SOSYAL BiLiMLER ENSTiTÜSÜ DERGiSi

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SOSYAL BiLiMLER ENSTiTÜSÜ DERGiSi"

Transkript

1 ISSN ERCiYES ÜNiVERSiTESi SOSYAL BiLiMLER ENSTiTÜSÜ DERGiSi SAYI: 8 YIL: 1999

2 VEYSI'NİN DÜRRETÜ'T-TAC ADLI SİYERİ VE NÜSHALARINJN T ANlTIMI Dr. Nuran YILMAZ. Klasik edebiyatımızın en önemli konularından biri dindir. Hz. Muhammed'in hayatı ise dini edebiyatın başta gelen temasıdır. İslam dinine göre Hz. Muhammed örnek insandır. Bu yüzden onun hakkında yazılan. söylenen ne varsa Müslümanlar için çok kıymetlidir. Dolayısıyla Peygamberin hayatına dair çok sayıda edebi eser yazılmıştır. Bu eserler de edebiyatımızda siyer türü olarak yer almıştır. Dini edebiyatın pek çok türünde olduğu gibi bu türde de kütüphanelerimiz bizlere miras bırakılan eserlerle doludur. Söz konusu eserler Araplar, Farslar ve Türkler tarafından oluşturulmuştur. Bu türün orijinal eserleri Arap tarihine ve edebiyatma dayanır. Araplarda var olan bu gelenek daha sonralan İran edebiyatma taşınmıştır. Türk edebiyatında ise her iki geleneğin izleri de görülmektedir. Hatta başlangıçta yazılan eserler Arapça ve Farsça'dan tercüme edilmiştir. Bu sebeple Türklerin İslfuniyet'i kabulünün ardından geçen 3-5 asır içerisinde siyer türünde yazılan eserlerin büyük bir çoğunluğu telif değil tercümedir. Siyer türünde kolay kolay telif eser meydana getirilmeyişinin sebebi ise, siyerin bir çeşit biyografi olmasındandır 1. Elimizdeki bilgilere göre, Türkçe'ye tercüme edilen ilk siyer Tercemetü Sfreti'n Nebf veya Tercemetü'd-Darfr ve Takdimü'z-Zahir adlı kitaptır. Bu eser, İbn Hişam'ın Hfi?i Kitabu's-Sireti'r-Resilfıllalı adlı siretinden tercümedir. Eseri ErzurumluKadı Darir tarihleri arasında kaleme almıştır. Bu siyer daha sonra yaz ılan Türkçesiyerlere kaynaklık etmiştir 2. Daha sonralan bu tercüme faaliyetleri devam etmiştir. Mesela; 16. yüzyılın ünlü şairi Baki ( ), Kastallani ( )'nin Mevahibü'l-Ledünniye adlı eserini ter- * Çukuro"" ~ııiversites i İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi. Siyerlerdf konu Hz. Peygamber olunca, genelde kaynaklara bağlı kalınması gerekmektedir. Bundan dolayı siyer türünde yazılan edebi ürünler sadece Türklerde deği l, Araplarda ve Farslarda da mahiyetitibariyle birbirinin tekran olan eserlerdir. 2 lbn Hişliın'ın bu eserine kadar yazılan siyer kitaplan megiiz1 olarak anılıyor l ardı. İlk megiizl yazarı da sahabeden Hz. Zübeyr'in oğlu Urve (643-44/712-13)'dir. Bu konuda geniş bilgi için bkz. Zekeriya KİTAPÇI, Yeni İslam Tarihi ve Türkler, Konya, 1995, s ; Öyle ki, "Urve, Megazt türünde bir otoriteydi. İbn İshak ve öteki tarih yazarları onun, İslam tarihinin kurucusu olduğunu söylerler", Neşet ÇAGATAY, Başlang ıçtan Abbasilere Kadar CDini-lctimai İktisadi-Siyasl Açıdan) İslam Tarihi, Aııkara, 1993, s. 14; lbn İshak'ın siyeri bize kadar ulaşmam ı ş, ilk Türkçe tercüme siyer kitabı İbn Hişam'ın eseri vasıtasıyl a meydana getirilmiştir. bkz. Neclii PEKOLCA Y, İsliimi Türk Edebivatı, İstanbul, 1994, s. 187; NecUi PEKOLCAY, Selçuk ERA YDIN, Mustafa TAHRALI, Mustafa UZUN, M. Hüsrev SUBAŞl, İslami Türk E debiyatında Şekil ve Nev'ilere Giriş, İstanbul, 1996, s

3 Sosyal Bilimler Enstitilsil Dergisi Sayı: 8 Yıl: 1999 cüme yoluyla edebiyatımıza kazandırmıştır. Ancak bu eser telif eseriere başlangıç sayılabilecek bir eserdir. Çünkü birçok eserden faydalanmak suretiyle yazılmıştır 3. Telif eseriere gelince, zaman içerisinde siyer türü telif eserlerin sayısında artış olduğu görülmektedir. Bu yazının konusu olan, 17. yüzyıl eserlerinden, Dürretü't-Tiic fi Sireti Sahibi'I-Mi 'rac bu tür telif eserlerdendir. Dürretü't-Tdc fl Sireti StJhibi'l-Mi 'rac, Alaşehirli Üveys b. Mehmed ( h.) tarafından kaleme alınmıştır. Aydın ilinin Alaşehir