III. ADOLESAN SAĞLIĞI KONGRESİ Kasım 2010 Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi, İstanbul KONUŞMA ÖZETLERİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "III. ADOLESAN SAĞLIĞI KONGRESİ 26-28 Kasım 2010 Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi, İstanbul KONUŞMA ÖZETLERİ"

Transkript

1

2 KONUŞMA ÖZETLERİ 1

3 ADOLESANLARDA POSTÜR BOZUKLUKLARI Prof. Dr. Ahmet Alanay İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ortopedi ve Travmatoloji AD Florence Nightingale Hastanesi İstanbul Omurga Merkezi Adolesan çağda postür bozuklukları ailelerin sıklıkla karşılaştığı önemli sorunlardan birisidir. Özellikle son yıllarda çocukların daha sedanter yaşam tarzları bu sorunların artmasına neden olmuştur. Postür bozuklukları genellikle yapısal olmayan ve adult çağda ciddi sorunlar yaratmayan duruşa bağlı problemlerdir ancak azımsanmayacak sıklıkta yapısal postür bozuklukları (yapısal skolyoz ve kifoz) da görülmektedir. Adolesan çağda ki postür problemlerini daha iyi anlamak için öncelikle bu çağda normal postürün nasıl olduğunu bilmek gerekir. Normal postür: Omurga normal yapısı ve dizilimi postürümüzü belirleyen unsurlardır. Kişi ayakta dururken omurgaya arkadan bakınca tüm omurların aynı hizada ve baş pelvisin tam ortasında olacak şekilde bir dengede olması gerekir (figür 1). Figür 1. Eğer arkadan bakınca bu dizilimde yana doğru herhangi bir deviasyon olursa skolyoz olarak tanımlanır. Yandan bakınca ise omurga da bazı fizyolojik eğriliklerin olduğunu görürüz. Bu eğrilikler boyun bölgesinde lordoz, sırt bölgesinde kifoz, bel bölgesinde lordoz ve sakral bölgede kifoz şeklindedir (figür 2). 2

4 Figür 2. Normal sagittal kontürler Kifoz Bu fizyolojik konturların miktarı (derecesi) insanlar arasında farklılıklar gösterir. Örneğin sırt kamburluğu T2 ve T12 omurlar arasında yaklaşık 20 ile 55 derece (ort. 35) ve lomber lordoz ise 40 ile 75 derece (ort. 45) arasında değişir. Kötü duruşa bağlı pozisyonel (yapısal olmayan) kifoz Adolesan dönem postür bozukluklarının en sık sebebi pozisyonel kifozdur. Biraz önce tanımladığımız fizyolojik ayakta duruşta 35 derece kamburluğu olan bir insanın kötü duruşa bağlı olarak kamburluğunun, örneğin 55 dereceye çıkması pozisyonel kifozdur. Genellikle keskin açılı olmayan ve 60 derecenin altında deformitelerdir. Tedavi gerektiren yapısal kifoz ve yapısal olmayan pozisyonel kifoz nasıl ayırt edilir? Kamburluk şikayeti ile gelen çocuğun ayakta muayenesi sırasında kamburluğunu belirgin olarak düzeltebiliyor ise, bu büyük ihtimal ile pozisyonel kifozdur. Burada dikkat edilmesi gereken kamburluğun nereden düzeldiğidir. Eğer kamburluk en çıkıntılı yerinden düzeliyorsa sorun yoktur. Bazen kamburluğun en çıkıntılı yeri hiç düzelmez ve daha üst ile alttaki omurlardan bir miktar düzelme olabilir. Bazen de kamburluk belirgin olarak değil de hafif bir düzelme gösterebilir. Bu durumlarda radyografik tetkik ihtiyacı olabilir. Yapısal olmayan pozisyonel kifoza ne sebep olur ve nasıl önlenir? Pozisyonel kamburluğun en önemli sebepleri kötü pozisyonda oturuş ve fizik kondisyon yetersizliğidir. Özellikle günümüz çocukları vakitlerinin büyük çoğunluğunu okul-dersane-bilgisayar üçgeninde geçirmektedir. Çocuklar ne yazık ki hareket etmelerini sağlayan oyunlar veya sportif aktivitelerden uzak durmaktadırlar. Bu yaşam tarzı hem çocuklarımızın vakitlerinin büyük çoğunluğunu kötü oturuş pozisyonunda geçirmesine neden olmakta hem de spor yapamadıkları için kötü fizik kondisyona sahip olmalarına neden olmaktadır. Bu iki kötü alışkanlık ise pozisyonel kamburluğun en önemli sebepleridir. 3

5 Yapısal olmayan pozisyonel kifoz nasıl düzeltilebilir? Pozisyonel kamburluğun tedavisi öncelikle aile içinde başlar. Ailelerin sıklıkla yaptıkları şey sürekli olarak çocuklarını dik dur diye uyarmaktır. Ancak uyarılar hiçbir şekilde işe yaramadığı gibi aile ile çocuklar arasında bazen ciddi gerginliğe ve inatlaşmaya neden olmaktadır. Pozisyonel kamburluğu önlemek için en başta sebeplerini yok etmek gerekir. En önemli sebep çocukların sedanter yaşam tarzlarıdır. Günümüz çocuklarını okul-dersane-bilgisayar üçgeninden vazgeçirmemiz veya alıkoymamız tabii ki gerçekçi bir yaklaşım değildir. Bu konu ile ilgili kontrol edebileceğimiz bazı şeyler vardır. Öncelikle işe oturma alışkanlıklarından başlamak gerekir. Çocukların çalışma masaları ve sandalyelerinin uygun konum, açı, yükseklikte olmasını sağlamak, yine monitor ve klavye yüksekliklerini uygun pozisyonlara ayarlamak iyi bir başlangıç olacaktır. Bu ayarlamalar ile çocukların omurgalarını fizyolojik sınırlarda tutabilecekleri ideal pozisyona alışmalarını sağlayabiliriz. Bir diğer önemli konu da çocuklarımızı spora vakit ayırmaları konusunda ikna ve motive etmektir. Spor, çocukların fizik kondisyonunu, omurgayı dik tutan kasların kuvvetini ve dayanıklılığını arttırarak pozisyonel kamburluğun önüne geçecektir Yapısal Kifoz Adolesan dönemde görülen kifotik deformiteler bir çok sebebe (enfeksiyon, travma, neoplazi) bağlı olabilmekle beraber en sık görülen formu Schuermann hastalığıdır. Schuermann hastalığı torasik omurgayı tutar ancak daha az sıklıkla torakolomber ve lomber bölgeyi de tutabilir. Schuermann hastalığının tanımı en az 3 veya daha fazla omurgada 5 dereceden fazla kamalaşma şeklinde yapılır. Diğer önemli bir bulgu eğriliğin merkezindeki kamalaşma olan omurlarda vertebral endplatelerde düzensizlik ve disk aralıklarının daralmasıdır. (figür 3) Figür 3. Schuermann kifozu Hastaların genel şikayeti kozmetik görüntü ve sırt ağrısıdır. Muayene sırasında eğrilik hasta tarafından istemli olarak düzeltilemez. Kifotik deformite genellikle spinal kord basısına neden olmaz ve eğrilğe bağlı nörolojik defisit nadiren ve ileri eğriliklerde görülebilir. Ancak bu hastalarda normal adolesanlara göre daha sık disk hernisi görülür ve herniye disk medulla spinalise bası yaparak nörolojik defisite neden olabilir. Hastanın bel ağrısı da var ise bel bölgesine de radyografik tetkik yapılmalıdır. Ağrının nedeni Schuermann hastalığına %20 oranında eşlik ededbilen spondiloliztezis olabilir. Ayrıca yine %20 hastada skolyoz da eşlik edebilir. Görüntüleme: Muayenede yapısal artmış kifoz düşünülen hastaya ayakta iki yönlü skolyoz kasetine grafi çekilmelidir. Hastanın nörolojik defisit bulguları var ise MRG de çekilebilir. 4

6 Tedavi: İmmatür hastalarda ve 75 derece altındaki eğriliklerde korse tedavisi uygulanabilir. Korse tedavisinden beklenen fayda eğriliği 75 derece altında tutarak ameliyat gereksinimini ortadan kaldırmasıdır. Korse tedavisi eğriliği düzeltmez. Matürasyonunu tamamlamış çocuklarda ise korse tedavisi başarılı olamaz ve gereksizdir. Cerrahi tedavi için endikasyonlar tartışmalıdır. İmmatür bir hastada progresif ve 75 derece üzerine çıkan eğriliklerde cerrahi tedavi önerilir. Matürasyonunu tamamlamış çocuklarda ise 80 derece ve üzeri eğrilikler ilerleyen yıllarda artma riski taşıdığı için opere edilmelidir. Operasyon için bir diğer endikasyon ise derece arası eğrilikleri olan ancak konservatif yöntemlere rağmen yaşam kalitesini bozacak kadar sırt ağrısı olan erişkinlerdir. Skolyoz Skolyoz omurganın yana doğru eğriliği demektir. Bir semptomdur ve iki türlüdür; Yapısal olmayan skolyoz omurganın çeşitli nedenlere bağlı geçici olarak sadece yana eğriliğidir. Yapısal olmayan skolyozlar pozisyona bağlı, bel ağrısına bağlı veya alt ekstremite eşitsizliğine bağlı ortaya çıkabilir. Altta yatan neden tedavi edilirse skolyoz kendiliğinden düzelir. Yapısal olan skolyoz ise 3 boyutlu bir deformitedir. Omurga yana eğilirken aynı zamanda yan planda (hipokifoz) ve transvers planda (rotasyon) da değişiklikler gözlenir (şekil 4) Şekil 4. Skolyoz. Adolesan dönemde en sık görülen skolyoz tipi adolesan idiopatik skolyozdur. Adolesan İdiopatik Skolyoz Prevalansı normal populasyonda %2-3 civarındadır. Kız çocuklarında 8 kat fazla görülür. Etyoloji: Tam olarak aydınlatılamamıştır. Genetik çalışmalar ailesel bir yatkınlık tanımlamıştır. Geçiş paterni belirlenememiştir. Diğer olası etyolojiler, konnektif doku, kas dokusu, nörolojik ve büyüme ile ilgili teorilerdir. 5

7 Klinik ve tanı: Hastalar genellikle kozmetik şikayetlerle gelir. Omuz dengesizliği, bel simetrisinde bozukluk, sırtta çıkıntı başvuru şikayetleridir. Ağrı hastaların %30 unda olabilir ancak şiddetli değildir. Fizik muayene hastanın arkasından izlenerek yapılır. Hastada koronal plan dengesizliği ve omuz, bel asimetrileri ile sırtta hörgüç bulguları gözlenebilir. Yapısal skolyoza özgü bir test ise öne eğilme testi dir. (Şekil 5). Bu testte hasta öne eğilince sırtta veya belin iki yarısı arasında bir asimetri olması gözlenir ise bu rotasyonel bir deformite olan skolyozun varlığını işaret eder. Şekil 5. Skolyoz klinik bulguları ve öne eğilme testi Bazı adolesan skolyoza benzer şekilde ortaya çıkan skolyoz larda asıl neden intraspinal anomaliler olabilir. Bunlar syringomyeli ya da Arnold Chiari tip I malformasyon şeklinde karşımıza çıkabilir ve gizli nörolojik bulgular verebilir. Bu hastaları ayırt edebilmek için nörolojik muayene çok önemlidir. Radyografik inceleme ayakta iki yönlü çekilecek skolyoz grafileri ile yapılır. Bu grafiler oksiputtan sakruma kadar tüm spinal kolonu içermelidir. Hasta da intraspinal anomali düşündürebilecek bulgular var ise MRG de elde edilmesi gerekir. Bazı kliniklerde MRG rutin olarak kullanılmaktadır. Doğal seyir: Tüm skolyoz vakarlının yaklaşık % 3ünün 30 derece üzerine ilerlediği düşünülmektedir. İlerleme ile ilgili bazı risk faktörleri tanımlanmıştır; İskelet immatüritesi (Triradiat kartilajın açık olması, premenarş, risser bulgusu 0-1 olan çocuklar). Eğrilik yerleşimi ( torasik eğrilikler lomber eğriliklerden daha az ilerler). Eğrilik ilk tanı esnasında şiddeti 30 derece ve üzerinde ise immatür çocuklarda ilerleme şansı fazladır Matür adolesanlarda eğrilik 50 dereceyi geçmiş ise adult çağda ilerlemeye devam edecektir. 6

