Her cümle bir öpücük, her paragrafsa bir kucaklaşma

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Her cümle bir öpücük, her paragrafsa bir kucaklaşma"

Transkript

1 Dünyaca tanınan insanlara dair yazılan her edebiyat yapıtı bir sığlığa, biçimsiz bir gölgeye dönüşme tehlikesini taşır. Çok bilinen bir öyküyü büyülenerek, büyüleyerek anlatmayı denemek, bir yazar için en büyük meydan okuyuşlardan biridir. Hele Uçuruma biraz fazla baktığınızda, uçurum da sizin içinize bakmaya başlar demiş bir adamın en mahremine sokulmak, onu kendi rüyalarının parçalanmışlığından, ruhundaki ve bedenindeki yır-tıklardan seyretmeye kalkışmak, yansımalardan bambaşka bir tarih yaratmak, okura bir kayboluşun izini sürdürmek ve bütün bunları belki de yalnızca daha iyi yenilmek için yapmak düpedüz katıksız bir cesaret ister. Nietzsche nin Öpücükleri bir kitaptan çok bir yolculuk. Lance Olsen ise ağrılı bir denizin karanlık, tekinsiz korsanı. Zamanı ve uzamı, güneşi ve ayı, ufku ve kuşları tepetaklak edip, kendi fırtınasını dipsiz bir arzuyla başlatan yabanıl bir kamaşma. Yapayalnız bir filozofun kalabalıklarını bıçağın ucunda aktaran bir dil ustası. Kulaklarınız ve yüreğiniz uğuldayarak okuyacaksınız. Her cümle bir öpücük, her paragrafsa bir kucaklaşma Lance Olsen şimdiye dek altı roman, dört eleştiri, dört kısa öykü, dört şiir, İsyan Çığlığı: Roman Yazma Rehberi adlı bir kılavuz kitap yazdı. Edebiyatta yenilikleri konu alan makalelerden oluşan iki kitabın editörlüğünü üstlendi. Zamanın Ruhunu Dillendirmek adlı eseri Philip K. Dick Roman Ödülü nde finale kaldı. Öyküleri, makaleleri, şiirleri ve eleştiri yazıları aralarında Fiction International, Iowa Review, Village Voice, Time Out, BOMB, Gulf Coast, Electronic Book Review, Best American Non-Required Reading in de bulunduğu birçok antoloji ve dergide yayınlandı. FC2 Yönetmenler Kurulu Başkanlığı yapmakta olan Pushcart Ödüllü yazar fiziksel anlamda eşiyle birlikte Idaho dağlarında, dijital anlamda ise internet sitesinde yaşamaktadır. Son romanı Nietzche nin Öpücükleri Versus Kitap tarafından Türkçe ye kazandırıldı. Kafka nın dönüşümün başka bir okuması olan bir sonraki kitabıda yakında İngilizceyle aynı anda Türkçe de Versus tarafından yayınlanacak. Lance Olsen, on üç Ekim 2006 tarihinde, Nietzche nin doğum günü olması sebebiyle New York ta düzenlenen Nietzsche Şimdi adlı konferansta Nietzsche nin öpücükleri kitabından bölümler okudu. Apollo ile Diyonisos u bir araya getiren bir törendi Edward Dahlberg bu tür romanlara şüpheyle yaklaşılmasına atıfta bulunarak Önemli bir kitap, ne kadar güzel olursa olsun okurun önüne dürüstçe konulmuyor. Ya görmezden geliniyor, ya yüz elli kelimede katlediliyor, ya da bir gazetenin arka sayfalarında sersefil tanıtımlardan geçiyor. Yorumunda bulundu. Olsen in kitabı fazlasıyla kayda değer. Geniş kitlelere ulaşmayı hak ediyor. Diğer baş yapıtların uğradığı haksızlığa uğramamasını dileyerek yazarla internet üstünden yapılmış bir söyleşiye geçelim. SÖZCÜKLERİN DÜNYASI: Lance Olsen ve Hayalet Yazın Rainer J. Hanshe: Nietzsche nin Öpücükleri nin üçüncü bölümünde, şaşırtıcı bir canlılıkla ve bütün ayrıntısıyla Nietzche nin göğüs kafesinden kalbini söküp çıkarışını, sonra da bir bebek 1 / 10

2 dünyaya getirişini anlatıyorsunuz. Nietzsche doğumu bir çok yazısında ve özellikle Böyle Buyurdu Zerdüşt te bir yaratım simgesi olarak ele alır. Şen Bilim de filozofların düşüncelerini tıpkı anneler gibi acıyla, kanla, yürekle, ateşle, hazla, tutkuyla, vicdanla, yazgıyla ve felaketle doğurmaları gerektiğini söyler. Siz de kitabı bu şekilde mi yazdınız? Lance Olsen: Nietzsche nin Öpücükleri ni yazmam çok uzun sürdü. Neredeyse otuz sene. Bir çok Nietzsche var. Benim 1976 ya da 1977 yılında Wisconsin Üniversitesi nde aldığım felsefe dersi esnasında ilk olarak tutulduğum varoluşçu Nietzsche ydi. O keskin, tarifsiz zekasına, varsayımlar arasında dolaşışına, dünyayı basit bir biçimde algılamayı reddedişine vurulmuştum. Kısa süre sonra ciddi bir biçimde yazarlığa başladım. Artık içimdeki filozofu geride bıraktığımı düşünüyordum. Ama yayınlanan üçüncü öyküm(1980) gerçeküstücü tarzda yazılmıştı ve Friedrich Nietzsche nin Doğum Günü partisi adını taşıyordu. O öyküdeki imgeler ve hatta bazı cümleler Nietzsche nin Öpücükleri nin son kısımlarında yoğunlaşan sanrı ve hayallerin eskizidir bir bakıma. Nietzsche yle tekrar seksenlerin başında Virginia Üniversitesi nde doktoramı yaparken karşılaştım. Walter Sokel in tetiklediği bu geri dönüş Derrida ve Foucoult gibi bazı düşünürlerin yazılarını da çeşitli ve karmaşık şekillerde etkileyen bir tür posyapısalcı dönüşüm biçimin aldı. Nietzsche nin kafamdaki yerini tam olarak açıklamak imkansız olsa da, en azından onun benim için her şeyin düşünülebildiği ve düşünülmesinin gerektiği entelektüel bir olasılık uçurumu demek olduğunu söyleyebilirim. Bana göre onun felsefesi belirsizlikler ve yerle bir etmeler üzerine kurulu ve tam da bu nedenle özgürleştirici. O dönemden beri Nietzsche yi zihnimden hiç çıkartamadım. Yıllar boyunca bir şekilde başkalarında olduğu gibi benim de içimde yaşadı. Ama doğrusu ona dair bir roman yazmaya girişeceğim hiç aklıma gelmezdi. Doksanlarda derslerimde onun serlerini okuttum. Özellikle de son dönem düşüncelerini inanılmaz bir şekilde yüz sayfada özetleyen Putların Alacakaranlığı nı. Bu esnada onun üstüne yazılmış biyografileri, heyecan verici mektuplarını ve büyük küçük bütün yapıtlarını okumaya başladım. Hayatına dair bildiklerimizin üç ocak 1889 tarihinde kesilmesine takıldım ve kafamda sonradan Nietzsche nin Öpücükleri ne dönüşecek bir yangın çıktı sonu ya da 2002 başlarında bir romanımda Nietzsche yi ele almak istediğime karar verdim ama onun düşünme ritmine ve yazdıklarına içerden bakmaya çalışma fikri gözümü korkutuyordu. Doğumun da tam orada gerçekleştiğini söyleyebilirim. Şimdiye tek gerçekleştirdiğim en güzel, en zor ve en tatmin edici tasarım böyle ortaya çıktı. R.H.: Nietzsche den karşılaştığınız bir şey olarak söz etmeniz çok çarpıcı. Çünkü siz yalnızca bir metinle karşılaşmayı kastetmiyorsunuz- bambaşka, dokunabildiğiniz, belki biraz da tekinsiz bir şeyden bahsediyorsunuz. David Krell Nietzsche nin bulaşıcı olduğunu söyler. Geoff Waite ise onu bir çeşit hastalık olarak nitelendirir. Benceyse daha çok, rahatsız etme, dönüştürme ve sizin de dile getirdiğinmiz üzere özgürleştirme potansiyeli olan zengin ve olumlu bir hattır Nietzsche. Peki başka nedir? Çöküşüyle ölümü arasında geçen on bir yıllık sınır dönemi son derece müphem. Çok az kişi o süreci anlatmayı denedi. Siz çizdiğiniz portrede onu ne idealize ediyorsunuz ne de tanrılaştırıyorsunuz. Açığa çıkaran, yeni bakışlar sunan bir ufukta ele alıyorsunuz. Her şeyi kapsayan, hiçbir şeyi dışarıda bırakmayan ama Nietzsche yi mutlak biçimde tanımlamaktan kaçınan bir resim sunuyorsunuz. Kitabı yazarken Nietzsche nin popüler imajını alt üst etmek gibi bir niyetiniz var mıydı? LO: Yüreğimi delik deşik eden şey Nietzsche sözcüğünü telaffuz ederken düşündüğümüz kişinin virüsten hata kadar her şeyi içine alan çoğul bir bilinç ile Weimar daki evin üst katındaki küçücük odada ölmeye yatmış, kız kardeşinin elinde oyuncak olmuş, beynindeki hastalığın kemirip erittiği 2 / 10

