Başyazı KÜLTÜRÜN BEŞİĞİ ANKARA ANKARA, THE CRADLE OF CULTURE. Sebahaddin ATEŞ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Başyazı KÜLTÜRÜN BEŞİĞİ ANKARA ANKARA, THE CRADLE OF CULTURE. Sebahaddin ATEŞ"

Transkript

1

2 Başyazı Sebahaddin ATEŞ KÜLTÜRÜN BEŞİĞİ ANKARA Şehirler, geçmişin izlerini taşıyan devasa açık müzelerdir. Bu açık hava müzelerinde zamanın değişiminin ve mekânın dönüşümünün izlerini sürebilirsiniz. Şehirlerin de insanlar gibi kimlikleri vardır. diyor bir edibimiz. Şehir, onu imar ve ihya eden toplumların hayat anlayışını yansıtır. O toplumun ruhunun yansımasıdır. Şehirlerin de duyguları vardır. Medeniyet merkezi olan şehirler ete kemiğe bürünmüş canlı varlıklar gibidir. Şehir, bir nevi hafızadır. Ankara yı karanlık gecelerde parlayan aya benzetir şair ruhlu kalem ehli. Bozkırın ortasında parlayan bir mücevherdir Ankara. Hizmet düstur edenler, yüzyıllardır ellerinden gelini yapmaya çalışmışlar. Herkes kendinden bir şeyler katmaktadır bu güzel şehre Ankara, denizden uzaktır ama kültür suyuna kavuşmuş kadim bir medeniyetin nakış nakış motiflerinin bulunduğu işlemeli bir yüzük taşıdır. Mecnun un Leyla sını çöllerde aradığı gibi, uzak düştüğü deryaları nehirlerle halkın istifadesine sunan hizmet gönüllülerinin gayret ettiği, bir münbit alandır artık. Lâtif ve mülâyim bir çehresi vardır bu şehrin. Onun gönül aynasında vakar ve tevazu, gül suretinde yansımaktadır. Hitabet sanatını iyi bilenlerin konuşmalarını halka duyurabildiği bir kürsüdür Ankara Seçkin Anadolu çocuklarının millet menfaatine kafa yorduğu, halkın daha müreffeh yaşaması için gecesine gündüzüne kattığı, hayırlı adımlar attığı, kararlar aldığı meclis çatısı altındaki zaman dilimlerinin şahididir. Doğusundan batısına bu ülkenin evlatlarının özgürlük adına, demokrasi adına seslerini arşa yükselttiği bir muhteşem korodur. Söyleyecek sözü olanlar, Anadolu dan buraya akmaktadır. Ankara, misafirlerini ağırlamakta titizdir. O, mihmanlarını Yunus un sevgisiyle, Mevlâna nın hoşgörüsüyle, aziz toprağında sonsuzluk uykusunu uyuyan Hacı Bayram-ı Veli nin vakarıyla karşılamaktadır. Somuncu Baba nın talebesi olarak, manevi büyüğünden aldığı feyzi, kemâlâtı Ankara dan dünyaya yayarken Hacı Bayram-ı Veli, aynı zamanda kendini yetiştiren o kâmil gönlün hoşgörüsünü, irfanını, yüceliğini bütün insanlığa yansıtmaktadır. M. Nihat Malkoç Bu şehrin manevî bekçiliğini yapan bir ahir zaman mürşididir Hacı Bayram Veli Hakikat incilerini toplayan bir gönül avcısıdır o cümleleriyle kalpten Hüda ya açılan yolların işaret taşlarını onun Somuncu Baba nın gönlünden, kendi gönlüne akan inciler olduğuna dikkat çeker. O üstadının nefisleri tezkiye eden tasavvuf mektebinde, gönül ikliminde yetişmiştir. Fatihlere yol olan nice Akşemseddinler geçmiştir rahle-i tedrisatından. Hacı Bayram da ezanlar ruhlara inşirah neşvesi verir. Dualar tülü tül bulutlara yükselir orada. Ovasındaki başaklar yetkindir, olgundur, dolgundur. Tevazu ile boyun eğerler ama vakurdur duruşları. Sevgi ve saygı kültürü taşına toprağına sinmiştir bu mübarek toprakların... Bir bedendeki kalp gibi, seksen bir vilayet için merkezdir bu şehr-i cumhuriyet. Ankara sadece ülkemizin değil, vatanını, milletini seven yetmişdört milyon vatandaşımızın da gönlünde mutena bir yere sahiptir. Selam olsun, Ankara ya ANKARA, THE CRADLE OF CULTURE Ankara is resembled to the shining moon in the dark night by the poet spirited people. It is a jewel glowing in the middle of the steppe. The men of service always tried to do their best for Ankara for centuries. And everybody has added something from themselves to this beautiful city. Ankara is careful in doing the honors. It welcomes its guests with the love of Yunus, the tolerance of Mawlana and the dignity of Hacı Bairam Wali, sleeping his eternity sleep in this beloved land. While spreading the prosperity and perfections from Ankara to the world that he got from Somuncu Baba, as being the disciple of whom, Hacı Bairam Wali also reflected the tolerance, wisdom and supremacy of this spiritually wise heart, who trained him. Like the heart in a body, Ankara, the republican city, is in the center for the eighty- one cities in this country.

3 SOMUNCU BABA / AYLIK İLİM - KÜLTÜR VE EDEBİYAT DERGİSİ Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı nın Yayın Organıdır Kurucusu A. Şemsettin ATEŞ Yaygın Süreli - ISSN: YIL: 17 SAYI: 138 Basım Tarihi: 01 Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı Adına İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Sebahaddin ATEŞ Yazı İşleri Müdürü Hulûsi YAYLA Yayın Editörü Musa TEKTAŞ Yapım ARTWORKS Genel Sanat Yönetmeni İlhan SOYLU Sanat Yönetmeni Volkan ZORBA Tashih Ali YILMAZ - Vedat Ali TOK - Yusuf HALICI Arşiv Muharrem AKIN Abone Şeyda KAYAPINAR Reklam Yusuf YILMAZ Basım-Yayım-Dağıtım-Pazarlama VİSAN İktisadi İşletmesi Zaviye Mah. Hacı Hulûsi Efendi Cad. No: Darende / MALATYA Tel: (422) Faks: (422) Dağıtım Kültür Dergi Dağıtım Baskı & Üretim Ege Basım Matbaa ve Reklam Sanatları Ltd. Şti. Esatpaşa Mahallesi Ziyapaşa Caddesi No:4 Ataşehir/iSTANBUL Tel: Tek Sayı : 8 TL - Kurum Abone : 140 TL 1 Yıllık (12 Sayı) Abone : 85 TL Avrupa 1 Yıllık Abone : 72 EURO Avrupa Tek Sayı Fiyat : 6 EURO Avrupa Harici Yurtdışı Abone : 102 USD Posta Çeki (Darende Postanesi) : Ziraat Bankası (Darende Şubesi): IBAN - TR Vakıf Bank (Darende Şubesi): TR Gönderilerin abone adına yatırılmasından sonra lütfen (0422) / 134 dahiliyi arayınız. ADANA ALANYA AMASYA ANKARA ANTALYA BARTIN BOLU BURSA ÇAYCUMA ELBİSTAN G.ANTEP GEREDE GÖLCÜK İSKENDERUN İSTANBUL İZMİR K.MARAŞ KARABÜK KAYSERİ KONYA MALATYA MERSİN OSMANİYE SAKARYA SAMSUN SİVAS TOKAT TURHAL TÜRKELİ ZONGULDAK AİLE KURUMU Rukiye KARAKÖSE Ana-baba ve çocuk arasında karşılıklı bir bağımlılık örüntüsü söz konusudur. Bu bağımlılık örüntüsü zaman içinde değişen bir süreçtir Abdullah KAHRAMAN Vedat Ali TOK 64 EL KÂDİR - Ramazan ALTINTAŞ (14) İKİ KUTLU AİLE Ali AKPINAR MÜFTERÎYE MÜNTAKÎM HAKK - Nazlı Rânâ GÜREL (17) BOZKIRIN ESKİMEYEN TÜRKÜSÜ: ANKARA - Meryem Aybike SİNAN (18) OSMANLININ PEYGAMBER SEVGİSİ - İsmail ÇOLAK (22) SÛFÎLERİN TEVESSÜL VE VESÎLE ANLAYIŞLARI - Kadir ÖZKÖSE (26) GÖNÜL COĞRAFYAMDA ANKARA - M. Nihat MALKOÇ (31) DUA EYLEYEN SULTAN - Musa TEKTAŞ (32) ÂTİKE BİNT ABDULMUTTALİB (R.AH.) - Bünyamin ERUL (37) BİR HADİS RÂVÎSİ OLARAK HZ. ÂİŞE (R.AH.) ANNEMİZ - Enbiya YILDIRIM (38) BAŞARI KILAVUZUMUZ OLMALI - Ali ÖZKANLI (46) HACI BAYRAM-I VELÎ - Resul KESENCELİ (48) EN SEVGİLİYE! - Mehmet SERTPOLAT (55) Hz. İbrahim (a.s.), Hz. İsmâil (a.s.), Hz. Sâra, Hz. Hacer Hz. Muhammed (s.a.v.), onun sevgili eşleri annelerimiz, Hz. Fâtıma, Hz. Ali, Hz. Osman, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin (r.anhüm) ve onların yolunda olanlarla ne kadar tanışıyoruz? İSLÂM DA KADIN HAKLARI Allah kadını erkeğe erkeği de kadına muhtaç yaratmıştır. Bu ihtiyaç dengede tutulabilirse bunun sonunda, muhabbet, meveddet, merhamet ve mutluluk meydana gelecektir. 10 DOST BAHÇESİNİN BÜLBÜLÜ OLMAK Abdülmecit İSLAMOĞLU Gönül vuslata ersin; cân, cânâna kavuşsun. Her istediğin olsun. Dikenler bile gül bahçesinin gülleri olsun. PEYGAMBER AŞKIYLA YANAN DEDE İki cihân güneşi Hz. Muhammed (s.a.v.) için Türk edebiyatında sayısız na t yazılmıştır. Bu na tlerin içinde dikkat çekenlerden biri de Yaman Dede nin şiiridir. HÜNKÂR YOLU - Muharrem AKIN (60) MUTLU OLMANIN ON PRENSİBİ - Sefa SAYGILI (62) NEYLEYİM - Mustafa AKGÜN (67) GEZİ NOTLARI 1: ENDÜLÜS - Fatih ERKOÇOĞLU (68) MASA, KAHVE, KALP - Selim TUNÇBİLEK (72) MERMER YATAK - Sergül VURAL (75) KARDEŞ KISKANÇLIKLARININ NEDENİ? - M. Emin KARABACAK (76) TOKAT VELÎLERİ - Yusuf HALICI (80) NAAT - Bekir OĞUZBAŞARAN (83) BENLER İLE İLGİLİ DOĞRU VE YANLIŞLAR - Akın DİNDAR (84) TURP - Şifalı Bitkiler (86) ÇİLEKLİ PASTA - Mesude SARI (87) EMÂNETİ EHLİNE VERMEK Mehmet SOYSALDI İslâm Hukuku nda ise emânet, Allâhu Teâlâ nın gerek kendi hukûku, gerekse yaratıklarının hukûku ile ilgili olarak insana yüklediği vazifelerin tamamına verilen bir isim olarak tarif edilmektedir.

4 Seni seyr eyleyen mahbûbu seyr et gayrı hûb arama Odur sana matlûb-ı hûb bir matlûb arama Basîret aynını aç gör ki âlemdir sana mensûb Bu nisbetden nasîb al nasîb-i mensûb arama İki âlemde yoklukdan daha ön bir ilim olmaz Bu varlık perdesin çâk eyle gel mahbûb arama Sana ayb olmuş iken gayrının aybın görmeklik Gör ayb-ı nefsini gayra bakıp ma yûb arama Hulûsî nefsini râm eyle nefsin râmî olmazdan Anı bas pehlivân ol başka bir mağlûb arama Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s) 6 7

