HAFTALIK AVRUPA HABER DERGİSİ 12 KASIM 2012 SAYI: 3. Anselm Kiefer Milano da: Her şey sona erecek, sanat yaşayacak

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "HAFTALIK AVRUPA HABER DERGİSİ 12 KASIM 2012 SAYI: 3. Anselm Kiefer Milano da: Her şey sona erecek, sanat yaşayacak"

Transkript

1 HAFTALIK AVRUPA HABER DERGİSİ 12 KASIM 2012 SAYI: 3 Avrupa nın merkezindeki fay hattı Zengin mutfağında züğürt çoğunluk Belçika da istikrar arayışları Anselm Kiefer Milano da: Her şey sona erecek, sanat yaşayacak Osthaus Müzesi Müdürü Tayfun Belgin umutlu Erdoğan Karayel: Birbirine benzemez mizah dünyaları

2 İÇİNDEKİLER 3 Fransa, zengin Avrupa daki büyük çelişkiye ayna tutuyor Almış başını gider yoksulluk UĞUR HÜKÜM 6 Alman pastası iyice acılaştı 10 Çıplak gözün görmek istemediği gerçek OSMAN ÇUTSAY 12 Sorunları büyüyen Belçika da tehlikeli oyunlar SERPİL AYGÜN 13 Portekizli aydınlardan Merkel e Gelme!" mektubu 14 Alman sanatçı Anselm Kiefer in yapıtları 24 Kasım a kadar Milano da Her şey sona erecek, sanat yaşayacak ASLI KAYABAL 16 Hagen Osthaus Müzesi Müdürü Tayfun Belgin umutlu Tarihin içinden Gençlik Müzesi ne çıkan yol İLHAN AYER 21 Erdoğan Karayel in gözünden Türkiye ve Almanya daki mizah İki dünya var birbirine hiç uymaz IMPRESSUM / KÜNYE AvrupaGüN 2 Yayıncı Verleger: BIM Bayerisches Institut für Migration e.v. Truderinger Strasse 280 d München Tel: / Fax: Sorumlu Yönetmen (V.i.S.d.P): Osman Çutsay Sanat Yönetmeni Artdirektor: Ömer Yaprakkıran

3 Fransa, zengin Avrupa daki büyük çelişkiye ayna tutuyor Almış başını gider yoksulluk UĞUR HÜKÜM Dünyanın barış adası, en uygar ve gelişkin kıtası diye kabul gören Avrupa da, onun gözbebeği, yarının ideal sosyopolitik tasarımı, insanlığın örnek ortak düşü diye sunulan Avrupa Birliği nde neredeyse her dört kişiden biri ya yoksul ya da bir biçimde toplumsal sefalet tehlikesiyle karşı karşıya. Avrupa Komisyonu nun Aralık 2011 de yayınladığı bir araştırma raporuna göre, 2010 sonu itibariyle AB nüfusunun yüzde 23 ü, yani 115 milyon kişi ya yoksul ya da sosyal açıdan yoksun insanlar sınıflamasında. PARİS - Lüks endüstrisi tarihinde hiçbir zaman böylesi geniş bir şaşaa tanımamış. Son her yıl bir önceki yılın rekorunu kırarak gidiyor. En pahalı otomobiller, en cafcaflı takılar, en özgün hatta şahsa mahsus parfümler, en şık giysiler, şişesi servet şampanyalar, alkollü içkiler müşteriye yetişmiyor. Dünya böyle zenginlik görmemiş. Sermaye hiç bu denli tek ellerde toplulaşmamış. Tüketim hiç bu denli azıya almamış. Öte yanda yoksulluk dizboyu, sefalet almış gitmiş başını... Afrika da açlıktan, Asya ve Amerikalarda yetersizlikten, Avrupa da dengesiz beslenmeden insanlar, çocuklar ölüyor. Binlerin zayıflamak için sarf ettiği yekûnlar milyonların hayatta kalmasını sağlamaya yetecek düzeylere erişiyor. Kimileri yemeden şişmanlarken, kimileri yiyerek zayıflıyor. Başdöndürücü top- AvrupaGüN 3

4 AvrupaGüN 4 lumsal dengesizlik, tahayyül etmesi zor bir eşitsizliği doğurmuş, kapımıza, içimize getirmiş durumda. Gözlem evrensel, istisnası yok... Dünyanın barış adası, en uygar ve gelişkin kıtası diye kabul gören Avrupa da, onun gözbebeği, yarının ideal sosyopolitik tasarımı, insanlığın örnek ortak düşü diye sunulan Avrupa Birliği nde neredeyse her dört kişiden biri ya yoksul ya da bir biçimde toplumsal sefalet tehlikesiyle karşı karşıya. Avrupa Komisyonu nun Aralık 2011 de yayınladığı bir araştırma raporuna göre, 2010 sonu itibariyle AB nüfusunun yüzde 23 ü, yani 115 milyon kişi ya yoksul ya da sosyal açıdan yoksun insanlar sınıflamasında. Ayrıca nispeten yeni bir olgu: Bu nüfusun yüzde 8 i ücretli, yani çalışan yoksul. Bu gerçeğin açıklaması üç temel nedene dayanıyor: İşsizlik, yaşlılık ve düşük ücretler. Kısırdöngü tuzağı Yoksulluğun en ciddi vurduğu sosyal katmanlar ise çoğunluğu kadın tek ebeveynli aileler, göçmenler ve gençler. AB üyesi ülkelerde genç işsiz oranı ortalama yüzde Bu oran İspanya da yüzde 48 ile tavan yaparken, Yunanistan, İtalya, İrlanda, Litvanya, Letonya ve Slovakya da yüzde 45 ile 25 arası değişiyor. Tablonun en altında yer alan Almanya, Avusturya ve Hollanda nın göreli başarısı mesleki eğitim, staj, çıraklık gibi dönemlerinin uzunluğu, istihdam öncesi bekleme-deneme gibi zaman dilimlerinin işsizlik istatistiklerine girmemesiyle açıklanıyor. Gençler ve yeni işe alınanların ücretlerindeki düşüklük, iş akitlerinin geçici, kısa süreler, belirsizlik koşul ve maddeleriyle doldurulması koyu ve derin yoksulluğu hazırlayan, gizleyen kuytu noktalar olarak ortaya çıkıyor. AB deki yeni iş akitlerinin yüzde 50 si geçici kontratlar. Bu oran genç grubunda yüzde 60 a yükseliyor. Dolayısıyla yoksulluk ve toplumsal yoksunluğu krizle açıklamak siyasi hafiflikten öteye geçemediği gibi AB üyesi hükümetlerinin bilinçli, hatta kasıtlı politikalarının sonucu olduğu anlaşılıyor. Şirketlerin rekabet gücünü artırmak uğruna bir yanda dev mali ve sanayi gruplarının kârları sağlama alınırken, öte yanda tüketicilerin tükettiklerini daha pahalıya ödemeleri, ücretlilerin günlük yaşamlarını, sağlıklarını, çocuklarının eğitimlerini daha ucuza getirmeleri zorunluluğu doğuyor. Kısırdöngü tuzağına düşen emekçiler giderek artan bir ritim ve sayıyla yoksulluk, dışlanma çukurlarına itiliyorlar. Eurostat (Avrupa İstatistik Enstitüsü) 2010 sonunda AB ülkelerinde yoksulluk sınırının altında yaşayanların oranını yüzde 16.4, sayısını da 80 milyon olarak veriyor. Kurum, hesaplarını birkaç yöntemle yapıyor. Yaygın ve tüm üyelerce onaylanmış hesaplama, toplumun yüksek gelirli yüzde 40 nın ortalamasıyla düşük gelirli yüzde 60 nın ortalamasının harmanlanmasından doğan medyan, yani orta değer üzerinden yapılıyor. Buna göre AB üyeleri arasında en az yoksulu olan ülke yüzde 9 ile Çek Cumhuriyeti. Onu yüzde 10.3 ile Hollanda, yüzde 12.1 ile Avusturya, 12.3 ile Macaristan, 12.9 ile İsveç, 13.1 ile Finlandiya, 13.3 ile Danimarka ve 13.5 ile Fransa izliyorlar. En altta yer alan Romanya da yoksulların oranı yüzde 21.1 olarak belirlenmişken, bu oran İspanya ve Bulgaristan da yüzde 20.7, Yunanistan da yüzde 20.1 ve İtalya da yüzde 18.2 ye iniyor. Aynı ölçütlere göre AB de yaşayan yoksulluk sınırı altındakilerin oranı ortalama yüzde 16.4, İngiltere de yüzde 17.1 ve Almanya da yüzde Bir başka yöntem yüzde hesabı. Yani toplumun en yüksek gelirli üst yarısıyla en düşük gelirli alt yarısının medyanını alan Eurostat a göre AB üyeleri arasında en zengin ülkeler, toplumdaki yoksulluk oranından hareketle ve sırasıyla Hollanda (yüzde 4.9), Çek Cumhuriyeti (yüzde 5.2), Finlandiya (yüzde 5.5), Macaristan (yüzde 6), Avusturya (yüzde 6.2), İsveç (yüzde 7), Fransa (yüzde 7.4), AB ortalaması (yüzde 10), İngiltere (yüzde 9.8) ve Almanya (yüzde 9.2). Alt sıralar ise esas itibariyle değişmiyor. Bu kez Bulgaristan (yüzde 15.2) ile başlayan en yoksullar Romanya (yüzde 15), İspanya (yüzde 14), Yunanistan (yüzde 12.4), İtalya (yüzde 11.6) ve Portekiz (yüzde 11.3) ile devam ediyor. Üçüncü yöntemdeyse en zengin yüzde 40 ile en fakir yüzde 60 arasındaki medyan alındığında tavana yine sırasıyla Macaristan, Avusturya, Finlandiya, Çek Cumhuriyeti, Fransa ve İsveç yerleşirken; tabanda İspanya, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, İtalya, Portekiz, Polonya ve İngiltere yer alıyor. Çok kısa bir foto-gözlem eklemek gerekirse, aslında sosyal devlet geleneğiyle, sosyalist devlet deneyimlerini II. Dünya Savaşı ndan önce belli bir sanayileşme aşamasının ardından yaşamış toplumlarda göreli bir toplumsal zenginlik olduğu gerçeği bir kez daha kendini gösteriyor. Köklü ve saygın Fransız dayanışma ve yardımlaşma kuruluşu Le Secours Catholique in (SC) yıllık raporlardan hareketle hazırladığı 10 yılda bir yayınlanan Fransa da On Yıllık Yoksulluk başlıklı araştırma sosyal devlet, güçlü sol kesim ve sivil toplum kozlarına rağmen Fransa nın bile 1970 yılından beri nasıl gerilediğini

