Bu kitap Nahit Serbes in sponsorluğunda Rusçadan Türkçeye tercüme ettirilerek yayınlanmıştır. Merhaba Nahit Amca

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bu kitap Nahit Serbes in sponsorluğunda Rusçadan Türkçeye tercüme ettirilerek yayınlanmıştır. Merhaba Nahit Amca"

Transkript

1 Bu kitap Nahit Serbes in sponsorluğunda Rusçadan Türkçeye tercüme ettirilerek yayınlanmıştır. Merhaba Nahit Amca Ekte kitabın çevirisini görebilirsiniz. Siz de okursunuz gerçi de benim genel izlenimim olumlu kitapla ilgili, eleştirilecek çok şey olsa da. Şunlar eleştirilebilir: Gereksiz uzatmalar var, bir türlü söylemek istediği şeyde yoğunlaşamayıp etrafında geziniyor. Doğrudan Adıge tarihiyle ilgili bir kitap diyemeyiz, özellikle ilk bölümde daha çok Kazaklardan söz ediyor, ancak zaman zaman bizim konuyla temas ediyor. Fakat temas ettiği noktalarda çok düzgün tespitler yapıyor ve belgelerle kanıtlıyor, bizi doğru anlıyor ve anlatıyor. Bir de adam sosyalist ve her iki bölümde de yaklaşımını inandığı ideoloji belirliyor, ama göz boyamıyor, oldukça gerçekçi, eğrisini de doğrusunu da söylüyor. Kısacası eleştirilesi tüm yönlerine rağmen bir belge olarak değerli buldum ben. Kitabı nerede yayımlatmayı düşündüğünüzü bilmiyorum ama şöyle bir üzerinden geçilmesinde, redakte edilmesinde fayda var elbette çevirinin. İki çeşit dipnot var kitapta, Ç.N. olarak işaretlediklerim benim açıklamalarım, diğerleri orijinal metinde bulunan dipnotların çevirisi. Çok fazla kaynak adı vardı, bunların Rusçalarını metnin içinde korumak gerekirmiş, genel bir kuralmış bu, eğer sözü edilen kaynak Türkçeye çevrilmediyse orijinal adı metinde korunur, dipnotta Türkçesi yazılırmış, bunu uygulamaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz çeviriyi. Elimden geldiğince sade ve anlaşılır olmaya çalıştım. Daha kısa sürede bitiririm sanmıştım, ama zorlandım, çünkü ilk kez edebiyat dışı çeviri yapıyorum. Her halükarda sorunlu bir yer olursa redakte edecek kişi benimle iletişime geçebilir. Sevgi, selam Tuesday, April 22, :05:28 PM Günay Çetao İ. Y. Kutsenko DOĞRU İLE EĞRİ 1

2 Nalçik 2007 Bu kitap, Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Toplum Kuruluşu Adıge Xase thamadesi, Adıge (Çerkes) Uluslar Arası Bilim Akademisi Başkan Yardımcısı, Rusya Federasyonu emektar kültür çalışanı Muhammed Hafitse nin editörlüğünde yayımlanmıştır. YAZAR ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ Tarih bilimleri doktoru, profesör, Uluslar Arası Liseler Bilim Akademisi yedek üyesi, Adıge (Çerkes) Uluslar Arası Bilim Akademisi, Petrov Bilim ve Sanat Akademisi asıl üyesi, Rusya Federasyonu, Adıgey Cumhuriyeti ve Kuban devlet bilim insanı, Rusya Federasyonu yüksek öğretim onursal çalışanı İgor Yakovleviç Kutsenko, Halkların Kardeşliği nişanının da sahibidir yılında Özbek SSC nde bulunan Kokand da doğmuştur. Orta öğreniminin ardından Baltık Kızıl Bayrak Donanması nda askerliğini yapmış, Krasnodar Pedagoji Enstitüsü Tarih- Filoloji Fakültesi nde lisans, Rostov Üniversitesi nde lisansüstü öğrenimini tamamlamıştır. İ. Y. Kutsenko son 34 yıldır Kuban Devlet Teknik Üniversitesi nde Siyaset Bilimi ve Hukuk Kürsüsü nü yönetmektedir. 15 monografi, 20 kitap ve broşür, birçok makale kaleme almıştır. İgor Yakovleviç uzun süre sorunlu Rusya Federasyonu Yüksek ve Orta Branş Öğretimi Bakanlık Meclisi üyeliğinde bulunmuştur. Birkaç yıl Gıda Sanayi Yüksek Enstitüsü nde ders vermiştir (Bulgaristan ın Plovdiv şehrinde). İ. Y. Kutsenko, lisansüstü öğrencilerinin bilimsel çalışmalarını yönlendirmekte, doktora öğrencilerine danışmanlık yapmakta, Krasnodar Eyaleti ve Adıgey Cumhuriyeti emekçileri arasında iyi komşuluk ilişkilerinin güçlendirilmesine değerli katkılarda bulunmaktadır. YİNE KAZAKLAR ÜZERİNE Emekçilerinin büyük çoğunluğu için bilim bir amaç değil araçtır. Bu nedenle böyle düşünenler alanlarında büyük bir şey üretemezler; zira bilimle 2

3 uğraşan kişi için bilimin amaç, diğer bütün şeylerin, hatta var oluşun kendisinin dahi yalnızca araç olması gereklidir. A. Schopenhauer. Aforizmalar ve Maksimler Geçmişin bilimi, tarih yazarları arasındaki düşünce, yaklaşım ve iddialar savaşımı sayesinde gelişmiş ve gelişmektedir. Yazarlar, geçmiş çağların temel çelişkilerini, üretilen çözümlerin yarattığı sonuçları, büyük ve küçük toplumsal afetlerin nedenselliğini, söz konusu durumlarda çeşitli insan gruplarının ve ayrı ayrı bireylerin davranışlarını ne kadar gerçeğe sadık kalarak ve doğru aktarırlarsa, yazıları da o derece değer kazanır. Toplumsal deneyimlerin gerçekçi bir yaklaşımla okunması sayesinde insan ve toplum, hayat içindeki yerlerini kavrar, çağdaş süreçleri makul şekilde tasavvur eder, gelişimin olası eğilimlerini tahmin eder, önündeki engelleri görürler; zaten tarih bilimi de bunu amaçlar, bu yüzden gereklidir. Son yıllarda Kazakların tarihi üzerine çeşitli hacim ve nitelikte çok sayıda çalışma kaleme alınmıştır. İlginçtir ki, hemen hemen tüm çalışmalarda ortaya atılan yahut satır aralarında okunan başlıca sorun şudur: XX. yy. başı Kazakları kimlerdir? Bu sorunun yanıtı, çağdaş toplumun bugünkü amatör Kazak derneklerine bakışını, sonuncuların diğer halk kesimleriyle ilişkilerini de açıklayacaktır yılının Ekim ayında internette Tarih Bilimleri Doktoru, Profesör, Kuban Devlet Üniversitesi Devrim Öncesi Rusya Tarihi Kürsüsü Başkanı, Lisansüstü ve Doktora Payeleri Meclisi Başkanı Valeriy Nikolayeviç Ratuşnyak ın Pod styagom Rossii. K 300-letiyu Kubanskogo kazaçyego voyska 1 başlıklı makalesi yayımlandı. İlk sayfasında şöyle deniyor: Kazaklar Rusya süper-ulusunun emsalsiz bir alt-ulus gen havuzudurlar. Zorunlu göçlere, baskılara, tarihî belleklerinin ebediyen silinmeye çalışılmasına rağmen Kazaklar, yeni değişim rüzgârlarıyla birlikte Phoenix gibi küllerinden doğan, çökmeye başlayan geleneksel Rusya da sözle ve eylemle ilk protestoyu ortaya koyan sınıf olmuşlardır. Bir zamanlar yok edilmeye çalışılmış başka bir sınıfsal oluşumun kendisini böyle kararlılıkla ortaya koymasına sık rastlanmaz. Asilzadelerin, tüccarların, küçük burjuvaların kitlesel dirilişlerinden, eylemlerinden söz etmek ise olanaksızdır. Kazakların bir Slav alt-ulusu olduğunu savunanlar galiba haklıdırlar, zira yalnızca mantaliteleri değil, ruh halleri de özgündür 2. Gördüğümüz gibi Kazaklar bir Slav alt-ulusudurlar. Buna itiraz etmek olanaksızdır. Kazakların, yalnız kendilerine özgü sosyal geleneklere, özgün bir dünya algısı ve toplumsal psikolojiye sahip oldukları herkesçe bilinen bir olgudur. Ne var ki Kazakları salt etnik özellikleriyle tanımlamak, devrim öncesindeki konumlarını, etnik olarak adlandırılamayacak son derece önemli diğer özelliklerini göz ardı etmek demektir. Çarlık devleti, devrim öncesi iki yüz yıl boyunca Kazak sınıfını bir dizi yasa ile askerî bir sınıfa dönüştürmüş, ekonomik, sosyalpolitik kaygılarla toprak ağası-burjuva kesimin üst tabakasına eklemlemiştir. Bunu kabul etmek, özellikle de devrim yıllarında gözlemlendiği üzere, Kazak sınıfının zamanın egemen güçlerince halk karşıtı bir konuma getirildiğini anlamak demektir. Bunu ilk anlayan F. A. Şerbina olmuştur. Kendisi, Kazak sınıfının mutlakıyetçi rejimin koruyucusu, halk karşıtı niteliğini maskelemek adına bu sınıfın özel konumu üzerine bir efsane yaratmaya çalışmıştır; güya Kazaklar, Rus 1 Rusya Bayrağı Altında. Kuban Kazak Ordusunun 300. Yılı Şerefine. (Ç.N.) 2 Ratuşnyak V. N. Pod styagom Rossii. K 300-letiyu Kubanskogo kazaçyego voyska. S. 1 3

4 devletine öyle pek de boyun eğmemiş, Zaporojye 3 tipinde, neredeyse bağımsız bir toplulukturlar. Şerbina nın uydurduğu masal gerçekle ve resmi rivayetle çelişmektedir. İmparatorluğun tüm dokümanlarında Kazaklardan sınıf olarak söz edilmektedir. Örneğin Kazakların en tanınmış tarihçilerinden biri olan M. Horoşhin şöyle yazmıştır: Eskiden beridir askerî bir sınıf oluşturan Kazaklar askerî hizmete mecbur kılınmışlardır; bugün de kendilerini böyle bir sınıf olarak görmektedirler 4. Şerbina nın tezinin Kuban da hemen kabul edilmediğini belirtmek gerekir. Ne var ki zamanla Kazakların bir bölümü, sınıfsal geçmişlerinden feragat edip etnik özellikleri ile yetinmeyi daha kârlı görmeye başlamıştır. Bu sayede çarlık Kazaklarının ülkedeki özgürlük hareketinin bastırılmasında, emekçi nüfusa karşı yürütülen savaşta üstlendikleri ağır suçu aklamak mümkün olacaktır. Şayet yalnızca Şerbina nın başlatıp Ratuşnyak ın devam ettirdiği çizgiyi, yani devrim öncesi Kazaklarının salt Rus süper-ulusunun bir alt-ulus gen havuzu olduklarını kabul edecek olursak (nasıl da süper-bilimsel bir terimler topluluğu!), Rusya nın yegâne güçlü, çok kollu Kazak sınıfsal örgütü, devletsel değil, etnik bir oluşum olarak görülmeli, Kazak general ve subaylardan oluşan imparatorluk kolordusu ise Afrika ve Amazon boylarının reisleri gibi etnik liderler olarak değerlendirilmelidir. Peki bu durumda meşhur Rus alt-ulusunun nasıl olup da Beyaz Ordu yu desteklediğini, devrim hareketinin acımasızca bastırılmasında vurucu güç teşkil ettiğini, Sovyet vatandaşları arasında Hitlercilere en bol gönüllü tenkilci ve cellâdı kazandırdığını nasıl açıklarız? Gerçekten de, geçmişin asilzade, tüccar ve küçük burjuva sınıfları böylesi kitlesel etkinlikleri hayal bile edemezlerdi. Diriliş kabiliyetlerinden hiç söz etmiyoruz bile. Ne de olsa askerî dayanışma içinde değillerdi, etnik sıfatıyla tanımlanamayacak küçük mülkiyetçileri bir örgütlülük içinde değillerdi. Ratuşnyak, olayların hakiki neden-sonuç bağlantılarını incelemeye, tarihin neden başka yoldan değil de illa ki bu yoldan ilerlediğini anlamaya 5 davet ediyor bizleri. Oysa Kazak ordu sınıfının ekonomik, askerî-politik ve diğer temellerinin sosyal-politik niteliklerine daha baştan sırt çevrilirse bu inceleme yürütülebilir mi? Ratuşnyak yazısını şöyle sürdürüyor: Kuban Kazaklarını konu edinen çağdaş kitabın yazarı Prof. Kutsenko devrim öncesi tarihçi-kafkasologları toptan çarlık kalemşoru ilan ederek (tırnak içine alınan terim Kutsenko ya değil, Ratuşnyak a aittir), Kazakların Kuzey Kafkasya da izlenen gerici çarlık politikasının aktif uygulayıcıları olduklarını düşünmektedir. F. A. Şerbina dan farklı olarak kendisi, her konuda Kazakları suçlamaktadır. Bu suçlamasını, monarşi zehrinden sözde fazla etkilenmiş sıradan Kazakların politik körlükleri, cehaletleri ile yumuşatmaktadır. Kazak subayları ise, kendisinin sözlerine bakılırsa, bu monarşi içkisini büyük hayranlıkla içmişlerdir 6. İşte çağdaş Kazak dirilişinin önde gelen ideologu, Kuban Kazaklarının tarihî yolunu incelediği şimdilik yegâne monografisinde böyle bir değerlendirmede bulunuyor. Bu değerlendirme görmezden gelinebilir, yanıtsız bırakılabilir. Günümüzde söylenmeyen, yazılmayan şey yoktur: İfade özgürlüğü yürürlükte. Fakat susmak doğru olur mu? Yazılı açıklamalarda yer alan önermeler sosyal-politik değere sahip tarihsel yorumlarda, ülke ve eyalet halkını bilinçlendirici çalışmalarda, genç tarihçilerin yöntem kavrayışlarının oluşturulmasında kullanılıyor. Bu nedenle hakikatin peşine düşmek önemlidir. Aslında hakikati bulmak için bir ön politik programlanmaya gerek duymaksızın, görmeyi, objektif olmayı istemek, dürüstçe ve açıkça 3 Zaporojye. Dnepr Nehri nin gerisinde kalan, Kazakların bir zamanlar yerleşik Slavlar ve göçebe kabilelerden meydana gelerek yerleştikleri bölgeye verilen ad. Zaporojye Kazakları XVI-XVIII. yüzyıllarda bu bölgede bir tür toplumsal-politik ve askerî örgüt olan Zaporojskaya seç i kurmuşlardır. (Ç.N.) 4 Horoşhin M. Oçerk kazaçyih voysk (Kazak Orduları Üzerine Bir Deneme). St.-Petersburg, S Ratuşnyak V.N. Belirtilen eser. S Ratuşnyak V.N. Belirtilen eser. S. 5. 4

