabulut, BÜ Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Ocak 2004, 33 sayfa (İngilizce ve Türkçe). Ulusal Sismik Ağ Organizasyonu hakkında Çalışma Grubu Raporu, Raportör: N. Canıtez, TBAE Yer Bilimleri Bölümü, Ağustos 1995, Kocaeli, 63 sayfa. Joint Report on the US-Turkey Workshop on Earthquake Engineering and Seismological Networks (Draft Reports), Editörler: E.H. Wanmarcke ve M.N. Toksöz, 3-6 Eylül 1985, Istanbul, Haziran 1986, 29 sayfa. WEB Sayfaları (IRIS, USA) (IRIS Data Management System) (Belgian Seismic Network) (Czech Regional Seismic Network) (Japan Seismic Network) (GEOFON Seismic Monitors & Earthquake Bulletin) (Swiss Seismological Service) (Swiss Strong Motion Network) (National Observatory of Athens, Greece) (Italian National Seismic Network) (MEDNET) (The French National Network of Seismic Survey (RéNaSS)) (USA, Ohio Regional Seismic Network) 22

23 (Northeastern University Seismic Recording Station, USA) (Zayıf Hareket Kaydeden İstasyonlar ve Networkler) (Kuvvetli Hareket Kaydeden İstasyonlar ve Networkler)

24 4. DİRİFAY-NEOTEKTONİK-PALEOSİSMOLOJİ VERİ TABANI ALT KOMİSYON RAPORU 4.1.Giriş Tehlike, insan yaşamına, sağlığına ve maddi-manevi tüm kazanımlarına tehdit oluşturan doğal ve yapay kaynaklı tüm olay ve maddelerdir. Tehlikeler, kaynaklarına göre iki kategoriye ayrılır: a) Doğal tehlikeler, b) Yapay tehlikeler. Doğal tehlikelerden en büyüğü DEPREM olup, deprem yerkürenin doğrudan kendi iç ve dış dinamiğinden kaynaklanır. Tehlike terimi kadar yaygın olan ve Tehlike terimi ile sıkça karıştırılan bir başka olgu da Risk dir. Risk, herhangi bir yerde oluşacağı varsayılan belirli büyüklükteki doğal bir tehlikenin gerçekleşmesi anında yol açacağı kayıp türlerinin ve bunların toplam miktarının ne boyutta olacağının öngörüsü ya da ihtimaller hesabıdır. Örneğin, birinci derece bir deprem bölgesinde yer alan herhangi bir yerde, 7 büyüklüğünde bir depremin oluşacağı varsayıldığında, o yerdeki toplam ölü-yaralı sayısı ile maddi kayıpların parasal değerinin ne olacağını ortaya koyan ihtimaller hesabı ya da öngörü o yer için riski belirler. Diğer taraftan Tehlike ve Risk bir bütünün parçaları olup, doğal yaşamda etki ve sonuç olarak ortaya çıkar. Bu bağlamda Tehlike Değerlendirmesi ve Risk Değerlendirmesi gibi iki olgu daha gündeme gelir ve bu iki kavram da sıkça birbirlerine karıştırılır. Tehlike Değerlendirmesi, herhangi doğal bir tehlike kaynağının (örneğin Deprem) doğrudan ya da dolaylı olarak yol açacağı fiziksel etkilerin karakterize edilmesidir. Tehlike değerlendirmesini doğru yapabilmek için şu üç soruya açık ve net yanıt aranır: a) Tehlikeli doğal olay gelecekte nerede ve ne zaman oluşacak?, b) Tehlikeli olay hangi sıklıkta oluşur? c) Öngörülen tehlikeli doğal olay gerçekleştiğinde ne gibi fiziksel etkilere yol açar? 24

25 Risk Değerlendirmesi ise, doğal bir tehlikenin (örneğin yıkıcı bir depremin) belirli bir alanda oluşması durumunda gerçekleşecek ekonomik kayıpların, ölü ve yaralı sayısının ve kentsel alandaki destek (hizmet) sistemlerinin fonksiyon (görev yapabilme yetenek ve kapasitesi) kaybının ne kadar olacağının ihtimaller hesabı ya da öngörüsüdür. Özetle, risk değerlendirmesi tehlike değerlendirmesinden sonra gelir ve ondan tümüyle farklıdır. Risk değerlendirmesi, tehlike değerlendirmesinde temel alınan bilimsel parametrelere, toplumsal ve ekonomik parametreleri de ekler. Böylece, tehlike değerlendirmesi, belirli bir tehlike kaynağının (deprem, tsunami, taşkın, volkan püskürmesi, sıvılaşma, heyelan, yangın, vb.) fiziksel etkilerinin karakterize edilmesine yoğunlaşırken, risk değerlendirmesi, önceden öngörülen ya da kestirilen hasarın boyutu (büyüklüğü, derecesi, miktarı), bu hasarın kontrolü ya da hasarın azaltılması ve kayıpları azaltacak eylemler üzerinde yoğunlaşır. Deprem, dar anlamda jeolojik, geniş anlamda ise doğal bir tehlike olup, toplum üzerinde, sosyo-ekonomik bakımdan, önemli bir risk oluşturmaktadır.17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde yaşanılan iki büyük depremin yol açtığı risk bu durumun en açık ve unutulması çok zor ve belleklere kazınan canlı belgeleridir. Akdeniz-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer alan Türkiye, en büyük doğal tehlikelerden birisi olan Deprem tehlikesi altındadır. Türkiye toplam kara alanının %91.4, toplam nüfusunun %95, önemli sanayi merkezlerinin %98.3, Büyük mühendislik yapılarının %91.6 deprem tehlikesi altında; Türkiye toplam yüzölçümünün %43.2, Nüfusun %49, sanayi merkezlerinin %73.5, Barajların %40, illerin %60, tarihi yapıların %70, diğer büyük yapıların (otoyol, tünel, hava alanı, liman vb.) %60 birinci ve ikinci derece deprem kuşağı içindedir. Ayrıca, Türkiye de son yüz yıl içinde ( yılları arası) oluşan büyüklüğü 6 ve daha yukarı deprem sayısı 36, yıkıcı deprem sıklığı her üç yılda bir yıkıcı deprem, toplam can kaybı dolayında, ağır hasar görmüş ya da tümüyle yıkılmış her türden yapı sayısı , her yıkıcı depremde gerçekleşen ortalama maddi kayıp ise 3 milyar Amerikan Doları dır. Özetle, günümüzde bir şantiye görünümünde olan Türkiye, yukarıda kısaca açıklanan deprem tehlikesi ve deprem riski çerçevesinde 25

26 değerlendirildiğinde, durumun ne denli ciddi olduğu yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkar. Deprem tehlikesi, deprem riski ve bunların doğru olarak belirlenip değerlendirilmesinde kullanılması zorunlu olan veri gruplarından birisini de yerbilimleri sağlamaktadır. Bu bağlamda, Türkiye ve yakın çevresinin Neotektoniği, neotektoniğin ana ögelerinden olan Diri faylar, tarihi ve tarih öncesi dönemlerde diri faylardan kaynaklanmış olan yıkıcı deprem ve deprem yinelenme aralığı konusunda veri sağlayan Paleosismoloji, deprem tehlikesi ve deprem riski belirleme ve değerlendirmelerinde en önemli veri tabanlarından birisini oluşturur. Deprem Tehlikesi nin doğru şekilde ortaya konulabilmesi için ülke neotektoniğinin iyi bilinmesi ve deprem kaynağı olan diri fayların ülke genelindeki dağılımlarının doğru şekilde belirlenip uygulama ölçeklerine paralel değişik ölçekli haritalarda gösterilmesi gerekir. Bu haritalar yanında diri fay araştırmaları: fayların uzunlukları, nitelikleri ve geometrik özelliklerinin belirlenerek segmentasyon yapılarının ortaya çıkarılması, yerdeğiştirme hızlarının belirlenmesi, deprem tarihçelerinin ve deprem dönüş periyotlarının saptanması gibi konuları kapsar ve fayların geçmişteki davranışlarından hareketle (paleosismoloji) gelecekteki deprem davranışlarının anlaşılması ve olası depremlerin büyüklük, yer ve zamansal açıdan kestirimi gibi bilgiler elde edilmesini sağlar. Bu nedenle Diri Fay Bilgileri ve Diri Fay Veri Tabanı, Deprem Tehlike analizlerinde kullanımı zorunlu olması gereken temel bir parametredir. Diri Fay Veri Tabanının oluşturulması çok disiplinli bir yaklaşımı gerektirir ve bunların toplanmasında yerbilimlerinin (jeoloji, jeofizik, jeomorfoloji, jeodezi, paleosismoloji) yanısıra tarih, arkeoloji, tarihsel coğrafya gibi disiplinlerin araştırma yöntemlerinden de yararlanılır. Veri tabanının geliştirilebilmesi için diri fayların gelişmiş olduğu neotektonik rejimlerin ve bu rejimlerin etkin olduğu alanların (neotektonik bölgelerin) iyi tanımlanması ve bölgesel boyutta güncel kabuk hareketlerinin bilinmesine gereksinim vardır. Aşağıda, deprem tehlikesinin belirlenmesi ve değerlendirilmesine baz oluşturan temel araştırmalar hakkında özet bilgi verilmiş, ülke açısından 26

27 mevcut durum kritik edilerek sürekli güncelleşmeye dönük veri tabanı oluşturulması için gerekli bilimsel araştırmalar ve kurumsal örgütlenme hakkında önerilerde bulunulmuştur Deprem Tehlikesi Ve Deprem Riski Değerlendirmelerinde Gerekli Yerbilimsel Veriler Neotektonik Veriler Geçmişte herhangi bir jeolojik zaman ya da jeolojik zaman diliminde başlayıp, nitelik değiştirmeksizin günümüzde de devam eden (etkinliğini sürdüren) tektonik rejime Neotektonik Rejim, bu rejimin etkin olduğu zaman dilimine Neotektonik Dönem, etkin olduğu bölgeye de Neotektonik Bölge adı verilir. Neotektonik dönemde oluşmuş olan yapılara Neotektonik Yapılar, kaya ve sedimanlara da Neotektonik Birimler adı verilir. Neotektonik rejimlerin motoru tektonik kuvvetlerdir. Tektonik kuvvetler, başka bir deyişle gerilmelerin (stresses) türüne göre neotektonik rejimler de üç kategoriye ayrılır: 1) Sıkışmalı neotektonik rejim, 2) Sıkışmalı-genişlemeli neotektonik rejim (Doğrultu atımlı neotektonik rejim) 3) Genişlemeli neotektonik rejim. Türkiye de her üç neotektonik rejim aynı zaman diliminde fakat farklı neotektonik bölgelerde etkinliklerini sürdürmektedir. Bu nedenle Türkiye de depremlerin niteliği ve etkileme biçimi farklı olup, deprem tehlikesi yüksektir. Neotektonik yapıların en önemlisi diri faylar olup, bunlar Türkiye deki depremlerin ana kaynağıdır. Türkiye deki diri fayların dağılımı Anadolu Levhası ve yakın çevresini etkileyen neotektonik dönem süreçleriyle ilişkili olup, fayların nitelikleri, dolayısı ile ürettikleri depremlerin özellikleri bulundukları neotektonik bölgeye bağlı olarak değişmektedir. Bu nedenle deprem tehlikesi ve deprem riski değerlendirmelerinde diri fayların özelliklerinin yanısıra bölgesel neotektonik rejimin türü, bu rejimin etkin olduğu neotektonik bölge ve bu bölgede oluşmuş olan neotektonik birim ve yapıların da bilinmesi gerekir. 27

28 Türkiye, üzerinde bulunduğu Anadolu yarımadasının neotektonik konumu nedeniyle, dünyada diri fayların en yoğun olduğu ülkelerden biridir. Türkiye, önemli deprem kuşaklarından birisi olan Alp-Himalaya Dağoluşum Kuşağı üzerinde yer alır. Bu kuşağın Doğu Akdeniz kesiminde oluşan kıtasal boyuttaki neotektonik olaylar Anadolu ya özgü birden çok neotektonik rejimin gelişmesine yol açmıştır. Bölgesel neotektonik rejim içerisinde Anadolu yarımadası, Arap-Afrika levhaları ile Avrasya levhaları arasında sıkışan bir bölgedir. Arap-Afrika levhaları ile Avrasya levhaları arasındaki yakınsamanın bir sonucu olarak, önce Doğu Anadolu da kıta-kıta çarpışması gerçekleşmiş, daha sonra da, Anadolu yu günümüzde etkileyen neotektonik rejimler ortaya çıkmıştır. Güncel depremler bu neotektonik rejimlerin bir sonucu olarak gerçekleşmektedir. Neotektonik süreçler ülkede farklı kabuk deformasyonlarıyla temsil edilen farklı neotektonik bölgelere ayrılır. Dolayısıyla her neotektonik bölge farklı bir sismojenik bölgeye karşılık gelmekte, o neotektonik bölgede yer alan diri faylar da (deprem kaynakları da) farklı kinematik nitelikler göstermektedir. Böylece depremlerin oluş mekanizması ve niteliği de bölgeden bölgeye değişmektedir. Yapısal ve sismolojik özellikleri açısından neotektonik veya sismojenik bölgelerin ayrımına (sınıflamasına) ilişkin çeşitli yaklaşımlar vardır. Günümüzde ulaşılmış olan en son ve en yeni bilgi birikimi ışığında, neotektonik rejimlerin türü ve bu rejimleri temsil eden neotektonik yapıların (özellikle diri fayların) özelliklerine göre, Türkiye ve yakın çevresi altı neotektonik bölgeye ayrılır (Şekil1): 1. Güneybatı Türkiye neotektonik bölgesi: Genişlemeli neotektonik rejim 2. Karadeniz ve Kafkaslar neotektonik bölgesi: Sıkışmalı neotektonik rejim 3. Güney Ege-Kıbrıs neotektonik bölgesi: Sıkışmalı neotektonik rejim (Aktif Yitim) 4. Kuzey ve Güneydoğu Anadolu neotektonik bölgesi: Doğrultu atımlı neotektonik rejim 5. Doğu Anadolu neotektonik bölgesi: Bindirme bileşenli doğrultu atımlı neotektonik rejim 6. Doğu İç Anadolu neotektonik bölgesi: Normal bileşenli doğrultu atımlı neotektonik rejim 28

29 29

30 1.Güneybatı Türkiye neotektonik bölgesi. Bu neotektonik bölge eğim atımlı ve verev atımlı faylanmalar sonucu oluşmuş normal faylar ve normal faylarla sınırlı horst-graben sistemleriyle (örneğin: Bat Anadolu horstgraben sistemi, Göller bölgesi horst-graben sistemi ve Batı İç Anadolu horst-graben sistemi gibi) temsil edilir. Bu bölgede depremlerin kaynağı, yerel ve özel yapısal-tektonik koşullar dışında, bir başka deyişle yapısal düzensizlikler dışında, normal faylanmadır. Nitekim sığ odaklı ve normal faylanma kökenli depremlerin Güneybatı Türkiye de yoğunlaşmış olması da, bu bölgedeki genişlemeli neotektonik rejimin en önemli aletsel verilerinden birini oluşturur. Genişlemeli neotektonik bölgenin bir diğer önemli özelliği de yer kabuğunun incelmekte, buna koşut olarak da yer ısı akısı değerlerinin artmakta oluşudur. 2. Karadeniz ve Kafkaslar neotektonik bölgesi. Bu neotektonik bölge, Türkiye nin Karadeniz e yakın kıyı bölgeleri ile Kafkasları içine alır. Karadeniz-Kafkaslar neotektonik bölgesi, egemen olarak kıvrımlanma, ters faylanma ve ters faylarla sınırlı dağarası havzalarla temsil edilmektedir. Yerel yapısal düzensizlikler dışında, bu bölgedeki depremlerin kaynağı ters faylanmadır (Örneğin: 1968 Bartın ve 1988 Spitak depremleri gibi). Karadeniz-Kafkaslar neotektonik bölgesinde, aktif sıkışma nedeniyle, yer kabuğu kalınlığı daha fazladır. 3. Güney Ege-Kıbrıs Neotektonik bölgesi. Bu bölge Güney Ege ile Kıbrıs ı içine almakta olup, bu neotektonik bölge aktif yitime bağlı sıkışma ve sıkışma sonucu oluşan ters faylarla temsil edilir. Bu bölgede deprem kaynağı eğim ve verev atımlı ters faylanma olup, yitim zonundan, kuzeye doğru gidildiğinde, depremlerin odak derinliği artar, buna karşın da depremin yıkıcı etkisi azalır. 4. Kuzey ve Güneydoğu Anadolu neotektonik bölgesi. Bu neotektonik bölge en batıda Kuzey Ege, Marmara bölgesi, Kuzeybatı Anadolu (Biga yarımadası gibi), Kuzey Anadolu ve Güneydoğu Anadolu ile Doğu Akdenizi (Kıbrıs ın doğusu-iskenderun Körfezi) içine alır ve egemen olarak (yerel yapısal düzensizlikler dışında) sağ ve sol yanal doğrultu atımlı faylanma ve bu faylanmaya bağlı olarak gelişmiş ve gelişimini günümüzde de sürdüren doğrultu atımlı çek-ayır havzalarıyla temsil edilir. Yine bu neotektonik bölgenin depremselliğinden sorumlu yapıların başında, aynı zaman da levha sınırı özelliğini de taşıyan Kuzey Anadolu Sağ Yanal Doğrultu Atımlı 30

31 Fay Sistemi, Doğu Anadolu Sol Yanal Doğrultu atımlı Fay Sistemi ve Ölü Deniz Sol Yanal Doğrultu Atımlı Fay Sistemi gelir. Bu neotektonik bölgede depremlerin kaynağı, yerel yapısal düzensizlikler dışında sağ ve sol yanal doğrultu atımlı faylanmadır ( Örneğin: 17 Ağustos ve 12 Kasım Gölcük ve Düzce depremleri gibi). 5. Doğu Anadolu neotektonik bölgesi. Doğu Anadolu ve İran ın kuzeybatı kesimlerini içine alan bu neotektonik bölge önemli miktarda doğrultu atım bileşeni olan sağ ve sol yanal doğrultu atımlı faylanma ve bu faylanma sonucu oluşmuş çek-ayır havzaları ve açılma çatlakları gibi yapılarla temsil edilir. Özetle, bu neotektonik bölgede oluşmuş ve oluşacak olan depremlerin kaynağı, yerel yapısal düzensizlikler dışında, önemli miktarda bindirme bileşeni olan sağ ve sol yanal doğrultu atımlı faylanmadır (Örneğin: 1983 Horasan-Narman depremi ve 1976 Çaldıran depremi gibi). 6. Doğu İç Anadolu Neotektonik bölgesi. İç Anadolu nun doğu yarısını (Tuz Gölü doğusu) kapsayan bu neotektonik bölge, önemli miktarda normal bileşeni olan sağ ve sol yanal doğrultu atımlı faylanma ve bu faylanmaya bağlı olarak gelişmiş çek-ayır havzalarıyla temsil edilir. Başka bir deyişle, bu bölgede oluşmuş ve oluşacak depremlerin kaynağı, yerel yapısal düzensizlikler dışında, yine sağ ve sol yanal doğrultu atımlı faylanmadır (Örneğin: 1938 Taşpınar-Kırşehir depremi gibi). Yukarıda önerilen neotektonik ya da sismojenik bölgeleme yaklaşımı, depremin ana kaynağı olan diri fayların türü, bölgesel kinematik konumları, uzunlukları, birbirleriyle etkileşimleri, toplam atım miktarı ve yıllık kayma hızları gibi aktif fay bilgilerinin toplanmasında gerekli temel jeolojik veri tabanını oluşturur. Başka bir deyişle neotektonik bölgeler, bu bölgelerde etkin olan neotektonik rejimler, bu rejimleri karakterize eden yapılar ve bu yapılardan kaynaklanacak deprem parametreleri hakkında bir ön kestirimde bulunmaya hizmet eder. Bu nedenle ulusal boyutta deprem tehlike değerlendirilmelerinde neotektonik bilgi, üretilmesi zorunlu yerbilim verisi niteliğindedir. Bu bilgiler neotektonik haritalarla kullanıcılara aktarılır. Neotektonik Haritalar, Neotektonik dönemde oluşmuş çeşitli yapısal ve morfotektonik ögeleri (diri faylar, yamaç eğimi, yeraltı su seviyesi, heyelanlar, alüvyon ve talus konileri, taraçalar, sıcak-soğuk su kaynakları, 31

32 traverten oluşumları, akaçlama sistemleri, basınç sırtları, çöküntü çukur ve gölleri, ötelenmiş yapısal ve morfolojik belirteçler, vb.), neotektonik birimleri (çoğunlukla az pekişmiş ya da hiç pekişmemiş Kuvaterner yaşlı alüvyonlar ve onların yanal-düşey fasiyes dağılımları) ve yerel gerilme (sıkışma gerilmesi, çekme gerilmesi, makaslama gerilmesi) türü ile yönünü göstern haritalardır. Üretilecek neotektonik haritaların bilgi içeriği ölçeğine göre değişir. Küçük ölçekli (1/ /250000) neotektonik haritalar ülke ve bölge boyutunda üst ölçekli değerlendirmelere bilgi sağlar. 1/25000 ölçekli neotektonik haritalar ise, yukarıda neotektonik harita tanımı içinde sözü edilen tüm neotektonik yapı ve birimleri, özellikle diri fayları, Kuvaterner yaşlı neotektonik birimleri ve diğer jeolojik tehlikeleri ayrıntılı biçimde gösteren belgelerdir. Bu ölçekteki haritalarda yer alan neotektonik bilgiler, yerleşim ve sanayi alanları ile büyük mühendislik yapılarının yer seçiminde temel bilgi kaynağını oluşturur ve daha alt ölçekli planlamalarda yapılacak jeolojik araştırmaları yönlendirici rol oynar. Ancak, henüz Türkiye nin Neotektonik haritası yapılmamıştır Diri Fay ve Paleosismoloji Bilgi Alt Yapısı Diri Fay Tanımı ve Sınıflama Yakın jeolojik dönemlerde etkin olmuş, tarihsel ve aletsel dönemlerde deprem üretmiş ve gelecekte de deprem üretme potansiyeli olan faylar diri (aktif) fay olarak tanımlanır. Bununla birlikte, deprem sayısı ve zamana bağlı olarak, değişik kişi ve kuruluşlar tarafından yapılmış çok sayıda aktif fay tanımlaması da bulunmaktadır (Jennings, 1994; Keller and Pinter, 2002). Anadolu yu etkileyen neotektonik süreçler nedeniyle ülkemizde çok sayıda aktif fay bulunmaktadır. Bu faylar, biribirinden farklı sismojenik bölgelere karşılık gelen neotektonik bölgelere göre dağılım sunar. Deprem davranışları açısından neotektonik veya sismojenik bölgeler arasında farklılıklar olduğu gibi, her fayın kendine özgü de deprem davranışı vardır. Bu nedenle, Deprem Tehlike Haritaları nın hazırlanması ile yapılaşma ve planlama uygulamaları açısından, öncelikle ülke genelinde tüm diri fayları gösteren, deprem davranış ve potansiyelini ön planda tutan, belirli bir bilimsel temele göre sınıflaması yapılmış diri fayları içeren bir Diri Fay Haritası na acilen gereksinim vardır. Uygulama açısından herhangi bir bölge veya ülkedeki deprem 32

33 tehlikesinin belirlenmesine hizmet etmesi istenen diri fay sınıflaması, eldeki veri tabanının niteliği gözönünde bulundurularak yapılır. Yaşlandırma tekniklerine dayalı (paleosismoloji) araştırmaların gelişmiş olduğu ülkelerdeki diri fay tanımı ve sınıflamasında, fayların yakın geçmiş jeolojik dönemdeki aktivitelerinin tarihlendirilmesi esas alınmaktadır. Bazı çalışmalarda son yıl (Holosen) ile son yılda en az bir deprem ürettiği kesin olarak belgelenen faylar Diri Fay olarak değerlendirilmektedir. Bazı öneriler ise son 2 milyon yıla kadar uzanan zaman dilimini kapsar. Diri fay sınıflaması için önerilen kriterler, ilgili bölgeyi etkileyen neotektonik rejimin niteliğine göre değişebilmektedir. Ülkemizde aktif tektonik konusunda çok sayıda araştırma yapılmış olmasına karşın, henüz fayları, deprem üretme özellikleri açısından sistematik olarak değerlendiren bir diri fay sınıflaması yoktur. Türkiye de Diri fay sınıflamasına yönelik ilk deneme, Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından üretilmiş olan envanter nitelikli Türkiye Diri Fay Haritası (1992) nda yapılmıştır yılına kadar toplanmış olan verilerle hazırlanmış olan bu haritada, Kuvaterner zaman dilimine ilişkin kronolojik alt ayrımların ülkemizde henüz yeterince gelişmemiş olması nedeniyle, faylar, diri ve olasılı diri olmak üzere iki sınıfta toplanmış ve bazı nitelikleri belirtilmiştir. Son yirmi yıl içinde gerçekleştirilen çalışmalarla, fayların yaş ve aktivitelerine dönük önemli miktarda bilgi birikimine ulaşılmıştır. Bu ise, ülke genelinde, daha doğru Deprem Tehlike Sınıflaması yapılabilmesine olanak sağlamıştır. Bu durum aynı zamanda, uygulamayı yönlendirici yeni bir Diri Fay Sınıflamasının yapılmasını da zorunlu hale getirmiştir. Eldeki Diri Fay veri tabanı temel alındığında, deprem potansiyeli ve zamana bağlı olarak, faylar dört kategoriye ayrılabilir: 1. Yüzey Kırığı Oluşturan Diri Fay: Yüzey kırılmasına yol açmış depremlere kaynaklık eden ve bu yüzey kırıklarının izlerini hala üzerinde taşıyan faydır. 2. Diri Fay: Geç Kuvaterner (Geç Pliyostesen-Holosen) sırasındaki aktivitesi jeolojik ve jeomorfolojik verilerle kesin olarak kanıtlanmış ya da depremselliği paleosismik, tarihsel ve aletsel dönem kayıtlarıyla belirlenmiş olan faydır. 3. Olasılı Diri Fay: Kuvaterner sırasındaki sismik etkinliği jeolojik ve 33

34 jeomorfolojik verilerle kanıtlanmış fakat Geç Kuvaterner sırasındaki paleosismisitesi kesin olmayan faydır. 4. Neotektonik Fay: Neotektonik dönemde gelişmiş, arazide morfolojik olarak belirgin, Kuvaterner sırasındaki etkinliği hakkında jeolojik ve jeomorfolojik veri toplanabilen fakat paleosismisitesi bilinmeyen faydır Deprem Tehlikesinin Belirlenmesi Açısından Diri Fay Veri Tabanı Oluşturma Zorunluluğu Deprem Tehlike Haritalarının hazırlanması ve deprem zararlarını azaltma amaçlı planlamalara hizmet edecek diri fay verisi, disiplinlerarası araştırmalarla üretilebilir. Bu konuda yapılacak olan bilimsel çalışmalara sınır konamaz. Bununla birlikte bilimsel araştırmalar sonucu elde edilen ve deprem tehlike değerlendirilmelerinde kullanılabilecek niteliğe sahip bilgiler, belirli bir standart kapsamında, kolay anlaşılabilir ve kolay ulaşılabilir bir düzende birleştirilerek bir veri tabanı oluşturulmalı ve daha sonra uygulayıcı kurum ve kuruluşların hizmetine sunulmalıdır. Diri Fay Veri Tabanı olarak tanımlanabilecek bu bilgi sistemi, zaman içinde, üretilecek yeni bilgi ve verilerle güncelleştirilebilir nitelikte olmalıdır. Mevcut diri fay verisi ve önümüzdeki beş yıllık teknolojik öngörüler dikkate alınarak, Türkiye Diri Fay Veri Tabanı nın ayrıntıları ve kapsamı, bu işi yapmakla görevlendirilecek kurum ya da kuruluşlar tarafından aşağıdaki şekilde tasarlanmalıdır: A. Diri Fay Haritaları. Deprem Tehlikesinin belirlenmesi ve değerlendirmesi amacıyla üretilecek Diri Fay haritalarının verileri, 1/ ölçekli topoğrafik haritalar baz alınarak elde edilmelidir. Daha sonra, 1/ ölçekli haritalardan daha küçük ölçekli (1/ , 1/ ve 1/ ölçekli) ve daha büyük ölçekli (1/ , 1/ 5.000, 1/1000) haritalar üretilebilir. Büyük ölçekli haritalar özel amaçlı olup, bunlar yerseçimi, mikro-bölgeleme ve imar uygulama planlamasında temel alınacak Diri Fay Veri Tabanı olarak kullanılmalıdır. B. Neotektonik Bilgiler: Neotektonik haritalar, diri fayların neotektonik konumları, neotektonik dönemde diri fayların tarihçesi, fayların uzun dönem davranışları açısından toplam ötelenme bilgileri, Kuvaterner yaşlı birimlerin ayrıntılı gösterildiği fay boyu jeoloji haritaları. 34

35 C. Jeomorfolojik Bilgiler: Diri fay aktivitesini gösteren morfotektonik haritalar, faylanma ile Kuvaterner yaşlı neotektonik birimler arasındaki yapısal-stratigrafik ilişkiler, ötelenme miktarı ve yönünü belirlemede kullanılan jeomorfolojik belirteçler yanısıra kütle hareketleri, sıvılaşma ve tsunami gibi depremlere bağlı diğer jeolojik olayların jeomorfolojik kayıtları. D. Paleosismolojik Bilgiler: Fayların deprem davranışları ile geometrik özellikleri arasındaki ilişkiler (segmantasyon), kayma hızı, eski deprem davranışları (eski depremlerin yeri, oluş zamanı, büyüklüğü, yerdeğiştirme miktarı ve yinelenme aralıkları), radyometrik yaş tayinleri, olası depremlere kaynaklık edecek faylarda yırtılma uzunluğu, yerdeğiştirme miktarı ve depremin büyüklüğüne ilişkin veriler. E. Tarihsel ve Aletsel Dönem Sismisite Bilgileri: Fayın geometrisi, niteliği ve deprem davranışlarını tanımlamaya yönelik tarihsel ve aletsel dönem sismoloji kayıtları. F. Jeodezik Veriler: Güncel kabuk hareketleri (tektonik krip miktarı ve yeri), faylardaki kayma hızları, sismik boşlukların belirlenmesi Mevcut Durum Ülkede diri fayların haritalanmasına yönelik ilk çalışmalar, Kuzey Anadolu Fay Sisteminden kaynaklanan 1939 Erzincan depreminin yol açtığı yüzey kırıklarının MTA ve Üniversiteler tarafından haritalanması ve rapor edilmesiyle başlamıştır. Diri fay çalışmalarında 1970 li yıllara gelinceye kadar önemli bir ilerleme kayıt edilememiştir. Ancak, Türkiye neotektoniği ve depremselliğinde diri fayların öneminin anlaşılması, diri fay ve neotektonik çalışmalarına da yeni bir bakış açısı ve hız kazandırmıştır. Benzer şekilde, 1970 yıllarda, levha tektoniği açısından, Anadolu nun, çok önemli bir jeolojik konumda olduğunun anlaşılması üzerine de, Doğu Akdeniz bölgesinin tektoniği dünya bilim camiasında ön plana çıkmış ve Türkiye nin neotektoniği ve depremselliği üzerine yoğun araştırmalar başlatılmıştır. Bu dönemde yapılan araştırmaların çoğu, Anadolu nun neotektonik yapısının anlaşılmasına yönelik bölgesel çalışmalar niteliğindedir. Bu gelişmelere paralel olarak, MTA tarafından da Türkiye nin Neotektoniği ve Diri Fayları projesi başlatılmış ve 1987 yılında, proje kapsamında belirlenmiş olan diri fayları gösteren 1/ ölçekli 35

