T.C. ANADOLU ÜN VERS TES YAYINI NO: 3035 AÇIKÖ RET M FAKÜLTES YAYINI NO: 1985 ORTA DO UDA S YASET

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "T.C. ANADOLU ÜN VERS TES YAYINI NO: 3035 AÇIKÖ RET M FAKÜLTES YAYINI NO: 1985 ORTA DO UDA S YASET"

Transkript

1 T.C. ANADOLU ÜN VERS TES YAYINI NO: 3035 AÇIKÖ RET M FAKÜLTES YAYINI NO: 1985 ORTA DO UDA S YASET Yazarlar Prof.Dr. Davut DURSUN (Ünite 1) Prof.Dr. Tayyar ARI (Ünite 2, 5) Yrd.Doç.Dr. Ferhat P R NÇÇ (Ünite 3, 4) Prof.Dr. Muhittin ATAMAN (Ünite 4) Doç.Dr. Veysel AYHAN (Ünite 6) Prof.Dr. Kemal NAT (Ünite 7) Prof.Dr. Mesut Hakk CAfiIN (Ünite 8) Editörler Prof.Dr. Davut DURSUN Prof.Dr. Tayyar ARI ANADOLU ÜN VERS TES

2 Bu kitab n bas m, yay m ve sat fl haklar Anadolu Üniversitesine aittir. Uzaktan Ö retim tekni ine uygun olarak haz rlanan bu kitab n bütün haklar sakl d r. lgili kurulufltan izin almadan kitab n tümü ya da bölümleri mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kay t veya baflka flekillerde ço alt lamaz, bas lamaz ve da t lamaz. Copyright 2013 by Anadolu University All rights reserved No part of this book may be reproduced or stored in a retrieval system, or transmitted in any form or by any means mechanical, electronic, photocopy, magnetic tape or otherwise, without permission in writing from the University. UZAKTAN Ö RET M TASARIM B R M Genel Koordinatör Doç.Dr. Müjgan Bozkaya Genel Koordinatör Yard mc s Arfl.Gör.Dr. rem Erdem Ayd n Ö retim Tasar mc lar Doç.Dr. Murat Ataizi Yrd.Doç.Dr. Mestan Küçük Grafik Tasar m Yönetmenleri Prof. Tevfik Fikret Uçar Ö r.gör. Cemalettin Y ld z Ö r.gör. Nilgün Salur Dil Yaz m Dan flmanlar Dilek K lb y k Funda Gürbüz Grafikerler Ayflegül Dibek Özlem Ceylan Kitap Koordinasyon Birimi Uzm. Nermin Özgür Kapak Düzeni Prof. Tevfik Fikret Uçar Ö r.gör. Cemalettin Y ld z Dizgi Aç kö retim Fakültesi Dizgi Ekibi Orta Do uda Siyaset ISBN Bask Bu kitap ANADOLU ÜN VERS TES Web-Ofset Tesislerinde adet bas lm flt r. ESK fieh R, Ocak 2013

3 çindekiler iii çindekiler Önsöz... vi Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s... 2 ORTA DO U NERES?... 3 Orta Do u Kavram n n Ortaya Ç kmas ve Yayg nlaflmas... 3 Orta Do u Kavram n n Belirsizli i ve Farkl Kullan m Kal plar... 5 Medeniyetler Merkezi Olarak Orta Do u... 7 ORTA DO U NUN DEMOGRAF K YAPISI... 9 ORTA DO U NUN EKONOM K YAPISI ORTA DO U NUN S YAS YAPISI Orta Do u Siyasi Co rafyas Orta Do u da Monarfliler Orta Do u da Cumhuriyetler Özet Kendimizi S nayal m Okuma Parças Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a G R fi LÜBNAN: BA IMSIZLIK BEKLENT S MANDAYA DÖNÜfiÜYOR OSMANLIDAN BAAS A UZANAN SUR YE DE ZORLU SÜREÇ ÜRDÜN: NG L Z SÖMÜRGES NDEN BA IMSIZ DEVLETE MISIR DA NG L Z YÖNET M YEMEN: OSMANLI SONRASI ST KRARSIZ B R ÜLKE IRAK: SÖMÜRGEDEN BA IMSIZLI A RAN: SAFEV LERDEN GÜNÜMÜZE SUUD ARAB STAN: PETROLÜN S YASAL GÜCÜ KUVEYT: ZENG N AMA GÜVENS Z D ER KÖRFEZ ÜLKELER Birleflik Arap Emirlikleri Umman Katar Bahreyn Özet Kendimizi S nayal m Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar So uk Savafl Döneminde Orta Do u G R fi SO UK SAVAfi IN LK YILLARINDA ORTA DO U B R NC ARAP- SRA L SAVAfiI ÜN TE 2. ÜN TE 3. ÜN TE

4 iv çindekiler SÜVEYfi SAVAfiI VE BÖLGESEL ETK LER ORTA DO U DA M KRO SO UK SAVAfi VE DEOLOJ SAVAfiI VE BÖLGESEL SONUÇLARI ARAP- SRA L SAVAfiI ORTA DO U DA YEN DEN fiek LLENEN DENGELER Özet Kendimizi S nayal m Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar ÜN TE 5. ÜN TE ran Devrimi ve Körfez Savafllar G R fi RAN DEVR M B R NC KÖRFEZ SAVAfiI ( RAN-IRAK SAVAfiI) Savafl n Nedenleri Savafl Süreci Savafl n Sonuçlar Savafl n Türkiye ye Etkisi K NC KÖRFEZ SAVAfiI ( ) Savafl n Nedenleri Körfez Krizi ve Savafl Savafl n Bölgesel ve Uluslararas Etkisi Savafl n Türkiye ye Etkisi ÜÇÜNCÜ KÖRFEZ SAVAfiI (IRAK IN figal VE SADDAM REJ M N N DEVR LMES ) Savafl n Nedenleri Savafl Süreci Savafl n Sonuçlar Savafl n Türkiye ye Etkisi Özet Kendimizi S nayal m Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar Orta Do u da Bar fl Süreci G R fi SRA L N DO UfiU VE F L ST N NU Taksim Plan ve srail in Kuruluflu ARAP- SRA L SAVAfiLARI Savafl Süveyfl Krizi / srail in M s r a Sald r Savafl / 6 Gün Savafl Ekim Savafl CAMP DAV D SONRASI GEL fimeler OSLO SONRASINDA ORTA DO U BARIfi SÜREC GAZZE SALDIRISI SONRASI SÜREÇ VE NETANYAHU DÖNEM Özet Kendimizi S nayal m

5 çindekiler v Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar Yararlan lan nternet Adresleri Orta Do u da Enerji Kaynaklar ve Politikalar G R fi KÜRESEL ENERJ P YASASI AÇISINDAN ORTA DO U NUN KONUMU VE ÖNEM DÜNYA ENERJ ÜRET M VE TÜKET M NDE ORTA DO U ÜLKELER N N ROLÜ ENERJ T CARET N N ULUSLARARASI L fik LERE ETK S ENERJ REZERV NE SAH P ORTA DO U ÜLKELER N N S YASAL VE TOPLUMSAL YAPILARI VE PETROL POL T KALARI Özet Kendimizi S nayal m Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar Türkiye nin Orta Do u Politikalar G R fi TÜRK YE N N RAN POL T KASI TÜRK YE N N IRAK POL T KASI TÜRK YE N N SUR YE POL T KASI TÜRK YE N N SRA L-F L ST N POL T KASI Özet Kendimizi S nayal m Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar Küresel Güçlerin Orta Do u Politikas : Mücadelenin Diplomatik ve Stratejik Boyutlar G R fi NG LTERE N N ORTA DO U POL T KASI ÇARLIK RUSYASI VE ORTA DO U SSCB N N ORTA DO U POL T KASI RUSYA NIN ORTA DO U POL T KASI RUSYA- RAN L fik LER RUSYA- SRA L L fik LER ARAP BAHARI VE RUSYA NIN POL T KASI ABD N N ORTA DO U POL T KASI SO UK SAVAfi SONRASINDA ABD N N ORTA DO U DA HEGEMON K GÜÇ POL T KALARININ GELECE NDEK BEL RS ZL KLER Özet Kendimizi S nayal m Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar S ra Sizde Yan t Anahtar Yararlan lan Kaynaklar ÜN TE 7. ÜN TE 8. ÜN TE

6 vi Önsöz Önsöz Orta Do u ad verilen ve Türkiye nin de içinde yer ald co rafya tarih boyunca çat flma ve mücadelelere konu olmufl ve her zaman insanl k için farkl nedenlerle de olsa önemini korumufltur den 1918 e kadar 400 y l boyunca kesintisiz Osmanl mparatorlu u nun etkisinde kalan bölge dini, siyasi, ekonomik ve stratejik nedenlerle gerek bölge ülkeleri gerekse küresel güçler aras nda sürekli bir mücadele alan olagelmifltir. Bölgenin özellikle insanl k tarihi kadar eski ve bütün semavi dinlerin do ufl yeri olmas kültürel bak mdan önemini art ran bir özelliktir. Müslümanlarca kutsal bir mekan olan Kâbe nin bulundu u Mekke, Medine gibi kutsal flehirler buradad r. Hz. Musa ya peygamberlik M s r da gelmifl, Yahudilerce kutsal say lan a lama duvar Kudüs tedir. Hz. Peygamber in miraca ç kt yer oldu u için Mescid-i Aksa Müslümanlarca Mekke ve Medine den sonra üçüncü kutsal mekan olarak bilinir. Hz. sa n n çarm ha gerildi i yer, Mescid-i Aksa n n ve a lama duvar n n birkaç yüz metre yak n ndad r. Bu özellikler ve kutsal mekânlar bölgeyi tüm inananlar n k blesi haline getirmifltir. Bölge zengin yer alt kaynaklar na sahip olmas dolay s yla da fevkalade önemlidir. Zira dünya petrol ve do al gaz rezervlerinin yaklafl k yar s bu co rafyada bulunmaktad r. Suudi Arabistan, ran, Irak, Kuveyt, BAE ve Katar bu anlamda dünyan n büyük güçleri için sürekli denetim alt nda bulundurulmas gereken ülkeler olagelmifltir. Çünkü dünyada söz konusu enerji kaynaklar na yeni ve kullan fll alternatifler bulunamad sürece bu bölgeye ba ml l k devam edecektir. Mesela Suudi Arabistan n elinde bulunan petrol rezervleri ABD nin elindeki rezervlerin oniki kat d r. Oysa ABD dünya enerji tüketiminin dörtte birini gerçeklefltirmektedir. Bu ve benzeri olgular bölgeyi ister istemez uluslararas politikan n oda ve küresel güçlerin temel ilgi alan haline getirmektedir. Özellikle dünyada ekonominin politikay do rudan etkiledi inin daha da belirgin hale gelmesiyle söz konusu enerji kaynaklar üzerinde do rudan veya dolayl denetim sa layan ülkelerin dünya politikas n kontrol etmeleri de daha kolay hale gelmektedir. Di er taraftan, Birinci Dünya Savafl n n bitimiyle ba ms zl k beklentisi içine giren ve bu amaçla Osmanl ya karfl belli ölçüde ngilizlerle beraber hareket eden Arap halklar söz konusu ülkeler taraf ndan manda yönetimi ad alt nda sömürgelefltirilmifllerdir. Bölge ülkelerinin kimisi ba ms zl klar n ikinci Dünya savafl n n hemen öncesinde kimisi de savafltan sonra kazanabilmifllerdir. Körfez ülkelerinin ba ms zl na kavuflmalar ise 1960 l ve 70 li y llarda ancak mümkün olabilmifltir. Bölge ülkelerinin genellikle otoriter ülkeler olmas, ayr ca kendi aralar nda birtak m sorunlar bulunmas da bölgeyi bir istikrars z bölge haline getirmifltir. Maalesef bölgenin gerek yukar da belirtilen önemi gerekse bu istikrars z ve otoriter yap s yabanc güçlerin müdahalesine aç k hale getirmektedir. Bölge bu anlamda özellikle Osmanl n n çekilmesi sonras süreçte sürekli savafl ve çat flmalarla an l r hale gelmifltir. kinci Dünya savafl esnas nda tüm bölge ülkeleri ya iflgal edilmifl ya da savafl n taraf haline gelmifllerdir , 1956, 1967, 1973 Arap- srail savafllar n n d fl nda 1978 ve 1982 de Lübnan- srail taraf ndan genifl çapl olarak iflgal edilmifltir. Lübnan, da yüzbinlerce insan n hayat na mal olan bir iç savafl yaflam flt r. Irak ve ran aras nda da ayn flekilde 1980 den 1988 e sekiz y l süren ve milyonlarca insan n

7 Önsöz vii ve milyarlarca dolar n heba edildi i bir anlams z savafl söz konusu olmufltur da Irak, Kuveyt i iflgal etmifl ve buna tepki gösteren ABD nin liderli indeki uluslararas koalisyon güçleri 1991 de Irak iflgal etmifltir. Irak, 2003 te ABD taraf ndan tekrar iflgal edilmifltir. Arap bahar ile beraber Suriye de yaflanan ve onbinlerce insan n hayat n kaybetti i çat flma ve istikrars zl k ise bu sürecin geldi i bir baflka aflamad r. Anadolu Üniversitesi Uluslararas liflkiler Lisans Program n n Orta Do u da Siyaset kitab nda yazarlar m z Orta Do u yu tarihi, siyasi, ekonomik ve stratejik boyutlar yla ele alm flt r. Uzaktan ö renme ilkelerine göre haz rlanan bu ders kitab - n n oluflmas ndaki emekleri için yazarlar m z; Prof.Dr. Davut Dursun (RTÜK), Prof.Dr. Tayyar Ar (Uluda Üniversitesi), Prof.Dr. Kemal nat (Sakarya Üniversitesi), Prof.Dr. Muhittin Ataman (YÖK), Prof.Dr. Mesut Hakk Cafl n (Yeditepe Üniversitesi), Doç.Dr. Veysel Ayhan (Abant zzet Baysal Üniversitesi) ve Yrd.Doç.Dr. Ferhat Pirinççi ye (Uluda Üniversitesi) çok teflekkür ederiz. Birinci Ünitede, Orta Do u Neresi? bafll alt nda Orta Do u kavram n n ortaya ç k fl ve yayg nlaflmas, kavram n belirsizli i ve farkl kullan m kal plar ile Orta Do u nun demografik, ekonomik ve siyasi yap s incelenmektedir. kinci Ünitede 20.yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a bafll alt nda, Osmanl sonras Lübnan, Ürdün, Suudi Arabistan, M s r ve Irak taki siyasi geliflmeler özellikle Bat sömürgecili i ve bölge ülkelerinin ba ms zl k mücadeleleri ele al nmaktad r. Üçüncü Ünitede So uk Savafl n ilk y llar nda Birinci Arap- srail Savafl, Süveyfl savafl ve bölgesel etkileri, Orta Do u da mikro So uk Savafl ve ideolojisi, 1967 ve 1973 Arap- srail savafl ve Orta Do u da yeniden flekillenen dengeler anlat lmaktad r. Dördüncü Ünitede, ran daki devrimin nedenleri ve oluflan yeni siyasal yap, ran-irak Savafl n n neden ve sonuçlar, Irak n Kuveyt i iflgali, kinci Körfez Krizi nde Irak a düzenlenen müdahalenin nedenleri ve sonuçlar ile 2003 te Irak n iflgal edilmesinin nedenleri ve sonuçlar incelenmektedir. Beflinci Ünitede, Orta Do u da Bar fl Süreci bafll alt nda srail in do uflu ve Filistin Sorununun geçmifli, Arap- srail savafllar, Camp David süreci ve özellikle Oslo sonras nda Orta Do u da söz konusu olan bar fl süreci ele al nmaktad r. Alt nc Ünitede, kan tlanm fl do algaz ve petrol rezervleri ile enerji üretimi ve tüketimi aç s ndan Orta Do u ülkelerinin önemi, petrol ve do algaz ihraç eden Orta Do u ülkelerinin siyasal yap lar, petrol piyasas nda rol oynayan temel oyuncular ve petrol ticaretinin küresel ekonomiye etkisi aç klanmaktad r. Yedinci Ünitede, Türkiye nin Orta Do u Politikalar bafll alt nda, Türkiye nin Orta Do u Politikas n belirleyen faktörler, Türkiye nin ran politikas n n geliflimi, Türkiye nin son dönem Orta Do u politikas n farkl k lan özellikler, Türkiye nin Irak politikas n n genel geliflimi, Türkiye nin Suriye politikas nda yaflanan de iflimler ve Türkiye nin srail, Filistin sorununa iliflkin politikas anlat lmaktad r. Sekizinci Ünitede ise, Orta Do u Güç Dengesindeki temel parametreler, büyük güçlerin Orta Do u da egemen olmak istemelerinin ard ndaki sebepler, ABD nin, ngiltere nin ve Rusya n n Orta Do- u daki ç karlar ve rekabetleri ile bölge ülkeleriyle olan iliflkileri ele al nmaktad r. Editörler Prof.Dr. Davut DURSUN Prof.Dr. Tayyar ARI

8 1ORTA DO UDA S YASET Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; Orta Do u kavram n n modern dönemin ve dünyay Bat merkezli kavramlaflt rman n bir ürünü oldu unu, içeri inin kesinlik kazanm fl oldu unu, literatürde dar ve genifl anlamda ve farkl terkipleriyle birlikte kullan lmakta oldu unu Orta Do u nun dünyan n en eski medeniyet merkezlerinden biri oldu unu, insanl n ilk yerleflim yerlerinin burada bulundu unu ve evrensel dinlerin buradan dünyaya yay ld klar n, bu dinlerin kutsal merkezlerinin bölgede bulunmas nedeniyle bütün dünyan n bak fl n n buran n üzerinde oldu unu ö reniriz, Mevcut enerji kaynaklar n n yaklafl k dörtte üçünün bu bölgede bulundu unu, petrol üreticisi ülkelerin milli gelirlerinin ve ihracat gelirlerinin yüksek olmas na ra men petrol üreticisi olmayan ülkelerde ciddi sosyal ve ekonomik sorunlar n bulundu unu kavrar z, Orta Do u nun co rafi ve sosyal bak mdan z tlar bar nd ran bir bölge olman n yan nda siyasal bak mdan da z tl klar bar nd rd n, demokratik sistemlerin ve kurumlar n çok s n rl kald n, monarflilerin giderek demokratik kurumlar n tesisi yönünde reformlara giriflmek zorunda kald klar n kavrar z. Anahtar Kavramlar Orta Do u Yak n Do u Arap Bahar Orta Do u Monarflileri çindekiler Orta Do u da Demografi Orta Do u da Cumhuriyetler Orta Do u Ekonomisi Petrol Üreten Ülkeler Orta Do uda Siyaset Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s ORTA DO U NERES? ORTA DO U NUN DEMOGRAF K YAPISI ORTA DO U NUN EKONOM K YAPISI ORTA DO U NUN S YAS YAPISI

9 Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s ORTA DO U NERES? Orta Do u Kavram n n Ortaya Ç kmas ve Yayg nlaflmas kinci Dünya Savafl ndan sonra literatürde kullan m yayg nlaflan Orta Do u (Middle East; Moyen Orient; efl-fiarku l-evsat) kavram n ilk defa Amerikan deniz tarihçisi ve stratejisti Alfred Thayer Mahan (öl. 1914), 1902 y l nda National Review de yay nlanan The Persian Gulf and International Relations bafll kl yaz - s nda, Arabistan ile Hindistan aras ndaki bölgeyi ifade etmek için kullanm flt r. Yaz s nda Basra Körfezi nin stratejik önemi ile bölgede Alman mparatorlu u, ngiltere ve Rusya n n nüfuz mücadelelerini anlatmaya çal flan A. T. Mahan, Orta Do u (Middle East) kavram n jeostratejik içerikte ve Süveyfl ten Singapur a kadar uzanan deniz yolunun bir bölümünü anlatan bir bölge için kullanm flt r. Mahan n d fl nda The Times gazetesi d fl politika editörü Valentine Chirol (öl.1929), Basra Körfezi nin stratejik önemini, Almanya n n bölgede infla etmeye çal flt Ba dat demiryolunun Basra ya kadar uzat lmas n n ngiltere nin bölgede ve Asya daki ç karlar na verece i zararlar anlatt birkaç yaz s na Orta Do u nun Problemleri bafll n koymufl ve kavram n kamuoyunda benimsenmesine katk - da bulunmufltur. Valentine Chirol, (öl.1929) ngiliz gazeteci, tarihçi ve diplomat. ngiliz d flifllerinde çal flt. Orta Do u ülkelerinde görev yapt. Emperyalizmin tutkulu bir savunucusuydu. Geriye b rakt kitaplar aras nda TW XT Greek and Turk, Far Easteru Question, The End of the Ottoman Empire, The Egyptian Problems, Fifty Years in the a changing world. fiekil 1.1 Alfred Thayer Mahan, Yirminci yüzy l n en önemli Amerikan stratejistlerinden biri. ABD donanmas nda uzun y llar görev yapan deniz subay ve tarihçi. Bir ülkenin jeopolitik konumunda deniz gücü nün önemi üzerinde durmufl, kitaplar nda deniz gücü nün önemini savunmaya çal flm flt r. Bafll ca kitaplar aras nda The Influence Sea Power upon History, ; The Influence Sea Power upon the French Revolution and Empire, ; The Influence of America in Sea Power, Present and Future adl eserleri önemlidir. Kaynak:

10 4 Orta Do uda Siyaset A. Hamilton un Problems of the Middle East D. G. Hogart, (öl.1927) Orta Do u bölgesindeki çal flmalar yla tan nan ngiliz arkeolog. Eserleriaras nda Philip and Alexandra of Makedan, TheAncient East, The Balkans, Kings of the Hittites, Arabia. fiark Meselesi, büyük devletlerin Osmanl topraklar üzerindeki rekabetinden kaynaklanan bir dizi krizi anlat r. Zaman içerisinde anlam kapsam de iflmifltir. 19. yüzy l n ilk yar s nda Osmanl Devleti nin toprak bütünlü ünü korumas, ikinci yar s nda Avrupa daki topraklar n paylafl lmas 20. yüzy lda da tüm topraklar n paylafl lmas anlam nda kullan lm flt r. fiekil 1.2 Chirol un makalelerini toplad The Middle Eastern Question kitab. Mahan ve Chirol un ngiliz diline kazand rd klar Orta Do u kavram yirminci yüzy l n bafllar nda sözlüklere girmifl ve kitap adlar nda görülmeye bafllam flt r. Angus Hamilton, Orta Do u kavram n Problems of the Middle East (London, 1909) kitab ile bilim dünyas na tafl rken Hindistan da Kral naibi olan Lord Curzon, 1911 deki bir resmi konuflmas nda kullanarak kavrama yar resmî bir nitelik kazand rm flt r. Orta Do u kavram, fiark (Do u) ve Yak n Do u (Near East) kavramlar gibi Bat merkezli bir kavramlaflt rman n ürünüdür. Bu kavramlaflt rmada Avrupa dünyan n merkezi olarak kabul edilmekte ve dünyan n di er bölgeleri bu merkeze olan uzakl klar na göre yak n, orta ve uzak fleklinde kategorize edilmektedir. Eski Yunanl lar dünyay medeni güney ve barbar kuzey fleklinde ikiye ay r rlarken Romal larda ayr m Do u ve Bat fleklinde yapm fllard r. XV. Yüzy lda Avrupal lar n Avrupa d fl dünyaya aç lmalar yla bafllayan Keflifler Ça nda Çin, Japonya ve Malezya Uzak Do u olarak adland r lm flt r. Söz konusu ça da özellikle Portekizlilerin Do u ya gidecek bir yol bulma çabalar s ras nda iliflki kurulan Uzak Do u ile Avrupa dan uzak olan Ak Deniz sahilleri aras ndaki kalan bölge Yak n Do u (Near East) kavram ile anlat lm flt r. Yak n Do- u, Bat da, Uzak Do u ile Avrupa aras ndaki bölgeyi ve genel olarak da 1453 ten sonra Osmanl Devleti taraf ndan yönetilen yerleri ifade etmek için kullan lm flt r. Bat dünyas nda Osmanl Devleti için tercih edilen Do u; (fiark; Orient) veya Yak n Do u fleklindeki kavramlaflt rma, sadece bir co rafi ifadelendirme de il ayn zamanda kültürel ve dinî bak mdan farkl olan öteki ni ifade eden bir kavramlaflt rma olarak dikkat çekmifltir. Asl nda insanlar n kendi bulunduklar yeri merkez alarak dünyan n di er yerlerini buna göre adland rmalar sadece Avrupal lara özgü de ildir. Mesela Osmanl - lar da Bat dünyas için co rafi adland rmadan çok etnik vurguyu öne alan Frengistan kavram n kullan rken slam co rafyac lar bat daki bölgeler için el-ma rib, do u için ise el-maflr k ad n tercih etmifllerdir. Avrupal lar n Osmanl Devleti topraklar üzerindeki çekiflmelerini ve emellerini anlatmak için kullan lan fiark Meselesi ile ilgili geliflmeler ile Çin-Japon savafl da Yak n Do u ve Uzak Do u kavramlar n n yayg nl kla kullan lmas na hizmet etmifltir. Bir ngiliz arkeolo u ve seyyah olan D. G. Hogarth n The Nearer East (London, 1905) kitab kavrama aç kl k kazand rm flt r. Ona göre Yak n Do u kavram, Arnavutluk, Karada, Güney S rbistan, Bulgaristan, Yunanistan, M s r, ran n üçte ikisi, Osmanl Devleti nin Asya daki bütün bölgeleri ile Hint Okyanusu ve Hazar Denizi aras nda uzanan da l k ve çöllük bölgeyi kapsamaktayd. Avrupa n n Romal lardan beri Do u kavram ile ifade etti i dünya üç ayr bölgeye ayr lm fl bulunuyordu: Yak n Do u (Near East), Orta Do u (Middle East) ve Uzak Do u (Far East). Yak n Do u, daha çok Balkanlar ve Osmanl Devletini, Orta Do u, Hindistan a yak n Basra Körfezini ve Uzak Do u da Çin ve Japonya y ifade etmifltir.

11 1. Ünite - Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s 5 Birinci Dünya Savafl ndan önce ve savafl s ras nda Osmanl Devleti nin Balkanlardaki topraklar n kaybetmesi, Arap Yar madas n n belli bölgelerinde ngiliz ve Frans z manda yönetimlerinin kurulmas Orta Do u kavram n n s n rlar n Yak n Do u kavram n n aleyhine geniflletmifltir. Balkanlar Osmanl Devleti nin ve Do- u nun kapsam ndan ç k nca Yak n Do u eski anlam n ve önemini kaybetmifltir. Zira art k Balkanlar, eskisi gibi öteki nin s n rlar içinde de ildi. Yak n Do u nun kapsam ndaki bölgelerin bir k sm Avrupa ve Balkanlara, bir k sm da Orta Do u kavram kapsam na dahil olmufltur. Birinci Dünya Savafl ndan sonra ngiltere hükûmetinde Sömürgeler Bakanl bünyesinde Middle Eastern Department ad yla bir idari teflkilat kurulup Osmanl Devleti nden kopar lan Filistin, Mavera-i Ürdün ve Irak bu teflkilata ba land nda kavram resmiyet kazanm fl oldu. Ard ndan ngiltere deki Co rafi Adlar Daimi Komisyonu (Permenant Commission on Geographical Names) Yak n Do u yu sadece Balkanlar ifade edecek flekilde yeniden tan mlarken Orta Do u kavram n da Türkiye, M s r, Arap Yar madas, Körfez Bölgesi, ran ve Irak kapsayan bir bölge olarak belirledi. Böylece stanbul Bo az ndan Hindistan n do u k y lar na kadar uzanan bölge Orta Do u olarak isimlendirilmifl oldu. kinci Dünya Savafl nda oluflturulan Kahire merkezli Middle East Air Command a Filistin, Mavera-i Ürdün ve Irak mandalar ile Aden ve Malta n n yan nda ran ve Eritre n n de kontrolü buraya verilmifltir. kinci Dünya Savafl ndan sonra Orta Do u kavram n n kullan m özellikle Anglo-Sakson etkisindeki yerlerde hem sivil ve akademik hem de resmî çevrelerde yayg nl k kazanm fl ve Yak n Do u nun kullan m giderek gerilemifltir. Orta Do u Kavram n n Belirsizli i ve Farkl Kullan m Kal plar Orta Do u kavram n n kapsam n n belirsizli i kullan m n zorlaflt rd ndan bu kavramla oluflturulan farkl terkipler kullan lmaktad r. Bunlardan en çok Kuzey Afrika ve Orta Do u (North Africa and Middle East) ifadesi yayg nl k kazanm flt r. Merkezi Londra da bulunan Europa Publications Limited in yay nlad y ll klardan birinin ad The Middle East and North Africa olup burada Atlas Okyanusu ndan Pakistan a kadar uzanan co rafi bölgedeki ülkelere yer verilmektedir. Bunun yan nda Near and Middle East (Yak n ve Orta Do u) fleklindeki kal b n kullan m da yayg nd r. Amerika Birleflik Devletleri ndeki National Geographic Society bölge ülkelerini kapsayan haritaya Yak n Do u ülkeleri ad n vermektedir. Orta Do u kavram tüm dünyada tercih edilen bir kavramlaflt rma olmakla beraber özellikle Asya da ve uluslararas kurulufllarda Güneybat Asya (Southwest Asia) terimi tercih edilmektedir. Birleflmifl Milletler de (BM) Orta Do u kavram pek tercih edilmemektedir. Bu bölgeye yönelik kurulufllardan biri United Nationals Relief and Agency for Palestine Refugees in the Near East (UNRWA) d r ve burada Orta Do u de il Yak n Do u kavram kullan lmaktad r. fiekil 1.3 UNHCR nin armas. National Geographic Society, 1888 y l nda kurulmufl, merkezi Amerika Birleflik Devletleri ndeki Washington da bulunan; dünyan n en büyük kâr amac gütmeyen e itim ve bilim organizasyonlar ndan biridir.hayvanlar alemine a rl k vermifltir. Araflt rmalar co rafya ve do al bilimler üzerinedir. Dünya kültürünü ve tarihini inceler. Kuruludu undan bu yana yay nlanan National Geographic Magazine adl dergisi ünlüdür. National Geographic Channel belgesel yay nlar yla tan nan önemli yay n organ d r.

12 6 Orta Do uda Siyaset fiekil 1.4 Birleflmifl Milletler in bu bölgeye yönelik ikinci kuruluflu Economic and Social Commission for Western Birleflmifl Milletler in en önemli yay nlar ndan Nüfus Y ll nda (Demoraphic Yearbook) Bat Asia-ESCWA (Bat Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu) d r y l nda kurulmufl olan ESCWA n n merke- Asya (Western Asia) kavram tercih edilmektedir. zi Beyrut ta olup üyeleri Bahreyn, M s r, Irak, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Umman, Filistin, Katar, Suudi Arabistan, Suriye, Birleflik Arap Emirlikleri ve Yemen dir. Birleflmifl Milletlerin bu tercihi yay nlara da yans - m flt r. Mesela BM taraf ndan yay nlanan Demographic Yearbook larda dünya devletlerinin objektif co rafi bölgeler alt nda topland ve Orta Do u daki ülkelerin de Western Asia (Asie Occidentale) ad alt nda tasnif edildi i görülmektedir. Orta Do u veya Yak n Do u kavramlar, Avrupa d fl ndakiler için objektif bir anlam tafl mamaktad r. Bununla birlikte Western Asia n n yay nlara yans yan kapsam ile ESCWA nin kapsam ayn de ildir. Nüfus y ll klar nda Kafkas ülkeleri olan Ermenistan, Azerbaycan, ve Gürcistan ile Avrupa da kabul edilen K br s n Bahreyn, Irak, ran, srail, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Umman, Filistin (Gazze fieridi), Katar, Suudi Arabistan, Suriye, Türkiye, Birleflik Arap Emirlikleri ve Yemen ile birlikte Bat Asya (Western Asia) kavram kapsam nda gösterilmesi dikkat çekicidir. Bütün bu farkl kullan mlar ve kapsam n de iflkenli i dikkate al nmak flart yla bugün Orta Do u kavram n n dar anlamda Türkiye, ran, Mezopotamya, Arap Yar madas, Körfez Ülkeleri ve M s r içine alacak flekilde kullan ld söylenebilir. Daha genifl anlamda Libya, Sudan, Eritre, Cibuti ve Afganistan da içerecek flekilde kullan ld ; baz çal flmalarda ise kapsam n daha da geniflletilerek Atlas Okyanusu ndan M - s r a kadar tüm Kuzey Afrika y içine alacak genifllikte kullan lmakta oldu u da görülmektedir. Hatta baz çal flmalarda Orta Do u kavram n n kapsam na Kafkaslar n ve Orta Asya n n da dahil edilerek kapsam n iyice geniflletildi i de dikkat çekmektedir. Orta Do u kavram n n Türkiye, ran, Mezopotamya, fiekil 1.5 Arap Yar madas, Körfez Ülkeleri ile M s r kapsayacak Dar anlamda Orta Do u flekilde dar anlamda kullan lmas n n daha do ru olaca- aç kt r. E er genifl anlamda kullan lacaksa Kuzey Afrika ve Orta Do u terkibi tercih edilmelidir. Kafkaslar ile Orta Asya n n Orta Do u kavram n n kapsam alan d fl nda düflünülmesi gerekir. Zira hem Kafkaslar hem de Orta Asya kavramlaflt rmas kabul görmüfl ve s n rlar belli bölgelerdir. ngilizce bir terkip olan Middle East n tercümeleri zaman içerisinde di er dillere de yerleflmifl ve benimsenmifltir. Frans zcada Yak n Do u nun yerine Proche Orient, Orta Do u nun karfl l nda da Moyen Orient kullan lmaktad r. Arapçada Orta Do u yerine kullan lan eflfiarku l-evsat ngilizcedeki Middle East n çevirisinden ibarettir. Türkçede de benzer çevirinin yerleflti i gözlenmektedir. Önceleri Orta fiark kullan l rken günümüzde Orta Do u fleklindeki kullan m benimsenmifltir.

13 1. Ünite - Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s 7 Orta Do u kavram n n kapsam hâlâ müphemli ini korumakla birlikte kullan - m hem ulusal ve uluslararas siyasette, hem bilimsel çal flmalarda hem de günlük dilde yerleflmifltir. Bu ad alt nda araflt rma merkezleri, üniversiteler, enstitüler, bas n kurulufllar, sanayi tesisleri ve pek çok örgüt tesis edilmifltir. Medeniyetler Merkezi Olarak Orta Do u Orta Do u sadece bugün de il tarihin her döneminde politik, stratejik, kültürel, ekonomik ve genel dengeler aç s ndan insanl n geliflmesinde önemli rol oynam flt r. Bu bölge, insanl n tarihteki tecrübesinde, medeniyetlerin do uflunda en büyük katk y sa lam flt r. Bölge, medeniyetlerin befli i olmufl, medeniyetlerin yay lmas nda bir tür kavflak ve intikal noktas olarak rol oynam flt r. Do u ile Bat n n bulufltu u bir kavflak noktas olan Orta Do u, sadece ticari mallar n aktar ld bir yer de il ayn zamanda inançlar n, kültürlerin ve medeniyetlerin birbiriyle kavufltu u ve aktar ld bir geçifl noktas olmufltur. nsanl k tarihinin en renkli bölgelerinden olan Orta Do u sanayi devrimiyle geriye düflen etkin rolünü, bölgede petrolün bulunmas ile yeniden elde etmifltir. Tarihte dünya egemenli ine yönelen her devlet öncelikle bu bölgede hâkimiyet tesis etmeye gayret etmifltir. Dönemin bütün süper devletleri Orta Do u ile yak ndan ilgilenmifllerdir. Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Osmanl lar, modern ça da kinci Dünya Savafl öncesinde ngiltere ve Fransa, ard ndan Amerika Birleflik Devletleri ve Sovyetler Birli i bu bölgede etkin bir rol oynamaya ve hâkimiyet alanlar n geniflletmeye yönelmifllerdir. Bu devletlerin dünya hâkimiyet politikalar bölgede tesis ettikleri egemenlikle orant l olmufltur. Dünyada insanlar n ilk olarak yerleflik hayata geçtikleri büyük su kaynaklar kenar ndaki bölgeler olan Nil ve Mezopotamya havzalar bu bölgededir. Mezopotamya da teflekkül eden Asur, Babil, Sümer, Akad ve di er flehir devletleri insanl k tarihinin en eski siyasi yap lar ve buna dayal flehir ve bölge medeniyetlerinin nüveleri olmufltur. Her iki havzada teflekkül eden flehir medeniyetleriyle ilgili eserler ve çeflitli yap lar n bir k sm günümüze kadar ulaflm flt r. Di er taraftan evrensel dinlerden slamiyet, Hristiyanl k ve Musevilik bu bölgede do mufltur. M s r, Filistin ve Hicaz bu dinlerin do du u, geliflti i ve dünyaya yay ld klar beldelerdir. As rlarca her üç dinin müminleri dinleri tebli eden peygamber ve sahabelerin hat ralar n bar nd ran bölgede- fiekil 1.6 Nil vadisi. Kaynak: Kaynak: fiekil 1.7 Mezopotamya

14 8 Orta Do uda Siyaset fiekil 1.8 Hz. sa n n do du u yerde infla edilen Do ufl Kilisesinin içinden bir görünüfl. Kaynak: com ki flehirlere, kutsal mekânlara ve bölgelere ulaflmak için gayret etmifllerdir. Müslümanlar için Mekke, Medine ve Kudüs; Hristiyan ve Museviler için Kudüs ve Filistin topraklar kutsal kabul edilmifltir. Her y l binlerde mümin bu beldelere dinî amaçlarla gitmekte, dinin kutsal beldelerini bar fl içinde ziyaret etmeye çal flmakta, tüm müminlerin kalbi buraya yönelik olarak çarpmaktad r. Dünyan n en eski bölgesel ve global medeniyetleri yine bu bölgede do mufltur. slam medeniyetinin merkezleri, en baflar l eserleri, mamur yerleri bu bölgededir. Hristiyanl k do umundan bir zaman sonra Avrupa ya intikal edip burada Bat medeniyetinin tesisinde önemli rol oynarken slamiyet bölgedeki hakim rolünü sürdürmüfl, bölge d fl na mesela Afrika, Orta, Güney ve Güneydo u Asya ya yay lm fl olsa da Orta Do u her zaman için merkezi rolünü korumufl ve bu bölgelerle iliflkilerini sürdürmüfltür. slam dininin en önemli mekanlar hâlâ Orta Do u da olup tüm Müminlerin yüzleri buraya dönüktür. Hristiyanlar için dinî önemi bulunan Roma ve stanbul un d fl nda Kudüs, Bethlehem, Nazareth, Galilee, Tabar Da, Jericho, Nablus, Qubaibah, Azariyyah, Carmel Da, Ein Kerem, Efes gibi yerler bu bölgede bulunmaktad r. Hz. sa n n do du una inan lan yerde infla edilen Nativity (Do- ufl) Kilisesi Bat fieria da Bethlehem dedir. Yahudiler için de bölgenin kutsall önemlidir. Kudüs, A lama Duvar, Süleyman Mabedi, Sion Da, Bethlehem, Carmel Da, Safad, Meiron ve Tiberias gibi yerlerin kutsall na inan lmaktad r. Bunlar n hepsi bugün srail Devleti nin ya s n rlar içerisinde yahut iflgal bölgelerindedir. Bölgenin tarih boyunca bir tür geçifl ve intikal yeri olmas hem çeflitli kültürlerin çat flma alan hem de farkl kültürlerin birbirine kar flt ve yeni bir terkip oluflturduklar bir yer olmufltur. Bölge Haçl Seferleriyle slam ve Hristiyan kitlelerin, 20.yüzy lda SIRA Filistin de S ZDE Yahudilerle Filistinlilerin çat flt klar bir arena olarak da öne ç km flt r. Haçl Seferleri yoluyla Hristiyan Bat dünyas n etkiledi i gibi bölgeye sald ran Mo ollar Müslüman de erleri ve kültürü potas nda eritmifltir. Zaten Orta Do u kavram n n kapsam n n belirlenmesinde bu bölgenin jeokültürel farkl l ve birli i önemli rol oynamaktad r. Bölgenin en belirgin iki özelli i slam dini etraf nda oluflan kültürel bütünlük ile ortak tarihî miras olarak öne ç kmaktad r. Orta Do u yu bir din ve kültür bölgesi olarak C. A. O. Van Nieuwenhuijze nin kitab ndan (Sociolagy of The Middle East, Leiden, E. J. Brill, 1971) okuyabilirsiniz. Orta Do u nun jeopolitik yap s ve özellikleri bölgenin dünya politikas ndaki yerini ve önemini güçlendirmektedir. Asya, Avrupa ve Afrika k talar n n birleflti i AMAÇLARIMIZ merkezî noktada bulunan bölge, Rusya n n s cak denizlere inebilmesi için kuzeygüney hareketlerine; sömürgecilik hareketleriyle birlikte ngiltere nin Asya daki sö- AMAÇLARIMIZ mürgeleriyle ekonomik ve ticari menfaatlerini güven alt na almak, Fransa n n sömürgecilik K yar fl nda T A P yeni mevziler elde etmek ve mevcutlar n tahkim etmek; sö- K T A P mürge yar fl na geç kat lan Almanya n n henüz sömürgelefltirilmemifl bu bölgede stratejik yat r mlarla nüfuz alanlar n geniflletmek ve uluslararas iliflkilerde rakibi TELEV ZYON ngiltere nin TELEV ZYON gücünü kontrol edebilmek için yürütülen çabalar n do u-bat geçiflle- NTERNET NTERNET

15 1. Ünite - Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s rine zemin oluflturmufltur. Osmanl Devleti nin güçlü oldu u 19.yüzy la kadar bölge d fl güçlerin etkisi s n rl kal rken Osmanl gücünün çözülmeye bafllamas yla Orta Do u üzerindeki dünya güçlerinin stratejik ve politik hesaplar ve politikalar etkili olmaya bafllam flt r. So uk Savafl döneminde Orta Do u bölgesinin jeopolitik ve jeoekonomik önemi uluslararas rekabetin ve çat flman n dinami ini oluflturmufltur. Zira süper güçlerin çat flma alanlar ndan biri olarak öne ç kan bölge üzerinde hâkimiyet kurmak isteyen Amerika Birleflik Devletleri ile güneye do ru nüfuzunu geniflletmeye çal - flan Sovyetler Birli i aras ndaki rekabet bölgede ideolojik, ekonomik, siyasi ve kültürel çat flmalar n zeminini flekillendirmifltir. ABD nin çevreleme (containment) politikas ile SSCB nin s cak denizlere inme politikalar bu bölge üzerinde çat flm flt r. So uk Savafl döneminin süper güçleri aras ndaki rekabet bölge içi çat flmalara, bölgesel bütünleflme ve dayan flma hareketlerine, yap lanmalara ve husumetlere sebep olmufltur. So uk Savafl sonras nda Orta Do u bölgesinin jeopolitik önemi, uluslararas enerji kaynaklar n n ve enerji intikal yollar n n kontrolünü yeniden gündeme getirmifl ve rakipsiz durumdaki ABD nin tek yanl tasarruflar ile bölge Bat dünyas ve Bat l devletlerin ç karlar yla entegre edilmek istenmifltir. 20.yüzy - l n bafllar nda sömürgeci güçlerin menfaatlerine göre tanzim edilen siyasi co rafyan n korunmas, statükonun muhafazas ve tehdit olarak tan mlanan ideolojik ve siyasal hareketlerin tasfiye edilmesi için giriflilen mücadeleler Körfez Savafl na ve Irak gücünün tasfiye edilmesine kadar gitmifltir. 9 Çevreleme (Containment) politikas, Amerika Birleflik Devletleri nin So uk Savafl döneminde Sovyetler Birli i nin güneye do ru yay lmac politikas na karfl izledi i askeri, ekonomik ve diplomatik unsurlar içeren d fl politika stratejisi deki Trman Doktrini çevreleme politikas n n ilk yans mas olarak kabul edilir. Temel amac komünizmin yay lmas n engellemek ve Amerika n n güvenli i ile yurtd fl ndaki etkisini gelifltirmek olan çevreleme politikas Sovyetler Birli i nin Do u Avrupa, Orta Do u, Çin, Kore ve Vietnam da giriflti i geniflleme politikas na karfl oluflturulmufltur. ORTA DO U NUN DEMOGRAF K YAPISI Orta Do u nüfus yap s bak m ndan son derece karmafl k ve çeflitlili e sahip bir bölgedir. Bu çeflitlilik hem etnik bak mdan hem de kültürel ve dini bak mdand r. Bölgenin tarih boyunca dinlerin, kültürlerin ve kadim medeniyetlerin do du u ve dünyaya yay ld ve kültürlerin transfer mekân olmas nüfus yap s nda çeflitlili in ortaya ç kmas nda etkili olmufltur. Asl nda Orta Do u nun sosyal hayat na vaha ve kabile hayat n n karakteri damgas n vurmuflsa da son dönemde bölge ülkelerinde yaflanan endüstrileflme ve toplumsal de iflme bu niteli i üzerinde dönüfltürücü etki yapm flt r. Orta Do u daki nüfus temelde üç ana etnik gruba ayr l r: Samiler, Hint-Avrupa grubuna mensup olanlar ve Turanî grubu içerisinde yer alanlar. Orta Do u nun en genifl etnik grubunu oluflturan Samiler iki ana kola ayr l rlar. Bunlar Araplar ve branilerdir. Kaldeliler, Süryaniler, Akkadlar, Babilliler ve Asuriler de bu etnik grup içerisinde yer al rlar. Araplar hem Samiler içerisinde hem de tüm di er gruplarda en büyük etnik grubu olufltururlar. Bölgedeki ülkelerin ço unda Arap nüfusu ço unlu u teflkil etmekte olap Arap olmayanlar sadece Türkiye, ran ve srail de ço unlu u temsil etmektedirler. Araplar n ekseriyeti dinî bak mdan Müslüman olmakla beraber mezhebî aç dan farkl mezheplere mensupturlar. A rl k Sünni mezheplerde olsa da fiii olanlar da önemli bir yekün oluflturur. fiekil 1.9 Orta Do u da genifl çöllüklerde yaflamlar n sürdüren göçebe bedeviler giderek azalmaktad r. M s r da bir bedevi toplulu lu. Kaynak:

16 10 Orta Do uda Siyaset Samilerin ikinci kolunu temsil eden branilerin ço u srail de yaflamakta olup ekseriyeti buraya bölge d fl ndaki ülkelerden gelmifllerdir. srail d fl nda bölgedeki di er ülkelerde de az nl k hâlinde yaflayan branilere de rastlanmaktad r. kinci büyük etnik grubu oluflturan Hint Avrupa grubu içerisinde ranl lar, Ermeniler, Kürtler ve Rumlar ile baz küçük gruplar yer almaktad r. Bunlarda a rl k ranl larda olup ran da ve bölgedeki di er baz ülkelerde yaflamaktad rlar. Turani grubu oluflturan Türkler, Orta Do u nun ikinci büyük etnik grubunu temsil etmektedir. Türkiye de ço unlu u oluflturan Türkler ran, Irak ve Suriye de az nl k hâlinde yaflamaktad rlar. Tablo 1.1 Orta Do u ülkelerinin nüfus yap s Kaynak: un.org/; org/; https://www.cia.gov/ library/publications/ the-worldfactbook/geos/iz. html; external/data.htm; worldbank.org/ verilerinden derlenmifltir. Ülkeler Yüzölçümü Toplam Nüfus (2010) Nüfusun büyüme oran ( ) Ortalama hayat süresi 0-14 yafl nüfusunun oran fiehirli nüfus oran Km 2 ye düflen nüfus Bahreyn B. Ar. E Filistin ran Irak srail Lübnan Katar Kuveyt M s r Suudi Ar Suriye Türkiye Ürdün Umman Yemen Tablodan da izlenece i gibi Orta Do u ülkelerinin co rafi büyüklüklerinin yan nda toplam nüfuslar, flehirli nüfus ve on befl yafl n alt ndaki nüfus oranlar ile kilometre kareye düflen ortalama nüfuz yo unlu u aras nda büyük farkl l klar bulunmaktad r. Orta Do u ülkeleri aras nda toplam nüfus bak m ndan en büyük ülke (2010) kifli ile M s r gelmektedir. Bunu 74 milyon 724 bin 269 (2011) kifli ile Türkiye, arkas ndan da 73,973, (2010) kifli ile ran gelmektedir. lk s - rada yer alan bu üç ülkeyi Irak, Suudi Arabistan, Yemen ve Suriye gibi nüfus miktarlar 15 ile 35 milyon aras nda de iflen orta boy ülkeler izlemektedir. Arkas ndan ise nüfuslar on befl milyondan az ve bir milyondan çok olan Ürdün, Umman, Lübnan, Kuveyt, Katar, Birleflik Arap Emirlikleri ile Filistin gelmektedir. Nüfusu bir milyondan daha az olan Bahreyn en küçük ülke grubunda yer almaktad r.

