depremlerin psikolojik etkileri ve psikososyal destek SaLİM KadıbeşegİL: KuruMSaL İtİbar, bir organizasyonun en ÖneMLİ ve en değerli SerMayeSİdİr.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "depremlerin psikolojik etkileri ve psikososyal destek SaLİM KadıbeşegİL: KuruMSaL İtİbar, bir organizasyonun en ÖneMLİ ve en değerli SerMayeSİdİr."

Transkript

1 KapaK KonuSu: Karda Kışta LojİStİK ¼ olumsuz Hava Koşullarında demiryolu taşımacılığı ¼ Lojistik Sektöründe Her Mevsime Hazırlıklı olmalısınız ¼ akom Karda Kışta İstanbullunun Hizmetinde depremlerin psikolojik etkileri ve psikososyal destek SaLİM KadıbeşegİL: KuruMSaL İtİbar, bir organizasyonun en ÖneMLİ ve en değerli SerMayeSİdİr. Latİfe tekin : İyİ bir KİtapLa zihnimiz MutLu bir SonSuzLuğa gider 1

2

3 İçindekiler BLMYO Adına İmtiyaz Sahibi Prof. Dr. Ahmet Yüksel Yüksekokul Müdürü 04 Başyazı 05 Genel Yayın Yönetmeninden 66 Olumsuz Hava Koşullarında Demiryolu Taşımacılığı 68 Lojistik Sektöründe Her Mevsime Hazırlıklı Olmalısınız Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Doç. Dr. Baki Aksu Yüksekokul Müdür Yrd. 06 Havayolculuğunda Hizmet Kalitesinin Önemli Bir Halkası: Yer Hizmetleri Operasyonları 72 Kar Ve Buzlanma Birçok Ana Güzergahın Kapanmasına Neden Oluyor Genel Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Nükhet Güz 12 Marka ve Lojistik 74 Akom Karda Kışta İstanbullunun Hizmetinde Başyazı Prof. Dr. Ahmet Yüksel Kış Ayları Lojistik Sektörü İçin Krize Dönüşebilir. Yayın Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Pınar Seden Meral Yayın Kurulu Prof. Dr. Nükhet Güz Prof. Dr. Okan Tuna Doç. Dr. Baki Aksu Doç. Dr. Emine Koban Yrd. Doç. Dr. Güray Tezer Yrd. Doç. Dr. Pınar Seden Meral Yrd. Doç. Dr. Nejla Karabulut Yrd. Doç. Dr. Kenan Dinç Öğr. Gör.Dr. Reha Uluhan Öğr. Gör. Sevil Bektaş 14 Özel Dosya: AFET LOJİSTİĞİ 16 Kuraklık Kıranı Risk Yönetimi 22 Depremlerin Psikolojik Etkileri ve Psikososyal Destek 28 İş Zekası Nedir, Ne Değildir? 34 İnanılmaz Büyüklükte Bir Kara Delik Keşfedildi 28 Empati ve Kendine Aşık Olmak Üzerine 32 Dijital Yaşam Koçunuz BİLKOM 76 Karda Kışta Sorunsuz Lojistik İçin Müşteriyle Doğru İletişim 80 Latife Tekin: İyi Bir Kitapla Zihnimiz Mutlu Bir Sonsuzluğa Gider Yılında Yolumuzu Aydınlatan Kitaplar 88 Çağlar Boyu Takvim 92 Bir Çift pedal Ve Mutluluk de Türkiye de En Çok İzlenen Filmler 98 Lars Trier* Sineması: İnsana Düşmanlığın Estetize Hali Genel Yayın Yönetmeni nden Grafik Tasarım Ayşegül İzer Yönetim Yeri Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Vatan Caddesi No:69 Kavacık/Beykoz T F. (0216) Özel Dosya: EĞİTİM 38 Lojistik Eğitiminde Laboratuvar Kullanımı Üzerine Bir Değerlendirme 42 Eğitim/Öğretimde Bilgisayar Kullanımının Başarıya Etkileri 108 Ömür Gedik: Şehrin İçinde Şehir Baskısını Yaşamadığım Tek Yer Beykoz 110 Plazaların Ortasında Mangal Keyfi: Kavacık Mangal Prof. Dr. Nükhet Güz Akademi Beykoz dergimizin onuncu sayısı ile karşınızdayız! E-posta Özlem Matbaa, Litros Yolu 2.Matbaaclar Sitesi D/Blok Kat :5 3ND Topkapı/İSTANBUL Tel : (0 212) Fax : (0 212) Biofeedback: Beyin Eğitim Sistemi 47 Soğuk Zincir 50 Dokuz Canlı Konumlandırma Stratejileri SAYI: 10 MART 2013 ISSN: Nöromarketing: Bu Ayakkabıyı Bana Satın Aldıran Mantığım Mı Yoksa Duygularım Mı? Akademi Beykoz, Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu nun süreli yayınıdır. Bu yayının herhangi bir bölümü kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Bu dergide yayınlanan yazılar yazarlarının sorumluluğundadır. 56 Kurumsal İtibar, Bir Organizasyonun En Önemli Ve en Değerli Sermayesidir. 60 Özel Dosya: KARDA KIŞTA LOJİSTİK 62 Lojistik Hizmetlerde Mevsimsellik Ve Kış Etkisi 64 Dikkat! Çatıda Kar Ve Buz Birikimi

4 Prof. Dr. Ahmet Yüksel Prof. Dr. Nükhet Güz Başyazı Genel Yayın Yönetmeni nden Kış Ayları Lojistik Sektörü İçin Krize Dönüşebilir Akademi Beykoz dergimizin ONUncu sayısı ile karşınızdayız! Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu nun akademik ve sektörel katkı hedefinde siz değerli okuyuculara sunduğu Akademi Beykoz dergisi, kurumumuzun vizyonerliğinin ve eğitim, öğretim standartlarındaki kalitenin görsel bir ifadesidir. Bu kaliteyi, siz değerli okuyucularımıza duyduğumuz saygının bir sorumluluğu olarak sunmayı ve her sayıda kalite standartlarımızı daha da yukarı çıkartmayı sürdürebilmeyi hedefliyoruz. Geçen sayımızda lojistiğin; son derece derin ve geniş bir alanı içeren ve çok çeşitli uzmanlık hizmetlerinden oluşan operasyonların planlanması ve tasarlanması süreci olduğunu ve tüm bu operasyonların gerçekleştirilmesine yönelik bir faaliyetler zinciri olduğunu ifade etmiştim. Bu itibarla; Lojistik kesintisiz, sürdürülmesi zorunlu bir faaliyetler zinciri olarak son derece hassas bir sektördür. Diğer bir ifade ile; çevresel ve iklimsel koşullardan, sosyal, ekonomik ve siyasal ortamlardan en fazla etkilenen sektörlerden biridir. Lojistik sektörünün kış ayları itibariyle, mercek altına alınmasının özellik arz ettiği düşüncesinden hareketle, dergimizin bu sayısında, kış hava koşullarında lojistik faaliyetleri ve süreçleri Karda Kışta Lojistik başlığında incelenmiştir. Her sayısında lojistik sektörünün farklı eğilimlerini ortaya koymak ve bu alanda kamuoyuna, gençlerimize, sektöre ve akademik çevrelere popüler bir kaynak sunmak amacını güttüğümüz dergimiz onuncu sayısını gururla ilgilerinize sunuyor ve bu sayımızı da beğeniyle okuyacağınızı umut ediyorum. Akademi Beykoz dergimizin onuncu sayısı ile karşınızdayız! Dergimizin bu sayısı da yine dopdolu bir içerikle karşınızda. Afet yönetiminin önemini sürekli zihinlerde kalmasını sağlamak amacıyla oluşturduğumuz afet lojistiği dosyamızı dördüncü kez beğenilerinize sunuyoruz. Farklı bir afet biçimi olan kuraklık afetini ve afet sonrasında bireylerin psikolojik durumlarını incelemeye çalıştığımız bu dosyamızda Prof.Dr. Mikdat Kadıoğlu nun Kuraklık Kıranı Risk Yönetimi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi nda Prof.Dr. Nuray Karancı nın Depremlerin Psikolojik Etkileri ve Psikososyal Destek başlıklı yazılarını bulacaksınız. Her bir yazının afet yönetimi konusundaki önemi büyük. Dergimizin onuncu sayısının ana dosya konusunu ise Karda Kışta Lojistik oluşturuyor. İstanbul gibi metropollerde yaşayan insanlar için zorlu hava koşulları günlük hayatın akışını kesintiye uğratan önemli bir faktör. Ama bunun ötesinde bu günlük hayat içerisinde hiç fark etmediğimiz lojistik unsurların kesintiye uğraması deyim yerindeyse hayatı felç edebiliyor. Lojistik işletmeleri açısından da zorlu kış koşulları işletme giderlerinin arttığı kriz dönemleri haline gelebiliyor. Akademi Beykoz ekibi olarak zorlu hava koşullarının lojistik süreçlere etkilerini mercek altına yatırdığımız dosyamızda Atilla Yıldıztekin in Lojistik Hizmetlerde Mevsimsellik ve Kış Etkisi, Demiryolu Taşımacılığı Derneği Genel Müdür Yardımcısı Nükhet Işıkoğlu nun Olumsuz Hava Koşullarında Demiryolu Taşımacılığı başlıklı yazılarını ve Mars Lojistik - Lojistik Sektöründe Her Mevsime Hazırlıklı Olmalısınız ve AKOM - AKOM Karda Kışta İstanbullunun Hizmetinde başlıklı röportajları bulacaksınız. Dosyamızdaki diğer yazıları da zevkle okuyacağınıza eminim. Akademi Beykoz un eğitim dosyasının konukları ise Prof. Dr. Okan Tuna, Öğr. Gör. Çağla Terzioğlu ve Dr. Tanju Sürmeli oldu. Prof. Dr. Okan Tuna Lojistik Eğitiminde Laboratuvar Kullanımı Üzerine Bir Değerlendirme başlıklı yazısı ile lojistik sektöründe uygulamanın önemine dikkat çekerken, Öğr. Gör. Çağla Terzioğlu Eğitim/Öğretimde Bilgisayar Kullanımının Başarıya Etkileri ni irdeliyor. Dr. Tanju Sürmeli ise henüz ülkemiz için yeni bir teknik olan Bioofeedback i anlattığı röportaj ile siz okuyucularımızla bir araya geliyor. Dergimizin onuncu sayısı bu yazılarla sınırlı değil elbet. Marka danışmanı Güven Borça nın 9 Canlı Konumlandırma Stratejileri, Öğr.Gör. Mehmet Sarıoğlu nun İnanılmaz Büyüklükte Bir Kara Delik Keşfedildi, Bülent Göven in İş Zekası Nedir, Ne Değildir? başlıklı yazılarını ve Think Neuro Yönetici Ortağı Dr.Yener Girişken ile yapılan nöromarketing, ünlü yazar Latife Tekin ile yapılan İyi Bir Kitapla Zihnimiz Mutlu Bir Sonsuzluğa Gider röportajları ve Ömür Gedik ile gerçekleştirilen Beykoz sohbetlerini büyük bir keyifle okuyacağınızdan eminim. Dergimiz Akademi Beykoz un onuncu sayısının daha nice nitelikli sayılara yol açması dileğiyle. Esenlikler! 6 7

5 Havayolculuğunda Hizmet Kalitesinin Önemli Bir Halkası: Yer Hizmetleri Operasyonları Röportaj: Yrd. Doç. Dr. Nejla Karabulut Yer hizmetleri, havayolu şirketlerinin yolcuya bakan en önemli yüzlerinden biri. Havaalanına girdiğimiz andan itibaren, karşılanmamız ve check-in işlemleri ile başlayan bu süreç, bizim görmediğimiz ama tüm yolculuk sürecinin başarısını etkileyen bagaj, güvenlik gibi unsurları da kapsıyor. Türk Havayolları Yer İşletme Başkanı Mehmet Büyükkaytan, Tüm hava yolları aynı koltuğu satıyor; önemli olan, bir bütün olarak iyi hizmet sunmaktır diyor. Yer hizmetleri süreci de bu bütünün içinde çok önemli bir rol oynuyor. Şu anda yaklaşık olarak kişiye istihdam sağlayan yer hizmetleri sektörünün durumu, sorunları ve geleceğiyle ilgili olarak THY Yer İşletme Başkanı Mehmet Büyükkaytan la konuştuk. Mehmet Bey, genel olarak hep yer hizmetleri diye söylüyoruz ama doğrusu yer işletmeleri galiba? İngilizcede ground operation yani yer operasyonu olarak geçer. Türkiye de ve dünyada yer operasyonlarının farklı uygulamaları var. Bunun tek bir standardı yok. Mesela yer işletmelerinin içine kargoyu da dahil edebilirsiniz veya bizde (THY de) ya da dünyadaki diğer örneklerinde olduğu gibi kargo ayrı bir oluşum da olabilir. Operasyon noktasında Yer Hizmetleri çevirisi doğru. Yer İşletmeleri dediğiniz zaman içerisinde operasyon dahil bir çok başka fonksiyonu kapsıyor. Bu, kurumun yapılanmasıyla ilgili sanıyorum. lanmayı gerçekleştiriyorlar. Yer işletme için şunu söyleyebilirim: Yer işletme, havalimanındaki ürün, hizmet, yer operasyonu ve anlaşmaları takip eden, kontrollerini yapan ve uygulayan birimdir. Havayolunun yolcuya bakan yüzlerinden en önemlilerindendir yer işletme. Bunun içine yolcunun yanında taşıdığı yükü de girer. Kargo hizmetiyse yalnızca eşyayı, yükü kapsar. Biz kargo hizmetini, THY Kargo aracılığıyla veriyoruz. Havacılık hizmetleri içinde yer işletmelerinin önemi nedir? Bir havayolu üç büyük operasyonun yürütülmesiyle çalışır. Bunlar; pazarlama-satış, yer ve uçuş operasyonu. Yani süreç, operasyon olarak pazarlama-satış operasyonu ile başlıyor, yolcu havalimanına geldiğinde yer operasyonu devreye giriyor. Yerdeki hizmetlerden sonra uçuşa geçiyor ve uçuş operasyonu yapılıyor. Yolcu gideceği noktaya vardığında tekrar yere geçiyor ve yolcuyu uğurluyorsunuz. Yer işletmeleri, yolcu havalimanına girdiği andan itibaren başlayan, yolcu varış noktasında havalimanını terk ettiği anda biten bir süreci kapsıyor. Evet, aradaki uçuş kısmında yok sadece. İndikten sonra yine var. Orada da bagajınızı alıyorsunuz veya elde olmayan bazı sebeplerden dolayı alamıyorsanız, ne olduğunu ve çözümünü yine biz takip ediyoruz. Yer hizmetlerinin önemi, sadece yolcuya hizmetle sınırlı değil, güvenliği de kapsıyor değil mi? Aynen öyle. Uçak yolculuğunda güvenlik ve hizmet ayrılmaz bir bütündür. Yolcuların gidecekleri yere emniyetli şekilde ulaşmalarını sağlamak, sizin vermiş olduğunuz hizmetlerden biridir. Zaten bakarsanız, yer işletmenin yer hizmeti noktasındasınız. Yer hizmeti nedir? Servistir, hizmettir. Sonuçta sattığınız şeydir. Aslında koltuk değil, hizmet satıyoruz. Herkesin koltuğu var. Önemli olan hizmettir. Yolcunun yerdeki, havadaki ve tekrar yerdeki hizmetinin bir bütün olması lazım. Yer hizmetleri, havayolu şirketinin yolcuyla ilk olarak yüz yüze gelen kısmı. İlk kez uçan yolcu neye dikkat eder diye düşünürsek eğer; hayatında ilk defa uçağa binen yolcu, uçağı merak eder. Onun için algı noktası uçaktır. Uçağa binmesidir, uçağın kalkışıdır. Ama bir yolcu, devamlı seyahat ediyorsa, onun artık hizmet noktasında algısı başlar. Yerdeki olaya bakar sık seyahat eden yolcu. İlk defa uçan yolcu, yerde ne olup Tabii, kurumun yapılanmasıyla ilgili. Havayolu şirketi nasıl yapılanmak istiyorsa o şekilde düzenleme yapıyor. Burada şunu unutmamak gerekir. Şirketler, ülkelerin Sivil Havacılık otoritelerinin kurallarına uyarak bu yapıbittiğine çok dikkat etmez; çünkü onun uçağa binme heyecanı vardır. Ama çok uçan insanların algısı artık uçak değildir. Yerde ne olup bitiyor, hizmeti nasıl alıyorum, bagajımı sorunsuz aldım mı, istediğim yere oturabildim mi, uçaktaki hizmet nasıldı? gibi noktalara bakar. Yerdeki hizmetler ve istekler sınırsız. Peki sektör olarak baktığımızda Türkiye de yer hizmetlerinin büyüklüğü nedir? Kaç tane şirket var? Çalışan sayısı nedir? Şöyle ifade edeyim. Yer hizmetini, havayolu şirketleri kendi elemanlarıyla sağlayabildikleri gibi, yer hizmet kuruluşlarından da satın alabilirler. Türkiye de şu anda üç tane büyük yer hizmet kuruluşu var. Bizim (THY nin) ortağı olduğumuz Turkish Ground Services (TGS), Havaş ve Çelebi. TGS yi üç yıl önce, Havaş la ortak kurduk. Üç sene öncesine kadar yer hizmetlerinin %70 ini biz kendi personelimiz ile yapıyorduk. Yani yolcuya bakan yüzde THY nin kendi personeli vardı. Kontuarda duran arkadaş THY personeliydi. Boarding yapan, aşağıda yolcuyu karşılayan arkadaşlar THY personeliydi. O dönemde sadece bagaj taşıma hizmeti alıyorduk -ki on sene öncesine kadar onu da biz kendimiz yapıyorduk-. Ama yavaş yavaş hem maliyet baskısı, hem hizmet alanının genişlemesi, hem kaliteli yer hizmet kuruluşlarının bu hizmetleri daha iyi vermesi, bu hizmetler için ayrı bir yapılanmaya yönlendirdi bizi. Biraz önce dediğim gibi TGS yi kurduk. Sektör çok hızlı ilerliyor Bu noktada son yıllardaki gelişmelerden bahseder misiniz? Son on senedeki ilerlemesi çok büyük sektörün. THY 60 uçaktan 207 uçağa çıkmış durumda ki bu, büyük bir atılım ye kadar 360 uçağa çıkmayı planlıyoruz ama biz her zaman planlarımızın üzerine çıkmışızdır. Sektör, Başbakanımız ve Ulaştırma Bakanımızın destekleriyle hızlı bir büyüme içinde. Özel havayollarının sayısı ve uçak filoları gün geçtikçe artıyor. Her alanda olduğu gibi yer işletmeleri de 2023 için ciddi hedeflere sahip o zaman. Ürün ve hizmetler konusunda hedeflerimiz var tabii ama havalimanının alt yapısı da burada çok önemli. Dünya ne tarafa gidiyor, nasıl ilerliyor, yer hizmetlerinde ne yapmaya çalışıyorlar, havacılık sektörü nasıl ilerliyor? Bu noktalara dikkat ediyoruz, takip ediyoruz. Şu anda THY nin merkezi (hub ı) İstanbul. THY ye ait günde ortalama 340 seferin kalkışı oluyor burada. Bir 340 tane de geldiğini düşünürsek yaklaşık 700 tane sefer sadece THY İstanbul İstasyonu nda yapılıyor. İstanbul İstasyonu nda, diğer havayollarıyla beraber toplamda yaklaşık 1000 uçuş gerçekleşiyor. Peak dediğimiz yoğun sezonda, yani Temmuz-Ağustos ta bu seneki planımız 800 sefer. Bu da demektir ki İstanbul seferleri de 1200 lere çıkacak. İstanbul havalimanı, böyle bir kapasite için yapılmış bir havalimanı değil. Bizim tahmin edilemeyen bir şekilde büyümemiz nedeniyle artan transit yolcu geçişi için de yapılmış bir havalimanı değil. Ondan dolayı sıkıntılar yaşanıyor. Yeni bir havalimanı projesi var. Sayın Başbakanımız ve Sayın Bakanımızın dile getirdiği bir 2016 yılı var. Dilerim bu proje, bu tarihte gerçekleşir. Sabiha Gökçen de büyüyor değil mi? Evet, Sabiha Gökçen de büyüyor ama bir havalimanının büyük olmasının iki önemli unsuru vardır. Birisi pistleri, diğeri terminalleri. Sabiha Gökçen Havalimanı nda bir tane pist var; yeterli değil. İkinci bir pist için uğraşılıyor, yapılacak. Burada yani İstanbul İstasyonu nda üç tane pist var ama birbirini kesen pistler. Bazı sıkıntılara neden olabiliyor. Ama ürün noktasında gelişmeler çok farklı. Belki İstanbul İstasyonu nda yapamayacağız ama Devlet Hava Meydanları, yeni yapacağı meydanda bunları yapabilir. Amaç artık, yolcunun evinden uçağa bineceği zamana kadar sorunsuz, kolay ve basit bir şekilde herhangi bir sıraya girmeden kapıya gelmesi ve kapıdan da uçağa geçmesi. Bu, şu anda online check-in işlemleriyle kısmen de olsa gerçekleşiyor değil mi? Evet kısmen, ama meydanlarda şimdi gidişat şu yönde. Konvansiyonel check-in dediğimiz personelle check-in her geçen gün azalıyor. Genelde dalga sistemi uygulanıyor. Nedir bu dalga sistemi? Havalimanına girmeden önce araç park yerlerinde veya farklı lokasyonlarda kiosklarla (kerbside) karşılaşıyorsunuz, o kiosklarda işleminizi yapıyorsunuz, bagaj etiketinizi takıyorsunuz, Sonra havalimanına giriyorsunuz, işleminiz bittiyse uçağa binmek üzere kapıya geçiyorsunuz. Bu noktalardan gelmediyseniz havalimanına girişte yine bir kiosk dalgası ile karşılaşıp, orada işlem yapıyorsunuz. En son artık, bagajınızı kontuara ve/veya bagaj bırakma alanına getirip, sadece bagaj teslimi gerçekleştiriyorsunuz. Atatürk Havalimanı şu anda daha çok konvensiyonel tipte. Yeni havalimanında kiosk düzenine uygun bir yapılanma olur 8 9