36 ilk Diri fay haritası ve raporu yayımlanmıştır yılında ise, aynı raporun ekini oluşturan harita Türkiye Diri Fay Haritası adıyla yayımlanmıştır. Adı geçen harita, halihazırda belirlenmiş bulunan diri fayları gösteren envanter nitelikli tek belge olup Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca 1996 yılında uygulamaya sokulan Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası nın hazırlanmasında temel jeolojik belgelerden birisini oluşturmuştur. Günümüzdeki bilgi birikimi, MTA tarafından üretilmiş olan 1992 tarihli haritanın çok ilerisindedir. Harita Türkiye nin sadece kara kesimlerinde bugüne değin belirlenmiş olan diri fay envanterini göstermektedir. Bununla birlikte, hem kara alanları ve özellikle de denizel alanlarda, haritanın açıklamasında da belirtildiği gibi, önemli eksiklikleri bulunmaktadır. Envanter nitelikli olması nedeniyle, mevcut harita, güvenilir deprem tehlike analizleri yapılmasına olanak sağlayan atım miktarı, fay geometrisi segmentasyon, ürettiği deprem büyüklüğü ve deprem yinelenme aralığı gibi Diri Fay ve paleosismoloji parametreleri ne ilişkin detay bilgiler içermemektedir. Bu nedenlerle bu haritanın yenilenmesine acilen gereksinim vardır. Haritanın yenilenmesi konusunda MTA Genel Müdürlüğünce önemli çalışmaların sürdürüldüğü bilinmektedir. Genel Müdürlükçe yapılan bu çalışmalar, son on yılda ülke genelinde kara ve denizlerimizde yapılan çalışma sonuçlarını da kapsayacak temelde ele alınmalı ve Ulusal Diri Fay Veri Tabanı niteliğine büründürülmelidir. Bu kapsamda Türkiye de yıkıcı depremlere kaynaklık eden tüm Diri faylar, kara ve deniz alanları olmak üzere eksiksiz haritalanmalıdır. Su altında bulunan ve kıyılarımızdaki yerleşim ve sanayi merkezleri için büyük tehdit oluşturan Diri fayların haritalanmasına özel bir önem verilmelidir. Ancak, izlenen yatırım politikalarında, sualtı deprem kaynaklarının araştırılmasına yönelik teknolojik donanım ve araştırmalara yeterli ödenek ayrılmadığı veya bu konuya gereken önemin gösterilmediği bilinen bir gerçektir. Günümüzde, Marmara Denizi nde TÜBİTAK koordinasyonunda yabancı gemilerle toplanmış Diri Fay verisi dışında, sualtı faylarından kaynaklanabilecek deprem tehlikesinin boyutlarını öngörebilmek maalesef mümkün değildir. Bu nedenle, sualtı diri faylarına ilişkin araştırmaların 36

37 yapılmasını sağlamak amacıyla gerekli teknolojik altyapının ivedilikle hazırlanması gerekmektedir. Kara alanlarında ise, gelişen bilgi teknolojileri de kullanılarak, eksiklikler ivedilikle tamamlanmalı ve yukarıda belirtilen sistematik bilgi altyapısının oluşturulması gerçekleştirilmelidir. Oluşturulacak Diri Fay Veri Tabanı, deprem zararlarının azaltılmasına yönelik yeni yerseçimi ve diğer planlamalara da hizmet edecek Neotektonik Veri Tabanı yla bütünleşebilir nitelikte olmalıdır. Devlet adına, ülkenin temel jeoloji haritalarının üretiminden MTA Genel Müdürlüğü sorumludur. Bu kurum tarafından yapılmış olan 1/ ölçekli temel jeoloji haritaları ve bu haritalarla ilgili Jeoloji Veri Bankası sayısal ortamda depolanmış bulunmaktadır. Ancak, MTA nın mevcut haritalarındaki bu temel jeoloji bilgileri, deprem tehlikesinin belirlenmesi ve değerlendirmesi için yeterli değildir. Çünkü bu temel haritalar bu amaca yönelik olarak üretilmemiştir. Örneğin, Kuvaterner yaşlı Neotektonik birimler, depremlerden en fazla etkilenen alanlardır. Çünkü suya doygun ince taneli gevşek zeminler deprem parametrelerini değiştiren önemli faktörlerin başında gelmektedir. Önceki bölümlerde de vurgulanmış olduğu gibi, Ülkemizde, deprem tehlikesinin en yüksek olduğu bölgelerdeki büyük nüfus yoğunluğuna sahip kentlerin ve sanayi merkezlerinin büyük çoğunluğu, deprem tehlikesi yüksek Kuvaterner yaşlı gevşek zeminler üzerinde kuruludur. Buna karşın, ülkedeki jeoloji haritalama ve araştırmalarında, Kuvaterner yaşlı birimlerinin ayrıntılı haritalaması maalesef gözardı edilmiş bulunmaktadır. Oysa, Diri Fay zonlarındaki deprem tehlikesini (yerel zemin davranışları, yanal yayılma, sıvılaşma vb.) belirlemek için, Neotektonik Haritalarda, Kuvaterner yaşlı neotektonik birimler, fasiyes özelliklerine göre ayrıntılı olarak ayırtlanıp haritalanmalıdır. Özetle, yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle, eksiksiz ve doğru Neotektonik ve Diri fay haritaları acilen yapılmalı, bunlara bağlı olarak da Ulusal Diri Fay Veri Tabanı oluşturulmalıdır Sismotektonik Harita Depremler ile deprem kaynakları arasındaki kökensel ve geometrik ilişkileri gösteren haritalar kısaca Sismotektonik haritalar olarak tanımlanır. Sismotektonik haritalar iki grup veri içerir. Bunlardan ilki diri faylar, diğeri ise deprem koordinatları, episantırı, odak derinliği ve fay düzlemi çözümleri gibi sismolojik veri ya da bilgilerdir. Bu nedenle, Sismotektonik haritaların hazırlanabilmesi için, öncelikle eksiksiz ve doğru olarak yapılmış Türkiye 37

38 Diri Fay Haritası na daha sonra da, kısaca deprem parametreleri olarak adlandırabileceğimiz sismolojik bilgilere gereksinim vardır. Sismotektonik haritalar, bir bölgedeki fayların niteliği, genel gidişleri ve aktiviteleri konusunda ön bilgi vermesi açısından önem taşır. Sismotektonik haritaların hazırlanmasında kullanılacak veriler de, Diri Fay haritalarında olduğu gibi, önce 1/ ölçekli baz haritalar kullanılarak elde edilmeli, daha sonra bu haritalar üzerindeki Diri Fay ve Sismolojik bilgiler, daha küçük ölçekli (1/50.000, 1/ , 1/ ve 1/ ) haritalar üzerinde birleştirilmelidir. Henüz Türkiye Sismotektonik Haritası yapılmamıştır. Bu haritalar, yeni oluşturulacak Diri Fay ve Paleosismoloji Koordinasyon Kurulu ile Sismik Ağ işleten ve Sismolojik veri üreten kurum ya da kuruluşların (örneğin: Boğaziçi Üniv. Kandilli Gözlem Evi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Bayındırlık İskân Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Dairesi ve Üniversitelerin konuyla ilgili birimleri gibi) yakın işbirliği ile hazırlanabilir Diri Fay Veri Tabanı Bilgilerinin Üretimi Ve Kurumsal Yapılanma Önceki bölümlerde ayrıntılı biçimde anlatılmış olduğu gibi, Deprem tehlikesinin belirlenmesi ve değerlendirmesinde kullanılacak veriler çok kaynaklıdır. Bunlar başlıca Jeolojik, Jeomorfolojik Paleosismolojik, Sismolojik, Jeofizik, Jeodezik ve Jeoteknik bilgilerdir. Bunların üretimi ve deprem tehlikesinin değerlendirilmesinde kullanımı yasal bazda zorunlu hale getirilmelidir. Bu bilgilerin gerek üretimi gerekse uygulaması disiplinler arası ortak bir çabayı gerektirir. Ancak, ülkemizde deprem tehlike analizlerinde gerekli veri tabanının niteliği, alt veri grupları ve bunların nasıl ve hangi kurum ve kuruluşlarca üretileceği ve nasıl kullanıma sokulacağının yeterince tanımlanmamış olması, gerek bilim dalları gerekse kurumlar arasında bilgi iletişim ve kordinasyon eksikliğine yol açmakta ve bu durum, istenilen doğrulukta değerlendirmeler yapılmasını olanaksız kılmaktadır. Bu kargaşa özellikle 1999 depremleri sonrasında daha belirgin hale gelmiştir. Bu nedenle daha güvenilir deprem tehlikesi değerlendirmeleri için ulusal düzeyde Deprem Veri Tabanı nın tanımlanması, bu veri tabanındaki alt veri gruplarının ortaya konulması, konuyla ilgili kurum ve kuruluşların görev ve sorumluluklarının ayrıntılı bir şekilde belirlenmesi ve kurumların yasa ve yönetmeliklerle yetkilendirilmesine gerek vardır. 38

39 Önceki bölümlerde bu sorun, çalışma grubunun amacı doğrultusunda, yalnızca Diri Fay Veri Tabanı nın oluşturulmasına yönelik olarak kritik edilmiştir. Uygulamadaki yönetmelikler Deprem Tehlike Analizlerinde gerekli jeolojik bilgi de dâhil tüm deprem bilgisi altyapısını üretmekle Bayındırlık ve İskân Bakanlığına bağlı Afet İşleri Genel Müdürlüğü nü yetkili kılmaktadır. Oysa Afet İşleri Genel Müdürlüğü nün kurumsal organizasyonu 7269 sayılı yasaya göre düzenlenmiş olup afet öncesi, anı ve sonrası düzenlemelere yöneliktir. Özetle, bu kurumda, Deprem Araştırma Dairesi (DAD) dışında, deprem bilgi sistemine veri üretebilecek yeterli kurumsal yapılanma mevcut değildir. DAD taki alt yapı ve insan kaynağı daha çok aletsel veri üretimine dayanmakta olup, deprem kaynaklarının araştırılması ve buradan hareketle Deprem Tehlike Analizlerine yönelik bilimsel anlamda jeolojik bilgi üretebilme kapasitesi yeterli değildir. Ülkemizdeki deprem kaynaklarının belirlenmesine yönelik jeolojik araştırmalar, gelişmiş dış ülkelerde (Örneğin: Amerika Birleşik Devletleri, Japonya v.b.) Jeolojik araştırmalar yapmakla yetkili kılınmış kuruluşların karşılığı olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA), üniversitelerin jeoloji bölümleri ile TUBİTAK tarafından desteklenen projeler ya da buna bağlı bazı araştırma enstitütüleri tarafından gerçekleştirilmektedir. Üniversiteler ve TÜBİTAK tarafından yürütülen çalışmalar bilimsel projeler niteliğinde olup sürekliliği olmayan çalışmalardır. Kuruluş kanunu gereği Devlet adına ülkedeki jeolojik haritalama ve araştırmaları yapmakla yükümlü olan MTA Genel Müdürlüğü ise, yasa ve yönetmelikler düzeyinde doğrudan depreme yönelik veri üretmekle görevlendirilmemiştir. Bu durum, deprem tehlikesini belirleme sürecinde, kurumlararası ilişkiler açısından, bu kurumun deprem veri üretme sistemi dışında kalmasına yol açmaktadır. Özetle, ülkede deprem kaynaklarının dağılımını saptama ve özelliklerini belirleme konusunda, yasal bazda tam yetkili kılınmış bir araştırma ya da Koordinasyon Kurumu henüz yoktur. Bunun sonucu olarak uygulama açısından deprem tehlike analizlerini yönlendirebilecek ulusal bir standardizasyon ve koordinasyon sağlanamamaktadır. Bu eksikliğin giderilebilmesi açısından alt yapı, bilgi birikimi ve deneyimce en donanımlı kurum olan MTA Genel Müdürlüğü nün Deprem Tehlike Analizlerinde gerekli olan Diri Fay Verisini toplama, değerlendirme 39

40 ve standardizasyon konusunda yasa ve yönetmeliklerle yetkili kılınması, kurumun içyapısal örgütlenmesinin gelişmiş ülkelerdeki Jeolojik Araştırma Kurumları nın organizyonları örnek alınarak yukarıda tanımlanan Diri Fay Veri Tabanını hazırlayabilecek şekilde yeniden düzenlenmesi bu konuda en kısa ve en sağlıklı yol olarak gözükmektedir. Kurumun deprem ve jeolojik kökenli diğer doğal tehlike kaynaklarının araştırılmasına yönelik kurumsal yapılanmasında, Üniversiteler, TÜBİTAK ve diğer araştırma kurumlarının da dâhil olacağı ulusal araştırma programlarının hazırlanıp uygulamaya sokulması ön planda tutulmalıdır. Oluşturulacak Diri Fay Veri Tabanı, ancak bu şekilde ulusal nitelik taşıyabilir. Yukarıda tanımlanan nitelikteki bir kurum ya da organizasyonun üreteceği Diri Fay Bilgi Altyapısı, Türkiye Deprem Bilgi Sistemi içerisinde, Sismolojik Veri ve Jeodezik Veri tabanlarıyla bütünleşebilir ve sorgulanabilir standartlarda olmalı ve uygulama açısından Deprem Tehlike Analizlerini yapmakla yetkili kılınacak kurum ve kuruluşlara açık olmalıdır ÖNERİLER 1. Deprem tehlikesinin doğru şekilde belirlenip değerlendirmesinin yapılabilmesi için Ulusal Deprem Bilgi Sistemi ne acilen gereksinim vardır. Ulusal Deprem Bilgi Sistemi Neotektonik, Diri Fay, Paleosismoloji, Sismoloji, Jeofizik ve Jeodezik veri tabanlarıyla beslenmelidir. Ulusal Deprem Bilgi Sisteminin başta gelen veri tabanlarından ilki deprem kaynağını oluşturan Diri Fay Haritaları ve Diri Fay Veri Tabanı dır. Bu amaçla MTA Genel Müdürlüğü Ulusal Jeolojik Araştırma Kurumu olarak yeniden yapılandırılmalı ve konuyla ilgili diğer kurumlarla (Üniversiteler, TÜBİTAK, DAD ve KOERİ) eşgüdüm içinde, Diri Fay Veri Tabanı nı hazırlamakla görevlendirilmelidir. 2. Eksiksiz ve doğru bir Türkiye Diri Fay Haritası nın hazırlanmasına öncelik verilmelidir. Türkiye Diri Fay Haritası hazırlanırken kullanılacak veriler, 1/ ölçekli topoğrafik haritalar baz alınarak üretilmeli, daha sonra bu bilgiler, 1/ , 1/ , 1/ ve1/ gibi küçük ölçekli haritalara ya da mikro-bölgeleme, imar uygulamaları, mühendislik yapıları ve yer seçimi gibi ayrıntı gerektiren özel amaçlı çalışmalarda kullanılmak üzere 1/10.000, 1/5.000 ve 1/1000 gibi daha büyük ölçekli haritalara 40

41 dönüştürülmelidir. Özetle, 1/ ölçekli Neotektonik ve Diri Fay Haritaları yapılmadan Mikro-bölgelemeye geçilmemelidir. 3. Bölge-alt bölge planlaması ve yerseçimi sürecinde Tematik (Diri Fay, heyelan, sıvılaşma, tsunami, taşkın vb.) ve Bütünleşik Doğal Tehlike Haritaları; İmar Uygulama planlama sürecinde ise Mikrobölgeleme Haritaları ve ek bilgilerinin kullanımı yasa ve yönetmeliklerle zorunlu hale getirilmelidir. Ayrıca yerleşim amaçlı planlamalarda Paleosismik ve Diri Fay verileri kullanılarak Diri Fay zonları boyunca tampon bölge oluşturma esasları belirlenmelidir. 4. Büyük boyutlu Mühendislik yapılarının (oto yollar, tünel, hava limanı, baraj, liman, petrol ve doğal gaz boru hatları vb.) yer seçimi ve yapımı aşamalarında, Uluslararası projelerde olduğu gibi, ulusal projelerde de, Paleosismoloji araştırması ve Diri Fay parametrelerinin (diri fayın ya da fay zonunun genişliği, uzunluğu, geometrisi, faylanma mekanizması, atım miktarı ve yıllık devinim hızı, yüzey kırığı oluşturup oluşturmadığı, deprem üretip üretmediği, ürettiği ya da üretebileceği depremin büyüklüğü, deprem yinelenme aralığı) kullanımı yasal bazda zorunlu hale getirilmelidir. 5. Neotektonik ve paleosismoloji araştırmalarının öncelikli desteklenmesi ve geliştirilmesine öncelik verilmelidir. Bu amaçla Beş Yıllık Kalkınma Planları ve yıllık yatırım programlarında araştırmacı kurum ve kuruluşlarda depreme yönelik projelerin öncelikli projeler olarak desteklenmesi, bu konuda teknolojik donanımlarının arttırılması, yetişmiş eleman eksikliklerinin giderilmesi gereklidir. Deprem tehlikesinin ortaya konulmasına yönelik olarak DPT tarafından ULUSAL DEPREM ARAŞTIRMA PROGRAMLARI oluşturulmalı ve bu programlarda ülkenin Neotektoniği, paleosismolojisi ve deprem tehlikesini ele alan projeler öncelikle desteklenmelidir. 6. Üniversitelerde Neotektonik ve paleosismoloji konusunda uzman yetiştirmeye ağırlık veren Lisansüstü Eğitim Programları na ağırlık verilmeli ve bu programlar ve konu ile ilgili projeler öncelikle desteklenmelidir. Konuyla ilgili Uygulamalı kurum ve kuruluşlarda, bu programlardan mezun olmuş kişilerin istihdamına öncelik verilmelidir. 41

42 7. Deprem Bilgi Sistemi bir Koordinasyon Kurumu olarak anlaşılmalı, bu konuda mevcut yapıyı daha da karmaşık hale getirebilecek yeni bir kurumsal yapılanmadan kaçınılmalıdır. Buna karşın mevcut kurumsal yapılanmada kurumlararası yetki karmaşası giderilmelidir. Deprem Bilgi Sistemi içerisinde Diri Fay Veri Tabanı yla ilgili olarak, Bayındırlık Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Deprem Araştırma Dairesi, diğer bilimsel araştırma kurumlarından gelen veri tabanını uygulama sürecine aktaran ve uygulama parametrelerini belirleyen bir kurum olarak görev üstlenmeli, bu amaçla diğer kurum ve kuruluşlarla gerekli koordinasyon sistemi oluşturulmalıdır. 8. Deprem tehlikesinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi, daha pratik ve daha kısa sürede gerçekleşebilir olması nedeniyle, Türkiye genelinde değil kentler bazında ele alınmalı ve öncelikle, birinci ve ikinci derece deprem kuşağında bulunan illerden başlamak üzere tüm yerleşkeler ve çevrelerinin 1/ ölçeğinde ayrıntılı Neotektonik Haritaları yapılmalıdır. 9. Türkiye genelinde sismik boşlukların kısa sürede belirlenip, bu bölgelerdeki deprem tehlikesi değerlendirmeleri, uygulamalı Diri Fay ve Paleosismoloji çalışmaları ile ivedi olarak yapılmalıdır. 10. Gerek Deprem Bilgi Sisteminin gerekse onun alt bilgi gruplarını oluşturan diğer veri tabanlarının oluşturulması, denetimi, alt bilgi grupları arasında koordinasyon ve bilgi akışını sağlayıcı ve gerekse deprem konusunda halkın doğru olarak bilgilendirilmesi için, görevi ve yapısı yasayla belirlenmiş bir Deprem Üst Kurulu oluşturulmalı ve bu oluşum sonrasında, deprem konusunda yetkili olmayan kişi ve kuruluşların deprem konusunda spekülasyona yol açacak açıklamalarda bulunmasına izin verilmemelidir. 5. DEPREM TEHLİKESİ ALT KOMİSYONU RAPORU 5.1.Giriş ve Mevcut Durum Deprem tehlikesi, hasar ve can kaybı yaratabilecek büyüklükte bir depremden kaynaklanan yer hareketinin belli bir yerde ve belli bir zaman periyodu içerisinde meydana gelme ihtimali olarak tanımlanır ve deprem nedeni ile hasar, mal ve can kaybı ihtimali olarak tanımlanan, deprem riski 42

43 kavramının önemli bir öğesini oluşturur. Deprem tehlikesi analizlerinin temel sonuçları, belirlenmiş bir bölge için mevcut jeoloji ve depremsellik bilgilerine dayalı olarak, verilen bir dönüş periyodu (veya aşılma olasılığı) için hesaplanan maksimum yer hareketi parametrelerine (maksimum ivme, spektral ivme, şiddet gibi) tekabül eden münhanilerdir. Ülkemizde ilk resmi deprem tehlikesi bölgeleme haritası, 1940 tarihli birinci deprem şartnamesini takiben 1945 yılında hazırlanmış ve küçük değişikliklerle 1947 yılında ikinci deprem şartnamesi ile beraber yayınlanmıştır yılında yayınlanan ikinci resmi deprem tehlikesi bölgeleme haritasında dört tehlike bölgesi belirlenmiştir. Üçüncü resmi deprem tehlikesi bölgeleme haritası 1972 yılında yayınlanmıştır. Bu haritadaki deprem tehlike bölgelerinin belirlenmesinde geçmişte maruz kalınmış maksimum deprem şiddetleri esas kabul edilmiştir yılında yürürlüğe konmuş bulunan ve halen geçerli deprem tehlikesi bölgeleme haritası probabilistik (50 yılda %10 aşılma olasılığı) esaslı 5 adet deprem tehlike bölgesi tanımlamaktadır. Mevcut deprem şartnamesi kapsamında önerilmiş bulunan tasarım ivme spektrumu a-priori olarak dört tehlike bölgesine tekabül eden 0.1g, 0.2g, 0.3g ve 0.4g düzeylerinde dört etkin enbüyük ivme katsayısı ile ölçeklendirilmekte ve ilgili deprem tehlikesi bölgelendirme haritasından bu katsayıları içeren coğrafi bölgeleri sağlamasını beklemektedir. Ancak, değerler, mutlak manada ivme cinsinden ifade edilen yer hareketi parametresine ilişkin tahminler olmayıp, eldeki verilere göre aynı mertebede depreme maruz kalma olasılığına sahip bölgeleri birbirinden ayırtetmektedir. Deprem Bölgeleri Haritası, 1/ ölçekli olarak hazırlanmış, makro-ölçekte tehlikeyi işaret eden bir bölgelendirme haritası olup, mikrotehlike ya da mikrobölgelendirmeyi yansıtan bir harita değildir. Ancak bu harita, 1999 Marmara depremlerini izleyen süreçte, çok kısa sürelerde üretilen çok sayıdaki gerek İmar Planına Esas Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporları gerekse Parsel Bazında Statik Projelerin Hazırlanmasına Esas Teşkil Eden Zemin Etüt Raporları nda mikrotehlike ya da mikrobölglendirme haritasıymış gibi kullanılmakta ve yeralmaktadır. Bu yanlış kullanımların çok daha kötüsünü İllerin Deprem Bölgeleri Haritası şeklinde verilmesi oluşturmaktadır. 43

44 Deprem mühendisliğindeki gelişmeler bu deprem bölgeleme haritasını yetersiz kılmıştır. Haritanın yetersiz kalmasında, haritanın esasını oluşturan üç ana verideki eksiklikler ve son 15 yılda meydana gelen bilimsel gelişmelerin yansıtılması ihtiyacı rol oynamaktadır. Bu temel hususlar ana başlıklar olarak aşağıdaki şekilde sıralanabilir: 1. Deprem Kaynak Bölgelemesinde eksik ve hatalı bilgiler (diri fayların haritaya tam olarak yansıtılamaması, diri fay tiplemelerinin yapılamaması gibi) 2. Kullanılan tarihsel ve aletsel dönem deprem kataloglarındaki eksik ve hatalı bilgiler (100 yıllık katalog kullanılması, tarihsel deprem verilerinin göz önüne alınmaması gibi). 3. Deprem tehlikesi belirlemesinde kullanılan azalım ilişkisilerinin bugün için yetersiz kalması. 4. Deprem tehlikesi belirlemesinde sadece basit Poisson modelinin kullanılmış olması (özellikle kısmen zaman bağımlı karakteristik deprem oluşumlarının yer aldığı Kuzey ve Doğu Anadolu Faylarında bu model yetersiz kalmaktadır) Kısa Vadede Ulaşılması İstenen Durum Ülkemiz için yenilenmekte olan deprem şartnamesi ve geliştirilmekte olan deprem güçlendirme şartnamesi ihtiyaç ve isteklerine cevap verebilecek probabilistik esaslı bir deprem tehlikesi haritasının hazırlanması gerekmektedir. Bu deprem tehlikesi haritası, bir bölgeleme haritası olmayıp, her bir coğrafik konum için deprem tehlikesi parametrelerini değişik aşılma olasılıkları için sağlamalıdır. Probabilistik bir deprem tehlikesi belirlemesi için gerekli araştırma adımları: İlgili bütün jeolojik, sismolojk ve tarihsel verilerin derlenmesi, deprem kaynaklarının ayrılarak bölgelendirilmesi, deprem kaynaklarındaki deprem oluşumlarının modellenmesi, deprem kaynakları için uygun olabilecek deprem yer hareketi parametreleri azalım ilişkilerinin derlenmesi, belirli aşılma olasılıklarına (veya dönüş periyotlarına) tekabül eden deprem yer hareketi parametre dağılımlarının elde edilmesi ve geçerli deprem şartnamesi ile uyumlu deprem tehlikesi bölgelendirme haritalarının elde edilmesi, şeklinde sıralanabilir. Sağlıklı bir uygulama için aşağıdakı unsurlara yer verilmelidir. 44

45 1. Deprem kataloğunun seçiminde çalışmada kullanılacak azalım ilişkisi ve fay yırtılma boyu ilişkisinde kullanılan deprem büyüklüğü tanımı aynı olmalıdır. Deprem katalogları değişik zaman periyotların için homojen değildir. Bu yüzden, bir kaynak bölgesindeki frekansdeprem büyüklüğü bağlantısını belirlemek için küçük depremleri tam olarak içeren kısa süreli yakın bir zaman aralığının ve büyük depremleri tam olarak içeren uzun süreli bir zaman aralığının kullanılması gerekir. 2. Kaynak bölgelemesi için: genel kabuk yapısı; genel tektonik yapı; bölgesel deformasyon şekil ve hızları, GPS ve diğer jeodezik veriler; bölgesel deformasyonu kontrol eden ana fayların özellikleri; bu faylardaki büyük depremlerle ilgili paleo-sismik veriler ve yinelenme periyotları ve neo-tektonik elemanların etkinlik ve yetkinliklerine ilişkin bilgiler kullanılmalıdır. Deprem tehlikesi haritalarının hazırlanmasında diri fay haritaları ve bu haritalarda yansıtılan diri fayların deprem etkinlik düzeylerinin belirlenmesi bu haritaların temel veri tabanını oluşturur. Diri fayların segmentasyon modellerinin, yer değiştirme hızlarının, karakteristik deprem tarihçelerinin ve en büyük deprem potansiyellerinin belirlenmesi gerekir. 3. Deprem oluşumlarının modellenmesinde zaman-bağımsız stokastik modellerin yanı sıra, zaman-bağımlı (hafızalı) modeller kullanılmalıdır. Kuzey Anadolu Fay Hattında yapılmış paleo-sismik etüdler bu gibi fayların çoğunlukla aletsel büyüklükleri dar bir aralık arasında kalan karakteristik depremler ürettiğini ve bu depremlerin yinelenme sürelerinin rassal olmadığını göstermektedir. Bu durum, özellikle Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay hatları ile ilgili deprem tehlikesinin kısmen prediktif olarak belirlenmesi için fay segmentasyonu ve karakteristik deprem modellemelerinin yapılması ve sonuçların zaman-bağımlı (hafızalı) oluşum modelleri ile deprem tehlikesi belirlenmelerine yansıtılmasını gerekli kılmaktadır. 4. Ülkemizdeki sismotektonik bölge ve jeolojik yapıları göz önüne alarak kullanılabilecek kuvvetli yer hareketi azalım ilişkileri belirlenmelidir. 5. Fay yakını bölgeler için spektral şekillerde gerekli değişiklikler belirlenmelidir. 45

46 6. Referans zemin ile diğer zemin tipleri arasındaki spektral düzeltme faktörleri belirlenmelidir. 7. Bir yerdeki deprem tehlikesinin mertebesi deprem oluşumlarındaki büyüklük, zaman ve konuma doğrudan doğruya bağlı olmakla beraber, aynı zamanda bu oluşum parametrelerindeki belirsizliklerin de bir fonksiyonudur. Özellikle düşük aşılma olasılığı seviyelerinde bu belirsizlikler önemli bir etken olarak ortaya çıkmaktadır ve bu depremlerle ilgili kaynak bölgesi, oluşum frekansı, faylanma ve azalım belirsizliklerinin tehlike sonuçlarına yansıtılması gereklidir. Epistemik belirsizliklerin azaltılması için değişik kaynak bölgelemesi modelleri, azalım ilişkileri ve stokastik modeller belirli ağırlıklarla birleştirilerek kullanılmalıdır Öneriler Deprem tehlikesi haritalarının, yakında hazırlanması beklenen performansa göre tasarım esaslı yeni yapı ve mevcut yapıların takviye şartnamelerinin ihtiyaçlarını sağlayacak şekilde, yeniden ele alınarak hazırlanması gerekmektedır. Bu hususta aşağıdaki genel kapsamlı önerilerin yapılması mümkündür. 1. Deprem tehlikesinin belirlenmesinde probabilistik deprem tehlike haritaları, nicelendirilmesinde ise referans zeminde değişik aşılma olasılıklarına (50 yılda %50, %10 ve %2 gibi) karşılık gelen PGA, PGV, SA(0.2s) ve SA(1s) değerleri kullanılmalıdır. Deprem tehlikesi haritası ülkemizde inşa edilecek bina ve mühendislik yapılarının projelendirilmeleri için istenilen performans seviyeleri ile uyumlu minimum deprem tasarım parametrelerini sağlamalıdır. 2. Önemli bina ve mühendislik yapılarının ihale şartnameleri kapsamında özel deprem tehlikesi değerlendirmelerine yer verilmeli ve bu değerlendirmelerin nasıl yapılacağı hususunda bir yönetmelik hazırlanmalıdır. 3. Deprem tehlikesi haritalarının hazırlanması için gerekli bilgi birikimi, tecrübe ve teknoloji ülkemizde mevcuttur. Bu birikimin mobilizasyonu ve uygun şekilde kullanılmasını teminen sürekli bir mekanizma kurulmasının gerekli olduğu kanaatine varmıştır. 46

47 Türkiye Deprem Tehlikesi Haritasının belirlenmesi konusunda sorumlu ve tam yetkili olarak görev yapacak bir Deprem Tehlikesi Belirleme Kurulu nun oluşturulmasını önermektedir. Bu kurul deprem tehlike haritalarının hazırlanması, geliştirilmesi, değiştirilmesi, güncelleştirilmesi, uygulama esaslarının belirlenmesi ve sürdürülebilirliklerinin sağlanması hususlarında yetkili kılınmalıdır Ekler EK DEPREM TEHLİKESİ HARİTALARI Giriş Deprem tehlikesi, hasar ve can kaybı yaratabilecek büyüklükte bir depremden kaynaklanan yer hareketinin belli bir yerde ve belli bir zaman periyodu içerisinde meydana gelme ihtimali olarak tanımlanır ve deprem nedeni ile hasar, mal ve can kaybı ihtimali olarak tanımlanan, deprem riski kavramının önemli bir öğesini oluşturur. Gelecek depremlerin konumu, oluş zamanı, büyüklüğü ve diğer özellikleri belirsizlik arzettiği için deprem tehlikesi tayinlerinde olasılık hesaplarına dayalı tahmin ve kararlar önemli araçlardır. Ülkemiz için yenilenmekte olan deprem şartnamesi ve geliştirilmekte olan deprem güçlendirme şartnamesi ihtiyaç ve isteklerine cevap verebilecek probabilistik esaslı yeni bir deprem tehlikesi bölgelendirme haritasının hazırlanması gerekmektedir. Deprem Tehlike ve Bölgeleme Haritaları Deprem tehlikesi analizlerinin temel sonuçları, belirlenmiş bir bölge için mevcut jeoloji ve depremsellik bilgilerine dayalı olarak, verilen bir dönüş periyodu (veya aşılma olasılığı) için hesaplanan maksimum yer hareketi parametrelerine (maksimum ivme, spektral ivme, şiddet gibi) tekabül eden münhanilerdir. Deterministik yöntemlere nazaran, probabilistik (ihtimal hesaplarına dayalı) deprem tehlikesi analizleri jeolojik, jeofizik, sismolojik ve tarihsel verilerin daha uyuşumlu ve akılcı bir şekilde göz önüne alınmasını sağlar. Genelde, ihtimal hesaplarına dayalı deprem tehlikesi belirlemelerinde kullanılan kuramsal modeller: 1)Jeolojik ve sismolojik verilerden hareketle potansiyel deprem kaynaklarının tanımlanması, 2) Deprem büyüklükleri için ihtimal dağılımının tayini, 47