5 İlim ve Hayat Ali AKPINAR* İNANANLARA EN GÜZEL MODEL: aile İKİ KUTLU Hz. İbrahim (a.s.), Hz. İsmâil (a.s.), Hz. Sâra, Hz. Hacer Hz. Muhammed (s.a.v.), onun sevgili eşleri annelerimiz, Hz. Fâtıma, Hz. Ali, Hz. Osman, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin (r.anhüm) ve onların yolunda olanlarla ne kadar tanışıyoruz? Kur ân, bir âyetinde Peygamberimizi bize şöyle takdim eder: And olsun ki, Allah a ve âhiretee kavuşmayı uman ve Allah ı çokça anan kimseler için, sizin için Allah ın Rasûlü en güzel örnektir. 1 Âyette geçen ve en güzel örnek anlamına gelen Üsve-i Hasene kavramı bir âyette de Hz. İbrahim Peygamber için kullanılır. Söz konusu âyet de şöyledir: İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır. 2 Hz. İbrahim ve onunla beraber olanlar insanlık için en güzel örnektir Yüce Allah ın son Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) de Allah ve âhirete iman edenler için en güzel örnektir. Mü minlere özellikle bu iki peygamberin en güzel örnek olarak takdim edilmesi oldukça dikkat çekicidir. Elbette bütün peygamberler insanlık için örnektirler. Ancak Hz. İbrahim (a.s.) ve Hz. Muhammed (s.a.v.) in örnekliği çok daha mânîdârdır. İbrahimî Aile Şöyle ki Hz. İbrahim (a.s.) de Hz. Muhammed (s.a.v.) de Kur ân ın ilk muhataplarının çok iyi tanıdıkları iki peygamberdi. Hz. İbrahim (a.s.), ilâhî din İslâm ın büyük peygamberlerindendir. Kur ân ın indiği dönemde Mekke müşrikleri gibi, Yahudi ve Hıristiyan olanlar da Hz. İbrahim (a.s.) e ayrı bir önem veriyorlardı. Mekkeliler Hz. İbrahim peygamberin milletinden olduklarıyla övünüyorlar, hac gibi pek çok İbrâhimî geleneği sürdürmeye çalışıyorlardı. Tavaf, Makam-ı İbrahim, Zemzem, Safa-Merve Sa y gibi kutsallar İbrahim Peygamberden kalma hatıralardı. Yahudi ve Hıristiyanlar da kendilerinin Hz. İbrahim peygamberin yolunda olduklarını iddia ederek bununla övünüyorlardı. Hz. İbrahim (a.s.), pek çok peygamberin atası konumundaydı. Hz. İbrahim Peygamber, insanlık için ailece örnekti. O, mübarek eşleri Hz. Sâra, Hz. Hacer ve peygamber oğulları Hz. İsmail ve Hz. İshak ile yaşadıklarıyla da en güzel örnekti. O, aile ilişkilerinde en güzel örnekleri sunmuştu insanlığa. Elbette aile fertleri ile bazı problemleri yaşamıştı Hz. İbrahim (a.s.). Ancak o, problemlerle nasıl baş edileceğini gösterme ve problemleri en güzel şekilde çözme konusunda da en güzel örnekleri sunmuştu. Muhammedî Aile Peygamberimiz için de durum benzerlik arz etmektedir. O da, her konuda olduğu gibi aile konusunda da en güzel örnekliğe sahipti. Şöyle ki: Hz. Muhammed (s.a.v.), peygamber olmadan önce bir çocuk olarak, bir genç olarak, olgunluk çağına gelmiş bir insan olarak en güzel örnekliği sunmuştu. Doğmadan önce babasını, küçük yaşta annesini kaybeden bir çocuk olarak örnekti Peygamberimiz. O, annesi Hz. Âmine nin ve sütannesi Hz. Halime nin yanında dikkat çeken bir çocukluğa sahipti. Onun çocukluğu sıradan bir çocukluk değildi. Bu durum, annesi, sütannesi ve sütkız kardeşi başta olmak üzere çevresindeki herkesin dikkatini çekiyordu. Herkes ondaki bu güzellikleri fark ediyordu. Nitekim sekiz yaşında dedesi Abdülmuttalib ölünce, amcası Ebû Tâlib onun bakımını seve seve üstleniyor ve yanına alıyordu. Ebû Tâlib ve eşi Hz. Fâtıma Hatun yanında Hz. Muhammed (s.a.v.) in ayrı bir yeri vardı. Bu ayrıcalık, yalnızca onun yanlarında bir emanet olmasından kaynaklanmıyordu. Hz. Muhammed (s.a.v.) fizikî güzelliği yanında, özel ve güzel duruşu ile kendini sevdiriyordu. O, âdetâ bir câzibe merkezi idi. Çevresindeki insanların gözü onun üzerindeydi. Günümüzde bile bazı çocuklar, özel duruşlarıyla hem âileleri içerisinde, hem akrabaları içerisinde seçkin bir yere sahiptirler. Hz. Muhammed (s.a.v.) in çocukluğunda bu durum fazlasıyla mevcuttu. 8 9

6 Peygamberimizin gençliği de ona özel ve son derece güzeldi. Diğer gençlerden farklıydı o. Gençlerin günah ortamlarında gençliklerini harcadığı, boş ve anlamsız işlerde ömür tükettiği bir toplumda o özgün gençliği ile dikkatleri çekiyor ve başkalarından ayrılıyordu. Yirmi beş yaşlarında Mekke de pek çok asil kızkadın onunla evlenmek için can atıyordu. Hz. Hatice gibi variyetli, olgun, kendisine gelen pek çok evlilik teklifini geri çevirmiş bir kadın ona evlilik teklif ediyor ve bu yuva kurulurken îrâd edilen nikâh merasimi nutkunda Hz. Muhammed (s.a.v.) in güzellikleri bir bir ortaya konuluyordu: Otuz beş yaşlarında Kâbe de hakemlik yapması söz konusu olduğunda herkes onun hakemliğini seve seve kabul ediyordu. Çünkü çevresindekiler onda, başkalarında görmedikleri güzelliklere şahit olmuşlardı. Hılfu l-fudûl Derneğinde aktif görev alışıyla da o, dürüstlüğünü, diğergâmlığını, iyilik ve yardımsever oluşunu ispat etmişti. Dolayısıyla bugün çocuklarımıza ve gençlerimize Peygamberimizin çocukluk ve gençlik konusundaki örnekliğini doğru ve izlenebilir ölçüde anlatmamız gerekmektedir. Aile Reisi Olarak Peygamberimiz! Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Hatice ile otuz yıla yakın bir evlilik hayatı sürdü. Bu beraberlikten altı çocukları oldu. Bu süre içerisinde koca karısından, kadın kocasından memnun ve hoşnuttu. Kaynaklarımız bu dönemle ilgili olarak herhangi bir aile probleminden bahsetmezler. Tam tersine, en zorlu zamanlarda kocasına mânen ve maddeten destek olan onurlu bir kadın cennet hanım efendisi Hz. Hatice den bahsederler. İlk iman eden kadın, Peygamberimizin namazlarında ilk cemaati olan kadın, mal varlığını İslâm a vakfeden davanın finansörü ilk kadın, karşılaştıkları güçlüklere azim ve kararlılıkla sabreden bir kadın Peygamberimiz, ilk eşini o kadar sevmiş ve saymıştı ki, vefatından sonra bile onu hep hayırla anmış, onun akrabalarına ve onun hatıralarına ayrı bir özen göstermiştir. O kadar ki Hz. Âişe yi kıskandıracak ölçüde ilk eşine vefa örnekliği sunmuştu O. Mutlu Aile Tablosu Hz. Hatice nin vefatından sonra Peygamberimiz çeşitli hikmetlere binaen bir kısım evlilikler yapmıştır. Elli üç yaşından sonra, ömrünün kalan on senesinde gerçekleştirdiği bu evlilikler, her şeyden önce Yüce Allah ın izni ve hatta emri ile gerçekleşmiştir. Bu evliliklerin pek çok hikmeti vardır, ancak bunların şehvet düşkünlüğü sonucu olmadığı kesin bir gerçektir. Bu evliliklerde aile içi bir kısım problemler olmuştur. Çünkü bu annelerimizle evlendiğinde altı çocuklu bir insan olan Peygamberimiz, yoğun işleri olan bir insandı. Bu evliliklerin sürdüğü on yıllık Medine dönemi, seksen kadar gazve ve seriyyenin gerçekleştiği, İslâm Tarihinin çok önemli olaylarının meydana geldiği Peygamberimiz başta olmak üzere bütün Müslümanların çeşitli sınavlardan geçtiği zorlu bir süreçtir. Peygamberimizin evlendiği hanımlar da farklı yaşlarda, farklı konumlarda, farklı özellikler de hanımlardı. Hz. Âişe gibi genç olanı olduğu gibi, oldukça yaşlı ve çocuklu olanları da vardı. Varlıklı aile kadınları, kabile reisi kızları olduğu gibi, gariban aile kadınları da vardı. Arap olanları olduğu gibi, Mısır ve Yahudi kökenli olanları da vardı. Peygamberimiz bu annelerimizle örnek bir aile modeli sunmuştur bizlere. Zaman zaman aile içerisinde bazı problemler yaşanmış, ancak bunların hiç birisi yuvanın yıkımı/talak gibi olumsuz bir sonuçla bitmemiştir. En fazla bir defaya mahsus olmak üzere, bir ay kadar eşlerinden ayrı kalma söz konusu olmuştur. Peygamberimizin bu evlilik yoluyla oluşan akrabalarına karşı tavır ve davranışları da herkes için örnektir. Onun damatları, torunları ile ilişkileri de aynı şekilde dillere destan özellik ve güzelliklerle doludur. Her konuda olduğu gibi peygamberimizin aile hayatını, günümüze yansıtacak şekilde, ondaki güzellikleri aile hayatımıza model oluşturacak şekilde okumamız gerekmektedir. Aile sorunlarının yoğun olarak yaşandığı, aile içi geçimsizliklerin, haksızlık ve küslüklerin artarak devam ettiği, boşanmaların sıkça ve evliliklerin daha ilk yıllarında yaşandığı günümüzde buna ihtiyacımız, her zamankinden çok daha fazladır. İki Kutlu Aileyi Selamlayarak İzlemek Gerek Evet, aile ilişkilerinde, Hz. İbrahim (a.s.) aile boyu en güzel örnektir. Hz. Muhammed (s.a.v.) de aile boyu örneğimizdir. İnsanlığın bu iki model aileden alacağı çok şey vardır. Tıpkı Peygamberimizin bize öğrettiği şu iki meşhur salâvat dualarında söylediğimiz gibi: Allah ım, Muhammed ve âline/ailesine/izinde giden bağlılarına selam et! Tıpkı İbrahim ve âline/ailesine/izinde giden bağlılarına selam ettiğin gibi... Doğrusu sen övülmeye layık olan, şanı yüce olansın! Allah ım, Muhammed ve âline/ailesine/izinde giden bağlılarını mübarek/bereketli kıl! Tıpkı İbrahim ve âline/ailesine/izinde giden bağlılarını bereketlendirdiğin gibi... Doğrusu sen övülmeye layık olan, şanı yüce olansın! Elbette günlük kıldığımız namazlarımızda en az on beş kere okuyarak andığımız bu iki aile yalnızca onlara dua etmek için değildir. Bunun yanında, bu anışımız o iki örnek aileyi model almak içindir. O halde şimdi şu sorularla kendimizi test edelim: Bizler aile olarak Hz. İbrahim (a.s.) ve Hz. Muhammed (s.a.v.) ailesine ne kadar benziyoruz? O kutlu aileleri ne kadar tanıyoruz? Hz. İbrahim (a.s.), Hz. İsmâil, Hz. Sâra, Hz. Hacer Hz. Muhammed (s.a.v.), onun sevgili eşleri annelerimiz, Hz. Fâtıma, Hz. Ali, Hz. Osman, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve onların yolunda olanlarla ne kadar tanışıyoruz? Onlardaki güzellikleri kendi ailelerimizde ne kadar yaşıyoruz? Unutmayalım ki onlara selam etmek, onlara bağlılık andımızdır. O iki kutlu aileye bağlılığımız ise, onları doğru bir şekilde tanıyıp onlara benzemekle gerçekleşecektir. Dipnot *Prof. Dr. 1 33/Ahzâb, /Mümtahıne,

7 Hulûsi Kalb den Abdülmecit İSLAMOĞLU* Gönül vuslata ersin; cân, cânâna kavuşsun. Her istediğin olsun. Dikenler bile gül bahçesinin gülleri olsun. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s) nin Dîvân ında vurgulanan önemli konulardan birisi; gaflet uykusundan uyanmaya yapılan davettir. Kişinin Kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından 1 kaçacağı o gün gelip çatmadan, ölmeden önce ölmeye dâir yapılan davet. Vardan, ârdan ve ağyârdan vazgeçmeye davet Âşık sevgilisine kavuşmaktan gayrı ne ister? Lütfun da hoş, kahrın da hoş sırrına erişmektir vuslat. Gül de diken de, bülbül de gülşen de birdir artık âşığın gözünde. Matlûba erilmiş, hasret bitmiştir. 4. At varlığı varı n iden ko ârını ârı n iden Bul yârı ağyârı n iden her dem enîsin yâr ola DOST BAHÇESİNİN BÜLBÜLÜ OLMAK Aslan TEKTAŞ Dost bağının bülbülü olmaya yapılan davet: 1. Ey dil yürü zâr eyle kim zârın nice bir zâr ola Aç gözünü dîdârı gör bu uykudan bîdâr ola Ey gönül, kalk da ağlayıp inle, hem de nasıl bir ağlama Aç gözünü de sevgilinin yüzünü gör. Gözlerin uyansın artık bu uykudan. Ey gönül, Mahbûb-ı hakîkîye ulaşmak istiyorsan öncelikle göz pınarların çağlamalı. Öyle bir akmalı ki gözyaşların, temizlenmeli gözlerin her türlü kirden ve pastan. Uyanmalısın artık gaflet uykusundan. 2. Ölmeden öndin bul memât hayy ol içip âb-ı hayât Hem ol ki mahv-ı mahz-ı zât cân vâkıf-ı esrâr ola Ölmeden önce öl, sonsuzluk suyunu tadarak diril. Yüce Yaratıcının katındaki gerçek varlığa er de sırlardan haberdâr ol. Gerçek ve ebedî hayata erenler ölmeden önce ölebilenlerdir. Mûtû kable en temûtû 2 şeklinde ifade edilen bu sırra ulaşmak ise varlığın hakîkatini keşfetmekle elde edilebilir. 3. Dil vuslata nâil olup cânâna cân vâsıl olup Her matlabın hâsıl olup hârın gül-i gül-zâr ola Gönül vuslata ersin; cân, cânâna kavuşsun. Her istediğin olsun. Dikenler bile gül bahçesinin gülleri olsun. Maddî varlığı bir kenara at, neyine yarayacak bu? Yaptıklarından dolayı insanlar karşısında utanmayı bırak, utanıp da ne olacak? Sevgiliyi bul, başkasını ne yapacaksın? Her dem sana dost olacak bir sevgili Hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar 3 buyrulmakta onurlu insanlardan bahsedilirken Kur ân da. Aldırmamak kimseye ve utanmamak haklı iken ve Hak yolda yaptıklarından. Yeter ki yârimiz Allah ola, yeter ki yardımcımız Kâdir-i Mutlak ola. 5. Âşıksan özle yârını terk edip âr u varını Sa y eyle bul dil-dârını kim manzarın dîdâr ola Gerçekten âşık isen özlemelisin sevgiliyi ve terk etmelisin utanmayı ve de benliği. Çalış ve gönlünü alan o sevgiliyi bul. Baktığın her yerde onun güzel yüzünü gör. Cemâlullâh a ulaşmak istiyorsa insan, her an O nun aşkı ile yanıp tutuşmalı. Bulmak istiyorsa insan, aramalı. 6. Ey cân u dil dîdâra bak hem hâl ü hem ruhsâra bak Ko gayrıyı bu kâra bak kârın meğer bir kâr ola Ey cân ve ey gönül, sevgilinin güzel yüzüne bak. Yüzündeki bene ve o güzel yanağa bak. Her 12 13

