KONFERANSLARI. Konu. Konuşmacılar. YARSAV Başkanı. A.Ü.S.B.F. Öğretim Üyesi. Yer. Gün ve Saat. Düzenleyen BİLGİ ARAŞTIRMA VE YÖNETİM VAKFI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KONFERANSLARI. Konu. Konuşmacılar. YARSAV Başkanı. A.Ü.S.B.F. Öğretim Üyesi. Yer. Gün ve Saat. Düzenleyen BİLGİ ARAŞTIRMA VE YÖNETİM VAKFI"

Transkript

1 BİLAY KONFERANSLARI Konu YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE ANAYASA Konuşmacılar EMİNE ÜLKER TARHAN YARSAV Başkanı Doç Dr. SELİN ESİN A.Ü.S.B.F. Öğretim Üyesi Yer MÜLKİYELİLER BİRLİĞİ Gün ve Saat 6 MAYIS :00 Düzenleyen BİLAY BİLGİ ARAŞTIRMA VE YÖNETİM VAKFI

2 Aydın Esen - Arkadaşlar, hepiniz hoş geldiniz. Ülkemiz çok önemli, kritik günlerden geçiyor. Bir yol ayrımında, bir dönemeç noktasındayız. Mülkiyeliler Birliği olarak, Mülkiyeliler olarak bizim bu konularda duyarlılığımız oldukça fazla. Duyarlılığımız, kişisel duyarlılığın ötesinde halka, halka topluma yayılan bir duyarlılık şeklinde. Meclis teki son görüşmeleri izliyoruz. Gelişmeler maalesef çok içaçıcı değil. Şimdi bugün burada hem Selin Esen arkadaşımız hem Emine Ülker arkadaşımız son gelişmelerle ilgili derinlemesine, olayların röntgenini çekerek bize değişik bir perspektif verecekler. Ben izninizle ilk önce Anayasa nın 2. maddesini bir okumak istiyorum. Cumhuriyetin nitelikleri. Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanıma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Son cümleyi vurgulayarak tekrar okuyorum: Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Demokratik miyiz? Soru işareti. Laik miyiz? Soru işareti. Sosyal bir devlet miyiz? Yapılan uygulamaları gördüğümüz an sosyal bir devlet olmanın da çok ötesine düştüğümüz, gitgide uzaklaştığımız bir gerçek. Hukuk devleti miyiz? Son kalelerinden birisi hukuk, çok darbe aldı. Çok hücum ediliyor. Hala umudumuz hukukta. Bugün bu hukuk devletine yapılan saldırıları ve bunlara ilişkin görüşleri dinleyeceğiz. Bir de bu saldırıları yapanların sözcüsü niteliğinde bir gazete yazarının kendi basın organına yazdığı bir mektubu izninizle okumak istiyorum. Bugün gelinen nokta Ergenekon davasında yeni bir başlangıç olacak. Eğer daha fazla direnecek olurlarsa daha trajik gerçeklerle karşı karşıya kalacaklar. Ne Baykal, ne Bahçeli ne Kanadoğlu ne Başbuğ? Ne Yar-Sav ne de HSYK bundan sonra bugüne kadarki tavrını sürdüremez. Denemek isterlerse bu işin bedelini ödemek zorunda kalırlar. Erzincan paşasının da ayaklarının suya ermiş olması gerekir. Demirel ya da Cindoruk un da adımlarını denk atması gerekir. Ya da Ergenekon un değirmenine su taşıyan media, mafia, sermaye siyaset, sivil toplum kuruluşlarının, bürokrasi mensuplarının da...bu arada Tekel işçilerinin de Ergenekon un koruyucu kalkanı ve tramplen tahtası, Truva atı görünümden çıkmaları gerek Yazının sonuna doğru da iyice kendinden geçmiş şunları söylüyor. Daha tutuklanması için sırasını bekleyen yüzler değil binlerce isim var. İnce ve uzun bir yoldayız. Sabır, kararlılık ve cesaret gerekir. Gelinen noktaya bir gün mutlaka gelinecekti. Ve gelindi. Benden söylemesi. Bundan sonrası için herkesin daha dikkatli olması gerek. Bunları yazan bir gazeteci. Bu ifadeler gidişatı gösteriyor. Şimdi bu perspektif içerisinde Selin hanım hem moderatör,hem konuşmacı olarak, Ülker hanım da konunun uzmanı konuşmacı olarak bizlere görüşlerini aktaracaklar. Buyurun efendim. Emine Ülker Tarhan - Ben de konuya doğrudan girmek, size YARSAV ı anlatmak ve geldiğimiz bu anayasa değişikliği sürecinde bizim yargı bağımsızlığına yönelik yapılanları nasıl değerlendirdiğimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. YARSAV Türkiye de kurulmuş yargının ilk örgütüdür. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyinin danışma organları olan Dünya Yargıçlar Birliği (IAJ), özgürlük ve

3 demokrasi için Avrupalı Yargıçlar ve Savcılar Birliği (MEDEL) üyesidir. Bu günlere çok zorlu bir örgütlenme mücadelesinin ardından gelmiştir, YARSAV yüksek bir idealle kurulmuştur, Yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesinin sağlanması, mesleki sorunların çözümünde bir odak olmak fikrinden hareketle ve çözüm önerileri üretmek için kurulmuştur. Aklın ve hukukun üstünlüğüne inanır meşruiyetini iktidara ve majestelerine biat tan değil sadece adil olma kararlılığından alır. Evet, YARSAV yüksek bir idealle kurulmuştur, mücadelesi de ideali oranında zorlu olmuştur. Biz bu ülkedeki yargısal süreçlerin uzadığını, halka adaletin geç ulaştığını, bazen hiç ulaşamadığını, bunun da yargı politikasındaki yanlışlıklardan kaynaklandığını yaşadık, gördük. Yargı bağımsızlığını engelleyen hükümlerin kaldırılması gerektiğini, çözümün olanaklı olduğunu anlatmak istedik. Pek çok soruna kaynaklık eden yargı bağımsızlığının evrensel ölçütlere getirilmesini istedik. Ama bize kurulur kurulmaz çok resmi bir yazı yazıp ne dediler biliyor musunuz? Tüzüğünüzde yargı bağımsızlığını savunuyorsunuz, olmaz, derhal değiştirin, siz asla yargı bağımsızlığını savunamazsınız, bu görev sadece ve sadece devlete aittir dediler. Avrupa'ya Türkiye de biz yargıçların örgütlenmesini destekliyoruz derken içeride YARSAV ı fesih, veto ve yasa ile kapatma girişimi de dâhil darbe dönemlerine özgü yöntemlerle susturmaya çalıştılar, yargıç ve cumhuriyet savcılarını, yargı kurumlarını dinledikleri yetmezmiş gibi derneğimizi de hukuksuz dinlediler, izlediler. Oysa biz başka bir yerden gelmemiştik, bu toplumun, bu halkın çocuklarıydık çok uzak yurt köşelerinden gelmiş ülke sorunlarını kendi sorunlarımız bilmiş, bu güzel ülkeye kendini hep borçlu hissetmiştik. Kendini bu ülkenin bu halkın sahibi zannedenlerden her sözüne benim diye başlayanlardan daha mı az seviyorduk bu ülkeyi. Sorunlarımız bu toplumdan ayrı değildi, onlar ne sıkıntılar çekiyorsa biz de aynısını çekiyorduk, bileşik kapların yargı kabıydık o kadar. Peki, bizimle ilgili ama bizim dışımızda gelişen her konuda susmalı mıydık, yargıç sadece kararları ile konuşur söylemi bizi uyutmak için uydurulmuş bir efsane miydi? Yargıç hiç konuşmasın hep sussun mu demekti? Bizler hukuku en iyi bilenler, uygulayanlar, sahadaki her güçlüğe hiç yakınmadan sabahlara kadar okudukları dosyaları ve gece yarılarına kadar süren duruşmaları ile ve adalet aşkına meydan okuyanlar, bu ülkenin doğusundan batısına dağından taşından geçmiş, rüzgârını hissetmiş olanlar değil miydik, bizimle ilgili alınan kararlarda hiç mi söz hakkımız yoktu. Gecenin bir yarısı uzun sorgulardan çıkıp karanlık sokaklardan tek başımıza 75 metrekarelik lojmanlarımıza dönerken bizi gösterişli zırhlı araçlar, sağa sola koşuşturan pahalı takım elbiseli korumalar korumadı hiç, bunu hiç istemedik de zaten çünkü korunmaya ihtiyacımız yoktu, çünkü biz iyi ve saygıdeğer bir şey yapıyorduk. Bizi bağrına basan, borçlu olduğumuz bu vatana borcumuzu ödüyorduk. Peki, biz bunları bir karşılık beklediğimiz için mi yaptık tabi ki hayır, tırnaklarımızla gelmiştik, ülkemizden başka kimseye borcumuz yoktu, beslendiğimiz odaklar yoktu ki onlara borcumuz olsun, bir çıkar duygumuz yoktu ki ayrıcalıklar isteyelim. Biz bu ülke için böyle çalışırken üretirken, biz dosyalarımızdan başka bir şey göremez haldeyken, bize çok görülen küçücük lojmanlara bazen sadece uyumak için giderken, bu ülkeyi hukuksuzluğa alıştırmaya ve kendi hukukunu egemen kılmaya çalışanların

4 hukuk tanımazlıklarını, yapılanları teşhir etmeden sessizce seyretmeli ve sineye mi çekmeliydik, temiz alnımızı dosyalarımıza gömerek kaderimize razı mı olmalıydık!... Hayır, biz bilginin gücünün karanlığı ve adaletsizliği yeneceğine inanıyoruz, hala inanıyoruz, biz başka adresler göstermiyoruz, bu dünyada adaletin var olduğuna ve çalışılırsa gerçekleşeceğine inanıyoruz, biz bunu hukuk yoluyla gerçekleştirebilme gücünü yaşadık, kıvancını yaşadık, umutlandık hâlâ umutluyuz. Küçük bir çocuğu annesine kavuşturduğumuzda, bir yoksulun hakkını teslim ettiğimizde, yoksul çorak bir köyü hakkı olan suya kavuşturduğumuzda hep yaşadık bu duyguları, değiştirebileceğimizi, iyileştirebileceğimizi biliyoruz. İşte bu yüzden bu ülkenin adalete uhrevi adresler göstermeden, bu dünyada ulaşabileceğine gerçekten, inanıyoruz, adalet diye bir şey evet var bu dünyada var ve talep edilirse, istenirse çalışılırsa, inanılırsa adaleti gerçekleştirebiliriz. İşte bunun için YARSAV' ı kurduk ve kendi saygın konumumuza uygun ses çıkartmaya bizimle ilgili karar süreçlerine birileri hiç istemese de katılmaya karar verdik. Kısa tarihimizde neler yaptığımızı uzun uzun anlatarak sizi sıkmak istemiyorum, ama bir yargı reformu nasıl yapılır, davalarla, başvurularla, açıklama ve raporlarla bunu gösterdik, hukuk dışı pek çok uygulamayı yargıç ve savcıların hukuk dışı iletişimlerinin tespiti, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığındaki uygulamaları kamuoyunun bilgisine sunup, sessiz kalınmaması gerektiğini söyledik, hukuk içinde çözümler önerdik. Bu ülkenin yargı politikasının belirlenmesinde hep bize örnek verilen Avrupa da olduğu gibi yargının sorunlarını bilen bir yargıç birliği olarak sözümüz dinlensin istedik, yargı dışlanarak yargı biçimlendirilmesin, yargı(sız) infazlar yapılmasın istedik, doğru bildiğimizi hep söyledik söylemeye de devam edeceğiz. Uluslararası camia söylediklerimizi dinledi, bizi kabul etti ama ülkemiz yöneticileri asla... Hep demokratikleşmeden ve Avrupa nın ortalama ölçütlerinden söz edenler demokrasinin ortalama ölçütleri olan dokunulmazlık, siyasi partiler, seçim sistemi, katılım, uzlaşma konularında olduğu gibi bu konuda da hiç şaşırtmadılar. Çünkü ancak kendileştirdikleri ölçüde bir üniversiteye olduğu gibi, kendileştirdikleri ölçüde bir sivil toplum örgütüne tahammülleri vardı. O da tabi ki YARSAV olamazdı. Aslında tahammül edemedikleri YARSAV üzerinden, yetkin, bağımsız, dinamik, güçlü, yargıydı. Yargıtay, Danıştay, adliye binalarını yasa dışı örgüt karargâhı gibi dinleme, izleme işlemleri, yargıçlar hakkında hukuk dışı dinlemelerle veri bankaları oluşturarak, halka yargıyı her fırsatta şikâyet ederek ve yargı kararlarını yok sayıp sürekli dolanarak güç kazandırdıkları bu hazırlık hareketlerini artık bir elverişli vasıta ile sonuçlandırmaya koyuldular. O elverişli vasıta da bu anayasa değişikliğidir. İşte bu elverişli vasıta ile yargının denetim gücünün yok edilmesinin artık son aşamasına gelindiğini anlatmak istedik, ancak engellendik, raporlarımız meclise sokulmadı. Kendi ülkemiz yöneticileri istemedikleri soruşturmaları yapan yargı mensuplarına olduğu gibi bize de öç alma duygusu ile bakmaktan hiç vazgeçmedi, yanlış yapmaktan dönmek bir yana yanlış yaptıklarını hiç kabul etmedi. Çifte standarttan hiç vazgeçmedi. Bakınız, biz demokrasinin ve toplumun güvencesi olan yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi için ne istiyorduk? Ama neler yapıldı?

