Peki bu devrimi kim yaptı? Bizden size oy yok

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Peki bu devrimi kim yaptı? Bizden size oy yok"

Transkript

1 Peki bu devrimi kim yaptı?» 14» 10 Sözümüz açık olsun Bizden size oy yok sosy li t sosyalist mokrasisi Amaçları ve vaatleri bizi daha azgın biçimde, daha fazla sömürmek olan, üstüne bir de bu sürgit sömürüyü anayasallaştırmak isteyen, bizim oy ve onayımızı isteyen AKP si, MHP si, CHP sine, ezcümle düzen partisine oy yok. Sınıf çelişkisini karartan, üstünü örten, her ulustan işçilerin çıkarlarını net bir biçimde temsil etmeyen, burjuva meclis ve anayasacılığa yelken açmış bağımsız adaylara da oyumuz yok. Youtube, blogspot.com'a erişilememesi, domain adlarının yasaklanması ve toplamda 60 bini bulan siteye erişimin engellenmesiyle zaten pek aşina olduğumuz internet sansürü, 22 Ağustos'ta kaynağından blokajla gerçekleştirilerek zirve yapacak. İnternet zaten her ülkede ve dünya ölçeğinde -farklı düzey ve biçimlerde, fakat özde aynı olantekelci kontrol ve denetim altında bulunuyor.» 7 CHP' li bir belediyede çalışırken güvenceli ve sendikalı çalışmak istediği için işten çıkarılan Batıgül, direnişteki birçok işçi gibi işçi sınıfının dostunun kim; düşmanının kim olduğunu kendi grev deneyiminden çıkardı.» 4 Burger King çağrı Merkezi nde çalışırken sendikal faaliyet yürüttükleri için Tez-Koop-İş üyesi 4 işçinin işten atıldı. Ekonomik krizde bile ciro rekorları kıran Burger King te çalışanların yaşadıkları Ortaçağ da kölelerinin yaşadıklarından farksız. İşe 5 dakika geç gelenler tek ayak üstünde bekletiliyor, ayağa kalkmak ve tuvalete gitmek yasak. Örgütlenen işçiler ise işten atılıyor. Ancak onlar kararlı: Tek başına bir hiç, örgütlüyken bir güç olacağız! diyorlar. Çalışma koşullarının düzeltilmesi ve sendika çalışmaları başlattıkları için işten atılan Burger King e hizmet veren çağrı merkezi işçilerine destek kampanyası başlatıldı. Firmanın sipariş hattı olan ü arayanlar 1'i tuşluyor Sendikalı olma mücadelenizi destekliyoruz, sipariş yok, destek var diyerek telefonu kapatıyor» 5

2 2 Ostim'de bir atölyede işçilerin seçim sohbeti Geçenlerde arkadaşlarla çalıştığımız işyerinde oturuyoruz. Arkadaşlardan biri seçimleri sordu. "Ne yapacaksınız, kime oy vereceksiniz? Bence AKP yine götürür" dedi. Bir diğeri "CHP de fena değil, söylemleri güzel" dedi. Bir başkası "Ne olacak hepsi aynı" dedi. Bugün AKP var dün başkaları vardı. Bizim yaşamımızda bir değişiklik yok, hep aynıyız. Birşey kazandığımız yok hep aynıyız. Üç kuruş para alıyoruz, o da yolda eve gidene kadar bitiyor. Zaten yıllardır çalışıyorum evden işe işten eve robot gibiyim, iş dışında sınırlı arkadaşım var. AKP diyorlar iyiymiş, üst üste iki defa iktidara geldi. Verdiği asgari ücrete bak 630 TL. Kime yeter bu? Ev kirası, elektrik, doğalgaz faturası, otobüs ücretleri de maşallah tavan yapmış. Sonra evin ihtiyaçları da var. Bu ücret kime yeter bilmiyor mu bunlar, görmüyorlar mı, devletin yapısı bu işte. Adamları biz seçiyoruz belki bir şeyler değişir diyoruz. Ama yok! Bunlar bizden yana bir şey yapmıyorlar. AKP din üzerinden propaganda yapıyor, bir taraftan da Irak savaşında Amerika'ya İncirlik hava üssünü açıyor, Irak'a asker gönderiyor. Sonra Filistin halkının yanındayız diyor, İsrail ile bir sürü anlaşma yapıyor. Geçenlerde öğrendim; İsrail pilotları burada Konya'da eğitim görüyorlarmış. Bir sürü de silah anlaşmaları varmış. Yani hikaye, Tayyip'in söylemleri hiç inandırıcı değil. Ben bunlardan şunu anladım: Bunlar paraya bakıyorlar her şey para olmuş. O yüzden Amerika ile iyi geçiniyorlar, ortak iş yapmaya çalışıyorlar, işin içinde para varsa nerede ne yapacağı önemli değil. AKP zenginleri destekliyor, onları temsil ediyor, onlara bütçe ayırıyor yani işçi onun için çok da önemli değil. CHP'ye gelince o da çok farklı değil emekten yana söylemleri de var lakin onlar da İzmir'de işçilerin parasını vermiyorlarmış, işçiler de eylem yapmış. Orada da polis saldırmış. Yani onların elinde olan belediyelerde de her şey aynı, bunlar zaten patronlar takımı, işçi de değil ki, paraları da çok imkanları da var istediklerini de yapıyorlar. Mağdur olan senin benim gibi çalışan işçiler. Onların çocukları özel okullarda eğitim görüyor, yurtdışında okuyolar, her şeyleri de var. Bu partiler ceplerini doldurmaya bakıyor, bizi bilerek bu ağır monoton yaşam koşullarına mahkum ediyorlar. CHP geldiğinde belki göstermelik bir şeyler yapar. Mesela asgari ücreti biraz artırır, ama bir taraftan da yine herşeye zam gelir. Vergiden, elektrikten, doğalgazdan, ulaşımdan, sebze fiyatlarından daha birçok şeyden her türlü alacağını alır. Yapacağı göstermelikten öteye gitmez. 12 Haziran seçimleri geldi. Bunlar şimdi her yerde vaatlerde bulunuyorlar. Biz seçimden sonrasını da biliyoruz. O yüzden patronları destekleyen kendi de patron olan partilere oy vermek bana çok anlamlı gelmiyor. Keza maaşlarımız da hem açlık sınırının hem de yoksulluk sınırının altında. Bu patronlara ancak işçilerin birlikteliği cevap verebilir. Hele ki bir de yönetimde olursak, kendi koşullarımızı da iyi bildigimiz için hayatımızı daha rahat bir hala getiririz. 4 yıl önce Birlik Makina da yaklaşık bir yıl çalıştım. Bu sene 10'a yakın işçi kardeşimizi kaybettiğimiz göçüğün yaşandığı Elbistan Afşin bölgesinde kömür çıkaran bir işletmeye taşıma bantı yapıyorduk. Bu süre içerisinde 6 ay düzenli maaş aldım ve geri kalan süreçde maaşlarımız aksamaya başladı. Sürekli de fazla mesaiye kalıyorduk. Aksamanın sebebi de patronun kiracı olduğu 5 atölyeyi satın alması oldu. Bu da bizim maaşların gecikmesine neden oldu. Bu süreç içerisinde 5 arkadaşla beraber olup diğer işçilerle toplantı yapıp bu sorunu konuşmaya karar verdik. Bir öğle yemeğinde 2 aydır maaşımızı ve biriken mesailerimizi alamadığımıza dair bir konuşma yaptık ama işçi arkadaşlardan beklediğimiz desteği alamadık. 5 arkadaş bu konuyu kendi aramızda konuşup müdürün yanına çıktık ve konuştuk. Müdür de bize en kısa zamanda maaşlarımızın yatacağını söyledi ama biz bu konuşmasından tatmin olmadık. 5 arkadaş bu sefer işçilerle tek tek konuşmaya karar verdik. Kim hangi işçi ile daha samimi ise onunla konuşacaktı. Böylece 5 arkadaş 50 işçi arkadaşı aramızda paylaştık. Akşam iş çıkışlarında, öğle aralarında ve çay molalarında işçi arkadaşlarla konuştuk. Patronun bir yandan para yok dediğini ama kiracısı olduğu 5 atölyeyi aldığını, sevkiyat bittikten sonra ücretlerimizi alacağımızın garantisinin olmadığını, mesaiye kalmayarak sevkiyatta aksama yaratırsak patronu sıkıştıracağımızı, bu süreçte patronun bizi işten çıkarmayı göze alamayacağını anlattık ve işçi arkadaşlarımızı ikna ettik. Toplam elli işçiden kırkımız mesaiye kalmayacağımıza dair sözbirliğine vardık. Geriye kalan 10 işçi arkadaşımız ise Elbistan'dan çalışmaya gelen ve atölyede kalan arkadaşlarımızdı. Ve 2 hafta boyunca mesaiye kalmadık, gün içerisinde de yavaş çalışıyorduk. Bu süreç içerisinde sevkiyatlarda aksamalar oldu ve müdür bizle tek tek konuşup tehdit amaçlı işten çıkartacağını söyleyerek işçilerin çalışmasını istedi ama bizlerde ödemeler yapılana kadar mesaiye kalmayacağımızı söyledik. Mesaiye kalmayınca gelen tırlar boş gidiyordu. 2 hafta sonra maaşlarımızla birlikte mesailerimizi de aldık ve düzenli bir şekilde hem çalıştık hem de mesaiye kalmaya başladık. Bundan sonraki maaşlarımızda herhangi bir aksama olmadı. Ben o süreçte şunu öğrendim: Biz işçiler kendi çıkarlarımız için bir araya geldiğimizde ve birbirimize güvendiğimizde kazanırız. Ostim'den makine imalat işçisi İşçi Meclisi - Yerel Süreli Siyasi Dergi - Sayı:10- Fiyat: 1 TL Pina Basım Yayım San. ve Tic. Ltd. Şti. adına sahibi Hüseyin Kezik Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Ali Filizler Adres: Bereketzade Mah. Büyükhendek Cad. Portakal Sok. No: 2/11 Beyoğlu/İstanbul Tel: Baskı: Özdemir Matbaası Adres: Davutpaşa Cad. Güven Sanayii Sitesi C Blok No:242 Topkapı/İstanbul Tel:

3 3 AKP Kanal-İstanbul'u yapacakmış. Oysa hiçbir bakan-başbakan inşaatında çalışmaz onun. AKP İstanbul'a, Ankara'ya, İzmir'e yeni kentler kuracakmış. Oysa koca binaları, gökdelenleri yapan işçilerdir kan ter içinde. AKP Konya-Sivas-Ankara-İstanbul'u hızlı trenle birbirine bağlarmış. Oysa demiryolcular çalışır raylarda, patronlar-politikacılar değil. AKP dünyanın en büyük on limanından birini inşa edecekmiş. Oysa yapan, ayakta tutan, yüzdüren gemileri liman işçileridir. AKP sağlık turizminde Avrupa'dan Orta Asya'ya bölge merkezi yapacakmış Türkiye'yi. Oysa sağlık işçileri olmazsa dönmez o döner sermayeler, işlemez hastaneler, büyüyemez sermaye. AKP'nin vaatleri, işçinin emeğiyle yapılacak olanın, işçilere AKP tarafından yapılıyormuş gibi sunulmasından ibaret. Burjuva cumhuriyetin 2023 yılı hedefleri, yüzyıl boyunca işçinin üzerinde semiren sermayenin, bir yüzyıl daha işçiyi yönetmesine razı gelmemiz için. Eğer yerseniz Çelebi söyledi, CHP asgari ücreti yoksulluk sınırına çekecekmiş. Tanrıkulu söyledi, CHP AB sermayesinin yerel özerklik şartına uyacakmış. Tekin söyledi, sağcılara da CHP'nin kapısı açık olacakmış. Akkiraz söyledi, Aleviler de mecliste olacakmış. Kılıçdaroğlu söyledi, artık yeni CHP varmış. CHP vaatleriyle, burjuva demokrasisine uyum sağlamanın sözünü veriyor. Burjuva demokrasisinde parası olan özgür, parası olan mecliste, parası olan özerk, parası olan güçlü Kadının da, Kürdün de, Alevinin de, milletin de içinde patronu var, işçisi var. İki sınıf var. Burjuva demokrasisinde işçinin yaşamı hakkında karar alma hakkı yok. Burjuva demokrasisinde işçinin tek özgürlüğü Türk- Kürt olsun, Alevi olsun, kadın olsun, genç olsun patron tarafından sömürülmesinin özgürlüğü. Bu yüzden CHP listelerinde patronlar da aday. İnşaatçılar, ulaştırmacılar, ihracatçılar, turizmciler, ez cümle sermayedarlar yeni CHP'deler. Çelebi bile itiraf etti, CHP işçinin partisi değil. Demokrasi getirecekmiş, doğru: Burjuva demokrasisi! İşçi demokrasisi değil, onu bize kimse getirmez, biz kendi ellerimizle yaparız. Yine de CHP "kötünün iyisi" mi dediniz? Eğer yerseniz MHP barajı geçmezse efendim, BDP meclisteyken onların mecliste olmaması olmazmış. Sorunun iki ucu da mecliste hakkaniyetle yer almalıymış. Kürt sorunuyla ilgili MHP'nin basıncıyla burjuva demokratik hakların ucu törpülenecek ya. Liberallerin amacı bu, herkes mecliste olsun ki, herkesin onayı olsun, dengeli olsun. MHP mecliste olmazsa biter, AKP de bunun farkında. Bu yüzden tek başına burjuva anayasayı yazma hakkı için AKP polisiyle, kaset operasyonlarıyla, alanlarda söylemini sağa çeke çeke bastırıyor. Bu vesileyle bunların her taraflarından burjuva politikacıların karakteri, karakter özellikleri saçılarak dökülüyor. Erdoğan'ın dediği gibi "benim MHP'li kardeşim" Yersen Anadilde eğitim ve iki dilli yaşam sınıf bilinçli işçinin talebidir. Bu tarihsel haksızlığın giderilmesini savunmak da bizim işimiz. Ancak "siyasal ve ekonomik demokrasi temelinde sanayileşme" işte bu işçinin kendi eliyle ilmeği boğazına geçirmesidir. "Bölgesel Kalkınma Merkezleri" kurulacakmış. BDP'nin blok adayları bunu savunuyor. Programı bu. (Burjuva) demokratik kalkınma, küresel olana eklemlenen özerk (kapitalist) sanayi Bilinçli işçinin deneyimiyle öğrendiği bir gerçek vardır: Birileri sana "kalkınma" ve "sanayileşme" dedi mi, orada durup bir düşüneceksin. Cumhuriyet kurulduğundan bu yana, CHP-DP-MSP-ANAP-DYP- SHP-DSP-MHP kim geldiyse "kalkınma" ve "sanayileşme" dedi. Kalkınan işçi olmadı. Sanayileşme dediğin, işçinin emeği üzerinden, emek sömürüsü üzerinden yükseldi. AKP'nin vaatleri, işçinin emeğiyle yapılacak olanın, işçilere AKP tarafından yapılıyormuş gibi sunulmasından ibaret. Amaçları ve vaatleri bizi daha azgın biçimde, daha fazla sömürmek olan, üstüne bir de bu sürgit sömürüyü anayasallaştırmak isteyen, bizim oy ve onayımızı isteyen AKP'si, MHP'si, CHP'sine, ezcümle düzen partisine oy yok. En son 16. büyük ekonomi olduk dediler, oysa işçinin çalışma koşullarında işçi dibe itile itile, böyle ve bu sayede birikti bu milyar dolarlık zenginlikler. Levent'te kuleler böyle yükseldi, çevre ülkelere Türkiye sermayesi böyle açıldı, sermayenin küresel birikimi, işçinin küresel sefaleti oldu. Şimdi BDP de Kürdistan'da "sanayileşme", "kalkınma" diyor. Yoksa ezilen ulusun ezen ulusla barışı ve ulusal birliği Kürt işçisini sermayeyle barıştırma temelinde mi olacak? Aşılacak anayasa virajıyla birlikte durum fena halde böyle gözüküyor. Kürt burjuvaları da artık Kürt işçisini sömürme hakkından pay istiyor. Peki, Kürt işçileri, ezilen Kürt kent ve kır yoksulları ne istiyor? Biz ne istiyoruz? Bunu soran, bunu söyleyen var mı? Hangi parti seçimleri kazanacak? Kim kazanırsa kazansın kesin olan şu: Kazanan işçi sınıfı olmayacak. Kazanan burjuvaların demokrasisi olacak. Beyler, bayanlar, her ulustan sermayedarlar, şimdiye dek hep siz yediniz, yedikçe semirdiniz, bize de aç karnına yalanlarınızı yedirdiniz. Bizim size verecek günahımız bile yok. Bir tek oyumuz da yok. Artık bu vaatleri yemek de fena halde gaz yapıyor. Artık bu yalan dünyasına işçinin karnı tok. Daha kaç seçim sürdüreceksiniz iktidarınızı? Anlaşılan biz sesimizi çıkarmadıkça sizde "durmak yok yola devam". Öyleyse sözümüz açık olsun: Bizden size oy yok. İşçi sınıfının çıkarlarını açık ve net biçimde temsil etmeyen hiç bir partiye, hiç bir oluşuma İşçi Meclisi'nden oy da yok, onay da yok. Amaçları ve vaatleri bizi daha azgın biçimde, daha fazla sömürmek olan, üstüne bir de bu sürgit sömürüyü anayasallaştırmak isteyen, bizim oy ve onayımızı isteyen AKP'si, MHP'si, CHP'sine, ezcümle düzen partisine oy yok. Sınıf çelişkisini karartan, üstünü örten, her ulustan işçilerin çıkarlarını net bir biçimde temsil etmeyen, burjuva meclis ve anayasacılığa yelken açmış bağımsız adaylara da oyumuz yok. Ya her ulustan biz işçiler dünyamızı bu kapitalist sömürü sisteminden kurtarırız, bunun için mücadelede birleşir ve kendi sınıf yolumuzu yürürüz Ya da bu kapitalist sömürü ve teslim alma düzeni -değişiklikleriyle- esasta sürer gider Bunun bilincinde olanların, yeni ve özgür bir dünya için kapitalizme karşı mücadele edenlerin sözü budur.