8 İmam USTA şeyi bırak da bununla ilgilen, gerçekten bir şey yapmak istiyorsan eğer Sevginin çeşitli alâmetleri vardır. Bunlardan birisi de sevdiğine durmaksızın bakmak, bir an olsun gözlerini ondan ayırmamaktır. Feyz almak, gönlü nûrla doldurmak için Kalpten kalbe yol bulabilmek için 7. Er sâfiyâne bul safâ senden kamu olsun nümâ Âyîne-i dildeki tâ görünen ol dîdâr ola Saflığa ve temizliğe eriş, herkes ve her şey sende görünsün. Gönül aynan o kadar temiz olsun ki, bakıldığında sevgili görünsün orada. Yüce Allah Kur ân-ı Kerîm de Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir. 4 buyurmaktadır. Kurtuluşa ermek, dâreyn saadetine ulaşmak için nefis tezkiyesinde bulunmak. Onu kirlerden, günahlardan ve isyanlardan temizlemek... Gönül sarayına Mahbûb-ı hakîkinin teşrifi için hâneyi mamur kılmak. 8. Sa y et de ol ehl-i ferâğ arada kalmaya nizâ Bu sözleri et istima hep gizliler ihbâr ola Çalış ve gönül rahatlığına kavuş, kavga gürültü kalmasın. Kulağını aç da bu sözleri dinle, gizli bir şey kalmasın. Çekişmelerden, kavgalardan uzak gönül huzuru içerisinde ömür sürmek isteyen kişi, nasihatlere kulak vermeli, onlara uymalıdır. Varlığın şifresini çözmek, hakikatin gizli dünyasına dalmak, güzel sözlere uymakla gerçekleşecektir. 9. Bul Hakk a varmağa delîl görmez gözün olmuş alîl Zikr et ki Hakk ı cân u dil gencîne-i esrâr ola Kör olmuş, görmeyen bir gözün varsa eğer, seni Hakk a ulaştıracak bir kılavuz bulmalısın. Cân ve gönlünün sırlar hazinesi olmasını istiyorsan eğer, Hakk ı zikretmelisin. Öyle bir zikrediş ki kalbin itminâna kavuşacağı bir zikir. Öyle bir hatırlayış ki kalben ve bedenen, vücudun her zerresiyle O nu anmak, O na kul olduğunu bir kez daha hatırlamak. 10. Geldin bu ile sen garîb ol bâğ-ı dosta andelîb Bu derdine bul bir tabîb zahm-ı dilin tîmâr ola Bu diyâra bir garip olarak geldin sen; o hâlde dost bağının bülbülü ol sen. Gönül yaranın iyileşmesini istiyorsan eğer, bu derdine derman olacak bir tabip bulmalısın. Sevgilinin bağında bülbül olup ötmeli insan. Güzelliğini haykırmalı, sonsuzluğunu. Kudretini ve Şâfî oluşunu Yüce Yaratıcının. Sen Allah sın, ben abdim. Sen Hâlık sın, ben mahlûk. Sen Kâdir sin, ben âciz. Sen Şâfî sin, ben şifâ bekleyen 11. Nâdânla olma yek-nefes bul ehl-i Hakk ı işte bes Bî-keslere ol dâd-res dâd-resin Gaffâr ola Kendini bilmezlerle arkadaşlık etme. Hak dostlarını bul, bu sana yeter. Kimsesizlerin yardımcısı ol ki Gaffâr olan Allah da sana yardım etsin. Efendiler Efendisi buyuruyor: Din kardeşinin ihtiyacını karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar. Müslüman dan bir sıkıntıyı giderenin Allah da kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Bir Müslüman ın ayıbını örtenin, Allah da kıyamet gününde ayıplarını örter Bil alleme l-esmâ 6 nedir esmâ vü müsemmâ nedir Hem tâc-ı kerremnâ 7 nedir anı giyen muhtâr ola Yüce Allah ın Hz. Âdem (a.s.) e isimleri öğretmesinin anlamı nedir, isim ve müsemmâ nedir, bil bunları. Cenâb-ı Hakk ın insanoğlunu şan ve şeref sahibi kılarak taçlandırması ne anlama gelir? İnsanların diğer tüm varlıklar arasındaki bu seçkin konumunun manası nedir, öğren bunları. 13. Hasretle eyledim melâl gör hâlim ey sâhib-kemâl Hulûsî ye göster cemâl şevk ile bî-karâr ola Ey kemâl sahibi olan Rabbim, hasret ve gurbetler içerisinde hüzünle doluyum, gör hâlimi. Hulûsi kuluna Cemâlini göster de sevinç ve neşeden ne yaptığını bilemez hâle gelsin. Âşık, Maşûkuna kavuşsun. Hasret bitsin, vuslat olsun Dipnot *Yrd. Doç. Dr. 1 80/Abese, Ölmeden önce ölünüz. Aclûnî, Keşfü l-hafâ, II/291 (Hadis nr.: 2669). 3 5/Mâide, /Şems, Buhârî, Sahîhu l-buhârî, Mezâlim 3. 6 Allah Âdem e bütün isimleri öğretti 2/Bakara, Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık 17/İsrâ,

9 Güzel İsimler Ramazan ALTINTAŞ* Tek başına dilediğini yaratan: EL KÂDİR El-Kâdir olan Yüce Allah, istediği şeyi yaratır, istediğini yok eder, istediğini değiştirir ve istediğini de yeniden yaratır. Çünkü O, yaptıklarından sorumlu değildir. Ama O nun yaptıklarında bir hikmet vardır. El-Kâdir, gücü yetmek, bir şeyin ölçü ve mikdarını belirlemek, kıymetini bilmek mânâsındaki kadr kökünden türemiş sıfat kalıbında bir isim olup, kudret sahibi, her şeye gücü yeten anlamına gelir. Şu âyette Yüce Allah ın en güzel isimleri arasında yer alan el-kâdir isminin tecellîsine vurgu yapılır: De ki: O size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir. Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. 1 El-Kâdir olan Yüce Allah, istediği şeyi yaratır, istediğini yok eder, istediğini değiştirir ve istediğini de yeniden yaratır. Çünkü O, yaptıklarından sorumlu değildir. Ama O nun yaptıklarında bir hikmet vardır. Tek başına dilediğini yaratır. Yaratırken ne bir varlığa ve ne de her hangi bir varlığın yardımına ihtiyacı vardır. Böyle bir durum ancak şanı yüce olan Allah için geçerlidir. Her şeye gücü yeten Allah ın el-kâdir isminin varlık alanındaki tecellîsi şu âyetlerde çok güzel anlatılır: İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder? O dökülen meniden ibâret az bir su değil miydi? Sonra bu, bir alaka oldu. Derken Allah onu yaratıp güzelce şekillendirdi. Nihâyet ondan da erkek ve dişi iki eşi var etti. Şimdi, bunları yapan Allah ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? 2 Göklerin ve Yerin Hükümranı Yüce Allah ın el-kâdir le aynı mânâya gelen el-kadîr ismi, dilediğini hikmetinin gerektirdiği şekilde -fazlalık ve eksiklik olmaksızın- yapan demektir. Bundan dolayı Allah tan başka hiçbir varlık el-kadîr vasfıyla nitelendirilemez. Kur ân-ı Kerîm de: Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah a aittir. O dilediğine azap eder, dilediğini de bağışlar. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. 3 Bu âyette geçen şey tabiri, Allah ın dışındaki bütün varlıkları içine alır. Ayrıca el-kadîr ismi Kur an-ı Kerim de, Allah ın kullarına olan engin bağışlaması ve acıması mânâsına gelen el-ğafûr ve er-rahîm isimleriyle birlikte kullanılmaktadır. El-Kadîr, diğer isimlerle birlikte bulunur: O nun el-kadîr ismi, el- Ğafûr ve er-rahîm isimleriyle birlikte bulunmuştur. O nun kullarını bağışlaması ve rahmeti, kemâl-i kudretindendir. Asıl iyilik, muktedirken bağışlamaktır. Bu mânâda mutlak kemâlle ancak Allah vasıflandırılır. Şu âyet de bunu teyid eder: Bir iyiliği açığa vurur veya gizler yahut bir kötülüğü affederseniz, bilin ki Allah da Affeden dir, Güçlü Olan dır. 4 İntikam alma ve hesap sorma gücüne rağmen, affetmenin en mükemmeli, tam kudret sahibinden çıkar. Yüce Allah ın en güzel isimleri arasında yer alan el-kâdir ve el-kadîr, tam bir kudret mânâsına delalet eder. Bu

10 nun karşıtı olan âcizlik O nun hakkında asla düşünülemez. Allah tan başkası da bu vasıfla nitelendirilemez. Çünkü Allah tan başkası kudret ve iktidarda mütenâhîdir. Hiçbir şey O na mânî olamaz; mutlak egemenlik ve mutlak tasarruf O na aittir. Yoktan yaratmak, var olanı yok etmek, en uygun olanı kulları için yaratmak, O nun kemâl-i kudretindendir. Bir şeye ol dediği zaman hemen olur. 5 Yine Arapçada kadr kökünden türemiş olan ve iktidar sahibi anlamına gelen muktedirin mânâsı da el-kadîr isminin mânâsına yakındır. Mânâ bakımından daha bir ziyâdeliğe delâlet eder. El-Muktedir, kendisine hiçbir şey mümtenî olmayan, şiddet ve kuvvet ile hiç kimsenin kendisine karşı çıkamayacağı tam kudret sahibi demektir. 6 Allah ın mülkünde hiçbir şey O na gâlip gelemez. Nitekim şu âyette, Allah ın gücünün ziyâdeliğini ihtivâ eden muktedir ismi, Azîz Muktedir şeklinde gelmektedir: Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz Yüce Allah ın en güzel isimleri arasında yer alan el-kâdir ve el-kadîr, tam bir kudret mânâsına delalet eder. Bunun karşıtı olan âcizlik O nun hakkında asla düşünülemez. Allah tan başkası da bu vasıfla nitelendirilemez. de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık. 7 Bir diğer âyette ise, Allah ın muktedir oluşu, Melik Muktedir isimleriyle birlikte geçmektedir: Şüphesiz Allah a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar. Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler. 8 Görüldüğü gibi her iki âyette de bu vasıflar, mevsûfsuzdur. Kudret ve İktidar Sahibi Yüce Allah ın kudreti kadîmdir, ezelîdir. Cenâb-ı Hak, Kur ân-ı Kerîm de gücünü, farklı misaller vermek suretiyle bizlere anlatır. Bunlardan birisi de, yaratılışta cereyan eden mutlak gücün yağmur-bitki örneğiyle anlatılmasıdır. İnsana, yaratılış amacının darb-ı mesel yoluyla anlatılması, anlamada kolaylık içindir. İnsan da bayağı bir sudan yaratılmıştır. Bir bitki gibi varlığını sürdürdükten sonra ruhunu Allah a teslim edecektir. Bütün bu işleri yaratan ve yöneten mutlak kudret sahibi Allah tır. İşte şu âyette mutlak kudret ve iktidar sahibi olarak Allah ın muktedir vasfı tek başına gelmiştir: Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgârın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir. 9 İnsan irâdeli bir varlıktır. Yapılması mümkün olan iki şeyden birisini tercih etme mânâsına gelen irâde, tek başına bir fiili yerine getirmek için yeterli değildir. İrâdeden sonra bir de kudret gereklidir. Kudret, irâde sıfatına etki yapan bir başka sıfattır. Bu bağlamda muktedir olma, hem Allah için ve hem de insanlar için kullanılır. Kudret, Allah için kullanıldığı zaman, O nun her türlü acizlik ve noksanlıktan münezzeh olması; insan için kullanıldığı zaman, insanın muhdes/sonradan olma bir kudretle fiillerini gerçekleştireceği mânâsına gelir. Allah tan başka hiçbir varlık, mutlak kudret sahibi değildir. İnsan nâkıs bir kudrete sahiptir. Kaldı ki, insanda potansiyel olarak bulunan bu gücü de yaratan Allah tır. Bundan dolayı insanlar hakkında kudret, kazanan ve bu hususta tekellüf gösteren mânâlarına kullanılmıştır. 10 Dipnot * Prof. Dr. 1 6/En âm, /Kıyâme, /Mâide, /Nisa, /Bakara, /Kehf, /Kamer /Kamer /Kehf, İsfehânî, el Müfredât, 595. MÜFTERÎYE MÜNTAKÎM HAKK Buyurdu ki Efendimiz hüsn-i zann üzre Müslüman Sû-i zann ardınca koşan kalpte bulunur mu îman Son nefeste şehâdeti acaba olur mu kabûl? Ebediyen kullar için şahitlikten men olsa kul İfk vak asında münafık Meryem de müşrikti onlar Sû-i zann sahiplerine müstehakmış sû-i sonlar Atalar bu hakîkatin çoktan sırrına ermişler Küfre o sebepten dilde ikinci mânâ vermişler Bühtan ve iftirâ ile meşgul olduysa bir kişi Tecdîd-i nikâh olmalı ondan sonraki ilk işi Lâkin bühtan ettiğinden önce helâllik dileyip Rücû eylemeli Hakk a tevbe yâ ilâhî deyip Bir gürûh ki nice ferdi müfterî ordusunda er Bir sahih şahit arayan orda bin bir kapı gezer Bir müfterîyi bir kişi nikâhına tutsa şahit Bu âyete dayanarak sahîh olamaz o ahit Hakk müntakîm vasfı ile o kavmi yerlere vurur Nice çift, meşrû zannıyla veled-i zînâ doğurur Eğer bir kavimde murâd, evlâddan sahîh döl ise Meşgul olmasın orada böyle denâatle kimse Döner pervâne gibi dil ferahlar nefs efil efil Sakınmadan söz sarfeden son nefeste olur sefil Her zulmünden nice âfet rücû edip vurur kulu Bu sebepten sabredenler her iki cihanda ulu Nazlı Rânâ GÜREL 18 19