3 bir adam arasında salınıyor oluşu. Roman tam da bu hüzünlü, bölücü çizgide nabız kazandı. Baştan beri Nietzsche yi anlamaya çalıştım. Benim Nietzsche mi, başka Nietzsche leri. Onun sarmal aklına içeriden bakmak ne kadar mümkünse o kadarını yaptım. Dışsal hiçbir olayın olmadığı bir öykü kurmak istedim. Aslına bakılırsa bütün kitap Nietzsche nin ölmeden önceki son birkaç saatinde düşünceler, anılar, sanrılar arasında dolaşmasından ibaret. Beni büyüleyense kafasının içinde ilerleyen o koca dünya oldu. O dünyada yaşıyordu. O dünyada öldü. Satırlarda ve satırların dışında o kadar çok Nietzsche var ki, evet, popüler imajının dışına çıkmak için uğraştım-tabii hala öyle bir imajın varlığından söz edilebilirse. Daha çok onu bütün yönleriyle kavramaya çalıştım. O yüzden kitaptaki sahneler doğadakiler gibi prizmatik. Her bir sahnenin Nietzsche nin başka bir yönünü ortaya çıkarmasını istedim. Yıllardır yüklendiğimiz beyaz ışık yerine bütün renkleri içeren bir tayf oluşsun istedim. İnsanca, pek insanca dan çoğu kişinin ilk okuyuşunda alt üst olduğunu düşündüğüm Parlak Ruh a kadar her şeyi içermesine çalıştım. R:H: Dışsal hiçbir olayın olmadığı bir metin kurmanın tehlikelerinden biri ortaya çıkan şeyin akmayan, durgun, sıkıcı olmasıdır. Oysa Nietzsche nin Öpücükleri cıva gibi. Romandaki olaylar Nirtzsche nin son saatlerinde gerçekleşse de kitap yalnızca o kısa anlardan ibaret değil. Geri dönüşlerle okuru Nietzsche nin bütün hayatına tanıklık etmesine olanak sağlıyor. Hem gerçek hem de sizin de dile getirdiğiniz gibi düşünce, anı ve sanrılardan oluşan hayatına. Kitabı yazarken özelikle bahsetmek istediğiniz olaylar, Nietzsche nin yaşamını ve düşüncelerini etkilediğini düşündüğünüz, bunu yazmadan olmaz dediğiniz şeyler var mıydı? Bu yarı kurgu yarı gerçek eseri yaratırken neleri alıp neleri dışarıda bırakacağınıza nasıl karar verdiniz? Hangi noktalarda yalnızca hayal gücünüzü kullandınız? LO: Yaklaşık elli yıldır hemen her hafta romanın artık ölü bir tür olduğu söyleniyor bizlere. Ama bence ne olursa olsun, gelecekte dijital boyutta düşünce hayal gücü nasıl şekillenirse şekillensin roman uzunca bir süre yaşamayı sürdürecek. Çünkü roman sinemanın, müziğin, resmin, dansın, tiyatronun, cep telefonunun ve hatta şiirin yapamadığı şekilde iki şeyi aynı anda sunma ve sorgulama becerisine sahip. Bunlardan ilki dilin karmaşıklığı ve güzelliği- özellikle Bakhtin in vurguladığı çoğul nitelikleri. İkincisi ise insan bilinci. Başka hangi sanat türü yüzlerce sayfa ve haftalar boyunca bir başkasının zihnine girmemizi, bir başkasının düşüncelerinde dolaşmamızı sağlayabiliyor? Yazarken benim dikkatimi çeken, düş gücümü harekete geçiren tarihe kaydının düşülmesi için yalvaran olaylardan ziyade(her ne kadar bunları da yazınıma bir şekilde dahil etsem de), daha küçük, daha önemsiz şeyler oluyor. Örneğin hepimiz kırbaçlanan at olayını öyle ya da böyle duymuşuzdur. Ama kimse o esnada tam olarak ne olduğunu, Nietzsche nin aklından neler geçtiğini bilmiyor. Ya da Nietzsche nin kız kardeşi Lisbeth ile kurduğu hastalıklı ilişkiden haberdar olsak da nedeni nasılı karanlıkta kalıyor. Tarihçiler ve biyografi yazan insanlar size belli bir günde nelerin olduğunu, olanları tetikleyen güçleri anlatabilir. Ama olayın nedenleri, yaşayanlara neler hissettirmiş olabileceği, nasıl koktuğu, tadının nasıl olduğu konularında yalnızca roman size üç boyutlu biçimde fikir verebilir. Bunu yaparken de bütün geçmişlerin kurgusal temelini anımsatır okura. Benim yapmaya çalıştığım şey kısmen post modern tarih yazımının geçmişi nasıl sürekli yeniden yazılan, yeniden düşünülen, yeniden sunulan bir öykü olarak ele aldığını göstermekti. İnsan geçmişte olmayan bir geçmişi yazabilir ancak. Şimdininse yalnızca boşluklarını anlatabilir. Nasıl ki bilim kurgu kitapları bize geleceğin nasıl olacağını değil, her zaman bilinemez olacağını öğretiyorsa Nietzsche nin Öpücükleri gibi tarihi romanlar da aynı şeyi tarih ve anılar açısından yapıyor. 3 / 10

4 NC: geçmişin kurgusal temeli, yeniden düşünülmesi, yeniden sunulması, yeniden yapılandırılması Nietzsche nin Böyle Buyurdu Zerdüşt ündeki kurtarma fikrine çok benziyor. Geçip gitmiş olanı geri döndürmek ve Öyle oldu yu Öyle istedim e çevirmek-işte kurtarmak tam da bu demektir. İstenç özgürleştirici ve neşe vericidir. Ama Zerdüşt istencin yapılmış olan konusunda çaresiz kaldığı ve zamanı, dolayısıyla iradeyi geri getiremediği için aynı zamanda bir hapishane olduğunu söyler öğrencilerine. Tarihin tekerrür etmesi düşüncesi geçmişin yeniden yazılmasının önündeki en büyük engeldir. Zerdüşt ü ve dolayısıyla Nietzsche nin beklentilerine karşılık verebilecek çok az kişi var. Geçmişe dair anıların ya da kesinlikle gerçekleştiğini bildiğimiz olayların bu anlamda tarihin yeniden yazılmasını imkansız kıldığını düşünüyor musunuz? Gerçekten geçmiş yeniden kurgulanabilir mi? O kurgulanan yeni tarih gerçek ten çok bir deney olmaz mı? LO: Tarihe yaklaşımımın iki yönlü olduğunu söylemeliyim. Bir taraftan gerçekleştiğini bildiğimiz olaylar onları yeniden yazmamızı engeller, evet. Ama öte taraftan o olayları aktarmaya başladığımız anda değiştirmeye de başlarız. Belli noktaları öne çıkarırız. Bazı şeyleri dıaşrıda bırakırız. Tarihi belli bir bakış açısından aktarırız. Yanlış anımsadığımız şeyler olur. Ya da unuttuklarımız. Bilerek veya bilmeyerek bir takım şeyleri uydururuz. Kesin olarak ne olduğu, ne zaman olduğu ya da nasıl olduğu konusunda diğer insanlarla anlaşmazlığa, fikir ayrılığına düşeriz Çocukluğumu ve ilk gençliğimi kız kardeşimle birlikte Venezüela da bir ormanın içinde geçirdim. Babam orada bir petrol rafinerisi yapımında çalışıyordu. Geçenlerde kız kardeşimle o günlerde olduğunu bildiğimiz olayları, anılarımızı konuştuk. Epeyce çatıştık. Ben benim başıma geldiğinden emin olduğum olayları, kız kardeşim kendi başına gelmiş gibi hatırlıyordu. Birlikte yaşadığımızı söylediği bazı şeyleri anımsamıyordum. Aynı şekilde o da bazı olaylarda rol aldığını anımsamıyordu. Hangimiz haklıydık? Kim bilir? Bu durumda gerçeğe hiçbir şekilde ulaşma olanağımız yok. Elimizde olaylar değil anılar var çünkü. Sakat, kusurlu anılar olduğunu biliyoruz bunların ama nasıl bu hale geldiklerini bilmiyoruz. Beni ilgilendiren tam da o kayda düşülmeyen ya da kim olduğun, söz konusu olaya nereden baktığına göre çok farklı şekillerde kayda düşülen anlar. Einstein, belki de Escher bakışı gibi. Sonuç olarak, bence tarihin kendisi onu yeniden yazmamızı engelliyor, evet ama aynı zamanda geçmiş tek tek insanlar, devlet, reklamlar, galipler, mağluplar, kurbanlar, tarihçiler tarafından sürekli yeniden üretiliyor. Bu açıdan her tarih yenidir ve her yeni tarih kültürümüzde Barthes ın verili, sorgulanmadan kabul edilen olarak adlandırdığı olaylara soru işaretleri koyuyor. Tarih bazı zamanlarda doğal, yahut son derece mantıklı, tamamen sağ duyuya hitap eden bir şey olarak görülüyor. Ben de bu düşünceyi araştırırken buldum kendimi. NC: Nietzsche Ecce Homo da kendi geçmişiyle oynadı, onu yeniden yarattı. Ne kadar sorgularsa sorgulasın gerçeğin(gerçeklerin) peşine düştü ve tamamen yalan olanla, doğru olanı birbirinden net bir şekilde ayırdı. Peter Gast a yazdığı bir mektupta Ecce Homo nun inanılmaz bir edebiyat eseri olduğunu söyledi. Bu sözle kendi geçmişini anlatmış da olsa bunun kendi tarihi nin yüzde yüz bir yansıması olarak kabul edilemeyeceğini bildiğini ima ediyordu. Nasıl olur da belleğimiz ve belleğimize bağımlı oluşumuz bazı gerçekleri görme, neler olduğunu anlama yeteneğimizi baltalar? Bellek öylesine kuruntularla dolu ve güvenilmez bir şey mi? Tarihi ya da kendi geçmişinizle ilgili bir kitap yazmak hangi noktada bir aldanışa, kabullenemediğiniz trajik bir gerçekten kaçmaya-ki Nietzsche bunu bir zayıflık ya da çürümüşlük belirtisi olarak nitelendirirdidönüşüyor? Tarihi post modern anlamda yeniden gözden geçirme, yeniden düşünme ne zaman tehlikeli bir hal alıyor, sırf belli istekler doğrultusunda bazı şeyleri desteklemek bazılarınıysa reddetmek için tarihteki bazı olaylar bilinçli olarak silmeye başlanıyor? 4 / 10

