POLİKİSTİK OVERLİ KADINLARIN KIZ KARDEŞLERİNDE HİPERİNSÜLİNEMİNİN HİPERANDROJENİZM İLE OLAN İLİŞKİSİNİN ARAŞTIRILMASI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "POLİKİSTİK OVERLİ KADINLARIN KIZ KARDEŞLERİNDE HİPERİNSÜLİNEMİNİN HİPERANDROJENİZM İLE OLAN İLİŞKİSİNİN ARAŞTIRILMASI"

Transkript

1 T.C. ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM ANABİLİM DALI POLİKİSTİK OVERLİ KADINLARIN KIZ KARDEŞLERİNDE HİPERİNSÜLİNEMİNİN HİPERANDROJENİZM İLE OLAN İLİŞKİSİNİN ARAŞTIRILMASI Dr. OSMAN ÇAKAR UZMANLIK TEZİ TEZ DANIŞMANI Prof. Dr. İSMET KÖKER ADANA

2 TEŞEKKÜR Uzmanlık eğitimim süresince eğitimime katkıda bulunan; Çukurova Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ABD deki değerli hocalarıma, desteğini esirgemeyen sevgili eşime, tezimin danışmanlığını yapan Çukurova Üniversitesi Kadın hastalıkları ve Doğum ABD Hocalarımdan Prof. Dr. İsmet Köker e teşekkürü bir borç bilirim. i

3 İÇİNDEKİLER SAYFA NO: TEŞEKKÜR i İÇİNDEKİLER...ii TABLO LİSTESİ... iii ŞEKİL LİSTESİ...iv KISALTMA LİSTESİ...v ÖZET VE ANAHTAR SÖZCÜKLER...vi ABSTRACT KEYWORDS...vi 1.GİRİŞ GENEL BİLGİLER Tanım Tarihçe Prevalans Fizyopatoloji Klinik PCOS ve Risk faktörleri Tanısal çalışmalar Tedavi GEREÇ VE YÖNTEM BULGULAR TARTIŞMA SONUÇLAR KAYNAKLAR ÖZGEÇMİŞ...66 ii

4 TABLO LİSTESİ Sayfa no: Tablo 1. Çalışma parametreleri ve birimleri 30 Tablo 2. Gruplara göre olgu sayısı 31 Tablo 3. Grupların demografik özellikleri 31 Tablo 4. PCO lu olguların kız kardeşlerinin Fenotip özellikleri 35 Tablo 5. Grupların Fizik Muayene özellikleri 36 Tablo 6. Hormon profiline göre grupların karşılaştırılması 40 Tablo 7. Metabolik parametrelere göre grupların karşılaştırılması 44 Tablo 8. Lipid profiline göre grupların karşılaştırılması 46 iii

5 ŞEKİL LİSTESİ Sayfa no: Şekil 1. Olguların Vücut Kitle İndeksine göre grafiği 32 Şekil 2. Olguların yaş grafiği 33 Şekil 3. Olguların doktora başvurma şikayet sıklıklarına göre grafiği 34 Şekil 4. Hasta gruplarının fenotip özelliklerine göre grafiği 35 Şekil 5. Çalışmaya katılan olguların overlerinin USG de karşılaştırma grafiği 37 Şekil 6. Olguların Menstrüel Siklus düzensizliğine göre grafiği 38 Şekil 7. Olguların hirsutizm özelliklerine göre grafiği 39 Şekil 8. Olguların LH/FSH oranlarına göre karşılaştırılması grafiği 41 Şekil 9. Olguların serbest Testosteron düzeylerine göre grafiği 42 Şekil 10. Olguların DHEASO4 düzeylerine göre karşılaştırma grafiği 43 Şekil 11. Olguların İnsülin düzeylerine göre karşılaştırma grafiği 44 Şekil 12.Olguların C-peptid düzeyine göre karşılaştırma grafiği 45 Şekil13. Olguların TG düzeylerine göre karşılaştırma grafiği 47 iv

6 KISALTMA LİSTESİ 1. A : Androstendion 2. BMİ : Vücut kitle indeksi 3. ÇÜTF : Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi 4. DM : Diabetes Mellitus 5. DHEASO4 : Dehidroepiandrostenodion Sülfat 6. DHAS : Dehidroandrostenedion 7. DHT : Dihidrotestosteron 8. DEXA : Dual enerji x-ışını absorbsiyometresi 9. E1 : Estron 10.E2 : Estrodiol 11. E3 : Estriol 12. FSH : Follikül Stimulan Hormon 13. FM : Fizik Muayene 14. GnRH : Gonadotropin Releasing Hormon 15. HDL : Yüksek Dansiteli Lipoprotein(High Density lipoprotein) 16. HT : Hipertansiyon 17. İGF : İnsülin Benzeri Büyüme Faktörü(İnsülin Like Growth Factor) 18. IU : Uluslararası Ünite(İnternational Ünit) 19. KVS : Kardiyovasküler Sistem 20. LDL : Düşük Dansiteli Lipoprotein(Low Density Lipoprotein) 21. LH : Lüteinizan Hormon 22.MR : Magnetik Rezonans 23.OKS : Oral Kontrasepsiyon 24. OGTT : Oral Glukoz Tolerans Testi 25. PCO : Polikistik Over 26. PCOS : Polikistik Over Sendromu 27. Prl : Prolaktin 28. P : Progesteron 29. SHBG : Seks Hormonu Bağlayan Globülin(Sex Hormone Binding Globuline) 30. ST : Serbest Testosteron 32. USG : Ultrasonografi 33: TT : Total Testosteron 32. TG : Trigliserit 33.TSH : Tiroid Stimulan Hormon v

7 ÖZET Polikistik Overli Kadınların Kız Kardeşlerinde Hiperinsülineminin Hiperandrojenizm İle Olan İlişkisinin Araştırılması Bu çalışmanın amacı; PCO lu kadınlarda artmış metabolik, kardiyolojik ve kanser riskinin yalnızca PCO lularda sınırlı kalmayıp PCO lu kadınların kız kardeşleri içinde risk oluşturabileceğini incelemektir. Olgular üç gruba ayrılarak incelendi. Birinci grup PCO lu olup toplam 68 olgudan oluşmaktaydı ; Puberteden itibaren günde bir adet gören veya yılda 6 dan az adet gören, yükselmiş Total veya serbest Testosteron düzeyine sahip Tiroid, Surrenal, Hipofiz ile ilgili hastalığı olmayan olgulardan oluşmaktaydı. İkinci grup PCO lu olguların kız kardeşleri(n=118) olup; ailede mutlaka bir tane PCO lu vardı, gebeliği olan, histerektomi olmuş, sistemik hastalığı bulunan(diabetes Mellitus, Hipertansiyon) veya hormonal ilaç kullanım öyküsü olan vakalar çalışmaya dahil edilmedi. Üçüncü grup kontrol grubunu içermekteydi. Kontrol grubunda ; yaş arası, sistemik hastalığı olmayan ilaç kullanmayan genel olarak sağlıklı bireylerden oluşan 45 olgu dahil edildi. Bütün vakalarda yaş, BMİ, doktora geliş şikayetleri, adet düzenleri, FM, USG, TA, hirsutizm, C-peptid, İnsülin, OGTT, Glukoz/İnsülin oranı, FSH, LH, Total veya serbest Testosteron, DHEASO4, Total Kolesterol, HDL, LDL, TG, hasta grubunda fenotip çalışıldı. Verilerin istatiksel analizinde SPSS 11.0 programı kullanıldı. Çalışılan tüm parametrelerin sonuçlarının kontrol, PCO lu olguların kız kardeşleri, PCO grubunda ikili karşılaştırmalarında Mann-Whitney U Testi kullanıldı. Alt grupların birbiri ile karşılaştırmalarında ise Kruskal Wallis Yöntemi kullanıldı. P değeri 0,05 ten küçük değerler istatiksel olarak anlamlı olacak şekilde önemlilik seviyesi alındı. Çalışmaya dahil edilen grupların BMİ kg/m 2, yaş ortalaması olup kontrol grubu daha yaşlı bireylerden oluşmaktaydı. Grupların en sık geliş şikayetleri adet düzensizliği olup hasta ve PCO daki bireyler daha oligomenoreik idi. Hasta grubunun fenotipi daha çok PCO+HA+Oligomenoreik idi. Hasta grubundakilerin sistolik kan basınçları yükselme eğilimindeydi. Hasta ve PCO kontrole göre daha hirsutik idi. LH/FSH, TT, serbest Testosteron, hasta ve PCO grubunda kontrole göre yüksek olup, DHEASO4 ise yalnızca hasta grubunda yüksek bulunmuş. C peptid hasta ve PCO grubunda yüksek iken açlık insülini yalnız hasta grubunda diğer iki gruba göre anlamlı olarak yüksek idi. Glukoz/İnsülin <4,5 hasta ve PCO grubunda kontrole göre daha fazladır. Lipid profilinden yalnız TG, PCO grubunda diğer iki gruba göre yüksek idi. Literatürde PCO lu kız kardeşleri üzerine yapılmış fazla çalışma olmayıp kız kardeşlerin metabolik, lipid, hormon profillerinin karşılaştırıp değerlendirmek için daha geniş çapta çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar sözcükler: Adet düzensizliği, hiperandrojenemi, hiperinsülinemi, PCO lu kadınların kız kardeşleri. vi

8 ABSTRACT The investigation of relation betwene hpyperandrogenemia and hyperinsulinemia in the sisters of PCO women The purpose of this study is; to examine the increased metabolic, cardiologic, and cancer risk in the women who have PCO can constitute too much risk not only for the ones who have PCO but also for the sisters of those women. The cases are evaluated in three groups. First group is the have PCO 68 cases who these are cases who have bleeding in every days since puberte or have bleeding less than 6 times a year, have no disease relavent to thyroid, adrenal, hypophysis which has increased total or free testosterone level. The second group are the sisters of the cases with PCO(patient, n=118) ; there is absolutely one person have PCO in the family, and the cases who have pregnancy, had hysterectomy, has systemic disease or has medicine usage history are not included in the study. Third group is control group. In the control group; 45 cases who are years-old and have no systemic disease and haven t used medicine and in generaly originated with healthy people are included.in all of the cases phenotype studied in the patient groups of age, BMI, complains when they first visit to doctor, menstrual disorders., Physical examination, USG, TA, hirsutism, C-peptid, insulin, OGTT, Glucose/insulin proportion, FSH, LH, Total or free testosterone, DHEASO4, Total cholesterol, HDL, LDL, TG. SPSS 11.0 programme was used in the statistical analysis of the data. Mann-Whitney u Test was used in the double comparison of the results of all the parameters studied in the control, patient, PCO group. Importance level of values whose p value is less than 0.05 is taken as statistically significantly. BMI of the groups included in the study is kg/m2, their medium age is and the control group has older cases. The most frequent coming reason of the groups was menstrual disorders both the patient and the people in PCO was more oligomenoreic. phenotype of patient group was much more PCO+HA+Oligomenoreic. Systolic blood pressure of the ones in the patient group had increasing tendency. Patients and PCO cases more hirsutic than control group. LH/FSH, TT, free testosterone were higher in the patients and PCO group than control group, and DHEASO4 was found higher only in the patient group. While C peptid was high in the patient and PCO group, fasting insulin was significantly higher only in the patient group than the other two groups. Glucose/insulin < 4,5 in the patient and PCO group was much more than in the control group. Only TG from the lipid Profhile in the PCO group was higher than the other two groups. In the literature there were not so many studies made on sisters who have PCO, and more broad scale studies are needed to compare and evaluate metabolic, lipid, hormone Profhiles of the sisters. Key Words:, Hyperandrogenism, Hyperinsulinemia, sisters of the women with PCO, Menstrual disorders vii

