BÖLÜM I DÜNYA EKONOMİSİNİN BÜYÜYEMEME SORUNU, TÜRKİYE NİN ORTA GELİR TUZAĞINDAN ÇIKMA UMUDU

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BÖLÜM I DÜNYA EKONOMİSİNİN BÜYÜYEMEME SORUNU, TÜRKİYE NİN ORTA GELİR TUZAĞINDAN ÇIKMA UMUDU"

Transkript

1

2

3 BÖLÜM I DÜNYA EKONOMİSİNİN BÜYÜYEMEME SORUNU, TÜRKİYE NİN ORTA GELİR TUZAĞINDAN ÇIKMA UMUDU 1. Dünya Ekonomisinde Oyunun Kuralları Yeniden Belirleniyor 2008 yılında dünya geneline yayılan küresel ekonomik kriz ile birlikte, 1970 li yılların başından beri uygulanmakta olan neoliberal ekonomik politikaların günümüz küresel ekonomik sorunlarına yanıt veremediği ve küresel ekonomide kuralların değişmesi, yeniden yapılandırılması gerektiği ortaya çıkmıştır. Merkez Bankalarının, 2008 krizinden bu yana bastığı ve piyasalara sürdüğü ölçüsüz paralara karşın, dünya ekonomisi krizden tam anlamıyla çıkamamıştır. İşsizlik oranlarını makul düzeylere çekememiş, kamu borçlarını yükseltmiş bir Batı, küresel büyüme hedefinin önündeki en büyük engel olarak karşımıza çıkmakta, Avrupa daki durgunluk bir türlü önlenememektedir. Krizin etkilerinin halen hissedilmesine paralel olarak; küresel büyüme geçmişe oranla düşük bir hızla gerçekleşmekte, bu durum da ülkeleri hem ihracat hem de dış finansman bulma yönünden sıkıntıya sokmaktadır. Avrupa açısından durum değerlendirildiğinde; Euro bölgesindeki olumsuz havanın bir türlü dağılamaması, Avrupa nın toparlanamayacağı yönündeki kaygıların artmasına yol açmaktadır. Buna rağmen, müzakereleri hala yürütülmekte olan AB- ABD Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması nın yakın gelecekte yürürlüğe girmesi ile AB kıtasındaki resesyonda azalma görülmesi beklenmektedir. İmzalanacak olan serbest ticaret anlaşması diğer anlaşmalardan farklı özelliklere ve boyutlara sahiptir. Anlaşma, AB nin kurulduğu günden bu yana imzalamış olduğu en büyük ticaret anlaşması olacaktır. Bu anlaşma ile küresel ticaret ve yatırımda var olan kuralların da yeniden yapılanması gündeme gelecektir. 1

4 AB ve ABD nin toplam GSYH si küresel ekonominin yarısına eşittir. Avrupa Birliği ile Amerika nın ticari ve finansal ilişkilerine bakıldığında; Amerika nın Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde yatırımının Asya ülkelerine yaptığı yatırımlarının 3 katı olduğunu, AB nin Amerika ya yaptığı yatırımlarının ise Çin ve Hindistan a yaptığı yatırımların toplamından 8 kat fazla olduğu gözlenmektedir. Buna ek olarak anlaşmanın iki aktör arasındaki dış ticarette son on yılda gözlenen düşüşlerin de önüne geçeceği öngörülmektedir. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi ve serbest ticaretin başlaması sonucunda iki aktör arasındaki ticaretin 210 milyar euro artış göstermesi beklenmektedir. Belirtilen 210 milyar euronun yaklaşık % 55 i AB ye kazanım olarak dönecektir. Bu sayede Avrupa da yükselen işsizliğin ve ekonomik durgunluğun önüne geçilmesi planlanmaktadır. İmzalanacak olan anlaşmadan AB ve ABD nin beklentisinin Ekonomik NATO olduğu bilinmektedir. Transatlantik ekonomik ortaklığının Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya, Japonya, Meksika, Kanada ve Türkiye için olumsuz etkiler yaratması, AB ile dış ticarette düşüşlere sebep olması beklenmektedir. Birçok Orta ve Doğu Avrupa ülkesindeki zorluk, artık ekonomik krizi geride bırakarak finansal sektörü teşvik etmek ve iş ortamını iyileştirmektir. Ekonomik kriz aşılmıştır ancak istikrarlı bir ekonomik büyüme sürecine girilememiştir. Her ne kadar geçmiş yıllardaki gibi kötü ekonomik performanslar olmasa da, Orta Doğu ve Karadeniz de devam eden savaş, gerginlik, vb. siyasi istikrarsızlıklar, dünya ekonomisini olumsuz etkilemektedir. Ekonomik problemlerin yanı sıra Ukrayna da, Suriye de, Irak ta, Ortadoğu da sular bir türlü durulmamış, Ortadoğu nun en büyük sorunlarından biri IŞİD tehdidi haline gelmiştir. Ukrayna daki gerilimler ekonomik faaliyetleri sekteye uğratmıştır. Rusya da ve Rusya ya komşu birçok ülkede, rekabet gücünü arttırmaya ve petrol ve gaz dışında büyüme kaynakları yaratmaya yönelik reformlar kilit önem taşımaktadır. 2

5 Ayrıca, Ukrayna ve Ortadoğu da yaşanan gerginlikler nedeniyle, jeopolitik risklerdeki artış yatırımcıyı tedirgin etmekte ve yatırımların artmasına engel oluşturmakta, yatırımların yeterince artmaması da büyümeyi frenlemektedir. Orta ve Doğu Avrupa (CEE) ülkelerinde büyümenin hızlanarak 2014 yılında % 2,5 e ve 2015 yılında % 2,8 e yükselmesi beklenmektedir. Ancak Batı Avrupa daki büyüme ise oldukça düşük seviyelerdedir. Bazı Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde işsizlik oranı % 10 un üzerinde olmakla birlikte, en fazla düşüş gösterdiği ülkeler yapısal reformların hızlı bir şekilde uygulandığı Estonya, Letonya ve Litvanya gibi ülkelerdir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde geçen yıllara göre ufak da olsa pozitif büyüme rakamları gözlenmeye başlanmıştır. Buna ek olarak özellikle ABD ekonomisi için olumlu öngörüler bulunmaktadır. Hane halkının talebi artış göstermiş, emlak fiyatlarında yükselişler gözlenmiş, ABD Merkez Bankası genişleyici mali politikaları azaltma yoluna girmiştir. Bütün bu politikalar krizden çıkış süreci olarak yorumlanabilmekle birlikte yeni küresel ekonomik sisteme geçiş olarak da görülebilmektedir. Özellikle ABD nin genişleyici para politikalarını sonlandırması ile birlikte küresel finans sisteminde yeniden yapılanmaların gözlenmesi beklenmektedir. Bu durumun gelişmekte olan piyasalara ve dolar rezervi yüksek olan ülkelere etkisi ise gelecek dönemlerde gözlenebilecektir. Küresel piyasalarda, özellikle de gelişmekte olan ülkelerde ayrışma gözlenmektedir. Bu kapsamda, Rusya ve Brezilya gibi önemli ülkelerde ekonomik kırılganlık devam etmekte, fakat Çin de pozitif büyüme verilerinde süreklilik bulunmakta ve Hindistan da da düzelmeler dikkat çekmektedir. Orta Doğu ve Doğu Avrupa da ortaya çıkan gerginlikler ve çatışma ortamı ise en çok Arjantin, Türkiye ve Güney Afrika gibi gelişmekte olan ülkeleri etkilemiştir. AB içerisinde krizin en çok etkilerini gösterdiği ülkelerden biri olan İrlanda geçtiğimiz yıl AB nin uyguladığı Finansal Destek Programını başarılı bir şekilde tamamlamıştır. İspanya ve Portekiz artan ihracatları sayesinde olumlu ekonomik sonuçlar elde etmiştir. Yunanistan da ise makul bir ekonomik toparlanma beklenmektedir. 3

6 Yine de ne AB ne de küresel ekonomi, 2008 öncesi ekonomik düzene dönememiştir ve önümüzdeki yıllarda krizden çıkış stratejileri kapsamında yeni bir küresel ekonomik sisteme geçileceği bilinmektedir. Dünyanın içinde bulunduğu durum; küresel ekonominin bir süre daha sıkıntılı bir süreç geçireceğine yönelik tahminlerin artmasına yol açmaktadır. ABD nin görece olarak toparlanmasına karşılık Euro bölgesinin resesyona gidişi, Japonya nın bir türlü içinde bulunduğu durgunluktan çıkamaması, Çin deki olumsuz gelişmelerin finansal piyasaları daha fazla tedirginleştirmesi gibi gelişmeler dünya ekonomisinde önümüzdeki dönemde oldukça büyük gelişmelerin gerçekleşeceğinin habercisi niteliğindedir Krizden Çıkış Arayışları: ABD ve Trans-Pasifik Ortaklığı, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşmaları ABD nin uluslararası ticaret politikası, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ve çok taraflılık ilkesine dayanmaktadır. Ancak DTÖ Doha Turu müzakerelerinin çıkmaza girmesinin ve ABD nin özellikle Brezilya, Çin ve Hindistan gibi ülkelerle anlaşmaya varamaması, yeni alternatif arayışlarına gidilmesine ve ABD dahil birçok ülkenin Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA) aracılığıyla uluslararası ticaret hacimlerini artırmaya çalışmaya başlamalarına neden olmuştur. Çünkü STA lar üye ülkeler arasındaki ticareti etkileyen tarife ve tarife dışı engelleri kaldırarak, taraf ülkeler lehine ticaret avantajları yaratmaktadır. Bu nedenle, dünya ülkeleri, ikili ve bölgesel ticaret anlaşma sayısının giderek arttığı bir döneme girmiştir ile 1995 yılları arasında, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasına (GATT) kayıtlı ikili ve bölgesel ticaret anlaşma sayısı 100 civarında iken, Temmuz 2013 itibariyle DTÖ ye kayıtlı anlaşma sayısı 379 a yükselmiştir lı yıllardan 2002 ye kadar bu yeni akımın gerisinde kalan ABD, ABD Ticaret Temsilciliği (USTR) tarafından belirlenen, rekabetçi liberalleşme stratejisi ile birlikte Latin Amerika ülkeleri ve Ortadoğu ülkeleriyle ikili ticaret anlaşmaları müzakerelerine hız vermiştir. ABD, 2008 yılında, daha öncesinde Brunei, Şili, Yeni Zelanda ve Singapur un kendi aralarında müzakerelerini sürdürdüğü Trans- Pasifik Ortaklığı Anlaşması- TPO ya (Trans-Pacific Partnership Aggrement-TTP), katılma kararı almıştır yılı mali krizi sonrasında, ABD Başkanı Obama nın Asya ile tekrar bütünleşme stratejisinin bir parçası olarak ABD nin, TPO müzakerelerine dahil edilmesi Kasım 2009 da tekrar gündeme gelmiştir. 4

7 Şu anda ABD ile birlikte toplam 12 ülke arasında (Avustralya, Brunei, Kanada, Şili, Japonya, Malezya, Meksika, Yeni Zelanda, Peru, Singapur ve Vietnam) müzakereleri devam eden TPO, 21. yy ticaret anlaşması olarak da nitelendirilmektedir. TPO tamamlandığında, anlaşmaya ortak ülkeler arasında mal ve hizmet ticaretinin önündeki engellerin kaldırılmasının yanı sıra yatırım, işgücü, çevre, rekabetçilik politikaları, fikri mülkiyet hakları konularında da liberalleşmeyi öngören yeni ticaret kanunu niteliğinde olacaktır. TPO müzakerelerini sürdüren ülkelerin toplam nüfusu 760 milyon 820 bin olup, dünya gayrisafi yurtiçi hâsılasının % 37,38 ini oluşturmaktadır. TPO, anlaşmaya ortak ülkelerinin iç politikalarında yeni düzenlemelere gitmelerini gerektirecek olup, uluslararası rekabetçiliklerinin arttırmalarının yanı sıra ve Çin in hızına da ayak uydurabilmelerini sağlayacaktır. ABD ve AB arasında müzakereleri süren Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşmasına TTYO (Transatlantic Trade and Investment Partnership-TTIP) da bu perspektif ile bakılması gerekmektedir. TTYO basit bir serbest ticaret anlaşmasının çok ötesindedir. TTYO, ABD ve AB arasında gümrük tarifelerinin kaldırılmasının yanı sıra hizmetler ve yatırımlar konusunda da en üst seviyede liberalleşmeyi öngörmektedir. ABD ve AB arasındaki mevcut ticari ilişkilere bakıldığında hâlihazırda özellikle sanayi mallarında gümrük vergilerinin oldukça düşük seviyelerde olduğu ancak tarife dışı konular, yasal düzenlemeler ve koruma politikalarında ciddi farklılıklara sahip olunduğu görülmektedir. Bu nedenle, TTYO girişimi gümrük tarifelerinin ötesinde tarife dışı konulara yoğunlaşacak kapsamlı bir anlaşma olacak ve eğer müzakereler amaçlanan doğrultuda sonuçlandırılırsa, uluslararası ticaret sisteminin kurallarını yeniden belirleyecek bir blok kurulmuş olacaktır. Temmuz 2013 te başlayan ve son olarak 29 Eylül 3 Ekim 2014 tarihlerinde yedincisi gerçekleşen TTYO müzakereleri tamamlandığında, AB ve ABD nin dünyadaki en kapsamlı ve en büyük ikili ticaret ve yatırım anlaşmasına imza atarak, birlikte dünya GSYİH sının yarısını ve dünya ticaretinin üçte birini kapsayacak ortak bir pazar yaratacaklardır. Bu anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, AB ekonomisinin yılda 119 milyar avro; ABD ekonomisinin ise yılda 95 milyar avro kazanç sağlaması beklenmektedir. Söz konusu TTYO anlaşması ise Türkiye yi doğrudan ilgilendirmektedir. 5