6 mu bilmiyorum. Çok farklı yeniliklerden söz ediliyor dünyada. Geçenlerde Abu Dabi de IATA nın konferansında bir sunum vardı. Çok uzak değil, 2020 yılında, belki insanların vücutlarındaki ve bagajlarındaki çiplerle hiçbir yere uğramadan uçağa geçebileceklerini söylediler. Sektörde çalışan sayısına geri dönersek Ben TGS nin çalışan sayısını biliyorum. TGS, altı meydanda hizmet veriyor. Tabii ki en büyük müşterisi THY. Diğer uçak şirketlerine de hizmet veriyor ama domine eden THY. TGS nin çalışan sayısı A dan Z ye 7000 civarında. Bu rakam, önümüzdeki sene 7500 olacak. Diğer istasyonlardaki Havaş ve Çelebiyi de katarsak herhalde civarında olur çalışan sayısı. Bu çalışan sayısı yeterli mi sizce? Genel olarak havacılık sektöründe nitelikli eleman konusunda bir sorun olduğu dile getiriliyor. Bu, yer hizmetlerine de yansıyordur mutlaka. Çok doğru. Buradaki önemli konu şu: Havayolunun yolcuya bakan tarafında nitelikli elemana ihtiyacınız var. Özellikle dil bilen elemanlara ihtiyacınız var. En büyük sorun dil. Bir de nesiller fark ediyor herhalde. Yeni nesil, iş noktasında biraz sıkıntı yaşıyor bazen. Yer hizmeti zor bir iştir, çünkü insanla ilgileniyorsunuz. İnsanla ilgilendiğiniz her iş zordur. İnsanların istekleri sonsuz. Özellikle rekabet ortamında, çalışanların müşteriyle olan iletişimleri, şirketin tercih edilmesinde belirleyici bir rol oynuyor. Siz de hizmet veriyorsunuz, diğeri de veriyor ve müşteri, hizmeti en iyi şekilde aldığı yere gitmek istiyor. maya mahkum. Bir şirketin de güçlenebilmesi için yurtdışına açılması gerekiyor. Bunu Havaş ve Çelebi yaptı. TGS de yavaş yavaş başlıyor. TGS nin, sektörde olgunlaşması gerekiyor, daha çok yeni bir şirket. Her geçen gün daha iyiye gidiyor, THY gibi bir operasyonu bir anda devir alması kolay değil ve dezavantajınız gibi gözüküyor. Çünkü 79 senenin birikimini devralıyorsunuz; bir anda böyle büyük bir opeasyonu devralmak zor ama bir taraftan da avantaj. Diğer firmalardan çok daha hızlı olgunlaşmayı başarabilir. Siz de sonuçta daha iyi hizmet verebilmek için TGS yi kurma yoluna gittiniz değil mi? Doğru. İki nedeni var: Birincisi daha iyi bir hizmet. İkincisi maliyet. Bildiğim kadarıyla yer işletme şirketleri, sahip olduğu sertifika tipine göre hizmet veriyor. TGS hangisine sahip? A tipi sertifikaya sahip. Yani herkese, her türlü hizmeti verebilir. Üç Türk şirketi sektöre hakim. Yabancı şirketlerin ilgisi var mı sektöre? Şimdi, Türkiye de piyasayı domine eden THY dir. Örnek vermek gerekirse, İstanbul istasyonunun %70 lik kapasitesini THY doldurur. TGS, bize hizmet vermek için kurulmuş bir şirket. Geriye kalan %30 luk bir kapasite var. Bunu üç firmanın paylaşması gerek. TGS nin, bu %30 luk orandan da tekrar pay alması lazım. O zaman geriye kalan, %10, %10, %10 olarak paylaşılıyor. Bu durumda birkaç tane daha yeni şirket sektöre girse, çok yaşama şansı yok. Ama pasta büyük, herkese kapılar açık. Yer hizmetlerini, kendi elemanlarıyla gerçekleştiren şirket var mı Türkiye de? Şu anda çok yok. Bir ara Pegasus düşünmüştü bildiğim kadarıyla, vazgeçti. Kurduğunuz yer hizmeti şirketine Turkish Ground Services adını vermeniz, uzun vadede markalaşıp, yurtdışında da daha rahat ifade edilebilmesi için mi? Evet. THY nin bir markası olduğunun görünmesi gerekiyor. Örneğin DO&CO bir markadır ama Türk Hava Yolları ile yapılan ortaklık sonucu ismi TURKISH Do&Co olan bir şirket kululmuştur; Mesela Opet le ortaklığımız var- Havayolu olarak biz de müşteriyiz yer işletme kuruluşları karşısında. Yurtdışında da yer hizmeti kuruluşlarından hizmet alıyoruz. O noktada hem fiyat rekabeti hem hizmet rekabeti devreye giriyor. Sektörde nitelikli eleman ihtiyacı var. İngilizce bilen eleman ihtiyacı var. Ama İngilizcesi iyi olan çalışanlar diyor ki Ben burada niye çalışayım? Başka yerde iş bulurum. Çünkü yer hizmeti kuruluşları çok yüksek paralar vermiyor personeline. Ama sektörde şöyle bir fırsat var. Turn-over ı yüksek bir sektör. Çalışanın önünün açık olduğu bir sektör. Dünyanın havacılık gidişatına bakarsanız, belki bundan 20 sene sonra tüm dünyada seyahat edebilen belli başlı havayolu şirketleri kalacak. Yer hizmetleri de bu şekilde ilerliyor. Tüm dünyada hizmet veren belli başlı hizmet kuruluşları kalacak. Onun dışındakiler sadece lokal oldır ama havalimanında hizmet veren ortaklığın adı TUR- KISH OPET tir. Hepsinin başında THY nin ismi var. THY nin markalaşma ve farklılaşma stratejisiyle ilgili bir durum bu. Evet, markalaşmayı ve farklılaşmayı, yer hizmetlerinde de yapmaya çalışıyoruz. Ortaya koyduğumuz ürün ve hizmet, THY markası olarak yolcunun karşısına çıkıyor, Yer İşletme Başkanlığı nın bir ürünü olarak değil. Örnek olarak Atatürk Havalimanı Dışhatlar gidiş terminaline Business Class ve Türk Hava Yolları kartına sahip olan yolcularının kullanabileceği salonumuzu yeniledik, Lounge Istanbul. Her yerde çok konuşuldu. Bu salon artık bir Türk Hava Yolları markası oldu. Peki mesleki eğitim konusunda ne düşünüyorsunuz? Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği eğitiminin önemli bir alanı, yer işletmeleri. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), Türkiye de havacılıkla ilgili verilen eğitimin standardize edilmesi için çalışmalar yapıyor. Siz buna dahil oluyor musunuz ya da önerileriniz var mı? Tabii. Eğitim konusuna da dahil oluyoruz. Alınması gereken eğitimleri, eğitimlerin neleri kapsaması gerektiğini Eğitim Başkanlığımızla beraber hazırlıyoruz ve Eğitim Başkanlığımız vasıtasıyla aktarıyoruz konuştuğumuz konuları. Gittiğim bazı okullarda yaptığımız söyleşilerde, öğrencilerin moralinin bozuk olduğunu gördüm. Yer işletmelerinin makineleşmeye gitmesi onları endişelendiriyor. Ama makineleşmeye gitse bile o teknolojileri kullanacak, süreci yönetecek insan gücüne her zaman ihtiyaç var. Ben de onu söylüyorum onlara. Bazı noktalarda makineleşmeye gidilmesine rağmen insan faktörü hala önemli. Hizmet kalitesini etkileyen bir faktör. Low Cost Havayollarını örnek verirsek, yer hizmetleri konusunda tam bir makineleşmeye gidebilir, yolcuların kimseyle karşılaşmadan uçağa geçme şansı olabilir ancak hizmeti makinalaştırma noktasında her zaman bir insan elinin değmesine gerek vardır, her seviyesinde hizmeti daha etkili ve kaliteli yaparsınız. Zaten insanların da onlardan, çok kaliteli bir hizmet beklentisi de yok. Doğru. Beklentiler markaya göre şekilleniyor. Havayolları da markalarını, verdikleri hizmete göre ortaya koyuyor. Yolcular hangi havayolundan ne bekleyeceklerini çok iyi biliyor. Hizmet kalitesinde öne çıkmaya çalışan bir havayolu markası, bizde olduğu gibi verdiği hizmeti çeşitlendirebilir. Daha az hizmet verebileceğiniz yolcularınız olabileceği gibi Business Class bilet almış, sadakat programına katılmış ve daha üst seviye hizmet almak isteyen yolcularınız da olabilir. Bu tip yolcuların çoğunluğu birebir insan ilişkisi ister. Yüz yüze hizmet vermeniz gerekiyor. Havayollarının bu tip kartlara sahip olan yolcuları her zaman sizden özel ilgi istiyorlar. Ödedikleri para arttıkça, istedikleri hizmet de farklılaşıyor. Beklenti farklılaşınca, bir makineden değil, insandan hizmet almak istiyorlar. Yolcuların hep yüksek ücret ödemesi şart değil. Sık uçarak havayolu kart statüsünü yükseltip bu tip kartlara sahip olan ve Ekonomi Class bilet ile uçan özellikli yolculara da hizmet verdiğimiz bir alan burası. Durum böyle olunca, bu sektörde yapacak daha çok iş var. Sektörün sorunları neler? Bu konuda neler denebilir? Sektörün sorunları konusunu yer hizmetleri kuruluşlarıyla konuşsanız daha faydalı olur. Ben, havayolu şirketi tarafında olduğum için, sektördeki gelişmeleri takip ederek, Yer Hizmetleri Kuruluşlarından yeniliklere ayak uydurmalarını talep ediyorum.. Ama siz de TGS olarak hizmet veriyorsunuz. O yüzden oradaki sorunlar sizi de ilgilendiriyor. TGS bakış açısıyla size söyleyebileceklerim şöyle olabilir. Sektörün en büyük sorunlarından bir tanesi havalimanı kısıtları, havalimanları yer hizmet kuruluşlarının ve havayollarının operasyonlarını düşünerek tasarlanmıyor. Bu kısıtlar sektörde büyük bir sıkıntı yaratıyor. Maliyet bir başka önemli sorun. Araçlar mesela Sektörde kullanılan araçlar çok pahalı. Yatırım maliyetleri çok yüksek. Örnek olarak uçaklardaki buzlanmayı önlemek için kullanılan de-icing araçlar. Bu araçları yılda belki iki sefer kullanıyorsunuz ama bir araç, 200 bin ile 400 bin Avro arası değişiyor. Çok pahalı bir sektör, yatırımın geri dönüşünü, yedi-sekiz seneden önce sağlayamıyorsunuz. Bence sektörün en önemli sıkıntısı, daha önce belirttiğim gibi özellikle yolcuya bakan yüzde kalifiye eleman bulmak. Bunu bagaj işçilerine de indirgeyebiliriz. Çünkü bagaj işçileri sadece bagajları uçaklara basit olarak yükleyip boşaltmıyorlar, etiket de okumaları gerekiyor. Biz bugün 98 ülkeye uçuyoruz. 219 destinasyon, 219 farklı kod demektir. Yeni noktaların üçlü kodlarını akılda 10 11

7 tutmakta ben de zorlanıyorum. Bagajdaki arkadaşların, bu üçlü kodları bilip, bagajların yanlış gitmesini engellemeleri gerekiyor. Burada sistem var ancak her zaman insanın bakması da gerekiyor. Bagaj etiketi okumak da makineleşen bir süreç değil mi? Barkodları okutuyorsunuz. Makineleşen bir süreç ama, sizin okutup yüklemeniz veya boşaltmanız ile görerek yapmanız daha farklı. Okutup yükleyip boşaltırken vakit kaybediyorsunuz özellikle sıkışık zamanlarda. Diğerinde, gördüğünüz an, hemen nereye koymanız gerektiğini biliyorsunuz. Mesela dün, kötü hava şartları yüzünden uçaklar, indikten iki saat sonra park yerine gelebildiler. İki saat sonra park yerine gelmeleri, havayolu olarak bizim yapmış olduğumuz tüm planı alt üst etti. Örnek olarak herhangi bir yerden gelen uçakta Londra devamlı transit yolcular var ve dendi ki Londra bagajını ayırın ve hızlı bir şekilde Londra uçağına aktarın çünkü Londra uçağının kalkış zamanı gelmişti. LHR nin, Londra olduğunu bilmiyorsa buradaki bagaj işçisi arkadaşımızın onu okuta okuta ayırması çok vakit alır ve Londra uçağının rötara girmesine sebebiyet verebilir ya da sefer, bagajları beklemeden başka kısıtlar nedeniyle o bagajları almadan kapısını kapatır ve bagajlar kalır. Ama LHR nin Londra nın üçlü kodu olduğunu bilen arkadaşım, bu işlemi çok daha hızlı yaparak, Londra uçağının rötara girmesini önlemiş olur ve/ veya tüm bagajların yolcuyla beraber seyehat etmesini sağlayabilir. Yüksek maliyetler sorununu daha önce söylemiştim zaten. Ama şu da bir gerçektir ki havayolları, sektördeki diğer şirketlere nazaran kar marjı en düşük olandır. Bize -yolcu olarak- sanki havayolu daha çok kazanıyormuş gibi geliyor. Değildir. Net karda zarardasınız yatırımlarınızdan dolayı (uçak alımları gibi). Operasyonu döndürebilmek için bir paranız var mı genelde havayollarında buna bakılır. Buna da Operasyon Karı denir. Biz bu konuda uzun zamandır başarılıyız. Sizin sektörle ilgili öngörüleriniz neler? Sektörde teknoloji çok üst düzeyde. Buna ayak uyduramayan firmalar kapanmaya yüz tutabilir. Ayak uydurmaktan öte, bu maliyeti karşılamak lazım. Sonuçta her şirket, bu gelişmeye ayak uydurmak ister. Dediğiniz şirketin hem mali yapısı hem de yönetim tarzı ile alakalı. Teknolojiye çok çabuk adapte olunması gerekiyor, bu da sadece malzeme ve sistemle ilgili değil insan programlanmasını da kapsıyor. Herkesin bildiği Japonların ilk olarak uygulamaya başladığı Lean Management adında bir konsept var. Bunun yer operasyona uygulamasında, operasyon yönetimde çok sade bir yapı kurulmasını ve operasyon süreçlerinde her duruma karşı çeşitli standartların koyulmasını ve o yapıda ilerlemesini sağlıyor. Sektörün bu sisteme yavaş yavaş adapte olması ve düşünce yapısını değiştirmesi gerekiyor. Lean Management, var olan süreçleri geliştirmekten öte, süreçler içerisinde boşa geçen zamanı tespit edip burada iyileştirme sağlar. Şöyle bir örnek verirsem daha somut olur. Mesela bir bagaj işçisi, uçaktan bagajı indiriyor. Bu, bir süreçtir. Şimdi siz, bu bagajı indirme süreciyle ilgili bir iyileştirme yaparsanız en fazla %5 lik bir iyileştirme yaparsınız ve verimi %35 e çıkarırsınız. Ne yaparsınız? Aracı biraz daha hızlı çalıştırırsınız, çalışanın biraz daha hızlı çalışmasını sağlarsınız. Ama bu kişinin, görevi sürecindeki boş zamanlarda ne yaptığını tespit edip, ona başka bir iş bulabilirseniz, o süreci komple yeniden daha güzel işletebilirsiniz. İşte lean management, %70 lik kısımda iyileştirme ile ilgilenir. %30 luk bir süreçte iyileştirme yaptığınız zaman en fazla %5 lik bir oran yakalıyorsunuz. Oysa %70 lik sürece odaklandığınızda, toplamda %50-55 lik bir oranı yakalamak mümkün. Verimliliğin artırılmasında çalışanların eğitilmesi de önemli. Siz neler yapıyorsunuz bu konuda? Buraya aldığınız elemanları, belli aralıklarla eğitime tabii tutuyor musunuz? Evet, artık Z neslinden bahsediliyor. Şimdi bilgisayar çağı çocukları var. Sürekli online yaşıyorlar. Djital yerliler yani. Evet, artık hep online. Sürekli tweet atıyorlar, sürekli Facebook talar. Böyle bir durum sıkıntı yaratıyor tabii. Anlayışları farklı. Ben 43 yaşındayım. Ankara da doğdum ve büyüdüm. Bürokrasi noktasında daha resmiyimdir. Sert dururum. Kurallar önemlidir benim için. Ama onlar, bizim baktığımız gibi bakmıyor olaya. İletişim anlayışları farklı. Yolcuya daha rahat bakıyorlar. Mesela kravatın düzgün durmaması, benim için kabul edilemez bir şey, özellikle yolcunun karşısında dururken. Ama arkadaşlar diyor ki Neden beni zorluyorsun? Ne olur ki? Ben yolcuya iyi hizmet veriyorum. İşte o noktada bazı eğitimler veriliyor ve bu eğitimler tazeleniyor. Sürekli bir eğitim durumu var. Eğitimler yalnızca yolcu tarafında değil, öbür tarafta da var değil mi? Yani bagaj kısmında? Tabii, bagaj kısmında da var. Orada en fazla belki güvenlik eğitimi veriyorsunuz. Zaten yer hizmetlerinde, biraz önce sizin de söylediğiniz gibi, sadece hizmet değil, güvenlik noktası da var. Her yer hizmetinde çalışan kişi, aynı zamanda bir güvenlik elemanı. Çünkü terör noktasında, dünyada en fazla ses getiren işler, uçakla alakalı oluyor maalesef. Onun için yer hizmeti çalışanlarının her biri, birer güvenlik elemanıdır aynı zamanda. Dikkatli olmaları gerekiyor. Eğitimlerde bu da veriliyor arkadaşlara. Profilingden tutun da yolcuyla konuşmaya, yolcunun hareketlerine nasıl karşılık verilmesi gerektiğine ve stres noktasında neler yapması gerektiğine kadar eğitimler veriyoruz. Yer hizmetleri stresli bir iş. Adrenalin çok yüksek. Sürekli zamanla yarışıyorsunuz. Alıştıktan sonra da kolay kolay bırakamıyorsunuz. Bu bilgileri bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz. Sonuçta kâr ediliyor ama Operasyon karı elde ediliyor. Bir de cironuz büyüyor tabii. Yoksa bu uçakları nasıl alacaksınız. Veya kredi gerektiği zaman, kredi veren kuruluşlar, hiçbir şekilde size kredi vermez. Tabii. Buraya başlayan arkadaşların, öncelikle mesleki eğitimleri var. Bu mesleki eğitimleri geçtikten sonra, ara ara da tazeleme eğitimleri yapılıyor. Bunun dışında verdiğimiz en önemli eğitim, kişilerarası iletişim eğitimi. Yolcuya karşı davranışı öğreniyorlar mesela. Şimdiki nesil farklı. X nesli vardı, sonra Y oldu. Şimdiki nesil daha da farklı

8 Marka ve Lojistik Dr. Hakan Çınar 500 milyar dolarlık bir ihracat hedefine adım adım ilerleyen ve geride bıraktığımız 2012 yılı itibarı ile de 150 milyar Dolar çıtasını geride bırakan ülkemizde markalaşmanın ne denli önemli olduğunu ve bu konudaki gereksinimi her an gündemde sıcak tutmak gerektiğini belirterek başlamak isterim yazıma. Üniversite deki bir öğrencim, şöyle bir soru yöneltti bana bir süre önce : Hocam, Türkiye de pek çok Türk markası var artık, ve başarıyla işlerini yürütüyorlar, onlarca mağaza açıyorlar ülkemizde. Ancak neden Türkiye ile sınırlı kalıyorlar, neden yurtdışında da tüm Dünya nın tanıdığı bir marka olmaya çabalamıyorlar. Bugün engel gibi görünen bir çok şey ortadan kalkmış durumda, özellikle yakın coğrafyada yer alan Avrupa Birliği ile imzalanan Gümrük Birliği anlaşması ile bu ülkelerle gümrük vergisi olmaksızın ticaret yapabiliyoruz. Lojistik sektörü çok gelişti ve artık firmalar imkansız denilen herşeyi yapabiliyor, burada depolanan ürünleri Avrupa daki veya dünyanın her yerinde yer alan mağazalara dahi doğrudan sevk edebiliyorlar. Ekonomi Bakanlığı nın sunduğu başta Turquality olmak üzere, yurtdışında pazar araştırma, ofis-mağaza açma, marka desteği gibi destekler de var. Peki neden bunca pozitif gelişmeye rağmen, Türk markaları yurtdışında yeterince yaygınlaşamıyor, neden Dünya markaları yaratamıyor ve bunları geliştiremiyoruz? Soru çok yerinde, ama asıl zor olan bu sorunun cevabını bulabilmek. Hatta bu sorunun cevabını tüm iş adamları ile birlikte arayabilmek. Ülkemizin de önemli ihtiyaç noktalarından birisi olan, yurtdışına açılabilme, franchise verebilme, markaların yurtdışında yaygınlaştırılabilmesi gibi konuları tartışmak için zamanın geldiğini hatta geçtiğini düşünüyorum. Hepimizin kabul edeceği üzere, yurtdışında Türk markası olarak yaygın bir şekilde kendisini ka- bul ettirebilmiş işletme sayımız parmakla gösterilebilecek kadar az, belki de kimilerine göre yok bile. Bu konuda hep bir takım çabaları duyar, sağlanan devlet desteklerinden de yararlanarak, tanıtım faaliyetlerini ve mağazalar oluşturma fikrini gündeme getirir, ancak çok azımız bu konuda bir çaba içerisine gireriz. Elbette sebebinin çeşitli zorluklara dayandığını kabul etmekteyiz. Öncelikle ben bahsettiğim bu amaca ulaşmada gördüğüm iki temel zorluğu paylaşmakta yarar görüyorum. Şüphesiz ilk zorluk ve endişe; söz konusu markanın, yaygınlaşılması düşünülen ülkedeki tanıtımı, marka bilinirliğinin oluşturulma güçlüğü ve dolayısı ile de satılabilirliği. Bunun için önemli bir kapital güce ihtiyaç olduğu aşikar. İkinci önemli zorluk ise, böyle bir oluşumun meydana gelmesi halinde oluşacak lojistik güçlükler. Malum, yurtdışında markalaşabilmek için, en önemli şeylerden bir tanesi, mağaza raflarında her zaman bulunabilir mal düzeyini sağlamak ve sürekliliği- yenilikçiliği her daim başarabiliyor olmaktır. Bugün dünya devleri olan markaların başarısında belirttiğim noktaların ve hızın çok büyük önem taşıdığını hepimiz bilmekteyiz. Eminim bir çok firma, doğaldır ki, yurtdışında mağazalar açtığı taktirde, o bölgelerde depo açmak ve o depolardan da dağıtımı yönetmeleri gerektiğini düşünerek, bunun da lojistik maliyetlerinin yanı sıra, aynı zamanda önemli bir stok maliyeti yaratacağını varsayarak, hesaplarını da buna göre yapıyorlardır. Oysa ki lojistiğin geldiği noktada işin bu yönü öylesine kolaylaştı ki, firmalara sadece ne istediklerini, diğer bir deyişle doğru zamanda doğru bilgiyi aktarmak suretiyle, onlarla uzun soluklu bir iş birliği yapmak kalıyor. Geriye, bu kararı verebilmek, asıl enerjisi ve gücü, tasarım, satış ve tanıtım organizasyonu, ve markalaşmaya harcamak kalıyor. Benim için Türkiye pazarı yeterlidir diyen pek çok markanın, ülkemizde dahi, ben markayım diyen yabancı yatırımcıların baskısı altında kalarak, bir süre sonra darboğa girebilmesi kaçınılmazdır. Belki az sayıda Türk markası istikrarını kaybetmeden koruyabilecek, ama pek çok Türk markasının, ülkemize gelen yabancı markaları gördükçe işlerinin her geçen gün zorlaştığını, yeni açılımlar yaratmak zorunda olduklarını, tek çıkışın da global marka olabilmeyi başarmak olduğunu düşünüyorum. Marka olabilmek vizyon işidir; önce buna inanmakla başlıyor süreç, sonra doğru noktalarda konumlanma, kaliteli ve iyi bir hizmet, istikrarlı mal tedariki, özetle doğru bir Tedarik Zinciri Yönetimi. İşimiz kolay değil, ama girişimci ve pratik zekalı bir toplum olduğumuzu ve lojistiğin de ne denli geliştiğini düşündüğümüzde, o kadar zor da değil

9 Türkiye Afet Lojistiğine Hazır Mı? Akademi Beykoz Dergisi Onuncu Sayısında; Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu nun Kuraklık Kıranı Risk Yönetimi Ve Prof. Dr. Nuray Karancı nın Depremlerin Psikolojik Etkileri ve Psikososyal Destek Başlıklı yazıları ile afet ve afet lojistiği konularını masaya yatırıyor.