kasabasında dünyaya gelmiştir. Babası Mehmed adlı bir kadıdır. Veysi mahlasıyla tanınan şair, kaynaklarda Alaşehri veya el Üskübi nisbesiyle yer almaktadır. Dayısı (Makall) da bir şair olan Üveys, daha sonra Osmanlı klasik nesrinin en büyük üstatları arasında sayılacaktır. Aynı zamanda babası gibi ilıniye teşkilatında da görev alacak, yurdun çeşitli yerlerinde naiplik, divan katipliği, emval müfettişliği ve kadılık görevlerini sürdürecektir. Osmanlı topraklarının çeşitli yerlerinde görev alan Veysi, Mısır'ın Reşid şehrinde Divan katipliğiyle memuriyete başlamıştır. Daha sonra sırasıyl a Anadolu'nun, Akhisar, Tire ve Alaşehir kazalarında ; Rumeli'nin ise Siroz, Tekirdağ, Üsküp ve Gümülcine vilayetlerinde naiplik, emval müfettişliği ve kadılık yapmıştır. Bugün Balkan topraklannda kalan Üsküp şehri, Veysi'nin hayatında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Çünkü bu şehirde uzun yıllar kalmıştır. Üsküp'te kadılık yaparken, yedi kere görevden alınnuş ve her seferinde görevine iade edilmiştir h. yılında yine bu şehirde vefat etmiştir. Mezarı da Kumanova'dadır 4. Bu arada şürler yazmış, Arap diliyle ilgili çalışmalar yapnuş 5 ve Klasik edebiyatın orijinal ürünlerinden biri olan Dürretü't-Tacfl Sireti Sahibi'I-Mi 'rdc adlı siyer kitabını da yazmıştıl. Dürretü't-tdc fi Sireti Sahibi'I-Mi 'rtic kendi zamaruna kadar yazılan siyerler içinde telif denilebilecek seviyede bir eser oluşuyla ardından gelenlere örnek olmuştur. Bu sebeple de kitap çok tutulmuş ve değişik zamanlarda da istinsah edilmiştir. Eserin yurtiçi ve yurtdışında birçok kütüphanede yazma nüshaları bulunmaktadıl. Bu nüshalardan bazılan 3 Sabahattin Küçük, Baki ve Divanından Secmeler, Ankara, 1988, s Nev'iziide Atay!, Hadii ' ikü'l-hakayık fi Tekmiletis -Sakayık, c. I, İstanbul, 1268, s. 715; Bursalı Mehemmed Tahir, Osmanlı Müellitleri, (A Bio Bibliograpical Dictionary of the Ottoman Literature), c. 2, İstanbul, 1334/ , 1343/ , s ; Mehıned Süreyya, Sicill-i Osman!, c. 4, İstanbul, 1308/ , 1971, s Veysi'nin yaşadığı dönemde medrese tahsili yapmış olan pek çok kişi Arapça ve Farsça'yı bilirdi. Fakat onun siyerinde kullandığı dil ve bu dile olan hakimiyeti Aran dilini iyi derecede bildiğini göstermektedir. Ayrıca Arapça hazırlarum ş bir lügat ÜZerindeki çalışması da dikkate değerdir. Mesela: Merece'l-Bahreyn fl Ecvibe 'ala İ'tiriizati ' l-cevherl, adlı eser Kamfis Müelliti Mecdüddin F"ı.ıilziibiidl (ö h.)'ye yaptığı itirazlara verilen cevaplar olup, Arapça olarak yazılmıştır: (Katip Çelebi, Mustafa b. Abdullah (Hacı Halife), Kesfu'z-Zünfuı 'an Esfuni'l Kütüb ve'l-fünfuı, c. II, s. 1653, İstanbul ). Veysi'nin bu eserinin müellif hattıyla olan bir nüshası Ragıp Paşa Kütüphanesi, numara 1239/1415'tedir. (Zehra TOSKA, Veysi Dlviiru (Hayatı. Eserleri ve Edebi Kişiliği), Basılmarnış Yüksek Lisans tezi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, numara 16396, İstanbul, 1985, s Nev'izade Atiiyi, Hada ' ikü'l-hakavık fi. Tekmileti's-Sakavık, c. I, İstanbul, 1268, s British Museum Oriental and India Office Collections Requisitions'da 7503 nolu kayıtlaki Teviirih-i Al-i Osman olarak yazılan kitabın aslında Siyer-i Veysi olduğu Erciyes Üniversitesi'nde İsl am Tarihi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şefaattin SEVERCAN tarafmdan fark edilip yet- 36