8 AB ile aramızda olan Gümrük Birliği Anlaşması gereği, Türkiye, pazarını üçüncü ülkelere otomatik olarak açmakla mükelleftir. Ancak Türkiye, AB üyesi olmadığı için bu ülkelerin pazarlarına aynı şartlarda girememekte, AB nin anlaşma imzaladığı üçüncü ülkelerle ayrıca ikili anlaşmalar imzalamaya çalışmak zorunda kalmaktadır. Fakat söz konusu ülkeler zaten Türk pazarlarına tek taraflı erişim imkânı bulduklarından değişik bahanelerle Türkiye ile anlaşma imzalamaktan kaçınmaktadırlar. TTYO anlaşması ise söz konusu haksızlığı çok daha kapsamlı bir boyuta taşıyacaktır. Olası bir TTYO anlaşması durumunda ABD firmalarının malları Gümrük Birliği kapsamında Avrupa pazarları üzerinden Türkiye ye gümrüksüz giriş yapabilecek, fakat Türk firmaları aynı şartlarda ABD pazarlarında rekabet hakkı elde edemeyecektir. Bu durumun Türkiye nin hâlihazırda zaten açık veren dış ticaret dengesini daha da bozması söz konusudur. Ayrıca ortaya çıkan rekabet ve maliyet etkileri dolayısıyla Avrupa ya mal ve sermaye ihraç eden Türk firmalarının ABD menşeli firmalar tarafından pazar dışına itilme riski bulunmaktadır. TTYO ya Türkiye nin dahil edilmemesi aynı zamanda ülkemizin milli gelir düzeyini de olumsuz etkileyecektir. Yapılan araştırmalara göre ABD ve AB, aralarındaki tarife dışı engellerin de kaldırılmasını içeren kapsamlı bir anlaşma imzalarlarsa, ülkemizin yaklaşık % 2,5 refah kaybına uğraması söz konusudur. T.C. Merkez Bankası tarafından yapılan çalışmada ise, Türkiye nin AB-ABD STA sına taraf olamaması halinde GSYH nin 4 milyar dolara kadar zarara uğrayabileceğini; anlaşmaya taraf olması halinde ise GSYH de yaklaşık 31 milyar dolarlık bir artış elde edebileceği ortaya çıkmıştır. Ayrıca çalışmada Türkiye nin anlaşmaya taraf olduğu veya ABD ile ayrı bir STA imzaladığı durumun, sadece Türkiye lehine sonuçlar oluşturmadığı aynı zamanda AB ve ABD GSYH büyüme oranlarının da Türkiye nin dâhil olmadığı bir AB-ABD STA sına göre daha yüksek olduğu sonucu bulunmuştur. Bunun yanında ülkemizin TTYO ya dahil edilmesi süreci kolay gözükmemektedir. Bu nedenle, Türkiye nin TTYO ya taraf olması, olamaması veya ABD ile Serbest Ticaret Anlaşması imzalaması, imzalayamaması durumlarına göre etki analizleri, hatta sektörler bazında derinlemesine analizler gerçekleştirilmelidir. 6

9 Ülkemiz, ABD ile AB arasında müzakereleri devam eden fikri mülkiyet haklarının güçlendirilmesi, iş gücü kalifikasyonlarının yükseltilmesi, finans ve hizmet sektöründe reformların gerçekleştirilmesi, bürokrasinin işleyişi, devlet yönetimindeki şeffaflık gibi konularda şimdiden reformlara başlamalıdır. Ülkemiz, AB, ABD yönetimi, ABD kongre üyeleri ve senatosu üzerinde etkin lobi faaliyetleri gerçekleştirmelidir Avrupa Birliği Resesyonda 2010 yılının başlarında Avrupa yı vuran Euro krizi, krizin patlak verdiği tarihten beri Avrupa ülkelerini hala olumsuz yönde etkilemektedir. Ekonomik veriler, krizin devam ettiğini göstermektedir. Eurostat ın yayınladığı AB ülkelerinin gayri safi yurtiçi hâsıla büyüme oranlarına baktığımızda, 2011 yılında ortalama % 1,6 oranında bir büyüme olduğunu görüyoruz, 2012 yılında ise bu oran % -0,4, 2013 yılında ise % 0,1 olarak gerçekleşmiştir. Bu oranlar bize, Avrupa Birliği nde genel olarak ekonomik aktivitenin düşüş eğiliminde olduğunu kanıtlamaktadır. Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan ın ifadelerine göre; Avrupa Merkez Bankası bugüne kadar görülmemiş miktarda likiditeyi piyasalara vermiş, trilyonlarca avroyu sadece batık bankalara destek olmak için çıkarmıştır. Avrupa Merkez Bankası nın bu desteğine rağmen Avrupa da hala büyüme gerçekleşmemekte ve AB'nin pek çok ülkesinde bugün güven ortamı sağlanamamaktadır. Ağustos 2014 tarihinde Deutsche Welle gazetesinden yayımlanan bir makaleye göre, Euro Bölgesi'nin en güçlü ekonomisi olan Almanya'nın ilk çeyrekte % 0,8 lik büyümesinin ardından ikinci çeyrekte % 0,3 daralması ile endişelerin arttığı belirtilmektedir. Söz konusu makalede Fransa'nın ikinci çeyreği sıfır büyüme ile kapatması ve İtalya'nın her iki çeyrekte de daralarak teknik resesyona girmesi ile AB genelindeki korkuların daha da körüklendiği ifade edilmektedir. Öte yandan Euro Bölgesi genelinde büyümenin temel göstergelerinden sayılan sanayi üretiminin 2014 Haziran da % 0,3 daralması da önümüzdeki dönemde Avrupa ekonomisinin durgunluktan kolayca çıkamayacağı yorumlarının yapılmasına neden olmaktadır. Yaklaşık 150 milyar dolarlık yıllık ihracatımızın % 50 ye yakın kısmını Avrupa ülkelerine gerçekleştiriyor olmamız nedeniyle, AB ekonomilerinin gidişatı ülkemizi yakında ilgilendirmekte ve bu gelişmeleri endişe ile izlememize neden olmaktadır. 7

10 Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı 5 ülkeden üçü olan Almanya, İtalya ve Fransa'nın resesyon tehlikesi ile karşı karşıya kalması, kendi büyüme hedeflerini ihracat odaklı şekillendiren ekonomi yönetimini ve iş dünyasını korkutmaktadır. AB nin güçlü ekonomilerinde yaşanan durgunluk, hemen diğer ülkelere de yansımaktadır. Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği'nde yaşanan her ekonomik gelişme direkt olarak Türkiye'yi de etkilemektedir. İhracatımızın yaklaşık yarısını Avrupa ülkelerine yapıyor olmamız nedeni ile, AB'de muhtemel bir resesyon, Türk ekonomisi için de kötü bir tablonun ortaya çıkmasına sebep olacaktır. AB resesyonunda başı Almanya çekmektedir. Almanya 2009 sonrasında, 2012 nin son ve 2013 ün ilk çeyreğinde resesyona girmiş, 2014 ün ikinci çeyreğinde de % 0,3 küçülmüştür. Bu küçülmede, ihracat payının azalması ve inşaat başta olmak üzere sabit sermaye yatırımlarının azalması etkili olmuştur. Almanya ile birlikte aynı dönemde sıfır büyüme kaydeden Fransa ve % 0,2 daralan İtalya da endişeleri artırmaktadır. Türkiye olarak bu resesyondan yara almadan ilerleyebilmek için mevcut ve yeni pazarlar üzerinde ticari ve ekonomik yönden çok yoğun bir şekilde faal olmamız gerekmektedir Uzakdoğu Ejderleri Zor Durumda Dünya Bankası tarafından, Doğu Asya bölgesinde yer alan ülkelerin 2014 yılı ekonomik büyümelerinin yavaşlayacağı bildirilmiştir. Açıklamanın devamında, 2014 yılı düşük büyüme oranlarına rağmen, Çin Halk Cumhuriyeti dışında kalan bölge ülkelerinin büyüme tempolarının zaman içerisinde toparlanmasının beklendiği belirtilmiştir. Genel olarak incelendiğinde Doğu Asya Pasifik ülkelerinin 2013 yılında ulaştıkları % 7,2 büyüme oranının altında kalarak, 2014 ve 2015 yılları içerisinde % 6,9 oranında büyüyeceklerinin beklendiği bildirilmiştir. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından hazırlanan Ekonomik Görünüm raporunda, uzun vadede, küresel üretimin gelişmekte olan ekonomilere ve Asya Pasifik ülkelerine kaymasının beklendiği belirtilmiştir. Bununla beraber, bölgede yer alan, gelişmekte olan ülkelerin eğitime erişim koşullarının iyileştirilmesi ile uzun vadede getiri sağlanacağı; Çin, Hindistan, Endonezya gibi bölge ülkelerinin %10 Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) artışı sağlayabileceklerinin tahmin edildiği belirtilmiştir. 8

11 Bölgenin en önemli ekonomisi olan Çin Halk Cumhuriyeti ise gayrimenkul piyasasında yaşanan yavaşlama, yurtiçi taleplerinin ve sanayi üretiminin zayıflaması sonucunda, 2014 yılı 3. çeyrekte % 7,3 ile son 5 yılın en yavaş büyümesini yaşamıştır. Ülkenin, tahmini yıllık büyüme oranlarının; 2014 yılı için % 7,4 ten % 7,2 ye, 2015 yılı için % 7,5 ten % 7,2 ye ve 2016 yılı için de % 7,5 ten % 7,1 e seviyelerine gerileceği belirtilmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti ndeki büyümenin yavaşlamasında banka ve gayrimenkul piyasasındaki yumuşamanın ülkenin ekonomisi üzerine ek bir yük bindirdiğinin de altı çizilmiştir. Bunun yanında söz konusu yavaşlamada hükümetin politikalarının etkisi olduğu belirtilmiştir. Özellikle ülkede tüketimin artırılması için maliye politikalarında yumuşamaya gidilmesi ve vergi indirimi gibi tedbirlerin alınmasının büyüme rakamlarındaki gerilemede önemli rol oynadığının üzerinde durulmuştur Küresel Ekonomide Umut Işığı: Afrika Küresel ekonomideki yavaşlama ve beklentilerin genel olarak istenilen seviyede olmaması uluslararası yatırımcıları yeni pazar arayışına itmiştir. Dünya üzerindeki kara parçalarının % 20 sini kapsayan Afrika Kıtası, 30 milyon kilometrekareyi aşan yüzölçümü ve 1 milyarı geçen nüfusu ile yatırımcılar için adeta bir umut ışığı olmuştur. Kıtadaki 54 ülkenin her biri barındırdığı iş olanakları ile yatırımcılar için bir fırsatlar denizi oluşturmaktadır. Kıta ülkelerinde barış ve siyasi istikrar arttıkça ekonomik büyüme ve GSYİH oranları da yükselmektedir yılında dünyanın en hızlı büyüyen 10 ekonomisi arasında 6 Afrika ülkesi yer almıştır. Dünya Bankası nın Küresel Ekonomik Tahminler Raporu na göre kıta ekonomisinin büyümesi orta vadede % 5 seviyelerinde seyretmeye devam edecektir. Kıta genelindeki hızlı nüfus artışı ile doğru orantılı olarak orta sınıf büyümekte ve tüketici harcamaları artmaktadır yılında kıta genelindeki tüketici harcamalarının 1 trilyon dolara yükseleceği öngörülmektedir. Diğer yandan 2050 yılına gelindiğinde kıta nüfusunun ikiye katlanarak 2 milyara çıkması ve artan genç nüfus ile beraber kıtanın dünyadaki en kalabalık iş gücüne sahip olması beklenmektedir. 9

12 Özellikle Sahra Altı Afrika ülkelerinin sahip olduğu alt yapı eksiklikleri dış ticaret için bir engelden ziyade yatırım için fırsat olarak değerlendirilmelidir. Karayolları, sulama kanalları, konut inşaatları gibi büyük projeler hükümetler tarafından teşvik edilmektedir. Alt yapı projelerinin yanı sıra tekstil ürünleri, gıda, gıda işleme, tarım, tarıma dayalı sanayi, mobilya, sanayi makineleri, otomotiv yedek parçası ve inşaat malzemeleri sektörleri yatırım için elverişli ve kazançlı alanlar oluşturmaktadır. Odamız da Afrika nın hızlı yükselişini yakından takip etmekte olup kıta ülkeleri ile oldukça yakın ilişkilere sahiptir. Yurtiçi ve yurtdışında yapılan görüşmelerde günümüze kadar 40 tan fazla Afrika ülkesinin üst düzey temsilcisi ile temas kurulmuştur Haziran 2014 tarihlerinde Türk Havayollarının ilk seferi ile gerçekleştirdiğimiz Benin iş ve inceleme gezisi kapsamında Benin Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı ve Ticaret ve Sanayi Bakanı ile görüşmeler gerçekleştirilmiş, İzmir ile Benin arasındaki ilişkilerin daha ileri taşınması için neler yapılması gerektiği ele alınmıştır. Ayrıca kurumlarımız arasındaki ilişkilerin derinleşmesine katkıda bulunmak amacıyla kardeş oda anlaşması imzaladığımız Benin Ticaret ve Sanayi Odası ile birlikte düzenlediğimiz Benin-İzmir İş Forumu ve ikili iş görüşmeleri yoğun ilgi görmüş ve Beninli işadamları ile üyelerimiz arasında mevcut ve potansiyel iş fırsatları değerlendirilmiştir. Üçüncü binyılın potansiyel kıtası olarak adlandırılan Afrika nın uluslararası ekonomideki dikkat çeken yükselişi 2015 yılında da aynı şekilde devam edecek olup, Odamızın kıta ülkelerine yönelik çalışmaları da aynı doğrultuda devam edecektir. Kıta geneli ve ülkeler bazında hazırlanacak raporlar ile iş ve yatırım fırsatları üyelerimize aktarılırken, düzenlenecek iş ve inceleme gezileri, heyet ziyaretleri ve tanıtım toplantıları ile üyelerimiz ve Afrikalı işadamları arasında firma ağları oluşturulması için çalışmalar yapılacaktır Dünya da Yeniden Kur Savaşları Alarmı Kur Savaşları terim olarak son yıllarda gündeme gelmiş olsa da, içeriği bakımından aslında 1929 da başlayan ve 1930 l yıllara yayılan Büyük Buhran döneminde sıkça kullanılan ekonomi ve mali politikanın bir sonucudur lu yıllarda, Büyük Buhran ın etkilerinden kurtulmak için ihracat gelirlerini arttırmak isteyen ülkeler, para birimlerini komşularının para birimleri üzerinden değersizleştirecek para ve ekonomi politikaları uygulamaktaydı. 10