10 Kuraklık Kıranı Risk Yönetimi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu İstanbul Teknik Üniversitesi Kuraklık, iklimin su kaynaklarını, tarımı ve tüm canlıları etkilemesinin bir yoludur. Aynı zamanda kuraklık, en kapsamlı sosyo-ekonomik zararlara neden olan, yavaş gelişen en sinsi ve en tehlikeli doğal afettir. Kuraklık, yer çekimi gibi bir doğa kanunudur. Nasıl ki suyun çoğu (sel) ölümcül ise suyun azı da (kuraklık) ölümcüldür. Deprem gibi kuraklık da, çeşitli büyüklüklerde oluşabilen bir doğal afettir. Her kuraklığı, küresel iklim değişikliğine bağlamak doğru değildir. Aslında sürekli olarak iklim ile hava şartları arasında bağlantı kurmak, bu tür meteorolojik afetler sanki sadece iklim değişince oluşurmuş gibi kamuoyunda yanlış bir kanı uyandırmakta ve gerçek çözümleri de geciktirmektedir. Maalesef, yarı kurak bir iklim kuşağında bulunan Türkiye de ise sahipsiz afetlerin başında kuraklık gelmektedir. Çünkü 1959 yılında çıkan 7269 sayılı Umumi Afetler Kanununa göre Türkiye de kuraklık afet dahi sayılmamakta ve afet istatistiklerinde hiç yer almamaktadır. Hâlbuki depremle beraber Dünyada etkili olan 31 çeşit doğal afet arasında kuraklık ilk sırada sayılmaktadır. Gerçekte ülkemizde yağışların yersel ve zamansal dağılımı düzensizdir. Şehirlerimizin su kaynakları hızla artan nüfusu ve sanayinin ihtiyacını karşılayamıyor. Vahşi sulama ile tarımsal üretimde suyun büyük bir kısmını israf ediyoruz. İçme, kullanma ve sulama suyumuzun kalitesi artan sanayi ve diğer çevre kirlilikleri neticesinde giderek düşüyor. Bütün bunlara bir de küresel iklim değişimi eklenirse ülkemiz kuraklığın şiddetini çok daha fazla hissediyoruz ve hissetmeye de devam edeceğiz. Diğer bir deyişle, kuraklığın artması ile şehir ve ülke sınırlarını aşan nehirlerin kullanımı dâhil birçok uluslararası, ulusal ve yerel su kaynağının paylaşımını ve yönetimini daha da zorlaşmaktadır. Bugün yaşanan kuraklık, ülkemizin ileride karşılaşabileceği tehlikenin boyutlarını göstermesi açısından son derece önemlidir. Çünkü kuralık yavaş gelişen, sinsi ve kronik bir afettir. Ülkemizde, değişik kuraklık endeksleri hazırlayıp, yeraltı suyu, akarsu ve göllerdeki su miktarını, toprak nemi ve uzun vadeli yağış tahminlerini bir elde toplayı değerlendirebilen her hangi bir kurum veya kuruluş yoktur. Do- layısıyla kuraklığın gelişimini, günlük/aylık olarak takip ederek, kurak ve nemli alanların ve bunların şiddetinin yerel dağılımı hakkında doğru ve zamanında bilgi sahibi olamıyoruz. Bunun bir sonucu olarak kuraklığı, su kaynaklarının azalması, göllerin kuruması gibi, görünür olan ciddi sonuçları ile ama çok geç kalarak fark edebiliyoruz. Toplumun çok geniş bir kısmını ilgilendiren kuraklık kıranı için yıllardır söylenmeye çalışılan özetle şudur: Normal hava şartları diye bir şey yoktur. Meteorolojik kuraklık, normal ve bilinen atmosferik sistemler tarafından geçmişte hep oluşturulmuş ve gelecekte de oluşturulmaya devam edecektir. Kuraklık, meteorolojik kuraklık olarak başlar, tarımsal, hidrolojik kuraklık olarak gelişir ve sosyo-ekonomik kuraklık olarak devam eder. Kuraklığın etkileri en fazla, suya talebin en çok olduğu zamanlar hissedilir, ama o zaman da herhangi bir önlem almak için artık çok geçtir. Türkiye de köy, kasaba, şehir ve ülke bazında da artık bu günden itibaren kuraklık ile mücadele için acilen planlar geliştirilmeli ve su kaynaklarımız için kriz yönetimi yerine sürekli olarak risk yönetimi uygulanmalıdır. Bunun için de acilen yanlış olan kriz yönetimi mantığını terk edip, Kuraklık Planları gibi planlama vb. hazırlık ve zarar azaltma çalışmaları ile risk yönetimine geçmeliyiz. Çünkü kuraklığın etkileri, suya talebin en çok olduğu zamanlarda en fazla hissedilir, ama o zaman da herhangi bir önlem almak için artık çok geçtir. Yani, kıt olan su kaynaklarımızı da verimli kullanabilmek için merkezi ve yerel yönetimlerimiz de her yeni su yılının başında su bütçesini hazırlayıp gerektiğinde Kuraklıkla Mücadele Planları nı devreye sokmalıdır. Yoksa planlamadan yoksun bir çerçevede aşırı ve yanlış su tüketip su kaynaklarımızı verimli kullanamayarak büyük su (bütçe) açıkları ve su kıtlıkları ile çaresizce boğuşur dururuz. Kuraklık Tanımları Literatürde kuraklığın tek bir tanımı yoktur. Kuraklığın tanımı her disiplin için farklıdır. En basit ve genel anlamda kuraklık, arz ve talep ilişkisinde su sıkıntısıdır. Kuraklığı, yağışların, normal seviyelerinin önemli ölçüde altına düşmesi sonucu arazi ve su kaynaklarının olumsuz etkilenmesi şeklinde de tanımlayanlar vardır. Meteorolojik Kuraklık: Belli bir dönemin ortalamasına göre yağış miktarının az olması. Ya da belirli bir zaman periyoduna ait normallerden (genellikle en az 30 yıllık) meydana gelen sapma olarak tanımlanır. Bu tanımlamalar genellikle bölgeseldir ve bölgenin klimatolojisinin tam olarak anlaşılması temeline dayanır. Normal olarak meteorolojik ölçümler kuraklığı ifade etmede başta gelen göstergelerdir. Devam eden bir meteorolojik kuraklık hızlı bir şekilde kuvvetlenebilir veya aniden sona erebilir. Kuraklık periyotları genellikle, belirlenen eşik değerlerinin altında yağışlı olan günlerin sayısı olarak da tanımlanır. Seçilen noktada ve istenen periyotta meydana gelen yağışın, uzun yıllar yağış ortalamalarına göre az yâda çok oluşunu mukayese ederek bir kuraklık sınıflandırması için Normalleştirilmiş Yağış Endeksi (NYE) endeksler de hesaplanabilir. NYE metodu, yağış eksikliğinin geriye doğru farklı zaman dilimleri (1, 3, 6, 9, 12, 24 ve 48 aylık) içerisindeki değişkenliğini dikkate alabilen bir kuraklık endeksidir. En az 30 yıl süreli periyotta aylık yağış dizileri hazırlanır. NYE değerlerinin normalize edilmesi sonucu seçilen zaman dilimi içerisinde kurak ve sulak dönemler tespit edilir. Tarımsal Kuraklık: Toprakta bitkinin ihtiyacını karşılayacak miktarda suyun bulunmaması olarak tarif edilebilir. Yetiştirilen bitki için toprakta tutulan elverişli su miktarına da toprak nemi denir. Bitkiler gelişme dönemlerinde farklı miktarda suya ihtiyaç duyar. Böylece tarımsal kuraklık bitkinin kök bölgesinde, büyüyüp gelişmesi için yeterli nem bulunmaması durumu olarak da ifade edilir. Büyüme periyodu boyunca, belirli bir bitkinin suya ihtiyaç duyduğu belirli bir kritik döneminde yeterli toprak nemi olmadığı zaman tarımsal kuraklık meydana gelir. Tarımsal kuraklık meteorolojik kuraklıktan sonra ve hidrolojik kuraklıktan önce ortaya çıkan tipik bir durumdur. Tarımsal kuraklık, toprağın derinlikleri doymuş halde olsa bile ürün verimlerini ciddi oranda düşürebilir. Yüksek sıcaklıklar, düşük bağıl nem ve fön rüzgârları da yağış azlığının etkilerinin artmasına sebep olur. Kuraklık zamanla (yağış mevsiminin başlamasında gecikmeler, ürün büyüme mevsimi- yağış zamanının ilişkisi) ve yağışların tesirleri (yağış şiddeti, yağışlı gün sayısı) ile ilişkilidir. Yüksek sıcaklık, şiddetli rüzgâr ve düşük nem miktarı gibi diğer değişkenler de birçok bölgede kuraklıkta etkili olur. Hidrolojik Kuraklık: Nehir, göl ve yeraltı su kaynaklarında azalan su miktarı olarak tarif edilir. Hidrolojik kuraklık, uzun süre devam eden yağış eksikliği neticesinde ortaya çıkan yeryüzü ve yeraltı sularındaki azalma ve eksikliklerini ifade eder. Bu nedenle kuraklık, su kaynaklarının (yağışlar, yeraltı ve yüzey suları) beklenen normal seviyelerin ve ortalamaların altında kalması olarak da tanımlanabiliyor. Nehir akım ölçümleri ve göl, rezervuar, yeraltı su seviyesi ölçümleri ile takip edilebilir. Yağmur eksikliği 18 19

11 ile akarsu, dere ve rezervuarlardaki su eksikliği arasında bir zaman aralığı olduğundan dolayı hidrolojik ölçümler kuraklığın ilk göstergelerinden değildir. Meteorolojik kuraklık sona erdikten uzun bir süre sonra dahi hidrolojik kuraklık varlığını sürdürebilir. Örneğin, 1915, 1930 lu yıllarda ve arası Türkiye ciddi bir kuraklık tehlikesi geçirmiştir yılları, Güneydoğu Anadolu Bölgesi için en kurak yıllardan biri olmuştur. Keban barajı girişinde Fırat ın debisi kurak yıllarda 50 m3/sn ye düşmesine rağmen, Keban ve Karakaya baraj göllerinden verilen ilave sularla komşumuz ülkelerle yapılan yazısız anlaşmalardaki 500 m3/sn lik debiyi sağlayabilmek için mevcut depolardan 269 m3/ sn lik bir ilave su ile bu verilen söz yerine getirilmeye çalışılmıştır. Keban barajında 23 Kasım 1989 ile su tutulmasının bittiği 13 Şubat 1990 tarihleri arasındaki 81 günlük süre boyunca sınırımızdan m3/sn lik su verilmiştir. Aynı yıllarda İstanbul da da benzer büyük bir kuraklık yaşanmış. Sosyo-ekonomik Kuraklık: Toplumun üretim ve tüketim faaliyetlerini etkileyen su eksikliğidir. Kuraklığın sosyo-ekonomik tanımı meteorolojik, hidrolojik ve tarımsal kuraklıkla bağlantılı bazı ekonomik ürünlerin arz ve talepleriyle ilgilidir. Sosyoekonomik kuraklık, yukarıda bahsedilen kuraklık tiplerinden farklı bir durum arz eder. Çünkü bu kuraklık yer ve zamana bağlı olarak ortaya çıkar. Su, gıda, balık ve hidroelektrik santralleri gibi birçok ekonomik ürünün temini hava şartlarına bağlıdır. İklimin doğal değişkenliği nedeniyle bazı yıllar su kaynakları yeterli olsa da sonraki yıllarda bu su kaynakları gerek insanların ve gerekse çevrenin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olabilmektedir. Sosyo-ekonomik kuraklık yağışlardaki azalmanın sonucu olarak gelişen ve üretimin ihtiyacı karşılayamadığı durumlarda ortaya çıkar. Küresel İklim Değişiminin Su Kaynaklarına Etkisi İklimi yarı kurak olan ülkemizde yaşanan kuraklıktaki artışın birçok nedeni var. Bunların başında: İklim değişimi ile beraber yağışların olduğu yerler ile suya ihtiyacın bulunduğu yerlerin bir birinden çok farklı ve uzakta gelişiyor olası gelir. Ayrıca içme, kullanma ve sulama suyu kalitesi her gün geçtikçe artan sanayi ve diğer çevre kirlilikleri neticesinde düşüyor. Ve su havzaları korunamayıp tahrip ediliyor... Özetle su kıtlığına neden olan aşağıdaki gibi belli başlı 5 faktör vardır: 1. İklim şartları (Türkiye için yarı kurak iklim) 2. Kuraklık (Kuru dönemlerin görülme sıklığı ve şiddeti) 3. Çölleşme ve ormansızlaşma 4. Su stresi (Yüksek nüfus, yoğun sanayi nedeniyle aşırı su talebi, kaçak yer altı kuyularının kullanımı) 5. Çevre tahribatı. Su havzalarının amaç dışı kullanımı, kirlilik ve küresel iklim değişimi Bu nedenler alt alta geldiğinde susuzluğun nedeninin sadece kuraklık olmadığı gerçeği ortaya çıkar. Bazen bunların biri, çoğu kez de bunların birkaçı birden kuraklığa neden olur. Şu anda bunların 5 i de ülkemizin farklı yerlerinde farklı faklı ölçülerde etkili olmaktadır. Bu nedenle, kuraklığın tek bir nedeni ve çözümü yoktur. Problemi ve çözümü bir bütün olarak yapısal ve yapısal olmayan tüm yönleri ile ele almak zorundayız. Yani, kuraklık problemi sadece baraj yapmak, boru döşemek gibi yapısal önlemler ile çözülemez. Zaten ülkemizde birçok havzada baraj ve gölet yapılacak yer de kalmadı. Ülkemizde küresel iklim değişimi sonucu artması beklenen problemler: (1) Kuraklık, (2) Ani seller ve (3) Deniz su seviyesinin yükselmesi gibi üç genel başlık altında toplanabilir. Kuraklık artması demek, daha az yağış, daha çok güneş, sıcak hava dalgalarının daha uzun süreli ve şiddetli geçmesi, daha fazla böcek ve haşere üremesi, susuzluk ve kıtlık yaşanması, daha sık ve uzun süreli orman yangınları anlamına gelir. Bu nedenlerden dolayı, günümüzde iklim değişikliği toplumların en az kalkınma, açlık, sağlık kadar dünyanın üzerinde durması gereken çevre sorunlarının başında gelmektedir. Ülkemizin de içinde bulunduğu enlemlerde sıcaklıklarda artışların, yağışlarda ve toprak su içeriğinde azalmaların olacağı tahmin edilmektedir. Bütün bunlar yarı kurak olan ülkemizde kuraklığın etkilerinin gelecekte daha da fazla hissedilebileceğini, suyun ülkemiz için öneminin gelecekte daha da artacağını göstermektedir. Küresel İklim Modelleri ile yapılan projeksiyonlara göre 2030 yılında Türkiye nin de büyük bir kısmı oldukça kuru ve sıcak bir iklimin etkisine girecektir (IPCC, 1990). Türkiye de sıcaklıklar kışın 2 0C, yazın ise 2 ila 3 0C artacaktır. Yağışlar kışın az bir artış gösterirken yazın % 5 ila 15 azalacaktır. Bununla birlikte, şu an Türkiye nin gece ve gündüz sıcaklıkları ile beraber yağış gözlemlerinin trend analizinde ise, Dünyada olduğu gibi Türkiye de de özellikle gece sıcaklıklarında istatistiksel anlamda önemli artışların olduğu belirlenmiştir (Kadıoğlu, 1993a,b, 1997; Karl, 1994). Ayrıca, yaz aylarında toprak neminin de % 15 ile % 25 arasında azalacağı tahmin edilmektedir. Ülkemiz için su hem enerji, hem de tarımsal açıdan son derece önemlidir. Sulama ve enerji amaçlı ülkemizde çok sayıda su yapısı inşa edilmiş ve edilmektedir. Bu su yapılarının amaçlarına uygun faaliyet gösterebilmesi, ancak yeterli miktarda yağışın düşmesi ile mümkündür. Zarar Azaltma ve Kayıp Önleme Maalesef millet olarak genellikle zorda kaldığımız zamanlar çareler aramaya başlıyoruz. Böylece, kuraklık gibi doğal afetlere karşı toplumumuz hiç de rasyonel davranmamaktadır. Kriz doğduğunda otomatik olarak harekete geçmekte ve tüm zamanımızı ve paramızı kayıplarımızın hafifletebilmesi için harcanmaktayız. Bunun adı kriz yöntemi dir. Kriz şartları ortadan kalkınca da, bir sonraki, örneğin, kuraklık için zaman ayırmak ve yatırımlar yapmak da gereksiz ve mantıksız görülmektedir. Çünkü tek başına uygulanan kriz yönetimi; tepkisel, eşgüdümsüz, hedef kitle yanlış, etkisiz, zamansız, güven vermez ve afetin felakete dönüşmesine neden olur. Bunun için ülkemizde kriz yönetiminden risk yönetimine geçerek afetlere müdahale ve iyileştirmeden daha çok afetin oluşmaması, zararlarının azaltılması, hazırlık, tahmin ve erken uyarı konularına önem verilmeli. Aksi takdirde kriz yönetimi ile yani su tamamen bittikten sonra yapacak fazla bir şeyimiz yok. İstanbul, Ankara vb. büyük şehirlerimiz bugün kendi kendine yetemeyen, suyu, toprağı ve enerjisiyle başka coğrafyaları sömüren bir dev haline geldi. Yağmur suyunu mahallerde toplamak tek çözüm olamaz elbet. Kuraklıkla başa çıkmak için aynı zamanda su havzalarının korunması, yağmur suyunun toprakla buluşmasını engelleyecek uygulamalardan uzak durmak gerek. Çünkü bu tür uygulamalar yağmur suyunun toprağa sızmasını engelliyor ve yeraltı sularının beslenmesini de önlüyor. Hâlbuki yağışlar azaldıkça su havzalarına olan ihtiyaç artacak. Zaten az olan suyun baraj havzalarına yönlendirilmesi için havzaların amaç dışı kullanımının önlenmesi gerek. Normalde bir kentin kendi suyunu kendi havzalarından karşılayabiliyor olması gerektir. Bu nedenlerden dolayı bugün Türkiye deki susuzluğun nedeni sadece kuraklığa bağlanamaz ve çözüm başka derelerden su getirmek ve onları da kurutmak da olamaz. Çözüm, her şeyde olduğu gibi yerleşim planlarını da doğanın taşıma kapasitelerini göz ardı etmeden yapmak. Kentlere olan yığılmaları önlemenin yolu dengeli bölgesel planlamanın ve arazi kullanım planlarının yapılmalı, kırsalda yaşayanların refahının artırılması ve onlara bu konuda destek olunmalı Bilindiği gibi, kullandığımız suyu hidrolojik çevrimin değişik kısımlarından (atmosferden, yeryüzünden ve yeraltından) sağlayabiliriz. Temel soru şudur: bu kaynaklardan nasıl daha fazla su temin edilebilir? Yağış olarak yer yüzeyine inen suyun bir kısmı bitki örtüsünce tutulur, bir kısmı yüzeyde akarak denizlerde ve yapay göllerde toplanır. Bu suyun bir kısmı da bitkilerden terleme, toprak ve su yüzeylerinden de buharlaşma yoluyla tekrar atmosfere geri döner. Bu süreçlerin her birinde yapay ve doğal göllerde daha fazla suyun toplanması ve daha az su kaybedilmesi için tedbirler alınabilir. Alınan önlemlerden biri su tahmini ve yönetimdir. Su tahmini ve yönetimi, dünyanın tüm modern kentlerinde, su rezervlerinde mevcut suyun en verimli bir şekilde kullanılabilmesi, suyun planlı olarak şehir şebekesine verilmesi ve kuraklığa karşı zamanında önlem alınabilmesi için: ¼ su havzaları ve çevrelerinin iklimi iyice bilinir ve değişimler sürekli takip edilir, ¼ su rezervlerinin klimatolojik su denge analizleri yapılır, ¼ kısa ve uzun vadeli meteorolojik tahmin ve bilgilere göre rezervuarlarındaki su seviyeleri sürekli olarak ve çok önceden belirlenir. Farklı şehir veya bölgeler birbirlerine benzer coğrafya, iklim, nüfus gelişim vb. unsurları içermesine karşın kuraklık riskine karşı sergiledikleri duyarlılık ve hassasiyetleri birbirlerinden farklı olabilir. Bir bölgenin kuraklığa karşı hassasiyetini azaltan dolayısı ile maruz kalınabilecek olumsuz etkileri asgaride tutan en önemli faktörler, insanların musluğuna su temini sağlayabilecek alternatif su kaynaklarının ve bu kaynakların değerlendirilmesine olanak sağlayacak olan sağlam bir altyapının varlığıdır. Bununla beraber, kuraklık tehlikesinin oluşturduğu can ve mal kaybı gibi riskleri hesaplayabilmek için çevre tahribatı ile birlikte sosyo-ekonomik etkilerin belirlenmesi gerekir. Hazırlık Kuraklık ile mücadele planları, kuraklık şartlarının oluşup oluşmadığını tespit edebilmek, kuraklığın ne kadar sürdüğü ve hangi aşamalarda hangi önlemlerin alınması gerektiğini belirleyebilmek için objektif standartlar ortaya koyar. Bu planlar, genellikle Kuraklık Gözetlemesi, Kuraklık Uyarısı ve Kuraklık Alarmı gibi üç aşamadan oluşur. Bir bölgedeki yağış miktarları, nehirlerdeki akışlara ve barajlardaki su seviyelerine göre sırasıyla bu aşamalara geçilir ve önceden belirlenmiş su kullanımı ve yönetimini düzenleyen çeşitli tedbirler yürürlüğe konulur. Kuraklık planı bireysel vatandaşların, ulusal ve yerel yönetimlerin, kurum ve kuruluşların ve diğerleri

