Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği nin Resmi Yayın Organıdır. Official Journal of The Turkish Society of Colorectal Surgery

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği nin Resmi Yayın Organıdır. Official Journal of The Turkish Society of Colorectal Surgery"

Transkript

1 Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği nin Resmi Yayın Organıdır Official Journal of The Turkish Society of Colorectal Surgery Editörler Kemal ALEMDAROĞLU Editör Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği Başkanı, İstanbul Ergun ERDOĞAN Yardımcı Editör İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İstanbul B. Bülent MENTEŞ Yardımcı Editör Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara M. Levhi Akın Yardımcı Editör Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim Hastanesi, İstanbul Cem TERZİ Yardımcı Editör Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, İzmir Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu Kemal ALEMDAROĞLU Başkan Yayın Kurulu (Alfabetik Sıra İle) Necmettin SÖKÜCÜ II. Başkan Ergun ERDOĞAN Genel Sekreter Ahmet Nejat ÖZBAL Sayman Nur DANİŞMEND Üye Adil BAYKAN Üye Mehmet FÜZÜN Üye Abdullah ZORLUOĞLU Üye Dursun BUĞRA Üye Tarık AKÇAL İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İstanbul Türker BULUT İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, İstanbul İsmail HAMZAOĞLU İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İstanbul Şükrü Bülent ÖZER Selçuk Üniversitesi, Meram Tıp Fakültesi, Konya Yılmaz AKGÜN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, Diyarbakır M. Levhi AKIN Gülhane Askeri Tıp Akademisi, Haydarpaşa Eğitim Hastanesi, İstanbul Musa AKOĞLU Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi, Ankara Ali AKYÜZ İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, İstanbul Ömer ALABAZ Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adana Selçuk ATAMANALP Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Erzurum Yılmaz BÜYÜKUNCU İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, İstanbul Saadettin ÇETİNER Gülhane Askeri Tıp Akademisi, Ankara Sezai DEMİRBAŞ Gülhane Askeri Tıp Akademisi, Haydarpaşa Eğitim Hastanesi, İstanbul Ergun ERDOĞAN İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İstanbul Emin Uğur ERKOÇAK Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adana Hayri ERKOL Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Bolu Tayfun KARAHASANOĞLU İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İstanbul Neşet KÖKSAL Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul B. Bülent MENTEŞ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara Mehmet MİHMANLI Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul Mehmet OĞUZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara Halit OSMANOĞLU Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, İzmir Mustafa ÖNCEL Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul Feza REMZİ Cleveland Clinic, Cleveland, Ohio-USA Selman SÖKMEN Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, İzmir Erdoğan SÖZÜER Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kayseri Uğur SUNGURTEKİN Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, Denizli Cem TERZİ Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, İzmir Sümer YAMANER İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, İstanbul Tuncay YILMAZLAR Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Bursa Süha AYDIN Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mersin Ethem GEÇİM Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara Durkaya ÖREN Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Erzurum Serdar YÜCEYAR İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İstanbul Editorial Office İnönü Cad. Gümüş Apt. No: 49/4 Taksim - İSTANBUL Tel: (212) Faks: (212) Üç ayda bir, yılda dört sayı olarak yayınlanır. Tasarım: Fikirci Reklam Ajansı (312) Baskı : Barem Matbaacılık (312)

2 Volüm 17 Sayı 1 Mart 2007 YAZIM KURALLARI Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği nin Resmi Yayın Organıdır. Kolon ve Rektum Cerrahisi Dergisi, Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği nin resmi yayın organıdır ve yılda dört sayı olmak üzere üç ayda bir yayınlamaktadır. Dergi, kolorektal hastalıklar hakkında bilgilerin ilerlemesinde önemli katkı sağlayan orijinal çalışmaların yayınlanması amacıyla tasarlanmıştır. Tüm hakları saklıdır ve yayınlanan çalışmalar Kolon ve Rektum Cerrahisi Dergisi izni olmadan herhangi bir formda kopyalanamaz. Editörler kurulu, klinik veya deneysel orijinal makaleleri, nadir gözlenen sendrom ve hastalıklar hakkında bilgi veren olgu sunumlarını, bir konu hakkında en son araştırmalar ve yazarın kendi deneyimleri ışığı altında hazırlanan derlemeleri, özel metot ve ekipmanlar hakkında teknik raporları içeren çalışmaları kabul etmektedir. Ayrıca daha önce yayınlanmış olan makalelere yönelik yorumları veya ilgi duyulan bir konu hakkında bilgi içeren editöre gönderilmiş mektuplar yayınlanabilir. Metin- Giriş: Makalenin amacı açık olarak belirtilmelidir. Makaleye zemin oluşturan bilgiler kısaca derlenmeli ve sunulmalıdır. (Hastalar ve) Yöntemler: Hasta seçimi ya da deney hayvanlarının ve kontrol grubunun seçimi tarif edilmelidir. Yöntemler, kullanılan ekipman ve prosedürler, bulguların yeniden üretilebilmesi için yeterli olacak ayrıntı ile anlatılmalıdır. Kullanılan tüm ilaçlar ya da kimyasallar jenerik isimleri, dozları ve uygulama yollarını içerecek şekilde belirtilmelidir. İnsan veya hayvan denekler üzerinde yapılacak tüm araştırmalar kurumsal yada bölgesel etik kurul tarafından onaylanmış olmalı ve onaylayan kurul açık olarak belirtmelidir. Bulgular değerlendirilirken kullanılan istatistiksel yöntemler hakemler tarafından bulguların doğrulanabileceği kadar yeterli ayrıntıda belirtilmelidir. YAZILARIN GÖNDERİLMESİ Elektronik ortamda başvuru gerekmektedir. Metinler, Word formatında, fotoğraflar GIF veya JPG formatında elektronik ortamda e-posta olarak veya adreslerinden birine veya hepsine (e-posta alımı sırasında oluşabilecek olası risklere karşı posta kutusunun dolu olması, teknik sorunlar, vs.) gönderilmelidir. Kısa bir süre sora başvurular ilan edilecek olan web sayfası üzerinden ilgili sayfada belirtilecek kurallar çerçevesinde yapılacaktır. Web sayfası ilanına kadar başvurular yukarıda belirtilen e-posta adreslerine aşağıdaki kurallar çerçevesinde yapılacaktır. Tüm çalışmalar editörler kurulu üyeleri tarafınca değerlendirilir ve çalışma hazırlıkları için gerekli şartlar yerine getirilmiş ise konu hakkında uzman olan en az iki bağımsız eleştirmen tarafınca tekrar değerlendirilir. Yazılar, başka bir dergide ve başka bir dilde yayınlanmamış ve yayınlanmayacak olmak şartıyla kabul edilir. Özet formunda dahi sözlü olarak daha önce sunulmuş olan çalışmalar dergiye bildirilmelidir. Makale e-posta ile gönderilirken, tüm yazarlar tarafınca çalışmanın ya da bir parçasının daha önce herhangi bir dergide yayınlanmadığı ve yayınlanma aşamasında olmadığını belirttiği ve onayladığı editöre sunum sayfası (cover letter) numaralı faksa ayrıca gönderilmelidir. Bu mektup, çalışmada adı geçen tüm yazarlar tarafınca imzalanmalı ve yazarlardan birisi iletişim kurulacak kişi olarak belirtilerek adresi (telefon ve/veya faks numarası) bildirilmelidir. Yazarlar, bulguları, alıntıları, onayları ve referansları içeren çalışmanın doğruluğu ve güvenilirliği için tam sorumluğu kabul etmelidirler. Yazarlar çalışmanın reddedilmesi durumunda, kararın bağımsız hakemler tarafınca verildiğini kabul etmeli ve sonuç sorgulanmamalıdır. Editörler kurulu kabul edilen çalışmada, bilimsel verilerle çelişmemek kaydıyla şeklen düzeltme yapma hakkına sahiptir. MAKALELERİN HAZIRLANMASI Makaleler Türkçe ve imla açısından Türk Dil Kurumu Sözlüğü kuralarına uygun olarak yazılmalıdır. Metin kağıdının (A4) bir kenarından 2.5 cm boşluk kalacak şekilde, iki satır halinde (başlık sayfası hariç) yazılmalıdır. Yazı karakter büyüklüğü 10 un altında olmamalıdır. Makalenin yazı bölümü, orijinal makaleler için 10 u, derlemler için 12 yi, olgu sunumları, teknik raporlar için 4 ü ve mektuplar 1 sayfayı geçmemelidir. Başlık sayfasından başlayarak tüm sayfalarda sayfa numarası üst sağ köşeye yazılmalıdır. Her bir bölüm ayrı bir sayfalara yazılmalıdır. Şekil, grafik ve fotoğraflar yine e-posta ile JPG veya GIF formatında makale içine monte edilmiş şekilde veya ayrı olarak gönderilecektir. Başlık sayfası makalenin başlığı, yazarların isimleri ile birlikte unvanları ve derecelerini içermelidir. Kısa başlık - en fazla 40 karakter olan (karakterler ve boşluklar dahil)- belirlenmelidir. İletişim kurulacak olan yazar tam adres, telefon ve/veya faks numarası belirtilmelidir. Çalışmanın destekleyen kurum ve bölümler, tebliğ edildi ise tebliğ edildiği yer ayrı paragraflarda belirtilmelidir. Özet Makalenin tam başlığı ile başlamalıdır. Yazarların adları yazılmamalıdır. Klinik ya da deneysel çalışmalar bölümlenmiş özet (structured abstract) ile başlamalıdır. Bu özetler, kısa ve açık olarak amaç, (hastalar ve) yöntemler, bulgular ve sonuçlar olmak üzere 4 başlık altında olmalı ve 300 kelimeyi aşmamalıdır. Olgu sunumları ve teknik notlar için bölümlenmiş özet yerine tek paragraftan oluşan, 200 kelimeyi aşmayan özet gerekir. Özet sayfasının altında 3 ile 10 kelimeden oluşan anahtar kelime listesi bulunmalıdır. Bulgular: Veriler tablolar ve figürler ile sunulmalı, önemli gözlemler metinde belirtilmelidir. Ölçümlerde kullanılan birimler Systeme International d Unites (SI Units) ile uyumlu olarak verilmelidir. İrdeleme: Çalışmanın önemli ve yeni sonuçları ortay konmalı, bulgular bölümündeki tüm veriler tekrarlanmamalıdır. Bulgular temelinde olası çıkarımlar ve sonuçlar tartışılmalıdır. Olgu sunumu giriş, olgu sunumu ve sonuç bölümlerinden; teknik not ise giriş, yöntem, (varsa bulgular) ve sonuç bölümlerinden oluşmalıdır. Bilgilendirme: Eğer varsa, akademik çevrede olanlar dışında teknik, finans veya malzeme yardımı/desteği sağlayan kişiler veya kuruluşlar belirtilmelidir. Kaynaklar referanslar yazı içinde geçtikleri sırayla, arabik sayılarla ve üst simge olarak numaralandırılmalı ve aynı sıralamayla referanslar listesinde yer almalıdır. Dergi isimleri Index Medicus sistemine uygun olarak kısaltılmalı ve noktalamalar kullanılmalıdır. Index Medicus un kapsamadığı bir dergi kaynak olarak gösterildiğinde, ismi kısaltılmamalı ve tüm isim yazılmalıdır. Kişisel sohbetler ve yayınlanmamış veriler parantez içinde açıkça belirtilmelidir. Altıdan fazla yazarı olan kaynaklarda ilk üç yazar ve sonrasında et al. kullanılmalıdır. Örnekler: (a) Periyodik dergilerde yayınlanan makaleler: Wylds AC, Richard MT, Karow AMA. A model for thermal gradients during renal vascular anastomoses. J Surg Res 1988;43: (b) Kitap bölümleri: Mosley JW, Galambos J. Viral hepatitis. In. Schiff L(ed): Diseases of the Liver. 5th ed. Philadelphia: J B Lippincot; p (c) Tüm kitaplar: Matthews DE, Farewell VT. Using and Understanding of Medical Statistics. Basel: Karger; Tablolar - Metindeki sırasıyla tablolar numaralandırılmalıdır. Her tablo tek başına ayrı sayfada çift satır aralığı kullanılarak yazılmalıdır. Her tablo için ayrı bir numara ve kısa başlık belirtilmelidir. Ayrıntılar başlıkta değil dipnotta belirtilmelidir. Dipnotlar için tablo içinde semboller (*, +) kullanılmalıdır. Tablolar fotoğraf şeklinde gönderilmemeli ve yatay ya da dikey çizgiler kullanılmamalıdır. Standart istatistiksel ölçümler verilmelidir (ortalama, SD, SEM). Şekil başlıkları ayrı bir sayfada metinde geçen sırada verilmelidir. Kısa ve açık olmalıdır. Mikroskopi fotorafları kullanıldı ise boyama tekniği ve büyütme oranı belirtilmelidir. Şekiller (fotoğraflar, grafikler ve çizimler) metinde geçtikleri sıra ile numaralandırılmalıdır. Şekil üzerindeki belirteçler özellikle mikroskopi fotoraflarında bulunmalıdır ve bu belirteçler zemin ile zıtlık oluşturacak renklerde seçilmelidir. Şekiller makalenin içinde değilse ve ayrı olarak gönderildiyse dosya adında ilgili makalenin başlığı vurgulanmalıdır. Fotoğraflarda kişiler kullanıldı ise kişinin kimliği anlaşılmamalıdır. Şekil daha önceden yayınlanmış ise kaynak ve yazılı izin belgesi sağlanmalıdır. Standart kısaltmaların, metinde ilk geçtikleri yerde açıklanacak şekilde kullanılması tercih edilir. biyokimyasal kısaltmalar için Journal of Biological Chemistry kaynak gösterilmelidir. Tüm ticari ürünlerin üretici firması, şehir ve ülkesi parantez içinde belirtilmelidir. Ek bilgi için, lütfen editörlüğe telefon ya da e-posta ile ulaşınız. [Yazım kuralları, Uniform Requirements for Manuscripts Submitted to Biomedical Journals - the fifth edition (The New England Journal of Medicine 1997; 336 : ) ile uyumludur.]