4 4 Yaklaşık üç aydır işine dönme mücadalesi veren Buca Belediyesi işçisi Batıgül Tunç direnişini 2 günlüğüne Ankara'ya taşıdı. Ankara'da CHP Genel Merkezi önüne gelen Batıgül Tunç burada yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi: "Buca Belediyesi önünde 7 arkadaşımla başladığım direniş, 4 arkadaşımın sendikalı işe alınması ile sonuçlandı. Ben ve diğer 2 arkadaşıma ise taşeron tekrar dayatıldı. Daha sonra diğer 2 arkadaşım da işe alındı. İşe alınan 1 arkadaşım daha sonra işten çıkarıldı. 73 gündür Buca Belediyesi önünde direniyorum. Bu süre zarfı içerisinde onlarca kez saldırıya uğradım, yerlerde sürüklendim. Çocuklarımın gözü önünde polisin ve zabıtaların saldırısına uğradım. Ben işime geri dönmek için mücadele ediyorum. Sonunda ölüm de olsa bu mücadelemden vazgeçmeyeceğim. Kemal Kılıçdaroğlu İzmir'e geldiğinde konuşmak için yanına gitmek istedim. Korumaları beni tartaklayarak yerlerde sürüklediler. Seçim arabasında CHP'li kadınlar bana gülüyordu. İşte sosyal demokrasi söylemleri ile kadın hakları Batıgül Tunç Buca Belediyesi önünde yaklaşık üç aydır direnişte diyen, taşeronluğu kaldıracağını söyleyen CHP'nin işçi sınıfına ve kadınlara olan yaklaşımı ortada. Bu direniş sadece benim direnişim değil. Bu direniş işçi sınıfının ve tüm kadınların direnişidir." Batıgül Tunç yaptığı konuşmada direnişini görmezden gelen sendika bürokratlarını da eleştirdi. Tunç "Buradan sendikalara sesleniyorum. Hangi sınıfı temsil ediyorsunuz, kimin çıkarlarına hizmet ediyorsunuz. Söyleyin de bilelim" dedi. CHP' li bir belediyede çalışırken güvenceli ve sendikalı çalışmak istediği için işten çıkarılan Batıgül, direnişteki birçok işçi gibi işçi sınıfının dostunun kim; düşmanının kim olduğunu kendi grev deneyiminden çıkardı. Batıgül'ün oturma eylemi yaptığı yerin tam karşısındaki CHP seçim bilbordundaki "Herkese güvenceli iş" vaadi, CHP'nin "oyunuzu alırım oyunuma bakarım" demesi gibiydi. İşçi sınıfının bugün içine girmiş olduğu girdabın bir versiyonu olarak Batıgül'ün direnişini ve deneyimini geniş kitlelerle buluşturmak bizi bu sarmalın dışına çıkarmada önemli bir rol oynuyor. Konak Belediyesi taşeron işçileri yaklaşık 100 gündür Konak Belediyesi önünde direnişlerine devam ediyor. İşçi Meclisi okurları olarak Konak Belediyesi işçilerini ziyaret ettik. Direniş alanına gittiğimizde gördük ki polis daha önce olduğu gibi alana yine saldırmış ve direnişçi işçilerin tüm eşyalarına el koymuştu. Burjuvazi her zaman olduğu gibi boş durmuyor ve direnen işçilerin onurlu direnişini kırmak için var gücü ile çalışıyor. Bu saldırılar her eylemlilikten sonra tekrarlanıyor. Konak Belediyesi taşeron işçilerine yapılan saldırıyla eş zamanlı olarak Buca Belediyesi taşeron işçisi Batıgül Tunç'a da direnişini devam ettirdiği CHP il binası önünde saldırı gerçekleşti. Tüm eşyaları zabıta tarafından zorla alınan Batıgül Tunç, saldırıya karşı koyduğu için yerlerde sürüklendi. Hem Konak hem de Buca Belediyesi taşeron işçilerini bu yolla yıpratmaya çalışan belediye, işçileri sürekli oyalamaya da devam ediyor. Açlık grevi yapan taşeron işçilerden Yüksel Eren şunları dile getirdi: "CHP belediyesinin, kitlelerin, kurumların sesimizi duymadığını düşünmüyorum. CHP belediyesi bizi sokağa döktü ama şimdi bizi görmezden gelmeye çalışıyor. Diğer kurumlarda buna sessiz kalarak CHP'ye ortak oluyorlar. Bu bizi gerçekten üzdü. Özellikle sendikaların bu durumda olması daha üzücü. Bizler kararlıyız, mücadelemizi kazanım elde edene kadar devam ettireceğiz. Biz canımızı ortaya koyduk, tüm kurumları ve kitleleri bu onurlu ve haklı mücadelemize duyarlı olmaya ve bize destek olmaya davet ediyorum." CHP'li Buca Belediyesi'nin, güvenceli ve sendikalı çalışmak istediği için işten çıkardığı taşeron işçisi Batıgül Tunç, Ankara'da gözaltına alındı. Batıgül Tunç, CHP Genel Merkezi önünde bir basın açıklaması yapmış, ardından da yine aynı yerde oturma eylemine geçmişti. Oturma eyleminin ardından Yüksel Caddesi'ne gelerek burada da bir basın açıklaması yapıldı. "Taşeron Sistemi İstemiyoruz", "İşçiler Burada Söz Verenler Nerede", "Zafer Savaşan İşçilerle Gelecek", "Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz", "Yaşasın Kadın Dayanışması" sloganlarının atıldığı açıklamanın ardından Batıgül Tunç, destekçi kitle ile birlikte CHP İl Başkanlığı önüne yürümek istedi. Aralarında Devrimci Proletarya okurlarının da bulunduğu kitleye polis metro istasyonu önünde barikat kurarak izin vermedi. Atatürk Bulvarı'na çıkan iki yolu da kapatan polis Batıgül Tunç'a "kitle ile birlikte metro alt geçidini kullanmasını" söyledi. Tunç bu durumu kabul etmeyerek, hep birlikte Atatürk Bulvarı'ndan yürümekte kararlı olduklarını ifade etti. Uzun süren tartışmaların ardından polis şefleri Batıgül'e, "yanında 5 kişi ile birlikte Atatürk Bulvarı'ndan geçebileceğini ama, destekçi kitlenin metro alt geçidini kullanarak karşıya geçmesine izin vereceklerini" söylediler. Tunç, destekçi kitle ile birlikte Atatürk Bulvarı'ndan yürümekte kararlı olduğunu tekrarlayarak, "Eğer bir işçi olarak beni korkutabileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz'' diyerek polis barikatına yüklendi. Destekçilerin de barikata yüklenmesi ile birlikte polis, kitleye biber gazı ile müdahale etti. Müdahaleye taşlarla karşılık veren kitle Yüksel Caddesi'ne barikat kurdu. Eylemci kitle uzun süre polisle çatıştı. Polis, Yüksel Caddesi'nin bütün çıkışlarını kapatarak caddeye gaz bombası ve biber gazı yağdırdı. Bir süre sonra tekrar saldıran polis aralarında bir Devrimci Proletarya okurunun da bulunduğu 15 kişiyi gözaltına alındı. Çatışma sonrasında CHP İl binası önüne giden Batıgül Tunç burada polis tarafından gözaltına alındı. 12 Eylül'de tutuklanıp işkence sonucu ruh sağlığını bozulan ve eski bir avukat olan Yaşar Öztemel eyleme destek verdiği için tutuklandı. "Cezai ehliyeti yok, neden tutukladınız" diyen avukat hakimden "İçerde tedavi olsun diye " yanıtını aldı.

5 Sendikaya üye oldukları için işten atılan 120 Mas-Daf işçisi direnişlerinde bir etapı daha geride bıraktılar. İşten atılan 120 işçiyi temsilen Düzce'den yürüyüşe başlayan 20 işçi 10 Mayıs'ta Düzce'den yola çıkmıştı.9 günlük yürüyüşlerinin ardından İstanbul'a ulaşan işçiler 220 kilometrelik yol yürüyerek sendikalı olarak işe geri dönme taleplerini kamuoyuna duyurdu. Yürüyüş Ataşehir'deki Mas-Daf Merkez Ofisi önünde yapılan basın açıklaması ile noktalandı. Şirket önünde açıklamayı Birleşik Metal-İş Sendikası Başkanı Adnan Serdaroğlu yaptı. Serdaroğlu konuşmasında direnişteki Casper işçilerini özellikle anarak selamladı. Hükümeti ve medyayı eleştiren Serdaroğlu işçilerden medyada ses getirecek eylemler yapmalarını istedi.sedarğlu konuşmasında "Bize bedel ödetiyorlarsa, uçurumdan beraber düşeceğiz. Onlar da bedel ödeyecek. Biz kazanacağız." diye belirtti. Konuşma ık sık "İş ekmek yoksa barış da yok!", "Baskılar bizi yıdıramaz!","kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz!"sloganları ile kesildi. Eylemde söz alan DİSK Yönetim Kurulu Üyesi Ali Cancı ise 12 Eylül yasalarını protesto etti ve patronların sırtlarını iktidara dayayarak cüretkar olduklarını ancak onlar ne kadar cüretkarsa işçi sınıfının da o kadar mücadele azmiyle dolu olduğunu ifade etti. 5 Adana Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi çalışanlarının 8 gün süren grevi, Türk Tabipleri Birliği Başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu'nun Adana'ya gelerek taraflarla görüşmesi sonucu sona erdi. Rektör Prof. Dr. Alper Akınoğlu, TTB Genel Başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu ve grev temsilcileri ile görüştü. Bu görüşmeden sonra eylemcilerin arasına gelen Rektör Akınoğlu da tüm isteklerin kabul edildiğini belirterek, 1 Haziran'dan itibaren döner sermaye bütçesinde değişiklik yapacaklarını söyledi. Tüm çalışanların memnuniyetinin çok önemli olduğunu belirten Rektör Akınoğlu şöyle konuştu: "Biz bütçe içinde neler yapabileceğimizi değerlendirdik. Şu anda bütün çalışanlarımız, asistan doktorlarımız, hemşirelerimiz, sağlık personelimiz kesinlikle mevcut durumlarından geri gitmeyecek. Durumları iyileştirilecek. Bunu da 1 Haziran'dan itibaren uygulayacağız. TTB Genel Başkanı Eriş Bilaloğlu'na da teşekkür ediyorum." Sağlık çalışanlarının taleplerinin kabul edilerek imza altına alınmasının ardından, 8 gündür grevde bulunan sağlık çalışanları 24 Mayıs Salı günü işbaşı yapacaklarını ve hastanede hasta kabulünün başlayacağı bildirdiler. Olumlu kararın ardından sağlık çalışanları büyük bir sevinç yaşayarak anlaşmayı halay çekerek kutladılar. "Uluslararası Yükseköğretim Kongresi: Yeni Yönelişler ve Sorunlar" kongresini protesto etmek isteyen üniversite öğrencilerine polis saldırdı. Üniversitelerde söz hakkı sermayenin değil öğrencilerindir! YÖK tarafından İstanbul Swissotel'de gerçekleştirilen "Uluslararası Yükseköğretim Kongresi"ni protesto için bir araya gelen üniverstite öğrencileri Beşiktaş'ta toplandılar. Sabah saatlerinde kendi kürsülerini kurarak nasıl bir üniversite, nasıl bir eğitim istediklerini anlatan öğrenciler Swissotel'de gerçekleştirilen kongrenin, eğitimi sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda planlamak için yapıldığını ve üniversitelerin özel üniversitelere dönüştürülmesinin yolunun açıldığını söylediler. DÖB, DGH, DÖG, Ekim Gençliği, Kaldıraç, ÖEP, Söz Dergisi, PDG, Tüm-İGD ve YDG tarafından örgütlenen bu etkinliğin ardından kongrenin yapıldığı otele doğru hareket edildi. Kabataş'ta toplanan Genç-Sen üyeleri de "Lüks otellerde yapılan paralı kongrenizi kabul etmiyoruz Üniversitelerde söz hakkı sermayenin değil öğrencilerindir" pankartı arkasında Swissotel'e doğru yürüyüşe geçti. Yaşadıkları sorunları ve taleplerini içeren dosyalar taşıyarak yürüyen öğrenciler bu dosyaları vermek üzere kongrenin düzenlendiği otele yürüdüler. Eğitim-Sen İstanbul 6 Nolu Üniversiteler Şubesi üyesi eğitim emekçilerinin de katılması ile eylemler ortaklaştı. Yürüyüşün başlaması ile barikat kuran polis yürüyüşe izin vermeyeceğini söyledi. Eylemcilerin yürüme kararlılığı sonucu saldıran polis gaz bombaları ile yürüyüşü engellemeye çalıştı. Fındıklı'ya kadar yayılan çatışmalarda 4 öğrenci gözaltına alınırken bir öğrenci de biber gazından etkilenmesi sonucu hastaneye kaldırıldı. Daha önce 28 Kasım 2010 tarihinde Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Dolmabahçe'de rektörler buluşmasını protesto eden öğrencilere de polis saldırmıştı. Polisin öğrencilere karşı kullandığı şiddet günlerce gündemde kalmıştı. Çalışma koşullarının düzeltilmesi için başlattıkları sendikal faaliyet nedeniyle işten atılan, Burger King'e hizmet veren çağrı merkezi işçilerine destek kampanyası başlatıldı. Firmanın sipariş hattı olan ü arayanlar 1'i tuşluyor Sendikalı olma mücadelenizi destekliyoruz, sipariş yok, destek var diyerek telefonu kapatıyor. Kampanya sosyal paylaşım siteleri üzerinden yaygınlaştırılıyor. Burger King çağrı merkezi emekçileri tarafından yapılan destek çağrısı şöyle: Emekçi sınıfın haklarını gasp eden güçlü sermayelere karşı güç birliğine davet ediyoruz. Sendika çalışmalarında öncülük yaparak mesai arkadaşlarını örgütleyip sendikaya üye yapan 4 emekçi kardeşlemiz işten atılmışlardır. İşten atılan emekçi kardeşlerimizin haklarını savunmaz, güç birliği olup sömürücülerin karşısında durmaz isek işten çıkarılmalar hızla devam edecektir. Bir kez daha sermaye kazanmasın, bir kez daha emekçi sınıfı kaybetmesin!