5 Yargıda yürütmenin vesayetini yaratan en önemli bağlantı olan yargıç ve savcıları idari açıdan adalet bakanlığına bağlı kılan Anayasa nın 140/6. Maddesi değiştirilsin. Yargıcı memurlaştıran bu darbe anlayışına son verilsin. HSYK mahkemelerin bağımsızlığı esasına uygun yapılandırılsın. Yargıyı siyasallaştıran ve HSYK nu kilitleyen, çalışamaz hale getiren Adalet Bakanı ve Müsteşarı kurulda yer almasın. HSYK nun istisnasız tüm kararlarına karşı yargı yolu açılsın. Kurulun işlemleri şeffaf olsun istedik. Yargıç ve cumhuriyet savcılarının mesleğe giriş, eğitim ve mesleğe kabul, sicil, soruşturma dâhil her türlü özlük işleri konusunda HSYK görevlendirilsin, teftiş kurulu, yüksek kurula bağlansın. Kurulda birinci sınıf (adli ve idari yargı) yargıç ve savcılarının sağlıklı bir seçim yöntemi ile özel güvenceli temsili sağlansın. HSYK nun bağımsız bütçesi, binası ve kurulca atanan sekretaryası olsun, kurumsal yapı ve hafıza oluşturulsun. HSYK ve yüksek yargı organları üyelerinin, cumhurbaşkanınca seçimi uygulaması kaldırılsın. Yüce divan sıfatına sahip ceza yargılaması yapacak olan anayasa mahkemesi hukuksal denetimi sağlayacak nitelikte hukukçu üye ağırlıklı yapılandırılsın istedik. Yargının iş yükü, ağır çalışma koşulları düzeltilsin, adalet gecikmesin, yargı kararları yerine getirilsin, hukuk sadece dolanmak için var olmasın, toplumun bireyin güvencesi olsun, yürütmeye yakın soruşturmalar tehlikelidir, adli kolluk kurulsun, adli tıp yürütmeye bağlı olmasın özerk kılınsın, küçük bir mağdurun fiziksel ve ruhsal sağlığını tespit için 2 yıl sonrasına gün verilmesin istedik. İstenilseydi bunların hepsi pekâlâ da yapılabilirdi ancak yapılmadı, söz konusu dahi edilmedi, yargı alanında yapılanlar, temel ceza ve yöntem yasalarında defalarca değişiklik yapılarak örtülü aflarla yargı kararlarını etkisizleştirmek, çağdaş mimari anlayıştan, işlevsellik ve sadelikten uzak gösterişli adliye palaslar yapmak ve cemaat soruşturmalarını yapan yargı mensuplarını arayıp, taciz etmek bu da kesmeyince, daha vahşi yöntemlere girişmek oldu. Anayasa paketinde ise bakın ne yapıldı ya da yapılmadı? Yargıda yürütme vesayeti yaratan anayasa nın 140/6. Maddesine hiç dokunulmadı. Yani yargı reformu yargının bağımsız ve tarafsız kılınması iddiası ile yapılıyor dendi ama yargı bağımsızlığının önündeki en büyük darbe engeli olan bu madde sanki yokmuş gibi davranıldı ve hiç dokunulmadı, yani yargıç memurdur, adalet bakanının bağlısıdır tezi korundu. Adalet bakanı ve müsteşarı kurulda daha güçlü biçimde yer aldı ve konumlandırıldı. Kurul başkanı ve doğal üyesi olan bu değişmez ikilinin yaşanan tüm handikaplara karşın gerektiğinde kurulu kilitlemeye devam kararlılığı bir kez daha ortaya kondu. HSYK da birinci sınıf yargıçların temsili hiçbir güvence sağlanmadan olanaklı kılındı ve bu suretle de yürütme etkisi altında tutulmaları amaçlandı. Kurula

6 seçilecek birinci sınıf yargıçların teftişini düşünebiliyor musunuz o kurulun başkanı olan bakanın iki dudağı arasında kaldı. Kaldı ki kararlarında yürütme vesayeti ve tehdidi hep hissedilsin. Yani bakan tarafından denetlenen bir HSYK oluşturulsun. Yani yargı güçsüzün zayıfın koruyucusu olmaktan çıksın, iktidarın yargısı olsun, yargıda hakkınıza ulaşmanın tek yolu iktidara yakın olmak olsun. Bunun tek bir adı olabilir o da politik yargıdır. Hani çook insan tutuklanacak diyorlardı geçenlerde biliyorsunuz, doğru ses çıkartanlara kendince gözdağı veriyorlardı, doğrudur, hedef tam da budur. Akraba fikre sahip olanlar nasıl da baştan biliyorlar olacakları. Doğrudur yargı politikse binlerce insan süresi belirsiz biçimde tutuklanabilir ve bir gün bir de bakarsınız tutuklulardan haber de alınamaz oluverir. Bunun örneklerini dünya yaşamıştır, bunu dünyaya musallat edenleri tarih yargılamıştır, Nazi Almanya sında, Faşist İtalya da, Stalin döneminde, Şili de darbe döneminde, milyonlarca insan bunun sonuçlarını trajik biçimde yaşamıştır. Bu paketle yargı denetiminden yoksun kalan çoğunluk iktidarının mutlak iktidara dönüşmemesi için yani bu acıları bizim de yaşamamamız için hiçbir güvencemiz yoktur. Bakınız daha neler yapılmadı: Pakette HSYK için bağımsız bütçe de öngörülmedi, sekretaryayı ise bakanın belirlemesi sağlanarak, aslında mevcut durumda herhangi bir değişiklik yapılmadı, kurul diğer olumsuzluklarla birlikte sanki bizatihi bakanlığın bir sekretaryasına dönüştürüldü. Düşününüz, bakanın seçtiği sayın sekreter ne getirir neyi raporlar ve dosyanın ne kadarını gösterirse işte size o kadar bağımsız yargı ve yargıç güvencesi. Mesleğe giriş, sicil ve soruşturma bakanlık etkisinden hiç mi hiç çıkartılmadı. Aynen muhafaza edildi. Biliyorsunuz bir yargıcı bakanlık bürokratlarının ağırlıklı kurulu mülakata tabi tutar, yani yürütme memurları yargıç adayını sınar, test eder ve belki bir saniyede elemine ediverir, mülakatı geçti diyelim, stajını yani eğitimini yürütme güdümündeki akademi yapar, atamaya gelince, bakan ve müsteşar toplantıya katılırlarsa ancak o zaman atanabilirler teftiş mi? o da şöyle olur: bakanın kararı ile ona bağlı olan teftiş kurulu denetler. Bakan emir verirse bir şekilde denetlenecek bir şeyler de bulunur. Bakan emir vermezse ise istediği iddianameye istediği hikayeyi yazsın,iddianamede, şubemizce ifadelerini kullansın, olayla ilgili imiş, ilgisizmiş, masum insanların özel yaşamları ortaya dökülsün hiç bakılmaz, görevini kötüye de kullansa ilanihaye soruşturamazsınız. Daha neler mi yapıldı? Anayasanın 144 ve 159. Maddelerinde ayrı ayrı bakanlık ve kurul teftişi öngörülerek, yargıç ve savcıların denetimi katmerli hale getirildi. Adalet bakanının eskiden sadece merkez teşkilatını atama yetkisi varken artık merkez, ilgili ve bağlı kuruluşlar, yani adalet akademisi ve bir sanığı mahkum da beraat ettirme gücü de ve etkisi de olan raporların mimarı adli tıp kurumu da dahil daha pek çok kuruma bizzat atama yetkisi getirildi. AİHM kararlarına karşın, kurulun bütün disiplin kararları değil sadece ihraç kararlarına karşı yargı yolu açıldı.

7 Antidemokratik seçim sistemi anayasaya sokularak (1) oy alan bir adayın dahi yani kurumsal desteği olmayan birinin dahi HSYK ve anayasa mahkemesine seçilmesinin yolu açıldı. Gerektiğinde yüce divan sıfatı ile ceza yargılaması yapacak Anayasa mahkemesinde hukukçu sayısı minimuma indirilerek hukuksal denetim içeriksizleştirildi. Anayasa mahkemesi bir mahkeme olmaktan çıkartıldı. Yargı bireyin ve toplumun değil iktidarın güvencesi haline getirildi. Erkler ayrılığı ilkesinin erkler birliğine dönüştürülmesi için ıslahı mümkün olmayan bir metin oluşturuldu. Yani şu yapıldı sayın konuklar, biçimlendirilmiş, kendi yargısını yaratarak kendisini yargılama olasılığı olan yargıçları kendisi seçmek ve denetlemek heves olmaktan öteye geçti artık kesin bir iradeye dönüştü... Bugün anayasa mahkemesinde bir kişinin hukukçu olmaması eleştirilirken, bugün bunu 9'a çıkartıyorsunuz yani bir olumsuzluğu 9 ile çarpıyorsunuz. Oysa yasamanın ve yürütmenin etkin hukuksal denetimi yoksa kontrolsüz bir iradenin bizi parti devletine götürmesi kaçınılmazdır değerli konuklar. Aslında başkanlık sistemi diye bize kibarca anlatılmaya çalışılan da budur. Ülkenin siyasal tarihine geçmiş deneyimlerine aykırı bir hukuk sistemi ve devlet yapısı oluşturmak için yapılan bu değişiklikler ile de yargısal anlamda tam denetimsiz bir başkanlık sistemi arayışının, aslında bir çeşit padişahlık özleminin kesin bir biçimde dışavurumudur. Bu anayasa değişikliğine ölümüne sarılan ve destekleyenlere de bir bakalım sayın konuklar Bir kitle var dikkatinizi çekerim bu değişikliği savunanlar, cumhuriyetin kurucu değerlerine her gün saldıranlar, cumhuriyet değerlerini ve Türkiye cumhuriyetinin kurucu felsefesini savunanları, darbelerden en çok zarar görenleri, statükoculukla suçlayıp her gün medya gücünü kullanıp, soruşturma dosyalarını gizlilik ilkelerini hiçe sayıp, savcılardan da önce bilip çözenler ve herkesten önce ulaşarak, tefrika halinde yayınlayanlar, hepsi birden hukuk eğitimi almadan hukukçu olanlar, hayatında hiç kürsüye oturmadan, hiç yargıçlık yapmadan yargıç olanlar, ceza yöntem yasaları konusunda uzman, kerameti kendinden menkul köşe yazarlarları... Bunların getirilmek istenen padişahlığı savunanlar olması şaşırtıcı mı sizce, lütfen anayasanın özellikle yargı bölümünde yapılacak bu değişikliği koro halinde destekleyenlere biraz daha yakından bakınız, bunlar Mustafa Yücel Özbilgin'i hedef gösterenler ve Danıştay ı kana bulayanları kutsayanlar, bunlar 13 yaşında bir kız çocuğuna tacizi dahi onaylayan bir zihniyetin sahipleridir. Bunlara dikkatle bakınız lütfen, gemiden ne zaman indirileceğinin farkında olmayan sözde aydınlar, her yerde açılan içi boş tabela üniversitelerini alkışlayan ve ancak hayatında hiç Hakkari Üniversitesi ne bir kez olsun gidip ders vermeyi düşünmemiş olanlar bunlar... Alman yargı sistemine hayran aynısını Türkiye de isteyen, ancak Almanya da bir Doğubayazıt yargıcı olmadığını bilmeyen alman muhipleridir bunlar, bunların lüks lojmanlarından ve Boğaziçi sırtlarından siyasal iktidara verdikleri omuz elbette yeterlidir ve değerlidir. Peki, düğmeye neden basıldı sanıyorsunuz, sayın konuklar,

8 Yargı kararlarını lanetleme, yargıç ve savcıları dinleme izleme, yargının bir pranga olduğundan şikâyet biçiminde geliştirilen hazırlık hareketleri neden süratle anayasa değişikliği adı altında bir elverişli vasıta bulmaya yöneldi sanıyorsunuz? Lütfen Erzurum- Erzincan hattına bakınız, dikkatle bakınız. Cumhuriyetle hesaplaşma yolunda doludizgin gitmek isteyenler engel kabul etmeyenler, kapatma davası, katsayı kararı gibi yargısal işlemler nedeniyle yeterince mutsuz hissediyorlardı kendilerini zaten, bir gün bardak taştı, YARSAV üzerine düşeni yapmasaydı, HSYK Erzurum daki yetki gaspına müdahale etmeye çalışmasaydı, yargı keyfiliğe bir kez daha dur demeye kalkışmasaydı bir anayasa paketi olacak mıydı, bunun da düşünülmesi gerekir. YARSAV bunları hep dile getirdi o yüzden sürekli bir saldırı ile karşılaştı çünkü gerçeğin dili çok netti ve sadeydi, çünkü yapılmak istenen cumhuriyetle en kısa sürede hesaplaşmaktı, buna engel olan herkes ve her şey de yok edilmeliydi, bir daha kapatma davası ile karşılaşılmamalıydı, karşılaşılırsa da daha bugünden atadığınız kendi yargıçlarınız sizi yargılamalıydı, işte Erzurum olayı bu zihniyettekiler için bardağın taştığı noktaydı sayın konuklar, yargı artık fazla oluyordu ve artık düğmeye basılmalı engeller kaldırılmalıydı. Yani kurucu değerlere sahip çıkan yargı yok edilmeliydi, denetim yok edilmeliydi. İşin Türkçesi işte budur değerli hukukçular. Bir cemaat liderinin sözcüsünün iktidar cemaati korumak zorundadır. Çünkü ondan oy aldı. Kimse riyakârlık yapmasın. Herkes yandaşını korumakla mükelleftir. İktidardan mutlak manada memnun değiliz kendilerini toparlasınlar dediği, verilen desteğin yetersizliğinden yakındığı günlerde düğmeye basılması sizce bir tesadüf müdür? Cemaatleri özellikle siyasal ve parasal yönüyle soruşturmak isteyen cumhuriyet savcıları ile sanıklarla başbakan yardımcısı düzeyinde ilgilenen ve savcıları engellemeye çalışan siyasal iktidarın keskin çelişkisinin nedeni konusunda hala sorusu olanlar ve yanıt isteyenler varsa, seksen yedi yıllık cumhuriyetle sekiz yılda hesaplaşma cesaretinin kaynağı ama gerçek kaynağı bunu soruşturmaya kalkanların ise nasıl yok edilmek istendiğinin de mutlak manzarası olan Erzincan Erzurum hattına bakmaları ve artık bu sorunun yanıtını bence bulmuş olmaları gerekir. Orada onaylayıcı olmayan yargının nasıl cezalandırılacağının bir provası yapılmıştır, orada artık ülkemizde yargıç güvencesi olmadığı ve bu konudaki kararlılığın sürdürüleceği düşman yargıya ilan edilmiştir. Olaya suçüstü yapan YARSAV ise o gün de bunları teşhir etmişti, sayın konuklar çok sert bir tepki göstermişti. Ancak bildik sesler yükselmişti. Anımsayınız, siz yargıçlar susun, siyaset yapacaksanız cüppenizi çıkartın! demişlerdi, peki neden yargı ile ilgili bir konuda davayı siz sahiplendiniz, neden taraf oldunuz, siz neden bu suçu üstlendiniz demiştik ve tevilli ikrarlarla karşılaşmıştık. Kimi bakanlar başsavcıyı evet aradık ama baskı için aramadık kimisi evet yargıçları dinledik ama az dinledik, kimileri insanları fişledik, pardon deşifre ettik dedi, kimileri evet sabahın 5 inde açıklama yaptık ama adil yargılamayı etkilemek için değil, YARSAV a cevap verebilmek telaşıyla dedi. Bir sayın siyasetçi de, bize karşı olanların kanını tahlil etmek gerekir şeklinde, nasıl bir diktatoryal özlem içerisinde bulunduklarını açıktan ifşa etmekten kaçınmamıştı.