8 Tedavi: Gözlem: 20 derece altındaki eğrilikler gözleme alınır ve 4-6 ayda bir çekilen grafiler ile doğal seyir takip edilir. Korse: derece arası eğriliklerde başlanır (şekil 6) derece üzerindeki eğriliklerde ve matürasyonunu tamamlamış çocuklarda etkisi yoktur. Amaç eğriliğin cerrahi gerektirecek boyutlara ilerlemesini durdurmaktır. Eğriliği düzeltmesi beklenmez. Başarılı olması için günde 20 saat üzerinde kullanılmalıdır. Düzenli kullanan çocuklarda dahi başarısı tartışmalıdır ancak cerrahi dışında tek alternatifdir. Şekil 6. Skolyoz korsesi Cerrahi tedavi: amaç eğriliğin ilerlemesini durdurmaktır. İkincil olarak kozmetik düzeltme de hedeflenir. Büyümekte olan immatür çocuklarda torasik bölgede 40 derecenin üzerindeki eğriliklerde endikedir. Matürasyonunu tamamlamış çocuklarda ise torasik eğrilikler için 50 derece üzerinde, lomber eğrilikler için de 40 derece üzerinde operasyon önerilir. Operasyon posterior (şekil 7) veya anterior girişim ile yapılabilir. Mutlak şekilde nörolojik monitorizasyon altında yapılmalıdır. Yapılan işlem omurganın deforme kısmında hareketi ve büyümeyi ortadan kaldırmak yani füzyon uygulamaktır. Füzyon sonrası kemik iyileşmesini hızlandırmak ve düzeltmeyi sağlamak amacıyla enstrümentasyon da uygulanır. Burada en önemli noktalardan birisi de hareketi korumak için mümkün olduğunca az fakat eğriliği kontrol edebilecek kadar uzun seviyeye füzyon uygulanmasıdır. Bu tip operasyonların mutlaka bu konuda deneyimli ortopedik omurga cerrahları tarafından ve deneyimli merkezlerde yapılması gerekir. Aksi takdirde ciddi komplikasyonların gelişebilir. 7

9 Şekil 7. Posterior enstrümentasyon ve füzyon Kaynaklar: 1. Moe s textbook of Scoliosis and other spinal deformities. 3rd Edition. Lonstein, Winter,editors. WB Saunder s Company. 2. Spine. Core Knowledge in Orthopaedics. Ed. Alexander Vaccaro.Elsevier Mosby 8

10 Lipid metabolizması 3 aşamada değerlendirilir. LİPİD METABOLİZMASI BOZUKLUKLARI Ali Dursun 1. yolak besinlerle alınan yağların GIS den emilerek dokulara taşınması, 2. yolak karaciğerden sentez edilen yağların (Kolesterol ve Trigliserit) perifer dokulara taşınması, 3. yolak perifer dokulardan kolesterolün alınarak karaciğere taşınması. Burada dikkat edilmesi gereken ana noktalar. Karaciğer lipid metabolizmasının merkezinde bulunur. Tüm lipoproteinler (LP) ya da LP artıkları, yüklerini (trigliserit, kolesterol ve kolesterol esterleri) karaciğere boşaltır. Karaciğer yüzeyinde bulunan bazı reseptörler LP ler ile temasa geçerek LP lerin içeri alınması sağlar. Bu reseptörler LDL reseptörü (LDLR), LDLR benzeri reseptör (LRP) ve SR-B1 reseptörlerleridir. Ayrıca 2 önemli enzim (Lipoprotein lipaz-lpl ve hepatik lipaz-hl enzimleri) LP lerin karaciğer yüzeyinde metabolizma edilmelerini sağlar. LP ler arasında periferal apoproteinler (ApoB48 ve ApoB100 dışındaki) sürekli değiş tokuş yapılır. Bazı apoproteinler enzimlerin kofaktörü gibi görev yaparlar. Örneğin Apo CII, lipoprotein lipaz enziminin (LPL) kofaktörüdür. Apoproteinler esas olarak reseptör görevi görürler. Örneğin ApoB100 perifer ve karaciğer dokularında LDL in hücre içine alınması için LDL reseptörü ile bağlantı yapar. ApoE özellikle şilomikron artıkları ve VLDL artıklarının (IDL) karaciğerde içeri alınması için aracılık rolü yapar. Ekzojen yol: Bu yolakta GIS den emilen yağlar (TG, kolesterol ve kolesterol esterleri) ApoB48 ve MTP (Trigliserit transfer protein) proteinleri vasıtası ile şilomikron (ŞM) olarak paketlenirler. ApoB48 ve MTP şilomikron yapıcı proteinlerdir. Bunlar olmadan şilomikron şekillenemez. ApoB48 metabolik süreç içinde şilomikronu terketmez. Bu arada şilomikrona bir perifer apoprotein olan ApoA da eklenir. Bu şekilde kana karışan şilomikronlar kanda HDL den ApoE ve ApoCII alırlar. Sonuç olarak olgun bir şilomikron 4 apoprotein (ApoB48, ApoCII, ApoE ve Apo A) ile yoluna devam eder. Perifer dokularda bulunan LPL enzimi ile ApoCII kofaktörü öncülüğünde şilomikrondaki trigliseritler metabolize olur ve serbest yağ asitleri şeklinde dokulara alınırlar. Özellikle yağ dokusu ve kaslarda bu metabolik süreç fazladır. Kofaktör görevi yapan ApoCII daha sonra şilomikrondan ayrılır ve HDL ye geri döner. Oluşan şilomikron artıkları ki bunların üzerlerinde ApoE vardır, karaciğere gelir ve burada ApoE vasıtası ile bir yandan hepatik lipaz ile daha da metabolize olurlar ve bu artıklar LDL benzeri reseptör (LRP) aracılığı ile karaciğere alınırlar. Endojen yol: Bu yolakta karaciğerde sentez edilen TG ve kolesterol bileşiklerinin perifer dokulara taşınması amaçlanmaktadır. Bunun için karaciğerdeki TG ve kolesterol bileşikleri tıpkı GIS de olduğu gibi karaciğer hücrelerinde paketlenir. Bu paketin adı VLDL dir. ŞM da olduğu gibi paketin oluşabilmesi için integral apoproteine ihtiyaç vardır. Bu apoprotein şilomikronun integral apoproteni olan apob48 i kodlayan gen tarafından kodlanır. Bu apoproteine ApoB100 denir. Apo B100 ile şekillenen VLDL kana geçer ve burada yine ŞM da olduğu gibi HDL den ApoCII ve Apo E alır. Perifer dokularda VLDL içindeki TG ler LPL ve ApoCII kofaktörü sayesinde dokulara serbest yağ asitleri şeklinde boşaltılır. Oluşan ara lipoproteinlere IDL denir. Bu IDL lipoproteinleri ya direk karaciğere gider ve metabolize olarak karaciğere alınırlar ya da biraz daha yıkılarak LDL ye dönüşürler. LDL de artık ApoB100 dışında başka apoprotein yoktur. Karaciğere geen IDL karağiyer yüzeyinde ApoE aracılığı ile LDLR tarafından alınır. Karaciğer yüzeyinde IDL nin bir kısmı hepatik lipaz ile LDL ye dönüştürülür. Özet olarak 1.Şilomikron artıkları karaciğerde LRP + apoe ile alınır 2.IDL (VLDL artığı) karaciğerde LDLR + apoe ile alınır 3.IDL nin bir kısmı karaciğerde hepatik lipaz ile LDL ye döner. 3.LDL karaciğerde LDLR + apob100 ile alınır 4.HDL karaciğerde SR-B1 ile alınır. Perfierde oluşan LDL fazla olursa okside olur ve makrofajlarda bulunan iki reseptör; CD38 ve SR-A ile alınır. Bu süreç aterosklerozun başlangıcıdır. 9

11 Ters kolesterol yolu (HDL yolu). Öncelikle karaciğer tarafından sentez edilen başlangıç HDL ler periferde dolaşırken, makrofajlardaki bulunan ABC1 molekülü vasıtası ile yüzeye taşınan kolesterolü perifer dokulardan alırlar. Bu süreçte HDL giderek olgunlaşır. HDL ye alınan kolesterol burada lesitin koesterol açil transferaz emzimi (LCAT) ve onun kofaktörü apoa1 ile kolesterol esterine dönüştürülür. Olgun HDL ya karaciğere gider ve burada SRB1 reseptörüne bağlanarak karaciğere alınır, öte yandan kanda dolaşırken içindeki kolesterol esterlerini VLDL ve IDL deki trigliseritler ile değiş tokuş yapar. Bu alışverişte aracı molekül CETP dir. Giderek TG tarafından zenginleşen HDL nin bir özelliğide böbrek dokusu tarafından hızla metabolize edilmesidir. Bu nedenle ortamda aşırı VLDL var ise (örnek diabet hastalığı) HDL sürekli VLDL ve IDL ile değiş tokuş yapar ve oluşan bu TG yüklü HDL ler böbrekten tutulur ve kan seviyesi düşer. Bu nedenle diabet, obezite gibi durumlarda TG ve VLDL-K seviyeleri yüksek iken HDL seviyeleri düşüktür. Buna metabolik sendrom denir. Lipoprotein değerlerinden herhangi birindeki bir anormallik dislipidemi olarak adlandırılır (Tablo 1 ve Tablo 2). Dislipidemiler primer ve sekonder olarak sınıflandırılır. Primer dislipidemiler genetik nedenlere bağlıdır. Bununla birlikte sekonder dislipidemilerin önemli bir kısmında tam aydınlatılmamamış genetik faktörler de katkıda bulunur. Tablo 1: Sekonder dislipidemiler Ekzojen alkol, kontraseptivler, prednizon, anabolik steroidler, retinoik asit Endokrin ve metabolik porphiria, diabet, GH eksikliği, hipotroidi, gebelik Renal kronik böbrek yetmezliği, hemolitik üremik sendrom, nefrotik sendrom Hepatik kolestaz, bilier atrezi, Alagille sendromu Depo hastalıkları sistinosiz, Gaucher hastalığı, glikojen depo hastalığı, Tay Sachs hastalığı, Niemann Pick hastalığı Diğer yanıklar, hepatit, anoreksia nevroza, kanser, kalp transplantasyonu 10