6 6 O yıl evden gelen para azalmıştı. Bu para üniversite giderlerime, barınma ve diğer giderlerime yetmiyordu. Hayat şartları beni bir iş bulup çalışmaya zorluyordu. Okuduğum bölüm zor bir bölümdü ancak okuluma devam edebilmem için bir iş bulmalıydım. Öyle de oldu. Bir iş bulmaya koyuldum. Baktığım işlerden Burger King bana olumlu yanıt verdi. Numaramı aldılar ve arayacaklarını söylediler. Bir müddet sonra da aradılar. İşe alınmıştım ancak sözleşmeyi okuyup imzalamam gerekiyordu. Burger King'in müdürü sözleşmeyi önüme koydu ve çabucak imzalamamı istedi. Söylediğine göre sözleşmenin bir an önce merkeze yetiştirilmesi gerekiyordu. Ben de müdürün bu ricasını dikkate aldım, hızlıca okumaya koyuldum, beş dakika sonra müdür geldi ve benim sözleşmeyi okuduğumu, bazı maddelerin altını çizdiğimi görünce biraz tedirgin olarak "Ne yapıyorsun sözleşmeyi merkeze yetiştirmemiz gerek, okumadan imzalamalısın. Burası Burger King, kurumsal bir yer, burada problem çıkmaz" diyerek beni uyardı. Ondaki bu "okumadan imzala" vurgusu bende bir şüphe uyandırmıştı ancak bu işe ihtiyacım vardı ve müdürün bu baskısı, işimi kaybetme korkusunu da beraberinde getirerek, beni sözleşmeyi okumadan imzalamaya sevk etmişti. İmzaladım. İmzaladım imzalamasına da sözleşme ofiste günlerce durdu. Üstelik aynı şeyleri benden sonrakilere de yaptılar. Anlayacağınız bu bir şirket stratejisiydi ve bu strateji ile hareket etmenin şirket lehine, işçi aleyhine durumları zamanla ortaya çıkacaktı. Günde yedi buçuk saat çalışacağımız söylenmişti ancak vardiyaya yarım saat önce gelmemizi istiyorlardı. "Neden yarım saat önce? Bunu bilmiyordum" diye karşı çıktığımda bunun iş sözleşmesinde yazılı olduğunu söylediler. Maaşı saat bazından hesaplıyorlardı. Üstelik aldığımız para çok azdı. Ancak bu adamlar verdikleri bu az paraya rağmen işçiyi fazladan ve beleşten nasıl çalıştırabileceklerinin hesabını yapıyorlardı. Sonraki zamanlarda mesai bitimine az bir zaman kala kısa bir sürede bitmeyecek işler verip fazladan onbeş yirmi dakika çalıştırmaya başladılar. Öyle ya sözleşmede yazdığı üzere bir işçi elindeki işi tamamen bitirmeden bırakamazdı. İşte böylece bir günde minimum kırk dakika fazladan çalışıyorduk. Burger'in kuralları çok sıkıydı. Sizden tamamen itaat etmeniz, kuralları sıkı sıkıya uygulamanız ve çok çalışmanız öğütleniyordu. Zaten kurallara sıkı sıkıya uymak zorundaydınız yoksa okumanıza izin verilmeden imzaladığınız sözleşmeye dayanarak size tazminat ödetirlerdi. Hergün bir önceki günden daha hızlı olmalıydınız. Daha çok ve daha hızlı çalışabilmeniz için yer yer azarlıyorlar, yer yer gaz veriyorlardı. Sizin o gün ne hissettiğiniz, kim olduğunuz, orada neden bulunduğunuz önemli değildi. Önemli olan tek şey en hızlı ve en çok çalışmanızdı. Sizi adeta bir robot gibi yetiştiriyorlardı. Mesai saatlerinde kimseyle iş dışında konuşamıyordunuz. Mesai saati boyunca hiçbir yere oturamıyor ve yaslanamıyordunuz. Hergün tıraş olmak zorundaydınız. Genelde gençleri ve öğrencileri, özellikle on yedi on sekiz yaşlarındakileri çalıştırıyorlardı. Çünkü bu hızlı tempoya ancak bu yaştaki insanlar katlanabilirdi. Ayrıca bu yaştaki gençleri, yükselme, müdür olma hayali ile gaza getirme ve ağır iş koşullarını, bu pekte akıllı olmayan, hayat tecrübesi almamış çocuklara yığmak daha kolaydı. Zamanla sağlık problemleri çekmeye başlamıştım. Çok çalışmak ve sürekli ayakta durmak bedenimi yormuştu. Geceleri tüm dükkan A'dan Z'ye temizleniyor, et makinası yıkanıyordu. Bu temizlik sabah dörde beşe ve hatta kimi zaman sabah altıya kadar sürüyordu. Üstelik dört beş saatlik fazla mesai saati ücreti ödenmeden. İşte bu gece vardiyalarında saatlerce yapılan yıkamalar elleri tahriş etmekten öte, parçalıyor, su geçiren ayakkabılar içindeki ayaklar pişik oluyordu. Ertesi günlerde bizler ayaklarımıza basamaz bir halde ellerimiz yaralı çalışmaya devam ediyorduk. "İş yoksa para da yok" diyerek işin az olduğu zamanlarda personeli işten erken saatlerde çıkarabiliyorlardı. Bu maliyeti düşürmek adına sözleşmeye konulmuş maddelerden bir tanesiydi ve hemen herşeyde olduğu gibi bunun da sözleşmede yazdığını sonradan öğreniyoruz. Ve işte böyle geçen bir iş hayatıydı benimkisi. Okuluma devam edebilmek için başladığım iş benim sadece karnımı doyurdu ve bedenen yordu. Derslerim ise daha iyi olamadı. İstanbul'dan bir işçi öğrenci Burger King Çağrı Merkezi'nde çalışırken sendikal faaliyet yürüttükleri için Tez-Koop- İş üyesi 4 işçinin işten atılması Mecidiyeköy Burger King önünde protesto edildi. Eyleme Ontex/Canbebe direnişçileri de destek verdi. Tez-Koop-İş Sendikası adına yapılan konuşmada örgütlenme çalışmalarının 4 ay önce başladığı belirtilerek patronun farketmesiyle baskıların, tacizlerin de başladığı ifade edildi. İlk olarak bir işçinin çıkartıldığı, daha sonrasında ise atılan işçiye sahip çıkan 3 işçinin daha işten çıkartıldığı söylendi. İşten atılan Gülbahar Bad yaptığı açlıklamada patronun 2 ay önce sendikal çalışmaları farketmesiyle, sürekli olarak tehdit ve baskıyla işçileri vazgeçirmeye çalıştığını dile getirdi. Bad, ağır çalışma koşullarından bahsederek 11 saat çalıştıklarını, hamburger yemeye zorlandıklarını, sağlıklı beslenmemekten kaynaklı sağlık sorunları yaşayanların işten çıkmak zorunda kaldığını, hasta olmanın suç teşkil ettiğini, ihtiyaçları için telefonları bırakmalarına izin verilmediğini, hiçbir insani ihtiyaçlarının karşılanmadığını ifade etti. Yılmayacaklarını, mücadelelerinin içeride ve dışarıda devam edeceğini, kararlı olduklarını belirtti. Eylemde Tez-Koop-İş pankartı açılırken, "Köle değil işçiyiz!, Burger King'in sesi biziz!", "İnsanca çalışma koşulları istiyoruz!", "Sendika hakkımız engellenemez!" dövizleri taşındı. "İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız!", "Atılan işçiler geri alınsın!", "Baskılar bizi yıldıramaz!" sloganları atıldı. Ekonomik krizde bile ciro rekorları kıran Burger King'te çalışanların yaşadıkları Ortaçağ'da kölelerinin yaşadıklarından farksız. İşe 5 dakika geç gelenler tek ayak üstünde bekletiliyor, ayağa kalkmak ve tuvalete gitmek yasak. Örgütlenen işçiler ise işten atılıyor. Ancak onlar kararlı: "Tek başına bir hiç, örgütlüyken bir güç olacağız!" diyorlar. Burger King ve bağlı işletmeleri Popoyes, Sbaro, Burger City ve bu işletmelerin çağrı merkezi olan TAB Gıda Reklam Üssü Çağrı Merkezi çalışanlarının yaşadıkları, ekonomik krizde dahi ciro rekorları kıran bu şirketin hangi koşullarda bu kazancı elde ettiğini gösteriyor.

7 7 Ağustos'ta yürürlüğe girmesi çöpe atılması: Onların korkuları 22 planlanan İnternetin Güvenli budur! Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar' Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından 22 Şubat'ta alınan bir karar uyarınca filtre adı altında internet sansür sistemi hayatımıza girecek. Elbette biz engellemezsek! Youtube, blogspot.com'a erişilememesi, domain adlarının yasaklanması ve toplamda 60 bini bulan siteye erişimin engellenmesiyle zaten pek aşina olduğumuz internet sansürü, 22 Ağustos'ta kaynağından blokajla gerçekleştirilerek zirve yapacak. İnternet zaten her ülkede ve dünya ölçeğinde -farklı düzey ve biçimlerde, fakat özde aynı olan- tekelci kontrol ve denetim altında bulunuyor. Konvansiyonel ordularla gerçekleştirilen NATO tatbikatları gibi "siber terör"e karşı da ortak tatbikatlar yapılmaya başlandı. Wikileaks'in son açıklamaları da google, facebook vb. sitelerin Amerikan devletine bilgi aktardığını doğruladı. Intel'le bilgisayar üzerinden ve keylogger'la klavyeden takip sağlayabilecek bir donanımın yerleştirilmesi anlaşması yapıldığı da eski bir haber! Echelon gibi yazılımlarla internet içerisinden uydu gözetim, takip ve kontrol sistemlerine denk bir gözetim uygulanıyor. İnternet, askeri teknolojilerin gelişiminden çıkışını aldı ve kapitalizmin zaman ve mekanın bildik parametrelerini altüst etme ihtiyacından doğdu. Ancak o kapitalizmin yarattığı burjuva toplumsallaşma ortamının kendisine tam karşıt yönde gelişmesinin de bir örneği oldu. Bu karşıt yöndeki gelişim, elbette ki tekelci kapitalist gözetim ve kontrol altında, ancak aynı zamanda onu yarma olanakları da yaratılarak gerçekleşip bir savaşım alanına dönüştü! İnternet, işyerinden erişilemiyorsa bile işten eve dönen emekçinin, bırakalım sınırları aşmayı çocuğunu bırakıp evinden çıkamayan bir emekçi kadının, işyerinde, bölgesinde, okulunda siyasal-sendikal çalışmalar yürüten işçilerin, öğrencilerin toplumsallaşma ve örgütlenme aracı ve alanı olarak işledi. Bir yandan neoliberalizmin etki alanını derinleştirirken, kendi ilişki tarzı, dili vb.ni yaratırken; aynı zamanda düşünce ve hareketi kolektivize ve dinamize etmeyi olağanüstü kolaylaştıran ve eşanlılaştıran ağ tarzı yapısıyla, devrimci örgütlenmeler tarafından sadece dışsal olmayan tarzda değerlendirilmesinin imkanını yarattı. İnternete erişim temel bir hak olduğu gibi; internet sansürü de sosyalist özgürlük ve demokrasi mücadelemizin doğrudan konusudur. Her kişinin seçimini kendisi yaparak istediği habere, paylaşıma ve bilgiye ulaşabilmesi, birbirine görüş ve düşüncelerini iletebilmesi, siyasal, sınıfsal, toplumsal örgütlenme ve eylemlerin hazırlanabilmesi, eldeki müzik, film, e-kitap, program vb. nin sınırsız paylaşıma açılması, telif hakları soygununun BTK internet sansürünü, bu çürük elmayı "Güvenli Hizmet Paketi" şeklinde şekere bulamaya, tıpkı MOBESE'lerin "suçu önlemek için" diye gerekçelendirilmesi gibi, çocuklu aileleri filtreleme sistemiyle pornodan korumak gibi açıklamalarla paketlemeye çalışıyor. İstediği zaman "okyanus ötesi" ve berisinden seks kasetlerini internete düşürenler, şimdi kalkmış ahlak bekçiliğine soyunuyor. Gerçekte ise sansürün amacı, kitlelerin bilgiye ulaşabilmesini, paylaşımlarını ve örgütlenmesini engellemektir! Kelepçeler plastikten sanala doğru taşınıyor! Öncekiler bir yana, Tunus'ta, Mısır'da, Suriye'deki eylemler, YGS eylemleri internetin dalgayı yayma ve örgütleme yönüyle gücünü gösterdi. Sadece ajitasyon ve propaganda aracı olarak değil örgütleme ve eylemleri örgütleme ve yayma, dalga dalga geliştirme aracı ve gücü olarak da ortaya koydu. Mücadelenin ve örgütlenmenin yeni biçim ve araçları, sosyalizm tarafından kucaklanmak, etkinleştirilmek, kitlelerin özdeneyim ve öfkeleriyle buluşmak ve doğru sloganlarla birlikte biçimlendirilmek zorundadır: Sınırsız paylaşım filtresiz/sansürsüz internet! Sansürlü/filtreli internet, sosyal ağları ayağı kaldırdı, 22Ağustos etiketini Twitter'da Türkiye ve dünyada en çok konuşulanlar listesine soktu. Yasaya karşı başta İstanbul'da yapılan eylem İşten atıldıkları için direnişte olan Ontex ve PTT işçileri, işleri için 12. hafta yürüyüşlerini gerçekleştirdi. "Haklarımız ve geleceğimiz için direniyoruz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz" yazılı pankart taşıyan işçiler, sık sık "Zafer direnen işçilerin olacak", "İşçilerin birliği sermayeyi yenecek", "Boykot boykot Canbebe'ye boykot" sloganlarını attı. Burger King önünde işçiler adına açıklama yapan Mustafa Bozkurt, Burger King Çağrı Merkezi'nde çalışırken sendikalı olduğu için bir işçinin daha işten atıldığını hatırlattı. Bozkurt, mücadelelerinin tüm işçi sınıfını kapsadığını söyledi. İzmir Buca Belediyesi'nde işten atıldıktan sonra 23 Mayıs'ta CHP Genel Merkezi'ne gitmek isterken Ankara'da polisin müdahalesine maruz kalan Batıgül Tunç adına EKA üyesi Ayşe Rojda Şandır bir konuşma olmak üzere onlarca ilde onbinlerce kişi sokağa döküldü. Kapitalizmin top yekun savaş açtığı sansürsüz, parasız internet hakkına karşı ilk adres yine sokaklar olmalı elbette. Ama konunun adına yakışır bir şekilde de hack eylemleri ve sanal protestolarla kapitalizmin can damarlarına yönelik (bankalar, resmi siteler vb) kilitleme eylemleri gibi özgün eylemlerde gerçekleştirmeliyiz. Çünkü Twitter, Facebook'ta bunun zirve yapmasının tek başına çözüme bir etkisi ne yazık ki olamaz. yaptı. Şandır, Tunç'un işine geri dönmek için verdiği mücadeleyi, maruz kaldığı saldırıyı anlattı. Yükseköğretim Kongresi'nin yapıldığı Swiss Otel'e yürümek isteyen ancak polisin sert müdahalesi sonucu yaralanan öğrencilerden Caner Başkaya ise kongrenin geçersiz olduğunu ifade ederek şunları kaydetti: Her kişinin seçimini kendisi yaparak istediği habere, paylaşıma ve bilgiye ulaşabilmesi, birbirine görüş ve düşüncelerini iletebilmesi, siyasal, sınıfsal, toplumsal örgütlenme ve eylemlerin hazırlanabilmesi, eldeki müzik, film, e-kitap, program vb. nin sınırsız paylaşıma açılması, telif hakları soygununun çöpe atılması: Onların korkuları budur! "Geleceğimizin karartılmasına izin vermeyeceğiz. Bize gelecek sağlayacaklarını söylüyorlar. Ancak bize verdikleri gelecek köleliktir." Açıklamadan sonra bir süre oturma eylemi yapan işçiler attıkları sloganlarla halkı Burger King ve Ontex-Canbebe ürünlerini boykot etmeye çağırdı.

8 8 12 Haziran seçimlerinde, kaybedenden çok "kazanan"ın kim olacağını öngörmek zor değildir. Şimdiden görüldüğü gibi, hangi kılıkta olursa olsun bu, burjuva demokrasisinin idealleştirilmesinden, düzeltilmesinden ve emperyalist ve bağımlı kapitalizmin egemenliğinin daha güçlü tesisinden başkası olmayacaktır. Türkiye tarihinin en uzun menzilli seçimine 20 günden az bir süre kaldı. Süre kısaldıkça ısınan ve kokuşan atmosferin en ılık kısmını AKP-CHP rekabeti oluşturuyor. Erdoğan'la Kılıçdaroğlu'nun her ilde aynı minvalde yaptıkları senli benli seçim konuşmaları, MHP ve BDP'ye yönelik operasyonlarla karşılaştırıldığında kayıkçı döğüşü tadında kalıyor! Kıyıcı rekabette ise aktüel gelişmelerden biri, MHP yöneticilerinin özel yaşam görüntüleri ile tehdit edilerek istifaya zorlanması oldu. CHP gibi MHP'yi de yeniden dizayn ile birlikte yeni anayasa oluşumunda parlamento aritmetiğini ihtimallere bırakmamayı hedefleyen "kaset operasyonu", burjuva siyasetin enstrümanlarının daha da düşkünleşerek genişlediğini göstermekle kalmadı. Aynı zamanda özellikle liberalleri "Bunlar parlamento dışında kalırlarsa kontrol edilemezler" kaygısına da düşürdü. BDP ve Kürt hareketine yönelik ise, eylemsizlik süreci fırsat bilinerek hız verilen askeri operasyonlar, 12 gerillanın katledilmesi, en son Mersin'de Roman-Kürt çatışmasının provoke edilmesi gibi kontra yöntemler devreye sokuluyor. BDP'nin Kürt illerindeki seçim çalışmalarının baltalanması, Batıda ilçe binalarının kurşunlanması, gösterilere saldırılar, birkaç ay içerisinde binlerce gözaltı ve tutuklama ile aktif kitle gücünün her yerde tırpanlanması ve demokratik özerklik talebi etrafındaki destek halkalarının terörize edilerek zayıflatılması hedefleniyor. YSK yasağını sokaklarda parçalayan ve iradesini çiğnetmeyeceğini gösteren Kürt halkı, katliamlara da sokakları tutuşturarak yanıt veriyor. Gerilla cenazeleri onbinleri bulan kitlesel gösterilerle toprağa veriliyor. Seçim bildirgeleri ne anlatıyor! Düzen partilerinin bildirgeleri, seçimin uzun menzilinin de göstergesi niteliğinde. Bu en belirgin ve detaylandırılmış haliyle AKP'nin 160 sayfalık bildirgesinde kendisini gösteriyor. AKP seçim Seçim ve anayasa sürecinin bütünsel amacı burjuvazi açısından bize yeni bir "toplumsal sözleşmeyi" kabul ettirmektir. Bu "toplumsal sözleşme" ile bizim yaşamlarımız, işimiz ve geleceğimiz ile ilgili kararları başkalarının, yani kapitalistlerin almasına daha bir gönüllüce onay vermemiz hedefleniyor. bildirgesindeki "icraat" tablosunda, bağımlı Türkiye kapitalizminin geçirdiği ekonomik, siyasal, toplumsal, kültürel dönüşümün pullanmış bir özeti veriliyor. Erdoğan'ın da seçim konuşmalarının ana temasını oluşturan bu tablonun sunumu, Özal'ınki gibi yırtık bir neoliberal öze sahip olmakla birlikte, aynı zamanda sivil toplum, demokrasi, Kürt sorunu, kadın, engelli vd konularla sınıf oluşum ve bilinci geri yığınları cezbedici bir tarzda yapılıyor. Temeline dünyanın 10. büyük ekonomisi olma ve bunun anayasa, iç ve dış siyaset, toplum, kültür yapısını oluşturma hedefinin yerleştirildiği "hedefler" tablosuyla işçi ve emekçilere en şiddetli gündemlerinden işsizlik ve yoksulluk sorunu üzerinden göz kırpılıyor. Türkiye'nin orta ve yüksek teknoloji ürünlerde Avrasya'nın üretim üssü olmak, dünya çapında en az 10 marka oluşturmak, 8 yıl içinde en az 1 limanla dünyanın en büyük 10 limanı arasına girmek, bölge ülkeleri arasında fiber kesişim noktası olmak, bilgi iletişim teknolojileri pazarında en az bir şirket ve marka oluşturmak, marka şehirler yaratmak, sağlık turizminde Avrupa'dan Orta Asya'ya bölge merkezi olmak, tarımda dünyada ilk 5 ülke arasına girmek, Avrupa ve bölgenin çağrı merkezi ve veri üssü olmak gibi bir dizi hedefi sınıf bilinçli işçi tabii ki tersten okumak zorundadır. CHP bildirgesinde de AKP'yi traşlamalar ve "Taşeronluğu kaldıracağız" gibi üfürmeler dışında neredeyse birebir yer alan bu hedeflerin sınıf dilindeki karşılığı, bağımlı Türkiye kapitalizminin tüm emekçileri "güvenceli esneklik" adı altında çıplak işgücü konumuna getirmesi ve atıl duran tüm toplumsal üretim güçlerini, kadınları, gençleri, engellileri, yaşlıları vd. kapitalizmin azami sömürü arabasına ölümüne koşmasından başka bir şey değildir. Sağlıkta ballandırılan dönüşüm, "sağlık turizmi merkezi" olarak Türkiye, en son doktor, asistan ve tüm sağlık emekçilerini patlama noktasına getiren çalışma koşullarıyla gerçekleşiyor. İşçi sınıfı, işsizliğin "çözümü"nün, saati bulan çalışma saatlerine, düşük ücretlere, iş güvenliği tedbirlerinin zerresinin alınmamasına, Toplum Yararına Çalışma Programı'ndaki gibi 2-3 aylık geçici işlere, çıldırtıcı ve insanlıktan çıkarıcı iş yoğunluğuna, tuvalette geçen zamanı bile sayaçlara kaydeden elektronik gözetim ve denetime boyun sunmak olduğunu deneyimleriyle biliyor. Sektörel bölge merkezi olma yolunun tersane, maden, OSB duvarlarındaki işçi kanıyla çizildiğini, "Ülkenin neresine gidersen git 1 saat"in havayolu işçilerinin katlandığı amansız iş yüküyle gerçekleştiğini, üniversiteli genç işçilerin çağrı merkezlerinde fizik ve ruh sağlıklarını yarıya