9 Cübbelerimizi çıkarmamızı isteyenler bilmelidirler ki laik, demokratik hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, yargıç güvencesi ve hukukun üstünlüğü mücadelesinde YARSAV cübbesine daha sıkı sarılacaktır demiştik o gün anımsayınız. İşte tüm bu olanların ardından da topyekûn temizlik harekâtının elverişli vasıtası olan bu anayasa değişikliği daha doğrusu yargıyı yok etme projesi gündeme gelmiştir. Gün işte o gündür sayın konuklar!.. Aylardır konuştuklarımızın gerçek hikâyesi aslında budur. Aslında gerçeğin dili sadedir ve nettir. Bizim o günkü gibi bugün de bu konudaki kararlılığımız sürüyor, biz cüppelerimizi başka cüppelilere bırakmayacağız. YARSAV gelişmeler ne olursa olsun saygın kimliğine uygun mücadelesini sürdürecek, pozisyon alacak ve inisiyatif kullanacaktır. Sizleri de bu projeye karşı çıkmaya çağırıyorum ve beni dinleme nezaketi ve sabrını gösterdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Selin Esen - Çok teşekkürler Ülker Hanım. Şimdi söz Sayın Esen'de. Selin Esen - Ülker Hanımın konuşmasından sonra tabi benimki teknik bir konuşma olacak. Benim amacım burada özellikle yargı bağımsızlığına ilişkin olarak pakette görülen, gözlemlenen sakatlıklara ana hatlarıyla dikkat çekmek. Ülker hanım bunların bazılarına değindi. Ben bunları biraz daha açmak isterim. Ve bunu yaparken de güçler ayrılığı ilkesinden yola çıkmak istiyorum. Çünkü bu paketi hazırlayanların da en başta dile getirdikleri, güçler ayrılığı ilkesinin bu değişikliklerle tam olarak hayata geçirileceği, tam olarak yargı bağımsızlığının sağlanacağı ve böylelikle günümüzde yaşandığı iddia edilen bu aksaklıkların da büyük ölçüde ortadan kalkacağı olmuştur. Güçler ayrılığı kabaca yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirinden ayrılması olarak tanımlanır. Söz konusu üç organın birbirini frenleyecek ve dengeleyecek araçlara sahip olması ve bu mekanizmaların anayasalarda güvenceye alınması meselesidir bu güçler ayrılığı. Bu kuramın öncüleri Montesqieu ve John Locke dur. Günümüzde biz güçler ayrılığı dediğimizde yargı bağımsızlığını anlıyoruz. Çünkü yasama ve yürütme arasındaki ilişki aslında bize o devletin hükümet sistemini veriyor. Yani başkanlık, yarı başkanlık ya da parlamenter sistemi gösteriyor. Dolayısıyla yürütme ile yasamanın birbirinden bağımsız olması ya da birbiriyle işbirliği içinde bulunması o devletin daha az demokratik ya da daha çok demokratik olduğunu göstermiyor. Sonuçta demek istediğim biz güçler ayrılığı dediğimizde yargının bağımsızlığına bakarız. Dolayısıyla, başbakanın bugünlerde dile getirdiği başkanlık sistemi tartışmalarının, 2007 anayasa değişikliği ile ortaya çıkan yarı başkanlık sisteminin güçler ayrılığı ilkesinin yaşama geçirilmesi anlamında ancak tali bir etkisi olabilir. Ne olursa olsun, ne tür bir hükümet sistemine sahip olursa olsun demokratik bir devletten söz edebilmek için iktidarın sınırlandırılması gerekir. Sınırlı iktidar ise ancak bağımsız bir yargıyla mümkün olabilir. Söz konusu anayasa değişikliği paketine bakınca yargı bağımsızlığı açısından değerlendirilebilecek iki önemli düzenleme var. Birincisi, Anayasa Mahkemesi, diğeri de Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu.

10 Bu değişiklik teklifi söz konusu iki kurumun kuruluşu ile görev ve yetkileri açısından önemli değişiklikler öngörüyor. Anayasa Mahkemesinin kuruluşuna baktığımızda, Mahkemenin üye sayısının 11 asıl 4 yedek üyeden 17 üyeye çıkarıldığını görüyoruz. Teklif, yedek üyeliği kaldırıyor. Yedek üyeliğin kaldırılması ve üye sayısının artırılması, Mahkemeye verilen yeni görev, yani anayasa şikayeti başvurularına bakma, göz önünde bulundurulduğunda olumlu bir değişiklik olarak değerlendirilebilir. Yürürlükteki düzenleme, Mahkeme üyelerinin 65 yaşında emekli oluncaya kadar görevlerini sürdürmesine olanak tanıyor. Anayasa değişiklik teklifinde is üyelik süresi 12 yıl olarak sınırlanmış; yeniden seçilme olanağı ortadan kaldırılmış ve üye olabilme yaşı en az 40 tan 45 e çıkarılmış. Avrupa ülkelerinin anayasa mahkemeleriyle karşılaştırıldığında 12 yıllık sürenin uzun olduğu kanısındayım. Diğer Avrupa ülkelerinin ortalaması 9 yılı biraz aşmaktadır. Teklifte cumhurbaşkanının Mahkemenin kuruluşunu belirleme yetkisi ağırlıklı olarak devam ettiriliyor. 17 üyenin 14 ünü cumhurbaşkanı dolaylı ya da doğrudan bir şekilde seçme yetkisine sahip. 3 üyenin de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmesi öngörülüyor. TBMM, bu üyelerden birini baro başkanlarının avukatlar arasından göstereceği üç aday arasından; 2 sini ise Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için göstereceği 3 er aday arasından seçecektir. Teklif sahipleri, Meclise seçme yetkisi tanınmasının amacının Anayasa Mahkemesinin demokratik meşruiyetini artırmak olduğunu belirtmişlerdir. Burada eleştirilebilecek bir nokta, bu gerekçeyi ileri sürmelerine karşın, üyelerin yalnızca 3 ünü Meclise seçtirip geriye kalanında cumhurbaşkanını yetkili kılarak ileri sürdükleri amaçla çelişmekte oldukları. Türkiye Büyük Millet Meclisi ne böyle seçme yetkisi tanırken Meclisin halkı ne ölçüde temsil ettiğinin de irdelenmesi gerekir. Parlamentonun, tam anlamıyla demokratik meşruiyeti sağlayabilmesi için yasama organının kompozisyonunu seçmen tercihlerini büyük ölçüde yansıtmalıdır. %10 seçim barajı indirilmediği sürece bu koşulun yeterince gerçekleşeceğini söylemek mümkün değildir. Bu baraj, 2002 seçimlerinde gördüğümüz gibi, hem seçmenin önemli bir bölümünün TBMM de temsil edilememesine, hem de aşırı temsilin getirdiği olumsuzluğa yol açabilmektedir. %10 seçim barajı Avrupa Konseyi ülkeleri içinde en yüksek olanıdır. Türkiye ye en yakın Rusya Federasyonunda bile baraj %7 dir. Ülke barajı uygulayan yerleşik demokrasilerde, oranın genellikle %3-5 arasında olduğu görülmektedir. Ayrıca, siyasal partilere seçimlerde açıkça işbirliği yapma olanaklarının olmaması da bu olumsuzluğun giderilmesini zorlaştırmaktadır. Türkiye de seçim sisteminin adaletsiz sonuçlar vermesine yol açan nedenlerden birisi de, 1983 ten bu yana milletvekilliklerinin illere dağıtımı bakımından uygulanan sistemdir sayılı yasaya göre her ile öncelikle 1 milletvekilliği tahsis edilmektedir. Söz konusu yöntem, küçük nüfuslu ve görece az gelişmiş illerin, büyük nüfuslu ve gelişmiş illere göre TBMM de daha çok temsiline neden olmaktadır. Bu dengesizlik, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununda 2009 da yapılan değişiklikle daha da derinleşmiştir. Söz konusu değişiklik, nüfusu iki milletvekili çıkarmaya yetmeyen illerin, artık nüfus sıralamasında da milletvekili sayısını ikiye çıkaramaması durumunda, öncelikle iki milletvekili çıkaramayan bu illere ikinci milletvekilinin verileceğini öngörmektedir. YSK nın 2010 Martında Resmi Gazete de yayımlanan kararına göre Ankara da yaklaşık 150 bin, İstanbul da 153 bin, İzmir de 148 bin kişiye 1 milletvekili düşmektedir. Buna karşılık, en az nüfusa sahip ve ekonomik olarak geri üç ilden Bayburt ta 37 bin; Ardahan da 54 bin; Tunceli de 41 bin kişiye 1 milletvekili düşmektedir. Bu da bize yürürlükteki seçim sisteminin temsilde adalet ilkesine yeterince hizmet etmediğini açıkça göstermektedir.

11 Teklif metni, Meclise Anayasa Mahkemesine üye seçme yetkisi verirken Meclisin bu seçimi nitelikli bir çoğunlukla yapması koşulunu aramamaktadır. Yeni düzenlemeye göre, TBMM de yapılacak seçimde, her boş yer için ilk oylamada üye tamsayısının 2/3; ikinci oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranacaktır. Adaylardan hiçbiri ikinci oylamada öngörülen oy çokluğuna ulaşamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday üçüncü tura kalacak; bu oylamada en çok oy alan aday da Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilecektir. Oysa ki, bu denli önemli bir Mahkemeye üye seçerken parlamentoda temsil edilen siyasal partilerin uzlaşmasının mutlaka aranması gerekir. Yerleşik demokrasilere baktığımızda da bu kuralın işlediğini görmekteyiz. Örneğin Portekiz de Parlamentoda seçime katılan milletvekillerinin 2/3; İspanya da her iki meclis de ayrı ayrı 3/5; İtalya da ilk üç turda en az 2/3; sonraki turlarda ise en az 3/5 oy alması gerekir. Almanya da Bundestag da, 12 kişilik seçim komisyonundan en az 8 oy alan aday AnM üyeliğine seçilmiş olur. Genel Kurulda en çok oyu alan 12 milletvekili seçim komisyonunu oluşturur. Bundesrat ta ise üye tamsayısının en az 2/3 ünün oyuyla seçilmektedir. Bir makama yasama organı tarafından seçim yapılmasının amacı, o makamın demokratik meşruiyetini artırmaksa; bunu yaparken aynı zamanda seçilen üyenin belli bir siyasal gücün adamı olmamasını, görevini yerine getirirken tarafsız davranmasını sağlamaksa; bu ancak parlamentoda en çok oya sahip partinin o seçimde belirleyici olmasıyla değil, birden çok partinin aynı aday üzerinde uzlaşmasıyla mümkün olabilir. Aksi takdirde, seçme yetkisinin parlamentoya ya da hükümete verilmesi arasında özünde hiçbir fark kalmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin geri kalan 14 üyesinin seçiminde ise cumhurbaşkanı, doğrudan ya da gösterilecek adaylar arasından yapacağı seçimle yetkili kılınmaktadır. Üstelik cumhurbaşkanı 4 üyeyi dilediği gibi seçme yetkisine de sahip olmaktadır. Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, cumhurbaşkanının Anayasa Mahkemesinin kuruluşunda ağırlıklı olarak belirleyici olma konumunun devam etmesi sakıncalıdır. Yerleşik demokrasilerdeki genel eğilim de yürütme organına ya hiç seçme yetkisi vermemek ya da bu yetkiyi daha sınırlı biçimde tanımaktır Anayasası, cumhurbaşkanlarının tarafsız ve partiler üstü konumda olacağı inancıyla - gerçi uygulamada hep böyle olmamıştır- cumhurbaşkanına pek çok alanda seçme ve atama yetkileri tanımıştır. Türkiye de özellikle 2007 Anayasa değişikliğinden sonra, halk tarafından seçilecek cumhurbaşkanının tarafsız, partiler üstü bir konumda olacağını savunmak çok güçtür. Bu nedenle cumhurbaşkanına hem Anayasa Mahkemesinin, hem de HSYK nın kuruluşunda ağırlıklı bir rol vermek yargının siyasallaşacağı yönündeki kaygıları güçlendirecek niteliktedir. Anayasa Mahkemesinin demokratik meşruiyeti artırılmak isteniyorsa, yasamayürütme ve yargı erklerinin Mahkemeye üye seçme ve atamasında bir denge gözetilmesi gerekir. Bu denge gözetilirken de yargı organının hem ağırlıklı olarak temsili, hem de doğrudan Anayasa Mahkemesine üye seçmesi sağlanmalıdır. Anayasa Mahkemesinin çalışma düzeni de söz konusu teklifte esaslı bir değişikliğe konu olmaktadır. Buna göre Mahkemenin iki bölüm ve Genel Kurul biçiminde çalışması öngörülmektedir. Teklif, toplantı yeter sayısını bölümler için 4, genel kurul için 12 olarak belirlemiş; karar yetersayısını ise üye tamsayısının salt çoğunluğu olarak öngörmüştür. Teklif, Mahkemeye yeni bir görev de vermiş: anayasa şikayeti başvurularını karar bağlama. Bu yetkiyi bölümlerin kullanacağı metinden anlaşılmaktadır. Siyasal parti kapatma davaları, soyut ve somut norm denetimi ile