5 gerçeğin ana hat ve özelliklerini ne denli tatsız olsalar bile tanımlamak, hesaba katmak yeterlidir. V. N. Ratuşnyak ı çok uzun zamandır tanırım. Günümüz Kuban Devlet Üniversitesi nin aynı fakültesinden farklı yıllarda mezun olduk. Aynı şehirde yaşar ve çalışırız, tarihçi bilim insanı kadrolarının yetiştirilmesinde birlikte çalıştığımız olur. Normal insanî ilişkiler içindeyizdir. Ne var ki, genelde toplumun, özelde ise eyaletimizin spesifik, fırtınalı geçmişini farklı düzeylerde kavrayışımız, tarihsel süreçlere farklı yaklaşımlarımız bizi ayırır. Yukarıdaki alıntılardan da anlaşılacağı üzere Valeriy Nikolayeviç hükümlerimizi hem kabul etmiyor, hem de öfkeyle karşılıyor. Bir jübile, bir son yazı özelliği taşıyan makalesi bugünün önemli politik meselelerinden birine parmak bastığı için, makalede böylesine aşağılanan (belki de anlaşılmayan?) işbu çalışmanın yazarı, günümüzde son derece yaygınlaşan bazı tarihsel yorumların ilkesel yönlerini açığa çıkarmak zorunluluğuyla karşı karşıya kalmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Ratuşnyak ın öne sürdüğü ifade hatalıdır ben hiçbir zaman devrim öncesi Kafkasologlarını çarlık kalemşoru ilan etmedim. Toptan, çarlık kalemşorları gibi ifadeler adı geçen kitabımda da, diğer çalışmalarımda da yer almamaktadır. Bu ifadeler Ratuşnyak a aittir. Ratuşnyak tarafından anılan kitapta, devrim öncesi tarihçiliğine dikkatlice yaklaştığımı, kaynaklarından geniş şekilde, fakat elbette eleştirel bir yaklaşımla faydalandığımı görmek zor olmasa gerektir. * * * Kuban da yaşayıp da Kazak konusuyla şu ya da bu şekilde temasta bulunmamış bir kişi, hele ki bir tarihçi bulmak olanaksızdır. Ben Kazakları ilk olarak 1936 yılının yazında, beş yaşında bir erkek çocuğu iken gördüm. Annemle birlikte Kuban nehrinden vapurla Slavyanskaya stanitsasında 7 oturan teyzemin yanına gitmiştik. Teyzemin eşi beni bisikletinin arkasına oturtup at yarışı izlemeye götürmüştü. Kubankalı, yamçılı, parlak kırmızı başlıklı bir atlının sureti kazınmış zihnime. Daha sonra Krasnodar da Kazak Süvari Birliği nin geçişine şahit oldum. Biz erkek çocukları Puşkin ve Krasnaya caddelerinin kesiştiği köşede, şimdilerin eyalet kütüphanesinin karşısında durup gözümüzü dört açmış, süvarilerin geçtiği ana caddeyi izlemiştik. Önde kızıl bayraklı bir Kazak gidiyordu. Kızıl Ordulu Kazaklar açık mavi çerkeskalar giyinmiş, Kubanka denilen şapkalar takmışlardı, doru atlara binmişlerdi. Genç delikanlılar mahcup mahcup gülümsüyorlardı. Gayet net anımsıyorum, her bir atlı sağ elinde demir borulardan yapıldığı birleşme yerlerinden belli, yeşil renge boyanmış bir mızrak tutuyordu. Atlıların arkasından mitralyözlü arabalar geçiyordu. Daha yakın zaman önce izlediğimiz Çapayev adlı sinema filminden iyi tanıdığımız ve sahicilerini ilk o zaman gördüğümüz mitralyözlerin başlarında ikişer Kazak oturuyordu. Sonradan bunların bir ve iki numaralı silah nöbetçileri olduklarını anlamıştım. 30 lu yıllarda korkunç kamalı, cengâver Kazak üniformasını sayıklamayan erkek çocuğu var mıydı acaba? Sokaklarda, radyoda çalınan bir şarkı da cabasıydı üstelik: Hozırlar 8 göğüslerde dizi dizi Başlıkları al al, san alev gibi Kızıl Mareşal Voroşilov baksana Şu geçen yiğit Kazak alaylarına Bir de o zamanlar Kahovka 9, Kahovka, canım tüfeğim, Kardeşimiz 7 Stanitsa. Büyük Kazak köyü. (Ç.N.) 8 Çerkes kıyafetinin göğüs yerlerine dikilen cephanelikler. (Ç.N.) 9 Ukrayna da bir şehir. Burada, Kızıl ve Beyaz Ordular arasında önemli çarpışmalar yaşanmıştır. (Ç.N.) 5

6 Budyonnıy 10, Mitralyöz, Askerlik yolunda şarkıları gürlüyordu her yanda. Kızıl Bayrak Baltık Donanması na ait tayfa üniformamı giyene kadar sürdü üzerimde Kazak kıyafetinin romantik etkisi, cazibesi o saatten sonra ise cihanda üniformamdan daha güzelinin olmadığından emindim. Krasnodar Pedagoji Enstitüsü nün Tarih-Filoloji Fakültesi nde çağdaş Kazak tarihi işlenmiyordu, bu ders bütünüyle atlanmıştı müfredatta. Kazak tarihi hiç anılmıyordu galiba öğretmenler de bilmiyorlardı onu. Elbette F. A. Şerbina nın iki ciltlik İstoriya Kubanskogo kazaçyego voyska sını 11, diğer eski yayımların sayfalarını karıştırırdık, ama bunlar hiç de popüler metinler değildi. Şehir kütüphanelerinde ulaşabiliyorduk bunlara. Ne var ki bizim akıllarımızı o zamanlar, lı yıllarda, başka sorunlar meşgul ediyordu: Yeni İstoriya SSSR 12 ders kitapları basılmaktaydı, V. İ. Lenin in Bütün Eserleri külliyatı, Kuban devrim hareketine ilişkin tarihî dokümanların yer aldığı kitaplar yayımlanıyordu; Sovyetler Birliği bilim dergilerinde ilk kez felsefe problemleri, zorlu ama pozitif polemiğe dökülmüştü. Kazak konusu eyaletimizde neredeyse hiç incelenmiyordu, Oçerki istorii Krasnodarskoy organizatsii KPSS 13 ve diğer birtakım yayımlarda kısaca değinmeleri saymazsak. Şunu belirtelim ki, Kuban dan farklı olarak komşu Don da, Rostov Devlet Üniversitesi nde Kazak konusu derinlemesine araştırılıyordu, yine orada A. P. Pronşteyn, K. A. Hmelevski ve diğer bilim insanlarının araştırmaları yayımlanmıştı. Belki de Kuban da Kazak konusuna ilgi kaybının nedeni, Sovyet Ordusu nda Kazak birliklerinin ve aslında süvari birliklerinin bulunmayışıydı. Hatta Kazak muhafızların Büyük Yurt Savaşı nda işledikleri kahramanlıkların bile fazlaca propagandası yapılmıyordu. Sonuncular hakkında birkaç çalışma yayımlanmıştı: G. P. İvanov un iki broşürü, bir doküman kitabı, 9. Krasnodar Piyade Tümeni üzerine bir kitap da bunlardandı. Kuşevskaya stanitsasının girişine heybetli bir Sovyet Kuban Kazakları anıtı dikilmişti. Anıtın açılışına gaziler katılmışlardı. Kubanlıların faşizme karşı verdikleri savaşa ilişkin materyallere rastlanıyordu yerel basında. Gelgelelim bunlar nadiren düzenlenen etkinliklerdi. Bütün savaş sonrası yılları boyunca Krasnodar ın merkezine Dördüncü Kuban Kazak Muhafız Kolordusu nun şerefine bir tane bile anıt dikilmemişti. Sovyet dönemi sinemasının hakikaten en iyi filmlerinden biri olan Kubanskie Kazaki nin 14 ekrana gelişi büyük bir olaydı. Krasnodar eyaletinde çekilmişti bu film. Fakat henüz çekimler sırasında bile Kazak geleneklerinin sürdürülmeyeceği açıkça görülmüştü. Aktörlere ve mitinge katılanlara dağıtılan Kubankalar aksesuar olarak kalıyordu. O zamanın Kubanlıları şehirliler olsun, stanitsalılar olsun ülkenin her yerinde olduğu gibi çoktan beridir kasket, şapka, hatta takke takıyorlardı. Filmi seyredenler sıradan ceketli, gömlekli insanların başlarındaki Kubankaların rejisörün bir buluşu olduğunu anlıyorlardı. Ne de olsa filmin adının hakkını vermek gerekiyordu. 50 lerin sonunda ya da 60 ların tam başında, savaş sonrası birkaç yıl boyunca faaliyet gösteren Kuban Kazak Korosu dağıldı. Rağbet görmediği için. Konserleri az sayıda izleyicinin pek heyecansız katılımıyla gerçekleşiyordu. Koro sanatçılarının 1 Mayıs gösterilerine son katılışlarını anımsıyorum. Erkekler beyaz çerkeskalıydılar 15, gümüş hozırları, kamaları vardı. Ne var ki o Kazaklar göstericilerin bayram kalabalığında biraz eğreti durur gibiydiler. Kolektifin dağılmasıyla Sovyet Kuban egzotiğinin son izleri de uzun süreliğine söndü. 60 lı yıllarda 10 S. M. Budyonnıy ( ) Sovyetler Birliği mareşali. (Ç.N.) 11 Kuban Kazak Ordusu Tarihi. (Ç.N.) 12 SSCB Tarihi. (Ç.N.) 13 Sovyetler Birliği Komünist Partisi Krasnodar Örgütlenmesi Tarihi Üzerine Denemeler. (Ç.N.) 14 Kuban Kazakları. (Ç.N.) 15 Çerkes ulusal kıyafeti. (Ç.N.) 6

7 Krasnaya caddesinde lacivert çerkeskalı, hozırlı, uzun boylu, yakışıklı bir ihtiyar-gazi dolaşırdı. Gelip geçenler üzülerek bakarlardı ona Rostov Üniversitesi nin lisansüstü biriminde 20 li yılların Kuban ında kültürel yapılanma konulu tezimin üzerinde çalışırken bir dizi sorunu kavramakta güçlüklerle karşılaştım. Kuban ordusunun devrim öncesi geçmişine ilişkindi sorunlar. Orduyu etraflıca inceleme çabalarım olumsuz karşılandı. Konu yasaklı değildiyse bile, kurcalanması tercih edilmiyordu. Bilim danışmanım deneyimli Doçent A. G. Bespalova karşı çıkmıştı: Kazak konusuyla hiçbir zaman meşgul olmayınız. Fakat sorun kelimenin tam anlamıyla çağırıyordu beni. Bu sorunu çözmeden Kuzey-Batı Kafkasya nın tarihi konusunda genel çıkarımlarda bulunmak olanaksızdı. Ve ben Kazaklarla ilgili materyal toplamaya devam ettim, elbette uzmanlaşmadan, hedef belirlemeden, ama fırsat buldukça. Krasnodar eyaletinin, Rostov Bölgesi nin parti arşivlerinde, SSCB Merkez Komitesi ne bağlı Marksizm-Leninizm Enstitüsü Merkez Parti Arşivi nde onaylanmayan Kazak hareketleri, iktidarın bunlara yaklaşımı, stanitsalarda düzenlenen Sovyet karşıtı gösteriler üzerine dokümanlardan alıntı yapmak yasaktı. Örneğin Merkezi Parti Arşivi nde Parti Merkez Komitesi nin genel toplantılarının stenografi metinlerinden, Merkez Komite Sekreterliği nin dokümanlarından alıntı yapmak yasaktı. Genel olarak Merkezî Komite Örgütlenme Bölümü nün, Propaganda Bölümü nün materyallerinden, bazı şahsi kaynaklardan faydalanmamıza izin verilirdi. Fakat V. İ. Lenin fonu (F.2) neredeyse tümüyle kapalıydı. V. İ. Lenin eserleri bölümü çalışanı V. Y. Zevin ricalarımı şöyle yanıtlamıştı: V. İ. Lenin in Bütün Eserleri ni kullanınız. Sayfa kenarlarına düştüğü bazı notlar dışında yazdığı her şeyi yayımladık. Ne var ki bu pek de doğru değildi. Dahası Lenin fonunda benim ilgimi çeken, genellikle dosyalardaki Lenin dokümanlarına iliştirilen, dokümanların ortaya çıkmasına vesile olmuş materyallerdi. Bunlar, emsalsiz yerel iletiler, çeşitli raporlardı. Ancak bir kez Merkezî Parti Arşivi Başkanı R. A. Lavrov un izni ile ilgilendiğim bilgilere ulaşabildim, elbette halka açık yayımlarda bunlara gönderme yapma hakkım yoktu. O zamandan kalma defterlerim hala duruyor, kontrol memurunun devlet sırrı sızdıracağımı düşünüp de kestiği yerler belli. Yine de bazı şeyleri saklamak nasip olmuştu. Ekim Devrimi ve SSCB Sosyalizmin Kuruluşu Arşivi, Sovyet Ordusu Merkezî Devlet Arşivleri nin düzeni o kadar da katı değildi; yine de iç savaş dönemi dokümanlarının gizli kaynaklarına ulaşabilmek için KGB 16 temsilciliğinden izin almak gerekiyordu. Kazakların tarihi ve kaderleri ile ilgili o zamanki görüşlerimi içeren ilk yazılarımı yıllarında yazdım. Ratuşnyak o zaman üniversite ikinci ya da üçüncü sınıf öğrencisiydi, Kuban Kazaklarının şimdiki atamanı 17 V. P. Gromov ise ilkokul beşe ya da altıya gidiyordu. Bugün Kazaklığı diriltenlerden hiçbirinin o zamanlar konuya hiçbir şekilde işaret etmediklerini belirtmeme bilmem gerek var mı. Bütün çağdaşları gibi onlar da okuyor ya da gayretle çalışıyorlardı. Kazak genleri aradan birkaç on yıl geçtikten sonra uyanıverdi. Ben en çok Rostov Devlet Üniversitesi nde aynı kürsüde (SSCB tarihi) çalıştığım meşhur Kazak tarihçileri A. P. Pronşteyn ve K. A. Hmelevski den etkilendim. Tam da Aleksandr Pavloviç bana iltimas göstermiş, üniversite yıllarından tanıdığı Lavrov a telefon edip bazı Lenin materyallerine ulaşmama izin vermesini rica etmişti. Zamanında A. P. Pronşteyn ve K. A. Hmelevski, girmiş olduğum lisansüstü öğrenim sınavı komisyonundaydılar. Hayat bana bu profesörlerle uzun yıllar çalışma fırsatı sundu. Kazak meselesine ilgim artıyordu. Kandidat 18 payesi aldığımda ve 13 yıl sonra bilim 16 Komitet gosudarstvennoy bezopasnosti. Devlet Güvenlik Komitesi. (Ç.N.) 17 Kazak ordusunda başkomutan. (Ç.N.) 18 Lisans üstü eğitimini tamamlayanlara verilen unvan. (Ç.N.) 7