9 1. GİRİŞ Polikistik Over Sendromu, Stein ve Leventhal tarafından 1935 yılında tanımlanmıştır. İlerleyen yıllarda bu sendromla ilgili araştırmalar, büyük bir ilgiyle devam etmiştir li yıllarda radyoimmunassay yöntemiyle gerçek anlamda hormon düzeylerinin ölçülmesiyle, hastalığın LH, Testosteron ve diğer hormonlarla olan yakın ilişkisi ortaya konmuştur. Son on yılda ; hiperinsülinemi, hiperandrojenemi ile ilişkileri ve genetik yapının çözülmesiyle, polikistik over sendromu başka bir boyut kazanmıştır. Over bu patolojide temel etken gibi görünsede ; hipotalamo-hipofizer aks, pankreas, surrenal glandlar, kardiyovasküler ve endokrin sistemler arasındaki geniş bir yelpazede olayın sadece bir kompenenti ve bu zincirinde son halkası olduğu anlaşılmaktadır. Bu kadar kompleks bir yapı içeren polikistik over tablosunun jinekoloji dışında, endokrinoloji, genetik, kardiyoloji, metabolizma, dermatoloji, onkoloji ve meme hastalıklarını da içine alan çok geniş bir hekim topluluğuna hitap ettiği anlaşılmaktadır. Bu çalışmanın amacı PCO lu kadınlarda artmış metabolik bozukluklar, kardiyolojik problemler ve kanser riskinin yalnızca PCO lularda sınırlı kalmayıp PCO lu kadınların kız kardeşleri içinde risk oluşturup oluşturmadığını incelemektir. 1

10 2.GENEL BİLGİLER 2.1 Tanım Polikistik over sendromu (PCOS), merkezi sinir sistemi, hipofiz, overler, adrenal glandlar ve ekstraglanduler dokular arasındaki etkileşimlerin bozulması sonucu ; üreme çağının herhangi bir döneminde ortaya çıkan kronik seyreden, yaşam kalitesini olumsuz etkiliyebilen kompleks bir hastalıktır (1). 2.2 Tarihçe Irvıng F. Stein ve Michael L. Leventhal 1935 yılında anovulasyonla ilgili bir semptom kompleksinden bahsetti (2) de McArthur, Ingersoll ve Worcester ilk olarak PCO lu kadınlarda yükselmiş LH idrar seviyelerini ortaya koydular ve 1980 lerde yükselmiş LH ve Testosteron seviyeleri tanıda kullanılmaya başlanırken, 1980 yıllarda LH ve FSH oranlarının LH lehine yükseldiğide ortaya kondu( 3 ). Son yıllarda real-time ultrasondan iyi bir tanı aracı olarak faydalanılmaktadır. Swanson, Sauerbrei ve Cooperberg (1981) ilk PCO nun ultrasonik tanımlamasını rapor ettiler. Günümüzde PCO nun tanısında ultrason gold Standard olarak değerlendirilmektedir. 2.3 Prevalans Polikistik over sendromla, Polikistik overler (PCO) karıştırılmamalıdır. Polikistik overlere herhangi bir klinik sendromunda tanı konulabilir( 4). Polikistik over sendrom; amenore, oligomenore, hirşutizm, anovulasyon, akne ve yağlı cilt gibi androjen fazlalığının diğer bulgularını içeren semptom topluluğuna sahip kadınlarda polikistik overlerin bulunmasıdır. PCO prevalansı %23 olarak rapor edilmiştir. Sonraki üç prevalans çalışmalarında oran %16-%30 arasında bildirilmiştir( 5,6,7,8 ). 2.4 Patofizyoloji Kadınlar üreme çağının herhangi bir döneminde PCOS ile karşılaşabilirler. Bu hastalarda oligomenore/amenore, hirşutizm, infertilite, obesite bulunabilmektedir. Karekteristik biyokimyasal bulgular olarak serbest androjen konsantrasyonunda artma, 2

11 erken midfolliküler faz plazma estradiol tespiti ve artmış estron konsantrasyonudur. Pituiter gonadotropinlerin konsantrasyonları, puls sıklığı veya amplitüdü normal siklusta olduğundan farklıdır Normal Follikülogenezis Başlangıç dişi cinsiyet hücrelerinin (primordiyal germ hücreleri) gelişip olgunlaşmasına oogenezis denir. Oogenezisi doğum öncesi (prenatal maturation) ve doğum sonrası (postnatal maturation) dönemi olarak iki döneme ayırmak mümkündür (8). Primordiyal germ hücreleri, Embriyonik yaşamın 1.ayından sonra, vitellus kesesinin endodermi içinde, hücrelerin farklılaşması ile ortaya çıkarlar. Genetik olarak Primordiyal germ hücreleri dişi gonadlara gelince oogoniumlara dönüşürler. Oogoniumların büyük bir kısmı mitoz ile bölünürken bir kısmı da büyüyerek primer oositleri oluştururlar. Doğumda primer oositlerin tüm sayısı arasındadır. Atrezi doğumdan sonra, çocukluk döneminde de sürer. Atrezinin anlamı, follikülün granuloza hücrelerinde mitozun durması ve bu hücrelerin bazal laminadan ayrılması, giderek oositin ölümü ve fagositozudur. Puberteye gelindiğinde bir genç kızın iki ovaryumunda primordiyal folliküler içinde toplam primer oosit bulunur (8). Her siklusta FSH etkisiyle 5-15 adet primordiyal follikül gelişip büyür. Follikül gelişimi ve büyümesi, esas olarak granuloza hücrelerinin ölçü ve sayısındaki artış ile olur. Granuloza hücreleri, plazmanın özelliklerine sahip folliküler sıvıyı salgılarlar. Sıvıyı içeren boşluklar birleşerek, antrum denilen boşluğu oluşturur. Follikülün bu haline sekonder follikül adı verilir. Sekonder folliküllerin çoğu, üreme siklusunun 14. gününde atreziye uğrar. Ancak baskın olan bir sekonder follikül, büyümesini sürdürür ve mm e ulaşır. İçinde sekonder oosit bulunan bu folliküle olgun yada graaf follikülü denir. Olgunlaşma süresince, büyüyen oositin beslenmesi follikül epitelinden diffüzyonla olur. 3

12 2.4.2 Polikistik overli hastalarda follikülogenezis Polikistik overlerde primer, sekonder ve tersiyer folliküllerin sayısında artiş olduğu tespit edilmiştir. Matur follikül sayısında ise azalma mevcuttur. Polikistik overlerde iki temel defekt üzerinde durulmaktadır. 1. Erken tersiyer follikül gelişimi de dahil olmak üzere, erken follikülogenezis te follikül kurtarılmasında artış veya doğal atrezide azalma mevcuttur. 2. Tersiyer folliküllerin atrezisinde normal kadınlara göre akselerasyon ve takip eden follikül maturasyonunda engelleme vardır. Sekonder ve Tersiyer folliküllerin atrezisi, fonksiyonel aktif tekal interstisyel hücrelerin korunması ile sonuçlanır.bu hücreler hipertrofik, aktif steroidojenik kapasiteli ve LH stimulasyonuna cevap veren hücrelerdir. Bu hücreler, polikistik over stromasındaki artışa katkıda bulunmakta ve androjen sekrete etmektedirler (9) Normal menstrual siklusta Gonadotropin sekresyonu Düzenli ovulatuar siklus; merkezi sinir sistemi, hipotalamus, pituiter ve over arasındaki kompleks etkileşmeye bağlıdır. FSH nın başlangıçtaki monotropik predominansı folliküler gelişim için esastır. FSH folliküler gelişimi stimule etmekte, granuloza hücrelerinde LH resöpterlerini ve aromataz enzim sistemlerini indüklemektedir. Takiben plazma LH sekresyonu, orta ve geç folliküler faz boyunca, GnRH ın dk. da bir olan salınımı 60 dk. da bire çıkarak artmaktadır. Ovulatuar LH piki, GnRH sıklığı ve amplitüdündeki artiş ve artan serum östradiol(e2) kombinasyonuna bağlı olarak oluşan pozitif feedback cevabı ile olmaktadır. Plazma FSH seviyeleri, artan plazma E2 ve inhibin B nin inhibitör etkisine bağlı olarak, geç folliküler faz da düşmektedir. Ovulasyonu takiben, plazma progesteron seviyeleri artmaktadır (10 ). Corpus luteumun yok olması ile, plazma progesteron, E2 ve inhibin A seviyeleri azalmakta, azalan progesteron, GnRH sekresyon frekansında artmaya neden olmaktadır (11). 4

13 2.4.4 Polikistik over sendrom da nöroendokrin LH/FSH oranında artış PCOS de bir marker olarak kullanılmıştır. PCOS de artmış serum LH ın prevalansı %30-%90 dır. Taylor ve ark. Klinik zeminde PCOS tanısı alan anovulatuar hastaların %75 inde LH seviyesinin arttığını göstermiştir (12,13) LH ve FSH un GnRH a cevabı GnRH a artmış LH cevabı PCOS de olan bir bulgudur (14). Bunun yanında GnRH a FSH cevabı ovulatuar kontrol grubu ile aynıdır (15). GnRH a artmış LH cevabı, PCOS da oluşan persistant plazma E2 ve artmış östron (E3) ile sonuçlanmaktadır LH puls sıklığı PCOS lu kadınlarda her saat bir puls oluşmakta, bu ise normal kadınlara göre siklusun her basamağında yüksek olarak görülmektedir (16). PCOS da LH puls sıklığının artması GnRH salınım sıklığının arttığını desteklemektedir. Yani normal ovulatuar siklusta görülen GnRH un puls sıklığının folliküler fazda artması ve luteal fazda azalması, anovulatuar PCOS da oluşmamaktadır. Bu da GnRH salınımının düzenlenmesinde bozukluk olduğunu desteklemektedir Hiperandrojenemili Adolesanlarda, pulsatil Gonadotropin salınımı Prepubertal kızlarda, LH ve FSH seviyesi düşük, FSH/LH oranı yüksektir. Ayrıca bu kızlarda, seks steroidlerinin negatif feedback etkisine bağlı artmış sensitivite varlığı ve GnRH oluşurken düşük LH cevabı vardır (17). Son çalışmalar, hafif androjen fazlalığı olan adolesanlarda perimenarşiyal periyod boyunca, pulsatil LH(GnRH) salınımlarının anormal olduğunu ortaya çıkarmışlardır PCOS de değişmiş gonadotropin salınım mekanizmaları a.) FSH salınımı: FSH salınımı direk olarak E2 ve İnhibinin selektif inhibitör etkisine ve GnRH salınımının amplitüd ve sıklığına bağlıdır. PCOS lu kadınlarda, Alfa inhibin ve dimerik inhibin A ve B, erken ve midfolliküler fazda normal kadınlar ile aynı, fakat geç folliküler fazda düşüktür (18). 5

