16-18 EKİM Fasikül

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "16-18 EKİM 2009 1. Fasikül"

Transkript

1 16-18 EKİM Fasikül medeniyet geçitleri Keşfetmek Cem Sancar İstanbul! Keşif, keşfetmek, yol, yolculuk, han ve hancı! İstanbul da yaşayanlar, kendini İstanbullu hissedenler ve bu şehrin nimetleriyle ömürlerini genişletenler bilirler ki bu şehir keşfedilmeyi bekler. Bütün zorluklarına, meşakkatlere rağmen onun binlerce yıla uzayan görkemi insanı sarmakta, sihirli, evet sihirli enerjisi kalpleri şu veya bu şekilde hızlandırmaktadır. Bir akşamüstü Edinekapı nın taş sokaklarında, Haliç in altınlı sularında ya da Üsküdar da doğan güneş bize üç büyük imparatorluğun rahminin neden bu kadim şehir olduğunu sorar Birbiriyle dost, birbiriyle küs şu kadar medeniyetin aynı sofraya nasıl olup da oturduğunu, nasıl olup da aynı tabağa kaşık sallayıp aynı sürahiden içtiğini anlatır bize yedi tepenin yedisinde birden okunan şiirler. Kimi yanık bir gazeldir, kimi kanto söyler, kimisi de nesli tükenmekte olan İstanbul anneannelerinin lisanıyla maacır şarkılar terennüm eder. Orada bir yerde bir Kur an okunur, şuralarda bir Seferad düğünü olur, elinizi uzatsanız Ermeni ustanın akik yüzüğü aydınlatır yüzünüzü. Alışverişe çıktığınızda Kürtçe konuşur bir esnaf. Rum kızlarıyla iner sonbaharın akşamı Stamboliye Kemanlar hep ama hep Roman çalar, darbukalar bir şehir güzellemesini anlatır. İtalyanlar, İskandinavlar, Fransızlar, Almanlar, Ruslar akar bir taraftan, bir taraftan Hintlilere, Farisîlere, Araplara, Afganilere dokunursunuz yürürken. Anadolu gelir bağdaş kurar bir banka çöktüğünüzde, öyle bir selâm verir ki yüreğiniz sızlar Böyle bir şehirdir bu! İstanbul bir hancıdır zannımızca. Ziyaretçilerini, seyyahlarını, konuklarını sarar tombul kollarıyla, yedirir, içirir, korur, kollar gücü yettiğince. Yüreğine basar âşıklarını Hanlar o yüzden önemlidir bizim için. Hanlar o nedenle asla terk etmeyeceğimiz, dikkatimizi üzerlerinden çekmeyeceğimiz mekânlardır. MEDENİYET GEÇİTLERİ HAN VE PASAJ ŞENLİĞİ, Cümle âlem birdir bize! nidasıyla yola çıkan, İstanbul mirasına; hanlarına dikkat çekmeyi hedefleyen bir tarihsel sorumluluk, hatırlatma ve medeniyet buluşması projesi, bir halk projesidir! Han ve pasajların; farklı düşüncelerin şehre dağıldığı sinir düğümleri, yeni lisanla network leri ve hayatı besleyen birer kültür medyaları oldukları düşüncesinden yola çıkan proje, bugünün İstanbullularını kendi şehirleriyle tanıştırmayı, İstanbul un Üstünü Açmayı amaçlamakta. Şenlik, geçen sene Eminönü- Mercan Büyük Yeni Han da bir selâmlama ile başlamıştı da Beyoğlu ve Karaköy parkında 2010 yılında Üsküdar da, Galata da, Eminönü ve Beyazıt ta olmak istiyor. Ticaretin, kültürün merkeziydi hanlar. Resmi konuk evlerinin dışındaydılar, baştan ayağa sivildiler. Uzaklardan başka diyarlardan geldiler, yüklerini indirdiler, bir araya oturdular. Birlikte yaşadılar, çokkültürlü bir atmosfere katıldılar, ortak bir aklı, ortak bir kültürü söyleştiler. Kimi heybesindeki kitapları, kimi uzak diyarlardan derlediği hikâyeleri, kimi malını, kimi ilmini, kimi felsefesini koydu masaya. Kimi de gizli bilgilerin kadim sırrını paylaştı, dinini anlattı. Masa ortak bir masaydı, adına han dendi. Lâfın özü, 72 millet ortak bir neyi üfledi. İnsanlık mirası denen şey böyle böyle biriktirildi Vefalı olmak, ilerilere yürürken geriye bakmak, tarihten dem almaktan söz edilecekse, evet, Narmanlı Han acil yardım bekliyor! Büyük Yeni Han çok yalnız! Büyük Valide imdat diyor! Kurşunlu da Mimar Sinan kızgın, ortasına niye gecekondu diktik diye! Şu sese kulak verin lütfen! Hanlar, annesini huzur evine yatırmış evlâtlarını çağırıyor: Arada sırada hatırlayın beni, bir şey istemem gelin elimi öpün bir, bir de ilginizi eksik etmeyin üstümden, o bana yeter Yaşlılarına sahip çıkmayan bir kent yoksa nasıl çıkar feraha? Ki tüm gezegen biliyor, hepimiz biliyoruz; bu kentin adı sözlüklerde medeniyetlerin, kültürlerin başkenti diye geçmekte. Bir Kültür Başkenti, hatırlamanın ve şefkatin başkenti! Keşfetmeye gelince, keşfettiğimiz kendimizdir aslında Akbaba ya saygılarımızla...

2 2 medeniyet geçitleri Fikir Sahibi Fikir Sahibi medeniyet geçitleri 3 Babil-İstanbul, hanlar ve tacirler Bugün birçoğu Tarihi Yarımada haritasından silinmiş yüzlerce han, her şeye rağmen İstanbul un yeterince keşfedilememiş en büyük kültür hazinelerinden biri olarak görülebilir ve bu hanlara gereken ilginin gösterilmesi için hâlâ çok geç değildir... M. Sadettin FİDAN* *Continental AG., Technology Center Hannover, Germany 1168 yılında, Tudelalı Haham Bünyamin, ziyaret ettiği bir kenti şu sözlerle anlatıyordu: Babil ve Senaar (Sudan) dan, İran ve Medea dan, bütün Mısır krallıklarından, Kenan ilinden, Rus krallığından, Macaristan dan, Peçeneklerin ülkesinden, Hazar dan, Lombardiya dan ve İspanya dan birçok tüccar gelir. Daha sonra da ilâve ediyordu: Bağdat tan başka dünyada böyle bir kent yoktur! Tudelalı Bünyamin in sözünü ettiği bu kent, Doğu nun (Morgenland) ve Batı nın (Abendland), Karadeniz ve Akdeniz in kesişme ve birleşme noktası olan İstanbul du. Kıtaları ve denizleri birleştiren bu coğrafya, insanları, dilleri, dinleri ve kültürleri de birleştiriyordu. İmparatorluğun başkenti olmasıyla ile daha da gelişip canlanan İstanbul, 16. yy ve 19. yy arasında dünyanın en kalabalık şehri haline gelmişti. Bağdat tan başka dünyada böyle bir kent yoktur! Bu şehir aynı zamanda ihtiyaç maddelerini emip tüketen dev bir vakum merkezidir. İmparatorluk dâhilinden ve haricinden kervanlar ve gemiler İstanbul a düzenli olarak mal ve gıda maddesi taşımaktadır. Gelen mallar Tarihi Yarımada da Eminönü meydanına yığılmakta, buradan da hanlara ve depolara nakledilmektedir. 17. yy da Eremya Çelebi Eminönü Meydanı nın görünümünü şöyle aktarmaktadır: Uzak diyarlarda dolaşan tacirler, mücevherat ve kıymetli kumaşlar, demir, kurşun, kalay, boya, deri, pamuk ve kenevir getirirler. Meydan iri bal fıçıları ve Donavis ile Karadeniz den ve Hun memleketinden(kırım) getirilen yağ fıçıları ile doludur. Karadeniz kıyısı ülkelerinden gelen buğday ise Unkapanı ndaki depolara taşınmaktadır. Şehirdeki ekonomik faaliyetlere ba- kıldığında, birçok malın getirilip depolandığı, dağıtımının yapıldığı ve materyallerin işlenerek yeni ürünlerin üretildiği mekânlar olan hanların, ticaretin çok önemli odak noktaları olduğu hemen fark edilir. Klâsik Osmanlı hanlarının büyük avlularının etrafındaki giriş katındaki odalar genellikle depo ve dükkân olarak kullanılırdı. İkinci ve üçüncü katlarsa ikamete ya da tüccar ve komisyoncuların bürolarına ayrılırdı. Bazı hanlar ağırlıklı olarak belirli esnaf grubuna, belirli bir ürünün üretimine ya da dağıtımına hizmet veriyordu. Kimler geldi, kimler geçti... Evliya Çelebi ye göre, Hoca Hanı İranlı tüccarlara, Katır Hanı Mısırlılar a, Kebeciler Hanı Bosnalı ve Belgradlı tüccarlara, Merdivenli veya Engürü Hanı yün tüccarlarına tahsis edilmişti. Nitekim aşağıdaki han isimleri, bir zamanlar bu mekanlarda icra edilen meslekler hakkında bize ipuçları vermektedir: Arpacı Han, Astarcı Han, Çorapçı Han, Çuhacı Han, Fincancı Han, İğneci Han, Kaşıkçı Han, Kuşakçı Han, Kürkçü Han, Leblebici Han, Perdahçılar Han, Sabuncu Han, Sofçu Han, Yağcı Han, Yelkenciler Han. 19. yy ve 20. yy başında yapılan ticaret hanlarında ise mülkiyet sahiplerinin, ya da o handaki önemli kişilerin isimleri ön plâna çıkmıştı: Altıparmak Han, Ananiadi Han, Barnatan Han, Botton Han, Camondo Han, Emin Bey Han, Gülbenkyan Han, Hacı Bekir Han, Hacopoulo Han, Kendros Han, Mertzanoff Han, Osman Efendi Han, Ralli Han, Topalyan Han, Whittall Han. Aynı şekilde Haliç in diğer tarafında, Galata da ise; Arvanitidi Han, Çeçeyan Han, Couteaux Han, Enomatarchi Han, Glavany Han, Griffin Han, Gül Camondo Han, Hovagimyan Han, İbrahim Rıfat Han, Kavafyan Han, Kevork Bey Han, Nomico Han, Ömer Abed Han, Singer Han, Tahtaburunyan Han ve Yannisopoulo Han bunlara örnek olarak gösterilebilir. Nakkaşyan, Hammer & Hirzel ve Gabay Ekonominin kalbinin attığı bu hanlar, aynı zamanda farklı kültürlerin birlikte olduğu, karışıp kaynaştığı dev birer potadır. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar farklı kültürlerin birlikteliğine ve yan yana yaşantısına örnek gösterilebilecek başka ticari mekanlar mevcut değildir. Müslüman, Ermeni, Musevi, Rum, Levanten ve diğer kültürlerden oluşan insanların birlikte yaşamı yüzlerce yıl İstanbul Hanları nda devam etmiştir. Bunu daha net görebilmek için, geçmiş zamana, örneğin 1909 yılına bir yolculuk yaparsak; Büyük Yeni Han da, tüccar Hulusizade Hüsnü Bey i, sarraf Nakkaşyan ı, tüccar Hammer & Hirzel i ve komisyoncu R. Gabay ı, Balkapanı Han da, tüccar Tütüncüzade Hafız Mehmed i, terzi Yorgi Papazoğlu nu, derici Canbezdi Biraderler i ve tüccar Commandareff i, Camondo Han da, Komisyoncu Ağazade Süleyman ı, tüccar Sabuncuyan Biraderler i, komisyoncu Habib Lazari Efendi yi ve komisyoncu M. Adler i, Celal Bey Han da, piyano tamircisi F. Fasulyeciyan ı, tüccar Taşçızade Hakkı Bey i, komisyoncu Abro Schadan ı ve tüccar Chrissos u, Alyanak Han da, mimar S. Hamamcıyan ı, avukat Trabzonlu Sokrat ı, manifaturacı İbrahim Ağazade Biraderler i ve komisyoncu C. A. Sylvestre yi, Zindan Han da, yağcı J. Semah ı, peynirci Vasilu yu, zahireci J. Seferoğlu nu ve tüccar Hasretzade Şükrü yü birlikte görürüz. Mazi kalbimde yaradır! Günümüzde ise değişen sosyal, ekonomik ve teknolojik şartlar, hanların öneminin azalmasına ve fonksiyon değişikliklerine yol açmıştır. Bunun yanında bazı hanlar metruklaşırken, bazıları da tamamen ortadan kaybolmuştur. Ortadan kalkan hanlara en çarpıcı örnek Asmaaltı ve Balıkpazarı bölgesidir. Cambaz Han, Kambur Han, Yaldız Han, Lazari Papazoğlu Han, Volto Han, Buğdaycı Han, Essayan Han, Osman Efendi Han, Aslan Han, Nevşehir Han, Nafıa Han, Maksudiye Han, Cebeli Attar Han ve Valide Sultan Han muhtelif istimlâ klarla yok olan hanlardan bazılarıdır. Benzer nedenlerden, Havyar Han, Mehmed Ali Paşa Han, Komisyon Han, Kevork Bey Han, ve Noradungyan Han Galata da yok olan diğer hanlardan bazılarıdır. Her şeye rağmen, mevcut yüzlerce han, İstanbul un yeterince keşfedilememiş en büyük kültür hazinelerinden biri olarak görülebilir ve bu hanlara gereken ilginin gösterilmesi için hâlâ çok geç değildir. Han mektupları... Uzun yıllar süren ve hâlâ sürmekte olan bir çaba sonucu Eminönü ve Galata Hanları ndaki tüccarların yurtdışına gönderdikleri ticari mektuplardan oluşan, iki bini orijinal, on bini fotokopi, toplam on iki bin adetlik Han Mektupları koleksiyonu oluşturdum. Bunlardan bir kısmını, zaman zaman sergilenmek amacıyla kısa süreler için Almanya dan İstanbul a getirerek bu güzel şehre, terk edilen hanlarına ve bugün hiçbirisi yaşamayan İstanbul tacirlerine, sıradan bir birey olarak, vefa borcumu ödemeye çalışıyorum. Bu sayfada görülen, İstanbul tacirlerine ait mektuplardan alınan adres parçaları, bu koleksiyondan sadece birkaç örnektir. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar farklı kültürlerin birlikteliğine ve yan yana yaşantısına örnek gösterilebilecek başka ticari mekanlar mevcut değildir.

3 4 medeniyet geçitleri Outside Perspective Outside Perspective medeniyet geçitleri 5 Thomas ROUECHE* *Historian, Cornucopia Magazine Turkey Correspondent I walked through the passages of civilisations! Touring the hans at the heart of the project I was astonished by the view of Beyoğlu, the Bosporus Bridge and the Asian side of the city that opened up from the roof of the Büyük Valide Han. Most striking is the juxtaposition of the Galata Tower with the high rise buildings of Maslak and Levent that shadow it, providing a backdrop of economic modernity to the beacon of Istanbul s medieval trading past. For this juxtaposition offers us a view into the continuity of Istanbul s role in uniting civilizations and peoples. There are few more fitting metaphors for Istanbul than the hans, kervansarays and passages that have for centuries underpinned the economy of the city. Whilst much is made of Istanbul as the meeting place of cultures, the fusion of east and west, it is in these ancient shopping centres that this is most viscerally experienced. Thus the project envisioned by my friends Cem Sancar and Esma Urkmez offers one a trip into the very core of the ancient multiculturalism of Istanbul that makes it such a rich and historically fascinating city. Economic Power of Istanbul As every good school child knows, Istanbul bridges East and West a role it has fulfilled since it became the capital of the Roman Empire in 330. It is important to bear in mind the economic underpinnings of city that straddled two continents. It was during the era of the Byzantine Empire that the Silk Route through Central Asia from China reached its zenith, binding together the diverse peoples all across Asia, and bringing tradesmen from far and wide to the great capital of Constantinople. Such economic forces brought together an enormous range of peoples, pulling them towards the great bazaars and markets, and forcing an economic interaction across empires, continents and languages. Such a legacy was keenly taken up by the Ottoman Empire. One of the first actions of Sultan Mehmet II, following his conquest of the great city, was to create a marketplace which would soon develop into the Grand Bazaar or Kapalı Çarşı that we see today. In so doing he was following an older tradition of endowing trading places, Agorae or Fora; yet the Grand Bazaar has had a longevity that is particularly noteworthy indeed it continues to attest to Istanbul s economic prowess as it has for half a millennium. For the tourist the bustling and vibrant Kapalı Çarşı provides all they need to see of the city s historical economic centres. Few make the journey down the hill towards the Golden Horn and the market district of Eminönü and up the other side through the Perşembe Pazarı and the ancient markets, kervansarays and hans of the early modern city. Here it is that tradesmen practice their wares amongst the shades of their ancestors sharing the same trades, the same hans, the same workbenches. Today the functional metal products produced in the Perşembe Pazarı contrast strikingly with the red brick surroundings of old Galata, the Arap Camii and view across to the dreaming spires of old Stamboul. To put the cliché of east meeting west to one side, here we have past meeting future, old meeting new. The True Repercussions of What It Meant to Live in the Ottoman Capital... For me, an English student of History and Turkish, the Hans offer a view into the Turkish, Ottoman, and near eastern past that is unrivalled in the other monuments that make up the Queen of Cities. The mosques and byzantine churches offer us the history of religious development; the palaces meanwhile give us the stories of those at the top of The roof of the Büyük Valide Han Turkish society. Yet it is in the hans that we see the interactions of the everyday, the meeting of simple tradesmen from vastly different backgrounds. It is through them that we can pick up an impression of ancient Istanbul, and looking at the unchanged arts that linger in the dark corridors of these crumbling monuments to commerce that we can understand the true repercussions of what it meant to live in the Ottoman capital. We must remember that these hans typically served as inns, as well as offices and workplaces. On the lower floors horses would be kept in stables, whilst above rooms would serve to shelter tradesmen on their journeys, and give them a base from which to sell those goods they had brought. In a world before hotels, or short term flat rentals it was here that the visitors to Istanbul would have stayed. And it is from these inns that they would explore the city, where they would meet its inhabitants and find business and custom. Whilst today the hans are emptying, no longer offering places to stay, the corridors rooms and halls are full of the history of countless visitors to the city. The event last year presented these ideas in the form of a cultural project that brought together musicians, dancers, and performers in the courtyard of the Büyük Yeni Han. Whilst traditional gypsy and Turkish music was performed the shop owners made their own music with their work. Extravagant Ottoman food was served and the history of the building evoked through the mediums of performance and music. Cem and Esma helped us to reach what so often feels tantalisingly intangible in modern Istanbul: the rich depths of the history of buildings of places. Gazing out on the floodlit building, one couldn t help but think of the sheer numbers of people to have passed through the corridors and arcades of these hans. Yet the team behind Mediniyet Geçitleri seek to blend past with future and present with past. Istanbul is truly one of the few cities in which this is possible. Furthermore their choice of highlighting the hans of the historical area of Istanbul brings attention to these vast yet forgotten monuments forcing us to leave the complacency of the Beyoğlu art galleries to experience the true historical resonances of the city. The Mediniyet Geçitleri project centres, this year, on three Hans. Those chosen are vitally important in the history of the city and monuments of stunning beauty, often forgotten by the public and away from the usual tourist routes. The first of the hans is the Büyük Yeni Han (the big new han), so called for its size, and its relative youth it was built in 1764 and was the second largest han in the city at the time of its construction. Boasting a long narrow courtyard, the han has three stories of contrasting brick and plasterwork which gives a feeling of immense height. The courtyard itself has been divided in two by the later addition of a bridging wall, but whilst this spoils the original effect of the courtyard, it creates a maze-like effect on the upper stories where warrens of dark rooms filled with tools and sparks and metal open off the corridors. The han was built by Sultan Mustapha III and is a fine example of Ottoman Baroque. Walking through the markets of Eminönü, the sheer size of the han can come as a shock transporting one back to another age, away from the hectic rush of the city in to the quiet industry of the long shady courtyard. Down the road from the Büyük Yeni Han one comes to the jewel in the crown of Ottoman hans the Büyük Valide Han. This was the biggest han in the city, boasting 350 storerooms, and stables for 1000 horses. It was built by Valide Köşem in 1641 on the site of an old palace. The location is historically fascinating in the palace that preceded the han was one of the empire s first printing presses, established by Armenians in The architecture is grand and of a pleasingly impressive scale with a two-tiered arcade and a central Mosque. This mosque has been for centuries the centre of the Persian community in Istanbul, and the han has thusly been the backdrop to the rituals of the Shiite muslims in the city. The Büyük Valide Han thus provides us with an ideal example of the multicultural nature of these institutions, brining together tradesmen from across the world and providing a locus for the nationals of a specific community. Today many of the rooms and corridors stand empty yet the long corridors, dark and foreboding will reveal the odd workbench, staffed by old Turkish men sewing hats under the stark light of exposed light bulbs. From the roof the view takes in all of Istanbul, old and new, high and low. From Topkapı and the skyscrapers of Levent one looks down to the modern successors of the hans: the warehouses of Eminönü. The mix of people, rich and poor, foreign and native is one that can only ever be achieved in a city of this size and of this importance. The geographical location of Istanbul as a city, straddling two continents and the Bosporus, whilst something of a cliché, cannot be forgotten. Nowhere else in Istanbul are the contrasts more striking, or more beautiful. The final han that Cem took me to is the Kurşunlu Han in Galata, only metres from the Karakoy shore of the Golden Horn. Here, in the heart of foreign Istanbul, Sinan designed a han for the Grand Vizier Rustem Paşa. Far smaller and more intimate than the others, this was also completed in 1550, making it much older. It is hard not to be impressed by the unique beauty of the space and dimensions. The upper storey is framed by an exceptionally charming set of arches, and the red brick of the walls contrasts strikingly with the luscious green of vines weighed down by ripening grapes. Notably this han is far fuller and more busy than the other two, whilst the Büyük Yeni and Valide proffer a calm, quiet peacefulness, Sinan s small crowded space gives the impression of furious activity and studious industry. Vast piles of springs, nails and assorted metal objects crowd the corridor, and from every room comes showers of sparks and the sound of welding, drilling, hammering. By the entrance stands a Roman Corinthian capital; up-ended it now supports a water pump. Whilst less grand than the other two the masterful architecture of Sinan speaks for itself. Historically the Galata area was, of course, reserved for westerners, mostly Italians from Genoa and Venice who settled as tradesmen in the area. The Arap Camii, formerly a western Christian church stands testament to this community, as does the famous Galata Tower. Thus again we see a han deep in the heart of a nonnative community, yet constructed by a Turkish Ottoman Vizier and architect. Such a space clearly offers us an example of cross-cultural interaction and confrontation within the economic sphere. These three hans, all in their different ways display a fascinating vision into the history of the city of Istanbul, at its deepest end. It is this geographical location that has made the city the meeting point and hub for trade and travellers across the world. Whilst the ambitious Venetians and Genoese who set up communities in Galata, or the Persians who created the centre of their community at the Buyuk Valide Han, whilst bringing goods from across the spice route, seem far away, the modern position of Istanbul continues to hold the same and massively influential position, from controlling Bosporous traffic, to culturally serving as the gateway to the Middle East. Yet it is precisely because of this history and geography that Istanbul transcends the present and becomes an eternal city of passing, meeting, crossing civilisations. Mercato de Constantinople