11 Şehir Güzellemesi Meryem Aybike SİNAN ANKARA Bozkırın eskimeyen türküsü: Bir eski zaman hikâyesi gibi aklımızın en mahrem kuytusunda sakladığımız bir hatıralar demetini andıran şehir. Bir ermişler şehri, bir ozanlar yurdu ve bir tarihi anıt gibi kalbimizin rıhtımlarına demirlemiş akça şehir. Zaman geriye sardıkça tülümsü hatıralar demetinin ardında dervişlerin hası, Somuncu Baba nın gönül inşası Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerini ve öğrencisi Ak Şemseddin ile bir kutlu düşüncede görürüz. Ankara bir Selçuklu şehzadesidir şimdi ata yadigârı bizlere yar olan. Ankara da yeşil dile gelmiş, bütün renklerini sessizce geniş caddelere sermektedir sanki. Bütün caddelere asırlık çınarlar bağdaş kurup oturmuştur. Belki İstanbul kadar cazibeli değildir, kıvrak değildir, cilveli değildir ama ciddidir Ankara. Vakurdur. Hiçbir şehrin uçarılığı yoktur bu şehirde. Bağrında gülmeyen, sürekli ağır, soğuk ve mütekebbir tavırlı onca insana katlanmak kolay mıdır sanki? Sulejman MURATOVİÇ Baharda İğde Kokusu Ankara bahar geldi mi iğdelerin işgali altında bir tarifi imkânsız rayihanın saltanatıyla mahmurdur, mağrurdur! Onca yıl iğde kokusunu unutmuşsanız ruhunuzu tamir edercesine, gönlünüzü mest edercesine siz de iğdelerin işgaline uğrar ve kendinizden geçersiniz! Ankara nın bütün taşlarını unutur birdenbire iğde kokusuna ram olursunuz! Ankara bir tarih geçidir bilene, anlayana. Malazgirt ten sonra bağrını Akıncı Beylerinin Yıldırımca koşusuna açan, onları bir ana gibi sarıp kucaklayan ve yar olan şehirdir. Timur un Ankara Ovasında Yıldırım Bayazıd Han ile yaptığı meydan savaşını acıyla hatırlayan, hüzünle anlatan ve andıkça bağrı kan dolan şehir Ankara! 20 21

12 Sulejman MURATOVİÇ Tarihtir Ankara, geçmiştir, uzun bir destanın eski bir tanığıdır! Milli Mücadelenin karargâhı, bargâhı ve dergâhıdır! Müslüman Türk Milletinin var olma ve hayatta kalma savaşının en anlamlı ve en sahici adresidir Ankara. Yüzlerce eski ve yeni Türk şehri içinde son başkentidir, son kalesidir, son halesidir. Ankara yeni bir sayfanın beyaz yüzüdür. Geniş caddeleriyle, parklarıyla, bulvarlarıyla yeni Türkiye nin yeni imajı olsa da, öyle dense de Ankara eskidir, hatıralıdır, düşüncelidir, geçmişi geleceğe taşıyan şehirdir. Bir Selçukludur, bir Osmanlı, bir Türkiye Cumhuriyetidir, bir İslam coğrafyasının atideki başkentidir aklımıza vuran! Ankara nın Taşına Değil, Başına Bakıyoruz Artık! Ankara manevî bir libas kuşanıp yürüyor asrın üzerine, muhteşem bir maziyi daha muhteşem kılmanın büyük hayalini kuruyor, büyüyor, büyütüyor! Ankara nın üzerine çöreklenen gri ve kurşuni hava dağılıyor, bir mavi, bir çivit mavisi umut yeşeriyor Ankara ufuklarında, bütün entrikalar, bütün tuzaklar, bütün uzaklar siliniyor bir bir. Ankara artık dünkü Ankara değildir, başını öne eğmiş matemli şehir değildir. Artık Ankara nın ne taşına, ne kışına, ne türlü türlü işine bakmada talih... Hacı Bayram-ı Veli Zaman geriye sardıkça tülümsü hatıralar demetinin ardında dervişlerin hası, Somuncu Baba nın gönül inşası Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerini ve öğrencisi Ak Şemseddin ile bir kutlu düşüncede görürüz. Ankara nın ruhunu manevî ikliminde ilmek ilmek işleyen bu ruh mimarının gönlümüze saldığı bir büyülü şelaleyi andıran sözleri kucaklıyor aklımızı, gönlümüzü, ruhumuzu. Yardan geçiyor, serden geçiyor, vardan geçiyor aşk-ı sükûna duraklıyor akıl. Ankara coğrafyasının yedi iklim, yedi renk deseni bir arada gibidir. Şerefli Koçhisar bir mağrur ki, bir ağır ki sormayın gitsin. Tuz Gölünü yedeğine almış, tadınız tuzunuz ben de der gibidir. Gündoğdu çiçekleri başlarını eğmiş, yaz sıcağından merhamet dilemekte, bostanlarda kavun ve karpuzlar iç geçirmektedir gelene gidene. Beypazarı beyce karşılamaktadır Tanrı misafirlerini. Evlerin panjurları bin senelik bir hikâyenin anlatıcısı, tanığı ve şahididir. Mazi sağanak sağanak yağmaktadır üzerinize. Beypazarı kurusu dudaklarınıza uzanırcasına buram buram tütmektedir. Kızılcahamam suyun ırmak ırmak şifa dağıttığı bir çağlayan gibi kaynamaktadır Ankara nın bağrında. Gölbaşı nda bir mavi düş görürsünüz bütün yamaçlarda. Mavi göğün altında efil efil bir rüzgâr alır sizi götürür kendinizden. Ayaş Yollarında Elmadağ normal hallicedir. Ayaş yollarında bütün kervanlar geçmiş, Arnavut kaldırımlar terk etmiştir sokakları. Bütün ayak izleri silinmiştir bir bir. Çubuk suya kanmış, ovasında nebatata doymuştur artık. Kazan da kavunlar yollara düşmüş kendini anlatmaktadır. Bir kavun saltanatı yolları esir almıştır. Mamak zihnimizdeki mahpushanenin öteki adı olsa da Ankara nın bağrında bir başına nazlıcadır. Polatlı kendi yağında kavrulmakta, kendi yazgısını yaşar gibidir. Adını saklayan güzeller gibidir her bir ilçesi Ankara nın. Ankara Hacı Bayram-ı Veli Camii ne ağır adamları ağırlamıştır avlusunda ve teneşir taşında. Bütün yükselişlerin son durağını gelene gidene bir güzelce hatırlatmakta, her gidenin aslında gerçek vatana bir dönüş olduğunu anlatmaktadır. Ankara Kalesi zor mücadelelerin hala izlerini taşımaktadır. Seymen Türküsüdür Ankara Ankara rüzgârları soğuktur, üşütür, her dem serttir lakin mevsimler kararsızdır. Yaza ayakbastı mı yürek, kavurur sıcağı Ankara nın. Sonra bir deli seymen seğirtir bağlardan sekilerden: Aman bulguru kaynatırlar Serinde yaylatırlar Bizde adet böyledir, Güzeli ağlatırlar, çirkini söyletirler. Fidayda da Ankaralım fidayda! Seymen türküsünü söyleye dursun biz de iner gideriz iğde kenarlarından. Bir koku cümbüşü dolanır ruhumuza ve biz kendi türkümüzü söyleriz! 22 23

13 Tarih İsmail ÇOLAK Osmanlı, Yavuz Sultan ın tabiriyle Harem-i Şerif in hadimi olma telâkkisini, buralar elinden çıkana kadar sürdürmüş, Haremeyn e sancak asmaktan, vali ve kadı göndermekten bile hayâ etmiştir. PEYGAMBER OSMANLI NIN SEVGİSİ (S.A.V.) Osmanlı nın özünü ve temellerini besleyen manevî unsurların en başında ilâ-yı kelimetullâh aşkı ve peygamber sevgisi gelmiştir. Osmanlı sultanları, hayatları boyunca gaza meydanlarında bu mukaddes değerlere karşı sonsuz sevgi, saygı ve bağlılıklarını ispatlama sevdasıyla harikalar sergilemiştir. Peygamberimize ve mukaddes beldelere hürmet, muhabbet, hizmet ve sadakat soylu ceddimizin her daim şiarı olmuştur. Padişahlar devlet işlerinin aksamaması için şeyhülislâmların verdiği fetvaya dayanarak hacca gidememişler, ancak Hz. Peygamber (s.a.v) e ve mübarek topraklara karşı Veysel Karâni gibi gönül bağlamaktan da geri kalmamışlardır. Osmanlı, Yavuz Sultan ın tabiriyle Harem-i Şerif in hadimi olma telâkkisini, buralar elinden çıkana kadar sürdürmüş, Haremeyn e sancak asmaktan, vali ve kadı göndermekten bile hayâ etmiştir. Osmanlılar Rasulullah ın, Ehl-i Beyt in ve Ashâb-ı Kirâm ın kabirlerini ihya edip hatıralarını günümüze kadar taşımaya öncülük etmiş; hünkârlar, hanım sultanlar ve devlet erkânı Mekke ve Medine de hayır kurumu, medrese ve imarethane inşası için birbirleriyle yarışmışlardır. Devlet-i Âl-i Muhammedî Her şeyden önce Osmanlı, ilk kurduğu askerî birliği, O nun davasını bayraklaştırdığından ötürü Peygamber Ocağı payesiyle onurlandırmış; neferini de Mehmetçik adıyla taltif etmiştir. Ordusuna verdiği isimlerden biri Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye iken devletinin başka bir adını da Devlet-i Âliye-i Muhammediye koymuştur. II. Murad ve Haremeyn e Vakfettiği Miras Ceddimiz, Kâbe ve çevresinin tamir ve imarına, hacıların hizmetlerinin görülmesine ve hac yolunun güvenlik ve işleyişine ayrı bir titizlik göstermiştir. Bu hizmetleri bir ibadet neşvesi içerisinde yerine getirmiş ve bunu devletinin aslî görevlerinden saymıştır. Mesela Peygamber müjdesine erişmiş Fatih gibi büyük bir dâhiyi yetiştiren Sultan II. Murad, malının yüklü bir kısmını Mekke ve Medine fukarası ile Kâbe, Ravza-i Mutahhara ve Mescid-i Aksa da yetmiş bin kere okunacak Kelime-i Tevhid in ve Kur ân hatimlerinin sevabının ruhuna ita edilmesi için harcanmasını vasiyet etmiştir. Fatih in Eşsiz Sevgisi Peygamber aşkıyla yanmada başı çeken Osmanlı padişahı belki de Fatih Sultan Mehmed dir. Öyle olmasaydı asırlar öncesinden Hz. Peygamberin övgüsüne herhalde mazhar olamazdı. O na karşı tarifsiz muhabbetini, en güzel biçimde İstanbul un Fethi nde ortaya koymuştur. Rumeli Hisarı nı, O nun güzel ismi Muhammed in Arapça yazılışına göre inşa etmiş, fethin gerçekleşmesi için de O ndan şöyle imdat dilemiştir: Avn-ı ilâhî ve imdâd-ı peygamberi ile beldeyi düşman elinden alacağız! Başka bir mısrada aynı hissiyatını şu şekilde dile getirmiştir: Ey Muhammed mu cizât-ı Ahmed i muhtar ile/ Umarım gâlib ola a dâ-yı dine devletim