14 b.) LH salınımı: PCOS da, Pulsatil LH salınımının persistan artmış sıklığı anormal GnRH salınımını açıklamaktadır. LH sentez ve salınımı GnRH puls stimulasyon paternine bağlıdır GnRH puls stimülusunun gonadotropin sentez ve salınımına etkisi GnRH nın pulsatil sekresyonundaki bozukluk LH yı olumsuz etkilemektedir. GnRH pulsunun saatte bir olması hem LH hem de FSH ın salınımını devam ettirmektedir. Ama eğer puls 3 saatte bire düşerse, LH düşmekte FSH artmaktadır. Gonadotrop hücrelerde aktivin ve follistatin mevcuttur (19). Aktivin, FSH düzeyini artırmakta, follistatin, aktivine bağlanarak onu inaktive etmektedir. Son çalışmalar, GnRH ın follistatin gen ekspresyonunu regule ettiğini göstermiştir PCOS de anormal GnRH salınımının altında yatan mekanizmalar PCOS de hızlı GnRH puls sıklığının, asiklik gonadotropin salınımında rol oynadığını, elde edilen veriler desteklemektedir. Ama GnRH salınımının anormal regülasyonun altında yatan mekanizma henüz açık değildir Nörotransmitterler İnsan ve hayvan çalışmaları, dopamin ve endorfinlerin GnRH salınımını inhibe ettiğini göstermiştir. Erken çalışmalar, azalmış dopaminerjik aktivitenin serum LH seviyesinin artması ile sonuçlandığını göstermiş ve PCOS lu % hastada hiperprolaktinemi varlığı ortaya koymuştur. PCOS ve kontrol grubunda Dopamin infüzyonu ile LH supresyonunun azaltılması, çalışmalar ile başlangıçta desteklenmiş, ama plazma E2 açısından, dopamin infüzyonu boyunca LH supresyonu aynı bulunmuştur (20). a.) Dopamin: İmmünoreaktif LH nın salınımında major bir faktör olan dopamin, normal siklusları olan kadınlarda LH sekresyonları üzerine inhibitör etki yapar. PCOS da LH pulslarının artan frekansı LH salınımı üzerindeki opioiderjik veya dopaminerjik inhibitör aktivitesinin santral yetersizliği nedeniyledir. LH daki bu artış bir dopamin resöptör blokeri olan metaklopramit ile bloke edilebilir ve dopamin agonisti bromokriptin ile mensler ve ovulasyon sağlanabilir. 6

15 b.) Hiperprolaktinemi: Prolaktin gen ekspresyonu ön hipofiz laktotrop hücrelerinde, desidualize endometriumda ve myometriumda meydana gelir. İnsanlarda ana fonksiyonu laktasyonu başlatmak ve devam ettirmektir den bugüne polikistik overli hastalarda hiperprolaktinemi sıklığı %3,2 ile %12,5 arasında değişiklik göstermiştir. PCO olan ve olmayan kadınlarda intravenöz dopamin uygulanması ile her iki grupta da serum LH ve prolaktin seviyelerinde düşme görülür, bu da gösteriyor ki ; PCOS lu tüm olgularda anormal LH sekresyonu ile ilişkili hipotalamik dopamin rahatsızlığı varlığında sonuç hiperprolaktinemidir. Gerçekte, PCOS lu tüm hastalarda LH puls sıklığı ve amplitüdünde artış görülür fakat sadece birkaç hastada prolaktin artışı vardır. c.) Opiod resöptör blokerü naloksan infüzyonu: Naloksan normal folliküler fazda plazma LH seviyesinin artışına etkisizdir, ama luteal LH puls salınımını belirgin olarak azaltmaktadır (36). Bu sonuçlar, PCOS da azalmış hipotalamik opioid tonusunun değişmiş östrojen /progesteron a bağlı olduğunu ve intrensik hipotalamik anormalliği göstermediğini ortaya koymuştur. d.) Östrojenler: PCOS de LH ile E3 ve E2 seviyeleri arasında pozitif korelasyon vardır. PCOS ve kontrol grubunda infüze edilen östron, FSH seviyesini inhibe ettiği halde serum LH seviyesini arttırmamıştır (22). Günümüzde elde edilen veriler, persistan E3 yükselmesinin GnRH ın pulsatil sekresyonunu artırmada rolü olmadığını göstermiştir. e.) Androjenler: Son veriler hiperandrojeneminin, PCOS da mevcut olan LH in hızlı sıklığı ve yüksek amplütüdünden sorumlu olmadığını desteklemektedir. Ama, yaşamın erken zamanlarında fazla androjene maruz kalma (konjenital adrenal 21 hidroksilaz eksikliği gibi), GnRH salınımının sonraki regulasyonuna etki edebilmekte midir?. Bu soru hala cevabını bulamamıştır. f.) İnsülin: İnsülin rezistansı PCOS da kalıcı bir bulgudur. İn vitro, rat pituiter hücre çalışmalarında hiperinsülineminin, GnRH ı ve LH, FSH salınımını potansiyelize ettiği gösterilmiştir (23). İn vivo çalışmada ise 7

16 hiperinsülineminin, GnRH a LH cevabını arttırdığı gösterilememiştir (24). PCOS lu obez kadınlar yüksek plazma insülin seviyelerine sahiptir, fakat zayıf PCOS lu kadınlar ile karşılaştırıldıklarında ortalama LH seviyesi değişmemiş ve düşük olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, insülinin gonadotropin salınımına etkisi tam olarak açıklanamamıştır Ovulasyonun Hipotalamik Regulasyonundaki Bozukluklar ve PCOS Etyolojisindeki Muhtemel Rolu: PCOS lu anovulatuar adult kadınlardaki persistan, hızlı GnRH stimulusu luteal E2 ve progesteron konsatrasyon yokluğunu yansıtmaktadır. Bu durum, LH sentez ve sekresyon artışına neden olmakta ve ovaryan teka hücrelerinde androjen üretimini arttırmaktadır. Hızlı GnRH stimulusu, FSH sentezinide bozmakta ve sonuçta ovaryan folliküler büyüme ve aromataz enzim sisteminin indüklenmesi bozulmaktadır. Progesteronun inhibitör etkisine GnRH puls jenaratörünün azalmış sensitivitesi, PCOS olacak kızlardaki pubertal maturasyon boyunca anormal GnRH sekresyonunu açıklayan mekanizmadır. 2.5 Klinik PCOS ile ilgili pek çok farklı görüş vardır ve tanıyı kesin olarak belirleyen sınırlar tam olarak ortaya konulamamıştır. Klinisyenlerin çoğu PCOS u gördüklerinde kesin olarak tanımlayabildikleri konusunda hemfikirdirler, ancak diğerleri idiopatik hirsutizm, kronik anovulasyon, hipotalamik amenore gibi PCOS un değişik spektrumunda yer alan diagnostik tanımları tartışmalı bulmaktadır. Semptomlar menarşla başlamaktadır, ancak hastalığın klinik gidişi birçok farklı faktörlerden etkilenmektedir. Örneğin erken yaşlarda daha çok mestrüel düzensizlikler görülmekte, daha ileri yaşlarda ise hirsutizm ve infertilite ön plana çıkmaktadır. Orta ve ileri derecede polikistik overleri olan bazı vakalarda ovaryan disfonksiyona sebeb olacak kadar adipoz doku birikinceye kadar semptom görülmeyebilir. PCOS de anahtar bulgu, anovulasyon olup, olguların %50 sinde amenore, %30 unda ise düzensiz şiddetli kanama şeklinde kendini göstermektedir. Gerçek virilizasyon nadir görülmekle birlikte anovulatuar hastaların %70 inde kozmetik açıdan rahatsız eden bir hirsutizm mevcuttur. Olgularda obezite varlığının çok değişkenlik 8

17 gösterdiği ve tanısal değerinin bulunmadığı ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte vücut kitle indeksi arttıkça, Testosteron düzeyi de arttığından aşırı kilolu anovulatuar kadınlarda hirşutizm daha sıktır. Alopesi ve akneye de hiperandrojenizm neden olmaktadır. a.) Kronik Anovulasyon : Kronik anovulasyonun klinik görüntüsü, irregüler menstrüel siklus, oligomenore ya da amenore şeklindedir. PCOS da menstrual disfonksiyon genellikle menarş ile başlar (25). PCOS un tedaviye ihtiyaç gösteren tek tablosu şiddetli oligomenoredir. Çünkü endometrial hiperplazi ve ardından gelişebilecek neoplastik değişiklik riski mevcuttur. Pelvik ultrasonografi ile bu tip hastaların endometrial kalınlıklarını ölçerek mönitörize etmek mümkün olsa da ultrason monitorizasyonunun malign değişim için risk altındaki kadınların prediksiyonunda efektif olup olmadığı kesin değildir. Bu nedenle, PCOS lu ve şiddetli oligomenoresi olan kadınlarda, düzenli bir çekilme kanaması sağlamak gerekir. PCOS da kronik anovulasyonda anormal follikulogenezis ortaya konur. Sonuç olarak bu hastalarda infertilite şikayeti vardır. Nadiren bu sendromda spontan gebelik ve ovulasyon meydana gelebilmektedir (26,27,28). Sürekli anovulasyonun klinik sonuçları olarak infertilite, amenoreden disfonksiyonel kanamaya kadar değişen menstrüel kanama problemleri, hirşutizm, akne, endometrial kanser ve muhtemelen meme kanseri riskinde artış, kardiovasküler sistem hastalıklarında artış şeklinde olabilmektedir ve hiperinsülinemi mevcut olan kadınlarda Diabetes Mellitus riskinde artış mevcuttur. b.) Hiperandrojenizm: Androjen fazlalığının en yaygın belirtisi hirsutizm olmakla birlikte, söz konusu kadınlarda ayrıca sebore, akne, alopesi veya hidroadenitis süpürativa da görülebilir. Hirşutizm, kadınlarda kıllanmanın normalde çok hafif olduğu veya hiç olmadığı androjene bağımlı alanlarında tipik koyu ve kalın telli kılların fazlalığı olarak tanımlanır. Androjene bağımlı alanlar denilince dudak üstü, çene, yanaklar, kulaklar, karnın alt kısmı, sırt, göğüs ve ekstremitelerin proksimal kısımları, kalçanın alt kısımları ve intergluteal bölge ifade edilmektedir. Androjen fazlalığının en belirğin ve kozmetik olarak sorun olan klinik özelliği pilosebasöz ünit üzerindeki etkisidir. Hirşutizm,yağlı cilt ve akne, değişen şiddette ve derecede bireysel farklılıklarla (etnik, hedef organdaki androjen reseptör düzey farklılığı gibi) ortaya çıkmaktadır.kadınların ortalama olarak %70 i hirsutizm sergilerken, daha azı ise aknelidir. Primer olarak etkilenen alanlar ; fasiyal bölge ve vücudun suprapubik 9