5 göstermesi açısından bir hayli ilginç. Verilerin dili aynı zamanda çok acı ve düşündürücü dan beri ayrım gözetmeksizin zor durumdaki herkese somut yer, yiyecek başta olmak üzere her türlü insani yardım mücadelesi veren SC in şiarı Her şeye uzakta olana yakın olmak. Son rakamlara göre geçen yıl 1 milyon 400 bin kişiye destek götüren SC, bu raporu kendi yardım ettiği insanların durumlarını bilimsel yöntemlerle araştırarak akademik denebilecek bir çalışma gerçekleştirmiş. Raporun en çarpıcı verisi son 10 yılda en hızlı yoksullaşan kesimlerin kadınlar ve göçmenler olduğu gerçeğinin saptanmasında odaklanıyor. Bu gerçek INSEE (Ulusal İstatistik Enstitüsü) verileriyle de birebir çakışıyor yılında SC ye başvuranların tam yarısı kadın iken 2011 sonunda bu oran yüzde 57 kadın, yüzde 43 erkeğe dönüşmüş. 10 yılda çok net belirlenen bir başka eğilim de, daha önce kuruluşa muhtaç olanların yüzde 23 ü göçmenken bu oranın yeni durumda yüzde 30 a yükselmiş olması de SC ye gelenlerin yüzde 58 i işsizken bu sayı 2011 de yüzde 66 ya fırlamış. Böylelikle yalnızca işsizlik değil, ama düşük ücret politikaları, çalışma hayatına rekabet ve esneklik kazandırmak adına sosyal güvenlik sistemine yerleştirilen istikrarsızlık, belirsizlik koşullarının bu patlamalarda başrolü oynadığı bir kez daha tescillenmiş oluyor. Hayat standartları sürekli düşüyor INSEE nin son verilerine bakılırsa, yüzde 10 luk en üst düzey gelir grubunun yaşam standartlarında, çok küçük bir grubun daha iyileşmesi analiz dışı bırakılırsa, ciddi bir değişiklik gözlemlenmiyor. Ancak aşağıda kalan yüzde 90 ının gelir ve yaşam standartlarında sürekli bir düşüş tespit edilmiş. INSEE nin 2010 yılı Sosyal Kesintiler- ve Vergi/Maliye Anketi nden elde ettiğimiz sonuçlara göre Fransızların yıllık ortalama (medyan) geliri 2009 a oranla ve yüzde 0,5 lik bir azalmayla avroya inmiş. Yüzde 10 luk üstdilimin asgari yıllık geliri yüzde 10 luk alt dilimin gelirinden en azından üç buçuk misli fazla. Üst dilim yılda ortalama asgari 36 bin 270 avro kazanırken, altdilimin en yüksek ortalama geliri 10 bin 430. Yoksulluk sınırını ayda kişi başına 964 avro olarak saptayan INSEE, Fransa nüfusunun yüzde 14.1 inin yani 8.6 milyon kişinin bu noktada olduğunu kaydediyor. Bu oran, fazla değil, daha 1 yıl önce, 2009 da yüzde 13.5 miş. Bir çocuklu bir çift için kabul edilmiş yoksulluk sınırıysa ayda 1735 avro. Ancak giderek yapısallaşan daha vahim bir başka olgu var ki, o herkesi özellikle de yetkili makamları, siyasi iktidarları düşündürmesi gerekiyor: Ağır Yoksulluk da tabir edebileceğimiz bu durum ayda kişi başına 642 (tek çocuklu bir çift için 1156) avro veya altında bir gelirle yaşamak zorunda olanları kapsıyor yılında sayıları 1.5 milyon olan bu katman 2010 da 2,3 milyona yükselmiş yaş grubundaki gençlerin yaklaşık beşte biri en yoksullar grubuna giriyormuş. Bugün AB nin en radikal sol hükümeti Fransa da bulunuyor. AB ve hatta dünya kamuoyu atılacak adımları merakla bekliyor. Fransa daki Sosyalist Parti ve Yeşiller iktidarı bu vahim toplumsal sorun karşısında nasıl bir yapısal çözüm arayışına girecek? 6 aylık ilk deneme sürecinde ücretlilere yönelik, estetik müdahale diyebileceğimiz ufak tefek yardımlar dışında ciddi bir girişimde bulunulmadı. Gözler Aralık tarihlerinde düzenlenen Toplumsal Dışlanmaya Karşı ve Yoksullukla Mücadele Ulusal Konferansı na çevrilmiş durumda. Cumhurbaşkanı François Hollande ın seçim vaatleri arasında yoksulluğun önünün alınması maddesi var. Muhtemelen bizzat kendisinin veya Başbakan Jean-Marc Ayrault nun açışını yapacağı konferans. sol iktidar açısından önemli siyasi ve toplumsal kavşaklardan biri olacak. Secours Catholique örgütü Genel Sekreteri Bernard ibaud bu hafta L Humanité gazetesinde yayınlanan söyleşisinde, kendilerinin de katılacağı konferansı bu aşamada olumlu bir girişim olarak değerlendiriyor: Hükümet kamuoyuna mutlaka ve mutlaka açık seçik he- defler belirtmek zorundadır. Açıklanacak önlemlerin önümüzdeki 5 yıla yayılacak bir planla gerçekleştirilmesi zorunludur. Öncelikle giderek özelleştirilen sosyal hizmetler ve kamu yükümlülüklerinin kesin kayıtlara bağlanması zorunludur. Biz üstümüze düşeni yapmaya hazırız. Örgütün başkanı François Soulage ise La Croix gazetesine verdiği demeçte görüşlerini, Yoksulluk olgusu son yıllarda görülmemiş oranlarda büyümüştür. Örgütümüz, temel görevimiz olan dayanışma ve yardımlaşma faaliyetlerinin dışında vergi cennetlerine karşı, ailelerin, insanların çaresizlikten aşırı borçlanmaları veya konut sorunları gibi bir dizi somut mücadelenin içindedir. Ancak esas görev iktidara düşmektedir. Yoksulluğu hazırlayan ana nedenlere karşı savaş, özellikle içinde yaşadığımız sisteme eleştirel olmaktan geçmektedir. Bu bilinç geçtiğimiz yıllarda güçlenmiştir. Siyasiler bilsinler ki, ama diyalog, ama protestoyla elimizden geleni yapacağız sözleriyle özetliyor. AvrupaGüN 5

6 AB nin motor ülkesindeki yoksulluk hızla yayılıyor, ama kimsenin umursadığı yok Alman pastası iyice acılaştı AvrupaGüN 6 FRANKFURT - Avrupa nın en zengin ülkesi Almanya, sadece ihracatta değil halkının yoksullaşma katsayısında da şampiyonluğu kimseye bırakmamakta kararlı. Özellikle işsizler arasında bu kaderin yaygınlığı dikkat çekiyor. Almanya daki her üç işsizden ikisi yoksulluk tehdidi altında. Yoksullaşma riskinin, şu sıralarda krizle mücadele eden ve iflasın eşiğinde bulunan İspanya ve Portekiz den bile yüksek olması, yeni soru işaretlerine neden oluyor. Bu iki kriz ülkesinde işsizlere Almanya daki işsizlerden daha çok olanak sağlandığı ve yoksulluğa karşı korunduğu gözleniyor. Avrupa nın resmi istatistik dairesi konumundaki Eurostat rakamları, böyle bir karşılaştırma yapmaya olanak tanıyor. Portekiz, İspanya, Yunanistan ve İtalya nın işsizleri, bazı açılardan Alman işsizlerden daha insani koşullarda yaşıyor. Bunda toplumsal çevrenin önemli etkisi olduğu biliniyor. Nitekim, Akdeniz ülkelerinde insanların yakınları tarafından kaderine terk edilmemesine daha sık rastlanıyor. Güney Avrupa daki toplumsal ve ailevi sorumluluklar, Avrupa nın merkezindeki acımasızlıkları dengelemeyi başarıyor. Federal İstatistik Dairesi nin geçen yılki yaşam koşullarıyla ilgili son raporu, Avrupa nın en zengin ülkesinde16 milyon insanın yoksulluğun ve toplumsal dışlanmanın pençesinde olduğunu, bunun yüzde 19.9 luk bir orana karşılık geldiğini gösteriyor. Avrupa nın motor gücü Almanya da yoksul-

7 laşma, bazı çevrelere göre, engellenmek de istenmiyor. Tarihin en büyük sermaye birikiminin bu sayede gerçekleştirildiği ileri sürülüyor. Sosyal devleti büyük ölçüde sosyal demokrat Gerhard Schröder hükümetleri sayesinde tasfiye etmeyi başaran Almanya da, bir işte çalışamayanların, dolayısıyla gelir elde edemeyenlerin yüzde 68 i, 2010 yılı itibariyle yoksullukla karşı karşıya. İşsizlik, Almanya da yoksulluk anlamına geliyor. İspanya, Portekiz ve İtalya da ise işsiz insanlar yokszulluğa karşı daha bir korunaklı görünüyor. İşsizlerin İspanya da yüzde 41 i yoksulluk tehlikesiyle karşı karşıya, Potekiz de de yüzde 36 sı. Bu rakamlar, Almanya daki yüzde 70 e yakın acımasız oranla karşılaştırıldığında, çok daha insancıl kabul ediliyor. Yoksulluk, işsizlerin Fransa da yüzde 33 ünü İngiltere de ise yüzde 48 ini tehdit ediyor. Bu iki ülke de Almanya daki acımasızlığın çok ötesinde özellikler taşıyor. Yoksulluk eşiği Hesaplama yöntemlerine göre küçük farklar gösteren yoksulluk sınırı, Almanya da 848 avro. Çok kullanılan yoksullaşma tehlikesi ise göreli bir kavram. Bu kavram, insanların elde ettikleri gelirle toplumsal yaşama katılmalarının ne kadar olanaklı ve toplumsal çevreleriyle karşılaştırıldığında ekonomik durumlarının nasıl olduğunu gösteriyor. Genel tanım, Bir insanın elde ettiği aylık gelir ulusal ortalama gelirin yüzde 60 ından az ise ortada bir yoksullaşma tehlikesi var şeklinde. İşte bu eşik, Almanya da 2010 itibariyla ayda net 848 avro idi. Avrupa nın motor ülkesi Almanya nın bir özelliği var. Burada işsiz kalan insanlar toplumsal çevreleriyle bağlantılarını başka ülkelerden çok daha çabuk ve yoğun bir biçimde yitiriyorlar. Nitekim sendikalara yakın Hans-Böckler Vakfı nın uzmanları, bunun iki nedeni olduğunu düşünüyor. İşsizliğin başlangıcında Almanya da insanlara sağlanan olanaklar, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında daha düşük. Almanya da işsizlik parası alma süresi de az. Örneğin Fransa ve Hollanda da işsiz kalanlar Almanya dakinin iki katı bir süre işsizlik parası almaya hak kazanmış durumda. Danimarka da bu süre Almanya nın dört katı. Bu farklılıklar, Alman ihracatının başarısını açıklayabilecek birer sinyal olarak da değerlendiriliyor. Bu arada, pek yaratıcı bir sosyal demokrat profesörün adıyla anılan ve sosyal demokrat hükümetler döneminde çıkarılan Hartz IV Yasaları, muhtaçlara ödenen paraları yoksulluk sınırının çok altında saptamış durumda. Dolayısıyla ekonomideki canlanmadan nasiplenmeyi başaramayan alt toplum katmanlarının yoksullukları perçinlenmiş oluyor. Özellikle kiralık işçi uygulamalarıyla düşük ücretli çalışanların sayısındaki sıçrama, bu işlerde çalışırken işsiz kalanların alabileceği işsizlik parasının iyice düşük hesaplanmasına, yoksulluğun katmerli bir hal almasına yol açıyor. Bazı kaynaklara göre, şu anda Almanya da 12 milyon insan yoksulluk sınırının veya yoksulluğun doğrudan tehdidi altında yaşamak zorunda. Sorun, özellikle AB nin kenarındaki görece küçük kriz ülkelerinde, bu yıkıcı krizle mücadele adına Almanya daki ücret ve istihdam politikalarının, hatta tırpanlanan sosyal güvenlik yasalarının model olarak alınmasıdır. Birçok ülke, Almanya da Gerhard Schröder hükümetlerinin Agenda 2010 başlığı altındaki yasalar paketiyle aldığı önlemleri, reel ücretleri baskı altında tutmayı, gerekirse asgari ücreti ve işsizlik parasını kısıtlamayı, emeklilik yaşını yükseltmeyi örnek alıyor. Portekiz, İspanya ve İtalya da ücretlerin düşürülmesi de yasalar dahilinde olanaklı kılınıyor. Almanya nın en önemli özelliği herhangi bir işten geliri olmayanların yaşadığı yoksulluk. Bunun yanı sıra uluslararası literatürde working poor denilen, bir işte çalıştıkları halde bir türül geçinebileceği parayı kazanamayan yoksullar da var. Almanya da bir işte çalışanların yüzde 5.5 i ve serbest çalışanların da yüzde 8 i yoksulluk sınırları içinde kabul ediliyor. Eşinden ayrı yaşayarak çocuk büyütmeye çalışan kadınların bu yoksulluk tuzağından özellikle etkilendiği gözleniyor. AvrupaGüN 7