17 1. Ünite - Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s Kilometre kareye düflen ortalama nüfus miktar aç s ndan bak ld nda farkl veriler dikkat çekmektedir. Umman 8.99 kifli ile Suudi Arabistan da kifli ile en az nüfus yo unlu una sahip ülkelerdir. Buna karfl l k Bahreyn kilometre kareye düflen kifli ile en kalabal k, Filistin de kifli ile ikinci s rada kalabal k ülkedir. Genelde ortalama nüfusun 100 ün alt nda seyretti i gözlenmekte ise de Orta Do u ülkelerinde nüfusun ülke geneline dengeli bir flekilde da lm fl oldu u söylenemez. Genellikle vahalarda, akarsu kenarlar nda, sahil bölgelerinde ve sanayi ve ticaret merkezlerinde nüfusun daha kalabal k oldu u, verimli olmayan çöllüklerde, plato ve da l k yerlerde nüfusun son derece tenha oldu u, baz ülkelerde kilometrelerce uzanan ss z ve bofl araziler n varl söz konusudur. Orta Do u da üzerinde insan yaflam na imkân veren, tar m yap labilen ve genellikle çöllük olmayan arazi oran çok düflüktür. Bölgedeki Arap ülkeleri aras nda çöllük olmayan arazinin en yüksek de erde oldu u yer Suriye ve Lübnan d r. Di erlerinde bu oran %5 e kadar düflmekte ve genel ortalama % on befllerde seyretmektedir. Nüfus yo unlu u ülke genelinde seyrek gözükmekle beraber ço u çöllük olmayan arazilerde toplanm fl oldu undan bu yerlerde oran çok yüksek de erde gerçekleflmektedir. fiekil 1.10 Uçsuz bucaks z çöllerde hayat vahalarda görülür. 11 Kaynak: com/ %C3%A7%C3% B6l_ vahas%c4%b1. htm Di er yandan Orta Do u da kentli nüfus oran na bak ld nda genel olarak kentli nüfusun ço unlukta oldu u görülüyor. Sanayileflme, modernleflme ve toplumsal kalk nma ile orant l olarak köylük yerlerde ve vahalarda yaflayan ve tar m ve benzeri geleneksel ekonomik faaliyetlerle u raflan nüfusun h zla kentlere do ru akt, geleneksel u rafl lar n terk ederek sanayi toplumunun gereklerine uygun faaliyetlere yöneldikleri dikkat çekmektedir. Ayr ca kent nüfusunun çok yüksek de erde olmas n n bir sebebi de yaflamaya elveriflli arazilerin çok s n rl olmas ve nüfusun bu yerlerde toplanm fl bulunmas nedeniyle yerleflim yerlerinin nüfusunun h zl bir art fl göstermesidir. Zaten Orta Do u da önemli kentler, rmak kenarlar nda, k y bölgelerinde, ticaret yollar üzerinde ve vahalarda kurulmufl ve geliflmifltir. Saad Eddin brahim, Orta Do u daki Arap ülkelerinde kent nüfusunun aras ndaki on y ll k dönemde ortalama %5.4; aras nda ortalama %10.2 ve aras nda ortalama %6.1 oran nda büyüdü ünü hesaplam flt r. Bu hesaplamaya göre aras ndaki otuz y ll k dönemde Arap ülkelerinde ortalama %7.2 oran nda bir kentleflme gerçekleflmifltir ki bunun son derece yüksek bir kentleflme e ilimini ifade etti i kabul edilmelidir.

18 12 Orta Do uda Siyaset N. S. Hopkins ve S. E. brahim in Arap toplumu üzerinde 1980 lerin bafl nda gerçeklefltirdikleri araflt rmada vard klar sonuçlar Orta Do u toplumlar için genellefltirilebilir. Buna göre Orta Do u toplumlar n n genel özellikleri flunlard r: Orta Do u toplumlar nda h zl bir nüfus art fl gözlenmektedir. Orta Do u toplumlar nda çocuk ve gençlerin oran yüksektir. Orta Do u toplumlar n n çeflitli sosyal sorunlar bulunmaktad r. Orta Do u da nüfusun ülkeler aras nda ve ülke içerisindeki da l m nda dengeli bir tablo söz konusu de ildir. Baz ülkelerde ve yerlerde nüfus yo- unlu u afl r derecede seyrederken baz ülke ve yerlerde son derece düflük yo unluktad r. Orta Do u toplumlar h zla kentleflen toplumlar olup bu art fl çeflitli sosyoekonomik problemlere yol açmaktad r. Ülkelerdeki nüfusun kompozisyonu monolitik bir yap arzetmeyip heterojen bir yap dad r. Orta Do u nun üç önemli metropolü fiam, Ba dat ve Beyrut ta yaflanan sosyal de iflme ve kent merkezlerindeki geleneksel yap lar n de iflimini Salim Nasr n Orta Do u da Kent Toplumu ve SIRA Geleneksel S ZDE Sosyal Yap lar/ Beyrut, fiam ve Ba dat, adl makalesinden (Trc.: Davut Dursun), Orta Do u Neresi içinde, stanbul, nsan Yay nlar, 1995, s ) okuyabilirsiniz. AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ Orta Do u da genelde bir etnik çeflitlilikten söz edilebilir. Farkl etnik gruplar bölgede dengeli bir da l m göstermemektedir. Genelde Sami grup içerisinde yer K T A P K T A P alan Araplar ran ve Türkiye d fl ndaki bütün ülkelerde hakim etnik grubu oluflturmaktad r. Arapça bu ülkelerde resmî dil de ildir. srail de branicenin yan nda Arapça da resmî dil olarak kabul edilmifltir. Bu durum etnik da l mla tam bir örtüflme göstermezse de hakim durumu yans tmas bak m ndan önemli bir gösterge- TELEV ZYON TELEV ZYON dir. Zira çeflitli etnik topluluklar n konufltuklar yerel dillerin resmi ve ulusal bir dil olma özellikleri bulunmamaktad r. Arapça bölgenin en önemli bilim, edebiyat ve NTERNET sanat dili olman n NTERNETyan nda Farsça ve Türkçe de özellikle zengin slam literatürü için, slam medeniyetinin önemli dilleridir. slam medeniyetinin en önemli dilleri olan Arapça, Farsça ve Türkçenin yan nda özellikle sömürgecilik döneminden bu yana ngilizce de yayg nl k kazanm fl olup bölgenin her yerinde bilhassa ticaret, e itim ve diplomasi sahas nda genifl bir kullan m imkân kazanm flt r. ngiltere nin sömürgesi veya mandas alt nda kalan ülkelerin yan nda ngiliz nüfuzundaki bölgelerde de ngilizcenin hakimiyeti vard r. Arapça n n farkl lehçelerinin resmî bir statüleri yoktur. Prensip olarak konuflulan ve yay nc l kta kullan lan Arapça Atlas Okyanusu ndan ran s n rlar na kadar ayn olmakla beraber baz kullan m farkl l klar dikkat çeker. Farkl etnik gruplar n kendi dillerini, kültürlerini ve dinlerini koruduklar ve baz ülkelerde özel bir tak m sorunlar olsa da genel olarak varl klar n sürdürmekte olduklar anlafl lmaktad r. Etnik farkl l k ço u yerde kültürel ve dinî farkl l da ifade etmektedir. Uluslararas bir geçifl ve aktarma bölgesi olan Orta Do u nun tarihsel süreçte karfl laflt farkl kültür ve medeniyetler, bölgede belirli izler b rakm flt r. Özellikle genifl imparatorluklar etnik ve dinî bak mdan ço- ulculu un yaflanmas n mümkün k lm flt r. Bölge yüzy llard r Müslümanlar n hakimiyetinde bulunsa da slam dininin farkl dini inan fllar n yaflamas na ve di-

19 1. Ünite - Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s ni topluluklar n varl klar n sürdürmelerine olumlu bakmas tarihin çok eski dini ve etnik gruplar n varl klar n bugüne kadar sürdürmelerine imkân vermifltir. Mesela Orta Do u nun kadim topluluklar ndan olan Keldanilerin, Süryanilerin, Mecusilerin ve di er benzer gruplar n varl klar n koruyarak günümüze ulaflt klar n görmekteyiz. Dinî bak mdan Orta Do u da hâkimiyet Müslümanlarda olmakla beraber Hristiyan ve Musevilerin de az msanmayacak bir oranda olduklar belirtilmelidir. srail d fl nda bütün devletlerde Müslümanlar n aç k bir üstünlükleri vard r. Suudi Arabistan da nüfusun % yüzünün Müslüman oldu u belirtilse de asl nda bu ülkede de önemli bir Hristiyan nüfusun yaflad bilinmektedir. Harem bölgesini oluflturan Mekke ve Medine de Müslüman olmayanlar n yaflamalar imkâns zd r. Fakat ülkenin önemli merkezlerinden Cidde, Riyad ve Dahran gibi flehirlerde sanayii, ticaret ve di er sektörlerde faaliyet gösterenler vard r. Türkiye de de dinî bir homojenlikten söz edilse de az nl k konumundaki Hristiyan topluluklarla Musevilerin varl bilinmektedir. Müslüman kimli i monolitik bir kimlik de ildir. Dini topluluklar kendi içerisinde farkl dini gruplara, mezheplere ve e ilimlere bölünmektedir. Müslümanlar aç s ndan ço unluk Sünnilerde ise de ran da ve Irak ta fiiiler ço unlu u temsil etmektedirler. fiiiler aras nda Caferiler, Aleviler, smaililer, Oniki mamc lar gibi farkl kollara mensup olanlar da vard r. Sünniler de Hanefilik, fiafilik, Hanbelilik ve Malikilik gibi farkl hukuk kollar na ayr lmaktad rlar. Türkiye de Hanefilik, Arap Yar madas nda Hanbelilik, M s r da fiafilik egemen konumdad r. Sadece ran da fiiilik resmî inançt r. Bunun yan nda Suriye, Irak ve Lübnan ile Suudi Arabistan n do u illerinde ve Körfez ülkelerinin baz lar nda büyük bir fiii nüfusu vard r. Özellikle Lübnan, Irak ve Körfez ülkelerin siyasetinde fiiiler çok aktif rol oynamaktad rlar. fiiili in bir kolunu oluflturan Suriye deki Nusayriler nüfusun % on befli civar nda bir büyüklü e sahip olmalar na ra men yönetimde etkin konumda olup Nusayri az nl k iktidara hükmetmektedir. Yine fiiilerin bir kolunu temsil eden Dürzilerin, Suriye, Lübnan ve srail de taraftarlar bulunmaktad r. Lübnan daki siyasal kaosta Dürziler önemli roller oynam fllard r. Türkiye uzun zaman tamam yla Sünni bir ülke olarak görülmüfltür. Ancak son y llarda, demokratik kurumlar n geliflmesi, kentleflme ve toplumsal de iflme ile birlikte Aleviler seslerini duyurmaya bafllam fllard r. Umman da Müslümanl n ayr bir kolunu temsil eden badiler ço unlu u olufltururken Yemen deki Müslümanlar n ekseriyetini Zeydiler temsil etmektedir. Dikkat çeken bir özellik Müslümanlar n hakim durumda oldu u hiçbir ülkede mezhep bak m ndan monolitik bir yap n n olmamas d r. Orta Do u da Hristiyan nüfusu fazla olmamakla beraber ço u Lübnan da, Suriye de, Filistin de ve küçük topluluklar hâlinde Türkiye, ran, Irak ve Körfez ülkelerinde yaflamaktad r. Lübnan da uzun y llar devam eden kanl iç savafl, Hristiyanlar n say lar n ve güçlerini iyice azaltm flt r. Türkiye ve ran da Hristiyan az nl klar dini tabloda yer almaktad rlar. Hristiyanlar n mezhep çeflitlili i aras nda Protestanlar, Ortodokslar ve Katolikler en belirgin olanlar d r. 19.yüzy lda bölgede etkin olan Amerikan misyonerlerinin gayretleri ile Protestan, Roma n n deste indeki misyonerlerle Katolik gruplar oluflmufl, zengin bir çeflitlili e sahip Ortodoks kiliseler yan nda bunlar da varl klar n sürdürmüfllerdir. 13 Nusayriler, günümüzde Suriye ve Türkiyenin baz güney illerinde yaflayan smaililik, Dürzilik ve Hristiyanl k inançlar n n fliilik çat s alt nda harman lanmas neticesinde ortaya ç kan dinî inanç toplulu una mensup olanlara verilen add r. Dürziler, günümüzde Lübnan ve Suriye de yaflayan fiiili in smailiye kolundan etkilenen farkl inançlara sahip dinî topluluk. badiler, slam dininin Hariciyye mezhebinin alt kollar ndan birini temsil eden badiyye mezhebine ba l olanlar. slam tarihinin belli dönemlerinde etkili olan Hariciyye mezhebinin di er kollar günümüze ulaflamazken badiyye kolu varl n korumufltur. Hariciyye mezhebi içindeki en l ml ve Ehl-i Sünnet e en yak n kollardan biri olan badiyyeye mensup olan badiler günümüzde özellikle Umman da varl n sürdürmektedirler. Zeydiler, halifeli in Zeyd bin Zeynelabidin e ve soyundan gelenlere ait oldu unu savunan fiii-zeydiyye f rkas mensuplar na verilen ad. Zeydiler halifeli in Zeynelabidin den sonra o lu Zeyd e ve onun soyundan gelen kimselere ait oldu unu söylemelerinden dolay bu ad alm fllard r. Günümüzde Yemen de yaflamakta olup Zeydilik Yemen in resmî mezhebidir.

20 14 Orta Do uda Siyaset Museviler srail de hakim konumda olmakla birlikte Türkiye de ve ran da da az nl k hâlinde yaflamaktad rlar. Irak ta ve baz Körfez ülkelerinde küçük Yahudi topluluklar na rastlanmaktad r. srail deki Yahudiler dini bak mdan homojen bir grup oluflturmakla beraber kültürel bak mdan Avrupa ve Amerika gibi ülkelerden gelenlerle Asya ve Afrika ülkelerinden gelenler aras nda ciddi farkl l klar bulunmaktad r. Yahudiler aras ndaki farkl l k mezhep bak m ndan de il kültürel bak mdand r. Özellikle bölgedeki slam ülkelerinden gelenlerle Hristiyan ülkelerinden gelenler aras nda önemli kültürel farkl l klar zaman zaman çat flmalara yol açmaktad r. S ORU Orta Do u toplumlar n n renkli kimlikleri ve bu kimliklerde yaflanan geliflimi takip etmek için B.Lewis in Ortado u nun Çoklu Kimli i (Tercüme: Mehmet Harmanc ), stanbul, Sabah Yay nlar, 1998) kitab n okuyabilirsiniz. ORTA DO U NUN EKONOM K YAPISI AMAÇLARIMIZ Orta Do u ekonomik alanda tarihte k talararas ticaret yollar, günümüzde ise AMAÇLARIMIZ zengin enerji kaynaklar sebebiyle stratejik bir konuma sahiptir. srail d flar da tutuldu unda bölgedeki bütün ekonomiler geliflmekte olan s n fta yer almaktad r. Bununla K birlikte T A P toplam millî gelir ile kifli bafl na düflen ortalama gelir aç - K T A P s ndan ülkeler aras nda büyük farkl l klar dikkat çekmektedir. Ülkelerin do al ve demografik yap s ndaki farkl l k ekonomik yap lar nda da görülür. Bölge ülkelerinin TELEV ZYON TELEV ZYON ekonomik yap lar nda öne ç kan en önemli sektör petrol ve petrokimya sanayiidir. Dünyada mevcut toplam ham petrol rezervlerinin %57.3 bu bölgede bulunmaktad r. Petrol rezervleri bak m ndan zengin olan ülkelerin bafl nda ran, Irak, NTERNET Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan gelmektedir. Türkiye, Suriye, NTERNET Ürdün, Lübnan, srail, Yemen ve M s r ise petrol bak m ndan yoksul say l rlar. Petrol üreten Bahreyn, ran, Irak, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleflik Arap Emirliklerinin toplam millî gelir ile kifli bafl na düflen ortalama gelir rakamlar ndaki yükseklik petrolden kaynaklanmakta olup bu durum bölge ülkeleri aras nda büyük eflitsizliklere sebep olmaktad r. Ülkelerin toplam ihracat ve ithalat rakamlar na bak ld nda petrol üreticisi ülkelerin ihracat rakamlar n n yüksekli i dikkat çeker. Nitekim ödemeler dengesi aç s ndan da petrol üreticisi olmayan ülkelerin, mesela Suriye, Lübnan, Yemen gibi, toplam ithalat rakamlar n n daha yüksek oldu u görülüyor. Ekonomik refah ve geliflmifllik aç s ndan petrol ihraç eden ülkeler ile petrol fakiri ülkeler fleklinde bir ay r m anlaml gözükmektedir. Zengin petrol kaynaklar n n bulundu u ve buna dayal sanayiinin geliflti i ülkelerin ekonomik yap lar ile buna dayal sosyal geliflmifllikleri di erlerinden farkl özellikler göstermektedir. Petrol üreticisi olan ve olmayan ülkeler aras nda millî gelir art fl nda gözlenen farkl l k tamamen petrolden kaynaklanmakta olup bu durum ülkelerin kalk nmalar na da yans maktad r. Ayr ca ülkelerin d fl ticaret dengelerine bak ld nda petrol ihraç eden ülkelerin genellikle pozitif, petrol fakiri ülkelerinse negatif de er verdikleri görülmektedir. D fl ticaret aç klar genellikle d fl borç yoluyla kapat lmaya çal fl ld ndan ekonomik büyüme petrolü olmayan ülkeler için ciddi sorun teflkil etmektedir. Bu bak mdan dünyan n en zengin ülkeleri ile dünyan n en fakirleri aras nda yer alan ülkelerin bu bölgede bulunmalar flafl rt c de ildir. Afla daki tablodan bunu izlemek mümkündür.

21 Ülkeler 1. Ünite - Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s Toplam millî gelir (milyar $) (2010 y l cari fiyatlarla) Kifli bafl na Millî Gelir($) Millî gelirin Sektörel da l m Tar m/san./ Hizm. Toplam hracat (2011) (Milyar $) Toplam thalat (2011) (Milyar $) Bahreyn / 46/ Bir. Ar. Em / 52/ Filistin / 18.4/ * 3.601* Tablo 1.2 Orta Do u ülkelerinin temel ekonomik göstergeleri. 15 Kaynak: https://www.cia.gov/ library/publications/ the-world-factbook/ geos/ae.html; Irak / 13/ 81 (98) ran / 37/ srail / 30/ Katar / 51.3/ Kuveyt / 47/ Lübnan / 21/ M s r / 33/ S. Arabistan / 47/ Suriye / 22/ Türkiye / 30/ Umman / 45/ Ürdün / 26/ Yemen / 40/ Orta Do u da ekonomik zenginlik bak m ndan iki z t kutup bulunmakta ve Birleflik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt kifli bafl na düflen yirmi bin dolar üzerindeki gelirle bölgenin en zengin ülkeleri olarak öne ç karken Filistin ve Yemen befl yüz dolar n alt nda kifli bafl na düflen gelirle bölgenin ve ayn zamanda dünyan n en fakir ülkeleri aras nda yer almaktad r. Millî gelir içerisinde tar m n pay Körfez ülkelerinde son derece düflük seyretmekte, buna karfl l k nispeten fakir durumdaki ülkelerde ise yüksek bulunmaktad r. Bu oran en fakir ülke olan Filistin de %6.5 iken Yemen de %17 civar nda seyretmektedir. Tar m n en yüksek paya sahip oldu- u ülkelerin bafl nda Suriye gelmekte ve onu M s r, ran ve Lübnan takip etmektedir. Sanayi sektörünün millî gelirdeki pay petrol zengini ülkelerde % elliye yak n oldu u gözlenmektedir. Petrolü az olan ülkelerde sanayi daha az geliflmifl oldu- undan sanayi sektörü geri durumdad r. Bunun yan nda hizmetler sektörünün pay na bak ld nda turizm, bankac l k ve finans sektörünün geliflmifl oldu u ülkelerde bu oran oldukça yüksek seyretmekte olup kalk nm fl ülkeler seviyesinde olmasa da % ellilerin üzerinde olan ülkeler çoktur. Tar ma dayal, nispeten geliflmemifl ülkelerde hizmetler sektörü daha geri durumdad r.

22 16 Orta Do uda Siyaset Safeviler, 1501 ile 1738 y llar aras nda bugünkü Azerbaycan, ran, Ermenistan, Irak, Afganistan, Türkmenistan ve Türkiye nin do u kesiminde hüküm sürmüfl, tarihte ilk defa fiiili i resmî mezhep olarak benimsemifl olan egemen hanedand r. fiekil 1.11 Sykes-Picot antlaflmas na göre Orta Do u nun paylafl m. Kaynak: Memlüklüler, Eyyubilerden sonra M s r da aras nda hüküm süren köle kökenli Memlüklerin kurdu u Türk devleti. Sykes-Picot Antlaflmas, 16 May s 1916 da ngiltere ve Fransa aras nda yap lan ve Türkiye nin Orta Do u topraklar n n paylafl lmas n öngören gizli antlaflma. Antlaflma Osmanl topraklar n n bir k sm n Rusya ya, bir k sm n ngiltere ye, bir k sm n da Fransa ya veriyordu. ORTA DO U NUN S YAS YAPISI Orta Do u Siyasi Co rafyas Orta Do u nun siyasi co rafyas, özellikle modern ça da, devaml de ifliklik göstermifltir. Birinci Dünya Savafl na kadar bölgenin büyük bir bölümü Osmanl Devleti nin siyasi hâkimiyeti alt nda olmakla birlikte bölge hiçbir zaman tek devletin hâkimiyetine girmemifltir. Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Osmanl dönemlerinde bölgede farkl siyasi yap lanmalar da yaflama imkân bulmufltur. Osmanl Devleti ile birlikte Safeviler, 16.yüzy l bafllar na kadar Memlüklüler ve Körfez Bölgesi ndeki baz fleyhlikler etkin olmufllard r. 19.yüzy lda bölge üzerinde Bat l sömürgeci güçlerin egemenlik ve nüfuz mücadeleleri öne ç kt nda bölgenin siyasi haritas nda da çeflitli de ifliklikler olmufltur. Bugünkü siyasi s n rlar n flekillenmesinde Bat l güçlerin bölgeye yönelik emelleri ile Birinci Dünya Savafl nda Osmanl Devleti nin yenilmesinin büyük rolü olmufltur. Osmanl Devleti bölgeden çekilince savafl y llar nda imzalanan Sykes-Picot Antlaflmas na göre ngiltere ve Fransa Orta Do u ya yerleflerek ngiltere Filistin, Irak ve fiarkü l-ürdün bölgelerinin Fransa da Suriye ve Lübnan n manda yönetimlerini ele geçirmifltir. Osmanl Devletinin çöküflünden sonra Anadolu yu iflgale yönelen devletlere karfl Mustafa Kemal liderli- inde bafllat lan Millî Kurtulufl Savafl 1923 te Türkiye Cumhuriyeti nin kurulmas yla neticelendi. Arap Yar - madas nda teflekkül eden Suudi Arabistan 1932 de ba- ms z krall k olurken Frans z manda idaresi alt ndaki Suriye 1930 da, Lübnan 1941 de fleklen de olsa ba ms zl klar n kazand lar. ngiltere mandas alt ndaki Irak 1932 y l nda ba ms zl n elde ederken fiarkü l-ürdün 1946 y l nda Ürdün Haflimi Krall ad yla ba ms z bir devlet olarak do mufltur. Filistin mandas nda ise manda yönetimi s ras nda buraya yönelen Yahudi göçü ve burada bir ulusal Yahudi yurdu oluflturma yönündeki ngiltere nin sa lad destekler ciddi sorunlar ç karm flt r. ngiltere nin sorunu Birleflmifl Milletlere götürülmesi üzerine Birleflmifl Milletler Örgütü, Kas m 1947 de Filistin in Yahudiler ile Filistinli Araplar aras nda iki ayr devlete taksim edilmesi karar n almas ndan sonra 1948 de srail Devleti kurulmufltur. Araplar n bu karar tan mayarak Yahudilere ve srail e karfl silahl mücadele bafllatmalar hâlâ sonuçlanmam fl bir kaosun ve uluslararas sorunun ortaya ç kmas na yol açm flt r. Bu topraklarda srail kurulana kadar Siyonistler ile Filistinliler, srail devleti kurulduktan sonra da srail Devleti ile Filistinliler ve Arap dünyas aras nda yaflanan mücadele hâlâ çözümsüz bir flekilde devam etmektedir. Arap Yar madas n n güneyinde ve Körfez Bölgesi nde bulunan ülkelerin ba ms zl klar n kazanmalar ve bölgenin siyasi co rafyas n n flekillenmesi So uk Savafl döneminde gerçekleflmifltir. Zeydî imamlar taraf ndan yönetilen ve K z ldeniz e girifli kontrol eden Yemen, ngiltere nin nüfuzunda ba ms zl n koruyan bir ülke olarak kalm flt r. Bu ülke 1958 de Suriye ve M s r taraf ndan kurulan Birleflik Arap

23 1. Ünite - Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s Cumhuriyeti ne kat ld ysa da bu birli in 1961 de da lmas yla ba ms z ayr bir devlet olarak varl n sürdürdü. Ancak 1962 de, bölgede ngiltere nin himayesinde olan Aden le çat flmaya giren Yemen de 1967 ye kadar devam eden iç savafl bu tarihte Kuzey ve Güney Yemen diye iki ayr devletin kurulmas na yol açt. Asl nda So- uk Savafl döneminin çat flma alanlar ndan biri olan Yemen de yaflanan iç savafl ülkenin Sovyetler Birli i kontrolündeki Güney Yemen ve Bat yanl s Kuzey Yemen olarak ikiye bölünmesine yol açm flt r. Bu iki devlet So uk Savafl döneminin sona ermesinin ard ndan 1990 y l nda birleflerek Yemen Cumhuriyetini kurmufllard r. fiekil 1.12 C. Abdunnas r (M s r) ile fi. Kuvvetli (Suriye) aras nda Birleflik Arap Cumhuriyeti nin kurulufl antlaflmas imzalan rken. 17 Kaynak: spot.com Körfez ülkelerinden Kuveyt 1961 de, Birleflik Arap Emirlikleri 1971 de, Umman, Katar ve Bahreyn 1972 de ngiltere den ba ms zl klar n kazanarak Orta Do u siyasi co rafyas ndaki yerlerini ald lar. Bölgenin önemli ülkelerinden ran, ngiltere nin nüfuzunda olmakla birlikte ba- ms zl n korumufltur y l nda ngiltere nin iflgaline u rayan M s r 1922 ve 1936 daki antlaflmalarla ba ms zl k yolunda önemli kazan mlar elde etmifl ve tam ba ms zl n 1956 da kazanm flt r. Orta Do u bölgesinin siyasi yap s ekonomi ve sosyal yap daki gibi çeflitlilik ve de ifliklik arz etmektedir. Bölgenin en önemli özelli i olan geleneksel yap larla modern yap lar n iç içe olmalar belirgin bir temel özelliktir. Siyasi bak mdan Orta Do u denilince öncelikle monarfliler, demokrasi d fl rejimler, darbeler, tek kifli yönetimleri, askerî, tek parti veya aile diktatörlükleri akla gelmektedir. Bu alandaki ciddi farkl l klar, do al olarak siyasi istikrars zl klara, bölgesel çat flmalara ve ciddi sorunlara yol açmaktad r. Ekonomik kalk nm fll k ve modernleflme ile siyasi geliflmifllik aras nda do rudan bir iliflkinin varl n belirlemek nispeten zordur. Zira ekonomik bak mdan kifli bafl na düflen millî gelirin yüksek, millî geliri yaratan sektörler içerisinde hizmetler sektörünün oransal olarak di erlerine göre daha fazla ve sanayi sektörünün geliflti i ülkelerde buna paralel olarak siyasi yap n n demokratik kurumlara sahip, kat l ma ve temel hak ve özgürlüklere dayal, siyasi haklar n garanti alt na al nd demokrasiler olmad gözlenmektedir. Ne aktif siyasi kat l m ne iktidar iliflkilerinin rasyonelleflmesi ne de s n rl bir iktidar prati inin varl ve geleneksel yap lar n restorasyonu anlam nda bir siyasi geliflmifllik söz konusudur. Birleflik Arap Cumhuriyeti, M s r ve Suriye aras nda 1 fiubat 1958 de ilan edilen ve her iki ülkede gerçeklefltirilen referandumla onaylanan siyasi birleflme ile ortaya ç kan devlet. Yemen de birli e kat lm flsa da Suriye nin bir askeri darbe sonunuda birlikten ayr lmas üzerine 28 Eylül 1961 de son bulmufltur. Birli in da lmas na karfl n M s r, Birleflik Arap Cumhuriyeti ad n 2 Eylül 1971 e kadar korumufltur.

24 18 Orta Do uda Siyaset Orta Do u da Monarfliler Bölge ülkelerinden Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar, Ürdün, Kuveyt ve Umman feodal aileler taraf ndan yönetilen monarflilerdir. Suudi Arabistan da Suudi ailesi, Bahreyn de el-halife ailesi, Katar da es-sani ailesi, Ürdün de Haflimi ailesi, Kuveyt te es-sabah ailesi ve Umman da da Kabus ailesi iktidar elinde tutmaktad r. Suudi ailesinin yönetimindeki Suudi Arabistan mutlak monarfliyle yönetilen bir ülkedir. darenin bütün üst makamlar kral ailesine mensup olan erkeklerin elinde bulunmaktad r. Teknik olarak ne bir anayasaya ne de anayasa metni yerine geçen bir temel yasaya sahiptir. Kur an anayasa olarak mütalaa edilmekte ve devletin temel yasalar fieriat hükümlerine dayand r lmaktad r. Ülkede herhangi bir seçim veya seçimle oluflmufl bir temsili kurum söz konusu de ildir. Sadece üyeleri dört y l için kral taraf ndan atanan 150 üyeli bir dan flma meclisi (Meclisü l-fiûra) vard r. Üyelerin üçte birinin seçimle belirlenece i yönünde bir aç klama yap lm flsa da henüz gerçekleflmemifltir. Körfez Bölgesi ndeki yedi emirli in birleflmesinden oluflan bir federasyon olan Birleflik Arap Emirlikleri nin siyasi merkezi Abu Dabi dir aras nda Birleflik Arap Emirlikleri geçici bir anayasa ile yönetilmifltir y l nda devaml niteli- inde yeni bir anayasa yedi emirlik taraf ndan kabul edilmifltir. Anayasa ile birlikte yedi emirlikten biri olan Abu Dabi ülkenin siyasi merkezi olarak belirlenmifltir. Buna göre yedi emirli in yöneticilerinden oluflan Yüksek Yöneticiler Konseyi federasyonun en yüksek otoritesi olup federasyonla ilgili temel kararlar ve politikalar belirleme yetkisine sahiptir. Bu yüksek organa devredilen yetkilerin d fl nda kalan konular emirliklerin yetkisindedir. Yasama alan nda görev yapan 40 üyeli Meclisu l-ittihadu l-vatani nin üyelerinin 20 si seçimle belirlenirken kalan federe devletlerce atanmaktad r. Eylül 2011 deki seçimde oy kullanan seçim kolejinde kad nlar da görev alm fllard r. 1 Birleflik Arap SIRA Emirliklerini S ZDE meydana getiren emirlikler ile bunlar n yönetimlerini araflt - r n. Devlet biçimleri aç s ndan de erlendirin. Orta Do u nun en küçük ülkelerinden es-sani ailesinin yönetimindeki Katar 29 Nisan 2003 teki halk oylamas yla anayasaya kavuflmufl ve emirin onay ndan sonra 9 Temmuz 2005 te yürürlü e girmifltir. Dan flma ifllevi gören 45 üyeli Meclisu l-fiûrâ n n onbefl üyesi do rudan emir taraf ndan atan rken 30 üyesi halk oylamas yla seçilmektedir. Meclisu l-fiûra n n yasama sürecinde sadece dan flma yetkisi olup kanun taslaklar haz rlamaktad r. Son sözü emir söylemektedir. Ülkede belediyeler için s n rl bir seçim hakk bulunmakta ve Merkezi Belediye Konseyi nin 29 üyesi seçimle belirlenmekte olup dan flma ifllevini yerine getirmektedir. Es-Sabah ailesinin kontrolündeki Kuveyt te 1991 deki Körfez Savafl ndan sonra demokratikleflme yönünde baz ad mlar at lmakla beraber henüz demokratik bir AMAÇLARIMIZ yap oluflmufl AMAÇLARIMIZ de ildir de kabul edilmifl anayasa ile yönetilen ülkede bütün siyasi ve idari iktidar odaklar Sabah ailesinin tekelinde bulunmaktad r. Üyeleri K T A P halk taraf ndan K T seçimle A P belirlenen 50 üyeli Meclisu fl-fiûra yasama meclisi olarak ifllev görmektedir. Ülkede siyasi partilerin örgütlenmelerine izin verilmedi inden temsilcilerin hepsi ba ms z konumunda olup hükümet üyeleri de buran n tabii üyeleridir. Kral May s 1999 da kad nlara da seçme hakk da dahil baz haklar tan nd n aç klamakla Körfez ülkeleri aras nda önemli bir ad m atm flt r. Körfez ül- TELEV ZYON TELEV ZYON keleri aras nda sadece Kuveyt in tüm üyeleri seçimle belirlenmifl yasama organ bulunmaktad r. NTERNET NTERNET

25 1. Ünite - Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s 19 Orta Do u nun en küçük ülkelerinden biri olan Bahreyn bir anayasal monarfli olmakla beraber demokratik sistemlerin temel kurumlar olan partiler yoktur y l nda yap lan referandum ile kabul edilen yeni anayasaya göre çift meclisli bir sistem getirilmifltir. 40 üyeli fiûra n n üyeleri kral taraf ndan atanmakta iken yine 40 üyeli Temsilciler Meclisi nin üyeleri ise genel oyla belirlenmektedir. Ülkede siyasi parti olmad ndan parlamentodaki üyeler herhangi bir partiye mensup de ildirler ve 2011 de yap lan seçimlerde fiii, Sünni-Selefi, Müslüman kardefllere mensup olanlarla ba ms zlar seçilmifllerdir. fiekil 1.13 Orta Do u nun kimli ini yans tan bir görüntü. Kaynak: com/gorseller/arap+ bahar%fd/ Bir di er anayasal monarfli olan Ürdün, Haflimi ailesi taraf ndan yönetilmektedir tarihli anayasaya göre çift meclisli bir yasama organ bulunmaktad r. Millî Meclis in (Meclisu l-umma) Senato olarak görev yapan Meclisu l-ayan n 40 kifliden oluflan üyeleri kral taraf ndan atanmaktad r. 120 üyeli Temsilciler Meclisi nin (Meclisu l-nuvvab) üyeleri ise halk taraf ndan genel oyla seçilmektedir. Ülke yönetiminde kral n rolü çok büyüktür. Ülkede siyasi partilerin faaliyetlerine izin verilmekle beraber Temsilciler Meclisi seçimlerinde yaflanan geliflmeler nedeniyle baz partiler seçimleri boykot yoluna gitmifllerdir. Siyasi partiler aras nda Millet Partisi, Arap Vatan Partisi, Ürdün Demokratik Halk Birli i Partisi, Millî Anayasa Partisi, slami Eylem Cephesi, Millî Eylem Partisi, Sosyalist Baas Partisi gibi pek çok parti bulunmaktad r. Ayr ca Müslüman Kardefller Teflkilat n n toplum ve siyaset üzerindeki etkisi önemli bir yere sahiptir. Orta Do u nun mutlak monarflilerinden Umman ne modern bir anayasaya ne de tam yetkili temsili kurumlara ve siyasi partilere sahiptir. Geleneksel yöntemlerle devam eden bir monarfli olmakla beraber 1996 y l nda Sultan yeni bir Temel Yasa y yürürlü e koymufltur. Buna göre Umman temel ifllevleri dan flma olan çift meclisli bir siyasi yap ya sahiptir. Yaln zca dan flma ifllevi bulunan Meclisu l-devle nin 71 üyesi bulunmaktad r ve üyelerin hepsini Sultan/Kral atamaktad r. Buna karfl l k s - n rl yasama ve dan flma ifllevine sahip olan Meclisu l-fiûra nin 84 üyesi olup bu üyeler k s tl oy uygulamas na göre oy kullanma hakk na sahip halk taraf ndan dört y ll k bir süre için seçilmektedir. Halk n seçimi üzerinde son söz söyleme hakk ve seçim sonuçlar n reddetme yetkisi yine de Sultana aittir. Son seçimler Ekim 2011 de yap lm fl olup Arap bahar protestocular da sandalye kazanm fllard r. Arap Bahar, Tunus, M s r, Libya, Suriye, Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemen baflta olmak üzere Arap Dünyas nda siyasi iktidarlar n politikalar na karfl baflgösteren protestolar ve halk ayaklanmas hareketleri. Protestolar, iflsizlik, siyasi yozlaflma, bask c yöneim, yolsuzluklar ve a r ekonomik flartlar gibi çeflitli sorun sonucunda patlak vermifltir. Önce Tunus ta patlak veren iktidara karfl protesto ve gösteriler bir tür domino etkisi göstererek di er Arap ülkelerine de yay lm flt r. Tunus, M s r, Libya ve Yemen de iktidarlar n de iflmesine yol açan gösteri ve protestolar Cezayir, Ürdün, Fas, Bahreyn ve di er ülkelerde bast r lm flt r. Suriye deki gösteriler ve halk ayaklanmas iktidar n silahl güçlerince kanl flekilde bast r lm fl olmakla birlikte ülkede kaos devam etmektedir.