8 doktoru olduğumda, konuya kararlı bir şekilde odaklanmıştım. Nasıl çalışıyordum? Elbette öncelikle ulaşabildiğim kitap ve kaynakları inceledim. Sovyetler zamanında toplumbilim öğretmenleri 3-5 yılda bir ülkenin önde gelen üniversitelerinde 5 aylık uzmanlık yükseltme kursundan geçmek zorundaydılar. Ben birkaç kez Moskova Devlet Üniversitesi nin Sosyal Bilimler Öğretmenleri İhtisas Yükseltme Enstitüsü nde okuma fırsatını yakaladım. Biz stajyerlere Moskova Devlet Üniversitesi nin ana binasında mükemmel bir konut ayırıyorlardı, bir yandan maaşlarımız ödenirken bir yandan da kitap almamız için hatırı sayılır bir ek ücret alıyorduk. SSCB nin önde gelen bilim insanlarıyla, birçok yabancı meslektaşımızla devamlı iletişim kurma fırsatına sahiptik, bu sayede ufkumuz genişliyordu. Tüm boş zamanımı başkentin arşiv ve kütüphanelerinde geçirirdim. Ayrıca Krasnodar Politeknik Enstitüsü bilimsel iş gezileri konusunda her zaman cömertti, iş için Moskova, Leningrad, Rostov-na-Donu, Mahaçkale, Grozni, Vladikavkaz, Nalçik, Stavropol, Armavir, Maykop, Novorossiysk e istediğim zaman gitme şansına sahiptim. Kimi zaman bir öğretim yılı içinde birkaç kez seyahat ettiğim oluyordu. Tüm seyahatler de verimli geçerdi. Ne yazık ki bugün bilimle uğraşan gençlerimiz bu fırsatlardan yoksun. Çalıştığım kütüphaneler arasında Rusya Devlet Kütüphanesi nin (eski SSCB V. İ. Lenin Devlet Kütüphanesi) yeri ayrıdır yılında, henüz lisansüstü öğrencisiyken okuru olmuştum bu kütüphanenin. Uzun yıllar üç numaralı salonunda çalışmıştım. Bilim doktoru olduktan sonra birinci salonun okur kartını almıştım ve bu salonu Moskova ya her gelişimde neredeyse otuz yıldır ziyaret ediyorum. Sevgili kütüphaneye hediye ettiğim kitaplarımdan birinin içine şöyle yazdım: Değerli Leninka ya 19 uzun yıllar entelektüel hazinelerine erişme mutluluğunu armağan ettiği oğullarından minnettarlıkla. SSCB Devlet Kütüphanesi genel katalogu, M. Y. Saltıkov-Şedrin Devlet Halk Kütüphanesi (şimdi Rusya Ulusal Kütüphanesi, St. Petersburg) katalogu, yalnızca özel izinle ulaşılabilen bazı özel koruma altındaki kaynaklar, SSCB Bilim Akademisi Sosyal Bilimler Enstitüsü katalogları, RSFSC 20 Halk Tarih Kütüphanesi, Sovyetler Birliği Komünist Parti Merkez Komitesi ne bağlı Marksizm-Leninizm Kütüphanesi (eski Komintern kütüphanesi), A. M. Gorki Moskova Devlet Üniversitesi Kütüphanesi nin sunduğu yardımın değeri ölçülemez. Onların büyülü bilgi depolarının sıra markaları sayesinde kütüphanenin derinliklerindeki şahane, nadir kitaplara, makale ve haritalara ulaşabiliyorduk. Uzun zaman (aralıklarla) Rostov Bölgesi Bilim Kütüphanesi nde (K. Marks ın adını taşıyan), Rostov ve Kuban Üniversiteleri nin kütüphanelerinde, arşiv ve müzelerinde, Krasnodar A. S. Puşkin Eyalet Kütüphanesi nde çalıştım. Bilimsel literatür, Kazak tarihi, Kazakların çeşitli devlet sistemleri ve politik güçlerle ilişkileri üzerine yerli ve yabancı çalışmaların çoğunluğuyla tanışma fırsatı sundu. Ayrıca 10 yıldan uzun zamandır, Kazaklar da dahil olmak üzere çok sayıda Rus mültecinin yerleştiği ülkelerden biri olan Bulgaristan a yaptığım, uzun aylar süren iş gezilerinin de yararını gördüm. Sofya ve Filibe kütüphanelerinde, Moskova, Leningrad, hele ki Rostov ve Krasnodar da bulmanın imkânsız olduğu Beyaz Ordu ya ait iyi muhafaza edilmiş yayımlar bulunmakta. Özellikle Filibe şehrindeki İvan Vazov Halk Kütüphanesi ne minnettarım. Kitaplar, çeşitli iktidarların düsturları, stenografi metinleri, politik ve toplumsal örgütlerin toplantı protokolleri, türlü ansiklopedi ve rehberler, istatistik kitapları, muhakkak notlar alarak inceden inceye taradığım, uzun dönem yayımlanmış çok sayıda gazete ve dergi, çeşitli çağların atmosferine girmemi, araştırdığım olgunun tarihî gelişiminin karmaşık resmini gözümde 19 Kütüphaneye verilmiş samimi bir ad. (Ç.N.) 20 Rusya Sovyet Federatif Sovyet Cumhuriyeti. (Ç.N.) 8

9 canlandırmamı sağladı. Ne var ki araştırmada kullanılan asıl materyaller, neredeyse tüm merkezî arşivlerden toplanan, çağdaşımız Kazaklar, resmi kurumlarla ilişkileri, olaylara tepkileri vs hakkında bilgiler içeren dokümanlardır. Arşiv çalışmamı uzun yıllar, sistematik bir şekilde sürdürdüm. Bugün hâlâ sürdürmekteyim. Krasnodar, Rostov, Stavropol, Armavir, Maykop, Novorossiysk parti ve devlet arşivlerinde bulduğum değerli materyallerden de faydalandım. Sonunda, bazıları tarihçiler tarafından önceden dikkate alınmamış çok sayıda güvenilir belgeye ulaştım. Fırsat oldukça devrimin ateşten yıllarını anımsayan insanların sözlü tanıklıklarını da topladım. Fırtınalı savaşın en ilginç detaylarını General-Teğmen İvan-Lukiç Hijnyak, Kuban Bolşevik liderlerinden Praskovya İvanovna Vişnyakova, Yekoterinodar da 1918 de yönetimde görev almış Fyodor Yakovleviç Volik, İ. L. Sorokin in yaverliğini yapmış Fyodor Fyodoroviç Krutogolovoy, Kuban- Karadeniz Komsomol 21 Bölge Komitesi eski Baş Sekreteri Vera Vasilyevna Kabluçko, ünlü parti çalışanı Pyotr Nikolayeviç Gudima ve diğerlerinin dilinden dinleme şansına kavuştum. Onlarla Krasnodar da ev ortamında, Moskova da İ. L. Hijnyak, P. İ. Vişnyakova, V. V. Kabluçko nun evlerinde misafirlikte bir araya geldim. Nasıl da ilginç insanlardı bunlar! Kuban da meydana gelen olayları çocukluğumdan beri iç savaşa katılan ebeveynlerim Yakov İvanoviç Kutsenko ve Anna İvanovna Meleşenko dan dinledim. Elbette sözlü tanıklıklarla yetinmedim, fakat bunlar eski zamanların duygusal gerilimini, emekçi halkın mücadelesinin haklılığına duyulan sarsılmaz inancı yansıtıyorlardı, yani tarihe ahlaki-politik bir bakış açısı geliştirilmem yardım ediyorlardı. On yıllar boyunca Kuban, Don, Orenburg, Tersk, Astrahan ve diğer tüm Kazak örgütleriyle ilgili bol miktarda çeşitli materyal toplama şansım oldu. 80 li yıllarda, topladığım verileri kitaplaştırmanın en makul yolunu tasarlamaya koyuldum. Kısa süre sonra, bütün Rusya Kazaklarının tarihinin üstesinden tek başıma gelemeyeceğimi anladım eser fazlasıyla hacimli olacaktı. Kesinlikle birkaç cilt tutacaktı. Hem kim yayımlardı ki onu? Sovyetler zamanında incecik bir kitap yayımlatmak bile kolay değildi. Böylece hayatın kendisi oldu konuyu sınırlandıran. İlk olarak kitabın adı Velikiy Oktyabr i kubanskoe kazaçestvo 22 olarak düşünüldü. Eyalet yayınevindeki editörüm V. İ. Yakovlev in ısrarı üzerine, tartışma ve uzlaşmalar sonucunda kitabın adını kısalttık. Böylece Kubanskie kazaki 23 adlı monografim 1990 yılında yayımlandı. Başlangıçtaki tasarıya sadık kalarak kitapta esas vurguyu Kazakların kaderi için merkezî ve kanımca en karmaşık soruna yaptım: Devrim ve Kazaklar. Ortaya çıkarılan, toplanılan, sistemleştirilen tarihî veriler tarih metninin gelecekteki mozaiğinin tuğlacıklarıdır. Tecrübeyle sabittir ki, eldeki veri her zaman kitabın kapsadığından çok daha fazla olmalıdır: Birçok doküman ya da kullanılmamış parçalar, tarih eserinin sınırları dışında kalır. Yine de yazar onları hep hesaba katar, sonradan geri dönebilir. Yayımlanmış metni dikkatle okuduğunda sıklıkla, burada şu doküman da kullanılmalıydı (yahut bir parçası alıntılanmalıydı) düşüncesi üzerinde yakalar kendisini. Tarihçinin şahsi sanat arşivinde (sanat arşivi diyoruz, zira daha arşivlerdeki materyallerle tanışırken araştırmacı kendisi için en parlak, gerekli olanları ayırır, analizine başlar) yayımlanmış çalışmalarında yer almamış dokümanların kalması normaldir. Bunlar genellikle miktar bakımından yayımlananlardan az değildir. Araştırma çabalarının içeriğiyle ilgili de bir gözlemde bulunalım. Belirli bir konu seçen tarihçi veri toplamaya başlar. Bu çalışma aynı anda değişik yerlerde yürütülür: Araştırmacı bir arşivden diğerine, bir kütüphaneden başkasına geçer. Her yerde kesin bir şekilde uyulması gereken bir düzen vardır. Materyal toplamakla uğraşır, oldukça monoton bir işin içine çekilirken, 21 Komunistiçeskiy Soyuz Molodyoji. Gençlik Komünist Birliği. (Ç.N.) 22 Büyük Ekim ve Kuban Kazakları. (Ç.N.) 23 Kuban Kazakları. (Ç.N.) 9

10 kaçınılmaz bir şekilde üretim düzeninin boyunduruğu altına girer. Veri arama işine psikolojik olarak alışır genellikle haftalar, aylarca süren bir iştir bu. Fakat an gelir, yeterince materyal biriktirdiğinin bilincine varır, artık elindekileri sistemleştirip tanımlamanın zamanı gelmiştir. O zaman yeni bir çalışma türüne adaptasyon süreci başlar, metin oluşturma stereotipine dönülür (eğer bu çalışma ilk kez yapılmıyorsa). Kendi adıma ben çok kereler bir çalışma türünden diğerine geçmenin zorluklarını (çok büyük değildiyseler bile) yaşadım. Kazak tarihi gibi karışık, çok boyutlu, iç çelişkilere sahip bir konu, hem genel tasarı, hem anlatım yapısı üzerinde özenle çalışılmasını gerektiriyordu. Yazarın, tasarladığı planı hayata geçirebilmesi için gördüğü başlıca tarihî gerçekliği kavrayıp okura ulaştırmada yeni değilse bile sıkça değişik, spesifik yöntemlere başvurması şarttır. Araştırmacı, her şeyden önce konuyu kendi içinde çözmeli, bütün açılarını denetlemelidir ki, gelecekte emeğinin bütün sorumluluğunu üstlenebilsin. Bununla birlikte her zaman metnin yapısını biriktirilen veriler belirler. Benim başından beri Kazakların etnik değil, politik tarihinin incelenmesi gerektiğinden yana hiçbir şüphem yoktu (gerçi etnograflar açısından da Kazak konusu fazlasıyla sorun barındırmaktadır). Kazakların XX. yüzyılda geçirdiği sarsıntıların nedenleri de aslında politikti, etnik özgünlükten kaynaklı bir patlama değildi söz konusu olan. İkincisi ki, bu en önemlisidir, Kazak sorunu Sovyet tarihçiliğinde bütün karmaşıklığı içersinde açıklanmış değildi. Adil olmak adına altını çizelim: Bu sorun bugün de çözülmeyecektir. Fakat bu kez üzeri örtüldüğü ya da sivri köşeleri saklandığı için değil, Ratuşnyak ın savunduğuna benzer tutumlar yüzünden. Ben zamanında önüme açık bir hedef koydum: XX. yüzyılın sorunlarından biri olan Kazak trajedisinin gün ışığına çıkarılmasına elimden geldiğince katkıda bulunmak. Bunda kişisel politik eğilimlerimin, sosyal ve ahlaki kanaatlerimin büyük payı vardır. Kızıl Ordu D. P. Jloba Çelik Tümen ine mensup İvan İvanoviç Meleşenko nun torunu, iç savaşa, sosyalizmin kuruluşuna katılmış komünistlerin, Büyük Yurt Savaşı gazilerinin oğlu, halkımızın ve Bolşevik partisinin faşizmle savaşta gösterdiği en yüce kahramanlığın tanığı, otuz yıllık Sovyetler Birliği Komünist Partisi üyesi (partiye 1961 yılında girdim Yeltsin ve Gorbaçov un girdikleri yıldır), profesyonel bir tarihçi olarak benim için çıkış noktası, Rusya da önce burjuva-demokratik, ardından da sosyalist devrimin nesnelliğinin, dolayısıyla da şüphe götürmez tarihsel makullüğünün kabulüdür; zira son devrim somut deneyimin de ortaya koyduğu üzere, sosyal tepkinin doğal bir aşaması olarak koca bir devletin, toplumun, ekonominin, sosyal problemlerin en radikal şekilde modernize edildiği yapıyı kurmuş, birkaç on yıl içinde dünyanın önde gelen ülkelerine yetişilmesini sağlamıştır. Biraz olsun etkin reformlar uygulama becerisinden yoksun olduğunu gösteren monarşi yönetiminin, aristokrat-asilzade elit tabakanın halka karşı basbayağı bencil, kaba ve rezil yaklaşımları devrim transformasyonlarını hazırlamıştır, kurbanlar verilmiştir. Belirttiğim başlıca tutumdan yola çıkarak bir sonraki, benim için esas çıkarıma ulaşıyorum: Çarlığın, ardından da Geçici Hükümet in devrim öncesinde Kazaklarla oynadığı oyunlar, eski elit tabakanın, elinden kayıp giden iktidara sıkı sıkı tutunduğunu, kendisini, benzersiz ayrıcalıklı konumunu, yerleşik düzeni halkın kabaran öfkesinden bütün gücüyle, bütün olanaklarını seferber ederek korumaya çalıştığını gösteriyordu. Toprak ağası-burjuva çevreler bencilliklerini, hiçbir reforma boyun eğmeye yanaşmayan düşmanlıklarını, sınıf nefretlerini devrim günlerinde gayet açık sergilediler. Herkesin bildiği gerçek, bu kitabın sonuna kadar taviz verilmeyecek başlıca tutumu sert hükmüyle belirledi. Şudur söz konusu tutum: Kazaklığın bütün nitelikleri bir yana, öncelikle, çarlık devletinin kendisine biçtiği politik ve askerî rol göz önünde bulundurulmalıdır. Devlet himayesi altında bulunan her örgüt ya da topluluk belli bir amaçla kurulmuştur. Aksi takdirde ortaya çıkması ve varlığı anlamını yitirir. Çarlık, Kazak sınıfını bir şeyler için 10