8 Almanya daki devasa sermaye birikimi yoksulların algı bozukluğu üzerinde yükseliyor Çıplak gözün görmek istemediği gerçek OSMAN ÇUTSAY AvrupaGüN 8 Almanya da, 2007 rakamlarıyla, halkın üçte ikisinin herhangi bir mülkü ya hiç yok ya da olanlar mülk denmeyecek kadar önemsiz boyutlarda. Çünkü bu yüzde 70 in mal varlığı ülkedeki servet toplamının yüzde 9 una bile karşılık gelmiyor. Bu oran 2002 rakamlarından yüzde 1.5 daha küçük. Eğilimin 2012 ve sonrasında da süreceğine kesin gözüyle bakılabilir. Gidiş o yönde. FRANKFURT - Ekonominin içinden çıkılmaz ve mistik bir bilmece değil, sıradan insanların da rahatça anlayabileceği bir faaliyet olduğunu yıllardır gazetesi taz (tageszeitung) ve kitaplarında gösteren Ulrike Herrmann, önceki yıl çıkardığı ve geçen zaman içinde üst üste baskıları yapılan kitabında toplumsal algının acımasız kaderini irdeliyor. Şu sıralarda Almanya nın en popüler ve vicdan sahibi iktisat gazetecilerinden biri sayılan Herrmann, büyük ilgi toplayan Hurra, Wir dürfen zahlen (Yaşasın, Biz de Ödeyebiliriz) başlıklı kitabında gerçi orta sınıfın kendisini ve toplumu nasıl aldattığını çarpıcı örneklerle anlatıyor, ama kitabın tamamını okuyan biri için ilk çıkarılacak sonuç biraz daha farklı görünüyor: Zenginler zenginliğini, yoksullar da yoksulluğunu gizlemeyi iş belliyorlar. Kendi yalanlarına kendileri inanıyor ve çevrelerini de inandırıyorlar. Bu, toplumsal krizi yeniden tetikliyor. Bizde Güngör Uras ve Mustafa Sönmez gibi iki isim ayrı tutulduğunda, Türkçede bir muadili bulunmayan Ulrike Herrmann ın, yazılarında ve kitaplarında, özellikle de bu son kitabında sergilediği canlı Almanya portresine göre, toplum, tüm katmanlarıyla kendisini orta sınıf üyesi sayıyor. Bunu, gerçeğin böyle olmadığını bile bile yapıyor. Ne üst gelir grubundan insanlar orta sınıftan ne de yoksulluğun pençesindeki milyonlar... Ortak bir algı bozukluğu, bir ideolojiye dönüşmüş durumda. Maddi gerçek, Almanya da toplumun tam anlamıyla bir hayal âleminde yaşadığını gösteriyor. Belki de bu nedenle, bu irrasyonel durum başarıyla kendini sürdürülebiliyor. Sermaye birikiminde patlama Herrmann a göre, Almanya özellikle 2000 lerde inanılmaz bir sermaye birikimine sahne oldu. Bunun en önemli nedeni, üretici sektörlerde çalışanların elde ettiği reel gelirlerin son on yıllarda art arda yaşadığı gerileme. Ancak bu yoksullaşma, Almanya daki küçük bir kesimin yaşadığı zenginleşmenin de iktisadi nedeni. Feoal dönemlerde olduğu gibi, fakirlerin elinden alınıp zenginlere verildiği için değil. Ekonominin ve ticaretin özgür mekanizmaları böyle gerektirdiği için: Üretim maliyetleri reel ücretlerdeki ve diğer gelirlerdeki gerilemeye paralel olarak düşünce, ürünler dünya pazarlarına uygun fiyatla çıkabiliyor ve tarihte eşine rastlanmamış bir ihracat patlaması ve sermaye birikimi yaşanıyor. Bu devam ediyor. Fakat sefalet olmasa da açık yoksulluk, toplumun resmini bozmayı sürdürüyor. Nitekim, Prekariat denilen artık bir çıkışı olmayan yoksulluğun pençesindeki milyonlar, kendilerini zenginliğin eşiğinde ve orta sınıf mensubu olarak görürken, inanılmaz bir sermaye birikimi gerçekleştirebilmiş az sayıdaki zengin Alman aile de pek o kadar varlıklı olmadıkları konusunda hem kendilerini hem de toplumu inandırmayı başarıyor. Herrmann ın kitapları ve yazılarında bol bol bulunabilecek rakamlar, bu trajediyi tüm boyutlarıyla gözler önüne sermeye yetiyor yılı itibariyle Alman vatandaşlarının yüzde 1 lik kesimi Almanya daki tüm servetin yüzde 23 üne

9 sahip. Daha belirgin olanı, şu: Ülke nüfusunun yüzde 10 u, Almanya daki servetin yüzde 61 ine sahip deki rakamları geride bırakan bu eşitsizliğin 2012 rakamlarında daha da derinleşeceğinden kuşkusu olmayan sempatik yazar, toplumun aralarında 3 milyona yakın nüfusuyla Türkiye kökenli bir topluluğu da içeren alt gelir gruplarına, yani ezici çoğunluğa pek fazla bir şey kalmıyor görüşünde. Uçurum çok derin Almanya da, halkın üçte ikisinin herhangi bir mülkü ya hiç yok ya da olanlar mülk denmeyecek kadar önemsiz boyutlarda. Çünkü bu yüzde 70 in mal varlığı ülkedeki servet toplamının yüzde 9 una bile karşılık gelmiyor. Bu oran 2002 rakamlarından yüzde 1.5 daha küçük. Eğilimin 2012 ve sonrasında da süreceğine kesin gözüyle bakılabilir. Gidiş o yönde. Ulrike Herrmann ın sözü geçen kitabının neredeyse her sayfasında örneklerle birkaç kez vurguladığı şey, aradan iki dünya savaşı ve iki hiper enflasyon dönemi geçtikten sonra bile, Almanya daki servet sahibi katmanların konumunda pek bir şey değştirmemiş olması te halkın yüzde 10 unu oluşturan en zengin kesimin geliri ülkedeki toplam gelirin yüzde 40 ını oluşturuyordu. Almanya dışındaki sosyalist deneyimlerin etkisi ve ülke içinde de sosyal adalet vurgusunun ve sendikaların ağırlığı so- nucu, 1974 te bu oran yüzde 33 e geriledi. Neoliberal dönemin başlangıcından 2004 e kadar da gelir dağılımı yine olumsuz bir gelişme gösterdi ve en zengin yüzde 10 un ulusal gelirin yüzde 36 sını yuttuğu ortaya çıktı. Ama bundan daha önemlisi, yine Herrmann ın vurgusuyla, toplumun yoksul yüzde 50 sinin içinde bulunduğu durum: 1913 te bu yoksul katmanların toplam gelirin yüzde 24 ünü elde ettiğini ve söz konusu oranın 1974 te yüzde 22 ye karşılık geldiğini belirten Herrmann, Bugün, aradan geçen zaman içinde, toplumun bu alt yarısı tüm gelirlerin sadece yüzde 14.9 unu elde etmekte diye yazıyor. En zenginler arasında da inanılmaz bir sınıf savaşımı sürdüğünü ekleyerek. Acımasız özet Ama yoksullaşma açısından önemli olan, yine Ulrike Herrmann ın vurgularıyla şöyle: "İkinci Dünya Savaşı ndan bu yana reel net ücretler bir eğilim olarak hep yükselmişti, ama şimdi birdenbire geriliyor. Üstelik konjonktürel kriz döneminde değil sadece. Ekonominin büyük bir hızla büyüdüğü 2004 ile 2008 arasında da düştü reel ücretler. Bu, tarihte eşine rastlanmamış bir olay. Şimdiye kadar kural, her ekonomik canlanma döneminde çalışanların da bu büyümeden kârlı çıktığı şeklindeydi. Ancak bu kez ekonomik büyüme, bir tek girişimcilere ve sermaye sahiplerine yaradı. Sadece 2004 ile 2006 arasında bile reel işgücü maliyetleri Almanya da saat başına yüzde 1.5 oranında düştü. Bu, Avrupa da da benzeri olmayan bir gelişmeydi. Avrupa nın başka hiçbir yerinde reel ücretler bu hızla düşmedi. Reel ücretlerdeki bu sürekli kayıp sonuçsuz kalmıyor: Almanya da orta sınıf küçülüyor. Ulrike Herrmann ın kitabının bir yerinde, acımasız bir özet dikkat çekiyor: Halkın yüzde 30 u pratikte ulusal servetin tamamına sahip ve en üstteki yüzde 10 luk kesim tüm gelirlerin yüzde 35.8 ini alıyor. Avrupa nın motoru kabul edilen Almanya daki büyük bir hızla yayılan yoksullaşmayı ve tarihte eşine rastlanmamış boyutlardaki sermaye birikimini bunlardan daha iyi anlatmak mümkün değil. Durum, toplumun en alt gelir grubu içinde ve yoksulların en altında yer alan Türkiye kökenli göçmenler açısından da fazlasıyla acı. Ama onlar da Türkiye deki akrabalarına ve diğer göçmenlere bakarak kendilerini orta sınıf tan veya zenginliğin eşiğinde sayma hayaline kaptırmış görünüyor. Zengin mutfağındaki yoksullaşma, dipsiz bir kuyu resmi veriyor. AvrupaGüN 9

10 Belçikalı olmak zorlaşınca yabancılar isimlerini Belçikalılaştırmaya başladı Sorunları büyüyen ülkede tehlikeli oyunlar SERPİL AYGÜN AvrupaGüN 10 Araştırmalar Belçika vatandaşlığına geçişin iş bulmayı kolaylaştırdığı, kişiye ülkeye ait olma duygusu verdiği gibi nedenlerle uyumu kolaylaştırdığını gösteriyor. Buna rağmen iş piyasasında isimden, kökenden dolayı ayrımcılık yapılması, yabancı kökenlileri isimlerini Belçikalılaştırmaya itiyor. BRÜKSEL - Belçika, 1 Ocak 2013 ten itibaren vatandaşlığa geçişi zorlaştırırken, ülkede yaşayan yabancıların idari, pratik ya da sosyal problemlerden kurtulmak için isimlerini Belçikalılaştırmaları da ülkenin ayrı bir gerçeği olarak gündemde. Araştırmalar Belçika vatan- daşlığına sahip olmanın ülkeye uyumu kolaylaştırdığını göstermesine rağmen, liberaller, Hıristiyan demokrat ve sosyalistlerden oluşan iktidar, Belçika vatandaşı olmayı zorlaştırdı. Yasanın değiştirilmesi, özellikle Flaman Milliyetçi Partisi N-VA gibi sağ partilerin, Hızlı Belçikalı Olma Yasası diye bilinen ve 2010 yılında çıkarılan Belçikalı Olma Yasası na tepkiler nedeniyle gündeme geldi. Yasa, iktidar partilerini destekleyen N-VA ile birlikte 102 oyla kabul edildi. Flaman Yeşilleri Groen, Frankofon Yeşilleri Ecolo ve Frankofon Demokratik Federalistleri-FDF yasaya karşı oy kullanırken (toplam 14 karşı oy) ırkçı Flaman Partisi Vlaams Belang çekimser oy (toplam 13 oy) kullandı. Vlaams Belang, tasarıyı olumlu yönde bir adım olarak nitelendirirken daha da zorlaştırılmasını istiyor

11 ve Türklerle Faslılara çifte vatandaşlık olanağının kaldırılması gerektiğini savunuyor. Uyumu kolaylaştırıyor Araştırmalar, Belçika vatandaşlığına geçişin iş bulmayı kolaylaştırdığı, kişiye ülkeye ait olma duygusu verdiği gibi nedenlerle uyumu kolaylaştırdığını gösteriyor. Buna rağmen iş piyasasında isimden, kökenden dolayı ayrımcılık yapılması, yabancı kökenlileri isimlerini Belçikalılaştırmaya itiyor. Adalet Bakanlığına bağlı Federal Kamu Kurumu İsim Değiştirme Birimi tarafından yapılan açıklamaya göre, geçen yıl 1797 Belçikalı adını ve/veya soyadını değiştirmek için başvurdu. Bu rakam 2001 yılında 1108 idi. Yabancı kökenli Belçikalıların ise idari, pratik ya da sosyal problemlerden kurtulmak için isimlerini Belçikalılaştırmaları dikkat çekiyor. Yetkililer İsim değiştirmenin istisnai bir uygulama olduğunu ve ciddi gerekçelere dayanması gerektiğini belirtirken, isim değişikliği başvurularının büyük çoğunluğu çok geniş anlamda terk etme, ağır şiddet ve cinsel suçlar gibi ailevi nedenlerden dolayı yapılıyor. İsmi Dutroux, Pandy veya Nihoul gibi suçlulara benzeyen kişiler de adlarını değiştirmek için başvuru yapıyorlar. Calcoen, Doms, Tóth veya Poep gibi soyadları aşağılayıcı, komik ya da kötü anlamlar içeren kişiler de değişiklik için başvuruyor. Yabancı kökenli Belçikalılar ise idari, pratik ya da sosyal problemlerden kurtulmak için isimlerini Belçikalılaştırıyorlar. Yabancı kökenli Belçikalılar isim değiştirme prosedürünü kullanarak Muhammed, Locorotondo ve Dauletmurzayev olan adlarını Devolder, Wuyts ve Daul yaparak Belçikalılaştırıyorlar. Yabancı kökenlilerde isim değiştirmenin son derece anlaşılır bir durum olduğunu anlatan Katolik Leuven Üniversitesi Sosyal Psikoloji Bölümü Profesörü Vera Hoorens, Göçmen biri olarak direkt dikkat çekiyorsunuz. Bir göçmenin burada alışılmış bir isme sahip olması azınlık bir topluma ait olduğunun daha az dikkat çekmesine neden oluyor ki, bu da çeşitli formdaki ayrımcılığa uğramalarını engelliyor şeklinde açıklıyor. Belçika da isim değiştirmenin zor ve pahalı bir prosedürü var ve isim değiştirmek doğal bir hak değil, devletin izin verilmesi gereken bir durum. Koşullar zorlaşıyor Yeni yasa ile vatandaşlığa geçişte dil bilme, entegrasyon kursu alma ve çalışma şartı getiriliyor. Hızlı Vatandaşlık Yasası olarak bilinen önceki yasa ile Beçika da 7 yıl ikamet eden yabancı kökenliler ülke dillerinden birini bilmeden, uyum sağlamadan hatta bazen Belçika da bile bulunmadan Belçika vatandaşı olabiliyorlardı. AvrupaGüN 11