9 Çıkarımız ulusal birlikte değil sınıf birliğinde indirdiklerini unutmuyor! Erdoğan, kürsü üzeri "kahve konuşmaları"nda, kah elindeki i-pad'i sallayarak, kah "Devrim yaptık" dediği SSK anlatımlarına başvurarak, gençlere sermaye ihtiyaçlarına uygun mesleki beceri kazandırma odaklı, çoğu "çakma" 165 üniversiteyle böbürlenerek, aile politikasını elden bırakmazken aynı zamanda kadınların okur yazarlık, mesleki beceri, ilk basamak sağlık gibi ihtiyaçlarına hitap ederek bağımlı kapitalizmin 2023 manifestosuna işçi ve emekçilerin parmak basmasını hedefliyor. Bunun için toplumun onyıllarca tümüyle bastırılmış özgürlük ve demokrasi özlemini, taleplerini mali sermayenin tekelci hakimiyetine bağlamaya, Kürt, kadın, gençlik, azınlıklar ve daha bir dizi sorunun çözümünün burjuva demokrasisinden geçtiğini kanıtlamaya girişiyor. AKP'nin "ileri demokrasi"si de, CHP'nin seçime Ergenekon adaylarıyla topal ördek olarak girmesine rağmen açığını yoksulluk gündemini öne alarak ve AKP'nin politik rol çalmalarını teşhir ederek kapatmaya çalıştığı demokrasi propagandası da, mali sermayenin ihtiyaçlarının farklı tonlardan ifadesinden başka bir şey değildir. Tırnakları törpülü MHP ise zaten Kürt sorunu üzerinden bu sulara pek fazla girememekte, kitlelere daha çok, mahalle bakkalından alışveriş koşuluna bağlı "Hilal Kart" tanıtımı yapmaktadır! Burjuva demokrasisine "demokratik özerklik" katkısı Seçimlere bağımsız adaylarla giren Emek Demokrasi Özgürlük Bloku ise kitlelerin karşısına artık parlamento içi ve dışı tüm parti ve örgütlerin ortak zeminini oluşturan burjuva demokrasisi temelinde bir programla çıkıyor. Böylelikle, devre sağdan olduğu gibi "sol"dan da tamamlanıyor. Bu program, Türkiye devrimci hareketinde hala yaygın ve egemen örgütlü gücü oluşturan devrimci demokrasinin gönlünü de çoktan beridir çeliyor. "Idari yapının demokratikleştirilmesi", bir diğer ifadesiyle "demokratik özerklik", AB'de 1992 yılından bu yana uygulanan, Türkiye'nin Kürt sorunu nedeniyle belirli maddelerine çekince koyduğu -en son CHP'nin çekincelerini geri çektiğini açıkladığı- "Yerel Özerklik Şartı"nın izdüşümüdür AB'de neoliberal kapitalizmin daha geniş bir ekonomik, sınıfsal, siyasal, idari, toplumsal, kültürel, cinsel temele oturması ve tüm dinamiklerin harekete geçirilmesi hedefiyle benimsenen "yerel özerklik", Türkiye'de bağımlı kapitalizmin yerel yönetim felsefesini zaten oluşturmanın yanında, "Kentler Şartı", "Kadın Dostu Kentler" gibi şimdiden BDP ile sınırlı kalmaksızın pek çok yerel yönetim tarafından uygulamaya koyulan alt başlıklara da sahip. Blok'un asli gücünü oluşturan BDP, bunların tümünü benimsediğini siyaseten ve çatışmalı seyreden -ve seyredecek- bir pratik içerisinden ilan ediyor. 9 BDP bildirgesi kapitalizmin içsel dönüşümüyle açık bir buluşmanın ifadesidir. Sınıf bilinçli işçi, anadilde eğitim ve iki dilli yaşam talebini kayıtsız şartsız yükseltir. Ancak onun demokrasiyle körleşmemiş bilinci, mücadelesinin odağına anadilde eğitim, darbe ve kirli savaş suçlularının cezalandırılması, devrimci tutsakların serbest bırakılması, F tipi cezaevlerinin kapatılması, koruculuğun kaldırılması, Özel Yetkili Mahkemelerin lağvedilmesi gibi talepleri yerleştirmeyecektir. Bunlar da mücadelenin konusu olmalarına, çatışmalı bir süreci gerektirmelerine rağmen, o, merkezi ve yerel yönetimler arasındaki ilişkilerin maliye, savunma ve dışişleri dışında tüm fonksiyonlar yeniden düzenlenerek belirlenmesi, bölge meclisinin yerel gelir ve kaynaklardan daha fazla pay alması, tarım, denizcilik, sanayi, imar, çevre, turizm, telekomünikasyon vd alanlarda sermayenin önündeki tüm engellerin kaldırılmasına denk düştüğünün, sermayenin dönüşüm programını en hızlı ve verimli haliyle burjuva demokrasisi altında gerçekleşebileceğinin farkında olacaktır. Kürt ulusal birliği temelinde kurulan, Kürt siyasetindeki adayları buna göre belirlenen ve Türkiye'deki reformist sosyalizm damarının katılımı da bu reformist temel üzerinden gerçekleşen Emek Demokrasi Özgürlük Bloku, Kürt demokratik özerk bölgesi odaklı ekonomik programını da "gelir dağılımda adalet, yoksulluğa karşı sadaka değil insanca geçinme ve sosyal güvence, işsizliğe karşı insanca çalışma, herkese eşit parasız sağlık ve sosyal güvence hakkı" gibi CHP'ninkinden farksız sosyal demokratik temalar üzerine kuruyor. Bu programda, mali sermayenin tekelci hakimiyetine dair tek kelime edilmediği gibi, "siyasal ve ekonomik demokrasi temelinde sanayileşme" adı altında, mali sermayenin küresel egemenliğine entegre Bask burjuvazisinin kapitalizmi geliştirmek için başvurduğu "çalışanların da emeği karşılığında iştirak ettiği çok ortaklı modern demokratik işletmeler ve kooperatifler" model alınıyor. Halihazırda yürürlükte olan Bölgesel Kalkınma Ajansları, "Bölgesel Kalkınma Merkezleri" adıyla modelin temel bir unsurunu oluşturuyor. Blok, kapitalizm koşulları altında asla ortadan kalkmayacak olan işsizliğin çözümü için bile adres olarak her derde deva özerk bölgesel yönetimleri gösteriyor! Bildirgede önerilen programın Kürt ulusal birliğini esas almasında, bir başka ifadesiyle Kürt burjuvazisinin çıkarlarına dayanmasında, işçi ve emekçilere bildik sosyal demokrat temalardan başka bir şeyin taşınmamasında elbette ki şaşılacak bir şey yoktur. Kürt işçi ve emekçilerinin, kır ve kent yoksullarının programı salt ulusal ve demokratik talepleri yönüyle okuması, bu taleplerin bile hayli kırılmış, reformize bir paket halinde sunulduğunu açıklığa kavuşturmayı, siyasal-sınıfsaltoplumsal talepler bütünlüğünün işçilerin ve kent-kır yoksullarının çıkarlarına karşıt olduğunun netleştirmeyi gerektirmektedir. AKP'nin her iki kişiden birinin oyuna, emekçi oylarının ise çoğunluğuna göz diktiği, CHP'nin seçim kazanmaktan çok yeni düzlemi içselleştirerek seçmen tabanındaki daralmayı kırmayı hedeflediği, BDP'nin Kürt ulusal birliği esaslı programıyla "Yetmez ama evet"in en somut bir karşılığını önerdiği 12 Haziran seçimlerinde, kaybedenden çok "kazanan"ın kim olacağını öngörmek zor değildir. Şimdiden görüldüğü gibi, hangi kılıkta olursa olsun bu, burjuva demokrasisinin idealleştirilmesinden, düzeltilmesinden ve emperyalist ve bağımlı kapitalizmin egemenliğinin daha güçlü tesisinden başkası olmayacaktır. Sınıf bilinçli işçilerin seçimlerdeki tutumu, sağıyla sol'uyla düzen partilerine tek bir oy dahi vermemektir. Ancak bu da yetmez! Burjuva demokrasisinin ve kapitalizmin, burjuva meclisçiliğin karşısına sosyalizmin, işçi sınıfı iktidarının, konseyler demokrasisinin mücadele ruh ve soluğuyla çıkmak zorunludur. Sınıf bilinçli işçilerin seçimlerdeki tutumu, sağıyla sol'uyla düzen partilerine tek bir oy dahi vermemektir. Ancak bu da yetmez! Burjuva demokrasisinin ve kapitalizmin, burjuva meclisçiliğin karşısına sosyalizmin, işçi sınıfı iktidarının, konseyler demokrasisinin mücadele ruh ve soluğuyla çıkmak zorunludur.

10 10 Bir taraftan mahallemize ve işyerimize kreş, mahallemize sığınma evi, evde çalışanlara ve işsizlere maaş, erkeğe bağlı olmayan sigorta, cinsiyetsiz bir hukuk sistemi ve eğitim hakkı talebimizi yükseltirken, diğer taraftan kadın erkek tüm işçiler olarak işçi komite ve meclislerimizi kuracağız. Bir taraftan erkeklerin her türden şiddetine karşı kadın haklarını savunurken diğer taraftan tüm işçilerle birlikte komünist dünya için emeğimizi büyüteceğiz. Sözleşmeler ve yasalar şiddeti önleyemez! Kadınlara seçme seçilme hakkını ilk veren ülkelerden olmasıyla övünen Türkiye "Ailenin Korunması Hakkında Kanun" yürürlüğe soktu ve "Avrupa Konseyi Kadına Karşı ve Ev İçi Şiddetle Mücadele ve Bunun Önlenmesi Sözleşmesi"ni imzalayan 13. ülke oldu. Peki bunların sonucunda şiddet azaldı mı? Tabii ki hayır. Sadece evdeki şiddet sokağa taştı ve polis, savcı ve hatta sığınma evlerindeki görevliler huzurunda uygulanmaya başladı. "Eğitim şart kardeşim" Bunun yetersizliğini sadece kadına şiddet uygulayanların eğitim, dinsel, ulusal, yaş vs. çeşitliğine bakarak bile söyleyebiliriz yılındaki bir araştırmanın sonucuna göre kadınların yüzde 42'si hayatlarının bir aşamasında eşlerinden ya da partnerlerinden bir şekilde şiddet görürken, kırsal alanda bu oran yüzde 47. Şiddete uğrayanlar ve uygulayanlar arasında ciddi oranda üniversite mezunlarının da olması ise düzenin bizlere reva gördüğü eğitim sisteminin de şiddeti engelleyemeyeceğinin göstergesi aslında. O zaman üstteki cümleyi şöyle değiştirelim. "Eğitim şart; ama kimin tarafından ve nerede verilecek?" "Devlet kadınları artık koruyor" mu? Geleneksel ataerkil aile yapısında yetişmiş kadının, ebeveynlerinden de görmeye alışkın olduğu şiddeti doğal karşılaması ve temel hak ve özgürlüklerinden haberdar olmaması, kadın hakları için mücadelenin önündeki en büyük engeldir. Her ne kadar mevcut yasalar kadınları şiddetten korumaya yönelik olsa da uygulamanın hiç öyle olmadığı aşikar. Raporda da sıkça bahsedildiği gibi, şiddete uğrayan kadınlarla karakolda dalga geçilmesi, korunma çıkaracak savcıların ve hakimlerin işlerini yapmaması, koruma kararı çıkarma işleminin çok yavaş olduğu ve hatta kadınların zaten zar zor gittikleri sığınma evlerinde kocalarıyla barıştırılmaya çalışılması gibi uygulamalar, yasaların ve devletin kadınlara yaklaşımın gerçek resmini vermektedir. Şiddet sadece fiziksel ve cinsel değil Erkeğin kadını küçümsemesi, dalga geçmesi ve hatta aşağılaması, kapitalist sistemden kendisine gelen baskıların nedenini değilse bile sonucunu kadına yaşatması, yemeği beğenmemesi ve dökmesi, eşyaları kırması, sabahtan akşama ev işçiliği yapan kadının emeğine saygı göstermemesi gibi duygusal şiddet türlerine karşı kapitalizmin topyekun "savaşa tutuşması" imkansızdır! Kadına yönelik diğer bir şiddet ise ekonomik temellidir. Çalışmasına izin vermemek, para (harçlık) vermemek, ekonomik konulardan kadına bahsetmemek, kadın çalışıyor ya da herhangi bir geliri varsa parasını elinden almak' şeklindeki Türkiye toplumunda hala yaygın olan ekonomik temelli şiddet olayları ise diğer şiddet olaylarıyla karşılaştırılınca çoğu kadında herhangi bir rahatsızlık yaratmadan doğal karşılanmaktadır. Ülkemizde kadına karşı şiddetin kaynağı geleneksel ataerkil aile yapısı ve kapitalist yaşam tarzıdır. Geleneksel ataerkil aile yapısında yetişmiş kadının, ebeveynlerinden de görmeye alışkın olduğu şiddeti doğal karşılaması ve temel hak ve özgürlüklerinden haberdar olmaması, kadın hakları için mücadelenin önündeki en büyük engeldir. 15 yaşında okulla ilişiği kesilip evlendirilen, ayıp ve günah ortamında geleneksel ataerkil aile anlayışıyla büyümüş bir kadından evlendikten sonra gördüğü ilk şiddette mücadeleye atılmasını beklemek ne kadar zorsa, "Göster pipini amcana", "Erkek adam ağlamaz", "Sen erkeksin çok ayıp ama.." şeklinde büyütülen bir erkeğin de kolayca kadın mücadelesine destek vermesi bir o kadar zordur. AB'de durum çok mu farklı? Elbette ki kadının üretimde yer aldığı koşullar, onun üzerindeki ekonomik şiddet üzerinde belli bir etkide bulunur. Fakat özde durum değişmez. Kadınların yasal ve sosyal (doğum izni vb dahil) kazanımları bakımından en ileri durumda olduğu düşünülen kapitalist ülkelerden İsveç için şu veriler üzerinde durabiliriz yılında yılda ortalama 21 bin kadın şiddete uğradığı için polise başvururken, bu rakam geçtiğimiz yıl 29 bin 100'e yükseldi. Yetkililer eleştirileri suskunlukla karşılarlarken İsveç'te her yıl 100 bini aşkın kadın şiddete maruz kalıyor ve üç haftada bir kadın yakınları tarafından uygulanan şiddet sonucu yaşamını yitiriyor. Bu veriler bile, kapitalizmin sınırları içerisinde kadına yönelik şiddetin bitirilemeyeceğinin bir işaretidir aslında. Mücadele rotamız Kadının kurtuluşu ve özgürlüğü için mücadelenin bir kısmı, elbette evde "patron" rolü üstlenmiş erkeklere karşı yapılacaktır. Fakat sorunun asıl kaynakları çürütülmeden tek başına erkeklere karşı örgütlenmenin de kalıcı bir çözüm getirmeyeceği Şiddete uğrayan kadınlarla karakolda dalga geçilmesi, korunma çıkaracak savcıların ve hakimlerin işlerini yapmaması, koruma kararı çıkarma işleminin çok yavaş olduğu ve hatta kadınların zaten zar zor gittikleri sığınma evlerinde kocalarıyla barıştırılmaya çalışılması gibi uygulamalar, yasaların ve devletin kadınlara yaklaşımın gerçek resmini vermektedir. açıktır. Herşeyden önce kadının şiddete uğramasının en önemli sebeplerinden olan, ekonomik bağımlılık sorunu çözülüp, kadın "ev tipi" cezaevinden kurtarılmalıdır. Fakat İsveç örneğinden de anlaşılacağı gibi kadının çalışması şiddet görmeyeceğinin garantisi değildir. Bu kapsamda, çalışan kadınlar için işyerlerinde kadına yönelik şiddete karşı caydırıcı önlemler alınmadan, çocuk bakımından yemek, bulaşık, temizlik vs.'ye ev işçiliği' görevleri elinden alınmadan, ve en temelde "toplumun hücresi", kadının ise hapishanesi olan aile parçalanmadan, kadınla erkek arasında özgür birlikteliğin koşulları yaratılmadan kadının kurtuluşundan söz edilemez. Bununla birlikte, geleneksel ataerkil zihniyeti yıkmak için iradi bir çaba içerisinde olmadan, kadının metalaşmasının önüne geçilmeden de kadının kurtuluşundan bahsedilemez. Yine, çocuğun geleceğini, eşinin ya da kendisinin ne zaman işten atılacağını düşünmekten, kendisine ait bir yaşam alanı yaratamamış bir kadının, kendi için özgürlük ortamı yaratmadan kurtulabileceğini söylemek de en hafif deyimiyle saflık olur. Yukarda bahsedilenlerin birçoğunu kapitalist sistem sınırlarında çözmemiz imkansız olsa da, bir taraftan kapitalist sistemden alacabileceklerimizi söke söke alırken, diğer taraftan onun mezar taşlarını dizmek şeklinde yol alacağız. Bir taraftan mahallemize ve işyerimize kreş, mahallemize sığınma evi, evde çalışanlara ve işsizlere maaş, erkeğe bağlı olmayan sigorta, cinsiyetsiz bir hukuk sistemi ve eğitim hakkı talebimizi yükseltirken, diğer taraftan kadın erkek tüm işçiler olarak işçi komite ve meclislerimizi kuracağız. Bir taraftan erkeklerin her türden şiddetine karşı kadın haklarını savunurken diğer taraftan tüm işçilerle birlikte komünist dünya için emeğimizi büyüteceğiz. İşte bizim rotamız bu olacak!

11 11 İşçi Meclisi: Bir asistan hekim olarak asistan hekimlerin öncülük ettiği ve SES, Devrimci Sağlık İş, Adana Tabip Odası tarafından desteklenen iş bırakma eyleminin kazanımla sonuçlandığını düşünüyor musunuz? Gebze de bulunan Bufer-Legrand fabrikasında iki kadın işçi sendikal faaliyetlerinden dolayı işten atıldı. Yaklaşık 400 işçinin çalıştığı fabrikada 15 yıldır Birleşik Metal-İş Sendikası örgütlü. İşçiler TİS sürecinde çoğunluk sağlamak ve taleplerini daha rahat alabilmek için sendikaya işçi arkadaşlarını üye yapmaya çalıştıkları için kapı önüne konuldular. Fabrika önünde direniş başlatan işçiler sendikanın kendilerini yalnız bıraktığını vurgulayarak, direnişin kazanımla sonuçlanması için ellerinden gelen her türlü çabayı göstereceklerini ifade ediyorlar. Direnişçi işçi Selcan Binnetoğlu, işten atılmasına tepki gösterdiği ve durumu arkadaşlarına duyurmak istediği için kendisine saldıran ve revire kapatan patron vekillerinin kendisine Git itirazını savcılara, hakimlere anlat, hakkını mahkemelerde ara! dediklerini kendisinin de hiçbir yere gitmeyeceğini, keyfi gerekçelerle işten atıldığını bundan dolayı da işyerini terk etmeyeceğini ifade ettiğini söyledi. Temsilcilerin ve sendika yöneticilerinin kendilerini yalnız bıraktığını sözlerine ekleyen direnişçi işçi, baştemsilcinin içerde çalışan işçi arkadaşlarını sizin de adınız listeye geçer, onlarla görüşmeyin! vb. sözler sarfettiğini belirtti. Çevredeki örgütlü-örgütsüz fabrikalardan ziyaretler gerçekleştiğini, keyfi işten atmalara karşı direnişlerini büyüteceklerini ve mücadelenin sürdürüleceğini ifade etti. Evet, iş bırakma eylemimizin kısmen kazanımla sonuçlandığını düşünüyorum. Biz, asistan hekimler olarak bazı günler gün aşırı nöbete kalıyor, bir hafta boyunca saate yakın çalışıyor, 40 kadar hastaya bakıyoruz. Bu da bizde ister istemez performans düşüklüğüne neden oluyor. İşimizi yapamaz duruma geliyoruz. Bir de yaşadığımız bu sorunların yanında kadın olma durumu var ki yaşadığımız sorunlar bir kaç kez daha katmerlenerek büyüyor. Bunları burada anlatmaya gerek duymuyorum. Yaşadığımız ülkede kadına verilen misyon belli, kadın kimliğimizden kaynaklı daha fazla eziliyor daha fazla sömürü ve hakarete de maruz kalabiliyoruz. Yaptığımız anlaşmayla birlikte asistan hekimin Araştırma Görevlileri Temsilciler Grubu tarafından seçimle belirlenecek kişi olmasına karar verildi. Ayrıca günaşırı nöbet tutulmaması, haftada 80 saatten fazla mesai yapılmaması, poliklinikte acil hastalar hariç asistan hekim başına 40 hastadan fazlasına bakılmaması, asistan hekimlerin mesai bitim saatlerinin en geç olarak belirlenmesi şeklinde düzenlenmesi ve uygulamaya geçilmesi noktasında karar kılındı. Bunun üzerine de bir anlaşma imzalandı. Bunlar bir hafta gibi kısa bir sürede başlatmış olduğumuz iş bırakma eylemiyle sağlandı. Evet, bu bir kazanım fakat bana göre asıl kazanım bir bütün olarak elde edilmediği sürece kazanım değildir. İşçi Meclisi: Son olarak önümüzde varolan bir seçim süreci var seçimlerle ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz? Evet, ben Kürt'üm ve çiftci bir ailenin kızıyım. Çok zor koşullarda okuyorum. Kaldı ki yaşamımız da böyle. Ç.Ü. Tıp Fakültesi'ni kazanarak geldim memleketimden. Adıyamanlıyım, ezilen yok sayılan asimile ve inkar edilen bir ulusun ferdiyim ve tüm yok sayılmalara dilimi, kimliğimi inkar edenlere karşı ben bu sistemin hiçbir partisine güvenmiyorum. Artık oy vermem. Hiç bir siyasi partinin emek mücadelesi verdiğini düşünmüyorum. Bugün işten çıkarmalara, emek sömürüsüne, hak gasplarına karşı grevlerde direnişlerde yerini alan işçilerin yanında hiç bir siyasi partiyi görmedim. Yaptıkları gövde gösterisinden başka bir şey değil diye düşünüyorum. Bu yüzden seçimlerde oy kullanmayacağım. Geçtiğimiz seçimlerde kullanıyordum fakat bu seçimlerde asla düşünmüyorum. Bizim üstümüzden hiç bir siyasi partinin propaganda yapmasına izin vermem. Sistemi yok edebiliyorlarsa buyursunlar. Merhaba İşçi Meclisi okurları. Ben 8 yıldır tekstil sektöründe çalışıyorum. İşçi Meclisi'ni yeni okumaya başladım. Tamamıyle bizim yaşadığımız sorunları ve çözüm yollarını anlattığını düşünüyorum. Ben de işyerimde yaşadığım sorunları paylaşmak istiyorum. Çünkü yaşadığımız sorunların hemen hemen her sektörde aynı olduğunu artık biliyorum. Bizler çalıştığımız atölyede 180 işçiyiz. Asgari ücretin çok altında sigortasız çalışıyoruz. Fazla mesai yapıyor, mesai ücreti alamıyoruz. Normal koşullarda 13 saat çalışıyoruz. Bazen çalışma saatlerimiz 18 saate kadar çıkıyor. Hastalandığımızda hastaneye gitmek için dahi izin alamıyoruz. Patron tarafından işten çıkarılmakla tehdit ediliyoruz. İşte böyle günlerden bir gündü. Mesai arkadaşlarımızdan Akdeniz anemisi denilen hastalığı olan Fatoş işyerinde birden düşerek baygınlık geçirdi. Bizler de işi bırakarak yanına koştuk. Kendinde değildi. Patron gelerek tansiyonu düşmüştür, işinize devam edin diyince kan beynimize sıçradı. Biz iki kişi arkadaşımızı taksiye bindirip hastaneye götürdük, sonra ailesine haber verdik. Atölyeye döndüğümüzde tüm arkadaşlarımız kapının önündeydi. Neler olduğunu anlamadık, şaşkınlık içindeydik. Sonra öğrendik ki biz hastaneye gittikten sonra patron işlerinin başına dönmeleri için bağırıp çağırarak hakaretler yağdırmış, bayılan arkadaşımızın da bunu bilinçli olarak yaptığını, hasta olmadığını, çalışmamak için numara yaptığını söylemiş. İşçi arkadaşlarımız hastalığını bildiği için patrona karşı gelerek söylediklerinin doğru olmadığını dile getirmişler ve bunun üzerine patron ve bir kaç ustabaşıyla tartışmaya başlayarak makineleri kapatıp atölyenin kapısı önünde beklemeye başlamışlar. Biz geldiğimizde arkadaşlarla ortak karar almak için yaklaşık 3 saat oturup konuştuktan sonra "Madem dışarı çıktık içeri tekrar girmek için nedenlerimiz olmalı" diyerek kararlar aldık. Bu konuda İşçi Meclisi'ndeki arkadaşlarımızı da arayarak destek ve yardımlarını talep ettik. İlk talebimiz sigorta ve mesailerin kaldırılması oldu. Yaklaşık bir hafta boyunca işe gittik ve atölye kapısının önünde bekledik. İşbaşı yapmak isteyen arkadaşlarımızla konuşarak içeri girmelerini önledik. Bir haftanın sonunda patron bizim iki talebimizi kabul etti. Atölyede ustabaşılar ve bazı makineciler sigortalıyken bizlerinde sigortası yapıldı ve yaptığımız mesainin ücretini alır olduk. Bütün bunlar yeterli mi derseniz yetmiyeceğini de artık biliyoruz. Yetmediğini ve tüm haklarımızı almak için adım attığımızı düşünüyorum, bugün hala yaşadığımız sorunlar var ve bu sorunlarla mücadele etmenin yöntemlerini ve araçlarını öğreniyoruz. Tekstil işçisi Ali

12 12 TMMOB'un düzenlediği yerel kurultaylar kapsamındaki 2. İstanbul Yerel Kadın Kurultayı İSMMMO'da gerçekleştirildi. Kurultay İKK Kadın Komisyonu tarafından örgütlendi. Kurultay için kadın emeği, kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet rolleri ve TMMOB'de kadın örgütlenmesi başlıkları altında sunumlar yapıldıktan sonra karar önergelerinin görüşülmesine geçildi. Kurultaya 90 kadın mühendis, mimar ve şehir planlamacısı katıldı. Saat 14.00'ten itibaren izleyebildiğimiz kurultayda söz alanlar genellikle elektrik, çevre, gıda mühendisliği alanlarındandı. Kadın emekçinin az olmasının İngiltere'de yapılan bir araştırmada, artık sokakta oynamayan çocukların fiziksel olarak daha zayıf hale geldikleri belirlendi. Acta Paediatrica adlı çocuk sağlığı dergisinde yayımlanan araştırma, vaktini ağaca tırmanmak, ip atlamak, top peşinde koşturmak gibi oyunlar yerine bilgisayar ve televizyon başında geçiren çocukların sağlığı konusundaki kaygıyı dile getirdi. Çocuk fitness uzmanı Dr. Gavin Sandercock ve ekibi, 2008'de 10 yaşındaki 315 çocukla yaptıkları araştırmayı, 1998'de aynı yaş grubundaki 309 çocuk üzerinde yapılan araştırmayla karşılaştırdıklarında, günümüz çocuklarının kaslarının 1990'lı yıllarda büyüyenlere göre daha zayıf olduğunu tespit etti. Boy-kilo aynı olsa da Araştırmacılar, boy ve kilo oranları aynı olsa bile, bu dönemin çocuklarının fiziken daha zayıf ve kas yapısının daha az olduğunu, önceki kuşakların basit gördüğü fiziksel hareketleri bile yapamadıklarını saptadı. yanında oda yönetimlerinde de çok daha kısıtlı ölçülerde yer alan makine ve gemi mühendisliğinden kadın emekçiler de söz alanlar arasındaydı. Kurultayda kadın emeğinin korunmasına ve eşit işe eşit ücret ilkesinin uygulanmasını sağlamaya yönelik öneriler oybirliğiyle kabul edildi. Ulusal İstihdam Stratejisi'nden çıkışını alan ve kadınlar için çok daha büyük bir güvencesizlik getiren esnek çalışma ve bölgesel asgari ücret gibi politikaların şiddetlendirilmesini gündemleştiren öneriler sırasında salondan söz alan mühendisler genellikle AKP'ye muhalefetle sınırlı, belirgin ulusalcı mesajlar verdiler. Araştırmada, 10 yaşındaki çocukların mekik çekme sayısının 2008'deki çocuklarda 1998'lerdekine göre oranla yüzde 27.1 azaldığı, kol gücünün yüzde 26, tutuş gücünün yüzde 7 zayıfladığı görüldü. Önceki kuşağın iki katı kadar çocuğun da parmaklıklara asıldıklarında kendi ağırlıklarını çekemedikleri belirlendi. Dr. Sandercock, bu bulguların 'şoke edici' olduğunu söyledi. Bizce şoke edici olan insanlığın halen bu kapitalist kentleşmeye katlanması! İnsanlar katlanıyor katlanmasına, çocukların doğada özgürce değil, ancak bulabildikleri "oyun sahalarında" oynamasına da katlanıyoruz. Alışıyoruz, çünkü alternatif yok zannediyoruz. En iyi halde, En canlı tartışmalar ise TMMOB'deki kadın emekçilerin önünü açmaya ve daha ileri bir temsili gerçekleştirmeye yönelik olarak örgütlenme komisyonu tarafından hazırlanan önergeler sırasında gerçekleşti. TMMOB yönetim kademelerinde kadın ve erkeklerin daha dengeli bir dağılım sağlanması; bunun için yüzde 35'lik kota uygulanması; kadın çalışmalarına bütçe ayrılması; seçimlerde kadın ve erkek eşit oy almışsa kadının, iki kadın eşit oy almışsa genç olanın tercih edilmesi önerileri oybirliğiyle kabul edildi. TMMOB kadın meclisinin oluşturulması da oy çokluğuyla karar altına alındı. Araştırmada, 10 yaşındaki çocukların mekik çekme sayısının 2008'deki çocuklarda 1998'lerdekine göre oranla yüzde 27.1 azaldığı, kol gücünün yüzde 26, tutuş gücünün yüzde 7 zayıfladığı görüldü. durum içinde çözüm bulmaya çalışıyoruz, oysa çocuğun iyi yaşaması için bu sistemde her şey paradan geçiyor, o da işçi çocuklarında zaten yok. Artık yeter! Çocukların kasları bile isyan ediyor bu kapitalist zamanlarda. Eve tıkıldık kaldık! Yeni bir yaşama ihtiyacımız var. Makineye-sermayeye köle değil özgür olduğumuz, doğaya düşman ondan uzak ve yabancı değil onun bir parçası olduğumuz, insanca yaşayıp, istediğimiz gibi çalışıp, oyunun, eğlencenin yaşamın parçası olduğu bir hayat! Köylerden, kasabalardan, şehirlerden yola çıkarak 11 koldan 40 gün 40 gece Ankara ya yürüyen Anadolu yu Vermeyeceğiz grubu Ankara ya girmelerine izin verilmemesi nedeniyle bir haftayı aşkın süredir Ankara girişinde bekliyor. Kervan mensupları Anadolu daki doğa tahribatına dur demek için başlattıkları mücadeleyi sonuç almadan bırakmayacaklarını söylüyorlar. Ne istiyorlar? Anadolu Kervanı nın üyeleri, taleplerini Büyük Anadolu Yürüyüşü Manifestosu nda dile getirmişti. Taleplerden bazıları özetle şöyle: Doğayı bir meta olarak gören kalkınma modeli terk edilmeli, doğa anamızın yaşama hakkı anayasal güvence altına alınmalı. Her insan doğduğu yerde doyabilmeli. Büyük kentlere göçü engelleyecek ve geleneksel yaşamı destekleyecek düzenlemeler yapılmalı. Kırsal yaşamımızı, kültürel mirasımızı ve biyolojik çeşitliliğimizi tehdit eden hidroelektrik santral ve baraj projeleri durdurulsun. Ormanlarımızın yok olmasının önünü açacak 2B yasal düzenlemeleri derhal geri çekilmeli, ormanların özelleştirilmesine son verilmeli. Koruma,tarım alanlarını ve canlı yaşamını dikkate almayan madencilik faaliyetleri durdurulmalı, bunların maden ruhsatları iptal edilmeli. Yanlış tarım politikaları terk edilmeli; tüm tarımsal faaliyetlerde doğanın dengesigözetilmeli, doğru yerde doğru ürün ilkesi benimsenmeli. Canlı yaşamını tehdit eden hibrit tohumların, GDO lu ürünlerin, üretimde kullanılan her türlü kimyasal maddenin kullanımı durdurulmalı. Bu topraklarda yaşamış uygarlıklardan günümüze miras kalan nice kültürel zenginliğimizi tehdit eden projeler derhal durdurulmalı. Otoyol, köprü ve konut projeleri durdurulmalı, karbon salınımını azaltacak demiryolu ulaşımı geliştirilmeli ve yaygınlaştırmalı. Doğaya verdikleri zarar tartışılmaz olan termik santrallar ve gündemdeki nükleer santral yatırımları derhal durdurulmalı.

13 13 Önceki aylarda Antik Yunan'ın köleci demokrasisini ve kapitalizmin gelişimiyle ortaya çıkan burjuva demokrasisinin tarihini incelemiş ve demokrasinin içerisinde varolduğu sistemin sınıf rengini aldığını ifade etmiştik. Demokrasi sömürücü sınıfların çıkarlarına hizmet ediyor, köle sahiplerinin, burjuvaların sömürü özgürlüğünü ifade ediyordu. Halkın iktidarı olarak adlandırılan sistem üretim araçlarının sahibi olan sınıfın diktatörlüğünü temsil eder, burjuva demokrasisi aynı zamanda bir burjuva diktatörlüğüdür. Demokrasinin işlevini açıklığa kavuşturduktan sonra burjuvazi için demokrasinin neden zorunlu olduğunu görmeye, demokrasinin bir yönetim biçimi olarak neden tarih sahnesine çıktığı sorusunu yanıtlamaya yöneleceğiz. Burjuvazinin sermaye birikimi arttıkça tüm toplumsal aygıtlar sermayenin ve çıkarlarının kontrolüne geçer. Kapitalizm büyür ve hızla yeni işçi orduları yaratmaya başlar. Daha fazla fabrika, daha fazla yatırım onlar için daha fazla kar, işçiler içinse yeni sömürü alanları anlamına gelir. Devlet başta olmak üzere kültür, hukuk, din, sanat tüm toplumsal aygıtlar burjuvazinin hizmetine girer. Kapitalist egemenlik ekonomik ilişkilerin, sermaye gücünün temelinde salt bir ekonomik egemenlik olmaktan çıkar her yönden sermaye egemenliği anlamına gelir. Egemen sınıflar tarih boyunca ezilenleri baskı araçlarının gölgesi ile kontrol altında tuttular. Burjuvazi de iktidarı ele alır almaz işçi sınıfının hak istemlerini katliamlarla yanıtlamaktan geri durmadı. Faşizm bir dönem boyu burjuvazinin iktidar biçimiydi. Dünyanın her yerinde sayısız işçinin kanı üzerinde sermayenin çarkını döndürdü. Fakat, tek yönlü baskıya dayanan iktidar biçimi diğer yanıyla da toplum üzerindeki etkiyi zayıflatmakta, karşıtının sürekli doğmasına zemin hazırlamaktaydı. Sürekli varlık zemini bulan ve burjuvaziyi sıkıştırarak demokratik dönüşümlere zorlayan halk hareketleri bu rejimin karakteridir. (Arap diktatölüklerindeki güncel demokratik halk hareketleri bu gözle değerlendirilebilir.) Aynı zamanda sermayenin gelişimi, tek tip insan ve ilişkinin ihtiyaçlarını karşılayamaması, üretimin kazandığı yeni evreyle kendine sıkı sıkıya bağlı bir toplum biçimine sahip olmak istemesi yönetim biçiminin farklılaşmasına yol açar. Eşitlik, özgürlük kisvesi altına gizlenen burjuva sınıf egemenliği işçi sınıfının başkaldırışını geciktirmenin, toplumun bilincini bulanıklaştırmanın oldukça ideal bir yoludur. Kapitalizmin kirli Burjuva demokrasisi sermayenin egemenliğinin sağlamlaştırılmasıdır. Çok sayıda partinin varlığı, seçme seçilme hakkı gibi tüm topluma sunulduğu iddia edilen özgürlük sadece patronların özgürlüğünü getirir. yöntemlerinin toplumda yarattığı muhalefet de bu yolla içerden esir alınmaya çalışılır. Burjuva demokrasisi işçi sınıfına yönelik baskı ve şiddeti de ortadan kaldırmaz. Sınıf düşmanı işçi sınıfını kendi yaşamı, sınıfsal talepleri adına karşısında görünce derhal silaha sarılır. Burjuva demokrasisi sermayenin egemenliğinin sağlamlaştırılmasıdır. Çok sayıda partinin varlığı, seçme seçilme hakkı gibi tüm topluma sunulduğu iddia edilen özgürlük sadece patronların özgürlüğünü getirir. Siyasal partiler, sivil toplum kuruluşları gibi tüm politik aygıtlar burjuva demokrasisinin, tüm alanları azami kar gözüyle biçimlendirme niyetinde buluşurlar. O özle ancak farklı biçimlerle varolurlar. Bu halleriyle alternatifli bir siyaset görüntüsü çizerler. Ancak işçi sınıfına günde 8 saatten 16 saate kadar patronların hesabına çalışmaktan başka bir özgürlük getirmezler. Kapitalist üretim ilişkileri ilerlerdikçe tüm toplumu üretime katar, işçileştirir. İşçilerin sayısı arttıkça sermaye katlanarak büyür. Tekelci azınlığın üretici toplum üzerinde hakimiyet kurması, egemenliğini sağlamlaştırabilmesi için burjuva demokrasisine ihtiyacı vardır. Burjuva demokrasisinde artık tek tip egemenlik aygıtları yoktur, sermaye kendi çıkarları ve kültürüyle tüm toplumsal alana hakim olmuştur. Siyasal, sosyal, kültürel bir çok alternatifle toplumun karşısına çıkar, onu her yönden kuşatır. İşçiler tek form olmak zorunda değildir. Burjuva egemenliğinin tamamını siyasal araçlar da oluşturmaz. Medya, eğlence, sanat, toplumsal ilişkiler, aile, din, dil Her alanda işçilere onlarca alternatifleri vardır. AKP li de olabiliriz, CHP li de, onlarca gazeteden birini okuyabilir, sevebiliriz. Farklı kimliklerin kendini ifade yolu açılmış gibi görünür. Hatta burjuva demokrasisi kendi sistemiyle barışık komünistini dahi yaratır. Tüm bu rengarenk burjuva masalı işçi sınıfının içerden esir alınmasını sermaye kültürünün tüm toplumu sarmasını ve nihayetinde işçi sınıfının azami kar boyundurluğunun daha güçlü sürdürülmesini ifade eder. Egemen sınıflar tarih boyunca demokrasiyi kendi egemenliğini meşrulaştırmanın ve toplumu kendi varlıklarına bağlamanın aracı olarak kullandılar. Köleci demokrasi tam da üretim ilişkilerinin yeni bir evreye girdiği meta üretiminin arttığı ve yoksul isyanlarının köle sahiplerini sıkıştırmaya başladığı dönemde ortaya çıkmış sihirli bir formüldü. Burjuva demokrasisi de aynı tarihsel anlama sahip ve elbette çok daha gelişkin bir sömürülenleri yönetme aygıtıdır. Güney Kore de Yoosung Enterprise otomotiv fabrikasında 500 işçi, toplu sözleşme görüşmelerinde sendika ve fabrika yönetimi arasında görüşmeler tıkanınca ve talepleri karşılanmayınca işçiler üye oldukları Kore Sendikalar Federasyonu ile birlikte fabrikayı işgal ettiler. Yoosung Enterprise fabrikasında ki grev diğer 5 büyük otomotiv fabrikasının ve 5 bin yedek parça üreticisinin üretimini de büyük oranda etkiledi. Kapitalizm insanlık tarihinin gelişiminin önünde engelidir. Toplumun çok büyük bir kesiminin emeğini gasepederek dünya üzerinde egemenlik kurmuştur. İşçi sınıfı kendi hayatı için burjuva demokrasisinin tüm kurum ve aygıtlarının karşısına dikilecek ve azınlığın egemenliğini ifade eden tüm demokrasilerden daha üst bir demokrasiyi, sosyalist demokrasiyi yaratarak insanlık tarihini yeniden başlatacaktır. İşçi sınıfı üretim araçları üzerindeki özel mülkiyeti, sınıflı toplumu ortadan kaldırmak, tüm sömürücüleri tarih sahnesinden silmek adına kendi sınıfının iktidarını kurmak zorundadır. Evet her demokrasi kendi sınıf rengiyle varolur. İşçi sınıfının demokrasisi de için de bu geçerlidir. O, dünyayı yaratanların demokrasisidir ve dünya tarihinin tek meşru demokrasisi olacaktır. Gelecek sayıda sosyalist işçi demokrasisi kavramını ve demokrasinin ömrünü tartışacağız. İşçilerin mücadelesi karşısında birleşen Hyundai, Kia, GM Korea, Renault Samsung ve Ssangyong patronları, 24 Mayısta polisi işçilerin üzerine saldırtarak işçilerin fabrikadan çıkartılmasını sağladı. Kore Sendikalar Federasyonu (KCTU) polis saldırısını kınayan bir açıklama yaparak, Yasaları hiçe sayarak polisi fabrikanın içine saldılar. Bu hareket barbar bir davranıştır. Biz Yoosung Enterprise ın sendikalı işçileri olarak amacımıza ulaşıncaya kadar eylemlerimize devam edeceğiz dedi.

14 14 Uyarı: Bu yazı film hakkında bilgi vermekte ve "Devrimden sonra" ismi nedeniyle film konusunda oluşan olumlu önyargıları etkilemektedir. Nazım Hikmet Kültür Merkezi tarafından yapılan "Devrimden Sonra" filmi geçtiğimiz günlerde gösterime girdi. Film, anlatmayı hedeflediği tarihsel kesit nedeniyle merak uyandırmıştı. Biz de isminin cazibesine kapılarak büyük bir heyecanla gittik "Devrimden Sonra" filmine. Eminiz ki bu isimde bir film, sosyalizm inancı olan herkesde bu heyecanı yaratmıştır. Sosyalist cepheden sanat üretiminin toplam siyasal tabloyla ilintili olarak oldukça kısır olduğu bugünlerde sosyalist devrim sonrasını anlatmayı hedefleyen uzun metrajlı bir filmin yapılmış olmasının yarattığı heyecan haksız da sayılmaz. Ancak filmin gösterime girişinin ardından yapılan değerlendirmeler, filmin pek çok çevrede hayal kırıklığı yarattığını gösterdi. Mehmet Kenan Aybastı'nın yönetmenliğini yaptığı film, gerçekleşen devrimden sonra ülkeyi terk etmek zorunda kalan bir burjuva çiftin diyaloglarıyla başlıyor. Bu arada radyodan devrim yasaları halka anlatılıyor. Bu bölümden anlaşılan kamulaştırmanın yoğun bir şekilde başladığı ve mülk sahiplerinin rahatsızlığı... Filmin internet sitesinde şu ifadeleri yer alıyor. "Devrimden Sonra, Türkiye'de gerçekleşebilecek bir devrimin hayata ve sokağa nasıl yansıyabileceğini, devrimin, sıradan insanların, işçilerin, gençlerin, emeklilerin hayatlarında neleri değiştirebileceğini anlatıyor." Film, birbirinden bağımsız 8 öyküden oluşuyor ve her bir öyküde, yaşanılan sorunların sosyalizmde nasıl "çözüldüğü" gösteriliyor. Birbirinden ve devrimden bağımsız ve habersiz 8 öykü ile sosyalizmin insanların hayatlarında yarattığı değişikliklere değinmeye çalışıyor. Patron, köylü, emekli, işçi birbirinden kopuk olarak karşımıza çıkarak sosyalizmi öğrenmeye çalışıyor. Gariptir ki, filmin tamamında göze çarpan sıkıntı, ülkede devrim olmuş lakin bundan işçi sınıfı dahil kimsenin haberi yok! Devrimin hemen sonrasında, köyde boş boş oturup, kahvede okey oynayan komünist Ömer Abi tiplemesi ile birlikte hayret noktamız doruğa doğru yol almaya başlıyor. Bu devrimin nasıl ve kimler tarafından yapıldığı da bir muamma! Filmde dikkatimizi çeken ilk şey yapılan devrimin niteliği. Filmin ortalarında kendine yer bulabilen işçiler gerçekleştirilen devrimden habersizler. Onlar fabrikada çalışmaya devam ederken gelen güzel bıyıklı, sakallı "komünistler" artık fabrikanın kamulaştırıldığını duyuruyor. Fabrikadaki işçilere devrim müjdesi veriliyor fakat işçiler buna ne tepki vereceğini bilemiyor, kaygıları sadece ücretlerin düşüp düşmeyeceği! Vardiya sonunda ürkekçe biraraya gelip "komünistler"den kaba ajitasyon cümleleriyle artık nasıl üreteceklerini öğrenmeye çalışıyorlar. 2 işçi devrim müjdesinden sonra olayı değerlendiriyor: "Yahu bunlar işsizlik yasak filan diyorlar, şimdi bizi işten atıp, hapse mapse atmasınlar" Film ilerledikçe anlıyoruz ki sadece işçilerin değil toplumun hiç bir kesiminin devrimden, sosyalizmden haberi yok. Küçük bir grup topluma devrim yaptıklarını anlatmaya çalışıyor, radyo bildirileri, gazeteler yayınlıyor. Öyle ki sokakta satılan Devrim adlı gazeteler dahi yanından geçenlerden pek ilgi görmüyor. Toplumsal hayatta hiçbir değişiklik yok, herkes işine bakıyor. Marketlerde Eti, Ülker ürünleri rafları doldurmuş, Türk bayrakları da gözden kaçmıyor. Dikkat çeken bir sahnede, 18 kitap yazmış ve devrimin öncülerinden olan bir profesörün evde çalışırken çalan kapıya karşı kayıtsız kalıp, ısrarlı ding donglardan sonra karısı olduğu tahmin edilen kadına buyurgan bir şekilde "Seviiiiiim, baksana şu kapıya" şeklindeki tavrı. Filmde Kürt işçi sınıfının talep ve özlemlerine rastlamak ise mümkün olmuyor. Filmde birçok şey gibi Kürtler de yok. Peki bu devrimi kim yaptı? Filmde kulakları çınlatan soru: "Peki bu devrimi kim yaptı?" Sosyalist devrim, işçi kitlelerinin tüm toplumsal yaşamı özel mülkiyetin cenderesinden kurtararak yeniden yapılandırdığı bir süreçtir. Yeni toplumsal sistem eski sistemin içinde mayalanır, gücünü üretici güçlere dayanmasından alır. Üretimi elinde bulunduran toplumsal sınıf dinamik ve güçlü olandır. Sosyalist devrimin yeniyi yaratma gücü, bugünün üretici gücü işçi sınıfının ellerinde somutlanır. Filmdeki sosyalist devrim ne işçi sınıfına dayanıyor ne de onun elleriyle toplumsal yaşamı yeniden organize ediyor. Diğer yandan parlementer yollarla başa gelmiş bir grup olsalar yine bu süreçte toplumun onları tanımaması pek makul bir seçenek değil. Kısacası filmdeki devrimin nasıl bir şey olduğunu anlamak mümkün değil. Sanat yapıtı hiç bir zaman sadece sanat yapıtı değildir. O bize hem kendi Sosyalist cepheden sanat üretiminin toplam siyasal tabloyla ilintili olarak oldukça kısır olduğu bu günlerde sosyalist devrim sonrasını anlatmayı hedefleyen uzun metrajlı bir filmin yapılmış olmasının yarattığı heyecan haksız da sayılmaz. Ancak filmin gösterime girişinin ardından yapılan değerlendirmeler, filmin pek çok çevrede hayal kırıklığı yarattığını gösterdi. üretim sürecine hem de siyasal, sınıfsal arka planına dair bağlantılar verir. Filmdeki devrim, onu üreten grubun devrim tahayyülünü bize anlatıyor demek yanlış olmaz. Aydın "komünistler", bir türlü sosyalizmi öğrenemeyen işçiler, aptal yerine konan ve dönüşümde hiç parmağı bulunmayan toplum TKP'nin devrime bakışını da gözümüzde somutluyor. Ne komiteleri kuran ne de dönüşümü başlatan kimse yok. Gariptir, fabrika komiteleri devrimden sonra kuruluyor. Küçük burjuva devrimcimiz, devrimden sonra da kendini zorlu bir savaşım içinde bulmuyor. Patronlar taksiye atlayıp rahatça havaalanının yolunu tutarken sokaklarda kimse yok. Sadece başka bir kesitte 20 kadar öğrencinin iktidara destek eylemi yaptıklarını görüyoruz. Milisinden komite sorumlularına film işçisiz olmaya yemin etmiş gibi. Her yerde öğrenciler karşımıza çıkıyor. Filmi üreten kurum aklımıza geldikçe bu durumu pek te garip karşılamıyoruz. Filmin hemen her kesitinde eleştirilecek bir çok nokta daha var. Ancak hepsi bu ana sorunla ilişkili. İşçisiz devrim bu kadar oluyor. Teknik sorunlar, amatörlük bir yere kadar anlayışla karşılanabilir fakat burada sosyalizmin içinin epey boşaltıldığı görülüyor. İşçisiz devrim bir o kadar da coşkusuz. Her yerde sıkıntılı, soğuk yüzlü toplum bireyleri ve "komünistler" var. Filmdeki coşku sorununu da yapılan devrimin sınıf niteliğiyle açıklamak gerekiyor. Toplumun dönüştürücü gücünü oluşturan işçiler bu kadar dışarıda kalınca haliyle filmdeki karakterler de pek dinamik olamıyorlar. Nasıl olduğu belirsiz bir devrime inanmaya çalışıyorlar. Film ne yazık ki dar propagandif niteliğe dahi sahip değil. Coşku sorunu motive etmekten çok sıkıntı veren bir filme dönüştürüyor.