3 Volüm 17 Sayı 1 Mart 2007 İçindekiler Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği nin Resmi Yayın Organıdır. Temel Konu - Güncelleme Main Topic-Update Kolorektal Polipler...1 Colorectal Polyps Sumer yamaner Özgün Makaleler Original Articles Rektoselde Transperineal Fasial Sutur Onarımla Polipropilen Mesh ile Onarım Sonuçlarının Karşılaştırılması: Prospektif Randomize Çalışmaı...9 Transperineal Site-Spesific Fascial Repair Versus Transperineal Polypropylene Mesh Repair of Rectocele: A Randomized Trial Sezaİ Leventoğlu, B. Bülent Menteş, Bahadır Bozkırlı, Mehmet Oğuz Anogenital Buschke Loewenstein Tümörlerinde Cerrahi Deneyimlerimiz...16 Surgical Approach to Anogenital Giant Condyloma Acuminata Emre Balık, Tayfun Eren, Sümer Yamaner, Türker Bulut, Dursun Buğra, Yılmaz Büyükuncu, Alİ Akyüz, Necmettİn Sökücü Hartmann Prosedürü: Uygulayalım mı?...22 Hartmann s Procedure: Should it be Performed? İlker Sücüllü, Sezaİ Demİrbaş, Ergün Yücel, A. İlker Fİlİz, Yavuz Kurt, M. Levhİ Akın Gluteal Yerleşimli Yaygın Hidradenitis Supurativa ile İlgili Cerrahi Deneyimlerimiz...27 Surgical Approach to Extensive Hidradenitis Suppurativa in the Perineal / Peri-anal and Gluteal Regions Emre Balık, Tayfun Eren, Sümer Yamaner, Türker Bulut, Dursun Buğra, Yılmaz Büyükuncu, Alİ Akyüz, Necmettİn Sökücü Kronik Anal Fissürde Anahtar Deliği Deformitesi ve Advancement Anoplasti...33 Key Hole Deformity and Advancement Anoplasty in Chronic Anal Fissure Sezaİ Leventoğlu, Bahadır Ege, B. Bülent Menteş Pratik Konuları Practice Points Laparoskopik Kolorektal Cerrahi İçin Gerekli Alt Yapı ve Eğitim...36 Concepts in Training and Setup for Laparoscopic Colorectal Surgery Emre Balık Stomaterapi Ünitelerinin ve Stoma Bakım Hemşiresinin Kolorektal Cerrahideki Yeri ve Önemi...46 Position and Importance of Stomatherapy Units and Stoma Care Nurse in Colorectal Surgery Ayİşe karadağ Olgu Sunumları Case Reports İatrojenik sakral rektal prolapsus...53 Iatrojenik Sacral Rectal Prolapse Bahadır Ege, Sezaİ Leventoğlu, B. bülent menteş, Mehmet Oğuz Teknik Not Technical Note Laparoskopik Kolorektal Cerrahi...57 Laparoscopic Colerectal Surgery Dursun Buğra, Tayfun Karahasanoğlu, Sümer Yamaner, B. Bülent Menteş, İsmaİl Hamzaoğlu, Sezaİ Leventoğlu, Emre balık, Bİlgİ Baca Seçilmiş Özetler...58 Selected Abstracts

4 Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği nin Resmi Yayın Organıdır Official Journal of The Turkish Society of Colorectal Surgery Editör den Değerli Meslektaşlarım, 1991 yılından itibaren başarılı olarak yayın hayatını sürdüren dergimiz, özellikle üniversitelerde son yıllarda yabancı yayınlara verilen değer nedeniyle sıkıntılar yaşamaktadır. Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu olarak 2005 ve 2006 yıllarının çıkarılamamış olan sayılarını tek dergi ve tek konu şeklinde ve 2007 yılından itibaren de dergimizi zamanında yayınlamayı kararlaştırdık. Dergimizin Editörler Kurulu, Yayın Kurulu, ön-arka kapak tasarımı ve içeriğinde de bazı yenilikler yaptık. Dergimizin gideri Servier İlaç San. ve Tic. AŞ. tarafından karşılanacaktır. En kısa zamanda e-dergi de yayına girecektir. Dergimizin bu yeniliklerle Türk Cerrahisine başarılı hizmetlerini arttırarak sürdüreceğine ve hepinizin destek ve katkıları esirgemeyeceğinize olan inancımı belirtir, sevgi ve saygılarımı sunarım. Mart 2007 Dr. Kemal ALEMDAROĞLU Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği Başkanı ve Kolon ve Rektum Hastalıkları Dergisi Editörü

5 TEMEL KONU - GÜNCELLEME Kolorektal Polipler Colorectal Polyps Sümer Yamaner İ.Ü.İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı, İSTANBUL ÖZET Polipler, kolon ve rektum mukozasında anormal çoğalma ile lümene çıkıntı yapan yapılar olarak bilinmektedir. Poliplerin bazıları yassı iken, bazıları da saplı olabilmektedir. Yetişkinlerin %15-20 sini etkileyen, kolon ve rektumda çok yaygın olarak görülen entitelerden biri olarak gösterilmektedir. Poliplerin büyük çoğunluğu benign özellikteyken, belli başlı poliplerin bir kısmının maliginite gelişimiyle ilişkisi tespit edilmiştir. Kolonoskopi kolon poliplerinin tanı ve tedavisinde altın standart olarak kabul edilmektedir. ABSTRACT Polyps are abnormal growths rising from the lining of the large intestine (colon) and protruding into the intestinal canal (lumen). Some polyps are flat; others have a stalk. Polyps are one of the most common conditions affecting the colon and rectum, occurring in percent of the adult population. Although most polyps are benign, the relationship of certain polyps to cancer is well established. Colonoscopy is considered to be the gold standard in the diagnosis and treatment of colon polyps. TANIM Kolon ve rektum mukozasından lümene çıkıntı yapan normal dışı tüm yapılar polip olarak adlandırılır. Polip tanımını yaparken (örneğin ülseratif kolitte olduğu gibi), çevre mukozanın harabiyeti nedeniyle yüksekte kalan normal mukoza adacıklarının psödopolip olarak adlandırılacaklarını unutmamak gerekir. Ayrıca, doğrudan mukozadan kaynaklanmayan kitleler de mukozayı kabartarak polip görüntüsü oluşturabilirler. Bu tür lezyonları da genellikle polipoid lezyon şeklinde tanımlamak uygundur. SINIFLAMA Polipler her durumda normal dışı proliferatif aktivite içeren lezyonlardır. Ancak polipler gerek yapıları gerekse seyirleri açısından önemli farklılıklar gösteren gruplara ayrılırlar. İletişim Adresi: Prof. Dr. Sümer Yamaner, İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı - İSTANBUL Kolon Rektum Hast Derg 2007;17:1-8 Temel ayrım, bir polipten yüksek oranda karsinom gelişip gelişmeme riskine göre yapılmaktadır. Buna göre kanser gelişme riski olmayan ya da çok düşük olan poliplere neoplastik olmayan polipler, riskin yüksek olduğu poliplere ise neoplastik polipler adı verilmektedir. Neoplastik olmayan polipler -İnflamatuar -Hamartomatöz -Submukozal (lenfoid polip, lipom) -Hiperplastik İnflamatuar polipler mikroskopik olarak irili ufaklı gland yapıları içerirler ancak epitelde atipi gözlenmez. Özel bir formu juvenil poliptir. Juvenil polipler aynı zamanda hamartomatöz olarak da sınıflanmaktadırlar. En sık olarak 2-4 yaşta görülürler. Saplı ve büyük boyutlu olabilirler. Rektosigmoid bölgede yerleşirler. Kanamaya yol açabilirler ve otoampute olarak atılabilirler. Kanser riski taşımazlar. Hamartomatöz polipler, ön planda muskularis muko-

6 YAMANER Kolon Rektum Hast Derg, Mart 2007 kanser öyküsü mevcutsa bu kişiler hem genetik araştırmalara hem de kolonoskopik izleme programlarına adaydırlar. Kısaca eskiden olduğu gibi, hiperplastik polip varsa takibe gerek yok mantığı günümüzde geçerliliğini yitirmiştir. Resim 1. Adenom --> Karsinom za katmanındaki hiperplazi ile karakteristiktirler ve mukoza düzeyinde epitelyal bir atipi göstermezler. Bu nedenle de karsinom gelişim pratik olarak yok denilebilir. Submukozal polipler, genellikle çocukluk çağında görülen ve gerçek polip olmayan submukozal lenfoid yapılar ya da erişkinlerde sörülen submukozal lipomlardır. Gerçek anlamda polip değillerdir. Hiperplastik polipler, günümüzde en çok tartışılan poliplerdendir. Sıklıkları yaşla birlikte artar. Sıklıkla 5 mm ya da daha küçük boyuttadırlar. Saplı ya da sapsız olabilirler. Müsin içerikleri normal mukozaya göre artmıştır. Hücrelerde atipi görülmeyişi önemli bir noktadır ve bu nedenle de neoplastik olmadıkları kabul edilmektedir. Tartışma konusu olan nokta da budur. Günümüzde hiperplastik poliplerin bazı koşullar varlığında kanser riski taşıdığı ya da kanser riskinin yükseldiğine işaret ettiği bildirilmektedir. Yapılan genetik çalışmalar, özellikle sağ kolonda yerleşen ve 10 mm den büyük çaplara ulaşan hiperplastik poliplerde spesifik genetik değişiklikler (örneğin mikrosatellit instabilite - MSI) görülebileceğini ve bu tür hiperplastik poliplerden kanser gelişme riskinin artmış olacağını ortaya koymaktadır (Resim 1). Bunlara ek olarak, tanımı henüz yaygın olarak kabul görmemiş olsa da hiperplastik polipozis (HP) olguları bildirilmektedir. HP tanımlamaları çeşitli araştırıcılar tarafından farklı şekillerde yapılmaktadır. Ancak tüm bu tanımlamaların ortak noktası hiperplastik poliplerin 10 mm den büyük olmaları ve sağ kolonda yerleşmelerinin riski artırdığıdır. Bazı tanımlarda, sadece iki adet 10 mm den büyük hiperplastik polipin bulunması bile polipozis olarak adlandırılmaktadır. Günümüzdeki bilgiler ışığında, bir kişide saptanan hiperplastik polip ya da polipler 10 mm den büyük iseler ya da sağ kolonda yerleşik iseler ve kişisel ya da ailesel kolorektal Neoplastİk polipler Polip epitel hücrelerinde atipi görülmesi polipin neoplastik olarak sınıflandırılmasına yol açar. Bu polipler günümüzde adenom olarak adlandırılmaktadırlar. Adenomlarda kural olarak belirli düzeyde displazi mevcuttur. Displazisiz bir adenom tanım olarak mümkün değildir. Kolorektal adenomlarda iki temel histolojik tip söz konusudur ve hemen tüm adenomlar bu iki tipi farklı oranlarda barındırmaktadırlar (Resim 2). Mikroskopik olarak ön planda displastik tübüller içeren forma tübüler adenom (TA) adı verilir. TA lar değişik boyutlarda olabilirler ve genellikle saplıdırlar. Boyutlarına göre değişmekle birlikte kanser gelişim riski % 5 dolaylarındadır. Bir adenoma TA denilebilmesi için villöz komponentin %25 ten az olması gerekir. Mikroskopta ince bağırsak villuslarını andırır şekilde parmaksı ve displastik uzantılar gösteren tip ise villöz adenom (VA) olarak adlandırılır. Bir adenomda %75 ya da daha yüksek oranda villöz komponent varsa VA olarak sınıflandırılır.. Genellikle sapsız ve geniş tabanlıdırlar ve çok büyük boyutlara ulaşabilirler. Kanser gelişme riski % dolaylarındadır. Bunlara ek olarak her iki özelliği de barındıran tübülovillöz adenomlar (TVA) da söz konusudur. Bu adenomlarda villöz komponent oranı % 25 ile % 75 arasındadır ve villöz komponentin ağırlığı arttıkça kanser riski de artmaktadır. Bu temel tiplere ek olarak, lezyonun klasik bir polip formunda lümene çıkıntı yapmadığı ancak epitelde Resim 2. Tübüler ve villöz patternler

7 Vol. 17, No. 1 KOLOREKTAL POLİPLER ciddi displazi içeren yassı adenomlar (YA) da mevcuttur. Bir adenomun YA olarak sınıflandırılabilmesi için yüksekliğinin çevre mukoza yüksekliğinin en fazla iki katı olması gerekir. Bu lezyonların çapları % 50 si 5 mm nin % 90 ı ise 10 mm nin altındadır. YA da diğerlerinden farklı bir genetik sürecin söz konusu olduğu ve bu adenomların kansere ilerlemelerinin diğer adenomlardan çok daha hızlı olduğu bilinmektedir da tanımlanan ve giderek önem kazanan bir başka adenom türü ise serrated (dişli, testere dişi şeklinde) adenomlardır. Serrated adenomlar, mikroskopik olarak hiperplastik polip mimarisine sahip olmakla birlikte hücre düzeyinde atipi içerirler. Spesifik genetik değişiklikler içerdikleri gösterilmiş olan serrated adenomlar, hiperplastik poliplerin henüz tam olarak ayırdedilememiş bir alt grubundan gelişmekte ve klasik adenom-karsinom sekansından çok daha hızlı bir şekilde kanser gelişimine yol açmaktadırlar. Zaten bu bulgular, yukarıda anlatıldığı gibi hiperplastik poliplerin artık tamamen masum lezyonlar olmadığı görüşünü ortaya çıkarmışlardır. NEOPLASTİK POLİPLERİN KLİNİK ÖNEMİ Neoplastik polipler günümüz bilgilerine göre tüm kolorektal kanserlerin % 90 dan fazlasının gelişiminden sorumlu lezyonlardır. Kolorektal kanser üzerinde yapılan sayısız genetik çalışma, polipten kansere giden yoldaki birçok genetik anomaliyi ortaya koymayı başarmıştır. Bilinen en az iki farklı kanser gelişim yolu söz konusudur. Bunlardan birincisi, polipten kanser gelişiminin yaklaşık % 85 inden sorumlu tutulan kromozomal instabilite (chromosomal instability, CIN) yolu diğer ise mikrosatellit instabilite (microsatellite instability, MSI, MIN) yoludur. Bu iki temel mekanizma dışında farklı mekanizmalar olduğu da bilinmektedir. Popülasyon tabanlı çalışmalar da standart kolonoskopik izleme ve polipektomiler sonucu kolorektal kanser sıklığının ve mortalitesinin azaltılabileceğini ortaya Resim 4. Kromoendoskopi Resim 3. Kromoendoskopi koymuşlardır. Bir polipin neoplastik olup olmadığı ancak mikroskop altında belirlenebilmektedir. Günümüzde endoskopik teknolojinin gelişmesi, değişik vital boyama uygulamaları ve laser destekli endoskopi işlemleri sayesinde polipin natürü daha net belirlenebilse de bu uygulamalar henüz yaygınlık kazanabilmiş değillerdir (Resim 3-5). Bu nedenle kural olarak kolon ve rektumda saptanan her polip tam olarak çıkarılmalı ve histolojik olarak incelenmelidir. İleride bu incelemelere genetik belirteçlerin dahil edileceği de aşikardır. Sırası gelmişken belirtilmelidir ki bir polipin çıkarılması yerine polipten biyopsi alınmasının hiçbir bilimsel desteği olamaz ve endoskopist açısından hatalı bir uygulama olarak görülmelidir. KOLOREKTAL POLİP TANISI Kolorektal poliplerin tanısında altın standart kolonoskopidir. Kolonoskopi yüksek doğruluk oranının yanısıra çok yüksek oranda tedaviyi de sağlayabildiği için rakipsizdir. Lavman opaklı kolon grafisi de poliplerin tanısında kullanılabilir ancak günümüzde kolonoskopinin alternatifi olmaya aday yöntem sanal kolonoskopidir (BT kolonografi). Gelişen teknoloji ve multislice BT cihazları ile uygun yazılımlar kullanılarak kolon mukozasının görüntülenmesi mümkündür. Ancak bu yöntemin rutin kullanım için önerilmesi henüz mümkün görülmemektedir. Kaldı ki saptanacak poliplerin çıkarılması için kolonoskopi her zaman gerekli olacaktır. KOLOREKTAL POLİPLERE YAKLAŞIM Tüm kolorektal poliplerin elden geldiğince tek parça halinde çıkarılarak histopatolojik incelemeye