4 Sosyal Bilimler Erıstitllsil Dergisi Sayı : 8 Yıl: 1999 alelade olmakla beraber çoğu özenle hazırlanmış, müzehhep ve hattı muntazam nüshalardır. Hatta içlerinde İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'nde bulunan bir nüsha, Osmanlı medreselerinden Siyavuş Paşa Medresesi'nde müderris olan Sadullah b. LütfulHih'ın çeşitli siyerleri ve rniraciye, hilye, na't gibi eserleri bir araya getirerek düzenlediği kitabın içinde yer almaktadıl. Bu kitapta çeşitli siyerlerin bir araya getitilişi ve bunlann içerisinde Veysi'nin siyerinin de yer alması Dürretü't-tôc ji Sireti Sahibi'I-Mi 'rôc'ın medresede o kurulduğu düşüncesini akla getirmektedir. incelediğimiz nüshalar arasında yine İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi'nde bulunan 16 kayıt nolu nüsha, 1164 tarihinde Muhammed Yüınrıl adlı başka bir müderris tarafından istinsah edilmi ştir. Bu nüsha sırf hattının güzelliğiyle dahi görülebilecek değerdedir. Siyer-i Veysi yazınalannın Mekki ve Medeni bölümlerinin her ikisinin birlikte yer aldığı nüshalan olduğu gibi, sadece Mekki veya sadece Medeni bölümün bulunduğu nüshalar da vardır. Örneğin : Antalya-Akseki, nolu nüsha sadece Mekki bölümü, İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi, 2006 nolu nüsha ise sadece Medeni bölümü yazılanlardan ikisidir. Bunun yanı sıra Zeyilleriyle birlikte yazılan nüshalar da bulunmaktadır. Mesela; Kayseri Raşit Efendi Kütüphanesi'ndeki Nüsha, Nabi ve Nazmizacte Hüseyin Murtaza'nın yazmış olduğu zeyilleri de bir arada bulunduran bir nüshadır. Aynca Veysi'nin eserlerinden Habnaıne ve Şehiidetname ile birlikte yazılan siyer nüshaları da vardır. kililere haber verilmiştir. Bunun yanı sıra Fleischer tarafından hazırlanan katalogda, The Chester Beatty Library'de, Berlin Kraliyet Kütüphanesi k.atalogunda, Bibliotheque Nationale'in Türkçe Yazmalar katalogunda, Polonya'da, Mısır'da ve Amerika'da Veysi'nin siyerinin nüshalaruun kayd ı da bulunmaktadır. Eserin Yurtiçindeki nüshaları ise; çeşitli şehirlerde ve kütüphanelerde bulunmaktadır. Konuyla ilgili yaptığınuz Doktora çalışmasında tespit ettiğimiz nüshalan tanıtan bir liste yazıp, tezin içerisinde sunduk. Bu listede 124 nüshanın çeşitli ölçülerde bilgileri veri lmiştir. Bunlardan sadece 34 tanesi Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunmaktadır. Faydalanılan katalog bilgilerinin yanında bu kütüphanedeki nüshalann her biri tekrar gözden geçirilmiştir. Birtakım eksiklikler, ilaveler taralimızdan kaydedilmiştir. Mesela; Millet Kütüphanesi, Köprülü Kütüphanesi, Selim Aôa Kütüphanesi, Bayezit Devlet Kütüphanesi, İstanbul Belediye Kütüphanesi, İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi, Nuruosmaniye Kütüphanesi ve Topkapı Sarayı Kütüphanesi'ndeki nüshaları bizzat inceleme imkanı olmuştur. Bunlara ek olarak Kayseri Raşit Efendi Kütüphanesi, Kütahya Vahid Paşa Kütüphanesi, Ankara Milll Kütüphanesi' ne de ulaşılıp geniş bilgi elde edilmiştir. Diğerl eri ise maalesef katalogların verdiği bilgiler doğrultusunda yazılabilmiştir. (Bu konuda gen iş bilgi için bkz. Nuran öztürk, Siyer Türü ve Siyer-i Veysi, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Doktora Tezi, Kayseri, 1997, s ). 8 Bu nüsha 1183 Cemaziyelulii'da istinsah edilmiştir. İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi'nde 7355 demirbaş numarasıy la kayıtlıdır. hıce talikle 31 satır halinde yazılmış, özenli bir nüshad ır. İçerisinde sırasıyla şu eserler yer almaktadır: Siyer-i Karaçelebizade Abdulaziz E fendi, 72a, Siyer-i Nabl, 173b, Siyer-i Veysi, 337a, Siyer-i Baki, 447a, Zeyl-i Niibi 462a, Huneyniye ve Taif, Ragıp Paşa, 469, Tahmis-i Kaside-i Bürde li Hanifi 478b, Miraciye-i Arif Efendi, 484a Miraciye-i Sabit, 487 Miraciye-i Nadiri, 489, Na't-ı Şerif Raşid, Hilye-i Hakan!,