12 uyumlarını en az lise diploması ile, oturduğu bölgenin uyum kursunu tamamlayarak veya 400 saatlik meslek eğitimi alarak belgelemesi gerekiyor. Vatandaşlık başvurusu yapanlardan ülke resmi dillerinden birini bilmesi (Fransızca, Flamanca ve almanca) ve geçen 5 yıl içerisinde en az 468 gün çalıştığını belgelemesi de istenecek. Yaşlılar ve engelliler 5 yıl ikametten sonra koşulları yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın Belçika vatandaşlığını alacaklar. Aralıksız olarak Belçika da 10 yıl kalan reşitlerin başvurabileceği 10 yıllık uzun süreçte ise ülke dillerinden birinin bilinmesi ve toplumsal uyum sağlanması koşulu isteniyor. Bu başvurularda çalışma koşulu aranmayacak. Meclisin onayı ile alınan vatandaşlık 2000 yılı ile 2011 yılı sonuna kadar Hızlı Vatandaşlık Yasası yla Belçika da 568 bin 574 yabancı kökenli, Belçika vatandaşlığını aldı yılı başında yürürlüğe girecek olan değişikliklerle zorlaştırılan yasada Belçika vatandaşlığına yönelik olarak, Reşit olmayanlar için, en az 5 yıl aralıksız Belçika da oturanlar için, en az 10 yıl aralıksız olarak Belçika da oturanlar için ve Meclisin onayı ile vatandaşlık olmak üzere 4 farklı süreç işleyecek. Belçika da doğdukları ya da anne-babaları Belçikalı olduğu için vatandaşlığa geçen 18 yaşın altındakiler için fazla bir şey değişmiyor. Yeni yasa bu gruptakiler için sadece, vatandaşlık başvurusu yaptıkları sırada Belçika da ikamet etmeleri koşulunu getiriyor. Bu durumda artık Belçika dışından vatandaşlık başvurusu yapılamayacak ve Belçika da hiç oturmadan vatandaşlık alınamayacak. Meclisin onayı ile vatandaşlık (Naturalisation) da zorlaştırılıyor. Bu yöntem ile sadece bilim, spor, sosyal ve kültürel alanda kendini ispatlayanlara ve Belçika nın uluslararası algılanmasını olumlu yönde etkileyenlere vatandaşlık verilecek. Vatansızlar Belçika da 2 yıl ikamet etmeleri halinde meclis onayı ile vatandaşlık alabilecekler. Vatandaşlık alanlar üzerindeki denetim yoğunlaştırılıyor. Belçikalılık görevlerini ciddi bir şekilde yerine getirmeyenlerden vatandaşlığın alınması prosedürüne ek olarak yeni vatandaşlıktan çıkarılma nedenleri getiriliyor. Terörizm, savaş suçları, insan ticareti, insan kaçakçılığı ve sahte evlilik yapanlar Belçika vatandaşlığından çıkartılabilecek. 5 yıldan fazla hapis cezası alanlar da vatandaşlıktan olabilecekler. Belçika vatandaşlığına geçenler Belçika nın temel haklarına ve özgürlüklerine saygı göstereceğine dair bir beyanda bulunacaklar. 5 yıllık yasa AvrupaGüN 12 Yeni yasa 5 yıllık kısa süreç ve 10 yıllık uzun süreç olmak üzere 2 yeni yöntem getiriyor. 5 yıllık başvuru sosyal, ekonomik uyum ve dil bilme koşullarını yerine getirenler için uygulanırken 10 yıllık yöntem diğerleri için kullanılacak. 18 yaşını dolduran ve en az 5 yıl aralıksız olarak Belçika da ikamet etmiş olanların başvurabileceği kısa süreçte adayların toplumsal

13 Portekizli aydınlar Merkel i gelmeden kovdu BERLİN- Avrupa krizi derinleştikçe başsorumlu görülen Almanya Başbakanı Angela Merkel üzerindeki baskı da artıyor. Özellikle kriz ülkelerindeki aydınlar, yaşlı kıtadaki neoliberal politikaların en büyük teşvikçisi kabul edilen Merkel e yönelik tepkilerini farklı biçimlerde dile getirmeyi sürdürüyorlar. Nitekim Almanya Başbakanı Merkel in bugünkü (12 Kasım) Portekiz ziyareti öncesinde bir mektup yayımlayan Portekiz in önde gelen aydınları, ülkelerinin ve Avrupa nın içinde bulunduğu felaketten bir kez daha Berlin deki yönetici kadroları sorumlu tuttular. Merkel i Almanya nın başbakanı ve izlenen neoliberal politikaların önde gelen savunucusu olduğu için hedef aldıklarını belirten aydınlar, adresinde çeşitli dillerde yayımlanan mektuplarında, görmezlikten gelinse bile bu protestoların hızla yayıldığına ve daha da yayılacağına dikkat çektiler. İstenmeyen kişi ilan edilen Merkel in Lizbon ziyaretinden iki gün sonra Portekiz de Avrupa da bu politikaların kitlesel bir grevle protesto edileceği de mektupta hatırlatıldı. 100 sanatçı ve aydının imzasını taşıyan açık mektupta Angela Merkel, Avrupa yı yakıp yıkan neoliberal doktrinin en büyük teşvikçisi olarak çizilirken, Portekiz sınırları içinde istenmeyen kişisiniz, çünkü burada yaşayan insanlardan alınmış demokratik bir yetki sahibi değilsiniz ama içişlerine karışıyorsunuz denildi. Portekiz hükümetinin bir süredir mevcut cumhuriyetin yasalarına ve anayasasına uymaktan vazgeçtiğinin altını çizen aydınlar, Bu nedenle hükümete değil doğrudan size sesleniyoruz dediler. Angela Merkel in beraberinde bir sürü büyük girişimcinin bulunması nın insanı öfkelendirdiğini kaydeden Portekizli aydınlar, Sayın Başbakan, beraberinizde birtakım insanlar getiriyorsunuz ve bu insanların yabancı yatırımlar kisvesi altında sizin politikanızın burada, Yunanistan da, İrlanda da ve İspanya da geriye bıraktığı yıkıntıları araştırması isteniyor saptamasında da bulundular. Öfkeli aydınlar, Merkel in beraberindeki delegasyonda sadece Lizbon hükümetinin izniyle Portekiz devletinin elindeki mülkleri, en değerli mal varlıklarını elden çıkarmaya zorlayan insanların değil, bunları haraç mezat satın alacak olanların da bulunduğunu hatırlatarak, Bu söylediklerimiz milliyetçi ve şoven talepler olarak görülemez. Sizi biz seçmedik. Bizi temsil etme ve bizim adımıza siyasi kararlar alma hakkınız yoktur. Ayrıca yalnız da değiliz. Sizin ziyaretinizden iki gün sonra 14 Kasım da Avrupa nın birçok ülkesinde genel greve gidilecek görüşünü dile getirdi. Portekiz hükümetini karaktersiz ve zayıf olarak niteleyen imzacı aydınlar, ülkeyi yıkan Troika (IMF, AB ve Avrupa Merkez Bankası) ve politikalarına direnişin önemine vurgu yaparken, Siz bizi görmezlikten gelebilirsiniz. Ama sayımız hızla artıyor Sayın Merkel. Burada ve diğer ülkelerde. Bize anlatılan hikayelerin hepsi yalan. Artık uyandık Sayın Merkel. Bu ülkeye hiç hoş gelmediniz! sözleriyle açık mektuplarına son verdiler. AvrupaGüN 13

14 Alman sanatçı Anselm Kiefer in yapıtları 24 Kasım a kadar Milano da Her şey sona erecek, sanat yaşayacak ASLI KAYABAL AvrupaGüN 14 MİLANO - Sanat, bir gereksinim. Sanatın bilim ya da siyasete somut bir yararı dokunduğunu düşünmüyorum. Oysa sanat olmazsa hiçbir sey yok. Her şey sona erdiğinde, sanat devam edecek diyor Alman sanatçı Anselm Kiefer. Milano da Lia Rumma galerisinde sonbahar sezonunu Bereketli Hilal başlıklı sergisiyle başlatan Kiefer, modern çağın trajik kaderini yorumladığı yapıtlarında kıyamet temasını işliyor. Anselm Kiefer, çağdaş dünyayla barışık bir ilişki kurmanın güçlüğünü sorgulayan bir sanatçı. Aynı düşünceyi paylaşmadığımız bir dünyada nasıl var olabiliriz? diye soruyor. Bu soruya verdiği yanıt, Gördüğüm dünya, gerçek değil. Bir yanılsama. Bu dünyaya uyum göstermem mümkün değil. Gerçek olan, tablolar, destanlar, müzik. Sanat yapıtlarının beklenmedik bir ışıkla yaratıldığı düşüncesinde Kiefer, Resim yapmam için bir şok gerekli. Bu bir şiir, kişisel bir deneyim ya da bir peyzajdan gelebilir diyor. Her şey sona ererken yeniden başlıyor düşüncesinden hareket eden sanatçı, Bu yaşamın döngüsüne ilişkin bir açıklama olabilir mi?, Bir daire mi?, Bir flashback mi? türünde sorular yöneltiyor. Bu soruların peşi sıra giden sanatçı son yıllarda uygarlığın kökenlerini sorguluyor. Mitolojinin herkesi kucakladığını, her yerde eşzamanlı var olan bir gerçekliği yansıttığını savunuyor. Bu niteliğiyle mitolojinin bilimden ay-

15 rıldığına, mitolojide saklı dilin yeniden yorumlanması gerektiğine dikkat çekiyor. Antik ve modern dünya arasında bir ayrım gözetmeyen Anselm Kiefer, klasik dönemi gözlese de geleceğe bakan bir sanatçı. Sanatsal uğraşında yapıtların hiçbir zaman tamamlanmayacağını dile getiriyor: Beni sonuca ulaşmak değil, yaratma süreci ilgilendiriyor. Kiefer i bu açıdan kavramaya çalışan bir ziyaretçi, onun yapıtlarında görkem ve anıtsallığı öne çıkardığını keşfedebilir. Son birkaç yıldır uygarlıkların beşiği Mezopotamya arkeolojisinde sorularına yanıt arıyor Kiefer. Mısır ve Babil uygarlıkları, Yakındoğu nun killi ve çamurlu toprağı, Bereketli Hilal diye anılan bölgedeki arkeolojik kalıntılar, taşlarla örülen surlar yaşamın anlamını kavrama çabasındaki Kiefer in yöneldiği tarihi coğrafyalar. Anselm Kiefer 1945 yılında almanya da Donaueschingen de dünyaya geldi e kadar Buchen de çalıştı. Aynı yıl Fransa da Barjac a yerleşti den bu yana da Paris te yaşıyor. Anselm Kiefer in yapıtları dünyanın en büyük müzelerinde ve özel koleksiyonlarda yer alıyor. Sanatçının üç yapıtı 2007 yılında Paris te Louvre Müzesi koleksiyonuna seçildi yılında Tokyo da Japon Sanat Vakfı nın İmparatorluk Ödülü ne, 2008 Frankfurt Kitap Fuarı nda ise Barış Ödülü ne değer görüldü. Sette Palazzi CeleSti başlıklı kalıcı enstalasyonu, 2004 den bu yana Milano Hangar Bicocca da sergileniyor. AvrupaGüN 15

16 Hagen Osthaus Müzesi Müdürü Tayfun Belgin umutlu Tarihin içinden Gençlik Müzesi ne çıkan yol ilhan AYER Ben müzeyi her toplumsal sınıfa açtım ve birçok insana hitap eden bir sergi programı geliştirdim. Bunun yanı sıra 200 metrekarelik bir alanda gençlerin sınıfları ile birlikte veya sınıfsız olarak gelip kendi projelerini geliştirebilmeleri için bir Gençlik Müzesi oluşturdum. Burada Nuri Irak, Milica Reinhand, Marjan Verkerk veya Christoph Liebelt gibi sanatçıların da çalıştığı çokkültürlü projeler yer alıyor. AvrupaGüN 16 HAGEN - Tayfun Belgin,1956 yılında Ardahan da doğdu. Beş yaşında ailesi ile birlikte Almanya ya geldi. Bochum Ruhr Üniversitesi nde Sanat tarihi, tarih ve felsefe öğrenimi gördü da Dortmund Ostwall Müzesi nde çalışmaya başlayan Belgin, 2003 yılından 2007 yılına kadar Avusturya-Krems teki Krems Sanat Galerisi nde müze müdürü olarak çalışmalarını sürdürdü yılından beri Hagen Osthaus Müzesi nin (Hagen-Almanya) müdürlüğünü yapan Tayfun Belgin le Almanya da müzeler, sanat, sanatçı, sanat eserlerinin değerlendirilmesi ve Avrupa da yaşayan bir aydın olarak, Alman toplumunun güncel sorunları üzerine söyleştik. -Almanya da felsefe ve tarih okuduğunuz halde sanat tarihi ile ilgili bir işte çalışıyorsunuz, müze müdürlüğüne gelişiniz nasıl oldu? TAYFUN BELGİN li yıllarda Bochum Ruhr Üniversitesi nde sanat tarihi, felsefe ve tarih öğrenimi gördüm. Bir bilim ve olay olarak tarih beni bugüne kadar ilgilendirmesine rağmen, ilk alanım her zaman sanat tarihi olmuştur. Hangi tarafın ağır bastığıyla ilgili kararları TAYFUn BELGin verirken, öğrenim süresince tanıştığınız öğretmenlerinizle de ilgilidir. Modern sanata dair kendine özgü resim teorisini geliştiren bir sanat tarihi ordinaryüsü olan dahi bir profesör gördüm. Bu kişi Max Imdahl dır ( ). Aynı zamanda Hans Mommsen ve Jörn Rüsen gibi önemli tarihçileri dinleme fırsatı buldum, hepimiz için mükemmel zamanlardı. Eğer modern sanatla uğraşıyorsanız felsefe zorunlu bir ihtiyaçtır. Benim için yüzyılların felsefi ve estetik gelişimini anlamak daha önemli olduğundan dolayı, daha ziyade strüktüralizm (yapısalcılık) yerine hermeneutik (yorumbilim) dalına değer verdim. Fransız yapısalcıla- Foto: Nuri Irak