11 örgütlemiş ve ona her tür desteği sağlamıştır. Herhalde etnik niteliklerini hayranlıkla seyretmek için yapmamıştır bunu. Toprak ağalığını esas alan devlet, Kuban Kazaklarına son derece ağır, sorumluluk gerektiren ödevler yüklemişti. Başlıca ödevleri, Kuzey-Batı Kafkasya yı zaptedip sömürgeleştirmeye uğraşan Rus ordusunun gücünü arttırmaktı; ayrıca ülkedeki devrim hareketinin bastırılmasında da rol oynayacaklardı. Bu ödevler öyle yaşamsaldı ki, çarlık, Kuban sınıfsal ordu müfrezesinin güçlenmesine istisnai bir özenle katkıda bulunuyordu. Eğer bu destek olmasaydı, XX. yüzyılın başındaki şekliyle Kazaklık var olamazdı. Kazaklığın temelini oluşturan stanitsalılar hızla sıradan güney Rusyalı köylülere dönüşürlerdi. Bu nedenle Slav alt-ulusu Kazakların köklerini, etnik gelişimin karmaşık akışında değil, monarşinin politikalarında aramak gereklidir. Devletin, evet tam da toprak ağası, asilzade, burjuva çarlığının Kazakların ayrıcalıklı konumunu korumadaki belirleyici rolü şüphe götürmez. Kıyaslamak için, günümüz Rusya devletinin Kazakların sınıfsal direnişini desteklemeye gücünün yetmediğini belirtelim. Çağdaş Rusya nın Sovyetlerden devraldığı toplumsal yapıda nüfusun özel bir kesiminin resmî bir ayrıcalığa tabi tutulmasının sosyal-sınıfsal temelleri mevcut değildir. Kuban Kazaklarının sınıfsal ordusunu diriltmek, yani yeniden kurmak için monarşi sistemine geri dönülmesi, toprağın ağaların kayıtsız şartsız himayesine geri verilmesi gereklidir. Açıkça görüldüğü üzere böyle bir şeyin gerçekleşmesi olanaksızdır. Bu nedenle, Kazaklığın geçmişteki otoritesini pek iyi sömüren Kazak liderlerinin tüm çabalarına, hatta Kazak sorunlarıyla ilgili cumhurbaşkanı danışmanlığı makamının oluşturulmasına ve 2005 yılında kabul edilen Kazak derneklerine ilişkin kanuna rağmen, günümüz amatör Kazak örgütlerinden ciddi, devlet çapında bir şey yaratılamıyor. Yaratılamayacak da demek için de kâhin olmaya da gerek yok, zira günümüz Rusya devleti, toplumda özel bir yer talep eden stanitsalı silahlı güçlerin korumasına ihtiyaç duymuyor. Yani Kazakların ülkede devrimden öncekini biraz da olsa anımsatan bir rol üstlenmeleri için herhangi bir gerekçe bulunmuyor. Monarşi zehrinin Kazakları fazla etkilediğini, subayların ise bu monarşi içkisini hayranlıkla içtiklerini yazmış olmam Ratuşnyak ı gücendirmiş. Konuya açıklık getirmeye hazırım. Söz konusu ifadelerden ve aşağıda yer alacak diğerlerinden Ratuşnyak ın çarlık devletini beğendiği görülmektedir. Bu tutum anlaşılırdır. Kazak dirilişi ideolojisinin oluşturulması için gereklidir. Çarlığın yüce amacı kabul edilmeden sınıfsal Kazaklıktan nasıl söz edilebilir? Sonuncunun başlangıcı bile imparatoriçenin Kuban toprağını Kazaklara cömertçe armağan edişine dayanır. Kazak armasının üzerinde, çeşitli Kazak nesillerinin hizmet ettikleri imparatorların isimlerinin baş harfleri görülür. Kazak ordusunun şerefine yeniden dikilen anıtın üzerine altın harflerle Kuban Kazak Ordusu nun 200. yıldönümü dolayısıyla kaleme alınan çar manifestosu işlenmiştir. Kuban halkı yakında tekrar Kuban Kazaklarının anası II. Yekaterina nın anıtıyla karşılaşacaklardır. Bunu anımsamışken şunu da unutmak olmaz: Yekaterina döneminde toprak köleliği zirveye ulaşmış, çariçe Y. İ. Pugaçov un cellâdı olmuş, favorilerine yüz binlerce toprak kölesi dağıtmıştır. Zamane dirilişçileri, monarşinin pozitif ışıltısına, çarlık silahının zafer şanına gereksinim duyuyorlar. Böyle bir ihtiras olmaksızın Kazak tarihi açıklanamaz. Gel gelelim bir bilim insanı yolundan şaşmamalı, monarşinin sosyal mahiyetini, Rusya toplumunu oluşturan çeşitli kişi ve kesimlerin farklı dönemlerde monarşiye yaklaşımlarını hiçbir zaman unutmamalıdır. Monarşizm nihayetinde ülkeyi büyük devrime sürüklemiştir. Rusya nın bütün geçmişinin esas, reddi imkânsız gerçeği budur. Çift başlı kartalın kanatları altında ahenkli, mesut bir hayat sürüldüğünü varsaymak için hiç bir gerekçe yoktur. Ayaklanan halkın öfkesi çaresizce, arkaik düzene ve çarlığın yetiştirdiği, halka hayatı dar eden sosyal güçlere yönelmişti, yani monarşi, emekçi kitlelerin, kendi sadık yurttaşlarının en büyük düşmanı konumundaydı. XVIII. yüzyılın sonunda kölelik sistemindeki krizin derinleşmesiyle birlikte ve sonrasında 11

12 Rusya nın sosyal gelişim mantığı, monarşinin kaldırılmasını gündeme getirdi. Halka hakaret anlamına gelen utanç verici toprak köleliğinin dayanağı olan monarşi rejimine karşı derin, bilinçli bir nefret, ilerici toplumsal düşünceye Radişev ve dekabristlerden 24, Herzen 25 ve narodovoletslerden 26 beri sinmiş durumdadır. Çarın fiziksel olarak yok edilmesi düşüncesi Bolşeviklerce uydurulmamıştır. Şu ateşli sözler bir Bolşevik e ait değildi: En zorbası hükümdarların! Nefret sana ve tahtına, Ölümünü çocuklarının Seyredeceğim kıvançla. Halklar okuyor çehrende senin Lanetin mührünü, dünyanın Dehşetini, utancını tabiatın Tanrıya sitemdir mevcudiyetin. A.S. Puşkin. Hürriyet. Kaside. En büyük ulusal şairimizin kehanetiydi: Sevinsin diye yurttaşlarımız En son papazın bağırsağıyla Ayıp direğinin karşısında En son çarı boğazlayacağız. 27 Demek ki Bolşeviklerin bütün yaptığı çok önceleri başlayan tarihî işi devralmak ve trajik finaline ulaştırmaktı. Final böyle olmayabilir miydi? Evet eğer monarşi kendi istikbâlsizliğini sağlıklı bir şekilde değerlendirip toplumun iktidar direksiyonunu başka, daha çağdaş güçlere bırakabilmiş olsaydı. Ne var ki o böyle bir kabiliyete sahip olamadı. Hiçbir sınıf, hiçbir elit tabaka, büyük ayrıcalıklar sağlayan, ayrıca en büyük keyfi iktidar keyfini sunan saygın yönetim mevkilerinden gönüllü olarak, yüksek bilinç ve özeleştiriyi benimseyerek, mücadele etmeden, ayrılmamıştır kral ve çarlardan, komünistlere ve ulusçulara kadar. Bunları her zaman ve her yerde zorlu, şiddetli, çoğu kez acımasız savaşlar vererek devirmek, alıştıkları, kendilerine ait devlet yemliğinden güç kullanarak koparmak gerekmiştir ki, devrilenler bu yemliğe her defasında sonuna kadar tutunarak hizmet etmeleri gereken halkın başına sayısız felaketler yağdırmışlardır. Günümüz Kazaklık dirilişçileri belli ki dardadırlar. Tüm Rusya da kabul gören monarşi fikrinin reddi geleneğini, çarlığa karşı asırlarca yürütülen savaşın ne çabalar ve fedakârlıklar gerektirdiğini bilmiyor olamazlar. Bugün monarşi iktidarının itibarını yükseltmeye çalışmak (sözde bile olsa) tarihin artık gerçekleşmiş hükmünü reddetme çürümüşlüğüne düşmek demektir. Bugünlerde imparatorlar, eski devlet büyükleri, beyaz hareketin militanları, Kafkasya yılının Aralık ayında (grubun adı da buradan gelmektedir: Aralık dekabr ) çarlık hükümetine karşı ayaklanan Rus asilzade ve aydınları. Ayaklanma idam ve sürgün cezaları ile bastırılmıştır. (Ç.N.) 25 Aleksandr İvanoviç Herzen ( ) Rus yazar, gazeteci, filozof. Suçlu kim? romanının yazarı. (Ç.N.) 26 Narodovolets (çoğul olarak kullanılır: Narodovoltsı) yılında kurulan başlıca amacı çarı öldürmek olan Narodnaya volya (Halk iradesi) adlı devrimci, halkçı örgütün üyeleri. (Ç.N.) 27 Puşkin A. S. Bütün Eserleri, 10 cilt Moskova, 1974, 1. Cilt, S

13 fatihi Kazakların kahramanlıkları üzerine yazılar okumaya alıştık. Yine 18 Mayıs 2004 tarihinde eyalet gazetesi Kubanskiye Novosti 28, II. Nikolay ın 136. doğum günü haberini bir portresiyle birlikte verdi. Haberde, III. Aleksandr ın oğluna vasiyetinden de söz ediliyor: Unutma: Rusya nın dostu yoktur. Büyüklüğümüzden korkuyorlar İç politikada her şeyden önce kiliseyi himayen altına al. Kilise felaket yıllarında az kurtarmamıştır Rusya yı. Aileyi kuvvetlendir, çünkü o her devletin temelidir. III. Aleksandr ın önemli bir hata yaptığını, bir halk deyişini unuttuğunu sanıyorum: Tanrıya güven ama kendin de kusur etme! Kilise kadar on milyonlarca emekçiyi de himayesi altına almasını öğütlemeliymiş genç hükümdara imparatorluk halkının ezilen çoğunluğunu yani; işçilere 8 saatlik iş günü, onurlu yaşam koşulları sağlayacak, ABD, İngiltere ve diğer önde gelen ülkelerde olduğu gibi köylülere ağa topraklarının en azından yarısını verecek, toplumda demokratik ilişkiler geliştirecek, aristokrasinin göze batan ayrıcalıklarını kaldıracak, nüfuzlu zenginleri zapt edecek, köylülerin vergi köleliğini hafifletecek köklü, çoktandır bekletilen reformlara yönlendirmeliymiş oğlunu; belki de o zaman Rusya-ana kanlı devrimin yanından geçip gidebilirmiş. Ama yok. Hükümdarlar, ne baba, ne de oğul, bir an önce giderilmesi gereken dev toplumsal çelişkileri görmeyi arzulamadılar. Bu burumda Kazak dirilişi fikri gerek Kazaklar gerekse onları gözlemleyenler için muğlâk bir hal almaktadır. Kazaklar bir yandan, çarlığa sadakatlerini sergilemeli, Beyaz Ordu ya itibarını iade etmeli ve bu sayede, tüm antika Kazak şeref diploma ve nişanlarını ellerinde bulunduran ABD deki Beyaz Ordulu mülteci torunlarının onayını almalıdırlar. Diploma ve nişanları geri almak dirilişçilerin hayalidir. Diğer yandan, Kazak karşıtı Sovyet geçmişine sırtlarını dönen dirilişçi Kazaklar, birtakım Sovyet getirilerini de yabana atamazlar örneğin, Büyük Yurt Savaşı nda yeni orduya katılanların kazandıkları gazilik nişan ve madalyalarını. Zamane Kazak yöneticileri, Sovyetlere özgü törenlere 23 Şubat, 9 Mayıs kutlamalarına katılmaktalar. Monarşi ve Beyaz Ordu savunması, Kızıl Kazakların devrim mücadelesi, ülkenin kolektifleşmesine katkıları, Sovyet vatanını korurken gösterdikleri kahramanlıklar bunları tek bir Kazaklık çatısı altında toparlamak, şimdi bir de yurtdışında Kazak geleneklerini savunan kişilerin çıkarlarını gözetmek kolay bir iş gibi görünmemektedir. ABD deki Kazak kolonisi bizim yeniler in deklarasyonunu kuşkuyla karşılamıştır. Okyanusun öte yanında, şu an Kuban da olup bitenlerin aslında Rusya nın politik gündemine has parametrelerin yerel bir yorumu olduğunu anlayan akıllı insanlar yaşıyor olmalıdır. Dirilişin gerçekliğine dair kuşkuları vardır. Çağdaş Kazak-mülteciler, devletin, geniş ordu arazilerini ordunun ekonomik temelini oluşturan geri vermeyi düşünmediğinin farkındadırlar. Dolayısıyla eski ferdî Kazak ekonomisinin yeniden yapılanmasından söz etmek olanaksızdır. Günümüz Kazakları, Rusya daki tüm Kazak olmayanlar gibi sıradan kuruluş ve şirketlerde çalışmaktadırlar. Arada bir çerkeska ve papak giydiklerinde Kazak olurlar sadece. İkincisi, günümüzde Kazaklık hizmeti diye bir şey hiç yoktur (ömür boyu mecburi Kazaklık hariç). Ne atlı Kazak alayları, ne piyade taburları mevcuttur. Orduda kendisine Kazak ım diyenler hiç askerlik yapmamış, eyer vurmaktan dahi bihaber, ata hangi taraftan bineceklerini bilmeyen kişilerdir. Şimdiki Kazaklar savaşçılık namına ancak bayram günlerinde televizyon kameralarına karşı egzotik giysileriyle resmigeçit yapma özelliğini korumuşlardır. Savaşçı görünümleri hoşlarına gider. Oysa hemşerilerinin çoğunluğunun bu gösterileri alaycı tebessümlerle izlediklerini akıllarına getirseler hiç fena olmazdı. Rus ordusunun kimi birliklerine destek veren Kazak grupları da oldukça semboliktir devlet çapında, kitlesel bir öneme sahip değildirler. Gerçi Kazak camiası, yasadışı göçmenleri 28 Kuban Haberleri. (Ç.N.) 13

