ĠNTERNET VE ĠNTERNET HABERCĠLĠĞĠ: TÜRKĠYE DEKĠ POPÜLER HABER SĠTELERĠNĠN ETĠKSEL AÇIDAN ĠNCELENMESĠ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ĠNTERNET VE ĠNTERNET HABERCĠLĠĞĠ: TÜRKĠYE DEKĠ POPÜLER HABER SĠTELERĠNĠN ETĠKSEL AÇIDAN ĠNCELENMESĠ"

Transkript

1 T.C. SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ GAZETECĠLĠK ANABĠLĠM DALI GAZETECĠLĠK BĠLĠM DALI ĠNTERNET VE ĠNTERNET HABERCĠLĠĞĠ: TÜRKĠYE DEKĠ POPÜLER HABER SĠTELERĠNĠN ETĠKSEL AÇIDAN ĠNCELENMESĠ Osman ARASLI YÜKSEK LĠSANS TEZĠ DanıĢman Doç. Dr. Ġbrahim TORUK Konya 2011

2

3

4 i ÖNSÖZ Ġnternet, internet haberciliği ve haber siteleri temsilcilerinin medya etiğiyle ilgili çeģitli konulardaki görüģleri hakkındaki bu yüksek lisans tezi, sadece Ģahsımın çabasından ibaret değildir. En baģta tezin konusuyla ilgili fikrin oluģturulmasından araģtırma safhasının her aģamasında bilgisi, fikri, eleģtirisi, iyi niyeti, mütevaziliğiyle gönüllerde yer eden hocalarıma ne kadar teģekkür etsem azdır. AkĢam vakitleri, hafta sonları, tatil günleri demeden vakitlerinden feragat eden, bana hep doğru yolu gösteren baģta tez danıģmanım Doç. Dr. Ġbrahim TORUK, Doç. Dr. Mustafa ÖZODAġIK, Doç. Dr. Tülay ġeker e ve beni her zaman destekleyen ve yanımda olan aileme, dostlarıma, tüm arkadaģlarıma sonsuz Ģükranlarımı sunuyorum. Ayrıca Ġnternet Medyası Derneği yetkililerine ve anket çalıģmasına katılan internet medyası çalıģanlarına çok teģekkür ediyorum. Bu tezin mükemmel bir çalıģma olduğunu hiçbir zaman iddia edemem. Olası tüm eksikliklerden, hatalardan, kusurlardan sorumlu olduğumu bildirmek istiyorum.

5 Öğrencinin ii Adı Soyadı Osman ARASLI Numarası Ana Bilim / Bilim Dalı Gazetecilik Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora Tez Danışmanı Doç. Dr. İbrahim TORUK Tezin Adı İnternet ve İnternet Haberciliği: Türkiye deki Popüler Haber Sitelerinin Etiksel Açıdan İncelenmesi ÖZET Bu çalışmada internet, internet haberciliği ve Türkiye'deki internet haber sitelerinin habercilik etiğine bakışı araştırılmıştır. Çalışmada etik, ahlak, meslek etiği, medya etiği, medyadaki etik sorunların nedenleri, internet, internet haberciliğinin etik sorunları v.b konularla ilgili literatür ve belgesel tarama teknikleriyle çeşitli kaynaklar taranmıştır. Ayrıca çalışmada Türkiye deki haber sitesi temsilcilerinin gazetecilik etiğiyle ilgili görüşlerinin araştırılması ve haber sitelerinin günümüzdeki durumunun ortaya konması amacıyla haber siteleri temsilcileriyle birlikte veri toplamaya dayalı bilimsel anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analiz edilmesi sonucunda haber sitelerinin temsilcilerinin birçoğunun gazetecilik ahlak kurallarıyla ilgili yargıları ve çeşitli etik kodları desteklediği tespit edilmiştir. Site temsilcileri mesleki etik bağlamındaki söz konusu kural ve kodların internet haberciliğinde de uygulanması gerektiği yönünde görüş belirtmiştir. Lakin çalışmaya katılan haber sitesi temsilcilerinin gazetecilik etiğiyle ilgili görüşleriyle uygulamalarının ters yönde olup olmadığı eleştirel çerçevede sorgulanabilir. Yine de geleneksel medyayla da iç içe geçebilen eski ve internetle birlikte gündeme gelebilen yeni etiksel sorun alanlarının araştırılarak tartışılması önemlidir.

6 iii Ankette ayrıca sayısı her geçen gün artan haber sitelerinin bugünkü durumuyla ilgili genel veriler elde edilmiştir. Haber sitelerinin çalışanlarının azımsanmayacak bir bölümü ne gazetecilik eğitimi almıştır, ne de mesleki tecrübeye sahiptir. Sitelerin yarısından fazlası sigortasız eleman çalıştırmakta, çalışanların maaşlarını ödemekte güçlük çekmekte, ekip çalışması yapılamamakta, kadrolarında kadınlar azınlıkta kalmaktadır. Öte yandan Türkiye de internete yönelik hukuki düzenlemeleri yetersiz bulan haber sitelerinin 'haber çalma/yanlış bilgi vs.' gibi hukuki sorunlar yaşadığı, kimisinin herhangi bir haberden dolayı cezaya maruz kaldığı öğrenilmiştir. Tüm bunlara karşın haber sitelerinin örgütlenmeleri ise dernek düzeyinde ve niteliği tartışılır bir seyir izlemektedir. Fakat her şeye rağmen geleneksel medyanın da ilişkili olduğu internet haberciliğini kapsayacak çeşitli hukuki, bilimsel, sosyal, ekonomik, örgütsel çözümler üzerinde düşünmek ve çalışmak gereklidir.

7 Öğrencinin Adı Soyadı Osman ARASLI iv Numarası Ana Bilim / Bilim Dalı Gazetecilik Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora Tez Danışmanı Doç. Dr. İbrahim TORUK Tezin İngilizce Adı Internet And Internet Reportıng: Surveyıng Of The Popular News Portals In Turkey In Terms Of Its Effects SUMMARY Within this work, internet, internet reporting and the view of the news portals in Turkey to the ethics of reporting have been examined. In the work, various sources about the subjects on ethics, morality, occupational ethics, media ethics, the reasons of the ethics problems in the media, internet, the ethics problems of internet reporting have been gone through by the help of the techniques of examining the literature and documentaries. Furthermore, a practice of a scientific interview based on accumulating the data together with the representatives of news portals has been done in order to research the point of views of the representative news portals about the etthics of reporting and to reveal the present situation of the news portals in Turkey. Considering the analysis of the available data, most of the news portals representatives support the judgements about the journalism moral rules and various ethics codes. The site representatives opined that the rules and codes on occupational ethics should be applied within the internet reporting as well. However, whether news portals representatives opinions on reporting ethics and their performance are controversial can be questioned. Still, it is crucial to argue about the ethics areas belonged to the old traditional rules and to the new areas coming up with internet by the help of researches. The general data about the present situation of the news portals whose number is increasing day by day is also obtained in this survey. The considerable

8 v amount of the workers of the news portals is neither educated on journalism nor has the occupational experience on the journalism. More than half of the sites employ workers without insurance, have difficulty of paying the wages in time, can not have a team work, and the women among their staff are minorty. On the other hand, the news portals in Turkey that find the legal arrangements on internet insufficient have legal problems such as wrong data or stealing of the news and some are exposed to fines due to any news. In spite of all these, the organizing of the news portals can just be called as an assocation and their characteristic is open to debate. However despite everything it is essential to consider and work on the various legal, scientific, social, economic and associatonal solutions that will include news reporting also attached with the traditional media.

9 vi ĠÇĠNDEKĠLER Önsöz... i Özet... ii Summary... iv Ġçindekiler... vi Kısaltmalar Sayfası... xiv Tablolar Listesi... xviii Grafikler Listesi... xxi GĠRĠġ ETĠK, AHLAK VE MEDYA ETĠĞĠ ETĠK KAVRAMI AHLAK KAVRAMI Ahlak ın Kaynağı Hakkında Farklı YaklaĢımlar Ġyi, Kötü, Doğru, YanlıĢ Kavramları Ahlak Kuramları ve Ahlak Bilgisi Kuralcı Olmayan YaklaĢımlar Kural Koyucu (Normative) YaklaĢımlar Sonuçsalcı (Teleolojik) YaklaĢımlar Faydacılık Hazcılık Egoizm Deontolojik YaklaĢım ve Kant Ahlakı Ahlakla Ġlgili Diğer GörüĢler Erdem Ahlakı Marksizmin Ahlak AnlayıĢı Meslek ve ĠĢ Ahlakı MEDYA ETĠĞĠ KAVRAMI Medya Etiği nin Tarihsel GeliĢimi Medya Etiği nin Çerçevesi ve Sınırları Medya Etiğine Farklı YaklaĢımlar... 34

10 vii Liberal YaklaĢıma Göre Medya Etiği EleĢtirel YaklaĢıma Göre Medya Etiği Mülkiyet Yapısı Etik Sorunların Özneleri Ticari Faktörler Gazetecilik Rutinleri/Pratikleri Haber Kaynakları Habercilik Yöntemleri Teknoloji ve Yeni Medya Türk Medyasında Etik Türk Medyasının Etik Sorunlarına Genel Bir BakıĢ Türk Medyasında Etik GiriĢimleri Basın Birliği Basın Ahlak Yasası Basın ġeref Divanı Basın Konseyi Medya Etik Konseyi Derneği Basın Meslek Ġlkeleri Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi Basın Ahlak Esasları DYH Yayın Ġlkeleri ĠNTERNET VE ĠNTERNET HABERCĠLĠĞĠ YENĠ BĠR MEDYA OLARAK ĠNTERNET Yirmi birinci Yüzyılda ĠletiĢim Araçlarının Genel Durumu Bir ĠletiĢim Aracı Olarak Ġnternet Ġnternet Kullanımında Belirleyici Olan Amaçlar Ġnternetin Geleneksel Medyalardan Farkı Yeni Bir Medya Olarak Farklı Özellikleri Ġnternette EtkileĢimin Unsurları Ġnternette ĠletiĢim Sürecinin ĠĢleyiĢi... 59

11 Ġnternette Enformasyonu Sınıflandırma Dünyada ve Türkiye de Ġnternet Dünyada Ġnternet in Tarihi Dünyada Ġnternet in Kullanım Oranları Dünyada Ġnternetle Ġlgili Yasal Düzenlemeler. 69 viii 1 - Amerika BirleĢik Devletleri (ABD) Almanya Fransa Ġngiltere Ġtalya Türkiye'de Ġnternet Türkiye de Ġnternetin Tarihi Türkiye nin Ġnternet Politikası ve Kilit KuruluĢlar Türkiye de Ġnternetle Ġlgili Yasal Düzenlemeler Türkiye de Ġnternetin Yaygınlığı ĠNTERNET HABERCĠLĠĞĠ Ġnternet Haberciliğinin DoğuĢu ve GeliĢimi Dünyada ve Türkiye de Ġnternet Haberciliği Dünya da Ġnternet Haberciliği Türkiye de Ġnternet Haberciliği Geleneksel Medyanın Ġnternet Haberciliğine GiriĢi Ġnternet ve DeğiĢen Gazetecilik Sanal Yazı ĠĢleri Gazeteciler Açısından DeğiĢimler Ġzleyici/Okuyucu Açısından DeğiĢimler Haber Kaynakları Açısından DeğiĢimler Haber Stratejileri Açısından DeğiĢimler Haber Yazımı Açısından DeğiĢimler T Modeli Ters piramit modeli

12 3. Online piramit modeli Doğrusal yazım modeli Doğrusal olmayan yazım modeli Kümeleme modeli Öyküsel anlatım modeli Kum saati modeli Ġnternet Gazeteciliğinin Avantajları Ucuz, Kolay ve Hızlı Habercilik Alternatiflik Potansiyeli Ġnteraktif ĠletiĢim Haber Ağlarının ÇeĢitliliği Ġnternet Haberciliğinin Sorunları ve Yetersizlikler Piyasa Baskısı ve Ekonomik Yetersizlik Alternatiflik TartıĢması ve Tektiplik Sorunu Üretim Biçimi ve Üretim ĠliĢkileri Habercilik ve Ġçeriklerde Nitelik Sorunu Türkiye de Ġnternet Haberciliğinin Hukuki Durumu ve ÇeĢitli Yasa/SözleĢme/Bildirgelerdeki Yeri Basın Kanunu Sayılı Yasa (212 Sayılı Yasa) Basın Kartları Yönetmeliği Türk Ceza Kanunu Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi Basın Konseyi SözleĢmesi Internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla ĠĢlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun Ġnternet ĠletiĢim Kuralları Radyo Ve Televizyonların KuruluĢ Ve Yayınları Hakkında Kanun Son Yasa ÇalıĢmaları Türkiye de Ġnternet Habercilerinin Örgütlenme ÇalıĢmaları, Dernek Faaliyetleri ix

13 x Ġnternet Medyası Derneği (ĠMD) Ġnternet Habercileri Derneği (ĠHD) Tüm Ġnternet Medyası Derneği (TĠMED) ĠNTERNET HABERCĠLĠĞĠNDE ETĠK SORUNLAR VE ĠLKELER Ġnternet ve Ġnternet Haberciliğinde Etik Konusuna Genel Bir BakıĢ Ġnternet Haberciliğiyle Ġlgili Bir Takım Ġlkeler ve Öneriler Bilgilendirme, Doğruluk, Dürüstlük, Güvenilirlik Nesnellik ve Netlik Haber/Reklam/Yorum Ayrımı, Bireye Saygı, ġiddet Gizlilik, Özel Hayat, Mahremiyet Cevap ve Düzeltme Hakkı Editoryal Bağımsızlık Ġnternet Haberciliğiyle Ġlgili Ġlke ve Önerilere Yönelik EleĢtiriler Ġnternet Haberciliğinde Etik Sorunlar Gazeteci Olan/Olmayan KarmaĢası Hız, Zaman Baskısı ve Rekabet Reklam ve Ekonomik Kaygılar A - Veri Tabanlarının Durumu B - Cookıes C - Hiperbağlar Güvenirlik Problemi Yasal Sıkıntılar/BoĢluklar A) Fikri Hakların Ġhlali B) Haber Çalma, Ġçerik Unsurların Güncellik Sorunu C) Zararlı/Saldırgan Mesajlar, Ayrımcılık D) KiĢilik Haklarının Ġhlali Editöryal Yetersizlik/Masa BaĢı Habercilik Okuyucuların Ġfade Özgürlüğü

14 4. TÜRKĠYE DEKĠ HABER SĠTELERĠNĠN ETĠKSEL AÇIDAN ĠNCELENMESĠ Sorun Amaç Önem Varsayımlar (Sayıltılar) Sınırlılıklar Evren ve Örneklem Yöntem Bulgular ve Yorum Çapraz Tablolar Haberin yayınlanma süresi-sitenin statüsü Sitenin abone olduğu ajans sayısı-sitenin statüsü Sitenin reklam alma oranı-sitenin statüsü Güvenilirlik ve Faktör Analizi Sitenin Yayın özelliğinin, Habercilik etik faktörlerine etkisinin incelenmesi Abone olunan ajans sayısının habercilik etik faktörlerine etkisi Sitenin sahiplik yapısının, Habercilik etik faktörlerine etkisinin incelenmesi Sitenin Reklam alma durumunun, Habercilik etik faktörlerine etkisinin incelenmesi Friedman Testi Değerlendirmeler, Sonuç Ve Öneriler Genel Değerlendirmeler ÇalıĢanların Nitelik ve Niceliği Sorunu Editöryal Yetersizlik/Masa BaĢı Habercilik Kayıt DıĢı Ġstihdam ve Ekonomik Sorunlar Örgütlenmenin Niteliği Sorunu Gelir Kaynaklarının Sınırlılığı ve Niteliği Sorunu Haber Çalma/Haber Çarpıtma Yasal BoĢluklar/Hukuki Sorunlar xi

15 Haber/Reklam/Yorum Ayrımı Sorunu Taraf Olma/Taraf Olmama (Tarafsızlık) Hız ve Zaman Baskısı Güvenirlik KiĢilik Haklarına ve Özel Hayata Saygı Cevap ve Düzeltme Hakkı Sağlama Bireye Saygı/ġeffaflık Sonuç ve Öneriler KAYNAKÇA EKLER Ek - 1. BASIN KONSEYĠ SÖZLEġMESĠ Ek 2. BASIN MESLEK ĠLKELERĠ Ek 3. TÜRKĠYE GAZETECĠLERĠ HAK VE SORUMLULUK BĠLDĠRGESĠ 272 Ek SAYILI KANUNA GÖREBASIN AHLÂK ESASLARI Ek 5. DOĞAN YAYIN HOLDĠNG YAYIN ĠLKELERĠ Ek 6. ĠNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESĠ VE BU YAYINLAR YOLUYLA ĠġLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDĠLMESĠ HAKKINDA KANUN Ek 7. FUTBOL VE DĠĞER SPOR MÜSABAKALARINDA BAHĠS VE ġans OYUNLARI DÜZENLENMESĠ HAKKINDA KANUN Ek 8. BASIN KANUNU Ek - 9. BASIN MESLEĞĠNDE ÇALIġANLARLA ÇALIġTIRANLAR ARASINDAKĠ MÜNASEBETLERĠN TANZĠMĠ HAKKINDA KANUN Ek BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BASIN KARTI YÖNETMELĠĞĠ Ek -11. TÜRK CEZA KANUNU Ek 12. TGC ÖDÜL YÖNETMELĠĞĠ Ek -13. ĠNTERNET ĠLETĠġĠM KURALLARI Ek 14. RADYO VE TELEVĠZYONLARIN KURULUġ VE YAYINLARI HAKKINDA KANUN(MÜLGA) Ek -15. BASIN KANUNUNA BĠR MADDE EKLENMESĠNE DAĠR KANUN TASARISI TASLAĞI (Ġnternet Medyası Derneği'nindir) xii

16 Ek 16. ANKET YAPILAN ĠNTERNET HABER SĠTELERĠNĠN WEB ADRESLERĠ Ek 17. ĠNTERNET HABER SĠTELERĠNEN UYGULANAN ONLĠNE GÖRÜġME FORMU xiii

17 xiv KISALTMALAR SAYFASI AA: Anadolu Ajansı AB: Avrupa Birliği ABD: Amerika BirleĢik Devletleri ADSL: Asymmetric Digital Subscriber Line / Asimetrik Sayısal Abone Hattı AP: Avrupa Parlamentosu ARPA: Ġleri Düzey AraĢtırma Projeleri Kurumu ARPANET: Ġleri AraĢtırma Projeleri Ajansı Bilgisayar Ağı (Advanced Research Projects Agency Network). AÜ: Ankara Üniversitesi BBS: Mesaj Panosu Sistemi BĠA: BirleĢik ĠletiĢim Ağı BKYK: Basın Konseyi Yüksek Kurulu BM: BirleĢmiĢ Milletler BTK: Bilgi Teknolojileri ve ĠletiĢim Kurumu BYEGM: Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü CERN: Avrupa Nükleer AraĢtırma Merkezi CHP: Cumhuriyet Halk Partisi DARPA: Savunma Ġleri AraĢtırma Projeler Ajansı DNS: Domain Name System-Domen/Alan Adı Sistemi DSL: Digital Subscriber Line/Sayısal Abone Hattı DTP: Demokratik Toplum Partisi DTP: Devlet Planlama TeĢkilatı DYH: Doğan Yayın Holding

18 xv EARN: (European Research and Education Networking Association) Avrupa AraĢtırma ve Eğitim Ağı Birliği FIJ: Uluslararası Gazeteciler Federasyonu FSEK: Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu FTP: File Transfer Protocol/Dosya Aktarım Protokolü GSM: Küresel Mobil ĠletiĢim Sistemi HTLM: Hyper Text Markup Language/Zengin Metin ĠĢaret Dili HTTP: Hyper Text Transfer Protocol/ Hiper Metin Transferi Protokolü IP: Internet Protokolü ISS: Ġnternet Servis Sağlayıcı ĠHD: Ġnternet Habercileri Derneği ĠMD: Ġnternet Medyası Derneği KĠA: Kitle iletiģim araçları KMO: Kaiser-Mayer-Olkin LAN: Local area network/yerel Alan Ağı MEK: Medya Etik Konseyi NNTP: Network News Transfer Protocol/Ağ Haber Aktarım Protokolü NSFNET: ABD ulusal bilim kurulu ağı ODTÜ: Orta Doğu Teknik Üniversitesi PDA: Personel Digital Assistant / KiĢisel Dijital Yardımcı PICS: Platform for Internet Content Selection/ Ġnternet Ġçerik Seçim Platformu RTÜK: Radyo Televizyon Üst Kurulu SPSS: Statistical Program for Social Sciences SSCB: Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği STK: Sivil Toplum KuruluĢu

19 xvi TBMM: Türkiye Büyük Millet Meclisi TCK: Türk Ceza Kanunu TCP/IP: Transmission Control Protocol/Internet Protocol/ Bilgisayarlar ile veri iletme/alma birimleri arasında organizasyonu sağlayan, protokolün genel adı. TCP: ĠletiĢim Kontrol Protokolü TDG: Tele Servisler Yasası TGC: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti TGS: Türkiye Gazeteciler Sendikası TĠB: Telekomünikasyon ĠletiĢim BaĢkanlığı TĠMED: Tüm Ġnternet Medyası Derneği TRNET: TURNET: Türkiye Internet Altyapı Ağı TT: Türk Telekom TURNET: Türkiye Ulusal Internet Altyapı Ağı TÜBĠTAK: Türkiye Bilimsel ve Teknolojik AraĢtırma Kurumu TÜĠK: Türkiye Ġstatistik Kurumu TÜVAKA: Türkiye Üniversiteler ve AraĢtırma Kurumu Ağları TV: Televizyon ULAKBĠLĠM: Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi UNESCO: BirleĢmiĢ Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization) URL: Uniform Resource Locator/Standart Kaynak Bulucu VBNs: (Very High Speed Backbone Service) Çok Yüksek Hızlı Omurga Servisi WAIS: Wide Area Information ServiceWide Area Information Service/GeniĢ Alan Bilgi Servisi WAP: Wireless Application Protocol/Kablosuz uygulama Protokolü

20 xvii WEB: Örümcek Ağı WIPO: Dünya Fikri Haklar Organizasyonu WWW: (World wide web) Türkçe Dünya Çapında Ağ YÖK: Yüksek Öğretim Kurulu

21 xviii TABLOLAR LĠSTESĠ Tablo - 1: Dünyada internet kullanımı...67 Tablo - 2: Ġnternet Kullanımında Türkiye nin Avrupa daki Yeri...77 Tablo - 3: Katılımcıların cinsiyetlerinin frekans dağılımı Tablo - 4: Katılımcıların yaģlarının frekans dağılımı Tablo - 5: Katılımcıların eğitim düzeylerinin frekans dağılımı Tablo - 6: Katılımcıların Ünvanlarının frekans dağılımı Tablo - 7: Sitelerin kuruluģ yıllarına göre frekans dağılımı Tablo - 8: Sitenin yayın özelliği Tablo - 9: Mesleki derneğe üyelik Tablo - 10: BaĢka bir siteye link bağlantısı olup olmadığı Tablo - 11: Sitede çalıģan sayısı frekans dağılımı Tablo 12: ÇalıĢanların cinsiyetlerine göre frekans dağılımı Tablo - 13: Sitelerin üniversiteli çalıģan sayıları Tablo - 14: Sitelerin iletiģim fakültesi mezunu çalıģan sayıları Tablo - 15: Sitede bulunan stajyer sayısı frekans dağılımı Tablo - 16: Sitede bulunan Sarı basın kartı sahibi çalıģan sayısı Tablo - 17: Sitedeki sigortalı çalıģan sayıları Tablo - 18: Haberden sorumlu çalıģanların görevleri Tablo - 19: Haber yayınlanma süresi Tablo - 20: Sitedeki haberlerin izinsiz kullanılması Tablo - 21: Sitenin herhangi bir cezaya maruz kalması Tablo - 22: Sitenin ÇarpıtılmıĢ Haberlere Maruz Kalması Tablo - 23: Sitenin Advertorial yayınlaması Tablo - 24: Sitelerin abone olduğu ajans sayısı...190

22 xix Tablo 25: Sitenin sahip yapısı frekans dağılımı Tablo - 26: ġirketin baģka faaliyetinin olup olmadığı Tablo - 27: Sitenin reklam alma frekans dağılımı Tablo - 28: Reklam gelirlerinde değiģim frekans tablosu Tablo - 29: Sitelerin aylık toplam gelirleri Tablo - 30: ÇalıĢan ücretlerinin ödenmesinde güçlük yaģanması Tablo - 31: Türkiye de hukuki düzenlemelerin yeterliliği Tablo 32: Haber ve habercilik etiği bağlamındaki yargılara sitelerin katılım oranları (31 den 40. Soruya kadarki yanıtlar) Tablo 33: Haber ve habercilik etiği bağlamındaki yargılara sitelerin katılım oranları (41 den 50. Soruya kadarki yanıtlar) Tablo 34: Haber ve habercilik etiği bağlamındaki yargılara sitelerin katılım oranları (51 den 60. Soruya kadarki yanıtlar) Tablo 35: Haber ve habercilik etiği bağlamındaki yargılara sitelerin katılım oranları (61 den 66. Soruya kadarki yanıtlar) Tablo 36: Haber ve habercilik etiği bağlamındaki yargılara sitelerin katılım oranları (67 den 74. Soruya kadarki yanıtlar) Tablo 37: Haberin yayınlanma süresi-sitenin statüsü çapraz tablosu Tablo 38: Sitenin abone olduğu ajans sayısı-sitenin statüsü çapraz tablo Tablo - 39: Sitenin reklam alma oranı-sitenin statüsü çapraz tablo Tablo - 40: Faktör analizi sonuç tablosu Tablo - 41: Sitenin yayın özelliğinin, Habercilik etik faktörlerine etkisi Tablo - 42: Abone olunan ajans sayısının, habercilik etik faktörlerine etkisi..213

23 xx Tablo - 43: Sitelerin sahiplik yapısının Habercilik etik faktörlerine etkisi Tablo 44: Sitenin reklam alma durumunun, habercilik etik faktörlerine etkisi..216 Tablo - 45: Etik faktörlerin karģılaģtırılması...218

24 xxi GRAFĠKLER LĠSTESĠ Grafik - 1: Katılımcıların yaģlarının frekans dağılımı Grafik - 2: Katılımcıların Eğitim düzeyleri Grafik - 3: Katılımcıların unvanlarının frekans dağılımı Grafik - 4: Sitenin yayın özelliği Grafik - 5: Sitelerin çalıģan sayısı frekans dağılımı Grafik 6: ÇalıĢanların cinsiyetlerine göre frekans dağılımı Grafik -7: Üniversite mezunu çalıģan sayısına göre sitelerin frekans dağılımı Grafik - 8: Haberlerin yayınlanma sürelerinin frekans dağılımı Grafik - 9: Sitelerin abone oldukları ajans sayısı frekans dağılımı 191 Grafik - 10: Sitelerin sahiplik yapısı frekans dağılımı Grafik - 11: Haberin yayınlanma süresi-sitenin statüsü çapraz grafik Grafik - 12: Sitenin abone olduğu ajans sayısı-sitenin statüsü..206 Grafik - 13: Sitenin reklam alma oranı-sitenin statüsü çapraz grafik...207

25 1 GĠRĠġ Medya ve enformasyon Ģebekeleri son yıllarda bütün dünyayı sarmıģ (Yaylagül, 2006: 180), kitle iletiģimi ve iletiģim araçlarında yaģanan patlama sürekli çeģitlenerek ivme kazanmıģtır (Tokgöz, 2008: 69-70). Kitle iletiģimi ve iletiģim araçlarının sayıca artması, çeģitlenmesi, iç içe geçmesi toplumların ve bireylerin daha fazla medyayla iliģkili olmasını beraberinde getirmiģtir. Artık radyo, gazete, televizyon gibi araçların yanında cep telefonu internet gibi yeni medyalar da devrededir. Özellikle internet, hayatın her alanında yer alması ve sınırsızlığıyla dikkat çekmektedir. Fakat yeni iletiģim teknolojileri günümüzde çeģitli problemlerle bağlantılı veya problemlerin bizzat kaynağı olabilmektedir. Etik açıdan tartıģılan ve sık sık gündeme gelen sorunlar bu kapsamda önemlidir. ÇeĢitli türdeki etik sorunlara yeni iletiģim teknolojilerinin dahil olması, tekrarlaması ve yenilerine neden olması söz konusudur. Çünkü son yıllarda iletiģim teknolojileri varolan etik sorun alanlarını geniģletmiģ, yeni etik sorunlara neden olmuģtur (Uzun, 2009: 15). Örneğin, bilgisayarların, internetin yaygınlaģıp gündelik yaģamda önemli bir yer tutmaya baģlaması (Uzun, 2009: 277) ve her sahada etkin hale gelmesi; bu alanda bir standart oluģturulması ve düzenleme yapılmasına engel olabilmektedir (Demir, 2006: 16). Resmedilen tablonun içerisinde internet haberciliğinin de medya etiği açısından çeģitli sorunlarla iliģkili olduğu ve yenileriyle anılabildiği savunulmaktadır. Lakin gazeteciliğe iliģkin etik kodların büyük bir bölümü yazılı basın alanıyla ilgili olsa bile, teknolojideki geliģmelerle birlikte yazılı basının yanında diğer haber medyalarının da yer alması (Uzun, 2009: 177), internette haber siteleri üzerinden yapılan haberciliğin durumunun araģtırılmasını anlamlı kılmaktadır. Ġnternet yayıncılığıyla birlikte; geleneksel medyada yayıncı kuruluģun kendi etik kodları, medya camiasının genel etik kodları ve temayülleri ve gazetecilik mesleğinin geleneksel etik kodları çok rahatlıkla ihlal edilebilmektedir (Nizam ve Biçer, 2005). Günümüzde sayısı giderek artan ve çeģitlenen haber sitelerinin söz konusu durumda payının ne kadar ve nasıl olduğu tam olarak bilinmemektedir. Yalnızca haber sitelerinin nicel artıģıyla paralel olarak internet haberciliğindeki etik ihlaller ve

26 2 yeni ahlaki sorunlar gündeme gelebilmektedir. Haber sitelerinin iliģkili olduğu ihlaller/sorunlara karģı geleneksel medyanın hakim etik kodları çözüm önerisi olarak sunulabilmektedir. Oysa meslek etiği açısından özellikle liberal yaklaģım çerçevesinde oluģturulan gazetecilikle ilgili etik kodların/kuralların bir takım sorunların tespiti açısından çerçeve sunup sunmayacağı sorgulanmaktadır. Meslek etiği açısından sıkça tartıģılan gazeteciliğin internette yapılmasıyla ahlaki ilkelerin ve önerilerin bir takım sorunların çözümü konusunda çerçeve sunup sunmayacağı tartıģması beraberinde gelmektedir. Amma velâkin internet haberciliğinin alternatif bir araç olabileceğine dair oluģturulan inancın etkisiyle de söz konusu kodlar/kurallar tekrar konu olabilmektedir. ÇeĢitli sınırlılıklara sahip olsalar da, her Ģeye rağmen gazetecilik etiğini geliģtirmede bunların önemlerini koruduğu savunulmaktadır (Uzun, 2009: 46). Son kertede meslek ilke ve kurallarından dürüstlük, tarafsızlık, güvenilirlik, doğruluk, düzeltme ve cevap hakkına saygı gösterme, gizlilik, özel yaģam ve mahremiyete müdahale etmeme gibi geleneksel medya için zikredilen birçok etik kodların/kuralların haber siteleri için de geçerli olabileceği belirtilmektedir (Çaplı, 2002: ). Bunlarla birlikte internet ortamında yapılmaya çalıģılan habercilikten bizzat kaynaklanan etik sorunlara özgü çözümler üretilip üretilmeyeceği de düģünülmektedir. Diğer yandan haber sitelerinin iģ görenlerinin ne kadarının gazetecilikle ilgili yukarıdaki etik kuralları/kodları benimsediği ve bu kondaki görüģlerinin boyutu bilinmemektedir. Bu yüzden en baģta haber sitelerinin meslek etiği bağlamında gazetecilik ahlak kurallarıyla ilgili görüģlerinin hangi noktalarda olduğunun araģtırılmasına ihtiyaç vardır. Bu nedenle tez çalıģmasının konusu internet, internet haberciliği ve internet haber sitelerinin temsilcilerinin habercilik etiğine bakıģıdır. Ġnternet haberciliğini etik açıdan ele alan Dünya da ve Türkiye deki araģtırmaların yeterli sayıya ulaģtığı söylemek henüz zordur. Ve haber sitelerinin; çalıģan profili, örgütlenme anlayıģı, hukuki sorunları, sahiplik yapısı, reklam potansiyelleri, ekonomik sorunları, bütçeleri vb. hakkında da akademik ve mesleki değerlendirmelerde kullanılabilecek nitelikte güncel verilere de ihtiyaç vardır. Literatüre katkı sağlayarak, haber sitelerinin

27 3 durumunu ortaya koymak çalıģmanın önemini aģikar kılmaktadır. ÇalıĢma kapsamında Türkiye deki ulusal veya yerel yayıncılık yapan internet haber sitelerinin temsilcileriyle anket çalıģması gerçekleģtirilmiģtir. ÇalıĢmada gazetecilik etiği açısından Türkiye de haber sitelerinin temsilcilerinin, "BaĢkalarının haberlerini kullanmada hassasiyet", "güvenilirlik", "hukuk", "kiģilik hakları/özel hayata saygı", "tarafsızlık", "cevap ve düzeltme hakkı sağlama", "Ģeffaflık" hakkında görüģlerinin öğrenilmesi temelde amaçlanmıģtır. Ayrıca haber sitelerinin sorunları/durumlarına iliģkin görgül-ölçümlenebilir bilimsel yöntemlerle veri toplanması ve bu verilerin iģlenerek kapsamlı/güncel bulguların sağlanması hedeflenmiģtir. ÇalıĢmada meslek etiğiyle ilgili çeģitli ahlak/ilkeler/kodlara iliģkin haber sitesi temsilcilerinin görüģleri araģtırılmıģtır. Bunun için 5 bölümden oluģan tez çalıģmasında birinci bölümde etik ve ahlak konusunun birbiriyle iliģkisi ve farklı yönleri açıklanarak ahlak kuramlarına değinilmiģ, özellikle kural koyucu ahlak kuramları üzerinde durulmuģtur. Daha sonra meslek ve iģ ahlakı açıklanarak medya etiği kavramının tarihsel geliģimi, sınırları, kapsayıcılığı ele alınarak liberal ve eleģtirel bakıģ açılarından nasıl sorunsallaģtırıldığı araģtırılmıģtır. Ġlk bölümde son olarak Türk medyasının etik sorunlarının arka planındaki faktörlere değinilerek ülkemizde medya etiğiyle ilgili mesleki örgütlenmelerden, yasalardan, ilkelerden, bildirgelerden kısaca bahsedilmiģtir. Tezin ikinci bölümündeyse yeni bir medya olarak internet ve bu bağlamda internet haberciliği birçok yönüyle ele alınarak betimlenmiģtir. Bu bölümde internetin iletiģimsel boyutları, geleneksel medyalardan farkları, özellikleri, Dünya da ve Türkiye de doğuģundan günümüze kadar ki yaygınlık durumu çeģitli bilgiler ıģığında sıralanmıģtır. Ġkinci bölümün ikinci ana baģlığını oluģturan Ġnternet Haberciliği ise; dünyada ve Türkiye deki doğuģu, geliģimi, geleneksel medya kuruluģlarıyla iliģkisi, gazetecilikte yol açtığı değiģimler, avantajları, sorunları, yetersizlikleri, Türkiye deki hukuki durumu ve yazılı mevzuattaki konumu, sektördeki örgütlenme çalıģmaları gibi olaylar, olgular ve konular çerçevesinde iģlenmiģtir. Ġnternet haberciliğinin incelenmesinin ardından üçüncü bölümde, Ġnternet haberciliğiyle bağlantılı etik sorunlar, ilkeler, değerlendirmeler, öneriler literatür ve

28 4 belgesel tarama teknikleriyle ortaya konmuģtur. Bu bölümde Ġnternet haberciliğiyle ilgili ahlaki ve hukuki sorunlarla ilgili farklı yaklaģımlara da değinilerek, özellikle alana dönük yasaların ve gazetecilikle ilgili meslek örgütlerinin yazılı beyanlarından yararlanılmıģtır. Dördüncü bölümdeyse, Türkiye deki internet haber siteleri temsilcileriyle online üzerinden anket çalıģması yapılmıģtır. ÇalıĢmada internet habercilerinin habercilik etiğiyle ilgili çeģitli yargılar/öneriler hakkındaki görüģleri ortaya konmuģ, haber sitelerinin sorunları/durumlarına iliģkin görgül-ölçümlenebilir bilimsel yöntemlerle veriler toplanarak çeģitli yorumlamalar yapılmıģtır. Ayrıca görüģmelerde; çalıģan profili, eğitim düzeyleri, örgütlenme anlayıģı, hukuki sorunları, sahiplik yapısı, reklam potansiyelleri, ekonomik sorunları, bütçeleri vb. hususlarıyla ilgili bilgilere ulaģılarak, Türkiye deki haber sitelerinin günümüzdeki yapısı da ortaya konulmaya çalıģılmıģtır. Son olarak çeģitli taramalardan çıkarılan notların da yardımıyla anketle toplanarak yorumlanan güncel verilerin değerlendirilmesi birlikte yapılmıģ, çeģitli öneriler oluģturulmuģ ve Türkiye deki haber sitelerinin etik ve diğer konularla ilgili durumu hakkında genel bir sonuca ulaģılmıģtır.

29 5

30 6 BĠRĠNCĠ BÖLÜM ETĠK, AHLAK VE MEDYA ETĠĞĠ ÇalıĢmanın ilk bölümünde etik-ahlak gibi kavramlar farklı yaklaģımlar ıģığında tartıģılarak iki kavramın birbirinden ayrılan noktaları ortaya konacak ve ayrıca ahlak kuramları/türleri üzerinde durulacaktır. Bunların ardından meslek-iģ ahlakı konusuyla ilgili sınırlar belirlenecek ve mesleki kodlar/kuralları sürekli meslek etiği yönünden de tartıģılan medya etiği konusuna geçiģ yapılacaktır. Ayrıca medya etiğiyle ilgili liberal ve eleģtirel türdeki çeģitli yaklaģımların tespitleri genel olarak ele alınarak Türk medyasının etiksel yönden durumuna değinilecektir ETĠK KAVRAMI Ahlak bilgisi, ahlak felsefesi ya da Batı dillerinde kullanılan Ģekliyle(Arslan, 2005: 1), etik 1, ahlak üzerine düģünebilme etkinliğidir. Ahlak, olgusal ve tarihsel olarak yaģayan bir Ģey olmasına karģılık, etik, bu olguya yönelen felsefe disiplininin adıdır. Ġnsana iliģkin etik sorunlarla ilgili doğrulanabilir-yanlıģlaģabilir bilgiler ortaya koyan ya da en azından koyması beklenen bir felsefe disiplinidir etik; yapılması gerekeni söyleyen ya da normlar koyan bir etkinlik değildir. Etik, ahlaki iliģkilerin niteliği üzerinde genel bir görüģ elde etmektir. Etiğin soruları doğrudan kendi yaģamımızda veya kamu yaģamında kararlar aldığımızda ve eylemde bulunduğumuzda yüz yüze geldiğimiz veya görmezlikten geldiğimiz etik sorunlarla ilgili sorulardır. Ġnsan pratiğini, mevcut ahlaklılık koģulları açısından araģtırır. Annemarie Pieper, etik ahlak üretmez, ahlak üzerine konuģur der (Saçaklıoğlu, 2002: 25; Erdem, 2003: 18; Sönmez, 2005: 29; Dedeoğlu, 2001: 4). Batı dünyasında ahlak ve Ahlak Felsefesi için kullanılan kavramlar, moral ve etik (ethics) dir. Bu iki kavram, çok anlamlı ve geçiģliliği söz konusu olan kelimelerdir. Moral daha ziyade tarihsel ve olgusal bir Ģey, ahlak, huy kavramının eģanlamlısı olarak kullanılır ve ahlaki romlar, değer yargıları, töre, örf ve adet gibi anlamları da içerir. Etik (ethique, ethics), de bu anlamları içerse bile, o daha ziyade edep ilmi, ahlak ilmi ve Ahlak Felsefesi ile eģ tutulur (Erdem, 2003: 18). Bedia 1 Ġlkin etikal denmiģtir. Etos, örf ve adet, yaģama kuralı anlamını taģır. Latinler buna moralya demiģlerdir. Aristoteles den bu yana yaģama kurallarının tümüne etik adı verilmiģtir(erkelli Kızıl, 1998: 64).

31 7 Akarsu Ethics i bu anlamda kullanmaktadır. Ahlakçılardan Osman Pazarlı da, dilimizde kullanılan ahlak ahlak ilmi ve etik terimlerinin konuya göre ahlak kuralları ya da ahlak felsefesi anlamında kullanıldığını belirmektedir(arslan, 2005: 5). Ġsmail Tunalı, Felsefe kitabında etiği; eylem meselesini inceleyen ahlak felsefesi olarak tanımlar (Dedeoğlu, 2004: 113). Etik terimi için sınırları kesin olarak netleģtirilmiģ bir tanımlaya gitmek oldukça zor olsa da (Akgeyik, 2009: 286), değerler, yargılar ve ahlakilik denilen durum üzerinde ortaya konulan derinlemesine, detaylı, düzeli ve sistemli bir Ģekilde düģünülmekte, sorgulanmakta, tahlil edilmekte ve terkipler yapılarak dile getirilmektedir (Erdem, 2003: 16-17). Etikle ilgili farklı görüģler mevcuttur. Kenneth ve Jane Laudon a göre etik, bireylerin yaptıkları seçimleri ve nasıl davranacaklarını etkileyen, doğru ve yanlıģa iliģkin ilkelerdir. Laverna M. Saunders ise; etik için doğru ya da iyinin ne olduğunu belirleme sanatı tanımını yapmıģtır. Saunders, aynı zamanda genel biryol, hayat tarzı, bir dizi eylem kuralı ya da ahlak ilkesi diye devam eder (Dedeoğlu, 2001: 3). Bir anlamda etik terimi, insanın davranıģ kurallarına gönderme yapar. Öte yandan Barkow a göre etik kurallarının tümü, birer normdur, ama tüm normlar birer etik kuralı değildir. Normlar, insanda genel olarak tüm davranıģ kurallarını kapsar. Etik ise, en azından bazı kültürlerde, insanların birbirine nasıl davranması gerektiğini söyleyen ahlak kurallarına karģılık gelir. AkĢam için siyah bir kostüm giymek, bir norm örneğidir, ama bir etik kuralı değildir, oysa müģterileri kazıklamamak, bir etik kuralı olduğu kadar bir normdur da. Bazılarına göre, etiğin alanı, insanları ele alma biçiminin ötesine geçer: Tüm yaģamı, çevreyi ve gezegenimizin ekosistemlerini de kapsar (Barkow, 2002: 80). 2 Etik kavramının oluģumunu biyolojik ihtiyaçlarla açıklayan yaklaģımlar mevcuttur. Donald Campbell, kuralcı etiğinde, toplumun kuralcı amaçları, etik sorunlarında, insan doğasını görgül olarak kavramaya dayanan bilimsel bir yaklaģımın uygulanmasıyla desteklenir ya da gerçekleģtirilir (Irwin, 2002: 231). Geleneksel evrimci etik yandaģlarına göreyse kuralcı tezler, doğrudan evrimin doğasından gelir. Evrim sürecinin doruğunda insanlık olduğu için, biz insanlar, doğal 2 Ancak etik üzerinde düģünmek, salt ahlak filozoflarının ya da etik uzmanlarının tekelinde değildir (Sönmez, 2005: 29).

32 8 olarak hepsinden daha büyük değer olan organizmalarızdır. Evrim sürecini ve ürünlerini ahlak açısından korumamız önerilir. Özel olarak, insanlığın rahatını ve gelecekteki mutluluğunu korumak zorundayızdır (Ruse, 2002: 59). Buna göre, toplumsallaģma sürecinde, toplumsal yaģam tarzı, bütünsel uyarlanma uygunluğunu arttırarak, bireye, genetik kalıtını yaģatması konusunda en iyi olasılığı sağlar. Amaç etik değildir, biyolojiktir. Hayatta kalma, uyarlanma uygunluğu ve genetik kalıtın yaģatılmasıyla ilgilidir (Changeux, 2002: 18). Fakat toplumsal yaģamı olası kılan kuralların doğal bir gereksinime bağlı olduğu söylenebilir. Bu bağlamda etik, toplumsal yaģam kurallarının bir parçasıdır insanda. ġu halde etiğin iģlevi de, sonuçta uyarlayıcı bir iģlev olacaktır: Belli bir canlı türüne ait organizmaların, hayatta kalmalarını ve uyarlanma uygunluklarını en iyi biçimde sağlayabilmek için yaģam tarzlarını düzenleme biçimidir. Bizim türümüz, evrim sırasında canlının aldığı biçimlerden biridir sadece ve genel yasaya boyun eğer. Etik, bizimle birlikte yaģama hizmet eder. Sadece, bilinçli ve iradeli varlıklar olduğumuz için, yani kendimizi dilediğimiz gibi kullandığımıza inandığımız için olayların böyle geliģtiği sanısına kapılmamız nedeniyle, kendi tutumumuza karar verme ayrıcalığına sahip olduğumuza inanmanın yanılsama olduğu ileri sürülür. Gerçekte tutumumuz, toplumlarımız, kültürümüz ve etiğimiz, tümü hayatta kalmak gereklerini karģılamak için, sahip olduğumuz ya da yaratmıģ olduğumuz- özel araçlarla hazırladığımız bir yanıttır: Her zaman yararcıdırlar (Changeux, 2002: 19). Oysa geleneklerin farklılığı, insan ahlakının doğal temelleri olacağı düģüncesini çürütür gibi görünür. Montaigne Ģöyle yazar: Burada insan etiyle beslenilir; orada belli bir yaģa gelmiģ babanın öldürülmesi dini görevdir; bir yerde babalar, çocuklarını, beslenmesini ve korunmasını istediği, terk edilmesini ve öldürülmesini istediği çocukları daha anne karnındayken seçer; baģka yerde yaģlı kocalar karılarını, kullanmaları için gençlere bırakır; baģka bir yerde kadınların ortak olması günah sayılmaz; hatta kimi ülkelerde, elbiselerinin kenarına astıkları güzel püskülleri, erkekleri bağlamak için onur niģanı diye taģırlar. Ve Ģöyle bitiriyordu: Doğadan geldiğini söylediğimiz vicdan yasaları, gelenekten doğar; etrafında beğenilmiģ ve kabul edilmiģ düģüncelere ve törelere büyük bir saygısı olan herkes, ne hiçbir vicdan azabı duymadan bunlardan kopabilir, ne de alkıģlanmadan bunlara uyabilir. (Sperber, 2002: 289). Her etik sistemi, belli

33 9 yerlerde ve belli zaman periyodunda, belli insanlar arasındaki etkileģimin ürünüdür. Ne genler ne de bireysel psikoloji tarafından doğrudan üretilmiģtir, etik sistemi bir tarihin sonucudur (Barkow, 2002: 88). Etik üzerine ilk ciddi ve kapsamlı fikirler sunan düģünür M.Ö, yılları arasında yaģamıģ olan Sokrates tir (Sert, 2005: 7). Sokrates ahlakın felsefi-kurumsal bir kuramsal araģtırmasına ciddi ve kapsamlı olarak giriģen ilk kiģidir (Arslan, 2002: 131). Etik kavramına değinilmesinin ardından ahlak kavramı, ahlakın kaynağı ve diğer alt konulara geçebiliriz AHLAK KAVRAMI Ahlak, belli bir dönemde belli insan topluluklarınca benimsenmiģ olan, bireylerin birbirleriyle iliģkilerini 3 düzenleyen törel davranıģ kurallarının, yasalarının ve ilkelerinin toplamıdır (Arslan, 2002: 119; Arslan, 2005: 1). Immanuel Kant ( ), Pratik Aklın EleĢtirisi adlı eserinde ahlakı, kendimizi nasıl mutlu edeceğimizi değil, mutluluğumuzu nasıl değerli kılabileceğimizi gösteren bir doktrin Ģeklinde tanımlamıģtır (Özgener, 2004: 6). Erdem e göre ahlak, Ġnsanın, iyi veya kötü olarak vasıflandırılmasına yol açan manevi nitelikleri, huyları ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu iradeli davranıģlarını içerir. (Erdem, 2003: 15). Ahlak değiģkendir, ancak kendisini etkileyen öğelerden de bağımsız değildir (Özgener, 2004: 10). Ahlak konusu, 2500 yıldan beridir felsefi tartıģmaların konusu olmuģtur. Bu konuyla ilgili tartıģmaların, Yunan filozofu Socrates le baģladığı da ifade edilmektedir. Zamanla ahlaki bir yaģam ın nasıl yaģanabilir kılınacağına yönelik dikkate değer tartıģmaların yapıldığı farklı düģünce okulları geliģmiģtir (Kapu, 2009: 63). Etik tarihinde, ahlaki konularla ilgilenen ilk düģünürlerin, ilkçağda yedi bilgeler adıyla bilinen Yunan düģünürleri olduğu görülür. Yedi bilgelerin kimler olduğuna dair kesin bilgiler olmasa da Atina lı Solun un, Lindos lu Kleobulos un, Isparta lı Khilon un, Milet li Thales in, Lesboslu Pittakos un, Priene li Bias ın ve Korinthos lu 3 KiĢi ile kiģi iliģkisinde bir eylemi, bir tutumu doğru değerlendirebilmenin, değerlendirilen eylem ya da tutum bakımından koģulları, o eylemin içinde yapıldığı gerçeklik koģullarını yeterince bilmek ve eylemi yapan kiģiyi yeterince tanımaktır(kuçuradi, 2006: 20-21). Ġnsan varoluģunun neredeyse kaçınılmaz bir özelliği olan ahlak yalnızca toplumsal etkileģimin bir sonucu değil, aynı zamanda varoluģun önemli bir boyutudur (Yıldırım, 2009: 114).

34 10 Periandros un adları geçer. Bu düģünürlerin yanı sıra, Hesiodos da ĠĢler ve Günler adlı eserinde ahlak konusunu ele almıģtır. Bu bilgelerin düģüncelerini yansıtmak üzere öğütlerine bakıldığında Solon un Hiçbir Ģeyde aģırı olma, Khilon un Kendini bil, Bias ın Yaptığını düģün. Çok dinle, yerinde konuģ, Periandros un Yasaların eski, yemeğin taze olsun, Hesiodos un Kendine kötülük hazırlar, baģkalarına kötülük hazırlayan sözleri görülebilir (Dedeoğlu, 2004: 118). Ahlak konusunda ilk çağ düģünürleri farklı yaklaģımlar ortaya koymuģlardır. Sokrates, ruhu, bilinçli ve ahlaki kiģiliğin oturduğu yer olarak tanımlamıģtır(sert, 2005: 8). Cesaret, adalet cömertlik gibi Ģeylerle ilgili olarak insanlara arasında bir görüģ birliği olduğuna inanmaktadır (Arslan, 2002: 110). Ahlak anlayıģı yüksek derecede toplumsaldır (Sert, 2005: 10). Ahlaki değerimiz bilgilerimiz ile orantılıdır. Sokrates, birincisi erdemin bilgi olduğu ve öğretilebileceği, ikincisi de kimsenin bilerek kötülük yapmayacağı olmak üzere iki görüģ ileri sürmektedir. Sokrates e göre ahlaklı ve erdemli olmak demek bilgili olmak demektir. Ayrıca erdemli kimse mutlu bir hayat süren kiģidir (Sert, 2005: 11). Platon ise ahlaka kutsal bir önem atfeder. O ahlak standartlarının Tanrı dan üstün olduğunu söyleyecek kadar ileri gider: Ġyi olan ve iyilik, Tanrı dan önce gelir (Arslan, 2002: 110). Ona göre, önce devlet erdemli olmalıdır, daha sonra yurttaģların ahlaklı olması beklenebilinir. Platon a göre Ġnsan ruhunda nasıl üç bölüm varsa (itkiler, istenç-irade ve akıl) ve ahlaklılık nasıl bu üç bölümün kendilerine düģen iģleri yapmaları ve denge halinde bulunmaları ise; herkesin ve her sınıfın kendisine düģen iģi yapması, ötekine karıģmaması ve denge içinde bulunması da, adaletli ve doğru bir devletin temelidir (Dedeoğlu, 2004: 123). Aristoteles te ahlak insanın kendisinde baģlar, toplum içinde gerçekleģir ve toplum içinde uygulanır (Yıldız, 2005: 17). O ahlak kuramında daha ampirist, daha az nesnelci, daha görelici, daha çoğulcu, daha az haz düģmanıdır (Arslan, 2002: 137). Aristoteles e göre erdem ahlakının oluģumunda önemli rol oynayan akıldır (Yıldız, 2005: 18). Akıl sahibi olan insanın elde edeceği en yüksek iyi ise; Aristoteles e göre mutluluktur (Yıldız, 2005: 19).

35 11 Öte yandan ahlaklı olmak için ille de inançlı olmak gerekmediği ileri sürülmektedir. Changeux a göre, ahlak, mutlak doğru ve iyi olarak tanımlanmıģ tanrısal iradeye dayanıyorsa, bu iradeyle birlikte keyfi olarak değiģebileceği ve iyiyi tanımlamak için tanrısal iradeden bağımsız ölçütlere gerek duyulacağı kabul edilecektir (Changeux, 2002: 15). Kurallar ve yasaların olması, kural ya da yasa olduğu için ahlaki davranmak da ahlaki davranıģı açıklayan bir durum olamaz (Dedeoğlu, 2004: 117) Ahlak ın Kaynağı Hakkında Farklı YaklaĢımlar Ahlakçılardan bazıları ahlakı deneye, bazıları akla, bazıları da hem deneye hem de akla dayandırırken, bir baģka grup düģünür de kavram çözülmesine dayandırmıģtır. Ahlakı insan duyu ve tecrübelerine dayandıranların baģında amprist, pozitivist ve metaryalist ahlakçılar gelir. Onlara göre, her türlü ahlak kuralları ve ahlaki değerler insanın gözlem ve deneysel çabaları sonucu ortaya çıkmıģtır (Erdem, 2003: 25). Bu bakıģ açısının temsilcileri arasında Ġlkçağ da sofistleri, Demokritos u, XIX. Yüzyıl Ġngiliz amprist ve pozitivistlerini, özellikle de Frederic Rauh u sayabiliriz. Rauh, ahlakı normatif alandan çekip ahlaki tecrübe ye dayandırarak sırf ampirik ve deneysel bir ahlak ilmi kurmaya çalıģanlardan birisidir (Erdem, 2003: 25). Ġkinci görüģ yanlılarına göreyse, ahlak ve ahlak ilkeleri, akıla ve akıldan çıkan ilkeler üzerine dayanmalıdır; diğer ahlak kuralları da aynı yolla elde edilmelidir. Çünkü bir çok ahlak kuralları, ahlaki değerler, deneye dayanmaksızın, deney öncesi (a priori) olarak mevcuttur. Bu anlamda normatif ahlak, matematiğe benzer, matematik gibi gerçekle bağlantısı olmayan, sırf soyut kavramlar üzerine iģler. ĠĢte bu genel kurallara dayanarak insan davranıģları temellendirilmelidir. Bu görüģün temsilcileri arasında özellikle Stoalı ları, Descartes, Spinoza, Leibniz, Kant, ve benzeri birçok rasyonalist düģünürleri sayabiliriz (Erdem, 2003: 26-27). Russell, erken dönemlerinde ahlaki kavramların sezgiyle belirlenebileceğini savunan, sezgiye dayalı bir ahlak anlayıģı ortaya koymuģtur. O na göre ahlak çalıģması, belki de en yaygın Ģekliyle insanların ne tür eylemleri yapmaları gerektiği ve ne tür eylemlerden kaçınmaları gerektiği sorunlarıyla ilgili olarak anlaģılmıģtır. BaĢka bir ifadeyle, insan davranıģıyla ve yapılan davranıģın kabul

36 12 edilebilir veya kabul edilemez olduğuyla ilgilenen bilim olarak anlaģılmıģtır. Bu yüzden Russell a göre ahlak, pratik bir çalıģma olarak değerlendirilmiģtir (Elmalı, 2005: 59). Ahlakın doğuģtan kaynaklanıp kaynaklamadığı da tartıģılmaktadır. Locke en yüksek ahlak kavramlarının ya da belli ahlak kurallarının doğuģtan gelmediğini düģünür. DoğuĢtan ahlak kavramları ya da belirtileri (axiom) yoktur, çünkü ilkin genel olan hiçbir kuģkuya yer vermeyen pratik doğruluk (hakikat) yoktur; ikinci olarak, insanın gülünç olmadan nedenini soramayacağı bir ahlak kuralı düģünülemez; üçüncü olarak bütün bu doğuģtan kurallar zamanla aģılırlar (Sönmez, 2005: 32). 4 Ahlakı dinle iliģkisi de tartıģılmaktadır. Ahlak ve din arasındaki iliģki sorunları konusunda, Kant ise açıkça, insanın kendi keģfettiği ahlak yasasının yeterli olduğu belirtir (Changeux, 2002: 15). Sartre ise varoluģçuluğundan yola çıkarak dinden ve ahlaktan bağımsız bir özgür seçimi savunur. O na göre Ġnsan herģeyi kendi istemi ve kendi iradesiyle gerçekleģtirmelidir. Bu nedenle Tanrının ön buyrukları ve ahlaki değerler fundamentalist, ve deterministtir bundan ötürü de özgür değildir (Saylık, 2005: 54). Nielsen e göreyse ahlak bilim bile değildir. Seküler bir ahlakın, bir bilim veya tanımlayan, açıklayan bir etkinlik gibi bir bakıģ açısına ihtiyacı yoktur. Ardında normatif bir etkinlik bırakabilir ve bırakmalıdır (Nielsen, 2004: 184). Dini ahlak ise bu görüģün karģısındadır. Ġnsanın mutluluğunun aslında yalnızca iyi bir Ģey olduğunu iddia edebilen seküler ahlakın bir çeģit egoizme yol açabileceğini öne sürebilmektedir (Nielsen, 2004: 185) Ġyi, Kötü, Doğru, YanlıĢ Kavramları Ahlak araģtırmasında bir diğer husus iyi ye ve kötü ye ne anlam yüklendiğini açıkça ortaya koymak gerekliliğidir. O zaman, hangi davranıģın, iyi lerin ürettiği doğruyla ve kötü lerden kaçınmayla ilgili olduğunu incelemek kolaylaģır (Elmalı, 2005: 60). 5 Doğada ne iyi ne de kötü vardır, der Spinoza; ve yine: Bir Ģeyi, iyi 4 Locke genel anlamda ahlak görüģlerine sistematik form vermemiģ olmakla ve bunu sadece bilgi öğretisi, din felsefesi ve pedagojik araģtırmalarla bağlantı içinde incelemekle birilkte, ahlaklılıkla yaģamın en önemli ödevini gördüğünden ve bunu temellendirmeyi her felsefenin en büyük ereği saydığından kuģku duyulamaz. Bu görüģü özellikle eğitim üzerindeki yazılarında açıkça görülür (Sönmez, 2005: 35). 5 Ahlakın konusu olan iyinin nesnel veya öznel yapıda olduğu görüģüne göre nesnelci (objectivist) veya öznelci (subjectivist) ahlak kuramları olarak iki ana baģlık altında toplanabilirler. Nesnelci

37 olduğunu düģündüğümüz için istemeyiz, tersine, onun için çaba gösterdiğimiz, onu istediğimiz ve iģtahla ya da arzuyla ona yöneldiğimiz için, o Ģeyin iyi olduğunu düģünürüz der. Hume ise Ģöyle yazar: Kendiliğinden saygın ya da aģağılık, kendiliğinden güzel ya da çirkin hiçbir Ģey yoktur; bu nitelikler, insanların duyguları ve ilgilerinden, yapıları ve öz yapılarından doğar (Fagot-Largeault, 2002: 173). Russell a göre, iyi nin ve kötü nün ne anlama geldiğini izah etmek için, eğer mümkünse yapar, gösteririz. Gücümüz dahilinde ise iyi yi varlığa çıkarır, kötü nün varlık sahasına çıkmasını engelleriz 6. Ġyi dediğimiz Ģey varlığından memnuniyet (haz) duyduğumuz, kötü dediğimiz Ģey ise varlığından acı duyduğumuzdur. Russell a göre, gerçekte bizim yapmak zorunda olduğumuz Ģey, imkanlarımız ve gücümüz oranında sınırlıdır; oysa iyi bu tür sınırlar kabul etmeyen bir konudur. Ayrıca bizim iyiler hakkındaki bilgimiz, tecrübe ettiğimiz veya hayal edebileceğimiz Ģeylerle sınırlıdır ancak, galiba, biz insan varlığının, tamamıyla bilgisinden yoksun olduğumuz birçok iyiler vardır. Çünkü onlar (iyiler) bizim düģünce ve hislerimizin çok sınırlı olmasından dolayı varlık alanına çıkmazlar. Bu tür iyiler, insan davranıģının kendilerine herhangi bir baģvurusu olmamasına rağmen, halen iyidirler. Bu yüzden iyi fikri, insan davranıģıyla ilgili herhangi bir fikirden daha geniģ ve daha köklüdür; biz bu iyi fikrini neyin doğru davranıģ olduğunu izahta kullanırız ancak, doğru davranıģ fikrini, neyin iyi olduğu izahında kullanmayız (Elmalı, 2005: 62). Törebilim adlı yapıtında Spinoza; Ġyi (bonum) ile bize yararlı olduğuna pekinlikle bildiğimizi anlıyorum. Kötü (malum) ile tersine, iyi olana eriģmemizin önüne geçtiğini pekinlikle bildiğimizi anlıyorum der (Dedeoğlu, 2001: 16). Thomas Hobbes a göre ( ) ise kiģiler, kendi varlıklarını koruyan her Ģeye iyi derler ve bunun üzerinde hak ileri sürerler (Dedeoğlu, 2004: 131). Bauman da, iyi davranıģın nedenlendirilmesinin özsevgi ve çıkara bağlı olarak gösterildiğini, baģkasına zarar vermemenin uzun dönemde yararlı olarak anlatıldığını, mantıklı kuramın temsilcisi olarak Platon u, öznelci kuramın temsilcisi olarak ise Spinoza ve Hobbes u anabiliriz (Arslan, 2002: 130). 6 Çocuklara renklerin isimleri öğretilir; onlara kırmızı bir kitap gösterilir ve iģte bu kırmızıdır denir, daha sonra çocuklar kırmızıyı kitap anlamında düģünmek zorunda kalırlar. Sonra ise onlara kırmızı bir çiçek, kırmızı bir top vb. gösterilir ve iģte bunların hepsi kırmızıdır denir. Böylece kırmızılığın analizini yapmak veya meydana geldiği unsurları bulmak oldukça imkansız olmasına rağmen, kırmızılık fikri onların zihnine taģınmıģ olur. Ġyi ele alındığında, yöntem (izah) daha da zorlaģmaktadır, çünkü iyi, hem kırmızı gibi duyularla algılanamadığı gibi, hem de iyi olan Ģeyler üzerinde kırmızı olanlardan daha az mutabakat vardır (Elmalı, 2005: 61). 13

38 14 insanlara hangi davranıģların iyi olduğunu iletme yolunun kendi seçimlerine içkin bir kural olarak değil, dıģarıdan seçimi teģvik eden bir kural Ģeklinde Yasa biçiminde geldiğini söyler. Zorlayıcı yaptırımlarla desteklenen tüm toplumsal kurumlar, ( iyi, ister birey için iyi olarak, ister topluluk için iyi olarak, isterse her ikisi olarak yorumlansın) iyi seçimler yapma konusunda bireye güvenilemeyeceği varsayımını temel almaktadırlar (Dedeoğlu, 2004: 162). Doğru ve yanlıģ davranıģ standardını ve meģruluk kaynağının ise temelde bireylerin içinde yaģadıkları toplumda var olan dinler, gelenekler ve inançlara dayandığı ifade edilmektedir. Bu inançların ise aile, etnik geçmiģ, din, eğitim, arkadaģlıklar, medya ve kiģisel rol modelleri gibi birçok farklı kaynaktan beslendiği görülmektedir. KiĢisel ahlaki duruģunuz, yaģamınız boyunca sizi inģa eden bütün bu grupların etkilerinin bir toplamını sunmaktadır (Kapu, 2009: 59) Ahlak Kuramları ve Ahlak Bilgisi Ahlak felsefesi literatüründe, ahlaki inanç ve felsefesini inceleyen dört yaklaģımdan söz edilmektedir. Bu yaklaģımlardan ikisi, ahlaki durumları dikkate almaksızın ahlakı tanımlar ve analiz eder. Bundan dolayı bu iki yaklaģıma kuralcı olmayan yaklaģımlar denmiģtir. Diğer iki yaklaģım ise, karģılaģılan ahlaki durumlara göre değerlendirmeler yapar ve bir takım yargılarda bulunur. Bu yaklaģım ise Kuralcı (normative) yaklaşımlar olarak adlandırılmaktadır (Kapu, 2009: 64). Bu ahlak kuramları niyetçi (motivist), sonuççu (consequence theories) veya ödevci (deontological) kuramlar olarak da sınıflandırılabilirler. Ahlak bilgisiyse normatif, betimleyici ya da çözümleyici olabilir. Normatif ahlak nasıl davranılması gerektiği üzerinde dururken betimleyici ahlak insanların halihazırda nasıl davrandıkları ve bunların nedenleri üzerinde durur. KiĢisel ahlak ile toplumsal ahlak, iģ ve meslek ahlakı farklı kavramlardır. Ġnsanların yapıp etmelerini ve bunları yöneten ilkeleri 7 (değerleri inceleyen) etik disiplininin yanında (ahlak 7 Değerler felsefesi genel olarak olayları, nesneleri sahip oldukları veya temsil ettikleri değer leri açısından inceleyen felsefi araģtırma alanıdır. Bu alanında baģlıca problemleri değerlerin varolup olmadıkları, eğer varsalar ne tür bir varlığa sahip oldukları, değerlerin yapısı, öznel mi, nesnel mi veya baģta türden mi oldukları, değerlerin kaynağı veya bir değeri değer yapan Ģeyin ne olduğu, örneğin onun insana verdiği haz mı veya baģka bir Ģey mi olduğu türünden problemlerdir (Arslan, 2002: 109).

39 15 felsefesinin) ne yapmalıyız ne yapmamız gerek gibi sorularla uğraģan bir ahlak metafiziği de vardır (Arslan, 2005: 3) Kuralcı Olmayan YaklaĢımlar Ġlki tanımlayıcı ahlak tır. Yani ahlaki davranıģ ve inançların olaylara dayanarak tanımlanması ve açıklanmasıdır. Kürtaj hakkı, mesleki örgütlerdeki ahlak, akrabalık sistemleri, yaģlıların korunması yöntemleri gibi geniģ bir ahlaki inanç ve davranıģ biçimlerini içermektedir. Ġkincisi ise ahlakın kavramsal incelenmesi olan üst ahlak tır (Metaethics). Üst ahlak, erdem, sorumluluk, iyi, ödev ve hak gibi temel kavramların anlamlarının analiz edilmesini sağlamaktadır (Kapu, 2009: 64) Kural Koyucu (Normative) YaklaĢımlar: Normatif teoriler, ahlaki kararların eylemlerin sonuçlarına bağlı olduğunu ifade eden Teleolojik yaklaģım (Gayeci/Sonuçsalcı) ile ahlaki kararların eylemlerin sonuçlarından bağımsız olarak, bazı temel ilkelere dayandığını savunan Deontolojik yaklaģım Ģeklinde ifade edilmektedir. Teleolojik yaklaģım faydacılık (utilitarianism), ve bencillik (egoism) Ģeklinde iki kategoride incelenmektedir. DavranıĢların insan haklarına saygı gibi temel ahlaki ilkelere dayanmasını öneren deontolojik yaklaģım ise, sadece doğruluğu birincil sosyal ilke olarak kabul eden sosyal adalet teorisi, bireylerin moral karakter özelliklerini esal alan erdem ahlakı yaklaģımı ve daha çok dinlerin önerdiği ilkelerden oluģan ahlak anlayıģından oluģmaktadır (Kapu, 2009: 87) Sonuçsalcı (Teleolojik) YaklaĢımlar Teleoloji kavramı, Grekçe de telos kelimesinden türetilen bir kavramdır ve sonuç veya amaç anlamına gelmektedir. Teleoloji, iki temel düģünceye dayanan bir ahlaki bakıģ açısıdır. Birinci düģünce, insan varlığı için değerli olanın ne olduğu hakkındaki iddiadır. Ġkincisi ise, bir eylemin ahlaki olarak kabul edilebilir olup olmayacağı, sadece söz konusu eylemin değeri maksimize edip etmediği konusuyla ilgilidir (Kapu, 2009: 65). Teleoloji terimi temelde bir gayeye yönelik yönlendirmeyi ima eder(özgener, 2004: 33). Görev ahlakının karģasındaki ahlak teorisi sonuçsalcılıktır. Bu teoriye göre bir eylem kendi baģına iyi ya da kötü değildir. O

40 16 eylemi iyi ya da kötü yapan eylemin sonuçlarıdır. Örneğin bir insanı acı vermek eğer acı verici eylem tedaviyle sonuçlanıyorsa iyi, yaralanmayla sonuçlanıyorsa kötüdür (Arslan, 2005: 12). Sonuçsalcılığa göre bir Ģeyin iyiliğine karar verilirken o eylemin sonucunda ortaya çıkacak iyiliğin kötülüğe oranına bakılır. Doğru eylem en çok iyiliği üretecek olan eylemdir. Sonuçsalcı teoriler faydacılık, hazcılık ve egoizmdir (Arslan, 2005: 13). 1-Faydacılık: Sonuçsalcı teorinin en iyi bilinen örneği faydacılıktır (Arslan, 2005: 13). Faydacı ahlak, Ġngiliz filozofları Hume, J. Bentham, S.Mill gibi ünlü düģünürler tarafından ileri sürülen ve özellikle Anglo-sakson ülkelerinde büyük kabul gören bir ahlak kuramıdır. Bu iki filozof da kendi zamanlarının sosyal reformcularıydılar ve faydacı yaklaģımı o zamanların kuramını eleģtirmek için kullanmıģlardı 8. Bu tarihi nedenlerden ötürü Batı da faydacılık sosyal geliģme ve ilerleme kavramlarıyla birlikte düģünülür. Faydacılık ilkesine göre, en büyük sayıda insana en büyük bir ölçüde mutluluk sağlayan bir eylem, doğru eylemdir. Faydacılar mutluluktan hazzı anlamaktadır. Yani en büyük sayıda insana en büyük miktarda haz veren bir eylem, ahlaki bakımdan doğru bir eylemdir (Arslan, 2005: 14; Arslan, 2002: 143). Bentham a göre kamu yararı yada toplumsal fayda denen Ģey, toplumdaki bireylerin çıkarlarının toplamından oluģur. Bir toplumun mutluluğunu artıran bir eylem, bireysel mutlulukların toplamını artıran bir eylem olmak durumundadır (Arslan, 2005: 15). Faydacılığın iki türünden söz etmek mümkündür. Bunlar eylem faydacılık ve kural faydacılık tır. Eylem faydacılığa göre, belli bir durumda belli bir eylemin bu eylemden etkilenenlere ne gibi sonuçlar getireceği hesap edilmelidir. Eğer öngörülen sonuçlar, diğer eylem seçeneklerine göre daha fazla toplam iyilik ya da fayda getiriyorsa söz konusu eylem ahlaken tercih edilmelidir. Örneğin bir firmanın rüģvet vermemesi sonucu firma batacak ve bin ortak zarar görüp iki bin kiģi iģsiz kalacak ise rüģvet vermek eylem faydacılık açısından rüģvet vermemeye göre tercih edilen 8 Hem Bentham ve hem de Mill, faydacı standartları kendi dönemlerindeki politik ve sosyal kurumları değerlendirmek ve eleģtirmek için kullanmıģlardır. Faydacılık ahlaki geleneği, 18 ve 19. Yüzyıl sosyal ve politik felsefesinden kaynaklanan bir yaklaģımdır. Dönemin modern demokratik piyasa kapitalizmine yol açan sosyal hareketlerin bir parçası olarak geliģmiģtir. Burada dikkate alınan nokta, davranıģın doğuģtan, yaratılıģtan sahip olduğu doğruluk, sadakat ve erdem gibi özelliklerden ziyade, daha çok onların yarattığı sonuçlardır (Kapu, 2009: 68).

41 17 bir durum olacaktır. Ancak bu eylem yine de bir erdem veya ilke olarak kabul edelimez en az kötü olanı tercih etmek olarak görülür. Faydacılığa göre eylemlerimizle, bu eylemlerimizden etkilenenler için iyiliğin kötülükten daha fazla ortaya çıkmasına dikkat etmeliyiz (Arslan, 2005: 14-16). Faydacılık söz konusu olduğunda sadece maddi faydaları düģünmemek lazımdır. Manevi faydalar da bir eylemin ahlakiliği tartıģılırken göz önüne alınmalıdır (Arslan, 2005: 13). Eylem faydacılıktan farklı olarak geliģtirilen kural faydacılık kuramı sonuçsalcı olmayan teorilerin sonuçsalcılığa ve faydacılığa karģı yönelttiği eleģtirileri dikkate almıģtır. Bu kuramın en bilinen savunucusu Michigan Üniversitesinden Profesör Richard Brandt dır. Kural faydacılığa göre faydacı standartlar, bireysel eylemlere değil fakat bir bütün olarak ahlak kurallarına uygulanmalıdır. Kural faydacılık mutluluğu maksimize etmek için bir toplumun ne tür ahlak kurallarını benimsemesi gerektiğini temel soru olarak ortaya koyar böylece optimal ahlaki kural kavramı gündeme gelir. Optimal ahlaki ilke, herkesin uyması halinde mutlu olacağı bir ilkeye iģaret etmez. Kural faydacılar için sorun sadece insanları belli bir Ģekilde davranmaya motive etmek değildir. Sorun, bu motivasyonun maliyetini de göz önüne almaktır. Buna göre insanlara tek sorumluluklarının mutluluklarını artırmak olduğunu vaaz etmek ya da öğretmek onların mutluluklarını artırmayabilir. Bunun yerine onları daha mutlu kılacak ahlaki kurallar geliģtirilmelidir (Arslan, 2005: 16). Faydacılık çeģitli yönlerden eleģtirilmektedir. Bunlardan bir tanesi faydacılığın gerçekten iģleyen bir ahlak teorisi olup olmadığının sorgulanmasıdır. Bu eleģtiriyi yöneltenlere göre kimi önemli durumlarda eylemlerin nasıl sonuçlanacağını önceden tahmin edemeyiz. Ayrıca kiģilerin mutluluk seviyesini birbiriyle karģılaģtırmak da pratikte mümkün değildir. Böyle bir Ģey mümkün olsa bile nisanların bir eylemi yapmadan önce oturup olası sonuçlarını ve kiģilerin mutluluk düzeylerini ölçüp biçeceklerini beklemek gerçekçi olmayacaktır (Arslan, 2005: 17). Faydacılığa eleģtiri olarak yöneltilen diğer bir soru da, iyi sonuçlar verse dahi bazı eylemlerin özünde yanlıģ veya kötü olduğudur. Örneğin bazen toplum faydasına sonuçlar verse de sözünden dönmek kötü bir davranıģtır. Bazıları da faydacılığın adil olmadığını ileri sürmektedir. Çünkü faydacılık toplam faydayla ilgilenir, bu toplam faydanın nasıl

42 18 dağıtılacağıyla ilgilenmez. Bu durumda bazı insanların mutluluğu toplumun mutluluğu uğruna feda edilecektir (Arslan, 2005: 18). 2- Hazcılık: Hem Mill hem de Bentham, basit olan zevk anlayıģını kabul etmektedirler. Ġnsanları, çeģitli zevk türlerini tatmak için kendilerine uygun ortam ve Ģartlar sağlayan akıllı ve yetenekli varlıklar olarak görmektedirler. Onlara göre akıl ve hayal zevkleri, özelde saf duygu olan zevklerden daha yüksek bir değere sahiptir. Burada Mill, zevklerin niteliği hakkında nispi bir ayrım yapmaktadır. Böyle bir anlayıģa sahip olmakla birlikte, Bentham gibi temel kriter olarak zevk i kabul etmektedir ve mutluluğu buna göre tanımlamaktadır. Mill ve Bentham ın her ikisi de hedonisttir (Kapu, 2009: 69). Epikuros ise bir eylemin doğruluk veya yanlıģlığını yalnızca bu eylemin sahip olduğu sonuçlarla ölçmektedir: Haz verici bir sonucu olan bir eylem iyi veya doğru eylem, acı verici bir sonucu bulunan bir eylem ise kötü veya yanlıģ bir eylemdir (Arslan, 2002: 130). 3- Egoizm: Ahlak filozofları egoizmi kişisel ve kişisel olmayan egoizm olmak üzere ikiye ayırmıģlardır (Arslan, 2005: 13). KiĢisel egoistler kendi uzun dönemli çıkarlarını önde tutarken diğerlerinin ne yapması gerektiği hakkında sessiz kalırlar. Egoistler herhangi bir kiģinin, baģkalarına karģı ne bir yükümlülüğe, ne de bir fedakarlığa mecbur olmadığını savunmaktadır. Eğer bir davranıģ, uzun dönemde bireyler için kötüye oranla en yüksek iyi yi ortaya çıkarıyorsa ya da muhtemelen çıkaracaksa, o zaman bu davranıģ doğrudur ve bireyler bu davranıģı yapmalıdır (Kapu, 2009: 66). KiĢisel olmayan egoistler ise herkesin kendi uzun dönemli çıkarlarını kollaması gerektiğini ileri sürerler. Egoizm söz konusu olunca bazı yanlıģ anlamalar da gündeme gelmektedir. Çünkü günlük dilde kullanılan egoizm ya da bencillik 9 ile felsefik egoizm ayrıģmaktadır. Örneğin yanlıģ anlamalardan biri, egoistlerin yiyip içip gününü gün eden insanlar oldukları yolundaki genel kanıdır Bencillik, ahlaki karar alma sürecinde, bireyin kendi kiģisel çıkarlarına en çok katkıda bulunacak alternatifleri seçmesi olarak ifade edilmektedir. Literatürde bencillik psikolojik ve ahlaki bencillik Ģeklinde iki kısımda ele alınmaktadır. Psikolojik egoizm, kendisine yol gösterici ilke olarak kiģisel çıkarı kabul etmiģtir. KiĢisel çıkar ilkesinin ise, ekstrem durumları da içine alacak Ģekilde bütün zaman ve koģullarda geçerli olacağı kabul edilmektedir (Kapu, 2009: 66). 10 Bu anlayıģlardan biri bütün egoistlerin aynı zamanda hazcı (hedonist) bir bakıģ açısına sahip olduğu yönündedir. Hedonizme göre, hayatın amacı ve erdemin kriteri zevke ulaģmaktır. Birçok egoist hazcı bir anlayıģa sahip olmasına rağmen, Eski Grek felsefecilerinden Epicuras (M.B ), bazı egoistlerin, kiģisel çıkarı belirleyen Ģey hakkında geniģ bir yorumlama yetisine sahip olduklarını ve

43 19 Oysa uzun dönemli amaçlarını gerçekleģtirmek için kısa dönemli amaçlarından vazgeçen bir insan da egoist olabilir. Egoistler sadece zevk peģinde koģan insanlar olmak zorunda değildirler. Bazı egoistler zevk peģinde koģabileceği gibi bazıları da güç, bilgi ya da kendini gerçekleģtirme gibi amaçların peģinden koģabilirler. Örneğin kendi canını tehlikeye atarak bir baģkasını kurtaran kiģi daha aslında bencilce hareket etmektedir, çünkü kiģi bu hareketiyle fedakarlık hislerini tatmin etmektedir (Arslan, 2005: 13-14) Deontolojik YaklaĢım ve Kant Ahlakı Deontoloji kavramı, Grek medeniyetine ait olan ödev (duty) kavramından gelmektedir. Faydacı amaçlardan bağımsız olarak ahlaki ilke ve kuralların var olduğunu ve ahlaki yaģamın araçlar ve amaçlara dayanarak izah edilmiģ olmasının yanlıģ olduğunu ifade etmektedir. Daha çok davranıģa yüklenmiģ niyetleri ve bireylerin hakları üzerine temellenen ahlak felsefesine dayanmaktadır (Kapu, 2009: 70). Ödevci filozoflar, belirli davranıģları doğuģtan doğru olarak kabul ederler ve doğruluğun belirleyiciliğini, toplum yerine bireysel aktörler üzerine temellendirmektedir. Bizim görevlerimiz, aslında baģkalarının haklarından dolayı ortaya çıkmaktadır. Örneğin, bir kiģinin borçlarını ödemesi, vaatlerini yerine getirmesi, çocuklarını büyütmesi gibi görevler, baģkalarının haklarına dayalı ödevlerdir. Ayrıca deontolojistler, insanlar arasındaki iliģkileri eģit kabul edilebilir görmektedirler. Bu bağlamda birçok özel iliģkilerden özel bireylere ahlaki yaģamı zenginleģtiren görevler akar. Bu iliģkiler; ebeveyn-çocuk, gardiyan-koğuģ, söz verensöz verilen, hukukçu-suçlu, çalıģan-iģveren iliģkilerini kapsamaktadır. Bütün felsefe tarihi boyunca deontolojistler, kendilerinin nihai ahlaki standartları olarak farklı ödev ilkeleri belirlemiģlerdir. Bundan dolayı çeģitli farklılıkları olan deontolojik teoriler ortaya çıkmıģtır. Genelde en yaygın olarak bilinen teori, Kutsal Emirler teorisidir. Bu anlayıģta Tanrı nın istekleri nihai amaçtır ve bir davranıģ ya da davranıģ Ģeklini, eğer yalnızca Tanrı yasaklamıģ veya emretmiģse, doğru ya da yanlıģ olur. Bir baģka grup deontolojist, davranıģların sahip oldukları politik yaģam, din ve sosyal iliģkilerden dolayı değil de, bizzat kendilerinin iyi kavramını, bilgi, güç ya da bazı modern psikologların kendini gerçekleģtirme olarak isimlendirdikleri Ģey ile tanımladıkları belirtmektedir (Kapu, 2009: 67).