5 LO: Belleğin kendine ait bir aklı olması çok ilginç, değil mi? Bunu bir kere kabul ettiğimizde post-yapısalcılardan aralarında Philip K. Dİck ve Beckett in de bulunduğu sayısız yazara kadar bir çok kişinin öne sürdüğü üzere benliği ve dolayısıyla kişisel tarihi bir anlatıya dönüştürmenin kendisinin bir aldanış-aklımızı ve bütünlüğümüzü korumak adına son derece gerekli olduğu kimse tarafından yadsınamayacak bir aldanış olduğu söylenebilir. Bu noktada bu tür bir şeyi zayıflık ya da çürümüşlük olarak gören Nietzsche den ayrılıyorum. Kitabın bazı kısımlarında Nietzsche bir şeyleri hatırladığını mı, yoksa yalnızca hatırladığını mı hayal ettiğini anlamak için çırpınıyor. Bu bana göre bir zayıflık değil, çok insani bir durum. Biz doğası gereği yanlış kavrayışlar ve unutkanlıklar yaşayan hayvanlarız sonuçta. Bu unutkanlık ve yanlış kavrayışı kültürel bir bağlam içinde ele alırsak elbette durum olumsuz, anti-nietzscheci bir biçimde tehlikeli. Hükümetlerin, eğlence sektörünün, akademik kurumların uzun zamandır yaptığı bir şey bu. İdeolojik anlamda bazı düzenlenmiş öyküler bize sistematik biçimde öyle çok sefer anlatılıyor ki, giderek o öykülerin gerçekleri, korkularımızı, isteklerimizi vs. dile getirdiğine inanmaya başlıyoruz. Çok uzağa gitmeye gerek yok. George Bush un ABD nin ırak ı neden işgal ettiğini durmadan çeşitli şekillerde ilan etmesine ya da hayati sorunlara yirmi iki dakika artı reklamlar gibi bir sürede çok basit çözümler bulunabileceğini gösteren sit-comlara bakmak, bu sistemin nasıl sinsi çalıştığını anlamaya yeter.. Asıl soru şu: bütün bu simülasyon ve gösteriler dünyasında böylesi bir güdüye direnebilmek mümkün mü? Ya da bu güdüler biz unutkan hayvanlara başka türlüsünün mümkün olmadığı düşüncesiyle derinlemesine, geri dönüşsüz biçimde işlendi mi? NC: Nietzsche nin Öpücükleri nde Nietzsche nin kişisel tarihinin tamamen dışarıda bırakılabilecek öteki kısmını, tek bir bakış açısından yazmaktansa hikayeyi birçok farklı gözden anlatarak yanlış hatırlananları, unutulanları, biyografi yazarlarının yazmamayı seçtikleri şeyleri açığa çıkartacak şekilde sunarak, mutlak bir yörüngedense değişken, deneysel bir anlatıyı özellikle mi yeğlediniz? Arka arkaya birinci, ikinci, üçüncü tekil şahıs tekniğini verili olanı en uygun şekilde sorgulamak için mi kullandınız? LO: Değişken, cıvamsı benzetmenizi sevdim. Üçlü bakış açısıyla yazarken okurda yaratmak istediğim etki tam da oydu: birinci tekil gerçek zamanı(nietzsche nin son saatlerini), ikinci tekil bir rüya zamanını(her biri vücuttaki bir organa bağlanan sanrılar), üçüncü tekilse Nietzsche nin belleği ve dolayısıyla tarihi belli bir yere oturtmak için başarısızlıkla sonuçlanacak bir mücadeleye girişmesini temsil ediyor. Bunun sonucunda okuru zaman ve uzamın, gerçeğin ve kurgunun, benliğin ve kişiliğin içinde oradan oraya dolaştırmak istedim. Umarım becerebilmişimdir. Üç çeşit dil kullanarak da bu etkiyi artırmaya çalıştım. Birinci tekilde yazılan bölümlerde dil mantıksal bir düzlemde ilerliyor. İkinci tekilde yazılan bölümlerde bilinç akışı tekniğini, daha iyi bir ifadeyle deli olmayan bir delilik dilini denedim. Üçüncü tekilde yazılmış kısımlardaysa daha geleneksel cümleler ve mimetik söylemler ve varsayımlardan yola çıktım, bunu yaparken aynı zamanda o söylem ve varsayımları reddettim. Yani cümleler son derece düzgün ve mantığa uygun olmasına karşın, o cümlelerle anlatılan olaylar öylesine mantık dışı ve mutlaklıktan uzak ki. Aralarında doğrusal değil mecazi bir bağlantı var. Yanlış anımsayışlar, gündelik konuşmalar ve tahminlerden oluşuyorlar. O zaman okuma da, benim erken dönem Nietzsche okuma deneyimlerime-ki başka bir çok insanın da aynı izlenime kapıldığına inanıyorum, benzer şekilde bir çeşit tereddüde dönüşüyor. Dünyaya ve dile dair hiç düşünmeden kabul ettiğiniz her şey paranteze alınıyor. NC: Eğer benliği ve kişisel tarihleri öyküleştirmek aklımızı ve bütünlüğümüzü koruyabilmemiz için gerekliyse, bunun aynı zamanda, elbette uçlaştırıldığında, insanı aklın sınırlarından 5 / 10