12 Yüce Divan yargılamaları Genel Kurulda yapılacaktır. Bu düzenleme, Anayasa Mahkemesinin iş yükü altında boğulmasına neden olacak niteliktedir. Anayasa Mahkemesi, özellikle iptal davası ve itiraz yoluyla gelen anayasa aykırılık başvuruları nedeniyle zaten öteden beri ağır iş yükü altındadır. Mahkemenin verilerine göre, iptal davası, itiraz yolu, cumhuriyet başsavcılığından gelen başvurular, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyaların toplamı 2001 de 556; 2002 de 369; 2006 da 389; 2007 de 385;2008 de 395 dir. Bunların çok büyük bölümünü de iptal davası ve itiraz yolu başvuruları oluşturmaktadır. Dolayısıyla, anayasaya uygunluk denetimi yetkisini genel kurula vermek, Mahkemenin üyeler üzerindeki iş yükünü aynen devam ettirmek anlamına gelecektir. Üstelik bu iş yükü, bölümlere verilecek anayasa şikayeti başvurularına bakma yetkisiyle birleşince daha da şişecektir. Her iki bölüm de ayrı ayrı anayasa şikâyeti davalarına bakınca, Anayasa Mahkemesinin içtihat birliğini nasıl sağlayacağı da belirsizdir. Örneğin anayasa şikayeti kurumunun bulunduğu Almanya da iki daire iki ayrı mahkeme gibi çalışmaktadır. Yani bir daire yalnızca anayasa şikâyeti davalarını karara bağlamakta; diğer daire ise geriye kalan işleri incelemektedir. Dolayısıyla uygulama aşamasına gelindiği zaman önemli sıkıntılar doğabilir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna geldiğimizde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu nun kuruluşu da 1982 Anayasasındaki biçimiyle akademisyenler arasında eleştiri konusu olmuştur. Özellikle Kurulun başkanının adalet bakanı, doğal üyesinin adalet bakanı müsteşarı olması; kurulun kendi sekreteryasının bulunmaması; nitelikleri gereği farklı olan yargıç ve savcıların özlük işlerinin aynı kurula bağlı olması, 1982 Anayasasının yargıç bağımsızlığını zedeleyen düzenlemeleri arasında sayılabilir. Teklifin getirdiği değişikliklere bakacak olursak, yargı bağımsızlığı açısından sakınca doğuran düzenlemelerin özünde büyük ölçüde korunduğunu görmekteyiz. Yargıç ve savcıların özlük işlerine bakan kurulun kimlerden ya da kaç kişiden oluşması gerektiği yönünde yerleşik demokrasilerde belli bir eğilimin olmadığı gözlemlenmektedir. Örneğin, kurulun üye sayısı Danimarka da 5, İtalya da 33, Bulgaristan ve Polonya da 25 dir. Kanada ve Hollanda da yalnızca yüksek mahkemelerden gelen yargıçlar kurul üyesi olabilirken, Portekiz ve Slovakya da her düzey yargıç kurulda temsil edilmektedir. Bunun dışında bazı ülkelerde belli sayıda hukuk profesörü, avukat, sivil toplum örgütü üyeleri, baro temsilcileri de bu kurulda yer alabilmektedir. Burada kanımca önemli olan, kurul üyelerinin büyük bölümünün yargıçlardan oluşması ve kurulun yürütme erkinden bağımsız çalışmasını sağlayacak bir yapının bulunmasıdır. Nitekim Venedik Komisyonu da bunu yinelemektedir. Teklifte, Kurulun üye sayısı, 7 den 22 asıl 12 yedek üyeye çıkarılmaktadır. Üç asıl üç yedek üye Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca; İki asıl iki yedek üye Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca; bir asıl bir yedek üye Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından seçilecektir. HSYK ya 4 asıl üyeyi doğrudan cumhurbaşkanı seçecektir. Yedi asıl dört yedek üye ise birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hakim ve savcıları arasından adli yargı hakim ve savcılarınca; üç asıl iki yedek üye de aynı koşulları taşıyan idari yargı hakim ve savcıları arasından idari yargı hakim ve savcılarınca seçilecektir. Adayların, oy hakkına sahip yargıç ve savcılar tarafından tanınması son derece güçtür. Adaylar oy alabilmek için kulis yapacaklar; seçim işi ister istemez siyasal bir nitelik kazanacaktır. Üstelik üyelerin 4 yıl için seçilmesi ve

13 yeniden seçimin mümkün olması; HSYK üyelerinin önlerine gelen işlerde yeniden seçilme kaygısıyla iş görmesine neden olabilecektir. Teklif metninde Anayasa Mahkemesi üye seçimine ilişkin yöntem HSYK için de yinelenmektedir. Yani, Danıştay ve Yargıtay kontenjanından gelecek üyelerle birinci sınıf adli ve idari yargı hakim ve savcıları arasından yapılacak seçimde her hakim ve savcının ancak bir aday için oy kullanması; en çok oy alan adayların Kurul üyeliğine seçilmesi öngörülmektedir. Anayasa Mahkemesi üye seçiminde de benimsenen bu yöntem, teorik olarak yalnızca bir oy almış bir adayın bile Kurula seçilmesini olanaklı hale getirmektedir. Bu biçimde seçilen aday kimi temsil edecektir? Üstelik teklif sahiplerinin HSYK nın yapısını değiştirmek konusunda fazla aceleci davrandığı da görülmektedir. Teklif metninin Geçici 20. maddesine göre, anayasa değişiklik yasasının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içinde HSYK üyelerinin seçilmesi öngörülmektedir. Bu denli kısa süre içinde özellikle adli ve idari yargıç ve savcı temsilcilerinin seçimi işinin nasıl sağlıklı biçimde yapacağı soru işareti oluşturmaktadır. Kurulun halihazırda yürütme organının etkisinde olan yapısı yeni düzenlemelerde de devam ettirilmektedir. Cumhurbaşkanına doğrudan Kurula üye seçme yetkisi tanınması buna örnek olarak verilebilir. Ayrıca uygulamada bağımsız bir kurum olmaktan uzak olan Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunun da kendi üyeleri arasından bir asıl ve bir yedek üye seçmesi öngörülmektedir. Teklifte adalet bakanı HSYK nın başkanı, adalet bakanlığı müsteşarı ise doğal üyesi olarak kalmaya devam etmektedir. Üstelik adalet bakanının Kurul üzerindeki etkisi daha da artırılmaktadır. Adalet bakanı, kurulu yönetme ve temsil etme yetkisinin yanında, yargıç ve savcıların görevlerini kanun, tüzük, yönetmelik ve genelgelere uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevleri sırasında ya da görevlerinden dolayı suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadıklarını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemlerini kurul müfettişlerinin yapma yetkisini kurul başkanı olarak adalet bakanının oluruna bırakmaktadır. HSYK nın yürütme organından bağımsız biçimde çalışabilmesi için adalet bakanı ve müsteşarının kuruldan mutlaka çıkarılması gerekir Anayasasının en çok eleştirilen düzenlemelerinden olan, yargıç ve savcıların özlük işlerine aynı kurulun bakması uygulaması değişiklik teklifinde korunmaktadır. Oysa ki yargıçlar yaptıkları iş gereği bağımsız olmak zorundadırlar. Yargıç ve savcıların özlük işlerine, 1961 Anayasası döneminde olduğu gibi, ayrı kurullarda bakılması yargı bağımsızlığını sağlamak açısından gereklidir. Anayasa değişikliği teklifinde yargı bağımsızlığına ilişkin olarak değinilebilecek bir başka düzenleme de Anayasanın 144. maddesidir. Değişiklik teklifinde bu madde yeniden yazılmaktadır. Buna göre, adalet hizmetleri ile savcıların idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca denetiminin adalet müfettişleri eliyle yapılacağı öngörülmektedir. Burada ortaya çıkabilecek sorun, adli hizmetle adalet hizmetini birbirinden ayırmanın her zaman kolay olmadığıdır. Bu madde, yürütme organının yargıçlar üzerinde amacı aşar ölçüde denetim sağlamasına ve sürdürmesine olanak tanıyabilecek niteliktedir. Teklif, yargı yetkisinin hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı na ilişkin düzenlemenin 125. maddeye eklenmesini de

14 öngörmektedir. Türkiye nin en iyi idare hukukçularından biri olan Prof. Dr. Metin Günday Hoca nın da belirttiği gibi, idari yargıda hukukilik ve yerindelik denetimini birbirinden ayırmak; hukukilik denetiminin nerede bittiğini, yerindelik denetiminin nerede başladığını tespit etmek her zaman kolay olmamaktadır. Bu nedenle, eklenmesi öngörülen bu düzenlemenin uygulamada bir etkisinin olmaması gerekir. Ancak, bu cümle, teklifte hakim ve savcıların görevlerini kanun, tüzük, yönetmelik ve genelgelere uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme yetkisini adalet bakanının onayına bağlayan düzenlemeyle birlikte düşünüldüğünde; 125. maddeye aykırı davrandığı gerekçesiyle bir yargıç hakkında inceleme ve soruşturma başlatılması olanaklı olabilecektir. Aydın Esen Selin Hanıma aydınlatıcı konuşması için teşekkür ediyoruz. Arkadaşlar, sorusu olan var mı?...buyrun Ses - Öncelikle Yar-Sav a ülkemizin bugün karşı karşıya kaldığı İslamcı faşist bir darbeye karşı gösterdikleri tutumu kutluyorum. Mücadelenizin başarıyla devam etmesini ve sürmesini de diliyorum. Sorum da şu: şimdi bu anayasa paketi meclisten bu şekilde çıktığı takdirde sanıyorum Cumhuriyet Halk Partisi Anayasa Mahkemesine başvuracak. Bu başvuru, referandum öncesi mi olur veya sonrası mı olur? Bunun hukuki dayanakları nedir? Bu konuda bilgi verirseniz teşekkür ederim. Sağolun. Selin Esen - Cumhuriyet Halk Partisi, daha doğrusu en az 110 milletvekili, büyük olasılıkla anayasa değişikliklerinin iptali başvurusunu referandum aşamasından önce Anayasa Mahkemesine götürecektir. Referanduma gitmeden önce denetimin yapılmasının aslında bir mantığı var. Çünkü biliyoruz ki Anayasa Mahkemesi yalnızca şekil açısından denetleyebiliyor anayasa değişikliklerini. Referandumda kabul edildikten sonra artık var olan şekil sakatlıklarının ortadan kalktığı kabul edilmektedir. Buna ilişkin 1958 Fransız Anayasası döneminde ilginç bir örnek var. De Gaulle 1962 de cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesini sağlayacak bir anayasa değişikliği yapmak istiyor. Anayasa uyarınca anayasa değişikliklerinin parlamentonun her iki kanadı tarafından kabul edilmesi; ardından da halkoylamasında ya da parlamentonun birleşik toplantısında onaylanması gerekiyor. Millet Meclisi nin bu değişikliğe sıcak bakmadığını bildiği için de Gaulle bu değişikliği, cumhurbaşkanına kamu güçlerinin örgütlenmesine ilişkin yasaları referanduma sunma yetkisi veren Anayasa maddesine dayanarak halkoylamasına sunuyor. Hatta buna tepki gösteren Millet Meclisi Pompidou Hükümetini düşürüyor. Söz konusu değişikliğin anayasaya aykırı olduğu savıyla Senato başkanı Anayasa Konseyine başvuruyor. Ancak Konsey, halkoylamasıyla kabul edilen bir yasanın ulusal egemenliğin doğrudan ifadesi olduğu gerekçesiyle bu değişikliği denetleme yetkisinin olmadığı sonucuna varıyor. Bunun üzerine Senato başkanı, Anayasa Konseyi intihar etmiştir diyerek ağır bir biçimde Konseyi eleştiriyor. Anayasa Mahkemesine başvuranlar yürürlüğü durdurma talebinde bulunabilir. Yürürlüğü durdurma talebini anayasa değişikliği yasasının anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle birlikte yapabilir. Yürürlüğü durdurma talebini tek başına isteyemez. Bu durumda Anayasa Mahkemesi ne yapacak? Anayasanın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişiklikleri Anayasa Mahkemesi 2008 tarihli kararında iptal etti. Gerekçesinde, anayasa değişikliğinin cumhuriyetin temel niteliklerine aykırılık oluşturmasının Anayasada öngörülen değişmezlik yasağı nedeniyle aynı zamanda şekil sorunu olduğunu belirtti Anayasası döneminde bu yönde önüne gelen