17 Foto: Werner Hannappel Ekim 2007 den beri Hagen Osthaus Müzesi nin müdürü olarak görev yapmaktayım. Ben ve eşim, Krems de doğan kızımız Asya Sophia nın, orada okula gitmesi için eski memleketimiz olan Avusturya ya dönmek istiyoruz. Hagen şehrinin ekonomik durumu iyi olmadığı için, müzenin de durumu çok zor. Hiçbir serginin üstesinden sponsorsuz gelinemiyor. Örnek olarak, 2010 yılı kültür şehri çerçevesinde İstanbul sergisini tümüyle Türkiye tarafından finanse edilen Huma Kabakçı Koleksiyonu nu gösterebilirim. Bu sergi, bir sonraki, 2010 yılı kültür şehri olan Pécs te (Macaristan) de sergilenmiştir. Osthaus Müzesi 2009 yılındaki yeniden açılışından bu yana sürüyor nisan ayında müze tamirat ve geniştletme amacıyla Emil Schumacher Müzesi ile birlikte kapatılmıştı. İki ayrı yönetim var. Benim 16 kişilik çalışanıma karşılık, Emil Schumacher Müzesi nin 2 çalışanı bulunuyor. Benim müzem, geçmişte komplike bir sergi programı sebebiyle geniş bir kitleye hitap edemiyordu. Felsefem çok farklıdır. Ben müzeyi her toplumsal sınıfa açtım ve birçok insana hitap eden bir sergi programı gerında beni rahatsız eden, analizlerini ve bil- gilerini ayrıca Foucault da olduğu gibi mükemmel olabilen alanda bırakmalarıdır. Benim için önemli olan, bilgilerin tekrar bir bütün haline getirilebilmesiydi, bu yüzden hermeneutik ile uğraştım. Öğrenimim sırasında birçok işle uğraştım: Sinemalarda yer göstericiliğinden tutun da gezi rehberliğine varıncaya kadar da Dortmund Ostwall Müzesi nde ilk bilimsel işimde çalışmaya başladım. Orada 2003 ün eylül ayına kadar çalıştım. Ekim 2003 ten Ekim 2007 ye kadar Avusturya Donau daki Krems Sanat Galerisi nde müdür olarak çalıştım. Avusturya da, Krems, Viyana ya 70 kilometre uzaklıktadır ve Avusturya nın en büyük sanat galerisidir. Krems Sanat Galerisi nde 2001 yılından bu yana birkaç sergi projesine eşlik etmiştim ve bu yüzden orada tanınıyordum. Bu nedenle, oradaki eski müdür ayrıldıktan sonra ben ve dört başka adayın başvuruda bulunması için talepte bulunulmuştu. Krems Sanat Galesi nin kendi özel koleksiyonu mevcut değil, sadece bir sergi salonudur. Benim zamanımda nispeten daha fazla ekonomik olanaklar olduğu için, şu projeler için gayret göstermiştim: -Cennet Özlemi. Gaugin den Nolde ye kadar. -Aşk, ölüm ve ihtiras. Çarlık zamanından hikayeler. -Güzelliğin Zaferi. HAGEn OsTHAUs MüzEsi -Renoir ve izlenimcilikteki kadın tasviri. -Harem. Doğunun gizemi. -Roma ve Sinti. Modernliğin çingene tasvirleri. -Brezilya, Avusturya dan Yenidünya ya. AvrupaGüN 17

18 Foto: Nuri Irak AvrupaGüN 18 liştirdim. Bunun yanı sıra 200 metrekarelik bir alanda gençlerin sınıfları ile birlikte veya sınıfsız olarak gelip kendi projelerini geliştirebilmeleri için bir Gençlik Müzesi oluşturdum. Burada Nuri Irak, Milica Reinhand, Marjan Verkerk veya Christoph Liebelt gibi sanatçıların da çalıştığı, çokkültürlü projeler yer alıyor. Hagen ın Kuzey Ren Vestfalya bölgesinde en yüksek göçmen kitlesine sahip olduğuna değinmek gerekir. Çocuklarımıza Avrupa kültürü içinde yer verme imkanı, Hagen de Gençlik Müzesi sayesinde mümkün olacaktır. - Müze yönetimleri olarak, Almanya da yaşayan yabancı sanatçılarla ve Almanya dışındaki sanatçılarla ortak projeler geliştiriyor musunuz? Eserleriniz yeterince yolculuklara çıkıyor mu? TAYFUN BELGİN - İstanbul sergisine değinmiştim, Huma Kabakçı Koleksiyonu... Bu sergi, Alman sanatseverler için bile çok ilginçti; çünkü, bu sergiyle birlikte, ilk defa Türk sanatının 60 yılına derin bir bakış olanağı sağlanıyordu. Bu doğrultuda kataloğu Almanca, İngilizce ve Türkçe hazırladık yılında Almanya da yaşayan Rus sanatçı Pavel Feinstein ile bir sergi gerçekleştirdik yılında 25 yaşındaki İsviçreli sanatçı Fabian Chiquet ile de bir sergi düzenledik de Yunanistan, Kazakistan ve Rusya dan muhtelif sanatçılara ait sergiler görülebildi. Yani uluslararası çalışıyoruz. Bazı sanatçılar Almanya da yaşıyorlar ve çalışıyorlar, diğerleri ise başka ülkelerde. Ara sıra bu tür sergileri, işbirliği sergisi şeklinde gerçekleştirebiliyoruz. Bu, birçok açıdan önemlidir. - Biraz daha felsefeye girebiliriz. Sizce sanat tarihi boyunca öteki nasıl algılandı? Paralel toplumlar sanatın gelişimine olumlu katkılarda bulunabildiler mi? TAYFUN BELGİN - Ben ve öteki kavramları, son yıllarda tekrar toplumumuzda tartışılmaya başlandı. Öteki, bilimsel disiplin olarak sanat tarihi içinde her zaman yer alır. Eski sanatın birçok konusu, mitolojinin etkin olduğu bir toplumda yaşamadığımız için, artık bize aşina değildir. Biz, bize yabancı konuları tekrar günümüze geri getirmeliyiz. Bir diğer konu da genel kabuldür. Alman ya da Avrupa sanat tarihinin şimdiye kadar her zaman bir Avrupa merkeziyetçiliğinden ortaya çıkmış olduğunu unutmamalıyız. Bu demektir ki, estetik dünyayı hep Avrupalıların gözüyle

19 gözlemlemişimdir, en azından şimdiye kadar. Gelecekte, öteki nin perspektiflerini bilimsel ve toplumsal uğraşıya tarihsel ve günlük fenomenlerle dahil etmek veya baştan birlikte düşünmek esas haline gelecektir. Bu ise zaman alacaktır, bundan eminim. - Evrensel bir bilgi alanı olan sanat ile yerelliğin her zaman ön plana çıktığı çokkültürlü toplumlar arasında hangi türden bağlar kurulabilir? Multi-kulti de denilen çokkültürlülüğün olduğu yerde entegrasyondan söz edebilir miyiz? Ayrıca, bir sanatçı entegre olabilir mi? TAYFUN BELGİN -Londra gibi bir çok kültürlü şehirde entegrasyon ve asimilasyonun mümkün olduğunu görüyoruz. Londra, siyah, sarı ve kızıl benizli insanların da etkileşimde bulunabildiği, rengarenk, mükemmel bir şehirdir. Orada da sanatçılar tanıdığım için, bunun olabildiğini biliyorum. Neden bizde de bu mümkün olmasın? Eğer multi-kültürel bir toplumumuz olsaydı bile ki Almanya da olduğundan şüpheliyim- bu, sanat ve toplumun otomatik olarak bir araya gelmesi anlamına gelmezdi. Sanat ve kültür, farklı düzlemlerde cereyan ederler. Her ikisi de - bunu deneyimlerimiz de gösteriyor aynı zamanda sınıflara dayalı fenomenlerdir. Kendi yaşantımdan bir örnek vereyim: Şark çevrelerinden gelip Almanya da sanat tarihi öğrenimi gören hemen hemen hiç kimse yoktur. Sanat tarihinin dörtte üçü Hıristiyanlığın sanat tarihidir. Eski ve Yeni Ahit i tanımanız ve bununla uğraşmak istemeniz gerek larda, henüz ilköğrenim yıllarımda Protestanlık din dersi aldığım için, bu bana çok kolay geldi. İlk önce İsa yı öğrendim, daha sonra İstanbul da İyi müze Olimpos gibidir - Uluslararası sanat pazarlarında Alman ressamların tablolarına, on milyon avro gibi rekor değerler biçiliyor. Bu pazarda bu kadar köpük, sanatçıların gözüne hiç kaçmıyor mu? Diğer sanat dallarına göre, resim sanatında ideolojik anlamda bir terslik mi var? Resim, yeterince isyankar bir sanat dalı değil mi? TAYFUN BELGİN - Uluslararası sanat pazarı, son on yıl içinde bir takım tehlikeleri de beraberinde getirerek gelişmiştir. Müze müdürü olarak en büyük tehlikeyi, birçok müzenin yüksek fiyatlı sanatçıların eserlerini ödeyememelerinde görüyorum. Tabii ki her sanatçı eserini, sanat pazarında mümkün olduğunca en iyi yere yerleştirmek için gayret sarfediyor. Sanat pazarı prensipte bağımsız bir kurumdur. Sanat pazarında yer alanlar, tüccarlar ve galericiler ile koleksiyoncular ve müzelerdir. Herkes için para önemli olduğundan dolayı, özel istekler de sıkça yer verilir. Eğer farklı koleksiyoncular ve tüccarlar bir sanatçıyı illa ki yüksek fiyatla pazarlamak isterlerse, kural olarak bunda başarılı olurlar da. Fakat, sanat kalitesinin yetersiz ol duğu, başarılı olunamayan vakalar da vardır. Şu sıralarda örneğin Pop-Art a (popüler sanat) bir geri dönüş vardır. Avrupa nın önde gelen sanat fuarı olan Art- Basel de bu eğilim görüldü. Bizim için meselemiz, pazarın ne kadar kaldırabildiği ile ilgilidir. Eğer bugün bir esere 3 milyon avro harcarsam, bu parayı bir yıl içerisinde geriye alabilir miyim? Kimi zaman bunu başarırsınız, kimi zaman da başaramazsınız. Özellikle iyi bir isme sahip olan müzeler Olimpos gibidir. Burada her ne sergilenirse, sanat pazarında iyi bir yere sahip olur. Müzelerin sanat pazarında yer almasının sebebi budur. Bu bir kapital fenomeni olduğu için, onu yönetmesi zordur ve hatta mümkün değildir. Globalleşme sürecinin yaşandığı şu günümüzde birçok sanatçı, varolan sanat pazarının gidişatına uydu. Ara sıra, Johathan Meese gibi adeta herkesi ürperten genç sanatçılar da çıkar. Son yıllarda, herşeyi hatta sanat pazarını da teşhir eden organizasyonlar düzenledi. Başarılı oldu da! Bugün, birkaç yılın ardından, o da zamana uyum gösteren bir sanatçı oldu. Bu süreçten kaçmak zordur. AvrupaGüN 19