26 20 Orta Do uda Siyaset fiekil 1.14 Irak Cumhuriyeti nin devrik lideri S. Hüseyin Kaynak: blogspot.com/2010/ 08/saddamhussein.html Yemen de halk ayaklanmas nda etkili olan Nobel ödülüne lay k görülen gazeteci T. Karman. Orta Do u da Cumhuriyetler M s r, Yemen, srail, Lübnan, Suriye, Türkiye, Irak ve ran birer cumhuriyet olmakla birlikte uygulamada aralar nda ciddi farkl l klar bulunmaktad r. Bunlardan Türkiye ve srail demokratik standartlar aç s ndan Bat standartlar na daha yak n olanlard r. Buna karfl l k Yemen çok partili demokratik ülke görüntüsü verse de uygulama aç - s ndan demokratik standartlardan çok uzak oldu u ve halk n giderek artan demokratik talepleri ve protestolar karfl s nda uzun y llar otoriter flekilde ülkesini yöneten Devlet Baflkan Salih ülkesinden kaçmak zorunda kalm flt r. Kurumsal olarak Yemen demokratik bir cumhuriyet olmakla beraber burada demokrasinin iflleyifli ve standartlar Bat l niteliklerden çok uzakt r. Irak Cumhuriyeti, 2003 y l nda Amerika Birleflik Devletleri ve müttefiklerinin girifltikleri iflgale ve Saddam rejiminin sona ermesine kadar, tek partiye ve tek kifliye dayal bir diktatörlüktü. 250 üyeli Meclisu l-vatani nin tüm Irak halk n n demokratik temsil kurumu oldu unu ve ülkenin yönetiminde tek yetkili oldu unu söylemek mümkün de ildi. flgalden sonra Irak ta yaflanan geliflmelerle kifli diktatörlü- üne ve Baas Partisinin hakimiyetine son verilmifltir deki Birinci Körfez Savafl ndan sonra Birleflmifl Milletler taraf ndan üçe bölünerek uçufla yasak bölgeler oluflturulmas Ba dat taki siyasi iktidar n ülkenin tümü üzerindeki egemenli ini s - n rland rm fl, ülkeyi fiilen bölmüfltür. Kuzeyde Kürtlerin Kürdistan Demokratik Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birli i adl siyasi partileri etkin konuma gelmifllerdir. Mart 2003 te ABD önderli inde Saddam rejimine son vermek için giriflilen Irak iflgal hareketi sonunda Saddam rejimi sona ermifl ancak ülke tam bir kaosa sürüklenmifltir. Saddam rejimine son verilmesinden sonra süreç içerisinde 15 Ekim 2005 te yeni anayasa kabul edilmifl, siyasal partiler kurulmufl, yeni seçimler yap lm fl ve demokratik sistemin tesisine yönelik ad mlar at lm flt r. Yeni sisteme göre devlet baflkan, 325 üyeli parlamento (Temsilciler Meclisi) taraf ndan seçilmekte, hükümet Meclisteki ço unluk partisinden kurulmaktad r. Etnik ve dini temelli çok say daki siyasi parti aras nda ciddi rekabet yaflanmaktad r. Genel olarak ülkenin etnik ve dini yap s n gözeten dengeli bir yap n n tesisine önem verilmektedir. Ülke tam bir federasyon olmamakla beraber kuzeydeki Kürt Özerk Yönetimi, federe devlet benzeri bir yap ya sahiptir slam nk lab ndan sonra bir slam Cumhuriyeti olarak do an ran temsile dayal, seçimli ve anayasal bir cumhuriyet olmakla beraber Bat standartlar nda bir demokrasi de ildir. 290 üyeli Meclis-i fiûra-y Millî halk n tek dereceli seçimle oluflturdu u bir yasama organ olmakla beraber ülkede siyasi partilerin iktidar yar fl na girmeleri ve seçime kat lmalar söz konusu de ildir. ktidar rehberlik makam (Velayet-i Fakîh) ve halk n genel oyu ile seçilen devlet baflkanl aras nda paylafl lm flt r. Meclis-i fiûrâ-y Millî nin çal flmalar üzerinde önemli etkisi bulunan fiûrâ-y Nigehban n üyelerini ve üst düzey devlet görevlilerini atama yetkisine sahip Velayet-i Fakîh iktidar n önemli bir bölümüne hükmetmektedir. Suriye, Yemen ve M s r da birden çok siyasal parti, anayasa ve genel oya dayal seçim mekanizmas yürürlüktedir. Devlet baflkan halk taraf ndan genel seçimle

27 1. Ünite - Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s 21 seçilmektedir. Suriye de genel seçimle belirlenen 250 üyeli Meclisu fl-fiaab n üyelerinin büyük ço unlu u içinde Baas Partisi nin de yer ald Millî lerici Cephe (National Progressive Front: NPF) ye aittir Nisan 2007 seçimlerine göre üyelerin 172 si Milli lerici Cephe ye, 78 i de ba ms zlara aittir. Haziran 2000 de devlet baflkan seçilen Beflar Esat, yönetimine karfl demokratik taleplerle 2011 y l nda bafllayan siyasi gösteriler k sa zamanda ülkeyi kanl çat flmalara götürmüfl ve yönetimin giderek sertleflmesiyle muhaliflere karfl ac mas z politikalar uygulanmas bölgenin en ciddi sorunlar ndan birine yol açm flt r. Beflar Esad yönetiminin baz küçük reform çabalar olaylar yat flt rmaya yetmemifltir. Türkiye dahil Arap Birli i, BM, Avrupa Birli i ve Bat l güçler Esad n iktidardan çekilmesini savunurlarken ran, Çin ve Rusya Esad n Kaynak: ---.tr.wikipedia.org yan nda yer alm fllard r da kuzey ve güneyin birleflmesiyle kurulan Yemen çok partili ve çift meclisli bir cumhuriyettir. Halk Halk oyuyla seçilen M s r n ilk oyu ile seçilen devlet baflkan taraf ndan atanan 111 üyeli fiûrâ n n yan nda halk taraf ndan seçimle belirlenen 301 Cumhurbaflkan M. Mursi üyeli Temsilciler Meclisi yasama faaliyetini yürütmektedir. Yemen de yirmi üç siyasi parti faaliyette olmakla beraber mecliste az say daki parti temsil edilmektedir y l bafllar nda ülkede bafllayan protesto ve halk ayaklanmas hareketleri sonunda Devlet Baflkan A. A. Salih ülkeyi terk ederek iktidardan çekilmek zorunda kalm flt r. Halk ayaklanmas nda etkili olan gazeteci Tevekkül Karman Nobel ödülüne lay k görülmüfltür. Kaynak: Setezhaber.com 1952 de darbe ile iktidara gelen C. Abdünnas r taraf ndan gerçeklefltirilen devrimden bu yana bir cumhuriyet olan M s r, uzun geçmifle dayanan siyasi parti gelene ine sahiptir. Üyeleri halk taraf ndan genel seçimle befl y ll k bir süre için belirlenen 518 üyeli Halk Meclisi (Meclis el-fiaab) 2012 y l na kadar devlet baflkan n seçme yetkisini ve yasama gücünü elinde tutmaktayd. Yönetime karfl demokratikleflme talepleriyle bafllayan halk gösterileri sonunda devlet baflkanl ndan fiubat 2011 de ayr lmak zorunda kalan Hüsnü Mübarek döneminde yap lan seçimlerde sürekli Millî Demokratik Parti nin seçimleri kazanmas, ülkedeki sistemin bir tür hakim parti sistemi oldu unu ortaya koymufltur. Mübarek ten sonra Kas m-2011-ocak-2012 aras nda yap lan seçimlerin ilk iki turunda ülkenin en önemli siyasi güçlerinden olan Müslüman Kardefller (Hürriyet ve Adalet Partisi) ço unlu u elde ederek birinci parti olarak meclise girmifltir. Haziran 2012 de ilk defa halk taraf ndan gerçeklefltirilen devlet baflkanl seçimini Müslümün Kardefllerin aday M. Mursi kazand. Dan flma ifllevi gören 264 üyeli Meclis el-fiûrâ bulunmaktad r ki üyelerin 176 s genel seçimle halk taraf ndan belirlenirken 88 üyesi devlet baflkan taraf ndan atanmaktad r. ki meclisli demokratik bir cumhuriyet olan M s r da yeniden yap lanma ve reforma çabalar n n nas l bir noktaya varaca merak konusudur. Yar demokratik bir ülke görünümü veren Lübnan da çok partili bir cumhuriyettir Anayasas na göre laik bir Arap devleti olan Lübnan parlamenter rejimle yönetilen serbest ekonomik düzene sahip bir ülkedir. Uzun y llar devam eden fiekil 1.15 M s r da iktidara karfl ayaklanan halk n toplant Tahrir Meydan. fiekil 1.16 Müslüman Kardefller, hvanü l-müslimin), Hasan el-benna taraf ndan 1928 y l nda M s r da kurulan siyasi örgüttür. Örgüt, Kur an ve Sünnet in k lavuzlu una modern bir toplum kurulmas n savunur Darbesinden sonra kapat lm fl, alt lideri vatana ihanet suçlamas yla idam edilmifltir lerden sonra tekrar canlanan Müslüman Kardefller Örgütü nün sivil kurumlar giderek daha etkin olmaya bafllam flt r parlamento seçimlerinde Ba ms z adaylarla kat lm fl ve 88 sandalye kazanm flken Hüsnü Mübarek in iktidardan uzaklaflt r lmas ndan sonra yap lan Kas m-2011-ocak seçimlerine kat lm fl ve en yüksek oyu al p birinci parti olarak parlamentoya girmeyi baflarm flt r.

28 22 Orta Do uda Siyaset srail in Filistinlilere karfl uygulad fliddet ve katliamla ilgili bir görüntü. Kaynak: iç savafl sona erdiren 1989 Taif Antlaflmas yla anayasada gerçeklefltirilmifl olan de- iflikliklerle ülke günümüzdeki siyasi yap ya kavuflturulmufltur. Bu de iflikliklerle ülkede ço unluk durumundaki Müslümanlar n lehine baz düzenlemeler yap larak sosyal, dinî ve demografik yap ya uygun bir siyasi yap tesis edilmeye çal fl lm flt r. Buna göre baflbakan Sünni Müslümanlardan, cumhurbaflkan Maruni Hristiyanlardan ve Meclis Baflkan da fiii Müslümanlardan gelmektedir. Devlet baflkan alt y ll k süre için parlamento taraf ndan seçilmektedir. Böylece ülkenin yönetimi bu üç dini grubun elinde bulunmakta ve Sünniler, fiiiler ve Hristiyanlardan oluflan troyka ülkeyi yönetmektedir. Bat l yap daki siyasi partiler dini gruplar temelinde örgütlenmifl olup liderleri küçük siyasi ailelerin bafl ndaki kiflilerdir. 128 üyeli parlamento, genel oya dayal dört y lda bir yap lan seçimlerle belirlenmektedir. Seçim kampanyalar siyasi platformdan çok aileler temelinde yürütülmektedir. Bat l standartta çok partili demokratik bir fiekil 1.17 cumhuriyet olan srail in siyasal sistemi klasik bir parlamenter demokrasidir. Devlet bafl- srail in yasama organ Knesset binas. kan yedi y ll k bir dönem için parlamento (Knesset) taraf ndan seçilmektedir. Yürütmenin bafl konumundaki baflbakan ise do rudan halk n oylar yla seçilmekte ve seçmenlerin yar s n n oyunu almas gerekmektedir. Tek meclisli yasama organ, üyeleri genel seçimle belirlenen 120 sandalyeli Knesset tir. Orta Do u ülkelerinin siyasi yap lar çeflitlilik arz etmekte olup temelde cumhuriyet rejimleri ile monarflik rejimler fleklinde bir ayr ma gidilebilmektedir. Monarflik sistemlerin bir k sm anayasal monarfli olup nispeten s n rl ve anayasaya dayal, temsili kurumlar n bulundu u, halk n belli ölçüler içerisinde siyasal sürece kat labildikleri sistemlerken geleneksel monarfli olarak ifade edilen ve belli ailelerin iktidar ellerinde tutup yönetime hakim bulunduklar ülkelerde halk n siyasi sürece kat l m n mümkün k lan kurumlar ve süreçler fiekil 1.18 bulunmamaktad r. Bu tür ülkelerde iktidarlar anayasa yoluyla de il geleneksel yap ve kurumlarla s - n rlanmakta olup sistemin keyfili e ve torotitarizme kaymas her zaman söz konusu olmaktad r. Modern siyasi sistemlerin en belirgin niteli ini oluflturan temsil olgusundan uzak olan sistemlerde çok s n rl bir çerçevede ve ço u yerde dan flma amaçl iflleyen kurumlar n fazla bir etkinli i bulunmamaktad r. Cumhuriyet sistemleri saf nda yer alan ülkelerde de bir standart yap n n söz konusu olmad gözlenmektedir. ran, Irak, M s r ve Yemen gibi ülkelerde darbe veya devrim sonras nda cumhuriyet rejimine geçilmifltir. srail, Lübnan, Suriye ve Türkiye bafl ndan beri cumhuriyet fleklinde örgütlenen sistemlere sahiptirler. Cumhuriyet sistemlerinden

29 1. Ünite - Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s 23 Irak ta iktidar, 2003 y l nda ABD ve müttefiklerinin iflgaline kadar, ülkenin tek siyasi partisi olan Baas Partisinin elinde kalm flt r. Yeni dönemde demokrasinin kurulmas yönünde önemli aflamalar geçilmifltir. ran da ise henüz siyasi partilerin faaliyetlerine izin verilmifl de ildir. Buna karfl l k Türkiye, srail, M s r, Yemen, Lübnan ve Suriye de ise birden çok parti bulunmakta ve ülke yönetiminde partiler önemli roller oynamaktad rlar. Ne var ki her bir cumhuriyette partilerin Bat l standartlarda örgütlendikleri, siyasi hayatta etken olduklar ve demokratik bir ortamda ifllev gördüklerini söylemek çok zordur. Suriye de bir tür tek parti sistemini ça r flt ran hakim parti sistemi, Lübnan da dini topluluklar ve belirli aileler temelinde örgütlenmifl bir parti sisteminin oldu u gözlenmektedir. Arap bahar olarak ifade edilen geliflmelerin Orta Do u da ne tür SIRA sonuçlara S ZDE yol açt n araflt r n z. 2 Orta Do u ülkelerinin siyasi sistemleri her ne kadar çeflitlilik gösterse de hepsinde ortak olan flu ki modern dönemle birlikte tümünde monarflileri ve cumhuriyetleri s n rland rmaya yönelik anayasac l k hareketleri, halk n siyasi süreçlere kat l m n sa lamak amac yla temsil ve dan flma kurullar, geliflmifl sistemlerin en te- mel kurumlar olan seçimler ve partiler yönünde giderek art n bir e ilim bulunmaktad r. Anayasas z, seçimsiz ve partisiz çok az ülke vard r ve bu ülkeler de de- mokratikleflme yönünde bir bask ile karfl karfl yad rlar. Bölgedeki ülkelerde görülen temsili veya dan flma niteli indeki kurullar n adlar nda öne SIRA ç kan S ZDE flûrâ, meclis gibi kavramlar n geleneksel ve kültürel bir dayana a sahip olmalar, bölgede egemen slam kültüründe meflveret ve flûrâ n n tavsiye edilmifl ve önemsenmifl AMAÇLARIMIZ yöntemler olmalar, bölge ülkelerinin temsili sisteme geçmelerinde olumlu ve AMAÇLARIMIZ önemli katk s olan bir zemin oluflturdu u söylenebilir y l nda önce Tunus ta, arkas ndan M s r, Suriye ve di er baz ülkelerde ortaya ç kan demokratik K T A P siyasal reform talep eden kitlesel hareketler ciddi sonuçlar yaratm flt r. Tunus, Yemen ve M - K T A P s r da yöneticilerin iktidardan uzaklaflmalar na ve yeni bir yap lanmaya zorlam fllard r. M s r da bu süreçte yap lan seçimler sonunda halk n tercihleri TELEV ZYON bu biçimde parlamentoya yans m flt r. Suriye de ciddi iç kar fl kl klara yol açan muhalif gösteri ve TELEV ZYON hareketler sistemin daha da otoriterleflmesine yol açarken baz ülkelerde k smen reformlara öncülük etmifltir. So uk Savafl n sona ermesiyle h zlanan demokratikleflme hareketleri, 2010 lu y llar n bafl nda Orta Do u bölgesini NTERNET de etkilemifl ve siyasi reformlar yönünde dönüfltürücü etkide bulunmufltur. Önümüzdeki y llarda NTERNET anti-demokratik rejimlerin yerini demokratik sistemlere b rakma yönünde geliflmelere flahit olaca m z aç kt r. fiekil 1.19 Halk gösterileri sonunda 33 y ll k iktidar n terk etmek zorunda kalan Ali Abdullah Salih. Kaynak: com.tr/haber.

30 24 Orta Do uda Siyaset Özet A MAÇ 1 Orta Do u kavram n n modern dönemin ve dünyay Bat y merkeze alarak yap lan kavramlaflt rman n bir ürünü olarak ortaya ç kt n, içeri inin kullan c s na göre de iflti ini, genellikle dar ve genifl anlamda terkipleriyle birlikte kullan lmakta oldu u Orta Do u kavram ilk defa 20.yüzy l n bafllar nda Amerikal stratejist A. T. Mahan taraf ndan Arabistan ile Hindistan aras ndaki bölgeyi ifade etmek için kullan lm flt r. Onu takiben V. Chirol Basra Körfezi için kullanm fl ve A. Hamilton kavram bilim dünyas na tafl m flt r. kinci Dünya Savafl na kadar kullan m s n rl kalan Orta Do u kavram savafltan sonra yayg nl k kazanm fl olup savafl y llar nda baz idari ve askeri birimlerin tesisinde de kullan lm flt r. Daha önce Bat dünyas na yak n do udaki öteki yerleri anlatmak için kullan lan Yak n Do u kavram n n yerine giderek Orta Do u kullan lmaya bafllanm flt r. Bununla birlikte Orta Do u kavram n n kapsam netlik kazanmam fl olup genellikle kullan c s na göre baz farkl l klar göstermektedir. Kapsam n belirsizli i nedeniyle bu kavram n terkipleriyle birlikte de kullan lmakta oldu u görülür. Kuzey Afrika ve Orta Do u ile Yak n ve Orta Do u öne ç kan terkiplerdir. Bölgenin kültürel niteli ini merkeze alarak kullan ld nda Fas tan Endonezya ya kadar uzanan ve slam kültürünün egemen oldu u bölge bazen en genifl anlamda bu kavramla ifade edilmektedir. Bununla birlikte literatürde dar anlamda Orta Do u kavram n n kapsam na M s r, Arap Yar madas, Körfez ülkeleri, ran ve Türkiye dahil edilmektedir. Bununla birlikte bazen Pakistan ve Afganistan n da dahil edildi i daha genifl anlamda kullan ld da görülür. ngilizcede ortaya ç kan Orta Do u kavram n n birebir tercümeleri di er dillerde yayg nl k kazanm flt r. Türkçede önce Orta fiark olarak kullan lan kavram günümüzde Orta Do u olarak Arapçada da el-fiarkü l-evsat, Frans zcada da Moyen Orient fleklinde kullan lmaktad r. Uluslararas örgütlerde ve yay nlarda ise standart bir kullan m bulunmamaktad r. Birleflmifl Milletler in baz yay nlar nda Orta Do u nun yerine Bat Asya kavram n n tercih edildi i görülür. A MAÇ 2 Orta Do u nun dünyan n en eski medeniyet merkezlerinden biri oldu u ve evrensel dinlerin burada do up dünyaya buradan yay ld klar, bu dinlerin kutsal merkezlerinin bu bölgede bulunmas nedeniyle bütün dünyan n bak fl n n bölge üzerinde oldu u Orta Do u bölgesi bir bak ma medeniyetler befli i konumundad r. Do u ile Bat n n buluflma noktas olan bölge tarih boyunca önemli ticaret yollar n n geçifl yeri, kültürlerin ve ticari mallar n mübadele merkezi, inançlar n ve düflüncelerin buluflma bölgesi olarak ço ulcu kimli i ile öne ç km flt r. Tarihin her döneminde büyük güçlerin hakimiyet kurmaya çal flt Orta Do u da Emeviler, Selçuklular, Osmanl lardan sonra ngiliz ve Frans zlarla kinci Dünya Savafl ndan sonra Amerika Birleflik Devletleri ile Sovyetler Birli- i nin hakimiyetleri söz konusu olmufltur. Modern dönemde petrolün bulunmas yla Orta Do- u nun kültürel ve dini önemine ekonomik ve stratejik önem de eklenmifltir. Dünyan n en eski yerleflim yerleri olan Mezopotamya ve Nil vadisindeki Asur, Babil, Akad, Sümer gibi flehir devletleri bölgenin tarihsel önemini ileriye tafl m flt r. Evrensel dinlerin do du u merkezler bu bölge olup bu dinlerin taraftarlar nca her y l ziyaret edilmektedir. slamiyetin indirilmeye baflland Mekke ve Peygamber in vefat etti i ve türbesinin bulundu u Medine burada olup her y l milyonlarca Müslüman taraf ndan ziyaret edilmektedir. Di er yandan Hristiyanl k ve Musevilik de Filistin topraklar nda do mufl ve buradan dünyaya yay lm flt r. Kudüs her üç din için en önemli merkezlerden biridir. Bu bölgede yaflanan Haçl Seferleri ile günümüzdeki Arap- srail çat flmas n n arka plan nda bölgenin dinler için ifade etti i önem yatmaktad r.

31 1. Ünite - Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s 25 A MAÇ 3 Mevcut enerji kaynaklar n n yaklafl k dörtte üçünün bu bölgede bulunmas nedeniyle bölgenin artan stratejik önemi, petrol üreticisi ülkelerin yüksek refah düzeyleri ile petrol üreticisi olmayan ülkelerin ekonomik yap lar aras nda ciddi farkl l klar n varl ile bunun yol açt sosyal ve ekonomik sorunlar n bulunmas Orta Do u özellikle modern dönemde sahip oldu u enerji kaynaklar ile öne ç km flt r. Petrol ve do al gaz kaynaklar n n yaklafl k dörtte üçünün bölge ülkelerinde bulunmas, bu kaynaklara ihtiyaç duyan sanayi ülkeleri aç s ndan çok önemli hale getirmifltir. Bu nedenle 20.yüzy lda süper güçlerin çat flma alanlar ndan biri hâline gelmesi anlafl lmaz bir durum de ildir. Ne var ki petrol üreticisi ran, Irak, Suudi Arabistan ile Körfez Ülkelerinin petrolden kaynaklanan yüksek gelirleri halk n refah düzeyini art r rken petrol üretici olmayan M s r, Yemen, Filistin, Suriye gibi ülkelerin refah seviyeleri nispeten geri durumda kalm flt r. Türkiye petrol üreticisi olmamas na ra men son y llarda sanayide kaydetti i geliflmelerle millî gelirini sürekli olarak gelifltiren ülke olmufl ve bölgenin en büyük ekonomisine sahip ülke hâline gelmifltir. Ödemeler dengesi aç s ndan ülke ekonomilerine bak ld nda petrol üreticisi ülkelerin pozitif, di erlerinin ise negatif de- er verdikleri görülmektedir. Bölge ülkelerinde tar m yap labilen arazinin çok s n rl olmas milli gelirde tar m n pay n azaltmaktad r. Fert bafl na düflen milli geliri en düflük ülkeler Filistin, M s r ve Yemen ile en yüksek olan Katar, Kuveyt ve Birleflik Arap Emirlikleri aras nda k rk mislinden fazla farkl l n bulunmas bölge ülkeleri aras ndaki refah düzeyi farkl l n ortaya koymaktad r. A MAÇ 4 Orta Do u nun siyasal, sosyal ve ekonomik bak mdan z tl klar bar nd ran, demokratik sistemlerin s n rl kald, monarflilerin halk hareketleri karfl s nda demokratikleflme sürecine girmeye zorland klar ve bu yöndeki geliflmelerin Arap bahar diye isimlendirildi i Orta Do u siyasal bak mdan otoriter sistemlerin hakim oldu u bir bölge olarak bilinmektedir. Bölge 20.yüzy l n bafllar nda ngiltere ve Fransa n n hâkimiyeti alt na girdi inde yapay flekilde oluflturulmufl ülkelerin ve rejimlerin tutunmalar için büyük güçler destek vermifl ve menfaatlerini gözetmifllerdir. kinci Dünya Savafl ndan sonra ba ms zl klar n elde eden ülkeler geleneksel otoriter sistemlerini ayakta tutmaya gayret etmifl ve demokratikleflme yönünde ciddi bir gayret içinde olmam fllard r. So uk Savafl n sona ermesinden sonra küresel düzeyde yayg nl k kazanan demokratikleflme hareketi bölgeye çok geç gelmifltir. Arap bahar olarak ifade edilen artan halk hareketleri ve demokratikleflme talepleri baz ülkelerde rejimlerin ve otoriter yöneticilerin de iflmesine yol açm fl, bu çerçevede temsili kurumlar ve seçimler gündeme gelmifltir. Bölgede Türkiye ve srail Bat l anlamda demokratik bir sisteme sahipken ran, Irak, Suriye, M s r gibi cumhuriyetler henüz demokratikleflebilmifl de iller. Monarflilerden Ürdün gibi bir k sm anayasal monarfli iken bir k sm ne anayasaya ne de temsili kurumlara sahiptir. Ancak zaman içindeki geliflmelere dikkate al nd nda temsili kurumlar n ve halk n seçme hakk n elde etmesi yönünde bir geliflmenin oldu u gözlenmektedir. Geleneksel yap larla modern temsili kurumlar n ve sistemlerin bütünlefltirilmesi çerçevesinde baz geliflmeler dikkat çekmektedir.

32 26 Orta Do uda Siyaset Kendimizi S nayal m 1. Tarihte ilk defa Orta Do u kavram n National Review dergisinde yay nlanan bir yaz s nda kullanan A. Thayer Mahan, bu kavram hangi anlamda kullanm flt r? a. Arap yar madas n ifade etmek için. b. Arap yar madas yla Hindistan aras ndaki bölgeyi anlatmak için. c. Basra Körfezini anlatmak için. d. Kuzey Afrika dan Endonezya ya kadar uzanan bölgeyi anlatmak için. e. Anadolu yar madas ile Levant bölgelerini anlatmak için. 2. Birleflmifl Milletler in Nüfus Y ll klar nda (Demographic Yearbook) Orta Do u kavram n n yerine hangi kavram kullan lmaktad r? a. Bat Asya (Western Asia) b. Yak n Do u (Near East) c. Kuzey Afrika ve Orta Do u (North Africa and Middle East) d. Yak n ve Orta Do u (Near and Middle East) e. Uzak Do u (Far East) 3. Afla dakilerden hangisi petrol ihracatç s bir ülke de ildir? a. Suudi Arabistan b. Suriye c. Irak d. Kuveyt e. ran 4. Afla daki ifadelerden hangisi do ru de ildir? a. Orta Do udaki nüfus temelde Samiler, Turaniler ve Hint-Avrupa kökenliler olmak üzere üç etnik gruba ayr lmaktad r. b. Araplar ve braniler Sami grupta yer al rlar. c. Türkiye, ran ve srail de Arap olmayanlar ço- unluktad r. d. ranl lar Turani grubun ço unlu unu olufltururlar. e. Ermeniler, Kürtler ve Rumlar Hint-Avrupa grubu içinde yer al rlar. 5. Orta Do unun jeokültürel bak mdan dünyadaki önemini art ran temel faktör afla dakilerden hangisidir? a. slamiyet, Hristiyanl k ve Musevili in bu bölge topraklar nda do mufl ve buradan dünyan n her taraf na yay lm fl olmas. b. Tarihsel ticaret yollar n n bu bölgeden geçiyor olmas. c. Dünyan n en önemli kanallar ndan olan Süveyfl Kanal n n bu bölgede bulunmas. d. Mevcut enerji kaynaklar n n önemli k sm n n bu bölgede bulunmas. e. Arapçan n bölgede yayg n dil olmas. 6. Nüfus büyüklü ü aç s ndan büyükten küçü e do ru s raland nda Orta Do unun ilk üç ülkesi hangidir? a. M s r, Türkiye, ran. b. Türkiye, M s r, ran. c. Türkiye, ran, M s r. d. ran, Türkiye, M s r. e. M s r, ran, Türkiye 7. Hariciye mezhebinin alt kollar ndan biri olan badiye ye mensup olanlar hangi ülkede nüfusun ço unlu- unu oluflturmaktad r? a. Umman b. Yemen c. Suudi Arabistan d. Körfez ülkeleri. e. Filistin 8. Birinci Danya Savafl ndan sonra Osmanl Devletinin Orta Do u dan çekilmesi üzerine ngiltere ve Fransa bölgeyi hangi antlaflma hükümlerine göre aralar nda paylaflm fllard r? a. San Remo Antlaflmas. b. Sykes-Picot Antlaflmas. c. Mondoros Mütarekesi. d. Sevr Antlaflmas. e. Versey Antlaflmas.

33 1. Ünite - Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s 27 Okuma Parças 9. So uk Savafl döneminde Orta Do udaki bloklaflmalar n bir sonucu olarak 1958 y l nda Birleflik Arap Cumhuriyeti hangi devletler aras nda kurulmufltur? a. M s r, Suriye, Lübnan. b. M s r, Suudi Arabistan. c. Yemen, Umman, M s r. d. M s r, Suriye. e. Irak, ran, Türkiye. 10. Arap bahar sürecinde ülkesinde otoriter yönetime karfl protesto ve halk gösterilerinin yayg nlaflmas nda ve kad n haklar n n savunulmas nda oynad aktif rol nedeniyle 2011 y l nda Nobel bar fl ödülü verilen üç kad ndan biri olan gazeteci Tevekkül Karman hangi ülke vatandafl d r? a. Tunus b. M s r c. Bahreyn d. Suriye e. Yemen srail e yerleflen Yahudiler büyük bir ço unlukla Hristiyan ve slam uygarl ülkelerinden gelmifllerdir. Ve bunlar n geldikleri ülkelerin uygarl klar n ve bu arada onlar n kimlik görüfl ve tan mlamalar n getirmeleri kaç n lmazd. srail i ziyaret etmifl olan herkes, örne in Berlin Yahudileri ile Ba dat Yahudileri aras ndaki fark Yahudiliklerinde de il, birinin Alman, di erinin Irak Arap kültüründe görecektir. Eflkenazi ve Safarid Yahudiler aras nda sözü çok edilen ayr l k sadece ritüel farkl l klar na iliflkindir ve bunun dini ya da hukuki bir önemi yoktur. Baz lar n n bu farkl l n son zamanlarda moda olan terimlerle Avrupa-Amerika ve Afrika-Asya Yahudileri aras ndaki çat flmadan ç kt n aç klamalar da do ru de ildir. Gerçekten kesin olan çizgi, terimleri dini de il de uygarl k ba lam nda kullan rsak Hristiyan Yahudiler ve Müslüman Yahudiler aras ndad r. srail e gelen Yahudi göçmenler geldikleri ülkelerden o ülkelerin kültürlerini de getirdiklerinden aralar nda anlaflmazl k ve hatta çat flma kaç n lmazd. Kaynak: (Bernard Lewis, Orta Do u nun Çoklu Kimli- i, (Tercüme: Mehmet Harmanc ), stanbul, Sabah Yay nlar, 1998, s.30-31)

34 28 Orta Do uda Siyaset Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 1. b Yan t n z yanl fl ise Orta Do u Kavram n n Ortaya Ç kmas ve Yayg nlaflmas konusunu yenidene gözden geçiriniz. 2. a Yan t n z do ru de il ise Orta Do u Kavram - n n Belirsizli i ve Farkl Kullan m Kal plar konusunu gözden geçiriniz. 3. b Yan t n z yanl fl ise Orta Do u nun Ekonomik Yap s konusunu gözden geçiriniz. 4. d Yan t n z do ru de il ise Orta Do u nun Demografik Yap s konusunu bir kez daha gözden geçiriniz. 5. a Yan t n z yanl fl ise Orta Do u nun Demografik Yap s konusunu gözden geçiriniz. 6. a Yan t n z yanl fl ise Orta Do u nun Demografik Yap s konusunu gözden geçiriniz 7. a Yan t n z yanl fl ise Orta Do u nun Demografik Yap s konusunu gözden geçiriniz. 8. b Yan t n z yanl fl ise Orta Do u Siyasi Co rafyas konusunu gözden geçiriniz. 9. d Yan t n z do ru de il ise Orta Do u Siyasi Co rafyas konusunu gözden geçiriniz. 10. e Yan t n z yanl fl ise Orta Do u da Cumhuriyetler konusunu yeniden gözden geçiriniz. S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 Orta Do u ülkeleri aras nda federatif yap ya sahip tek ülke olan Birleflik Arap Emirlikleri bölgedeki yedi emirlikten meydana gelen bir federasyondur. Federasyonu oluflturan emirlikler Abu Dabi, Dubai, fierce, Resü l- Hayme, Acman, Fuceyre, Ummü l-kayveynd r. Abu Dabi federasyonun yönetim ve sanayi merkezidir. Abu Dabi Emiri fieyh Khalifa bin Zayed al-nahyan, 2004 y l ndan beri ülkenin ve Abu Dabi nin emiridir. Ülkenin ikinci büyük flehri ve emirli i Dubaidir. Dubai nin yöneticisi fieyh Muhammed bin Rashid al-maktum ayn zamanda ülkenin Baflbakan konumundad r. ngiltere nin Güneydo u Asyaya giden ticaret yolunu emniyet alt na almak için 1820 y l nda bölgedeki emirliklere zorla imzalatt Genel Bar fl Antlaflmas ile buraya yerleflmesinden sonra 1863 te Denizlerde Kal c Ateflkes Antlaflmas imzalanmas ndan sonra bölgedeki k y - lara Ateflkes K y lar ad verildi y l ndan 1947 y l - na kadar bölge ngiliz Do u Hindistan fiirketi, 1947 den ba ms zl n kazand 1971 y l na kadar da ngiliz D - fliflleri Bakanl taraf ndan yönetildi. ngiltere bölgeden çekilince bölgedeki yedi emirlik birleflerek Birleflik Arap Emirliklerini kurdular. Ülkedeki en üst siyasi otorite olan Federal Yüksek Konsey (Supreme Council) 7 Emir den oluflmaktad r. Bu Konsey federal yasalar onamakta, üyeleri aras ndan Devlet Baflkan n, Baflbakan ve Bakanlar seçmektedir. Abu Dabi Emiri Devlet Baflkan, Dubai Emiri ise Devlet Baflkan Yard mc s ve Baflbakan olmaktad r. Al nan kararlar n Abu Dabi ve Dubai Emirleri ve en az üç di er Emir taraf ndan onaylanmas gerekmektedir. Federal Ulusal Konsey in 40 üyesi; 7 Emir taraf ndan iki y ll k dönem için atanmaktad r. Konsey de Bakanl klar n politikalar tart fl lmakta olup al nmas gereken önlemler hakk nda üyeler görüfl ve tavsiyelerini dile getirmektedir. Ayr ca hükümet taraf ndan haz rlanan federal yasa tasar lar görüflülmekte ve öneriler sunulmaktad r. Birli i oluflturan yedi emirlikten en önemlisi ve en büyü ü olan Abu Dabi Emirli i, ülke topraklar n n yaklafl k %86 s n, ülkenin ikinci büyük emirli i olan Dubai %5 ini kaplamaktad r. Ülke nüfusunun yaklafl k üçte biri Abu Dabi de yaflamaktad r.ticaret, sanayi, kültür ve siyasetteki etkinlik aç s ndan Abu Dabi ile Dubai emirlikler aras nda önde yer almaktad rlar. S ra Sizde 2 Tunus, M s r, Libya, Suriye, Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemen de güçlü flekilde; Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fasta ise küçük çapta olmak üzere nerede ise tüm Arap Dünyas nda baflgösteren mitingler, protestolar ve halk ayaklanmalar Arap bahar olarak adland - r lm flt r. Söz konusu protestolar, kötü hayat flartlar, ekonomik s k nt lar ile siyasi yozlaflma, bask c yönetim ve baflta ifade özgürlü ü olmak üzere temel haklar n önüne konulmufl engeller gibi pek çok sorun sonucunda patlak vermifltir. Önce Tunus ta 18 Aral k 2010 tarihinde Muhammed Buazizi nin kendini yakmas yla bafllam flt r. Ard ndan benzer sorunlar yaflayan M s r, Yemen, Cezayir ve Ürdün gibi ülkelere yay lm flt r. Bu ayaklanmalar ve gösteriler Tunus, Yemen ve M - s r da baflar göstermifltir. Tunus ta 23 y ld r yönetimde olan Zeynel Abidin Bin Ali, M s r da 30 y ld r iktidar elinde tutan Hüsnü Mübarek ile Yemen de 33 y ld r iktidarda olan Ali Abdullah Salih görevlerini b rakmak zorunda kalm fllard r. Otoriter liderlerin iktidardan uzaklaflmalar yla her üç ülkede de demokratik süreçler iflle-

35 1. Ünite - Orta Do u Neresi? Orta Do u nun Demografik, Ekonomik ve Siyasi Yap s 29 meye bafllam fl olup demokratik düzenin tesisi yönünde önemli geliflmeler yaflanm flt r. Yap lan seçimler sonunda muhalefetin de temsil edildi i temsil kurullar oluflmufl, demokratik yönetimlerin kurulmas ve eski yöneticilerin yarg lanmalar yönünde ad mlar at lm flt r. Buna karfl l k di er ülkelerin bir k sm nda muhalif hareketlerin bast r lmas yönünde silahl güçler kullan l rken bir k sm nda da otoriter sistemlerin reformu yönünde ad mlar at lm flt r. Yararlan lan Kaynaklar Bernard Lewis, Orta fiark n Tarihi Hüviyeti, Ankara Üniversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, XII, Bernard Lewis, Orta Do u nun Çoklu Kimli i, (Tercüme: Mehmet Harmanc ), stanbul, Sabah Yay nlar, Bernard Lewis, The Middle East/2000 Years of History From the Rise of Christianity to the Present Day, London, Wiedenfeld & Nicolson, C. A.O. Van Nieuwenhuijze, Sociology of the Middle East A Stocaktaking and Interpretation, Leiden, E. J. Brill, Davut Dursun, Afrika/Tarih, Türkiye Diyanet Vakf slam Ansiklopedisi, Cilt: I. stanbul, Türkiye Diyanet Vakf Yay nlar, Davut Dursun, Asya/Tarih/Sömürgecilik Dönemi ve Ba ms zl k, Türkiye Diyanet Vakf slam Ansiklopedisi, Cilt:3, stanbul, Türkiye Diyanet Vakf Yay nlar, Davut Dursun, slam Dünyas nda Entegrasyon Hareketleri, stanbul, flaret Yay nlar, Davut Dursun, Ortado u Neresi?, stanbul, nsan Yay nlar, Dominique Lapierre-Larry Collins, Kudüs Ey Kudüs, Çev. Ayd n Emeç, stanbul, E Yay nlar, Don Peretz, The Middle East Today, New York-Chicago, 1978, htm#top https://www.cia.gov/library/publications/the-worldfactbook/geos/eg.html International Marketing Data and Statistics 2001, London, Eromonitor, Leila Hilal, Charting Transitions in the Middle East: Lessons Learned from Tunusia and Egypt, Insight Turkey, Vol. 14, No:2, 2012, s Mahmt Dikerdem, Ortado u da Devrim Y llar (Bir Büyükelçinin An lar ), stanbul, Cem yay nevi, Marwan R. Buheiry, The Formation and Perception of the Modern Arab World, The Darwin Press, Princeton, New Jersey, Murat A ar, slam Co rafyac l ve Müslüman Co rafyac lar/do uflu Geliflimi ve Temsilcileri, stanbul, Kitabevi Yay nlar, P. J. Vatikiotis, Conflict In The Middle East, London, George Allen &Unwin Ltd., Peter Beaumont, The Middle East: A Geographical Study, New York-Toronto-Brisbane, John Wileyand Sons Ltd., R. B. Serjeant, The Religions of the Midodle East and North Africa/ Islam, The Middle East and North Africa 2002, 48 th edition, London, Europa Publications, Roderic H. Davison, Where Is The Middle East?, Foreign Affairs, Vol. 38, New York Saad Eddin brahim, The Urbanization in The Arab World: The Need For an Urban Strategy, Arab Society/ Social Science Perspectives, (Ed. N. S. Hopkins- S. E. brahim), Cairo, Salim Nasr, Orta Do u da Kent Toplumu ve Geleneksel Sosyal Yap lar/ Beyrut, fiam ve Ba dat, (Trc.: Davut Dursun), Orta Do u Neresi içinde, stanbul, nsan Yay nlar, 1995, s The Economist Intelligence Unit, Lebanon:/Country Profile 2002, London, The Economist Intelligence Unit, Oman/Country Profile 2002, London, The Economist Intelligence Unit, Yemen/Country Report February 2003, London, UN, United Nations Demographic Yearbook/Nations Unies Annuaire démographique, New York UN, UNCTAD Handbook of Statistic 2011, New York- Geneve, Y ld zhan Yayla, Anayasa, Türkiye Diyanet Vakf slam Ansiklopedisi, Cilt: III, stanbul, TDV Yay nlar, 1991.

36 2ORTA DO UDA S YASET Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; Lübnan, Suriye, Irak ve M s r da ba ms zl k beklentisinin nas l manda yönetimiyle sonuçland n anlayabilecek, ngiliz sömürgecili inden ba ms z devlete uzanan süreçte Ürdün ve Suudi Arabistan daki geliflmeleri aç klayabilecek, Osmanl sonras süreçte Yemen in nas l bir türlü istikrar kazanamad hakk nda bilgi sahibi olacak, Safevilerden günümüze ran daki siyasal geliflmeleri anlayabilecek, Körfez ülkelerinden Kuveyt, BAE, Katar ve Bahreyn deki sömürgecilik sonras süreci analiz edebileceksiniz. Anahtar Kavramlar Ulusal Pakt 14 Mart ttifak 8 Mart ttifak Zaimlik Sykes-Picot Anlaflmas San Remo Anlaflmas Vahhabizm badilik çindekiler Orta Do uda Siyaset 20. Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a G R fi LÜBNAN: BA IMSIZLIK BEKLENT S MANDAYA DÖNÜfiÜYOR OSMANLIDAN BAAS A UZANAN SUR YE DE ZORLU SÜREÇ ÜRDÜN: NG L Z SÖMÜRGES NDEN BA IMSIZ DEVLETE MISIR DA NG L Z YÖNET M VE SONRASI YEMEN: OSMANLI SONRASI ST KRARSIZ B R ÜLKE IRAK: SÖMÜRGEDEN BA IMSIZLI A RAN: SAFEV LERDEN GÜNÜMÜZE SUUD ARAB STAN: PETROLÜN S YASAL GÜCÜ KUVEYT: ZENG N AMA GÜVENS Z D ER KÖRFEZ ÜLKELER : BAE, UMMAN, KATAR VE BAHREYN

37 20.Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a G R fi Yaklafl k 400 y l boyunca Osmanl mparatorlu u nun denetiminde kalan Orta Do- u halklar, Birinci Dünya Savafl n n sa lad konjonktürden yararlanarak ba ms zl klar na kavuflmak isterken, onlar n bu beklentisi ngilizler taraf ndan maniple edilmifl ve savaflta dengeyi kendi lehlerine çevirmek için de erlendirilmiflti. ngiliz hükûmeti, Osmanl n n bölgeden çekilmesi sonras nda ba ms z Arap devletleri kurulaca konusunda Müslüman Arap halklar büyük beklentiye sokarak onlar n deste ini almay baflarm flt. Ancak 1920 Paris Konferans ve ayn y l n Nisan ay nda San Remo da düzenlenen konferans bölge halklar için tam bir hayal k r kl anlam na geliyordu. Sonuçta 1882 de henüz Osmanl Devleti nin bir parças iken iflgal ederek fiili denetimine ald M s r gibi, Filistin, Lübnan, Irak, Suriye ve Ürdün, manda yönetimi ad alt nda Fransa ve ngiltere nin sömürgesi hâline gelmekteydi. Zaten Körfez ülkeleri, 1880 li y llardan itibaren ikili koruma anlaflmalar ad alt nda ngiliz himayesini kabul etmek zorunda b rak lm fllard. Ba ms zl klar na kavuflmalar ise y llar alacak; baz lar 1961 de baz lar ise bundan on y l sonra 1971 de ba ms zl klar na kavuflacaklard. Orta Do u ülkelerinden Suudi Arabistan ise 1932 de ba ms z olmakla beraber fiilen daha uzun y llar, önce ngilizlerin daha sonra da ABD nin fiilî sömürgesi hâline gelecekti. LÜBNAN: BA IMSIZLIK BEKLENT S MANDAYA DÖNÜfiÜYOR 1516 dan 1918 e kadar Osmanl mparatorlu u nun egemenli inde kalan ve bu süre zarf nda zaman zaman yaflanan Marunî-Dürzi çat flmalar d fl nda göreli bir istikrar n söz konusu oldu u Lübnan da Osmanl mparatorlu u nun Birinci Dünya Savafl n n sona ermesi üzerine bölgeden çekilmesi gündeme geldi inde Müslümanlar ba ms zl k beklentisine girerken, Marunîler manda yönetimini tercih ettiklerini ortaya koymufllard. Nitekim Araplar n muhalefetine ra men Müttefikler Yüksek Konseyi 24 Nisan 1920 de San Remo da ( talya da) vard mutabakatla Suriye nin (ve Lübnan n) Frans zlar n manda rejimi alt na al nmas n kararlaflt rm flt. Bu durum ngilizlerle Osmanl ya karfl ittifak iliflkisine girmifl olan Araplar hayal k r kl na u ratm flt. Araplar n beklentilerini 1920 Mart nda Suriye Ulusal Kongresi taraf ndan Suriye Kral ilan edilen Faysal n buna tepki göstermesi üzerine 1920 Temmuz unda harekete geçen Frans z güçleri Suriye de Faysal n egemenli ine son vermifltir.

