PSİKOLOJİ SÖZLÜC.Ü ÜZERİNE KÜÇÜK BİH DENEME

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "PSİKOLOJİ SÖZLÜC.Ü ÜZERİNE KÜÇÜK BİH DENEME"

Transkript

1

2 PSİKOLOJİ SÖZLÜC.Ü ÜZERİNE KÜÇÜK BİH DENEME Doç. Dr. Hayrani ALTINTAŞ Açlık: Daha önceleri açlığın m.idenin kasılmasından veya büzül. mesinden meydana geldiği düşünülürdü. Şimdi ise şu durum ortaya çıktı: Mide alınsa bile açlık hissi değişmiyor. Kandaki şeker miktarının azalması da açlığı izah etmeye kafi gelmemektedir; çünkü açlık tam mfınasıyla bilinmeyen psikofizyolojik bir hal sonucu ortaya çıkmakta. dır. Bazı olaylar beyin hücreleıi üzerine tesir eden çok özel bir hormo. nun açlık hissini ortaya çıkardığı intibaını vermektedir. liipotalamus üzerine tesir eden bir uyarıcı açlık hissini ortaya çıkarmaktadır. İnsanın h:ssi davranışlarıyla açlık hissi içinde bulunduğunu anlamak mümkün olmaktadır. Adem.i istikrar: (bkz. istikrarsızlık) Adem.i muvaffakiyet: (bkz. başarısızlık) Adler (Alfred): Beden ve ruh hastalıkları hekimidir yılları arasında yaşadı. Freud'ün talebesi olduğu halde onun fikirlerine karşı çıktı. Adler, dinamik şuuraltı kavram.ını kabul eder, fakat şahsiyetin teşekkülünde einsiyetin ve asabiyetin rolünün çok az olduğunu iddia eder. Ona göre şahsi ve içtimaı amijier kişiyi belirler. İnsan kendi zayıflığının farkındadır ve ona çare bulmaya çalışır. Çocuk büyürnek için acele eder; çünkü güç ve kuvvet kazanmak emniyeti temin eder. Kendisine ve çevresine intibak edemeyen kişi eğitilmcli ve hayatına ahenk verilmelidir. Şahsiyet in teşekkülü ve kazanılması konusunda bir çok eseri vardır. Ahliki: Ferdin bizaat kendisinin ve içinde yaşadığı cemiyetin inanç ve değerlerine uyacak şekilde hareket etmesi. Bir davranışın ahlaki olması için yapılan hareketten gönlün incinmemesi, vicdanın rahat etmesi, ve içinde yaşanılan çevreye zarar vermemesi lazımdır. Aile: Aile anne baba olma arzusu ve cinsiyet ilişkileri üzerine kurulmuş içtimai (sosyal) bir müessesedir. Din, kültür, gelenek, tasavvur hatta iklinılere göre şekli değişmektedir. Tek kadınla evlilik, çok

3 242 HAYRANİ ALTINTAŞ kadınla evlilik, çok erkekle evlilik gibi. Topluluğumuz ve kültürümüz içinde ailenin özel bir yeri vaıdır. Eşleri ve çocukları en güzel tarzda yetiştirmek ve hayatlarını devam ettirmek şeklinde belirtilebilecek bu özel durum bilgisizlik sebebiyle tabü halini bulamamaktadır. KültürÜInÜZ eşlerin ve çocukların hayatlarını her yönden teminat altına aldığı halde, çok az ailelerde bu husus gerçekleştirilehilmektedir. Eşler ve çocuklar, toplumun dilini, dinini, örfünü adetini, ananesini ailede kazanırlar. Çoeukların şahsiyetleri anne ve babalarını taklid ederek, onlara benzemek için çalışarak gelişir, orada çocuklar beneillik duygularından sıyrılarak diğergamlık hislerine sahip.olurlar, karakterleri orada şekil kazanır. Aile çocuğun gelişmesi için elzem bir müessesedir; fakat çocuğun vasfı da ailenin değerine bağlıdır. Çok zayıf bir aile reisliği kadar çok otoriter bir eğitim de zararlıdır. Bu, ihtiyaçı, öfkeyi, güvensizliği, tembelliği ve diğer bazı kötü huyları ortaya çıkarır. Aile fertlerinin geleceği açısından, anne, baba ve çocuklar arasındaki uyum çok önemlidir. Aksülamel (tepki): Davranış değişikliğine, bit fülle ortaya çıkan tenbihe veya uyarıya cevaptır. Aksülamel, refleks (göze toz kaçarsa yaşarır) olabildiği gibi, iradi de (uygun bir işaret kavradığımda düğmeye basarım) olabilir. Birinci ha-ide aksülamel, zararlı bir faili saf dışı ederek bir denge temin eden organizmanın tabii uyarlamasına tekilbül eder; refleksolojistler (Pavlov gibi), insanın bütün davranışlarını çeşitli karakterde aksülameller olarak değerlendirirler. (Bkz. Behavyorizm, şartlanma, intibak). Alika: İhtiyaçtan doğan ve belli bir anda önem kazanan bir haldir. Nesne önce failin dikkatini çeker sonra ona yönelinir. Aç insan sofraya oturmadan önce yemek ve kokularıyla alilkalanır veya ilgilenir. Alilka insan varlığının çevresiyle olan münasebetinden kaynaklanır. Her hareket bir alftka sonucu olarak doğar. Psikologlar insanın bu husu. siyetini iyi değerlendirınişler ve hayatının her safhasında onu yönlendinneye çalışmışlardır. Özellikle ticari sahada inceleme konusu olmuştur. Decroly, Dewey ve Spranger bu konuda çalışan psikologlardır.. Bunlardan üçüncsü, alakayı nazari (teorik), iktisadi, estetik, içtim.ai, siyasi ve dini olarak bölümlere ayırır. Pedagoji alanında hayli önem taşır. Çocukta yaş devrelerine paralelolarak, alilka sahaları değişir; bu husus aynı zamanda çocuğun zihni gelişmesine bağlıdır. Alışkanlık: Tecrübeyle kazanılan ve belli bir dereceye kadar dayanıklık arzeden bir eğilimdir. Alışkanlık çok sık tekrar edile edile yerleşen ve gittikçe iyileştirilen arzu edilmiş bir temayüldür. İyi ve kötü