8 YAMANER Kolon Rektum Hast Derg, Mart 2007 Resim 5. Lazer taramalı mikroskopi / Endositoskopi Resim 6. Polipektomi tabi tutulmaları gereklidir. Poliplerin çıkarılması için ideal yöntem endoskopik polipektomidir. Endoskopik olarak polipler iki temel yöntemle çıkarılırlar. Snare polipektomi Snare polipektomide endoskopik snare ile sapından çepeçevre yakalanan polip, uygulanan elektrokoagülasyon akımı ile kesilir ve daha sonra değişik aletlerle tutularak kolon dışına alınır (Resim 6). Doğal olarak en etkin uygulanabildiği polipler saplı poliplerdir. Yeterli sapı bulunmayan poliplerde de uygulanması mümkündür. Bu durumda submukozaya serum fizyolojik veya serum fizyolojik ile seyreltilmiş adrenalin çözeltisi (1/ /20 000) injekte edilerek polip kabartılır ve bu şekilde snare ile tutulabilecek bir çıkıntı elde edilir (rektum distalinde uygulanacak adrenalin çözeltisinin sistemik dolaşıma geçeceği untulmamalı, hasta uygun şekilde monitörize edilimelidir). Bu uygulama, submukozayı kabarttığı ve elektrogoagülasyon akımının serozal yüzeyden uzak kalmasını sağladığı için perforasyon riskini azaltan, submukozada oluşturduğu ödem ve vazokonstriksiyon nedeniyle de kanama riskini azaltan bir yöntemdir. İnjeksiyonun bir başka önemi, lezyonun gerçekten mukozada sınırlı olduğu konusunda da bilgi vermesidir. İnjeksiyon yapıldığında polipin çevresindeki mukoza kabarıyor ama polip yerinde kalıyor ise bu polipte invaziv bir kanser olabileceği akla gelmelidir. İnjeksiyon ve snare polipektomi yöntemi ile uygun boyut ve yerleşimli geniş tabanlı villöz adenomlar da endoskopik olarak çıkarılabilirler. Villöz adenomların büyük boyutları nedeniyle genellikle tek seferde tek parça olarak çıkartılmaları mümkün olmaz. Bu durumda parça parça (piecemeal) polipektomi uygulanabilir (Resim 7). Ayrıca çevre mukoza sınırının da snare in ucu ile koagüle edilmesi ya da argon plasma koagülasyonu uygulanması sıklıkla tercih edilen bir yöntemdir. Tabii ki bu uygulama sonrasında elde edilen materyel artık tek parça olmadığı için histolojik ta-

9 Vol. 17, No. 1 KOLOREKTAL POLİPLER nıda sorunlar yaşanabilir. Özellikle materyelin invaziv karsinom içermesi durumunda tam invazyon derinliği saptanamayabilir. Ne var ki örneğin distal rektumda yerleşik büyük bir villöz adenomda abdominoperineal rezeksiyon yerine picemeal polipektomi yapılması her zaman daha uygun bir yaklaşım olur. Tabii böyle bir polipte transanal lokal eksizyon seçeneği de gözardı edilmemelidir. Resim 7. Piecemeal polipektomi Resim 8. Hot Biyopsi Hot biyopsi Bu yöntem genellikle milimetrik poliplere uygulanır. Polip hot biyopsi forsepsi ile yakalanıp lümene doğru kaldırıldığında varsa sapı incelir ya da sapı yoksa bile bir yalancı sap oluşur. Elektrokoagülasyon akımı uygulandığında, forsepsin çeneleri ile polipin temas yüzeyleri göreceli olarak geniş olduğundan fazla bir akım yoğunluğu oluşmaz ve polip yanmaz. Polip sapında ise büyük bir akım yoğunluğu oluşacağı için sap yanar ve kopar. Bu şekilde hem kanama riski azaltılmış olur hem de geride kalması olası hücreler elektrokoagülasyon akımı ile hasara uğratılır. Polip ise forsepsin içinde elektrik yanığından korunmuş olarak kalır. Hot biyopsi ile polipektomi sonrası sap kısmının tepesi beyaz koagüle doku içerir ve bu görünümü ile Fuji dağının her zaman karla kaplı zirvesine benzetilir (Resim 8). Endoskopik polipektominin komplikasyonları Polipektominin en önemli iki komplikasyonu kanama ve delinmedir. Her ikisi de erken dönemde görülebileceği gibi geç dönemde de görülebilir. Geniş saplı ya da sapsız poliplerde submukozal damarlardan kanama olması mümkündür. Bunun önlenmesi için kuşkulu olgularda işlemden önce polip sapına inkejsiyon uygulanabilir. İnjeksiyon için sklerozan madde kullanılması, delinme riskini artıracağı için önerilmemektedir. Ayrıca polipektomiden hemen sonra kanama görülürse yine injeksiyonla, elektrokoagülasyonla ya da hemoklip ya da endoloop uygulamalarıyla kanama kontrol altına alınabilir. Endoskopik polipektomi sonrası kanama nedeniyle cerrahi girişim gerekmesi son derece nadirdir. Bu tür risklerin en aza indirilmesi için işlem öncesinde endoskopik polipektomi yapılacak hastaların kanama pıhtılaşma işlevlerinin ve kullanmakta oldukları ilaçların mutlaka gözden geçirilmesi gerekir. Endoskopik polipektomiye bağlı kanama riski % 3-9 olarak bildirilmektedir. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi, Cerrahi Endoskopi Ünitesi nde den fazla kolonoskopi ve den fazla polipektomide müdahale gerektiren kanama oranı % 0.5 dolaylarındadır. Kanama oranının belirlenmesinde en önemli sorun hangi kanamaların komplikasyon olarak adlandırılacağıdır. Hiçbir cerrah, endoskopk olarak kolaylıkla durdurabildiği bir kanamayı komplikasyon olarak değerlendirmeyecektir. Bu nedenle kanama komplikasyonunu sadece tekrar endoskopi ya da başka girişimler gerektiren kanama olarak değerlendirmek gerekir. Perforasyon, kolon duvarının tam kat olarak snare ile yakalanması ile oluşabilir. Bu tür perforasyonlar genellikle işlem sırasında farkedilirler. Farkedildiklerinde şartlar uygun ise hemoklip uygulamaları ile perforasyon bölgesinin kapatılması mümkün olabilir. Ancak daha sık olarak cerrahi girişim (laparotomi ya da laparoskopi) uygulanarak delinen bölgenin kapatılma-

10 YAMANER Kolon Rektum Hast Derg, Mart 2007 sı gerekir. Bu tür delinmeler, kolonoskopi için zaten bağırsak hazırlığı yapılmış olacağı için genellikle ciddi komplikasyonlar olmaksızın tedavi edilebilirler. Ancak delinme geç farkedilir ve müdahalede gecikilirse tabii ki ciddi peritonit ve ölüm riski söz konusu olabilir. Özellikle sağ kolon lezyonlarında daha sık görülen bir başka delinme türü ise geç delinmedir. İşlemden 4-7 gün sonra ortaya çıkan bu tür delinmeler genellikle tam kat elektrokoagülasyon yanığı sonucunda tedricen gelişir ve semptom verirler. Açık ya da laparoskopik girişimle tedavi edilmeleri gerekir. Standart polipektomilerde perforasyon riski % arasındadır. Ancak büyük ve sapsız poliplerde yani zor polipektomi olarak tanımlanan işlemlerde bu risk oranı % 2 ye kadar çıkabilir. Ünitemizde polipektomi sonrası perforasyon oranı % 0.2 düzeyindedir. Endoskopik polipektomi yapılamadığında Her polip endoskopik olarak çıkarılmaya uygun olmayabilir. Bunun için kesin ve matematiksel kriterlerden söz etmek güçtür. Geleneksel olarak büyük poliplerin endoskopik olarak çıkarılmaya uygun olmadıkları belirtilir. Ancak neyin büyük olarak sınıflanabileceği net değildir. Endoskopik olarak nesnel şekilde çap belirlemek güç olup güvenilir bir yaklaşım değildir. Kaldı ki rektumdaki 3 cm çaplı saplı bir polip göreceli olarak kolay bir polipektomi vakası olurken hepatik fleksuradaki 1 cm çaplı ve kısacık saplı bir polip snare polipektomiye uygun olmayabilir. Birçok çalışmada, bir endoskopistin endoskopik polipektomiye uygun bulmadığı poliplerin çoğunun başka bir endoskopist tarafından başarıyla çıkarılabilecekleri bildirilmektedir. Bu nedenle endoskopik polipektomiye uygun olmadığı düşünülen olgularda mutlaka deneyimli bir endoskopistten ikinci görüş alınmalıdır. Genel olarak endoskopik olarak çıkarılmayı etkileyen faktörler polipin sapplı ya da sapsız oluşu, polipin boyutları ve yerleşim yeridir. İnce duvar yapısı nedeniyle elektrokoagülasyondan daha fazla zarar görebilecek sağ kolondaki lezyonlarda daha fazla özen gösterilmesi gerekir. Endoskopik olarak çıkarılamayacağına karar verilen poliplerde cerrahi girişim indikasyonu vardır. Günümüzde bu girişimin laparoskopik yapılması tercih edilmektedir. Laparoskopik girişimden önce polip yerleşim yeri mutlaka özel boyalarla endoskopik olarak işaretlenmelidir. Ayrıca gerektiğinde intraoperatif endoskopi ile de cerraha yardımcı olunması gerekebilir. Laparoskopik girişim imkanı bulunmayan yerlerde tabii ki açık cerrahi ile de ilgili kolon segmentinin rezeksiyonu yapılabilir. Ameliyatta lezyonun palpe edilmesinin güç olacağı göz önünde bulundurularak lezyon yerinin işaretlenmesi burada da gereklidir. HABİS POLİPLERE YAKLAŞIM Polipektomi yapıldıktan sonra patolojik inceleme sonucu yüksek dereceli displazi (high grade dysplasia, HGD) olarak rapor edilen poliplerde her ne kadar in situ karsinom olarak sınıflansalar da sınır temiz ise herhangi bir ek girişim gerekmez. Çünkü muskularis mukoza katmanını aşmamış karsinomların pratik olarak lenfatik ve vasküler yapılara ulaşamamış oldukları için metastaz riski olmadığı kabul edilir. Ancak histopatolojik değerlendirme sonucunun invaziv karsinom olarak geldiği durumlar özellik arzederler. Bu hastalarda endoskopist ve patoloji ekibinin aynı dili konuşarak çok iyi bir iletişim kurmaları hayati önem taşımaktadır. Endoskopist, lezyonu tam olarak çıkarıp çıkartmadığını net olarak bildirmelidir. Ayrıca şüpheli lezyonları polipektomi ile çıkartırken kontrol işlemleri ya da cerrahi girişimler olasılığını düşünerek polipektomi bölgesine tatuaj (işaretleme) uygulamalı veya bölgeyi anatomik olarak çok net bir şekilde tanımlamalıdır. Ayrıca polipin tek parça halinde çıkarılması ve anatomik pozisyonuna göre uygun bir panoya sabitlenerek gönderilmesi de çok önemlidir. Patoloğa düşen görev ise gelen materyeldeki bulgulardan, cerrahın ileri tedavi kararını etkileyecek parametreleri açık ve net bir şekilde ortaya koymaktır. İnvaziv kanser içeren poliplerde (habis polip) ileri tedavi planlamasında kullanılan en önemli kriter Haggitt sınıflamasıdır: Haggitt Level 0: Karsinom sadece polipin üst ucunda sınırlıdır. In situ karsinomdur. Haggitt Level 1: Karsinom polip başının submukozasını invaze etmiştir. Haggitt Level 2: Karsinomun submukoza invazyonu polipin başı ile sapının birleşme noktasına uzanmaktadır. Haggitt Level 3: Karsinom polip sapını invaze etmiştir. Haggitt Level 4: Karsinom polipin sapını aşıp kolon duvarının submukozasını invaze etmiştir.

11 Vol. 17, No. 1 KOLOREKTAL POLİPLER Haggitt sınıflaması temel olarak saplı adenomlar için geçerlidir zira sapsız ve yassı adenomlarda sap olmadığı için submukoza invazyonu yapan karsinomlar doğrudan Haggit Level 4 olmaktadırlar. Bu durumda submukozal invazyon düzeyinin (Kikuchi, Sm1,2,3) ayrıntılı olarak rapor edilmesi gerekmektedir. Patolog tarafından rapor edilmesi gereken diğer parametreler ise karsinomun diferansiyasyon düzeyi, cerrahi sınırın durumu ve karsinom infiltrasyonuna olan en yakın mesafesi, lenfovasküler ve nöral invazyon olup olmadığıdır. Patoloğun gerekli özeni göstermemesi ve/veya endoskopistin polipi patoloğa parça parça halde özensiz olarak göndermesi gibi nedenlerle bu parametrelerden herhangi birisinin eksikliği, ileri tedavinin doğru olarak planlanmasını imkansız kılabilir. Bu şekilde bazen cerrahi girişim gereken hasta bu şansını kullanamayacak bazen de bir hasta gereksiz yere cerrahinin riskleri ile karşı karşıya kalacaktır. Haggitt Level 1-3 arasında lenfatik metastaz riski %1 in altında iken Haggitt Level 4 düzeyinde bu risk % 5-25 düzeylerine çıkmaktadır. Yassı lezyonlarda ise Sm1 invazyonda lenfatik metastaz riski sıfır iken Sm2 düzeyinde risk % 5, Sm3 düzeyinde de % 25 dolaylarındadır. Saplı adenomlarda Haggitt Level 3 e kadar olanlar, eğer 2 mm ya da daha fazla mikroskopik temiz sınır sağlanmış ise radikal cerrahiye gerek kalmaksızın izlenebilirler. Lenfovasküler ve nöral invazyonun varlığı ile kötü differansiyasyonun tedavi seçimini ne şekilde etkileyeceği konusu halen tartışmalı olmasına rağmen bunlar lenfatik metastaz riski açısından önemli risk faktörleridir ve hastanın özelliklerine göre değerlendirilip gerektiğinde radikal cerrahiye yönlendirmelidirler. Yassı ve sapsız adenomlarda ise olumlu histolojik özellikler (iyi differansiyasyon, lanfovasküler ve nöral invazyonun olmaması, 2mm temiz sınır) varlığında Sm1 lezyonlarda radikal cerrahi yapılmaksızın izleme mümkündür. POLİPOZİS SENDROMLARI Polipozis sendromlarının bazıları kolorektal kanser için çok yüksek oranda risk oluşturmaktadırlar. Familyal adenomatöz polipozis koli (FAP) Otozomal dominant karakterde bir polipozis sendromudur ve kolorektal kanserlerin yaklaşık % 1 inden Resim 9. Familiyal adenamatöz polipozis koli (FAP) sorumludur (Resim 9). Hastaların tümünde yaş arasında kolorektal kanser gelişir. Temel sorun 5 No lu kromozomda yerleşik olan APC (adenomateus polyposis coli) geninin bir kopyasının herediter olarak hasarlı oluşudur. Diğer kopyanın mutasyonu sonucu, bir tümör baskılayıcı gen olan APC geni inaktive olur ve adenom üzerinden koloektal kanser gelişimi tetiklenir. Kanser gelişim riski % 100 olduğu için saptandığında cerrahi tedavi gerektirir. Tedavi, kural olarak kolon ve rektum mukozasının tümüyle ortadan kaldırılmasını yani total proktokolektomiyi içerir. Seçilmiş olgularda rektumun yerinde bırakıldığı daha kısıtlı girişimler uygulanabilmektedir. Bu hastalarda midede fundik gland poliplerine duodenumda ise villöz adenomlara rastlanılabileceği ve özellikle duodenal adenomların hastalığın seyri sırasında kansere ilerleyebileceği unutulmamalıdır. FAP olgularına organizmanın değişik yerlerindeki desmoid tümörler de eşlik edebilir ve bu durumda sendrom, Gardner sendromu adını alır. Gardner sendromunda kolorektal polip seyri ve tedavisi FAP gibi olsa da hastaların temel ölüm sebebi baş edilemeyen desmoid tümörler olmaktadır. Gardner sendromunda ayrıca lipomlar ve osteomlar da görülebilir. FAP, beyin tümörleri ile birlikte görüldüğünde Turcot sendromundan söz edilir. Peutz Jegghers sendromu Polip yerleşimi ince bağırsaktadır ve polipler hamartomatöz yapıdadırlar. Cilt ve müköz membranlarda pigmente lezyonlarla karakterizedir. Her ne kadar polipler hamartom yapısında olsalar da bu hastalarda ince bağırsak, meme ve over kanseri gelişimi riski yüksektir.