38 32 Orta Do uda Siyaset San Remo Paylafl m Anlaflmas do rultusunda Fransa n n 1920 de Suriye den Faysal ç kararak denetim sa lamas yla beraber bu devletin Suriye ve Lübnan daki denetimi de bafllam fl oldu. Frans zlar ngilizlerden farkl olarak dolayl bir yönetim yerine bütün yönetim kademelerine Frans zlar n yerlefltirildi i do rudan yönetimi tercih ederek yerli halk n bürokrasiye kat l m na izin vermediler. Dolay s yla Frans zlar n 1946 da tamamen çekilmesine kadar parlamenter bir sistem yerlefltirilmeye çal fl lm flsa da yerel anlamda halk n kat l m ndan yoksun oldu undan, bunun meflruiyeti de söz konusu de ildi. Fransa, geçici bir manda yönetimi oluflturmak yerine kal c bir egemenlik kurmak amac yla hareket etti i için böl ve yönet yöntemine baflvurarak Suriye ve Lübnan daki ulusal birli i sa lamak ve güçlendirmek yerine etnik, dinî ve mezhepsel farkl l klar olabildi ince derinlefltirmeye çal flt. Fransa bu do rultuda ilk uygulamay 1920 de ayr bir Lübnan Devleti oluflturarak yapt. Daha ziyade Lübnan Da olarak bilinen bölgeye özgü olan Mutasarr fl a Akdeniz k y s nda bulunan Trablus, Sayda, Sur ve Beyrut u da ekledi. Bunun yan nda oldukça verimli bir bölge olan Bekaa Vadisini Suriye den ay rarak onu da Lübnan s n rlar na dâhil etti. Fransa bölgede manda yönetimini tesis ederken Marunî nüfusu korumay amaçlad n öne sürmekteydi. Oysa Büyük Lübnan n s n rlar n yeniden belirlerken dâhil edilen Müslüman bölgeleriyle tüm Hristiyanlar n ülke içindeki nüfus oranlar % 50 nin alt na düflürülmüfltü. Böylece Müslüman ve Hristiyanlar aras ndaki geçmiflten gelen rekabet biraz farkl laflsa da günümüze kadar sürecek bir zemine oturtulmufl oluyordu. Lübnan bir Hristiyan topra olarak gören Marunîler, Frans zlardan ald klar destekle ülkenin ekonomik ve siyasal yaflam na hâkim olmaya çal fl p daha çok Bat yla iliflki kurmaya yönelerek Arap dünyas na s rt çevirirken, Müslümanlar Suriye ile birleflmeye çal flmakta ve kendilerini Arap Orta Do usu nun bir parças olarak SIRA görmekteydi. S ZDE Dolay s yla Lübnan n pek türdefl olmayan toplumsal yap s geçmiflte oldu u gibi yeni dönemde de ulusal birli in kurulmas n n önünde önemli bir engel olarak durmaktayd. Lübnan Da bölgesinde yaflayan Marunîler, fiuf Da bölgesinde yaflayan Dürzîler ve güney Lübnan da yaflayan fiiiler d fl ndaki di er unsurlar ülkede da n k bir flekilde bulundu undan, farkl din ve mezhepten olan insanlar n neredeyse yan yana yaflad bir görünüm ortaya ç km flt. Lübnan da bunlar n yan nda % 30 dolay ndaki Marunîlerin d fl nda, ülkede en kalabal k nüfusu oluflturan % 50 ye varan Sünni ve fiii Müslümanlar ile Müslüman nüfusu içinde say lan Dürzîler ve % 10 dolay ndaki Grek-Katolikler ve Grek-Ortodokslar ile % 5-10 dolay ndaki Katolik Ermeniler bulunmaktayd. Zaimlik olarak öne ç kan feodal bir yap n n söz konusu oldu u Lübnan da her mezhep ya da dinsel grup kendi içinde ayr bir örgütlenmeye sahip bulunmakta ve ülkede etkin ve siyasal gücü geçmiflten beri elin- AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ de bulunduran aileler ve bunlar n ileri gelenlerince yönlendirilmekteydi. K T A P TELEV ZYON NTERNET Orta Do u konusunda K T A P ayr nt l bilgi için flu çal flmaya bak labilir: Tayyar Ar, Geçmiflten Günümüze Orta Do u: Siyaset, Savafl ve Diplomasi. MKM Yay nc l k Fransa, TELEV ZYON Suriye den farkl olarak daha 1926 da kabul etti i bir anayasa ile Lübnan a parlamenter demokrasi ile yönetilen bir cumhuriyet görünümü vermifltir Anayasas ile Lübnan Cumhuriyeti, temsilin dinsel niteliklere göre belirlendi- i, önce iki, hemen bir y l sonra da tek kanatl hâle getirilen ve hâlen bu hâliyle NTERNET devam eden bir meclise sahip olmufltu. Çeflitli dinsel gruplar n temsilcileri aras n- MAKALE MAKALE

39 K T A P K T A P 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a daki bir uzlaflmay ifade eden 1943 teki Ulusal Pakt ile temsil ve yönetmeye iliflkin ilkeler kal c bir flekle dönüfltürülmekteydi. Buna göre baflbakan ve kabineyi atama gibi genifl yetkileri olan ve parlamento taraf ndan seçilmesi öngörülen cumhurbaflkan Hristiyan, baflbakan Sünni Müslüman, meclis baflkan ise fiii Müslüman olacakt Anayasas asl nda Lübnan n ba ms zl n öngörmedi i gibi, Fransa ile Lübnan yetkilileri aras ndaki bir anlaflmaya da dayanmamaktayd. Lübnan n savunmas ve d fl iliflkileri de zaten Fransa taraf ndan gerçeklefltirilmekteydi. Ayr ca Yüksek Komiserin parlamentoyu feshetme ve anayasay ask ya alma yetkisi bulunmaktayd. Ayr ca her bakanl kta bulunan Frans z dan flmanlar Lübnanl yetkililere fazla bir hareket alan b rakmamaktayd. Bütün bu s n rlamalara ra men Lübnan da ba ms z olmasa da bir anayasal çerçeveye oturan ve seçimle oluflan bir parlamentonun söz konusu oldu u özerk bir yap vard. Fransa, 1936 da Suriye ile oldu u gibi Lübnanl yetkililerle de ba ms zl a iliflkin bir antlaflma imzalad. Antlaflmaya göre Fransa tüm Manda haklar n Lübnanl yetkililere devredecekti. Bu geliflmenin ard ndan ba ms zl k havas na giren Lübnan Meclisi 1937 de toplanarak Emile Edde yi cumhurbaflkanl na seçti. Edde, baflbakanl a bir Müslüman olan Hayreddin Ahdab atayarak cumhurbaflkan n n Marunî, baflbakan n ise Sünni Müslüman olmas do rultusundaki gelene i bafllatm fl oldu. Oluflturulan bu gelenek bir de iflikli e u ramadan günümüze kadar devam etmifltir. 33 Lübnanl Müslüman ve Hristiyan liderler aras nda 1937 de bafllat lan bir gelene e dayanan, fakat kurumsal nitelik kazanmas 1943 teki Ulusal Pakt la söz konusu olan uzlaflma- ya göre, cumhurbaflkan Hristiyan, baflbakan Müslüman olacakt. Ulusal mecliste temsil 6 ya 5 (6 Hristiyan a karfl l k 5 Müslüman) oran nda gerçeklefltirilmiflti ve kabinede Marunîler ve Sünni Müslümanlar ikifler veya üçer bakanla temsil edilirken, di er unsurlar birer bakanl a sahip olacakt. AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ Bu çerçevede 1943 te yap lan seçimlerde Bishara el-huri cumhurbaflkanl a seçilirken ba ms zl k mücadelesinde kendisiyle iflbirli i yapm fl K olan T ASünni P Müslüman önderlerden Riyad Sulh u baflbakanl a atam flt. Bu uzlaflma 1975 iç savafl na kadar herhangi bir ciddi tehditle karfl laflmadan devam etmifl ancak bu tarihten sonra bu uzlaflman n ruhunun korunmas zorlaflm flt r. Bu iktidar TELEV ZYON paylafl m ülkede H ristiyanlar n ço unlukta oldu u varsay m na dayanmaktayd. fiiiler, 1943 Ulusal Pakt çerçevesinde ortaya ç kan iktidar paylafl m nda yeterli oranda temsil edilmemifllerdi ve zamanla nüfuslar n n di erlerine göre daha h zl artmas yla buna en NTERNET fliddetli karfl ç kan taraf olmufllard r. Ulusal Pakt ad verilen uzlaflma ile öngörülen iktidar paylafl m n aç klay n z MAKALE Öte yandan 1943 seçimleri Fransa n n Suriye ve Lübnan n içifllerine müdahalesine karfl halk n tepkisini de ifade etmekteyse de Fransa yerel yöneticilere yönetme yetkilerini devretmek istemedi inden 1945 sonuna kadar taraflar aras ndaki mücadele devam etti. Özellikle 7 May s 1945 te Fransa n n k y ya asker ç kararak Suriye ve Lübnan da yeniden s k bir denetim kurmak istemesi halk n sert tepkisiyle karfl laflt. Frans zlar n, halk n direncini k rmak için Suriye yi havadan bombard man s ras nda çok say da insan hayat n kaybetmiflti. Nitekim Frans z askerleri 1946 Nisan nda Suriye den; ayn y l n sonuna gelindi inde ise Lübnan dan tamamen çekilmifllerdi. 1 K T A P TELEV ZYON NTERNET MAKALE AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ

40 34 Orta Do uda Siyaset Resim 2.1 Kaynak: com/tr/resim/ /kpk jpg Lübnan da ba ms zl ktan sonra yaflanan krizlerden ilki 1958 de Hristiyan Cumhurbaflkan Camille Chamoun un görev süresini uzatmak istemesinden kaynaklanan ve ABD nin yard ma ça r ld kriz, ikincisi ise 1976 iç savafl d r. Bu arada biri 1978 de, ikincisi 1982 de ve son olarak 2006 da olmak üzere ülke üç defa srail taraf ndan iflgal edilmifltir da Suudi Arabistan n arac l yla Taif te imzalanan anlaflma iç savafl sona erdirirken, Müslümanlar n Hristiyanlar karfl s nda dezavantajl konumunu sona erdirmekteydi. Taif Anlaflmas Meclis ve hükûmetteki temsil oranlar n yeniden belirlerken de iflen nüfus dengelerini dikkate almaktayd fiubat nda eski Baflbakan Refik Hariri nin bir suikast sonucu hayat n kaybetmesi, Lübnan üzerindeki Suriye etkisini de belli ölçüde zay flatm flt r iç savafl s ras nda Lübnan a konuflland r lan 14,000 dolay na düflen Suriye askerleri Lübnan terk etmekteydi. Bununla beraber 2009 seçimleri sonras nda kurulan ve Suriye karfl tlar olarak bilinen 14 Mart ittifak n n baflbakan Said Hariri önderli indeki hükûmetin 2011 Ocak nda da lmas yla Suriye yanl s 8 Mart ittifak n n destekledi i Necip Mikati nin baflbakan olmas, Lübnan üzerindeki Suriye nin etkisinin devam etti ini göstermekteydi. OSMANLIDAN BAAS A UZANAN SUR YE DE ZORLU SÜREÇ I. Dünya Savafl n n bafllad tarih olan 1914 ile Suriye ve Lübnan n Frans z mandas na terk edildi inin Milletler Cemiyeti taraf ndan onayland tarih olan 1922 ye kadar geçen süre, gerçekten hem içerde hem de d flar da oldukça tarihî geliflmelerin yafland bir dönem olmufltur. Özellikle I. Dünya Savafl n n bafllamas yla beraber Osmanl ordusunun M s r-suriye-hicaz cephesinin komutan olarak bölgeye gelen Bahriye Naz r Cemal Pafla n n kat yönetimi karfl s nda Arap milliyetçili ine iliflkin hareketlerin belirgin flekilde yo unlaflt gözlenmifltir. Ço unlu u Avrupa ya da Amerikan üniversitelerinde e itim görmüfl Arap ayd nlar Osmanl idaresindeki ülkede öncelikli birtak m idari reformlar yap lmas talebiyle bafllatt klar hareketi giderek yayg nlaflt rarak Osmanl ya karfl bir ba ms zl k talebine dönüfltürmeye bafllamalar Cemal Pafla n n sert tedbirleriyle karfl laflm flt r. Bu dönemde kuru-

41 NTERNET NTERNET 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a 35 lan gizli örgütlerin bafl nda fierif Hüseyin in o lu Faysal n da üye oldu u El-Fetat (El-Cemiye el-arabiyye el-fetat) adl örgütle El-Ahd adl örgüt gelmekteydi. I. Dünya Savafl n n bafllamas yla beraber denetimi s k laflt ran Cemal Pafla, El-Fetat n üyelerini tutuklatt ve Osmanl ya karfl faaliyet yürüten gizli örgüt mensubu çok say da kifliyi 6 May s 1915 sabah fiam ve Beyrut da idam ettirdi. Nitekim Suriye de Mekke fierifi Hüseyin in o lu Faysal n öncülü ünde bafllayan hareketin yan s ra, Mekke fierifi Hüseyin ile ngiliz Yüksek Komiseri Henry McMahon aras ndaki yaz flmalar sonucunda fierif Hüseyin komutas ndaki Arap kuvvetleri 1916 Haziran nda Mekke de bafllayan ayaklanma ile güçlerini ngiltere ile birlefltirdi. Mekke fierifi Hüseyin 5 Kas m da kendisini Arap Ülkeleri Kral ilan etti. Ancak bu esnada ngiltere ile Fransa aras nda yap lm fl olan 16 May s 1916 daki anlaflmayla (Sykes-Picot) Halep, Hama, Humus ve fiam da kapsayacak flekilde bütün Suriye Fransa ya verilmiflti. Dolay s yla Osmanl güçlerinin 1918 Ekim inde Suriye yi terk etmesinin ard ndan harekete geçen Faysal önderli indeki Arap güçlerinin Suriye yi denetimleri alt na almalar karfl s nda Lübnan n da Araplar n denetimine girmesini engellemek isteyen Fransa derhâl harekete geçerek Lübnan denetimi alt na alm flt r. Ancak 1919 Ocak nda bafllayan Paris Konferans nda ba ms z bir Arap devleti kurulmas yönündeki Faysal n çabalar n n bir fayda vermemesi üzerine Arap temsilcilerin kat l - Resim 2.2 m yla oluflan Suriye Ulusal Kongresi 1920 Mart nda Faysal Suriye Kral ilan etmifl; fakat bu geliflmeye ilk karfl ç kan ülke flüphesiz Fransa olmufltur Nisan nda Müttefikler Yüksek Konseyi nin San Remo daki ( talya) toplant s nda Lübnan ve Suriye nin Sykes-Picot gizli anlaflmas do rultusunda Frans z mandas olmas na karar verilmesi üzerine harekete geçen Fransa n n k sa sürede Suriye yi de denetimi alt na almas yla Arap milliyetçilerinin ve Faysal n ba- ms z Arap devleti rüyas sona ermifl ve 1920 Temmuzu itibar yla Lübnan n yan s ra Suriye de bu devletin kan bu sonuç 1922 de Milletler Cemiyeti taraf ndan onaylanm flt r. 2012/04/Suriye-fransiz-mandasi-altinda.png tam denetimine girmifltir. Ortaya ç - Kaynak: Fransa, Suriye topraklar n Halep, fiam, Lazkiye (Alawite State) ve Cebel-i Dürzî yi dört ayr eyalet hâline getirerek her birinin ayr hükûmete ve ayr Frans z dan flmanlara sahip olmas n sa lam flt r. Bunlar n d fl nda skenderun sanca 1921 de Türkiye SIRA ile S ZDE Fransa aras nda imzalanan Ankara Antlaflmas n n gere i olarak ayr bir özerk idari yap ya kavuflturulmufltu. Böylece kuzeyde Lazkiye de Aleviler güneyde ise Cebel-i Dürzî de AMAÇLARIMIZ Dürzîler ayr AMAÇLARIMIZ bir yönetime sahip olmufllarsa da k sa bir zaman sonra Fransa, 1925 te fiam ve Halep i Hama ve Humus u da dâhil ederek Suriye devletini oluflturdu. Bu dört ilde Sünni Müslümanlar ço unlu u oluflturmaktayd. K T A P K T A P TELEV ZYON TELEV ZYON

42 36 Orta Do uda Siyaset Frans z manda SIRA yönetimi S ZDE taraf ndan 1922 de, Suriye için öngörülen yap y aç klay n z. 2 Bütün çabas na ra men Fransa n n Suriye yi yönetmesi öyle kolay olmad te bafllayan ilk büyük ayaklanma önce bir Dürzî ayaklanmas olarak bafllad ysa da sonradan fiam ve Humus gibi büyük yerleflim yerlerinin de ayaklanmaya destek vermesi ve tüm ülke geneline yay lmaya bafllamas Frans z güçlerini çok zor durumda b rakt. Ayaklanmay bast rmak için a r silahlar kullanman n yan nda havadan bombard man yo unlaflt ran Fransa, ilk etapta 1,400 kiflinin ölümüne yol açan çat flman n bir ölçüde yay lmas n önlemiflse de yer yer 1927 ye kadar devam eden olaylar s ras nda 6,000 den fazla Suriyelinin hayat n kaybetmesine ve çok say da insan n SIRA da S ZDE yaralanmas na neden olmufltur (Cleveland, 1994: ). Suriye Meclisinin 1929 da haz rlad anayasa tasla n kabul etmeyen Frans zlar, bir y l sonra manda yönetimini garanti alt na alan kendi haz rlad klar bir anayasa AMAÇLARIMIZ tasla n empoze AMAÇLARIMIZ ettiler. Nitekim 1936 da Paris teki hükûmet de iflikli i Suriye için de yeni bir dönemi bafllatm flt. Leon Blum n Halk Cephesi koalisyonu ile Suriyeli K T A P liderler aras ndaki K T A Pgörüflmeler 1936 da bir antlaflma tasla n n kaleme al nmas n sa lad. Antlaflma, 1930 da ngiltere ile Irak aras nda imzalanan antlaflmayla büyük ölçüde benzerlik göstermekteydi. Fransa ve Suriye aras nda bir ittifak iliflkisi kuran TELEV ZYON antlaflma, TELEV ZYON Fransa ya Suriye nin egemenli ini koruma yetkisi vermesinin (Suriye nin savunmas n Fransa gerçeklefltirecekti) yan nda Suriye nin hava ve deniz üslerinden yararlanmas n da öngörmekteydi. Bununla beraber kâ t üstünde de olsa resmen ba ms zl n kazanan Suriye, Milletler Cemiyetine üye olabilecekti. NTERNET Suriye Meclisi nin NTERNET Antlaflmay 1936 da onaylamas n n ard ndan Ulusal Blok liderleri yar ba ms z bir devlette iktidar devralmaya haz rlan rken, 1938 de Fransa da Blum n sol koalisyonunun da lmas sonucunda Frans z parlamentosunun anlaflmay onaylamamas MAKALE üzerine büyük bir hayal k r kl yaflad lar. Suriye, ba ms zl k MAKALE yerine bir kez daha Fransa n n do rudan yönetimine giriyordu da Frans z Yüksek Komiseri, 1930 anayasas n ask ya alarak parlamentoyu feshederken Alevi ve Dürzîlerin özerkliklerini yeniden tan d. Baflka bir deyiflle Suriye II. Dünya Savafl na yaklafl rken yine bölünmüfl ve yine ba ms zl ktan yoksun bir durumdayd. Nitekim 1946 Nisan nda son Frans z askerinin de Suriye yi terk etmesiyle ba- ms zl n elde eden Suriye de bundan sonra belirleyici olan içerdeki iktidar mücadelesi ve srail ile yaflanan savafllar (1948, 1967 ve 1973) olmufltur da ayn y l içinde dört defa askerî darbenin yafland Suriye de 1950 lerin ortalar ndan itibaren Baas n etkili olmaya bafllamas 1963 de ise bir darbe ile iktidar ele geçirmesi söz konusu olmufltur. Özellikle 1970 deki Baas içi darbeyle Haf z Esad n ülke yönetimine hâkim olmas yla beraber yeni bir dönem bafllam flt r ÜRDÜN: NG L Z SÖMÜRGES NDEN BA IMSIZ DEVLETE 1921 de ngilizlerin eliyle bir devlet hâline getirilen Ürdün, önceden planlanm fl bir politikan n ürünü olmaktan öteye daha ziyade bedevi Arap kabilelerinin yaflad bölgedeki istikrar sa lama arac olarak ve Prens Abdullah bin Hüseyin in de ngiltere nin bölgesel politikalar na hizmet edebilecek bir kifli olarak düflünülmesiyle ve biraz da geliflmelerin yönlendirmesiyle ortaya ç km flt. Osmanl mparatorlu u zaman nda da denetim d fl nda kalm fl olan ve bedevi Araplar n yaflad Ürdün ün baflkenti hâline getirilen Amman, 1921 de nüfusu yaklafl k 2,500-5,000 dolay nda büyükçe bir köy niteli indeydi.

43 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a de yap lan Antlaflmaya kadar Ürdün ile ngiltere aras ndaki iliflkiler konusunda bir belirsizlik hâkimdi. ngiltere ile Ürdün aras ndaki bu anlaflmayla taraflar n pozisyonlar aç kl a kavuflturuldu. ngiltere nin Ürdün üzerindeki yönetme yetkilerinin dolayl da olsa devam etmesini öngören anlaflmaya göre, Ürdün e belli konularda s n rl bir özerklik verilmekteyse de d fl politika, savunma ve mali konularda, gerekli görüldü ünde di er konularda da son sözü ngiltere söyleyecekti. Ayn y l yay nlanan anayasayla, kurulmas ndan çal flmas na kadar her aflamada Emir Abdullah n otoritesine tabi olan küçük çapl bir de yasama organ oluflturulmufltu. Bölgedeki istikrar n korunmas amac yla oluflturulan Ürdün ün s n rl da olsa bir ordusu olmal yd ve bu çerçevede 1921 de oluflturulan ve bafl nda ngiliz Yüzbafl Peake in bulundu u Ürdün Arap ordusu oluflturulmufltu. 1,300 kifliden ibaret olan ve daha sonraki Arap Lejyonunun çekirde ini oluflturacak olan bu küçük ordu o günler için yeterli görülmüfltü da ise bunun yerini tamamen çöl flartlar na göre teçhiz edilen ve e itilen ve bafl na bir ngiliz komutan n (John Glubb ya da Glubb Pafla) getirildi i Arap Lejyonu ald ya kadar Ürdün ordusunun bafl nda bulunacak olan Glubb, bedevi kabilelerden toplad kiflilerden monarfliye ba l disiplinli bir ordu oluflturmufltu. Glubb Pafla n n bafl nda bulundu u Arap Lejyonu nun alt kademelerinde de çok say da ngiliz subay bulunmaktayd. Bu durum 1956 da Süveyfl Krizi dolay s yla artan tepki dolay s yla General Glubb n görevden uzaklaflt r lmas na kadar devam etti. lk bafllarda bütünüyle bedevi Arap kabilelerinden oluflan orduya 1948 den sonra Filistinlilerin de al nmaya bafllamas yla, 1970 lere gelindi inde % 45 ini bunlar n oluflturdu u görülmüfltür (Cleveland, 1994: 200). Böyle bir yap içerisinde yerli halka dayanan bir bürokrasinin oluflturulmas mümkün olmad ndan; ngilizlerin kilit görevlere getirildi i devlet yönetiminde Filistinliler, Suriye ve Hicaz kökenli insanlar yer alm fllard. Böyle olunca Amman da, iki dünya savafl aras nda ne bir muhalefet hareketinin ne de bir siyasal partinin ortaya ç kmas söz konusu oldu. Ürdün 1920 lerde temsilî sisteme iliflkin baz kurumlara sahip olmaya bafllam fl olmakla beraber 1928 tarihli yasa ile oluflturulan Yasama Konseyi do rudan seçimlerle oluflmam fl, zaten k sa bir süre sonra da feshedilmiflti. Esas al nmas gereken ve hâlen de geçerli olan Anayasa, ngiliz manda yönetiminin sona ermesiyle beraber gündeme gelen 1946 Anayasas n n yerini alm fl olan 1952 Anayasas d r. Sözü edilen her iki anayasada da meclisin seçimle oluflturulmas öngörülmüfl olmas na ra men yetkileri s n rlanm flt r. Her iki anayasada da iki meclisli bir parlamento öngörülmüfltü. Ürdün de ba ms zl kla beraber, Prens Abdullah n unvan kral olarak de iflmifltir. Ancak onun 1951 de bir suikast sonucu öldürülmesiyle yerine geçen Talal n k - sa süren iktidar ndan sonra 1952 de onun da yerini alan Talal n o lu Kral Hüseyin in yaklafl k 37 y ll k iktidar bafllam flt r. Kral Hüseyin in 1999 da ölümüyle beraber yerine o lu kinci Abdullah geçmifltir. MISIR DA NG L Z YÖNET M ngiltere nin 1881 de Osmanl n n denetiminde ve egemenli inde bulunan M s r iflgal etmesinde emperyal ç karlar ve Süveyfl Kanal n denetim alt nda bulundurmak istemesinin yan nda, kendisinden önce Fransa n n harekete geçerek M s r iflgal edebilece i olas l da büyük bir rol oynam flt r. M s r iflgal eden ngiltere nin bundan sonraki dönemde M s r resmen protektora veya kolonisi olarak ilan etmifl olmamas ve M s r n, teoride bir Osmanl topra olmas na ve h divlerle yönetilmesine karfl l k, ekonomik ve politik yap s tamamen ngiltere taraf ndan belirlenir hâ-

44 38 Orta Do uda Siyaset le gelmifltir. Tevfik ten sonra yine h divler taraf ndan yönetilen M s r da onun ölümünden sonra o lu II. Abbas ( ), ondan sonra Sultan Hüseyin Kâmil ( ), Ahmed Fuad ( ) ve son olarak da Kral Faruk 1952 de devrilinceye kadar iflbafl nda kalm flt r. Bu dönemde M s r da h divlerin üzerinde tüm denetim ngiliz valilerinin ya da yüksek komiserlerinin elinde bulunmaktayd aras dönemde Lord Baring ve 1892 den 1906 ya kadar Lord Cromer, M - s r da uzun süre görev yapan ngiliz valileri olmufllard r. Daha sonra bu göreve Sir Eldon Gorst ( ) ve Lord Kitchener ( sonu) getirilmifltir. Kitchener in I. Dünya Savafl n n bafllamas yla yerine bu sefer Yüksek Komiser unvan yla önce Henry McMahon ( ) ondan sonra da General Allenby ( ) atanm flt r. I. Dünya Savafl n n bafllamas yla M s r protektoras ilan eden ngiltere nin bu konumunun 1919 daki Paris Konferans nda teyit edilmesiyle uluslararas bir nitelik kazanm flt r (Ar, 2008: 100). M s r, ngiliz iflgali alt nda bulundu u sürece ngiliz endüstrisi için pamuk yetifltiren bir ülke hâline getirilmifltir. M s r n siyasi, askerî ve kültürel (e itim) yap s da ayn flekilde bütünüyle ngiliz ç karlar na göre biçimlendirilmifltir. Görünüflte M s rl bürokratlar taraf ndan yönetilen ülkede dan flman s fat yla binlerce ngiliz görevli bulunmufltur. Hemen her devlet görevlisine bir ngiliz dan flman düflmekteydi ve ço u zaman bunlar M s rl lardan daha yüksek ücret almaktayd. M s r, hukuken Osmanl mparatorlu u nun bir parças say lmakla beraber, ngiltere nin bu ülkeyi Arabî Pafla n n karfl koymas na ra men 1882 de iflgal etti- i yukar da ifade edilmiflti. I. Dünya Savafl n n bafllamas yla beraber ngiltere, 1914 Aral k nda M s r resmen ilhak etti ini aç klayarak burada protektora kurdu. M s r ngiliz protektoras hâline gelirken h divlere de bundan sonra sultan unvan verilmekteydi. Sömürge dönemi boyunca M s r, ngiltere taraf ndan pamuk üreten bir ülke hâline getirilmiflti. Stratejik önemi de Kuzey Afrika ile Orta Do u aras nda bir köprü olmas n n yan nda Süveyfl Kanal yla Akdeniz üzerinden Körfez e aç lan bir kap görevi görmesiydi. ngiltere nin iflgalinden önce zaten yabanc lar n ülke ekonomisinde hissedilir bir a rl bulunan bir ülke olan M s r n, 1882 den itibaren siyasi yap s nda oldu u gibi ekonomisi üzerinde de ngiltere nin belirgin bir denetime sahip oldu u görülmektedir. ngiliz tekelleri en iyi topraklardan yüz binlerce dönüm topra ele geçirmifller, fabrikalar n, madenlerin, demir yollar n n ve sulama tesislerinin birço unu denetim alt na alm fllard. Süveyfl Kanal fiirketi nin paylar n n da % 45 i ngiliz hükûmetinin elinde bulunuyordu. Ayr ca ülkenin tüm mali sisteminin ngiliz bankalar n n denetimi alt nda bulundu u için bu bankalar M s r a verdikleri borçlar n yaln z y ll k faizleri olarak 4 milyon pound gibi yüksek bir para almaktayd. Genelde köylünün oldukça kötü durumda oldu u M s r da ulusal burjuvazi de durumdan pek memnun de ildi. ngilizlerin, yani yabanc lar n ülkede kalmas ve koloni rejiminin sürmesi düflüncesinden yana olanlar, feodal toprak a alar ile yabanc lar n arac - l n yapan komprador burjuvaziydi (Ataöv, 1973: 33-50). Bu koflullar alt nda yabanc lara karfl genel bir muhalefetin oluflmas do ald. Toplumdaki siyasal güçler ve s n flar n olgunluk derecesi dikkate al nd nda kurtulufl hareketine öncülük görevi ulusal burjuvaziye düflüyordu. Ulusal burjuvazinin temsilcisi olarak sivrilen Saad Zaglul, da n k görünen protesto duygular n örgütlemeye bafllad. Zengin bir toprak a as n n o lu olan Zaglul, El Ezher den mezun bir M s r bürokrat olarak önce yarg tay üyeli i yapmas n n yan nda Baflbakan Mustafa Fehmi Pafla n n damad olmas n n da etkisiyle 1906 da Lord Cromer in tavsiyesiyle Millî E itim Bakan, 1910 da da Adalet Bakan olmufltu. Ancak 1913 te Lord

45 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a 39 Kitchener ile geçinemedi inden bu görevinden ayr lmak zorunda kald. Zaglul daha Adalet Bakan oldu u y llarda h dive fazla yetki verilmesine karfl gelerek dikkatleri çekmiflti te yasama meclisleri için yap lan seçimlere kat larak parlamentoya giren Zaglul, baz hükûmet politikalar na karfl ç kmas yla, h div in uygulamalar na yöneltti i elefltirileriyle ve reform yap lmas n önermesiyle dikkatleri üzerine çekerek I. Dünya Savafl sonras nda 1919 y l nda M s r halk n n umut ba lad ulusal bir önder konumuna yükselmiflti. flte bu ortamda Wilson ilkelerine umut ba layan Zaglul, savafl sonras dünyas n n ele al nd Paris görüflmelerine do rudan kat lmas söz konusu olursa; M s r halk n n sorunlar n n do rudan anlat larak ba ms zl n sa lanabilece ini düflünmekteydi. Zaglul bu çerçevede bir heyet kurarak M s r n gelece ini Paris Konferans nda ele almay planlamaktayd. ngilizler taraf ndan önce Malta ya sürülen; tepkiler yo- unlafl nca da konferansa kat lmaya izin verilen Zaglul ve arkadafllar Paris Bar fl Konferans n n kararlar karfl s nda büyük bir hayal k r kl yaflad lar. Zira M s r n ngiliz mandas olmas teyit edilmiflti. Bununla beraber M s r yönetmenin kolay olmad n gören ngiliz hükûmeti bir anlaflma yapman n yollar n ararken Zaglul ve arkadafllar n muhatap almamak için Zaglul u önce Aden e arkas ndan da Seychelles e sürdü. ngiliz ç karlar na uygun bir anlaflman n yap lmas n daha sonraya b rakan ngiliz Yüksek Komiseri General Allenby bu aflamada M s r a ba ms zl k veren bir aç klama yapmakla yetindi. ngiliz yönetiminin 1922 fiubat nda M s r a ba ms zl k verilmesi konusundaki tek tarafl aç klamas na dayanan söz konusu ba ms zl k bu hâliyle M s r n statüsünde fazla bir de ifliklik yapm yordu. Buna göre, M s r n savunmas, ngiliz imparatorluk ulafl m yollar n n korunmas, M s r da oturan yabanc lar ve az nl klar n korunmas ve Sudan da ngiliz yönetiminin devam etmesi öngörülmekteydi. Yine bu çerçevede ngiliz iflgal kuvvetleri, dan flmanlar ve di er temsilciler M s r da oldu u gibi kalacakt ten itibaren kendilerine Sultan unvan verilen M s r H divlerine bundan sonra Kral denilecekti. Bu çerçevede Ahmed Fuad da Kral Fuad ( ) unvan n alm flt r. Arkas ndan ngiltere taraf ndan 1923 te M s r için kabul edilen anayasa uyar nca 1924 Ocak nda yap lan ilk seçimlerde Vafd (seçimler öncesi siyasal parti hâline gelmiflti) parlamentoda ço unlu u sa lay nca Zaglul hükûmeti kurdu. Fakat iktidar Vafd a yaramad. Zaglul, hükûmeti kurmakla beraber söz verdi i pek çok fleyi yapamad. Bu durum muhalefetin genifllemesine, Vafd n ise giderek sertleflmesine yol açmaktayd Kas m ndaki ngiltere nin destekledi i bir darbe 1923 Anayasas rafa kald r lm fl ve eski tip sömürgecili e geri dönülmüfl olmaktayd. Vafd n istifas yla hükûmet ngiliz emperyalizmine ba l feodallerin Ulusal Birlik Partisi taraf ndan kuruldu. Di er taraftan, 1936 May s nda yap lan seçimleri tekrar kazanan Vafd yönetimi ile talya n n Etiyopya y iflgali üzerine bölgedeki ç karlar tehlikeye giren ngiltere aras nda 26 A ustos 1936 da bir ttifak Antlaflmas imzaland. Antlaflmaya göre M s r, limanlar ve havaalanlar da dâhil olmak üzere ulafl m araçlar n ngiltere nin emrine verecek, yard m n etkin olmas için M s r n bütün olanaklar n kullanacakt. Süveyfl Kanal n n durumuna gelince: Kanal n savunmas 1882 den beri fiilen ngiltere nin elindeydi. Antlaflma, ngiltere ye bu olana vermeye devam etmekteydi. Çünkü antlaflman n sekizinci maddesinde, Kanal çevresinde ngiliz askerlerinin bulunaca ancak bunun bir iflgal olmad ve M s r n egemenlik haklar n k s tlamad belirtiliyordu. Yirmi y l sonunda M s r ordusu kanal n bütün güvenli ini koruyacak güce sahip oldu unda ngiliz kuvvetlerinin art k gereksiz oldu una karar verilebilecekti. Kanal çevresinde 10,000 ngiliz kara askeri, 400 hava pilotu ve

46 40 Orta Do uda Siyaset Resim 2.3 M s r (Giza) Piramitleri (Kahire) Kaynak: Yazar n Kendi Arflivinden yönetim ve teknik görevler için yeterince yard mc personel ve 4,000 sivil personel bulunacakt. Bu rakamlar normal zamanlar için geçerli olup Antlaflmaya eklenen Konvansiyonun on alt nc maddesine göre, savaflta, yak n savafl tehlikesinde ya da uluslararas acil bir durum da bu kuvvetler artt r labilirdi. Ayr ca antlaflman n onbirinci maddesine göre, ngiltere ve M s r, Sudan ile ilgili 1899 Antlaflmalar n (19 Ocak ve 10 Temmuz) ileride de ifltirebileceklerdi. Sudan n gelece inin ele al nd on birinci maddeye Ek te, Sudan n ilerideki uluslararas konvansiyonlara kat lmas na iliflkin karar ve yetkinin M s r ile ngiltere ye ait oldu u belirtilmekteydi Antlaflmas M s r da kapitülasyonlar da kald rmaktayd ve 1936 SIRA anlaflmalar n n S ZDE sonuçlar n M s r ve ngiltere aç s ndan karfl laflt r n z. 3 M s r n iflgalinin sona erdi ini bildiren 1936 Antlaflmas, asl nda ngiliz varl n hukukilefltiriyordu. M s r daha 1922 de ba ms z ve egemen bir devlet olarak ilan edilmiflti ama ngiltere nin bu ba ms zl ciddi biçimde s n rlayan dört flart, ngiltere nin yabanc lar M s r n içifllerine kar flmaktan menetmeleri ve kapitülasyonla- r n devam edecek olmas bir ba ms zl k sözünü özden mahrum etmifl, M s r bir çeflit protektora olmaktan kurtulamam fl ve M s r n de jure statüsü ile de facto durumu aras nda önemli farklar sürüp gitmiflti Antlaflmas n n bir ittifak oldu u- na iflaret etmekle taraflar n eflitli i kabul edilmifl oluyordu (Md. 1). M s r 27 May s 1937 de Milletler Cemiyetine de üye oluyordu. Ayr ca M s r ve ngiltere birbirlerinin baflkentinde birer büyükelçilik ile temsil ediliyordu. ngiliz personel M s r ordusundan çekiliyor, ngiliz hukuk ve mali dan flmanlar n n ifline son veriliyordu. AMAÇLARIMIZ Bu hükümler AMAÇLARIMIZ M s r n ba ms zl n güçlendirmekle beraber Kanal çevresine yabanc askerlerin yerlefltiriliyor olmas 1882 den beri devam eden durumu temelden K T A P de ifltirmemiflti. K T Kahire deki, A P ngiliz Yüksek Komiseri ne bundan böyle Büyükelçi denecekse de M s r daki diplomasi temsilcilerinin en k demlisi olacak, ordudan M - TELEV ZYON TELEV ZYON NTERNET NTERNET

47 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a 41 s r personeli çekiliyorsa da bu kez bir ngiliz askerî heyeti, dan flman kisvesi alt nda M s r daki varl n sürdürecek ve polis görevlileri aras nda baz Avrupal lar da bulunacakt. YEMEN: OSMANLI SONRASI ST KRARSIZ B R ÜLKE Günümüzde Yemen olarak bilinen ülke 1990 a kadar biri 1517 den 1918 e kadar yaklafl k dört yüzy l Osmanl egemenli inde kalm fl ve baflkenti Sana olan Kuzey Yemen, di eri ise 1967 de ba ms zl n kazan ncaya kadar ngiliz sömürgesi ve baflkenti Aden olan Güney Yemen dir. Yemen, asl nda milattan önce yaflam fl olan Seba Melikesi Belk s ile bilinen ülkedir. Ancak Osmanl mparatorlu u daha sonra Güney Yemen olarak bilinen ve ngiltere taraf ndan iflgal edilerek 1839 da protektora hâline dönüfltürülen Aden üzerinde herhangi bir flekilde denetim sa layamam flt r. Di er taraftan ilk defa Hz. Ali zaman nda Müslümanlar n egemenli ine giren Kuzey Yemen, 1173 te Eyyübilerin, arkas ndan Memluklar n ve 1517 de de Osmanl mparatorlu u nun egemenli ine geçmifltir. I. Dünya Savafl s ras nda ngiltere ye karfl Osmanl mparatorlu u ile birlikte hareket eden ve 1891 den beri ülkede Zeydi mezhebine dayal bir hanedanl k kurmufl olan mam Yahya önderli indeki Yemen, Osmanl mparatorlu u nun 1918 Ekiminde bölgeden çekilmesi üzerine ba ms zl n ilan etmifltir. mam Yahya, 1948 de bir suikast sonucu ölünceye kadar iktidarda kalm fl ve iktidar n daha ziyade Zeydi mezhebine dayand rm flt r. Bununla beraber Kuzey Yemen de zaman zaman sosyalistler, cumhuriyetçiler ve Nas rc lar biçiminde ortaya ç kan zaman zaman ise mezhepler ba lam nda özellikle Zeydi-fiafii ekseninde belirginleflen bir iktidar mücadelesi ülkenin temel özelli i haline gelmifltir. Tüm yetkilerin mam n elinde topland ve bir hanedanl k sisteminin söz konusu oldu u Kuzey Yemen de mam Yahya dan sonra ülkeyi tamamen bir diktatörlü e dönüfltüren mam Ahmed in 1962 de ölümünden sonra iflbafl na geçen o lu mam Bedr bir hafta bile geçmeden 26 Eylül 1962 de Albay Abdullah el-sallal önderli indeki bir darbe ile düflürülmüfltür (Burrowes, 1988: ). Bu darbe ile birlikte imaml k rejimine ve monarfliye son verilmesinin ard ndan yaklafl k on y l boyunca Cumhuriyetçiler ve Kralc lar aras ndaki bir mücadeleye sahne olmufl olan Kuzey Yemen ayn zamanda Nas r n M s r ile Suudi Arabistan aras ndaki mücadelenin de platformu hâline dönüflmüfltür. Dolay s yla Arap ülkeleri 1967 Savafl na geleneksel ülkeler-radikal ülkeler, Ürdün-FKÖ, Ürdün-Suriye, Baasç lar- Nas rc lar ve Irak-Suriye mücadelesinin yan s ra Suudi Arabistan ve Nas r aras nda Yemen deki mücadelenin henüz tam anlam yla çözülememifl oldu u bir ortamda girmifltir. maml k rejimine son verilerek Yemen Arap Cumhuriyeti nin kuruldu u aç klan rken, bunu ilk tan yan ülkelerin Sovyetler Birli i ile M s r olmas ve Moskova ile hemen bir ekonomik yard m anlaflmas imzalanmas yeni rejimin do rultusunu ortaya koymaktayd. Hatta bu dönemde Yemen in bütün kurumlar M s r n nerdeyse bir kopyas niteli i tafl maktayd. Bu bir anlamda M s r n bu yeni rejimin kendi do rultusunda ilerlemesine, kendi kurumlar n ve d fl politikas n kendi gereksinimlerine göre belirlemesine izin vermemesi anlam na gelmekteydi. Hatta Yemen in kendi bafl na bir askerî gücü olmas na bile izin verilmemiflti. Dolay s yla bu dönemde Devlet Baflkan Sallal a Nas r n kuklas gözüyle bak l yordu (Burrowes, 1988: 213).

48 42 Orta Do uda Siyaset Bu arada mam Bedr darbe s ras nda ölmemifl ve hemen ülkenin kuzeyindeki Zeydi kabilelerden ald destekle Suudi Arabistan da rejime karfl sürgünde bir hükûmet kurmufltu. Çok geçmeden ülke Suudi Arabistan ve Ürdün ün destekledi i kralc larla M s r n destekledi i cumhuriyetçiler aras nda fliddetli çat flmalar n yafland bir ülke hâline geldi. Nas r 1965 sonlar na kadar Yemen e yaklafl k 70,000-80,000 dolay nda asker sokmufl bulunmaktayd. Nitekim sekiz y l süren savafl 1970 te cumhuriyetçilerin kralc kabilelere yönetimde yer vermesi ile sona erdi. 5 Kas m 1967 de Sallal bir darbeyle iktidardan uzaklaflt r lm flt r. Bir anlamda cumhuriyetçilerin kendi aralar ndaki mücadelesi, toplumsal muhalefetin artmas ve Alt Gün Savafl yla önemli ölçüde toprak ve prestij kaybeden M s r n deste ini çekmesi Sallal n sonunu haz rlam flt. Sonuçta Sovyet yanl s görüflleriyle bilinen Sallal n devrilmesiyle yerine geçen ve slamc olarak bilinen Kad Abdurrahman el- ryani önderli indeki yönetim gerek Kralc larla gerekse Suudi Arabistan ile bir uzlaflma aray fl içine girmifl ve Kralc larla iktidar n k smen de olsa paylafl lmas n öngören 19 May s 1970 Anlaflmas ile Kuzey Yemen de iç savafl tamamen sona ermifltir. Di er taraftan, Güney Yemen, ngiltere nin 1763 te Hindistan ele geçirmesinin ard ndan Hindistan yolu üzerindeki belli bölgeleri de ele geçirme iste inin bir sonucu olarak 1839 da Aden in iflgal edilerek ngiliz protektoras hâline dönüfltürülmesiyle bafllayan bir süreç sonunda ngiltere nin denetimine girmifl bir ülkedir. ngiliz egemenli i alt nda Aden, dünyan n en ifllek limanlar ndan biri hâline gelmifltir. Aden in önemi hem Scotro adas na 120 km mesafede olmas ndan hem de Bab el-mendep bo az n denetleme imkân vermesinden kaynaklanmaktayd. Özellikle K z l Deniz i denetleme imkân vermesi Aden in önemini daha da artt rmaktayd (Wenner, 1988: ). Güney Yemen in ba ms zl ise esas olarak Kahtan el-fiaabi, Selim Ali Rubai ve Abdülfettah smail önderli inde 1962 de Sana a da kurulan Yemen Ulusal Kurtulufl Cephesi (UKC-NLF) önderli inde gerçeklefltirilmifltir. Güney Yemen deki askerî direniflin de etkisiyle flçi Partisi hükûmeti taraf ndan 1966 da yap lan aç klamayla ngiltere nin 1968 de bölgeden çekilece ini duyurmas ba ms zl k yönündeki süreci h zland rm fl ve 1967 de Kahtan el-fiaabi önderli indeki NLF ile ngiliz hükûmeti aras nda yap lan müzakerelerin sonuçlanmas ile 30 Kas m 1967 de ba- ms z bir Güney Yemen Halk Cumhuriyeti nin kuruldu u aç klanm flt r. Ancak iki y l sonra 1969 da partinin daha sol kesiminin yapt bir darbe ile devrilerek yeni kurulan Marksist yönetimin bafl na Selim Ali Rubai getirilmifl; rejimin ad ise 30 Kas m 1970 te Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti olarak de iflmifltir. Selim Ali Rubai nin de 1978 Haziran nda NLF içindeki daha radikal gruplar taraf ndan iktidardan düflürülerek idam edilmesi ve yerine Abdülfettah smail in gelmesiyle ülke tamamen Sovyetlere kaym flt r da iç çat flmalar n yo unlaflmas üzerine ülkeyi terk ederek Kuzey Yemen e s nmak zorunda kalan Abdülfettah smail den sonra cumhurbaflkanl n Haydar Ebubekir el-attas devralm flt r. Kuzey Yemen ile Güney Yemen, 1990 da birleflirken, cumhurbaflkanl na 1978 den beri Kuzey Yemen in cumhurbaflkan olan Ali Abdullah Salih getirilmifltir. Ali Abdullah Salih 2011 bafl nda bafllayan halk hareketleri sonucu 2011 Aral - nda yerini cumhurbaflkan yard mc s Abdu Rabbuh Mensur al Hadi ye b rakarak iktidardan ayr lm flt r. Hadi, 2012 fiubat nda yap lan seçimleri kazanarak birleflik Yemen in cumhurbaflkan olmufltur.