20 Foto: Werner Hannappel AvrupaGüN 20 Türk yatılı okulunda Hz. Muhammed i tanıdım. Eğer bir Türk ailesinden geliyorsanız, bu alışılmış bir durum değildir. Bu nedenle ben kendimi de asimilasyona uğramış olarak görüyorum. Benim için entegrasyon, kendi çabasıyla, kısmen çok büyük bir çaba gerektirse de, çevresindeki kültürle dostane ilişkiler kurabilmektir. Altı yaşında kreşte bir yıl içinde Almancayı öğrendikten (daha doğrusu duyduktan) sonra kendimi hiç de zorlamadım. Bu, diğer insanlarda artık bulunmayan bir ayrıcalıktır. Bana öyle geliyor ki, entegrasyon ve asimilasyon tartışması, özellikle kavramlar ve kelimeler konusunda bir tartışmadır. Ben, Almanya ve Avrupa da yaşayan herkesin entegre olabileceğini umut ediyorum. Ama bunun için de bir şeyler yapmalıdır. Çocuklarımızın, Alman toplumuna kendiliğinden entegre olmalarını sağlamalıyız. Böylece Alman toplumuna çok daha kolay entegre olmaları mümkün hale gelir. Çok önemli başka bir konu da göçmen çocuklarının ve göçmenlerin de bu toplumu ve süreçlerini günümüzde ve gelecekte şekillendirebilmeleridir yılında Pera Müze sindeki Çarlık Rusyası ndan sahneler: Rus Devlet Müzesi Koleksiyonu ndan 19. Yüzyıl Rus Klasikleri adlı sergide olduğu gibi, İstanbul da bir sergi gerçekleştirebilmenin keyfine varıyorum; zira orada ilk vatanımın harika insanlarıyla işim oluyor. Almanya ya döndüğümde ise projeler geliştirmenin zevkini çıkarıyorum. Her iki kültürün ufkundan ilham aldığı için, her ikisi de tabiatıyla olabilmektedir. Daha sonra insan kendine, entegre mi yoksa asimile mi olduğunu sorabilir. Önemli olan benim orada olduğu gibi burada da başarılı olabilmemdir. - Almanya da tarih müzeleri de oldukça yaygın ve ziyaretçi sayıları da oldukça yüksek. Sözümüz sanata gelince, tarih boyunca medeniyetler birbirlerini nasıl etkilemişlerdir? Bu etkileşimlerin izlerini gerek tarih müzelerinde gerekse sanat müzelerinde görebiliyor muyuz? TAYFUN BELGİN - Tarih müzesinin aksine, sanat müzesinde estetik kategorilerle uğraşırsınız. Sanat müzesinde tarih arka plandadır; ön planda ise resim, heykel, nesne veya fotoğraf vardır. Burada gözlemciden istenen, bir çizelgeden bilgileri öğrenmesi değil, bilakis eserlere kendi duygusallığı ve zekasıyla doğrudan bakmasıdır. İdeal durumda, insan kendi bakma alışkanlıkları hakkında da bir şeyler öğrenir. Bir müzenin bölümlerinde, özellikle de farklı yüzyıllara ait eserlerin ve yapıtların elinizin altında bulunduğu büyük müzelerde, gözlemci olarak yüzyıllar arasında hareket edebilirsiniz. Dikkatlice gözlemlendiğinde, bu bana bir gözlemci olarak dikkatimi bana aşina olana ve belki de aşina olmayana vermeme imkan tanıyan bir zaman yolculuğudur. Hiç şüphesiz kültürler birbirini etkilemiştir. Batı Avrupa nın çıkış noktası olarak kabul edilen Yunan kültürü, Yakındoğu Mezopotamya kültürü olmaksızın mümkün olamazdı. Bu da firavunların yönettiği Mısır ile yakından ilintilidir. Bu bilgi günümüzde artık genel kabul gör-

Çok tatil yapan ülke imajı yanlış!

Çok tatil yapan ülke imajı yanlış! Tarih: 19.05.2013 Sayı: 2013/09 İSMMMO nun Türkiye de Tatil ve Çalışma İstatistikleri raporuna göre Türkiye tatil günü sayısında gerilerde Çok tatil yapan ülke imajı yanlış! Türkiye, 34 OECD ülkesi arasında

Detaylı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı - Ekonomik krizin şiddeti devam ederken, krize borçlu yakalanan aileler, bu dönemde artan işsizliğin de etkisi ile

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerine Notlar

Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerine Notlar Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerine Notlar Recep Kapar Muğla Üniversitesi recepkapar@sosyalkoruma.net www.sosyalkoruma.net Sosyal Güvenlik Harcamaları Yüksek Değildir Ülke İsveç Fransa Danimarka Belçika

Detaylı

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Kongresi Ankara, 25 Ağustos 2008 Y.Doç.Dr. İpek İlkkaracan İstanbul Teknik Üniversitesi Kadının

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (2011/2012 Ekim)

Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (2011/2012 Ekim) Rapor No: 212/23 Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (211/212 Ekim) Kasım 212 OSD OICA Üyesidir OSD is a Member of OICA 1. Otomobil Pazarı AB (27) ve EFTA Ülkeleri nde otomobil pazarı 211 yılı

Detaylı

Milli geliri yükselterek, döviz rezervlerini artırarak, her yıl ortalama yüzde 5 büyüyerek bir ülkeyi değiştirmek mümkün olmuyormuş!

Milli geliri yükselterek, döviz rezervlerini artırarak, her yıl ortalama yüzde 5 büyüyerek bir ülkeyi değiştirmek mümkün olmuyormuş! Yaprak Özer İndeks İçerik İletişim Danışmanlık CEO Her şey para değil Milli geliri yükselterek, döviz rezervlerini artırarak, her yıl ortalama yüzde 5 büyüyerek bir ülkeyi değiştirmek mümkün olmuyormuş!

Detaylı

Avrupa Birliği ve Türkiye Yerel Yönetimler Analizi

Avrupa Birliği ve Türkiye Yerel Yönetimler Analizi Büyükdere Cad. No. 106 34394 Esentepe - İstanbul AçıkDeniz Telefon Bankacılığı: 444 0 800 www.denizbank.com Avrupa Birliği ve Türkiye Yerel Yönetimler Analizi 2013 Mali Verileri DenizBank bir Sberbank

Detaylı

Trends in International Migration: SOPEMI - 2004 Edition GENEL GİRİŞ

Trends in International Migration: SOPEMI - 2004 Edition GENEL GİRİŞ Trends in International Migration: SOPEMI - 2004 Edition Summary in Turkish Uluslararası Göç Eğilimleri: SOPEMI - 2004 Raporu Türkçe Özet GENEL GİRİŞ John P. Martin Çalışma, İşgücü ve Sosyal İşler Direktörü

Detaylı

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ Komşular SUNAR T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ Asgari Ücretin Tanımı Çalışan bir kişinin en azından temel ihtiyaçlarını

Detaylı

Avrupa daki Medya ve Gazetesi nin Başarı Öyküsü

Avrupa daki Medya ve Gazetesi nin Başarı Öyküsü Avrupa daki Medya ve Gazetesi nin Başarı Öyküsü Avrupa daki Türk Nüfusu Federal Almanya daki ve Avrupa daki Türk Göçmenler ALMANYA Veriler T.C. vatandaşlarının toplam sayısı 1.760.000 Alman vatandaşlığını

Detaylı

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013 OECD 2013 EĞİTİM GÖSTERGELERİ RAPORU: NE EKERSEN ONU BİÇERSİN (4) Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 5 Ocak 2014 Geçtiğimiz üç hafta boyunca 2013 OECD Eğitim Göstergeleri

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

HABER BÜLTENİ 04.07.2014 Sayı 9

HABER BÜLTENİ 04.07.2014 Sayı 9 HABER BÜLTENİ 04.07.2014 Sayı 9 Konya hizmetler sektörü güven endeksi, 4 ayın ardından pozitif değer aldı: Şubat 2014 ten bu yana negatif değer alan Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, Haziran 2014

Detaylı

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI HOŞGELDİNİZ DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi EMAİL:mza@mehmetzekiaydin.com TEL:0506.3446620 Problem Türkiye de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta

Detaylı

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ! İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!! IŞIL KURNAZ" GAZİ ÜNİVERSİTESİ UNDP 2014 İNSANİ GELİŞME RAPORU# TÜRKİYE TANITIM

Detaylı

HABER BÜLTENİ 10.11.2015 Sayı 25 KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜ ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDEN UMUTLU

HABER BÜLTENİ 10.11.2015 Sayı 25 KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜ ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDEN UMUTLU HABER BÜLTENİ 10.11.2015 Sayı 25 KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜ ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDEN UMUTLU Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, geçen aya göre yükselirken, geçen yıla göre düştü. Önümüzdeki 3 ayda hizmetlere

Detaylı

Uluslararası Sponsorluk Politikası. 1 Nisan 2015 Amway

Uluslararası Sponsorluk Politikası. 1 Nisan 2015 Amway Uluslararası Sponsorluk Politikası 1 Nisan 2015 Amway Uluslararası Sponsorluk Politikası Bu Politika, 1 Nisan 2015 itibariyle, Amway bağlı kuruluşlarının Amway Satış ve Pazarlama Planı'nı uyguladıkları

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

Detaylı

Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar

Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar Hamburg Uyum Meclisi Genel bilgiler Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar 1. Uyum Meclisi ne için gereklidir? Entegrasyon; örneğin politika, ekonomi, iş piyasası, eğitim, sosyal işler, kültür, din,

Detaylı

TÜRKİYE DE İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ RAPORU -Madencilik Sektörüne İlişkin Temel Veriler- DİSK/ SOSYAL-İŞ SENDİKASI

TÜRKİYE DE İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ RAPORU -Madencilik Sektörüne İlişkin Temel Veriler- DİSK/ SOSYAL-İŞ SENDİKASI TÜRKİYE DE İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ RAPORU -Madencilik Sektörüne İlişkin Temel Veriler- DİSK/ SOSYAL-İŞ SENDİKASI 25.02.2010 Giriş: Balıkesir in Dursunbey İlçesi ne bağlı Odaköy yakınlarındaki Şentaş

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 i Bu sayıda; Kısa vadeli Dış Borç Stoku, Merkez Bankası Net Döviz Pozisyonu rakamları Uluslararası Yatırım Pozisyonu, Ve İmalat Sanayi

Detaylı

Aslında, benim perakende sektöründeki kariyerim bir anlamda 12 yaşında sahibi olduğumuz süpemarkette yaz tatillerinde çalışmamla başladı.

Aslında, benim perakende sektöründeki kariyerim bir anlamda 12 yaşında sahibi olduğumuz süpemarkette yaz tatillerinde çalışmamla başladı. Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Konuklar, İstanbul, 14 Temmuz 2008 Öncelikle Real Hipermarketleri Türkiye Genel Müdürü olarak gerçekleştirdiğimiz ilk basın toplantımıza katılımınız için çok teşekkür

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu)

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu) ZİRAAT BANKASI 2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI (40 Test Sorusu) 1 ) Aşağıdakilerden hangisi bir kredi derecelendirme kuruluşudur? A ) FED B ) IMF C ) World Bank D ) Moody's E ) Bank

Detaylı

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani:

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Plani: Entegrasyon Ulusal Entegrasyoun siyasetinin Plani motoru Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Stand

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Tarih: 13 Temmuz 2012 Daha fazla bilgi için Nurgül Usta Genel Md. Yardımcısı Tel: 0212 349 48 50 E mail:nurgul.usta@dorinsight.

Tarih: 13 Temmuz 2012 Daha fazla bilgi için Nurgül Usta Genel Md. Yardımcısı Tel: 0212 349 48 50 E mail:nurgul.usta@dorinsight. BASIN BÜLTENİ Tarih: 13 Temmuz 2012 Daha fazla bilgi için Nurgül Usta Genel Md. Yardımcısı Tel: 0212 349 48 50 E mail:nurgul.usta@dorinsight.com Hitay Yatırım Holding firmalarından Türkiye nin en büyük

Detaylı

AVRUPA OTOMOTİV PAZARI 2014 YILI OCAK AYINDA %5 ARTTI.

AVRUPA OTOMOTİV PAZARI 2014 YILI OCAK AYINDA %5 ARTTI. 28 Şubat 2014 BASIN BÜLTENİ AVRUPA OTOMOTİV PAZARI 2014 YILI OCAK AYINDA %5 ARTTI. AB (28) ve EFTA ülkeleri toplamına göre otomotiv pazarı 2014 yılı Ocak ayında 2013 yılı aynı ayına göre %5 büyüdü ve toplam

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI İstanbul Ekonomi ve Finans Konferansı Dr. İbrahim Turhan Başkan Yardımcısı 20 Mayıs 2011 İstanbul 1 Sunum Planı I. 2008 Krizi ve Değişen Finansal Merkez Algısı II. III.