5 Sosyal Bilimler E11stittıstl Dergisi Sayı : 8 Yıl: 1999 Veysi'nin siyeri biri Bulak (Mısır), öteki İstanbul olmak üzere iki ayrı yerde bastimıştır. Bu iki baskı da Manisa İl Halk Kütüphanesi'nde 5044 numaralı demirbaş kaydıyla bulunan siyer nüshasından yapılnuştır. Fakat aynı baskı değişik tarihlerde Veysi'nin diğer eserleri eklenip, çıkarılmak suretiyle çoğaltılmıştır. Eserin basmaları arasırıda Şehadetname, Rabname ve zeyilleri ile birliktebasılanı da vardır 9. Siyer türünün genel bir tanıtımını yapıp Veysi'nin siyerinin tenkitli metnini hazırlayarak sunduğumuz Siyer Türil ve Siyer-i Veysi (Dürretil't-tiic ji Sireti Sahibi'I-Mi 'riic) adlı doktora tezinde tenkitli metni hazırlarken aşağıda tavsifi yapılan nüshalan kullandık. Eserin müellif nüshası kayıp olduğu için nüshalan eski tarihli, müstensihleri belli olan, hattı okunaklı ve özenli yazmalar ara sından seçtik. Gerekli görüldüğü takdirde, eserin çok sayıda yazması içerisinde yakından incelemeye değecek diğer nüshalar da hazırlanan tezin ilgili bölümüne bakılıp, yararlanmak isteyen araştırınacılar tarafından değerlendirilebilir. Çalışmamızdakullandığımız nüshalar şunlardır: ı. Süleymaniye Kütüphanesi Re'isü'l-Küttab bölümünde 800/2 numaralı nüsha; H.1036-M.l tarihinde, Bahftyi demekle meşhur Hasan tarafından istinsah edilmiştir. 61 varaklık yazma; 200xll0-140x60 mm. ölçülerindedir. Şemseli, miklepli, siyah meşin cilt içerisinde, alıarlı kağıt üzerine ta'lik yazıyla 1.9 satır halinde yazılmış olan bu nüshanın, baş tarafında üç risale vardır. Yalnız Mekkl bölümü olan nüshanın vakıf mührü de bulunmaktadır. Bir mecmua içinde bulunan nüsha, bu mecmuanın 32. yaprağından başlar. İstinsah tarihine bakıldığında bu nüslıa için müellifin vefatından önce kaleme alınmış bir nüshadır diyebilmekteyiz. 2. Süleymaniye Kütüphanesi; Ayasofya bölümünde 3192 numaralı nüslıa ; Vardarlı Hasan b. Mustafa tarafından Cernaziyelevvell051/1641 tarihinde istinsah edilıniştir. 126 varaklık yazma; 197xl40-150x75; nun. ölçülerindedir. Şernseli, rniklepli, kahverengi meşin cilt içerisinde Venedik tipi kağıt üzerine, nesi h yazıyla 21 satır halinde yazılmış olan bu nüshanın, zahriyesinde I. Mahmud'un tuğralı vakıf mührü ile Haremeyn Müfettişi Mustafa 'nın mührü vardır. Bu nüsha da yalnız Mekki kısımdan ibarettir. Nüshanın sonunda bazı şairlere ait, 4 varak gazel, beyit ve kıtalar yazılıdır. Bu nüshayı da eski tarihli oluşundan ve üzerinde I. Mahmud'un vakıf mührü bulunmasından dolayı seçtik. Çünkü bu mührün bulunması, eserin saray kitaplığına girecek kıymette olduğunun ifadesidir. 3. Süleymaniye Kütüphanesi Veliyyüddin Efendi bölümünde 886 numaralı nüsha; 1039/1630 yılının Receb ayında Mustafa b. Mercan tarafından istinsah edilıniştir. 226 varaklık yazma; 200xl20-140x60nın1. ölçülerindedir. Kahverengi meşin cilt içerisinde ta'lik yazı ve kırnuzı mürekkepli başlıklada 19 satır hftlinde yazılınıştır. Kitabın sonunda da fihrist ve müellifin hal tercümesi (Hôddyıku'l-Hakiiyık'tan alınma) vardır. Ayrıca vakıf mührü de bulunmaktadır. Eser Mekki ve Medeni olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Reisü'l-Küttab nüshasından sonra en eski tarihli nüsha budur. 9 Siyer-i Veysi, Hiibniime, Münşeat ve Şehadetname ile beraber!stanbul Vezirharu Matbaası, 1286/1869, 2+26ls. (350s.), 23xl 5,19xll.5, c. 4, s. 1587, M. Seyfettin ÖZEGE, Eski Harflerle Basılmış Türkçe Eserler Katalogu, c. l,!stanbul, 1971, s

6 Sosyal Bilimler Enstitilsil Dergisi Sayı: 8 Yıl : Süleymaniye Kütüphanesi Şehid Ali Paşa bölümünde, 1896 numaralı nüsha; yıllannda Abdülaziz es-sürh ni tarafında istinsah edilmiştir. 197 varaldık yazma; 240x x80mm. ölçülerindedir. Siyah renkli, kenarlan yaldızlı, şemseli, miklepli ve meşinden yapılma bir cilt içerisindedir. Aralıklarla beyaz-san olmak üzere iki renkte kağıt kullanılarak, kenarlanna cetvel çeki lmiş halde, baş kısımları tezhipli olan nüshanın, 23 satırdan oluşan ; talik yazıyla yazılnuş nefis bir hattı vardır. Eserin başlıklarında kırmızı mürekkep kullanılnuştır. Bu nüsha, hem Mek.kl, hem Medeni kısımlarını i çine alır. Sonunda bir dua ve Fatiha suresinin tefsiri vardır. Vakıfmührü de bulunmaktadır. Nüsha son derece özenli bir şekilde hazırlanmıştır. 