49 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a 43 Kuzey ve Güney Yemen ne zaman ve nas l ba ms z olmufllard r? IRAK: SÖMÜRGEDEN BA IMSIZLI A Osmanl mparatorlu u nun 1918 Ekim inde bölgeden çekilmesiyle beraber Basra, Ba dat ve Musul u hemen iflgal eden ngiltere, 1920 Nisan ndaki San Remo kararlar do rultusunda bu üç ili Irak devleti ad yla birlefltirerek manda yönetimi alt na ald. Etnik ve dinsel bak mdan çeflitlilik gösteren Irak ta Araplar ço unlu u oluflturmakla beraber bunlar da Sünni ve fiii olmak üzere ikiye ayr lm fllard. Bunlar n d - fl nda en kalabal k topluluk ülkenin kuzeyinde yaflayan Kürtler ve Türkmenler ile küçük bir az nl oluflturan Hristiyan Asurîler ile Yahudilerdi. Bu kadar farkl unsurlar n yaflad Irak ta ngiltere nin denetimi sa lamas kolay olmam fl ve ilk ciddi ayaklanma Osmanl n n ademimerkezi yönetimine al flm fl olan kabilelerin ngiltere nin merkezî bir yönetim kurmaya çal flmas na karfl ç kmalar yla bafllam fl ve aylar süren olaylar s ras nda 10,000 dolay nda Irakl ile 450 AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ ngiliz askeri hayat n kaybetmiflti. Ayn fleyi bir daha yaflamak istemeyen ngiltere, Irak uzun süre yönetmesinin kolay olmayaca n görmüfl ve K özellikle T A P petrolden K T A P kaynaklanan bölgesel ç karlar ile Hindistan ile emperyal ba lant n n güvenli inden kaynaklanan ç karlar n koruyabilece i bir çözüm üzerinde düflünmeye bafllam flt (Henderson, 1991: ). TELEV ZYON TELEV ZYON Nitekim fierif Hüseyin in o lu Emir Faysal 1921 de Irak a getirilerek ngiliz görevlilerin düzenledi i bir seremoni ile Irak Kral olarak tahta oturtuldu te yap lan Anayasa da hükûmet biçimi, seçimle oluflmufl çift meclisli bir parlamentoya sahip anayasal monarfli olarak tan mlanmaktayd. Anayasa ya NTERNET göre slam, devletin NTERNET resmî dini olarak kabul edilmekte, fieriat mahkemelerinin gerek bireysel davalarda gerekse vak f davalar nda yetkili oldu una yer verilmekteydi de oluflturulan ve bu tarihte 7,500 dolay ndaki ngiliz askerine dayanan MAKALE ordu 1932 deki ba- MAKALE ms zl ktan itibaren geniflletilmifl ve 1930 lar n sonlar na do ru say ca 26,000 e ulaflm flt r. Öte yandan, Irak la s k iliflkinin devam ettirilmesi hayati öneme sahip oldu undan; ngiltere Faysal ile iliflkisini sürdürürken onun bir ngiliz kuklas oldu u gibi bir görüntünün ortaya ç kmas ndan da (halk n tepkisine yol açmas ndan korktu u için) özenle kaç nmaktayd. Manda yönetiminde de ifliklik yapma gere i duyan ngiltere, Irak la biri 1922 de di eri 1930 da olmak üzere iki önemli antlaflma imzalam flt r. Bunlardan 1922 deki antlaflmayla özellikle Faysal a içifllerinde özerk hareket edebilme olana n tan m flsa da Irak n d fl politikas ve savunmas ngiltere taraf ndan gerçeklefltirilmeye devam edilmifltir da yap lan antlaflma, 1922 antlaflmas na göre, Irak için çok daha fazlas n öngörmekle beraber yine de Irak n bütünüyle ba ms z olaca anlam na gelmiyordu. Çünkü Irak iki y l içinde (1932 de) ba ms zl na kavuflacak ancak ngiltere (M s r ile 1936 da yap lan antlaflmayla oldu u gibi) Irak taki askerî ve güvenlikle ilgili ayr cal klar n sürdürecekti. ngiltere, bir sald r ya u rad nda Irak a yard m edecek, buna karfl l k, Irak n tüm ulafl m ve haberleflme kolayl klar ndan yararlanacakt. Ayr ca ngiltere, Irak n askerî gücünün geliflmesine katk da bulunacak, bu çerçevede d flar da e itim görmesi gereken Irak askerleri ngiltere ye gönderilecek, Irak taki askerlerin e itilmesi ngiliz subaylar taraf ndan gerçeklefltirilecek ve Irak ihtiyac olan bütün silahlar bu devletten sat n alacakt. Sa lanan bu emperyal ç karlar n d fl nda ngiltere, Irak taki iki hava üssünden yararlanmaya devam edecekti. Bu flartlar alt nda 1932 de kâ t üstünde de olsa ba- ms z hâle gelen Irak, Milletler Cemiyeti üyeli ine de kabul edilmekteydi. 4

50 44 Orta Do uda Siyaset Kral Faysal n 1933 te zamans z ölümü üzerine iflbafl na geçen 21 yafl ndaki o lu Gazi nin ( ) liderlik özelliklerinden yoksun olmas ndan devlet, yönetim konular nda fazla deneyimli olmayan bir grup taraf ndan idare edilmek durumunda kald. Faysal n uzlaflt r c özelli inden kaynaklanan istikrar onun ölümüyle beraber yerini politikac lar aras ndaki iktidar mücadelesinin yol açt istikrars zl a b rakm flt r. II. Dünya Savafl n n patlak vermesi ayn zamanda ngiliz-irak iliflkilerinin s nanmas n sa lam flt r. Zira 1939 dan itibaren ülkede Nazi yanl s ve ngiltere aleyhindeki özellikle gençlerin öncülü ündeki gösterilerde art fl olmufltu. ngiltere ye karfl tav r alan sadece gençler de ildi da Avrupa da savafl n bafllad s rada Irak, yine siyasal ve askerî seçkinler aras ndaki s k s k de iflen koalisyonlarla yönetilmekteydi. Kral Gazi nin 1939 da bir otomobil kazas nda ölümü üzerine yerine geçen üç yafl ndaki II. Faysal n ülkeyi yönetemeyecek kadar küçük yaflta olmas, ülkenin denetiminin Haflimi hanedan ndan Kral Naibi Prens Abdullah ile ona en yak n politikac olarak Nuri Said in eline geçmesine yol açt. Savafl ç kt nda beflinci defa baflbakanl k göreviyle iflbafl nda bulunan Nuri Said savaflta ngiltere yi desteklemenin ülkenin yarar na oldu unu savunmas dolay s yla ordu ile ters düflmüfl ve 1940 ta istifa ederek yerini bir koalisyon hükûmetine b rakmak zorunda kalm flt. Nuri Said in yerini alan Baflbakan Raflid Ali, ngiltere nin Irak topraklar n kullanma ve karfl l nda askerî destek sa lama teklifini reddetti i gibi, Basra daki ngiliz askerlerinin ülkeyi terk etmesini istemifltir. Asl nda Ba dat kökenli bir avukat olan Raflid Ali daha önce üç defa baflbakanl k görevinde bulunmufltu. ngiltere nin çok geçmeden 1941 May s nda duruma müdahale etmesi üzerine ngiliz güçleri ile Raflid Ali ye ba l güçler aras nda çat flma ç kt. ngiltere ile Irak aras nda bafllam fl olan savafl, 1941 May s n n sonuna gelindi inde kaybeden Raflid Ali ülkeyi terk etmifl ve Irak yeniden ngiltere nin denetimine girmifl; savafl n sonuna kadar da ngiliz iflgalinde kalm flt. Böylece aç kça Irak n tam ba ms z bir devlet olmad ve ngiltere nin emperyal ç karlar n tehdit edemeyece i ortaya ç km flt. Bu olay n arkas ndan tekrar Nuri Said taraf ndan kurulan hükûmetle ülke ngilizlerin etkisi alt nda yönetilmeye devam etmifl fakat muhalefet edebilecek siyasi liderler sürgünde oldu undan Irak ta ciddi bir muhalefet bofllu u do mufltu. Kral Naibi Prens Abdullah ve Nuri Said bu ortamda ülkeyi 1958 e kadar, yani Baas a rl kl bir darbe ile devrilene kadar yönettiler. Irak, Suriye kadar olmasa da yine de etnik ve dinsel anlamda türdefl bir ülke say lamaz. Irak ta Sünni Müslümanlar ya da fiiilerden kimin ço unlu u oluflturdu u konusu iktidarlar n uzun y llar Sünnilerden oluflmas ndan ötürü resmî rakamlara dayanan aç klamalardan dolay, tart flmal bir durum olarak görülmüflse de fiiilerin nüfusun % 60 n oluflturdu u Saddam sonras geliflmelerle kesinlik kazanm flt r. % 70 i Arap olan Irak n Musul ve Kerkük bölgesinde yaflayan ve Sünni Müslüman olan (nüfusun yaklafl k % 5-7 sini oluflturan) Türkmenler Irak n bütünlü ü için ciddi bir tehdit oluflturmazken ülkenin kuzeyinde yaflayan Kürtler Sünni olmalar na karfl l k ba ms zl k konusunda Irak hükûmetleriyle sürekli bir mücadele içinde olduklar ndan ülkenin bütünlü ü aç s ndan her zaman bir tehdit unsuru olarak görülmüfllerdir (Halliday, 2000: ). Yukar da da belirtildi i gibi 1958 darbesine kadar ülke siyasetine egemen olan monarfli ve Nuri Said gibi ngiltere ile iflbirli inden yana olan politikac lar döneminde Irak, Bat yanl s bir d fl politik çizgiden 1941 de Raflid Ali olay d fl nda ay-

51 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a r lmam flt r. Bu çerçevede 1955 te Türkiye ile Ba dat Pakt n n kurulmas na yol açan antlaflmay imzalayarak söz konusu geliflmeye öncülük etmifllerdir de General Kas m taraf ndan düzenlenen ve Kral II. Faysal, Prens Abdullah ve Nuri Said in öldürülmeleriyle sonuçlanan kanl darbeyle Irak ta monarfli sona ererken, Irak politikas nda Nas r ve Baas n etkisinin artmas ve ülkenin giderek Do u Blo una kaymas söz konusu olmufltur darbesiyle beraber ülkenin ngiltere yle olan 37 y ll k AMAÇLARIMIZ ba da kopmufltu. AMAÇLARIMIZ Bu tarihten itibaren Irak n da Suriye ve M s r gibi ba lant s zl k politikas na yöneldi i görülmektedir. Ancak ba lant s zl k ad alt nda ülke her geçen gün biraz daha Sovyet denetimine girmifltir. Irak taki yeni yönetimin, Türkiye K ile T1955 A P fiubat nda K T A P imzalanan anlaflmayla kurulan ve Pakistan, ran ve ngiltere nin de üye oldu u Ba dat Pakt ndan 1959 Mart nda ayr ld n aç klamas yla Pakt n ad CENTO olarak de ifltirilmifl ve merkezi Ba dat tan Ankara ya tafl nm flt r. TELEV ZYON TELEV ZYON 1958 darbesinden sonra Irak ta gücünü artt rmaya bafllayan Baas n 8 fiubat 1963 te General Kas m a karfl düzenlenen darbenin içerisinde yer almas ile beraber bu ülkede denetimi ele geçirmesi söz konusu olmufltur. General NTERNET Kas m n hemen kurfluna dizildi i kanl darbenin sonunda Nas rc Albay Abdüsselam Arif ma- NTERNET reflal rütbesiyle Devrim Konseyi Baflkanl na getirilirken baflbakanl a darbenin liderlerinden ve Baas üyesi olan General Hasan El-Bekr getirilmiflti. MAKALE Ancak Irak ta MAKALE Baasç lar n denetimi uzun sürmedi ve iktidar içi mücadele dolay s yla Baas ileri gelenlerinin konumlar n n zay flamas n f rsat bilen Arif kardefller taraf ndan 18 Kas m 1963 te düzenlenen bir karfl darbeyle Baas n tüm yönetim kademelerinden tasfiyesi gerçeklefltirildi. Abdüsselam Arif in 1966 da bir uçak kazas nda ölmesi üzerine yerine kardefli General Abdurrahman Arif geçmifltir. Dolay s yla dönemine Arif kardefllerin iktidar damgas n vurmufltur. (Calvocoressi, 1996: ) 17 Temmuz 1968 de Baas önderli indeki bir darbeyle Abdurrahman Arif in iktidardan uzaklaflt r lmas yla yeniden yönetime gelen Baas üyesi General Hasan el- Bekr devlet baflkan ve baflbakanl k görevlerini de üzerine alm flt r. Ayn zamanda Baas Partisi Genel Sekreteri ve Devrim Komuta Konseyi Baflkan olan Hasan el- Bekr (Bekir) bu görevde on bir y l kald ktan sonra 1979 da Saddam Hüseyin lehine çekilmifltir. Devrim Komuta Konseyi taraf ndan devlet baflkanl na seçilen Saddam baflbakanl k görevini de üstüne alm fl ve birinci baflbakan yard mc l görevine Taha Yasin Ramazan ayr ca birine de Tar k Aziz i getirdi i di er dört baflbakan yard mc l n n yan s ra d fliflleri bakanl na da Sadun Hammadi yi atam flt r (Marr, 1988: 189). Irak ta monarflinin y k lmas Türkiye-Irak iliflkilerine nas l yans m flt r? 1979 da Hasan el-bekr i iktidardan uzaklaflt rarak Devlet Baflkan olan Saddam Hüseyin, yirmi y l aflk n bir süre Irak maceradan maceraya sürükleyen bir lider olarak tarihe geçmifltir. Sivil ve askerî bürokrasinin bütün yönetim kademelerine Tikritlileri yerlefltirerek neredeyse bir hanedanl k yönetimi oluflturan Saddam, ran- Irak Savafl ve Körfez Krizi nde iktidar n korumay baflarm flt Ekiminde yap lan ve tek bafl na girdi i göstermelik seçimlerde de Saddam n yeniden Devlet Baflkan seçildi i aç klanm flt. Ancak gerçek demokratik parlamenter sisteme sahip olmayan Irak ta seçimler halk n sisteme kat l m n sa lama görüntüsünden baflka bir 5 AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ K T A P K T A P

52 46 Orta Do uda Siyaset ifle yaramad için hiçbir zaman d fl dünya taraf ndan ciddiye al nmam flt r. 10 Nisan 2003 te Amerikan askerlerinin Ba dat a girmesiyle Saddam Hüseyin ve Baas için perde kapanm fl oldu. Saddam Hüseyin, 2003 teki ABD müdahalesine kadar baflta kalm fl, bu müdahalenin sonunda Irak, federal bir yap y öngören yeni bir anayasa kabul etmifltir. Cumhurbaflkan olarak Kürt as ll Celal Talabani nin seçildi i Irak ta en son 2009 seçimleri sonras nda baflbakanl a Nuri El Maliki seçilmifltir. Resim 2.4 RAN: SAFEV LERDEN GÜNÜMÜZE 1501 de Tebriz i alarak burada kendisini fiah ilan eden smail, 1510 da ran n do- u bölgelerindeki Türk kabilelerini etkisiz hâle getirerek siyasi otoritesini bu bölgeye de yaym flt r. Osmanl n n toprak bütünlü ünü bozma giriflimleri karfl s nda Yavuz Sultan Selim ile 1514 te Çald ran da karfl laflt savaflta yenilmesiyle Osmanl n n toprak bütünlü ü korunduysa da bu yenilgi fiah smail i yolundan döndürmedi. Öncelikli olarak toplumun bir k sm taraf ndan kabul gören fiiili i ran da bir resmî devlet mezhebi hâline getirdi. Böylece fiiili in yayg n olmad, Fars ve Azeri Türkmenlerin a rl kta oldu u ran, bir fiii devleti hâline dönüfltürmüfltür. Dolay s yla fiah smail ile birlikte ran da Oniki mamc l k önemli bir geliflme gösterdi. fiah smail in öldü ü 1524 y l nda Safevi Devleti bir kabile devletinden bir bürokratik imparatorlu a dönüflmüfl bulunmaktayd. fiah smail den sonra iflbafl na gelen o lu fiah Abbas ( ) baflkenti 1598 de sfahan a tafl d. Ayr ca Alevi Türkmen boylar ile bafl etmek için merkezî bir ordu kurmaya çal flan fiah Abbas, bu amaçla Hristiyan ailelerden Osmanl lar n uygulad bir yöntemle (devflirme) Gulam ad verilen orduyu oluflturdu. 37,000 kifliden oluflan bu ordu, do rudan do ruya devletin finanse etti i ve ilk etapta fiah a ba l bir ordu konumundayd. fiah Abbas n ölümünden sonra bir süre daha istikrar korunduysa da bu fazla uzun ömürlü olmad ve Safevi hükümdarlar kurulan bu merkezî orduyu devam ettiremediler ve Safevi hanedanl n n sona ermesi önlenemedi. ran da 1722 de Safevi devletinin da lmas ile 1794 te Kaçarlar ad nda bir baflka Türk kökenli hanedan n denetimini ele geçirmesine kadar geçen ara dönem, istikrars z bir dönem olarak geçmifltir. Kaynak:

53 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a 47 Ali fiah n 1794 te ran da denetimi ele geçirmesiyle bafllayan Kaçar Hanedanl dönemi ise 1925 Aral k nda R za Pehlevi nin emrindeki 3000 dolay ndaki Kozak tugay ile Tahran a gelerek yönetimi ele geçirmesine kadar devam etmifltir bafl ndan itibaren ran da Pehlevi Hanedanl dönemi bafllam flt r. R za fiah Pehlevi nin 1941 de o lu Muhammed R za lehine tahttan ayr lmas üzerine genç yaflta iflbafl na geçen fiah Muhammed R za Pehlevi ise 1979 Devrimine kadar iflbafl nda kalm flt r. Nitekim 1970 lerin sonlar nda ortaya ç kan geliflmeler bölgenin stratejik yap s nda önemli de iflikliklere neden olmufltur. Bir taraftan 1979 fiubat nda fiah n aniden devrilmesi ve y k lan monarflik rejimin yerine fiiili i esas alan Ayetullah Humeyni nin slam Cumhuriyeti nin kurulmas, di er taraftan 1979 un Aral k ay nda Sovyetler Birli i nin Afganistan iflgal ederek bölgedeki stratejik konumunu daha da avantajl duruma getirmesiyle bir anda bölgedeki güç dengesi tamamen altüst olma tehlikesi ile karfl karfl ya kalm flt r. Bunun üzerine, Körfez devletleri için hem Sovyetlerden gelebilecek olas tehlikeye karfl hem de yeni fiii rejiminin bölgeye yay lma isteklerini engellemek ve çevrelemek amac yla Körfez flbirli i Konseyinin kurulmas gere i ortaya ç km flt r. Di er taraftan ABD, ran ve Afganistan daki geliflmeler üzerine Nixon Doktrini nde de iflikli e giderek Carter Doktrini çerçevesinde bölgedeki askerî varl n artt rmaya karar vermifltir ran Devrimi çok say da faktörün rol oynad bir süreç olmufltur. Hem iç politikadaki ve siyasal sistemin iflleyiflinden kaynaklanan nedenler hem de fiah n d fl politikas ve bunun yol açt tepki ve rahats zl k toplumu harekete geçiren faktörler aras nda yer alm flt r. Resim 2.5 Kum fiehri ( ran Devriminde Ve Siyasal Sisteminde Önemli Bir Merkez) Kaynak: Yazar n Kendi Arflivi Pehlevi Hanedanl n n 54 y ll k ( ) iktidar dönemi rejime sad k dostlar yetifltirdi i kadar kendi karfl tlar n da do urmufltu. Bu nedenle ran Devrimi, hem siyasal bak mdan d fllanm fllar n hem dinsel aç dan Pehlevi hanedan n n uy-

54 48 Orta Do uda Siyaset 1971 de varili 1.79 dolar olan ham petrolün fiyat, 1973 sonunda dolara f rlam fl ve bu do rultuda ran n petrol gelirleri de 1972 de 2.3 milyar dolardan 1974 te 18.5 milyar dolara ve 1977 de 20 milyar dolara ulaflm flt r. Nitekim fiah n 16 Ocak 1979 da tatil gerekçesiyle ran dan ayr lmas ve Humeyni nin sürgünde bulundu u Paris ten 1 fiubat 1979 da ran a dönmesiyle ve ran da Pehlevi Hanedanl ve monarfli sona ermiflti. gulamalar ndan rahats z olanlar n hem eflitsiz gelir da l m ndan yeterince pay alamayanlar n ve giderek yoksullaflanlar n, rejimin yabanc larla ba lant s na ama özellikle Amerika ba lant s na tepki duyanlar n, toplumsal ve kültürel alanda giderek artan yozlaflmadan rahats z olanlar n bir ortak payda da yani fiah karfl tl gibi bir ortak zeminde buluflmalar ve bunu iyi bir organizasyon içinde yönetmelerinin sonucuydu (Hatterington, 1982: ; Limbert, 1987:103; Momayezi, 1986: 71) Devrim süreci esas olarak 1978 Ocak nda medreselerin ve mollalar n yo un oldu u Kum flehrinde patlak veren gösterilerle bafllam flt r. (Cottam, 1980: 12-13). Bu ilk gösterilerde hükûmetin halka atefl açmas yla çok say da insan hayat n kaybetmiflti (Milani, 1989: 6-7). Bundan k rk gün sonra fieriatmedari nin ça r s yla yap lan Tebriz deki gösteriler sonucunda ise halk bir anlamda flehrin kontrolünü ele geçirmiflti. Yine 1978 in bafl nda Halk n Mücahitleri, Halk n Fedaileri ve Peykar gibi sol gruplar da rejime yönelik sald r lar n yo unlaflt rmaya bafllam fllard (Baktiari 1989: 33: Alaolmolki,1987). fiah n bu arada halk n tepkisini yat flt rmak ad na yapt liberalleflmeye dönük baz giriflimler ise hiçbir sonuç vermedi (Bayat, 1983: 38). Nitekim fiah n 16 Ocak 1979 da tatil gerekçesiyle ran dan ayr lmas ve Humeyni nin sürgünde bulundu u Paris ten 1 fiubat 1979 da ran a dönmesiyle ve ran da Pehlevi Hanedanl ve monarfli sona ermiflti. ran da bir taraftan, devrimi gerçeklefltirenler aras nda çat flmalar yaflan rken di- er taraftan Irak n 1980 Eylül ündeki sald r s yla bafllayan sekiz y l sürecek bir savafl n içine sürüklenmiflti. Savafl 1988 A ustos unda sona erdi inde taraflar n her ikisinin de insan ve ekonomik kayb çok büyük olurken hiçbir taraf istedi i amaca ulaflamam flt. Bu dönemde ran, bir taraftan Irak la savafl rken di er taraftan fiii unsurlar kullanarak devrimi bölgeye ihraç etmek için çal fl yor ve bunun do urdu- u istikrars zl klar dolay s yla komflu ülkeleri ran karfl t cephede yer almak zorunda b rak yordu. Humeyni nin 1989 da ölümünden sonra ran n d fl politikas nda ideolojik unsurlar yerine pragmatik unsurlar öne ç kmaya bafllam flt r. ran bu çerçevede özellikle 1989 dan itibaren, önce Rafsancani ( ) arkas ndan da Hatemi ( ) ile beraber s n r komflusu olan ülkelerle iliflkilerini gelifltirmeye çal flm flt r. ran, söz konusu politika de iflikli ini Rafsancani ile bafllatm fl olsa da bu konuda somut ad mlar atmaya esas olarak 1997 de Cumhurbaflkanl görevini devralan Hatemi ile beraber bafllam flt r. Ancak söz konusu olumlu imaj oluflturma çabalar - n n Ahmedinejad döneminde yeniden tersine döndü ü görülmüfltür. Devrimin hemen sonras nda ran n nükleer program sürdürmesi ve bu konuda uluslararas denetim mekanizmas n n faaliyetlerine kuflkuyla yaklaflmas Irak örne inde oldu u gibi ran ile ABD aras ndaki iliflkileri özellikle 11 Eylül 2001 den itibaren gerilimli bir sürece soktu. ran, nükleer faaliyetlerinin ve uranyum zenginlefltirmesinin amac n n salt bar flç l nükleer enerji üretimine ve bu ba lamda nükleer santrallere yak t teminine yönelik oldu unu iddia ederken ABD bu faaliyetin nükleer bomba yap m na da yönelik olabilece inden kuflku duymakta ve uranyum zenginlefltirme faaliyetine kal c flekilde son vermesini istemektedir te yap - lan seçimlerle cumhurbaflkan seçilen ve 2009 Haziran nda tart flmal bir süreç sonunda ikinci defa yeniden seçimleri kazanan Mahmud Ahmedinejad, ran n nükleer program yla ilgili oldukça sert bir politika izlemektedir. 6 ran ile ABD SIRA aras ndaki S ZDE nükleer sorunu k saca aç klay n z.

55 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a SUUD ARAB STAN: PETROLÜN S YASAL GÜCÜ 19. yüzy l n sonuna kadar ( ) Bahreyn, Kuveyt ve BAE yi oluflturan fleyhliklerle imzalad birtak m ikili anlaflmalarla Aden i ise 1839 da iflgal ederek protektoras hâline getirmifl olan ngiltere nin bölgedeki denetimini geniflletme sürecinde, savafl s ras nda fierif Hüseyin ve bn-i Suud ile yap lan ittifak iliflkileri önemli rol oynam flt r. Ancak fierif Hüseyin in ngiltere yle ifl birli i yaparak Sultan a ve halifeye karfl ayaklanm fl olmas dolay s yla hain olarak görülmesiyle siyasal prestijinin zay flamas ya da ortadan kalkmas bölgenin ngiltere ve Fransa taraf ndan iflgal edilmesini de kolaylaflt rm flt r. Türkiye de 1924 Mart nda SIRA halifeli in S ZDE kald r lmas üzerine fierif Hüseyin in hemen harekete geçerek kendisini halife ilan etmesi Müslümanlar taraf ndan kabul görmedi i gibi slam dünyas ndan da d fllanmas na yol açm flt r. Ayr ca bu durumda fierif Hüseyin e olan deste ini yeniden gözden geçiren ngiltere, Hüseyin in Hicaz daki egemenli ine son vermek için bn-i Suud dan yararlanma yoluna gitmifltir. 49 S ORU Arabistan yar m adas nda bir Vahhabi devleti kurma projesi oldukça eskiye gitmektedir. Di er bir ifadeyle Suudi Arabistan n modern tarihi 18. yüzy l n ortalar ndaki bir ittifak iliflkisine dayanmaktad r. Bu ba lamda, 1744 te Nejd Emiri Muhammed bn-i Suud ile Muhammed bn-i Abdulvahhap aras nda kurulan ittifak çerçevesinde Vahhabi inan fl na daya- l bir devlet kurma çabas da bafllat lm fl oluyordu. AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ Vahhabizm bir siyasi deste i, Suudlar da Osmanl ya karfl kullanacaklar bir Askerî baflar lardan kaynaklanan ba l l n, ifller ideolojik meflruiyet arac na kavuflmufl olmaktayd. Suudlar n bir Vahhabi devleti kötüye gitmeye bafllad nda K T A P kurma çabalar, 1802 ve 1803 te Mekke ve Medine yi almalar ile ileri bir aflamaya geldiyse de Osmanl mparatorlu u, M s r valisi arac l yla bölgeyi yeniden Abdül Aziz, bu ba l l ayn h zla kaybolmas n n K T A söz P konusu olaca n bilen denetimine almak istemifl ve bu do rultuda Mehmet Ali Pafla önce 1811 de böl- dinsel bir ba l l k hâline TELEV ZYON geye askerî güç yollam fl ve 1813 te de Osmanl güçleri Mekke ve Medine yi yeniden kontrollerine alm flt r. Nihayet 1818 de bölge tamamen denetim alt na al - narak Suudilerin çabalar uzunca bir süre önlenmifltir. Ancak Osmanl güçleri Nejd te kalamad klar için Suudlar Riyad yeni baflkent yaparak NTERNET buradaki pozisyonlar n sürdürmeyi baflarm fllard r lar n bafl ndan itibaren Osmanl ile aras bozulan ve bölgede kendi bafl na bir hanedanl k kurman n hesaplar n yapan M s r Valisi Mehmet Ali, de bu defa kendi ad na Suudileri MAKALE yeniden yenilgiye u ratm fl, Suudi lideri Faysal bin Türki yi de tutsak alm flt. Mehmet Ali nin 1841 de Osmanl Sultan ile yap lan anlaflma do rultusunda bu bölgeyi terk etmesi üzerine 1843 te Nejd e dönen el-türki otoritesini yeniden tesis etmifltir. Buna karfl l k Osmanl dan çekinen Faysal bin Türki, Hicaz yeniden denetim alt na almaya giriflmemifltir. Nihayet bölgede Suudi egemenli inin yeniden tesisi, El-Türki nin o lu Abdurrahman n o lu Abdül Aziz taraf ndan gerçeklefltirilmifltir de Riyad 1905 te ise Nejd i denetimi alt na alan Abdül Aziz bin Abdurrahman el-suud un (k saca bn-i Suud) bu baflar s Suudi devletinin kurulmas nda önemli bir dönemeci ifade etmekteydi. ngiltere, 1913 te Osmanl n n egemenli indeki günümüz Suudi Arabistan n n do u illerinde denetimi eline geçiren bn-i Suud un konumunu hemen tan m flt r. dönüfltürerek TELEV ZYON daha sürekli hâle getirmek istemifl ve bu amaçla kendine ba l kabilelere din bilginleri göndermek ya da kendi camilerini yapmalar NTERNET için parasal katk larda bulunmak gibi yöntemlerin d fl nda Vahhabi anlay fl n benimsemeleri için zor MAKALE kullanma da dâhil de iflik yöntemlere baflvurmufltur. Abdül Aziz, bu anlay fl benimseyenleri parasal aç dan destekleyerek ödüllendirme yoluna da gitmekteydi de kurulan ve bedevi gönüllülerden oluflan hvan (kardefller) ordusu Vahhabizmin benimsetilmesi ve kabilelerin sadakatinin sa lanmas nda oldukça etkili olmufltur.

56 50 Orta Do uda Siyaset Di er taraftan, Abdül Aziz ( bn-i Suud) için 1902 den I. Dünya Savafl na kadar geçen süre içinde bölgedeki Arap kabileler üzerinde otorite sa lamas nda Vahhabizm olarak bilinen dinî anlay fl referans olarak almas ve iktidar n n meflru arac olarak kullanmas önemli bir etken olmufltur. 3 Mart 1924 te Türkiye de Halifeli in kald r lmas üzerine 7 Mart ta kendisini slam ülkelerinin halifesi ilan eden fierif Hüseyin e ilk tepki Nejd Emiri Abdül Aziz den geldi ve bu mücadele sonunda 25 Aral k 1925 te Mekke yi iflgal ederek Hicaz Emiri fierif Hüseyin in egemenli ine son veren Abdül Aziz, kendisini 1926 Ocak nda Hicaz Kral ve Nejd Sultan ilan ederken ngiltere 1927 Cidde Antlaflmas yla kendi belirleyece i s n rlar içinde Abdül Aziz in bu unvan n tan m flt r de ise devletin ad Suudi Arabistan Krall olarak de ifltirilirken ayn tarihte Milletler Cemiyetine üyeli i de kabul edilmekteydi. Ba ms zl n kazan lmas n n ard ndan Abdül Aziz bütün dikkatini merkezî bir yönetim kurma üzerinde yo unlaflt rm fl ve bunda epey baflar l olmufltu. Kabilelerin sadakati bazen zor kullan larak, bazen ödüllendirmeyle bazen dinsel ba l l klardan yararlan larak, bazen de evliliklerle sa lanm flt. Bu evliliklerden dolay Abdül Aziz in tam k rk bir o lu bulunmaktayd ve bu onun bir hanedanl k kurmas n kolaylaflt rm flt. Ulema ve Ümera ad verilen iki s n ftan oluflan Suudi Arabistan da Ümera s n f n Suud ailesi, Ulema s n f n ise fieyh ailesi oluflturmufltur. Örne in 1990 l y llara gelindi inde yap lan tahminlere göre Ulema ve Ümera s n f n oluflturan bu iki ailenin toplam say lar n n dolay nda oldu u yönündeydi. Bunlar n d fl ndaki kabilelerin çok daha s n rl bir ayr cal a sahip oldu u Suudi Arabistan, bu özellikleriyle baz lar nca otokrasi baz lar taraf ndan ise çöl demokrasisi olarak nitelenmektedir. Suudi Arabistan n temelini oluflturan siyasi ve dinî referanslar ve dayanaklar n aç klay n z. 7 lk kuruldu u y llarda petrol geliri bulunmad ndan krall k günümüzdeki kadar bolluk ve ihtiflam içinde de ildi. Çünkü bu dönemde devletin en önemli mali kayna Hac gelirleriydi. Ülkede petrol araflt rmalar n n bafllamas 1933 te Standart Oil of California (Texaco, Mobil ve Standart Oil of New Jersey ile kurulan ortakl klarla daha sonra ARAMCO ad n alacak) flirketine verilen imtiyazdan sonra bafllayabilmiflse de petrolün üretimi 1938 de mümkün olabilmifltir. Fakat II. Dünya Savafl n n patlak vermesi Suudi petrol sanayisinin geliflmesini geciktirmifltir. II. Dünya Savafl s ras nda Suudi Arabistan, 1945 Mart na kadar resmî anlamda tarafs zl n korumufl ve ancak bu tarihte Almanya ya savafl ilan etmifl olsa da daha 1940 da Abdül Aziz ngiltere yi destekledi ini aç klam fl ve Suudlar savafl esna- AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ s nda çeflitli düzeylerde müttefiklerle ifl birli ini sürdürmüfllerdi. Buna karfl l k savafl esnas nda mali zorluk içinde olan Suudi Arabistan a ngiltere ve ABD yard mda bulunmufltur. K T AÖrne in P henüz bu y llarda oldukça mütevaz say labilecek bir K T A P petrol gelirine sahip olan Suud yönetimi, ABD ile girdi i iliflki çerçevesinde 1943 te bu ülkeden Kiralama ve Ödünç Alma Yasas çerçevesinde mali yard m alm flt r. Bu TELEV ZYON ifl birli i sürecinde TELEV ZYON ABD de Suudi Arabistan dan elde etti i petrol imtiyaz alanlar - n geniflletmifltir. NTERNET NTERNET MAKALE MAKALE

57 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a 51 Özetle, 1926 da Hicaz Krall, 1932 de ise Suudi Arabistan Krall ad n alan devletin kurucusu olan Abdül Aziz, da - n k hâlde bulunan kabilelerin oluflturdu- u bir konfederasyon yerine merkezî bir devletin kurulmas n sa lamakla beraber, 1953 te öldü ünde devletin anayasas olarak Kur an, yasalar olarak da fleriat kabul edildi inden ayr bir anayasas, ayr bir yasas ve kurumsallaflm fl bir dan flma meclis bulunmamaktayd. Abdül Aziz in ölümüyle yerine geçen o lu Suud günümüze kadar iflbafl na geçen dört o lundan en zay f karakterli olan yd. ktidarda oldu u süre içinde içerde ve d flar da baflar l bir politika uygulayamad. Zaten 1958 den itibaren art k hastal dolay s yla ülkeyi yönetmekte güçlük çeken Kral Suud, iflbafl nda kalmas na ra men yürütme yetkilerini Baflbakan Veliaht Prens Faysal a devretmeye ikna edilmiflti. Nihayet 1964 te ülkede dinî önderlerin fetvas al narak bir anlamda saray darbesiyle Kral Suud görevden al narak yerine kardefli Faysal getirilmiflti. Kral Faysal, Suud a göre çok daha baflar l bir profil çizmifltir. Çok stratejik bir karar olan petrol ambargosu uygulamas Suudi Arabistan arkas ndan yaflanan fiyat art fllar yla birleflince ummad bir gelire kavuflturmufltur. Böylece Suudi Arabistan, bir çöl krall ndan finansal bir güç hâline gelmifl oldu. SIRA Savunma S ZDE harcamalar zaten 1964/65 te yaklafl k 100 milyon dolarken 1966/67 de 335 milyon dolara, Suud ordusu da den e ç kar lm flt. Uygulad modernleflme programlar yla da Faysal, 19. yüzy l Osmanl padiflahlar ndan III. Selim i ve II. Mah- mut u hat rlatmaktayd. Faysal ekonomik ve e itim alan nda yeni say labilecek at - l mlarda bulundu. Resim 2.6 Kaynak: petrol ambargosu Suudi Arabistan n gelirlerinde müthifl bir art fla yol açm flt r. Suudi Arabistan da ilk petrol ayr cal klar Abdül Aziz taraf ndan 1933 te Standart Oil of Cali- fornia flirketine verilmifl ve bu flirketin yine bir Amerikan flirketi olan SIRA Texas S ZDE flirketiyle kurduklar ortakl k daha sonra yeni ortaklar n da kat l m yla 1944 bafl ndan itibaren ARAM- CO ad yla faaliyetini sürdürmüfltür. Suudi Arabistan da ilk petrol 1938 de Suudi Arabistan n do usunda bulunan Dahran da ç kar lm fl ancak II. Dünya Savafl AMAÇLARIMIZ sonras na kadar AMAÇLARIMIZ fazla bir ticari de er tafl mam flt. K T A P Petrolün uluslararas piyasalarda bir de er ifade etmesi üzerine 1950 li y llarda petrol flirketleri ile petrol üreten ülkeler aras nda kârdan % 50 pay almay öngören anlaflmalar yap lm flt r. Fakat bu y llarda hâlen ilgili ülkelerin üretim ve fiyatland rma konusunda herhangi bir söz haklar bulunmamaktayd. flte ARAMCO bu TELEV ZYON y llar- K T A P TELEV ZYON NTERNET NTERNET MAKALE MAKALE

58 52 Orta Do uda Siyaset da rafine, pazarlama ve fiyatland rma aflamalar nda temel belirleyici konumu da olan dev birçok uluslu flirket görünümü kazanm flt r ta özellikle fiyatland rma politikalar konusunda ortak hareket etmeyi sa lamak amac yla ilk önce befl ülke ( ran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezüella) aras nda imzalanan bir anlaflmayla kurulan daha sonra on üç üyeye ulaflan OPEC in yan nda 1968 de de sadece petrol üreten Arap ülkelerinin kat l - m yla OAPEC kurulmufltur. Her iki örgütün kuruluflunda da ilgili ülkelerin temel amac, önemli bir ham madde kayna hâline gelmifl olan petrol üzerinde daha fazla denetime sahip olmakt. Bu çerçevede OPEC üyeleri öncelikle ortak hareket ederek Bat l petrol flirketlerine karfl pazarl k güçlerini artt rmak istemelerine karfl l k henüz dünyadaki petrol miktar n n mevcut talebi karfl layacak ölçülerde ve bol miktarda oluflu örgütün ilk kuruldu u y llarda istenildi i kadar etkili olmas n engelledi. Nitekim her fley Suudi Arabistan Kral Faysal n 1973 Ekim Savafl s ras nda ABD nin srail e verdi i deste e tepki göstermek için ABD ve Hollanda ya petrol sevkini ask ya almas yla bafllad. Arkas ndan di er Arap ülkeleri de bu politikaya destek verdiler. OPEC, 1974 Ocak n n hemen bafl nda afifle fiyatlar n dolar olarak aç klarken bu bir önceki y l Ocak ay fiyat olan 2.74 dolar ile karfl laflt r ld - nda dört misli bir art fl ifade etmekteydi. Bu art fl dolay s yla Suudi Arabistan n petrol gelirleri de ayn oranda artarak 6.4 milyar dolardan 27.7 milyar dolara f rlam flt. Suudi Arabistan n petrol gelirlerindeki art fl bununla s n rl kalmayacakt de petrol fiyatlar n n 34 dolara ç kmas üzerine 102 milyar dolara f rlayan petrol gelirleri 1990 ve 2003 krizleri sonras nda fiyatlar n önce 40 dolara arkas ndan e gelindi inde ise 140 dolara kadar ç kmas üzerine üçe katlayacakt r. Böylece dünyan n önemli bir petrol ve finansal gücü hâline gelen Suudi Arabistan n bundan sonra daha aktif bir politika takip etmeye bafllad ve bu çerçevede Orta Do u politikas konusunda hem ABD üzerinde daha fazla etkili olmaya çal flt hem de FKÖ ve Suriye yi mali yard m faktörünü kullanarak aleyhine politikalar benimsemekten al koymaya çal flt görülüyor. Ancak eriflti i mali olanaklar Suudi Arabistan için tehdidin bitti i anlam na gelmemekteydi Devrimiyle beraber ran n 1990 ve sonras nda ise Irak n Suudi Arabistan için ciddi bir tehdit hâline gelmesi ülkenin savunma harcamalar nda çok h zl bir art fla da beraberinde getirmifltir. Kral Faysal n psikolojik problemleri olan bir ye eni taraf ndan bir suikast sonucu öldürülmesinin ard ndan yerine 1975 te Kral Halid onun da sa l k sorunlar dolay s yla ideal bir yönetim ortaya koyamamas ve 1982 de ölümü üzerine ise kardefli Baflbakan Birinci Yard mc s Veliaht Prens Fahd kral olmufltur te ise Kral Fahd n ölümü üzerine Veliaht Prens Abdullah bin Abdül Aziz kral olmufltur. KUVEYT: ZENG N AMA GÜVENS Z 18. yüzy l n bafl nda Arabistan yar m adas n n Nejd bölgesinden göç eden kabilelerin oluflturdu u ve 1756 da Sabah ailesi taraf ndan yönetilen otonom bir bölge hâline gelen Kuveyt, di er Körfez ülkeleri gibi bir sahil ülkesi olman n avantaj n kullanarak daha o y llarda Hindistan ile Orta Do u aras nda bir ticaret merkezi olma özelli ini kazanm flt r. Dolay s yla buradaki ticari faaliyetlerden sa lanan gelir petrolün henüz bir zenginlik kayna olarak keflfedilmedi i o y llarda Sabah ailesinin ve Kuveyt in en önemli gelir kayna n oluflturmaktayd.

59 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a 53 Resim 2.7 Kuveyt (Kuveyt'in Baflkentinden Bir Görünüm) Kaynak: Yazar n Kendi Arflivi 1826 dan itibaren Osmanl mparatorlu u na vergi ba ile ba lanan Kuveyt 1853 ten sonra bu devletin egemenli ine girmifl ve Osmanl mparatorlu u nun Basra eyalet valisi taraf ndan, Basra ya ba lanarak fieyh Abdullah el-sabah a 1871 de bölge valili i verilmifltir. Ancak 1800 lü y llar n sonlar na do ru bölgeye ngiltere nin gelmesiyle Kuveyt üzerindeki rekabete Farslar ve Suudilerin yan s ra ngilizler de eklenmiflti. Osmanl Sultan II. Abdülhamit in bölgenin kendi egemenli- inde oldu unu göstermek için 1897 de fieyh Mubarek i Kuveyt in yöneticisi olarak tayin etti ini aç klamas yla Kuveyt üzerindeki egemenlik mücadelesi Osmanl mparatorlu u ile ngiltere yi karfl karfl ya getirmifltir. Özellikle bu atama iflleminde Basra valisine tabi oldu unun belirtilmesine itiraz eden fieyh Mubarek El-Sabah n ngiltere den yard m istemesi üzerine bölgeye askerî güç gönderen ngilte- re ile 1899 da bir anlaflma imzalayan Mubarek, bölgedeki di er emirlikler gibi bu devletin protektoras olmay kabul etmekteydi. Mubarek el-sabah n ngiltere ile imzalad 1899 anlaflmas yla, Kuveyt, ngiltere nin izni olmadan hiç bir devletin temsilcisini kabul etmeme ve bir baflka ülkeye toprak veya baflka bir imtiyaz vermeme ve anlaflma yapmama taahhüdüyle bu devletin egemenli ini kabul etmiflti. ngiltere, protektora kuran anlaflmalar daha önce 1892 de Bahreyn le ve BAE ni oluflturan di er fleyhliklerle de yapm flt. AMAÇLARIMIZ I. Dünya Savafl na öngelen y llarda gündeme gelen Ba dat demir yolunun AMAÇLARIMIZ Almanya taraf ndan Basra dan Körfez e do ru uzat lmas olas l n n do mas üzerine ngiltere, Osmanl mparatorlu u ile anlaflma yoluna gitmifltir. K ngiltere, T A P Osmanl K T A P mparatorlu u ile 1913 te imzalanan anlaflmayla Ba dat n güneyinde yer alan bölgeler için ald demir yolu imtiyaz karfl l nda Kuveyt üzerindeki egemenlik iddias ndan vazgeçmekteydi. Ayr ca Osmanl mparatorlu u da Körfez in TELEV ZYON bat k y lar ndaki baz topraklardan çekilmeyi kabul etmekteydi. Buna göre, Kuveyt Osmanl ya TELEV ZYON ba l otonom bir idari birim ve Sabah ailesi de Osmanl n n bir yöneticisi konu- NTERNET NTERNET MAKALE MAKALE

60 54 Orta Do uda Siyaset munda olacakt. Ancak Kuveyt üzerindeki Osmanl süzeranl oldukça k sa sürdü. Osmanl mparatorlu u nun Almanya yan nda savafla girmesiyle beraber, ngiltere 1913 Anlaflmas n n geçersiz oldu unu ve Kuveyt in ngiliz korumas alt nda bir emirlik oldu unu aç klayarak protektoran n devam etti ini vurgulamaktayd te fieyh Mubarek in ( ) ölümünden sonra iflbafl na geçen fieyh Cabir den 1917 de iktidar devralan Mubarek in o lu fieyh Sâlim ( ) savafl esnas nda ngiltere karfl s nda Osmanl n n desteklenmesini savunmaktayd. Hatta iktidar bizzat ele ald nda da bu yönde politikalar izleyerek ngiltere nin Osmanl y tecrid etme politikas na destek vermemifltir. Dolay s yla Kuveyt, özellikle 1915 ten sonraki süreçte ngiltere ye gereksinimi olan deste i vermemifltir. Ancak 1917 Mart ndan itibaren Irak ta iki buçuk y ld r süren direniflin ard ndan Osmanl ordusunun Ba dat tan ayr lmas üzerine bölge ngiltere nin askerî ve siyasi denetimine girmifltir. Kuveyt in söz konusu bu statüsünde 1961 de ba ms z oluncaya kadar bir de iflme olmad. Ancak I. Dünya Savafl n n sonunda Londra taraf ndan belirlenen ve ileride bölgede çat flma kayna olacak bir s n rla (1922 Uqair Anlaflmas ) Kuveyt, ngiliz mandas alt ndaki Irak tan ayr lmaktayd. Nitekim uluslararas petrol flirketlerinin bölgeye gelmesiyle beraber Kuveyt in talihi de de iflmeye bafllad te Kuveyt fieyhi Ahmed el-sabah n ( ) bir Amerikan flirketi olan Gulf Oil ve bir ngiliz flirketi olan Anglo Persian Oil Company (BP) ile yapt anlaflmayla Kuveyt üzerindeki petrol imtiyazlar bu flirketler taraf ndan kurulan Kuwait Oil Company ye devredilmekteydi. Yaklafl k dört y ll k bir çal flmadan sonra petrolün ç kar lmas söz konusu olduysa da ilgili flirketler petrol ihracat na ancak 1946 da bafllayabildi. Petrolden elde edilen gelir ilk y l 760 bin dolar iken 1952 de 169 milyon dolara ç km fl ancak as l büyük art fl 1973 petrol ambargosundan sonra yaflanm fl ve 1980 de 22 milyar dolar gibi oldukça yüksek bir rakama ulaflm flt r. fiüphesiz yaklafl k bir milyon dolay nda bir yerli nüfusa sahip ülke aç s ndan bu gelir, dünya ülkeleri aras ndaki zenginlik s ralamas nda iyi bir yerde yer almas için yeterli olmufl, Kuveyt, s radan bir ülke olmaktan ç karak bir finansal güç hâline gelmifltir. Özellikle 2006 ya kadar 60 dolara ulaflan petrol fiyatlar n n bu tarihten sonra bir daha katlayarak 2008 de 140 dolara dayanmas bu ülkelerin gelirlerinin korkunç flekilde artmas na yol açm flt r. Ülke nüfusunun yabanc - larda dâhil (%65 i) yaklafl k 3 milyon oldu u Kuveyt te 2012 rakamlar na göre kifli bafl na düflen milli gelir 66,000 dolar dolay ndad r. Kuveyt fieyhi Ahmed ten sonra iflbafl na gelen ve oldukça temkinli ve tutumlu kiflili iyle bilinen fieyh Abdullah el-sabah n ( ) petrol gelirlerinin artmaya bafllad y llara rastlayan iktidar dönemi, ayn zamanda Orta Do u nun en hareketli y llar yd. Bu arada 1961 de ngiltere den ba ms zl n kazanan Kuveyt te ulusal meclisin aç l fl 1963 te gerçekleflmiflti. Nitekim 1976 da feshedilen ulusal meclis, 1981 de yeniden aç ld ysa da 1986 da ikinci defa feshedilmifl ve tekrar 1992 de aç labilmifltir. Ulusal meclis uygulamas, bölgede baflka bir örne i olmad için Kuveyt di er Körfez ülkelerine göre daha demokratik bir ülke olarak nitelenebilirse de sadece 1920 den önce Kuveyt te mukim olanlar n oy kullanabildikleri bir seçimle olufltu u, Emir taraf ndan zaman zaman feshedildi i ve meclisin yar s n n Emir taraf ndan atand için yine de gerçek anlamda bir parlamento ve gerçek anlamda bir demokratikleflme saymak mümkün de ildir. Ancak muhalefetin k smen kendini ifade etme imkân buldu u seçimle oluflan bir parlamento ve s n rl bir söz ve ifade özgürlü ü ile s n rl bir bas n özgürlü ünün söz konusu oldu u Kuveyt i flüphesiz di er bölge ülkelerinden farkl bir kategoride de erlendirmek gerekir.