12 nin kuraklık nedeniyle ortaya çıkabilecek olan problem ve etkilerinin zararlarını azaltmak için atılması gereken adımları tanımlar. Bu problemlerin aşılması için bireysel ve kurumsal önlemler tüm paydaşların katılımı ile beraber belirlenip uygulanmalıdır. Kuraklık yönetim planı, ilgili tüm otoritelerin ve tarafların katılımı ve desteği ile oluşturulur, kuraklık ve akabinde su tasarrufu ve kısıtlamalarının etkin ve pratik bir şekilde çözümlenmelerine yönelik gerekli tüm plan, program ve prosedürleri içerir. Bu nedenle, ülkemizde ilk defa bir kent için Valilik koordinasyonunda Kocaeli Kuraklık Yönetim Planı 31 Mayıs 2005 tarihinde geliştirilmiştir. Kocaeli Kuraklık Yönetim Planı Alt Komisyonu kuraklığın yol açabileceği riskler, kuraklık aşamaları ve her aşamada alınabilecek aksiyonlar ve konunun Kocaeli bölgesi için kritik önem ve hassasiyeti göz önüne alarak Kocaeli bölgesinin karşılaşacağı kuraklık problemlerine yönelik çalışmaların ilgili otoritelerce bir plan ve program dâhilinde hayata geçirilmesi uygulamaya konması için bir plan hazırlanmıştı. Kuraklık yönetim planı, olası kuraklık riskleri ile karşılaşıldığında yaşanacak olan istenilmeyen etkilerin ve su kesintilerinin minimum seviyelerde tutulması ve mümkün olan en kısa süreçte kuraklık problemlerinin berterafına yönelik olarak oluşturulmuş uygulamalı yönetimsel bir plandır. Kuraklık planının içeriği ve aşamaları şehri değişik seviye ve büyüklüklerde karşılaşabileceği kuraklık riskleri olası tüm senaryolar dikkate alınarak hazırlanmalıdır. Kuraklık yöntemi planı, sadece kuraklık riski ve akabinde yaşanabilecek sıkıntılara ve alınabilecek tedbir ve çözümlere yönelik oluşturulmalıdır. Geçici su kesintileri, altyapının zarar görmesi, su kıtlığı ve hastalıklar gibi sebeplerden dolayı yaşanabilecek zorunlu su kısıtlamaları ise bu planlar dâhilinde değildir. Kuraklık yönetim planının ana aşamaları esas itibarı ile kuraklık kritik tanımlama ve temel yaklaşımlarını, bölgenin potansiyel su kaynaklarını ve bu kaynakların kullanım planlamalarının, birbirini takip eden kuraklık seviye alarm aşamalarının ve söz konusu alarm seviyelerinde ki kuraklığın boyutlarını tespit ve alınacak tedbirlere yönelik çözüm başlıklarını içerir. Nihai olarak da gerek su kaynağına gerekse de su tüketimine yönelik önlem ve ölçütler belirtilmeli, kuraklık aksiyon tabloları oluşturulmalı ve planın ekinde sunulmalıdır. Tahmin, İzleme, Uyarı ve Önlemler Kuraklık; normalin altında yağış, düşük toprak nemi, sıcak kuru hava gibi birçok faktörün bileşiminin bir sonucudur. Bunun için sıcaklık, yağış, yüzey akışı, toprak nemi gibi ana iklimsel ve hidrolojik değişkenler düzenli olarak izlenmeli ve normal değerlerden olan sapmalarının trendi gözlenmelidir. Kuraklık endeksleri formüle edilip limitleri tanımlandığında kuraklığı izlemek ve araştırmak için çok kullanışlı anahtar olacaklardır. Kuraklık olduğunu anlamak için Yağış, Dere ve Nehirlerdeki Akış, Yer altı Su Seviyesi, Kuraklık İndeksleri, Reservoir seviyeleri parametreleri ölçülüp izlenmelidir. Sonuç ve Öneriler Ülkemiz için su, hem enerji, hem de tarımsal açıdan son derece önemlidir. Sulama ve enerji üretme amaçlı ülkemizde çok sayıda su yapısı inşa edilmiş ve edilmektedir. Bu su yapılarının amaçlarına uygun faaliyet gösterebilmesi, ancak planlanırken düşünülen miktarda yağışın düşmesi ile mümkün. Bilindiği gibi buharlaşma, küresel ısınma ile artacak ve ülkemizde daha şiddetli ve uzun süreli kuraklıklar görülebilecek. Bu nedenle hem su kaynakları, hem de genelde yağışa bağlı olan kuru tarım ve hidro-elektrik enerji üretimini ciddi bir şekilde etkilenebilecek. Ayrıca hidrolojik döngüdeki değişimler, sulama ve su sağlama problemlerinin yanı sıra ani sel olaylarında da artışı beraberinde getirecektir. Çevre koruma, arazi kullanımı, kuraklık, vb. ülkemizde bilimsel ve bütünleşik bir şekilde ele alınmamasından dolayı Türkiye de kuraklık gelişmiş ülkelere nazaran daha büyük bir problemdir. Yoğunlaşan nüfus ve sanayi, iklim değişimi, kuraklık, kirlilik ve su havzalarındaki yapılaşma nedeniyle ülkemizde su kalitesi, arz ve talebi değişmekte. Ülkemizde kuraklık, geçmişte olduğu gibi gelecekte de büyük problemlere neden olabilecek. Bunun için yerel yönetimler su bütçelerini hazırlanmalı, kuraklığı meteorolojik, hidrolojik, tarımsal ve sosyoekonomik yönü ile izlemeli ve gerektiğinde erken uyarı ile su tasarrufu, vb. önlemlerin gecikmeden yürürlüğe girmesini sağlamalı. Bunun için de her su yılının başı 1 Ekim de yürürlüğe girmek üzere bireysel vatandaşların, ulusal ve yerel yönetimlerin, kurum ve kuruluşların ve diğerlerinin kuraklık nedeniyle ortaya çıkabilecek olan problem ve etkilerinin zararlarını azaltmak için atılması gereken adımları tanımlayan Kuraklıkla Mücadele Planları hazırlayıp uygulanmalı. Böylece su kullanımda, zarar azaltma ve hazırlığı öne çıkartan; kurum ve kuruluşlar içindeki ve birbirleri arasındaki koordinasyonu geliştiren; erken uyarı ve bütünleşik izleme ile zamanında önlem alınması sağlayan ve tüm paydaşlar sürece katan proaktive bir yapı oluşturulmalıdır. Ayrıca, içme ve sulama suyu, sınırı aşan sular, ekolojik göçler, çölleşme, yok olan yaban hayatı, meralar, tarım alanları ve tarımsal üretim, azalan hidroelektrik üretimi gibi büyük problemler ile karşı karşıya olan ülkemizde de kuraklık, afet mevzuatına dâhil edilmelidir. Çünkü uzak yerlerden su getirme projeleri kısa vadede problemi çözerse de uzun vadede çözüm değildir ve başka problemlere neden olur. Bu nedenle, azalan su varlığımız havzalar arasında projelerle taşınmamalı, doğal bütünlük bozulmamalı su yerinde değerlendirilmeli. Su havzalarımızın planlaması yapılarak suyu daha az tüketen bitkilerin yetiştirilmesine dikkat edilmeli. Tarımda vahşi sulama ve büyük yağmurlama sistemleri yerine damla sulama gibi mikro sulama sistemlerinin kullanımı teşvik edilmeli. Rüzgârlı ve yağışlı havalar ile birlikte gündüz sulama yasaklanmalı. Bitkilerin su ihtiyacını doğru belirleyebilmek için her ilçeye en az bir tane tarımsal meteoroloji istasyonu kurulmalı. Drenaj suları doğal arıtımla yeniden kazanılmalı. Su kullanım planlaması doğal varlıkların su ihtiyacını da gözetmeli. Sanayinin suya olan gereksinimini en aza indirecek teknolojiler desteklenmeli. Sürdürülebilir üretim ve tüketim teşvik edilmeli. Suyun sanayide kullanımında kapalı su devre sistemleri geliştirilmeli, buna rağmen çıkacak atık sular da arıtımla geri kazanılmalı. Kentlerde su kullanımında bütün tasarruf önlemleri alınmalı, şebeke su kayıpları engellenmeli. Ayrıca ülkemizde denetimsiz açılan kuyuların, taban suyu düzeyinin hızla azalmasına yol açacağı, zemin çökmeleri ve akabinde yapısal hasar ve taşkınların artma tehlikesini beraberinde getireceği gözden uzak tutulmamalı. Bütün bunlar için de acilen bir Su Çerçeve Yasası çıkartılmalıdır. Türkiye yarı kurak bir ülkedir. Ayrıca kuraklık sosyo-ekonomik etkileri, kalıcılığı ve çözüm bulmadaki zorluk nedeniyle dünyadaki en tehlikeli doğal afet olarak kabul edilmektedir. Kuraklık şehirlerde kullanma suyu kıtlığının yanı sıra, tarımsal ürün ve hidro elektrik üretiminde de büyük düşüşlere yol açabilir. Bu nedenle, su havzalarının ve tarım alanlarının korunması büyük önem arz etmektedir. Ayrıca kuraklık, ülke içinde şehir sınırlarını aşan sular ile beraber ülke sınırlarını aşan sularda da büyük sıkıntılara yol açabilecektir. Sonuç olarak suyun kısıtlı, yağışların bazı bölgeler dışında miktar ve dağılımının düzensiz olduğu, büyük şehirlerde ve tarımsal üretimde suyun kısıtlı bulunduğu, içme, kullanma ve sulama suyu kalitesinin gün geçtikçe artan sanayi ve diğer çevre kirlilikleri neticesinde düştüğü ve küresel ısınma düşünülürse, ülkemizin kuraklığın şiddetini çok yakın bir zamanda bugünkünden çok daha fazla hissedeceği açıkça görülmektedir

13 Depremlerin Psikolojik Etkileri ve Psikososyal Destek Prof. Dr. A. Nuray Karancı ODTÜ, Psikoloji Bölümü gerektirecek kadar büyük can ve mal kayıplarına neden olduklarında doğal afet olarak tanımlanırlar. Depremlerden kimler ruhsal olarak etkilenir diye sorduğumuzda çok geniş bir kitlenin etkilenebileceği ortaya çıkmaktadır. Depreme doğrudan maruz kalanlar, depremde yakınlarını kaybedenler, mal varlıklarını kaybedenler, arama kurtarma ekipleri elemanları ve diğer afet çalışanları, medya mensupları, gönüllüler, görgü tanıkları, TV den ve sosyal medyadan olayı izleyenler gibi depremlerin doğrudan ve dolaylı olarak etkileyebileceği pek çok grup vardır. (kişiler arası) tepkilerdir. Bu tepkiler olağan üstü bir duruma verilen normal tepkilerdir ve mağdurların bunların normal tepkiler olduğunu bilmeleri normalleştirme ve rahatlatma açısından psikolojik ilk yardım prensipleri arasında önemli bir yer tutar. Duygusal Tepkiler Doğal afetler sonrası mağdurlarda görülen duygusal tepkiler; şok, öfke, çaresizlik, kendini boşlukta hissetme, hissizlik, aşırı korku hali, suçluluk, yas, ümitsizlik, asabiyet, karamsarlık, dissosiyasyon (ayrışma), değersizlik hissi, panik ve utanç olarak sayılabilir. Depremlerin fiziksel, ekonomik ve sosyal etkileri üzerinde oldukça çok araştırma olmakla birlikte psikolojik etkileri daha az odaklanan bir konu olmaktdır. Ancak, deprem yaşantısı bireyler üzerinde oldukça örseleyici etkiler yaratabilirler. Bu etkilri anlamak onları azaltmanın en önemli adımıdır. Bu nedenle bu makalede depremlerin psikolojik etkileri ve bu etkileri azaltmada psikososyal desteğin işlevleri üzerinde durulacaktır. Depremler sonrası ortaya çıkan psikolojik etkilerin bir kısmı olağan ve geçicidir. Ancak, bazı tepkiler, şiddetleri, sosyal ve iş yaşantısını engellemeleri ve ne kadar uzun süre devam ettiklerine bağlı olarak ciddi ruhsal bir bozukluk olarak değerlendirilebilirler ve bu durumlarda profesyonel destek sağlamak önemlidir. Psikososyal destek uzun soluklu bir süreçtir ve afet yaşayan toplulukların ve bireylerin temel ihtiyaçlarını, sorunlarını ve psikolojik sıkıntılarını odak alan önleyici bir yaklaşımdır. Uygulanmasında çok farklı kurumların ve meslek gruplarının katkıları gerekmektedir. Afetler ve travmatik yaşam olayları Afetler, belirli bir coğrafi bölgede nispeten aniden ortaya çıkan, kolektif stres yaratan, önemli ölçüde kayıp yaratan, toplumun yaşantısını sekteye uğratan ve kendi başa çıkma kaynaklarını aşan doğal veya insan kaynaklı olaylardır. Deprem, sel, heyelan, fırtına gibi doğa olayları, bölge ve ülke düzeyinde veya uluslararası yardım Travmatik yaşam olayları ise, insanların yaşamları boyunca karşılaşabilecekleri, kendi yaşantılarını tehdit eden veya ciddi yaralanmalara yol açan, kişisel bütünlüklerini tehdit eden olaylar ve/veya bu durumlara başkalarının maruz kalmalarına tanık oldukları olaylardır. Travmatik yaşam olaylarının ruhsal travma yaratabilecek olaylar olarak sınıflanabilmeleri için kişinin bu travmatik olaylara verdiği tepkiler de göz önünde tutulmaktadır. Kişinin olaya aşırı korku, dehşet veya çaresizlikle tepki vermesi de önemlidir. Ciddi kazalar, doğal afetler, fiziksel veya cinsel saldırı, bir yakının beklenmedik ani ölümü gibi olaylar ruhsal travmatik olaylara örnek olarak verilebilir. Dolayısıyla ruhsal travma tanımında hem olayın özellikleri hem de bireyin tepkileri bir arada değerlendirilmektedir. Travmatik olaylar önceden tahmin edilemez olmaları, bireyin kontrol algısını tehdit etmeleri, ve zarar görebilirliklerini fark etmelerine yol açmaları nedeniyle temel varsayımları yıkarak örseleyici olmaktadırlar. Travmatik olaylara örnek verirsek, deprem, sel, kasırga gibi doğal afetler, savaşlar, cinsel ya da fiziksel saldırıya uğrama, işkence görme, trafik kazaları ve yaşamı tehdit eden hastalıklar, gibi olayları sıralayabiliriz. Bu tür olayların oldukça yaygın olarak yaşandığı ve yaşam boyu en az bir travmatik yaşantısı olanların % 55 ile % 90 arasında olduğu çeşitli ülkelerde yürütülen çalışmalarda bulunmuştur (Breslau ve ark., 1998, Flett ve ark.,2004; Frans ve arkadaşları, 2005; Karanci ve ark, 2009; Karanci ve ark., 2011; Norris ve ark., 2003). Karanci ve ark., (2009), Türkiye de en yaygın olarak yaşanan travmatik yaşantıların sevilen bir yakının beklenmedik ölümü, kazalar ve doğal afetler oluğunu bulmuşlardır. Afetlerin Psikolojik Etkileri Ruhsal travmatik olaylar ve afetlere maruz kalan kişilerde bu olaylar sonrasında çeşitli psikolojik sıkıntı belirtileri görülebilir. Bu tepkiler daha sonraki bölümlerde ele alınacak olan olağan üstü bir duruma verilen normal tepkilerdir ve zamanla şiddetleri azalır. Ancak, ruhsal bir travma ve /veya afet sonrası bazı kişilerde akut stres bozukluğu, Şekil 1. Afet olaylarına uyumu etkileyen faktörler ve daha sonra travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) olarak adlandırılan ve kişinin yaşamını engelleyebilen ve oldukça yoğun sıkıntı yaratabilen ruhsal rahatsızlıklar da gelişebilmektedir. Ayrıca, çeşitli başka kaygı bozuklukları (panik bozukluğu, fobiler gibi), depresyon, madde bağımlılığı, saldırganlık ve öfke, kişilik bozuklukları ve patolojik uzatılmış yas gibi sorunlar da gözlenebilir. Öncelikle afet ve travmanın bireyler üzerindeki etkilerini açıklayan Parkinson un (2000) modelini incelememiz bize bu olaylardan etkilenmenin hangi değişkenlere bağlı olabileceğini gösterecektir. Şekil 1 de gösterildiği gibi afet öncesi bulunan bazı özellikler afetin kişi üzerindeki etkisini belirlerler. Bu özellikler kişinin çevresel ve öz kaynakları (sosyal destek, eğitim, iş durumu, gelir, gibi), kişilik özellikleri (iyimserlik, deneyime açıklık gibi), daha önce karşılaşılan travmatik yaşantılar ve bunlarla nasıl başa çıkılmış olduğu, ve kişinin başa çıkma yollarıdır (problem odaklı veya duygusal başa çıkma gibi). Afet olayı ile ilgili olarak afetin etkilerine ne derece maruz kalındığı, afet olayının şiddeti ve kişinin kayıpları göz önünde tutulmalıdır. Modelde afet sonrası olayların ve çevrenin de psikolojik tepkileri önemli ölçüde belirlediği görülmektedir. Bu bakımdan psikososyal destek afet sonrası olumsuzlukları en aza indirmeyi amaçlamalı ve afetzedelere olayla başa çıkabileceklerini göstermeli kontrol ve güven duygusunu yeniden kazandırmayı amaçlamalıdır. Yetişkinlerde afet sonrası psikolojik tepkiler Doğal afetlerden sonra mağdurlarda görülen tepkiler genel olarak beş ayrı başlık altında incelenebilir. Bunlar; duygusal, bilişsel, fiziksel, davranışsal ve sosyal Bilişsel (düşünceler ve düşünce akışında) Tepkiler Mağdurlarda görülen bilişsel tepkiler; konsantrasyon bozukluğu, karar verme konusunda zorlanmalar, hafıza ile ilgili sorunlar ve/veya hafıza kaybı, yanlış inançların geliştirilmesi (örneğin; Hep benim suçumdu. gibi), düşüncelerde karışıklık/düzensizlik, yaşadıklarını çarpıtma/değiştirme, kendine saygı duymama, kendine olan inancını kaybetme, kendini suçlama, endişe geliştirme, istenmeyen ve önlenemeyen düşünceler ve anılara maruz kalma olarak görülebilir. Davranışsal Tepkiler Mağdurlarda görülen depremi hatırlatan uyaranlardan kaçınma, yerinde duramama ve ani irkilmeler gibi tepkiler davranışsal tepkiler arasında değerlendirilir. Fiziksel Tepkiler Mağdurlarda fiziksel olarak görülen tepkiler arasında yorgunluk/bitkinlik, uykusuzluk, uyku düzeninde bozulma, aşırı uyuma, uyuyamama veya uykuyu sürdürememe, tedirginlik, yaygın ağrılar, baş ağrısı, cinsel istekte azalma, iştahsızlık, bağışıklık sisteminde bozulmalar, mide ve bağırsaklarda sorunlar, gerginlik, çarpıntı, bulantı, baş dönmesi ve göğüs ağrıları görülebilir. Sosyal (kişiler arası) Tepkiler Yabancılaşma, sosyal geri çekilme, kişiler arası ilişkilerde çatışmalar ve sorunlar (aile, iş, okul, evlilik), güvensizlik, şüphecilik, yargılayıcı ve suçlayıcı olma mağdurlarda afet sonrası görülen sosyal (kişiler arası) tepkilerdir. Psikolojik Tepkiler: Afet Sonrası Aşamalar Afetler/travmatik yaşam olayları bireylerin karşılaştıkları olağan dışı durumlardır ve bu bakımdan aşağıda açıklanan olay sonrası tepkiler normal psikolojik tepkilerdir. Bu normal tepkiler afetten sonraki dönemde çeşitli evreler içerisinde incelenebilir. Genel olarak travmatik bir yaşantıdan ve/veya afetten sonra kişilerin geçtikleri evreler ve tepkiler şunlardır ( ISMEP, 2009; Karanci, 2005; 24 25