18 alanlardır. Sık olmamakla birlikte PCOS da, virilizasyon (örn; maskülinizasyon, temporal saç açılması, kliteromegali)oluşabilir. Klinik hiperandrojenizm hızlı ve şiddetli gelişmişse ; androjen üreten tümör oluşumunu ekarte etmek için ileri inceleme yapılmalıdır. Birçok kadın anti-androjen tedavinin bir tamamlayıcısı olarak kıl giderici tüm kozmetik metodlardan fayda görürler ve bu yöntemlerle yeniden kıllanma tekrarlamamaktadır. Bunun aksine antiandrojenler kıl sayısını azaltmayıp gelişim oranını azaltmaktadır. Normal kadınlarda testosteron üretimi 0,2-0,3mg/gün dür. Yaklaşık olarak Testosteronun %50 si androstenedionun periferik dönüşümünden üretilir. Dolaşımdaki testosterona adrenal gland ve overler yaklaşık olarak eşit oranda (%25) katkıda bulunurlar, ancak siklus ortasında overdeki üretim %10-15 daha artar. Dehidroepiandrosteron sülfat ın hemen hemen tamamı, dehidroepiandrosteron un büyük çoğunluğu adrenal glanddan üretilir. Dolaşımdaki androjenlerin yaklaşık olarak %80 i, seks steroid horman bağlayıcı globulin (SHBG) denen bir beta globuline, yaklaşık olarak %19 da zayıf olarak albumine bağlanır, geriye kalan %1 lik kadarı serbesttir. Androjenite esas olarak serbest ve kısmen de albumine bağlı fraksiyonlara dayanır. Dehidroepiandrosteron, dehidroepiandrosteron sülfat(dha, DHAS), ve androstenedion anlamlı olarak proteinlere bağlanmazlar. Dolaşımdaki major androjen testosteron olmakla birlikte dihidrotestosteron (DHT), kıl follikülleri ve derideki pilosebase birim gibi birçok duyarlı dokuda major nükleer androjendir. Hirsutizmde, dolaşımdaki testosteronun sadece %25 i periferik dönüşünden gelir ve çoğunluğu direkt doku sekresyonundan kaynaklanır. Kadınlarda hirsutizmin esas nedeni anovulasyon ve overlerden aşırı androjen üretimidir (31). Hirşutizmli hastada terminal kıllarda erkeksi yapıya uygun bir artış vardır. Hem teşhiste hem de tedavide objektif kalabilmek amacıyla bu artışın şiddeti ve dağılımı bir skorlama sistemi kullanılarak kaydedilmektedir. Bu amaçla Ferriman-Gallwey yöntemi kullanılabilir (32). Bu yöntemde kıl büyümesindeki artışın derecesi vücudun 9 farklı bölgesinde objektif olarak değerlendirilir. Bu bölgeler yüz(özellikle bıyık ve sakal bölgesi), göğüs, meme areolası, linea alba, sırtın üst kısımları, sırtın aşağı kısımları, kalçalar, uyluk iç kısımları ve dış genital bölgelerdir. Her bölge için 1 ile 4 arasında puan verilir.toplam 8 in üzerindeki değerler hirşutizm olarak değerlendirilir.hirşutizm hafif, orta, şiddetli olarak gruba ayrılabilir. Hafif hirşut kadınlarda tek alan skoru 0-2 olup tipik olarak, yüzde, göğüs ve alt abdomende, ince, renkli kıllar bulunur. Orta derecede hirşutizmde, tek alanda

19 skorlarına rastlanır. Bu grubda kol-bacakta, yüzde göğüste, abdomende ve perinede kaba, renkli, uzayabilen kıllar vardır. Şiddetli hirşutizmde ise skor 3-4 ve üstü olup tüm sakal bölgesinde ve geri kalan androjene duyarlı alanlarda kalın ve renkli kılların varlığıdır. Polikistik over sendromu (PCOS), androjen fazlalığının ve hirşutizmin en sık rastlanan nedenidir. Bu hastalar tüm hirşutizmlilerin %65-85 gibi bir çoğunluğunu oluştururlar (33,34). Üreme dönemdeki kadınların yaklaşık %5 inde PCOS vardır (35). Her ne kadar polikistik olarak isimlendirilse de tüm olgularda overler polikistik değildir. Patolojik olarak PCOS tanısı konmuş olguların %40-60 obez, %60-90 ı hirşut, %50-90 ı amenoreiktir. %55-70 inde infertilite sorunu vardır. %7-16 sında düzenli mensesler izlenir. PCOS lu hastalarda virilizasyon veya maskulinizasyon yoktur veya minimaldır. PCOS un diğer özellikleri arasında hiperinsülinemi ve bazen glukoz intoleransı da yer alır (36). Hiperinsülineminin overlerin fazla androjen üretmesini uyarıcı bir rol oynadığına inanılmaktadır. Serum androjen düzeyleri orta derecede yükselir, LH/FSH oranı genellikle 3 ün üzerindedir bu oran hastaların ancak %60 ında izlenebilir (37). c.) Obesite: Genellikle PCOS lu kadınlar normal kadınlara göre daha obezdirler. Obesite ile PCOS un semptomlarının daha kötüleştiği universal bir tecrübedir. Obesite, batı toplumlarında giderek artan prevalansı olan bir patolojidir. ABD de toplumunun %33 ü obestir. Bunların %34 ü kadındır. BMİ(vücud kitle indeksi) obesitenin en yaygın kullanılan indeksidir(kg/m2) (38). Vücud yağı ile anlamlı bir ilişkisi vardır. Total vücud yağ kitlesi fiziksel metodlarla da değerlendirilmiştir.(deri katlantısı kalınlığı, su altı ağırlığı, DEXA dansitometre, MR, infrared spektroskopi gibi) Yağ dokusunun dağılımının da önemli olduğu ve bu metodlarla değerlendirilebileceği bildirilmektedir. Ancak en basit klinik metod WHR (yani bel- kalça oranı ) ve kısaca bel çevresi ölçümüdür. İnfertilite üzerine çalışmalar çoğunlukla ağırlık veya BMİ ye dayanmaktadır. Vücud kompozisyonu ve dağılımına ilişkin veriler çok azdır. Bununla beraber genel tıp literatüründe periferal obesitenin de sağlığı olumsuz etkilediği şeklinde bilgiler bulunmaktadır. Kadınların yağ rezervleri erkeklerden daha fazladır fakat yağ dağılımı abdominalden çok periferaldir(android yerine jinekoid ). Obez ve yüksek kilolu kadınlar jinekolojik ve reprodüktif tıp kliniklerinde oldukça sık görülmektedir. BMI aralıkları genellikle şu şekilde tanımlanmıştır; normal ağırlıkta ( kg/m2), 11

20 yüksek kilolu ( kg/m2) ve obez (>30kg/m2). Adipoz dokuda, aktif steroid üretimi ve metabolizması gerçekleşmekte olup önemli androjenleri öströjenlere(aromataz aktivitesi), östradiolü estrona ve dehidroepiandrostenedionu androstenediole çevirme fonksiyonları mevcuttur. Aromataz, kemik, hipotalamus, karaciğer, kas, böbrek, meme,abdomen, omentum ile kemik iliğindeki yağ dokusunda bulunur. PCOS gibi hiperandrojenik obezitede, androjenlerin artmış üretimi menstrüel düzensizlikle birliktedir. Estrona çevrilen androstenedion miktarı total vücud ağırlığına bağlı olarak değişiklik gösterir (41). Adipositler tarafından sentezlenen ve salınan 16 kd luk bir protein hormon olan leptin ob geni ürünüdür. Beyindeki enerji depolarının miktarını düzenler. Obez insanlarda leptin seviyesi yüksektir. Leptin, anti-obesite etkisine ek olarak hipotalamo-hipofizer-gonadal aks gibi pek çok nöroendokrin fonksiyonu etkiliyebilir. Obesite ve aşırı kilonun menstrüel disfonksiyona anlamlı bir katkıda bulunduğu görülmektedir. Her ne kadar polikistik overi olan kadınlar, normal overi olanlara göre kiloya bağlı menstrüel disfonksiyondan daha çok sorun yaşasalarda ayırım için yeterli veri yoktur. Yayınlarda; artmış vücud kitlesi ve infertilite nin artmış insidansı arasında bir bağ olduğu görülmektedir (40). Kilo fazlalığı, artmış abortus riskiyle birliktedir. Genel olarak PCOS lu kadınların PCOS olmayanlara göre daha yüksek oranda abortus riskine sahip olduğu gösterilmiştir. Bu sonuç kısmende olsa, PCOS daki yüksek LH konsatrasyonu sonucunda bozulmuş oosit ve embriyo kalitesine bağlanmıştır. Artmış BMİ ile DM arasındaki ilişki konusunda çok miktarda yayın vardır. PCOS olan olgularda önemli bir glukoz intoleransı riski vardır.güney Avustralya Adelaide üniversitesinde yapılan bir çalışmada BMİ i 30 kg/m2 nin üzerindeki 20 li- 30 lu yaşlardaki tüm kadınların %18 inde glukoz metabolizmasında bozukluk saptanmıştır. PCOS u olan kadınların %15 inde başlangıç çalışmasında glukoz toleransı normalken, 5-7 yıl sonra bozulmuş glukoz toleransına veya aşikar diabete dönüş görülmektedir (42). Conway ve ark. (1992) PCOS lu zayıf kadınların %8 inde PCOS lu obez kadınların %11 inde anormal glukoz toleransı olduğunu göstermişlerdir. PCOS lu olguların başlangıçta normal glukoz toleransı gösterdikleri halde aynı hastalarda yılda %3 lük bir artışla bozulmuş glukoz toleransı veya DM a dönüş saptanmıştır. Bu değişimin hemen hepsi artan obezite ile bağlantılı olabileceğini ve kilo alımının 12

KADIN İNFERTİLİTESİNDE LABORATUVARIN ROLÜ

KADIN İNFERTİLİTESİNDE LABORATUVARIN ROLÜ KADIN İNFERTİLİTESİNDE LABORATUVARIN ROLÜ OVERYEN REZERV PREMATÜR OVARYEN YETMEZLİK POLİKİSTİK OVER SENDROMU Dr.MURAT ÖKTEM Menstrüel siklusların düzenli olması %95 ovülasyon olduğunu gösterir. Fakat yeterli