13 Bu sayede devalüe edilen para birimi ile yapılacak olan ticaret daha ucuz oluyor, ülke köklü ekonomik yeniden yapılanma yapmadan daha hızlı bir büyüme yakalayabiliyordu. Rekabetçi devalüasyon olarak da bilinen bu strateji, 1930 lı yıllarda ekonomik krizin daha da derinleşmesinin sebeplerinden biri haline gelmiştir. Kur Savaşları terimi ise ilk defa 2 yıl önce Brezilya Maliye Bakanı Guido Mantega tarafından dile getirilmiş, geçtiğimiz günlerde Rusya Merkez Bankası tarafından yeniden gündeme getirilmiştir. Kur Savaşları teriminin babası olarak kabul edilen Mantega bu konuya dikkat çekerek ülkeleri kur savaşlarını başlatmamaları konusunda uyarmıştır lu yılların ekonomik sisteminden çok daha geniş bir kapsama ve derin bir entegrasyona sahip olan küresel ekonomik sistemde, bilinçli devalüasyonun olumsuz etkisi bütün küresel sistemde hissedilecektir. Günümüzde yaşanan kriz benzeri ekonomik dengesizlikleri takiben sürekli bir ekonomik durgunluğa girdiği, bunu takiben gayrisafi milli hasıla büyüme hızının yavaşladığı ekonomik ortamlarda, büyümeyi ve talebi canlandırmak için kısa vadeli olarak devlet harcamalarının yükseltilmesi, vergilerin veya faiz oranlarının düşürülmesi bilinen ekonomi politikalardandır. Bunlar genel olarak kısa dönemde iç talebin canlandırılması için sıkça tercih edilen yöntemler olmakla birlikte, devletlerin dış talebi ve dolayısıyla ihracat gelirini arttırmak amacıyla yürüttükleri mali politikalar da bulunmaktadır. Rekabetin önem kazandığı günümüz ekonomik sisteminde, ihracatta öne geçmek isteyen ülkelerin ve ihracat odaklı bir büyüme stratejisi belirleyen ülkelerin para birimlerini diğer para birimleri karşısında devalüasyon yoluyla değersizleştirerek, ihracatta kendilerine rekabet avantajı yarattıkları bilinmektedir. Küresel ekonomik sistem son derece entegre olmasına rağmen, ortak para birimi kullanmayan devletlerin para politikasını ekonomi hedeflerine göre uygulaması ülkelerin ekonomik egemenlik alanına girmektedir. Bu kapsamda, devletler kendi para birimlerinin, diğer para birimleri karşısındaki değerini belirlemekte ve bu değeri sabit tutmak, düşürmek ya da arttırmak için politikalar yürütmekte özgürdürler. Gelişmekte olan ekonomilerin büyük bir kısmının sıkça uyguladığı özellikle iki dünya savaşı arası dönemde rastlanan bir mali politika olan bilinçli devalüasyon dış ticarette ülkelere fiyat ve rekabet avantajı sağlamakta, kısa vadede ülkenin ihracat gelirlerini arttırmakta ve daha çok yatırım çekmesini sağlamaktadır. 11

14 Buna ek olarak, enflasyon oranı hedeflenenin altında kalan ülkeler de aynı politikaları uygulayarak, ithalat giderlerinin yükselmesi ve kur devalüasyonu sayesinde enflasyonun yükselmesini sağlamaktadır. Bu durumun yarattığı en sorunlu sonuç ise, bir ülkenin ürünlerinin fiyatlarının daha rekabetçi hale gelmesi ile talebin o yöne kayması sadece o bölgeye faydalı olacak, toplam talebi arttırmayacaktır. Bu durumda rekabet avantajı elde etmek için devalüasyon yoluna gitmekte, sonuç olarak bir kur savaşına girişilmektedir. Devalüasyon yoluyla rekabet avantajı elde etmek hem tek tek ülkeler açısından hem de küresel ekonomi açısından büyük bir risk teşkil etmektedir. Bilinçli devalüasyon karşılıklı olarak devamlı gerçekleştirebilmekte ve bu durum sonu olmayan bir kısır döngüye sebep olabilmektedir. Sonuç olarak devalüasyon politikası faydasız hale gelmekte ve ülkenin küresel sistemdeki güvenilirliği de zarar görebilmektedir. Buna ek olarak, dünya ekonomik sisteminde öngörülemeyen dengesizliklere yol açarak krizin daha da derinleşmesine sebep olabilmektedir. Son yıllarda, özellikle Japonya nın parasal genişleme doğrultusunda yürüttüğü mali politikalarla Japon para birimi olan Yen in değerini düşürdüğü ve bu sayede deflasyonu kontrol altına almaya çalıştığı gözlenmektedir. Bu kapsamda Japon yeni dolar karşısında son altı yılın en düşük seviyesine gerilemiştir. Japonya Merkez Bankası nın yürütmekte olduğu politikalar AB, Rusya ve Brezilya gibi önemli ekonomik aktörler başta olmak üzere birçok uluslararası kurum tarafından eleştirilmektedir. Benzer politikalar uzun zamandır ihracat yoluyla büyüme politikası izleyen Çin tarafından da sıkça kullanılmaktadır. Gelişmiş ülkeler tarafından birçok defa şikayet edilen Çin in bu politikası gelişmekte olan ülkelerde rekabet eşitsizliği yaratmaktadır. Avrupa da duruma bakıldığında ise, Avrupa nın 2008 krizinden beri ekonomik durgunluktan çıkamadığı, çok düşük bir oranla büyüme sergilediği ve çok yüksek işsizlik oranına sahip olduğu açıktır. Buna ek olarak Euro Bölgesi nde %0,3 oranına düşen enflasyonun yükseltilmesi için euro kurunun değer kaybetmesi gerektiği Avrupa Merkez Bankası tarafından savunulmaktadır. Bu durumda, euronun devalüe edilmesi Almanya nın tarihsel olarak katı enflasyon prensipleri Avrupa Birliği Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi nin önünde en büyük engeldir. 12

15 Fransa ise, tarihsel olarak para birimini temel bir ekonomik politika olarak kullanmaktadır yılında başlayan krizin etkilerinden de kurtulabilmek adına euro devalüasyonunu doğru yol olarak görmektedir. Anlaşıldığı üzere AB nin kurucu üyeleri arasında bu konuda bir anlaşmazlık bulunmaktadır. Sadece bu anlaşmazlıklar bile euronun dolar karşısında değer kaybetmesine ve beklentilerin daha da düşüşe geçmesine neden olmuştur. Küresel krizin başladığı ülke olan Amerika Birleşik Devletleri nin de bir süredir devam etmekte olan gevşek para politikası sayesinde doların değerini belli bir sınırda tutmakta olduğu bilinmektedir. Sonuç olarak, küresel ekonomide yeniden bir kur savaşı başlamasının son derece olası olduğu açıktır. Fakat bu sefer büyüme ve istihdam yaratmaktan çok devalüasyon politikalarının deflasyon karşıtı olarak yürütüldüğü kabul edilmektedir. IMF ve Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası kurumlar da yürütülen politikalar konusunda uyarılarda bulunsa da ülkelerin para politikalarına müdahale edilememektedir. Bu kapsamda önümüzdeki dönemlerde kur savaşları hakkında yaşanacak gelişmeler, gelişmekte olan ülkelerin tutumuna bağlı olarak değişecektir. 2. Savaşların Nedeni ve Küresel Büyümenin Motoru: Enerji Yirmi birinci yüzyılda enerji kavramının yüzyılın kilit kavramlarından biri olduğu aşikardır. Devletlerin gelişmişlik düzeyine yönelik en önemli kriterlerden biri enerjidir. Eğer bir devlet, kendi içinde, kendine yetebilecek düzeyde enerji üretebiliyorsa, gelişmiş ülke statüsüne sahip demektir. Ülkelerin büyümesinde en önemli etken hiç şüphesiz enerjidir. Uluslararası Enerji Ajansı, özellikle 2050 yılına kadar doğalgaz ve petrolün toplam üretim içindeki payının % 50 lerde olacağını belirtmiştir. McKinsey Küresel Enstitüsü, günümüzden 2020 yılına dek gelişmiş ülkelerin talebinin dünya enerji talebinin neredeyse %80 ini oluşturacağını, bu talebin %32 sinin Çin den, %10 ununsa Orta Doğu dan kaynaklanacağını öngörmektedir. Massachusetts Institute of Technology nin yaptığı bir araştırma, dünya çapında enerji talebinin 2050 yılına kadar günümüzdekinin üç katına çıkabileceğini tahmin etmektedir. Enerji talebinin gün geçtikçe artacağına dikkat çeken araştırmalar sonucunda da enerji kaynaklarının önemi gün geçtikçe artmakta, bu durum da zaman zaman çatışmaların yaşanmasına yol açmaktadır. 13

16 Dünya enerji kaynaklarının çok büyük bir bölümü Rusya, Ortadoğu, Türki Cumhuriyetleri, İran ve Arap yarımadasında bulunmaktadır. Enerji kaynakları açısından oldukça zengin olan bu bölgelerde, çatışmalar da bir türlü eksik olmamaktadır. Sadece Türkiye nin bulunduğu bölgede yer alan komşularındaki kaynaklar dünya kaynaklarının yaklaşık % 65 ini, Batı daki ülkeler ise % 65 tüketim noktasını oluşturmaktadır. Bütün bu coğrafyanın siyasi tarihine bakıldığında enerjinin savaşın gerekçesi olduğu görülmektedir. Yaşanan çatışma ve savaşların başlıca nedenleri arasında, enerji kaynaklarına sahip olma mücadelesi ilk sırada yer almaktadır. Enerji kaynaklarına sahip olan ülkeler, petrol ve doğalgaz üretimine yönelmektedir. Bu kaynaklara sahip olmayan ülkeler ise, enerji açısından zengin olan ülkelerden hatlar aracılığıyla bu kaynakları almakta, ancak zaman zaman devletler arasında yaşanan gerginlikler, vana ların kapanması ihtimalini ortaya çıkarmakta, bu durum da enerji arz güvenliği tehlike sinyalleri vermeye başlamaktadır. Enerji kaynakları açısından zengin olan bölgeler ile üzerinde hakimiyet kurmak isteyen güçler birbirleriyle yarışmakta, bölgesel ve küresel aktörler ise bu bölgelerdeki enerji kaynaklarından kendi insiyatifleri doğrultusunda yararlanabilmek, hatta enerji ihtiyacı olan bölgelere enerji aktarmak için enerji merkezli yeni vizyonlar geliştirmektedir. Süreç detaylı olarak incelendiğinde; Ortadoğu ve Kafkasya bölgeleri başta olmak üzere istikrarsızlığın tetiklendiği görülmektedir. Tarihsel olarak incelediğimizde; oldukça önemli bir enerji kaynağı olan petrole ilişkin ilk krizin, yıllarında meydana geldiği görülmektedir. 14

17 1973 Arap-İsrail Savaşı, petrol üreten birkaç Arap ülkesinin ABD ve İsrail ile ittifak yapan ülkelere petrol sevkiyatını durdurmasına neden olmuştur. Bu dönemde benzin fiyatları dört katına çıkmıştır yıllarında ise ikinci petrol krizinin yaşandığı görülmektedir. İran Devrimi nin bir sonucu olarak bu dönemde İran dan ABD ye petrol sevkiyatı durmuş, OPEC in fiyatlarını iki katına çıkarması ile de kriz işin içinden çıkılmaz bir hale gelmiştir. Üçüncü petrol krizi ise yıllarında meydana gelmiştir. Irak ın, Kuveyt i işgal ve Suudi Arabistan ı tehdit etmesini takiben Irak ın Orta Doğu daki egemen güç olmasını önlemek ve bölge petrollerinin üretimi ve fiyatlandırmasını etkilemek için ABD nin öncülüğündeki koalisyon güçleri Irak ı Kuveyt ten çıkarmış, tüm bu gelişmeler yaşanırken de petrol fiyatı, Irak ın Kuveyt i işgalinden hemen sonra aşırı miktarda artmıştır. Ancak enerjinin barışın gerekçesi ve refah seviyesinin yükseltilmesi için bir araç olarak kullanılması gerekmektedir. Günümüzde, Avrupa ülkelerinde kömür hariç petrol ve doğalgaz gibi, sanayinin temelini oluşturan enerji kaynakları bulunmamaktadır. Bu süreçte Türkiye nin stratejik önemi ortaya çıkmaktadır. Türkiye, zengin doğal kaynaklara sahip Ortadoğu, Orta Asya, Hazar Bölgesi, Rusya Federasyonu ile enerji ithalat gereksinimi hızla artan Avrupa başta olmak üzere birçok ülke arasında bir köprü durumundadır. Bu durum Türkiye nin enerji politikasının doğu ile batı, kuzey ile güney arasında enerji koridorunu pekiştirmek yönünde şekillenmesine yol açmaktadır. Petrol ve doğalgazın üretici ülkelerden tüketici ülkelere taşınması konusu hayati öneme sahip bir konudur. Sahip olduğu stratejik konum nedeniyle Türkiye, çok sayıda anlaşmanın yanısıra krizlerin ve çatışmaların da merkezinde bulunan bir ülkedir. Türkiye enerji zengini ülkelerden taşınacak enerjinin geçiş bölgesidir. Doğu ile batıyı birleştiren bir konuma sahiptir. Tüm bu nedenlerden dolayı var olan potansiyelinin iyi değerlendirilmesi Türkiye nin bölgesel bir lider olma yolunda önünü açabilecek ve kilit ülke durumunda olması nedeniyle bölgesel dengelerde aktif bir belirleyici olarak karşımıza çıkacaktır. Türkiye nin basit bir transit ülke olması anlayışı bir kenara bırakılmalı, doğalgaz ve petrol taşıma ve ticaret merkezi olması anlayışına ulaşılmalıdır. Ayrıca, ithal edilen enerji kaynağı yerine öncelikle yerli kaynakların kullanımına önem verilmelidir. Enerji arz güvenliği açısından; enerji kaynak ve güzergahlarının çeşitlendirilmesi gerekmekte, enerji kaynağı satın alınan ülkelerin sayısı arttırılmalıdır. Ülke çeşitliliğine gidilmesi, daha bağımsız bir ithalat yapısının oluşmasına yol açabilecektir. 15