6 kurtardığı da ileri sürülemez mi? Nietzsche bir zamanlar kendisinin tarihin bütün isimleri olduğuna, kayıp bir ruh olduğuna inanmamış mıydı? Böyle düşünen ve benzer sanrlar gören sayısız deli adam var. İnsanca, pek İnsanca nın açığa çıkardığı şey aklımızı ve bütünlüğümüzü koruyan(gerçek anlamda akıl ve bütünlükten söz edilebilirse tabii) şeyin, bizi Olmaktan alıkoyan şeyle aynı olduğu değil midir? Belki burada da Nietzsche den ayrılıyorsunuzdur ama insan dediğimiz yaratık hayvanla üstinsan arasında bir köprü, bir geçiş noktası değil mi? Kişisel tarihini bilmeden tahrif eden Nietzsche bilginin ışığını yitirmiş, üst insanla uğraşmayı bırakıp teslim olmuş Nietzsche dir. Bazı güdülere direnmek içimizdeki insanı yenip daha büyük, daha yüce, yanlış hatırlamayan bir varoluşa kavuşma sürecinin bir parçası değil mi? LO: Tırnak içinde bir uyarıda bulunmanın zamanı geldi diye düşünüyorum. Bütün sorularınız eğitimli bir felsefeci tarafından değil,bir roman yazarı tarafından yanıtlanıyor. Gerçi -Nietzsche nin eleştirel-kurgusal düş gücünün de defalarca kanıtladığı gibi-ikisi arasında çok da büyük fark yok. Her neyse, öyküler anlatmak insan olmakla eş anlamlıdır. İnsan kendisi, inandıkları, arzuları, korkuları, düşünceleri, peri masalları hakkında çelişkili öyküler anlatır durur. Bu eylemin kendisi bana son derece tarafsız ama yine de kayda değer görünüyor. Bu öyküler insanlığı aklı selim ve bütünselden tutun delilik ve çoğulculuğa kadar her yere götürebilir, götürdü de. Hayatımızı, günlerimizi, saatlerimizi, dakikalarımızı bize bir devamlılık, geçmiş, gelecek, handiyse bir istikrar duygusu verecek şekilde kurguya dökmeden yaşadığımızı düşünemiyorum Ama sizin de ifade ettiğiniz gibi bu kurguların varoluşla ilişkisinden söz etmek apayrı bir mesele. Benim, sizin ya da Bonn daki bir otobüs şoförünün varoluştan ne anladığını dahi öykülemeden konuşamayız. Ama şu da bir gerçek ki, böyle bir şeyi tartışmaya başladığımızda kendimizi konuştuğumuz konudan soyutluyor, o konuyla ilişkimizi böylelikle ciddi biçimde zedeliyoruz. Varoluşun salınımlarını, gel-gitlerini öykülemenin olanaksız olduğunu söylemek istemiyorum ama hiç kimsenin bu konuda herhangi bir şekilde fikir birliğine varabileceğini düşünmüyorum. Çoğumuz doğru ama önemsiz şeyler konusunda aynı görüşü paylaşırız-bu kırmızıdır, ya da bu bir kilimdir gibi mantıksal pozitivistlerin vereceği basit örneklerde mesela. Ama iyilik, tanrı, entelektüel gelişme gibi problematik kavramlarla ilgili olarak böyle bir şey söz konusu değil. Buna rağmen kendimizi alamıyoruz bunları tartışmaktan. Ne yaman çelişki. Üst insan kavramı benim için yaşadığımız sürece her şeyi yeniden üretmek zorunda olup da bunda her daim başarısızlığa uğrayışımızın üstesinden gelmek için tanımlanmış güçlü bir metafor. En mahrem hesaplaşmalarımızda bir anımsatıcı, ötelenmiş bir arzu olarak ortaya çıkan bir potansiyeli, -neredeyse oldu yu simgeliyor. Bu anlamda Nietzsche nin Zerdüşt yazılarının karşısına, onların zıddı olarak zaman zaman hayatının o güzel tek boynuzlu atını koyuyor olması son derece anlaşılır bir şey. Bence öyle ya da böyle teslim olmaya mahkumuz, sona gelindiğinde soluk almak hiçbir işe yaramıyor. NC: Nietzsche romanınızın baş karakteri ama kitabın ana teması bilinç gibi görünüyor. Bilincin nasıl işlediği, bedenin bilinci nasıl etkilediği, akıl ve sağlığın çeşitli durumlarında bilincin bedeni ve benliği nasıl etkilediği, bu durumların dile ne şekilde aktarıldığı vs. beden düşünce(ya da dil) ilişkisinin önemi Nietzsche nin tekrar tekrar vurguladığı bir şey: dil ancak ve ancak bedenden çıktığında hakiki oluyor. Zerdüşt saygı duyduğu tek yazı türünün kanla yazılan olduğunu söylüyor. Sizin için beden ve dil arasındaki ilişki ne derece önemli? Nietzsche nin Öpücükleri nde kullanmayı seçtiğiniz farklı organlara daha yakın bulduğunuz belli sanrılar var mıydı? LO: Belli organlarla belli sanrıları nasıl bir içgüdüyle bir araya getirdiğimi anlatmanın çok da 6 / 10

7 ilginç olacağını düşünmüyorum. Ama bilinçli tercihler olduğunu söyleyebilirim. Dilin beden olmadan varlığını sürdürebileceğini sanmıyorum-bedenle düşünüyor, bedenle konuşuyor, bedeni okuyor ve bir başkasının bedenine akıyoruz. Aramızda dilin akıl ürünü olduğunu ve dolayısıyla bedenden ayrı tutulması gerektiğini düşünen Descartesçılar vardır elbette. Ama bence akıl bedenin ürünüdür. Beden olmazsa akıl da olmaz. Bu yüzden dil özünde anlamını ve biçimini Nietzsche nin dediği gibi beden sıvılarında bulur. Şu aralar William Gass ın Metinler Tapınağı adlı kitabını okuyorum. Sevdiği edebiyat ve felsefe eserlerinden bölümleri bir araya getirdiği çok güzel bir bütün. Her eleştiri ve kuram bir çeşit ruhsal biyografidir. Gass da yer verdiği eserlerin doğasından ve içeriğinden çok mükemmel düz yazıya tutkunluğunu açığa çıkarıyor kitabında. Bir yazarın bir cümlede i harfini nasıl kullandığı üzerine bir paragraf yazabiliyor örneğin. Kelimelerden kurulu bu dünyalar benim için genelinde edebiyatı, özelde ise romanı tanımlıyor. İleride senaryoya dönüşmek için yanıp tutuşan yinelemeler ilgimi çekmiyor. Ben daha çok yalnızca kendilerinin yapabileceği şeyi yapanlarla ilgiliyim. Tam da bu nedenle hiçbir yönetmen Lolita gibi bir romanı tatmin edici biçimde filme alamayacak. Sanırım Stanley Kubrick ve Adrian Lyne Lolita nın özünde pedofiliyle ilgili erotik bir yapıt olduğunu düşündüler. Daha alakasız bir yoruma varamazlardı. Bence Lolita zeki, eğlenceli, ahlak dışı, fena halde kuşatılmış bir zihnin usulca çöküşü ve bunun yanında bir aşk hikayesinden oluşuyor.nabokov un yazdığı son sözde vurguladığı gibi polemiksel çerçöp ve klişelerin yeniden üretilmesi değil, İngiliz Dili ve estetik mutluluk üzerine. Lolita hayatımın ışığı, uyluklarımın ateşi- bu beş sözcüğü şaşırtıcı kılan, belleğimde unutulmaz bir yer almalarını sağlayan şey hem aksayan bir aşkla ilgili cinai bir öyküyü, Amerika adlı sakız çiğneyen bir arsızlığa dair asit yakıcılığında bir hicvi anlatmasının yanı sıra dilinin büyüleyici güzelliği. Kendini film sana o sıkıcı şeffaflıklara değil çınlayan bir lirizme yakın duran sözcükler. Nabokov un romanı işte bu ışıl ışıl açılışla başlıyor: hareket halinde sakat bir bilin., evet, ama aynı zamanda, hatta belki daha çok, yinelenen seslerin, yarım uyakların, kendini yansıtan sözsel şaşırtmacaların, güzel yontulmuş bir düz yazının, yoğunluk ve ayrıntıların verdiği hazzın oyunu. Her bir cümlesi bir kartın üzerine yazılarak başlamış yazmaya kitabı seçkin, üç dil bilen, tam anlamıyla apolitik İngiliz sever yazarımız. Ve ilerledikçe kendine inanamamış. Öyle ki, okur satırların arasında gezinirken, dikkatle bakarsa o dilsel şehvetin içinde, Tılsımlı Avcılar kitabındaki o ünlü baştan çıkarma sahnesinde Humbert Humbert in duyduğu yakıcı hazımsızlığın işaretlerini bulabilir. İlk metafordaki tinsellikle ikinci metafordaki ateşli günahkarlığın çatışmasında Aziz Augustine nin çelişkilerle dolu kitabı İtiraflar ın hayaletini görebilir. Genç kızın takma adının ikinci hecesindeki lee nin içinde( Humbert zavallı Dolores Haze in her şeyi gibi adını da çalar) Edgar Allen Poe nun Annabel lee şiirinin gizlendiğini ve dolayısıyla tekinsiz Humbert in suçladığı Annabel Leigh in(viyanalı şarlatan Freud un deyimiyle) aslında tamamen kendi saplantısından başka bir şey olmadığını fark edebilir. NC: Bağırsaklar başlıklı bölümde Nietzsche bazıları için bilincin kesinlikle yalnız girilmemesi gereken tehlikeli, çok katlı bir apartman olduğu sonucuna varıyor. Böyle düşünceler hayranlık uyandırıcı derecede tehlikeli, insanı ürkütüyor, dehşete düşürüyor. Sizin Nietzsche niz Schopenhauer la tanıştıktan sonra cümleler fikirleri anlatmaya muktedir olmayan sözcükler haline geliyor. Schopenhauer ın mürekkep yerine barutla yazdığını, cümlelerle değil, dişlerle konuştuğunu söylüyor. Kitabın en önemli ve sarsıcı sahnelerinden birinde Wagner bir bellek yanılsamasıyla Nietzsche nin babasına dönüşüyor ve sadist bir diş hekimi olarak Nietzsche ye korkunç bir operasyondan geçiriyor. Bu sahnede Nietzsche nin yalnızca Wagner le kurduğu karmaşık ilişkiye değil, aynı zamanda gelecek nesillerin ıslahından faşizme kadar hemen her konuda günah keçisi ilan edilmiş olan Nietzsche nin dişlerine saygıyla karışık bir korku duyan 7 / 10