12 Tablo 2: Primer dislipidemiler Primer lipid bozukluğu Lipoprotein anormalliği Genetik bozukluk Ailevi hiperkolestorelemi (heterozigot) LDL LDLR Otozomal dominat Ailevi defektif apolipoprotein B LDL Apo B Otozomal dominant Ailevi kombine hiperlipidemi Tip Iia: LDL Tip IV: VLDL TipIIb: LDL ve VLDL Bilinmiyor Otozomal dominant Poligenik hiperkolesterolemi LDL Bilinmiyor Çoklu defek Değişken genetik geçiş Ailevei hipertrigliseridemi ( mg/dl) Ailevi hipertrigliseridemi (> 1000 mg/dl) VLDL Şilomikron ve VLDL Bilinmiyor, Çoklu defekt Otozoma dominat geçiş Bilinmiyor Olası LPL, Apo CII, ve Apo A- V eksikliği Ailevi hipalfalipoproteinemi HDL Bilinmiyor, Apo A1, CIII, ya da Apo A IV defektif Otozomal dominat Dislipoproteinemi (TK: mg/dl, TG: mg/dl) IDL, şilomikron artıkları Apo E (E2/E2) Çekinik kalıtım 11

13 ADOLESAN JİNEKOLOJİSİNDEKİ YENİLİKLER Doç. Dr. Alin Başgül Yiğiter İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilimdalı Adölesanların jinekolojisi ve üreme sağlığı ile ilgili bu konuşmamda bu alandaki yeni klinik guidelinelara ve jinekolojik problemlerin değerlendirilmesi ve tedavisindeki yeni görüşlere yer vereceğim. Bu alan adölesanın sosyal, psikolojik ve medikal perspektiflerde özel bir ekspertiz ve anlayış gerektirmektedir. İlk jinekolojik muayene tecrübesi adölesan için ömür boyu iz bırakıcı olabilir. Pelvik muayene adölesanda gecikmiş pubertede, anormal vajinal kanama durumunda, puberte prekoksta abdominal ve pelvik ağrıda, vajinal ilişki hikayesinde, patolojik vajinal akıntıda, abdominal patoloji varlığı veya şüphesinde gereklidir. Adölesanda jinekolojik muayenede temel hedefimiz adölesanın mümkün olduğunca kendini rahat hissetmesi ve böylece cinselliğini, şiddete uğrayıp uğramadığı, yeme bozuklukları, kontrasepsiyon metodları gibi birçok konuda ona yardımcı olabilmemizdir. Önleyici tedavi burada kilit noktadır. Bu konuşmamda adölesan jinekolojisi gibi oldukça geniş bir konudaki yeni görüşleri sizlere aktarıp aşağıda belirttiğim bazı ana başlıklardaki konulardan son yayınları ve önerileri özetledim. Bu Konular; Pap smear testi ile ilgili yeni öneriler, istenmeyen gebelikler, human papillomavirus (HPV) aşısının adölesanla tartışılması ve önerilmesi, korunma metdodları (doğum kontrol hapları, barier medodları, intrauterin araçlar,progesteron tedavisi, geri çekerek korunma,acil kontrasepsiyon vb), polikistikover ve bağlantılı metabolik sendromda tedavi seçenekleri, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, endometriosis, adet düzensizlikleri, dismenore tedavisi,adölesanda myoma uteri tedavisi, adölesan gebeliklerindeki yaklaşım, down sendromlu veya otistik adölesanlara jinekolojik yaklaşım, seksüel disfonksiyon, adölesanda hormon replasman tedavisi,müllerian anomalilerin tedavisindeki yenilikler.. 12

14 NORMAL BÜYÜME BÜYÜME GERİLİKLERİNE YAKLAŞIM Atilla Büyükgebiz Büyüme sağlığın en önemli göstergesidir. Normal büyüyen çocuk sağlıklı çocuktur. Normal büyüme için doğru beslenmek ve normal hormon dengesine sahip olmak gerektir. Büyümede en hızlı dönem doğumdan ilk yaş gününe kadar geçen dönemdir. İlk bir yılda bebeğin boyu 24 cm uzar ve ağırlığı ortalama 10 kg olur.birinci yaştan sonra büyüme yavaşlar ve ortalama 12 cm boy uzaması olur, ağırlık artışı 2,3 kg kadardır. İki,üç yaş arası 10 cm kadar boy artışı olur ve ağırlık artışı birkaç kg kadardır. Daha sonra yaşa kadar erkek ve kızlar ortalama 5-6 cm uzarlar. Ortalama kızlar 10, erkekler 12 yaşında ergenliğe girerler ve bu dönemde kızların cm, erkeklerin ise cm boyları uzar. Büyümeyi; kalıtım, hormonlar ve çevresel faktörler etkiler. Doğumdan önce; Doğum boyu ve kilosu doğumdan önceki büyümenin bir göstergesidir. Bu süre boyunca büyümeyi etkileyen anne karnındaki beslenmedir. Eğer anne karnında ideal şartlar sağlanmışsa,çocuk normal doğum kilo ve boyuna sahip olacaktır. Annenin sigara içmesi,geçirdiği bulaşıcı hastalık, alkol alımı veya kullanılan bazı ilaçlar bebeğin büyümesini olumsuz etkiler. Kalıtım; Çocuğun büyümesinde anne ve babanın boyu önemlidir; ancak çocuğun erişkinde sahip olacağı boyu etkileyen birçok neden vardır. Tek başına anne,baba boyu etkili değildir. Her zaman kısa boylu anne babanın çocuklarının kısa olacağı tezi doğru değildir: Bunun aksi birçok örnek vardır. Bu nedenle akranlarından geri olduğu saptanan çocuk mutlaka hekim incelemesinden geçirilmelidir. Beslenme; Normal bir büyüme için dengeli beslenme şarttır. Çocuklar gıdalarla gerekli miktarlarda protein (süt,yoğurt,peynir,yumurta ve et), yağ, karbohidrat (ekmek vb), sebze ve meyveler, vitamin ve mineral (tüm besin maddeleri) almalıdır. Bazen ekonomik faktörler ya da bilinçsiz beslenme nedeni ile kötü beslenme söz konusudur. Çocuklar genellikle şekerli yiyecekler, gofret,cips gibi besleyici değeri düşük yiyecekleri yemeğe eğilimlidirler. Kötü beslenen bir çocuğun beslenmesinin düzeltilmesi ile büyümesi de düzelir. Büyümeyi etkileyen hormonlar; İnsan vucudunda büyümeyi düzenleyen bir grup salgı bezi vardır.bedenimizin normal çalışması için bu salgı bezlerinin hormon salınımları gereklidir. Ana salgı bezi beyindeki hipofizdir. Bu bez, bir çok salgı bezini kontrol eder. Beyinde, bir bezelye tanesi büyüklüğünde yer alır. Bu bezden salgılanan büyüme hormonu ve ergenliği uyarıcı hormonlar çocukların büyümesini ve yetişkin hale gelmesini sağlarlar. Boynun ön kısmında bulunan tiroid bezinden salgılanan tiroid hormonu, büyümeyi sağladığı gibi vucudun çalışma hızını, zeka gelişimini ve kemiklerin büyümesini de etkiler. Erkeklerde testis tarafından salgılanan testosteron, kızlarda overlerden salgılanan östrojen ve her iki cinste de böbreküstü bezi tarafından salgılanan androjen hormonları özellikle ergenlik dönemindeki hızlı büyümeden sorumlu hormonlardır. Çocukluk döneminin kronik hastalıkları; Kalp,akciğer,böbrek gibi organların uzun süreli ve önemli hastalıkları ile besin emilimini bozan mide-barsak hastalıkları büyümeyi olumsuz etkiler. İlaçlar; Steroid ihtiva eden ilaçların uzun süreli kullanımı ve bazı psikiatri tedavisinde kullanılan ilaçlar büyümeyi olumsuz etkiler. Hekime danışılması gerekir 13

15 BOY KISALIĞI Büyüme, yani normal bir boya sahip olma sağlıklı olmanın en önemli kriterlerinden biridir. Normal büyüyen çocuk sağlıklı çocukdur. Büyüme geriliği, beslenme bozuklukları, hormonal nedenler, ailevi nedenler, kronik hastalıklar gibi değişik sebeplere bağlı ortaya çıkabilir. Burada, büyüme hormonu ve tiroid hormonu eksikliği, ailevi boy kısalığından bahsedilecektir. Bir çocuğun boyunun normal olduğu nasıl anlaşılır? Hangi yaşda olursa olsun, boy uzunluğunun değerlendirilmesinde kullanılan ölçü, o andaki boyun hangi büyüme eğri diliminde olduğu ve büyüme hızıdır. Kısa boy, çıplak ayakla ölçülen boyun, o yaş ve cinse göre normal büyüme eğrilerinin alt sınırlarında ( 10 persentil altı) olmasıdır. Yıllık boy artımının yaşa göre normalden az olması durumunda, büyüme hızı yetersiz olarak değerlendirilir. Yıllık büyüme hızı 1-2 yaşlar arasında yılda 12 cm, daha sonra ise yılda 5-6 cm dir. Bir çocuk, ergenlik öncesi yılda 5 cm den az büyüyorsa veya takip edildiği büyüme eğrilerinde aynı çizgide devam edemiyor ve alt çizgiye düşüyorsa, sorun var demektir. Durumunun tetkik edilmesi gerekir. Büyüme hormonu, boy artışını doğrudan etkileyen hormondur. Beyindeki hipofiz bezinden salgılanır. Büyüme hormonu eksikliği ile beraber hipofizden salgılanan diğer hormonlar da eksik olabilir. Bu durum doğumsal olabileceği gibi, beynin doğum sırasında veya sonrasında zarar görmesi (ikiz gebelik, makat geliş gibi), şiddetli kafa yaralanması, hastalık nedeniyle beynin hasar görmesi(menenjit gibi), ışın tedavisi veya tümörler nedeniyle olabilir. Ancak büyüme hormonu eksikliğinin en önemli nedeni idiyopatik dediğimiz, bilinmeyen nedenlerdir. Belli bir yaşa kadar normal büyüyen bir çocukta, boy artışında duraklama veya yavaşlama saptanır. Çocuk akranlarından geri kalmaya başlar. Büyüme hormonu eksikliği olan bir çocuk kısa boyludur, ancak vucudunda orantısızlık yoktur. Bu çocuklar hafif kilolu,yüzleri yaşlarına göre küçük çocuklardır. Büyüme hormonu eksikliği olan çocuklar ergenliğe de geç girerler. Akranları her yıl normal büyüdüğü, ancak büyüme hormonu eksikliği olan çocuklar her yıl az büyüdükleri için; ara her yıl daha çok açılır. Tanı için büyüme hormonu testleri yapılır ve tanı konduktan sonra büyüme hormonu tedavisi yapılır. Boy kısalığına yol açan hormonlardan bir diğeri, tiroid hormonudur. Normal boy artışı için tiroid hormonuna ihtiyaç vardır. Tiroid bezi boynun alt kısmında bulunan ve tiroid hormonlarını salgılayan bir bezdir. Tiroid normal boyutta olduğu zaman görülmez ve elle hissedilmez. Büyüdüğü zaman elle hissedilir ve baş normal durumdayken veya geriye atıldığında görünür hale gelir. Bezin vucuttaki görevi tiroid hormonları üretmek ve bunları kana salgılamaktır. Tiroid hormonları olan T3 ve T4 tiroidden salgılanır ve TSH adı verilen hipofizden salgılanan hormonla uyarılır. TSH, tiroid bezini uyararak tiroid hormonlarının, yani T3 ve T4 ün salgılanmasını sağlar. Tiroid hormonları normal büyüme ve gelişme için gereklidir ve eksikliklerinde boy kısalığı gözlenir. Bu durum doğuştan olabileceği gibi, herhangi bir çocukluk yaşında da gözlenebilir. Kalıtımın, boy uzamasında rolü vardır. Kısa boylu çocukların anne-baba veya diğer yakın akrabaları da kısa boyludur. Bu çocuklar akranlarından kısa olarak, büyüme eğrilerinin alt hudutlarında büyürler, ancak bulundukları eğriden daha alt eğriye düşmezler. Yapılan hormon incelemelerinde, beslenme durumlarında bir sorun yoktur. Bu çocukların ergenlik çağında boyları uzar ve anne-baba ortalamalarına göre hesaplanan erişkin boylarına ulaşırlar. Burada önemli bir hatırlatma yapmak isterim; anne ve babası kısa olan çocukların mutlaka kısa boylu olması gerekir, şeklinde bir inanış yanlıştır. Sosyoekonomik şartların ve beslenmenin düzelmesiyle, boylarda uzama gözlenir. Örneğin Çinli ve Japon çocuklar artık 50 yıl öncesine göre daha uzundurlar. Ülkemizde akraba evliliği nedeniyle ortaya çıkan ve genetik geçişi olan boy kısalığına yol açan, iskelet displazisi dediğimiz bir hastalık gurubu vardır. Bu hastalık gurubunda orantısız boy kısalığına rastlanır. Bazen bacaklar, bazen de kollar kısadır. Baş büyük olabilir. En sık rastlanılan tipi akondroplazidir. Bu çocuklarda kandaki büyüme hormon seviyeleri ve salgılanmaları normaldir, ancak kemiklerin büyüme hormonuna cevabı azdır. Bu çocukların boylarını uzatmak için etkin bir tedavi şekli yoktur ancak bazı tedavi şekilleri denenmektedir. BÜYÜME HORMONU EKSİKLİĞİ Büyüme hormonu, beyinde hipofiz ismini verdiğimiz bezden salgılanan ve çocuklarda büyümeyi düzenleyen bir hormondur. Çocukluk çağı ve ergenlik döneminde yüksek seviyelerde olan bu hormon, 20 li yaşların ortalarından itibaren azalmaya başlar. Büyüme hormonu eksikliğini çok az oranda doğumsal olarak tespit edebiliyoruz. Doğumsal büyüme hormonu eksikliği hastaları doğumdan birkaç ay sonra büyümemeye başlar. Bu çocuklarda yeterli boy artımı olmaz.genetik geçişli bir hastalık olan doğumsal büyüme hormonu eksikliğinde genellikle hastalarda tipik yüz görünümü mevcuttur. Bazı doğumsal nedenlerde büyüme hormonu eksikliğine sebep olabilirler. Örneğin; makat gelişi,ikiz gebelikler,uzamış ve zor doğum gibi. 14