4 PStKOLOJt sözlüce ÜZERİNE KtÇÜK BlR DENEME 243 alışkanlıklar olabilir. Olayların güzel tarafını görmek suretiyle hayatt<,ın zevk alma.k düşüncenin kazandığı bir alışkanlıktır. Ancak, tekrar alışkanlıkta roloynayan tek etken değildir. Alışkanl~ğın yerleşebilm.esi için, bünyenin ona hazır olınası ve alışkanlığı kabul edebilecek olgunluğa erişmesi lazımdır. Mesela bir çocuk ancak belirli bir olgunluğa eriştikten sonra yürüyebilir veya konuşabilir. Alışkanlık zihnin faua yorulm.amasını da temin eder. Onun sayesinde insan zihnini yormadan birtakım işlerini yapar (elbise giymek gibi). Bununla beraber çoğu zaman da insanı otomatikleştirerek bclli bir çerçevede kalıplaştırır, duygusallığını ve zihnini katılaştırır, böylece onu fakirleştirir, hatta ölü bir ruh haline getirir. Alışma: Müsbet veya menfi hiç bir tesbirin müdahele etmediği şartlarda, bir durumun veya tenbihin sık sık tekrarı sonucunda ortaya çıkan kalıtımsal reaksiyonun derece derece zıı.yıflam.asıdır. Yabani.hayvanların insanlara alışması, onların içgüdülerinden gelen savunma ve kaçma fiillerinin yatkınlık kazanmasıdır. Canlı varlığın bazı eşya ve tesirlerine tedricen uyması halidir. Gök yolculuğuna çıkacak olan kozmonotların bu semavi uçuşun şartlarına uymak için yaptıkları alıştırm.alar, çok hızlı değişen şartlara karşı koyabilme gücünde olan vücudun bu esnekliğine dayanmaktadır. Aynı tarzda, deniz dibipe dalan balık adamlar sık sık suyüzüne çıkarak çok ani ve çok hızlı değişen şartlara vücudu uyuşturmaya çalışarak şiddetli basınca karşı onu alıştırırlar. İçki, sigara ve benzeri zehirleyiei maddelere karşı vücud yavaş yavaş fakat önemli derecede uyum sağlıyarak karşı koymakta, alışma halinde bunlar artık zararlı olmamaktadır. Alkol: Bu kelime arapça el-kohol kelimesinden batı lisanlarına geçmiştir. İspirtolu bütün içkileri kapsar. Besın maddesi olmaktan ziyade lüks bir tüketim maddesidir. Bedende yaptığı tahribatlara rağmen çok eski zamanlardan beri insanlar tarafından kullanılm.aktadır. İnsan bedeninde ortaya çıkardığı tahrik ve sarhoşluk sebebiyle tüketilmektedir. Çeşitli toplantı, tören ve benzeri durumlarda adetmiş gibi kullanılması bir gereklilik sonucu değil, fakat sembolik olmasındandır, esas gaye, tahrik, teşvik, isteklendinne çoşturma, kızdırma, sarhoşluk ve azdırmayı kazanmaktadır. Sinir sistemleri ve. merkezleri üzerinde meydana getirdiği ani tesir sebebiyle tasaların yatışması, ahlaki :wrlamaların azalması, kendini iyi hissetme ve kendinden emin olma gibi ani duyguları belirlemesi ile varlığı hissedilir. Fazla miktarda alınması ölüme bile yolaçabilir. Az alınması halinde bile laboratuvarlarda tesbit edilen şu hallere sebep olmaktadır: Dikkat, zayıflar, infial 'çok yavaşlar, aldatıcı

5 244 HAYRANİ ALTINTAŞ güçlü ve kuvvetli olma hissine rağmen işbaşında randımansızlık görülür, refleksler azalır, görüş mesafesi kısalır, başarı çok azalır, alışkanlık yapar ve alkolizm gibi tehlikeli bir hastalığın ilk adımlarını arttırır. % 25 gibi oranda iş kazalarının meydana gelmesine, % 40 gibi bir oranda da trafik kazalarının olmasına sebebiyet verir..amil: Psikolojide buna,faktör denilmektedir. Zihnin işleyiş sınıflarına ait bir unsurdur. Bu işleyiş sonunda ortaya çıkan hususların anlaşılmasına yardım eder. Umumi amiller olduğu gibi, hususi amiller de vardır. Bu konuda yapılan tahliller karakter veya şahsiyet özelliklerine ezevklere ve eğilimlerine uygulanmaktadır. Psikologlar, zenginlik, sözlü anlayış, sözlü değişkenlik, hafıza, aritmetik! ehliyet, akılyürütme, süratli intikal ve karar verme gibi çeşitli amiller olduğunu ifade ederler. Şahsiyet aıniiierinden pekçoğu Reyburn, Taylor ve Guilford tarafından açıklanmıştır. Bu amiller modern psikoloji de alfebe harfleriyle temsil ettiriimişlerdir. Antropoloji: İnsan ilmidir. Tabii antropoloji ve kültürel antropoloji gibi kısımlara ayrılır. Tabii veya fiziki antropoloji farklı insan ırklarının bedeni yapılarını, özelliklerini ineeier, bilhassa ırkıarın beden ölçüleriyle meşgul olur. Kültürel antropoloji faaliyetini kültür veya harsi olaylara yöneltir ve araştırmalarını onlara tatbik eder. Kültürel antropolojinin dayandığı husus şudur: İnsanı anlamak için, onu içinde yaşadığı ortamda ele almalı ve orada şekillendirilmeiidir. Kültürelolayları ve bu olaylar arasındaki insanı yorumlamak suretiyle içtimai yapıyı anlamak mümkündür. KültÜrel Antropoloji, etnoloji ve sosyal psikoloji gibi iki önemli bölüme ı;ıyrılır. Aptallık: Çok önemli bir zeka geriliğidir. Daha ziyade dağlık bölge vadilerinde rastlanan bu hastalığın triod bezinin bozukluğuyla ilgili olduğu sanılmaktadır; çünkü hemen hemen bütün alık veya aptallar guatrılıdırlar. Bu hastalığın görüldüğü kimseler, gevşek, uyuşuk, duygusuz, yapı itibariyle küçük buruşuk çehreli, ihtiyarlamış hailidirler. Vücud yapısıyla doğrudan ilgili bu halin iyileştirilmesi mümkün görülmemektedir. Araz (Belirti): Gizli bir seyri gösteren mefhum. Bu, aynı zamanda vücudda hastalık yapabilecek bir mikroba karşı bedenin karşı koyuş u olarak da ortaya çıkabilü-. Sıkıntı gibi bazı belirtiler, bedendeki bir karışıklığın doğrudan özel bir sonucu olarak gözükebilir. Belirti, şahsiyete hastalık yapan sebepten daha az bağlıdır. Bir kısmı (saplantılal' gibi) dolaylı olarak gözükürler, yani tepki gösteren şahsı açıklarlar. Belirtinin

6 PStKOLOJt SOZLOtü OZERİi\'E KÜÇÜK BİR DENEME 245 ortaya çıkışı ve tabiatı, hastalık yapan failin.vasfına, gücüne, şahsın psikolojik karakterine bağlıdır. Arzu: Arzu, nesnesi hakkında şuurlanmış bir temayüldür. Mesela açlık tatmin edilmesi gerckcn bir ihtiyaçtır, yemek arzusu bu ihtiyaçtan doğar. Arzunun ortaya çıkması için bir ihtiyacın bulunması lazımdır. Arzu veya istek, ihtiyaç duyulan nesnenin yokluğundan kaynaklanır. Hissi dünyada onun tesirleri görülür. Hisler ve ihtiraslar vücuda getirdiğinden hareketli hayatın temelini teşkil eder. lradenin kullanılması önceden bir isteğin olmasına bağlı olduğu halde, istek veya arzu daima bir hareketin olmasını lüzumlu kılmaz. Yani insan aç olabilir, fakat bu arzuyu tatmiu için bir hareket yapmayabilir. Şahsiyeti belirlemek için tercihleri sıralayan, istenen ve istemiyenieri kapsayan ölçülcr meydana getirilmiştir. Bununla sosyal hayat arasında münasebet, aranmaktadır. Asteni: (bkz. tenakus-ı kuvvet, ayrıca bkz. nörasteni). Aşağdık kompleksi: Yetersizlik hissi (sentiment d'inferiorite). Çocukluktan itibarcn ortaya çıkan Yeyetişkinlerde de görülen bu his, Afred Adler tarafından incelenmiştir. Bu his, Adler'in psikolojisinin temeli olmuştur. Çocuk daha ilk yıllarında yapmak istediklerini gerçekleşti remediğini görür ve kendini aez içinde hisseder. Eğer anne, baba çocuklara yaşlarıyla uyuşmayan bir eğitim verir ve çocuğu buna mrlarsa (mesela dört yaşındaki bir çocuğu okumaya mecbur etmek) çocuğu yıkan sonuçların ortaya çıkmasına sebep olurlar. Bu durumlarda çocuk kendi içine kapanır, harckctten kaçar ve kendini tesclli edecek hayallere dalar. Bazan bu yetersizlik hissi, gerçek bir güçsüzlük vc zayıflıkla kendini gösterir. Bazı kereler asağılık duygusu yücut sakatlığı etrafında billurlaşır, ayakların çarpık oluşu, çirkinlik vs. böyle bir hissin doğmasına sebep olur. Bazen de ferclin kendisi bir yönünün hoşa gitmediğini hissederek bundan kurtulmak isteı (mesaia çilli olmak istemez). Kısa boylu veya çok cılız olmak bu hissi doğurabilir. Çocukta sakatlık veya ifade bozukluğu görülür. Bu his, onlarda içinde bulunduklan duruma hakim olma gücünü teylid eder ve bu hallerine mazeret aradıkları gibi, onların üstüne çıkmayı da başarırlar. Bazen de gayri tabii haller ortaya çıkar: sertlik, muziplik, zorbalık veya övüngenlik gibi. Yetersizlik hissinin doğmasına engel olmak için çocuğun kabiliyet ve istekleri doğrultusunda bir ortam vücuda getirmelidir. Aşırı otoritenin menfi sonuçlar verebileceği unutulmamalıdır. Atilet: Uyuşukluk, çalışmaya karşı ilgisizlik. Psikoloji bu hali bir bozukluk vcya istek cksikliği olarak kabul etmez; fakat onu ruhi ve bedeni karışıklığın belirtisi olarak değerlendirir. B~ güç kaybının sebcbi

7 216 HA YRA:\İ AL TI],;TAŞ yetersiz beslenme, zihnin aşırı yorgunluğu, dengeli hayatı bozan ruhi bir ola.y, veya rum-hissi düzensizlikler (aşağılık hissi, kıskançlık, anne babaya karşı düşmanlık, veya yanlış eğitim sonucu ortaya çıkan bozukluklar gihi) olabilir. Bedeni ve ruhi şartlar iyilcşip düzeldikçe çalışma şevki geri gelir.. Atletik: Pehlivanlıkla, sporla ilgilcnenlere veya tiplere verilen sıfattır. Çeşitli sportif faaliyetlere katılan kimseleriu taşıdığı özelliklere sah~b olana bu sıfat verilir. Biyotipoloji de (Kretschıner Biyotipolojisinde) hir çeşidin adıdır. Bu tipler idealist ve utangaç olurlar. Bedeni yapıları özellikle kp.slar yönünden sağlam ve kuvvetlidir. Kasla.r hellidir. Avanaklık: Okunanı veya yaj'alanı anlamamak veyahutta meramını ifade edeıııernek suretiyle aklını kullanamamak şeklinde beliren son derecede ciddi geri zekahlık balidir. Avanak bir kimsenin akli gelişmesi, zihin yaşının iki ve yedinci seneleri itibariyle değişir. Avanak, belki çok iyi bir hafızaya s3hip olabilir, fakat düşüncelerini hir maksat için düzenleyemez; bir fikri diğerinden ayırmak veya umum.ileştirmek kabi. liyetine sahip değildir, bunun için en hasit meseleler karşısında hocalar kalır. Okul hayatına asla intibak edemez. Günlük konuşma öğretile'- bilir, hazı alış~anlık verilebilir: (elbisesini veya yatağını düzeltme gibi). Ancak her an ona yardım etm.eli ve murakebe altında bulundurmalıdır. Aydınlanma: Işık, heden üzerinde görüş çerçevesini aşan etkilerde bulunur. Sinir sistemi üzerinde uyarıcı hir sonuç icra eder. Işığın yokluğu gevşekliği ortaya çıkarır; yeniden gelişi ise hareketi ta.hrik eder ve neşe getirir. İyi ışıklandırılmış atelyelerde iş kazaları daha az olur, ışık sistemleri güzel olan okullarda da dinlemeden mütevellit yorgunluk azalır. Aydınlanma görüşü genişlettiği için ruhlarda ferahlık ortaya çıkar. Psikolojik yönden insana kuvvet verir. Aynileşrne: Bir şahsın başka bir kimseye benjlemek için yaptığı şuursuzn vc ruhi bir faaliyettir. Çocuklarda ilk aynileşme ebeveyne doğru yönelir: Anne ve babanın her hareketini en iyi ve en güzel görerek ona benzemeye çalışmak. Şahsiyet teşekkülü ve eğitim.in en önemli faaliyet türüdür. Ancak meydana çıkabilecek çeşitli bozulmalar menfi yönde tesir ederek karakter bozukluklarına sebep olabilir. Bu konuda ahliud krizlerc, içtimai çiiküntülere sebep olabilecek kadar da gider. Ayyaşlık: Ruhi ve ahlfıki yönden tehlikeli ve gayri tabii bir haldir. İnsanlığın bir türlü kurtulamadığı ve maalesef hergün ona doğru gittiği hir fclakettir. Buna yakalanan insanlar, özellikle crkekler, ailelerine ve

8 PSİKOLOJİ SÖZLeCÜ OZERlxE KÜÇüK BIR DE:\'EME 247 çocuklarına iyi davranamazlar. İnsan çok az içse bile devamlı içtiği takdirde ayyaş olur. Artık içkiden kurtulamaz. Bugün huna kronik alkolizm denmektedir. İnsani gafil yakalayan bir zehirlenmedir. Ferd organ V':l sinir sistemlerinin yavaş' yavaş tahrip olduğunun farkında olamaz. Alkolle ölen beyin hücrelerinin yerine yenisi de gelmez. Böylece bedeni ve ruhi bozukluklar başgösterir. Bu hal ölene kadar gidebilir. İç~inin çokça kullanıdığı ülkelerde bu yüzden ölenlerin oranı hir hayli. yüksektir. Siroz adı verilen öldürüeü hastalığın meydana geim~sinde alkolün çok büyük rolü vardır. Zihni bozuklukların meydana gelmesinde çok tesiri vardır. Ayyaşlık hir taraftan ferdi ruhi ve bedeni yönden yokederken diğer taraftan, doğacak çocukların anormal olamalarına sebeb olmaktadır. Akıl ve sinir hastalıkları hastahanelerine ve hastahanclerin asabiye hölümlerine müracaat edenlerin pek çoğu ayyaşlığın kurbanıdır. Vücudun alkole ihtiyacı olduğunusöyliyerek alkol içilmesine zemin hazırlıyanlar yanlış hir düşünce içindedirler. Bütün bunlar eğitimle önlenebilir ve insanlar bir felaketten kurtulahilir. Bu konuda islami öğretiler çok faydalıdır. İslam bütün alkollü içkilerin kullanılmasını yasaklıyarak bir felaketi önlemektedir. Azamet Hastalığı: Büyüklük hastalığı (megalornanie) ferdin kendi güç ve kabiliyetlerinin sınırsızca üstün olduğuna inanmasıdır. Buna bağlı olarak bazı ruh ve sinir hastaları zihni yönden bozuk olduklarından bedeni, cinsi ve içtimai yönden kendilerinde olağanüstü bir kuvvetin bulunduğuna inanırlar. Kendilerini hükümdar gibi hissettiklerinden öyle davranmak isterler. Kendini böyle hisseden fert samimiyetten ötürü kendisine karşı laübali davranan birisinin bu hareketini hakaret sayarak onu dövebilir. Bu hastalarda taşkın hareketler görülür. Bönlük şeklinde de beliren hu hastalık umumi fiil halinde özel bir durum kazanır. Basiret: Kalb gozu. Olayların değerlendirilmesinde ilmi, dini ve ahlaki tutum. İlahi 'emirleıe uygun hareket etmeyi hissetme melekesi. İnsanın iki yönü vardır: Beşeri, ilahi, baş gözü beşeri yönü temaşa ederken, basiret veya kalb gözü ilahi yönü müşahade eder. Allah'ın insana verdiği bir özellikle fert, dini emirlere uygun davrıı.nır. Psikolojik yönden dengeyi temin eder. Batı! İlikat: ilmi ve ruhi yetersizlik st,btbiyle şahsın çeşitli sahalarda sahip olduğu, aslı, esası olmayan düşüncelerdir. Bunlar makul olmayan fikirlerdir. Sihri ve dini olarak ikiye ayrılabilirler. Evhiimlar üçüncü çeşit olarak hunlara eklenebilir.

9 HAYRAXl ALTli\"TAŞ İnsanlar sihirbazların, falcıların, kfıhinlerin telkinleriyle akli olmayan fikirler edinirler. Herhangi hir eşyanın sihirli, büyülü olduğuna inanırlar. Büyücü ve benzerleri, insanın nefsi üzerine tesir ederek onun inanç gücünü zayıflatırlar. Dinde olmadıbt!halde onamaledilen ve dinı konularda sahip olunan akıldışı inançlar da bunlardandır. Yatırlara bez parçası bağlamak gibi. Kutsal sayıhin yerlerdeki birtakım eşyalardan.hayır ummak, evlerde bulundurma veya üzerinde ta.şıma inançları bu özelliktcdir. Onüç rakkamının uğursuz olduğuna, selı günü çamaşır yıkamanın uğursuzluk getirdiğine veya önünden karakedi geçmesinin uğursuzluk doğuracağına inanmak hep batıl ina.nışlardır. Günümüzde insanlar kötü veya iyi talihe, bazı tılsımıara, büyülere inanıyorlar. Beslemne: Gıda almak ve vermek faaliyetidir. Beslewne meselesi ruh hekiınlerini veya psikologları bir çok sebepten ötürü ilgilendirir; bunlardan birincisi ve en önemlisi şa.hsın zihnı gelişmesine tesir eden bir husus olmasıdır. Yüzyıllar öncesinden beri insanın beslenmesi ile mizacı arasında bir münasebet olduğuna inanılır. Bazı hekim ve psi.kologlara göre sadece sütle beslenenler doğru, dürüst, halim ve selim insanlardır; halbuki etle beslenenler yırtıcı ve şiddetli insanlardır. Psikologları sadece bunlar değil, besin alma adet ve görenekleri ve bunların m.izaçlarla olan m.ünasebeti, besinlerin meydana getirdiği bozukluklar ve zihni karışıklıklar da ilgilendirmektcdir. Bcsin cksikliğinin zihnı ve ruhi bozukluklar mcydana getirdiği kesin olarak tesbit edilmiş bir husustur. Günlerce dcvam eden, eksik beslenmenin çocuklarda çok kötü bir akli gelişmenin sebebi olduğu bilinmektedir. Bu fenom.en halkın fakir kesimjnde müşahede edilmektedir. Ayrıca dünyanın muhtelif yerlerinde Afrika ve Hindistan'da da sıkea görülmektedir. Buhranlı Yaş: Bir insanııı daha sonraki yıllarda teşekkül edecek davranışlarını belirleyen önemli fizyolojik ve' psikolojik değişikliklerin ortaya çıktığı hayat dönemidir. Bu manada büluğ çağı ve aybaşı halinden kesilme hayatın buhranlı yaşları veya yıllardıdır. Umumiyetle ikinci durum için kullanılan bu deyim, kadınlarda yaşları kapsar. Bu devir doğurganlık fonksiyonunun yavaşladığı, gerilediği ve durduğu devirdir. Bu,' bilhassa adetlerin kesilmesi ve değişikliğiyle tezahür eder. Erkeklerde einsel faaliyetlerin ve fonksiyonların durduğu müşahede edilen bir husus değildir yaşında da çocuk sahibi olan erkekler vardır ve bu, nadir görülen bir olay değildir. Buhranlı yaşlarda görülen fizyolojik değişikliklere rağmen kadın ve erkeğin einsı hayatları birdenbire kesilmez, ekseriyetle tabii bir tarzda uzun zaman devam eder.

10 PSiKOLOJi SOZLÜCV ÜZERİNE KÜÇÜK BİR DENEME 249 Büluğ: bk. Erginlik Bünye: Bir şahsın doğuştan sahib olduğu psikolojik, fizyolojik, beden ve ruh yapısıyla ilgili hususiyederin tüm.üne denir. Bunlara bağlı olarak kişiler tipleri itibariyle guruplanarak bir sınıflama yapılmıştır: Değirmi (siloid) (iri, ne;cli, kanlı canlı tip), içe karanık (sizoid) (güçsüz veya gelişm.iş, hayalci, üzgün tip), asabi (epileptoid) (hemen tepki, infial gösteren tip). Fonille'ye göre, ferdin statik ayırdedici vasfıdır. (Bkz. karakter.)

11 PSYCHOLOGJE RELIGlEUSE Doç. Dr. Hayrani ALTINTAŞ II est Lien evident que le tasawu'uj se situe, de par sa nature, aussi bi en dans le domaine de la psychologie en tant qu'il est une vie de rame, que dans le domaine de la theologic. II manifeste, tout au long de son histoire, des proeessus psychiques sur le plan de rame et meme r6vele un aspcet psycho-spirituel. Toute attitude du soufi attire notre attention sur rorigine de cette orientaıion spirituelle et sur les motivations de cette demarchc. Ail1si, une etude approfondic du soufisme s'impose au. psychologuc. Sans doute, une teııe etude exige la conl1aissance de l'lslam et du soufisme. En Occident, on rencontre souvent des etudes psychoreligieuses des mystiques chretiens et non chretiens, mais, jamais des soufis, lı part queiques exceptions. Nous avons voulu faire un essai dans ce domaine qui est vaste et fecond. Cct essai est loin d'etre complet; ce n'est -qu'un rapide coup d'oeil sur ces problemes. Notre intention est simplement de monter quels sont les phenomenes de l'experience mystique des soufis qui pourraient etre etudies d'une point de vue psychologique et d'ouvrir une porte a ces reeherches. Nous voulons m0!1ter comment les psychologucs etudient les phenomenes religieux et mystiques. il nous faut preciser ici que malgre toutes lcs explications psychologiques, nous ne pouvons discerner la verite des experiences soufiques. Burekhardt dit tres justemcnt: "...certains croient pouvoir approcher l'essence du soufismc en faisant l'analyse psychologique des termes soufiques se rcferant aux etapes et degres de la rt~alisation spirituelle; en realite, la psyehologie spirituelle ne se comprend qu'en vertu d'un element supra-individuci, necessairement mysterieux, et inconcevable sur le plan de la psychologie ordinaire" i. Dans eet artiele, nous aııons donncı' d'abord quclques renseigı;ıement sur la psychologie religieuse et puis dans le deuxieme le!; rapports cntre eelle-ci et le tasavvuf. Tout d'abord quelques phenomencs. Introduction Aux Doctrines Esoteriques de l'islanı, Paris p. 1969, 33.

12 252 HA YRANİ ALTI;'I/TAŞ A- L'homme, ctre humain La dhinition de l'homme change d'apres chaque point de vue. Pour la psychologic, il est la somme des eompoltements psyehiques. Nous pouvons admettre, comme Jung 2, que sa personnalite est eomposee de deux elements: d'abord du eonseient et tout cc qu'il eontient et puis de la psyche inconnscientc qui est un domaine infiniment large. Mais, si on peut dhinir plus ou moins la personnalite conseiente, nous rencontrons des impossibilites pour donner la dhinition ou la description reelle, cumplete de cette personnalite, lorsqu'on parle de la personnalite humainc en general. Quant a la pcrsonnalite inconsciente, elle se compose de facteurs inconnus quc 1'on ne saisit que grilee lt leurs effets. Pour l'lslam, l'honune est le lieutenant (halifa) de Dieu sur la terre 3 il faut que le lieutenant so;t mu ni des moyens d'exereer sa lietuenanee. N'ya-t-il pas, dans son monde, des forces qui ehangent le mierocosme 4 et le maeroeosmc meme? il est faihle avec les tendanees orientees vers la concupiscence, mais il peut les surmonter avee son intelligence et il peut s'orienter vers Dieu pour Ctre dignc de cette succession (hilafa). Ainsi "1'homme qui cst receptable par excellencc de la revelation divine doit pour connaitre Dieu se connaitre lui-meme, dans la possibilite peımanente. Or, il ne se eonnaltra que par Dieu en tant qu'il est lui-meme l'objet de la connaissanee, et que Dieu en est le sujet, le Temoin transcendant; mais en tant que Dieu estl'objet dela eonnaissanee, il Se colore en fonction du sujet qui Le contemple"5. Seulement, l'homme spiritualise tout ce qu'il touche, aussi bien la natule quc la societe, mais lt partir du moment precis ou, en se repliant sur lui-meme, il acquiert la eonscience de lui-meme ct du monde, eette conseience, qui, tout il l'heure n'etait rien et qui, a chaque instant, risque d'ctre asservie, devient le lieu de toutes ses puissances, l'origine de toutes ses pensees ct de tous ses desirs, la souree secrete de toutes ses crcations. On peut done interprcter l'homme de deux façons: soit selon une antbropologie psyehologique soit selon une antlıropologie thcologique, L'anthropologic psyehologique observe I'homme dans ses donnces empiriques, dans sa manicre d'ctre; elie etudie l'homme "naturel". L'anth- 2 üp. cit., p C. 2, V. Marifetnııme, p İbn Arabi, Fusus cl-nikcm, trad. T. Burckhardt, Paris 1955 p. 44.

13 PSYCHOLOGIE RELIGEUSE 253 ropologie theologique observe l'lıomme dans ses rappoi'ts avee Dieu et les relations enti'e le divin et l'humain. L'homme peut done etre vu dans deux perspectives: soit en tant qu'etre naturel, soit en tant qu'etre humain dirige vers Dieu6 il est vrai sans doute que toutes nos ıepresentations prennet la forme de notre conscience individuelle et des exigenees de la vie commune. L'honıme, eneereie par la societe7 sc trouve toujours sous l'influenee I'eligieuse d'une vie eommune, il cherche l'eternite, cette pensee d'ailleurs est primordiale et elle exige une substansee infinie. il devient ainsi un homme religieux, il eonstruit des rdations avec Dieu. Ccla lui est neecssaire afin de. conserver son hygiene mentale8 Le problerne, maintenant, est de savoir poui'quoi l'homme est religieux, quelles sont les motivations de sa dcmarehe religieuse. La veritable eoupure ne se situe pas entre la raison et l'al'feetivite, mais entre le monde et le saci'e. La psyehologie veut comprendre les phenomenes pscychiques et non seulement les observer dans leurs manifestations. B- Le concept pyschologique de la religion: Sous l'influence de plusieurs causes, l'homme parvient au sentiment religieux. Pour la psychologie c'est un sentiment d'inferiorite ct la sensation d'etre limitc qui le deteıminent. Des que l'homme sc sent faible et limite, il entre en relation avec une puissance surhumaine afin de combler ses desirs. C'est la volonte d'atteindre il la perfection9 L'homme se rend comptede son impuissance en face de Dieu, le Tout-Puissant. Demander un effort de volonte a I'homme aeeabie par le sentiment de son irremediable impuissance, c'est demander l'impossible. il a besoin de consolation; il a besoin de sentir que l'esprit qui anime l'univers le reconnalt et le protege encore, malgre son impuissance. C'est dans un instant pareil que la religion joue son role, selon James: "Dans un moment OU nous nous sentons manqucs, İmpuissants, c'est İcİ que la religion vient il notre secorus. il existe un etat d'esprit OU nous ne pouvons atteindre que si nous sommes religieux; alol's, au lieu d'affirrner et de maintenir tous nos droits, nous sommes tout prets il fermer la bouche, il ne plus compt er pour rieıı, au milieu des tempetes 6 V. John, Religion et Psychologie Individuelle Comparee, Paris 1958 dt., p cf. Laveııe (Louis), Psychologie et Spiriıualiıe, Paris 1967, p V. Amidieu, op. cit., p V. Paqııicr, J., Le Sentimenı Religieu., Paris 1926, p. 50.

14 254 HAYRANİ ALTIl'iTAŞ qui nons viennent de D;eu. Ce que nous redoutions le plus devient l'abri qui nous rassure; en mourant lı la yie moı'ale, nous sommes nes il la yie de l'esprit. Tout tension douloureıısc a dispanı de notre ame; nous respirons enfin, heureux de gofıter le repos, en un present eterncl que ne trouble pas l'inquietude de l'ayenir. La erainte n'est pas sculement eeartee, eomme dans la morale, elle est eoupee il la raeine"io. Cc sentiment se dressent selon une intensite differente ehez des peuples de raee differentell. il est, san s doute, l'element pseyhologique bien determine. Les uns le font deriver de la erainte, ou de la yie sexulle, les autres!'identifient avee le sentiment de l'indefini. Cependant, le sentiment rcligieux ne se rapporte ni a la volonte, ni aux representations. Ce qui nous fait dire qu'il est "un etat affeetif' indiferencie. En effet, il est il la fois "etat" en tant qu'il est appropriation interiorisee de l'objet; ct relation, puisqu'i] est vitalement relie il son objet. Pourtant James mentionne que "le sentiment rcligieux eonstitue chez celui qui l'eprouve une nouvelle source d'energie, un accroissement absolu de la Yİe. Lorsque dans la bataille de l'existenee, tout espoir est perdu, quand le monde exterieur nous ahandonne~ le sentiment religieux vient rajeunir et transfigurer not re vie interieure"12. Sauye de toute angoisse et libre de l'inquietude, nous nous trouyons dans un monde nouveau; nous ne rencontrons un tel sentiment de jolie que dans la religion, nulle part ailleurs. Ainsi le sentiment religieux fait naitre d'une façon speciale le mecanisme psyehologique. Nous interpretons seulernent ce sentiment, nous n'allons pas audelı., puisqu'il est un fait intime, personn!'l, inexprimable ct qu'il ne peut pas etre experimente l3. Un tel sentiment favorise ehez l'homme une eroyanee en Dieu. Le desir d'entrer en relation avec Lui pousse l'homme ı. prendre une attitude eonforme ı. eette eroyanee et il ce desir, et il manifester des aetes d'adoration et de moralite. M'l;s nous devons ajouter tout de suite que l'attitude vivante veeue est davantage ct autre ehose que l'opinion, la eroyance, ou le comportement religieux. En effet, les eroyanees religieuses 10 Experience Religieuse, lrad. F. Ahouzit, Paris 1908 p. 41. II Par exemple, O. Karre meııtioııne 'lu'on peut reneontrer Lin seııtiment religieux tout profond et aussi vivant parmi les musulmans meme ehez le, rigides adeptes d' Ahmet Yesevi. (1.e Senıimenı Religieux daııs I'Ilunıaniıe eı le Chrisıianisnıe, lrau. Ph. Mazayer, Paris 1936, p op. cit., p ef. Mareehal (J.), Etudes sur la Psychologie ues l\iysteques, Pari p. 36.

15 PSYCHOLOGIE RELIGIEUSE 255 ne constituent pas necessaircment une attitude vivante ct vecue. Elles peuvent n'etre que des opinions heritiees du milieu ou nees de convictions intellectuelles dissociees de La vraie personalite, et qui ne transforment ni le sujet, ni son müieu. D'autre part, prises au niveau objectif de leur eontenu mental, les croyances peuvent se charger de bien des eonnotations personelles qui en determinent le vrai sens. Etant I'effet de ce sentiment, qui provient d'un complexe d'inferiorite, selon certains psychologues, I'idee d'un dieu s'impose; li vrai dire, l'hoidjdeest oblige de l'accepter. Adler expliquait cette idee ainsi: "La volonte de puissance ou mieux de puissance personnelle, ne represente qu'une des innombrables modalites par lesquelles se manifeste La recberche d'une peıfeetion, d'une seeurite dans une situtation favorable. La conception d'un dieu est la eoneretisation de eette idee de perfeetion, une image de grandeur et de superiorite, comme nous la retrouvons des' le debut de la pensee humaine. L'attitude dans la vie, La pensee, l'affectivite poursuivent ce meme but: nne recherche de Dieu, besoin de suivre son appel, de s'unir a Lui, de se confordre en Lui. La notion de Dieu ne pouvait naitre qu'li partir d'un mouvement de Lapensee -en dehors de toute vie instinctive- vers une qualite superieure, vers une idee directrice de grandeur et de toute puissance. Au sein d'un processus affectif, elle ressent et realise la grandeur, la toute puissance, le savoir et la delivrance de la tension oppressante du sentiment d'inferiorite. Mais, du fait de ces Lesoins incessants de perfection, l'homme ne pouvait pas etre I'egal de Dieu. Le Dieu, parfait depuis toujours, possesseur du firmament et maitre de nos destinees, qui eleve I'homme li partir de sa bassesse, parlant li ch~que individu de I'etendue eosmique est, jusqu'a cc jour, la plus eelatante representation de la perfection. L'humanite croyante voit dans l'essenee divine le chernin ver s eette hauteur et entend dans son appel la voix innee de la \Tİe<{uidoit trouver sa direetion vers un but de perfection. il est don ne a I'ame humaine, faisant parti e de ses mouvements vitaux, de participer a l'aseension, a I'elevation, a la perfeetion, dans la mesure de ses possibüites"14. Nous allons dire qu'il est, certes, des eroyants aux yeux desquels Dieu est une realite, depuis qu'ils en ont fait I'experience; sa presence s'est imposee irresistablement, dans un moment de paix interieure, ou dans un eelair qui, subitement, a rehausse I'exİstance en lui ouvrant le monde d'en-haut, ou eneore, dans un incident ressenti conune une assistance roiraculeuse. 14 Religion et Psychologie Comparee, Paris 1958, p. 75.

16 256 HAYRANİ ALTlKTAŞ Quant il la dhinition de la rciigion, elle changera selon chaque personne: d'une part, la rcligion est une relation vecue et pratique avec l'etre ou les Ctres suprahumains, en qui on croit. Elle est par conscquent, du point de vue de la spiritualite, un comportement ct Uil systeme de croyances et de sentiments; et du point de vue psychologique, rour Adler par exemple, "elle rcpresente la concretisation intuitive d'une neccssite inherentc il la vie psyciıique humaineet direction vers l'eıevation, l'aspiration il la perfection"15; alors que, poui' Freud, elle est une uillusion nevrotiquel6, construite sur l'image paternellel? Tandis que Flournay la dhinissait comme etant un ensemble d'etats emotionne1s, de senti. ments et de desirs qui ont une originalite proprcl8; James pom:ait dire qu'elle est une aberration de la fonetion digestive19. Ainsi il y a plusicurs definitions de la rciigion, qui sont il la fois semblables et contradictoires. La religion est, pour Gazzali, "un fait d'experience intime; c'est ainsi qu'ij faut la comprendre et la pratiquer"20, cependant qu'elle-n'est, pour Vergot, ni un savoir ni une action mais un sentiment, une façon d'etre il soi-meme sans representation, et elle provient de la crainte, de l'espoir de l'au-delil, de l'etonnement devant le mystere du monde et de l'existancc, du sens direct. de partieipation lı l'univ~rs, de la eulpabilite ete Pour nous la religion est un ensembk de eomporteınents et de eroyanees religieuses. Or, la religion impose un type d'homme, e'est-a-dire l'homme religieux. il est, pour la plupart des ineroyants, eelui qui a fait une experience religieuse. A travcrs, ses experienees, ses desirs, ses eonflits, et ses transformations de soi, l'homme se fait etre religieux. il ne subsiste pas identique il lui-meme. "L'homme religieux est eciui dont toute la strueture mentale (geistesstruktur) est constamment orientee vers la rea1isation d'une experience de la valeur suprcme et radicalement pacifiante. Dans ce type rciigieux, Spranger distingue ensuite trois formes principales: le type de la mystique imm.anente, que ea.raeterise l'assentiment enthousiaste lı toutes valeurs vitales, reeonnu apartir d'un centre ou elles se ramassent (cxemple: Goethe); le type de la mystique trans- p op. cit., p. 7. ]6 id. ]7 ap. Guillot. (Jean), La Methode et Vocatio de La Psychologie Religieııse, Paris ap. Rovet, Le Seııtiment. Religieux et Psyehologic de l'enfant Geneve 1951, p. ]3. 19 op. cit., p. ] O: 20 ap. Karrer, op. cit., p PhsycoJogie Religieuse. Pruxselles 1966, pp. 64, 30.

17 PSYCHOLOGIE RELIGEUSE 2;;7 cendante qui, par la voie du renoncement total au monde, cherche et decouvre la valeur suprcme dans une sphere transeendante (exemple: Plotin); ct enfin, la formc la plus frequente; le type mystique mixte, qui aceepte et desavoue tout a la fois les differentes regions de valeurs vitales"22. Tandis que V. Gruehn nous fournit une demie douzaine de types reiigieux23 c- Les phenomenes pyscho.religieux: Cet holpjne reiigieux s'adresse ason Dieu en fonetion de ce qu'ii attend de Lui: proteetion, immortalite, bonlıeur ete... C'est ainsi qu'un acte reiigieux se forme dans la eonseienee humaine; eet aete, sans doute, est un objet pour le psyehologue qui le voit intensifie par l'angoisse, la detresse, la eulpabilite, l'im.minenee de la mort ete. Cet aete se ınanifeste ii travers des phenom.enes reiigieux, dans lesqueis on distingue.d'ail1eurs maintenant plus nettemcnt differentes di. mesion et differents veeteurs ct Ol)l'on s'a.ttache a saisir leur eoltelation et leur interaetion; cc sont: les opinion, les eroyanees, les jugemnts de valeur, les expeıienees, les attitudes, les eomportements, les rites. Ces phenorr:encs rc1igieux se manifestent a) par des systcmes de eonnaissanee, lı) par ]a euiture et le developpement de eertaines experjenees interieures qui peuvent etre qualifiees de mystiques, c) par la quaiite des valeurs qu'j} est it meme d'inearner dans l'histoi.e de l'humanite eonsideree dans sa totalite24. il nous faut indiquer ici les idces de James qui pretend que quelques-uns de phenomcnes religieux sont en rapport direct avee l'instinet sexuei; a l'heure aetuelle, il n'y a d'ailieurs pas d'aeeord sur ees idees. Mais, en tout cas, pour remhe eompte des phenomcnes rcligieux, on doit [aire appc1 lı d'autres faeteurs que la seule frustration soeiale, par exemple, aux traditions historiques ct eulturelles, il l'edueation, et sans doute aussi II des motifs psychologiques lies au maintien de l'ordre SOCiııI. L'homme religieux experimente quc1que chose c'est-a-dire fait une experience qui est le mouvement spontane involontaire par lequell'hom. me sc trouve interpelle par le monde, par un objet, par UD atitre. Lalande la dcfinit ains;: "Vexperience en general est abstraite: L~ fait d'eprouver 22 ap. Vergot. op. cit., p V. Gruchn (D. Werner),"(La Psychologie DifferentieJle do la Religion) art. in. Recherclıes et Reflexwn, Bruxe!les 1965, p Guillot, ol'. cil, p. 20.

18 258 IlAYRA:\"t ALTI;:\,TAŞ quelque ehose, en tant que ce fait est eonsidere non seulement eomme un phenomene transitoire, mais eomme elargissant ou euriehissant la pensee"25 Comme notre travaii est une etude sur la mystique, passons tout de suite il eettc forme d'experience religieux. La mystique elle-meme d'ailleurs est une doctrine vecue, D'apres Ies descriptions de Stace, il y a deux types d'experiences mystiques: le "mysticisrne extroverti", le plus faible des deux, qui donne le sentiment dc l'unite mais conserve en exteriorite la realite ou est maintenue la separaton entre les objets; le second type est le "mysticisme introverti" dans lequci toute differentiation se dissout en une seule unite. Et il enumerc dans ce deuxiem.e type: "1) un etat de "conseience unitaire"; 2) l'absenee de notion de temps ct d'espace; 3) un sens d'objeetivite, de realite; 4) une benediction, une paix; 5) le sentirnent du sa.int, du sacre ou divin; 6) une impression de paradoxe; 7) l'ineffabilite, affirmee par les mystiques de I'experienee yecue"26. L'experience m.ystique est optimiste, elle s'oppose au naturalisme et s'aecorde tres bien avec l'idee de la regeneration et d'un monde surnaturel... Et, il y a des instants d'experienee mystique qui apportent avec eux un sentim.ent intense d'illumination et d'autorite; cette experience est, certes, appelee il s'incarner dans les i~stitutions religieuses et dans les systemes collectifs de eonnaissance thcologique et metaphysique27. Afin d'analyser cette experıence, qui est interieure il l'experience de la vie sociale, et inseparable d'elle, on doit ernployer des m.ethodes speeifiques. "L'exploration de l'experience interieure doit dominer l'exploration des systemes de eonnaissanee et I'exploration des institutions sociales"28. C'est, sans doute, le teınperament ınystique qui produit ees experienees. Ainsi le ınystique se particularise parmi les hom.ınes religieux, par un earraetere tres different des autres. ScIon ce que pretend Berguer, le tem.perament mystique se distingue aujourd'hui des autres "par une permeabilite plus aecusee du eonscient a l'ineonscient". Et il ajoute: 25 Vocabulaire Technique eı Criıique de la Philosophie, 7e ed., Paris 1956, p ap. Clark, W.H., (Du MYBticisme eomme Definition Fondamentale de I'Homme Reli. gieux), art. in. De l'experience A l'aııiıude Religieuse. BruxeIIes 1964, p Guillot, op. eit., p id., p. 66.

19 PSYCHOLOGIE RELIGIECSE 259 "...le monde de I'inconseİent ayant pris des proportions beaucoup plus vaste et etendu, la question se pose autrement, et ce qui distingue le temperament mystqiue des autres n'est pas tant d'avoir un subconscient different, que de laisser affleurer plus aisement a la conscience tout ce qui se presse dans les zones de penonıbre que nous appeions l'inconscient, le subconscient"29. Selon ses pretentions eneore, lcs partieularites que presentent les mystiques, leurs idiosyncrasies, l'ensemble de leur vie religieuse, tous permet de deecler ehez eux un phenomcne interessant d'eehanges perpetuels entre le eonseient et l'ineonscient~o. Comme nous avons dejil dit, la psychologie en appelle toujours il l'inconscient; en effet "une autre partieularite du subeonseient mystique, dit Berguer, c'est d' etre de facultes supranormales ou parapsyehiques "~1. D- De la pyschologie religieuse: Apres avoir donne une breve explication eoncernant les phenomcnes religieux, il nous convicnt de parler enfin de la psychologie religieuse en resume. S'i! n'y a pas longtemps que l'on parle de la pyschologie religieuse, le fait est pourtant aussi vieux que la science pyschologique. La pyschologie reiigicuse est d'a.bord investiga.tion des experiences, attitudes et expressions rcligieuses. "ColJUDescience positive, la psychologie de la religion ne sc prononce pas sur la "crite de la religion. Elle observe, decrit,analyse les phenomcnes religieux en tant qu'objets et contenus de la conseience et du comportement. Mais pour Teprendre une expression de la phenomenologie, elle fait abstraction de leur portee de rcalite. Elle met entre parentheses l'existence effectiye du Dieu auquel se rapportent les attitudes et les rites religieux"32. La psyehologie religieuse cherche une reponse deeisive aux questions: "poul'quoi l'homme est.il religieux et quelles ont les motivations de ses demarches religieuses? La psychologie elle-meme, en effet, quelle qu'eu soit la methode, est d'abord un projet, une intention de comprendre mieux l'homme et son comportement. La psychologie rcligieuse, par principe, ne s'interesse pas it la question de l'existence de Dieu. Elle est neutre en ce sens, ou bien pour employer une expression paradoxale, elle est "athee". Comme l'a dit Vergot, elle est une seience des faits religieux, une science de l'hom. me relative il cc qu'il croit etre la manifestation du divin. En cc sens, 29 Trai,. de Psychologic de la Rcligion, Lmıs81lııe 1946, p. :~ı. 30 id. 31 id. 32 Vergoı, op. cit., p. 9.

20 260 HAYRANİ ALTINTAŞ "elle ne tient lieu ni de la philosophie de III religion, ni de la theologie. Elle n'est pas une reflexion universelle qui se donne pour taehe d'explie\- ter les eonditilms de possibilites de l'acte religieux. Elle n'est pas non plus theologie et ne juge pas les actes religieux. Elle examine ]a reponse religieuse de ]'homme, tel qu'i] sc situe dans le monde de ]a nature ct la culture; de l'homme empirique, traverse de pu]sions ct retentissant au saere dans son affeetivitc, de l'hom.me, qui pour y consentir dans un aete de foi, se forme du divin une idce neeessairement humaine; de I'homme, enfin, qui traduit ses expcrienees et ses croyanees dans son comportement, et qui adherc il des institutions religieuses"33. La tendance de la psyclıologie religieuse peut changer selon les domaines dont elle s'occupe. il sera uti]e de ]es mentionner: a- La psycho]ogic religieuse speculative il tendance tlıeo]ogique: elle envisage certaines dimensions psychologiques de ]a pensee theologique, des Ecritures, mais elle utilise la methode tlıeologique et ses processus d'argumentation ct d'interprctation. b- La psychologie rcligieuse speculative II tendance plıilosoplıique: celle-ci envisage ]'ensemb]e des phenomcnes religieux, restant fidcle II ]a metlıode philosoplıique. c- La troisieme il tendance historique: elle a tendance il analyser, tout au long de I'histoire, lcs formes institutionnelles ct culturclles des rcligions. d- La quatrieme il tendance analytique: son sujet est d'entreprendre une analyse en profondeur aussi exhaustive que possib]e, de l'ensemble du phenomene et du psychisme religieux34. Dans cette tendancc, I'objet de la psychologie religieuse est, biensur, l'homme religieux qui a minutieusement observe ct considere eertains factcurs qui ont cu de l'influence sur ]ui et son etat general. "L'ob. jet de la psycho]ogie re]igieuse peut ctre considere d'un point de vuc plus ou moins restrictif ou plus ou moins vaste ct extensif selon, precisement, que I'on accorde II la psycho]ogie des profondeurs, il ]a psyclıosociologie religieuse et il la psychanalyse de la connaissance, des droits et des possibilites plus ou moins etendus"35. Quelle sera enfin ]a mcthode il sui\'re pour l'exploration de son objet? Toutes les methodes psychologiques ne sont pas valab]es bien- 33 id.. p ~ V. Guillot, op. cit., p id., p. 17.

21 PSYCHOLOGIE RELIGIEUSE 261 sur POUT cette exploration. il est don c necessaire d'employer les methodes specifiques. La psychologie religieuse se doit, tout d'ahord, de suivre le double mouvement dont le sens est dirige de la personne a la socicte et au contraire, de la societe il la personne, et elle doit utiliser necessairement la psychologie individuelle et la psychologie sociale. Adler signale l'importance de cette necessite36. Mais si nous estimons les phenomcnes mystiques, nous devons emprunter deux voies: la premiere est eelle qui va de l'experienee mystique il l'elaboration de la theologie mystique et la deuxicme est eelle qui va de eette demiere il la tmologie generale3 7 A eote de eette explieatioıı, signalons que les fonetions les plus simples de la psyehologie peuvent nous procurer des emotions religieuses, eomme nous avons dit, par exemple, il propos de l'extase; que le ehant, la dans e et la boisson forte exeitent une sorte de sentiment religieux ehez les sujets. Pour mettre en relief les motivations de cette excitation. le psyehologue doit utiliser certaines methodes speeiales. Malgre la multiplieite des methodes psyehologiques, nous avons des diffieultes il decrire et il interpreter eertains fuits religieux ou mystiques inexperimentahles par la psychologie. "Puis les phenom.cncs m.ystiques semblent dependre, dans leur apparition, d'une influenee qui de-. passe et domine nos lois physiologiques et psychologiques eoıınues... Enfin, l'observation meme des faits religieux, et surtout des faits mystiques, est herissee de difficultes trcs partieulieres. L'essenticl, dans ees faits, n'est pas la phenomenologie somatique, mais l'etat interne psychologique"38. Bien que les psychologues observent les faits externes dont ils ont la eonnaissanee, pour les faits internes eela semlıle difficile. Cal', c'est le mystique scul qui lcs ohserve directement, tandis que le psycliologue ne travaille que sur les tcmoignages. Est-ce qu'on pourrait utiliser l'introspection qui est une aetivite essentiellement mentale afin d'analyser un fait interne, ou' de pratiquer une auscultation qui serait une eeoute et une sorte de partieipation vivante a ce qui est vecu? Cela ne serait pas facile et utilisalıle en depit de la eonvietion de L. Massignon39, parce que soit introspeetion, soit 36 cf. op. cil., p. 7<;. 37 Guillot, op. cil., p. B2. 38 Marechal, op. cit., p ap. W(lardenburg, L'Islam uans le Miroir de l'occident, Parisp. J962, p. 192.

22 262 HA YHANt ALTINTAŞ auscultation sont incom.pletes pour une telle analyse 40 SUPPOSO!lSPauto ohservation du mystique bi en faite et son temoignage exaet: ce temoignagc -on peut en juger par les eerits des grands eontemplatifs eux-memesest generalement tres incomplet, non seuleınent paree qu'on ne l'a pas cerit dans le but de satisfaire la euriosite du psyehologue, mais surtout paree qu'il est il peine possible de deerire eompletement un etat interne exeeptionnei. Nos deseriptions, dans la vie eourante, sont faites de suggestions, qui vont evciller ehez autrui des experienees intimes aı:ıalogues aux!lotres. Mais Pexperienee mystique n'est pas si be.nale qu'on puisse presumer ehez le psyeho!ogue une eonnaissanee personnelle de eet etat de ehose. Souvent d'ailleurs, le psyehologue ne sera pas doue lui-meme d'un tem.perament religieux. il interpretera le la.ngage mystique en fonetion de sa proprc inexperienee. il devra, au moyen d'el~ments personnels, reeonstruire le fait mystique ayant de Petudier: reeonstruetion eonjeeturale pour une part, ear, eombien de nuanees, voire de traits importants de l'original peuyent lui eehapper?l. Bien que nous ne puissions pas savoir ee qui se passe dans le eerveau pendant les pratiques aseetiques, nous ohservons que ees pratiques suseitent des etats physiologiques et psyehologiques. Apres avoir donne un bref ec1aircissement initial de la psyehologie religieuse, aborderons dans le deuxieın artic1e eertaines relations entre psyehisıne et experience mystique pour expliquer psyehologiquement quelques Dotions soufiques. 40 cf. Laııdranchi (Genevieve), D. la Cie interierure a la Vie de Relation, Paris 1966, p Mareebal, op. c;t., p. 31.