18 Enerji ile ilgili önemli tehdit iklim değişikliği dir. Yenilenemeyen enerji kaynaklarının kullanımı bu tehdidi arttırmakta, iklim değişikliğine bağlı olarak çatışma ve istikrarsızlığa yol açan kuraklık, açlık, salgın hastalık ve kitlesel göçler yaşanmaktadır. Fosil kaynaklara sahip olmayan ve dışa bağımlı durumda bulunan sanayileşmiş ülkelerde yenilenebilir enerji kaynakları öne çıkmaktadır. Önümüzdeki süreçte Avrupa Birliği başta olmak üzere dünyanın önde gelen ülkelerinin enerji ihtiyaçlarının büyük bir bölümünü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılaması hedeflenmektedir. Avrupa Birliği tarafından ortaya konulan Avrupa 2020 Stratejisi kapsamında; akıllı, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme hedefi çerçevesinde yenilenebilir enerjiye yönelik olarak; 2020 yılına kadar sera gazı salımının 1990 yılına kıyasla en az %20, şartlar elverişli ise %30 oranında azaltılması, AB nin enerji tüketiminde yenilenebilir enerjinin payının %20 ye yükseltilmesi ve %20 oranında enerji verimliliği sağlanması hedeflenmektedir Stratejisi diye de bilinen bu hedef kapsamında AB, yeşil ekonomi ye doğru yolunu çizmekte, içinde bulunduğu küresel krizden de bu şekilde çıkabileceğine inanmaktadır. Böyle bir ortamda çevre dostu ve yenilenebilir kaynaklara yatırım yapılması, dünyanın enerji politikalarında yaşanan trendler göz önünde tutulduğunda önemli olup ekonomik büyüme için de önemli bir anahtar durumundadır. 3. Türkiye nin Orta Gelirli Ülke Olmaktan Çıkma ve Zenginleşme Umudu 2014 yılı dünya ve ülkemiz ekonomisi açısından zor bir yıl olmuştur. ABD ekonomisindeki büyüme sinyalleri dünya ekonomisinin toparlanmasına yetmemiştir. Avrupa ve Uzakdoğu başta olmak üzere dünyanın geri kalanındaki zayıf, hatta negatif büyüme bu toparlanma sürecine yeterince destek verememiştir. Ülkemize baktığımızda ise; 12 yıllık kesintisiz büyüme ile Türkiye ekonomisi belli bir noktaya gelmiştir. Ancak, kişi başına gelirde 10 bin $ seviyelerinden daha öteye geçilememiştir. İktisatçıların orta gelir tuzağı olarak tabir ettikleri bu durumdan kurtulmak, 2 trilyon $ lık GSYH hedefine erişebilmek adına çok daha fazla çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Bunun için cari açık, işsizlik sorunlarını en aza indirmenin yanısıra ihracatta orta ve ileri teknoloji içeren ürünlere geçememe gibi ekonomimizin yapısal sorunlarının tek tek ortadan kaldırılması gerekmektedir. 16

19 Bunun için Türk iş dünyasının dünyadaki rakipleri ile rekabet edebilmesi için benzer iş ve yatırım ortamının sağlanması ve eşit şartlarda mücadele edebilmesi gerekmektedir. Bu dengesiz rekabet koşullarında bile, iş insanlarımız dünyanın dört bir yanına ihracat yapmakta, ülkemizin kalkınmasına ve refah seviyesinin artışına katkı koymaktadır Türkiye Ekonomisi Yapısal Dönüşüm Yolunda Türkiye nin, 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi içerisinde yer alması, GSYH nın 2 trilyon dolara, kişi başına gelirin 25 bin dolara yükseltilmesi; ihracatın 500 milyar dolara çıkarılması hedefi doğrultusunda ekonomimizin önemli değişim ve dönüşümleri tamamlaması büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda, ülkemiz ekonomisinin rotasının belirlenmesine yönelik hedef ve politikaların belirlenmesi amacıyla 62. Cumhuriyet Hükümeti tarafından kalkınma planları ve orta vadeli programları oluşturulmaktadır. Plan ve programlar ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınma sürecinin belirlenmesinde yol haritası olarak önemli görevleri üstlenmektedir. Küresel ekonominin geleceğine ilişkin risklerin ve belirsizliklerin devam ettiği, dünya ekonomisinde değişim ve dönüşümlerin yaşandığı bir ortamda ülkemizin sosyo-ekonomik yapısında köklü değişikliklerin yapılması için çalışmalara hız vermesi gerekmektedir Ar-ge ve İnovasyonla Katma Değeri Yüksek Ürünler Üretim yapımızın yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun bir yapıya ulaşması için yapısal bir dönüşüme ihtiyacı bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, Ar-Ge ye ayrılan kaynakların arttırılması son derece önemlidir. Ar-ge merkezi, ar-ge personeli, ar-ge harcamaları ve teknoloji geliştirme bölgelerinin sayısının arttırılması oldukça önem taşımaktadır. Özellikle son 10 yılda Türkiye olarak düşük teknoloji yoğunluklu üretimden orta yoğunluğa ulaşılmıştır. Ancak bu yeterli değildir. Türkiye nin daha fazla üretmenin yanısıra daha nitelikli ve yüksek katma değerli, ileri teknolojili ürünler üreten bir ülke haline gelmesi gerekmektedir. 17

20 Katma değeri arttıracak olan ar-ge, teknoloji, markalaşma ve tasarım gibi alanlara odaklanılmalıdır. İhracata en yüksek katma değeri sağlayan sektörler seçilmeli ve söz konusu sektörlerin tasarım, Ar-Ge ve inovasyonu kullanma kapasiteleri ölçülmelidir Rekabetçi Üretim Yapısı Küresel ekonomide son yıllarda yaşanan hızlı gelişmeler ve rekabet gücünün artması ile birlikte bilim, teknoloji ve yenilik yapma yeteneği ve rekabet üstünlüğü, sürdürülebilir sosyoekonomik gelişmenin en önemli unsurlarından biri haline gelmiştir. Rekabet gücü yüksek bir üretim gücüne sahip olunması makroekonomik dengeler açısından da artan cari açığı uzun vadede çözmenin en önemli yollarından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. 62. Hükümet Programı nda da yer aldığı şekliyle; özel sektör öncülüğünde Ar-Ge ye ağırlık verilmesi, ihracata dayalı rekabetçi üretim yapısına geçilmesi, ihracatta yüksek teknolojinin payını artıracak yatırımların desteklenmesi son derece önem taşımaktadır. Verimlilik artışı ve sanayileşme sürecinin güçlendirilmesi bu stratejinin temel yapı taşlarını oluşturmaktadır. Onuncu Kalkınma Planı nda ( ) da, orta-uzun vadede büyüme hedeflerine ulaşarak gelişmiş ülkelerin gelir seviyelerine daha hızlı yaklaşılması, diğer bir ifadeyle orta gelir tuzağına yakalanmadan gerekli dönüşümün gerçekleştirilmesinin bu yolla gerçekleşeceği ifade edilmektedir. Uluslararası pazarlarda rekabetçi olabilmek için; esnek, hızlı, yenilikçi ve ihtiyaca uygun çözümleri, uygun maliyetle sunabilmek gerekmektedir. Müşteri ilişkilerini iyi yönetmek, müşteri ihtiyaçlarına uygun olarak siparişi gerçekleştirmek pazarda kalıcı olmanın ana koşullarından birisi haline gelmiştir. Türk firmalarının Türkiye de çalışmak isteyen, Ar-Ge süreçlerinde aktif rol oynayan genç ve idealist mühendislere ülkemizde çalışmak için fırsat oluşturması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle beyin göçüne engel olunmalıdır. 18

21 Yurtiçi Tasarrufların Arttırılması Yüksek ve sürdürülebilir bir büyüme ve bunun sağlıklı finansmanı açısından özel tasarruflar hayati öneme sahiptir. Özel tasarrufların yetersiz olması ve bunun sonucunda özel sabit sermaye yatırımlarının zayıf performansı büyüme potansiyelini aşağı çekmektedir. Kısıtlı olan yurt içi tasarruflarımızın ekonomi için üretken alanlarda kullanılması üretim potansiyelimiz açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, yurt içi tasarrufların arttırılması, mevcut kaynakların üretken yatırımlara yönlendirilmesi, ekonominin üretim kapasitesinin ve teknoloji seviyesinin yükseltilmesi, verimlilik düzeyinin ve ihracatın büyümeye katkısının artırılması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Orta Vadeli Program ( ) da; 2013 yılında % 9,9 a kadar gerileyen özel kesim tasarruf oranının, özel tüketimdeki yavaşlama nedeniyle, 2014 yılında 1,8 puan yükselmesi beklenmektedir. Kamu kesimi tasarruf oranının ise, 2014 yılında kamu harcanabilir gelirindeki reel artışın büyüme hızının altında kalmasının etkisiyle, 0,2 puan gerilemesi öngörülmektedir. Böylece, toplam yurt içi tasarruf oranının bir önceki yıla göre 1,5 puan artarak 2014 yılında % 14,9 olacağı tahmin edilmektedir. OVP döneminde yurt içi tasarrufları artırmaya ve ekonominin üretim yapısının ithalata olan yüksek bağımlılığını azaltmaya yönelik politika önceliklerinin katkısıyla, büyümede öngörülen artışa rağmen, 2015 yılında % 5,4 olarak gerçekleşmesi beklenen cari işlemler açığının GSYH ya oranının dönem sonunda % 5,2 ye inmesi hedeflenmektedir. Hem kamu hem de özel kesimde israfı azaltmaya ve tasarruf bilincinin arttırılmasına yönelik politikalar uygulanmalıdır. Yurt içi tasarrufların arttırılması amacıyla, lüks tüketim mallarının tüketimini caydırıcı vergilendirme uygulamalarına gidilmelidir. Yurtiçi tasarrufların arttırılmasında en öncelikli araç, Bireysel Emeklilik Sistemi dir. 19

22 Bireysel emeklilik sistemi hızla büyümeye ve fon oluşturmaya devam etmektedir yılında uygulamaya konulan % 25 oranında doğrudan devlet katkısı, sistem açısından bir dönüm noktası oluşturmuş ve gelişimini önemli ölçüde hızlandırmıştır. Sistemdeki katılımcı sayısı yıl içinde % 33 oranında artarak 4,2 milyon kişiye yaklaşmıştır sonu itibariyle mevcut katılımcılar tarafından ödenen katkı payı tutarı (devlet katkısı dahil) 23 milyar TL ye, sistemde biriken fonların değeri ise 26,3 milyar TL ye ulaşmıştır. Bu rakamlar bireysel emeklilik sisteminde biriken fon tutarının bir önceki yıl sonuna kıyasla % 30 oranında arttığını göstermektedir Nitelikli İnsangücü Küresel düzeyde nitelikli işgücünün önemi giderek artmaktadır. Ülkelerin üretim süreçlerinde yeni teknolojileri kullanmaya başlaması ile birlikte çalışacak kişilerin eğitim düzeylerinin yükselmesi önem taşımaya başlamıştır. Eğitim düzeyinin ve işgücünün niteliğinin yükselmesi, ülkelerin ve bireylerin ekonomik gelişmişliğini etkilemektedir. Genç bir nüfusa sahip ülkemizde insan kaynağı niteliğimizin geliştirilmesi önümüzdeki dönem için önemli bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirerek eğitim kalitesinin ve işgücü niteliğinin artırılması, büyüme ve gelişme hızımıza ivme kazandıracaktır. Türkiye, bölgesinde önemli bir ekonomik figür olması nedeniyle nitelikli insangücünü çekme potansiyeline sahiptir Yerli Ürün Kullanımı Tasarruf ve rekabet ilkelerine uygun hareket edilmesi kaydıyla, ülkemiz ihtiyaçlarının yerli ürünlerden karşılanması ekonomimiz açısından büyük önem taşımaktadır. Cep telefonundan arabaya kadar her ürün bazında yerli malı kullanımının özendirilmesi, ülke içinde yerli üretimin teşvik edilmesi ve kullanımının cazip hale getirilmesi hem ekonomimizin dışa bağımlılığı azaltacak hem de kronik bir sorun haline gelen yüksek cari açık ve yüksek işsizlik oranlarını azaltmamamıza katkı sağlayacaktır. 20

23 Yatırım teşvik sisteminde de yerli malı kullanımını arttıracak desteklere daha fazla yer verilmesi gerekmektedir. Yerli malı üretimine örnek verecek olursak, İzmir'de çok etkin ve güçlü bir otomotiv sektörü bulunmaktadır. Yerli otomobili yapabilecek birikim ve yan sanayi mevcuttur. Bu nedenle insanlarımızın kafasındaki yabancı malı kalitelidir imajının yıkılması için çalışmalar başlatılmalıdır. İthal edilen ve satılan mallar eğer Türkiye de üretebiliyorsa üretmenin önü açılmalıdır. Türkiye sanayisi, fasonculuğu olabildiğince en aza indirmelidir. Hükümetin bu konuda bir algı çalışması yapmasında fayda bulunmaktadır İş ve Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Özel sektör firmalarınca verilen yatırım kararları bir ülkenin gelişme sürecinin en önemli yapı taşlarından birisidir. Yapılan yeni yatırımlar sayesinde yeni istihdam olanakları ortaya çıkmaktadır. Başka bir ifadeyle yapılan yatırımlar o ülkenin vatandaşları için iş ve aş olanağı sunmaktadır. Özel sektör yatırımlarının toplumlara sağlamış olduğu bu katkılar o ülkedeki yatırım ortamı tarafından şekillenmektedir. Bir ülkedeki yatırım ortamını şekillendiren koşullar firmaların daha üretken, istihdam yaratıcı ve büyümeyi teşvik edici yatırım kararları almalarında etkili olmaktadır. Mülkiyet haklarının güvenliği, altyapı hizmetlerinin sağlıklı olması, mali ve işgücü piyasalarının işleyişi, yolsuzlukla mücadele gibi unsurlar bir ülkeye yapılacak yatırım kararını doğrudan etkileyen unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle bu alanlara yönelik politikaların gözden geçirilmesi ve gerekli iyileştirme çalışmalarının yapılması ülkemize yapılacak yatırım kararına olumlu yansıyacak ve yatırım düzeyinde artış yaşanmasını sağlayacak, büyüme ve refah artışına katkıda bulunabilecektir. 21