8 20. yüzyıla da tanıklık ediyoruz. Bu yüzyılda yazılmış edebi eserlere bolca gönderme yapıyorsunuz. Sahneyi yazmanızda sizi özellikle etkileyen bir şey oldu mu? İletmek istediğiniz belli başlı bir şey var mıydı? LO: Yazmaya başlamadan önce uzun uzun düşünür, kurarım. Ama bu kitaptaki organ bölümlerinde çok tuhaf bir durum yaşadım. Daha önce hiç başıma gelemmiş bir şeydi bu. Neredeyse bütün sahneleri önce düşümde gördüm. Sanırım biraz da yaratım sürecinde Nietzsche yle yatıp Nietzsche yle kalkmamdan, günlerimi onun eserlerini, onun üstüne yazılmış biyografi eleştiri kitaplarını tekrar tekrar okuyup, notlarımı düzenleyerek, Almanya da, İsviçre de ve İtalya da onunla ilgili yerlerde çektiğim videoları izleyerek geçirmemden kaynaklandı. Sonunda da bilinçaltım bana oyunlar oynamaya başladı. Ben de onun verdiklerini harmanlayıp dönüştürdüm. Ama şimdi bile organ sahnelerini okuduğumda başka biri tarafından yazılmışlar gibi geliyor. Söz ettiğiniz sahne güç ilişkileriyle ilgili. Baba ve oğlun nasıl her zaman ölümcül bir mücadele içinde olduğunu ve öyle ya da böyle oğlun her seferinde yenik düştüğünü anlatmak istedim. Ayrıca hatırlamakta fayda var, Nietzsche nin babası yaşasaydı, hemen hemen Wagner le aynı yaşta olacaktı. NC: 20. yüzyılla beraber realist roman bir kenara bırakıldı. Onun yerine bilinç akışı tekniğiyle, parçalı, bütünlüksüz, belli bir noktada bitmeyi reddeden anlatımlar tercih edilmeye başlandı. Aslında bu türden anlatımlar sözcüğün bilinenden başka bir anlamıyla realist. Çünkü insan bilincinin, fantezilerin, akıl dışının, saçmanın gerçeğini anlatıyorlar. Joyce, Musil, Goytisolo ve sizin de aralarında bulunduğunuz daha pek çok romancı hayata ayna tutma fikrine karşı çıkarak bilinci aktarabilecek bir tarz denediler. Ki bu da gerçekliği çok daha doğru bir biçimde aktarır bize. Nietzsche nin Öpücükleri ni realist bir roman olarak tanımlayabilir miyiz bu anlamda? LO: Kesinlikle. On dokuzuncu yüzyıl romanının, Dickens ya da Flaubert in bir fotoğrafa benzediğini olduğunu düşünürsek, yirminci yüzyıl romanı, Faulkner veya Woolf mesela, x ışınıdır. Buna karşılık postmodern roman, örneğin Kathy Acker ya da daha yakın dönemden Mark Danielewski nin internet denen o hızlı, çok boyutlu, metinler üstü, sonsuz muğlaklıktır. Bunların her biri evrenin belli bir dönem ve yerdeki duruşundan yola çıkarak kendince bir gerçekliğin izini sürer. Şu anda ve burada yazan insanlar için esas soru günümüzde gerçekliğin vardığı insafsızlık ve rezalet kurgu nun çok önüne geçmişken ve sinema, internet vb şeyler nedeniyle roman fazlasıyla arka plana itilmişken varoluşu, yaşamı en azından önemli görünecek şekilde nasıl yakalayıp kağıda dökebiliyoruz? NC: Etkilenmeler, esinlenmeler çoğu kez bilinçsiz yaşansa da teşekkür kısmında romanın oluşmasında çok önemli yerleri olduğunu söylediğiniz eserler dışında Nietzsche nin Öpücükleri ni yazarken okuduğunuz ve romanı bir yerinden değiştirmiş, etkilemiş olduğunu düşündüğünüz yapıtlar var mı? Kendinizinkini yaratmadan Nietzsche üzerine yazılmış diğer romanları, öyküleri okudunuz mu? LO: Nietzsche üzerine yazılmış başka romanları ya da öyküleri özellikle okumadım. Herhangi birinden öyle ya da böyle etkilenmek istemedim. Ama sonra bütün o konuştuğumuz nedenlerden ötürü biyografi ve eleştiri kitaplarının da özünde öykülemeler, kurgulamalardan ibaret olduğunu anladım- Böyle Buyurdu Zerdüşt ü de bunların içine katıyorum. Romanı yazarken okuduklarımın çoğunu anımsamıyorum. Ama Avrupa da Nietzsche nin izini sürerken akşamları karımla birbirimize Joyce ın baskısı Hans Walter Gabler tarafından mükemmelen yapılmış Ulysses inden bölümler okuduğumuz bütün netliğiyle aklımda Son okumamadan bu yana on yıl geçmişti. Bir kere daha Pynchon un Yerçekiminin Gökkuşağı, 8 / 10

9 Wallace ın Sonsuz Jest i, DeLilo nun Yereltı Dünyası, son dönemde Danielewski nin Yapraklar Evi gibi Ulysses in de yeni ansiklopedik romanın harika örneklerinden biri olduğunu bir kez daha kavradım. Joyce un kitaptaki on sekiz bölümün her birinde başka bir tarz ve biçem oluşturmuş olmasını ve böylece okuru sürekli tetikte tutuşunu çok seviyorum. Ulysses metni bir meydan okuyuşa dönüştürüyor. Tıpkı Nietzsche nin hayatlarımızı bir meydan okuyuşa dönüştürmemizi istediği gibi. Romandaki bazı bölümlerde Bloom un Dignam ın cenazesine katıldığı Hades in, topal Gerty MacDowell ın Sandymouth Strand ta oturup Bloom un mastürbasyon yapışını izlediği Nausicaa nın, zihnini genelevinde Alman dışavurumcu tiyatronun Fransız gerçeküstücülüğüyle savaştığı Circe nin ve tabii Molly nin bilinç akışının su ve ışık gibi bir dille, kırk sayfa boyunca sekiz uzun cümlede anlatıldığı Penelope nin tam anlamıyla sarsıcı ve mükemmel olduğunu düşünüyorum. Bunların hepsi yörüngesel biçimde girdi Nietzsche nin Öpücükleri ne sanırım. Umarım Joyce un sözcüklerinde gezinmek benim sözcüklerimi daha güçlü kılmıştır. İnsanın yazdıkları son altı ayda okudukları kadar iyi olabiliyor ancak. Bu yüzden bulabildiğim en kusursuz, en ufuk açıcı romana sardım kendimi Yazdıklarıma süzüldüğünü düşündüğüm diğer kitaplar arasında muhtemelen yaklaşık yirmi beş yıl önce, üniversiteden mezun olduktan sonra okumuş ve bir daha hiç elime almamış olmama karşın ölüm döşeğindeki bir adamın geçmişiyle hesaplaşmasının anlatıldığı Carlos Fuentes in Artemeo Cruz un Ölümü, Virginia Woolf gibi tarihi bir kişiliği çok zekice öyküleyen ve dilinin güzelliği romanımı yazarken bütün açıklığıyla zihnimde olan Michael Cunningham ın Saatler i, bir de tuhaf ama çok yönlü dilsel kıvılcımları ve bilinci acımasızca inceledikleri için Beckett in Nasıl ıyla William Gass ın Tünel ini sayabilirim. NC: Bir söyleşinizde modern romanların filmler için kaba taslaklar oluşturduğunu söylemiştiniz. Bir başka söyleşideyse romanların insan psikolojisini filmlerin asla yapamayacağı biçimde derinlemesine çözümlediğinden söz etmiştiniz. Ama örneğin Bergman gibi bir yönetmen kendine tamamen psikolojiyi dert edinip insan ruhuna denize dalar gibi dalabiliyor. Tarkovski (ve Bela Tarr, Kiarostami gibi günümüz yönetmenleri) ise modern romancılardan çok azının cesaret edebildiği bir şeyi yaparak zamanı yayıyor, genişletiyor. Bilincin belki de çok daha fazla yönünü bir anda inceleme yetisine sahip olan sinemanın romanı ve Nietzsche nin Öpücükleri nde aynı zamanda sinematografik bir yan da olduğu için sizin yazınızı ne anlamda etkilediğini düşünüyorsunuz? Çağımızın gelgeç akılmlara direnen yenilikçi romancıları kimler sizce? LO: Filmlerin Warhol ya da Matthew Barney ninkiler gibi en uzun versiyonlarında bile çok çok kısa kalması ve durmaksızın görüntüye, yüzeysel ışıltılara odaklanması nedeniyle bilinci bir roman kadar derinlemesine ve içeriden bir bakışla irdeleyemez. Elbette hiçbir sanat türü bir diğerinin yerine geçemez, onun gördüğü işlevi göremez. Ben sinemayı bir araç olarak çok önemsiyorum. Donald Barthelme nin yıllar önce söylediği gibi günümüz romanı daha parçalı, daha sahne odaklı bir roman. Filmlerin estetik ve ekonomik anlamdaki gücünün farkında olarak, senaryo etkisi yaratma amacı güdülerek yazılıyor. Ama tıpkı resmin bir kolunun daha soyut, izlenimci, dışavurumcu hale gelerek fotoğraf sanatının yarattığı rekabetten kurtulmaya çalışması gibi romanın bir kolu da(bununla Thomas Bernard, Ben Marcus, Lyn Hejinian ve Diane Williams türünde yazarları kastediyorum) aynı şekilde daha soyut, izlenimci, dışavurumcu bir izlekte ilerlemeye başlayarak sinemanın gelişimine ayak uydurdu. Nietzsche nin Öpücükleri hem o tür bir roman, hem değil. Dili ve saplantılı bir şekilde bilinci irdelemesi nedeniyle sinemanın yapısından uzak bir metin. Ama öte yandan üçüncü tekil şahıs anlatımlarının olduğu bölümler son derece an odaklı, diyalog ağırlıklı ve o açıdan sinematografik sayılabilir. Görsel, resme yakın bir yönü olduğuna da inanıyorum(karım ressam ve sanat 9 / 10