14 Saari, 2005) : 1. Psikolojik Şok Dönemi: (İlk 24 saat veya daha uzun) Bu dönemde afet yaşayanlarda genel olarak şu tepkiler görülür; ¼ Fizyolojik uyarılma ¼ Algıda hassasiyet ancak kısıtlanma ¼ Mantıklı düşünememe ve karar verememe sorunları ¼ Hafıza ve dikkati yoğunlaştırma güçlükleri ¼ Her şeyin gerçek dışı görünmesi (dissosiyasyon) ¼ Duyguların küntlenmesi/taşlaşmak ¼ Acı hissetmeme ¼ Şok ¼ Bazıları panik ya da dona kalma reaksiyonları gösterebilir, ancak bu oran çok yüksek değildir (20 %). 2. Tepki Dönemi: (afet olayından yaklaşık 2-6 gün sonra ortaya çıkar) Neler olduğunun ve olayın anlamının farkına varıldığı dönemdir. Bu dönemde görülen tepkiler: ¼ Duygusal karmaşa: Kaygı, korku, öfke, sinirlilik, umutsuzluk, çaresizlik, üzgünlük, suçluluk, utanç, suçlama, güvensizlik, kendini yalnız ve gerçek hayattan kopuk hissetme. ¼ Bedensel/Fizyolojik tepkiler: Titreme, bulantı, kardiak sorunları (çarpıntı gibi), adale ağrıları, baş dönmesi, yorgunluk, yerinde duramama, uyku sorunları, iştah değişimleri. ¼ Afet durumunu hatırlatan uyaranlardan kaçınma ¼ Afet ile ilgili tekrar eden düşünceler ve hayaller (flashback) ¼ Korkutucu, dehşet verici rüyalar ve kâbuslar Tüm bu tepkiler çok korkutucudur ve bu dönemde afetzedelere bu tepkilerin olağan dışı bir duruma verilen normal tepkiler olduğu ve sağlıklı başa çıkma yöntemlerinin anlatılması, kısaca psikoeğitim olarak tanımlanan süreci başlatmak yararlı olacaktır. 3. İşlemleme ve Olanları Düşünme (Üzerinden Geçme) Dönemi: Bu dönemde afet yaşantının işlemlenmesi, yani yaşantının ve yarattığı duygusal, düşünsel ve davranışsal tepkilerin gözden geçirilmesi ve anlamlandırılması gerekir. Afetzede olayla kendi arasına bir mesafe koyabilmelidir. Bu evrede görülen genel tepkiler şunlardır : ¼ Afetzede artık afet ile ilgili konuşmak istemez. ¼ Kaybettikleri için yas tutar. ¼ İşlemleme içsel olarak devam eder. ¼ Üzüntü, özlem gibi güçlü duygular yaşayabilir. ¼ Hafıza ve dikkat sorunları ortaya çıkabilir. ¼ Kişiler arası ilişkilerde sorunlar, sinirlilik ve çatışmalar, dış kaynaklara/kişilere öfke patlamaları yaşayabilir. ¼ Yalnız bırakılmak ister, psikolojik olarak ortamda değildir. Bu dönemde afetzedeye destek olmak için normal yaşam rutinine dönebilmesini sağlamak, okula veya işe gitmek gibi, yitirilen kontrol duygusunu geri verebilir ve sosyal desteğe ulaşımı sağlayabilir. Afetzedelerde gelecek perspektifi yaratmak ve umut aşılamakta bu dönemde yardımcı olacaktır. 4. İyileşme / Yeniden Oryantasyon Dönemi: Bu dönemde afetzede gelecek planları yapmaya başlar ve tepkilerin şiddeti azalır. Bu evrede görülen genel tepkiler ise şunlardır : ¼ Afetzede olanları kabul etmeye başlar. ¼ Tepkilerin şiddeti azalır. ¼ Afetzede günlük hayata ilgi göstermeye başlar. ¼ Gelecekle ilgili planlar yapar. ¼ Duygusal olarak kendini daha iyi hisseder. ¼ Afet/travma olayı yaşamının, anılarının bir parçası haline gelir, ancak zihnini tamamen meşgul etmez. Tüm olanları işlemleyebilmek için zaman gereklidir. Afet sonrası olayla başa çıkma stratejisi olarak olanları inkâr etme, kabullenememe, bastırma ve kaçınma yollarını kullanmak ve/veya psikolojik olarak tam hazır olmadan işe/okula geri dönme zorunluluğu işlemleme ve anlamlandırma süreçlerini engelleyebilir. Bu durumda belli dönemlerde kalma/takılma olabilir ve ileriki yaşamı etkileyebilecek psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir. Afetler Sonrası Görülebilecek Ruhsal Bozukluklar: Yukarıda anlatılan tepkiler normal dışı bir yaşantıya verilen normal tepkilerdir. Ancak, bazı afetzedeler belirtilen evreleri başarı ile atlatamazlar ve tepki aşamasında takılıp kalarak Akut Stres Bozukluğu ( 2gün-bir aya kadar olan) veya Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSBB)(bir aydan sonra), depresyon, uzatılmış-patolojik yas, maddde kullanım bozuklukları gösterebilirler. Bu durum, şiddetli bir travmatik olayın ardından kişinin yaşamının ya da fiziksel bütünlüğünün tehdit altında olmasından, yoğun bir korku hissi ve dehşet duygusu yaşamasından veya çaresizlik hissi duymasından ve bu olayı tam olarak sindirememesinden veya anlamlandıramamasından kaynaklanır. TSSB nin özelliklerinin bilinmesi afetzedelerin sorunlarını anlayabilmek ve gerekli durumlarda uzmanlara yönlendirebilmek açısından önemlidir. TSSB nin yaşam boyu yaygınlığı toplumu temsil eden çalışmalarda % 5 ile %12 oranları arasında saptanmıştır (Frans ve ark., 2005; Breslau ve ark., 1998, Bernat ve ark., 1998; Norris ve ark., 2003; Amir ve Sol, 1999). TSSB yaygınlığının travmatik olayın türüyle ilişkili olduğunu, özellikle cinsel saldırı ve tecavüz olaylarının ardından TSSB nin çok daha yüksek oranda görüldüğünü gösteren çalışmalar bulunmaktadır (Amir ve Sol, 1999; Frans ve ark., 2005). 17 Ağustos tan sonra yapılan çalışmalarda Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) oranları % 23 ile %43 arasında bulunmuştur (Kılıç ve Ulusoy 2003; Başoğlu ve ark. 2002, Başoğlu ve ark. 2004; Tural ve ark. 2004). Afetler Sonrası Psikososyal Destek : Neler Yapılmalı Psikososyal Destek Nedir? Geniş bir yelpazede psikososyal problemlere odaklanan ve sosyal birlikteliği ve afetzedelerin saygınlığını ve bağımsızlığını desteklemeyi, psikolojik sorunların gelişmesini ve sosyal dağılmayı engellemeyi amaçlayan bir süreçtir. Psikososyal destek örseleyici bir deneyim yaşamış olan, ancak psikolojik olarak sağlıklı bireylere uygulanır (IPPHEC, 2009; p.9). Psikososyal destek sadece afetden hemen sonra verilen bir uygulama değil, sürekliliği olan bir süreçtir. Bu süreçte sürekli izleme, takip ve etkililiğn degerlendirilmesi gerekir. Psikososyal destek toplum yaşantısının işlevsel bir şekilde devam etmesini sağlamayı ve bireylerin iyilik hallerini ve dayanıklılıklarını arttırmayı amaçlar. Önceki bölümlerde belirtildiği gibi, afetler sonrası etkilenen çok sayıda afetzedenin sadece bir kısmı uzmanların verebileceği profesyonel desteğe (psikiatri ve klinik psikoloji) ihtiyaç duyarlar. Şekil 2 den görüleceği gibi afet yaşayanların hepsi akut destek olarak adlandırabileceğimiz psikolojik ilk yardımdan yararlanabilirler. Orta vadede ise daha az bir kısmı sosyal destek, psikoeğitim, kaygı/stres yönetimi gibi yaklaşımlardan yararlanabilirler. Şekil 2 den görülebileceği uzun vadede uzmanlardan destek görmesi gerekebileceklerin oranı oldukça düşüktür. Akut dönem ve orta dönemde ne kadar çok destek verilirse ciddi sorunların ortaya çıkması o kadar önlenebilecektir. Akut dönem ve orta vadede destek verilirken kimlerin afetden daha çok etkilenmiş olabilecekleri göz önünde tutulmalıdır. Afetlerden daha çok etkilenme olasılığı olanları şöyle listeleyebiliriz: ¼ Yoğun kayıp yaşayanlar ¼ Kadınlar ¼ Sosyal desteği eksik olanlar ¼ Yakın geçmişte kayıp yaşamış olanlar Şekil 2. Afetler sonrası psikososyal destek ¼ Psiko-sosyal sorunları olanlar (işsizlik, evsizlik, kronik hastası olanlar, vs) ¼ Aile problemleri olanlar Psikolojik Destek : Genel İlkeler 1. Paylaşım : Afetzedelere yaşadıkları olayı paylaşabilecekleri ortamları sunmak 2. Normalleştirme: Yaşanan sıkıntıların olağanüstü bir duruma verilen olağan tepkiler olduğunu ve bunlarla nasıl başa çıkabileceklerini anlatmak 3. Normal yaşama dönüş: Mümkün olduğunca normal yaşam rutinlerine dönmelerini sağlamak 4. Afet sonrası olumsuz olayların azaltılması: Afetzedelerin ihtiyaçlarını tespit etmek bunları karşılayan kaynakları sağlamak 5. Bilgilendirme: Afetzedelere açık ve anlaşılabilir bir şekilde yapılacaklar ve kaynaklar hakkında bilgi vermek 6. Katılım-kontrol: Afetzedelerin verilen kararlara ve uygulamalara katılımlarını sağlamak ve onlara kontrol duygusunu verebilmek 7. Profesyonel yardım-tarama: Belirtileri çok şiddetli olanların profesyonel yardıma ulaşmalarını sağlamak 8. Afet çalışanları: Afet bölgesinde görev yapan ekiplerin, ve öğretmenler gibi diğer görevlilerin stress tepkilerini tanımalarına ve bunlarla başa çıkabilmelerini sağlamak Sonuçlar Deprem sonrası psikolojik tepkilerin neler olduğu ve deprem yaşayanlara psikososyal desteğin nasıl verilmesi gerektiği konusunda bilgili olmak gerekmektedir. Psikososyal Destek Yöntemleri konusunda yapılmış çok sayıda çalışma ve yayımlanmış rehber bulunmaktadır. Bu rehberlerde psikososyal destek kapsamında neler yapılması gerektiği, desteğin nerelerde, ne zaman, kim

15 ler tarafından ve kimlere verilmesi gerektiği açıklanmaktadır. Yani, afetzedelere uygulanacak bilimsel temelli uygulamalar için standartlar verilmektedir. Bu kılavuzlar geliştirilirken hem bilimsel çalışmalar hem de uygulayıcılardan gelen verilere yer verilmektedir (IASC ;2007; IPP- HEC,2009 ; IFRC, 2001; NICE, Psychosocial Working Group [PWG],2004; United Nations High Commissioner for Refugees [UNHCR], 2001; Weine et al., 2002; WHO, 2001, 2003, 2005). Avrupa Psikologlar Birliği (EFPA) Afet, Kriz ve Travma Psikolojisi Komitesi de (SC on Disaster, Crisis and Trauma Psychology ) psikolojik destek ilkelerini belirlemiştir ( Proposal for quality standards for psychological interventions in disaster and crisis (http://disaster. efpa.eu/standing-committee). Kaynakça Amir,M., & Sol, O. (1999). Psychological impact and prevalence of traumatic events in a student sample in Israel: The effect of multiple traumatic events and physical injury. Journal of Traumatic Stress, 12, Basoglu, M., Kılıc, C., Salcioglu, E., et al.(2004). Prevalence of posttraumatic stress disorder and comorbid depression in earthquake survivors in Turkey. Journal of Traumatic Stress, 17, Basoglu, M., Salcioglu, E., Livanou, M., et al. (2002). Traumatic stress responses in earthquake survivors in Turkey. Journal of Traumatic Stress, 15, in Oslo, Norway, June. Karanci, A.N., Özkol, H., Aker, T., & Işıklı, S. (2011).Psychological effects of traumatic events: A qualitative analysis. The 12th European Congress of Psychology, July, İstanbul, Turkey. Kılıc, C., & Ulusoy, M. (2003). Psychological effects of the November 1999 earthquake in Turkey: an epidemiological study. Acta Psychiatrica Scandinavica, 108(3), Norris, F.H., Murphy, A.D., Backer, C.K., Perilla, J.L., Rodriguez, F.G., & Rodrigues,J.J.G. (2003). Epidemiology of trauma and posttraumatic stress disorder in Mexico. Journal of Abnormal Psychology, 112, Parkinson, F. (2000). Post-Trauma Stress. Fisher Books: U.S.A. Saari, S. (2005) A Bolt from the Blue: Coping with Disasters and Acute Traumas. Jessica Kingsley Publishers, London and Philadelphia. Tural,Ü., Coşkun,B., Önder,E., Çorapçıoğlu, A., Kesapara, C., ve ark. (2004). Psychological consequences of the 1999 earthquake in Turkey. Journal of Traumatic Stress, 17, EUR-OPA (Avrupa ve Akdeniz Büyük Tehlikeler Anlaşması) kapsamında da üye devletlere verilen önerilerde psikososyal desteğin tüm afetler sonrası afet yaşayanların kolay ve ücretsiz erişebilecekleri şekilde sağlanması önerilmiştir. (http://www.coe.int/t/dg4/majorhazards) Psikososyal destek ve hizmetlerin afet sonrası planlara dahil edilmeleri önemlidir. Bu bakımdan Türkiye de afetler sonrası psikososyal desteğin mekanizmalarının geliştirilmesi, koordinasyonun sağlanması ve sürdürelebilir bir şekilde afetler sonrası verilmesi önemlidir. Bu konuda hizmet verecek profesyonellerin (örn. Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği ne dahil meslek kuruluşları) ve afet alanında çalışan STK ların kaynak arttırımına destek sağlamak, verilecek psikososyal desteğin bilimsel temelli ve nitelikli olmasını sağlayacaktır. Breslau, N., Kessler, R.C., Chilcoat, H.D., Schultz, L.R., Davis, G.C., & Andreski, P.(1998). Trauma and post-traumatic stress disorder in the community.: The Detroit area survey of trauma. Archives of general Psychiatry, 55, Bernat, J.A., Ronfeldt, H.M., Calhoun, K.S., & Arias, I. ((1998). Prevalence of traumatic events and peritraumatic predictors of posttraumatic stress symptoms in a nonclinical sample of college students. Journal of Traumatic Stree, 11, DSM-IV-TR. (2001). Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması ve Sınıflandırılması El Kitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı, Amerikan Psikiyatri Birliği, Washington DC, 2000 den çeviren Köroğlu E, Hekimler Yayın Birliği, Ankara, Sy EUR-OPA: Major Hazrds Agreement. Flett, R.A., Kazantzis, N., Long, N.R., MacDonald, C., & Millar, M. (2004). Gender and ethnicity differences in prevalence of traumatic events: evidence from New Zealand community sample. Stress and health, 20, Frans, O., Rimmo, P.A., Aberg, P., & Fredikson, M. (2005). Trauma exposure and post-traumatic stress disorder in the general population. Acta Psychiatrica Scandinavica, 111, ISMEP (2009). Afetlerde Psikolojik İlk yardım (Karancı, A.N., ve Aker, T. Editorler). Karancı, A.N. (2005). Afetzede Psikolojisi ve Hazırlıklı Olma/Zarar Azaltma Davranışları. Afet Yönetiminin Temel İlkeleri, JICA Türkiye Ofisi Yayın No:1, Karanci, A. N., Aker, T., Işıklı, S., Başbuğ Erkan, B. B. Gül, E., Yavuz, H., Önen, P. (2009). Personality, impact of traumatic event and post-traumatic growth in an adult sample from Turkey. 11th ECOTS 28 29