Detaylı

Polikistik Over Sendromu ve Hiperandrojenemi

Polikistik Over Sendromu ve Hiperandrojenemi Polikistik Over Sendromu ve Hiperandrojenemi Ayırıcı Tanı Nasıl Yapılmalı? Prof. Dr. Kürşad Ünlühızarcı Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Kayseri PKOS Tanı Kriterleri NIH 1990

Detaylı

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği En İyi Genç Araştırıcı Ödülü-2011

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği En İyi Genç Araştırıcı Ödülü-2011 Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği En İyi Genç Araştırıcı Ödülü-2011 Dr. Serhat IŞIK 13.10.2011 TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD

Detaylı

Adolesanlarda Polikistik Over Sendromu tanısında Anti Müllerien Hormon (AMH) ve İnsülin Like Peptit -3 (INSL3) ün tanısal değeri

Adolesanlarda Polikistik Over Sendromu tanısında Anti Müllerien Hormon (AMH) ve İnsülin Like Peptit -3 (INSL3) ün tanısal değeri Adolesanlarda Polikistik Over Sendromu tanısında Anti Müllerien Hormon (AMH) ve İnsülin Like Peptit -3 (INSL3) ün tanısal değeri Ayça Kömürlüoğlu 1, E. Nazlı Gönç 2, Z. Alev Özön 2, Nurgün Kandemir 2,

Detaylı

TESTOSTERON (TOTAL) Klinik Laboratuvar Testleri

TESTOSTERON (TOTAL) Klinik Laboratuvar Testleri TESTOSTERON (TOTAL) Kullanım amacı: Erkeklerde ve kadınlarda farklı kullanım amaçları vardır. Erkeklerde en çok, libido kaybı, erektil fonksiyon bozukluğu, jinekomasti, osteoporoz ve infertilite gibi belirti

Detaylı

POLİKİSTİK OVER SENDROMU VE GENİTAL KANSER İLİŞKİSİ

POLİKİSTİK OVER SENDROMU VE GENİTAL KANSER İLİŞKİSİ POLİKİSTİK OVER SENDROMU VE GENİTAL KANSER İLİŞKİSİ Prof. Dr. Fırat ORTAÇ Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum AD. Jinekolojik Onkoloji Departmanı Polikistik Over Sendromu(PKOS)

Detaylı

Polikistik Over Sendromu ve Anti-Müllerien Hormon (PCOS ve AMH)

Polikistik Over Sendromu ve Anti-Müllerien Hormon (PCOS ve AMH) Polikistik Over Sendromu ve Anti-Müllerien Hormon (PCOS ve AMH) Doç. Dr. Cavidan Gülerman Her yönüyle PCOS Sempozyumu 31 Mart 2013 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi - İzmir AMH TGF-b ailesinden bir glikoproteindir.

Detaylı

DR. DENİZ CAN ÖZTEKİN T.C.S.B. İZMİR EGE DOGUMEVİ VE KADIN HASTALIKLARI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TÜP BEBEK MERKEZİ

DR. DENİZ CAN ÖZTEKİN T.C.S.B. İZMİR EGE DOGUMEVİ VE KADIN HASTALIKLARI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TÜP BEBEK MERKEZİ 4 DR. DENİZ CAN ÖZTEKİN T.C.S.B. İZMİR EGE DOGUMEVİ VE KADIN HASTALIKLARI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TÜP BEBEK MERKEZİ İnfertilite nedenleri %15 ovulatuar faktorler %30-40 tuboperitoneal faktörler %30-40

Detaylı

Adolesan Polikistik Over Sendromu. Prof. Dr. Murat Sönmezer Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

Adolesan Polikistik Over Sendromu. Prof. Dr. Murat Sönmezer Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adolesan Polikistik Over Sendromu Prof. Dr. Murat Sönmezer Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Polikistik Over Sendromu Tanısal farklılıklar Tanısal testler Tedavi Polikistik Over Sendromu Reprodüktif çağda

Detaylı

Doç.Dr. Özlem Evliyaoğlu Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Doç.Dr. Özlem Evliyaoğlu Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Polikistik Over Sendromunda Tanı, Prevelans ve Fenotipler Doç.Dr. Özlem Evliyaoğlu Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Irving Freiler Stein (1887 1976). Michael Leo Leventhal

Detaylı

Androjenler ve Anabolik Steroidler

Androjenler ve Anabolik Steroidler Androjenler ve Anabolik Steroidler Sentezleri Androjenler kolesterolden sentezlenirler. Testosteron, testisin interstisyel (leydig ) hücrelerinde, 5-Pregnonolon dan sentezlenir. Testosteron salındıktan

Detaylı

Endokrin farmakoloji 1 (hipofiz hormonları, tiroid hormonları, adrenal korteks hormonları) Prof. Dr. Öner Süzer

Endokrin farmakoloji 1 (hipofiz hormonları, tiroid hormonları, adrenal korteks hormonları) Prof. Dr. Öner Süzer Endokrin farmakoloji 1 (hipofiz hormonları, tiroid hormonları, adrenal korteks hormonları) Prof. Dr. Öner Süzer www.onersuzer.com 2 1 3 4 2 Hipotalamus ve hipofiz Metabolizma, gelişme ve üreme gibi vücut

Detaylı

PCOS nun Uzun Dönem Sağlık Etkileri

PCOS nun Uzun Dönem Sağlık Etkileri PCOS nun Uzun Dönem Sağlık Etkileri Prof. Dr. Cavidan Gülerman Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları EAH - Ankara PCOS un Uzun Dönem Sağlık Etkileri PCOS, reprodüktif çağın ötesinde; " İnsülin rezistansı

Detaylı

Kronik Anovulasyonun Patofizyolojisi ve PCOS da Foliküler Gelişim. Murat Sönmezer Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

Kronik Anovulasyonun Patofizyolojisi ve PCOS da Foliküler Gelişim. Murat Sönmezer Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kronik Anovulasyonun Patofizyolojisi ve PCOS da Foliküler Gelişim Murat Sönmezer Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kronik Anovulasyon Overyan yetmezlik hipergonadotropik hipogonadizm Santral defektler

Detaylı

Vücut yağ dokusunun aşırı artışı olarak tanımlanır. Ülkemizde okul çağındaki çocuk ve adolesanlarında obezite oranı % 6-15 dolaylarındadır.

Vücut yağ dokusunun aşırı artışı olarak tanımlanır. Ülkemizde okul çağındaki çocuk ve adolesanlarında obezite oranı % 6-15 dolaylarındadır. Vücut yağ dokusunun aşırı artışı olarak tanımlanır. Ülkemizde okul çağındaki çocuk ve adolesanlarında obezite oranı % 6-15 dolaylarındadır. Olguların çok büyük bir bölümünde ise obezitenin altında yatan

Detaylı

POLİKİSTİK OVER SENDROMUNDA TANI ve FENOTİPLER

POLİKİSTİK OVER SENDROMUNDA TANI ve FENOTİPLER POLİKİSTİK OVER SENDROMUNDA TANI ve FENOTİPLER Öğr. Gör. Uzm. Dr. R Emre OKYAY DEUTF Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum AD Reprodüktif Endokrinoloji ve İnfertilite Bilim Dalı PKOS varlığı paleolitik

Detaylı

PCOS ve GEBELİK KOMPLİKASYONLARI. Prof. Dr. Nazan Başak Yıldırım Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.D.

PCOS ve GEBELİK KOMPLİKASYONLARI. Prof. Dr. Nazan Başak Yıldırım Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.D. PCOS ve GEBELİK KOMPLİKASYONLARI Prof. Dr. Nazan Başak Yıldırım Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.D. PCOS hiperandrojenism, anovulasyon, overde polikistik görünüm Obezite

Detaylı

İNFERTİLİTE NEDENLERİ. İlknur M. Gönenç

İNFERTİLİTE NEDENLERİ. İlknur M. Gönenç İNFERTİLİTE NEDENLERİ İlknur M. Gönenç ERKEK İNFERTİLİTE NEDENLERİ Endokrin Bozukluklar Hipotalamik disfonksiyon (Kallmann) Hipoffizer yetmezlik ( tm., rad, cerrahi ) Hiperprolaktinemi, Adrenal hiperplazi

Detaylı

MENAPOZ DÖNEMİ MENAPOZ DÖNEM VE HORMONLAR

MENAPOZ DÖNEMİ MENAPOZ DÖNEM VE HORMONLAR MENAPOZ DÖNEMİ VE HORMONLAR DR.ALEV ÖKTEM Menapozun Nedeni Overlerdeki oositlerin üreme yaşlanması sırasında ovülasyon ve atrezi nedeniyle tükenmesidir Kronolojik yaş üreme yaşlanmasının tespiti için çok

Detaylı

Cinsel Kimlik Bozuklukları

Cinsel Kimlik Bozuklukları Endokrinolog Gözü ile Cinsel Kimlik Bozuklukları Dr. Kürşad Ünlühızarcı Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Cinsel Kimlik Bozukluğu (Transseksüalite) Bir kişinin normal seksuel

Detaylı

Konjenital adrenal hiperplazi. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı

Konjenital adrenal hiperplazi. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Konjenital adrenal hiperplazi (KAH) Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Dersin Amacı KAH patogenezinin öğrenilmesi KAH lı hastaların klinik ve laboratuar bulgularının

Detaylı

İNFERTİL HASTANIN HORMON DEĞERLENDİRMESİ NASIL YAPILMALIDIR? DOÇ. DR. ERCAN BAŞTU

İNFERTİL HASTANIN HORMON DEĞERLENDİRMESİ NASIL YAPILMALIDIR? DOÇ. DR. ERCAN BAŞTU İNFERTİL HASTANIN HORMON DEĞERLENDİRMESİ NASIL YAPILMALIDIR? DOÇ. DR. ERCAN BAŞTU İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Reprodük>f Endokrinoloji ve İnfer>lite

Detaylı

RENOVASKÜLER HİPERTANSİYON ŞÜPHESİ OLAN HASTALARDA KLİNİK İPUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ DR. NİHAN TÖRER TEKKARIŞMAZ

RENOVASKÜLER HİPERTANSİYON ŞÜPHESİ OLAN HASTALARDA KLİNİK İPUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ DR. NİHAN TÖRER TEKKARIŞMAZ RENOVASKÜLER HİPERTANSİYON ŞÜPHESİ OLAN HASTALARDA KLİNİK İPUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ DR. NİHAN TÖRER TEKKARIŞMAZ 20.05.2010 Giriş I Renovasküler hipertansiyon (RVH), renal arter(ler) darlığının neden

Detaylı

GnRH LH Gonadotropinler FSH Leydig hücresi Sertoli hücresi. Transkripsiyon Transkripsiyon

GnRH LH Gonadotropinler FSH Leydig hücresi Sertoli hücresi. Transkripsiyon Transkripsiyon GONAD HORMONLAR Uyarı Hipotalamus GnRH LH Gonadotropinler FSH Leydig hücresi Sertoli hücresi camp Protein fosforilasyon camp Protein fosforilasyon Transkripsiyon Transkripsiyon Testosteron sentez ve salınım

Detaylı

Adet Yokluğu; Adet Kesilmesi; Menstruasyon un Kesilmesi; Adetlerin Durması;