14 Cem Sultan ve Kâbe-i Muazzama Osmanlı nın, hassaten de Kâ be-i Muazzama ya hürmet ve alakası bambaşkaydı. Cem Sultan ın hac fârizasını ifâ ettikten sonra yazdığı şu beyitler, padişahların duygularına tercüman olan en harika sözlerdendir: Kâbetullah a varıp bir kez tavaf eyledim/ Bin Karaman, bin Acem, bin memleket-i Osman dır. Hürmetin Sembolü: Nâkibü l Eşraflık Devlet-i Âli Osman, Efendimiz e ve Ehl-i Beyt e hürmet ve hizmetini müesseseler kurarak da fiilen göstermiştir. Peygamber soyuna mensup Seyyid (Hz. Hüseyin) ve Şeriflerin (Hz. Hasan) şecerelerini çıkarıp kaydetmek ve her türlü hizmetlerini görmek amacıyla Nâkibü l Eşraflık müessesesi kurmuş ve başına da Âl-i Beyt ten Nâkibü l Eşraf adlı bir memur atamıştır. Osmanlı, Nâkibü l Eşraflara hürmet ve ihtiramda o kadar ileri gitmiştir ki mesela III. Ahmed, I. Mahmud ve III. Mustafa nın Eyüp Sultan türbesindeki cülus merasimlerinde, şeyhülislâm ile beraber Nâkibü l Eşraf kılıç kuşandırmıştır. Savaşlarda ise padişahla birlikte Nâkibü l Eşraf da sefere katılmış ve Hz. Peygamber in sancağı dibinde yürümüştür. Sultan II. Mahmud un Şiiri II. Mahmud, O na olan sevgisinin bir alameti olarak Hz. Peygamber in kabr-i şerifi üzerindeki Yeşil Kubbe yi (Kubbetu l Hadra) yaptırmıştır. Ayrıca, 1820 de patlak veren Vehhabi İsyanı nda yıkılan bütün eserleri yeniden inşa ve ihya etmiştir. Bu münasebetle Hücre-i Saadet e hediye ettiği şamdanla birlikte gönderdiği şiir, onun Resulullah a hürmet ve muhabbetinin beliğ bir vesikasıdır: Şamdan ihdâya eyledim cüret ya Resulallah! Muradımdır Ulyâya hizmet, ya Resulallah! Değildir ravzaya şayeste destâvri-i naçizim, Kabulünde kıl ihsan ve inayet, ya Resulallah! Kimim var hazretinden gayrı, hâlim eyleyem i lâm, Cenabındandır ihsan ve mürüvvet, ya Resulallah! Dahîlek, el-emân, sad-el-emân, dergâhına düşdüm Terahhüm kıl, bana eyle şefaat ya Resulallah! Dü-âlemde kıl istishâb han-ı Mahmûd-i adlîyi, Senindir evvel ve ahirde devlet ya Resulallah! II. Abdülhamid Han ın Hassasiyeti Hz. Peygambere ve O nun davasına, ataları gibi en fazla gönül verip, kendini adayan hakanlardan bir başkası da Sultan II. Abdülhamid idi. Abdülhamid Han, Peygamberimize olan tazim ve muhabbetini, O nun kutsal beldesine hizmetler götürmekle ve İslâm Birliği gayesini gerçekleştirmeye çabalamakla göstermiştir. Yaptığı ilk işlerden biri, Kubbetu l Hadra nın üzerine 24 ayar som altından bir âlem diktirmek olmuştur. Hicaz bölgesiyle bağları kuvvetlendirmek ve ulaşımı kolaylaştırmak maksadıyla hayata geçirdiği Hicaz ve Bağdat Demiryolu ise hizmetlerinin şahikasıdır. Projenin gerçekleşmesi için bizzat 50 bin lira bağışta bulunmuştur. Demiryolu yapımının Medine ye ulaştığı esnada, Sultan ın verdiği şu özel talimat, onun, Ehl-i Beyt in şahsında Hz. Peygambere sevgi, saygı ve bağlılığını göstermesi açısından emsalsiz bir misaldir: Aletlerin üzerine keçeler sarınız ki fazla gürültü olmasın ve Ehl-i Beyt in ve burada yatanların ruhları rahatsız olmasın! Sultan Reşad ve Son Sürre Alayı Devlet-i Âl-i İslâm ın mukaddes mekânlara meftûniyetinin en müşahhas misallerinden biri de her yıl hac mevsiminde Mekke ve Medine deki Seyyid, Şerif, ulema ve fakirlere para ve hususî hediyeler götüren Sürre Alayları dır. İlk kez Çelebi Mehmed devrinde tertiplenen Sürre Alayları nın taşıdığı en kutsal hediye Kâbe örtüsüydü ve yenisiyle değiştirilen eski örtü büyük bir hürmet ve itina ile getirilerek çeşitli camilere pay edilirdi. Devlet, Sürre Alayları na o denli ehemmiyet veriyordu ki çöküş devrine girdiği I. Dünya Harbi nde bile Sultan Reşad, yabancılardan borç almak pahasına ecdadından tevarüs eden bu harikulade geleneği kesintiye uğratmamıştır

15 Sûfi Perspektif Kadir ÖZKÖSE* Mürşid-i kâmillerin, sâlih zatların ve mâneviyat önderlerin birer aracı olduklarını söyleyen tasavvuf ve tarîkat çevreleri, itibar ettikleri hiçbir velîyi Rab derecesine yükseltmez, hiçbir Allah dostuna ulûhiyet pâyesi vermez. SÛFÎLERİN TEVESSÜL VE VESîLE ANLAYIŞLARI Sözlükte; vâsıta; yakınlık; derece, mertebe; yol, rağbet; kendisiyle istenilen ve arzu edilen bir şeye ulaşmaya yarayan şey anlamına gelen tevessül ve vesîle kavramları, Arapça (v-s- l ) kök fiilinden türetilmiştir. 2 Istılâhî anlamı ile vesîle kavramı; ilim ve ibadetle Allah a yaklaşmak, O nun rızâsını istemek ve kendisiyle başkasına ulaşılan şey olarak tarif edilmektedir. 3 Bununla beraber vesîlenin kıyamet günündeki umumî şefâat, cennetteki bir yer veya cennetin arşa en yakın bölgesi olduğu rivâyet edilir. 4 Tevessül ise kendisi ile bir şeye kavuşulan, yakınlık kazanılan ve Allâhu Teâlâ ya yakınlaşmaya sebep olan şeylerdir. 5 Mağara hadisi olarak bilinen rivâyette Peygamber Efendimiz, geçmiş ümmetlerden üç kişilik bir topluluğun yolculukları esnasında yağmura yakalanıp bir mağaraya sığındıklarından, akabinde mağara çıkışının büyük bir kaya ile bunların üzerine kapandığından, bunun üzerine onların birbirlerine, kendilerini doğruluktan başka hiçbir şeyin kurtaramayacağını ve herkesin doğru söylediğini bildiği bir şeyle Allah a dua etmelerini hatırlatmada bulunduklarından bahseder. Hadisin devamında onlardan birinin işçisine ödeneğini ödemek için ne denli titiz davrandığından, diğerinin ihtiyar anne ve babasına hizmette kusur etmemeye özen gösterdiğinden, bir diğerinin ise zinâdan kaçınmaktaki hassasiyetinden bahsettiği ve sonunda mağaradan kurtuldukları ifade edilir. 6 Bu rivâyet bizlere işlediğimiz hayırlı amelleri vesîle edinebileceğimizi ortaya koymaktadır. Hayır Kapısı ve Umut Işığı Vesîleyi cennette bir yer 7 olarak tarif eden Peygamber Efendimize âmâ bir şahsiyet gelip kendisinden dua talebinde bulunur. Peygamber Efendimiz ona, güzel bir şekilde abdest almasını, sonra da iki rekât namaz kılmasını ve Ey Allah ım! Ben sana rahmet peygamberin olan Nebin ile yöneliyorum. Ya Rasûlallah! Rabbime şu ihtiyacımı gidermesi için seninle yöneliyorum. Ya Rabbi! Peygamberini benim hakkımda şefâatçi kıl. 8 diye dua etmesini tavsiye eder. Umreye gitmek üzere kendisinden izin isteyen Hz. Ömer e Peygamber Efendimiz, Bizi de duadan unutma kardeşim 9 diyerek kardeşlerimizden dua isteyebileceğimizi, hayra ermek için birbirimizin dualarını vesîle edinebileceğimizi beyân kılmıştır. Bir bedevî Peygamber Efendimizin yanına gelir, açlıktan dolayı çocuklarının rahat uyuyamadığını, hayvanlarının sevinç naraları atamadığını dile getirir ve konuşmasını, Bizim sığınacağımız tek kişi sensin. İnsanlar peygamberden başka kime ve nereye sığınsınlar. 10 beyti ile tamamlar. Bu rivâyetten de anlaşılacağı gibi ashâb-ı kirâm, Peygamber Efendimizi vesîle ittihaz eder, hayır kapısı ve umut ışığı olarak görürdü. Ortaya çıkan kuraklık ve kıtlık üzerine Abbas b. Abdilmuttalib ile yağmur duasına çıkan Hz. Ömer, sâlih insanları vesîle edinmenin gereğini yağmur duasında şu şekilde seslendirmektedir: Rabbim! Biz senin Peygamberin ile sana tevessül ederdik ve yağmur yağardı. Şimdi senin peygamberinin amcası ile sana tevessül ediyoruz, bize yağmur ver. 11 Başka bir rivâyette Hz. Ömer, Hz. Abbas hakkında şu tesbitte bulunmaktadır: Rasûlullah, Abbas a oğlun babasına gösterdiği saygıyı gösterirdi. Amcasına gösterdiği saygı konusunda Rasulullah a uyup siz de 28 29

16 Abbas a saygı gösterin ve onu Allah a vesîle edinin. 12 Bu rivâyetleri dikkate alan İslâm ulemâsı, Allah ın isim ve sıfatlarını, sâlih amelleri, sâlih insanları, takva sahiplerinin dualarını vesîle edinmeyi yerinde bulmaktadır. Allah a yakınlık için sâlih amelleri tavsiye eden ilk dönem mutasavvıfları da kulun Allah ile doğrudan iletişimine önem vermişlerdir. 13 Onlara göre kulun Allah a yakınlığı, iman edip Allah ın ihsan ve lutfuna yakın olması; Allah ın kuluna yakınlığı ise kulun ilim ve irfan sahibi olması demektir. Bu çerçevede, Biz ona şah damarından daha yakınız. 14 âyet-i kerîmesindeki Allah ın yakınlığı, Seriyyu s-sakatî (ö.257/870) itâat olarak değerlendirirken, 15 Ruveym b. Ahmed (ö.330/941) araya giren engelleri kaldırmak ve O na vasıl olmak, 16 Cüneyd-i Bağdâdî (ö. 297/909) ise kalplerin O na yakınlığı şeklinde yorumlamaktadır. 17 Tevessül ve vesîle konusunun tartışılır konuma gelmesinin ana sebebi, yaşayan veya vefat eden kişilerin vesîle edinilmesidir. Kabirdeki ölüleri vesîle edinmenin tevhîd ilkesini zedeleyeceği ve kişiyi şirke düşüreceği endişesi duyulmuştur. Vefat etmiş kimseleri vesîle edinmeyi câiz görmeyen İslâm ulemâsı, peygamberler, şehitler ve sâlih kişilerin Allah katında yüksek makamlara sahip olduklarını beyan etmektedirler, ancak bu isimlerin tasarrufta bulundukları anlayışını reddetmektedirler. Zira ölen insanların dünya ile bağları kesilmiştir. 18 O nu Gerçekten Anıyorum Seyahate çıkacak olan müritleri Ebu l-hasan el-harekânî (ö.424/1033) den yoldaki tehlikelerden kendilerini koruyacak bir dua öğretmesini rica ederler. Harakânî, Herhangi bir talihsizliğe uğrarsanız adımı zikredin. der. Bu cevap onların hoşuna gitmez. Bununla birlikte yola çıkarlar ve seyahat sırasında şakîlerin saldırısına uğrarlar. İçlerinden birisi velinin adını anar ve şakîlerin büyük şaşkınlığını çekecek bir tarzda gözden kaybolur. Şakîler onun ne devesini ne de ticarî eşyasını bulurlar. Ötekiler ise bütün elbise ve mallarını kaptırırlar. Memleketlerine döndüklerinde şeyhten bu sırrı açıklamasını rica ederek, Hepimiz Allah a yalvardık, yakardık, ama sesimizi duyuramadık. Senin adını anan kimse ise soyguncuların gözleri önünde kayboldu. dediklerinde, Harekânî şu cevabı verir: Siz Allah a şeklen yalvarıyorsunuz. Oysa ben, O nu gerçekten anıyorum. Bundan dolayı siz beni anar ve ben de sizin adınıza Allah ı anarsam, dualarınız kabul olur. 19 Selefiyye, hadis ehli ve Hanbelîler ölülerin ruhlarından istimdâd ve istiânede bulunmayı, ölülerin dirilere faydalı olacakları, onları terbiye edecekleri ve onlar için Allah katında şefâatçi, vâsıta ve vesîle olacakları anlayışını câiz görmemektedirler. Tasavvuf ve tarîkat ehli ise bu anlayışları benimsememekte, hatta faydalı ve gerekli görmektedirler. 20 Çünkü tasavvuf sırrî bir ilimdir. Tasavvuf ehli de mânâ erlerinin rûhâniyetini, ruhlar âlemini ve ruhlarla ilişki kurmayı önemser. Bazı sûfîler Üveysî yolla terbiye ve irşâd olmakta, mânâ erlerinden feyz almaktadırlar. Buna göre ölen biri ermişin ruhuna sağ bir kişi ile ilişki kurup onu eğitmesi, yetiştirmesi, olgunlaştırması ve ermişlik mertebesine ulaştırması mümkün kabul edilmektedir. Tarîkat ehli silsilelerindeki meşâyıhın ismini anmak suretiyle hal transferi yaşayacaklarını, onların rûhâniyetinden faydalanabileceklerini düşünmektedirler. İdrak sahipleri için kabirlerin de bir dilinin olduğu, keşfi olanların kabirdekilerin hâllerine giriftâr olacakları kabul edilmektedir. 21 Sebepler âleminde yaşıyoruz. Her şeyin yegâne hâkimi ve sahibi Allah tır. Tek güvencemiz Hz. Allah tır. Güç de O ndan, şifâ da O ndan, yardım da O ndan, hayat da O nun kudret elinde, ölüm de O nun elindedir. Ancak Allah ın yaratması, yaşatması ve öldürmesi hikmete mebnîdir. Güneş sıcaklığın zuhûruna, bulut yağmurun yağmasına, yağan yağmur bitkilerin yeşermesine, bitkilerin yetişmesi hayvanların büyümesine sebep teşkil etmektedir. Sosyal hayatta da bireysel yaşamda da tabiatın yapısında da her şey sebep vesîle ve vâsıta çerçevesinde işlemektedir. Aynı şekilde her şeye kâdir olduğu ve her şeyi yaratanın kendisi olduğu halde Hz. Allah melekleri var ediyor, onlara belli işler veriyor, o işleri onlara gördürüyor, tabiat olaylarını tabiat kanunları çerçevesinde onlara yaptırıyor. Cenâb-ı Hak vahyini peygamberine melek, insanlara da peygamber aracılığı ile ulaştırıyor. Rızkı veren Allah tır. Ancak O, bize rızkımızı belli bir vâsıta ve vesîle ile veriyor. Hastalara şifâ veren Allah tır. Ancak O, eş-şifâ ismini ilaçlar ve doktorlar üzerinde tecelli ettiriyor. 22 Vesîleler penceresinden baktığımızda görürüz ki, Kâbe-i Muazzama ilâhî nura gark olmanın bir vâsıtası, Kur ân-ı Kerîm bizleri Hakk a götüren hablu lmerîd, peygamberler bizleri ateşten koruyan emanlarımız, ibadetler ilâhî rızâya ermemizin vesîlesidir. Bu çerçevede, mâneviyat önderleri de Hakk ı tanımak, dini anlamak ve İslâm ı gereğince yaşamak için birer vesîledir. Tedavi olmak için gittiğimiz hastanede doktorun şifâ bulmamıza vesîle olması, çocukların büyümesinde ve rızıklarının temininde anne babalarının vâsıta olması, toprağın ürün vermesinde ziraat erbabının ekip biçmesi birer vesîledir. Bunun gibi, gönül erleri de kalb arazilerine mânâ tohumları saçan, gönüllerde Hak nurunun parlamasına vesîle olan, gaflet perdelerinin sıyrılmasına katkı sağlayan vâsıtalardır. Yegâne Mercii Hz. Allah (c.c) Mürşid-i kâmillerin, sâlih zatların ve mâneviyat önderlerin birer aracı olduklarını söyleyen tasavvuf ve tarîkat çevreleri, itibar ettikleri hiçbir velîyi Rab derecesine yükseltmez, hiçbir Allah dostuna ulûhiyet pâyesi Sâlih kullarının duasını daha makbul gördükleri için müritler, isâbet eden mürşidin duası ile düştükleri dardan kurtulacaklarını, inâyet-i Rabbâniyyenin kendilerine vâsıl olacağını düşünürler. vermez. Tarîkat ehli, mürşitlerini insanüstü bir konuma yerleştirmezler, onları insanlık hasletlerinin zirve şahsiyetleri olarak takdim ederler. Bütün Müslümanlar gibi tarîkat ehli de yegâne merciin Hz. Allah olduğunu aklından da hayatından da çıkarmaz. Bu anlamda olmak üzere şifâyı hekimden bilmekle velinin duasından ve himmetinden bilmek arasında fazla bir fark yoktur. Sonuçta ikisi de vesîledir ve sebeptir. 23 Hayra vesîle olan o hayrı işlemiş gibidir, iyilik yolunda çığır açanların isimleri unutulmayacaktır. Müritlerin Meded yâ şeyh!, Meded yâ gavs! diye mâneviyat üstatlarından yardım istemeleri, başları dara düştüğünde Meded! terennümünde bulunmaları, mürşid-i kâmillerin dualarına, ilgilerine, dostluklarına ve sevgilerine duydukları ihtiyacın bir tezâhürüdür. Özleri rahmetten ibâret olan üstatlarının kendi acziyetleri için de ellerini Hakk a açmalarını ve Allah a dua etmelerini isterler. Sâlih kullarının duasını daha makbul gördükleri için müritler, isâbet eden mürşidin duası ile düş