44 20 mutlak doğalarından dolayı doğru ya da yanlıģ, iyi ya da kötü olabileceklerini iddia etmiģlerdir (Kapu, 2009: 72). Ahlakın konusunu ve alanını vazifeler ilmi olarak belirleyenlerin baģında Alman filozofu Ġ.Kant gelir. Kant a göre her türlü ahlaki eylem, salt ödev duygusunda kaynaklanmaktadır (Erdem, 2003: 24). Kant ahlak konusunu Törelerin Metafiziğine Temel Atma, Pratik Aklın (Usun) Kritiği (EleĢtirisi) ve Törelerin Metafiziği adlarında eserlerinde ele almıģtır. Kant bu yapıtlarında ahlaki özümüzden, salt istençten söz eder. YaĢamın amacının sadece mutluluğa eriģmek olarak kabul edilemeyeceğini, mutluluk için iç güdülerin yeterli olacağını, ancak insanın iç güdülerin yanı sıra aklı da olduğunu söyler. Akıl da bize ahlaki olanı gösterir; akılla sorumluluklarımızı, ödevlerimizi biliriz (Dedeoğlu, 2004: 136). Kant ın ahlak anlayıģı bazı temel kavramlara dayanmaktadır. Bunlar özgürlük, iyi niyet, özerk ve özerk olmayan irade ve kategorik emirlerdir olarak ifade edilmektedir (Kapu, 2009: 87). Kant a göre bir eylemin doğruluğu veya yanlıģlığı, bu eylemin kendisinden ötürü yapıldığı niyete bağlıdır. Ġyi eylem, iyi niyete dayanan eylemdir (Arslan, 2002: 130). Her bireyin içinde bir ahlak yasası bulunduğu ve buna uymanın en yüksek görev ve gerçekte, bütün yükümlerin temeli olduğu öğretisi ile ona felsefik formüllendiriliģini veren Immnuel Kant tır (Selsam, 1995: 45). Kant faydacılıktaki gibi çıkar temelli ahlak anlayıģına karģı çıkar. Ahlaki bakımdan iyi denen davranıģı insanın doğal arzularının, eğilimlerinin doyurulması olarak açıklayan ahlak kuramlarını en kararlı bir Ģekilde reddeden filozofların baģında gelir (Arslan, 2002: 146). Kant a göre özgürlük ahlak yasasının koģuludur (Kapu, 2009: 73). Kant bir hümanisttir. Ona göre ahlakın kaynağı Tanrı bile değildir. Kant a göre insan otonom bir varlıktır. Yani o kendi yasasını kendisi koyar ve kendi koyduğu yasasına itaat etmesi de onun özgürlüğüdür. O halde ahlak yasasının kaynağı Kant a göre insandır. Kant insanı insan yapan, onu diğer varlıklardan ayıran gerçek insani özelliğin aklı, saf akıl olduğunu düģünür. Ahlak değerlerinin kaynağı insan aklı veya akıllı insandır ve bu akıl ahlaki olarak insada kendisini viicdan olarak ortaya koyar (Arslan, 2002: 147). Kant ın ahlakında esas olan mutluluk ya da fayda değil, mutluluğu hak etmek ve doğru olmaktır. Ahlaki davranmak için belli koģulların yerine gelmesi beklenmemelidir. Ahlaki davranıģ her koģulda ve durum ne olursa olsun ortaya

45 21 konması gereken bir davranıģtır. Bu durum Kant ın ahlak teorisine belki soğuk, katı ve çekici olmayan bir görünüm vermiģ olabilir fakat unutulmamalıdır ki Kant ideal durumu gösteren saf bir ahlak teoirisi kurmaya çalıģmıģtır. Ahlakilik (moral kredi) insanın tek baģına sorumlu olduğu eylemlerden gelir. Kant ın deontoloji olarak da bilinen haklar teorisine göre bazı Ģeyler sonuçları ne olursa olsun insanlık için ahlaki olarak bağlayıcıdır. Örnek öldürmek, tecavüz etmek, iģkence etmek, soykırım yapmak sonuçları ne olursa olsun kötü eylemlerdir. Kant ın doğal haklar ödev ahlakına göre insanlar doğuģtan bazı haklara sahiptirler. Haklar teorisine göre bazı evrensel doğrular vardır ve bunlar zaman ve Ģartlara göre değiģmezler (Arslan, 2005: 9). Kant, iyi niyet in dıģında hiçbir Ģeyin iyi olmadığını söylemektedir. Bu, insan kiģiliğinin istenmeyen ve iyi olmayan birçok yönlerinin olduğu anlamına gelmez. Sadece, akıl, erdem, tutarlılık, sebat, mantık gibi iyi hasletlerin onları kullananın niyetine bağlı olduğunu söylemektedir (Kapu, 2009: 74). Kant, doğal yaģamda var olan yasaların kaçınılmaz, zorunlu olduğunu düģünürken, ahlaki olarak, gerekirlilik olarak adlandırılabilecek ahlak yasaları olduğunu söylemiģtir. Kant, kategorik zorunluluk teorisiyle her durum ve koģulda ahlaki olmanın gerekliliğini vurgular. Kategorik zorunluluk yaklaģımına göre; iyi ve doğru olanı yapmak içgüdülerden, dıģ dünyadan bağımsız olmalıdır. Bu düģüncenin dayandığı temel, yapılan bu eylemin genel bir ilke olarak kabul edilmesine iliģkin istektir (Dedeoğlu, 2004: 137). Kant a göre ahlakın temelini herkese göre değiģmeyen bir Ģey oluģturmalıdır. (Imperative) Ġnsan öyle hareket etmelidir ki hareket ve davranıģları aynı zamanda baģka insanlar için de bir ilke ve yasa olsunlar. Kant ilk defa özgürlük problemine yepyeni bir çözüm getirmiģtir. Kant da özgürlük tamamen determinist 11 (belirleyici) ya da indeterminist (belirleyici olmayan) bir olgu değildir. Her ne kadar özgürlük 12 bir belirleme ise de, bu dıģarıdan bir belirleme değildir. Bu belirlemeyi sağlayan saf irade ya da pratik akıldır(arslan, 2005: 10). Kant, geliģtirdiği ahlak felsefesinin 11 Determinizm (belirlenimcilik) evrende bütün olup bitenlerin nedensellik bağlantısı içinde belirlendiğini öne süren görüģ tür (Elmalı, 2005: 80). 12 Ahlaki davranıģın üzerinde kurulduğu temel, insana özgü istek ve eylemlerin sınırsızca özgür olmadığı, insanın birlikte yaģadığı insanların haklı talepleri nedeniyle özgürlüğün de belli ölçüler içinde tutulduğuna dair bu deneyimdir. Kuralsız özgürlük, insani olmayan bir özgürlüktür. Diğer aģırı uç; tümüyle kuralların belirlediği, zorunluluk mekanizmaları içinde katılaģmıģ bir özgürlük de insanlık dıģıdır. Buna karģılık ahlaki özgürlük, herkesin kendi özgürlüğü adına bağlı kalacağı kurallar koyar; tıpkı bir oyunun uyulduğunda oyunu bozmak Ģöyle dursun, onu zaten mümkün kılankurallarına uyulduğu gibi bu kurallara uyulur (Dedeoğlu, 2001: 4).

46 22 amacının, ahlaki kuralların geçerliliği için nihai temelleri oluģturmak olduğunu belirtmiģtir. Bu nihai temellerin de, sezgi, vicdan ya da faydanın ortaya çıkmasına değil, salt akla dayandığını göstermeye çalıģmıģtır (Kapu, 2009: 72). Ahmet Arslan a göre Kant ahlakına çeģitli eleģtiriler yöneltilebilir. Kant ödev duygusundaki çatıģmaları göz önüne almamaktadır. Ülkeme karģı ödev duygumun onun uğruna savaģmamı ve gerekirse ölmemi, aileme karģı ödev duygumun ise onları terketmememi ve ölmememi benden istediği durumda ne yapmalıyım? Veya bir dostumun bana emanet ettiği bir sırrı saklamam mı, yoksa söylemem mi gerekir? Dostuma karģı ödev duygum onu saklamamı, topluma karģı ödev duygum ise onu açıklamamı benden isteyebilir. Bu durumda hangi buyruğa uyacağım? Sonra Kant ın bir eylemin sonuçlarını hiç hesaba katmaması ne kadar doğrudur? (Arslan, 2002: 150). Gerçekten ahlaki olan bir eylem, salt iyi niyete dayanan bir eylem değildir; aynı zamanda etkili iyi sonuçları olan bir eylemdir. Bundan dolayı o iyi niyetten baģka Ģeyler, örneğin akıl, iyi hesap, iyi niyetin somut Ģartlara uydurulmasını gerektirir. Hegel hatta Kant ın iyi niyetli ruh kuramının gizli bir bencillik gizlediğini göstermiģtir. Kant, Ģartlar ne olursa olsun, hatta masumun hayatını kurtarmak söz konusu olsa bile asla yalan söylememek gerektiğini söylemektedir. Bu ahlaki bir eylemde insanın karģılaģabileceği zahmetli araģtırmaları, çatıģmaları, kaygıları ortadan kaldırmak anlamına gelmez mi? Kant bize iyi niyetli ol, gerisini düģünme demektedir. Oysa gerçek hayatta biz hep gerisini, sonuçlarını düģünmek zorunda değil miyiz? Bundan dolayı ünlü bir Fransız düģünürü C. Peguy Ģöyle diyebilmiģtir: Kant ın elleri temizdir; ancak elleri yoktur (Arslan, 2002: 151). Nietzsche ye göreyse; Kant etiklerini; kendi zamanlarının moraline dayanarak, onu verilmiģ olarak kabul ederek ve bu morali haklı çıkarmak için kurmuģtur. Çünkü ana hedefleri; buldukları morali haklı çıkarmak, onu doğrudan doğruya veya dolaylı olarak öğretmektir (Demirel, 2005: 41). Kuçuradi ye göreyse, Kant iliģkiye bakmadığı için, tek ölçü olarak iyi istemeyi vermektedir. Ne var ki, kiģi, bilmesi gerektiği halde bilmediklerinden de sorumludur. Dolayısıyla gerekenin yapılabilmesi, iyi istemeye bağlı olduğu kadar doğru değerlendirmeye de bağlıdır (Kuçuradi, 2006: 65).

47 Ahlakla Ġlgili Diğer GörüĢler Ahlakla ilgili bunların dıģında diğer görüģler ise Ģunlardır: Erdem Ahlakı Erdem ahlakı yaklaģımının kökleri Socrates ve öğrencileri Platon ve Aristoteles in ahlak teorilerine dayanır. Daha ileri bir aģaması orta çağ doğal hukuk geleneğinde ortaya çıkmıģtır. Bu düģünürlere göre ahlak, bilgelik, adalet, basiret ve hoģgörü gibi geliģen erdemler anlamındadır. Sokrates 13 erdem ahlakını, ruhun farklı boyutları arasındaki uygun bir denge ve uyum olarak tanımlayarak, halk ile kiģilik arasındaki iliģkiyi tartıģmıģtır. Öğrencisi Platon da erdem ahlakını zorunlu görmüģtür ve bu ahlakın temelinin akılda olduğunu belirtmektedir. Platon un öğrencisi ise Aristoteles ise onlardan farklı olarak ahlaki erdemlerin karakter ve kiģilikle iliģkili olduğunu öne sürmüģtür (Kapu, 2009: 78). Sokrates sonrası okullar arasında bulunan Kynikler Okulu düģünürleri de, Sokrates in erdem kavramı üzerinde durmuģ, yaģamın en önemli anlamının ve amacının erdem (arete) olduğunu söylemiģlerdir. Erdemli olmak için her türlü bağımlılıktan, gereksinimden kurtulunması gerektiğini ve erdemli olmak için hiçbir karģılık beklenmemesi gerektiğini ileri sürmüģlerdir (Dedeoğlu, 2004: 121) Marksizmin Ahlak AnlayıĢı Marksist teorinin ahlak anlayıģıyla ilgili farklı fikirler öne sürülmektedir. Kimileri Marx ve özellikle Ortodoks Marksizmin sonuççu, hatta faydacı bir yöne sahip olduğunu ileri sürmekte, kimileri ise Marksist teorinin deontolojik bir içerikte olduğunu savunmaktadır. Marksist bir ahlak ve toplum teorisi Peffer e göre (1) Marx ın radikal hümanizmi ve eģitlikçiliğinin ruhuyla donatılmıģ; (2) Marksist siyasal perspektif bakımından büyük önem taģıyan ampirik tezleri (özellikle Marx ın sınıflar ve sınıf mücadelesi teorisini ve kapitalizm çözümlemesini) temel alan; ve (3) Marksist in temel normatif siyasal konumlarını savunmaya çalıģan bir teoridir. Bu konumların birincisi, sosyalizmin-yani demokratik, özyönetimli sosyalizm-ahlaki 13 Aristoteles e göre; Sokrates ahlaki erdemleri incelemeye yöneldi. Bu konularda evrensel tanımlamayı getirmeye çalıģan ilk kiģi o dur. Sokratesin ahlak alanındaki düģüncesi özelden geneli çıkarmaya, bireyselden toplumsala ve evrensele yükselmeye çalıģmıģ olmak, fikirlerin alacalı çokluğu altında, herkesin doğru ve değiģmez fikri ni, yalancı diyalektikçiler tarafından yolu ĢaĢırtılan genel vicdanı yeniden bulmuģ olmaktır (Sert, 2005: 9).

48 24 olarak kapitalizmin her formuna, ayrıca ılımlı kıtlık ve ılımlı bencillik koģullarında mümkün olan bir baģka toplum formu fikrine tercih edilebilir olduğudur. Ġkincisi, uygun dönüģümleri gerçekleģtirmek için zorunlu (ve yeterli) olması halinde toplumsal ve/ya da siyasal devrimin prima facie (ilk bakıģta) ahlaki olarak haklı kılınmasıdır (Peffer, 2001: 14). Peffer a göre Marx ahlak üzerine tamamen geliģmiģ bir felsefi teori geliģtirmemiģtir. Ama normatif bir ahlak perspektifi vardır. Bu perspektifte, en azından özgün sistematik görüģlerinin 1844 te oluģmasından baģlayarak daha sonraki eserlerine kadar uzanan temel bir süreklilik vardır. Bu ahlaki perspektif üç ahlaki temel değeri alır: Özgürlük (özbelirlenim olarak), insan topluluğu (human community) ve kendini gerçekleģtirme. Marx ın ahlaki perspektifi, değerleri temel almanın yanı sıra, bu değerlerin ya da hiç değilse özgürlüğüneģitlikçi dağılımını da talep eden bir ilkeyi temel alır 14 (Peffer, 2001: 15). Peffer Marx ın karma bir deontolojist olduğunu iddia ederek, Marksist ahlakla ilgili üç tez öne sürmektedir: Birincisi, Marx (ve Marksistler), sosyalizmin-tam geliģmiģ komünizmin tersine-ahlaki kapitalizme tercih edilebilir olduğunu ve bir sosyalist toplum yönetiminin kendi yurttaģlarının siyasal yükümlülüklerine denk düģen bir meģru siyasal otoriteye sahip olduğunu savundukları ölçüde toplumsal adalet ve/ya da insan hakları teorilerine ihtiyaç duyarlar. Ġkincisi, konuya iliģkin yeni literatürün büyük kısmının aksine, Marx, Hume un ve diğerlerinin adaletin koģulları (yani, ılımlı kıtlık ya da ılımlı egoizm) dedikleri Ģeyi kapsayan toplumlarda toplumsal düzenlemeleri yönetmek için gerekli olan adalet ilkelerini üstü kapalı biçimde destekler. Üçüncüsü, bir yanda, proletaryanın sınıf çıkarlarını ilerletme hedefini (yani sosyalizm davasını ilerletme) benimsemek ile öte yanda toplumsal adalet talepleri arasında hiçbir çeliģki yoktur (Peffer, 2001: 21). Lukes ise, Marksizmin derinden ve kesintisiz biçimde anti-deontolojik olduğunu iddia ederek, Ortodoks Marksistlerin Kant ve Kantçılığa yönelik sistematik düģmanlıklar beslediğini söyler. Lukes e göre Marksizm ve Ortodoks Marksist düģünce, kurtuluģ hedefine ulaģmanın, tek boyutlu ve baģka hiçbir hedef tanımayan 14 Marx ın ampirik görüģlerinin en önemli bileģenlerinin yanı sıra ahlaki görüģlerinin geliģimi, onun Radikal Liberalizm ( ) ve Devrimci Hümanizm (1843) ve Özgün Marksizm ( ) dönemlerindeki ilk gazetecilik yazılarından, geçiģ dönemi ( ) eserlerine, olgunlaģma dönemi ( ) eserlerine ve nihayet- tam olarak olgun eserlerine ( ) kadar izlenir (Peffer, 2001: 45).

49 25 bir uğraģ olarak görülmesini gerektirir. Lukes ahlak hakkındaki Marksizan ve Marksist düģünceyi belirli bir özgün yapısı olan yani uzak geleceğe bakan ve mükemmeliyetçi bir içerik taģıyan, bir sonuççuluk biçimi olarak tasvir eder. Sonuççuluk derken, eylemleri yalnızca sonuçlarına göre değerlendiren ve faillerden, her Ģey dikkate alındığında, mümkün olan en iyi sonuç bekleyen bir teoriyi kasteder: Bu teori, faillerinden mümkün olan en iyi sonucu doğuracak Ģekilde hareket etmeleri gerekliliğinin her zaman doğru olduğunu kabul eden, doğru ve iyi yle ilgilidir. Marksist sonuççuluk, bildik ahlak kurallarının kısıtlamalarına bir açıklama getirmekte faydacılığa benzemekte, ancak, bu kısıtlamaları halkı göstermeye uygun bir zemin gösterememekte ondan ayrılmaktadır: Tam tersine, Marksist sonuççuluk, bu tür kısıtlamaların, muhtemelen, gafilleri tuzağa düģürmek için pusuda bekleyen sınıfsal aldatmacalar olduğunu düģünmektedir (Lukes, 1998: ). TartıĢmalar bir yana Marksist ahlakla ilgili Karl Marks ın ve Engels in fikirlerine de bakmak gereklidir. Karl Marks ahlak kavramıyla ilgili fikirlerini genellikle üst yapı yani devletle iliģkili olarak vurgular. Ona göre ahlaklı devlet, devletin üyeleri devletin bir organına veya hükümetine karģı gelse bile, devletin görüģünü ikinci plana alır. Fakat bir organın kendini siyasal muhakemenin ve siyasal erdemin tek ve biricik sahibi olarak düģündüğü bir toplum, kökeninde halka karģı olan ve dolayısıyla, onların karģıtlığının evrensel olmasını, normal düģüncesini, bir hizipçinin kötü vicdanı sayan bir hükümet, Niyet Yasalarını, Öç Yasalarını icat eder. Niyet Yasaları vefasızlığa ve etiksel olmayan materyalist devlet anlayıģına dayanır. Bu yasalar kötü vicdanın düģüncesiz bir protestosudur(marks'tan Akt: Erdoğan, 2006: 2). Bu bakıģ açısına göre, kapitalizm kendi ahlak anlayıģını geliģtirerek egemen kılmıģtır. Engels a göreyse insanlar kendi ahlaki görüģlerini son çözümlemede bilinçli ya da bilinçsiz olarak kendi sınıf konumlarının temelini oluģturan pratik iliģkilerden-üretim ve mübadeleyi sürdürdükleri ekonomik iliģkilerden-çıkarırlar. Engels e göre ahlak, asla insanın üretim güçlerinin izin verdiğinden daha yüksek olamaz. Üretim güçleri insana doğaüstünde daha büyük egemenlik kazandırıp yaģamın gereklerini ve bolluklarını giderek daha çok üretmeyi sağlayarak ilerledikçe, ahlak da yaģamın daha geniģ alanlarını ve halkın sürekli daha

50 26 çok kitlesini kucaklayarak ilerler. Kapitalizmle beraber yasal ve ekonomik değiģmeler uyarınca, bireyin konumu ve onunla birlikte toplumun ahlakı, yani, yeni egemen toplumsal sınıfın ahlakı değiģmiģtir. Yiğitlik ve cesaret yerini hatasızlık, tutumluluk ve beceriklilik erdemlerine bırakmıģtır. Feodal yasama ve din bilimci tarafından yasaklanmıģ olan faiz alma ticaret uygarlığı için bir zorunluluk olmuģtur. Bir zamanlar esinlendirici ve ilerici bir ülkü olan serbest giriģim bir avuç güçlü multimilyonerlerin ve hatta milyarderlerin sermayesi, ve ekonomik süreçler ve dolaysıyla tüm özgür dünya nın yaģamı üzerindeki egemenliklerini sürdürmenin ideolojik bir aracı durumuna gelmiģtir. Kapitalist ahlak özgür dünya nın parolası olma durumuna indirgenmiģtir (Peffer, 2001: 269; Selsam, 1995). Marksistlere göre etik (erdem ve ahlak) için gereksinim duyma ve onun üzerinde konuģma ancak erdemsizlik, ahlaksızlık ve kötülük olarak nitelenecek üretim ve iliģki tarzının olması ve bu durumdan rahatsızlık duyulması ile oluģur ve geliģir. Bu oluģum aynı zamanda ahlaksızlığı üretenlerin de kendi ahlakını (ahlaksızlığını) korumak için ahlaka sahip çıkmasını, ahlakı da kendilerinin mülkiyetine ve güç ve kontrol alanı içine almasını (gasp etmesini) ortaya çıkartır Meslek ve ĠĢ Ahlakı Meslek ahlakının en yaygın ve klasik tanımı, bir mesleği icra eden kiģilerin meslektaģlarına karģı davranıģlarını düzenleyen ve onlara kılavuzluk eden ilke ve kurallar bütünü Ģeklindedir (Arslan, 2002: 119). Günlük yaģamda sorulan sorular, a) belirli bir kiģinin belirli bir durumu, eylemi, kiģiyi vb. değerlendirmesiyle ilgili sorulardır ve b) belirli bir kiģinin sizin ya da benim-alması gereken tavırla veya belirli bir durumda yapması gereken eylemle ilgili sorulardır. Öte yandan meslek etiklerinde sorulan sorular, belirli bir mesleği icra ederken-yani belirli tek tek durumlar karģısında-kiģinin genel olarak ne yapması veya ne yapmaması gerektiğine iliģkin sorulardır-etik ve hukuksal normlarla ilgili sorular. Verildikleri takdirde bu soruların yanıtları uluslar arası bildirgeler, sözleģmeler ve meslek ahlak kodları olarak karģımıza çıkarlar (Kuçuradi, 2009: 28). Meslek ahlakının temellendirilmesinde toplumsal kurallar rol oynar. Kurallara ihtiyaç duymak, baskı istemek ya da kurallarla sınırlanmak anlamına gelmez; bu olgu daha çok, özgürlükten herkesin olabildiğince çok yararlanabilmesi için pratiğin düzenleniģine

51 ve yapılanmasına müdahalenin gerekliliğine iģaret eder (Dedeoğlu, 2001: 4). Durkheim 1900 yılında kaleme aldığı 1937 yılında yayınlanan Meslek Ahlakı adlı eserinde bir toplumsal kurum, ahlak disiplini olmadan yaģayamaz. Aksi halde, ortada sadece kiģisel çıkar çatıģmaları kalır. Toplumların bugün muzdarip olduğu sosyal sorunlar iģte buradan kaynaklanmaktadır. Ekonomik hayat iki yüz yıldan beri görülmedik bir geliģmeye kavuģmuģtur. Ekonomik hayattaki bu geliģmenin ahlak dıģında kalması veya ahlaki yönleri ihmal etmesi toplumsal yaģam için bir tehlike teģkil etmektedir. ifadelerini kullanır 15. DeğiĢimlerin getirdiği yeni oluģumların etkisiyle Durkheim çözüm olarak yeni bir laik ve rasyonel ahlak anlayıģını önermektedir. Hatta modern dünya birçok yönüyle belli ahlak anlayıģlarının varlığını gerektirmektedir (Özgener, 2004: 10). Durkheim'e göre, toplumsal hayatı düzenleyen ahlâk ve hukuk kurallarının ortak bir noktası bulunmaktadır: Müeyyide (yaptırım). Müeyyide de ahlâkın temel unsurudur. Bu noktada 'Ahlâkın öteki alanlarına göre meslek ahlâkının genel özelliği nedir?' ve 'Her meslek ahlâkının kurulması ve normal olarak iģlemesi için zaruri olan Ģartlar nelerdir?' soruları üzerinde duran Durkheim, meslek ahlâkının temel ayırt edici özelliğinin 'kamu vicdanının ona gösterdiği ilgisizlik' olduğunu belirtir. Dolayısıyla, Durkheim'e göre, 'meslek ahlâkı cemiyetin bütün uzuvları arasında ortak olmadığı için bu kurallara uyulmaması genel tepki doğurmaz'. Toplumun ilgisizliğine karģı bu kuralların iģleyiģine nezaret edecek bir takım gruplara ihtiyaç bulunmaktadır. Aynı meslekten bireylerin veya kuruluģların bir araya gelmesiyle kurulan meslekî grupların, meslek ahlâk kurallarının uygulanmasında önemli rolü vardır. Bu kurullar ne kadar sağlam ve teģkilatlı kurulmuģ olurlarsa, meslek ahlâkı açısından vicdanlar üzerindeki otoritesi de o denli fazla olur, meslek ahlâkı da o kadar geliģir ve sayılır (Özdemir, s.y: 2006). ĠĢ ahlakı ise, uygulamalı bir ahlak bilgisidir ve iģ hayatında karģılaģılan tüm ahlaki sorunları inceler. Bu sorunlar, çalıģanlar arasında, çalıģanlarla yöneticiler arasında, iģletme ve iģletmeyle alıģveriģte bulunanlar ya da iģletmeyle çevresel faktörler arasında olabilir. ĠĢ ahlakı ya da iģ dünyasında karģılaģılan ahlaki sorunlar genel ahlaki sorunlardan ayrı bir yöntemle ele alınmazlar. ĠĢ ahlakı bu anlamıyla ele alındığında, iģletmecilik faaliyetleri bir oyun, savaģ ya da makine gibi örneklerle 15 Etik bir sorun olarak moderniteyi ele alan Durkheim modern toplumlardaki krizin iktisadi değil, ahlaki olduğunu iddia etmiģtir (Yıldırım, 2009: 115). 27

52 28 açıklanamaz. Örneğin spor hekimliği nasıl ki hekimlik mesleğinden ayrılamazsa iģ ve meslek ahlakı da ahlak felsefesinden ayrılamaz (Arslan, 2005: 4). Fakat McNamara ya göreyse iģ ahlakı, hem güçlü bir yol gösterici, hem de ahlaka aykırı davranıģları güçlü bir önleyici olarak iģletmelere önemli yararlar sağlamaktadır (Özgener, 2004: 10). ĠĢ ahlakı da normatif ve betimleyici iģ ahlakı olarak ikiye ayrılır. Normatif iģ ahlakı, iģ ahlakına uygun davranıģların neler olması gerektiği konusunu inceler ve iģ ahlaki ilkelerinin belirlenmesi üzerinde çalıģır. Normatif iģ ahlakı, ne yapılmalı ne yapılmamalı sorusuna cevap arar. Normatif iģ ahlakının temelini ahlaki sağ duyudan yapılan çıkarsamalar oluģturur. Ahlaki sağ duyu ise mevcut ahlaki değerlere bağlı bir kavramdır. Betimleyici iģ ahlakı ise iģ dünyasında varolan ahlaki sorunları ve bu konudaki tutum ve davranıģları ortaya çıkarmak üzerinde yoğunlaģır ve daha çok davranıģ bilimlerinin yöntemini kullanır (Arslan, 2005: 7). Ayrıca bir davranıģın doğru ya da yanlıģ, ahlaki ya da ahlak dıģı olup olmayacağı genellikle bireylerin kiģisel ahlak ve değerleri kadar, iģ organizasyonları, çıkar grupları ve kitle iletiģim araçlarında somutlaģtığı gibi, kamu tarafından da belirlenmektir (Kapu, 2009: 85). ĠĢ ahlakı ilkeleri her duruma uygulanabilir genellikte ilkeler olmalıdır. Yalan söylemek, aldatmak, çalmak, sözünü tutmamak, rüģvet alıp vermek, her yerde ahlak dıģı olarak kabul edilmek durumundadır (Arslan, 2005: 11) MEDYA ETĠĞĠ KAVRAMI Etik, bazen medyanın kendi kendine kısıtlamalar getirmesini veya kendi kendisini kontrol etmesini gerektirebilir (Cohen-Almagor, 2002: 126). Bu nedenle medya etiği 16 kavramı tartıģılmaktadır. Medya etiği kavramı kullanılmadan önce uzun süre, basın ahlakı kavramı kullanılmıģtır (Demir, 2006: 25). Latinler medya etiğine deontologie (Fransızca) ya da deontologia (Ġtalyanca, Ġspanyolca) demektedirler. Medya etiği bir meslek dalı içinde geçerlidir. Bertrand, medya etiğini meslek etiklerinden biri olarak ele alır. Buna göre medya etiği medyanın tüm kesimlere olmasa da birçoğuna daha iyi hizmet sunmasını sağlamak üzere, tercihen medya kullanıcılarıyla iģbirliği içerisinde meslek üyeleri tarafından belirlenmiģ bir 16 Genel olarak, gazetecilik mesleği iki farklı etik anlayıģ çerçevesinde değerlendirebilir: "Görevici etik anlayıģı" ve "Yararcı etik anlayıģı" (Ġrvan, 2005: 62).

53 29 dizi ilke ve kuralları içerir (Bertrand, 2004: 10-15). Gazeteciler, mesleklerini icra ederken söz konusu kurallar ve ilkeler bütününe uymakla yükümlüdür (Ġrvan, 2001). Bertrand a göre, medya etiği, kelimenin dar anlamıyla, yasal mevzuat, hatta ve hatta ahlak ile ilgili değildir. Bu, dürüst ya da saygılı olma meselesinden ziyade önemli bir sosyal iģlevi üzerine alma meselesidir (Bertrand, 2004: 10-15). Ona göre, sıklıkla, neyin yapılması ve yapılmaması gerektiğini, hangi davranıģın kabul edilebilir olduğunu ve hangi davranıģın bir pratisyenin meslektaģları tarafından iliģiğinin kesilmesine yol açacağını oy birliğiyle belirleyen yazılı olmayan bir geleneğe iģaret eder (Bertrand, 2004: 26). Sedat Cereci ye göreyse basın ahlakı anlamına gelen medya etiği, modern yaģamda her Ģeyi içi boģ kavramlarla ve karmaģık simgelerle anlatmaya çalıģan ilkel insanın, daha çok basındaki ahlaksızlıkları, üzerini örterek ve hoģ tümcelerle anlatmak için kullandığı addır (Cereci, 2003: 11). Etik kodlar, Carey e göre, Güncel Doğu Avrupa Ģakasının dediği gibi sola sinyal verip sağa dönmenin bir aracıdır (Uzun, 2009: 174). Buna karģın yine de Bertrand, medya etiğinin, nefretin, Ģiddetin, insanları küçümsemenin (faģizm) ya da bu tiplerden sadece bir tanesinin (ırkçılık) reddedilmesi gibi evrensel değerler üzerine de kurulu olduğunu savunur (Bertrand, 2004: 37). Belsey ve Chadwick medya etiğinin iģlevine odaklanmaktadır. Onlara göre, herhangi bir davranıģ kodu, sadece gerektirimleri ve yasaklamaları listelemek yerine daha farklı iģlevleri de yerine getirebilir. Ġlk olarak, bir davranıģ kodu, gerektirim ve yasaklamaların ihlallerini yaptırımlarla donatan denetimsel bir iģleve sahip olabilir. Bir davranıģ kodu aynı zamanda eğitimsel bir iģleve de sahip olabilir, çünkü bir gazeteciden nelerin beklendiğini öğretir, gazeteciliği profesyonel bir meslek olarak inģa eden temel düģünceyi ve yeterlik ölçütlerini açıklar ve teģvik eder (Belsey-Chadwick, 2002: 432) Medya Etiği nin Tarihsel GeliĢimi Basında ahlak konusunun gündeme gelmesi 20. Yüzyılın baģlarında olmuģtur 17. Ġlk defa çağdaģ kitle iletiģim araçlarının geliģtirildiği batılı ülkelerde sözü edilmeye 17 Bundan önce 16. ve 17. yüzyılda basının görevi ve sorumluluğu (amacı) iktidarın tüm politikalarını desteklemek ve devletin hizmetinde olmaktı. Bu da sürpriz değildi; çünkü monarkın mutlak gücü

54 30 baģlanmıģtır. Özellikle ciddi bir Ģekilde düģünülmesi iki dünya savaģı arasında ABD de meydana gelmiģtir (Bertrand, 2004: 41). Fakat bundan önce 1896 yılında, Galiçya daki Polonyalı gazeteciler kendileri için bir görevler listesi ve bir onur mahkemesi oluģturmuģtur. Daha sonra 1910 yılında, Kansas ta bir basın derneği, yayıncılara ve editörlere uygulanan bir dizi kuralı benimsemiģtir yılında, bir düzine günlük gazetenin yarasından fazlası kendi kural dizilerine sahiptir. Ġlk ulusal kural dizisi Fransızcadır; 1918 yılında SNJ gazeteciler birliği tarafından kabul edilen Chartes des devoirs. Ġlk ulusal kural dizisine gelince; bu Inter American Basın Derneği nden 1926 yılında gelmiģtir da, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (FIJ) kendi onur kural dizisini yayınlamıģtır. Ġkinci Dünya SavaĢı ndan sonra kural dizileri her yerde ortaya çıkmıģtır. DoğuĢundan beri BirleĢmiĢ Milletler konuyu çözümleme giriģi içindedir. Fakat 1950 yılında basın ile ilgili yaklaģık 500 adet derneğe değerlendirme için gönderdiği bir kural dizisi projesi hiçbir zaman kabul edilmemiģtir (Bertrand, 2004: 28-41; Alemdar, 1990: 19). 20 yüzyılın ikinci yarısından itibaren gazeteciler ayrı bir toplumsal sınıf oluģturmanın bilincine varmıģtır. Medya etiği konusunun ilgi alanı 1970 lerde, UNESCO, Avrupa Konseyi, FIJ, Uluslar arası Basın Enstitüsü içinde 1960 larda her yerdeki büyük protesto gösterilerinden sonra artmıģtır. Özellikle UNESCO konferanslarında genel olarak, artak küreselleģme karģısında iletiģim ve enformasyon sektörlerinde kapsayıcı ve tutarlı etik ilkelerin oluģturulması desteklenmiģtir. Medya profesyonelleri, enformasyon üreticileri, kullanıcıları ve servis sağlayıcıları arasında ifade özgürlüğüne tam saygının sağlanması, gönüllülük, öz denetim, mesleki ve etik ilkelerin benimsenmesi ve tanımlanması konusunda politika geliģtirilmesi için çalıģılmıģtır (Uzun, 2009: 286). Ayrıca 1991 de Helsinki de yapılan uluslar arası konferansın ardından baģlayan ve iki yıl süren tartıģmadan sonra Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (Europan Council si Parliamentry Assembly) Gazetecilik felsefesinden doğmuģtu. Gazetecinin görevi devletin istediğini kullar a duyurmaktı. 17. yüzyıl sonu ve 18. yüzyıl baģları geldiğinde, güçlenen burjuvazinin etkisiyle, John Milton, Locke ve John Stuart Mill gibi düģünürlerin yazılarından güç alan kimi gazeteciler görev alanlarını ve meslek amaçlarını değiģtirmeye baģladılar. Bu gazeteciler amaçlarının ve görevlerinin artık devlet hizmetinde olmak değil, kamuyu bilgilendirmek olduğu görüģüne vardılar (Eryılmaz, 1999: s.n.y).

55 31 Etiği ne iliģkin olarak 1003 sayılı Kararı (1993) ve 1215 sayılı Tavsiyeyi 1 Temmuz 1993 de oybirliği ile kabul etmiģtir. Bu metinler Avrupa Gazetecilik Deontolojisi Kodları olarak bilinmektedirler (Encabo, 2002: 443). Uluslararası Gazeteciler Federasyonu nun 1954 yılında Bordeaux da kabul edilen Ödevler Bildirgesi gibi dünya ölçeğindeki Bildirgeler in varlığı, Avrupa ölçeğinde (Avrupa Altılısı giriģimi tarafından 1974 te Münih te kabul edilen Gazetecilerin Hak ve Ödevleri Bildirgesi) ulusal, sektörel (reģit olmayanların enformasyon hakkı üzerine 1990 tarihli Treviso SözleĢmesi) veya iģletme bazlı (El Pais in 1977 tarihli Libro de Estilo su, günlük ekonomi gazetesi II Sole/24 Ore nin 1987 tarihli Disiplin Kodları, Le Monde un Livre de Style i, New York Times ın Code of Conduct ı gibi) kodların yazılmasını teģvik etmiģtir (Morresi, 2003: 30). Öte yandan gazetecilik mesleğinin ortaya çıkması, önem kazanması ve geliģmesiyle birlikte, baģta kurumsallaģma olmak üzere, tekelleģme, medya sahiplerinin medya dıģı iģlere girmesi, ekonomik ve siyasi çıkar alanlarına yönelmesi gibi genel ve yalan haber, manipülasyon (yönlendirme) amaçla haber, özel hayatların gizliliğinin ihlali, kiģisel çıkarlar, kamu yararının göz ardı edilmesi vb. gibi bir dizi mesleğe has sorunlar baģ göstermiģ; bunların çözümü için öncelikle hukuki düzenlemeler akla gelmiģ, yapılmıģ; bu düzenlemelerin yetersizliği, sakıncaları ve özellikle de basın özgürlüğü kavramı etrafında etik kodlar geliģtirilmesi gereği ortaya çıkmıģtır (Demir, 2006: 31) Medya Etiği nin Çerçevesi ve Sınırları Medya etiği 18 gazetecilerin görevleriyle ilintilidir (Bertrand, 2004: 31). Medyanın ahlak anlayıģı zaman zaman toplumun ahlak anlayıģıyla örtüģür, bazen de çatıģabilir (Cereci, 2003: 48). Bundan yola çıkan Cohen-Almagor a göre medyanın ahlak kuralları sosyal normların dikkate alınması anlamına gelir (Cohen-Almagor, 2002: 99). Medyanın hem bir sanayi, hem bir kamu hizmeti, hem de siyasi bir kuruluģ olması ona muğlak bir statü vermektedir (Bertrand, 2004: 27). Ünlüer'e göreyse, medyada etik anlayıģ ve davranıģı belirlemese de derinden etkileyen faktörler Ģöyledir: 18 Gazetecilik etiği güçsüz yurttaģları medyadan korumayı hedeflediği gibi, gazetecilerin mesleklerini icra ederken birbirleriyle, devletle ve farklı toplumsal güç odaklarıyla kurdukları iliģkileri, yine gazetecinin haber sürecinde haber kaynaklarıyla olan iliģkileri, ahlaki kurallara bağlama çabasını içerir (Yılmaz, 2007: 259).

56 32 Medyanın ekonomik yapılanma biçiminin etkileri, Siyaset ve yasal sınırların etkileri, Medya mülkiyetinin etkileri, Uluslar arası iletiģim akıģının etkileri, ÇalıĢma koģulları ve iģin teknik özelliklerinin etkileri (Ünlüer, 2006: 12). Ülkeye hakim olan rejim ya da yönetim sistemi, ülkenin demokratik ya da totaliter olma süreci içindeki yeri, insan haklarına ve kamusal özgürlüklere saygı, hukuk devletine olan inanç; ülke yönetiminin ya da politik gidiģatın kararlılık içinde olup olmaması; güçler dengesinin belli bir esneklik toplumsal yapıya uyum gösterip göstermemesi kuralların niteliğinde önemli rol oynar (Erkelli Kızıl, 1998: 74). Birçok kural hem gazeteciler hem de medya sahipleri ile ilgilidir (Bertrand, 2004: 48; Alemdar, 1990: 25). Harris e göre, gazeteciler için konulan kodlardan doğrudan yararlanan üç kesim vardır: Birincisi, okuyucuları/dinleyicileri/izleyicileridir. Ġkincisi haber kaynağı kiģiler gelir. Üçüncü kesimi ise gazetecinin haberine konu olan kiģiler oluģturmaktadır (Uzun, 2009: 49). Ancak kayıtsız Ģartsız geçerli olması isteminde bulunabileceğimiz hiçbir davranıģ ilkesi yoktur. Ne var ki, bu ilkeler, kaynaklarından dolayı, yani insanın değerinin bilgisi temeli üzerinde kurulu olduklarından, tarihte bir kez ortaya konunca, hep geçerli kalacak nitelikli ilkeler olmaktadır, ama genel geçer değer yargıları değil. Bunlar her zaman için geçerli ilkelerdir, ama kayıtsız Ģartsız her tek durum için değildir (Kuçuradi, 2006: 72). Bu bağlamda nelerin yapılıp nelerin yapılamayacağını dile getiren basın meslek ilkeleri, tüm diğer meslek ilkeleri gibi tek baģına doğru değerlendirmeyi sağlayamazlar. Basın etiğinden, daha doğrusu basın mensuplarının karģı karģıya kaldıkları etik sorunları çözmede etikten beklenebilecek olan, olaylardaki etik sorunları görme ve aydınlatma bilincinin kazandırılması; kiģilerin etik eğitimiyle bunu yapabilecek hale getirilmesi ya da bu yönde geliģtirilmeleridir. Bu da etik iliģki, eylem, değerlendirme ve değer/değerler konularında bilgi vermekle; basın sektöründe yaģanan etik sorunları tartıģarak etik bilincin uyandırılması yoluyla yapılabilir. Bunun ötesinde etik her tek durumda geçerli olacak bazı değerlendirme ve davranıģ normları veremeyeceği gibi; belirli durumlarda nasıl davranılacağına ya da davranılmayacağına iliģkin normlar da

57 33 getiremez. Olsa olsa bu türden hazır normlarla değerlendirme yapmanın ne olduğunu bize söyler; bu normların kendisinden türetildiği temeli bize gösterebilir. Ġ. Kuçuradi Ģunları söyler: Öyleyse (etik) meslek ilkelerinin iģlevi nedir? Bir meslek mensubu, bizim durumumuzda bir gazeteci, herhangi bir nedenle (nesnel ya da öznel bir nedenle), mesleğini mesleğin amacına uygun bir biçimde yapabilmek için, doğru bir değerlendirme yapamıyor, belirli bir durumda ne yapacağına karar veremiyorsa, bu ilkeler yararlı olmaktadır. Böyle bir durumda- bu tür durumların sayısı hiç de az değildir- bir gazeteci, uygun bir biçimde çıkarılmıģ bir genel meslek normunu duruma uygulayarak doğru bilgilenme hakkının korunması olasılığını ama yalnızca olasılığı- yükseltebilir; ama bu, onun o tek durumda değer zarar verme olasılığını dıģarıda bırakamaz. Bu tür durumlar için meslek ilkeleri gereklidir; ama bunun ad ötesinde, her meslekte sorunsuz insanlar bulunabileceği için bu tür etik ilkeler gereklidir (Tepe, 2009: ). Besley ve Chadvick medya etiği konusuna yaklaģımlarında 'kalite' boyutuna vurgu yapmaktadırlar. Yazarlar, sorunun; kodun içeriğinin ne olacağı, geniģ bir alana yayılan ilkelerle mi olacağı yoksa daha kapalı, ayrıntılı tanımlamalarla mı belirleneceği, olduğunu ifade etmektedirler. Kısacası sınır çizgisinin nereden geçeceğini merak etmektedirler. 19 Yine yazarlarca, bu noktada sorunun bir baģka boyutu olarak da, 'kodun olumlu mu, olumsuz mu, etik olmayan bir davranıģı önlemeye mi, yoksa etik davranıģın geliģtirilmesine mi yönelik olacağı' üzerinde durulmaktadır. Mesela, 'Yalan söyleme' ile 'gerçeği söyle' aynı Ģey değildir. Sessiz kalarak, yorum yapmayarak, konuyu değiģtirerek yalan söylemekten kaçınılabilir; ama yalanı söylemiyor olmak ne günlük hayatta, ne de gazetecilikte yeterli bir ilkelilik olarak görülemez. En son olarak da tartıģılan konu, etik bir davranıģ kodunun hangi temele dayanacağı üzerinde odaklanmaktadır (Özdemir, s.n.y: 2006; Belsey-Chadwick, 2002: 429). Gazeteci, tüm benzer durumlarda uygulayabileceği bir norm mu geliģtirmeli, yoksa her sorunlu durum içinde geliģtireceği tavrı, sonuçları açısından ölçüp biçip buna göre mi karar vermeli? Nasıl bir gazetecilik etiği 19 Ġki yazara göre sorun sınırın nerede çizileceği, enformasyonun ya da düģünce açıklamanın haklılaģtırılabilir dağıtımını engellemeden gerçek anlamda sakıncalı materyalin yayınlanmasını yasaklayacak bir yasal çerçevenin nasıl oluģturulacağıdır. Ne gazetecilerin yasal hakları ne de medya üzerindeki yasal kısıtlamalar tek baģlarına iyi gazeteciliği üretebilirler (Belsey-Chadwick, 2002: 429).

58 34 sorusunu sorduğumuzda Kant ın deontolojisinin kapsayıcılığı ki bu kapsayıcılık içinde kiģisel etik seçimlerle, mesleki etik seçimler arasındaki çeliģkiler ortadan kalkabilir- önemlidir (Ġnal, 2010: 39). Harun Tepe göre ise, basın-yayın alanında çalıģan gazeteciler için ahlak ın ya da etiğin ne olduğu, nasıl bir etik olacağı, etik sorunların nasıl azaltılabileceği çok açık değildir. Basın ya da gazetecilik etiğiyle ilgilenenlerin çoğunun sonuçta yaptığı, meslek ilkelerini, baģka bir ifadeyle üyelerine nelerin yapılıp nelerin yapılmayacağını, nelerin ne biçimde değerlendirilebileceğini bildiren normlar geliģtirmeye çalıģmak olmaktadır (Tepe, 2009: 142) Medya Etiğine Farklı YaklaĢımlar Liberal YaklaĢım ve EleĢtirel YaklaĢımların medya etiği konusunda görüģleri ise temel olarak birbirinden farklı ve çeģitlidir. Bu nedenle iki farklı yaklaģımın konuyla ilgili tespit ve iddialarına değinilecektir Liberal YaklaĢıma Göre Medya Etiği Liberal hukuk kuramına göre, herhangi bir davranıģın ahlak dıģı olması, bu davranıģın yasalar tarafından yasaklanmasını meģrulaģtırmamaktadır. Bu kuram, bireylerin yaģamlarını, baģkalarının hak ve özgürlüklerine müdahale etmedikleri, onları sınırlamadıkları ya da baģkalarına zarar vermedikleri sürece istedikleri gibi sürdürme özgürlüğüne sahip olduklarını ileri sürmektedir. Aynı görüģe göre, bir davranıģın yasadıģı olması için baģkalarına zarar verici nitelikte olması gerekmektedir (Çaplı, 2002: 194). Bu yaklaģıma göre, medyanın yerine getirmesi gereken belli yükümlülükleri vardır. Adil ve abartısız olmalı, insanları bir Ģeye ulaģmak için araç olarak değil amaç olarak görmeli, haberin sonuçlarını dikkate almalı, bildirileni sunmalı ve yerinde ayrımlar yapmaktan çekinmemelidir. Bu yükümlülüklerin nesnellikle 20 bağdaģtığı düģünülebilir. Ancak bu görüģün ahlaklı ve profesyonel gazeteciliğin esasını teģkil ettiği iddia edilmektedir (Cohen-Almagor, 2002: 101). Bu yaklaģıma göre, doğruluk, dürüstlük, hakkaniyet 21, dengeli ve 20 Kuzey Amerika daki geliģmeleri araģtıran gazetecilik tarihçileri, nesnelliğin ortaya çıkıģını 1830 larda, ticari bulvar gazetelerinin, geniģlemenin ve yeni halk filizlendirmenin bir yolu olarak, ileri baskı teknolojisiyle sokak satıģıyla dağıtım sistemini birleģtirdikleri günlerde baģlayan parti gazeteciliğindeki gerilemeye bağlamıģlardır (Cohen-Almagor, 2002: 97). 21 Liberal çoğulcu yaklaģım açısından etik kodları bütünleyen ilkelerden biri de hakkaniyetliktir. Çünkü dengelilik nosyonunun yayıncılıkta tam olarak baģarılamayacağını anlaģıldığında yerine hakkaniyetlilik nosyonunun geliģtirildiği görülür. Tüm dünyada, etik kodlar, gazeteciler için onların

59 sorumlu habercilik gibi değerler etik gazeteciliğin temelini oluģturmaktadır (Çaplı, 2002: 212). John Milton, John Erskine, Thomas Jefferson ve John Stuart Mill in bu konuda savundukları özgürlükçü kurama göreyse basın ve öteki kitle iletiģim araçları tamamen bağımsız ellerde olarak, resmi çevrelerde maddi iliģkileri olmadan, gerçeğin izleyicisi olmalı ve bu yolla hükümeti denetlemelidir. Buna karģılık Theodore Peterson, 1956 da kendisinden önce tartıģılmaya baģlanmıģ olan yeni bir kuramı geliģtirmiģtir. Peterson toplumsal sorumluluk kuramı adı altında, basının topluma karģı sorumlu olduğu görüģünü geliģtirmiģtir. David Shaw, gazetecilerin herkesten daha çok ahlaklı olmak zorunda olduklarını yazar; çünkü yalancı bir politikacının foyalarını ortaya çıkardıktan sonra gazetecinin yalan söylemesi büyük bir çeliģki olacaktır (Alemdar, 1990: 19). Medya kar amacını gütse de farklı sosyal gruplara karģı, onların ihtiyaç ve taleplerini karģılamak için sorumlu olmalıdır. Eğer vatandaģlar aldıkları hizmetten memnun değillerse medyaya tepki göstermelidir. Kendi kendilerini değiģtirmezlerse parlamentonun medyaya müdahale etmesi meģru ve elzemdir (Demir, 2006: 33). Batıdaysa ABD de gazetecilerin kesin olarak kabul ettikleri iki vazgeçilmez kural doğruluk ve hakkaniyettir (Alemdar, 1990: 23). Gazeteciler haberler hakkında tam, doğru, ilgili, dengeli bir yayın; insanlara ihtiyaçları olan bilgileri vermeli ve kimseye zarar vermemelidir. Gazetecilik değerleri, medyanın fonksiyonları ile ilgilidir. Bu nedenle, muhabirin bu fonksiyonlardan açıkça haberdar olması gerekir (Bertrand, 2004: 27). Haber-yorum ayrımının yapılması ve ilan/reklam niteliğindeki yayınların bu niteliklerinin mutlaka belirtilmesini gerektiren hükümler okuyucuların yönlendirilmesini engellemeye yönelik olarak ortaya çıkmaktadır. ġiddeti özendirici, insani değerleri incitici yayınlardan kaçınmak da haberlerin hitap ettiği kesimlere yarar sağlayan etik kodları arasındadır (Uzun, 2009: 50). Bu çerçevede, gazetecinin haber ve yorum özgürlüğünü koruma mükellefiyeti mevcuttur; gerçeği ifade etmek ve bunun sonucunda haberi tarafgir veya yanıltıcı Ģekilde çarpıtmaktan kaçınmak, haberin doğruluğunu teyit etmek, gerekli düzeltmeleri yayınlamak, mesleki sırları korumak, haber öznelerine karģı adil olmaları gerektiğini ifade etmesi demek, hakkaniyetlilik ilkesinin Ģart olduğunu göstermektedir. Hakkaniyetlik ilkesi, doğruluk nosyonuyla karģılık olarak birbirine bağımlı unsurlardır. Kavram genellikle alıntıların seçiminde ve gerçeğin bozulmaması için adil olunması gerektiğini ifade etmektedir. Herhangi bir anlaģmazlıkta bütün taraflara yorum yapma Ģansı verilmelidir ve yayınlarda herhangi bir hakkaniyetsizlik ya da anlamlı hata varsa bunlar anında düzeltilmelidir, eğer gerekliyse cevap hakkı önerilmelidir (Franklin den aktaran: Özer, 2008: 99). 35

60 36 haber kaynaklarını açıklamamak gibi. Diğer yükümlülükler çoğunlukla temel ahlak yargıları çerçevesindedir. EleĢtiri sınırlarını aģmama, hakaret etmeme, özel hayata ve mahremiyete saygı gösterme, genel ahlak standartlarını yozlaģtırmaktan, haber ve bilgi sağlayabilmek amacıyla dürüst olmayan yöntemlere (gazeteci kimliğini saklamak vb). baģvurmaktan kaçınmak, gazetecilik mesleğini Ģahsi menfaatlere alet etmemek vb. Diğer değer yargıları gazeteciler arasındaki dayanıģmaya dairdir; fikir hırsızlığının ve haksız rekabetin yasaklanması ve karģılıklı yardımlaģma gibi (Demir, 2006: 60). Ayrıca baģlıklar, alt baģlıklar ve onların özetleri haberlerin içeriğine tekabül etmelidir. Editöre mektuplar derleme yoluyla çarpıtılmamalıdır. Kesintiler iģaretlenmelidir. Fotoğraflar, ses kasetleri, video kasetleri çarpıtmaya sebep olacak Ģekilde iģlenmemelidir (Bertrand, 2004: 52). Morresi ye göre de gazetecilik kodlarında ilk çekirdek Ģunları içerir: olaylara saygı, beyanların çarpıtılmadan aktarılması ve yanlıģların tekzibi. ÇalıĢma yöntemlerini ilgilendiren ikinci çekirdek Ģöyledir: vefa, kiģilere saygı, ayrımcı olmamak ve mesleki gizlilik. Üçüncü çekirdek güç iliģkilerine dairdir: bağımsızlık, haberle reklam arasında ayrım yapabilme (Morresi, 2003: 30-31). Basın ahlâk kodlarını veya ilkelerini dört genel kategori içerisinde değerlendirmek de mümkündür. a) Meslek ürününün yüceltilmesi, meslek çıkarlarının korunması, fikri haklara saygı (yazı aģırma yasağı) ve ortak zihniyet gösterme zorunluluğu gibi kuralları sıralanabilir. b) Her türlü ifsat giriģimlerini reddetme, gerçeğin aranması, haberin yorumdan ayrılması, doğru olmayan haberlerin düzeltilmesi zorunluluğu, manevî dini duygulara saygılı olma, baģkalarının haklarına saygılı olma gibi, halkla iliģkileri düzenleyen kurallar. c) KiĢiyle olan iliģkilerde uygulanan kurallar: Hakaret ve sövmenin, din, ırk, etnik köken, siyasal tercih, cinsiyet vb. nedenlerle ayrım yapılmasının yasaklanması. d) Devlet ve uluslararası toplulukla iliģkileri belirleyen kurallar: Basın özgürlüğünü ve meslekî sırları savunma, insan hakları, barıģ, uluslararası iģbirliği anlayıģından yana tavır takınma (Özdemir, s.y: 2006).

61 37 Bu yaklaģımların ve önerilerin ortak yanı nesnel-objektif habecilik te 22 buluģmaktadır. Buna göre medyada nesnelliğin bir erdem olduğu düģünülür. Sıklıkla medya ahlakının tam nesnellik gerektirdiği ve nesnel haberciliğin profesyonel habercilik, ahlaklı habercilik olduğu düģünülür (Cohen-Almagor, 2002: 99). Sonuç olarak, gazetecilikte genel kabul görmüģ (klasik) etik ilkeler Ģu Ģekilde toparlanabilir: a) Doğruluk-Dürüstlük, b) Tarafsız ve Objektif Olma, c) Haber ve Yorum Ayrımı, d) Meslek Sırrı-Haber Kaynağına Saygı ve Sadakat, e) Mahremiyet ve Özel Hayatın Gizliliğine Saygı, f) EleĢtiri Sınırını AĢmama-Ġftira Atmama, Hakaret, Kötüleme ve Mesnetsiz Ġddialardan Kaçınma, g) Cevap ve Düzeltme Hakkına Saygı, h) KiĢisel Çıkarların ve Çek Defteri Gazeteciliğinin Reddi, ı) Kurumsal Çıkarların Gerçeklerin Önüne Geçirilmemesi, i) Terörizm, ġiddet ve Pornografiye KarĢı Tavır Alma (Göker v.d., 2009: 238) EleĢtirel YaklaĢıma Göre Medya Etiği Medya etiyle ilgili liberal kuramın belirlediği bu ilkeler tartıģılmaktadır. EleĢtirel yaklaģımla konuyu ele alarak mesleği çevreleyen gerek içsel gerekse dıģsal özellikteki dinamiklerin anlaģılmasının, medya etiği açısından gerçekçi bir tablonun çıkartılması için gerekli olduğu savunulmaktadır (Çaplı, 2002: 16). EleĢtirel ekonomi-politikçi yaklaģıma göre, kâr amaçlı bir kurum olan medya, saf biçimde kamu çıkarını korumaz ve temsil etmez (Adaklı, 2010: 81). Christopher Meyers e göre, kamunun bilme hakkı hemen hemen tüm gazetecilik faaliyetlerini, hem meģrulaģtırmakta hem de motive etmektedir. Bu hak gazetecilere, aksi takdirde doğru olmayan bir davranıģ olarak nitelendirilebilecek birçok davranıģ için geçerli ahlaki gerekçeler sağlanmaktadır. Meyers bu tür faaliyetleri, özel yaģama müdahale etmek, yanıltıcı türden araģtırma yöntemlerine baģvurmak ve haber kaynağını bir obje gibi görmek olarak sıralanmaktadır. Meyers, bu tür davranıģların, böylesi bir meģrulaģtırma olmadığı takdirde, toplum tarafından etik olmayan davranıģlar olarak değerlendirilmesinin söz konusu olacağını vurgulamaktadır (Çaplı, 2002: 64). Gazeteci, olaylara ve olgulara yaklaģırken tamamen bireysel vicdanıyla baģ baģa olmaktan oldukça uzaktır (Adaklı, 2010: 61). En çok bahsedilen değerlerden 22 Tarafsız kalmak kötü sonla neticelenebilecek olaylara vurdumduymaz biçimde yaklaģmak anlamına da asla gelmemelidir (Erkelli Kızıl, 1998: 72).

62 38 biri olan nesnellik konusunda gazetecilerin tarafsız bir duruģ alması onların kendi bakıģ açılarını yadsımaya götürür. Bu tür bir nesnellik görüģü, gazetecileri etik yargılamalarda bulunmaya teģvik edici özellikte değildir, çünkü etik yargılar öznellik gerektirir (Uzun, 2009: 42). Kimden yana taraf olunacağı, etik bir zeminde kalma çabası doğrultusunda müzakere edilmelidir (Çelenk, 2010: 228). Alain Woodrow, Nesnellik diye bir Ģey yoktur, dürüstlük vardır. der. Her enformasyon bir gazetecinin, yani kendi duyguları, karakteri, hikayesi ve düģünceleri, özellikleri ve sınırları olan birinin ürünü olduğundan, bir seçim sonucu ortaya çıktığından ve sınırlı sayıda sözcük ve imgeden meydana geldiğinden, öznelliğin izini taģır (Morresi, 2003: ). Tüm medya ve yayıncılarının ve gazetecilerin karģı karģıya kaldığı ahlaki ikilem Ģudur: ya her türlü yolu kullanarak izleyicileri ve dinleyicileri belirli bir kanalı izlemeye veya gazeteyi okumaya ikna etmek ya da doğru ve tarafsız enformasyonla ve etik kanılarla (opinion) onları inandırmak (Encabo, 2002: 445). Bir konunun ya da olayın haber olabilmesi, medyanın çıkarları ve değer yargıları tarafından belirlenmektedir. Bir olayın ya da konunun anlamlı ve önemli olup olmadığı, yani haber değerinin 23 olup olmadığı, toplumun siyasal kültürüne, siyasal kültürün biçimlendirdiği medyaya ve gazetecilere bağlı olmaktadır. Gazeteciler, neyin anlamlı, neyin önemli, neyin değersiz, kısacası neyin haber değeri olduğu konusunda seçim yaparlarken kendi etik değerlerini ve yargılarını kullanmaktadırlar (Çaplı, 2002: 82). Neden belli bazı kiģilerin haberlerde öne çıktığı, ve neden diğerlerinin düģüncelerinin haber değeri taģımadığı sorusu basın 23 Haber Değerliliği Kuramları: Halberstam habere dil edimi, önemi, ve ilgi olmak üzere üç değerlilik atfetmektedir. Haber değerleri, gazetecilerin çalıģırken, ölçüm yaparak olayların haber değerliliği üzerinde bir karar vermek için kullandıkları ölçütlerdir. Galtung ve Ruge haber değerleri ve haber değerliliği ölçütleri geliģtirmiģlerdir. Bunlar sıklık, eģik, anlaģılırlık/belirgin olma (Unambiguity), anlamlılık, uyumluk, beklenilmediklik, devamlılık, karıģım, elit devletlere gönderme, elit kiģilere gönderme, kiģiselleģtirme, olumsuzluk olarak sıralanmaktadır. Bel ise bu değer ölçütleri de dahil 3 kategori oluģturmuģtur. Bunlar ise Ģöyledir: 1- Haber aktörleri ve olaylardaki değerler: Olumsuzluk, Yenilik, Yakınlık, Uyumluluk, AnlaĢılırlık/Belirgin olma, Beklenilmediklik, Enler, ĠliĢkili Olma, KiĢiselleĢtirme, Elitlik, Atıf, Gerçeklik. 2- Haber Sürecindeki Değerler: Devamlılık, Rekabet, Ortak Tercih, KarıĢım, Kestirilebilirlik, Ön üretim. 3- Haber Metnindeki Değerler: Açıklık, Özlük, Renk Uyumu(Özer, 2008: ).

63 39 kuruluģlarının içinde yapılan etik tartıģmalarının tamamen dıģında kalmıģtır (Ġnal, 2010: 37). Özellikle medya için korkunç cinayetler, devlet gücünün kötüye kullanılması, terörizm gibi konularda tarafsız olmanın zor olduğu ileri sürülür (Özer, 2008: 119). Medyada yer alan haberlere bakıldığında, haber metinlerinin yorum ve değerlendirmelerle dolu olduğu görülmektedir (Çaplı, 2002: 88). Ayrıca, herkesin benimseyebileceği evrensel etik ilkeler geliģtirmek, habercilik iģini ortak demokratik değerler doğrultusunda harekete geçirmek bir siyasal mücadele gerektirir (Ġnal, 2010: 27). Medya endüstrisi liberal faydacı ilke ile ( biz tüketicilere talep ettiklerini veriyoruz ) yaptığı yayınları haklılaģtırırken, tüketici kitlesinden destek bulmakta hiç de zorlanmamaktadır. Ġzlenme oranlarına bakıldığında bu önerme bir doğruluk taģısa da, üzerine kurulu olduğu önkabuller sorgulandığında etik açıdan ciddi sorunlar içermektedir (Ġnal, 2010: 33). Diğer yandan haberin izleyiciler tarafından farklı Ģekillerde okunup algılanması sonucunda, kimilerine taraflı gelen haber kimileri için son derece yansız olabilmektedir (Çaplı, 2002: 90). Milanolu bir avukat olan Corso Bovio ya göre deontoloji gazeteci için bir sözcükten ibarettir, en fazla muğlak bir eğilim i veya fazlasıyla sanal bir gerçekliği ifade eder. Eğitin gazetecilik alanında etkin olmasının, deontolojinin yayıncılığa girmesinin pek olası olmadığını ileri sürer. Gazetecilikte bağımsızlık iddiasını bir mistifikasyondan ibaret görenler bile vardır: Tarihsel bozulmayla beraber, reklamlar, duyurular ve diğer ticari ikna biçimleri, tarafsız enformasyon görünümü altında, açık tartıģmanın yerini alır (hale geldiler), diye yazar Amerikalı gazeteci Christopher Lasch (Morresi, 2003: 172) li yıllardan itibaren dünyanın pek çok yerinde örgütsüzlüğün ve esnek istihdamın kural olduğu bu sektörde iģten çıkarmalar rutin iģlemlere dönüģmüģtür. ĠĢten çıkarılma baskısını sürekli hisseden bir topluluk için ise etik gazetecilik in bir retorikten ibaret olduğu iddia edilir (Adaklı, 2010: 87). ĠĢ güvencesi ve belli bir standartta gelire sahip olamayan bir gazetecinin yozlaģmaya karģı koymasının zor olduğu varsayılır (Uzun, 2009: 308). Merill, medya çalıģanlarının çoğunun etik davranma bir özgürlüğe sahip olmadıklarını, yalnızca kendilerine verilen talimatları uyguladıkları, bu nedenle de etik davranamadıklarını ileri sürer. ĠĢlerini kaybetme endiģesinin medya çalıģanlarına, etik davranabilmek için çok kısıtlı bir alan bıraktığı

64 40 öne sürülür (Çaplı, 2002: 13). Ġrfan Erdoğan'a göre, sendikasızlaģmanın, asgari ücretin, fazla mesai ödememenin, haftada altı gün 70 saat çalıģtırmanın, kötü iģ koģullarının, özlüce üretim tarzı ve iliģkilerinin etikle bağını kurabilmek için biliģlerin ve vicdanların farklı bir Ģekilde biçimlendirilmesi gerekir (Erdoğan, 2006: 5). Bir emek kategorisi olarak gazeteciliğin örgütlenme hakkı güvence altına alınmalı (Adaklı, 2010: 86) ve etik ilkelere uygun davranabilmelerinin ön koģulu medya sektöründe tekelleģme önlenmeli, editöryal özerklik tesis edilmelidir (Ġrvan, 2005: 90). Bu eleģtiriler ıģığında medyanın ve gazeteciliğin etik sorunlarıyla ilgili sorunlar Ģöyle sıralanabilir: 1-Mülkiyet Yapısı: Etik kuralların ortaya çıkmasında ticarileģmenin etkisi büyüktür (Özer, 2008: 10). Piyasadan, reklam verenlerden ve devletten kaynaklanan baskı ve kısıtlamalar etik sorunları arttırmaktadır (Uzun, 2009: 73) li yıllardan itibaren iletiģim alanında da hızla uygulamaya geçirilen deregülasyon ve özelleģtirme politikalarıyla korumacı engellerin kaldırılması, medyanın sermaye ve sahiplik yapısını değiģtirmiģ, medyayı kapitalizm için son derece karlı bir birikim alanı haline getirmiģtir. Neo-liberal dönemde endüstriyel ölçekte simgesel üretim yapan medyanın topluma bilgi ve haber verme iģlevi de ikincil bir konuma itilmiģtir (Uzun, 2009: 39). Medyada sahiplik ve denetimin giderek daralması, medya çıktılarında da sadece medyaya sahip olanların ve denetleyenlerin çıkarlarını yansıtan bir daralmaya yol açmaktadır (Belsey-Chadwick, 2002: 426). Ulusal ve yüzlerce radyo ve televizyon kanalının, gazetenin yayın yaptığı bir ülkede teorik olarak tek seslilikten söz etmek çok olası değildir, ancak ülkede kitle iletiģim araçlarının çoğu aynı kiģi veya yakın kiģiler tarafından yönetilip iģletiliyorsa, o zaman medyadan tek ses çıkıyor demektir. Tekelin 25 kiģisel beğenileri ve seçimleri, özel yargıları ve çıkar hesapları doğal olarak üretilen ürüne de yansır (Cereci, 2003: 105). Medya endüstrisinde, özellikle büyük Ģirketlerin, Ģirket gruplarının ve holdinglerin faaliyet 24 Fransız sosyolog Pierre Bourdieu ya göre, kitle medyasının davranıģlarının temelinde ekonomik baskılar vardır: Gazetecilik alanı, müģterinin doğrudan veya auditel in dolaylı yaptırımları yoluyla, piyasa kararlarına kalıcı biçimde tabi kılınmıģtır. Gazeteciler, muhtemelen, konumları yükseldikçe üretimde veya ürünlerin ve hatta üreticilerin değerlendirilmesinde auditel kriterlerini benimsemeye daha yatkın olurlar. (Morresi, 2003: 171). 25 Medya kuruluģlarının bütün ülkelerdeki en önemli yapısal özelliği tekelleģme ve temerküz yönündeki eğilimleridir. Bu kuruluģlar ticarileģme olgusunun yaģandığı ülkelerde birkaç büyük Ģirketin etrafında toplanmaktadır (Demir, 2006: 53).

65 41 gösterdikleri ve bunların temel amaçlarının kar etmek olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, etik uygulamalar için çok dar bir alan kalmaktadır (Çaplı, 2002: 10). 2-Etik Sorunların Özneleri: Etik problemler çoğunlukla medyanın mülkiyet yapısından ve yerleģik profesyonel pratiklerden temellenmekte, buna karģılık sorunlar muhabir ve editör düzeyinde çözümlenmeye çalıģılmaktadır. Sonuç olarak muhabirler ve editörler, medyanın meslek etiğinin esas/asıl konuları haline gelmektedir (Çaplı, 2002: 216). Gazetecilik etiği konusundaki argümanların hemen hepsi muhabirlerin ve editörlerin davranıģıyla ilgilidir, sahiplik ya da mülkiyet etiğiyle değil. Oysa UNESCO tarafından 1980 yılında yayınlanan MacBride Raporu nda, Ahlakın yüksek standartlarına gereksinmesi olan gazeteci değil ondan daha fazla gazetecinin iģverenidir (Uzun, 2009: 107). Carey, Gazeteciliğin temel etiksel sorunları sahipliğin en derin düzeyinde köklenir, fakat muhabir ve editör düzeyinde çözülür. Tüm pratik amaçlar için, muhabirler meslek etiğine tabi profesyonellerdir, fakat sahipler değil der. Bu da medya etiği denince sadece gazetecinin vicdanının anlaģılmasına, gazetecinin vicdanıyla baģ baģa kalıp ahlaklı yazılar yazması beklentilerine neden olmaktadır (Uzun, 2009: 107). Kapitalizm koģullarında medya sahipleri, medya yöneticileri ve daha alt seviyedeki emek gücü, çeģitli dolayım mekanizmaları ile kâr maksimizasyonu hedefine yönelmekte, aktörlerin aktif ya da pasif olarak katıldığı bir yapılaģma sürecinde sınıfsal gereklilikler içselleģtirilmektedir. Bir gazetecinin etiğinin egemen doğası bu üretim iliģkileri içinde belirlenmiģtir. Bu bağlamda bireysel kapitalist, medya içeriğini doğrudan manipüle etmeyi genellikle düģünmediği gibi, bireysel gazeteci de, haber peģinde koģarken doğrudan Ģirket çıkarlarını düģünmez. Bunlar daha ziyade iki farklı özne konumunda içselleģmiģtir. Son kertede medya içeriği, kapanmıģ bir söylem ve Ģirket çıkarlarını ileriye taģıyan, çoğunlukla kamusal yararın araçsallaģtığı bir meta olarak karģımıza çıkar (Adaklı, 2010: 70; Erdoğan, 2006: 11). Encabo ya göre gazetecilik etiği daima bir bütün olarak mülk sahiplerini, editörleri, gazetecileri de içeren haber örgütü etiği bağlamında düģünülmelidir (Encabo, 2002: 450). 3-Ticari Faktörler: Günümüzde reklam veren kuruluģlar, medyadaki içerik üzerinde denetim, açık ya da dolaylı baskılar kurabilmektedir (Uzun, 2009: 113).

66 42 Ayrıca gazetecilere göre haber, çabuk bozulabilecek özellikle bir mal dır. Çünkü eğer haber yeni değilse haber niteliği de kalmamıģtır (Çaplı, 2002: 63). Doğru bilgilendirme ve haberdar etme, dürüstlük, nesnellik ve bununla bağlı olan etik ilkeler karģısında ticari çıkarların ön plana çıktığı savunulmaktadır (Demir, 2006: 55). Piyasanın koģulları aynı zamanda izleyici/okur için de öldürücü rekabeti teģvik etmekte, rekabet ise içerikte magazinleģmeyi, en düģük ortak paydaya seslenen ve böylece en çok izleyiciye/okura ulaģılabilen program türlerini, basit ve sansansiyonel haberciliği körüklemektedir (Ġrvan, 2005: 89). Kendilerini eleģtirel ekonomi-politik yaklaģımın sözcüleri olarak tanımlayan Nicholas Garnham, Graham Murdock, Philip Schlesinger ve Philip Elliott gibi kuramcıların özellikle üzerinde durdukları konulardan biri de, izleyici talebinin faydacı bakıģ açısı içinde tanımlanma biçimidir. Okuyucu ve izleyicinin gerek tüketim için gereken parasal olanakları, gerekse boģ zaman olanakları açısından elleri kolları bağlanmıģ durumdadır. Ayrıca ve hepsinden önemlisi tüketim için gereken kültürel donanım açısından da toplumsal konumu ve sınıfı içinde belirlenmiģ ve sınırlanmıģ durumdadır (Ġnal, 2010: 34). Bu yapısal etkenlerle birlikte eğlence dünyasıyla gazetecilik arasındaki sınır da günümüzde giderek bulanıklaģmıģtır. 26 Örneğin Türkiye de bir yandan haber alanında diğer yandan köģe yazıları ve yorumlarda giderek artan eğlendirici olma kaygısının haberciliğin özüne zarar verdiği görülmektedir (Uzun, 2009: 206). 4-Gazetecilik Rutinleri/Pratikleri: Belirli bir olaylar demeti içinden birini seçmek ve ondan bir haber yapmak, kendi içinde bir değerlendirmedir; bunun da amacına uygun yapılabilmesi, diğer bilgiler yanında, etik değer bilgisini de kapsayan felsefi bilgi gerektirir (Kuçuradi, 2009: 40). Haberin çok daha hızlı bir Ģekilde yayınlanması gerekliliği, habercilere, haberin üzerinde düģünmek, değerlendirme yapmak, haberin içerisinde yer alan bilgileri doğrulamak ve haberi yeniden gözden geçirmek için çok daha az zaman bırakmaktadır (Çaplı, 2002: 63). Zamana karģı yapılan yarıģ içerisinde, karģı karģıya kaldıkları kurumsal baskılar, gazetecilerin, yalan haber, özel yaģam ve mahremiyete müdahale ve yanlıģ haber gibi konularda 26 Etik gazetecilik ve eğlence sektörlerinde aynı olamaz. Örneğin yanlıģlıklar, uydurma diyalog, gerçek ve kurgu karakterler ve olayların bir karıģımı, bir sebebin savunulması; bunların tümü tarihsel bir drama da kabul edilebilir. Ancak bültende bu haber hoģ görülemez. Aslında kurallarda bahsedilen kabahatlerin sebebi, bilgi (yararlı, önemli) ve eğlence (heyecan veren, korkutucu ya da acıklı) arasındaki karmaģadan kaynaklanır (Bertrand, 2004: 53).