16 Daha ileri yaşlarda kafa travmaları ve beyni ilgilendiren hastalıklar, tümör gibi nedenler büyüme hormonu eksikliğine yol açabilirler. Büyüme hormonu eksikliğinde genellikle bir neden bulunamaz. Örneğin,belli bir yaşa kadar akranları ile eşit büyüyen bir çocukta, belli bir yaştan sonra büyümede yavaşlama ve akranlarından geri kalma gözlenir. Ortalama boy artış hızı yılda en az 5 cm. olması gerekirken bu çocuklar daha az büyürler. Aileler çocuklara hep aynı kıyafeti giydirdiklerinden, yeni giysi almadıklarından şikayet ederler. Erkek çocuklarda pantalonlarını hiç değiştirmemek öyküsü alınır. Büyüme eğrileri üzerinde işaretlenerek boy artımları ölçülen çocuklarda, büyüme eğrilerinde alt eğrilere düşmek önemli bir göstergedir. Çocuğun çıplak ayakla ölçülen boyu, kendi normalleri ile karşılaştırılır. Alt eğrilerde olan ( 10 persentil altı) çocuklarda, büyüme hormonu eksikliği yönünden dikkatli olmak gerekir. Büyüme hormonu eksikliği olan çocuklar hafif tombuldurlar. Eğer bir çocukta hem boy kısa, hem de kilo azsa büyüme hormonu eksikliği düşünmeden önce, beslenme analizi yapılıp kilo almasına mani olacak, çöliak gibi bir mide barsak hastalığının mevcudiyeti araştırılır.bu gibi çocukların kilo almaları halinde, büyümeleri hızlanabilir. Tanı nasıl konur? Büyüme hormonu eksikliği düşünülen bir çocukta tanı, büyüme hormonu testleri yapılarak konur. Büyüme hormonu çocukluk çağında gece uykuda pikler halinde salgılandığı için, sabah alınan kan örneği bize yol gösterici olamaz. Mutlaka uyarı testleri denilen, değişik ilaçlarla büyüme hormonunun uyarılarak, kan seviyesinin ölçümüne dayanan testler uygulanır. Aç karnına, sabah yapılan bu testlerde, belirli aralıklarda alınan kan örneklerinde büyüme hormonunun ne kadar yükseldiği saptanır. Tek başına test de bazen sonuç vermeyebilir. Bazen testlerde büyüme hormonu değerleri yükselmesine rağmen, çocukta yeterli büyüme gözlenemez. Çocuğun o anki boyu, yıllık büyüme hızı, büyümesine mani olabilecek başka bir hastalığın olmaması; büyüme hormonu eksikliği tanısında önem kazanır. El bilek grafisi çekilerek saptanan kemik yaşı, büyüme hormonu eksikliği vakalarında geridir. Ailevi boy kısalığı (anne ve baba kısa), genetik boy kısalığı, tiroid hormon eksikliği gibi durumlar ayırıcı tanıda düşünülür.şunu belirtmek isterim; anne ve babası kısa olan çocuğun mutlaka kısa olacağı tezi doğru değildir. Kısa boylu anne ve babanın, orta veya uzun boylu çocuğu olabilir. Tedavi nasıl yapılır? Tedavide büyüme hormonu kullanılır. Büyüme hormon eksikliği olan çocukta, büyümek için eksik olan hormonun yerine konması gerekir. Bu nedenle bazı ailelerde saptadığımız hormondan korkmak gereksizdir. İlaç, doğal büyüme hormonu ile aynı saflıktadır. Büyüme hormonu tedavisi uygulanan hastalar, hekim tarafından düzenli takip edilirler. Ergenliğin ilerlemesi ile, büyüme hormonuna verilen cevap azalır. Yaş ne kadar küçük olursa, tedaviye alınan cevap o kadar iyidir.hasta akranlarına yaklaşınca veya boy artım hızı azalırsa tedavi sonlandırılır. Büyüme hormonu eksikliği hastaları ilk yıl 8-12 cm uzarlar.daha sonraki yıllar boy artımı azalarak devam eder. DÜŞÜK DOĞUM AĞIRLIĞINA BAĞLI BOY KISALIĞI Düşük doğum ağırlıklı bebek, gebelik süresine göre düşük olan bir kilo ile doğmuş bebektir.anne, plasenta ve fetusun problemsiz olduğu, 40 haftalık gebelik sonrası dünyaya gelen bebeğin ölçümlerinde; 50cm boy, 3250 gr ağırlık, 35 cm başçevresi mevcuttur. Doğum ağırlığı kız bebeklerde 3150, erkek bebeklerde ise 3500 grama doğru eğilim gösterir. Düşük ağırlık bebeğin rahimdeki gelişiminin zayıf olduğunu gösterir. Zamanında doğan bir bebek için düşük doğum ağırlığı sınırı 2500 gr altıdır. Büyümede ağırlık daha çok kullanılsa da doğru ölçülen boy da dikkate alınmalıdır. Bu nedenle bebeklerin bir kısmı ağırlık, bir kısmı boy, bir kısmı da hem boy hem ağırlık yönünden düşük doğum ağırlığı grubuna alınabilmektedir. Anne karnında ultrason kullanımının ve bilgi birikiminin artmasıyla birlikte prenatal büyüme izlemi yapılmaktadır. En az 15 gün arayla yapılan iki ultrasonografi incelemesiyle büyüme duraklaması saptanırsa intrauterin büyüme geriliği tanımı kullanılır. Bu nedenle doğumdan sonra yapılan ölçümlerle tanımlanan bebeklere düşük doğum ağırlıklı bebek adı verilir. İkizler birlikte veya eşinden bağımsız olarak düşük doğum ağırlıklı olabilir. Düşük Doğum Ağırlığı Nedenleri a) Anneye Bağlı Nedenler : Hipertansiyon, kronik hastalıklar, kalp, akciğer problemleri, uterus anormaliteleri, anneninde küçük doğması, alkol, sigara, ilaç kullanımı, yüksek bölgelerde yaşama, düşük sosyo-ekeonomik düzey, daha öncede prematür veya düşük ağırlıklı bebek doğurma, anne yaşının küçük olması, iki gebelik arasının 3 yıldan az olması, gebeliği istememe, günlük besin alımının % 70 altına inmesi. 15

17 b)plasentaya Bağlı Nedenler: Anormal yerleşim, plasental kan akımı azalması, plasental tümörler, plasentanın hormonal fonksiyonlarında farklılıklar c)fetusa Bağlı Nedenler: Kromozom hastalıkları, metabolik hastalıklar, büyüme geriliği ile seyreden sendromlar,konjenital enfeksiyonlar, kalp, gastrointestinal, genitoüriner ve iskelet malformasyonları. Silver Russel sendromu olarak adlandırılan düşük doğum ağırlığı ve boy kısalığı ile karakterize hastalarda aşağıdaki belirtiler mevcuttur; -İlk aylarda beslenme sorunları -Aşırı terleme ve soluk cilt -Düşük kan şekeri -Küçük ağız,sivri çene ve üçgen yüz -Aşağıya doğru ağız -Gözlerin beyaz kısmında hafif mavilik -Her iki el küçük parmağında kısa ve içe doğru eğrilik Silver Russel sendromlu ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerin yaklaşık dörtte biri 3-4 yaşa kadar büyümede yakalama gösteremezler. Bunun nedeni yaşamlarının ilk senesindeki beslenme sorunlarıdır. Bu çocuklarda ergenlik normal zamanda başlar ancak bazen erken ergenlikte görülebilir. Ergenlikteki büyüme atılımı beklenenden daha az olabilir ve erişkin boy beklenenden kısa olur. Düşük doğum ağırlıklı bebeklerde hayatın ilk aylarında sık görülen bir sorun zayıflık ve kilo alamamafır. Beslenme zorluğu vardır ve yağ depoları zayıftır. Kan şekeri seviyeleri düşebilir. Aldıkları kalorinin iyi ayarlanması gerekir. Az miktarda besin aldıklarında kanda şeker seviyesi düşer ve terleme, yorgunluk ve sinirlilik göze çarpar. Genelde bu sorun çocuğun yaşı ilerledikçe düzelir. Düşük doğum ağırlıklı bebekler beslenmeye karşı son derece ilgisizdirler ve genelde katı yemeği reddederler. Boy kısalığı için ne yapılır? 4 yaşına kadar akranlarını yakalamamış olan düşük doğum ağırlıklı bebeklerin bazılarında büyüme hormonu salgılanmasında anormallikler vardır. Bazılarında da büyüme hormonuna karşı kemiklerde hafif direnç oluşumu gözlenir. Avrupanın birçok ülkesinde akranlarını yakalayamamış düşük doğum ağırlıklı çocuklara büyüme hormonu tedavisi başlanmaktadır. Ülkemizde de büyüme hormonu kullanımı mevcuttur. Bu tedavi ile bazı çocuklarda büyüme hızlanabilir ve kas gücü artar. Sağlıklı bebek doğurmak için önlemler nelerdir? Evlenme yaşının, gebelikler arası sürenin normal olması, akraba evliliğinden kaçınılması, gebelikte sigara, alkol, ilaç kullanılmaması, yeterli ve dengeli beslenilmesi, doğum öncesi kontrollerin yaptırılması, doğumun sağlık merkezlerinde yapılması, yenidoğan döneminde yakın kontrol altında tutulması önemlidir. 16