14 etkisiz hale getirme, gelecekte ise atamanlarının hükmü doğrultusunda muhtemel muhalif girişimleri bastırmada kullanılabilir. Bilindiği gibi Kazakların Kuban da Rus olmayan öğrencilere zulmetmişliği, Çingeneleri kırbaçtan geçirmişliği vardır. Üçüncüsü, devrim öncesine kıyasla çok daha az sayıda yurttaşımız kendilerini Kazak olarak tanımlamaktadır Rusya nüfus sayımına bakılırsa ülkenin tüm bölgelerinde kendilerini Kazak olarak tanımlayan insanların sayısı yalnızca 140 bin kişidir 29. Dördüncüsü, çarlık zamanında Kazak Ordusu çok kollu bir askeri yapıya sahipti. Bugün ise orduyu, çarlık rozetlerine benzettikleri eski rütbeleri kendilerine keyfî olarak mal etmiş bir Kazak generali, birkaç albay, birkaç ordu başçavuşu temsil etmektedir. Bütün bu davranışların toplamı, kişinin üzerinde modası geçmiş politik bir maskeli balo, yetişkinler için bir tür Kazakçılık oyunu etkisi yapmaktadır. Eski Sovyetler Birliği Komünist Partisi Eyalet Komitesi nin siyasi eğitim binasında zaman zaman düzenlenen Kazak toplantıları Kubanlılar tarafından çoktandır Devlet Akademik Kazak Korosu na bağlı amatör drama topluluğunun mütevazı gösterileri gibi algılamaktadır. Şu soru da akla gelmektedir: Kuban Kazak Açık Askeri Lisesi ne diye Kuban ın en son atamanı M. P. Babıç ın adını kendisine mal etmiş, hangi gereklilik uğruna V. G. Naumenko nun adına hatıra plakası dikmiştir? Bu iki general de öyle büyük savaş kahramanlıklarıyla tanınmış kimseler değillerdir. Babıç, çok sayıda Kazak toprak ağasından birisidir. Genç askeri lise öğrencisi Kazaklar onun hayatını nasıl örnek edinebilirler? Naumenko nun ise Kazakların tarihî diploma ve nişanlarını kurtardığı bildiriliyor. Oysa kendisinin faşist Alman istilacılarıyla işbirliği yaptığından söz eden yok. Rusya devlet kütüphanesinde bugün her isteyen, Hitler yanlısı Kazaçyi vedomosti ye 30 göz atabilir yılı Mart-Nisan 9-10 numaralı sayıları şu bilgiyle açılıyor: Gönüllü ordular generalinden. Kazak orduları genel yönetimi Alman Komutanlığı huzurunda Kazak haklarını temsil eder ve şu şahıslardan oluşur: Başkan General Krasnov, General Naumenko, Albay Pavlov, Albay Kulakov. 31 Mart Köstring. Süvari alayı generalinden 31. Derginin aynı sayısının 31. sayfasında okur, gülümseyen silah arkadaşlarının fotoğraflarını görebilir. Resimler ve altlarında yazılar manalı deliller. Şöyle yazıyor: Tek bir aile. Soldan sağa: Ordu başçavuşu Kononov, General Şkuro, General-Binbaşı Naumenko, Albay von Bose ve Albay von Schultz, General-Binbaşı V. Naumenko, Albay von Bose ve ordu Başçavuşu İ. Kononov. Bir Hitler uşağı ne diye Kazak kahramanı olarak sunulsun? Bilindiği üzere, Naumenko nun da içlerinde bulunduğu ailenin bir kısım üyeleri idam edilmiş, Sovyet mahkemesinin kararıyla asılmışlardı. Kısa zaman önce Rusya Federasyonu Yüksek Mahkemesi Askeri Heyeti, bu kişilerin itibarlarının iade edilmesi talebini geri çevirdi, yani onları hain ilan ederek, geçmişte verilen hükmü adil kılmıştır. Naumenko meslektaşlarından ya biraz daha kurnaz ya biraz daha şanslı çıkmış olmalı ki, tutuklanmaktan kurtulmuştur. Sovyet organları tarafından yakalanmış olsaydı o da devlet suçu işlemekten yargılanabilirdi. Ve yine sorular: Naumenko nun etkinlikleri Kazaklar için nasıl bir örnek teşkil edebilir? Neden Krasnodar daki Kazak öğretim kuruluşuna örneğin Sovyetler Birliği mareşallerinden birinin adı verilmez S. M. Budyonnıy, G. K. Jukov ya da Generaller L. M. Dovator yahut N. Y. Kiriçenko nun adları o şanlı albayların? Yahut dirilişçilerin Sovyet tarihine duydukları nefret aşılmaz ise, öğretim kuruluşu neden Kazakların komutaları altında hizmet verdikleri A. V. Suvorov un, M. İ. Kutuzov un ya da M. D. Skobelev in adını almaz? İlkokul çağındaki Kazak çocuklarının sıradan bir bölgesel çarlık 29 Kazaki nedovolnı itogami perepisi. Kto yeşço? (Kazaklar Sayımın Sonuçlarından Memnun Değil. Ya Diğerleri?) / / Rossiyskaya gazeta Mart. 30 Kazak Bülteni. (Ç.N.) 31 Kazaçyi vedomosti Mart-Nisan. No: S

15 yöneticisinin gölgesinde yetiştirilmesinden çok daha anlamlı olurdu böylesi. Anılan bu davranışlar siyah üzerinde beyaz ip gibi sırıtmaktadırlar. Tüm bunlar açıkça okyanus ötesinin onayını almak için yapılmaktadır. Kazak diploma ve nişanları ABD den getirilip Krasnodar da yeniden kurulan manastırın girişine konulsun diye böyle bir ahlaki bedel ödemeye değer miydi? Şunu belirtmek gerekir ki, çağdaş dirilişin öncüleri beyaz mülteciler monarşiye bağlılıklarını gizlememişlerdir. Mülteci yayımlarında görülen yazılar buna işaret etmektedir. Örneğin, Kubanskoe kazaçestvo. İstoriko-literaturnıy i illustrirovannıy jurnal yılının 1 numaralı sayısında Ordu bayramı adlı makaleyi yayımlamıştır. Makalede şu ifadeye yer verilmektedir: Uzun, çok uzun zaman Pokrov günü tüm Kuban Kazaklarının ortak bayramı olarak kutlanmıştır. Asırlık, bin yıllık gelenek ancak 1830 lu yıllarda bozulmuştur Kazaklar için yeni bir düzen yürürlüğe sokulmuştur; o zaman imparator I. Nikolay tüm Kazak ordularının başına Ordu Atamanı olarak oğlu, vârisi, veliahdı Aleksandr Nikolayeviç i getirmiş ve kendisinin isim günü olan 30 Ağustos Aziz Aleksandr Nevski günü Kuban da dahil olmak üzere her yerde Kazak ordusunun bayram günü ilan edilmiştir. Daha sonra ise: vâris Aleksiy in (metinde böyle geçiyor. İ. K.) isim günü yeniden eski geleneğe göre ordu bayramı olmuştur, tüm kutlamalar yerine getirilmektedir Biz mülteciler ülkeden ayrılırken eski ordu günü 5 Ekim kabul görmekteydi 33. Bayramların değişimi de Kazakların toplumsal sınıf durumundan askerî sınıf durumuna geçişlerini yansıtmaktadır. Ratuşnyak şöyle yazmıştır: Kutsenko, Kazakların Kuzey Kafkasya da izlenen gerici çarlık politikasının aktif uygulayıcıları olduklarını düşünmektedir. F. A. Şerbina dan farklı olarak kendisi, her konuda Kazakları suçlamaktadır Suçlama mahkemeye mahsustur (gerçi açıkça söylemek gerekirse, başka yerlerde olduğu gibi Kuzey Kafkasya da da ordu sınıfının misyonu hiç de alt-ulus misyonu olarak değerlendirilmez). Kutsenko nun ise objektif bir bilimsel hedefi vardı: İleri görüşlü F. A. Şerbina nın maskelediği ve bugün Ratuşnyak ın kabul etmek istemediği Kazakların devrimden önceki sosyal yapılarını açığa çıkarmak. Daha önce de yayımlanmış şu beyanda bulunmak için yeterli gerekçelere sahiptik: Kapitalist geleceğe doğru kesin bir şekilde dümen kırıldığı anlamına gelen toprak köleliğinin kaldırılışı olayının sonrasında Kazak sınıfı toplumdaki en monarşik oluşumdu. Neden? Mal-para ilişkileri feodalizmin kalıntılarını acımasızca silip süpürür, toprak ağasının mülkiyetine, asilzadenin refahına bile kıyarken Kazak ordusu, refahı ve hayatı tümden asırlık geçmişe, hükümdar iradesine bağlı kalan tek ulusal yapıydı. Reformların ardından toprak ağaları ve yönetimdeki elit tabaka için Kazaklık, asilzade sınıfının benimsediği çara ve onu temsil eden mercilere hizmet etme, feodalitenin gerektirdiği görevi yerine getirme karşılığında toprak mülkiyeti hakkı edinme algısından doğmuş, çok sevgili, kadim ahlaki bütünün bir parçası olarak kaldı 34. Yeni ortaya çıkarılan materyaller daha kesin ifadeler kullanmamıza izin veriyor: En parlak ve anlamlı delil XIX. yüzyıl sonunda Kazaklığın sosyal içeriğine ilişkin çürütülemez tespittir. O zamanlar Kazaklar monarşiye Rusya da bulunan tüm diğer topluluklardan daha yakındılar. Üstelik bu nitelikleri belirgin şekilde toprak ağalığı-burjuvalık rejimine hizmet eder karaktere sahipti. Zira var olan bütün toplumsal ve politik yapı, dolayısıyla da onun tüm devletsel öğeleri de böyleydiler. Fakat organize, sağlam, kitlesel yapılar arasından teki bile, çarlık ruhunu, geleneklerini sindirmişlik ve mutlakıyete görev bilinci ile bağlanmışlık bakımından Kazaklık ile kıyaslanamazdı. Gayet haklı olarak belirtebiliriz: Kazak ordu sınıfı resmî ifadesi ile monarşizmin 32 Kuban Kazakları. Tarih-Edebiyat ve İllüstrasyon Dergisi (Paris) (Ç.N.) 33 Kubanskoe kazaçestvo. İstoriko-literaturnıy i illustrirovannıy jurnal No. 1. S Kutsenko İ. Y. Kuban Kazakları. Daha geniş 2. Basım, Krasnodar, S

16 timsali ve abidesi olmuştur. Ulusal anlamda Rus halkına ait olduğuna ilişkin etnik öz-tanımı herkesçe bilinmektedir. Fakat o zamanın gündelik yaşantısında öncü politik görüş, bu tanıma ikincil, ordunun resmî işlevselliğine bağımlı bir anlam yüklüyordu. Zamanında V. İ. Lenin şöyle demişti: Hizmetkârların ait olduğu tabakanın durumu, çok düşük dozda halk sevgisi ve çok yüksek dozda itaat, efendi çıkarlarını gözetme dürtüsünü 35 içinde barındırır. Eğitim bombardımanı stanitsalılara mutlakıyetin ürünü olan sosyal uşak tiplemesini ideal Kazak hizmeti olarak dayatıyordu ve Kazak kitlesi tarafından zamanla kabul edilmişti. Burada bir noktaya değinmek yerinde olacaktır: Herhalde bütün Kazaklar da kabul etmemişlerdi; gayet muhtemeldir ki bu tür bir misyondan hoşlanmayan Kazaklar da mevcuttu. Fakat bizim kastettiğimiz, monarşi devletinin ordu sınıfına resmî yaklaşımı ve sonuncunun sınıf olarak bu yaklaşıma tepkisidir. Bugün bu gerçekliği reddetmek hakikate karşı çıkmak demektir 36. Alıntıladığımız bu genel hükümle Kazakları suçlamakta mıyızdır gerçekten? Elbette ki hayır. O zamanki durumun sorumlusu, suçlamanın alıcısı bellidir. Kazaklar mutlakıyetçi çarlık devletinin uzun, hedefli politikasının sonucunda kendi halklarının karşısına dikilmiş, çarlığa itaat eden muhafazakâr bir güce dönüştürülmüşlerdir. Nihayet kısa zaman önce eyaletimizdeki süreli yayımlardan birinin sayfalarına devrim öncesi Kazaklarının mutlakıyete uşakça bağlılıklarını kabul eden bir yazı yansıyabilmiştir. Çarlık muhafaza müfrezesine bağlı iki Kazaktan söz edilmekteydi yazıda; naşının Petersburg da bulunan Petropavlovsk Katedrali ne taşınması kararlaştırılan çok yaşlı imparatoriçe II. Nikolay ın annesi Mariya Fyodorovna zamanında sınır dışında bulunmuşlardı. İmparatoriçeye hizmet eden Kazak Timofey Ksenofontoviç Yaşik anılarında şöyle demiş: Kazakların en aziz emeli sevgili çarlarına hizmet etmek, onun yakınında olmaktır 37. Monarşistlerin böyle pek işlerine gelen bir düstura indirgenebilir işte Romanov çarlığı içinde Kazakların tarihsel konumu. Böyle şeyi S. Razin, Y. Pugaçov, K. Bulavin 38 duysalardı, ya Zaporojyeliler! Bu Kazakların özgürlük tutkusu, demokratlıkları, namus tasavvurları mutlakıyetin en yüksek şahsiyetlerinin huzurunda bile uşaklık rolü ile bağdaştırılamazdı. Gerçek bir Kazak halkçısı, misyonu gereği efendilerinin üzerine titreyen bir hizmetkâr değil, bir yurt savunucusu, bir sosyal zulüm karşıtıdır. Kazakların üzerine sinen asırlık monarşi ayıbını silmek için Rus devrimlerinin temizleyici fırtınaları, halk savaşının çetin, kanlı deneyimi gerekmiştir. Anlaşılan Ratuşnyak T. K. Yaşik in görüşlerini paylaşmaktadır. En azından benim Kazak subaylarına ilişkin monarşi içkisini hayranlıkla içmişlerdir sözüm kendisine dokunmuştur. Çarbabası adına gücenmiştir! Sözlerimizin birini bile geri almıyoruz. Söz konusu cümle Rogovskaya stanitsasından Albay P. N. Kamenski nin sözlerinden yapılan bir alıntıyla ilişkilidir; kendisi, Petersburg da imparatorluk muhafız müfrezesinin 100. yılı şerefine verilen, çar ve çocuklarının da katıldıkları bir yemekte bulunmuştur. Sadık Kazaklar şerefine yapılan konuşmalara yanıt olarak: her birimizin ruhunda, tapındığımız hükümdara karşı hudutsuz bir sadakat duygusu ve onun için hayatlarımızı verme arzusu kabardı 39 demiştir. Birincisi, Kazak hizmetinin en büyük anlamı olarak çarın ve muhterem ailesinin şahsi korumalığını görmek bayağılıktır. M. Y. Lermontov, saraylı güruhunu şöyle adlandırmıştı: Tahtın çevresinde açgözlü bir kalabalık dikilen. 35 Lenin V. İ. Bütün Eserleri. 39. Cilt S Kutsenko İ. Y. Aleksandr III v Yekaterinodare. Fotoreportaj iz XIX veka (III. Aleksandr Yekaterinodar da. XIX. Yüzyıldan Bir Foto-Röportaj.) Krasnodar, S. 34, Udaltsova M. Leyb-kazak imperatritsı Marii Fyodorovnı (İmparatoriçe Mariya Fyodorovna nın Kazak ı) / / Rodnaya Kuban No: 4. S Tarihte çeşitli ayaklanmalar çıkarmış isyancı Don kazakları. (Ç.N.) 39 Kutsenko İ. Y. Kuban Kazakları S