67 43 uzun uzadıya düģünmelerini ve yaptıklarını sorgulamalarını engellemektedir (Çaplı, 2002: 215). Tuchman (1978), habercilik iģiyle uğraģanların zaman ve mekan sınırlılıklarına karģı, zamanlı haberi oluģturmada karģılaģtıkları güçlükleri aģmak için haberleri kendi dilleri içinde sınıflandırdıklarına iģaret etmiģ ve bu sınıflandırma yoluyla haber takip iģinin nasıl yapılandığını göstermiģtir(ġnal, 2010: 36). Bertrand a aynı alanların ele alındığını, aynı olaylara dikkat çekildiğini ileri sürmektedir. Bu yüzden medyada konuların yeni ya da önemli olmamasına rağmen herkesin benzer konulara yöneldiğini iddia etmektedir (Bertrand, 2004: 59). Kuçuradi (2000: 30) felsefi etik ve meslek etiklerini tartıģtığı yazısında, gazetecilikte etik sorunların kamera hileleri, fotomontaj, haber uydurmak gibi uygulamalarda baģlamadığını belirtir; gazetecilikteki etik sorunlar, diğer Ģeyler yanında gazeteci olan ve aracını, gazetecilikle hiçbir iliģkisi olmayan kendi amaçları için kullanan kiģiden kaynaklanan sorunlardır. (Ġnal, 2010: 42; Kuçuradi, 2009: 41). Haber bulma baskısı, gazetecilerin gerçekleri çarpıtmasına, oldukça basit olayları büyütmelerine, verileri abartmalarına ve olmayan Ģeyleri üretmelerine neden olabilir (Cohen-Almagor, 2002: 107). Meyers yaptığı araģtırmaya göre, haber merkezine ulaģan her türlü konunun ya da görüntünün etik açıdan uygun olup olmadığına karar vermek hem zaman almakta, hem de gazetecilerin birer ahlak polisi gibi davranmalarını gerektirmektedir. Ġkinci olaraksa gazetecilerin kimisine göre etik değerlendirmenin gazetecilik faaliyetlerini sınırlayabileceği endiģesidir (Çaplı, 2002: 87). Gazetecilik rutinleri, kendisini alternatif olarak sunan medya kuruluģlarını da aynı dili benimsemeye zorlar. Bağımsız kalmaya çalıģan alternatif oluģumlar da ister istemez kendilerini aynı paradigma içerisinde tanımladığından bu medya dili tarafından kuģatılır ve massedilir (Adaklı, 2010: 88). Gazetelerin yayın periyodu 24 saattir. Haber kanallarında ise neredeyse her saat baģı bülten yayınlanmaktadır. O nedenle çözümsüz kalan konuların yeni boyutlar oluģmadan medyada uzun süre yayınlanabilme Ģansı yoktur (Yüksel, 2010). 5-Haber Kaynakları: Haber, kaynağa bağımlı bir metindir; yani gazeteci, kendi özgün diliyle ve/veya ben zamiriyle konuģamaz, mutlaka toplumda öne çıkmıģ, akredite kaynakları konuģturmak zorundadır. Toplumda belli bir iktidar alanını iģgal eden kiģiler, bilginin kontrolünde de söz sahibi olmaktadır. Gazeteci bu

68 44 iliģki içerisinde bir süre sonra kaynağın yer aldığı Ģebekenin özsel bir parçası dahi olabilir (Adaklı, 2010: 87). Tuchman rofesyonelleģmeyle birlikte artan kaynak bağımlılığının gazetecileri doğrudan haber kaynaklarına tabi bir konuma yerleģtirdiğini vurgulamıģtır. Molotch ve Lester (1988) rutin haberlerin içinde ki haberlerin neredeyse %80-90 kadarı rutin haberdir- kaynak bağımlılığının önemini vurgulamıģ ve haberi yapan kiģinin gazeteciler değil, doğrudan haber kaynağı olan siyasal, ekonomik ve askeri seçkinler olduğunu belirtmiģtir. Fishman (1988), gazetecilik iģindeki örgütsel yapılanmanın, kaynak kuruluģların karar alma süreçlerindeki bürokratik ve örgütsel yapılanmaya paralel olarak geliģtiğini ve bu yolla haber toplama pratiklerinin Ģekillendiğini ortaya koymuģtur(ġnal, 2010: 36). Öte yandan genellikle belli bir konumdaki haber kaynakları, gazetecileri kullanılabilirlik derecesine göre sınıflandırarak, medyada kendileriyle ve yaptıklarıyla ilgili olumlu haberlerin yer almasını, olumsuzların yer almamasını sağlamaya çalıģlar. Gazeteciye para karģılığı haber yaptırmak propaganda veya reklam amaçlı ya da kiģisel yıpratma, intikam ve çıkar amaçlı olabilir (Uzun, 2009: 103). Ġktidarlar demokrasilerde bile basını kendi kontrolleri altına alabilmek için her türlü yönteme baģvurmakta tereddüt etmezler. ÇeĢitli, bedava olanaklar, seyahatler, yemekler hep gazetecilere bu amaçla sunulur. Onlara sanki karar alma mekanizmasının içindeymiģler gibi davranarak iktidarlar gazetecileri avuçlarının içinde tutmaya çalıģırlar (Alemdar, 1990: 54). 6-Habercilik Yöntemleri: Gazetecilerin, kamuyu bilgilendirmek ve onların beklentilerini yerine getirmek adına, örneğin siyasi ya da toplumsal nitelikteki bir skandalı araģtırırlarken, rüģvet verme, tehdit etme ya da aldatma gibi meslek ahlakına aykırı yol ve yöntemlere baģvurdukları bilinmektedir. Bu gibi yöntemlerin mesleğin yerine getirilmesi için gerekli hatta zorunlu olduğu, bu nedenle de gazetecilerin toplumdaki geçerli ortak ahlak normlarına uymak zorunda olmadıkları düģünülmektedir. Kısacası, kamuoyunda merak uyandıran ve haber değeri olan olaylar hakkında bilgi toplamak için baģvurulan yöntemlerin çoğu kez etik olmadıkları dikkati çekmektedir (Çaplı, 2002: 214). Gizli kamera kullanma, telefon görüģmelerini dinleme ve kayıt etme, uzaktan fotoğraf çekme, özel bilgi ve belgeleri elde etme gibi yöntemler kullanarak, özel yaģam alanlarının içerisine girebilmekte

69 45 (Çaplı, 2002: 110), kiģisel hak ve özgürlükler, paparazzicilik adı altında ayaklar altına alınabilmektedir (Çevik, 2000: 73). 27 Ayrıca gerçekte olmuģ fakat medyanın olaya iliģkin gerçek oranlarla oynamaya ve detayları çarpıtmaya çalıģtığı haberler vardır. Ünlü bir Britanyalı diplomat New York a geldiğinde arkadaģı kendisini Amerikalı muhabirler konusunda uyarmıģtı. Bir muhabir kendisine sordu: Lord Selwyn, New York u ziyaretiniz sırasında hiçbir gece kulübüne gitmeyi düģünüyor musunuz? Selwyn yanıt verdi: New York ta hiç gece kulübü var mı? Bir sonraki günün sabahında muhabirin gazetesinde New York ta hiç gece kulübü var mı? Britanyalı Doplomat Lord Selwy in Ģehre gelir gelmez sorudğu ilk soru bu oldu diye baģlayan bir hikaye yer alıyordu (Alemdar, 1990: 54). Örneğin Batı medyasında müslümanların kültürel kimliklerini dıģavurumları fanatiklik; Müslümanların haklarını meģru talep etmeleri ise fundamentalizm olarak temsil edilmektedir (Uluç, 2009: ). 7-Teknoloji ve Yeni Medya: Teknolojinin hem iyi hem de olumsuz etkileri medya etiğini etkilemiģtir. Sayıyı artırdığı ve daha ucuz hale getirdiği için medya daha fazla demokratikleģmiģtir. Bu durum aynı zamanda çarpıklığa da yol açmaktadır; olay yerinde muhabir doğrudan izleyiciye ulaģmakta ve analiz için ara verilmemektedir. Özellikle resimler konusunda sahtekarlık olmak üzere bilginin manipülasyonu daha kolay hale getirilmiģtir (Bertrand, 2004: 12). Teknolojik geliģme ve haber akıģının yarattığı baskı, haber çalıģanlarının mesleki kültürünü altüst etmiģtir (Morresi, 2003: 21). Nitekim internet gibi yeni medya teknolojileriyle birlikte gelen hızlanma getirdiği imkanlarla birlikte, riskleri de arttırmıģtır (Morresi, 2003: 163). Geleneksel medya sektörlerinin yeni medya ile bütünleģmesi farklı bir organizasyon, iģbölümü ve istihdam yapısının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. KĠA lar, artık sadece ismi üzerinde bile belli bir uzlaģımın olmadığı, hem kârlılık hem de istihdam yapısı açısından belirsizliklerin hüküm sürdüğü bir tür nebula ya dönüģmüģtür. Endüstri adlarında yaģanan karmaģa, iģ tanımlarında ve iģlerin sınıflandırılmasında da yankısını bulmakta; belirli bir iģte uzmanlaģan kiģilerin (örneğin gazeteci) yerini, birbirinden farklı birkaç iģi birlikte yürütebilen (örneğin, 27 Prenses Diana nın ölümü bunun en büyük örneklerinden bir tanesidir. Çevik sonunda kadını, bir nevi de biz, belki gazeteciler kendi ellerimizle ölüme götürdük der (Çevik, 2000: 73).

70 46 kamera kullanan ve kurgu yapan gazeteci) çeģitli becerilere sahip (multi-skilled) kiģiler almaktadır (Adaklı, 2010: 84) Türk Medyasında Etik Türk medyasının etik sorunlarıyla ilgili görüģler, bazı örnekler ve Türkiye'de bu konuyla ilgili yapılan giriģimler bulunmaktadır. ġimdi de bunlara değinilecektir Türk Medyasının Etik Sorunlarına Genel Bir BakıĢ Ragıp Duran Türkiye'de medya etiğini düzenleyici kurallar ve sınırlamaların uygulanmadığı için sözde kaldığını savunmaktadır. Ona göre medyanın kurallara uyma anlayıģı ve geleneği yoktur (Duran, 2005: 113). Çetin Özek e göre; bugün basın, maddi çıkarlar, siyasi güç ve reyting amacıyla kiģilik haklarına saldırmakta, haber değerini ortadan kaldırarak bilgilenme sürecini olumsuz yönde etkilemektedir. KıĢkırtma, gizli dinleme ve görüntüleme yöntemleriyle verilen haberler insan haklarına ve özel hayata müdahaleyi gündeme getirmektedir. Haber verilmeyip haber yaratılmaktadır (Akt: Banar, 2006: 129). Adaklı ya göre Türk basını habercilik açısından muhabir yerine köģe yazarı ve yaģı iģleri odaklıdır. Bu yüzden önemli etik ilkelerden biri olan haber ve yorum ayrımı Türk medyasında büyük oranda belirsizleģmiģtir (Uzun, 2009: 134). Türk medyası, hem siyasi iktidarla hem de ordu ile belirli bir uzlaģma zemininde buluģmak adına, hiçbir politik tercih yapmaksızın, her yeni durumda farklı bir kimliği öne çıkararak var olmaya çalıģmaktadır. Türk medyası, eģitlik ve özgürlük kavramlarının çarpık yorumlarının, sansasyonelliğin, bayağı magazinin, doğrulanmıģ ve kamu yararını gözeten hiçbir bilgi içermeyen manģet ya da az sonra spotlarının peģinden koģmaya devam etmiģtir (Adaklı, 2006: ). Türk medyasının ayrımcı bir dil ve ifade kullanarak, kiģileri küçük düģüren ifadelere yer verdiği ileri sürülmektedir (Uzun, 2009: 128). Örneğin Arus Yumul ve Umut Özkırımlı nın Türkiye de yayınlanan 38 günlük gazete üzerinde yaptıkları incelemeye göre, Türk gazetelerinde değiģik temalarda da olsa her tartıģmanın ırkçı parametreler içerisinde dile getirildiği ileri sürülerek, hemen her konuda ve her gün topluma milliyetçiliğin pompalandığı iddia edilmektedir 28 (Avaz, 1997: 202). 28 Örneğin Türkiye de medya, 16 Mart 1995 günü Fesat yuvası Atina baģlığıyla, Yunanistan ı Ġstanbul da meydana gelen GaziosmanpaĢa olaylarının sorumlusu olduğunu iddia etmiģtir. Ancak o günlerde Türkiye deki PKK terörüyle söz konusu olayları iliģkilendiren haberler de Yunanistan la

71 47 Türkiye de gazetecilerin bu yapıya uyum sağlamadığı zaman dıģlanabildiği savunulmaktadır. Örneğin gazeteci Ġlknur Çevik Türkiye de Güneydoğu meselesine insan hakları açısından yaklaģan gazetecilerin baģının derde girebildiğini öne sürmektedir. Çevik, Daily News gazetesinin meģhur gazetecisi Ġsmet Ġmset in PKK yla ilgili kitap yazdığı için Türkiye de barınamayarak Güney buz denizine gidip, orada dalgıçlık yaptığını aktarmaktadır (Çevik, 2000: 75). Öte yandan NeĢe Erkelli Kızıl a göreyse ülkemiz reklama tapan gazeteler cennetidir (Erkelli Kızıl, 1998: 71). Bugün ekonomi sayfalarının en az bir sayfası, haber adı altında yayınlanan reklamlara ayrılmaktadır. Benzer bir uygulama radyo ve televizyon programları, hatta internet için de geçerlidir (Adaklı, 2006: 305). Bu yüzden son yıllarda gerçek dıģı ya da doğru olmayan medya içeriklerine yönelik eleģtiriler artmıģtır. Ayrıca yayın organları arasındaki kutuplaģma da son yıllarda daha yoğun bir Ģekilde dikkati çekmektedir (Yüksel, 2010) Türk Medyasında Etik GiriĢimleri 1-Basın Birliği: Türkiye de basın alanına iliģkin etik anlayıģ, sistemli bir biçimde ilk kez devlet öncülüğünde gündeme gelmiģtir. Hükümet, 25 Mayıs 1935 te Ankara da Basın Genel Direktörlüğü aracılığıyla ilk Basın Kongresini topladı. Kongrenin çalıģmaları sonucu, 27 Haziran 1938 de çıkarılan Basın Birliği Yasası ile Basın Birliği adında devlet güdümünde bir meslek örgütü kuruldu (Uzun, 2009: 62-63). Türk basın tarihinde kanunla kurulan ilk ve son basın meslek kuruluģ olan Basın Birliği tek parti döneminde kurulduğu ve uygulamaları da tek parti dönemi Ģartlarında icra edildiği için üzerinde çok fazla durulmamıģtır. Basın Birliği, kanunla ve milli Ģeflik devrinde kurulan bir örgüt olması dolayısıyla daha baģtan Ģanssız bir giriģim olmuģtur. Daha sonraları da basının özdenetimi konularında yapılan tartıģmalarda özdenetim kuruluģlarına Basın Birliği hep kötü emsal olarak gösterilmiģtir (Demir, 2006: 103). Basın Birliği hükümetin basın ve yayın organları ve dolayısıyla basın üzerinde tek yönlü propaganda ve baskı yöntemi kurabilmek ve sürdürebilmek için kurulmuģtur (Demir, 2006: 105). Birlik, II. Dünya SavaĢı bağlantılı olarak iģlenmiģtir. PKK ya Yunanlı desteği, Yunanlı: DüĢmanımın düģmanı dostumdur, PKK nın taģeronları Yunan Milletvekilleri, Atina da bayrağımızı yaktılar, Atina da bölücülere destek için konser ve Atina ya misilleme Mart 1995 te Yunanistan üzerine çıkan bazı haberlerin baģlıklarıdır (Avaz, 1997: 95).

72 48 yıllarında gazetecilerin mesleki tek örgütü olmuģtur. Türk Basın Birliği yetki ve yaptırımlarını siyasal nedenlerle savaģ yılları boyunca uygulamamıģtır. Birlik 1946 da TBMM yasasıyla kaldırılmıģtır (Uzun, 2009: 62-63). 2-Basın Ahlak Yasası: Basında özdenetim uygulaması, 1960 yılına gelindiğinde bu sefer gazetecilerin giriģimiyle yeniden uygulama alanı bulmuģtur. 27 Mayıs müdahalesinin ardından sonraki geliģmeler, özdenetim fikrinin uygulamaya konulmasını zorunlu kılmıģtır. Yönetime el koyan Milli Birlik Komitesi nin basın özgürlüklerini kısıtlayan yasaların uygulanmasını durdurması üzerine basın rahat bir soluk almıģ; ama bu kez de bazı gazetelerin mesleklerinin gerektirdiği sorumluluktan uzak hareket etmeleri üzerine, gazetecilerin yeniden kısıtlayıcı önlemlerle karģılaģacakları endiģesi baģlamıģtır. Bunun üzerine Abdi Ġpekçi öncülüğünde bir araya gelen gazeteciler ve yayın kuruluģları temsilcileri, Basın Ahlak Yasası adını taģıyan 10 maddelik bir metni imzalamıģlardır (Uzun, 2009: 63-64). 3-Basın ġeref Divanı: Türkiye de 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra Milli Birlik Komitesi nin de teģviki ile ilk kez dönemsel yayınların kendi kendini denetleme sistemi kurulmuģtur (Cereci, 2003: 58). Basın ġeref Divanı basın mensuplarının kendi aralarında birleģerek kurdukları ilk özdenetim sistemidir (Demir, 2006: 113). Ġsveç teki Basın Konseyi örnek alınarak hazırlanan Basın ġeref Divanı 19 Ağustos 1960 tarihinde ilk toplantısını yapmıģ, fakat çalıģmalarında baģarı gösteremeyerek etkinliğini zamanla yitirmiģtir (Cereci, 2003: 58) Yılında Basın ġeref Divanının fiilen sona ermesinden sonra, basının özdenetimi için bir örgütün kurulması konusu birçok kez tartıģılmıģtır (Demir, 2006: 127). 4-Basın Konseyi: 1980 deki askeri müdahaleyle basının siyasal iktidar tarafından daha fazla denetlenme olasılığı ortaya çıkınca, basına yeni sınırlamalar getirilmesinin önlenmesi çabasıyla Basın Konseyi 29 gündeme geldi da Hürriyet BaĢyazarı Oktay EkĢi nin öncülüğünde Basın Konseyi SözleĢmesi ve Basın Meslek Ġlkeleri baģlıklı iki ayrı belge hazırlanarak imzaya açıldı ġubat 1988 de ise 28 gazete, 22 dergi, 11 haber ajansı, altı yayın kuruluģu ve altı basın kuruluģunun 29 Basın konseyi modelinin ilk uygulaması 1916 da isveçte görülmüģ, Ġngiltere de kurulması 1963 te gerçekleģtirilmiģ, daha sonra baģka ülkeler de bu modeli izlemiģlerdir (Alemdar, 1990: 26). 30 Bkz: Ek-1 ve Ek-2.

73 49 sözleģmeyi imzasıyla Basın Konseyi nin kurulduğu ilan edildi (Uzun, 2009: ). Basın Konseyi nin amacını, daha özgür, daha saygın bir basına kavuģmak isteyen gazetecilerin, kendi özgür iradeleriyle özdenetim mekanizmasını kurmak Ģeklinde belirtmiģtir. Basın Konseyi nin kurulmasına Türkiye de zaten basın özgürlüğüyle ilgili birçok problemin olduğu ve basın üzerindeki antidemokratik sınırlamalar ve denetimler kalkmadan, bir de Basın Konseyi nin gündeme getirilmesi nin yanlıģ olduğu gerekçesiyle bazı basın mensubu ve kuruluģları karģı çıktı (Demir, 2006: 131). Basın Konseyi son yıllardaki ayrılmalarla birlikte de Doğan Grubu nun uydu örgütü haline geldiği eleģtirileriyle karģılaģmaktadır. Basın mensupları arasında bir uzlaģma sağlayamadığı, etkinliği tartıģıldığı için gazetecilik alanındaki meslek örgütlerinin güçsüz olduğu bir dönemde gönüllü katılıma ve yaptırımı olmadan 31 çalıģmaya dayanan Konsey, yeterince ilgi görmemektedir (Uzun, 2009: 67). 5-Medya Etik Konseyi Derneği: Son yıllarda TV lerin çoğalması, internet gazeteciliğinin yaygınlasması ile yazılı hale gelen medya etik kurallarının denetlenmesine yardımcı olmak amacıyla medya mensupları tarafından 2007 Aralık ayında kurulmuģtur. BaĢkanlığını Halit Esendir in yaptığı Konsey in asıl amacının ise son dönemde yaptığı yayınlar sebebiyle toplum nezdinde sürekli itibar kaybına uğrayan medya ile toplumu ortak bir paydada buluģturmak olduğu belirtilmektedir. Medya Etik Konseyi nin oluģmasında Basın Konseyi nin çalıģmalarının ıģık tutuğu vurgulanarak derneğin Basın Konseyi'nin bir nebze olsun çalıģmalarına katkıda bulunmak olduğu belirtilmiģtir (MEK, 2009). Dernek tarafından, medya dünyasının kendi içinde kabullenip belirlediği basın meslek ve ahlak ilkeleri ile gazetecilik meslek kurallarını göz önüne alarak, gazetecilik mesleğinin itibar kaybetmesine engel olmak amacıyla 12 medya mensubunun Medya Etik Konseyi Derneği'ni kurduğu bildirilmiģtir (Dernekturk, t.y). 6-Basın Meslek Ġlkeleri: Türkiye de yaygın olarak kullanılan özdenetim yöntemi ise gazetecilik alanındaki çeģitli meslek örgütleri, dernekler ya da medya 31 Ahlak kurallarının yaptırım gücünün olmaması uygulanmadıkları anlamına gelmez. Özellikle batıda gözlemlenen durum, meslek örgütlerinin herhangi bir yaptırıma baģvuramamasına rağmen, kendi ahlak kurallarını saptamıģ gazetelerin bunlara uymayan muhabirlerini iģten çıkarmakta tereddüt etmedikleri yolundadır (Alemdar, 1990: 25).

74 50 kuruluģlarının geliģtirdikleri etik kodlardır. Bunlardan biri Basın Konseyi nin 1988 de kabul ettiği 16 maddelik Basın Meslek Ġlkeleridir (Uzun, 2009: 70). 7-Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi: Türkiye Gazetecilik Cemiyeti de 1998 yılında Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi ni 32 yayınlamıģtır. Bildirge de Ġnsan ve YurttaĢ Hakkı, Gazeteci Tanımı, Gazetecinin Sorumluluğu, Gazetecinin Hakları, Gazetecinin Temel Görevleri ve Ġlkeleri, Gazetecinin Doğru DavranıĢ Kuralları baģlıkları altında ayrıntılı düzenlemeler getirilmiģtir (Uzun, 2009: 71). 8-Basın Ahlak Esasları: Bir diğer etik kodu ise Basın Ġlan Kurumu nun Basın Ahlak Esasları dır. 33 Basın Ġlan Kurumu TeĢkiline Dair 195 Sayılı Kanun un 49 uncu maddesinde yer alan basın ahlak esasları hakkında, Basın Ġlan Kurumu Genel Kurulu nun 1964 tarihli 25 numaralı kararı, 1994 yılında yeniden düzenlenmiģtir. Basın ahlak esaslarına iliģkin olarak, Basın Ġlan Kurumu Genel Kurulu nun 18 Kasım 1994 tarihinde aldığı 129 numaralı karar, Resmi Gazete nin 30 Kasım 1994 tarihli sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiģtir. Söz konusu karar 6 maddeden oluģmakta, 1. Maddede, a dan n ye kadar 17 ahlak ilkesi sayılmaktadır (Uzun, 2009: 71). 9-DYH Yayın Ġlkeleri: Bir baģka meslek ilkesi ise Doğan Yayın Holding (DYH) tarafından benimsenmiģtir yılında kamuoyuna duyurulan DYH Yayın Ġlkeleri maddeden oluģmaktadır. Türkiye de geliģtirilip duyurulan etik kodların izlenmesini yapan iki kuruluģ bulunmaktadır. Bunlar Basın Konseyi ve Basın Ġlan Kurumu dur (Uzun, 2009: 71). 32 Bkz: Ek Bkz: Ek Bkz: Ek - 5.

75 51

76 52 ĠKĠNCĠ BÖLÜM ĠNTERNET VE ĠNTERNET HABERCĠLĠĞĠ Etik, ahlak, meslek ahlakı, medya etiği gibi kavramların ve ilgili diğer kavramların çeģitli görüģler-yaklaģımlar tarafından açıklanmasının ve medyanın etiksel durumunun irdelenerek çeģitli sorunlarla ilgili tespitlere değinilmesinin ardından ikinci bölümde internet ve internet haberciliği konuları geniģ bir çerçevede ayrıntılarıyla ele alınacaktır. Özellikle yeni bir medya olarak internetin günümüzdeki durumu, geleneksel medyadan farklılıkları, ortak noktaları, özellikleri serimlenerek Dünya da ve Türkiye de internetin doğuģundan günümüze kadarki durumuna çeģitli bilgiler ıģığında değinilecektir. Ġnternetin ardından internet haberciliği kavramının doğuģu, Dünyada ve Türkiye de çeģitli açılardan günümüze kadar ki evrimi, gazetecilik anlayıģı açısından önemi, avantajları, yetersizlikleri, sorunları, Türkiye deki hukuki durumu, yasalar/sözleģmelerdeki yeri ve internet haberciliği sektöründeki örgütlenmenin boyutları gibi konular açıklanacaktır YENĠ BĠR MEDYA OLARAK ĠNTERNET Günümüzde iletiģim araçlarının genel durumu, bir iletiģim aracı olarak internetin kullanım amacı, geleneksel medyadan farkı, yeni bir medya olarak özellikleri, etkileģim unsurları, enformasyon aracı olması, Dünya'da ve Türkiye'deki durumu, hukuki mevzuatı incelenecektir Yirmi birinci Yüzyılda ĠletiĢim Araçlarının Genel Durumu Medya ve enformasyon Ģebekeleri bütün dünyayı sarmaktadır. Geleneksel iletiģim araçları olan telefon, telgraf ve fax gibi araçlar artık eskisi kadar yaygın kullanılmamaktadır. Bilgisayar sistemleri eski iletiģim araçlarının pek çoğunun gerçekleģtirdiği iģlemleri yerine getirebilmektedir. Ġnternet aracılığıyla bütün dünya iletiģim sistemleri birbirine bağlanmıģtır (Yaylagül, 2006: 180). ĠletiĢim araçları arasındaki sınırlar 1990 lı yıllardan itibaren sürekli olarak birbirine karıģmaktadır. (Brıggs-Burke, 2004: 345). Kitle iletiģimi, telekomünikasyon olarak da tanımlanan iki nokta arasındaki iletiģim, veri iletiģimi gibi çeģitli iletiģim biçimleri giderek çeģitli teknolojik, ekonomik ve toplumsal geliģmeler sonucu giderek birbirine dönüģmekte ve aralarındaki farklılık yok olmaktadır. Bu sürece yakınsama veya yöndeģme

77 53 (convergence) denmektedir. Bunun tipik örneklerinden biri, ülkemizde de uydu üzerinden baģlayan sayısal televizyon yayıncılığıdır (Digiturk, Stardigital). Bu yayınlarda geleneksel radyo ve televizyon yayınlarını izlemek mümkündür (Geray: 2003: 18-19). Yeni iletiģim teknolojileri- özellikle internet ev içi-ev dıģı olsun her yerde ve alanda daha fazla tüketilmektedir. 20 yüzyılın son çeyreğinde kitle iletiģim ve iletiģim araçlarında yaģanan patlama, (Tokgöz, 2008: 69-70), 21.yüzyılda çeģitlenerek ivme kazanmıģtır. Günümüzde iletiģim araçları-özellikle internet ve cep telefonu eģgüdümüyle- iç içe geçen, aynı anda kullanılabilen bir formattadır. Artık haberler, hava durumu ve reklamlar cep telefonlarına gelebilmektedir. Ayrıca, wap lı telefonlarla pek çok bankacılık iģlemi gerçekleģtirilebilmektedir. Özellikle, genç yaģta olanların haber alma yönünden gazeteleri değil, artık sanal ortamda-genelde iģ ortamında-haber almaya doğru yöneldiklerini söylemek pek yanlıģ olmamaktadır (Tokgöz, 2008: 79). Bu durumun bir takım olguları beraberinde getirdiği ve tartıģmalarınsa güç geçtikçe arttığı görülmektedir. Tüm bunların yanında kültürün, ekonominin ve siyasetin küreselleģmesi fenomenine paralel olarak geliģen iletiģim teknolojileriyle beraber yüksek derecede bağlantılılık deneyimi yaģadığımız zamanın ortak yönüdür. Yeni medyaların ve özellikle internetin etkisiyle, tikel bireylerin yerine küresel oligopolistik sermayenin ana aktörlüğünde, tikel bireysel iletiģim aktörlerinin edimleri ile Ģekillenen ultra-bölünmüģ anlam evreni ile beraber toplumsal da büyük parçalara ayrılmıģtır. Bireysel deneyimlerin parçalara ayrılması Ġnternet tarafından isimselleģtirilen iletiģim formatı sayesinde gerçekleģmekte, ekonominin yekpare hale gelmesi ise bu formatın pazarlanmasına önayak olan dev medya sermayeleri tarafından oluģturulmaktadır (Nalçaoğlu, 2007: 65). Buna rağmen medyanın, metin ve imgeleri zaman ve mekân boyunca hareket ettirebilmesi, J.B. Thompson ın (1995) deyiģiyle mesafeli yakınlık (intimacy at a distance) olanağını sağlamıģtır (Stevenson, 2008: 322). Erol Mutlu nun da dediği gibi, medyalar günümüzde dünyanın bir tek mekan haline geldiği fikrini ve hissini yayma iģvelini görmektedir (Mutlu, 2005: 211). Özetle, gündelik yaģamın her alanında yaygın kullanım pratikleri bulan, gündelik yaģam pratiklerini-farkında olmasak-da köklü bir Ģekilde dönüģtüren, bedenin bir uzantısı/parçası haline gelen bilgisayar, internet ortamı, cep telefonları, oyun konsollorı, Ġpod veya avuçiçi veri

78 54 bankası kayıtlayıcıları ve iletiģimcileri, gibi yeni medyaların 35 ve iletiģim araçlarının kullanım yoğunluğu giderek artmıģtır (Binark, 2007:21) Bir ĠletiĢim Aracı Olarak Ġnternet Ġnternet sözcüğü Türkçeye, Ġngilizceden olduğu gibi geçmiģ bir birleģik sözcüktür ve bu sözcüğün parçalarından biri olan net sözcüğü bilgisayar ağı anlamına gelmektedir (Günaydın, 2010: 24). Bilgisayar ve iletiģim teknolojilerindeki hızlı geliģme ve küreselleģme ile birlikte, çağımızın en önemli iletiģim ortamı Ġnternet geliģtirilmiģtir. Liberal yaklaģıma göre, bu ortamın en belirgin özelliği herkesin kullanıma açık olmasıdır. Bireylerin bilgisayarın baģında oturarak dünyadaki önemli bilgi kaynaklarını kullanabilme olanağını getirdiği savunulan Ġnternet (TaĢtan, 1998: 3), tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gündemdedir. Ġnternetle ilgili gazetelerde, radyolarda, televizyonlarda ve/veya haftalık magazin ve aktüel dergilerde popüler yazılar haberler, araģtırmalar, tartıģmalar ve programlarla karģılaģmak mümkündür (Sağıroğlu, 2001: 16). Ġnternet hakkında, bir iletiģim, dayanıģma, bilgi ve tecrübe paylaģım ortamı; canlı, dinamik ve büyük bir kütüphane; çalıģma, eğlence ve ticaret merkezi Ģeklinde (Korkmaz, 2002: 11) faydacı görüģler gibi, internetin bireyleri denetim altına alan, toplumsal hayatı kuģatan, sermayenin ideolojik siyasal iletiģimsel ekonomik aracı Ģeklinde özetleyen eleģtirel yaklaģımlar da vardır. Bu görüģler, internetin herkesimi kapsayan demokratik açılımlarına karģın, dünya düzeninde mevcut eģitsizlikleri derinleģtiren yeni bir sömürgecilik anlayıģının teknolojisi olarak uluslar arası Ģirketlerin mülkiyetinde bulunduğunu özetleyen ekonomi-politik yaklaģımdan, yeni bir denetim ve iktidar aracı olarak ele alan postmodernist yaklaģımlara kadar (Timisi, 2003) kendi aralarında çeģitlenmektedir. Ġnternet, insanları bilgisayar aracılığıyla birbirine bağlayan yeni bir iletiģim teknolojisi, dünya üzerine dağılmıģ, boyutları ve iģletim sistemleri birbirinden farklı, milyonlarca bilgisayarın birbirlerine belirli protokoller ile bağlanarak haberleģmenin 35 Yeni medya, kitle izleyicisini bireysel kullanıcı olarak da kapsayabilen, kullanıcıların içeriğe veya uygulamalara farklı zaman dilimlerinde ve etkileģim içinde eriģebildikleri sistemler olarak tanımlanabilir. Ayrıca, günümüzde pek çok uygulama, geleneksel medya ile yeni medyanın bir arada kullanılmasıyla melez Ģekilde bulunduğu unutulmamalıdır. Yeni medyanın günümüzde en çarpıcı örneği Ġnternet tir (Geray, 2003: 20). Bu hususlar göz önünde tutularak, yeni medya veya yeni iletiģim teknolojileri adlandırmaları, bu çalıģmada da internetle iliģkisi, kapsayıcılığı, iç içeliği ve açıklayıcılığı bakımından sıkça kullanılmıģtır.

79 55 sağlandığı dünyanın en büyük bilgisayar ağı, veya dünyanın sekizinci harikası ağların ağı, (Sağıroğlu, 2001: 18), gibi teknoloji merkezli bakıģ açısıyla nitelense de, özellikle 1990 lı yılların baģından itibaren kamusal kullanımı yaygınlaģarak yalnızca iletiģim teknolojisi alanında bir yenilik olmakla kalmamıģ ve aynı zamanda gerek akademik gerekse popüler ilginin merkezine oturmuģtur. Ġnternet üzerine yönelik akademik ilgi öncelikle mühendislik ve iletiģim disiplininde yoğunlaģmıģ, ancak sonrasında psikolojiden, sosyolojiye, siyaset bilimine kadar pek çok disiplinin araģtırma alanlarına eklemlenmiģtir. Ġnternete yönelik popüler ilgi ise aracın kullanımının yaygınlaģmasıyla birlikte artmıģ, kiģisel kullanıcının pek çok ihtiyacına yanıt veren bir iletiģim ortamı olmasıyla önem kazanmıģtır (Timisi, 2003: 121). Nitekim Ġnternet iletiģimsel amaçlı ortaya çıkan askeri kökenli bir teknolojidir. Amerikan askeri kuruluģlarının, savunma Ģirketlerinin ve üniversitelerin iletiģim kurmalarını sağlamak için kurulmuģtur. O zamandan bu yana dünya üzerindeki üniversiteleri, hükümetleri, ticari ve diğer tüm kuruluģları kapsayacak Ģekilde büyümüģ, (Barrett, 2000: 11), gündelik hayatta kiģiler arası iletiģimden uluslar arası iletiģime kadar çok katmanlı hızla yayılan en yeni medya olma yolunda ilerlemiģtir. Ġnternetin iletiģimsel özelliği makine-makine, insan-makine, makine-insan, insaninsan, insan-grup, grup-insan iliģkilerinde billurlaģmaktadır. Ġnternetin içindeki herhangi iki bilgisayar arasındaki en temel iģlem çiftli yönlü bilgi aktarımı (Korkmaz, 2002: 12) iki bilgisayar arasındaki iletiģimi yansıtır. Ancak bununla birlikte endüstriyel, kültürel, siyasal, gündelik faaliyetlerde kullanılan iletiģim teknolojisi olunca diğer aktörlerin (insan, grup, toplum, makine) devrede olması söz konusudur. Çünkü interneti sadece bilgisayarların arasındaki çift yönlü iletiģim olarak tanımlamak, kullanıcı insan ve faaliyetlerinin göz ardı edilmesi demektir Ġnternet Kullanımında Belirleyici Olan Amaçlar a) KiĢisel Amaçlar: Ġnternet kiģinin ilgi alanlarına yönelik meraklarını gidermede, aynı ilgiyi paylaģan kiģilerle iletiģim kurmada, dostluk, arkadaģlık geliģtirmede kiģilerarası ve kitle iletiģiminden daha fazla olanak sunmaktadır. Bu tür kiģisel arayıģlar, aynı zamanda toplumsal harekete geçirme unsuru olarak kullanılabilmektedir.

80 56 b) KiĢilerarası Amaçlar: Ġnternet kiģilerarası iletiģimde olduğundan daha az bir etkileģim olanağı sunmaktadır. Ancak kitle iletiģimiyle karģılaģtırıldığında bu olanak daha fazladır. Ġnternetin yüksek coğrafi yayılım kapasitesi, kontrolde potansiyel eģitlik ve zamansal sınırsızlığı, özellikle aynı mekanda bulunmayan insanlar arasındaki iletiģimi gerçekleģtirmede yeni tür bir iletiģim ortamı sunmaktadır. c) Toplumsal Amaçlar: Toplumsal amaç sunma kapasitesi, belirli düzeyde uzak iletiģim sisteminde bulunan içeriğin çoğulculuğuna ve yayılma düzeyine dayalıdır. Örneğin videotekst sisteminde yayılma geniģtik ve içerik oldukça çeģitlidir. Ġçerik toplumsal konularda yoğunlaģtığında, iletiģim toplumsal amaçların içerilmesinde bilinçli ya da kendiliğinden katkıda bulunmaktadır. Ancak uzak iletiģimin toplumsal amaçlar sunma kapasitesinin en önemli belirleyenleri bu sistemlerin diğer ekonomik ve siyasal sistemlere olan yapısal bağımlılık iliģkisidir. Örneğin internetin dönüģümünde hükümet ve ticari güçlerin egemenliği, merkezileģme ve ademi-merkezileģme, denetim ya da özgürlük olanakları bu sistemin toplumsal amaçların gerçekleģtirilmesinde kullanımını etkileyebilmektedir. Ġnternet toplumsal amaçlar için, a) Bir uzlaģı oluģturmada, b) ÇeliĢki ve belirsizliklerin çözümünde, c) Askeri, siyasal ya da kriz durumlarının organizasyonunda, d) Ekonomik ve çevresel değiģimlerin adaptasyonunda, etkili biçimde kullanılacak bir olanak sunmaktadır (Timisi, 2003: ) Ġnternetin Geleneksel Medyalardan Farkı Yeni bir medya olarak internette etkileģim unsurları, iletiģim sürecinin iģleyiģi ve enformasyonu sınıflandırması yönlerinden geleneksel medyadan farklı özellikleri vardır. Bunlar ise Ģu Ģekilde sıralanabilir: Yeni Bir Medya Olarak Farklı Özellikleri Yeni medya, kitle izleyicisini bireysel kullanıcı olarak da kapsayabilen, kullanıcıların içeriğe veya uygulamalara farklı zaman dilimlerinde ve etkileģim içinde eriģebildikleri sistemler olarak tanımlanabilir (Geray, 2003: 20). Yeni medyanın, geleneksel medyadan (gazete, radyo, televizyon, sinema) ayırt edici temel

81 57 özellikleri etkileģimli ve multimedya biçemine sahip olmasıdır. Dijital kodlama sistemine temellendikler için, çok fazla miktarda enformasyonu aynı anda aktarabilme ve kullanıcının geri dönüģümde bulunabilmesi olanağına sahiptirler. Dolayısıyla enformasyonun düzçizgisel iletiminden hipermetinselliğe geçilmiģtir. Yeni medyanın etkileģimsellik özelliği, iletiģim sürecine iletiģim uzamında karģılıklılık veya çok katmanlı iletiģim olanağı kazandırmıģtır. EtkileĢimsellik özelliğinin iletiģim sürecine iliģkin bir diğer dönüģtürücü etkisi de, iletiģimin zamanında en anlı olma derecesine iliģkin yaptığı açılımdır. Yeni medyanın bu özelliği, geleneksel medyaya göre kullanıcının iletiģim sürecindeki rolünü ve katılımını da çeģitli Ģekillerde etkilemektedir. Yeni medyanın sahip olduğu multimedya biçemselliği göstergelerin, simge sistemlerinin, iletiģim çeģitlerinin farklı veri türlerinin tek araçta toplanmasıdır (Binark, 2007: 21). Rogers a göre, yeni medyanın üç özelliği vardır: a) EtkileĢim: ĠletiĢim sürecinde etkileģimin varlığı gereklidir. b) KitlesizleĢtirme (demassifiaction): Büyük bir kullanıcı grubu içinde her bireyle özel mesaj değiģimi yapılabilmesini sağlayacak kadar kitlesizleģtirici olabilir. c) EĢzamansız (asenkron) olabilme: Yeni iletiģim teknolojileri birey için uygun bir zamanda mesaj gönderme veya alma yeteneklerine sahiptirler. Aynı andalık gerekliliğini ortadan kaldırırlar. Somut bir örnek olarak, elektronik posta kutusu ( ) gösterilebilir. Elektronik posta yönteminde, bilgisayar kullanıcılarının birer adresi vardır. Bu adres, kullanıcıların bilgisayarı dıģında üçüncü bir merkez bilgisayarında tutulmaktadır. Bir kullanıcı, baģka bir kullanıcıya elektronik mesaj geçmek istediğinde önce merkezdeki bilgisayara ulaģmakta ve istediği adres için bu mesaj saklanmaktadır. Mesaj gönderilen kullanıcı, merkez bilgisayarına bağlandığında kendisine gelen mesajı okuyabilmektedir. Elektronik posta hizmeti, yeni iletiģim teknolojisi olarak değerlendirilebilir; çünkü sistem, etkileģim için özel bir düzenleme getirmektedir. Alıcı, verici konumuna gelebilmekte ve mesaj üzerindeki denetimi artmaktadır. KitlesizleĢtiricidir; çünkü adrese sahip olan milyonlarca kiģiye veya bunlardan

82 58 sadece birine mesaj gönderebilir. EĢzamansızlık özelliği bulunmaktadır; çünkü kullanıcılar mesajları farklı zamanlarda alabilmektedirler (Geray: 2003: 18-19) Ġnternette EtkileĢimin Unsurları Selnow, internetin etkileģimlilik özelliği ile iletiģimin kimyasını değiģtirdiğini kaydetmektedir (Yüksel, 2007: 521). Ġnternet bağlamında etkileģim üç unsuru içermektedir: Bunlar hız, eylemin sayısı ve kapsamadır. Geleneksel iletiģim araçlarından, örneğin radyo ve televizyon, etkileģim hızını ancak telefonla programa katılım sırasında gerçek zaman iletiģimine yaklaģtırmaktadır. Bu anlamda bilgisayar temelli yeni iletiģim teknolojileri, etkileģim hızını en yüksek noktaya çıkaran iletiģim araçlarıdır. Telefon bağlantısının bir özelliği olarak internet iletiģimi örneğin telekonferans sistemi sayesinde birden fazla bireyi birbirine gerçek zamanda bağlamaktadır. Benzer olarak karģılıklı konuģmaya izin veren sohbet (Chat) sistemi de kullanıcılar arasında anında etkileģimi sağlayan sistemlerdir. Bilgisayar temelli internet iletiģimde kullanıcılar iletiģimi baģlatma ve bitirmede, iletiģim sürecini kesintiye uğratmada ya da içeriği değiģtirmede özgürdür. Ġletilerin televizyon ya da telefonda olduğu gibi anında alınması gerekmez, kullanıcı iletiyi almada zamanını özgürce düzenleyebilir. Mesaj saklanıp, değiģtirilme olanaklarına sahiptir. Ġnternet bir toplumsal teknoloji olarak kavrandığında etkileģimci özelliği ön plana çıkmaktadır. EtkileĢim, iletiģim aracının kendisiyle kurulan bir iliģkinin ötesinde orada bulunan diğerleriyle etkileģimi de içermektedir. EtkileĢim özelliğine göre iletiģim ortamlarını inceleyen araģtırmacılar, interneti geleneksel iletiģim araçlarıyla karģılaģtırdığında yüz yüze iletiģim biçiminin zenginliğine en yakın aday olarak değerlendirmektedirler. Yüz yüze iletiģimde toplumsal çevre, mekansal özellikler, kültürel simgeler ve fiziksel özelliklerden oluģur. Bu tür göndergelerin bilgisayar iletiģiminde yokluğu aģırılıkların ortaya çıkmasına (örn.küfür, düģmanlık, Ģiddet, hakaret vb.), diğerlerinden ziyade benin-ego-ön plana alınmasına ve mesajların statü olarak eģit olmasına neden olmaktadır (Timisi, 2003: ). Jonoschka, internet ortamının, iletiģimin iki temel formu olan kiģilerarası ve kitle iletiģimini aynı potada birleģtirdiği gerçeğinden yola çıkarak, interaktif kitle iletiģimi terimini kullanmaktadır. Bu yeni ortam, sadece iki iletiģim formunun birleģtiği bir ortam

83 59 olmaktan öte, onlardan farklı bir etkileģim ve geri bildirim imkanı sunmakta, pasif alıcıları tanınabilir ve tanımlanabilir aktif katılımcılara dönüģtürmektedir. Çok sayıda mesaj, farklı biçim ve içeriklerde (ses, görüntü, metin) alıcı/larına (özel yada genel) ulaģtırılmakta ve böylece internet alıcı ve göndericinin etkileģim içerisine girebilecekleri Ģekilde çok yollu bir iletiģim imkanı sunmaktadır (IĢık, 2007: 15) Ġnternette ĠletiĢim Sürecinin ĠĢleyiĢi Birçok araģtırmacı internet iletiģimi ile diğer insani iletiģim düzenleri arasında çarpıcı farklar olduğunu öne sürmektedir. Sheizaf Rafaeli, internetin diğer iletiģim düzenlerinden ayırt edilmesine imkan veren beģ karakteristik özelliği olduğunu savunmakta; bunları paket-anahtarlama (packet-switching), multimedya, etkileģimlilik, eģ zamanlılık ve hipermetin (hypertext) olarak açıklamaktadır. Zaman ve mekandan bağımsız yapısı olduğu vurgulanan, diğer iletiģim araçlarını da bünyesinde toplayan formu ile betimlenen internetin, iletiģim kavrayıģ ve alıģkanlıklarımızda da önemli değiģikliklerin önünü açtığı iddia edilmektedir. Ġnsanların bu yeni teknolojiyi çabucak benimsemelerinin ardında yatan temel neden de internetin kendinden önceki hiçbir iletiģim aracının sahip olmadığı bu özelliklere sahip olmasından kaynaklanmaktadır (IĢık, 2007: 15). Bu yüzden Ġnternetin teknolojisi geleneksel kitle iletiģim araçlarından radikal olarak ayrıldığı belirtilmektedir. Geleneksel iletiģim araçları dikey bir yapılanmaya dayalıdır. Mesaj üretimi, belirli bir merkezden kitle olarak tanımlanan heterojen toplumsal kesimlere doğrusal yolla iletilir. Mesajın üretilmesinde kitle belirleyici olmadığı gibi, geribeslemede aracın sunduğu teknoloji yeterli olmamaktadır. Kitlenin herhangi bir iletiģim kanalına yönelik geri beslemesi yine baģka bir iletiģim kanalına ihtiyaç duymaktadır. Ġnternet ise mesaj üretimi ve mesaj alımı arasındaki müdahale olasılıklarını çoklaģtırmıģtır. Ġnternet teknolojisinin karģılıklı etkileģime dayalı iletiģim süreci teknik olarak Ģöyle iģlemektedir: 1. Noktadan Noktaya ĠletiĢim: Tek bir kullanıcı, tek bir alıcıya mesaj gönderebilmektedir.

84 60 2. Noktadan Çok Noktaya: Tek bir kullanıcının mesajını belirli sayıdaki alıcıya göndermesi (örn. Elektronik posta listeleri) ya da mesajın birden çok alıcıya gönderilmesini sağlayan bir uygulamadır. 3. Noktadan Sunucuya (Server): Tek bir kullanıcı sunucuya bir mesaj gönderir. Bu sunucu mesajı herhangi bir kullanıcı için elveriģli kılmaktadır. 4. Noktadan servis sağlayıcı dar-yayıncılığa: Kullanıcının servis sağlayıcıya gönderdiği mesaj bu servis sağlayıcıyla iliģkili olan belirli bir grup kullanıcıya gönderilmektedir. 5. Sunucu-geniĢ-yayıncılık: Bir servis sağlayıcı, mesajları diğer kullanıcılara açık olarak saklar. Kullanıcı enformasyona anonim olarak eriģebilmektedir. Bir Web sitesi bunun için bir örnektir. 6. Sunucu-dar-yayıncılık: Bir servis sağlayıcı, enformasyonu yalnızca belirli bir gruba açık kılmaktadır. Ġnternet iletiģimi enformasyonun metin, ses, grafik, imaj, video gibi birden çok iletiģim biçimlerinin bir araya getirilmesiyle iģleyen bir süreçtir. Yerel, ulusal ve uluslar arası eriģim olanaklarını sağlayan, bu anlamda zaman ve mekanla sınırlı olmayan küresel bir iletiģim biçimidir. Bu özellikleri, interneti yalnızca mesaj üreten, toplayan ve dağıtan bir teknoloji olmaktan çıkarmakta, birey-birey, birey-grup, grupbirey etkileģimlerine olanak tanıyan bir toplumsal iletiģim ortamı haline sokmaktadır (Timisi, 2003: 124). Bu nedenle Ġnternet Ģimdiye kadar karģılaģılan bütün haberleģme ve medya organlarından farklıdır (Levine-Baroudi-Young, 1997: 12). Barret, internetin geleneksel posta, telefon ve iģ iletiģim piyasalarını tehdit ettiğini ileri sürmektedir. Gazete, dergi, kitap, televizyon, müzik, müzik yapımı gibi kitle iletiģim piyasalarını farklı alanlarına ayırabileceği ve bunları tehdit edebileceğini ileri sürmektedir (Barrett, 2000: 13). Web deki sayfalar kısmen sahiplerinin yayın görüģlerini yansıtırlar. Aracın gerçek gücü buradadır. Etkileyici, iyi tasarlarmıģ ve ilgi çekici grafikleri içerebilir ya da etkisiz ve yetersiz bir biçimde yapılandırılabilir ve izlenmeleri zor olabilir. Metin bağlantılar, sesler ve diğer bilgilere yapılan göndermeleri içerebilirler. Yazılı basın ya da TV gibi geleneksel medyada tüzel ve

85 61 kiģisel çabalar arasındaki farklılıklar çok açıktır. Amatör görünümlü mallar üretirler. Yine de Web de bunları ayırt etmek zordur. Tüzel kuruluģlar biçimsiz sayfalar oluģtururlar. Özel kiģilerse baģ yapıtlar meydana getirirler (Barrett, 2000: 33) Ġnternette Enformasyonu Sınıflandırma Bu özellikleri ve yapısıyla birlikte bir bilgi kaynağı olarak da görülen (Karagülle-Pala, 2000: 312), internetin geleneksel kitle iletiģim araçlarına göre bilgilendirme ve kullanılması yönünde bir takım farklılıklar bulunmaktır. Geleneksel kitle iletiģim araçlarına eriģim seviyesi, bu araçlardan yararlanma olanağı çok yüksektir ve bilgi medya çalıģanları tarafından homojen bir Ģekilde ulaģtırılmaktadır. Ġnternet kullanımıyla ilgili olarak ise yeni faktörlerin varlığından söz edilmektedir. Bonfadelli ye göre, internet yoluyla bilginin ulaģtırılması medya çalıģanları tarafından düzenlenmemekte, diğer kitle iletiģim araçlarıyla kıyaslandığı zaman internet kullanımında daha fazla aktif ve yetenekli bir kullanıcı gerekmektedir 36 (ġeker, 2005). Ayrıca internette eriģim her zaman sınırsız ve engelsiz olmamaktadır. Örneğin kimi dergi yayıncıları kullanıcıların konulara ve haberlere eriģimi için kayıt olmalarını istemektedir (Barrett, 2000: 32). Ġnternet te bulunan bölgeleri üç türde sınıflandırmak mümkündür. Bunlar a) herkese açık olanlar, b) belli kullanıcılara açık olanlar, c) parayı ödeyene açık olanlar. Örneğin AÜ ĠletiĢim Fakültesi nin internet sayfasında (www.ilef.ankara.edu.tr) hizmetlerin neredeyse tamamı bütün kullanıcılara açıktır. Ancak öğrenci not ve kayıt sistemi gibi bazı hizmetler, sadece okulun öğrenci ve çalıģanına açıktır. Buralara giriģ için kullanıcı adınız ve Ģifreniz olması gerekir. Belli hizmetleri veren baģka sitelerse sadece para ödeyenlere açıktır (Geray, 2003: 22). Diğer yandan bilgisayar üzerinde herhangi bir konu üzerine arama iģlemleri, belirli anahtar kelimelere ve kesin tanımlara ihtiyaç göstermekte, bu kesin tanımların dıģındaki arama iģlemleri enformasyona ulaģamamayı da beraberinde getirmektedir. Belirli bir enformasyona ulaģmak, sistemin arama iģlemini yapacak 36 Sosyolog yazar Can Kozanoğlu na göre, internet kültürel sermayesi düģük gruplara hızla yayıldığında (özellikle katılımcılık) tartıģılır hale gelir. Sisteme çok düģük kültürel sermayeyle, çok yetersiz donanımla girenlerin bilgiye ulaģma, bilgiyi kavrama, dolayısıyla tarihsel bir dönüģümün aktörleri olabilme ufukları aynı geniģleme potansiyelini vaat etmez. Güç gibi güçsüzlük de kendini yeniden üretebilir (Kozanoğlu, 1997: ). Kozanoğlu bilgi fetiģizmi kavramsallaģtırmasıyla birlikte internetten bilgilenme ereğini tartıģılır kılar. Bu kısımda genel olarak değinilen bilgilenme tartıģmasına değinilmiģtir.

86 62 aracı programlarına ulaģma bilgisiyle sınırlıdır (Timisi, 2003: 178). Son zamanlarda internetin değerli değersiz her türlü bilginin bir arada yer aldığı bir çöplüğe dönüģtüğü kanısı oluģmuģtur. Arama motorları değerli değersiz yüz binlerce veriyi getirmektedir. GeliĢtirilen bazı programlar sayesinde, araģtırma makineleri daha ileri düzeyde araģtırmalar yaparak, bazı bilgileri kullanıcı için rafine etse de, son derece önemli bilgiler ile hiçbir değeri olmayan, çoğu kere de yanlıģ olan bilgiler bir arada yer almaktadır. Özellikle araģtırmacıların tek tek bütün web sitelerini tarayarak, içinde gerekli verilerin seçimi zaman bakımından tümüyle mümkün olmadığından internette kargaģa yaģanmaktadır (Bozkurt, 2000: 39). Fakat internetin önceki medyalarda var olmayan bir özgürlük olanağı sunduğu belirtilmektedir. Ġnternet haber grupları, katılımcılara tepkilerini yorum yaparak ya da değiģtirerek her birine gönderme olanağını bir editör ya da programcının müdahalesi olmadan sunma olanağını tanımaktadır. Geleneksel iletiģim araçlarının çalıģma pratiği eģik bekçiliği ya da kurumsal filtreler olarak tanımlanan bir yönteme dayanmaktadır. Enformasyonun toplanması, geliģmesi ve dağıtılmasını biçimlendiren bu kurumlardır. Her iletiģim aracının gündemi, her birinin izleyicilerine sunmak için seçtikleri enformasyondan oluģmaktadır. Gündem hazırlama, iletiģim akıģı ile sorumlu durumdaki eģik bekçilerine, bu araçların insanların ne hakkında düģünecekleri, yeni önemli olarak algılayacaklarını etkileme eğilimi olarak tanımlanmaktadır. EĢik bekçileri, yalnızca önemli olan enformasyona iģaret etmemekte aynı zamanda bazı argüman ve enformasyonu da dıģlamaktadırlar. Ġnternette ise mesajların hangilerinin önemli olduğu, hangilerinin kamunun ilgisine sunulması gerektiği ya da hangilerinin dıģlanması gerektiğini belirleyen bir eģik bekçiliği sistemi yoktur. Ancak bu internetin bir düzensizlik içinde olduğu anlamına da gelmemelidir. Ġnternette eģik bekçiliği aracılığıyla enformasyon gönderme, depolama ve geri çağırım iģlemi, sistemin karmaģık yapısının, mesajları belirli alt kategorilere ayıran sınıflandırma iģlemiyle yer değiģtirmiģtir (Timisi, 2003: 178). Yine de giderek daha görsel bir hal alan Ġnternetin, günümüzün egemen medyası haline geldiği (Nalçaoğlu, 2007: 46-47) ileri sürülmektedir.

87 Dünyada ve Türkiye de Ġnternet Bu bilgilerin ve açıklamaların ardından interneti Dünyada ve Türkiye deki yeri, önemi ve durumuyla ilgili bilgilere değinilecektir Dünyada Ġnternet in Tarihi 1400 lü yılların sonlarına doğru matbaanın icadı ile geliģen yazılı iletiģim, telgraf, telefon, fonograf, televizyon, telex ve telefax yerini günümüzde yazılı metinlerin yanında ses ve hareketli görüntüyü de kapsayan haberleģme teknolojisine yani çoklu ortam a (multimedia) bıraktı. Bu sayede bilginin üretilmesi, iģlenmesi ve yaygınlaģtırılması, yeni bilim alanlarının ve bunlara dayalı yeni teknolojilerin ortaya çıkmasını arttırdı yılında telgraf ın Cooke ve Wheatstone tarafından icat edilmesiyle baģlayan iletiģim teknolojisi, 1876 yılında telefonun Alexander Graham Bell tarafından geliģtirilmesiyle yaygınlaģtı ve 1957 lımıroa ise Sputnik in Sovyetler Birliğinden uzaya gönderilmesiyle globalleģti yılları arasında Packetswitching ağların geliģtirilmesinden sonra (Sağıroğlu, 2001: 17), ABD Hükümeti 1969 yılında, Advanced Research Projects Agency, (ARPA) ( Ġleri Düzey AraĢtırma Projeleri Kurumu) bünyesindeki araģtırma merkezlerini ülke çapında büyük bir bilgisayar ağı ile birleģtirmek amacıyla bir proje baģlattı. Daha sonra ağa ülkedeki diğer araģtırma Kurumları ve Üniversiteler entegre oldu (TaĢtan, 1998: 4-5). Ġnternetin ilk geliģimi, bir askeri araģtırma programı içinde birbirine bağlanan çeģitli üniversitelerin bilgi iģlem geliģimindeki eģitsizliklerden doğdu. AraĢtırmacılar en güçlü bilgisayarların iģleyiģ kapasitelerini paylaģmayı arzuladı, bu amaçla gereken kaynaklara eriģmelerini sağlayacak programlar yazdı (Barbier-Lavenir, 2001: 373). Çok sayıda üniversitenin ARPANET in parçası olması ile ARPANET kontrol edilmesi zor hale geldi. Bu nedenle Ordu ile ilgili siteleri içeren MILNET ve yenidaha küçük olan ordu dıģındaki siteleri içeren ARPANET olarak iki parçaya ayrıldı (Levine-Baroudi-Young, 1997: 21) yılında 23 bilgisayar arasında 15 bağlantıdan oluģan ilk bağlantıdan sonra, 1972 yılında 40 bilgisayar arasında bağlantıya çıktı (Sağıroğlu, 2001: 17). California eyaletinde üç, Utah eyaletinde bir bilgisayarın baģlanması ile küçük çaplı baģlayan ARPANET, kısa zamanda bütün kıtaları saracak Ģekilde büyüdü (Levine-Baroudi-Young, 1997: 21). Ġnternet ABD ile

88 64 SSCB arasındaki soğuk savaģın bir ürünü olduğundan (Civelek, 2009: 6) bu çalıģmalar, bir nükleer saldırı durumunda dahi yıkımdan korunmak isteğiyle, savunma amaçlı çalıģan bilgisayarlar arasında oldukça sıkı örülmüģ bir iletiģim Ģebekesi kurmak isteyen Pentagon un ihtiyaçlarıyla birleģti. Eğer bir ya da birçok iletiģim düğümü imha edilirse, mesajları yine de taģıyabilmek için yeterli merkez kalmalıydı. (Barbier- Lavenir, 2001: 373). Bu arada Amerikan hükümetinin bir kuruluģu olan ARPA, 1972 yılından itibaren askeri kuruluģlara onların istekleri doğrultusunda bazı çalıģmalar gerçekleģtirildi ve bu çalıģmalar sonunda kuruluģun adı Defence Advanced Research Agency (Savunma ileri AraĢtırma Projeler Ajansı- DARPA) olarak değiģti. Bu çalıģmalar sırasında ARPANET ya da DARPA Internet i oluģturuldu (Uysal-Tunç, 1996: 7) yılında Stanford Üniversitesi nin pojeye katılmasıyla bu çalıģma akademik bir yön kazandı ve hızla geliģti. Ġlk kurulan ağ olan ARPANET e ilk uluslarası bağlantı University College of London (Ġngiltere) ile Royal Radar Establishment (Norveç) arasında gerçekleģtirildi yılında internet iletiģiminin temeli olan ĠletiĢim Kontrol Protokolü (Transmission Control Protocol- TCP) geliģtirildi. ARPANET in ticari versiyonu olan Telenet kullanıma sunuldu yılında Queen Elizabeth e-posta gönderme iģlemini gerçekleģtirdi yılından sonra internet artık yaygınlaģmaya baģlayarak, 100 ün üzerinde host makine arasında birbirlerine bağlandı yılında standart bir iletiģim kontrol protokolü geliģtirilmiģ olup, ilk kez 1980 de ARPANET (paket anahtarlamalı ağ) ile internet iletiģimi sağlandı (Sağıroğlu, 2001: 17). Askeri amaçlardan bağımsız bir geliģme izemeyen iletiģim araçlarından olan (Atabek, 2001: 135) internetin serüveni 1970 lerden itibaren daha çok hızlandı lerde ise ARPANET, INTERNET haline gelmeye baģladı. BBS sistemler oluģmuģ ve buradan doğrudan bilgiler paylaģılmaya baģlandı (Sunalı v.d., 2008: 287) yılında ĠletiĢim Kontrol Protokolü nün (TCP/IP) standart olarak kabul edilmesiyle daha da yaygınlaģtı (Sağıroğlu, 2001: 17), 1990 lı yılların baģlarına kadar ticari olmayan diğer araģtırma kuruluģlarının katılımıyla dünya çapındaki en büyük bilgisayar ağı oluģtu (TaĢtan, 1998: 4-5) dan itibaren ticari firmaların da desteğiyle bu yaygınlaģma daha da arttı (Sağıroğlu, 2001: 17) yılı sonunda http protokolünün kullanıldığı ilk web sayfası faaliyete geçti (Korkmaz, 2002: 12) yılında Minnesota Üniversitesi tarafından, internet kaynaklarına eriģimde büyük kolaylıklar sağlayan GOPHER

89 65 kullanıma girdi yılında CERN tarafından World Wide Web (WWW) geliģtirilmiģtir. WWW, hypertext teknolojisini kullanarak internet kaynaklarına eriģimi sağlayan baģka bir olanaktır baģlarında ayrıca ARPANET devreden çıktıktan sonra, ABD, Japonya ve bazı Uzakdoğu ülkelerindeki omurgalar (backbone) internete katıldı yılında Beyaz Saray (White House), online olarak internete bağlanmıģtır yılında, Web üzerinde iģlem yapmayı sağlayan Mosaic yazılımı piyasaya sürüldü ve kullanım kolaylığı nedeni ile çok yaygınlaģmıģtır yılında ise Web üzerinde iģlem yapan Netscape yazılımı kullanılır hale geldi (Uysal- Tunç, 1996: 8). Türkiye tam manasıyla internete 12 Nisan 1993 te geçti. Ülkemizde, ilk yıllarda gerek uzman personel azlığı gerek altyapı yetersizliği sebebiyle güçlükle yürütülen internet hizmetleri, bugün çok iyi seviyelerde olmasa da iyi bir Ģekilde verilmeye çalıģılıyor. Ülkemizde Ege Üniversitesi ve ODTÜ nün katkılarıyla baģlayan internet hizmetleri, günümüzde bir çok internet servis sağlayıcı (ISS) ile özel ve resmi kurumlara ve ULAKBĠLĠM ile de üniversitelere verilmektedir (Sağıroğlu, 2001: 17) yılları arasında NSFNet (National Science Foundaiton Net) olarak Amerika hükümetinin sponsorluğunda iģletilen Ġnternet ağı, ticari uygulamalardaki artıģın hızlanması ile bu artıģın gereklerine uygun olarak VBNs (Very High Speed Backbone Service) çatısında yeniden düzenlendi. Amerika hükümeti yeni yapılandırmada, Internet ağının kendisine ait olan kısmının kontrolünü muhafaza ederek, ticari ağların iģletimini NETCOM, UUNET, ANS, PSĠNet gibi özel firmalara devretti (TaĢtan, 1998: 4-5). Ġnternetin ilk yıllarından 1994 yılına kadar yaygın olarak kullanılan uygulamalar FTP, Gopher, TELNET, USENET, WAĠS üzerinden ayrı ayrı protokollerle değiģik iģlemler kullanılarak gerçekleģtirildi. Ġsviçre de CERN laboratuarında çalıģan Tim Berners-Lee, CERN laboratuarının oldukça zengin veri tabanı ve Ġnternet kaynaklarına (FTP, GOPHER, TELNET, WAIS, TartıĢma Grupları, Haber Grupları) ayrı ayrı protokoller yerine tek bir protokolle ulaģmak için 1990 yılında bir proje baģlatıldı. Projenin baģarıyla tamamlanması sonucu bugün WWW ortamını çekirdeği sayılan Web sürüm yazılımı geliģtirildi; daha sonra aynı amaca yönelik olarak sırasıyla Mosaik, Lynx, Netscape, Navigator, Windows Explorer geliģtirildi. CERN laboratuarında geliģtirilen ilk Web Sürüm yazılımının internet üzerinden ücretsiz olarak kullanıcıların hizmetine sunulması ve kullanımının çok pratik olması sayesinde, WWW tüm uygulamaları

90 66 bünyesinden toplayarak internetin en temel ortamı olmuģtur ve bugün adeta internetle özdeģleģti (TaĢtan, 1998: 6). Dünyada en yaygın Ģekilde kullanılan protokoller, Ģüphesiz internetteki her Ģeyin altında yatan protokollerdir. Bu protokoller, TCP/IP dir (Transmission Control Protocol/Ġnternet Protocol Ġletim Denetimi Protokolü/Ġnternet Protokolü). Ġnternet Protokolü (IP), ağı oluģturan çok sayıdaki bilgisayar ve router aracılığıyla mesajları internet üzerinden iletir. IP, güvenirliği garanti etmez, bu yüzden ağ üzerinden IP ile gönderilen mesajların hedeflerine ulaģmasını garanti etmek için, programlar TCP yi kullanabilir. Aralarında dosya paylaģımı, dosya aktarımı, yazdırma, Web eriģimi, gerçek zamanlı sohbet ve baģka hizmetlerin de yer aldığı ağ hizmetlerini gerçekleģmek için çok sayıda protokol tasarlanmıģ ve TCP/IP üzerine inģa edildi (Press, Press, 2002: 61). Paket anahtarlama tekniği, hızlı elektronik anahtarlar ve fiber optik kablolar, uydu teknolojilerindeki geliģmeler ve çeģitli protokoller internetin dönüm noktasını oluģturan bazı geliģmelerdir (TaĢtan, 1998: 7-8). Ancak Ġnternet in geliģtirilmesinde anahtar rol oynayan tek baģına ABD nin araģtırma geliģtirme faaliyetlerini destekleme modeli değildi. Çünkü içerik ve trafik açısından ABD ağların ağı olarak tanımlanan internette güçlü bir egemenlik kurdu. Ġnternet alanında, altyapı sağlayıcılar, kiģisel ya da ticari web sayfaları için kapasite hizmeti sağlayıcılar, eriģim sağlayıcılar yanında, Ġnternetle ilgili donanım sağlayıcılar, içerik sağlayıcılar, internet üzerinden hizmet sağlayıcılar, e-ticaret giriģimcileri gibi bir dizi yeni aktör ortaya çıktı ların ikinci yarısında Ġnternet, medyada ve dünya borsalarında dot.com patlaması ile anılmaya baģladı, ABD de web adreslerinin sonu.com ile biten Ģirketlerin borsa değerleri inanılmaz yükseliģ göstermeye baģladı. Yeni ekonomi Ģirketleri olarak anılan bu Ģirketlere büyük yatırımlar yapıldı. Yeni ekonomi aktörlerine kısa zamanda, eski ekonomi aktörlerinden bir kısmı da katıldı. Bankacılık, yayıncılık gibi eski ekonomi aktörleri etkinliklerinin bir kısmını Ġnternete taģıdılar, e-ticarete uyum sağlamaya çalıģtılar. Bu Ģirketleri yönlendiren iki temel dürtüyü, United Business Media Group un yöneticisi Clive Hollick, korku ve açgözlülük olarak tanımlamakta. Eksik ekonominin aktörleri, Ġnternete uyum sağlayamamaları durumunda Pazar paylarını ve hatta iģlerini kaybetme korkusuna kapıldılar. Diğer taraftan Ġnternetin bankacılık alanında eleman

91 67 istihdamını minimuma indirmeyi sağlayan, yayıncılık ve pazarlama alanında dağıtım sorununu çözen özellikleri esik ekonominin aktörlerine büyük kârlar vaat ediyordu. Yeni ekonomi Ģirketlerinin çoğunluğu kâr etmemesine karģılık, borsa değerleri hızla arttı. Bu geliģme ABD dıģına hızla yayıldı (BaĢaran, 2005: 37) Dünyada Ġnternet in Kullanım Oranları 1996 yılı tahminlerine göre dünyada yüzden fazla ülkede yaklaģık kırk beģ milyon internet kullanıcısı bulunmaktadır. Internet Industry Almanac ın 1998 verilerine göre, internet kullanıcı sayısı her bin kiģide Finlandiya da iki yüz kırk beģ, Norveç te iki yüz otuz bir, Ġzlanda da iki yüz yirmi yedi, ABD de iki yüz üç, Avustralya da yüz yetmiģ sekiz, Yeni Zelanda da yüz elli altı, Kanada da yüz kırk dokuz, Ġsveç te yüz kırk yedidir. Bir baģka deyiģle Ġskandinav ülkelerinde internet kullanımı doruktadır. Aynı almanakta 1997 ye göre on bir ülkede her bin kiģiden yüz kiģinin internet kullandığı, 2000 yılında ise on dört ülkede daha %10 civarında yeni internet kullanıcısının devreye gireceği üzerinde durulmaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinde 2001 yılında internet kullanıcılarının elli dokuz milyonu bulacağı tahmin edilirken, bu sayı aģılmıģtır. Ġstanbul da BahçeĢehir Üniversitesi nde Nisan 2006 tarihleri arasında düzenlenen Ġnternet haftasında Mustafa Akgül yaptığı açılıģ konuģmasında dünyada bir milyar kadar internet kullanıcısı olduğunu açıklamıģtır (Tokgöz, 2008: 86). Tablo-1: Dünyada internet kullanımı 37 DÜNYA ĠNTERNET KULLANIM VE NÜFUS ĠSTATĠSTĠKLERĠ Dünya Bölgeler Nüfus Ġnternet Ġnternet Kullanıcıları Nüfus (%Nüfus) Büyüme Kullanıcılar %Tablo 37 Dünyada ülkeler ve bölgeler arasındaki internet kullanım oranları bazı çalıģmalarda problem olarak ortaya konmakta, internet kullanım oranlarının dengeli artıģıyla birlikte sağlanacak olası bir eģitliğin gereği vurgulanmaktadır. Bu da internet kullanım oranıyla toplumsal kalkınma arasında iliģki kurulmasına yol açmaktadır. Ancak eleģtirel yaklaģımlar, özellikle eleģtirel ekonomi-politik bakıģ, kapitalist üretim iliģkileri ve toplumsal yapıları göz önüne alarak, yeni iletiģim teknolojileri ve internet gibi araçların-ağların yaygınlaģmasının dünyada iletiģim tekellerini giderek güçlendirdiğini ve denetimlerini yoğunlaģtırdığını öne sürmektedirler. Bu kısımda geliģmeler, kullanım oranları ve yasal düzenlemeler aktarılarak genel bilgiler verilmiģtir.

92 68 (2010 Est.) Kullanıcıları 31Aralık 2000 Son Veriler 2010 Afrika 1,013,779,050 4,514, ,931, % 2,357.3% 5.6 % Asya 3,834,792, ,304, ,094, % % 42.0 % Avrupa 813,319, ,096, ,069, % % 24.2 % Ortadoğu 212,336,924 3,284,800 63,240, % 1,825.3% 3.2 % Kuzey Amerika 344,124, ,096, ,224, % % 13.5 % LatinAmerika/Karayipler 592,556,972 18,068, ,689, % 1,032.8% 10.4 % Okyanusya/Avustralya 34,700,201 7,620,480 21,263, % % 1.1 % DÜNYA TOPLAM 6,845,609, ,985,492 1,966,514, % % % Notlar: (1) Internet Kullanımı ve Dünya Nüfus Ġstatistikleri 31 Haziran 2010 içindir. (2) Demografik (nüfus) sayılar ABD Sayım Bürosu nun verilerine dayanmaktadır. (3) Ġnternet kullanım bilgilerini veri Nielsen Online tarafından yayınlanan, Uluslar arası Telekomünikasyon Birliği tarafından, GfK, yerel Regülatör ve diğer güvenilir kaynaklardan gelir. Kaynak: Yukarıdaki veriler sitesinden uyarlanmıģtır. Yukarıdaki tablodaysa 31 Haziran 2010 tarihinde dünyada internet kullanım oranları nüfus istatistiklerine göre her bölgeye göre değerlendirilmiģtir. Buna göre, dünyada kullanıcı sayısı giderek artmaktadır. Dünyada 31 Haziran 2010 verilerine göre toplam 1,966,514,816 internet kullanıcısı bulunmaktadır. Ancak dünyadaki bölgeler arasında nüfus oranlarına göre internet kullanıcıları oranları ve artıģlar arasında farklılıklar bulunmaktadır. 38 Fakat yukarıda belirtildiği gibi, özellikle Avrupa gibi kıtalar için geçmiģte yapılan tahminleri aģan oranlar göze çarpmaktadır. 38 Ġrfan Erdoğan Bilgi Toplumu ve Cehaletin BesleniĢi Üzerine adlı makalesinde, ülkeler arasında bilgi gediği (digital uçuru) olduğu farz edilerek, her okulda ve her sınıfta, her evde ve hatta her evin her odasında bilgisayarların ve internet bağlantılarının olması gereğinin hep öne sürüldüğünü aktarır. Erdoğan a göre, uçurum kapanması ve bilgi çağına eriģilmesi, hem de katılımcı ve tüketim demokrasisi gerçekleģmesi gibi uydurular gereği bilgisayar ve internetin satın alınmasının teģvik edildiğini, önerildiğini vurgular. Erdoğan bu durumdan yola çıkarak 1960 larda kalkınmak için evlerde radyo ve televizyon, okullarda televizyonlu eğitimin yaygınlaģtırılmaya çalıģıldığını ve savunulduğu hatırlatır (Erdoğan, 2010: s.n.y). (bkz.

93 Dünyada Ġnternetle Ġlgili Yasal Düzenlemeler Ġnternetle ilgili dünyada hukuki anlamda çeģitli uluslar arası düzenlemeler, kararlar, uygulamalar, bildiriler, yasalar oluģturulmuģtur. Günaydın a göre, ilk olarak Ġnternetin ifade özgürlüğünün anlamı ve sınırları yasal sistemler arasında farklılık göstermesi nedeniyle uluslar arası standartlar oluģturmak için ilk olarak 1996 yılında Dünya Fikri Haklar Organizasyonu (WIPO) tarafından telif hakları ve eser sahibi hakları üzerinde bir antlaģma konusunda uzlaģma olmuģtur. Ġnternet ortamında yayıncılık ve ifade özgürlüğüne iliģkin çeģitli uluslar arası düzenlemeler yapılmıģtır. Ġnternet ortamında yayıncılığa iliģkin uluslar arası düzenlemeler; 1996 da Avrupa Konseyi nde Ġnternette Yayınlanan YasadıĢı ve Zararlı Ġçeriklerle Ġlgili Üye Devletlerin Hükümet Temsilcileri Kararı, 276/1999/EC Numaralı Avrupa Parlamentosu ve 25 Ocak 1999 tarihli Avrupa Konseyi Kararı, tarihinde BudapeĢte de imzaya açılan ve 14 Avrupa ülkesi tarafından onaylanan Avrupa Konseyi Siber Suç SözleĢmesi, Avrupa Birliği nin Elektronik Ticarete ĠliĢkin Yönergesi, 28 Mayıs 2003 de kabul edilen Avrupa Komitesi Bakanlar Komitesi Ġnternette ĠletiĢim Özgürlüğü Bildirgesi, 6 Temmuz 2006 tarihli Ġnternette Ġfade Özgürlüğü Konusunda Avrupa Parlamentosu Kararı, 13 Mayıs 2005 tarihli Avrupa Konseyi Bilgi Toplumunda Ġnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü Bakanlar Komitesi Bildirgesi, Haziran 2003 tarihinde yayınlanan Avrupa Güvenlik ve ĠĢbirliği TeĢkilatı Medya Özgürlüğü Temsilciği Amsterdam Ġlkeleri olarak sıralanmaktadır. Bununla birlikte ifade özgürlüğünü düzenleyen baģlıca insan hakları metinleri de internet yayıncılığını kapsayıcı nitelikte hükümler içermektedir. BM Genel Kurulu tarafından 10 Aralık 1948 te Paris te ilan edilen Ġnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 1966 tarihli Medeni ve Siyasi Haklara ĠliĢkin Uluslar arası SözleĢme, tarihinde kabul edilen tarihinde yürürlüğe giren ve Türkiye tarafından da tarih ve 6366 sayılı kanun ile onayladığı Avrupa Ġnsan Hakları SözleĢmesi, 29 Nisan 1982 tarihinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen Avrupa Konseyi Ġfade ve Bilgi Özgürlüğü Bildirisi olarak sıralanabilir. Öte yandan Ġnternet ortamında yayıncılık açısından ifade özgürlüğünün bazı ülkelerdeki yasal düzenlemeleri Ģöyledir:

94 70 1-Amerika BirleĢik Devletleri (ABD): Ġnternet in anavatanı olan ve aynı zamanda Ġnternet kullanımının ortaya çıkardığı sorunlara iliģkin ilk hukuki düzenlemelerin yapıldığı Amerika da 8 ġubat 1996 tarihinde yürürlüğe giren ĠletiĢim Ahlak Yasası (Communucation Deceny Act-CDA), dünya üzerinde internetin ortaya çıkardığı sorunların çözümüne yönelen ilk hukuki düzenlemedir. 2-Almanya: Ġnternetle ilgili hukuki sorunlara iliģkin düzenlemeyi gerçekleģtiren Avrupa Birliği üyesi ülke Almanya dır. 13 Haziran 1997 tarihinde yürürlüğe giren Tele Servisler Yasası (TDG) tarihinde değiģiklikle, sorumluluk bölümü geniģletilmiģ, yeni ve daha ayrıntılı bazı ilkeler kabul edilerek, internetteki ceza sorumluluklarına iliģkin esaslar düzenleme altına alınmıģtır de ise Almanya Tele-Hizmetler Yasasını yeniden değiģtirmiģtir. 3-Fransa: Fransa da ise internete iliģkin olarak bir yasadan söz etmek mümkün değildir. Bununla birlikte, Fransız Ceza Yasası nda öngörülen bazı suç tiplerinin, internet aracılığıyla iģlenebilmesi olasılığı da göz önüne alınarak hazırlandığı belirtilmektedir. 4-Ġngiltere: Ġngiltere de ĠSS ler hukuka aykırı içerik dolayısıyla yayıncı sıfatıyla sorumlu tutulabilmektedir. Müstehcen ve ahlaka aykırı yayınlar söz konusu olduğunda 1959 tarihli Müstehcen Yayınlar Kanunu hükümleri hakaret ve sövme teģkil eden içerik için ise 1996 tarihli hakarete iliģkin kanun hükümleri uyarınca ĠSS yayıncı sıfatıyla sorumlu tutulabilecektir. Ġngiltere de ĠSS lerin sorumluluğu açısından AB Elektronik Ticaret Direktifindeki Ġlkeler aynen uygulanmaktadır. 5-Ġtalya: Ġtalya da Ġnternet süjelerinin ceza sorumluluklarına iliģkin olarak henüz özgün bir yasal düzenlemeye gidilmemiģtir. 22 Mayıs 1997 tarihinde Ġtalya Posta Telekomünikasyon Bakanlığı tarafından yasa taslağı hazırlanmıģtır. Ġnternet Servislerinin Özdenetim Yasası baģlıklı yasa tasarısının hazırlanmasında amaç sorumluluk kültürünü internet ağındaki bütün süjelere yayarak, internet ağının hukuka aykırı veya zararlı bir Ģekilde kullanılmasını önlemektir (Günaydın, 2010).

95 Türkiye'de Ġnternet Dünyada internetle ilgili bu bilgilerin açıklanmasının ardından, internetin Türkiye deki süreci ve durumuna değinilecektir Türkiye de Ġnternetin Tarihi Türkiye ilk 1993 yılında Ġnternet'e bağlandı. YurtdıĢı bağlantısı NSFNET (ABD ulusal bilim kurulu ağı) üzerinden 12 Nisan 1993 tarihinde gerçekleģtirildi. Bunun öncesinde 1986'da, TÜVAKA (Türkiye Üniversiteler ve AraĢtırma Kurumu Ağları) adlı organizasyon, Türkiye'deki araģtırma ağı altyapısını oluģturmak amacıyla kuruldu. EARN (European Research and Education Networking Association) bağlantısını Ġzmir'de Ege Üniversitesi üzerinden gerçekleģtirdi yılında TÜBĠTAK-ODTÜ iģbirliği ile TR-NET giriģimi kuruldu. TR-NET'le TÜVAKA'dan farklı bir yaklaģım ile kullanıcı sınırlaması getirmeden her kiģi ve kurum yeniçağ teknolojisi Internet ile tanıģtırılmak amaçlanıyordu. Ağ finansal olarak TÜBĠTAK tarafından desteklenirken, teknik operasyon ODTÜ bilgi iģlem ve TÜBĠTAK bilgi iģlem merkezleri tarafından yürütüldü. TR-NET'in amacı; Türkiye'de mümkün olduğunca geniģ bir platformda Internet'in kullanımının sağlanması ve yaygınlaģtırılması idi. Fakat TR-NET kurumsal bir kimliğe sahip olmadığından, Türkiye'de oluģturulması gereken ulusal ağ altyapısı konusunda bir yaptırım gücü bulunmamaktaydı. Nitekim Internet'e olan ilginin hızla artması üzerine, Internet'i yayma yönündeki çalıģmalarını resmi bir kimliği olmadan sürdürmeye çalıģan TR-NET, talebi karģılayamaz hale geldi. Bu ortamda, zaten yoğunluktan dolayı çalıģamaz duruma gelen yurt dıģı (NSF) bağlantısı nedeniyle, bazı üniversite ve kuruluģlar kendilerine özel yurt dıģı çıkıģları almaya baģlamıģlardı. TR-NET'in yurtdıģı çıkıģını artırması ise sorunu çözmeye ve müthiģ potansiyeli karģılamaya yetmemiģti. Bu durumda, ticari ve akademik ağlar birbirinden ayrıldı. Bu aģamada özel kuruluģ ve kiģilere yönelik Internet çalıģmaları özel firmalar tarafından sağlanmaya baģlanırken, akademik dünyaya yönelik olarak da, bir eğitim ve araģtırma ağının, ULAKNET' in kurulması planlandı (TÜBĠTAK-ULAKBĠM, 2010). Türkiye de Ege Üniversitesi ve ODTÜ nün katkılarıyla baģlayan internet hizmetleri, günümüzde birçok internet servis sağlayıcı (ISS) ile özel ve resmi kurumlara ve ULAKBĠLĠM ile de üniversitelere verilmektedir (Sağıroğlu, 2001: 17).