24 İş ve yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik yapılacak düzenlemeler, Türkiye nin ekonomik büyümesinde sıçrama yapması için gerekli ihracatı destekleyecek ve Ar- Ge gibi katma değerli alanlarda Türkiye yi bölgesel merkeze dönüştürecek uluslararası doğrudan yatırımların çekilmesini sağlayacaktır Öncelikli Dönüşüm Programlarının Reel Sektöre Yönelik Düzenlemeleri 62 nci Hükümet Programı'nın Öncelikli Dönüşüm Programları 3 ayrı kategoride değerlendirilmiştir. Açıklanan ilk 9 madde ağırlıklı olarak reel sektör alanında, daha sonra açıklanacak 8 dönüşüm programı makro ekonomik konularda, son 8 dönüşüm programı ise insan odaklı insani kalkınma ve sosyal boyutlu alanlar ile ilgilidir. Reel ekonomiyle ilgili olan 9 dönüşüm programı; şeklindedir. İthalata Olan Bağımlılığın Azaltılması Programı, Öncelikli Teknoloji Alanlarında Ticarileştirme Programı Kamu Alımları Yoluyla Teknoloji Geliştirme Programı, Yerli Kaynaklara Dayalı Enerji Üretim Programı, Enerji Verimliliğinin Geliştirilmesi Programı, Tarımda Su Kullanımının Etkinleştirilmesi Programı, Sağlık Endüstrilerinde Yapısal Dönüşüm Programı, Sağlık Turizminin Geliştirilmesi Programı, Taşımacılıktan Lojistiğe Dönüşüm Programı Ekonomideki yapısal dönüşümün ilk ayağının sona ereceği 2018 yılı sonunda; GSYH nin 1,3 trilyon dolara ulaşması, Cari açık/gsyh oranının % 5,2 ye gerilemesi, İşsizlik oranının % 7 olmasının öngörüldüğü belirtilmiştir. Mevcut büyüme dinamikleri içinde hedeflenen GSYH büyüklüğüne ulaşılması zor görünmektedir. Ekonomide yapısal dönüşümün 5 ana prensip etrafında yoğunlaştığı belirtilmiştir. Bu 5 ana prensip: Siyasi istikrarın ve ekonomik güvenilirliğin sürdürülmesi. İnsan odaklı kalkınma, nitelikli insan kaynağına dönüşüm, Üretim teknolojisindeki gelişime uyum sağlanması, ar-ge, inovasyon yatırımlarına ağırlık veren programların hazırlanması, 22

25 Bütüncül ekonomik anlayışının geliştirilmesi, Ekonomimizin küresel ekonomiyle entegrasyonunun sağlanması olarak sıralanmıştır. Siyasi istikrar-ekonomik istikrar arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bütçe disiplinin varlığı, finans sektörünün sağlamlığı reel sektörün verimliliğini artıran bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapısal Dönüşüm Programı nın açıklanan ilk 9 maddesi değerlendirildiğinde; On Yıllık Kalkınma Planı ve Orta Vadeli planın bir devamı niteliğinde olduğu görülmektedir. Program önümüzdeki 4 yıllık dönemde Türkiye ekonomisinin sorunlarına yönelik çözüm önerileri içermektedir. Açıklanan çözüm önerileri bilinen ancak şimdiye kadar fazla uygulama imkanı bulunmamış olan önerilerden oluşmaktadır. Sn. Davutoğlu; açıkladıkları ve açıklayacakları eylem planlarının temenni dokümanı olmadığını ve icraata geçeceğini açıklamıştır. Büyümenin zayıfladığı ve enflasyonun yeniden artış trendine girdiği bir ortamda; özellikle de yerli üretim ve yerli teknoloji kullanımının desteklenmesi, tüketimle değil yatırımla büyümeyi destekleyici projelerin uygulamaya geçmesi son derece önemlidir. İthalatı azaltıcı ve yerli üretimi arttırıcı çalışmalar; ülkemizin yumuşak karnı olan cari açığın azaltılması bağlamında da önemli bir adım olacaktır. Yerli enerji üretiminin desteklenmesi ve tarımda etkin sulama yöntemlerinin benimsenmesi yönünde çalışmalar yapılacak olması önemlidir. Programın açıklanan ilk 9 maddesi büyümenin temel dinamiği olan; İç gönüllü tasarruf reformunu ve Dış tasarrufların borç verme yerine Türkiye'ye doğrudan yabancı sermaye olarak daha fazla gelmesinin teşvik edilmesini içermemesi nedeniyle bir yanı eksik kalmıştır. Sonuç olarak; açıklanan öneri ve eylem planları yeni olmamakla birlikte oldukça önemli konuları içermektedir. Ancak, Hükümetin bu eylem planlarını sahipleneceğini ve uygulayacağını deklare etmesi önemlidir. Ekonomimizin yapısal dönüşümünün bir bütün olarak başarıya ulaşması için açıklanan eylem planlarının birbiri ile koordineli olarak ve küresel konjonktüre göre revizyonunun da yapılarak hayata geçirilmesi gerekmektedir. 23

26 3.2. Discover The Potential Yeni Türkiye Markası Etrafında Bir Olmak Bir ürünü ürün yapan en önemli etmen marka ve logodur. Ürünün sloganı ve logosu ne kadar etkileyici olursa, ürünün akılda kalması, pazar payının büyümesi, sürekliliği de o kadar kuvvetli olur. Marka; üreticilere, taklitlere karşı yasal olarak korunma sağlarken; tüketiciye de prestij sağlama, koruma, satış garantileri, bakım olanakları gibi konularda faydalı olmaktadır. Markanın imajı; ürün satışlarında, tüketicinin markayı nasıl algıladığı ve zihninde nerede konumlandırdığı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir, bu sebeple, marka stratejilerinin oluşturulması ayrı bir önem kazanmaktadır. Bu kapsamda, yurtdışında Türk Malı algısını yükseltmek amacıyla Ekonomi Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) koordinasyonu ile başlatılan Türkiye Markası çalışmaları kapsamında tasarlanan yeni slogan "Turkey Discover the potential olmuştur. Hedef; yeni bir marka yaratmak değil, zaten marka olan Türkiye nin kendisi olmuştur. Discover the potential sloganıyla tüm dünyaya ülkemizi ve ülkemizdeki zenginlikleri keşfetme çağrısı yapılması amaçlanmaktadır. Hazırlanan logoda, Türklerin tarihte kilim, halı, el sanatları, mimari gibi alanlarda kullandıkları kültürel motiflerden esinlenilmiştir. Logoyu oluşturan 8 motif; yükselişi, sinerjiyi, dünyayı, buluşmayı, doğu ve batıyı, inovasyonu, birlikteliği ve harmoniyi simgelemektedir. Artık ülkemizde üretilen ürünlerin tümünde Made in Turkey yerine "Turkey Discover the potential ifadesi yer alacaktır ve ülkemizin uluslararası tanıtımında büyük katkı koyacağı düşünülen logo tüm ihraç mallarımızda kullanılacaktır. Bu yeni slogan, 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracat hedefi ve ihracat odaklı büyüme stratejisi çerçevesinde atılan önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir Hayalden Gerçeğe: Yerli Otomobil Projesi Neredeyse insanlık tarihi kadar eski olan taşımacılıkta atın kullanımı, içten yanmalı motorlu otomobillerin kullanılmaya başlanması sayesinde, yüzyıldan kısa bir süre içerisinde son bulmuştur. 24

27 Ülkemizde ise otomotiv sektörü 1950 li yıllarda başlamış, 1960 lı yılların ortalarına gelindiğinde üretim hız kazanmıştır. Günümüzde ülkemiz otomotiv sektöründe farklı segmentlerde üretim yapan pek çok firma bulunmaktadır. Ülkemiz otomotiv yan sanayi de otomotiv sanayindeki gelişmeler çerçevesinde zamanla hızla gelişmiştir. Geniş ürün yelpazesinde ve yüksek standartlarda üretim yapan otomotiv yan sanayimiz, otomotiv sanayine parça sağlamakta ve pek çok ülkeye de ihracat yapmaktadır. Güçlü endüstrilerin kendi markalarını yaratmasının olağan olduğu göz önünde bulundurulduğunda; Türk otomotiv sektörü için yerli otomobil projesinin hayat bulması an meselesidir. Bu nedenledir ki son dönemde yerli otomobil projesi gerek medya gerekse özel sektörde sıklıkla gündeme gelmektedir. Yerli otomobil projesine önem verilmesinin temel nedeni otomotiv sektörünün teknolojik ve ekonomik gelişmelerin devamlılığı için önemli bir unsur olarak görülmesidir. Çünkü, bir motorlu taşıt aracı, niteliği, malzeme yapısı, prosesi, teknolojisi ve üretim yeri farklı olan dolayında parça grubunun, bir araya getirilmesi ile ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle otomotiv sanayi, demir-çelik, petro-kimya, lastik/plastik dokuma, cam, boya, elektrik ve elektronik gibi sanayi dallarının başlıca alıcısı konumundadır. Bunun yanında, turizm, altyapı ve inşaat ile ulaştırma ve tarım sektörlerinin ihtiyaç duyduğu her çeşit motorlu araç da sektörün ürünleri ile sağlanmaktadır. Aynı zamanda sektör, ham madde ve yan sanayi ile otomotiv ürünlerinin tüketiciye ulaşmasının sağlanması aşamasında, pazarlama, bayi, servis ve bakım, yedek parça satış, akaryakıt, finans ve sigortacılık hizmetlerinde geniş iş hacmi ve istihdam yaratmaktadır. Sektör, savunma sanayinin gelişmesinde ve bu sanayide teknolojik düzeyin yükselmesinde de etkilidir. Kısacası sektördeki değişimler, ekonominin tümünü yakından etkilemektedir. 25

28 Sektörün üretim konusunda yıllardan beri gelen deneyimi ve dünyaca ünlü markaların yanı sıra Çin, Hint ve Güney Kore menşeli markaların da artık Türkiye otomotiv pazarına girmeye başlaması, yerli otomobil üretilmesi fikrinin haklı ve uygulanabilir bir görüş olduğunu göstermektedir. Tablo 1: Otomobil Pazarı ( Ocak-Eylül) Yerli İthal Toplam İthalat (%) Kaynak: Otomobil Sanayi Derneği Ancak yukarıda yer alan tablo iç pazarda ithal araçların daha çok satın alındığını göstermektedir. Örneğin 2014 yılında ilk dokuz ay içerisinde satın alınan otomobillerin %74 ü ithaldir. Tüketiciler, marka, kalite, fiyat, bulunabilirlik, servis, garanti, satış sonrası hizmetler gibi faktörleri göz önünde bulundurarak otomobilde hangi ürünü satın alacaklarına karar vermektedirler. Yerli otomobil satın alan tüketiciler, Alım satım kolaylığı, Yedek parça ve servis imkanları, Milli ekonomiye katkı, Servis hizmetlerinin ve yedek parçanın ucuzluğu, Bakım onarım süresinin kısalığı, İthal araçları satın alanların kısa sürede yedek parça ve servis nedeniyle sorun yaşayacağına inanılması, Mali imkanlarının ithal oto alımına yeterli olmaması nedeniyle yerli otomobil tercih etmektedirler. İthal otomobil satın alanlar ise; Aracın sağlamlık, dayanıklılık, kalite, güçlü motor, konfor, sessiz olma, üstün teknik özellikler güvenlik gibi fiziksel üstünlükleri, Fiyatın ve ödeme şartlarının uygunluğu, Yakıt sarfiyatının az oluşu, Aracın prestij sağlaması, Yedek parçasının rahat bulunması ve servis garantisi, 26

29 Aracın prim yapmasının; dolayısıyla satışının kolay olması, Uzun yolda rahat olması ve yeni teknoloji içermesi, Alıcının üretici firmaya olan güveni gibi sebepler için tercihlerini bu yönde kullanmaktadırlar. Tüketicinin tercihini yerli otomobilden yana kullanmasının sağlanması için üretim aşamasında tüketici tercihlerinin göz önüne alınması ve tercihlere uygun üretim yapılması son derece önemlidir. Ayrıca yerli otomobilin rekabette ayrışabilecek farklılıklara sahip ve Türkiye ye özgü kaliteli bir otomobil olması da önem arz etmektedir. Pazarlama aşamasında da yerli otomobilin ne kadar yenilikçi bir yaklaşımla tasarlandığı, ne gibi performans özelliklerine sahip olduğu ve kullanılan teknoloji hakkında tüketicileri aydınlatıcı bilgiler verilmesinin, tüketicinin satın alma tercihini yerli otomobil yönünde kullanmasını sağlayacağı düşünülmektedir. Yerli otomobil projesinin hayata geçirilmesinde otomotiv sektörü ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilgili tüm kamu ve özel sektör paydaşların bir araya gelerek uyum içinde çalışması gerekmektedir. Yerli otomobil projesindeki ana hedefimizin, daha yüksek katma değer yaratmak için AR-GE ye ağırlık vererek özgün tasarımlar yaratmak ve bu sayede küresel pazarlarda sürdürülebilir rekabeti sağlamak olmalıdır E-Dönüşüm Sürecinde Türkiye de E-Devlet Hizmetleri Günümüzde Bilgi Toplumu olma hedefi bir çok ülkenin öncelikli hedefi haline gelmiştir. Bilgi toplumunu yapılandıran temel yapı bilimsel bilgidir. Bilimsel bilgi insan zihninde depolanır ve insan zihninin kullanımıyla üretilir. Bilgi toplumu tanımlarına bakıldığında teknolojinin öncelikle düşünce olduğu görülmektedir. Düşünce, dolayısıyla teknoloji insan beyninin bir ürünüdür, bilimsel bilginin doğa ve yaşama uygulanabilir olanı, yani uygulamalı bilimsel bilgi; teknolojidir. Bilimsel bilginin doğaya uyarlanmasına belli araç ve gereçler yalnızca aracılık ederler. Doğa ve evrene uygulanabilirliği olan yeni bilimsel bilgi, teknoloji olarak yaşamın değişim, yönlendirme ve şekillenmesini belirler. 27

30 Diğer üretim faktörlerinin aksine bilgi, birikimlidir. Üretirken de, tüketirken de, paylaşırken de çoğalır. Ülkemizin Bilgi Toplumu olma hedefine ulaşması noktasında; Bilgi Toplumu na giden yolun bilişimden geçtiği unutulmamalıdır. Dünya bilgi ağının en önemli sac ayaklarından birisi olan internet; günümüzde vazgeçilmez bir bilgi, pazarlama ve ticari araç haline gelmiştir. İş dünyası; Yeni Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, e-fatura, e-defter, e-tebligat, internet vergi dairesi vb. bir çok yeni mevzuat düzenlemesi ve uygulama ile internet ve dolayısıyla bilişim dünyasına adım atmış, KEP (Kayıtlı Ekonomik Posta) vb. uygulamalar ile bu dünyada kalıcı olarak yer almışlardır. Bilgi Toplumu olma hedefine giden yolda «Bilgi Güvenliği» de giderek önem kazanmış ve büyük veri (big data), bulut bilişim, siber güvenlik, casusluk, kişisel verilerin korunmasi vb. unsurlar hızla gündemimize girmiştir. Büyük Veri kavramı insanların internette yaptıkları aktiviteler sonucu oluşmakta; Twitter, Facebook, Linkedin vb. gibi sosyal ağlardaki paylaşımlar ile bilgiler artmakta ve büyük bir veriye ulaşmaktadır. Bu büyük verinin büyüklüğünün 2020 yılında 40 ZB (Zettabayt) olması beklenmektedir. Önümüzdeki günlerde kişilerin sosyal paylaşım sitelerinde vb. de paylaştıkları verilerin belli bir bedel karşılığı kendilerine yine geri verilebileceği düşünülmektedir. Bulut Bilişim (Cloud Computing) kavramı da son yıllarda bilişim dolayısıyla ticaret dünyasının hayatına girmiştir. Dropbox, SkyDrive, Hotmail vb. gibi uygulamalar sayesinde tüm işler online ortamdan yürütülmektedir. Bulut bilişim kullanımı yaygınlaştığında herhangi bir bilgisayar türevinin taşınmasına gerek kalmayacaktır. Bütün veriler, Bulut ta olacağı için kişinin gittiği her yere bilgileri de onlarla birlikte gidecektir. Bulut bilişimde çok büyük bir depolama alanı vardır. Bu depolama alanının güvenliğinin sağlanması ve Bulut taki verilerin siber korsanlardan korunması son derece önemlidir ve bu durum özel şirketlerin uygulamalarının ne kadarını Bulut a taşıyacağı için de önemli bir parametredir yılı hedeflerimize ulaşmamız için yıllık ortalama % 8 büyüme oranı yakalanması gerekmekte olup bu durumda bilişim sektörünün gelişmesi ve sektörlerin bilişim ile desteklenmesi giderek önem kazanacaktır. Bu noktada; ulusal yazılım geliştirilmesi, donanımda marka yaratılması, dijital okuryazarlığın arttırılması, e-devlet hizmetlerinin tamamlanması, yeni iş modellerinin gelişmesi ile gelişmiş ülkeler ile aramızdaki özellikle yazılım ve donanım üretimi konusundaki dijital uçurumun giderilmesi çok önemli olacaktır. 28