15 başka başvuruları daha önce reddetmişti. Dolayısıyla 2008 tarihli kararıyla Mahkeme, 1961 Anayasası döneminde benimsediği içtihadına geri dönmüş oldu. Bilindiği üzere, Anayasa uyarınca Mahkeme anayasa değişikliklerini beşte üç çoğunlukla iptal edebiliyor. Cumhurbaşkanının yaptığı son atamalardan sonra iptal için gerekli olan beşte üç çoğunluğun bulunup bulunmayacağı kuşkulu görünüyor. Burada mahkemenin içinden olanlar var. Onlar da bir şeyler söylemek isteyebilir. Ali Rıza Aydın (Anayasa Mahkemesi eski raportörü) - Ben izin verirseniz konuyu açıklamak istiyorum. Birinci konu, Anayasa Mahkemesine anamuhalefet partisi olarak Cumhuriyet Halk Partisi başvuramaz. Anayasa değişiklikleri ancak 110 milletvekilinin imzasıyla Anayasa Mahkemesine götürülebilir. İkinci konu, Cumhurbaşkanının bildiğiniz gibi 15 gün inceleme süresi var, bunun tamamını kullanabileceği gibi 15 gün dolmadan da imzalayıp Resmi Gazeteye gönderebilir. Cumhurbaşkanı Resmi Gazeteye göndermeden Meclise iade eder mi, o takdir size ait. İmzalayıp gönderirse, Resmi Gazetede yayınlanmasından itibaren 10 gün içinde mutlaka Anayasa Mahkemesine 110 imza ile başvurunun yapılması gerekiyor. Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruda öncelikle yürürlüğü durdurma talebinde bulunulacaktır. Bulunulmadığı takdirde Anayasa Mahkemesi bunu normal inceleme sürecine sokacaktır. Öte yandan, halkoylaması süresi de yine Resmi Gazetede yayım tarihten itibaren başlayacak. Yani Resmi Gazete tarihi ki başlangıç yapıyor. 10 günlük Anayasa Mahkemesine başvuru süresi ile 60 günlük halkoyuna gitme süresi 60 günlük sürenin, eski yasa hükmüne göre 120 gün olarak uygulanması tartışmasında ise kararı Yüksek Seçim Kurulu verecek. Anayasa Mahkemesi, halkoylamasından önce kararını vermek zorunda. Kararı vermezse halkoylamasına gidilmiş olunacak ve olası bir evet oyu çıktığında da anayasa halk tarafından kabul edilerek yürürlüğe girecektir. Ülker hanım da hocam da belirttiler, 30 gün içinde geçici maddeler zaten işlemeye başlayacaktır. Anayasa Mahkemesinin yapısı değişecektir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısı değişecektir. Bundan sonra verilecek bir iptal kararının, bu değişiklikler yönünden kalmayacaktır. Dolayısıyla, dava dilekçesinde mutlaka yürürlüğü durdurma talebi de olması gerekiyor. Yürürlüğü durdurma talebi dosyada büyük olasılıkla ivedilikle incelenecektir ve aslında 60 gün içinde mutlaka ve mutlaka kararın vermesi gerekecektir. Bunun tersi örnekler de maalesef var. Bu da başka bir hukuk skandalı tabi. Dilerim bu durum yaşanmaz. Ses - Yani ört ki ölem hali mi şu anda. Ali Rıza Aydın - Nasıl? Ses - Ört ki ölem hali mi? (gülüşmeler) Aydın Esen - Buyrun Sayın Uluç Gürkan. Uluç Gürkan - Çok teşekkür ediyorum, bizleri aydınlattınız. Ancak benim Anayasa Mahkemesine başvuru konusunda özellikle meclise bırakılan parti kapatma barajının düşmesinden sonra şöyle bir kaygım var. Siz de belirttiniz, hem Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunun, hem Anayasa Mahkemesinin seçimi, ve yapısıyla ilgili olarak zaten sakatlık mevcut anayasada. Bugüne kadar anayasanın çok maddesi değişti. İşte özellikle temel özgürlüklerle ilgili kısmı bayağı ciddi anlamda değişti ama bu yargı ile ilgili 12 Eylül vesayeti hiç kalkmadı. Yani zaten var olan bir sakat yargı bağımsızlığını teminat altına hiçbir şekilde almayan bir yapı var. O kadar ki Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunda Adalet Bakanı ve Müsteşarının temsil edilmeleri değil Adalet Bakanlığı tek başına kararı belirlesin isteniyor. Ama bu mevcut tasarı maddesi ile şimdi hiç kuşkusuz daha beter hale geliyor, yürütmeye daha bağımlı hale getiriyor

16 Bu değişiklik mevcut kuvvetler ayrılığına zaten aykırı olduğu gibi cumhurbaşkanına verilen büyük seçim yetkisinin siyasileşebileceği anayasaya aykırılık iddiasını gündeme getirebilir ve.2. maddedeki hukuk devleti ilkesine de aykırılığı ileri sürülebilir mi? Emine Ülker Tarhan - Doğru. Hepsi var ama daha kötü değiştiriliyor. Yüksek kuruldaki seçilmiş yargıçlar şu anda güvenceli sayılıyor. Şu anda güvenceli ama getirilmek istenen sistemde seçilmiş yargıçların güvencesi yok. Yani yürütme organının bir temsilcisi tarafından denetlenen bir yüksek kurul ortaya çıkacak demektir. Yani yargı yürütme tarafından denetleniyor yani yargı ile yürütme birleşiyor demektir bu. Kesinlikle güçler ayrılığına aykırı. Çok açıkça aykırı. Ve ilkesine aykırı. Çok net. Ali Rıza Aydın - Soru biraz farklıydı galiba. Ben korsan bir bildirici olmak istemiyorum ama izin var mı sayın başkanım. Çok özür diliyorum. Efendim şimdi.mevcut anayasada zaten şey var, anayasaya aykırılıklar var. Örneğin, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararlarının yargı yoluna kapalı olması hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Örneğin, bakanın ve müsteşarın hâkimler savcılar yüksek kurulunda olması hukuk devletine aykırıdır. Ama bugüne kadar niye incelenmedi. Çünkü bunlar özgün maddeler, 82 anayasasının özgün metinleri ve bu özgün metinlerin şekil yönünden anayasaya aykırılığı iddiası mümkün değil. Yani sadece o ilk gün yapılacaktı 82 de yayınlandığı gün yapılacaktı. Ancak bugün 10 gün içinde şekil yönünde itirazın yapılmasını anayasa kendisi öngörüyor. Ve eğer böyle bir yol açılırsa belki gün gelecek mevcut hükümlerin de yorumunu bu şekilde yapabilecek aykırılığın birinci nedeni kesinlikle kuvvetler ayrılığı ilkesidir. Çünkü hukuk devletinin en temel ögelerinin başında gelir. Ve nitekim anayasanın 2. maddesi, başlangıç maddesine zaten gönderme yapılıyor. Ordaki ilkeler doğrultusunda diyor. Birinci nedeni budur. İkinci nedeni de yargı yoluna kapalı olan bölümlerdir. Özellikle hakimler savcılar yüksek kurulunun kararlarının yargı yoluna aykırı olan.kaldı ki 8. maddeyi, yani siyasi parti kapatma maddesi eğer çıkmasaydı? orda da beşer kişilik komisyonlardan oluşan meclis kurulunun bir partinin Anayasa Mahkemesine kapatma davası yolunu kesmesi halinde kesin karara varıyor anayasa değişikliği. Orda..(birkaç kelime anlaşılamadı) vardı. Çünkü çok net tüm işlemlerine yargı denetimine tabi olması hukuk devletinin temel ögesi. Kaldı ki hukuk devletinin bir başka ögesi de hukuk devleti aynı zamanda siyasi oluşumu da.cumhurbaşkanı siyasi oluşum içinde, anayasal şema içinde, ya da yani cumhurbaşkanı devletin başı olarak da siyasi örgütlenme içinde. Dolayısıyla yürütme ve yasama siyasetinin denetiminin her hal ve durumda yargı tarafından yapılması ve yargının o siyasetin eline bırakılmaması tezi de hukuk devletinin temel ilkeleri olarak düşünülüyor. Sanırım, hazırlığı yapan hocalarımız ya da milletvekilleri ne düşünüyorlar bilmiyorum. Bu temel üzerinde gidecekler diye düşünüyorum. Ama sorunuzun gerçek yanıtı şu: değişiklik olduğu için 10 gün içinde başvuru hakkı var. Önceki hükümlerin Anayasa Mahkemesine götürülme şansı da yok. Fırsatı da yok. Dayanağı da yok. Aydın Esen - Başka görüşü ve sorusu olan arkadaşımız var mı? Evet, siz buyrun Ses - Bu esastan görüşme sırasında yapılan usulsüzlükler de bu kapsamda olacak mı? Oylama yapılırken başında durulması vs. gibi. Selin Esen - O şekle ilişkin sakatlık. Anayasa onu çok açık bir şekilde söylüyor. İki defa görüşme koşulu, son oylamanın son oylamada gerekli çoğunluğun olup olmadığı ve teklif çoğunluğunun olup olmadığı. Bunun dışındaki şekil ya da şekli

17 sakatlıkları sanırım göz önünde bulundurma şansına sahip değil Anayasa Mahkemesi. Emine Ülker Tarhan - Ben bir soru sorabilir miyim acaba size? Kamu denetçisiyle ilgili bir endişem vardı sizinle paylaşmak istedim. Kamu denetçisinin denetleyeceği mekanizmalar arasında, idari kuruluşlar arasında SSK var mı? Üniversite var mıdır? İstihbarat örgütleri var mıdır? Yani kamu denetçisi bir yargısal görev yapacak. Alternatif bir yargı organı olacak. SSK ile Üniversite ile yani orda da kan kaybı söz konusu. Selin Esen - Buna ilişkin bir düzenleme yok bu teklifte. Her şeyi, yani kuruluşuna, görevlerine, çalışmasına, inceleme sonucunda yapacağı işlemlere ilişkin düzenlemeleri kanuna bırakmış. Dolayısıyla kanun bütün bunun sınırlarını çizecek. Anayasanın başka bir maddesine aykırılık oluşturmadığı sürece TSK yı da tabii ki koyabilir, üniversiteleri de koyabilir. Emine Ülker Tarhan - Her şeyi denetleyebiliyor değil mi, kamu denetçisi? Selin Esen - Evet. Evet. Belediyeleri de denetleyebilir. Ses - Sayın hocama bir sorum olacak. Şimdi referandum süresi ile ilgili olarak bir değişiklik yapıldı. O bir alt yapı çalışmasıydı. Fakat biliyorsunuz seçim kanunlarında yapılan değişiklikler bir yıl süre içerisinde uygulanamaz. Bu çerçevede Yüksek Seçim Kurulunun bu anayasa değişikliği paketi halk oyuna sunulmasına dair Resmi Gazetede yayınlanmasını takip 60 günlük mü, 120 günlük mü bir referandum hazırlık dönemi geçireceğini düşünüyorsunuz? Selin Esen - Burada kesin bir görüş birliği yok. Bazıları sizin dediğiniz, düşündüğünüz gibi düşünüyor Bunlar Anayasada geçen seçim kanunları terimini daha geniş yorumluyor. Bu görüşü savunanlar, aynı zamanda referandum kanunları da seçim kanunu olarak nitelendirilmeli ve yürürlüğe girdikten itibaren bir yıl sonra uygulanmaya başlanmalı, diyor. Buna karşılık bir başka görüş daha var. O görüşe göre, seçim kanunları dendiğinde milletvekili, ara seçim, yerel seçim ve tabii ki cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin düzenlemeler anlaşılmalı. Seçim kanunları ibaresi, bunun dışındakileri de içerecek biçimde geniş yorumlanmaya, düzenlemenin konuluş amacı itibariyle uygun değil. Ben ikinci görüşü savunuyorum. Ses - Evet arkadaşlar. Efendim iki değerli konuşmacıya önce teşekkür etmek istiyorum. Ve bir şey öğrenmek istiyorum. Kafam buna takıldı gerçekten...(uzaktan konuşuyor net anlaşılmıyor) Selin Esen - Ben Weimar Anayasası merakının nereden geldiğini bilmiyorum. Ama Weimar Anayasasını biliyorum. Weimar Anayasası, evet, Hitler i iktidara getiren anayasadır. Bu Anayasanın en önemli sakatlığı fren ve denge sisteminin zayıf olmasıdır. Bu Anayasa devlet başkanına geniş yetkiler vermiş. Örneğin, devlet başkanı meclisin güvenine sahip bir başbakanı bile görevden alabiliyordu. Devlet başkanına çok geniş olağanüstü hal yetkileri tanınmıştı. Nitekim göreve gelen devlet başkanları bu yetkilerini zaman zaman kötüye de kullanmıştır. Devlet başkanına parlamentoyu feshetme yetkisi de tanınmıştı. Yani aşırı güçlü bir yürütme organı vardı. Meclis de onun karşısında zayıf bir görüntü sergiliyordu. Bunu dengeleyecek güç, bağımsız yargı olabilirdi. Yasaların anayasaya uygunluğu denetimi o dönemde yerleşmedi. Bu da yürütme erkinin denetlenmesini ve sınırlandırılmasını güçleştirdi. Bugün Weimar Anayasasını savunanlar sanıyorum çok güçlü bir devlet başkanı istiyorlar. Bunun karşılığı günümüzde Rusya Federasyonudur. Weimar Anayasası ya

18 da Weimar Anayasası gibi erkin büyük ölçüde devlet başkanında toplandığı siyasal sistemleri süper başkanlık sistemi olarak da adlandırıyoruz. Çünkü başkanlık sisteminde bile bir fren-denge sistemi var. Örneğin ABD de Başkanın parlamento ile organik bir ilişkisi yok. Başkanlık sisteminde devlet başkanının olağan dönemlerde kararname çıkarma, ülkeyi kararnamelerle yönetme yetkisi yok. Böyle bir yetki devlet başkanına ancak ayaklanma, savaş, seferberlik gibi olağanüstü durumlarda tanınmıştır. Aynı zamanda güçlü bir bağımsız yargı var. Rusya Federasyonunda ise devlet başkanının hem hükümet hem parlamento üzerinde önemli yetkileri var. Sonuçta Rusya Federasyonu, Weimar Anayasasını anımsatan önemli örneklerinden biridir. Aydın Esen - Ben de bir şey sormak istiyorum izin verirseniz. Şimdi iki konuşmacı da kuvvetler ayrılığı yerine kuvvetler birliği prensibine doğru değişiklik önerileri geldiğini söylediler. Anayasa Mahkemesine yapılacak başvuru sonucunda eğer iptal edilirse bu iptalin anlamı şuna gelecek mi? Anayasanın amir hükümlerinde belirtilen devletin yapısını değiştirmeye yönelik değişim hukuk devletinin değiştirilmesine yönelik bir teşebbüs sayılabilir mi? Yani anayasayı, eski ifadelerle, tağyir, tebdil ve ilga etmeye teşebbüs olarak nitelendirilebilir mi. Laikliğe aykırı eylemlerin odağı olduğu mahkemece sabit bir parti, bu kez de hukuka aykırı eylemlerin odağı mı olacak? Bunun hukuki sonucu ne olur? (ses. ağzından bal damlıyor).(gülüşmeler).. Emine Ülker Tarhan - Pardon, beyefendinin sorusuna yanıt vermek istiyorum izninizle. Hocam izniniz olursa. Şimdi Weimar anayasası, Alman anayasası. ben de buna.az önce.ben ülkemizde bunun dilinin değiştiğini düşünüyorum. Bir dönem çağdaşlığa, laik sisteme övgü yapılırken temel yasaların gerekçelerinde bugün yapılan vurgu şu noktada oluyor. Temel yasalarda geçiyor çünkü son olarak Avrupa Birliği ne entegrasyon sürecine başka bir e? bağımsızlığa değil bağımlılığa vurgu yapıyor. Hukukun dili tamamen değişti. Bu değişiklik babında düşünecek.yani Weimar anayasası niye..çünkü bize artık bizim geçmişimiz, siyasi tarihimiz, öznel koşullarımıza göre kendimizin bir şey yapması önerilmiyor. Hep bir yerlerden alıntılar, hep bir yerlerden örnekler verilmeye çalışılıyor. Biz siyasal olarak biz ülkemizin öznel koşullarına göre ve geçmişimize, tehlikelerin nereden geldiğine göre tirmeliyiz. Ona göre hukuksal temeli ona göre hukuksal yapımızı, devlet yapımızı ona göre biçimlendirmeliyiz. Ancak bu süreçte özellikle anayasa değişiklik süreci öncesinde kurulmuş bazı yapılanmalar var ki bunlar da toplum mühendisliği çalışmalarının bir parçasıdır diye bence değerlendirmek gerekir. Toplum manipülasyonu için kurulmuş yapılar olduğunu düşünüyorum. O sebeple de tarihi tersten okuyarak zaman zaman Weimar ile ilgili yargı suçlanarak, bizi karton kulelerde, yüksek yerlerde yargı iktidarında olmakla suçlayarak belki toplum manipülasyonları katkı sağlamak için kurulmuş bazı yapılanmalar var diye de düşünmek, sorgulamak gerekir. Selin Esen - Sizin sorduğunuz sorunun yanıtını bence ceza yargıcı bir ceza yargıcı çok daha iyi bilir. O yüzden ben sözü Ülker e bırakıyorum. Emine Ülker Tarhan - Çok samimi söyleyebilir miyim? Kesinlikle bir yere not etmek gerekir. Yanıt kendi aslında sorunun içinde vardı ama bence not edilmesi gerekir. Çıkacak kararın bir şekilde bir yerlere not halinde yazılması gerekir diye düşünüyorum. Ses - Yargıtay cumhuriyet başsavcısı mı bunu not alacak.