15 15 Emperyalist G-8 ülkelerinin basında "zirvenin 8 emperyalistin devlet başkanları, dönem başkanı Fransa'nın lanetli ev sahiplimını yitirdiğine" yapılan vurgular bileşimi ile toplanmasının anlağinde Normandiya sahillerindeki bir hayli fazlalaşmıştı. Deauville kentinde toplandı. Uluslararası tekelci kapitalist sermayenin irilerinin temsilcileri olarak zirveye katılan 8 ülkenin devlet başkanı, emperyalist hakimiyet politikalarını yaniden gözden geçirmek ve biçimlendirmek üzere görüş alışverşinde bulundular. Bu tür toplantılar, tekelci kapitalist devletlerin hem emperyalist saldırganlıkta eşgüdüm sağlanması, hem de aralarındaki dünya pazarına egemenlik arayışı dolayısıyla süregelen anlaşmazlıkların arka planda tartışıldığı gündemlerle sürdürülegelir. Tahmin edilebileceği üzere en önemli gündem maddesi, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki diktatörlükleri yerle bir eden kalkışmaların kapitalist sistem içerisinde rehabilitasyonu denilebilecek önlemleri almak oldu. Emperyalist tekelci kapitalizm, Ortadoğu'daki ayaklanmalar sonrası ortaya çıkan durumu kendi cephesinden olanağa çevirmeye çalışıyor. Ayaklanmaların tek tek ülkelerdeki kapitalist üretim ilişkilerini hedefleme potansiyelini güçlü biçimde taşıdığını sınıfsal konumlanışları gereği bilen emperyalistler, mali yardım olarak tanımladıkları sermaye ihracı ile, ayaklananların öfkesini başlangıçta yatıştırmaya ve sonrasında kapitalizm sınırları içersinde tutmaya çalışacak. Bir diğer gündem maddesi nükleer santrallerin Japonya'daki depremden sonra kamuoyunun gündemine girmiş olması ve hükümetlerin şimdilik başını ağrıtan bir konu olması dolayısıyla tartışılmasıydı. Alınan kararlar temenniden öteye gidemezdi, çünkü tekelci kapitalist rekabetin en önemli bileşenlerinden birini nükleer enerji kaynağı oluşturuyordu. Zirve öncesinde internet sektöründe başı çeken şirketlerin temsilcilerinin katıldığı bir dizi toplantı gerçekleştirildi. İnternetin, isyanlarda oynadığı rol emperyalistleri tedirgin etmiş bulunuyor. Bu toplantılarda açık açık söylemeseler bile, bu gündemle toplanılmasını internet kullanımının apolitikleştirilmesi politikalarına hız vereceklerine dair bir işaret olarak algılamak gerekiyor. Emperyalist zirve üzerine batılı burjuva basında zirvede alınacak kararlar günler öncesinden yazılmaya başlanmıştı. Ayrıca aynı Bu sekiz emperyalist devletin biraraya geldiği toplantılar dünya işçi sınıfının hedefi haline geldiler, nerede toplantı yapsalar, alınan bütün polisiye önlemlere rağmen, orası işçi sınıfı örgütleri tarafından işgal edildi ve sürekli teşhir kampanyalarının konusu oldu. Dünya işçileri ve emekçileri tarafından lanetli 8`li olarak toplumsal bellekte yer ettiler. Artık ıssız yerlerde toplantı yapıyorlar. Bu teşhir olmuş lanetli konumlarını 8`i 20 yaparak aşmaya çalışacaklar. Artık gündemimizde daha fazla G-20 olacak. Bu genişleme emperyalist tekelci sermayeyi iki bakımdan rahatlatacak. Uluslararası tekellerin en çok sermaye ihracı yaptıkları ülkeler ikinci grupta yer alıyor. Önemli emek gücü sömürüsü potansiyeline sahip bu ülkelerin hükümetlerinin katılımıyla genişleyen birlik, emekçilerinin zihninde böylelikle "katılımcı" bir algı yaratabilecek. İkinci olarak alacakları kararlara diğer kapitalist ülke yönetimlerini de katarak, onların serzenişlerini de, katkılarını da dikkate alarak demokratik bir vizyon verecekler. Özetle G-8`in de, G-20'nin de arkasını kazıdığımızda emperyalist küresel tekelci kapitalistlerin hakimiyeti çıkıyor. Önümüzdeki Gürcistan'da "Gül Devrimi" olarak adlandırılan ABD'nin desteklediği hereketle 2004 yılında iktidara gelen neoliberal Mikhail Saakaşvili'nin yönetimine karşı gerçekleşen gösteriler şiddetle bastırıldı. Polis, Tiflis'te meclis binasının önünde beş gün boyunca aralıksız nöbet tutan binlerce emekçiye müdahale etti. Olaylarda iki kişi öldü, 28 kişi yaralandı. Gözaltına alındıktan sonra bırakılan Interfax haber ajansı muhabiri Malkaz Chkdua, "Gözaltına alınanlara ne olacağını bilmiyorum. Şu an sorgulanıyorlar. Ancak birçoğu kanlar içinde, hatta bacakları kırık olduğu için yürüyemiyorlar" dedi. G-20 zirvesinde konuşulacak gündem maddelerine bir göz attığımızda dahi farklılık daha iyi anlaşılıyor. Mali piyasalar, bankacılık düzenlemeleri, dünya ticareti, kapitalist gelişme politikaları tartışılacak konular arasında. ABD'nin örnek neoliberal devlet başkanlarından biri olan Saakaşvili, "Bu provokasyonlar ülke dışından planlanıyor. Düşman tarafından yapılacak herhangi bir provokasyona karşı uyanık olmalıyız. Bağımsızlık gününü kutlayan ülkede sıkıntı yaratmak ve sabotaj düzenlemek için Gürcistan dışında bir senaryo yazılıyor" dedi. Oysa emperyalistlerin genetiği değiştirilmiş turuncu devrimi ile iktidara getirilen Saakaşvili yönetimi, uyguladığı politikalarla toplumsal yapıyı enkaza çevirdi. Ülke ekonomisini tamamen emperyalist sermayenin denetimine açtı, ülke giderek doların denetimine girdi. İktidara geldikten hemen sonra yönetimin ilk aldığı karar aslında hükümetin öncelikli programında yer alan yabancı sermaye için yatırım ortamının sağlıklı bir hale getirilmesi idi. Emperyalist zirveye karşı Fransa'nın bir çok şehrinde gerçekleştirilen gösterilerde sayısal katılımın sınırlılığı dikkati çekti. Bunu 90'lı yılların başından itibaren özellikle Avrupa'da yalnızca anti-tekelci programatik yönelimi olan, onların deyimiyle sadece "imparatorluğa karşı insani kapitalizm" temasını esas alan toplumsal hareketlerin siyasal sınırlarına geldiğinin önemli göstergelerinden biri olarak okumak gerekir. Kapitalizme bir bütün olarak programatik karşı duruş göstermeyen akımların mevzi bir güç kaybına uğradığı bir süreci de yaşıyoruz. Emperyalist mali oligarşinin direktifleri doğrultusunda gerçekleştirilen yapısal reformlar, özelleştirme ve kamu sektörü reformu toplumsal yıkımı beraberinde geitrdi. Gürcistan örneği neoliberal yıkım politikalarının ibret verici öykülerinden bir tanesidir. Göstericiler, Saakaşvili'nin istifasını, düşük emeklilik maaşları ve artan gıda fiyatları nedeniyle istiyor. Muhalifler ayrıca Saakaşvili'nin yolsuzluğu körüklediğini söylüyor. İktidar buna karşı direnen emekçilere en sert yöntemlerle saldırdı. On yıllarca bu ülkelerde, revizyonist bürokratik devlet kapitalizmi, sosyalizm adını kullandı. Bunun bilinçleri tahrip edici etkisi Gürcistan gibi ülkelerdeki işçi sınıfının, gerçek sosyalizmi eylemleriyle yeniden tarif etmeleriyle kırılacak. Neoliberal yıkıma karşı başlayan bu savaşım burada kalmayacak.

16 Madrid ve Barselona'da başlayan gösteriler kitleselleşerek ve ülke geneline yayılarak büyüyor 15 Mayıs'ta İspanya'nın başkenti Madrid ve Barselona'da başlayan gösteriler kitleselleşerek ve ülke geneline yayılarak büyüyor. Gençlerin sosyal paylaşım ağları üzerinden sosyal hak gasplarına ve işsizliğe karşı örgütlediği eylemler sürerken Madrid'de Sol Meydanı'nı dolduran binlerce öğrenci, işçi ve emekçi Seçim Kurulu, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın gösteriyi yasaklama kararına karşın meydanı terk etmemekte kararlı. Sadece Madrid'deki Sol Meydanı'nda toplanan kitlenin sayısı 20 bin'den fazla karşılanıyor. Bir direnişçi, bütün çalışmalara (basın, yemek, temizlik, hukuk ve teknik) ilişkin komiteler kurduklarını sadece sağlık komitesinden yoksun olduklarını bunu da yakında kendilerine katılacak gönüllülerle çözeceklerini belirtiyor. Tahrir Meydanı'nda olduğu gibi burada da göstericiler internet aracılığıyla yayın yapıyorlar. Yapılacak seçimlerde hükümet partisine ve ana muhalefet partisine oy verilmemesi çağrısında bulunuyorlar. İspanya yaşanan ekonomik krizden Yunanistan, Portekiz ve İrlanda ile birlikte AB üyesi ülkeler içerisinde en çok etkilenenler arasında yer alıyor. Krizin yarattığı işsizlik gençlik kitlesini geleceksizliğe mahkûm ediyor. Bugün yapılacak seçimlerin kendi yaşamlarını olumlu anlamda etkilemeyeceğinin bilincinde olan göstericiler daha iyi bir yaşam ve demokrasi için sokaklarda olduklarını ifade ediyorlar. AB ve IMF'nin ortaklaşa İspanya'ya dayattığı önlem paketleri, eğitim ve sağlıkta yapılacak kesintilerin devreye girmesiyle genç işsizlerin durumunu daha da ağırlaştırıyor. Bugün için işsizliğin %21'leri aştığı İspanya'da, bu durum genç nüfus içinde % 45'ler civarında seyrediyor. Hükümetin devreye koymayı düşündüğü kesintiler de bu tabloya eklenince durumun ne denli vahim olduğunu gösterirken, aynı zamanda eylemlerin de kararlılıkla sürdürülmesini açıklar niteliktedir. Dolayısıyla günlerdir süren gösterilere sermaye güçlerinin müdahale etmemiş olmasının bir nedeni 22 Mayıs'ta yapılan seçimler iken, diğer ve daha önemli nedeni ise eylemlerin büyüyerek yıkıcı bir karaktere dönüşmesi olasılığının yarattığı korkudur. Sadece Madrid'deki Sol Meydanı'nda toplanan kitlenin sayısı 20 bin'den fazla. Bu büyüklükte bir kitlenin toplandığı meydanda göstericiler kolektif biçimde yeme-içme, temizlik ve sağlık ihtiyaçlarını komiteler aracılığıyla çözüyorlar. Ayrıca bütün ihtiyaçlar eyleme destek veren işçi ve emekçiler tarafından gönüllü olarak Katalonya Meydanı'nda gece-gündüz kamp kuran protestocu gençler 27 Mayıs günü polis saldırısıyla karşılaştı. 300 polis 3 bin eylemciyi alandan çıkarmak isterken, çatışmalar yaşandı, 121 kişi yaralandı. Katalan polisi ve Barselona belediye polislerinden oluşan 300 kişilik grup sabah saat 06.50'de Katalonya Meydan'ındaki gençlere saldırdı. 3 bin eylemciye yapılan saldırı sırasında 200 genç ile polis arasında çatışma yaşandı, 37'si polis 121 kişi yaralandı. Polis eylemcilere karşı plastik mermi ve cop kullandı. Polis çadırları söküp gittikten sonra eylemciler yeniden meydanı işgal etti. Suriye'de rejim karşıtı gösterilerle tanınan Humus'a bağlı Rastan ile Talbiş kentlerini tanklarla kuşatmaya alan ordu, kentlere top saldırıları düzenledi. Saldırı sonucu çok sayıda kişinin öldüğü veya yaralandığı kaydedildi. Bir görgü tanığı, telefon ve elektriklerin kesildiği kentlerin tamamen kuşatıldığını söyledi. Ülkenin doğusundaki Deyr El Zor kentinde ise rejim karşıtı gösteri düzenleyenlere ateş açıldı. İnsan hakları aktivisti Mustafa Osso, sabah saatlerinde 8 bin kişinin katıldığı gösteride, güvenlik güçlerinin ateş açması sonucu çok sayıda kişinin yaralandığını söyledi. Osso, başkent Şam'ın Zabadani ve Duma semtlerinde de gece saatlerinde gösterilerin yapıldığını belirterek, göstericilerin "halk, rejimin devrilmesini istiyor" sloganları attıklarını aktardı. Suriye'de Cuma günü ülke genelinde düzenlenen gösterilerde, askerlerin açtığı ateş sonucu en az 7 kişi öldü. İnsan hakları örgütlerine göre ülkede 15 Şubat'tan bu yana devam eden gösterilerde binden fazla gösterici hayatını kaybetti, 10 binin üzerinde kişi gözaltına alındı. Suriye yetkilileri göre olaylarda ayrıca 143 asker, polis ve güvenlik görevlisi öldü. Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da işçi ve emekçilerin daha fazla özgürlük talebiyle başlattığı isyanlar, petrol zengini Kuveyt'e de sıçradı. 2 bin kadar gösterici, Başbakan El Ahmed El Sabah'ın istifasını istedi. Ortadoğu'nun en zengin ülkelerinden birisi olan 2.7 milyon nüfuslu Kuveyt, 6 aydır Arap dünyasında devam eden isyan dalgasına kendisini kaptırdı. Başkent Kuveyt'te 2 bin kadar protestocu, Başbakan Seyh Nasir Muhammed El Ahmed El Sabah'ın istifasını istedi. Kişi başı yıllık gelirin ortalama 54 bin dolar olduğu ülke 250 yıldan beri El Sabah hanedanı tarafından yönetiliyor. Ülkede Savunma, Dışişleri, İçişleri gibi kilit bakanlıklar da bu hanedan üyelerinin elinde bulunuyor. Ancak göstericiler El Sabah hanedanını protesto etmediklerini, sadece geçen ay meclisten güven oyu alan başbakanın görevini bırakmasını talep ettiklerini dile getirdi. Başbakan'ın istifası için önümüzdeki günlerde daha geniş kapsamlı bir gösteri düzenlenecek yılında Başbakan seçilen El Ahmed El Sabah, 5 yıllık iktidarı boyunca tam 6 kez istifa ederek yeni hükümet kurdu. Yolsuzluk ve kamuya yönelik kısıtlamalarından dolayı sevilmeyen Kuveyt Başbakanı'nın kabinesi üç defa da fesh edildi.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

ULUSLARARASI İŞÇİ DAYANIŞMASI DERNEĞİ. Meslek Liseliler Ne Yaşıyor? Ne İstiyor? Boyun Eğme. Mücadele Et!

ULUSLARARASI İŞÇİ DAYANIŞMASI DERNEĞİ. Meslek Liseliler Ne Yaşıyor? Ne İstiyor? Boyun Eğme. Mücadele Et! ULUSLARARASI İŞÇİ DAYANIŞMASI DERNEĞİ Meslek Liseliler Ne Yaşıyor? Ne İstiyor? Boyun Eğme Mücadele Et! Boyun Eğme Mücadele Et! Patronlar meslek lisesi öğrencilerini sömürülecek işçi olarak görüyorlar!

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

10SORUDA AİLE SİGORTASI

10SORUDA AİLE SİGORTASI 10 SORUDA AİLE SİGORTASI T.C. ANAYASASI MADDE 60: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. 1. AİLE SİGORTASI Nedir? Aile Sigortası,

Detaylı

Necla Akgökçe den bilgi aldık. - İlk olarak ülkede kadınların iş gücüne katılım ve istihdam konusuyla başlayalım isterseniz

Necla Akgökçe den bilgi aldık. - İlk olarak ülkede kadınların iş gücüne katılım ve istihdam konusuyla başlayalım isterseniz İstanbul YDK: 1 Mayıs itibariyle başlamış olan Eme(K)adın kampanyamız kapsamında güvencesiz, görünmeyen ve yok sayılan kadın emeği üzerine araştırmalar yapmaya devam ediyoruz. Bu kez bu konuda sendikal

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ

19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ 19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI 19.09.2014 Bugün 19 Eylül. Bugün bu ülkenin mühendis, mimar ve şehir plancılarının örgütü TMMOB nin mücadele dolu tarihi açısından

Detaylı

İŞÇİLERİN 3 ACİL TALEBİ VAR!

İŞÇİLERİN 3 ACİL TALEBİ VAR! TEMMUZ 2016 İŞÇİLERİN 3 ACİL TALEBİ VAR! Taşeron işçilere kayıtsız şartsız kadro! Kıdem tazminatıma dokunma! Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi ne hayır! TAŞERON İŞÇİLERE KAYITSIZ ŞARTSIZ KADRO! AKP hükümeti

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Kazova: Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor.

Kazova: Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor. Kazova: Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor. İşçi Cephesi: Direnişiniz nasıl başladı? Kazova dan bir işçi: Bizim direnişimiz ilk önce 4 aylık maaşımızı, kıdem ve tazminat

Detaylı

Direnişteki Trakya Otocam işçileriyle söyleşi

Direnişteki Trakya Otocam işçileriyle söyleşi Direnişteki Trakya Otocam işçileriyle söyleşi 24. Toplu İş Sözleşmesi sürecinde işverenle sendika arasında anlaşma sağlanamaması üzerine Şişecam işçileri 10 fabrikada 5800 işçiyle greve gitme kararı almıştı.

Detaylı

BODRUM DA SAĞLIK ÇALIŞANLARI GREVDE

BODRUM DA SAĞLIK ÇALIŞANLARI GREVDE BODRUM DA SAĞLIK ÇALIŞANLARI GREVDE Bodrum da sağlık çalışanları iş bıraktı. Bodrum Devlet Hastanesi önünde buluşan sağlık meslek örgütü temsilcileri, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, emeklilik hakları

Detaylı

CHP İLÇE BAŞKANI RECAİ SEYMEN TEKRAR ADAY

CHP İLÇE BAŞKANI RECAİ SEYMEN TEKRAR ADAY CHP İLÇE BAŞKANI RECAİ SEYMEN TEKRAR ADAY CHP Bodrum İlçe Başkanı Recai Seymen, 29 Kasım Pazar günü yapılacak olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İlçe Kongresinde ilçe başkanlığına tekrar aday olduğunu

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 SÖZCÜ / AKP de bir kişi konuşur, diğerleri asker gibi bekler! Tarih : 06.01.2012 CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu hem AKP deki tek adamlığı hem de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın üslubunu ve liderliğini

Detaylı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum İlçe Örgütü Yalıkavak Mahalle Temsilciliği tarafından geniş katılımlı birlik ve dayanışma

Detaylı

Genel Başkanımız Haydar Arslan ın okuduğu basın açıklaması metni aşağıdadır. KGM Önünde Basın Açıklaması Yaptık

Genel Başkanımız Haydar Arslan ın okuduğu basın açıklaması metni aşağıdadır. KGM Önünde Basın Açıklaması Yaptık Sendikamız Yapı-Yol Sen 12 Nisan 2012 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü önünde ve eşzamanlı olarak tüm şube binaları önünde, Otoyol ve Köprülerin özelleştirilmesi, görevde yükselme ve unvan değişikliği

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ NEDİR? GERÇEK BİR TOPLU SÖZLEŞME İÇİN

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ NEDİR? GERÇEK BİR TOPLU SÖZLEŞME İÇİN TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ NEDİR? Toplu İş Sözleşmesi (TİS), çok genel anlamı ile emekçilerin temsilcisi sendika ile işveren temsilcilerinin, ekonomik, özlük ve çalışma koşullarını birlikte belirlemeleridir.

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Keçiören Metrosu nun Açılış Töreni nde konuştu

Başbakan Yıldırım, Keçiören Metrosu nun Açılış Töreni nde konuştu Başbakan Yıldırım, Keçiören Metrosu nun Açılış Töreni nde konuştu Ocak 05, 2017-4:11:00 Başbakan Binali Yıldırım, Keçiören Belediyesi önünde düzenlenen metro açılış töreninde yaptığı konuşmada, nüfusu

Detaylı

Koç Üniversitesi nde neler oluyor?

Koç Üniversitesi nde neler oluyor? Koç Üniversitesi nde neler oluyor? 27 Mart 2015 tarihinde, Koç Üniversitesi temizlik işçileri, öğrencileri, öğretim görevlileri, asistanları ve büro emekçileri bir araya geldiler ve bir forum gerçekleştirdiler.

Detaylı

Asgari ücret 1900 net! DİSK ten basın açıklaması

Asgari ücret 1900 net! DİSK ten basın açıklaması Asgari ücret 1900 net! DİSK ten basın açıklaması 8 Aralık öğlen saat 12 de Mecidiyeköy de toplanan DİSK yönetimi ve işçiler asgari değil insanca yaşam, asgari ücret, bin dokuz yüz net taleplerini dile

Detaylı

EYLÜL 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EYLÜL 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EYLÜL 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe örgütünün düzenlediği Yenimahalle

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

Onlar konuşur, AK Parti yapar

Onlar konuşur, AK Parti yapar Onlar konuşur, AK Parti yapar Nisan 21, 2015-8:15:00 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti'nin vadettiği şeyleri kesinlikle yapacağının altını çizdi. Davutoğlu, Ankara Atatürk Spor

Detaylı

Erkek egemenliğine, sömürüye, şiddete ve cinsel ayrımcılığa hayır demek için

Erkek egemenliğine, sömürüye, şiddete ve cinsel ayrımcılığa hayır demek için Erkek egemenliğine, sömürüye, şiddete ve cinsel ayrımcılığa hayır demek için 8 MART TA ALANLARA! 8 Mart, kadın işçilerin daha iyi çalışma koşulları için verdikleri mücadeleyi yaşamlarıyla ödedikleri bir

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Ankara Sincan da halka hitap etti

Başbakan Yıldırım, Ankara Sincan da halka hitap etti Başbakan Yıldırım, Ankara Sincan da halka hitap etti Nisan 14, 2017-7:12:00 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, Ankara Sincan ilçesi Lale Meydanı'nda mitinge katılarak vatandaşlara hitap

Detaylı

Biz yeni anayasa diyoruz

Biz yeni anayasa diyoruz Biz yeni anayasa diyoruz Ocak 05, 2015-9:32:00 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop, "Biz 'anayasa değişikliği' demiyoruz, 'yeni anayasa' diyoruz. Türkiye'nin anayasayla ilgili sorunu ancak

Detaylı

Oylar bölünmesin Türkiye bölünmesin!..