17 tükleri dardan kurtulacaklarını, inâyet-i Rabbâniyyenin kendilerine vâsıl olacağını düşünürler. Dolayısıyla Meded ya şeyh! diye seslenen müridi darda kalmaktan kurtaran şeyh değil, Allah tır. Şeyhin kurtardığına inanmak, müridi şirke düşürür. Zira şeyh, sadece dua ile darda kalana yardıma koşan bir kuldur. Yardım Allah tandır. Zira dua yolu ile yardım talebinde bulunmak meşrudur. Sabır ile dua ve istiânede/yardım isteğinde bulunmak, 24 herhangi bir sorunumuzun giderilmesinde günahsız bir ağızdan veya mü min kardeşlerimizden dua isteğinde bulunmak doğal bir tavırdır. 25 Mânâ Erleri Keşfedilmeye Lâyıktır Vefat etmiş yakınlarımızın kabirlerini ziyaret, kalplerimizi yumuşatıp yufka hâle getirmektedir. Dolayısıyla kabrini ziyaret edenle, kabri ziyaret edilen arasında karşılıklı olarak birbirini etkileme ve birbirlerine faydalı olma türünden bir ilişki vardır. Ölen bir kişinin, geride kalanla bütün bağları kopmuyor, bütün ilişkiler kesilmiyor. Bu bağlar ve ilişkiler mânevî olarak bir şekilde var olmaya devam etmektedir. Kabirler ve içindeki ölüler bireylerin geçmişleri gibidir. Bir birey kendi geçmişinden nasıl kopmazsa, koptuğu zaman nasıl kişiliği harap olursa ölülerinden ve onların mekânları olan kabirlerinden kopan toplumlar da o duruma düşerler. 26 Şehitlerin ölü kabul edilmeyişi, sâlihlerin anıldığı meclislere rahmetin inzâl edilmesi, geçmişlerimizi hayırla yad etmemiz, Peygamberimizin kabrini ziyaret edenlerin kendisi ile hayatta görüşmüş gibi istifade edeceğine dair rivâyetler, Efendimizin rûhâniyetine gönderdiğimiz salavattan kendisinin haberdar edilmesi, Üveysilik yoluyla bazı meşâyıhın önceden vefat edenlerin rûhâniyetinden istifade etmesi, önceki nesillerle sonraki nesiller arasında devam etmesi öngörülen gönül bağları dünyasını değiştirmiş olan büyüklerin unutulmadıklarının, hâtıraları ile yaşadıklarının, ruhlar âlemindeki tanışıklıkla mânevî birlikteliklerin devam edeceği öngörülmektedir. İnsan etkileyen ve etkilenen varlıktır. İnsan bulunduğu ortama rûhunun rengini veren bir kıymete sahiptir. Mânâ erleri unutulmak için değil içsel derinlikleri ile keşfedilmeye lâyık şahsiyetlerdir. Ahmed-i Yesevî hikmetleriyle, Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî Mesnevî siyle, Hacı Bektaş-ı Veli Makâlât ıyla, Yunus Emre ilâhîleriyle, alperenler gazâ ruhlarıyla, ahî zümreler çalışma hayatındaki özverili adımlarıyla asırlardır insanlığa ruh vermekte, diriliş muştusunda bulunmaktadır. Bedenler ölümlüdür, dünya fânîdir, insanoğlunun hayatı muvakkattir, ama insanlık bir değerdir. Ruhlar mîsâk âleminin sırrına müştaktır. Âşıklar ölümsüzlük sırrına giriftar olmuşlardır. Önden giden âbide şahsiyetlerin zirve deneyimlerini gerçekleştirenler, onların beslendikleri rahmet kaynağından istifade edecekler, kana kana içecekler ve onlar da ölümsüzlük sırrına ereceklerdir. Özetle irtibatsız, bağlantısız, alakasız ve vâsıtasız kimse yoktur. Birtakım etiketlere, takıntılara, tutkulara ve arzulara tevessül edip seküler zihniyetin kurbanı olanlar yığınlarcadır. Onların tevessül ettiği bu nefsânî tutkular, onları harap ve bitap kılacaktır. İbadetleri, zikirleri, tesbihatı, dua ve niyazları, Hak dostlarını, ahlak âbidelerini, mânâ erlerini ve nurlu sîmâları vesîle edinenler vuslatı şiâr edinmekte, ilâhî rızâyı hedeflemekte, tuttukları yolun kendilerini menzil-i maksûda ulaştırdıklarını görmeyi ummaktadırlar. Dipnot *Prof. Dr. 1 Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Sivas 2 Asım Efendi, Kâmûsu l-mubît Tercümesi, c. III, s El-Isfahânî, Müfredât, s ; İbn Manzûr, Lisânu l-arab, c. VI, s. 4737; el-cürcânî, Kitâbü tta rîfât, s İbn Manzur, Lisânu l-arab, c. VI, s. 4738; İbn Kesîr, Tefsîru l-kur ani l-azim, c. II, s Asım Efendi, Kâmûs, c. III, s Buhari, el-câmiu s-sahîh, İstanbul 992, Buyu, Buhari, Ezân, 8; Müslim, Salât, İbn Mâce, İkâme, Ebû Dâvûd, Vitr, 23; Tirmizî, Deavât, 109; İbn Mâce, Menâsik, İbn Hacer, Fethu l-bârî, c. III, s Şevkânî, Neylü l-evtâr, c. IV, s İbn Hacer, Fethu l-bârî, c. III, s Serrâc, el-luma, s ; Kuşeyrî, er-risâle, s Kaf 50/ Kelâbâzî, et-taarruf, s Kelâbâzî, et-taarruf, s Serrâc, el-luma, s Bardakçı, Tasavvufî Bir Terim Olarak Tevessül ve Vesile, Tasavvuf, yıl 1, sy. 2, s Nicholson, İslâm Sûfîleri, s Uludağ, İstimdâd, Tasavvuf, yıl 3, sayı: 8, s Uludağ, İstimdâd, Tasavvuf, yıl 3, sayı: 8, s Uludağ, İstimdâd, Tasavvuf, yıl 3, sayı: 8, s Uludağ, İstimdâd, Tasavvuf, yıl 3, sayı: 8, s Bakara 2/ Cebecioğlu, Tasavvuf Terimleri & Deyimleri Sözlüğü, s Uludağ, İstimdâd, Tasavvuf, yıl 3, sayı: 8, s GÖNÜL COĞRAFYAMDA ANKARA Gönül coğrafyamızı dağıtırken hazanlar Değer Kocatepe de gökyüzüne ezanlar Kadim hatıralarla kirpiklerim ıslanır Acılar denizinde deli gönül uslanır Bozkırın bahtlı kızı gülümsesin gözlerin Şairi kıskandırır belagatli sözlerin Bahar gelir, gün açar, yüreğe cemre düşer Hacı Bayram Veli de ham gönül odda pişer Senden medet umarken gayri her bahtı kara Kanayan yaralara merhem olur Ankara Yıldız, sevdalısını ayın koynunda bekler Yiğitliğin remzidir Ankara da zeybekler Rüyalarıma aktın efkârlı gecelerde Tarif etmek zor seni bu mahdut hecelerde Büyük halaskârına ağlar ağlar Ankara Yaralı yürekleri her dem dağlar Ankara Serpilip güzelleştin Cumhuriyetin kızı Aydınlık ufukların sönmeyecek yıldızı Gözümüzde yakuttur her bir taşın Ankara Yedinci göğe değsin dertli başın Ankara Bahar gelmiş yurduma, Çankaya da gül açmış Ankara havaları gönüle neşe saçmış Beypazarı evleri dünden yadigâr bize Ankara da ırmaklar hasret kaldı denize Canlıdır ilk mecliste mazinin ak düşleri Unutturdu acılar o candan gülüşleri Türkiye mizin nabzı atmakta Ankara da Hacı Bayram-ı Veli yatmakta Ankara da Şüphe yok ki Kızılay kalbidir Ankara nın Elbet burda bulunur merhemi her yaranın Ankara gözbebeğim, gönül dünyamda yaşar Kırar zincirlerini kutlu sevdaya koşar. M. Nihat MALKOÇ 32 33

18 Edebiyat Musa TEKTAŞ SuLTAN DUA EYLEYEN Buraya pâdişâhlık gururu ile beni imtihan için geldiniz. Şimdi ise dervişlik hâliyle gidiyorsunuz ve dervişlik devletinin güneşi üzerinde ışıldamaya başladı. Tarih boyunca devlet adamlarından, arkasına manevî destek alanlar, yüce değerleri kaim kılanlar, daima başarılı olmuşlardır. Bu ulvî hâl ile maneviyat erlerini ziyaret eden, danışan, dua ve himmetlerine mazhar olan birçok yönetici, bulunduğu çağın en zirvesine yükselmiş, isimleri görüştükleri o gönül sultanlarının ismi yanında tarihin sayfalarına altın harflerle yazılmıştır. Bu yazımızda buna iki örnek vereceğiz. Altın Silsile nin halkalarından olan, Ebü l- Hasan Harakânî Hazretleri (k.s.), 352/963 yılında, Horasan ın Bistâm şehrine bağlı Harakân köyünde dünyaya gelir. Çocukluğunda Harakân da anne babasının geçimini sağlamak maksadıyla çobanlık ve çiftçilikle uğraşarak ailesinin geçimini sağlar. 1 Devrinin değişik âlim ve şeyhlerini tanıyan ve onlardan istifade eden Harakânî (k.s.), kendisinden senelerce önce vefat etmiş olan Bistâmî nin yolunu devam ettiren müridleriyle görüşür, Bâyezîd-i Bistâmî nin kabrine on iki yıl türbedarlık eder. Harakânî on iki yıl süreyle yatsı namazını cemaatle kıldıktan sonra Bistâm daki Bâyezîd-i Bistâmî nin kabrine teveccüh eder; Allah ım! Bâyezîd e ihsan ettiğin hil atten bize de bir koku ihsan et! diyerek duada bulunur. 2 Sevgi ve aşkla bağlandığı bu kapı onun gönül dergâhı olur. Yılları aşıp gelen Bistâmî nin sevgisi, onu yoğurur ve vuslata götürür. 3 Dolayısıyla Harakânî nin tasavvufî intisabı, âriflerin sultanı Bâyezîd-i Bistâmî yedir. Seyr ü sülûk eğitimini Bistâmî nin ruhaniyetlerinden alır. 4 Üveysîliği ile dikkat çeken Harakânî, Aynülkudat el-hemedânî (ö.525/1131), Necmeddin-i Dâye, Feridüddin-i Attâr, Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî gibi büyük mutasavvıfları derinden etkiler, 10 Muharrem 425/5 Aralık 1033 tarihinde âlem-i bekâya göç eder. Manevî etkisi çağları aşarak yüzyıllardır devam eder. 5 Sultan dan Dua Talebi Sultan Mahmûd Gaznevî, bütün Asya ya hâkim olduğu zamanda, Harkân şehrine yakın bir yere gelir. Adamlarından birkaçını, Harkân a maneviyat sultanı, Şeyh Ebü l-hasan-ı Harkânî Hazretlerinin huzuruna gönderir ve Şeyh Hazretlerini yanına çağırtır. Şeyh Hazretleri buna karşılık bir özür beyân ederek gelemeyeceğini bildirir. Durum, Mahmûd Gaznevî ye bildirilince; - Haydi kalkınız! Zîrâ o, bizim sandığımız kimselerden değildir. Biz ona gidelim, der. Sonra kendi elbisesini Kâdı İyâd a giydirir ve kendisi de silâhtar olarak, Kâdı İyâd ın yanında Ebü l-hasan-ı Harkânî nin evine girer. Mahmûd Gaznevî selâm verince, Ebü l-hasan Hazretleri selâmını alır. Fakat ayağa kalkmaz. Mahmûd Gaznevî, Ebü l-hasan-ı Harkânî ye; - Sultan için neden ayağa kalkmadınız, diye sorunca, Ebü l-hasan, Sultan Mahmûd a: - Mâdemki seni öne geçirmişler, yanıma gel bakalım, der. Sultan Mahmûd Gaznevî, Ebü l-hasan-ı Harkânî ye: - Bâyezîd-i Bistâmî nasıl bir zât idi, diye sorar. Ebü l-hasan-ı Harkânî: - Bâyezîd, öyle kâmil bir velî idi ki, onu görenler hidâyete kavuşurdu. Allahu Teâlâ nın râzı olduğu kimselerden olurdu, diye cevap verir. Sultan Mahmûd bu cevabı beğenmez ve; - Ebû Cehl, Ebû Leheb gibi kimseler, Fahr-i kâinâtı, Server-i âlemi nice kere gördüler. Fakat hidâyete gelmediler. Hâl böyle olunca, Bâyezîd i görenlerin hidâyete geldiklerini nasıl söylüyorsun, der. O, Rasûlullah Efendimizden daha yüksek mi ki, iki cihânın efendisini, üstünlerin üstünü olan Allahu Teâlâ nın sevgili Peygamberini gören, küfürden kurtulamadı da, Bâyezîd i görenler mi kurtulur demek ister. Ebü l-hasan: - Ebû Cehl ve Ebû Leheb gibi ahmaklar, Allahu Teâlâ nın Sevgili Peygamberini, insanların en üstünü olan Hazret-i Muhammed (s.a.v.) olarak görmediler. Ebû Tâlib in yetimi, Abdullah ın oğlu olarak gördüler. O gözle baktılar. Eğer, Ebû Bekr-i Sıddîk gibi bakarak, Rasûlullah olarak görselerdi, eşkıyalıktan, küfürden kurtulur, onun gibi kemâle gelirlerdi, buyurur