48 3) Stokastik işlem modellemesi 4) Yer hareketi azalım ilişkilerinin belirlenmesi aşamalarını ihtiva eder. Ülkemizde ilk resmi deprem tehlikesi bölgeleme haritası, 1940 tarihli birinci deprem şartnamesini takiben 1945 yılında hazırlanmış ve küçük değişikliklerle 1947 yılında ikinci deprem şartnamesi ile beraber yayınlanmıştır. Harita ülkemizde meydana gelmiş tarihi depremlerde hasar görmüş yöreleri iki tehlike bölgesi olarak ayırmaktadır. Deprem hasarı beklenmeyen yöreler üçüncü bir bölge olarak nitelendirilmiştir yılında yayınlanan ikinci resmi deprem tehlikesi bölgeleme haritasında dört tehlike bölgesi belirlenmiştir. Bu bölgeler sırasıyla VIII ve daha büyük, VII, VI ve V MSK (Medvedev-Sponeuer-Karnik) deprem şiddeti değerlerine karşı gelmektedir. Daha sonraki tarihlerde, tehlikesiz olarak belirlenmiş bölgelerde meydana gelen depremler ve Avrupa Sismoloji Komisyonu nun 1968 yılındaki tavsiyeleri üzerine üçüncü resmi deprem tehlikesi bölgeleme haritası hazırlanmış ve 1972 yılında yayınlanmıştır. Bu haritadaki deprem tehlike bölgelerinin belirlenmesinde geçmişte maruz kalınmış maksimum deprem şiddetleri esas kabul edilmiş, ancak, sismo-tektonik yapı ve bu şiddetlerle ilgili yinelenme süreleri itibari olarak göz önüne alınmıştır. Harita sırasıyla IX ve daha büyük, VIII, VII, VI ve V şiddetlerine tekabül eden beş tehlike bölgesini kapsamaktadır. Bu tip deterministik deprem tehlikesi haritalarının depremlerin oluşum frekansları (veya dönüş periyotları) ile ilgili bilgileri sağlayamamalarının doğurduğu eksiklikler diğer ülkelerde olduğu gibi 1970 li yıllardan itibaren ülkemizde de hissedilmiş ve bu konuda çalışmalar yapılmıştır. Çok sayıda yerel kapsamlı çalışmaların yanında Hattori (1979) ve Burton ve diğerleri (1984) sadece deprem istatistiklerine dayalı yaklaşımlarla Türkiye'deki deprem tehlikesini probabilistik açıdan belirlenmesi yolunda faaliyet göstermişlerdir. Depremsellik ve neo-tektonik yapının rasyonel bir metodoloji kapsamında beraberce değerlendirildiği genel kapsamlı probabilistik deprem tehlikesi çalışmaları ise Yarar ve diğerleri (1980), Erdik ve Öner (1982), Erdik ve diğerleri (1982, 1985) ve Gülkan ve diğerleri (1993) tarafından gerçekleştirilmiştir. 48

49 1998 yılında yürürlüğe konmuş bulunan ve halen geçerli deprem tehlikesi bölgeleme haritası Gülkan ve diğ. (1993) tarafından hazırlanmış probabilistik tehlike haritasını baz alarak 5 adet deprem deprem tehlike bölgesi tanımlamaktadır. Mevcut deprem şartnamesi kapsamında önerilmiş bulunan tasarım ivme spektrumu a-priori olarak dört tehlike bölgesine tekabül eden 0.1g, 0.2g, 0.3g ve 0.4g düzeylerinde dört etkin enbüyük ivme katsayısı ile ölçeklendirilmekte ve ilgili deprem tehlikesi bölgelendirme haritasından bu katsayıları içeren coğrafi bölgeleri sağlamasını beklemektedir. Birleşmiş Milletler Uluslararası Deprem Zararlarının Azaltılması On-Yılı (IDNDR) etkinlikleri (GSHAP - Global Deprem Tehlikesi Belirlemesi programı kapsamında ve Avrupa Birliği Akdeniz Bölgesi Deprem Tehlikesi Belirlemesi Projesı (SESAME kapsamında Türkiye de yer almış ve enbüyük ivme (PGA) bazlı probabilisik deprem tehlikesi belirlemeleri Poisson Modeline dayalı 50 yılda %10 aşılma olasılığı için uluslararası standartlarla uyumlu ve komşu ülkelerle uyum sağlayacak şekilde belirlenmiştir (Erdik ve diğ., 1999 ve Jimenez ve diğ., 2001). TEFER projesi kapsamında (TEFER, 2000; Bommer, 2002) Türkiye Zorunlu Deprem Sigortası uygulamaları için SESAME projesi deprem kaynak bölgelemesi kullanılarak 50 yılda %10 aşılma olasılığına karşılık gelen PGA ve 0.2s ve 1s periyotlarındaki spektral ivme, SA(0.2s) ve SA(1s), haritaları üretilmiştir. Değerlendirme Günümüzde mevcut metedoloji birikimi ve paket bilgisayar yazılımları (örneğin, NEQRISK: Lee ve Trifunac, 1985; FRISK: McGuire, 1988; SEISRISK III: Bender ve Perkins, 1987; STASHA: Kiremidjian ve diğerleri, 1992, CRISIS2001: M Ordaz ve diğerleri, 2002 ve USGS programları, Frankel ve diğerleri, 1996) göz önüne alındığında probabilistik deprem tehlikesi belirlemelerinin artık akademik niteliğinin azalıp mesleki bir uygulamaya dönüştüğü söylenebilir. Deprem tehlikesi haritalarından geçmiş deprem oluşumlarını yansıttıkları kadar, gelecekte meydana gelecek deprem tehlikelerini de yeterli bir muhafazakârlıkla belirleyebilmeleri beklenir. Bu beklenti özellikle paleo-sismik ve neotektonik verilerin önemini arttırmaktadır. 49

50 Rutin bir probabilistik deprem tehlikesi belirlemesi uygulamasında interdisipliner olarak çalışılması gerekli temel araştırma adımları: İlgili bütün jeolojik, sismolojk ve tarihsel verilerin derlenmesi, deprem kaynaklarının ayrılarak bölgelendirilmesi, deprem kaynaklarındaki deprem oluşumlarının modellenmesi, deprem kaynakları için uygun olabilecek deprem yer hareketi parametreleri azalım ilişkilerinin derlenmesi, belirli aşılma olasılıklarına (veya dönüş periyotlarına) tekabül eden deprem yer hareketi parametre dağılımlarının elde edilmesi ve geçerli deprem şartnamesi ile uyumlu deprem tehlikesi bölgelendirme haritalarının elde edilmesi, şeklinde sıralanabilir. Sağlıklı bir uygulama için özen gösterilmesi gerekli unsurlara aşağıda yer verilmiştir. Sismolojik Veriler Tarihi, makro-sismik ve aletsel deprem verilerinin değerlendirilmesi deprem tehlikesi belirlemelerinin ana unsurunu oluşturur. Bu veriler deprem kaynak bölgelerinin; frekans-aletsel büyüklük, aletsel büyüklük-yırtılma ve azalım ilişkilerinin; enbüyük deprem potansiyelinin; sismik boşluk ve periodisitelerin ve arka plan sismisitesinin belirlenmesinde önem taşır. Dünya çapında ISS (International Seismological Summary), BCIS (Bureau Central International Sismologique), NOAA-USGS (National Oceanographic and Atmospheric Administration - US Geologic Survey), USGS-PDE (United States Geological Survey-Preliminary Determination of Epicenters) ve ISC (International Seismological Centre) bülten ve katalogları Türkiye deki depremleri kapsamaktadır. Türkiye deki deprem kataloglarının büyük bir çoğunluğu bu kaynaklardan derleme niteliğindedir. Ancak kısıtlı sayıda katalogda ilk referanslara inilmiş, mükerrer veriler ayıklanmış, merkezler yeniden değerlendirilmiş, aletsel büyüklükler homojenleştirilmiş ve ulusal kayıt şebekesinden elde edilen bilgiler telif edilmiştir. Deprem tehlikesi açısından önem taşıyan makro-sismik merkez ve diğer verilere ait derlemeler Ambraseys (1988), Eyidoğan ve diğerleri (1991) ve Erdik (1996) tarafından yapılmıştır. Özellikle Ambraseys (1988) ve Ambraseys ve Finkel (1995) tarafından yapılan çalışmalar ülkemizde meydana gelmiş tarihi depremlerle ilgili değerli bigileri sağlamaktadır. Deprem kataloğunun seçiminde çalışmada kullanılacak azalım ilişkisi ve fay yırtılma boyu ilişkisinde kullanılan deprem büyüklüğü tanımı ile katalogda kullanılan tanımın aynı olmasına dikkat edilmelidir. 50

51 Deprem kataloglarında değişik zaman periyotlarında kapsanan depremler her bir deprem büyüklüğü için homojen değildir. Bu yüzden, bir kaynak bölgesindeki frekans-deprem büyüklüğü bağlantısını belirlemek için küçük depremleri tam olarak içeren kısa süreli yakın bir zaman aralığının ve büyük depremleri tam olarak içeren uzun süreli bir zaman aralığının kullanılması gerekir. Bu hususta, deprem oluşumlarının Poisson sürecine uyduğu kabulüyle, Stepp (1973) tarafından önerilmiş homojenleştirme yaklaşımının kullanılması önerilmektedir. Jeo-tektonik Veriler Deprem tehlikesinin belirlenmesinde karşılaşılan en önemli meselelerden biri deprem kaynak bölgelendirmesidir. Deprem kaynakları genellikle jeo-tektonik elemanların özellikleri ile deprem oluşumlarının ve kaynak mekanizmalarının homojenliklerine göre ayrılır. Kaynak bölgelemesi için: genel kabuk yapısı; genel tektonik yapı; bölgesel deformasyon şekil ve hızları, GPS ve diğer jeodezik veriler; bölgesel deformasyonu kontrol eden ana fayların özellikleri; bu faylardaki büyük depremlerle ilgili paleo-sismik veriler ve yinelenme periyotları ve neo-tektonik elemanların etkinlik ve yetkinliklerine ilişkin bilgiler gerekli olmaktadır. Makro-sismik verilere dayalı sismo-tektonik haritalar ve paleosismik veriler fay hatları ile depremler arasındaki ilişkiyi belirleyen en önemli araçtır. Konu ile ilgili güncel bilgi birikimi herhangi bir standart uygulamaya müsaade etmemekte, aksine değişik akılcı kriterlere dayalı olarak bulunacak alternatif kaynak bölgeledirrmelerini teşvik edecek bir mahiyet arzetmektedir. Nitekim birçok ülkede yapılan ulusal nitelikli deprem tehlikesi bölgelendirmeleri değişik yaklaşımlar arasında bir uzlaşımı yansıtmaktadır (Basham ve diğerleri, 1995; Muir-Wood, 1993). Erdik ve diğerleri (1985) tarafından kullanılan deprem kaynak bölgelendirilmesi 14 adet alan tipi kaynağı içermektedir. Kullanılan metodolojiyi Doyuran (1987) ayrıntılı olarak açıklamıştır. Gülkan ve diğerleri (1993) 17 adet alan tipi deprem kaynak bölgesi kullanmıştır. Her iki çalışmada göz önüne alınan bölgelendirme nitelik olarak birbirine benzemektedir. Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay zonları münferit, Marmara ve Ege grabenleri ile Kuzey Doğu Anadolu kırık zonu ise global olarak modellendirilmiştir. Karadeniz ve Anadolu mikro-plakası içinde 51

52 varlığı bilinen bazı faylar ve deprem oluşumları her iki çalışmada da münferit küçük kaynak bölgeleri olarak (örneğin Bartın ve Kırşehir) değerlendirilmiştir. Bu kaynaklar nihai tehlike haritalarında anomaliler halinde açığa çıkmaktadır. Dünyanın değişik yerlerindeki mikro-plakalar (Anadolu gibi) içinde çok sayıda küçük fayların ve kırık zonlarının yer aldığı bilinmektedir. Bu mikroplakalar içinde yer alan depremlerin faylarla ilişkisi ancak yırtılma ve diğer makro-sismik verileri sağlayan ender sayıda büyük depremler için mümkün olmaktadır. Çok yoğun olarak incelenmiş yörelerde bile fay hatları ile ilişkisi ancak olaydan sonra kurulabilen büyük depremlerin (1994 Northridge gibi) meydana geldiği bir vakıadır. Bu durumda sadece son yüzyılda oluşmuş deprem-fay ilişkileri göz önüne alınarak mikro-plaka içi kaynakların ayrılması gerçekçi olmamaktadır. Mikro-plaka içlerinin belirli bir muhafazakarlıkla bulunacak arka-plan depremselliğini yansıtacak şekilde global olarak bölgelendirilmesi akılcı bir yaklaşımdır. Deprem tehlikesi haritaların hazırlanmasında diri fay haritaları ve bu haritalarda yansıtılan diri fayların deprem etkinlik düzeylerinin belirlenmesi bu haritaların temel veri tabanını oluşturur. Diri fayların segmentasyon modellerinin, yer değiştirme hızlarının, karakteristik deprem tarihçelerinin ve en büyük deprem potansiyellerinin beirlenmesi gerekir. Deprem Oluşumu Modelleri Gelecekteki depremlerin konum, büyüklük ve oluş zamanlarında belirsizlikler mevcuttur. Deprem oluşumlarını modellemede kullanılan stokastik modeller bu belirsizliği yansıtır. Deprem tehlikesi hesaplarında kullanılan deprem oluşum modelleri: probabilistik (hafızalı veya hafızasız), deterministik ve prediktif olmak üzere üç grupta toplanabilir. En yaygın olarak kullanılan probabilistik model basit Poisson Modelidir. Bu model deprem oluşumlarının hafızasız olduğunu ve bir kaynak bölgesi içinde depremlerin gerek konum ve gerekse zaman açısından birbirinden bağımsız olarak meydana geldiğini kabul eder. Zaman-bağımsız modellerden birisi de jeolojik bilgilerdeki belirsizliğin ağırlık faktörleri ile değerlendirildiği Bayes modelidir. Zaman-bağımlı (hafızalı) modeller zaman-tahminli, kayma-tahminli modeller ve semi-markov modelleridir. Bu hafızalı modellerden en yaygın 52

53 olarak kullanılanı karakteristik deprem modelidir (Youngs ve Coppersmith, 1985). Bu modeller ancak üzerinde çok çalışılmış fay hatları (San Andreas Fayı gibi) ve sadece karakteristik depremlerden kaynaklanacak deprem tehlikesi için geçerli olmakta ve fay segmentasyonu ve yinelenme sürelerinden kaynaklanan belirsizlikler bu modellerin Poisson modelinin yerini almasına müsaade etmemektedir. Diğer taraftan, Poison modeli her durumda diğer modellere nazaran daha emniyetli tarafta (konservatif) deprem tehlikesi sonuçları doğurmaktadır (Jordanovski ve Todorovska, 1995). Şimdiye kadar ülkemiz için geliştirilmiş tüm probabilistik deprem tehkikesi çalışmalarında basit Poisson Modeli kullanılmıştır. Gutenberg-Richter (Richter, 1958) tarafından bulunmuş frekansdeprem büyüklüğü bağıntısı (log N(M)=a+bM) deprem oluşumu modellendirmelerinin temelini teşkil eder. Burada N, verilen bir bölge ve zaman periyodu için, aletsel büyüklüğü M veya daha fazla olan depremlerin sayısını a ve b ise regresyon katsayılarını göstermektedir. Regresyon analizi için yaygın olarak enbüyük olabilirlik (maximum likelihood) Weicherd (1980) metodu kullanılmaktadır. Deprem katalogları kaynak bölgeleri içindeki frekans-büyüklük ilişkilerinin hesaplanmasında kullanılır. Ancak, Poisson modelinin kullanıldığı durumlarda, deprem oluşumları bağımsız kabul edildiği için, deprem kataloglarının artçı şok ve deprem fırtınaları gibi deterministik unsurlardan arındırılması gerekir. Özellikle San Andreas ve kısmen Kuzey Anadolu Fay Hattında yapılmış paleo-sismik etüdler bu fayların çoğunlukla aletsel büyüklükleri dar bir aralık arasında kalan karakteristik depremler ürettiğini ve bu depremlerin yinelenme sürelerinin rassal olmadığını göstermektedir. Schwartz ve Coppersmith (1984) tarafìndan önerilen karakteristik deprem modeli California, Mexico ve Japonya da başarı ile uygulanmaktadır. Büyük fay hatlarındaki karakteristik depremlerin aletsel büyüklük ve yırtılma boylarının tayini: fay uzunluğu, uzun vadedeki kayma hızı, en yakın tarihli karakteristik depremdeki atım ve geçmiş karaktersitik depremlerin oluş tarihleri gibi verilere dayanarak yapılmaktadır. Karakteristik depremler, Gutenberg-Richter frekans-deprem büyüklüğü bağıntısına dayalı olarak (küçük depremlerden extrapolasyonla) bulunandan daha fazla sıklıkta meydana gelmekte ve frekans-büyüklük ilişkilerinin bu noktada yükseltilmesini gerekmektedir. Konu ile ilgili güncel 53

54 bilgi düzeyi orta ve küçük aletsel büyüklüğü olan depremler ve büyük kaynak bölgeleri için Poisson modelinin gerçekçi sonuçlar sağladığını, ancak uzun fay hatları üzerinde yer alan büyük depremlerin modellenmesi için semi-markov ve karakteristik deprem oluşumu modellemelerinin daha uygun olduğunu göstermektedir. Nitekim Stein ve Barka (1995) tarafından yapılmış çalışmalar Kuzey Anadolu Fay hattında meydana gelmiş olan her 10 depremden 9 tanesinin bir önceki deprem nedeni ile yırtılmaya hazır duruma geldiğini göstermektedir. Bu tetikleme olayı, büyük bir deprem sonrasında diğer fay parçalarındaki deprem olma olasılığının arttığını ve hafızasız Poisson tipi stokastik modellerin geçersizliğini göstermektedir. Bu durumda, özellikle Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay hatları ile ilgili deprem tehlikesinin kısmen prediktif olarak belirlenmesi için karakteristik depremlerle ilgili ölçme ve çalışmalar yapılması ve eldeki sonuçların deprem tehlikesi belirlenmelerine yansıtılması gerekli olmaktadır. Türkiye de karakteristik deprem oluşumuna dayalı yinelenme (renewal) stokastik modelinin kullanıldığı çalışmalar Marmara bölgesi ile kısıtlı kalmıştır (Atakan ve diğ. 2003; Erdik ve diğ. 2004). Azalım İlişkileri Deprem şartnamesi isteklerine uygun olarak geliştirilecek bir deprem tehlikesi bölgelendirme haritasının şartnamede kullanılan deprem tasarım spektrumunun belirlenmesinde kullanılacak parametreyi veya parametreleri sağlaması gerekir. Deprem tehlikesi belirlemelerinde en yaygın olarak kullanılan tek belirleyici (PGA) olarak kısaltacağımız en büyük yatay yer ivmesidir. PGA değerinin kullanılmasındaki en önemli gerekçelerden biri deprem şartnamelerinde önerilen tasarım spektrum şekillerinin PGA (veya etkin ivme gibi PGA ile ilişkililendirilebilinen parametreler) ile ölçeklendirilebilmesidir. Şimdiye kadar gerçekleştirilmiş probabilistik, genel kapsamlı deprem tehlikesi çalışmalarında PGA değerinin bulunması hedeflenmiş ve bu amaçla ampirik azalım ilişkileri kullanılmıştır. Boğaziçi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı tarafından 1997 yılı sonrasında gerçekleştirilmiş olan deprem tehlikesi çalışmalarında yer hareketi parametreleri PGA, SA(0.2s) ve SA(1s) olarak ve yumuşak kaya zemin (referans zemin) için belirlenmiştir (NEHRP B/C sınırı). Azalım 54

55 ilişkisi olarakta Boore ve diğ. (1997), Campbell (1997) ve Sadigh ve diğ. (1997) çalışmaları epistemik belirsizliğin azaltılması için değişik ağırlıklarla kullanılmıştır. Esasen California bölgesi için üretilmiş olan bu azalım ilişkileri USGS tarafından yapılan çalışmalarda da kullanılmıştır. Ülkemizde elde edilmiş kuvvetli yer hareketi kayıtları kullanılarak geliştirilmiş azalım ilişkileri mevcuttur (Gülkan ve Akkar, 2003 Özbey ve diğerleri, 2004). Çoğunluğu Marmara bölgesinde 1999 yılında elde edilmiş verilere dayalı bu azalım ilişkileri 1999 Kocaeli depreminde kaynaklanan sebepler nedeni ile diğer kovansiyonel azalım ilişkilerinin çok altında deprem tehlikesi belirlemektedir. Bu fark California ve Türkiye arasındaki tektonik ve jeolojik farktan ziyade azalım ilişkisinin tek bir depreme bağlı olmasından kaynaklanmaktadır. Gelecekte oluşacak depremlerin 1999 Kocaeli depremi gibi düşük seviyede yüksek frekanslı yer hareketleri doğurma ihtimali hakkında bilgimiz bulunmamaktadır. Bu açıdan 1999 Kocaeli depremi ağırlıklı yerel azalım ilişkisinin kullanılması yerine batı ABD ve dünya depremlerine dayalı ilişkilerin kullanılması tercih edilmiştir. Fiziksel Belirsizlikler Bir yerdeki deprem tehlikesinin mertebesi deprem oluşumlarındaki büyüklük, zaman ve konuma doğrudan doğruya bağlı olmakla beraber, aynı zamanda bu oluşum parametrelerindeki belirsizliklerin de bir fonksiyonudur. Özellikle düşük aşılma olasılığı seviyelerinde bu belirsizlikler önemli bir etken olarak ortaya çıkmaktadır ve bu depremlerle ilgili kaynak bölgesi, oluşum frekansı, faylanma ve azalım belirsizliklerinin tehlike sonuçlarına yansıtılması gerekli olmaktadır. Belirli bir büyüklük ve mesafede oluşan depremlerin yaratacağı ivmelerin log-normal bir dağılımı olduğu ve standart sapmalarının deprem büyüklük ve odak mesafesinden bağımsız olduğu kabul edilmektedir. Tabii logaritma kullanıldığı zaman standart sapma arasında değişmektedir. Bu durumda bir standart sapma sınırı ortalama (median) ivmenin katı olmaktadır. Bu dağılım yayılma hattı, zemin ve topoğrafya farklılıklarıyla depremler arası farklılıktan kaynaklanmaktadır. Sadece depremler arası farklılaşma 1.35 seviyesinde ve indirgenemeyen bir standart sapma faktörü doğurmaktadır. Probabilistik deprem tehlikesi hesaplarında azalım ilişkilerindeki bu dağılımın göz önüne alınması 55

56 enbüyük ivmeleri arttırmaktadır. 475 yıllık bir yinelenme süresi ve 0.5 değerinde bir standart sapma için bu artım, kaynak geometrisine bağlı olarak, %10 - %30 arasında değişmektedir. Bir kaynak bölgesinde yer alan bir deprem merkezinin konumu sabit olarak alınmayıp bu nokta etrafında normal bir dağılımı olduğu kabul edilmektedir. Bu normal dağılımın standart sapması ortalama kaynak bölgesi genişliğinin %25 i kadar alınmaktadır. Normal dağılım kabulüyle sismisite kaynak sınırında ani olmayan, yumuşak bir şekilde değişmektedir. Kaynak bölgelerinin konumlarında normal bir dağılım olduğu kabulüyle elde edilen en büyük ivmeler, büyük yinelenme süreleri için, kaynak bölgesinin içlerinde azalmakta ancak dışındaki konumlarda bir miktar artmaktadır. Bu değişiklik 475 yıl ve daha az yinelenme süreleri için tamamen önemsiz düzeylerdedir. Kaynak bölgesi sınırlarındaki belirsizlikleri tehlike haritasına yansıtmanın en geçerli yolu değişik guruplar tarafından veya metodoloji ile hazırlanmış alternatif deprem kaynak bölgelendirmeleri için hesaplanacak deprem tehlikeleri arasında yeterli muhafazakarlıkta bir uzlaşmanın sağlanmasıdır. Referanslar ATC (1978). Applied Technology Council, Tentative Provisions for the Development of Seismic Regulations for Buildings, ATC-3-06, Berkeley, CA., USA. Aki, K and K. Irikura (1991), Characterization and Mapping of Earthquake Shaking for Seismic Zonation, Proc. Fourth Int. Conf. on Seismic Zonation, v.1 pp Alsan, E., Tezuçan, L. and Bath, M., An Earthquake Catalogue for Turkey for Interval Kandilli Observatory, Istanbul and Seismological Institute, Uppsala. Algermissen, S.T., Perkins, D.M., Isherwood, W., Gordon D., Reagor, G. and Howard, C., UNESCO Survey of the Seismicity-Seismic Risk Evaluation of the Balkan Region. U.S. Geological Survey, Golden, Colo., 32 pp. Algermissen,S.T. ve D.M.Perkins (1976), A Probabilistic Estimate of Maximum Acceleration in Rock in the Contiguous United States, US Geological Survey Open File Report Algermissen, S.T. ve E.V. Leyemdecker (1992), A Technique for Uniform Hazard Spectra Estimation in the US, Proc. 10th WCEE, Madrid, v.1, pp Ambraseys, N.(1988), Engineering Seismology, Jour. Earthq. Eng. & Struct. Dyn., v.17, pp Ambraseys, N.N., Some characteristic features of the Anatolian fault zone. Tectonophysics, 9:

57 Ambraseys, N.N., On the value of historical records of earthquakes. Nature, 232: Ambraseys,N. and J.Bommer (1991), The Attenuation of Ground Accelerations in Europe, Earthq. Eng. & Struct. Dyn., v.20, pp Ambraseys,N. and C.Finkel (1991), Long Term Seismicity of Istanbul and the Marmara Sea Region, Terra, v.3, pp , Oxford. Ambraseys,N. and C.Finkel (1995), The Seismicity of Turkey and Adjacent Areas, EREN Publications, İstanbul. Atakan,K., A.Ojeda, M.Meghraoui, A.Barka, M.Erdik, and A.Bodare (2002), Seismic Hazard in Istanbul following the 17 August 1999 İzmit and 12 November 1999 Düzce Earthquakes, Bulletin of the Seismological Society of America, Volume 92, Number 1, February Basham,P.W., J.Adams, D.H.Weichert ve S.Halchuk (1995), Forth Generation Seismic Hazard Maps for Canada, Proc. 11th Course on Active Faulting Studies for Seismic Hazard Assessment, Int.School of Solid Earth Geophysics, Erice, Italya, 27 Eylül-5 Ekim Bath, M., Seismic risk in Turkey; a preliminary approach. Tectonophysics, 54: T9-T16. Bendimerad, F.(1995), Engineering Requirements for Seismic Hazard Assessment, Proc. 11th Course on Active Faulting Studies for Seismic Hazard Assessment, Int.School of Solid Earth Geophysics, Erice, Italya, 27 Eylül-5 Ekim Bender, B. (1984), Seismic Hazard Estimation Using a Finite-Fault Rupture Model, Bull.Seism.Soc.Am., v.74, pp Bender, B. (1984), Incorporating Acceleration Variability into Seismic Hazard Analysis, Bull.Seism.Soc.Am., v.74, pp Bender, B. (1986), Modeling Source Zone Boundary Undcertainty in Seismic Hazard Analysis, Bull.Seism.Soc.Am., v.76, pp Bender, B. ve D.M.Perkins (1993), Treatment of Parameter Uncertainty and Variability for a Single Seismic Hazard Map, Earthquake Spectra, v.9, pp Boore,D.M and W.B.Joyner (1994), Prediction of Ground Motion in North America, in Proc. Seminar on New Developments in Earthquake Ground Motion Estimation and Implications for Engineering Design Practice, ATC-35-1 Boore, D. M., W. B. Joyner ve T. E. Fumal (1997), Equations for Estimating Horizontal Response Spectra and Peak Acceleration from Western North American Earthquakes: A Summery of Recent Work, Seismological Research Letters, v.68, No: 1, Borcherdt, R.D., and J.F.Gibbs (1976), Effects of Local Geological Conditions in the San Francisco Bay Region on Ground Motions and the Intensities of the 1906 Earthquake, Bull.Seis.Soc.Am., v.66, pp Borcherdt, R.D. (1994), New Developments in Estimating Site effects on Ground Motion, in Proc. Seminar on New Developments in EarthquakeGround Motion Estimation and Implications for Engineering Design Practice, ATC

58 Bommer, J., R.Spence, M.Erdik, S.Tabuchi, N.Aydinoglu, E.Booth, D.delRe, O.Peterken (2002), Development of an Earthquake Loss Model for Turkish Catastrophe Insurance, Journal of Seismology, 6: Burton,P.W, R.W.McGonigle, R.W.Macropoulos and S.B.Üçer (1984), Seismic Risk in Turkey, the Aegean, and the Eastern Mediterranean: the occurrence of large magnitude earthquakes, Geophys.J.R.Astr.Soc. 78, Campbell, K.W., Near source attenuation of peak horizontal acceleration. Bull. Seismol. Soc. Am., 71: Campbell, K.W. and Y.Bozorognia (1994), Near-Source Attenuation of Peak Horizontal Acceleration from Worldwide Accelerogram Recorded from 1957 to 1993, 5th US National Conf. on Earthq. Engrg., Chicago Campbell, K. W. (1997) Empirical Near-Source Attenuation Relationships for Horizontal and Vertical Components of Peak Ground Acceleration, Peak Ground Velocity, and Pseudo-Absolute Acceleration Response Spectra, Seismological Research Letters, 68 (1): Cornell, A (1968), Engineering seismic Risk Analysis, Bull. Seism. Soc. Am. 58: Doyuran, V. (1987), Seismic Source Regionalization, in Strong Ground Motion Seismology, ed.by M.Erdik, M.N.Toksöz, Reidel, pp Erdik, M. and Oner, S., A rational approach for the probabilistic assessment of the seismic risk associated with the North Anatolian Fault. In: A. Işıkara and Vogel (Editors), Multi-disciplinary Approach to Earthquake Prediction. Vieweg, Brauschweig-Wiesbaden, pp Erdik, M., Doyuran, V., Yücemen, S., Gülkan, P. and Akkaş, N., A probabilistic assessment of the seismic hazard in Turkey for long return periods. Proc. 3rd Int. Earthquake Microzonation Conf., Seattle, Wash, pp Erdik,M., V. Doyuran, N. Akkaÿ and P. Gülkan (1985), A Probabilistic Assessment of the Seismic Hazard in Turkey, Tectonophysics, 117: Erdik, M. (1987), Site Response Analysis, in Strong Motion Seismology, D.Reidel Publishing Co., Dordrect. Erdik, M. ve A.Barka (1993), Seismic Hazard Asssessment in Turkey, Proc.11th Course: Active Faulting Studies for Seismic Hazard Assessment, Int. School of Solid Earth Geophysics, Italy Erdik, M. (1994), Developing a Comprehensive Earthquake Disaster Masterplan for Istanbul, in Issues in Urban Earthquake Risk, Ed.by B.Tucker, M.Erdik, Kluwer Acad. Publ. Erdik, M. (1995), Development on Empirical Assessment of the Effects of Surface Geology on Strong Ground Motion (Invited Special Theme Paper), pp , Proc.10th European Conference on Earthquake Engineering, Balkema, Rotterdam, 1995 Erdik, M. (1996), Natural Hazards and Vulnerabilities in Turkey, Report prepared for Oxford Center for Disaster Studies, Oxford, England. 58