19 Selin Esen - Herhalde. Emine Ülker Tarhan - Bir yerler alacaktır. Aydın Esen - Başka görüşü ve sorusu olan arkadaşımız var mı? Ses - Sayın hocama gene. Hocam, anayasal şikâyet yolu dediniz. Anayasanın şikayet yolu gerekçeleri de belli. Anayasa Mahkemesine en çok başvuru olan iki ülkeden biri olduğumuz biliniyor. Şimdi acaba anayasal şikayet yolu tamamlandıktan sonra Avrupa İnsan Hakları mahkemesine başvuru yapılabilmesi, ülkemizde yapılan tüm hukuksuzluklar karşısında mücadele yapmak eğilimlerinde olan insanların önünü kesen bir yol olarak da düşünülebilir mi. Yani Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, biliyorsunuz, iç hukuk yollarını tüketmeden kendisine yapılan başvuruları kabul etmemek durumundadır. Anayasal şikayet hakkını kullanmadığın için senin bana açmış olduğun davayı görmüyorum deme yoluna gidecektir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. Bu bir, böyle bir değerlendirme yapar mısınız? İkincisi, bu anayasal şikayet olgusu sizin söylediğiniz gibi takip edilecek lecek bir durum mudur? Biliyoruz ki, yüksek yargı organları arasında bir astlık üstlük ilişkisi söz konusu değildir. Teklifte dikkat ederseniz bütün yargı sürecinin tamamlanmış ve kesinleşmiş hükümlere karşı olması gerekir gibi bir anlam çıkıyor. İkincisi, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Anayasa Mahkemesi gibi iki yargı yüksek kurulunun yarın öbür gün bir noktada çatışması ve bu çerçevede zaten toplumda mevcut olan yüksek kamplaşma, kutuplaşmanın daha da derinleşmesi gibi bir tehlike mevcut mudur? Selin Esen - Anayasa şikâyeti eğer iyi işletilirse ilk sorunuza yanıt olarak söylüyorum, sizin ya da birçok kişinin düşündüğü gibi bir sonuç yaratmayacaktır. Şimdi anayasa şikâyeti bir iç hukuk yolu olarak kabul edildiği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından o yolun da bitirilmesi, tüketilmesi lazım. Genellikle gelen eleştiri şu: anayasa şikayeti zaten uzun olan yargılama sürecini daha da uzatacak. Bireyler bu sefer iki sene üç sene Anayasa Mahkemesini bekleyecek ondan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidecek. Ama eğer ki kamu gücü tarafından bir temel hakkın ihlal edildiğini Anayasa Mahkemesi tespit eder ise o zaman artık o bireyin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmesine gerek kalmayacak. Benim demek istediğim bu. Bu biraz Anayasa Mahkemesinin performansına bağlı. Temel hak ve özgürlükleri kamu gücünün ihlal edip etmediği konusundaki yorumuna kalmış bir şey. Eğer Anayasa Mahkemesi önüne gelen davaların çoğunda ihlal olmadığı sonucuna ulaşırsa o zaman tabii ki bu yargılama aşaması yalnızca uzamış olmakla kalacak hiçbir şeye de yaramayacak. Yani kendi içimizde, kendi mutfağımızda sorunları çözemeyeceğiz. Ama kendisinden beklenen ve umulan bir biçimde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarını da göz önünde bulundurarak önüne gelen davaları çözerse o zaman Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine giden dava sayısında ciddi bir azalma beklenebilir. İkinci soruya gelecek olursak şimdi bu anayasa şikayeti meselesine yüksek yargı şiddetle karşı çıkıyor. Yıllardır karşı çıkıyor. Ve yüksek yargıyı bu konuda ikna etmek de bu zamana kadar pek mümkün olmadı. Nedeni de şudur. Yüksek yargı diyor ki, kısmen haklı olarak, Anayasa Mahkemesi anayasa şikayeti yoluyla bizim üstümüzde süper temyiz mercii haline gelecek. Gerektiğinde temel hak ihlalini ortadan kaldırmak amacıyla Yargıtayın ve Danıştay ın kararlarını yeniden gözden geçirmesini isteyebilecek. Almanya, İspanya gibi başka ülkelere baktığımız zaman yüksek mahkemelerle anayasa mahkemeleri arasında bu tür sıkıntıların yaşandığını görüyoruz. Dolayısıyla sizin söylediğinize benzer sorunların

20 uygulamada yaşanabileceğini düşünüyorum. Yani mahkemeler arasında bir gerilim olacaktır. Bu, Yargıtay ile Danıştay arasındaki, üst mahkemelerin birbirleri arasında olmaktan ziyade üst mahkemelerle Anayasa Mahkemesi arasında yaşanabilecek bir gerilimdir. Aydın Esen - Evet, başka soru veya görüşü olan var mı arkadaşlar. Oktay Etiman - Ben bir soru sorabilir miyim? Aydın Esen - Evet. Oktay Etiman - Biraz önce Weimar anayasası ve Hindenburg işte sonuçların ne olduğunu biliyoruz. Şimdi Türkiye de ilginç bir durum var. Eğer Avrupa ülkelerinden belki de Amerika da olsa mesela Almanya da Nazi partisinin kurulabileceğine dair bir yasa çıkarılmak istense herhalde çok büyük bir toplumsal tepki görecektir ya da toplumun belirli kesimlerinden tepkiler çıkacaktır. Şimdi, Türkiye de güçler ayrılığı gibi, yani demokrasinin temel prensiplerinden birisinin zedelenmesi noktasına gelmiş bulunuyoruz. Acaba sizce toplumda, yani Türkiye de de eğer böyle bir temel ilkeyi zedeleyebilecek bir madde değişikliği, yasa değişikliği konusunda toplumsal bir tepki gösterebilecek bir güç olsa idi, yani bu gücü sivil güçleri kast ediyorum, yani toplumsal baskı gruplarını kast ediyorum, olsa idi acaba bugünkü hükümet böyle bir girişimde bulunabilir miydi? Eğer böyle bir güç yok ise, yani sivil bir güç yok ise bunun acaba Türkiye deki anayasal uygulamalar açısından değerlendirilmesi, biraz belki çok uzun ve geniş bir konu oldu ama yani tamam, sustum. Selin Esen - Sivil toplum çok önemli. Yani sivil toplumun güçlü olduğu ülkelerde hiçbir zaman anayasaları iktidardaki bir parti kendi başına yapamaz. Bu tabii ki demokrasi kültürlüyle de ilgili. Biz demokrasileri ikiye ayırırız, çoğunlukçu demokrasi ve çoğulcu demokrasi diye. Çoğunlukçu demokrasi dendiğinde yeterli çoğunluğa sahip olan siyasal partinin dilediğini yapması anlayışı vardır. Ama çoğulcu demokraside bir siyasal partinin parlamentodaki üye sayısı yeterli değildir. Siz 100 kişilik bir meclisin 90 ını da elinizde tutuyor olsanız, yine de anayasa değişikliği gibi toplumun bütününü ilgilendiren konularda geriye kalan 10 kişiyle ya da parlamentodaki diğer partilerle de uzlaşma aramanız gerekir. Meclis dışında kalan toplumun başka kesimleriyle de uzlaşmaya varmak zorundasınız. Bu anayasa değişikliği meselesinde örneğin Güney Afrika çok ilginç bir örnektir. Güney Afrika Cumhuriyeti aparteid rejiminden kurtulduktan sonra yeni bir demokratik anayasa yaptı. Önce parlamento dışında bir kurucu meclis oluşturuldu. Kurucu meclis ve parlamentonun yeni anayasaya yönelik yaptığı ön çalışmalardan sonra halkın görüşlerini almak için geniş kapsamlı iletişim kampanyası başlatıldı. Sempozyumlar düzenlendi. Uzman görüşleri alındı. Tanıtıcı reklam filmleri hazırlandı. Halkın sorularını yanıtlamak için özel telefon hatları açıldı vs. Bir yıla yakın bir sürenin sonunda ilk anayasa taslağı hazırlandı. Daha sonra kamuoyunun bu taslağı tartışması sağlandı. Yeni anayasa çalışmalarının başlamasıyla anayasanın yürürlüğe girmesi arasında 3 yıl gibi uzun bir süre geçti. Köylere kadar gidildi. Ki düşünün Güney Afrika Cumhuriyetinde okuma yazma bilenlerin sayısı az, kabileler düzeninde yaşayan bir toplum. Ona rağmen bütün toplumun anlamasını sağlamaya, anayasa yapımı konusunda toplumun her kesiminde farkındalık yaratılmasına çaba gösterildi. Bugün Güney Afrika Cumhuriyeti Anayasası geniş çaplı bir uzlaşmaya dayalı olarak yapılmış, demokratik anayasanın en iyi örneklerinden biridir. İktidarın uzlaşma arama gibi bir niyetinin olmadığı zamanlarda bilinçli, etkili bir sivil toplum, iktidarı anayasanın uzlaşmayla yapılması gerektiği çizgisine yaklaştırabilecek

Gerçeğin Dili Sade ve Nettir *

Gerçeğin Dili Sade ve Nettir * Gerçeğin Dili Sade ve Nettir * Emine Ülker Tarhan** Ben de konuya doğrudan girmek, size YARSAV ı anlatmak ve geldiğimiz bu anayasa değişikliği sürecinde bizim yargı bağımsızlığına yönelik yapılanları nasıl

Detaylı

HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ HAKKINDA BİLGİ NOTU

HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ HAKKINDA BİLGİ NOTU HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ HAKKINDA BİLGİ NOTU HSYK Teklifi Teklif; 2797 sayılı Yargıtay Kanunu, 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu, 4954 sayılı Türkiye Adalet

Detaylı

1-Hâkim ve Savcılar idari görevleri dolayısıyla aşağıdaki kurumlardan hangisine bağlıdır?

1-Hâkim ve Savcılar idari görevleri dolayısıyla aşağıdaki kurumlardan hangisine bağlıdır? 1-Hâkim ve Savcılar idari görevleri dolayısıyla aşağıdaki kurumlardan hangisine bağlıdır? A) Cumhurbaşkanlığı B) Başbakanlık C) Adalet Bakanlığı D) Halk E) HSYK 3-Aşağıdakilerden hangisi adli yargının

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

2-) Türkiye de tek dereceli seçim ilk kez hangi seçimlerde uygulanmıştır? A) 1942 B) 1946 C) 1950 D) 1962 E) 1966

2-) Türkiye de tek dereceli seçim ilk kez hangi seçimlerde uygulanmıştır? A) 1942 B) 1946 C) 1950 D) 1962 E) 1966 1-) 1921 Anayasası ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? A) Milli egemenlik ilkesi benimsenmiştir B) İl ve nahiyelerde yerinden yönetim ilkesi kabul edilmiştir. C) Yasama ve yürütme kuvvetleri

Detaylı

3.Meclisin faaliyetlerine ara vermemesi şeklinde olan meclisin her zaman açık olması yasamanın hangi ilkesi ile ilgilidir?

3.Meclisin faaliyetlerine ara vermemesi şeklinde olan meclisin her zaman açık olması yasamanın hangi ilkesi ile ilgilidir? 1.Aşağıdakilerden hangisi Anayasa Mahkemesinin sadece şekil olarak incelediği bir konudur? A) Anayasa değişiklikleri B) İç Tüzükler C) KHK D) Kanunlar E) Tüzükler 3.Meclisin faaliyetlerine ara vermemesi

Detaylı

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. HAFTA: OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ [Türk Anayasa Hukukukun Bilgi Kaynaklarının Tanıtımı:

Detaylı

TEMEL HUKUK DERS NOTLARI SON HAFTA. Öğr. Gör. Erkan ÇAKIR

TEMEL HUKUK DERS NOTLARI SON HAFTA. Öğr. Gör. Erkan ÇAKIR TEMEL HUKUK DERS NOTLARI SON HAFTA Öğr. Gör. Erkan ÇAKIR ANAYASANıN TEMEL ILKELERI 2 1. madde Türkiye devleti bir cumhuriyettir. 2. Madde Cumhuriyetin nitelikleri Cumhuriyetçilik Başlangıç ilkeleri Atatürk

Detaylı

KPSS 2007 GK (50) DENEME 3 / 52. SORU 50. Aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri değildir? A) Yasal idare B) Devlet faaliyetlerinin belirliliği C) İdarenin mali sorumluluğu

Detaylı

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

MEHMET UTKU ÖZTÜRK 1961 KURUCU MECLİSİ

MEHMET UTKU ÖZTÜRK 1961 KURUCU MECLİSİ MEHMET UTKU ÖZTÜRK 1961 KURUCU MECLİSİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XIX GİRİŞ...1 1. DEMOKR AT PARTI İKTIDARININ SONUNA DOĞRU...9 1.1. DP nin Muhalefete Karşı Tutumu...9 1.1.1.