5. Süleymaniye Kütüphanesi Veliyyüddin Efendi bölümünde, 884 numaralı nüsha, 1093/1682 yı lında Ahmed Mevlevi tarafından istinsah edilmiştir. 249 varaldık nüsha; 230x l20 mm. ölçülerindedir. Altın yaldızla süslü meşin bir cilt içerisinde; baş kısımlan tezhip le süslenerek Ali Kuma tipi yaldızlı bir kağıt k-ullanılıp, 2 ı satır halinde; güzel talik yazıyla yazılnuştır. Bu nüsha hem Mekki, hem Medeni bölümleri içine alır. Sonunda müellifin Rabnamesi bulunan eser iki bölüm ve Habname ile birikte üç başlık altında yazılmıştır. Ayrıca bu nüshada da kime ait olduğu okunamayan bir vakıf mührü vardır. 6. Sülevmaniye Kütüphanesi Fatih bölümünde, 4402 numaralı nüsha, 1084/ yılında istinsah edilmiştir. 252 varaklık (katalogda 249 yazılı) nüsha; 210xı40 mm. ölçülerindedir. Adi meşin cilt içerisinde, san kağıt üzerine; 2 ı satır halinde, nesi h yazıyla yazılnuştır. Sonunda tasawufi hikayeler ve vakıf mührü vardır. Çalışmanın başlangıcında bu nüshanın 50 varaklık kısnunı karşılaştırınıştık. Fakat diğer nüshalardan oldukça farklı olmasından ve gerek imla gerekse ifade yanlışlıklarından dolayı bu nüshayı çıkardık. 7. Matbu nüsha, Bulak'ta, Darü't-Tıba'ati'l-Mamure (Bulak Mat.)'de 1245/1829 tarihinde basılnuştır sayfadan ibaret olup, İstanbul'da basılan nüshayla ölçüleri farklı olmakla birlikte ınuhteva itibanyla aymdır. Manisa İlhak Kütüphanesi'ndeki 5044 ve 5080 numaralı yazmadan basılmıştır. Dürretü't-Tac, daha önce de b elirtildiği gibi baştan sona Hz. Peygamber'i anlatan bir siyer kitabıdır. Makale başlıklan altında onun hayatının Mekke ve Medine devreleri ele alınmıştır. Hz. Peygamber'in Mekke devrini anlatan Mekki bölüm 23 makaleden, Medine devrini anlatan Medeni bölüm ise, 14 makaleden oluşmuştur. Peygamberimizin Medine'deki yaşayışının ve gazalarının bir kısmını içine alan eser ancak Bedir savaşına kadar getirilebilmiştir. Zeyillerinin yazılı ş sebebi de budur. Eserin içinde anlatılan konular klasik siyerlerinkinden farklı değildir. Dürretü't-Tac fı Sfreti Sahibi'l-Mi'riic'ın içinde sırasıyla şu konulara yer verilmiştir : İlk cildin başındaki 1. makaleye, Hz. Peygamber'in şeceresinin tanıtımı ile başlarımıştır. Bu konuyu takip eden 2. makalede zemzem kuyusunun bulunmasıyla ilgili bölüm yer almaktadır. 3. makale Peygamber'in annesi Anıine ile babası Abdullah'ın nikahı bahsidir. 4. makale Peygamber'in isimlerinin sıralandığı ve bu isimlerle anılış sebeplerinin anlatıldığı makaledir. 5. makale Peygamberimizin doğumunu anlatır. 6. makale Nuşirevan'ın adaleti hususunda rivayet edilen hadis üzerine yapılan bir tartışmadır. 7. makale Peygamber'in sütanne Halime'ye verilmesi ile ilgilidir. 8. makalede Peygamber'in Şam seferi esnasında Balura adlı rahiple karşılaşma hadisesi anlatılnuştır. 9. makale Hz. Peygamber ile Hz. Hatice'nin evlenmeleri lıususundadır. 10. makalede, Ka'be'nin onanl- 39

7 Sosyal Bilimler EnstitllsU Dergivi Sayı: 8 Yıl: 1999 ması ile Hacerü'l-Esved'in yerine konması söz konusu olduğunda, Muhammedü'l-Emin'in hakemliğine müracaat ve Hacerü'l-Esved'i Peygamber'in yerine koyması hadisesi anlatılmıştır..ll. makalede vahyin gelişi anlatılır. 12. makalede Peygamber'in tebliğ görevini a çıktan yapması anlatılnuştır. 13. makalede katirlerin Hz. Peygamber' e fiili ve sözlü sataşmalan anlatılır. 14. makalede Habeşistan'a göç izninin çıkışı anlatılır. 15. makalede Habeşistan'a gelenleri tekrar Hicaz'a götürmek için 'Amr b. 'As, 'Ammare b. el-velid'in Necaşi'ye müracaatı ; 16. makalede Hz. Hamza'nın Müslüman oluşu ; 17. makalede Hz. Ömer'in Müslüman oluşu ; 18. makalede müşriklerin Peygamber'in amcası Ebu Talib'e gelip, "Muhaınmed'i himayeden vazgeç" dedikleri anlatılmaktadır. 19. makalede müşriklerin Haşimoğullarıyla ve Abdulmuttaliboğullanyla bağlantılarını koparmaları ve Abdülmuttalib'in ölümü; 20. makalede Hz. Peygamber'in Kureyşliler'in yaptığı eziyetlerden bunahp, Taife gidişi ve orada da tebliğ görevini yapamayınca, gönlü kırık bir şekilde dönerken, yolda cinler taifesinin Müslüman oluşu ; 21. makalede mi'rac hadisesi; 22. makalede Peygamber'in hac mevsiminde Arab kabilelerini islama daveti anlatılınıştır. 23. makalede Hz. Peygamber'in hicrete yönelmesi ile I. cilt tamamlanmıştır. II. cildin başındaki ilk makalede, Hz. Peygamber'in Medine'ye vanşmdan ve Mescid-i Kuba'dan bahseder. 2. makalede Yahudi halıanılanndan Abdullah b. Selam'ın Müslüman oluşundan ; 3. makalede Selman Farisi'den; 4. makalede Selman'ın Müslüman olmak için Peygamber'e getirilişinden; 5. makalede beş vakit namaz için ezana başlanmasından; 6. makalede konuşan bir kurdun Hz. Peygamber'den haber vermesinden; 7. makalede Fatıma'nın düğününden ; 8. makalede Hz. Peygamber'e kıtal için iznin çıkması ile ilgili mevzulardan; 9. makalede büyük savaşlardan ; 10. makalede Hamza b. Abdulmuttalib'in gazalardaki kahramanlıklarından; ll. makalede Kıble'nin değişmesinden; 12. makalede Ebu Leheb'in öldürülmesinden; 13. makalede Kureyş eşkiyasıııdan Umeyr b. el Cüheymi'nin Müslüman oluşundan ; 14. makalede Merviin'ın kızı Asınan'ın öldürülmesinden bahsetmektedir. Eserden alman aşağıdaki parça hem Veysi'nin üslubunu göstermekte, hem de Türkler'in başka uluslarla birlikte yaşamış oldukları coğrafyada kendi dinlerine karşı Hıristiyan aleminin tutumunu gösteren ifadeler taşımaktadır. Veysi uzun yıllar yine bir Osmanlı şehri olan Üsküp'te kadılık yapmış, bu sırada karşılaştığı Üskübi Ali Çelebi adında bir zattan bir hikaye dinlemiştir. Bu hikaye bir rahibin Hz. Muhammed hakkındaki düşüncelerini ortaya koymaktadır. Veysi'nin Dilrretü't-Tac'da bu kişiden dinlediğini belirttiği söz konusu hikayeyi biz de aynen naklediyoruz: lfikaye-i Lafife: Yaran-ı sül_!an-şinas-ı müderrisinden Üskübi 'Ali Çelebi nam bir şah-ı f'a:?ıl dindar İ5-~ı-ı mal,ıruse-i Üsküb ol dugında!}alal-i mutfu'al.ıa-i vei5-ayi '-i nebeviyyede nakl itdi ki e~n a-yı seyaj~atimde kaşabat-ı Rfun'dan Debô-nam şöhret-p~ir şehre İ5-arib bir İ5-aıyede bir deyr-i mu ' a:?~arn gördüm ki her kuşesi bir nigar-.\}ane-i çin ve her şafj;ı.a-i divan nümı1ne-nümay-ı kar-name-i şılret-giran-ı Maçin idi. N~d-ı.\}urde-bini nazara nıbşat-ı temiişa-yı mütiila'a virdügümde cümleden mükellef ve müzeyyen sabte ve perdaijte bir meclis-i celllü'ş-şan gördüm ki millukane tertlb ve padişahane ziynet ü zib ile arayiş virilmiş. Bi-i}Jtiyar ol meclisi bir rabib-i köhne-salden şordum, beni tenbaya çekdi. Bu şiiret sizilli peygamberiliiiz Mul).ammedü'l-'Arabi'nilii İ5-afile-salar-ı karhan-ı l~icaz olmagla ticaret-i Şam'a giderken millet-i Mest4iyye'den Bal}ira nam bir ruhhan an- 40

8 Sosyal Bilimler Enstitilsil Dergisi Sayı: 8 Yıl: 1999 lan istikbal ile piş -giilı-ı deyre indiiıüp tertib itdiigi meclis-i ziyafet niiım1n esidür didi. Ben da1ji dakayık- ı l.ıalat-ı riisfunını seyr itdüm. Mi.itı.1n-ı siyer-i şeıifede mebsı1t olan mukaddemata tatbik eyledüm. Andan ol rilıib veehe-i lıitab idüp, ya peygamberiimüzüii eger eva'il-i şanadid-i Naşara yanınd a meb ' ı1~ bi'l-l.