Adet Yokluğu; Adet Kesilmesi; Menstruasyon un Kesilmesi; Adetlerin Durması; AMENORE Adet Yokluğu; Adet Kesilmesi; Menstruasyon un Kesilmesi; Adetlerin Durması; Genç kızlarda menstruasyon 9 ila 18 yaş arasında başlar. 12 yaş averaj yaşıdır ve birçoğu bu yaşta başlar. Adetin olmamasına

Detaylı

Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay

Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay Metabolik Sendrom İnsülin direnci (İR) zemininde ortaya çıkan Abdominal obesite Bozulmuş glukoz toleransı (BGT) veya DM HT Dislipidemi Enflamasyon, endotel

Detaylı

KORTİZOL, METABOLİK SENDROM VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR

KORTİZOL, METABOLİK SENDROM VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR KORTİZOL, METABOLİK SENDROM VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR Prof.Dr. ARZU SEVEN İ.Ü.CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ BİYOKİMYA ANABİLİM DALI DİSMETABOLİK SENDROM DİYABESİTİ SENDROM X İNSÜLİN DİRENCİ SENDROMU METABOLİK

Detaylı

LAPAROSKOPİK SLEEVE GASTREKTOMİ SONRASI METBOLİK VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER

LAPAROSKOPİK SLEEVE GASTREKTOMİ SONRASI METBOLİK VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER LAPAROSKOPİK SLEEVE GASTREKTOMİ SONRASI METBOLİK VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER Varlık Erol, Cengiz Aydın, Levent Uğurlu, Emre Turgut, Hülya Yalçın*, Fatma Demet İnce* T.C.S.B. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi,

Detaylı

Doç. Dr. M. Coşan Terek Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı

Doç. Dr. M. Coşan Terek Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Doç. Dr. M. Coşan Terek Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Polikistik over sendromu PKOS kadınlar için uzun dönem ciddi sağlık sorunları oluşturan sık görülen bir

Detaylı

her hakki saklidir onderyaman.com

her hakki saklidir onderyaman.com Andropoz: Yaşlanan Erkek: Tarihsel yaklaşım Yaşlanma ile beraber gonadal (testis) fonksiyonlarda azalma ve bu durumun kişi üzerine etkileri antik çağlardan beri bilinmekte ve araştırılmaktadır. Örneğin

Detaylı

OBEZİTE ÇOCUK SAHİBİ OLMA ORANINI AZALTIYOR! AKŞAM GAZETESİ

OBEZİTE ÇOCUK SAHİBİ OLMA ORANINI AZALTIYOR! AKŞAM GAZETESİ OBEZİTE ÇOCUK SAHİBİ OLMA ORANINI AZALTIYOR! AKŞAM GAZETESİ İnfertilite (Kısırlık); döl oluşturma yeteneğinin azalması ya da yokluğu ile karakterize edilen tıbbi bir durumdur. Hem erkeklerde, hem de kadınlarda

Detaylı

Konjenital adrenal hiperplazi (KAH) Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı

Konjenital adrenal hiperplazi (KAH) Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Konjenital adrenal hiperplazi (KAH) Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Dersin Amacı KAH patogenezinin öğrenilmesi KAH lı hastaların klinik ve laboratuar bulgularının

Detaylı

Polikistik over sendromu olan kadınlarda, cerrahi veya Yardımcı Üreme. Teknikleri ile kanıta dayalı infertilite tedavisi

Polikistik over sendromu olan kadınlarda, cerrahi veya Yardımcı Üreme. Teknikleri ile kanıta dayalı infertilite tedavisi Polikistik over sendromu olan kadınlarda, cerrahi veya Yardımcı Üreme Teknikleri ile kanıta dayalı infertilite tedavisi Polikistik over sendromu (PKOS), 1930 yılında wedge rezeksiyonun tariflenmesinden

Detaylı

POLİKİSTİK OVER SENROMLU İNFERTİL HASTALARDA OVULASYON İNDÜKSİYONUNDA METFORMİN VE KLOMİFEN SİTRATIN KARŞILAŞTIRILMASI

POLİKİSTİK OVER SENROMLU İNFERTİL HASTALARDA OVULASYON İNDÜKSİYONUNDA METFORMİN VE KLOMİFEN SİTRATIN KARŞILAŞTIRILMASI T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI HASEKİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM KLİNİĞİ KLİNİK ŞEFİ OP.DR. AHMET ÇETİN POLİKİSTİK OVER SENROMLU İNFERTİL HASTALARDA OVULASYON İNDÜKSİYONUNDA METFORMİN

Detaylı

İnfertil Dişiler. Çiftleşme zorlukları. Deneyimsiz erkek. Normal çiftleşmeden sonra başarısız gebelik. Seyrek östrus. Deneyimsiz dişi.

İnfertil Dişiler. Çiftleşme zorlukları. Deneyimsiz erkek. Normal çiftleşmeden sonra başarısız gebelik. Seyrek östrus. Deneyimsiz dişi. İnfertil Dişiler Çiftleşme zorlukları Deneyimsiz erkek Deneyimsiz dişi Erkekte fizyolojik problemler Dişide Dişinin hazır olmaması Vulval stenosis Vestibuler konstrüksiyon Vaginal Vaginal hiperplazi ya

Detaylı

Hastalarda insulin direncini ölçmek klinik pratiğimizde tanı koymak ve tedaviyi yönlendirmek açısından yararlı ve önemlidir.

Hastalarda insulin direncini ölçmek klinik pratiğimizde tanı koymak ve tedaviyi yönlendirmek açısından yararlı ve önemlidir. Hastalarda insulin direncini ölçmek klinik pratiğimizde tanı koymak ve tedaviyi yönlendirmek açısından yararlı ve önemlidir. Dr. Sibel Güldiken Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma

Detaylı

PCOS Ve JİNEKOLOJİK KANSERLER

PCOS Ve JİNEKOLOJİK KANSERLER PCOS Ve JİNEKOLOJİK KANSERLER Prof. Dr. ÇETİN ÇELİK SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SELÇUKLU TIP FAKÜLTESİ KADIN HAST VE DOĞUM AD KONYA PCOS PCOS kadınların %5-10 etkiler Yaygın bir endokrin bozukluktur Klinik olarak

Detaylı

Dehidroepiandrosteron- sülfat; DHEA-sülfat testi;

Dehidroepiandrosteron- sülfat; DHEA-sülfat testi; DHEA-s Dehidroepiandrosteron- sülfat; DHEA-sülfat testi; DHEA sülfat böbrek üstü bezi tarafından üretilen zayıf bir erkeklik hormonudur ( androjen ). DHEA- sülfat hem kadın hem erkeklerde üretilir. Kadınlarda

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

Prof Dr Ercan M Aygen Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hast. ve Doğum AD, Üreme Endokrinolojisi ve İVF Ünitesi Kayseri

Prof Dr Ercan M Aygen Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hast. ve Doğum AD, Üreme Endokrinolojisi ve İVF Ünitesi Kayseri Hiperandrojenizm & Oral Kontraseptifler Prof Dr Ercan M Aygen Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hast. ve Doğum AD, Üreme Endokrinolojisi ve İVF Ünitesi Kayseri Hiperandrojenizm Hirsutizm akne alopesi

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

ÜREME SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ

ÜREME SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ ÜREME SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ Kadın ve erkek üreme sistemi dölün üretilmesi amacı ile özelleşmiş özel organlardan oluşmaktadır. Bazı üreme organları cinsiyet hücrelerini üretir, diğerleri

Detaylı

MENOPOZ. Menopoz nedir?

MENOPOZ. Menopoz nedir? MENOPOZ Hayatınızı kabusa çeviren, unutkanlık, uykusuzluk, depresyon, sinirlilik, halsizlik şikayetlerinin en büyük sebeplerinden biri menopozdur. İleri dönemde idrar kaçırma, kemik erimesi, hipertansiyona

Detaylı

Dehidroepiandrosteron- sülfat; DHEA-sülfat testi;

Dehidroepiandrosteron- sülfat; DHEA-sülfat testi; DHEA-s Dehidroepiandrosteron- sülfat; DHEA-sülfat testi; DHEA sülfat böbrek üstü bezi tarafından üretilen zayıf bir erkeklik hormonudur ( androjen ). DHEA- sülfat hem kadın hem erkeklerde üretilir. Kadınlarda

Detaylı

GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM

GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM 1) Aşağıdaki hormonlardan hangisi uterusun büyümesinde doğrudan etkilidir? A) LH B) Androjen C) Östrojen Progesteron D) FUH Büyüme hormonu E) Prolaktin - Testosteron 2)

Detaylı

endokrinolog gözüyle SEKONDER AMENOREYE YAKLAŞIM

endokrinolog gözüyle SEKONDER AMENOREYE YAKLAŞIM endokrinolog gözüyle SEKONDER AMENOREYE YAKLAŞIM Prof.Dr. Mehmet Numan TAMER SDÜ Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Met Hast. BD ISPARTA Genel bilgiler Doğurganlık dönemi kadınların 1/3 ünde mens bozuklukları

Detaylı

HORMONLARIN ETKİ MEKANİZMALARI

HORMONLARIN ETKİ MEKANİZMALARI HORMONLARIN ETKİ MEKANİZMALARI Prof. Dr. Orhan Turan KAYNAKÇA: 1.Stephen J. McPhee, Gary D.Hammer eds. Pathophysiology of Disease. 6th ed. Mc Graw Hill; 2010. 2.Damjanov I. Pathophisiology. 1st ed. Saunders

Detaylı

Serbest Çalışma / Akademik Danışma Görüşme

Serbest Çalışma / Akademik Danışma Görüşme Dönem 3 Kurul 5 (ÜG ve Endokrin) 06.Şub.17 09.00-09.50 Böbrek Fizyolojisinin Temel Prensipleri Nefroloji Pazartesi 10.00-10.50 Böbrek Fonksiyonlarının Değerlendirilmesi ve Böbrek Hastalıklarına Klinik

Detaylı

Obez Çocuklarda Kan Basıncı Değişkenliği ve Subklinik Organ Hasarı Arasındaki İlişki

Obez Çocuklarda Kan Basıncı Değişkenliği ve Subklinik Organ Hasarı Arasındaki İlişki Obez Çocuklarda Kan Basıncı Değişkenliği ve Subklinik Organ Hasarı Arasındaki İlişki Ayşe Ağbaş 1, Emine Sönmez 1, Nur Canpolat 1, Özlem Balcı Ekmekçi 2, Lale Sever 1, Salim Çalışkan 1 1. İstanbul Üniversitesi,

Detaylı

T.C. PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM ANABİLİM DALI

T.C. PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM ANABİLİM DALI T.C. PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM ANABİLİM DALI POLİKİSTİK OVER SENDROM LU HASTALARDA PANCREATİC DERİVED FACTOR (PANDER veya FAM3B) VE MALONDİALDEHİT (MDA) DÜZEYLERİNİN

Detaylı

Polikistik Over Sendromu nda. Metabolik Sorunlar. Prof. Dr. Kürşad Ünlühızarcı Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı

Polikistik Over Sendromu nda. Metabolik Sorunlar. Prof. Dr. Kürşad Ünlühızarcı Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Polikistik Over Sendromu nda Metabolik Sorunlar Prof. Dr. Kürşad Ünlühızarcı Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Patogenezde insülin direncinin rolü ortaya konduktan sonra hastalığın

Detaylı

HİRŞUTİZM AYIRICI TANISI

HİRŞUTİZM AYIRICI TANISI HİRŞUTİZM AYIRICI TANISI Prof Dr Dilek Gogas Yavuz Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma hastalıkları BD Hirsutizm - Hipertrikoz Hipertirokoz : Androjen etkisinde olmayan bölgelerde

Detaylı

Gestasyonel Diyabet (GDM)

Gestasyonel Diyabet (GDM) Gestasyonel Diyabet (GDM) Tanım, Sıklık Gebelikte ortaya çıkan veya ilk defa tespit edilen glikoz intoleransı olarak tanımlanmaktadır (WHO 2012; ACOG, 2013). Aşikar diyabet kriterlerini içermeyen ve gebeliğin

Detaylı

KADINDA REPRODÜKTİF SİSTEM HASTALIKLARI. Prof. Dr. Özer Açbay

KADINDA REPRODÜKTİF SİSTEM HASTALIKLARI. Prof. Dr. Özer Açbay KADINDA REPRODÜKTİF SİSTEM HASTALIKLARI Prof. Dr. Özer Açbay (-) (+) (-) (-) involution Gonadarj Telarj Adrenarj Aromataz Hipogonadizmin semptom ve sonuçları 1. Amenore (primer, sekonder) veya oligomenore

Detaylı

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1 1 VÜCUT KOMPOSİZYONU VÜCUT KOMPOSİZYONU Vücuttaki tüm doku, hücre, molekül ve atom bileşenlerinin miktarını ifade eder Tıp, beslenme, egzersiz bilimleri, büyüme ve gelişme, yaşlanma, fiziksel iş kapasitesi,

Detaylı

Dehidroepiandrosteron- sülfat; DHEA-sülfat testi;

Dehidroepiandrosteron- sülfat; DHEA-sülfat testi; DHEA-s Dehidroepiandrosteron- sülfat; DHEA-sülfat testi; DHEA sülfat böbrek üstü bezi tarafından üretilen zayıf bir erkeklik hormonudur ( androjen ). DHEA- sülfat hem kadın hem erkeklerde üretilir. Kadınlarda

Detaylı

POLİKİSTİK OVER SENDROMU

POLİKİSTİK OVER SENDROMU POLİKİSTİK OVER SENDROMU Polikistik Over Hastalığı; PCOS; Stein Leventhal Sendromu; Polifolliküler Over; Hiperandrojenik Anovulasyon; Polikistik over sendromu kronik endokrin bir hastalıktır, kadınlarda

Detaylı

DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ

DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ Kan, kalp, dolaşım ve solunum sistemine ait normal yapı ve fonksiyonların öğrenilmesi 1. Kanın bileşenlerini, fiziksel ve fonksiyonel özelliklerini sayar, plazmanın

Detaylı

Sunum planı. Hipofiz Epifiz Tiroid Paratiroid ve Pankreas hormonları

Sunum planı. Hipofiz Epifiz Tiroid Paratiroid ve Pankreas hormonları Dr. Suat Erdoğan Sunum planı Hipofiz Epifiz Tiroid Paratiroid ve Pankreas hormonları Hipofiz bezi (hypophysis) Hipofizial çukurlukta bulunur (sella turcica) 9 adet hormon üretir İki bölümü vardır: Anterior

Detaylı

Prof. Dr. M. Sait Yücebilgin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ABD

Prof. Dr. M. Sait Yücebilgin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ABD Prof. Dr. M. Sait Yücebilgin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ABD Semen analizi Ovülasyon değerlendirilmesi HSG vardır. Endike ise; Over rezervi tayini Laparoskopi söz konusudur.

Detaylı

GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu

GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu Tanım Purbertiye ulaşan bir dişide hormonların kontrolü (hipotalamus, hipofiz ve ovaryum dan salınan) altında ovaryum ve uterusta meydana gelen değişiklikler Genital siklus

Detaylı

ROTTERDAM, AES VE NATIONAL INSTITUTES OF HEALTH KRİTERLERİNE UYAN PKOS LU HASTALARIN BİYOKİMYASAL DEĞERLERİNİN VE İNSÜLİN DİRENCİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

ROTTERDAM, AES VE NATIONAL INSTITUTES OF HEALTH KRİTERLERİNE UYAN PKOS LU HASTALARIN BİYOKİMYASAL DEĞERLERİNİN VE İNSÜLİN DİRENCİNİN KARŞILAŞTIRILMASI T.C. İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ROTTERDAM, AES VE NATIONAL INSTITUTES OF HEALTH KRİTERLERİNE UYAN PKOS LU HASTALARIN BİYOKİMYASAL DEĞERLERİNİN VE İNSÜLİN DİRENCİNİN KARŞILAŞTIRILMASI UZMANLIK TEZİ

Detaylı

86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir?

86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir? 86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir? A) Angajman B) Pelvik girimden geçiş C) Orta pelvise giriş D) Pelvik çıkım düzlemine giriş E) Omuz

Detaylı

Özel Bir Hastanede Diyabet Polikliniğine Başvuran Hastalarda İnsülin Direncini Etkileyen Faktörlerin Araştırılması

Özel Bir Hastanede Diyabet Polikliniğine Başvuran Hastalarda İnsülin Direncini Etkileyen Faktörlerin Araştırılması Özel Bir Hastanede Diyabet Polikliniğine Başvuran Hastalarda İnsülin Direncini Etkileyen Faktörlerin Araştırılması 20 24 Mayıs 2009 tarihleri arasında Antalya da düzenlenen 45. Ulusal Diyabet Kongresinde

Detaylı

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME Adolesans ; çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir * Fiziksel Büyüme * Cinsel Gelişme * Psikososyal Gelişme Büyüme ve gelişme, adolesansta belirgin bir

Detaylı

Ektopik Gebelik. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Ektopik Gebelik. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Ektopik Gebelik Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Tanım Fertilize ovumun endometriyal kavite dışında

Detaylı

T.C. PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM ANABİLİM DALI

T.C. PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM ANABİLİM DALI T.C. PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM ANABİLİM DALI POLİKİSTİK OVER SENDROM LU HASTALARDA ADROPİN VE LİPOKALİN DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ UZMANLIK TEZİ DR. SONER GÖK DANIŞMAN

Detaylı

Abdominal Myomektomi Fertiliteyi Arttırıyor

Abdominal Myomektomi Fertiliteyi Arttırıyor Abdominal Myomektomi Fertiliteyi Arttırıyor Amaç: Bu çalışmanın amacı, abdominal myomektomi sonrası fertiliteyi değerlendirmek ve uterin fibroid lerin sayı, büyüklük ve lokalizasyonunun cerrahi sonrası

Detaylı

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ DR. FZT. AYSEL YILDIZ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI Talasemi; Kalıtsal bir hemoglobin hastalığıdır. Hemoglobin

Detaylı

PCOS da OVÜLASYON İNDÜKSİYONU. Prof. Dr. Erbil Doğan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi TJOD İZMİR Kasım 2012

PCOS da OVÜLASYON İNDÜKSİYONU. Prof. Dr. Erbil Doğan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi TJOD İZMİR Kasım 2012 PCOS da OVÜLASYON İNDÜKSİYONU Prof. Dr. Erbil Doğan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi TJOD İZMİR Kasım 2012 PCOS açıklanamayan hiperandrojenik kronik anovülasyonla seyreden heterojen bir hastalıktır.

Detaylı

Prof. Dr. Işınsu Kuzu Patoloji Anabilim Dalı Dönem III 23 MART 2017 ENDOKRİN PANKREAS TÜMÖR DIŞI PATOLOJİLERİ: DİABETES MELLİTUS

Prof. Dr. Işınsu Kuzu Patoloji Anabilim Dalı Dönem III 23 MART 2017 ENDOKRİN PANKREAS TÜMÖR DIŞI PATOLOJİLERİ: DİABETES MELLİTUS Prof. Dr. Işınsu Kuzu Patoloji Anabilim Dalı Dönem III 23 MART 2017 ENDOKRİN PANKREAS TÜMÖR DIŞI PATOLOJİLERİ: DİABETES MELLİTUS DİYABETES MELLİTUS Ortak bulgusu hiperglisemi ile karakterli bir grup metabolik

Detaylı

Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Am J Obstet Gynecol 1998;179:S101-8 Hakkında bu kadar çok yazı yazılan fakat az şey bilinen başka bir jinekolojik hastalık daha yoktur! TANISAL

Detaylı

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 KRONİK HASTALIK ANEMİSİ IX. BÖLÜM TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU GİRİŞ VE TANIM Kronik

Detaylı

GEBE OLMAYAN KADINLARDA VAJİNAL KANAMA. Dr.Müjdat ŞİMŞEK

GEBE OLMAYAN KADINLARDA VAJİNAL KANAMA. Dr.Müjdat ŞİMŞEK GEBE OLMAYAN KADINLARDA VAJİNAL KANAMA Dr.Müjdat ŞİMŞEK EPİDEMİYOLOİ Üreme çağındaki kadınların vajinal kanama nedeniyle acil servise başvurmaları sıktır. Menoraji sağlıklı kadında %9 14 oranında görülür.

Detaylı

Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Kliniği

Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Kliniği Ergenlik problemleri Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Kliniği Ergenlik İnsan gelişiminde seksüel olgunlaşmanın ve büyümenin tamamlandığı sonunda üreme kapasitesinin elde

Detaylı

E DOK O RİN İ S İ S S İ T S EM

E DOK O RİN İ S İ S S İ T S EM ENDOKRİN SİSTEM Prof.Dr. Erdal ZORBA Kontrol sistemleri Sinir sistemi Hızlı, anlık değişim ve yanıtlar Endokrin sistem Saniyelerden aylara kadar süren etki ve yanıt endokrin sistem hormonal iletişim 2

Detaylı

BÜYÜMENİN DEĞERLENDİRİLMESİ. Prof Dr Zehra AYCAN.