16 İş Zekası Nedir, Ne Değildir? Bülent Göven Getron Bilişim Hizmetleri Ürün Yöneticisi Biz dışarıdan ithal ettiğimiz kavramları kendimizce evirip biçimlendirmeye bayılırız. İçini ve biçimini değiştiririz de bir tek ismi aynı kalır. Demokrasi mesela. Biz toplum olarak demokrasiyi kendimiz için olduğunda pek severiz de, başkalarının hakları söz konusu olduğunda gözardı ederiz. Dilimizde pelesenk olmuştur demokrasinin herkese lazım olduğu, ama sadece kendi anladığımız şekle sokabildiysek. Demokrasi sözcüğü, uygulamada olmasa bile en azında felsefi anlamda, gelişmiş ülkelerde aynı şekilde tanımlanır. Bizim her parti liderlerimiz içinse ayrı bir tanımı, ayrı bir felsefesi vardır. Keza gazetecilerimiz için de öyledir. Bir sorun bakalım Yılmaz Özdil, Mehmet Tezkan, Emin Çölaşan demokrasiden ne anlıyor; Mehmet Barlas, Ayşe Hür, Mehmet Altan, Etyen Mahçupyan ne? Burada kastedilen anlayış farkı işin felsefi boyutundan kaynaklanıyorsa amenna. Ama buradaki bakış açısı farkı, işin genelde felsefesinden değil de algılayan kişinin çıkarıyla ilintili gibi görünüyor çok zaman. İş dünyasında da benzer eğlenceliklerle karşılaşmak mümkün. Ülkemizde hemen hemen her firma kendi içinde bir kurumsallaşma hedefi belirlemiştir ancak bu hedef yalnızca işverenin çıkarına işlediğinde gündem konusudur. Herhangi bir çalışan kurumsallık adına görev tanımı dahilinde kalmak istediğinde işten kaytaran kişidir işverenin gözünde. Tam tersi de olabilir tabii zaman zaman; çalışan kurumsal yapılarda olduğu gibi yaptığı fazla mesainin ücretini, çok haklı olarak talep eder, ama işverenin, sebebi her ne olursa olsun, kendisinin maaşından kesinti yapmasına hiçbir şekilde hak vermez. Kurumsallık da aynen demokrasi gibi eğilip bükülmeye çok elverişlidir, hem işverenin hem de çalışanın gözünde. İş Zekası deyince... Malum, son bir kaç on yıldır, kurumlar ellerindeki verileri işleyip bu verilerden bilgi üretmeye odaklandılar. Bunun için de operasyonel veri içinde anlamlı bir ilişki olup olmadığını tespit etmeye çalışıp duruyorlar. Şu çocuk bezi alanlar bira da alır klişesiyle verilen türden ilişkiler gibi hani. Eğer veriler içinde bu tip ilişkiler belirlenebilirse buna göre yeni pazar stratejileri oluşturulabilir, tüketici segmentasyonu bu ilişkilere göre tanımlanabilir, ürünler markete bu ilişkileri destekler nitelikte sunulabilir, müşteri memnuniyeti ve sadakati yükseltilebilir, karlılık arttırılırken maliyetler düşürülebilir. Kağıt üzerinde baştan çıkarıcı duran bu söylem tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, özellikle son dönemde oldukça popüler oldu. Ben de bu yazımda, naçizane, bu konu üzerine birkaç kelam etmek isterim. Yıllardır üzerine kafa patlattığım iş zekası üzerine yazmaya karar verdiğimde öncelikle kavramı tanımlamak gerek diye düşündüm. Kavrama karşılık gelen açıklamayı yabancı kaynaklı bir yerden almak yerine ise, iş zekası üzerine bir şeyler yaptığını iddia eden yerli firmaların yaptıkları işi nasıl tanımladıklarına bakmak istedim önce. Karşıma öyle değişken, ilintisiz ve işin felsefesinden bağışık ifadeler çıktı ki anlatamam. Tamam, iş zekası demek yoğun veriyi düzenlemek demek, bu verileri güvenli bir ortamda saklamak demek, yine bu verileri işleyip anlamlı şekilde raporlayabilmek demek. Ama hepsi bu kadar değil, çok daha fazlası var. Bu tanım kargaşası, herkesin iş zekası kavramından başka bir şey anlamasından mı, pek de emin değilim doğrusu. Daha ziyade yapılan işe, o yapılan iş her ne ise artık, popüler bir yaklaşımın ismiyle hitap etmek ürünü daha pazarlanabiliyor kılıyor da, ondan ortaya böyle bir durum çıkmış diye düşünüyorum ben. İş zekasının özünde ne olduğunu bilseler, pazarlamaya çalıştıkları şeye iş zekası diyerek aslında ne komik duruma düştüklerini de görecekler de, neyse artık... Anlaşılan, bizim sektörde de, iş zekası kavramını da eğip büküp nalıncı keseri gibi kendine yontacak hale getirmek epeyce prim yapıyor...tıpkı demokrasi kavramı gibi...tıpkı kurumsallık kavramı gibi... İş Zekası Nedir? Nobel ödüllü İrlandalı oyun yazarı George Bernard Shaw En basit insanı bile tek bir sözcük ile tanımlamak mümkün değildir der, Kara Kız adlı eserinde. Sanırım iş zekası kavramı için de benzer bir şey söylemek mümkün. Okuduğum tüm tanımlamalar arasında işin felsefesini de ortaya koyabilen, çok içime sinen herhangi bir açıklama göremedim doğrusu. Bunda şaşılacak pek de bir şey yok sanırım, çünkü işin hikayesini okumadan tariflemek epey zor bu kavramı. O halde biz önce, iş zekasının ne olmadığına bakalım. Çerçeveyi daraltırsak resim biraz daha netleşecek sanırım. İş Zekası Ne Değildir? Madem ki iş zekası nedir? sorusuna öyle bir seferde kolaylıkla cevap vermek mümkün değil, o halde sorduğumuz soruyu değiştirip işe şu soruyla başlayalım: iş zekası ne değildir? Bu soruya cevap verirken de yapılmış yanlış tanımlardan gidelim. İş Zekası Bir Tür Yazılım Mıdır? İş zekası öncelikle CRM gibi, ERP gibi, herhangi bir muhasebe paketi gibi ya da ofis uygulamaları gibi bir yazılım olmaktan ibaret değildir. Doğrudur, bir iş zekası çözümü üretmek yoğun verinin pek çok kırılımla detaylı şekilde irdelenmesini gerektirir ve bu gerekliliği yerine getirmek herhangi bir yazılımdan faydalanmaksızın pek de mümkün değildir. Yine doğrudur, günümüzde sadece bu ihtiyaçtan yola çıkılarak üretilmiş pek çok yazılım var: SPSS gibi, Cognos gibi, Business Objects gibi, Qlik- View gibi. Bu yazılımlar da ülkemizde de uzun yıllardır pazara sunulmuş durumda. Adını burada andığım ya da anmadığım tüm bu yazılımlar, gerçekten de pek çok üstün özellikle donatılmış. Ne ki, bu ürünlerin hiç biri iş zekası çözümü olarak pazarlanmadı üretildikleri ülkelerde bile, bunlar yalnızca iş zekası çözümleri üretirken kullanılabilecek araçlardı. Bu yüzden bu yazılımların üreticileri bile kendi ürünlerine business intellegence tools demeyi tercih etmişlerdi. Ülkemizde ise bu yazılımlar, haydi açık açık söyleyelim, bu araçlar, öyle bir anlatıldılar ki pazarda, sanırsınız ki parayı verip aldığınızda tüm dertleriniz sona erecek. Tüm verilerinizi kontrol altına alıp işleyebilecek, kolaylıkla yorumlayabilecek ve tüm kararları doğru verme şansına sahip olabileceksiniz. Evet bu araçlar yoğun verinin işlenebilmesi üzerine kurgulanmış, veritabanı bağımsız çalışabilen, kullanımı son derece basit, kolaylıkla diğer uygulamalara entegre edilebilen, karmaşık verileri birbirinden anlaşılır görsellerle son derece hızlı ve pratik şekilde raporlayabilen harika yazılımlardı. Ama adı üstünde bunlar sadece birer tool du. Sadece bir işinize akıl katarken kullanabileceğiniz kullanışlı araçlar. Hepsi bu. İş Zekası Bir Teknoloji de Değildir İş zekası çözümü üretiyoruz diye ortaya çıkanların bir kısmının anlattıkları da doğrudan bu amaçla üretilmiş teknolojilerden ibaret kalıyor. Eğer bir firma büyük veriyi depolamaya yönelik birtakım çözümler üretiyor ve bunun üstüne bir de bu büyük veriyi işleyebilecek veri madenciliği teknikleriyle geliştirilmiş arayüzler sunuyorsa, hiç çekinmeksizin iş zekası çözümü sağladığını söylüyor böbürlene böbürlene. Keşke bu kadar basit olsa. Bu noktada bir iş zekası çözümü üretirken bu tip teknolojilere ihtiyaç duyulduğunu söylemek gerek en baştan. Yoğun verinin temizlenmesi ve anlamlı hale getirilmesi için elbette ki farklı teknolojilerden yararlanmak durumundayız. Ötesi yıllar boyunca toplanmış operasyonel verilerin saklanması için elbette ki veri depolama (data warehousing) teknikleri de kullanılmalıdır. Ayrıca, tera bytelarca verinin en hızlı şekilde ve anlamlı şekilde raporlanabilmesi için de veri madenciliği teknolojisine de çok zaman muhtaç olduğumuz doğrudur. Yine de söylemeli ki tüm bunlar bir iş zekası çözümü üretirken kullanacağımız yazılım tekniklerinden başka şeyler değil. Doğru, bu teknikler olmaksızın iş zekası çözümü üretmek pek mümkün değil, ancak bu gerçek, iş zekası denen şeyin basit bir teknoloji olduğunu da göstermiyor. Tüm bunlar yalnızca hedefe giden yolda kullanılmak üzere üretilmiş pratik ve faydalı enstrümanlar, 30 31

17 ama iş zekasının bizzat kendisi değil. Kavram Kargaşasının Kaynağı... İş zekası kavramının içinin, bilerek ya da bilmeyerek, bu kadar boşaltılmış olmasının temel sebebi sözcüğün dile bu şekilde çevrilmesi olarak anlatılıyor sık sık. Malum, kavramın orijinal ismi business intelligence. intelligence sözcüğü de dilimize zeka olarak çevrilince, kavram da tümden içerik değiştirdi diye düşünenler oldu önce. Daha sonra, intelligence sözcüğünün aslında CIA içinde geçen intelligence şeklinde yorumlanması gerektiği dillendirildi; haber ve bilgi toplama, istihbarat edinme yani. Birtakım insanlar da iş zekasını bu algı üzerinden değerlendirdiler. Haber ve Bilgi Toplamak Yeterliydi Sanki. Yukarıda saydıklarım yüzünden mi (işin gerçeği ben öyle olduğunu sanmıyorum), yoksa gerçeğini yapamıyoruz bari adının karizmasından yararlanalım temalı pazarlama stratejilerinden mi bilinmez; iş zekası denen şey, tümden olmadığı bir şey haline evriliverdi bu topraklarda. Uluslararası yazılım devlerinin sundukları iş zekası araçlarını bir yana koyun, her bir veritabanı yazılımının bir iş zekası modülü oldu neredeyse. Müşteri tanımları listesi bile görmeyeli epey bir büyüdü, gelişti, serpildi; iş zekası uygulaması raporu uygulamasına dönüşüverdi. İş Zekasının Öyküsü Oldukça Yeni Aslında İş zekası kavramının ortaya çıkışı, yazının başında örneğini verdiğim operasyonel veri içindeki ilişkileri ortaya koymak için üretilmiş veri madenciliği (data mining) diye anılan veri işleme tekniğinin tek başına çok da bir şey demek olmadığı anlaşıldıktan sonradır aslında. Veri madenciliği yazılımları, verileri işlemede ve raporlamada büyük avantajlar sağlıyorlardı gerçekten de. Ama büyük verileri işleyip kurumların stratejik karar almalarına yarayacak bilgi üretimi işi yazılımcıların üzerine kalınca birer raporlama aracı olmaktan öteye gidememişlerdi. Bu uygulamaları kullanan teknik personel çok zaman hangi verilerin birbiriyle ilişkili olabileceğini, hangi parametrelerin birbirini nasıl etkileyebileceğini ortaya koyamadı. Kaldı ki bu insanlara böyle bir görev yüklemek de anlamsızdı. Ne de olsa, verilere bu tip ilişkilerin varlığını gösterebilecek doğru soruları sormak ciddi bir sektör bilgisi gerektiriyordu. Veri madenciliği yazılımlarına yapılan yatırımlar tam çöpe gidecekken, görece daha kısıtlı teknik bilgiye sahip ama ondan da önce iş (business) bilen kişilerden talep edildi bu zorlu görev. Ancak bu noktadan sonra doğru analiz edilen verilerden anlamlı bilgiler üretmek mümkün olabildi. Yani tool aynı tool du, ama işi bilen kişilerin elindeydi şimdi. Ama bu değişim bir devrim niteliğindeydi, çünkü veri madenciliği sadece bir teknolojiyken, henüz adı konmamış hali, yepyeni bir kavramdı. Bir süre sonra, sadece operasyonel sistem üzerinden toplanan verilerden türetilen bilgilerin bir ölçüde işe yaradığı, ancak karar verme sürecine yeterince katma değer sağlayamadığı görülecekti. Bunun için daha planlı ve en baştan varılmak istenen nokta hesaba katılarak düşünülmüş bir yapı kurmak gerekiyordu. Yani veri madenciliği ve raporlama artık yazılım sürecinin en son adımı değildi; tasarımla başlayıp son güne kadar devam eden bir kompleks süreçti. Günlük operasyon içinde önemi olmayan bir veri dahi, raporlama esnasında bir kriter olarak önem kazanacağı düşünülerek veritabanı yapısına dahil edilmeliydi belli ki. Tabii, operasyonel süreçte kullanılmadığı halde kritik olabilecek parametreleri bilmek sektör bilgisine sahip kişilerin harcıydı yalnızca. Sektör bu noktaya ulaştığında, iş zekası çözümü sunmak için gerekli tüm altyapıya sahipti. Doğru tasarlanmış bir veritabanı, operasyonel veri, veri işleme teknolojileri ve harika raporlama araçları. Ama sanılanın aksine unu, yağı ve şekeri bulduktan sonra helva yapmak o kadar kolay değildi. Çünkü bu malzemenin teslim edildiği kişiler yine teknik personeldi. Veri madenciliği yaparken sektör ve iş bilgisizliği yüzünden yaşanan sıkıntı bir kez daha ortaya çıkmıştı. Ancak yazılım dünyası bu sefer daha deneyimliydi, verileri yorumlama işini business bilen kişilere devretmekte bir önceki seferki kadar geç kalmadı. Böyle bir tarihsel gelişimle ortaya çıkmıştır iş zekası kavramı. Yani ülkemizde kullanıldığı gibi şık görünümlü raporlama araçları yeterli değildir tek başına. Evet, doğru veritabanı tasarımıyla, operasyonel sistemiyle, raporlama aracıyla bir mühendislik işi yanı da vardır iş zekası kavramı içinde. Ama iş zekası bir bakış açısı ve vizyon meselesidir, son tahlilde. Çünkü bir iş zekası çözümü üretebilmek için yazılımın içine iş aklı katmak gerek. Bunu yapabilmek içinse yazılımdan ziyade işin kendine odaklanmak gerek herşeyden önce. Yine Aynı Soru...İş Zekası Nedir? Bunca tantanadan sonra yeniden asıl sorumuza dönelim: iş zekası nedir? Benim şimdiye kadar karşılaştığım en iyi tanımı Gardner dan Andreas Bitterer yapmış. İş zekası, Bitterer e göre, kurumların etkinlik ve finansal fayda elde etmek amacıyla, performansla ilgili doğru kararları verebilmek, ölçümleri yapabilmek, süreçleri en iyi şekilde yönetebilmek ve optimize edebilmek için bilgiyi kullanmalarıdır. Malum bunun için de veriye, veriyi doğru ilişkilendirme ve yorumlama yeteneğine ve dolayısıyla iş bilgisine gereksinim var. Dünyadaki başarılı iş zekası çözümleri de böyle bir felsefeden yola çıkarak üretilmiş zaten. İş zekası kavramı dünyada böyle algılansa da bizde durum epeyce değişik. Bankalardaki ve sigorta şirketlerindeki raporlama departmanları iş zekası departmanlarına dönüştü mesela. Perakendecilerin pek çoğu liyakat programlarıyla bolca işlenemeyen veri topluyorlar yıllardır. Bir de Excel ve Word ile alınan raporlar daha pahalı yazılımlarla ama daha şık görsellerde üretilebiliyor. Bolca yaldızımız var anlayacağınız ama kutunun için hep aynı. Peki Nasıl Olacak? Bir iş zekası çözümü üretmek oldukça kapsamlı ve çetrefilli bir meydan okuma. Öyle ülkemizde sunulduğu gibi veritabanınızdaki verileri dilediğiniz gibi boyutlandırıp raporlayabilirsiniz basitliğinde olmadığı artık daha biraz daha nettir sanırım. Zaten bu kadar basit olmadığı için, veri madenciliği teknolojisi bir devrim olarak ortaya konulduğu halde beklenen etkinliği yaratamadı. Verileri boyutlandırıp raporlamak iş zekası araçları (business intelligence tools) sayesinde gerçekten çok kolay ve zevkliydi ama işin kritik tarafı bunun çok ötesindeydi. Veritabanı uzmanlarının ya da yazılımcıların teknik konulardan ziyade, derin bir sektör bilgisine ve bu bilginin özüne odaklanabilmek gibi çok özel yetenekleri yoksa; bu araçların ürettiği raporlar Excel ya da Word raporlarından pek de fazla katma değer yaratmıyordu. Çünkü iş zekası kavramı bir mühendislik işi olmasından çok daha fazla, bir vizyon ve sezgi meselesiydi. Öncelikle, bir iş zekası çözümünü operasyonel verinin raporlanması olarak algılama yanlışından çıkmak olmazsa olmazı bu işin. Gerçekten kurumun süreçlerinin ve faaliyetlerinin performansını doğru şekilde ölçmek ve bu performansların nasıl iyileştirilebileceği üzerine bilgi üretmek isteniyorsa, operasyonel veriden çok daha fazlasına gereksinim var demektir. Operasyonel süreçte hiç ihtiyacınız olmayan; ama süreç performansını etkileyen parametrelere ilişkin verilere mesela. Daha önce çalıştığım bir kurumda, bankalara ve bağımsız ATM operatörlerine yönelik olarak bir tahminleme (forecasting) uygulaması geliştiriyorduk ekibimle. Hangi ATM ye hangi tarihte ne kadar para yüklenmesi gerektiğine ilişkin oldukça karmaşık algoritmalar geliştirdik. Temel olarak yapay sinir ağları prensiplerine dayanan bu algoritmalar pek çok parametreyi dikkate alıyordu: geçmişe yönelik para çekim miktarları, maaş ödeme tarihleri, dönemsel etkinlikler, tatil ya da bayram günleri vs. Operasyon içinde anlamlı olduğuna inandığımız tüm 32 33

18 parametreleri algoritmamıza dahil ettiğimiz halde beklediğimiz başarıyı tutturamamıştık. Bazı günlerde beklenmedik artışlar ya da düşüşler olabiliyordu. Sonra bir gün verilerini işlediğimiz bankanın Beşiktaş ilçesi sınırları içindeki tüm ATM lerine ilişkin bir veri toplama çalışması yaptık. Bu çalışma sonucunda, bir ATM nin performansını etkileyen pek çok kriter daha olduğunu farkettik. Bir kısmının etkisinin bu kadar yüksek olacağını tahmin etmemiştik, bir kısmı ise aklımıza bile gelmemişti. ATM nin hemen yanındaki diğer makinanın çalışıp çalışmadığı, güneş ışığının ATM ekranının görüntüsünü etkileyip etkilemediği, üzerinde bir tente olup olmadığı gibi pek çok faktör vardı aslında. Havanın yağmurlu olup olmaması durumunu algoritmamıza bir parametre olarak eklediğimizde gerçek verilere % 8 oranında daha fazla yaklaşmıştık örneğin. Görüldüğü gibi, sadece operasyonel veriden yola çıkıldığında bu türlü bir uygulamanın başarıya ulaşma şansı pek yoktu. Başka pek çok parametre daha vardı düşünülmesi gereken. Üstelik bunlar sistem çalışır hale geldikten sonra eklenebilir türden parametreler değildi. Daha en baştan veritabanı tasarımına dahil edilmesi gerekiyordu. Buradaki kritik nokta elbette ki, bu parametrelerin algoritmaya dahil edilmesi değil. Asıl önemli olan bir ATM nin performansını etkileyen faktörleri masanın üzerine koyabilmek. Bunu da bir ofis odasında oturduğunuz yerden yapamazsınız. Gerçekten işin özünü bilmek, güçlü sezgilere sahip olmak (ilki olmadan ikincisi zaten olamaz) ve yok daha neler, ATM üzerindeki bir tente ne kadar önemli olabilir ki demeyecek kadar aklı özgür bırakabilmek gerek. Bu detayları bilmiyorsanız ve sisteminize ona göre tasarlamamışsanız harika özelliklere sahip bir raporlama aracı neyinize yarar ki! Süreçlerin performanslarını etkileyen parametreleri yapıya entegre etmek yetmiyor çok zaman. Bu parametreler arasındaki ilişkiyi de doğru belirleyebilmek gerek. ATM tahminleme projesinde karşılaştığımız ilginç durumlardan biri de şuydu: Yağışlı havalarda ATM lerden çekilen para miktarlarının düşeceğini ama bu oranın ATM den ATM ye değişiklik göstereceğini varsaymıştık. Gerçekten de yağmurlu bir günde ATM lerden para çekme oranları outdoor makinalarda ciddi oranda düşüyordu. Ama alışveriş merkezlerinde konumlandırılmış makinalar için bu durum her zaman bu şekilde gerçekleşmiyordu. Hatta yağmur sebebiyle kapalı mekanlara yönelen insanlar para çekim miktarlarının artmasına sebep oluyordu. Yağmurlu hava, açık ve kapalı mekanlardaki ATM leri farklı yönde etkiler gibi bir mantık kurmak da mümkün değildi. Çünkü Beşiktaş ın İnönü Stadyumu nda maçı olduğu günlerde yağmurun etkisi ihmal edilebilir bir hale dönüşüyor, başat parametre futbol maçı oluyordu. Beşiktaş ın maç programını sisteminize dahil etmenin gerekliliği düşünülmez ya da parametreler arasındaki ilişkiler doğru kurulamazsa, eldeki operasyonel veri tek başına bir şey ifade etmeyecekti. Tatsız Bir İş Zekası zlığı Hikayesi... Tabii iş, altyapıyı doğru kurup işe katma değer yaratan bilgiler üreten raporları hazırlamakla bitmiyor. Raporu doğru okuyabilmeli ve bu bilgileri doğru bir şekilde yorumlayabilmek gerek. Bununla ilgili çok çarpıcı bir örneğim var. Ülkemizin aklı en özgür akademisyenlerinden ve gazetecilerinden biri olan Mehmet Altan, Star Gazetesi ndeki 30 Temmuz 2009 tarihli Meryem in Kürt Açılımı adlı yazısında tam da buna değinmişti: Türkiye nin en yüksek doğum oranına sahip kentlerden biri olan Muş ta, 6,5 aylık olarak dünyaya gelen Ebrar ve Merve adlı ikiz kardeşlerin yaşayabilmeleri için solunum cihazlı kuvözlere konmaları gerekiyordu. Oysa bu tip kuvöz Muş ta yoktu. Erzurum da, Diyarbakır da, Elazığ da, Şanlıurfa da ve Bingöl de de yoktu. Güzel haber Van dan gelmişti, ama ne yazık ki orada da yalnızca bir tane vardı. Doktorlar sağlık durumu kardeşine göre daha iyi olan Ebrar bebeği Van a naklettiler. Ebrar bebek kurtulmuştu ama Meryem bebek ikinci bir solunum cihazlı kuvöz bulunamadığı için maalesef yaşamını yitirmişti. Olay gerçekten çok acı ve konumuz açısından da ibret verici. Eldeki tüm istatistiki verileri, veri madenciliği teknikleriyle işleyip, bu işlenen verileri de yüksek yetenekli iş zekası araçları ile raporlayabilir ve Doğu Anadolu Bölgesi nin Türkiye nin doğum oranı en yüksek bölgesi olduğunu, Muş taki doğum oranının da bölgeyle paralellik gösterdiğini açıklıkla ortaya koyabilirsiniz. Verinin gerçek anlamda bilgiye dönüşmesi için çok güzel bir örnek. Ancak okuma, anlama ve yorumlayabilme yeteneğiniz yoksa, bu bilgiye sahip olmak neye yarar ki! Böyle bir bilgi üretildikten sonra bile bölgedeki hastanelere yeterli sayıda solunum cihazlı kuvöz konması akıl edilemiyorsa, o bilgi neden üretilir ki? İstatistik, yalnızca okumak için midir, biraz da yorumlayabilmek gerekmez mi? İşte bu yüzden veri madenciliği tek başına hiçbir şeyken, iş zekası çok fazla şeydir. Bu yüzden iş zekası çözümleri üretiyoruz diyen kurumların pek çoğu, - bilerek ya da bilmeyerek - aslında sadece basit veri madenciliği uygulamaları sunuyorlar. Sektör bilgisi dahil edilmemiş bir sistem nasıl bir iş zekası çözümü olabilir? Üstelik bu yazılımlar eğer güçlü bir yapay zeka içermiyorsa bir bilgiyi yorumlayıp nasıl çözüm üretebilir ki? Kavramın içini boşalttıkça, hem kendimizi hem de müşterilerimizi daha fazla kandırmıyor muyuz? Aklı Özgür Bırakmak... Bir iş zekası çözümü üretmenin olmazsa olmazlarından birinin de aklı özgür bırakmak olduğunu söylemiştik. Yani hiç bir şeye olmaz dememek gerek. Aksi halde gidecek yolu da kendi kendimize tıkamış oluruz. Bundan birkaç ay önce Türkiye nin kalburüstü yazılım firmalarından birinde bir toplantıya katılmıştım. Orada İş Geliştirme den sorumlu kişiye, verilere bakarak bilgi üretmenin önemli olduğunu, ama iş zekasının gelmesi gerektiği noktanın bunun ötesinde bir şeyler olması gerektiğini söyledim. Veriler doğru analiz edildiğinde kullanıcının farkında olmadığı gereksinimler ortaya konabilir ve yepyeni sektörler bile yaratılabilirdi. Bu bey, kendinden ve yazılımından emindi. Bizim yazılımımız dedi, pek çok sektörün her türlü ihtiyacını karşılıyor ve hiç bir açık bırakmıyor. O yüzden neyi inceleyip de yeni şeyler bulacağız. Yapılabilecek her şeyi yaptık biz. Böyle bir cümle üzerine söylenecek birşey yoktu doğrusu. Ama böyle bir cevap üzerine gülümsememek de olmazdı. Tabii ki aklıma Charles H.Duell gelmişti. Bilirsiniz canım siz de, 1899 yılında Artık yeni hiç bir şey yok, icat edilebilecek her şey icat edildi diyen Amerikalı. Hani şu Amerikan Patent Dairesi Başkanı olan adam. Anımsadınız mı? 34 35