ıak.k peygamber-i alj.irii'z-zeman idügi mu:q.akkak olmasa niçiin BaJ:llra-yı ralıib-i arif afia darü'z-zıyafe-i tekıimde takdim-i merasim-i ta'zim iderdi. Ve esatin-i ' ulemaiiuz böyle 'ibadet-galı-ı kadimü'r-resın-i şafal}.atmda ol zıyftfet-i balıirii'l-berakat merasirnin taşvire niçün nıbşat viriirlerdi didügiimde biz MuQ.amınedü'l -' Arab i niibüvvetin inkar itmeziz. Belki celıele-i ehl-i İslamdan lj.avf itmesek La ilajıe illallalı Mu.fıamnıedii'r-ResUJulliih dimekden kaçmazız. Anlar peygamber-i şadıku'l-va 'd-ı ayirii'z-zemandur. Nilıayetü'l -emr ümmet-i 'Arab'a me b u~dur di di." Eserin diline, üslubu ve imla özelliklerine gelince; 17. yüzyılda Osmanlı Türkçe'si oldukça ağdalı bir hale gelmiştir. Özellikle nesir sahasında yazılan eserlerde ortaya çıkan bu durum şiirc de yansıınıştır 10. Hatta "Sebk-i Hindi" akımı ile şiir alışılmışın dışında kullamlan mazmunlarla daha girift hale büriimnü ştür. Takip eden yüzyılda Tarki-i Basit cereyanı bu sebeple ba ş latılınıştır. Böylelikle Cumhuriyete kadar çeşitli devrelerde dilde sadeleşme çalışmaları yapılmış tı r. Veysi sözü edilen yüzyılın edibi olduğu için yukanda Osmanlı Türkçe'si için sıra Ianan ifadeler hiç şüphes iz onun eseri için de söylenebilir 11. Hatta ağdalı nesir üslubuyla yazan ünlü birkaç isimden biri olan yazarın Siyer'i ise eserleri arasında dil bakımından en ağır olamdır. Yazann üslubu ile ilgili Gibb de bir değerlendirme yapımştır. "Onun üslubunun ö nemli bir kısmı Fars edebi tarzında, geri kalan kısmı da Nergisi'nin hamsesinin nesrine benzer", Gibb bu tespitin Ebuzziya Tevfık'e ait olduğunu söyler 12. Darreta't-ttic'm en kolay göze çarpan ö zelliği seci dediğimiz iç kafiyelerin son derece başarılı bir şekilde kullamlması ve eseri neredeyse m anzum bir eser ahengine kavuş- 10 Türk dilinde yaşanan bu devreyi dil :1limi F. Kadri Timurtaş da bir makalesinde şöyle ifade etmektedir: Osmanlı Klasik edebi dili 17. asırdan itibaren büsbütün halktan uzaklaşllllş; Türkçe, Farsça ve Arapça'dan meydana gelen ve Türkçe'nin sentaksını esas alan kanna bir dil haline gelmiştir. Bu haliyle Osmanlı edebiyatı nın hususiylc:: şiir dili (divan şiiri dili) -!iiller dışında- klasik Fars şiir diline benzemektedir. Prof. Dr. F. Kadri TİMURTAŞ, "Türkiye Türkçesi'nin Ana Ha tları ",!stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Derg isı, sayı : XXIIl, s Böyle olmakla birlikte Veysi'nin tarzı hakkında söyleıuniş olan şu sözler dikkat çekicidir: "Ziya Paşa'n ın belirttiği gibi, sözlük yardımıyla ve ancak belirli bir öğrenimden sonra anlaşılabileeek bir dille yazınış tır. Ama nesrinin sırf seci uğruna yap ılmış bir söz kalabalığı olduğu sonucuna varılmamalıdır. Nitekim Bedir gazasma kadar getirdiği siyerini tamamlayan Nabi'nin ayııı ustalığ ı gösterememesi, Veysi'nin kendi içinde tutarlı bir aniatıının yaratıcıs ı olduğunu kamtlamaktadır." Atilla ÖZKllliMLI, Türk Edebiyatı Ansiklopedisi, c. 4, İstanbul, 1987, S Gibb, E. J. W., A. Hi::;toıy Of Ottoman Poetry, Edited by Edward G. Browne, M. A. M. B., London, 1965, M. R. A. S Volume lll, s

9 Sosy(ıl Bilimler Enstitilsil Dergisi Sayı: 8 Yıl : 1999 turmasıdır. Mesela; Dürretü tacu'n-nisa, \Jayr-lıva:IJ.-ı Seyyidü'l-vera, mihnet-küsar-ı tabıbi lıudii, Ba'dehu ş erze-şlr-i huda, anter-keş-i rilz-ı v ega. şafder-i galib Ali bin Ebi Tiilib, l,ı.aşret -i şir-i ş eınşlr-~, hizebr-i pil-efken, şalı-ı vehiyet-ınediir, ijayder-i kerrar, kahraman! reftar, pelıleviiııi-şi'iir v.s. şeklindeki söyleyişlere eserde baştan sona kadar rastlamak mümkündür. Yazar eserinde, edebi sanatlardan; istiare çeşitleri, teşbih ve mecazın de~işik örneklerini vermiştir. Mesela bir yerde "mihr-i mu acceli bintü'l- ineb edasına..." 3 ifadesiyle iç içe mecazlı ifadeler ortaya koyar. Diğer tarafta ise: "Serv-i sebz-püş-ı karnet-i nebeviyye sekizinci nev-bahardan feyz-nüma yetti" 14 ve " Miyiiııe-i zer-tak-ı eyviirıe gışave-i kalb-i 'aşık gibi bir sitare-i rakik asrnışlar idi" 15 derken Veysi, Nebilik boyunun yeşil giyinmiş servisi (ağacı), ifadesiyle Hz. Peygamber'i kastettiğinden kapalı istiare ve söz konusu ikinci ifadeyle de benzetmenin bütün unsurları tamam olduğundan, güzel bir mufassal teşbih örneği sergiler. Şa.\5.ayıkist.. 'in-ı dfuu'l-cel.lıın, daınan-ı sayeban-ı kcdimet gibi ifadeler ise örneğine çokça rastlanmayan edebi söyleyişlerdir. Bu tür benzetmeleri kullanan Veysi'nin, tamlaınalan da uzundur. Zal.