96 72 Ġlk bağlantı ODTÜ'den gerçekleģtirilmiģtir. 64kbit/san hızında olan bu hat, çok uzun bir süre, tüm ülkenin tek çıkıģı olmuģ ve Internet tüm Türkiye'de (öncelikle akademik ortamlarda) yaygınlaģtırmaya çalıģılmıģtır. Ege Üniversitesi'nden olan bağlantı ise, 1994 baģlarında, 64kbit/san. hızı ile gerçekleģtirilmiģtir. Ardından sırayla, Bilkent Ün.(1995 Eylül), Boğaziçi Üniv. (1995 Kasım) ve ĠTÜ (1996 ġubat) bağlantıları gerçekleģmiģtir yılı Ağustos ayında da TURNET çalıģmaya baģlamıģtır Türkiye nin Ġnternet Politikası ve Kilit KuruluĢlar Türkiye de internet hizmetleri özel sektör eliyle sunulmakta, bu alanda düzenleyici kurullar oluģturulmakta ve düzenlemelere gidilmektedir. Türkiye de internet eriģimi ticari alanda büyük oranda Türk Telekom un tekelindedir. Ayrıca Ġnternet Üst Kurulu ve Telekomünikasyon ĠletiĢim BaĢkanlığı gibi kuruluģlar vasıtasıyla internet içeriği izlenmekte, denetlenmekte, yeri geldiğinde sınırlandırılmakta yahut sansürlenmektedir. Hatta kullanıcıların ifade özgürlüğü tartıģmalı bir durumdadır denilebilir. Tüm bunlar içinse yasal düzenlemelere gidilmiģtir. a) Türk Telekom: Türkiye'de babit, mobil ve internet hizmetlerini bir arada sunan kuruluģ Türk Telekom'dur yılında Postahane-i Amirane adıyla kurulan Türk Telekom, 2005 yılına kadar kamu kuruluģu olarak hizmet vermiģtir. Ancak kuruluģ, 2005 yılında %55 oranındaki hissesinin Oger Telekom tarafından satın alınması ile özelleģtirilmiģtir yılındaysa Türk Telekom'un, 3,5 milyar TL olan ödenmiģ sermayesinin, %15'ine tekabül eden ve T.C. Hazine MüsteĢarlığı'na ("Hazine") ait 525 milyon TL nominal değerli D Grubu Hamiline Yazılı Payları, Sermaye Piyasası Kurulu onayını takiben halka arz yöntemiyle özelleģtirilmiģtir. Halka arzın sona ermesinin ardından halka arz edilen paylar 15 Mayıs 2008 tarihinde Ġstanbul Menkul Kıymetler Borsası Ulusal Pazar'da iģlem görmeye baģlamıģtır. Türk Telekom, sabit hat ve GSM den geniģ bant internete kadar bütünleģmiģ telekomünikasyon hizmetleri sunmaktadır. Türk Telekom grup Ģirketlerinin 31 Mart 2009 itibariyle 17,3 milyon sabit hat, 6 milyon ADSL hattı ve 12,6 milyon GSM abonesi bulunmaktadır. ġirket, tüm ülkeyi kapsayan Ģebeke altyapısıyla Türkiye genelindeki bireysel ve kurumsal müģterilerine geniģ bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. TTnet, Argela, Innova, Sebit, Sobee ve AssisTT Ģirketlerinin %

97 73 99,9 una sahip olan Türk Telekom, aynı zamanda Türkiye deki üç GSM operatöründen biri olan Avea nın hisselerinin %81 ine de sahiptir. Bunun yanı sıra Türk Telekom, Arnavutluk taki yerleģik telekom operatörü Albtelecom Ģirketinde de azınlık hissesine sahiptir. Türk Telekom un hisselerinin % 55 i Ojer Telekomünikasyon A.ġ. ve %30 u Türkiye Hazine MüsteĢarlığı na aittir. Geriye kalan % 15 lik hissesi de halka arz edilmiģtir (Türk Telekom, 2010). Türkiye de internet eriģimini sağlayan altyapının büyük çoğunluğu Türk Telekom un tekelindedir. Ġnternet servis sağlayıcılar internet yurtdıģı çıkıģlarını ve yurt içi bağlantılarını Türk Telekom dan kiraladıkları hatlar üzerinden yapmaktadırlar. Bunun yanında net sağlayıcılar küçük çapta da olsa yurt dıģına bağlantı için uydu servisleri kullanmaktadır. Özellikle 21 Mayıs 2003 te meydana gelen Cezayir Depremi sonucu Türkiye nin yurtdıģı bağlantı kapasitesinin büyük bir bölümünün devre dıģı kalması ve bu durumun bir aya yakın bir süre devam etmesi sonucu, internet servis sağlayıcılar bu gibi durumlardan etkilenmemek için uydu servislerine ağırlık vermeye baģlamıģlardır (Dede, 2004: 27-28). b) Ġnternet Üst Kurulu ve Ġnternet Haftası: Ocak 1998'de ana iģlevi UlaĢtırma Bakanlığına danıģmanlık yapmak olan Ġnternet Üst Kurulu kurulmuģ ve bu kurul Türkiye'de internetin sağlıklı bir Ģekilde geliģebilmesi, konuya iliģkin çok sesli ve katılımcı, Ģeffaf siyasal, ekonomik ve toplumsal politikaların oluģabilmesi olarak tanımlanan hedefler için Nisan ayının ikinci ve üçüncü haftaları arasını "Ġnternet Haftası" olarak belirlemiģtir. Ġnternet Haftası'nın amacını BiliĢim STK Platformu Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Akgül Ģu Ģekilde aktarmaktadır: "Ġnternet kültürünü geniģ kitlelere yaymak, haberdar etmek, toplumun interneti düģünmesi, tartıģması, tanımasına yönelik her tür etkinliği yapıyoruz. Özellikle, ulusal boyutta sorunların tartıģılmasına, toplumun gündemine internetin oturmasına yönelik çabalar yoğun. Haftayı ülkenin her köģesinde, her okulda, her kütüphanede, Üniversitede, kaymakamlıkta, büyükçe iģ yerinde, ticaret/sanayi odasında, baroda, tabip odasında, esnaf odasında yapmak istiyoruz. Ġnsanların internetle tanıģması, kullanması, öğrenmesi, yatırım yapmasında bir ivme vermeye çalıģıyoruz" (Binark ve Bayraktutan Sütçü, 2007).

98 74 c) Telekomünikasyon ĠletiĢim BaĢkanlığı (TĠB): Türkiye de internet içeriğini denetlemek, izlemek ve yargı kararlarıyla eriģim engelleme kararlarını uygulamak için Telekomünikasyon Kurumu içinde 2005 Ağustos unda Telekomünikasyon ĠletiĢim BaĢkanlığı (TĠB) kurulmuģtur. Kurum kurulduktan sonra tümüyle iģlevsel olarak 2006 Temmuz unda çalıģmalarına baģlamıģtır. Böyle bir birimin oluģturulmasındaki temel amaç, 2559, , ,121 ve 5271 sayılı Kanunlara tabi olan iletiģimin izlenmesi ve tespit edilmesi uygulamalarında yetkileri merkezileģtirmek ve tek bir birimde toplamaktır Sayılı Kanuna göre 39 TĠB, Ġnternet içeriğinin izlenmesi/denetlenmesinden ve yargıç, mahkeme ve cumhuriyet savcıları tarafından verilmiģ eriģim engelleme kararlarının uygulanmasından sorumlu kurum olarak belirlenmiģtir. TĠB, Türkiye de barındırılan belli bazı Ġnternet içeriklerine ve 8. maddede sayılan suçlar bağlamında Türkiye dıģında barındırılan içeriğe eriģimi, idari kararla engelleme yetkisine de sahiptir (Akdeniz, Altıparmak, 2008: 4-24). Ayrıca 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve ġans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun un sayılı yasayla değiģik 5 nci maddesinde yer alan sabit ihtimalli veya müģterek bahis oynatanlar, oynanmasına yer veya imkan sağlayanlar hakkındaki düzenleme Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228) suçuna paralel Ġnternet ortamında gerçekleģmesi durumunda genel uygulamaya dahil edilmiģtir. 24/10/2007 tarihli ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Telekomünikasyon Kurumu Tarafından EriĢim Sağlayıcılara Ve Yer Sağlayıcılara Faaliyet Belgesi Verilmesine ĠliĢkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, 01/11/2007 tarihli ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ġnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik, 30/11/2007 tarihli sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ġnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve son olarak 01/03/2008 tarihli ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Telekomünikasyon Kurumu Tarafından EriĢim Sağlayıcılara Ve Yer Sağlayıcılara Faaliyet Belgesi Verilmesine ĠliĢkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik hükümleri çerçevesinde mezkur Kanunun çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmektedir (TÜĠK, 2010) "Ġnternet Toplu Kullanım 39 Bkz: Ek Bkz: Ek - 7.

99 75 Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelikte DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" 05/08/2009 tarihli ve sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiģtir. "Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan ĠletiĢimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon ĠletiĢim BaĢkanlığının KuruluĢ, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelikte DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" 07/08/2009 tarihli ve sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiģtir (BTK, 2010) Türkiye de Ġnternetle Ġlgili Yasal Düzenlemeler Türkiye 2001 e kadar Ġnternet i düzenleme konusunda müdahaleci olmayan bir yaklaģım benimsemiģtir. O tarihe kadar Ġnternet i düzenleyen özel bir kanun mevcut değildir. Ġnternet üzerinden yayılan ifade için de ifade suçlarıyla ilgili genel düzenleme sisteminin yeterli olduğu düģünülmüģtür. Davalar Eski Türk Ceza Kanunu kapsamında açılmıģtır (Akdeniz, Altıparmak, 2008: 8). Türkiye de internetle ilgili yasal düzenlemelerin ilk adımı 2002 de atılmıģtır yılında yapılan düzenlemeyle, sanal ortamda iģlenen suçlar ilk kez yaptırıma bağlanmıģtır. Buna göre, Basın Yasası ndaki 41 Yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlar konusundaki hükümleri biliģim teknolojileri ve internet ortamında sayfa açılması veya elektronik gazete, elektronik bülten yoluyla yayınlanan her türlü yazı, iģaret, sesli veya sessiz görüntü ve benzerlerine de uygulanmıģtır (Geray, 2003: 171). Daha sonra 2007 yılında internetle ilgili 5651 Sayılı Ġnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla ĠĢlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun yürürlüğe girmiģtir. Bu kanunla, Ġnternet ortamında iģlenen belli suçlarla mücadeleyi amaçlanmakta ve bu suçlara iliģkin süreçleri, içerik, yer ve eriģim sağlayıcılar aracılığıyla düzenlenmektedir. Tasarı 4 Mayıs 2007 de kabul edilmiģ ve önceki CumhurbaĢkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından onaylanarak 22 Mayıs 2007 Resmi Gazete de yayımlanmıģtır. Kanunun 3 ve 8. maddeleri yürürlüğü 23 Kasım 2007 e bırakılmıģ, diğer hükümler ise 23 Mayıs 2007 de hemen yürürlüğe girmiģtir. BaĢbakanlık, bu dönemde Kanunla ilgili üç yönetmelik yayınlamıģtır. Ġlk olarak, 24 Ekim 2007 de, 41 Bkz: Ek 8.

100 76 EriĢim Ve Yer Sağlayıcılara Faaliyet Belgesi Verilmesine ĠliĢkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yayınlanmıģtır Mart 2008 de bu Yönetmeliğin değiģtirilmiģ hali Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girmiģtir.59 1 Kasım 2007 de Ġnternet kafeler diye de anılabilecek toplu kullanım sağlayıcılar ile ilgili olarak Ġnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik yayınlanmıģtır. Daha sonra 30 Kasım 2007 de 5651 Sayılı Kanun un uygulanmasına iliģkin izlenecek usulleri ve ayrıntılı kuralları içeren Ġnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yayınlanmıģtır.61 Anılan üç Yönetmelik de 5651 Sayılı Kanun un 11. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hazırlanmıģ, üçü de UlaĢtırma Bakanlığı, ĠçiĢleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı na danıģılarak kaleme alınmıģtır (Akdeniz, Altıparmak, 2008: 15). BarıĢ Günaydın a göre, Türkiye de yürürlükte olan 5651 sayılı kanun ifade özgürlüğünü önemli ölçüde etkilemiģtir. Toplumsal yararı olan web siteleri için de eriģimin engellenmesi kararlarının verilmesi alternatif ve farklı görüģmelere ulaģma olanağı tanımamaktadır sayılı yasaya göre verilen engelleme kararları anayasa ve uluslar arası insan hakları hukukunda öngörülen temel güvencelerden yoksundur. Ġçerik sağlayıcılara web sitelerinin hukuka uygunluğunu ileri sürme fırsatı verilmemektedir. Bütün süreç gizlilik içinde geçmekte ve gerekçeler kamuoyuna açıklanmamaktadır sayılı yasanın yürürlüğüne devam etmesi ve uygulamaların sürmesi sansürle eģ değer anlamdadır. Türkiye de mahkeme kararları ve idare engellemelerle 1000 den fazla web sitesi Ģu anda eriģime kapatılmıģ bulunmaktadır. Bu sayı giderek artmaktadır 42 (Günaydın, 2010: 169) Türkiye de Ġnternetin Yaygınlığı Öte yandan Türkiye de internet kullanımıyla ilgili özellikle 2000 li yıllardan itibaren araģtırmalar, ölçmeler, değerlendirmeler yapılmakta, çeģitli veriler ortaya konmaya çalıģılmaktadır. Türkiye Ġstatistik Kurumu nun (TÜĠK) resmi verileri, Devlet Planlama TeĢkilatı (DTP) değerlendirmeleri özellikle Ģirketler, bireysel kullanıcı odaklı olmak üzere haneler, kentler, bölgeler bazında yoğunlaģmaktadır. 42 Konuyla ilgili en bilinen örnek dünyaca ünlü Youtube davalarıdır. Sitenin sansürlenmesinin süreci ve diğer davalarla ilgili en güncel çalıģma Günaydın a ait.günaydın, BarıĢ (2010). Ġnternet Yayıncılığı ve Ġfade Özgürlüğü: 5651 Sayılı Kanun ve Ġlgili Mevzuat (1.Baskı). Ankara: Adalet Yayınevi. (bkz).

101 77 Ayrıca internet ortamındaki dünyayla ilgili evrensel ölçüm yapan sitelerden de veri elde edilebilmektedir. Türkiye de internet kullanıcısı sayısı son yıllarda artıģ göstermiģtir. Türkiye de, internet kullanımı ile ilgili olarak hazırlanmıģ alexa.com raporunun sonuçlarına göre, Türkiye, Ġnternet kullanımı bakımından Avrupa da 7. Sırada yer almaktadır. Ancak rapor hazırlanırken internet kafelerin, mobil internet araçlarının (cep telefonu, PDA vb.), kamu kurum ve kuruluģlarındaki bilgisayarlarının ve halka açık alanlardaki diğer internet eriģimlerinin hesaba katılmadığı belirtilmiģtir. Ülke genelinde internet e eriģimin hanelerden ziyade, yaygın olarak internet kafeler aracılığıyla sağlandığı düģünülürse, Türkiye nin sıralamada daha üst basamaklarda yer alacağı açıktır. Ayrıca Türkiye kiģi baģına internet kullanımında, Avrupa genelinde en fazla zaman geçiren ülkedir. Buna göre 2009 Nisan ayında 17 milyon Türkiyeli Ġnternet kullanıcısı, kiģi baģına ortalama 3044 sayfa içerik izlemiģ ve bir ayda ortalama 32 saatini Ġnternet te geçirmiģtir. Bu raporda 2009 Nisan ayında ülkelerin Ġnternet te geçirdikleri sürelere 17 milyon internet kullanıcısının dıģında kalan grubunda (internet kafelerden yapılan eriģim, mobil internet-cep telefonu, PDA vs-, ve 15 yaģ yaģ altı gruplar) dahil edilmesi halinde, Türkiye deki toplam Ġnternet kullanıcı sayısının olacağını tahmin etmektedir. Rapor kapsamında elde edilen bir diğer veri de, Türkiye deki internet kullanıcılarının en çok eriģim sağladıkları siteler üzerinedir. Sıralamada 2.sırada yer alan Microsoft un Facebook.com dahil birçok siteyi kapsıyor oluģu da göze çarpmaktadır (Toprak v.d., 2009: 41-42). Türkiye de ilk defa gerçekleģtirilen tarihinde gerçekleģtirilen Güvenli Ġnternet Günü kapsamında düzenlenen toplantıda konuģan Bilgi Teknolojileri ve ĠletiĢim Kurumu (BTK) BaĢkanı Tayfun Acarer ise, Türkiye de internet abonesi sayısının 7.6 milyona, internet kullanıcısının da 35 milyona çıktığını belirterek, belli bir yaģın altındaki kiģilerin interneti oyun amaçlı kullandığını söylemiģtir (Samanyolugazetesi, ). Tablo - 2: Ġnternet Kullanımında Türkiye nin Avrupa daki Yeri Avrupa ülkelerinin tamamının listesi çalıģmanın kapsamı ve amacı gereği dahil edilmemiģtir. Avrupa nın internet verileriyle ilgili Türkiye nin yer aldığı listeye ulaģmak için kaynak gösterilen adrese ulaģabilirsiniz.

102 78 Ġnternet Kullanımında Türkiye nin Avrupa daki yeri AVRUPA Nüfus ( 2010 Est. ) Ġnternet kullanıcıları son veriler %Nüfus (Penetrasyon) Kullanıcı Büyüme ( ) %Avrupa daki Kullanıcılara oranı Turkey 77,804,122 35,000, % 1,650.0 % 7.4 % Kaynak: Yukarıdaki 31 Haziran 2010 tarihinde güncellenen Türkiye verileri, Avrupa Ġnternet Ġstatistikleri nin yer aldığı sitesinden uyarlanmıģtır. Yukarıdaki tabloya göreyse 31 Haziran 2010 tarihinde güncellenen verilere göre, Türkiye de internet kullanıcı sayısı 35,000,000, Avrupa ya göre bu oran yüzde olarak 67.4 tür ĠNTERNET HABERCĠLĠĞĠ Ġnternet haberciliği Gazeteciliğin çeģitli yöntemlerinin kullanılarak insanları Ġnternet aracılığı ile bilgilendirilmesi Ģeklinde tanımlanabilir (Yerlikaya, 2004: 21). Ġnternet haberciliği, internet üzerinde, kısaca web olarak adlandırılan ve HTML kısaltmasıyla bildiğimiz yazılım dilinde sayfalar yazılmasına olanak veren çoklu medya ortamının kullanımının doğmasıyla mümkün olmuģtur (Toruk, 2008: 298; Sezen, 2007: 22). Bazı bilim adamlarına göre internet gazeteciliği, geleneksel yayın sürecinin elektronik dizgi ve sayfa düzeni aģamalarında bir defa olmak üzere bilgisayara aktarılan haber metinleri ve görsel malzemenin fazla bir değiģiklik gerektirmeden ve doğrudan internet ortamında yayınlanabileceğinin keģfedilmesi sonucu ortaya çıkmıģtır (Murzakulova, 2008: 19). 44 Vin Crosbie, Ġnternet gazeteciliğinin geliģimini üç bölüme ayırarak; 1982 yılından 1992 yılına kadar devam eden birinci dalganın birçok deneysel yayınlarla baģladığını daha sonra AOL ve CompuServe gibi Ģirketlerin egemenliğine sahne 44 Karaduman a göre, Ġnternet gazeteciliğinin ne olduğu sorusunun yanıtı aranırken, geleneksel miras ile arasındaki benzerlik ve farklılıklardan yola çıkılmaktadır. Ġnternet gazeteciliği bir bütün olarak değerlendirmeye alınmaktadır. Oysa ki, internet gazeteciliği de kendi içinde farklı türleri sergilemektedir. Muhalif gazeteler, muhafazakarlar gibi ( Karaduman, 2002: 88).

103 79 olduğunu; 1993 yılında haber kurumlarının Ġnternet ortamına girmesiyle ikinci dalganın baģladığını, kablosuz ve geniģ bandlı yayınların yapıldığı 2001 yılından itibaren, önceki dönemlerden daha güçlü, sürdürülebilir ve kârlı bir dönemi vaat eden üçüncü dalgaya girildiğini ve artık kitle enformasyonu ile bireysel enformasyon arasındaki boģluğun kalkacağını ifade etmektedir. Bu üç dönemde görülen Ġnternet gazeteciliğine iliģkin modeller, Deuze tarafından ana akım (main stream) haber siteleri, indeks ve gruplama (index & category) siteleri, 45 eleģtiri ve yorum (meta & comment) siteleri ve paylaģım ve tartıģma (share& discussion) siteleri olarak gruplandırılmıģtır (Turan, 2007: 40). 46 Bu sınıflandırma 47 çerçevesinde online gazetecilik uygulamaları arasında en yaygın olanı geleneksel medya kuruluģları tarafından gerçekleģtirilen bbc.com, cnn.com, hurriyet.com, milliyet.com, ntvmsnbc.com gibi anaakım haber siteleridir. Bu tür haber sitelerinde editoryal kontrol yoğun olarak yapılmaktadır ve anaakım haber siteleri haber sunumu, haber değeri ve kullanıcı ile iliģki açısından geleneksel gazeteciliğe en yakın olanlardır. Endeks ve kategori siteleri olarak adlandırılan ikinci tür haber siteleriyse daha çok arama motorları, pazarlama Ģirketleri ya da bireyler tarafından gerçekleģtirilen uygulamalardır. En bilinen örnekleri news.google.com, altavista.com/news gibi haber siteleridir. Endeks ve kategori sitelerinde haber sunumu ağ üzerindeki farklı haber sitelerine bağlantı (link) verilmesi aracılığıyla yapılır. Üçüncü tür internet gazeteciliği uygulamasıysa eleģtiri ve yorum siteleridir. Türkiye de en yaygın bilinen uygulamalar medyatava.com, dorduncukuvvetmedya.com gibi sitelerdir. EleĢtiri ve yorum siteleri daha çok medya dünyası ve haberciler hakkında bilgi verir ve Deuze a göre gazetecilik hakkında gazetecilik olarak da adlandırılabilir. Dördüncü tür 45 Kırçıl ve Karagüler e göre; ana akım haber siteleri, editör kontrollü haber sunar ve okuyucuya filtrelenmiģ olarak iletiģimde yer alma imkanı sağlar. Ġndeks ve gruplama siteleri ise daha çok arama motorları (yahoo, alta vista, google vb), pazarlama ve araģtırma Ģirketleri ile iliģkilendirilen gruptur (Turan, 2007: 41). 46 Kırçıl ve Karagüler, üçüncü grupta, medya dünyası ve haberciler hakkında bilgi veren, eleģtiri ve yorum yapan eleģtiri ve yorum sitelerinin yer aldığını, dördüncü gruptaki paylaģım ve tartıģma sitelerinde editoryal kontrolün en aza indirildiğini ve teknolojik (özellikle Web) olanakların kullanımının maksimize edildiğini söylemektedirler (Turan, 2007: 41). 47 Bu dört tarzdaki web gazeteciliğinin hepsi de, mesleki olarak gazetecilik alanına özgüdür. Egemen liberal-ilerlemeci basın tanımının demokrasi ve kamuoyu açısından gazeteciliğe halihazırda atfettiği görev, bu siteler için de geçerli kabul edilebilir: Özgür olmak ve kendi kendini idare edebilmek için yurttaģın ihtiyaç duyduğu bilgiyi sağlamak. Elektronik gazeteciliğin, bunun yanı sıra bir iģlevi de netizens (netdaģlık/internet yurttaģlığı) için özgürlük ve kendini yönetme kavramlarını gerçeğe dönüģtürecekleri bir ortam sağlamaktır (DağtaĢ, 2007: ).

104 80 uygulama olan indymedia.org gibi paylaģım ve tartıģma siteleriyse yazara göre online gazeteciliğinin en iyi gerçekleģtirildiği uygulamalardır. PaylaĢım ve tartıģma sitelerinde editoryal kontrol en aza indirilmekte ve teknolojik özellikler en üst seviyede kullanılmaktadır (Geray ve Aydoğan, 2010: ). Ġnternet haber siteleri yatay eksende tamamıyla profesyonel editör süzgecinden geçirilerek içeriği belirlenen ve tümüyle kullanıcılar tarafından içeriği oluģturulan siteler arasında bir noktaya yerleģtirilir. DüĢey eksende ise katılım yoluyla oluģturulan içerik, sınırlandırılmıģ olandan serbeste doğru sıralanmaktadır. Haber sitelerini hiç biri, bütünüyle tek bir özelliği içermemektedir. Ancak haber sitelerinin her biri bu nitelikleri ağırlıklı olarak veya daha az oranda taģımaktadır (DağtaĢ, 2007: 118). Ġnternet gazeteciliğine çeģitli kaynaklarda çevrimiçi (online) gazetelik veya elektronik gazetecilik olarak da rastlanmaktadır. Temelde gazetecinin haber verme amacında herhangi bir değiģiklik yoktur, ancak haber toplama teknikleri, haber yazma teknikleri ve haberi yayınlama teknikleri çeģitli değiģim ve dönüģümlere uğramıģ olarak karģımıza çıkmaktadır (Sütçü v.d., 2006: 313). MalıĢev ise Ġnternet gazeteciliğini kesin bir biçimde tanımlamamakta, ama internet ortamındaki binlerce web sitesi arasından Ġnternet gazeteleri nasıl ayırt edilebilir? sorusunu çok net bir Ģekilde yanıtlamaktadır. MalıĢev e göre aģağıdaki kriterlere uyan web siteleri internet gazeteleri olarak nitelendirilebilir: 1. Enformasyonun düzenli güncellenmesi 2. Profesyonel (nitelikli) bir tasarım 3. Ġnternet kullanıcıları tarafından diğer web sitelerine kıyasla daha çok ziyaret edilmesi 4. Otorite 5. Haber yazım kuralları ve dil kullanımı açısından nitelikli olması 6. Künye; sayfanın içeriğinden sorumlu kiģilerle iletiģim olanağı ( adresi, telefon numarası) (Murzakulova, 2008: 18-19). Törenli ye göreyse internet gazetesi baģlığı altında temelde iki farklı uygulama göze çarpmaktadır: Yazılı basının, özellikle de ulusal-uluslar arası ölçekli olanlarının

105 81 internet üzerindeki sayısal sürümleri ile sadece internet üzerinde online/çevrim içi yayınlanan ve haberleri olanaklar elverdiği ölçüde güncel tutulmaya çalıģılan, haber içeriklerinin öyküsel niteliği yanında site içi ve dıģı bağlantılarla internet ortamında gezinti yapma alıģkanlığındaki okuyucu kitlesinin haberler içerisinde gezinebilmesine uygun tarzda haber sunum biçimlerinin de kullanıldığı ve bu özellikleriyle haber panoları olarak adlandırılabilecek internet gazeteleri (Törenli, 2005: ) Ġnternet Haberciliğinin DoğuĢu ve GeliĢimi Ġnternet haberciliği acımasız ve yoğun rekabet ortamına tam anlamıyla tepeden inerek gelmiģtir. Ġnternet haberciliğinin hız açısından, televizyonları kimi zaman geçtiği görülmüģtür. Aynı zamanda internetin kapsadığı alan açısından, bugüne kadar gerek yazılı basın gerekse televizyon haberciliğinin kesinlikle görmediği kadar büyük bir eriģim alanından söz etmek mümkündür (Çaplı, 2002: 73). Ġnternet gazeteciliğinin yaygınlaģmasında web teknolojilerinin yaygınlaģmasının ve internetin kendisinin öneminin yanı sıra, hipertekst, hipermedya gibi doğrusal okuma yerine çapraz baģvurular yapmaya, dokümanı parçalara bölerek aramaya, anahtar kelimelerle arama yapmaya yarayan alt teknolojilerin geliģimi ve multimedya gibi aynı belge üzerinde sabit ya da hareketli görüntüleri, sesleri, metinleri, fotoğrafları bir arada görmemizi sağlayan uygulamaların geliģimi de önemli rol oynamıģtır (Sütçü v.d., 2006: 313). 48 Oya Tokgöz e göre, Ġnternet gazeteciliği için dört dönemden söz edilmektedir. Birinci dönemde, gazetecilerin haber içeriğini internet gazeteciliği için üretmedikleri, fakat kendi geleneksel gazetecilik kuruluģları için ürettikleri dönemdir. Ġkinci dönem 1996 da baģlamıģtır. Ġkinci dönemde, gazeteciler özgün haber içeriğini web sayfası için düzenlemektedir. Üçüncü dönemdeyse 1997 den itibaren birkaç web sayfasında denemeler yapılmıģtır. Dördüncü bir dönem olarak internette kendini iyice belli eden web günlüklerinden yani haber, fotoğraf, video görüntülerinden oluģan yurttaģ gazeteciliğinden söz edilebilir Her dört dönemden örneklere halen internet 48 Son yıllarda haber sitelerindeki multimedya özelliklerinin daha çok gündeme gelmesi örgütsel yapıda bazı değiģikliklere de yol açmaktadır. Bu değiģimlerin yaģandığı kurumlardan biri de ünlü Ġngiliz medya devi BBC dir (Toruk, 2008: 328).

106 82 gazeteciliğinde rastlamak olasıdır. Hepsinin uygulamaları ise web sayfalarında sürmektedir (Tokgöz, 2010: 92-93). 49 Hem aģırı derecede ticarileģmiģ ve uluslararası büyük Ģirketler tarafından kontrol edilen medya ortamında temsil olanağı bulamayan gruplar hem de geleneksel medya pazarına giriģte yakalanması gereken kritik kitlenin ve promosyon eģiğinin yüksekliği gibi nedenlerle medya sektörüne yatırım yapamayan Ģirketler hızla internet gazeteciliği yatırımlarını hayata geçirmiģtir (Geray ve Aydoğan, 2010: 306). BaĢlangıçta, internetin özellikle bağımsız haberciler için yeni fırsatlar yaratarak, globalleģmiģ, merkezileģmiģ ve tekelleģmiģ medyaya, alternatif oluģturması beklenmekteydi. Haber üretim sürecindeki egemen yaklaģımların ve tercihlerin yerine yeni ve farklı seslerin ortaya çıkmasını sağlayacağı düģüncesiyle internet haberciliğine çok olumlu bakanlar vardır (Çaplı, 2002: 73). Haber siteleri yalnızca birer kitle iletiģim aracı değildir. Bir basın öğesi olarak toplumsal bir kurum olma özelliğine de sahiptir (Birsen, 2005: 2). Örneğin 11 Eylül 2001 tarihinde Ġkiz Kuleler e yapılan saldırıda ABD de yaģayan insanlar, çoğu iģ yerinde televizyon olmadığı ya da cep telefonları kilitlendiği için olayların geliģimin izlemek, son haberleri almak için çalıģma ortamlarında çok daha yaygın olarak bulunan interneti kullanmıģlar; internetteki haber sitelerini ya da internet üzerinden yapılan yayınları izleyerek yakınlarının durumlarını öğrenmeye çalıģmıģlardır (Törenli, 2005: 200). Günümüzde, yayın hayatına internetle baģlamıģ bazı haber sitelerinin yeni bir uygulamaya imza atarak, internet yayınlarının yanında basılı gazete olarak da okuyucuya ulaģmaya çalıģtıkları gözlenmektedir. Örneğin: Türkiye dıģında, elektronik gazetecilik alanında söz sahibi Slate ve Salon gazeteleri, Türkiye de ise Habertürk haber portalı internetteki baģarılı yayınlarının yanı sıra yazılı basın hayatına da Haziran 2005 itibariyle baģlamıģlardır (ġimģek, 2006: 264). 49 Çevikel in 2004 yılında yapmıģ olduğu araģtırmadan bugüne, büyük medya gruplarının internet yayıncılığında basılı içeriği internete aktarmanın ötesine geçtiği, yorum ekleme, kullanıcı kontrolü, blog sayfalarının yanı sıra multimedya uygulamalarına da daha fazla yer verdiği görülmektedir(sözeri, 2007: 59).

107 Dünyada ve Türkiye de Ġnternet Haberciliği Dünya'da ve Türkiye'de internet haberciliğinin tarihsel süreçteki geliģimi Ģu Ģekildedir: Dünya da Ġnternet Haberciliği 1980 lerde nette haberler yer almaya baģlamıģtır ancak geliģmiģ bir sisteme sahip değildir (Ayhan, 2007: 310). Ġnternet gazeteciliğinin dünyada 1993 yılında Wired Magazine ile baģladığı ifade edilmektedir (Yolcu, 2008: 138). Gücan a göreyse, dünya da internet haberciliği veya gazeteciliği öncelikle ABD de 1994 yılında baģlamıģtır (Gürcan, 1999: 170) yılında ABD de sekiz büyük gazete (bunların içinde The Washington Post, Times, Mirror, Tribune gibi tanınmıģ yayım organları bulunuyor), online olarak, baskıya hazır gazete sayfalarını anında okurlarına bilgisayarlarına aktarmak amacıyla Yeni Yüzyıl Yayım Ağı adıyla bir Ģirket kurarak gazete yayımcılığında sanal dönemi örgütsel bazda baģlatmıģlardır. Bu geliģmeyi izleyen aģamada diğer ülkelerdeki gazeteler de (Der Spiegel, USA Today, China Business Journal gibi) Ġnternet e girerek sanal versiyonlarını yayımlamaya baģlamıģlardır (Gürcan, 1999: 32). Meyer e göre, Amerika da ilk önce kısıtlı finansal imkanları olan yerel basın, kitlelere ulaģım alanını geniģletmek amacıyla, web sitesi üzerinden gerçekleģtirilen sanal gazete yayıncılığı modelini kullanmayı tercih etmiģ, kısa bir süre sonra internet yayıncılığı modeli Amerikan ulusal basınının da ilgi odağı haline gelmiģtir. Bu doğrultuda Meyer in gerçekleģtirmiģ olduğu bir araģtırmanın sonuçlarına göre, 1995 ve 1996 yılları arasında tüm dünya genelinde bin üç yüz kadar online gazete varken, bir yıl sonra ( 1997 de) online gazete sayısı üç bin altı yüz yirmi ikiye ulaģmıģtır. Ayrıca bu araģtırmaya göre, 1997 yılının ilk altı ayı sonunda internet üzerinde yer alan toplam gazete sayısının yüzde kırk üçünü Amerika dıģındaki ülkelere ait yayınlar oluģturmuģtur. Böylelikle, Meyer in gerçekleģtirmiģ olduğu araģtırma internet gazeteciliğinin ortaya çıktığı tarihten itibaren hızla yaygınlaģtığını öne sürmektedir (Murzakulova, 2008: 20) itibariyle de online habercilik kuruluģlarının sayısı dünya genelinde e yaklaģmıģtır te ise habere eriģim için interneti kullananların sayısı milyonlarla ifade edilmiģ; usatoday.com, washingtonpost.com, foxnews.com gibi büyük medya kuruluģlarına bağlı haber sitelerinin aylık tekil kullanıcı sayılarının 5-6 milyona

108 84 ulaģtığı belirtilmiģtir. Daha yakın tarihli bir raporda ise (PEJ, 2008) Yahoo News sitesinin 2007 deki aylık ortalama tekil kullanıcı sayısının 32,6 milyona ulaģtığı; MSNBC nin ise aylık ortalama 29,2 milyon tekil kullanıcıya sahip olduğu belirtilmiģtir (Geray ve Aydoğan, 2010: 305) Türkiye de Ġnternet Haberciliği Türkiye'deki internet gazeteciliği uygulamalarını incelerken ikili bir ayrım yapmak doğru olacaktır. Ġlk grupta geleneksel medya kuruluģlarının internet siteleri yer almaktadır. Ġkinci grup ise, yalnızca internet ortamında var olan haber sitelerinden oluģmaktadır (T. Çevikel, 2004: 150). Ġnternet ten ilk yayımı Türk basınında medya kuruluģları, gerçekleģtirmiģtir. Türkiye de gazetelerin Ġnternet le tanıģıp yayıma baģlamaları 1995 yılında baģlamaktadır. Türk gazetelerinden ilk önce Zaman gazetesi, 2 Aralık 1995 de Ġnternet ten yayımlanmaya baģlamıģtır. Öte yandan internette yerini almıģ ilk Türkçe yayının Aktüel dergisi olduğu belirtilmelidir. Dergilerden Aktüel ise 19 Temmuz 1995 te Boğaziçi Üniversitesi Bilgi-ĠĢlem Merkezi üzerinden Ġnternet yayınına girmiģtir. Leman Dergisi de Ekim 1995 te internete girmiģtir yılında, Türkçe internette Aktüel dergisi, Leman Dergisi, Zaman gazetesinin yanında aynı yıl sadece Ġnternet haber sitesi olarak internet haberciliğine Türkiye de baģlayan ilk kuruluģ ise Xn adlı haber sitesidir. Ocak 1996 da Ġnternet te yayımlanmaya baģlayan Xn, haberleri sürekli yenilemeye yönelik kurulan ilk sanal gazete olmuģtur. Xn de değiģik gazetelerin köģe yazarlarının o günkü gazetelerinde yayımlanan yazılar da bulunmaktadır. Bu geliģmelerle diğer ulusal gazeteler de Internette gazete sayfaları oluģturmaya baģlamıģlardır yılından itibaren Türkiye, Milliyet, Hürriyet, Sabah ve diğer gazeteler internette sürece dahil olmuģtur. Türk basınındaki ulusal gazetelerin tümü, yılları arasındaki üç yıl içinde Ġnternet e entegrasyonlarını tamamlamıģlardır Mehmet Ali Birand ın hazırlayıp sunduğu 32. Gün programı da Haziran 1996 da Ġnternet e girerek web sayfaları ile Ġnternet kullanıcılarına hizmet vermiģtir. Türkiye de 1997 den baģlayarak TV ve radyo kuruluģlarının televizyon kuruluģlarının Ġnternet e girmeye baģladığı görülmektedir. TV kanalları içinde Kanal D, Ġnternet e ilk giren televizyon olmuģtur (12 Haziran 1997). Bunu ATV, Show, Star, NTV ve diğer TV kanalları izlemiģtir. Bu baģlangıçlarla birlikte ulusal çapta

109 85 yayım yapan diğer tüm gazete, dergi, radyo ve televizyon kuruluģları da birkaç sene içerisinde Ġnternet e girerek yayıma baģlamıģlardır (Gürcan, 1999: ; Basım, 2002: 15; Yerlikaya, 2004: 21). Özellikle 1996 da Türkiye deki birçok medya kuruluģu Ġnternet üzerinde tek bir adreste toplanmıģ ve buradan hemen tüm gazete, dergi, radyo ve televizyon kuruluģlarının web sitelerine ulaģmak mümkün hale gelmiģtir(gürcan, 1999: 46). Günümüzde artık ulusal ve yerel birçok gazeteler sanal ortamda da yayınlarını sürdürmektedirler (Yerlikaya, 2004: 21). Türkiye'de ilk aģamada küçük giriģimcilerin kurumsal olarak bu alana girmeleri mümkün olmamıģtır. Çünkü büyük medya grupları, o dönem için yeni ve ticari olarak riskli bir mecra olan internet yayıncılığına, küçük yatırımcıların gerçekleģtiremeyecekleri büyüklükte altyapı, personel ve en önemlisi reklam harcamaları yaparak baģlamıģlardır (T.Çevikel, 2004: 151). Türkiye nin 2001 yılında yaģadığı ekonomik kriz, medya sektörünü de etkilemiģ ve bu dönemde 4 bine yakın medya mensubu(çakır, 2007: 126) iģsiz kalmıģtır. Piyasadaki yoğunlaģma ve darlık yeni iģ olanaklarını daralttığından iģsiz gazeteciler için internet varolabilme, ayakta kalabilme Ģansı tanıyan bir çıkıģ noktası olmuģtur. Bu dönemde Ġnternet üzerinden yayın hayatına baģlayan, ardından aynı ismi taģıyan bir televizyon ve gazeteyle devam eden Habertürk ilk örneklerdendir (Birsen, 2005: 95) yılının ġubat ayında yaģanan kriz, Türkiye'de interneti de derinden etkilemiģ olsa da, gerek kullanıcıya ulaģma kolaylığı, gerekse maliyetinin diğer iletiģim araçlarına göre çok daha ucuz olması nedeniyle, internet gazeteleri 2002 yılından itibaren krizi aģarak tekrar ve daha hızlı biçimde "çoğalmaya" baģlamıģlardır (Karaduman, 2002: 92). O süreçten beri haber portalı denilen ve sayıları giderek artan web sitelerinde bir araya gelen bazı gruplar, gazeteciliklerini yapmaya devam etmektedir. Bunlardan bir bölümü, gazetelerde ve televizyonlarda yer almayan ya da alamayan haberleri, yorumları, bazı olayların bilinmeyen yönlerini yayımlayarak ilgi toplamaktadır. Hatta bazı yayınların, ertesi gün geleneksel gazetelerde yer aldığı görülmektedir (Güreli, 2002: 50). Ayrıca medya holdinglerine bağlı olan internet sitelerinin yöneticileri genellikle "rastlantısal olarak", yani kendi talepleri dıģında, çalıģtıkları kurumda böyle bir ihtiyaç görüldüğü için bu göreve atanmıģken, medya holdinglerine bağlı

110 86 olmayan sitelerin yöneticileri yazılı ve görsel basında yaģadıkları tecrübelerden duydukları hayal kırıklığından, ya da gördükleri eksikliklerden yola çıkarak ve kendi istekleriyle bir geçiģ yaptıklarını belirtmiģlerdir (Dilmen, 2003: 178). Türkiye'de yalnızca internet ortamında var olan ilk haber siteleri, günlük gazetelerin birer ikiģer internete taģındığı sırada ortaya çıkmaya baģlamıģtır (T.Çevikel, 2004: 152). Haber siteleri giderek bir sektör, habercilik adına yeni bir alan olma yoluna girmiģlerdir (Birsen, 2005b: 72). Cumhuriyet gazetesinden Hakan Kara internet gazetelerinde kullanılan haber sayısının basılı gazeteleri geçmeye baģladığını ifade etmiģtir (Habertürk, 2010). Öte yandan Türkiye deki internet gazetelerinin yöneticilerinin genel kanısı, internet altyapısının uzun seneler istenilen düzeyde olmadığı fikrinden hareketle, internet gazeteciliğinin ülkemizde erken doğum yaptığıdır. Yine aynı kaynaklardan, bu gazetelerden para kazanmak için hala zamana ihtiyaç gerektiğini, en önemli gelir kaynaklarının reklam ve sponsorluk olduğunu, Türkçe içeriğin son yıllarda ciddi Ģekilde arttığını, gün içinde girilen haber sayısının ilk günlerden günümüze çok ciddi bir artıģ yaģandığını öğrenmek mümkündür (Sütçü v.d., 2006: 318). Sonuçta 2000 lerden sonra kendini bulmaya çalıģan bir mecra olan internet haber medyasının ne yerelde ne ulusalda yeterince kurumsallaģamadığı söylenebilir (Toruk, 2008: 409) Geleneksel Medyanın Ġnternet Haberciliğine GiriĢi Gerek yazılı basın, gerekse görsel medya, kendi kulvarlarında iģlevlerini yerine getirirken, bu yeni kitle iletiģim türüne kayıtsız kalmamıģlar, internet gazeteciliğine el atmıģlardır (Bekiroğlu ve Bal, 2006: 72). Büyük medya gruplarının internet gazeteciliğine yönelmelerinin arkasında internetteki Türkçe içeriği geniģleterek internet bağlantısı satmanın yanı sıra birkaç nedenden daha vardır. Bunlardan birisi, ilk yıllar itibariyle geliģme dinamikleri tam olarak kestirilemeyen internetin giderek yazılı basının ve televizyonun yerini alabileceği endiģesidir. 50 Medya grupları, 50 Özçağlayan a göre gazeteler ve gazetecilik, habere, enformasyona eriģim anlamında, insanlık var olduğu sürece devam edecektir. Gazetenin, zaman içinde haberin ve bilginin kâğıt üzerinde sunulduğu bir araçtan farklı olarak, baģka bir biçimde ve ortamda yine hayatımızda var olması teknolojinin insan yaģamına sunduğu geliģmelerin doğal bir sonucudur (Özçağlayan, 2008:157). Her medya doğduğunda öncekileri öldüreceği düģüncesi hep hakim olmuģtur. Oysa hiçbir zaman böyle olmamıģtır. En eski

111 87 internetin ileride basın, radyo, televizyon gibi sektörlerin en azından reklam paylarını daraltabileceği kaygısıyla 51, internet ortamında da güçlü ve örgütlü olmaları gerektiklerini düģünmüģlerdir. Medya gruplarını internet gazeteciliğine yönelten bir baģka neden de ticari ürün yelpazelerini daha da geniģletmek istemeleridir (T.Çevikel, 2004: 151). Medya grubu haber siteleri, maliyeti karģılanmıģ bir haber birikimini adeta sitede pazarlama iģlevi görmektedirler. 52 Çoklu medyasal yapı, reklam pazarlamasında reklamverene daha fazla mecra sunduğu ve üst üste daha cazip bir teklif paketi oluģturduğu için çekici gelebilmektedir. Örneğin, televizyon ve gazete reklamının yanında, haber sitesi reklamının promosyon olarak teklif edilmesi gibi (Toruk, 2008: ). Çoğu büyük medya Ģirketi online yayına girmek üzere servetler harcamıģtır (McChesney, 2006: 287). Basın iģletmelerinin internette tercih ettikleri baģlıca üç model bulunmaktadır. Bunlar: iģlem gelirlerine, kullanıcı gelirlerine ve reklam gelirine dayanan modellerdir (Sözeri, 2007: 55). Türkiye de 1996 yılında TURNET omurgasının faaliyete geçmesiyle internette bu yeni mecraya ilk yatırım yapanların DoğuĢ Grubu, Çukurova Grubu, Doğan Grubu, Ġhlas Holding gibi medya-finans sanayi alanındaki en büyük aktörler olduğu görülmektedir (Sözeri, 2007: 59). Yapı Kredi Bankası-Pamukbank sahibi Çukurova Grubu Süperonline ile Ġnternet Yayıncılığına girmiģtir. Bu grup Turkcell in de en büyük ortağı olarak Telekomünikasyon-finans sacayaklarına medyayı da eklemiģtir (Sönmez, 2003: 43). Türkiye de DoğuĢ Grubu-CNBC-Microsoft-General Electric ortaklığıyla NTVMSNBC yayına girmiģ, Ġxir internet hizmetleri devreye sokulmuģtur. DoğuĢ medya olan gazete 400 yıldan beri varlığını sürdürmekte ve yarında sürdürecektir. Radyo ve televizyon hep olacaktır. Bu araçlar belki yapılarında önemli değiģikliklere uğrayacaklar ama varlıklarını hep sürdüreceklerdir. Belki etkinlikleri ve üretim miktarları azalacaktır ama kendilerine az veya çok ilgi ve ihtiyaç duyan değiģik yaģ ve statüden izleyiciler daima bulacaklardır (Toruk, 2008: 341). 51 Geleneksel gazetelerde yer alan sınıflanmıģ ve kiģisel ilan ve reklamların, internet tarafından etkilenip etkilenmeyeceği büyük bir tartıģma konusudur (Tokgöz, 2010: 98). 52 Gazeteleri online ortama taģımak, önemli bir tasarruf ve ek gelir sağlamakta, online gazeteye gelecek yeni reklam gelirleri de eklenince, daha az maliyetle daha yüksek gelir sağlamanın yolu açılmaktadır. Buna mobil okuyucular ve gazetenin aynı online sayfalarda yeni bir araç olarak devreye sokacağı Ġnternet TV de eklenince, yeni gelir kaynakları da ortaya çıkmaktadır (Özçağlayan, 2008:150).

112 88 Grubu, finans ayağına medyayı eklerken internet yatırımı Ġxir i Çukurova nın Superonline ının karģısına çıkardıysa da tutunamamıģtır. Doğan Grubu, Nortel Networks-NetaĢ-Compaq ve Microsoft ile internet yatırımları için anlaģmıģ, e- kolay.net internet hizmetlerine baģlamıģtır (Törenli, 2005: ; Sönmez, 2003: 44) yılında gelindiğinde ise, Doğan Gazetecilik bünyesindeki Radikal gazetesine ait tüm marka ve isim hakları ve internet sitesi alan adlarının, Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.ġ'ye devredildiği ve satıģ bedeli olan 5 milyon 95 bin liranın tahsil edildiği belirtilmiģtir (www.tgc.org.tr). Medya gruplarının internetin ilk yılları için oldukça büyük ölçekli sayılabilecek yatırımlarından bekledikleri ticari performansı alamadıkları söylenebilir. Dünyada esen yeni ekonomi rüzgarının hız kesmesi, ABD'deki internet Ģirketlerinin peģ peģe iflasları ve asıl önemlisi Türkiye ekonomisinin 2000 ve 2001 yıllarında yaģadığı kriz sonrasında, Turkport ve Ġxir Ģirketleri iflas etmiģ, diğer bütün internet Ģirketleri ise harcamalarını ve bütçelerini daraltmak zorunda kalmıģlardır (T.Çevikel, 2004: 152). Ġnternet haber dağıtımında giderek baskın bir mecraya dönüģmektedir. Yazıları, grafikleri, görüntüleri ve sesleri aynı anda sunabilme özelliği, interaktif olması, internetin her geçen gün daha geniģ bir kitleye ulaģmasını sağlamaktadır. Ġnternetin haber dağıtım kanalı olarak bu derece önem kazanması, gazetelerin bu ağ üzerinde yer almak istemesine yol açmıģtır (Sözeri, 2007: 51). Gazete kuruluģları, öncelikle varolan içeriklerini internete aktarma yoluyla bu alanda varlık göstermiģler, ilerleyen dönemlerde diğer mecralara kıyasla sunduğu olanakları dikkate alarak interneti gelecekleri için belirleyici bir mecra olarak değerlendirmiģlerdir. WWW in ortaya çıkmasından kısa bir süre sonra sanal gazeteleriyle de okura seslenebilme fırsatı yakalamıģlar, teknolojik geliģmeye hemen ayak uydurmuģlardır (Gürcan, 1999: 30; Sözeri, 2007: 51). 53 Geleneksel ortamlardan yayın yapan kuruluģların internet gazeteciliği yapmaya baģlamaları teknik ve finansal açıdan pek zor olmamıģtır. Haber metinleri ve görsel malzemeler, geleneksel yayın sürecinin elektronik dizgi ve sayfa düzeni aģamalarında bilgisayar ortamına zaten aktarılmaktadır (T.Çevikel, 2004: 151). Pek çok gazete ilerleyen zamanlarda basılı içeriklerini ve internetteki 53 Ancak eski alıģkanlıkların sürdürüldüğü ve pazarlama, satıģ ve kar üçgeninin genellikle dıģında kalan haber merkezlerinin bu yeni hizmeti nasıl yürütecekleri konusunda ciddi sorunlar yaģanmaya baģlamıģtır (Çaplı, 2002: 73).

113 89 içeriklerini ayırmıģlardır (Sözeri, 2007: 56). Çevrimiçi ortamda yayınlanan gazeteler, kullanıcılar açısından eriģimi kolaylaģtırmanın yanı sıra gazete iģletmeleri açısından da dağıtım ve üretim maliyetlerinin düģürülmesi bakımından tercih sebebi olmaya baģlamıģlardır. Günümüze gelindiğinde yazılı olarak yayınlanan gazeteler, artık gazetelerini sadece çevrimiçi ortamda yayınlayabilmenin hazırlıkları içerisine girmiģlerdir. New York Times Ġcra Kurulu BaĢkanı Sulzberger, New York Times ın beģ yıl sonra yayın hayatına devam edip etmeyeceğini bilemediğini belirterek, Ģu anda yazılı baskıdan Ġnternet baskısına geçiģi en iyi nasıl yapabileceklerine odaklandıklarını Yazılı baskının 1,1 milyon, Ġnternet baskısının da 1,5 milyon abonesi bulunduğunu söylemektedir (AktaĢ, 2005:38) yılının baģında The Washington Times, New York Times gibi gazeteler yayınlarını bire bir internete aktarmıģladır. Aynı yıl Avrupa da da Ġnternational Herald Tribune ve Daily Mirror gibi gazeteler sanallaģmıģtır(murzakulova, 2008: 95). Amerika da gazeteler tüm haberlerini 24 saat süreyle, kiģisel bilgisayarı baģında oturan okurlarına sunabilmektedir. The Wall Street Journal, Financial Times gibi gazeteler internetteki sistemlerini çoktan oturtmuģlar ve bu iģten para kazanır duruma gelmiģlerdir. Bu da internet kullanımının dünya üzerindeki yayılma hızının önemli bir ivmeye ulaģtığının bir anlamda göstergesidir (Gezgin, 2002: 30). Bugün hemen hemen tüm gazete ve dergilerin internette bir sayfasının olduğu ve bunun üzerinden on-line gazetecilik yaptıkları gözlemlenmektedir. Gazeteler bu yeni servislerini, ya çoğunluğun yaptığı gibi haber merkezlerine ya da bir kısmının yaptığı gibi reklam ve pazarlama birimlerine bağlamıģtır (Çaplı, 2002: 73). Bugün dünyada yazılı basın alanında faaliyet gösteren tüm gazeteler, sanal alemin bu yeni gazetecilik uygulaması karģısında ortaya çıkan rekabet ortamını çok yakından hissetmektedir (Gezgin, 2002: 33). Ġnterneti geleceklerinin merkezine almıģ durumdadırlar. Bu eğilimin temel sebebi baģta geliģmiģ ülkeler olmak üzere internetin ağırlığının diğer mecralara kıyasla giderek artmasıdır. Bunun bir diğer göstergesi son dönemlerde yazılı basının internetteki yayınlarının yanı sıra yalnızca bu yeni ortamda varlık gösteren internet gazetelerinin hızla artmakta olmasıdır (Sözeri, 2007: 54-55). Ve bir gazete açısından bakıldığında değiģik yerlerde, ülkelerde muhabir bulundurmanın ekonomik boyutu karģısında, Ġnternet ile dünyanın dört bir yanında yaģayan kiģilerden yöreleri ile iliģkili haberlerini derleyebilme olanağı ortaya çıkmıģtır (Gürcan, 1999: 33).

114 90 Bugün Türkiye de Milliyet gibi basılı nüshası çok fazla satmayan bir gazetenin internet haber sitesi, tekil ziyaretçi tarafından en fazla ziyaret edilen sitedir (Toruk, 2008: 328). Türkiye de ilk kez Ġnternet üzerinde de habercilik yapmaya baģlayan gazetelerden Hürriyet de, Hürriyetim ismiyle internette içeriğini zenginleģtirmiģ, etkileģimi artıģmıģ, bir basılı yayının uzantısı olmasına karģın video görüntüleri de yayınlamaya baģlayarak internetin çoklu ortam özelliklerini kullanmaya baģlamıģtır (Birsen, 2005: 93). Kağıda basılı ve yerleģik gazetelerin internetteki sürümlerinin kendilerini marka isimleriyle sağlama almaya çalıģmalarının, haber merkezi niteliğindeki konumlarını korumaya çalıģmalarının temelinde internet ortamının yerleģik olmayan, dolayısıyla da spekülasyonlara açık duruģu-görünüģü de yatmaktadır (Törenli, 2005: 212; Lynch, 2002: 289) yılında NewsLink in gerçekleģtirdiği bir araģtırma, dünyada gazetenin çevrimiçi ortamda yayınlandığını gösterirken, Newspaper Association of America 2002 yılında dünya çapında den fazla günlük, haftalık ve diğer gazetelerin çevrimiçi ortamda yayınlandığını belirtmektedir (AktaĢ, 2005: 30). Ancak 1990 lardan beri internet ortamında varolmaya çalıģan gazeteler geçen sürece rağmen bu yeni ortamın lideri haline dönüģememiģlerdir. Bunun en önemli nedeni bu kadar yıl sonra dahi ne yapacaklarını, internetteki faaliyetlerinden nasıl gelir elde edeceklerini bilmiyor olmalarıdır (Sözeri, 2007:54). Eskiden bir gazete, kendisiyle birlikte aynı sergide satılan birkaç baģka gazete ve on yirmi dergi ile rekabet ederken, Ģimdi internette binlerce diğer gazete ve dergi ile birlikte bulunan bağımsız belge, çoklu ortam sunumları vb. ile de rekabet etmek zorundadır. Bunlar geleneksel medyanın durumunu hem iletiģimsel hem de ticari yönden sorunsal hale getirmektedir (Çakır, 2007: 144). Geleneksel gazetelerin, kendilerine ait özel haberleri internet üzerinden o gün içinde yayına koymak gibi bir Ģansları yoktur. Bunu yapmaları halinde, ürettikleri özel içerik kamuya ait olacak, internet üzerinden bu içeriğin tüm rakiplerinin de eline geçmesine katlanmak zorunda kalacaklardır. Bu durumda, ertesi gün kendi özel içerikleri nedeniyle satıģa sunabildikleri asıl gazeteleri zayıflayacaktır (Sezen, 2007: 40). Yeni teknolojiler ve Ġnternet sadece gazetelere değil, onların en önemli iģ ortaklarından haber ajanslarına da yeni olanaklar sunmaktadır. Reuters, uydu üzerinden haber ve bilgi toplamanın getirdiği yüksek maliyetlerden kaçarak, yaklaģık son iki yıldır, içeriğinin % 50 den fazlasını artık Ġnternet üzerinden

115 91 sağlamaya ve kullanıcılar tarafından üretilen içerikten geniģ bir Ģekilde yararlanmaya baģlanmıģtır. Ajans için çalıģan gazetecilere ve kameramanlara daha ucuz, ancak daha pratik cihazlarla Ġnternet üzerinden mesajlarını aktarabilecekleri donanım sağlanarak, maliyetler aģağı çekilmiģtir (Özçağlayan, 2008: ) Ġnternet ve DeğiĢen Gazetecilik 21. yüzyılda yeni iletiģim teknolojilerinin ve özellikle internet teknolojisinin ortaya çıkardığı olanaklar ile bilgi süperotoyolunda gerçekleģen hızın ve bunun beraberindeki imkânların, gazetecilik mesleğini doğrudan etkilediği yadsınamaz bir gerçek olarak değerlendirilmektedir (Bekiroğlu ve Bal, 2006: 71). Teknolojik geliģmeler gazeteciliği dört yönden etkilemiģtir: Gazeteciliğin iģlerini yapma Ģekillerini, Haber içeriğinin Ģeklini, Haber ve haber merkezlerinin yapısı ve organizasyonunu, 54 Gazeteciler ile yayın yaptıkları kitle, kamu, sponsorları ve haberleri denetleyenler arasındaki iliģkiyi (Toruk, 2008: 298). Ġnternet de sahip olduğu teknolojik özellikler sebebiyle gazeteciliğe birtakım yenilikler getirmiģtir. Ġnternet, gazetecilerin haber kaynaklarına ulaģmalarından haberlerin okuyuculara sunulmasına, okuyucuların gazeteciler ile arasında olan iletiģimine kadar pek çok Ģeyi değiģtirmiģtir. Hatta Ġnternet Gazeteciliği denilen, etkileģim (interactivity), çokluortam (multimedia) ve bağlantılı metin (hypertextuality) nitelikleriyle diğer gazetecilik türlerinden ayrılan yepyeni bir gazetecilik türünün ortaya çıkmasına neden olmuģtur (AktaĢ, 2005: 30). Gazeteler ve gazeteciler için internet ortamında habere ulaģmaktan ve yeni aracı kullanmak konusuna kadar uyum sağlanması gereken bir sürü yeni farklılık ortaya çıkmıģtır. Üstelik haber sitelerinin sahip olduğu izler kitlenin tavrı geleneksel gazete okuyucusundan çok farklıdır. Yerel haberler bile yerel medyayla sınırlı değildir. Gazeteciler için internetin en çekici yanı geleneksel gazetenin sayfa sayısına takılıp kalmadan haberlerini internetin neredeyse sınırsız sayfa uzunluğu ve sayısı ile yayınlayabilecek olmalarıdır (Birsen, 2005: 3). Yeni medya, yazılı basının yeni iletiģim ortamına uyum sağlaması için gerekli örgütsel esnekliğe ulaģılabilmesi amacıyla bir araç olarak kullanılabilmektedir (Törenli, 2005: 206). Ayrıca geleneksel gazeteler, artık televizyondan ve internetten akan 54 Haber toplama, iģleme-sunum ve dağıtım faaliyetleri bir değiģim sürecine girmiģtir. Habercilerin, içerisinden haber unsurlarını toplayacağı kayıtların ve belgelerin çoğu bilgisayarlarda, veri bankalarında ya da web sitelerinde kayıtlıdır (Törenli, 2005: 173).

116 92 haber ve bilgileri anlamlı bir bütün içinde yerleģtirmek zorunda kalmıģtır. Ġnternetle gazete arasında, tamamlayıcı bir iliģki oluģmaya baģlamıģtır. Televizyonun ve internetteki web sayfalarının sayısı arttıkça, bir parçalanma da ortaya çıkmıģtır (Tokgöz, 2010: 97). Geleneksel bir gazete yönetmeni, kuramsal olarak gazetesinde sıkı bir denetim uygulayabilirken, hiçbir internet gazetesi yönetmeni, istediği kadar standartlarına bağlı kalsa bile okuyucularının nereye gideceğini kestiremez. GevĢek bir ortam içinde çalıģtığının her zaman bilincindedir. Geleneksel gazetecilikte reklamlar kurallara göre yerleģtirilir. Ġnternet gazeteciliğinde ise, reklam kurallarının bile değiģiklik gösterdiği görülebilmektedir (Tokgöz, 2010: 95). ABD de New York Times ve Gannett Grubu; Almanya da Die Welt; Avusturya da Österreich ve Avustralya da Sydney Morning Herald Age gibi dünyanın farklı bölgelerinden çok sayıda gazete Ġnternet i de yazı iģleri odasına taģıyan yeni bir altyapı kurarak; tüm yazılı ve dijital yayınları (buna televizyon da dahil) tek bir haber odasından, 24 saat kesintisiz hizmet sunma ilkesi temelinde, yeni bir yayım-yayın anlayıģını uygulamaya koymuģlardır. Bu yeni yapılanma ile gazeteler, haberin hazırlık aģamasında, anında karar verebilecek ve basılı gazete, web sayfası, televizyon vb. için farklı formatlarda haber hazırlayabilecek yetenekte muhabir ve editörlerden oluģan bir haberci kadrosu yetiģtirmeye baģlamıģtır. Bu kadro, Ġnternet üzerinden online gazete çıkarmanın yanında, televizyon yayını da yapabilmekte ve gazeteyi mobile olarak da okunabilecek bir formata dönüģtürebilmektedir (Özçağlayan, 2008: ). Son yıllarda, medya kullanıcılarının artan Ģekilde Ġnternet i haber kaynağı olarak kullandığı gözlemlenmektedir. Özellikle daha genç kuģak, haberleri Ġnternet üzerinden izlemektedir. Ġzleyiciler bir yandan Ġnternet te dolaģırken, diğer yandan da bilgisayarından gazetesini okuyabilmekte, radyosunu dinleyebilmekte ve televizyonunu izleyebilmektedir (Bucy den akt: DağtaĢ, 2007: 115). Gazetecilikte yaģanan değiģimler genellikle Ģöyledir: Sanal Yazı ĠĢleri Ġnternet, haber kuruluģu çalıģanlarının coğrafi konumları ve zaman dilimleri farklığı olmaksızın ortak bir yerde (sanal ortamda) buluģmalarını sağlamaktadır (Gürcan, 1999: 85). Pavlik'e göre, gazete ve televizyon gibi geleneksel medya

117 93 kuruluģlarının haber merkezleri, kararların güçlü bir emir komuta zinciri içerisinde alındığı, katı bir hiyerarģiyle örgütlenmiģ yapılardır. Buna karģılık, online haber merkezleri, ademi merkeziyetçi ve esnek bir örgütlenmeyi gerektirmekte ve deneysel, adapte olabilir bir yönetim kültürünü yansıtmaktadır (T.Çevikel, 2004: 154). Yazı iģleri bürosu dıģında çalıģan birçok gazeteci günümüzde, genel yayın yönetmeni ve yazı iģleri müdürü ile telefon ve bilgisayar aracılığıyla bağlantı kurmakta ve farklı konularda çalıģan, araģtırma yapanlar, birbirlerini günlerce göremeyebilmekte, ancak bilgisayarları aracılığıyla sürekli olarak birbirleriyle iletiģim halinde bulunmaktadır. Böylelikle gazetelerdeki fiziksel yazı iģleri ortamını yerini internetle birlikte sanal yazı iģleri almıģtır. Yazı iģleri çalıģanı oturduğu yerden hiç kalkmadan, görüģmeler için randevu ayarlamadan, bilgisayarı aracılığıyla enformasyon kaynaklarına ulaģarak gereksindiği bilgiyi derleyebilmektedir (Gürcan, 1999: 84; T. Kara, 2006: 24). Yazı iģleri çalıģanları, dizüstü bilgisayarları ve telefon hattı ile, bir yerde yaptığı araģtırmada elde ettiği bulguları, grup paylaģımı çerçevesinde diğer arkadaģlarına ve editöre gecikmeksizin ulaģtırabilmektedir (Gürcan, 1999: 88) Gazeteciler Açısından DeğiĢimler Ġnternetin özgür habercilik anlamında geleneksel medya karģısında bir alternatif olarak ortaya çıktığı savunulmaktadır (H. Kara, 2002: 39). Online gazetecisi, diğer medya araçlarında da olduğu gibi, internetteki bilgileri bazı ölçütler doğrultusunda, özellikle de önem ve güncellik derecesine göre eleyerek seçer. Ayrıca, Widmann a göre, salt bilgi vermez. Ġnterneti, dolayısıyla içinde yaģadığımız dünyayı, daha da saydamlaģtırmakla yükümlüdür (Widmann, 2002: 88). Ġnternetin gazetecilere/gazetelere teknik olarak sunduğu imkanlar Ģunlardır: Haber ve fotoğrafların iletimi, Bir bilgi kaynağı olması, Haber Kaynağı, Haberin kendisi, HaberleĢme, TartıĢma platformu, Haberlerin yayım platformu, ÇalıĢma sürecinde Ġnternet teknolojileri (Yerlikaya, 2004: 21-22). Metin/ses/görüntü iģleme yeteneğinin yöndeģmiģ ürünleri olan yeni medya, gazetecilik uğraģının ürünü olan haberin yazılı/gözsel/iģitsel basın için ortak kullanıma hazır ürün gelmesine de katkıda bulunmuģtur (Törenli, 2005: ). On-line gazetecilik çerçevesinde gazeteciler yeni medyadan giderek daha çok yararlanmaktadırlar. Üzerinde çalıģılan

118 94 habere iliģkin daha kapsamlı bilgilere ulaģmak, haberlerinin doğruluğunu farklı kaynaklardan araģtırmak ya da bu amaçla veri bankalarında tarama yapmak internetle birlikte gazetecilerin kullanabilecekleri olanaklar arasına girmiģtir (Törenli, 2005: ). Ġnternetin çağa damgasını vurmasıyla birlikte yanıtı aranan soru, gelecekte gazetenin ve gazetecinin iģlevinin değiģip değiģmeyeceği ya da ne kadar değiģeceğidir (Güreli, 2002: 48). Gazetecilerin yeni gazeteciliğe iliģkin tepkileri araģtırmacılara göre üç eğilim oluģturmaktadır. Birinci grup cömert yenilikçiler olarak tanınır. Bunlar teknolojilere her zaman için ilgi duyarlar ve kullanmaktan da büyük zevk alırlar. Ġkinci grup sinirli gelenekselciler olarak bilinir. Bunlar, adlarından da anlaģılacağı üzere yeni teknolojilere karģı düģmanca bir tavır içindedirler. Yeni teknolojilerin hayata girmesine ve yaygınlaģmasına bile tahammül gösteremezler. Üçüncü grup ise sakin ayrılıkçılar dır. Teknolojiden korkmazlar. Ama yeni teknolojilerin, gazetecilik üzerinde önemli bir rolü olmadığını düģünürler. Harper a göre, ister geleneksel gazetecilik isterse de dijital gazetecilik olsun, iģin özü, iyi düģünce, iyi görüģme ve iyi yazıdır (Rigel, 2000: 218). Gazeteciler, alan dıģından gelen asıl meslekleri gazetecilik olmayan yeni rakiplerle rekabet etmek zorundadır. Bunlar profesyonel örgütler olduğu gibi amatör giriģimciler de olabilmektedir (Birsen, 2005: 4). Enformasyonun kaynağı ile hedefi arasında aracı rolü oynayan gazeteci figürü ortadan kalkabilmektedir (Morresi, 2003: 161). Her gazeteci bir anlamda elektronikleģmek zorunda kalmıģtır. Sanal yazı iģleri ve buna bağlı oluģan bilgisayar destekli muhabirlikte gazetecilerin iģ tanımlarına bilgisayar kullanmayı bilme ve bazı bilgisayar programlarına hakim olma becerisi de eklenmiģ olmaktadır (T. Kara, 2006: 23; Sütçü v.d., 2006: 317). En azından, e-posta, forum, posta listeleri, bloglar, 55 haber grupları, dosya transferi gibi basit ve temel bilgilere hakim olmalıdır. Gazeteciler için ayrıca Ġngilizce de çok önemli bir hale gelmiģtir, çünkü internet üzerinde çok ciddi anlamda Ġngilizce egemenliği mevcuttur. Diğer yandan gazeteciler için teknolojiyi yakından takip etme zorunluluğu da doğmuģtur (Sütçü v.d., 2006: 317; Güreli, 2002: 49). Ġnternet ortamında gazeteciler bir haberi internet üzerinden yayınlamaya hazırlanırken haberin özelliklerine göre sadece metin 55 Ġnternet günlükleri bloglar, sadece bağımsız bireylerin çabalarıyla değil, büyük küçük neredeyse tüm gazetelerin desteklediği yeni bir gazetecilik deneyimi olarak gazetelerin geliģimine ve içeriğine katkıda bulunmaktadır (Özçağlayan, 2008:156).