12 YAMANER Kolon Rektum Hast Derg, Mart 2007 KAYNAKLAR 1 Christie JP. Colonoscopic excision of large sessile polyps. Am J Gastroenterol 67:430 8, Church JM. Avoiding surgery in patients with colorectal polyps. Dis Colon Rectum 46:1513-6, Damore LJ II, Rantis PC, Vernava AM III, Longo WE. Colonoscopic perforations: etiology, diagnosis, and management. Dis Colon Rectum 39: , Doniec JM, Löhnert MS, Schniewind B, Bokelmann F, Kremer B, Grimm H. Endoscopic removal of large colorectal polyps. Prevention of unnecessary surgery? Dis Colon Rectum 46:340-8, Forde KA. Colonoscopic screening for colon cancer. Surg Endosc 20:S471-4, Hao CY, Moore DH, Chiu YSY, Wong P, Bennington JL, Smith AP, Chen LC, Lee NM. Altered gene expression in normal colonic mucosa of individuals with polyps of the colon. Dis Colon Rectum 48: , Hyman NH, Anderson P, Blasyk H. Hyperplastic polyposis and the risk of colorectal cancer. Dis Colon Rectum 47:2101-4, Jass JR. Hyperplastic poyps of the colorectum Innocent or guilty? Dis Colon Rectum 44:163-6, Katsinelos P, Kountouras J, Paroutoglou G, Beltsis A, Chatzimavroudis G, Zavos C, Vasiliadis I, Katsinelos T, Papaziogas B. Endoloop-assisted polypectomy for large pedunculated polyps. Surg Endosc 20: , Munikrishnan V, Gillams AR, Lees WR, Vaizey CJ, Boulos PB. Prospective study comparing multislice CT colonography with colonoscopy in the detection of colorectal cancer and polyps. Dis Colon Rectum 46: , Prohm P, Weber J, Bönner C. Laparoscopic-assisted coloscopic polipectomy. Dis Colon Rectum 44:746-8, Waye JD. How big is too big? Gastrointest Endosc 43:256 7, 1996

13 ÖZGÜN MAKALE Rektoselde Transperineal Fasial Sütür Onarımla Polipropilen Mesh ile Onarım Sonuçlarının Karşılaştırılması: Prospektif Randomize Çalışma Transperineal Site-Spesific Fascial Repair vs. Transperineal Polypropylene Mesh Repair of Rectocele: A Randomized Trial Sezaİ Leventoğlu, B. Bülent Menteş, Bahadır Bozkırlı, Mehmet Oğuz Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı, ANKARA İletişim Adresi: Dr. Sezai LEVENTOĞLU, 76. Sokak 3/4 Emek-ANKARA e-posta: Kolon Rektum Hast Derg 2007;17:9-15. ÖZET Amaç: Prospektif, randomize olarak izole posterior vajinal duvar prolapsusu olan seçilmiş bir grup hastada transperineal fasial sütürle onarım (FSO) ile polipropilen mesh onarımı (PPMO) sonuçlarının karşılaştırılmasıdır. Hastalar ve Yöntemleri: Ardışık, izole, semptomatik evre II ve III rektoseli olan 60 kadın hasta, transperineal FSO ve PPMO yapılmak üzere randomize olarak seçildi. Levatorplasti veya perineorafi gibi başka hiçbir ek cerrahi müdahale uygulanmadı. Bulgular: Her iki cerrahi metod ile vajinal dijitasyon, ıkınma, yetersiz boşalma ve vajinal kitle semptom skorlarında istatistiksel olarak belirgin olarak düzelme sağlandı. İki grubun postoperatif semptom skorlaması karşılaştırıldığında postoperatif vajinal dijitasyon skoru PPMO grubunda FSO grubuna göre istatistiksel olarak belirgin şekilde daha düşük olduğu (p= 0.004), diğer postoperatif semptom skorlarınınsa aynı olduğu gözlendi. Anatomik onarımın objektif eğerlendirilmesi, FSO grubundaki kadınların %69.2 sinde ve PPMO grubundaki kadınların %89.3 ünde cerrahi kür olduğunu gösterdi (p= 0.095). PPMO grubundaki %92.9 luk hasta memnuniyet oranı, FSO grubundakinden yüksek bulundu (%69.2; p= 0.037). PPMO grubundaki cerrahi komplikasyon oranı (%25.0) FSO grubundakinden (%15.4; p= 0.505) istatistiksel olarak önemsiz oranda daha fazla saptandı. Tek hastada greft rejeksiyonu olurken bir hastada da greft protrüzyonu oldu. Postoperatif disparoni oranları benzer olarak tespit edildi (p=0.725). Sonuçlar: Sonuç olarak, her iki yöntemin rektoselin semptomlarını azaltmakta ve normal anatominin rekreasyonunu sağlamakta istatistiksel olarak anlamlı olduğunu göstermektedir. FSO ile karşılaştırıldığında rektoselin meshli onarımı vajinal dijitasyonu ortadan kaldırmakta daha başarılı olduğu ve daha yüksek bir hasta memnuniyeti oranı sağladığı gözlendi. Ancak meshli onarım grubunun dezavantajı grefte bağlı komplikasyonların fazla görülmesi olarak saptandı. Anahtar kelimeler: rektosel, cerrahi, transperineal, mesh ABSTRACT Purpose: The aim of this study was to compare in a prospective, randomized fashion the clinical results of site-specific fascial repair and polypropylene mesh repair of rectocele in a selected group of patients with isolated posterior vaginal wall prolapse. Patients and Methods: Sixty consecutive women with isolated, symptomatic stage II or stage III rectocele were randomized to undergo transperineal site-specific fascial suture repair or transperineal mesh repair of rectocele. No additional interventions, including levatoroplasty or perineorraphy, were performed. Results: Both surgical methods resulted in significant improvements in the symptom scores of vaginal digitation, straining, incomplete evacuation, and vaginal lump. Comparing

14 10 LEVENTOĞLU ve ark. Kolon Rektum Hast Derg, Mart 2007 the postoperative symptom scores of the two groups, the 0 postoperative score of vaginal digitation in the mesh repair group was significantly lower than that of the fascial repair group (p=0.004), while the other postoperative symptom scores were similar. Objective evaluation of anatomic repair revealed that 69.2 percent of women in the fascial repair group and 89.3 percent of women in the mesh repair group had surgical cure (p= 0.095). The 92.9 percent patient satisfaction rate in the mesh repair group was higher than that in the fascial repair group (69.2 percent; p=0.037). Mesh repair was associated with an insignificantly higher rate of surgical complications (25.0 percent), compared with fascial repair (15.4 percent; p=0.505) Graft rejection occurred in a single patient and graft protrusion in another. The rates of postoperative dyspareunia were similar (p=0.725). Conclusion: Our results suggest that both surgical methods are effective in significantly reducing symptoms of rectocele and recreation of normal anatomy. Compared with fascial repair, mesh repair of rectocele was more successful in eliminating vaginal digitation, and it was followed by a higher rate of patient satisfaction. These advantages of mesh repair were associated with an insignificantly higher rate of surgical complications, some of which were unique to the use of polypropylene graft. Key words: rectocele, surgery, transperineal, mesh Giriş Rektosel, anterior rektal duvarın posterior vajene doğru herniasyonudur. Bu durum, obstrüktif defekasyonun önde gelen nedenlerinden olup, kadın hastalarda şaşırtıcı derecede prevelansı yüksek olarak bildirilmiştir. 1 Ancak, rektosel hala yetersiz tanımlanmış ve yetersiz tedavi edilen bir hastalıktır. Rektovajinal septumun önemi (hatta varlığı) konusundaki anlaşmazlık, rastlantısal pelvik taban bozukluklarının önemsenmemesi ve özelleşmiş merkezlerde ameliyat olan hastaların sayısının azlığı; en iyi cerrahi tedavi konusunda kanıta dayalı bir yaklaşımın ortaya çıkmasına engel olmuştur. 2, lere kadar pelvik anatomiyi gerçek anlamda anlamadan ve barsak disfonksiyonuna özgü dikkat sarf etmeden sadece jinekologlar posterior kolpo-perineorrafi ile rektoseli tedavi etmekteydi. Bu yaklaşım hastaların vajinal kitle hissini çoğunlukla ortadan kaldırmasına rağmen, seksüel disfonksiyon insidansını ve defekasyonda yetersiz boşalma hissini arttırmaktadır. 4,5 Kolorektal cerrahi literatüründeki rektosel onarımı transanal bir cerrahi prosedür olarak tanımlanmıştır. 6-8 Eş zamanlı anorektal hastalıkların tedavisinde sağladığı avantaja rağmen konstipasyon, anal inkontinens, disparoni konusunda transanal yaklaşım ve geleneksel posterior kolporrafi arasında önemli bir fark bulunmamıştır. 4 Anatomik ve fonksiyonel sonuçları iyileştirmek için rektovajinal septumun sütür ile onarımı yakın zaman önce ortaya atılmıştır. Bu prosedürün rektoseli tedavi etmekte yüksek oranda başarılı olduğu konusundaki erken izlenime rağmen, 9 diğer çalışmalar önemli ölçüde yüksek disparoni ve rekürrens oranları bildirmiştir Bu sütür ile onarım tekniklerinin sınırlamalarını ortadan kaldırmak için yakın zamanda çeşitli greftler kullanılarak yapılan meshli rektosel onarımları umut verici sonuçlar ortaya koymaktadır Potansiyel infeksiyon riski ve transperineal cerrahide prostetik materyallerin kullanımı konusundaki sınırlı bilgi birikiminden dolayı genellikle rektoselde transperineal prostetik cerrahinin rolünün kontrollü çalışmalarla sınırlı tutulması gerektiği yorumu yapılmaktadır. 2, den beri bir referans merkezi olarak, değişik prostetik materyallerin kullanımı da dahil olmak üzere rektoselin cerrahi tedavisinde geniş deneyim sahibi olduk. Bu çalışmanın amacı, izole posterior vajinal duvar prolapsusu olan seçilmiş hasta grubunda transperineal fasial sütürle onarımın polipropilen meshli onarım ile klinik sonuçlarının prospektif ve randomize olarak karşılaştırmaktır. Hastalar ve Yöntemler: Hasta seçimi. %90lık güç ve 0.05 lik bir alfa-hata ile rekürrens oranlarındaki (%0-40) önemli farkı saptamak için güç analizi kullandıktan sonra izole, semptomatik rektoseli olan 60 kadın tek ve çift sayılar seçilerek, transperineal fasial sütürle onarım (FSO) ve rektoselin transperineal meshli onarımı (PPMO) uygulanmak üzere randomize edildi. Rektosel onarımı yapılması kararı, çıkış obtrüksiyonu olan bayan

15 Vol. 17, No. 1 TRANSPERİNEAL REKTOSEL ONARIMI 11 bir hastada bimanuel rektovajinal muayene ile belirgin rektosel saptanması temel alınarak verilmiştir. Hastalar aynı zamanda hem jackknife hem litotomi pozisyonunda rektosel veya enterosel varlığını göstermek üzere valsalva manevrası yaptırılarak muayene edilmiştir. Bütün hastalara defekografi yaptırılmıştır. Seçilmiş hastalarda kolonik transit çalışması, anorektal manometri, endoanal ultrasound uygulanmıştır. Dinamik manyetik rezonans görüntüleme (MRI) bu çalışma sırasında mevcut değildi. International Continens Society (ICS) evreleme sistemine göre yalnızca çıkış obstrüksiyonu semptomu olan Evre II ve Evre III posterior duvar prolapsusları çalışmaya dahil edildi. Rektoselle birlikte anismusu olan hastalar çalışma dışı bırakılmadı; çünkü bu iki antite sıklıkla birliktelik göstermektedir ve anismusun rektosel onarımının başarısı üzerindeki etkisi belirsizdir. 18 Biz bu çalışmada pelvik ya da anorektal başka hiçbir eşlik eden cerrahi girişimin uygulanmadığı durumlarda iki rektosel onarım tekniğini karşılaştırmayı amaçladık. Bu yüzden semptomatik multikompartman prolapsusu olan ve birlikte üriner inkontinens veya anal sfinkter cerrahisi gerektiren hastalar çalışma dışı bırakıldı. Aynı zamanda enteroseli olan veya Evre I den büyük anterior vajinal duvar prolapsusu olan hastalar da semptomların ciddiyetinden bağımsız olarak çalışmadan çıkarıldı. Diğer çıkarılma kriterleri önceden geçirilmiş prolapsus cerrahisi, önceden yapılmış kolorektal rezeksiyon, yavaş transit zamanlı konstipasyon, diabetes mellitus gibi endokrin bozukluklar, Grade 4 internal hemoroidal hastalık ve kronik anal fissür idi. Hastalar iki onarım türü hakkında bilgilendirildi ve randomize seçilim için rızaları alındı; ancak etik onay istenmedi; çünkü her iki girişim de iyi bilinen ve serbestçe uygulanan girişimlerdi. Operasyon teknikleri. Ameliyatlar aynı otör tarafından ya da onun gözetiminde gerçekleştirildi (BBM). Fleet fosfosoda (Kozmed, İstanbul, Türkiye) ile barsak temizliğini takiben hastaya litotomi pozisyonu verildi, hasta kataterize edilerek siprofloksasin 500 mg ve metronidazol 500 mg verildi. Hastaların çoğunda spinal anestezi kullanıldı. Transvers bir perineal insizyon yapılarak 15 ml %0.5lik Xylocain 1: adrenalin ile birlikte posterior vajinal duvarın arkasına injekte edildi ve elektrokoterin cut modu kullanılarak posterior fornikse kadar bir plan oluşturuldu. Ek hemostaz bipolar koter ile gerçekleştirildi. Posterior vajinal duvar hiç kesilmedi veya kısmen eksize edilmedi. Bu seride hiç rektal duvar yaralanması olmadı. Posterior vajinal duvarda nadiren meydana gelen delikler ameliyat sonunda 3/0 vicryl sütürler ile onarıldı. Bölgeye özgü sütür onarımı için rektovajinal septumdaki yırtılmalar dikkatlice gözlendi ve palpe edildi. Defektin sütür onarımı için yeterli gerilim kuvvetine sahip kenarları yırtılmanın yönünde 4 ila 6 adet 2/0 veya 3/0 PDS sütür ile yaklaştırıldı. Mesh onarımı için 3-4 cm X 6-7 cm büyüklüğünde polipropilen mesh defekte uyacak şekilde hazırlandı. Greftin lateral kenarları levator arka her iki yandan tek bir 3/0 vicryl sütür ile fikse edildi. Son olarak yara açılması olduğu takdirde mesh greftin ekspoze olmasını önlemek için distal ucu kısaltıldı. Betadin ile irrigasyondan sonra yara dudakları 3/0 monocryl dikişlerle tek tek yaklaştırıldı. Bu seride levatoroplasti veya perineorafi de dahil olmak üzere hiçbir ek girişim yapılmadı. Hastalara ameliyat sonrası yüksek lifli diyet önerildi. Postoperatif ikinci günde üriner katater çıkarılarak hastalar taburcu edildi. Siprofloksasin 2X500 mg oral olarak ameliyat sonrası üç gün daha verildi. Cinsel ilişki iki ay süresince yasaklandı. Takip ve Son Noktaların Değerlendirilmesi. Birincil hedefler: i) vajinal dijitasyonun, ıkınmanın, yetrersiz boşalmanın ve vajinal kitle hissinin ameliyat öncesi ve sonrası semptom skorlaması, ii) bağımsız bir gözlemci tarafından anatomik onarımın tarafsız olarak değerlendirilmesi, iii) hasta memnuniyeti idi. İkincil hedefler: i) hemoraji, idrar retansiyonu, yara infeksiyonu veya greft reddi gibi cerrahi komplikasyonlar ve ii) seksüel disfonksiyon üzerine olan etki (disparoni) idi. Hastalar ameliyattan sonraki 1. ve 4. haftalarda ve daha sonra 6. ve 12. aylarda ayaktan proktoloji ünitesinde takip edildi. Birincil son noktalar 12. aydaki takipte kaydedilirken cerrahi komplikasyonlar bütün takiplerde kaydedildi. Vajinal dijitasyon, ıkınma, yetersiz boşalma ve vajinal kitle hissi klinik semptomlarının inceleme ve takibinde Watson ve ark. larının 12 skorlama sistemi kullanıldı (Tablo 1). Skorlar hem tek tek hem toplam olarak incelendi ve karşılaştırıldı. Anatomik onarımın tarafsız değerlendirilmesinde, hasta proktolojik inceleme masasında tarafsız bir gözlemci tarafından (SL) hem valsalva manevrası hem de anterior rektal duvarı kaldırmak için rektuma işaret par-