ıın-ı çeşın-i ruzigiir-ı kin-güzfudan, 'azlmet-i şa~ayıkistan-ı daru'lcel;lım, girih-güşa-yı miyiiıı-ı bend-i ral~at gibi. Tasvirler konusunda söylenecek olan şey onların çağdaş romanı aratmayacak kadar canlı oluşudur. Konuşma bölümleri ise o ağır dilin içerisinde rahat bir nefes alına diye tarif edilecek derecede sadedir. Zincirleme tamlamaların ve bazen bütünüyle Arapça ve Farsça kelime ve ibareleriu içerisinde çok sade kısımlar da vardır. Yer yer daha çok konuşma dilinde kullanılan bir takım kelimelere de rastlauınaktadır. Bu Veysi'nin üslübuyla ilgili çarpıcı bir özelliktir. Mesela karış ınuruş olmak. emiş-karış olmak, çömçe. tapşınnak vs. Yazarııı lügat ilmiyle uğraşnıasıudan olsa gerek, siyer boyunca az kullamlan kelimeleri metin içerisinde okunuşlarını (harekelerini) harflerle yazarak göstermiştir. Mesela: Ebva kelimesiuin: "bifethi'l-evvel ve meddi'l-ahir" şeklinde yazılması gibi. aldığ ı Eserin içerisine "limünşiihi" kaydıyla üç dilde (Arapça, Farsça, Türkçe) de kaleme manzumelerini ve yer yer başka şairlerin şiirlerini serpiştirerek nesrin tekdüzeliğine çeşni katmıştır. Veysi bu eseri yazarken birçok Arapça ve Farsça kaynaktan yararl a nmıştır. Kitapta faydalandığı eseriere de zaman zaman işaret etmektedir. İstanbul'da 1286 yılında basılan nüshaya göre bu kaynakları şöylece verebiliriz: ı. Kac.h ıyaz (ö.544/1149), Eş-Şifa 13 Mihr-i mu'accel; lsllim hukukuna göre evlenecek kadına verilen para veya benzeri şeylerdir. Burada binti.l'l-ineb yani i.izi.lmi.ln kızı derken kastedilen aslında şaraptır. Dolayısıyla şarap için verilen bedeli, şarab ı bir klza benzeterek mihr ınanasma kullanmıştır. 14 Nebilik boyunun yeşil giyiruni ş servisi, sekizinci ilkbahardan ye tişti. 15 Eyvaıun altın kemerinin ortasına aşığın kalbinin örtüsunu ince bir yıld ız gibi asmışlardı. 42

10 Sosyal Bilimler Enstitilsil Dergisi Sayı : 8 Yıl : Es-Süheyli 'Abdurrahman (ö.581/1185) ; Er-Ravğu'l- Unuf 3. İbn Seyyidi'n-Nas (ö.734/1333); ' Uyünü'l-E~er 4. Sibt İbnü'l- 'Aceıu1 (ö.841/1437); Nuru'n-Nibras 5. ed-diyarbekri. Hüseyin (ö.960/1552); el-ijamis 6. el-kaslallant, el-tlaıib (ö. 923/1517); el-mevahibü'l-ledünniye 7. el-kazerfın'i ; Sa'dü'dd'in (ö.758/1 357): Siyer-i Kazeriıni veya el-münteka 8. Molla Mu'in Miskin (ö.954/1547), Me'aricü'n-Nübüvve 9. eş-şirazi, Asllü'd-Din (ö.884/1479) Dürcü'd-Dürer 10. eş-ş i razi, Cemalu'ddin (ö. 926/1579); Ravzatü'l-Al}.bab ll. Musa b. 'Ukbe, ( ) Killibü'l-Megazi. Bunlardan başka eser i çinde çeşitli tefsir, lugat, hadis ve edebiyat kitaplarına da işaret edilmektedir. Veysi, kendisi de eseri hakkında çeşitli değerlendirmeler yapmıştır. Mesela: Bedir savaşıyla ilgili bölümü yazdığ ı satırlarda bu kısmın daha uzun yazılabileceğim ancak buna, eserin hacminin müsait olmadığım belirtir. Edebi çevrelerde Veysi mahlasıyla tanınan 17. yüzyılda yaşamış Alaşehirli Üveys b. Mehmed, yaşadığı dönemin dilini ve edebiyatını çok iyi temsil edişiyle örnek gösterilegelmiştir. Bu şöhreti onu günümüze kadar taşımıştır. Fakat konuyla ilgili bilgilerimiz Veysi'yi ve zamanını değerlendirmek için yeterli değildi. Çünkü şöhretinin yayılmasına sebep olan Dürretü't-tac fl Sireti Stihibi'l-Mi'rac adlı eseri bile henüz ilim dünyasının istifadesine sunulmamı ştı. Oysa eser başta edebiyat olmak üzere. genel tarih, İslam tarihi, Kültür tarihi gibi alanlan da ilgilendirmektedir. Bu bağlantı elbette verdiği bilgiden çok, mahiyeti ve kurgusu bakınundandır. Bilindiği üzere günümüzde divan nesri üzerinde yap ılan çalışmalar oldukça yetersizdir. Hazırlayıp sunduğumuz tez bu yönüyle de bir kaynak görevi görecektir düşüncesiyle eseri incelemeye değer bulduk ve makalenin konusu olan çalışmayı yaptık. 43

11