31 Ülkemizde e-devlet olma sürecinde her alanda olduğu gibi vergi alanında da elektronik uygulamalar artmış; VEDOP Projesi (Vergi Daireleri Otomasyon Projesi) hayata geçmiştir. Bunun yanında; e-beyanname, KDV iade taleplerinin de elektronik ortamda yapılması, İnternet Vergi Dairesi, e-borç ödeme, e-haciz, e-mükellef hizmetleri vb. birçok yenilik gündeme girmiştir. Bunların yanı sıra; Türkiye Ulusal Bilgi Sistemleri (KAMUNET) içerisinde yer alan; Nüfus ve Vatandaşlık Bilgi Sistemi (MERNİS), Adalet Bakanlığı Bilgi Sistemi, Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi (TAKBİS), Sağlık Bilgi Sistemleri, Eğitim Bilgi Sistemleri ve Sosyal Güvenlik Bilgi Sistemi vb. çok sayıda uygulama da hayatımıza girmiştir. Odamız, Türkiye de e-dönüşüm sürecini önüne bir yol haritası olarak koyan kurumların başında gelmektedir. Odamız bu hedefine yürürken Oda Üyeye Gidiyor! yaklaşımıyla hareket etmektedir. Teknolojiyi fırsatlar kaçmadan, zamanında kullanabilen Odamız, E-Oda yolunda hızla ilerlemektedir. Türkiye de web portalı kurarak hizmetlerini dijital alana taşıyan ilk Odadır. Odamız, web portalımız üzerinde (http://ehizmet.izto.org.tr) kurulan e-hizmet noktası aracılığıyla, e-imza ile Oda sicil sureti ile ihale belgelerinin temini, ticaret sicil arşivimizin sorgulanması, online aidat borç sorgulama ve ödeme hizmeti, online değerli evrak ve hizmet satışı, fuar teşvik başvuruları ile burs başvuruları hizmetlerini internet üzerinden verilebilmektedir. Buna ek olarak Odamız, kamu kurumlarının ihtiyaç duyduğu üyelik bilgilerini elektronik ortamda bu kurumlarla da paylaşmaktadır. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Gümrük Müdürlüğü, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Veri Paylaşım Protokolü imzaladığımız kurumlardan sadece birkaçıdır. Türkiye de bir ilk olarak Oda sicil sureti ve Oda sicil ihale belgesini isteyen üyelerimize e-imzalı olarak verilmektedir. Mevzuatın izin verdiği ölçüde diğer hizmetlerimizi de ileride e-imzalı olarak vermeyi planlamaktayız. Online Değerli Evrak ve Hizmet Satım Hizmetimiz sayesinde üyelerimiz Tır karnesi, Euro-Med vb. değerli evrakları internet üzerinden alabilmektedir. Hatta isteyen üyelerimiz talep ettikleri ve ücretini ödedikleri takdirde değerli evrakları kurye aracılığıyla temin edebilmektedir. Böylelikle üyelerimizin bu işlemler için Odaya gelmelerine gerek kalmamaktadır. 29

32 Üyelerimiz web portalımız üzerinden oda sicil numaraları ile aidat borçlarını güncel olarak öğrenebilmekte ve kredi kartı ile peşin/taksitli ödeyebilmektedirler. Odamız e-dönüşüm sürecinin nihai hedefi olarak kendine e-oda olma amacını koymuştur ve bu amacına büyük ölçüde ulaşmıştır. E-dönüşüm kapsamında web portalı üzerinden yürüttüğümüz e-hizmet çalışmalarımız 2009 ve 2012 yıllarında Türkiye Bilişim Derneği nin düzenlediği, Ulaştırma Bakanlığı ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun himayesinde yapılan Türkiye Bilişim Yıldızları Yarışması nda Türkiye nin Bilişim Yıldızı seçilmemizi ve e-hizmet kategorisinde birincilik almamızı sağlamıştır. Odamız web portalımızın yanı sıra her gün 30 bini aşkın üyemize meslekleri ve Oda faaliyetleri ile ilgili bilgiler içeren e-bültenler göndermektedir. Yine bu sayıda üyemize her hafta kamu ihaleleriyle ilgili bilgilendirme amaçlı e-ihale bülteni yollamaktadır. Çağın yeni iletişim mecrası olan mobil iletişim de yoğun olarak işlerimizde kullanılmaktadır. Üyelerimize bilgilendirme amaçlı yolladığımız Kurumsal SMS miktarı yıllık 500 bin adedi bulmaktadır. Sonuç olarak tüm bu teknolojik gelişmelerin işlerimize uyarlanıyor olması, Odamız faaliyetlerine olduğu kadar üyelerimize de büyük katma değer sağlamaktadır Batı Ülkelerinin Rusya ya Ekonomik Ambargosu ve Türkiye ye Etkileri Geçtiğimiz yıl Ukrayna da yaşanan krizden dolayı Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği ülkeleri (AB) Rusya ya ekonomik içerikli yaptırımlar uygulama kararı almıştır. Bu karara karşılık ise Rusya, AB ve ABD den gıda ithalatını durdurduğunu açıklamıştır. Hatta daha sonra gıda ithalatının kapsamını genişletmiştir. Rusya 6 Ağustos'tan bu yana Avrupa dan yaş meyve ve sebze, süt ve süt ürünleri ve diğer hazır gıda ithalatı yapmamaktadır. Rusya'nın ambargosunun AB ülkelerine 2014 için doğrudan maliyetinin 6,4 milyar dolar olacağı tahmin edilmektedir. Rusya nın şimdi de otomobil, ağır ekipman ve diğer malzeme alımlarının da Batılı ülkelerden yapılmaması konusunda çalışma yaptığı bilinmektedir. 30

33 Karşılıklı bu ambargonun Rusya yı yeni pazar arayışı içine soktuğu biliniyor ve Türkiye de bu potansiyel pazarlardan bir tanesi. Bu ambargo, Türk şirketleri için büyük bir fırsat oluşturmaktadır. Rusya 2013 yılında 6,7 milyar dolar değerinde kırmızı ve beyaz et, 6,7 milyar dolarlık ise sebze ve meyve ithal etmiştir. Bu pazardan Türkiye nin pay alması çok önemli. Nitekim bu konuda adımlar atılmaktadır. Örneğin Rusya dan Federal Bitki Koruma ve Karantina Servisi yetkilileri, Türkiye'yi ziyaret ederek, Gıda, Tarım ve Hayvancılık, Ekonomi ve Dışişleri bakanlıklarının bürokratlarıyla bir araya gelmiştir. Toplantıda, Türkiye'nin Rusya ya yönelik balık, süt, hayvansal gıdalar, sebze ve meyve ihracatını artırması için yapılması gerekenler ele alınırken, iki ülke arasında gıda alışverişi için gerekli olan "sağlık sertifikalarının" hazırlanmasına yönelik çalışmalar hızlandırılmıştır. Halihazırda Rusya ya olan sebze-meyve ihracatımız artmış, daha önceden ihraç edilmeyen et, süt ve su ürünleri de ihraç edilmeye başlanmıştır. Örneğin Rusya nın ambargo kararından önce beyaz et ürünlerden sadece 50 ton satabilen Türkiye, kararın uygulanmaya başladığı dönemde temmuz ayında ihracatını 550 tona yükseltti. Ağustos ayında ise bu kalemdeki ihracat adeta patlayarak 6 bin tona çıkmıştır. Rusya ya ihracatımızı zorlaştıran bazı hususlar mevcut olup bu sorunların çözülmesi gerekmektedir. Rus bürokrasisi, Türkiye den Rusya ya yıllık 36 bin taşıma ihtiyacına karşılık Türk araçlarına sadece 9 bin sefer taşıma yapma izni vermektedir. Mevcut taşıma izinlerinin arttırılması gerekmektedir. Bunun dışında sertifika izinleri de ihracatı yavaşlatan bir etkendir. Örneğin Türkiye'nin süt ürünleri konusunda ihracata hazır 30'a yakın şirketin listesini sunmasına rağmen Rus tarafının şimdilik sadece üç şirkete onay vermesi dikkat çekmektedir. Bu tip sertifika sorunlarının ve bürokrasinin önüne geçilebildiği zaman ihracatımızın daha da artması beklenmektedir G Yılında Türkiye Başkanlığına Geçecek 26 Eylül 1999 tarihinde G7 Maliye Bakanları zirvesinde kurulan G20, uluslararası finansal sistem ve finansal istikrarın arttırılmasını hedefleyen, bu amaç doğrultusunda ülkelerin görüş alışverişi ve işbirliği yapmak üzere dahil oldukları önemli bir platformdur. G-20 nin önemi, yıllarında Amerika da başlayan ve sonrasında da etkileri tüm dünyaya yayılan küresel kriz ile birlikte daha da artmıştır. 31

34 Dünyanın önde gelen sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkelerini bir araya getiren G20, küresel ekonominin % 85'ini oluşturmaktadır. Yine bu ülkeler, dünya ticaretinin % 80'ini gerçekleştiriyor ve bu ülkelerin nüfusu dünya nüfusunun üçte ikisine denk gelmektedir. Tablo 2: G-20 Üyeleri Asya Avrupa Amerika Ortadoğu Afrika Avustralya Almanya A.B.D Suudi Arabistan Çin Birleşik Krallık Arjantin Güney Afrika Cumhuriyeti Endonezya Fransa Brezilya Güney Kore İtalya Kanada Hindistan Rusya Meksika Japonya Türkiye Avrupa Birliği Tablo 3: Davetli Kuruluşlar ve Davetli Ülkeler Uluslararası Kuruluşlar Davetli Ülkeler (2014) Dünya Bankası İspanya Uluslararası Para Fonu (IMF) Senegal Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü - OECD Yeni Zelanda Finansal İstikrar Kurulu - FSB Myanmar Singapur Moritanya G20 Küresel kriz öncesinde Bakanlar, Merkez Bankası Başkanları, Müsteşarlar ve Merkez Bankası Başkan Yardımcıları düzeyinde toplanırken, krizin ardından, liderler, Bakanlar, Merkez Bankası Başkanları, Müsteşarlar, Merkez Bankası Başkan Yardımcıları ve Şerpalar (G20 liderlerini temsil eden üst düzey resmi yetkililer) düzeyinde toplanmaya başlamıştır. G-20 dönem başkanlığı üye ülkeler tarafından bir yıllık bir süre için üstlenilmektedir. Sistematik sürekliliği sağlayabilmek için Üçlü Yapı (Troyka) oluşturulmuştur. Üçlü Yapı aşağıdaki şekilde oluşmaktadır: Bir önceki dönem başkanı Mevcut dönem başkanı Bir sonraki dönem başkanı 32

35 G-20 bünyesinde iş dünyasının, gençlerin, sivil toplumun ve çeşitli düşünce kuruluşlarının ayrı ayrı temsil edildiği yan hatlar bulunmaktadır. B-20 (Business 20) kapsamında özel sektör temsilcileri ticaretten finansal düzenlemelere, gıda güvenliğinden yeşil büyümeye, istihdamdan yatırıma kadar geniş bir yelpazedeki konulara ilişkin katkı sağlamakta ve G-20 platformunda liderlere sunulmak üzere çeşitli öneriler geliştirmektedir. Sorunları pratikte birebir yaşayan aktörler olarak B- 20 temsilcilerinin sundukları öneriler, G-20 nin resmi hatları içerisinde geliştirilen çözüm yollarının gerçekçi ve uygulanabilir olması açısından da ayrıca önem taşımaktadır. 1 Aralık 2013 tarihinde başlayan Avustralya Dönem Başkanlığı, 1 Aralık 2014 tarihi itibariyle ülkemize geçecek olup, 30 Kasım 2015 tarihine kadar sürecektir. Türkiye nin 2015 yılında devralacağı Dönem Başkanlığı teknik yapılanması aşağıdaki şema doğrultusunda oluşturulacaktır. Yönlendirme Komitesi G-20 Dönem Başkanlığı na yönelik hazırlıkların yönlendirilmesi ve koordine edilmesi amacıyla 2013/4 sayılı Başbakanlık Genelgesiyle kurulmuştur. Komite, ekonomik konularda genel koordinasyondan sorumlu Başbakan Yardımcısının başkanlığında; Başbakanlık Müsteşarı, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı, Hazine Müsteşarı ve Merkez Bankası Başkanı nın katılımıyla oluşturulmuştur. İçerik Yönetim Alt-Komitesi G-20 Dönem Başkanlığı Yönlendirme Komitesi nin ilk toplantısında kurulmasına karar verilmiştir. İçeriğe yönelik teknik araştırma ve hazırlıkları yapmak ve kurumlar arası iletişim ile eşgüdümü sağlamakla görevlendirilmiştir. 33

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

Lojistik. Lojistik Sektörü

Lojistik. Lojistik Sektörü Lojistik Sektörü Gülay Dincel TSKB Ekonomik Araştırmalar dincelg@tskb.com.tr Kasım 014 1 Ulaştırma ve depolama faaliyetlerinin entegre lojistik hizmeti olarak organize edilmesi ihtiyacı, imalat sanayi

Detaylı

AR&GE BÜLTEN 2014 EKİM SEKTÖREL

AR&GE BÜLTEN 2014 EKİM SEKTÖREL ENERJİ SEKTÖRÜNDE FIRSATLAR VE TÜRKİYE NİN DURUMU Övgü PINAR Günümüzde enerji kavramı, gelişme ve kalkınmanın temel ölçüsü olarak kullanılmaktadır. Bir ülkenin, kendi kendine yetebilecek düzeyde enerji

Detaylı

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi HALI SEKTÖRÜ 2014 EYLÜL AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ EKİİM 2014 1 2014 YILI EYLÜL AYINDA HALI SEKTÖRÜ İHRACATININ DEĞERLENDİRMESİ Ülkemizin halı ihracatı

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM 2013 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,8 oranında büyüyen ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,6 oranında büyümüştür. ABD de 6 Aralık 2013 te

Detaylı

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU Temmuz ayı içerisinde Dünya Bankası Türkiye

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi 2015 YILI

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm Çin Ekonomisi Nisan-Haziran döneminde bir önceki yılın aynı

Detaylı

AB Krizi ve TCMB Para Politikası

AB Krizi ve TCMB Para Politikası AB Krizi ve TCMB Para Politikası Erdem Başçı Başkan 28 Haziran 2012 Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara Sunum Planı I. Küresel Ekonomik Gelişmeler II. Yeni Politika Çerçevesi III. Dengelenme IV. Büyüme

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM ABD Merkez Bankası FED, 18 Aralık tarihinde tahvil alım programında azaltıma giderek toplam tahvil alım miktarını 85 milyar dolardan 75 milyar

Detaylı

TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ 2015 YILI ŞUBAT AYI İHRACAT PERFORMANSI. Genel ve Sanayi İhracatında Tekstil ve Hammaddeleri Sektörünün Payı

TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ 2015 YILI ŞUBAT AYI İHRACAT PERFORMANSI. Genel ve Sanayi İhracatında Tekstil ve Hammaddeleri Sektörünün Payı Mart 2015 Tekstil ve Hammaddeleri Sektörü 2015 Yılı Şubat Ayı İhracat Bilgi Notu Tekstil, Deri ve Halı Şubesi İTKİB Genel Sekreterliği 03/2015 TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ 2015 YILI ŞUBAT AYI İHRACAT

Detaylı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı MECLİS TOPLANTISI Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı 23 Aralık 2013 DÜNYA EKONOMİSİNDE 2013 ÜN EN LERİ 1. FED Başkanı Bernanke nin piyasaları dalgalandıran açıklamaları 2. Gelişmekte olan ülke risklerinin

Detaylı

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü nün (UNCTAD) Uluslararası Doğrudan Yatırımlar

Detaylı

Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor!

Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor! Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor! Çin ABD savaşı kızışıyor. AB ile TTIP görüşmelerini sürdüren ABD`nin, TPP`yi olumlu sonuçlandırarak, Çin`in bölgede artan etkinliğini dengelemek açısından

Detaylı

CEZAYİR ÜLKE RAPORU 11.11.2015

CEZAYİR ÜLKE RAPORU 11.11.2015 CEZAYİR ÜLKE RAPORU 11.11.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Cezayir e ihracat yapan 234 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi POLİTİKANOTU Mart2011 N201126 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Ayşegül Dinççağ 2 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri Büyüme Rakamları Üzerine

Detaylı

Azerbaycan Enerji Görünümü GÖRÜNÜMÜ. Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi. www.hazar.org

Azerbaycan Enerji Görünümü GÖRÜNÜMÜ. Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi. www.hazar.org Azerbaycan Enerji GÖRÜNÜMÜ Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi EKİM 214 www.hazar.org 1 HASEN Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi, Geniş Hazar Bölgesi ne yönelik enerji,

Detaylı

Dünya Seramik Sektörü Dış Ticareti a) Seramik Kaplama Malzemeleri

Dünya Seramik Sektörü Dış Ticareti a) Seramik Kaplama Malzemeleri Dünya Seramik Sektörü Dış Ticareti a) Seramik Kaplama Malzemeleri ÜLKE Dünya Seramik Kaplama Malzemeleri Üretiminde İlk 1 Ülke 29 21 211 212 212 Dünya /212 Üretiminden Aldığı Pay Değişim (%) (%) 1 ÇİN

Detaylı

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER 21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER KÜRESEL EKONOMİYİ ROTASINDAN ÇIKARABİLECEK 10 BÜYÜK TEHLİKE DÜNYA EKONOMİSİ VE ABD EKONOMİSİNDE OLASI MAKRO DENGESİZLİKLER (BÜTÇE VE CARİ İ LEMLER AÇIĞI) (TWIN TOWERS) İSTİKRARSIZ

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm CPB nin açıkladığı verilere göre Temmuz ayında bir önceki

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm OECD 6 Mayıs ta yaptığı değerlendirmede 2014 yılı için yaptığı

Detaylı

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL 24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü «UNCTAD» ın Uluslararası Doğrudan Yatırımlara ilişkin olarak hazırladığı Dünya Yatırım

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU DÖNEM İÇERİSİNDE BANKANIN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Dönem içerisinde Bankamız ortaklık yapısında değişiklik

Detaylı

DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ

DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ Hazırlayan ve Derleyen: Zehra N.ÖZBİLGİN Ar-Ge Şube Müdürlüğü Kasım 2012 DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİNDE ÜRETİM VE TÜKETİM yılında 9.546 milyon

Detaylı

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI BİRİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI BİRİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI BİRİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU DÖNEM İÇERİSİNDE BANKANIN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Dönem içerisinde Bankamız ortaklık yapısında değişiklik

Detaylı

AB-ABD SERBEST TİCARET ANLAŞMASI VE TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

AB-ABD SERBEST TİCARET ANLAŞMASI VE TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ AB-ABD SERBEST TİCARET ANLAŞMASI VE TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ Giriş Hazırlayan: Gündem KONT Temelleri II. Dünya Savaşı na kadar uzanan ancak 1980 li yıllarda teknoloji ve iletişim alanlarındaki ilerlemeler

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Kamu Borçlanma Araçları

Detaylı

Ekonomik Rapor 2011 I. MAKRO BÜYÜKLÜKLER AÇISINDAN DÜNYA EKONOMİSİNE GENEL BAKIŞ 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org.

Ekonomik Rapor 2011 I. MAKRO BÜYÜKLÜKLER AÇISINDAN DÜNYA EKONOMİSİNE GENEL BAKIŞ 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org. Ekonomik Rapor 2011 I. MAKRO BÜYÜKLÜKLER AÇISINDAN DÜNYA EKONOMİSİNE GENEL BAKIŞ 67. genel kurul 5 6 1. MAKRO BÜYÜKLÜKLER AÇISINDAN DÜNYA EKONOMİSİNE GENEL BAKIŞ Küresel ekonomiyi derinden etkileyen 2008

Detaylı

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu DÜNYA EKONOMİSİ Teknoloji, nüfus ve fikir hareketlerini içeren itici güce birinci derecede itici güç denir. Global işbirliği ağıgünümüzde küreselleşmişyeni ekonomik yapının belirleyicisidir. ASEAN ekonomik

Detaylı

Aylık Dış Ticaret Analizi

Aylık Dış Ticaret Analizi EKİM YÖNETİCİ ÖZETİ Bu çalışmada, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından her ayın ilk günü açıklanan ihracat rakamları temel alınarak Türkiye nin aylık dış ticaret analizi yapılmaktadır. Aşağıdaki analiz,

Detaylı

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu)

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu) ZİRAAT BANKASI 2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI (40 Test Sorusu) 1 ) Aşağıdakilerden hangisi bir kredi derecelendirme kuruluşudur? A ) FED B ) IMF C ) World Bank D ) Moody's E ) Bank

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015

DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015 DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015 AVRUPA'DA İNŞAAT ÜRETİMİ EKİMDE ARTTI Euro Bölgesinde inşaat üretimi yıllık yüzde 1,1 artış kaydetti Euro Bölgesinde inşaat üretimi ekim ayında aylık bazda yüzde 0,5,

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4.

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. Ülkelerin Büyüme Oranı 5. Ülkelerin Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi

Detaylı

KÜRESEL TİCARETTE TÜRKİYE NİN YENİDEN KONUMLANDIRILMASI-DIŞ TİCARETTE YENİ ROTALAR

KÜRESEL TİCARETTE TÜRKİYE NİN YENİDEN KONUMLANDIRILMASI-DIŞ TİCARETTE YENİ ROTALAR KÜRESEL TİCARETTE TÜRKİYE NİN YENİDEN KONUMLANDIRILMASI-DIŞ TİCARETTE YENİ ROTALAR T.C. Ekonomi Bakanlığının gerçekleştirdiği Küresel Ticarette Türkiye nin Yeniden Konumlandırılması-Dış Ticarette Yeni

Detaylı

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler AB inin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Sayfa No Nüfus (Bin Kişi) 1 Nüfus Artış Hızı (%) 2 Cari Fiyatlarla GSYİH (Milyar $) 3 Kişi Başına GSYİH ($) 4 Satınalma Gücü Paritesine Göre Kişi Başına GSYİH

Detaylı

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Hollanda ya ihracat yapan 361 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv. Beyaz Eşya. İnşaat. Turizm. Enerji. Diğer Göstergeler. Sektörel Gelişmeler /Ağustos 2013 1

SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv. Beyaz Eşya. İnşaat. Turizm. Enerji. Diğer Göstergeler. Sektörel Gelişmeler /Ağustos 2013 1 SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv Otomotiv İç Satışlarda Hızlı Artış Temmuz Ayında Devam Ediyor. Beyaz Eşya Beyaz Eşya İç Satışlarda Artış Temmuz Ayında Hızlandı. İnşaat Reel Konut Fiyat Endeksinde

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. Gelir Amaçlı Esnek Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2008-31.12.2008 dönemine ilişkin

Detaylı

Türkiye, 2012 yılında dünyada uluslararası doğrudan yatırım liginde iki basamak yükseldi

Türkiye, 2012 yılında dünyada uluslararası doğrudan yatırım liginde iki basamak yükseldi Basın Bülteni 26 Haziran 2013 YASED, UNCTAD 2013 Dünya Yatırım Raporu nu açıkladı Türkiye, 2012 yılında dünyada uluslararası doğrudan yatırım liginde iki basamak yükseldi 2012 yılında dünyada yüzde 18

Detaylı

Dünya Ekonomisi. Bülteni. İstanbul Sanayi Odası Araştırma Şubesi. Ekim 2012. Dünya Ekonomisine Küresel Bakış 1

Dünya Ekonomisi. Bülteni. İstanbul Sanayi Odası Araştırma Şubesi. Ekim 2012. Dünya Ekonomisine Küresel Bakış 1 Dünya Ekonomisi Bülteni Ekim 2012 İstanbul Sanayi Odası Araştırma Şubesi Dünya Ekonomisine Küresel Bakış 1 IMF tarafından açıklanan World Economic Outlook Ekim 2012 raporuna göre, küresel iyileşme yeni

Detaylı

2010 OCAK KASIM DÖNEMİ HALI SEKTÖRÜ İHRACATININ DEĞERLENDİRMESİ

2010 OCAK KASIM DÖNEMİ HALI SEKTÖRÜ İHRACATININ DEĞERLENDİRMESİ 2010 OCAK KASIM DÖNEMİ HALI SEKTÖRÜ İHRACATININ DEĞERLENDİRMESİ Ülkemizin halı ihracatı 2010 Ocak Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla % 16,1 oranında artarak 1 milyar 143 milyon dolar

Detaylı

Aralık 2014. Tekstil ve Hammaddeleri Sektörü 2014 Ocak-Kasım Dönemi İhracat Bilgi Notu. Tekstil, Deri ve Halı Şubesi İTKİB Genel Sekreterliği

Aralık 2014. Tekstil ve Hammaddeleri Sektörü 2014 Ocak-Kasım Dönemi İhracat Bilgi Notu. Tekstil, Deri ve Halı Şubesi İTKİB Genel Sekreterliği Aralık 2014 Tekstil ve Hammaddeleri Sektörü 2014 Ocak-Kasım Dönemi İhracat Bilgi Notu Tekstil, Deri ve Halı Şubesi İTKİB Genel Sekreterliği 12/2014 TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ 2014 YILI KASIM AYI İHRACAT

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 17 Ağustos 2015, Sayı: 23 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

Haftalık Ekonomi ve Dış Ticaret Görünümü

Haftalık Ekonomi ve Dış Ticaret Görünümü EYLÜL TÜRKİYE Geçtiğimiz haftada yurtiçinde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla II. Çeyrek verileri ile Temmuz ayı sanayi üretimi ve cari işlemler açığı verileri takip edildi. Tüik verilerine göre gayrisafi yurtiçi

Detaylı

Dünyada Enerji Görünümü

Dünyada Enerji Görünümü 09 Nisan 2014 Çarşamba Dünyada Enerji Görünümü Dünyada, artan gelir ve nüfus artışına paralel olarak birincil enerji talebindeki yükseliş hız kazanmaktadır. Nüfus artışının özellikle OECD Dışı ülkelerden

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 14 Aralık 2015, Sayı: 39 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

Sn. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci

Sn. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci Sn. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci Bilgilendirme Sunumu 22 Temmuz 214 Ankara 1 AJANDA 1) Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Görünüm 2) Dış Ticaretimizdeki Gelişmeler 3) Bölgesel Gelişmelerin Dış Ticaretimize

Detaylı

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Aralık ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -7,5 Milyar doların üzerinde -8,322 milyar dolar olarak geldi. 2013 yılı cari işlemler açığı bir önceki yıla göre

Detaylı

NUROLBANK 2011 YILI ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

NUROLBANK 2011 YILI ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU NUROLBANK 2011 YILI ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU ORTAKLIK YAPISI VE SERMAYEYE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Bankamızın 30.09.2011 itibarıyla ortaklık yapısı ve paylarında herhangi bir değişiklik gerçekleşmemiştir.