59 Erdik, M., Y.Alpay Biro, T.Onur, K.Sesetyan, and G.Birgören, (1999). Assessment of earthquake hazard in Turkey and neighbouring regions. Annali di Geofisica, Vol.42, N0.6, Erdik,M., M.B. Demircioglu, K. Sesetyan, E. Durukal and B. Siyahi, (2004), Earthquake Hazard in Marmara Region, Soil Dynamics and Earthquake Engineering (to be printed). Frankel, A., Mueller, C., Barnhard, T., Perkins, D., Leyendecker, E. V., Dickman, N., Hanson, S. and M. Hopper, National Seismic-Hazard Maps: Documentation June 1996, USGS Open-File Report : United States Geological Survey. Giardini, D. and P. Basham (1993): The Global Seismic Hazard Assessment Program (GSHAP), Ann. di Geofisica, 36, 3-14 Gülkan,P., A.Koçyiğit, M.S.Yücemen, V.Doyuran and N.Başöz (1993), A Seismic Zones Map of Turkey Derived from Recent Data (in Turkish), Middle East Technical University, Earthquake Engineering Research Center, Report No:93-01, Ankara. Gulkan, P. and E.Kalkan (2002), Attenuation modeling of recent earthquakes in Turkey, Journal of Seismology 6: , Gençoğlu, S. and Tabban, A., Unpublished Earthquake Catalogue Compilations for Turkey. Earthquake Research Division of the Ministry of Reconstruction and Resettlement, Ankara. Gençoğlu, S. and E. Ayhan (1974), İzmit İli Mikrobölgelendirme Etüdünde Yapılan Mikrotremor Çalışması (Microtremor Investigations Conducted in Microzonation of İzmit), Deprem Araştırma Enstitüsü Bülteni, v.5, pp.28-51, Ankara, Türkiye. Hattori, S., Seismic risk maps in the world, 11. Bull. Int. Inst. Seismol. Earthquake Eng., 17: IAEE (1992), Earthquake Resistant Regulations: A World List, International Association for Earthquake Engineering, Tokyo, Japan. Jimenez, M., D.Giardini, G.Grunthal, M.Erdik, M.Garcia-Fernandez, J.Lapajne, K.Makropoulos, R.Musson, Ch. Papaioannou, A.Rebez, S.Riad, S.Sellami, A.Shapira, D.Slejko, T. van Eck, A.El Sayed (2001), Unified Seismic Hazard Modeling Throughout The Mediterranean Region, Bolletino di Geofisica Teorica ed Applicata, 42: pp.3-18, Mar-June Jordanowski,L.R. ve M.I.Todorovska (1995), Earthquake Source Parameters for Seismic Hazard Assessment: How to Obtain them from Geologic Data, Historic Seismicity and Relative Plate Motions, Proc. 10th ECEE, pp Joyner, N.B. and Boore D.M., Peak horizontal acceleration and velocity from strong-motion records from the 1979 Imperial Valley, California Earthquake. Bull. Seismol. Soc. Am., 71: Joyner,W.B. and T.E.Fumal (1985), Predictive Mapping of Earthquake Ground Motion, in Evaluating Earthquake Hazards in the Los Angeles Region, pp , USGS Professional Paper No:1360, US Government Printing Office, Washington. 59

60 Joyner,W.B. ve D.M.Boore (1988), Measurement, Characterization and Prediction of Strong Ground Motion, in Poc. Conf. On Earthq. Engrg. and Soil Dyn. II, GT Div., ASCE, Park City, Utah. Kiremidjian,A.S., C.Mortgat ve H.Shah (1992), Stanford Seismic Hazard Analysis-STASHA, The John Blume Earthq. Engrg. Ctr., Stanford Univ., Stanford, CA. Leyendecker E.V., A.D. Frankel, and K.S. Ruskstales (2000), Seismic design parameters for use with the 2000 International building code, 2000 International Residental Code, 1997 NEHRP Seismic Design Provision and 1997 NEHRP Rehabilitation Guidelines, Earthquake Spectra. McGuire, R.K. (1993), Computations of Seismic Hazard, Annali di Geofisica, v.36, pp McGuire, R.K. (1995), Characterizing Active Faults as Input to Seismic Hazard Studies, Proc. 11th Course on Active Faulting Studies for Seismic Hazard Assessment, Int.School of Solid Earth Geophysics, Erice, Italya, 27 Eylül-5 Ekim Muir-Wood, R.(1993), From Global Seismotectonics to Global Seıismic Hazard. Annali di Geofisica, v.36, pp NEHRP (1997), Recommended Provisions For Seismic Regulations For New Buildings and Other Structures, FEMA-303, Prepared by the Building Seismic Safety Council for the Federal Emergency Management Agency, Washington, DC. Naeim, F. ve J.C.Anderson (1993), Classification and Evaluatıon of Earthquake Records for Design, the 1993 NEHRP Professional Fellowship Report, EERI, San Francisco. Özbey, C., A. Sari, L. Manuel, M. Erdik, Y. Fahjan (2004), An Empirical Attenuation Relationship for Northwestern Turkey Ground Motion Using A Random Effects Approach, Soil Dynamics and Earthquake Engineering Rinne, E.E. (1994) Development of New Site-Coefficients for Building Codes, Proc. 5th US Nat'l.Conf.Earthq.Engrg. v.3, pp.69-76, EERI, San Francisco. Sadigh K, Chang CY, Egan JA, Makdisi F, Youngs RR (1997), Attenuation Relationships for Shallow Crustal Earthquakes Based on California Strong Motion Data, Seismological Research Letters, 68 (1): Schnabel, P.B. and Seed, H.B., Accelerations in rock for earthquakes in the Western United States. Bull. Seismol. Soc. Am., 63: Seed, H.B., Ugas, C., and J Lysmer (1976). Site Dependent Spectra for Earthquake Resistant Design, Bull. Seism. Soc. Am., 66, Spudich, P., J. B. Fletcher, M. Hellweg, J, Boatwright, C. Sullivan, W. B. Joyner, T. C. Hanks, D. M. Boore, A. McGarr, L. M. Baker, and A.G.Lindh, SEA96- A New Predictive Relation for Earthquake Ground Motions in Extensional Tectonic Regimes, Seismological Research Letters, 68, pp , Stein, R.S. ve A.A.Barka (1995), Stress Triggering of Progressive Earthquake Failure on the North Anatolian Fault, Turkey, Since 1939: Implications for the Interaction of Faults and the Forecast of Hazard, Proc.11th Course: Active Faulting Studies for Seismic Hazard Assessment, Int. School of Solid Earth Geophysics, Italy 60

61 Stepp, J.C., Analysis of completeness of the earthquake sample in the Puget Sound area. In: S.T. Handing (Editor), Contributions to Seismic Zoning. NOAA Tech. Rep. ERL 267-ESL 30, U.S. Dep. of Commerce. TEFER (2000), Earthquake Hazard Modeling for Improvement of Natural Hazard Insurance and Disaster Funding Strategy, Report prepared for General Directorate of Insurance-Ministry of Treasury by Bogazici University, Istanbul Tucker, B., M.Erdik and C.Hwang (1994), Issues in Urban Earthquake Risk, Kluwer Academic Publishers, Dordrect. UNDP/UNESCO (1974), Report on the Seminar on Microzoning and Third Meeting of the Working Group on Microzoning, (UNDP/UNESCO Regional European Project on the Seismicity of the Balkan Region), Ankara, Türkiye. Üçer, B., Ayhan, E. and Alsan, E., Turkiye'nin Deprem Bolgelerinin belirlenmesinde Bazı Istatistiki Yontemler. Deprem Arastırma Enst. Bült. (Bull. Earthquake Res. Inst.), 5(18): Youngs, R.R. ve K.J.Coppersmıth (1985), Implications of Fault Slip Rates and Earthquake Recurrence Models to Probabilistic Seismic Hazard Estimates, Bull. Seism. Soc. Am., v.75, pp Weichert, D.H. (1980), Estimation of the Earthquake Recurrence Parameters for Unequal Observation Periods for Different Magnitudes, Bull.Seism.Soc.Am., 70, Yarar, R., Ergünay, O., Erdik, M. and Gülkan, P., A preliminary probabilistic assessment of the seismic hazard in Turkey. Proc. 7th World Conf. Earthquake Eng., Istanbul, pp Yarar, R., Ergünay, O., Erdik, M. and Eren, K., Attenuation of Intensities in Turkey. Proc. 8th WCEE, San Francisco, Calif., pp

62 EK DEPREM BÖLGELERİ HARİTASI En Son Verilere Göre Hazırlanan Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası, ülkedeki deprem sorununu yanıt vermede yetersiz kalmıştır. Bir başka deyişle bu tür harita ve yönetmeliklerin değişim nedenleri, sözkonusu harita ve yönetmeliklerin depremlerde meydana gelen zararları tam olarak yansıtmaması ve çelişkiler yaratmasından ileri gelmektedir. Diğer bir deyişle öngörülmeyen yerlerde yıkıcı depremlerin meydana gelmesidir. Haritanın yetersiz kalmasında, haritanın esasını oluşturan aşağıdaki temel eksiklikler rol oynamıştır. 1. Deprem Kaynak Bölgeleri ayrımı nda yapılan eksik ve hatalı bilgiler (diri fayların haritaya tam olarak yansıtılamaması, diri fay-deprem üreten diri fay ayrımının tam olarak yapılamaması gibi) 2. Kullanılan tarihsel ve aletsel dönem deprem kataloglarındaki eksik ve hatalı bilgiler (100 yıllık katalog kullanılması, tarihsel deprem verilerinin haritada yeralmaması, büyüklüğü 7.0 ve daha büyük depremlerin tekrarlanma aralıklarının yıl ve daha büyük olmasının gözardı edilmesi, birkaç bin yıl tekrarlanma aralıklarına sahip ve bu periyodu doldurmak üzere olan uzun fayların ihmal edilmesi gibi) 3. Kullanılan Azalım ilişkisi modelinde sert zeminde hissedilmesi beklenilen ortalama etkiler dikkate alınmış, yerel zemin koşulları tamamen ihmal edilmiştir. 4. Deprem Bölgeleri Haritası, 1/ ölçekli olarak hazırlanmış, makro-ölçekte tehlikeyi işaret eden bir bölgelendirme haritası olup, mikrotehlike ya da mikro-bölgelendirmeyi yansıtan bir harita değildir. Ancak bu harita, 1999 Marmara depremlerini izleyen süreçte, çok kısa sürelerde üretilen çok sayıdaki gerek İmar Planına Esas Jeolojik- Jeoteknik Etüt Raporları gerekse Parsel Bazında Statik Projelerin Hazırlanmasına Esas Teşkil Eden Zemin Etüt Raporları nda mikrotehlike ya da mikrobölgelendirme haritasıymış gibi kullanılmakta ve yeralmaktadır. Bu yanlış kullanımların çok daha kötüsünü İllerin Deprem Bölgeleri Haritası şeklinde verilmesi oluşturmaktadır. 5. Bu yanlış kullanıma, Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Deprem Araştırma 62

63 Dairesi Başkanlığı nın web sayfasında (www.deprem.gov.tr), Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası ndaki illerin üzerine mouse ile tıklayarak, istenilen ilin ya da illerin deprem bölgesi haritasıymış gibi gerçek ölçeğinden çok daha büyük ölçeğe büyütülerek abartılması neden olmaktadır. Aşağıda ayrıntılı bir biçimde açıklandığı gibi, bu tür yanlış kullanımlar, gerek bilimsel ve gerekse etik açıdan uygulamada birçok sakıncalara neden olmaktadır: 1. 1/ ölçekli Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası ndan herhangi bir ilin bulunduğu alan büyütüldüğü zaman, yukarıda açıklandığı gibi, zaten eksik verilerle hazırlanmış olan sözkonusu haritada, sağlam zeminler üzerindeki beklenilen ortalama etkiler dikkate alınarak belirlenen azalım ilişkisine göre elde edilmiş farklı deprem bölgelerini ayıran hayali-tehlike çizgileri, sanki bir yapısal süreksizlik (fay, kıvrım, tabakalanma vs.) ya da farklı yerel zemin koşullarını ayıran bir dokanakmış gibi algılanmaktadır. 2. Bu abartılmış hayali çizgiler, illere göre verilen deprem bölgeleri haritasında, aynı ile bağlı farklı ilçeler arasında gerçek bir tehlike sınırıymış gibi kabul görmektedir. 3. Uygulamada ölçek kavramının yeterince anlaşılamaması yüzünden, bu tür yapısal süreksizlikler ya da çizgisellikler (hayali çizgiler), aynı ile bağlı farklı ilçelerin tehlike derecesini değiştirdiği için, İller Bankası ndan alacakları payların da yanlış şekilde alınmasına neden olabilmektedir. 4. Daha da önemlisi bu tür hayali çizgileri esas alarak yapılan il ve ilçelerdeki tehlike bölgelendirmeleri, kişilerin deprem sigortası adıyla ödedikleri primlerin de yanlış şekilde düzenlenmesine neden olmaktadır. 5. İl ve ilçeler arasındaki bu tür hayali-tehlike çizgilerini esas alarak tehlikesiz bölgedeymiş (Deprem Bölgeleri Haritası, Tuzgölü fayı üzerinde yeralan Aksaray, Ş.Koçhisar, Bor; Ecemiş Fayı üzerinde yeralan Kayseri, Niğde, İçel, Sivas gibi il ve bağlı ilçelerin gerçek tehlike derecelerini yansıtmamaktadır) gibi düşük prim ödeyenlerin 63

64 gerçekte büyük bir deprem oluştuğu zaman (örneğin 1938 Kırşehir- Keskin depremi meydana gelmeseydi, o bölge 4. ya da 5. derece deprem bölgesinde yer alacaktı.) karşılaşacakları can ve ekonomik kayıplar, deprem sigortasından yeterli tazminat alamama gibi durumlar nasıl açıklanabilecek ya da nasıl çözümlenebilecektir? 6. İller ve ilçeler arasında yaratılan bu tür gerçek dışı hayali-tehlike çizgileri, gerçekte tehlikeli bölgede bulunan ancak haritaya göre tehlikesiz bölgede bulunduğunu düşünen, ya da gerçekte tehlikesiz bölgede bulunan ancak haritaya göre tehlikeli bölgede bulunduğunu düşünen bölge sakinlerinin moral durumlarını nasıl bir şekilde etkileyecektir? 7. İl ve ilçeler arasındaki bu tür gerçekdışı hayali-tehlike çizgileri, arazi ve rant spekülasyonlarına neden olabilmektedir. 8. İl ve ilçeler arasındaki bu tür gerçekdışı hayali-tehlike çizgileri, büyük mühendislik projelerindeki yatırımları olumsuz yönde etkilemektedir (örneğin Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası na göre 1.Derece Deprem Tehlikesi Bölgesi nde gösterilen Menderes Masifi üzerinde yapılan yatırımlar, gerçek maliyetlerinin çok çok üstünde gerçekleşmektedir. Eğer yerel zemin koşulları dikkate alınmış olsaydı bu tür masiflerin bulunduğu kesimler tehlikesiz ya da düşük tehlikeli bölgelerde yer almış olacaklardı. Öte yandan il ve ilçelere göre verilen tehlike haritalarında menderes masifinin bulunduğu alan tamamen kırmızı renkli yani 1.derece deprem tehlikesi bölgesindeymiş gibi gerçeği yansıtmayan bir görünüm sunmaktadır.) 58. Hükümet in programında ülke ölçeğinde 15 bin km duble yol yapılacağı planlanmıştır. Özellikle büyük kentleri bağlayacak olan bu yolların büyük bölümü, yanlış kullanım nedeniyle gerçek tehlike derecesinden çok daha üst derecelerde gösterilen masif ve sağlam kayaçlar üzerinden geçirileceği için, emniyet ve depreme dayanıklılık gerekçeleri ile ihale teknik şartnameleri çerçevesinde maliyetin çok daha yükseklere çekilmesine neden olabilecektir. 9. İmar Planlarına Esas Jeolojik-Jeoteknik Etüt raporlarının sonuç ve önerileri doğrultusunda hazırlanan ve parsel bazında ve yapının statik projelerine esas zemin etüt raporlarına temel olacak sondaj, 64

65 araştırma çukurları ve laboratuar deneylerinin yapılacağı zemin türleri ve yapı kat adetleri arasındaki ilişkiler: Bayındırlık ve İskân Bakanlığı nın 1993 tarihli ve 373 sayılı zemin ve temel etüdü raporunun hazırlanmasına ilişkin esaslar, tarihinde yürürlüğe giren B.İ.B. Deprem Yönetmeliği, 20 Ekim 2000 gün ve 1640 sayılı B.İ.B. Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü Genelgesi, doğrultusunda belirlenmektedir. Bu yönetmelik ve genelgeler, yapızemin-deprem tehlike derecesi üçlüsünü dikkate alarak, yapılacak zemin ve temel etütlerinde açılacak sondaj ve araştırma çukurlarının sayısını, hangi laboratuar deneylerinin ya da yerinde hangi arazi deneylerinin yapılacağını belirlemektedir. Öte yandan il ve ilçeler arasındaki bu tür gerçekdışı hayali-tehlike çizgileri, bu yönetmelik ve genelgelerin özünde yeralan gerçeklerin yanlış bir biçimde yansıtılmasına, ekonomik ve zaman kaybına neden olmaktadır. Örneğin yerel zemin koşulları dikkate alındığında, Deprem Bölgeleri Haritası na göre 1. ya da 2. derece deprem bölgesinde bulunan bir il ya da ilçe gerçekte 4. ya da 5. derece deprem bölgesinde (Menderes Masifi, Kırşehir Masifi, Konya Ovası nın dağlık kesimleri, Sultandağı Fayı nın güneyindeki metamorfik birimler gibi) yeralabilir. Ya da Deprem Bölgeleri Haritası na göre 4. ya da 5. derece deprem bölgesinde bulunan bir il ya da ilçe gerçekte 1., 2. ya da 3. derece deprem bölgesinde (Tuzgölü fayı üzerinde yer alan Aksaray, Ş.Koçhisar, Ecemiş Fayı üzerinde yer alan Kayseri, Konya ovasının ovalık kesimi, Sincan Ovası gibi) yeralabilir. Sonuç olarak, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının yapmış olduğu Türkiye Deprem Bölgeleri Haritasında önemli revizyonların yapılması gerekmektedir. Deprem tehlike analizlerinin daha güvenilir bir şekilde yapılabilmesi, güvenilir depreme dayanıklı bina tasarımı gerçekleştirilebil-mesi ve yukarıda bahsedilen bilimsel ve etik sorunlara neden olunmaması için, kaynak zonlarının doğru bir şekilde tanımlanması; aletsel ve tarihsel dönem deprem kataloglarının tam olarak yansıtılması; yerel zemin 65

66 koşullarının dikkate alınması; ölçek kavramı yeterince anlaşılmadan bugünkü anlamda verilen illere-ilçelere göre deprem tehlike haritalarının kullanılmasına derhal son verilmesi gerekmektedir. Öte yandan yapıların ömrü içesinde karşılaşacakları Olabilecek En Büyük Deprem-Beklenilen En Büyük Deprem mantığını esas alan Tasarım Olayı na yanıt verebilecek, gelecek 10 yıl, 50 yıl, 100 yıl ve 400 yıl içerisinde aşılma olasılığı %10 olan Deprem Bölgeleri Haritaları üretilmelidir. Çünkü bugün kullanımda olan deprem bölgeleri haritaları son yüzyıl içerisinde hareket eden faylar üzerindeki sismik etkinlikleri dikkate aldığı için, bazı bölgelerin risk analizleri diğer bölgelere göre oldukça yüksek çıkmaktadır. Diğer bir anlatımla bu haritalar, zamana bağımlı olarak değişebilen haritalar olup, bazı bölgelerin tehlike dereceleri, üzerinde ya da komşu oldukları bölgelerde yeralan fayların sismik etkinlikleri yani deprem yinelenme aralıklarına bağlı olarak değişebilir. Nitekim bugüne kadar yapılan harita ve yönetmeliklerin yetersiz kalması ve değiştirilmesinin özünde bu neden yatmaktadır. 6. BİLGİ BANKASI OLUŞTURULMASI ALT KOMİSYONU RAPORU 6.1. Giriş Afet Bilgi Sistemi Afetlerin her safhasında insan kaybını ve ekonomik kaybı en aza indirmek için (sanal) bir ağ ortamında konuyla ilgili veribilginin eşgüdüm içinde zamanında sağlanması ve bilgi değişimlerinin kolaylıkla yapıldığı güçlü, bütünleşik bir teknolojik sistemdir. Bu sistemin parçaları veri-bilgi (arşiv ve gerçek zaman), karar süreçleri (mekanizmaları), insan (uygulayıcı, kullanıcı), politika ve mevzuat, teknolojik altyapı (Uzay teknolojileri, Uydu haberleşme, GPS, CBS, Uzaktan algılama, Internet, Ağ sistemleri, Bilgi teknolojileri), uygulama planlarıdır. Bu rapor Afet Bilgi Sisteminin ana organı olan Bilgi Bankası konusuna farklı boyutlardan bir yaklaşım getirmektedir. Bunlar bilimsel/teknikteknolojik (veri toplama, depolama, değerlendirme, sunum, ağ yapıları), idari-yönetimsel (süreçler, bilgi akış mekanizmaları), hukuksalkanun/mevzuat/yönetmelikler (standartlar ve terminoloji), ve politik-stratejik (sürdürülebilirlik, kaynak sağlama, kararlılık) parçalarıdır. Bu parçaların verimli ve etkin olarak kurgulanabilmesi, kullanılabilmesi, işletilebilmesi ve yönetilebilmesi ile başarılı bir afet bilgi sisteminden söz edilebilir. 66

67 Ülkemiz hemen her yıl doğal afetlerin yıkıcı bir örneğini (deprem, sel baskını, çığ, gibi) yaşıyor ve yaşamaya da devam edecek. Ülkemizin doğal coğrafyası ve jeolojik yapısı afete uğrama riskini arttıran temel unsurlardır. Dünyada aynı sorunları yaşamaktadır. Gelişmekte olan ülkelerin 3 de 2 si afete maruz coğrafyalarda yer almaktadır. Afetler yılları arasında 3 milyondan fazla insanın hayatına mal olmuştur. Her yıl ortalama 110 bin insan afetler nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Diğer taraftan, bu süre içinde 100 milyondan fazla insan evsiz kalmış ve kötü koşullara mahkûm olmuştur. Her yıl yaklaşık 4 milyon insan evsiz ve savunmasız durumda kalmıştır. 1 milyon insanda yaralı olarak kurtulabilmiştir. Birleşmiş milletler rakamlarına göre sadece dönemindeki ekonomik kaybın 100 milyar US dolar olduğu belirtilmektedir. Afetler sosyo-ekonomik altyapıyı çökertmenin yanında toplumlar üzerinde rakamlarla ifade edilemeyecek kadar büyük tahribata da neden olmaktadır. Bu tahribat dünyada son 30 yılda ekonomik olarak 5 kat daha artmıştır. Bu durum dünyanın afetlere karşı daha duyarlı olmasını sağlayacak önlemleri almaya zorunlu kılmıştır. Toplumlar uğrayacağı zararları en aza çekebilmek için yeni ve etkin organize önlemler geliştirmişlerdir. Bizleri afet esnasında savunmasız bırakan faktörlerin organize bir sistem içinde en aza indirilmesi için ülkeler sürdürülebilir kalkınma politikaları doğrultusunda afet yönetimi programlarını ve modellerini uygulamaya koymuşlardır. Bu modeller içinde uzay teknolojilerinin ve bilgi sistemlerinin etkin kullanımı ön planda ve önemli yer teşkil etmektedir. Bugün 6 milyar olarak tahmin edilen Dünya nüfusuna her gün yaklaşık kişi daha eklenmektedir. Bu yüksek orandaki nüfus artışı daha çok gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir. Ülkemizdeki durum bu gelişmeyle doğru orantılıdır. Toplam nüfusumuz son 30 yılda hemen hemen iki katına çıkmıştır. Yıllık nüfus artış hızı son yıllarda yavaş da olsa gerilemesine rağmen % 1.5 ila % 2 arasında değişmektedir. Bu oranlara göre Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 100 üncü yılında ülke nüfusunun 80 ila 90 milyona ulaşması beklenmektedir. Hızlı nüfus artışı ve hızlı kentleşme ve ekonomideki gelişmeler, kısıtlı hayat kaynakları üzerinde ağır bir strese neden olurken, özellikle çevre, 67

68 sağlık, eğitim, altyapı ve güvenlik gibi temel sektörlerdeki problemlerin artmasına katkıda bulunmaktadır. Diğer taraftan kırsal alandan kentlere dönük göçler, bölgesel dengelerin ve sosyo-ekonomik yapıların bozulması, bu bozulmaların alansal ölçeklere yansıması, kent dokularının hastalanması, çarpık altyapı sistemlerinin oluşması, doğal kaynakların hızlı tüketimi ve çevrenin tahribatı gibi birçok olumsuz gelişme günümüz Türkiye sini çözümü zor ve çok değişkenli karmaşık bir yaşam ortamına sürüklemektedir. Bu denli hızlı bir değişim ve kalkınma sürecini yaşamakta olan ülkemizde afetlere ilişkin sorunların çözümü yönünde kalkınma planlarının öngördüğü hedeflerin ve programların gerçekleştirilmesi ancak planlama, uygulama, izleme, denetim ve kontrol sisteminin tam bir eşgüdüm içinde etkin olarak işletilmesine bağlıdır. Bu tür bir sistemin temelini ise doğru, güncel, güvenilir ve standart bilgi oluşturmaktadır. Ve bu sistem ülke kurumları arasında yine tam bir koordinasyonla çalıştırıldığı ve organize biçimde kullanıldığı zaman ülke kalkınması yönünde verimli ve etkin hale dönüşebilmektedir. Böyle bir ortam ise ancak sağlıklı işleyen bir devlet sisteminin kabiliyeti, sahip olduğu nitelikli insan gücü ve yüksek teknolojik bilgi ve donanım altyapısı ile yürütülebilir. Son yıllarda ülkemizde Afet Bilgi Sistemine yönelik girişimler artarak devam etmektedir. Bu konuda özellikle yurtdışı kaynaklı (Dünya Bankası, AB, Japon JICA gibi) çalışmalar göze çarpmaktadır. Üniversitelerimiz, belediyeler bağımsız olarak projeler ve çözüme yönelik bölgesel ölçekte raporlar ve uygulama planları hazırlamışlardır. Bu hazırlıklar halen başlangıç safhasındadır. Konuyla ilgili birçok eksik bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır; Türkiye için genel bir afet bilgi sisteminin fiziksel yapısı, sistemi kullanacak ve araştırmalar yapacak yetişmiş insan gücü, uygulanacak kurumsal altyapılar, hızlı karar vermede ihtiyaç duyulacak doğru, güncel, standart bir bilgi bankası, yönetimde dayanak olacak hukuksal altyapı olarak sayılabilir. Kurulacak bir Bilgi Bankası yukarıda konu edilen tüm unsurlar ile iç içedir ve çözüm getirilirken genelinde analiz edilmesi gereklidir Mevcut Durum ve Sorunlar Sağlıklı kararların oluşturulması ve süreçlerin yönetiminde doğru, 68

69 güvenilir, güncel, kolay ulaşılabilir, standart bilgi ön koşul olmaktadır. Mevcut sistemde faaliyetlerin en uzun ve en zahmetli aşamalarını değişik nitelik ve türde veri toplama ve değerlendirme oluşturmaktadır. Türkiye de kurumların faaliyetleri için ihtiyaç duyulan veriler merkezi hükümet kuruluşları, valilikler ve belediyeler den sağlanmaktadır. Bu kuruluşlar kendi görev, hizmet ve faaliyet alanlarına giren konularda geleneksel metotlarla değişik tip, özellikte, mekân, ölçek ve zamanlara göre veri üretmekte ve veri kullanmaktadır. Bu veriler değişik kuruluşlar tarafından arz ve talep edilmektedir. Ancak kuruluşların kendi amaçları için topladığı ve ürettiği veriler zaman, mekân, format, standart ve ölçek yönünden istenilen özellikleri karşılayamamaktadır. Diğer yandan, bazı bilgilere ulaşma olanağı da çok sınırlı kalmaktadır. Bu durumda ise çoğu zaman gerekli bilgilerin organizasyonu ve derlenmesi kararların alınmasında gecikmelere neden olmakta veya yetersiz veya güncel olmayan bilgiye karşın kararlar oluşturulmaktadır. Bunların yanında, hızlı bir nüfus artışı ve kentleşmeye sahne olan ülkemizde gelişmeler sürekli bir biçimde izlenerek oluşturulmuş bulunan mekânsal politikalarda gerekli uyarlamaların yapılması ve gelişmelerin yönlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Buda yine ancak güvenilir ve güncel bilginin hızlı biçimde elde edilmesi ile mümkün olmaktadır. Diğer yandan, 21 inci yüzyılın tanımlanmasında etkin rol oynayan bilgi teknolojilerinin veri üretimi, toplanması, organizasyonu ve bilginin yönetiminde yaygın olarak kullanılmaya başlanması yukarıda bahsedilen geleneksel sistemde değişimlerin oluşmasına katkıda bulunmaktadır. Fakat günümüz şartları, bürokrasideki kalıplar, yetersiz personel ve teknik altyapı gibi olumsuzluklar ülke kurumların bu teknolojiler ile yeniden yapılanmasını engellemektedir. Ayrıca ülkemizde bilgi teknolojileri konusunda politikalar ve kullanıcı altyapıları tam oluşturulamadığından dolayı, mevcut sisteme bu teknolojiler uydurularak mevcut personel ile işletilmeye çalışılmaktadır. Yetersiz planlama yüzünden, bilgi, eğitim, beceri ve yetenek isteyen bu sistemler işin başından işlerin daha da karmaşıklaşmasına neden olmaktadır. Bunların sonucunda, verimli olarak kullanılamayan teknolojiler ülkenin ekonomik zarara uğrama riskini artırmaktadır. Bunlara ek olarak, kurumlar içi ve kurumlar arası koordinasyonsuzluk 69

70 ve işbirliği ortamlarının yetersiz oluşu sistem mekanizmalarının rasyonel olarak işleyebilmesinde aksaklıklara neden olmaktadır. Ülkemizde halen hangi kuruluşun, hangi özelliklerde veri ürettiği veya kullandığı veya ihtiyaç duyduğunu gösteren bir kaynak veri envanteri veya her yıl yayınlanan veri katalogu bulunmamaktadır. Ayrıca kuruluşların kendi içlerinde böyle bir envanterleme yapılmadığı gözlenmiştir. Bilginin açıklanması ve paylaşımı konusunda zorluklarla karşılaşılmaktadır. Farklı kurumların afet durumundaki açıklamaları ve konular üzerindeki tutarlılıklarının tartışılır olduğu gözlenmiştir. Bunların yanında, afetlere ilişkin planlar genel hazırlanmış ve uygulamaya dönük değildir. Planlarda görev alacak personel iyi organize değil ve ne yapacakları konusunda yetkin değillerdir. Planlama sistemi ve kavramlar açık değildir. Hizmet grupları kendi görevleri içinde hareket ediyor ve bürokrasideki değişiklikler planlamayı ve işletmeyi verimli kılmıyor. Afet çalışmalarına temel teşkil eden resmi mevzuat aşağıda verilmiştir. Kanun ve Yönetmelikler: Kanunlar: Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 1983, No:18251 Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun 1959, No: Olağanüstü Hal Kanunu, 1983, No: Yönetmelikler: Afetlere İlişkin Acil Yardım Teşkilatı ve Planlama Esaslarına Dair Yönetmelik, 1988, No:19808 Olağanüstü Hal Kurulu ve Bürolarının Kuruluş ve Görevleri ile Yükümlülüklerinin Karşılığının Tespit ve Ödenmesi Hakkında Yönetmelik,1984,No:18335 Afetlerin Genel Hayata Etkililiğine İlişkin Temel Kurallar Hakkında Yönetmelik, 1968,No:

71 Bugüne kadar bilgi bankası ve afet bilgi sistemlerine cevap vermek üzere bazı ulusal katılımlı ve kurumların kendi amaçları yönünde çalışmalar yapılmış ve halende yapılmaya devam etmektedir. Bunlar; 1. DPT tarafından 1994 ve 1995 yıllarında hazırlık çalışmaları tamamlanan Türkiye Coğrafi Bilgi Bankası kurulmasına dönük hazırlanan Türkiye veri üretimi ve kullanımı anketidir. Bu çalışma sonuçlandırılamamıştır. Bugüne kadar yapılan en sağlıklı çalışmadır. 2. Başbakanlıkça Yönetim Bilişim Sistemi projesi kamu kuruluşları arasında sağlıklı bir veri akışını ve kullanımı standart bir yapıda sağlamak için bir bilgisayar ağı kurmayı amaçlamaktadır. Bu proje halen gündemdedir. 3. Milli Savunma Bakanlığına bağlı Harita Genel Komutanlığı tarafından hazırlanan Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemleri Stratejileri projesi mevcut mevzuat ve yasalarla uyuşmadığından dolayı tam netlik kazandırılamamıştır. Halen Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasının Koordinatörlüğünde çalışmalar devam etmektedir. 4. AB Ulusal Program Çerçevesinde, Başbakanlıkça desteklenen ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile Harita Genel Komutanlığı işbirliği ile 2004 yılında başlatılan coğrafi veri üretim ve kullanım anketi çalışması. 5. Türkiye Afet Hazırlık Müdahale ve Koordinasyon Sistemi konsepti raporu Genel Kurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından hazırlandı. Bu rapor referans alınarak bilgi sisteminin şekillendirilmesi yapılabilir. Bilgi Bankası alt komisyonu tarafından önerilmiştir. 6. Başbakanlık Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğünce 20 ciltlik bir afet acil durumunda gerekli ihtiyaçları gösteren tanımlama dökümanları. Hangi kurumlarda neler var gibi soruların cevaplarının tespit edildiği bir çalışma. 7. Sivil Savunma Genel Müdürlüğünün Çalışmaları. 17 Ağustos 1999 Marmara ve 12 Kasım 1999 Bolu - Düzce depremlerinden çıkarılan dersler neticesinde 586 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (Sivil 71