18 ÇOCUKLUĞUNU ÇOCUKLARI İLE YAŞAYAN KÜÇÜK ANNELER VE GELİNLER Aygül Fazlıoğlu, Sosyolog Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, TBMM Giriş Sosyal örgütlenmenin temel birimi olan ailenin kurulabilmesi kadın ya da erkeğin üyesi bulunduğu sosyal grubun içinden yada dışından bir kimse ile evlilik bağı kurmasıdır. Bu evlilik bağının geçerli olması toplumca geçerli olan iç evlilik ve dış evlilik kuralına bağlıdır. Evlenecek olan bireyin eşini üyesi bulunduğu grubun dışından seçmesi kuralını esas alan evlilik; dış evlilik, tam tersi durum ise yani evlenilecek kişinin aynı sosyal grubun içinden seçilmesinin zorunlu olduğu evlilik ise iç evlilik olarak adlandırılmaktadır. Bu iki tanımda da kast edilen sosyal grup; akrabalık grupları, sosyal sınıflar ve yerleşim gruplarıdır (Altuntek,1989; sf 3-4). Özelikle az gelişmiş bölgelerde ve gelişmekte olan ülkelerde soy birliği ve dayanışmanın devamlılığının sağlanabilmesi ve ekonomik bütünlüğün bozulmaması için iç evlilikler yani yakın akraba evlikleri özellikle de amca kızıamca oğlu evlilikleri oldukça yaygındır. Kan bağına dayalı toplumsal ilişki örüntülerine göre düzenlenmekte olan bu tür evlilikler, bu örüntülerin sürdürülmesinin bir güvencesi olarak görülmektedir. Böylesine yaygın evlilik tipinin sosyal yapı içindeki yeri ve yaygınlığına bakıldığında erken yaşta evlikler, sakat çocuk doğumu, çocuk ölüm oranlarının artışı, erken gebelikler, kadın hastalıkları ve beraberinde gelişim bozukluklarının ortaya çıkması, okulda olması gereken kız çocuklara küçük anne rollerinin verilmesi, çocukluğunu yaşayamadan gelin olan çocukların durumu daha net ortaya çıkabilmektedir. Bu tip evliliklerde toprak mülkiyeti önem taşımakta ve toprak bütünlüğü korunmak istenmekte, başlık parasının az olması veya tümüyle kaldırılması ve soyun devam ettirilmesi arzusu ve politik gücün artırılması geçerli olabilmektedir. Genel eğilim erkek çocuklarının belirli bir düzeyde eğitim görüp, askerlik yaptıktan ve bir iş sahibi olduktan sonra evlenmeleri yönünde olurken, kız çocuklarının ise bir an önce evlenip, yuvasının kurması, çocuk sahibi olması, varlığının devamını doğurganlıkla ve erkek çocukla taçlandırması yönündedir. Kız çocukları için erken hamile kalamama durumunda ise, ailesine geri gönderilme dayak, cinsel taciz vb şiddetle ya da kendisi gibi okulda olması gereken başka bir akranının kuması olabileceği tehdidi ile karşılaşmaktadır. Ailelerin erken yaşta evlilikleri desteklemesi kız çocuklarının oyun ve okul arkadaşlarının erken evlenmesi onlar için kötü rol modelleri olabilmektedir. Kız çocuklarının erkeklerden çok daha erken yaşta evlendirilmeleri ve bu evliliğin sonuçlarının kızlar açısından daha ciddi sakıncalar doğurmakta, kadınların toplumdaki eşitsiz konumunu pekiştirmektedir. Bu makalede erken yaşata evlik ve erken gebeliğin nedenler üzerinde durulacak ve örnek olaylarla toplum tarafından nasıl içselleştirildiği irdelenecektir. Gereçler ve Yöntem Ülkemizde erken yaşta evlilikler ve erken gebelikler uzun yıllardan beri var olan bir olgu olmasına rağmen toplumun çoğunluğu tarafından bir sorun olarak değerlendirilmemektedir.oysa Çocuk ve buna bağlı olarak erken evlilik kavramlarının tanımları kaynağına göre değişse de Dünya Sağlık Örgütüne göre; 0-18 yaş arası Çocuk, yaş arası Adolesan (Ergenlik) Dönemi yaş arası Gençlik Dönemi ve yaş arası Genç İnsanlar olarak tanımlanmaktadır., 18 yaştan önce yapılan evlilikleri de erken evlilik olarak değerlendirmektedir. Türk Medeni Kanununun 124 üncü maddesi evlenme ehliyeti için 17 yaş sınırını belirlemiş olmakla beraber erken yaşta evlilikler 18 yaşın altında yapılan evlilikler anlamına gelmektedir sayılı Türk Medeni Kanununun; Fiil ehliyetinin genel koşulları nı düzenleyen 10 uncu maddesine göre; Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. Erginlik başlıklı 11 inci maddesine göre; Erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Evlenme kişiyi ergin kılar. Ergin kılınma başlıklı 12 nci maddesine göre; On beş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir. 1 Ocak 2002 den itibaren yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu Anayasada yer alan cinsler arasındaki ayrımcılığı yasaklayan maddelere uygun düzenlemeler içermektedir. Önceki Kanunda kadın-erkek için farklı olan evlenme yaşı kadın-erkek farkı gözetilmeksizin ülkemiz şartlarına ve çağdaş eğilimlere uygun olarak yükseltilmiştir. Böylece erken yaşta evlenmenin sakıncaları önlenmek istenmiştir 17

19 Türk Medeni Kanunu evlenme ehliyetinin koşullarından biri olan yaş konusunu 124 üncü maddesinde düzenlemiştir. Buna göre; Erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple on altı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir (TBMM, 2010; sf 11-13). Bu yaş sınırlamasıyla on yedi yaşını doldurmuş reşit olmayan bireyler anne-baba rızasıyla evlenebilirken, ailelerin ve küçüklerin rızası olsa dahi on yedi yaşın altındaki kişilerin evlendirilmesi olağanüstü durumlar hariç mümkün değildir Hem gelişmiş hem gelişmekte olan ülkelerde erken yaşta evlenme ve adölesan gebelikler önemli bir sağlık sorunu yaratmaktadır Ülkemizde yapılan araştırma sonuçları ve TÜİK istatistikleri yıllar itibari ile ilk evlenme yaşının yükselme eğiliminde olduğunu göstermektedir. Hacettepe Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından 5 yılda bir yapılan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) evlenme yaşına ilişkin önemli veriler sunmaktadır. Türkiye de kadınlar geçmiş yıllara göre daha geç evlenme eğilimindir. Ortalama ilk evlenme yaşı 20.8 dir yaşlarındaki kadınların yüzde 43 ünün 20 yaşından önce, yaşlarındaki kadınların yüzde 5 inin ise 15 yaşından önce evlendiği tespit edilmiştir. (TNSA,2008; sf 6) İlk evlenme yaşı; kır, kent, bölge, gelir düzeyi, yoksulluk eğitim, toplumsal yapıya bağlı olarak farklılık göstermektedir. Aynı şekilde adölesan gebeliklerin oluşmasında da bezer faktörlerin yanı sıra yaş, etnik durum, aile yapısı, çiftlerin iletişimi, sosyal destek mekanizmalarının varlığı etkilidir. Toplumsal baskıların ve aile baskılarının belirginleşmeye başladığı ergen/ genç kızların durumuna bakıldığında; çocukluk döneminde baş gösteren şiddete bu dönemde cinsel şiddetin de ilave olduğu görülmektedir. Cinsel tacizler, istenmeyen gebelikler ve isteyerek düşükler bu dönemde ortaya çıkmaya başlamaktadır Güç, cinsiyet ve yaş hiyerarşisinden beslenerek zeminini sağlamlaştıran ensest ilişkilerde, erken yaşta evlilik ve erken gebeliği besleyen önemli sosyal yaralardan biridir. Aile içinde başlayan cinsel saldırılara aile dışından da kişiler katılmakta, her yaştan kız ve erkek çocuk taciz ve tecavüzlere maruz kalabilmektedir. Birden fazla saldırganın olduğu ensest olaylarında yaşça büyük olan istismarcının diğeri için rol modeli teşkil etmekte ya da yaşça küçük istismarcı da taciz mağduru olabilmektedir (UNFPA-ND, 2009; 45). Genellikle mağdurlar hayır diyebilecek yaşta olmadığı çocukluk ve ergenlik yaşlarda olduğu için bu tür vakalar aile içinde gizlenmekte, toplumsal baskı ve utanç nedeniyle örtbas edilebilmektedir. Bazen de tacize veya tecavüze uğrayan kız çocukları tecavüzcüsüyle, başka birisiyle- babası, dedesi yaşındaki kişilerle- hemen evlendirilmekte, aile içinde infaz edilip intihar süsü verilmekte ve fuhuşa sürüklenmektedir. Ancak son zamanlarda çok az da olsa bu tür vakalar yargıya intikal etmeye ve yazılı basının üçüncü sayfalarında yer almaya başlamıştır.. Kentsel alanda yaşayan kadınlar kırsal alanda yaşayanlara göre daha geç evlenmektedir yaş grubu arasında kentsel alanda yaşayan kadınların evlenme yaşı 21.1 iken kırda 19.6 dır. Aynı şekilde bölgesel farklılıklarda bu durum kendisini göstermektedir. Batıda kadınların ilk evlenme yaşı 21.3 iken Doğu da 19.6 dır (TNSA, 2008;.6). İlk evlenme yaşı ile eğitim düzeyi arasında pozitif bir ilişki bulunmaktadır Eğitim düzeyi yükseldikçe ilk evlenme yaşı artmakta buna karşılık eğitim düzeyi azaldıkça çocuk sayısı artmaktadır.çünkü annelik kadının sahip olduğu tek statüdür ve bunu en üst düzeyde kullanma gayreti ortadadır. Ülkemizde, TUİK verilerine göre akraba evliliği yapanların oranı %20,9 dur. Kır-kent ayrıma bakıldığında, bu oranın kırsal alanda yaşayanlar için % 24,6, kentte yaşayanlar için ise %18,8 olduğu görülmektedir. Bölgesel düzeyde incelendiği zaman akraba evliliğinin %40,4 oranı ile en yüksek Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, %4,8 ile en düşük Batı Marmara bölgesinde görüldüğü gözlenmektedir (Aile Yapısı Araştırması, 2006). Ülkemizde özellikle az gelişmiş bölgelerde - Doğu Karadeniz Bölgesi, Doğu Anadolu Bölgesi ve GAP Bölgesi- evlilikler öncelikle amcaoğlu-amcakızı arasında yapılmaktadır Kızın amca oğlu evlenmesinin adeta bir kural olduğu bu bölgelerde öncelikle güven duyulan akrabadan olandır anlayışı yaygındır. Bir genç erkek amcasının kızıyla evlenmek isterse, kızın babasının bu teklifi ret etmesi olanaksız değilse bile zordur. Bu tip evlilikler kentte yaşayan kır kökenli ailelerde de sıkça rastlanmaktadır. Örnek olay 1;amcaoğlu ile evlenme zorunda kalan Saliha nın öyküsü Saliha, kendisini isteyen bir genci çok istemekte ve beğenmekteymiş. Ancak amca oğlu askere gitmeden önce onu annesinden istemiş( hane reisi annesi olduğu için). O dönem anne, oğlan işsiz olduğu için Saliha'yı vermemiş. Fakat Amca oğlu önceden istediği için Saliha'nın sevdiği genç ile evlenme şansı (annesi razı olmasa bile ) ortadan kalkmış. Saliha sevdiği gence "amca oğlu dururken, senin ile evlenemem "der ve törelere uyup, sevdasından vazgeçer (geçekondu Mah.Diyarbakır). 18