19 Bana Nasîhat Ediniz Sultan Mahmûd Han bu cevabı çok beğenir. Din büyüklerine olan sevgisi artar. Sultan Mahmûd: - Bana nasihat ediniz, deyince Ebü l-hasan-ı Harkânî: - Şu dört şeye dikkat et: Günahlardan sakın, namazını cemaatle kıl, cömert ol, Allahu Teâlâ nın yarattıklarına şefkat göster, der. Sultan Mahmûd; - Bana dua buyurun, deyince, Ebü l-hasan-ı Harkânî: - Ey Mahmûd, âkıbetin makbûl olsun, der. Bunun üzerine Sultan Mahmûd, Ebü l-hasan-ı Harkânî nin önüne bir kese altın koyar. Buna karşılık Ebü l-hasan, sultanın önüne arpa unundan yapılmış bir yufka ekmeği koyar. Sultan ekmekten bir lokma alır. Fakat lokmayı yutamaz. Bunun üzerine Ebü l-hasan Hazretleri: - Bir lokma ekmeği yutamıyorsun. İster misin, şu bir kese altın bizim de boğazımızda dursun? Biz paralarla olan alâkamızı kestik. Şu altınları önümden alınız, der. Sultan, Ebü l-hasan ın paraları almasını çok isterse de, kabul etmeyince, ondan bir hatıra talep eder. Ebü l-hasan Hazretleri ona hırkasını verir. Sultan Mahmûd giderken, Ebü l-hasan ayağa kalkar. Bunun üzerine Sultan Mahmûd: - Geldiğim zaman hiç iltifat etmemiştiniz, fakat şimdi ayağa kalkıyorsunuz. O hâl niye idi? Bu ikrâm nedir, diye sorar. Ebü l-hasan-ı Harkânî Hazretleri: - Buraya pâdişâhlık gururu ile beni imtihan için geldiniz. Şimdi ise dervişlik hâliyle gidiyorsunuz ve dervişlik devletinin güneşi üzerinde ışıldamaya başladı. Önce gurur içinde olduğundan dolayı ayağa kalkmadım. Fakat şimdi derviş olduğun için ayağa kalkıyorum. der. Sultan, sonra gazâya gitmek üzere Harkân dan ayrılır. Sevmenât a gelir. İçine mağlûb olma korkusu düşer. Birden atından inip, bir köşede Ebü l-hasan Hazretlerinin hırkasını eline alıp: - Yâ İlâhî! Şu hırkanın sahibinin yüzü suyu hürmetine, şu kâfirlere karşı bizi muzaffer kıl. Ganimet olarak ele geçireceğim her şeyi dervişlere vereceğim, diye dua eder etmez, düşman tarafında bir toz-duman ortaya çıkar. Düşmanlar, bu toz-duman içinde bir şey görmeyerek, kılıçlarını birbirlerine vururlar ve kendi kendilerini öldürürler. Sağ kalanları da dağılıp gider. O akşam Sultan Mahmûd, rüyâsında Ebü l-hasan-ı Harkânî Hazretlerini görür. Ebü l-hasan-ı Harkânî, Sultan Mahmûd a: - Allahu Teâlâ nın dergâhında, hırkamızın yüzü suyu hürmetine zafer kazandın. Eğer o anda isteseydin, kâfirlerin hepsinin Müslüman olmasını sağlayabilirdin, buyurur. Madde sultanı olan Gazneli Mahmud, Harakânî nin mânâ sultanlığına bu şekilde hayranlık besler. Harakânî nin saltanatı mâneviyat ve ruhaniyet arenasındaki nüfuzuyla gerçekleşmiştir. Onun saltanatında takva, vera, zühd, fakr, mücahede, muhasebe ve riyazet yegâne usûldür. Onun zühdî kişiliği ile alâkalı olarak Attâr, bahçesinde ekim ve dikim işlemini sürdürürken, Harakânî nin toprağı ilk kazmasında gümüş, diğer kazmasında altın ve bir başka kazmasında ise inci ve mücevherat çıktığından söz eder. Bunun üzerine Harakânî, Hakk a münacatla; Allah ım! Beni bununla avutma. Ben dünya ile Sen in gibi bir Rab den yüz çeviremem. diye yakardığından, onun daima Hak tan yana tercihte bulunduğundan bahseder. 6 Müntesiplerine kemâle ermenin yollarını öğreten Harakânî Efendimiz, şu öğütlerde bulunuyor: Hak yolunda yürümek isteyen kimsenin şu dört gurubun yani: Âlimlerın, muttakîlerin, evliyaların ve yol gösteren mürşidlerin sözlerini dinlemesi gerekir: 7 Devlet İdarecilerine Tavsiyeler Velîlerin devlet idarecilerine olan dua ve tavsiyelerine bir örnek de Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretlerinden nakledelim: Turgut Özal Bey, parti kurup siyasete atılmaya niyet edince Ali Coşkun Bey e der ki: Gel seninle bir yere gideceğiz... Akıl danışacağız. Doğruca, Darende ye Hulûsi Efendi Hazretleri ne ziyarete gelirler. Meşhur Somuncu Baba Hazretlerinin torununa müracaat ederler. Ali Coşkun Bey o görüşmede neler konuşulduğunu şöyle naklediyor: Turgut Özal konuyu uzun uzun anlattı. Özetleyelim: Parti kurup, seçime girmek niyetindeyim. Milli Güvenlik Konseyi yeşil ışık yakıyor. Sizin düşünceniz benim için önemli... Ne diyorsunuz? dedi. Söz sırası Hacı Hulûsi Efendi Hazretleri ne gelince: Hayırlı olsun... Allah yolunu açık etsin. buyurdu. Hazret söze devam etti: Sana birkaç şey söyleyeceğim. Ben ben ben deme... Bencillik insanı şaşırtır... Doğru yoldan uzaklaştırır. İstişareye önem ver... Siyasette diyalog esastır. Devlet dairesinde dürüst ol... Dünya malına tamah etme... Devletin malını, parasını gözün gibi koru. Sakın ola ki makam hırsına kapılma. Turgut Özal, Ali Coşkun dan not almasını ister. Coşkun da Sohbeti... Öğütleri not eder. Görüşme bitmiştir... Çıkmak üzerelerdir. Hacı Hulûsi Efendi Hazretleri son bir şey daha söyler: Halka hizmet hakka ibadettir... Ama sen bu sözü kullanırken ibadet deme... Yoksa sana takunyalı derler... En iyisi sen de ki: Halka hizmet Hakk a hizmettir. 8 Turgut Özal Bey, Hulûsi Efendi Hazretlerinin duasını alır, Halka hizmet Hakka hizmettir sloganıyla halkın teveccühünü kazanır yıllarca memlekete hizmette bulunur yılında bir gün Hulûsi Efendi Hazretleri evinde hasta yatağında iken, telefonun zili çalar. Telefona H. Hamidettin Ateş Efendi cevap verir. Arayan Turgut Özal Bey dir. Cumhurbaşkanlığı seçimi için aday olacağını, dua talep ettiğini bildirir. H. Hamidettin Efendi bu arzuyu Hulûsi Efendi Hazretlerine iletir. Verdiği cevabı Turgut Özal Bey e söyler: Hulûsi Efendi Hazretleri şöyle müjde veriyor: İnşallah memleketimizin Reis-i Cumhuru (Cumhurbaşkanı) siz olacaksınız. der. Turgut Bey Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da Darende ile devamlı irtibat hâlinde bulunur. Türsab Arşivi 36 37

20 Kars Ziyareti Hatırası Evliya Çelebi, Kars Kalesi nin III. Murad devrinde Lala Mustafa Paşa tarafından tamir edildiğini anlatırken bir askerin paşaya aktardığı rüyasını nakleder. Asker, rüyasında gördüğü yaşlı bir zâtın kendisinin Ebü l-hasan el-harakânî olduğunu ve kendisine makamının burada bulunduğunu söylediğini, kendisinden ayağını bastığı yeri kazmasını istediğini anlatmıştır. Bunun üzerine yüz işçi yeri kazmaya başlamış ve üzerinde Menem şehîd ü saîd Harakânî ibaresi yazılı dört köşe bir somaki mermer bulunmuştur. Gaziler mermeri tekbir ve tevhidle kaldırınca kabir ortaya çıkmıştır. Yaralı pazusuna sarılı makrame ile sırtındaki hırkasının bile henüz çürümediği görülmüş; vücudunun sağ tarafındaki yarası hâlâ kanamaktaymış. Gaziler yine tekbirle kabri kapamışlar. Kalenin içine ilk olarak Lala Mustafa Paşa tarafından Ebü l-hasan Harakânî adına bir tekke ile cami inşa ettirilmiştir. Bir Kars ziyareti hatırasıyla yazımızı bağlayalım: H. Hamidettin Ateş Efendi geçtiğimiz yıllarda Kars ı Harakânî Hazretlerinin kabri şerifini aile ve akrabalarıyla birlikte ziyarete giderler. Yolculuğa çıkarken Kars taki türbeyle ilgilenen cami görevlisi Yavuz Hocanın hanımı bir rüya görür. Harakânî Hazretleri: Kızım önemli misafirlerimiz geliyor hazırlık yap, ikramda bulun buyurur. H. Hamidettin Efendi ve yanındakiler habersizce Kars a varıp Pirimizin kabrini ziyaret ederler. O arada Darende den gelen bu ziyaretçi grubunu gören Yavuz Hoca büyük bir şaşkınlık yaşar ve evine davet eder. İçeri girilir ki sofra hazırlanmıştır Bu arada televizyonlarda program yapan bir hoca efendi de o anda türbe ziyaretine gelmiştir. H. Hamidettin Efendi o hoca efendiyi de sofraya çağırtır. Televizyonlarda program yapan hoca efendi girince hazırlıkların kendisi için yapıldığın sanarak Zahmet etmişsiniz, ne güzel sofra hazırlamışsınız. der. Ve külliyenin inşaatı hakkında konuşurken, Biz hizmetin en güzelini Darende de gördük, Hulûsi Efendi Vakfı ülkemizdeki hizmet kurumları içinde en önemlisidir. Onları örnek almak gerekir. diye sözlerini devam ettirir. Uzun konuşmalarından sonra H. Hamidettin Efendi ye dönerek Efendim isminizi sormadım kusura bakmayın tanışamadık. der. H. Hamidettin Efendi. Darendeliyiz diye cevap verir. Bu defa hoca efendi meseleyi anlar Yoksa Hulûsi Efendi nin oğlu Hamidettin Efendi misiniz? diye sorar. Hamidettin Efendi sükût eder O anda hoca efendi tevazunun zirvesiyle müşerref olur Kars tan ayrılırken Yavuz Hoca: Harakânî Külliyesinin tamiri için ödenek bekliyoruz, inşaatın tamamlanması için dua buyurun Sultanım. der. Hamidettin Efendi ise; İnşallah en kısa zamanda ödenek onayı çıkar, eksikleri tamamlar, külliyeyi hizmete açarsınız. Bizim de yapacağımız bir iş olursa Pirimiz için her zaman seferber oluruz. der. Daha o gün Ankara dan müjdeli haber gelir, ödenek onaylanmış, gerekli para cami hesabına yatırılmıştır Hizmette Temel Düstur Allah yoluna hayatını vakfeden Allah dostları, hizmeti temel düstur edinmiş devlet adamlarına yön vermiş, duada bulunmuş ve bu minval üzere hayatlarını geçirmişlerdir. Allah rızasından başka ümidi ve beklentisi olmayanın yaptığı işte, gördüğü hizmette elbette ki samimiyet vardır, gönüllülük vardır, ihlâs vardır. Zaten bu hâlis halleri onları yüceltmekte; içinde bulundukları toplumda, örnek, önder hizmet insanı konumuna oturtmaktadır. Gerek devlet büyüklerinin gerekse bütün halkın mâneviyat büyüklerine teveccühü, onların her türlü hizmete önderlik etmesi, tevazu ve hoşgörü âbidesi olmalarından dolayıdır. Dipnot 1 Şenol Kantarcı, Giriş, Nûru l- ulûm, Ebü l-hasan Harakânî Derneği Yayınları, 2. Baskı, Ankara 2001, s Aynı eser, s Hasan Kamil Yılmaz, Altın Silsile, Erkam Yayınları, İstanbul 1994, s Câmî, Nefahâtü l-üns, s Süleyman Uludağ, Harakânî, DİA, c. XVI, s Aynı eser, s Harakânî, Risâle der Tarîk-ı Edhemiyye, Seyr u Sülûk Risalesi, s Yavuz Donat, Sabah Gazetesi, 4 Şubat 2012 Cumartesi. Sahabe Albümü Bünyamin ERUL* Âtİke bint Abdulmuttalİb (R.AH.) Adı : Âtike Künyesi : Ümmü Abdillâh Doğum yılı : Tespit edilemedi. Doğum yeri : Mekke Baba adı : Abdulmuttalib b. Hâşim Anne adı : Fâtıma bint Amr Eş(ler)i : Ebû Ümeyye b. Mugîre el- Mahzûmî Akrabaları : Hz. Peygamber (s.a.v) in halası, eşi Ümmü Süleym in üvey anası. Oğulları : Abdullah ve Züheyr Kızları : Karîbe veya Kureybe Kabilesi : Kureyş in Haşimoğulları kolundan İslâm a girişi : İbn Sa d a göre, Mekke de Müslüman olmuştur. Gördüğü bir rüya üzerine İslâm a girdiği nakledilir. Müslüman olmadığını iddia edenler de vardır. Sohbet süresi: On yıldan fazla Rivayeti : Tespit edilemedi. Yaşadığı yer : Mekke ve Medine Mesleği : Ev hanımı Hicreti : İbn Sa d a göre Medine ye hicret etmiştir. Savaşları : Tespit edilemedi Görevleri : Tespit edilemedi Fizikî yapı : Tespit edilemedi Mizacı : Hitabeti ve edebi yönü çok kuvvetliydi. Duygusaldı. Ayrıcalığı : Şairdi. Babası hakkında mersiye türü şiirler söylemişti. Hz. Peygamber (s.a.v.) hakkında da mersiye söylemiştir. Ömrü : Uzun ömürlü. Ölüm yılı : Muhtemelen Hz. Peygamber (s.a.v.) in vefatından sonra Ölüm yeri : Medine Ölüm sebebi : Yaşlılık veya hastalık Hakkında : Bedir Gazvesi öncesi Âtike şöyle bir rüya görür: De vesine binmiş bir adam, hızla Mekke ye gelerek oradakilere üç güne kadar sa vaşacakları ve vurulup düşecekleri yere koşmalarını söylüyor, dağdan kopardığı bir kayayı aşağı doğru fırlatıyor, aşağı da parçalanan kaya Mekke deki bütün evlere dağılıyordu. Âtike, rüyasını karde şi Abbas a, o da arkadaşı Velîd b. Ukbe ye söyleyince rüya Mek ke de konuşulmaya başlandı. Mekkelilerin moralini bozan bu rüyanın konuşulması Ebû Cehil i huzur suz etti ve bir gün Kâbe de Abbas a, soy larından gelen erkeklerin peygamberlik iddiasıyla yetinmeyip kadınların da aynı iddiada bulunduğunu, şayet üç güne ka dar bir şey olmazsa onları Arapların en yalancısı kabul edeceklerini söyledi. Üç gün sonra Suriye den dönmekte olan Ebû Süfyân ın, Kureyş kervanına Müslümanların baskın yapacağını haber ver mek ve yardım istemek üzere gönderdi ği haberci Damdam Mekke ye gelip de tehlikeyi haber ve rince Âtike nin rüyası gerçekleşir ve Bedir Savaşı yaşanır. Kardeşi Ebû Leheb, azılı İslâm düş manlarından biri olmasına rağmen, bu rüyanın tesirinde kalarak Bedir Savaşı na katılmamıştır. Kaynaklar: İstîâb, I. 574, 608; İsâbe, VIII. 13; Üsd, I ; DİA, IV. 73; İbn Sa d, Tabakât, II ; VIII. 43. *Prof. Dr