72 Müdafaa Kanunu ile Belediye kanununda değişiklik yapılmasına dair Kanun Hükmünde Kararname) hükümleri çerçevesinde Sivil Savunma Teşkilatında yeniden yapılanma süreci başlatılmıştır. Bu kararname ile bölge esasına dayalı 11 ilde 120 şer kişilik (Adana, Afyon, Ankara, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, İzmir, Sakarya, Samsun, Van) Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birliklerinin, diğer illerde ise ar kişilik Arama ve Kurtarma Ekiplerinin kurulması öngörülmüş, bu birlikler ve ekipler kuruluşlarını tamamlayarak faaliyete geçirilmiştir. Bu Birlik ve Ekipler modern araç ve gereçlerle donatılmışlardır. Birliklerde kullanılan bazı ekipmanlar TEFER (Sel ve Deprem Felaketi Acil Yardım Projesi) Projesi kapsamında temin edilmiştir. Bu proje 1998 yılında Batı Karadeniz bölgesinde meydana gelen sel felaketi ve Adana daki depremden sonra, afet zararlarının azaltılması ve yeniden yapılandırma için Türkiye Cumhuriyeti ile Uluslar Arası İmar ve Kalkınma Bakası arasında 11 Eylül 1998 tarihinde imzalanmış ve bu proje kapsamında 3 adet römorklu sahra mutfağı, 14 adet komple kurtarma aracı, 4 set palet üzerinde arama ve kurtarma ekipmanı ile 4 set palet üzerinde birlik ekipmanı, 1035 adet karbon esaslı NBC koruyucu elbisesi temin edilmiştir. Ayrıca yeniden yapılanma çerçevesinde mevzuat çalışmaları sürdürülmektedir. 8. Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü özellikle görevleri dâhilindeki bilgilerin bir kısmının sayısal hale dönüştürüldüğü ve bunların içerisinden satış ve kira ihale ilanlarının WEB sayfalarında kullanıma açılmıştır. 9. Afetler konusunda mevzuat ve koordinasyonla ilgi bilgiler Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ve Afet İşleri Genel Müdürlüğü başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlardan elde edilebilir. Mevcut durumu tespit amacıyla yapılan ön araştırmalar sonucunda, ülkemizde konuyla dolaylı veya direkt ilgili resmi (Devlet) ve diğer (üniversite, meslek odaları, özel kuruluşlar ve belediyeler) kuruluşlarca yayınlanmış şu çalışmalar tespit edilmiştir. T.C. Sayıştay Başkanlığı (Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Marmara ve Düzce Depremleri Sonrası Faaliyetleri, 2002, 57 sayfa) 72

73 T.C. Sayıştay Başkanlığı (İstanbul Depreme Nasıl Hazırlanıyor, 2002, 41 sayfa) DPT, (Sekizinci Beş yıllık Kalkınma Planı, Bölüm VII Doğal Afetler, sayfa ) DPT, (Doğal Afetler Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 2002, 29 sayfa) MGK, Türkiye de Doğal Afetler Durum Raporu, Ulusal Deprem Konseyi (TÜBİTAK), (UDK Deprem Zararlarını Azaltma Ulusal Stratejisi Raporu, 2002, 100 sayfa) TBMM, Marmara Depremi ve Meclis Araştırma Komisyonu (Deprem felaketi konusunda yapılan çalışmaların tüm yönleriyle incelenerek ele alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu nun raporu, -10/66, 67, 68, 69, 70 esas numaralı, 44 sayfa) Kızılay AFOM merkezi tarafından hazırlanan Stratejik Plan İstanbul B.Belediyesi/ (İTÜ, BOĞAZİÇİ, ODTÜ, YILDIZ TEKNİK Üniversiteleri), İstanbul İçin Deprem Master Planı, 2003, 1331 sayfa) İçişleri Bakanlığı, Türkiye Afet Bilgi Sistemi - TABİS, (araştırma) Bu çalışmaların yanında yurtdışı kaynaklı projeler ve durumları aşağıdaki gibidir. Tamamlanmış: TUR/94/006, Türkiye nin Afet Yönetim Sisteminin İyileştirilmesi (1996) TEFER Sel ve Deprem felaketi acil yardım projesi (1998) Devam Eden (resmi yayınlanmış) MEER (Marmara Depremi Acil Yeniden Yapılandırma Projesi (2004) Ulusal Afet Arşiv Sisteminin Tasarlanması Türkiye de afetler genelinde ulusal kapsamda yapılanmış ve yasal 73

74 düzenlemeleri yapılmış kuruluşu, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile hizmet birimi olan Afet İşleri Genel Müdürlüğüdür. Bu kuruluşun yanında özelde depremler üzerine araştırmalar yapan Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi, Deprem Araştırma Enstitüsü vardır. Acil müdahale konusunda Kızılay bünyesinde kurulan Afet Operasyon Merkezi diğer bir kuruluş olarak gösterilebilir. Ayrıca 1999 Marmara depremi sonrası Dünya Bankası tarafından desteklenerek kurulan Başbakanlık Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü de bu konuda çalışmalar yapmak üzere kurulmuştur. Ülkemizde böyle bir bankanın/envanterin ve veri üretim ve kullanım standartlarının halen olmaması kurumlar arasında duplikasyonlara ve standarttan yoksun bilgi üretimine neden olmaktadır. Aynı tür veriler değişik kurumlarca tekrar tekrar üretilmekte ve değişik standartlarda kullanılmaktadır. Tüm bunların yanında bilgi teknolojileri mevcut sistemin personel yapısına da etkili olmaktadır. Teknolojiler bilgi, beceri, istek, yetenek, analiz, sentez ve eğitim gerektiren uygulama araçlarıdır. Bu özelliklere sahip personeli bugünkü sistemin ücret politikasında kurumlarda istihdam edebilmek ise gerçekçi bir yaklaşım olmamaktadır. Bir taraftan hızlı gelişme ortamı ve geleneksel sistem yapısı ve teknolojilerin sunduğu olanaklar ülkeyi sorunların çözümünde yeniden yapılanmaya zorlamaktadır. VIII Beş yıllık Kalkınma planı ( ) Doğal Afetler bölümünde; Diğer ülkelerdeki kuruluşlar ve uluslararası kuruluşlarla da işbirliği yapabilecek bir ulusal afet bilgi sistemi oluşturulacaktır. ifadeleri yer almaktadır. Bu hedefe yönelik gelişmeler halen görüşmeler ve raporlama aşamasındadır. Ülkemizde afetlere dönük alanlarda kurumlar tarafından üretilen ve kullanılan verilerin neler olduğu, hangi tür ve özellikler içerdiği, ne zaman ve hangi yerler/mekânlar için üretildiği, hangi yöntemler ve teknik donanım ile toplandığı, nasıl organize edildiği, hangi kurumlar arasında paylaşıldığı, verileri değerlendirecek idari ve teknik personel altyapısının ne olduğu, kurumsal yapıların ne kadar verimli olabildiği, kurumlar arasında veri değişim ve paylaşım konularında ne kadar işbirliği sağlanabildiği, kurumların bilgi teknolojilerini kullanabilmek için yeterli altyapıya, işleyiş mekanizmalarına ve gerekli yasal mevzuata sahip olup olmadıkları gibi çok değişkenli bilinmeyenlerin çözümlerinin ortaya konulabilmesi ile afet 74

75 etkilerinden en az zarar görebileceğimiz düzeylere ve yaşanabilir yerlerin planlanması daha sağlıklı yapılabilecektir. Sonuç olarak, günümüzün hızlı gelişme ortamında verinin toplanması, derlenmesi, saklanması, güncelleştirilmesi, organizasyonu, analizi, yönetimi ve sunumu amacıyla uzay teknolojileri temelli sistemlerin özellikle karar üretme süreçlerinde tam entegrasyonlarının sağlanarak kullanılması gerekmektedir. Bu ihtiyacı karşılayacak diğer altyapı elemanlarının; ulusal bir afet koordinasyon ve veri merkezinin kurulması, afet bilgi bankası için teknolojik altyapının kurulması, gerekli yasal düzenlemelerin yapılması, kalifiye insan kaynağı ihtiyacının karşılanması ve sürdürülebilirliğin gerekli bütçelerle sağlanmasıdır Sorular Mevcut durumu tespit ederken ve ihtiyaçları belirlerken karşılaşılan problemleri net olarak ortaya koymak gerekmektedir. Afet Bilgi Sistemi içinde yer alacak bir bilgi bankasının kurulabilmesi için aşağıda sıralanmış sorulara somut çözümler getirilmesi önemlidir. Bu sorular sorunların temel kaynağını işaret etmektedir. Ne nerede, kimde ne var ve resmi veya araştırmaya yönelik kullanılabilme, güncellik doğruluk dereceleri? Yönetim ve teknik süreçlerde bilgi ve veri akışı nasıl? Kimler veri üretiyor? Afet öncesi, afet anında ve afet sonrasında hangi veriler/bilgiler kullanılıyor? Veriler/bilgiler hangi yollarla hedef noktalara ulaştırılıyor? Karar mekanizmaları kimlerden meydan geliyor? Hangi süreçlerde veriler onaylanıyor ve kim tarafından onaylanıyor? Hangi kurum ne zaman, hangi safhada, nerede, hangi görev ve yetkiyle sistem içinde mevcut durumda yer alıyor? Afetlerde direk sorumlu kuruluşun yardıma çağıracağı kuruluşlarla ilgili yasal düzenlemeler var mı? Türkiye de bilgi üreten kuruluşlar kimlerdir? Standartlar nelerdir? Kurumlar arasında standartların kullanma süreci yasal olarak düzenlenmiş mi? 75

76 Afet bilgi sisteminde kurum rolleri nelerdir? Şu andaki hareket planı nedir? Kurumlara duyurulacak mı? Bilgi nasıl doğrulanıyor, kurumlar arası eşgüdüm mekanizmaları nasıl çalıştırılıyor? Yayınlanan mevcut resmi veri tabanlarının adresleri neresidir? Afetler konusundaki yasa, yönetmelik ve mevzuatlar nelerdir? Bunlara kolayca nasıl ulaşılabilir? Risk analizi yapılmış mıdır, yapılacak mıdır? Yol haritası yapılacak mı? 6.3. Afet Aşamaları Ve Bilgi Türleri Afet Bilgi Bankası içinde yer alacak bilgiler afet aşamaları dikkate alınarak planlanmalıdır. Genel olarak afetler üç aşamada değerlendirilmektedir. Bunlar, Afet Öncesi, Afet Anında ve Afet Sonrası aşamalarıdır. Her aşamadaki karar mekanizmalarında bilgi bankasındaki bilgilerin kullanılmasında yetkili aktör ve rollerin kimler olacağı diğer bir önemli konudur. Afetlere türleri genel olarak şunlardır; Deprem, Heyelan/Kaya düşmesi, Su Baskını, Yangın, Çığ, Kirlilik (Nükleer serpinti vb), Salgın, Şiddetli yağış, Fırtına, Tasman, Mağara çökmesi, çölleşmedir. Standart terminolojilerin kullanılması bakımından afet türleri uluslararası literatür dikkate alınarak (özellikle UNOCHA nın tanımlar sözlüğündeki kategoriler ve türler) ülkemizde meydana gelebilecek afet türleri açısından sınıflandırılmalıdır.) Afet Öncesi (Planlama, Senaryolar) Jeolojik, topografik, meteorolojik, arazi kullanım, mülkiyet, kamu envanteri, nüfus, sismolojik, deprem tehlike alanları, halihazır, destek iller, lojistik bilgiler, sismik ağlar Afet Esnasında /Sırasında (Acil yardım, müdahale) Afetin konumu, yeri, büyüklüğü, hava fotoğrafı, uydu görüntüsü, nüfus, konut, halihazır, resmi/sivil arama kurtarma yardım birimleri, müdahale ekipmanları, stoklar, ulaşım, yol, meteorolojik bilgi, hava durumu, haberleşme ağı, altyapı, yapı, taşıt, kamuoyuna bilgi (canlı-yaralı-güncel bilgiler) 76

77 Afet Sonrası (İyileştirme, Yerleştirme, Planlama) Hasar tespit sonuçları, değerlendirme raporları, revizyon planları, yerleşim alanları açma, yapı denetimi, Bilimsel ve Teknik çalışma raporları, Afet Bilgi Sistemi öncelikle Ulusal Afet Stratejisinin hayata geçirilmesinde bir araç olarak görülmelidir. Son dönemdeki büyük afetler açıkça göstermiştir ki, afet zararlarının azaltılması ancak afet-öncesi alınacak önlemlerle gerçekleştirilebilir. Bu yaklaşımla afet sırasında ve sonrasında alınacak önlemlere göre afet zararları daha fazla azaltılabileceği gibi, daha ekonomik olacaktır. Bu nedenle afet öncesi dönemde hazırlanacak bütünleşik afet tehlike ve risk haritaları; afet durumunu dikkate alan yerleşim planları ayrı bir önem kazanmaktadır. Planlanan afet bilgi sisteminin afet tehlike ve riskinin araştırılmasına yönelik veriler içermesi uygun olacaktır Uzay Teknolojileri Ve Afetler Günümüzde uzay teknolojileri afet zararlarının azaltılmasında temel araçlar olarak kullanılmaktadır. Afet zararlarını en aza indirilmesi için uygulanması gerekli temel programlar şunlardır: 1) Afet öncesi planlama ve hazırlık, 2) Ön tahmin ve uyarı sistemi, 3) acil müdahale ve rehabilitasyon (eski haline getirme). Tüm bu faaliyetler için temel ihtiyaç doğru, hızlı ve kısa sürede, güncel, standart ve kullanılabilir bilgidir. Bunun yanında koordinasyon, bilgiye kolay erişim ve değişim, eğitim ve öğretim, teknoloji transferi ve acil iletişim ve haberleşme konuları diğer önemli ihtiyaçlardır. Uzay teknolojileri, özellikle uydu telekomünikasyon sistemleri, optik ve radar uydu sistemleri (uzaktan algılama), uydu meteorolojisi ve yerkonumlama sistemleri (küresel konumlama teknikleri GPS) ihtiyaç duyulan temel bilginin bir sistem içinde üretilmesi, kullanılması ve akışına olanak sağlamaktadır. Bu teknolojiler ile yapılan çalışmalar şunlardır: a) yüksek mekânsal ve radyometrik çözünürlükteki uzay görüntüleri, 77

78 uzaktan algılama analiz sistemi ve coğrafi bilgi sistemleri kullanarak, arazi kullanım planlarının hazırlanması ve afete maruz alanların tespiti ve altyapının haritalanması, b) uzay görüntülerinden ve hava fotoğraflarından tespit edilen acil ulaşılacak hedef noktaların harita koordinatlarının belirlenmesinde, özellikle arama ve kurtarma operasyonlarında küresel konumlama sistemlerinden (GPS) yararlanılması, c) afet bölgelerinden uyarı ve destek ihtiyacı sinyallerinin hızlı biçimde elde edilebilmesi için uydu telekomünikasyon sistemlerinin kullanılması, d) çöken ve işleyemez duruma gelen haberleşme altyapı sistemlerinin yerini alacak mobil uzay temelli telefon sistemlerinin devreye sokulması, e) afet alanlarındaki ihtiyaçların karşılanması için eğitim, bilgilenme, servis faaliyetlerinde kullanılmak üzere Internet, tv ve video konferans sistemlerinden yararlanmak, f) meteorolojik şartların zararlarından etkilenmemek için meteorolojik uydu sistemlerini kullanmak ve önceden tedbir almak, g) Radar ve GPS uzay teknolojileri kullanarak jeolojik temelli afetlerin özellikle depremlere karşı hazırlıklı olmak için potansiyel alanlar üzerinde izleme ve gözlem sistemlerinden yararlanmaktır. 78

79 Yukarıda afet bilgi sistemi içinde hangi uzay teknolojilerin hangi aşamalarda, hangi veriler için devreye sokulduğunu gösteren bir şekil genelleştirilerek verilmiştir. Bu uygulamalar ABD, Avrupa, Çin ve Japonya gibi ülkelerde yoğun olarak kullanılmaktadır. Aşamalar ve temel faaliyetler Zaman Afet Öncesi/Hazırlık Ön deprem risk analizi Deprem zonlarının belirlenmesi uzun süre önce çalışmalar tamamlanmış olmalı. Deprem öncesi planlama ve senaryolar Deprem etkilerin azaltılması için gerekli önlemler Gözlem ve tetkik, önceden bilgilendirme deprem öncesi 79

80 Afet Sırasında /Tedbir ve Önlem Erken uyarı sistemi deprem öncesi ve esnasında Acil kurtarma anında ve hemen sonra Afet Sonrasında Hasar tespit hemen sonra İyileştirme hemen sonra Yenileme hemen sonra Planlama sonra Bu teknolojilerin tek bir sistem içinde yararlı biçimde kullanılabilmesi için nelerin yapılması gereklidir? Bu teknolojiler afetlerin etkisinden etkilenmeden kalabilen yegane sistemlerdir. Bugün uygun maliyetli uzay teknolojileri ile afetlerin toplum üzerindeki sosyo-ekonomik zararları en aza indirilebilmektedir. Bu teknolojilerden afet yönetiminin değişik evrelerinde yararlanılmaktadır. Örneğin uzay temelli uzaktan algılama sistemleri (radar, optik ve lazer algılayıcıları) sayesinde afetler öncesinde ki planlar için gerekli jeolojik yapıların, yüzey formları ve şekillerinin haritalanması, fay morfolojisi ve ilintili çizgiselliklerin belirlenmesi ve arazi kullanım haritalarının çıkartılması yapılabilmektedir. Hazırlık ve uyarı evrelerinde yeraltındaki gerilmelerin ölçülmesi ve bu gerilmelerin toplandığı potansiyel risk içeren alanlar belirlenebilmektedir. Kurtarma ve zararların tespiti aşamalarında depremlerin bize fiziksel ve ekonomik anlamda neye mal olduğu harita üzerinde gösterilebilmektedir. Aşağıda özetlenmiş olarak uzay sistemlerinden afetlerin yönetiminde nasıl yararlanıldığı gösterilmiştir. Deprem öncesi, anında ve sonrası zamanları kapsayan aşamalar verilmiştir lerden sonra araştırmacıların hizmetine sunulan uydu gözlem teknolojileri deprem riski üzerine geliştirilen modellerde ve depremin etkili olacağı alanların haritalanmasında kullanılmaktadır. Bu teknolojiler ile yüzey şekillerindeki hareketlilik ve yer değişimlerin mesafe ölçümleri yapılabilmekte, jeolojik yapılar ve olası aktif fay zonlarını gösteren yüzey tipolojileri belirlenebilmektedir. Bu bağlamda dikkatli haritalanmış yüzey şekilleri ve jeolojik tanımlamalar, yeryüzünün üç boyutlu gerçeğe yakın gösterimi ve çizgisellikler olası aktif fay zonları ve yeni tektonik bölgeler hakkında önemli bilgiler vermektedir. 80

81 Yüksek mekânsal ve spektral çözünürlükte görüntüleme, hedef nokta tespit tekniği, geliştirilmiş algılayıcı diziler ve alçak yörünge uydu teknolojileri ile detaylı deprem öncesi ve sonrası durum tespiti, yüzeydeki değişimin belirlenmesi, arazi kullanım, topografya haritaları ve yeni yerleşim alanları ve sanayi bölgelerinin seçimi için gerekli risk haritaları çıkartılabilmektedir. Son yıllarda sık sık kullanılmaya başlayan yeni bir uzay teknolojisi de interferometri olarak adlandırılan radar tekniğidir. Bu teknik ile yeryüzündeki herhangi bir noktanın değişik yörüngelerinden alınan nokta değerleri sayesinde üç boyutlu topografya haritaları ve yüzey üzerindeki değişimler hassas ölçümlerle belirlenebilmektedir. Ayrıca fay hareketleri ve tektonik plaka kenarlarındaki oynamalar milimetre düzeyinde tespit edilebilmektedir. Deprem riski çalışmaları, jeolojik, jeofizik, sismik ve jeomorfolojik bilgilerin aynı düzlemde çakıştırıldığı ve tek bir sistem içinde analizi ve yorumlanmasının yapıldığı zaman anlamlı olmaktadır. Böylece resmin bütününü görebiliriz ve olası risk bölgeleri önceden belirleyebilir, buna göre de önlemler alabiliriz. Sonuçta depreme savunmasız yakalanmayacağımız yerleşim bölgelerinde hayatlarımızı en az risk altında sürdürebiliriz Hedefler (Ulaşılması İstenilen) 1. Stratejik: Ülkemizin afetler konusunda resmi (genelde afetler özelde afet türleri örneğin: depremler) bir politikası, bir stratejisi, bir eylem planı veya programı halen resmi mevzuatla kısıtlıdır. Bu mevzuatın günümüzde verimliliği, işlevselliği sorgulanır duruma gelmiştir. Bu işlerin sürdürülebilir, uygulanabilir ve şartlara göre yenilenebilir bir yapıda nasıl geliştirilebileceğinin yanıtları en önemli stratejik hedeftir ve ülke kalkınmasıyla ilgilidir. Bu hedeflerin uygulanmasının resmi hangi mekanizmalarca yapılacağı ve uygulamaların izlenmesinin nasıl ve hangi sistemlerle yürütüleceği, altyapısının nasıl kurulacağı yapılması gereken işlerin başında gelmektedir. Afet stratejisinin hazırlanması, gereken önceliklerin tespit edilmesi, afet zararlarının azaltılması için geliştirilecek yöntemlerin neler olabileceği bu çalışmalarla ortaya konulmalıdır. 81

82 2. Afet Bilgi Sisteminin kurulması öncesi ülkenin eksik yanları, zayıflıkları, güçlü yanları, fırsatlar, zorluklar, aktörler açık bir şekilde ortaya konmalıdır. 3. Kurumsal, İdari/Yönetim: Hangi kurum ne zaman, hangi safhada, nerede, hangi görev ve yetkiyle afet bilgi sistemi içinde yer alıyor. Karar ve yönetim süreçlerinin tespit edilmesi afet bilgi sistemi altyapısı için önemlidir. 4. Afetlere ilişkin asli görevlere sahip kurum ve kuruluşlarla dolaylı ilgili kuruluşlar arasında görev, yetki ve uygulamalarda karmaşa yaratan tekrarlar (duplikasyonlar) konusunda çalışmalar yapılmalıdır. İlgili tüm kuruluşlarda envanter çalışması yapılmalıdır. Afet bilgi sisteminin alt yapısını oluşturan tüm parçalar her kuruluş da analiz edilmelidir. Bu yüzden her kurum diğer kurumlarla koordinasyonlu biçimde çalışarak geleneksel olarak kullandığı verilerin organizasyonlarını yapmalıdır. 5. Ulusal Afet Koordinasyon ve Veri Merkezinin kurulması afetlerin ekonomik ve insanı kaybının en aza indirilmesinde önemli bir anahtar olacaktır. Ülkemizdeki mevcut kuruluşlarla eşgüdüm içinde düşünülerek bu merkezin yapılandırılması sağlanabilir. 6. Teknolojik: Sağlıklı kararların oluşturulması ve süreçlerin yönetiminde doğru, güvenilir, güncel, kolay ulaşılabilir, standart bilgi ön koşul olmaktadır. Mevcut sistemde faaliyetlerin en uzun ve en zahmetli aşamalarını değişik nitelik ve türde veri toplama ve değerlendirme oluşturmaktadır. Afet Bilgi Sisteminin altyapısını teşkil eden teknolojilerin öncelikle ilgili kurumlarda yaygınlaştırılması gerekmektedir. Bunlar; internet (extranet, intranet, kablosuz iletişim, telekomünikasyon sistemleri) ağ altyapısı, yüksek performanslı bilgisayar sistemleri ve teknolojileri, coğrafi bilgi sistemleri, uzay teknolojileri-uzaktan algılama sistemleri, küresel konumlama sistemleri, yer ölçüm teknolojileri, kablolama altyapısı olarak verilebilir. Bu altyapı parçaları afet bilgi bankası kurulması ve işletilmesinde gereklidir. 7. Mevzuat: Afetlere ilişkin resmi yürürlükte uygulaması yapılan kanun ve yönetmelik gibi mevzuatın bir listesinin çıkartılarak tekrar analiz edilmesi gerekmektedir. Yeni bir mevzuat hazırlanmalıdır. 82

83 8. Kaynak: Afet Bilgi Sistemin işletilebilmesi ve sürekliliğinin sağlanabilmesi için kurumsallaşmanın yanında kalifiye insan gücüne ihtiyaç bulunmaktadır. Bu insan gücünün yetiştirilmesi için üniversitelerde ilgili eğitim programlarının yoğunlaştırılması ve kamu kuruluşlarında mevcut personelin eğitimler desteklenmesi gerekmektedir. Diğer taraftan ülke ölçeğinde bir bilgi bankası ve sistemin kurulması ve devamlılığının sağlanması yeterli kaynakların ayrılmasına ve sürekli geliştirilerek desteklenmesine bağlıdır. Bu bakımdan uzun vadeli programlar ile kalifiye insan yetiştirilmesi ve yeterli mali kaynakların ayrılması ülkenin temel ve gerçekçi bir hedefi olacaktır Öneriler 1. Ulusal düzeyde yeterli bilgi erişim, değişim ve kullanım altyapısı kurulmalıdır. 2. Uzay teknolojileri temelli bir Ulusal afet koordinasyon ve veri merkezi kurulmalıdır. 3. Hükümetler ve toplum doğal afet çalışmalarına öncelik vermelidir. 4. Uydu haberleşme sistemlerinin kullanılmasında uluslararası işbirliğinin daha etkin çalışması sağlanmalıdır. 5. İlgili uzay teknolojileri ve tekniklerine kolay ulaşım sağlanmalıdır. 6. Acil durumlarda uydu sistemlerine kolaylıkla ulaşılabilmelidir. 7. Uzay teknolojilerinin kullanımı ile ilgili olarak eğitim ve öğretim desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. 8. Afet bilgi sistemi standartları, terminoloji ve tanımlarının tespit edilmesi. 9. Türkiyenin ulusal ve uluslararası alanda kısa, orta ve uzun dönemli somut ihtiyaçlarının ve önceliklerinin belirlenmesi, gelişme eğilimlerinin, tahminler ve stratejilerin, öneri ve değerlendirmelerin, yapılması gereken kurumsal ve yasal düzenlemelerle ortaya konmalıdır. 10. Uzun vadeli bir eylem planı yapılarak, bu plan çerçevesinde yer alacak program ve projelere ilişkin öneriler geliştirilmelidir. 83

84 11. Önerilen sistemin uygulanabilirliği, esnekliği, kaynak kullanım açısından verimliliği ve amaca uygunluğu, ilgili faaliyetler için ayrılması gereken kamu kaynaklarının büyüklüğü ve kaynak tahsisi ile ilgili somut öneriler ortaya konmalıdır. 12. Etkin sonuçların alınabilmesi için görev ve sorumlulukların kimler tarafından nasıl paylaşılacağının, ihtiyaç ve önceliklere göre atılacak adımlarda devletin rolünün belirlenmesi; özellikle de devletin konu ile ilgili üniversiteleri, kamu kuruluşlarını ve üretici ve araştırıcı özel sektör kuruluşlarını harekete geçirebilmek, onları ulusal hedefler doğrultusunda yönlendirebilmek ve uygulamada eşgüdümü sağlayabilmek için hangi politika ve teşvik araçlarından yararlanabileceğinin belirlenmesi; bilgi sistemi süreçlerin analizler yapılmalıdır. 13. Önerilerin, ilişkili oldukları faaliyet alanlarına ve ülkenin makro politikalarına etkilerinin ve sosyo-ekonomik yükler incelenmelidir Sonuçlar Günümüzde, toplumlar her hangi bir afet olayını medya görsel yayın kanallarından hızlı biçimde, uydu verileri üzerinde, coğrafi bilgi sistemi temelli model ve simülasyonlardan veya internet adreslerinden çok geniş bir bilgi yelpazesi içinde ögrenebilmekte ve anında önlem almak için neler yapacağı konusunda yine bu teknolojik kanallardan yararlanmaktadır. Diğer tarafta bilimsel çalışmalar ile tahminler, önceden bilgilendirmeler ve etkilerin neler olabileceği yine bu teknolojilerin desteğiyle bizlere ulaşmaktadır. Kısacası uzay temelli bilgi teknolojileri ile üretilen veriler artık yaşam alanımızda her gün karşılaştığımız ve kolayca anlayabileceğimiz, kullanabileceğimiz bilgilere dönüşmüştür. Teknolojiyle birlikte hızla gelişen ve küreselleşen bir Dünyada Afet zararlarının en aza indirilmesinde ve süreçlerinde bu sistemlerin dışında kalınması ülkemizin kalkınması ve gelişmesinde zorluklarla karşılaşmasına neden olacaktır. Günümüzde afetlere ilişkin sorunların çözümü yönünde kalkınma planlarının öngördüğü hedeflerin ve programların gerçekleştirilmesi ise ancak planlama, uygulama, izleme, denetim ve kontrol sisteminin tam bir eşgüdüm içinde etkin olarak işletilmesine bağlıdır. Bu tür bir sistemin 84

85 temelini ise doğru, güncel, güvenilir ve standart bilgi oluşturmaktadır. Ve bu sistem ülke kurumları arasında yine tam bir koordinasyonla çalıştırıldığı ve organize biçimde kullanıldığı zaman ülke kalkınması yönünde verimli ve etkin hale dönüşebilmektedir. Böyle bir ortam ise ancak sağlıklı işleyen bir devlet sisteminin kabiliyeti, sahip olduğu nitelikli insan gücü ve yüksek teknolojik bilgi ve donanım altyapısı ile yürütülebilir Ekler EK Afet Bilgi Sistemi İçin Resmi Bilgi/Veri Üreten Kurumlar Listesi Başbakanlık, Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü (Acil durum yönetimi) İçişleri Bakanlığı Sivil Savunma Genel Müdürlüğü (Arama kurtarma hizmetleri ve potansiyeli, personel ve halkın sivil savunma konularında eğitimi) Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Afet İşleri Genel Müdürlüğü (Yerleşim planlamasına esas jeoteknik raporlar, bütünleşik afet tehlike haritaları, deprem verileri, afet risk haritaları, afet arşivi) MTA DSİ Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü İller Bankası Genel Müdürlüğü Karayolları Genel Müdürlüğü Başbakanlık, DİE Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü (Planlama) Maliye Bakanlığı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Başbakanlık, Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü TSK (Deprem öncesi ve sırasında, Bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarında ) DAK (acil müdahale) 85

86 JAK (acil müdahale) Sivil Asker İşbirliği Tugayı MSB Harita Genel Komutanlığı İlgili Belediyeler İlgili Üniversiteler EK Afet Bilgi Sisteminin Yönetimi Esnasında Karar Süreçlerinde Yer Alan Başbakanlık, Genelkurmay Başkanlığı ve Afetler Merkez Koordinasyon Kurulu Üyesi Bakanlıkların ve Kızılayın Görevleri Başbakanlık Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü Afetler Konusunda merkezi koordinasyonu etkin hale getirmek üzere Acil durum yönetiminin etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarında acil durum yönetimi merkezlerinin kurulmasını sağlamak, çalışma esaslarını belirlemek ve bu merkezler arasında koordinasyonu sağlamak, Acil durum yönetimi gerektirecek olayların önlenmesi ve zararlarının azaltılması için kurum ve kuruluşlarca gerekli önlemlerin alınmasını, kısa ve uzun vadeli planların hazırlanmasını ve bilgi bankalarının kurulmasını izlemek ve değerlendirmek, Acil durum yönetimine geçildiği hallerde kamu ve özel sektöre ait her türlü karadeniz ve hava taşıtları ile kurtarma ve yardım araç ve gereçlerinden yararlanılmasında koordinasyon hizmetlerini yürütmek, Acil durumlarda yardım sağlayan gönüllü kuruluş ve kişiler için teşvik edici düzenlemeler yapmak, yardım malzemelerinin teslim alınmasını, korunmasını ve ihtiyaç noktalarına sevk edilmesinde koordinasyonu sağlamak, Başbakan tarafından verilen diğer görevleri yapmak. Başkanlık, acil durumlara ilişkin olarak bilimsel, teknik ve idari çalışmalarda bulunmak üzere sürekli veya geçici kurullar oluşturabilir. 86

87 Kurul üyelerine Başbakan onayı ile belirlenecek miktarda huzur hakkı ödenir. Acil durum yönetimine geçilen hallerde, kamu kurum ve kuruluşlarına Başbakanlık tarafından verilecek görevlerin gerektirdiği kaynak Başbakanlıkça karşılanır ve söz konusu kurum ve kuruluşlar, ücret ve adedi Başbakan onayı ile belirlenecek miktarda geçici işçi çalıştırabilirler. Kamu kurum ve kuruluşlarının bu kapsamda yapacağı harcamalar 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve 832 sayılı Sayıştay Kanunu ile 19/06/1994 tarihli ve 540 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi değildir. Genel Kurmay Başkanlığı-Türk Silahlı Kuvvetleri TSK, doğal afet yardım harekâtını mevcut yasal mevzuat ve afet sırasında yapılacak yasal düzenlemeye (Olağanüstü hal ilanı vb.) uygun olarak eder. Doğal afet yardım harekatı; afet bölgesinin genişliğine ve kullanılan kuvvetlerin cins ve miktarına bağlı olarak, ihtiyaç duyulduğunda Gn Kur.Bşk.lığının sevk ve idaresinde müşterek harekat olarak icra edilir. Doğal afet sınırlı bir bölgede ve küçük çaplı olarak meydana geldiğinde Doğal Afet Yardım Harekâtı ilgili Afet Bölge K.lığının bağlı olduğu Kuvvet K.lığınca sevk ve idare edilir. Doğal afet yardım harekâtının birinci öncelikli hedefi; hayat kurtarma, İkinci öncelikli hedefi; kurtarılan ve hayatta kalan insanların ihtiyaçlarının karşılanması ve hayatlarının idame ettirilmesi ve nihai hedefi; kamu kurum ve kuruluşlarına yardımcı olarak afet bölgesinde hayatın normale döndürülmesi ve afet öncesi düzenin yeniden tesis edilmesidir. TSK nın icra edeceği görevlerin detayları, TSK Doğal Afet Yardım Harekâtı Konsepti nin ve TSK birliklerince yapılan Planlarda mevcuttur. Adalet Bakanlığı Afet bölgesinde ailelerini kaybeden ve reşit olmayan kimselerin vasi tayinlerinin yapılması, adliye dairelerinde zayi olan dosyaların 87

88 yenilenmesi ile hasar gören ceza, infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutukluların nakillerinin sağlanması ve hükümlü tasarruf akçesinden zarar gören hükümlü ailesine yapılacak yardımın yerine getirilmesi yönünden gerekli tedbirleri alır. Gerekli direktifleri verir ve izler. Milli Savunma Bakanlığı Afet Bölgesinden askere alınacak yükümlüler ile halen silah altında bulunanların erteleme, izin ve erken terhisine dair işlemlerin çözümlenmesini sağlar. İaşe ve sağlık hizmetleri yönünden yardımcı olur. Gerekli direktifleri verir ve izler. İçişleri Bakanlığı Bölgenin emniyet ve güvenliğini sağlar, yağmacılığı önlemek amacıyla bölgeye giriş ve çıkışları denetim altına alır. Bölge içerisindeki trafik düzenini kontrol altına alır. Afet nedeniyle meydana gelen ölüm ve kayıplarla ilgili nüfus hareketlerini takip eder. Toplu geçici iskân nakillerinde, can ve mal güvenliğini sağlar. Her türlü haberleşme sistemleri ile afet haberleşmesine yardımcı olur. İl ve ilçelere ait afet planlarının yapılmasında mahalli Sivil Savunma Teşkilatının, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının ilgili birimleri ile işbirliği içinde bulunmasını sağlar. Afet acil yardım ve kurtarma hizmetleri ile sivil savunma servislerinde görevli personel ve yükümlülerin eğitimlerini yaptırır. Genel emniyet ve asayiş planlarında muhtemel afetlerin tür ve çaplarına göre alınacak önlemlerin yer almasını sağlar. Bu görevleri eksiksiz ve süratle yerine getirmeyi sağlayıcı planları hazırlar ve gerekli direktifleri verir ve izler. 88

89 Sivil Savunma Genel Müdürlüğü Sivil savunma hizmetlerini yurt düzeyinde teşkilatlandırmak, kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşlarda bu hizmetleri planlamak, uygulanması ve koordinasyonu ve denetimini sağlamak, Her türlü silahsız, koruyucu ve kurtarıcı tedbirlerin alınması ve ilk yardım faaliyetlerinin planlamak ve yürütmek, Sivil savunma personeli ile halkın sivil savunma konularında eğitmek ve bilgi vermek, İl ve ilçe sivil savunma planlarını, Tahliye planlarını, Daire ve Müessese planlarını, Savaş hasar onarım planlarını hazırlatmak ve güncel bulundurulmasını sağlamak, Sivil savunma servislerinin kurulması, yükümlülerin seçilmesi ve eğitilmesi, Tatbikatlar düzenlemek, Sığınakların kontrolü, kayıtları ve düzenlenmeleri, Afetlerde kurtarma, ilkyardım, acil iaşe ve geçici barınma hizmetlerinin verilmesi, Arama ve kurtarma birliklerinin göreve hazır bulundurulması sevk edilmesi, İtfaiye teşkilatının araç gereç ve personel standartlarının belirlenmesi hizmetlerini yürütmek, İdare merkezlerini faaliyete geçirmek, Sivil savunma, savaş hasar onarım, tahliye, daire ve Müessese planlarını uygulanmasını sağlamak, Düşman hava saldırılarını sirenlerle duyurmak, Genel maksatlı sığınaklarda gerekli önlemleri almak, panik ve kargaşayı önlemek, 89

90 Sivil savunma yükümlülerini göreve sevk etmek, Kurtarma, ilkyardım, geçici barınma ve acil iaşe hizmetlerini vermek, Kayıp kişileri aileleri ile buluşturmak, Hafif yıkıntıları kaldırarak yolları açık tutmak, Çıkan yangınların söndürülmesine yardımcı olmak, Hasar gören elektrik, su, gaz, kanalizasyon ve haberleşme tesislerinin onarımına yardımcı olmak, Hastaneler ve Emniyet teşkilatının emrine yükümlü vermek, Dışişleri Bakanlığı, Yurtdışından yardım talebinde bulunulması kararının alınması üzerine ihtiyaç duyulan yardım malzemelerinin cins ve miktarını uluslararası ilgili kuruluşlar aracılığı ile veya doğrudan duyurur. Dış ülkelerde çeşitli yardım kuruluşu ve kişilerce yapılacak yardımların ivedilikle yurdumuza ulaşması konusunda gerekli koordineyi sağlar, Yurtdışından afet nedeniyle gelecek olan resmi ve özel kişilerle ilgili koordineyi sağlar, Afet nedeniyle yurtdışı haberleşmelerinde yardımcı olur, Afet nedeniyle dış ilişkiler açısından tavsiyelerde bulunur, Yurtdışında çalışan afet bölgesi vatandaşlarımızın afetle ilgili problemlerinin çözümünde yardımcı olur, Yabancı ülkelerden ve uluslararası kuruluşlardan istenecek yardımların belirlenmesi, gelen yardımların koordine edilmesi ve izlenmesi konularında esasların belirlenmesine katılır, Gerekli direktifleri verir ve izler. Maliye Bakanlığı Afetler Fonunda para bulunmadığı veya yeterli olmadığı takdirde gerekli ödeneğin sağlanması için tedbir alır. Hazineye ait varsa, arazi ve gayrimenkullerin geçici veya daimi olarak tahsisini sağlar. 90

91 Yurtdışından yapılan bağış ve yardım malzemeleri ile afet anında lüzum duyulacak ithal mallarının yurt içine girmesinde gerekli kolaylığı öncelikle sağlar. Afet acil yardım hizmetlerinden sorumlu resmi kuruluşların Devlet Malzeme Ofisinden karşılayacakları ihtiyaçlarını aksamadan ve öncelikle almaları için gereken tedbirleri alır. Afet bölgesi halkının tekel maddelerine olan ihtiyaçlarının karşılanması için bu bölgelere dağıtımında öncelik tanır, Gerekli direktifleri verir ve izler. Milli Emlak Genel Müdürlüğü: Hazinenin özel mülkiyetinde ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaz malların yönetimine ilişkin hizmetleri, gerektiğinde Diğer kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği yaparak yürütmek, Devletin özel mülkiyetindeki taşınmaz malların satışı, kiraya verilmesi, trampası ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin gerekli görülen hallerde kiraya verilmesi, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki Diğer yerler ile Devletin özel mülkiyetindeki yerlerde bulunan su ürünleri üretim yerleri, kaynak suları, tas, kum, çakıl ve toprak ocaklarının kiraya verilmesi işlemlerini yapmak, Devlete intikali gereken taşınır ve taşınmaz mallarla hakların Hazineye mal edilmesi işlemlerini yürütmek, taşınmaz malların tescilini, taşınır malların tasfiyesini sağlamak, Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden, kamu hizmet için kullanılması gerekli olanları; genel, katma ve özel bütçeli idarelere tahsis etmek ve tahsis amacının ortadan kalkması veya amaç dışı kullanılması halinde tahsisi kaldırmak; tahsisi kaldırılan taşınmaz mallar üzerinde Hazine dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarına ait yapı ve tesisleri tasfiye etmek, tasfiyeye ilişkin esas ve usulleri belirlemek, Devlete ait konutları yönetmek ve kamu kurum ve kuruluşlarına ait 91

92 konutların yönetimi konusundaki politikaları belirlemek, her yıl yurt içi ve yurt dışındaki kamu konutlarının kira ve yakıt bedelleri ile işletme, bakim ve onarım esaslarını tespit etmek, Hazineye ait taşınmaz malların envanter kayıtlarını tutmak ve Diğer kamu kurum ve kuruluşlarının taşınmaz mallarının envanter kayıtlarının tutulmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek, Bakanlık adına yapılacak kamulaştırma işlemlerini yürütmek ve Diğer genel bütçeli kuruluşların kamulaştırdığı yerlerin hazine adına tescilini sağlamak, Kanunlar ve antlaşmalar gereğince muayyen zümrelere izafetle el konulması gereken para, mal ve hakların işlemlerini yapmak ve tasfiyelerini sonuçlandırmak, Genel Bütçeye dahil idarelerin hizmet dışı kalan taşınır mallarının satışını yapmak veya Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü aracılığı ile sattırmak, Bakanlık hizmet binaları ile İçişleri Bakanlığının görüsünü almak suretiyle Hükümet konaklarının yapımını programlamak, satın alma işlemlerini yürütmek ve bunların onarımlarını yapmak, Kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmaz mallar üzerindeki yönetim esaslarını tespit etmek, Kamu kurum ve kuruluşlarının taşınmaz mal edinme ve yönetimine ilişkin olarak hazırlayacakları kanun, tüzük ve yönetmelik tasarıları hakkında görüş bildirmek, Kamu mallarına ilişkin politikaları tespit etmek, Hazine mallarıyla ilgili Diğer mevzuatla Bakanlığa verilen görevleri yürütmek, Görev alanına giren konulardaki alacakların süresinde ve mevzuata uygun olarak takip edilerek tahsil aşamasına getirilmesi için gerekli tedbirleri almak Yukarıda sayılan yasal görevlere ek olarak şu anda mevcut intranet yapısında yani 81 il merkezi, 923 ilçe merkezinde kurulu olan 3000 den fazla PC üzerinde çalışan 30 dan fazla türkçe uygulama programı ile 92

93 yapılan iş ve işlemler Genel Müdürlüğümüzde kurulu olan veritabanımızda sorgulanabilmektedir. Bu işlemlerden satış ve kira ihale ilanları ile evrak kayıt sorgulamaları internet tabanlı olarak yapılabilmektedir. Kullandığımız veritabanı SYBASE ASE 12.1 dir. Bu veritabanı içerisinde 400 den fazla tabloda bilgiler ilişkisel olarak tutulmaktadır. Bu tablolardan 100 tanesi referans-destek tablosu (mahalle-köy kodları, kurum-birim kodları, edinme şekilleri, cinsler vs.) 300 civarı ise direk kayıt girilen tablo olarak tutulmaktadır. Mülkiyet anlamında bilgilerin kaynağı TKGM ne bağlı Tapu Sicil Müdürlükleri dir. Programların yazıldığı dil Power Builder 8.0 dır. Değişen ihtiyaçlara, mevzuat ve kullanıcı taleplerine göre programlar sürekli yenilenmektedir. Afet Bilgi Bankası oluşturma sürecinde 1. kademe olarak Ülkenin neresinde olursa olsun Hazine adına tescilli taşınmaz mal bilgileri (Pafta, ada, parsel, cinsi, yüzölçümü, edinme şekli, tescil tarihi, üzerinde işlem olup olmadığı, işgalcisi, herhangi bir kuruma tahsisli olup olmadığı gibi çok çeşitli bilgilere noktasal veya bölgesel olarak erişmek mümkündür. Milli Eğitim Bakanlığı Afet bölgesinde zarar gören okulların ivedilikle onarımını yaptırarak hizmete sokulmasını sağlar, Gerektiğinde, okul ve yurtların geçici iskâna tahsisini sağlar, Eğitim ve öğretimin aksamaması için gerekli tertip ve tedbirleri alır, Yurtiçi ve yurt dışından afet bölgesi için yardım amacı ile gelen eğitim malzemelerinin okullara dağıtımını sağlar, Eğitim ve öğretimle ilgili şartlı yardımların yerine getirilmesinde gerekli işlemleri yapar, Gerekli direktifleri verir ve izler. Sağlık Bakanlığı İlk yardım ve tedavi hizmetlerinin hızlı etkili ve ihtiyaca cevap verecek şekilde yürütülmesini sağlar. Çevre ve toplum sağlığını ilgilendiren her türlü koruyucu sağlık hizmetlerinin yürütülmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasını sağlar. 93

94 Bulaşıcı hastalıklarla mücadele ve aşılama hizmetlerinin yürütülmesini sağlar. Çevre ve toplum sağlığını ilgilendiren konularda sağlık düzenlemelerini yapar. Personel, araç, gereç tıbbi malzeme, ilaç kan gibi ihtiyaçların zamanında karşılanmasını ve kontrollerinin yapılmasını sağlar. Afette kimsesiz kalan korunmaya ve bakıma muhtaç çocuk, sakat ve yaşlıların bakımını sağlar. Bu görevleri eksiksiz ve süratle yerine getirmeyi sağlayıcı planları hazırlar, gerekli direktifleri verir ve izler. Tarım Köyişleri Bakanlığı Hayvan zayiatını önlemek amacıyla, hayvanları kasaplık ve damızlık olarak tespit eder, kesim için Et ve Balık Kurumu kombinalarına, bakımları için de tarımsal işletmelere süratle naklini sağlar. Afet bölgesindeki yem ihtiyacının karşılanması için gerekli önlemleri alır, Ölen hayvanların sağlığa zararsız hale getirilmesini ilgili kuruluşlarla birlikte sağlar. Afet bölgesinde her türlü salgın ve paraziter hayvan hastalıklarına karşı gerekli tedbirleri alır. Afetzedelerin yakacak ihtiyacını karşılamak üzere odun, evlerin onarımı için kereste, konut, ahır ve samanlık ihtiyaçlarını belirleyerek gerekli tedbirleri alır. Yardımların afet bölgelerine nakline yardımcı olur. Afet bölgesinde hasar gören köy yolları ile köy içme suyu arıtma ve dezenfeksiyon tesislerinin onarımını sağlar, geçici iskân yerlerinin arıtma ve dezenfeksiyon tesisleri ile birlikte içme suyu ve yol ihtiyaçlarını karşılar. Geçici iskânın sağlanmasına altyapı, araç, gereç, kısa süreli aydınlatma hizmetleri yönünde yardımcı olur. Afetlerden zarar gören çiftçilerin tarım ürünlerinin canlı ve cansız üretim araçları ve tesislerinin hasar durumlarını tespit eder. 94

95 T. Kızılay Derneği Genel Müdürlüğü Afet hizmetinin gereğine uygun olarak gerek genel merkezde, gerekse afet bölgesinde yapılacak çadır, battaniye, yiyecek, giyecek gibi yardımların en süratli şekilde yapılması için Kızılay organizasyonu kurar, Komite kararları doğrultusunda, ilgili kuruluşlarla işbirliği içerisinde afetin yaygınlık ve şiddet derecesini göz önünde tutarak afetzedelerin geçici barınma, iaşe, giyim, kuşam ve gerekli acil ihtiyaç maddelerini karşılar, Yurt içinden ve yurtdışından gelen yardım malzemelerini teslim alarak depolar ve komitenin tahsis edeceği yerlere dağıtımını sağlar, Afet bölgelerine çadır, battaniye, yiyecek ve giyecek gibi yardım malzemelerinin sevkıyatını yapar, Yapılan mahalli planlamalara göre bölge hizmet grupları ile işbirliği yaparak aynı yardımların tahsis edildiği yerlere ulaşımını ve afetzedelere bu yönetmelik esaslarına göre dağıtımını sağlar, Gerekli görüldüğü takdirde, sağlık hizmetlerinde yardımcı olmak üzere ihtiyaç duyulan yerlere sağlık ekibi ile kan ve kan ürünleri ve tıbbi malzeme gönderir. Bu konularda Sağlık Bakanlığı ve kuruluşlar ile işbirliği yapar, Afet bölgesinin acil yardım ihtiyaçları konusunda uluslararası Kızılay ve Kızılhaç birliği (LİG) ile temasa geçer ve yurtdışından gelecek yardımlar konusunda Dışişleri Bakanlığı ile işbirliği yapar, Gerektiğinde kan bağışı için kampanya açar ve ihtiyaca göre sevkini yapar, Kızılay ekipleri ile toplu yerleşim yerlerinde, acil yardım safhasında gerekli görülecek süre zarfında seyyar aş ocakları kurarak sıcak yemek verme işlemlerini yapar, Bu görevleri eksiksiz ve süratle yerine getirmeyi sağlayıcı planları hazırlar, gerekli direktifleri verir ve izler. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Afet haberlerinin alınmasından sonra bölgeye ihtiyaca göre acil yardım ödeneği gönderir, 95

96 Gerektiğinde, Afetler Merkez Koordinasyon Kurulunu göreve çağırır, Yapılacak ön hasar tespitlerine yardımcı olur, Kızılay ca sağlanacak çadırlı geçici iskân dışında, prefabrike ile kiralama veya resmi kuruluşlardan bina tahsisi yaptırmak suretiyle, afet bölgesi içinde ve dışında geçici iskânı sağlar, Geçici iskân yerlerini belirler, gereken önlemleri aldırır ve gerekirse afetzedelere nakdi yardımda bulunur. Afet nedeniyle yapılacak yurt içi ve yurt dışı bağışlar için ilgili bankalarda hesap açtırır ve bu konuda gerekli koordineyi sağlar, Afetin nedenlerini, etki sahasını, sonuçlarını, sınırlarını ve bölgede afet zararlarını azaltacak tedbirleri belirler ve ilgili kuruluşlara duyurur, Özel ve resmi binaların kesin hasar tespitlerini yaptırır, bu tespit sonuçlarını ilgili kuruluşlara duyurur, Hasar tespit sonuçlarına göre can ve mal kaybına neden olabilecek yıktırılması gereken binalara ait raporları düzenlere ve ilgililere bildirir, Afet nedeniyle bölgedeki belediyelerin elektrik, içme suyu ve kanalizasyon tesislerinde meydana gelen hasarın tespitini yapar, onarımına yardımcı olur, Afet bölgesindeki il ve devlet yollarında ve sanat yapılarında meydana gelen hasarları süratle giderip, kısa sürede ulaşımını sağlar, Baraj, nehir ve gölet taşması sonucu su baskınından etkilenebilecek bölgeleri belirler, askeri ve sivil makamlar aracılığı ile halkın uyarılmasını sağlar ve gerekli önlemleri ilgili kuruluşlarla işbirliği yaparak alır, Acil yardım süresi sonunda Afetler Fonunda sağlanan veya afetlere hibe edilen malzemeden arta kalanlarının tasfiyesi ile ilgili yönerge hazırlar, Afet bölgesi halkının eğitilmesi için eğitim programları hazırlar veya hazırlatır, 96

97 Bu görevleri eksiksiz ve süratle yerine getirmeyi sağlayıcı planlar hazırlar, gerekli direktifleri verir ve izler. Afet İşleri Genel Müdürlüğü: Afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması amacıyla alınması gereken tedbirleri araştırmak, bu konudaki temel ihtiyaçlarla hedef ve politikaları belirlemek; Afet zararlarının azaltılması amacıyla ulusal ve uluslararası işbirliği, proje ve programları oluşturmak, bu projelerde ülkemizi temsil etmek ve elde edilen sonuçları uygulamaya aktarmak; Deprem zararlarının azaltılması konusunda araştırmalar yapmak, depremleri ve etkilerini incelemek, elde edilen sonuçlara göre deprem katalogları ve deprem bölgelerinde yapılacak yapılarla ilgili tedbirleri, yapım tekniklerini ve projelendirme esaslarını belirlemek, depremlerden hasar görmüş yapıların takviye ve onarım yöntemlerini geliştirmek; Deprem, heyelan, kaya düşmesi ve cığ ile ilgili bütünleşik afet tehlike haritaları üretmek; Afete uğramış veya uğraması muhtemel yerlerin, etüt, araştırma, hasar tespitleri, yer seçimleri, harita, plan, aplikasyon, kamulaştırma, tahsis, hak sahipliği ve borçlandırma işlerini yapmak veya yaptırmak, bu yerlerde geçici ve daimi yerleşme ve barınmayı sağlamak amacıyla kısa ve uzun süreli tedbirleri süratle uygulamak ve uygulatmak, bu amaç için gerekli yapı elemanları üretim ve stoklaması yapmak veya yaptırmak; Yerleşim planlarını afet tehlikesi anlamında incelemek ve onamak; Depremlerin önceden bilinmesini sağlamak amacıyla pilot bölgeler kurmak ve bu bölgeleri cihazlandırmak, bu konuda üniversiteler ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan çalışmaları koordine etmek ve desteklemek, erken uyarı alarm sistemleri kurmak veya bu amaç için kurulmuş bölgesel veya uluslararası sistemlere katılmak; Afet konularında kamu kurumlarını ve halkı bilgilendirmek; Bakanlıkça verilecek diğer görevleri yapmak. 97

98 7. MİKRO BÖLGELEME ALT KOMİSYONU RAPORU 7.1. Giriş Mikro-bölgeleme, bölgelesel ölçekte deprem tehlikesi belirlenerek, mevcut jeolojik yapı ve yerel zemin koşulları için zemin yüzeyinde oluşabilecek deprem hareketinin özelliklerinin ve yerel zemin tabakalarının davranışlarını belirlemeye yönelik detaylı araştırmalardır. Bu detaylı araştırmaların kapsamına, jeofizik, jeolojik, geoteknik, hidrojeolojik ve tektonik araştırmalar girmektedir. Genelde yapılan bir yanlış yorum ise yapısal hasarların doğrudan yerel zemin ve jeolojik koşullara bağlı olarak açıklanmasıdır. Bir yapıda hasara neden olan ve etkisi %90 mertebelerinde olan faktör yapısal faktörlerdir. Yerel zemin ve jeolojik koşulların etki mertebesi %10 lar civarındadır. Bir açıdan yaşanmış depremlerde meydana gelen hasarlarda yerel koşulların etkisinin gözlenmesine yol açan ana neden yapıların depremlere karşı dayanıksız yapılmış zayıf yapılar olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle eğer yapı tasarımı ve yapım denetimi konusunda bir iyileştirme yapılmaz ise mikro-bölgelemenin hasarın azaltılmasına katkısı son derecede sınırlı olacaktır Mevcut Durum Mevcut durumda Afet İşleri Genel Müdürlüğünce yayınlanan 6 ve 10 no.lu genelgeler gereğince Belediyeler tarafından yapılan ve ilgili Genel Müdürlükçe onaylanan İmar Planlarına esas jeolojik ve yerleşime uygunluk çalışmaları yapılmaktadır. Bu incelemelerin genel olarak jeolojik verilere dayanarak hazırlanması aranan bir yaklaşım olmuştur. 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremleri sonrası bu konuda bazı sınırlı gelişmeler olmuş olmakla birlikte günümüzde Mikro-bölgeleme olarak tanımlanan yaklaşıma uygun yapılmış incelemelerin sayısı son derecede sınırlı kalmıştır. Türkiye deprem bölgeleri haritası 1997 yılında yenilenen ve bölgesel deprem tehlikesinin beş deprem bölgesi ile tanımlandığı bir sismik makrobölgeleme haritasıdır. Bu haritadaki deprem bölgelerinin sınırları, olasılıksal sismik tehlike analizleri ile belirlenen en büyük yer ivmelerine göre tanımlanmıştır. Bu çalışma ve ilgili haritanın ölçeği 1/ dir. Fakat bu makrobölgeleme haritasında deprem bölgeleri için deprem 98

99 tehlikesini gösteren herhangi bir sayısal parametre verilmemektedir. Türkiye Deprem Yönetmeliği nde ise, depreme dayanıklı bina tasarımı için, her deprem bölgesine karşı gelen bir etkin yer ivmesi katsayısı önerilmiştir. Bu parameter sadece tasarım amaçları için seçilen bir değer olup en büyük yer ivmesinin bölgesel ortalamasını göstermemektedir. Bu nedenle, mevcut Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası mikrobölgeleme amaçları için kullanılamamaktadır, çünkü: (a) haritanın hassaslığı mikro-bölgeleme çalışmaları için çok düşüktür; (b) mikro-bölgeleme amaçları için girdi olacak uygun sayısal deprem tehlikesi parametreleri bu haritadaki bölgeler için tanımlanmamıştır. Türkiye deki kentsel planlama ve imar sistemi, yıllar boyunca biriken bir yönetmelikler ve kuruluşlar yığını haline gelmiştir. Sistem, 19. yüzyılda İstanbul ve diğer kentsel alanları yangınlardan ve salgınlardan korumayı ve yeterli yol ağının bakımını sağlamayı amaçlayan fikirler ve hükümlerin uygulanmasından başlayarak, zaman içinde giderek gelişmiştir da Roma Hukuku nun uyarlanması ile özel mülkiyet güvence altına alınmıştır. Cumhuriyet döneminde, ülkeye göç edenlerin iskânı ve konut sorunlarının halli gündeme gelmiştir. Daha sonraları, 1950 lerde ise, dikkatler kapsamlı kentsel gelişme ve inşaat sektörünü geliştirecek hükümlere çevrilmiştir. Gelişmeleri kısıtlamak yerine, gelişmelerin özel sektör eliyle gerçekleştirilmesi ve sermaye akımlarının inşaat sektörüne yönlendirilmesi, politika olarak benimsenmiştir. Bu politikaların temel aracı ise, Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca yürütülen ve arazi kullanım planlaması ile inşaat faaliyetlerini düzenleyen İmar Kanunu olmuştur. Bu Kanun, fiziki gelişmelerin imar planları ve tevsii imar planları yoluyla nasıl gerçekleştirileceğini belirleyerek, yapıların da inşaat ve iskân ruhsatları yoluyla düzenlenmesini tanımlamaktadır. İmar Kanunu her yılda bir güncellenmekte olup son değişiklikler 3194 sayılı Kanun ile 1985 yılında yapılmıştır Kısa Dönem Hedefleri Mikro-bölgeleme çalışmaların üç aşamadan oluştuğu düşünülmeli ve bu aşamalar içinde: İnceleme bölgesinde oluşabilecek deprem özelliklerinin olasılıksal yöntemler ile bölgesel olarak (tercihen 1:25000 ölçeğinde) belirlenmesi, 99

100 Jeolojik, topografik ve zemin kesitinde yer alan zemin ve kaya tabakalarının geoteknik özelliklerinin (tercihen 1:5000 ölçeğinde) belirlenmesi, Böylece elde edilen deprem ve yerel arazi koşulları birlikte değerlendirilerek zemin büyütmesi, sıvılaşma olasılığı ve şev kayması tehlikesi cinsinden mikro-bölgeleme haritaların oluşturulması, şeklinde özetlenebilir. Bu yaklaşım çerçevesinde bugüne kadar bu konuda 1999 sonrası yapılmış çalışmalar göz önüne alınarak bir Mikro-bölgeleme Yönetmeliği hazırlanmalı ve yukarıda belirtilen üç aşama ile ilgili gerekli tanımlar ve asgari koşullar belirtilmelidir. Bu yönetmelik teknik konuların yanı sıra, mikro-bölgeleme çalışmasının kimler veya hangi kurumlar tarafından yapılacağı veya yaptırılacağını ve kimler tarafından veya hangi kurumlar tarafından denetleneceğinin veya onaylanacağını da içermelidir. Bu çalışmaların tamamlanması ve onaylanması sonucunda, Afet İşleri Genel Müdürlüğünce yayınlanan 6 ve 10 no.lu genelgeler gereğince Belediyeler tarafından yapılan ve ilgili Genel Müdürlükçe onaylanan İmar Planlarına esas jeolojik ve jeoteknik rapor formatına ve yerleşime uygunluk çalışmalarına son verilerek Avrupa birliğiyle uyum çerçevesinde Eurocode 8 dikkate alınarak Mikro-bölgeleme bazında yeni bir rapor formatının oluşturulması çalışmalarının başlatılması ve İmar Planlarının hazırlanmasında Mikro-bölgeleme rapor ve haritalarının esas alınmalıdır. Mikro-bölgeleme çalışmalarında en zayıf halkaların biride incelenen bölgede meydana gelebilecek deprem özelliklerinin belirlenmesidir. Bu açıdan güncel bir mikro-bölgeleme uygulanabilmesi için ilk aşamada en azından deprem tehlikesinin yüksek olduğu kent ve yerleşim bölgelerinde en azından 1/ ölçeğinde sismik tehlike çalışmaları yapılmalı ve ABD Kaliforniya da olduğu gibi spektral ivmelere göre bir bölgeleme gerçekleştirilmelidir. Hazırlanacak Mikro-bölgeleme Yönetmeliği: Yetkili devlet kuruluşlarına, Türkiye de özel şirketler veya kamu tarafından yapılan mikro-bölgeleme çalışmalarının inceleme ve değerlendirmesi konusunda tavsiyeler getirmeli, 100

101 Belediye yetkililerini bir mikro-bölgeleme projesinde gerekli girdiler ve sonuçta elde edilmesi gereken çıktılar konusunda bilgilendirmeli, Mikro-bölgeleme projeleri için görevlendirilen özel veya kamu sektör şirketleri için teknik öneriler tanımlamalıdır. Bu Yönetmelik ayrıca; Mikro-bölgeleme çalışmalarında hesaba katılması gereken deprem etkilerini tanımlanmalı, uygulanabilecek mikro-bölgeleme yöntemleri ve yöntemlerin genel olarak Türkiye Deprem Yönetmeliği ile ilişkisi, bu yöntemler ile yapılacak mikro-bölgeleme için gerekli araştırmalar ve imar yönetmeliklerinin iyileştirilmesinde farklı mikro-bölgeleme haritalarından nasıl yararlanılacağı açıklanmalı, Mikro-bölgeleme çalışmalarını yürütmekle Yüklenici kuruluşlar için önerilen mikro-bölgeleme yöntemlerin etkin bir biçimde uygulanması için tavsiyelerin yanında, mikro-bölgeleme çalışmaları için yönlendirici pratik ve teknik bilgiler verilmeli, Mikro-bölgeleme çalışmalarını yürüten ve elde edilen sonuçları imar ve arazi kullanım planlarına uygulayan belediyelerin görev ve sorumlulukları açıklanmalıdır. 7.4.Öneriler Mikro-bölgeleme kent planlamasında kullanılmak üzere yerleşimler bazında olasılıksal olarak deprem özelliklerinin zemin yüzeyinde nasıl bir değişim gösterdiklerinin belirlenmesidir. Burada önemli konulardan birisi bu çalışmanın hangi ölçekte yapılmasının doğru olacağıdır. Bu hususta aşağıdaki genel kapsamlı önerilerin yapılması mümkündür. 1. Ölçek incelenecek alanın jeolojik yapısına, kentleşme özelliklerine ve sismik etkinliğe bağlı olarak 1/1000 1/5000 ölçekleri arasında olabilir. Burada unutulmaması gereken husus bu çalışmaların aslında parsel bazında inşaat mühendisliği yapı ve temel tasarımı için gereken deprem ve zemin özelliklerinin belirlenmesi değildir. Mikrobölgelemenin amacı kent planlamasına yönelik deprem etkilerinin belirlenmesidir. Bu nedenlerle mikro-bölgeleme çalışmaları bu amaca yönelik olarak uygulanabilir ve ekonomik olmalıdır. 101

102 2. Teknolojideki gelişimlere bağlı olarak, mikro-bölgeleme yöntemleri belirli zaman aralıklarında uzman danışman desteği alınarak güncellenmelidir. 3. Belediyelerin sorumluluk alanlarında halihazırda devam eden inşaat çalışmalarından her türlü geoteknik, jeofizik ve jeolojik veriyi toplamaları önerilir. Bu verilerin, gelecekte farklı mikro-bölgeleme haritalarının güncellenmesi ve geliştirilmesi için kullanılması mümkündür. 4. Mikro-bölgeleme, olumsuz deprem etkilerinden farklı oranda etkilenecek yerlerin belirlenmesidir. Mikro-bölgeleme başlıca şehir planlaması, imar ve arazi kullanım planlarına bilgi sağlayacaktır. Mikro-bölgeleme ile Türkiye Deprem Yönetmeliği arasında bir ilişki yoktur. Yerel araştırmalarla daha yüksek değerler veren tasarım spektrumlarının elde edilmesi halinde yönetmelikteki tasarın spektrumlarının yerine, yerinde ölçümler ile (jeolojik, jeofizik, geoteknik) elde edilen veriler kullanılarak hesaplanan spektrumların kullanılması tavsiye edilebilir. 5. Mikro-bölgeleme aşağıdaki araştırmaları ve sonuçlarını kapsamalıdır. a. Deprem tehlikesi parametrelerini (bölgesel ölçekte olasılıksal olarak hesaplanmış en büyük yer ivmesi ve ivme spektrumu), b. Yüzeysel faylanma ve tektonik hareketler, c. Yer sarsıntısı şiddeti, d. Sıvılaşma, zemin yayılması ve oturma olasılığını, e. Toprak kayması ve kaya düşmesi gibi şev stabilitesi problemlerini, f. Deprem sonucunda oluşan tsunami, su dalgaları ve oturmalara bağlı su baskınlarını. 6. Mikro-bölgeleme için seçilen bir bölgede yukarıda bahsedilen hususların tayin edilebilmesi için yeterli çözünürlükte sismolojik, jeofizik, jeolojik ve geoteknik araştırmaların yapılması gereklidir. Bu amaç için kesin sonuçlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araştırmalar için asgari gereksinimler tanımlanmalıdır. 102

103 7. Sismolojik çalışmalarla desteklenen 1/25,000 ölçekli bölgesel jeolojik ve jeofizik araştırmalara dayanan bölgesel sismik tehlike çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Deprem tehlikesini gösteren haritaların sağlam zemin koşullarına karşı gelen spektral ivmeler cinsinden tanımlanması tercih edilmelidir. 8. Deprem tehlikesi çalışmasından elde edilen diğer bir çıktı ise, deprem tehlikesinin belirlenmesi için kullanılan olasılıksal yöntemlerle belirlenen ivme davranış spektrumu ile uyumlu ivmezaman kayıtlarıdır. Bu kayıtlar, yerel zemin davranış analizleri için kullanılacaktır. 9. Mikro-bölgeleme çalışmaları için Yüklenici Kuruluşların farklı aşamalardaki sorumlulukları açıklanmalıdır. Mikro-bölgeleme çalışması için Yüklenici Kuruluş, planlamadan son haritalamaya kadar çalışmanın tüm aşamalarında belediyenin ilgili idari ve teknik personeli ile etkileşim içinde çalışmalıdır. 10. Sismik mikro-bölgeleme haritaları, kamu kuruluşları, özel mülk sahipleri ve kişilerin deprem kayıplarının azaltılmasında bilimsel karar verebilmelerinin temelini oluşturur. Belirli deprem etkileri konusunda göreceli riskin haritalanması, kamu yatırımı ve gelişme kararlarının yüksek deprem tehlikesi olan alanlardan olabildiğince kaçınabilmesi için gerekli olan bilgileri sağlar. Deprem riskinin yer seçiminde her zaman için belirleyici faktör olmamasına karşılık, bilimsel temele dayalı mikro-bölgeleme haritalarının mevcudiyeti, sismik risklerin daha önce olmadığı biçimde göz önünde bulundurulmasına imkân sağlar yılında 3194 sayılı kanun ile planlama fonksiyonlarını desantralize eden önemli bir politika değişikliği yapılmıştır. Söz konusu Kanun, Belediyelere planlarını merkezi hükümetin kontrolu dışında hazırlayıp onaylama konusunda tam yetki vermiştir. Ancak tüm imar planlarının kapsamı, kentsel çevrenin fiziki oluşumu ile sınırlı bir çerçeveye oturtulmuştur. İnşaatın dışındaki konulara ilişkin politikaların uygulanması, gereksinim ortaya çıktıkça farklı kanunlarla düzenlenmiştir. Böylece, çevrenin, ormanların, deniz, göl ve nehir kıyılarının korunması ve buralardaki haklar ile, tarihi ve 103

104 doğal varlıkların korunması, özel koruma alanları oluşturulması, ulusal parklar, turizm gelişme alanları, sanayi bölgeleri gibi konularda özel kanunlar çıkartılmıştır. Bu konuya özel düzenleme araçları, yerel planları hazırlama ve yürürlüğe koyma yetkisini Bayındırlık ve İskân Bakanlığı dışında birçok Bakanlığa da vermektedir. Fiziki gelişmeleri izleme yetkisinin de Belediyelere verilmiş olması nedeniyle, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 1985 yılından beri politikaların doğrudan kontrolunu kaybetmiştir. Halihazırda, planlama yetkileri, birçok düzenleyici mekanizma serisi ile idari kademelenmenin çeşitli noktalarındaki kuruluşlara dağılmış durumdadır. Bu açıdan da İmar Kanunu ve ilgili yasal çerçevede düzenlemeler yapılmalıdır. 104

105 EK : KARŞI GÖRÜŞ YAZILARI Dr. Murat NURLU Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Deprem Araştırma Dairesi Bayındırlık ve İskân Bakanlığının düzenlediği Deprem Şurası çalışmalarında oluşturulan Afet Bilgi Sistemi komisyon raporunda önerilen konularla ilgili uyuşmadığım noktalar ile farklı görüş ve önerilerim aşağıda sunulmuştur; GİRİŞ Oluşturulan Afet Bilgi Sistemi komisyon raporunun Deprem Şurası için uygulanabilir somut önerileri sunmasını beklemekteydim. Ancak rapor incelendiğinde, genelinde geçmiş dönemlerde olduğu gibi çözüm üretmeyen veya üretilen çözümlerin kanımca uygulamaya geçirildiğinde etkisiz kalacağını düşündüğüm bölümler içermektedir. Genel olarak bakıldığında afet konusunda ülkemizde yaşanan en büyük eksikliklerin başında koordinasyon ve yetki kargaşasını görmekteyim. Doğal olarak kurumlar yetkilerine sıkıca sarılıp sahip oldukları güçleri başka kurumlarla paylaşmaya yanaşmamaktadır. Aynı şekilde afet olaylarında koordinasyonda gözlenen aksamalarda afet olayıyla ilgili yeterli bilginin olmayışı ve iletişimdeki yetersizliklerdir. Afet Bilgi Sisteminin amacı bu koordinasyon ve yetki karmaşasına son vererek afet olayına hızlı ve doğru bir biçimde müdahale etmek olmalıdır. Bu amaçla afet bilgi sistemi komisyon raporunun Bilgi Bankası Oluşturulması alt başlığında da belirtildiği üzere kurumsal ve yasal düzenlemeler sonucunda kısa, orta ve uzun dönemli somut ihtiyaçların ve önceliklerin biran önce belirlenerek uygulamaya konmasıyla çözüme gidilmelidir. Malesef ülkemizde sıkça karıştırılan kavramlardan biride afet yönetimi ile acil durum yönetimidir. Acil durum yönetimi afet olayı olduktan sonra devreye giren bir yönetim sistemidir. Bu kavramlar yurtdışındada Disaster Management (afet yönetimi) ve Emergency Managemet (Acil Durum Yönetimi) olarak ayrılmıştır. Afet yönetiminin daha geniş bir olguya işaret ettiğini, afet olayının öncesi anı ve sonrasında çeşitli aşamalarında görevlerinin bulunduğu bilinmektedir. Böyle bir durumda acil durum yönetiminin ihtiyacı olayın boyutları ile sınırlı kalmaktadır. Ancak afet 105

106 yönetimi için durum farklıdır sadece afet öncesi çalışmaları ele alırsak; olayın gerçekleşme olasılığını irdelemek, ülke ve/veya yerel ölçeklerde örneğin deprem konusu için makro ve mikro bölgelemeleri yapmak, çeşitli senaryolarla olayın boyutunu ortaya koyarak acil durum yönetimi için gerekli bilgileri üretmek temel ihtiyaçlar için yapılan çalışmalardır. Kısaca acil durum yönetimi afet yönetiminin afet öncesi yapacağı çalışmalardan elde edeceği verileri kullanarak çalışmalarını yönlendirmelidir. Ayrıca mevcut deprem bölgeleri haritası malesef yanlış yorumlanmaktadır, mühendislik amaçları için hazırlanmış bir deprem bölgeleri haritası depreme dayanıklı binaların hesaplanabilmesi için verilen kuvvetler veya yer hareketlerini belirleyen haritalardır. Deprem bölge haritaları belirli bir noktada inşa edilmesi planlanan mühendislik yapıları için detaylı bir yer hareketi tahmini yapmak gerekli ve mümkün olmadığı zaman işe yarayan pratik araçlardır. Önemli yapılarda detay çalışmaların yapılması gerekliliği zaten yönetmeliklerde verilmiştir. Bununla beraber yerel zemin koşullarının eklenmesi ve/veya diri fayların karakteristiklerinin tanımlanması gibi ulusal ölçekte deprem bölgeleme haritasında olması hayali gözüken istekler çoğu zaman elde yoktur veya hiçbir zaman olmayacaktır. Ancak yerel ölçeklerde bu çalışmalar başarılabilir buda mikro-bölgeleme haritalarının oluşturulmasında yer almaktadır. DEĞERLENDİRMELER VE ÖNERİLER Komisyon raporunun sismik ağların rehabilitasyonu ve bütünleştirilmesi bölümünde yer alan verilerin acil durum yönetim birimlerine aktarılması kanımca yanlış bir uygulamadır. Örneğin 7.4 büyüklüğündeki bir depremin karakteristik özellikleri (zaman, koordinat, büyüklük vb.) acil durum yönetimi için bir şey ifade etmemektedir. Çünkü acil durum yönetimine gerekli olan olayın boyutudur. Aynı şekilde diri fay veri tabanıda acil durum yönetimi için bir şey ifade etmemektedir. ÖNERİ: Ulusal ve/veya Bölgesel ve/veya Yerel ölçeklerde üretilecek veriler Afet Bilgi Sistemi içinde yer almalı bu sisteme aktarılmalıdır. Bu sistemin yapacağı değerlendirme sonuçlarına göre acil durum yönetim sistemi devreye girmelidir. Komisyon raporunun Bilgi Bankası Oluşturulması ve Mikrobölgeleme alt komisyonları dışındaki bütün alt komisyonları konularıyla 106

107 ilgili bir kurul/üst kurul oluşturulmasını önermişlerdir. Ülkemizde kurulların/üst kurulların şimdiye kadar yapmış olduğu çalışmalar ortadadır. Malesef uygulamaya yönelik sonuçlar çıkmamıştır. Aynı şekilde komisyon raporunun sismik ağların rehabilitasyonu ve bütünleştirilmesi komisyonunda önerilen ulusal deprem izleme merkezi tanımları itibariyle deprem bilgi sistemine işaret etmektedir. ÖNERİ: Bu türden konusunda uzman kişilerin oluşturulacağı kurul/üst kurullar Afet Bilgi Sistemi içinde danışma organı olarak yer almalıdır. Ancak bunların görevleri kendi konuları ile ilgili değerlendirmeleri yanında ulusal boyutta afet yönetiminin düzenlenmesiyle ilgili olmalıdır. Aynı şekilde ulusal deprem izleme merkezi ileride önerdiği afet bilgi sisteminin deprem bilgi modülünde yer almalıdır. Komisyon raporunda genellikle deprem ile ilgili gözlem sistemleri, bölgeleme haritalarından bahsedilmektedir. Gerçek olan, doğal afetlerden en fazla deprem olayı yüzünden ülke etkilenmiştir. Ancak depremin tetiklediği ikincil afetler ve diğer afetlerden bahsedilmemektedir. ÖNERİ: Afet Bilgi Sistemi çok boyutlu bir sistem olmak zorundadır. Bu sistem içinde heyelan, kaya düşmesi, taşkın, meteorolojik afetler, teknolojik afetler vd. afetlerde yer almak zorundadır. Bu afet olaylarınada hazırlıklı olmak zorundayız. Örneğin taşkınlarla ilgili kuruluşumuz DSİ, meteorolojik kökenli afetlerle ilgili kuruluşumuz DMİ konuyla ilgili kendi bünyelerinde sistemleri kurmuş durumdadır. Afet Bilgi Sisteminin bu sistemleri kurmasına gerek yoktur. Sadece ilgili verileri alarak değerlendirmeleri yapabilir. ÖNERİLEN AFET BİLGİ SİSTEMİ Deprem şurasında tartışılmak üzere önerilen afet bilgi sisteminin genel tasarımı Şekil de verilmiş olup sistemin genel özellikleri aşağıda tanımlanmıştır. Kapsam; Sistemde deprem ağırlıklı olmak üzere tüm afet türleri yer almalıdır, Amaç; Afet olayına hazırlıklı olmak ve acil durum yönetimine gerekli bilgiyi vermek, 107

108 Veri Sağlayan Kuruluşlar; Deprem konusunda veri üreten tüm kuruluşlar, diğer afetlerle ilgili veri üreten kuruluşlar (DSİ, DMİ gibi), Devlet İstatistik Enstitüsü, vd. Öncelikli Sonuçların Aktarılacağı Kuruluşlar; Başbakanlık, Kriz Yönetim Merkezleri ve Acil Durum Yönetimi Kullanılacak Teknoloji; İletişim ağ yapısı, veri tabanı, coğrafi bilgi sistemi, Haberleşme ve değerlendirme için Uydu teknolojileri Belirtilen düşünce ve kaygılarımla, Afet Bilgi Sistemi komisyon raporunda yer alan yukarıda bahsedilen konulara kesinlikle katılmıyorum ve bu çözümlerin afet yönetimi bilgi sistemi içinde kaos ortamı yaratacağı ve sakıncalı sonuçlar doğuracağına inancıyla raporda yer alan bölümlere ilişkin olarak farklı görüşlerimi arz ediyorum. 108

109 AFET VERİLERİ ULUSAL SİSMİK AĞ DİĞER HEYELAN GÖZLEM METEOROLOJİK GÖZLEM ÇIĞ GÖZLEM UYDU HABERLEŞMESİ AFET GÖZLEM İSTASYONLARINDAN ELDE EDİLEN VERİLER OPERASYON MERKEZİ Printers Scanner Plotter High speed LAN SERVE UYGULAMALAR MULTİMEDYA VERİ TABANI server Data ISDN/CD Satellite AFET HASAR GÖREBİLİRLİK ANALİZLERİ AFET TEHLİKE VE RİSK ANALİZLERİ AFET SENARYOLARI ACİL DURUM YÖNETİMİ İÇİN İLGİLİ BİLGİLER 109

110 OPERASYON MERKEZİ VALİLİK OPERASYON MERKEZİ İL BAZINDA MÜDEHALE SEYYAR OPERASYON MERKEZİ ARAZİ EKİBİ İLETİŞİM SİSTEMİ 110

KONU: KOMİTE RAPORU TAKDİMİ SUNUM YAPAN: SALİH BİLGİN AKMAN, İNŞ. YÜK. MÜH. ESPROJE GENEL MÜDÜRÜ

KONU: KOMİTE RAPORU TAKDİMİ SUNUM YAPAN: SALİH BİLGİN AKMAN, İNŞ. YÜK. MÜH. ESPROJE GENEL MÜDÜRÜ KONU: KOMİTE RAPORU TAKDİMİ SUNUM YAPAN: SALİH BİLGİN AKMAN, İNŞ. YÜK. MÜH. ESPROJE GENEL MÜDÜRÜ Sismik Tasarımda Gelişmeler Deprem mühendisliği yaklaşık 50 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu yeni alanda

Detaylı

11 MART 2011 BÜYÜK TOHOKU (KUZEYDOĞU HONSHU, JAPONYA) DEPREMİ (Mw: 9,0) BİLGİ NOTU

11 MART 2011 BÜYÜK TOHOKU (KUZEYDOĞU HONSHU, JAPONYA) DEPREMİ (Mw: 9,0) BİLGİ NOTU MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 11 MART 2011 BÜYÜK TOHOKU (KUZEYDOĞU HONSHU, JAPONYA) DEPREMİ (Mw: 9,0) BİLGİ NOTU JEOLOJİ ETÜTLERİ DAİRESİ Yer Dinamikleri Araştırma ve Değerlendirme Koordinatörlüğü

Detaylı

BURSA ĠLĠ ĠÇĠN ZEMĠN SINIFLAMASI VE SĠSMĠK TEHLĠKE DEĞERLENDĠRMESĠ PROJESĠ

BURSA ĠLĠ ĠÇĠN ZEMĠN SINIFLAMASI VE SĠSMĠK TEHLĠKE DEĞERLENDĠRMESĠ PROJESĠ BURSA ĠLĠ ĠÇĠN ZEMĠN SINIFLAMASI VE SĠSMĠK TEHLĠKE DEĞERLENDĠRMESĠ PROJESĠ AMAÇ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (TÜBİTAK-MAM) arasında protokol imzalanmıştır. Projede, Bursa

Detaylı

Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Kayıt Şebekesi Veri Tabanının Uluslararası Ölçütlere Göre Derlenmesi

Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Kayıt Şebekesi Veri Tabanının Uluslararası Ölçütlere Göre Derlenmesi Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Kayıt Şebekesi Veri Tabanının Uluslararası Ölçütlere Göre Derlenmesi Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kamu Kurumları Destek Başvurusunda Bulunan (Öneren) Kurum Araştırma

Detaylı

Bursa Yakın Çevresi Deprem Tehlikesi ve Kentsel Dönüşüm

Bursa Yakın Çevresi Deprem Tehlikesi ve Kentsel Dönüşüm Bursa Yakın Çevresi Deprem Tehlikesi ve Kentsel Dönüşüm Oğuz Gündoğdu ACİL DURUMLAR PANELİ KalDer Bursa Şubesi Çevre ve İş Güvenliği Kalite Uzmanlık Grubu 27 Mayıs 2015 Ülkemizde çağdaş anlamda Afet Yönetimi

Detaylı

ÇANAKKALE NİN GELİŞME ALANLARINDA EKOLOJİK YAKLAŞIMLAR. İsmail ERTEN

ÇANAKKALE NİN GELİŞME ALANLARINDA EKOLOJİK YAKLAŞIMLAR. İsmail ERTEN ÇANAKKALE NİN GELİŞME ALANLARINDA EKOLOJİK YAKLAŞIMLAR İsmail ERTEN Çanakkale bölgesi düz damlı ve kırma çatılı yapılar dağılım Çanakkale kentinin yerleşim alanlarının 1. dönem dağılışı 1462-1500 Çanakkale

Detaylı

16 NİSAN 2015 GİRİT (YUNANİSTAN) DEPREMİ

16 NİSAN 2015 GİRİT (YUNANİSTAN) DEPREMİ 16 NİSAN 2015 GİRİT (YUNANİSTAN) DEPREMİ 16 Nisan 2015 günü Türkiye saati ile 21:07 de Akdeniz de oldukça geniş bir alanda hissedilen ve büyüklüğü M L : 6,1 (KRDAE) olan bir deprem meydana gelmiştir (Çizelge

Detaylı

Doğal Afetler ve Kent Planlama

Doğal Afetler ve Kent Planlama Doğal Afetler ve Kent Planlama Yer Bilimleri ilişkisi TMMOB Şehir Plancıları Odası GİRİŞ Tsunami Türkiye tektonik oluşumu, jeolojik yapısı, topografyası, meteorolojik özellikleri nedeniyle afet tehlike

Detaylı

B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE.

B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE. B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE. ULUSAL DEPREM İZLEME MERKEZİ 10 ŞUBAT 2015 GÖZLÜCE-YAYLADAĞI (HATAY) DEPREMİ BASIN BÜLTENİ 10 Şubat 2015 tarihinde Gözlüce-Yayladağı nda (Hatay) yerel saat ile 06:01 de

Detaylı

25 OCAK 2005 HAKKARİ DEPREMİ HAKKINDA ÖN DEĞERLENDİRME

25 OCAK 2005 HAKKARİ DEPREMİ HAKKINDA ÖN DEĞERLENDİRME 25 OCAK 2005 HAKKARİ DEPREMİ HAKKINDA ÖN DEĞERLENDİRME Ömer Emre, Ahmet Doğan, Selim Özalp ve Cengiz Yıldırım Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Yer Dinamikleri Araştırma ve

Detaylı

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR 2013/101 (Y) Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] BTYK nın 2009/102 no.lu kararı kapsamında hazırlanan ve 25. toplantısında onaylanan Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin koordinasyonunun

Detaylı

24 MAYIS 2014 GÖKÇEADA AÇIKLARI - EGE DENİZİ DEPREMİ BASIN BÜLTENİ

24 MAYIS 2014 GÖKÇEADA AÇIKLARI - EGE DENİZİ DEPREMİ BASIN BÜLTENİ . ULUSAL DEPREM İZLEME MERKEZİ 24 MAYIS 2014 GÖKÇEADA AÇIKLARI - EGE DENİZİ DEPREMİ BASIN BÜLTENİ 24 Mayıs 2014 tarihinde Gökçeada Açıkları Ege Denizi nde yerel saat ile 12.25 de büyüklüğü Ml=6,5 olan

Detaylı

İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU

İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU AR TARIM SÜT ÜRÜNLERİ İNŞAAT TURİZM ENERJİ SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇESİ SÜLEYMANİYE KÖYÜ TEPELER MEVKİİ Pafta No : ÇANAKKALE

Detaylı

3. Ulusal Taşkın Sempozyumu, 29-30 Nisan 2013, İstanbul

3. Ulusal Taşkın Sempozyumu, 29-30 Nisan 2013, İstanbul 3. Ulusal Taşkın Sempozyumu, 29-30 Nisan 2013, İstanbul Taşkınların Sebepleri, Ülkemizde Yaşanmış Taşkınlar ve Zararları, CBS Tabanlı Çalışmalar Taşkın Tehlike Haritaları Çalışmaları Sel ve Taşkın Strateji

Detaylı

EN BÜYÜK OLASILIK YÖNTEMİ KULLANILARAK BATI ANADOLU NUN FARKLI BÖLGELERİNDE ALETSEL DÖNEM İÇİN DEPREM TEHLİKE ANALİZİ

EN BÜYÜK OLASILIK YÖNTEMİ KULLANILARAK BATI ANADOLU NUN FARKLI BÖLGELERİNDE ALETSEL DÖNEM İÇİN DEPREM TEHLİKE ANALİZİ EN BÜYÜK OLASILIK YÖNTEMİ KULLANILARAK BATI ANADOLU NUN FARKLI BÖLGELERİNDE ALETSEL DÖNEM İÇİN DEPREM TEHLİKE ANALİZİ ÖZET: Y. Bayrak 1, E. Bayrak 2, Ş. Yılmaz 2, T. Türker 2 ve M. Softa 3 1 Doçent Doktor,

Detaylı

BİNA VE BİNA TÜRÜ YAPILAR (KATEGORİ 1) İÇİN PARSEL BAZINDA DÜZENLENECEK ZEMİN VE TEMEL ETÜDÜ (GEOTEKNİK) VERİ VE DEĞERLENDİRME RAPORU FORMATI

BİNA VE BİNA TÜRÜ YAPILAR (KATEGORİ 1) İÇİN PARSEL BAZINDA DÜZENLENECEK ZEMİN VE TEMEL ETÜDÜ (GEOTEKNİK) VERİ VE DEĞERLENDİRME RAPORU FORMATI TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI Necatibey Cad. No:57 Kızılay Ankara Tel: (0.312) 294 30 00 - Faks: 294 30 88 www.imo.org.tr BİNA VE BİNA TÜRÜ YAPILAR (KATEGORİ 1) İÇİN PARSEL BAZINDA DÜZENLENECEK ZEMİN

Detaylı

SİSMİK TEHLİKE ANALİZİ

SİSMİK TEHLİKE ANALİZİ SİSMİK TEHLİKE ANALİZİ Depreme dayanıklı yapı tasarımının hedefi, yapıları aşırı bir hasar olmaksızın belirli bir yer hareketi seviyesine dayanacak şekilde üretmektir. Bu belirlenen yer hareketi seviyesi

Detaylı

İSTANBUL UN OLASI DEPREM KAYIPLARI TAHMİNLERİNİN GÜNCELLENMESİ İŞİ (İSTANBUL DEPREM SENARYOSU) YÖNETİCİ ÖZETİ

İSTANBUL UN OLASI DEPREM KAYIPLARI TAHMİNLERİNİN GÜNCELLENMESİ İŞİ (İSTANBUL DEPREM SENARYOSU) YÖNETİCİ ÖZETİ İSTANBUL UN OLASI DEPREM KAYIPLARI TAHMİNLERİNİN GÜNCELLENMESİ İŞİ (İSTANBUL DEPREM SENARYOSU) YÖNETİCİ ÖZETİ KASIM, 2009 İÇİNDEKİLER İçindekiler 1 Giriş 2 Çalışmanın Kapsamı 2 Yer Sarsıntı Analizi 4 Tektonik

Detaylı

27 KASIM 2013 MARMARA DENİZİ DEPREMİ

27 KASIM 2013 MARMARA DENİZİ DEPREMİ B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE. ULUSAL DEPREM İZLEME MERKEZİ 27 KASIM 2013 MARMARA DENİZİ DEPREMİ BASIN BÜLTENİ 27 Kasım 2013 tarihinde Marmara Ereğlisi Açıklarında (Tekirdağ) Marmara Denizi nde yerel

Detaylı

FAYLARDA YIRTILMA MODELİ - DEPREM DAVRANIŞI MARMARA DENİZİ NDEKİ DEPREM TEHLİKESİNE ve RİSKİNE FARKLI BİR YAKLAŞIM

FAYLARDA YIRTILMA MODELİ - DEPREM DAVRANIŞI MARMARA DENİZİ NDEKİ DEPREM TEHLİKESİNE ve RİSKİNE FARKLI BİR YAKLAŞIM FAYLARDA YIRTILMA MODELİ - DEPREM DAVRANIŞI MARMARA DENİZİ NDEKİ DEPREM TEHLİKESİNE ve RİSKİNE FARKLI BİR YAKLAŞIM Ramazan DEMİRTAŞ Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Dairesi, Aktif Tektonik

Detaylı

MEVZİİ İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU

MEVZİİ İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU SINIRLI SORUMLU KARAKÖY TARIMSAL KALKINMA KOOP. MEVZİİ İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU ÇANAKKALE İLİ BAYRAMİÇ İLÇESİ KARAKÖY KÖYÜ Pafta No : 1-4 Ada No: 120 Parsel No: 61 DANIŞMANLIK ÇEVRE

Detaylı

ELER Programı İle Dinamik Çalışan Web Tabanlı Afet Koordinasyon Sistemi

ELER Programı İle Dinamik Çalışan Web Tabanlı Afet Koordinasyon Sistemi ELER Programı İle Dinamik Çalışan Web Tabanlı Afet Koordinasyon Sistemi Bu doküman, İstanbul Kalkınma Ajansı nın desteklediği Afetlere Hazırlık Mali Destek Programı kapsamında hazırlanmıştır. Projenin

Detaylı

Afet Yönetimi ve. Sel Risk Değerlendirmesi

Afet Yönetimi ve. Sel Risk Değerlendirmesi Afet Yönetimi ve Sel Risk Değerlendirmesi KAPSAM - Afetlerin Genel Durumu - Kriz Yönetiminden Risk Yönetimine Geçiş - Risk Kavramı ve Risk Değerlendirmesi Risk Nedir? Nasıl Belirlenir? Nasıl Yönetilir?

Detaylı

DEPREM TEHLİKE VE RİSK ÇALIŞMALARINDA SİSMOLOJİK GÖZLEM AĞLARININ ÖNEMİ: TÜRKİYE ULUSAL SİSMOLOJİK GÖZLEM AĞINDAKİ SON GELİŞMELER, 2011

DEPREM TEHLİKE VE RİSK ÇALIŞMALARINDA SİSMOLOJİK GÖZLEM AĞLARININ ÖNEMİ: TÜRKİYE ULUSAL SİSMOLOJİK GÖZLEM AĞINDAKİ SON GELİŞMELER, 2011 DEPREM TEHLİKE VE RİSK ÇALIŞMALARINDA SİSMOLOJİK GÖZLEM AĞLARININ ÖNEMİ: TÜRKİYE ULUSAL SİSMOLOJİK GÖZLEM AĞINDAKİ SON GELİŞMELER, 2011 1 Kılıç, T., 1 Kartal, R.F., 1 Zünbül, S., 1 Kadirioğlu, F.T., 1

Detaylı

ARAZİ KULLANIM PLANLAMASI

ARAZİ KULLANIM PLANLAMASI ARAZİ KULLANIM PLANLAMASI ön koşul kavramsal uzlaşı niçin planlama? toplumsal-ekonomikhukuksal gerekçe plan kapsam çerçevesi plan yapımında yetkiler planın ilkesel doğrultuları ve somut koşulları plan

Detaylı

B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE.

B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE. B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE. ULUSAL DEPREM İZLEME MERKEZİ 23 OCAK 2015 UĞURLUPINAR-MUSTAFAKEMALPAŞA (BURSA) DEPREMİ BASIN BÜLTENİ 23 Ocak 2015 tarihinde Uğurlupınar-Mustafakemalpaşa da (Bursa) yerel

Detaylı

1 Şubat 2015 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 29254

1 Şubat 2015 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 29254 1 Şubat 2015 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 29254 BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ VE İL ÖZEL İDARELERİ TARAFINDAN AFET VE ACİL DURUMLAR İLE SİVİL SAVUNMAYA İLİŞKİN YATIRIMLARA AYRILAN BÜTÇEDEN YAPILACAK HARCAMALARA

Detaylı

BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI DEPREM ŞÛRASI SONUÇ BİLDİRGESİ. 1 Ekim 2004

BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI DEPREM ŞÛRASI SONUÇ BİLDİRGESİ. 1 Ekim 2004 BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI DEPREM ŞÛRASI SONUÇ BİLDİRGESİ 1 Ekim 2004 Doğal afetlerin ve özellikle depremlerin tehdidi altında olan ülkemizde, şehirleşme ve yapılaşma süreçleri için güvenirlilik unsuru

Detaylı

BÖLÜM YEDİ DEPREM TÜRLERİ

BÖLÜM YEDİ DEPREM TÜRLERİ BÖLÜM YEDİ DEPREM TÜRLERİ 7.1 DEPREM TÜRLERİ Bölüm6 da deprem nedir, nasıl oluşur ve deprem sonucunda oluşan yer içinde hareket eden sismik dalgaların nasıl hareket ettiklerini ve yer içinde nasıl bir

Detaylı

KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ

KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İÇ KONTROL EYLEM PLANI (2010 2011) (KONTROL FAALİYETLERİ) Sorumlu KFS 7 Kontrol stratejileri ve yöntemleri: İdareler, hedeflerine ulaşmayı amaçlayan ve riskleri karşılamaya

Detaylı

BAĞIMSIZ PROJE DENETİMİNİN ESASLARI ve HESAP RAPORU HAZIRLANMASI

BAĞIMSIZ PROJE DENETİMİNİN ESASLARI ve HESAP RAPORU HAZIRLANMASI BAĞIMSIZ PROJE DENETİMİNİN ESASLARI ve HESAP RAPORU HAZIRLANMASI Bülent Akbas 1, Bilge Doran 2, Bilge Siyahi 1 1 Prof., Deprem ve Yapı Mühendisliği Ana Bilim Dalı, Gebze Teknik Üniversitesi, Gebze Kocaeli

Detaylı

İŞ YATIRIM MENKUL DEĞERLER A.Ş. İŞ SÜREKLİLİĞİ PLANLAMASI A. AMAÇ

İŞ YATIRIM MENKUL DEĞERLER A.Ş. İŞ SÜREKLİLİĞİ PLANLAMASI A. AMAÇ Sayfa No: 1/7 A. AMAÇ Bu politika, nin deprem, yangın, fırtına, sel gibi doğal afetler ile sabotaj, donanım veya yazılım hatası, elektrik ve telekomünikasyon kesintileri gibi önceden tahmin edilebilen

Detaylı

Şekil 6. Kuzeydoğu Doğrultulu SON-B4 Sondaj Kuyusu Litolojisi

Şekil 6. Kuzeydoğu Doğrultulu SON-B4 Sondaj Kuyusu Litolojisi SON-B4 (Şekil 6) sondajının litolojik kesitine bakıldığında (inceleme alanının kuzeydoğusunda) 6 metre ile 13 metre arasında kavkı ve silt bulunmaktadır. Yeraltı su seviyesinin 2 metrede olması burada

Detaylı

ĐMAR PLANINA ESAS JEOLOJĐK-JEOTEKNĐK ETÜT RAPORU

ĐMAR PLANINA ESAS JEOLOJĐK-JEOTEKNĐK ETÜT RAPORU SAHĐBĐ ĐLĐ ĐLÇESĐ KÖYÜ MEVKĐĐ : BĐGA MERMER SANAYĐ VE TĐC. LTD. ŞTĐ : ÇANAKKALE : BĐGA : KOCAGÜR : SARIGÖL PAFTA NO : 6 ADA NO : -- PARSEL NO : 1731-1732-1734 ĐMAR PLANINA ESAS JEOLOJĐK-JEOTEKNĐK ETÜT

Detaylı

ULUSAL DEPREM STRATEJİSİ - 2023 (UDSEP-2023) EYLEM TABLOSU

ULUSAL DEPREM STRATEJİSİ - 2023 (UDSEP-2023) EYLEM TABLOSU Araştırıcı ve destekleyici kuruluşların katılımı ile oluşturulacak bir bilimsel koordinasyon kurulunun desteğinde deprem konusuyla ilgili araştırmalarda A.1.1.1. öncelikli alanlar belirlenecek ve bu alanlarda

Detaylı

Afet Sonrası İyileştirme Planı

Afet Sonrası İyileştirme Planı Afet Sonrası İyileştirme Planı 13 Ocak 2015 Türkiye'nin Afet Risk Yönetimi 17. Yuvarlak Masa Toplantısı ODTÜ hasan.coban@kalkinma.gov.tr 1 2 Rapor Edilen Afetlerin Sayısı Dünyada 1900-2011 yılları arasında

Detaylı

Projeleri destekleyen ve yürüten kuruluslar Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Kurumu (National Aerounatics and Space Administration (NASA))

Projeleri destekleyen ve yürüten kuruluslar Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Kurumu (National Aerounatics and Space Administration (NASA)) TÜRKİYE İ ULUSAL JEODEZİ İ KOMİSYONU İ (TUJK) 2006 YILI BİLİMSEL İ İ TOPLANTISI Tektonik ve Jeodezik Ağlar Çalıştayı 2 San Andreas Fayında Yapılan Jeodezik ve Yer Dinamiği Çalışmaları Mualla YALÇINKAYA

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN temellerinin atıldığı Çanakkale zaferinin 100. yılı kutlu olsun.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN temellerinin atıldığı Çanakkale zaferinin 100. yılı kutlu olsun. Doç.Dr.Mehmet MISIR-2013 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN temellerinin atıldığı Çanakkale zaferinin 100. yılı kutlu olsun. Son yıllarda teknolojinin gelişmesi ile birlikte; geniş alanlarda, kısa zaman aralıklarında

Detaylı

ŞUBE MÜDÜRLÜKLERİ GÖREV TANIMLARI

ŞUBE MÜDÜRLÜKLERİ GÖREV TANIMLARI ŞUBE MÜDÜRLÜKLERİ GÖREV TANIMLARI Valilik Makamının 04/11/2015 tarih ve 1260 Sayılı Olur ları kapsamında şube müdürlüklerinin görev tanımları yeniden düzenlenmiştir. Buna göre; I- PLANLAMA VE ZARAR AZALTMA

Detaylı

Yazılım ve Uygulama Danışmanı Firma Seçim Desteği

Yazılım ve Uygulama Danışmanı Firma Seçim Desteği Yazılım ve Uygulama Danışmanı Firma Seçim Desteği Kapsamlı bir yazılım seçim metodolojisi, kurumsal hedeflerin belirlenmesiyle başlayan çok yönlü bir değerlendirme sürecini kapsar. İş süreçlerine, ihtiyaçlarına

Detaylı

1.2. Aktif Özellikli (Her An Deprem Üretebilir) Tektonik Bölge İçinde Yer Alıyor (Şekil 2).

1.2. Aktif Özellikli (Her An Deprem Üretebilir) Tektonik Bölge İçinde Yer Alıyor (Şekil 2). İzmir Metropol Alanı İçin de Yapılan Tübitak Destekli KAMAG 106G159 Nolu Proje Ve Diğer Çalışmalar Sonucunda Depreme Dayanıklı Yapı Tasarımı İçin Statik ve Dinamik Yükler Dikkate Alınarak Saptanan Zemin

Detaylı

ÇIĞ DUYARLILIK ANALİZİ RAPORU

ÇIĞ DUYARLILIK ANALİZİ RAPORU T.C... VALİLİĞİ İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü..İli, İlçesi, Beldesi.. Mevkii ÇIĞ DUYARLILIK ANALİZİ RAPORU Hazırlayanlar:. Arşiv No:.. Tarih: İÇİNDEKİLER DİZİNİ İÇINDEKILER DIZINI ŞEKILLLER DIZINI ÇIZELGELER

Detaylı

KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ (KRY) EĞİTİMİ KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ: KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE

KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ (KRY) EĞİTİMİ KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ: KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ (KRY) EĞİTİMİ KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ: KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE SUNUM PLANI 1. RİSK VE RİSK YÖNETİMİ: TANIMLAR 2. KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ 3. KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ DÖNÜŞÜM SÜRECİ

Detaylı

Afetlere Müdahale ve İyileştirme Kapasitesini Etkin Risk Yönetimi ile Geliştirmek

Afetlere Müdahale ve İyileştirme Kapasitesini Etkin Risk Yönetimi ile Geliştirmek Stratejik Amaç 8 Afetlere Müdahale ve İyileştirme Kapasitesini Etkin Risk Yönetimi ile Geliştirmek Stratejik Hedef 1 Zarar Önleyici/Azaltıcı Faaliyetleri Gerçekleştirmek 1. AKOMAS Afet Bilgi Sistemine

Detaylı

PROJE TEKLİF FORMU FİZİBİLİTE RAPORU HAZIRLANMASI GEREKMEYEN KAMU YATIRIM PROJESİ TEKLİFLERİ İÇİN

PROJE TEKLİF FORMU FİZİBİLİTE RAPORU HAZIRLANMASI GEREKMEYEN KAMU YATIRIM PROJESİ TEKLİFLERİ İÇİN FİZİBİLİTE RAPORU HAZIRLANMASI GEREKMEYEN KAMU YATIRIM PROJESİ TEKLİFLERİ İÇİN PROJE TEKLİF FORMU 1. PROJE TANIMLAMA BİLGİLERİ Adı: Türkiye Deniz Araştırma Alt Yapısının Analizi Etüt Projesi Yeri: Seyir,

Detaylı

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMU KALİTE KOMİSYONU VE KİDR RAPORLAMA SÜRECİ

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMU KALİTE KOMİSYONU VE KİDR RAPORLAMA SÜRECİ YÜKSEKÖĞRETİM KURUMU KALİTE KOMİSYONU VE KİDR RAPORLAMA SÜRECİ 13.04.2016 ANKARA YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU YÜKSEKÖĞRETİM KURUMU KALİTE KOMİSYONU YÜKSEKÖĞRETİM KURUMU KALİTE KOMİSYONU* MADDE 7 (1) Yükseköğretim

Detaylı

24.05.2014 EGE DENİZİ DEPREMİ

24.05.2014 EGE DENİZİ DEPREMİ 24.05.2014 EGE DENİZİ DEPREMİ ÖN ARAŞTIRMA RAPORU Hazırlayanlar Dr. Mustafa K. Koçkar Prof. Dr. Özgür Anıl Doç. Dr. S. Oğuzhan Akbaş EGE DENİZİ DEPREMİ (24.05.2014; M w :6.5) GİRİŞ 24 Mayıs 2014 tarihinde,

Detaylı

KIBRIS TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ YASASI (21/2005 Sayılı Yasa) Madde 18 Altında Yapılan Tüzük

KIBRIS TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ YASASI (21/2005 Sayılı Yasa) Madde 18 Altında Yapılan Tüzük KIBRIS TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ YASASI (21/2005 Sayılı Yasa) Madde 18 Altında Yapılan Tüzük Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Yasası

Detaylı

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI KAMU İÇ KONTROL KONTROL ORTAMI İç kontrolün temel unsurlarına temel teşkil eden genel bir çerçeve olup, kişisel ve mesleki dürüstlük, yönetim ve personelin etik değerleri, iç kontrole yönelik destekleyici

Detaylı

T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı

T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı Çankırı Yatırım Destek Ofisi Ara Faaliyet Raporu 01.01.2011 30.06.2011 İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... i TABLOLAR LİSTESİ... ii 1. Çankırı Yatırım Destek Ofisine İlişkin

Detaylı

2010 DARFIELD VE 2011 CHRISTCHURCH DEPREMLERİ VE SONUÇLARI

2010 DARFIELD VE 2011 CHRISTCHURCH DEPREMLERİ VE SONUÇLARI 2010 DARFIELD VE 2011 CHRISTCHURCH DEPREMLERİ VE SONUÇLARI ÖZET: D. Güner 1 1 Deprem Dairesi Başkanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Ankara Email: duygu.guner@afad.gov.tr Yeni Zelanda da 4

Detaylı

KALİTE SİSTEM YÖNETİCİSİ EĞİTİMİ

KALİTE SİSTEM YÖNETİCİSİ EĞİTİMİ FMEA-HATA TÜRLERİ VE ETKİ ANALİZİ Tanımlama Mevcut veya olası hataları ortaya koyan, bu hataların yaratabileceği etkileri göz önünde bulunduran ve etkilerine göre hataları önceliklendirerek oluşmalarının

Detaylı

AR&GE BÜLTEN 2010 ġubat SEKTÖREL DEPREM GERÇEĞĠ

AR&GE BÜLTEN 2010 ġubat SEKTÖREL DEPREM GERÇEĞĠ DEPREM GERÇEĞĠ Övgü PINAR Nurel KILIÇ Dünyada ve ülkemizde sık sık meydana gelen deprem, heyelan, çığ, sel baskını vb. olaylar sonucunda can ve mal kaybında büyük artışlar gözlenmekte olup ülkemizde son

Detaylı

TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU ULUSAL AKADEMİK AĞ VE BİLGİ MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler

TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU ULUSAL AKADEMİK AĞ VE BİLGİ MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU ULUSAL AKADEMİK AĞ VE BİLGİ MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç ve kapsam Madde 1- (1) Bu Yönetmelik ile Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma

Detaylı

AFET VE ACİL MÜDAHALE BİLGİ SİSTEMİ. Yard. Doç. Dr. Mehmet Fatih DÖKER

AFET VE ACİL MÜDAHALE BİLGİ SİSTEMİ. Yard. Doç. Dr. Mehmet Fatih DÖKER AFET VE ACİL MÜDAHALE BİLGİ SİSTEMİ Yard. Doç. Dr. Mehmet Fatih DÖKER AFET NEDİR? Afet en genel anlamda, doğal ve insan kaynaklı nedenlerle meydana gelerek insan yaşantısını olumsuz etkileyen, sosyal,

Detaylı

ESİS Projesi. Kaynaklar Bakanlığı

ESİS Projesi. Kaynaklar Bakanlığı ESİS Projesi Hem ulusal, hem de uluslararası platformda enerji, bir ülkenin politika üretmesi ve uygulaması gereken en önemli stratejik alanlardan birisidir. Ülkemiz de sahip olduğu kritik jeopolitik konumu

Detaylı

ONDOKUZMAYIS İLÇESİ NDE (SAMSUN) AFETE YÖNELİK CBS ÇALIŞMALARI

ONDOKUZMAYIS İLÇESİ NDE (SAMSUN) AFETE YÖNELİK CBS ÇALIŞMALARI TÜRKİYE 17. ESRI KULLANICILARI TOPLANTISI ONDOKUZMAYIS İLÇESİ NDE (SAMSUN) AFETE YÖNELİK CBS ÇALIŞMALARI Kıvanç ÇALIŞKAN Harita Mühendisi 25 Mayıs 2012 - ANKARA SUNUM İÇERİĞİ GİRİŞ AMAÇ VE KAPSAM MATERYAL,

Detaylı

2009 YATIRIM PROGRAMI GENEL BİLGİLER VE ANALİZLER

2009 YATIRIM PROGRAMI GENEL BİLGİLER VE ANALİZLER 2009 YATIRIM PROGRAMI GENEL BİLGİLER VE ANALİZLER 2009 yılı Yatırım Programı uzun bir hazırlık, rasyonelleştirme ve değerlendirme süreci kapsamındaki çalışmalar sonunda hazırlanmış olup içeriğinde toplam

Detaylı

TÜRKİYE İstanbul Valiliği İstanbul İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği. İstanbul Deprem Riskini Azaltma ve Acil Durum Hazırlık Projesi

TÜRKİYE İstanbul Valiliği İstanbul İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği. İstanbul Deprem Riskini Azaltma ve Acil Durum Hazırlık Projesi TÜRKİYE İstanbul Valiliği İstanbul İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği İstanbul Deprem Riskini Azaltma ve Acil Durum Hazırlık Projesi İstanbul Proje Koordinasyon Bürosunda (İPKB) Çalıştırılmak Üzere ELEMAN

Detaylı

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ DEPREM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ (DAUM) 25 NİSAN 2015 NEPAL-KATMANDU DEPREMİ (M=7.8)

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ DEPREM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ (DAUM) 25 NİSAN 2015 NEPAL-KATMANDU DEPREMİ (M=7.8) DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ DEPREM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ (DAUM) 25 NİSAN 2015 NEPAL-KATMANDU DEPREMİ (M=7.8) 25 Nisan 2015 te (saat 06:11, UT) Nepal de M: 7,8 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir

Detaylı

FEF LİSANS PROGRAMLARI DEĞERLENDİRME ÖLÇÜTLERİ

FEF LİSANS PROGRAMLARI DEĞERLENDİRME ÖLÇÜTLERİ FEN, EDEBİYAT, FEN - EDEBİYAT, DİL VE TARİH - COĞRAFYA FAKÜLTELERİ ÖĞRETİM PROGRAMLARI DEĞERLENDİRME VE AKREDİTASYON DERNEĞİ FEF LİSANS PROGRAMLARI DEĞERLENDİRME ÖLÇÜTLERİ FEDEK FEN, EDEBİYAT, FEN-EDEBİYAT,

Detaylı

İNM 106 İnşaat Mühendisleri için Jeoloji

İNM 106 İnşaat Mühendisleri için Jeoloji Hafta_1 İNM 106 İnşaat Mühendisleri için Jeoloji Giriş: Jeolojinin tanımı ve alt disipleri Yrd.Doç.Dr. İnan KESKİN inankeskin@karabuk.edu.tr, inankeskin@gmail.com Dersin Amacı Yer bilimlerinin temel kavramlarını

Detaylı

T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı

T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı Sinop Yatırım Destek Ofisi Ara Faaliyet Raporu 01.01.2011 30.06.2011 İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... i TABLOLAR LİSTESİ... ii 1. Sinop Yatırım Destek Ofisine İlişkin Genel

Detaylı

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNDE LİSANS SONRASI AKADEMİK EĞİTİM: SAYILARLA TÜRKİYE DEKİ MEVCUT DURUM

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNDE LİSANS SONRASI AKADEMİK EĞİTİM: SAYILARLA TÜRKİYE DEKİ MEVCUT DURUM - 169 - İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNDE LİSANS SONRASI AKADEMİK EĞİTİM: SAYILARLA TÜRKİYE DEKİ MEVCUT DURUM Cemalettin Dönmez * Özet Türkiye de inşaat mühendisliğinde lisans sonrası eğitimin hacim ve temel uzmanlık

Detaylı

DOĞRULTU ATIMLI FAYLAR KIRIKLAR VE FAYLAR. Yaşar ar EREN-2003

DOĞRULTU ATIMLI FAYLAR KIRIKLAR VE FAYLAR. Yaşar ar EREN-2003 DOĞRULTU ATIMLI FAYLAR KIRIKLAR VE FAYLAR Yaşar ar EREN-2003 6.DOĞRULTU ATIMLI FAYLAR Bu faylar genellikle dikçe eğimli, ve bloklar arasındaki hareketin yatay olduğu faylardır. Doğrultu atımlı faylar (yanal,

Detaylı

Yrd.Doç.dr. Orhan CERİT

Yrd.Doç.dr. Orhan CERİT Yrd.Doç.dr. Orhan CERİT JEOLOJİK OLAYLAR SONUCU OLUŞAN DOĞAL AFETLER DEPREMLER VOLKANLAR HEYELANLAR (KÜTLE HAREKETLERĠ) METEOROLOJİK OLAYLAR SONUCU OLUŞAN DOĞAL AFETLER SEL BASKINLARI KASIRGA VE TAYFUNLAR

Detaylı

ULUSAL HAVZA YÖNETİM STRATEJİSİ

ULUSAL HAVZA YÖNETİM STRATEJİSİ ULUSAL HAVZA YÖNETİM STRATEJİSİ Bayram HOPUR Entegre Projeler Uygulama Şube Müdürü Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü www.cem.gov.tr 3. Ulusal Taşkın Sempozyumu- 29.04.2013 İstanbul ULUSAL

Detaylı

Deprem bir doğa olayıdır. Deprem Bilimi ise bilinen ve bilinmeyen parametreleriyle, karmaşık ve karışık teoriler konseptidir

Deprem bir doğa olayıdır. Deprem Bilimi ise bilinen ve bilinmeyen parametreleriyle, karmaşık ve karışık teoriler konseptidir DEPREM VE ANTALYA NIN DEPREMSELLİĞİ 1. BÖLÜM DEPREM Deprem bir doğa olayıdır. Deprem Bilimi ise bilinen ve bilinmeyen parametreleriyle, karmaşık ve karışık teoriler konseptidir 1.1. DEPREMİN TANIMI Yerkabuğu

Detaylı

T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı

T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı Satın Alma, İdari İşler ve Destek Hizmetleri Birimi Birim Ara Faaliyet Raporu 01.01.2011 30.06.2011 İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... i TABLOLAR LİSTESİ... ii 1. Satın Alma,

Detaylı

6.14 KAMU KULLANIMLARI

6.14 KAMU KULLANIMLARI 6.14 KAMU KULLANIMLARI 6.14 KAMU KULLANIMLARI VE ALT YAPI 329 6.14 KAMU KULLANIMLARI VE ALTYAPI Plan alanındaki kentsel sistemin gelişimi ve işlevini yerine getirmesi kamusal hizmetlerin ve özellikle su

Detaylı

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARINA UYUM EYLEM PLANI 1- KONTROL ORTAMI. Öngörülen Eylem veya Eylemler

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARINA UYUM EYLEM PLANI 1- KONTROL ORTAMI. Öngörülen Eylem veya Eylemler KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARINA UYUM EYLEM PLANI 1- KONTROL ORTAMI Standart Öngörülen veya ler veya KOS1 Etik Değerler ve Dürüstlük: Personel davranışlarını belirleyen kuralların personel tarafından bilinmesi

Detaylı

Yeşilırmak Havzası Taşkın Yönetim Planının Hazırlanması Projesi

Yeşilırmak Havzası Taşkın Yönetim Planının Hazırlanması Projesi T. C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Yeşilırmak Havzası Taşkın Yönetim Planının Hazırlanması Projesi Taşkın ve Kuraklık Yönetimi Daire Başkanlığı 03 Aralık 2013 / Afyonkarahisar

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ İÇ KONTROL STANDARTLARI EYLEM PLANI 1- KONTROL ORTAMI STANDARTLARI

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ İÇ KONTROL STANDARTLARI EYLEM PLANI 1- KONTROL ORTAMI STANDARTLARI ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ İÇ KONTROL STANDARTLARI EYLEM PLANI 1- KONTROL ORTAMI STANDARTLARI Standart Sorumlu veya KOS1 Etik Değerler ve Dürüstlük: Personel davranışlarını belirleyen kuralların

Detaylı

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: YEŞİL BİNALAR & NANOTEKNOLOJİ STRATEJİLERİ. Muhammed Maraşlı İMSAD-UNG Çalışma Grubu Üyesi

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: YEŞİL BİNALAR & NANOTEKNOLOJİ STRATEJİLERİ. Muhammed Maraşlı İMSAD-UNG Çalışma Grubu Üyesi İNŞAAT SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: YEŞİL BİNALAR & NANOTEKNOLOJİ STRATEJİLERİ Muhammed Maraşlı İMSAD-UNG Çalışma Grubu Üyesi RAPORUN AMACI Türk İnşaat Sektörünün rekabet gücünün arttırılması amacıyla

Detaylı

DEPREM DAİRESİ BAŞKANLIĞI ULUSAL SİSMOLOJİK GÖZLEM AĞI ÇALIŞMA GRUBU

DEPREM DAİRESİ BAŞKANLIĞI ULUSAL SİSMOLOJİK GÖZLEM AĞI ÇALIŞMA GRUBU DEPREM DAİRESİ BAŞKANLIĞI ULUSAL SİSMOLOJİK GÖZLEM AĞI ÇALIŞMA GRUBU Nisan 2012 ULUSAL SİSMOLOJİK GÖZLEM AĞI (USAG) Ulusal Sismolojik Gözlem Ağı (USAG): 2004 yılında İstanbul'da düzenlenen DEPREM ŞURASI

Detaylı

T.C. İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

T.C. İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ PROJE GELİŞTİRME ve KOORDİNASYONU BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönerge de; öz bütçeden bağımsız, ulusal ve uluslararası

Detaylı

28 ARALIK 2013 ANTALYA KÖRFEZİ - AKDENİZ DEPREMİ

28 ARALIK 2013 ANTALYA KÖRFEZİ - AKDENİZ DEPREMİ B.Ü. KANDİLLİ RASATHANESİ ve DAE. ULUSAL DEPREM İZLEME MERKEZİ 28 ARALIK 2013 ANTALYA KÖRFEZİ - AKDENİZ DEPREMİ BASIN BÜLTENİ 28 Aralık 2013 tarihinde Antalya Körfezi Açıkları Akdeniz de yerel saat ile

Detaylı

BİLGİ TEKNOLOJİLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI. Coğrafi Bilgi Teknolojileri LOREM İPSUM Şubesi Müdürlüğü ANKARA 2015 LOREM İPSUM

BİLGİ TEKNOLOJİLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI. Coğrafi Bilgi Teknolojileri LOREM İPSUM Şubesi Müdürlüğü ANKARA 2015 LOREM İPSUM BİLGİ TEKNOLOJİLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Coğrafi Bilgi Teknolojileri LOREM İPSUM Şubesi Müdürlüğü ANKARA 2015 LOREM İPSUM 1950 yılında kurulan Karayolları Genel Müdürlüğü Otoyollar, devlet ve il yolları

Detaylı

Resmî Gazete Sayı : 29361

Resmî Gazete Sayı : 29361 20 Mayıs 2015 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29361 TEBLİĞ Orman ve Su İşleri Bakanlığından: HAVZA YÖNETİM HEYETLERİNİN TEŞEKKÜLÜ, GÖREVLERİ, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,

Detaylı

HAVACILIK VE UZAY TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

HAVACILIK VE UZAY TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞU Havacılık ve Uzay Teknolojileri Genel Müdürlüğü, 1 Kasım 2011 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 655 Sayılı Kanun

Detaylı

BELEDİYELERCE BİLGİ SAĞLANACAK İDEP EYLEMLERİ

BELEDİYELERCE BİLGİ SAĞLANACAK İDEP EYLEMLERİ Arazi Kullanımı ve Ormancılık 3. ORMAN, MERA, TARIM VE YERLEŞİM GİBİ ARAZİ KULLANIMLARI VE DEĞİŞİMLERİNİN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ OLUMSUZ YÖNDE ETKİLEMESİNİ SINIRLANDIRMAK 5. 2012 yılında yerleşim alanlarında

Detaylı

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ. Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı. 1.Giriş

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ. Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı. 1.Giriş KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ 1.Giriş Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı Kamu idarelerinin mali yönetimini düzenleyen 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu 10.12.2003

Detaylı

Geleceğin Gemi ve Yüzer Yapıları TASARIM 2012 ÖĞRENCİ PROJE YARIŞMASI

Geleceğin Gemi ve Yüzer Yapıları TASARIM 2012 ÖĞRENCİ PROJE YARIŞMASI Geleceğin Gemi ve Yüzer Yapıları TASARIM 2012 ÖĞRENCİ PROJE YARIŞMASI İçindekiler Giriş...1 Hedefler...1 Amaç...2 Kimler Katılabilir...3 Kayıt...3 Proje Teslimi......3 Yayın ve Kullanım Hakkı...4 Yarışma

Detaylı

28.06.2012 tarihli Bankaların İç Sistemleri Hakkında Yönetmelik in Risk Yönetimine İlişkin Düzenlemeleri

28.06.2012 tarihli Bankaların İç Sistemleri Hakkında Yönetmelik in Risk Yönetimine İlişkin Düzenlemeleri 28.06.2012 tarihli Bankaların İç Sistemleri Hakkında Yönetmelik in Risk Yönetimine İlişkin Düzenlemeleri Yönetici Özeti: 28.06.2012 tarihinde yayımlanan Bankaların İç Sistemleri Hakkında Yönetmelik ile

Detaylı

BİLİŞİM EĞİTİM KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERNEĞİ

BİLİŞİM EĞİTİM KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERNEĞİ İç Kontrol Uyum Eylem Planı Danışmanlığı İç kontrol ; Sistemli, sürekli, süreç odaklı, kontrollü iyi yönetimi ifade etmektedir. Buradaki kontrol anladığımız tarzda denetimi ifade eden kontrol değildir.

Detaylı

MTA Genel Müdürlüğü Tarafından Yürütülen TUCBS ve INSPIRE Standartları Çalışmaları

MTA Genel Müdürlüğü Tarafından Yürütülen TUCBS ve INSPIRE Standartları Çalışmaları 18 19 Kasım 2015, ATO Congresium, Ankara MTA Genel Müdürlüğü Tarafından Yürütülen TUCBS ve INSPIRE Standartları Çalışmaları Dr. Engin Öncü SÜMER, Dr. Erol TİMUR, Yıldız NURLU, Pemra KUMTEPE ve Dr. Türkan

Detaylı

TÜRKİYE NİN DEPREM GERÇEĞİ. Deprem Bölgeleri Haritaları ve Deprem Yönetmeliklerinin Tarihsel Gelişimi

TÜRKİYE NİN DEPREM GERÇEĞİ. Deprem Bölgeleri Haritaları ve Deprem Yönetmeliklerinin Tarihsel Gelişimi TÜRKİYE NİN DEPREM GERÇEĞİ Deprem Bölgeleri Haritaları ve Deprem Yönetmeliklerinin Tarihsel Gelişimi Bu çalışmanın bütün hakları saklıdır. Bu kitap, yazarların izni olmaksızın; elektronik, mekanik, fotokopi

Detaylı

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası YENİ TEŞVİK MEVZUATI DESTEKLERİ İÇİN NİHAİ ÖNERİLERİMİZ RAPORU 2012

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası YENİ TEŞVİK MEVZUATI DESTEKLERİ İÇİN NİHAİ ÖNERİLERİMİZ RAPORU 2012 Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası YENİ TEŞVİK MEVZUATI DESTEKLERİ İÇİN NİHAİ ÖNERİLERİMİZ RAPORU 2012 1 1- TEŞVİK MEVZUATININ DÜZENLENMESİNDEK TEMEL DEVLET POLİTİKALARINA UYGULAMALARINA YÖNELİK ÖNERİLERİMİZ.

Detaylı

ULUSAL PNÖMOKONYOZ ÖNLEME EYLEM PLANI

ULUSAL PNÖMOKONYOZ ÖNLEME EYLEM PLANI ULUSAL PNÖMOKONYOZ ÖNLEME EYLEM PLANI 1. Sorunun öneminin saptanması Pnömokonyoz ülkemizde en sık görülen mesleki akciğer hastalıklarından biri olup, önlenebilir meslek hastalıklarının başında gelmektedir.

Detaylı

MEHMET ŞİRİN DENETİM STANDARTLARI DAİRESİ BAŞKANI

MEHMET ŞİRİN DENETİM STANDARTLARI DAİRESİ BAŞKANI MEHMET ŞİRİN DENETİM STANDARTLARI DAİRESİ BAŞKANI Bağımsız Denetim Standartları 1. Kilit Terimlerin Belirlenmesi 2. Metnin Çevrilmesi 3. İlk Uzman Kontrolü 4. Çapraz Kontrol İkinci Uzman Kontrolü 5. Metnin

Detaylı

3. HAFTA-Grup Çalışması

3. HAFTA-Grup Çalışması KAMU MALİYESİNDE KARAR ALMA VE PERFORMANS YÖNETİMİ PROJESİ PERFORMANS YÖNETİMİ VE PERFORMANS ESASLI BÜTÇELEME 3. HAFTA-Grup Çalışması ANKARA 27 Ocak 2011 PERFORMANS ANLAŞMASI DPT den sorumlu bakan ile

Detaylı

T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı

T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı Kastamonu Yatırım Destek Ofisi Ara Faaliyet Raporu 01.01.2011 30.06.2011 İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... i TABLOLAR LİSTESİ... ii 1. Kastamonu Yatırım Destek Ofisine İlişkin

Detaylı

T.C. ÇUBUK BELEDİYESİ Bilgi İşlem Müdürlüğü Görev ve Çalışma Esasları Yönetmeliği

T.C. ÇUBUK BELEDİYESİ Bilgi İşlem Müdürlüğü Görev ve Çalışma Esasları Yönetmeliği T.C. ÇUBUK BELEDİYESİ Bilgi İşlem Müdürlüğü Görev ve Çalışma Esasları Yönetmeliği BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE 1 : Amaç Bu Yönetmelik Çubuk Belediyesi Bilgi işlem Müdürlüğünün,

Detaylı

İSTANBUL ATIK MUTABAKATI

İSTANBUL ATIK MUTABAKATI İSTANBUL ATIK MUTABAKATI 2013 ün Mayıs ayında İstanbul da bir araya gelen dünyanın farklı bölgelerinden belediye başkanları ve seçilmiş yerel/bölgesel temsilciler olarak, küresel değişiklikler karşısında

Detaylı

AFET KOORDİNASYON MERKEZİNİ (AKOM)KURDUK

AFET KOORDİNASYON MERKEZİNİ (AKOM)KURDUK AFET KOORDİNASYON MERKEZİNİ (AKOM)KURDUK ABD nin Los Angeles kentindeki Afet Yönetim Merkezi nin bir örneği olarak yapılan AKOM da bütün sistem 3 yedeklidir ve akıllı bina olarak inşa edilmiştir. İki farklı

Detaylı

ZEMİN İNCELEMELERİ. Yetersiz Zemin İncelemesi Sonucu Ortaya Çıkabilecek Kayıplar. İçin Optimum Düzey. Araştırma ve Deney

ZEMİN İNCELEMELERİ. Yetersiz Zemin İncelemesi Sonucu Ortaya Çıkabilecek Kayıplar. İçin Optimum Düzey. Araştırma ve Deney ZEMİN İNCELEMELERİ Doğal yamaç ve yarmada duraylılığın kontrolü Barajlarda ve atık depolarında duraylılık ve baraj temelinin kontrolü, sızdırmazlık Yapıdan gelen yüklerin üzerine oturduğu zemin tarafından

Detaylı

STRATEJĠ GELĠġTĠRME MÜDÜRLÜĞÜ PROSEDÜRÜ

STRATEJĠ GELĠġTĠRME MÜDÜRLÜĞÜ PROSEDÜRÜ Hazırlayan Strateji Geliştirme Müdürü Kontrol Başkanlık Hukuk Danışmanı Onay Belediye Başkanı Yürürlük Tarihi 01.02.2010 Sayfa 1 / 9 1. AMAÇ Bu prosedürün amacı; Kartal Belediyesi Strateji Geliştirme Müdürlüğü

Detaylı

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ DEPREM MÜHENDİSLİĞİ Prof.Dr. Zekai Celep İnşaat Mühendisliğine Giriş / Deprem Mühendisliği DEPREM MÜHENDİSLİĞİ 1. Deprem 2. Beton 3. Çelik yapı elemanları 4. Çelik yapı sistemleri

Detaylı

Bursa Teknik Üniversitesi. Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi. Başvuru Dosyası

Bursa Teknik Üniversitesi. Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi. Başvuru Dosyası Bursa Teknik Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Başvuru Dosyası 1. Kurulması önerilen Merkezle ilgili üniversitede faaliyet gösteren bölümler ve bu bölümlerde uygulanmakta olan lisans

Detaylı