61 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a 55 Dünya petrol piyasas ndaki hareketleri etkileyebilecek bir güç olmas n n d fl nda, yukar da belirtilen nedenlerden dolay önemli bir finansal ba ml l k iliflkisi içinde oldu u dünyan n önemli güçleri aç s ndan Kuveyt, tehdit olarak alg lanan önce SSCB daha sonraki süreçte ise ran ve Irak gibi ülkelere karfl korunmas gereken bir ülke olarak görülmüfltür. Kuveyt Emirleri ise bir taraftan ba ml l k iliflkisi içindeki bu ülkeler karfl s nda ba ms zl n korumaya çal fl rken kendi için tehdit oluflturan ülkelere karfl cömertçe davranarak bu iki farkl uç aras nda bir denge sa lamaya çal flm flt r. Ayr ca ran-irak Savafl boyunca Kuveyt Irak a milyarlarca dolar yard m yapm flt r. Ancak petrolün ve paran n bir ülkenin güvenli ini sa lamada asla sa lam bir güvence olamayaca ve özellikle askerî gücün yerini tutamayaca 1990 da Irak n Kuveyt i iflgaliyle ortaya ç km flt r. Ayr ca para da Kuveyt gibi ülkelerde olas tehditleri cayd racak ve ülkenin güvenli ini sa layacak güçlü bir askerî yap oluflturmak için yeterli olamayabilmektedir. D ER KÖRFEZ ÜLKELER Birleflik Arap Emirlikleri 1968 de ngiltere nin bölgeden çekilece ini aç klamas ile beraber 1971 de yedi emirli in (Dubai, fiaryah, Ra s el-hayma, Ümmü l-kayvan, Acman ve Füceyre) birleflmesiyle oluflan Birleflik Arap Emirlikleri, ngiltere ile ba lar n tamamen koparmam fl daha önceki anlaflmalar n yerini alacak yeni bir anlaflma imzalam flt r. Ancak yine de art k protektora statüsü sona ermekte ve egemenlikleri ngiltere taraf ndan da tan nmaktayd. Asl nda ilk baflta karars z kalan Ra s el-hayma, federasyona 1972 fiubat nda kat lm flt r. BAE, 1971 Aral k nda ilan edilen ba ms zl kla beraber hem BM ye hem de Arap Birli ine üye olmufltur. Resim 2.8 Dubai (Birleflik Arap Emirlikleri) Kaynak: Yazar n Kendi Arflivi BAE de yaklafl k 8.3 milyon (2012 itibar yla) dolay nda olan nüfusun % 85 i Abu Dabi, Dubai ve fiaryah ta yaflamaktad r. Kifli bafl na düflen millî gelirin 67,000 dolar

62 56 Orta Do uda Siyaset dolay nda oldu u Birleflik Arap Emirliklerinde yabanc lar nüfusun yaklafl k % ini olufltururken çal flan iflgücünün de yaklafl k % 90 yabanc lardan meydana gelmektedir. Özellikle yabanc lar içinde ço unlu u Hindistan ve Pakistanl lar n oluflturdu u Güney Asya kökenli Müslümanlar oluflturmaktad r. Yaklafl k % 30 unu yabanc lar n oluflturdu u orduda ise Pakistanl ve Ürdünlüler ço unluktad r. BA- E de gerek askerî gücün gerekse savunma bütçesinin % 80 ini Abu Dabi Emirli i sa lamaktad r. Nüfusunun tamam na yak n Sünni Müslüman olan Emirliklerde % 10 dolaylar nda fiii bulunmaktad r. BAE de petrol gelirlerinin devreye girmesi, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Bahreyn e göre daha geç bir tarihte olmufltur. Örne in Abu Dabi de ilk petrol üretimi 1962 de Dubai de 1969 da fiaryah ta, 1974 te ve Ras el-hayma da 1984 te gerçeklefltirilmifltir. Sahip oldu u 98 milyar varillik petrol rezervi ile dünya petrol rezervinin yaklafl k % 9 una sahip olan BAE deki toplam üretiminin % 80 i Abu Dabi de % 18 i ise Dubai de yap lmaktad r. Hem daha fazla petrol üretimine hem de daha uzun ömürlü rezerve sahip olan Abu Dabi nüfus ve toprak büyüklü ü bak m ndan da en büyük emirliktir. Birçok aç dan Abu Dabi yi Dubai ve Ra s el-hayma emirlikleri takip etmektedir. Birleflik Arap Emirliklerinde en önemli yönetim ayg t yedi emirli in bafl nda bulunan emirlerin kat l m yla oluflan ve bir anlamda baflkanlar konseyi niteli inde olan Yüksek Konseydir. Devlet Baflkan ve Yard mc s n seçen Konsey de Abu Dabi ve Dubai nin veto yetkileri bulunuyor. Devlet baflkanl n n seçimle iflbafl na geliyor olmas na ra men Emirlikler içinde en güçlüsü olan Abu Dabi Emiri fieyh Zaid bin Sultan el-nahyan, ba ms zl ktan 2004 te ölümüne kadar federasyonun devlet baflkanl n elinde bulundurmufltur. fieyh Zaid in ölümü üzerine o lu Veliaht Prens Halife bin Zayid el-nahyan onun yerine BAE Emiri olmufltur. Veliaht Prens olarak onun yerine fieyh Muhammed bin Zayid el-nahyan getirilmifltir. Federasyon içinde oluflturulan ulusal orduya kat lma konusunda ilk bafllarda isteksiz davranan Dubai emirli inin devlet baflkan yard mc l ve baflbakanl k görevleri de sürekli hâle getirilerek bu sorun çözülmüfltür. Yüksek Konseyin d fl nda yürütme organ olarak bulunan Federal Bakanlar Kurulunun önerdi i yasalar, Emirlerin iki y ll k bir dönem için atad dan flma organ niteli indeki Federal Ulusal Konsey taraf ndan incelenmektedir. Bir anlamda federal parlamento ifllevi gören ve üyeleri Emirlerin kendilerince belirlenen 40 üyeli Federal Ulusal Konseyde, Abu Dabi ile Dubai sekizer, fiaryah ve Ra s el-hayma alt flar, Ümmü l-kayvan, Acman ve Füceyre dörder üye ile temsil edilmektedir. Di er emirliklerde oldu u gibi BAE nin d fl politikas nda da Bat ba lant s oldukça büyük boyutlardad r. Buna karfl l k özellikle Dubai nin ran la yak n iliflkileri bulunmaktad r. ran n 1971 den beri BAE ye ait üç aday (Küçük Tunb, Büyük Tunb ve Ebu Musa) iflgal etmeye devam etmesi hem emirlikler aras ndaki iliflkileri hem de BAE ile ran aras ndaki iliflkileri olumsuz yönde etkilemektedir. Umman ile Ra s el-hayma aras nda söz konusu olan ve geçmiflte s n rl da olsa AMAÇLARIMIZ çat flmaya yol açan s n r sorunlar yine de BAE ile Umman aras nda büyük boyutlarda bir çat flmaya yol açacak nitelikte bir sorun olarak AMAÇLARIMIZ de erlendirilmemektedir. K T A P TELEV ZYON Umman K T A P Basra Körfezi ile Umman Körfezi nin bitiflti i yerde oldukça stratejik bir noktada bulunan Umman, Hürmüz Bo az n n a z nda bulunan Musandam yar m adas yla, TELEV ZYON NTERNET NTERNET

63 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a 57 Körfez trafi inin kontrolünü elinde tutmaktad r. Umman birçok bak mdan di er Körfez ülkelerinden ayr lmaktad r. Genifl bir topra a sahip olan Umman di erlerinden farkl olarak ayn zamanda önemli bir tar m ülkesidir. Ayr ca Körfez ülkelerinden ran, Irak ve Bahreyn de fiiiler, di erlerinde ise Sünniler ço unlukta oldu u hâlde Umman da haricili in l ml bir kolu olan badiler ço unlu u oluflturmaktad r. Umman di er Körfez ülkelerinden farkl olarak, onu önemli k lan as l unsur geçmiflten günümüze petrolden ziyade stratejik konumu olmufltur. El Bu Said ailesi taraf ndan 1744 te ba ms z bir hanedanl k olarak kurulan Umman, 19. yüzy l n ilk yar s nda bir deniz imparatorlu u hâline gelmiflti lerde mparatorluk merkezi Zenzibar olan Sultanl k, ngiltere nin bölgeye gelifliyle beraber buray terk etmek ve merkezi Maskat a tafl mak zorunda kalm flt r. 19. yüzy l n sonuna do ru Sultanl k, ülkenin iç k s mlar nda denetimi kaybetmifl, bir süre sonra da ngiltere nin mali deste ine baflvurmak zorunda kalm flt r. ngiltere ile birçok anlaflma imzalayarak bu devletin yard m na ihtiyaç duyan Umman, di er Körfez fleyhliklerinden (Bahreyn, BAE, Kuveyt ve Katar) farkl olarak ngiliz protektoras olmayarak ba ms zl n koruyan tek ülke olmufltur. 20. yüzy l n ilk altm fl y l nda Umman, içine kapal izole ve giderek yoksullaflan bir ülke durumundayd. En uzun süre iflbafl nda kalan sultanlardan olan Sultan Said bin Teymur ( ) zaman nda ngiltere nin verdi i destek sayesinde ülkenin iç kesimlerinde yeniden kontrolü sa layan Umman, böylece ülkede bütünlü- ü yeniden sa larken baflkenti bu defa da Maskat tan Zufar a tafl maktayd. Ancak bu süreç sonunda ülke oldukça despotik bir yönetim hâline de gelmekteydi te ülkede petrolün üretilmeye bafllamas na ra men Sultan Said eski al flkanl klar n terk etmedi. ktidar sona erdi inde ülkede sadece üç okul ve 10 km asfalt yol bulunmaktayd. Sultan Said in 1970 te o lu Kabus bin Said (1970- ) taraf ndan bir saray darbesiyle iktidardan uzaklaflt r ld s rada ülkenin karfl karfl ya oldu u temel sorun Zufar daki ayaklanmayd. Ayaklanmay bast rmak için Sultan Kabus a bölgenin di er monarflileri olan ran ve Ürdün, askerî güç de dâhil çok yönlü yard m sa layan ülkeler oldular. Ayr ca Zufar halk n n deste ini sa lamak için genifl çapl fonlar arac l yla bölgenin kalk nd r lmas na a rl k verildi da Sultan Kabus un ülke içindeki bu tedbirleri ve ran ve Umman askerî güçlerinin ortaklafla çabalar sonucu ayaklanma bast r lm flt r. ngiltere de e itim görmüfl olan Sultan Kabus, 1978 de 1.7 milyon dolar olan petrol gelirine ra men önemli altyap projelerini gerçeklefltirdi. Okullar n ve yollar n h zla infla edildi i ülkenin ve baflkent Maskat n görünümü büyük ölçüde de- iflti. ktidara geldi inin ilk on y l nda halk n yaflam düzeyinde ciddi bir geliflme ortaya ç km fl ve bu nedenle halk aras ndaki deste i de artm flt r. Ancak kalifiye ifl gücünden yoksun olan Umman, di er Körfez ülkeleri gibi yabanc ifl gücüne ve özellikle de yabanc uzmanlara ba ml durumdad r. Nüfusu yaklafl k 3 milyon dolay nda olan Umman da kifli bafl na millî gelir 19,000 dolard r. Ülke nüfusunun % 77 sini Araplar n oluflturdu u Umman da (Umman Sultanl ) % 20 oran nda yabanc nüfus bulunmaktad r. Umman da az nl k topluluklar n n bafl nda Hintliler, ço u Beluci olan Pakistanl lar, Bengalliler, Farslar ve Do u Afrika kökenli siyahlar gelmektedir. Ülkenin güneyindeki Zufar bölgesinde oturan ve Cibali olarak adland r lan Arap kabileler, etnik bak mdan Yemen in do usundaki Araplara daha yak nd r. Nüfusun tamam na yak n Müslüman olan Umman da en yayg n mezhep, Haricili in yayg n bir kolu olan badiliktir. Umman da hâkim mezhep olan ve 7. yüzy lda do an saf slam anlay fl n savunan

64 58 Orta Do uda Siyaset Resim 2.9 Maskat (Umman n Baflkenti) Kaynak: Yazar n Kendi Arflivi Haricili in l ml bir kolunu teflkil eden ancak günümüzdeki uygulan fl biçimiyle Sunnili e çok benzeyen badilik, toplumsal hayat oldu u kadar siyasi hayat da biçimlendirmektedir. slam n yorumu bu mezhebin anlay fl çerçevesinde yap lmaktad r. Hâlen mutlak monarfliyle yönetilen Umman da Sultan, baflbakanl da elinde bulundururken büyük ço unlu u atamayla oluflan ve Sultan n istekleri çerçevesinde hareket eden çift meclisli (fiura Meclisi ve Devlet Meclisi) parlamento yasama görevi görmektedir. Katar Körfez ülkelerinin Bahreyn kadar olmasa da di er bir küçük ülkesi olan ve 1971 de ngiltere nin bölgeden çekilmesiyle BAE ve Bahreyn gibi ba ms zl n kazanan Katar, Basra Körfezi nin bat k y s nda bir yar m ada üzerinde yer al yor. Kuzeyde ran, güneyde ise Suudi Arabistan ve BAE ile çevrili olan Katar da da yaklafl k 1.8 milyon dolay ndaki nüfusun % 60 n yabanc lar oluflturmaktad r. Katar halk n n ço unlu u Vahhabi olmakla beraber, Kuveyt te oldu u gibi bu ülkede de % 15 dolay nda fiii yaflamaktad r lere kadar Katar n denetimi, 1783 te Bahreyn i denetimlerine alan el-halife hanedan n n elinde bulunmaktayd. Bu tarihte el-tani hanedan n n Osmanl n n süzeranl n kabul etmesiyle beraber el-halife hanedan Katar terk etmek zorunda kalm flt r. I. Dünya Savafl na kadar Osmanl n n etkisi alt nda kalan Katar, 1916 da ngiltere nin denetimine girmifltir. Söz konusu tarihte iki ülke aras nda yap lan bir anlaflmayla Katar da Bahreyn ve Kuveyt gibi ngiliz sömürgesi hâline getirilmekte ve bu ba lamda Londra n n izni olmadan bir baflka devlete toprak terk etmekten, herhangi bir taviz vermekten ve anlaflma yapmaktan vazgeçmeyi kabul ederek ngiltere nin protektoras olmaktayd. Katar, ayn statüdeki di er bölge ülkeleri gibi 1 Aral k 1971 de ba ms zl n kazanm fl; di erleri gibi o da ngiltere ile daha önceki anlaflmalar n yerini alacak yeni bir anlaflma yapm fl; arkas ndan da BM ye ve Arap Birli ine üye olmufltur.

65 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a 59 Katar da petrolün ortaya ç kar lmas 1930 larda söz konusu olmas na ra men petrol üretimine ancak 1949 da bafllanabilmifltir. Katar n petrol rezervi, BAE ve Kuveyt e göre daha s n rl düzeydedir. Katar n dünya petrol rezervi içindeki pay % 1.9 (26 milyar varil) dolay ndad r. Kifli bafl na dolar millî geliri ile refah düzeyi bak m ndan Körfez ülkeleri aras nda ilk s rada dünyada ise ikinci s rada yer alan Katar da günlük petrol üretimi yaklafl k 1.4 milyon varil dolay ndad r. Katar n di er önemli yeralt zenginli i ise 25 trilyon m 3 dolay nda oldu u tahmin edilen do al gaz rezervidir. % 13.5 lik pay yla Rusya ve ran dan sonra do al gaz rezervleri bak - m ndan dünyada üçüncü s rada yer alan Katar, yaklafl k 100 milyar m 3 (metre küp) do al gaz ihracat yla da Rusya ve Norveç ten sonra üçüncü s rada yer almaktad r. Di er Körfez ülkelerinden Umman gibi seçilmifl bir meclisin bulunmad (atamayla oluflan bir fiura Meclisi bulunuyor) Katar, mutlak monarfli ile yönetiliyor görünse de oldukça hareketli ve çeflitlilik gösteren bir bas na ve sivil topluma sahiptir. Yat r mlar n ve zenginli in görünür bir h zla artt ve bölgenin ticaret ve finans merkezi olma iddias nda olan, ayr ca El Cezire televizyonuna ev sahipli i yapan baflkent Doha, belli bafll Amerikan üniversitelerinin önemli fakültelerinin flubeleri ile ayn zamanda bir üniversite flehridir. Katar n özellikle Bahreyn ile Huvar adalar sorunu, bu ülkenin söz konusu komflu ülkeyle iliflkilerini gelifltirmesine belli ölçüde engel olmaktad r. Katar, izlemifl oldu u aktif d fl politika ile bölge ve uluslararas toplum nezdinde prestijini artt rmaktad r. Bahreyn Nüfusun üçte birini yabanc lar n oluflturdu u Bahreyn, yaklafl k (2012) nüfusuyla bir tak mada ülkesidir. Toplam 35 adadan oluflan Bahreyn, Körfez in en küçük emirli i olarak, 16. yüzy lda Portekiz in, 17. ve 18. yüzy lda ise ran n hakimiyeti alt nda kalm flt r ten itibaren ülkede denetimi eline geçiren el-halife hanedan n n kendi egemenli ini tesis etmesine ra men 1861 de bafllayan bir süreçle ngiltere nin etkisi alt na giren Bahreyn, 1892 de ngiltere nin tam denetimine girmifltir. Resim 2.10 Doha (Katar n Baflkentinden Görünüm) Kaynak: Yazar n Kendi Arflivi

66 60 Orta Do uda Siyaset D KKAT Ayn y llarda ngiltere di er emirliklerle yapt anlaflmalar gibi Bahreyn emirli i ile 1892 de yapt anlaflma ile de Bahreyn i protektora hâline getirmekte ve el-halife hanedan na kendi izni SIRA olmadan S ZDE bir baflka ülke ile anlaflma yapmamay, toprak ve benzeri ödünler vermemeyi kabul ettirmekteydi. AMAÇLARIMIZ 1968 de ngiltere nin bölgeden çekilmesinin ard ndan di er emirlikler gibi Bahreyn de 1971 de ba ms zl na kavuflmufltur. 15 A ustos 1971 de ilan edilen ba- AMAÇLARIMIZ ms zl kla beraber ngiltere ile daha önceki anlaflmalar n yerine geçmek üzere bir K T A P dostluk antlaflmas K T A Pimzalayan Bahreyn hemen arkas ndan BM ye ve Arap Birli ine üye olmufltur. Petrolün 1932 de keflfedildi i Bahreyn, çok ciddi bir petrol rezervine sahip olmad (250 bin varil) gibi sahip oldu u petrolün de fazla uzun ömürlü olmad TELEV ZYON ifade edilmektedir. Bununla beraber Bahreyn, gerek petrol rafinerisin- TELEV ZYON den gerekse k y bankac l ndan önemli ölçüde gelir elde etmektedir. Ayr ca Bahreyn, bölgenin önemli bir ticaret ve bankac l k merkezi niteli inde olan ve çok canl bir sermaye piyasas na sahip bir Körfez ülkesidir. NTERNET NTERNET Bu ba lamda sermaye hareketlerini kolaylaflt rma yönünde önemli düzenlemeler yapm fl olan Bahreyn, bu özellikleriyle önemli bir finans, ticaret ve bankac - l k merkezi hâline gelmifltir. Bahreyn bu hâliyle ayr ca bölgesel ve uluslararas interbank para piyasas n n ve k y (offshore) bankac l n n da önemli merkezlerin- MAKALE MAKALE den biri olma özelli ini kazanm flt r (2012) dolar kifli bafl na düflen millî geliriyle Körfez in en düflük gelirli ülkesi olan Bahreyn de hukuk firmalar, sigorta flirketleri ve yönetim, organizasyon ve halkla iliflkiler konular nda faaliyet gösteren uluslararas kurulufllar giderek yayg nlaflm flt r Aral k ndaki seçimlerle oluflturulan kurucu meclisin haz rlad Anayasa Bahreyn in bir slami devlet oldu unu ve Emirin fieyh sa bin Salman el-halife soyundan devam etmesini garanti etmekteydi. Yeni anayasa do rultusunda ilk seçimlerin yap ld 3 Aral k 1973 te ilk ulusal meclis de oluflturulmufltu. Bu geliflmeye ra men siyasal partilerin yasak oldu u Bahreyn de hükûmet (baflbakan ve kabine) meclise de il Emir e karfl sorumlu tutulmufltur. Ancak bu konudaki ilerleme oldukça problemli olmufltur. Çünkü parlamento 1975 A ustos unda Emir taraf ndan feshedilmifl bunun yerine ancak 1992 de atamayla bir dan flma meclisi (fiura Meclisi) oluflturulmufltur de halk oyuna sunulan yeni anayasa ise eski anayasan n monarflinin devam na iliflkin olan hemen hemen tüm hükümlerini korumaktayd. Yeni anayasada da Bahreyn anayasal bir monarfli olarak tan mlanmakta ve Emirin Kral unvan almas n öngörmekteydi. Meclisin iki kanatl olmas bunlardan üst meclisin, eski fiura Meclisinde oldu u gibi bilim adam ve uzmanlar aras ndan atama yoluyla seçilen kifliler ile eski kabine üyelerinden oluflmas, alt meclisin ise do rudan halk taraf ndan seçilmesi kararlaflt r lm flt. Erkek ve kad n ay r m yapmadan herkese seçmen olma hakk tan yan yeni anayasa mahkemelerin ve yarg çlar n ba ms z olmas n öngörmekteydi. Bahreyn de yukar da ifade edilen anayasa de iflikli inin ard ndan 2002 Kas m nda tekrar genel seçimlere gidilerek parlamentonun do rudan halk taraf ndan seçilmesi sa land. Ancak iktidar n Sünnilerin elinde bulundu u Bahreyn de nüfusun yaklafl k % 50 sini oluflturan fiiilerin seçimleri boykot etmesiyle parlamentoda ço unlu un Sünniler taraf ndan oluflturulmufl olmas bu yap ya gölge düflürmüfltür. Di er taraftan, Bahreyn de ba ms zl n kazan lmas ndan beri iflbafl nda olan fieyh sa bin Salman n 1999 Mart nda ölümü üzerine, yerine o lu fieyh Hamad bin sa geçmifltir.

67 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a 61 Resim 2.11 Manama (Bahreyn in Baflkentinden Görünüm) Kaynak: Yazar n Kendi Arflivi Bahreyn halk bölgede en politize olmufl topluluklardan birisidir lerin ortalar ndan 1970 lere kadar etkin olarak sol hareketler yerini, 1979 Devrimi yle beraber ran dan destek gören fiii ayaklanmalar na b rakm flt r. Ülkede oldukça h zl artan fiii nüfusunun oran 1980 li y llar n bafl na kadar % 55 iken 2000 li y llar n bafl nda % 70 leri bulmufltur. Ancak Bahreyn hükûmeti, fiiilerin tepkisine yol açan nüfus politikas yla (yabanc çal flanlara vatandafll k vererek) fiii-sünni dengesini sa lam flt r. fiii tehlikesiyle birleflen ran tehdidinin ötesinde ayr ca ran n do rudan egemenlik iddialar yla karfl karfl ya bulunan Bahreyn üzerindeki ran n egemenlik iddias Humeyni döneminde ran Devrimi nin önde gelen liderlerinden Ayetullah Sad k Ruhani nin 1979 Temmuz unda bu ülkenin ran n on dördüncü ili olarak görülmesi ile had safhaya ulaflm flt r. Söz konusu aç klamalar karfl s nda zor durumda kalan ran Baflbakan Bazargan, 5 Ekim 1979 da yapt aç klamada, ran n Körfez bölgesindeki hiçbir ülke üzerinde yay lmac emelleri olmad n söylemifl olsa da bu durum iki ülke aras nda potansiyel bir sorunun var oldu u gerçe ini de ifltirmemifltir. Bahreyn de Arap Bahar çerçevesinde 2011 bafl nda bafllayan halk hareketleri daha ziyade fiii temelli oldu undan Körfez ülkelerinin yard m yla bast r lm flt r.

68 62 Orta Do uda Siyaset Özet A MAÇ 1 Lübnan, Suriye, Irak ve M s r da ba ms zl k beklentisinin nas l manda yönetimiyle sonuçland - n anlamak 1516 da bafllay p 1918 e kadar dört yüzy l aflk n bir süre Osmanl mparatorlu u nun egemenli- inde kalan ve bu süre zarf nda istikrarl bir bölge olma özelli ini koruyan Orta Do u nun merkezinde yer alan Lübnan, Suriye, Irak ve M s r, Osmanl n n I. Dünya Savafl na girmesiyle beraber ngiltere taraf ndan hareketlendirilmifl, Osmanl ya karfl ayaklanmalar karfl l nda ba ms zl k sözü verilmifltir. Oysa ngiltere, bir taraftan bunu yaparken di er taraftan, zaten Osmanl egemenli inde oldu u hâlde 1882 de iflgal ederek fiilî denetimini sürdürdü ü M s r kendi etki alan olarak ayr tutarak, Irak, Suriye ve Lübnan Fransa ile 1916 May s nda imzalad Sykes-Picot Anlaflmas yla aralar nda tekrar etki alanlar na bölmekteydi. Neticede söz konusu gizli anlaflman n içeri ine uygun olarak 1920 Nisan nda San Remo da toplanan konferansta Irak n ve Filistin in ngiliz, Suriye ve Lübnan n ise Frans z mandas olmas kararlaflt r lm flt. lgili karar n Paris Konferans nda da onaylanmas üzerine manda yönetimleri bafllam flt r. Ancak ngiltere ve Fransa söz konusu yap y sürdürmenin zor oldu unu görünce ikili anlaflmalarla bunlara s n rl bir özerklik vermeyi tercih etmifllerdir. Bu çerçevede 1922 de ngiltere, M s r ve Irak a özerklik tan yarak iç ifllerinde özerk olmalar n öngörmüflse de bu statü pratikte pek uygulanmam fl, ngiliz valileri söz konusu ülkelerin içifllerine de müdahale etmifllerdir. Ayn fley Fransa için de geçerliydi. Manda yönetimi alt nda birer parlamenter sistem hâline getirilen Suriye ve Lübnan n ba ms zl na kavuflmas 1946 da Fransa n n ülkeyi terk etmesiyle mümkün olmufltur. Her ne kadar fiilî durumda bir de ifliklik olmasa da Irak, 1932 de M s r ise 1936 da ngiltere imzalanan ittifak antlaflmalar yla söz konusu olmufltur. A MAÇ 2 ngiliz sömürgecili inden ba ms z devlete uzanan süreçte Ürdün ve Suudi Arabistan daki geliflmeleri aç klamak Ürdün ve Suudi Arabistan asl nda kaderleri bir yerde kesiflen bu kesiflmeden kaynaklanan bir rekabetin söz konusu oldu u bölgenin iki monarflisidir. Mekke fierifi Hüseyin birtak m vaatlerle 1916 da Osmanl ya karfl ayaklanm fl fakat Osmanl n n bölgeden çekilmesi üzerine kendisinin bafl na gelece i büyük bir ba ms z Arap devleti yerine ngiliz ve Frans z himayesinde çok say da manda yönetimleri kurulmufltu. ngiliz yönetimi, fierif Hüseyin i tatmin etmek için o ullar ndan Faysal Irak n bafl na Abdullah ise kendisi taraf ndan yeni kurulan Ürdün ün bafl na getirilmiflti. Ancak bu durum fierif Hüseyin in beklentilerinin gerisinde kalm flt. Türkiye de hilafetin kald r lmas n n hemen ard ndan fierif Hüseyin in Hicaz da 1924 Mart nda kendini halife ilan etmesi ise hem ayn bölgede kendi varl n tesis etmeye çal flan Suud hanedan - n hem de ngiltere yi rahats z etmiflti. Çünkü ngilizler, Osmanl sonras egemenlikleri alt nda bulunan ve M s r ve Sudan dan Arap yar m adas, Hint yar m adas ve Uzak Do u ya uzanan genifl co rafyadaki Müslümanlara tek bafl - na hâkim olmas n n önünde hilafet kurumunu önemli bir engel olarak görmekteydi. Bunun üzerine Suudileri destekleyen ngiltere, 1926 da ç kan savaflta Abdul Aziz bni Suud un, Mekke fierifi Hüseyin in egemenli ine son vermesini sa lam flt. Bu durum hâliyle fierif Hüseyin ailesiyle Suud ailesini karfl karfl ya getirmifl, daha sonra da çeflitli bölgesel olaylarda bu rekabet kendini göstermifltir. Sonuçta Suudi Arabistan 1932 de ba ms z bir devlet olarak kurulurken, Ürdün ün ba ms zl ise 1946 da ngiltere nin manda yönetiminin sona ermesiyle söz konusu olmufltur.

69 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a 63 A MAÇ 3 A MAÇ 4 Osmanl sonras süreçte Yemen in nas l bir türlü istikrar kazanamad hakk nda bilgi sahibi olmak Günümüzde Yemen olarak bilinen ülke asl nda 1990 da Kuzey ve Güney Yemen in birleflmesiyle kurulmufltur. Bunlardan baflkenti Sana a olan Kuzey Yemen 1918 e kadar dört yüzy l Osmanl egemenli inde kalm fl ancak Osmanl dan sonra ülke bir süre daha monarfliyle yönetilmifl ve 1962 de bir darbeyle cumhuriyet olmufltur. Ancak Cumhuriyet in kurulmas yla beraber, Suudi Arabistan n destekledi i eski rejim yanl lar, yani kralc larla M s r n destekledi i cumhuriyetçiler aras nda 1970 e kadar sürecek bir iç savafl yaflanm flt r. Baflkenti Aden olan Güney Yemen ise 1830 lu y llardan itibaren ngiltere nin denetimine girmifl ve 1967 de ba ms zl n kazanm flt r. Sonuçta 1990 May s nda her iki Yemen in birleflmesiyle beraber Kuzey Yemen in 1978 den beri cumhurbaflkan Ali Abdullah Salih, ayn zamanda birleflik Yemen in de cumhurbaflkan olmufltur. Ancak 2011 bafl nda bafllayan Arap Bahar Yemen de Ali Abdullah Salih in 2011 Aral k nda istifa ederek görevi yard mc s Mensur Hadi ye b rakmas na yol açm flt r fiubat nda yap lan seçimlerde tek aday olan Mensur Hadi, halk taraf ndan cumhurbaflkanl na seçilmifltir. Safevilerden günümüze ran daki siyasal geliflmeleri anlamak 1501 de aslen Türk olan fiah smail in Tebriz i merkez yaparak kendini fiah ilan etmesiyle bafllayan Safevi devleti, 1722 ye kadar devam etmifl, hatta bu dönemde Osmanl ile ciddi bir rekabet içine girmifltir. ki taraf ilki 1514 te, sonuncusu ise 1638 de olmak üzere çok say da savafl yaflam flt r. Baflkent, fiah Abbas taraf ndan 1598 de sfahan a tafl nm flt r. Safevi devletinin da lmas üzerine yerine 1796 da kurulan ve yine bir Türk hanedan olan Kaçarlar döneminde yani 1876 da baflkent bugünkü Tahran olmufltur. ran n bir fiii devleti hâline gelmesi fiah smail ile bafllam fl bir süreçtir te emrindeki Kozak tugay ile Tahran a gelerek Kaçar Hanedanl n n son üyesi olan fiah Ahmet i sürgüne gönderen R za Pehlevi ile beraber A MAÇ 5 ran da dört yüzy ll k Türk egemenl i yerini Fars egemenli ine b rakm flt r. Pehlevi Hanedanl, 1941 de R za fiah n o lu Muhammed R za Pehlevi ye taht b rakarak ülkeyi terk etmesiyle beraber 1979 da Hümeyni liderli indeki slam Devrimi ne kadar devam etmifltir. Bu tarihte monarfli y k lm fl, yerine günümüzdeki ran slam Cumhuriyeti kurulmufltur. fiii inanc - na dayanan bir slam anlay fl n devlette egemen k lan yeni yönetim, ilk baflta bunu komflu ülkelere de yaymaya çal flt için gerginliklere yol açm flt r. Nitekim ran ile Irak aras nda 1980 den 1988 e kadar sürecek bir savafl n birçok nedeni bulunmakla beraber önemli nedenlerinden biri de ran n bölge ülkelerinde yol açt korkuydu. ran n nükleer faaliyetleri hem komflu ülkeleri hem de Bat l ülkeleri rahats z etmektedir. Ayr ca fiiiler üzerinden emperyal bir politika izlemesi bölge ülkelerini tedirgin etmektedir. Körfez ülkelerinden Kuveyt, BAE, Katar ve Bahreyn deki sömürgecilik sonras süreci irdelemek lü y llar n bafl ndan itibaren ngiliz himayesine giren Körfez fieyhliklerinin ba ms zl klar n kazanmalar oldukça geç bir tarihte söz konusu olabilmifltir. Bunlardan 1826 dan itibaren Osmanl mparatorlu u na vergi ba ile ba lanan Kuveyt 1853 ten sonra bu devletin egemenli ine girmifl ve Osmanl mparatorlu- u nun Basra eyalet valisi taraf ndan, Basra ya ba lanarak fieyh Abdullah el-sabah a 1871 de bölge valili i verilmifltir. Ancak 1800 lü y llar n sonlar na do ru bölgeye ngiltere nin gelmesiyle Kuveyt üzerindeki rekabete ngilizler de kar flm flt. Ancak, fieyh Mubarek El-Sabah, ngiltere ile 1899 da bir anlaflma imzalayan bölgedeki di er emirlikler gibi bu devletin protektoras olmay (himayesini) kabul etmekteydi. Söz konusu anlaflmayla Kuveyt, ngiltere nin izni olmadan hiçbir devletin temsilcisini kabul etmeme ve bir baflka ülkeye toprak veya baflka bir imtiyaz vermeme ve anlaflma yapmama taahhüdüyle bu devletin egemenli ini kabul etmiflti. ngiltere, protektora kuran anlaflmalar daha önce 1892 de Bahreyn le ve BAE yi oluflturan di er fleyhliklerle de yapm flt. Bununla

70 64 Orta Do uda Siyaset beraber, Katar 1852 den 1916 ya kadar Osmanl ya ba l kalm flt r. Bu tarihte ngiltere taraf ndan iflgal edilerek di erleri gibi himaye anlaflmas yapmaya zorlanm flt r. Umman ile Kuveyt aras nda yer alan ve 1971 de ba ms zl klar n kazan ncaya kadar ngiltere nin protektoras durumunda olan emirliklerden Kuveyt 1961 de ba ms z olmufltur. Di erlerinden günümüzde BAE olarak bilinen yedisi (Abu Dabi, Dubai, fiarja, Acman, Ümmül Kayvan, Füceyre ve Ra s el-hayma) 1971 de Birleflik Arap Emirlikleri ad yla bir federasyon fleklinde birleflirken Katar ve Bahreyn ayr kalmay tercih etmifllerdi. ngiltere nin bölgeden çekilmesinin gündeme gelmesi üzerine ran n Bahreyn üzerinde hak iddia etmesi söz konusu olunca Bahreyn de bir referandum yap ld. Bahreyn de yap lan bir referandumda halk n ran la birleflmek yerine ba ms z kalmay tercih etti i görüldü. Nitekim fiah, Bahreyn in herhangi bir ülkeyle federasyon yapmamas kofluluyla bu ülke üzerindeki hak iddialar ndan vazgeçti ini aç klamaktayd. Bunun üzerine ba ms z olan Bahreyn in yan s ra Katar da ayn flekilde federasyona kat lmak yerine ayr kalmay tercih etmekteydi. Bu ülkelerin her üçünde de (Bahreyn, Katar ve BAE) iktidar baflta bulunan hanedan üyelerinin elinde bulunmaktad r li y llarda petrol fiyatlar ndaki patlaman n da etkisiyle hat r say l r bir d fl gelire kavuflan bu ülkeler giderek bölge sorunlar yla daha yak ndan ilgilenmeye bafllad lar. Bu ülkelerin toplumsal yap lar birbirinden farkl l k göstermektedir. Nüfusunun büyük ço unlu unu Vahhabilerin oluflturdu u Katar ile nüfusunun tamam na yak - n n Vahhabilerin oluflturdu u Suudi Arabistan aras nda bu anlamda bir ba ml l k iliflkisi bulunmaktad r. % 60 na yak n n fiiilerin oluflturdu u Bahreyn ise ran n tehdidi ile karfl karfl ya bulundu u için Suudi Arabistan a güvenlik aç s ndan ba ml bir ülke durumundad r.

71 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a 65 Kendimizi S nayal m 1. Ulusal Pakt ad verilen uzlaflma, afla dakilerden hangi mant a dayanmaktad r? a. Lübnan da Müslüman nüfusun H ristiyan nüfusa göre fazla oldu u, b. Lübnan da H ristiyan nüfusun Müslüman nüfusa göre fazla oldu u, c. fiiilerin giderek nüfusunun artt na, d. Lübnan n Suriye nin etkisi alt nda oldu una e. Suriyeli H ristiyanlar n srail ile yak n iliflkilerinin önemine 2. Kuveyt in bölge ülkeleri ile sorunlar deyince afla - dakilerden hangisi akla gelmektedir? a. Irak taraf ndan sürekli gündeme getirilen Kuveyt üzerindeki egemenlik iddialar sorunu b. BAE ile yaflad Ebu Musa adas sorunu c. Katar ile yaflad Huvar adalar sorunu d. Bahreyn ile yaflad k ta sahanl sorunu e. ran ile yaflad Küçük ve Büyük Tunb adalar sorunu 3. ran n zaman zaman egemenlik iddias nda bulundu u ülke afla dakilerden hangisidir? a. BAE b. Bahreyn c. Katar d. Kuveyt e. Umman 4. Afla dakilerden hangisi bölgede bölge ülkeleri aras nda refah düzeyi en yüksek ülkedir? a. Katar b. Bahreyn c. Suudi Arabistan d. srail e. BAE 6. Irak ta monarfli ne zaman y k lm flt r? a b c d e Afla daki Osmanl mparatorlu u nun denetimine girmeyen ülke hangisidir? a. Katar b. Suriye c. Bahreyn d. M s r e. Irak Ankara Îtilafnamesi hangi ülkeyle imzalanm flt r a. talya b. Prusya c. ABD d. Rusya e. Fransa 9. Afla dakilerden hangisi petrol ve do al gaz bak - m nda dünya da ikinci s rada yer almaktad r? a. Katar b. Suudi Arabistan c. ran d. BAE e. ran da Ba dat pakt ndan ayr lan ülke hangisidir? a. Suudi Arabistan b. ran c. Kuveyt d. Irak e. Pakistan ya kadar Osmanl Devleti ne ba l kalan Körfez ülkesi hangisidir? a. Bahreyn b. Umman c. Kuveyt d. Katar e. Suudi Arabistan

72 66 Orta Do uda Siyaset Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 1. b Yan t n z yanl fl ise Lübnan: ba ms zl k beklentisi mandaya dönüflüyor konusunu yeniden gözden geçiriniz. 2. a Yan t n z yanl fl ise Kuveyt: zengin ama güvensiz konusunu yeniden gözden geçiriniz. 3. b Yan t n z yanl fl ise Di er Körfez ülkeleri: BAE, Umman, Katar ve Bahreyn konusunu yeniden gözden geçiriniz. 4. a Yan t n z yanl fl ise Di er Körfez ülkeleri: BAE, Umman, Katar ve Bahreyn konusunu yeniden gözden geçiriniz. 5. d Yan t n z yanl fl ise Di er Körfez ülkeleri: BAE, Umman, Katar ve Bahreyn konusunu yeniden gözden geçiriniz. 6. a Yan t n z yanl fl ise Irak: Sömürgeden ba ms zl a konusunu yeniden gözden geçiriniz. 7. c Yan t n z yanl fl ise Di er Körfez ülkeleri: BAE, Umman, Katar ve Bahreyn konusunu yeniden gözden geçiriniz. 8. e Yan t n z yanl fl ise Osmanl dan Baas a uzanan Suriye de zorlu süreç konusunu yeniden gözden geçiriniz. 9. c Yan t n z yanl fl ise ran: Safevilerden günümüze konusunu yeniden gözden geçiriniz. 10. d Yan t n z yanl fl ise Irak: Sömürgeden ba ms zl a konusunu yeniden gözden geçiriniz. S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 Temelleri 1937 deki uzlaflmaya dayanan ve Lübnan da Hristiyan nüfusun Müslümanlara göre fazla oldu u varsay m na dayanan 1943 tarihli Ulusal Pakt a göre, cumhurbaflkan Hristiyan, baflbakan Sünni Müslüman, meclis baflkan ise fiii Müslüman olacakt. Ayr ca Meclisin oluflumu da 6 Hristiyan a karfl l k 5 Müslüman olacakt. S ra Sizde 2 Buna göre Suriye, dört eyalete veya özerk bölgeye ayr lmaktayd. Bunlar; Halep, fiam, Alevi bölgesi (Lazkiye) ve Dürzi bölgesi (Cebel-i Durzi) idi. Buna karfl l k skenderun sanca Fransa ile 1921 de imzalanan Ankara Îtilafnamesi nin gere i olarak Halep e ba l ayr idari bir bölge olacakt. S ra Sizde 3 Söz konusu iki anlaflman n en önemli fark 1922 Anlaflmas n n asl nda bir ba ms zl öngörmemesi, bunun yerine iç özerkli i öngörmesi, ikincisinin yani 1936 Anlaflmas n n ise M s r n ba ms z bir devlet olmas n sa lamas d r anlaflmas na göre, ngiltere nin yabanc - lar M s r n iç ifllerine kar flmaktan menetmeleri ve kapitülasyonlar n devam edecek olmas bunun en önemli kan t yd. Nitekim 1936 Antlaflmas ile ba ms zl n kazanan M s r, MC ye üye olurken ngiliz Yüksek Komiserleri de bundan sonra M s r da büyükelçi olarak görev yapacaklard. Bu hükümler M s r n ba ms zl n güçlendirmekle beraber Kanal çevresine yabanc askerlerin yerlefltiriliyor olmas 1882 den beri devam eden durumu temelden de ifltirmemiflti. Ancak en önemli benzerlik, fiilî durumda büyük bir de ifliklik yapmamas ve ngiltere nin M s r daki emperyal ç karlar n n devam etmesiydi. S ra Sizde e Osmanl ya ba l kalan Kuzey yemen, Osmanl Devletinin bölgeden ayr lmas yla ba ms zl n ilan etmifltir. Ancak ülke 1962 ye kadar monarfliyle yönetilmifl bu tarihte mam Ahmed in bir darbeyle devrilmesiyle Cumhuriyet kurulmufltur larda bafllayan bir süreçle ngiltere nin egemenli ine giren Güney Yemen ise 1967 de ba ms z olabilmifltir. Her iki ülke de uzun y llar sürekli askerî darbelere maruz kalarak istikrars z bir yap ya sahip olmufltur da iki ülkenin birleflmesiyle o güne kadar Kuzey Yemen in cumhurbaflkan olan Ali Abdullah Salih birleflik Yemen in de cumhurbaflkan olmufltur. Fakat Ali Abdullah Salih, 2011 deki Arap Bahar yla beraber iktidar b rakmak zorunda kalm flt r.