10 tarihçisi olduğu için ben de ucundan kıyısından o dala uzanabiliyorum. Derinlerdeyse sekans ve montaja kaçan bir tarafı var. Benim açımdan Nietzsche nin Öpücükleri bazı film ve yönetmenler olmasaydı yazılamazdı. EN sevdiğim filmlerden bazıları, örneğin Herzog un Aguirre si, Tanrı nın Öfkesi, Sessizlik Ülkesi; çeşitli çerçevelerden Wenders in Arzunun kanatları, Lynch in Kayıp otoban ı, Kubrick in Gözleri Tamamen Kapalı sının hayaletleri satırlar arasında geziniyor. Moda akımlara direnerek daha yenilikçi bir tarzı benimsemiş yazarlarla ilgili sorunuza gelinceah aslında öyle harika olanlar var ki! Ama çoğu kitap yayıncılığının ve edebiyat eleştirisinin geldiği nokta yüzünden okura ulaşmıyor. Adını önceki sorularda nadıklarım dışında bir düzine insan sayabilirim. Steve Tomasula (Portreler Kitabı), Shelley Jackson (Anatominin melankolisi), Patrik Ourednick (Avrupa), Brian Evenson (Wavering Knife), and David Markson (Wittgenstein ın Sevgilisi ve Kaybolan Nokta). İşte tam da böyle tarz, yapı, kuram açısından aykırı duran kitaplardır bana yazma ve yaşama coşkusunu veren, beni uyanık tutan. NC: Son olarak yazmak sizin için hem bilinç, hem de bilinçaltı süreçlerini içine alıyor. Hangisinin daha baskın olduğunu söyleyebilir misiniz? Başka yazarlarda da böyle bir ayrıma gidebiliyor musunuz? Paul Bowles tan James Purdy e kadar birçok romancı bilinç altı yazımın akılcı, entelektüel olandan daha güçlü ve dokunaklı olduğunu iddia ediyor. Belki biri başat olarak Descartesçı ya da Nietzscheci dir. Ya da belki tamamen bilinçle yazmayı eleştirerek esin perileri fikriyle oynuyorlardır. Dil ve beden tartışmamızın ışığında, yazanın siz olmadığınızı hissettiğinizde yerinize varoluşun mu, uoksa bir metin olarak dünya nın mı geçtiğini düşünüyorsunuz? Yoksa her şey aslında benlik olmayan, benlikten ayrılmış, geceye ve karanlığa kurban edilmiş bilinçaltının işi mi LO: Bilinçle ve bilinçaltıyla yazmayı birbirinden kesinlikle ayırabildiğimi rahatça söyleyebilirim. Örneğin William Burroughs u tipik bir bilinç yazarı olarak, John Barth ıysa bir bilinçaltı yazarı olarak görebiliriz. Ama bu ikisini birbiriyle karşılaştırıp zıtlaştırmanın göründüğü kadar kolay olmadığını düşünüyorum. Yazar ve okur olarak bugüne dek edindiğim tecrübeler böyle bir karşılaştırmanın ancak uzaktan yapılabileceğini öğretti bana. Metinleri yakından inceleyince akıl ve akıl dışılığın yan yana durduğunu görüyorsunuz. Apollo ve Diyonisos gibi.her paragraf, hatta her cümle iki damardan birden ilerliyor gibi geliyor bana. Ancak eğer bazı yazarların birine daha fazla eğildiyse bahsettiğimiz şey, ben kendi adıma ikisinden de çok haz alıyorum. Birini öbüründen üstün tutamam. Kelimeler dünyası ikisinden biri olmadan çok ama çok eksik kalırdı! İkinci sorunuza cevaben metinselliği Roland Barthes ın Yazarın Ölümü makalesinde ele aldığı gibi gördüğümü belirteyim. Orada metinden içinde hiçbiri özgün olmayan, sürekli birbirleriyle çatışan ve çarpışan tonlarca yazıyı barındıran çok boyutlu bir uzay olarak söz eder. Her şeyin yerli yerinde olduğu, zaman kavramının yittiği ve yazıyı yazan kişinin ben olmadığımı hissettiğim anlarda kendimi içinden hikayeler(rüyalar,başka birinin yazarın melodileri, iki hafta önce sokaktan edindiğim dil parçaları, yedi yaşımdayken gördüğüm bir fotoğrafın ayrıntıları vb) taşan bir bağlantı noktası gibi duyumsuyorum. Cümlelerdeki yarıklar arasından herkesin duyabileceği budalalıklar fısıldıyorum ve bütün yazdıklarımı yeniden gözden geçirirken akılcı bakmama gerektiğini bir an olsun düşünmüyorum. Ürettiğim her şey günün sonunda şey gibi geliyor, ne gibi?, hayalet yazılar gibi 10 / 10

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ I- Açıklama Sizi tam olarak tanımladığına inandığınız her cümlenin yanına 1 yazın. Eğer ifade size uygun değilse, boş bırakın. Sonra her bölümdeki sayıları toplayın. Bölüm 1 Nesneleri

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir.

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir. Abraham Lincoln, senin yaşındayken dedi babası çocuğuna, Okula gidebilmek için her gün 10 mil yürüyordu. Gerçekten mi? dedi çocuk ve ekledi: Tamam, fakat o senin yaşındayken de başkan oldu baba! İletişim,

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları günlük bakımcıya veya kreşe gidecek olan vede başlamış olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 9-14 aylık çocuklar hakkında durum ve

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir?

Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir? Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir? BU KİTABI OKUYUN VE İLİŞKİLERİNİZDE GÜÇLÜ, BAŞARILI VE SEVGİ DOLU OLUN İşte size NLP Lideri Mustafa KILINÇ tan sayfalarını peşpeşe çevireceğiniz bir kitap daha. İster

Detaylı

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI Türk ve dünya edebiyatında ortaya konan eserler, amaçları ve içerikleri açısından farklı özellikler taşırlar. Bu eserler genel olarak üç ana başlıkta toplanır. Ancak son dönemde bu sınıflandırmaların sınırları

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

İngilizce nasıl öğrenilir?

İngilizce nasıl öğrenilir? 1/5 İngilizce nasıl öğrenilir? İlk önce Yabancı dil nasıl öğrenilmez? sorusu ile başlayalım mı? Gramer çalışarak yabancı dil öğrenilemez. Neden mi? Şu cümleye bir bakın: Sorular çalıştıklarınızdan mı çıktı?