19 İnanılmaz Büyüklükte Bir Kara Delik Keşfedildi Öğr.Gör. Mehmet Sarıoğlu İstanbul Kültür Üniversitesi Şimdiye kadar asla bu denli büyük, muazzam boyutlara ulaşan bir kara delik keşfedilmemişti. Astronomlar, şu ana kadar gözlemlenen en büyük kara delikler içinde ikincisini, hatta birincisini gözlemlediklerini düşünüyorlar. Bu muazzam kara deliğin kütlesi, güneşimizin kütlesinden tam 17 milyar defa daha büyük bir kütleye eş değer ve dünyadan 250 milyon ışık yılı uzaklıkta ufak bir galakside bulunmakta. Astronomlar, uzakta bulunan bir galaksinin tam kalbinde, şimdiye kadar asla keşfedilmemiş en büyük kara deliğin keşfedildiği hususunda hem fikirler. Bu dev canavar dünyadan 250 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan ve Saman Yolu nun 10 katı küçük, NGC 1277 kimlikli bir galakside bulunmaktadır. Oysa bu kara deliğin ağzı, yapılmış olan ölçümlere göre, Neptün Gezegeni nin güneş etrafında çizdiği yörüngesinden 11 kere daha fazla bir genişliğe sahip. Daha da çarpıcı olanı ise bu kara deliğin kütlesi Güneş imizin kütlesinden 17 milyar kere daha büyük bir kütleye denk olmasıydı. Öylesine büyük bir delik ki bu, kütlesi, kendi galaksisinin genel kütlesinin %14 ünü oluşturuyor. Oysa, genelde galaksilerin çoğunda kara deliğin kütlesi bulunduğu galaksisinin kütlesinin %0.01 ini oluşturmaktadır. Bu öylesine devasa ve bilinen normal standartlardan o denli uzak büyüklükte bir kütle ki bilim adamları tam bir sene boyunca yaptıkları ölçümlerin sonuçlarını doğrulamak için üzerinde hep çalıştılar ve çalışmalarının sonuçlarını yayınlama aşamasına getirdiler. Almanya da, astronomiye ilişkin bir kuruluş olan Max Planck Enstitü sünden astronom Remco van den Bosch, Space.com a yaptığı açıklamada: İlk defa bu gözlemin sonucunu hesaplarken bir yerlerde belli bir hata yaptığım düşüncesine kapıldım. Tekrar aynı araçları kullanarak ölçümler yaptık, sonra başka yöntemler de kullanarak hesaplamalarımızı neticelendirdik. demiştir. Zaten, araştırmaların sonucunda aynı verilere ulaştılar. Austin de bulunan, Texas Üniversitesi nden, Karl Gebhart Bu gerçekten alışılmadık bir galaksi demiş ve Sanki neredeyse tamamı bir kara delik olan bir galaksi diye fikrini ortaya koyan Nature Dergisi ortak yazarlarından Gebhart, sözlerine ilâve olarak: Galaktik Kara Delikler içinde yeni bir sınıfın ilk nüvesi de olabilir. demektedir. büyük kara delikler klâsmanında ki yerinin ne olduğuna ilişkin saptamaları şüphesiz olanaklı kılacaktır. Devam eden incelemenin ışığında, söz konusu kara deliğin, bilinen en büyük rakibine karşı çok daha fazla kitlesi olduğu ortaya çıkmıştır. Öyle ki, bu kara deliğin boyu, tahmin edilen fakat henüz onaylanmamış verilere göre güneşin kitlesinden 6 ilâ 37 milyar kere daha fazladır. Bu özelliği de içinde bulunduğu galaksisinin merkez kitlesinin yaklaşık % 59 luk kısmını oluşturmaktadır. Bununla birlikte, Van den Bosch ve ekibine göre, NGC 1277 galaksisinin yakınlarında 5 benzer galaksi daha belirlediklerini ve bunların da muazzam büyük kara delikler taşıyabilecekleri olasılığı bulunduğunu açıklamışlardır. Van den Bosch sözlerine ek olarak: Hep bir fenomen bulmayı ümit ederken şimdi bunlardan tam 6 tanesini bulmuş durumdayız. Onları öyle ümit etmezdik, çünkü galaksilerin ve tüm kara deliklerin birbirlerinden etkilenmelerine değin bekleme durumundayız. demiştir Galaksilerin Oluşumunda Yeni Bir Teori Mi? Onlara göre, söz konusu keşif, uzmanları galaksilerin oluşumunda öne sürülen teorileri yeniden gözden geçirmeye zorlayabilir. Gerçekte, kara deliğin içinde bulunduğu NGC 1277 kayıtlı galaksisine oranla sahip olduğu bu ölçüsüz büyüklüğün, kozmik bir oluşumun mekanizmasına bu güne kadar bilinememiş bir ipucu sunabilir. Bu olasılığı göz ardı etmeyen araştırıcılar, diğer kara delikleri araştırıp, inceledikleri gibi keşfedilmiş kara deliği incelemektedirler. Bu da, NGC 1277 de bulunan kara deliğin, en 36 37

20

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli. Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3

Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli. Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3 Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km3 tür. Bu suyun % 97'si denizlerde ve okyanuslardaki tuzlu sulardan oluşmaktadır. Geriye kalan yalnızca % 2'si tatlı su kaynağı olup çeşitli amaçlar için kullanılabilir

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

LAND DEGRADATİON. Hanifi AVCI AGM Genel Müdür Yardımcısı

LAND DEGRADATİON. Hanifi AVCI AGM Genel Müdür Yardımcısı ARAZİ BOZULUMU LAND DEGRADATİON Hanifi AVCI AGM Genel Müdür Yardımcısı LAND DEGRADATİON ( ARAZİ BOZULUMU) SOİL DEGRADATİON (TOPRAK BOZULUMU) DESERTİFİCATİON (ÇÖLLEŞME) Arazi Bozulumu Nedir - Su ve rüzgar

Detaylı

SULAMA VE ÇEVRE. Küresel Su Bütçesi. PDF created with pdffactory trial version www.pdffactory.com. Yrd. Doç. Dr. Hakan BÜYÜKCANGAZ

SULAMA VE ÇEVRE. Küresel Su Bütçesi. PDF created with pdffactory trial version www.pdffactory.com. Yrd. Doç. Dr. Hakan BÜYÜKCANGAZ Sulama? Çevre? SULAMA VE ÇEVRE Yrd. Doç. Dr. Hakan BÜYÜKCANGAZ SULAMA: Bitkinin gereksinimi olan ancak doğal yağışlarla karşılanamayan suyun toprağa yapay yollarla verilmesidir ÇEVRE: En kısa tanımıyla

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

VCM750 ÇİFT ODALI VAKUM MAKİNESİ

VCM750 ÇİFT ODALI VAKUM MAKİNESİ VAKUM NEDİR? VAKUM Vakum kullanarak ambalajlama tekniği (ambalaj içindeki havanın boşaltılması) uzun yıllardan beri kullanılıyor. Ancak eski dönemlerde, sadece yüksek basınca dayanıklı ürünler vakumlanabilirken,

Detaylı

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 SUNUM AKIŞI Bölge Planı Hazırlık Süreci Paydaş Analizi Atölye Çalışmalarının Gerçekleştirilmesi Mevcut Durum Analizi Yerleşim Yapısı ve Yerleşmeler Arası İlişki Analizi

Detaylı

TÜRK HAVA YOLLARI-THY TEKNİK AŞ.

TÜRK HAVA YOLLARI-THY TEKNİK AŞ. Sivil Havacılığın en büyük destekçisi TÜRK HAVA YOLLARI-THY TEKNİK AŞ. Yalnızca Türkiye nin sivil havacılık alanında gururu, Avrupa nın imrenerek izlediği havayolu şirketi THY nin değil, bölgenin öncü

Detaylı

YER HOSTESİ TANIM. Biletlerini alan uçak yolcularının; uçağa bininceye kadar gerekli olan tüm işlemlerini yapan kişidir.

YER HOSTESİ TANIM. Biletlerini alan uçak yolcularının; uçağa bininceye kadar gerekli olan tüm işlemlerini yapan kişidir. TANIM Biletlerini alan uçak yolcularının; uçağa bininceye kadar gerekli olan tüm işlemlerini yapan kişidir. A- GÖREVLER KULLANILAN ARAÇ, GEREÇ VE EKİPMAN - Yolcunun bileti ve bagajlarını alarak uçağa binebilmesi

Detaylı

DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI YENİ TEŞVİK MEVZUATI HAKKINDA EKONOMİ BAKANINA HAZIRLANAN RAPOR 2012

DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI YENİ TEŞVİK MEVZUATI HAKKINDA EKONOMİ BAKANINA HAZIRLANAN RAPOR 2012 DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI YENİ TEŞVİK MEVZUATI HAKKINDA EKONOMİ BAKANINA HAZIRLANAN RAPOR 2012 1 1. Giriş Bölgesel kalkınma veya bölgesel gelişmeler son yıllarda hepimizin üstünde tartıştığı bir

Detaylı

KONYA HAVA KARGO TERMİNALİ Ahmet ÇELİK

KONYA HAVA KARGO TERMİNALİ Ahmet ÇELİK 1. GİRİŞ Konya Havalimanı, 2 yılında hizmete girmiş, 21 de dış hatlar yolcu trafiğine açılmış olup, yıllık uçak kapasitesi 17.52 dir. Havaalanı 196. m² alan üzerine kurulmuştur. Konya Havalimanı 213 yılı

Detaylı

MERİÇ NEHRİ TAŞKIN ERKEN UYARI SİSTEMİ

MERİÇ NEHRİ TAŞKIN ERKEN UYARI SİSTEMİ T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü MERİÇ NEHRİ TAŞKIN ERKEN UYARI SİSTEMİ Dr. Bülent SELEK, Daire Başkanı - DSİ Etüt, Planlama ve Tahsisler Dairesi Başkanlığı, ANKARA Yunus

Detaylı

Yunancada, gökyüzünde meydana gelen olaylarla ilgili türetilen meteoron kelimesinden adını alan meteoroloji, kısaca atmosfer bilimidir.

Yunancada, gökyüzünde meydana gelen olaylarla ilgili türetilen meteoron kelimesinden adını alan meteoroloji, kısaca atmosfer bilimidir. Yunancada, gökyüzünde meydana gelen olaylarla ilgili türetilen meteoron kelimesinden adını alan meteoroloji, kısaca atmosfer bilimidir. Hava durumundaki değişimleri gözlem yoluyla izleyen meteorologlar

Detaylı

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası FĐNANSAL EĞĐTĐM VE FĐNANSAL FARKINDALIK: ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Durmuş YILMAZ Başkan Mart 2011 Đstanbul Sayın Bakanım, Saygıdeğer Katılımcılar, Değerli Konuklar

Detaylı

İntörn Mühendislik Yelpazesini Genişleteceğiz

İntörn Mühendislik Yelpazesini Genişleteceğiz İntörn Mühendislik Yelpazesini Genişleteceğiz KMTSO Başkanı Kemal Karaküçük, intörn mühendisliğin Türkiye de ilk kez Kahramanmaraş ta başladığını belirterek, Gelecek yıllarda da diğer mühendislik fakültelerinin

Detaylı

Su Yapıları I Su Kaynaklarının Geliştirilmesi

Su Yapıları I Su Kaynaklarının Geliştirilmesi Su Yapıları I Su Kaynaklarının Geliştirilmesi Yrd. Doç. Dr. Burhan ÜNAL Bozok Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Yozgat Su, tüm canlılar için bir ihtiyaçtır. Su Kaynaklarının

Detaylı

Bakan Güler, "Türkiye rüzgar enerjisinde AB ülkeleri arasında 1'inci, olacak" dedi

Bakan Güler, Türkiye rüzgar enerjisinde AB ülkeleri arasında 1'inci, olacak dedi Türkiye'de 3 bin enerji yatırımcısı var Bakan Güler, "Türkiye rüzgar enerjisinde AB ülkeleri arasında 1'inci, olacak" dedi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Türkiye'de enerji yatırımcısı sayısının

Detaylı

Aslında, benim perakende sektöründeki kariyerim bir anlamda 12 yaşında sahibi olduğumuz süpemarkette yaz tatillerinde çalışmamla başladı.

Aslında, benim perakende sektöründeki kariyerim bir anlamda 12 yaşında sahibi olduğumuz süpemarkette yaz tatillerinde çalışmamla başladı. Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Konuklar, İstanbul, 14 Temmuz 2008 Öncelikle Real Hipermarketleri Türkiye Genel Müdürü olarak gerçekleştirdiğimiz ilk basın toplantımıza katılımınız için çok teşekkür

Detaylı

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin!

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Böyle buyurdu ekonomi, iş adamına. Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Çok kazanacak, çok büyüyeceksin. Başkalarından geri kalmayacaksın. Bir eksiğin olmayacak.

Detaylı

Küresel Eğilimler ve Türkiye

Küresel Eğilimler ve Türkiye economicpolicyresearchinstitute ekonomipolitikalarıaraş tırmaenstitüsü Küresel Eğilimler ve Türkiye Güven Sak Ankara, 22 Kasım 2006 Küresel Eğilimler ve Türkiye Slide 2 Gündem Dünyaya ne oluyor? Dünyada

Detaylı

Ders Kitabı. Doç. Dr. İrfan Yolcubal Kocaeli Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü htpp:/jeoloji.kocaeli.edu.tr/

Ders Kitabı. Doç. Dr. İrfan Yolcubal Kocaeli Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü htpp:/jeoloji.kocaeli.edu.tr/ HİDROLOJİ Doç. Dr. İrfan Yolcubal Kocaeli Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü htpp:/jeoloji.kocaeli.edu.tr/ Ders Kitabı Hidroloji Mehmetçik Bayazıt Birsen Yayınevi 224 sayfa, 3. Baskı, 2004 Yardımcı

Detaylı

HİDROLOJİ Doç.Dr.Emrah DOĞAN

HİDROLOJİ Doç.Dr.Emrah DOĞAN HİDROLOJİ Doç.Dr.Emrah DOĞAN 1-1 YARDIMCI DERS KİTAPLARI VE KAYNAKLAR Kitap Adı Yazarı Yayınevi ve Yılı 1 Hidroloji Mehmetçik Bayazıt İTÜ Matbaası, 1995 2 Hidroloji Uygulamaları Mehmetçik Bayazıt Zekai

Detaylı

Yeşil Lojistiğin Tersine Lojistik ile İlişkisi ve Sürdürülebilir Kalkınma İçin Önemi. Araş.Gör. Güneş KÜÇÜKYAZICI Yrd.Doç.Dr. Murat BASKAK YAEM, 2010

Yeşil Lojistiğin Tersine Lojistik ile İlişkisi ve Sürdürülebilir Kalkınma İçin Önemi. Araş.Gör. Güneş KÜÇÜKYAZICI Yrd.Doç.Dr. Murat BASKAK YAEM, 2010 Yeşil Lojistiğin Tersine Lojistik ile İlişkisi ve Sürdürülebilir Kalkınma İçin Önemi Araş.Gör. Güneş KÜÇÜKYAZICI Yrd.Doç.Dr. Murat BASKAK Sunum Plânı Tedârik Zinciri ve Tedârik Zinciri Yönetimi Lojistik

Detaylı

kaynakları insan Hizmet ve kalite sunumu sizlere kendinizi özel hissetmenizi sağlayacak.

kaynakları insan Hizmet ve kalite sunumu sizlere kendinizi özel hissetmenizi sağlayacak. insan kaynakları Hizmet ve kalite sunumu sizlere kendinizi özel hissetmenizi sağlayacak. Tüm Türkiye de hızlı bir şekilde sonuca ulaşacağınız tek nokta. Tüm hizmetlerimizde iletişim farkını yaşıyacaksınız.

Detaylı

Rus Limanlarında 20 gün Bekleme Devri Bitiyor

Rus Limanlarında 20 gün Bekleme Devri Bitiyor Rus Limanlarında 20 gün Bekleme Devri Bitiyor Novorossiysk civarındaki bir limanda başlatılacak Basitleştirilmiş Gümrük Hattı uygulamasıyla Türkiye'den denizyoluyla limana gelen ihraç ürünleri, ek kontrollere

Detaylı

ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK. Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü

ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK. Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü Küreselleşmenin etkisi Devlet bir çok sosyal alandan çekilmiştir Küresel ekonomi sürecinde özelleştirmeler ile eşitsizlik,

Detaylı

Havayolu Sektörü - 2015 e Bakış

Havayolu Sektörü - 2015 e Bakış 17 Şubat 2015 Havayolu Sektörü - 2015 e Bakış Havayolu Sektörü Küresel Görünüm Havayolu sektörünün küresel toplam cirosu 2014 senesinde 751 milyar dolar olarak kaydedilirken, sektör toplamda 58 milyon

Detaylı

FRANSA DA ÜNİVERSİTE SİSTEMİ

FRANSA DA ÜNİVERSİTE SİSTEMİ FRANSA DA ÜNİVERSİTE SİSTEMİ Fransa da üniversitelerin hepsi devlet üniversitesidir ve eğitim ücretsizdir. Grandes Ecoles lerin bir kısmı özel bir kısmı da devlet okuludur, devlete ait olanlar da eğitim

Detaylı

Nr. 514, September 2014 Neslihan Sargut nsargut@isravision.com +90 (212 ) 285 9745

Nr. 514, September 2014 Neslihan Sargut nsargut@isravision.com +90 (212 ) 285 9745 Yapay görme ile kalite sürekli denetim altında Yapay görme teknolojilerinin üretim dünyasına iki büyük faydayı birarada sunduğunu söyleyen ISRA Vision Vistek Genel Md. Yardımcısı Serkan Çakır, "Her üretimin

Detaylı

Değerli İhracatçılar, Değerli Basın Mensupları,

Değerli İhracatçılar, Değerli Basın Mensupları, Sayın Başbakanım, Değerli Bakanlarım, Değerli İhracatçılar, Değerli Basın Mensupları, 26 ihracatçı sektörümüzdeki, 61 bin ihracatçımızın temsilcisi Türkiye İhracatçılar Meclisi nin Sektörler Toplantısı

Detaylı

Küresel İklim Değişikliği ve Ülkemize Etkileri

Küresel İklim Değişikliği ve Ülkemize Etkileri Küresel İklim Değişikliği ve Ülkemize Etkileri Küresel İklim Değişikliği Nedir? Çeşitli gaz ve çevre kirliliği gibi olaylar sonucu atmosfer incelmeye başlamıştır.böylece güneş ışınları dünyaya daha fazla

Detaylı

Sığır yetiştiriciliğinde Sıcaklık Stresi ve Alınabilecek Önlemler. Prof. Dr. Serap GÖNCÜ. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi

Sığır yetiştiriciliğinde Sıcaklık Stresi ve Alınabilecek Önlemler. Prof. Dr. Serap GÖNCÜ. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Sığır yetiştiriciliğinde Sıcaklık Stresi ve Alınabilecek Önlemler Prof. Dr. Serap GÖNCÜ Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü 01330 Adana Bir ineğin kendisinden beklenen en yüksek verimi

Detaylı

TÜRKİYE DE TAŞKIN GERÇEĞİ VE METEOROLOJİK ERKEN UYARI SİSTEMLERİ

TÜRKİYE DE TAŞKIN GERÇEĞİ VE METEOROLOJİK ERKEN UYARI SİSTEMLERİ TÜRKİYE DE TAŞKIN GERÇEĞİ VE METEOROLOJİK ERKEN UYARI SİSTEMLERİ YALÇIN ÜN Meteoroloji Mühendisi Meteoroloji Genel Müdürlüğü Araştırma Dairesi Başkanlığı Çevre Şube Müdür V. Nisan 2013 - İstanbul SUNUM

Detaylı

Her. Pazar BRUNCH. #OlmasadaOlur. Düzenli destekte bulunmak için 0850 222 1863 ü arayabilirsiniz.

Her. Pazar BRUNCH. #OlmasadaOlur. Düzenli destekte bulunmak için 0850 222 1863 ü arayabilirsiniz. Her Pazar BRUNCH #OlmasadaOlur Düzenli destekte bulunmak için 0850 222 1863 ü arayabilirsiniz. www.darussafaka.org GÖSTERGELER Alaattin AKTAŞ l ala.aktas@gmail.com PROJEKSİYON CARİ DENGE: Cari işlemler

Detaylı

Hızlı Tüketim Ürünleri Perakendeciliğinde Dönüşüm ve Sektörün Geleceği. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı www.tepav.org.

Hızlı Tüketim Ürünleri Perakendeciliğinde Dönüşüm ve Sektörün Geleceği. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı www.tepav.org. Hızlı Tüketim Ürünleri Perakendeciliğinde Dönüşüm ve Sektörün Geleceği Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı www.tepav.org.tr Güven Sak Ankara, 29 Aralık 2005 Slide 3 Gündem Ekonomide yeni trendler

Detaylı

Yrd.Doç.dr. Orhan CERİT

Yrd.Doç.dr. Orhan CERİT Yrd.Doç.dr. Orhan CERİT JEOLOJİK OLAYLAR SONUCU OLUŞAN DOĞAL AFETLER DEPREMLER VOLKANLAR HEYELANLAR (KÜTLE HAREKETLERĠ) METEOROLOJİK OLAYLAR SONUCU OLUŞAN DOĞAL AFETLER SEL BASKINLARI KASIRGA VE TAYFUNLAR

Detaylı

GÜZ DANIŞMANLIK'ı sizlerle tanıştırmak ve faaliyetlerini sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum.