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Şeyh den meded istemek caizmidir? Eusubillahi-mineş-şeytanirrajim Bismillahirr-rahmanirrahim Şeyh den meded istemek caizmidir? Şeyh Eşref Efendi Esselamaleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Hazihis Salatu tazimen bi hakkike ya Seyyiduna

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.)

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) Ben seni sevdiğim için eğer bahâ derler ise İki cihân mülkün verem dahı bahâsı yetmeye (Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) İki cihân

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI D 1.4.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık ve Önemi 1.4.2014 Salı 14:00

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI KONULAR 01.04.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak:

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak: Cenab-ı Hak: En iyi işleri yaparak kendini büsbütün Allah a teslim eden ve daima doğru yoldan giden İbrahim in dinine uyan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim i kendine dost

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

Surre Alayı. Surre-i Hümâyun. Altınoluk. Surre Alayının Güzergâhları. Surre Alayının Güvenliği. Surre Alayının Yola Çıkması

Surre Alayı. Surre-i Hümâyun. Altınoluk. Surre Alayının Güzergâhları. Surre Alayının Güvenliği. Surre Alayının Yola Çıkması Surre-i Hümâyun Altınoluk Surre Alayının Güzergâhları Surre Alayının Güvenliği Surre Alayının Yola Çıkması Surrenin Vapur ve Trenle Yollanması Surre Alayının Dönüşü Kaynakça Surre Alayı Surre-i Hümâyun

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a

100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a 100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a ayrıldı. İki önemli tarih, iki önemli şehir bu gezide buluştu.

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Camileri - Eski Cami Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Eski Cami (Cami-i Atik - Ulu Cami).............. 4 0.1.1 Eski Cami ve Hacı Bayram Veli Söylencesi.......

Detaylı

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar

Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Mikat Sınırları Kâbe (Beytullah) Makam-ı İbrahim Safa ve Merve Tepeleri Zemzem Kuyusu Arafat Müzdelife Mina 1 Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Mekke deki Önemli Ziyaret Mekânları

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

ORDU İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI 2. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

ORDU İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI 2. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI 1 M.Süleyman KAYIŞ VAİZ AKYAZI MH. C. Ö.ÖNCE TEVBE VE İSTİĞFAR Raşit DEMİR VAİZ KARŞIYAKA MH. MERKEZ C. Ö.ÖNCE TEVBE VE İSTİĞFAR Mustafa FIRAT VAİZ AZİZİYE (YALI) C. Ö.ÖNCE TEVBE VE İSTİĞFAR ZEYNEP TEKİN

Detaylı

2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI

2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 2.4.2015 PerşembeÖğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Huzurevi Mescidi

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU DİN HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TİREBOLU MÜFTÜLÜĞÜ AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU MUTLULUĞUNUZA REHBERLİK EDER Yüce Allah ın aileye bahşettiği sevgi ve rahmetin çeşitli unsurlarla beslenmesi gerekir. Bunların

Detaylı

Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı

Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı Kadın - Erkek Algısı I (Gelenekten ve Yanlış Din Algısından Kaynaklı) Kadın, erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kadın erkeğin hizmetine verilmiştir. Erkek,

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez.

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez. Ders : 8 Konu : SALiH AMEL Amel kelimesi, sevap veya günahla karşılık bulan her türlü iş, çalışma ve fiil demektir. Kur ân-ı Kerim ve hadisi Şeriflerde daha çok emir, yasak ve tavsiyeler anlamında olup,

Detaylı

SELANİK AYASOFYA CAMİSİ

SELANİK AYASOFYA CAMİSİ SELANİK AYASOFYA CAMİSİ BAKİ SARI SAKAL SELANİK AYASOFYA CAMİSİ Aya Sofya (Azize Sofya) tapınağı Selanik in merkezinde, Ayasofya ve Ermou sokaklarının kesiştiği noktadadır. Kutsal İsa ya, Tanrının gerçek

Detaylı

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ a. 14.Yüzyıl Orta Asya Sahası Türk Edebiyatı ( Harezm Sahası ve Kıpçak Sahası ) b. 14.Yüzyılda Doğu Türkçesi ile Yazılmış Yazarı Bilinmeyen Eserler c.

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN 1 ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MUSTAFA KOÇ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN BASKI YERÝ ÇAÐLAYAN A.Þ. TS EN ISO 9001:2008 SER NO: 300-01 SARNIÇ YOLU ÜZERÝ NO:7 GAZÝEMÝR / ÝZMÝR TEL: 0

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34)

Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34) Nisa [4] 34 Nuşûz Darabe Boşanmadan Önceki İşler Hz. Muhammed Hiç Kimseyi Dövmemiştir Dövmek Yasaklanmış Eşini Döven Hayırsızdır Ayetin Mantığı Kaynakça Kadınların Dövülmesi (Nisa [4] 34) Konusuna Farklı

Detaylı

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 İçindekiler Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 Amacımız... 15 Peygamberimiz in Muhteşem Zarafeti... 17 Ramazan da Aile Hayatı ve Çocuk Terbiyesi... 19 Evladınızı Böyle Yetiştiriniz!... 22 Çifte Kültür...24 Arslanm

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur.

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur. 06 EKİM 2014 REKLAM HABERLER Gül-Ay - Sayfa 3 06 EKİM 2014 Gül-Ay - Sayfa 5 HABERLER Erdemli de üzüm festivali yapıldı Erdemli'ye bağlı Üzümlü köyünde Üzüm festivali yapıldı. Erdemli Belediyesi tarafından

Detaylı

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

GİRESUN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

GİRESUN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI 1 1.4.2014 SALI ZEYNEP ÖZDEMİR UZMAN VAİZ HACI MİKTAD CAMİİ Ö.SONRA BİR İNSAN,BİR ARKADAŞ,BİR PERGAMBER OLARAK Hz.MUHAMMED MUHİTTİN ORAL İL MÜFTÜSÜ SEYİD VAKKAS CAMİİ Ö.ÖNCE Hz.PEYGAMBERİN ORTAYA KOYDUĞU

Detaylı

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde!

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! İstanbul, bu yıl ikinci kez Mevlana Celaleddin-i Rumi nin ölüm yıldönümü olan Şeb-i Arus törenlerine ev sahipliği yapıyor.

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır.

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır. Türkiye de Diyanet İşleri Başkanlığı nın belirlediği ve uyguladığı imsak vakti, oruca başlama ve sabah ezanın okunması ile Müslümanların sabah namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli

Detaylı

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA (1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA Birinci Ehlibeyt (a.s) Kültür ve Sanat Festivaline Davet Kısa Filmler ve İngilizce Kitap Yazımı bölümlerinde Büyük Peygamber (s.a.a) konulu ve büyük hediyeli

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal dayanışma ve İslamî değerlerin mali olarak desteklenmesi

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC Niyeti temiz olan ve haddini bilen bir Müslüman, başarıya, nîmete karşı şükrünü edâ edemez ise, Allah (CC) o kişiyi bir mahrûmiyete, bir sıkıntıya mâruz bırakır. Meselâ, dikkat ediniz, bir başarıya imzâ

Detaylı

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38 Bütün mesele tam bir sevgi meselesidir. Sevgi kalpte başlar kalpte biter. Sevgi gönlün, kalbin eylemidir. Allah ın bir ismi de Vedud dur. Allah yarattıklarını sever ve bu dünya sevgi ile ayakta durur.

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır.

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır. 45. MEKTUP MEVZUU : a) Şeyhinin vefatından sonra, Haniganın fukarasına (tekkenin dervişlerine) zahirî destek olması dolayısı ile teşekkür izharı.. b) Camiiyet-i İnsan (insanda her şeyin var olması) onun

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

SON GÜN. için/içinde KURAN-HABER DE EZAN MUCĐZESĐ

SON GÜN. için/içinde KURAN-HABER DE EZAN MUCĐZESĐ SON GÜN için/içinde KURAN-HABER DE EZAN MUCĐZESĐ Ezan Mucizesi 1 Burada, yüce Al-lah tarafından hz. Muhammede (a.s.) öğretilip hediye edilmiş olan o mübarek Ezanda saklı olan 19 kodlu, en muazzam Simetrik

Detaylı

berekettir Recep Tayyip Erdoğan Gençlik Parkı nda Ramazan Özel Etkinlikleri ve Mahalle İftarları ile

berekettir Recep Tayyip Erdoğan Gençlik Parkı nda Ramazan Özel Etkinlikleri ve Mahalle İftarları ile GAZİOSMANPAŞA DA BU RAMAZAN ÇOK ÖZEL Recep Tayyip Erdoğan Gençlik Parkı nda Ramazan Özel Etkinlikleri ve Mahalle İftarları ile Ramazan ın coşkusunu, heyecanını ve sevincini birlikte yaşayalım. Ramazan

Detaylı

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57 Eğitimci yazar M. Emin KARABACAK ın BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR (Çocukların Okul Başarısını Artırmada Anne Babalara Düşen Görevler) kitabından sonra ikinci kitabı BİLİNÇALTI APTALDIR ŞAKADAN ANLAMAZ kitabı

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

İbadetin Manası ve Çeşitleri

İbadetin Manası ve Çeşitleri İbadetin Manası ve Çeşitleri Muhammed ibni Abd'il Vehhab (rahimehullah) www.at-tawhid.org 1 İbadetin Aslı Allah a ibadetin aslı; Allah ın emirlerine uymak nehyettiklerinden kaçınmak suretiyle ona itaat

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Ana başa taç imiş. Her derde ilâç imiş. Bir evlât pîr olsa da. Anaya muhtaç imiş. seyin Nail Kubalı

Ana başa taç imiş. Her derde ilâç imiş. Bir evlât pîr olsa da. Anaya muhtaç imiş. seyin Nail Kubalı Ana başa taç imiş Her derde ilâç imiş Bir evlât pîr olsa da seyin Nail Kubalı Anaya muhtaç imiş Hü Şiirin vazgeçilmez temasıinsanoğlu, en yoğun ve içten duygularını şiirle dile getirir. Bu yüzden kadın,

Detaylı