Detaylı

AB de Sosyal Güvenlik Politikası Oluşturma

AB de Sosyal Güvenlik Politikası Oluşturma AB de Sosyal Güvenlik Politikası Oluşturma AB Eşleştirme Projesi, Ankara Kursun 6. Haftası Carin Lindqvist-Virtanen Genel Müdür Yardımcısı Sigorta Bölümü AB Sosyal Politikası Sınırlı Yetkinlik Serbest

Detaylı

Anket`e katılan KOBİ lerin ait olduğu branş 10,02% 9,07% 5,25% 3,10% Enerji sanayi. Oto sanayi. Gıda sanayi. Ağaç sanayi. İnformasyon teknolojisi

Anket`e katılan KOBİ lerin ait olduğu branş 10,02% 9,07% 5,25% 3,10% Enerji sanayi. Oto sanayi. Gıda sanayi. Ağaç sanayi. İnformasyon teknolojisi Metodoloji Anket`e katılan KOBİ lerin ait olduğu branş 25,0% 2 17,42% Birden fazla cevap 22,20% 15,0% 1 5,0% 12,89% 10,02% 9,07% 7,88% 8,11% 6,21% 5,97% 5,25% 5,49% 5,25% 3,10% 12,17% 10,26% 2,86% 3,58%

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ OTOMOTİV SEKTÖRÜ

AVRUPA BİRLİĞİ OTOMOTİV SEKTÖRÜ İZMİR TİCARET ODASI AVRUPA BİRLİĞİ OTOMOTİV SEKTÖRÜ Dilara SÜLÜN DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ AB MASASI ŞEFİ (TD) Mayıs 2006 AB OTOMOTİV SEKTÖRÜ AB, dünya otomotiv pazarının %35'ine sahiptir. Otomobil

Detaylı

SINIRLI GELİŞİM PAHALI HİZMET Banu Salman banu.salman@emo.org.tr

SINIRLI GELİŞİM PAHALI HİZMET Banu Salman banu.salman@emo.org.tr OECD Ülkelerine Göre Türkiye nin Alanındaki Durumu D Ü Ş Ü K YA T I R I M SINIRLI GELİŞİM PAHALI HİZMET Banu Salman banu.salman@emo.org.tr Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından İletişim

Detaylı

İKTİSADİ ve İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ

İKTİSADİ ve İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ Öğrenci Odaklı Üniversite Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi ve FATÜBAT tarafından düzenlenen 3. Uluslararası Öğrenci Kongresi ni onurlandırmanızı diler, saygılar sunarım. Prof. Dr. M. Ramazan YİĞİTOĞLU

Detaylı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak01 N0 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Evren AYDOĞAN 1 Araştırmacı, Yönetişim Çalışmaları Uluslararası Şeffaflık Örgütü nün- Transparency International (TI), Yolsuzluk

Detaylı

25 ŞUBAT2015 MESAİ SAATİ BİTİMİNE KADAR

25 ŞUBAT2015 MESAİ SAATİ BİTİMİNE KADAR ERASMUS + 2015-2016 ÖĞRENCİ HAREKETLİLİĞİ İLANI (Öğrenim/Staj) SON BAŞVURU TARİHİ: 25 ŞUBAT2015 MESAİ SAATİ BİTİMİNE KADAR Erasmus + Programı kapsamında 2015-2016 akademik yılı Öğrenci Öğrenim Hareketliliği

Detaylı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı SİYASİ GELİŞMELER HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER AB Liderleri 27 Haziran da Jean- Claude Juncker i AB Komisyon Başkan adayı olarak belirledi. Schulz yeniden AP Başkanı oldu. AB Liderleri Jean-Claude

Detaylı

Araştırma Notu 15/179

Araştırma Notu 15/179 Araştırma Notu 15/179 27.03.2015 2014 ihracatını AB kurtardı Barış Soybilgen* Yönetici Özeti 2014 yılında Türkiye'nin ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artarak 152 milyar dolardan 158 milyar dolara

Detaylı

EURO BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK

EURO BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK EURO BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK MAYIS 2012 ANKARA EURO BÖLGESİNDE İŞSİZLİK 2 Mayıs 2012 tarihinde Eurostat tarafından açıklanan verilere göre Euro bölgesinde işsizlik oranı, Mart sonu itibariyle 1999 yılında

Detaylı

NIELSEN TÜKETİCİ GÜVENİ DÖRDÜNCÜ ÇEYREKTE İŞSİZLİK VE ENFLASYON KAYGILARINDA 52 ÜLKEDEN 25 İNDE DÜŞÜŞ GÖSTERDİ

NIELSEN TÜKETİCİ GÜVENİ DÖRDÜNCÜ ÇEYREKTE İŞSİZLİK VE ENFLASYON KAYGILARINDA 52 ÜLKEDEN 25 İNDE DÜŞÜŞ GÖSTERDİ The Nielsen Company www.nielsen.com Yeni Duyuru İletişim: Bahar Kurt, 216-5387114, bahar.kurt@nielsen.com NIELSEN TÜKETİCİ GÜVENİ DÖRDÜNCÜ ÇEYREKTE İŞSİZLİK VE ENFLASYON KAYGILARINDA 52 ÜLKEDEN 25 İNDE

Detaylı

BÜYÜK OLMAK BÜYÜK DAVRANMAKLA OLUR!

BÜYÜK OLMAK BÜYÜK DAVRANMAKLA OLUR! BÜYÜK OLMAK BÜYÜK DAVRANMAKLA OLUR! Ülke yönetiminde söz sahibi olup, sorumluluk makamlarını temsil edenler iyi yönetim sergilediklerini her fırsatta kamuoyuna yüksek vurgularla belirtmektedirler. Yöneticilerin

Detaylı

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1 PLATFORM NOTU'14 / P-1 Yayınlanma Tarihi: 11.03.2014 * Türkiye nin Gizli ları 1 Thomas Masterson, Emel Memiş Ajit Zacharias YÖNETİCİ ÖZETİ luk ölçümü ve analizine yeni bir yaklaşım getiren iki boyutlu

Detaylı

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4.

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. Ülkelerin Büyüme Oranı 5. Ülkelerin Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi

Detaylı

Araştırma Notu 15/180

Araştırma Notu 15/180 Araştırma Notu 15/180 22 Nisan 2015 ÇOCUKLARIN YARISI MADDİ YOKSUNLUK İÇİNDE Seyfettin Gürsel *, Gökçe Uysal ve Mine Durmaz Yönetici Özeti Avrupa Birliği standartlarına göre 2013 yılında Türkiye de 0-15

Detaylı

YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ DÜNYANIN HER YERİNDEYİZ!

YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ DÜNYANIN HER YERİNDEYİZ! YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ DÜNYANIN HER YERİNDEYİZ! 2009 yılında faaliyetlerine başlayan Yunus Emre Enstitüsünün bugün itibariyle dünyanın birçok yerinde kültür merkezleri bulunuyor. Afganistan - Kabil Almanya

Detaylı

TİCARİ İLİŞKİLER DURUM İKÖ ÜLKELERİ ARASINDA AVRUPA BİRLİĞİ >>

TİCARİ İLİŞKİLER DURUM İKÖ ÜLKELERİ ARASINDA AVRUPA BİRLİĞİ >> AVRUPA BİRLİĞİ >> Hazırlayan: Mustafa BAYBURTLU (TOBB AB Daire Başkanı) İKÖ ÜLKELERİ ARASINDA TİCARİ İLİŞKİLER VE EKONOMİK DURUM İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) üyesi ülkelerin ekonomik yapıları, ekonomik

Detaylı

Araştırma Notu 13/156

Araştırma Notu 13/156 Araştırma Notu 13/156 01 Kasım 2013 ALTIN HARİÇ CARi AÇIK DÜŞÜYOR Zümrüt İmamoglu, Barış Soybilgen ** Yönetici Özeti 2011-2013 yılları arasında altın ithalat ve ihracatında görülen yüksek iniş-çıkışlar

Detaylı

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5 EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5 Bu sayıda; Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan Dünya Ekonomik Görünümü Raporu tahminleri değerlendirilmiştir. i Küresel

Detaylı

Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN

Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN İÇİNDEKİLER İlk Söz /9 Hayatı ve Sanatı /17 Paris'te Resim Dersleri /19 İstanbul'a Dönüş /20 "Doğululuk" Eğilimi /23 Kadın Figürleri /25 Bilimsel

Detaylı

2014-2015 AKADEMİK YILI ERASMUS ARTI (+) PROGRAMI BİLGİLENDİRME TOPLANTISI

2014-2015 AKADEMİK YILI ERASMUS ARTI (+) PROGRAMI BİLGİLENDİRME TOPLANTISI 2014-2015 AKADEMİK YILI ERASMUS ARTI (+) PROGRAMI BİLGİLENDİRME TOPLANTISI SUNUM PLANI Erasmus artı( +) Programı Nedir? Erasmus artı (+) Programının Amacı? Programa Kapsamındaki Ülkeler Program Kapsamında

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

TÜRKİYE NİN İHTİYAÇ DUYDUĞU FUAR 3.ELECTRONIST FUARI

TÜRKİYE NİN İHTİYAÇ DUYDUĞU FUAR 3.ELECTRONIST FUARI TÜRKİYE NİN İHTİYAÇ DUYDUĞU FUAR 3.ELECTRONIST FUARI Sektörlerindeki ürünlerin, en son teknolojik gelişmelerin, dünyadaki trendlerin ve son uygulamaların sergilendiği, 25-28 Eylül 2014 tarihleri arasında

Detaylı

Sosyal Devlet Sosyal Belediyecilik İlkeler Uygulamalar

Sosyal Devlet Sosyal Belediyecilik İlkeler Uygulamalar Sosyal Devlet Sosyal Belediyecilik İlkeler Uygulamalar Sosyal Devlet Bir Sonuç Olarak Sosyal Devlet: Emek mücadelelerinin sonucu Demokrasinin Sonucu Tarihsel, toplumsal, coğrafik gelişmelerin sonucu Buradaki

Detaylı

Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas

Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas Ali Aslan Almanya son on yıllarda her şeyden önce Müslüman ağırlıklı devletlerden gelen göçmenler yoluyla dini ve kültürel

Detaylı

SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv. Beyaz Eşya. İnşaat. Turizm. Enerji. Diğer Göstergeler. Sektörel Gelişmeler /Ağustos 2013 1

SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv. Beyaz Eşya. İnşaat. Turizm. Enerji. Diğer Göstergeler. Sektörel Gelişmeler /Ağustos 2013 1 SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv Otomotiv İç Satışlarda Hızlı Artış Temmuz Ayında Devam Ediyor. Beyaz Eşya Beyaz Eşya İç Satışlarda Artış Temmuz Ayında Hızlandı. İnşaat Reel Konut Fiyat Endeksinde

Detaylı

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir.

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. - 1 - I. A.B.D. HAKKINDA GERÇEKLER Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. 1- Genel bakış A.B.D. nin değişen nüfus yapısı: http://usinfo.state.gov/journals/itsv/0699/ijse/ijse0699.htm

Detaylı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK

Detaylı

BİR BAKIŞTA SAĞLIK -AVRUPA 2010 -

BİR BAKIŞTA SAĞLIK -AVRUPA 2010 - BİR BAKIŞTA SAĞLIK -AVRUPA 2010 - (OECD ve Avrupa Birliği işbirliğinde hazırlanan Bir Bakışta Sağlık-Avrupa 2010 adlı yayının özetidir) AĞUSTOS 2011 ANKARA İçindekiler ÖZET 1 BÖLÜM 1- SAĞLIĞIN DURUMU...

Detaylı

01.01.2012. www.konutkredisi.com.tr

01.01.2012. www.konutkredisi.com.tr Türkiye'nin ilk konut çöpçatanı Tüketici ile bankaların arasını bulan bir çöpçatan gibi çalışıyor. Türkiye de büyüme potansiyelinin en yüksek olduğu piyasalardan biri de şüphesiz konut. Dünyada 2008 de

Detaylı

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm 2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm kesimlerinde şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerini

Detaylı

türkiye talep profili 2014

türkiye talep profili 2014 1 AKDENİZ TURİSTİK OTELCİLERİ VE İŞLETMECİLER BİRLİĞİ türkiye talep profili 2014 ilk yarı Sonuçları (özet değerlendirme) 30 YIL 1984-2014 AKTOB ARAŞTIRMA /EROL KARABULUT GECELEMELER % 10, GELİR % 6 ARTTI

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

Reel Efektif Döviz Kuru Endekslerine İlişkin Yöntemsel Açıklama

Reel Efektif Döviz Kuru Endekslerine İlişkin Yöntemsel Açıklama Reel Efektif Döviz Kuru Endekslerine İlişkin Yöntemsel Açıklama İstatistik Genel Müdürlüğü Ödemeler Dengesi Müdürlüğü İçindekiler I- Yöntemsel Açıklama... 3 2 I- Yöntemsel Açıklama 1 Nominal efektif döviz

Detaylı

DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ

DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ Hazırlayan ve Derleyen: Zehra N.ÖZBİLGİN Ar-Ge Şube Müdürlüğü Kasım 2012 DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİNDE ÜRETİM VE TÜKETİM yılında 9.546 milyon

Detaylı

Vatandaşlık Eğitimi Merkezi (CCE) Varşova, 22 Ekim 2013

Vatandaşlık Eğitimi Merkezi (CCE) Varşova, 22 Ekim 2013 Vatandaşlık Eğitimi Merkezi (CCE) Varşova, 22 Ekim 2013 CCE Hakkında bir sivil toplum kuruluşudur; 1994 yılında kurulmuştur; demokratik devletlerde gerekli olduğu düşünülen vatandaşlık bilgi ve becerilerini

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE ÖZEL OKULLAR Murat YALÇIN > muratmetueds@yahoo.com

AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE ÖZEL OKULLAR Murat YALÇIN > muratmetueds@yahoo.com AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE ÖZEL OKULLAR Murat YALÇIN > muratmetueds@yahoo.com Özel okul anlayışı, tüm dünyada olduğu gibi Avrupa Birliği ülkelerinde de farklı uygulamalar olmakla birlikte vardır ve yaygınlık

Detaylı

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi Deutsches Rotes Kreuz Kreisverband Berlin-City e. V. BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi BACIM projesinin tanıtımı BACIM Berlin-City ev Alman Kızıl

Detaylı

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA...