17 Özgürlüğün, dehanın ve şanın cellâtları. Şairin Ölümü adlı şiirinin yazılışından seksen yıl sonra Kazakların da saflarına karıştığı saraylı kamarillalar daha iyi değil, daha kötü oldular, zira imparatorluk içindeki geometrik gelişimde çelişkiler derinleşmiş, dolayısıyla da iktidar çevrelerinin asalaklık ve ahlaksızlığı büyümüştü. İkincisi, muhafızların iddiaları asılsız çıktı. Hiçbir imparatorluk subayı ya da Kazak, tüm sadakat duygularına rağmen çar için hayatını vermedi. Romanovların zor günlerinde muhafız müfrezesinin komutanı çerkeska giyip çalım satan, çarın yakın çevresinden G. G. von Gabbe yurtdışına kaçtı. O yakışıklı, cesur, görüntülerine bakılırsa korkunç, parlak subaylar, hoş saray hayatının tüm ayrıcalıklarından ve cömert maaşlarından faydalandıktan, her fırsatta çara son nefeslerine kadar sadık kalma yeminleri ettikten sonra hükümdarın ailesini bir şekilde koruma altına almak, örneğin inisiyatif kullanıp bir sabotaj grubu oluşturup Petersburg-Moskova ya da Tobolsk-Yekaterinburg istikametinde kaçırmak için tabii caizse parmaklarını bile oynatmadılar. O zamanın devrimci muhafazası öyle aşılmaz bir şey de değildi. Bugün iyi bir televizyon dizisi çıkabilirdi böyle bir konudan: İmparatorluğun çöküşü! A. Dumas nın dört silahşorunun zavallı I. Charles Stuart ı esaretten kurtarmaya yönelik onurlu çabalarını anımsayalım. Ne var ki ikiyüzlülük-kariyer düşkünlüğü aşağılık bir görevdir. Her zaman korkaktır böyleleri. Yüz yıldan uzun süre beslenip büyütülen Kazak muhafız müfrezesinden, yalnızca bayramlarda işe yarayan bir maskeli balo topluluğundan başka bir şey çıkmamıştır. İmparatora tapınan subaylar, tutuklanmasını hemencecik kabullenivermiş, yani onu resmen teslim etmişlerdir Bolşeviklere. Kazak monarşisinin rezil finali böyledir. Koruduğu hükümdar ve ailesinin kurşuna dizilmelerini ziyansız atlatıp yurtdışına iltica eden müfreze kadrosu da uzun zaman, gelecek nesiller için fotoğraflaştırılan kılıçlı kılıçsız gösterilerini sergileyerek askerlik becerilerini düpedüz sirk temsiline çevirmişlerdir. Devrim arifesinde monarşi fikri, bu fikri ilan ve muhafaza eden kariyer düşkünlerinin hesapları, sahte bir ahlaki afyon, gerçek bir ruhsal içkiydi. Çarlığa saygı duyulmuyor, iktidarının halk açısından sonuçları biliniyordu. Monarşinin değerlendirmesini yaparken Yaşik ve Ratuşnyak ile değil, Puşkin ve Lermontov ile saf tutmayı yeğliyoruz. * * * Bugün, kitle iletişim araçlarının da baskısıyla toplumun bilincinde Sovyet dönemine yönelik sert negatif bir yaklaşımın oluşması anlaşılırdır. Söz konusu yaklaşımı 90 lı yılların başında Rusya da gerçekleşen devlet inkılâbının, kurulan rejimin korunması için destekleyenler, galip durumdaki yeni sınıfsal güçlerdir. Ansızın ortaya çıkan Sovyet karşıtı eğilim tarihçilikte spesifik bir karaktere sahiptir. Biz bu karakteri, birçok yazarın tarihsel problemleri yorumlarken yalnızca sempati ve hassasiyetlerini değiştirerek, 180 derece dönüş yapmış olmasına bağlıyoruz. Eskiden Sovyetler ve komünizm karşıtı olduklarını gizleyen, şimdi ise nihayet açıkça dile getirme fırsatını yakalayanlara ise çok daha ender rastlanmaktadır. En çok, devrilen sistemin, parti liderlerinin maskesini çıkaran, çarlık ve Beyaz Ordu nun vatanseverliğini vs. vurgulayan sansasyonel yazılara yer veriliyor. Ne var ki yeni ilkesel çıkarımlarda bulunmak için gereken geniş kaynak temeli mevcut değildir. Çoğunlukla öteden beri bilinen, daha Sovyet iktidarı zamanında bilimsel literatüre geçmiş olgular başlarına eksi işareti iliştirilerek tekrar anlatılmaktadır. Bu da ilk dönemlerindeki her sahtecilik gibi inandırıcılıktan uzak bir önyargının belirgin emarelerini taşır. İfşa edici tonlama ise bazı delilleri ancak gülünçleştirmektedir. Şöyle demiştik: Daha dikkatli bir bakışla, ek bilgiler de göz önünde bulundurulduğunda, geçmişin gerçekliğini bir nebze olsun andıran bir resim elde edilebilir. Sovyet sonrası dönemde birçok yazar, Komünist Parti nin tarafgir sivriliğini terk edip geçmişin tarafsız bir okumasını yapmak eğilimiyle yola çıkarken, yenilikçi tarihî çözümlemeyi sunmada başarısız olmuştur; aslında 17

18 yaptıkları, araştırma verilerini bir kısmını ayıklamak suretiyle sınırlandırmaktır. Böyle bir tutumun zararları aşikârdır. Sonuç olarak Sovyet iktidarı savunusunu sekteye uğratmak için harcanan çabalar, ne kadar demokratik niyetlerle sarf edilseler de, bir siyasi idil, kurban verilen devrim öncesi iktidarın müdafaası ile sonuçlanmaktadır. En iyi ihtimalle filozofların dedikleri gibi bir tür de javu yani bir zamanlar yaşanmış bir şeyin hafızada yanlış canlandırılışıdır yapılan 40. Gelgelelim günümüzde Sovyet karşıtlığı genellikle bilinçli ve maksatlı şekilde yürütülmektedir. Çağdaş tarih ürünlerinin dev denizi içinden yalnızca iki örneği ele alalım. En sık rastlanan 2. Dünya Savaşı tarihinin tahrifidir. Argumentı i faktı 41 gazetesi, Büyük Yurt Savaşı emektar gazisi, eski Politbüro 42 üyesi, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi sekreteri, perestroykanın başlıca mimarlarından biri olan A. N. Yakovlev le yapılan bir röportajı yayımladı. Materyale Savaşı yalandan temizlemeli başlığı verilmiş. Kendisi, insan kayıplarımızın sayısının büyük ölçüde aşağı çekildiğini bildiriyor: gerçekte 30 milyondan fazladır. Bu, zaferin acı gerçeğidir. Alman yönetimi, Sovyet esirlerinin sayısını kişi olarak açıklamıştır. Biz bugüne dek kesin bir veriye sahip olamadık. Savaş süresince yalnızca askeri mahkemeler Sovyet ordu mensubunu mahkûm etmiş, bunların içinden ü aşkın kimse kurşuna dizilmiştir, yani yaklaşık on beş tümen Stalin iktidarı tarafından yok edilmiştir 43. A. N. Yakovlev şöyle demiş: Ve kimse benden Stalin i övmemi beklemesin. İnsanlar ne isterlerse söylesinler. Düşünsenize, yıllarının baskı döneminde hiç yorulmadan, bizzat, kişinin 266 idam listesini imzaladı! Bir belgeden söz ediyoruz. Ve ben bugün mitinglerde ve çeşitli toplaşmalarda Stalin in portrelerini taşıyan insanlara seslenmek istiyorum: Tutunduğunuz bir bayrak sapı değil, kemiktir Stalin in kurşuna dizdirdiği bir insanın bacakları 44. Yakovlev Sovyet sisteminin belki de en radikal eleştirmenidir. Daha önce de şöyle bir beyanı olmuştu: Geniş kitlelerin daha çok Lenin ismiyle tanıdıkları Bay Ulyanov ve geniş kitlelerin daha çok Stalin ismiyle tanıdıkları Bay Cugaşvili Rusya da aslında faşist bir devlet kurdular. Bolşevikler, farklı düşünenleri toplama kamplarına ilk getirenlerdir. Onların deneyimini Hitler tekrarlamıştır. Yudeniç e 45 karşı savaşırken, ön saflara burjuva ve küçük burjuvaların konulması emrini veren de Lenin dir, vücutlarıyla Kızıl Ordu ya siper olsunlar diye Rejimin faşist aslını maskelemek için enternasyonalizmden, halkların kardeşliğinden dem vurduk, Hitlerizmi ancak devletimiz için ölümcül bir tehdit haline geldiğinde yok ettik 46. Ne mutlu ki alıntılanan ifade Yakovlev in şahsi görüşü olarak kalmıştır. Bildiğimiz kadarıyla hiçbir ciddi bilim insanı bu yoruma katılmamaktadır. Ve işte diğer bir görüş: Rusya Federasyonu Komünist Partisi Moskova Şehir Komitesi 18 Aralık ta Moskova da Kızıl Ekim Kültür Evi nde yüce İ. V. Stalin in 125. doğum günü şerefine bir gece düzenliyor 21 Aralık tarihinde İ. V. Stalin in Kremlin duvarı önündeki mezarına çiçek bırakılacak. Katılımcıların saat de G. K. Jukov anıtının önünde 40 Kutsenko İ. Y. III. Aleksandr Yekoterinodar da S İddialar ve Gerçekler. (Ç.N.) 42 Komünist Parti Merkez Komitesi nin yönetici organı. (Ç.N.) 43 Svortseviç V. Voynu nado oçistit ot vranya (Savaşı Yalandan Temizlemeli) / / Argumentı i faktı No: 8. S Aynı materyal. 45 Yudeniç. Nikolay Nikolayeviç Yudeniç Birinci Dünya Savaşı nın önemli Rus komutanlarından. İç savaşta Bolşeviklere karşı savaşmıştır. (Ç.N.) 46 Yakovlev A. N. Vse eti gitlerı, stalinı odna poroda (Bütün Bu Stalinler, Hitlerler Aynı Soydan) / / Rossiyskaya gazeta Haziran. 18

19 toplanmaları bekleniyor 47. Problemi çözmek isteyen kişi ne yapmalıdır? Siyasi muhaliflerini, hele ki masum insanları kurşuna dizmek ahlakdışıdır. Stalin in döktüğü kanı unutmak, hele ki bağışlamak olanaksızdır. Ne var ki Yakovlev in tutumu da başka bir yalanı beraberinde sürüklemektedir: Stalin savaş halindeki bir devletin ordu komutanıydı, zaferi onun yönettiği ordu kazandı; Kızıl Ordu askeri Yakovlev in de ordusuydu bu. Terör suçu Stalin in adını tarihten silmez, özellikle de faşizme karşı verilen mücadeleden. Adil olmak adına altı çizilmelidir: Yurdumuz, tarihi boyunca ancak Stalin döneminde en yüksek gücüne ve uluslar arası otoritesine kavuşmuştur ki, bunun yakın gelecekte tekrarı öngörülememektedir. W. Churchill in, F. Roosevelt in, Sovyet başkomutanlarının ki içlerinde baskılara maruz kalanlar da vardı Stalin e değer verdikleri bilinir. Mareşal G. K. Jukov un Stalin değerlendirmesine kulak vermenin faydalı olduğunu düşünüyoruz: Daha 30 ların başında Stalin tam bir diktatör oldu. İtaatkâr çevresi tüm emirlerini yerine getiriyor, onu en büyük liderleri görerek adını yüceltiyor, sıkça V. İ. Lenin in adını bile atlıyorlardı. Sonraki yıllarda korkunç boyutlara ulaşan şahsa tapınma böylece başlamış oldu. Böylece bir put oluşturuldu ve putperestler hızla ürediler yılları parti ve halk için en zor dönemdi; korku ortamında, Merkez Komite Politbürosunda parti duyarlılığı kalmadığı için, Stalin in azizliğine uğrayan binlerce ileri gelen partili, Silahlı Kuvvetler çalışanı sadık yurtseverler, ülkenin yetenekli yöneticileri öldürüldü. Elbette ki binlerce suçsuz insanın ölüm emrini veren, çocuk ve aile bireylerinin hayatlarının sakatlanmasına yol açan Stalin i bağışlamak olanaksızdır. Fakat tek başına Stalin i suçlamak da doğru olmayacaktır. Onun yanı sıra, özellikle İç İşleri Halk Komiserliği organlarının ülkenin tüm köşelerinde yarattıkları curcunadan haberi olan dönemin diğer Politbüro üyeleri de sorumlu tutulmalıdır. Merkez Komite nin 1957 yılın Haziran ayı genel toplantısında Molotov, Kaganoviç, Malenkov vd. grubunun faaliyetleri tartışılırken Yejov ve diğer İç İşleri Halk Komiserliği çalışanları tarafından Stalin e sunulan listeleri açıkladım. Listelere alınan şahıslar Stalin, Molotov, Voroşilov ve Kaganoviç tarafından yargısız idama mahkûm edilmişlerdir Savaşın sonuna doğru, daha doğrusu Kurski çatışmasından sonra, Stalin askerî meselelerden genel olarak iyi anlar olmuştu. Fakat Stalin in başarıyla sonuçlanan büyük operasyonların organizatörlerini bir şekilde gölgede bırakıp kendisini ön plan plana çıkarmaya çalıştığının da altını çizmeliyim 48. Demek ki bugün, galiba hayatlarından pek de memnun olmadıkları için protesto mitinglerinde Stalin in portrelerini taşıyanlar, haberdar oldukları geçmiş Sovyet terörünü hiç de aklamaya çalışmadıkları halde, Yakovlev in sözünü ettiği kurşuna dizilmiş adamın kemiğini değil Hitler Almanya sı karşısında kazanılmış zaferin bayrağının sapını tutuyorlar. Bir de Sergey Georgiyeviç Kara-Murza nın dikkatimizi çektiği başka bir alandan bir örnek: İşte SSCB Bilim Akademisi Felsefe Enstitüsü üst düzey bilim çalışanı N. Kozlova nın makalesi, itibarlı akademik yayın Obşestvennıye nauki i sovremennost da 49 basılmış (1991, No:2). Gözüme tesadüfen takıldı, ama bu tür makalelerden dünya kadar var ve bu da pek manidar. Makale bütün olarak SSCB nin kültürel inşasını, Sovyet eğitim tipini ve Sovyet tipi eğitimli insanı reddediyor. Yazar kendi ifadesiyle kültürel-antropolojik bir analiz yapıyor. Çıkış tezi ise şöyle: 20 li yıllarda toplumun kültür seviyesi belirgin şekilde düştü. Makale yer yer doğru gözlemler içeriyor ve öfkeyle dolup taşıyor neye karşı? Sovyet iktidarının evrensel kültüre eriştirdiği kişilere: Devrim rüzgârı, tarihin yüzeyine, sanayi öncesi toplumlara özgü şahsi bağlantılar dünyasında yaşayan birçok insanı çıkardı. Bunlar, sersemlik ve 47 Zavtra. Rusya Federasyonu Gazetesi No:51. S Jukov G. K. Korotko o Staline (Kısaca Stalin hakkında) / / Pravda Ocak. 49 Sosyal Bilimler ve Çağdaş Dünya. (Ç.N.) 19