GÜZ DANIŞMANLIK'ı sizlerle tanıştırmak ve faaliyetlerini sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum. Değerli Yönetici, GÜZ DANIŞMANLIK'ı sizlerle tanıştırmak ve faaliyetlerini sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum. "Yaşamboyu Öğrenme" ilkesi çerçevesinde bireylerin, çeşitli sektörlerdeki işletmelerin,

Detaylı

LOJİSTİK İŞLETMELERİNDE YÖNETİM-ORGANİZASYON VE FİLO YÖNETİMİ İÇİNDEKİLER BÖLÜM I LOJİSTİK İŞLETMELERİNDE YÖNETİM VE ORGANİZASYON

LOJİSTİK İŞLETMELERİNDE YÖNETİM-ORGANİZASYON VE FİLO YÖNETİMİ İÇİNDEKİLER BÖLÜM I LOJİSTİK İŞLETMELERİNDE YÖNETİM VE ORGANİZASYON LOJİSTİK İŞLETMELERİNDE YÖNETİM-ORGANİZASYON VE FİLO YÖNETİMİ İÇİNDEKİLER BÖLÜM I LOJİSTİK İŞLETMELERİNDE YÖNETİM VE ORGANİZASYON 1.1. Lojistik Kavramı 1.2. İş Hayatında Lojistiğin Artan Önemi 1.3. Lojistik

Detaylı

ALT YAPI SİSTEMLERİNDE MALZEME KALİTESİ VE DENEYİMLER

ALT YAPI SİSTEMLERİNDE MALZEME KALİTESİ VE DENEYİMLER ALT YAPI SİSTEMLERİNDE MALZEME KALİTESİ VE DENEYİMLER AĞA KENGER AYDIN İL ÖZEL İDARESİ SU VE KANAL HİZMETLERİ MÜDÜRÜ Email adresi???? GİRİŞ VE BİLGİLENDİRME GÖREV ve YETKİ ALANI Müdürlüğümüz hizmet sahasında;

Detaylı

Doç. Dr. Temel KOTİL THY Genel Müdürü Genel Sunum

Doç. Dr. Temel KOTİL THY Genel Müdürü Genel Sunum Doç. Dr. Temel KOTİL THY Genel Müdürü Genel Sunum Küresel Havacılık Sektörü Türk Hava Yolları Başarı Hikayesi THY Kargo 24 Saat İçindeki Hava Trafiği Hava Trafiği Gelişimi (1950 2007) ve Bugün Hava trafiği

Detaylı

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ VE DİYARBAKIR

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ VE DİYARBAKIR YENİ TEŞVİK SİSTEMİ VE DİYARBAKIR Mart 215 Hikmet DENİZ i İçindekiler Tablo Listesi... iii Grafik Listesi... iii 1. Giriş... 1 2. Türkiye'de Teşvik Belgesine Bağlı Yatırımlar... 1 3. Yatırımların Bölgesel

Detaylı

SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ ve SOSYAL MEDYADA REKLAM UYGULAMALARI

SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ ve SOSYAL MEDYADA REKLAM UYGULAMALARI SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ ve SOSYAL MEDYADA REKLAM UYGULAMALARI SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ ve SOSYAL MEDYADA REKLAM UYGULAMALARI Sosyal medya yönetimine artık diğer pazarlama aktivasyonları gibi stratejik bir bakış

Detaylı

TATCA TURKISH AIR TRAFFIC CONTROLLER ASSOSIATION

TATCA TURKISH AIR TRAFFIC CONTROLLER ASSOSIATION TATCA TURKISH AIR TRAFFIC CONTROLLER ASSOSIATION SUNUM AKIŞI Dernek tanıtımı Sivil Havacılığın Ülkemizdeki Durumu Hava Trafik Kontrol Nedir? Hava Trafik Kontrolörlüğü Nedir? Nasıl Hava Trafik Kontrolörü

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

Uluslararası Demiryolu Taşımacılığında Türkiye nin Yeri Hacer Uyarlar UTİKAD

Uluslararası Demiryolu Taşımacılığında Türkiye nin Yeri Hacer Uyarlar UTİKAD Uluslararası Demiryolu Taşımacılığında Türkiye nin Yeri Hacer Uyarlar UTİKAD 10.09.2015 UTİKAD Türk Taşımacılık ve Lojistik Sektörünün Çatı Kuruluşu Temsil ve Organizasyonlar Eğitim ve Yayınlar Projeler

Detaylı

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan İğnebekçili

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan İğnebekçili Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan İğnebekçili Değerli basın mensupları, Hoş geldiniz Bu yıl, Ülkemizin ilk Sanayi dalı, kalkınma ve büyümemizin en önemli lokomotif güçlerinden

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 i Bu sayıda; Kısa vadeli Dış Borç Stoku, Merkez Bankası Net Döviz Pozisyonu rakamları Uluslararası Yatırım Pozisyonu, Ve İmalat Sanayi

Detaylı

Çin in Avrupa da Pazar Kaybı Devam Ediyor Yazar: Mithat Aracı/Da Kong

Çin in Avrupa da Pazar Kaybı Devam Ediyor Yazar: Mithat Aracı/Da Kong Çin in Avrupa da Pazar Kaybı Devam Ediyor Yazar: Mithat Aracı/Da Kong 2013 yılının bu ilk Çorapland dergisiyle başlayarak, sizlere, bu güne kadar yalnızca pamuklu soket segmenti vasıtasıyla analiz ettiğim

Detaylı

Bu yıl 2.si düzenlenen Euromoney Türkiye Finans ve Yatırım Forumu nda Akbank adına sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Bu yıl 2.si düzenlenen Euromoney Türkiye Finans ve Yatırım Forumu nda Akbank adına sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Sayın Bakan, Değerli Konuklar, Bu yıl 2.si düzenlenen Euromoney Türkiye Finans ve Yatırım Forumu nda Akbank adına sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Forumun Türkiye hakkındaki genel

Detaylı

MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ

MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ 1 M.İ.Y. ORTAYA ÇIKIŞ NEDENLERİ Kitlesel pazarlamanın gittikçe pahalı bir müşteri kazanma yolu olması Pazar payının değil müşteri payının önemli hale gelmesi Müşteri memnuniyeti

Detaylı

Türk Hava Yolları bugün 69 ülkede 138 şehirde 141 noktaya uçuş gerçekleştirmektedir.

Türk Hava Yolları bugün 69 ülkede 138 şehirde 141 noktaya uçuş gerçekleştirmektedir. DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI, 1 Aralık 2007 Ocak-Eylül 2007 dönemi mali sonuçlarına ilişkin verileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Son yıllarda Türk Hava Yolları olarak elde ettiğimiz başarılı sonuçlar hepimiz

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye Fırsatlar Ülkesi Türkiye Yatırımcılar için Güvenli bir Liman Tarım ve Gıda Sektöründe Uluslararası Yatırımlar Dr Mehmet AKTAŞ Yaşar Holding A.Ş. 11-12 Şubat 2009, İstanbul sunuş planı... I. Küresel gerçekler,

Detaylı

Kara Yolu. KITA, başta Avrupa olmak üzere Ortadoğu ve BDT ülkeleriyle karşılık olarak çalışmaktadır.

Kara Yolu. KITA, başta Avrupa olmak üzere Ortadoğu ve BDT ülkeleriyle karşılık olarak çalışmaktadır. TANITIM Kıta Ulaştırma Hizmetleri A.Ş. 1995 te kurulmuş bir lojistik hizmet firmasıdır. Kıta, verdiği taşıma ve lojistik hizmetlerinde mükemmelliği hedef almış, kalifiye insan kaynağını en etkin şekilde

Detaylı

uygulamalı bilimler fakültesi

uygulamalı bilimler fakültesi KÜÇÜKYALI YERLEŞKESİ uygulamalı bilimler fakültesi ULUSLARARASI LOJİSTİK BÖLÜMÜ (İNGİLİZCE DESTEKLİ) HAVACILIK YÖNETİMİ Turİzm Yönetİcİlİğİ Bölümü (İNGİLİZCE DESTEKLİ) İstanbul Ticaret Üniversitesi, Uygulamalı

Detaylı

Türkiye nin ilk ve en çok tercih edilen E-fatura platformu

Türkiye nin ilk ve en çok tercih edilen E-fatura platformu NetInvoice E-Fatura Türkiye nin ilk ve en çok tercih edilen E-fatura platformu DIGITAL PLANET Digital Planet, Türkiye de e-fatura alanında ilklere imza atan ve bugün itibarıyla Türkiye nin en çok e-fatura

Detaylı

Resmî Gazete Sayı : 29361

Resmî Gazete Sayı : 29361 20 Mayıs 2015 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29361 TEBLİĞ Orman ve Su İşleri Bakanlığından: HAVZA YÖNETİM HEYETLERİNİN TEŞEKKÜLÜ, GÖREVLERİ, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,

Detaylı

TEB KOBİ BANKACILIĞI

TEB KOBİ BANKACILIĞI TEB KOBİ BANKACILIĞI Türkiye de KOBİ ler İşletme Büyüklüğü İstihdam Grubu (Çalışan Sayısı) İşletme Sayısı (2013) % Mikro 1 9 3.303.073 93,68% KüçükÖlç.İşl. 10 49 190.514 5,40% OrtaB.İşl. 50 249 27.330

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim. 1 GÜLER SABANCI KONUŞMA METNİ 12. ARAŞTIRMACILAR ZİRVESİ 12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

Detaylı

TARSUS TİCARET BORSASI

TARSUS TİCARET BORSASI TARSUS TİCARET BORSASI Ülkemizde yetiştirilen tarımsal ürünlerden, tarımsal üretimin bir kısmı doğrudan tüketilirken, bir kısmı sanayide hammadde olarak işlenerek değişik gıdalara dönüştürülmektedir. Tarımsal

Detaylı

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası YENİ TEŞVİK MEVZUATI DESTEKLERİ İÇİN NİHAİ ÖNERİLERİMİZ RAPORU 2012

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası YENİ TEŞVİK MEVZUATI DESTEKLERİ İÇİN NİHAİ ÖNERİLERİMİZ RAPORU 2012 Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası YENİ TEŞVİK MEVZUATI DESTEKLERİ İÇİN NİHAİ ÖNERİLERİMİZ RAPORU 2012 1 1- TEŞVİK MEVZUATININ DÜZENLENMESİNDEK TEMEL DEVLET POLİTİKALARINA UYGULAMALARINA YÖNELİK ÖNERİLERİMİZ.

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER DUNYA GIDA GUNU ACLIGA KARSI BIRLESELIM Dr Aysegul AKIN FAO Turkiye Temsilci Yardimcisi 15 Ekim 2010 Istanbul Bu yılki kutlamanın teması, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde dünyadaki açlıkla mücadele

Detaylı

VC600 TEK ODALI VAKUM MAKİNESİ

VC600 TEK ODALI VAKUM MAKİNESİ VAKUM NEDİR? VAKUM Vakum kullanarak ambalajlama tekniği (ambalaj içindeki havanın boşaltılması) uzun yıllardan beri kullanılıyor. Ancak eski dönemlerde, sadece yüksek basınca dayanıklı ürünler vakumlanabilirken,

Detaylı

Kuraklıkta Son Durum. Esin ERTEK TSKB Ekonomik Araştırmalar erteke@tskb.com.tr

Kuraklıkta Son Durum. Esin ERTEK TSKB Ekonomik Araştırmalar erteke@tskb.com.tr Esin ERTEK TSKB Ekonomik Araştırmalar erteke@tskb.com.tr Ağustos 2014 2013-2014 kış döneminde ülke genelinde etkisi hissedilen meteorolojik kuraklık, 2014 ün ilk yarısında bölgesel olarak devam etti. Türkiye

Detaylı

HAVAALANI TERMİNAL BİNALARI

HAVAALANI TERMİNAL BİNALARI HAVAALANI TERMİNAL BİNALARI Yolcu bagaj süreçleri Bekleme Alanları Doğrusal model (Linear) Park Şekilleri Trafik yoğunluğu az Ana bina iki veya üç katlı olarak inşa edilir.???? Gidiş dönüş yolcu akışı

Detaylı

YÜZEYSULARI ÇALIŞMA GRUBU

YÜZEYSULARI ÇALIŞMA GRUBU 1/23 HEDEFLER Mühendislerimiz ve akademisyenlerimiz ile birlikte gelişmiş yöntem ve teknikleri kullanarak; su kaynaklarımızın planlama, inşaat ve işletme aşamalarındaki problemlere çözüm bulmak ve bu alanda

Detaylı

DIŞ TİCARET BEKLENTİ ANKETİ ÇEYREĞİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER

DIŞ TİCARET BEKLENTİ ANKETİ ÇEYREĞİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER DIŞ TİCARET BEKLENTİ ANKETİ 2013 3. ÇEYREĞİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER 15 Temmuz 2013 T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR VE DEĞERLENDİRME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GİRİŞ "Öncü Göstergeler" Erken Uyarı Mekanizmaları

Detaylı

GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER

GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER 30 10 2013 topraksuenerji-ulusal güvenlik denince çoğu zaman zihnimizde sınırda nöbet tutan askerler, fırlatılmaya hazır füzeler, savaş uçakları

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu.

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Capital ve Ekonomist Dergileri ile LeasePlan Türkiye Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Yılın Filo

Detaylı

Yerel Yönetimler İçin Sera Gazı Salım Envanteri (Karbon Ayak İzi) nin Önemi

Yerel Yönetimler İçin Sera Gazı Salım Envanteri (Karbon Ayak İzi) nin Önemi Yerel Yönetimler İçin Sera Gazı Salım Envanteri (Karbon Ayak İzi) nin Önemi Prof. Dr. Cengiz Türe Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi ve Anadolu Üniversitesi Ekoloji Anabilim Dalı Başkanı

Detaylı

Su ayak izi ve turizm sektöründe uygulaması. Prof.Dr.Bülent Topkaya Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü

Su ayak izi ve turizm sektöründe uygulaması. Prof.Dr.Bülent Topkaya Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Su ayak izi ve turizm sektöründe uygulaması Prof.Dr.Bülent Topkaya Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Kapsam Ayak izi kavramı Türkiye de su yönetimi Sanal su Su ayak izi ve turizm Karbon ayak

Detaylı

Tarım Konferansı 25 Nisan 2011 Hassa_HATAY

Tarım Konferansı 25 Nisan 2011 Hassa_HATAY Bağ Sulaması Tarım Konferansı 25 Nisan 2011 Hassa_HATAY Prof. Dr. Sermet ÖNDER Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü (Biyosistem Mühendisliği Bölümü) sermetonder01@gmail.com

Detaylı

DÜNDEN BUGÜNE HAVAYOLU TAŞIMACILIĞI VE TAŞIMACILIKTA MARKA

DÜNDEN BUGÜNE HAVAYOLU TAŞIMACILIĞI VE TAŞIMACILIKTA MARKA DÜNDEN BUGÜNE HAVAYOLU TAŞIMACILIĞI VE TAŞIMACILIKTA MARKA UTİKAD Türkiye de ve uluslararası alanda kara, hava, deniz, demiryolu, kombine taşımacılık ile lojistik hizmetler üreterek taşıma organizasyonunu

Detaylı

Ana Sponsor. Altın Sponsorlar. www.ayd.org.tr www.soysal.com.tr

Ana Sponsor. Altın Sponsorlar. www.ayd.org.tr www.soysal.com.tr Ana Sponsor Öğle Yemeği Sponsoru Güvenlik Sponsoru Altın Sponsorlar Sponsor Hulusi Belgü AYD Başkanı VIII. AVM Yatırımları Konferansı yla yeni bir heyecanı birlikte yaşıyoruz. Alışveriş merkezleri, perakende

Detaylı

PricewaterhouseCoopers CEO Araştõrmasõ

PricewaterhouseCoopers CEO Araştõrmasõ PricewaterhouseCoopers CEO Araştõrmasõ Yönetici Özeti Giriş PricewaterhouseCoopers õn 7. Yõllõk Global CEO Araştõrmasõ Riski Yönetmek: CEO larõn Hazõrlõk Düzeyinin Değerlendirilmesi, mevcut iş ortamõ ve

Detaylı

Sürekli ve Kazançlı Büyüme.

Sürekli ve Kazançlı Büyüme. Sürekli ve Kazançlı Büyüme Didem ESEN Danışmanlık Grup Yöneticisi NMT Danışmanlık ve Eğitim Merkezi Sürekli ve Kazançlı Büyüme. Bir önceki yılın finansal sonuçları, mali tabloları başarılı olarak yorumlanan,

Detaylı

REKABET. Tüketicinin rekabetteki kaldıraç etkisi. Fulya DURMUŞ, GfK Türkiye

REKABET. Tüketicinin rekabetteki kaldıraç etkisi. Fulya DURMUŞ, GfK Türkiye REKABET Tüketicinin rekabetteki kaldıraç etkisi Fulya DURMUŞ, GfK Türkiye 1 Hemen her ürüne, markaya her yerden ulaşabiliyoruz Ben yine çarşıdaki ayakkabıcıya gideyim Biliyorum o telefonu istiyorsun ama

Detaylı

Küresel. İklim değişikliği

Küresel. İklim değişikliği Küresel İklim değişikliği ÇEVRE KORUMA ve KONTROL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1 nedir? Küresel iklim değişikliği Çeşitli gaz ve çevre kirliliği gibi olaylar sonucu atmosfer incelmeye başlamıştır. Böylece güneş

Detaylı

Maden Kurtarma Bir kurtarma faaliyeti sırasında Maden Kurtarma ekibinin öncelikleri şu şekilde sıralanabilir;

Maden Kurtarma Bir kurtarma faaliyeti sırasında Maden Kurtarma ekibinin öncelikleri şu şekilde sıralanabilir; Maden Kurtarma Bir kurtarma faaliyeti sırasında Maden Kurtarma ekibinin öncelikleri şu şekilde sıralanabilir; Maden Kurtarma ekibinin güvenliği Hayat kurtarmak Acil durumu kontrol etmek Acil durumun ortadan

Detaylı

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor TOPLUMSAL RAPORLAR 15 YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor 10 yıllık dönemler itibariyle teşvik sisteminin istihdama etkisi Yıllık Yıllık Yıllık Yıl

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

Değişen Dünyada Güçlü İşletmeler Olmak. GİRİŞİM EĞİTİM ve DANIŞMANLIK MERKEZİ

Değişen Dünyada Güçlü İşletmeler Olmak. GİRİŞİM EĞİTİM ve DANIŞMANLIK MERKEZİ Değişen Dünyada Güçlü İşletmeler Olmak GİRİŞİM EĞİTİM ve DANIŞMANLIK MERKEZİ VAN GENEL BİLGİLER VAN TÜRKİYE VAN IN PAYI Nüfus (TÜİK 2012) 1.051.975 75.627.384 1,39% İlçe Merkezleri Nüfusu (TÜİK 2012)

Detaylı

BİLECİKTE YATIRIMIN DOĞRU ADRESİ KAYI PLAZA. www.kayiplaza.com

BİLECİKTE YATIRIMIN DOĞRU ADRESİ KAYI PLAZA. www.kayiplaza.com BİLECİKTE YATIRIMIN DOĞRU ADRESİ KAYI PLAZA www.kayiplaza.com BİLECİKTE YATIRIMIN DOĞRU ADRESİ www.kayiplaza.com BURÇEV İnşaat Bilecik te yatırımınıza değer katıyor... Bilecik te Bilecik marka şehir oluyor,

Detaylı

Türkiye ye Yönelik Beklentiler Olumsuz Olamaz

Türkiye ye Yönelik Beklentiler Olumsuz Olamaz MAKİNATEK AYIN KONUĞU Türkiye ye Yönelik Beklentiler Olumsuz Olamaz Türkiye deki büyümenin süreceği beklentisini aktaran Avrupa Forklift, İstifleme ve Depo Ekipmanları Federasyonları (FEM) Yönetim Kurulu

Detaylı

Türkiye de Özel Sağlık Sigortası

Türkiye de Özel Sağlık Sigortası Türkiye de Özel Sağlık Sigortası Dünya da ekonomi ve sağlık sektörü açısından gelişmişliğin bir göstergesi olan ve gelişmiş ülkelerde neredeyse nüfusun büyük bölümüne sirayet eden Özel Sağlık Sigortalı

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 215 BÜYÜME DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen ** 13 Nisan 215 Yönetici Özeti Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE)

Detaylı

Nereden nereye? Hava Taşımacılığında Durum

Nereden nereye? Hava Taşımacılığında Durum Nereden nereye? Hava Taşımacılığında Durum Can EREL Uçak Mühendisi can.erel@canerel.com.tr St. Petersburg Airboat Line şirketinin, Benoist Type XIV uçan botu ile, ödeme karşılığı uçan İLK yolcuyu taşıdığı

Detaylı

20. yıl. 20. yıl. info@ekinkimya.com www.ekinkimya.com

20. yıl. 20. yıl. info@ekinkimya.com www.ekinkimya.com 20. yıl Merkez Sarıgazi Cad. Bulgurlu Mah. No: 39 34696 Çamlıca - Üsküdar İstanbul / TÜRKİYE Tel: +90 (216) 524 12 24 Fax: + 90 (216) 524 12 80-81 Depolama ve Laboratuvar Tesisleri GEBKİM İhtisas Organize

Detaylı

TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ

TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığından

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor?

Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor? Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor? Pınar ELMAS Otomotiv sektörü, ekonomide yarattığı katma değer, istihdama olan katkısı ve ilişkide bulunduğu diğer sektörlerdeki teknolojik gelişmenin

Detaylı

Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır

Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır KSS Söyleşileri Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) Çevre Projeleri Koordinatörü Ferda Ulutaş ile Vakfın faaliyetleri, kurumsal sosyal sorumluluk

Detaylı