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... http://www.dw.de/müslüman-kadın-futbolcular-berlinde-buluş... GÜNDEM / ALMANYA ALMANYA Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu 'Discover Football'

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 73

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 73 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 73 i Bu sayıda; 2012 Gelir Dağılımı ve Yaşam Koşulları Anket sonuçları değerlendirilmiştir. i 1 Gelir düşerken, gelirin dağılımı düzelir mi?

Detaylı

HABER BÜLTENİ Sayı 42

HABER BÜLTENİ Sayı 42 KONYA PERAKENDE SEKTÖRÜ DURAĞAN SEYRETTİ: HABER BÜLTENİ 04.08.2015 Sayı 42 Konya Perakende Güven Endeksi (KOPE) değeri geçen aya göre önemli bir değişim göstermedi. Önümüzdeki 3 aydaki satış fiyatı ve

Detaylı

Ekonomik Ticari Gelişmeler

Ekonomik Ticari Gelişmeler Ekonomik Ticari Gelişmeler 3 Mayıs 2011 1 / 24 İçindekiler Giriş Sektör Haberleri Ülkelere Göre Çıkış Sayıları Haftalık Makroekonomik Gelişmeler 2 / 24 Yükselen Değerler Mart ayında İmalat Sanayi Genelinde

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

YÖNETİCİ ÖZETİ ÇALIŞMA YAŞAMINDA UZUN DÖNEMLİ EĞİLİMLER: EŞİTSİZLİKLER VE ORTA GELİR GRUPLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLER

YÖNETİCİ ÖZETİ ÇALIŞMA YAŞAMINDA UZUN DÖNEMLİ EĞİLİMLER: EŞİTSİZLİKLER VE ORTA GELİR GRUPLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLER YÖNETİCİ ÖZETİ ÇALIŞMA YAŞAMINDA UZUN DÖNEMLİ EĞİLİMLER: EŞİTSİZLİKLER VE ORTA GELİR GRUPLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLER Son dönemdeki uluslararası tartışmalar, giderek artan eşitsizliklere ve bu durumun toplumsal

Detaylı

2011-2012 ÖĞRETİM YILI ERASMUS ÖĞRENCİ STAJ HAREKETLİLİĞİ 3. EK HİBE DUYURUSU İLAN TARİHİ: 11 MAYIS 2012 SON BAŞVURU TARİHİ: 17 MAYIS 2012

2011-2012 ÖĞRETİM YILI ERASMUS ÖĞRENCİ STAJ HAREKETLİLİĞİ 3. EK HİBE DUYURUSU İLAN TARİHİ: 11 MAYIS 2012 SON BAŞVURU TARİHİ: 17 MAYIS 2012 2011-2012 ÖĞRETİM YILI ERASMUS ÖĞRENCİ STAJ HAREKETLİLİĞİ 3. EK HİBE DUYURUSU İLAN TARİHİ: 11 MAYIS 2012 SON BAŞVURU TARİHİ: 17 MAYIS 2012 Üniversitemizin 2011-2012 öğretim yılında Erasmus Hareketlilik

Detaylı

ERASMUS+ PROGRAMI 2014/2015 AKADEMİK YILI DERS VERME HAREKETLİLİĞİ BAŞVURU İLANI

ERASMUS+ PROGRAMI 2014/2015 AKADEMİK YILI DERS VERME HAREKETLİLİĞİ BAŞVURU İLANI ERASMUS+ PROGRAMI 2014/2015 AKADEMİK YILI DERS VERME HAREKETLİLİĞİ BAŞVURU İLANI Personel ders verme hareketliliği Türkiye de ECHE sahibi bir yükseköğretim kurumunda ders vermekle yükümlü olan bir personelin,

Detaylı

10SORUDA AİLE SİGORTASI

10SORUDA AİLE SİGORTASI 10 SORUDA AİLE SİGORTASI T.C. ANAYASASI MADDE 60: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. 1. AİLE SİGORTASI Nedir? Aile Sigortası,

Detaylı

İLAN TARİHİ 3 Mart 2014. SON BAŞVURU TARİHİ: 25 Mart 2014

İLAN TARİHİ 3 Mart 2014. SON BAŞVURU TARİHİ: 25 Mart 2014 2013-2014 ÖĞRETİM YILI ERASMUS ÖĞRENCİ STAJ HAREKETLİLİĞİ BAŞVURU DUYURUSU İLAN TARİHİ 3 Mart 2014 SON BAŞVURU TARİHİ: 25 Mart 2014 Erasmus Stajı Nedir? Staj (yerleştirme), bir yararlanıcının programa

Detaylı

Dr. Dursun AYDIN KAMU HASTANELERİ AÇISINDAN ÖNEM NEMİ. Sağlık Turizmini Geliştirme Derneği Başkanı 2. SAGLIK KURULTAYI 12/04/2008 ANTALYA

Dr. Dursun AYDIN KAMU HASTANELERİ AÇISINDAN ÖNEM NEMİ. Sağlık Turizmini Geliştirme Derneği Başkanı 2. SAGLIK KURULTAYI 12/04/2008 ANTALYA KAMU HASTANELERİ AÇISINDAN ÖZEL YURTİÇİ ve YURTDIŞI I SAĞLIK SİGORTALARININ S ÖNEM NEMİ www.saglikturizmi.org.tr Dr. Dursun AYDIN Sağlık Turizmini Geliştirme Derneği Başkanı SAĞLIK TURİZM ZMİ Medikal Turizm

Detaylı

T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı

T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı GENÇLİK PROGRAMI EYLEM 1.3 ve 5.1 PROJELERİNDEN ÖRNEKLER TR-5.1-7-2008-R3 Gelecek Bugündür-Gençlik Politikalarına

Detaylı

SN. YETKİLİ DİKKATİNE 25.08.2015 KONU: 2016 YILI YAPI-İNŞAAT VE ELEKTRİK FUARLARI SİRKÜ BİLGİLENDİRMESİ

SN. YETKİLİ DİKKATİNE 25.08.2015 KONU: 2016 YILI YAPI-İNŞAAT VE ELEKTRİK FUARLARI SİRKÜ BİLGİLENDİRMESİ SN. YETKİLİ DİKKATİNE 25.08.2015 KONU: 2016 YILI YAPI-İNŞAAT VE ELEKTRİK FUARLARI SİRKÜ BİLGİLENDİRMESİ Türkiye milli katılım organizasyonunun, T.C. Ekonomi Bakanlığı'na izin başvurusu yapılmış olup, Türkel

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN  TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 10 Nisan 2015 İstanbul, Martı Otel Sayın Misafirler, Değerli Katılımcılar

Detaylı

2012-2013 Akademik Yılı Erasmus Öğrenci Öğrenim Hareketliliği ve 2011-2012 Akademik Yılı Staj Hareketliliği Başvuru Duyurusu

2012-2013 Akademik Yılı Erasmus Öğrenci Öğrenim Hareketliliği ve 2011-2012 Akademik Yılı Staj Hareketliliği Başvuru Duyurusu 2012-2013 Akademik Yılı Erasmus Öğrenci Öğrenim Hareketliliği ve 2011-2012 Akademik Yılı Staj Hareketliliği Başvuru Duyurusu Öğrenci Seçim Takvimi 20 Şubat 8 Mart 2012: Adayların online başvuru sürecini

Detaylı

YEŞİL KART: TÜRKİYE NİN EN MALİYETLİ SOSYAL POLİTİKASININ GÜÇLÜ ve ZAYIF YANLARI. Yönetici Özeti

YEŞİL KART: TÜRKİYE NİN EN MALİYETLİ SOSYAL POLİTİKASININ GÜÇLÜ ve ZAYIF YANLARI. Yönetici Özeti Araştırma Notu 09/39 24.06.2009 YEŞİL KART: TÜRKİYE NİN EN MALİYETLİ SOSYAL POLİTİKASININ GÜÇLÜ ve ZAYIF YANLARI Seyfettin Gürsel, Burak Darbaz, Ulaş Karakoç Yönetici Özeti Yeşil Kart uygulaması, herhangi

Detaylı

* EL KAZANDI BİZ ÖVÜNÜYORUZ *BORSA 2012 DE DE YABANCIYA ÇALIŞTI *İstanbul da kazanıp, New York ta, Londra da şampanya patlattılar

* EL KAZANDI BİZ ÖVÜNÜYORUZ *BORSA 2012 DE DE YABANCIYA ÇALIŞTI *İstanbul da kazanıp, New York ta, Londra da şampanya patlattılar Umut Oran Basın Açıklaması 06.01.2013 Yarın Aydın-Söke de pamuk üreticileriyle bir araya gelecek olan CHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Umut Oran ın, yazılı açıklaması şöyle: * EL KAZANDI

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Nisan 2013, No: 57

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Nisan 2013, No: 57 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Nisan 2013, No: 57 i Bu sayıda; Şubat ayı sanayi üretim verileri ve diğer öncü göstergeler değerlendirilmiştir. i 1 Toparlanma Başladı mı? Büyüme 2012 de,

Detaylı

ULUSLARARASI İLİŞKİLER OFİSİ 13 MART 2015

ULUSLARARASI İLİŞKİLER OFİSİ 13 MART 2015 ULUSLARARASI İLİŞKİLER OFİSİ 13 MART 2015 2014-2015 ÖĞRETİM YILI ERASMUS+ STAJ HAREKETLİLİĞİ BAŞVURU KILAVUZU SON BAŞVURU TARİHİ 30 MART 2015 1 Erasmus Stajı Nedir? Staj, bir yararlanıcının programa katılan

Detaylı

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 2014 yılında Kadın Dayanışma Vakfı Danışma Merkezi ne 354 kadın başvurdu. 101 kadın yüz yüze başvuru yaparken,

Detaylı

1824 yılında Paris Salonu'nda John Constable'ın eserleri sergilendi. Ressamın, kırsal manzaraları bazı genç meslektaşlarını etkiledi.

1824 yılında Paris Salonu'nda John Constable'ın eserleri sergilendi. Ressamın, kırsal manzaraları bazı genç meslektaşlarını etkiledi. Çağdaş Dünya Sanatı 1824 yılında Paris Salonu'nda John Constable'ın eserleri sergilendi. Ressamın, kırsal manzaraları bazı genç meslektaşlarını etkiledi. Bu genç ressamlar, şekilciliği reddedip doğadan

Detaylı

Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul

Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul Mustafa ŞAHİN 29 Eylül 2015 Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul Geçtiğimiz hafta İngiltere de Londra nın güneydoğusunda şirin bir kasaba ve üniversite şehri olan Greenwich teydik. Kasabadan adını

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. Bu çalışma, Radikal Gazetesinin isteği üzerine seçim istatistiklerinden yararlanılarak VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. tarafından RADİKAL Gazetesi

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü

Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü AVRUPA BİRLİĞİNEDİR? Hukuki olarak: Uluslar arası örgüt Fiili olarak: Bir uluslararası örgütten daha fazlası Devlet gibi hareket

Detaylı

Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN?

Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN? Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN? -Nereden?- Sosyal Sorunlar? İşsizlik, yoksulluk, ayırımcılık. Sosyal sınıflar, tabakalar, gruplar? İşsiz, yaşlı, çocuk, engelli. Yasalar, kurumlar, araçlar? -Anayasa,

Detaylı

Tüketici Alışkanlıkları Anketi, Hazır Giyim. Ağustos 2006 - İstanbul

Tüketici Alışkanlıkları Anketi, Hazır Giyim. Ağustos 2006 - İstanbul , Hazır Giyim Ağustos 2006 - İstanbul Tüketici Alışkanlıkları Anketi, Gfk Marketing Services GmbH & Co.KG tarafından Mart, Nisan ve Mayıs aylarında 20 ülkeden toplam 20,674 kişiye uygulanmıştır. Anket

Detaylı

ŞUBAT AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Macaristan a Resmi Bir Ziyaret Gerçekleştirdi

ŞUBAT AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Macaristan a Resmi Bir Ziyaret Gerçekleştirdi ŞUBAT AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER SİYASİ GELİŞMELER Cumhurbaşkanı Gül, Türk-Macar İş Forumu Açılış Oturumu da İş Adamlarına Hitap Etti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Macaristan a Resmi Bir Ziyaret Gerçekleştirdi

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2016 (SAYI: 85) GENEL DEĞERLENDİRME 31.03.2016 Ekonomi ve İşgücü Piyasası Reformlarına Öncelik Verilmeli Gelişmiş ülkelerin çoğunda ve yükselen ekonomilerde büyüme sorunu

Detaylı