73 2. Ünite Yüzy lda Orta Do u: Sömürgecilikten Ba ms zl a 67 S ra Sizde de General Kas m önderli indeki bir grup subay taraf ndan düzenlenen bir darbe monarflinin sona ermesinin Türkiye-Irak iliflkilerine yönelik en önemli sonucu Irak n 1955 te kurulan Ba dat Pakt ndan 1959 da ayr lmas olmufltur. S ra Sizde 6 ran, nükleer faaliyetlerinin ve dolay s yla uranyum zenginlefltirmesinin tamamen bar flç l nükleer enerji üretmeye dönük oldu unu iddia ederken ABD, ran n sahip oldu u do al gaz ve petrol rezervlerine dikkat çekerek bu denli enerji gereksinimi olmayan ran n yürüttü ü faaliyetlerin kesinlikle nükleer silah üretme amaçl oldu unu düflünerek, uranyum zenginlefltirme faaliyetine son vermesini istemektedir. S ra Sizde 7 Suud Hanedanl n n bölgede bir devlet kurma çabalar 18. yüzy la dayanmakta olup 1744 te Nejd Emiri Muhammed bn-i Suud ile Muhammed bn-i Abdulvahhap aras nda kurulan ittifak çerçevesinde Vahhabi inan fl na dayal bir devlet kurma çabas da bafllat lm fl oluyordu. Bu çerçevede dinî kurumlar n denetimi fieyh Abdulvahhap ailesinin, siyasi ve yönetimle ilgili kurumlar ise Suud ailesinin elinde bulunmaktad r. Yararlan lan Kaynaklar Alaolmolki, Nazor. (1987), The New Iranian Left. The Middle East Journal. Vol.41. No.2 (Spring). Ar, Tayyar. (2008), Dünden Bugüne Orta Do u: Siyaset Savafl ve Diplomasi. Bursa: MKM Yay nc l k. Armao lu, Fahir. (1991), Filistin Meselesi ve Arap- srail Savafllar ( ) Ankara: Türkiye fl Bankas Yay. Ataöv, Türkkaya. (1973), Afrika Ulusal Kurtulufl Mücadeleleri. Ankara: AÜSBF Yay. Baktiari, Bahman. (1989), The Leftist Challenge: The Mojahidin-e Khalq and the Tudeh Party. Journal of South Asian and Middle Eastern Studies. Vol 13, No. 1-2 (Fall/Winter), ss Bayat, Mongol. (1983), The Iranian Revolution of : Fundamentalist or Modern? The Middle East Journal. Vol. 37. No.1 (Winter), ss Burrowes, Robert. (1988), State Building and Political Construction in the Yemen Arab Republic, Peter J. Chelkowski ve Robert J. Pranger. Ideology and Power in the Middle East. Durham: Duke University Press. Calvocoressi, Peter. (1996), World Politics Since th ed. New York: Longman Publishing. Chelkowski, Peter J. ve Robert J. Pranger. (1988), Ideology and Power in the Middle East. Durham: Duke University Press. Cleveland, William L. (1994), A History of Modern Middle East. San Francisco: Westview Press. Cottam, Richard. (1980 ), Revolutionary Iran. Current History. Vol, 78, No. 453 (January), ss , Gubser, Peter. (1988), Jordan: Balancing Pluralism and Authoritarianism. Peter J. Chelkowski ve Robert J. Pranger. Ideology and Power in the Middle East. Durham: Duke University Press, 1988, içinde ss Halliday, Fred. (2000), Nation and Religion in the Middle East. London: Sagi Books. Hatterington, Norris S. (1982 ), Industrialisation and Revolution in Iran: Forced Progress or Unmet Expectation? The Middle East Journal. Vol. 36. No. 3. (Summer), ss Henderson, Simon. (1991), Instant Empire: Saddam Hussein s Ambition for Iraq. San Francisco: Mercury House, Incorporated. Limbert, John W. (1987), Iran at War with History. Boulder, Colo.: Westview Pres. Marr, Phebe. (1988), Iraq: Its Revolutionary Experience under the Ba th, Peter J. Chelkowski ve Robert J. Pranger. Ideology and Power in the Middle East. Durham: Duke University Press, içinde ss Milani, Mohsen M. (1989), The Ascendancy of Shi i Fundemantalism. Journal of South Asian and Middle Eastern Studies. Vol. 13, No.1-2 (Fall/Winter), ss Momayezi, Nasser. (1986), Economic Correlates of Political Violence: The Case of Iran. The Middle East Journal. Vol. 40. No.1 (Winter), ss Wenner, Manfred. (1988), Ideology Versus Pragmatism in South Yemen, Peter J. Chelkowski ve Robert J. Pranger. Ideology and Power in the Middle East. Durham: Duke University Press, içinde ss

74 3ORTA DO UDA S YASET Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; So uk Savafl n ilk dönemlerinde Orta Do u daki siyasi yap y kavrayabilecek, Birinci Arap- srail Savafl n n nedenlerini ve sonuçlar n aç klayabilecek, Süveyfl Savafl n n bölgesel etkileri hakk nda bilgi sahibi olacak, Orta Do u da güç mücadelesi ve ideolojinin ittifaklara etkisini kavrayabilecek, 1967 Arap- srail Savafl n n nedenlerini ve sonuçlar n aç klayabilecek, 1973 Arap- srail Savafl sonras ndaki siyasi dengeleri aç klayabileceksiniz. Anahtar Kavramlar Birinci Arap- srail Savafl Süveyfl Krizi Orta Do u da ittifaklar 1967 Arap- srail Savafl 1973 Arap- srail Savafl ABD nin Orta Do u Politikas SSCB nin Orta Do u Politikas çindekiler Orta Do uda Siyaset So uk Savafl Döneminde Orta Do u G R fi SO UK SAVAfi IN LK YILLARINDA ORTA DO U B R NC ARAP- SRA L SAVAfiI SÜVEYfi SAVAfiI VE BÖLGESEL ETK LER ORTA DO U DA M KRO SO UK SAVAfi VE DEOLOJ 1967 SAVAfiI VE BÖLGESEL SONUÇLARI 1973 ARAP- SRA L SAVAfiI ORTA DO U DA YEN DEN fiek LLENEN DENGELER

75 So uk Savafl Döneminde Orta Do u G R fi Orta Do u, kinci Dünya Savafl n n ard ndan bafllayan ve 1990 l y llar n bafl na kadar uluslararas sisteme egemen olan So uk Savafl tan etkilenen önemli bölgelerden biri olmufltur. So uk Savafl n bafl nda Orta Do u daki siyasal atmosfer dikkate al nd nda, bölge genelinde özerk politikalar izleyebilecek olan ülke say s oldukça s n rl yd. Birinci Dünya Savafl ndan sonra, Osmanl mparatorlu u nun da- lmas yla yeniden düzenlenen s n rlar, fiziki ve özellikle de politik aç dan henüz yerine oturmam flt. kinci Dünya Savafl sona erdi inde Türkiye, Suudi Arabistan ve k smen ran, savafl öncesinde ba ms z devletler olarak uluslararas politika sahnesinde yer al rken M s r, Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, Yemen, Kuveyt ve di er Körfez fieyhlikleri, henüz ba ms zl klar n kazanamam fl veya hukuksal anlamda ba ms z olmakla birlikte, etkin ngiliz veya Frans z denetimi alt nda bulunmaktayd. Ancak 1950 li y llardan itibaren ngiltere ve Fransa n n uluslararas konumlar nda meydana gelen de ifliklikler, Orta Do u daki etkilerinin azalmas n da beraberinde getirmifltir. Oluflan güç bofllu u ise k sa bir süre sonra ABD ve SSCB taraf ndan doldurulmaya çal fl lm fl ve bölge do al olarak So uk Savafl n rekabet alanlar ndan biri hâline gelmifltir. So uk Savafl, Orta Do u da dünyan n ço u bölgesinde yafland gibi sadece ideolojik rekabet ve gerilimlerle dolu y llar olarak geçmemifltir. Zira bölge ülkeleri aras ndaki tarihsel husumetler, petrol ve özellikle de Filistin sorunu gibi faktörler, So uk Savafl döneminde bölge siyasetinde önemli belirleyiciler aras nda yer alm flt r. Hatta zaman zaman bu faktörler, So uk Savafl flartlar n n ikincil düzeyde hissedilmesine neden olmufltur. Baflka bir deyiflle, bölge ülkeleri birbirleriyle ve özellikle srail ile olan iliflkilerinde So uk Savafl koflullar n zaman zaman bir araç olarak kullanma yoluna gitmifllerdir. Bölge d fl güçler ise bu faktörleri kullanarak bölgeye angaje olmufllar ve kurduklar ittifak iliflkileriyle nüfuzlar n korumaya çal flm fllard r. So uk Savafl döneminde Orta Do u da dinsel, ideolojik ve politik sorunlar n yan s ra s n r sorunlar n n neden oldu u çok say da savafl ve düflük yo unluklu çat flma yaflanm flt r Arap- srail Savafl ile bafllayan bölgesel savafllar, daha sonraki y llarda 1956 Süveyfl Savafl, 1967 Arap- srail Savafl, 1973 Arap- srail Savafl ve ran-irak Savafl yla sürmüfltür. So uk Savafl n sona erdi i dönemde ise Irak n Kuveyt iflgali ve ard ndan 1991 Kuveyt Savafl gündeme gelmifltir. Kapsaml savafllar n d fl nda Orta Do u da etnik ve mezhepsel gruplar aras nda da gerginlikler ve zaman zaman çat flmalar yaflanm flt r.

76 70 Orta Do uda Siyaset Resim 3.1 ABD Baflkan Harry S. Truman ( ) Kaynak: trumanlibrary.org/ photographs/ displayimage. php?pointer=14684 SO UK SAVAfi IN LK YILLARINDA ORTA DO U So uk Savafl n ilk y llar nda Orta Do u da siyasal aç dan ngiltere ve Fransa nüfuz sahibiyken ABD ekonomik anlamda bölgede etkiliydi. kinci Dünya Savafl sonras nda Sovyetler Birli i ile yaflanmaya bafllanan görüfl ayr l klar üzerine, özellikle ABD ve ngiltere Sovyetlerin Orta Do u ya girmesini engellemek için çal flmalara bafllam flt r. Bu do rultuda 1947 Mart nda ilan edilen Truman Doktrini ile Türkiye nin stratejik aç dan güçlendirilerek gerek Avrupa ya gerekse Orta Do u ya yönelik Sovyet yay lmas n n önlenmesi amaçlanm flt r. Truman n önerisinin Kongre taraf ndan onaylanmas n n ard ndan, ayn y l Türkiye ye gelen bir Araflt rma Grubu yapt çal flmalar sonunda Türkiye ye öncelikle 100 milyon dolar civar nda bir yard m yap lmas n önermifltir. Bu 100 milyon dolarl k yard m n, 95 milyon dolar do rudan silah ve askerî teçhizatlar için ayr l rken 5 milyon dolar da yol yap m, havaalan inflas gibi altyap güçlendirmesine tahsis edilecekti (Hahn, 2005: 139; Cohen, 1997: 55-56). Türkiye nin yan s ra ran da Orta Do u nun korunmas için cephe ülkelerinden biri olarak görülmekteydi. ABD ye göre ran daki olas bir Sovyet nüfuzunun, bölgedeki di er ülkelerde domino etkisi yaratma riski bulunmaktayd ve bu nedenle ran n silahland - r lmas ve güçlendirilerek desteklenmesi gerekti i savunulmaktayd (Hahn, 2005: ). Ancak ran n durumu, Türkiye den oldukça farkl yd. Zira ülkede zaten fiah a dan flmanl k yapan ve kolluk görevinde ran Jandarmas na yard mc olan bir Amerikan askerî misyonu bulunmaktayd. Ayr ca, ran fiah kinci Dünya Savafl s ras nda Sovyetler Birli i ne yard m için ülkesine gelen Amerikan askerî misyonunun Savafl sonras nda da kalmas n istemekteydi. Bu do rultuda ran n silahland r lmas - n n önünü açan Amerikan askerî misyonunun Savafl sonras ndaki statüsü, 6 Ekim 1947 de imzalanan bir anlaflmayla belirlenmiflti. Bu tarihten itibaren ran a birkaç y l içinde 110 milyon dolar n üzerinde askerî yard m yap lm fl ve ran Ordusu da bölgedeki etkin güçlerin aras na girmifltir (Mott, 2002: 166). Böylece kinci Dünya Savafl n n hemen ertesinde, uluslararas dinamiklerin etkisiyle gerçekleflen Türkiye ve ran a yönelik askerî yard mlarla birlikte bölgesel silahlanmada belirli bir yol kat edilmiflti. Ancak, Orta Do u daki bölgesel dinamikler de uluslararas dinamiklerle efl zamanl olarak devreye girmiflti. Filistin sorunu çerçevesinde Yahudi ve Arap toplumlar aras nda bafllayan çat flman n yan s ra ngiltere nin bölgeye yönelik politikas ve rejimlerin iktidarlar n koruma çal flmalar da bölgede gerilimi kaç n lmaz k lmaktayd. kinci Dünya Savafl n n hemen ertesinde Savafl tan oldukça y pranarak ç kan ngiltere, Orta Do- u daki nüfuzunun, özellikle de M s r daki nüfuzunun korunmas için yo un çaba harcamaktayd. M s r n yan s ra Irak, Ürdün, Kuveyt ve Filistin üzerinde var olan

77 etkin ngiliz denetimi devam ettirilmek istenmekteydi (Tibi, 1998: 66). M s r n ngiliz stratejisindeki önemi, ngiliz ticari ç karlar aç s ndan yads namayacak önemde olan ngiliz-frans z ortakl Süveyfl Kanal fiirketi nin yan s ra, ngiltere nin Süveyfl teki askerî üsten kaynaklanmaktayd (Cohen, 1997: 124). Sadece M s r daki bu üs bile, So uk Savafl dönemindeki kutuplaflmada Sovyet yay lmas n n önlenmesi için hayati önemde görülmekteydi. M s r n yan s ra Irak ve Kuveyt gibi ülkelerdeki ngiliz nüfuzunun k r lmas ve oluflan güç bofllu unun Sovyetler taraf ndan doldurulma ihtimali, ngiliz politikas aç s ndan en olumsuz senaryoydu ve ngiltere bunu önlemek için elinden geleni yapmal yd. Savafl sonras bölgede oluflan siyasi atmosfer, ngiliz yönetimini ve bölge ülkelerindeki iktidarlar olumsuz etkilemekteydi. Bir di er ifadeyle Savafl sonras nda bölge ülkelerinde oluflan sömürge karfl t tutum ve ba ms z politika yanl s talepler, Savafl öncesi dönemle karfl laflt r lmayacak ölçüdeydi. Bu nedenle ngiltere, bölgede kendisine ba l rejimleri desteklemek ve iktidarda kalmalar n sa lamak için bunlar silahland rma yoluna gitti. Bu ba lamda Türkiye ve ran bir tarafa konacak olursa döneminde Orta Do u nun silahlanmas nda deyim yerindeyse ngiliz tekeli söz konusu olmufltur. ngiltere bu dönemde bölgedeki silahlanma faaliyetlerinin yüzde 50 sinden fazlas n tek bafl na yapm fl ve bu stratejisinde M s r, Ürdün ve Irak taki monarflileri daha ön planda tutmufltur (Tackney, 1972: 4; Sayigh, 1998: 18). B R NC ARAP- SRA L SAVAfiI Birinci Dünya Savafl ndan sonra ngiliz Manda Yönetimi nin oluflturuldu u Filistin de, Araplar ile Yahudiler aras nda çat flmalar n artmas ve Yahudi örgütlerin Araplar n yan s ra ngiliz hedeflerine de sald rmas üzerine ngiltere, konuyu Birleflmifl Milletler e (BM) götürmüfltü. BM Genel Kurulu nun 1947 de ald 181(II)A say l kararla, Filistin in bir Arap devleti, bir Yahudi devleti ve özel statülü Kudüs bölgesi olmak üzere üçe bölünmesine karar verilmiflti. Bu karar n ard ndan ngiltere 1 Ocak 1948 de Filistin Manda Yönetimi ni 14 May s ta sona erdirece ini ve bölgeden çekilece ini duyurdu. ngiltere nin çekilmesine saatler kala, Yahudilerin srail devletinin kuruldu unu ilan etmesiyle M s r, Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün ve Suudi Arabistan ile srail aras ndaki Birinci Arap- srail Savafl bafllam fl oldu. Savafl, M - s r la 24 fiubat 1949 da, Lübnan la 23 Mart 1949 da, Ürdün le 3. Ünite - So uk Savafl Döneminde Orta Do u 71 Süveyfl teki ngiliz üssü 38 askerî üs ve 10 askerî havaalan ndan oluflan yap s yla 80,000 ngiliz askerîni bar nd rmaktayd. Bu üs, o dönemde dünyan n en büyük d fl askerî üssünü oluflturmaktayd. ngiltere, 1954 te M s r la yapt anlaflma sonucunda aflamal olarak bu üssü boflaltm flt r. Harita 3.1 Taksim Karar nda Filistin Kaynak: Shlomo Alani, (2001), Arab Israeli Air Wars, , Osprey Publishin, 2001, s. 45

78 72 Orta Do uda Siyaset Resim Nisan 1949 da ve Suriye yle 20 Temmuz 1949 da imzalanan ateflkes anlaflmas - na kadar sürmüfltür. Birinci Arap- srail Savafl ndan sonra Suriye de kurulan bir Filistin mülteci kamp Kaynak: com/2012/10/28/tellingtruths-aboutisraelpalestine/ Savafl n sonuçlar na de inmek gerekirse srail 1947 Taksim karar kapsam nda kendisine önerilen Filistin topraklar n n üstüne 2,500 km2 lik bir alan daha iflgal etmifltir. Böylelikle Filistin topraklar n n %80 i srail in denetimi alt na girmifl olmaktayd. Oysa Taksim karar nda Filistin topraklar n n %56 s srail e b rak lm flt. Bunun yan s ra Filistin de herhangi bir Arap devleti kurulamam fl ve Gazze bölgesi M s r n kontrolüne, Bat fieria ve Do u Kudüs bölgesi ise Ürdün ün kontrolüne girmifltir. Savafl n insani aç dan en önemli sonucu, yaklafl k den fazla Filistinlinin yurtlar n terk ederek mülteci konumuna düflmesidir. Filistinli mültecilerin say s bölgede yaflanacak di er savafllarla da artacak ve günümüze gelindi inde mültecilerin say s i bulacakt r (Bregman, 2000: 21). Birinci Arap- srail Savafl, Orta Do u da bu tarihten sonra yaflanacak ittifaklar, gerginlikler ve savafllar aç s ndan bir dönüm noktas teflkil etmifltir. Zira Savafl n ard ndan bölge ülkeleri rövanfl için birbiri ard na silahlanacak ve bloklar aras rekabetin de devreye girmesiyle yeni ittifaklar ve karfl ittifaklar kurulacakt r. Birinci Arap- srail Savafl nda ABD, Sovyetler Birli i ve ngiltere nin tutumlar da önemli rol oynam flt r. Bu ba lamda ABD, srail devletinin ilan ndan 11 dakika sonra bu devleti tan yarak destek verirken SSCB ilandan üç gün sonra srail i tan m fl; ngiltere ise 1949 Ocak nda fiilen tan d srail i, resmî olarak tan mamay 1950 Nisan na kadar sürdürmüfltür (Aridan, 2004: 66). 1 Birinci Arap- srail Savafl n n sonuçlar nelerdir? ABD, srail in ilan na siyasal anlamda büyük destek verse de Birinci Arap- srail Savafl nda askerî aç dan ayn oranda destek vermemifltir. Zira ABD, Orta Do u daki Arap ülkelerinde bulunan ekonomik ç karlar n kaybetmemek, bölgedeki ngiliz nüfuzunun ortadan kalkmas na engel olmak ve olas bir Sovyet yay lmas n önlemek amac yla srail e askerî anlamda destek vermemiflti. Sovyetler Birli i ise Filistin sorunu üzerinden Orta Do u da nüfuz sahibi olmaya çal flmaktayd. Bu ba lamda Sovyetler Birli i, Yahudi Ajans ile Yahudi Haganah örgütünün Çekoslovakya üzerinden silah almas na yard mc olmufl ve büyük ço unlu u BM nin silah ambargosu karar ndan sonra Filistin e giren bu silahlar, srail in Savafl ta sald r pozis- AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ K T A P K T A P

79 3. Ünite - So uk Savafl Döneminde Orta Do u 73 yonunu güçlendirmiflti (Cohen, 1997: 102). Birinci Dünya Savafl ndan sonra Orta Do u da kurdu u sömürge iliflkisiyle büyük bir nüfuz alan elde eden ngiltere ise bir Yahudi devletinin kurulmas yla bu nüfuzunun k s tlanabilece ini düflünmekteydi. Zira Orta Do u da farkl dokudaki bir devlet, Sovyetlerin bölgede yay lmas için iyi bir zemin olabilirdi. Ayr ca Arap ülkelerindeki nüfuzunu olumsuz etkileyece inden srail in Bat yanl s bir tutum sergilemesinin ngiltere aç s ndan önemi yoktu. Bu nedenle ngiltere, Savafl s ras nda Arap ülkeleri lehinde ancak Savafl n sonucunu de ifltirmeyecek ölçüde pasif bir tutum tak nm flt r. Birinci Arap- srail Savafl n n zamanlamas n n, stratejik aç dan srail için oldukça avantajl bir ortam sa lad n belirtmek gerekir. Zira kinci Dünya Savafl n n ard ndan ortaya ç kan silah fazlal ve So uk Savafl n bafllam fl olmas, Yahudi örgütlerinin silahlanmas n kolaylaflt rm flt r. Gerçi, ABD nin öncülü ünde BM taraf ndan uygulanan silah ambargosu ve ngiltere nin Savafl s ras ndaki tutumu nedeniyle srail, Bat Blokundan resmî kanallar üzerinden silah al m nda bulunamam flt ancak Yahudi örgütlerinin bu ülkelerde oluflturduklar sivil a lar üzerinden Yahudi örgütlerine silahlar veya silahlanma için gerekli fonlar aktar lm flt. Arap ülkelerinin savafl n yafland dönemde ba ms z eylemler gelifltirme yetene inden yoksun olmas, srail in kuruluflunu ve topraklar n genifllemesini kolaylaflt rm flt r. Nitekim taraflar n askerî kapasiteleri her ne kadar bir bütün olarak Araplar n lehine gözükse de asl nda etkin güç aç s ndan denge tamamen srail lehine olmufltu. Bu ba lamda srail savafl esnas nda bütün güçlerini seferber ederken Arap ülkeleri zaten az olan kaynaklar n n bir k sm n srail le savafla ay rm flt. SÜVEYfi SAVAfiI VE BÖLGESEL ETK LER Birinci Arap- srail Savafl n n ard ndan ABD ve ngiltere, Filistin sorunu nedeniyle Sovyetlerin bölgeye s zmas n sa layacak bir ortam oluflmas ndan kayg duyuyordu. Bu nedenle bir yandan bölgeye yönelik silah sat fl n Üçlü Deklarasyon gibi mekanizmalarla kontrol alt nda tutmaya çal fl rken öte yandan Orta Do u da yeni bir savunma yap lanmas kurulmaya çal fl l yordu. Bölgede bir Orta Do u Komutanl kurulmas öngörülmekteydi. M s r n kat l m n teflvik için Orta Do u Komutanl n n merkezinin Kahire de olmas ve srail in bu sistemin d fl nda b rak lmas teklif edilmiflti. Bu teklifin M s r taraf ndan kabul edilmemesi üzerine ABD M s r yeni bir örgütlenme ile Bat Blokuna entegre etme girifliminde bulunmufltur. Bu do rultuda 1952 Haziran nda ABD ve ngiltere, Orta Do u Komutanl yerine daha az rahats z edici ve bir Komutanl ktan ziyade bir Planlama Kurulu niteli inde olan Orta Do u Savunma Örgütü fikri ortaya at lm flt r. Ancak ngiliz askerleri çekilmeden hiçbir savunma yap lanmas na kat lmayaca n belirten M s r n bu tutumu, di er Arap ülkeleri taraf ndan da benimsenmifl ve Orta Do u Savunma Örgütü fikri de daha kurulmadan sona ermifltir(hahn, 2005: 76-78; Oren, 1992: 78). Öte yandan 22 Temmuz 1952 de M s r ordusundaki Hür Subaylar grubunun bir askerî darbe ile yönetimi ele geçirmesi ve sonras nda izledi i politikalar, bütün aktörlerin ulusal ve bölgesel güvenlik politikalar n gözden geçirmelerine neden olmufltur. Bu noktada Hür Subaylar hareketine General Muhammed Necip önderlik etse de Albay Cemal Abdül Nâs r k sa süre içinde yönetimde kontrolü sa lam flt r. Bunun ard ndan Nâs r yönetimindeki M s r, 1970 li y llara kadar Orta Do u da yaflanan birçok geliflmeye damgas n vuracakt r. fiüphesiz bu geliflmelerin bafl nda Süveyfl Savafl yer almaktad r. Üçlü Deklarasyon: ABD, ngiltere ve Fransa taraf ndan 25 May s 1950 de aç klanan Üçlü Deklarasyon, Orta Do u daki silahlanmay ilk kontrol giriflimidir. Deklarasyon, Orta Do u ülkelerine yönelik bir silah ambargosundan ziyade kontrollü silah satmay amaçlamaktayd. Buna göre Orta Do u ya üç ülkenin onay olmadan silah sat fl yap lmayacakt. Ancak gerek üç ülkenin farkl ç karlara sahip olmalar gerekse M s r n Sovyetlerden silah al m, bu mekanizman n ortadan kalkmas na neden olmufltur.

80 74 Orta Do uda Siyaset Resim 3.3 M s r da Monarfliye son veren Hür Subaylar grubu (Masada oturan, darbenin lideri Muhammed Necip, onun sa nda oturan Cemal Abdul Nâs r, sol köflede flapkal subay n yan nda oturan kravatl ise Enver Sedat) Kaynak: Joel Gordon (2006), Nasser: Hero of the Arab Nation, Oxford: Oneworld Publications, s. 30. Resim 3.4 Cemal Abdül Nâs r ( ) Kaynak: e.o/nasser.htm# Süveyfl krizinin ortaya ç kmas na ve bir savafl n yaflanmas na neden olan baz geliflmeler olmufltur. Bu ba lamda Nâs r n Sovyetler Birli i arac l yla Do- u Blokundan silah transferi, özellikle Afrika daki sömürge karfl t hareketleri desteklemesi, Ürdün de Monarfli karfl t halk hareketlerini desteklemesi ve Çin Halk Cumhuriyeti ni tan mas gibi geliflmeler ABD ve ngiltere nin tepkisini çekmiflti. Öte yandan Orta Do u daki Sovyet yay lmac l na karfl M s r n içinde yer ald bir savunma örgütünün kurulamayaca görülünce, 1955 te ngiltere, Türkiye, ran, Irak ve Pakistan n kat l m yla Ba dat Pakt kurulmufltu. Ba dat Pakt, her ne kadar Moskova ya karfl bölgesel bir güvenlik önlemi olarak kurulsa da bölgesel etkisinin azalaca n düflünen M s r rahats z etmifltir. Bu geliflmeler, M s r la Bat Bloku aras ndaki gerilimi artt rmakla beraber, Süveyfl Savafl n n temel nedeni, ABD ve ngiltere nin Nâs r yönetiminin oldukça önem verdi i Asvan Baraj projesinin finansman ndan çekilmesi olmufltur. Nitekim 19 Temmuz 1956 da ABD, arkas ndan da ngiltere ve Dünya Bankas, resmî olarak bu koflullarda baraj n finansman n üstlenemeyeceklerini aç klam flt r. Nâs r n buna yönelik tepkisi ise Hür Subaylar Devrimi nin y l dönümü olan 26 Temmuz 1956 da Süveyfl Kanal fiirketi ni millîlefltirmek fleklinde olmufltur. Bunun üzerine ngiltere bir yandan M s r a yönelik askerî haz rl klar n bafllat rken di er yandan olas bir müdahalenin meflruiyet zeminini de haz rlamaya çal flmaktayd. Londra yönetimi öncelikle Nâs r n millîlefltirme karar n gerekçe göste-

81 3. Ünite - So uk Savafl Döneminde Orta Do u 75 rerek M s r a müdahale edebilmenin hukuksal yollar n araflt rm fl ancak millîlefltirme karar n n M s r iç hukukuna ve uluslararas hukuka uygun olmas nedeniyle bu yola baflvuramam flt. ABD ile temasa geçen Londra yönetimi, Washington dan Kanal n bütünüyle M s r n kontrolüne geçmemesine yönelik deste ini alsa da ABD nin herhangi bir askerî müdahaleye karfl olmas yla zor durumda kalmaktayd (Golani, 1998: 38; Aridan, 2004: ). Bu ba lamda farkl gerekçelere sahip olsalar da ngiltere, Fransa ve srail in ç karlar, M s r karfl tl noktas nda birleflmekteydi. Cezayir de yaflad s k nt lardan do rudan Kahire yi sorumlu tutan Paris yönetimi, bu yüzden srail e silah sat fl n artt rarak ve istihbarat alan nda iflbirli i yaparak Nâs r yönetimini dengelemeye çal flmaktayd. Süveyfl Kanal n n millîlefltirilmesi ise Fransa için Nâs r yönetiminden tamamen kurtulma f rsat do urmaktayd. Kanal n millîlefltirilmesi, Fransa için ngiltere kadar hayati önemde de ilse de Nâs r n devrilmesi ve özellikle Kuzey Afrika daki Frans z nüfuzunun korunmas için önemli bir f rsat olarak de erlendirilmekteydi (Shlaim, 2001: 121; Mcnamara, 2003: 48-50). srail ise her ne kadar Sovyet silah sistemlerini askerî yap s na entegre etmesinden önce M s r a tek bafl na bir sald r gerçeklefltirme planlar yapsa da böylesi bir plan n zorluklar n görmekteydi. Dolay s yla, M s r a tek bafl na sald r düzenleme ya da ortak askerî müdahaleye kat lma fleklinde alternatiflerle karfl karfl ya olan srail için ortak müdahale, hem askerî hem de siyasi maliyetleri azaltacak bir opsiyon olarak de erlendirilmiflti (Levey, 1997: 72). Resim 3.5 Süveyfl Kanal n n uydudan görünümü Kaynak: org/article/suez_ Canal,_Egypt Süveyfl krizinde ngiltere, Fransa ve srail in M s r karfl s nda birleflmesinin SIRA nedenleri S ZDE nelerdir? Planlamaya göre harekât, srail in M s r a sald rmas yla bafllayacakt. ngiltere ve Fransa n n her iki tarafa ateflkes ça r s yapmas ve Kanal n her iki taraf ndan 10 mil çekilmelerini istemeleri ve buna uyulmamas hâlinde askerî müdahalede bulunacaklar n içeren birer ültimatom vermesiyle devam edecekti. srail bu ça r ya uyacak; M s r ise do al olarak uymayacak ve M s r a yönelik ngiliz-frans z sald r - s bafllayacakt. Böylece srail in M s r a sald rmas yla 29 Ekim 1956 da bafllayan Süveyfl Savafl, 30 Ekim de ngiltere ve Fransa n n M s r ile srail e ültimatom verme- 2 AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ

82 76 Orta Do uda Siyaset 1869 da hizmete aç lan Süveyfl Kanal, Hint Okyanusu ile Akdeniz aras nda K z ldeniz üzerinden bir ba lant kurmakta ve önceleri Bat Avrupa ya ulaflmak için Afrika k tas n dolaflan ticari gemilerin yolunu yar yar ya k saltmaktayd. Bu nedenle kanal, stratejik aç dan oldukça önemliydi. Kanal n kontrolü, 1956 da M s r n millîlefltirme karar na kadar Kanal fiirketi nin elinde olup ço unluk hisseleri ngiltere ve Fransa ya aitti. leri ve M s r n buna uymamas üzerine 31 Ekim de M s r a sald rmalar yla devam etmifltir. Hava üstünlü ünü bir gün içinde ele geçiren ngiliz-frans z kuvvetleri, k - sa sürede Kanal bölgesine asker ç karmaya bafllam flt r (Varble, 2003: 28-89, 126; Levey, 1997: 76-79). Sald r lar n durdurulmas na yönelik BM Güvenlik Konseyine gelen Amerikan ve Sovyet tasar lar ngiliz-frans z vetosuna tak l nca, konu BM Genel Kurulunda ele al nm fl ve 2 Kas m da Genel Kurulun ald 997 (ES-I) say l kararla ateflkes ça r s yap lm flt r. Ancak buna ra men sald r lar n devam ettiren üçlü, özellikle ABD ve SSCB den gelen bask lar sonucunda 7 Kas m da ateflkes ça r s na uymufltur (Mcnamara, 2003: 55-57). Süveyfl Savafl, kazananlar ve kaybedenlerinin, farkl aç lardan de iflkenlik gösterdi i bir savafl olarak de erlendirilmelidir. Savafl n taraflar aç s ndan düflünüldü- ünde srail, bu savafltan k sa vadeli ve do rudan en kazançl ç kan taraf olmufltur. ngiltere ve Fransa, savafltan askerî anlamda kazançl ç kmakla beraber, savafl n orta ve uzun vadeli sonuçlar de erlendirildi inde siyasi aç dan ma lup olduklar söylenebilir. Zira Süveyfl Savafl ngiltere nin Orta Do u dan tasfiye edilmesi sürecini beraberinde getirmifl ve bir dönem Orta Do u ülkelerinin ço unda önemli bir nüfuza sahip olan ngiltere nin bu etkisi k sa süre içinde ortadan kalkmaya bafllam fl ve yerini Amerikan nüfuzuna b rakm flt r. Fransa da Cezayir ayaklanmas nedeniyle girdi i Savaflta Nâs r devirememifl, Cezayir sorunu konusunda ilerleme kaydedememifl ve 1962 de Cezayir in ba ms zl n tan mak zorunda kalm flt r (Tibi, 1998: 66; Aridan, 2004: 171). M s r ise ngiliz-frans z- srail sald r lar karfl s nda askerî anlamda yenilgi alsa da siyasi aç dan süreçten en kazançl ç kan aktörlerden biri olmufltur. Zira Nâs r yönetimindeki M s r, Kanal elinde tutarak rejimini korumufl ve hem Orta Do u da hem de Afrika da oldukça prestijli bir konuma gelmifltir. ngiliz yanl s Amman ve Ba dat yönetimleri bile Süveyfl Savafl esnas nda M s r n yan nda yer alarak sald - r ya tepki göstermifllerdir (Ar, 2008: 261). Bu ba lamda bölgesel etkisini bölgede kurdu u ittifaklar ve güç iliflkileriyle devam ettirecek olan M s r, SSCB den yeni silah sistemleri edinerek bölgesel güç denklemini kendi lehine çevirmek için 1960 l y llarda yeni giriflimlerde bulunmufltur. Süveyfl Savafl n n ngiltere ve Fransa aç s ndan sonuçlar nelerdir? 3 Orta Do u da h zla eriyen ngiliz-frans z nüfuzunun ortaya ç kard boflluk ise ABD taraf ndan doldurulmaya çal fl lm fl ve ABD art k, Orta Do u da kendi patronaj nda bölgesel güvenlik politikalar uygulamaya bafllam flt r. Ancak Orta Do u daki Sovyet etkisi bir önceki dönemle karfl laflt r lmayacak biçimde artm fl ve Moskova, silah kart n kullanarak 1955 te girdi i Orta Do u ya silah n yan s ra siyasal ve ideolojik olarak da girme f rsat elde etmifltir. Nitekim döneminde yaflanan en önemli de iflimlerden birisi, Sovyetler Birli i nin Orta Do u ya giderek artan angajman d r. Bat Blokunun nüfuzunda görülen ülkelerdeki rejim de ifliklikleri ve yeni rejimlerin iktidarlar n sa lamlaflt rmak ve yayg nlaflt rmak için ideolojik dayan flman n yan s ra silah aray fl na girmeleri, daha önce sadece M s r üzerinden bölgesel güç mücadelesine angaje olmaya çal flan Sovyetler Birli i nin art k bölge denkleminde AMAÇLARIMIZ göz ard edilmeyecek AMAÇLARIMIZ bir aktör hâline gelmesini sa lam flt r (Levey, 1997: 72). Süveyfl Savafl sonras dönemin bir baflka belirleyicisi, Arap- srail sorunun taraflar ndan biri K olan T AArap P ülkeleri aras ndaki iliflkilerde yaflanan de iflimdir. Nitekim K T A P daha önce M s r haricindeki yönetimlerin hepsi, geleneksel yap lar yla Bat Blokunun nüfuzu alt ndayd. Yeni dönemde ise M s r la Suriye aras ndaki birleflme giri- TELEV ZYON TELEV ZYON NTERNET NTERNET

83 3. Ünite - So uk Savafl Döneminde Orta Do u flimi, Irak taki monarflinin bir darbeyle son bulmas, Ürdün deki monarflinin neredeyse y k lmas na neden olan hareketler, Lübnan daki kar fl kl klar ve Yemen deki çat flmalar, bölge içi dinamikleri etkiledi i kadar bölge d fl güçlerle kurulan iliflkilerde de belirleyici olmufltur. Bir baflka deyiflle, bölge ülkelerinin birbirlerinden alg lad klar tehditler, bölge d fl güçlerle silah ve güvenli e dayal ittifak iliflkisi kurarken dikkate al nan en önemli parametrelerden biri hâline gelmifltir. ABD nin Orta Do u daki sorunlara do rudan küresel bir güç olarak müdahalesi kinci Dünya Savafl sonras dönemde gündeme gelmesine karfl n, Süveyfl Savafl esnas nda ngiltere ve Fransa ya karfl uygulad politikalar n ard ndan Washington bölgedeki etki alan n geniflletmifltir. Bununla beraber, Süveyfl Savafl n n ard ndan ABD nin bölgedeki ç karlar n korumas için önlenmesi gereken iki önemli sorun ortaya ç km flt r (Osgood, 2009: 8). Bunlardan ilki, ngiltere nin bölgedeki nüfuzunun erimesi sonucunda oluflan güç bofllu unun Sovyetler Birli i taraf ndan doldurulmas ihtimaliydi. kinci sorun ise Nâs r n siyasi olarak bayraktarl n yapt Arap milliyetçisi ak mlar n, bölgede Bat Blo uyla iyi iliflki içinde bulunan geleneksel rejimler üzerinde bask oluflturmas yd. Çünkü Nâs r, savafltan siyasi bir zaferle ç km fl ve ngiltere ile Fransa n n amaçlad n n tam aksine, milliyetçi söylemleri daha genifl kitleleri etkisi alt na almaya bafllam flt. ABD ye göre bu iki soruna yönelik önlemler al nmazsa Bat n n Orta Do u daki hayati ç karlar oldukça zarar görecekti. Bu do rultuda ABD Baflkan Dwight D. Eisenhower n 5 Ocak 1957 de Kongre ye verdi i mesajda ifadesini bulan ve Eisenhower Doktrini olarak adland r lan yeni politika ile ABD, Orta Do u da ngiltere nin eriyen nüfuzunu kendi patronaj nda yeniden oluflturmay amaçlam flt r. Eisenhower n Kongre ye mesaj nda sadece Sovyet yay lmac l ve komünizm tehlikesine vurgu yap lsa da esas nda Doktrin, biri Sovyetler Birli i di eri ise Arap milliyetçisi ak mlar olmak üzere çifte kuflatmay (dual containment) içeren bir yap ya sahipti. Süveyfl Savafl sonras dönem, Orta Do u nun bölge içi dinamiklerinin yeniden belirlendi i ancak k sa vadede iliflki ve ittifaklar n de iflkenlik gösterdi i bir dönem olmufltur. De iflen iliflki ve ittifaklar çerçevesinde bölgesel güvenlik parametreleri de farkl flekiller alm flt r. Bu ba lamda krizin s cakl yla k sa bir dönem M s r merkezli bir ittifak görüntüsü ortaya ç ksa da bu tablo çok uzun ömürlü olmam fl ve Nâs r n Arap milliyetçili i söyleminden tehdit alg layan geleneksel yönetimler, Eisenhower Doktrinin de etkisiyle Bat Blokuyla yeniden iliflkiye geçmifllerdir. Ancak Bat Blokuna duyulan tepkiler sonucunda Ürdün ve Lübnan da yaflanan halk hareket- Resim 3.6 ABD Baflkan Dwight D. Eisenhower ( ) Kaynak: products/ p sai /posters. htm 77 Eisenhower n 5 Ocak 1957 de Kongre ye verdi i mesajda aç klanan Eisenhower Doktrini ile ABD, Orta Do u ya yönelik net taahhütlerde bulunmaktayd. Buna göre ABD bölge ülkelerine yapaca ekonomik ve askerî yard m n yan s ra talep edilmesi hâlinde do rudan Amerikan askerlerini gönderip rejimleri koruyacakt.