BÜYÜMENİN DEĞERLENDİRİLMESİ. Prof Dr Zehra AYCAN. BÜYÜMENİN DEĞERLENDİRİLMESİ Prof Dr Zehra AYCAN zehraaycan67@hotmail.com Büyüme Çocukluk çağı, döllenme anında başlar ve ergenliğin tamamlanmasına kadar devam eder Bu süreçte çocuk hem büyür hem de gelişir

Detaylı

LABORATUVAR TESTLERİNİN KLİNİK YORUMU

LABORATUVAR TESTLERİNİN KLİNİK YORUMU LABORATUVAR TESTLERİNİN KLİNİK YORUMU Alanin Transaminaz ( ALT = SGPT) : Artmış alanin transaminaz karaciğer hastalıkları ( hepatosit hasarı), hepatit, safra yolu hastalıklarında ve ilaçlara bağlı olarak

Detaylı

Gestasyonel Diyabet: Anne ve Fetusta Kısa ve Uzun Dönem Sonuçlar

Gestasyonel Diyabet: Anne ve Fetusta Kısa ve Uzun Dönem Sonuçlar Gestasyonel Diyabet: Anne ve Fetusta Kısa ve Uzun Dönem Sonuçlar Prof. Dr. Lemi İbrahimoğlu İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Perinatoloji Bilim Dalı Gestasyonel Diyabetes

Detaylı

MEME KANSERİNDE YÜKSEK RİSK TANIMI

MEME KANSERİNDE YÜKSEK RİSK TANIMI MEME KANSERİNDE YÜKSEK RİSK TANIMI DOÇ DR GÜL DAĞLAR ANEAH GENEL CERRAHİ MEME ENDOKRİN CERRAHİSİ KLİNİĞİ Prof Dr Lale Atahan Risk nedir? Absolut risk Belli bir sürede belli bir hastalığın bir olguda gelişme

Detaylı

POSTTRANSPLANT DİABETES MELLİTUS DR. ÜLKEM YAKUPOĞLU ACIBADEM ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ INTERNATIONAL HOSPITAL ORGAN NAKLİ MERKEZİ

POSTTRANSPLANT DİABETES MELLİTUS DR. ÜLKEM YAKUPOĞLU ACIBADEM ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ INTERNATIONAL HOSPITAL ORGAN NAKLİ MERKEZİ POSTTRANSPLANT DİABETES MELLİTUS DR. ÜLKEM YAKUPOĞLU ACIBADEM ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ INTERNATIONAL HOSPITAL ORGAN NAKLİ MERKEZİ Transplant İlişkili Hiperglisemi (TAH) Posttransplant Diabetes Mellitus

Detaylı

Hipertansiyon ve Kronik Böbrek Hastalığı

Hipertansiyon ve Kronik Böbrek Hastalığı Chronic REnal Disease In Turkey CREDIT Hipertansiyon ve Kronik Böbrek Hastalığı Alt Analiz Sonuçları Prof. Dr. Bülent ALTUN Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi CREDIT: Kilometre Taşları

Detaylı

KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ HASTALARINDA KONİSİTE İNDEKS ÖLÇÜMLERİNİN LİPİD PROFİLİ İLE İLİŞKİSİ

KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ HASTALARINDA KONİSİTE İNDEKS ÖLÇÜMLERİNİN LİPİD PROFİLİ İLE İLİŞKİSİ KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ HASTALARINDA KONİSİTE İNDEKS ÖLÇÜMLERİNİN LİPİD PROFİLİ İLE İLİŞKİSİ Siren SEZER, Şebnem KARAKAN, Nurhan ÖZDEMİR ACAR. Başkent Üniversitesi Nefroloji Bilim Dalı GİRİŞ Dislipidemi

Detaylı

Ergenlik (Püberte, Adolesan dönem,adolesans)

Ergenlik (Püberte, Adolesan dönem,adolesans) Ergenlik (Püberte, Adolesan dönem,adolesans) feyzad@istanbul.edu.tr Ergenliğin Tanımı Çocukluktan erişkinliğe geçiş sürecidir Sekonder cins karakterleri gelişir Boy büyümesi hızlanır Fizyolojik ve yapısal

Detaylı

DR.MEHMET MUSA ASLAN TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM ANABİLİMDALI

DR.MEHMET MUSA ASLAN TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM ANABİLİMDALI OVARYEN VENLERİN SELEKTİF KATETERİZASYONU İLE TANI ALAN BİR POSTMENAPOZAL OVARYEN HİPERANDROJENEMİ VAKASI DR.MEHMET MUSA ASLAN TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM ANABİLİMDALI

Detaylı

KADIN HAYATININ EVRELERİ I

KADIN HAYATININ EVRELERİ I ÜNİTE 5 KADIN HAYATININ EVRELERİ I Serap TOPATAN 5.1. PUBERTE DÖNEMİ Şekil 1: Kadın hayatının evreleri Puberte bireyin cinsel olgunluğa ve üreme yeteneğine sahip olduğu bir dönemdir. Bu dönemde vücutta

Detaylı

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Kahramanmaraş 1. Biyokimya Günleri Bildiri Konusu: Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Mehmet Aydın DAĞDEVİREN GİRİŞ Fetuin-A, esas olarak karaciğerde

Detaylı

Malnutrisyon ve İnflamasyonun. Hasta Ötiroid Sendromu Gelişimine imine Etkisi

Malnutrisyon ve İnflamasyonun. Hasta Ötiroid Sendromu Gelişimine imine Etkisi Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi Hastalarında Malnutrisyon ve İnflamasyonun Hasta Ötiroid Sendromu Gelişimine imine Etkisi Ebru Karcı, Erkan Dervişoğlu lu, Necmi Eren, Betül Kalender Kocaeli Üniversitesi,

Detaylı

Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım

Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Sık Görülen Kardiyolojik Sorunlarda Güncelleme Sempozyum Dizisi No: 40 Haziran 2004; s. 69-74 Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım Prof. Dr. Hakan

Detaylı

Endometriozis. (Çikolata kisti)

Endometriozis. (Çikolata kisti) Endometriozis (Çikolata kisti) Bugün Neler Konuşacağız? Endometriozis Nedir? Belirtileri Nelerdir? Ne Sıklıkta Görülür? Hangi Sorunlara Neden Olur? Nasıl Tanı Konur? Nasıl Tedavi Edilir? Endometriozis

Detaylı

Gestasyonel Diyabette Nötrofil- Lenfosit Oranı, Ortalama Platelet Hacmi ve Solubıl İnterlökin 2 Reseptör Düzeyi

Gestasyonel Diyabette Nötrofil- Lenfosit Oranı, Ortalama Platelet Hacmi ve Solubıl İnterlökin 2 Reseptör Düzeyi Gestasyonel Diyabette Nötrofil- Lenfosit Oranı, Ortalama Platelet Hacmi ve Solubıl İnterlökin 2 Reseptör Düzeyi Yrd. Doç. Dr. Cuma MERTOĞLU Erzincan Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Gestasyonel

Detaylı

LİPOPROTEİNLER. Lipoproteinler; Lipidler plazmanın sulu yapısından dolayı sınırlı. stabilize edilmeleri gerekir. kanda lipidleri taşıyan özel

LİPOPROTEİNLER. Lipoproteinler; Lipidler plazmanın sulu yapısından dolayı sınırlı. stabilize edilmeleri gerekir. kanda lipidleri taşıyan özel LİPOPROTEİNLER LİPOPROTEİNLER Lipidler plazmanın sulu yapısından dolayı sınırlı olarak çözündüklerinden, taşınmaları için stabilize edilmeleri gerekir. Lipoproteinler; komplekslerdir. kanda lipidleri taşıyan

Detaylı

Radyoterapi-Infertilite. Dr. Ferah Yıldız HÜTF Radyasyon Onkolojisi AD

Radyoterapi-Infertilite. Dr. Ferah Yıldız HÜTF Radyasyon Onkolojisi AD Radyoterapi-Infertilite Dr. Ferah Yıldız HÜTF Radyasyon Onkolojisi AD 2010 yılında her 250 erişkinden biri kanserden kurtulmuş bireylerden oluşacak Blatt ve ark, 1999 TEDAVİYE BAĞLI YAN ETKİLER!!!!! Infertilite

Detaylı

Postmenopozal Kadınlarda Vücut Kitle İndeksinin Kemik Mineral Yoğunluğuna Etkisi

Postmenopozal Kadınlarda Vücut Kitle İndeksinin Kemik Mineral Yoğunluğuna Etkisi Özgün Araştırma / Original Investigation Postmenopozal Kadınlarda Vücut Kitle İndeksinin Kemik Mineral Yoğunluğuna Etkisi Effect of Body Mass Index on the Determination of Bone Mineral Density in Postmenopausal

Detaylı

Bir Üniversite Kliniğinde Yatan Hastalarda MetabolikSendrom Sıklığı GŞ CAN, B BAĞCI, A TOPUZOĞLU, S ÖZTEKİN, BB AKDEDE

Bir Üniversite Kliniğinde Yatan Hastalarda MetabolikSendrom Sıklığı GŞ CAN, B BAĞCI, A TOPUZOĞLU, S ÖZTEKİN, BB AKDEDE Bir Üniversite Kliniğinde Yatan Hastalarda MetabolikSendrom Sıklığı GŞ CAN, B BAĞCI, A TOPUZOĞLU, S ÖZTEKİN, BB AKDEDE Psikiyatrik hastalığı olan bireylerde MetabolikSendrom (MetS) sıklığı genel popülasyona

Detaylı

VÜCUT KOMPOSİZYONU VE EGZERSİZ PROGRAMLAMA

VÜCUT KOMPOSİZYONU VE EGZERSİZ PROGRAMLAMA 1 VÜCUT KOMPOSİZYONU VE EGZERSİZ PROGRAMLAMA 2 VÜCUT KOMPOSİZYONU Vücuttaki tüm doku, hücre, molekül ve atom bileşenlerinin miktarını ifade eder Tıp, beslenme, egzersiz bilimleri, büyüme ve gelişme, yaşlanma,

Detaylı

OVULASYON İNDÜKSİYONUNDA TEMEL PRENSİPLER

OVULASYON İNDÜKSİYONUNDA TEMEL PRENSİPLER OVULASYON İNDÜKSİYONUNDA TEMEL PRENSİPLER Ovulasyon İndüksiyonu Öncesi Testler Semen analizi Fallop tüplerinin değerlendirilmesi Basal hormonlar Basal ultrason BG Tedavi öncesi sağlanması gerekli koşullar

Detaylı

ADOLESAN VE PKOS. Prof.Dr. Nedim Karadadaş E.Ü.T.F. Kadın Hast. Ve Doğum Anabilim Dalı Bornova - İzmir

ADOLESAN VE PKOS. Prof.Dr. Nedim Karadadaş E.Ü.T.F. Kadın Hast. Ve Doğum Anabilim Dalı Bornova - İzmir ADOLESAN VE PKOS Prof.Dr. Nedim Karadadaş E.Ü.T.F. Kadın Hast. Ve Doğum Anabilim Dalı Bornova - İzmir Fizyoloji Fizyopatoloji Tanı Fizik bulgular Laboratuar Tanı kriterleri Sağlık sorunları Tedavi modaliteleri

Detaylı

MENOPOZ VE ANTİHİPERTANSİF TEDAVİ

MENOPOZ VE ANTİHİPERTANSİF TEDAVİ MENOPOZ VE ANTİHİPERTANSİF TEDAVİ Dr. Mürvet YILMAZ BAKIRKÖY DR. SADİ KONUK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ KADINLARDA HT Yaşlanma ile birlikte kan basıncında artış görülür. Erişkin kadınların %25 Postmenopozal

Detaylı