4 6 medeniyet geçitleri Fikir Sahibi Thomas ROUECHE* *Tarihçi, Cornucopia Dergisi Türkiye muhabiri. Medeniyet geçitlerinden geçtim! Projenin merkezini oluşturan bu hanları gezerken karşılaştığım, Büyük Valide Han ın çatısından görünen Anadolu yakası, Beyoğlu ve Boğaz Köprüsü manzarası karşısında âdeta büyülendim. En çarpıcı olanı ise Galata Kulesi ile onu gölgeleyen Maslak ve Levent in gökdelenlerinin oluşturduğu tezat; İstanbul un orta çağlı ticarî geçmişine karşı modern ekonominin resmi idi. Bu manzara bize İstanbul un medeniyetler ve toplumlar arası birleştirici özelliğinin halen devam ettiğini gösteriyor... Yüzyıllardan beri şehrin ekonomisini destekleyen hanlar, kervansaraylar ve pasajlar kadar İstanbul a yakışan daha iyi bir metafor yok gibidir. Kültürlerin buluşma mekânı, Doğu ile Batı nın karşılaştığı yer gibi, İstanbul hakkında pek çok şey söylenegelmişken, bu sözlerin en iyi gözlemlendiği yerler tarihi alışveriş mekânlarıdır. Bu sebeple, arkadaşlarım Cem Sancar ve Esma Ürkmez bizi şehrin tarihi zenginliğini bu derece büyüleyici kılan, İstanbul daki çokkültürlülüğün merkezine bir yolculuğa davet ediyorlar. İstanbul un ekonomik gücü Her okula giden çocuğun bildiği gibi 330 yılında Roma İmparatorluğu nun başkenti olduğundan beri, İstanbul Doğu ile Batı arasında köprü kurmuştur. İki kıtayı dengede tutan aynı zamanda bu kentin ekonomik katkısıdır. Bizans İmparatorluğu döneminde Orta Asya dan Çin e uzanan İpek Yolu, Asya topluluklarını birbirine yakınlaştırarak ve en uzak noktalardan pek çok tüccarı büyük başkent İstanbul a getirmesiyle zirve noktasına ulaşmıştır. Böyle bir ticarî itici güç, inanılmaz çeşitlilikte bir topluluk meydana getirmiş, bu insanları imparatorluklar, kıtalar ve diller arası bir ticarî etkileşim içerisine sokmuştur. Osmanlı İmparatorluğu ise böylesi bir mirasa hevesle sahip çıktı. İkinci Mehmed in bu büyük şehri fethetmesinin ardından yaptığı ilk icraatlarından birisi, daha sonra bugünkü Kapalı Çarşı halini alacak bir pazar yeri kurmak oldu. Bu tür bir girişimde bulunarak Agora ya da Fora olarak bilinen ticaret mekânlarını vakfetmek gibi eski bir geleneği de sürdürmüş oluyordu, ancak Kapalı Çarşı özellikle kalıcı olması; İstanbul un ekonomik gücünü yaklaşık 500 yıldır ayakta tutmasıyla dikkate değer. Turistler için Kapalı Çarşı şehrin ticarî merkezlerine dair görmek istedikleri her şeyi kıpır kıpır ve hareketli haliyle onlara sunuyor. Ancak turistlerden yalnızca birkaçı Haliç e doğru inen tepeden yoluna devam ediyor ve Eminönü pazar alanına ve oradan karşı taraftaki Perşembe Pazarı na geçip tarihi alışveriş mekânlarını, kervansarayları ve eski şehrin hanlarını geziyor. Bu mekânlarda han ustaları atalarının gölgesi altında işlerine devam ediyorlar, onlarla hâlâ aynı sanatı, aynı mekânı, aynı iş tezgâhını paylaşarak... Bugün Perşembe Pazarı nda üretilen madeni eşyalar eski Galata nın tarihi tuğla yapısına, Arap Camii ve Eski İstanbul un kilise kulelerinin oluşturduğu manzaraya tam bir tezat oluşturuyor. Doğu ile Batı nın birleştiği mekân klişesini bir kenara bırakırsak, biz burada asıl geçmişle geleceğin, yeni ile eskinin buluşmasına tanıklık ediyoruz diyebiliriz. Osmanlı Başkentinin gerçek duygusu hanlarda... Taze gazeteci ama esas olarak bir tarih ve Türkçe öğrencisi olan bana, bu hanlar Kentlerin Kraliçe sini meydana getiren pek çok diğer tarihi yapıdan alamadığım bir bakış açısı sunuyorlar. Türk, Osmanlı ve Yakın Doğu tarihine yeni bir gözle bakmamı sağlıyorlar. Camiler ve Bizans kiliseleri bize dini gelişimin tarihini anlatırken, saraylar Türk toplumunu yönetenlerin hikâyelerini sunuyor. Hanlar ise, farklı kültür ve dinlerden gelen tüccarların buluştuğu, sıradan insanların günlük yaşamlarında uğradıkları mekânlar. Bu hanlar sayesinde eski İstanbul daki hayat hakkında fikir sahibi oluyor ve bu eski yapıların karanlık koridorları sayesinde Osmanlı başkentinde yaşamanın ne demek olduğuna dair gerçek duyguyu öğreniyoruz. Hanların ofis ve işyeri olarak kullanılmış olmasının dışında, buraların aynı zamanda birer otel olduğunu da unutmamalıyız. Medeniyet Geçitleri etkinliği, ilk olarak geçtiğimiz yıl Büyük Valide Han ın avlusunda müzisyen, dansçı ver kimi performans sanatçılarının katılımıyla bir kültürel proje olarak gerçekleştirildi. Geleneksel Romen ve Türk müziği sahnelenirken, han ustaları da tezgâhlarında kendi müziklerini yapıyorlardı. Osmanlı mutfağından zengin yemekler sunulmuş, müzik ve sanat aracılığıyla binanın tarihi atmosferi yeniden canlandırılmıştı. Medeniyet Geçitleri, bizim modern İstanbul da bir türlü tam olarak tecrübe edilemeyeni, tarihi binaların derinliklerinde yatan zenginliği anlamamıza yardımcı oldular. Medeniyet Geçitleri, benim gibi kökten bir İngiliz e göre yalnızca geçmişi yaşatmayı hedeflemiyor, kendisine geçmişle Bir Tarih ve Türkçe öğrencisi olan bana, bu hanlar Kentlerin Kraliçe sini meydana getiren pek çok diğer tarihi yapıdan alamadığım bir bakış açısı sunuyorlar. Türk, Osmanlı ve Yakın Doğu tarihine bu yeni gözle bakmamı sağlıyorlar. gelecek ve günümüzü kavuşturmayı mesele ediniyor. Bizleri Beyoğlu Sanat Galerilerinin rehavetinden çekip çıkardı ve şehrin tarihinin gerçek titreşimlerini tecrübe etmemizi sağladı. İstanbul da başka hiçbir yerde böylesine bir tezat ve hatta güzellik belki de bulunamaz. Bu coğrafî konum sayesinde bu şehir dünyada seyyahların ve tüccarların buluşma noktası, âdeta merkezi olmuştur. Galata da kendi topluluklarını kuran Cenovalı ve Venedikliler, Büyük Valide Han ı merkezleri haline getiren İranlılar, Baharat Yolu ndan getirilen tüm mallar şimdi çok uzaklarda görünse de, modern İstanbul, Boğaz trafiğini kontrol ederek ve Orta Doğu ya açılan kültürel kapı olarak yine aynı muazzam tesirini sürdürüyor. Bu tarih ve coğrafî konum sayesinde İstanbul bugünü yarına aktarabiliyor ve medeniyetlerin karşılaştığı, buluştuğu ebedi bir geçit olmaya devam ediyor. Çeviri kısaltılarak alınmıştır. HANLARIN HAKİKÎ SAHİPLERİ; HAN SAKİNLERİ KONUŞUYOR! Ne olacak haliusta? bu hanların İstanbul da ticaretin kalbinin attığı mekânlardı hanlar. Modernleşmenin yıprattığı çarpık yapılanmayla ne geçmişe, ne günümüze ait, arada kalmış, kitlelerin anlayamadığı bir kültür mirası haline geldiler. Ticarî ve sosyo-kültürel kimliğin han ustaları aracılığıyla aktarıldığı eşsiz tarihi miras bugün son demlerini yaşıyor. Nesillerden nesillere geçen sanatın ve zanaatın; Büyük Valide Han, Sağır Han, Kurşunlu Han ve Büyük Yeni Han daki yaşayan ustalarına, hanların gerçek sahiplerine; Ne olacak bu hanların hali usta? diye sorduk... Bülent EREURMA SAĞIR HAN Tarihi güzellik kaybolurken o güzel insanlar da kayboldu! Burası çok güzelmiş gerçekten, eskiden kim bilir nasıldı? Burası kiliseydi şimdi oldu iş yeri! Bizim milletimiz tarihinin kıymetini bilmiyor. Dediğin zamanda bir milyon, Ermeni si, Yahudi si, Rum u iç içe bir nüfus vardı. Kimse birbirini kırmazdı. Aynı tarihi eserlerin kayboluşu gibi o insanlar da kayboldu. Buralar bakımsızlaştı, kimisi emekli oldu kimisi Kıbrıs a gitti, kimisi ülkeyi terk etti, kimi memleketine gitti. Bizim gibi eski İstanbullular kalmadı... Siz nerelisiniz? Ben hakikî İstanbulluyum. Çocukluğum burada, Çukur Han da geçti. Çıraklığım da bu handa döküm atölyesinde geçti. Yaş 53 oldu şapkacılığa geçtim, daha hafif bir iş olduğu için. Ben çocukken turistler gelirdi bakarlardı imrenirlerdi buralara, çok daha güzeldi. Meselâ Tekfur Sarayı vardır, oraya girin yer altı geçidinden yürüyün. O kadar ilginç mağaralar var, çocukluğumuzda biz hep oralarda gezer yürürdük! Biz o mağaraları merak ederdik, aramızda konuşurduk. İşte Malkoçoğlu Cüneyt Arkın nereleri gezmiş işte nerede yaşarmış sultanlar, bunları merak ederdik! Balat taki kiliselere bakın, o kadar büyük hazine. Bugün Maraş Kilisesi var, Kırmızı Kilise var, Yahudiler in yerleri var, Ermeniler in var, Süryaniler in var. Gidin Balat a yüz elli tane kilise sayarsınız ama o kiliselerin güzelliği nedir nedendir biliyor musun? Bakımdır, güzel kızım. Bizim buralar gibi değiller! Ama o zamanlar baktığımız zaman diyordum ki hanlar için: Güzelim Allah ım ben cennete mi geldim! Cennette mi yaşıyorum? Şimdi o cennet kalmadı. 80 den sonra hele çok bozuldu şehir, İstanbul elden gidiyor. Bundan sonra neler olur peki buralarda? Vallahi geleceği devletin eline kalmıştır buraların. Eğer bu devlet yıkım yapar buraları kaldırır düzenlerse güzel bir İstanbul olur bence. Dükkânım da olsa yıksınlar kızım! Çünkü han üstünde dükkânım da dükkânım dersen tarihimiz yok olur. Oluyor... EREN AYTUĞ

5 8 medeniyet geçitleri Naklen Tarih Naklen Tarih medeniyet geçitleri 9 Cuma İYİLİK Hamal Kolbaşısı BÜYÜK VALİDE HAN Şöyle bir şey duydum ben, dışarı memleketlerden birinden bir başbakan gelmiş İsmet İnönü zamanında. Hamalları görmüş, demiş ki; bunlar kim, neci? İnönü demiş ki bunlar esirlerdir, biz esir aldık! Ohannes DÜLGERYAN Şapka İmalatçısı BÜYÜK VALİDE HAN Otel olacak diye duyduk. Güzel olur. Ben zaten gelmişim altmışıma. Benden sonra ne olursa olsun. Kaç senedir buradasınız? Ben İstanbul a ilk 1974 te ayak bastım. Bir dönem memlekette kaldım sonra tekrar geldim. Memleket Adıyaman. Burada 10 kişi kadarız. İdareci olarak da ben varım, yani kolbaşı diyorlar. Hamalların nasıl bir çalışma şekli var? Biz parça hesabı çalışırız. Arabalara mal yüklüyoruz mesela, indiriyoruz, yani nakliye işi, ambar işi yaparız. Şoförler ambara götürüyorlar, ambar başka vilayetlere götürüyor. Başka bir şey çıkarsa dükkâncılar çağırıyor, el arabalarıyla taşıyoruz. Sabah kaçta geliyorsunuz? Ben evden saat 6.00 da çıkıyorum. Durağa geliyorum, otobüs bekliyorum, oradan Eminönü ne, 8.00 den önce burada oluyoruz. Bu civarda yaşayan var mı hamallardan? Yakında oturan yok, herkes çok uzakta. Hamallar nerede toplanıyorlar, herkes aynı yere mi bağlı? Yok, dışarıda başka bölükler var. Bir bölük var 100 kişi, bir başkası 120 kişi. Onlar bize dâhil değiller. Bizimki sadece han içi. Öncelikle bize yaptığınız işi... Şimdi, kumaş alıyoruz, şapka yapıyoruz, satıyoruz, paramızı alıyoruz, alamıyoruz, çek alıyoruz karşılıksız çıkıyor falan... Mesleği babamdan öğrendim. Babamı dedem Yozgat tan getirmiş 7-8 yaşındayken hemen bu işe koymuş. Ölene kadar çalışmış. Ölümüne bir zanaat diyorsunuz? Yok, babam öyle! Biz her türlüsünü yaparız, Anadolu, sekiz köşe yaparız, ondan sonra yazlık yaparız. Ama öbürleri bizim Eskiden beri bölük bölük ayrıdır. Ben ilk geldiğimde 74 te buradaki eski Hal de çalıştım. Sonra yan hana geldim. En yaşlı benim, diğerleri genç 50 yaş, 40 yaş... Burada iş kesilince bazı kişiler kendine iş bulup gittiler. Şimdi 70 i aşmışım. Hâlâ çalışıyorum şükür. Çok değişti mi zaman? Çok değişti, iş olarak tabi. Tüccarlar dışarı taşındı, uzak yerlere gittiler. Burada hep dokumacılar vardı. Kumaş dokunuyordu. Üst katta birkaç tane yer kaldı, hep boş şimdi dükkânlar! Ekmek parası zor çıkıyor. İş kesilmiş burada, bitmiş burası! Ama biz daha nereye gidelim, bu yaşta kimse işe almaz artık, mecbur gidip geliyoruz. Bizim kiramız yok dükkân gibi, kira olsa geçim işi hiç olmaz. Semerler nerede? Var var, hem semerler var hem de el arabaları var. Biraz ağır oldu mu el arabalarıyla taşırız, ama bodrumdan filan çıkacak eşya varsa semerle taşırız. yaptığımızı yapmaz da biz onların yaptığını yaparız. Millet hep Amerikan tarzı yaparlar. Ustalarımız eskidir, yeni yetişen usta da yoktur. Ne olacak peki bu hanların durumu ustacığım? Belediye belli ki burada bir şeyler yapacak! Finalde belki de bizi kovalayacak! Şaka bir yana adam olması için buradakilerin boşaltılması lâzım tabii. Bir de mülk sahipleri var. Vakıfların olmayan yerler var. Vakıf var, o var, bu var! Nasıl olacak bilmiyorum. Otel olacak diye duyduk. Güzel olur. Ben zaten gelmişim Osmanlı da başkaymış ama bacı şimdi öyle değil, hamallar üçüncü sınıftır derler, hamaldır eğilir kalkar! Osmanlı zamanında sırık hamalları varmış, biliyor musunuz? Sırıklara bağlayıp 5-6 kişi taşıyorlarmış... Biz onları görmedik hiç! (Gülüşmeler) Nasıl yapıyorlarmış, eskileri bilmiyoruz. Şöyle bir şey duydum ben, dışarı memleketlerden birinden bir başbakan gelmiş İsmet İnönü zamanında. Hamalları görmüş, demiş ki; bunlar kim, neci? Eskiden bölük vardı çok büyük, hatta hamallar belediyeye bağlıydı. İnönü demiş ki bunlar esirlerdir, biz esir aldık! Ama Osmanlı da hamallar sevilen bir esnaf... Ama bacı şimdi öyle değil, hamallar üçüncü sınıftır, altmışıma. Benden sonra ne tufan! (Gülüşmeler) Gençler de zaten buraları tercih etmiyorlar. derler hamaldır eğilir kalkar! Şimdi bizim birçok insanımızın görüşü öyledir. Hiç önem vermiyor, adam yerine koymuyorlar. Hepimiz insanız, öyle değil hâlbuki! Senin fotoğrafını çeksek olur mu? Sebep? Oturup televizyona koyacaksanız istemem. Gelecekte Valide Han nasıl bir yer olur? Yer yapılmış Giyimkent te. Burası diyorlar boşalacak! Oraya gidecekler, burası turistik yer olacakmış, eski yerler yıkılacak, bazı yerler yeşil saha olacak. Siz istiyor musunuz bunu? Biz ne isteyelim! Bizim elimizdeki iş bitmiş, bizi aç bırakmışlar! Biz ne isteyelim... Hanı seviyor musunuz? Biz iş oluyorsa seviyoruz bacı. İşimiz iyiydi o zamanlar. Sabah işbaşı yapıyorduk, yatsıya kadar çalışıyorduk. Şimdi oturuyoruz, oturuyoruz bir parça bir yerden çıkmıyor. İstanbul gelecek sene kültür başkenti oluyor, duydunuz mu? Bunu ben sizden sorayım. Değişecek de nasıl olacak? İyi mi olacak? Ben şunu söyleyeyim bacım, ekmek lazım bize! Acaba iş artacak mı düşecek mi? Artar herhâlde... E, artsa biz istemez miyiz bacı? Bir arkadaşımız, ahbabımız vardı, Hırant Dink imiz vardı, öldürüldü, hâlâ bulunamadı failleri... Daha bunlar hallolmadan nasıl kültür başkenti olacak bilmiyorum ama olacak mutlaka, çok güzel şeyler yapılacak, biz ona inanıyoruz. İstanbul, Avrupa Kültür Başkenti ile ilgili neler duydunuz? Bir yararı olur mu sizce buralara? Evet, duydum. Öyle bir şey sordunuz ki yani! İnsan kala kalıyor. Evet, kültür başkenti olması çok güzel, ama önce halledilmesi gereken şeyler var. Bunlar hallolduktan sonra kültür olur, oluşabilir. Bir arkadaşımız, ahbabımız EREN AYTUĞ vardı, Hırant Dink imiz vardı, öldürüldü, hâlâ bulunamadı failleri... Daha bunlar hallolmadan nasıl kültür başkenti olacak? Çocukluktan beri beraber büyüdüğümüz arkadaşımızdı. Daha bu hafta mahkemesi vardı yine uzadı. Yazık! Ama olacak mutlaka, çok güzel şeyler yapılacak, biz ona inanıyoruz. Mehmet KITAY İsmail SABEGHİ Mescid İmamları BÜYÜK VALİDE HAN Tarih kelimesine bir bakmak lâzım! Tarih vrh kökünden gelir. O da devenin çölde giderken dönüp arkasına bir bakmasıdır. Tarih bu kökten türetilmiş. Geriye bir dön bak demiş. Geçmişe bir baksak şimdiyi daha iyi anlarız. Bu sadece buraya ait bir durum değil. Dünyanın her yeri değişiyor ve buralar da yenilenecek. Sistemler ilerledi. Bu caminin buradaki geçmişi nedir, neler yapılıyordu? Bu mescid Osmanlı zamanında vardı. Kösem Sultan ın zamanından beri var. O zaman ahşaptan yapılmış küçük bir mescitmiş. Zamanında burası kervansaraymış, hanmış. Şehir dışından gelenler burada konaklarlarmış. İran Türklerinden, Azeriler küçük odalar almışlar ya da kirayla oturmuşlar. Hiç Türkçe bilmeyenler değil gelenler. İşte Kösem Sultan ın annesi rahmetli diyor ki madem burada böyle bir grup var size bu mescidi bırakalım kendi ibadetlerinizi yapın. O şekilde İran mescidi olmuş. Sonra... Daha sonra tabi mescid tahtadan, ateş tutmuş yanmış, soba koyuyorlardı, artık nasıl olduysa... Sonra bu kişi (Fotoğraf gösteriyor) geçmişte Doğu Bank ın sahibi, Hacı Mehmet Naki Şefizade, sonradan orası da battı ne oldu bilmiyorum ama o zaman çok zenginler tabi. Şefizade, camiyi bu şekliyle, halkın da yardımıyla yeniden yaptırmış. Aslında burası sadece İranlıların geldiği bir cami değil, çoğu Türk vatandaşı gelenlerin. Daha çok Türk Caferileri geliyor herhalde... Evet, buradaki Caferi cemaati geliyor. Azınlıkla da Sünniler gelir. Cemaatin dışında namazını kaçıran vakti olmayan, geçerken uğrayan birçok kişi de namaz kılar. Cami, Allah ın Camisi, ayrımı olmaz ki! Caferî ne demek? Şia dan farkı ne? Caferî meselâ Hanefî diyorlar, İmam Hanefî nin gittiği yolu takip edenlere deniyor. Şiilik de İslam daki fırkalardandır. Onun da birçok kolu var, Şiîlik adına Dürzîler var, Mutezileler var, Gulat fırkaları var, Alevi var Bektaşî var. Caferilik ismi bizim 12 imamımızdan birisinin ismi. Bizde içtihat yoktur. Peygamberin getirdiği kuralın aynısı uygulanır. Pazar günü hariç her gün açıktır burası. Osmanlı döneminde burada ilk matbaa kurulmuş, ilk matbu Kuran-ı Kerim burada basılmış, böyle bir bilgi var... Böyle bir malûmatım yoktur. Peki, aileler ne zaman taşındılar? Buralar işyeri olunca, ticaret merkezi olunca yavaş yavaş aile için uygun olmamaya başlayınca taşındılar. Bazıları Avrupa ya gittiler, bazıları İran a geri döndüler. Bazı kişiler de İstanbul un çeşitli yerlerine dağıldılar. Tabi bunlar İstanbul un eski insanları. Şimdi annesi babası İstanbul doğumlu çoğunun! İranlıdır ama bir defa İran a gitmemiştir. Pasaportları da İran dır ama! Meslek olarak ne yapıyorlardı? Ticaret yapıyorlardı. Alım satım, giyim, gıda maddesi. Hatta büyük çikolata markalarından birisinin sahibi burada oturmuş. O zaman burada üretim yok. Sadece evleri. Mesela eserleri var, çeşme yapmışlar bir yere, başka bir yeri düzenlemişler, hatta çeşmenin kendisi yok olup gitmişti. Ama kitabesi vardı, uzun zaman buralarda durdu. Bir de baktık ki çalmış götürmüşler. Siz ne zamandır buradasınız? Ben Tebriz de okudum. Kum o zaman farstı. Gittiğimizde Farsça bilmiyorduk, Tebriz de Azeri Türkleri çok var. Tebriz den sonra da çoğu Azeri Türküdür. (İmam Sabeghi söze giriyor) Burada İranlıların dernekleri var. Öğrencilerin, doktorların, tüccarların derneği var. Bu mescidin de derneği var herhalde... Bu dernek daha çok tarihle ilgili. İranlıların İpek Yolundan buralara gelmeleri, oturmaları, kendi kültürlerini yaşamaları, yemeleri, içmeleri var. Burası toplantı yeri olarak da kullanılıyor değil mi? Her şey için kullanılır. Çok toplanırız. Ramazan boyunca iftar verilir. Yemek verildi. Milli, dini münasebetlerde burada olunur. Nevruzda, aşurede burada program olur. Merasime göre yemesi içmesi ikramı da olur. Siz ne kadar süredir buradasınız? Benim bir geçmişim var burada. 83 te geldim, 90 a kadar kaldım. Sonra Almanya ya gittim. 2 senedir de geçici olarak gelip gidiyorum. Ben İranlıyım. Diğer hocamız İranlı değil, gelip ayda bir meseleleri çözüyorum. O zamanla şimdi arasında çok fark var mı? Tabii. Şimdi biz İranlı ya da Türk hiç fark görmeyiz. Kimseye farklı gözle bakmayız. Toplum birliğinde ve din barışması yönünde çok gelişme oldu. O zaman daha az kişi vardı, bilgili ve kültürlü değillerdi. Tarih kelimesine bir bakmak lâzım. Tarih vrh kökünden gelir. O da devenin çölde giderken dönüp arkasına bir bakmasıdır. Tarih bu kökten türetilmiş. Geriye bir dön bak demiş. Geçmiş tarihimize bir baksak şimdiyi daha iyi anlarız. Şimdi insanlar daha iyi geçiniyor, çünkü daha çok şey biliyorlar. Bildikten sonra ortada düşmanlık diye bir şey kalmaz. Hanı dışarıdan baktığınızda nasıl görüyorsunuz? Bu sadece buraya ait bir durum değil. Dünyanın her yeri değişiyor ve buralar da yenilenecek. Sistemler ilerledi. Bizim burada bulunmamızda bir sorun yok. Onu devletten de sormak lazım, biz memnunuz. İnsanların arasında bir problem yok. Halkta hiç problem yok. Beraber yaşıyoruz, olabilir dilimiz dinimiz farklı olabilir, ama insanca yaşıyoruz. Burada o da yok, ne dinimiz ayrı, ne dilimiz ayrı.

6 10 medeniyet geçitleri Naklen Tarih Naklen Tarih medeniyet geçitleri 11 Ramazan ÖZCAN Turistik Eşya İmalatçısı BÜYÜK VALİDE HAN Restore olsun diye dört gözle bekliyoruz! Eski haline kavuşsun diye çok istiyoruz ama olmuyor maalesef... Çok insanlar geliyor, hocalar geliyor konuşuyorlar ama sonuç... Mustafa AYDIN Tornacı KURŞUNLU HAN Turistik yönden ele alınmasından yanayım. Ben tornacılığı, iyi bir sanatkâr olduktan sonra, her yerde yaparım. Neler yapıyorsunuz? Hediyelik eşya imalâtı, döküm üzerine çalışıyoruz. Önceden daha farklıydı, sadece çay kaşığı yapıyorduk, daha sonra turistiğe geçtik, en son işte lâmbalar revaçta, biz de onları yapıyoruz. Böyle değişik bizimki, el sanatı, makine de kullanıyoruz da... Kimlerdir müşterileriniz? Yabancılar gelirler ama az! Ya bilen rehberler getiriyor turistleri ya da ellerinde İstanbul u tanıtan kitaplar var, onlar da tanıtırsa geliyorlar. Hana çok turist geliyor da yerli insan hiç rağbet etmiyor gibi bir şey! Toptancılar da zorda yani. Handa çalıştığınız süre içerisinde neler oldu, neler değişti? Çok çok eski insanlar vardı, ama şimdi gördüğünüz gibi kimse kalmadı. Merhaba! Mesleğimiz tornacı, seri iş! Torna grubuna giriyor. Fason çalışıyoruz, yani piyasada bulunmayan işi yapıyoruz, imalâtımız yok. Ne kadar zamandır bu işi yapıyorsunuz? 1975 in on birinci ayından beri yani aşağı yukarı otuz sekiz sene filân. Bunu ben ustamdan bu handa öğrendim, Vahan Usta dan! Müthiş bir ustaydı. Usta-çırak ilişkisine dayalı giden bir iş değil mi? Tâbii, yani genelde meslek liseleri bu işte başarılı olamaz, meslek liselerinde gereken özen gösterilmiyor. Burayı görmeye gelenler... Tâbii ki, yani haftanın iki üç günü! Bugün geldiler, cuma günü geldiler. Turistler bildikleri için, tarihi bir yer olduğu için geliyorlar, bir de öğrenciler araştırma için geliyorlar. Eskiden meselâ Ermeniler de vardı burada ama çok iyi insanlardı. Tornacılar vardı, kaynakçılar vardı, dökümcüler vardı. Baba mesleğini burada öğrendik ama benim de oğlum var, asla bu mesleğe sokmayı düşünmüyorum. Neden? Gelecek, işin maddî boyutu! Yani şimdi bizim burada yaptığımız iş el sanatı, öyle bir emeği var, ama Uzakdoğu dan çok ucuza mal getiriyorlar. El emeğine veya ürünün kalitesine bakmıyor insanlar, üç beş lira daha ucuzsa onu alıyorlar artık. Peki, nasıl olsun bu hanların geleceği usta diye sorsam? Sor, ben sana söyleyeyim, şu İstanbul da bulunmaz bir yer burası! Ta Cenevizliler zamanında kullanılmış. Yani zaten çok önemli bir tarihi eser olmasa, turistler falan buraya haftanın üç günü gelmezler. O yüzden ben turistik yönden değerlendirilmesinden yanayım. Ben tornacılığı, iyi bir sanatkâr olduktan sonra, her yerde yaparım. Beğendin mi cevabı mı? Büyük Valide Han ın tarihi hakkında neler biliyorsunuz? Tarihi bir yapıda çalışmak nasıl bir his? 1600 küsur yılında Valide Sultan ın yaptırdığı bir hanmış. Zaten kervansaray olarak yaptırılmış. Meselâ buralarda baca var, hani otel gibi, şimdi otel o zaman kervansaray. Şimdi arabaları bırakıyoruz, o zaman at arabalarını bırakıyorlarmış! Çok tarihi bir yer. Yazın serin Berç NİZAM Elektrik Malzemeleri İmalâtçısı KURŞUNLU HAN 70 li yıllarda ham madde yokluğu döneminde hırsızlar girmeye başladı, çatıyı kaldırıp, kurşunları aldılar, gerisini de buradaki esnaf götürdü, şimdi Kurşunsuz Han oldu! kışın sıcak oluyor! Çok muhteşem! Restore olsun diye dört gözle bekliyoruz! Eski haline kavuşsun istiyoruz ama olmuyor maalesef... Çok insanlar geliyor, hocalar geliyor konuşuyorlar ama bir şey olmuyor. Resmen bir tarih burada yok oluyor, biz buna bire bir şahidiz! Pekâlâ, siz burada çalışan üreten bir insan olarak, ıslah edilmesi için neler Mesleğim ağaç kesim motoru, tarım âletleri, yedek parça satışı. Ben 1974 te askerden geldiğimde burada başladım. Burası imalât atölyesiydi, benim aileme ait. Elektrik malzemesi imal ediyorduk, atölyeyi kapattık, satışa döndük. Sizden önce bu handa bu işi yapanlar var mı? Yedek parça olarak yok. Eskiden bu han hep imalâtçıydı, tüm Perşembe Pazarı imalâtçıydı. Şimdi çoğunluğu dağıldı. Kimi öldü, kimi emekli oldu, kimi sanayi bölgelerine gitti. Daha çok mezara gittiler! Siz bu hanın tarihi hakkında neler biliyorsunuz? Ben bu hanın tarihini Galata Güzelleştirme Derneği nden araştırdım. Cenevizliler den kalan bir yıkık katedralin üstüne yapılmış. Çeşitli amaçlarla kullanılmış, Han olarak bugünlere gelmiş. Rüstem Paşa Camii nin vakfiyesi. Kurşunlu Han yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz? Yani sonuçta buranın dört yüz seneyi aşkın bir tarihi var. Burada imalât olmamalı! Burası çarşı olmalı, pazar olmalı. Kapalı Çarşı ya yakın veya farklı bir şey. Alt katları mağaza üst katları restoran yapabilirsin, terası kullanabilirsin. Aslına uygun restore ettikten sonra çok rahat turist çekersin. Yerli turist de gelir iyi bir tanıtımla. Gel gör ki yapılmıyor! Hanlarla demek ki pek ilgilenmiyor yetkililer. Bu bölgeye emek verenler, sizler, esnaf bir araya gelseniz, dernekleşseniz, devleti uyarsanız? Derneklerimiz vardı önceden fakat son yıllarda faaliyet azaldı. Bizimki esnaf ve sanatkarlar odasına bağlıydı, vallahi onlar da bence her ay aidat almaktan başka bir şey yapmıyorlar. ismi çatısının kurşun kaplı olmasından ileri geliyor, du yani! Şimdi Kurşunsuz Han oldu! Tarihi hanların bulunduğu bölgelerin ne olacağını düşünüyorsunuz? Sonunda bütün bu etrafı açacaklar. Açılmalı tâbii. Çünkü Perşembe Pazarı nın yarısı yıkık, yarısı duruyor ne olduğu belli değil. Yani şuradan bakıyorsunuz bütün etrafı gecekondu. Hanın içinde gecekondu var, kime şikâyet etsen umurlarında değil. Ben 1974 senesinde buraya geldim, buraların yıkılacağını turizme yönelik açılacağını söylüyorlardı, sene 2009! Hâlâ bir şey yok. Eyüp DÜZTAŞ Elektrik Malzemeleri İmalatçısı KURŞUNLU HAN 1970 lerde hep Rumlar, Ermeniler vardı burada. Çokları Ermeni davalarından, Rumlar Kıbrıs Savaşı ndan sonra çekinerek gittiler. Petro ÇALMOF Temizlik Malzemeleri Toptancısı KURŞUNLU HAN Bu han mutlaka turistik bir yer olacak yani. Ama öyle az para değil katrilyon ister. Ne kadar zamandır bu handasınız? Aşağı yukarı 1970 ten beri buradayım. Hep bu handa çalıştım ben. Ermeni bir ustamız vardı. Onun yanında çırak olarak yetiştik. İki, üç tane dükkânı vardı burada, o vefat ettikten sonra ben devraldım dükkanını. İş olarak neler yapıyorsunuz? Devir değiştikçe yaptığımız işler de değişti. Önceden meselâ elektrik idaresinin yapılan malzemeleri vardı, cam yağdanlıklar, dereceler... Tâbii zamanla işler de modernleşti. O zaman hava gazı muslukları yapıyorduk meselâ, elektrik idaresinden ihale işleri alıyordu ustamız. Şimdi daha çok fuar, stand parçaları, vida, somon özel parçalar yapıyoruz. Handa birlikte çalıştığınız insanlar lerde hep Rumlar Ermeniler vardı burada. Merhaba, en eski Kurşunlulu siz misiniz yoksa? 75 yaşındayım. Aşağı yukarı bir elli sene var buradayım. Biz temizlik malzemeleri satıyoruz. Gemilere veriyoruz. Ticaretle uğraşıyoruz. Benden önce babam vardı o yapıyordu. O da bu handa çalışıyordu. Geçmişte nasıldı Kurşunlu Han? Geçmişte burada şarapçılık yapılıyordu meselâ, 50 lerden aşağı. Çünkü fıçılar vardı burada ve şarapçılık yapılıyordu. Burada yetişen şu üzümlerle.(asmaları gösteriyor!) Buralar hep meyhaneydi zaten. Rumlar ın zamanında filân balık lokantaları vardı, sonra piyasa oldu. Zamanla ayrıldılar ticaret fazlalaşınca. Ondan sonra hırdavat üzerine devam etti. Ticaretle uğraşılıyor şimdi. İleride nasıl olur sizce buralar? Şu anda han kötü durumda! Bir turist geldiği zaman çekiniyoruz, utanıyoruz. O zaman 5 tane Türk varsa tane Rum ya da Ermeni vardı. Çokları Ermeni davalarından, Rumlar Kıbrıs Savaşı ndan sonra çekinerek gittiler. Yani şimdi sayılacak kadar azlar. Bizim kendi görüşümüze göre buranın turistik bir yer olması lazım. Biz burada kalıcı olamayız. Turistler geliyor yüzümüz kızarıyor bizim. Şu anda han kötü durumda! Bir turist geldiği zaman çekinerek içeri alıyoruz. Bu han mutlaka turistik bir yer olacak yani. Çünkü hep viran olmuş. Ama buranın yapılması da öyle az para değil katrilyon ister. İstanbul 2010 yılında Kültür Başkenti oluyor. Duydunuz mu? Turistik bir etkinlik olarak Kosmoı DERMASOLOĞLU Nalbur KURŞUNLU HAN Gelenler hep turistler. Bizim bilmediğimiz özellikleri, tarihini, Mimar Sinan ı biliyorlar. Bizim haberimiz yok. Aradan yıllar geçti işte o günden beri Ne zaman yolda bir hana rastlasam irkilirim, Çünkü sizde gizlenen dertleri bir ben bilirim.... Ey garip çizgilerle dolu han duvarları, Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!.. Faruk Nafiz Çamlıbel İki yüz senelik mazimiz var burada. Dedemin babası Heybeli Ada da gömülü... Nalburiye işindeyiz. Satış yapıyoruz ama cadde üstü gibi değil. Çoğu bilmez burayı. Aşağı yukarı yirmi senedir, belki daha fazladır buradayız. Ama burayı depo olarak kullanıyorduk. Caddedeki dükkân yıkılınca geçtik. Kurşunlu da geçmişte ne gibi işler yapılıyordu? Hatırlıyorum, ben ufakken at arabası girerdi kapıdan. Burada kapı vardı, girerdi, arkadan çıkardı... Nasıl tarihe sahip çıkılıyorsa bu kapı kapatıldı! Sac yapılırdı, soba boruları yapılırdı. Bahsettiğim elli beş sene öncesi tâbii, o zaman kalorifer yoktu, soba vardı. Hanları bilmiyoruz, görmüyoruz, korumuyoruz diyorsunuz? Buraya gelenler hep turistler, keşke şimdi bir tane turist olsa, size daha iyi malûmat verebilir! Tarihi eserin tüm özelliklerini biliyorlar. Bizim haberimiz duyduk. Bu Galataport diye bir proje vardı, İsrailliler e verdiler projeyi sonra bozdular. Şimdi bu iyi mi olur kötü mü kimse bilemez. Bir şirketin alması iyi değil. Mademki para kazanılıyor devlet alsın, devlet girsin bu işlere, öyle değil mi? yok. Ben de diyorum hana gelip dört duvarı göreceğinize Boğaz a gidin. Perşembe Pazarı nın ve Karaköy deki hanların geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Her şey kültürdür. Belediye karşı tarafı açtı, Eminönü nü. O belediye reisine söylüyorum alsın hanımını dokuzdan sonra bir tur atsın. Hep tinerciler var. Açmakla olmuyor oraya kültür sokabilmek önemli. Bu zamanda hayat zor. Biz daha güzel yaşadık. EREN AYTUĞ Siz İstanbullu musunuz? Tâbii! 200 senelik mazimiz var burada. Dedemin babası Heybeli Ada da gömülü. Heybeliadalıyım ben doğma büyüme. Daha denize de girebiliyorum ne mutlu bana. (Gülüşmeler!). Klübe gidiyoruz, böyle gidiyoruz!

7 12 medeniyet geçitleri Naklen Tarih Naklen Tarih medeniyet geçitleri 13 EREN AYTUĞ Ali AKSU Gümüş Eşya İşlemecisi BÜYÜK YENİ HAN Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız yurtdışından bir devlet erkânı geldi mi bizden tabak alırlar, plâket alırlar, gelen devlet erkanını bu şekilde yüceltirler ama kimin yaptığından haberleri yok! Bu kadar kafa yorduğunuz, emek verdiğiniz bir şeyde üstüne üstlük bir de para kazanmanız çok zor oluyor. O yüzden biz de çocuklarımızı başka alanlara yöneltiyoruz. Bize biraz gümüşçülükten bahsedebilir misiniz? Bizim malzememiz tamamen el işçiliği. Tabi ki birtakım âletler kullanıyoruz ama temelde el becerisine dayalı, tamamen ustalık isteyen bir meslek dalı. Bizler de deyim yerindeyse sanatçıyız... Özellikle gümüş ev eşyası üretiyoruz, hem tasarımı hem de üretimi bize ait. Nasıl öğrendiniz bu mesleği? Usta-çırak ilişkisi ile den beri bu işteyim. Yaklaşık otuz yedi sene oldu. Sizin yetiştirdiğiniz çıraklar var mı? Tâbii, şu anda dükkân işletenler bile var. Hep olmak zorunda da. Bizde bir deyim vardır; Boynuz kulağı geçmezse sanat ölür diye. Mutlaka yetiştirdiğimiz kişinin bizi geçmesi gerekiyor. Maalesef ki şu son on beş yıldan beri hiç eleman yetiştiremiyoruz desem yeridir. Neden ilgi yok? Çünkü çok yorucu ve para kazandırmıyor. Yani bu kadar kafa yorduğunuz, emek verdiğiniz bir şeyde üstüne üstlük bir de para kazanmanız çok zor oluyor. Ne kadar çok paran var, özür diliyorum affınıza sığınarak, o kadar adamsın gibi bir yaklaşımla geliyor insanlar. O yüzden biz de çocuklarımızı başka alanlara yöneltiyoruz. Kimse çocuğunu getirip eti senin kemiği benim düşüncesi ile meslek öğrettirmiyor. Üniversitelerde, sanat fakültelerinde çalışmalar yapılsa iyileşme olur mu? Elbette! Ama bizim sektörümüzü şu anda hiçbir devlet kurumu tanımıyor! Ticaret Bakanlığı varlığından bîhaber. İçişleri Bakanlığı tanımıyor. İTO, ki ben üyeyim, mesleğimizden bîhaber... Yani gümüş ev eşyası üretildiğinden haberleri yok. Biz bunun için müracaat ettik. İtiraz ettik. Ticaret Odası na ama açıyor defterde bakıyor, ev eşyası için bir kategori yok. O zaman bizi ancak, yüzük, saat, takı yapanlar olarak belirtiyorlar. Dünyanın her yerine ticaret yapıyoruz, dünya bizi biliyor onlar bilmiyorlar. Yani böyle komik bir durum! Buraya araştırma için gelenler var mı? Çok fazla çok fazla! Enteresan bir anı anlatayım. Bir gün çalışıyorum dükkânda, Fransız bir grup geldi. Ellerinde fotoğraf makineleri, kameralar, yanlarında rehberleri ile çekim yapıyorlar. Han tanıtılıyor. Ben de kâse yapıyordum. Bitince ne olacağını sordular, ben de vitrinde bitmiş olan halini gösterince 4-5 kişi satın aldı. Biliyorsunuz, gümüşün nihayetinde en ucuzu milyon ve buna rağmen hemen satın aldılar. Çekimde görüntülediğimiz ürünün gerçeği bu diyebilmek adına al- dılar. Elde yapılması çok dikkat çekiyor. Hanın tarihi ile ilgili bilginiz var mı? Yani çok üzülerek söylüyorum, dedim hatta geçen gün, odabaşına gidelim oturalım bize bir şeyler anlatsın, bilmemekten çok hicap duyuyorum. Maalesef bilmiyorum. Size sorsalar iyileştirmek için neler yapılabilir diye... Kaldırılabilecek en büyük taşın altına maddî anlamda hiç imkanım olmadığı halde girerim. Çünkü hanımızı seviyorum, Türkiye yi seviyorum, tarihimizi seviyorum. Bu hanın gözümüzün önünde eriyip bitmesine içim parçalanıyor. Ama bîçare izliyoruz. Keşke tarihimize sahip çıkabilsek! Gerek İstanbul, gerek Türkiye açık hava müzesi! Burası keşke tamir edilse daha doğrusu tedavi edilse diyorum, çünkü bir canlı gibi görüyorum buraları da İstanbul un Avrupa Kültür Başkenti olacağı hakkında neler duydunuz? Bir tane afiş gördüm, bir çizim, bunun haricinde de hiçbir şey bilmiyorum! Nevzat Öztürk Kahveci BÜYÜK YENİ HAN Büyük Yeni Han da hangi milleti istersen var yani. Hepsi de kardeş gibi geçiniyorlar! Turistik diyorlar, olabilir, ne olacağını bilmiyoruz, soran da yok zaten. Bir tadilât yapılır mı yapılmaz mı, tamamen yıkarlar mı hiç bilemiyoruz! Elli dokuz senedir buradayım kızım. Herkes o zamandan beri tatlı tatlı geçinir, birbirine iyidir. Alışverişini yapar, çayını alır. Herhangi bir olay çıkmış değildir burada. Hanın tarihi hakkında... Vallahi, tarihi 495 sene falan diyorlar. Fazla bir bilgimiz yok. Buradaki esnaflar değişti, ben geldiğimde konfeksiyoncular vardı, sonra onlar gitti dokumacılar geldi. Bir müddet sonra dokumacılar gitti, sonra gümüşçüler geldi. Esnaf nasıl, hepsi Türk mü? Burada Türk var, Ermeni var, Süryanî var, Yahudi var, Kürt var. Hepsi bir arada! Sonra Ermenilikten dönmüşler var. Hangi milleti istersen var yani. Hepsi de kardeş gibi geçiniyorlar! İleride bu han nasıl bir yer olur? Vallahi onu Allah bilir. Turistik diyorlar, olabilir, ne olacağını biz bilmiyoruz. Bir tadilât yapılır mı yapılmaz mı, turistik mi olur, tamamen yıkarlar mı hiç bilemiyoruz! Turistler posta posta geliyorlar. Tek başına gelen de oluyor. Grup halinde gelip dolaşıyorlar işte. Burada olmaktan memnun musunuz? Memnunuz tâbii kızım. Bugün nerede Büyük Yeni Han deseniz, bir şeceresi var! Mehmet DOĞRUSU Şapka İmalâtçısı BÜYÜK YENİ HAN Çin bizi etkiliyor. Onlarla başımız dertte! Ayakkabıyı bitirdiler, şapkanın durumu da kötü. Halit KANDEMİR Gümüş Eşya El Sanatkârları Derneği (GESAD) Başkanı BÜYÜK YENİ HAN Gümüş eşya üretimi sadece Türkiye de, İstanbul da, hanlar bölgesinde yapılıyor. Gümüş işlemeciliğinin incelikleri nelerdir? Bizim yapmış olduğumuz gümüş eşya işlemeciliğinin aşağı yukarı beş yüz yıllık bir geçmişi var. İstanbul la birlikte bizim mesleğimiz geleneksel el sanatlarından birisi olarak devam ediyor. Bizim diğer branşlardan bir diğer farkımız da hâlâ geleneksel eski usulleri yaşatıyor olmamız. Tâbii ki teknolojiye kapalı değiliz, bugünkü teknolojiden de meselâ elektriği kullanıyoruz. Örneğin bir delik deleceksek elektrikli matkap kullanıyoruz. Hangi hanlarda bulundunuz? İlk işe başladığımda Kalcılar Han da çalışıyordum. Kalcılar Han için gümüşçülüğün merkezi diyebiliriz. Hemen hemen bütün büyük ustalar oradan yetişmiştir. Kalcılar Han ın gümüşçülük tarihinde bayağı bir eski yeri vardır. Bugün hâlâ hayatta olan bazı ustalarımız var, yaşında olan bazı ustalarımız çıraklıklarının Kalcılar Han da geçtiğini söylüyorlar. Tabii onların ustaları da orada... Gümüş eşya üretimi Kapalı Çarşı civarındaki hanlar bölgesinde yapılıyor.ve diğer bir özelliği de şu ki bizim mesleğimiz sadece Türkiye de, İstanbul da hanlar bölgesinde yapılıyor. Türkiye nin başka bir yerinde gümüş eşya üretimi yok. Bizler burada geleneksel bir el sanatını icra eden ustalarız. Fakat maalesef bu yerel yöneticiler özellikle belediye, geçen yıllarda dükkânlarımızın kapısına mühür vurup sizler çevreye zarar veriyorsunuz, Eminönü Tarihi Yarımada da hiçbir şekilde imalâta yer yok, buradan çekip gideceksiniz dediler. Biz de dedik yahu nereye gidiyoruz? İşte ne katma değeriniz var ki gibi şeyler... Bunu söyleyen yetkili bu sanatın da ne olduğunu bilmiyor. Dilimizin döndüğünce anlatmaya çalıştık fakat anlatamadık. Neyse ki yavaş yavaş ne yaptığımızı, çevreden sanat ve sanatçıya değer veren bazı kurumlar tarafından desteklenerek söyledik. Sizi koruyan bir kanun yok mu? Bizlere, çevreye zarar veriyorsunuz, deniliyor! Fakat bizim böyle hiçbir yönümüz yok, sanayi falan değiliz. Evet, Tarihi Yarımada da bir takım kirlilikler var ve bizler de bundan şikâyetçiyiz. Bizlerin ömrü burada geçiyor, burada yaşıyoruz. Ama onlar bize gereken hizmeti vermiyorlar. Hanın tarihçesi ile ilgili neler biliyorsunuz? On beş yıldır buradayız yeniyiz ama hanın tarihçesini yavaş yavaş MUSTAFA DOĞULU öğrenmeye çalıştık. Şimdi, Büyük Yeni Han ın 3. Mustafa nın en ünlü mimarlarından Tahir Ağa tarafından yapıldığını, 1764 tarihli olduğunu öğrendik. Bir dönem meselâ 1.Dünya Savaşı sonrasında işgal kuvvetlerinin karargâhı olarak da kullanıldığını öğrendik. Şimdilik bildiklerimiz bunlar. Daha da araştırıyoruz. Bir de bulunduğumuz bu hanın tarihçesini öğrenip yazılı bir şekilde Türkçe ve İngilizce olarak hanın kapısına asılmasını istiyoruz. Şapka... Şapka yapıyoruz, Amerikan türü şapkaları. Kumaşını da buradaki piyasadan alıyoruz. Ama tâbii Çin bizi etkiliyor. Oradan acayip mal geliyor. Nasıl o kadar ucuza yapıyorlar anlamıyoruz. Herhâlde köle çalıştırıyorlar! Bilmiyorum nasıl işin içinden çıkıyorlar. Onlarla başımız dertte! Ayakkabıyı bitirdiler, şapkanın durumu da kötü. Ben çocukluktan çırak olarak başladım. Yetiştirdiğim çıraklar da var, hepsi iş sahibi oldular. Aşağı yukarı seneden beri yapıyorum. Çocukluğum burada geçti, gittim ama sonra yine döndüm bu hana. Valide Han da kaldım. Bu han eskiden hep dokumacıydı. Şimdi kalmadılar burada. Genelde gümüşçüler var, alt tarafta da tekstilciler. İstanbul 2010 da Avrupa Kültür Başkenti? Vallahi bizim bir bilgimiz yok. Ama isteriz ki İstanbul çok güzel olsun yani... Bir dünya kültür başkentinden bahsedip, bu kültüre ait meslekleri icra eden ustaları tedirgin etmek çok yanlış! İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesini duydunuz mu? Bu tür çalışmaları duyuyoruz ama bu bölgede çalışan insanlar olarak gördüğümüz öyle ciddî bir çalışma yok. Sadece ve sadece Süleymaniye Bölgesi nde birkaç yapının yıkıldığı görüldü. Kaplumbağa kadar yavaş giden bir hızla üstelik! Yalnızca afişlerde... Bu projede görev alan yetkililer kimlerdir, sadece masa başında oturup o afişleri mi hazırlıyorlar? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Bazı engellerle karşılaştığımızda bütün hayallerimiz yıkılıyor. Şu anda Eminönü, Fatih le birleşti. Belediye olarak Fatih Belediyesi nden bizim ruhsatlarımızı bir an önce vermesini istiyoruz. Bizim tek isteğimiz budur. Daha çok şey var ama bir yerden başlamak gerek. Arzu ediyoruz ki dünyaya bu sanatla da ulaşalım. Bizler her yıl Kültür Başkenti gibi yaşamaya çalışıyoruz. İsterdik ki şöyle diyelim, bu tarihi mekanda mesleğimizi yapmaktan çok mutluyuz falan! Ama diyemiyoruz, sanki suçluymuşuz gibi bir maliyeci geldiği zaman milletin eli ayağı titriyor. Böyle olmamalı. Bir dünya kültür başkentinden bahsedip bu kültüre ait meslekleri icra eden ustaları tedirgin etmek çok yanlış!

8 14 medeniyet geçitleri Fikir Sahibi Fikir Sahibi medeniyet geçitleri 15 Büyük Valide yle birkaç gün Burak SEVİNGEN* *Doğuş Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Araştırma Görevlisi Çaycı Hüseyin turu hemen tamamlamak istiyor çünkü bu sabah bir misafir bekliyor. Han daki eski çalışma arkadaşlarından Reşit Bey i uzun zamandır görmemiş, geldiğinde kırk-elli sene öncesinden, İsmail Dümbüllü den, Mecidiyeköy deki gramofonlu pikniklerden, handa günde bin çay sattıkları günlerden bahsedecekler Temmuz 2005 Pazartesi Gün Başlıyor... Bugün hanın kapısını açmak Çaycı Hüseyin Bey e kalmış çünkü gece bekçisi Uzunçarşı da bir çanta atölyesinde gündüz işi bulduğu için erkenden çıkması gerekmiş. Hüseyin in Bakırcılar da tramvaydan inip hana varması altı buçuğu buluyor, bu sırada han bakkalı Mercan yokuşundan yukarı yürüyerek geliyor, odabaşının kâhyası ise çoktan gelmiş içeri girmeyi bekliyor. Kapıda selamlaştıktan sonra Hüseyin sürgüyü çekip kapının iki kanadını sonuna kadar itiyor. Kâhya avluda duran ambar kamyonunu kapının yakınına çekmeye gidiyor, çünkü birazdan otomobiller ve kamyonetler avluyu dolduracak, ambar kamyonunun öğlen olmadan yüklenip Zeytinburnu na antrepoya gitmesi lazım. Bakkal Han ın girişindeki dükkânını açarken tost siparişleri gelmeye başlıyor. Hüseyin ise çoktan çay ocağında suyun altını açmış. Çoğu esnaf hana sekiz gibi gelmeye başlıyor, erkencilerden cilacı Halil bal ve kaymağı, etiketçi Cengiz poğaçalarıyla gelip çayın olmasını beklemeye başlıyorlar. Terzi Haşmet in elinde gelirken avludaki ağaçtan topladığı dutlar var. Birbiri ardına çırakların çay söylemeye gelmesi de atölyelerin çoğunda mesaiye başlanıldığına işaret ediyor. Birazdan saat sekiz buçuk olacak ve Hüseyin gün içinde beş kere çıktığı çay servisi turlarından ilkine başlayacak. Turu hemen tamamlamak istiyor çünkü bu sabah bir misafir bekliyor. Han daki eski çalışma arkadaşlarından Reşit Bey i uzun zamandır görmemiş, geldiğinde kırk-elli sene öncesinden, İsmail Dümbüllü den, Mecidiyeköy deki gramofonlu pikniklerden, handa günde bin çay sattıkları günlerden bahsedecekler. 7 Kasım 2006 Salı Akşama Geçerken... Saat daha öğleden sonra dört bile olmamasına rağmen dökümhanenin olduğu yer zifiri karanlık. Dökümcü Fethi nin ziyaretçisi gitmek üzere kalkmış. Beş sene önce emekli olmuş amcası şimdi kendisi gibi yetmişlerindeki ahbaplarını ziyaret için hana geliyor. Yeğeni Fethi nin akşamki döküm için hazırladığı ütü kalıplarını son kez inceleyip Allahaısmarladık diyor. Çıkmasıyla Fethi nin Tekel 2000 sigarasından yakması bir oluyor, İki saattir korkumdan içemedim, hele ustası Monşer den bahsetmeye başlayınca yerimde zor oturdum. Kırk beş yaşıma geldim, hâlâ dağa bakınca EREN AYTUĞ BURAK SEVİNGEN MUSTAFA ÖZER BURAK SEVİNGEN arkasını görmen lazım diye nasihat veriyor, iyi mi? diye gülüyor. Sigara bitince kalıpları toplamaya başlıyor. Döküm işini yarın yapmaya karar veriyor; eğer şimdi başlarsa sekizden önce bitiremeyecekmiş. Kulaktan kulağa yayılan gasp ve hırsızlık olaylarından sonra son günlerde güvenlik konusunda herkes daha tedirgin, geç saate kalmamalı Haziran 2007 Çarşamba Rekor Günde 900 Kasket! Şapkacı Selami bugün neredeyse hiç ara vermeden çalıştı. Saat altı buçuk olmak üzere. Bir saat daha böyle devam ederse bir günde 900 kasket kalıplayıp kendi rekorunu kıracak. Komşusu ve meslektaşı İsmail Usta onun kadar hızlı değil, ama daha çok yardımcısı var. Okulların kapanmasıyla bir haftadan beri handa çalışan çocuk sayısında artış var ve İsmail in atölyesinde yaşları arasında değişen dört yardımcı var. Bunlardan birisi de oğlu. Hep beraber askeri malzeme dağıtımcısı bir müşteri için kamuflajlı kepleri hazırlamaya çalışıyorlar. Diğer bir şapka atölyesinin sahibi Arsen ise çıkmak üzere. Geçen haftaki altı köşeli köy tipi kasket işi bittiğinden beri iş yok ve atölyesi sessiz. Akşam yemeği için Pangaltı ya topik almaya gideceğini söyleyip yardımcısı Remzi Bey e sağlıcakla kal diyor. Remzi, on beş senedir ikamet ettiği atölye üzerindeki odasına çıkıp bir aydır beslediği tavşanı ile ilgileniyor. Romanyalı ütücü Ivan ın akşam yemeği için kendisine seslediğini duyunca aşağı iniyor. Handa yaşayan Romanyalı ailenin yanına vardığında kaynakçı Ertuğrul da işten dönmüş, bir hafta oturduktan sonra çalışmanın iyi geldiğini söylüyor. Birazdan Ivan ın eşi Romanya usulü köfteleri getirecek, Ertuğrul da gemilerde kaynakçılık yaptığı yıllardan, Singapur ve Karayipler den bahsedecek. 1 Şubat 2008 Perşembe Kardan Han Adamı! Avlu yarım metre yüksekliğinde kar ile kaplanmış. Henüz evine gitmemiş kumaş tüccarlarının çoğu büyük bir kardan adam inşa etmekle meşguller. Ahmet Bey arkadaşlarının çağrılarına aldırış etmiyor çünkü bankaların kapanmasına yarım saat var ve onun hâlâ birkaç telefon etmesi gerekiyor. İyi tanımadığı bir tüccardan aldığı çeklerin karşılıksız çıkacağı konusunda endişeleri var. Bu sırada kapı çalınıyor, gelen bir Fransız turist. Hanın çatısına nasıl çıkabileceğini öğrenmek istiyor. Amacı kar yağarken Haliç i seyretmek. Ahmet dükkânın önünden geçen han bekçisini görüyor. Bekçi Rasim avluda dolaşan salepçiden salep almış, yeni aldığı birkaç dvd film ile hanın ana kapısının üstündeki ikametgâhına gidiyor. Ahmet, ondan turiste merdivenleri göstermesini istiyor, masasına döndüğünde çekleri bir kenara kaldırıp internetten kurucusu olduğu Çiftal Köyü Geliştirme Derneği nin sitesine bakmak üzere bilgisayarını açıyor. Bu sırada kardan adam tamamlanmış ve herkes birer birer hanı terk etmekte. Ancak kardan adamın avludaki yalnızlığı pek de uzun sürmüyor çünkü günlerden Perşembe ve avludaki İranlılar Mescidi ndeki tören için cemaat mensupları gruplar halinde gelmeye başlamışlar bile. 27 Ağustos 2008 Cuma Hovig, Eski Günlerdeki Gibi... Nargileciler birkaç haftadır üzerinde çalıştıkları siparişi tamamlayıp hamallara teslim ettiler. Öğleden sonra zemzem takımları siparişi ile ilgili gelecek haftanın hazırlıklarına başlayacaklar. Ama şimdi çay bahçesinde bir masanın etrafında toplanmış acılı Malatya ayranı içiyorlar. Diğer bir nargile atölyesinde ise iş devam ediyor. Kasım Bey yetiştirmesi gereken birkaç minare alemi daha olduğunu söyleyip çalışmayı sürdürüyor. Atölyede yalnız değil, emekli tornacı Hovig bu haftayı eski çırağının yanında geçirdi. Yetmiş yedi yaşındaki usta, işi çoktan bırakmış olmasına rağmen zaman zaman buraya gelip yeni tasarımlar üzerinde çalışmayı seviyor. Bu sıralar kapaklı bir bahçe fenerinin modelini hazırlıyor. Fenerde ampulün konumu ve cam seçimi gibi konularda karara vardığında eskiden kendisinin olan takımları kullanarak imalata başlayabilecek. İran Şahı için vaktiyle yaptığım kadar olmaz ama bittiğinde güzel olacak diyor. 22 Eylül 2008 Cumartesi Gezi, Kutlama, Berber Cumartesisi... Öğlen olmasına rağmen berber Cemil siftahı henüz yapmış, müşterisi ayakkabı boyacısı FOTOĞRAFLAR: EREN AYTUĞ Remzi, on beş senedir ikamet ettiği atölye üzerindeki odasına çıkıp bir aydır beslediği tavşanı ile ilgileniyor. Romanyalı ütücü Ivan ın akşam yemeği için kendisine seslediğini duyunca aşağı iniyor... Cevat ise biten tıraştan pek memnun değil çünkü berberin gene yüzünü kestiğini söylüyor. Cevat bugün hanın tek ayakkabı boyacısı, çünkü yetmiş dört yaşındaki babası hasta olduğu için evde yatıyor. Berber, odasının birinci avluya bakan penceresinden Odabaşı nın hanın girişindeki yazıhanesine sesleniyor. Tahar ustası ve aynı zamanda bir kırık çıkıkçı olan Rıfat, Beykoz daki evinden buraya hem eski dostları ziyarete, hem de kemik ağrısı çekenlere şifa dağıtmaya gelmiş. Bu sırada dikkatlerini ana girişten avluya girenler çekiyor. İranlılar Mescidi cemaati Cumartesi toplantısı için bir araya gelmeye başlamış, mescid sorumlusu Nedim gelenleri kapıda karşılıyor. Han ın üst katında ise farklı bir kalabalık var. Birkaç turist grubu atölyelere bakarak çatıya doğru yürüyorlar. Bu gruplardan bir tanesindeki Hollandalı üç turist, dokumacı Hagop un atölyesinde hiç konuşmadan yetmiş senelik kara tezgâhını inceliyorlar. Han da kalan son dokuma tezgâhı, iki haftadır iş olmadığı için çalışmıyor. Birazdan gene eski bir dokuma ustası olan Mevlüt turistleri çatıya çıkartıp onlara İpek Yolu nu anlatacak. Çatıya çıkan merdivenlerin orada Romanyalı ailenin oğlu Abel in beşinci doğum günü partisi için hazırlıklar bitmiş; bu, ailenin burada kutlayacağı son doğum günü olacak çünkü Abel bir ay sonra okula başlamak için annesiyle ülkesine dönüş yapacak. Şapka ustalarının hepsi partiye bekleniyor, koridorun sonundaki atölyesinde tornacı Sefa ise Cumartesi gününü Han a yeni taşınan marangoz arkadaşı ile geçirecek, Eylül ayında bu güneşi bir Küçükçekmece Kanarya da bir de Valide Han da görebilirsin! diyerek kasaptan aldığı tavuk kanatlarını yeni yaktığı mangala dizmeye başlıyor.

9 16 medeniyet geçitleri Han Sineması Han Sineması medeniyet geçitleri 17 tarafından hazırlanmıştır. Yayın Ekibi Esma Ürkmez, Şahin Erkoçak, Kevser Demir, Kurtuluş Turgay, Dursun Çavuş, Eren Aytuğ, Mustafa Özer, Mustafa Doğulu, Ali Sancar, Handan Arıkan, Ayşe Tuba Ayman, Nalan Yıldırım, Fisun Yalçınkaya, Mustafa Payat, Özlem Ulubay, Cem Sancar. Bu gazete ve tüm proje için ayrıca; TÜBİTAK Büyük Valide Han Projesi ekibi, M.Hilmi Baş, Ayşe Çelikbaş Aykut, Saliha Özdemir, Aslı Şüküroğlu, İskender Pala, Sabit Halat, Hayati Karakullukçu, Hüseyin Cebeci, Serhan Ada, Hüseyin Öztürk, Numan Güzey, Hande Minetoğlu, Salih Yıldırım, Sabri Kuşkonmaz, İlker Berke, Orhan Soylu, Şems Çakıroğlu, Suriye Pasajı Yönetimi ve Kemal Baran a teşekkür etmeyi bir borç biliriz. İstiklal Caddesi 166 Suriye Pasajı Kat 5/48 Beyoğlu - İstanbul ELVERENLER Tel.: Baskı: Özdinç Ofset Davutpaşa cad. Güven Sanayi Sitesi, C Blok, no:257 Topkapı/İstanbul Dağıtım: Yurtiçi Kargo Ulaştırma: Fikret Bay Medeniyet Geçitleri-Han ve Pasaj Şenliği projesi ile birlikte senede bir fasikül yayınlanır. Bu yayının tüm konsepti, yazıları, ve görsel malzemeleri Tekfilm Faydalı Kültürel Projeler e aittir, izinsiz kullanılamaz. HOTEL EYFEL GESAD

10 18 medeniyet geçitleri Fikir Sahibi Fikir Sahibi medeniyet geçitleri 19 Alev ERKİLET* *Sosyolog Dr., İMP-Bimtaş Kültürel Miras Yönetimi Proje Yöneticisi. Eren AYTUĞ Hanları Korumak: Esnafa rağmen mi, esnafla birlikte mi? Hanlar bölgesindeki insanların temel beklentilerinden biri, kentsel dönüşüm projelerinin mülk sahipleri ve bölge sakinleriyle işbirliği içinde yürütülmesine özen gösterilmesidir. Hanlar bölgesinin sadece bir ticaret ya da sadece bir turizm merkezi olması yerine, bu iki işlevin ahenkli bir bileşiminden oluşacak yeni bir dengeye oturtulması gerektiği söylenebilir. Hanlar bölgesi Rüstempaşa, Hobyar, Hocapaşa, Molla Fenari, Beyazıt, Mercan, Tahtakale, Sururi ve Dayahatun mahallelerinden oluşan ve adını içinde barındırdığı çok sayıdaki tarihi handan alan İstanbul un en büyük geleneksel ticaret bölgelerinden biri. Bizans döneminden bu yana tedricen oluşmuş ve gelişmiş olan bu bölge, Tarihi Yarımada nın da ticari kalbi olma özelliğine sahip. Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı İmar Planı nın hayata aktarılması amacıyla yapılması öngörülen kentsel tasarım projesinin ilk safhâlârında yarımadanın bütününde bir nitel araştırma gerçekleştirildi. Bu araştırmanın önemli ayaklarından birini de hanlar bölgesinde yapılan araştırmalar oluşturuyordu. Koruma planlarının amacı, Tarihi Yarımada daki mevcut olumsuzlukları ortadan kaldırmak, bölgenin tarihi, kültürel ve mimari değerlerine sahip çıkan özgün kimlik yapısını oluşturmak ve geçmiş ile gelecek arasında bir süreklilik kurmak şeklinde ifade edilmişti. İstanbul un en büyük geleneksel ticaret bölgelerinden biri Araştırmanın kapsamı dâhilindeki koruma planı hedefleri ise, Küçük sanayi, imalât, depolama gibi işlevlerin desantralizasyonu, Tarihi Yarımada nın kimliği ile özdeş işlevlerin yüklenmesi, Çöküntü bölgesi yönelişlerinin önüne geçilmesi, Tarihi eserlerin yoğunlaştığı bölgelerin özelliklerinin vurgulanarak asli fonksiyonları çerçevesinde korunması, Görsel bütünlüğü olumsuz etkileyen yapılaşmaların tasfiyesi, Bölgenin sorunlarının tespiti ve bunlara ilişkin çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve Lâstik tekerlekli ulaşımın sınırlandırılması olarak sıralanmıştı. Nitel araştırmada bu ilkelerin uygulanması halinde bölgede yaşayan paydaşlar açısından doğurabileceği sonuçlar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Odak grup toplantıları ve derinlemesine mülâkatlar yardımı ile bölgede yaşayan ve çalışan kesimlerin konu hakkındaki fikirleri alınmıştır. Durum hakkındaki hususi bakış açılarının ortaya konması... Odak grup toplantıları, bir grup insanın bir ürün, hizmet, kavram, reklâm, fikir ya da uygulama hakkındaki tutum ve kanaatlerinin sorulduğu bir nitel araştırma tekniğidir. Sorular katılımcıların diğer grup üyeleriyle serbestçe konuşabildiği interaktif bir grup bağlamında yöneltilir. Grupta 6-10 kişi bulunur ve her oturum biriki saat sürer. Derinlemesine mülâkat ise, cevaplayıcıların belirli bir fikir, program ya da durum hakkındaki hususi bakış açılarının ortaya konulmaya çalışıldığı yoğun bireysel mülakatlardır. Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Kentsel Tasarım Projesi çerçevesinde, hanlar bölgesinde muhtarlar, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, akademisyenler, geleneksel sanatlarda yetkinleşmiş ustalar, İstanbul Kuyumcular Odası yetkilileri, Sultanhamam, Tahtakale ve Kapalıçarşı esnafı, han sahipleri, imalathane sahipleri ve çalışanları, hamallar, matbaacılar ve yedek parçacılar ile odak grup toplantıları yapılmıştır. İstanbul içinden ve dışından ticaret amacıyla bölgeye gelenler, Han odabaşları, Kuyumcular Odası ve Kapalıçarşı Esnafları Derneği yetkilileri, bölgede ikamet eden din görevlileri ve bölgede faaliyet gösteren emniyet birimlerinin yetkilileri ile de derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Odak grup toplantıları ve derinlemesine mülakatlarda bölge ile ilgili çok farklı kategorilerde veri toplanmış olmakla birlikte, bu yazı çerçevesinde bunlardan yalnızca merkezden dışarı gönderilme ve turizm-ticaret ilişkisi hakkındaki görüşlere değinilecektir. Bu iki başlığı önemli kılan husus, bundan sonraki koruma kararlarında göz önünde bulundurulması gereken bazı temel ilkelere işaret eden bulgulara ulaşılmış olmasıdır. Merkezin dışına gönderilmek esnafı nasıl etkiler? Araştırmada görüşlerine başvurulan katılımcılar, merkezden dışarı gönderilmenin tekstil, matbaa ve kuyumcu atölyeleri ile tamirhanelerinin işçileri arasında hatırı sayılır oranda bir işsizliğe yol açacağı yönünde görüş bildirmiştir. Bu yaklaşıma göre, merkezden dışarı gönderilmeleri halinde kuyumculuk sektöründe yaklaşık bin- iki bin kişi işini kaybedebilir. Tarihi merkezin dışına gönderilmenin kuyumculuk sektöründe yaratacağı diğer problem ise, özellikle usta konumunda bulunan işçilerin büyük kuyumculuk fabrikalarında iş bulmalarının zorluğudur. Bazı katılımcılar, küçük atölyelerin kentin kıyısında ayakta kalmasının mümkün olamayacağını, bunun da sektördeki çırak yetiştirme mekanizmalarının sonunu getireceğini belirtmişlerdir. Somut olmayan kültür mirasının korunması açısından bakıldığında bu durum, ciddi bir sorun alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO, 17 Ekim 2003 tarihli 32. Genel Konferansı nda Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesini kabul etmiştir. Somut olmayan kültür mirası toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekânlar şeklinde tanımlanmaktadır. Kuşaktan kuşağa aktarılan somut olmayan mirasın, toplulukların ve grupların çevreleriyle, doğayla ve tarihleriyle etkileşimlerine bağlı olarak, sürekli biçimde yeniden yapılandığı ve bunun onlara bir kimlik ve devamlılık duygusu verdiği ifade edilmiştir. Sözleşme, Somut Olmayan Kültürel Mirasın belirdiği alanları, somut olmayan kültürel mirasın aktarılmasında taşıyıcı işlevi gören dille birlikte sözlü gelenekler ve anlatımlar; gösteri sanatları; toplumsal uygulamalar, ritüeller ve şölenler; doğa ve evrenle ilgili uygulamalar ve el sanatları geleneği şeklinde tanımlamakta ve bu BURAK SEVİNGEN alanlarda beliren mirasın araştırılmasını, derlenmesini, arşiv ve dokümantasyon merkezlerinin oluşturulmasını, müzelerinin kurulmasını, öğretim kurumlarında ders olarak okutulmasını, kitle Büyük Valide Han ın son kumaş boyama ustası iletişim araçlarında olumlu kültür değerleri olarak yer verilmesini ve kuşaklar arasında ortaya çıkan kopuklukları giderecek tarzda etkin biçimde değerlendirilmesini öngörmektedir. Kuşaktan kuşağa aktarılan somut olmayan mirasın hayatiyeti... Bu açıdan bakıldığında, kuyumculuk sektöründeki ustaların kendilerinden sonraki kuşakları yetiştirme işlevine zarar verecek bu tür gelişmelerin somut olmayan kültür mirasının korunması gereklerine ciddi anlamda zarar vereceğini söylemek yanlış olmaz. Nitekim Gümüş Eşya El

11 20 medeniyet geçitleri Fikir Sahibi Fikir Sahibi medeniyet geçitleri 21 Eren AYTUĞ Bir marka olarak Tahtakale ve Sultanhamam ın yok olmasının telafisinin olmayacağı ve somut olmayan kültür mirasının korunmasının da en az somut kültür mirasının korunması kadar önemli olduğu hatırlanacak olursa... Sanatkârları Derneği (GE- SAD) yetkilileri de, hanlar bölgesinden dışarı gönderilmenin, % 80 i hanlarda kiracı olarak bulunan gümüşçüler açısından taşıdığı sakıncalara işaretle, dört hanın restore edilerek kendilerine verilmesini ve küçük han odalarında zanaatlarına ilişkin üretimin sürmesine imkân tanınmasını talep etmişlerdir. Kuyumcular Odası yetkilileri de imalat sektörünün büyük firmalara ara kademe eleman yetiştirilebilmesi bakımından yaşamsal olduğunu vurgulayarak somut olmayan kültür mirasının korunması yönündeki çabaların son tahlilde büyük firmaların ihtiyaçlarının karşılanmasına da hizmet edeceğini belirtmişlerdir. Benzer bir durum Sultanhamam ve Tahtakale esnafı için söz konusudur. Sultanhamam esnafı, tarihi merkezin dışına gönderilmenin kendileri için iflas anlamına geleceğini belirtmiş ve iş alanlarında bir değişiklik yapmanın kendileri için mümkün olmadığını ifade etmişlerdir. Özellikle ileri yaştaki esnaf, sektör değiştirmenin kendileri için imkânsız olduğunu öne sürmektedir. Büyük marketlerin küçük ve orta ölçekli firmalar üzerindeki olumsuz etkileri, araştırma sürecinde üzerinde durulan önemli hususlardan biri olmuştur. Tarihi hamal bölüklerinin sonu olur! Hanlar bölgesinin ticari dolaşımı içinde hamallar da önemli enformel sektörlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Geçmişten bugüne bölükler şeklinde örgütlenmiş olan hamalların Eminönü nde 8 bölüğü olduğu ve bunların Sirkeci, İplikçiler, Asma altı, Yeni İskele, Unkapanı, Kazcılar, Mercan ve Meydancık bölükleri olduğu belirtilmiştir. Her bölüğün bölgesi ayrı ve belirlidir ve bir bölük diğer bir bölüğün alanında iş yapamaz. Yoğun hemşerilik bağları ile dayanışmacı bir yapı sergileyen hamallar, araçların hanlar bölgesinin dar sokaklarına girmekte yaşadığı zorluklar ve gelen malın hanların üst katlarına çıkarılması mecburiyeti nedeniyle bölgenin ana karakterlerinden biri olma özelliği taşımaktadırlar. Hamalların bölgedeki varlığı da esnafın varlığına bağlı görünüyor. Modern ticaret ve işbölümü kalıpları çerçevesinde bu sektörün hayatını sürdürmesine imkân yok. Hamallar toptan ticaretin bölgeden desantralizasyonu ile ilgili olarak şunları söylemişlerdir: Siteler kuruldu... Sitelerde mallar fokliftle indirilecek, bindirilecek. Kimse karışmayacak... Esnafın buradan çıkması bizim ekmeğimizin kesilmesi demek. Eren AYTUĞ Herkesin katılacağı bir çözüm... Hanlar bölgesindeki paydaşların temel beklentilerinden biri, yukarıdaki sakıncalar da göz önünde bulundurularak, kentsel dönüşüm projelerinin mülk sahipleri ve bölge sakinleri ile ilişki ve işbirliği içinde yürütülmesine özen gösterilmesidir. Katılım temelli projelerin halktan daha fazla destek alacağı ve özellikle bölgedeki mülk sahiplerinin dönüşüm süreçlerine dâhil edilmesinin gerekliliği araştırma boyunca altı çizilen hususlardan biri olmuştur. Desantralizasyon ve katılım ile ilgili sorunlar yanında, araştırma boyunca ana hat oluşturan bir diğer sorun alanı da hanların ticaret işlevlerinin turizm işlevine dönüştürülmesinin yararlı olup olmayacağıdır. Hanlar bölgesi bir turizm merkezi olmalı mı? Tarihi Yarımada nın bölgeyi kirleten ve yük bindiren küçük sanayi, imalât ve depolama gibi işlevlerden arındırılması düşüncesi, bölgeye yüklenecek yeni işlevlerin neler olacağı tartışmasını da beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda, söz konusu imalât ve toptan ticaret işlevleri yerine restore edilecek hanlara turistik bir işlev yüklenmesinin daha doğru olabileceği fikri ortaya atılmıştır. Ancak, hanlara çeşitli turistik işlevler yüklenmesi, örneğin hanların butik otellere dönüştürülmesi fikri, gerek bölge esnafı nezdinde gerekse sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri nezdinde pek kabul görmemiştir. Esnafın bu konudaki görüşlerini desantralizasyon kararları bağlamında ifade etmiş bulunduğumuz için, burada kısaca sivil toplumun ve konu ile ilgilenen akademisyenlerin görüşlerine değinmek yeterli olacaktır. Sivil toplum kuruluşları ne diyor? Sivil toplum, hanların mevcut ticari işlevlerinin korunmasından yanadır. Sivil toplumun bu yaklaşımı elbette ki hanlardaki yenileme ve rehabilitasyon projelerinin bir an önce hayata geçirilmesinin yararlı olacağı üzerindeki mutabakatı dışlamamaktadır. Buradaki itiraz daha ziyade doğal bir dokuya, doğal olmayan müdahalelerde bulunulmasının yaratabileceği sakıncalarla ilgili görünmektedir. Nitekim araştırma bağlamında görüşlerine başvurulan akademisyenler de, hanlar bölgesinde mevcut olan ticari yapının desantralize edilerek buraya turizm işleviyle bağlantılı bir takım geleneksel el sanatlarının aşılanmaya çalışılmasının yapay taklitler olmaktan öteye geçemeyeceğinin altını çizmişlerdir. Odak gruba katılan akademisyenlerden biri, şehre aşırı müdahalenin doğru olmadığını vurgulayarak, bu tür çalışmalarda önemli olan hakikilik demiş ve bir takım yapay, masada düşünülmüş fonksiyonların belirli yerlere dağıtılıp buralarda bunlar yapılacak demenin bir operet dekoru yaratmaktan öteye gitmeyeceğini ifade etmiştir. Şehre aşırı müdahalenin doğru olmadığını... Yukarıdaki alıntılardan da anlaşılacağı üzere, hanlar bölgesi pek çok sektörün bir ortakyaşarlık ilişkisi içinde yaşamını sürdürdüğü canlı bir ticaret alanıdır. Bu alanın yaşayan bir iş merkezi ve bir anlamda canlı bir müze olmak yerine, butik otellerden oluşan bir turizm alanına dönüşümü paydaşların hemen hiçbiri tarafından desteklenmemiştir. Müteşebbislerin bölgede çeşitli kafeterya ve restoranlar açması ya da ufak tefek barınma işlevlerine yer verilmesi dışında hanların geleneksel ticaret işlevinin sürmesi ortak bir talep olarak öne çıkmaktadır. Hanlar bölgesinin sadece bir ticaret ya da sadece bir turizm merkezi olması yerine, bu iki işlevin ahenkli bir bileşiminden oluşacak yeni bir dengeye oturtulması gerektiği söylenebilir. Bunun dışındaki seçeneklerin Türkiye nin ve İstanbul un bu en önemli tarihi ticari merkezinin dağılması anlamına geleceği, bunun başka yerlerde yeniden kurulmasının imkânsızlığı, bir marka olarak Tahtakale ve Sultanhamam ın yok olmasının telafisinin olmayacağı ve somut olmayan kültür mirasının korunmasının da en az somut kültür mirasının korunması kadar önemli olduğu hatırlanacak olursa, hanlar bölgesinde gerçekleştirilecek dönüşüm çalışmalarının hangi esaslar üzerinde yükselmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Özetle, çöküntü bölgesi özelliği göstermek bir yana, ciddi bir ticari canlılığa sahip olan hanlar bölgesinin, Bizans tan bu yana sahip olduğu işlevleri yitirmeksizin korunması ve yaşatılması gerektiği söylenebilir... BURAK SEVİNGEN

12 22 medeniyet geçitleri Fikir Sahibi Fikir Sahibi medeniyet geçitleri 23 Nejdet ERTUĞ* *Doç. Dr., Sakarya Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi. Handa birlikte yaşamak Pek çok tüccar, yolcu, elçi, seyyah, iş taliplisi hanları iyi bilirdi. Ama hanlarla en çok ilgisi olan esnaf elbette hamallardı. Ticarî mal veya yolcu eşyası mutlaka gideceği yere varmadan onların sırtından geçerdi. Han kelimesinin pek çoğumuzda çağrıştırdığı Faruk Nafiz Çamlıbel in şiiri Han Duvarları nda da olduğu gibi sanki hanlar yol, gurbet, hasret ve belki biraz da yokluk ile birlikte akla gelmektedir. Tarihsel dönemlerde de hanlarda kalanların azımsanmayacak sayıda olanını gurbetçiler oluştururdu. Gurbetçiler kelimesini yolcu yerine özellikle kullanıyorum. Çünkü hanların sakinlerini mukimler, gurbetçiler ve yolcular olarak tasnif etmek mümkün. Herhalde hem en hazin hem en içten birliktelikler gurbetçiler arasında yaşanmıştı. Nitekim yolcu yolunda dinlenir ve aslında kente ait değildir, sadece soluklanmaktadır. Peki han ve bekar odalarının daimi sakinleri olan gurbetçiler uzun aylar ve yıllar yaşadıkları kente ait mi idiler? Bu soruyu görünüşe göre kısaca hayır diyerek cevaplamak mümkünse de aidiyetin göreceliği cevabı güçleştiriyor. Bununla birlikte hanlarda yaşananlardan kesitlerin ortaya konulabilmesi, İstanbul toplumsal hayatının önemli bir kısmını en azından tasavvur etmemizi sağlayacaktır. Balkapanı, yağkapanı, unkapanı... Belki denilebilir ki, İstanbul gibi çokkültürlülüğün yaşanabildiği bir bölgenin tarihsel siluetinin görülebilmesi insanlık tarihinin kurgulanmasında önemli bir merhale teşkil etmektedir. Nitekim, İstanbul güvenli bir limana sahip oluşuyla her dönemde önemli bir ticaret kenti olmuştu. Osmanlı döneminde fetihten hemen sonra başlanan hızlı imar faaliyeti kenti daha da geliştirmiş ve daha Sultan II. Bayezid döneminde Sirkeci ile Unkapanı arası bir uluslararası liman yoğunluğuna ulaşmıştı. Kıyılarda gelen mal, eşya ve emtianın tartıldığı kapanlar inşa edilmişti. Buraya gelen mallar cinslerine göre muhtelif iskelelere indirilebilirdi. Bu çok yoğun faaliyete sahne olan bölgede elbette kapanlar ve gümrükler dışında hanlar, bekâr odaları, pek çok farklı dükkân bulunmaktaydı. Bu tabloda her milletten, dinden insan hareket ve koşturmaca içindeydi. Bu tarz, yoğun bir ticarî ve sosyal hayat birlikteliği ortaya çıkarmış olmalı ki değil milliyet, inanışların farklılığı bile göze batar bir sorun teşkil etmezdi. Mesela özellikle hamal ve kayıkçılarda buna dair örnekler açıkça görülmektedir. Han misafirleri... Hanlar ticari hayatın can damarıydılar. Bazı hanlarda belli meslekler icra edilir ve hatta o isimle anılırdı. Pek çok farklı esnaf grubu, tüccar, yolcu, elçi, seyyah, iş taliplisi hanları iyi bilirdi. Ama hanlarla en çok ilgisi olan esnaf elbette hamallardı. Ticari mal veya yolcu eşyası mutlaka gideceği yere varmadan onların sırtından geçerdi. Gidilen nokta ise çoğunlukla hanlardı. Elbette malların götürüldüğü müstakil depo ve mahzenler de vardı. Bir kısım hanlarda tacirler yükleriyle birlikte kalırlardı. Hanın giriş katına veya avluya binekleri ve hayvanlar bağlanır, yattıkları odaların alt veya üstünde de eşyaları depolanırdı. Bununla birlikte han ve bekar odalarının sakinleri arasında İstanbul un farklı esnaf gruplarından kimseler daha ziyade bulunmaktaydı. Özellikle hamal ve kayıkçı esnafı, hanlarda bazen müstakil odalarda kalırlar ama çoğunlukla aynı odayı paylaşırlardı. Mesela 1726 yılı Temmuz unda Yeni-han daki otuz iki odadan on altısında kayıkçılar; Teşrifati hanındaki on üç odadan üç odada on bir hamlacı, iki odada altı sandalcı, bir odada dört yedi çifte kayıkçısı, bir odada dört gayr-i müslim kayıkçı kalmaktadır. Diğer dört odada arka hamalları ve odun yarıcıları yatmaktadır. Ayrıca, Bakkalhanı ve Yarımhan gibi birçok handa da kayıkçılar barınmaktadır. Yine 1792 Ekim inde Bahçekapısı ndaki Kaptan Hasan Paşa Hanı ndaki on bir odadan dördünde Vezir iskelesinden on altı hamal yatmaktadır. Diğer odalardan dördü boştur, birisine karcıbaşı tarafından keçe konulmuştur, ikisi Kaptanpaşa rahtvanı tarafından tutulmuştur. Yine Taşhan da bulunan yirmi iki odanın beşini sarraflar, dördünü duhaniler(tütüncü), sekizini Gümrük ve Eminönü hamalları, dördünü manavlar, birini eskici tutmuştur. Hanlarda belli esnaf gruplarından olanlardan beş altısı bir oda kiralar ve burayı paylaşırdı. Yiyecek temini, akşam yemeği hazırlaması, odanın temizliği ve icabında hakemlik etmesi için de akrabalarından yaşlı birisini seçerlerdi. Bu kişiye de belli bir ücret ödenir ve ihtiyaçları karşılanırdı. Bazı hanlarda akşam yemeği de çıkarılırdı. İçinde kiracıların gıda ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri dükkânlar ve berberler de olabilirdi. Yalnız hanlardan bazıları özellikle Suriçi bölgesindeki hanların içinde ticari faaliyet de yapıldığından, bu tip olanları pansiyon tarzı olanlardan farklı düşünmek gerekir. Özellikle ticarî faaliyetin bulunduğu hanlar hamal başının denetimine tabi olurdu. Zaten kısaca esnaf grubunun reisi diyebileceğimiz kethüda tayinlerinde kullanılan ifadelerde bile han kelimesi geçmektedir. Meselâ Galata yani Avrupa yakası gümrük, han ve iskeleleri arka hamalları hamalbaşılığı gibi. Bir hanın hamalı başka bir hana işleyemezdi. Hatta narh belirlemelerinde de bir başlangıç noktası ile bir han arasındaki mesafenin yük taşıma ücretine esas olduğu görülmektedir. Han arkadaşlığı... Burada maksadım hamal, kayıkçı ve sair esnaf grubunu anlatmak olmadığından hanlardaki düzenlerinden bahsetmekten ziyade yaşam tarzlarından en azından bir örnek vermek, dönemi tasavvur ve tahayyülümüzü kolaylaştıracaktır. Dolayısıyla aşağıda handa kalan hamalların yaşamına dair Şeriyye sicillerinden (dönemin mahkeme/noter kayıtları) derlenmiş bir kesiti Osmanlı Döneminde İstanbul Hamalları kitabımdan aynen alıntı ile sunarak sözü bağlamak istiyorum. Birlikte yaşama dersi... Bu, Bali veled-i Oseb veled-i Kosta nın hikâyesidir. Bali, aslen Anadolu nun Kayseri kazası Talas köyündendir. Karısı Nazlı, oğulları Abram ile Simon ve kızları Şatem, Gülizar ve Meryem i köyünde bırakarak, İstanbul a köyündeki başkalarının da yaptığı gibi, ailesinin ve kendisinin geçimini temin etmek maksadıyla gelmiştir. Yapabileceği en iyi iş memleketinde yaptığı gibi at sürmektir. Bunun için hemşehrilerinin de desteğiyle at hammalları arasına kabul edilmiştir. Onu aralarına aldıkları gibi yerleşecek yer de bulmuşlardır. İstanbul da Unkapanı yakınında, Değirmen Hanı isimli handa bir odada hemşehrileri ile birlikte kalmaktadır. En yakın arkadaşları (muhtemelen hepsi) hemşehrileri olan Mustafa Beşe bin Şahin, Osman Beşe bin Şahin, Mustafa Beşe bin Mehmed, İbrahim Beşe bin Receb, Osman Beşe bin Mustafa, İsa Beşe bin Halil, Yagob veled-i Murad, Aganiyan veled-i Vasil, Bali veled-i İsa ve Bayram veled-i Ayan dır. Ancak Temmuz 1725 te, Bali ciddi biçimde hastalanmıştır (Bali nin kendisinin mahkemeye bizzat gelememesi buna delildir). Artık son olarak aynı mekânı paylaştıkları hemşehrilerinden vasiyetini yerine getirmelerini istemektedir. Hikâyenin resmi tarafında Bali mahkemeye gidemediğinden Mustafa Beşe bin Şahin den mahkemede kendisine vekalet etmesini istemiştir. Hemşehrileri Osman Beşe bin Şahin ve Mustafa Beşe bin Mehmed i de buna şahit göstermektedir. Vekili aracılığıyla Receb Beşe bin Veli yi vasiyetini yerine getirmeye yetkili vasi tayin ettiğini mahkemede kayıtlara geçirtmiştir. Vasiyetine göre Receb Beşe ölümünden sonra terekesinden defin için bir para ayırarak İstanbul da gömülmesini sağlayacak, kalan borçlarını ödeyecektir. Terekesinin geri kalanını da Talas köyündeki ailesine götürüp teslim edecektir. Bali nin hayatı paylaştığı arkadaşlarından son isteği olan ailesine kazancını götürmeleri isteğini Receb Beşe, vasisi olarak ve diğerleri de şahitlik ederek kabul etmişlerdir. Bu hüccette geçen bilgiler birlikte yaşama tecrübesi için olumlu bir örnektir. Ayrıca evli olup, İstanbul da hanlarda, bekar odalarında kalanların yaşamına ışık tutmaktadır. Osmanlı dönemi sırık hamalları Nitekim Balkapanı, Yağkapanı, Unkapanı gerçekten de balın, yağın, unun iskelelerde indirildikten sonra tartılıp vergisinin alındığı ve esnafa dağıtım için tutulduğu yerlerdi.

13 24 medeniyet geçitleri Fikir Sahibi Fikir Sahibi medeniyet geçitleri 25 Gülhan BENLİ* Han restorasyonlarında yöntem arayışı Her geçen gün değişimin, yıpranmanın ve yozlaşmanın hız kazandığı hanlarda, yaşanan mekanın, esnaf geleneklerinin ve alışveriş alışkanlıklarının yeniden yapılandırılması için bölgeyi besleyen yerli ve yabancı ziyaretçinin fikrini de restorasyon kararlarına katacak organizasyonlar yapılmalıdır. Hanlar Bölgesi nin son dönemde revaçta olan kentsel yenileme kavramı ya da turistik amaçlı restorasyon çalışmaları arasında sıkışıp kalmaması için hem kamunun hem de yaşayanların ortak çabası gereklidir. Restorasyon çalışmalarında, sahip olunan mimarî kimliğin sürekliliği esas kabul edilmelidir. *Dr., Mimar-Restoratör, İMP-Bimtaş Kültürel Miras Yönetimi Proje Yöneticisi. İktisadi ve kültürel tarihimiz boyunca önemli bir ticaret merkezi olan İstanbul Kapalı Çarşı ve çevresindeki hanların oluşturduğu Hanlar Bölgesi, Bizans tan günümüze, zenginliği, çeşitliliği, canlılığı ile koruna gelmiştir. Bedestenler, dükkânlar, arastalar, kervansaray ve hanlar bölgenin ticari tesisleridir. Hanlarda zemin katın, uzaktan gelen tüccarın malını getirip önce depoladığı, sonra pazarlayıp sattığı yerler olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Üst katlar ise hem depo hem de şehir içinden ya da şehir dışından gelen tüccarların kısa süreli konakladığı odalar olarak kullanılmıştır. Hanlar; geçmişte de zanaatkarların, tüccarların, gezginlerin kullandığı sağlam ve güvenlikli yapılardır. Osmanlı çarşısı ve koruma bilinci... Bölgede sırt sırta, yan yana konumlanmış avlulu-avlusuz hanlar bir arada büyük bir oluşturmuştur. Bu çarşı düzeneğinin ülkemizin başka hiçbir yerinde örneği bulunmamaktadır. Sahip olunan tarihi mirasın farkına varmak ve onu koruma bilincine ulaşmak aslında kullanıcıları kadar biz ziyaretçilerin de görevidir. Ancak günün ihtiyaçlarına cevap verebilmek için yapılan müdahale ve eklentiler, tarihi yapıya uygun olmayan imalat ve depolama gibi yük getirici faaliyetler, bu anıt eserlere geri dönüşü olmayacak zararlar vermiştir. Büyük Valide Han örneğinde olduğu gibi orijinal hanın önüne eklenen yapıların han mimarisini çok değiştirdiği gözlenmektedir. Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde olan hanların zaman içerisinde -1930/1935 lerden sonra- parçalı biçimde özel mülkiyete geçmesiyle hanlarda yıpranmalar çok daha hızlı gerçekleşmiştir. Restorasyon sürecine kullanıcılarının katılması Hanlar Bölgesi toptan ve perakende ticaret, kamu hizmetleri, bürolar ve imalat fonksiyonunun yoğunluk kazandığı bir bölge durumundadır. Aynı zamanda Bedestenler ve Kapalı Çarşı dışında sahip olduğu diğer tarihi -Mahmutpaşa, Rüstempaşa Camileri, Rüstempaşa Medresesi, Mahmutpaşa ve Tahtakale Hamamı gibi eserler- değerleri nedeniyle bölgeye Turizm Merkezi niteliğini de kazandırmaktadır. Hanlar Bölgesi nde sürdürülebilir kentsel korumanın gerçekleştirilebilmesini sağlayacak en önemli etken; mülk sahiplerinin yönetime, koruma ve planlama sürecine katılımının sağlanmasıdır. Hanların mülk sahipleri kadar, bu mekanlarda yıldır çalışanlar, babadan oğula geçerek zanaatını icra eden zanaatkarlar, esnaflar, tüccarlar da restorasyon sürecinde söz sahibi olmalıdır. Bölgeyi besleyen yerli ve yabancı ziyaretçinin fikrini de restorasyon kararlarına katacak organizasyonlar yapılmalıdır. Hanlar Bölgesi nin son dönemde revaçta olan kentsel yenileme kavramı ya da turistik amaçlı restorasyon çalışmaları arasında sıkışıp kalmaması, bölgenin yaşayanları ve kullanıcıları ile birlikte yaşam koşullarının iyileştirilerek yine geleneksel ticaret merkezi olmayı sürdürülebilmesi amaçlanmalıdır. Her geçen gün değişimin, yıpranmanın ve yozlaşmanın hız kazandığı hanlarda, yaşanan mekânın, esnaf geleneklerinin ve alışveriş alışkanlıklarının yeniden sağlıklaştırılması için hem kamunun hem de yaşayanların birlikte çabası gereklidir. Restorasyon ile ekonomik geri kazanım Hanlarda restorasyon büyük maliyetler gerektiren bir konu olsa da başarılı bir iyileştirme, sağlamlaştırma, sağlıklaştırma ve restorasyon uygulamasının sonunda elde edilen rant, bu maliyeti geri kazandırabilmektedir. İtalya ve Fransa gibi ülkelerde buna benzer başarılı örnekler mevcuttur. Hanlar Bölgesi bütününde yapılacak restorasyon çalışmalarında, sahip olunan mimari kimliğin sürekliliği esas kabul edilmelidir. Koruma uygulama çalışmalarının kişiye getireceği ekonomik fayda, bir yandan yeni bir nitelik ve çehre kazanan alanın, arsa ve yapı değerlerini yükseltmek, diğer yandan da alanda yaşayan yerel halkın ve işgücünün ekonomik durumunu iyileştirmek şeklinde olmalıdır. Sürdürülebilir iyileştirmede finansal olanaklar... Kentsel Yenileme Programları çerçevesinde UNESCO destekli koruma uygulama çalışmaları için ayrılan fonlar, Avrupa Birliği fonları, kamu kurum ve kuruluşlarının bütçelerinden ayrılacak finansman, banka kredileri, takas olanakları, kişisel olanaklar, vergilendirme ile geri ödeme -düşük bedelli, uzun vadeli- restorasyonlar için kullanılabilecek finansal olanaklardan bazılarıdır. Tüm bu finansal olanakları bir araya getirip entegre edecek, böylece etkin ve dengeli kaynak dağılımı ile örgütlü ve ekonomik yararları yüksek program oluşturacak birimler kurulmalıdır. Böylesi bir birim, handaki mülk sahipleri tarafından rahatlıkla oluşturulabilir. Belediyelerin görev alanlarında kalan kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla kullanılmak üzere 1319 sayılı Emlâk Vergisi Kanunu nun 8. ve 18. maddeleri doğrultusunda yerel emlâk vergisinden %10 luk bir payın (Kültür Varlıklarını Koruma Payı), kültürel varlıkların korunması yönündeki uygulamaları finanse etmek üzere ayrıldığı bilinmektedir. Bu pay yukarıda bahsedilen finansal olanaklar ile birlikte kullanılabilir. Sürdürülebilir iyileşmenin gerçekleşmesini sağlamak için toplum katılımının sağlanması bir zorunluluktur. Bölge sakinleri için yeni iş olanakları ve becerilerinin yaratılması gereklidir. Restorasyonda kooperatif yöntemi... Çoklu mülkiyetin söz konusu olduğu hanlarda tüm mülk sahiplerinin bakım, onarım ve restorasyona katılımının sağlanması, mülk sahiplerinin uzman kişilerce aydınlatılıp mülkiyette olabilecek değişikliklere hazır olmalarının sağlanması gerekir. Hanlardaki mülk sahipleri aralarında anlaşarak kooperatif kurabilirler. Proje ve uygulama, ilgili kooperatif tarafından yürütülebilir. Ancak mülk sahipleri aralarında anlaşarak bazı fedakârlıklarda bulunmak zorunda kalabilirler. Örneğin; a) Haksız mülkiyetin (yasallık kazanmamış olan işgalin) geçersiz olduğunun mülk sahipleri tarafından kabul edilmesi, b) Uygulamayı restorasyonu- her mülk sahibinin kabul etmesi. Böyle bir anlaşmada, herkes kendi parseliyle ilgili proje bedellerini ve restorasyon maliyetini kooperatife öder. Uygulama tek elden yapılır ya da yaptırılır. Anlaşma yolu ile kurulan kooperatif, tüm maliklerin birlikte anlaşarak ve uzlaşarak haklarına razı olmaları nedeniyle, karşılaşılacak yasal ve finansal sorunların çözümünde pratik bir yoldur. Kooperatifin üniversitelerden alacağı danışmanlık desteği ile, bölge kullanıcılarının -yani kiracılar ve çalışanlar gibi etkilenecek kitlenin- restorasyonlar sırasında yaşanacak sıkıntılar ve süreç hakkında bilgi sahibi olmalarının sağlanması ve onların manevi olarak hazırlanması sorunu da çözülebilir. Böyle bir durumda kişiler restorasyonda kendileri için gelecek görerek kendiliğinden uygulama yapmaya istekli olabileceklerdir. EREN AYTUĞ Sonuç alıcı çözümler için... Bu konuya Büyükşehir ya da İlçe Belediyesi nin ya da İl Özel İdaresi nin yapacağı uygulamaların öncülük etmesi beklenir. Ancak hanlarda bulunan çok sayıdaki mülkiyetin varlığı konuyu daha baştan zorlu bir duruma sokmaktadır. Aynı bölgede bulunan Çuhacı Han ın benzer bir yöntemle restorasyonunun yapıldığı göz önünde bulundurulursa, diğer hanlar için de kooperatif kurularak çözüm geliştirilebileceği söylenebilir. BURAK SEVİNGEN

14 26 medeniyet geçitleri Fikir Sahibi Fikir Sahibi medeniyet geçitleri 27 Özhan AYKUT* *Kütüphaneci İstanbul un En Eski Gezi Rehberindeki Sekiz Han İstanbul: Rehber-i Seyyahin İstanbul hakkındaki ilk rehber kitaplardan biri olarak görebileceğimiz ve cumhuriyetin ilk yıllarında İstanbul şehr emaneti tarafından Türk Seyyahin Cemiyetine sipariş edilerek hazırlatılan rehber İstanbul: Rehber-i Seyyahin dir. İstanbul üzerine bilgi veren seyahatnamelerin sayısı oldukça fazladır. Özellikle 16. yy ın ikinci yarısından sonra, İstanbul a gelen gezginler, tüccarlar, diplomatlar, tutsaklar ve sanatçılar, Avrupa da bir edebiyat dalı olarak gelişmiş olan seyahatname tipinde, gözleme ve araştırmaya dayanan eserler vermeye başlamışlardır. Bunlar kentin mimarî yapısı yanında toplumun günlük yaşantısını yansıtan sahnelerin de ayrıntısına girmişlerdir. Genellikle seyahatnamelerde tarihi ve siyasî olaylara ilişkin gözlemler üzerinde yoğunlaşılmış, mimarlık tarihi yönünden fazla ayrıntıya girilmemiştir. Seyahatnamelerin dışında şehirler hakkında bilgi veren bir başka tür de günümüzde kullanılan şehir rehberleridir. İstanbul hakkındaki ilk rehber kitaplardan biri olarak görebileceğimiz ve cumhuriyetin ilk yıllarında İstanbul şehr emaneti tarafından Türk Seyyahin cemiyetine sipariş edilerek hazırlatılan rehber İstanbul: Rehber-i Seyyahin dir. O dönemde, şehir rehberlerini hazırlayan en tanınmış sima, İsviçre asıllı araştırmacı Ernest Mamboury ( ) idi da Lausanne da resim öğretmeni olarak görev yapan Mamboury, 1909 da izinli olarak geldiği İstanbul dan ayrılmadı ve Lausanne daki görevinden istifa etti. Ressam ve topograf olarak, Türkiye deki arkeologların çalışmalarına katkıda bulundu, onlar için bazı plan ve röleveler çizdi. Daha sonra rehber yazarı olarak tanındı yılından başlayarak, Galatasaray Lisesi ve bazı yabancı okullarda Fransızca ve geometrik desen konularında dersler verdi. Çok dilli şehir rehberi Mamboury nin hazırladığı İstanbul: Rehber-i Seyyahin isimli çalışma ilk önce Osmanlıca olarak 1924 yılında, daha sonra Almanca ve Fransızca olarak 1925 yılında yine İstanbul da yayınlandı. Uzun yıllar İstanbul u ziyarete gelenlerin kullandığı bu rehber kitap, yazarın ölümünden iki yıl kadar önce İngilizce ye çevrildi. Kitabın bu kadar ilgi görmesinin sebeplerinin dışında kullanım kolaylığı ve dili gelmekteydi. Mamboury kitabı üç bölümde toplamıştı: Birinci bölümde İstanbul hakkında genel, kültürel ve tarihsel bilgiler veriliyordu. İkinci bölümde turistlerin tek başlarına İstanbul da rahatça dolaşabilmeleri için bir program bulunmaktaydı ki bu program farklı kategorilere hitap etmesi bakımından dikkate şayandır. Üçüncü ve son bölümde ise programlar dâhilinde anlatılan bütün mekânlara nasıl ulaşılabileceği tek tek tarif ediliyor ve kısa tarihçeleri ile birlikte özellikleri hakkında bilgiler veriliyordu. Mamboury uzun programda görülmesi gereken yerler arasında İstanbul un ticaret hayatında önemli bir yer taşıyan hanlardan sekiz tanesinin görülmesini tavsiye etmiştir. Üçüncü bölümdeki hanlar kısmındaki Büyük Yeni Han ve Hüseyin Paşa Han ına ait fotoğraflar da yine Mamboury tarafından o dönemde çekilmiştir. Aynı zamanda kitabın en önemli eklerinden olan ve yazar tarafından çizilen İstanbul haritasında bu hanların nerelere denk düştüğünü de verdiği numaralar ile gösteren yazar 1924 yılında İstanbul un hanları hakkında kendi kaleminden şu bilgileri vermiştir; Mamboury nin Sekiz Hanı Han ve ev manasına da gelen bu Farisî kelime Türkçede bundan elli sene evveline gelinceye kadar hem kervansaray hem de emtia ambarı manasını ifade eder idi. Eski üslûpta bina edilmiş olan hanların hemen çoğu zail oldu. Henüz baki ve mevcut olanlar ise ortasında geniş bir avluyu havi, taştan merbut el şekil büyük bir binadan ibarettirler ki avlunun etrafında mahzen ve ambarlar ve bunların üzerinde misafir odaları var idi. Bu odalar avlu dâhilinde kâin sütunlar üzerine müstenid oldukları gibi üstü tunuslu uzun bir divanhane ile yek diğerine piyade ederler ve âdeta dairevi bir dehlize sahip olan bu divanhaneler dahi doğrudan doğruya avluya nazır bulunur idi. Hanlar, münhasıran gelip geçici tacirlere mahsus olarak yapılmış olduklarından bu tüccarları iskan için bir oda ile bir de mallarını emin bir mevkide muhafaza için bir ambar isticar eder. İşlerini hanlarda tavsiye eyler ve orada mal satar veya satın alırlar idi. Bazıları eski muhabbetlerini muhafaza eylemiş olan bu hanlar bugün ticarethaneleri ihtiva eylemektedir veyahut mahsus kiralık olur haline kalb edilmiştir. Elçi Hanı Vaktiyle Çemberlitaş civarında kain idi. Bugün zail olmuştur. Elçilere mahsus olarak 16. Asr-ı miladi esnasında inşa edilmiş ve 1865 senesinde muhteruk olmuştur. Avrupa sefirleri burada ikamet ederler idi. Elçi hanı muhterik olduktan sonra bir müddet böylece hali hazırda kaldı ve bilâhare arsası üzerine bugün görülmekte olan matbaa-i Osmaniye bina edildi. Balkapanı Hanı Eminönü meydanından sağda Haliç e doğru giden caddeye girerek solda ilk sokağa sapmalı ve Mısır Çarşısı na girdikten sonra bunun garb kapısından Hasırcılar Caddesi ne çıkarak doğru ileri gitmeli ve solda ikinci Bal Kapanı sokağına girmelidir. Bu han Bizans devrinden kalmıştır. Rüstem Paşa Camii civarında yani Venediklilerin sakin bulunmuş oldukları mahallede kâin olduğu için Venedikliler tarafından inşa edilmiş olması muhtemeldir. Zemin katı ile bodrumun bir kısmı muhafaza olunabilmiştir. Avlu dâhilinde şeklen Bizans ve fakat aslen Türk eseri olan büyük bir terazi görülmektedir. Büyük Yeni Han Eminönü meydanından sağda Haliç cihetine giden caddeye girerek solda birinci sokağa sapmalı ve Mısır Çarşısı na girerek nihayetindeki kapıdan çıkınca yolun sonuna kadar doğru ileriye devam etmeli ve bade sağa Çakmakçılar Sokağı na sapmalı. Han derhâl sol kolda görülür. Valide camiinin hemen karşında kani olan bu binanın iki kat kemer sıralarına havi uzun havlusu yeni inşaat ile ikiye taksim olunmuştur. Han onyedinci asr-ı milâdîye yani onuncu asr-ı hicriyede inşa olunmuşdu. Çuhacılar Hanı Ayasofya...Mevkinin tayini için Nuri Osmaniye ye müracaat etmeli. Han iş bu caminin şimalindedir ve bir sokak ile ayrılmıştır. Onbeşinci asr-ı milâdîye kadar vasıl olabilen bu hanın inşasındaki tarz-ı kani Türk mübanisinden hayli farklı olduğu için bunun Bizans inşaatından olması mülahızdır. Müstahil elçi hanındakine benzer. Hasan Paşa Hanı Koska dan Aksaray a giden tramvay hattını takip edince han solda ve inişin baş tarafında kaindir. Hasan Paşa Hanı bu nevi inşaatın en mükemmellerinden biridir [1847] senesinde vefat etmiş olan Seyyid Hasan Paşa tarafından inşa edilmiş olup midhali tarıki tasviyesi hengâmında maateessüf bozulmuş olduğunda kapının tarafında kain olan iki çeşme halihazırda sathı zeminden 1,80 metre yukarıda bulunmaktadır. Bu mithal tam kavis şeklindeki kemeri ile devrinin çiçek yapraklarından müteşekkir başlığına havi olan dört adet ince sütunları ile bir sıra dirseklere metki çıkıntısıyla pek ziyade celep itinadır. Havlu azameti haizdir. Zemin 6,20 metre irtifaındadır. Kemerleri de biraz Bizans şeklini andırmaktadır. Herhâlde Türk mimarisinin en güzel numunelerinden biridir. Harmanlı Hanı Eminönü. Mevkiinin tayini için Rüstem Paşa Camii ne müracaat oluna. Rüstem Paşa Camii nin şark cihetini muhit alan avluda bugün Harmanlı Han denilen bu kadim Bizans binasının bir kısmı hâlâ mevcuttur. Kabalarla mücahhıs bulunan dahili dehlizin bazı kemerlerine bakılırsa bütün altıncı veya yedinci asr-ı miladiye ait olması icab eder. Kürkçüler Hanı Eminönü. Mevkinin tespiti için Büyük Yeni Han a müracaat oluna. Kürkçüler hanı iki havludan mürekkeptir ki biri haraptır ve büyük iki handan ancak dar bir sokakla ayrılmıştır. Valide Hanı tarzında güzel bir Türk binasıdır. Valide Hanı Eminönü. Mevkiin tespiti için Büyük Yeni Han a müracaat olunmalıdır. Valide Hanı ise bu tek karşısında ve fakat biraz yukarıda ve sağda Çakmakçılar Sokağı ndadır. Valide Hanı bu nevi mebaninin en büyüklerindendir. Çakmakçılar Sokağı nda kain olup üç havludan mürekkep ve onuncu asr-ı hicri [onyedinci asr-ı miladi]ye mensuptur ve Sultan İbrahim in validesine ithafen valide denilmekle maruf olan Mahpeyker Sultan tarafından inşa olunmuştur. Üçüncü havlunun dâhilinde 25 metre irtifada merbu el şekil büyük bir kule görülür. İranilerin aşure-i muharremde icra eyledikleri ayin [sahife 104] bu hanın birinci havlusu dahilinde vuku bulur... Naklettiğimiz metinlerden anlaşılacağı üzere Mamboury hanları işlevleri yerine onların mimari özellikleri ve kısmen de tarihçelerine vurgu yaparak tanıtmaktadır. Anlatılan hanlardan bazıları günümüzde dahi işlevlerini sürdürebilmekteler, fakat mimari özelliklerini kaybetmeye başlamışlardır. Asırlar boyu İstanbullunun ve yabancı tüccar, gezgin, entelektüelleri konuk etmiş olan bu yapıların bugün İstanbul da yaşayanlara emanet olduğunu unutmamak ve unutturmamak gereklidir. Mamboury nin hazırladığı İstanbul: Rehber-i Seyyahin isimli çalışma ilk önce Osmanlıca olarak 1924, daha sonra Almanca ve Fransızca olarak 1925 yılında yine İstanbul da yayınlandı. Uzun yıllar İstanbul u ziyarete gelenlerin kullandığı bu rehber kitap, yazarın ölümünden iki yıl kadar önce İngilizceye çevrildi. İstanbul: Rehber-i Seyyahin den hanlara ait sayfalar

15 28 medeniyet geçitleri Han Mirası Han Mirası medeniyet geçitleri 29 NARMANLI HAN Entelektüel bir cennet! İstiklâl Caddesi, 1831 Yazar Ahmet Hamdi Tanpınar burada yazdı. Ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Aliye Berger burada çizdi. Kenan Yontuç Atatürk büstlerini, Gürdal Duyar heykellerini burada yaptı. Troçki burada tartıştı. Güzel Sanatlar ın kurucularından Gross burada yaşadı. Dönemin tek Ermeni gazetesi Jamanak burada çıktı. Büyük yeni han Bir İstanbul şiiri Mercan Çakmakçılar Yokuşu, 1794 İstanbul un en modern hanı olarak kuruldu. III. Mustafa nın en ünlü mimarı Tahir Ağa yaptı. Osmanlı da ticaretin kalbi olarak tanındı. Mûsiki öğretildi, kitap basıldı, sarraf oldu. Emniyet Sandığı yla emekçilere destek sağladı. Ermenileri gördü, millet-i sadıka sözünü alnına yazdı. I.Dünya Savaşı nda işgal kuvvetleri Büyük Yeni Han a Geldikleri gibi gittiler... Büyük valide han Tarihin sarrafı Mercan Çakmakçılar Yokuşu, 1651 Suriye pasajı Bir kültür sarayı! İstiklâl Caddesi, 1908 Cine Centrale burada kuruldu. Stamboul Gazetesi burada çıktı. Apoyevmatini Gazetesi geçiyor. Heykeltraş Namık Denizhan geçiyor... Hazzo pulo pasajı Yakışıklı Türkiye! İstiklâl Caddesi, 1871 Jöntürkler toplanıp konuştular. Ahmet Mithat Efendi matbaa kurdu. Namık Kemal yaşadı. İbret Gazetesi çıktı. Çuhacıyan tiyatro yaptı. Şapkacı Katya bütün şıklığıyla geçiyor... Kurşunlu han Mimar Sinan dan mektup Karaköy Perşembe Pazarı, 1550 Ceneviz katedrali Saint Michele nin temelleri üstüne Rüstem Paşa, Mimar Sinan a yaptırdı. Eski Galata surlarıyla kol kolaydı. Şaraphaneleriyle anılmıştı. Rumları, Ermenileri, Musevîleri kucakladı. Kurşunları sökülüp satıldı lâkin hâlâ Perşembe Pazarı nın keşfedilmemiş definesi. Kösem Sultan, Üsküdar Çinili Camii nin vakfiyesi olarak inşa ettirdi. Bizans Saint Irene kulesi ile sırdaştı. İstanbul un en büyük hanlarından birisi olarak gösterildi. Tarihçi Naima nın, Evliya Çelebi nin, Cevdet Paşa nın, Reşat Ekrem Koçu nun, Ahmet Rasim in kitaplarına girdi. Yetmiş iki millet konut, işyeri, atölye ve ahır olarak kullandı. İranlı matbaacılar ilk Kur an-ı Kerim i burada bastı. Kahvehanesi meşhurdu. İranlıların yaptırdığı mescidle anıldı. Dokumacıları, sarraflarıyla pek meşhurdu. Bacaları yok oldu, ahşap yerleri yıkıldı ama hâlâ dillere destan.

16 30 medeniyet geçitleri Müzik Han solo! Medeniyet Geçitleri 2009, bu yıl hanlardan geçen üç medeniyeti müzikleriyle konuk ediyor. Tangolar kantolar, Balkan şarkıları ve çok dilli türküler şenlik boyunca ücretsiz izlenebilecek. Kanto: İstanbullu Avrupa! Tombaz ile yıl 1870 lerde. Tiyatro ve müzikli oyunlar Osmanlı İmparatorluğu nun batılılaşma hareketlerinin sanatsal sesi olmuş. İstanbul un çok kültürlü dönemindeyiz. Saray müziğine tepki olarak doğan kantolar Pera daki oyunlarda, gezici kumpanyalarda çınlıyor. Oyunlarda, sahne aralarında söylenerek dilden dile dolaşıyor. Tombaz ile yıl 1930 larda. Kantolar Cumhuriyet le yeniden keşfedilmişler. Yeni sosyal yaşamı ve tartışmaları müziğe taşımış. Kadın hakları, kadın erkek tartışmaları, çapkınlar, hovardalar kantolarla dile geliyor. Kantolara yüzyılın başlarından itibaren ülkeyi sarsan tangolar eklenmiş. Arjantin in yoksul insanlarının bu eğlenceli müziği, tüm dünya gibi Türkiye ye seçkin insanların müziği olarak gelmiş. Gecelere tango danslarıyla başlanmış. Cumhuriyet yıllarının bu yaygın modası Türk sanatçılara birbirinden güzel tango söz ve müzikleri yazdırmış. Artık gardıroplarda tango ayakkabıları, elbiseleri, fotoğraflarda tangolu kareler var. Tombaz! Sahnede gerçek bir taş plâk solisti. Sadece müzik değil, bir kültür aktarımı. Müzikal yorumlar, tiyatrovari skeçler, komik anlar, antika kostümler, özel danslar Kantolar, o zamanın Direklerarası tiyatro geleneği ve havası ile çalınıyor, ritim ve doğaçlamalar dans ile birleşerek, konserin sonuna doğru varyete havasında bir gösteriye dönüşüyor. Tombaz 1998 yılında Emirhan Tuğa ve Meral Ari-Tuğa çifti tarafından kuruldu. Türk, Yunan, Romanyalı ve Hollândalı müzisyenlerden oluşmakta. Arjantin tango dans ve müziğine olan ilgi ve sevgileri onları, Türk tangolarında birleştirdi. Maacırlar ın İstanbul u! Sokak atışmaları, düğün kaynaşmaları, göç kervanları. Gayda İstanbul ile Balkanlar da, Avrupa nın tarih boyunca işgale ve istilâya maruz kalsa da en neşeli şehirlerinde, kırlarında, göçebe çadırlarındayız. Birçok defa hem göç eden, hem de topraklarına sürekli göç alan bölge topraklarında birçok kültürün insanı yüzyıllar boyunca bir arada yaşar, acıyı ve dostluğu paylaşır, yeni ve kendilerine özgü ortak bir kültür kurarlar. Muhacir ya da Trakya ve Marmara bölgesindeki günlük konuşma dilindeki kullanımıyla macır lardır onlar Berlin Kongresi sonrası, bu topraklardaki Osmanlı egemenliğinin inişe geçmesiyle birlikte, süreç büyük ölçüde tersine dönmüş ve Anadolu ya kitleler halinde yeni bir göç hareketi gerçekleşmiştir. Balkan topraklarının diğer bir rengi olan Çingeneler in Türkiye yolculuğu ise, özellikle 1920 li yıllarda yaşanan mübadelelerin sonucudur. Ancak göç sırasında ve sonrasında yaşadıklarında, on binlerce Çingene, Muhacirler kadar şanslı olamaz, Anadolu topraklarında zor bir geçim savaşı verirler. Gayda İstanbul! Onlar isimlerini Balkan halklarının geleneksel nefesli çalgısı olan, bugün yaygın olarak kullanılmasa da sembolik değeri büyük olan Gayda dan aldılar. Gaydacılar İstanbul a gelen muhacirlerin ve romanların yaşadıkları keşmekeşi, İstanbul eğlencelerini, gündelik yaşamlarını ve sorunlarını dile getiriyorlar. Müziklerini fikirleriyle birleştiriyor, Trakya ve Balkan halklarının -özellikle de Çingenelerin- sadece mizahî yanları öne çıkartılarak tek yönlü bir gırgıriye formatı içinde sunulmasına mesafeli duruyorlar. Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu nun neşeli üyeleri ile Türkiye deki genç Roman yeteneklerin bu ortaklaşa grubu, repertuarında geleneksel Balkan müziğinden, Türk roman müziklerinden örneklerin yanı sıra Gaydacıların kendi eserleri de yer alıyor. Türkü Performasyonları! Köyler şehir, atlar araba, kınalar boya, şalvarlar, yemeniler, yeldirmeler içlikler gömlek, tunik oldular. Ev yemekleri lokantalara, kına geceleri otellere taşındı. Dünya aynılaşıyor. Müzikler de tek tipleşiyor mu sorusu müzikologların araştırma alanına her gün daha çok giriyor. Yerel olana, aynılaşmamış olana vurgu yapan yeniden yorumlamalar, geçmişin ezgilerini bugünün şartlarında var etme çabaları farklı renklerle buluşmamızı sağlıyor. Yüzyıllar boyu aynı topraklarda yaşamış, Türk, Kürt, Ermeni, Rum, Fars, Arap, Gürcü, Lâz ve Çerkezler hem bulundukları toprakların geçmiş ve güncel kültürünü kendi kimliklerini inşa için kullanmış, hem de özgün kültürlerini bu topraklara işlemişler. Her dilden deyimler, yemekler, desenler gibi müzikleri de birbirlerinden etkilenmiş. Bir taraftan ortak kültürün izlerini taşımış, bir taraftan da kendi kültürlerini ortaya koymuş. Günyüzü! Günyüzü, Doğu kültürünün farklı ülkelerindeki ezgileri yeni kültürel akrabalıklar için keşfediyor. Şarkılarını Mezopotamya dan Kafkaslar a Ortadoğu dan Anadolu ya geniş bir coğrafyanın müzik haritasından seçiyor. Arapça, Farsça, Azerîce, Makedonca, Lazca, Rumca, Çerkezçe ve Türkçe şarkılarıyla konser boyunca sadece Anadolu da yüzyıllardır yaşayan ortak kültürün müziğini dinlemiyoruz, aynı zamanda Doğu ezgilerinin Batı sazlarıyla yeniden yorumlanıyor. Saksafondan, curaya, kemençeden tuluma, bas ve elektrogitarlara farklı enstrümanlar, Günyüzü parçalarında yeni rock soundlarla buluşuyor. ELVERENLER HOTEL EYFEL GESAD

17 medeniyet geçitleri Discover Istanbul! Explore the ancient roads, journeys, inns and innkeepers! Those who live in Istanbul, feel that they are Istanbullians, and those lives are enriched with the blessings of this city, know well that this city waits for others to discover her treasures. Despite all the hardships and troubles, millenia of the city s abundent and glorious history captures people s imagination and its magical energy makes the heart beat faster. The sunrise on cobblestoned streets in Edirnekapı, on the sparkling waters around the Golden Horn, and in Üsküdar somehow render moot the question as to why this ancient city had been the womb of three great empires Poetry that flows around each of the seven hills of the city recants how civilizations, either on peaceful terms at times or at war other times, could at one time sit on the same table and eat from the same plate. Some are sad lyric works, some sing kanto, while others sing pleasantly the songs of the immigrants, maacır songs as Istanbullian grandmothers used to call them. Where unseen recitations of Qur anic verses drift over nearby Sephardic Jewish wedding ceremonies, and when your gaze reaches your hand, an Armenian craftsman s cornelian ring shimmers light onto your face. When shopping, the sounds of shopkeepers bartering in Kurdish, and autumn visions of beautiful Greek girls at sunsets in Istamboli tantilise the senses. Fiddlers fill the streets with Romani songs, while tabors glorify the city. Italians, Scandinavians, French, Germans and Russians flow through on one side, and brush past Hindus, Persians, Arabs and Afghanis on the other. Anatolia sits humbly, crosslegged on a bench next to you, and smiles at you in a way that warms your heart Such is Istanbul! We view Istanbul as an innkeeper; who welcomes, feeds, and protects its visitors, travellers Cümle âlem bir dir bize! The whole world is one to us! Tout le mond est egal pour nous! Voor ons is iedereen gelijk تسیکی ام یارب ملاع مامت Totus mundus est nobis aequus! Tseliat sviat e raven zavsicki! Egjith bota perneve eshte e barabart! Todo el mundo es igual para nosotros! Mez Hamar meg e polor asharh! Hemu kes yeke mera! Tutto di mondo medesimo per nostro! Kuli sar ju mare! Für uns sind alle gleich! and guests. This city embraces and cherishes those who love her That s why the inns (hans) are so important for us. That s why we can never abandon them and these places will never be free of our care. Crossing Civilisations, The Han and Passage Festival has started its journey with the slogan The World is One to raise historical awareness on the hans, the legacy of Istanbul. This is a project to bring civilisations together, this is a people s project! Starting with the idea that the hans and passages are the networks that allow the different cultures and thoughts to interact around the city, and that they are the cultural medium that nourishes life in the city, the project aims to help Istanbullians get to know their city, to uncover Istanbul. The festival made a modest start in Eminönü-Mercan Büyük Yeni Han last year. This year it is taking place in Beyoğlu and Karaköy Park The festival is also planning events in Üsküdar, Galata, Eminönü and Beyazıt in The hans were the cultural centers of trade. They were the non-official guesthouses, they belonged completely to the public. People arrived from far and wide, unloaded their burden, Cem Sancar and settled closely. They lived together, joined in a multicultural atmosphere, they speak of a collective mind and collective culture in the hans and of the hans. Some brought out the books from their pockets, or stories of far off lands, some put out the goods they owned, while others brought the knowledge and philosophy to the table. And some shared ancient mystic secrets, while others conveyed the message of their faith. The table was a shared one and its called han. In short, seventy-two nations played the same reed flute. The legacy of man thus came into being If it is about gaining experience from history, being loyal, and looking back while moving forward; yes, Narmanlı Han needs urgent help! Büyük Yeni Han is left all alone! Büyük Valide Han is screaming for immediate help! Sinan the Architect is upset about Kurşunlu Han for we have built slums in the middle of it! Hear us please! The hans are calling for their children, who left them to the nursing homes and they say: remember me now and then, I don t want anything but to be noticed and cared for a little bit, that s all.. How could a city that does not respect its history be ever at ease? The entire planet knows, we know that this city is called the cultural capital of civilisations. A Cultural Capital, the centre of our shared memory and of mercy! It is, in fact, ourselves we discover as we explore

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

TUR 1 - ĠSTANBUL KLASĠKLERĠ

TUR 1 - ĠSTANBUL KLASĠKLERĠ TUR 1 - ĠSTANBUL KLASĠKLERĠ Yarım Gün Yemeksiz Sabah Turu Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları nın yönetildiği, Tarihi Yarımada nın kalbi olan Sultanahmet Meydanı. İmparator Justinian tarafından 6. yüzyılda

Detaylı

Parça İle İlgili Kelimeler

Parça İle İlgili Kelimeler History of Venice History of Venice Venice is one of the most beautiful cities of the world.it lies on over a hundred islands in a lagoon in the northern part of the Adriatic Sea.Venice is a cultural and

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

This empire began in 330 and lasted until 1453, for 1123 years.

This empire began in 330 and lasted until 1453, for 1123 years. This empire began in 330 and lasted until 1453, for 1123 years. The Byzantine Empire began with the Emperor Constantine who reigned for thirteen years a total of 88 emperors were to reign during the course

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

TURKISH DIAGNOSTIC TEST TURKISH DEPARTMENT

TURKISH DIAGNOSTIC TEST TURKISH DEPARTMENT TURKISH DIAGNOSTIC TEST BY TURKISH DEPARTMENT This examination is designed to measure your mastery of the Turkish language. The test is multiple choices based and is there for diagnostic purposes to assess

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Antik Yerleşimler......................... 4 0.2 Roma - Bizans Dönemi Kalıntıları...............

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

25. İngilizce Geniş Zaman Konu Anlatımı (Simple Present) (www.konuanlatımı.com)

25. İngilizce Geniş Zaman Konu Anlatımı (Simple Present) (www.konuanlatımı.com) 25. İngilizce Geniş Zaman Konu Anlatımı (Simple Present) (www.konuanlatımı.com) Merhaba. Bugünkü konumuz simple present tense; yani namı değer geniş zaman. İngilizcedeki zamanların içinde en çok kuralları

Detaylı

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9 Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9 1.-5. sorularda konuşma balonlarında boş bırakılan yerlere uygun düşen sözcük ya da ifadeyi bulunuz. 3. We can t go out today it s raining

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

TÜRK TURİSTİN İLGİSİNİ ÇEKEN OSMANLI MİRASINA SAHİBİZ

TÜRK TURİSTİN İLGİSİNİ ÇEKEN OSMANLI MİRASINA SAHİBİZ İ Bu yılki fuarda iyi bir tanıtım gerçekleştiren Kosovalılar, ülkelerine daha fazla turist gelmesiyle ekonomilerinin daha da gelişeceğine vurgu yaptılar. Sona eren Travel Turkey İzmir fuarının bu yılki

Detaylı

İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir:

İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir: İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir: Informal Greetings (Gayri Resmi selamlaşmalar) - Hi. (Merhaba) -Hello. (Merhaba)

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

Lesson 23: How. Ders 23: Nasıl

Lesson 23: How. Ders 23: Nasıl Lesson 23: How Ders 23: Nasıl Reading (Okuma) How are you? (Nasılsın?) How are your parents? (Ailen nasıl?) How was the interview? (Görüşme nasıldı?) How is your work? (İşin nasıl?) How do you go to school?

Detaylı

İSFAHAN I GÖRÜNCE ŞAŞIRDIM. Nüfusun En Az Yüzde Kırkı Türkçe Konuşuyor... Ülkeyi 1925 e Kadar Türkler Yönetmiş...

İSFAHAN I GÖRÜNCE ŞAŞIRDIM. Nüfusun En Az Yüzde Kırkı Türkçe Konuşuyor... Ülkeyi 1925 e Kadar Türkler Yönetmiş... İSFAHAN I GÖRÜNCE ŞAŞIRDIM Nüfusun En Az Yüzde Kırkı Türkçe Konuşuyor... Ülkeyi 1925 e Kadar Türkler Yönetmiş... Şaşırdım İsfahan ı görünce... Şaşırdım... Çünkü, İran a giderken, sevgili eşim de gelmek

Detaylı

BBC English in Daily Life

BBC English in Daily Life İçindekiler Lesson one - Ders 1:... 2... 2 Lesson Two - Ders 2:... 2... 3 Lesson Three - Ders 3:... 3... 3 Lesson Four - Ders 4:... 4... 4 Lesson Five - Ders 5:... 4... 4 Lesson Six - Ders 6:... 5... 5

Detaylı

Lesson 33: Interrogative forms of be going to, be + verb~ing for expressing near future

Lesson 33: Interrogative forms of be going to, be + verb~ing for expressing near future Lesson 33: Interrogative forms of be going to, be + verb~ing for expressing near future Ders 33: Yakın gelecekten bahsederken be going to, be + verb~ing kalıplarının soru zamiri formları Reading (Okuma)

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

HALFETİ Yİ GEZDİĞİNİZDE SAŞIRACAKSINIZ! Şaşırarak gezdim Halfeti yi. Abdullah Öcalan ın doğduğu yer olan Halfeti ye, Acaba güvenli mi?

HALFETİ Yİ GEZDİĞİNİZDE SAŞIRACAKSINIZ! Şaşırarak gezdim Halfeti yi. Abdullah Öcalan ın doğduğu yer olan Halfeti ye, Acaba güvenli mi? HALFETİ Yİ GEZDİĞİNİZDE SAŞIRACAKSINIZ! Şaşırarak gezdim Halfeti yi. Abdullah Öcalan ın doğduğu yer olan Halfeti ye, Acaba güvenli mi? sorusunu sorarak gitmiştim halbuki. Fırat Fotoğrafçılar buluşması

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Hürriyet yazarı Gila Benmayor,bugünkü yazısını TURMEPA nın bir araştırmasından yola çıkarak kaleme almış.

Hürriyet yazarı Gila Benmayor,bugünkü yazısını TURMEPA nın bir araştırmasından yola çıkarak kaleme almış. İçinden deniz geçen sohbetlerin ana konusudur denizciliğimiz ve denize bakışımız. Yelkene ilgi yok. Basın yelken haberlerine yer vermiyor diye yakınırız. Peki deniz bu ilgiden payına düşeni alıyor mu?

Detaylı

Tarihi Siyesepol Köprüsü nün altı 38 YEDİKITA EYLÜL 2014

Tarihi Siyesepol Köprüsü nün altı 38 YEDİKITA EYLÜL 2014 38 YEDİKITA EYLÜL 2014 Tarihi Siyesepol Köprüsü nün altı ... Nısf-ı Cihan İsfahan... Hz. Ömer (r.a.) devrinde fethedilmişti. Selçukluların başşehri, Harzemşahların, Timurluların ve Safevilerin gözdesiydi.

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

TÜRK TURİSTİN İLGİSİNİ ÇEKEN OSMANLI MİRASINA SAHİBİZ

TÜRK TURİSTİN İLGİSİNİ ÇEKEN OSMANLI MİRASINA SAHİBİZ TRAVEL TURKEY İZMİR FUARI NIN PARTNER ÜLKESİ KOSOVA DAN TÜRK TURİSTE DAVET VAR Bu yılki fuarda iyi bir tanıtım gerçekleştiren Kosovalılar, ülkelerine daha fazla turist gelmesiyle ekonomilerinin daha da

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.)

a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.) a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.) He is having an exam on Wednesday. (Çarşamba günü sınav oluyor-olacak.) Mary is spending

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz. 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri

Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz. 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri Müdürlüğümüz bünyesinde faaliyet gösteren AKM Klasik Türk Sanat Müziği Korosunun Şef Mitat

Detaylı

2. İstanbul Boğazı 31 kilometre uzunluğundadır. 3. İstanbul Boğazı Asya ve Avrupa yı birbirinden ayırır. 4. İstanbul Boğazını turistler çok severler.

2. İstanbul Boğazı 31 kilometre uzunluğundadır. 3. İstanbul Boğazı Asya ve Avrupa yı birbirinden ayırır. 4. İstanbul Boğazını turistler çok severler. İstanbul Boğazı İstanbul Boğazı Karadeniz ve Marmara Denizi ni birbirine bağlar. Asya ve Avrupa kıtalarını birbirinden ayırır. İstanbul u da ikiye böler. Uzunluğu 31 kilometredir. Genişliği ise 700 metre

Detaylı

WILDERNESS HOTEL & GOLF RESORT, Wisconsin Dells - WI

WILDERNESS HOTEL & GOLF RESORT, Wisconsin Dells - WI WILDERNESS HOTEL & GOLF RESORT, Dells - WI eyaletinde yer alan, Amerika nın en büyük eğlence su parkı olan Hotel Golf&Resort te, Campus 2014 Work and Travel katılımcılarını eğlence dolu muhteşem bir yaz

Detaylı

HEARTS PROJESİ YAYGINLAŞTIRMA RAPORU

HEARTS PROJESİ YAYGINLAŞTIRMA RAPORU HEARTS PROJESİ YAYGINLAŞTIRMA RAPORU BOLU HALKIN EGITIMINI GELISTIRME VE DESTEKLEME DERNEGI TARAFINDAN ORGANİZE EDİLEN YAYGINLAŞTIRMA FAALİYETLERİ - TURKİYE Bolu Halkın Egitimini Gelistirme ve Destekleme

Detaylı

(1971-1985) ARASI KONUSUNU TÜRK TARİHİNDEN ALAN TİYATROLAR

(1971-1985) ARASI KONUSUNU TÜRK TARİHİNDEN ALAN TİYATROLAR ANABİLİM DALI ADI SOYADI DANIŞMANI TARİHİ :TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI : Yasemin YABUZ : Yrd. Doç. Dr. Abdullah ŞENGÜL : 16.06.2003 (1971-1985) ARASI KONUSUNU TÜRK TARİHİNDEN ALAN TİYATROLAR Kökeni Antik Yunan

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ KENTSEL DÖNÜŞÜM Öğrencinin adı- soyadı: ERDEM EGE MARAŞLI Proje Danışmanı: MÜGE SİREK Bahçeşehir - İSTANBUL Kentsel Dönüşüm Son günlerde haberlerde gazetelerde çok fazla rastladığımız

Detaylı

Lesson 19: What. Ders 19: Ne

Lesson 19: What. Ders 19: Ne Lesson 19: What Ders 19: Ne Reading (Okuma) What is it? (O nedir?) What is your name? (İsmin nedir?) What is the answer? (Cevap nedir?) What was that? (O neydi?) What do you want? (Ne istersin?) What did

Detaylı

ALANYA HALK EĞİTİMİ MERKEZİ BAĞIMSIZ YAŞAM İÇİN YENİ YAKLAŞIMLAR ADLI GRUNDTVIG PROJEMİZ İN DÖNEM SONU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI

ALANYA HALK EĞİTİMİ MERKEZİ BAĞIMSIZ YAŞAM İÇİN YENİ YAKLAŞIMLAR ADLI GRUNDTVIG PROJEMİZ İN DÖNEM SONU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI ALANYA HALK EĞİTİMİ MERKEZİ BAĞIMSIZ YAŞAM İÇİN YENİ YAKLAŞIMLAR ADLI GRUNDTVIG PROJEMİZ İN DÖNEM SONU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI ALANYA PUBLIC EDUCATION CENTRE S FINAL INFORMATIVE MEETING OF THE GRUNDTVIG

Detaylı

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz.

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Festivalin Amacı Gaziantep, yeryüzünde, derin tarihi, çok sesli, çok renkli

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Halil Kurt'tan Esnafı Sevindirecek Talep

Halil Kurt'tan Esnafı Sevindirecek Talep Halil Kurt'tan Esnafı Sevindirecek Talep 09 Kasım 2015 Haber Linki: http://www.egehabergazetesi.com/halil-kurttan-esnafi-sevindirecek-talep/1651/ Ekonomi nin candamarını oluşturan Esnaf ve Kobi ler Karabağlar

Detaylı

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik OSMANLI YAPILARINDA İZNİK ÇİNİLERİ Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik Çinileri, KültK ltür r Bakanlığı Osmanlı Eserleri, Ankara 1999 Adana Ramazanoğlu Camii Caminin kitabelerinden yapımına 16. yy da Ramazanoğlu

Detaylı

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Çarşıları Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Edirne Çarşıları ve İş Merkezleri................ 4 0.1.1 Alipaşa Çarşısı(Kapalı Çarşı).............. 4 0.1.2

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

2- Takside. Türk kadınla Alman kadın aynı yerden taksiye bindiler aynı mesafeyi gidip aynı yerde indiler.

2- Takside. Türk kadınla Alman kadın aynı yerden taksiye bindiler aynı mesafeyi gidip aynı yerde indiler. Alman televizyon kanalı RTL de pazartesi akşamı yayınlanan Ekstra Magazin (Extra-Das RTL-Magazin) adlı program, bir Türk ve bir Alman kadını Türkiye ye tatile gönderdi ve yaşadıklarını başından sonuna

Detaylı

FİRMALARIN PLAKA TAHDİTİ GÖRÜŞLERİ

FİRMALARIN PLAKA TAHDİTİ GÖRÜŞLERİ FİRMALARIN PLAKA TAHDİTİ GÖRÜŞLERİ 31 Ağustos 2015 Pazartesi 10:13 İSTAB yönetim kurulu üyesi 11 firmanın sahipleri de hem plaka tahdidi hem okul ücret zamlarına yönelik düşüncelerini açıkladılar. RÖPORTAJ:

Detaylı

Helena Center Helena Wood Art. Elegance of The Wood

Helena Center Helena Wood Art. Elegance of The Wood Helena Center Helena Wood Art Elegance of The Wood HELENA WOOD ART. 1993 yılında sedef ve ahşap el sanatları sektörüne hizmet etmek üzere kurulmuştur. Türk el sanatlarının güzel sedef işlemelerinin en

Detaylı

(December 23, 2014, Tuesday) SECONDARY PREP 2014-2015 TURKISH COMMON EXAM. General Revision Test

(December 23, 2014, Tuesday) SECONDARY PREP 2014-2015 TURKISH COMMON EXAM. General Revision Test (December 23, 2014, Tuesday) GRADE SECONDARY PREP 2014-2015 TURKISH COMMON EXAM General Revision Test Instructions 1. This exam consists of 50 multiple-choice test questions. 2. Three incorrect answers

Detaylı

Present continous tense

Present continous tense Present continous tense This tense is mainly used for talking about what is happening now. In English, the verb would be changed by adding the suffix ing, and using it in conjunction with the correct form

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Karikatüristlere fırsat

Karikatüristlere fırsat Karikatüristlere fırsat Beşiktaş Belediyesi etkinliklerini sürdürmeye devam ediyor. Beşiktaş Belediyesi bu sefer karikatür sanatının öncülerinden bir tanesi olan 'Nehar Tüblek' adına bir karikatür yarışmasına

Detaylı

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA...

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... http://www.dw.de/müslüman-kadın-futbolcular-berlinde-buluş... GÜNDEM / ALMANYA ALMANYA Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu 'Discover Football'

Detaylı

WILDERNESS HOTEL & GOLF RESORT, Wisconsin Dells - WI

WILDERNESS HOTEL & GOLF RESORT, Wisconsin Dells - WI WILDERNESS HOTEL & GOLF RESORT, Wisconsin Dells - WI Wisconsin eyaletinde yer alan, Amerika nın en büyük eğlence su parkı olan Wilderness Hotel Golf&Resort te, Campus 2015 Work and Travel katılımcılarını

Detaylı

The Otonomi of First The epicenter of investments with the latest technological equipments and strategic location

The Otonomi of First The epicenter of investments with the latest technological equipments and strategic location www.otonomi.com.tr BİR İLKİN OTONOMİSİ Son Teknoloji Donanımlar ve Stratejik Konum ile Yatırımların Merkez Üssü The Otonomi of First The epicenter of investments with the latest technological equipments

Detaylı

İSTANBUL UN GELENEKSEL AVLULU HANLARINDAN GÜNÜMÜZ AVM LERİNE

İSTANBUL UN GELENEKSEL AVLULU HANLARINDAN GÜNÜMÜZ AVM LERİNE Yrd. Doç. Dr. Gülhan Benli T.C. Aydın Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü İSTANBUL UN GELENEKSEL AVLULU HANLARINDAN GÜNÜMÜZ AVM LERİNE Tüketici için ticari bir eylem olmanın yanı

Detaylı

MİMARİ RESTORASYON ÖĞRENCİLERİ EĞİTİM GEZİSİ

MİMARİ RESTORASYON ÖĞRENCİLERİ EĞİTİM GEZİSİ MİMARİ RESTORASYON ÖĞRENCİLERİ EĞİTİM GEZİSİ Maltepe Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Mimari Restorasyon Programı olarak 01 Kasım 2013 Cuma günü Koruma Kuramı ve Geleneksel Yapı Bilgisi I dersleri kapsamında

Detaylı

Exercise 2 Dialogue(Diyalog)

Exercise 2 Dialogue(Diyalog) Going Home 02: At a Duty-free Shop Hi! How are you today? Today s lesson is about At a Duty-free Shop. Let s make learning English fun! Eve Dönüş 02: Duty-free Satış Mağazasında Exercise 1 Vocabulary and

Detaylı

1. A lot of; lots of; plenty of

1. A lot of; lots of; plenty of a lot of lots of a great deal of plenty of çok, bir çok many much çok, bir çok a little little az, biraz a few few az, birkaç 1. A lot of; lots of; plenty of a lot of ( en yaygın olanıdır ), lots of, plenty

Detaylı

A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION

A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION 1. Çeviri Metni - 9 Ekim 2014 A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION Why is English such an important language today? There are several reasons. Why: Neden, niçin Such: gibi Important: Önemli Language:

Detaylı

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye deki üniversite imkanlarının zorluğu ve kontenjan sıkıntısı öğrencileri değişik arayışlara itiyor. Her yıl 50 binin üzerinde

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) DİNLEME İSTEKLER (9) Metinleri dinleyelim

Detaylı

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar Bu kitabın sahibi:... Tüm zamanların insanları, bütün dünyada, her zaman içinde yaşadıkları ve barındıkları bir yaşam alanına, bir eve ihtiyaç duymuşlardır. Öncelikle, mimari,

Detaylı

Sonsuz Mutluluğa Gerçek Bir Dokunuş...

Sonsuz Mutluluğa Gerçek Bir Dokunuş... Sonsuz Mutluluğa Gerçek Bir Dokunuş... Büyüleyici bir dünyanın kapılarını InterContinental İstanbul da aralayın... Birbirinden görkemli salonlarımızın keyifli atmosferi, dünya mutfaklarının seçkin örneklerinden

Detaylı

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 14 Şubat 2010 Pazar günü, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonluğunda 26 kişilik bir grupla günübirliğine Ilgaz a gidiyoruz.

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

29mm. eco spring grass

29mm. eco spring grass 2 3 18mm. winter grass Kullanım trafiği yoğun olmayan alanlar için dizayn edilmiş olan Kış 18 mm, yeşil alan olarak projelendirilmiş mekanlar için ekonomik çözüm sunmaktadır. (18 mm Winter Grass which

Detaylı

YAZ 2015 SAYI: 305. şehir tanıtımı

YAZ 2015 SAYI: 305. şehir tanıtımı YAZ 2015 SAYI: 305 58 59 şehir tanıtımı Çin in fuar şehri: Guangzhou GUANGZHOU, ZİYARETÇİLERİNE HEM TİCARET HEM ZİYARET İMKANLARINI BİR ARADA SUNUYOR. BAŞAR KURTBAYRAM TUR REHBERİ şehir tanıtımı 60 61

Detaylı

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN Sosyal Ajan Marka Uzmanı GİZEM Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ Kokusunda Davet var ÖZKAN Y eni yepyeni bir dergiyle karşınızdayız. Sosyal medyada tanımanız gereken, takip etmeniz gereken kişileri mercek altına

Detaylı

a, ı ı o, u u e, i i ö, ü ü

a, ı ı o, u u e, i i ö, ü ü Possessive Endings In English, the possession of an object is described by adding an s at the end of the possessor word separated by an apostrophe. If we are talking about a pen belonging to Hakan we would

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

İstanbul u İstanbul un Öğrencileri Keşfediyor.

İstanbul u İstanbul un Öğrencileri Keşfediyor. MICROSOFT YENİLİKÇİ ÖĞRETMENLER PROGRAMI 2008 TÜRKİYE FORUMU İstanbul u İstanbul un Öğrencileri Keşfediyor. İOO İSTANBUL MERVE ERBEN merverben@yahoo.co.uk 1 Hepimiz İstanbul da doğduk. Burada okula gidiyoruz.

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

7AB 2 nd SEMESTER TURKISH FINAL REVIEW PACKET. 1. A: Adın ne? B:... a) Adım Alex b) Adın Alex c) Adımız Alex d) Adları Alex

7AB 2 nd SEMESTER TURKISH FINAL REVIEW PACKET. 1. A: Adın ne? B:... a) Adım Alex b) Adın Alex c) Adımız Alex d) Adları Alex 7AB 2 nd SEMESTER TURKISH FINAL REVIEW PACKET ADI SOYADI: SINIF: TARIH:.. 1. A: Adın ne? B:. a) Adım Alex b) Adın Alex c) Adımız Alex d) Adları Alex 2. Senin adın ne? a) Benim adım Sana b) Senin adım Sana

Detaylı

PROJENİN TANITIMI OUR PROJECT

PROJENİN TANITIMI OUR PROJECT PROJENİN TANITIMI OUR PROJECT Mihrimah anlam olarak, Güneş ile Ay demektir. Güneş in ışıltısından ve Ay ın zerafetinden ilham alarak tasarlanmış olan projemizde, Güneş i simgeleyen sarı tonlar, Ay ı simgeleyen

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul

Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul Mustafa ŞAHİN 29 Eylül 2015 Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul Geçtiğimiz hafta İngiltere de Londra nın güneydoğusunda şirin bir kasaba ve üniversite şehri olan Greenwich teydik. Kasabadan adını

Detaylı

ÇEVREMİZ VE BİZ 1.park 2.büfe 3.okul 4.banka 5.otel 6.market 7.alışveriş merkezi 8.kafe 9.hastane 10.köprü 11.nehir 12.kafe 13.spor salonu 14.

ÇEVREMİZ VE BİZ 1.park 2.büfe 3.okul 4.banka 5.otel 6.market 7.alışveriş merkezi 8.kafe 9.hastane 10.köprü 11.nehir 12.kafe 13.spor salonu 14. ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÇEVREMİZ VE BİZ 1.park 2.büfe 3.okul

Detaylı

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ K.R. RAVINDRAN U.R. Başkanı 2015 16 Canan ERSÖZ U.R. 2430. Bölge Guvernörü 2015 16 Firuz Harbiyeli 3. Grup Guvernör Yardımcısı Hüseyin MURSAL (Başkan) Süleyman ÇOLAKOĞLU (Asbaşkan) Okşan HALEFOĞLU (Kulüp

Detaylı

KARİKATÜRİST VE RESSAMLAR, ARTIK AYA NİKOLA KİLİSESİNDE

KARİKATÜRİST VE RESSAMLAR, ARTIK AYA NİKOLA KİLİSESİNDE KARİKATÜRİST VE RESSAMLAR, ARTIK AYA NİKOLA KİLİSESİNDE Bodrum Hilmi Uran Meydanı nda uzun bir süre Halk Eğitim Merkezi olarak kullanılan ve geçtiğimiz yıl, 1960 lı yıllarda sonradan eklenen kısımları

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı 30 Kasım 2008 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Beypazarı Köyleri fotoğraf

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ

KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ Kasım, 2006 Değerli Arkadaşlar, Bildiğiniz gibi 7 Temmuz, 2006 da başlayan ve 27 Ağustos 2006 da tamamlanan Kültürel Yapılanma Grubumuzu ve Etkinliklerini

Detaylı