20 Kıırsal alanda çok yaygın olmamakla birlikte yakın ailelerin aynı günlerde doğan çocukları arasında söz kesilmesi - beşik kertme- ve iki ailenin kızlarını karşılıklı olarak oğulları ile değiştirmesi -berdel veya değişik- bir evlenme biçimi olarak göze çarpmaktadır. Ancak berdel/değişik evliliklerde baba kızını verip kendisine karşı ailenin küçük kızını ikinci eş olarak alabilmektedir. Kızlardan biri evlilik yaşında olsa bile ona karşılık verilecek diğer kızın yaşı önemsenmemekte, çok küçük yaşta olması bu gayri resmi evliliğe engel olmamaktadır. Bu tür evliliklerde ailelerin birbirlerine başlık vermesi söz konusu değildir. dramı Örnek olay 2; genellikle kız çocuklarının isteği dışında gerçekleşen berdel türü evliğe ilişkin Zekiye nin Zekiye, 21 yaşında. 10 yaşında iken annesi ölür, üç ay sonra babası onu 25 yaşındaki bir adamla evlendirir, karşılığında da adamın kızını kendisine alır. Zekiye evlenir evlenmez art arda üç çocuğu olur, çocuklar okul çağında geldiğinde nüfus kağıtları yoktur. Resmi nikahı olmadığı için de çocuklar kayınpederin üzerine kayıt yaptırılır. Zekiye erken yaşta evlilik nedeniyle rahim kanserine yakalanır. Ve bir daha çocuk sahibi olamayacağı anlaşılınca, kocası ikinci kez evlenmek ister sen artık erkek gibisin bana çocuk veremezsin babanın evine git deyip Zekiye ye psikolojik ve fiziksel baskı uygulamaya başlar. Zekiye berdel türü evlilik yaptığı için babasının evine gidemez, çünkü gittiğinde babasının da evliliği yıkılacaktır. İntihara teşebüs eder, komşuları tarafından kurtarılır. Komşuları ve akrabalarının telkini ve yardımı ile kendine toparlar, yazın Karadeniz e fındık toplamaya gider. Eve döndüğünde bir başka kadını evde görür. Kocası Muş tan 5bin TL karşılığında bir kız getirmiştir. Zekiye buna dayanamaz kocasını yetkililere şikayet eder, akrabalarının ve yetkililerin baskısı sonucunda kocasına resmi nikah yaptırır, çocuklarını üzerine alır. Kocası diğer genç kızı Muş a ailesinin yanına gönderir.( Gecekondu Mah. Batman) Genellikle kırsal yerleşimlerde kocası ölen kadının evden çıkarılması ve baba evine gönderilmesi geleneklere göre ayıp sayılmaktadır. Bu nedenle kadın ölen kocanın kardeşi ya da ağabeyi ile evlendirilmektedir Akraba evliliğin yaygın bir şekilde yapılmasının nedenleri arasında, mal-mülkün aile içinde kalmasının istenmesi, başlık ödenmemesi gibi ekonomik nedenlerin yanı sıra her türlü siyasal toplumsal ve kültürel dayanışmanın sürekliliğinin sağlanmasında ailelerin kendilerini güçlü kılmak istemeleri gelmektedir Akrabasıyla evlenmemiş olan kadınlar ve kız çocukları, çoğunlukla güç ilişkilerinin yaşanmadığı, aşirete dayalı ilişkilerin bulunmadığı ya da büyük oranda çözülmüş olduğu yörelerde yaşamaktadır. ( Fazlıoğlu, 2002;3-4). Doğurganlık düzeyindeki bölgesel farklılaşma çok belirgindir. En yüksek toplam doğurganlık hızı 3.27 ile Doğu Bölgesi için gözlenirken en düşük doğurganlık hızı 1.73 ile Batı Bölgesi ne aittir ( TNSA 2008). Genellikle evliliğin ilk veya ikinci yılında çocuk yapılmaktadır. Çok çocuk istenmesinin gerekçeleri arasında ailelerin güçlü olmak istemesi, büyüklerin erkek çocuk beklentisi ve tanrı herkesin rızkını verir gibi yazgıcı gerekçeler dikkati çekmektedir. Kan davalarının hala güncelliğini koruduğu bazı yörelerde, bazı hane reisleri burada ne kadar çok olursan o kadar iyidir Çünkü vurmakla bitmeyeceksin... şeklindeki anlayışları da çok çocuk sahibi olma yöneliminde etkilidir. Eğitim ve kültür düzeyi ne olursa olsun tüm birey ve ailelerde aleni ya da üstü örtülü olarak erkek çocuk sahibi olmak ideali mevcuttur. Bazı örneklerde ise bu durum abartılmakta ve teknolojik olanaklar da kullanılarak kız gebe anne adaylarına ilgi, bakım, sağlık kontrolleri yeterince sağlanmamaktadır. Hatta bazı toplumlarda anne karnındaki bebeğin kız olduğu öğrenildiğinde isteyerek düşüklere başvurulması ile kadının yaşama hakkının elinden alınmasına ilişkin ürkütücü örneklere rastlanmaktadır. Yani negatif ayrımcılık doğumdan önce başlamaktadır (Uz, 2010,). Erkek çocuk ailenin soyunu devam ettirecek kişi olarak görüldüğü için kız çocuğundan ayrı bir statüye sahiptir Bu bakımdan kadının çocuk sahibi olması, özellikle de erkek çocuğu sahibi olabilmesi son derece önemlidir. İlk çocuğun erkek olmasının, diğer kardeşlere yol gösterme, yardımcı olma açısından kolaylık sağlayacağı düşünülmektedir. Babanın kısa veya uzun süreli evden ayrılması, hatta ölümü halinde en büyük erkek çocuğun ailenin diğer üyeleri özellikle küçük kardeşler açısından "baba figürü" olarak "otorite boşluğunu" doldurabileceği ve aileye kol-kanat gereceği düşünülmektedir. Kız çocukları ise kayıp aile üyesi olarak görülmektedir. Kimi zaman sofradan bir tabağın eksilmesi fikri dahi aileler için küçük yaşta evlilikleri teşvik edici bir unsur olabilmektedir. Küçük yaşta yapılan evliliklerin ve erkeğin yaşının büyük olması itaatin ve yeni yuvaya uyumun daha kolay sağlanacağına inanılmaktadır. Erken yaşta evlenme hem anne hem de bebek için tehlike oluşturmaktadır. Erken yaş gebeliklerinde anne ve bebeklerin hastalanma, sakatlanma, gebelik ve doğuma bağlı anne ölümleri daha fazla görülmektedir. Örnek olay3; doğumda yaşamını kaybeden Kezban ın öyküsü 19

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR!

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR! Acıbadem Hastanesi Büyüme ve Ergenlik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz ile, çocuğun doğumundan itibaren vücudunda hangi hormonların ne gibi işlevleri olduğunu, ilk 3 yılın önemini ve ergenlik

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065 Gençlerde Bel Ağrısına Dikkat! Bel ağrısı tüm dünyada oldukça yaygın bir problem olup zaman içinde daha sık görülmektedir. Erişkin toplumun en az %10'unda çeşitli nedenlerle gelişen kronik bel ağrıları

Detaylı

Sağlıklı Hamilelik BR.HLİ.081

Sağlıklı Hamilelik BR.HLİ.081 Sağlıklı BR.HLİ.081 Sağlıklı Sağlıklı bir hamilelik geçirmek hamilelik öncesi dönemde sağlığınızla ilgili testleri yaptırmakla başlar. Bu nedenle çocuk istediğinize karar verdiğinizde önce bir kadın hastalıkları

Detaylı

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara

Detaylı

BEL AĞRISI. Dahili Servisler

BEL AĞRISI. Dahili Servisler BEL AĞRISI Dahili Servisler İnsan omurgası vücut ağırlığını taşımak, hareketine izin vermek ve spinal kolonu korumak için dizayn edilmiştir. Omurga kolonu, birbiri üzerine dizilmiş olan 24 ayrı omur adı

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Hakan Şimşek. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Hakan Şimşek. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Yetişkinde Gergin Omurilik Sendromu ve Eşlik Eden Toraks Deformitesi Gergin omurilik, klinik bir durumdur ve zemininde sebep olarak omuriliğin gerilmesi sonucu

Detaylı

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2014 2017) TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ

Detaylı

Skolyoz. Prof. Dr. Önder Aydıngöz

Skolyoz. Prof. Dr. Önder Aydıngöz Skolyoz Prof. Dr. Önder Aydıngöz Skolyoz Tanım Omurganın lateral eğriliğine skolyoz adı verilir. Ayakta çekilen grafilerde bu eğriliğin 10 o nin üzerinde olması skolyoz olarak kabul edilir. Bu derecenin

Detaylı

KADIN VE EGZERSİZ PROF. DR. ERDAL ZORBA

KADIN VE EGZERSİZ PROF. DR. ERDAL ZORBA KADIN VE EGZERSİZ PROF. DR. ERDAL ZORBA MORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ Ergenliğe kadar boy, ağırlık ve kuvvet bir cinsiyet farkı göstermezken, ergenlikten sonra cinsiyetler arasındaki bazı değişiklikler belirginleşir.

Detaylı

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor.

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Sağlıklı çocuk izlemi: Çocuğun yaşına uygun ruhsal, fiziksel

Detaylı

NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR

NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

MENOPOZ. Menopoz nedir?

MENOPOZ. Menopoz nedir? MENOPOZ Hayatınızı kabusa çeviren, unutkanlık, uykusuzluk, depresyon, sinirlilik, halsizlik şikayetlerinin en büyük sebeplerinden biri menopozdur. İleri dönemde idrar kaçırma, kemik erimesi, hipertansiyona

Detaylı

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi Sağlıklı bir anne için Sağlıklı beslenme Düzenli hekim kontrolü Gebelik öncesi hastalıkların sıkı takibi Sağlıklı bir yaşam tarzı Huzurlu bir gebelik süreci Sağlıklı beslenme = Dengeli beslenme Proteinler

Detaylı

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri 1 Öğrenim Hedefleri Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının, yaşam dönemlerine göre kadın sağlığına olan etkilerini açıklar, Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ile kadına

Detaylı

Endometriozis. (Çikolata kisti)

Endometriozis. (Çikolata kisti) Endometriozis (Çikolata kisti) Bugün Neler Konuşacağız? Endometriozis Nedir? Belirtileri Nelerdir? Ne Sıklıkta Görülür? Hangi Sorunlara Neden Olur? Nasıl Tanı Konur? Nasıl Tedavi Edilir? Endometriozis

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi) Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

ENERJİ METABOLİZMASI

ENERJİ METABOLİZMASI ENERJİ METABOLİZMASI Soluduğumuz hava, yediğimiz ve içtiğimiz besinler vücudumuz tarafından işlenir, kullanılır ve ihtiyaç duyduğumuz enerjiye dönüştürülür. Gün içinde yapılan fiziksel aktiviteler kalp

Detaylı

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME Adolesans ; çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir * Fiziksel Büyüme * Cinsel Gelişme * Psikososyal Gelişme Büyüme ve gelişme, adolesansta belirgin bir

Detaylı

Spondilolistezis. Prof. Dr. Önder Aydıngöz

Spondilolistezis. Prof. Dr. Önder Aydıngöz Spondilolistezis Prof. Dr. Önder Aydıngöz Spondilolistezis Bir vertebra cisminin alttaki üzerinde öne doğru yer değiştirmesidir. Spondilolizis Pars interartikülaristeki lizise verilen isimdir. Spondilolistezis

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

Tekrarlayan Gebelik Kayıpları

Tekrarlayan Gebelik Kayıpları Tekrarlayan Gebelik Kayıpları Tekrarlayan gebelik kaybı, üç ve daha fazla gebeliğin 20. gebelik haftasından önce düşükle sonlanması olarak tanımlanır. Kadınların %10-20'sinde 1 kez düşük görülebilir. Yani

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ MENOPOZ DÖNEMİ BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Menopoz nedir?