16 12 LEVENTOĞLU ve ark. Kolon Rektum Hast Derg, Mart 2007 Tablo 1. Dijitasyon sıklığı, ıkınma şiddeti, yetersiz boşalım hissi ve vajinal kitle klinik semptomlarının skorlama sistemi* Semptomlar Skor Her zaman/ Şiddetli 3 Genellikle / Orta şiddette 2 Arada sırada 1 Hiç/ Yok 0 *Watson ve ark. 12 skorlaması. mağı sokularak yeniden muayene edildi. Pelvik organ prolapsus numaralandırmasının ICS sistemine göre, Ap ölçümünde -1 puan veya fazlası (Evre I posterior duvar prolapsı veya daha fazlası ile uyumlu) cerrahi başarısızlık olarak tanımlandı. 12. aydaki takipte hastalara tarafsız gözlemci tarafından cerrahi tedaviden memnun kalıp kalmadıkları ve aynı tedaviyi başkalarına önerip önermeyecekleri soruldu. İstatistiksel analiz için, Windows için istatistiksel yazılım paketi SPSS 10.0 (SPSS Inc., Chicago, Illinois, ABD) kullanıldı. Demografik özellikler Student s t- test ile karşılaştırıldı. Grup içi ve gruplar arasındaki semptom skorları sırasıyla Wilcoxon signed ranks ve Mann-Whitney U test ile karşılaştırıldı. Anatomik onarımın tarafsız değerlendirilmesi, hasta memnuniyeti, cerrahi ve fonksiyonel komplikasyon oranları ki-kare testi ile karşılaştırıldı. Sonuçlar ortalama ± SD olarak ifade edildi ten küçük olan olasılıklar önemli olarak kabul edildi. Bulgular Takibi kaybedilen hastalardan sonra FSO grubundaki 26 kadın (ortalama yaş 43.5) ve PPMO grubundaki 28 kadın (ortalama yaş 46) 12 aylık takip süresini tamamladı ve analize dahil edildi. Hepsinin 2 ila 8 doğumu mevcuttu. İki grup arasında yaş, parite ve semptomların süresi konusunda önemli bir fark yoktu (bütün karşılaştırmalar için p>0.05). Cinsel olarak aktif kadınlar söz konusu olduğunda preoperatif olarak her iki grupta yaklaşık olarak aynı yüksek disparoni oranları kaydedildi (sırasıyla, FSO ve PPMO grupları için %50 ve %47.6). Ağrı veya uyumsuzluk nedeniyle defekografi sadece 35 hastada gerçekleştirilebildi. Bunların tamamı 2 cm den derin ciddi rektoseli doğrular nitelikteydi. Vajinal dijitasyon, ıkınma, yetersiz boşalma ve vajinal kitle hissinin preoperatif ve postoperatif semptom skorları Tablo 2 de gösterilmiştir. İki grubun preoperatif semptom skorları benzerdi (bütün karşılaştırmalar için p >0.05). İki cerrahi yöntem de bütün semptom skorlarında önemli iyileşme ile sonuçlandı. İki grubun postoperatif semptom skorlaması karşılaştırıldığında vajinal dijitasyonun PPMO grubundaki postoperatif skoru FSO grubundakinden önemli ölçüde düşüktü, diğer postoperatif semptom skorları ise benzerdi. Semptom skorlarındaki ameliyat öncesi ve sonrası değişiklikler karşılaştırıldığında tek önemli farklılık yine vajinal dijitasyonda ortaya çıktı. Anatomik onarımın tarafsız değerlendirilmesi FSO grubundaki 26 kadından 18 inde (%69.2) ve PPMO grubundaki 28 kadından 25 inde (%89.3) cerrahi kür sağlandığını or- Tablo 2. Çalışma gruplarının preoperatif ve postoperatif semptom skorları Fasial sütürle onarım (FSO) (n=26) Polipropilen mesh onarımı (PPMO) (n=28) Semptomlar Preop (mean±sd) p* Postop (mean±sd) Preop (mean±sd) p* Postop (mean±sd) p** Vajinal Dijitasyon 2.92± ± ± Ikınma 2.96± ± ± ± Yetersiz boşalım 2.88± ± ± ± Vajinal kitle 2.31± ± ± ± Toplam skor 11.08± ± ± ± p* Wilcoxon signed ranks test (grup içi analiz) p** Mann-Whitney U test (gruplar arası analiz)

17 Vol. 17, No. 1 TRANSPERİNEAL REKTOSEL ONARIMI 13 taya koydu (p=0.095). PPMO grubundaki %92.9 luk hasta memnuniyet oranı, FSO grubundakinden daha yüksekti (%69.2; p=0.037). FSO grubunda 2 vakada idrar yolu infeksiyonu, 1 vakada yara yeri infeksiyonu ve 1 vakada cerrahi hemostaz gerektiren postoperatif kanama ortaya çıktı (%15.4 cerrahi komplikasyon oranı). PPMO grubunda 2 hastada idrar yolu infeksiyonu, 3 hastada yara yeri infeksiyonu/selülit, 1 hastada perineal yaradan greft protrüzyonu, ve 1 hastada greft rejeksiyonu meydana geldi (%25, p=0.505). Bütün infeksiyöz komplikasyonlar antibiyotik kullanımı ve yara bakımı ile tedavi edilebildi. Greft protrüzyonu gerçekleşen hastada greftin dışarı çıkan ucu kısaltılarak tedavi sağlandı ve greft rejeksiyonu gerçekleşen hastanın grefti lokal anestezi altında tümüyle çıkartıldı (Resim 1-2). 2 hasta da sorunsuz olarak iyileşti. Cinsel olarak aktif kadınlarda FSO grubunda postoperatif disparoni 6/20 (%30) gözlendi. FSO grubunda preoperatif disparonisi olan 10 kadından 6 sı cinsel fonksiyonda iyileşme tanımlarken 3 ünde herhangi bir değişiklik olmadığı, 1 inde kötüye gidiş olduğu ve 3 yeni hastada (de novo) cerrahi sonrası disparoni ortaya çıktığı tespit edildi. PPMO grubunda 17 hastadan 1 i de novo olmak üzere 4 ünde (%23.5) postoperatif disparoni olurken, 5 hastada iyiye gidiş oldu ve 3 hastada değişiklik saptanmadı. Postoperatif disparoni oranları aynıydı (p=0.725). İrdeleme Rektoselin optimal tedavisi hala tartışmalıdır. Rektoselin kanıta dayalı tedavisinin klinik zorluğu birkaç nedene dayanmaktadır. Rektoselli hastaların kliniği sıklıkla inkontinens veya sistosel veya enterosel gibi Resim 1. Greft protüzyonu gerçekleşen hastada greftin dışarı çıkarılması. Resim 2. Greft protüzyonu gerçekleşen hastada greftin dışarı çıkarılması. multikompartman prolapsus ile birliktelik gösterir. Benzer şekilde, cerrahi tedavinin sonuçları sistosel onarımı, histerektomi veya levatoroplasti gibi diğer prosedürler ile birlikte uygulanması nedeniyle belirsizleşmektedir. En iyi cerrahi tedavi formu hakkında kanıta dayalı bir temel oluşmasının karşısındaki bir engel de pelvik organ prolapsusu hakkında standart, geçerlilik kazanmış tanımların olmayışının farklı institülerce basılmış serilerin karşılaştırılmasını ve tek bir hastanın longitidunal olarak incelenmesini engellemesidir. 17 Bu çalışmanın önemli bir özelliği yalnızca izole, semptomatik rektoseli olan hastaların çalışmaya dahil edilmesi ve bu şekilde cerrahi sonucu etkileyebilecek ek faktörlerin ekarte edilmesidir. Dahası bu çalışmada analiz için semptom skorları ve pelvik organ prolaosusunun geçerli, nicel bir tanımlaması kullanılmıştır. Çalışmamız rektosel onarımının yakın zamanda tanımlanmış iki metodu hakkında daha fazla bilgi sağlamıştır. Bu çalışma aynı zamanda rektoselin transperineal meshli onarımını yeni ortaya konan fasial sütür onarımı ile prospektif randomize bir biçimde karşılaştıran ilk çalışmadır. Sonuçlarımız her iki cerrahi yöntemin rektoselin semptomlarını önemli ölçüde azaltmakta ve normal anatominin yeniden oluşturulmasında etkin olduğunu göstermiştir. Fasial onarımla karşılaştırıldığında rektoselin meshli onarımı vajinal dijitasyonu ortadan kaldırmakta daha başarılı bulunmuş ve daha yüksek bir hasta memnuniyet oranı sağlamıştır. Meshli onarımın bu avantajları bir kısmı polipropilen grefte özgü olmak üzere istatistiksel olarak önemsiz derecede yüksek cerrahi komplikasyonlar ile birliktelik göstermektedir. Geleneksel olarak rektosel levator ani plikasyonu ile

18 14 LEVENTOĞLU ve ark. Kolon Rektum Hast Derg, Mart 2007 birlikte yapılan kolpoperineorafi ile tedavi edilmektedir. Prolapsusu tedavi etmekten çok saklayan bu cerrahi yaklaşımın genellikle kötü klinik sonuçlarının olması ve postoperatif cinsel disfonksiyon insidansının yüksek olması şaşırtıcı değildir. 4,5,19 Anatomik ve fonksiyonel kür oranlarını arttırmak için rektovajinal septumdaki tanımlanabilir ve düzeltilebilir defektleri cerrahi onarımın hedefi olarak belirleyen fasial sütür onarımı yakın zaman önce ortaya konmuştur. 9,20,21 Vakaların %80 inden fazlasında konstipasyon semptomunda iyileşme tanımlayan Cundiff ve arkadaşlarının aksine yakın zamanda yapılan bazı çalışmalar hayli yüksek postoperatif konstipasyon (%29-50) ve yetersiz boşalım hissi (%30-44) tanımlamaktadır. 10,11 Bizim çalışmamızda fasial sütür ile onarım rektoselin bütün tanımlanmış semptom skorlarında önemli iyileşme sağlamıştır. Ancak, hem anatomik kür hem de hasta memnuniyet oranı %69.2 olarak saptanmıştır. Bizim deneyimimize göre bu cerrahi yaklaşımın en önemli zayıf noktası her hasta için standart biçimde uygulanamamasıdır. Bu onarım tipi ya bütün fasial defektlerin düzeltilebilir olduğunu ya da rektovajinal septumun zayıflamamış olduğunu varsaymaktadır. Bu yetersiz doku onarımı olasılığı Kohli ve Miklos a fasial sütür ile onarımı dermal bir allogreft ile desteklemeleri için fikir vermiştir. 15 Ek olarak çeşitli düğümler ve bazı sütürlerin yarattığı engellenemez gerilim postoperatif rahatsızlık, ağrı veya disparoniye yol açabilmektedir. Çalışmamızdaki %30 luk disparoni oranı daha önceden bildirilen oranlara yakın olarak bulunmuştur. 2,3,10,11 Biz, transperineal meshli onarım ile yüksek anatomik ve fonksiyonel kür oranları tespit ettik. Önceden çalışılmış iki küçük seride polipropilen meshin transperineal yerleştirilmesi; vajinal dijitasyonu azaltarak ve rektosel boyutunda proktografik azalma sağlayarak ortaya ümit verici sonuçlar koymuştur. 12,13 Watson rektoselin meshli onarımının etkiden çok nedeni düzelttiğini (rektovajinal septum bozukluğu) ileri sürmüştür. 13 Bu yöntem doku onarımının zayıf doku kuvveti gibi sınırlamalarını ortadan kaldırmakta ve gerilim olmadan normal anatomik desteği yeniden sağlamaktadır. Bu çalışmadaki %89.3 lük anatomik kür oranı meshli onarımın rektovajinal septumu yeniden yapılandırmaktaki etkinliğini ortaya koymaktadır. Bütün semptom skorlarında iyileşme bildirilmiş ve vajinal dijitasyonun postoperatif skoru fasial sütür ile onarıma göre daha etkin bulunmuştur. Fasial sütür ile onarımla karşılaştırıldığında bulunan daha yüksek anatomik kür oranı ve daha düşük disparoni oranı istatistiksel olarak anlamlı saptanmamıştır. Kümülatif olarak transperineal fasial sütür ile onarımla karşılaştırıldığında transperineal meshli onarımın bu özellikleri istatistiksel olarak daha yüksek hasta memnuniyet oranı ile sonuçlandı. Bizim serimizdeki tek greft rejeksiyonu vakası transperineal prolen mesh yerleştirilmesinin önceden belirtilmiş güvenliliğini desteklemektedir. 12,13,16 Yine de prostetik materyallerin transperineal kullanımı hakkında uzun dönemli karşılaştırmalı bilgi birikimi ortaya çıkana kadar prostetik materyallerin rektosel onarımlarında kullanımında temkinli olunmasını tavsiye etmek zorundayız. Bu çalışmanın belirgin bir sınırlaması, hastaların yalnızca 12 aylık bir takip süresini tamamlamalarıdır. Daha uzun süreli bir takiple sonuçların kötüye gitmesi mümkündür; ama bu durum fasial onarım için daha olasıdır. Başka bir sınırlamaysa rektoselin transperineal meshli onarımının sonuçlarının polipropilen greft ile kullanımı ile sınırlı olmasıdır. Prolen mesh ucuzdur, infeksiyona karşı dirençlidir ve prostetik materyal olarak herni onarımında kullanılmasıyla üzerinde fazlasıyla deneyim kazanılmıştır. Ancak çok ender ortaya çıkan greft rejeksiyonu akılda bulundurulmalıdır. Mercer Jones ve arkadaşları rektoselin transperineal meshli onarımında Vipro II mesh kullanımı ile prolen mesh kullanımına göre daha üstün sonuçlar bildirmişlerdir. 16 Kohli ve Miklos da dermal allogreft kullanarak iyi sonuçlar bildirmişler ve greftle desteklenmiş fasial sütür ile onarım serilerinde hiç grefte bağlı komplikasyon bildirmemişlerdir. 15 Rektosel onarımında prostetik materyal seçimine etki edecek maliyet analizleri de dahil olmak üzere karşılaştırmalı bilgilere hala ihtiyacımız vardır. Sonuç olarak rektosel onarımının evriminde daha iyi tanımlanmış, karşılaştırmalı bilgilere ihtiyaç vardır. İzole rektoseli olan hastalarda rektoselin transperineal polipropilen meshli onarımı vajinal dijitasyonu ortadan kaldırmakta daha etkin ve transperineal fasial sütür ile onarımla karşılaştırıldığında daha yüksek hasta memnuniyet oranına sahip bulunmuştur. Ancak, rektoselin meshli onarımı, bir kısmı polipropilen mesh kullanımına özgü olan istatistiksel olarak önemsiz derecede yüksek komplikasyon oranları ile birliktelik göstermekteydi.