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

Yargı ÜNİTE. Amaçlar. İçindekiler

Yargı ÜNİTE. Amaçlar. İçindekiler Yargı ÜNİTE 9 Amaçlar Bu üniteyi çalıştıktan sonra; Yargı bağımsızlığı kavramını tanımlayabilecek, Yargı içinde yer alan farklı mahkemeleri ve bunların görevlerini öğreneceksiniz. İçindekiler Yargı Yetkisi

Detaylı

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI II. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2.

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI II. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ 2015-2016 ÖĞRETİM YILI II. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. DERS SAATİ 15.02.2016 Türk Hukukunun Bilgi Kaynakları - Mevzuat, Yargı

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 5 KISALTMALAR 21

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 5 KISALTMALAR 21 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 5 İÇİNDEKİLER II KISALTMALAR 21 GİRİŞ 25 A. ANAYASACIL1K VE ÖZGÜRLÜK 25 1. Giriş 25 2. Önceki Türk Anayasalarının Özgürlük Açısından İrdelenmesi 32 a. 1876 Kanuni Esasisi 32 b. 1921 Teşkilatı

Detaylı

Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar. Türkiye nin Yönetim Yapısı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu

Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar. Türkiye nin Yönetim Yapısı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar Türkiye nin Yönetim Yapısı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu Yardımcı Kuruluşlar Hükümete veya bakanlıklara görevlerinde yardımcı olmak, belirli konularda görüş bildirmek, bir idari

Detaylı

TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı

TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı Yargıtay, tanımı Anayasa ile yapılan, işlevleri, mensupları ve bunların seçimi ve diğer kuruluş esasları, Anayasa'da

Detaylı

Anayasa Mahkemesi nin Đki Kararı Üzerine: Haluk Ulusoy ve Cargill Kararı

Anayasa Mahkemesi nin Đki Kararı Üzerine: Haluk Ulusoy ve Cargill Kararı Anayasa Mahkemesi nin Đki Kararı Üzerine: Haluk Ulusoy ve Cargill Kararı Nihat Kayar Mersin Üniversitesi, Đ.Đ.B.F. Kamu Yönetimi Bölümü Giriş Anayasa Mahkemesi ilk defa 1961 Anayasası ile kurulmuş ve ilk

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARININ TÜRLERİ VE NİTELİKLERİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARININ TÜRLERİ VE NİTELİKLERİ Ayrıntılı Bilgi ve On-line Satış İçin www.hukukmarket.com İSMAİL KÖKÜSARI Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARININ TÜRLERİ VE NİTELİKLERİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... vii İÇİNDEKİLER...ix

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

Sayın Konuklar; Saygıdeğer konuklar,

Sayın Konuklar; Saygıdeğer konuklar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Sayın Başkanı; Yüksek Yargı Kurumlarının çok değerli Başkanları; Sayın Büyükelçiler; Avrupa Konseyinin çok değerli temsilcileri; Uluslararası Kuruluşların değerli temsilcileri

Detaylı

TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ. 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri

TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ. 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ Mehmet Uçum 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri a. Tartışmanın Arka Planı Ülkemizde, hükümet biçimi olarak başkanlık sistemi tartışması yeni

Detaylı

Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir.

Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir. İDARE HUKUKU Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir. Bu düzenlemede yer alan ilkeler şunlardır; - Hukuk

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI MAYIS 2012, İSTANBUL

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI MAYIS 2012, İSTANBUL VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

İDARİ YARGI ( ADL104U )

İDARİ YARGI ( ADL104U ) İDARİ YARGI ( ADL104U ) KISA ÖZET kolayaof.com İDARİ YARGI - ADL104U İÇİNDEKİLER Ünite Ünite Adı Sayfa Ünite 1 : İdarenin Denetlenmesi 1 Ünite 2 : İdari Yargı Yetkisi Ve Yargı Düzenleri 4 Ünite 3 : İdari

Detaylı

ANAYASA HUKUKU DERSİ

ANAYASA HUKUKU DERSİ ÇOKTAN SEÇMELİ SORULAR HİTİT ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ İKTİSAT BÖLÜMÜ (İÖ) ANAYASA HUKUKU DERSİ ARA SINAVI (11 Kasım 2010 Saat 19:00) 1- Amerikan modeli anayasa yargısı için aşağıdakilerden

Detaylı

ANAYASASININ BAZI MADDELER

ANAYASASININ BAZI MADDELER 13 Mayıs 2010 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 27580 KANUN TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN Kanun No. 5982 Kabul Tarihi: 7/5/2010 MADDE 1 7/11/1982 tarihli

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN

TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN BU DERSTE NELER ÖĞRENECEĞİZ? Hukukun kaynakları Normlar hiyerarşisi Hukukun Kaynakları Hukukta kaynak kavramı, hukukun varlık kazanabilmek ve yürürlüğe geçebilmek için hangi

Detaylı

İDARİ YARGI DERSİ (VİZE SINAVI)

İDARİ YARGI DERSİ (VİZE SINAVI) SORULAR İDARİ YARGI DERSİ (VİZE SINAVI) 1- İdarenin denetim yollarından biri olarak, idari yargının gerekliliğini tartışınız (10 p). 2- Dünyadaki idari yargı sistemlerini karşılaştırarak, Türkiye nin mensup

Detaylı

Kanun No. 5982 Kabul Tarihi: 7/5/2010

Kanun No. 5982 Kabul Tarihi: 7/5/2010 Page 1 of 12 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN Kanun No. 5982 Kabul Tarihi: 7/5/2010 MADDE 1-7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının

Detaylı

ÜST YARGIYA ANAYASA DARBESİ

ÜST YARGIYA ANAYASA DARBESİ Kontrolsüz Güç Arayışında İktidarın Halk Oyunu ÜST YARGIYA ANAYASA DARBESİ Anayasa Mahkemesi nde kadrolaşma girişimi Anayasa Mahkemesi ile ilgili değişiklikler incelendiğinde, mahkemenin üye sayısı artırılarak,

Detaylı

GENEL OLARAK DEVLET TEŞKİLATI SORULARI

GENEL OLARAK DEVLET TEŞKİLATI SORULARI 1.... ilkesi, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmez. Belli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret olup bununla sınırlı medeni bir iş bölümü ve işbirliği olduğunu anlatır.

Detaylı

Özgürlükleri daha da güçlendirmek istiyoruz

Özgürlükleri daha da güçlendirmek istiyoruz Özgürlükleri daha da güçlendirmek istiyoruz Kasım 09, 2013-11:57:28 anda bulunduğu noktadan asla geri gitmez" dedi. anda bulunduğu noktadan asla geri gitmez, bunun teminatı AK Parti ve AK Parti hükümetleridir"

Detaylı

KARAR 1 (672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmaya dair) Davalı : Başbakanlık /ANKARA

KARAR 1 (672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmaya dair) Davalı : Başbakanlık /ANKARA KARAR 1 (672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmaya dair) Davalı : Başbakanlık /ANKARA Davanın Konusu : Uyuşmazlık, davacının 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ

Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER...XIII KISALTMALAR...XXI TABLOLAR

Detaylı

Biz yeni anayasa diyoruz

Biz yeni anayasa diyoruz Biz yeni anayasa diyoruz Ocak 05, 2015-9:32:00 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop, "Biz 'anayasa değişikliği' demiyoruz, 'yeni anayasa' diyoruz. Türkiye'nin anayasayla ilgili sorunu ancak

Detaylı

TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ GENEL KURULUNUN TOPLANTI, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ GENEL KURULUNUN TOPLANTI, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ GENEL KURULUNUN TOPLANTI, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Türkiye Adalet Akademisi

Detaylı

Yargı yetkisi bağımsız mahkemelerin vatandaşlar arasında çıkan anlaşmazlıkları çözmek, devlet ve vatandaş arasındaki anlaşmazlıkları gidermek, hukuki

Yargı yetkisi bağımsız mahkemelerin vatandaşlar arasında çıkan anlaşmazlıkları çözmek, devlet ve vatandaş arasındaki anlaşmazlıkları gidermek, hukuki YARGI Yargı yetkisi bağımsız mahkemelerin vatandaşlar arasında çıkan anlaşmazlıkları çözmek, devlet ve vatandaş arasındaki anlaşmazlıkları gidermek, hukuki düzene uymayanlara hangi cezanın verileceğini

Detaylı

Aşağıdakilerden hangisi parlamenter sistem ile ilgili doğru bir bilgi değildir? A) Yasama organı, güvensizlik oyu ile Bakanlar Kurulunu düşürebilir.

Aşağıdakilerden hangisi parlamenter sistem ile ilgili doğru bir bilgi değildir? A) Yasama organı, güvensizlik oyu ile Bakanlar Kurulunu düşürebilir. SORU 1 Aşağıdakilerden hangisi parlamenter sistem ile ilgili doğru bir bilgi değildir? A) Yasama organı, güvensizlik oyu ile Bakanlar Kurulunu düşürebilir. B) Yürütmenin yasama ile yasamanın yürütme ile

Detaylı

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ 2014 2015 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. DERS SAATİ 15.09.2014 TANIŞMA DERSİ TANIŞMA DERSİ 17.09.2014 22.09.2014

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

KKTC YÜKSEK YÖNETİM DENETÇİSİ OMBUDSMAN. 5. Ombudsman ın görev ve yetkileri ile yetki devri. 6. Ombudsman ın yetkisi dışında olan konular

KKTC YÜKSEK YÖNETİM DENETÇİSİ OMBUDSMAN. 5. Ombudsman ın görev ve yetkileri ile yetki devri. 6. Ombudsman ın yetkisi dışında olan konular KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ YÜKSEK YÖNETİM DENETÇİSİ (OMBUDSMAN) Adres: 143, Bedrettin Demirel Caddesi, Kat: 4 Lefkoşa Telefon: 22 75 814-22 75 954 Fax: 22 88 907 1. Anayasa nın 114. Maddesi 2. Ombudsman

Detaylı

1.Cumhurbaşkanının Meclise geri gönderemediği ve kabule etmek zorunda olduğu tek kanun aşağıdakilerden hangisidir? I. Cumhurbaşkanı. II.

1.Cumhurbaşkanının Meclise geri gönderemediği ve kabule etmek zorunda olduğu tek kanun aşağıdakilerden hangisidir? I. Cumhurbaşkanı. II. 1.Cumhurbaşkanının Meclise geri gönderemediği ve kabule etmek zorunda olduğu tek kanun aşağıdakilerden hangisidir? A) Bütçe Kanunu B) Türk Medeni Kanunu C) Milletlerarası Anlaşmalar D) Seçim Kanunundaki

Detaylı

TEST-3 ANAYASA YÜRÜTME-YARGI 7)Anayasaya göre Cumhurbaşkanı aşağıdaki kurullardan hangisine üye seçemez? A) Yargıtay

TEST-3 ANAYASA YÜRÜTME-YARGI 7)Anayasaya göre Cumhurbaşkanı aşağıdaki kurullardan hangisine üye seçemez? A) Yargıtay 1) Aşağıdakilerden hangisi Cumhurbaşkanının görevlerinden biri değildir? A) Üniversite rektörlerini seçmek B) Genelkurmay Başkanını atamak C) Başbakanın teklifi üzerine bir bakanı görevden almak D) Yabancı

Detaylı

Sosyal Düzen Kuralları. Toplumsal Düzen Kuralları. Hukuk Kuralları Din Kuralları Ahlak Kuralları Görgü Kuralları Örf ve Adet Kuralları

Sosyal Düzen Kuralları. Toplumsal Düzen Kuralları. Hukuk Kuralları Din Kuralları Ahlak Kuralları Görgü Kuralları Örf ve Adet Kuralları TEMEL HUKUK Sosyal Düzen Kuralları Toplum halinde yaşayan insanların yerine getirmek zorunda oldukları ödevleri ve kullanacakları yetkileri belirten kurallara, sosyal düzen kuralları veya sadece sosyal

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

Hukukun Dalları Hukukun Kaynakları. Pozitif Hukuk: İdeal Pozitif Hukuk. Hukukun Dalları. Maddi Hukuk- Biçimsel Hukuk

Hukukun Dalları Hukukun Kaynakları. Pozitif Hukuk: İdeal Pozitif Hukuk. Hukukun Dalları. Maddi Hukuk- Biçimsel Hukuk Hukukun Dalları Hukukun Kaynakları Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN İdeal Pozitif Hukuk İdeal Hukuk: Doğal (tabii) veya olması gereken hukuktur. İnsanların zihinlerinde ve vicdanlarında yaşayan hukuka denir.