Detaylı

T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Ekonomik ve Mali Politikalar Başkanlığı

T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Ekonomik ve Mali Politikalar Başkanlığı T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Ekonomik ve Mali Politikalar Başkanlığı Avrupa Komisyonu Ekonomik ve Mali Konular Genel Müdürlüğü nün AB ye üye ülkeler ile aday ve potansiyel aday ülkelerdeki makroekonomik

Detaylı

TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ

TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ a. Sektörün Dünya Ekonomisi ve AB Ülkelerindeki Durumu Dünya mobilya üretimi 2010 yılında yaklaşık 376 milyar dolar olurken, 200 milyar dolar olan bölümü üretim

Detaylı

ÇİMENTO SEKTÖRÜ 10.04.2014

ÇİMENTO SEKTÖRÜ 10.04.2014 ÇİMENTO SEKTÖRÜ TABLO 1: EN ÇOK ÜRETİM YAPAN 15 ÜLKE (2012) TABLO 2: EN ÇOK TÜKETİM YAPAN 15 ÜLKE (2012) SEKTÖRÜN GENEL DURUMU Dünyada çimento üretim artışı hızlanarak devam ederken 2012 yılında dünya

Detaylı

HALI SEKTÖRÜ 2015 ŞUBAT AYI İHRACAT PERFORMANSI

HALI SEKTÖRÜ 2015 ŞUBAT AYI İHRACAT PERFORMANSI 2015 HALI SEKTÖRÜ Şubat Ayı İhracat Bilgi Notu Tekstil, Deri ve Halı Şubesi İTKİB Genel Sekreterliği 03/2015 Page 1 HALI SEKTÖRÜ 2015 ŞUBAT AYI İHRACAT PERFORMANSI Ülkemizin halı ihracatı 2014 yılını %

Detaylı

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013 Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program 22 Kasım 201 Büyüme Tahminleri (%) 4, 4,1 Küresel Büyüme Tahminleri (%) 4,1,2,0 ABD Büyüme Tahminleri (%) 2,,,,,,1,6,6 2,8 2,6 2,4 2,2

Detaylı

Technology. and. Machine

Technology. and. Machine Technology and Machine Cezayir Teknoloji İthal Etmek İSTİYOR Kuzey Afrika nın en geniş yüzölçümüne, 35 milyona yakın nüfusa ve büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip olan Cezayir, ekonomik veriler

Detaylı

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2015-16. 3 Mart 2015. Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2015-16. 3 Mart 2015. Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015 Sayı: 2015-16 BASIN DUYURUSU 3 Mart 2015 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015 Enflasyon Gelişmeleri 1. Ocak ayında tüketici fiyatları yüzde 1,10 oranında artmış ve yıllık

Detaylı

T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş. DÜNYA TÜRK GİRİŞİMCİLER KURULTAYI 10-11 NİSAN 2009 Boğazdan Körfeze Fırsatlar 1 SUNUM PLANI KÖRFEZ BÖLGE PROFİLİ KÖRFEZ ÜLKELERİ İLE İLİŞKİLER SONUÇ VE ÖNERİLER 2 Bölge Profili

Detaylı

YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015

YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015 YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015 HÜKÜMETİN YAPISI VE BAKANLIKLAR EKONOMİ YÖNETİMİ; REFORMLAR İLE HIZLI EKONOMİK

Detaylı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı MECLİS TOPLANTISI Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı 28 Nisan 2014 MALEZYA-TÜRKİYE STA VE VİZE ANLAŞMASI MALEZYA-TÜRKİYE İHRACAT KOMPOZİSYONU TÜRKİYE İHRACATI (2013) % MALEZYA İTHALATI (2013) 1 Motorlu

Detaylı

Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ

Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ KIBRIS RUM KESİMİ ÜLKE RAPORU Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ I.GENEL BİLGİLER Resmi Adı : Kıbrıs Cumhuriyeti Yönetim Şekli : Cumhuriyet Coğrafi Konumu : Akdeniz deki beş büyük adadan

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ

inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ 2014 EKİM SEKTÖREL inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ Nurel KILIÇ OECD verilerine göre, 2017 yılında Türkiye, Çin ve Hindistan dan sonra en yüksek büyüme oranına sahip üçüncü ülke olacaktır. Sabit fiyatlarla

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ 15 TEMMUZ 2013

Detaylı

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır Türkiye, AKP iktidarı zamanında ekonomik büyüme ve istikrar elde etmiştir. Bu başarı, geçmiş hükümetler ve diğer büyüyen ekonomiler ile karşılaştırıldığında pek de etkileyici değildir Temel Mesajlar 1.

Detaylı

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2016-25. 31 Mayıs 2016. Toplantı Tarihi: 24 Mayıs 2016

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2016-25. 31 Mayıs 2016. Toplantı Tarihi: 24 Mayıs 2016 Sayı: 2016-25 BASIN DUYURUSU 31 Mayıs 2016 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 24 Mayıs 2016 Enflasyon Gelişmeleri 1. Nisan ayında tüketici fiyatları yüzde 0,78 oranında artmış ve yıllık

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI. Bosad Genel Sekreterliği

KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI. Bosad Genel Sekreterliği KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI Bosad Genel Sekreterliği SEKTÖR ANALİZİ Otomotiv OEM boyaları dünyanın en büyük boya segmentlerinden biridir. Otomotiv OEM boyaları, 2011 yılında toplam küresel boya

Detaylı

HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜNÜN 2013 HAZİRAN İHRACAT PERFORMANSI ÜZERİNE KISA DEĞERLENDİRME

HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜNÜN 2013 HAZİRAN İHRACAT PERFORMANSI ÜZERİNE KISA DEĞERLENDİRME HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ 2013 HAZİRAN AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ Temmuz 2013 HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜNÜN 2013 HAZİRAN İHRACAT PERFORMANSI

Detaylı

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR Sermaye Hareketleri ve Döviz Kuru Politikaları Türkiye Ekonomi Kurumu Paneli Doç.Dr.Erdem BAŞÇI Başkan Yardımcısı, TCMB 11 Aralık 2010, Ankara 1 Konuşma Planı 1. Merkez

Detaylı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı MECLİS TOPLANTISI Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı 25 Kasım 2013 ACI KAYBIMIZ TÜRKİYE-NORVEÇ İŞBİRLİĞİ FORUMU 1938 DEN 2013 E 10 KASIM LAR END RUSYA TAYLAND ÇİN İZMİR İKTİSAT KONGRESİ 3 gün boyunca

Detaylı

MİLLİ GELİR VE BÜYÜME

MİLLİ GELİR VE BÜYÜME EYLÜL Gayrisafi Yurtiçi Hâsıla (GSYH), yılının. çeyreğinde, önceki yılın aynı dönemine göre %, oranında büyüdü.. çeyrek gelişim hızı ise, %, e yukarı yönlü revize edildi. Böylece Türkiye ekonomisi, yılın

Detaylı

Genel Görünüm. ABD, Euro Bölgesi, İngiltere ve Japonya merkez bankaları da kısa dönemde faiz artırımı yapmayacaklarının sinyalini vermişlerdir.

Genel Görünüm. ABD, Euro Bölgesi, İngiltere ve Japonya merkez bankaları da kısa dönemde faiz artırımı yapmayacaklarının sinyalini vermişlerdir. Genel Görünüm 2008 yılı son çeyreğinde tüm dünya ekonomilerini ve finans piyasalarını derinden etkileyen küresel kriz, tüm ülke hükümetlerinin aldıkları mali ve para politikası önlemleri ile 2009 yılı

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 215 BÜYÜME DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen ** 13 Nisan 215 Yönetici Özeti Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE)

Detaylı

2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ DERİ VE DERİ MAMULLERİ SEKTÖRÜ 2014 NİSAN AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ Mayııs 2014 2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

Detaylı

ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ NİN GELECEĞİ KONFERANSI. Ümit Özlale

ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ NİN GELECEĞİ KONFERANSI. Ümit Özlale tepav Economic Research Policy Foundation of Turkey ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ NİN GELECEĞİ KONFERANSI Ümit Özlale 29 April 2011 2 Sunum Planı 1. Bölüm: İhracat performansımız Pazar genişlemesi

Detaylı

AVRO BÖLGESİ NDE YENİ KORKU: DEFLASYON Mehmet ÖZÇELİK

AVRO BÖLGESİ NDE YENİ KORKU: DEFLASYON Mehmet ÖZÇELİK Mehmet ÖZÇELİK Bilgi Raporu Ekonomik Araştırmalar ve Proje Müdürlüğü KONYA Şubat, 2016 www.kto.org.tr 0 GİRİŞ 2008 küresel ekonomik krizinin ardından piyasalarda bir türlü istenilen hareketliliği yakalayamayan

Detaylı

2015 AĞUSTOS DIŞ TİCARET BÜLTENİ 30 Eylül 2015

2015 AĞUSTOS DIŞ TİCARET BÜLTENİ 30 Eylül 2015 2015 AĞUSTOS DIŞ TİCARET BÜLTENİ 30 Eylül 2015 Ağustos 2015 Dış ticaret istatistiklerine ilişkin veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 30 Eylül 2015 tarihinde yayımlandı. TÜİK, Gümrük ve

Detaylı

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek 31.03.2014 YATIRIMSIZ BÜYÜME Seyfettin Gürsel*, Zümrüt İmamoğlu, ve Barış Soybilgen Yönetici Özeti TÜİK'in bugün açıkladığı rakamlara göre Türkiye ekonomisi 2013

Detaylı

Ekonomik Ticari Gelişmeler

Ekonomik Ticari Gelişmeler Ekonomik Ticari Gelişmeler 3 Mayıs 2011 1 / 24 İçindekiler Giriş Sektör Haberleri Ülkelere Göre Çıkış Sayıları Haftalık Makroekonomik Gelişmeler 2 / 24 Yükselen Değerler Mart ayında İmalat Sanayi Genelinde

Detaylı

Ocak 2015. Tekstil ve Hammaddeleri Sektörü 2014 Ocak Aralık Dönemi İhracat Bilgi Notu. Tekstil, Deri ve Halı Şubesi İTKİB Genel Sekreterliği

Ocak 2015. Tekstil ve Hammaddeleri Sektörü 2014 Ocak Aralık Dönemi İhracat Bilgi Notu. Tekstil, Deri ve Halı Şubesi İTKİB Genel Sekreterliği Ocak 2015 Tekstil ve Hammaddeleri Sektörü 2014 Ocak Aralık Dönemi İhracat Bilgi Notu Tekstil, Deri ve Halı Şubesi İTKİB Genel Sekreterliği 01/2015 TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ 2014 YILI ARALIK AYI İHRACAT

Detaylı

TÜRK PERAKENDE SEKTÖRÜ VE BEKLENTİLERİMİZ

TÜRK PERAKENDE SEKTÖRÜ VE BEKLENTİLERİMİZ TÜRK PERAKENDE SEKTÖRÜ VE BEKLENTİLERİMİZ Türkiye de perakende sektörü, 300 milyar dolara ulaşan büyüklüğü, 365 bin mağaza sayısı ve 2009-2013 yılları arasında yıllık bileşik %7 büyüme ile öne çıkan sektörler

Detaylı

YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ

YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ 2014 OCAK SEKTÖREL YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ Nurel KILIÇ Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri sektörü, ekonomiye döviz girdisi, yurt dışında istihdam imkanları, teknoloji transferi ve lojistikten ihracata

Detaylı

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Temmuz 2014 1 Milyar $ I. Cam Sektörü Hakkında 80 yıllık bir geçmişe sahip olan Türk Cam Sanayii, bugün camın ana gruplarını oluşturan düzcam (işlenmiş camlar dahil),

Detaylı

Ayakkabı Sektör Profili

Ayakkabı Sektör Profili Ayakkabı Sektör Profili Elif UĞUR Ayakkabı, çok eski çağlarda insanların zorlu coğrafya ve iklim koşullarında ayaklarını muhafaza etmek ve zarar görmelerini engellemek amacıyla kullanılırken günümüzde

Detaylı

LOJİSTİK SEKTÖRÜ BÜYÜME ORANLARI

LOJİSTİK SEKTÖRÜ BÜYÜME ORANLARI RAPOR: TÜRKİYE NİN LOJİSTİK GÖRÜNÜMÜ Giriş: Malumları olduğu üzere, bir ülkenin kalkınması için üretimin olması ve bu üretimin hedefe ulaşması bir zorunluluktur. Lojistik, ilk olarak coğrafyanın bir ürünüdür,

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm Amerikan Merkez Bankası FED, tahvil alım programını 10 milyar

Detaylı

BASIN DUYURUSU 30 Nisan 2015

BASIN DUYURUSU 30 Nisan 2015 Sayı: 2015-34 BASIN DUYURUSU 30 Nisan 2015 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 22 Nisan 2015 Enflasyon Gelişmeleri 1. Mart ayında tüketici fiyatları yüzde 1,19 oranında artmış ve yıllık

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

TÜRKİYE İŞ ve İNŞAAT MAKİNALARI ALT SEKTÖRÜ

TÜRKİYE İŞ ve İNŞAAT MAKİNALARI ALT SEKTÖRÜ TÜRKİYE İŞ ve İNŞAAT MAKİNALARI ALT SEKTÖRÜ SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Ocak 2010 1 İÇİNDEKİLER 1. GİRİŞ... 3 2. MEVCUT DURUM... 4 2.1. Dünya İş Makinaları Pazarı... 4 2.2. Sektörün Türkiye deki Durumu... 4

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

GRAFİKLERLE FEDERAL ALMANYA EKONOMİSİNİN GÖRÜNÜMÜ

GRAFİKLERLE FEDERAL ALMANYA EKONOMİSİNİN GÖRÜNÜMÜ GRAFİKLERLE FEDERAL ALMANYA EKONOMİSİNİN GÖRÜNÜMÜ Hazırlayan: Fethi SAYGIN Mart 2014 Kaynak :DESTATIS (Alman İstatistik Enstitüsü) GENEL DEĞERLENDİRME Ekonomi piyasalarındaki durgunluk ve sorunlara rağmen,

Detaylı

Sayı: 2010 27 31 Mayıs 2010. PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 18 Mayıs 2010

Sayı: 2010 27 31 Mayıs 2010. PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 18 Mayıs 2010 Sayı: 2010 27 31 Mayıs 2010 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 18 Mayıs 2010 Enflasyon Gelişmeleri 1. Nisan ayında tüketici fiyat endeksi yüzde 0,60 oranında yükselmiş ve yıllık enflasyon

Detaylı

Tekstil-Hazır Giyim Gülay Dincel TSKB Ekonomik Araştırmalar dincelg@tskb.com.tr Kasım 2014

Tekstil-Hazır Giyim Gülay Dincel TSKB Ekonomik Araştırmalar dincelg@tskb.com.tr Kasım 2014 Tekstil-Hazır Giyim Gülay Dincel TSKB Ekonomik Araştırmalar dincelg@tskb.com.tr Kasım 2014 Sektöre Bakış Tekstil ve hazır giyim sektörleri, GSYH içinde sırasıyla %4 ve %3 paya sahiptir. Her iki sektör

Detaylı