Detaylı

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır.

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Bölüm 9 Astım ve Gebelik Astım ve Gebelik Dr. Metin KEREN ve Dr. Ferda Öner ERKEKOL Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Erişkinlerde astım görülme

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi büyüme ve gelişme geriliği diş çürükleri zayıflık ve şişmanlık okul çağı çocuk ve gençlerde demir yetersizliği anemisi 0-5 Yaş Grubu Çocuklarda iyot yetersizliği hastalıkları vitamin yetersizlikleri raşitizm

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik YB 205 Beslenme İkeleri Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr YAŞLANMA Amerika da yaşlı bireyler eskiye göre

Detaylı

DİABETLİ HASTALARDA CİNSEL SAĞLIK

DİABETLİ HASTALARDA CİNSEL SAĞLIK DİABETLİ HASTALARDA CİNSEL SAĞLIK Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği OP. DR. ÜNSAL ÖZKUVANCI Genel bilgiler Şeker hastalığı bir çok organı etkilediği gibi cinsel fonksiyonları da olumsuz

Detaylı

Fizik Tedavide Antropometrik Ölçümler. Prof. Dr. Reyhan Çeliker

Fizik Tedavide Antropometrik Ölçümler. Prof. Dr. Reyhan Çeliker Fizik Tedavide Antropometrik Ölçümler Prof. Dr. Reyhan Çeliker Antropoloji nedir? Antropoloji İnsanı, biyolojik yapısını, bedensel özelliklerini, kültürel yapısını, sosyal davranışlarını inceleyen bilim

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

Pankreas, midenin arkasında karın içine yerleşmiş bir organdır. Gıdaların sindirim ve kullanımında büyük rol alır. Vücut için önemli hormonlar

Pankreas, midenin arkasında karın içine yerleşmiş bir organdır. Gıdaların sindirim ve kullanımında büyük rol alır. Vücut için önemli hormonlar Pankreas, midenin arkasında karın içine yerleşmiş bir organdır. Gıdaların sindirim ve kullanımında büyük rol alır. Vücut için önemli hormonlar üretir. Bunların başında insülin gelmektedir. İnsülin, pankreastan

Detaylı

BİRLEŞİK PRENATAL TARAMA TESTLERİ. Dr. Alev Öktem Düzen Laboratuvarlar Grubu

BİRLEŞİK PRENATAL TARAMA TESTLERİ. Dr. Alev Öktem Düzen Laboratuvarlar Grubu BİRLEŞİK PRENATAL TARAMA TESTLERİ Dr. Alev Öktem Düzen Laboratuvarlar Grubu Prenatal tarama testleri kavramları Tarama testi: Normal vakalarda anormal sonuçlar, hasta vakalarda normal sonuçlar elde edilebilir.

Detaylı

KİMLİK BİLGİLERİ. ÇOCUK SAĞLIĞI ve HASTALIKLARI ANABİLİM DALI HASTA DEĞERLENDİRME FORMU. Doktorun Adı, Soyadı: Cinsiyeti: Kadın Erkek

KİMLİK BİLGİLERİ. ÇOCUK SAĞLIĞI ve HASTALIKLARI ANABİLİM DALI HASTA DEĞERLENDİRME FORMU. Doktorun Adı, Soyadı: Cinsiyeti: Kadın Erkek Tarih:../ /.. Adı Soyadı: KİMLİK BİLGİLERİ Doktorun Adı, Soyadı: Hasta ID No: Doğum Tarihi (gün/ay/yıl):.../.../... Yaşı:. Anne Adı: Cinsiyeti: Kadın Erkek Baba Adı: Sosyal Güvence: GSS Ücretli Özel Sağlık

Detaylı

TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ. ERİŞKİN İSTMİK SPONDİLOLİSTEZİS (Bel Kayması) HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ

TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ. ERİŞKİN İSTMİK SPONDİLOLİSTEZİS (Bel Kayması) HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ERİŞKİN İSTMİK SPONDİLOLİSTEZİS (Bel Kayması) HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ ERİŞKİN İSTMİK SPONDİLOLİSTEZİS NEDİR? Omurga, omur adı

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

Hepatit B ile Yaşamak

Hepatit B ile Yaşamak Hepatit B ile Yaşamak NEDİR? Hepatit B, karaciğerin iltihaplanmasına sebep olan, kan yolu ve cinsel ilişkiyle bulaşan bir virüs hastalığıdır. Zaman içerisinde karaciğer hasarlarına ve karaciğer kanseri

Detaylı

TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08

TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08 TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08 Tiroid bezi boyun ön tarafında yerleşmiş olup, nefes, yemek borusu ve ana damarlarla yakın komşuluk gösterir. Kelebek şeklinde olup

Detaylı

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır.

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. ŞİŞMANLIK (OBEZİTE) Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. Yağ dokusunun oranı; Yetişkin erkeklerde % 12 15, Yetişkin kadınlarda %20 27 arasındadır. Bu oranların

Detaylı

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir.

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir. Metabolizma, bedeninizdeki kimyasal tepkimelerin toplamını ifade eden sihirli bir sözcüktür. Özellikle orta yaşlar ve sonrasında görülen kilo artışlarının, çabuk yorulma, halsizlik ve yorgunlukların başlıca

Detaylı

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri Zeka Geriliği nedir? Zeka geriliğinin kişinin yaşına ve konumuna uygun işlevselliği gösterememesiyle belirlidir. Bunun yanı sıra motor gelişimi, dili kullanma yeteneği bozuk, anlama ve kavrama yaşıtlarından

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU KLK-HAB-BES İlk yayın Tarihi : 15 Mart 2006 Revizyon No : 04 Revizyon Tarihi : 03 Ağustos 2012 İçindekiler A) Malnütrisyon

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 09 Nisan 2009 02:34 - Son Güncelleme Perşembe, 09 Nisan 2009 03:06

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 09 Nisan 2009 02:34 - Son Güncelleme Perşembe, 09 Nisan 2009 03:06 ÇOCUKLARDA ENDOKRİN SORUNLAR Memorial Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bölümü'nden Prof. Dr. Oya Ercan, büyüme bozuklukları ile ilgili bilgi verdi. Bu sorunlar, büyüme bozukluklarını ve hormonların fazla

Detaylı

Aşırı doğurganlığın anne ve çocuk sağlığına etkileri İstenmeyen gebelikler ve isteyerek düşükler

Aşırı doğurganlığın anne ve çocuk sağlığına etkileri İstenmeyen gebelikler ve isteyerek düşükler Aşırı doğurganlığın anne ve çocuk sağlığına etkileri İstenmeyen gebelikler ve isteyerek düşükler Doç. Dr. Günay SAKA DÜTF HSAD 10.05.2010 1 Amaç : Tıp Fakültesi Dönem III öğrencileri, aşırı doğurganlık,

Detaylı

BUYUME VE GELISME. Yrd. Doc. Dr. Selcuk AKPINAR

BUYUME VE GELISME. Yrd. Doc. Dr. Selcuk AKPINAR BUYUME VE GELISME Yrd. Doc. Dr. Selcuk AKPINAR BUYUME VE GELISME Cocukluk cagi dollenme ile baslar ve ergenligin tamamlanmasina kadar devam eder. Diger butun canlilara kiyasla insanda cocukluk cagi cok

Detaylı

Hisar Intercontinental Hospital

Hisar Intercontinental Hospital Varisler BR.HLİ.92 Venöz Hastalıklar (Toplardamarlar) Varis Hastalığı: Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görev alan iki ana ven sistemi bulunur. Yüzeyel ve derin ven sistemi olarak adlandırılan

Detaylı

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1 1 VÜCUT KOMPOSİZYONU VÜCUT KOMPOSİZYONU Vücuttaki tüm doku, hücre, molekül ve atom bileşenlerinin miktarını ifade eder Tıp, beslenme, egzersiz bilimleri, büyüme ve gelişme, yaşlanma, fiziksel iş kapasitesi,

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

TESTOSTERON (TOTAL) Klinik Laboratuvar Testleri

TESTOSTERON (TOTAL) Klinik Laboratuvar Testleri TESTOSTERON (TOTAL) Kullanım amacı: Erkeklerde ve kadınlarda farklı kullanım amaçları vardır. Erkeklerde en çok, libido kaybı, erektil fonksiyon bozukluğu, jinekomasti, osteoporoz ve infertilite gibi belirti

Detaylı

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Yazar Ad 61 Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Ülkemizde kalp damar hastalıkları erişkinlerde en önemli ölüm ve hastalık nedeni olup kanser veya trafik kazalarına bağlı ölümlerden daha sık görülmektedir. Halkımızda

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI VEREM (TÜBERKÜLOZ) NEDİR? Verem hastalığı; verem mikrobunun solunum yolu ile alınmasıyla oluşan bulaşıcı bir

Detaylı

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel yetersizlik üç ölçütte ele alınmaktadır 1. Zihinsel işlevlerde önemli derecede normalin altında olma 2. Uyumsal davranışlarda yetersizlik gösterme 3. Gelişim

Detaylı

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI Türkiye beslenme durumu yönünden hem gelişmekte olan, hem de gelişmiş ülkelerin sorunlarını birlikte içeren bir görünüme sahiptir. Ülkemizde halkın beslenme

Detaylı

Sigaranın Vücudumuza Zararları

Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın vücudumuza olan zararları ve sigarayı bıraktıktan sonra vücudumuzdaki değişimler burada anlatılmaktadır. Sırt ve Bel Ağrısı: Sigara içmek bel ile ilgili hastalıkların

Detaylı

AİLE HAYATI, PLANLAMASI VE ANA ÇOCUK SAĞLIĞI

AİLE HAYATI, PLANLAMASI VE ANA ÇOCUK SAĞLIĞI AİLE HAYATI, PLANLAMASI VE ANA ÇOCUK SAĞLIĞI Aile nedir? Toplum içindeki en küçük sosyal kurumdur. Çekirdek aile Ana, baba ve çocuklardan oluşur. Geniş aile ise çeşitli akrabalardan oluşur. Aile kurumunun

Detaylı

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14 HEREDİTER SFEROSİTOZ İNT.DR.DİDAR ŞENOCAK Giriş Herediter sferositoz (HS), hücre zarı proteinlerinin kalıtsal hasarı nedeniyle, eritrositlerin morfolojik olarak bikonkav ve santral solukluğu olan disk

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI PEDİATRİK REHABİLİTASYON BİRİMİ

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI PEDİATRİK REHABİLİTASYON BİRİMİ TORTİKOLLİS İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI PEDİATRİK REHABİLİTASYON BİRİMİ Birim Sorumlusu Prof. Dr. Resa AYDIN 2014 TORTİKOLLİS Tortikollis nedir?