19 Vol. 17, No. 1 TRANSPERİNEAL REKTOSEL ONARIMI 15 Kaynaklar 1. Olsen AL, Smith VJ, Bergstrom JO, Colling JC, Clark AL. Epidemiology of surgically managed pelvic organ prolapse and urinary incontinence. Obstet Gynecol 1997;89: Segal JL, Karram MM. Evaluation and management of rectoceles. Curr Opin Urol 2002;12: Zbar AP, Lienemann A, Fritsch H, Beer-Gabel M, Pescatori M. Rectocele: pathogenesis and surgical management. Int J Colorectal Dis 2003;18: Kahn MA, Stanton SL. Posterior colporrhaphy: its effects on bowel and sexual function. Br J Obstet Gynaecol 1997;104: Mellgren A, Anzen B, Nilsson BY, Johansson C, Dolk A, Gillgren P, Bremmer S, Holmstrom B. Results of rectocele repair: a prospective study. Dis Colon Rectum 1995;38: Sullivan ES, Leaverton GH, Hardwick CE. Transrectal perineal repair: an adjunct to improved function after anorectal surgery. Dis Colon Rectum 1968;11: Sehapayak S. Transrectal repair of rectocele: an extended armamentarium of colorectal surgeons. A report of 355 cases. Dis Colon Rectum 1985;28: Khubchandani IT, Clancey JP, Rosen L, Riether RD, Stasik JJ. Endorectal repair of rectocele revisited. Br J Surg 1997;84: Cundiff GW, Weidner AC, Visco AG, Addison WA, Bump RC. An anatomic and functional assessment of the discrete defect rectocele repair. Am J Obstet Gynecol 1998;179: Porter WE, Steele A, Walsh P, Kohli N, Karram MM. The anatomic and functional outcomes of defect-specific rectocele repairs. Am J Obstet Gynecol 1999;181: Kenton K, Shott S, Brubaker L. Outcome after rectovaginal fascia reattachment for rectocele repair. Am J Obstet Gynecol. 1999;181: Watson SJ, Loder PB, Halligan S, Bartram CI, Kamm MA, Phillips RK. Transperineal repair of symptomatic rectocele with Marlex mesh: a clinical, physiological and radiologic assessment of treatment. J Am Coll Surg 1996;183: Parker MC, Phillips RK. Repair of rectocele using Marlex mesh. Ann R Coll Surg Engl 1993;75: Oster S, Astrup A. A new vaginal operation for recurrent and large rectocele using dermis transplant. Acta Obstet Gynecol Scand 1981;60: Kohli N, Miklos JR. Dermal graft-augmented rectocele repair. Int Urogynecol J Pelvic Floor Dysfunct 2003;14: Mercer-Jones MA, Sprowson A, Varma JS. Outcome after transperineal mesh repair of rectocele: a case series. Dis Colon Rectum 2004;47: Bump RC, Mattiasson A, Bo K, Brubaker LP, DeLancey JO, Klarskov P, Shull BL, Smith AR. The standardization of terminology of female pelvic organ prolapse and pelvic floor dysfunction. Am J Obstet Gynecol 1996;175: van Dam JH, Schouten WR, Ginai AZ, Huisman WM, Hop WC. The impact of anismus on the clinical outcome of rectocele repair. Int J Colorectal Dis 1996;11: Paraiso MF, Weber A, Walters M, Ballard, L, Piedmonte M, Skibinski C. Anatomic and Functional Outcome after Posterior Colporrhaphy. J Pelvic Surg 2001;7: Richardson AC. The rectovaginal septum revisited: its relationship to rectocele and its importance in rectocele repair. Clin Obstet Gynecol 1993;36: Singh K, Cortes E, Reid WMN. Evaluation of the fascial technique for surgical repair of isolated posterior vaginal wall prolapse. Obstet Gynecol 2003;101:320-4.

20 16 özgün MAKALE Anogenital Buschke Loewenstein Tümörlerinde Cerrahi Deneyimlerimiz Surgical Approach to Anogenital Giant Condyloma Acuminata Emre Balık, Tayfun Eren, Sümer Yamaner, Türker Bulut, Dursun Buğra, Yılmaz Büyükuncu, Ali Akyüz, Necmettin Sökücü İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı, İSTANBUL ÖZET: Amaç: Kondiloma aküminata, anogenital papillomlar (siğiller) olup etkeni human papilloma virus (HPV) tur. HPV, erişkinlerde cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında en sık görülen etken haline gelmiştir. Günümüzde anogenital HPV infeksiyonlarının neden olduğu lezyonların tedavisi oldukça büyük bir sorun teşkil etmekte ve ihmal edilmiş dev perianal lezyonların tedavisi major cerrahi prosedürler gerektirmektedir. Bu çalışmada hastalığın nadir prezentasyon şekillerinden olan dev anogenital kondiloma aküminata (Buschke Loewenstein) olgularında agresif cerrahi tedavi yöntemleri ve sonuçlarını içeren deneyimlerimizi sunmayı amaçladık. Yöntem: İstanbul Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı nda dev perianal kondiloma aküminata tanısıyla Nisan 1996 ile Eylül 2003 tarihleri arasında takip ve tedavi edilen dört hastanın tıbbi kayıtlarından, dermografik özellikler, ameliyat bulguları ve yapılan ameliyatlar, takip ve tedavi sonuçları retrospektif olarak incelenmiştir. Bulgular: Üçü erkek, biri kadın olmak üzere anal kanalı oblitere eden dev kondiloma (Buschke Loewenstein) aküminata tanısı konmuş olan toplam 4 hasta çalışmaya dahil edildi. Ortalama yaş 36,5 (24-52) olarak hesaplandı. Anamnezlerinde şikayetlerinin süresi 4 ile 18 yıl (ortalama 7 yıl) arasında değişmekte idi ve ayrıca bu hastalardan ikisinin homoseksüel yaşam tarzı hikayesi mevcuttu. Tüm hastalar İletişim Adresi: Op. Dr. Emre BALIK, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı, İSTANBUL e-posta: Kolon Rektum Hast Derg 2007;17:16-21 serolojik olarak HbsAg, Anti-HCV ve Anti-HIV negatif saptandılar. Dört hastaya da geniş cerrahi eksizyon uygulandı ve hiçbirinde anodermal invazyon gözlenmedi. Aynı zamanda hiçbir hastaya saptırıcı kolostomi oluşturulması gereksinimi doğmadı. Tüm hastaların yaraları sekonder iyileşme amacıyla açık bırakıldı ve ortalama 35 günlük gecikme sonrası tüm hastalara kısmi kalınlıklı cilt grefti tatbik edildi. Eksizyon materyallerinin histopatolojik incelemeleri sonucunda hiçbir hastada habis transformasyon olmadığı belirlendi. Ortalama 22 aylık takip süreci sonunda hiçbir hastada nüks saptanmadı. Sonuç: Perianal kondiloma aküminata genellikle selim bir hastalık olup lokal olarak aşırı oranda büyüme gösterebilir ve bu suretle ciddi perianal hijyen sorunları yaratabilir. Habis transformasyon sıklığı az olmasına rağmen yine de bu komplikasyonun ortaya çıkma riski mevcuttur. Bu nedenle, bu hastalık agresif olarak geniş cerrahi eksizyon ile tedavi edilmelidir. Anahtar kelimeler: Kondiloma aküminata, dev, perianal, cerrahi tedavi ABSTRACT Purpose: Condyloma acuminata are anogenital warts caused by the human papillomavirus (HPV). HPV has become one of the most common sexually transmitted diseases in adults. Primary care physicians face the frustrating challenge of treating these lesions caused by anogenital HPV infections. Neglected giant peri-anal lesions require major surgical procedures. This report reflects our experiences and outcomes concerning the aggressive surgical approach to

Kolorektal Polipler. Colorectal Polyps

Kolorektal Polipler. Colorectal Polyps TEMEL KONU - GÜNCELLEME Kolorektal Polipler Colorectal Polyps Sümer Yamaner İ.Ü.İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı, İSTANBUL ÖZET Polipler, kolon ve rektum mukozasında anormal çoğalma ile

Detaylı

POLİP; Kolon ve rektum mukozasından lümene çıkıntı yapan normal dışı tüm yapılar olarak adlandırılır. Psödopolip; örneğin ülseratif kolitte olduğu

POLİP; Kolon ve rektum mukozasından lümene çıkıntı yapan normal dışı tüm yapılar olarak adlandırılır. Psödopolip; örneğin ülseratif kolitte olduğu KOLON POLİPLERİ POLİP; Kolon ve rektum mukozasından lümene çıkıntı yapan normal dışı tüm yapılar olarak adlandırılır. Psödopolip; örneğin ülseratif kolitte olduğu gibi, çevre mukozanın harabiyeti nedeniyle

Detaylı

KOLON POLİPLERİ. Slayt 1. Slayt 2. Slayt 3 SINIFLAMA

KOLON POLİPLERİ. Slayt 1. Slayt 2. Slayt 3 SINIFLAMA Slayt 1 KOLON POLİPLERİ Slayt 2 POLİP; Kolon ve rektum mukozasından lümene çıkıntı yapan normal dışı tüm yapılar olarak adlandırılır. Psödopolip; örneğin ülseratif kolitte olduğu gibi, çevre mukozanın

Detaylı

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın KOLOREKTAL POLİPLER Prof. Dr. Mustafa Taşkın -Polip,mukozal örtülerden lümene doğru gelişen oluşumlara verilen genel isimdir. -Makroskopik ve radyolojik görünümü tanımlar. -Sindirim sisteminde en çok kolonda

Detaylı

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polipte Kanser Dr.Cem Terzi Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polip ve polipoid karsinoma POLİP Epitelyal yüzeyden kaynaklanan çıkıntı HİSTOLOJİK POLİP TİPLERİ

Detaylı

Kolon ve rektum kanserleri

Kolon ve rektum kanserleri Kolon ve rektum kanserleri Editörler Prof. Dr. Adil BAYKAN Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Klinik Şefi Prof Dr. Abdullah ZORLUOĞLU Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi

Detaylı

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU TÜRKİYE YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ GASTROENTEROLOJİ CERRAHİSİ KLİNİĞİ DR.TAHSİN DALGIÇ GİRİŞ Laparoskopik kolorektal cerrahi son

Detaylı

Derin İnfiltratif Endometriozis. Prof.Dr.Ahmet Göçmen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Derin İnfiltratif Endometriozis. Prof.Dr.Ahmet Göçmen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Derin İnfiltratif Endometriozis Prof.Dr.Ahmet Göçmen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endometriozis Peritoneal Ovarian Derin infiltratif Anterior Mesane Posterior P1-Uterosakral ligament P2-Vajinal

Detaylı

KOLOREKTAL KANSER. Prof. Dr. Ömer ŞENTÜRK

KOLOREKTAL KANSER. Prof. Dr. Ömer ŞENTÜRK KOLOREKTAL KANSER Prof. Dr. Ömer ŞENTÜRK Tanım En sık görülen 3.kanser Kanserden ölümlerde 2.sırada 80-90 milyon insan risk altında Gelişiminde iminde Genetik Değişiklikler iklikler Normal Kolon Hiperproliferatif

Detaylı

KOLOREKTAL KARSİNOMA VE ÖNCÜ LEZYONLARINDA MİKROSATELLİT İNSTABİLİTESİNİN İMMÜNHİSTOKİMYASAL OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

KOLOREKTAL KARSİNOMA VE ÖNCÜ LEZYONLARINDA MİKROSATELLİT İNSTABİLİTESİNİN İMMÜNHİSTOKİMYASAL OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ KOLOREKTAL KARSİNOMA VE ÖNCÜ LEZYONLARINDA MİKROSATELLİT İNSTABİLİTESİNİN İMMÜNHİSTOKİMYASAL OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Seher YÜKSEL 1, Berna SAVAŞ 2, Elçin KADAN 3, Arzu ENSARİ 2, Nazmiye KURŞUN 4 1 Gümüşhane

Detaylı

Rektovaginal fistül perianal fistül kategorisinde ele alınan bir hastalıktır ve barsak içeriğinin vagenden gelmesi ile karakterizedir.

Rektovaginal fistül perianal fistül kategorisinde ele alınan bir hastalıktır ve barsak içeriğinin vagenden gelmesi ile karakterizedir. REKTOVAGİNAL FİSTÜL Rektovaginal fistül perianal fistül kategorisinde ele alınan bir hastalıktır ve barsak içeriğinin vagenden gelmesi ile karakterizedir. KLİNİK-TANI: Vagenden gaz ve gaita gelmesi en

Detaylı

Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi, Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi nin resmi yayın organıdır.

Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi, Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi nin resmi yayın organıdır. YAYIN KURALLARI GENEL BİLGİLER Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi, Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi nin resmi yayın organıdır. Dergide klinik veya deneysel araştırmalar, derlemeler,

Detaylı

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ Dinç Süren 1, Mustafa Yıldırım 2, Vildan Kaya 3, Ruksan Elal 1, Ömer Tarık Selçuk 4, Üstün Osma 4, Mustafa Yıldız 5, Cem

Detaylı

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği Dr. A. Nimet Karadayı Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Patoloji Kliniği MEME TÜMÖRLERİNDE PATOLOJİ RAPORLARINDA STANDARDİZASYON Amaç, hasta

Detaylı

Erken Evre Mide Kanserine Yaklaşım

Erken Evre Mide Kanserine Yaklaşım Erken Evre Mide Kanserine Yaklaşım Cerrahi İlkeler ve Türkiye de Durum Dr. Dursun Buğra Mide Tümörleri Sempozyumu 17-18 Aralık 2004, İstanbul TNM Sınıflaması 2002 T Tümör Tis Karsinoma in situ (lamina

Detaylı

Bu sayının Hakemleri

Bu sayının Hakemleri Bu sayının Hakemleri Doç. Dr. Osman Aydınlı (Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) Doç. Dr. Metin Bozkuş (Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) Doç. Dr. İbrahim Görener (Erciyes Üniversitesi İlahiyat

Detaylı

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Göğüs Cerrahisi Metastatik Akciğer Tümörleri Giriş İzole akciğer metastazlarına tedavi edilemez gözüyle bakılmamalıdır Tümör tipine

Detaylı

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ ANALKANS

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ ANALKANS TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ Sİ DERNEĞİ ANALKANS ER TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHĠSĠ DERNEĞĠ ANAL KANSER NEDİR? Vücudumuzdaki normal hücrelerin çoğalması sırasındaki kontrol mekanizmalarının değişmesi (genetik

Detaylı

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ Dr. Derin KÖSEBAY OVER KANSERİ Over kanseri tanısı koyulduktan sonra ortalama 5 yıllık yaşam oranı %35 civarındadır. Evre I olgularında 5 yıllık yaşam

Detaylı

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri Doç. Dr. Onur POLAT Toraks Travmalarında Temel kuralın tanı ve tedavinin aynı anda başlaması olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Havayolu erken entübasyon ile sağlanmalı, eğer entübasyonda zorluk

Detaylı

Prof. Dr. Ethem GEÇİM TKRCD Başkanı

Prof. Dr. Ethem GEÇİM TKRCD Başkanı 2. DUYURU Türk Kolon ve Rektum Cerrahi Derneği, iki yılda bir düzenlenen ulusal kongrelerin yapılmadığı yıllarda ilkbahar ve sonbaharda, ülkemizin farklı coğrafi merkezlerinde, güncel öneme sahip ve bölgesel