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti SİNOPSİS Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk, 2012 de İstanbul da, 2008 yılında yayınladığı Masumiyet Müzesi romanı ile aynı adı taşıyan bir müze açar. Müzenin içindeki eşyalar, romana konu olan ve

Detaylı

TÜM BİLGİLER KESİNLİKLE GİZLİ TUTULACAKTIR. Anketi Nasıl Dolduracaksınız? LÜTFEN AŞAĞIDAKİ HİÇBİR İFADEYİ BOŞ BIRAKMAYINIZ. İsim:... Cinsiyet:...

TÜM BİLGİLER KESİNLİKLE GİZLİ TUTULACAKTIR. Anketi Nasıl Dolduracaksınız? LÜTFEN AŞAĞIDAKİ HİÇBİR İFADEYİ BOŞ BIRAKMAYINIZ. İsim:... Cinsiyet:... OA TÜM BİLGİLER KESİNLİKLE GİZLİ TUTULACAKTIR İsim:... Cinsiyet:... Doğum Tarihi:... Bugünün Tarihi:... Anketi Nasıl Dolduracaksınız? Aşağıda bazı ifadelerin listesi bulunmaktadır. Lütfen her ifadeyi çok

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

Çoklu Zeka Kuramı - Zeka Tipleri

Çoklu Zeka Kuramı - Zeka Tipleri Çoklu Zeka Kuramı - Zeka Tipleri Howard Gardner "Çoklu Zeka Kuramı" nı ortaya atmadan önce insanların zeki olup olmadığı matematik, geometri ve mantık sorulardan oluşan IQ testleri ile ölçülmekteydi. Fakat

Detaylı

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır Öğrencinin ilgi alanları, becerileri ve yetenekleri düşünüldüğü zaman kendi öğrenme yöntemlerine göre akademik ve/veya kültürel alanda başarılı olabilir.

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 3

2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 3 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 3 ( Bu mektup 10 Şubat 2014-11 Nisan 2014 tarihleri arasında yapılacak çalışmaları belirtmektedir.) HAYAT BİLGİSİ 2.TEMAMIZ :BENİM EŞSİZ

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

TED ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE YETERLİLİK SINAVI (TEDÜ - İYS)

TED ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE YETERLİLİK SINAVI (TEDÜ - İYS) TED ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE YETERLİLİK SINAVI (TEDÜ - İYS) TEDÜ-İYS ileri düzey bir İngilizce sınavı olup, üniversitemizde lisans eğitimi almak için başvuran öğrencilerin ilgili fakültelerdeki bölümlerinde

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-I ÇERÇEVE PROGRAMI. :Tercih Özel Öğretim Kursu :Kesikkapı Mah. Atatürk Cad. No.

ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-I ÇERÇEVE PROGRAMI. :Tercih Özel Öğretim Kursu :Kesikkapı Mah. Atatürk Cad. No. ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-I ÇERÇEVE PROGRAMI 1.KURUMUN ADI 2.KURUMUN ADRESİ 3.KURUCU TEMSİLCİSİ ADI :Tercih Özel Öğretim Kursu :Kesikkapı Mah. Atatürk Cad. No.79 Fethiye /MUĞLA :ARTI ÖZEL

Detaylı

TÜRKÇE MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (TÜRKÇE DERSİ) (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE

TÜRKÇE MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (TÜRKÇE DERSİ) (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE KISA DÖNEMLİ MATERYAL YÖNTEM- i doğru kullanır. 1 2 3 4 Söylenen sözcüğü tekrar eder. Gösterilen ve söylenen nesnenin adını söyler. Gösterilen nesnenin adını söyler. Resmi

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ OKUMA KÜLTÜRÜ (5 EYLÜL - 21 EKİM) - Konuşmacının sözünü kesmeden sabır ve saygıyla dinler. - Başkalarını rahatsız etmeden dinler/izler. - Dinleme/izleme yöntem ve tekniklerini

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

WALTER MITTY NIN GİZLİ YAŞAMI 3 OCAK TA SİNEMALARDA!

WALTER MITTY NIN GİZLİ YAŞAMI 3 OCAK TA SİNEMALARDA! WALTER MITTY NIN GİZLİ YAŞAMI 3 OCAK TA SİNEMALARDA! FORREST GUMP TAN BU YANA EN İLHAM VERİCİ FİLM JOEL AMOS, Moviefanati.com YAŞAM DOLU, MUHTEŞEM BİR MACERA MARK DINNING, Empire HAYALLERİN GERÇEKLEŞMEK

Detaylı

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR TEHLİKELİ YOLCULUKLAR Maun masanın sahibi, ciddi bakışlarını üstümden çekmiyordu. O izin verse ben de gözümden birkaç damla yaş çıkmasına izin verecektim. Doktorumun karşısında oturmuş, son sözlerini kavramaya

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Çocuklar Tatilde! Plansız tatil olmaz! Spor ve oyun iç içe Kitaplar her zaman en iyi dostlarımız!

Çocuklar Tatilde! Plansız tatil olmaz! Spor ve oyun iç içe Kitaplar her zaman en iyi dostlarımız! Çocuklar Tatilde! Biten ders yılının ardından, çocukların sabırsızlıkla ve özlemle beklediği yaz tatili başlıyor. Tatil dönemleri çocuklara dinlenmek, eğlenmek ve yeni deneyimler kazanmak için harika fırsatlar

Detaylı

1) İngilizce Öğrenmeyi Ders Çalışmak Olarak Görmek

1) İngilizce Öğrenmeyi Ders Çalışmak Olarak Görmek 1) İngilizce Öğrenmeyi Ders Çalışmak Olarak Görmek İngilizce öğrenilememesinin ilk ve en büyük sebeplerinden birisi, İngilizce öğrenmeyi ders çalışmak olarak görmek. Çoğu zaman İngilizce iş hayatında başarılı

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Seyfi Teoman Kısa film çekmeyi düşünmüyorum, çünkü maliyeti çok yüksek, geri dönüşü yok.

Seyfi Teoman Kısa film çekmeyi düşünmüyorum, çünkü maliyeti çok yüksek, geri dönüşü yok. eyfi Teoman Kısa film çekmeyi düşünmüyorum, çünkü maliyeti çok yüksek, geri dönüşü yok. 14 Ekim 2004 de yönetmen eyfi Teoman ile Yamaç Okur un moderatörlüğünde bir söyleşi gerçekleştirildi. Teoman ın ilk

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER Burçin BAŞLILAR Sınıf Öğretmeni burcinbaslilar@terakki.org.tr SUNUM İÇERİĞİ Yaratıcılık Nedir? Neden Yaratıcı Yazma? Yaratıcılığı Engelleyen Faktörler Yaratıcı Yazmaya

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları çocuk bakım evi yolunda olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 2-3 yaşındaki çocuk hakkında durum ve gelişim görüşmesi Çocuk bakım

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

Nasıl Daha İyi Öğrenirim?

Nasıl Daha İyi Öğrenirim? Nasıl Daha İyi Öğrenirim? Farklı Öğrenme Yöntemleri Öğrenciler farklı yöntemlerle öğrenirler. Bunlardan bazıları aşağıda verilmiştir: okuyarak ve okuduğunu hatırlayarak, önemli bölümlerin altlarını çizerek,

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 4. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (19 Ekim - 04 Aralık 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI Okulöncesi eğitim çevresini merak eden, öğrenmeye ve düşünmeye güdülenmiş çocuğun bu özelliklerini yönetme, teşvik etme ve geliştirme gibi çok önemli bir görevi üstlenmiştir.

Detaylı

DERS BİLGİLERİ TÜRK DİLİ-I TRD101 1 2 + 0 2 2

DERS BİLGİLERİ TÜRK DİLİ-I TRD101 1 2 + 0 2 2 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK DİLİ-I TRD101 1 2 + 0 2 2 Dersin Dili Türkçe Dersin Seviyesi Önlisans Dersin Türü Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Dersin Yardımcıları

Detaylı

Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi AUAd

Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi AUAd Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi AUAd auad.anadolu.edu.tr Başlarken AUAd Yazım Kuralları sayfasından size uygun olan şablonu seçiniz. Microsoft Word 2010 ortamı ya da üstü sürümü kullanınız.

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu YAZ DEMEDEN ÖNCE Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni gulseminkucba@terakki.org.tr AMACIMIZ Okuma ve yazma eylemlerini temellendirmek, Yaratımla ilgili her aşamada yaratıcılığın bireyin gözlem ve birikimlerine

Detaylı

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Zuhal Özer 18 Nisan 2013, İzmir Çocuk Dergileri - Amaçlar Çocuklara küçük yaşlardan itibaren bilimi sevdirmek, Bilimin yaşamın

Detaylı

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ ile ARDEV Vakfı nın birlikte düzen-lediği ileri düzey senaryo yazarlığı atölyesi 10 hafta sürecektir. Program hafta içi yapılacaktır.