119 95 olarak mı, ses ekleyerek mi, video görüntüsü ya da animasyon kullanarak mı yayınlayacaklarına karar vermek ve bunların hepsinden haberdar olmak zorunda kalabilirler (Birsen, 2005: 4) Ġzleyici/Okuyucu Açısından DeğiĢimler Yeni medya gazeteciliği özellikle okur için çok önemli avantajları beraberinde getirmiģtir. Geleneksel gazetecilikte pasif kalan gazete okurları yeni medya gazeteciliği ile birlikte çok daha aktif bir konuma geçmiģlerdir (Güller, 2007:255). Ġnternet gazeteciliği ve geleneksel gazeteciliğin ayrıldıkları nokta izler kitle yönündedir. Geleneksel gazetecilikle sunulan içerikten yararlananlar, kendileri için seçilmiģ, düzenlenmiģ, yayımlanmıģ haberler arasından yine kendi istekleri ve ilgileri doğrultusunda haberleri seçip okuyabilmektedirler. Ġnternet gazeteciliği yönünden ise, internet kullanıcısının haberleri seçmesine, otomatik haber seçici, sunucu bilgisayarlar yardımcı olmaya yönelmektedir (Tokgöz, 2010: 94). Yine aynı çerçeve içerisinde, gündem saptama iģinin yalnızca yazılı basının iģi olmaktan çıktığı da söylenebilir (Törenli, 2005: 188). Çevrimiçi sayfaların sıralanması o kullanıcının ihtiyaçlarına göre düzenlenebilir. Böylece kullanıcılar, ilgilendikleri konularla ilgili haberleri yapay gündemlerin etkisi altında kalmadan takip edebilme yeteneğine kavuģur. Fakat geleneksel yöntemlerle yayınlanan gazetelerde; bir okuyucu, ilgilendiği bir habere ulaģabilmek için sayfa sayfa gazeteyi taramalıdır. Bu sebeple geleneksel yöntemlerle yayınlanan gazetelerin okuyucuları, muhtemelen kendi ilgi alanlarına girmeyen haberlerin etkisine maruz kalırlar (AktaĢ, 2005:37). Ayrıca, internet kullanıcıları istediklerinde konunun arka planı ve konunun bölümleri hakkında detaylı bilgiye internet üzerinde ulaģabilmektedir (Toruk, 2008: 311). Ancak haberlerin seçiminin gazeteciler tarafından değil de otomatik seçici programlar yardımıyla internet kullanıcıları tarafından yapıldığı için bazı dezavantajlar gündeme gelmektedir. Bunlar arasında arama yapılan haberlerin iki kez okuyucuya sunulması ve önemli haberlerin önem derecesinin vurgulanamaması önde gelmektedir (Toruk, 2008: ). Ġzlerkitlenin etken bir rol üstlenmesi, kimin hedef kimin kaynak olduğunun da tartıģılmasına yol açmıģtır (Birsen, 2005: 90). La Ponte, izleyicinin, bilgisayar ekranındaki uzun uzadıya verilen haberleri okumak istemediğini gösterdiğini aktarmaktadır (Çaplı, 2002: 171). Ġnternet ortamının

120 96 insanları daha da ilgisizleģtireceğinden ve genel toplum yapısından uzaklaģtırabileceğinden söz edilmektedir. Ġnternetin seçici ortamı, okuyuculara, ilgilendikleri konular hakkında detaylı ve derinlemesine bilgi sahibi olma imkanı verirken bir yandan da onları toplumdaki diğer olaylardan soyutlamakta, insanlar arasındaki ortak noktaları sınırlamaktadır (T. Kara, 2006: 25). Ġnternetle birlikte haber alma alıģkanlıklarında da değiģiklikler söz konusudur. Eskiden insanlar bütün dünyada ve Türkiye'de sabah gazete okur, akģam televizyon izlerdi. Enformasyon alma biçimleri daha statik ve gelenekseldi. Ġnternetle birlikte çalıģma saatlerinde de enformasyon alınmaya baģlanmıģtır (Karaduman, 2002: 123) Haber Kaynakları Açısından DeğiĢimler Gazeteci ile çeģitlenen haber kaynakları arasındaki yüz yüze iletiģim sanalelektronik bir boyuta taģınmıģ (birincil iletiģimin soluk bir benzeri); haber-bilgi toplama biçiminde ise yeni medyaya özgü yöntemler ağırlık kazanmaya baģlamıģtır. Gazeteci, online olarak sınırsız kaynağa, binlerce-yüzbinlerce kurum veya kiģinin web sayfalarına ulaģarak bilgi toplayabilmekte, sorularını web sayfalarında belirtilen kiģi veya webmaster in e-postasına göndererek sorularına yanıt isteyebilmektedir (Törenli, 2005: 174; Gürcan, 1999: 83). Giderek artan sayıda kurum ve kuruluģun internet üzerinde web sitesi açmaları, resmi açıklama ve raporlarını bu sitelerde de yayınlamaları ya da e-posta listeleri ve tartıģma grupları oluģturmaları, gazetecilerin interneti hem haber kaynağı hem de haber kaynaklarıyla eģzamanlı haberleģme kanalı olarak kullanabilmelerine olanak sağlamıģtır (Törenli, 2005: ). Gazeteci, masasından kalkmadan, bülten almak için oradan oraya koģturmadan, Ġnternet teki bültenleri okuyarak haberlerini yazabilmektedir (Gürcan, 1999: 84). Yalnızca haberciler değil onların haber kaynakları da geliģen ve çeģitlenen bu teknolojilerden, hizmetlerden yararlanmaktadır (Törenli, 2005: 173). Online bağlantı içinde bulunan herkes gözlemlerini, düģüncelerini ve araģtırmalarını yazabilmektedir. Böylece, bir olayın görgü tanıklarının Ġnternet te gördüklerini anlatabilmeleri fırsatı doğmakta ve enformasyonun birincil kaynaklardan elde edilmesi mümkün olmaktadır (Gürcan, 1999: 89). Haber kaynakları doğrudan yeni teknolojilerden yararlanmaktadır. Örneğin, Yargıtay BaĢsavcılığı nın DTP (Demokratik Toplum Partisi) davasına iliģkin hazırlanan iddianameyi basın yayın kuruluģlarına

121 97 yoluyla ve CD olarak ilettiği belirtilmektedir. 11 Eylül 2001 tarihinde Ġkiz Kulelerin bombalanmasından sonra Usame Bin Ladin in televizyon kuruluģlarına yolladığı kasetler de haber kaynaklarının yeni teknolojik ortamdan yararlanmaya çalıģmasının bir örneği olarak değerlendirilmelidir (Aslan, 2008: 245). Gazete ya da gazetecilere gönderilen e-postalar, yeni iletiģim ortamında kimliğini gizli tutmaya çalıģan haber kaynaklarının içeriden enformasyon aktarmak için baģvurdukları haber sızdırma yönteminin yeni uygulama aracı haline gelmiģtir (Törenli, 2005: ). Bilgisayarlarda açılmıģ dosyalar, sayısal arģivler, internet üzerinden gönderilmiģ e- postalar, elektronik yazıģmalar da önemli haber kaynakları arasına girmiģ bulunmaktadır (Törenli, 2005: 199) Haber Stratejileri Açısından DeğiĢimler Deuze, internet gazeteciliğinin haber stratejilerini üç parçaya ayırmaktadır. Açıklayıcı haber verme (annotative reporting), açık kaynaklı gazetecilik (open source journalism) ve aģırı uyarlamalı haber siteleri (hyperadaptive news sites). Bu stratejiler dört farklı online gazete tipi için ayrı ayrı yer almaktadır. Açıklayıcı Haber Verme (Annotative Reporting): 1995 in basında medya yorumcuları gazetecilerin (özelliklede internet üzerinde çalıģan gazetecilerin) artık sadece bilgi vermediğini fark etmiģlerdir. Nora Paul 1995 yılının ġubat ayında açıklayıcı haber verme terimini icat etmiģtir. Paul un gazetecilik modeline göre; hiperlinklerle etkileģim içinde ve bilgiyi pasif tüketen değil aktif kullanan bir izleyici görüģü merkeze alınarak, etkileģimli haber üretiminde bütün olarak yeni bir çalıģan kategorisi gerekmekte ve burada bilgi açıklayıcı bir biçimde verilmektedir. Açık Kaynaklı Gazetecilik (Open Source Journalism): Jane's Intelligence Review dergisi 1999 yılının Ekim ayının basında Slashdot topluluğunun değerlendirmesinden geçmeden makale yayınlamamaya karar vermiģtir. Buna neden olan olay ise bu dergide yayınlanan bir makalenin Slashdot ziyaretçilerini eleģtirmesidir. Editör daha sonra orijinal eseri geri çekmiģ ve okuyuculardan gelen eleģtiriler ıģığında onu değiģtirerek yeniden yayınlamıģtır. Bu durum bir açık kaynaklı gazetecilik örneğidir. Bu gazeteciliğin, gerçeklerin kontrolünden dolayı açık lıgı Ģüpheler taģımaktadır. Açık kaynak teriminin kökleri yazılım kaynak

122 98 kodlarının açık bir biçimde kullanılabilirliğinden gelmektedir. Yazılım uzmanları ve düzenli kullanıcılar kendi yararları için orijinal kodlardaki küçük teknik problemleri bulup, doğrulayıp, değiģtirmektedir. Ġnternet gazeteciliğinde ise Açık Kaynaklı Gazetecilik temelde haber metinleri için uygulanmaktadır. Bu anlamda haber metinleri yayınlanmadan önce dikkatlice incelenip, düzeltilebilmektedir. Hiperuyarlamalı Haber Siteleri (Hyperadaptive News Sites): Haber medyası teknolojilerinin geliģiminde özellikle yakınsama kavramı temel bir yer almaktadır. Bilgisayar ağları ile varolan teknolojik uygulamaların birleģmesi, tüm bilgi biçimlerinin sayısallaģmasını etkin bir biçimde sağlamaktadır. Bu kolaylıklar tüm aletler arasında bilgiyi toplama, seçme, basma ve dağıtma gibi- iletiģimi baģlatır yılının baslarında Tim Guay, web yayınlama paradigmalarında görülen yakınsamaları belirtir. Bu paradigmalar -çoklu ortam (multimedya), hipermetinsellik (hypertextuality), etkileģimlilik (interactivity)- gelecekte farklı standartların olacağını haber vermektedir. Bu standartlar hiperuyarlamayı iģaret etmektedir. Hipermetin, çoklu ortam ve etkileģimin yakınsaması hiperuyarlamayı ortaya çıkarır. Gazeteciler için bu durum belirli mesleki prensiplerden kurtulma anlamına gelir (Çoban, 2006: 18-19). Açıklayıcı haber verme, tüm bilgi toplama çeģitleri için ek bir değer olarak gözükebilir. Herhangi bir internet kullanıcısı bir parça bilgiye iģaret edebilir, onu tanımlayabilir, değerlendirebilir ve yorumlayabilir. Bu nedenle dikkat çekici olan bu özellik -ek bir veri ekleme- henüz ana akım haber sitelerinde geliģmemiģtir. Bununla birlikte bazı sitelerde özellikle medyayla ilgili bölümlerde bu özellik kullanılmaktadır. Buna karsın dizin ve kategori, ticaret ve yorum siteleri, paylaģım ve tartıģma sitelerinde bu özellik uygulanabilmektedir. Açık kaynaklı gazetecilik ise paylaģım ve tartıģma sitelerinde uygulanabilmekte, ticaret ve yorum sitelerinin bazılarında da uygulanabilmektedir. Hiperuyarlamalı haber siteleri ise paylaģım ve tartıģma sitelerinde uygulanabilmektedir (Çoban, 2006: 19) Haber Yazımı Açısından DeğiĢimler Ġnterneti haber almada kullanan okuyucuların ekranda çok zaman kaybetmemek için haberleri hızlıca okuma ya da göz atma eğilimi içinde olması

123 99 nedeniyle, gazeteciler haberlerini kısa, özlü ve çabuk okunabilir Ģekilde web sayfalarına aktarmaktadırlar. Bu haber yazım türü ters piramit kuralı olarak adlandırılmaktadır. En önemliden en az önemliye doğru giden sıralama içinde haberler web sayfasında yer alırken, haberler kendi içinde de spotlar baģta olmak üzere haberi özetleyerek anlatan ifadeler ilk okumada haberin algılanmasını ve anlaģılmasını kolaylaģtırmaktadır (Gürcan ve Bayram, 2005: 54). Ġnternette basılı metinin doğrusallığı yoktur. Haber yazım tekniği Hipermetinsel dir. Hiper metinselliğin en önemli özelliği, geleneksel gazetenin iki boyutluluğundan kaynaklanan sorunları çözmekte kolaylık yaratmasıdır. Basılı metnin doğrusallığını ve tek, ayrı bir metin mefhumunu bozarak hem okuyucu hem de yazara daha büyük özgürlük sağlar. Dinamik okuyucunun inisiyatif yüklenmesiyle kendi okuma hattını seçmesi ile bir anlamda kendi cümlelerini oluģturmasına neden olmakta ve yapı sayesinde, birden fazla yazara sahip ve kararlaģtırılmıģ bir baģı veya sonu olmayan bir metin haline gelmektedir (Toruk, 2008: 307; Birsen, 2005: 89; Gürcan ve Bayram, 2005: 54). Klasik haber tanımına uymayan, bugüne kadar gazetelerde ayrıntılı yer bulamamıģ olan hava tahminleri, yol, deniz durumlarını anlatan raporlar, tren, uçak, metro tarifeleri gibi pek çok Ģey detaylı olarak verilebilmektedir(birsen, 2005: 89). Ġnternet haberciliği, bütün habercilik tekniklerinin birleģtirildiği bütünleģik haber sunumuna doğru yönelmektedir. Hem yazılı, hem sesli, hem de görüntülü haberler, internetteki web sayfalarında bütünleģik olarak sunulabilmektedir (Murzakulova, 2008: 30). Ġnternet gazeteciliğinde kullanılan haber yazma teknikleri Ģunlardır: 1. T Modeli Bu modelde olayın amacı (T nin yatay çizgisi), olayı özetler ve genelde neden olduğunu açıklar. Birisinin haberi baģtan-sona okumasını sağlamak için, olayın sonucunu en sonunda vermeye gerek yoktur. Bu gerekçeyle habere iliģkin 2-3 cümleyle anlatılacak özetle olayın sonucu, T modelinin üst çizgisini oluģturmaktadır. Olayın nasıl ve neden olduğunu anlatan haberin detay kısmı, oluģturmaktadır. T nin dikey çizgisini yazarken muhabir blok yığını biçiminde yazabileceği gibi burada ters piramitle haber yazımını da kullanabilir. Muhabir burada haberi kısaca

124 100 özetleyebilir ya da belirli anekdotlar verilebilir ve hikayenin geri kalanını yazar (Murzakulova, 2008: 31). 2. Ters piramit modeli Web deki haberlerde ters piramit en yoğun kullanılan modeldir. ÇeĢitli araģtırmalara göre web sayfalarındaki uzun yazılar nedeniyle oluģan ekran kaydırma iģleminden internet kullanıcıları hiç hoģlanmamaktadır ve bu nedenle birçok okur, haberleri okumadan sayfadan uzaklaģabilmektedir. Bu gerekçeyle haberin, ters piramit olarak, diğer deyiģle en önemli unsurları ve sonucu içeren bir-iki cümleden oluģan bir giriģten sonra haberin detayın verilmesi, web ortamındaki yazılarda özellikle uygulanması gereken bir yazım kuralı olarak gösterilmektedir. Bunun nedeni ise, internet kullanıcılarının yüzde 79 nun web sayfalarını kelime-kelime okumak yerine göz attığı ve yalnızca yüzde 16 kullanıcının kelime-kelime yazıları okuduğu gerçeğidir. Burada bilgisayar ekranından okumanın basılı materyale göre yüzde 25 oranında daha zor olması da önemlidir ve bu nedenle web deki yazı içeriklerinin basılı materyallere oranla yüzde az olması önerilmektedir. 3. Online piramit modeli Online haber yayını için online piramit görüģü de geliģtirilmiģ ve bu yöntemde; web sitesinin ilk ekranına, eģ deyiģle üst katmana baģlık ve haberi özetleyen, önemli noktaları içeren bir paragraf yerleģtirmekte ve buraya da bağlantı vererek haberin detayı için ayrı veya birkaç katmana geçiģ verilmektedir. Ġzleyen katmanlar, haberin detayını ve arka plan enformasyonu sunmaktadır. Online piramiti oluģturan katmanların tümü her haber için geçerli değildir. Muhabirin yaratıcılığı ile editörün değerlendirmesine göre bunların tamamı veya bir kısmı kullanılabilir. Bu katmanlar Ģöyle sıralanabilir; Fotoğraflar ve haberdeki ana rollerde bulunan kiģilere iliģkin biyografiler Olayın geliģme sürecine ve aģamalarına iliģkin bilgiler GörüĢme metinleri Haberle ilgili kurumların ve örgütlerin web sitelerine linkler Habere iliģkin ses ve görüntü dosyaları

125 101 Orijinal dokümanlara, rapor ve basım bültenlerine linkler(murzakulova, 2008: 32). 4. Doğrusal yazım modeli Geleneksel haber yazımı doğrusaldır (linear). Özellikle gazete ve dergi haberlerinde, olayın birbirini izleyen bir geliģme içinde, doğrusal bir düzlemde pek çoğu da aynı sayfada biten, diğer deyiģiyle devam için ayrı bir sayfaya geçmeyen bir nitelikte sunulmaktadır. 5. Doğrusal olmayan yazım modeli Online haberler, doğrusal olmayan (non-linear), diğer deyiģle haber öyküsündeki unsurları bir sıra içinde vermek yerine, internetin hiper metin özelliğinin sunduğu olanaklarla haberi, ara baģlıklarla çeģitli parçalara ayırıp farklı web sayfalarında vermek ve ayrıca, habere iliģkin detaylı bilgilerin bulunacağı çeģitli kaynaklara eriģim sağlayacak bağlantılar vermek, bu özelliğin ana temasını oluģturmaktadır. Doğrusal olmayan sunum yöntemi, online haber sunumlarının hepsinde temel teknik olarak göze çarpmaktadır. Örneğin CumhurbaĢkanı nın konuģmasından bir haber yapmak yerine internette CumhurbaĢkanının konuģma metni verilebilir. Bu tür haber yazımında temel unsur, okurun bir haberi anlatmak için baģtan sona kadar okuma durumunda olmamasıdır. Ġnternet kullanıcısı, yazıyı baģtan sona okumak yerine yalnızca ilgi duyduğunu tıklayarak açılan yeni pencerede okuyabilmektedir. Doğrusal olmayan yöntemle hazırlanan yazıyı okumak için, okurun adım-adım ilerlemesi, eģ deyiģle sayfaları tek-tek açarak her kısmı ayrı-ayrı okuması, okuduğu sayfanın altında yer alan sonraki sayfa linkine tıklayarak yazının bir sonraki kısmına geçmesi gerekmektedir. Doğrusal olmayan yazım yöntemi, internet haberciliği için kesin bir kural olmayıp, uzun ve detaylı haberlerde, okurun beklentilerini karģılamak ve zamanını iyi değerlendirmesine yardımcı olmak bağlamında kullanılabilecek bir sunum yöntemi olarak önem taģımaktadır. 6. Kümeleme modeli Ġnternet haberciliğinde kullanılan bir diğer sunum tekniği de kümeleme (pileon) tekniğidir. Bu teknik özellikle son dakika haberi için kullanılır. Haber sitelerinin

126 102 birçoğu, son geliģmeleri genellikle ana sayfanın üstünde belirtir. Her geliģme en üstte verildiğinden, bir önceki haber en son gelenin altında kümelenir ve gelen sıcak haberle birlikte devam eder. Bu gazetecinin en önemli bilgiyi zaman kaybetmeden çabucak vermesine olanak sağlamaktadır (Murzakulova, 2008: 32-33). Ancak bu yöntemle son gelen haber en üste yerleģtirildiği için, haber önemine göre bir sınıflandırılma yapılmakta, haberin önemi değil sıcak olması, sayfanın baģına yerleģtirilesi için yeterli olmaktadır. 7. Öyküsel anlatım modeli Ters piramit tekniğine bir alternatif olan öyküsel anlatım (narration) tekniğinde, olayın geçtiği yer ve Ģartlar geniģ olarak anlatılmakta, çeģitli anekdotlar ve diyaloglara yer verilmektedir. Bu teknikte insanlar, yazı içinde önemli ölçüde göze çarpmakta ve hepsi de bir eylem içinde gösterilmektedir. Öykünün giriģi, geliģmesi ve sonucu vardır ve olayın geliģim sırasıyla anlatılır. 8. Kum saati modeli Kum saati (hourglass) tekniği, ters piramit ve anlatım tekniklerinin en iyi unsurlarının birleģmesinden oluģmaktadır. Bu teknikte haber üç bölümden oluģmaktadır; (1) Haber özetle anlatılır, (2) özetin ardından haberin detayları için birkaç cümlelik hızlı bir geçiģ yapılır, (3) öyküsel anlatımla olay bir sıra içinde ( baģtan verilen özet) detaylı olarak anlatılır. Bu teknik; polisiye olaylar, adliye haberleri ve diğer kronolojik olay anlatımlarında kullanılabilmektedir(murzakulova, 2008: 34) Ġnternet Gazeteciliğinin Avantajları Ġnternet haberciliğinin avantajları ucuz, kolay, hızlı, interaktif ve haber ağlarının çeģitliliği yönlerindedir. ġimdi sırayla bu yönlerine değinilecektir Ucuz, Kolay ve Hızlı Habercilik Ġnternet kaynak yetersizliklerine rağmen yapılması en mümkün yayıncılık Ģeklidir (Dilmen, 2003: 181). Haber sitelerinin haber üretim maliyetleri, yazılı basınla karģılaģtırıldığında oldukça düģüktür. Muhabir, foto muhabiri, temsilci gibi kadrolar istihdam edilmediği için, içerik oluģturmada maliyet artırıcı unsurlar yoktur.

127 103 Haber sitelerinin yayın maliyeti, editör ve web tasarımcılarının istihdamı, ajans aboneliği, web yayımlama (hosting) ücretleri ve büro giderleri gibi gazetelere göre çok daha mütevazi giderlerden oluģmaktadır (Toruk, 2008: 336; T. Kara, 2006: 26). Siber mekanda metin, radyo ve televizyon arasındaki fiziksel sınırlar ortadan kalkmıģtır. Daha geniģ bir kitleye daha düģük maliyetle bilgi ulaģtırılabilmektedir. Bir gazetenin netteki versiyonunun makalelerinde video klipleri kullanmaması için hiçbir neden yoktur (Jacobi, 2007: ). Gazetenin okuyucusuna kağıt üzerinde basılı olarak gelmesi, en azından internete eriģim olanağı bulunan belli bir grup okuyucu için bir zorunluluk olmaktan da çıkmaya baģlamıģtır. ArĢiv olanağı sayesinde, sade vatandaģın ulaģmakta zorlandığı gazete binalarındaki arģiv odalarına okuyucular, internet üzerinden, evindeki bilgisayarının birkaç tuģuna dokunup anahtar kelimeyi yazarak kolayca ulaģabildiği gibi, istediği haber, makale ya da resmin çıktısını da alıp saklayabilmektedir. Basılı gazetelerde yaģanan toplatma ve yayın durdurma, radyo ve televizyon kanallarındaki yayın kesme gibi eylemler, online sitelerde pek gerçekleģmemektedir. Online gazetelere günün yirmi dört saati eriģim olanağı vardır. 56 Oysaki basılı gazeteyi belirli saatler dıģında bulabilme imkanı yoktur (Törenli, 2005: 203; Gezgin, 2002: 32; T. Kara, 2006: 29). Eldeki veriler habere veya metne dönüģtürülmüģse, internet teknolojisi sayesinde yaklaģık 4 dakika içerisinde, internet üzerindeki herkesin görmesi sağlanabilmektedir (Basım, 2002: 16; Gürcan ve Bekiroğlu, 2007: 24). Haber sitelerinde sunulan haberler, basılı gazetelerdeki sütun sınırlılığı, radyo ve televizyondaki süre kısıtlılığını ortadan kaldırarak yayımlanmakta; web deki haberlerin bütün detaylarıyla ve sınırsız satır ve sayfa uzunluğunda yayımlanabilmesi, okura geleneksel medyadan farklı olarak haberleri okuma ya da izleme olanağı vermektedir (T. Kara, 2006: 28) Alternatiflik Potansiyeli Alternatif medya, geleneksel medyanın tekelleģmesi sonucunda ticari kaygıları yüzünden yapamadığı kamu gözcülüğü yapma, hükümetleri denetleme, hükümetleri eleģtirme, doğru bilgi vererek kamuoyunu doğru yönlendirme gibi amaçlar 56 Her an taze haber verilebilmesi geliģmesi, geleneksel anlamda gazete haberciliğinin temel öğelerini oluģturan zamanlılık ve yakınlık kavramlarının yeniden tartıģmaya açılmasını da gündeme getirmiģtir. Örneğin gazetenin sabahları taze, akģam ise bayatlayan haber içeriği, internet üzerinden yayımlanan gazeteler açısından kabul edilebilir bir durum olmaktan uzaktır (Gezgin, 2002: 31).

128 104 çerçevesinde Ģekillenmektedir (Mete, 2008: 104). Alternatif medya giriģimleri açısından özellikle de internet, maliyetlerin giderek düģmesi ve daha iyi eriģim olanaklarının sağlanması bakımlarından yeni açılımlar sunabilmektedir (Atabek, 2001: 138). Geleneksel medyada herhangi bir problemle karģılaģan medya çalıģanı, internet medyasını kendi görüģlerini ve düģüncelerini serbestçe ve herhangi bir engellemeyle karģılaģmadan amiyane tabirle evinde kahve içme rahatlığı ile bilgisayarının baģından açıklayabilmektedir. Güncel bir geliģme olarak, sahip olduğu televizyon kanalının el değiģtirmesi ile aynı zamanda siyasi bir partinin genel baģkanı olan bir medya patronu, yayıncılığa internet medyasında devam edeceğini belirtmiģtir. Bunun gibi Türk internet medyası; gazetelerinden veya televizyonlarından kovulan, istifa eden, yazıları yayınlanmayan ve buna benzer sorunlarla karģılaģan medya çalıģanları için bir alternatif zemin oluģturmaktadır (Nizam ve Biçer, 2005) Ġnteraktif ĠletiĢim GeliĢen teknolojiler hem gazete okurlarına, hem de onlara enformasyon sağlayan gazetelere etkileģimli (interactive), yani iki yönlü haber ve bilgi akıģı sağlayacak yeni olanaklar, yeni ortamlar sunmaya baģlamıģtır (Özçağlayan, 2008: 145). Gazete okuru satın aldığı gazeteyi okumakla yetinir. Kendisine verilen bilgiyi olduğu gibi kabul eder. Ġnternette ise interaktif bir yayıncılık anlayıģı söz konusudur. Kullanıcı, okuduğu haberle ilgili duygu ve düģüncelerini dile getirebilir. Yorumda bulunabilir. Tek taraflı bir iletiģim söz konusu değildir. Gazetenin online yayınlanması okuyucu ile arasındaki coğrafi mesafe engelini tamamen ortadan kaldırmamıģtır. Ġnternet ortamında yayınlanan gazeteye eriģen okuyucu sayısı, yazılı olanına eriģebilen okuyucuların sayısı ile mukayese edilemeyecek kadar fazladır (Yerlikaya, 2004: 22; T. Kara, 2006: 27). Geleneksel gazetecilik okura, haberi doğrusal (dikey) ve tek yönlü bir öyküleme ile sunmaktadır. Online gazetecilik ise okura bir katılım olanağı vermekte; okur, istediği yere, sayfadaki bağlantılarla ulaģabilmekte, tepkisini yine ilgili bağlantılara tıklayarak e-posta ile anında bildirebilmektedir. Aynı web sitesi içindeki sayfalara veya farklı web sitelerine iç ve dıģ bağlantılar, dokümanların kaynaklarına ve enformasyonun arka plan kaynaklarına kolayca eriģimi sağlamakta; bu olanak bir gazeteci için, haberi ile ilgili

129 105 araģtırmasında daha geniģ enformasyon toplamasına yardımcı olmaktadır (Gürcan, 1999: 74). Dimitrivo ve arkadaģlarına göre, Ġnternet ortamında gazeteler açısından interaktiflik, fikirlerin, görüģlerin paylaģımının yapıldığı ilan tahtaları ve gerçek zamanlı chat odaları gibi birçok biçimde sağlanabilmektedir (Bekiroğlu ve Bal, 2006: 74). Haber siteleri, okurun tepkisini anlık alabilmektedir. Bu genellikle e-posta ile ya da sayfalara konulan anket soruları veya forum sayfaları ile olmaktadır. Habercilikteki bu avantajlar, geleneksel medyanın okur ya da izler kitleden yansıma almasına göre çok daha hızlı ve çok daha yaygın bir biçimde gerçekleģtirilmektedir. Ġnternet farklı ilgi grupları oluģmasını, bunların güçlenmesini sağlamıģtır (T. Kara, 2006: 27). Kolay eriģilen arģiv yapısının olması, haberlerin gün içinde sıkça güncellenmesi, okurun habere katkıda bulunabilmesi, bu iģlemleri çok kolay yapabilmesi, muhabire, editöre ya da sitenin herhangi bir sorumlusuna elektronik posta yoluyla eriģebilmesi, kendisi gibi düģünen insanlarla oluģturulan tartıģma gruplarına katılabilmesi, sohbet odalarında tartıģabilmesi, okur anketlerine katılıp sonucunu anında görebilmesi, habere katkıda bulunabilmesi, siteye mesajlar, ilanlar, duyurula bırakabilmesi, okurun takip edilmesi, davranıģlarının ve ilgilerinin anlaģılması, okur kitlesinin sağlıklı bir profilinin çıkarılabilmesi gibi konular yeni ortamın etkileģim düzeyi ile oluģan farkıdır (Birsen, 2005: 91). Gazete sahipleri için de okur ile etkileģim içinde olmak büyük bir avantajdır. Okurun görüģlerini almak gazetenin okurlarının beklentilerine daha hızlı yanıt vermesine olanak sağlamıģtır (Yerlikaya, 2004: 27) Haber Ağlarının ÇeĢitliliği Haber siteleri, haberleri ajanslardan ve geleneksel medyadan alıp, çoğunlukla web ortamına aktararak yayım yapmaktadır. Haber siteleri, yayımladıkları haberlerin büyük çoğunluğunu, abone oldukları haber ajanslarının geçtikleri haberlerden (örneğin Anadolu Ajansı nın internet için hazırladığı özet ve spot haberlerden) alıp aynen aktarmaktadır. Bu sitelerde yer alan sıcak haberler/son dakika/flaģ haber baģlıklarıyla verilmektedir. Anadolu Ajansı, Cihan Haber Ajansı, Ġhlas Haber Ajansı ve Anka Ajansı gibi yerli ajanslardan derlenen haberlerde yine bu sitelerin en önemli haber kaynaklarını oluģturmaktadır. Ulusal gazetelerin internet siteleriyle, çok ziyaret edilen önemli haber sitelerinin bu yerli ajanslarının yanı sıra AP, Reuters, AFP gibi

130 dünyanın en büyük ajanslarının haberlerini de vermektedirler. Bunun yanında haber sitelerinin birçoğu, basılı gazetelerde yayımlanan haberleri de alarak kendi web sayfalarında yayımlamakta ya da haberlerin baģlık ve spotlarına yer verip haberin detayı için ilgili gazetelerin web sitelerindeki sayfalara bağlantılar vermektedir (Toruk, 2008: ) Ġnternet Haberciliğinin Sorunları ve Yetersizlikler Ġnternet haberciliğinin bu avantajları dıģında çeģitli sorunlarla da anılmaktadır. Bunlar Ģöyledir: Piyasa Baskısı ve Ekonomik Yetersizlik Umur Talu ya göre, internet, birey - gazeteciyi nötralize eden hegemonik medya ortamına karģılık, yeni iletiģim teknolojileri sayesinde, açık subjektifliğin özgürlüğüne ve iletiģim adaleti ile serbest fikirler piyasasına nostaljik bir dönüģün imkânını sunuyor gibidir. Ancak gazetecilik açısından giriģi, dahil olunuģu nispeten adil, ama kitlesel eriģimi, donanım gereklerinden ötürü adil olmayan bir piyasa söz konusudur. Ġnternet gazeteciliği de var olan medya yapılarının ve iliģkilerinin web üstüne taģınmasının tehdidi altındadır (Talu, 1999). Edward S. Herman a göre, internetin ve diğer yeni haberleģme teknolojilerinin, Ģirketlerin gazetecilik üzerindeki boğucu hakimiyetini kırdığını ve interaktif demokratik medya için benzeri görülmemiģ bir alan açtığını gösteren herhangi bir delil yoktur (McChesney v.d., 1999: 235). Ġnternet ortamında da güçlü ve örgütlü olan büyük medya kuruluģları, bağımsız haber sitelerini hem ekonomik rekabet anlamında, hem de kimi zaman olumsuz tavırlar takınarak baskı altında tutabilmektedir (T.Çevikel, 2004: 161). Web sitesi açarak eriģim sağlamanın, arkası sağlam, ekonomik açıdan yaģayabilir haber ya da eğlence sitelerinin oluģturulması için yeterli olmadığı ileri sürülmektedir (McChesney, 2006: 285). Oligopolcü piyasanın gücü, teknolojinin ezici potansiyelini bastırmaktadır. Columbia Journalism Review a göre, önde gelen medya içerikli web siteleri medya devleri ile iliģkilidir ve reklamcılık 57 interneti sarmıģtır (McChesney, 2006: 287). Haber siteleri uçsuz bucaksız bilgisizlik denizine serpilmiģ kaynakları 57 Ġnternet üzerinden reklam faaliyetleri ilk olarak 1995 yılında baģlamıģtır. Hotwired.com tarafından ilk defa internette reklam yapılmıģtır. Bu Ģirket 1995 te banner reklamlarını ilk defa satmıģtır yılı yine ilk ticari web tarayıcısı Netscape Navigator 1.0 ın da piyasaya sürüldüğü tarihdir (Toruk, 2008: ). 106

131 107 andımaktadır (Jacobi, 2007: 255). Ülkemizde de özellikle küçük sermayeli özel kuruluģlar tarafından yapılan ve baģka sitelerden haber toplayıp yayınlama Ģeklindeki internet haber yayıncılığının uzun ömürlü olmayacağı ve gücü olmayanların bir süre sonra piyasadan çekileceği ileri sürülmektedir (Toruk, 2008: 339). Bu sitelerin büyük bir kısmının reklam geliri hemen hemen hiç yoktur. Sitenin gelirleri giderlerini karģılamaktan uzak olduğu için değil teknik ve içerik konusunda nitelikli elaman istihdam etmeleri, Anadolu Ajansı gibi oldukça makul fiyata hizmet veren bir ajansa abone olma gibi bir lüksleri de bulunmamaktadır. Haber siteleri genellikle muhabir istihdam etmemektedir. Geleneksel medya kuruluģlarının siteleri dıģındaki haber sitelerinde muhabir ve köģe yazısı istihdam edilmemesi, finansal girdilerde maliyet yönünden önemli bir avantaj sağlamaktadır (Toruk, 2008: ). Ancak internet haber sitelerinin en büyük sorunları ile nitelikli teknik eleman eksikliği ve ekonomik yetersizlikler de vardır (Toruk, 2008: 377). Haber sitelerinin gelir kaynaklarının yeterli, sürekli ve güvenilir olmaması, bu sitelerin alternatif haber üretme ve yayma potansiyellerini hayata geçirmelerini engellemektedir (T.Çevikel, 2004: 161). BĠA koordinatörü bir diğer soruna parmak basarak geleneksel medyada yaģanan kusurların yavaģ yavaģ internet medyasında da görülmeye baģladığını, internetin ticarileģmeye baģlamasıyla birlikte internet üzerinden yayın yapan medyanın da geleneksel medyanın kusurlarını paylaģtığını belirtmektedir ĠletiĢim kalıbında, habercilik anlayıģında köklü bir değiģim olmadığı sürece, ticari kaygılar önemsenmeye devam ettiği sürece, geleneksel medyanın habercilik anlayıģı ortaklasa paylaģıldığı sürece internet üzerinden yayın yapan medyanın da bu kusurları paylaģacağını ifade etmektedir (Mete, 2008: 105) Alternatiflik TartıĢması ve Tektiplik Sorunu Alternatif medyanın tanımını Dinçer Karaca, doğru ve güvenilir habercilik anlayıģı içinde, bildiğimiz görsel ve yazılı medyanın dıģında, bu medyaların yazamadığı ya da açıklamadığı haberleri sunan, ülkenin yerel haberlerini de içeren, yeri geldiğinde ana medya kanallarına muhalif olabilecek bir medya kanalı olarak tanımlamıģtır. Ancak yeni teknolojilerin ortaya çıkardığı iletiģim araçları ve ortamları paradoksal olarak denetim ve özgürlük potansiyellerini bir arada taģır hale gelmiģlerdir (Atabek, 2001: 140). Bu bağlamda günümüz haber sitelerinin alternatif

132 108 olup olmadığı halen tartıģılmakta olan bir konudur. Ümit Atabek in iletiģim teknolojilerinde son yıllarda gözlenen çok hızlı geliģmeler ve bunlarla iliģkili toplumsal değiģimler karģısında kesin bir yargıya varabilmek ve son noktayı koyabilen tarzda bir açıklama yapabilmek olanaklı görünmüyor sözleri, internet medyası bağlamında düģünüldüğünde sektör pratiğinin tartıģılması gerekmektedir (Atabek, 2001: 133). Öte yandan internet gazeteciliğinin vaat ettiği açılım, hakim medyadan bağımsız, kendi ayakları üzerinde durabilecek ve onlarla rekabet edebilecek güçte haber sitelerinin mevcudiyetini gerektirmektedir. Haber siteleri, yeni bir haber medyası olarak, haber yayımına, sunumuna ve mevcut kullanıcılarla paylaģımlarına dair yepyeni olanaklar barındırmaktadır. Ancak aynı olanakların haber üretimi süreci için de geçerli olduğunu söylemek mümkün değildir. Ġnternet ortamında yer alan haberlerin çoğunlukla geleneksel haber kuruluģları tarafından üretiliyor olması, haber üretimi, yayımı ve dağıtımı alanındaki sorunların internet ortamına da taģınması ihtimalini doğurmuģtur. Bu durum Türkiye'de büyük medya gruplarından bağımsız ve alternatif anlayıģlarla yayın yapan bir internet medyasına olan ihtiyacı daha da belirgin hale getirmektedir. Haber siteleri, haber kaynakları anlamında geleneksel medyalarla çok belirgin bir bağımlılık iliģkisi içerisindedirler. Oysa haber sitelerinin alternatif ve nitelikli bir gazetecilik yapmaları, en çok da hakim medyanın çeģitli nedenlerle ilgisiz kaldığı konularda alternatif haberler üretmelerine bağlıdır. Ancak, kaliteli ve özgün haber üretimi için geniģ bir muhabir ağına ve nitelikli gazetecilere ihtiyaç duyulmakta, bu da bağımsız haber sitelerinin karģılayamayacakları kadar yüksek bir maliyet gerektirmektedir. Bianet, bu engeli çeģitli yerel medya kuruluģlarının ve haber kaynaklarının web sayfaları üzerinden bir havuz içerisinde toplayarak aģmayı denemektedir. Ancak alternatif bir haber medyası oluģturmaya yönelik bu türden giriģimlerin yeterli yaygınlıkta ve güçte olduğunu söylemek mümkün değildir (Çevikel, 2004: ). Haberlerin dolaģımı ve haber kaynaklarının tekelleģmesinin kırılması internet sektöründe de mümkün gözükmemektedir (Ayhan, 2007: 317). Haber 3 internet haber sitesi editörlerinden Aydın Özdalga Türkiye'deki hemen hemen bütün yazılı ve internet gazetelerinin içeriklerinin ajans haberlerinden oluģtuğunu, gazetecilerin habercilik değil ajansçılık yaptığını belirtmiģtir. Kadir Has Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi Nilüfer Karlı'nın da belirttiği gibi günümüz medyasında bir homojenlik yani tek tiplik göze çarpmaktadır.

133 109 Tüm gazete, televizyon ve internet siteleri birbirinin aynısı olmuģ durumdadır. Birini okuduğunuzda hepsini okumuģ oluyorsunuz çünkü medyanın hemen hemen tamamı sadece ajanslardan aldıkları derleyip sunmaktadır. Tek farklılıkları bu ajanslardan gelen haberlerden sunmak istediklerini seçimlerinde ve derlemeleri sonucunda sunumlarında ortaya çıkmaktadır (T.Çelik, 2005: 66). Türkiye de değil, dünya çapında da benzer eleģtiriler yapılmaktadır. Palser, özellikle Yahoo gibi dünyanın dev portallarının habercilik anlayıģını eleģtirerek, "Yahoo.news Amerika'nın en popüler üçüncü haber sitesi. Hiçbir muhabire ihtiyaç duymuyor ve hiçbir haberi kendisi üretmiyor. Peki, bu gazetecilik mi? Muhabiri yok, orjinal çalıģması yok, gazetecilik mirası yok" sözleriyle ajanslardan ve çeģitli kaynaklardan derlenerek hazırlanan bazı haber sitelerinin, gerçek gazetecilik olamayacağını savunmaktadır (Karaduman, 2002: 88). Ġnternetin, eskisinden daha fazla bir biçimde, tüm bağlamların, yönlerin ve tarafların yer aldığı, kapsamlı ve daha kesin haberlerin verilmesine olanak sağlayacağını, bu yeni olanağın karmaģık haberlerin bile sunulmasını kolaylaģtıracağını savunanlar vardır. Bu görüģün karģısındakiler ise, yeni alanın neredeyse sonsuz düzeyde kapasitesinin olmasının, habercilerin bu yeni alanı mevcut olanaklar çerçevesinde doldurabileceği anlamına gelmediğini belirtmektedirler. Bir baģka deyiģle, karģı görüģte olanlar, haberciliğin önündeki zaman ve mekan sınırlarının internetle birlikte tamamen ortadan kalkmadığını, bu yeni alanın kim tarafından ve nasıl doldurulacağının o kadar açık ve kolay olmadığını ileri sürmektedirler (Çaplı, 2002: 75-76). McChesney a göre, internetin bir alternatif olarak ortaya çıkıģının harcıalem gazetecilik ya da eğlence dünyası üzerinde takdir edilebilir ölçüde bir etki yaratıp yaratmayacağı belirsizdir. Ġnternetin ortaya çıkıģı, yeni teknolojilerin medya siyaseti yapımcılarının geleneksel kaygılarını ya da hatta kamusal politika oluģturma konusundaki kaygıları arttırdığı iddiasını güçlendirmiģtir. McChesney a göre bu, daha fazla medya elde ederek, yeni teknolojiler tarafından yaratılan sert rekabeti daha iyi savuģturabilecek hale gelen güçlü medya gruplarının dikkat dağıtmak için ortaya sürdükleri kaba ideolojik bir piyondur (McChesney, 2006: 281). Christopher Harper e göre, internet, bir gündem oluģturamaz (Rigel, 2000: 212). Oyun-eğlence içerikleriyle haber içeriklerini yoğun bir biçimde

134 110 harmanlayan ticari yaklaģımın, internet gazeteciliği bağlamında televizyondan daha hızlı, gazeteden daha derin olma iddiası, hızın görece olması, derinliğin ise bağlantı kurulan dıģsal sitelerdeki bilginin ne kadar doğru olduğuyla iliģkili olması anlamında alternatif medya anlayıģını içermemektedir (Törenli, 2005: 217). Alternatif olarak nitelenen gazetecilerin veya medya kuruluģlarının kendilerini toplumun genel yargılarından ve egemen ideolojiden tamamen sıyıramayacağı savunulmaktadır (Johnstone, 2007: 152). Bazı internet haber portallarının çok sayıda kiģi tarafından ziyaret edilmesiyse bu sitelerin alternatif haber ürettikleri anlamına da gelmez. Bunların çok ziyaret ediliyor olması, kısa sürede birçok gazetenin web sitesini tarayıp gündemle ilgili bilgi sahibi olma ihtiyacını gidermek arzusunda olan okuyuculardan kaynaklanmaktadır (Çakır, 2007: 144). Ġnternet haberciliğiyle ilgili bu durum, yeni teknolojiyle gelen iletiģim aracının eskisini bütünüyle ortadan kaldırmayarak sadece onu biçimsel ve tarz olarak dönüģtürmesi (Atabek, 2001: 133) açısından da tartıģılmaktadır. Burada yeni olanın, temel üretim ve bölüģüm süreçleri açısından da eski nin devamı olduğuna iliģkin kanıtlar, çeģitli mistifikasyonlara rağmen çoğunlukla görülebilecek niteliktedir (Atabek, 2001: 144) Üretim Biçimi ve Üretim ĠliĢkileri Yeni medya endüstrilerinde habercilik iģinin yapılıģı ve örgütleniģi, geleneksel gazetecilik pratiklerinden büyük ölçüde farklıdır. Belsey in (1998:4) belirttiği gibi, Böyle bir endüstride medya iģçileri diğer iģçilere benzer. Bir iģ bulma, iģ güvenliği, çalıģma koģulları, gelecek beklentisi ve tamamen haklı olarak kiģisel doyumla ilgilenirler. Üzerlerindeki iģ baskıları sürmektedir: ĠĢ yönetimi (line management), küçülme (downsizing), hünersizleģtirme (stenografi gerekmez) ve yeniden hünerlileģtirme (Windows ve PageMarkezr gerekir). Teknolojinin ve buna bağlı olarak iģ örgütlenmesinin neden olduğu hünersizleģtirme (deskilling) ve yeniden hünerlileģtirme (reskilling) süreçleri gazetecinin geleneksel iģ yapma pratiklerinin sorgulanmasına yol açmıģtır. 58 Gazetecilerin hünersizleģtirilmesi sürecinde, Hardt ın da belirttiği gibi, haber üretimi artık profesyonel müdahale gerektirmemektedir, 58 Yapılan araģtırmalarda teknolojik etkilerin gazetecilik mesleği ve habercilikte ciddi dönüģümlere neden olduğu tespit edilmiģtir. Gazetecilerin hala sendikalılaģma, ücret, yaģ-cinsiyet gibi problemleri devam ederken, teknolojiye adapte olmak noktasında bir seçimle baģ baģa bırakılmıģlardır (Güller, 2007:339).

135 111 sadece bilgisayar okuryazarı olan ve analitik yetenekler uygulamaktan çok enformasyonu paketlemeye daha yatkın olan ucuz bir iģ gücü tarafından yapılabilmektedir. (Uzun, 2009: 292). Mesela, Ġnternet haberciliğinin kolay tüketilebilir olması internet haberciliğinde kullanılan fotoğrafların bile aynı akıbete uğramasına neden olmaktadır. Okurun elinde aldığı bir gazetede yer alan fotoğraf sürekli olarak yerini korurken internet haberciliğinde bu mümkün değildir. Ġnternet haber sitesinde yer alan fotoğraf her an değiģtirilebilme durumuyla karģı karģıyadır. Fotoğraf siteden kaldırılmasa dahi sahip olduğu yeri koruyamamaktadır (Ayvaz, 2008: 59). Yeni medya teknolojileri iģin/haberin üretilmesi için gerekli emek zamanının-mekanının bulanıklaģtırılmasına yol açmıģ; haber üretimi için yeni iletiģim ortamında artık pek fazla emek harcanması gerekmiyormuģ gibi gazeteci emeğinin pazarlık gücünü de kıran, aldatıcı bir yanılsamayı güçlendirmiģtir (Törenli, 2005: 202). Bol, ucuz, kullanıldıkça çoğalan enformasyon girdisi ile emeğin üretim sürecindeki payını azaltmaya yönelik esnek çalıģma (büro-ofis dıģı, yarı-zamanlı ya da ev merkezli çalıģma vb.) ya da istihdam modellerinin medyadaki üretim süreçlerine ve iliģkilerine dahil edebilme olanağı yaratılmıģtır. Ġnternet ortamının yerleģik olmayan yapısı, haber üretim süreçlerine ve iliģkilerine yönelik düzenlemeleri esnetme yönündeki istemlere destek vermiģtir (Törenli, 2005: 209). Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel BaĢkanı Ercan Ġpekçi, internet medyasında çalıģan gazetecilerin haklarının korunmadığını, bunun için özel düzenlemelerin gerektiğini belirtmektedir. Ġpekçi "'Türkiye'deki geleneksel emek sömürüsü internet medyasında da yaģanıyor. ÇalıĢanların ücretlerinin ödenmemesi, sigortasız çalıģtırma vesaire internet medyasında da mevcut, hatta daha ağır'' demektedir. Ġnternet gazeteciliğinin hukuki altyapısının bulunmadığına dikkati çeken Ġpekçi, bunun çalıģanların hakları gündeme geldiğinde söz konusu olduğunu, oysa yazılan bir haber nedeniyle cezai yaptırımla karģı karģıya kalınabildiğini söylemektedir. Bu gazetecileri koruyabilmenin iki yöntemi bulunduğuna iģaret eden Ġpekçi, bunun ya çıkarılacak özel bir kanunla ya da Basın ĠĢ Kanunu'nun kapsamı geniģletilerek yapılabileceğini vurgulamıģtır (Habertürk, 2010). Haber siteleri Ģeffaf ve çalıģanlarının sosyal haklarını gözeten bir kurumsal yapıya sahip olmalıdırlar (T.Çevikel, 2004: 162).

136 Habercilik ve Ġçeriklerde Nitelik Sorunu Yeni medyanın okurların-izleyicilerin zamanını belli medya ürünlerine yönlendirebilme gücü, haber-enformasyon bombardımanı, 59 aģırı enformasyon yüklemesi arttıkça zayıflamaktadır (Törenli, 2005: 195). Sayısal anlamda bu çoğalma, her zaman için nitelik ve içerik açısından zenginleģtirmeyi de beraberinde getirmemektedir. Ġnternet ortamının özelliğine uygun olarak konseptini; sansasyon haberler, çeģitli dedikodular ve yalan haberler üzerine inģa etmiģ olan birçok site de internet üzerinden yayınını sürdürmektedir. Ayrıca aynen televizyonda rating alma amacıyla hazırlanan program içeriklerinde gördüğümüz gibi, internette çoğu zaman en çok tıklanan siteler bu tür içeriği sahip olanlar arasındadır (Karaduman, 2002: 93). Ġnternetin devreye girmesiyle giderek artan oranlarda haber-enformasyon, yorumlanmak bir yana hedef kitle tarafından okunmamakta, dolayısıyla algılanmamaktadır. Yararlanabileceği seçenekler hem harcanan zaman hem de okunabilen-izlenebilen haber içerikleri anlamında sınırlı kalmaktadır (Törenli, 2005: 187). Ġnternetin kaliteli gazetecilik için bir platform sunup sunmayacağı sorgulanmaktadır. Aktivistler, küresel siyaset konusundaki kritik makaleleri yabancı basından indirebilirler, ama kimse bunları internete yüklemiyorsa kimse de kendi yaģadıkları toplulukla ilgili politika hakkında kaliteli makaleleri indirmeyi baģaramaz (McChesney, 2006: 280). Portallar haberi meta olarak görmektedir (Tokgöz, 2010: 91). Haber üretimi kurumsallaģmıģ bir yapıyı (kadro, donanım, mali olanaklar vb.) gerektirir. 60 Buna karģın televizyonlarda, radyolarda yayınlanan veya gazetelerde yazılan haberleri alıp bir web sitesinde tekrar yayınlamak ya da haber ajanslarına 59 Medya, Negroponte nin dediği gibi dijital verilerin aktığı bir nehre dönüģünce, insanlar bugünkünden de fazla enformasyon bombardımanıyla karģı karģıya kalacak. Bir insan günde ne kadar enformasyonu iģleyebilir? Bu da ayrı bir sorun. Umberto Eco, bu konunun altını çiziyor: Ġnsanoğlunun belliği tümüyle bilgisayara geçilirince ne olacak? Yirmi satırlık bir bibliyografya daha yararlı, çünkü sonuçta okuduğunuz üç kaynağın ismini aklınızda tutabiliyorsunuz. Peki bir tuģa basınca karģısına gelen 10 bin baģlıklı bir bibliyografya neye yarar? Ancak çöpe atılır. Fotokopi de aynı. Okumayı, dolayısıyla bilgiyi öldürüyor. Eskiden kütüphaneye gider beni ilgilendiren konular hakkında notlar alırdım. ġimdi kolay olduğu için binlerce sayfa fotokopi çektirerek eve geliyorum, sonra da bunların yüzüne bile bakmıyorum. Dolayısıyla bütün sorun bu aģırı bilgilenmeyi süzgeçten geçirmeyi baģarabilmekte ve bunu anında yapmakta düğümleniyor. Çünkü bu elemeyi yapabilmek için eskisi kadar zamanımız yok. (H. Kara, 2002: 42). 60 Bir haber sitesinde sağlıklı bir üretimin yapılabilmesinin uygun niteliklere sahip yeteri kadar iģgörenle yapılabilmektedir. Bu sayının azalması ya da iģgören niteliğinin yeterli olmaması, haber üretimi, haberin editörlük süreçlerinden geçmesi ve haberin sunumu aģamalarında hatalara açık, kalitesi düģük, bilgilendirmekten uzak bir ürün çıkmasına yol açabilecektir (Birsen, 2005: 104).

137 113 abone olan baģka haber sitelerinden haber aktarmak (kopyala-yapıģtır) haber üretmek değil, haber derlemektir. Bu durum ister istemez internet gazetesi olgusunun üzerine kamuoyunda sanal dünyanın sanal haberleri algılamasının yapıģmasına neden olmaktadır (Törenli, 2005: 212) Türkiye de Ġnternet Haberciliğinin Hukuki Durumu ve ÇeĢitli Yasa/SözleĢme/Bildirgelerdeki Yeri EleĢtirmenler genel olarak internet ve özelde online gazetecilik için iģler bir özdenetim sisteminin geliģtirilmesi konusuna Ģüpheyle yaklaģmaktadır. O kadar fazla sayıda ve çeģitlilikte haber sitesi vardır ki, profesyonel pratik ve değerler konusunda bir ortaklık sağlamak olanaksız görünmektedir (Evers, 2010: 328). Hâlbuki bu durumun yanında meslek örgütlerinin ortaya koyduğu meslek ilkeleri ve sözleģmeler gibi metinlerin, internet haberciliğinde özellikle etik sorunlar konusunda eksik kaldığı görülmektedir (Birsen, 2005b: 78). Ġnternet haberciliğinin Türkiye de yasalar ve sözleģmeler açısından durumu Ģu Ģekildedir: 1-Basın Kanunu: Ġnternetteki yayın "basılmıģ eser" değildir. Basın Yasasının internet ortamındaki yayıncılık için uygulanma olasılığı Ģansı hiç yoktur. Ġnternet ortamındaki yayınlar yazılı basın esaslarını düzenleyen Basın Kanunu hükümlerine göre düzenlenemez(dilmen, 2003: 165) tarihli 5187 numaralı Basın Kanunu kapsam açısından internet habercilerini ve haber sitelerini dıģarıda bırakmaktadır. Çünkü kanunun kapsam bölümünde "MADDE 1.Bu Kanun basılmıģ eserlerin basımı ve yayımını kapsar." denilmektedir. Ayrıca MADDE 11. "- BasılmıĢ eserler yoluyla iģlenen suç yayım anında oluģur" Madde 14 "Süreli yayının birden fazla yerde basılması halinde, düzeltme ve cevap yazısı, düzeltme ve cevap hakkının kullanılmasına sebebiyet veren eserin yayımlandığı bütün baskılarda yayımlanır" denilmektedir Sayılı Yasa (212 Sayılı Yasa): 13 Haziran 1952 tarihinde kabul edilen 20 Haçidar 1952 tarihinde Resmi Gazetede Yayımlanarak yürürlüğe giren ve 1961 yılında çeģitli maddelerinde değiģikler yapılan 5953 Sayılı Yasa (212 Sayılı Yasa) Basın Mesleğinde ÇalıĢanlarla ÇalıĢtıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi

138 114 Hakkında Kanun da 61 internet haberciliğini ve habercilerini kapsam dıģında tutmakmaktadır. Kanun'a göre gazeteci tanımı "Madde 1 (DeğiĢik: 4/1/ /1 md.)...bu Kanun hükümleri Türkiye'de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat iģlerinde çalıģan ve ĠĢ Kanunundaki "iģçi" tarifi Ģümulü haricinde kalan kimselerle bunların iģverenleri hakkında uygulanır. Bu Kanunun Ģümulüne giren fikir ve sanat iģlerinde ücret karģılığı çalıģanlara gazeteci denir." ġeklindedir (TGC, t.y). 3-Basın Kartları Yönetmeliği: 23 Mart 2001 tarihli Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü Basın Kartları Yönetmeliğinde 62 aynı Ģekilde internet habercileri kapsam dıģındadır. Yönetmeliğin giriģ kısmında "Bu Yönetmelik, yerli ve yabancı yazılı, sesli ve sesli-görüntülü basın-yayın kuruluģlarının gazeteci çalıģanlarına, süreli yayın sahiplerine, radyo-televizyon kuruluģlarının yönetim kurulu baģkanlarına ve devlet enformasyon hizmetleri mensuplarına verilecek basın kartlarına ait esas ve usulleri içerir." Yazılıdır (TGC, t.y). Ġlgili maddeler, maddelerde kimlerin sarı basın kartı alabileceği belirtilmekte ve dolayısıyla da bunların gazeteci tanımlaması kapsamında kabul edilmeleri gibi bir ön kabul söz konusu olmaktadır (Özgen, 2002: 120). 4-Türk Ceza Kanunu: Basın mevzuatındaki bu duruma rağmen, internet gazetecileri ve siteleri Türk Ceza Kanunu 63 kapsamına alınabilmiģtir tarihinde kabul edilen 5237 no'lu Türk Ceza Kanunu'nun (www.tgc.org.tr), 6/g maddesinde Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, iģitsel ve elektronik kitle iletiģim aracıyla yapılan yayınlar(ın) anlaģılacağı belirtilmiģtir. Böylece Türk Ceza Yasasında bu terimin kullanıldığı hükümlerin; gazete ve dergi gibi mevkuteleri, kitapları, televizyon, radyo ve internet kanalıyla yapılan yayınları kapsayacağı belirtilmiģtir. Böylece farklı yasalar ile düzenlenen basın yayın alanındaki çeģitli faaliyetlerde ceza yasası kapsamına alınmıģtır (Huduti, 2010: 3). Kanunumuzda yeni olan maddelerin uygulanmasında meydana gelecek en büyük problem hukuka uygunluk ölçütünün nasıl ve kim tarafından belirleneceğinin 61 Bkz: Ek Bkz: Ek Bkz: Ek- 11.

139 115 muğlak oluģudur. Maddelerin lafzında belirtilen hukuka aykırı olarak ibaresi açıklamaya muhtaçtır (ġener, 2010). 5-Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi: Hemen her yaygın ve yerel geleneksel yayın bir internet sitesine sahiptir. Bu nedenle internet haberciliği konusu Ģu anda kurulu olan ve yaygın bir örgüt ağına sahip olan Gazeteciler Cemiyetinin ve diğer meslek örgütlerinin de ilgi alanı içindedir (Birsen, 2005b: 78). Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 1998 Kasım ında ilan ettiği Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi nde yer alan Gazeteci tanımı tanımı Ģöyledir: Düzenli Ģekilde, günlük yahut süreli yazılı, görüntülü, sesli, elektronik veya dijital basın ve yayın organlarında, kadrolu, sözleģmeli ya da telif karģılığı, haber alma, iģleme, iletme veya görüģ, fikir belirtme görevi üstlenen ve asıl iģiyle baģlıca geçim kaynağı bu olup çalıģtığı iģletmesiyle ilgili yasalar karģısındaki konumu bu tanıma uygun olanlar gazetecidir. Görüldüğü gibi, elektronik ve dijital basın ve yayın organlarını da içine alan bu metin, bugünün ve geleceğin gazetecilerini de kapsamaktadır (Güreli, 2002: 46-47). Oysa ki Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) BaĢkanı Orhan Erinç, internet gazeteciliğinin, Türkiye de özel radyo ve televizyonların yayına baģladığı süreci hatırlattığını belirterek, Türkiye de internet gazeteciliğinin ve yayıncılığının tanımı yok demiģtir. Erinç e göre internet gazetecilerinin önündeki engeller ve sorunlar genelde Ģöyledir: Sadece Telekomünikasyon ĠletiĢim BaĢkanlığı nın rejim ve yasakları söz konusu. Bir de TCK nin 6. maddesinde basın yayın yoluyla iģlenen suçlar var. Ama internet gazeteciliği yapan meslektaģlarımızın ne yasal, ne de sosyal güvenlik hakları var. Bu konuda zaman zaman ilgili makamlarla temaslarda bulunuyoruz. Ancak bunun tanımını yapmak gerçekten zor. Dünyada da tam anlamıyla bir tanım yapılmıģ değil. Ama bir konuda Türkiye önderlik etse ne olur diye düģündüğümüzde, bu konudaki giriģimlerin olumlu sonuç vermesini bekliyoruz. (Ataryemez, 2010). Yine de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Ödül Yönetmeliği'nde de 64 internet gazetecilerinin de dahil edildiği görülmektedir. "MADDE 2 - Gazetecilik BaĢarı Ödül Dalları: Basın (Gazete, Dergi, Ajans), Televizyon, Radyo ve Ġnternet gazeteciliği ana baģlıkları altında sıralanır" Ģeklinde internet gazeteciliğiyle ilgili 64 Ek -12.

140 116 kriterler belirlenmektedir. Buna göre, ödüllendirmede "Haber Sitesi nin düzenlenmesi, kullanım kolaylığı, görselliği ve içerik zenginliği baģlıca değerlendirme ölçütleridir" (TGC, t.y). Nitekim Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) 2009 ve 2010 yıllarında Türkiye Gazetecilik BaĢarı Ödülleri nde Ġnternet Dalında: ve Aynı Dalda Övgü: haber sitelerine ödül vermiģtir (Abvizyonu, 2010; Habervitrini, 2010). 6-Basın Konseyi SözleĢmesi: Yapılan değiģikliklerle birlikte 12 Nisan 2003 yürürlüğe giren ve ardından 5 ve 7 nci maddesinde yapılan değiģikliklerle 25 Mart 2006 tarihinde yürürlüğe giren Basın Konseyi SözleĢmesi internet gazetecilerini ve internet gazeteciliğini ilgilendirmektedir. Basın Konseyi'nin organları içerisinde internet gazeteleri veya siteleri de sayılmaktadır. 1- Basın Meslek Ġlkeleri ve Basın Konseyi SözleĢmesi ne Katılım Belgesi ni imzalamıģ olan organlar ve sorumlular arasında internet habercileri maddelerde Ģu Ģekilde telaffuz edilmektedir: Madde 3. Basın Konseyi Üyeler Kurulu: B- Basın Meslek Ġlkelerine uymaya söz verdiğini kamuoyuna beyan etmiģ sözlü, yazılı, görüntülü basın ve yayın organları ile sorumlusunu ve ulaģılabilir tebligat adresini göstererek internet gazeteciliği yapan sitelerin sahipleri veya genel müdürleri veya temsilcilerinden.. Madde 7- D- Ulusal çapta yayın yapma iznine sahip sözlü ve/veya görüntülü basın organları ile günlük asgari izlenme sayısı Basın Konseyi Yüksek Kurulu tarafından kabul edilen ölçütle belirlenen internet gazetelerinin Sahibi veya Genel Müdürü veya temsilcisi Basın Konseyi SözleĢmesine göre, basın mesleğiyle ilgili ilkeler internet haber sitelerini ve bu sektörde çalıģan gazetecileri de ilgilendirmektedir. Buna göre: Madde 11- Basın Konseyi Yüksek Kurulu nun görevleri Ģunlardır: C- Basın mesleğinin, ahlaka aykırı özel çıkarlara alet edildiğine iliģkin olarak yazılı, sözlü, görüntülü veya internet gazeteciliği yapan basına topluca yöneltilen iddiaları baģvuru beklemeden araģtırmak,

141 117 Madde 18- BKYK, yapılan baģvurular nedeniyle, basın mensupları ve/veya basın organları hakkında Ģikayeti yersiz bulma, uyarma veya kınama kararı alabilir. denilerek, Konsey in internet gazetecileri ve haber siteleri hakkında karar alabileceği vurgulanmaktadır. Basın Konseyi Yüksek Kurulu'nun gazete gibi internet sitelerine de uyarı cezası verdiği görülmektedir. internet sitesine 2010 tarihinde verilen ceza buna örnektir (Medyatava, 2010). Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyeleri arasındaysa sadece Ntvmsnbc.com Genel Yayın Yönetmeni Ahmet YeĢiltepe internet gazetecisidir. Yani internet haberciliğinden tek bir temsilci konseyde yer almaktadır. Konsey Üyelerindense sadece adresli Genç Türk Haber Sitesi internet sitesi olarak yer almaktadır. 7-Internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla ĠĢlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun: 2007 yılında kabul edilerek yürürlüğe giren 5651 sayılı Ġnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla ĠĢlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'da internet haberciliğini ve haber sitelerini kapsayacak Ģekilde yorumlanabilmektedir. Ġlkiz e göre 5651 sayılı Ġnternet ortamında yapılan yayınlar karģısında ve sadece çocukları, gençleri ve aileleri Ġnternet ortamındaki zararlı yayınlardan korumak amacı ile hazırlanmıģtır. Ġnternet ortamındaki yayınlar temel alınarak hazırlanmamıģtır. Ġlkiz, bu kanunun Ġnternet ortamında yapılan yayınlardaki sorumluluk sistemini kuran ve tanımları doğru düzgün yapan temel bir yasa olmadığını, diğer temel yasalar üzerine Ġnternet ortamındaki yayınlar adıyla yama yapıldığını vurgulamaktadır (Murzakulova, 2008: 102). 8-Ġnternet ĠletiĢim Kuralları: Ġnternet haber siteleri ve habercilerini ilgilendirebilecek Ġnternet ortamında veri toplama, saklama, değerlendirme, gönderme etkinliği ve bunun etik boyutlarıyla ilgili önemli bir çalıģma vardır. Bu çalıģma, Türkiye BiliĢim Vakfı tarafından yayımlanan Ġnternet ĠletiĢim Kuralları 65 baģlığı altında toplanmıģ ve internetle ilgili faaliyetlerde göz önünde bulundurulması uygun görülmüģ etik ilkeleri içermektedir (Özgen, 2002: 121). 65 Bkz: Ek 13.

142 118 9-Radyo Ve Televizyonların KuruluĢ Ve Yayınları Hakkında Kanun: Ġnternet üzerinden televizyon, video, program gibi yayıncılığın yapıldığı günümüzde, 13/4/1994 tarihinde kabul edilen 3984 No'lu Radyo Ve Televizyonların KuruluĢ Ve Yayınları Hakkında Kanun'da haber siteleri ve habercileri kapsayan net ifadeler yoktur. Sadece "her türlü teknik, usul ve araçlarla ve her ne isim altında olursa olsun elektromanyetik dalga ve diğer yollarla yurt içine ve dıģına yapılan radyo ve televizyon yayınları ile ilgili hususları kapsar" denilmektedir. Bunun için yeni bir mevzuat hazırlanmıģtır. Radyo ve Televizyonların KuruluĢ ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Komisyonunca Kabul edilmiģ, ancak henüz onaylanarak yürürlüğe girmemiģtir. Tasarı da internet haber sitelerini ilgilendirecek özellikle Ģu ifadeler bulunmaktadır: "MADDE 44- (1) Yayın hizmetlerinin iletimine iliģkin teknik ve idarî konularda Üst Kurul ve Bilgi Teknolojileri ve ĠletiĢim Kurumu iģbirliği yapar. (2) Bilgi Teknolojileri ve ĠletiĢim Kurumu tarafından elektronik haberleģme hizmetlerini sunmak üzere yetkilendirilen iģletmeciler; elektronik haberleģme hizmetlerine iliģkin olarak Bilgi Teknolojileri ve ĠletiĢim Kurumu düzenlemelerine tâbidirler. Ancak, bu iģletmecilerden yayın hizmetlerinin iletimi için faaliyette bulunmak isteyenler, bu Kanun uyarınca Üst Kuruldan gerekli yayın iletim yetkisini almak ve Üst Kurul düzenlemelerine uymak suretiyle faaliyetlerini yürütebilirler". Devlet Bakanı ve BaĢbakan Yardımcısı Bülent Arınç, tasarıyla ilgili örneğin IP-TV (Internet Protocol TV)...gibi yeni yayın teknolojileri ile ilgili belirsizlikleri ortadan kaldıracak açılımlar getirilmektedir. Bu çerçevede, yayıncılık alanında yeni bir uygulama olarak karģımıza çıkan isteğe bağlı hizmetlere tasarıda yer verilmiģtir demiģtir (Hürriyet, 2010). Tüm bunlarla birlikte özellikle bazı hukukçular ve araģtırmacılar tarafından Türkiye de, Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Fikir ve sanat Eserleri Kanunu gibi kanunların da haber sitesi ve internet habercilerini ilgilendirebileceği savunulmaktadır. Ancak internet üzerindeki devlet tasarrufu, tam olarak yerleģmeyen internet mevzuatı ile birleģince yargıçlar pekala bir yazı dolayısıyla internet sitesinin tamamına eriģim yolunu kapatabilmektedir. Bu tabi iletiģimin önündeki en önemli engeli oluģturmaktadır (Mete, 2008: 112).

143 Son Yasa ÇalıĢmaları: Ġnternet haberciliğinin hukuki bir zemine kavuģması, yasal statüye sahip olması gibi gerekçelerden yola çıkılarak çeģitli çalıģmalar gündeme gelmektedir. Ankara Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün bu konuda yaptığı çalıģma yeni bir taslağa dönüģmektedir. BaĢbakan Yardımcısı Bülent Arınç da internet haberciliğiyle ilgili yapılan bu çalıģmalar sonucunda Türkiye'de internet haberciliğiyle ilgili yeni bir yasanın çıkacağını belirtmektedir (ĠMD, 2011). Bülent Arınç, internet medyasının da basın kanunu içine alınmasını taslak haline getirdiklerini, internetteki haber portallarında çalıģanları basın mensubu olarak tanımladıklarını ve bu çalıģanlara da basın kartı verileceğini söylemiģtir(sonsayfa, 2011). Arınç, internet haber siteleri için bir yıldır yasal düzenleme çalıģması içinde olduklarını vurgulamıģtır. Ġnternet medyası konusunda Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya'nın yaptığı çalıģmaların sonuca ulaģtığını anlatan Arınç, "Basın Kanunu'nun 5-6 maddesinde değiģiklik yapacağız. RTÜK yasasının çıkmasını takiben gündeme gelebileceğini düģünüyorum. Tabi paylaģım siteleriyle ilgili düzenleme yapmamız mümkün değil ama daha çok internet haber siteleriyle ilgili, onları muhatap alarak, onları bir yasal zemine oturtmak üzere bir çalıģmamız var.'' diye konuģmuģtur (Habertürk, 2011) Türkiye de Ġnternet Habercilerinin Örgütlenme ÇalıĢmaları, Dernek Faaliyetleri Yasal bir zemine kavuģturulması istenen internet haberciliğiyle ilgili sektör temsilcileri örgütlenmeye de çalıģmaktadır. Türkiye de haber sitelerinin sayısal olarak artmasıyla birlikte son yıllarda genellikle dernek çatısı altında örgütlenmeler baģlamıģtır. Ġstanbul da ilk olarak 2006 yılında Ġnternet Medyası Derneği (ĠMD) olarak baģlayan örgütlenme çabaları günümüzde hala devam etmektedir. Türkiye de internet haberciliğiyle ilgili oluģumlar Ģunlardır: Ġnternet Medyası Derneği (ĠMD) Türkiye de internet habercilerinin bir araya gelerek oluģturdukları ilk derneklerden biri ĠMD dir. Türkiye de özellikle bir kısım bağımsız haber siteleri temsilcileri, Ġnternet Medyası Derneği adı altında 2006 yılında Eylül ayında dernek kurmuģlardır. Ġnternet Medyası Derneği nin kurucu BaĢkanlığına gazeteci ve

144 120 Ġnternethaber Yayın Grubu sahibi Hadi ÖzıĢık seçilmiģtir. ÖzıĢık, bazı sitelerin habercilik etiğinden uzak yayınlarla toplumu yanılttığını belirterek; yapılan bu hataların en aza indirilmesinde mesleki kurumsallaģmanın büyük önem taģıdığını vurgulamıģtır. Haberbiz Ankara Temsilcisi Saim Tokaçoğlu ise "Basın meslek örgütleri bilgisunar (internet) haber sitelerine sahip çıkmıyorlar. ĠMD nin (Ġnternet Medyası Derneği) kurulmasıyla bir meslek kuruluģuna sahip olmak adına çok önemli bir adım atıldı" demiģtir. Bu çerçevede ĠMD derneğiyle, Ġnternet sitelerinin daha sağlıklı, doğru yayıncılık yapabilmesi için gereken düzenlemelerin yapılması; Ġnternet sitelerinin karģılaģtıkları güçlüklerle birlikte mücadele ederek toplumsal sorumluluklarını daha etkili bir Ģekilde yaģama geçirmelerine yardımcı olunması hedeflenmiģtir (ĠMD, 2006). Ġnternet Medyası Derneği kurulduğu günden bu yana Ġnternet haberciliğinin yasal bir zemine kavuģması için çeģitli etkinlikler ve giriģimlerde bulunmaktadır. Dernek özellikle 2007 yılından itibaren her yıl düzenlenen "Ġnternet Günleri" adlı etkinliklerle sektörün sorunlarını ve geleceğini gündeme getirmektedir. Hükümet düzeyindeki temsilcilerin de davet edildiği bu toplantılarda dernek yetkilileri ve internet habercileri "internet camiasına çeki düzen verecek yasal düzenleme" talebini dillendirmektedir 66. ĠMD, internet medyasının sesini duyurmak için çeģitli protesto eylemlerinde de bulunmuģtur. Örneğin 2010 yılında gazete ve televizyon genel yayın yönetmenleri ile toplantı yapan CHP Genel BaĢkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu "Ġnternet Medyası ile daha sonra toplanacağız" dediği için protesto etmiģtir. ĠMD, CHP liderinin davetine sonradan çağrıldıkları için katılmayacaklarını resmi internet sitesinde kınama açıklamasıyla duyurmuģtur (ĠMD, 2010). Derneğin 22 Nisan 2011 günü yapılan Genel Kurul Toplantısında tüzel kiģilerin yani yayın gruplarının da üye olabilmesi yolu açılmıģtır. Bu toplantıda yeniden Derneğe tekrar baģkan seçilen Hadi ÖzıĢık, hosting ücretleriyle ilgili yaptıkları görüģmelerin olumlu sonuç verdiğinin altını çizerek "Az kaldı. BaĢbakan ile yaptığımız görüģmeler sonucunda haftaya Türk Telekom çok önemli bir açıklama yapacak" demiģtir. ÖzıĢık, Ankara ve Ġstanbul'da kurulan iki derneğin çoğalması 66 Ġlgili taslak için bkz: Ek-15(ĠMD, 2007).

145 121 gerektiğini ve internet medyasının daha da güçlü olacağını vurgulamıģtır (ĠMD, 2011) Ġnternet Habercileri Derneği (ĠHD) Ġnternet haberciliğiyle ilgili kurulan diğer bir dernek ise Ġnternet Habercileri Derneği'dir yılında Malatya'da internet sitesi haberciliği yapanların bir bölümü dernek çatısı altında toplanmıģtır. Dernek BaĢkanı Murat Çelik, "Ġnternetten yapılan haberlerle ilgili telif hakkı ihlallerine karģı birlikte mücadele etme çabası içerisinde olacağız. Ġnternet Haberciler Derneği olarak, günü birlik kurulan korsan internet haber sitelerini, ilk etapta ikaz etmek sürekliliği halinde Adli Mercilerce yasal iģlem baģlatmaktır. Nerden ve kimler tarafından yayın yapıldığı belli olmayan sitelerin, Ġnternet Haber kirliliğinin önüne geçmek için yasal haklarımızı kullanarak engelleme giriģiminde bulunacağız Ģeklinde konuģmuģtur (Malatyaguncel, 2008) Tüm Ġnternet Medyası Derneği (TĠMED) Ocak 2011 yılında Tüm Ġnternet Medyası Derneği kurulmuģtur. Derneğin kurucu baģkanlığına GüneĢ Gazetesi yazarı ve Turktime.com'un sahibi Talat Atilla getirilmiģtir. Tüm Ġnternet Medyası Derneği BaĢkanı Talat Atilla, internet medyasının yeni yüzyılın en büyük medya gücü olduğunu belirterek, ''Derneğimizin temel iģlevi tüm internet medyasının yasal haklarına kavuģmasının yanında haberciliğin etik yayın kuralları çerçevesinde yayın yapmasıdır'' değerlendirmesinde bulunmuģtur. Hiçbir siyasi parti, kurum ya da derneğin karģıtı, yandaģı ya da hasmı olmadıklarını ifade eden Atilla, derneklerinin sadece güçlü sitelerin yaģaması için lobi yapmak yerine bu sektöre emek veren tüm internet habercilerinin hakkını savunacağını, ilgili düzenlemelerin bu yönde yapılması için çalıģacağını kaydetmiģtir. Atilla, Ġnternet medyasının güçlenmesine rağmen yayınların etik çerçevesinin aynı oranda netleģmediğini de savunmuģtur (Habertürk, 2010).

146 122

147 123 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ĠNTERNET HABERCĠLĠĞĠNDE ETĠK SORUNLAR VE ĠLKELER Etik, ahlak, meslek etiği, medya etiği, internet ve internet haberciliğiyle bağlantılı açıklamaların, bilgilerin ve değerlendirmelerin çalıģma kapsamında sunulmasının ardından, üçüncü bölümde internet ve internet haberciliğiyle ilgili etik sorunlar ve ilkeler çeģitli yaklaģımlar ıģığında güncel durumlar/örnekleri de içerecek Ģekilde açıklanacaktır. Öte yandan konuyla ilgili farklı görüģlere de yer verilerek internet haberciliğiyle ilgili etik sorunlar/ilke ve önerileri içeren tartıģmalara değinilecektir Ġnternet ve Ġnternet Haberciliğinde Etik Konusuna Genel Bir BakıĢ Son yıllarda iletiģim teknolojileri varolan etik sorun alanlarını geniģletirken, yeni etik sorunlara da neden olmaktadır (Uzun, 2009: 15). Gazeteciliğe iliģkin etik kodların büyük bir bölümü yazılı basın alanıyla ilgilidir. Ancak teknolojideki geliģmelerle birlikte yazılı basının yanında diğer haber medyalarının da yer alması, basın geleneğini yeniden düģünmeyi gerektirmektedir (Uzun, 2009: 177). Basın özgürlüğü süreç içinde iletiģim özgürlüğü kavramına doğru tekamül etmiģtir. ĠletiĢim özgürlüğü kavramının içerisinde internet gibi kitle iletiģim araçları da zamanla yer almıģtır (Demir, 2006: 20). Ve bilgisayarların, internetin yaygınlaģıp gündelik yaģamda önemli bir yer tutmaya baģlamasıyla yeni etiksel sorun alanları ortaya çıkmıģtır (Uzun, 2009: 277). Ġnternetin yaygınlaģması ve her sahada etkin hale gelmesi de bu alanda bir standart oluģturulması ve düzenleme yapılmasına engel olabilmektedir (Demir, 2006: 16). Artık internette özel ve gizli bilgilere sızma, güvenlik önlemlerini çiğneme, internetten yararlanarak iģlenen ekonomik yolsuzluklar, çocuk pornografisi, seks ve adi suçlar gibi yasadıģı eylemler, toplumu etkileyecek biçimde gündemde yer almaktadır (Deussen, 2002: 111). Genellikle liberal perspektifin de etkisiyle mahremiyet 67 ; bilgisayar suçu, entelektüel mülkiyet hakkı, telif hakkı, marka, patent; özgür konuģma, enformasyon 67 Mahremiyet teriminin anlamı da değiģmektedir. Ġnternette sıradan vatandaģların bilgilerinin toplandığı ve organize edildiği kamuya açık sayfalar bulunmaktadır. Pek düģünülmeden herhangi bir konu üzerine yapılmıģ her yorum, yıllar sonra bile olmaması gereken yerlerde ortaya çıkabilir. Bir

148 124 ve iletiģim hakkı; nefret beyanına, ırkçılığa ve mezhepçiliğe karģı savaģ; pornografik, illegal, güvenilmez ya da zararlı materyal gibi konular üzerinde yoğunlaģılmaktadır (Uzun, 2009: 287). Yeni gazetecilik in temsili olabilecek internet haberciliği de etik aklı içeren profesyonel bir pratik olabilmektedir (Morresi, 2003: 164). Ġnternet haberciliği konulu tartıģmaların bir boyutu var olan etik kuralların internet ortamında da geçerli olup olmadığı, baģka bir ifade ile internet ortamına uyarlanıp uyarlanamayacağı sorunsalını oluģturmaktadır. Var olan kuralların geçerli olduğunu savunanlar haberciliğin hala haberci, etik in de hala aynı etik olduğunu söyleyip var olan kuralların uygulanabileceğini söylemektedirler (Birsen, 2005: 105). Rigel e göre, bu konuda gazetecilerin geleneksel gazetecilik değerlerini benimsemesi gerektiğine inananlar çoğunluğu oluģturmaktadır (Rigel, 2000: 218). Newark Star- Ledger editörü ve 1997 de Amerikan Gazete Yazarları Birliği nin Yeni Medya Komitesi kürsüsü Jim Willse, geleneksel kuralların ve değerlerin Internet dünyasında da gayet iyi iģlenebileceğini söylemektedir. Web ile sunulan yeni durumların çoğuahlaki değil-uygulamalı endiģelerdir demektedir. Willse e göre haberleri yayınlamak da günde bir kere de olsa, on beģ dakikada olsa temel olarak aynıdır. Internette geleneksel gazetecilikte esas itibariyle zıt düģecek herhangi yeni bir ahlaki mesele görmüyorum, demektedir (Lynch, 2002: ). Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel BaĢkanı Ercan Ġpekçi, geleneksel habercilikteki iyi ve kötü yanların aynı Ģekilde internet haberciliğine yansıdığını savunmaktadır (Habertürk, 2010). Ġnternet habercilik sektörüne pek çok Ģeyi kazandırsa da, haberin röportajda aceleyle ve düģüncesizce söylenmiģ her söz medyanın dijital arģivinde kalır. Eğer bu eski röportaj, bu kiģinin adı Google da arandığında sürekli ortaya çıkarsa, o kiģiye zarar verebilir örneğin iģ baģvurularında. Hollanda gazetesi De Volkskrant ın okur temsilcisi 24 Haziran 2006 tarihli köģesinde son derece çarpıcı olan Ģu örneği verdi: Bir Amerikan üniversitesinde okuyan bir öğrenci ile üniversite dergisi için bir röportaj yapılır. Konu silah sahipliğidir. Öğrenci gururla bıçak fetiģisti olduğunu, büyük bir bıçak koleksiyonu bulunduğunu ve yanında düzenli olarak bir ya da iki tane taģıdığını belirtir. Yıllar sonra artık mezun olmuģ olan öğrenci bir Ģirkette iģe baģvurur fakat iģe alınmaz. Sebep: Ġsmini Google a yazdığımızda ilk çıkan sayfa bıçak delisi olduğunu öğrendiğimiz röportajdır. Bazıları medyadan, kimi röportajları arģivlerinden çıkarmasını ya da isimlerini gizlemesini talep etmektedir. Bu noktada röportaj yapılan kiģinin çıkarları, müdahale edilmemiģ bir arģive sahip olmaya dayalı genel çıkarlarla çatıģmaktadır (Evers, 2010: 326).

149 125 internetle birlikte değiģtiği söylenemez. Haberin iģleniģi her araç için farklılık gösterse de özünde aynıdır ve emek, bilgi ve tecrübe gerektirmektedir. Üstelik internet eģ zamanlı bir ortam olması ile de haber sektörü çalıģanlarını daha hızlı hareket etmeye zorlamaktadır. Hala haber toplamak için muhabire, yayına hazırlamak için editöre, yayınlamak için teknik elemana ihtiyaç vardır. Var olan teknoloji, maliyetleri çeģitli açılardan düģürmüģse de internet gazeteciliği için insan öğesi önemini yitirmemiģtir (Birsen, 2005: 108). Haberciliğin özü her zaman aynı olsa da bu görüģe karģı geliģtirilen düģünceyse internetin yeni bir medya olduğu, farklı uygulamaları gündeme getirdiği yönündedir. Gizli kamera ile ilgili tartıģmalar nasıl televizyonla birlikte gündeme geldiyse internette yeni ve farklı uygulamalar yeni tartıģmaların önünü açmaktadır (Birsen, 2005: 105). Thomas W. Cooper'a göre yeni iletiģim teknolojilerinin gazetecilik etiği açısından yaratabileceği sorunlar daha özel olarak ele alınmalıdır çünkü bu teknolojiler daha önceki teknolojilerden çok daha hızlı bir Ģekilde yaygınlaģmakta bazı ülkelere ise ilk defa girmektedir. Cooper yeni iletiģim teknolojilerinin ve/veya bunlar aracılığıyla mümkün hale gelen uygulamaların sorunların anlaģılabilmesi için bunların Ģirketlerle, bireylerle ve toplumlarla iliģkisinin de anlaģılmasının önemli olduğunu belirtmiģtir (Geray ve Aydoğan, 2010: 311). Hotwired (www.hotwired.com) köģe yazarı ve sitenin yorumcu sayfasının yapımcısı Brooke Shelby Biggs: Ahlak bilim yönergelerinde konulan idealler hala doğruluğunu koruyor ve Internette hala değerliler ama bu özel medya aracının yönergelerin dikkate almadığı pek çok içeriği vardır demektedir. Biggs, yeni bir medya bekçi köpeği grubundan bahsederek Internet gazetecilerinin izleyicilerini ve kültürlerini daha iyi anlamaya ihtiyacı olduğunu savunmaktadır (Lynch, 2002: 288). Internet in sağladığı karmaģıklaģan iletiģim aurasının, beraberinde taģıdığı değerlerin de gözden geçirilmelere yol açtığı belirtilmektedir (Ġnan ve Pekün, t.y: 5). Anne Stuart a göreyse Internetin yeni problemler ve meseleler ileri sürüp sürmediği, onlara az çok nasıl davranılması gerektiği hakkında bir fikir birliği yoktur. McGuire online gazeteciliği için yönergelerin yazılabilmesi için mesleğin dinlenmeye ihtiyacı olduğunu söylemektedir. Bazı insanlar gazete kurallarının kesin bir anlayıģına eriģmemizin ne kadar uzun zaman aldığını unutuyorlar. ġimdi Internet için bir takım

150 126 kurallar hazırlamak için çalıģmalıyız ve bunlar da aynı kurallar olmayacaktır. (Lynch, 2002: 300). Bernard Debatin e göre internette bir medya etiği, bir taraftan hem teknik açısından hem de sosyal yönden son derece karmaģık bir araçla uğraģmak zorunda kalırken (replik, hiper araç ) diğer taraftan da tamamıyla orijinal organizasyon yapılarını ve son derece kompleks iletiģim süreçlerini de dikkate almak zorunda olduğu zor bir görevle karģı karģıyadır (Deussen, 2002: ). Wendland'a göre, Ġnternet toplumsaldır: Ġnternet toplumsal engel de oluģturmaktadır. Ġnternet ahlakdıģı, anarģik ve otorite dıģı özellikleri nedeniyle görgü kurallarına ve gizliliğe meydan okuyan özelliktedir. Gazeteci, haberlerini hazırlarken bunları göz önünde bulundurmalıdır (Karaduman, 2002: 126). Konuyla ilgili Poynter Enstitüsü tarafından yapılan önerilerse; kuralları önceden belirlemek, katılımcıların kaydolmasını ve bu kuralları kabul etmelerini sağlamak, tartıģmaya açık konuları belirleyip, kararı birlikte vermek. Haber içinde verilecek linkler için gereksiz risk almamak, kullanıcı site dıģına yönlendiriliyorsa bir uyarı mesajı vermek sorumluluğu da bir uygulama olarak görülmektedir (Birsen, 2005b: 71). Bu konuda Türkiye de yayın yapan kimi haber sitelerinin de devreye girdiği görülmektedir. BĠA projesini yönetenler, holdingleģen ve git gide ticarileģen geleneksel medya kanallarının sorumlusu olduğu etik açıdan çökmüģ olan mevcut gazetecilik anlayıģını dönüģtürmeyi amaç edindikleri için medya etiği konusuna oldukça hassas yaklaģmaktadırlar. BĠA koordinatörü medya etiği konusunda yaptıklarını söyle anlatmaktadır: "Etik konusunda iki Ģey yapıyoruz. Birincisi nasıl yapılması gerektiğine dair her gün onlarca canlı örnek ortaya koyuyoruz. Ġkincisi bu konuda eğitici yayınlar ve temaslar yapıyoruz. Yerel medyaya yaptığımız eğitim çalıģmaları ve yaygın medyaya yaptığımız eleģtiri metinleriyle bunu yapmaya çabalıyoruz. Onun dıģında editörlerimiz özellikle yaygın medyanın çok okunan ya da çok izlenen kesimin gördükleri hataları derhal haberleģtirip parmak sallayarak falan değil doğrusunun nasıl yapılacağını göstererek yapmaya çabalıyorlar. Bu konuda sadece geleneksel medya kanallarının hatalarını görmekle yetinmediklerini ifade eden BĠA koordinatörü, her sabah yaptıkları toplantılarda etik konusunda kendi yaptıkları hataları ve kusurları da masaya yatırdıklarını, bu durumu düzeltmenin ya da bir daha tekrarlamamanın yollarını aradıklarını söylemektedir (Mete, 2008: 123, 124). Türkiye de SavaĢ Güller in yaptığı araģtırmada medya çalıģanları, yeni medyanın

151 127 olumlayıcı bir etkisinin de olduğunu düģünmektedir. Medya çalıģanları, geleneksel habercilikteki güven probleminin yeni medyanın güvenilirliği ile aģılacağını dillendirmektedir. Fakat bazı yazarlar, yeni medyayla haberdeki doğruluk, kesinlik, güvenilirlik gibi ilkelerin önemli bir korozyona uğradığını kabul etmektedir (Güller, 2007:339) Ġnternet Haberciliğiyle Ġlgili Bir Takım Ġlkeler ve Öneriler Medya etiğiyle ilgili tartıģmalar internet haberciliği bağlamında da sürdürülmektedir. Meslek etiği, belirli bir mesleği icra ederken kiģinin ne yapması ya da yapmaması gerektiği ile ilgilidir. Bütün meslek gruplarının ahlakları, genel ahlaki ilkeye, mesleğinde olabildiğince iyi olma ilkesine dayanır. Burada, çalıģma ve emeğin kendisine bir değer yüklenir. ĠĢ sadece teknik kurallar aracılığıyla değil, diğer insanları doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren ahlaki kurallar temelinde icra edilecek bir etkinlik olarak tanımlanır. Platon, bir iģin iyi yapılması için yalnızca uzmanlığın yeterli olmadığını, iyiye niyet etmenin de önemli olduğunu vurgular. BaĢka bir deyiģle Ġyiyi istemeyen için bilgi, Ģans olmaktan çok bir tehlikedir; açıkça o, bilgisiyle mesleki bilgi olmasaydı yapamayacağı kötüyü daha iyi bir Ģekilde yapabilir; böylelikle kiģinin mesleğinde iyi olmasıyla, kötü daha kötü olmaktadır (Uzun, 2009: 25). Bu nedenle tez çalıģmamızın medya etiğiyle ilgili kısmında, medya etiğiyle ilgili liberal yaklaģım çerçevesinde oluģturulan ilkelerin geleneksel medya açısından pratikte uygulanabilirliği konusundaki engeller, sorunlar, sıkıntılar sıralanmıģ, çeģitli eleģtiriler ıģığında tartıģılmıģtı. Ancak meslek etiği açısından da sıkça tartıģılan haberciliğin internette yapılmasıyla söz konusu ilkelerin ve önerilerin bir takım sorunların tespiti açısından çerçeve sunup sunmayacağı kestirilememektedir. Ayrıca Ġnternet haberciliğinin pahalı faaliyet olmaması ve mülkiyet yapısının boyutu açısından alternatif bir araç olabileceğine dair oluģturulan inançtan ötürü söz konusu liberal savlar rafta tutulmaktadır. ÇeĢitli sınırlılıklara sahip olsalar da, her Ģeye rağmen gazetecilik etiğini geliģtirmede bunların önemlerini koruduğu iddia edilmektedir (Uzun, 2009: 46). Meslek ilke ve kuralları genel olarak, gazetecilerin haber yaparken dürüst olmaları, kesin ve doğru haber yapmaları, yansız ve nesnel olmaları, düzeltme ve cevap hakkına saygılı olmaları ve haber kaynağının gizliliğine

152 128 önem vermeleri, özel yaģam ve mahremiyete müdahale etmemeleri gibi noktalara değinilmektedir (Çaplı, 2002: ). Genel olarak, Ġnternet habercisi bilgiyi nasıl aldığını ve onu internetten yayınlama amacının ne olduğunu okuyucularına açıklamalıdır. Ġnternet habercisi doğru ve dürüst bir yayıncılık gereği sitesine gelen maddi destekleri okuyucularına açıklamalıdır. Ġnternet haber sitesi, site üzerinde yer alan reklâmlardan siteye gelen maddi desteğe kadar her türlü parasal konuda okuyucularına açık olmalı ve Ģeffaf bir yayıncılık sergilemelidir. Ġnternet habercisi, haber yayınlamak için para ve hediye kabul etmemeli, haber kaynaklarının internet sitesinde yayınlanmasını istediği bir haberi hediye ya da para karģılığında sitede yayınlamamalıdır (Çoban, 2006: 37). Bu durumda Ġnternet haberciliği bağlamında söz konusu etik ve ahlaki ilkeler genel anlamda Ģöyle sıralanabilir: Bilgilendirme, Doğruluk, Dürüstlük, Güvenilirlik Liberal bakıģın vurguladığı bilgilendirme görevi ve medya örgütlerinin haber hizmetlerinden para kazanma istediği arasında açık bir ayrımı sürdürme gereksiniminin sanal uzayda da geçerli olduğu savunulmaktadır. White a göre, online enformasyon iģinde baģarının anahtarı, kaliteli enformasyonun sağlanması olacaktır. Yani endüstri çapındaki kurallara; güvenilirlik, kesinlik ve profesyonel içerik gereksinimine saygı duyacak gazetecilerin eğitilme standartlarının belirlenmesine acil bir gereksinim vardır (Uzun, 2009: 291). Güreli ye göre, internet çağı gazeteciliği, gerçekleri bütün boyutlarıyla doğru ve dürüst olarak kamuya yansıtma olanağı vermektedir. ĠĢte geleceğin gazetecisi, bu olanağı, mesleğinin temel ilkelerine, gazetecinin doğru davranıģ kurallarına bağlı olarak doğru ve dürüstçe kullanmalıdır. Geleceğin gazetecisinden temel beklenti bu olmalıdır (Güreli, 2002: 46). Ġnternet gazeteciliğinde kaygılar, daha çok etkileģim içinde olabilmek, güvenilirlik, yetki ve kuralların kullanımı olarak sıralanmaktadır. ÇeĢitli etik sorunlar, fikri haklar ve mülkiyet hakları internet gazeteciliğinde her zaman gündemdedir (Tokgöz, 2010: 94-95). Ġnternetin, gerek altyapı gerekse içerik olarak giderek geliģmesi, çeģitlenmesi nedeniyle kullanımının zamanla artacağını söylemek mümkündür. Bu noktada insanlar için haber alma ve bilgiye ulaģmada online yayın yapan hem gazeteler hem de haber siteleri okuyucularına güvenilir haberler vermek durumundadırlar (Gürcan ve Bayram, 2005: 61). Ġnternet üzerinde yayınlanan

153 129 yazılar, haberler belirli bir üretim sürecinden geçmektedir. KiĢinin kendi ürününün bir baģkası tarafından izinsiz alınıp kullanılması nasıl hoģa gitmeyecek bir durum oluģturuyorsa, internet üzerinde de kiģinin ahlaki olarak böyle bir durum yaratmaması, dürüst olması gerekmektedir. Ġnternet üzerinde çoğunlukla makaleler, fotoğraflar, grafikler, videolar ve büyük seçme metinler kopyalanabilmektedir. KiĢi internet üzerinden aldığı bu öğeleri nerden aldığına dair bir link (bağ) vermelidir. Bununla birlikte eğer sayfanın linkinin kaybolacağı düģünülüyorsa, okuyuculara yayının adı, yayının yazıldığı tarih ve yayının içeriği ile ilgili kısa bir özet verilmelidir (Çoban, 2006: 43) Nesnellik ve Netlik Ġnternet haberciliği, tam olmasa da belirli bir nesnellik koģullarına ulaģabilmek için yukarıda sayılan kurallara uymalıdır. Bununla birlikte internetin teknolojik özellikleri, geleneksel habercilik için doğru olabilecek nesnellik koģullarının bu araç üzerinde tam olarak uygulanabilmesini zorlaģtırabilmektedir. Bir nesnellik koģulu olan netlik ilkesi, geleneksel yayım organlarındaki haberler için olduğu kadar internet haberciliği içinde uygulanması gerekmektedir. Bu anlamda haberin kaynağı ve haberi yazan muhabirin adının internet haber sitelerinde verilmesi gerekmektedir. Haber sitelerinde yayınlanan haberlerde, sözlerine aktarma yapılan kiģilerin o konunun uzmanı, yetkilisi, söz söylemeye yetkili kiģisi olup olmadığına bakılmalıdır. Bunun yanı sıra sözlerinden alıntı yapılan kiģinin görevine ve unvanına yer verilmesi de gerekmektedir (Çoban, 2006: 39) Haber/Reklam/Yorum Ayrımı, Bireye Saygı, ġiddet Minneapolis Star Tribune de yeni medya için kıdemli baģkan yardımcısı ve yazarı Tim McGuire a göre, internette okuyucular neyin reklamcılık ve neyin haber ile bilgi olduğu hakkında aldatılmamalıdır (Lynch, 2002: 298). Her bir medya aracının, farklı sorunları, farklı ihtiyaçları bulunsa da, haber-yorum ayrımı, cevap ve tekzip hakkı, haksız rekabet, kiģi hak ve hürriyetlerine özel hayata ve mahremiyete saygı, bireylere yönelik hakaret ve aģağılamalar, çocuk ve gençlere yönelik Ģiddet ve müstehcenlik gibi sorunlar büyük ölçüde benzerlikler ihtiva etmektedir (Demir, 2006: 2).

154 130 Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde Gazetecinin Doğru DavranıĢ Kuralları baģlığı altında gazetecilerin ve yayın organlarının haber-yorum, yargı süreci, kimlik, ayrımcılık, taraf olma gibi konularda getirilen kıstaslarda internet haberciliği açısından önemlidir. Bildirgede söz konusu ayrımlar Ģöyledir: Haber-Yorum: Haber ile yorum ve görüģ ayrımı açık yapılmalı, okurun ve izleyicinin neyin haber, neyin yorum olduğunu kolayca seçebilmesi sağlanmalıdır. Yargı: Hazırlık soruģturması sırasında soruģturmayı zaafa uğratıcı, yönlendirici biçimde haber ve yorumdan kaçınılmalıdır. Yargılama sürecinde de haberler her türlü ön yargıdan uzak ve kesinlikle doğruluğundan emin olunarak sunulmalıdır. Gazeteci yargı sürecinde taraf olmamalıdır. Yargı kararı kesinleģmedikçe, bir sanık suçlu ilan edilmemelidir. Haberlerde ve yorumlarda suçluymuģ gibi değerlendirmeler yapılmamalıdır. Kimlik veya özel durum: Açık kamu yararı olmadıkça ve olayla doğrudan ilgisi, bağlantısı bulunmadıkça, bir insanın davranıģı veya iģlediği suç, onun ırkına, milliyetine, dinine, cinsiyetine, cinsel eğilimine, hastalığına veya fiziksel, zihinsel özürlü olup olmamasına dayandırılmamalıdır. KiĢinin bu özel durumu, alay, hakaret, önyargı konusu yapılmamalıdır. Taraf olma: Gazeteci ve yayın organı, her ne nedenle ve her ne biçimde olursa olsun, taraf oldukları bir olaydaki konumlarını kamuoyuna açıkça belirtmelidir. Yayın organı yahut yorumcu, siyasi, ekonomik ve toplumsal tercihlerinin doğrultusunda yayın yapabilir. Bu durumda bu tavır açıkça ortaya konulmalı, ayrıca yorum ile haber - olay ayrımı kesin biçimde yapılmalıdır (ww.tgc.org.tr) Gizlilik, Özel Hayat, Mahremiyet Web sitesine müdahale edilebilir mi? Bilgimiz olmadan bizim hakkımızda bilgi toplanabilir mi? Hakkımızdaki bilgi nerede kullanılıyor? KiĢisel bilgisayarımıza giren bir korsan özel dosyalarımıza zarar verebilir mi?...kiģisel haklar, kiģisellik, özelimize ait bilgilerin gizliliği Ġnternetle birlikte tehdit altında olmaya baģladı. George Orwell in ünlü 1984 baģlıklı romanındaki ürküntü veren Büyük birader sizi izliyor sözü sık sık anılır oldu (Dedeoğlu, 2001: 18). Basının kiģilerin özel yaģamlarıyla ilgili haberlere ver vermesi konusunda kural geliģtirebilmek zor bir

155 131 konudur. Sınırı genellikle mahkemelere yansıyan olayların sonuçları, kiģilerin açtığı tazminat davalarının bağlandığı kararlar çizmektedir. Basın görevi gereği, toplum yaģamında önemli rol oynayan insanları her yerde izler. Bunlar sadece siyasetçiler değil, sporcular, sanatçılar hatta bürokratlardır. Basın açısından bu insanların izlenmesi, eleģtirilmesi son derece doğaldır. Basının bu konuda genellikle dikkatli davrandığı nokta, özel yaģamla ilgili konunun haber değeri taģıyıp taģımadığıdır. Buna da karar veren kuģkusuz gazetenin kendisidir (Alemdar, 1990: 45). Özel yaģamın korunması önemli bir etik değer olarak ön plana çıkmaktadır. Gerçekte özel yaģam kavramı oldukça karmaģık bir konudur ve bu alanın sınırlarını net olarak çizmek her zaman mümkün olamayabilmektedir. Bu konu özellikle bilgi teknolojileriyle daha da tartıģmalı olmaktadır (Akgeyik, 2009: 288). Özel yaģama iliģkin haberler söz konusu olunca, üzerinde durulması gereken bir nokta kamuoyunun resmi kiģiler hakkında ne kadar bilgi sahibi olması gerektiğidir. Özel hayatlarla ilgili haberlerde sınırın nerede baģlayıp nerede bittiği konusunda bir berraklık sağlanabilmiģ değildir. Basın görevini yerine getirebilmek için devleti temsil eden kiģileri izlemek, yaptıkları konusunda kamuoyunu aydınlatmak zorundadır (Alemdar, 1990: 46). Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Basın Meslek Ġlkeleri nin 24. Maddesinde konuyla ilgili olarak KiĢilerin özel hayatlarını gizli tutma hakkına saygı gösterilmelidir. Devlet ile ilgili iģlerde görevli insanlar, özel hayatlarını devlet iģlerini etkilemediği sürece gizli tutma hakkına sahiptirler. Bu gibi iģlerle görevli insanlar sırf bu yüzden özel hayatlarını gizli tutma hakkından mahrum kalamazlar. Ģeklinde bir ifade kullanılmaktadır. Profesyonel Gazeteciler Derneği Basın Ahlak Ġlkeleri ise bu hususu Özel kiģilerin kendilerine iliģkin bilgiler üzerinde, kamu görevlilerinden ve iktidara talip olan, etkide bulunmak isteyen ya da dikkat çekmeye çabalayan kiģilerden daha fazla denetim hakkına sahip olduklarını kabul etmelidirler. Bir kiģinin özel yaģamına müdahale, sadece çok önemli bir kamusal çıkar söz konusu olduğunda haklı görülebilir. biçiminde belirtmiģtir. Ġngiltere de bulunan Basın ġikayet Komisyonu özel hayata saygıyı Bireyin kendi izni olmaksızın özel yaģamına dil uzatmak ve bu konuda sorgulamak, özel mekanlarından tele objektifle resim çekmek genelde yakıģıksız sayılmakta, bu tür bir davranıģ ancak kamu çıkarları söz konusu olduğunda haklı kılınmaktadır. Ģeklinde açıklanmaktadır. Komisyona göre kiģinin özel mekanı kapsamına bireyin evi ve

156 132 onun bir parçası sayılan bahçe ve ek yapılar girmekte, yanındaki alan ya da park bunun dıģında kalmaktadır. Ayrıca otel ve hastanelerin yalnızca odaları özel mekan kapsamında yer almaktadır. Komisyona göre Kamu çıkarları yararına olmadığı sürece, gazeteciler gizli dinleme aygıtları ile ya da özel telefon görüģmelerinde araya girerek bilgi etme ve bu bilgiyi yayınlamaktan kaçınmalıdırlar. Özel hayatın kamuya açılan kesiti mutlaka konuyla doğrunda ilgili olmalı veya ilgili kiģinin özel hayatının onun kamusal faaliyetini de etkileyip etkilemediği gözetilmelidir (Demir, 2006: 64). Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde gizlilik ilkesiyle ilgili çeģitli sınırlar belirlenmiģtir. D. Gazetecinin hakları baģlığı altında 1.madde Ģöyledir: 1. Gazeteci tüm bilgi kaynaklarına serbestçe ulaģma ve kamu yaģamını belirleyen, halkı ilgilendiren tüm olayları izleme, araģtırma hakkına sahiptir. Gazetecinin karģısına çıkarılacak gizlilik ve sır gibi engeller kamusal iģlerde yasaya, özel iģlerde açık ve ikna edici gerekçelere sahip olmalıdır. (ww.tgc.org.tr). Öte yandan kiģinin hukuka aykırı davranıģlarda bulunması ve "kamu yararı" kavramı ortaya atılarak internet gazetecilerine rol biçilmektedir. Bu husus göz önüne alınarak internet gazeteciliğinde özel yaģamla ilgili haberler yapılabilir, eleģtiriler yayınlayabilirler (Hukukçu). Bildirge'nin E. Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri baģlığında "7. Gazeteci, kamuya mal olmuģ bir Ģahsiyet bile olsa, halkın haber alma, bilgilenme hakkıyla doğrudan bağlantılı olmayan hiç bir amaç için, izin verilmedikçe özel yaģamın gizliliği ilkesini ihlal edemez." yazmaktadır. 'Gazetecinin Doğru DavranıĢ Kuralları' baģlığındaysa özel hayatın tanımı yapılmakta ve özel hayatın sınırları kamu yararı bağlamında Ģöyle ele alınmaktadır: "Özel hayat: Asıl olan kamu yararıdır. Özel hayatın gizliliğinin geçersiz sayılabileceği baģlıca durumlar Ģöyle sıralanabilir: a) Büyük bir suç yahut yolsuzluk üstüne araģtırma ve yayın b) Toplumu kötü etkileyici bir tutumla ilgili araģtırma ve yayın c) Toplumun güvenliğinin veya sağlığının korunması d) Ġlgili kiģinin sözleri yahut eylemleri sonucu halkın yanılmasının, yanıltılmasının veya yanlıģ yapmasının engellenmesi.

157 133 Bu durumlarda dahi, özel hayatın kamuya açılan kesiti mutlaka konuyla doğrudan ilgili olmalı veya ilgili kiģinin özel hayatının onun kamusal faaliyetini de etkileyip etkilemediği gözetilmelidir" (ww.tgc.org.tr) Basın Konseyi nin Basın Meslek Ġlkeleri nin maddeleri de konuyla ilgilidir. Buna göre, 4. KiĢileri ve kuruluģları, eleģtiri sınırlarının ötesinde küçük düģüren, aģağılayan veya iftira niteliği taģıyan ifadelere yer verilemez. 5. KiĢilerin özel yaģamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dıģında, yayın konusu olamaz. 7. Saklı kalması kaydıyla verilen bilgiler, kamu yararı ciddi bir biçimde gerektirmedikçe yayınlanamaz (Basın Konseyi, t.y). DYH Yayın Ġlkeleri nde ise, KiĢilerin özel yaģamı- ilgilinin açık veya kapalı rızası olduğu anlamına gelen yaģam Ģekli ve kamu çıkarlarını gerektirdiği durumlar dıģında yayınlara konu edilemez (Uzun, 2009: 117). Ancak kamunun çıkarının gerektirmediği durumlarda bu tür gazetecilik uygulamalarının meģruiyet zemini ortadan kalkmaktadır. Çünkü bu gibi durumlarda, gazeteciler, haberin içeriğinde, araģtırmasında ve sunumunda etik olmayan uygulamalar yapmaktadırlar (Çaplı, 2002: 214). Ancak kamuyu bilgilendirmek le ticari kaygılar birbirinden ayırarak davranmak gereklidir. Rekabet dürtüsüyle hareket ederek kamuyu bilgilendirmek gerekçesiyle insanların özel yaģamlarının medya organları açısından araç edilmemesi elzemdir. Kamu kavramı oldukça geniģ ve yorumlara açık olduğu görülmektedir (Çaplı, 2002: ). Ahlaki ikilem, medyanın haber alma özgürlüğü ile bireyin özel yaģamının çatıģmasından kaynalanır. Daha çok Ģöhretli kiģilerin, özel yaģamının korunması talepleriyle ve paparazzilerle gündeme gelmesine karģın medyanın özel yaģamı ihlali, sıradan yurttaģların daha çok zarar görmelerine yol açabilmektedir (Uzun, 2009: 115). Örneğin 17 Ağustos depremi sırasında enkaz altındaki insanlar acı çekerken kamuyu bilgilendirmek adına kameraya alınmıģ, Kant ın ifade ettiğinin tersine, her defasında insanlığa, kendi kiģisinde olduğu kadar baģka herkesin kiģisinde de, sırf araç olarak değil, aynı zamanda amaç olarak davranacak biçimde eylemde bulun ulmamıģtır (Saçaklıoğlu,

158 : 21). Kant, ahlaklılığın en yüksek ilkesini ararken, iyi isteme (guter wille) kavramına baģvurur: Ġyi isteme, etkilerinden ve baģardıklarından değil, konan herhangi bir amaca ulaģmaya uygunluğundan da değil, yalnızca isteme olarak, yani kendi baģına iyidir. Karakterin ahlaksal olarak ve eģsiz bir Ģekilde yüksek olan değeri, eğilimden dolayı değil, ödevden dolayı iyilik yapmasında ortaya çıkar (Uzun, 2009: 23). Bu nedenle gizlilik ve özel hayatla ilgili getirilen bu ilkeler yanında mahremiyet konusu da sadece faydacı ahlak açısından değil ödev ahlakı bakımından internet haberciliğini de bağlayabilecek mahiyettedir. Mahremiyet hakkı, bireyin yalnız baģına kalma hakkı olarak ifade edilmektedir. Burada asıl önemli olan, bir bireyin baģkasının müdahale edemeyeceği özel alanı üzerinde durulmasıdır. Daha dar bir çerçevede bu hak, bireylerin kendi kendileri hakkında ne tür bilgileri ifģa edeceklerini belirleyen bir haktır (Kapu, 2009: 87). Mahremiyetin ihlal edilmemesi 68 ; haber toplama sırasında kiģilerin taciz edilmemesi; hiç kimsenin ırkı, cinsiyeti, yaģı, toplumsal konumu ve dini inançları nedeniyle aģağılanmaması; kiģileri küçük düģüren ve iftira niteliği taģıya yayınlardan kaçınılması; suçlu olduğu yargı kararıyla kesinleģmedikçe kimsenin suçlu ilan edilmemesi gibi ilkeler haberlere konu olan kiģileri sıkıntıya sokabilecek veya rahatsızlık verebilecek davranıģları engellemeye yöneliktir (Uzun, 2009: 50). Gazetecilik etiği üzerine çalıģmalar yapan Belsey; mahremiyet konusundaki görüģlerini Ģöyle ifade etmektedir: Mahremiyet, kiģinin kendi yaģamının kontrolünü bir baģka insanın eline vermemenin önemli olduğunu kabul eder. Olağan dıģı durumlar insanların kendi yaģamları ile ilgili kontrolü bir ölçüde yitirmelerine neden olabilir. Eskiden üretime katkıda bulunan, ekonomik özgürlüğü olan, bağımsız ve egemen bir yaģamı olan insanlar, olağan dıģı durum sonrasında üretmeyen, yardımlara bağımlı bir hale gelebilir. Bu koģullardaki kiģin kiģilik haklarına saygılı olunması, yaģamına, onun isteği dıģında müdahale edilmemesi çok önemlidir. Ġnsan Hakları Evrensel Bildirgesi nin 12. Maddesi nde 68 Yeni medya üzerinden mahremiyet ihlâli üç Ģekilde gerçekleģmektedir: Ġstenmeyen mesajlar (SPAM-elektronik posta üzerinden alıcının isteğine bakılmadan mesaj gönderme sistemi), cookieler (künye olarak adlandırılan bilgi metinleri, kullanıcıların girdiği internet sitesine hangi adres üzerinden ulaģtığı, sayfada ne kadar süre kaldıklarını site sahibine ulaģtıran bir sistem), siber uzayda iletiģimin gözetlenmesi ve görüntülenmesi (IP internet protokolü- üzerinden bilgilerin görüntülenmesi ve iģçilerin elektronik olarak izlenmesinde artan eğilim) (Güller, 2007:139).

159 135 de; Hiç kimsenin mahremiyetine, ailesine, evine veya haberleģmesine keyfi müdahalelerde bulunulamaz, onuruna ve namına saldırıda bulunulamaz. Herkesin bu tür müdahale ve saldırılar karģısında yasal korunma hakkı vardır. Aynı yazar, Medya ve Gazetecilikte Etik Sorunlar adlı kitabında kiģisel yaģam içinde üç tip mahremiyetten söz edilebileceğini belirtmektedir: Bedensel ya da fiziksel mahremiyet: Bedenin fiziksel müdahalelerden olduğu kadar, gözler ve kameralarla gözlenme yoluyla yapılacak müdahalelerden de uzakta varlığını sürdürebileceği, iģlevlerini yerine getirebileceği ve hareket edebileceği bir alan sağlanmasını ifade eder. Zihinsel ya da iletişimsel mahremiyet: insanın gizlice dinlenmeden, araya girilmeden ya da herhangi bir psikolojik müdahale biçimi kullanılmadan kendi düģünceleri, duyguları, arzuları ve istekleriyle baģ baģa kalabileceğini ve kendi seçtiği insanlarla iletiģim kurabileceğini ifade eder. 20). Bilgi mahremiyeti: KiĢisel bilgilerin korunmasını gerektirir (Saçaklıoğlu, 2002: Son yıllarda meydana gelen teknolojik geliģmeler, mahremiyet hakkının korunmasını güçleģtirmiģtir (Kapu, 2009: 88). Gözde Dedeoğlu ise Kant ın niyetçi ahlakını referans alarak Ģu ilkelerin düģünülmesi gerektiğini belirtir: Kendime yapılmasını istemediğim Ģeyi baģkasına yapmamak, bunu herkes yaparsa topluma etkileri nasıl olur ya da Ģu anda anda yapılan tekrar edilirse nasıl bir etki yaratır vb (Dedeoğlu, 2001: 23) Cevap ve Düzeltme Hakkı Cevap ve düzeltme hakkına saygı gösterilmesi gerektiği yönündeki hükümler haberlere konu olan kiģilerin korunmasına yönelik ortaya çıkmaktadır (Uzun, 2009: 50). Ġnternetteki bir açıklamaya karģı meģru müdafaa haline, ticari veya kiģisel isim, ürün, marka, onur, saygınlık ve özel yaģamı ihlal eden bir yayın hazırlığı veya mevcut yayının devam etmesi hallerinde de rastlanabilir. Ġlgililerin, bu yayını ihtiyati tedbir yoluyla yayının önlenmesi gibi, baģka hukuksal yollarla derhal önleme olanakları yoksa, bir baģka yayın aracı ile, söz konusu yayıncının yalan haber verdiğini haberi veren kiģi, kuruluģ, yazar ve muhabirin meslek ahlak ve

160 136 bilincinden uzak olduğunu belirterek olayın gerçek yüzünü kamuoyuna açıklayabilir. Burada meģru müdafaa hakkının kullanılması söz konusudur. Ancak, karģı yayında kullanılan ibarelerin kiģilik haklarını ihlal eden ilk yayınına göre daha ağır olmaması, en azından her ikisinin ağırlığının yakın olması gerekir (Hukukcu, 2010). Basın mevzuatına dahil edilmeyen Ġnternet Haberciliği bağlamında kiģilerin cevap ve düzeltme hakkını kullanabilmesi açısından Internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla ĠĢlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun önemli bir açılım sunmaktadır. Buna göre: MADDE 9 (1) Ġçerik nedeniyle hakları ihlâl edildiğini iddia eden kiģi, içerik sağlayıcısına, buna ulaģamaması halinde yer sağlayıcısına baģvurarak kendisine iliģkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabı bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasını isteyebilir. Ġçerik veya yer sağlayıcı kendisine ulaģtığı tarihten itibaren iki gün içinde, talebi yerine getirir. Bu süre zarfında talep yerine getirilmediği takdirde reddedilmiģ sayılır. (2) Talebin reddedilmiģ sayılması halinde, kiģi onbeģ gün içinde yerleģim yeri sulh ceza mahkemesine baģvurarak, içeriğin yayından çıkarılmasına ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabın bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu talebi üç gün içinde duruģma yapmaksızın karara bağlar. Sulh ceza hâkiminin kararına karģı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. (3) Sulh ceza hâkiminin kesinleģen kararının, birinci fıkraya göre yapılan baģvuruyu yerine getirmeyen içerik veya yer sağlayıcısına tebliğinden itibaren iki gün içinde içerik yayından çıkarılarak hazırlanan cevabın yayımlanmasına baģlanır. (4) Sulh ceza hâkiminin kararını bu maddede belirtilen Ģartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kiģi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ġçerik veya yer sağlayıcının tüzel kiģi olması halinde, bu fıkra hükmü yayın sorumlusu hakkında uygulanır(ġnternet.hukuku.net). Ġnternet yayıncılığı yeni bir kurum olduğundan bu konuda yukarıda zikredilen söz konusu yasanın dıģındaki yasalara henüz cevap ve düzeltme hakkı koyulmamıģtır. Söz konusu yollar Türkiye de olan bir yayıncı veya site sahibi hakkında geçerlidir. BaĢka devletlerde bu yayının yapılması halinde kararı o ülkede tenfiz ettirip, yani Türk mahkemesi kararını götürüp oradaki bir mahkemede onaylatıp, uygulanmasını sağlamak gerekir

161 137 (Hukukcu, 2010). Yine Fikir ve sanat Eserleri Kanunu nun 67. maddesine göre; internette kullanılan eser, veri tabanı veya içeriği haksız yere değiģtirilmiģse, yazarın adı koyulmamıģsa; eser sahibi, yayının durdurulmasını, masrafı saldırgana ait olmak üzere haksızlığın gazete, dergi, radyo ve televizyonda ilan edilmesini ve düzeltilmesini talep edebilir (Hukukcu, 2010) Editoryal Bağımsızlık Mesleğe yeni baģlayan bütün gazetecilere öğretilen editoryal bağımsızlık kriterleri aslında on-line gazetecilik içinde aynı olmakta ve ortada hiçbir fark bulunmamaktadır (Toruk, 2008: 319). Ġnternet üzerinden haber yayını yapan kiģinin ne zamanda ne mekânda sınırları vardır. KiĢi, daha olaylar olurken ve gerçeklik Ģekillenirken, gerçek zamanlı olarak haberi yazar ve yayınlar; enformasyonu dakika dakika düzeltebilir ve güncelleyebilir; bunları kendi aralarında düzenleyebilir ve değiģtirebilir. Tüm bu değiģiklikler anında internete girer, hiçbir manipülasyona ve aracıya maruz kalmadan gezegenin her köģesindeki alıcıya ulaģır (G. Valentini den Aktaran: Morresi, 2003: 157). Ġbrahim Toruk un 2008 yılında Türkiye deki internet haber siteleriyle yaptığı araģtırmaya göre, editoryal süreçte site yönetiminin ya da editörlerinin ideolojik yapılarının haber yazımı, seçimi ve yayımına etkisiyle ilgili cevapların yüzde 49 u etki etmez demiģ, yüzde 13.7 si etki ettiğini ve yüzde 7.8 i de bazen etkilediğini belirtmiģtir (Toruk, 2008: 387). Bu sonuçlar ekonomi-politik ve mülkiyet iliģkilerinin editoryal bağımsızlıkla iliģkisi noktasında önemlidir Ġnternet Haberciliğiyle Ġlgili Ġlke ve Önerilere Yönelik EleĢtiriler Ancak bu ilkeler ıģığındaki yaklaģıma yönelik zıt fikirler de mevcuttur. Gazetecilik etiği konusunda daha gerçekçi sonuçlar oluģturabilmek için haber üretim sürecinin tüm aģamaları hakkında yeterli düzeyde bilgi sahibi olmak gerekmektedir (Çaplı, 2002: 83). Ġnternetin global medya olma özelliğinden kaynaklanan, örneğin bilginin ve kaynağın doğruluğunun sorgulanması gibi, temkinli yaklaģımları da beraberinde getirmektedir. Mesajı ileten tarafın yani kaynağın ne derece otokontrol ve sosyal sorumluluğa sahip olduğu tartıģılmalıdır (Ġnan ve Pekün, t.y: 6). Mark Deuze ve Daphna Yeshua, Cooper dan hareketle gazetecilerin yeni iletiģim 69 Ġlgili kanun ve madde için bkz:

162 138 teknolojileri dolayımıyla karģı karģıya kaldıkları 7 ayrı problem belirlemiģtir. Buna göre ticari baskılar, bağlantı (link) kullanımı, doğruluk/güvenilirlik, kaynaklar, mahremiyet, düzenleme ve haber toplama yöntemleri yeni iletiģim teknolojileriyle gazetecilik alanında ortaya çıkan/çıkabilecek sorunlardır ve yazarlara göre bunların kesin ve tek çözümlerini bulmak mümkün değildir. John V. Pavlik ise içinde bulunduğumuz dönemde sayısal teknolojiler kullanılarak gerçekleģtirilen gazetecilik uygulamalarının hem gazeteciler hem de toplum açısından çeģitli sorunları ortaya çıkardığını belirtmiģtir. Bu sorunları, sayısal teknolojileri kullanarak haber toplamanın ve haber üretiminin etik standartları, haber içeriğinin etik sınırları ve gittikçe etkileģimli ve küresel hale gelen haber sistemi içinde gazetecileri bekleyen daha geniģ etik meseleler baģlıkları altında inceleyen Pavlik bu sorunların geleneksel gazetecilikte yaģanan sorunlardan farklı olduğunu belirtmiģtir (Geray ve Aydoğan, 2010: 311). Mann a göre, Ġnternet dünyasında eģitlik, tarafsızlık ve kesinlik gibi geleneksel gazetecilik değerlerinin bu yeni ve garip dünyada taģınabilmesi zorlaģmakta, sanaldaki kuralların çizgileri belirlenememektedir (Mann, 2002: 337). Ona göre, gazetecilerin internette geleneksel gazetedeki gibi ahlaki davranması, adil, dengeli ve doğru olmaya çalıģması mümkün değildir (Mann, 2002: 338). Serhat Çoban ın 2006 yılında yaptığı çalıģmada, Ġnternet haberciliği Türkiye de genel olarak güvenilmez bulunmaktadır. Buna göre ankette katılımcıların %39,9 u internet haber sitelerinin haberlerini editör denetiminden geçirmeden yayınladığını, %49,3 ü internet haber sitelerinin cevap ve düzeltme hakkına yer vermediğini düģünmektedir. Katılımcıların %53,2 si internet haber sitelerinin nitelikten çok niceliğe önem verdiğini; %54,7 si internet haber sitelerinin doğruluğu kanıtlanmamıģ bilgiler sunduğunu; %55,5 i internet haber sitelerinin hakaret, iftira ve karalamaya yer verdiğini; %57,8 i internet haber sitelerinin yayınladıkları haberlerin içinde zıt fikirlere yer vermediğini; %58,5 i internet haber sitelerinin çeģitli kaynakların haberlerini izinsiz kullandığını; %59,2 si internet haber sitelerinin dezenformasyon ürettiğini düģünmektedir. Katılımcıların %63,6 sı internet haber sitelerinin haberlerinde kaynak belirtmediğini; %64,6 sı internet haber sitelerinin farklı haber sitelerinin ürünlerini kendi ürünlerini gibi sunduğunu; %64,9 u internet haber sitelerinin özel hayata müdahale ettiğini; %69,2 si internet haber sitelerinin yorumu haberlerin içinde verdiğini; %69,5 i internet haber sitelerinin okuyucu yorumlarını

163 139 sitenin siyasi eğilimleri doğrultusunda sunduğunu; %69,7 si internet haber sitelerinin bağımsız bir haber kaynağı haline gelmediğini düģünmektedir. Katılımcıların %71,4 ü internet haber sitelerinde hukuki bir engelin olmamasının kiģi hak ve özgürlüklerinin suiistimaline yol açtığını; %72,5 i haber sitelerinde para kazanmanın haberciliğin önüne geçtiğini; %76,1 i internet haber sitelerinin haberlere ulamsa hızına haberlerin güvenilirliğinden daha çok önem verdiğini; %79,4 ü internet haber sitelerinin bağlı oldukları Ģirketlerin haberlerini ön plana çıkardığını düģünmektedir. Ġnternetin güvenilmezliğine yönelik tutumlar editoryal denetim gibi internet haberciliğinin görece olarak göz önünde olmayan iģlevlerinden baģlayarak haber içeriği gibi doğrudan algılanan özelliklere doğru gittikçe artmakta; bu artıģ siyasal eğilimler ve özel hayat gibi sosyo-kültürel etkiler açısından daha da yoğunlaģmakta ve maddi kazanç elde etme, habere hızlı ulamsa ve kendi Ģirketlerinin haberlerini yayınlama gibi ekonomik olarak nitelendirilebilecek etkiler açısından da en üst noktaya ulaģmaktadır (Çoban, 2006: ). Ġrfan Erdoğan, internet ile birlikte, özel hayatı koruma, aģırma, korsanlık, telif hakkı, açık seçiklik, sansür, gizlilik konularıyla etik anlayıģı ve uygulamalarının gazeteciye indirgendiğini savunmaktadır (Erdoğan, 2006: 12). Hayati baģlıklar telif hakkı, reklamların rolü ve tabiatı ile özel hayatın gizliliği, spam ve popup larla ilgili düzenlemeler, yalnızca tüketiciler bu uygulamalardan Ģikayetçi oldukları için değil, bazı ticari çıkarlar spam ve pop-up ları online iģ yapma çabalarını baltalayan uygulamalar olarak gördükleri için de en önemli tartıģma konusu oluģmuģtur. Bilgisayar kullanıcılarının özel yaģam gizliliği beklentisi içinde online ilerleme hakları, Ģirket çıkarlarının, insanların davranıģlarını kendi ticari planlarını güçlendirecek biçimde izleme arzusu ile çeliģmektedir (McChesney, 2006: 282) Ġnternet Haberciliğinde Etik Sorunlar Yeni teknolojilerin kullanılmaya baģlamasıyla beraber eski medya araçlarında görülen etik sorunlar ve yeni teknolojinin yarattığı etik sorunlar karma bir Ģekilde yeni teknolojiler üzerinde görülmeye baģlanmıģtır (Güller, 2007: 139). Ġnternet yayıncılığıyla birlikte; geleneksel medyada yayıncı kuruluģun kendi etik kodları, medya camiasının genel etik kodları ve temayülleri ve gazetecilik mesleğinin geleneksel etik kodları çok rahatlıkla ihlal edilebilmektedir (Nizam ve Biçer, 2005).

164 140 Ġnternette gazeteciliğin herhangi bir hukuki temelinin olmaması, bugüne kadar bu alanda yapılan haberciliğin de temel gazetecilik ilkelerinden uzak kalmasına neden olmuģtur. Bir internet gazetesi olma ilkesiyle yola çıkan herhangi bir yapının, basın meslek ve ahlak ilkelerine sonuna kadar uyması, hem bu alandaki güvenilirliğin artırılması açısından hem de yayının amacına ulaģan, baģarılı bir mecra haline gelebilmesi açısından çok büyük önem taģımaktadır (Sezen, 2007: 44). Ġnternet Kurulu Etik Bildirgesi nde de Ģu tespitler yer almaktadır: "..Özelde Ġnternet haberciliği, genelde Ġçerik üretiminde bazı etik sorunlar gündemimizdedir..yerleģik gazetecilik mesleğinde olduğu gibi internet gazeteciliği ve yayıncılığın da evrensel normlar olarak benimsenen meslek ilkelerine titizlikle uymaları beklenirken, uygulamada aksinin yaģandığı da üzülerek tespit edilmiģtir. Özellikle asla kabul edilemeyecek bir emek gaspı olan, baģka gazete yahut internet sitelerine ait haberlerin kaynak gösterilmeksizin özel haber gibi yayınlanması, özel fotoğraf ve çizgilerin izinsiz kullanılması, internet ortamının `sınırsız özgürlük alanı olduğu' gibi yanlıģ bir anlayıģla, internet gazetelerinde kiģisel düģmanlıkların açıkça sergilendiği dedikodu yahut metinlere yer verilmesi, web sayfalarındaki sayaçlar üzerinde etkili bir takım ara programlar kullanılarak ziyaretçi sayılarını olduğundan fazla gösterme yoluyla reklam verenlerin aldatılması gibi hem gazeteciliğin hem de internet ortamının etik kurallarına aykırı davranıģlar ve buna bağlı olarak geliģen Ģikayetler kurulumuza da ulaģmıģtır. Söz konusu durum; yerleģik medyanın halen yaģamakta olduğu sıkıntılarını geleceğin medyası olan internete de taģımakta, internetin sağladığı olanakları mesleki etik ilkelerle bütünleģtirerek halkı bilgilendirmek arzusu içindeki gazetecilerin özverili çabalarını da baltalamaktadır (ÜKEB, 2002). Haber siteleri haber toplama ve haber yayma iģlevini sanal ya da elektronik ortamda yerine getirmektedir. Bu anlamda gazeteciliğe iliģkin konulmuģ olan ve uygulanan meslek ilkeleri, etik değerler geleneksel medyanın yanı sıra internet haber sitelerini de bağlamakta ve haber sitelerinin bu değerlere uyması gerekmektedir (Çoban, 2006: 30). Bu durumda internet üzerinden yayın yapan haber sitelerini de kapsayan, internet haberciliğindeki etik açmazlar Ģu Ģekilde sıralanabilir:

165 Gazeteci Olan/Olmayan KarmaĢası Ġster gazetede, ister televizyonda, ister internette yayınlansın "haberin doğruluğunu, nesnelliğini, önemini, rolünü ve niteliğini ve toplumsal sonuçlarını belirleyen, önemli ölçülerde haberi yazan/haberi hazırlayan olarak gazetecidir (Karaduman, 2002: 126). Ġnternet gazeteciliği alanında kimin gazeteci 70 olarak kabul edilebileceği, ayrıca bunların hangi yayın ilkelerine uygun davranmaları gerektiği sorusu, bu aģamada önem kazanmaktadır. Bu durumda Türkiye de yasal nitelikli metinlerde mevcut bulunan gazeteci tanımlarına bakmak gerekecektir (Özgen, 2002: 120). Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 1998 Kasım ında ilan ettiği Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi nde yer alan Gazeteci tanımı tanımı Ģöyledir: Düzenli Ģekilde, günlük yahut süreli yazılı, görüntülü, sesli, 70 Gazeteci kimliğinin tanımlanması aģamasında, ülkemizde ortaya konulmuģ yasal nitelikli metinler dikkate alındığında elde bulunan kaynaklar Ģu Ģekilde sıralanabilir: sayılı Basın Kanunu. Basın Kanunu nun 5 ve 13. Maddelerinde sorumlu müdür ve muhabir olacakların sahip olmaları gereken nitelikler verilmektedir. Yine aynı kanunun 7. Maddesinde ise mevkute (süreli yayın) sahibinde bulunması gereken nitelikler ortaya konulmuģtur. -Kısaca Basın-ĠĢ Kanunu olarak da bilinen, 5953 sayılı Basın Mesleğinde ÇalıĢanlarla ÇalıĢtıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun un 212 sayılı kanunla değiģik 1. Maddesinde ise gazeteciler fikir ve sanat iģlerinde ücret karģılığı çalıģanlar Ģeklinde nitelendirilmiģ olup bu da doğru bir tespit ve tanımlamadır tarih 231 sayılı kanun gücünde kararnamenin 2.maddesi uyarınca hazırlanmıģ olan Basın Kartları Yönetmeliği nin ilgili maddeleri ki bu maddelerde de kimlerin sarı basın kartı alabileceği belirtilmekte ve dolayısıyla da bunların gazeteci tanımlaması kapsamında kabul edilmeleri gibi bir ön kabul söz konusu olmaktadır. Bu yönetmeliğin gerektirdiği hal ve niteliklere sahip olan bazı sarı basın kartı sahiplerinin gazeteci kimlikleri ise tartıģmaya tamamen açıktır. Doğal olarak burada hak ederek sarı basın kartı sahibi olanları, bu sınıflamanın dıģında tutmaktayız(özgen, 2002: ). Günümüzde internet eriģimi olan biri kendi medya iģletmesini kurabileceğinden, bunun endüstriyi bir mesleksizleģtirmeye de götüreceği yönündeki endiģeler artmaktadır(uzun, 2009: 293). Dahlgren in söylemiģ olduğu gibi, Net in hiyerarģik enformasyon biçimlerinin kısmen de olsa ortadan kalkmasını sağlaması, kimin gazeteci olup olmadığı ayrımını bulanıklaģtırmaktadır. Yeni medyanın ortaya çıkıģıyla sıradan insanların kendi imge, enformasyon ve söylem alanlarını oluģturma olanakları fazlasıyla geliģmiģtir (Stevenson, 2008: ).

166 142 elektronik veya dijital basın ve yayın organlarında, kadrolu, sözleģmeli ya da telif karģılığı, haber alma, iģleme, iletme veya görüģ, fikir belirtme görevi üstlenen ve asıl iģiyle baģlıca geçim kaynağı bu olup çalıģtığı iģletmesiyle ilgili yasalar karģısındaki konumu bu tanıma uygun olanlar gazetecidir. Görüldüğü gibi, elektronik ve dijital basın ve yayın organlarını da içine alan bu metin, bugünün ve geleceğin gazetecilerini de kapsamaktadır (Güreli, 2002: 46-47). Tanımın medya etiği konusu açısından önemi, internet üzerinden yapılan gazetecilik uygulamasında kimlerin, ne Ģekilde gazeteci tanımı içinde yer alacakları sorusuna getirmiģ olduğu yaklaģımdan ileri gelmektedir (Özgen, 2002: 121). Ancak, Ġnternet haber sitelerinin sahiplik yapısı ve iliģkileri dolayısıyla gazetecilik mesleği daha da tartıģılır bir konu olmuģtur. Haber sitelerinin kolayca kurulabilmesi, ekonomik yetersizlikler, teknolojik kolaylıklar ve iģ yapma biçimleri sektörde gazeteci olmayanların da yer almasını beraberinde getirmiģ, bu durumun etik sorunların kaynakların biri olup olmadığı sorgulanır olmuģtur. Hatta gazetecilerin daha da pasifize olduğu ve mesleksizleģmeye doğru bir gidiģatın meydana geldiği ileri sürülebilmektedir. Michael Bromley ise internetin gazetecilerin makinenin elleri statüsüne ve bilgisayarların geniģlemesine indirgemekle hünersizleģtirerek gazeteciliğin nihai parçalanması potansiyelini içerdiğini ileri sürmektedir (Uzun, 2009: 292). Gazetecilerin sanal, cansız bir dünyaya geri çekilmeleriyle gazeteciliğin insani boyutunun yitip gideceği endiģesi doğmuģtur (Uzun, 2009: 298). Yeni medyayla birlikte gazeteci-olanla olmayan" arasındaki ayrım giderek bulanıklaģmıģtır (Törenli, 2005: ). Tümü gazeteci olmayan internet kadrolarında çalıģanlarla bir internet haber sitesi devamını sağlayabilmektedir. Ancak örneğin yazarların Java kodlamasını anlamaları gibi teknik yönlerle uğraģmaları dolaysıyla gazetecilik ahlak değerlerini belirlemeleri zorlaģabilmektedir (Mann, 2002: 343). Gazeteciler Birliği nin Internet Gazeteciliği üzerine Görev Gücü kürsüsü ve müstakil gazetecisi Staci D. Kramer, gazeteci olarak eğitilmiģ insanlarla Interneti gazeteciler gibi davranarak kullanan insanlar arasındaki fark sanırım birinci grubun ortak bir ahlak yönergeler grubuna yapıģması ve ikinci grubun kendini böyle bir zorunlulukta hissetmemesidir demektedir (Lynch, 2002: 289). Geleneksel medya siteleri, gazete-televizyon-radyo için oluģturulan ortak haber havuzundan beslenmekte, bunlar için üretilen, iģlenen haberler, bir-iki web editörü yönetiminde yaklaģık 10 kiģilik bir kadro tarafından

167 143 havuzdan alınarak web ortamına aktarılmaktadır. Oysa ki haber sitelerinde ekonomik yetersizlikler yüzünden iģgörenlerin çoğunun gazetecilik eğitimi almamıģ iģ tecrübesine sahip olmayan bireylerden oluģtuğu savunulmaktadır (Toruk, 2008: ; Birsen, 2005: 110). Bu durumda internette yayınlanan her haberin geleneksel medyanın yerleģmiģ, gelenekleri olan ve tecrübeli kadrosunun süzgecinden geçmeyebileceği öngörülmektedir (Birsen, 2005: 109) Hız, Zaman Baskısı ve Rekabet Haberin üretim dağıtım ve tüketim aģamalarının çok kısa bir zaman dilimi içinde gerçekleģerek, ardından değerini yitirmesi, geleneksel medya ürününün tipik özelliklerindendir. Denis Mc Quail in söyleyiģiyle haber ürününün raf ömrü birkaç saatten fazla değildir. Haber ürününün değerinin geçici olması, üretim ve dağıtımı üzerinde çok büyük bir zaman baskısının oluģmasına neden olur (Söylemez, 1998: 30). 71 Geleneksel medyada habercilik üzerindeki zaman baskısı Ġnternetle birlikte daha da arttığı ileri sürülebilir. Ġnternette gazetecilerden beklenen sadece haber toplayıp, hazırlayıp, yayınlamak değildir. Bunların tümünü yapmak ve kısa sürede kar etmektedir (Mann, 2002: 339). Yeni medyanın gazetecileri, geleneksel medyada çalıģan meslektaģlarına göre daha stresli bir çalıģma ortamındadırlar (Güller, 2007:248). Arant ve Anderson göre, internet habercileri üzerindeki zaman baskısı haberin doğruluğunun kontrolünde önemli bir engel olarak ortaya çıkmaktadır (Birsen, 2005: 110). 72 Online haberciler ellerine geçen bir haberi yayınlamayıp bekledikleri takdirde, aynı haberin hiç beklemeden internette yer alması çok büyük bir olasılıktır. Bu durum ise, baģlangıçtan itibaren zaman karģı mücadele veren bir meslek dalı olarak tanımlanan gazetecilik için, etik konusunu daha da problematik hale getirmektedir (Çaplı, 2002: 74). Haberin basımına ya da yayınına karar verecek kiģinin karģılaģacağı etik sorunların, en azından kimi etik sorunların, haberi yayın masasına ulaģtıran muhabir ya da kameramanın sorunlarından farklılık taģıyabileceği açıktır (Tepe, 2009: 153). Velhasıl Ġnternet gazetecisi, gerektiğinde editör, 71 Zaman baskısı büyük medya kuruluģlarının haber merkezlerini de oldukça zor durumda bırakmıģtır. Gazeteler internet servislerini yürütmek amacıyla genellikle, mesleğe yeni baģlayan stajyerleri ya da bilgisayarlara yakınlığı nedeniyle internet konusunda daha fazla bilgi sahibi olduğu düģünülen ve daha önce hiç gazetecilik deneyimi olmayanları kullanmaya baģlamıģlardır (Çaplı, 2002: 75). 72 Doğruluğun iki temel öncülü, enformasyonun önceden doğrulatılması ve tarafsız bir biçimde sunulmasıdır (Encabo, 2002: 458).

168 144 gerektiğinde muhabir ve hatta gerektiğinde bir yayın yönetmeni gibi karar vermek zorunda (Güller, 2007:249) olduğundan, birbirinden farklı sorunların tümüyle karģı karģıya kalınabileceği tahmin edilebilmektedir. Kullanıcıların detaylı bilgi yerine bu araca hızlı haberler için baktığı da unutulmamalıdır (Sütçü v.d., 2006: 310). Okurlar eksiksiz bir haberi mi, yoksa basitçe iģlenmemiģ haber malzemelerini mi okuduğunu bilemez (Evers, 2010: ). Bazı yazarların ve ahlak bilimcilere göre internette kararlar hala kendi belirsiz olan bir kültürde verilmektedir. Poynter ahlak bilim programı yöneticisi Bob Steele, yeni medya olayında insanlar hem kız kazanmak ve hem de rakiplerinin tepesinde kalmak için saatte yüz mil gidiyorlar. Uzun bir gazetecilik geleneği ya da yansıtma fırsatı olmayan bir çevrede nasıl doğru kararlar verebiliyoruz? demektedir (Lynch, 2002: 287). Ġnternet haberciliği dakika dakika geliģen, telaģla yapılan, 7 gün 24 saatlik bir periyoda sahip bir iģ olarak tanımlanmaktadır. Hız ve dakiklik Internet te baģarılı için çok önemlidir. Hız ve dakiklik aynı zamanda bildiğimiz gibi liberal kuramın savunduğu doğruluk, adillik, bütünlük ve denge gibi ilkelerin arkadaģları değillerdir. Bir haberin birkaç dakika içinde herkes tarafından bilinir hale gelmesi hızlı ve çabuk davranmayı baģka bir ifadeyle rekabeti zorunlu hale getirmektedir. Haber atlatma yarıģı anlamına da gelen bu durum habercinin üzerinde yarattığı baskıyla onu hataya zorlamaktadır. Öte yandan yapılacak bir hatanın kalıcı olmayacağı fark edilir fak edilmez düzeltilebilse bile okurların çok zaman bu değiģikliği fark etmedikleri savunulmaktadır (Birsen, 2005: 110-Mann, 2002: 342). NTVMSNBC Eski Genel Yayın Yönetmeni Kerem ÇalıĢkan, eskiden haberi "doğru ve içerikli" vermenin önemli olduğunu, Ģimdi ise haberi "ilk vermenin, en önce vermenin" daha büyük önem taģıdığını vurgulayarak Ģu örneği veriyor: "Enformasyona ulaģma, hıza endeksli bir yarıģa dönüģünce gazetecilik de biraz 'en hızlı silah çeken kovboy' filmine dönüģtü. Bu arada günahsız kurbanların da medya tarafından kurģunlandığı oluyor, ama ne yapalım. Bu da hız faktörünün getirdiği kaçınılmaz bir 'zayiat' sayılabilir (Karaduman, 2002: 123). Tüm bunların yanında Ġnternet haberciliğinin hızının bütün haber medyasına sıçrayacağına dair bir korku mevcuttur; yazılı ve görsel medya Ģirketlerinde çalıģan gazetecilerin, baģka bir kuruluģ kendilerinden önce online olarak yayınlayabilir korkusuyla, haberleri tam olarak gözden geçirmeden yayınlama baskısıyla karģı karģıya kalacakları düģünülmektedir. Herkesin, kendi internet sayfasında, uygun bulduğunu

169 145 yayınlama olanağının bulunması, haberin doğruluğunu kontrol etmek için bekleyen yaygın medyanın sahip olduğu etik normlar açısından ne gibi sonuçlar doğuracaktır? (Evers, 2010: 324) Reklam ve Ekonomik Kaygılar Haber sunumu ve üretimi bir ticari etkinliktir. Temel ticari etkinliğin mal alım satımı ve reklam olduğu internet ortamında sitelerin varlıklarını sürdürebilmeleri ziyaretçi sayısına ve orada geçirdikleri zamana bağlıdır (Birsen, 2005: 93). Ulusal sitelerin yüksek oranda Limited ve Anonim ġirket olduğu görülmektedir(toruk, 2008: 396). Hotwired dan Brooke Shelby Biggs, Eski medyadan aldığınız ahlakiliği webde bulacağınız editöre ait içeriğe ve bilgi türlerine uygulayamazsınız. Ve bunu reklamcılıkta da yapamazsınız, demektedir (Lynch, 2002: 298). Törenli ye göre, Ġçeriğe iliģkin tüm öğeler bağlantılarla-linklerle baģka öğelerle iliģkilendirilebilir. Haber ya da haber içerikli yazıların yanı sıra, web sitesinde yer alan diğer malzeme sonuna kadar ticari niteliktedir, reklamla sıkı sıkıya bağlantılıdır (Törenli, 2005: 211). Geleneksel gazetecilikte gelir girdilerinde fiili satıģların da önemli yer tutmasına karģın, internet gazeteciliğinin Ģimdilik tek gelir kaynağı ilan ve reklamlardır. Bir haber sitesinin varlığını sürdürebilmesi eğer ücretli abonelik sistemi de kullanmıyorsa reklam pastasından alabildiği paya bağlıdır. Ġnternetin reklamverenlerin ikna edilmesi için çeģitli olanaklar sunduğu ve haber sitelerinin bu olanakları kullandığı belirtilmektedir. Bu uygulamalar etkileģimin de bir özelliği olan izlerkitlenin gözlenmesi sistemine dayalı uygulamalardır. Reklam alabilmek için okur profilinin çıkarılması, günlük ziyaretçi sayısının takip edilmesi, izlerkitlenin site içindeki hareketlerinin takip edilmesi, en çok ilgilenilen sayfaların farkında olunması gerekmektedir. Bu bilgiler site sayaçları, 73 ücretli ya da ücretsiz abonelik formları ve çerez dosyaları ile yapılabilmektedir (Bülbül, 2001: 53; Birsen, 2005: 107). Reklamcılar da, interneti kimler, nasıl ve hangi amaçlarla kullanmaktadır sorularının yanıtlarını aramaktadırlar (Çaplı, 2002: 174). Tüketiciler ya da son kullanıcılar sayısal-sanal iletiģim ortamında, yeni medya üzerinde ya da aracılığıyla yaptıkları her 73 Ġnternet gazeteciliğinde siteye yerleģtirilen elektronik sayaç sayesinde yapılan yayının kaç kiģi tarafından okunduğu kolayca belirlenir. Böylece kesin tiraj sonuçları anında öğrenildiği gibi hangi haberin daha çok okunduğu, hangi yazarın daha çok takip edildiği, reklamların kaç kez tıklandığı kolaylıkla ortaya çıkar (Karaduman, 2002: 100).

170 146 türlü satın alma eylemiyle, yeni ekonominin aktörlerine iz sürme tekniklerini çok daha etkin biçimde kullanabilmeleri için gerekli ipuçlarını, müģteri bilgileri ya da satın alma davranıģlarına iliģkin verilen biçiminde sunmakta, dolayısıyla da aldıkları malın-hizmetin karģılığını fazlasıyla ödemektedirler (Törenli, 2005: 185). Jacobi iģ çevreleri, yeni teknolojileri kavrayarak gelecekteki Ġnternet kullanıcılarını edilgen tüketicilere çevirme konusunda çok kararlı olduğunu ileri sürmektedir (Jacobi, 2007: 251). Ġçeriğin reklamverene bağımlı hale gelmesi olgusunu yeniden üretmesi yönünden internet eleģtirilmektedir (Sözeri, 2007: 58). Ama reklamın haber siteleri için düzenli, sürekli ve güvenilir bir gelir kaynağı olmadığı söylenebilir (T.Çevikel, 2004: 158). Çaplı ya göreyse internette reklam ile haber arasındaki ayrımın giderek yok olduğu gözlemlenmektedir. Bu yeni sayfalarda, her haberin bir sponsorunun olmasına özen gösterilmektedir. Sayfalarda, yapılan anlaģmalar ve sözleģmeler gereğince farklı sektörlerde hizmet sağlayan firmalar reklam vererek on line bağlantılarını oluģturmaktadır. Kimileri bu yeni pazarda, reklam ve haberin giderek birbirleri içine girdiğini, bu nedenle de yeni etik problemlerin yaratıldığını ileri sürmektedir. Bir haber sitesine girer girmez üst üste açılan yeni pencereler, farenin imlecinin kullanıcı farkında olmadan değmesiyle bir anda büyüyüp sayfayı kaplayan ve bir süre ekranda kalan aktif yapılar, reklamın asıl ürünün önüne geçip geçmediği tartıģmasını körüklemektedir (Çaplı, 2002: 74; Birsen, 2005: 119). Yasal zeminin henüz oluģturulmamıģ olmasının, geleneklerin henüz yerleģmemiģ olmasının, ekonomik sıkıntıların olmasının internet ortamındaki haber sitelerinin reklam konusunda sıkı bir rekabet içine sürüklediği savunulmaktadır (Birsen, 2005: 164). Haluk Birsen in yaptığı çalıģmaya göre Türkiye de yalnızca internet üzerinden haber yayınlayarak reklam varlık nedeni olarak belirten sitelerin oranı %66,7 dir. Bu sonuç internetin düģük maliyetinden yararlanarak sadece reklam pastasından pay almak için kurulmuģ siteler olduğunu göstermektedir (Birsen, 2005: 170). Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri kısmında Ģu maddeler bulunmaktadır: 12. Gazeteci, mesleğini, reklamcılıkla, halkla iliģkilerle veya propagandacılıkla karıģtıramaz. Ġlan - reklam kaynaklarından herhangi bir telkin, tavsiye alamaz, maddi çıkar sağlayamaz.

171 Gazeteci, hangi konuda olursa olsun, elde ettiği bilgileri geniģ biçimde yayın konusu yapmadan kendi yararına kullanamaz. Mesleğini, ne Ģekilde olursa olsun, (yasaların ve yönetmeliklerin kendisine tanıdığı hakların dıģında) ayrıcalıklar kazanmak amacıyla kullanamaz. Aynı bildirgenin Gazetecinin Doğru DavranıĢ Kuralları baģlığı altındaysa haber-ilan (reklam) kuralı Haber ve yorum metinleri veya görüntüleri ile Ġlan - reklam amaçlı metinlerin ayrımı hiç bir karıģıklığa yer bırakmayacak ölçüde yapılmalıdır. Ģeklinde vurgulanmaktadır (www.tgc.org.tr). Ayrıca gazetelerin ticari kaygılarla yaptığı habercilik anlayıģındaki etik sorunların kimisi internetteki habercilikte de mevcuttur. Örneğin, gazetelerin arka sayfasında bir magazin haberi ile beraber sunulan fotoğrafların internet haberciliğinde birçok internet sitesinde günün manģetleri bölümünde görmek mümkündür. Magazinsel ve cinsel içerikli bu fotoğraflar okuyucuyu bir habere yönlendirebileceği gibi okuyucuyu foto galerilerine yönlendirerek daha çok fotoğrafa tıklamasına dolayısıyla okuyucunun sitede daha çok kalmasını sağlamaktadır (Ayvaz, 2008: 80). Star gazetesi yazarı Mustafa Akyol, "Türk gazetelerinin internet siteleri, okunmak için çıplak kadın tiçareti yapıyor. Hem de bunu gözümüze soka soka!" demektedir (Akyol, 2008). Haber baģlıkları, dikkat çekici hale getirilirken, tıklanma değeri yüksek kelimeler tercih edilmektedir. Dil oyunlarıyla örülü bu tercih, haberin ana kurgusunu örtülü hale getirilebilmektedir. Haber baģlıklarındaki kurgusal oyun, benzer kelime tercihleri ve diğer yayıncı kuruluģların copy pastları, farklı içerikteki haberleri bile dublör haline getirmekte, mümasil kılmaktadır (IĢık ve Koz, 2009: 172). A-Veri Tabanlarının Durumu: Ġzlerkitlenin site içindeki hareketlerinin saptanabilmesi, sitenin kendi kullanıcılarının demografik bilgilerini toplaması her iģletmeci için çok değerli bir bilgidir (Birsen, 2005a: 111). Web siteleri, ziyaretçileri hakkında bilgi toplayarak daha iyi hizmet vermeyi amaçlayabilir. Okurların eğilimleri bilinirse, en çok ilgilenilen haberleri gösterebilir, diğerlerini göstermeyebilir. Ya da sitede yer alan reklam banner ları okurlara göre değiģtirebilir. Örneğin sistem okurların cinsiyetini biliyorsa, kadınsa Orkid reklamını, erkekse futbol topu reklamını gösterir. Ya da ilgileri belirleyerek çeģitli önerilerde bulunurlar:

172 148 Bunu okuyabilir, bunu satın alabilirsiniz gibi (Basım, 2002: 18). Fakat Mann, siteler Web de kullanımlarını takip ediyorlar- ve daha sonra kullanıcı verilerini reklamcılara veriyorlar. Bu ne kadar ahlakidir? diye sormaktadır (Mann, 2002: 343). Ġzlerkitle bilgilerinin az sayıda da olsa gelir getirici bir unsur olarak satılabileceğini düģünenler bulunmaktadır (Birsen, 2005b: 78). Herhangi bir siteye giriģte doldurulan basit bir forma yazılan bilgiler diğer formlardaki bilgilerle bir araya geldiğinde ekonomik bir değer kazanarak talep edilir bir ürün haline gelmektedir. Demografik bilgilerden kredi kartı bilgilerine kadar pek çok bilginin toplandığı veri tabanları bu nedenle de etik tartıģmaların konusu haline gelmektedir. E-posta adreslerine gönderilen her türlü reklam veri tabanlarına kaydedilen adreslerin satılması ya da paylaģılmasının en yaygın kullanım biçimi olarak dikkat çekmektedir. Pornografiden elektroniğe kadar hemen her türlü ürünün reklamının yapıldığı göz önüne alındığında ve internet kullanıcısının yaģ sınırının ilkokul çağlarına kadar inebildiği düģünüldüğünde, veri tabanı bilgilerinin baģka bir etik tartıģmanın da temelini oluģtuğu görülmektedir (Birsen, 2005: ). Veri tabanlarına iliģkin kapsamlı bir düzenleme Avrupa Birliği bünyesinde yapılmıģtır. 11 Mart 1994 tarihinde Veri tabanlarının hukuki olarak korunmasına dair Konsey Direktifi çıkarılmıģtır. Hukukumuzda ise veri tabanları FSEK m.6 b.11 ile düzenlenmiģtir (Özdilek, 2002: 73). Bu hükme göre: Belli bir maksada göre ve hususi bir plan dahilinde verilerin ve materyallerin seçilip düzenlenmesi sonucu ortaya çıkan ve bir araç ile okunabilen veya diğer biçimdeki veri tabanları. (Ancak burada sağlanan koruma, veri tabanı içinde bulunan veri ve materyalin korunması için geniģletilemez.) Bu madde ile veri tabanları korunmakta fakat veri tabanı içindeki veri ve materyaller koruma dıģında bırakılmaktadır. Tam bu noktada Web sitesi içeriğine dahil unsurlar üzerindeki haklar ile kanun düzenlemesi arasında bir çatıģmanın ortaya çıkıp çıkmadığı tartıģılabilmektedir (Özdilek, 2002: 74). Basın Konseyi nin Basın Meslek Ġlkeleri nden 7. Maddeyse veri tabanlarını da düģündüren bir ilke olarak yoruma açıktır. Buna göre saklı kalması kaydıyla verilen bilgiler, kamu yararı ciddi bir biçimde gerektirmedikçe yayınlanamaz. denilmektedir. Fakat internet kullanıcılarının bilgilerinin saklı olmak kaydıyla kaydedilebileceğinin belirli bir garantisi yoktur. Bu nedenle söz konusu ilkenin gazetecinin haber kaynaklarıyla olan iliģkisine göre düzenlendiğini, fakat veri

173 149 tabanlarını tamamen kapsayacak anlamda olmadığı söylenebilir. Bu ilkeyi veri tabanlarıyla bağdaģtırmak yoruma dayanmaktadır sayılı yeni Ceza Kanunu nun internet gazeteciliğini de kapsayacak Ģekilde veri tabanlarıyla ilgili hapis cezalarına kadar çeģitli yaptırımlar getirdiği görülmektedir. Yeni Ceza Kanununun Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına KarĢı Suçlar baģlıklı bölümünde düzenlenen KiĢisel Verilerin kaydedilmesi, Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, Verileri yok etmeme yeni ceza kanunumuzla hukukumuza giren suçlardandır. Kanunu nun Onuncu Bölümde BiliĢim Alanında Suçları düzenlemekle kalınmamıģtır. Aynı zamanda kiģisel verilerle ilgili cezalar getirilmektedir. MADDE 136. (1) KiĢisel verileri, hukuka aykırı olarak bir baģkasına veren, yayan veya ele geçiren kiģi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. MADDE 137. (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların; b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, iģlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. MADDE 138. (1) Kanunların belirlediği sürelerin geçmiģ olmasına karģın verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanlara görevlerini yerine getirmediklerinde altı aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Ġlgili maddelerin gerekçelerine bakıldığında gerçek kiģi ile ilgili her türlü bilgi kiģisel veri olarak kabul edilir Ģeklinde tanımlanmaktadır maddede ise kiģisel verileri ister hukuka uygun olarak kaydedilmiģ olsun isterse hukuka aykırı olarak kaydedilmiģ olsun, bu verileri baģkalarına vermek yaymak veya ele geçirmek suç olarak öngörülmüģtür (ġener, 2010). B-Cookıes: Web sitelerini çalıģtıran bilgisayarların, siteye bağlanan bütün bilgisayarların harddisklerine yerleģtirdiği çerezler (ccokies) sayesinde, siteye eriģen her bir bilgisayarın kaydı tutulabilmektedir (Çaplı, 2002: 172). Çerez (Cookies) de her kullanıcının site kullanım profili de ortaya çıkarılır. Hangi sıklıkla hangi sayfalara girdiği gibi bilgilerin tutulması internet reklam planlamasında etkili yol izlenmesine yardımcı olur (Mestçi, 2008: 195). Cookie teknolojisini kötü niyetle kullananlar olduğu için, bu konuda bir muhalefet oluģmuģtur (Basım, 2002: 20).

174 150 Cookielerin ve kullanıcılarının Ġnternet de isimsiz ve özel olarak gezme haklarını ihlal ettiği sürülmekte, çoğu web kullanıcısının cookielerin varlığından haberdar olmadığı iddia edilmektedir (Lynch, 2002: 294). Cookie deki mesele veri tabanlarında ona eklenen bilgi ve o bilginin nasıl kullanıldığıdır (Lynch, 2002: 296). New York Times Elektronik Medya ġirketi nin editör yöneticisi Kevin McKenna Cookieler yaratılıģtan iyi da kötü değildirler. Nasıl kullanıldıklarına bağlıdır. Ve biz iyi sebepler için kullanıyoruz Ģeklinde açıklamaktadır (Lynch, 2002: 295). C-Hiperbağlar: Ġnternet in en iģlevsel ve güzel yanı, çeģitli web sayfalarına, yazı ve görsel öğelere bağlantılar verilebilmesidir. Bu bağlantılar sayesinde Ġnternet kullanıcısı, konu ile ilgili baģka sitelerdeki web sayfalarına, bağlantı yerlerini tıklamakla kolayca ulaģabilmektedir (Gürcan, 1999: 63). Ancak hipermetinsellik çeģitli riskler taģımaktadır. Bu risklerin en çok tartıģılanı ve üzerinde çalıģılanı, hiper bağları takip eden kullanıcının kaybolması ya da terk ettiği siteye bir daha dönmemesidir (Birsen, 2005: 90). Bağlantı kurulan site insanları yanlıģ yönlendiriyorsa ya da onlara saldırıyorsa bu gazetecinin hatası mıdır? Ya da bağlantı kurulan sitenin bağlantı kurduğu siteler ne olacak? (Mann, 2002: 341). Haber sitelerinde okuru baģka sayfalara yöneltmeyi teģvik eden çok fazla bağlantı, sayfanın yavaģ yüklenmesi, okuma güçlüğü gibi teknolojik problemler okurun ilgisini geleneksel gazetede olduğundan çok daha hızlı dağılmasına neden olmaktadır (Toruk, 2008: 316). Linkler ve birbirine kenetli veritabanları dünyasında gazetecilik değerlerinin nereye koyulacağı belirsizdir (Mann, 2002: 339). Kullanıcıyı site içinde tutma çabası etik kaygılar kadar ticari kaygılarla da ilgilidir. Bu noktada kurulacak bağlantının hangi siteye olduğu bu sitenin içeriği zararlı ya da saldırgan içerik taģıyıp taģımadığı konusuna odaklanılmaktadır. Etik tartıģmanın baģladığı yer siteyi hazırlayanların sorumluluklarının sınırlarının nereye kadar olduğu konusundadır. Bir gazete sayfasının, bir radyo ya da televizyon programının sınırı bellidir. Ancak internetin hipermetinselliği, kurulacak bağları seçen editörün sorumluluk alanını bağ kurduğu sitenin içeriğini kontrol etmesini gerektirecek kadar geniģletir mi? (Birsen, 2005: 113). Yani sayfalarda baģka sitelere kurulan bağlantı sayfalarındaki içeriklerin, okurları yanlıģ yönlendirip onları rahatsız etmesi durumunda kimin sorumlu olacağı sorusu sorulmaya baģlanmıģtır (Çaplı, 2002: 74). Hiperbağların reklamlarla ilgili olan

175 kullanımında siteden ayrılma ya da ayrılmama ve haberle reklam arasındaki ayrımın net olmaması sorunları üzerine odaklanılmaktadır (Birsen, 2005: 113). Times sitesinin CyberTimes editörü Rob Fixmer, internette haberlerindeki bağlantıların muhtemelen daha az güvenilir kuruluģlara ya da bilgiye götüreceğini savunmaktadır. Ancak buna karģın Times ın okuyucularına hizmet sağladığını belirterek, tıklamanın diğer tarafındaki bilgi için sorumluluğu üzerine almadığını vurgulamaktadır. Times ın ilkelerine göre Ģiddeti kutlayan ya da cinsellik içeriği sunan sitelere bağlantı yoktur; bağnazlığı ya da ırkçılığı öven ya da yücelten sitelere bağlantı yoktur. 74 Ayrıca okuyucu bir habere dahil edilen bir bağlantıyı tıklarsa, kullanıcının Times sitesini gazetenin kontrolü olmayan yerler için terk ettiğini açıklayan bir uyarı sayfası gelmektedir (Lynch, 2002: ). Washington Post sitesi (www.washingtonpost.com) benzer bir yaklaģım uygulamaktadır. Hatta, site bağlantı kurulan sayfaların kenarlarına okuyucularına tıklamalarının onları Washington- Post.com dan çıkartacağını hatırlatan bir editör notu göndermektedir. Pek çok site kendi sayfalarının dıģında içeriye nadiren bağlantı kurmaktadır. Editöre ait içerikte bağlantılar yerleģtiren siteler arasında uyarıcılar genellikle iģe yarar bir çözüm olarak görülmüģtür. Poynter dan Bob Steele bu ahlaki bir cevap değil tatbiki bir cevaptır, demektedir. Steele sadece Alıcı kendini kolla diyemeyiz. Bu tek baģına kötü koku saçan bilgiden gelen zararı azaltmaz. diye konuģmaktadır. Steel e göre bilgi bağlantı yoluyla bile gelse siteler ahlaki olarak okuyucularına sağladıkları bilgiden sorumludurlar (Lynch, 2002: 292). Internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla ĠĢlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Ģunlar yer alır: MADDE 4 (2) Ġçerik sağlayıcı, bağlantı sağladığı baģkasına ait içerikten sorumlu değildir. Ancak, sunuģ biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaģmasını amaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumludur. (Ġnternet.hukuku.net). Öte yandan link verilen bir Web sitesindeki veri ve materyallere izinsiz ulaģılması durumundaysa link yapılan Web sitesi sahibinin eser üzerindeki haklarına tecavüz 74 Ġnternet basınını toplumsal olarak ele aldığımızda karģımıza kültürel kimliklere zarar verebilecek yayınların sınırsızlığı bir olumsuz yön olarak çıkmaktadır. Burada anlatılmak istenen hiç kuģkusuz sansür değildir, toplumsal yapıya zarar verici, kimlik sorunları ve çatıģmaların yaģanabileceği, kiģi hâk ve hürriyetini çiğneyen yayınların internet kanalı ile kiģilere iletme ve bunun sonucunda ortaya çıkacak sorunlardan bahsedilmektedir. SavaĢ Güller e göre bu olumsuz yan hiç kuģkusuz yasal düzenlemelerle giderilebilir (Güller, 2007:220). 151

176 152 edilmiģ olunabilmektedir. Bir Web sitesinde linke yer verilebilmesi için mutlaka eser sahibinden mali hakların yazılı olarak devralınması gerekmektedir (Özdilek, 2002: 74) Güvenirlik Problemi Cenk Arsun Yüksel ve Ahmet ġekerkaya'nın Ġnternetteki tüketicilerin haber portallarından beklentileriyle ilgili yaptığı bir araģtırmada Ġnternetteki tüketicilere göre ideal haber portalları doğru bilgiyi içermeli, tarafsız olmalı, güncel olmalıdır. Ancak tüketicilerin en çok ziyaret ettikleri sitelerin tamamen tarafsız olduğuna inanmadıkları ve doğru bilgiyi verdikleri noktasında Ģüpheli oldukları ortaya çıkmıģtır (A.Yüksel ve ġekerkaya, 2003: 39-40). 75 Online haber merkezlerindeki esnek, yatay ve gevģek örgütlenme modelinin etkisiyle de gazetecilik mesleğinin güvenilirliğini ve itibarini azaltıcı bir takım riskler oluģabilmektedir. Ġnternetin hızlı bir haber medyası olması, haber merkezlerindeki kontrol mekanizmaları üzerinde olumsuz bir baskı yaratması, haberlerin çeģitli kaynaklardan doğrulanması zorunluluğu kimi zaman atlanabilmektedir. Haberi her an düzeltme ya da yayından kaldırma olanağının bulunması da, haber sitelerinde eksik, yanlıģ ya da özensiz olarak hazırlanmıģ haberlerin yer almasına neden olabilmektedir. Bu riskler, internet yayıncılığı alanında var olan büyük hukuki boģlukla birlikte değerlendirildiğinde haber sitelerinin güvenilirliği önemli bir sorun haline gelmektedir (T.Çevikel, 2004: 155). Ġnternette eriģilen bilgilerin üzerinde değiģiklik yapılıp yapılmadığını saptamak haberci için oldukça güçtür (Törenli, 2005: 174). Ġnternet haber sitelerine güvensizliğin belirtisi önemli rakamlara ulaģmaktadır. Amerika da internetteki enformasyonun sadece yüzde 10 u güvenilir kabul edilmektedir. Gazetecilik eğitim kuruluģu Poynter Enstitüsü nden Nora Paul bu güvensizliğin nedenini Ģöyle belirtir: Ġnternet haberciliğinde her Ģey çok hızlı ve denetimsiz olarak okura sunuluyor. Bu durumda okura karģılaģtığı binlerce bilginin gerçekliğini ispatlamak ya da haber değerini ölçmek gibi bir sorumluluk yükleniyor (Toruk, 2008: ). 75 Oysa ki Murat Karaduman'ın internet kullanıcılarıyla yaptığı ankette "internetin en güvenilir kitle iletiģim aracı" olarak en yüksek değeri alması dikkat çekicidir. Çünkü internet sansasyonel haberciliğin en önemli barınak yerlerinden biridir. Karaduman a göre internetin güvenilirlikte en yüksek payı alması ancak Ģöyle açıklanabilir: Okur, internetten haberi birden fazla kaynaktan alabilmektedir. Böylece okurun internette haberin doğruluğunu sınama olanağı mevcuttur. Bu nedenle internet, okurlar açısından güvenilir bulunmuģtur (Karaduman, 2002: 147).

177 153 Washington ve Lee üniversitelerinin gazetecilik etiği profesörü Edward Wasserman özellikle internetteki arama motorlarının insanlarla ilgili her türlü bilgiyi ortaya serebildiği için gazetecilere farklı bir görev yüklemektedir. Ona göre, artık gazeteciler, yazdıkları her bilginin ilgili kiģilerin tüm yaģamı boyunca, her an karģılarına çıkabileceğini bilmek zorundadır. Ve eğer bir yanlıģlık varsa, ya da zaman içinde bir geliģme olduysa (örneğin açılan bir davada beraat çıktıysa) bu mutlaka ana habere eklenmelidir (SatmıĢ, 2005). Yeni medya ile daha da etkinlik kazanan, ticari değeri de olan genel medya yaklaģımında reklam ile haber içeriğini uygun zaman, uygun yer ve uygun biçim kuralı çerçevesinde iģleyen, özel haber olarak adlandırabileceğiz yeni bir tür kurmaca ya da yoktan var edilmiģ habercilik anlayıģı da giderek ağırlık kazanmaktadır (Törenli, 2005: 188). Herkesin her Ģeyi internette yayımlayabilmesi ve gerçek olmayan bir Ģeyin gerçekmiģ gibi gösterilmesinin söz konusu olması etken olmaktadır. Diğer deyiģle Ġnternet te, gerçekte var olmayan olayların bilgileri, görgü Ģahidi gibi davranan kiģiler tarafından yayımlanabilir ve bu bilgileri kullanan gazeteciler de asparagas haber yapmıģ olur (Gürcan, 1999: 82). Günümüzde kaynağı blogger muhabirler olan bazı haberlerin gerçeği yansıtmadığı da bu konuda karģımıza çıkan olumsuzluklardan biridir (Sütçü v.d., 2006: 322). Ġnternet haber siteleri arasında ciddi yayıncılık yapan, gazetecilik ilkelerine ve etik kurallara uygun kurumlar da bulunmaktadır. Ünlü haber kuruluģu NBC nin Microsoft la ortaklaģa kurduğu ve araģtırmalar göre dünyanın en çok tıklanan haber portalı haber sitesi bu konuda en çok örnek gösterilen haber sitelerinden biridir (Atabek, 2005: 88). Ancak gerçekten herhangibir sitenin güvenilirliğini örnek göstermek etik sorunlara yönelik tek baģına yeterli bir yaklaģım olamaz. Çünkü herhangi bir güvenilir bir sitenin bile son dakika kodunun birçok site tarafından eklenmesinin riski olabilmektedir. Örneğin bu yöntemle Habertürk 76 sitesinde yayınlanacak olası tek bir yanlıģ haber aynı anda bu sistemi kullanan bütün sitelerde yayınlanacaktır. Bu durumda olası yanlıģlığın sorumluluğu kimdedir sorusunu da akla gelmektedir (Birsen, 2005: 168). Gerçek dıģı ve yalan haberi kullanan yayım kuruluģları, kamuoyunu yanlıģ bilgilendirme ve gerçek dıģı bilgi sunma gibi tehlikeli 76 Habertürk, Türkiye de basılı bir versiyonu olmayan gazete olarak yayın hayatına baģlamıģtır (Sütçü v.d., 2006: 318).

178 154 bir iģlev yerine getirebilirler (Gürcan, 1999: 90). Bu durumda genellikle yapılan öneri internette bilgi/verilerin mutlaka haber kaynağına doğrulatılması yönündedir. Milliyet gazetesi okur temsilcisi Derya Sazak, internet ortamından edinilen bilgilerin bazen yanıltıcı olabildiğine dikkat çekmektedir. Sazak, özellikle adli süreçlerle ilgili güncelleme yapılmadığı durumlarda, eksik kayıtlar haksızlığa yol açabiliyor. Demektedir (Aslan, 2008: 236). Güvenli bilgiye nasıl ulaģılacağı, online ortamda çalıģan gazeteciler için önemli bir sorun oluģturmaktadır (Gürcan, 1999: 81). Yukarıda vurgulanan hız ve zaman baskısı faktörlerine rağmen internette gazetecilerin yoğun veri arasında doğru bilgiyi bulma ve onları seçme konusunda çok dikkat etmesi gerektiği savunulmaktadır. Ġnterneti birincil baģvuru kaynağı olarak da her zaman kullanmamak gerektiğini gazeteci unutmamalıdır (Sütçü v.d., 2006: 317). Gürcan a göre, internet teki haber güvenilirliğini sağlamada bir yol, web den derlenen enformasyonun, aracılığıyla sorularak kontrol edilmesi olabilir. Bunun dıģında, bir kaynak dıģında baģka kaynakların da bulunabileceğini düģünerek, birkaç kaynaktan enformasyonu doğrulatmak ve bunu ile teyit ettirmek de internetten derlenen enformasyonun güvenilirliğini sağlamada baģvurulabilecek diğer bir yoldur (Gürcan, 1999: 82; Güreli, 2002: 49). Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri nin 1, 4, 5, 6. maddeleri konuyla yakından ilgilidir. 1. Maddeye göre Halkın bilgi edinme hakkı uyarınca, gazeteci, kendi açısından sonuçları ne olursa olsun, gerçeklere ve doğrulara saygı duymak ve uymak zorundadır. denilmektedir. 4. Maddedeyse gazeteci; kaynağını bilmediği bilgi ve haberleri yayınlamaz; kaynak açık olmadığında, yayınlamaya karar verdiği durumlarda da kamuoyuna gerekli uyarıları yapmak zorundadır. zorunluluğu belirtilmektedir. 5. Gazeteci; temel bilgileri yok edemez, görmezlikten gelemez ve metinlerle belgeleri değiģtiremez, tahrif edemez. YanlıĢ, yanıltıcı ve tahrif edilmiģ yayın malzemesi kullanmaktan uzak durur. -6. Gazeteci, bilgi, haber, fotoğraf, görüntü, ses, belge elde etmek için yanıltıcı yöntemler kullanamaz. (www.tgc.org.tr). Sütçü ye göre, düģük yayıncılık maliyetleri sayesinde çabuk zenginleģen, bir zamanların kağıt düģmanı internet yayıncılarının, neden yazılı dünyaya yatırım yaptıkları sorusuna cevap aranmaktadır. Basılı yayıncılık günümüzde hala

179 reklamverenlerin de tercih ettiği bir mecra olarak önümüze çıkmaktadır. Bu da kağıdın fiziksel mevcudiyetinin, insanlara inanılırlık ve güvenilirlik vermeye devam ettiğinin bir göstergesidir (Sütçü v.d., 2006: 310) Yasal Sıkıntılar/BoĢluklar Ġnternet kullanımının artıģına paralel olarak, internet üzerindeki yasadıģı içeriğe sahip yayınlarda da büyük bir artıģ olmuģtur (Bekiroğlu ve Bal, 2006: 75). Ġnternet yayıncılığının belirgin, yerleģik hukuku yoktur. ÇeĢitli gruplarca ilan edilmiģ, meslek ilkelerinden öte hukuksal bir düzenleme yoktur (Güreli, 2002: 51). 77 Ġnternetin yasal boģluklarından doğan sorunlar çok çeģitli baģlıklar altında dile getirilmekle birlikte ortaya çıkanlar Ģu baģlıklardan oluģmaktadır: Ġnternet hukukunun oluģmamasındanyeni oluģmasından kaynaklanan sorunlar, güvenlik açıklarından doğan sorunlar, Yargı mensuplarının interneti anlamaktan uzak olmaları, Kullanıcı tespitinin zorluğu, denetimsizlik ve baģıboģluktan doğan binlerce yayın organının ortaya çıkması, kiģi haklarına ve toplum değerlerine saldırılar, telif hakları ihlali 78, kaynak göstermeme, çalıntı haber yapma, asparagas (yalan-gerçekdıģı) haber yapma, reklamverenlerce internet medyasının ciddiye alınmaması ve reklam verilmemesi sayılabilir (Toruk, 2008: 401). Türkiye de internet gazeteciliği denilince halen teknik ve hukuki altyapısal sorunlar mevcuttur (Sütçü v.d., 2006: 319). Necmi Emel Dilmen in internet haber sitelerinin yöneticileriyle ilgili yaptığı görüģmede hukuki denetim eksikliği çoğu kaynak kiģi tarafından sorun olarak değerlendirilirken bir kaynak kiģi bu durumun özgürleģtirici olduğunu, bir baģka görüģmeci ise kullanıcıların bu konuda son derece belirleyici olduğunu belirmiģtir. Bu bakıģ açısına göre, sorumlu yayıncılık ilkeleriyle hareket edildiğinde zaten sitenin güvenilirliği ve sitenin 77 Ġnternet üzerinden haber takip edenler yeterli oranda hukuksal denetimin olmamasının telif ve tekzip müessesesini çalıģtırmadığını ve bu nedenle ınternet ortamında korsan yayın denebilecek bir ortamın kendiliğinden yaratıldığı görüģündedir. Kullanıcılar kendi isimlerine gelen haber maillerinden memnun olmalarına rağmen spam nitelikli haber maillerini okumamaktadırlar. Ġnternet reklamcılığının sadece hedef kitle üzerinde etkili olduğunu genel kullanıcılar üzerinde oldukça etkisiz olduğu gözlemlenmektedir. Hatta sitelere girildiğinde çıkan pop up reklamların itici bile olduğu söylenebilir (Dilmen, 2003: 244). 78 Eserlere iliģkin telif hakkı, kökeni, Latince copia sözcüğüne dayanan Ġngilizce copyright olarak ifade edilen kavramla karģılanmaktadır(korkmaz ve Tellan, 2010: 121). Copyright terimi, belli bir eserden çoğaltma yapma hakkını ve baģkalarını, eser sahibinden izin almaksızın, söz konusu eseri kopyalamaktan alıkoyma yetkisini anlatmaktadır. Yani Copyright, hem orijinal eseri kopyalama hakkını, hem kopyalanmıģ nüshalara sahip olma hakkını, hem de baģkalarını, eseri kopya etmekten alıkoyma yetkisini içerir. Telif haklarını düzenleyen yasalarla, yazar ve sanatçıların özgün üretim ve yaratıcılıklarının korunması amaçlanmaktadır (Uzun, 2005: 47). 155

180 156 cazibesi açısından direkt bir hukuki düzenin oluģtuğu ifade edilmektedir. Hit kaybetmemek ve güvenilmez bulunmamak için otosansür ve gelen haber ve dedikoduların birkaç kaynaktan kontrol edilerek girilmesinin daha etkin bir kontrol mekanizması oluģturacağı belirtilmektedir (Dilmen, 2003: 187). Gazetelerse, haberlerinin internetten yayılımını denetlemek için telif hakkı ve veritabanları üzerinde söz konusu olan iģleme eser sahipliği hakkı gibi entelektüel mülkiyet haklarına baģvurmaya baģlamıģlardır (Uzun, 2005:46). A) Fikri Hakların Ġhlali: 17. yüzyıl sonunda Fransa da temelleri atılan ve doğal haklar kuramının mantıksal bir sonucu olarak geliģtirilen fikri mülkiyet kavramı, günümüzde dünyanın çeģitli ülkelerinde geniģ bir biçimde kullanılmakta, fikri mülkiyete konu olan yaratıcı ürünlerin kapsamı da giderek geliģmektedir. Buna karģılık habercilik alanında fikri mülkiyet en çok ihlal edilen hak olmaktadır (Uzun, 2009: 295). Ġnternet kullanımındaki kolaylık da onu kullanan herkesin bir site sahibi olabilmesine olanak sağlamıģtır. Her sitenin ve içeriğinin bir yayın niteliği taģıyıp taģımadığı tartıģma konusudur (Birsen, 2005: 95). Ġnternet, eģzamansız iletiģim olanaklılığı, simetriğe yaklaģan enformasyon akıģ tarzı ile içerik üzerinde dönüģüme imkan tanırlığı ve ağ temelli yapısı sayesinde enformasyonun mülkiyeti konusunda yeni tartıģma kapıları açılmasına neden olmuģtur (Korkmaz ve Tellan, 2010: 120). Herkesin potansiyel yayıncı konumuna geldiği bu ortamda, kimlik, bilgiye eriģme, anonimlik ve entelektüel varlık gibi konular internet gazeteciliğini doğrudan etkilemektedir. Ġnternette web sitelerinde fikri haklar ve ihlaller yaygındır (Özdilek, 2002: 72). Telif haklarının habere uygulanması incelikli ve karmaģık bir konudur (Uzun, 2005:48). Internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla ĠĢlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun da Ģu vurgulamalar vardır: MADDE 3 (1) Ġçerik, yer ve eriģim sağlayıcıları, tanıtıcı bilgilerini kendilerine ait internet ortamında kullanıcıların ulaģabileceği Ģekilde ve güncel olarak bulundurmakla yükümlüdür. (Ġnternet.hukuku.net) tarihli 5846 numaralı Fikir Ve Sanat Eserleri Kanunu nun 21/2/2001 tarihinde değiģiklik yapılan 25 maddesi Ģöyledir: Bir eserin aslını veya çoğaltılmıģ nüshalarını, radyotelevizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluģlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere iģaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan

181 157 araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluģların yayınlarından alınarak baģka yayın kuruluģları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı munhasıran eser sahibine aittir. (www.tgc.org.tr). Oysa ki, Ġnternet te, her türlü veri kuramsal olarak herkesin kullanımına açıktır (Aslan, 2008: 212). Bazı siteler link verme yoluyla alternatif ya da rakip olabilecek sitelerin kullanıcılarını da kendi sitelerine çekerek link verilen sitenin telif haklarını ihlal edebilmektedirler. Özellikle hiçbir hizmet vermeden yalnızca link verme yoluyla oluģturulmuģ toplama sitelerin, bu zararı daha da artırması olasıdır (Uzun, 2005:61). Gerek teorik gerekçelendirmeler gerekse uygulama bağlamında karģılaģılan çeģitlilik, fikri mülkiyet hakları konusunun koruma (protect), kontrol (control) ve eriģim hakkı (right to access) çerçevesinde ele alınmasını zaruri kılmaktadır (Korkmaz ve Tellan, 2010: 115). ġimdilik fikir ihlallerine karģı yasal yollar önerilmektedir. Ġnternette fikir, edebiyat ve sanat eserlerine yapılan saldırı ve haksız faydalanmaların önlenmesi için Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu nun 77. maddesine göre; esaslı bir zararın veya ani bir tehlikenin veya oldubittilerin önlenmesi için yahut diğer herhangi bir sebepten dolayı zorunlu ve bu konuda ileri sürülen iddialar da güçlü görülürse, mahkeme, kanunla tanınmıģ olan hakları saldırıya uğrayan ve tehlikeye düģen kimsenin talebi üzerine, davanın açılmasından önce veya sonra, diğer tarafa bir iģin yapılmasını veya yapılmamasını emredebileceği gibi, bir eserin çoğaltılmıģ kopyalarının ve onu üretmeye yarayan kalıp ve diğer çoğaltma araçlarının ihtiyati tedbir yoluyla geçici olarak zaptına karar verebilir (Hukukcu, 2010) ve 2004 yıllarında bazı değiģiklikler yapılan bu kanunun internet yayıncılığındaki telif haklarına iliģkin bir düzenleme getirmediği ise ortadadır (Uzun, 2005:65). B) Haber Çalma, Ġçerik Unsurların Güncellik Sorunu: Haber çalma 79, habercilikle uğraģan bir medyanın haberinin ya da haberlerinin bir baģka habercilik kuruluģu tarafından alınarak kendi haberiymiģ gibi yayınlanması anlamına gelir. 79 Sayıları hızla artan haber sitelerinin, genellikle haber ajanslarına abone olmadan, abone olan sitelerin yayınlarından alarak yeniden yayınlamalarından en çok Anadolu Ajansı etkilenmiģtir. Türkiye de internet yayıncılığının geliģmesi ve çok sayıda internet haber sitesinin ortaya çıkmaya baģlamasıyla birlikte, bazı haber siteleri AA ya abone olmuģlardır. Ancak, AA abonesi olmayan haber sitelerinin abone olan sitelerde yayınlanan AA haberlerini kendi sitelerine kopyalamaları telif hakları sorunu yaratmıģtır. Buradaki sorun iki yönlüdür. Kendisine abone olmayan siteler tarafından haberleri kullanılarak AA nın telif hakları ihlal edilirken, aynı zamanda bedel karģılığı ajanslardan haber alan abonelerin de hakları ihlal edilmektedir (Uzun, 2005:66).

182 158 Bunun yanında haber hırsızlığı, haber çalma, haber aģırma, haber korsanlığı, intihal 80, plagiarizm (eser hırsızlığı) gibi sözcüklerle ifade edilen olgu, gazetecilikte yaygın olarak kullanılan ve önemli sayılan haberi atlamama, habere takla attırma ve redaksiyon gibi meslek pratikleriyle de yakından ilgilidir (Uzun, 2005: 49). Bir baģka haber kuruluģunun haberini kendi haberi gibi kullanma, Türk basınında çok sık rastlanan bir durumdur. Özellikle haber ajanslarından alınan haberlerde çoğu zaman kaynak belirtilmemekte, etik ilkelere baģvurulması zaman zaman özel haberlerde gündeme gelmektedir (Uzun, 2009: 297; Nizam ve Biçer, 2005). Bu durum Ġnternet haberciliğiyle birlikte büyük bir açmaza dönüģmüģtür. Türkiye de bağımsız haber siteleri genelde bir ya da birkaç yerli ajansa abone olarak çalıģırken, bir kısmı da hiçbir ajansa abone olmadan tamamen baģka gazeteler ve haber sitelerinin sayfalarından elde ettikleri haber ve resimleri kopyala-yapıģtır yoluyla sitelerine aktarıp kaynak belirtmeden yayımlamaktadırlar. Haberin fotoğraf unsurunu ya arģiv resimleriyle ya da Google Ġmage ya da o yapıdaki baģka sitelerin resim dosyalarından sağlayabilmektedirler (Toruk, 2008: 322). Ġnternet üzerinde önemli olan olayın gerçek fotoğrafını sayfaya yerleģtirmektir. A.B.D nin Afganistan savaģında çekilmiģ asker fotoğraflarının Ģu an halen Irak ta olan çatıģma haberlerinin fotoğrafı olarak yayına verilmesi doğru ve etik bir gazetecilik anlayıģı olmayacaktır. Ancak bu internet gazetelerinde zaman zaman rastlanan bir olumsuzluk olarak göze çarpmaktadır (Sütçü v.d., 2006: ). Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde Gazetecinin Doğru DavranıĢ Kuralları baģlığı altında Fotoğraf ve görüntünün güncel olup olmadığı açık biçimde belirtilmeli, canlandırma görüntülerde de bu, izleyicinin fark edebileceği biçimde ifade edilmelidir. denilmektedir. Ayrıca Gazeteci, baģta haber ajansları olmak üzere, bir meslektaģının ve herhangi bir yayının sunduğu bilgileri kullandığında mutlaka kaynağı belirtmelidir" (www.tgc.org.tr). Ancak, kaynak belirtmek de her zaman etik kurallar içinde davranıldığı anlamına gelmemektedir. Özellikle internet gazeteciliğinde kullanılan ve sanal uzay yayınlarının bir özelliği olan link verme uygulaması, anında haber verme olanakları nedeniyle telif hakları ihlallerini engellememekte, bu alanda yeni sorunlar yaratmaktadır (Uzun, 2005:50). Ġbrahim Toruk un Türkiye deki internet haber 80 Ġntihal, teknolojinin geliģmesiyle ortaya çıkan bir olgu değildir, teknoloji yalzınca kolaylık sağlamaktadır (Uzun, 2009: 296).

183 159 siteleriyle ilgili 2008 yılında yaptığı araģtırmaya göre, internetin yasal boģluklardan kaynaklanan sorunları arasında yüzde 9.8 erlik dilim alan yalan haber almıģtır. Bu sorunu yüzde 8.8 ile haber kopyalanması ve kaynak ihlali izlemektedir (Toruk, 2008: 379). Ġnternet Medyası Derneği BaĢkan ı ve un sahibi Hadi ÖzıĢık, ġu an internet haberciliği konusunda çok ciddi bir kirlilik var. Ġnternethaberin ya da baģka bir sitesinin kopyası bir baģka siteye uyarlanıp isim değiģtiriliyor. Bizde ki haberleri alıp ve AA Ajansından da 100 dolara da abone olup sunup ben site sahibiyim diye dolaģıyorlar demiģtir (Ayvaz, 2008: 71). Necmi Emel Dilmen in yaptığı araģtırmaya göre, Ġnternet portalları okuyucuları da internet üzerinde de haber ajanslarının telif hakları konusunda bir boģluk olduğunu düģünmektedir (Dilmen, 2003: 250). Örneğin geleneksel bir yayın organından herhangi bir içeriğin veya içeriklerin kes-kopyala-yapıģtır yöntemiyle alınıp kaynak göstermeden yayınlanması haber siteleri "basılmıģ eser" tarifine girmediğinden büyük sorun oluģturmaktadır. Basın Konseyi nin Basın Meslek Ġlkeleri nden 8. maddesi Bir basın organının dağıtım süreci tamamlanmadan o basın organının özel çabalarla gerçekleģtirdiği ürün, bir baģka basın organı tarafından kendi ürünüymüģ gibi kamuoyuna sunulamaz. Ajanslardan alınan özel ürünlerin kaynağının belirtilmesine özen gösterilir. Ģeklindedir tarihli 5846 numaralı Fikir Ve Sanat Eserleri Kanunu nun 3/3/2004 tarihinde 5101/18 md sinin değiģiklik yapılmasıyla oluģturulan Madde 72 ye göre, 3. Hak sahibinin izni olmaksızın; e) Bir eseri topluma açık yerlerde gösteren veya temsil eden, bu gösterimi düzenleyen veya dijital iletim de dahil olmak üzere her nevi iģaret, ses ve/veya görüntü iletimine yarayan araçlarla yayan veya yayımına aracılık eden, kiģiler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis veya ellimilyar liradan yüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden hükmolunur (www.tgc.org.tr). Ayrıca Basın Kanunu nda internet haber siteleri kapsam dıģında olsa da, 24 üncü madde de dile getirilen yaptırımlar internet haber siteleriyle gündeme gelen haber çalmakla ilgili cezalar öngörmektedir. Buna göre söz konusu maddede "Bir süreli yayında yayımlanmıģ haber, yazı ve resimleri kaynak göstermeksizin yeniden yayımlayanlar beģ milyar liradan onmilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Bu eserleri, yeniden yayım hakkı saklı tutulmuģ olmasına rağmen, süreli yayın sahibinin izni olmadan yeniden yayımlayanlar

184 160 yirmimilyar liradan kırkmilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar" denilmektedir. C) Zararlı/Saldırgan Mesajlar, Ayrımcılık: Gazetecilik etiği dinsel, ırksal, etnik, cinsel, kültürel ya da ekonomik her tür ayrımcılıktan, küçük düģürücü ifadelerden, aģağılamadan ve hakaretten kaçınmayı gerektirir. Ancak, medyaya bakıldığında çok sayıda ayrımcılık ve aģağılama örneği görmek mümkündür (Uzun, 2009: 128). Haber sitelerinin tek ürünü haber değildir, çeģitli uygulamalarla sitelerin içeriği zenginleģtirilmektedir. Ġnternetin doğası gereği ortaya çıkan ve izler kitle tarafından da benimsenin mesaj panosu, tartıģma grupları, sohbet odaları gibi uygulamalarda zaman zaman saldırgan ve zararlı mesajlara maruz kalmaktadır (Birsen, 2005: 115). Herhangi bir metnin içeriği ırkçı, etnik, kültürel, dinsel, cinsel öğeler kullanıyorsa ya da rahatsız edici bir dil kullanıyorsa, uygulamaya katılan kiģi yanlıģ anlamalara yol açacak ya da yanıltıcı içerikte mesajlar fotoğraflar ya da grafikler gönderiyorsa, mesaj internet adresleri listesi ya da rahatsız edici unsurlar içeriyorsa tartıģılmalıdır (Birsen, 2005: ). Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi nin Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri kısmında 3. Maddeye göre Gazeteci: Ġnsanlar, topluluklar ve uluslar arasında nefreti, düģmanlığı körükleyici yayından kaçınır. Bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini ve inançlarını (veya inançsızlığını) doğrudan saldırı konusu yapamaz. Gazeteci; her türden Ģiddeti haklı gösterici, özendirici ve kıģkırtan yayın yapamaz. denilmektedir(www.tgc.org.tr). Son dönemlerde, yazılı ve görsel basında mevcut yasal uygulamalar nedeniyle gerçekleģtiremedikleri saldırgan yayınları sanal ortama taģımak isteyen kimi haber siteleri kamuoyu adına büyük tehlike yaratmaktadır (Bekiroğlu ve Bal, 2006: 75). Haber siteleri okuyucunun ilgisini çekebilecek her unsuru kullanmaktadır. Örneğin bu konuda en çok baģvurulan yollardan biri de cinselliktir. Yazılı basında büyük medya grupların gazetelerinin ve arada Cumhuriyet gazetesi gibi siyasi bir gazetenin bile kullandığı arka sayfa güzellerinin internet medyasında daha farklı bir sunumla ama çok daha sık karģılaģırız (Ayvaz, 2008: 79-80). Kaldı ki Ġnternet haberciliğinde 'kadın teģhiri ve cinsellik konuları ön planda tutularak birer rating unsuru kullanılmaktadır (IĢık ve Koz, 2009: 186). Bunların dıģında Ġnternet, gazetecileri de hedef getirebilmektedir. Bilgisayar korsanları,

185 161 bilgisayar virüsleri, yanlıģ/çarpıtılmıģ haberler yayımlanarak yapılan yönlendirmelerle, gazeteciler engellenmek istenmektedir (Tokgöz, 2010: 104). D) KiĢilik Haklarının Ġhlali: Yeni iletiģim teknolojileri, özel hayat ve kiģisel özgürlükler karģısında bir tehdit olarak görülmektedir. George Orwell in 1984 adlı eserindeki, Büyük Birader in her Ģeyi gözetlemesi (Big Brother Watching) örneğinin bir gün gerçekleģebileceği endiģesi karģısında, özel yaģamın korunması gereksinimi söz konusudur. ĠletiĢim sistemlerindeki son geliģmelerle, resmi ve özel kuruluģlara ait önemli ve gizli bilgilerin güvenliğinin sağlanması, bu bilgilerin kötü amaçlarla ve baģkalarının zararına kullanımının önlenmesi önemli bir sorun oluģturmaktadır. Burada alınacak önlemlerin de iletiģimi engelleyici değil düzenleyici nitelikte olması üzerinde dikkatle durulması gereken bir diğer konudur (Uluç, 2003: 318). Türkiye BiliĢim Vakfı tarafından yayımlanan Ġnternet ĠletiĢim Kuralları nın KiĢilik haklarına Saygı ilkelerinden ilk ikisi internet habercilerini yakından ilgilendirmektedir. Bunlar: -Ġyelik haklarını zedelememeye özen gösterin, baģkasının veri kaynaklarını, düģüncelerini ve yazılımlarını kendinizinmiģ gibi sahiplenmeye kalkıģmayın. -BaĢkalarının kiģilik haklarına 81 ve özel yaģamına saygılı olarak kiģilerle ilgili karalayıcı yorumlarda bulunmayın (Özgen, 2002: 123). KiĢinin hayatı, vücut bütünlüğü, adı, görüntüsü, ailesi, özel hayatı, Ģeref ve haysiyeti 82 kiģilik haklarından sadece birkaçıdır. KiĢilik hakları o derece önemlidir ki, Avrupa Ġnsan Hakları SözleĢmesi'nde 83 ve birçok ülkenin anayasasında bireysel 81 Günümüzde çağdaģ hukuk sistemleri hak sahibi olabilen ve borç altına girebilen varlıkları kiģi olarak kabul etmektedir. Türk Medeni Kanunu na göre kiģi kelimesi, hem tek ve fizik varlık olan insanı, hem de bir topluluğu içeren tüzel kiģileri ifade etmektedir. KiĢi hakkı ise, kiģisel varlıklar üzerinde söz konusu olan Ģahsa bağlı bir mutlak haktır. Mutlak hak sahibi bir kiģi, hukuken korunan değerlerinin tanınmasını, onlara saygı gösterilmesini üçüncü kiģilerden isteyebilir, onların kiģilik hakkına hukuka aykırı olarak müdahale etmesini önleme yetkisine sahiptir (Günaydın, 2007: 232). 82 "5187 No lu Basın Kanunu nun 14. Maddesinde yer alan Süreli yayınlarda kiģilerin Ģeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kiģilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kiģinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kiģilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı Ģekilde yayımlamak zorundadır." ibaresi de internet gazeteciliğini yasal anlamda bağlamamaktadır. 83 Ġlgili sözleģme için bkz:

186 162 hak ve özgürlüklerle beraber, kiģilik hakları da teminat altına alınmıģtır. Ġnternetteki sınırsız kullanım özgürlüğünün, bazılarının özgürlüklerine ve kiģilik haklarına sekte vurabilmesi yüzünden, sanal ortamın tehlikeli bir yöne kayması endiģe verici bir durumdur (Bekiroğlu ve Bal, 2006: 75). Ġnternet; kontrolsüz ve sahipsiz bir mecra olarak görülmekte, geleneksel kitle iletiģim araçlarına oranla çok yönlü oluģu adeta her bir bilgisayarın aynı zamanda bir dağıtıcı yani yayın kaynağı oluģu, sınırsız (anonim) hedefe ulaģabilmesi, hızlılığı, kolay ulaģılabilirliği ve feed-back sürecinin hemen baģlaması ile yarattığı cazibe sonucu, özel hayat baģta olmak üzere kiģilik hakları, Ģeref ve haysiyet, fikrî haklar gibi kiģisel haklara saldırmakta ve kiģiyi adeta savunmasız bırakmaktadır (Nizam ve Biçer, 2005). Ġnternet ortamında sık sık rastlanan değiģik hak ihlalleri ortaya çıkmaktadır. Örneğin, bir marka hakkında asılsız e.posta zincirleri, saygın bir öğretim üyesi ya da milletvekili adına açılan porno siteleri, sohbet ve forum ortamlarındaki asılsız isnatlar, hakaret ve sövmeler, özel hayatı deģifre eden görüntü ve mesajlar hep Ġnternet'in sağladığı kolaylıklarla yapılagelmektedir 84. Nitekim bu araçlarla ihlal edilen kiģilik hakları çok daha geniģ kitlelere ulaģabilmekte, kiģinin toplum içindeki yeri, Ģeref ve haysiyeti daha fazla zedelenmektedir. ĠletiĢim araçlarında yayınlanan herhangi bir haberin, yazının, yorumun kiģilik haklarını ihlal etmemesi için Ģu unsurlar gerekmektedir: Haberin veya yayının güncel olması, gerçek olması, haberin ve yayının özünde kamu yararı bulunması gerekmektedir (Ahi, 2004). Geleneksel kitle iletiģim araçlarında önleme, yayın durdurma, toplatma ile maddi ve manevi tazminat davaları gibi korunma araçları bulunurken, internet medyasında mağdur durumdaki kiģi haklarını aramak için fiziksel olarak muhatap bile bulamamaktadır (Nizam ve Biçer, 2005). Gökhan Ahi'ye göre, Ġnternet'teki haksız bir yayının kaldırılması için dava açılabilir, eğer maddi ve manevi bir zarar meydana gelmiģse Medeni Kanun'un 24 ve 25., Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereği tazminat davaları açılabileceği öngörülmektedir. Bir 84 Ġnternet haberciliğiyle birlikte hiç haberiniz dahi olmadan haber olup veya birileri sizin üzerinizden haber yapabilmektedir. Kamusal alan ile özel alan arasındaki sınırların izole olmak üzere bulanıklaģtığı veya gözle görülecek kadar ĢeffaflaĢtığı bir alan bulunmaktadır. Sisteme sahip olan her birey, istediği kiģiyi karalayacak imkana sahip olmaktadır (Ayhan, 2007: 317). Ìster haksız rekabet yolu ile ticari değeri olan haklara, isterse kiģinin yaģamı, özgürlükleri, onur ve saygınlığına, ismine, resmine, görüntü veya sesine ya da özel yaģamı ve ailesine olsun; tüm bu saldırılar Borçlar Kanunu'nun 49. maddesine göre manevi tazminat davası ile cezalandırılır. Eğer zarar veren içerik sağlayıcı, site sahibi veya server ile servis sağlayıcılar yurt dıģında ise alınacak mahkeme kararını onların yaģadığı yerlerde tenfiz ettirip, uygulayabiliriz (Hukukcu, 2010).

187 163 kurumun veya Ģirketin ticari unvanına, markasına, ürünlerine, müģterilerine, itibarına ya da hizmetine yönelik bir saldırı olduğu takdirde, kiģilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat davalarının yanı sıra, Türk Ticaret Kanunu'nun 57. maddesi gereği haksız rekabet davalarının da açılması mümkündür 85. KiĢilik hakları saldırıya uğrayanlar dilerse, ihlalcinin kınanmasını ve kınamanın baskı sayısı yüksek gazetelerde yayınlanmasını isteyebilirler. KiĢilik haklarına saldıranların hapis ve para cezasıyla cezalandırılmasını istemek hakkı ayrıca mevcuttur. Burada dikkat edilecek husus, dava öncesi delil elde etmek olmalıdır. Bu sebeple, haksız yayınların kaybolmadan tespit edilebilmesi ve sorumlusunun belirlenebilmesi için Sulh Hukuk Mahkemeleri'nden delil tespiti istenmelidir (Ahi, 2004). Türkiye de internet haber sitelerine yönelik konuyla ilgili yaptırımlar gündeme gelmeye baģlamıģtır. Basın Konseyi nin Flashaber gazetesi ve internet sitesinde, 26 Nisanda "Tek suçlu Zeki Aksu mu yoksa..." baģlığıyla yayımlanan haberle ilgili olarak, Kader Gür ve Sinan Kavrak'ın ayrı ayrı Ģikayette bulunarak, Basın Meslek Ġlkeleri'nin ihlal edildiğini ileri sürerek yaptıkları baģvurular değerlendirilmiģtir yılında alınan karara göre, Gür'ün ve Kavrak ın kiģilik haklarına saldırıldığı ileri sürülmüģtür (Medyatava, 2010). Ancak 5187 No lu Basın Kanunu, konuyla bağlantılı 14. Maddesi kiģilerin Ģeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kiģilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde düzeltme ve cevap yazısını yayınlatma zorunluluğu getirse bile, söz konusu yasanın basılmıģ ve süreli yayınları kapsaması, internet haber sitelerini ise dıģarıda bırakması internet ortamında kiģilik hakkının gasp edilmesine çözüm olamamaktadır. Ve internetin anonim ve anlık özelliği yüzünden cevap ve düzeltme hakkı kullanılsa bile hiçbir iģe yaramamaktadır (Nizam ve Biçer, 2005) Editöryal Yetersizlik/Masa BaĢı Habercilik Türkiye deki söz konusu haber sitelerinde herhangi bir haber merkezinin olmaması ve haber kaynakları göz önünde alındığında yapılan en büyük eleģtiri masa baģı haberciliği yaptıkları konusundadır. Ülkemizdeki birçok site herhangi bir haber üretmeden sadece topladıkları haberleri ve haber fotoğraflarını sadece editoryal Ocak 2011 tarihli son ticaret kanunu için bkz: yeni.html

188 164 bir çalıģmadan geçirerek okura sunmaktadır (Ayvaz, 2008: 71). Haber sitelerinin web editörlüğü; haberi iģleme, yeniden yazma, haberin önemli unsurlarını öne çıkarma gibi editörlük iģlemlerinin tam anlamıyla yapılmadığı bir görünümdedir. Çünkü haberler çoğunlukla ajanslardan hazır olarak alındığı için, üzerinde herhangi bir editasyona gerek duyulmamakta ve haberler geldiği Ģekliyle webde yayıma sunulmaktadır (Güller, 2007:213). Haber siteleri, haberleri genelde ajanslardan ve geleneksel medyadan alıp, çoğunlukla aynen web ortamına aktararak yayın yapmaktadır. Aslında bu durum internet gazetelerinin en çok eleģtiri aldığı noktalardan biridir. Bazen birçok internet sitesinde kelimesi kelimesine aynı haberlerin hatta aynı yazım hatalarının görülmesi, aslında haber ajanslarından alınan ve bir otomasyon programıyla yayına aktarılan herhangi bir editörün gözünün önünden bile geçmeyen haberlerin olmasının sonucudur (Sütçü v.d., 2006: 314). Öte yandan hem editöryal boģluklardan hem de internet habercilerinin fazla araģtırmamasından dolayı internet sitelerinde asılsız bilgilerle oluģturulmuģ haberler yer alabilmektedir. Ġnternet gazeteciliğini pijamalı gazetecilik olarak nitelendiren Ekrem Dumanlı nın tespiti Ģöyledir: Pijamalı gazetecilik i bir dedikodu odağı haline getirecek siteler var. Açıkça söylemek gerekirse bu arkadaģlar araģtırmadan, soruģturmadan, incelemeden kendilerine ulaģan her Ģeyi yazıyor. Bu yazılanlar arasında yanlıģ, yalan hatta iftira boyutu taģıyan bilgiler var. Belki farkında değiller; ancak bu tarz yayıncılık bugün ve gelecekte kendilerine düģen sosyal vazifeyi gölgeliyor. Ve göz göre göre internet medyası bindiği dalı kesiyor (Bekiroğlu ve Bal, 2006: 75) Okuyucuların Ġfade Özgürlüğü Ġnternet çağında tam bir iletiģim ve ifade özgürlüğünün sağlanıp sağlanamayacağı meçhuldür (Güreli, 2002: 51). Ġnternet gazetelerinde editöryal kontrolün gevģekliği yanında okur-haberci iletiģimi zaman zaman tartıģılmaktadır. Genellikle internet haberciliğinin interaktif iletiģim göstergelerinden en popüler olan okuyucu yorumları bu bağlamda gündeme gelmektedir. Ġnternet gazetelerinde okuduğunuz haberlere zahmetsizce hiçbir külfete katlanmadan yorum ekleme özelliği internet gazeteciliğinin katılımcı etkileģimli bir hale getirmektedir. Ġnternet gazete siteleri yorum eklemek için üye olma, kullanıcı adı ve Ģifre girme gibi

189 165 zorunluluklar getirmektedir. Fakat okurların yorum yapabilme zeminin olması durumundaysa engeller çıkabilmektedir. Türkiye ve dünyadaki birçok Internet gazetesinde de okuyucu yorumları makaslanabilmekte veya yayınlanmayabilmektedir. Türk internet gazetesi sayfalarında yorumların yayınlanmaması ile ilgili sitemlere sık sık rastlamak mümkündür (Yerlikaya, 2004: 28-29). Ayrıca okurların görüģlerine ve farklı yorumlara yer verilmemesinin bir diğer sonucu ise, bazı haber sitelerinin bir bildiri veya bültenin internete taģınması olarak hizmet yaparak haber veya bilginin farklı yönlerini verememeleridir (Ayhan, 2007: 315). Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi nin Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri kısmında 2. Gazeteci; bilgi ve haber alma, yorum yapma ve eleģtirme özgürlüklerini ne pahasına olursa olsun savunur. yazmaktadır. Ġnternet haberciliği söz konusu olduğunda söz konusu maddenin sadece gazetecilerin özgürlüklerinin mi anlaģılacağı, yoksa okur/izleyicinin ve haber kaynaklarının özgürlüklerini de kapsayan komplike bir sorumluluk olup olmadığı muamma olarak gözükebilir. Ancak söz konusu maddenin ardından getirilen 3. Madde bir nebze konuya açıklık getirmektedir. 3. Gazeteci; baģta barıģ, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur. Milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, dil, din, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır. denilmektedir. Fakat internet haberciliğinin yeni bir mecra olması ve söz konusu maddelerin yine de soyut ve genel kalması nedeniyle, nerelerde kimler tarafından hangi zamanda ve hangi açılardan internette okur yorumlarının serbestîsinin sınırının çizileceği bir muamma olarak karģımızda durmaktadır. TartıĢmasız bir gerçek var ki o da etkileģimli uygulamalarla ilgili bir iģgören mutlaka çalıģtırılmalıdır. Bu iģi yapacak kiģi tek baģına karar almaması gerektiğinin farkında olmalıdır. Bu farkındalığa da iki nedenden ötürü sahip olmalıdır; öncelikle hiç kimsenin yargıcı değildir, dolayısıyla izlerkitle üzerinde bir hakimiyeti yoktur, görevi bu iletiģim mekanizmasının sağlıklı iģlemesini sağlamak, izlerkitleyi uygunsuz ya da saldırgan içerikten korumaktır; yaptığı iģin farkında olmalıdır (Birsen, 2005b: 77).

190 166

191 Sorun DÖRDÜNCÜ BÖLÜM TÜRKĠYE DEKĠ HABER SĠTELERĠNĠN ETĠKSEL AÇIDAN ĠNCELENMESĠ Ġnternetin haber ve habercilik sektöründe yol açtığı sorunlar vardır. Ġnternette habercilik iģinin yaygın bir Ģekilde, gazeteci olsun olmasın birçok insan tarafından yapılması, yasal düzenlemelerin yetersizliği, bilgi kirliliği, özdenetimin eksikliği ve birçok sebep internet haberciliğinde etik sorunlara yol açmaktadır. Güvenilirlik, doğruluk, tarafsızlık, özel hayata/bireye saygı, cevap ve düzeltme hakkı tanıma, Ģeffaflık gibi ilkeler internette çiğnenebilmektedir. Kes-kopyala-yapıĢtır yöntemiyle içerikler sürekli çalınabilmektedir. Etik kural/kodların özellikle haber siteleri tarafından benimsenip benimsenmediğinin araģtırılarak Türkiye deki haber sitelerinin etiksel açıdan incelenmesi gerekmektedir. Ayrıca günümüzde haber sitelerinin çalıģan profili, sitelerin özellikleri, örgütlenmeleri, sahiplik yapısı, haber ajanslarına abonelikleri, mevcut yasalar/kurallar karģısındaki tutumları vs. konularında güncel ve bilimsel bilgiler yeterli miktarda yoktur Amaç ÇalıĢmada gazetecilik etiği açısından Türkiye de haber sitelerinin temsilcilerinin, "BaĢkalarının haberlerini kullanmada hassasiyet", "güvenilirlik", "hukuk", "kiģilik hakları/özel hayata saygı", "tarafsızlık", "cevap ve düzeltme hakkı sağlama", "Ģeffaflık" hakkında görüģlerinin öğrenilmesi amaçlanmıģtır. Ayrıca haber sitelerinin etiksel sorunlarıyla ilgili görgül-ölçümlenebilir bilimsel yöntemlerle veri toplanması ve bu verilerin iģlenerek kapsamlı/güncel bulguların sağlanması da istenmektedir. Öte yandan çalıģmada haber sitelerinin; çalıģan profili, eğitim düzeyleri, örgütlenme anlayıģı, hukuki sorunları, sahiplik yapısı, reklam potansiyelleri, ekonomik sorunları, bütçeleri hakkında akademik ve mesleki değerlendirmelerde kullanılabilecek nitelikte verilere ulaģılması bir baģka hedeftir Önem Ġnternet haberciliğini etik açıdan ele alan Dünya da ve Türkiye deki araģtırmaların yeterli sayıya ulaģtığı henüz söylenemez. Yerel ve ulusal ölçekteki

192 haber sitelerinin gazetecilik etiğiyle ilgili görüģleri ve durumlarının araģtırılacağı bu çalıģmayla alandaki mevcut literatüre katkı sağlanacaktır. Keza çalıģmanın iletiģim fakülteleri ve gazetecilik bölümlerindeki Medya Etiği-Basın Ahlakı gibi derslerin içeriğine yeni açılımlar sunabilme potansiyeli olabilecektir. Ayrıca konuyla ilgilenen bilim insanlarına, araģtırmacılara, gazetecilik ve iletiģim bilimleri öğrencilerine, sektörde çalıģan gazetecilere ve bazı okurlara en güncel bilgiler verilecektir. Çünkü haber sitelerinin; çalıģan profili, örgütlenme anlayıģı, hukuki sorunları, sahiplik yapısı, reklam potansiyelleri, ekonomik sorunları, bütçeleri vb. hakkında da akademik ve mesleki değerlendirmelerde kullanılabilecek nitelikte veriler analiz edilecektir. Son olarak bu çalıģma internet haberciliğiyle ilgili yasal düzenlemelere yol gösterebilecek, sektör temsilcilerinin var olan örgütlenmeleri gözden geçirerek daha kalıcı adımlar atmasının vesilelerinden biri olabilecektir Varsayımlar (Sayıltılar) AraĢtırmada, bazı baģlangıç noktalarının, ayrıca kanıtlanmasına gerek görülmeden doğru olarak kabul edilmesi gerekebilir. Bu kabule varsayım (sayıtlı, faraziye, assumption ) denir. AraĢtırmacı, kanıtlanması güç ya da olanaksız görünen, kiģisel görüģ ve inançlara göre değiģebilen bazı konularda, kendi kiģisel tercihlerini ortaya koyarak, çalıģmasındaki temel dayanaklarını belirleyebilir (Karasar, 2010: 71, 72). Bu nedenle medya etiğiyle ilgili kodlar/kurallar ve ahlaki sorunlar açısından haber siteleriyle ilgili çalıģmanın varsayımları Ģöyledir: - Sitelerin geneli telif hakkı, güvenilirlik, kiģilik hakkı, özel hayata saygı, tarafsızlık, cevap ve düzeltme hakkı, bireye saygı, Ģeffaflık etik değerlerlerine özen göstermektedir. -Gazete-televizyon siteleri kurumsal olduğundan internette baģka sitelere ait içerikleri izinsiz kullanmaz. -Sitelerin hepsi güvenilir liğe dikkat etmektedir. - KiĢilik hakları, cevap ve düzeltme hakkı konusunda gazete/tv siteleri sorumlu davranmaktadır. -Türkiye de haber siteleri yayınlanan haberler yüzünden yargılanmaktadır. -Ġnternette haberler izinsiz kullanılmaktadır. -Ġnternet haber siteleri reklam/haber/yorum ayrımına dikkat etmemektedir. - Türkiye de internet haberciliğiyle ilgili hukuki düzenlemeler yetersizdir. -Türkiye'de internet habercilerinin örgütlenmesi yetersizdir Sınırlılıklar 168

193 AraĢtırmacının, ideal gördüğü ve normal olarak yapmak isteyip de, çeģitli nedenlerle, vazgeçmek zorunda kaldığı Ģeyler araģtırmanın sınırlılıklarıdır(karasar, 2010: 73). Haber sitelerinin günümüzdeki durumunu ve haber/habercilik ahlakıyla ilgili yargılara iliģkin görüģlerini ölçmeyi amaçlayan bu çalıģmanın sınırlılıkları ise Ģunlardır: - ÇalıĢmada Türkiye deki Türkçe haber siteleri araģtırılmıģtır 86. -Her haber sitesinden en az bir yöneticinin veya çalıģanın katılması hedeflenmiģtir. Çünkü en az bir deneğin sitesini temsil edebileceği düģünülmüģtür. -ÇalıĢmada ulaģılan örneklem sayısı yeterli olmuģ, ancak sitelerin ulusal/yerel/bağımsız bakımlardan yayın özelliğine göre sınıflaması açısından örneklemelerde tam eģitlik sağlanamamıģtır. Ankete katılımın farklı oranlarda gerçekleģmesi ve anketteki geri dönüģümlerin aynı oranda olmaması bunun ana nedenidir. -Anket çalıģması sırasında çeģitli ve yoğun periyotlarla anket formu gönderilen ve telefon/maillerle sürekli hatırlatmalar yapılan 450 site birbirinden farklı tür ve içerikte yayın yapmaktadır. 450 site arasında çalıģmaya katılan 102 site tür veya içerik yönünden genel olarak Ģöyle gruplanabilir: Genel içerikli haberler veren siteler, turizm içerikli haberleri veren siteler, magazin içerikli haberleri veren siteler, sanat içerikli haberleri veren siteler, spor içerikli haberleri veren siteler, medya içerikli haberleri veren siteler, müzik içerikli haberleri veren siteler, politika içerikli haberleri veren siteler. ĠĢte ankete 450 siteden 102 sinin katılması çalıģmada olası baģka içerik-haber kategorilerindeki sitelerin çalıģmanın dıģında kalması durumunu yaratmıģtır. Sonuçta çalıģma 102 sitenin oluģturduğu içerik-türlerle sınırlıdır. -ÇalıĢma literatür/belgesel taramaları ve veri toplamaya dayalı anket teknikleriyle gerçekleģtirilmiģtir. ÇalıĢmanın yönteminde diğer araģtırma teknikleri (metin odaklı içerik analizi vs, derinlemesine mülakat) kullanılmamıģtır. -ÇalıĢma internet ortamında oluģturulan anket formuyla yapılmıģtır. -ÇalıĢmada elde edilen verilerle ilgili çeģitli değiģkenler bir takım faktörler çerçevesinde analizlere tabi tutulmuģtur Evren ve Örneklem AraĢtırmanın evreni, Türkiye deki ulusal veya yerel yayıncılık yapan internet haber siteleridir. Bu sitelerin tespit edilmesi için BaĢbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü nün resmi sitesinde yer alan internet haber siteleri, Bkz. Ek 16.

194 170 Ġnternet Medyası Derneği ne üye haber siteleri ve internetteki evrensel ölçüm sitesi daki haber siteleri olmak üzere, değiģik kanallardan ulaģılan toplam 450 haber sitesi çalıģmaya dahil edilmiģtir. AraĢtırmacı örnekleme sonucunda evrenden aldığı grubun evreni temsil ettiği varsayımında (sayıltısında) bulunabilir (Karasar, 2010: 71, 72). Bu bağlamda hem evreni hem örneklemi oluģturan 450 adet haber sitesi yayın özelliği bakımından dört gruba ayrılmaktadır: -Herhangi bir televizyon kanalı veya gazeteye bağlı olarak ulusal yayın yapan siteler. -Ulusal yayıncılık yapan bağımsız siteler. -Herhangi bir yerel televizyon kanalı veya yerel gazeteye bağlı olarak yerel yayın yapan siteler. -Yerel yayıncılık yapan bağımsız siteler. Online anket formları 87 örneklemi oluģturan sitelerin e-posta adreslerine gönderilmiģ, daha sonra telefon-mail yoluyla sürekli bağlantılar kurulmuģtur. Fakat örneklemi oluģturan site gruplarından ulusal yayıncılık yapan büyük medya grubu siteleri nden çok az geri dönüģ olmuģtur. Veri toplama süresince toplam 102 site temsilcisi ankete katılım göstermiģtir. Yani çalıģmaya örneklemin yüzde lık bir dilimi katılmıģtır. Bilimsel betimsel bir anket çalıģmasında örneklemin en az yüzde 10 luk bir kısmının olması gerektiği düģünüldüğünde, çalıģmamız bu açıdan örneklem temsilini açısından baģarılıdır Yöntem Tez konusunu kapsayan alanla ve kavramlarla ilgili ortalama 6 ay boyunca literatür taraması yapılmıģtır. Kitapçılardan, sahaflardan, kütüphanelerden, elektronik veri tabanlarından ve internetten konuyla ilgili birçok kitap, dergi, makale, gazete arģivi, yazılı mevzuat, kanun, haber gibi ikincil kaynaklara ulaģılmıģtır. Yoğun okumalarla, çıkarılan notlarla, sürekli kontrollerle kaynaklardan elde edilen bilgiler tez çalıģmasının teorik kısmında bir duvar gibi örülmüģtür. 6 ayın sonunda oluģturulan teorik çerçevenin ardından tez çalıģmasında uygulama aģamasına 87 Bkz: Ek-17.

195 171 geçilmesi için anket formu hazırlanmaya baģlanmıģtır. Anket bilimsel veri toplamada kullanılan yaygın bir yazıģma tekniğidir. Aynı zamanda anket, belli bir amaç ve plana göre düzenlenmiģ soru listesi dir. Ankette az ya da çok sayıda soru olabilir(karasar, 2010: 176). Bu nedenle anket çalıģmasında Türkiye de faaliyet gösteren çeģitli ekonomik boyutlara sahip yerel/ulusal haber sitelerinin durumları, sorunları ve etik anlayıģlarıyla ilgili sorular 20 ġubat 2011 tarihinden itibaren oluģturulmaya baģlanmıģtır 88. Anket sorularının ve seçeneklerinin kısa, anlaģılır, net, güvenilir olması, yani çalıģmanın amacına uygun olması için anket soruları 20 gün içinde baģta tez danıģmanı, iki öğretim üyesi ve bir uzman tarafından incelenmiģtir. Bu süreçte yapılan eleģtirilerin birçoğu anket formundaki soru adedinin fazla olduğu, güvenilir verilerin toplanabilmesinin zor gözüktüğü yönündedir. Çünkü direk deneklere yöneltilecek 137 adet sorunun eksiksiz bir Ģekilde yanıtlanarak araģtırmacıya ulaģtırılması istenmektedir. Özellikle haber sitelerinin bilgi vermekten kaçınabileceği, soruları yanıtlamak için zamanlarından fedakârlık etmeyebilecekleri yahut sıkılarak soruların yarısına gelmeden formu doldurmaktan vazgeçebilecekleri ihtimalleri düģünülmüģtür. DanıĢılan uzmanlar, soruların denekler tarafından çok sert bir Ģekilde algılanabileceği yönünde de fikirlerini belirtmiģtir. Tüm bunlar üzerine tüm sorular üzerinde tekrar çalıģılmıģ, çalıģmanın amacına uygun olarak en önemlileri içerecek Ģekilde 137 adet soru içinden elemeye gidilmiģ, sonunda zorunlu olarak sorulması gereken 76 soru kalmıģtır. Açık ve kapalı uçlu tiplerden oluģan ilk 30 sorunun genellikle sitelerin bugünkü durumlarıyla ilgili veri toplamaya dönük olduğu açıktır. 31 inci sorudan 74.üncü soruya kadarkiler ise haber sitelerinin etik kodlar/kurallarla ilgili görüģlerini ölçmek amacıyla sıralı seçeneklerden oluģan likert ölçekli soru tipleridir inci soru ise sektörle ilgili diğer konular ve hususlarla ilgili deneklerin görüģlerini almaya yöneliktir. 76. soru ise deneklerin gizli kalacak olan iletiģim bilgilerini içermektedir. 76 sorunun yer aldığı anket formunda, 26. sorudaki Ģıklardan hayır seçeneğini iģaretleyeceklerinse 27. soruyu boģ 88 Ġnsanlara soru sorarak, çok sayıda konuda bilgi edinmek mümkündür. Hatta bazı durumlarda, sistematik gözlem ile ulaģılamayacak veriler, soru cevap süreci ile toplanabilir. Anket tekniğinin ikinci tercih sebebi ise ekonomik olmasıdır (BaĢ, 2008: 11). 89 Likert türü ölçek, çoğunlukla bir orta (yansız) noktası ve iki pozitif ve iki negatif kademesi olan beģ seçenekli bir ölçektir: Bir cümle verilir ve deneğin seçmesi için seçenekler sunulur. Likert ölçeği hazırlarken ölçmek isteneni ölçen ifadeler yazılır (Erdoğan, 2007: 222). Bu çalıģmada da aynı yol izlenmiģtir. Bkz: Ek-17.

196 172 bırakmasına karar verilmiģtir. Sonuçta anket formundaki sorulara çeģitli eleģtiriler/görüģler/öneriler ıģığında son Ģekli verilmiģtir. Soruların denekler tarafından rahat ve hızlı bir Ģekilde doldurularak araģtırmacıya ulaģtırılması için anket formunun online ortamda web üzerinden yayınlanması kararı alınmıģtır. Ġnternette yapılan aramalar sırasında ulaģılan anket sitelerinden nin soru formu oluģturarak veri toplamak için gayet pratik olduğu anlaģılmıģtır. Bu site araģtırmacılara çalıģmalarında denetim, takip, özgür çalıģma imkanı ve maliyet avantajı sağlarken; deneklere ise süre tasarrufu ve iģlem kolaylığı (anket formunu güç bela doldurarak e-posta yoluyla araģtırmacıya geri gönderme kaygısı yok) getirmesiyle dikkat çekmiģtir. Böylelikle anket formu araģtırmacının kimlik ve iletiģim bilgileriyle birlikte sitesine taģınarak yayınlanmıģtır. Veri toplama aģamasına geçmeden önce linkinde yayınlanan web tabanlı soru formu araģtırmacı tarafından birebir tanınan sitelere gönderilerek 10 kiģiye ön test maksadıyla doldurtulmuģtur. Yapılan denemeler sonucunda toplam 76 soruluk anket formunun internette ortalama 7 dakikada cevaplanabileceği saptanmıģtır. Öte yandan online anketler (e-posta ve web destekli) hızlı ve düģük maliyetli olmanın yanında Ģu kolaylıkları sağlamaktadır: -Yanıtlayan kiģiye internete bağlandığı her an ankete yanıt verme kolaylığı sağlaması; -e-postası olanların günde en az bir kere postalarını kontrol etmesi sebebiyle anketi gözden kaçırmasının imkansızlığı; - anket formu elimize geçmedi bahanesinin ortadan kalkması; -sanal ortamın getirdiği rahatlıkla nesnelliğin artması; -telefon gibi araçlarla karģılaģtırıldığında zaman sınırlamasının olmaması; -giden e-postalar kaydedildiği için anketin ulaģtığı toplam denek sayısı konusunda hata yapma ihtimalinin azalması

197 173 Ancak online anketlerin bu üstünlüklerinin yanında zayıf yönleri de vardır ve bunları da Ģu Ģekilde sıralamak mümkündür; -Sadece e-postası olan deneklere uygulanabilir olmasının getirdiği kısıtlama; -e-postası olanların bir kısmının gerçekten e-posta ve bilgisayar kullanımı konusunda yeterli olmamaları; -Herhangi bir zorlama olmaması nedeniyle yanıtlayan kiģilerin anketi görmezden gelme veya dikkate almama ihtimalinin olması(birsen, 2005: 132). Anketteki soruların son halini almasının ardından internet haberciliği evreninde yer alan haber siteleri tespit edilerek örneklem oluģturulmaya baģlanmıģtır. Bunun için ilk önce BaĢbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü nün resmi internet sitesi de kayıtlı ulusal gazetelerin, televizyon kanallarının ve yerel gazetelerin toplamda 274 sayısına ulaģtığı tespit edilmiģtir. Daha sonra 274 adet web adresi listelenerek, ulaģılabilenlere internet ortamında sırayla ziyaretler gerçekleģtirilmiģ, telefon ve e-posta adresleri derlenmiģtir. Bunun ardından internette dünya çapında popüler ölçümler yapan ve sitelerin trafiğiyle ilgili güncel ve istatistikî bilgiler veren adlı evrensel ölçüm sitesinde haber haber sitesi/haber siteleri gazete/gazeteler internet haber türünden baģlıklarla çeģitli aramalar yapılarak, Türkiye deki en çok takip edilen ilk 43 haber sitesi popülerlik derecelerine göre sıralanmıģtır. Bunlarla birlikte adlı siteden de linki üzerinden çeģitli türlerdeki 9 sitenin varlığı tespit edilmiģtir. Tüm bunların ardından 326 sayısına ulaģan sitelerle ilgili yapılan incelemeler ve araģtırmalar neticesinde künye ve iletiģim bilgilerini eksiksiz yayınlayan ve eriģim sorunu olmayan 250 sitenin olduğu gözlemlenmiģtir. Böylelikle online anket yoluyla görüģme gerçekleģtirilebilecek yüzlerce kiģiyle (haber sitesi temsilcileri) e-posta ve telefonlar yoluyla sürekli temasa geçebilmenin zemini hazırlanmıģtır. Öte yandan, araģtırma açısından anket formunun eksiksiz ve güvenilir bir biçimde doldurulması arzulandığından, hangi haber sitelerinin künye ve iletiģim bilgilerine hassasiyet gösterdiği noktasında da ön bir kabul sahibi olunmuģtur. Ayrıca, e-posta, telefon ve adres bilgileri olmayan, hatta linkine ulaģılamayan sitelerle iletiģim kurmak çok zor

198 174 olduğundan, veri toplama sırasında yaģanacak kayıplar (zaman, emek, dikkat, doğru bilgi) en az seviyeye indirilmeye çalıģılmıģtır. 250 sitenin dıģında veri toplama esnasında anket çalıģmasına katılacağı öngörülen internet medyasıyla ilgili dernek gibi örgütlenmelere üye olan haber sitelerine de ulaģılmaya çalıģılmıģtır. Çünkü habercilikte dernek gibi mesleki örgütlenmelerin meslek etiği çerçevesinde hareket etmek için baģlangıçlardan biri olabileceği ve derneklere üye sitelerin ise internet haberciliğini medya etiği bağlamında ele alarak çeģitli sorunlarını araģtıran bu anket çalıģmasına katılmakta istekli davranabileceği umulmuģtur. Ve araģtırmacının danıģmanı baģta olmak üzere, bazı akademisyenler, uzmanlar, gazeteciler ve izleyicilerle yaptığı ikili fikir alıģveriģleri ve tartıģmalar sonucunda internet medyasıyla ilgili dernek gibi örgütlenmelere üye olan haber siteleri çalıģmaya dahil edilmiģtir. Bu bağlamda Türkiye de faaliyet gösteren 3 derneğin olduğu tespit edilmiģ, ardından derneklerin yetkilileriyle iletiģim kurulması planlanmıģtır. Yapılan ikili görüģmeler neticesinde bu derneklerden Ġnternet Medyası Derneği yetkililerinin aracılığıyla ĠMD üyesi 200 civarı haber sitesi temsilcisine online anket formu linkinin bilgilendirme ve rica yazısıyla birlikte bir buçuk ay boyunca 3 günde bir toplu e-posta yoluyla gönderilmesi kararlaģtırılmıģtır. Bu süre zarfında ĠMD üyelerine periyodik ve toplu olarak çağrılar yapılırken, maalesef diğer derneklerden birinin hiçbir iletiģim bilgisi bulunamamıģ, ulaģılan diğer derneğin yetkilileri ise beklenen ilgi ve alakayı hiç göstermemiģtir. Hatta internet haberciliğiyle ilgili etik sorunlara çözüm bulmayı Ģiar edindikleri için dernek kurduklarını ifade eden kimi temsilcilerin, araģtırmacının telefon ve yüz yüze görüģme talebine kayıtsız kalarak maillerini yanıtsız bıraktığı fark edilmiģtir. ĠletiĢim sektöründe Ģeffaf, etik ve interaktif olmak için çabaladıklarını kamuoyuna karģı medya yoluyla zaman zaman deklare eden bu kiģilerin tavrı düģündürücü ve ilginçtir. Kısacası ĠMD dıģındaki 2 dernekten ankete hiçbir katılım olmamıģtır. Dernek siteleri dıģında araģtırmacı tarafından önceden derlenerek belirlenen 250 civarı siteyle ise 18 Mart 2011 ve 4 Mayıs 2011 tarihleri arasında fırsat buldukça, günde en az 1 kere olmak üzere anketler lerle gönderilmiģ, ayrıca her site hemen hemen 5 günde bir telefon yoluyla aranarak, yöneticilerinin ankete

199 175 katılmaları teklif edilmiģtir. Böylece site yöneticilerine ankete katılmaları hatırlatılarak, ankete katılımı unutmaları engellenmeye çalıģılmıģtır. Yapılan görüģmelerde, Türkiye de faaliyet gösteren ulusal çaptaki büyük medya gruplarının gazetelerinin ve televizyon kanallarının internet sitelerinin sorumlularından ankete katılım noktasında olumlu geri bildirim pek alınamamıģtır. Türkiye de sadece internet üzerinden yayın yapan bağımsız haber sitelerinden de anket çalıģmasına aģırı yoğun bir katılım olduğu söylenemez. ĠMD den ise üye statüsünde yaklaģık 50 civarı sitenin temsilcisi ankete katılabilmiģtir. Hem büyük medya kuruluģlarından hem de ĠMD üyeleri dahil orta ve küçük iģletme modeline sahip haber sitelerinden ankete katılımın yoğun olmamasının sebepleri tam olarak bilinmemektedir. 90 Fakat kimi büyük medya kuruluģlarındaki haber sitesi temsilcilerinin araģtırmacıyla birebir iletiģim kurmaktan imtina etmesi, yapılan telefon görüģmelerinde bazı sitelerin çalıģanlarının kendilerinin yetkisiz olduğunu belirten (özellikle büyük medya kuruluģlarında) beyanlar vermesi, bazen farklı kiģilerle görüģülebilmesi, sektördeki iģ yoğunluğu ve medya çalıģanlarının ülke çapında 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak genel seçimlere aģırı bir derecede kilitlenmesi v.b. durumlar ankete katılımı düģürmüģtür denilebilir. Kaldı ki araģtırmacı, birebir randevu taleplerinin sürekli ertelendiğine, reddedildiğine de Ģahit olmuģtur. Tüm bu hususların ankete yönelik ilgisizliği tetiklediği söylenebilir. Bunun yanında ankete katılımda ilgisizliğin yanında çekinme ve kaygı durumun olup olmadığı da muammadır. Anket formundaki sorulara verilecek yanıtların gizli kalacağı ve bilimsel amaçlar doğrultusunda çeģitli analizler dıģında kesinlikle kullanılmayacağı hem yazılı (formda ve maillerde) hem de sözlü olarak (telefonda) vurgulansa da, bazı yöneticilerin ticari kaygılar, siyasi endiģeler 91 ve kurumlarındaki iģ iliģkileri dolayısıyla ankete katılmadıkları düģünülmektedir. 90 Ankete katılım sağlayan deneklerden biri, bu ve benzeri araģtırmalardan bir sonuç çıkıp çıkmayacağını sorgulamıģtır. Aynı denek çözümsüzlüklerin bir kısmının sektörden kaynaklanabildiğinin altını çizerek karamsarlığını formda Ģöyle yazmıģtır: "Bu anket neye yarayacak bilmiyorum ama ben yine namusum gibi sevdiğim habercilik ve medya sektörünün hatırına anketi itina ile cevaplayıp yolluyorum. Birçok proje sunmama rağmen cevap vermeyen medya sektöründeki arkadaģlar umarım bu yazıya ulaģır." 91 Urfa da faaliyet gösteren bir yerel haber sitesinin sahibi araģtırmacıya telefonla ulaģarak, yapılan anket çalıģmasına katılmayacağını belirtmiģtir. AraĢtırmacı çalıģmayla ilgili her ne kadar bilgilendirme yapıp gizlilik taahhütü verse de kiģi bir türlü inanmamıģtır. Çünkü söz konusu temsilci

200 Bir buçuk aylık veri toplama aģamasının sonunda linkindeki soru formunu dolduran 102 haber sitesi temsilcisinin olduğu görülmüģtür. Ancak yine de 102 temsilcinin oluģturduğu örneklem, internet haber siteleri evreninde yeterlidir. Bu nedenle zaman faktörü de gözetilerek analiz aģamasına geçilmiģtir. Elde edilen veriler araģtırmanın amacına uygun olacak Ģekilde çözümlenerek farklı analiz teknikleri uygulanmıģtır. AraĢtırma sonucunda anketlerden elde edilen veriler araģtırmacının kendisi tarafından bilgisayara aktarılmıģtır. Veriler SPSS 15.0 (Statistical Program for Social Sciences) paket programına aktarılarak veri çözümleme iģlemleri yapılmıģ ve elde edilen sonuçlar bulgular ve yorum baģlığı altında değerlendirilmiģtir. ÇalıĢmada, Frekans Analizi, Faktör ve Güvenilirlik Analizi, t testi, Kaiser-Mayer-Olkin (KMO) testi, Kruskall Wallis Testi, Ki-Kare Testleri, Korelasyon Analizi, Friedman Testi uygulanmıģtır Bulgular ve Yorum Tablo - 3: Katılımcıların cinsiyetlerinin frekans dağılımı. Cinsiyet N % Erkek ,1 Kadın 2 2,9 Toplam ,0 176 Katılımcıların cinsiyet dağılımlarına bakıldığında, neredeyse tamamına yakınının erkeklerden oluģtuğu görülmektedir. Erkeklerin oranı %97 iken, kadınların oranı ise %2,9 olarak ortaya çıkmıģtır. Tablo - 4: Katılımcıların yaģlarının frekans dağılımı YaĢ N % yaģ 32 31, yaģ 35 34, yaģ 27 26,5 Türkiye de özellikle gazetecilerin yıllardır fiģlendiğini, kimseye güvenemediklerini ve hangi bilimsel çalıģma olursa olsun kesinlikle hiçbirine veri sağlamayacağını kesin bir dille söylemiģtir.

201 ve üstü 8 7,8 Total ,0 ÇalıĢmaya katılanların yaģ dağılımları incelendiğinde, yaģ aralığında bulunanların oranı %31.4, yaģ arasında bulunanların oranı %34,3 tür. Katılımcıların %26,5 i yaģ grubunda iken, 51 yaģ ve üzerinde olanların oranı ise %7.8 olarak gerçekleģmiģtir. Grafik - 1: Katılımcıların yaģlarının frekans dağılımı 50,00% 40,00% 30,00% 31,40% 34,30% 26,50% 20,00% 10,00% 0,00% 7,80% yaş yaş yaş 51 ve üstü Tablo - 5: Katılımcıların eğitim düzeylerinin frekans dağılımı Eğitim N % Ortaokul 2 2,0 Lise 36 35,3 Üniversite 55 53,9 Lisansüstü ve üzeri 9 8,8 Total ,0

202 Katılımcıların eğitim düzeyleri incelendiğinde, %53,9 u üniversite mezunu iken, %35.3 ü lise mezunudur. Lisansüstü ve üzeri eğitim düzeyine sahip olanların oranı %8.8 iken, ortaokul mezunların oranı ise %2 olarak kalmıģtır. 178 Grafik - 2: Katılımcıların Eğitim düzeyleri Eğitim düzeyi 54% 9% 2% 35% Ortaokul Lise Üniversite Lisansüstü ve üzeri Tablo - 6: Katılımcıların Ünvanlarının frekans dağılımı Ünvan N % Muhabir 4 3,9 Editör 16 15,7 Haber Müdürü 15 14,7 Webmaster 3 2,9 Sahip 64 62,7 Total ,0

203 Ankete katılanların ünvanları incelendiğinde; %62,7 si sitenin sahibi iken, %15,7 si Editör olarak görev yapmaktadır. Sitenin haber müdürü olanların oranı %14,7 dir. Katılımcıların %3,9 u Muhabir iken, %2,9 u ise Webmaster olarak görev yapmaktadır. 179 Grafik - 3: Katılımcıların unvanlarının frekans dağılımı Ünvanlar 70,0 62,7% 60,0 50,0 40,0 30,0 20,0 10,0 3,9% 15,7% 14,7% 2,9%,0 Muhabir Editör Haber Müdürü Webmaster Sahip Tablo - 7: Sitelerin kuruluģ yıllarına göre frekans dağılımı KuruluĢ Yılları Frequency Percent , , , ,9

204 , , , , , , , , , , ,9 Toplam ,0 Siteleri kuruluģ yıllarına göre değerlendirildiğinde; %15,5 oran ile en fazla 2008 yılı içerisinde kuruldukları görülürken, 2010 yılında sitelerin %14 ü, 2009 yılında ise %11,7 si kurulmuģtur. Ġçerisinde bulunduğumuz 2011 yılında kurulanların oranı ise %3,8 olarak gerçekleģmiģtir. Tablo - 8: Sitenin yayın özelliği Site özelliği N % Ulusal siteyiz 17 16,7 Ulusal yayın yapan bağımsız siteyiz ,4 Yerel siteyiz ,7 Yerel yayıncılık yapan bağımsız siteyiz ,2 Total ,0 Ankete katılan sitelerin %16.7 si, Bir gazete veya TV kanalının ulusal haber sitesi olduğunu belirtmiģken, %30,4 ü ulusal yayın yapan bağımsız bir site olduklarını belirtmiģtir. %14.7 si ise Bir gazete veya Tv kanalının haber sitesi olduklarını ancak yerel bir site olduklarını belirtirken, %38.2 si ise yerel yayıncılık yapan bağımsız bir site olduklarını ifade etmiģlerdir.

205 181 Grafik - 4: Sitenin yayın özelliği. Sitenin yayın özelliği 38,24% 14,71% 16,67% 30,39% Evet, ulusal siteyiz Hayır, ulusal yayın yapan bağımsız siteyiz. Evet, yerel siteyiz. Hayır, yerel yayıncılık yapan bağımsız siteyiz. Tablo - 9: Mesleki derneğe üyelik Dernek üyeliği N % Evet 74 72,5 Hayır 28 27,5 Total ,0 Sitelerin % 72.5 i gazetecilikle ilgili mesleki bir derneğe üye olduklarını belirtmiģken, %27.5 si ise herhangi bir derneğe üye olmadıklarını belirtmiģlerdir. Tablo - 10: BaĢka bir siteye link bağlantısı olup olmadığı Link Bağlantısı N % Evet 59 57,8 Hayır 43 42,2 Total ,0 Ankete katılan sitelerin %57,8 inin baģka bir siteye link bağlantısı varken, %42,2 sinin ise link bağlantısının olmadığını belirtilmiģtir. Tablo - 11: Sitede çalıģan sayısı frekans dağılımı ÇalıĢan sayısı N % 1-5 kiģi 67 65, kiģi 17 16,7

206 kiģi 11 10, kiģi 3 2, kiģi 2 2, kiģi 1 1,0 40 kiģi ve üstü 1 1,0 Total ,0 Sitede çalıģanların sayısı incelendiğinde; %65,7 gibi büyük çoğunluğunda çalıģan sayısı 1-5 kiģi arasında iken, 5-10 kiģi arasında çalıģan sitelerin oranı ise %16,7 iken kiģi çalıģana sahip sitelerin oranı ise %10,8 olarak gerçekleģmiģtir.15 kiģiden fazla çalıģana sahip sitelerin toplamı ise %7 oranına sahiptir. Grafik - 5: Sitelerin çalıģan sayısı frekans dağılımı Çalışan sayısı 70,0 60,0 50,0 40,0 30,0 20,0 10,0,0 65,7% 16,7% 10,8% 2,9% 2% 1% 1% 1-5 kişi 5-10 kişi kişi kişi kişi kişi 40 kişi ve üstü Tablo 12: ÇalıĢanların cinsiyetlerine göre frekans dağılımı Cinsiyet Dağılımı Frequency Percent Sadece Erkek 31 30,4 Erkekler fazla 41 40,2 EĢit 12 11,8 Kadınlar fazla 15 14,7 Sadece Kadın 3 2,9

207 183 Toplam ,0 Sitede çalıģanların cinsiyet dağılımları incelendiğinde; Erkeklerin fazla olduğu sitelerin oranı %39.8, sadece Erkeklerin çalıģtığı sitelerin oranı %30.1 olarak gerçekleģmiģtir. Kadınların sayısının fazla olduğu sitelerin oranı %14,6 iken, Sadece Kadınların çalıģtığı sitelerin oranı ise %2,9 dur. Kadın ve erkeklerin eģit sayıda çalıģtığı sitelerin oranı ise %12,6 olarak gerçekleģmiģtir. Bu durumda Erkeklerin çok daha fazla çalıģma oranına sahip oldukları söylenebilir. Grafik 6: ÇalıĢanların cinsiyetlerine göre frekans dağılımı 45,0 40,0 40,2% 35,0 30,0 30,4% 25,0 20,0 15,0 11,8% 14,7% 10,0 5,0 2,9% 0,0 Sadece Erkek Erkekler fazla Eşit Kadınlar fazla Sadece Kadın Tablo - 13: Sitelerin üniversiteli çalıģan sayıları Üniversite mezunu çalıģan Frequency Percent Üniversiteli çalıģan yok 14 13,7 1-5 kiģi 74 72, kiģi 6 5,9 10 kiģi ve üzeri 8 7,8 Total ,0

208 184 Sitelerin üniversite mezunu çalıģan sayıları incelendiğinde, sitelerin 13,7 sinde Üniversite mezunu çalıģanı bulunmazken %72,5 inde 1-5 kiģi arasında üniversite mezunu bulunmaktadır. %7,8 oranındaki sitelerde 10 kiģi ve üzerinde üniversite mezunu bulunurken, %5.9 unda ise 6-10 kiģi arasında üniversite mezunu bulunmaktadır. Grafik - 7: Üniversite mezunu çalıģan sayısına göre sitelerin frekans dağılımı Üniversiteli çalışan sayısı 80,0 72,5 60,0 40,0 20,0,0 13,7 Üniversiteli çalışan yok 5,9 7,8 1-5 kişi 6-10 kişi 10 kişi ve üzeri Tablo - 14: Sitelerin iletiģim fakültesi mezunu çalıģan sayıları. ĠletiĢim fakültesi mezunu N % iletiģim fakültesi mezunu 49 yok 48,0 1 kiģi 30 29,4 2 kiģi 6 5,9 3 kiģi 7 6,9 4 kiģi 1 1,0 5 kiģi 5 4,9 6 kiģi 1 1,0 8 kiģi 1 1,0

209 kiģi 1 1,0 25 kiģi 1 1,0 Total ,0 Sitelerde, iletiģim fakültesi mezunu çalıģan sayıları incelendiğinde, sitelerin %48 inde iletiģim mezunu çalıģan bulunmamaktadır.%29.4 ünde ise sadece 1 kiģi varken, 2 kiģi bulunduran sitelerin oranı %5.9 ve 3 kiģi bulunduranların oranı ise %6.9 olarak gerçekleģmiģtir. Tablo - 15: Sitede bulunan stajyer sayısı frekans dağılımı Stajyer Sayısı Frekans % 0,90 (ortalama) 1 kiģi 19 18,6 2 kiģi 12 11,8 3 kiģi 11 10,8 4 kiģi 1 1,0 5 kiģi 1 1,0 7 kiģi 1 1,0 Sitede stajyer bulunmamaktadır ,9 Toplam ,0 Sitelerdeki stajerlerin sayıları incelendiğinde; sitelerin %56,3 ünde stajyer bulunmamakta iken, %18,4 ünde 1 tane, %11,7 sinde 2 tane, %10,6 sında ise 3 tane stajyer bulunmaktadır. Site baģına ortalama stajer sayısı ise 0,90 olarak çıkmıģtı.

210 186 Tablo - 16: Sitede bulunan Sarı basın kartı sahibi çalıģan sayısı Sarı Basın Kartı Sahibi ÇalıĢan Sayısı Frekans % 0,78 (ortalama) 1 kiģi 23 22,5 2 kiģi 8 7,8 3 kiģi 2 2,0 4 kiģi 1 1,0 7 kiģi 2 2,0 8 kiģi 1 1,0 9 kiģi 1 1,0 Sarı basın kartı çalıģan bulunmamaktadır 64 62,7 Toplam ,0 Sitelerin %22,3 ünde 1 kiģi Sarı basın kartına sahipken, %7.8 inde ise 2 kiģi sarı basın kartı sahibidir. %62,7 gibi sitelerin büyük çoğunluğunda ise Sarı basın kartı sahibi çalıģan bulunmamaktadır. Site baģına ortalama sarı basın kartı sahibi ise, 1 kiģinin altında olup 0,78 olarak ortaya çıkmıģtır.