20 zulümden ötürü susmuş, dilsiz insanlardı Nasıl bir bilim hayal ediyorlardı söylemesi zor. Ardından alaycı bir fıkra geliyor, hayalperestler ülkesi, kahramanlar ülkesi üzerine. Oysa her şeyin doğru bir şekilde yapıldığı batı öyle midir ya? Ve tekrar öfkeyle karışık doğru gözlemler: Sonunda aşağı tabakanın ezelî fantezisi azat edilmiş, medeniyet çerçevesinden fırlayıp toplumun yüzeyine yayılmış oldu Onlarca üniversite açıldı, binlerce yeni bilim çalışanı türedi. Kültürden uzak tutulmuş toplum kesimlerinin öğretime erişimlerinin sağlanması bir tür toplu eşitliği elde etme yöntemine dönüştü Yeni kızıl öğrenciler olağanüstü düşük öğretim seviyeleri ile dikkat çekiyorlardı, sonuç üniversitelerin bozulması Tüm bunların ardında yüksek kültürlü camiası ile mitolojik Çarlık Rusya sı nostaljisi var: Bu camiaya girmek uzun süreli sistematik çalışmalar gerektiriyordu. Ayrıca aşçı kadın çocukları kanunu 50 yürürlükteydi. Yazarın Sovyet felsefesinin fiziksel cezayı kaldırışından söz etmeyişi de tuhaf oysa kendisini muhakkak demokrat sayıyordur. Bu Sovyet karşıtlığının felsefî coşkusu bana göre, ayrıcalıklı bir azınlığın, sınıf kültürü yararına halk kültürünü reddinden kaynaklanıyor Örneğin bana, neredeyse yüz milyon insanın okuma yazma öğrenmişliğinin kültür seviyesinin genel düşüşü ifadesiyle örtüşebileceği fikri saçma geliyor Kozlova yı yalnızca ince elit tabakada olup bitenler ilgilendiriyor, nüfusun %85 i, köylüler ona göre mevcut bile değiller. Asyalı milyonlarca insanın da mevcut olmayışı gibi 51. S. Kara-Murza nın düşüncelerine bir şey ekleyelim: Kozlovalara layık oldukları yanıtı 1923 yılında Kuban Tıp Enstitüsü rektörü, büyük patolojik anatomi uzmanı, V. İ. Lenin in bedeninin saklanması yönteminin yazarı Profesör N. F. Melnikov-Razvedenkov vermiştir. Kendisi bir röportajında şöyle demiştir: Proleter üniversite öğrencileri her şeyden önce ciddi ve derin bilgiler edinmeye yönelik ateşli tutkularıyla şaşırtıyorlar. Hepimiz öğrencilerimizin ne denli zor maddi koşullarda okuduklarını biliyoruz. Ve bu elverişsiz koşullara rağmen, hatta inadına öğrencilerimiz mücadele enerjisiyle bilimleri kavrıyorlar. Bu anlamda yeni öğrenciler, bizim koşullarımızda gayet anlaşılır bazı genel yetiştirme sorunlarına rağmen geçmişin varlıklı burjuva öğrencilerinden çok daha üst seviyede bulunuyorlar. Yeni öğrencilerin bir özelliği de, sıcak bir emekçiler ailesi olmalarını sağlayan o emekçi kolektivizmi ve sağlam yoldaşlık özdisiplini 52. İşçi ve köylülerin oluşturduğu yeni aydın kitlesi elbette aristokrat-burjuva aydınlarından farklıydı. Sonuncular kadar okumuş değildi, çocukluktan yabancı dil, asil davranışlar ve bale öğretilmemişti ona. Ama tam da bu komünist aydınlar, devrimin tarafına geçmiş eski aydın kesimiyle işbirliği ederek tarihte görülmemiş bir başarıya imza attılar SSCB nin gayet kısa bir sürede güçlü bir sanayi-tarım devletine dönüşmesi, faşizmle giriştiği son derece çetin, ölümcül kavga, ardından yıkılmış bir ülkenin yeniden inşası. İtiraf edelim: S. Kara-Murza nın kitabından bu örneği kasıtlı olarak alıntıladık. Mesele şu ki, 2004 yılında tarihçilerle yaptığı bir konuşmada Ratuşnyak sesinde monarşi geçmişi nostaljisini ele veren imalarla bir diğer yeni ussal eğilimini ifade etmişti: Sözlerine bakılırsa Rusya yı okuryazar yapan çarlık ordusuydu. Askere çağırılan cahil kimselere orduda okuma yazma öğretiliyor, böylece toplumun kültür seviyesi yükseltiliyordu. Böylesi bir beyanda bulunan kişinin ancak özel bir araştırma yapmış olması gerekir. Ordu da, üretim de (okuma yazma bilen alt tabakadan işçilere duyulan ihtiyaç) halkın bir kısmını öğrenime teşvik etmişlerdir. Ne var ki yılında Halk Aydınlatma Bakanı İ. D. Delyanov ( ), Çar III. Aleksandr ın da onayladığı bir genelgeyle liselere yalnızca iyi aile çocuklarının alınmasını şart koşan ve böylece alt tabakaların öğrenim hakkını ellerinden alan bir uygulama getirmiştir. Uygulamaya aşçı kadının çocukları kanunu adı verilmiştir. (Ç.N.) 51 Kara-Murza S. Sovok vspominaet Tropı praktiçeskogo razuma. (Eski Sovyetli Anımsıyor Pratik Aklın Patikaları) Moskova, S. 12, Krasnoye znamya. Rusya Bolşevik Komünist Partisi Kuban-Karadeniz Bölge Organı Ekim. 20

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 Socrates-Comenius, Eylem 2.1. Projesi Bir Eğitim Projesi olarak Tarihi Olayları Yeniden Canlandırma Eğitimden Eyleme Referans: 128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 ÖĞRETMEN EĞİTİMİ PROGRAMI PLAN DURUM Pek

Detaylı

Bilimsel Araştırma Yöntemleri. Doç. Dr. Recep KARA

Bilimsel Araştırma Yöntemleri. Doç. Dr. Recep KARA Bilimsel Araştırma Yöntemleri Doç. Dr. Recep KARA 3. Ders 1.Literatür Taraması - Literatür taraması nedir ve nasıl yapılır? - Literatür taramasında kütüphaneler 2. Süreli Yayın nedir? Süreli Yayınların

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH A.B.D. BİLGİ FORMU

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH A.B.D. BİLGİ FORMU TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH A.B.D. BİLGİ FORMU Bölüm TARİH ANA BİLİM DALI Bölüm Başkanı PROF.DR. AYGÜN ATTAR Bölümün amacı Tarih Anabilim Dalının amacı yüksek

Detaylı

Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü

Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Psikoloji Psikoloji bilimi, insanı anlamada bu bütünsel bakış açısını koruyan bir yaklaşım sergiler. Amacı insanı daha iyi anlamak ve ona yardımcı olmaktır. Psikoloji,

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

TÜBİTAK ULAKBİM TÜRK TIP DİZİNİ KOMİTESİ Yayın Etiği Araştırma Anketi Sonuçları 2009

TÜBİTAK ULAKBİM TÜRK TIP DİZİNİ KOMİTESİ Yayın Etiği Araştırma Anketi Sonuçları 2009 SAĞLIK BİLİMLERİNDE SÜRELİ YAYINCILIK - 2009 TÜBİTAK ULAKBİM TÜRK TIP DİZİNİ KOMİTESİ Yayın Etiği Araştırma Anketi Sonuçları 2009 Türk Tıp Dizini Kurulu ulusal dergilerin yöneticilerinin yayın etiği ile

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

KAFKASYA NIN SOSYO-EKONOMİK KİMLİĞİ

KAFKASYA NIN SOSYO-EKONOMİK KİMLİĞİ 1 KAFKASYA NIN SOSYOEKONOMİK KİMLİĞİ İngilizce den derleyen ve çeviren: Mustafa Özkaya I. BÖLÜM KUZEY KAFKASYA NIN EKONOMİK GÖSTERGELERİ Nüfus: 17,758,000. En büyük şehir: RostovonDon (1,024,000) Moskova

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

RADYO-TELEVİZYON MUHABİRİ

RADYO-TELEVİZYON MUHABİRİ TANIM Haber kaynakları ile ilişki kurarak sürekli haber toplayan, gerektiğinde olayları yerinde izleyen, haberi yazılı veya sözlü olarak bağlı bulunduğu radyo veya televizyon kurumuna ileten kişidir. A-

Detaylı

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! 11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH BÖLÜMü BİLGİ FORMU

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH BÖLÜMü BİLGİ FORMU TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH BÖLÜMü BİLGİ FORMU Bölüm Bölüm Başkanı TARİH PROF.DR. AYGÜN ATTAR Bölümün amacı Tarih Bölümünün amacı; tarih bilimi ile ilgili meslek

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor...

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor... Sevgili öğrenciler, değerli veliler... Dershanelerin dönüşüm sürecini kamuoyundan takip ettiniz. Biz de final dergisi dershaneleri olarak artık final liseleri ne dönüşüyoruz. final liseleri Hiçbir başarı

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği YÖNERGESİ

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği YÖNERGESİ AKADEMİ BİRLİĞİ YÖNERGESİ Birinci Bölüm Genel Hükümler Amaç Madde 1 tarafından yürürlüğe konan bu yönergenin amacı, Akademi Birliği nin amacını, görev, yetki ve çalışma alanlarını düzenlemektir. Tanımlar

Detaylı

2010 2012 ETKİNLİK RAPORU. 29.1.2010 tarihli olağan Genel Kurulda bizlere bu derneği adımıza yaraşır bir biçimde yönetmek üzere görevlendirdiniz.

2010 2012 ETKİNLİK RAPORU. 29.1.2010 tarihli olağan Genel Kurulda bizlere bu derneği adımıza yaraşır bir biçimde yönetmek üzere görevlendirdiniz. ÇOCUK İSTİSMARINI VE İHMALİNİ ÖNLEME DERNEĞİ 2010 2012 ETKİNLİK RAPORU 29.1.2010 tarihli olağan Genel Kurulda bizlere bu derneği adımıza yaraşır bir biçimde yönetmek üzere görevlendirdiniz. Bu nedenle

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (28 EKİM -13 ARALIK 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz ikinci temamıza ait bilgiler,

Detaylı

BİZ KİMİZ? ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Atatürk ü ve ideolojisini daha iyi tanımak ve tanıtmak için 1989 yılında ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan bir düşünce topluluğudur. Atatürkçü

Detaylı

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni Sayı:1 Nisan 2015 1 KİTAP VE KÜTÜPHANENİN ÖNEMİ 3 2014-2015 KÜTÜPHANE ORYANTASYONUMUZ 5 KÜTÜPHANEMİZ 8 OKUMA ŞENLİĞİMİZ 10 BRITANNICA ONLINE 12 SEVİM AK

Detaylı

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENİ LİSESİ R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 2010 2011 Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz. Sokrates 9. S ı n ı f l a r LĠSELĠ OLMAK ve REHBERLĠK SERVĠSĠNĠN TANITIMI Sevgili

Detaylı

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik Video Başlığı Açıklamalar Süresi Yetkinlikler Liderlikte Güncel Eğilimler Konuşan Değil, Dinleyen Lider Son on yıl içinde liderlik ve yöneticilik konusunda dört önemli değişiklik oldu. Bu videoda liderlik

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi Deutsches Rotes Kreuz Kreisverband Berlin-City e. V. BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi BACIM projesinin tanıtımı BACIM Berlin-City ev Alman Kızıl

Detaylı

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR!

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! 1 SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! Tabi şu da bir gerçek ki, sizin siteniz 350 milyon ve hala artmakta olan siteden bir tanesidir. Sitenizin diğerlerinden ayrılması ve ayakta kalması için ne yapabilirsiniz?

Detaylı

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ Fakültemiz 2809 sayılı Kanunun Ek 30. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 02.06.2000 tarih ve 2000-854 sayılı kararnamesiyle kurulmuş, 2001-2002 Eğitim

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

KENDİMİZİ DÜZENLEME BİÇİMİMİZ

KENDİMİZİ DÜZENLEME BİÇİMİMİZ 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ DÜZENLEME BİÇİMİMİZ (24 Mart 9 Mayıs 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında (24 Mart 2014-09 Mayıs 2014) tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU ÖĞRENCİNİN ADI-SOYADI: BEP HAZIRLAMA :07.10.2011 BEP Birimi Üyeleri: - ÖĞRENCİNİN ŞU ANKİ PERFORMANS DÜZEYİ:.. öz bakım becerilerini yerine getirir... okuma yazmayı

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

Pepee den Önce Pepee den Sonra P.Ö- P.S

Pepee den Önce Pepee den Sonra P.Ö- P.S Pepee den Önce Pepee den Sonra P.Ö- P.S KİM BU PEPEE? YIL 2007, Bir düşümüz var: Türk çizgi filmi yapmak Bu da düşümüzün rakamsal temeli: Türkiye de milyonlarca çocuk var. Binlerce yıllık anlatı kültürü

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

Türkçe, tarih boyunca büyük sorunlarla karşılaşmış ve her durumda özünü kaybetmede bugüne kadar varlığını korumuştur.