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57 Eğitimci yazar M. Emin KARABACAK ın BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR (Çocukların Okul Başarısını Artırmada Anne Babalara Düşen Görevler) kitabından sonra ikinci kitabı BİLİNÇALTI APTALDIR ŞAKADAN ANLAMAZ kitabı

Detaylı

Dil Öğrenme ve yazım dili öğrenme

Dil Öğrenme ve yazım dili öğrenme Dil Öğrenme ve yazım dili öğrenme Đyi bir başarı için gerekli olanşartlar Çocuğunu desteklemek isteyen annebabalar için çeşitli tavsiyeler Elisabeth Grammel und Claudia Winklhofer Übersetzung: Abdullah

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ETKİNLİKLERİMİZ ENGLISH DAY ETKİNLİĞİMİZ GEMS ETKİNLİKLERİMİZ UĞURBÖCEKLERİ OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARIMIZ İLKOKUL ORYANTASYON ÇALIŞMALARIMIZ SİNEMA GÜNLERİMİZ BRANŞ

Detaylı

D218 Sosyal Siyaset: Sosyal Yardım, Güç ve Çeşitlilik CDA1: CDA5613

D218 Sosyal Siyaset: Sosyal Yardım, Güç ve Çeşitlilik CDA1: CDA5613 D218 Sosyal Siyaset: Sosyal Yardım, Güç ve Çeşitlilik CDA1: CDA5613 Bölüm 2 Clarke Bu programda D218 ya da bir başka derse çalışmak için en önemli becerilerden birini konuşacağız. Konumuz, not tutmak.

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR!

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! 1 SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! Tabi şu da bir gerçek ki, sizin siteniz 350 milyon ve hala artmakta olan siteden bir tanesidir. Sitenizin diğerlerinden ayrılması ve ayakta kalması için ne yapabilirsiniz?

Detaylı

Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Sinema Bilim Dalı Doktora Programı:

Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Sinema Bilim Dalı Doktora Programı: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Programı: Sinema alanında bilgi sahibi, yüksek lisansını tamamlamış araştırmacıların sinema bilimine katkı sağlayacak, sinemayı sanatsal, estetik

Detaylı

Kübra YILMAZ, Yudum HACIOĞLU, Kadri ŞAHİN, Abdülkadir Arslan

Kübra YILMAZ, Yudum HACIOĞLU, Kadri ŞAHİN, Abdülkadir Arslan YAYIN KURULU Hazırlayanlar Kübra YILMAZ, Yudum HACIOĞLU, Kadri ŞAHİN, Abdülkadir Arslan YAYINA HAZIRLAYANLAR KURULU Kurumsal Yayınlar Yönetmeni Saime YILDIRIM Kurumsal Yayınlar Birimi Dizgi & Grafik Mustafa

Detaylı

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER ARALIK 2014 Sevgili Veliler; Bizler Aralık ayını da dolu dolu yaşadık. Önemli gün ve haftaları büyük bir coşku, sevinçle yaşadık. Sınıf içi etkinliklerimize tüm çocuklarımız keyifle katıldılar. Etkinliklerimizle

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI 6+1 Analitik Yazma Modeli ile Düşlerimin Peşinde Selda AKTAŞ Nergiz İLİMEN ÇALIŞMANIN AMACI Öğrencilerin sıkıcı, kendini tekrarlayan, monoton yazılar yazmak yerine özgün, akıcı,

Detaylı

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı.

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı. Mehmet Güler Türkiye de yetişen resim sanatının önemli isimlerinden Mehmet Güler ile Malatya dan Almanya ya uzanan yolculuğunu, resim kariyerinde rol oynayan isimleri, Almanya yı tercih etmesinde etkili

Detaylı

İsmail Aybars Tunçdoğan tuncday@earlham.edu

İsmail Aybars Tunçdoğan tuncday@earlham.edu Konunun uzmanları, beden dilinin iletişimdeki rolünün, birçok zaman konuşmanın içeriğinin bile önüne geçtiğini iddia ediyorlar. Bir şeyi nasıl söylediğimizin, ne söylediğimizden daha önemli olabildiği

Detaylı

1. Lütfen Araştırın!

1. Lütfen Araştırın! GENEL BİLGİLER Bu dokümantasyonu meydana getirmekteki temel amacımız, belirsizlikleri asgari düzeye indirgemek ve bazı konularda düşünmenizi sağlamaktır. Birçoğunuzun ilk defa duyduğu bu hizmetlerle ilgili

Detaylı

KONTES ADA LOVELACE: İLK KADIN BİLGİSAYARCI

KONTES ADA LOVELACE: İLK KADIN BİLGİSAYARCI KONTES ADA LOVELACE: İLK KADIN BİLGİSAYARCI Kontes Ada Lovelace, İngiliz şair Lord Byron un kızıdır. Mekanik bilgisayar fikrinin öncüsü C. Babbage ile birlikte programlama fikrinin temelini attı. Kontes

Detaylı

2014 / 2015 - SAYI: 04 Haftanın Bazı Başlıkları Ruh Sağlığımıza Sahip Çıkalım Renkli Bahçemiz En Son Haberler Gazetemizde Hayvanları Koruma Günü

2014 / 2015 - SAYI: 04 Haftanın Bazı Başlıkları Ruh Sağlığımıza Sahip Çıkalım Renkli Bahçemiz En Son Haberler Gazetemizde Hayvanları Koruma Günü 2014 / 2015 - SAYI: 04 Haftanın Bazı Başlıkları Ruh Sağlığımıza Sahip Çıkalım Renkli Bahçemiz En Son Haberler Gazetemizde Hayvanları Koruma Günü Ruh Sağlığımıza Sahip Çıkalım Ruh Sağlığımıza Sahip Çıkalım

Detaylı

Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu:

Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu: Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu: Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) dil öğrencilerinin bilgi beceri ve yeterlilik düzeylerinin belirlenmesinde standart

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

GÖZ KASLARININ ESNETİLMESİ

GÖZ KASLARININ ESNETİLMESİ GÖZ KASLARININ ESNETİLMESİ Bu alıştırmada, öncelikle sayfaya bütünsel bir bakış açısı ile fotoğrafa bakar gibi bakın. Daha sonra 1-2-3-4 numaralan tarif edildiği şekilde; metronomun hızına uygun olarak

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji

Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji kaynağı olmuştur. Güzel bir şey ortaya koymanın heyecanı

Detaylı

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin S eks, yemek ve oyun doğal zevklerdendir. Her memeli hayvan hoşlanır bunlardan. İlk ikisi konumuz dışında. Üçüncüsünü konu edeceğiz. 1. İlk oyunumuz şöyle: Aşağıdaki dört

Detaylı

Sinema tüm sanatları kapsar. Zaman ve mekan sanatıdır. Sinema iki boyutlu bir mekanda ve hareket halindeki bir tempoda (zamanda) görüntüleri verir.

Sinema tüm sanatları kapsar. Zaman ve mekan sanatıdır. Sinema iki boyutlu bir mekanda ve hareket halindeki bir tempoda (zamanda) görüntüleri verir. SG-2 Resim, heykel, mimari mekan sanatlarıdır. Şiir, müzik tempo/zaman sanatlarıdır. Tiyatro, dans zaman ve mekan sanatlarıdır. Sinema tüm sanatları kapsar. Zaman ve mekan sanatıdır. Sinema iki boyutlu

Detaylı

YÖNETİCİNİN BİREYSEL GELİŞİMİ

YÖNETİCİNİN BİREYSEL GELİŞİMİ YÖNETİCİNİN BİREYSEL GELİŞİMİ 1 2 nedir? Okulda öğrendiğimiz bilgiler hayatımız boyunca yeterlimidir? bize hangi faydaları sağlar? Kişisel gelişim kitapları okuyarak gelişim sağlanabilirmi? 3 bireyin iş

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

3. Yazma Becerileri Sempozyumu 3. Yazma 3. SAYFA HABERİNDEN ŞİİRE 3. Sayfa Haberinden Haydar ERGÜLEN İN «Elmanın E si» Adlı Şiire SERDAR SOLKUN GALATASARAY LİSESİ TDE ÖĞRETMENİ Grup: Ortaöğretim öğrencileri ( Hazırlık sınıfları ve 9.

Detaylı

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi.

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi. Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için kullandığımız işaretlere NOKTALAMA İŞARETLERİ deriz. Nokta (. ) 1-Tamamlanmış cümlelerin sonuna nokta koyarız. Annem

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (30 Mart 15 Mayıs 2015)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (30 Mart 15 Mayıs 2015) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (30 Mart 15 Mayıs 2015) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (28 EKİM -13 ARALIK 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz ikinci temamıza ait bilgiler,

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı