Arap At. Efsane ve Gerçek. Tarihten. Söyleşi. Pargal : Makbuldü maktul oldu. Doğaya adanan yaşam: Hayrettin Karaca OTOMOBİL ÜNLÜLER KLASİK SEVER

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Arap At. Efsane ve Gerçek. Tarihten. Söyleşi. Pargal : Makbuldü maktul oldu. Doğaya adanan yaşam: Hayrettin Karaca OTOMOBİL ÜNLÜLER KLASİK SEVER"

Transkript

1 OTOMOBİL ÜNLÜLER KLASİK SEVER Tarihten Pargal : Makbuldü maktul oldu Söyleşi Doğaya adanan yaşam: Hayrettin Karaca Efsane ve Gerçek Arap At English Summary of Contents

2 Araç muayeneniz için randevu al n! TÜVTÜRK Araç Muayene stasyonlar na gelmeden önce lütfen randevu al n, s ra beklemek zorunda kalmay n. Randevu ve bilgi için tuvturk.com.tr Kamuya katk m z artarak devam ediyor TÜVTÜRK ailesinin değerli üyeleri ve sayg değer TÜVTÜRK dostlar, Günümüzde kurumlar n verdikleri hizmetin yan s ra yaratt klar ölçülebilir toplumsal ve ekonomik faydalar da hayati önem taş yor. Kuruluşumuzun 5 inci y l n doldurduğumuz şu günlerde, başl baş na bir değişim ve dönüşüm projesi olan TÜVTÜRK ün sağlad ğ faydalar art k daha net görebiliyor olman n hakl gururunu yaş yoruz. Kuruluşumuzdan beri iş ortaklar m zla birlikte yapm ş olduğumuz 1 milyar Dolar aşk n doğrudan yat r m, 5 y lda verilen 25 milyonu aşk n muayene hizmeti sonucu kamu hazinesine aktar lan 1 milyar Dolar n üzerinde gelir, 3 bin 500 kişiye yarat lan istihdam ve yüzlerce tedarikçiyle birlikte oluşturulan işgücü gibi somut ekonomik katk lar, TÜVTÜRK ü, en önemli özelleştirme projelerinden biri konumuna yükseltiyor. Bu özelleştirmeyle şu ana kadar kamuya ödenen 552 milyon Dolar lisans be deli, 1 milyar Dolar üzerinde ciro pay ve diğer tahsilatlara ek olarak önümüzdeki 15 y lda kamu hazinesine 10 milyar Dolar daha katk sağlayacağ m z hesapl yoruz Ekonomik katk n n yan s ra, TÜVTÜRK ün vizyonu olan trafik güvenliğinin sağlanmas na yönelik ana faaliyet alan m z d ş ndaki girişimlerimiz de tüm h z yla devam ediyor. Ulaşt rma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanl ğ m z n koordinasyonunda yürütülen Trafikte Sorumluluk Hareketi, son günlerde büyük bir ivme kazand. Şubat sonunda yap lan 6. Paydaş Toplant s nda tan t lan Trafikte Gençlik Hareketi ve özellikle iş dünyas için oluşturulan trafik güvenliği taslak deklarasyonu çal şmalar n n meslek örgütlerinin de kat l m yla genişlemesi için UDH Bakanl ğ Müsteşar Yard mc s Say n Talat Ayd n başkanl ğ nda 22 Mart tarihinde geniş kat l ml bir istişare toplant s daha düzenlendi ve deklarasyon metni tart şmaya aç ld. Tüm bunlar, ülkemizin kanayan yaras olan trafik sorununu çözmek için başlat lan çok büyük bir gayrete katk sağlama amac n taş yor ayn zamanda. Başbakanl ğ m z n yay nlad ğ Karayolu Trafik Güvenliği Stratejisi ve 10 y ll k Eylem Plan genelgesiyle ortaya somut bir şekilde konduğu üzere, ülkemizde trafik kazalar n azaltmak için çok büyük ve yeni bir gayret var Bu bağlamda, 3 Nisan 2013 de düzenlenen Trafik Güvenliği Platformu toplant s ve trafikte sorumluluk deklarasyonunun imzalanmas n n planland ğ 4. Karayolu Trafik Güvenliği Sempozyum ve Sergisi sonras, yeni bir seferberlik başlayacağ na inan yoruz May s tarihlerinde gerçekleşecek Sempozyuma; Ulaşt rma, Denizcilik ve Haberleşme Bakan ve İçişleri Bakan n n yan s ra Say n Başbakan m z n kat l m da bekleniyor. Bu ve benzeri çabalarla ülkemiz yollar n n daha güvenli olacağ yeni bir dönemin ümidiyle sizleri sayg yla selaml yor; bahar aylar n n, en güzel günleri beraberinde getirmesini diliyorum. ÖNÜMÜZDEKİ 15 YILDA KAMU HAZİNESİNE 10 MİLYAR DOLAR DAHA KATKI SAĞLAYACAĞIMIZI HESAPLIYORUZ KEMAL ÖREN TÜVTÜRK Genel Müdürü TÜVTÜRK Araç Muayene stasyonlar TÜVTÜRK, bir TÜV SÜD - DO U - BRIDGEPOINT ortakl d r. İSTASYON 3

3 İÇİNDEKİLER 42 Güvenli bir yaz için motosikletinizi TÜVTÜRK'te muayene ettirin! Motosikletinizle yaz n tad n sonuna kadar ç karmak için tek yapman z gereken TÜVTÜRK Araç Muayene stasyonlar 'na gelerek motosiklet muayenenizi yapt rmak. Randevu ve bilgi için tuvturk.com.tr Haberler Dünya ve Türkiye'de öne ç kan haberler Hayat Efsane ve gerçek: Türkiye deki say lar bir hayli azalsa bile Arap atlar hâlâ kendi türünün en değerlisi... Kariyer Değişim Mühendisliği, şirketlerin geleneksel yönetim anlay şlar n ve iş yap ş biçimlerini tamamen değiştirmeyi amaçl yor. 26 Tarihten Sayfalar Bir dönemin en önemli siyasi simas yd Pargal. Ama o da katli vaciptir sözünün sonucundan kurtulamad. Spor Dünyan n küçük bir köy haline geldiği günümüzde bile geniş kesimlerce bilinmeyen birçok spor dal var. Sağl k Alerjisi olanlar için tam bir kabûstur bahar mevsimi Otomobil Cem Y lmaz dan James Dean e, Nicolas Cage den Frank Sinatra ya birçok ünlü, otomobilde klasik modelleri tercih etti. Uzman Gözüyle Motosiklet muayenesi Sosyal Medya Sosyal medyadaki gelişmeler Popüler Kültür Oyun, festival, kitap, sinema Söyleşi Erozyon Dede olarak bilinen Hayrettin Karaca, yaşamak için yaşatman n önemine dikkat çekiyor. 40 Yeme-İçme Kendine has değerlere sahip semt ve yöre pazarlar, ekonominin canlanmas nda da hayli önemli rol üstleniyor TÜVTÜRK TÜVTÜRK'ten haberler English Summary 4 İSTASYON İmtiyaz Sahibi TÜVTÜRK Kuzey Taş t Muayene İstasyonlar Yap m ve İşletim A.Ş. Ad na Kemal Ören Yönetim Yeri Büyükdere Caddesi, No: 255 Kat: Maslak-Şişli-İSTANBUL Yay n Yönetmeni Figen Kayralc Yay n Koordinatörü M. Koray Özcan (Sorumlu Müdür) Görsel Yönetmen Kemal Toğanç Yap m Yeri Doğuş Grubu İletişim Yay nc l k ve Ticaret A.Ş. Doğuş Power Center Ahi Evran Polaris Caddesi No: 4 Maslak İstanbul Tel: (Santral) Bask yeri Ömür Matbaac l k A.Ş. Beysan Sanayi Sitesi Birlik Cad. No: 20 Haramidere-Beylikdüzü- İstanbul Tel: Yay n Türü Üç ayl k yayg n süreli yay n, TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonlar kurumsal yay n d r, parayla sat lmaz. TÜVTÜRK Araç Muayene stasyonlar TÜVTÜRK, bir TÜV SÜD - DO U - BRIDGEPOINT ortakl d r.

4 HABERLER Çin kendi kaderiyle oynam ş Bir saatlik oyun zihinsel beceriyi geliştiriyor Meğer yağl haz r g dalar suçsuzmuş 4 bin y ll k mumyalar, damar t kan kl ğ yla ilgili ezberimizi bozdu. The Lancet dergisinde yay mlanan çal şmaya göre, 4 bin y ll k 137 mumya üzerinde yap lan araşt rmalarda, mumyalar n üçte birinde damar t kan kl ğ (ateroskleroz) izine rastland. M s r, Peru, Güneybat Amerika ve Alaska n n Aleutian Adalar nda bulunan mumyalar bilgisayarl tomografiyle (CT) inceleyen bilim insanlar, 47 mumyada damar içinde kireçlenmenin izlerine rastlad. Söz konusu mumyalar n çoğunun yaşl kişilere ait olduğuna işaret eden bilim insanlar, ölümlerine herhangi bir kalp rahats zl ğ n n yol aç p açmad ğ n n bilinmediğini belirtti. Malum, bugüne kadar damar t kan kl ğ na sigara ve alkol tüketimi, aş r tuzlu ve yağl haz r g dalar, hareketsizlik ve obezite gibi faktörlerin yol açt ğ san l yordu. Ancak araşt rmac lar bu son keşiften yola ç karak kalp hastal klar n n yaşlanman n doğal sonuçlar ndan biri olabileceğine dikkati çekti. EVREN İN SIRRI ÇÖZÜLÜYOR Bilim insanlar art k emin: Tanr parçac ğ var! Tanr parçac ğ ya da Higgs bozonu olarak bilinen ve Evren in oluşumuyla ilgili gizem perdesini aralayacak atomalt parçac k, sonunda bulundu. İsviçre nin Cenevre kentindeki Avrupa Nükleer Araşt rma Merkezi nde (CERN) görevli bilim insanlar, geçen y l Temmuz ay nda, Higgs bozonunun izine rastlad klar n, ancak varl ğ ndan tam olarak emin olmad klar n belirtmişlerdi ün Mart ay n n ortas nda ise merakla beklenen aç klama geldi. Kamuoyuna sunulan bilgilere göre, 2012 de elde edilen verilerin incelenmesi sonucu, Temmuz ay nda izine rastlanan parçac k, y llard r peşinde olunan Higgs bozonunun bir türüydü. Peki, bu keşif ne anlama geliyor? Bilim insanlar, Higgs bozonu sayesinde, Evren in oluşumuyla ilgili Standart Model kuram ndaki eksiklikleri ortadan kald r labilecekler. Standart Model, maddeyi oluşturan parçac klar ve bu parçac klar n birbirleriyle etkileşimlerini temsil eden üç kuvveti (elektromanyetik, zay f nükleer ve güçlü nükleer kuvvet) aç kl yor. Higgs bozonu arac l ğ yla maddelerin neden yoğunluğa sahip olduğunun yan s ra baz maddelerin neden diğerlerinden daha fazla yoğunluğu olduğu sorular na yan t bulunabilecek. K sacas fiziğin kay p köşetaş bulundu. Şimdi s ra, perdeyi aralamakta... Çin, bugün dünyan n en büyük ekonomilerinden biri durumunda. Oysaki bu unvan, yüzlerce y l önce elde edebilirmiş... Kenya n n Manda Adas nda bulunan 600 y ll k madeni para, Çin ile Bat Afrika aras ndaki ticaretin, Avrupal kâşifler uzak diyarlara yelken aç p dünyan n haritas n değiştirmeden çok önce başlad ğ n gösteriyor. Chicago daki The Field Museum dan arkeolog Chapurukha M. Kusimba ile Illinois Üniversitesi nden Sloan R.Williams önderliğindeki bir grup bilim insan, 1400 lerin baş ndaki Çin İmparatoru Yongle Panbao nun ad na bast r lm ş, ortas kare şeklinde delik bir madeni para buldu. Bak r ve gümüşten oluşan madeni paran n, Amiral Zheng He arac l ğ yla adaya geldiği düşünülüyor. Amiral Zheng He, Çin in Kristof Kolomb u say l yor. İmparator onu Hint Okyanusu k y s ndaki topraklar keşfetmek, oradakilerle politik ve ticari ilişkiler kurmak üzere görevlendirmiş. Ancak Yongle nin ölümünden sonra söz konusu bölgeyle ilişkiler kesilmiş, hatta sonraki Çinli hükümdarlar, yabanc diyarlara yolculuklar yasaklam ş. Sözün k sas, Çinliler Avrupal lara, Keşifler Çağ n alt n tepsiyle sunmuşlar... YARDIM ASLANIN KAFESİNDE Rahat olun; yard m paras aslan n midesinde değil, kafesinde. Ukraynal hayvanat bahçesi sahibi Alexander Pylyshenko, yard m toplamak için bir y l boyunca aslanlarla ayn kafeste yaşayacak. Bu, Pylyshenko nun aslanlar n evini ilk ziyareti değil. Kendisi iki y l önce beş hafta boyunca bir aslanla beraber yaşam şt. Pylyshenko bu defa kafeste kal ş süresinde bir hayli iddial : Bir y l boyunca, ormanlar n kral lakapl hayvanlarla ayn ortamda yaşamay hedefliyor. Bu sayede Ukrayna n n Vasylivka şehrinde bulunan hayvanat bahçesi için 45 bin Dolar yard m toplamay umut ediyor. Gelecek yard mla aslanlar için bak mevi inşa edecek. Gözlük değil büyüteç laz m Japonya, çok ilginç bir alanda Rusya y taht ndan etti: Japon yay nevi Toppan, dünyan n en küçük kitab n bast. Mevsim Çiçekleri adl kitab n harfleri ve resimleri ç plak gözle okunamayacak kadar küçük. Minyatür eser, 22 sayfadan oluşuyor ve sayfalar 0,75 milimetre büyüklüğünde. Yani kitap, ancak büyüteçle görülebiliyor. Yay nevi, işlettiği müzede kitab, bir büyüteçle 235 Euro dan sat şa sundu ten beri mikro kitap basan yay nevi, 2000 y l nda da 0,95 milimetre büyüklüğünde bir kitap yay mlam şt. Ondan önce dünyan n en küçük kitab unvan, 1996 da Rusya da bas lan 0,90 milimetre büyüklüğündeki bir esere aitti. Sürekli video oyunu oynuyor diye çocuğunuzu azarlamadan önce bir kez daha düşünmenizi tavsiye ederiz. Zira PLOS ONE da yay mlanan bir araşt rmaya göre aksiyon video oyunlar, zihinsel becerilerin gelişmesine katk da bulunuyormuş. Araşt rma kapsam nda, gündelik yaşant s nda video oyunu oynamayan kat l mc lar, bir ay boyunca haftada beş gün, günde bir saat olmak üzere ak ll telefonlar na yüklenen oyunlar oynad lar. Kat l mc lar n kimi The Sims gibi stratejihayat simülasyonu, kimi aksiyon oyunu, kimi de Hidden Expedition daki gibi sakl nesnelerin arand ğ oyunlar oynad. Bir ayl k deneyimin sonucunda araşt rmac lar, aksiyon oyunu oynayanlar n, kendilerine tan nan k sa sürede, birden fazla sakl nesneyi bulmada daha başar l olduğu gözlemlendi. Dünyan n dibi bakteri kayn yor Pasifik Okyanusu nda Guam Adas n n güneybat s nda kalan Mariana Çukuru, yavaş yavaş s rlar n bilim dünyas na açmaya başlad. Bilim insanlar, dünyan n erişilmesi en zor yerlerinden biri olarak kabul edilen Mariana Çukuru nda bakteri yaşam tespit ettiklerini aç klad. Phys.org sitesinin haberine göre, uluslararas bir araşt rma ekibinin Mariana Çukuru nda toplad ğ numuneler, bölgedeki bakteri yaşam n n şaş rt c derecede fazla olduğunu gösterdi. Deniz seviyesindeki bas nc n 1100 kat daha yüksek olduğu derinlikte yaşayan bakteri miktar n n, denizin 5-6 kilometre derinliğinde yaşayan bakteri miktar ndan neredeyse 10 kat fazla olduğu belirtildi. Bir zamanlar dibinde yaşam n olduğu düşünülmeyen çukura, geçen y l Mart ay nda Oscar l yönetmen James Cameron, özel tasarlanm ş bir mekikle tek baş na inmiş ve çektiği görüntüler, toplad ğ numunelerle iki yeni canl türünün tespit edilmesini sağlam şt. 6 İSTASYON İSTASYON 7

5 HABERLER Sony su s zd rmaz Ak ll telefon pazar ndan kopmak istemeyen Sony nin yeni amiral gemisi Xperia Z, su s zd rmazl k gibi fantastik özellikleri, 1080p yüksek çözünürlüğe sahip 5 inçlik ekranla birleştiriyor. Köşeli keskin ve rafine Sony çizgileriyle Xperia Z, sanki mikro tablet gibi görünüyor. Telefon, 7.9 milimetre kal nl ğ nda ve Gorilla Glass ekran yla 146 gram ağ rl ğ nda. Sony, Android üzerine kendi özgün ve renkli arayüzle neredeyse markas n n tüm multimedya teknolojilerini Z de birleştirmek istiyor. Markan n daha önceki kullan c lar için gerçekten heyecan verici olabilir. Google Now art k Apple da Yeni ios versiyonuyla birlikte ilişkilerin kopma noktas na geldiği Google ve Apple, eski günlerine geri dönüyor gibi. Tüm Google hizmetlerini tek uygulama bünyesinde bulunduran Google Now aplikasyonu, art k iphone ve ipad lerde. İnan lmas güç gibi duran bu gelişme, birçok Apple kullan c s n sevindirdi. iphone 5 ile Google Maps in yokluğuna bile katlanamayan Apple kullan c lar n n, böylece büyük hasreti son bulmuş oluyor. ACER DAN ADINA YAKIŞIR HAMLE Hafiflik, uzun pil ömrü ve yüksek performans... Yeni nesil işlemciler, yeni standartlar, SSD denilen sabit diskler, yeni grafikler ve yüksek performansla yola ç kan üreticiler Ultrabook serisini yaratt lar. Her ne kadar tabletler araya girse de, ultrabook lardan sonunda ses geldi. Bilgisayar sektörünün önemli oyuncular ndan Acer n ürettiği M3 ad ndaki ultrabook, her ne kadar klasik bir dizüstü bilgisayarm ş gibi dursa da yak ndan bak nca metal kasas yla dikkat çekiyor. Ultra M3, çoklu genişleme olanaklar ve hoş klavyesiyle kullan c s na yüksek iş performans sağl yor. Taş d ğ tüm bu özelliklere rağmen, magnezyumdan oluşan yap s nedeniyle 15 inçlik Ultra M3, sadece 2,3 kilogram. NVidia GeForce 640M grafik kart kullanan bilgisayar, bir iş bilgisayar n n yan s ra oyunseverleri de mutlu edecek performans sergiliyor. Üstelik CineCrystal ekran ve LED ayd nlatmas yla görüntü kalitesi oldukça yüksek. Acer M3, bütün bunlar n yan s ra HD 3000 grafiklere ve 4 GB DDR3 RAM e sahip. Bu da bu Ultrabook u standard n üstünde bir ürün yap yor. Nihayet kendini gösterdi Samsung un merakla beklenen yeni ak ll telefonu Galaxy S4, nihayet görücüye ç kt. Görsel olarak ciddi bir değişikliğe gitmeyen, ancak son derece güçlü bir işlemci kullanan telefon, aksesuarlar yla kendisine yak şt r lan hayat arkadaş tabirini hak ediyor. Cihaz n ad mlar n z kaydeden S Band aksesuar, yak lan kalori ve gidilen mesafe gibi bilgileri kay t alt na alarak telefonunuza gönderebiliyor. Game Pad iyle mobil oyun tutkunlar na hitap eden telefonun hem mat hem de stant olan Wireless Charging Pad/Cover, kablo bağlant s na ihtiyaç duymadan şarj olanağ sunuyor. En çok merak edilen özellikleri Smart Scroll ve Smart Pause sayesindeyse videolar, izlemediğinizde kendiliğinden duruyor. Enerji verimliliğiyle de rakiplerine fark atan telefonun 16, 32 ve 64 GB l k haf za seçenekleri var. Bunlara ek olarak 64 GB a kadar haf za kart da tak labiliyor. Telefon Nisan n sonuna doğru Türkiye de sat şa sunulacak. Ağ rl ğ sadece 5,5 kilogram olan M3, 500 GB l k haf zas yla ve HD kameras yla da gezgin kullan c lara hitap ediyor. Hem iş hem de oyun amaçl bir ultrabook arayanlar, araşt r lacaklar listesinde Acer Aspire Timeline Ultra M3 e de yer verebilirler. Zaman tutmak İlginç tasar m ve konseptiyle Time Timer saatler, belirlediğiniz bitiş süresine kadar kalan süreyi kocaman grafiklerle ekran na taş yor. Tekrarlanan süreler, sesli, titreşimli uyar lar... Tüm bunlar sizi, zamanla yar şt ğ n z o işi bitirene kadar ayakta tutmaya yetiyor. K rm z pasta dilimli kronometre arayüzüyle aksiyon filmlerini de aratm yor. TABLETTE ÇITA YÜKSELİYOR Google n Asus la birlikte ürettiği Nexus 7 yi kenar ndan tutup 10 inç haline getirdiğinizde, Asus MeMO Pad Smart 10 u hayal edebilirsiniz. Android sistemi, dört çekirdekli 1.2 Ghz işlemcisi, 1GB RAM ve 1280x800 piksel ekran çözünürlüğüyle bu tablet, geniş ve rahat bir kullan m sunuyor. Cihaz n kenarlar ndaki fazladan siyah alan kullan c ya tutma ve kullan m kolayl ğ sağl yor. Mikro- USB ve mikro-hdmi girişleri yanlara yerleştirilmiş. Kasa ipad le k yasland ğ nda biraz daha hafif kal yor. Uygun fiyat yüksek performans Büyük ekran ve multimedya yetenekleri, kullan c lar n önemli beklentileri haline geliyor. LG nin yeni modeli Spirit 4G, 4.5 inçlik Gorilla Glass ekran, 1.2 Ghz çift çekirdekli işlemci h z, yüksek pil kapasitesiyle yüksek beklentileri karş larken bütçe dostu olmay da başar yor. Bu hafiflik gezgin kullan c lar n ilgisini çekebilir. Çoğu tablette görülmeyecek ufak bir detay da Uyku tuşu. Bu sayede MeMO Pad daha az güç kullan yor ve istediğiniz zaman h zl ca aç labiliyor. Keza 10 inçlik ekran ve yüksek çözünürlük kalitesi ile MeMO Pad, standart bir laptop tan fark olmad ğ n vurguluyor. Elle temas etmeyen SteroSonic kolonlar kullanan MeMO Pad, ses konusunda da kullan c y tatmin ediyor. Bütün tabletlerin küçülmeye gittiği bir dönemde aksi yönde gitmeyi hedefleyen Asus, MeMO Pad 10 ile daha özgün bir çizgiye sahip olmay arzuluyor. Mobil cihazlarda genişliği ve rahatl ğ hedefleyen tablet kullan c lar n n MeMO Pad Smart 10 a göz atmas nda fayda var. Değiştirmek için kafan za dokunun Yolda müzik dinlemeyi sevenlerin en büyük şikâyeti, yürürken şark değiştirmektir. Bu asl nda çok da üzerinde durulmas gerekmeyen bir şikâyet olsa bile, Hamacher, yeni ürünüyle büyük markalar k skand racak gibi. Finger Swipe Kulakl klar kulağ n zdaki kolonlar n üstündeki alanda dokunmatik kontrol sağl yor. İster parçalar sürükleyerek geri sar n, isterseniz sesi k s n ya da dokunarak parçay değiştirin. Apple dan parmak izi Söylentilere göre Apple n ç karmaya haz rland ğ iphone 5S modelinde parmak izi tan ma özelliği olacak. Bu da yeni iphone 5S in muadili telefonlardan çok daha fazla güvenli olacağ anlam na geliyor. Ayr ca parmak izi kontrolü AppStore a çal şan birçok geliştirici şirket için yenilikçi ve yarat c fikirler anlam na geliyor. Telefonda gözle kontrol dönemi Gözler Samsung un yeni oyuncağ S4 e dönse de LG boş durmuyor. Şirket gözünüzü kullanarak telefonu kontrol edebilmeyi sağl yor. LG, yeni ön kameras yla gözlerinizin nereye bakt ğ n tespit edip sizi o bölmeye yönlendirecek. Bu da telefonu kullan rken yeni ve farkl bir deneyim yaşamak anlam na geliyor. LG nin bu son atağ, S4 ün havadan dokunuşun önüne geçebilir mi bilemeyiz. Ancak dokunmatik devrinin de bir sonu olduğunu söyleyebiliriz. Duvardaki ses Ev partilerini sevenler, hoparlör kolonlar n n derdini iyi bilir. İyi bir ses almak istiyorsan z hem cüzdan n z hem de salonunuzu açman z gerekebilir. Muji nin bu minimalist tasar m uygun bir çözüm olabilir. 100 Dolar a sat lan hoparlör, duvara as l p elektrikle besleniyor. Bluetooh ile tablet veya telefona bağlanarak kullan l yor. 8 İSTASYON İSTASYON 9

6 HAYAT Tutkulu efsanelerin yüzlerce y ll k kahraman Arap atlar, günümüzde eski önemini yitirmiş gibi görünse de geçmişten gelen öykülerdeki doludizgin sat rlar, onlar geleceğe taş yacak kadar güçlü. Efsane ve Gerçek Onu, ilk nerede ve ne zaman gördüğümü hat rlam yorum! Ama o günden beri bir Arap at gördüğümde kalp at şlar m h zlan yor. Küçük, endaml baş ; zeki gözleri, küçük kulaklar... Geniş yanaklar ndan aşağ ya daralarak inen kocaman, derin ve yüksek burun delikleri. Uçuşan s rma yelenin üzerinde uzun, güçlü boynu. İncecik bacaklar yla, k r lacakm ş hissi veren bilekleri. Muhteşem sağr s, bayrak gibi kalk k kuyruğunun ard nda uzanan k sa ve tam tav nda s rt ve gövdesiyle, yüzy llard r dilden dile dolaşan efsaneleri taş yacak güçte... Gücü ve dayan kl l ğ onu tutkulu öykülerin başkahraman yap yor. Sadece güçlü karakteri ve yap s yla ilgili anlat lanlar bile, efsaneleri geride b rakacak kadar etkileyici. Atç l kla ilgilenen hemen hemen bütün uzmanlar, çoğu modern at n soyunda Arap at kan olduğu görüşünde birleşiyor te Arabistan dan toplad ğ asil kan atlar Türkiye ye getirerek, Osmanl n n çöküşüyle kan kaybeden atç l ğ n yeniden dirilişine destek olan zootekni uzman veteriner Dr. Nurettin Aral a göre, bir at neslini yetiştirmek için, önce Arap at kan kat lmas gerekiyor. Örneğin, Amerikan Colorado Ranger at, Abdülhamid in 1878 de, Amerikan Generali U.S. Grant a hediye ettiği Ihlamur ve Pars adl atlardan üretilmiş. Tarih sahnesinden aktar lan bu tür olaylar, atlar n siyasi bir simge olabildiğini de gösteriyor. İki ülke aras ndaki dostluğun ifadesi olan Ihlamur ve Pars, her ne kadar Osmanl taraf ndan Arap at olarak adland r lmasa da, doğudan geldiği için olsa gerek, ABD nin kay tlar nda, Arap at olarak geçiyor. Doğudan ithal edilen bu atlar, 17. yüzy ldan itibaren Avrupa n n kültürel kodlar n da etkilemiş. İngiliz tarihçi Donna Landry, Noble Brutes adl kitab nda, doğudan getirilen atlar n İngiliz kültürünü nas l değiştirdiğini anlat yor. İngiliz olduğu söylenen yar ş atlar n n ortaya ç kmaya başlad ğ 17. yüzy l ortalar ndan itibaren Britanya Adalar nda, k ta Avrupas ndakinden farkl bir atç l k yayg nlaş yordu. Lord Hazretleri nin Arap At tabiri, Zeki, güzel, zarif, güçlü, dayan kl ve uzun yol gidebilme becerisine sahip oluşu, Arap at n efsane yapan özellikleri aras nda say l yor. 10 İSTASYON İSTASYON 11

7 HAYAT ARAP ATLARININ DERİLERİNİN SİYAH OLDUĞUNA DAİR SÖYLENENLER, YANLIŞ BİR KANIDAN İBARET. Bursa daki Karacabey Haras nda sadece Arap at üretiliyor. İşletmede 400 baş civar nda safkan Arap at var ve her y l ortalama baş at sat ş yap l yor. o devirde, içinde at bulunan mülklerde s kça duyuluyordu. Polonya dan Kuzey Afrika ya, Kafkaslardan Yemen e farkl ülkelerden getirilen her ata Arap at deniliyordu. Arka planda ise siyaset ve kültür iklimi, romantizme ve milliyetçiliğe doğru seyrediyor, uluslar kuruluyordu... Klasik binicilik geleneğinden h zla ayr lan İngiltere nin, düz yar şlar, engelli yar şlar ve arazide atl tilki av gibi spor ve hobilere geçme nedenlerinden biri de, muhtemelen doğudan getirilen h zl ve çevik atlard. Üzengilerin k salt lmas ve at n baş n n daha serbest b rak lmas, hep bu değişimin sonucunda gerçekleşti ve bu değişiklikler, yol üzerindeki çit veya devrilmiş ağaç gibi engelleri at s rt nda atlayarak aşmaya yar yordu. Klasik binicilikteki dizginleri tutan elin tersine, binicinin at daha çok sürmesine yarayan serbest dizginler ise, genel anlamda at idare edenin, -gideceği yönü kontrol etmesinin yan s ra-, daha serbest davranabilmesine yard mc oldu. Ayr ca başkalar n n atlar na, üstelik başar yla binilmesi, belki başkalar n zaman içerisinde hakk yla idare edebilme fikrini de beraberinde getirmiş olabilir. Örneğin Frans z Devrimi s ras nda, Fransa Krall ğ nda yaşayanlar n büyük k sm n n Frans zca bilmediği düşünülürse, tam bir bilinç inşa etme zaman yd. Bu yeni yaklaş m, ekonomi ve politika alanlar nda laissez faire, laissez passer / b rak n z yaps nlar, b rak n z geçsinler anlay ş yla yeni bir ak ma yer açt ve hâkim kültür paradigmas Yeni Çağ a doğru değişti... Bu kültür ikliminin ressamlar, ünü günümüze kadar ulaşan at portreleri yapt. İngiliz sanatç Stubbs n Whistle Jacket tablosu, bunlar aras nda en ünlü olan. Doğudan ithal edilen bu at, İngilizler taraf ndan o kadar çok sevildi ve beğenildi ki, bugün bile İngiltere nin popüler ikonlar aras nda ilk 10 a girmeyi sürdürüyor. ONLAR RÜZGÂRIN ÇOCUKLARIYDILAR 19. yüzy lda, Napolyon Bonapart n M s r seferi dönüşünde, o dönem Avrupa n n şekillendirdiği dünya, sadece Antik M s r uygarl ğ, mumyalar, dikilitaşlar, piramitlerle değil, Arap at yla da yeniden tan şt. Hem de üzerinde değişik malzemeler ve farkl binicilerle birlikte... Arap atlar n n ilgi çekici binicileri, Napolyon un muhaf z alaylar aras nda öne ç kan Memlûklerdi. Yay biçimindeki eğri k l çlar ve iyi binici olmalar yla M s r seferinde Napolyon un ilgi- sini çeken Memlûkler, İmparator için Doğulu atlardan kurulu bir birlik oluşturdu. Çoğunluğu rk bak m ndan Arap olmayan doğulu biniciler ve atlar, Avrupa sahnesinde ortak bir tan mlamayla isimlendirildiler ve Arap oluverdiler! Napolyon un beyaz Arap ayg rlardan oluşan atlar, bu efsanenin çok da dillere düşmemiş parçalar yd. Ad n, İmparatorun Avusturyal lara karş kazand ğ savaştan alan Marengo ve III. Selim in hediye ettiği Vizier (Vezir) adl ayg rlar, İmparator için öncelikliydi. Rüzgâr n Çocuklar yak şt rmas n hak etmiş bu atlar, Ortadoğu da geçmişten beri vard. Bilim insanlar n n, geçmişini en az 4 bin 500 y l öncesine dayand rd ğ Arap at n n kökeni konusunda, çoğu uzman Güneybat Arabistan veya Kuzey Mezopotamya üzerinde yoğunlaşsa da, baz araşt rmac lar Arap at n n köklerini kuzeyde Türkistan a kadar götürüyor. Yaşam n n büyük bir bölümünü Afrika ve Ortadoğu da atlar ve büyükbaş hayvanlar üzerine çal şarak geçiren, yazar Jeremy James, Türk At : Byerley Türk adl kitab nda Eski bir Türk at olan Kapadokya atlar n n, sonradan Arap at olarak geliştirilen cinsin atalar olduğunu iddia ediyor. Arap atlar n n tam olarak nerede ve ne zaman ortaya ç kt ğ, önemli ölçüde kay t ve şecerelerinin nas l ve ne şekilde tutulduğuyla ilgili. Baz kaynaklar, Hz. Muhammed döneminde Araplar n henüz çok az at cinsine sahip olduklar n yazsa da Peygamber in beş k srağ efsanesi, Arap atlar n n soyunu o döneme dayand r yor. Efsaneye göre, Hz. Muhammed in seçerek toplatt ğ ve birkaç gün susuz b rak ld ktan sonra suya sal nd klar nda, Hz. Peygamber in bir komutuyla su içmeden ona geri dönenlerden üretilen atlara Arap at ad verilmiş. Bütün atlar nehre doğru koşarken, sadece beş k srak Hz. Peygamber in yan na gelmiş: Übeyye, Kübeyle, Saklaviye, Hamdaniye ve Habda. Bugün kabul edilen beş Arap at soyunun da bu k sraklardan geldiğine inan l yor. Günümüzde ise Arap at n n etkileyici özelliklerini haf zalara kaz yan güçlü atlar n öyküleri, köklerinin nereden geldiğine ilişkin efsaneleri geride b rak yor. Kay tlar n ve resmi tarihin ötesine geçip Arap at n efsane yapan nedir? sorusunu yan tlamaya çal ş rsak; zeki, güzel, aş r iri olmayan, zarif, güçlü, dayan kl ve uzun yol gidebilme becerisine sahip olmas, diyebiliriz. Arap at, küçük kafas, geniş aln, kal n boynu, derin burun delikleri, ipeksi yelesi ve kalk k kuyruk özellikleriyle biliniyor. Gelişimini tamamlam ş bir Arap at n n cidago yüksekliği (ön ayaklarda yerden omza kadar olan yükseklik) 145 cm ile 160 cm aras nda değişiyor. Arap at n n yüksek kuyruk taş mas ysa bu rk n diğer atlardan farkl olarak, kaburga ve bel bölgesindeki omur say s n n diğerlerinden bir eksik olmas (kaburga 17 çift, bel omuru 5), yani s rt n n daha k sa olmas yla ilgili. Bu özellik, binmeye daha uygun ve yük taş ma kapasitesinin yüksek olmas n, ayr ca göze güzel görünmesini sağl yor. Ad n, yaşad ğ coğrafyaya uyum sağlamas ndan alan Arap atlar n n dişleri, kumlu yerlerde otlamaya uygun bir yap ya sahipken derilerinin siyah olduğuna dair söylenenler yanl ş bir kan dan ibaret. Zira atlar n siyah derili olmas onlar Arap at yapm yor. Çünkü bütün at cins, rk ve tiplerinde, al donlu (k l rengi) olanlar hariç, deriler koyu renkli. Abdülmecid Efendi ve Napolyon un efsane atlar HAYAM Saltanat kald r l nca Sultan Vahdettin in Türkiye den sürgün edilmesi üzerine, 1922 de TBMM taraf ndan halifeliğe seçilen Abdülmecid Efendi, törenlere Arap at Hayam ile kat l rd. Osmanl da, hükümdar n at n n üzerinde ahaliye görünmesi iktidar n bir göstergesiydi. Ancak son padişahlar modernleşmenin de etkisiyle faytonu tercih etmiş, cuma selaml ğ na bile atla ç kmay b rakm şlard. Son Halife Abdülmecid Efendi nin at Hayam ile halk selamlamas ise önemli bir simgeydi. Halifenin, at üzerinde halk selamlamas onun hangi soydan geldiğini gösterme çabas na bağlanabileceği gibi, yeni üstlendiği dünyevi işlerle ilgilenmeyen bir halife statüsü için bir imaj yaratma çabas da olabilir. Abdülmecid Efendi, 1924 te Hilafetin kald r lmas yla birlikte Avrupa ya gönderildiğinde Hayam geride kalm şt. Hanedan n mal varl ğ n n bir parças olan ünlü at, önce Halkal Ziraat Mektebi ne sonra İnanl Haras na gönderildi ve yar ş kazanan pek çok tay oldu. Beyaz Arap at, Y ld z Saray, Büyük Mabeyn Dairesi nin girişinde, muhtemelen Sultan II. Abdülhamid i bekliyor. MARENGO Napolyon Bonapart n at Marengo, ad n İmparator un Avusturyal lara karş İtalya da kazand ğ Marengo Savaş ndan al yor. İngiliz kaynaklar na göre, Austerlitz (1805), Jena (1806), Wagram (1809) savaşlar nda Napolyon Bonapart taş m ş, bir ara Viyana ile Semmering aras ndaki 80 kilometreyi aç, susuz kat etmiş ve 1812 de Moskova ya gidip gelmişti. Frans z kaynaklar na göreyse, Napolyon, Marengo yu çok seviyordu ama bunlar n hepsini yapmam şt. Bilinen atlar n n say s 100 ü geçiyordu ama hiçbiri Marengo nun şöhretiyle baş edememişti. İngilizler onu Fransa İmparatoru nu yendikleri Waterloo savaş alan nda bulup, İngiltere ye götürdüler. İskeleti bugün İngiltere deki Ulusal Askeri Müze de sergileniyor. 12 İSTASYON 13

8 HAYAT İstanbul Maslak taki Sipahi Ocağ Binicilik Kulübü ndeki at hastanesinde, bir Arap at iğdiş edilmek üzere ameliyata al n yor (solda üstte). Arap atlar n n dişleri, kumlu yerlerde otlamaya uygun olabilecek şekilde farkl bir yap ya sahip (solda altta). Şanl urfa n n Suruç ilçesinde 200 civar nda at çiftliği var (sağda). Türkiye Jokey Kulübü Apranti Eğitim Merkezi ndeki öğrenciler eğitimlerinin yan s ra atlar n bak m ve temizliği gibi görevler de üstleniyor (solda). Şanl urfa da Arap atlar na yar şlar d ş nda günlük hayatta da rastlan yor. (sağda üstte) de Suriye den getirilen ve Türkiye deki Arap atç l ğ n şekillendiren baba lar olarak sayg gören ünlü ayg rlar Baba Kuruş ve Baba Sa d n an t mezarlar Karacabey de bulunuyor (sağda altta). TÜRK ÜN ÖMRÜ AT SIRTINDA GEÇER Tarihi kaynaklar, Osmanl süvarisinin kulland ğ atlar n Orta Asya dan getirilenler, Arap atlar veya bunlar n melezi olduğunu; İmparatorluk atlar n n slah nda safkan Arap at kullan ld ğ n ve devlet büyüklerinin tavlalar nda (at bar naklar ) en güzel Arap atlar n n bulundurulduğunu belirtiyor. Ayr ca Arabistan Yar madas n n uzun süre Osmanl İmparatorluğu nun yönetiminde olmas n n da bunda rol oynad ğ muhakkak. Eserlerinde biyoloji, zooloji, tarih ve İslami psikoloji gibi dallara değinen 9. yüzy l Arap bilim insan Câhiz, Türk toplumunda at n yerini anlat rken, Türk ün ömrünün yar s ndan fazlas at üzerinde geçer. Türk, hem çoban, hem seyis, hem cambaz, hem baytar, hem süvaridir diyor. Ancak Osmanl n n son y llar nda pek çok kurum gibi atç l k da kan kaybetmiş... Aşk n Yaşar, Osmanl döneminde ve Cumhuriyet tarihinde Haralar başl kl tezinde, 19. yüzy l sonunda K r m Harbi nde, Osmanl Devleti ne yard m eden müttefiklerin, İstanbul a döndüklerinde ellerindeki topçu, süvari ve bunun gibi ordu hizmetine yarayacak hayvanlar ucuz fiyatlara devrettiğini belirtiyor. Bu nedenle Devlet, uzun süre ordu için at sat n almam ş, at yetiştiricileri k ymetli dam zl klar n satmak zorunda KAYITLARA GÖRE URFA, MARDİN, SİVEREK VE SURUÇ, DÜNYANIN EN ASİL ARAP ATLARININ YETİŞTİĞİ YÖRELER ARASINDA BULUNUYOR. kalm şlar. Hükümet ve ordunun atlar yurtd ş ndan sat n almas, halk n yüksek kaliteli at yetiştirmek yerine, kap mal denilen küçük cüsseli, az masrafl at yetiştirmesine yol açm ş. Meşrutiyet in ilan ndan sonra toplanan komisyonlar, haralar n kalmas gerektiğini öne sürseler de Maliye Vekili Maslup Cavit Bey, hara masraflar ndan kurtulmak ve haralardaki hayvanlar n sat lmas yla hazineye bir miktar para temin edilmesi amac yla, hükümetin harac l k faaliyetlerine ve hayvan slah siyasetine son vermiş. Daha sonra yap lan hatalar fark eden hükümet, hem atç l k hem de binicilikte slahata gitmiş ve ayg r depolar kurulmuş. Ancak atç l ğ kurtarmak üzere verilen çabalar yeterli olmam ş. Safkan Arap At Yetiştiricileri Derneği Başkan Remezan Kaya, at n bir zenginlik sembolü olarak görüldüğü ve ulaş m arac olarak kullan ld ğ, 20. yüzy l n ilk dönemlerinde, Anadolu da insan say s kadar at olduğu tahmin ediyor: Savaşlarda, uzun yolculuklarda dayan kl olmas nedeniyle hep Arap at tercih edilirdi. Çünkü bir Arap at, 24 saat hiçbir şey yemeden yaklaş k 300 kilometre gidebilir. Babam n, Arap at yla Adana ile Gaziantep aras nda hiç durmadan yol ald ğ n biliyorum yüzy l n ilk çeyreğinde modernleşmenin yan s ra Osmanl n n çöküşüyle birlikte biten atç l ğ n, Anadolu daki dirilişi yine Arap atlar yla oluyor te, safkan Arap at yetiştiriciliği yeniden başlat l yor ve bu atlar için yeni bir dam zl k kadro oluşturuluyor. Dam zl klar, önce Urfa dan sonra da saray tavlalar ndan Karacabey Haras na getiriliyor; ard ndan 1930, 1932 ve 1936 y llar nda uzman heyetlerce Irak, Suriye ve Lübnan dan al nan ayg r ve k sraklar, dam zl k kadroya kat l yor. İYİ ADAMLAR, İYİ ATLARA BİNİP GİTTİLER Değişik rklar slah etmenin yan s ra uzun menzilli yar şlarda kullan lan bu atlar, bugün de bolca üretiliyor. Arap atlar n n günümüz Türkiye sindeki durumu ise, dillerde dolaşan efsanelerin giderek silikleşen bir gölgesi gibi Bu muhteşem hayvanlara, engel atlama ve at terbiyesi gibi olimpik sporlar n yap ld ğ, büyük binicilik kulüplerinde rastlayamad k. Çünkü engel atlama ve at terbiyesinde, daha hacimli atlar kullan l yor. Bu genel tercihin nedeni, Arap at n n yüksekliği. Arap atlar atlama ve manevra kabiliyeti çok yüksek olsa da, 160 cm den daha alçak olduklar için yüksek parkurlarda engele tak labiliyorlar. Hipodromlarda ise Arap atlar hâlâ yar ş dünyas n n gözdesi olmay sürdürüyor. Hem devlet haralar hem de özel çiftliklerde üretilen Arap atlar hipodromlarda yar şt r l yor. Türkiye Jokey Kulübü nce safkan Arap at olduğu kabul edilen atlar, farkl bölgelerdeki resmi hipodromlarda kendi içlerinde de yar ş yorlar. Safkan Arap At Yetiştiricileri Derneği nin kay tlar na göre, dünyan n en asil Arap atlar n n yetiştiği yöreler aras nda Urfa, Mardin, Siverek ve Suruç bulunuyor. Şanl urfa, halen Türkiye de özel çiftliklerde Arap at üretiminin yoğun olarak yap ld ğ yerlerin baş nda geliyor. Ad n sarraciyeden yani genel anlam yla dericilik, özel anlam yla at malzemesi imalat ndan alan Suruç, tam bir atç l k merkezi. İlçede 200 civar nda at çiftliği var. Hemen her hanede ya at var ya da aile geçimini atç l ktan sağl yor. Bir zamanlar atlar çok seven, hatta atlar çocuklar yla bir tutup onlar için de fitre veren, ah r ile evin iç mekânlar aras ndaki duvara pencere aç p at n nefesinin bereket getireceğine inanan insanlar n yaşad ğ bölgede art k binek atlar yok. Çünkü, diyor, Şanl urfa Pansiyon Hara Şefi, Veteriner Sinan Tekinalp, sadece atlar n yar şt r p para kazanmak istiyorlar. Arap atlar yla ilgili öyküler, yolumuzu Bursa Karacabey Haras ndaki iki an t mezara çeviriyor. Anadolu yat r geleneğini tekrarlayan ve iyileşmesi umuduyla hasta atlar n götürüldüğü at mezarlar n n bulunduğu topraklarda, ünlü Arap atlar n n mezar taşlar na rastlamak pek şaş lacak bir durum değil. An tlaşm ş Arap atlar Kuruş ve Sa d n mezar da Karacabey Haras nda yer al yor. Osmanl dan kalan dam zl k atlara ek olarak Cumhuriyet in ilk y llar nda Suriye den Karacabey e getirilen Kuruş ve Sa d gibi ayg rlar Türkiye deki Arap atç l ğ n şekillendiren baba lar olarak sayg görüyor. Bu atlar hiç yar şmam ş olmalar na rağmen Türk yar ş tarihinin efsane atlar olarak an l yor. Çünkü yar ş pistlerindeki performanslar yla efsaneleşen çok say da Arap at onlar n soyundan geliyor. Arap at n n ağ rl kl olarak hipodrom yar şlar nda ganyan ayağ olmas n n verdiği rahats zl k hissiyle Şanl urfa daki Gümrük Han da oturmuş kahve içerken, yan masadaki yaşl amca, atlar çok sevdiği için at beslemediğini söyleyerek beni adeta sohbete davet ediyor. Ona göre atlar koşturmak, savaşta kullanmak ya da adalet dağ tmak gibi çok özel nedenler söz konusu değilse, günah. Sabah kahvemizle birlikte sohbetimizi de Necip Faz l K sakürek ten ödünç ald ğ m sra ile bitiriyor: İyi adamlar iyi atlara binip gittiler... Eskisi gibi öyküleri dilden dile dolaşan Arap atlar ve onlar n savaşç, h rç n binicileri art k yok... Ama geçmişin efsane ayg rlar n n soyundan gelen atlar, kendilerine, özelliklerine uygun yeni bir sahne bulmuş görünüyor ve dayan kl l ğ ön plana ç karan hobilerin gözdesi olma yolunda dörtnala ilerliyor. 14 İSTASYON Bu konu National Geographic Türkiye dergisinden özetlenerek al nm şt r, NG Türkiye abone hatt : veya İSTASYON 15

9 KARİYER Şimdi değişme ve dönüşme zaman H zla ilerleyen teknoloji, hayat n her alan nda değişimlere neden oluyor. Söz konusu değişim, şirketlerin yönetim anlay şlar nda devrim niteliğinde dönüşümlere yol açarken yeni bir disiplinin, Değişim Mühendisliği nin kap lar n da aral yor. Gün geçmiyor ki, teknoloji ve iletişim şirketlerinden biri, yeni bir hizmetini ya da ürününü kamuoyu ile paylaşmas n. Sözünü ettiğimiz alanlardaki gelişmeler, hayat n her alan n olduğu gibi şirketlerin yönetim anlay şlar n da etkiliyor. Geleneksel yöntemlerle iş yapan şirketler, rekabetin b çak s rt nda ilerlediği koşullarda, ayakta kalabilmek için üretim ve yönetim süreçlerini bir kez daha gözden geçirmek, daha da önemlisi firmalar için köklü bir değişim ve dönüşüm sürecini başlatmak zorundalar. Yeni bir alan n, Değişim Mühendisliği nin doğmas na arac l k eden de işte bu zorunluluk. Değişim Mühendisliği kavram na geçmeden önce, bu disiplini ortaya ç karan nedenleri özetlemekte fayda var. Malum, 20 nci yüzy l n sonlar na doğru dünya üzerindeki tüm dengeler yavaş yavaş değişmeye; globalleşme, yaşam n her alan nda kendini hissettirmeye başlad. Globalleşmeyle birlikte oluşan yeni pazarlar, rekabet koşullar n n değişmesine yol açarken, gerek uluslararas, gerekse bölgesel işbirlikleri, giderek daha fazla önem kazand. Bilgi evrenselleşti, demokrasiye ve insan haklar na yönelik hassasiyet artt. Öyle ki, firmalar, çal şanlar n n yönetime daha fazla iştirak etme, daha demokratik yönetim isteme, işgücündeki cinsiyet, dil, rk, kültür farkl l klar n n ayr mc l ğa sebebiyet vermemesi gibi taleplerini dikkate alma, dahas bu talepleri karş lama ihtiyac yla karş karş ya kald lar. Bununla birlikte ürün ve hizmet sunduklar tüketicilerin taleplerine de kulak vermeleri gerekiyordu. Zira eskiye oranla günümüzde müşteriler, sat n alma kararlar n, ürünün sadece kalitesine ve fiyat na bakarak değil, estetik değerini, güvenilir olmas n ve sat ş sonras hizmetin eksiksiz gerçekleştirmesini de göz önünde bulundurarak veriyorlard. Buraya kadar s ralad ğ m z n her biri, şirketlerin art k radikal değişimin içine girmesi için yeterli gerekçelerdi. Ancak, geleneksel firmalar mutlak çal şma kurallar yla yönetiliyorlard ki, bu kurallar n büyük k sm, art k geçerliliğini yitirmiş varsay mlara dayan yordu. Bu da şirketlerin mevcut kurallar n değiştirmeksizin yapt klar tüm yapay reorganizasyonlar n, işe yaramayacağ anlam na geliyordu Hâl böyle olunca, değişen dünya dinamiklerine uygun radikal çözümlere ihtiyaç olduğu gerçeği, bir kez daha kendini hissettirdi. Fakat insanlar n, şirketlerin ve özellikle de toplumlar n, geleneklere ihtiyaç duyduğu, geçmiş deneyimlerle iş gördüğü, yenilikleri içselleştirmenin sanc l bir süreç olduğu gerçeğini de unutmamak gerekiyordu. ÜÇ ALTIN ANAHTAR Yukar daki sat rlarda da anlatt ğ m z gibi, dünya ölçeğinde yaşanan gelişmeler, değişimi zorunlu k l yor. Bu gerçeği kabul ettikten sonra ortaya yeni bir soru ç k yor: Beraberinde birtak m sanc lar doğurmas muhtemel bu süreç, nas l inşa edilecek? Bu sorunun yan t n arayanlar, Değişim Mühendisliği ad n verdikleri, 16 İSTASYON İSTASYON 17

10 KARİYER KESKİN REKABET KOŞULLARINDA VAR OLMAK İSTEYEN ŞİRKETLER, DEĞİŞİMİ DE GÖZE ALMAK ZORUNDALAR. BU GERÇEK, DEĞİŞİM MÜHENDİSLİĞİ Nİ HEM BUGÜNÜN HEM DE GELECEĞİN EN GÖZDE KARİYERLERİ LİSTESİNİN BAŞINA YERLEŞTİRİYOR. geldiklerinde müşteri için değer yaratan, birbirleriyle ilişkili işler grubu kastediliyor. Örneğin bir siparişin yerine getirilmesi; siparişin al nmas, bilgisayara girilmesi, müşterinin kredi durumunun incelenmesi, mal n stoklar aras nda bulunmas, depodan al nmas, ambalajlanmas, ambalaj n bir kamyona yüklenmesi gibi bir dizi faaliyet sonunda gerçekleştiriliyor. Ancak bu faaliyetlerin hiçbiri müşteri için tek baş na bir değer taş m yor; onlar firmadan sadece, sat n ald ğ ürünün zaman nda teslim edilmesini bekliyor. Geleneksel kurumlarda, tüm işletmelerin temelini oluşturan süreçler, gerçek anlam yla yönetilemiyor ne yaz k ki. Müşterinin siparişinin teslimat uzun zaman al yorsa, bunun nedeni olarak gerekli işlerin yap lmas n n uzun sürmesi gösteriliyor ve zaman n k salt lmas için çaba harcan yor. Oysaki as l sorunu, işler aras nda gerektiğinden fazla zaman ve para kayb na yol açan paslaşmalar oluşturuyor. Değişim mühendisliği, performans sorunlar na bu tür bölünmelerin yol açt ğ n ve performansta çarp c gelişme sağlamak için öncelikle süreçlerin ele al nmas gerektiğini savunuyor. Gelelim, Değişim Mühendisliği nin olmazsa olmaz olan üçüncü alt n anahtara, yani işin yap lma yönteminin tasarlanmas aşamas na. Çal şanlar ak ll, yetenekli, iyi eğitimli, iyi motive edilmiş ve performanslar n art rmalar için çeşitli şekillerde teşvik edilmiş olabilirler diyerek bir tespitte bulunuyor Değişim Mühendisliği ve bu fikrin devam n şu şekilde getiriyor: Ama yapt klar iş kötü bir şekilde tasarlanm şsa, ortaya iyi bir işin ç kmas neredeyse olanaks zd r. Buradan da anlaş lacağ üzere, Değişim Mühendisliği, iki yüzy ll k endüstriyel yönetim sonucu elde edilen bilginin bir yana at lmas, her şeye en baştan, s f rdan başlanmas demek. Başka bir çağ n içinde yeşermiş unvanlar n ya da birimlerin, bölümlerin, gruplar n önem taş mad ğ bu diyeniden tasarlama ve yönetim sistemini geliştirdiler. Reengineering the Corporation / Değişim Mühendisliği kitab n n yazarlar Michael Hammer ve James A. Champy, işe sözü edilen yeni disiplini tan mlamakla başl yor. Yazarlar, Değişim Mühendisliği ni Maliyet, kalite, hizmet ve h z gibi, çağ m z n önemli performans ölçülerinde çarp c geliştirmeler yapmak amac yla iş süreçlerinin temelden yeniden düşünülmesi ve radikal bir şekilde yeniden tasarlanmas olarak adland r yor. Ayn alanda çal şmalar yapan Daniel Petrozzo ve John Stepper, benzer bir aç klamayla yazarlara destek verirken, Raymond L. Mangenelli ve Mark M. Klein, tan mlaman n içine farkl kavramlar da iliştiriyorlar. Mangenelli ve Klein e göre Değişim Mühendisliği, Stratejik önem taş yan ve katma değer yaratan iş süreçlerinin, organizasyondaki yap, sistem ve politikalar n performans art racak şekilde radikal, h zl ve çarp c bir şekilde yeniden tasar m demek. Farkl kişiler taraf ndan zikredilmiş olsa da her bir görüşün ortaklaşt ğ ve anahtar niteliği taş yan üç kelime var: Radikalizm, Süreç ve Yeniden Tasar m. Değişim Mühendisliği konusunda fikir yürütenlerin üzerinde uzlaşt klar üç anahtar kelimenin taş d ğ anlamlara gelince Kavramlardan ilki Radikalizm Radikallik, köktenciliği ifade eden bir kavram. Dolay s yla Değişim Mühendisliği, geleneksel bilgilerle hareket eden kişilerin alg lad ğ gibi, olan geliştirmeyi değil, tersine, her şeyi bir kenara b rak p en baştan ve yeniden başlamay gerektiriyor. Diğer bir ifadeyle, bir grup insan taraf ndan aş r ve tehlikeli bulunsa da Değişim Mühendisliği ndeki radikallik, işe beyaz bir sayfa açarak başlamak ve iş yapma şeklini yeniden icat etmek demek. İkinci anahtar kelime, Süreç Bu kavramla, bir araya DRAFTER123/VETTA/GETTY IMAGES TURKEY siplinde tek bir hedef var: Mevcut pazarlar n ve teknolojilerin taleplerine göre işi organize etmek. DEĞİŞİM MÜHENDİSLİĞİ, İKİ YÜZYILLIK ENDÜSTRİYEL ÜRETİM SONUCU ELDE EDİLEN BİLGİNİN BİR YANA ATILMASI, HER ŞEYE EN BAŞTAN, SIFIRDAN BAŞLANMASI DEMEK. BELİRSİZLİK, DENEYSELLİK VE BASKI Değişim Mühendisliği nin süreçlerine göz att ğ m zdaysa, üç temel ögenin; belirsizlik, deneysellik ve bask n n ön plana ç kt ğ n görüyoruz. Değişim Mühendisliği ni baz alarak oluşturulan projelerde, eski sürecin yetersizliği ve daha iyiye duyulan gereksinim d ş nda pek bir şey bilinmiyor. Bu durumu bir anda bertaraf etmek de mümkün değil, belirsizlik süreç ilerledikçe aşamal olarak yok ediliyor. Sürecin ikinci ad m n, yani deneyselliği tekrara dayanan deneyimler kaps yor. Yeni bir çal şma tarz n yaln zca kâğ t üzerinde tasarlamak, sonuca ulaşmada yetersiz kald ğ ndan yeni yöntemlerin gerçek hayatta s nanmas şart! Bu durum kaç n lmaz olarak hatalar da beraberinde getiriyor. Bütün bunlar yeterince zor değilmiş gibi kurumlar bir de, değişim mühendisliğine ancak acil durumlarda başvuruyor. Dönüşümün çabucak uygulamaya geçirilme duygusu ise değişim mühendisleri için zaman bask s ve çok yoğun çal şma anlam na geliyor. Buraya kadar anlatt klar m zdan yola ç karak Değişim Mühendisliği ni, temel amac radikal değişimleri başlatmak olan, rehabilitasyon ya da iyileştirme kavramlar n da içine alan reformlar ya da dönüşümler olarak tan mlayabiliriz. Sözünü ettiğimiz dönüşüm, yeniden yap lanman n ötesinde devrimci ve tabii kat l mc yeniden inşa operasyonunu da kaps yor. Temel özelliği bütünsellik olan bu operasyonda tüm süreçler teknik (teknoloji, standartlar, kontroller gibi) ve sosyal yönleriyle birlikte ele al n rken otomasyon, toplam kalite yönetimi, yeniden yap lanma, çal şanlar n güçlendirilmesi, d ş kaynaklardan yararlanma, yal n organizasyon, s f r hiyerarşi, kademe azaltma, esnek üretim gibi yeni yönetim tekniklerinin tümünden yararlan larak değişim gerçekleştiriliyor. Yeniden yap lanma, belli bir işin yüzde 10 daha h zl yap lmas ya da yüzde 20 daha ucuza mal edilmesi gibi ufak ama devaml değişiklikleri değil, yepyeni iş süreçleri ve yap lar arac l ğ yla, yüzde yüzlük art şlar, hatta 10 kat büyümelere ulaşmay hedefliyor. Organizasyonlarda değişimi gerçekleştirmek güçtür ve her zaman değişime yönelik tepkiler verilir. Sistemin başar yla uygulanabilmesi için üst yönetiminin kararl l ğ n n yan s ra iş süreçlerine yoğunlaşmak ve tüm çal şanlar n söz konusu değişime kat l m n sağlamak, başar ya ulaşman n en kritik noktas. Sürecin istenilen biçimde yürüyebilmesi ve tabii hedefine varabilmesi için daha işin baş ndayken, gazetecilerin haber haz rlarken kulland ğ bir yöntemi değerlendirmek, 5N1K analizini yapmak son derece önemli. Değişim Ne dir?, Değişim Niçin / Neden gerekli?, Değişim yap larak Nereye ulaş lmak isteniyor?, Değişim Ne Zaman gerçekleştirilecek?, Değişim Nas l yap lacak?, Değişimi Kim gerçekleştirecek? sorular na verilen yan t, yol haritas n haz rl ğ nda bir hayli veri sunuyor. DEĞİŞİM İÇİN KARARLI BİR LİDER Bu noktalar iyice netleştirildikten sonra, s ra değişimi gerçekleştirecek ekibin oluşturulmas na geliyor. Değişim Mühendisliği uygulamalar, stratejik yönetim ad verilen yeni yönetim tekniği araçlar yla donat lm ş, toplam kalite yönetimi tekniklerinden yararlan lan ve insan kaynaklar n n yönetimine önem verilen süreçlerden meydana geliyor. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak değişimi planlayacak, koordine edecek, yönetecek ve sonuçlar izleyecek inançl ve kararl bir liderin bulunduğu Değişim Mühendisliği Yürütme Konseyi, zorlu ve sanc l süreci yönetmek için yeterli. Değişim süreçlerinin ana aktörleri kimlerdir sorusunun yan t na gelince Değişim Mühendisliği çal şmas n başlatan, vizyon yaratan, insanlar değişime ikna eden, personeli güdüleyen, etkileyen, vizyonu gerçeğe dönüştüren üst düzey yönetici olan bir liderin bu işteki rolü çok önemli. Lider, Değişim Mühendisliği nin belirli bir süre içinde uygulanmas n sağlayan, komuta rolü bulunan, ekibini oluşturan, kaynak sağlayan, bürokratik engelleri aşan, ekibi güdüleyen, ekibin gözcüsü ve eleştirmenliğini yapacak kişidir ayn zamanda. Bu disiplinin özünde kesintili düşünme; bir başka ifadeyle şu anki iş operasyonlar n yönlendiren eskimiş kurallar ve temel varsay mlar saptay p bir yana atma kavram yat yor. Dolay s yla Değişim Mühendisliği ancak etkin liderlerle gerçekleştirilebiliyor. Bireycilik, özgüven, risk alma isteği ve değişime yatk nl k da bu liderin taş mas gereken vas flardan sadece birkaç. Değişim Mühendisliği faaliyetlerini yürüten, fikirleri ve planlar üreten, tart şan, 5-10 kişiden oluşan, süreç sahibine bağl çal şan bir grup da işin olmazsa olmaz. Ekip üyeleri, kurumun içindekiler ve kurumun d ş ndakiler olarak ikiye ayr l yor. Kurumun içindekiler, süreci tan yacak ve faaliyetleri yürütebilecek kadar deneyimli, standart iş yapma biçimlerine al şmam ş ve sorgulay c çal şanlardan oluşurken, kurumun d ş ndakiler süreçle doğrudan ilişkisi olmasa bile değişim mühendisliği konusunda deneyimli, gelişmelere eleştirel bak p yönlendirebilen uzmanlardan seçiliyor. Başta oldukça korkutucu olan, yorucu süreçleri içeren Değişim Mühendisliği, başar yla tamamland ğ nda y lda milyonlarca lira tasarruf etmesine, hayal bile edilemeyen müşteri memnuniyetine, organizasyonel işlemlerin daha h zl ve esnek yürütülmesine vesile oluyor. Değişim Mühendisliği oldukça yeni bir disiplin. Dolay s yla üniversitelerde, bu disiplini içeren bir kürsü yok. Ancak işletme fakültelerinde konuyla ilgili dersler veriliyor. Ayr ca özel eğitim kurumlar, şirketlerin üst düzey yöneticileri, insan kaynaklar müdürleri ve bölüm müdürlerine değişim mühendisliği eğitimleri veriyor. Değişim bugünün dünyas nda var olmak isteyen bütün şirketler için kaç n lmaz görünüyor. Bu da Değişim Mühendisliği ni bugünün ve geleceğin en gözde kariyerleri listesinin başlar na yerleştiriyor. 18 İSTASYON İSTASYON 19

11 SÖYLEŞİ Yaşamak istiyorsak yaşatmal y z Woldwatch Enstitüsü nün kurucu üyesi Lester Brown, Bir gün, bir çevre azizi seçilecekse o Hayrettin Karaca olacakt r der bir konuşmas nda. Hayat n çevreye adayan, geniş kesimlerin toprak ve erozyon dedesi olmay başaran Karaca, bir kez daha uyar yor hepimizi: Doğa elden gidiyor, bu işin şakas yok! SÖYLEŞİ: MİNE EROĞLU FOTOĞRAFLAR: UĞUR UÇAN Ona söz verdim ve yaş n sormad m. Zaten tutkulu, yapt ğ işe kendini adayan, yaşlanmayan insanlardan biri o. Ailesinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldiği Band rma ve çevresinde tan şt ilk olarak doğayla, bir daha da hiç kopmad bağ. Dağ, tepe, bay r, köy, kasaba demeden tüm Türkiye yi ve dünyay gezdi. Bu gezilerde fark ettiği erozyon sorununu bütün ülkeye öğretti. Bilenin bilmeyene borcu olduğunu düşünüyordu çünkü. Önce Karaca Arboretum u kurdu, ard ndan TEMA Vakf geldi. Nihat Gökyiğit ile birlikte kurduklar TEMA, Türkiye nin en bilinen sivil toplum örgütü oldu, binlerce kişiye ulaşt lar ve binlerce kişinin ilgisini bu konuya çekmeyi başard lar. Birbirinden farkl yer ve zamanlarda konuşmalar yapt, pek çok yaz kaleme ald. Pek çok başka ödülün yan s ra Birleşmiş Milletler in Çevre Ödülü nü de kazand. Türkiye nin en etkileyici portrelerinden Hayrettin Karaca ile Yalova daki Karaca Arboretum daki dört bir yan kitaplarda dolu evinde konuştuk. Doğayla ilişkinizin nas l başlad? Büyük ihtimalle çocukluğunuza dayan yor değil mi? Çocukken kekemeydim. Kekemeysen, halk n içine giremiyorsun, konuşam yorsun... Ne konuşacaks n, nas l konuşacaks n? Alt, yedi yaşlar mdayken doğada gezmeye başlad m. Band rma doğumluyum. Civar köylerdeki her işi yapard m; harman dövüyordum, m s r k r - 20 İSTASYON İSTASYON 21

12 SÖYLEŞİ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇEVRE ÖDÜLÜ SAHİBİ HAYRETTİN KARACA, OLANIN OLMAYANA, BİLENİN BİLMEYENE BORCU VAR. BEN BORÇLUYUM VE BORCUMU ÖDEMEDEN GİTME ŞANSIM YOK, DİYOR. yordum, tütün diziyordum, bekçilik yap yordum. Doğa içinde yaşamak bana huzur verirdi. Bostan beklerdim bekçiyle birlikte Buğday y kard k, billur gibi derelerin suyuyla Buğday eler, temiz bezlerin üzerine serer, sonra baş n beklerdik. O buğday n baş nda beklemek isterdim hep, kald ramazlard beni Güneşle kalkar, güneş bat nca yatard k. K z kardeşimi al r, ona doğay gezdirirdim. Baharda ve sonbaharda açan çiçeklerin fark n gözlerdim. Doğal hayat bana müthiş bir zevk verirdi. Edebiyatla ilgilenip doğayla iç içe bir yaşam geçirmek istemişsiniz, ama aile işi izin vermemiş İşte bu nedenle de uzun y llar iş dünyas ndayd n z. Sonunda Karaca Arboretum ve TEMA Vakf arac l ğ yla doğayla ilgili çok önemli işler yapt n z Geriye dönüp bakt ğ n zda hayat n bu şekilde akmas n nas l değerlendiriyorsunuz? Nihat Sami Banarl, bizim Türkçe hocam zd. O kadar güzel ders anlat rd ki Onun etkisiyle edebiyata ve tarihe merak sald m, ama bizim zaman m zda anan n baban n sözü dinlenirdi, o sözden ç k lmazd. Sene Harp var. Amerika ya gidecektim. Gemiler gidemiyor Babam bir sene sonra gitmemi istedi ve iyice aile işine yoğunlaşt m. Gidebilseydim ne olurdu, bilemem. Hayat tesadüflerle dolu... İyi bir okuyucu olurdum, onu biliyorum. Ne oldu, babam n işini devrald m ve hep kendimi göstermeye, başar l olmaya çal şt m. Başar l olmuşsam eğer, bunu kekemeliğime borçlu olduğumu düşünürüm. Çünkü hep kendimi ispat etmeye çal şt m. Ortaokulda arkadaşlar m futbol oynarlar, beni yanlar na almazlard kekemeyim diye Bu bir h rs yaratt ve sanayideki ilklerin hepsini ben yapt m. runda Büyümezse kriz oluyormuş. Nereye kadar büyüyecek? Hudut yok. Kendini var eden doğal ekosistemi yok edene kadar Ben olmasam büyüyebilir mi bu canavar? Büyüyemez. O zaman ben hem kendimin katiliyim hem de bana hayat veren doğay, ekosistemi öldürüyorum. Onun için de katilim ben. Ne olacak peki sizce bu gidiş, var m bir çözümü? Çare yok gibi görünüyor, ama var. Çözüm Anadolu daki paylaşma kültüründe Tüketimden uzaklaşmal y z. Biz çocukken ayakkab giymezdik. Yok muydu, ayakkab m z? Vard elbet Ben varl kl bir ailenin çocuğuyum. Diğer çocuklar n yoktu da ondan giymezdik. Zenginliği gösteremezdin, büyük bir ay pt bu. Annemin bir basmas bir de pazeni vard. Bayramdan bayrama yenileri al n rd. Eskiyenler yaman r, kullan lmaya devam ederdi. Büyürsün, seninkileri kardeşin giyerdi. Mahallenin yaln z yaşayan komşu annesinin tuzunu, gaz n, şekerini kim al r, kimse bilmezdi. Kimse duymadan, görmeden yemek gönderilir, akşamlar yaln z kalmas n diye tüm komşular s rayla onu ziyaret ederdi. Komşu anne yemeği al r, ama tas boş göndermezdi. Ya bahçesinden erik, ya folluktan yumurta koyard. Bizde erik, yumurta yok mu? Vard, ama boş gönderilmez. Ertesi gün f r n yakacağ m z tüm komşulara duyururduk ki, herkes gelsin istediğini pişirsin. Annem bize kurabiye yapar, mahalle f r n nda pişirtirdi, f r nc ç rağ n n göz hakk n vermezsek azar işitirdik. 20 yaş nda hâlâ evlenmemiş gençleri, mahalle elbirliğiyle evlendirirdi. Komşusu aç yatan n yediği helal değildi. Komşuda pişer komşuya düşerdi. Ben çocukken ülkemiz çok fakirdi, ama aç insan m z yoktu. İşte bizi kurtaracak Anadolu kültürü bu. Tüketmek mutluluğun kaynağ değil yani Tüketerek değil, paylaşarak mutlu olacağ z. Çünkü olan n olmayana borcu var. Ben borçluyum ve borcumu ödemeden gitme şans m yok. İhtiyac mdan fazlas n tüketmem. Okuma, g da, bar nma ve sağl k ihtiyac m d ş nda art k hiçbir şey tüketmiyorum. Cep telefonum yok, arabam yok. Param var, ama hakk m yok! TEMA y kurarken Türkiye nin en önemli doğa sorununun erozyon olduğu tespitinde bulunmuştunuz... Şu anda ülkemizin en önemli sorununu nas l tan ml yorsunuz? Türkiye nin en önemli sorunu toprak... Toprak yoksa, hayat yoktur. Solu bakay m. Oksijen ald n, karbondioksit verdin. Bu oksijeni sana kim veriyor? Yaprak veriyor. Yaprak nerede? Dalda. Dal nerede? Ağaçta. Ağaç nerede? Toprakta Toprak yoksa, nefesin de yok. Hâlâ en büyük sorunumuz erozyon diyorsunuz Yaln z bizim değil, dünyan n sorunu bu. Tar mda kullan lan kimyasal ilaçlar ve gübreler, bir de nükleer santraller çok zararl. Honduras ve Guatemala, tar mda kimyasal ilaç ve gübre kulland ğ için m s r üretimini dokuz kat art rd. Bu arada unutmadan söyleyeyim, ben bir katilim. Global ekonomi denen bir canavar var. Bu büyümek zo- O, herkesin toprak ve erozyon dedesi Bugüne dek binlerce konuşma yaparak bilgisini herkesle paylaşmaya çal şt Hayrettin Karaca. Sadece Türkiye de değil, yurtd ş nda da birçok kişiyi etkiledi. Öyle ki, Hollanda da onun konuşmas n dinleyen 10 yaş ndaki bir çocuk, al şveriş yapan annesine Anne, bu bize laz m değil, Toprak Dede bunun gereksiz harcama olduğunu anlatm şt der. Karaca, Hollanda da birilerini bu yönde etkilemiş olmaktan çok mutlu olduğunu söylüyor. Onu etkileyen bir diğer olay ise Rize deki Çaml hemşin in yaylalar nda geçiyor. İki bin beş yüz metre yükseklikteki yaylada bir çocuk onu gösterip arkadaşlar na Koşun koşun, Erozyon Dede gelmiş diye seslenir. Birleşmiş Milletler Çevre Ödülü sahibi Hayrettin Karaca bu an s ndan Çok ödül ald m, ama bu ald ğ m en önemli ödüldü diye söz ediyor. Eskilerin tüketim anlay ş n yeniden benimsememiz gerektiğini savunan Hayrettin Karaca, üzerinde görmeye al şt ğ m z k rm z süveterini neredeyse 20 y ld r giyiyor. 22 İSTASYON İSTASYON 23

13 SÖYLEŞİ Siz böyle yaş yorsunuz ama büyük çoğunluk için durum ayn değil Bir yoksa iki olmaz, iki olmazsa üç, üç olmazsa dört. Her şey bir kişi ile başlar. Ulu önder de yola ç karken bir kişiydi. Gandi de bir kişiydi. Gandi nin nesi vard? Bir sopas, sandaleti Başka? Onlar n inançlar vard. Onun için bir en büyüktür. Eskinin tüketim ahlak geri gelmeli. Sürdürülebilir bir dünya, ancak insanlar n sorumluluklar n n bilincinde olmalar ve bu şekilde hareket etmeleriyle mümkündür. Birey olarak herkes kendisini yaşananlardan sorumlu tutarsa problemleri çözebiliriz de Karaca Arboretum u, 1992 y l nda da Nihat Gökyiğit ile TEMA Vakf n kurdunuz. Türkiye deki doğa koruma alan nda çal şan diğer kuruluşlar nas l buluyorsunuz? Bunu değerlendirmek bana düşmez, ama hepsinin yapt ğ ayr ayr çok önemli. Her biri doğayla ilgili başka bir işin ucundan tutuyor, farkl bir soruna çözüm bulmak için çal ş yorlar. Bu arada TEMA çok büyüdü adeta bir halk hareketine dönüştü. 55 ilde ve yurtd ş nda temsilciliklerimiz var. Birleşmiş Milletler e de akredite olduk. Doğaya duyarl olan, ama henüz harekete geçmemiş bireylere önerileriniz neler olabilir? Okusunlar, okusunlar, okusunlar. Okumak ibadettir. Okumamak Cumhuriyet e ihanettir. Bilmek gerekiyor önce. Bilmek için de öğrenmek. Onun için okusunlar, ilgilensinler, bilgilensinler, tepki göstersinler. Böyle bir toplumu hayal ediyorum. Çözüm, toplumun gezegenimizin karş karş ya olduğu tehdidin ne kadar ciddi olduğu konusunda bilinçlenmesinde Doğa elden gidiyor, bu işlerin şakas yok! Yaşamak istiyorsak yaşatmal y z. Karaca Arboretum unun ve TEMA n n kuruluş öyküsü Latince kökenli Arboretum, Ağaç Evi anlam na geliyor. Arboretumlar, orijini ve yaşlar belli, çoğu ağaç ve diğer odunsu bitki taksonlar ndan oluşan türleri sergilemeyi amaçl yor. Ağaç müzesi de denen arboretumlarda, büyük bir emek, özen ve özveriyle oluşturulan koleksiyonlar, bilimsel, eğitsel ve rekreatif alanlar olarak hizmetine sunuluyor lerden itibaren Türkiye nin ve dünyan n dört bir yan ndan tohum toplayan, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi hocalar yla tan şt ktan sonra aileden kalma Yalova daki arazide arboretum kurmaya karar veren Karaca, hayalini 1980 de gerçeğe dönüştürmesiyle Türkiye ilk özel arboretumuna kavuşuyor. Karaca Arboretum da bugün ağaçlar, çiçekler, soğanl bitkiler ve çal lardan oluşan 7 bin çeşit, toplamda ise 15 bin dikili bitki var. Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçland rma ve Doğal Varl klar Koruma Vakf n n (TEMA) kuruluşu ise, Türkiye de doğal çevrenin h zla tahrip oluşundan kayg duyan iki arkadaş n çözüm aray şlar na dayan yor. Bitki toplamak için Türkiye yi kar ş kar ş dolaşan Karaca, erozyonun boyutlar n görünce, sorunun önemini herkese anlatmak ve kavratmak gerektiğine karar verir. Doğa sevgisini ormanlar yla ünlü Artvinli olmas na bağlayan Nihat Gökyiğit ise işi gereği Anadolu yu s k s k gezen bir işadam d r. İki kafadar, 1992 de TEMA y kurar. Bugün TEMA Vakf 55 ilde ve yurtd ş nda temsilcilikleri olan binlerce üyeye sahip bir sivil toplum kuruluşu. Dostluk ve Bar Rallisi Arac n z eski model de olsa, düzenli bak m ve zaman nda yap lm araç muayenesi ile uzun y llar güvenli ve sa lam kalabilir. Hem de bir ralliye kat labilecek kadar... TÜVTÜRK Araç Muayene stasyonlar, sadece eski araçlar n yar abildi i Dostluk ve Bar Rallisi ni destekliyor. Ralli nin Türkiye parkuru: u: 27 Nisan Almanya 2-3 May s stanbul 4-5 May s zmit-ankara 5-6 May s Ankara-Çorum 5-6 May s Çoru Çorum-Ordu 6-7 May s Ordu-Artvin ÇÖZÜM, TOPLUMUN GEZEGENİMİZİN KARŞI KARŞIYA OLDUĞU TEHDİDİN NE KADAR CİDDİ OLDUĞU KONUSUNDA BİLİNÇLENMESİNDE May s Kapadokya-KKTC May s A r -Kapadokya 24 İSTASYON TÜVTÜRK Araç Muayene stasyonlar TÜVTÜRK, bir TÜV SÜD - DO U - BRIDGEPOINT ortakl d r.

14 TARİHTEN SAYFALAR MAKBULDÜ, MAKTUL OLDU KÖLEYDİ VEZİRİAZAM OLDU ANİDEN PARLADI, BİR ANDA SÖNDÜ Say lar 200 ü aşan Osmanl sadrazamlar aras nda, bu görevde uzun süre kalanlardan biridir Sultan Süleyman n veziriazam İbrahim Paşa. Tarihlere Pargal, Frenk, Makbul, Damat, Serasker Sultan ve en son Maktul sanlar yla geçen İbrahim Paşa n n Osmanl devlet hiyerarşisinde bir anda parlay ş ne kadar şaş rt c ysa, yine bir anda yokluk âlemine gönderilişi de öylesine şaş rt c olmuştu. İbrahim Paşa n n yaşam yla ilgili söylenceler çok. Ama şimdiye kadar tarihçilerin gözünden kaçan, paşan n sultana zaman zaman alayc şekilde Türk demesinin de, onu ölüme götüren yolda etkili olduğu. Muhteşem Yüzy l dizisinde Pargal İbrahim Paşa y canland ran Okan Yalab k, tarihî kişiliğin yüzü oldu. Pargal İbrahim in, Sultan Süleyman a kap lan ş için anlat lan öyküler, Hammer in, Histoire de l Empire Ottoman / Osmanl Devleti Tarihi ndedir. Bu öykülerden birinde, Avlonya k y lar ndaki Parga da bir gemicinin oğlu ve mahir kemanc olan İbrahim i, Türk korsanlar tutsak edip Manisa da dul bir kad na satt klar, kad n n genç kölesini, Allah vergisi yak ş kl l ğ na ve hünerine hayranl kla gayet güzel giydirip özenle terbiye ettiği anlat l r. O zaman veliaht ve Manisa da sancakbeyi olan Süleyman, bir gezinti s ras nda keman çalan İbrahim e tesadüf etmiş; hüner ve zekâs na meftun olmuş. Refik- gayr-i müfar k, yani ayr lmaz arkadaş edinmiş. Başka bir söylenceye göre İbrahim, Bosna Beylerbeyi İskender Paşa n n H rvat kölelerindenmiş. Kefe sancakbeyi Şehzade Süleyman a verilmiş; onun arkadaş, musahibi olmuş. Süleyman 1520 de tahta ç k nca İbrahim i Hasoda ya al p önce doğanc larbaş, sonra Rumeli beylerbeyi ve veziriazam yapm ş. Pargal kölenin bir anda veziriazaml ğa getirilmesi, 13 y l sonra yine beklenmedik bir anda idam edilmesi, Osmanl hiyerarşisinde benzeri ender görülen bir yüksek atlama rekoru ve ans z n yere çak l ş kazas d r. Parga da doğan İbrahim in kökeni ve saraya giriş öyküsü, yak n zaman tarihlerimize, Mehmed Atâ n n Türkçeye çevirdiği Hammer in, Osman- ÖLÜSÜNE BİLE KAVUK GİYDİRİLMEMİŞTİ İçoğlanlar, maktul paşan n tabutunu kabrine götürmek üzere saray n Ahur Kap s ndan ç kart yorlar. Minyatürün üstünde Veziriazam İbrahim Paşa n n gece ile katli ve meyyiti ahvâldir yaz yor. Cenazenin arkas ndaki revak sütununun üst k sm ndaki boşluğa dikkatle bak l nca tabutun baş taraf na, k rm z tepelikli kavuk resmedildiği anlaş l yor. Sonraki bir tarihte kavuk kaz n p silinmiş. Bu, Paşa ya düşmanl ğ n Hünernâme yazar Lokman n ve nakkaş Osman n ölümlerinden 70 sene sonra da sürmüş olabileceğini düşündürüyor. İbrahim Paşa Viyana kap lar nda. 26 İSTASYON İSTASYON 27

15 TARİHTEN SAYFALAR Pargal İbrahim Paşa, Sultan Süleyman n eteğini öpüyor. l Devleti Tarihi nden aktarmad r. Hammer ise, Pargal köle İbrahim öyküsünü Venedik Elçisi Pietro Zen in Venedik senatosuna gönderdiği ayr nt l mektubundan; hasodabaş l ğ na sonra veziriazaml ğa getirilişini de Solakzade, Ferdî, Celâlzade ve Cenabî tarihlerinden yazm şt r. Bu kaynaklarla yabanc kaynaklara; ama as l, arşivlere inilerek kaleme al nm ş kapsaml Pargal İbrahim Paşa yaşamöyküsü ise henüz yoktur. Yavuz Sultan Selim in son veziriazam olan ve Sultan Süleyman n ilk saltanat y llar nda da makam n koruyan Pirî Mehmed Paşa n n, Rodos Seferi dönüşünde emekli edilmesiyle boşalan bu göreve, s radaki ikinci vezir Ahmed Paşa dururken vezirlik aşamas na ulaşmam ş Hasodabaş İbrahim in getirilmesi, ilaveten Rumeli beylerbeyliğinin de verilmesi herkesi şaş rtsa da buyruk padişah n olunca, kim ne diyebilirdi? İbrahim Paşa 13 y l boyunca tam istiklâl ve seraskerlik yetkisiyle Sultan Süleyman n mührünü taş d ğ gibi, k zkardeşiyle evlenip damat da olmuştu. Ama baş na bu çifte devlet kuşu konmas n n bedelini, bir Ramazan gecesi uykuda yokluğa gönderilerek ödemiştir ki bu da yine bir padişah buyruğu sonucuydu! 27 Haziran Mart 1536 tarihlerini kapsayan 12 y l 8,5 ay veziriazaml ğ na koşut, s ras yla Rumeli Beylerbeyi, M s r Beylerbeyi, Serasker Sultan unvanlar n da taş yan, padişah n makbul ü bu güçlü paşan n, Sultan Süleyman n ilk zaferlerindeki rolü, ayaklanmalar bast rmas, M s r düzene koyup merkeze bağl eyalet olarak örgütleyişi, anadili Rumca dan başka İtalyanca da bilişiyle diplomatik ilişkilerdeki etkinliği, haset uyand ran başar lard kuşkusuz. Kald ki tarihçiler, onca bağl l ğ na karş n Süleyman da şüphelendirdiğini ileri sürerler. Tarih yaz c lar, İbrahim Paşa n n içyüzü netleşmemiş idam konusunda yorumlar, hatta hükümler yürütmüşlerdir. Örneğin, Karaçelebizade Abdülaziz Efendi Süleymanname de, Irakeyn Seferi dönüşünde (Ocak 1536) İstanbul da beş gün beş gece şenlik ve şehrayin yap ld ğ n belirttikten sonra, bu seferde her ne kadar Bağdat al nm ş, Acemlere boyun eğdirilmiş olsa da İstanbul a dönülünce veziriazam n idam edilmesini; sefer s ras ndaki ihmal, ÜNLÜ TARİHÇİ MUSTAFA ÂLİ YE GÖRE HASODABAŞILIKTAN VEZİRİAZAMLIĞA VE RUMELİ BEYLERBEYLİĞİNE YÜKSELEN PAŞANIN BİR ANDA İDAMI DÜŞÜNDÜRÜCÜDÜR. ağ r kusur ve suitedbirin, kan tlar ve tan klarla İbrahim Paşa ya yüklemesine bağlar. Hatta serasker sultan san n benimseyerek olmayacak hayallere kap ld ğ n, şirket-i saltanat (taht ortakl ğ ) güttüğünü; kendisini bir hayal ya da dev aynas nda görmesi sonucu Ramazan n 22. gecesinde yaşam sabah n n ölüm karanl ğ na döndüğünü yazar. İbrahim Paşa n n idam n n nedenlerinin bir özeti, yeni harflerle ilk tarih kitaplar ndan Hamit ve Muhsin in, Türkiye Tarihi nde de şöyledir: İbrahim Paşa, Sultan Süleyman la annesi Hafsa Sultan n gözüne girip damat da olduktan sonra, Atmeydan ndaki muhteşem saraya (İbrahim Paşa Saray ) yerleşmiş, mevkiini ve ikbalini hazmedemeyip gittikçe kibirlenmiş. Elçilerde, padişahtan daha yetkili olduğu izlenimi uyand rmay gözetirmiş, Defterdar İskender Çelebi nin haks z yere idam na önayak olmuş. Koruyucusu Valide Hafsa Sultan n ölümünden (1535) sonra bir gece sarayda esrarengiz bir surette boğdurulmuştur. Devşirme kökenli paşalar suçlamay öne alarak her birinin ihanetlerini yazan İsmail Hami Danişmend e bak l rsa, İbrahim Paşa muhteşem bir serseri dir. İzahl Osmanl Tarihi Kronolojisi nde, Pargal bir bal kç n n bu dönme ve devşirme dölü, damad- şehriyarî de yap lm ş, veziriazaml k, Rumeli Beylerbeyliği, seraskerlik ve damatl k az geldiği için nihayet İran seferinde kendi kendine bir de sultanl k tevcih edip daha doğrusu çal p, serasker sultan unvan n alm şt r. Bu doymak bilmez serserinin Hadice Sultan dan başka Muhsine Hatun isminde bir kar s daha olduğu ve hatta Kumkap daki İbrahim Paşa Camii ni de hakikatte bu kad n n yapt rd ğ rivayet edilir diyor. Hasodabaş ve içşahinciler ağal ğ ndan usul d ş nda birdenbire veziriazam olmas herkesi hayrette b rakan bir bid at say lm şt r. Süleyman, gerek sarayda, gerek seferde çok defa sevgili veziriazam yla beraber yemek yediği ve hatta gece sohbetleri için İbrahim Paşa n n s k s k sarayda kald ğ ; haremde bir odas olduğu gibi bazen padişah n odas nda yatt ğ hakk nda da rivayetler vard r. Tabii bu vaziyette Sultan Süleyman la İbrahim Paşa, gece gündüz ayr lmayan iki samimi dost gibidir. O Ramazan gecesi de yine sarayda kalm ş. Gece yar lar na kadar padişah efendisiyle sohbet etmişler. Daha sonra padişah n odas na bitişik olduğu söylenen habgâh na (uyku odas na) çekilip izzet ve ikbâl içinde derin ve emin bir uykuya dalm şken cellat Kara Ali nin ilk darbesinde ald ğ yarayla f rlay p boğuşmas bitişik odada yatan padişaha aksetmiş. Sefil bir bal kç kulübesinde dünyaya gelen tantanal devşirme, İstanbul saray nda dar bekaya gitmiştir. Güya cellatla boğuştuğu odan n duvarlar ndaki kan lekeleri 17. yüzy lda bile gösterilirmiş sarayl lara. Mezar hakk nda iki rivayet vard r. Kaynak olarak Solakzâde Tarihi ni kullanan Danişmend, İbrahim Paşa n n idam n n gerekçelerini de özetle şöyle s ral yor: Cihangirliğe kalk şmas, seferde tedbirsizlik, Başdefterdar İskender Çelebi yi haks z yere Bağdat ta idam ettirmesi, büyüklük ve ikbal sevdas, Divan oturumlar na keyf-i bâde ile mest (sarhoş) başkanl k etmesi, Kur an a sayg s zl k, Pirî Paşa y zehirletmesi, Hafsa Sultan n ölümünden sonra Hurrem in Sultan Süleyman a bask s, Fransa sefiri Jean de la Foretin in elde ettiği belgeleri, İbrahim in ortadan kald r lmas amac yla Hürrem e ulaşt rmas ; zaptedilen bir Venedik gemisinde bulunan ve İbrahim in Venedik docuna yazd ğ Türklük aleyhine tertibat içerikli mektubunu Barbaros un padişaha vermesi, Venedik le bağ olan İbrahim Paşa n n Türk ordusunu kasten Bat dan Doğu ya yönlendirmesi... GELİBOLULU MUSTAFA ÂLÎ NE DİYOR? Üslubu ve olaylar yorumlay ş yla diğer Osmanl tarihçilerinden ayr lan Gelibolulu Mustafa Âlî ( ?) 1400 LERİN SONU Bugün Yunanistan s n rlar içinde kalan Parga yak nlar ndaki bir köyde doğdu. Bu yüzden kaynaklarda Pargal lakab yla da an l r. Henüz yaşlar nda, Şehzâde Süleyman Manisa da iken maiyetine girdi. Tahta geçmesinin ard ndan onunla İstanbul a gitti. Sarayda padişaha doğrudan hizmet eden görevlere atand ve h zla yükselmeye başlad Belgrad Seferi s ras nda Sultan Süleyman n yan nda kap ağas s fat yla bulundu. Seferden döndükten sonra hasodabaş ve içşahinciler ağas oldu Osmanl donanmas n n baş nda sefere ç kan Sultan Süleyman n maiyetinde Rodos Seferi ne kat ld. Uzun süren çarp şmalar n ard ndan ada fethedildi Pirî Mehmed Paşa n n emekliye ayr lmas üzerine hasodabaş l ktan veziriazaml ğa ve Rumeli beylerbeyiliğine getirildi. At Meydan nda kendisi için bir saray yapt rmaya başlad. İnşaat masraflar n padişah karş lad. Mohaç Meydan Muharebesi, Padişah n k z kardeşi Hatice Sultan ile evlendi. Ahmed Paşa n n ç kartt ğ isyan bast rmak üzere M s r beylerbeyi unvan n da alarak M s r a gitti, ayaklanmay bast rd Macar Seferi nde padişah n maiyetinde orduyla birlikte Budin e gitti, İstanbul a dönüşünde pek çok sanat eseri ve baz heykeller getirdi İkinci Macar Seferi ne ç k l rken yetkileri genişletilerek serasker paşa unvan ald Habsburg imparatoru V. Karl hedef alan Alman Seferine kat ld, İstanbul da yap lan bar ş müzakerelerini yönetti Veziriazam ve serasker olarak Irak Seferi ne ç kt ve önden giderek önce Tebriz e sonra Bağdat a girdi. Sefer s ras nda anlaşmazl ğa düştüğü Defterdar İskender Çelebi yi idam ettirdi Frans zlara verilen imtiyazlarla ilgili ahitnâmeyi haz rlad ğ günlerde bir akşam sarayda iftara davet edildi. İftardan sonra yat ya kald ğ Topkap Saray nda öldürüldü. K rm z kaftan yla el pençe divan duran İbrahim Paşa (sağda). 28 İSTASYON İSTASYON 29

16 TARİHTEN SAYFALAR Künhü l-ahbar da, Sultan Süleyman n, veziriâzam Makbul İbrahim Paşa y ani bir hükümle idam ettirmesinin üzerinde durulmas gereken bir nedenini yazar ki, bugüne kadar tarihçilerin dikkatinden uzak kalm şt r. Gelibolulu Mustafa Âlî, Künhü l-ahbar da idam dâhil, İbrahim Paşa n n özgeçmişine birkaç hadise de değiniyor: İlki, padişah k z yla evlenmesinde Atmeydan nda yap lan düğün; Âlî nin koyduğu başl kla Dokuzuncu Hadise Sûr-i İbrahim Paşa cem iyeti dir. Yazar, her ne kadar gelinin (Hadice Sultan) ad n, saraya ve hanedana mensubiyetini belirtmiyorsa da, 1524 y l ndaki bu düğünün öyküsünü Gonca Çelebi den dinlediğini vurgulayarak davetlileri, şenlik şölen günlerini, şeker yağmas n, Yeniçeriyâna ziyafet yağmas n, düğün hengâm nda doğan şehzade Selim hakk nda müneccimlerin, eğlenceye düşkün bir şehriyar olacağ yorumunda bulunduklar gibi ayr nt lara da değinerek anlatmaktad r. İkinci olarak: Otuz dördüncü hadise budur ki ara başl ğ alt nda anlat lan, veziriazam iken Makbul, öldürüldükten sonra da Maktul diye an lan İbrahim Paşa n n idam d r. Âlî, Hicri 942 Ramazan n n 22. gününün (14/15 Mart 1536) gecesinde sarayda gerçekleşen bu olay Celâl Nişanc Beğ in Tabakatü l- Memâlik inden ald ğ n ; Lala Mustafa Paşa dan (öl. 1580) da dinlediğini belirtiyor. Nişanc Celâl Beğ, veziriazam İbrahim Paşa n n, öldürülüşüne kadar s rdaş ve kâtibi imiş. Âlî nin bu suikastvâri idam anlat rken kimi dokundurmalar ilginçtir: Pargal Frenk İbrahim Ağa, Süleyman n şehzadeliğinde berberbaş s imiş. Şehzade tahta ç k nca Hasodabaş olmuş ama yine padişah n baş n t raş edüp lâz m oldukça t rnağ n kesüp legençe-i sîm (gümüş leğen) içinde ayağ n y kad kda âdeti imiş ki evvelâ bir mikdar n içer ve bir mikdar n kilâb (köpekler) gibi yüzüne saçar ve hizmet-i hasdaki harem hizmetkârlar n (Hasoda içoğlanlar n ) Sak n n bu âb- pâkin (temiz suyun) bir katresini zâyi etmen, âb- hayat dedikleri, veli-ni metimizin (padişah n) mübârek ayağ tâhirinden (y kamas ndan) kalan sudur deyü tergîb edermiş (heveslendirirmiş), yani yalakal ğ n daniskas n yaparm ş. Âli, daha sonra, Irakeyn seferinden İstanbul a dönülünce İbrahim Paşa n n sarayda konukken uykuda boğdurulmas n n nedenlerini s ralarken başka kaynaklarda rastlanmayan Türke, Türklüğe hakaret etmesi gibi çok özel bir nedeni daha işaret ediyor. İbrahim Paşa, Sultan Süleyman la senli benli söyleşilerinde, arada, padişah n atalar n n Türkistan dan geldiğini bilmezmiş veya unutmuş gibi davranarak yüzüne karş alayl gülüşle Türk! der, Padişah da buna içerlermiş. Bunu Künhü l-ahbar daki özgün cümlelerle aktaral m: Ve gâh olurmuş ki kemâl-i beşaşeti DEVLET KATINDA 13 SENE VEZİRLİK ETMİŞ BU ÇAPTA BİR DEVLET ADAMININ TÜRBESİ OLMADIĞI GİBİ GÖMÜLDÜĞÜ YER DE TAM BİLİNMİYOR. hâlinde ol padişah- (İ)skender- câha Türk deyü h tâb edermiş. Ba z ki ecdâd- i zâm Türkistan dan geldüği ma nâlar terk edüp yüzünden mudhikâne güftâr ile söylermiş. Âlî, bu konuyu noktalarken kendi zaman n n padişah Sultan III. Murad a da musahibi Şemsi Paşa n n dalkavukluk yapt ğ n, ancak vezirlerin musahiplik-dalkavukluk yapmalar n n doğru olmad ğ n hat rlatmay ihmal etmemiş! Diğer nedenlere gelince: Nişanc Celâl Beğ in Tabakatü l- Memalik te yazd ğ na göre İbrahim Paşa veziriazaml ğ n n ilk y llar nda şeriata bağl, Kur an a aş r sayg l imiş. Örneğin birisi kendisine bir Mushaf- şerif getirse derhal ayağa kalk p göğsüne bast r rm ş. Oysa 1534 te Serasker olarak Bağdat seferine gittiğinde ihtilât- erâzil-i nâs tan (ahlaks zlarla düşüp kalkmaktan) mizac, inanc bozulmuş. Art k birisi Kur an hediye edecek olsa daha uzaktan Nice getirirsiz bende mushaf n nihayeti yoktur! der olmuş. Bağdat a giderken yollarda emvâl-i firavân bezl edip (çok mal para dağ t p) saltanat ele geçirmek için taraftar kazanmay gözetmiş. Aşağ l k, çapk n, bald r ç plak topluluklar n aras ndan ç kma Ulama Beğ in: Acem Şah n n ednâ (s radan) beğlerine sultan denir, size sultan denilmekde ne hatâ vard r? diye kand rmas üzerine, tellallar Serasker Sultan böyle buyurdu! nidalar yla dolaşt rmaya başlam ş. İskender Çelebi nin haks z yere idam na sebep olmuş Sultan Süleyman, bütün bu olup bitenleri, İbrahim Paşa n n idam ndan sonra Ayas Paşa ya anlatm ş. İbrahim Paşa y Makbul olmaktan Maktul olma yazg s na taş yan Hicri 942 Ramazan ay n n 22. yani 15 Mart 1536 gecesi Topkap Saray n n Hasoda Köşkü nde veya günümüze ulaşmayan bir dairesinde gerçekleşen infaz ise Künhü l-ahbar da şu cümlelerle noktalanm şt r: Günâh vaki olduğu üzere ol şeb (o gece) sarây- felekfersâyda (yüce sarayda) al kondu. Anda kald kça hâbgâh- mahsusu olan hücrede (özel yatak odas nda) Cellâd Kara Ali ki fünûn- işkence ve siyaset üstad (işkence ve idam yöntemlerinin uzman ) idi. Ba z mu avinlerle (yamaklar yla) kayd n gördü. Âlem-i hâbda (uykuda) iken göz açdurmayup murg-i rûhun âşiyân- kadîminden (ruh kuşunu beden yuvas ndan) uçurdu. SIRA DIŞI BİR SADRAZAMDI, KATLİ TARİHÇİLERCE DE VACİP GÖRÜLDÜ Osmanl ve Cumhuriyet dönemi tarih yazarlar, İbrahim Paşa y pek sevmedi. Rum kökenli oluşu da bu olumsuz yarg lar besledi de paşayla ilgili ilk ve tek biyografiyi yazan Amerikal tarihçi Hester Donaldson Jenkins, Pargal n n başar lar n analiz etmiş, katline ilişkin çeşitli iddialara da cevap vermişti. Sadrazam n öldürülmesine ilişkin aç klamalar ve yorumlar, Osmanl tarih yazarlar n n çeşitli eserlerine de yans m şt r. Paşan n katline ilişkin pasajlarda, onun Rum kökenli bir devşirme oluşu olumsuz anlamda vurgulan r. Bir dönem İstanbul daki Amerikan K z Koleji nde tarih hocal ğ yapan Dr. Jenkins in, yazd ğ İbrahim Paşa- Muhteşem Süleyman n Veziriazam adl kitap, konuyla ilgili dengeli ve analitik yaklaş m yla dikkati çekiyor. Yeditepe Yay nlar ndan Türkçesi de ç kan kitapta, İbrahim Paşa n n özelliklerini, s ra d ş yanlar n ve başar lar n ayr nt lar yla okumak mümkün. Jenkins e göre paşan n özellikleri şöyle: Son derece ak ll, k vrak zekal ve ileri görüşlü bir devlet adam yd. Etraf ndakilere kendini sevdirmeyi becerebiliyordu, yine de hiddetinden herkes çekinirdi. O güne kadar pek görülmemiş bir diğer özelliği ise devlet adam olarak sanat düşkünü oluşuydu. Müzikle uğraşmas, besteler yapmas ve değişik enstrümanlar çalmas sanatç kişiliğini göstergesiydi. Yabanc devlet adamlar ile yapt ğ müzakerelerde Osmanl İmparatorluğu nun menfaatlerini gözetmiş ve yüksek ç kar sağlamay başarm ş iyi bir diplomatt. M s r meselesini hallettikten sonra bölgede kurduğu mükemmel sistem, 400 y l boyunca devam ettirilmiş, devlet hazinesine M s r dan bu sayede her y l 200 bin alt n vergi gelmiştir. Kat ld ğ seferlerde gösterdiği üstün başar, askerî dehas n n ispat d r. Jenkins, İbrahim Paşa n n öldürülüşüne dair Osmanl devri tarih yazarlar n n eserlerinde Jenkins in Damat İbrahim Paşa biyografisi, 1911 de bas ld ktan ancak yüz y l sonra Türkçeye çevrildi. bulunan iddialara da oldukça mant kl yan tlar veriyor. İşte o iddialar ve bunlar n aç klamalar : İDDİA: Paşa H ristiyan d, İslam muhtemelen sadece şekil olarak kabul etmişti, görevdeyken bu doğrultudaki tercihleri itibar n zedelemişti. YANIT: Efendisi Sultan Süleyman zaten İslâm d ş ndaki diğer inançlara olağanüstü hoşgörü gösteriyordu. Paşa n n bu eğilimleri onun katlinin sebebi olamazd. İDDİA: Paşa, zaman içinde elinde toplad ğ neredeyse s n rs z gücün etkisi alt ndayd ve bunu etraf na göstermekten hoşlan yordu. Kabul ettiği elçilere ve görüştüğü devlet adamlar na yetkileri konusunda anlatt klar herkesi şaş rt yordu. YANIT: Paşa n n bu tür tutumlar na, çok yak n olmas dolay s yla padişah, uzun süre inanmam ş olsa gerek. Ne var ki, yine de bu durum sultan n tamamen gözard edebileceği bir hal değildi. İDDİA: İbrahim Paşa, V. Karl ve Ferdinand dan, elçilerden şahsi ç kar doğrultusunda taleplerde bulunmuş, imparatorluğu zarara uğratacak istihbarat bilgilerini onlarla paylaşm ş, böyle bilgiler içeren mektuplar göndermişti. YANIT: Bu tür belgeler, çok önemli ve gizli olduklar için devlet arşivlerinde saklan r. Ancak ne devlet arşivlerinde ne de başka koleksiyonlarda paşan n Osmanl İmparatorluğu na zarar verecek bilgileri paylaşt ğ mektuplara rastland. İDDİA: Başar s zl kla sonuçlanan Viyana kuşatmas s ras nda Damat Paşa n n Avusturyal larla işbirliği içinde olduğu ve V. Karl dan para ve başka ç karlar sağlad ğ tespit edilmişti. YANIT: Bu tür isnatlar baz kaynaklarda yer bulsa da hiçbir belgesi olmad ğ için bu zay f ihtimali bir kenara b rakmak gerekli. Ayr ca paşan n Avusturya imparatorundan ç kar sağlamas Osmanl İmparatorluğu nun o günkü en güçlü devlet adam olarak ona ne kazand r rd? İDDİA: Doğu seferinde İran şah ile işbirliği yapt ve kendi devletini zarara uğratt. YANIT: Paşa n n doğu seferinde İran şah ile böyle bir ilişki içinde olduğuna dair elimizde kan t mevcut değildir. Bu isnat olsa olsa sefer s ras nda yaşanan olumsuzluklardan dolay üzerine at lm ş bir suçlamayd. İDDİA: Sultan Süleyman n oğlu Şehzade Mustafa y tahta ç kartmak, dolay s yla Süleyman n kendi üzerindeki gücünü kald rmak istemişti. YANIT: Paşa n n Şehzade Mustafa y tahtta görme isteği temelsiz ve kan ts z bir iddiadan ibarettir, zira veziriazam, efendisi Sultan Süleyman n taht terketmesi ve yerine oğlunun geçmesi ile hiçbir menfaat elde edemeyeceğini gayet iyi biliyordu. İDDİA: Serasker Sultan unvan n almas, elde ettiği gücü etraf na sergilemesi, sultanla teklifsiz hukuku, onda Osmanoğullar n n yerine tahta geçme arzusu doğurmuştu. YANIT: Sultan taht ndan etmek ve devlet düzenine rağmen tahta geçmek fazla tehlikeli ve macerac, dahas hayalden öteye geçemeyecek bir düşünceydi. İDDİA: Irak seferinde Defterdar İskender Çelebi ile çekişmesi ve haks z yere idam ettirmesi, onun sultan kat nda sonunu haz rlam şt. YANIT: Osmanl kaynaklar ve diğer belgeler incelendiğinde paşan n idam n n en yak n nedeninin İskender Çelebi ile olan güç çekişmesi olduğu görülecektir. Ancak bu da hiçbir kesin sebep yokken İbrahim Paşa n n sarayda misafir edildiği s rada apar-topar öldürülmesinin bahanesi olmamal d r. 30 İSTASYON Bu konu NTV Tarih dergisinden al nm şt r, NTV Tarih abone hatt : veya İSTASYON 31

17 SPOR BİLİNMEYEN SPORLAR Yeni yeni heyecanlar Çok değil, y l öncesine kadar, spor dendiğinde akl m za ilk futbol geliyordu. Bugün durum daha farkl, ancak hâlâ başka ülkelerde izleyende de oynayanda da heyecan ve mücadele azmi yaratan, Türkiye deyse fazla tan nmayan spor dallar var. İşte onlardan birkaç YAZI: EFKAN BUCAK Sepak Takraw TEKMELENEN TOPUN YARATTIĞI HEYECAN Futbol tak mlar n n idmanlarda performans n art racak veya yaz aylar nda plajlarda eğlence için oynanan ayak voleybolu, özellikle Güneydoğu Asya ülkelerinde Sepak Takraw resmi ismiyle milli spor olarak icra ediliyor. Bu keyifli ve heyecanl oyunun ismi, en popüler olduğu iki ülkeden, Malezya ve Tayland dan izler taş yor. Sepak Malayca tekmelemek demek. Takraw ise Thai dilinde bir kelime ve bu sporda kullan lan örme topa verilen isim. Dilimize kabaca top tekmelemek olarak çevirebileceğimiz Sepak Takraw, Malezya ve Taylandl yetkililerin ortak karar yla bulunmuş bir isim. 15 inci yüzy ldan bu yana ad ndan söz ettiren Sepak Takraw, 13,4 metreye 6,1 metre büyüklüğünde ikiye bölünmüş bir sahada oynan r. Oyunda, bambudan örülmüş bir top kullan l r. Her tak mda üç oyuncu vard r ve oyunculardan biri, kendi yar sahalar n n arka taraf nda bulunmak zorundad r. Diğer ikisi, ön alanda solda ve sağda konumlan r. Oyuncular ayaklar n n d ş nda kafalar, dizleri ve göğüsleriyle de topu kontrol edebilirler. Maçlar, t pk voleyboldaki gibi kazan lm ş üç set üzerinden tamamlan r. Tak mlar seti kazanmak için 15 say yapmak için ter dökerler, ancak durum se, taraflardan biri iki fark yapana kadar mücadeleye devam edilir. Keza yine voleyboldaki gibi üç vuruş sonunda top rakip yar sahaya gönderilmelidir. Ülkemizde fazla bilinmeyen Sepak Takraw n en prestijli turnuvas Tayland da, Kral Kupas ad yla düzenleniyor. Tayland Kral na ithaf edilen ve ilki 1987 de gerçekleştirilen turnuvada, ilk iki sefer Malezya şampiyon olsa da sonraki organizasyonlarda Tayland ipi göğüslemeyi başard. Başta Malezya olmak üzere baz, ülkeler turnuvan n sürekli Tayland da yap lmas n n haks z avantaj sağlad ğ görüşünü taş salar bile bu sporu sevenler, her y l merakla Kral Kupas n bekliyorlar. Spor, insanl kla birlikte doğdu ve insanl ğ n gelişimine paralel olarak gelişti. İlk sporlar, insan n bedensel ihtiyaçlar n karş lamak üzere ortaya ç kt. Örneğin avc ve toplay c toplumlar, at c l k ve koşuda kendilerini geliştirme zorunluluğu hissediyordu. Savaşlar n baş göstermesiyle birlikte kendini formda tutmak zorunda hisseden insan, güreşle vücudunu kuvvetlendirdi. Zamanla durum değişti Medeniyet ilerledi ve insanoğlu, sporun sadece bedenin eğitimine değil, ruha da iyi geldiğini; diğer bir ifadeyle bu aktivitenin kendisini eğlendiren, mutlu eden araçlardan biri olduğunu idrak etti. Bu da değişik spor dallar n n doğmas n sağlad. Ve her kültür, kendi sporunu ortaya ç kard. Küreselleşme, tüm dünyay büyük bir köy haline getirirken, farkl kültürlerin ve dolay s yla farkl sporlar n daha çok kişi taraf ndan tan nmas na arac l k etti. Bugün dünya üzerinde, birçok değişik spor dal var. Çoğu herkes taraf ndan biliniyor, ancak baz lar yla yeni yeni tan ş yoruz. Biz de fazla bilinmeyen sporlardan bir derleme yapal m istedik LINTAO ZHANG/STAFF/ GETTY IMAGES TURKEY 32 İSTASYON İSTASYON 33

18 SPOR Körling BUZ SATRANCI Korfbol CİNSİYET AYIRT ETMİYOR Lakros NAİF GÖRÜNÜŞLÜ SERT SPOR Kanada n n ata sporu diyebileceğimiz lakros, izleyenlere futbol, hentbol ve tenis kar ş m, son derece heyecan verici bir aktivite sunuyor. Kanada ve ABD de, özellikle üniversitelerde oldukça popüler olan bu sporda amaç, ucunda bir ağ olan ve kros denilen çubukla taş nan küçük lastik topu, rakip tak m n kalesine göndermek. Birçok sporun aksine lakrosta oyuncu say s ve kurallar kad n ve erkek oyunculara göre değişiklik gösteriyor. Örneğin erkeklerde sahada 10 oyuncu bulunurken bu rakam kad nlarda 12 ye ç k yor. Yine erkeklerde sporcular başlar na, omuzlar na, kollar na ve ellerine koruyucu aparatlar tak yor. Kad nlarsa yaln zca göz koruyucu bir gözlükle sahaya ç k yor, ancak istisna da yok değil, zira kad n kaleciler kask ve koruyucu tak yorlar. Kad nlar n koruyucu aparatlar takmamas n n nedeni, erkeklerde savunmac lar sopalarla rakiplerine müdahale edebiliyor, kad nlardaysa rakibe sopayla herhangi bir müdahalede bulunmak yasak. Haliyle erkekler, lakrosu oldukça sert oynuyorlar. Çim sahada oynanan lakrosta, saha içindeki dizilim futboldakine benziyor. Bir kalecinin önünde üçer savunma, orta saha ve hücum oyuncusu bulunuyor. Kad nlarda orta sahadaki oyuncu say s beş Yine futboldaki gibi, at lan goller tak mlara bir puan kazand r yor. Ancak ABD de Major League Lacrosse ta 15 yard (yaklaş k 14 metre) ve üzeri mesafeden at lan goller, skor tahtas na iki say olarak kaydediliyor. Popülaritesini giderek art ran körling, buz üstünde oynanan stratejik bir spor. Oyunun temel amac, buz üstünde kayd rd ğ n z taş, ev denilen, iç içe geçmiş üç halkan n merkezine en yak n noktada tutmak. Ancak bu, hiç de kolay bir iş değil. Zaman zaman çok ince hesaplar n gerektiği körlingde sporcular, at ş şiddetini ayarlaman n yan s ra taktiksel düşünmek zorundalar. Söz konusu sporun buz satranc olarak adland r lmas n n bir nedeni de bu zaten. İlk bak şta misketle oynanan kuyu yu ve biraz da bilardoyu and ran körlingte tüm mücadele, rink ad verilen, buzla kapl bir zeminde gerçekleştiriliyor. Her tak mda dörder kişi bulunuyor. Her oyuncu, kaya denilen, özel yap m bir taş, ev e doğru gönderirken iki tak m arkadaş da ellerindeki süpürgelerle taş n güzergâh n süpürür. Süpürme, taş n kay ş n ve yönünü etkilediği için burada kaptan n direktifleri büyük önem taş yor. Sekizer at ş sonunda taş merkeze en yak n olan tak m, o devreyi al r. Burada önemli olan bir diğer nokta da şu: Diyelim ki, merkeze en yak n taş sar, ondan sonra en yak n olan k rm z. Bu durumda sar tak m bu devrede bir puan al r. Eğer, merkeze en yak n iki taş sar ysa, o zaman sar tak m iki puan elde eder. 10 devre sonunda en çok puan alan tak m, maç kazan r. Eğer fark kapat lamayacak gibiyse maçlar daha erken bitirilebilir. Önemli bir nokta daha var; tak mlar n tüm at şlar n toplam 73 dakika içinde bitirmesi gerekir, süreyi aşan tak m müsabakay kaybeder. Oyuncular at ş s ralar na göre isimlendirilir; yani birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü Genelde üçüncü oyuncu kaptan yard mc s, dördüncü ise kaptand r. İstisnalar d ş nda kaptan süpürenler aras nda yer almaz. Körlingin mucidi İskoçlar, bu spor için gerekli kaliteli taş n, ülkeleri s n rlar içinde bulunan Ayrshire sahilindeki Ailsa Craig deki, Ailsite ad verilen belirli bir granitten olmas gerektiğine inan yor. Gerçekten de bu taş, su emme kapasitesi az olduğundan donma ve erimenin yol açt ğ aş nmay engelliyor. Lakin Ayrshire da doğal hayat koruma ad na madenciliğe izin verilmemesi nedeniyle Ailsite taş n bulmak zorlaşt. Bu nedenle oyunda daha ziyade granit taşlar kullan l yor. Körlingde söz sahibi olan ülkeler aras nda Kanada, İsveç, Norveç ve Almanya bulunuyor. Ülkemizde yeni yeni popüler olan Körling, SüpüRRR! isimli bir filme de konu olmuştu. Sambo KENDİNİZİ SİLAHSIZ DA SAVUNABİLİRSİNİZ Birçok sporun aksine zaman içinde oluşmayan, ihtiyaç sonucu özel olarak geliştirilen Sambo, kelime olarak güreş ve judonun bir kar ş m olup Rusça silahs z kendini savunma anlam na gelen SAMooborona Bez Oruzhiya n n k saltmas d r. Söz konusu spor, 1920 li y llarda Rus K z l Ordusu nda görev yapan Viktor Spiridonov ve Vasili Oshchepkov taraf ndan geliştirildi. Bu isimlerden Spiridonov, uzun y llar Japonya da yaşam ş ve onlar n savunma sanat olan judodan oldukça etkilenmişti. Spiridonov un sonraki y llarda Japon casusu olarak suçland ğ, hapse at ld ğ ve yaşam n orada tamamlad ğ da biliniyor. Samboda sporcular, k rm z veya mavi bir ceket, ayn renk kuşak, şort ya da tayt giyiyor. Her sporcu, müsabakaya gelirken hem k rm z hem de mavi k yafetlerini getirmek zorunda. Türklerin ata Nico Broekhuysen, Hollandal bir öğretmendi te, Amsterdam da, kad n ve erkeklerin bir arada oynayabildiği tek tak m sporu olan korfbolu geliştirdi. Flamanca da korf sepet, bal ise top anlam na geliyor. Görünüş itibar yla basketbola, uygulama biçimiyle de hentbola benzese bile, korfbol oldukça değişik kurallara sahip bir spor. Her tak mda ikisi kad n olmak üzere, toplam dört sporcu görev al yor. Her sporcu, kendi cinsinden birine savunma yapabiliyor. Bir kişiye karş iki kişinin savunma yapmas ysa yasak. Tak mlar, her iki say dan sonra bölge değiştiriyor ve defans oyuncular hücuma, hücum oyuncular ise defansa geçiyor. Devre tamamland ğ ndaysa tak mlar saha değiştiriyor. Her say ya bir puan verilen, 20 şer dakikal k iki devreden oluşan korfbolda kullan lan top, futbol topuyla büyük benzerlik gösteriyor. Korfbolun görüntü itibar yla basketbola benzediğini belirtmiştik, ancak basketbolun aksine oyun, sepetin 360 derecelik çevresinde devam ediyor ve oyuncu istediği her aç dan at ş yapabiliyor. Korfbolda, top sürme diye bir kavram yok; topu alan sporcu, o s rada oyun alan nda sporu yağl güreşte olduğu gibi, Rus geleneksel sporu samboda da birçok ustal k derecesi var. Dereceler, sporcular n turnuvalarda elde ettikleri sonuçlara göre ve yerel federasyon taraf ndan belirleniyor. En üst seviyeye Büyük Usta ad veriliyor. Büyük ustal ğ n da seviyeleri var ve hareket eden arkadaşlar ndan birine pas vermek zorunda. Bu, at ş yapabilecek durumdaki sporcunun bulunmas na kadar devam eden bir süreç. Korfbolda, savunma esnas nda at ş yap lmas na izin verilmiyor. Bununla birlikte, savunma oyuncusunun potaya hücum oyuncusundan daha yak n, yüzü hücum oyuncusuna dönük, hücum oyuncusuyla aralar nda bir kol mesafesi kalacak şekilde konumlanmas ve gerçekten topa blok yapmaya çal şmas gerekiyor. Fiziksel temas da kurallara ayk r Söz konusu yasakla, fiziksel olarak daha güçlü sporcular n üstünlük sağlamas n n önüne geçiliyor. Ana vatan olduğu, o topraklarda doğduğu için, korfbolun en iyi olduğu ülke haliyle Hollanda den bu yana yap lan Dünya Korfbol Şampiyonas nda, 1984 y l hariç, Portakallar sürekli şampiyon oldular te birincilik kürsüsünde yerini alarak bu geleneği bozan tek ülke, Belçika. Ülkemizde 1995 ten bu yana yap lan ve kendine ait bir federasyonu olmayan korfbol, faaliyetlerini Gelişmekte Olan Sporlar Federasyonu na bağl olarak yürütüyor. ancak birden fazla dünya şampiyonu olan sporcu en üst seviye ulaşabiliyor. Samboda sporcular, minder üzerindeki mücadelede, rakiplerini ya pes ettirerek ya da rakibinden fazla puan kazanarak mağlup edebiliyor. Sambo ile ilgilenen sporcular n judoda da son derece iyi sonuçlar almas, hatta yer judosunda büyük üstünlük sağlamas onlar için bir avantaj değil ne yaz k ki Zira haks z rekabete yol açabileceği düşüncesiyle sambocular n judo müsabakalar na kat lmas yasak. Uluslararas Güreş Federasyonlar Birliği (FILA), samboyu bir güreş türü olarak kabul etse de Uluslararas Amatör Sambo Federasyonu (FIAS) ile aralar nda sürtüşme yaşan yor. Sambonun yayg n olarak yap ld ğ Doğu Bloku ülkelerinin en iyi sporcular, FIAS n düzenlediği turnuvalarda mücadele ederken FILA n n organizasyonlar na ayn ilgiyi göstermiyor ten bu yana yap lan Dünya Sambo Şampiyonas nda şampiyonlar Sovyetler Birliği ve Rusya dan ç karken tek istisna, 1997 de Gürcistanl bir sporcunun birincilik madalyas n takmas yla yaşand. 34 İSTASYON İSTASYON 35

19 SAĞLIK Alerjinin cefas bahar n sefas na engel Birçok kişi için mutluluk vesilesi olan bahar, alerjisi olanlar n yaşam n kâbusa çeviriyor. Memorial Şişli Hastanesi Alerji ve Göğüs Hastal klar Uzman Prof. Dr. Recep Aydilek, çeşitli faktörlerle ortaya ç kan hastal ğ n kesin tedavisinin olmad ğ n söylüyor. SÖYLEŞİ: FİGEN KAYRALCI Bahar geldi Havalar s nmaya, ağaçlar çiçeklenmeye başlad. K ş uykusundan uyanan doğan n kendini yenileme, bunu yaparken de üzerinde yaşayan canl lar harekete geçirme zaman d r şimdi. Bahar n, birçok insan n psikolojisinde olumlu etkiler yaratt ğ bilinen bir gerçek. Ancak bir grup insan var ki, onlar bahar n gelmesine pek sevinemiyorlar. Zira bu mevsim, onlardaki alerjiyi tetikliyor ve hayatlar n çok daha zorlaşt r yor. Memorial Şişli Hastanesi Alerji ve Göğüs Hastal klar Uzman Prof. Dr. Recep Aydilek, alerjinin genetik de dâhil birçok nedenle ortaya ç kabildiğini ve tam olarak tedavi edilmesinin mümkün olmad ğ n söylüyor. S k s k gündeme gelen bir konu olmas na rağmen alerjinin nas l geliştiğiyle ilgili tam bilgiye sahip değiliz. O nedenle de söyleşimize, alerjinin bağ ş kl k sistemi hastal ğ olup olmad ğ n sorarak başlayal m... Alerji tam olarak bağ ş kl k sistemi hastal ğ değil asl nda. Gelişmesi için üç unsurun olmas laz m. Diğer bir ifadeyle alerjiye neden olan antijen, atiptik alerjik bir bünye ve bu bünyede o antijenin daha önce gelişmiş antikor, alerjinin ortaya ç kmas na neden oluyor. Bu üç unsur bir araya geldiğinde, kaş nt lar oluşturan histamin, göz sulanmalar, hapş rma, deride döküntü, ast m krizleri, şişmeler ve hatta boğulmalara kadar bir dizi rahats zl ğ oluşturan salg lar salg lanmaya başl yor. Bu genetik bir özellik mi? Genetik de dâhil çeşitli faktörler alerjiyi ortaya ç karabiliyor. Çevre koşullar, bulunduğunuz ortam, yaşam tarz, beslenme şekli Tüm bunlar bünyeyi alerjik hale getiriyor. Mesela art k neredeyse her besinde bulunan katk maddeleri alerjiler üzerinde etkili oluyor. O nedenle son y llarda özellikle gelişmiş ülkelerde alerjilerin çok artt ğ n görüyoruz. Genetik olarak da anne babadan bir tanesi alerjik bünyeye sahipse, doğacak çocuğun alerjik olma olas l ğ yüzde 30, her ikisi de alerjik ise, bu oran yüzde 70 e yükseliyor. Diyelim ki, ebeveynlerin biri veya her ikisi de alerjik. Doğan çocuğa da genetik olarak bu özellikler geçti. Doğduğu andan itibaren çocuğun alerjiden daha az etkilenmesi için uygulanabilecek yöntemler neler? Anne emziriyorsa, yediği g dalara özellikle dikkat etmeli. Sigaradan kesinlikle uzak durmas laz m, zira sigara çocukta ast m ortaya ç kar yor. Akar (ev tozlar ) alerjisi varsa, çocuğun bulunduğu ortam n akarlardan temizlenmesi gerekiyor. Ev tozlar, mantarlar, küf, katk maddeleri, boyal g dalar, tüylü hayvanlar ve oyuncaklar, bunlar n hepsi alerjenler. Anne bunlardan uzak durursa, çocukta alerjinin gelişmesinin önüne bir miktar geçilebiliyor. Çocuk, kaz tüyü, kuştüyü bulunan giysi, yorgan, yast k gibi şeylerden de uzak tutulmal. Ayr ca çocuğun süte, kuruyemişe, kakao veya yumurtaya alerjisi olabilir. Bunlar test edilerek belirlenmeli. Testte, önce bir kan testi yap l yor. Total IGE dediğimiz antikor aran yor. O antikor düzeyi yüksekse, çocuğun (veya erişkinin) alerjik bir bünyesi var demektir. İki yaş ndan sonra da çocuklara deri testi yap yoruz. Çocuğun bağ ş kl k sistemi iki yaş ndan önce tam olarak gelişmediği için testler doğru neticeyi vermeyebiliyor. Erişkinlere yapt ğ m z deri testlerinde ise ev tozu (akar), polen, toz, rutubet, nem, küf mantarlar ve hayvansal alerjenlere karş antikor aran yor. Ancak bu testler bazen çok abart labiliyor. 300 değişik alerjen antikoru testi yap ld ğ n duyuyoruz. Esas nda bunlar 12 ana grupta toplanabiliyor. G dalarda ise deri testleri yan lt c olabiliyor. Bütün alerjik reaksiyonlar ayn m? Hay r. Biz alerjik reaksiyonlar dört tipe ay r yoruz. Tip I reaksiyonlar, oldukça s k görülüyor. Bunlar IGE antikoruyla oluşan, ilk yar m saat içinde gelişen erken reaksiyonlar veya alt saat içinde gelişen geç reaksiyonlar olarak karş m za ç k yor. Erken olursa şişme, boğulma veya ast m krizi şeklinde gelişip tehlikeli olabiliyor. Geç reaksiyonlarsa daha hafif, kaş nt şeklinde kendini gösteriyor ve bir süre sonra geçiyor. Alerjik reaksiyonu normal bir kaş nt dan veya nezleden ay rt etmenin yollar nedir? Nezle durumundaki burun ak nt s, göz yaşarmas gibi rahats zl klar birkaç gün içinde geçebilir. Oysaki alerji geliştiğinde burun t kan kl ğ, burnun içinde bir böcek varm ş gibi burun kaş nt s, geniz ak nt s, sabah kalkmada zorlanma, yorgunluk, gündüz uyuklama, gözlerin alt nda koyuluk ve özellikle sabahlar hissedilen stres uzun bir dönem devam edebilir. Polenler, alerjik nezleye sebep olan başl ca alerjenlerdir; ilkbaharda ağaç polenleri, yaz n çimen polenleri, sonbaharda ise ot polenleri... Biz buna mevsimsel alerjik rinit veya nezle diyoruz. Alerjinin tedavisi var m? Alerjinin kesin tedavisi ne yaz k ki yok ve her yaşta ortaya ç kabiliyor. Ancak tedavisi yok diyerek kestirip atam yoruz, çünkü alerjik nezlesi olan bir insanda ileriki yaşlar nda yüzde 25 oran nda ast m gelişebiliyor. Bizler önce hastal ğ durdurmaya, daha sonra da olabildiğince geriletmeye çal ş yoruz. Korunma, ilaç ve aş olmak üzere üç tedavi yöntemi var, çoğunlukla bunlar birlikte götürüyoruz. Kişi öncelikle alerjisi olduğu maddelerden uzak durmal. Prof. Dr. Recep Aydilek, g dadan toza, polenden neme kadar her şeyin alerji yapabileceğini söylüyor. Polene karş alerjik reaksiyon gösterenlerin say s hiç de az değil. Onlara özellikle bu mevsimde neler önerirsiniz? Polen alerjisinden korunma yöntemleri, diğer alerji türlerinkinden biraz daha farkl biraz daha fazla. Polenlerin yoğun olduğu sabah n erken saatlerinde, f rt nal günlerde d şar ç kmamak, d şar ç karken mutlaka gözlük ve şapka takmak, d şardan eve gelince k yafetlerin değiştirilmesi, gece yatmadan önce saçlar n ve burnun y kanmas, evde ve arabada polen filtreli klimalar kullan lmas gibi yöntemler uygulanabilir. Polenler daha çok sabah saat ila aras nda yoğun olduğundan bu saatlerde evin havaland r lmamas, çamaş r kurutma makinesi kullan lmas, yağmurlu günlerde havadaki polen miktar azalacağ ndan d ş aktivitenin bu havalarda yap lmas baharda alerjik nezleye karş al nabilecek önlemler aras nda. Biz tedavinin yüzde ellisinin korunma yöntemleri olduğuna inan yoruz. Bunlar n yan s ra alerjinin türüne göre belirtileri azaltacak veya ortadan kald racak ilaç tedavisi yap yoruz. Üçüncü olarak aş lar var ki, bu konuda baz k s tlamalar m z bulunuyor. Öncelikle dört y l süren bir tedavi bu ve sigortalar ödemiyor. Çok fazla şeye alerjisi olana ve 50 yaş n üstündekilere uygulayam yoruz. Yüzde yüz garantileri de yok. Alerji kolay kolay geçmeyen bir hastal k, ancak baz vakalarda hastal ğ n tamamen ortadan kalkt ğ n da görüyoruz. Ayr ca alerjinin hormonlarla ilişkili olduğunu biliyoruz. Mesela kad nlar n hamilelik dönemlerinde alerjileri artabiliyor, menopozla birlikte tamamen ortadan kalkabiliyor. FOTOĞRAF: UĞUR UÇAN 36 İSTASYON İSTASYON 37

20 SAĞLIK MODERN YAŞAM DİKKAT BOZUYOR İngiltere deki Goldsmiths College te görev yapan Dr. Karina Linnell, şehir yaşam n n insan n dikkat ve alg lama sürecini san landan çok daha fazla etkilediğini kan tlad. Namibya daki Himba kabilesinin k rda yaşayan mensuplar yla şehirlere yerleşmiş üyeleri aras ndaki farklar inceleyen Dr. Linnell, k rsal bölgede kalanlar n, dikkat yoğunlaşt rma gerektiren testlerde, ayn kabilenin kentlerde yaşayan üyelerine göre çok daha başar l olduğu sonucuna vard. Üstelik, k rsal bölge insanlar, teknolojiyle daha az ilgilenmelerine rağmen, bilgisayar temelli işlerde bile şehirdekilerden çok daha iyiler. Şehirdeki insanlar n, dikkat ve odaklanma gerektiren testlerde başar l olmamas n n nedeni, gündelik hayatlar nda gürültü, ses gibi çok fazla uyarana maruz kalmalar. Dahas da var: Himba kabilesinin şehirdeki üyeleri, k rsal alanda yaşayanlara oranla çok daha mutsuz ve memnuniyetsizler. ENERJİSİNİ KALPTEN ALAN PİL Hâlihaz rda kullan lan, hastalar için hayati önem taş yan kalp pilleri, Amerikal bilim insanlar n n araşt rmalar sayesinde yeni bir fonksiyon kazanacak. Zira araşt rmac lar, pille çal şan ve sadece hastay tekrar ameliyat ederek yenilenebilen kalp pillerinin, kalp at şlar ndan elde edilen enerjiyle çal şabilmesini sağlayacak bir yöntem geliştirdiler. Söz konusu cihaz n kullan labilmesi için önce klinik deneylerden geçmesi, ard ndan gerçek bir kalp üzerinde denemelerin yap lmas gerekiyor. Şu an kullan lan kalp pillerinin en fazla yedi y ll k ömrü var. Kalpten ald ğ enerjiyle çal şacak yeni pil, tüm testlerden geçtiği takdirde, bu tür ameliyatlara gerek kalmayacak. Dr. Karina Linnell, araşt rmas n ayn kabilenin kentte ve k rda yaşayan mensuplar yla gerçekleştirdi. Sigara endişelendiriyor Alzheimer a kan testiyle teşhis İngiliz bilim insanlar, Alzheimer n erken teşhis edilmesini sağlayacak kan testi geliştirdi. Kliniklerde h zl ve kolayca uygulanabilecek testte, sağl kl kişilerin kan ndaki baz değerlerle Alzheimer a yakalanm ş olanlar n kan değerleri karş laşt r l yor. Alzheimer la bağlant s olan amiloid ve APOE gibi proteinleri inceleyen test sayesinde, bu hastal k, henüz semptomlar ortaya ç kmadan tespit edilebiliyor. Araşt rma ekibinde yer alan, Nottingham Üniversitesi nden uzmanlar, testin hastalar n kendilerine en uygun tedaviyi görmelerini de sağlayacağ n, ancak testi hastalar üzerinde uygulayabilmek için yaklaş k 10 y la ihtiyaçlar olduğunu söylüyor. Son derece ciddi bir hastal ğa, bu kadar kolay, h zl ve az maliyetle teşhis koyulabilecekse beklemeye değmez mi? TAKINTILARIN SONU YAKIN Genel bir kan d r; sigara strese iyi gelir. Ancak araşt rmalar, durumun hiç de böyle olmad ğ n, tam tersine sigaray b rakanlar n anksiyete (kayg, korku, gerilim ya da s k nt hali) bozukluğunun azald ğ n gösteriyor. İngiltere nin Cambridge, Oxford ve Kings College üniversitelerinde görev yapan araşt rmac lar, sigaray b rakan kişilerin alt ay sonra anksiyete seviyelerinde önemli oranda düşüş kaydedildiğini, sigaray b rakmaya çal ş p başar s z olanlardaysa ruhsal dalgalanmalar nedeniyle art ş n olduğunu belirtiyorlar. Amsterdam da geliştirilen bir uyar c, Obsesif Kompulsif Bozukluk tan (OKB) muzdarip olanlar n derdine derman olacak gibi görünüyor. Academic Medical Center da geliştirilen ve beyne yerleştirilen uyar c, aktif hâle getirildiğinde hastal ğ n semptomlar kayda değer derecede azal yor. Uyar c n n, piyasaya ç kabilmesi için hayli yol katetmesi gerekiyor, yine de OKB hastalar n n önünde, hayatlar n normal şekilde yaşayabilmeleri ad na önemli bir kap aç ld ğ n söyleyebiliriz. KANSER TEŞHİSİNDE YENİ YÖNTEMLER İsrailli ve Çinli bilim insanlar n n tezi hayli ilginç, zira onlar, mide şikâyeti olan 130 hasta üzerinde gerçekleştirdikleri araşt rmalar sonucunda, basit bir nefes testiyle mide kanseri teşhisi yapabileceklerini savunuyorlar. Bilim insanlar, testin onaylanabilmesi için daha fazla hasta üzerinde çal şmalar yapmaya haz rlan rken, British Journal of Cancer / İngiltere Kanser Dergisi, nefes testlerinin kanser teşhis yöntemlerini h zland racak ve devrim yaratacak bir buluş olduğu görüşünde. Kanserle ilgili bir haber de gökbilimcilerinden geldi. Cambridge Üniversitesi nden bir grup onkolog, gökbilimcilerle işbirliği yapt ve tek y ld zlar uzak galaksilerden ay rt etmek için kullan lan yaz l m, meme tümörü tiplerinin belirlenmesi çal şmas na uyarlad. British Journal of Cancer dergisinde yay mlanan çal şmada, söz konusu astronomi yaz l m, 2 bin meme kanseri hastas nda kullan ld. Sonuç olarak, söz konusu bilgisayar program n n, patolojistlerden çok daha az hatayla vakalar analiz ettiği görüldü. INTERPOL SAHTE İLAÇ PEŞİNDE İlaç, özellikle 20 nci yüzy l n ikinci yar s ndan itibaren tüm dünyada büyük bir sektör haline geldi. Dev ilaç firmalar, uluslararas alanda daha fazla yer almak için laboratuvardaki çal şmalar n h zla sürdürüyor. Sektör bu derece büyük, talep bu kadar yoğun olunca işin içine sahtekârl k da kar ş yor. Yap lan araşt rmalar, her y l dünya çap nda milyonlarca kişinin sağl ğ n n, ald klar sahte ilaçlar nedeniyle tehdit alt nda olduğunu gösteriyor. Daha ziyade internet üzerinden sat lan sahte ilaçlar n, y ll k 430 milyon Dolar l k bir sektör oluşturduğu da tahmin ediliyor. İlaç firmalar, sahte ilaçlar n insan sağl ğ n olumsuz etkilemesi ve kendilerini mali zarar uğratmas nedeniyle uluslararas emniyet kurumu İnterpol ile işbirliği yapt. Önde gelen 29 ilaç firmas yla İnterpol aras nda imzalanan anlaşmayla, şirketler İnterpol ün sahte ilaç sektörüne yönelik operasyonlar n finanse edecek. 100 BİN Türk Nefroloji Derneği verilerine göre, Türkiye de diyalize giren veya böbrek nakli yap lm ş yaklaş k 70 bin kişi var. Bu, gelişmiş birçok ülkenin neredeyse iki kat. Y ll k yüzde 10 art ş oran yla böbrek hastas say s n n 2015 te 100 bini aşacağ tahmin ediliyor. UYUŞMA DEYİP GEÇMEYİN Vücut kendi durumuyla ilgili bilgiyi, gönderdiği küçük sinyallerle belli ediyor çoğu zaman. Bu sinyallerden biri de el uyuşmalar. Birçok kişinin önemsemediği el uyuşmalar, bilekte veya dirsekte sinir s k şmalar n n habercisi olduğu gibi tümör ya da halk aras nda MS olarak bilinen multiplskleroz gibi ciddi hastal klar n ilk bulgusu olarak da nitelendirilebiliyor. Ellerinde uyuşma yaşayan kişilerin, romatoloji, ortopedi ve nöroloji eğitimi alan fizik tedavi uzman na görünmesi gerekiyor. BEYİN DE KAHVALTIDAN YANA Beyin taramas yoluyla yap lan gözlemler, kahvalt yapmayanlar n gün içinde daha yağl ve daha yüksek kalorili g dalara yöneldiğini ortaya koydu. Beslenme uzmanlar, kahvalt n n iştah frenleyen bir etki yapt ğ n vurguluyordu. Araşt rmac larsa beynin içinde insan farkl yiyecekler istemeye yönelten mekanizman n nas l işlediğini merak ediyordu. Londra daki Imperial College da hepsi normal kilolarda 21 kişi, m knat sl rezonansl görüntüleme cihaz na bağland ve deneklere yüksek kalorili yiyecekler gösterildi. Araşt rman n ilk gününde, söz konusu tarama kahvalt dan önce, ertesi günse zengin bir kahvalt n n ard ndan gerçekleştirildi. Kahvalt etmeden yap lan deneyde beynin, düşük kalorili değil, yüksek kalorili yiyeceklere tepki verdiği ortaya koyuldu. Bu da beyindeki yiyecek tercihi ile ilgili orbitofrontal korteksin, açken daha aktif olduğunu ortaya ç kard. Böylece diyet yaparken kahvalt y atlayanlar n neden kilo veremedikleri bir kez daha anlaş ld ve dan şanlar na s k s k öğün atlamama önerisinde bulunan diyetisyenlerin hakl olduğu kan tland. 38 İSTASYON İSTASYON 39

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor!

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dursun YILDIZ topraksuenerji 21 Ocak 2013 ABD Petrol İhracatçısı Olacak. Taşlar Yerinden Oynar mı? 1973 deki petrol krizi alternatif enerji arayışlarını arttırdı.

Detaylı

İZMİR İLİ İŞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARI İSTATİSTİKLERİ VE İŞ GÜVENLİĞİNİNKENT YAŞAMINA ETKİLERİ. Aykut AKDEMİR Maden Mühendisi izmir@maden.org.

İZMİR İLİ İŞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARI İSTATİSTİKLERİ VE İŞ GÜVENLİĞİNİNKENT YAŞAMINA ETKİLERİ. Aykut AKDEMİR Maden Mühendisi izmir@maden.org. 719 İZMİR İLİ İŞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARI İSTATİSTİKLERİ VE İŞ GÜVENLİĞİNİNKENT YAŞAMINA ETKİLERİ Alpaslan ERTÜRK Maden Yüksek Mühendisi izmir@maden.org.tr Aykut AKDEMİR Maden Mühendisi izmir@maden.org.tr

Detaylı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı Ocak 15, 2013-3:55:02 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın himayesinde kurulan ''İşte Eşitlik Platformu'' tanıtıldı. Toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlikle mücadele

Detaylı

Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz

Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz Rakamlarla Sektörümüz: 3 kıtadan 77 ülkeye doğrudan hizmet götüren, Toplam Yatırımı 5 Milyar Doları aşan, Yan sektörleri ile birlikte yaklaşık

Detaylı

Yerli kaynak aramalarına ayrılan pay 12 kat arttı

Yerli kaynak aramalarına ayrılan pay 12 kat arttı Yerli kaynak aramalarına ayrılan pay 12 kat arttı Ocak 12, 2012-1:38:25 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, hidroelektrik santrallerine (HES) karşı çıkanlar bulunduğunu belirtti. Enerji ve Tabii

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK VE ÖNEMİ ÇEVRE VE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ İLE İLİŞKİSİ. Gürbüz YILMAZ Makina Mühendisi A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı

KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK VE ÖNEMİ ÇEVRE VE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ İLE İLİŞKİSİ. Gürbüz YILMAZ Makina Mühendisi A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK VE ÖNEMİ ÇEVRE VE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ İLE İLİŞKİSİ Gürbüz YILMAZ Makina Mühendisi A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) Çevre İş Sağlığı Güvenliği ŞİRKETLER

Detaylı

ANADOLU DA BEYİN FIRTINASI

ANADOLU DA BEYİN FIRTINASI ANADOLU DA BEYİN FIRTINASI Güneş Sigorta ve CNBC-e işbirliği ile Kasım ayında Kayseri den başlayan Güneş Ekonomi Buluşmaları 6 ay boyunca 6 farklı ilde ekonominin nabzını tutacak. Geneş Sigorta Genel Müdürü

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Filistin ile yatıp, Gazze ile kalkıyoruz.

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Filistin ile yatıp, Gazze ile kalkıyoruz. - Günlük siyaset acının üstünü nasıl örter? - Gazze yi ve Filistin i içselleştirmek yerine farz olarak görenlerin destansı trajik hali - BM Genel Sekreteri, AKP Kadın Kolları ve Hrant Dink Ortak paydası

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 18 Mart 2016 İstanbul, Hilton Hotel Harbiye Sayın Büyükelçiler, Değerli Konuklar, 2009 yılında

Detaylı

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın BDDK Başkanım, İktisadi Araştırmalar Vakfı, Borsamız

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

Bilgi A ac n n Kültürel Miras E itimleri başlığı alt nda, gençlerin dile gelen yap lar n öykülerine kulak kesildi i Kentin ncir Çekirdekleri projesi

Bilgi A ac n n Kültürel Miras E itimleri başlığı alt nda, gençlerin dile gelen yap lar n öykülerine kulak kesildi i Kentin ncir Çekirdekleri projesi Bilgi A ac n n Kültürel Miras E itimleri başlığı alt nda, gençlerin dile gelen yap lar n öykülerine kulak kesildi i Kentin ncir Çekirdekleri projesi var. Proje Tan t m Neler Yapaca z? Proje, gençlerin,

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Beşinci İzmir İktisat Kongresi Finansal Sektörün Sürdürülebilir Büyümedeki Rolü ve Türkiye nin Bölgesel Merkez Olma Potansiyeli 1 Kasım

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

Toktamış Ateş'i kaybettik

Toktamış Ateş'i kaybettik Toktamış Ateş'i kaybettik Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi ve Atatürk üzerine çalışmaları olan Prof. Dr. Toktamış Ateş yaşamını yitirdi. Ateş, İstanbul Üniversitesi ve değişik kurumlarda ders

Detaylı

Türkiye İlaç Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı Toplantısı

Türkiye İlaç Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı Toplantısı Türkiye İlaç Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı Toplantısı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKAN YARDIMCISI YADİGAR GÖKALP İLHAN: -GELİŞMEKTE OLAN SAĞLIK SEKTÖRÜ VE SAĞLIĞA ERİŞİMDEKİ ARTIŞ, KAMU HARCAMALARINI

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

ÜRÜNÜN ADI : FOLLOWER ÜRÜN: AKÜLÜ BAVUL

ÜRÜNÜN ADI : FOLLOWER ÜRÜN: AKÜLÜ BAVUL ÜRÜNÜN ADI : FOLLOWER ÜRÜN: AKÜLÜ BAVUL Ürün Nedir? FOLLOWER, Akülü tekerlekli bir bavuldur. Ürünün mini boyu, orta boyu, büyük boyu vardır. Ürünün içine konulan küçük bir akü ile bavul güç kullanmadan

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 23 Mayıs 2016, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 23 Mayıs 2016, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 21 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

Almanya dan Bir Örnek WESER-EMS UNION

Almanya dan Bir Örnek WESER-EMS UNION Almanya dan Bir Örnek WESER-EMS UNION Prof.Dr. Selahattin Kumlu Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Antalya Faaliyet Onayı Alma Koşulları Hayvansal üretimin geliştirilmesine katkıda bulunacak

Detaylı

ENGELLİLERİN ERİŞİLEBİLİRLİĞİ. Ayşe Baysal İnşaat Mühendisi baysal.ayse@gmail.com

ENGELLİLERİN ERİŞİLEBİLİRLİĞİ. Ayşe Baysal İnşaat Mühendisi baysal.ayse@gmail.com 831 ENGELLİLERİN ERİŞİLEBİLİRLİĞİ Ayşe Baysal İnşaat Mühendisi baysal.ayse@gmail.com GİRİŞ Ülkemizde olduğu gibi kentimizde de sadece engelliler için değil, yaşl, hasta, hamile, küçük çocuklu aile ve çocuklar

Detaylı

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2:

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: A N A L Z Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: Sektör Mücahit ÖZDEM R May s 2015 Giri Geçen haftaki çal mam zda son aç klanan reel ekonomiye ili kin göstergeleri incelemi tik. Bu hafta ülkemiz

Detaylı

NİSAN 2013 SAYI:16 ŞEHİRLER ÇOCUKLARIMIZA GÖRE OLSUN

NİSAN 2013 SAYI:16 ŞEHİRLER ÇOCUKLARIMIZA GÖRE OLSUN NİSAN 2013 SAYI:16 ŞEHİRLER ÇOCUKLARIMIZA GÖRE OLSUN S Ö Y L E Ș İ Avrupa Birliği Yatırımları Daire Bașkanı Okuyucularımız için Avrupa Birliği Yatırımları Dairesi Bașkanlığı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Detaylı

Kis3 max Cep Telefonu Hızlı Başlangıç Kılavuzu

Kis3 max Cep Telefonu Hızlı Başlangıç Kılavuzu Kis3 max Cep Telefonu Hızlı Başlangıç Kılavuzu 23 YASAL BİLGİLER Telif Hakkı 2014 ZTE CORPORATION. Tüm hakları saklıdır. Bu yayının hiçbir bölümü ZTE Corporation'ın önceden yazılı izni olmadan fotokopi

Detaylı

YÜZEY ETKĐSĐNDE UÇUŞ

YÜZEY ETKĐSĐNDE UÇUŞ YÜZEY ETKĐSĐNDE UÇUŞ Gülkız Doğan Araş. Gör., ODTÜ, Havacılık Mühendisliği Bölümü Uçak pilotları inişe geçen uçağın yere değmeden az önce daha fazla alçalmak istemediğine, yoluna öylece devam etmek istediğine

Detaylı

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BIST 100 endeksi, Nisan ayı içerisinde %0,2 lik artış göstererek 86.046 seviyesinden kapandı. Aynı dönem içerisinde

Detaylı

T.C. BİLECİK İL GENEL MECLİSİ Araştırma ve Geliştirme Komisyonu

T.C. BİLECİK İL GENEL MECLİSİ Araştırma ve Geliştirme Komisyonu Rapor No:01 Rapor Tarihi: 10.03.2011 muz İl Genel Meclisimizin 01.03.2011 tarih ve 2011/33 sayılı kararı doğrultusunda 08-09-10 Mart 2011 tarihlerinde toplanmıştır. İdaremiz araç parkında bulunan makine

Detaylı

Başkan Acar Bursa da Sosyal Güvenlik Reformunu Anlattı

Başkan Acar Bursa da Sosyal Güvenlik Reformunu Anlattı Başkan Acar Bursa da Sosyal Güvenlik Reformunu Anlattı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: - 2008 YILINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TEMELLERİ ATILDI - İLAÇ VE TIBBİ MALZEME KONUSUNDA

Detaylı

MAKİNELERİN YÜKSELİŞİ: Avrupa, mobil işgücü seçeneklerini araştırmaya başlıyor

MAKİNELERİN YÜKSELİŞİ: Avrupa, mobil işgücü seçeneklerini araştırmaya başlıyor MAKİNELERİN YÜKSELİŞİ: Avrupa, mobil işgücü seçeneklerini araştırmaya başlıyor Hibrit cihazlar, iş amaçlı dizüstü bilgisayarların Avrupa daki egemenliğini tehdit ediyor Tabletlerin mobil çalışma biçimini

Detaylı

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Değerli konuklar, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) çalışmaları kapsamında düzenlediğimiz Kurumsal Yönetim konulu toplantımıza hepiniz hoş geldiniz. 11 Aralık 2001 tarihli Bakanlar

Detaylı

Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı

Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı Büyükşehir Belediyesi tarafından yatırımı gerçekleştirilen çevreci yatırım;

Detaylı

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Siirt Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama

Detaylı

Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber

Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber Sağlıklı, güçlü kuvvetli bir erkeksiniz ama çocuğunuz olmuyorsa bu önemli sorunun sebebi yediklerinizle ilgili olabilir. Erkekler üzerinde yapılan bilimsel

Detaylı

YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ 22 Mayıs 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28300 Kafkas Üniversitesinden: YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve

Detaylı

2014 1. Çeyrek Sonuçları TÜRK TELEKOM GRUBU 2014 1. ÇEYREK OPERASYONEL VE FİNANSAL SONUÇLARINI AÇIKLADI

2014 1. Çeyrek Sonuçları TÜRK TELEKOM GRUBU 2014 1. ÇEYREK OPERASYONEL VE FİNANSAL SONUÇLARINI AÇIKLADI TÜRK TELEKOM GRUBU 2014 1. ÇEYREK OPERASYONEL VE FİNANSAL SONUÇLARINI AÇIKLADI Basın Bülteni 1 Mayıs 2014 Güçlü İlk Çeyrek Sonuçları ile 2014 Yılına Sağlam Başladık Türkiye nin öncü iletişim ve yakınsama

Detaylı

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Gelişim psikolojisi, bireylerin yaşam boyunca geçirdiği bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal

Detaylı

KİM OLDUĞUMUZ. Bireyin kendi doğasını sorgulaması, inançlar ve değerler, kişisel, fiziksel, zihinsel, sosyal ve ruhsal sağlık, aileleri,

KİM OLDUĞUMUZ. Bireyin kendi doğasını sorgulaması, inançlar ve değerler, kişisel, fiziksel, zihinsel, sosyal ve ruhsal sağlık, aileleri, 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (09 Eylül 2013 25 Ekim 2013 ) Sayın Velimiz, Sizlerle daha önce paylaştığımız gibi okulumuzda PYP çalışmaları yürütülmektedir. Bu kapsamda; PYP disiplinler üstü temaları ile

Detaylı

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler Endüstri Mühendisliğine Giriş Jane M. Fraser Bölüm 2 Sık sık duyacağınız büyük fikirler Bu kitabı okurken, büyük olasılıkla öğreneceğiniz şeylere hayret edecek ve varolan bilgileriniz ve belirli yeni becerilerle

Detaylı

AR& GE BÜLTEN. Enflasyonla Mücadelede En Zorlu Süreç Başlıyor

AR& GE BÜLTEN. Enflasyonla Mücadelede En Zorlu Süreç Başlıyor Enflasyonla Mücadelede En Zorlu Süreç Başlıyor Ahmet KARAYİĞİT Makroekonomik göstergeler açısından başarılı bir yılı geride bıraktık. Büyüme, ihracat, faizler, kurlar, faiz dışı fazla gibi pek çok ekonomik

Detaylı

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Karaküçük: Devleti Yönetecek Güç

Detaylı

Brexit ten Kim Korkar?

Brexit ten Kim Korkar? EDAM Türkiye ve Avrupa Birliği Bilgi Notu Brexit ten Kim Korkar? Haziran 2016 Sinan Ülgen EDAM Başkanı 2 23 Haziranda İngiliz halkı, İngiltere nin AB de kalıp kalmayacağına dair bir halkoyuna katılacak.

Detaylı

ÇİÇEK GRUBU 2013-2014 EĞİTİM DÖNEMİ EKİM AYI BÜLTENİ 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI DÜNYA HAYVANLAR GÜNÜ DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ DÜNYA EL YIKAMA GÜNÜ KULELER Atatürk ün hayatını öğrenme Atatürk ün ülkemize kazandırdıkları

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 16 Mart 2015, Sayı: 11. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 16 Mart 2015, Sayı: 11. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 11 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Çağlar Kuzlukluoğlu 1 DenizBank Ekonomi

Detaylı

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır.

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. KAVRAMLAR Büyüme ve Gelişme Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. Büyüme Büyüme, bedende gerçekleşen ve boy uzamasında olduğu gibi sayısal (nicel) değişikliklerle ifade edilebilecek yapısal

Detaylı

ENFLASYON ORANLARI 03.07.2014

ENFLASYON ORANLARI 03.07.2014 ENFLASYON ORANLARI 03.07.2014 TÜFE Mayıs ayında aylık %0,31 yükselişle ile ortalama piyasa beklentisinin (-%0,10) bir miktar üzerinde geldi. Yıllık olarak ise 12 aylık TÜFE %9,16 olarak gerçekleşti (Beklenti:

Detaylı

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013 HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013 Ekim 2014 İÇİNDEKİLER Giriş... 2 Dünya da Uluslararası Doğrudan Yatırım Trendi... 3 Yıllar

Detaylı

Özelleştirilebilir Akıllı Ev Sistemi

Özelleştirilebilir Akıllı Ev Sistemi Akıllı e Yaşam size evinizdeki tüm elektrikli eşyaları, aydınlatma sistemini, güvenlik sistemini mobil uygulamayla kontrol etmenizi ve yönetmenizi sağlar. Akıllı e Yaşam aynı zamanda min. %30 enerji tasarrufu

Detaylı

Tasarım Raporu. Grup İsmi. Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK. Kısa Özet

Tasarım Raporu. Grup İsmi. Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK. Kısa Özet Tasarım Raporu Grup İsmi Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK Kısa Özet Tasarım raporumuzda öncelikle amacımızı belirledik. Otomasyonumuzun ana taslağını nasıl oluşturduğumuzu ve bu süreçte neler yaptığımıza karar

Detaylı

Kıbrıs ın Su Sorunu ve Doğu Akdeniz in Hidrojeopolitiği

Kıbrıs ın Su Sorunu ve Doğu Akdeniz in Hidrojeopolitiği Kıbrıs ın Su Sorunu ve Doğu Akdeniz in Hidrojeopolitiği Dursun Yıldız SPD Başkanı 2 Nisan 2016 Giriş Gelişmenin ve karşı duruşun, doğuya karşı batının, kuzey kıyısına karşı güney kıyısının, Afrika ya karşı

Detaylı

İZMİR METROPOL İLÇELERİNDE YAPILAN ASANSÖR DENETİMLERİ VE GÜVENLİK SEVİYESİNDEKİ GELİŞMELERİN İNCELENMESİ

İZMİR METROPOL İLÇELERİNDE YAPILAN ASANSÖR DENETİMLERİ VE GÜVENLİK SEVİYESİNDEKİ GELİŞMELERİN İNCELENMESİ 401 İZMİR METROPOL İLÇELERİNDE YAPILAN ASANSÖR DENETİMLERİ VE GÜVENLİK SEVİYESİNDEKİ GELİŞMELERİN İNCELENMESİ M. Berkay ERİŞ, Halim AKIŞIN, Zafer GÜNEŞ Makina Mühendisleri Odas akm@mmo.org.tr ÖZET Kentimizde

Detaylı

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ Belirli amaçları gerçekleştirmek üzere gerçek veya tüzel kişiler tarafından kurulan ve belirlenen hedefe ulaşmak için, ortak ya da yöneticilerin dikkat ve özen

Detaylı

T.C. Talim ve Terbiye Kurulu Ba kanl

T.C. Talim ve Terbiye Kurulu Ba kanl T.C. M LLÎ E T M BAKANLI I Talim ve Terbiye Kurulu Ba kanl B N C L K BA LANGIÇ KURS PROGRAMI ANKARA 2011 KURUMUN ADI : KURUMUN ADRES : KURUCUSUNUN ADI : PROGRAMIN ADI PROGRAMIN DAYANA I PROGRAMIN SEV

Detaylı

JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK

JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK Otopsi Cengiz Özak nc JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK Amerikan And : Herkes için adalet ve özgürlükle bölünmez tek ulusa dayanan Cumhuriyet e ve bayra ma ba l olaca ma and içerim. Yer

Detaylı

AYDIN TİCARET BORSASI

AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE MAYIS 2015 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi :

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi : 2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ Anayasa nın 49. Maddesi : A. Çalışma Hakkı ve Ödevi Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,

Detaylı

MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ELEMANLARININ YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ

MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ELEMANLARININ YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ELEMANLARININ YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ MART 2016 MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ELEMANLARININ YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ BİRİNCİ

Detaylı

ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ

ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ ADANA KENT SORUNLARI SEMPOZYUMU / 16 2008 BU BİR TMMOB YAYINIDIR TMMOB, bu makaledeki ifadelerden, fikirlerden, toplantıda çıkan sonuçlardan ve basım hatalarından sorumlu değildir. ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ

Detaylı

ÖNSÖZ. Sevgili MMKD üyeleri,

ÖNSÖZ. Sevgili MMKD üyeleri, İçindekiler ÖNSÖZ... 2 GİRİŞ... 3 Genel Kurul Toplantısı... 3 Yönetim Kurulu nda Üye ve Görev Değişiklikleri... 3 MMKD Stratejik Plan Çalışması... 3 PROJELER... 4 Kapılar Müzecilere Açık Projesi... 4 Derneklere

Detaylı

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 30 Ekim Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Japonya Merkez Bankası (BoJ) faizlerde değişikliğe gitmedi Japonya Merkez Bankası (BoJ), 8 e 1 oy çokluğuyla para politikasında değişikliğe gitmeme kararı

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Şam da Emevi Caminde namaz kılmayı hayal eden Başbakan, hava sahamızı koruyabilmek için NATO dan Patriot füzeleri istemekte, gençlerimize adam gibi ölmekten bahsetmektedir.

Detaylı

Minti Monti. Kızak Keyfi. Kızak Bir Kış Eğlencesi KIŞIN SOKAK Yeni Yıl Kartı Hazırlayalım Kar Hakkında Neler Biliyorsun?

Minti Monti. Kızak Keyfi. Kızak Bir Kış Eğlencesi KIŞIN SOKAK Yeni Yıl Kartı Hazırlayalım Kar Hakkında Neler Biliyorsun? Minti Monti Çocuklar için eğlenceli poster dergi Ücretsizdir Kış 2014 Sayı:12 ISSN: 2146-281X Kızak Keyfi Kızak Bir Kış Eğlencesi KIŞIN SOKAK Yeni Yıl Kartı Hazırlayalım Kar Hakkında Neler Biliyorsun?

Detaylı

Araştırma Notu 11/113

Araştırma Notu 11/113 Araştırma Notu 11/113 29 Nisan 2011 MİLLETVEKİLİ DAĞILIM SENARYOLARI VE YENİ ANAYASA Seyfettin Gürsel 1 Yönetici Özeti 12 Haziran milletvekili seçimlerinden çıkacak yeni TBMM nin bileşimi sadece iktidarı

Detaylı

Dünyada en mutlu insan evinde huzur olandır. Johann W. von Goethe

Dünyada en mutlu insan evinde huzur olandır. Johann W. von Goethe Dünyada en mutlu insan evinde huzur olandır. Johann W. von Goethe Kalite yıldıza benzer. Sadece çevresini aydınlatmakla kalmaz, doğru yolu da gösterir. İzlemekten bile keyif alırsın... Biz Artaş ız. Kurucumuz

Detaylı

MÜSİAD Kadın Girişimciler Zirvesi. Kapanış Konuşması. 27 Mayıs 2016. İş Dünyamızın, STK'ların Değerli Bşk ve Temsilcileri,

MÜSİAD Kadın Girişimciler Zirvesi. Kapanış Konuşması. 27 Mayıs 2016. İş Dünyamızın, STK'ların Değerli Bşk ve Temsilcileri, MÜSİAD Kadın Girişimciler Zirvesi Kapanış Konuşması 27 Mayıs 2016 Saygıdeğer (Emine Erdoğan) Hanımefendi, Sayın Bakanım, (Fatma Ramazanoğlu), İş Dünyamızın, STK'ların Değerli Bşk ve Temsilcileri, Değerli

Detaylı

Devir, sanal itibar devri!

Devir, sanal itibar devri! Devir, sanal itibar devri! Gerçek hayattaki itibarınız kadar, sanaldaki itibarınızın da iyi olması gerekiyor. Sanal itibar ile gerçek itibarın birbirini tamamladığı çağımızda, bir anlamda her şey Google

Detaylı

Büyükşehir Bodrum halkına yeni süreci anlattı

Büyükşehir Bodrum halkına yeni süreci anlattı Büyükşehir Bodrum halkına yeni süreci anlattı Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından Bodrum da düzenlenen toplantıda yeni süreç ile ilgili büyükşehir daire başkanları tarafından Bodrum halkına

Detaylı

ÖNEMLİ NOT: 2016 BÜTÇESİ HAZIRLAMA ÇALIŞMASI. NYC Nilgün Yetiş Koçluk ve Danışmanlık. Gözden Geçirme Tarihi:

ÖNEMLİ NOT: 2016 BÜTÇESİ HAZIRLAMA ÇALIŞMASI. NYC Nilgün Yetiş Koçluk ve Danışmanlık. Gözden Geçirme Tarihi: ÖNEMLİ NOT: Bütçe kısıtlamalar için değil, sizi arzu ettiğiniz hayatı yaşamanız ve hedeflerinize ulaşmanız için yapıldığı zaman oldukça anlamlı ve faydalıdır. Bu çalışmayı yıl başında yapmanız ve 3 er

Detaylı

SOSYAL ŞİDDET. Süheyla Nur ERÇİN

SOSYAL ŞİDDET. Süheyla Nur ERÇİN SOSYAL ŞİDDET Süheyla Nur ERÇİN Özet: Şiddet kavramı, çeşitli düşüncelerden etkilenerek her geçen gün şekillenip gelişiyor. Eskiden şiddet, sadece fiziksel olarak algılanırken günümüzde sözlü şiddet, psikolojik

Detaylı

OSMAN HAMDİ BEY ÜLKEMİZE MÜZECİLİK

OSMAN HAMDİ BEY ÜLKEMİZE MÜZECİLİK OSMAN HAMDİ BEY ÜLKEMİZE MÜZECİLİK 2009 8.SINIF SBS SINAV SORUSU 6. Yukarıdaki tablo 1906 yılında Osman Hamdi Bey tarafından yapılmıştır. Tablonun adı Kaplumbağa Terbiyecisi dir. Bu tabloyla ilgili aşağıdaki

Detaylı

YENİLENEBİLİR ENERJİDE EĞİTİM

YENİLENEBİLİR ENERJİDE EĞİTİM YENİLENEBİLİR ENERJİDE EĞİTİM Enerjinin Önemi Enerji, Dünyamızın en önemli ihtiyaçlarından biridir. Türkiye nin son otuz yılda enerji talebi yıllık ortalama %8 artış göstermiştir.ülkemiz elektrik enerjisinin

Detaylı

MODÜL BİLGİ SAYFASI İÇERİK

MODÜL BİLGİ SAYFASI İÇERİK : 10X10 ÇAPRAZ DAMA OYUN KURALLARI SÜRE : 40/8 AÇIKLAMA : Öğrenci/Kursiyerin 10x10 çapraz dama oyun kurallarını tanıması ve incelemesi sağlanmalıdır. GENEL AMAÇ : Öğrenci/Kursiyer, uygun şartlar sağlandığında

Detaylı

HER ŞEYİN BAŞI SAĞLIK

HER ŞEYİN BAŞI SAĞLIK ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ ΙV ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70013 Γ) HER ŞEYİN BAŞI SAĞLIK DİNLEYELİM

Detaylı

PROJE ODAKLI İŞ GELİŞTİRME; Kent Atölyeleri örneği

PROJE ODAKLI İŞ GELİŞTİRME; Kent Atölyeleri örneği PROJE ODAKLI İŞ GELİŞTİRME; Kent Atölyeleri örneği A.Faruk GÖKSU-ÇEKÜL Vakfı www.cekulvakfi.org.tr www.kentselyenileme.org ÇEKÜL Vakfı, kurulduğu günden bugüne kadar, Kendini Koruyan Kentler adı altında,

Detaylı

USB KVM Switch. Ses özellikli ve 2 portlu USB KVM switch. Ses özellikli ve 4 portlu USB KVM switch

USB KVM Switch. Ses özellikli ve 2 portlu USB KVM switch. Ses özellikli ve 4 portlu USB KVM switch USB KVM Switch Ses özellikli ve 2 portlu USB KVM switch Ses özellikli ve 4 portlu USB KVM switch Kullanma Kılavuzu DS-11403 (2 Portlu) DS-12402 (4 Portlu) 1 NOT Bu cihaz FCC kurallarının 15. Bölümü uyarınca,

Detaylı

10 y l önce Alarko ve Carrier ortakl k için el

10 y l önce Alarko ve Carrier ortakl k için el 10 y l önce Alarko ve Carrier ortakl k için el s k m t. 1996 y l nda ba layan ve üç y l süren görü meler sonunda ortakl k ko ullar olu turuldu. Beklentiler... Aray lar... Aç l mlar... Hedeflerimiz; - leri

Detaylı

Bölümlerimiz. İletişim Bilimleri Bölümü. Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü. Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü. Gazetecilik Bölümü

Bölümlerimiz. İletişim Bilimleri Bölümü. Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü. Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü. Gazetecilik Bölümü Bölümlerimiz İletişim Bilimleri Bölümü Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Gazetecilik Bölümü İletişim Bilimleri Bölümü Lisans programı 2012-2013 yılında 60 öğrenciyle

Detaylı

VANGÖLÜ ELEKTRİK PERAKENDE SATIŞ ANONİM ŞİRKETİ

VANGÖLÜ ELEKTRİK PERAKENDE SATIŞ ANONİM ŞİRKETİ VANGÖLÜ ELEKTRİK PERAKENDE SATIŞ ANONİM ŞİRKETİ 01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİ YILLIK FAALİYET RAPORU Merkez Adres: Valimithat Bey Mah. Cemaller Sok.No:4 Kat:4-6 İpekyolu/VAN Tel: (0432) 217 70 61 Fax:(0432)

Detaylı

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ;

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; 1 BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; O gece en güzel yıldızlar kaydı, Nereden geliyordu bu aydınlık? Neydi insanları bu denli mutlu

Detaylı

Yerli otomobil hedefi

Yerli otomobil hedefi Otomotiv ve havacılık firmalarına parça üreten Alman devi PD Grup, Balıkesir OSB de 100 milyon Euro luk yatırımla üretim tesisi kuracak. Airbus uçaklarının camları, Mercedes, BMW gibi otomotiv devlerinin

Detaylı

Kızlarsivrisi (3070 m) (27-28 Haziran 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı

Kızlarsivrisi (3070 m) (27-28 Haziran 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı Kızlarsivrisi (3070 m) (27-28 Haziran 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı Antalya Toros Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü (TODOSK) tarafından düzenlenen 22. Kızlarsivrisi Yaz Dağcılık Şenliği ne katılmak

Detaylı

AFRİKA HASTALIĞI -SIĞIRLARIN NODÜLER EKZANTEMİ -LUMPY SKIN DISEASE (LSD)

AFRİKA HASTALIĞI -SIĞIRLARIN NODÜLER EKZANTEMİ -LUMPY SKIN DISEASE (LSD) AFRİKA HASTALIĞI -SIĞIRLARIN NODÜLER EKZANTEMİ -LUMPY SKIN DISEASE (LSD) 1 GÜNDEM Tanım Epidemiyoloji (Hastalığın Yayılımı) Mücadele Soru-Cevap 2 Afrika Hastalığı Nedir? Sivrisinek, kene ve sokucu sineklerle

Detaylı

Dünya Hububat Pazarında Neredeyiz?

Dünya Hububat Pazarında Neredeyiz? Dünya Hububat Pazarında Neredeyiz? Şebnem BORAN 1.Dünya Hububat Pazarı Günümüzde dünyanın stratejik ürün grubunu oluşturan hububat pazarında önemli gelişmeler yaşanıyor. Dünya toplam hububat üretimine

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

Pikatel Airmax Web Arayüzü

Pikatel Airmax Web Arayüzü Pikatel Airmax Web Arayüzü Modemi, kutunun içerisinden ç kan cd ile değil de web arayüzünden kurmak için aşağ daki ad mlar takip ediniz. Önerilen cd ile kurulumdur. Pikatel Airmax web arayüzü, ADSL2+ operatör

Detaylı

BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu

BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu 3.Klinik Farmakoloji Sempozyumu-TRABZON 24.10.2007 Klinik ilaç araştırmalarına

Detaylı

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı Panel Konuşması Erdem BAŞÇI 7 Nisan 2012, İstanbul Değerli Konuklar, Dünya ekonomisinin son on yılda sergilediği gelişmeler emtia fiyatları üzerinde

Detaylı

Anonim Verilerin Lenovo ile Paylaşılması. İçindekiler. Harmony

Anonim Verilerin Lenovo ile Paylaşılması. İçindekiler. Harmony Anonim Verilerin Lenovo ile Paylaşılması İçindekiler Anonim Verilerin Lenovo ile Paylaşılması... 1 Harmony... 1 Lenovo Companion 3.0... 2 Lenovo Customer Engagement Service... 3 Lenovo Experience Improvement

Detaylı

KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ

KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE-1: Bu yönetmeliğin amacı ; 5393 sayılı Belediye Kanunu un 48. ve 49. maddesi gereği

Detaylı

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının bağlantıları kontrol edilir. Güz ve Bahar dönemindeki

Detaylı

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun 141 Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun (Resmî Gazele ile yayımı : 6.4.1990 Sayı : 20484) Kanun No. Kabul Tarihi Dış ilişkiler - MADDE 1. Türkiye Büyük Millet

Detaylı

GYODER SEKTÖR BULUŞMASI 28 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ

GYODER SEKTÖR BULUŞMASI 28 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ GYODER SEKTÖR BULUŞMASI 28 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının değerli yöneticileri, Sermaye piyasalarımızın ve basınımızın

Detaylı

ın Kısa süre içinde çıkacak mesajını verdiği karar Bakanlar Kurulu ndan geçti ve Resmi Gazete

ın Kısa süre içinde çıkacak mesajını verdiği karar Bakanlar Kurulu ndan geçti ve Resmi Gazete 30 Kasım a kadar yapılacak yat satışlarında yüzde 8 lik sıfırlandı, yüzde 18 den 1 e indirildi. kararı de yayınlandı. Türk yat sahipleri yüzde 27.4 yerine yüzde 1 rgiyle ruhsat alabilecek. Ancak sürenin

Detaylı