Detaylı

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER 0-2 Yaş Süt çocukluğu 2-5 Yaş Oyun çocukluğu veya okul öncesi 6-12,14 Yaş Okul çağı veya büyük çocukluk 4-5 yıl Ergenlik dönemi 23-26 Yaş Gençlik veya ergenlik sonu 2-5 YAŞ

Detaylı

TEKNOLOJİK GELİŞMELERİN ÇOCUK KALP SAĞLIĞINA OLUMSUZ ETKİLERİ

TEKNOLOJİK GELİŞMELERİN ÇOCUK KALP SAĞLIĞINA OLUMSUZ ETKİLERİ TEKNOLOJİK GELİŞMELERİN ÇOCUK KALP SAĞLIĞINA OLUMSUZ ETKİLERİ KARTAL KOŞUYOLU YÜKSEK İHTİSAS EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ÇOCUK KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ Doç. Dr. Ayşe YILDIRIM Teknolojik gelişmelerin olumsuz

Detaylı

ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir.

ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir. ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir. Metabolik Sendrom Araştırma Grubu Prof.Dr. Ömer Kozan Dokuz Eylül Üniv. Tıp Fak. Kardiyoloji ABD, İzmir

Detaylı

Çocukluk Çağı Obezitesi

Çocukluk Çağı Obezitesi Çocukluk Çağı Obezitesi Prof. Dr. Hilal Özcebe Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü hozcebe@hacettepe.edu.tr Çocuklarda Obezite Son yıllarda önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmesi Gelişmiş

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

Hepatit C ile Yaşamak

Hepatit C ile Yaşamak Hepatit C ile Yaşamak NEDİR? Hepatit C kan yoluyla bulaşan Hepatit C virüsünün(hcv) neden olduğu bir karaciğer hastalığıdır. 1 NEDİR? Hepatit C virüsünün birçok türü (genotipi ) bulunmaktadır. Ülkemizde

Detaylı

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Hipertansiyon HT Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Bu sunum Arş. Gör. Dr. Neslihan Yukarıkır ve Arş. Gör. Dr. Dilber Deryol Nacar

Detaylı

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler:

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler: Obezite alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olmasıyla oluşur. Bunu genetik faktörler, metabolizma hızı, iştah, gıdaya ulaşabilme, davranışsal faktörler, fiziksel aktivite durumu, kültürel faktörler

Detaylı

GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Doç. Dr. Habib BİLEN Atatürk Üniversitesi Tıp fakültesi İç Hastalıkları ABD Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı SUNU PLANI Örnek olgu

Detaylı

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ DR. FZT. AYSEL YILDIZ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI Talasemi; Kalıtsal bir hemoglobin hastalığıdır. Hemoglobin

Detaylı

TORAKOLOMBER VERTEBRA KIRIKLARI. Prof.Dr.Nafiz BİLSEL VERTEBRA KIRIKLARI 1

TORAKOLOMBER VERTEBRA KIRIKLARI. Prof.Dr.Nafiz BİLSEL VERTEBRA KIRIKLARI 1 TORAKOLOMBER VERTEBRA KIRIKLARI Prof.Dr.Nafiz BİLSEL VERTEBRA KIRIKLARI 1 Vertebral Kolon 33 omur 23 intervertebral disk 31 çift periferik sinir VERTEBRA KIRIKLARI 3 OMURGANIN EĞRİLİKLERİ Servikal bölgede

Detaylı

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var KARACİĞER NEDEN ÖNEMLİ 1.Karaciğer olmadan insan yaşayamaz! 2.Vücudumuzun laboratuardır. 500 civarında görevi var! 3.Hasarlanmışsa kendini yenileyebilir! 4.Vücudun

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

ÇOCUKLARDA FİZİKSEL AKTİVİTE VE FİZİKSEL UYGUNLUK PROF. DR. ERDAL ZORBA

ÇOCUKLARDA FİZİKSEL AKTİVİTE VE FİZİKSEL UYGUNLUK PROF. DR. ERDAL ZORBA ÇOCUKLARDA FİZİKSEL AKTİVİTE VE FİZİKSEL UYGUNLUK PROF. DR. ERDAL ZORBA Vücut Kompozisyonu Çocukluk ve gençlik dönemi boyunca beden kompozisyonu sürekli değişkenlik göstermektedir. Bu değişimler; kemik

Detaylı

Yrd. Doç. Dr : Tanju ÇELİK MKÜ. Tıp Fak.

Yrd. Doç. Dr : Tanju ÇELİK MKÜ. Tıp Fak. Yrd. Doç. Dr : Tanju ÇELİK MKÜ. Tıp Fak. Ağrı Ağrının tanımı Uluslararası Ağrı Araştırmaları Teşkilâtı tarafından 1979 yılında şu şekilde yapılmıştır: "Ağrı, vücudun herhangi bir yerinden kaynaklanan,

Detaylı

2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru yanıt hayır olabilir mi?

2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru yanıt hayır olabilir mi? ÇOCUKLARDA İLAÇ KULLANIMINDA FARMAKOKİNETİK VE FARMAKODİNAMİK FARKLILIKLAR 17.12.2004 ANKARA Prof.Dr. Aydın Erenmemişoğlu ÇOCUKLARDA İLAÇ KULLANIMINDA FARMAKOKİNETİK VE 2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru

Detaylı

30.12.2014. Kadın Hastalıklarında Uygulanan Muayene Metotları. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. 16.Hafta ( 29.12-02.

30.12.2014. Kadın Hastalıklarında Uygulanan Muayene Metotları. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. 16.Hafta ( 29.12-02. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 16.Hafta ( 29.12-02.01 / 01 / 2015) KADIN HASTALIKLARINDA UYGULANAN MUAYENE METOTLARI Slayt No: 25 JİNEKOLOJİK MUAYENE 1.) Anamnez 2.) Genel Fizik Muayene

Detaylı

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir.

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Konuşma gecikmesi Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Aylara göre konuşmanın normal gelişimi: 2. ay mırıldanma, yabancılara

Detaylı

UÜ-SK AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI HİZMET KAPSAMI

UÜ-SK AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI HİZMET KAPSAMI Rev. No : 03 Rev.Tarihi : 28 Şubat 2012 1 / 5 1 HİZMET KAPSAMI: Aile Hekimliği Anabilim Dalı yaş, cinsiyet, yakınma, hastalık ayrımı yapmaksızın, yaşamın bütün evrelerinde ve süreklilik içinde, sağlığın

Detaylı

KANSER TANIMA VE KORUNMA

KANSER TANIMA VE KORUNMA KANSER TANIMA VE KORUNMA Uzm. Dr Dilek Leyla MAMÇU Sunum İçeriği Genel Bilgiler Dünyada ve Ülkemizdeki son durum Kanser nasıl oluşuyor Risk faktörleri neler Tedavi seçenekleri Önleme mümkün mü Sorular/

Detaylı

Prof.Dr. Oktay Ergene. Kardiyoloji Kliniği

Prof.Dr. Oktay Ergene. Kardiyoloji Kliniği Hipertrigliseridemii id i Tedavisi i Prof.Dr. Oktay Ergene İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Hipertrigliseridemi Gelişimiş VLDL Chylomicron Liver Defective Lipolysis Remnants

Detaylı

MEME KANSERİ VE KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2009

MEME KANSERİ VE KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2009 MEME KANSERİ VE KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 2009 KANSER NEDİR? Kanser; Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak

Detaylı

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar Diyet denilince aklımıza aç kalmak gelir. Bu nedenle biz buna ''sağlıklı beslenme programı'' diyoruz. Aç kalmadan ve bütün besin öğelerinden dengeli biçimde alarak zayıflamayı ve bu kiloda kalmayı amaçlıyoruz.

Detaylı

07.11.2014. Ana Sağlığını Etkileyen Faktörler ve Alınacak Önlemler

07.11.2014. Ana Sağlığını Etkileyen Faktörler ve Alınacak Önlemler 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 2. Hafta ( 22 26 / 09 / 2014 ) 1.) KADIN ve ANASAĞLIĞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER ve ALINACAK ÖNLEMLER 2.) KADIN ve ANA SAĞLIĞI İLE İLGİLİ ÖLÇÜTLER Slayt No: 2

Detaylı

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER Denetleyici ve Düzenleyici Sistemler Vücudumuzda aynı anda birçok karmaşık olayın birbirleriyle uyumlu bir şekilde gerçekleşmesi denetleyici ve düzenleyici sistemler tarafından sağlanır. Denetleyici ve

Detaylı

Astım tedavisinde yaygın olarak yapılan yanlışlar vardır. Bu doğru bilinen yanlışların düzeltilmesi

Astım tedavisinde yaygın olarak yapılan yanlışlar vardır. Bu doğru bilinen yanlışların düzeltilmesi Bölüm 17 Astım Tedavisinde Yapılan Yanlışlar Astım Tedavisinde Yapılan Yanlışlar Dr. Gülhan AYHAN ve Dr. Ömer AYTEN Astım tedavisinde yaygın olarak yapılan yanlışlar vardır. Bu doğru bilinen yanlışların

Detaylı

Konjenital hipotiroidi. Yrd. Doç. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi

Konjenital hipotiroidi. Yrd. Doç. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Konjenital hipotiroidi Yrd. Doç. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Erken tanı neden önemli? Tedaviden Önce Sonra Erken tanı neden önemli? Tiroid hormonu ile muamele

Detaylı

ADOLESAN VE PERİMENOPOZDA İNFERTİLİTE TEDAVİSİ YAPILMALI MIDIR? Prof. Dr. Yusuf ÜSTÜN

ADOLESAN VE PERİMENOPOZDA İNFERTİLİTE TEDAVİSİ YAPILMALI MIDIR? Prof. Dr. Yusuf ÜSTÜN ADOLESAN VE PERİMENOPOZDA İNFERTİLİTE TEDAVİSİ YAPILMALI MIDIR? Prof. Dr. Yusuf ÜSTÜN ADOLESAN Çocukluktan erişkinliğe geçiş süreci DSÖ 10-19 yaş arasını kapsar Menarş sonrası ilk 2 yıl anovulatuar siklustan

Detaylı

03.06.15 09:30 BİYOKİMYA-MİKROBİYOLOJİ-FARMAKOLOJİ 10:30 HALK SAĞLIĞI 11:30 PATOLOJİ 13:30 İYİ HEKİMLİK UYG. 6 Hafta. Kurul Süresi: 10 saat 10 saat

03.06.15 09:30 BİYOKİMYA-MİKROBİYOLOJİ-FARMAKOLOJİ 10:30 HALK SAĞLIĞI 11:30 PATOLOJİ 13:30 İYİ HEKİMLİK UYG. 6 Hafta. Kurul Süresi: 10 saat 10 saat Yeni Yüzyıl Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ Prof. Dr. Demir Budak Dekan Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Asiye Nurten 215 216 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DÖNEM III DERS KURULU 6 TIP TIP 332- ÜREME SİSTEMİ HASTALIKLARI

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

MEME KANSERİ TARAMASI

MEME KANSERİ TARAMASI MEME KANSERİ TARAMASI Meme Kanseri Taramanızı Yaptırdınız Mı? MEME KANSERİ TARAMASI NE DEMEKTİR? Kadınlarda görülen kanserlerin %33 ü ve kansere bağlı ölümlerin de %20 si meme kanserine bağlıdır. Meme

Detaylı

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ A.D. Madde deyince ne anlıyoruz? Alkol Amfetamin gibi uyarıcılar Kafein Esrar ve sentetik kannabinoidler

Detaylı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. Hipertansiyon Nedir? Çoğunlukla yüksek kan basıncı olarak

Detaylı