Türkçe, tarih boyunca büyük sorunlarla karşılaşmış ve her durumda özünü kaybetmede bugüne kadar varlığını korumuştur. Türkçe, tarih boyunca büyük sorunlarla karşılaşmış ve her durumda özünü kaybetmede bugüne kadar varlığını korumuştur. Türkçe nin bugünkü durumunu ele aldığımızda ilk anda göze çarpan olumsuzluklar; batı

Detaylı

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir.

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. - 1 - I. A.B.D. HAKKINDA GERÇEKLER Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. 1- Genel bakış A.B.D. nin değişen nüfus yapısı: http://usinfo.state.gov/journals/itsv/0699/ijse/ijse0699.htm

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

Neden Daha Fazla Satın Alalım?

Neden Daha Fazla Satın Alalım? Neden Daha Fazla Satın Alalım? Ana Tema Önerilen Süre Kazanımlar Öğrenciye Kazandırılacak Beceriler Yöntem ve Teknikler Araç ve Gereçler Giderek artan bilinçsiz tüketim ve üretim çevreyi olumsuz etkiliyor.

Detaylı

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013 BİLİM OLİMPİYATLARI, MADALYALAR VE ÇAN EĞRİSİ Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 8 Aralık 2013 Milliyet Gazetesi nde belki de Milliyet okuyucularından çoğunun da

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

KİŞİSEL BİLGİLER EĞİTİM

KİŞİSEL BİLGİLER EĞİTİM KİŞİSEL BİLGİLER Adı Soyadı : Ahmet Yağlı Doğum Tarihi : 16.09.1977 Doğum Yeri : İzmir E-posta : ahmetyagli@maltepe.edu.tr EĞİTİM 2009 Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku anabilim

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ELEMANI

HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ELEMANI HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ELEMANI TANIM Çalıştığı kurumun tanınmasını, çalışmalarına karşı insanlarda olumlu izlenimler uyandırmasını, çevresiyle iyi ilişkiler kurmasını ve saygınlığını artırmasını sağlamak

Detaylı

Diğer: Diğer:... Diğer:...

Diğer: Diğer:... Diğer:... Anket Üniversite Bu anket formu, işitme engellilerin üniversite eğitimlerini desteklemeyi amaçlayan bir proje çerçevesinde sizlerin sorunlarını değerlendirmek için hazırlanmıştır. Ad Soyad: Devam ettiğiniz

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

Hakkımızda GHA 2007 / 2

Hakkımızda GHA 2007 / 2 Tanıtım Hakkımızda Kurucumuz, yaşam ile ilgili araştırma, deneyim, gözlem ve eğitim ile hayatın bilinçle uygulanması gereken bir süreç olduğunu belirledi ve bu bilincin insanlığa verilmesini hedefledi.

Detaylı

KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM. GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER

KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM. GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER Prof.Dr. Ufuk TANERİ, IOM, HE 2003-03-14 Eğitim-Öğrenim Doğuş anı ndan başlayıp Ömür Boyu süren bir Süreç, yüzyılımız ve gelecek nesiller beklentilerinin

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok Antalya daki 4 üniversitenin sektör için gerekli eğitimleri verdiği, Akdeniz Üniversitesi

Detaylı

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ... GENÇLERIMIZIN YANINDA 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri Yurt Dışı Gençler Seçim Beyannamesi ... IÇINDEKILER MUSTAFA YENEROĞLU SUNUS 04 --------------------------------- YURT DIŞINDAKİ

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar

Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar Hamburg Uyum Meclisi Genel bilgiler Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar 1. Uyum Meclisi ne için gereklidir? Entegrasyon; örneğin politika, ekonomi, iş piyasası, eğitim, sosyal işler, kültür, din,

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü SAĞLIK MESLEK LİSELERİ REHBERLİK HİZMETLERİ YÖNERGESİ

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü SAĞLIK MESLEK LİSELERİ REHBERLİK HİZMETLERİ YÖNERGESİ T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü SAĞLIK MESLEK LİSELERİ REHBERLİK HİZMETLERİ YÖNERGESİ SAĞLIK MESLEK LİSELERİ REHBERLİK HİZMETLERİ YÖNERGESİ 1. BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar

Detaylı

SANAL EĞİTİM BİLİMLERİ KÜTÜPHANESİ

SANAL EĞİTİM BİLİMLERİ KÜTÜPHANESİ IX.ULUSAL EĞİTİM BİLİMLERİ KONGRESİ Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi 27-30 Eylül 2000 ERZURUM SANAL EĞİTİM BİLİMLERİ KÜTÜPHANESİ Prof.Dr. Mustafa ERGÜN Konunun önemi Araştırmalarda

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :İnternet Sitesi SON DAKİKA GAZETESİ Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar Belediyesi Farkındalık Yaratacak

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER OFİSİ YÖNERGESİ BİRİNCİ KISIM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER OFİSİ YÖNERGESİ BİRİNCİ KISIM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER OFİSİ YÖNERGESİ BİRİNCİ KISIM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- Bu Yönergenin amacı, Rektörlüğe bağlı olarak görev yapan ve Rektör Yardımcısı

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Sunum Konuları. Özel Dedektiflik Nedir? Dünyada ve Türkiye de Özel Dedektiflik. Özel Dedektiflik Hizmet Alanları. Kimler Özel Dedektif Olabilir?

Sunum Konuları. Özel Dedektiflik Nedir? Dünyada ve Türkiye de Özel Dedektiflik. Özel Dedektiflik Hizmet Alanları. Kimler Özel Dedektif Olabilir? LOGO LOGO Özel Dedektifler Derneği Eğitimde İyi Örnekler Paylaşımı Projesi Maltepe Feyzullah Turgay Ciner İlköğretim Okulu ÖZEL DEDEKTİFLİK KONFERANSI 09 Mart 2012 www.dedektif.org.tr - info@dedektif.org.tr

Detaylı

TÜRKÇE MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (TÜRKÇE DERSİ) (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE

TÜRKÇE MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (TÜRKÇE DERSİ) (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE KISA DÖNEMLİ MATERYAL YÖNTEM- i doğru kullanır. 1 2 3 4 Söylenen sözcüğü tekrar eder. Gösterilen ve söylenen nesnenin adını söyler. Gösterilen nesnenin adını söyler. Resmi

Detaylı

Fakültemiz; Fakültemiz yeni kurulmasına rağmen hızla büyümekte ve kadrolarını genişletmektedir.

Fakültemiz; Fakültemiz yeni kurulmasına rağmen hızla büyümekte ve kadrolarını genişletmektedir. HOŞGELDİNİZ Fakültemiz; Bilimsel tutum ve becerileri kazanmış, mesleki donanım sahibi, içinde bulunduğu eğitimsel süreçlerle ilgili, toplumsal meselelere duyarlı, hür düşünen, demokratik ilkelere bağlı,

Detaylı

Ebeveynler için bilgi

Ebeveynler için bilgi Ebeveynler için bilgi Sevgili Ebeveynler, Burada yer alan bilgilerle sizleri, Oldenburglu çocuklar için sunulan bakım hizmetleri ve bu hizmetlerin kuralları hakkında genel olarak bilgilendirmek istiyoruz.

Detaylı

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum. Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milli Eğitim Müdürü, Darüşşafaka Cemiyeti nin Sayın Başkanı ve Yöneticileri, Saygıdeğer Öğretmenlerimiz, Darüşşafaka daki temel öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp,

Detaylı

BİZ SİZ HEPİMİZ. Biz: Hakkımızda I Siz: Misyonumuz I Hepimiz: Vizyonumuz

BİZ SİZ HEPİMİZ. Biz: Hakkımızda I Siz: Misyonumuz I Hepimiz: Vizyonumuz www.tugva.org BİZ Türkiye Gençlik Vakfı, merkezi Türkiye, çalışma alanı dünya olan, yenilikçi olmaktan ve icat çıkarmaktan çekinmeyen yeni nesil gençlik vakfı dır. TÜGVA, geleneklerine bağlı kalarak, çağın

Detaylı

SOZIALE INTEGRATION. Sosyal Entegrasyon. İleri derecede teşvike muhtaç çocukların sosyal

SOZIALE INTEGRATION. Sosyal Entegrasyon. İleri derecede teşvike muhtaç çocukların sosyal SOZIALE INTEGRATION Sosyal Entegrasyon İleri derecede teşvike muhtaç çocukların sosyal entegrasyonufırsat ve görev Sosyal Uyum Sevgili anne ve babalar, Öğrenme engelli çocuklara yönelik teşvikin kapsamı,

Detaylı

BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ

BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ Madde 1: Topluluğun Adı Ve Merkezi a)topluluğun Adı : Bilgesam Gençlik Platformu dur. b)topluluğun Merkezi : İstanbul dur. Madde 2: Topluluğun Kurulma Amacı 1-BİLGESAM

Detaylı

Sevdiklerinizin adını yaşatın! www.tsiv.org.tr. TSİV Eğitim Bursları

Sevdiklerinizin adını yaşatın! www.tsiv.org.tr. TSİV Eğitim Bursları Sevdiklerinizin adını yaşatın! www.tsiv.org.tr TSİV Eğitim Bursları Baskı: Mart 2014 Hakkımızda Şehitlerimizin aziz anılarını her zaman yaşatacağız! Türk Şehitlikleri İmar Vakfı, bu vatanın özgürlüğünü

Detaylı

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI Yrd. Doç. Dr. Yaşar SARI Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Kırgızistan Giriş Kırgızistan Orta Asya bölgesindeki toprak ve

Detaylı

MAVİ BAYRAK ARAŞTIRMA SONUÇLARI

MAVİ BAYRAK ARAŞTIRMA SONUÇLARI MAVİ BAYRAK ARAŞTIRMA SONUÇLARI FEE nin 2011 yılında Mavi Bayraklı plaj ve marina yöneticilerine yönelik olarak düzenlenen anket sonuçları açıklandı. Toplamda 33 ülkeden 1151 plaj ve marina yöneticisinin

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

EVLİLİK SÖZLEŞMESİ. Toplumda yaygın kullanılan ve aslında içinde pek çok yanılsamayı barındıran kavramlardan biri de evlilik sözleşmeleri

EVLİLİK SÖZLEŞMESİ. Toplumda yaygın kullanılan ve aslında içinde pek çok yanılsamayı barındıran kavramlardan biri de evlilik sözleşmeleri Av. Afet Gülen KÖSE 1 EVLİLİK SÖZLEŞMESİ Toplumda yaygın kullanılan ve aslında içinde pek çok yanılsamayı barındıran kavramlardan biri de evlilik sözleşmeleri Evlilik sözleşmeleri önemli bir kesim tarafından

Detaylı

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Kuzeyde Sırbistan ve Kosova batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan,

Detaylı

Proje: COMPASS 510858-LLP-1-AT-LEONARDO-LMP. Proje hakkında açıklayıcı bilgiler

Proje: COMPASS 510858-LLP-1-AT-LEONARDO-LMP. Proje hakkında açıklayıcı bilgiler Proje: COMPASS 510858-LLP-1-AT-LEONARDO-LMP Proje hakkında açıklayıcı bilgiler Bu anketin amacı, niteliksel bilgilerin toplanıp, belirli formlarda yardım ve ihtiyacı olan, 15-25 yaş arası göçmen yada farklı

Detaylı

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM VE SU Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM Prof.Dr.Fuat KEYMAN a göre 21.yüzyıla damgasını vuracak en önemli kavramlardan biri "Dostluk, arkadaşlık

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

2013/14 AKADEMİK YILI İÇİN KIBRIS TÜRK TOPLUMUNA YÖNELİK BURS PROGRAMI

2013/14 AKADEMİK YILI İÇİN KIBRIS TÜRK TOPLUMUNA YÖNELİK BURS PROGRAMI 2013/14 AKADEMİK YILI İÇİN KIBRIS TÜRK TOPLUMUNA YÖNELİK BURS PROGRAMI Başvuru rehberinin 5. Maddesi doğrultusunda 28 Nisan 2014 e kadar gelen AÇIKLAMA TALEPLERİ No. Soru Cevap 27 Bir öğrenci şu anda yurt

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar.

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar. MESLEĞE VEDA From: Güney Dinç Sent: Wednesday, April 16, 2014 1:56 PM To: Subject: [ÇEHAV] Mesleğe Veda Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum.

Detaylı

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m - Bakan Yıldırım dan yıldırım gibi özlü sözler - Manisa 4. Asliye Ceza dan insan hakları ve Anayasa dersi - Telefon Ablukası ile Gazze Ablukası arasındaki on benzerlik RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012)

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) Sayın Velimiz, 22 Ekim 2012-14 Aralık 2012 tarihleri arasındaki ikinci temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR?

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? YABANCI DİL ULUSLAR ARASI HAREKETLİLİKTE OLMAZSA OLMAZ MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? DOÇ.DR.DİLEK KARAASLAN Süleyman Demirel Üniversitesi it i Erasmus Kurum Koordinatörü 05 Kasım

Detaylı

ANTALYA SERBEST MUHASEBECĐ MALĐ MÜŞAVĐRLER ODASI ODA ĐÇ YÖNETMELĐĞĐ

ANTALYA SERBEST MUHASEBECĐ MALĐ MÜŞAVĐRLER ODASI ODA ĐÇ YÖNETMELĐĞĐ ANTALYA SERBEST MUHASEBECĐ MALĐ MÜŞAVĐRLER ODASI ODA ĐÇ YÖNETMELĐĞĐ BĐRĐNCĐ BÖLÜM AMAÇ VE KAVRAMLAR Amaç Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı; Antalya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası nın, Yönetim Kuruluna

Detaylı

T.C. PAMUKKKALE ÜNİVERSİTESİ ile T.C. AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

T.C. PAMUKKKALE ÜNİVERSİTESİ ile T.C. AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ T.C. PAMUKKKALE ÜNİVERSİTESİ ile T.C. AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ ORTAK DOKTORA PROGRAMI EĞİTİM-ÖĞRETİM YÖNERGESİ 2015 T.C. Pamukkkale Üniversitesi İle T.C.

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ DERECE ALAN ÜNİVERSİTE YIL

ÖZGEÇMİŞ DERECE ALAN ÜNİVERSİTE YIL ÖZGEÇMİŞ 1. Adı ve Soyadı : JALE SARMAŞIK 2. Doğum Tarihi : 25 Ekim 1950, İstanbul 3. Unvanı : Profesör Dr. 4. Öğrenim Durumu : DERECE ALAN ÜNİVERSİTE YIL Lisans Hukuk İstanbul Üniversitesi Hukuk 1975

Detaylı

TC İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK YÜKSELTİLME VE ATAMA YÖNERGESİ

TC İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK YÜKSELTİLME VE ATAMA YÖNERGESİ TC İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK YÜKSELTİLME VE ATAMA YÖNERGESİ Amaç Madde 1- Bu yönergenin amacı; TC İstanbul Arel Üniversitesinde akademik yükseltilme ve atamalarda uygulanacak kriterleri düzenlemektir.

Detaylı