211 187 Tablo - 17: Sitedeki sigortalı çalıģan sayıları Sigortalı ÇalıĢan Sayısı Frekans % 1, ,7 1,68 (ortalama) 2, ,8 3,00 4 3,9 4,00 1 1,0 5,00 4 3,9 8,00 3 2,9 9,00 1 1,0 10,00 2 2,0 12,00 1 1,0 14,00 1 1,0 16,00 1 1,0 Sitede Sigortalı çalıģan bulunmamaktadır 56 54,9 Toplam ,0 Sitedeki sigortalı çalıģan sayıları değerlendirildiğinde %54,9 unda sigortalı çalıģan sayısı bulunmamaktadır. %15.5 inde 1 sigortalı çalıģırken bulunurken, %11.7 sinde ise 2 sigortalı çalıģan bulunmaktadır. Site baģına ortalama sigortalı çalıģan sayısı ise 1.68 kiģi olarak ortaya çıkmıģtır. Tablo - 18: Haberden sorumlu çalıģanların görevleri

212 188 N % Habercilik 43 42,2 Habercilik ve reklamcılık 14 13,7 Reklam/haber yapma 1 1,0 Hepsi 44 43,1 Total ,0 Haberden sorumlu çalıģanların görevlerine bakıldığında; sitelerin %42.2 sinde habercilik iken, %13.7 sinde Habercilik ve reklamcılıktır. %1 i Reklam ve haber yapma görevine sahipken %43 ü ise bu görevlerin hepsine sahiptir. Tablo - 19: Haber yayınlanma süresi N % 4-5 dakika 49 48,0 10 dakika 23 22,5 15 dakika 16 15,7 20 dakika ve üzeri 14 13,7 Total ,0 Sitelerin bir haberi ne kadar sürede yayınladıklarına bakıldığında, %48 i 4-5 dakikada yayınladıklarını belirtmiģken, 10 dakika da yayınladığını belirten sitelerin oranı %22,5, 15 dakikada yayınladıklarını belirten sitelerin oranı ise %15.7 olarak ortaya çıkmıģtır. 20 dakika ve üzeri sürede haberi yayına hazırlayan sitelerin oranı ise %13.7 olarak gerçekleģmiģtir. Grafik - 8: Haberlerin yayınlanma sürelerinin frekans dağılımı

213 189 Haber yayınlanma süresi 50,0 48,03% 40,0 30,0 20,0 22,5% 15,7% 13,7% 10,0,0 4-5 dakika 10 dakika 15 dakika 20 dakika ve üzeri Tablo - 20: Sitedeki haberlerin izinsiz kullanılması N % Evet 89 87,3 Hayır 13 12,7 Total ,0 ÇalıĢmaya katılan sitelere, kendilerine ait haberlerin izinsiz kullanılıp kullanılmadığı sorulduğunda; sitelerin % 87,3 ü haberlerinin izinsiz olarak alınıp kullanıldığını belirtirken, %12,7 si ise izinsiz kullanılmadığını belirtmiģlerdir. Tablo - 21: Sitenin herhangi bir cezaya maruz kalması N % Evet 44 43,1 Hayır 58 56,9 Total ,0 Sitelerin, yayınlanan haberden dolayı herhangi bir cezaya maruz kalıp kalmadıkları sorulduğunda; %43.1 i herhangi bir cezaya maruz kaldıklarını

214 belirtmiģken, yayınladıkları bir haberden dolayı cezaya maruz kalmadıklarını belirtenlerin oranı ise %56.9 olarak gerçekleģmiģtir. 190 Tablo - 22: Sitenin ÇarpıtılmıĢ Haberlere Maruz Kalması Frequency Percent Evet-Sıkça 13 12,7 Hayır-Hiç 15 14,6 Evet-Bazen 52 50,5 Çok nadir 22 21,4 Toplam ,0 ÇarpıtılmıĢ haberlere maruz kalıyor musunuz? sorusuna katılımcıların verdikleri cevaplar incelendiğinde, sıkça maruz kalıyoruz diyenlerin oranı %13,6, Bazen diyenlerin oranı ise %50,5 olarak gerçekleģmiģtir. Katılımcıların %21,4 ü Çok Nadir çarpıtılmıģ habere maruz kaldıklarını belirtmiģlerken, Hiç çarpıtılmıģ habere maruz kalmadıklarını belirtenlerin oranı ise %14,6 olarak gerçekleģmiģtir. Tablo - 23: Sitenin Advertorial yayınlaması N % Evet 65 63,7 Hayır 37 36,3 Total ,0 Sitelerin adventorial (reklam/haber) yayınlayıp yayınlamadıkları incelendiğinde, sitelerin %63.7 si adventorial (reklam/haber) yayınladıklarını belirtmiģlerken, %36.3 ü ise Adventorial (reklam/haber) yayınlamadıklarını belirtmiģlerdir. Tablo - 24: Sitelerin abone olduğu ajans sayısı Ajans Sayısı N % Yok 41 40,2 1 ajans 31 30,4 2 ajans 17 16,7 3 ajans 7 6,9 5 ajans ve üzeri 6 5,9

215 191 Total ,0 ÇalıĢmaya katılan sitelerin abone oldukları ajans sayıları incelendiğinde; %40.2 gibi büyük çoğunluğu herhangi bir ajansa abone olmadıklarını belirtmiģken, %30.4 ü 1 ajansa abone olurken, %16.7 orana sahip siteler ise 2 ajansa abone olduklarını belirtmiģtir. 3 ajansa abone olan sitelerin oranı %6.9 iken, son olarak 5 ve üzeri ajansa abone olanların oranı ise %5.9 olarak gerçekleģmiģtir. Grafik - 9: Sitelerin abone oldukları ajans sayısı frekans dağılımı Abone olunan ajans 50,0 40,0 30,0 20,0 10,0,0 40,2% 30,4% 16,7% 6,9% 5,9% Yok 1 ajans 2 ajans 3 ajans 5 ajans ve üzeri Tablo 25: Sitenin sahip yapısı frekans dağılımı N % Adi ortaklık 6 4,9 Anonim ġirketi 10 9,8 Bireysel 62 60,8

216 192 Limited Ģirketi 18 17,6 Cevap yok 6 5,9 Total ,0 ÇalıĢmaya katılan sitelerin sahiplik statüleri incelendiğinde; %60.8 oranla büyük bir kısmı oluģturan kısmın ġahsi site olduğu gözlenmiģtir. Sitelerin %17.6 sı Limited Ģirket statüsünde iken, %9.8 i ise Anonim Ģirketi yapısındadır. Adi ortaklığa sahip sitelerin oranı ise %4.9 olarak gerçekleģmiģtir. Grafik - 10: Sitelerin sahiplik yapısı frekans dağılımı Sitenin sahiplik yapısı 70,0 60,0 50,0 40,0 30,0 20,0 10,0,0 4,9% 9,8% 60,8% 17,6% 1,0% Adi ortaklık Anonim Şirketi Bireysel limited şirketi Vakıf Tablo - 26: ġirketin baģka faaliyetinin olup olmadığı N %

217 193 Evet 52 51,0 Hayır 50 49,0 Total ,0 Site sahiplerinin veya Ģirketin baģka alanlarda faaliyetlerinin olup olmadığı incelendiğinde; %51 inin baģka alanlarda faaliyet gösterdikleri saptanmıģtır.%49 u ise baģka bir faaliyet alanlarının olmadığı yönünde görüģ bildirmiģlerdir. Tablo - 27: Sitenin reklam alma frekans dağılımı N % Evet 83 81,4 Hayır 19 18,6 Total ,0 Sitelerin reklam alıp almadıkları incelendiğinde; %81.4 ünün reklam aldığı ortaya çıkmıģken, %18.6 sının ise siteye reklam almadıkları ortaya çıkmıģtır. Tablo - 28: Reklam gelirlerinde değiģim frekans tablosu N % Evet artıyor 48 57,8 Ne artıyor ne azalıyor 26 31,3 Reklam gelirlerim giderek azalıyor 9 10,8 Total ,0 Sitelerinde reklam yayınlayanlara sorulan, reklam gelirlerindeki değiģimlere bakıldığında, Sitelerin %57.8 inde Reklam gelirlerinde artıģ olduğu gözlemlenmiģken, %31.3 ünde herhangi bir değiģime uğramamıģtır. Oranı %10,8 olarak gerçekleģen sitelerin reklam gelirlerinde ise giderek azalma meydana gelmektedir. Tablo - 29: Sitelerin aylık toplam gelirleri Gelir Frequency Percent

218 TL altında 27 26, TL 17 16, TL 9 8, TL 10 9, TL üzeri 5 4,9 Cevap yok 42 40,2 Toplam Sitelerin aylık olarak, reklam ve diğer gelirler toplamı incelendiğinde, Sitelerin %26,70 i 500 TL nin altında gelire sahip iken, %16.50 si TL arasında gelire sahiptir TL arasında gelire sahip olanların oranı %8.68, TL gelire sahip olanların oranı ise %9.71 olarak gerçekleģmiģtir TL üzerinde gelire sahip olanların oranı ise % 4.85 tir. Tablo - 30: ÇalıĢan ücretlerinin ödenmesinde güçlük yaģanması N % Evet 57 55,9 Hayır 35 34,3 Fikrim Yok 10 9,8 Total ,0 ÇalıĢmaya katılan sitelere, çalıģanların ücretlerinin ödenmesinde sıkıntı yaģanıp yaģanmadığı sorulduğunda, sitelerin %55.9 u ödemelerde sıkıntı yaģadıklarını belirtmiģken, %34,3 ü ise herhangi bir sıkıntı yaģamadıklarını belirtmiģlerdir. Tablo - 31: Türkiye de hukuki düzenlemelerin yeterliliği N % Hayır, Yetersiz ,0 Fikrim Yok 2 2,0 Total ,0

219 195 Sitelere, Türkiye deki hukuki düzenlemelerin yeterli olup olmadığı sorulduğunda, sitelerin %98 oranındaki, hemen hemen tamamına yakınının Türkiye de hukuki düzenlemelerin yetersiz olduğu görüģünde birleģtiği görülmektedir. Tablo 32: Haber ve habercilik etiği bağlamındaki yargılara sitelerin katılım oranları (31 den 40. Soruya kadarki yanıtlar) Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Karasızım Katılıyorum Kesinlikle Katılıyorum Toplam S31: Gazetecilik ahlak ve ilkeleri internette de geçerli olmalıdır. S32: Haber siteleri farklı görüģlere eģit yer vermelidir. S33: Haber siteleri bir olayla ilgili taraf ise kamuoyuna açıklamalıdır. S34: Haber siteleri yargı sürecinde taraf olmamalıdır. S35: Haber siteleri cinsiyetçilik yapmamalıdır. S36: Haber siteleri ırkçılık yapmamalıdır. S37: Haber siteleri Ģiddeti özendirmemelidir. 2,0% 1,0% 1,0% 5,9% 90,2% 100,0% 2,0% 1,0% 3,9% 20,6% 72,5% 100,0% 2,9% 7,8% 6,9% 21,6% 60,8% 100,0% 3,9% 2,0% 5,9% 23,5% 64,7% 100,0% 1,0%,0%,0% 19,6% 79,4% 100,0% 2,0%,0%,0% 14,7% 83,3% 100,0% 2,0%,0% 1,0% 10,8% 86,3% 100,0%

220 196 S38: Haber siteleri cevap hakkını sağlamalıdır. S39: Haber siteleri güvenilir olmalıdır. S40: Haber siteleri gazetecilikle ilgili mesleki sırları açıklamamalıdır. 1,0%,0% 1,0% 19,6% 78,4% 100,0% 1,0%,0%,0% 7,8% 91,2% 100,0% 1,0% 2,0% 4,9% 20,6% 71,6% 100,0% Gazetecilerin ahlak ve ilkeleri internette de geçerli olmalıdır ifadesine verilen cevaplar incelendiğinde; %90 gibi çok büyük çoğunluğun kesinlikle katıldığı ortaya çıkmıģtır. Haber siteleri farklı görüģlere eģit yer vermelidir ifadesine, katılımcıların %72,5 i Kesinlikle katılıyorum, %20,6 sı ise Katılıyorum Ģeklide görüģ bildirmiģtir. Bu ifadeye de çoğunluk olarak olumlu bakıldığını söyleyebiliriz. Haber siteleri bir olayla ilgili taraf ise kamuoyuna açıklamalıdır. ifadesinde yine büyük çoğunluğun olumlu görüģe sahip olduğu ortaya çıkmıģtır. Katılımcıların %60,8 i Kesinlikle katılıyorum, %21,6 ı ise katılıyorum cevabı vermiģtir. Haber siteleri yargı sürecinde taraf olmamalıdır. ifadesinde, bireylerin %64,7 si Kesinlikle Katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģken, % 23,5 i ise Katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģtir. Haber siteleri cinsiyetçilik yapmamalıdır ifadesinde deneklerin %79,4 ü kesinlikle katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģken; %19,6 oranındaki katılımcılar ise Katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģlerdir. Haber siteleri ırkçılık yapmamalıdır ifadesi hakkında; katılımcılar %83,3 ü kesinlikle katılıyorum cevabı vermiģken, %14,7 i ise Katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģtir. Katılımcıların %86,3 ü, Haber siteleri Ģiddeti özendirmemelidir. ifadesine Kesinlikle katıldıklarını belirtmiģlerdir. Katılıyorum diyenlerin oranı ise %10,8 olarak gerçekleģmiģtir. Haber siteleri cevap hakkını sağlamalıdır. ifadesi hakkında Kesinlikle katılıyorum Ģeklinde cevap verenlerin oranı %78,4 iken, Katılıyorum Ģeklinde cevap verenlerin oranı ise %19,6 olarak gerçekleģmiģtir. Haber siteleri güvenilir olmalıdır. Ģeklindeki ifadeye katılımcıların %91,2 si Kesinlikle katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģlerken, %7,8 i ise katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģlerdir.

221 Katılımcıların,% 71,6 sı Haber siteleri gazetecilikle ilgili mesleki sırları açıklamamalıdır. ifadesi hakkında kesinlikle katılıyorum cevabını vermiģken, %20,6 sı ise katılıyorum cevabını vermiģlerdir. 197 Tablo 33: Haber ve habercilik etiği bağlamındaki yargılara sitelerin katılım oranları Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Karasızım Katılıyorum Kesinlikle Katılıyorum Toplam S41: Haber siteleri eleģtiri sınırlarını aģmamalıdır. S42: Ġnternet habercisi siyasilerden telkin almamalıdır. S43: Ġnternet habercisi reklamverenlerden telkin almamalıdır. S44: Haber siteleri her türlü parasal konuda okurlarına açıklama yapmalıdır. S45: Haber sitesi dıģına linkle yönlendirilen okuyucu uyarı mesajıyla bilgilendirilmelidir. 1,0% 3,9% 3,9% 29,4% 61,8% 100,0% 1,0% 1,0% 2,9% 18,6% 76,5% 100,0% 1,0% 2,0%,0% 26,5% 70,6% 100,0% 5,9% 20,6% 20,6% 18,6% 34,3% 100,0% 2,9% 3,9% 20,6% 32,4% 40,2% 100,0% S46: Yayınlanmayan okur yorumlarıyla ilgili okur bilgilendirilmelidir. 5,9% 9,8% 16,7% 34,3% 33,3% 100,0%

222 198 S47: Ticari değeri yüksek zararlı linkler yayınlanmamalıdır. S48: Ġnternette haberler abartısız sunulmalıdır. S49: Ġnternette haberci, habere ideolojik yaklaģmamalıdır. S50: Ġnternette editöre mailler çarpıtılmamalıdır. 3,9% 1,0% 3,9% 27,5% 63,7% 100,0% 1,0% 2,9% 6,9% 32,4% 56,9% 100,0% 2,0% 3,9% 3,9% 32,4% 57,8% 100,0% 1,0% 2,0% 2,9% 35,3% 58,8% 100,0% Haber siteleri eleģtiri sınırlarını aģmamalıdır ifadesine, katılımcıların %61,8 i Kesinlikle katılıyorum, %29,4 ü ise Katılıyorum Ģeklide görüģ bildirmiģtir. Bu ifadeye de çoğunlukla olarak olumlu bakıldığını söyleyebiliriz. Ġnternet habercisi siyasilerden telkin almamalıdır. ifadesinde yine büyük çoğunluğun olumlu görüģe sahip olduğu ortaya çıkmıģtır. Katılımcıların %76,5 i Kesinlikle katılıyorum, %18,6 ı ise katılıyorum cevabı vermiģtir. Haber siteleri her türlü parasal konuda okurlarına açıklama yapmalıdır. ifadesinde, bireylerin %34,3 ü Kesinlikle Katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģken, % 18,6 sı ise Katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģtir. Kararsızım diyenlerin oranı %20,6 iken, Katılmıyorum diyenlerin oranı da yine aynı Ģekilde %20,6 dır. Haber sitesi dıģına linkle yönlendirilen okuyucu uyarı mesajıyla bilgilendirilmelidir. ifadesinde, bireylerin %40,2 si Kesinlikle Katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģken, % 32,4 ü ise Katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģtir. Kararsızım diyenlerin oranı ise %20,6 olarak gerçekleģmiģtir. Yayınlanmayan okur yorumlarıyla ilgili okur bilgilendirilmelidir. ifadesinde %33,3 ü kesinlikle katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģken; %33,4 oranındaki katılımcılar ise Katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģlerdir. Kararsızım diyenlerin oranı ise %16,7 olarak gerçekleģmiģtir. Ticari değeri yüksek zararlı linkler yayınlanmamalıdır ifadesi hakkında; katılımcılar %63,7 si kesinlikle katılıyorum cevabı vermiģken, %27.5 i ise Katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģtir. Katılımcıların %56,9 u, Ġnternette haberler abartısız sunulmalıdır. ifadesine Kesinlikle katıldıklarını belirtmiģlerdir. Katılıyorum diyenlerin oranı ise %32,4 olarak gerçekleģmiģtir.

223 Ġnternette haberci, habere ideolojik yaklaģmamalıdır.. ifadesi hakkında Kesinlikle katılıyorum Ģeklinde cevap verenlerin oranı %57,8 iken, Katılıyorum Ģeklinde cevap verenlerin oranı ise %32,4 olarak gerçekleģmiģtir. Ġnternette editöre mailler çarpıtılmamalıdır. Ģeklindeki ifadeye katılımcıların %58,8 i Kesinlikle katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģlerken, %35,3 ü ise katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģlerdir. 199 Tablo 34: Haber ve habercilik etiği bağlamındaki yargılara sitelerin katılım oranları Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Karasızım Katılıyorum Kesinlikle Katılıyorum Toplam S51: Ġnternette haberler mutlaka doğrulatılmalıdır. S52:Haberde arģiv görüntülerinde 'arģiv' olduğu yazılmalıdır. S53: Ġnternet habercisi dürüst yöntemlerle haber toplamalıdır. S54: Ġnternet habercisi haber ile yorum ayrımını açıkça yapmalıdır. S55: Doğru olmayan haberler yayından kaldırılmalıdır. S56: Ġnternet habercisi, haber karģılığı para almamalıdır. 2,0% 3,9% 9,8% 36,3% 48,0% 100,0% 2,0% 6,9% 10,8% 36,3% 44,1% 100,0% 1,0% 2,0% 2,0% 34,3% 60,8% 100,0% 1,0% 1,0% 3,9% 32,4% 61,8% 100,0% 1,0% 4,9% 2,0% 23,5% 68,6% 100,0% 4,9% 3,9% 9,8% 21,6% 59,8% 100,0%

224 200 S57: Ġnternet habercisi, haber karģılığı hediye almamalıdır. S58: Ġnternette haber/reklam ayrımı kesin yapılmalıdır. S59: Özel hayatla ilgili haberler kamu yararı varsa yapılmalıdır. S60: Ġnternet habercisi haber kaynağını korumalıdır. 3,9% 4,9% 8,8% 23,5% 58,8% 100,0% 1,0% 2,0% 8,8% 33,3% 54,9% 100,0% 2,0% 4,9% 9,8% 36,3% 47,1% 100,0% 1,0%,0%,0% 34,3% 64,7% 100,0% Ġnternette haberler mutlaka doğrulatılmalıdır. ifadesine, katılımcıların %48 i Kesinlikle katılıyorum, %36,3 ü ise Katılıyorum Ģeklide görüģ bildirmiģtir. Haberde arģiv görüntülerinde 'arģiv' olduğu yazılmalıdır. ifadesinde yine büyük çoğunluğun olumlu görüģe sahip olduğu ortaya çıkmıģtır. Katılımcıların %44,1 i Kesinlikle katılıyorum, %36,3 ü ise katılıyorum cevabı vermiģtir. Ġnternet habercisi dürüst yöntemlerle haber toplamalıdır ifadesinde, bireylerin %60,8 i Kesinlikle Katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģken, % 34,3 ü Katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģtir. Ġnternet habercisi haber ile yorum ayrımını açıkça yapmalıdır. ifadesinde, bireylerin %61,8 i Kesinlikle Katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģken,% 32,4 ü ise Katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģtir. Doğru olmayan haberler yayından kaldırılmalıdır. ifadesinde %68,6 sı kesinlikle katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģken; %23,5 oranındaki katılımcılar ise Katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģlerdir.. Ġnternet habercisi, haber karģılığı para almamalıdır. ifadesi hakkında; katılımcılar %59,8 i kesinlikle katılıyorum cevabı vermiģken, %21,6 sı ise Katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģtir Ġnternet habercisi, haber karģılığı hediye almamalıdır. ifadesi hakkında Kesinlikle katılıyorum Ģeklinde cevap verenlerin oranı %58,8 iken, Katılıyorum Ģeklinde cevap verenlerin oranı ise %23,5 olarak gerçekleģmiģtir. Ġnternette haber/reklam ayrımı kesin yapılmalıdır. Ģeklindeki ifadeye katılımcıların %54,9 u Kesinlikle katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģlerken, %33,3 ü ise katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģlerdir.

225 Katılımcıların %47,1 i Ġnternette özel hayatla ilgili haberler kamu yararı varsa yapılmalıdır. ifadesine Kesinlikle katıldıklarını belirtmiģlerdir. Katılıyorum diyenlerin oranı ise %36,3 ü olarak gerçekleģmiģtir. Ġnternet habercisi haber kaynağını korumalıdır. Ģeklindeki ifadeye katılımcıların %64,7 i Kesinlikle katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģlerken, %34,3 ü ise katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģlerdir. 201 Tablo 35: Haber ve habercilik etiği bağlamındaki yargılara sitelerin katılım oranları (61 den 66. Soruya kadarki yanıtlar) Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Karasızım Katılıyorum Kesinlikle Katılıyorum Toplam S61: Ajans haberleri kullanıldığında ajans adı yazılmalıdır. S62: BaĢkalarının haberleri izin alınarak kullanılmalıdır. S63: BaĢkalarının haberleri link verilerek kullanılmalıdır. S64: Ġnternet habercisi kendisini editoryal yönden geliģtirmelidir. S65: Haber siteleri sürekli gündem yaratmalıdır. 5,9% 3,9% 8,8% 28,4% 52,9% 100,0% 3,9% 2,0% 7,8% 27,5% 58,8% 100,0% 5,9% 5,9% 21,6% 26,5% 40,2% 100,0% 1,0%,0%,0% 27,5% 71,6% 100,0% 1,0% 4,9% 8,8% 28,4% 56,9% 100,0% S66: Haber siteleri güncel 1,0%,0%,0% 18,6% 80,4% 100,0%

226 202 olmalıdır. Ajans haberleri kullanıldığında ajans adı yazılmalıdır. ifadesine, katılımcıların %52,9 u Kesinlikle katılıyorum, %28,4 ü ise Katılıyorum Ģeklide görüģ bildirmiģtir. BaĢkalarının haberleri izin alınarak kullanılmalıdır. ifadesinde yine büyük çoğunluğun olumlu görüģe sahip olduğu ortaya çıkmıģtır. Katılımcıların %58,8 i Kesinlikle katılıyorum, %27,5 i ise katılıyorum cevabı vermiģtir. BaĢkalarının haberleri link verilerek kullanılmalıdır ifadesinde, bireylerin %40,2 si Kesinlikle Katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģken, % 26,5 i Katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģtir. Ġnternet habercisi kendisini editoryal yönden geliģtirmelidir. ifadesinde, bireylerin %71,6 sı Kesinlikle Katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģken, % 27,5 i ise Katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģtir. Haber siteleri sürekli gündem yaratmalıdır. ifadesinde %56,9 u kesinlikle katılıyorum& Ģeklinde cevap vermiģken; %28,4 oranındaki katılımcılar ise Katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģlerdir. Haber siteleri güncel olmalıdır. ifadesi hakkında; katılımcılar %80,4 ü kesinlikle katılıyorum cevabı vermiģken, %18,6 sı ise Katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģtir Tablo 36: Haber ve habercilik etiği bağlamındaki yargılara sitelerin katılım oranları Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Karasızım Katılıyorum Kesinlikle Katılıyorum Toplam S67: Ġnternette hukuki düzenleme yapılmalıdır. S68: Ġnternette kiģinin mahremiyeti ihlal edilmemelidir. S69: Ġnternette kiģilik haklarına saygı gösterilmelidir. S70: Ġnternette okurların kimlik bilgileri satılmamalıdır. S71: Yargıçlar internet konusunda eğitilmelidir. 1,0%,0%,0% 18,6% 80,4% 100,0% 1,0%,0%,0% 18,6% 80,4% 100,0% 1,0%,0%,0% 16,7% 82,4% 100,0% 1,0%,0%,0% 13,7% 85,3% 100,0% 2,0% 1,0% 1,0% 17,6% 78,4% 100,0%

227 203 S72: Haber siteleri nitelikli kiģileri çalıģtırmalıdır. S73: Haber sitelerinin kendi muhabirleri olmalıdır. S74: Haber sitelerinin yazı iģleri günlük haber toplantıları yapmalıdır. 2,0%,0% 2,9% 33,3% 61,8% 100,0% 1,0% 3,9% 8,8% 34,3% 52,0% 100,0% 2,9% 2,0% 12,7% 35,3% 47,1% 100,0% Ġnternette hukuki düzenleme yapılmalıdır. ifadesi hakkında Kesinlikle katılıyorum Ģeklinde cevap verenlerin oranı %80,4 iken, Katılıyorum Ģeklinde cevap verenlerin oranı ise %18,6 olarak gerçekleģmiģtir. Ġnternette kiģinin mahremiyeti ihlal edilmemelidir. Ģeklindeki ifadeye katılımcıların %80,4 u Kesinlikle katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģlerken, %18,6 sı ise katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģlerdir. Katılımcıların %82,4 ü Ġnternette kiģilik haklarına saygı gösterilmelidir. ifadesine Kesinlikle katıldıklarını belirtmiģlerdir. Katılıyorum diyenlerin oranı ise %16,7 olarak gerçekleģmiģtir Ġnternette okurların kimlik bilgileri satılmamalıdır. Ģeklindeki ifadeye katılımcıların %85,3 ü Kesinlikle katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģlerken, %13,7 si ise katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģlerdir. Yargıçlar internet konusunda eğitilmelidir. ifadesine, katılımcıların %78,4 ü Kesinlikle katılıyorum, %17,6 sı ise Katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģtir. Haber siteleri nitelikli kiģileri çalıģtırmalıdır. ifadesinde yine büyük çoğunluğun olumlu görüģe sahip olduğu ortaya çıkmıģtır. Katılımcıların %61,8 i Kesinlikle katılıyorum, %33,3 ü ise katılıyorum cevabı vermiģtir. Haber sitelerinin kendi muhabirleri olmalıdır. ifadesinde, bireylerin %52 si Kesinlikle Katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģken, % 34,3 ü Katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģtir. Haber sitelerinin yazı iģleri günlük haber toplantıları yapmalıdır. ifadesinde, bireylerin %47 i Kesinlikle Katılıyorum Ģeklinde görüģ bildirmiģken, % 35,3 ü ise Katılıyorum Ģeklinde cevap vermiģtir Çapraz Tablolar Çapraz tablolar Ģu Ģekilde analiz edilmiģtir:

228 Haberin yayınlanma süresi-sitenin statüsü Çapraz tablolar temel olarak, iki değiģken arasındaki iliģkiyi analiz etmek için kullanılır. Bu, araģtırmacıya değiģkenler arasındaki iliģkiyi ilgili her bir değiģkenin kategorilerinin kesiģimlerini inceleyerek keģfetme olanağı sağlar (Eymen, 2007: 62). Tablo 37: Haberin yayınlanma süresi-sitenin statüsü çapraz tablosu S7: Bir gazete veya tv kanalının sitesi misiniz? Ulusal çapta mı yerel çapta mı yayın yapıyorsunuz? Ulusal site Ulusal ve Bağımsız Site Yerel site Yerel ve Bağımsız site S18: Bir haberi ortalama ne kadar sürede yayına hazır hale getiriyorsunuz? 4-5 dk 52,9% 54,8% 46,7% 41,0% 10 dk 23,5% 25,8% 33,3% 15,4% 15 dk 17,6% 16,1% 13,3% 15,4% 20 dk ve üzeri 5,9% 3,2% 6,7% 28,2% Total 100,0% 100,0% 100,0% 100,0% Haberlerin hazırlanma sürelerinin, sitenin statüsüne göre dağılımı incelendiğinde; haberi 4-5 dk da yayına hazır hale getirme oranları sırasıyla; ulusal sitelerde %52.9, ulusal ve bağımsız sitelerde %54.8, Yerel sitelerde %46,7 ve Yerel ve bağımsız sitelerde ise %41 olarak gerçekleģmiģtir. Grafikten de anlaģılacağı üzere,

229 her statüdeki sitelerin haberi hazırlama süreleri çoğunluk olarak ağırlıklı olarak dk sürmektedir. Grafik - 11: Haberin yayınlanma süresi-sitenin statüsü çapraz grafik ,0% 50,0% 40,0% 30,0% 20,0% 10,0%,0% 52,9% 54,8% 23,5% 25,8% 17,6% 16,1% 5,9% Ulusal site 3,2% Ulusal ve Bağımsız Site 46,7% 33,3% Yerel site 41,0% 28,2% 13,3% 15,4% 6,7% Yerel ve Bağımsız site 4-5 dk 10 dk 15 dk 20 dk ve üzeri 2- Sitenin abone olduğu ajans sayısı-sitenin statüsü Tablo 38: Sitenin abone olduğu ajans sayısı-sitenin statüsü çapraz tablo S7: Bir gazete veya tv kanalının sitesi misiniz? Ulusal çapta mı yerel çapta mı yayın yapıyorsunuz? Ulusal site Ulusal ve Bağımsız Site Yerel site Yerel ve Bağımsız site S23: Abone olduğunuz haber ajanslarının sayısı? Yok 11,8% 38,7% 46,7% 51,3% 1 Ajans 29,4% 25,8% 40,0% 30,8% 2 Ajans 23,5% 22,6% 13,3% 10,3% 3 Ajans 0% 12,9% 0% 7,7% 5 Ajans ve üzeri 35,3% 0% 0% 0% Total 100,0% 100,0% 100,0% 100,0%

230 Sitenin abone olduğu ajans sayısının, sitesinin statüsüne göre dağılımı incelendiğinde; Ulusal ve bir TV/gazeteye bağlı olan sitelerin %35.3 ünün 5 ve üzeri ajansa abone oldukları gözlemlenmektedir. Ulusal ve Bağımsız sitelerin ise çoğunluk olarak %38,7 oranla, herhangi bir ajansa abone olmadıklarını belirtmiģlerdir. Aynı Ģekilde Yerel siteler ile Yerel ve bağımsız sitelerde çoğunluk oranda Herhangi bir ajansa abone olmadıklarını belirtmiģlerdir. 206 Grafik - 12: Sitenin abone olduğu ajans sayısı-sitenin statüsü çapraz grafik 60,0% 50,0% 40,0% 30,0% 20,0% 10,0%,0% 11,8% Ulusal site 38,7% 29,4% 23,5% 25,8% 22,6% 0% 12,9% Ulusal ve Bağımsız Site 46,7% 40,0% 13,3% 0% Yerel site 51,3% 30,8% 10,3% 7,7% Yerel ve Bağımsız site Ajansa abone değil 1 Ajans 2 Ajans 3 Ajans 5 Ajans ve üzeri

231 Sitenin reklam alma oranı-sitenin statüsü Tablo - 39: Sitenin reklam alma oranı-sitenin statüsü çapraz tablo S7: Bir gazete veya tv kanalının sitesi misiniz? Ulusal çapta mı yerel çapta mı yayın yapıyorsunuz? Ulusal site Ulusal ve Bağımsız Site Yerel site Yerel ve Bağımsız site S26: Siteniz reklam alıyor mu? Evet- Sıkça 94,1% 71,0% 73,3% 87,2% Hayır-Hiç 5,9% 29,0% 26,7% 12,8% Total 100,0% 100,0% 100,0% 100,0% Sitelerin statüleri bazında reklam alıp almadıklarını incelediğimizde, Ulusal sitelerin %94,1 i, ulusal ve bağımsız sitelerin %71 i Reklam aldıklarını belirtmiģlerdir. Herhangi bir TV/gazeteye bağlı ve yerel sitelerin %73 ü reklam alırken, bu oran Yerel ve bağımsız sitelerde ise %87.2 olarak gerçekleģmiģtir. Grafik - 13: Sitenin reklam alma oranı-sitenin statüsü çapraz grafik. 100,0% 90,0% 80,0% 70,0% 60,0% 50,0% 40,0% 30,0% 20,0% 10,0%,0% 94,1% 5,9% Ulusal site 71,0% 73,3% 29,0% 26,7% Ulusal ve Bağımsız Site Yerel site 87,2% 12,8% Yerel ve Bağımsız site Evet-Sıkça Hayır-Hiç

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve III TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi Bilim Dalı öğrencisi Canan ULUDAĞ tarafından hazırlanan Bağımsız Anaokullarında

Detaylı

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi ÇOCUK ÇEVRE ĠLIġKISI Ġnsanı saran her Ģey olarak tanımlanan çevre insanı etkilerken, insanda çevreyi etkilemektedir.

Detaylı

ÜCRET SİSTEMLERİ VE VERİMLİLİK YURTİÇİ KARGO

ÜCRET SİSTEMLERİ VE VERİMLİLİK YURTİÇİ KARGO ÜCRET SİSTEMLERİ VE VERİMLİLİK YURTİÇİ KARGO ALĠ ARIMAN:2008463007 OSMAN KARAKILIÇ:2008463066 MELĠK CANER SEVAL: 2008463092 MEHMET TEVFĠK TUNCER:2008463098 ŞİRKET TANITIMI 1982 yılında Türkiye'nin ilk

Detaylı

ÖZEL ANTALYA ANADOLU HASTANELERİ GRUBU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI DR.AHMET CÖMERT

ÖZEL ANTALYA ANADOLU HASTANELERİ GRUBU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI DR.AHMET CÖMERT ÖZEL ANTALYA ANADOLU HASTANELERİ GRUBU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI DR.AHMET CÖMERT 1 ĠLETĠġĠM İki ya da daha fazla kiģinin düģünce ve fikir alıģveriģidir KonuĢma, hareket yada mimikler ile gerçekleģir. Bizim

Detaylı

T.C. ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ FELSEFE-DĠN BĠLĠMLERĠ (DĠN EĞĠTĠMĠ) ANABĠLĠM DALI

T.C. ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ FELSEFE-DĠN BĠLĠMLERĠ (DĠN EĞĠTĠMĠ) ANABĠLĠM DALI T.C. ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ FELSEFE-DĠN BĠLĠMLERĠ (DĠN EĞĠTĠMĠ) ANABĠLĠM DALI ORTAÖĞRETĠM DĠN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BĠLGĠSĠ ÖĞRETĠM PROGRAMLARINDA ÖĞRENCĠ KAZANIMLARININ GERÇEKLEġME DÜZEYLERĠ

Detaylı

T.C. BĠNGÖL ÜNĠVERSĠTESĠ REKTÖRLÜĞÜ Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı. ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN)

T.C. BĠNGÖL ÜNĠVERSĠTESĠ REKTÖRLÜĞÜ Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı. ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN) ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN) Düzenleme Tarihi: Bingöl Üniversitesi(BÜ) Ġç Kontrol Sistemi Kurulması çalıģmaları kapsamında, Ġç Kontrol Sistemi Proje Ekibimiz

Detaylı

BĠR DEVLET HASTANESĠNDE ÇALIġANLARIN HASTA VE ÇALIġAN GÜVENLĠĞĠ ALGILARININ ĠNCELENMESĠ. Dilek OLUT

BĠR DEVLET HASTANESĠNDE ÇALIġANLARIN HASTA VE ÇALIġAN GÜVENLĠĞĠ ALGILARININ ĠNCELENMESĠ. Dilek OLUT BĠR DEVLET HASTANESĠNDE ÇALIġANLARIN HASTA VE ÇALIġAN GÜVENLĠĞĠ ALGILARININ ĠNCELENMESĠ Dilek OLUT Tıp biliminin ilk ve temel prensiplerinden biri Önce Zarar Verme ilkesidir. Bu doğrultuda kurgulanan sağlık

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

Sinema ve Televizyon da Etik. Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği

Sinema ve Televizyon da Etik. Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği Sinema ve Televizyon da Etik Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği Etik ve Ahlâk Ayrımı Etik gelenek anlamına gelir ve törebilim olarak da adlandırılır. Bir başka deyişle etik, Bireylerin doğru davranış

Detaylı

GÜNEġĠN EN GÜZEL DOĞDUĞU ġehġrden, ADIYAMAN DAN MERHABALAR

GÜNEġĠN EN GÜZEL DOĞDUĞU ġehġrden, ADIYAMAN DAN MERHABALAR GÜNEġĠN EN GÜZEL DOĞDUĞU ġehġrden, ADIYAMAN DAN MERHABALAR ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ BAġARILI YÖNETĠMDE ĠLETĠġĠM Hastane İletişim Platformu Hastane ĠletiĢim Platformu Nedir? Bu

Detaylı

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY GİRİŞ ÇalıĢmak yaģamın bir parçasıdır. YaĢamak nasıl bir insan hakkı

Detaylı

Özgörkey Otomotiv Yetkili Satıcı ve Yetkili Servisi

Özgörkey Otomotiv Yetkili Satıcı ve Yetkili Servisi Özgörkey Otomotiv Yetkili Satıcı ve Yetkili Servisi Grup ÇekoL : Ebru Tokgöz Gizem Şimşek Özge Bozdemir Emel Sema Tarihçe Temelleri 1951 yılında, Gruba ismini veren Erdoğan Özgörkey tarafından atılan

Detaylı

www.binnuryesilyaprak.com

www.binnuryesilyaprak.com ÇOCUKLA VE ERGENLE ĠLETĠġĠM (Anababa eğitim semineri) Prof. Dr. Binnur YEġĠLYAPRAK Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Onursal Başkanı

Detaylı

PSĠKOLOJĠK DANIġMANLAR ĠÇĠN ETĠK VE YASAL KONULAR

PSĠKOLOJĠK DANIġMANLAR ĠÇĠN ETĠK VE YASAL KONULAR PSĠKOLOJĠK DANIġMANLAR ĠÇĠN ETĠK VE YASAL KONULAR Prof.Dr. Binnur Yeşilyaprak Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Başkanı SUNU PLANI Toplumsal YaĢamı

Detaylı

SAĞLIKTA DÖNÜġÜMÜN TIP EĞĠTĠMĠNE ETKĠSĠ

SAĞLIKTA DÖNÜġÜMÜN TIP EĞĠTĠMĠNE ETKĠSĠ SAĞLIKTA DÖNÜġÜMÜN TIP EĞĠTĠMĠNE ETKĠSĠ Sağlıkta yapılan dönüģümü değerlendirirken sadece sağlık alanının kendi dinamikleriyle değil aynı zamanda toplumsal süreçler, ideolojik konumlandırılmalar, sınıflararası

Detaylı

T.C. FIRAT ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ EĞĠTĠM PROGRAMLARI VE ÖĞRETĠM ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LİSANS TEZ ÖNERİSİ

T.C. FIRAT ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ EĞĠTĠM PROGRAMLARI VE ÖĞRETĠM ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LİSANS TEZ ÖNERİSİ T.C. FIRAT ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ EĞĠTĠM PROGRAMLARI VE ÖĞRETĠM ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LİSANS TEZ ÖNERİSİ ÖĞRENCĠNĠN ADI SOYADI: Seda AKTI DANIġMAN ADI SOYADI: Yrd. Doç. Dr. Aysun GÜROL GENEL

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

ĠSHAKOL. Ġġ BAġVURU FORMU. Boya Sanayi A.ġ. En Son ÇekilmiĢ Fotoğrafınız. No:.. ÖNEMLĠ NOTLAR

ĠSHAKOL. Ġġ BAġVURU FORMU. Boya Sanayi A.ġ. En Son ÇekilmiĢ Fotoğrafınız. No:.. ÖNEMLĠ NOTLAR Ġġ BAġVURU FORMU ĠSHAKOL Boya Sanayi A.ġ. No:.. En Son ÇekilmiĢ Fotoğrafınız ÖNEMLĠ NOTLAR 1. BaĢvuru formunu kendi el yazınızla ve bütün soruları dikkatli ve eksiksiz olarak doldurup, imzalayınız. ĠĢ

Detaylı

Bilgisayar Sistemleri ilk ortaya çıktığında...

Bilgisayar Sistemleri ilk ortaya çıktığında... Bilgisayar Ağları Bilgisayar Sistemleri ilk ortaya çıktığında... Merkezi yapıya sahip ENIAC (1945) ~167 m² 30 ton IBM 650 (1960) K.G.M Dk.da ~ 74000 işlem 12 yıl kullanılmıştır http://the eniac.com www.kgm.gov.tr

Detaylı

BĠLĠMSEL ARAġTIRMA VE YAYIN ETĠĞĠ. Prof. Dr. Besti Üstün

BĠLĠMSEL ARAġTIRMA VE YAYIN ETĠĞĠ. Prof. Dr. Besti Üstün BĠLĠMSEL ARAġTIRMA VE YAYIN ETĠĞĠ Prof. Dr. Besti Üstün ARAġTIRMA ETĠK BĠLĠM ETĠK NEDĠR???? Değerler felsefesinde; estetik güzel ve çirkini, etik iyi ve kötüyü sorgular. Ġyinin ve kötünün, doğrunun ve

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/12/2012-31/12/2012)

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/12/2012-31/12/2012) T.C. ADALET BAKANLIĞI KANUNLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 01/01/2013 AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/12/2012-31/12/2012) ĠÇĠNDEKĠLER 1- TOPLANTILAR... 3 1.1- TÜRKĠYE BÜYÜK MĠLLET MECLĠSĠNDE YAPILAN TOPLANTILAR... 3 1.2-

Detaylı

G Ü Ç L E N İ N! Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education

G Ü Ç L E N İ N! Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortak finanse edilmektedir. Spor Eğitimi Yoluyla Sosyal Katılımın

Detaylı

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...XXI Birinci Bölüm Çevre Hukukunun Temelleri I. Genel Olarak...1

Detaylı

BĠLGĠSAYAR AĞLARI. 1-Bilgisayar ağı nedir? 2-Ağ türleri 3-Ağ bağlantıları 4-Ġnternet kavramı ve teknolojileri

BĠLGĠSAYAR AĞLARI. 1-Bilgisayar ağı nedir? 2-Ağ türleri 3-Ağ bağlantıları 4-Ġnternet kavramı ve teknolojileri BĠLGĠSAYAR AĞLARI 1-Bilgisayar ağı nedir? 2-Ağ türleri 3-Ağ bağlantıları 4-Ġnternet kavramı ve teknolojileri Ağ Kavramı Bilgisayarların birbirleri ile iletiģimlerini sağlamak, dosya paylaģımlarını aktif

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

Örgütler bu karmaģada artık daha esnek bir hiyerarģiye sahiptir.

Örgütler bu karmaģada artık daha esnek bir hiyerarģiye sahiptir. Durumsallık YaklaĢımı (KoĢulbağımlılık Kuramı) Durumsallık (KoĢulbağımlılık) Kuramının DoğuĢu KoĢul bağımlılık bir Ģeyin diğerine bağımlı olmasıdır. Eğer örgütün etkili olması isteniyorsa, örgütün yapısı

Detaylı

Örnekleme Süreci ve Örnekleme Yöntemleri

Örnekleme Süreci ve Örnekleme Yöntemleri Örnekleme Süreci ve Örnekleme Yöntemleri Prof. Dr. Cemal YÜKSELEN Ġstanbul Arel Üniversitesi 4. Pazarlama AraĢtırmaları Eğitim Semineri 26-29 Ekim 2010 Örnekleme Süreci Anakütleyi Tanımlamak Örnek Çerçevesini

Detaylı

www.binnuryesilyaprak.com

www.binnuryesilyaprak.com Türkiye de PDR Eğitimi ve İstihdamında Yeni Eğilimler Prof. Dr. Binnur YEŞİLYAPRAK Türk PDR-DER Başkanı 16 Kasım 2007 Adana Türkiye de Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri Başlangıcından günümüze

Detaylı

BĠYOLOJĠ EĞĠTĠMĠ LĠSANSÜSTÜ ÖĞRENCĠLERĠNĠN LĠSANSÜSTÜ YETERLĠKLERĠNE ĠLĠġKĠN GÖRÜġLERĠ

BĠYOLOJĠ EĞĠTĠMĠ LĠSANSÜSTÜ ÖĞRENCĠLERĠNĠN LĠSANSÜSTÜ YETERLĠKLERĠNE ĠLĠġKĠN GÖRÜġLERĠ 359 BĠYOLOJĠ EĞĠTĠMĠ LĠSANSÜSTÜ ÖĞRENCĠLERĠNĠN LĠSANSÜSTÜ YETERLĠKLERĠNE ĠLĠġKĠN GÖRÜġLERĠ Osman ÇİMEN, Gazi Üniversitesi, Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalı, Ankara, osman.cimen@gmail.com Gonca ÇİMEN, Milli

Detaylı

TBF 110 BİLGİSAYARDA VERİ İŞLEME ve UYGULAMALARI Ha9a- 2 - İnternet

TBF 110 BİLGİSAYARDA VERİ İŞLEME ve UYGULAMALARI Ha9a- 2 - İnternet BİLGİSAYARDA VERİ İŞLEME ve UYGULAMALARI Ha9a- 2 - İnternet 2015 2016 Akademik Yılı Öğr. Gör. Gülten Güngörmüş gulteng@baskent.edu.tr Oda No: B- 202 Öğr. Gör. Gizem Öğütcü ogutcu@baskent.edu.tr Oda No:

Detaylı

10/11/2014 22/11/2014 TARĠHLERĠNDE YAPILACAK ADAY MEMUR TEMEL EĞĠTĠMĠ UYGULAMA ÇĠZELGESĠ

10/11/2014 22/11/2014 TARĠHLERĠNDE YAPILACAK ADAY MEMUR TEMEL EĞĠTĠMĠ UYGULAMA ÇĠZELGESĠ 10/11/2014 22/11/2014 TARĠHLERĠNDE YAPILACAK ADAY MEMUR TEMEL Ġ UYGULAMA ÇĠZELGESĠ ĠN ADI : Aday Memur Eğitimi UYGULANACAĞI YER :Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ZAMANI : 10/11/2014 21/11/2014 (Temel

Detaylı

20../20.. EĞĠTĠM-ÖĞRETĠM YILI. BĠLĠġĠM TEKNOLOJĠLERĠ WEB TASARIM VE ĠNTERNET DERS DIġI EGZERSĠZ ÇALIġMA PROGRAMI

20../20.. EĞĠTĠM-ÖĞRETĠM YILI. BĠLĠġĠM TEKNOLOJĠLERĠ WEB TASARIM VE ĠNTERNET DERS DIġI EGZERSĠZ ÇALIġMA PROGRAMI EKĠM EÜ 0../0.. EĞĠĠM-ÖĞEĠM II OKUU BĠĠġĠM EKNOOJĠEĠ WEB SIM VE ĠNENE DIġI EGZESĠZ ÇIġM POGMI Ġ ÇIġM ZMNI ÇIġM SĠ SĠ ÇIġM EĠ ĠġENECEK KONU 6.09.0.. :0-:0 saat B SINII Öğrenci seviyelerinin tespiti 8.09.0..

Detaylı

I. OTURUM OTURUM BAġKANI: PROF. DR. NEVZAT KOÇ (MEDĠPOL ÜNĠVERSĠTESĠ HUKUK FAKÜLTESĠ ÖĞRETĠM ÜYESĠ/TBK. BĠLĠM KOMĠSYONU ÜYESĠ)

I. OTURUM OTURUM BAġKANI: PROF. DR. NEVZAT KOÇ (MEDĠPOL ÜNĠVERSĠTESĠ HUKUK FAKÜLTESĠ ÖĞRETĠM ÜYESĠ/TBK. BĠLĠM KOMĠSYONU ÜYESĠ) I. OTURUM OTURUM BAġKANI: PROF. DR. NEVZAT KOÇ (MEDĠPOL ÜNĠVERSĠTESĠ HUKUK FAKÜLTESĠ ÖĞRETĠM ÜYESĠ/TBK. BĠLĠM KOMĠSYONU ÜYESĠ) TEBLĠĞLER : PROF. DR. VEYSEL BAġPINAR (ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ HUKUK FAKÜLTESĠ

Detaylı

KUPA TEKNĠK BĠLĠMLER MESLEK YÜKSEKOKULUNUN

KUPA TEKNĠK BĠLĠMLER MESLEK YÜKSEKOKULUNUN KUPA TEKNĠK BĠLĠMLER MESLEK YÜKSEKOKULUNUN 6.Spor ġenlikleri kapsamında gerçekleģtirilen Futbol Turnuvası Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunun zaferi ile sona erdi. Yapılan maçlar sonucunda Ünye ĠĠBF

Detaylı

MUSTAFA KEMAL ÜNĠVERSĠTESĠ BĠLGĠSAYAR BĠLĠMLERĠ UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ YÖNETMELĠĞĠ

MUSTAFA KEMAL ÜNĠVERSĠTESĠ BĠLGĠSAYAR BĠLĠMLERĠ UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ YÖNETMELĠĞĠ MUSTAFA KEMAL ÜNĠVERSĠTESĠ BĠLGĠSAYAR BĠLĠMLERĠ UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ YÖNETMELĠĞĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Mustafa Kemal Üniversitesi

Detaylı

Ġnternet ve Harekât AraĢtırması Uygulamaları

Ġnternet ve Harekât AraĢtırması Uygulamaları Ġnternet ve Harekât AraĢtırması Uygulamaları Cihan Ercan Mustafa Kemal Topcu 1 GĠRĠġ Band İçerik e- Konu\ Mobil Uydu Ağ Genişliği\ e- e- VoIP IpV6 Dağıtma Altyapı QoS ticaret\ Prensip Haberleşme Haberleşme

Detaylı

NECMETTĠN ERBAKAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL VE BEġERĠ BĠLĠMLER FAKÜLTESĠ HALKLA ĠLĠġKĠLER VE REKLAMCILIK BÖLÜMÜ 2015-2016 MÜFREDATI DERS ĠÇERĠKLERĠ

NECMETTĠN ERBAKAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL VE BEġERĠ BĠLĠMLER FAKÜLTESĠ HALKLA ĠLĠġKĠLER VE REKLAMCILIK BÖLÜMÜ 2015-2016 MÜFREDATI DERS ĠÇERĠKLERĠ NECMETTĠN ERBAKAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL VE BEġERĠ BĠLĠMLER FAKÜLTESĠ HALKLA ĠLĠġKĠLER VE REKLAMCILIK BÖLÜMÜ 2015-2016 MÜFREDATI DERS ĠÇERĠKLERĠ 1. SINIF 1. YARIYIL 0020030001 ATATÜRK ĠLKELERĠ VE ĠNKILAP

Detaylı

BU PAZAR SEÇĠM OLSA! Faruk Acar ANDY-AR BĢk.

BU PAZAR SEÇĠM OLSA! Faruk Acar ANDY-AR BĢk. TÜRKĠYE SĠYASĠ GÜNDEM ARAġTIRMASI-NĠSAN 2013 AraĢtırma; Kantitatif AraĢtırma tekniklerinden ( Yüzyüze görüģme ) yöntemi uygulanarak 04-10 Nisan 2013 tarihleri arasında 21 il'de toplam 3.473 denek ile görüģme

Detaylı

DERS PROFİLİ. Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5

DERS PROFİLİ. Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5 DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin Amaçları

Detaylı

Dr. YALÇIN TOSUN İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi SİNEMA ESERLERİ VE ESER SAHİBİNİN HAKLARI

Dr. YALÇIN TOSUN İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi SİNEMA ESERLERİ VE ESER SAHİBİNİN HAKLARI Dr. YALÇIN TOSUN İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi SİNEMA ESERLERİ VE ESER SAHİBİNİN HAKLARI İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...vii İÇİNDEKİLER... xi KISALTMALAR...xix GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm

Detaylı

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/02/2012-29/02/2012)

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/02/2012-29/02/2012) T.C. ADALET BAKANLIĞI KANUNLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 14/03/2012 AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/02/2012-29/02/2012) İÇİNDEKİLER 1- DĠĞER FAALĠYETLER... 3 1.1- TÜRKĠYE BÜYÜK MĠLLET MECLĠSĠNDE YAPILAN TOPLANTILAR...

Detaylı

ÖĞRETMENLİK MESLEK BİLGİSİ DERSLERİ ÖĞRETMENİ

ÖĞRETMENLİK MESLEK BİLGİSİ DERSLERİ ÖĞRETMENİ TANIM ÇalıĢtığı eğitim kurumunda; öğrencilere eğitim ve öğretim teknikleri ile ilgili eğitim veren kiģidir. A- GÖREVLER Öğretmenlik meslek bilgisi dersleri ile ilgili hangi bilgi, beceri, tutum ve davranıģların,

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin 8-11. maddeleri Bağlamında. Çalışanların Hakları

Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin 8-11. maddeleri Bağlamında. Çalışanların Hakları Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin 8-11. maddeleri Bağlamında Çalışanların Hakları İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER...VII GİRİŞ...1 I. Konunun Önemi...1 II. Çalışan Kavramının

Detaylı

İÇİNDEKİLER. JURİ ÜYELERİNİN İMZA SAYFASI..i TEŞEKKÜR. ii ÖZET...iii ABSTRACT...v İÇİNDEKİLER...vii. TABLOLAR LİSTESİ...viii BÖLÜM I...

İÇİNDEKİLER. JURİ ÜYELERİNİN İMZA SAYFASI..i TEŞEKKÜR. ii ÖZET...iii ABSTRACT...v İÇİNDEKİLER...vii. TABLOLAR LİSTESİ...viii BÖLÜM I... İÇİNDEKİLER JURİ ÜYELERİNİN İMZA SAYFASI..i TEŞEKKÜR. ii ÖZET...iii ABSTRACT...v İÇİNDEKİLER...vii TABLOLAR LİSTESİ.....viii BÖLÜM I...1 GİRİŞ...1 1.1.Problem Durumu...1 1.2.Problem Cümlesi...3 1.3.Alt

Detaylı

ERCIYES ÜNĠVERSĠTESĠ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESĠ RESĠM BÖLÜMÜ

ERCIYES ÜNĠVERSĠTESĠ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESĠ RESĠM BÖLÜMÜ ERCIYES ÜNĠVERSĠTESĠ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESĠ RESĠM BÖLÜMÜ I. GENEL BĠLGĠLER Dersin Kodu ve Adı RES314 SANAT ELEŞTİRİSİ Yılı / Dönemi 2009 2010 / BAHAR KREDĠ 2 Bölümü Resim Öğretim Elemanı Öğr. Gör. Eda

Detaylı

BĠRĠNCĠ BASAMAK SAĞLIK ÇALIġANLARINDA YAġAM DOYUMU, Ġġ DOYUMU VE TÜKENMĠġLĠK DURUMU

BĠRĠNCĠ BASAMAK SAĞLIK ÇALIġANLARINDA YAġAM DOYUMU, Ġġ DOYUMU VE TÜKENMĠġLĠK DURUMU GOÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Tokat Halk Sağlığı Müdürlüğü BĠRĠNCĠ BASAMAK SAĞLIK ÇALIġANLARINDA YAġAM DOYUMU, Ġġ DOYUMU VE TÜKENMĠġLĠK DURUMU Yalçın Önder¹, Rıza Çıtıl¹, Mücahit Eğri¹,

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ-II Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans () Lisans (X) Yüksek Lisans() Doktora ( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim (X) Uzaktan Öğretim(

Detaylı

ANKARA ÇOCUK DOSTU ġehġr PROJESĠ UYGULAMA, GÖREV VE ÇALIġMA YÖNERGESĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR

ANKARA ÇOCUK DOSTU ġehġr PROJESĠ UYGULAMA, GÖREV VE ÇALIġMA YÖNERGESĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR Amaç ANKARA ÇOCUK DOSTU ġehġr PROJESĠ UYGULAMA, GÖREV VE ÇALIġMA YÖNERGESĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR Madde 1- Ankara Çocuk Dostu ġehir Projesinin amacı Ankara yı; Çocuk Hakları SözleĢmesini

Detaylı

YEREL MEDYA SEKTÖRÜ VE GLOBALLEġEN MEDYAYA GÖRE KONUMU

YEREL MEDYA SEKTÖRÜ VE GLOBALLEġEN MEDYAYA GÖRE KONUMU YEREL MEDYA SEKTÖRÜ VE GLOBALLEġEN MEDYAYA GÖRE KONUMU Gizem ARABACI Hande UZUNOĞLU Türkiye de medya ulusal ve yerel medya tabanlı olmak üzere temel iki Ģekilde iģlemektedir. Bu iģleyiģ bazen daha kapsamlı

Detaylı

HASTANIN KENDİ GELECEĞİNİ BELİRLEME HAKKI

HASTANIN KENDİ GELECEĞİNİ BELİRLEME HAKKI Yard. Doç. Dr. Hamide TACİR Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi HASTANIN KENDİ GELECEĞİNİ BELİRLEME HAKKI İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... vii İÇİNDEKİLER...xi GİRİŞ...1 Birinci Bölüm HASTANIN KENDİ

Detaylı

Etik Nedir? Dr. Muhtar Çokar Tıp Tarihi ve Etik ABD

Etik Nedir? Dr. Muhtar Çokar Tıp Tarihi ve Etik ABD Etik Nedir? Dr. Muhtar Çokar Tıp Tarihi ve Etik ABD Örnek Önermeler Güneş bugün batıdan batacak Bu sınıfta Tolga ismini taşıyan 3 kişi var Futbol basketboldan iyidir HIV Pozitif kişilerin evlenmesi önlenmelidir

Detaylı

ROMANYA TÜRK TOPLULUKLARI ÖRNEĞĠNDE ĠKĠ DĠLLĠLĠK

ROMANYA TÜRK TOPLULUKLARI ÖRNEĞĠNDE ĠKĠ DĠLLĠLĠK ROMANYA TÜRK TOPLULUKLARI ÖRNEĞĠNDE ĠKĠ DĠLLĠLĠK 1 NERĠMAN HASAN ROMANYA TÜRK TOPLULUKLARI ÖRNEĞĠNDE ĠKĠ DĠLLĠLĠK EDĠTURA UNĠVERSĠTARĂ, BUCUREġTI, 2011 3 Tehnoredactare computerizată: Angelica Mălăescu

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders Kodları AKTS

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders Kodları AKTS Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO501 Eğitimde Program Geliştirme 3 0 3 8

Detaylı

2012 YILI SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ FAALĠYET RAPORU

2012 YILI SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ FAALĠYET RAPORU 2012 YILI SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ FAALĠYET RAPORU ĠÇĠNDEKĠLER ÜST YÖNETĠCĠ SUNUġU I- GENEL BĠLGĠLER A- Misyon ve Vizyon.. B- Yetki, Görev ve Sorumluluklar... C- Ġdareye ĠliĢkin Bilgiler.... 1- Fiziksel

Detaylı

TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ

TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ FELSEFESİ,TEMEL İLKELERİ,VİZYONU MEHMET NURİ KAYNAR TÜRKIYE NIN GELECEK VIZYONU TÜRKĠYE NĠN GELECEK VĠZYONU GELECEĞIN MIMARLARı ÖĞRETMENLER Öğretmen, bugünle gelecek arasında

Detaylı

EĞİTİM SEN İSTANBUL 7 NOLU ŞUBE DENETLEME VE DİSİPLİN KURULLARI RAPORLARI. Eğitim Sen İstanbul 7 Nolu Şube Mart Mart 2011 Şube Çalışma Raporu

EĞİTİM SEN İSTANBUL 7 NOLU ŞUBE DENETLEME VE DİSİPLİN KURULLARI RAPORLARI. Eğitim Sen İstanbul 7 Nolu Şube Mart Mart 2011 Şube Çalışma Raporu EĞİTİM SEN İSTANBUL 7 NOLU ŞUBE DENETLEME VE DİSİPLİN KURULLARI RAPORLARI 235 EĞİTİM SEN İSTANBUL 7 NO LU ŞUBE DENETLEME KURULU RAPORU MART 2008 MART 2011 ARASI 2 Mart 2008 ile 16 ġubat 2011 tarihleri

Detaylı

DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI

DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI 2009 DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI BİLGE ADAMLAR STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Demokratikleşme ve Toplumsal Dayanışma Açılımı BirikmiĢ sorunların demokratik çözümü için Hükümetçe baģlatılan

Detaylı

ÖNSÖZ... vii KISALTMALAR... xix GİRİŞ...1 I- KONUNUN TAKDİMİ...1 II- BİLGİ-İŞLEM TEKNOLOJİLERİ VE HUKUK İLİŞKİSİ - KONUNUN SINIRLANMASI...

ÖNSÖZ... vii KISALTMALAR... xix GİRİŞ...1 I- KONUNUN TAKDİMİ...1 II- BİLGİ-İŞLEM TEKNOLOJİLERİ VE HUKUK İLİŞKİSİ - KONUNUN SINIRLANMASI... xi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... vii KISALTMALAR... xix GİRİŞ...1 I- KONUNUN TAKDİMİ...1 II- BİLGİ-İŞLEM TEKNOLOJİLERİ VE HUKUK İLİŞKİSİ - KONUNUN SINIRLANMASI...3 III- TERMİNOLOJİ...6 A- Teknik Terminoloji...6

Detaylı

ULUSAL İSTİHDAM STRATEJİSİ EYLEM PLANI (2012-2014) İSTİHDAM-SOSYAL KORUMA İLİŞKİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ

ULUSAL İSTİHDAM STRATEJİSİ EYLEM PLANI (2012-2014) İSTİHDAM-SOSYAL KORUMA İLİŞKİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ 1. Sosyal yardımlar hak temelli ve önceden belirlenen objektif kriterlere dayalı olarak sunulacaktır. 1.1 Sosyal Yardımların hak temelli yapılmasına yönelik, Avrupa Birliği ve geliģmiģ OECD ülkelerindeki

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI

HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI Prof. Dr. A. Can TUNCAY Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI İstanbul 2013 Yay n No : 2902 Hukuk Dizisi : 1427 1. Baskı - Nisan 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 -

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Türkiye Kalkınma Bankası Yayını TÜRKİYE KALKINMA BANKASI A.Ş. NİSAN HAZİRAN 2015 Sayı: 76. e-dergi OLARAK YAYINLANMAKTADIR.

İÇİNDEKİLER. Türkiye Kalkınma Bankası Yayını TÜRKİYE KALKINMA BANKASI A.Ş. NİSAN HAZİRAN 2015 Sayı: 76. e-dergi OLARAK YAYINLANMAKTADIR. Türkiye Kalkınma Bankası Yayını NİSAN HAZİRAN 2015 Sayı: 76 TÜRKİYE KALKINMA BANKASI A.Ş. Adına Sahibi İÇİNDEKİLER Ahmet BUÇUKOĞLU Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı PAZARLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI FAALİYETLERİ

Detaylı

ÇALIġMA HAYATINDA Ġġ ETĠĞĠ VE TURĠZM SEKTÖRÜNDE BĠR UYGULAMA

ÇALIġMA HAYATINDA Ġġ ETĠĞĠ VE TURĠZM SEKTÖRÜNDE BĠR UYGULAMA ÇALIġMA HAYATINDA Ġġ ETĠĞĠ VE TURĠZM SEKTÖRÜNDE BĠR UYGULAMA Ramazan TUNÇ Yüksek Lisans Tezi DanıĢman: Yrd. Doç. Dr. ġenol YAPRAK Nisan, 2010 Afyonkarahisar T.C. AFYON KOCATEPE ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER

Detaylı

TC İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİ STAJ RAPORU/DEFTERİ HAZIRLAMA İLKELERİ

TC İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİ STAJ RAPORU/DEFTERİ HAZIRLAMA İLKELERİ TC İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİ STAJ RAPORU/DEFTERİ HAZIRLAMA İLKELERİ Eylül, 2011 İÇİNDEKİLER GĠRĠġ... 3 A. Öğrenci Staj Raporu/Defterinin Başlıca Bölümleri...

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

ĠġLETMELERDE ĠNSAN KAYNAĞININ ETKĠLĠ YÖNETĠMĠNDE KURUM ĠÇĠ HALKLA ĠLĠġKĠLER VE MOTĠVASYON

ĠġLETMELERDE ĠNSAN KAYNAĞININ ETKĠLĠ YÖNETĠMĠNDE KURUM ĠÇĠ HALKLA ĠLĠġKĠLER VE MOTĠVASYON ĠġLETMELERDE ĠNSAN KAYNAĞININ ETKĠLĠ YÖNETĠMĠNDE KURUM ĠÇĠ HALKLA ĠLĠġKĠLER VE MOTĠVASYON YRD.DOÇ.DR. NĠLAY BAġOK YURDAKUL E-MAĠL: yurdakul@iletisim.ege.edu.tr (BU NOTLAR SEMĠNERE AĠT ALT BAġLIKLARDAN

Detaylı

T.C ADALET BAKANLIĞI Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü

T.C ADALET BAKANLIĞI Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü T.C ADALET BAKANLIĞI Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Ceza Ġnfaz Kurumlarında Madde Bağımlılığı Tedavi Hizmetleri Serap GÖRÜCÜ Psikolog YetiĢkin ĠyileĢtirme Bürosu Madde bağımlılığını kontrol altında

Detaylı

TOBB VE MESLEKĠ EĞĠTĠM

TOBB VE MESLEKĠ EĞĠTĠM TOBB VE MESLEKĠ EĞĠTĠM Esin ÖZDEMİR Avrupa Birliği Daire Başkanlığı Uzman 15 Ocak 2010, Ankara 1 ĠÇERĠK Türk Eğitim Sisteminin Genel Yapısı Sorunlar Türkiye de Sanayi/Okul ĠĢbirliği TOBB ve Eğitim Oda

Detaylı

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ. SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ. SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU 2012 ĠÇĠNDEKĠLER ÜST YÖNETĠCĠ SUNUġU I- GENEL BĠLGĠLER A- Misyon ve Vizyon.. B- Yetki, Görev ve Sorumluluklar... C- Ġdareye

Detaylı

Emrah URAN TÜRKİYE DEKİ BAĞIMSIZ İDARİ OTORİTELERİN İDARİ YAPTIRIM YETKİSİ

Emrah URAN TÜRKİYE DEKİ BAĞIMSIZ İDARİ OTORİTELERİN İDARİ YAPTIRIM YETKİSİ Emrah URAN TÜRKİYE DEKİ BAĞIMSIZ İDARİ OTORİTELERİN İDARİ YAPTIRIM YETKİSİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XIX GİRİŞ...1 Birinci Bölüm EKONOMİK KAMU DÜZENİ EKSENİNDE BAĞIMSIZ İDARİ

Detaylı

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce Eğitim Programı için gerekli ek rapor

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce Eğitim Programı için gerekli ek rapor 1/9 Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce Eğitim Programı için gerekli ek rapor İçindekiler C2. ULUSAL TIP EĞĠTĠMĠ STANDARTLARINA ĠLĠġKĠN AÇIKLAMALAR... 2 1. AMAÇ VE HEDEFLER... 2 1.3. Eğitim programı amaç

Detaylı

Document Title Issue Date C13.00:2015 Form 01 01/09/2015 U L U S L A R A R A S I ISO 9001 KALĠTE MÜHENDĠSLĠĞĠ SERTĠFĠKA PROGRAMI

Document Title Issue Date C13.00:2015 Form 01 01/09/2015 U L U S L A R A R A S I ISO 9001 KALĠTE MÜHENDĠSLĠĞĠ SERTĠFĠKA PROGRAMI C13.00 : 2015 Revizyon No : 00 Organized by Yürürlük Tarihi : 01.09. 2015 U L U S L A R A R A S I ISO 9001 KALĠTE MÜHENDĠSLĠĞĠ SERTĠFĠKA PROGRAMI I N T E R N A T I O N A L Q U A L I T Y E N G I N E E R

Detaylı

OKULÖNCESĠNDE TEMATĠK YAKLAġIM ve ETKĠN ÖĞRENME. Prof. Dr. Nilüfer DARICA Hasan Kalyoncu Üniversitesi

OKULÖNCESĠNDE TEMATĠK YAKLAġIM ve ETKĠN ÖĞRENME. Prof. Dr. Nilüfer DARICA Hasan Kalyoncu Üniversitesi OKULÖNCESĠNDE TEMATĠK YAKLAġIM ve ETKĠN ÖĞRENME Prof. Dr. Nilüfer DARICA Hasan Kalyoncu Üniversitesi Uzun yıllar öğretimde en kabul edilir görüģ, bilginin hiç bozulmadan öğretenin zihninden öğrenenin zihnine

Detaylı

Gayrimenkul Değerleme

Gayrimenkul Değerleme Aktif Gayrimenkul ve DanıĢmanlık Aġ bünyesindeki Uzmanlarının DanıĢmanlığını Yaptığı Eğitim Programları: 03-04 Mart 2012 tarihlerinde TEMEL DEĞERLEME ; 10-11 Mart 2012 tarihlerinde ĠLERĠ DEĞERLEME ; 17-18

Detaylı

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 1. BÖLÜM ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İNSAN KAYNAKLARI KAVRAMI, ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ...10 İnsan Kaynakları Kavramı...10 İnsan Kaynaklarının Önemi...12

Detaylı

Internet: Tarihçe ve Kavramlar

Internet: Tarihçe ve Kavramlar Internet: Tarihçe ve Kavramlar Umut Al umutal@hacettepe.edu.tr Internet in Tarihçesi 1945 Vannevar Bush memex 1962 Licklider (MIT) Galaktik Ağ 1969 DARPA ARPANET 1972 İlk e-posta 1983 TCP-IP 1991 Gopher,

Detaylı

FIRAT ÜNİVERSİTESİ DENEYSEL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KURULUŞ VE İŞLEYİŞ YÖNERGESİ

FIRAT ÜNİVERSİTESİ DENEYSEL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KURULUŞ VE İŞLEYİŞ YÖNERGESİ FIRAT ÜNİVERSİTESİ DENEYSEL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KURULUŞ VE İŞLEYİŞ YÖNERGESİ 1. BÖLÜM: Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar AMAÇ Madde 1. Bu Yönergenin amacı, Tarım ve KöyiĢleri Bakanlığının 16 Mayıs 2004

Detaylı

MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; çalıģanlara verilecek iģ sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin usul ve esaslarını düzenlemektir.

MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; çalıģanlara verilecek iģ sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin usul ve esaslarını düzenlemektir. ÇALIġANLARIN Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ EĞĠTĠMLERĠNĠN USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELĠK BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; çalıģanlara verilecek iģ

Detaylı

Bizi Ġzleyin/Bize Katılın! Neler yaptık?... TÜHĠD BaĢkanı Fügen TOKSÜ ü BaĢkanı ziyaret etti

Bizi Ġzleyin/Bize Katılın! Neler yaptık?... TÜHĠD BaĢkanı Fügen TOKSÜ ü BaĢkanı ziyaret etti NİSAN-MAYIS 2013 e-bülteni Bizi Ġzleyin/Bize Katılın! Değerli AHİD üyeleri ve sevgili dostlarımız, Aylık e-bültenimizin Nisan-Mayıs 2013 sayısıyla karşınızdayız. Baharın gelişiyle birlikte doğa da canlanmaya

Detaylı

GİRİŞ BİRİNCİ BÖLÜM KAVRAMSAL VE KURAMSAL ÇERÇEVE: İŞLETME KULUÇKASI KAVRAMI 1.1. İŞLETME KULUÇKALARININ TANIMI... 24

GİRİŞ BİRİNCİ BÖLÜM KAVRAMSAL VE KURAMSAL ÇERÇEVE: İŞLETME KULUÇKASI KAVRAMI 1.1. İŞLETME KULUÇKALARININ TANIMI... 24 iv İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ VE TEŞEKKÜR... İ ÖZET... İİ ABSTRACT... İİİ İÇİNDEKİLER... İV KISALTMALAR DİZİNİ... X ŞEKİLLER DİZİNİ... Xİ ÇİZELGELER DİZİNİ... Xİİİ GİRİŞ GİRİŞ... 1 ÇALIŞMANIN AMACI... 12 ÇALIŞMANIN

Detaylı

Revizyon Tarihi: 04.04.2015

Revizyon Tarihi: 04.04.2015 Revizyon Tarihi: 1 Bu dökümanda GAB 2014 ve Revize GAB 2014 (rev_05) arasındaki farklar yer almaktadır. 2 www.tuad.org.tr Tüm kılavuzları www.tuad.org.tr adresinden indirebilirsiniz. ESOMAR kod ve yönetmeliklerini

Detaylı

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler İçindekiler xiii Önsöz ı BİRİNCİ KISIM Sofistler 3 1 Giriş 6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler 17 K a y n a k la r 17 Sofistlerin G enel Ö zellikleri

Detaylı

Küme Yönetimi URGE Proje Yönetimi. Kümelenme Bilgi Merkezi Deneyimleri

Küme Yönetimi URGE Proje Yönetimi. Kümelenme Bilgi Merkezi Deneyimleri Küme Yönetimi URGE Proje Yönetimi Kümelenme Bilgi Merkezi Deneyimleri Temel Ġlkeler Mevcut durumun değiģmesi kolay değildir, ZAMAN ve ÇABA gerektirir. DeğiĢimden ziyade DÖNÜġÜM, EVRĠM sürecidir. BaĢarı

Detaylı

ARAŞTIRMA KONULARINI BELİRLEME TEKNİKLERİ

ARAŞTIRMA KONULARINI BELİRLEME TEKNİKLERİ ARAŞTIRMA KONULARINI BELİRLEME TEKNİKLERİ Yrd. Doç. Dr. Satı BOZKURT Ege Üniversitesi HemĢirelik Fakültesi Hemşirelikte Araştırma HemĢireler var olan doğruları gerçekleģtirmek, Alanlarına yeni bilgiler

Detaylı

AYLIK TOPLANTI RAPORU (01/07/2013-31/07/2013)

AYLIK TOPLANTI RAPORU (01/07/2013-31/07/2013) T.C. ADALET BAKANLIĞI KANUNLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 01/08/2013 AYLIK TOPLANTI RAPORU (01/07/2013-31/07/2013) ĠÇĠNDEKĠLER 1- DĠĞER FAALĠYETLER... 3 1.1- TÜRKĠYE BÜYÜK MĠLLET MECLĠSĠNDE YAPILAN TOPLANTILAR...

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

AYLIK TOPLANTI FAALĠYET RAPORU (01/04/2013 30/04/2013)

AYLIK TOPLANTI FAALĠYET RAPORU (01/04/2013 30/04/2013) T.C. ADALET BAKANLIĞI KANUNLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 10/05/2013 AYLIK TOPLANTI FAALĠYET RAPORU (01/04/2013 30/04/2013) ĠÇĠNDEKĠLER 1- DĠĞER FAALĠYETLER... 3 1.1- TÜRKĠYE BÜYÜK MĠLLET MECLĠSĠNDE YAPILAN TOPLANTILAR...

Detaylı

ĠKĠNCĠ BÖLÜM KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR. BaĢvuru n o 46766/13 Yılser GÜNGÖR ve diğerleri / Türkiye

ĠKĠNCĠ BÖLÜM KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR. BaĢvuru n o 46766/13 Yılser GÜNGÖR ve diğerleri / Türkiye ĠKĠNCĠ BÖLÜM KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR BaĢvuru n o 46766/13 Yılser GÜNGÖR ve diğerleri / Türkiye T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayri resmi çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve DıĢ

Detaylı

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir.

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. - 1 - I. A.B.D. HAKKINDA GERÇEKLER Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. 1- Genel bakış A.B.D. nin değişen nüfus yapısı: http://usinfo.state.gov/journals/itsv/0699/ijse/ijse0699.htm

Detaylı

IV.ULUSLARARASI POLİMERİK KOMPOZİTLER SEMPOZYUMU SERGİ VE PROJE PAZARI SONUÇ BİLDİRGESİ 7-9 MAYIS 2015

IV.ULUSLARARASI POLİMERİK KOMPOZİTLER SEMPOZYUMU SERGİ VE PROJE PAZARI SONUÇ BİLDİRGESİ 7-9 MAYIS 2015 IV.ULUSLARARASI POLİMERİK KOMPOZİTLER SEMPOZYUMU SERGİ VE PROJE PAZARI SONUÇ BİLDİRGESİ 7-9 MAYIS 2015 TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge ġubesi Koordinatörlüğünde IV. Uluslararası PolimerikKompozitler

Detaylı

BĠLECĠK ġeyh EDEBALĠ ÜNĠVERSĠTESĠ FEN EDEBĠYAT FAKÜLTESĠ COĞRAFYA BÖLÜMÜ BĠTĠRME ÖDEVĠ YAZIM KILAVUZU

BĠLECĠK ġeyh EDEBALĠ ÜNĠVERSĠTESĠ FEN EDEBĠYAT FAKÜLTESĠ COĞRAFYA BÖLÜMÜ BĠTĠRME ÖDEVĠ YAZIM KILAVUZU BĠLECĠK ġeyh EDEBALĠ ÜNĠVERSĠTESĠ FEN EDEBĠYAT FAKÜLTESĠ COĞRAFYA BÖLÜMÜ BĠTĠRME ÖDEVĠ YAZIM KILAVUZU 1. AMAÇ VE KAPSAM Bitirme ödevinin amacı öğrencilerin derslerde öğrendikleri teori ve uygulama konuları,

Detaylı

Çeviri ĠĢletmeleri Derneği

Çeviri ĠĢletmeleri Derneği Çeviri ĠĢletmeleri Derneği Ahmet ÇALLI ES Bilgisayar ve DanıĢmanlık Ltd. Çeviri ĠĢletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Çeviri ĠĢletmeleri Derneği 2007 yılında kuruldu 30 civarında üyesi var Sektör iģ

Detaylı

ULUSLARARASI REKABETÇĠLĠĞĠN GELĠġTĠRĠLMESĠNĠN DESTEKLENMESĠ TEBLĠĞĠ DEĞERLENDĠRME TOPLANTISI - 1

ULUSLARARASI REKABETÇĠLĠĞĠN GELĠġTĠRĠLMESĠNĠN DESTEKLENMESĠ TEBLĠĞĠ DEĞERLENDĠRME TOPLANTISI - 1 ULUSLARARASI REKABETÇĠLĠĞĠN GELĠġTĠRĠLMESĠNĠN DESTEKLENMESĠ TEBLĠĞĠ DEĞERLENDĠRME TOPLANTISI - 1 T.C. EKONOMĠ BAKANLIĞI ĠHRACAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KOBĠ VE KÜMELENME DESTEKLERĠ DAĠRESĠ 10 AĞUSTOS 2012 GÜNDEM

Detaylı

DERSİN ADI DERSİN ÖĞRETİM ELEMANI SINAV TARİHİ VE SAATİ. Doç. Dr. ġafak ULUÇINAR SAĞIR 11.06.2015-13:00

DERSİN ADI DERSİN ÖĞRETİM ELEMANI SINAV TARİHİ VE SAATİ. Doç. Dr. ġafak ULUÇINAR SAĞIR 11.06.2015-13:00 AMASYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ EĞİTİMİ TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI ÖĞRENCİLERİNİN 2014-2015 ÖĞRETİM YILI BAHAR YARIYILI YARIYIL SONU SINAV TAKVİMİ Nicel AraĢtırma Yöntemleri

Detaylı

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: HALKLA İLİŞKİLERLE İLGİLİ KAVRAMSAL ÇERÇEVE... 1 KISIM I:

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: HALKLA İLİŞKİLERLE İLGİLİ KAVRAMSAL ÇERÇEVE... 1 KISIM I: İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: HALKLA İLİŞKİLERLE İLGİLİ KAVRAMSAL ÇERÇEVE... 1 KISIM I: Halkla İlişkiler ve İmaj Mühendisliği Kavramı... 2 1. Halkla İlişkilerin Tanımı... 3 2. Halkla İlişkiler Kavramının

Detaylı

Bölüm 2 Kariyer Gelişimi Kuramlarını Anlama ve Uygulama 42

Bölüm 2 Kariyer Gelişimi Kuramlarını Anlama ve Uygulama 42 Bölüm 1 Kariyer Gelişimi Müdahalelerine Giriş 1 Zaman Boyunca Çalışmanın/İşin Anlamı 8 Çalışma ile Kendine Değer Verme Arasındaki Bağ 11 Sistematik Olarak Kariyer Gelişimi Müdahaleleri Sağlama 14 Kavramların

Detaylı