Detaylı

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TEZ YAZIM KURALLARI

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TEZ YAZIM KURALLARI T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TEZ YAZIM KURALLARI Tezin yazımında kullanılacak kağıt A4 standardında olmalıdır. Metin yazılırken her sayfanın sol kenarından, sağ kenarından

Detaylı

KOLOREKTAL POLİPLER (POLİPOZİS DIŞI)

KOLOREKTAL POLİPLER (POLİPOZİS DIŞI) 11 KOLOREKTAL POLİPLER (POLİPOZİS DIŞI) Dr. Sümer YAMANER Gastrointestinal mukozada, lümene doğru çıkıntı oluşturan tüm lezyonlar polip olarak tanımlanırlar. Poliplerin histolojik özellikleri ise temel

Detaylı

Anal Fistül Cerrah Tutum Anketi

Anal Fistül Cerrah Tutum Anketi Anal Fistül Cerrah Tutum Anketi Anal Fistül Cerrah Tutum Anketi, Türkiye de değişik sürelerde mesleki deneyime sahip farklı kurumlarda çalışan genel cerrahların anal fistül olgularına yaklaşımını değerlendirmek

Detaylı

ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ İNSANİ BİLİMLER VE EDEBİYAT FAKÜLTE DERGİSİ GENEL YAYIN İLKELERİ YÖNERGESİ

ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ İNSANİ BİLİMLER VE EDEBİYAT FAKÜLTE DERGİSİ GENEL YAYIN İLKELERİ YÖNERGESİ ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ İNSANİ BİLİMLER VE EDEBİYAT FAKÜLTE DERGİSİ GENEL YAYIN İLKELERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1-(1)Bu yönergenin amacı, Ardahan Üniversitesi

Detaylı

Doç. Dr. Abdullah BÖYÜK

Doç. Dr. Abdullah BÖYÜK 1 Doç. Dr. Abdullah BÖYÜK KOLOREKTAL KANSERLER GİS in en çok rastlanan tümörleridir. Dünyada erkeklerde KRK lar AC Ca'lardan, kadınlarda meme Ca'lardan sonra 2. sıklıkta görülürler. Ülkemizde ise KRK malign

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

KOLON KANSERİ. Op.Dr.Aytekin COŞKUN VAKIF GUREBA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ

KOLON KANSERİ. Op.Dr.Aytekin COŞKUN VAKIF GUREBA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ KOLON KANSERİ Op.Dr.Aytekin COŞKUN VAKIF GUREBA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ KOLON KANSERİ GİS İN EN ÇOK RASTLANAN TÜMÖRLERİDİR. ERKEKLERDE: AKC KANSERİNDEN KADINLARDA MEME KANSERİNDEN SONRA EN SIK RASTLANAN

Detaylı

Total Mezorektal Eksizyon (TME) ve Getirdikleri. Prof. Dr. Ahmet Alponat Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı

Total Mezorektal Eksizyon (TME) ve Getirdikleri. Prof. Dr. Ahmet Alponat Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Total Mezorektal Eksizyon (TME) ve Getirdikleri Prof. Dr. Ahmet Alponat Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal kanserler Hayat boyu risk % 5.5-6 Kanserler içinde İnternal

Detaylı

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ Dr. Filiz Yenicesu Düzen Laboratuvarı Görüntüleme Birimi Meme Kanserinde Tanı Yöntemleri 1. Fizik muayene 2. Serolojik Testler 3. Görüntüleme 4. Biyopsi Patolojik

Detaylı

UYGULAMALI ROBOTİK KOLOREKTAL CERRAHİ KURSU

UYGULAMALI ROBOTİK KOLOREKTAL CERRAHİ KURSU UYGULAMALI ROBOTİK KOLOREKTAL CERRAHİ KURSU 27-28 Mayıs, 2016, ISTANBUL KURS DİREKTÖRLERİ PROF. DR. TAYFUN KARAHASANOĞLU PROF. DR. İSMAİL HAMZAOĞLU PROF. DR. BİLGİ BACA DOÇ. DR. İLKNUR ERGÜNER 1 KURSUN

Detaylı

EGE ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJE KESİN RAPORU EGE UNIVERSITY SCIENTIFIC RESEARCH PROJECT REPORT. 4,5 cm

EGE ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJE KESİN RAPORU EGE UNIVERSITY SCIENTIFIC RESEARCH PROJECT REPORT. 4,5 cm A4 2,5cm YAZI KARAKTERİ: TIMES NEW ROMAN EGE ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJE KESİN RAPORU EGE UNIVERSITY SCIENTIFIC RESEARCH PROJECT REPORT İLK PENCERE: Proje adı 12 punto ile en fazla 38 Karakter

Detaylı

Poster Nasıl Hazırlanır?

Poster Nasıl Hazırlanır? Poster Nasıl Hazırlanır? Dr. Mustafa SÜNBÜL Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı SAMSUN Poster özeti yazımı Poster yazımı İçerik Görünüm

Detaylı

KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ

KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ Ruksan ELAL 1, Arsenal SEZGİN ALİKANOĞLU 2, Dinç SÜREN 2, Mustafa YILDIRIM 3, Nurullah BÜLBÜLLER 4, Cem SEZER 2

Detaylı

Erken Evre Akciğer Kanserinde

Erken Evre Akciğer Kanserinde Erken Evre Akciğer Kanserinde Görüntüleme Dr. Figen Başaran aran Demirkazık Hacettepe Universitesi Radyoloji Anabilim Dalı Kasım 2005 Mayıs 2006 Müsinöz ve nonmüsinöz tipte bronkioloalveoler komponenti

Detaylı

MAKALENİN HAZIRLANMASI

MAKALENİN HAZIRLANMASI YAZARLARA BİLGİ 1. Atatürk Üniversitesi Veteriner Bilimleri Dergisi, Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi nin hakemli bilimsel yayın organı olup, Nisan, Ekim ve Aralık aylarında olmak üzere yılda 3

Detaylı

Robotik Cerrahi? Laparoskopi?

Robotik Cerrahi? Laparoskopi? Robotik Cerrahi? Laparoskopi? Dr. Korhan Taviloğlu Genel Cerrahi Profesörü Şişli ve Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi www.taviloglu.com www.robotcerrahisi.com www.genelcerrah.com www.drtaviloglu.tv

Detaylı

MAKALE YAZIM KURALLARI

MAKALE YAZIM KURALLARI YAYIN KURALLARI Dergimizde, özgün araştırma ve inceleme makalesi, derleme makalesi, çeviri, arşiv belgeleri, kitap eleştirisi ve tanıtımı, ölüm ve sempozyum vb. haberleri yayınlanır. Yazıların başka bir

Detaylı

13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR

13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR GENEL CERRAHİ 1. GÜN 08.00-10.00 Pratik Uygulama Anamnez Alma 10.00-10.45 Cerrahi Anamnez T.KÜÇÜKKARTALLAR 10.55-11.40 Karın travmaları A. TEKİN Karın travmaları A. TEKİN ileus Ş. TEKİN intern semineri

Detaylı

Gastrointestinal Polipler. Prof.Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Tıp F.Gastroenteroloji BD

Gastrointestinal Polipler. Prof.Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Tıp F.Gastroenteroloji BD Gastrointestinal Polipler Prof.Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Tıp F.Gastroenteroloji BD Kolorektal Polipler Neoplastik mukozal lezyonlar Non-neoplastik mukozal lezyonlar Submukozal lezyonlar Kolorektal Polipler Neoplastik

Detaylı

Dr. Mert Altınel Türkiye Yüksek İhtisas EA Hastanesi ÜST ÜRİNER SİSTEM ÜROTELYAL KARSİNOMUNDA LAPAROSKOPIK TEDAVİ

Dr. Mert Altınel Türkiye Yüksek İhtisas EA Hastanesi ÜST ÜRİNER SİSTEM ÜROTELYAL KARSİNOMUNDA LAPAROSKOPIK TEDAVİ Dr. Mert Altınel Türkiye Yüksek İhtisas EA Hastanesi ÜST ÜRİNER SİSTEM ÜROTELYAL KARSİNOMUNDA LAPAROSKOPIK TEDAVİ ÜST ÜRINER SISTEM ÜROTELYAL KARSINOMU Tüm renal tümörlerin %4-%9 u Tüm ürotelyal tümörlerin

Detaylı

ADRENAL KORTİKAL KANSER TEDAVİSİNDE LAPAROSKOPİK CERRAHİ

ADRENAL KORTİKAL KANSER TEDAVİSİNDE LAPAROSKOPİK CERRAHİ ADRENAL KORTİKAL KANSER TEDAVİSİNDE LAPAROSKOPİK CERRAHİ DR GÜRHAN SAKMAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI ADRENAL KORTİKAL KANSER TEDAVİSİNDE LAPAROSKOPİK CERRAHİ DR GÜRHAN

Detaylı

Güncel Verilerle Prostat Kanseri Taranmalı mı? Dr. Bülent Akdoğan Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı

Güncel Verilerle Prostat Kanseri Taranmalı mı? Dr. Bülent Akdoğan Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Güncel Verilerle Prostat Kanseri Taranmalı mı? Dr. Bülent Akdoğan Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı 4 Nisan 2014 TESTOSTERON ETKĠSĠ PCa erken tanısı Şüpheli rektal muayene ve/veya

Detaylı

Kolon Kanseri Nedir? Prof. Dr Tahsin ÇOLAK. MEÜ Tıp Fakültesi. Kolorktal Cerrahi Ünitesi. Genel Cerrahi AD

Kolon Kanseri Nedir? Prof. Dr Tahsin ÇOLAK. MEÜ Tıp Fakültesi. Kolorktal Cerrahi Ünitesi. Genel Cerrahi AD Kolon Kanseri Nedir? Nasıl Tanıyacağız? Prof. Dr Tahsin ÇOLAK MEÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi AD Kolorktal Cerrahi Ünitesi Kolorektal Kanser (CRC) 1. Dünyadaki dağılımı ve yaygınlığı (Epidemiology) 2.

Detaylı

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm Nadiren met. yapar fakat tedavisiz bırakıldığında invazif davranış göstermesi,lokal invazyon,

Detaylı

Informazioni sullo screening intestinale. www.bowelscreeningwales.org.uk

Informazioni sullo screening intestinale. www.bowelscreeningwales.org.uk Informazioni sullo screening intestinale 1 www.bowelscreeningwales.org.uk Bağırsak Taraması Açıklaması Bu broşür size Galler de bağırsak taraması hakkında bilgi vermektedir. Ayrıntılı bilgi www.bowelscreeningwales.org.uk

Detaylı

ADRENAL KİTLELERK TLELERİNDE DR. FATİH H TUNCA İSTANBUL TIP FAKÜLTES LTESİ GENEL CERRAHİ

ADRENAL KİTLELERK TLELERİNDE DR. FATİH H TUNCA İSTANBUL TIP FAKÜLTES LTESİ GENEL CERRAHİ ADRENAL KİTLELERK TLELERİNDE CERRAHİ YAKLAŞIM DR. FATİH H TUNCA İSTANBUL TIP FAKÜLTES LTESİ GENEL CERRAHİ ANABİLİM M DALI İnsidans Otopsi serilerinde: asemptomatik selim adrenal neoplazi %2-20 20 İnsidental

Detaylı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Aydın Aytekin Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Rafiye Çiftçiler Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları

Detaylı

MAKALE YAZIM KURALLARI

MAKALE YAZIM KURALLARI YAYIN KURALLARI Dergimizde, özgün araştırma ve inceleme makalesi, derleme, çeviri, arşiv belgeleri, nekroloji, kitap eleştirisi ve tanıtımı, sempozyum vb. haberleri yayınlanır. Yazıların başka bir yerde,

Detaylı

(1) (2) (3) (4) (5) (6) (7)

(1) (2) (3) (4) (5) (6) (7) Program Kodu Eğitim Süresi Puan Türü Genel Ek Kontenjan Yabancı Uyruklu Ek Kontenjanı 2014-TUS Ek Tercih Program Adı Özel Koşullar ve Açıklamalar* (1) (2) (3) (4) (5) (6) (7) Sağlık Bakanlığı Eğitim ve

Detaylı

Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi AUAd

Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi AUAd Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi AUAd auad.anadolu.edu.tr Başlarken AUAd Yazım Kuralları sayfasından size uygun olan şablonu seçiniz. Microsoft Word 2010 ortamı ya da üstü sürümü kullanınız.

Detaylı

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ Cem Sezer 1, Mustafa Yıldırım 2, Mustafa Yıldız 2, Arsenal Sezgin Alikanoğlu 1,Utku Dönem Dilli 1, Sevil Göktaş 1, Nurullah Bülbüller

Detaylı

OP. DR. YELİZ E. ERSOY BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ AD İSTANBUL

OP. DR. YELİZ E. ERSOY BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ AD İSTANBUL OP. DR. YELİZ E. ERSOY BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ AD İSTANBUL - Rutine giren tiroid incelemeleri Yüksek rezolüsyonlu ultrasonografi - Tiroid nodülü sıklığı -Yaklaşım Algoritmaları

Detaylı

PROSTAT AMELİYATI SIRASI BAKIM. Prof. Dr. NEVİN KANAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ FLORENCE NIGHTINGALE HEMŞİRELİK YÜKSEKOKULU

PROSTAT AMELİYATI SIRASI BAKIM. Prof. Dr. NEVİN KANAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ FLORENCE NIGHTINGALE HEMŞİRELİK YÜKSEKOKULU PROSTAT AMELİYATI SIRASI BAKIM Prof. Dr. NEVİN KANAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ FLORENCE NIGHTINGALE HEMŞİRELİK YÜKSEKOKULU Ürolojik cerrahi daha kompleks ve oldukça fazla mükemmeli hedefleme yolunda gelişmesini

Detaylı

HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ PIHTI KAPLI YAPAY KALP KAPAKLARININ PIHTI ERİTİCİ İLAÇ İLE TEDAVİSİ İÇİN HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ

HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ PIHTI KAPLI YAPAY KALP KAPAKLARININ PIHTI ERİTİCİ İLAÇ İLE TEDAVİSİ İÇİN HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ PIHTI KAPLI YAPAY KALP KAPAKLARININ PIHTI ERİTİCİ İLAÇ İLE TEDAVİSİ İÇİN HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ HASTANIN Adı Soyadı:..... Protokol Numarası:..... Doğum

Detaylı

Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni

Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dr. Koray TOPGÜL Medical Park Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü/ SAMSUN 35 yaşında erkek hasta, İlk kez 2007

Detaylı

DİFFÜZ GASTRİK KANSER TEDAVİSİNDE CERRAHİ TEDAVİ YETERLİ MİDİR? Dr. İlter Özer. Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği

DİFFÜZ GASTRİK KANSER TEDAVİSİNDE CERRAHİ TEDAVİ YETERLİ MİDİR? Dr. İlter Özer. Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği DİFFÜZ GASTRİK KANSER TEDAVİSİNDE CERRAHİ TEDAVİ YETERLİ MİDİR? Dr. İlter Özer Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği Lauren Sınıflaması İntestinal tip Diffüz tip Dünya Sağlık

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM IV Entegre Cerrahi Bilimler Stajı Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem 4 Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Fatih Köksal BİNNETOĞLU Yrd. Doç.

Detaylı

Dr. Cansu ÖZTÜRK Kanser Daire Başkanlığı cnsozt@yahoo.com

Dr. Cansu ÖZTÜRK Kanser Daire Başkanlığı cnsozt@yahoo.com Taramalarda Kullanılan Temel Kalite Kriterleri ve Koordinasyon Merkezleri Dr. Cansu ÖZTÜRK Kanser Daire Başkanlığı cnsozt@yahoo.com HANGİ KANSERLERİ TARIYORUZ TÜRKİYE DE ERKEK VE KADINLARDA EN SIK GÖRÜLEN

Detaylı

Interventi di screening per i tumori intestinali in Galles

Interventi di screening per i tumori intestinali in Galles Interventi di screening per i tumori intestinali in Galles 3 www.bowelscreeningwales.org.uk Galler de yapılan Bağırsak Taraması nı Anlamak Bağırsak kanseri taraması neden yapılmalı? Bağırsak taraması bağırsak

Detaylı

HAMDİ ÖZŞAHİN,GÜRKAN YETKİN,BÜLENT ÇİTGEZ,AYHAN ÖZ, MEHMET MİHMANLI, MEHMET ULUDAĞ

HAMDİ ÖZŞAHİN,GÜRKAN YETKİN,BÜLENT ÇİTGEZ,AYHAN ÖZ, MEHMET MİHMANLI, MEHMET ULUDAĞ HAMDİ ÖZŞAHİN,GÜRKAN YETKİN,BÜLENT ÇİTGEZ,AYHAN ÖZ, MEHMET MİHMANLI, MEHMET ULUDAĞ ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ GENEL CERRAHİ KLİNİĞİ Tiroit nodülleri toplumda sık görülen patolojilerdir.

Detaylı

TÜRKİYE'DE YAYINLANAN DERGİLER

TÜRKİYE'DE YAYINLANAN DERGİLER ABANT İZZET BAYSAL TIP FAKÜLTESİ 1 2005 1 ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ DÜZCE 4 2002 1 TIP FAKÜLTESİ ACTA ORTHOPAEDICA 36 2002 1 2 3 ACTA ORTHOPAEDICA 35 2001 1 4 ACTUAL MEDICINE 1 1993 5 12 ACTUAL MEDICINE

Detaylı

Non-palpabl meme lezyonlarında cerrahi yaklaşım

Non-palpabl meme lezyonlarında cerrahi yaklaşım İstanbul Üniversitesi İstanbul Cerrahi Derneği Toplantısı 7 Kasım 2012 Non-palpabl meme lezyonlarında cerrahi yaklaşım Dr. Fatih AYDOĞAN Meme Hastalıkları Servisi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Cerrahpaşa

Detaylı

KLİNİK ARAŞTIRMALAR YÖNETMELİĞİNE TABİ OLMAYAN ARAŞTIRMALARDA ETİK YAKLAŞIM (KAPSAM DIŞI ARAŞTIRMALAR)

KLİNİK ARAŞTIRMALAR YÖNETMELİĞİNE TABİ OLMAYAN ARAŞTIRMALARDA ETİK YAKLAŞIM (KAPSAM DIŞI ARAŞTIRMALAR) KLİNİK ARAŞTIRMALAR YÖNETMELİĞİNE TABİ OLMAYAN ARAŞTIRMALARDA ETİK YAKLAŞIM (KAPSAM DIŞI ARAŞTIRMALAR) PROF.DR. ÜNAL KUZGUN İ.Ü.İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ KLİNİK ARAŞTIRMALAR ETİK KURUL ÜYESİ ŞİŞLİ ETFAL EAH

Detaylı

SOLİT ORGAN TRANSPLANTASYONU ve BK VİRUS ENFEKSİYONLARI Doç. Dr. Derya Mutlu Güçlü immunsupresifler Akut, Kronik rejeksiyon Graft yaşam süresi? Eskiden bilinen veya yeni tanımlanan enfeksiyon etkenleri:

Detaylı

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU Op.Dr.Hakan YETİMALAR Doç.Dr.İncim BEZİRCİOĞLU Dr. Gonca Gül GÜLBAŞ TANRISEVER İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştıma Hastanesi GİRİŞ

Detaylı

igog toplantıları 23.şubat 2011

igog toplantıları 23.şubat 2011 igog toplantıları 23.şubat 2011 PUCCINI MADAM BUTTERFLY OPERA III PERDE ANADOLU SAĞLIK MERKEZĠ Medikal Onkoloji vaka sunumu M.B 54 yaşında kadın hasta ilk başvuru tarihi: 6/5/2010 Öykü: 6 hafta önce başlayan

Detaylı

GENEL CERRAHİ. 13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR

GENEL CERRAHİ. 13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 1. GÜN 08.00-10.00 Pratik Uygulama Anamnez Alma Cerrahi Anamnez Y. TATKAN 10.55-11.40 Karın travmaları A. TEKİN Karın travmaları A. TEKİN ileus Ş. TEKİN intern semineri intern semineri 2. GÜN 08.00-10.00

Detaylı

SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ONKOLOJİK TEDAVİ. Prof. Dr. Evin Büyükünal Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları. ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı

SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ONKOLOJİK TEDAVİ. Prof. Dr. Evin Büyükünal Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları. ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ONKOLOJİK TEDAVİ Prof. Dr. Evin Büyükünal Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları. ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİ MEME VE AKCİĞER KANSERİNDEN

Detaylı

Mide Rezeksiyon Materyallerine Yaklaşım, Evreleme ve Raporlama

Mide Rezeksiyon Materyallerine Yaklaşım, Evreleme ve Raporlama Mide Rezeksiyon Materyallerine Yaklaşım, Evreleme ve Raporlama Banu Bilezikçi Güven Hastanesi Patoloji Bölümü, Ankara 25. Ulusal Patoloji Kongresi 6. Sitopatoloji Kongresi 14-17 Ekim 2015, Bursa 2014

Detaylı

YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ YAYIM YÖNERGESİ. Amaç ve Kapsam

YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ YAYIM YÖNERGESİ. Amaç ve Kapsam Amaç YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ YAYIM YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç ve Kapsam MADDE 1 - (1) Bu Yönerge, Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu nu 48. Maddesi ile 3.2.1984

Detaylı

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi) Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya

Detaylı

Neden MGB Tercih Ediyorum? DR. HALİL COŞKUN İSTANBUL

Neden MGB Tercih Ediyorum? DR. HALİL COŞKUN İSTANBUL Neden MGB Tercih Ediyorum? DR. HALİL COŞKUN İSTANBUL İdeal Bariatrik Cerrahi Kriterleri Ne Olmalıdır? 1. Düşük komplikasyon riski olmalı 2. Etkili kilo kaybı olmalı 3. Teknik olarak kolay uygulanabilmeli

Detaylı

TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08

TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08 TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08 Tiroid bezi boyun ön tarafında yerleşmiş olup, nefes, yemek borusu ve ana damarlarla yakın komşuluk gösterir. Kelebek şeklinde olup

Detaylı

SIK RASTLANAN HASTALIKLAR-1

SIK RASTLANAN HASTALIKLAR-1 SIK RASTLANAN HASTALIKLAR-1 HEMOROİD - BASUR HAZIRLAYAN: OP. DR. ŞABAN BEYAZPINAR ANA SAYFAYA DÖN 1 GİRİŞ Sağlıklı bir toplum olmak. Sağlıklı karar vermeyi sağlamak ve yanlış yapmamak. Bilgilerimizin doğruluğunu

Detaylı

13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR

13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR GENEL CERRAHİ 1. GÜN 08.00-10.00 Pratik Uygulama Anamnez Alma Cerrahi Anamnez Y. TATKAN Karın travmaları A. TEKİN Karın travmaları A. TEKİN ileus Ş. TEKİN intern semineri intern semineri 2. GÜN 08.00-10.00

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

Vaka Çalışması Prostat Kanseri. Kılavuzu

Vaka Çalışması Prostat Kanseri. Kılavuzu Vaka Çalışması Prostat Kanseri Şubat 2008 te basılmıştır Kılavuzu Teşhis ve tedaviyi kapsar Kılavuzu geliştirenler, yeni maliyet etkinlik analizi için hangi başlıkların uygun olduğunu göz önünde bulundurmak

Detaylı

30.12.2014. Özel Muayene ve Tanı Yöntemleri. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Özel Muayene ve Tanı Yöntemleri

30.12.2014. Özel Muayene ve Tanı Yöntemleri. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Özel Muayene ve Tanı Yöntemleri 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 16.Hafta ( 29.12-02.01 / 01 / 2015 ) ÖZEL MUAYENE VE TANI YÖNTEMLERİ Slayt No: 26 4 4.)) ÖZEL MUAYENE VE TANI YÖNTEMLERİ 1.) Smear alma 2.) Vajinal kültür

Detaylı

İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi. Dr. Öztuğ Adsan

İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi. Dr. Öztuğ Adsan İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi Dr. Öztuğ Adsan Radikal Sistektomi Radikal sistektomi pelvik lenfadenektomi ile birlikte kasa invaze ve

Detaylı

KOLONOSKOPİK TARAMA VE KOLONOSKOPİ

KOLONOSKOPİK TARAMA VE KOLONOSKOPİ KOLONOSKOPİK TARAMA VE KOLONOSKOPİ KOLONOSKOPİ HAKKINDA ÖZET BİR REHBER OP. DR. ŞABAN BEYAZPINAR GENEL CERRAHİ UZMANI www.cerrahiklinik.com BU SUNUMDA KULLANILAN VERİLER, 2004 YILINDA YAPILAN DÜNYA CERRAHLAR

Detaylı

Gebelikte akut hemoroid ve anal fissür ün tedavi yöntemi nasıl olmalı? Dr. Korhan Taviloğlu İstanbul

Gebelikte akut hemoroid ve anal fissür ün tedavi yöntemi nasıl olmalı? Dr. Korhan Taviloğlu İstanbul Gebelikte akut hemoroid ve anal fissür ün tedavi yöntemi nasıl olmalı? Dr. Korhan Taviloğlu İstanbul 1 Gebelikte anal sorunlar için predispozan faktörler Gebelik öncesinde perianal hastalık anamnezi Gebelik

Detaylı

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TEZ ÖNERİSİ VE TEZ YAZIM KILAVUZU

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TEZ ÖNERİSİ VE TEZ YAZIM KILAVUZU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TEZ ÖNERİSİ VE TEZ YAZIM KILAVUZU LEFKOŞA 2014 28 İÇİNDEKİLER 1.Genel Kurallar... 1.1. Genel Yazım Kuralları... 1.2. Etik Kurallar... 2.Tez Önerisi Hazırlama

Detaylı

ENDOÜROLOJİ DERNEĞİ. 2016 Yılı Eğitim ve Kurs Faaliyetleri

ENDOÜROLOJİ DERNEĞİ. 2016 Yılı Eğitim ve Kurs Faaliyetleri ENDOÜROLOJİ DERNEĞİ 2016 Yılı Eğitim ve Kurs Faaliyetleri Endoüroloji Derneği 2016 Yılı Eğitim ve Kurs Faaliyetleri MİNİ-FELLOWSHİP PROGRAMI İstanbul Tıp Fakültesi Bakırköy Sadi Konuk EAH Laparoskopik

Detaylı

YAYIM İLKELERİ VE MAKALE YAZIM KURALLARI. Yayım İlkeleri

YAYIM İLKELERİ VE MAKALE YAZIM KURALLARI. Yayım İlkeleri YAYIM İLKELERİ VE MAKALE YAZIM KURALLARI Yayım İlkeleri 1. Türkiyat Mecmuası, İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından Bahar ve Güz olmak üzere yılda iki sayı çıkarılan hakemli

Detaylı

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi okült (gizli, saklı, bilinmeyen, anlaşılmaz) okült + kanser primeri bilinmeyen

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı

Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı Genel olarak; Tümör hacmi arttıkça Evre ilerledikçe Kombine

Detaylı

Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi. Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD

Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi. Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Kolon tümörlü olguların %40-50 sinde karaciğer metastazı gelişir ; % 15-25 senkron (primer tm ile /

Detaylı

Özofagus Tümörleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2016

Özofagus Tümörleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2016 Özofagus Tümörleri Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2016 Özofagus tümörleri Benign / iyi huylu tümörler Malign / kötü huylu tümörler daha fazla! Skuamöz /yassı hücreli karsinom (SCC) Dünyada en çok görülen özofagus

Detaylı

Endoskopi indikasyonları. Dr. Mehmet İnan Mağusa Tıp Merkezi Hastanesi

Endoskopi indikasyonları. Dr. Mehmet İnan Mağusa Tıp Merkezi Hastanesi Endoskopi indikasyonları Dr. Mehmet İnan Mağusa Tıp Merkezi Hastanesi ALT GIS ENDOSKOPİSİ KOLOREKTAL KANSERLER Kolorektal kanserler dünyada ve ülkemizde 4.sıklıkla görülürler. Kansere bağlı ölüm sebebleri

Detaylı

GİS KANAMALARI. Prof.Dr.Tayfun KARAHASANOĞLU

GİS KANAMALARI. Prof.Dr.Tayfun KARAHASANOĞLU GİS KANAMALARI Prof.Dr.Tayfun KARAHASANOĞLU Ekim 2006 ÜST GİS KANAMASI GİS kanamalarının % 80 i Treitz ligamanının proksimali ETYOLOJİ Peptik ülser hastalığı Varisler Mallory-Weiss Eroziv gastrit Tümörler

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

SERVİKS KANSERİ TARAMA KALİTE KONTROL SÜREÇLERİ. Dr. Serdar Altınay Istanbul B.Eğitim Araştırma Hastanesi

SERVİKS KANSERİ TARAMA KALİTE KONTROL SÜREÇLERİ. Dr. Serdar Altınay Istanbul B.Eğitim Araştırma Hastanesi SERVİKS KANSERİ TARAMA KALİTE KONTROL SÜREÇLERİ Dr. Serdar Altınay Istanbul B.Eğitim Araştırma Hastanesi Organized Program (IARC) Features Screenin guidelines Initiatives to increase screening participation

Detaylı

GAZİOSMANPAŞA TAKSİM EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJE ÖNERGESİ BAŞVURU FORMU (FORM-1)

GAZİOSMANPAŞA TAKSİM EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJE ÖNERGESİ BAŞVURU FORMU (FORM-1) Dokümanın Kodu :YÖN.FR.106 Yayın Tarihi : 18.02.2015 Revizyon Tarihi : - Revizyon No : 00 Sayfa 1 / 7 Proje Yöneticisi : EPK tarafından doldurulacaktır. Bölüm : Proje No : 1. GENEL BİLGİLER Bilimsel Araştırma

Detaylı

Hemşireliğin Kayıtlara Yansıyan Yüzü

Hemşireliğin Kayıtlara Yansıyan Yüzü Hemşireliğin Kayıtlara Yansıyan Yüzü Yaşam başlangıcından ölümüne kadar, sağlık ve hastalık durumunu anlama, uygun girişimleri planlayarak sorunu çözme sorumluluğuna sahip olan hemşirelik; insanı ele alan

Detaylı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı 1 Ameliyat Yapılmadan İlgilendiği Konular: Sıvı ve Elektrolit tedavisi Şok Yanık tedavisi 2 Travma Hastaları Kesici karın travmaları: Karın bölgesini içine alan kurşunlanma,

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Katlandur

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Katlandur MEVLANA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2015 AKADEMİK YILI DÖNEM III IV. DERS KURULU GASTROİNTESTİNAL VE ENDOKRİN SİSTEM HASTALIKLARI 22 Aralık 2014 23 Ocak 2015 (5 hafta) Yönetim Dekan Dönem III Koordinatörü

Detaylı

HEMOROİDAL HASTALIKTA CERRAHİ TEDAVİ

HEMOROİDAL HASTALIKTA CERRAHİ TEDAVİ HEMOROİDAL HASTALIKTA CERRAHİ TEDAVİ Dr. UĞUR SUNGURTEKİN Pamukkale Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı DENİZLİ Hemoroidal hastalıkta cerrahi tedavi seçenekleri İnfrared Koagülasyon Band Ligasyon

Detaylı