Oylar bölünmesin Türkiye bölünmesin!.. Oylar bölünmesin Türkiye bölünmesin!.. Bu bir yerel seçim değil, bir kader seçimi! AKP iktidara geldiğinden bu yana son 11 yılda biri Irak ta, diğeri Suriye de olmak üzere iki Kürdistan kuruldu. Bu yerel

Detaylı

YÖK'e 28. Yılında da HAYIR!

YÖK'e 28. Yılında da HAYIR! On5yirmi5.com YÖK'e 28. Yılında da HAYIR! Kuruluşunun 28. yıldönümünde YÖK, yurdun dört bir köşesinde üniversite öğrencilerince protesto edildi. Protesto edenler arasında öğretim görevlileri ve sivil toplum

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

1 MAYIS 2013 BİRLİK MÜCADELE DAYANIŞMA!

1 MAYIS 2013 BİRLİK MÜCADELE DAYANIŞMA! 1 MAYIS 2013 BİRLİK MÜCADELE DAYANIŞMA! İşçilerin burjuvaziye ve egemen sınıfa karşı mücadelesi sürdükçe, bütün talepleri karşılanana dek 1 Mayıs, bu taleplerin her yıl dile getirildiği gün olacaktır.

Detaylı

MİLAS TA, BELEDİYE İŞÇİLERİNE YÜZDE ZAM

MİLAS TA, BELEDİYE İŞÇİLERİNE YÜZDE ZAM MİLAS TA, BELEDİYE İŞÇİLERİNE YÜZDE 10-16 ZAM Milas Belediyesi ile DİSK arasında devam eden toplu iş sözleşmesi sonuçlandı. Buna göre işçilere yüzde 10 ila 16 arasında zam verildi. Milas Belediyesi ile

Detaylı

2017 İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU

2017 İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU 2017 İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU 1 Av.Dr. M. SEZGİN TANRIKULU İSTANBUL MİLLETVEKİLİ GİRİŞ 2015 yılı Ağustos ayından itibaren tekrar başlayan çatışmalar Türkiye tarihinde eşi az görülmüş bir yıkıma, sayısız

Detaylı

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru 17 MAYIS 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Bayram teklifi MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru ile Beşiktaş tan Samsun hareket etti. Bu Beşiktaş

Detaylı

İsviçreli siyasetçi ve örgütler: Diktatörlüğe karşı Kürtlerle dayanışma büyütmeli

İsviçreli siyasetçi ve örgütler: Diktatörlüğe karşı Kürtlerle dayanışma büyütmeli İsviçreli siyasetçi ve örgütler: Diktatörlüğe karşı Kürtlerle dayanışma büyütmeli İsviçreli örgütler ve siyasetçiler, Erdoğan diktatörlüğüne karşı yürüyerek, Kürt halkıyla uluslararası dayanışmanın büyütülmesi

Detaylı

Yaşam Boyu Öğrenme, Araştırma ve Uygulama Merkezi nin ilk şubesi Bodrum da

Yaşam Boyu Öğrenme, Araştırma ve Uygulama Merkezi nin ilk şubesi Bodrum da Yaşam Boyu Öğrenme, Araştırma ve Uygulama Merkezi nin ilk şubesi Bodrum da Muğla Sıtkı Koçma Üniversitesi, Bodrum Ticarete Odası ve Bodrum Belediyesinin katkıları ile tamamlanan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01. Günlük Haber Bülteni 27.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 26.01.2015

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Günlük Haber Bülteni 13.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sabah.com.tr Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

Türkiye'de 3 Ay OHAL İlan Edildi

Türkiye'de 3 Ay OHAL İlan Edildi Türkiye'de 3 Ay OHAL İlan Edildi Erdoğan, "OHAL uygulaması kesinlikle demokrasiye, hukuka ve özgürlüklere karşı değildir" dedi. 21.07.2016 / 09:56 Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Mersin Şehir Hastanesi Açılış Töreni nde konuştu

Başbakan Yıldırım, Mersin Şehir Hastanesi Açılış Töreni nde konuştu Başbakan Yıldırım, Mersin Şehir Hastanesi Açılış Töreni nde konuştu Şubat 03, 2017-5:56:00 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım, Mersin Şehir Hastanesi'nin ve yapımı tamamlanan

Detaylı

Temmuz 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Temmuz 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Temmuz 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin / Mezitli Belediye Başkanı nı ziyaret ederek

Detaylı

Özgürlükleri daha da güçlendirmek istiyoruz

Özgürlükleri daha da güçlendirmek istiyoruz Özgürlükleri daha da güçlendirmek istiyoruz Kasım 09, 2013-11:57:28 anda bulunduğu noktadan asla geri gitmez" dedi. anda bulunduğu noktadan asla geri gitmez, bunun teminatı AK Parti ve AK Parti hükümetleridir"

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

MAYIS 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MAYIS 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MAYIS 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık CHP İlçe Yönetim Kurulu ve Belediye

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

2016 YILI DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ

2016 YILI DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2016 YILI DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU -BİLANÇO- 23 OCAK 2017 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ YAŞAM HAKKI İHLALLERİ ÖLÜ YARALI YARGISIZ İNFAZ (Keyfi Öldürme,

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

KÜRDİSTAN STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ NAVENDA LȆKOLȊNȆN STRATEJȊK A KURDISTANȆ

KÜRDİSTAN STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ NAVENDA LȆKOLȊNȆN STRATEJȊK A KURDISTANȆ KÜRDİSTAN STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ NAVENDA LȆKOLȊNȆN STRATEJȊK A KURDISTANȆ www.navendalekolin.com - www.lekolin.org www.lekolin.net www.lekolin.info Lekolin.org ANKETLER ÇEŞİTLİ TARİHLER ARASINDA

Detaylı

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Darbeci Kurşununa Hedef Oldu

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Darbeci Kurşununa Hedef Oldu GÜNÜN MANŞETLERİ 23 Temmuz 2016 Cumartesi 11:52 Uluslararası Üniversiteler Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Darbeci Kurşununa Hedef Oldu FETÖ darbe girişimi olaylarında darbecilerin hedefinde UIC Yönetim

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ!

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! 1 KAMUNUN DÖNÜŞÜMÜ Kamunun ve kamu hizmetlerinin önceden belirlenmiş ekonomik, toplumsal, siyasal hedefler doğrultusunda; amaç ve işlevleri bakımından yeniden

Detaylı

SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi. Trans Terapi Toplantıları Devam Ediyor

SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi. Trans Terapi Toplantıları Devam Ediyor SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi SPoD, Bağımsız Seçim İzleme Platformu ile birlikte cumhurbaşkanlığı seçimlerinde demokratik gözetim hakkı çerçevesinde kırılgan grupların seçme ve seçilme

Detaylı

2016 Ocak Ayı / İşçi Aileleri Nasıl Geçiniyor? İSİG Meclisi

2016 Ocak Ayı / İşçi Aileleri Nasıl Geçiniyor? İSİG Meclisi 2016 Ocak Ayı / İşçi Aileleri Nasıl Geçiniyor? İSİG Meclisi Ön Not: Raporlarımız gerçek hayat hikâyelerine dayanmakta, yalnız işçilerin kişisel bilgileri -koruma amaçlı- olarak değiştirilmektedir 1 ASGARİ

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

E-demokrasi Projesi Anket Sonuçları

E-demokrasi Projesi Anket Sonuçları E-demokrasi Projesi Anket Sonuçları (Üniversite Dışında Kalan Gençler İçin E-Demokrasi Projesi Anket Çalışması) Sonuçlar Bu sorgudaki kayıt sayısı: 595 Anketteki toplam kayıt: 595 Toplama göre yüzde: 100.00%

Detaylı

2. Haber Listesi. 17:26 son güncelleme Bianet Bültene Abone Ol facebook twitter rss youtube BĐANET. Haber Listesi. 5. Özel Dosyalar BĐAMAG

2. Haber Listesi. 17:26 son güncelleme Bianet Bültene Abone Ol facebook twitter rss youtube BĐANET. Haber Listesi. 5. Özel Dosyalar BĐAMAG 1 / 5 07.04.2015 17:29 17:26 son güncelleme Bianet Bültene Abone Ol facebook twitter rss youtube BĐANET 4. Galeriler 5. Özel Dosyalar BĐAMAG 2. Yazılar 4. Galeriler 5. Bia Kitaplığı ENGLISH 1. Homepage

Detaylı

Çalışma hayatında barış egemen olmalı

Çalışma hayatında barış egemen olmalı Çalışma hayatında barış egemen olmalı Ocak 19, 2012-3:31:16 olduğunu belirtti. olduğunu belirterek, ''Bu bakış açısı çerçevesinde diyalog merkezli çalışmalarımızı özellikle son 7 aydır yoğun bir şekilde

Detaylı

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Doç. Dr. Ýlker BELEK Akdeniz Üniversitesi Týp Fakültesi Halk Saðlýðý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Burjuva Sýnýf Saldýrýsýnýn Tepe Noktasý Yukarýda tanýmlanan saðlýk sistemi yapýsý

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

A N A L İ Z. 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi. Furkan BEŞEL

A N A L İ Z. 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi. Furkan BEŞEL A N A L İ Z 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi Furkan BEŞEL Ekim 2015 7 HAZİRAN DAN 1 KASIM A 7 Haziran 2015 te yapılan 25. Dönem milletvekili genel seçiminde 53.741.838 kayıtlı

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı

Çocuklara sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır

Çocuklara sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır Çocuklara sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır Nisan 23, 2012-10:12:04 Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, ülkesinin çocuklarına, gençlerine gerekli yatırımı yapmayan, gereken sorumluluğu ve özeni yerine

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02. Günlük Haber Bülteni 02.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi nde düzenlenen basın toplantısında konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi nde düzenlenen basın toplantısında konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi nde düzenlenen basın toplantısında konuştu Ağustos 21, 2017-1:53:00 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

Günlük Kent Gazetesi

Günlük Kent Gazetesi 18 HAZİRAN 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Duran eylem Taksim'deki "Duran Adam"ın ardından bir kişi de Beşiktaş taki Kartal Heykeli önünde hareketsiz şekilde beklemeye başladı.

Detaylı

Kazandı ama bu sonuç Erdoğan ı mutlu etmez

Kazandı ama bu sonuç Erdoğan ı mutlu etmez 1 / 8 2014/08/29 15:48 Ana Sayfa GÜNDEM DÜNYA EKONOMĐ SPOR KELEBEK YAZARLAR EMLAK AĐLE HÜRRĐYET TV myy@hurriyet.com.tr Hürriyet 11.08.2014 Pazartesi Kazandı ama bu sonuç Erdoğan ı mutlu etmez - A + Tak

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

Taşeron işçinin hakları mutlaka düzenlenecek

Taşeron işçinin hakları mutlaka düzenlenecek Taşeron işçinin hakları mutlaka düzenlenecek Aralık 08, 2011-4:57:28 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Büyük Anadolu Otel'de düzenlenen Türk-İş 21. Olağan Genel Kurulu'nda konuştu. Çalışma

Detaylı

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. Gönül Elçileri İletişim Stratejisi

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. Gönül Elçileri İletişim Stratejisi T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Gönül Elçileri İletişim Stratejisi Gönül Elçiliği tanımı Gönül Elçiliği: İnsana ve insanlığa hizmet için karşılık beklemeden emek veren kişi ve gruplar için kullanılan

Detaylı

Birleşik Metal İş Sendikası üyesi işçilerin % 92,4 ü erkek, % 7,6 sı kadındır.

Birleşik Metal İş Sendikası üyesi işçilerin % 92,4 ü erkek, % 7,6 sı kadındır. Kadın 7,6% Birleşik Metal İş Sendikası üyesi işçilerin % 92,4 ü erkek, % 7,6 sı kadındır. Erkek 92,4% Kocaeli 8% Trakya 5% Anadolu 8% Bursa 6% Eskişehir 7% İzmir 23% İstanbul 1'nolu (Anadolu ) 16% Gebze

Detaylı

KASIM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

KASIM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili KASIM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Akdeniz Karaduvar Mahallesinde muhtarları

Detaylı

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR Türkiye 7 Haziran 2015'te yapılacak milletvekili genel seçimlerine hazırlanırken araştırma şirketleri de seçmenlerin nabzını tutmaya devam ediyor. Genel seçim öncesi Politic's Araştırma Şirketi'nce yapılan

Detaylı

TMMOB TEMSİLCİLERİNE AÇILAN DAVALAR

TMMOB TEMSİLCİLERİNE AÇILAN DAVALAR 4.19.4 TMMOB TEMSİLCİLERİNE AÇILAN DAVALAR 1) Dosya No : 2013/551 E. : Ankara 17. Asliye Ceza si : 1- TMMOB YK Başkanı Mehmet Soğancı 2- TMMOB Genel Sekreteri N. Hakan Genç :2911 sayılı Toplantı ve Gösteri

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

NEDEN. Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem

NEDEN. Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem NEDEN Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem YERLi VE MiLLi BiR SiSTEM Türkiye, artık daha büyük. Dünyada söz söyleyen ülkeler arasında. Milletinin refahını artırmaya başladı. Dünyanın en büyük altyapı

Detaylı

Kasım 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Kasım 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Kasım 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli İlçesi CHP Belediye Başkanı aday adaylarının

Detaylı

TÜRKİYE IX. TARIM EKONOMİSİ KONGRESİ ŞANLIURFA, 2010 Kadınların ekonomik alanda yer almaları, aile içi ekonomik refahı sağlaması yanında ülke ekonomisine yaptığı olumlu katkı ile ulusal kalkınmaya da katkıda

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI DAYANIŞMA GÜNÜ

25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI DAYANIŞMA GÜNÜ 25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI DAYANIŞMA GÜNÜ BODRUM KENT KONSEYİ KADIN MECLİSİ 25 KASIM KADINLARA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ BASIN BÜLTENİ: Mirabel kız kardeşler,

Detaylı

İşsizlik İstikrarlı Biçimde Yükseliyor! Son 10 Yılın En Yüksek İşsiz Sayısı

İşsizlik İstikrarlı Biçimde Yükseliyor! Son 10 Yılın En Yüksek İşsiz Sayısı İşsizlik ve İstihdam Raporu-Şubat 2017 15 Şubat 2017, İstanbul İşsizlik İstikrarlı Biçimde Yükseliyor! Son 10 Yılın En Yüksek İşsiz Sayısı Bir yılda 590 bin yeni işsiz Resmi işsiz sayısı 3 milyon 715 bine

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 4 HAZİRAN 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Gece boyu sürdü DOLMABAHÇE tarafından gelen 100 kişilik bir gruptan yüzleri maskeli bazı kişiler, Beşiktaş'ta Başbakanlık Çalışma

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

MHP TURGUTREİS SEÇİM İLETİŞİM MERKEZİ AÇILDI

MHP TURGUTREİS SEÇİM İLETİŞİM MERKEZİ AÇILDI MHP TURGUTREİS SEÇİM İLETİŞİM MERKEZİ AÇILDI Tosun: Yaptıklarımız Yapacaklarımızın Teminatıdır Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Yarımada nın ikinci büyük beldesi olan Turgutreis te seçim iletişim merkezini

Detaylı

Sivil Düşün bir Avrupa Birliği programıdır.

Sivil Düşün bir Avrupa Birliği programıdır. Sivil Düşün bir Avrupa Birliği programıdır. Facebook / SivilDusun Twitter / SivilDusun YouTube / sivildusunab Instagram / sivildusun Çalışmalarınızla ilgili duyuruları haber@sivildusun.eu adresine iletebilirsiniz.

Detaylı

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CVK OTEL- İSTANBUL Tarihi günler yaşıyoruz. 10 Şubat-15 Şubat tarihleri arasında

Detaylı

KADEM METE: MUĞLA DA 12 AY TURİZM HAYAL DEĞİL

KADEM METE: MUĞLA DA 12 AY TURİZM HAYAL DEĞİL KADEM METE: MUĞLA DA 12 AY TURİZM HAYAL DEĞİL AK Parti Muğla İl Başkanı Kadem Mete Bodrum da basınla bir araya geldi. 12 Ay Turizm konusu üzerine yoğunlaşan basın toplantısında Mete, yaklaşık 6 milyon

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

Erkek egemenliğine, sömürüye, şiddete ve cinsel ayrımcılığa hayır demek için 8 Mart ta alanlara!

Erkek egemenliğine, sömürüye, şiddete ve cinsel ayrımcılığa hayır demek için 8 Mart ta alanlara! Erkek egemenliğine, sömürüye, şiddete ve cinsel ayrımcılığa hayır demek için 8 Mart ta alanlara! 8 Mart, kadın işçilerin eşdeğer işe eşit ücret ve daha iyi çalışma koşulları için verdikleri mücadeleyi

Detaylı

Hava-İş: İşten atılanlar işe alınana kadar mücadeleyi bırakmayacağız!

Hava-İş: İşten atılanlar işe alınana kadar mücadeleyi bırakmayacağız! Hava-İş: İşten atılanlar işe alınana kadar mücadeleyi bırakmayacağız! Havacılık sektörüne grev yasağı getiren yasa tasarısı mecliste onaylandı. Hava-İş Sendikası, yasa mecliste görüşülmeye başlanmadan

Detaylı