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA TASLAK METİN

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA TASLAK METİN TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA TASLAK METİN MADDE 1-7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

ÖZEN ÜLGEN ANAYASA YARGISINDA İPTAL KARARLARININ ETKİLERİ

ÖZEN ÜLGEN ANAYASA YARGISINDA İPTAL KARARLARININ ETKİLERİ ÖZEN ÜLGEN ANAYASA YARGISINDA İPTAL KARARLARININ ETKİLERİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XVII GİRİŞ...1 Birinci Bölüm ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARININ ZAMAN BAKIMINDAN ETKİSİ

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

ELLER YIKANMADAN ÜST BAŞ TEMİZLENMEZ YARGI REFORMUNUN ÖNCELİĞİ

ELLER YIKANMADAN ÜST BAŞ TEMİZLENMEZ YARGI REFORMUNUN ÖNCELİĞİ ELLER YIKANMADAN ÜST BAŞ TEMİZLENMEZ VEYA YARGI REFORMUNUN ÖNCELİĞİ Bildiğimiz gibi Ekonomistler Platformu belirli bir olgunluğa ulaştıktan sonra, bazı grup üyeleri ekonomi düzeyinin ötesinde temiz toplum

Detaylı

Yerel Demokrasi, Yerel Hukuk ve Evrensel Değerler

Yerel Demokrasi, Yerel Hukuk ve Evrensel Değerler Yerel Demokrasi, Yerel Hukuk ve Evrensel Değerler 2000 li yıllara gelindiğinde iç dinamikler, Türkiye nin uluslararası hukuk taahhütleri, AB süreci, bölgesel ve küresel gelişmelerin etkisiyle değişim kaçınılmaz

Detaylı

SEÇİM SİSTEMLERİ SUNUŞU

SEÇİM SİSTEMLERİ SUNUŞU SEÇİM SİSTEMLERİ SUNUŞU Erol Tuncer TESAV Vakfı Başkanı 26 Ekim 2013 (Ülke Politikaları Vakfı nın düzenlediği Açık Oturum) I.TARİHÇE İki dereceli seçim sistemi: 1877 den 1943 seçimlerine kadar Tek dereceli

Detaylı

İSTANBUL TAHKİM MERKEZİ KANUNU

İSTANBUL TAHKİM MERKEZİ KANUNU 12265 İSTANBUL TAHKİM MERKEZİ KANUNU Kanun Numarası : 6570 Kabul Tarihi : 20/11/2014 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 29/11/2014 Sayı : 29190 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 55 Amaç ve kapsam MADDE

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6356 S. STSK. /9

İlgili Kanun / Madde 6356 S. STSK. /9 T.C YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/28964 Karar No. 2015/29704 Tarihi: 02.11.2015 İlgili Kanun / Madde 6356 S. STSK. /9 SENDİKALARIN DEMOKRATİK İŞLEYİŞE SAHİP OLUP OLMADIĞINI SENDİKA GENEL KURULLARININ

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir. Gereği bilgilerine

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

AKOFiS. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS. Halkla İlişkiler Başkanlığı Yargılama Sürelerinin Uzunluğu ile Mahkeme Kararlarının Geç veya Kısmen İcra Edilmesi ya da İcra Edilmemesi Nedeniyle Tazminat Ödenmesine Dair Kanun Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve 04.10.2010 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı, Muhterem Konuklar, 40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve yönetici olarak içinde yer aldığım Ankara

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR BİRER BİRER YARGIDAN DÖNÜYOR!

ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR BİRER BİRER YARGIDAN DÖNÜYOR! ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR BİRER BİRER YARGIDAN DÖNÜYOR! Siyasi iktidar, uzunca bir süredir baskıcı, otoriter ve antidemokratik politika ve uygulamalarına itiraz eden, sesini yükselten kesimlere karşı

Detaylı

BİRİNCİ KISIM İDARE HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARI

BİRİNCİ KISIM İDARE HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARI İÇİNDEKİLER BİRİNCİ KISIM İDARE HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARI Birinci Bölüm: İdare Hukukunun Tanımı I. İdare... 3 II. İdari Fonksiyon... 4 A. Toplumun Genel ve Sürekli İhtiyaçlarının Karşılanmasına Yönelik

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ 5 Aralık 2011 ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ I.YENĠ BĠR ANAYASA MI? GENĠġ KAPSAMLI BĠR ANAYASA DEĞĠġĠKLĠĞĠ MĠ? Anayasa hazırlığıyla ilgili olarak kamuoyunda önemli bir tartışma yaşanıyor:

Detaylı

İÇİNDEKİLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI. Madde Sayfa BAŞLANGIÇ...17 BİRİNCİ KISIM. Genel Esaslar. I. Devletin şekli... 1...19

İÇİNDEKİLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI. Madde Sayfa BAŞLANGIÇ...17 BİRİNCİ KISIM. Genel Esaslar. I. Devletin şekli... 1...19 İÇİNDEKİLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Madde Sayfa BAŞLANGIÇ...17 BİRİNCİ KISIM Genel Esaslar I. Devletin şekli... 1...19 II. Cumhuriyetin nitelikleri... 2...19 III. Devletin bütünlüğü, resmî dili,

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 25.5.2005 tarihli ve 5352 Sayılı Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifim gerekçesi ile birlikte ektedir. Gereğini arz ederim. 29 Ocak

Detaylı

3346 SAYILI KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ İLE FONLARIN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNCE DENETLENMESİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN

3346 SAYILI KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ İLE FONLARIN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNCE DENETLENMESİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN 3346 SAYILI KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ İLE FONLARIN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNCE DENETLENMESİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ İLE FONLARIN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNCE DENETLENMESİNİN

Detaylı

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2.

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ 2015 2016 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. DERS SAATİ 28.09.2015 30.09.2015 05.10.2015 07.10.2015 12.10.2015 TANIŞMA

Detaylı

HUKUK. Soru Bankası İÇTİHAT

HUKUK. Soru Bankası İÇTİHAT HUKUK Soru Bankası ÇTHT G SS - TÜK. TH VT TM T.- 1 SOU G SS - TÜK. TH VT TM T.- 1 SOU 1.. Federal devletin tüzel kişiliği yoktur.. Federe devletlerin ayrılma hakkı yoktur.. Federe devletlerin uluslararası

Detaylı

Madde 3 - (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Madde 3 - (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ İçişleri Bakanlığından: Resmi Gazete Tarihi : 08/10/ 2006 Resmi Gazete Sayısı : 26313 BİRİNCİ BÖLÜM : Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı;

Detaylı

bireysel özgürlük dayanışma eşit haklar öz saygı katılım

bireysel özgürlük dayanışma eşit haklar öz saygı katılım bireysel özgürlük dayanışma eşit haklar öz saygı katılım Temel haklar Santé Belçika herkese vatandaşlık ve İnsan Haklarına saygıyı temin eden Demokratik Devlet hakka saygıyı temin eder. Devlet, sadece

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI Soru 1 : "Anayasa" deyince ne anlaşılır, ne anlamak gerekir? 7 Soru 2 : Türk tarihindeki anayasa hareketlerinin başlıca aşamaları ve özellikleri nelerdir? 15 İkinci

Detaylı

TARİHSEL VE TOPLUMSAL GELENEK

TARİHSEL VE TOPLUMSAL GELENEK İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 5 KISALTMALAR 17 BİRİNCİ BÖLÜM: TARİHSEL VE TOPLUMSAL GELENEK I. İSLAMİYET ÖNCESİNDE KURULAN DEVLETLER VE ANAYASAL YAPI 20 A. HUN DEVLETİ (MÖ. IV. yy.-ms 4. yy) 20 B. GÖKTÜRK DEVLETİ

Detaylı

Prof. Dr. Zehra ODYAKMAZ Ümit KAYMAK İsmail ERCAN THEMIS

Prof. Dr. Zehra ODYAKMAZ Ümit KAYMAK İsmail ERCAN THEMIS Prof. Dr. Zehra ODYAKMAZ Ümit KAYMAK İsmail ERCAN THEMIS ANAYASA HUKUKU İÇINDEKILER Birinci Bölüm ANAYASA HUKUKUNA GIRIŞ I. ANAYASA HUKUKU... 1 II. ANAYASA KAVRAMI... 1 III. ANAYASACILIK DÜŞÜNCESİ VE DOĞUŞU...

Detaylı

ULUSLARARASI HUKUK VE DIŞ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

ULUSLARARASI HUKUK VE DIŞ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ T.C. ADALET BAKANLIĞI ULUSLARARASI HUKUK VE DIŞ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İnsan Hakları Daire Başkanlığı ULUSLARARASI HUKUK VE DIŞ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İnsan Hakları Daire Başkanlığı AVRUPA İNSAN

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

ANAYASA DERSĐ ( GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI)

ANAYASA DERSĐ ( GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) A. ANLATIM SORUSU ANAYASA DERSĐ (2012 2013 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) Anayasal devlet sözünü tek cümleyle açıklayınız. Bir devletin anayasal kabul edilebilmesi için ne gibi unsurlara sahip olması gerekir,

Detaylı

MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HAKKINDA KANUN

MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HAKKINDA KANUN MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HAKKINDA KANUN MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HAKKINDA KANUN Kanun No. 4483 Resmi Gazete Tarih: 4.12.1999; Sayı: 23896 Amaç MADDE

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 14 Aralık 2012 Nr. Ref.: RK 330/12 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Başvuru No: KI 84/12 Başvurucular Kosova Emekliler ve İş Malulleri Bağımsız Sendikası adına Vıçıtırın Şube Başkanı Rifat Halili Emeklilerin

Detaylı

16 ŞUBAT 2011 CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ÇETİN SOYSAL IN DİNLEMELERLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

16 ŞUBAT 2011 CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ÇETİN SOYSAL IN DİNLEMELERLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ÇETİN SOYSAL IN DİNLEMELERLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI Değerli Arkadaşlar, Türkiye zor günlerden geçiyor. Ajan filmlerini aratmayan olaylar gün geçmiyor ki gündeme

Detaylı

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/01/2012-31/01/2012) ĠÇĠNDEKĠLER

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/01/2012-31/01/2012) ĠÇĠNDEKĠLER T.C. ADALET BAKANLIĞI KANUNLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 09/02/2012 AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/01/2012-31/01/2012) ĠÇĠNDEKĠLER 1- MEVZUAT... 3 1.1- KANUNLAR... 3 1.1.1-6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu... 3

Detaylı

SİYASET ÜSTÜ DÜŞÜNMEK Pazar, 30 Kasım :00

SİYASET ÜSTÜ DÜŞÜNMEK Pazar, 30 Kasım :00 Türkiye de siyaset yalnızca oy kaygısı ile yapılıyor Siyasete popülizm hakimdir. Bunun adı ucuz politika dır ve toplumun geleceğine maliyet yüklemektedir. Siyaset Demokrasilerde yapılır. Totaliter rejimler

Detaylı

13. ASKERLİK GÖREVİ Ordu Hayatı Savaş Yönetimi ve Siyaset Ordu Okuldur SEÇİM

13. ASKERLİK GÖREVİ Ordu Hayatı Savaş Yönetimi ve Siyaset Ordu Okuldur SEÇİM İÇİNDEKİLER SUNUŞ...1 GENELGE... 5 GİRİŞ... 9 AÇIKLAMA... 23 VATANDAŞ İÇİN MEDENÎ BİLGİLER NEDEN BAHSEDER?25 L MİLLET... 28 1.1. Türk Milletinin İncelenmesi... 28 2. DEVLET...37 2.1. Devlet Şekilleri...

Detaylı

Yönetimde Dürüstlük, Şeffaflık, Hesap Verebilirliğin Önemi ve Türkiye de Öne Çıkan Sorunlar

Yönetimde Dürüstlük, Şeffaflık, Hesap Verebilirliğin Önemi ve Türkiye de Öne Çıkan Sorunlar Yönetimde Dürüstlük, Şeffaflık, Hesap Verebilirliğin Önemi ve Türkiye de Öne Çıkan Sorunlar 26 Mayıs 2011 Kadir Has Üniversitesi E. Oya Özarslan Şeffaflık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı 2008 yılında gönüllü

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Barış için Akademisyenler: YÖK Yüksek Disiplin Kurulu Danıştay 8. Daire Kararı ile Yetkisiz Kalmıştır. ve Kerem Altıparmak & Yaman

Barış için Akademisyenler: YÖK Yüksek Disiplin Kurulu Danıştay 8. Daire Kararı ile Yetkisiz Kalmıştır. ve Kerem Altıparmak & Yaman Barış için Akademisyenler: YÖK Yüksek Disiplin Kurulu Danıştay 8. Daire Kararı ile Yetkisiz Kalmıştır Kerem Altıparmak & Yaman Akdeniz http://cyber-rights.org.tr/docs/disiplin_gorus_3_kaya.pdf 08 Temmuz

Detaylı

Adalet Bakanlığı. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü. Personeli Görevde Yükselme GYS. Soru Bankası. Sınavlarına Hazırlık El Kitabı

Adalet Bakanlığı. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü. Personeli Görevde Yükselme GYS. Soru Bankası. Sınavlarına Hazırlık El Kitabı 28 Ekim 2005 Tarihli ve 25980 Sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Personeli Görvede Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği ne uygun olarak hazırlanmıştır. GYS 2016

Detaylı

POLONYA - İTALYA ÇALIŞMA ZİYARETİ RAPORU. YERLER : Varşova/Polonya, Roma/İtalya

POLONYA - İTALYA ÇALIŞMA ZİYARETİ RAPORU. YERLER : Varşova/Polonya, Roma/İtalya POLONYA - İTALYA ÇALIŞMA ZİYARETİ RAPORU KONU : UNDP destekli Kurumsal Yönetim Perspektifinde Yargı Reformunun Desteklenmesi projesi kapsamında yurt dışı çalışma ziyareti ÇALIŞMA ZİYARETİ TARİHİ : 16-23

Detaylı

İDARE VE İDARE HUKUKU İLE İLGİLİ KAVRAMLAR

İDARE VE İDARE HUKUKU İLE İLGİLİ KAVRAMLAR İÇİNDEKİLER Önsöz Bölüm 1 İDARE VE İDARE HUKUKU İLE İLGİLİ KAVRAMLAR 1.1.İdare Kavramı 1.1.1.İdare Kavramının Tanımı 1.1.2.İdare ile Yasama, Yürütme ve Yargının İlişkisi- Organik Anlamda İdare 1.1.3. İdari

Detaylı

BAŞKENT KARİYER KPSS-A KPSS-B ADLİ-İDARİ HAKİMLİK KAYMAKAMLIK SAYIŞTAY DENETÇİLİĞİ KURUM SINAVLARINA HAZIRLIK ALES-DGS KURS VE YAYINLARI

BAŞKENT KARİYER KPSS-A KPSS-B ADLİ-İDARİ HAKİMLİK KAYMAKAMLIK SAYIŞTAY DENETÇİLİĞİ KURUM SINAVLARINA HAZIRLIK ALES-DGS KURS VE YAYINLARI BAŞKENT KARİYER KPSS-A KPSS-B ADLİ-İDARİ HAKİMLİK KAYMAKAMLIK SAYIŞTAY DENETÇİLİĞİ KURUM SINAVLARINA HAZIRLIK ALES-DGS KURS VE YAYINLARI Üniversite mezunlarının, mezun olduktan sonra KPSS ve Kamu Kurum

Detaylı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı Fikret BABAYEV * Sayın Başkan, değerli katılımcılar! Öncelikle belirtmek isterim ki, bugün bu faaliyete iştirak etmek ve sizlerle bir arada bulunmak benim için büyük bir mutluluktur. Bu toplantıya ve şahsıma

Detaylı