84 78 Orta Do uda Siyaset leri bast r lsa da Irak taki ngiliz yanl s Monarflinin bir askerî müdahale ile devrilmesi önlenememifltir. Bunun yan s ra Suriye ile M s r n Birleflik Arap Cumhuriyeti alt nda birleflmesi ve bölge içi çekiflmelerin Yemen örne inde oldu u gibi çat flmalara dönüflmesi, bölgesel güvenlik parametrelerini etkileyen di er unsurlar olmufltur. ORTA DO U DA M KRO SO UK SAVAfi VE DEOLOJ M s r ve Suriye nin 1 fiubat 1958 de Birleflik Arap Cumhuriyeti (BAC) çat s alt nda birlefltiklerini ilan etmeleri, Orta Do u da ve özellikle de Arap devletleri aras ndaki güvenlik parametrelerinin de iflmesine neden olmufltur. Bu birleflme, sadece 1949 da üç tane darbenin gerçekleflti i 1952 ve 1954 te de darbelere sahne olan Suriye nin, Sovyetler güdümüne girdi inin tart fl ld bir dönemde gerçekleflmiflti. Kurulan BAC, yap s itibar yla bir birleflmeden ziyade BAC ad alt nda Suriye nin M s r a kat lmas anlam na gelmekteydi. Nitekim Nâs r, birleflmenin bir ön flart olarak Suriye deki bütün siyasi partilerin feshedilmesini istemifl ve M s r la birleflme- nin önemli savunucular ndan Baas dahil olmak üzere bütün siyasi partiler feshedilmiflti. Suriyeli siyasi gruplar e er isterlerse siyasi faaliyetlerini sadece M s r da Nâs r n kontrolünde bulunan Ulusal Birlik hareketi çat s alt nda sürdürebilecekti (Kamrava, 2005: ). Böylece BAC ile birlikte kurulan merkezî yönetim sayesinde Nâs r n bölgedeki etkisi oldukça artm fl olmaktayd. Birleflik Arap Cumhuriyeti: M s r ve Suriye olmak üzere iki bölgeden oluflmas öngörülen BAC n baflkenti Kahire olacakt. Her bir bölgenin kendine ait Yürütme Konseyinin olmas öngörülmekteydi. Yasama organ n n Nâs r taraf ndan atanan 400 kifliden oluflaca BAC da, Devlet Baflkan olan Nâs r n ikisi Suriyeli ve ikisi M s rl olmak üzere dört yard mc s olacakt. Ancak uygulamada BAC, merkezî yap s yla Suriye nin yavafl yavafl M s r karfl s nda AMAÇLARIMIZ eridi i bir sürece do ru gitmekteydi. Temel Bakanl klar n neredeyse tümü M s rl lar n AMAÇLARIMIZ kontrolüne b rak l rken gerçeklefltirilen baz uygulamalarla Suriye nin önemli siyasi figürlerinin siyasal sistem d fl nda b rak ld görülmekteydi. Örne in, Suriye eski Devlet K T A P Baflkan fiükrü K Kuvvetli T A P bile Kabine d fl nda kalm fl ve Suriye bölgesinin kontrolü, 1967 Savafl nda M s r Hava Kuvvetleri Komutan olan Nâs r n yak n arkadafl General Abdülhekim Amir e b rak lm flt. TELEV ZYON Resim 3.7 TELEV ZYON Uluslararas bir toplant da BAC Devlet Baflkan Nâs r NTERNET NTERNET Kaynak: com/indepth/opinion/ 2011/03/ html

85 3. Ünite - So uk Savafl Döneminde Orta Do u ABD ve ngiltere, M s r-suriye birleflmesinin Irak ve özellikle de Ürdün üzerindeki etkilerini dengelemek için BAC a alternatif olarak Arap Birli i Federasyonu nunun kurulmas n desteklemifllerdir. Bu ba lamda Irak ve Ürdün 14 fiubat 1958 de Arap Birli i ni kurduklar n ilan etmifllerdir. Haflimi ailesinin Irak ve Ürdün deki iki kolu, geleneksel yönetimlerini korumak için birleflme yoluna gitmiflti. D fl politika ve savunma konular nda ortak bir eylem plan n n uygulanmas n öngören Arap Birli i Federasyonu, merkezî ve s k bir federal yap ya sahip olan BAC n tersine, gevflek ve konfederal bir görünüme sahipti. Büyük ölçüde BAC n Arap milliyetçisi söylemlerinin Ürdün de yaratt istikrars zl önlemek için oluflturulan Arap Birli i, BAC dan daha k sa ömürlü olacak ve Irak ta 1958 Temmuz unda gerçeklefltirilen darbe ile son bulacakt r. BAC n destekledi i rejim karfl t hareketlerin yo unlaflt 1958 Temmuz unda, Ürdün de Kral Hüseyin e karfl bir darbe girifliminin ortaya ç kar lmas üzerine, Arap Birli i Federasyonu nun orta olan Irak, Kral Hüseyin i korumak amac yla bir tugayl k askerî birli i Amman a göndermeye karar vermiflti. Ancak Ürdün e destek vermek ve Kral Hüseyin i korumak için görevlendirilen tugay, hiçbir flekilde Amman a ulaflmam flt r. Zira, tugay n komutan Tu general Abdülkerim Kas m, Amman a do ru giden birliklerinin yönünü Ba dat a çevirmifl ve 14 Temmuz 1958 de bir grup subayla birlikte gerçeklefltirdi- i darbeyle yönetimi devralm flt r. Böylece Osmanl n n bölgeden çekilmesinin ard ndan ngiliz deste iyle kurulan ve kinci Dünya Savafl sonras nda ortaya ç kan So uk Savafl ta ngiltere nin ve dolay s yla Bat Blokunun bölgedeki en büyük destekçisi konumunda bulunan Monarfli, bir daha dönmemek üzere son bulmufltur (Ayhan-Pirinççi, 2008: 33-34). Irak taki yeni yönetimin nas l bir d fl politika izleyece i de bölgesel güvenlik parametreleri aç s ndan önem arz etmekteydi. Darbe M s r dakine benzer flekilde bir Hür Subaylar grubu taraf ndan gerçeklefltirilmiflti. Monolitik bir yap da olmayan Hür Subaylar grubunun tek ortak özelli i, Haflimi hanedanl na ve Irak üzerindeki Bat nüfuzuna karfl duyduklar tepkiydi. çinde Irak milliyetçisi (vataniye grubu), pan-arap milliyetçisi (kavmiyye grubu) ve komünist gruplar bulunmaktayd. Bunlardan, darbenin lideri konumunda bulunan General Kas m, Nâs r a sempati duymamakta ve milliyetçilik konusunda, Irak ön planda tutarak Kürt-Arap iflbirli- ine vurgu yapan bir anlay fla sahipti. Komünist gruplar taraf ndan da desteklenen General Kas m a göre Nâs r la giriflilecek bir iflbirli i, Irak n egemenli inin ortadan kalkmas na yol açabilecekti. Di er grubun öncüsü konumunda bulunan Albay Abdülselam Arif ise Kas m a göre milliyetçili e daha genifl bir perspektiften bakmakta ve Baas n da deste ini alarak pan-arap milliyetçili i çerçevesinde BAC ile birleflmeyi savunmaktayd. Ancak General Kas m n k sa sürede Baasç ve Nâs rc gruplar tasfiye etmesi, BAC ile birleflmenin gerçekleflmemesine neden olacakt (Ayhan-Pirinççi, 2008: 34-36). Resim 3.8 Irak ta 1958 de Monarfliye son veren darbenin lideri General Abdulkerim Kas m Kaynak: org/forums/ showthread. php?t=80173& page=2 79

86 80 Orta Do uda Siyaset Dolay s yla Orta Do u, 1960 l y llara gelindi inde So uk Savafl n bir cephesi olman n getirdi i kutuplaflman n yan s ra bölgesel dinamiklerin getirdi i kamplaflman n da önemli bir sahnesi hâline gelmiflti. Bu ba lamda Irak ta 1958 deki darbenin ard ndan bölge ülkelerinden BAC ve Irak, bölgedeki geleneksel yönetimleri zor durumda b rakacak politikalar izlerken Suudi Arabistan ve Ürdün ise geleneksel yönetimlerini korumak için bu ülkelerle üstü örtülü ve aç k bir mücadele içine girmiflti. Bu arada Suriye nin BAC dan ayr lmas, bölgedeki radikal rejimlerin kendi aralar nda sorunlar yaflad n göstermekteydi. Dolay s yla Arap ülkeleri aras nda mikro düzeyde bir So uk Savafl yaflanmaktayd. Bu mikro So uk Savafl n ilk belirtileri asl nda geleneksel yönetimlerle radikal olarak ifade edilebilecek rejimler aras nda görülmüfltü. Nitekim Suudi Arabistan daha 1958 de, M s r-suriye birleflmesini sabote etmek için Suriye stihbarat Baflkan na Nâs r a yönelik bir suikast düzenlenmesini teklif etmifl ancak olay aç a ç k nca da iliflkiler gerginleflmiflti. Bu olaydan sonra Kral Suud un yerine geçen Kral Faysal la birlikte Suudi Arabistan her ne kadar M s r la olan gerginli i azaltmaya yönelik ad mlar atsa da Ürdün deki olaylar ve özellikle de Irak ta gerçekleflen darbenin ard ndan kamplaflmalar artm flt r. General Kas m n iktidar n önce Irak taki komünist gruplar arac l yla sa lamlaflt rmas n n ard ndan Irak Komünist Partisi de dahil olmak üzere bütün gruplar sistemden tasfiye etmesi Irak, BAC, Ürdün ve Suudi Arabistan aras ndaki dengelerin de iflmesine neden olmufltu (Walt, 1990: 72-73). Bu ba lamda Suudi Arabistan, M s r la iliflkileri gelifltirmek için Irak karfl s nda M s r yanl s bir tutum izlerken Ürdün, Irak ile M s r aras nda bir denge politikas izlemeye çal flmaktayd. Ancak 1961 de General Kas m yönetiminin Kuveyt i ilhak etme giriflimleri karfl s nda bu hareketin herkesin ç karlar na bir tehdit oldu unu düflünen BAC, Suudi Arabistan ve Ürdün, Kuveyt in ilhak n önlemek için geçici de olsa Irak karfl s nda birleflmifltir. Böylece M s r, bir yandan Yemen ve Suriye nin kat l m yla BAC daki baflat konumunu sürdürürken di er yandan Suudi Arabistan ve Ürdün le iliflkilerini gelifltirmekte ve liderlik kayg s nedeniyle Irak bölgede izole etmekteydi. Ayr ca Sovyetlerden silah al m n n yan s ra ABD ile iliflkilerini gelifltiren Nâs r, bu dönemde ABD den de 110 milyon dolarl k g da yard m almaya bafllam flt (Hahn, 2005: 270). Ancak 1961 Eylül ünde Suriye de bir grup subay n fiam da gerçeklefltirdi i darbe sonucunda yönetimi devralmalar, Orta Do u daki dengelerin bir kez daha de iflmesine neden olmufltur. Zira, Nâs r n BAC daki dominant etkisinden rahats z olduklar için darbeyi gerçeklefltiren subaylar, ilk ifl olarak Suriye nin BAC dan ayr ld n ilan etmifllerdi. Nâs r n bölgesel liderli inde bir gerileme anlam na gelen bu hareket, yeni fiam rejiminin, ertesi gün Suudi Arabistan, Ürdün ve Türkiye taraf ndan tan nmas yla desteklenmiflti. Suriye nin ayr lmas n f rsat bilen Yemen de BAC dan ayr lm flt. Böylece Suudi Arabistan ve Ürdün le M s r aras ndaki iliflkiler yeniden gerginleflmifltir (Walt, 1990: 79). Bu aflamadan sonra Suriye, Suudi Arabistan ve Ürdün, Arap Birli i nde M s r karfl t bir tutum tak nm fl ve Arap Orta Do u sunda izole olmaya bafllayan aktör bu kez M s r olmufltur. Ancak Yemen de ortaya ç kan geliflmeler, Nâs r için bir kez daha bölgesel liderlik amaçlar n pekifltirecek bir ortam n do mas na neden olmufl ve bu da kamplaflmalar n artmas na neden olmufltur. 27 Eylül 1962 de mam Ahmed bin Yahya n n ölümünden sonra yerine geçecek olan büyük o lu Muhammed el Bedir i kabul etmeyen bir grup Nâs r yanl s subay, yönetimi ele geçirerek Yemen Arap Cumhuriyeti ni kurduklar n ilan etmifllerdir. Ancak el Bedir yanl s güçlerin buna karfl ç kmalar yla 1967 ye kadar sürecek olan bir iç savafl bafllam flt r (Kamrava, 2005: 112). Orta Do u genelinde süre gelen geleneksel-radikal rejimler aras ndaki çekiflme, bu rejimlerin, özellikle de M s r n Yemen de ç kan iç savafla do rudan angaje

87 3. Ünite - So uk Savafl Döneminde Orta Do u olmas na neden olmufltur. Bu noktada Yemen de yaflanan mücadelenin bölge rejimlerinin gelece i aç s ndan önemli oldu unu vurgulamakta yarar var. Zira, Yemen de yaflanan mücadelede Kraliyetçi güçlerin galip gelmesi durumunda, bu durum M s r n o dönemde karfl laflt izolasyonu artt racak ve Nâs r n bölge genelindeki etkisi büyük ölçüde s n rland r lm fl olacakt. Bu mücadelede Nâs r destekli Cumhuriyetçilerin üstün gelmesi durumundaysa bu durum en fazla Suudi Arabistan ve Ürdün gibi monarflileri zor durumda b rakacakt. Ayn zamanda M s r n bölge genelindeki etkisi yeniden art fla geçecekti. Bu nedenle Nâs r hemen harekete geçerek Cumhuriyetçi gruplar desteklemifltir. lk aflamada Yemen e kadar asker yollayan M s r n ilerleyen dönemde Yemen deki asker say s e kadar ç kacakt (Tibi, 1998: 67). Sovyetlerden sat n ald savafl uçaklar n da Yemen de kullanarak Kralc güçlerin üslerini bombalayan M s r n, zaman zaman Suudi Arabistan topraklar ndaki Kralc güçlere yönelik hava sald r lar nda bulunmas ise Suudi-M s r iliflkilerinin oldukça gerilmesine neden olacakt r. Gerçi, M s r n Yemen iç savafl na angaje olmas n n hemen ard ndan Suudi Arabistan, bu tehdidi dengelemek için Ürdün le bir araya gelerek 1962 Kas m nda bir dizi karfl l kl savunma anlaflmalar imzalam fl ve Yemen deki Kralc güçlere destek vermeye bafllam flt (Kamrava, 2005: ). M s r n Yemen e angaje oldu u 1963 te Irak ta ve Suriye de ard ard na meydana gelen geliflmeler, Kahire nin Arap Orta Do u sundaki izolasyonunun sona ermesi ad na, Yemen in haricinde yeni f rsatlar n ortaya ç kmas na neden olmufltur. Bu ba lamda 8 fiubat 1963 te General Kas m n, Baasç lar n da deste ini alan General Abdülselam Arif önderli indeki bir darbe ile devrilmesi, Irak n yeni dönemde izleyece i politikalar n farkl laflmas anlam na gelmekteydi. Zira monarflinin devrilmesinde de rol oynayan General Arif, Nâs r a daha yak n bir isim olarak bir Arap birli i fikrine s cak bakmaktayken General Kas m taraf ndan sistemden tasfiye edilmiflti. Bunun ard ndan 8 Mart 1963 te Suriye de Selahaddin Bitar öncülü ündeki bir grubun darbesi ile Suriye yönetimi de de iflmifl ve Baas n yan s ra Arap Ulusal Hareketi, Ulusal Arap Cephesi ve Sosyalist Birlik Hareketi nin içinde yer ald Ulusal Cephe Hükûmeti kurulmufltur (Walt, 1990: 84). 81 Irak ta 1963 darbesinin ard ndan 1968 de Baasç subaylar n darbesi gerçekleflmifl ve Saddam Hüseyin Devlet Baflkan Yard mc l na getirilmifl; 1979 da da Devlet Baflkan olmufltur. Suriye de ise 1963 teki darbeyle etkisini artt ran Baas Partisi giderek güçlenmifl ve 1970 te Haf z Esad bir kans z darbeyle bütün kontrolü ele geçirerek Devlet Baflkan olmufltur. Resim 3.9 AMAÇLARIMIZ Irak ta 1968 deki AMAÇLARIMIZ Baas darbesinin iki önemli figürü: K T A P Hasan el Bakr K T A P (sa da), Saddam Hüseyin (solda) TELEV ZYON NTERNET Kaynak: TELEV ZYON com/photos/ ethiosudanese/ / NTERNET

88 82 Orta Do uda Siyaset Bu arada srail in Ürdün nehrini slah plan, rekabet içinde olan bölge içi dinamiklerin ortak bir noktada toplanmas n sa lam flt r. Nitekim özellikle Suriye nin savafl açma taleplerinin gölgesinde 1964 Ocak nda Kahire de buluflan Arap ülkeleri, bir taraftan srail e karfl al nacak önlemleri görüflürken di er taraftan hem Filistinlilerin temsiline yönelik hem de kendi aralar ndaki sorunlar n çözümüne yönelik ilerleme sa lam fllard. (Armao lu, 1989: ). Ancak 1965 in sonuna gelindi inde Yemen iç savafl n n hâlâ çözülememifl olmas ve Suudi Arabistan n slam Ülkeleri Konferans oluflturma çabalar, M s r ile Suudi Arabistan aras ndaki iliflkilerin tekrar gerilmesine neden olmufltur. Bu giriflim, M s r n etkisini daha genifl bir potada eritmek için Riyad taraf ndan ortaya at lm fl ancak o dönemde baflar ya ulaflmam flt r (Ar, 2008: ). Bunun yan s ra Suriye deki Baas yönetiminde gerçekleflen Parti-içi tasfiye de bölge içi dinamiklerin yeniden flekillenmesine neden olmufltu. Nitekim, Baas kurucular n n ve ideologlar n n genç kuflak taraf ndan tasfiye edilerek sürgüne gönderilmesi, bir yandan Suriye-M s r iliflkilerinde yak nlaflmaya yol açarken di er yandan Irak la Suriye aras nda uzunca y llar sürecek bir hizipleflmeyi de beraberinde getirecekti Savafl na do ru gelinirken Arap ülkeleri, bir yandan silahlanma faaliyetlerini sürdürürken di er yandan bölge içi güç mücadeleleri nedeniyle kendi içlerinde ittifaklara gitmekteydi l y llarda Arap ülkeleri aras nda gerçeklefltirilen ittifaklar, ideolojik gibi görülseler de asl nda bir boyutuyla bölgesel liderli i di er boyutuyla da rejimlerin ayakta kalmas n sa lamaya yönelikti. Ancak bunlardan M s r haricindeki rejimler, 1960 lar n bafllar nda güvenlik stratejilerini, srail den ziyade di er Arap ülkelerinden gelecek tehditlere karfl gelifltirmekteydi. Bu nedenle Arap ülkelerinin girifltikleri ittifaklar, birbirlerinden alg lad klar tehditlerin de iflkenli ine göre k sa süreler içinde farkl boyutlar alm flt r. Bu nedenle,1967 Savafl öncesinde Arap ülkelerinin srail karfl s nda ortak bir tutum tak nmalar oldukça geç gerçekleflmifltir (Walt, 1990: 89) Arap- srail Savafl öncesinde Arap ülkelerinin srail e karfl ortak bir politika izleyememelerinin nedenleri nelerdir? Arap ülkeleri aras ndaki bölünmeler 1960 l y llarda artarak devam ederken M - s r, Suriye ve Ürdün ile srail aras ndaki gerilimin artmas, rekabet içinde olan bölge içi dinamiklerin bir süreli ine ortak bir noktada toplanmas n sa lam flt r. Bu or- tak nokta da srail olmufltur. Asl nda Suriye ve Ürdün ile srail aras ndaki s n r çat flmalar 1950 li y llardan beri düflük yo unluklu olarak sürmekteydi. Ancak, özellikle Suriye ile srail aras ndaki gerilimin t rmanmas, Savafla giden yolun aç lmas - na neden olmufltur. Bu noktada iki ülke aras ndaki gerilimin t rmanmas n n üç temel nedeni SIRA bulunmaktayd. S ZDE lk olarak, Suriye nin deste ini de arkas na alan Filis- tinli gruplar n giderek daha organize hâle gelmeleri ve gerilla takti iyle srail e sald r lar n yo unlaflt rmalar, kaç n lmaz olarak s n r çat flmalar n artt rm flt (Armao lu, 1989: AMAÇLARIMIZ ). kinci olarak, 1964 te srail in Ürdün nehrini slah plan, özel- AMAÇLARIMIZ likle Suriye ile olan s n r çat flmalar n artt ran bir baflka faktör olmufltu. Son olarak K T A P da iki ülke K s n r nda T A P var olan askersizlefltirilmifl bölgelerde iki ülkenin de denetimi ele geçirme çabalar, çat flmalar artt rm flt. Bu çat flmalar, düflük yo unluklu olarak devam ederken 7 Nisan 1967 de gerçekleflen ve savafl uçaklar n n karfl karfl - TELEV ZYON ya geldi i TELEV ZYON çat flma, her ne kadar savafl beklentisini art rsa da Savafl bundan yaklafl k bir ay sonra yaflanm flt r. NTERNET NTERNET

89 3. Ünite - So uk Savafl Döneminde Orta Do u 1967 SAVAfiI VE BÖLGESEL SONUÇLARI 5 Haziran 1967 de srail in hava sald r lar yla bafllayan 1967 Savafl n n ilk saatlerinde srail savafl uçaklar baflta M s r olmak üzere Suriye ve Ürdün hava gücünü daha hava savafl yaflanmadan etkisiz hâle getirmifl ve Savafl n ilk gününde hava üstünlü ünü mutlak bir flekilde ele geçirmifltir. Hava güçlerinin deste inden yoksun kalan Arap ordular na karfl, srail hava güçlerinin yo un deste iyle yaflanan kara savafl nda ise ikinci gün Gazze fieridi, üçüncü gün Bat fieria ve Kudüs srail taraf ndan iflgal edilmifltir. Savafl n bir di er cephesi olan Suriye ile ilk günlerde M s r ve Ürdün cephesine göre yo un çat flma olmamakla beraber M s r ve Ürdün ün etkisiz hâle getirilmesinden sonra Suriye cephesinde çat flmalar artm fl ve askersizlefltirilmifl bölgeler ile Golan tepeleri srail iflgaline u ram flt r. Bu ba lamda Kudüs ve Bat fieria n n düflmesinden sonra Ürdün le 7 Haziran da, M s r la ise 8 Haziran da ateflkes anlaflmalar imzalanm fl Suriye ile 9 Haziran da ateflkes yap lmas na ra men bunun uygulamaya konulmas Golan tepelerinin iflgal edildi i 11 Haziran da söz konusu olmufl ve savafl toplam alt gün sürmüfltür (Kamrava, 2005: 118) ye kadar yo un bir flekilde silahlanma faaliyetlerine giriflen Arap ülkeleri aç s ndan hezimetle sonuçlanan 1967 Savafl, silahlanma ve bunun yaratt tehdit alg lamalar ndan kaynaklanm flt r. Normalde M - s r, yeterli haz rl k seviyesine gelmeden srail le savafla girmeyi planlam yorken srail de geliflmifl silah sistemlerinin getirece i cayd r c l k ve süper güçlerin müdahalesi sayesinde ilk aflamada savafl olas görmemekteydi. Bununla beraber srail cephesinde tehdit alg lamas n n artmas ve Arap ülkelerinin askerî kapasitesindeki art fl nedeniyle aradaki askerî güç makas n n daralmas gibi faktörler, srail aç s ndan gelecekteki bir savafl n daha maliyetli ve daha az kazançl olaca düflüncesinin yerleflmesine yol açm flt r. Bu noktada 1960 l y llarda özellikle Suriye ile srail aras nda t rmanan gerginli in, M s r n bölgesel liderli ini pekifltirme amac yla örtüflmesi, bütün taraflar n söylemlerinin sertleflmesine neden olmufltur. M s r, söylemlerini sertlefltirmesine ve Tiran Bo az n srail gemilerine kapatmas na ra men asl nda srail i ödün vermeye zorlamay ve bu sayede siyasi kazançlar elde etmeyi amaçl yordu. K s tl insan kayna yla srail in seferberli i uzun süre sürdüremeyece ini düflünen Nâs r, srail in geri ad m ataca beklentisiyle tek bir kurflun atmadan gerilimden kazançl ç kaca n düflünmekteydi. Öte yandan srail, M s r n yapt y na a ve Bo az kapatma karar na sald r yla karfl l k verme Arap- srail Savafl 5-11 Haziran 1967 tarihleri aras nda yafland ndan, Alt Gün Savafl olarak da adland r lmaktad r. Harita 3.2 srail in 1967 Arap- srail Savafl sonras ndaki s n rlar Kaynak: Alani, 2001:

90 84 Orta Do uda Siyaset Resim 3.10 mesi hâlinde güvenlik stratejisinin temelini oluflturan cayd r c l n n ciddi yara alaca n düflünmekteydi. Ancak geç hareket etmesi hâlinde de olas bir savafltan özellikle insan kayb aç s ndan zararl ç kaca ve hatta srail devletinin sona erebilece i ihtimalini de dikkate almaktayd. Bununla beraber Arap ülkelerinin, uluslararas arenada suçlu görünmemek için savafl karfl taraf n bafllatmas n beklemeleri, srail e önemli bir stratejik avantaj sa lam flt r (James, 2006: ). Nitekim savafl, zamanlamas ndan yürütülmesine ve sonuçland r lmas na kadar srail in inisiyatifinde gerçekleflmifl ve gerek askerî gerek siyasi sonuçlar, bölgesel denklemde günümüze kadar etkisini sürdürmüfltür Savafl n n askerî sonuçlar irdelendi inde ilk ele al nmas gereken, taraflar n öncelikli kazan mlar d r. Bu ba lamda srail birlikleri, iflgal etti i topraklarla savafl sonunda Kahire ye 100 km, fiam a 60 km ve Amman a 50 km den az bir mesafede konufllanm flt r. Savafl öncesinde km 2 topra elinde bulunduran srail, savafl esnas nda Gazze fieridi, Sina yar madas, Golan tepeleri, Bat fieria ve Kudüs ü iflgal ederek kontrolü alt nda bulundurdu u topraklar km 2 ye ç karm flt r (Bregman, 2000: 91-92). srail in iflgal etti i bu topraklar elinde tutmas, ayn zamanda bu ülkelerden gelecek yeni bir askerî sald r karfl s nda hem co rafi derinlik hem de zaman kazanmas anlam na gelmekteydi. Kay plar aç s ndan bak ld nda, savaflta Arap askerî ölmüfl ve içlerinde üst düzey subaylar n da bulundu u binlerce asker srail e esir düflmüfltür. Bu noktada aras dönemde Yemen deki iç savafla müdahale eden M s r n befl y l içindeki kayb askerken M s r 1967 Savafl nda sadece alt gün içinde askerîni kaybetmifltir. Ayr ca i Suriyeli, i M s rl ve gerisi Filistinli olmak üzere den fazla kifli mülteci konumuna düflmüfltür (Kamrava, 2005: 120; James, 2006: 102). Savaflla beraber yurtlar n terk etmek zorunda kalan Filistinliler Kaynak: asahi/tamari/ vladimir/ aftermath. html

91 3. Ünite - So uk Savafl AMAÇLARIMIZ Döneminde Orta Do u 85 AMAÇLARIMIZ Orta Do u da 1967 Arap- srail Savafl öncesi ve sonras ndaki geliflmeleri K kapsaml T A P bir flekilde anlamak için yararl bir kaynak olarak Geçmiflten Günümüze Orta Do u: Siyaset, Savafl ve Diplomasi adl kitaba bakabilirsiniz. (Tayyar Ar, Bursa, MKM Yay., 4. Bask, 2008) TELEV ZYON Süper güçlerin savafl s ras nda ve sonras ndaki politikalar ele al nd nda ABD nin krizin savaflla sonlanmamas için ilk aflamada çaba harcad n belirtmek gerekir. ABD nin bu tutumu, yaflanacak bir savafl n sonuçlar kestirilemedi inden ve savaflla beraber bölgedeki Sovyet nüfuzunun artma ihtimalinden NTERNET kaynaklanmaktayd. Bununla beraber, ABD nin Bat Almanya ve ngiltere deki baz uçaklar - n n, krizin ortaya ç kmas yla beraber Negev de konufllanarak M s r üzerinde keflif uçufllar yapt ve keflif foto raflar çekti i iddia edilmektedir. Buna göre, srail in bu kadar k sa bir süre içinde M s r hava üslerine baflar l sald r lar gerçeklefltirmesi, Amerikan uçaklar n n yapt klar keflifler sonucunda toplad klar istihbaratla mümkün olmufltur. Yine savafl n bafl nda srail in hava üstünlü ünü mutlak flekilde ele geçirmesinden sonra Amerikan uçaklar n n bu kez M s r-suriye-ürdün kara birliklerinin hareketlerine yönelik istihbarat toplad ve bunlar srail le paylaflt iddia edilmektedir (Miglietta, 2002: 138). Sovyetler Birli i ise krizin ilk dönemlerinde Suriye rejimine yönelik srail tehdidini dengelemek için M s r n Suriye ye destek vermesini sa lamaya çal flm flt r. Zira, fiam da 1966 fiubat nda yönetimi ele geçiren yeni ekip, bölgede Sovyet politikalar na paralel politikalar izlemekteydi. Yeni yönetime karfl darbe giriflimlerinin yap ld bir dönemde srail tehdidinin de ortaya ç kmas hem fiam yönetimini hem de Sovyetleri zor duruma sokabilirdi. Bu nedenle Moskova, önce M s r n Suriye nin yan nda yer almas n sa lam fl; sonras ndaysa bu iki ülkeyi destekleyen bir tutum tak nm flt r deki Küba krizinin ard ndan ABD ile SSCB aras nda kurulan k rm z hat, ilk defa 1967 Savafl yla beraber kullan lm flt r. Savafl n bafllad n n ö renilmesinin ard ndan Moskova n n k rm z hatt kullanmas yla bafllayan görüflmeler, ilerleyen günlerde de devam etmifltir. Bu ba lamda ABD nin en büyük kayg s, Sovyetlerin savafla müdahil olmas yd. ABD Baflkan Johnson, Sovyetlerin savafla müdahil olma riskinin Vietnam sorunundan daha tehlikeli oldu unu düflünmekteydi: ABD bu kez Çin ile de il, Sovyetlerle karfl karfl ya kalacakt (Spiegel, 1986: 151). Bu nedenle Moskova ya, ilk günden itibaren ABD nin savaflta herhangi bir rol oynamad vurgulanm flt r. srail in Arap ülkeleri karfl s nda üstünlü ü ele geçirdi inin ö renilmesinin ard ndan ateflkese yönelik bask lar n artt ran SSCB, srail in sald r - lar n durdurmamas hâlinde askerî müdahale de dâhil harekete geçece ini bildirmekteydi. Sonuçta ateflkesin sa lanmas n n ard ndan SSCB ve ABD nin giriflimleri ve uzun pazarl klar sonucunda BM Güvenlik Konseyi 22 Kas m 1967 de 242 say l karar alm flsa da bu karar n uygulanmas, günümüze kadar mümkün olmam flt r. K T A P TELEV ZYON NTERNET 242 Say l BM Güvenlik Konseyi Karar n n en önemli k sm 1. paragraf d r. Bu paragrafta srail in son savaflta iflgal etti i topraklardan çekilmesi; savafl durumuna son verilmesi, bölgedeki her devletin egemenlik, toprak bütünlü ü ve siyasi ba ms zl ile kuvvet tehdidinden uzak olarak, güvenlikli ve tan nm fl s n rlar içinde bar fl halinde yaflama hakk n n tan nmas istenmekteydi. AMAÇLARIMIZ Di er bölge ülkelerinin savafl s ras nda ve sonras ndaki politikalar ele al nd nda, savafltan bir gün önce Ba dat ta toplanan Suudi Arabistan, Libya, Cezayir, Ku- AMAÇLARIMIZ veyt, Bahreyn, Katar ve Abu Dabi temsilcileri, ald klar bir kararla K herhangi T A P bir Arap K T A P ülkesine sald ran veya srail e yard m eden ülkelere petrol ambargosu uygulama karar alm fllard. Savafl n bafllamas n n ard ndan Kahire nin Amerikan ve ngiliz güçle- TELEV ZYON TELEV ZYON NTERNET NTERNET

92 86 Orta Do uda Siyaset Resim 3.11 rinin srail e yard m etti ini iddia etmesinin ard ndan, ABD ve ngiltere ye petrol ambargosu uygulamaya bafllayan ülkelerin önemli bir k sm bu iki ülkeyle diplomatik iliflkilerini kesmifltir. Bölge ülkelerinden sadece M s r ve Irak tan tehdit alg layan ve Bat Blo u ile iyi iliflkiler içinde bulunan ran ise petrol üretimini artt rarak bu yapt r m telafi etmeye çal flm flt r (Armao lu, 1989: ; Tackney, 1972: 12). Dolay s yla bu petrol ambargosu giriflimi baflar s zl kla sonuçlanm flt r. Savafl sonras nda M s r, Suriye ve Ürdün ün de kat ld 1967 Temmuzundaki ve A ustosundaki Arap Birli i zirvelerinde srail ve srail e yard m eden ülkelere yapt r m uygulama karar tart fl lsa da esas konu, kaybedilen topraklar n geri al nmas olmufltur. Nitekim 3 Eylül 1967 de sona eren Hartum Zirvesi sonunda srail i tan mama, görüflmelerde bulunmama ve bar fl yapmama kararlar al nm flt r (Ar, 2008: ) Savafl n n bölgesel sonuçlar n irdelemek gerekirse, öncelikle belirtilmesi gereken, Nâs rizm olarak ifade edilebilecek ve M s r n 1952 den beri di er ülkeleri ve halklar peflinden sürükleyen Pan-Arap düflüncesinin öncüsü konumunda oldu- u ak m sona ermifltir. Di er bir bak fl aç s yla, 1952 den beri gerek srail gerekse geleneksel Arap rejimleri aç s ndan en büyük tehdit olarak görülen Nâs r n etkisi, bir daha asla eskisi gibi olmam flt r. Bu anlamda M s r n bölgedeki merkezi rolü, art k petrol üreticisi Arap ülkelerinin eline geçmifltir. Bu ülkelerden Irak, Suriye, Libya ve Cezayir bölgesel liderlik için giriflimlerde bulunmak isteseler de savafl n ertesinde Suudi Arabistan bölgesel süper güç haline gelmifltir (Tibi, 1998: 82-83). Suudi Arabistan ve Körfez monarflileri ekonomik aç dan iflas n efli ine gelen M s r a, Yemen deki askerlerini çekmesi ve rejimlerini rahat b rakmalar karfl l nda ekonomik yard m yapmaya bafllam fllard r. Bu çerçevede Nâs r n siyasal propagandas n n en temel silah olan Kahire merkezli Araplar n Sesi radyosu kapat lm fl, M s r Yemen deki askerlerini çekmeye bafllam fl ve Arap Birli i, Nâs r n politikalar için sürükleyici bir yer olmaktan ç km flt r. Savafl n bir baflka bölgesel sonucu, Arap ülkelerinin temel gündemlerinin art k iflgal alt ndaki topraklar n geri al nmas olmufltur. Nitekim, savafltan yaklafl k bir hafta sonra srail Baflbakan Levi Eflkol un iflgal ettikleri topraklar n geri verilmesine iliflkin olarak...hiç kimse hayale kap lmas n...bugüne kadar mevcut olan durum art k bir daha geri gelmeyecektir. (Armao lu, 1989: 259) fleklindeki ifadesi, srail in iflgal etti i topraklardan kolay kolay çekilmeyece ini göstermekteydi. Bununla iliflkili olarak, her ne kadar savafl sonunda yüz binlerce kifli mülteci konumuna düflse de Filistinliler ve özellikle Filistin Kurtulufl Örgütü (FKÖ) Filistin sorununda önemli bir aktör haline gelmifltir da Filistin Kurtulufl Örgütü Baflkan olan Yaser Arafat ( ) Kaynak: aljazeera.com/ indepth/inpictures/ 2012/07/ html

93 3. Ünite - So uk Savafl Döneminde Orta Do u Arap- srail Savafl n n Filistin sorunu aç s ndan sonuçlar nelerdir? 5 Savafl n sonuçlar srail aç s ndan de erlendirildi inde, askerî aç dan srail in bölgede sürdürmeye çal flt cayd r c l n devam etti i söylenebilir. srail in 1960 l y llarda ABD ile kurmaya bafllad stratejik iliflki, savafl sonras nda da devam edecek ve Fransa ile 1967 Savafl na do ru aksamaya bafllayan iflbirli ini fazlas yla ikame edecektir. M s r ve Suriye ise, Sovyet silahlar yla donat lmaya devam edilecek ve yeterli güce ulaflt klar nda kaybettikleri topraklar n geri almaya çal flacaklard r. D KKAT Alt Gün Savafl sonras nda Orta Do u da oluflan yeni güç da l m, bir yandan Arap ülkelerinin eski tehdit alg lamalar n n de iflmesine neden olurken di er yandan küresel güçlerin bölgesel iliflkilere daha fazla angaje olmas na neden olmufltur. Arap ülkelerinin tehdit alg lamalar ndaki de iflimin en önemli nedeni, M s r n savafl sonras ndaki durumundan kaynaklanmaktad r. Savafl öncesinde geleneksel AMAÇLARIMIZ Arap ülkelerinin srail den daha fazla tehdit alg lad klar M s r, savafl n getirdi i hezimetle beraber hem askerî hem ekonomik ve en önemlisi de siyasal aç dan eski AMAÇLARIMIZ etkisini yitirmifltir. Dolay s yla art k M s r, Suudi Arabistan baflta olmak üzere geleneksel Arap yönetimleri aç s ndan bir tehdit olmaktan ç km fl; tersine ekonomik K T A P K T A P aç dan bu ülkelere ba ml bir hale gelmifltir. Ald yard mlarla ekonomisini ve askerî kapasitesini güçlendirmeye çal flan M - TELEV ZYON TELEV ZYON s r, srail e karfl bu kez farkl bir strateji uygulamaya çal flm flt r. Bu ba lamda Y pratma Savafl, Alt Gün Savafl n n hemen ard ndan silahlanma faaliyetlerine a rl k veren, ancak henüz srail le do rudan mücadele edecek kapasiteden yoksun olan M s r n tercih etti i yöntem olmufltur. Buna göre, her ne kadar NTERNET srail askerî envanterleri aç s ndan M s r karfl s nda oldukça üstünse de gücün di er boyutlar aç s n- NTERNET dan M s r karfl s nda dezavantajlara sahipti. Bu dezavantajlar n bafl ndaysa srail in nüfus ve asker say s gelmekteydi. M s r ise asker say s aç s ndan srail karfl s nda mutlak bir flekilde üstündü Eylülüyle beraber Süveyfl in Bat yakas ndaki tahkimat n büyük ölçüde tamamlayan M s r, bu bölgeye yaklafl k asker yerlefltirmiflti. Bu aflamadan sonra M s r, srail le planl ve düflük yo unluklu bir savafl içine girdi (Armao lu, 1989: ). M s r n Y pratma Savafl ndaki amaçlar, srail e Sina n n iflgalini kabul etmeyece ini göstermek, srail in bölgedeki hareketlerini s n rland rmak, srail e kabullenemeyece i kay plar verdirerek Sina dan çekilmesini sa lamak ve askerî kapasitesi srail le kapsaml bir savafla giriflmek için yeterli düzeye gelene kadar s n rl çat flmalarla ordusunun haz rl k derecesini artt rmak fleklinde s ralanabilir. Bu savafl, Nâs r n deyimiyle düflman yoracak uzun bir savafl olacakt (Walt, 1990: 108; James, 2006: 96). M s r n y pratma savafl n bafllatma karar almas nda bölge ülkelerinin de etkisi vard. Nitekim Suudi Arabistan, M s r a verdi i parasal yard mlar n askerî anlamda karfl l n görmek için M s r a bask yapmaktayd. Ürdün ise M s r n, bir yandan Filistinli gruplar n Ürdün topraklar üzerinden sald r lar düzenlemesini desteklerken di er yandan M s r- srail s n r nda herhangi bir çat flmaya girmemesini elefltirmekteydi. ABD nin srail i silahland rmaya devam etmesi ise M s r n iflgal edilen topraklar n diplomatik yollarla geri al nabilece ine yönelik beklentilerini sona erdirmiflti. Dolay s yla bu faktörler, bir bütün olarak M s r n y pratma savafl na girmesine neden olmufltu. Sonuç olarak M s r ile srail aras nda yaflanan ve Sovyetler Birli i ile ABD nin geliflmifl silah sistemlerini bu ülkelere aktararak destekledi i Y pratma Savafl n n önce srail, sonras ndaysa hem M s r hem srail aç s ndan katlan - lamaz hâle gelmesiyle, 1970 A ustos unda yap lan bir ateflkes anlaflmas yla savafl sona ermifltir (Kamrava, 2005: ).

94 88 Orta Do uda Siyaset 6 M s r n srail e SIRA karfl S ZDEy pratma savafl bafllatmas n n nedenleri nelerdir? M s r da Ürdün le Filistinliler aras nda ateflkes anlaflmas n n yap lmas ndan bir gün sonra 28 Eylül 1970 te Nâs r n ölümü, Orta Do u güç da l m nda etkileri günümüze kadar sürecek olan de iflimlerin yaflanmas na neden olacakt r. Nâs r n ard ndan Devlet Baflkanl na seçilen ve 1952 de yönetimi devralan Hür Subaylar grubundan biri olan Enver Sedat ile beraber, gerek bölge içi iliflkiler gerekse küresel güçlerle iliflkilerde önemli de ifliklikler yaflanm flt r. Bu de iflimlerin k sa vadeli sonuçlar ndan biri, M s r la özellikle Suriye ve Suudi Arabistan aras nda geliflen yak nlaflma ve küresel güçlerin bölgeye daha fazla silah sevk etmesi olmufltur. Bu geliflmeler Arap ülkelerinin SIRA iflgal S ZDE alt ndaki topraklar n geri alabilmek için 1973 te srail le savaflmalar na ve ABD ile SSCB nin bölgeye angajmanlar n artt rmalar na neden olacakt r. AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ K T A P TELEV ZYON NTERNET Resim Savafl nda Devlet Baflkan Enver Sedat ve Hava Kuvvetleri Komutan Hüsnü Mübarek karargahta Kaynak: Richard B. Parker (2001), The October War: A Retrospective, Florida: University Press of Florida, s ARAP- SRA L SAVAfiI Alt Gün Savafl sonras nda Orta Do u da oluflan yeni güç da l m, taraflar n tehdit alg lamalar n ve güvenlik stratejilerini köklü bir flekilde de ifltirmifltir. Savafl K T A P sonras yeni dönem, Arap ülkelerinin birbirlerinden daha az tehdit alg lad ve önceki döneme göre srail e yönelik ortak bir tutum belirleyebildi i bir konjonktür do urmufltu. Örne in; M s r ve Suriye nin yo un silahlanma faaliyetleri, önceki dö- TELEV ZYON nemde geleneksel Arap ülkeleri taraf ndan ciddi kayg larla izlenip tehdit alg lamalar n artt r rken; yeni dönemde bu faaliyetler, baflta Suudi Arabistan olmak üzere di er Arap ülkeleri taraf ndan desteklenmeye bafllanm flt Savafl öncesinde karfl laflt rmal NTERNET güvenlik stratejilerini, genel anlamda Arap ve srail taraf olarak ele almak mümkünse de Arap taraf n n kendi içindeki spesifik güvenlik stratejileri, savafl n yaflanmas nda ve sonuçlar n n yans mas nda belirleyici olmufltur.

95 3. Ünite - So uk Savafl Döneminde Orta Do u M s r la bafllamak gerekirse savafl karar n n al nmas ndan, haz rl klar n ve planlamalar n yap lmas na; savafl n yürütülmesinden, sonuçland r lmas na kadar Arap taraf içinde en etkili aktörün M s r oldu unu belirtmek gerekir. Alt Gün Savafl nda u rad hezimeti ve topraklar n n iflgal alt nda bulunmas n kabullenemeyen M s r a göre 1967 de srail le gerçek anlamda bir savafl yaflanmam fl ve M s r yenilmemiflti. Zira savafl, M s r kara kuvvetlerinin yüzde 75 i daha srail askerleriyle karfl laflmadan önce sona ermiflti. Ayr ca bir ma lubiyet M s r a göre bütün topraklar n n iflgal alt na girmesi ve rejimin devrilmesini gerektirirdi ki Nâs r rejimi savafl sonras nda iktidar na devam etmiflti. Bu nedenle Alt Gün Savafl M s r için mutlak bir ma lubiyetten ziyade geçici bir baflar s zl k olarak de erlendirilmekteydi. Suriye nin güvenlik stratejileri düflünüldü ünde Ürdün deki Eylül 1970 olaylar ndan sonra Haf z Esad yönetimi, Filistinli gruplara (Fedayin) deste ini artt rarak devam ettirmiflti. Ancak fiam n Filistinli gruplar üzerinden uygulad gerilla takti iyle srail üzerinde bask oluflturma politikas gerek srail in Suriye topraklar nda düzenledi i misilleme sald r lar gerekse Sovyetler Birli i nin fiam n bu politikalar na arka ç kmamas nedeniyle 1973 Savafl na do ru son bulmufltu. Bunun haricinde iflgal alt ndaki topraklar n srail e karfl tek cepheli bir savaflla alamayaca n düflünen Suriye, baflta M s r olmak üzere di er Arap ülkeleriyle iliflkilerini artt rm flt r. srail ise savunma harcamalar n Alt Gün Savafl n n ard ndan artt rarak Arap ülkeleriyle aradaki oransal fark korumaya özen göstermifltir. Bu noktada Alt Gün Savafl nda al nan galibiyetin, srail in savafl öncesi güvenlik stratejisi ba lam nda srail ordusu için ciddi bir özgüven oluflturdu u söylenebilir. Çünkü srail, kuruldu u 1948 den beri yaflad küçük veya kapsaml her çat flmada Arap güçleri karfl s nda üstünlük elde etmifl ve özellikle 1967 Savafl bu üstünlü ü perçinlemifltir. srail in önceki döneme göre kendini daha güvende hissetmesi, sadece M s r ve Suriye nin askerî kapasitesinin ortadan kald r lmas ndan de il; ayn zamanda Alt Gün Savafl nda iflgal edilen topraklardan kaynaklanmaktayd. Di er bir ifadeyle srail, iflgal alt ndaki topraklar sayesinde kendisine do al bir tampon bölge oluflturmufltu Ekim Savafl, Arap- srail sorununda ve Arap ülkeleri aras ndaki iliflkilerde oldukça önemli bir yere sahiptir Ekimi, 1967 Savafl nda srail i taraf ndan iflgal edilen Arap topraklar n n kurtar lmas na dönük M s r ve Suriye taraf ndan baflar l bir silahlanma, strateji, gizlilik ve iflbirli i ile srail e savafl aç lm fl olunmas itibar yla de ayr ca önemsenmektedir. Hat rlanaca üzere 1967 de savafl n zamanlamas, yürütülmesi ve sonuçland r lmas nda inisiyatif bütünüyle srail deydi. Ancak 1973 Ekim inde savafl n planlanmas ve zamanlamas, M s r baflta olmak üzere Arap taraf n n inisiyatifinde gerçeklefltirilmifltir. Arap ülkelerinin srail e 6 Ekim 1973 te iki cepheden srail e sald rmalar, Tel Aviv için beklenmedik bir geliflme olmufltu. Zira 1973 y l içinde farkl istihbarat kaynaklar ndan M s r n savafl bafllataca duyumlar gelmesi üzerine seferberlik bafllat p askerî haz rl k düzeyini artt ran srail, bu istihbaratlar n yanl fl ç kmas üzerine daha sonra gelen duyumlar dikkate almamaya bafllam flt. Bu nedenle savafl, srail in beklemedi i ve savunmas n n nispeten daha zay f oldu u bir gün olan 6 Ekim de bafllam flt r (Bregman, 2000: 74-75). Savafl n bafllamas noktas nda iflin ironik taraf, 1967 Savafl nda srail, M s r komuta kademesini çok haz rl ks z bir flekilde yakalam flken ayn durumun bu kez srail için geçerli olmas yd. Zira 6 Ekim de saat te savafl bafllad nda srailli karar vericiler, askerî yetkililerle birlikte hâlâ bir sald r ihtimaline karfl seferberlik bafllat l p bafllat lmayaca n tart flmaktayd (Bregman, 2000: 85). Bu haz rl ks zl k, M s r ve Suriye nin y llard r süren silahlanmas sonucunda askerî kapasitelerindeki geliflmeyle birleflti inde Savafl n ilk gününde M s r Sina ya rahatl kla geçip tahki Arap- srail Savafl, literatürde Ramazan ay nda yaflanmas nedeniyle Ramazan Savafl, Yahudilerin kutsal günü olan Yom Kippur gününde yaflanmas nedeniyle Yom Kippur Savafl ve ekim ay nda yaflanmas nedeniyle de Ekim Savafl fleklinde adland r labilmektedir.

96 90 Orta Do uda Siyaset mat n oluflturmufl; Suriye ise Golan tepelerini geri alabilmiflti. Nitekim, savafl n bafllamas yla birlikte 1948 den beri agresif politikalar yürüten srail, ilk defa sald r pozisyonunu b rak p savunma pozisyonuna geçmifltir (Tibi, 1998: ). Öyle ki savafl n üçüncü gününe gelindi inde M s r ve Suriye aç s ndan zafer olarak adland r labilecek bir durum söz konusuydu. Ancak, bu süreç srail in yapt seferberlikle rezervlerini toparlamas sonucu de iflmeye bafllayacakt. Toparlanmaya bafllayan srail, önceli i Suriye cephesine vererek önce direnifle sonras nda ise karfl sald r ya geçmeye bafllam flt r. Bu noktada M s r ve Suriye nin taktik ve stratejik planlamalar, srail in toparlanmas na ve karfl sald r ya geçmesinde etkili olmufltu. Zira M s r, Sina y almas n n ard ndan ilerlemeyi durdurup Sina daki tahkimat n güçlendirmeye bafllay nca, srail in ifli kolaylaflm fl ve srail, güçlerinin yo unlu unu kuzeye kayd rarak Suriye birliklerini Golan dan ç kartarak 11 Ekim de Golan tekrar iflgal etmifltir. srail, Suriye üzerine devam edip fiam a 35 km mesafe kalana kadar ilerleyiflini sürdürmüfltür. 15 Ekim de M s r cephesinde ilerlemeler kaydeden srail, Süveyfl in bat yakas na asker ç kararak Sina daki M s r birliklerini kuflatma alt na alm flt r. (Ar, 2008: ) Savafl fiilen sonland ran ateflkes büyük güçlerin arabuluculu u çerçevesinde 25 Ekim 1973 te hayata geçmifltir. Di er Arap ülkelerinin Savafl esnas ndaki pozisyonuna de inmek gerekirse Ürdün her ne kadar srail in Suriye üzerinde bask kurmas yla Suudi Arabistan la beraber srail e savafl ilan etmiflse de Savafl ta üçüncü cepheyi açmam flt r. Bunun nedeni ise büyük ölçüde taraflar aras ndaki kapasite farkl - l klar ndan kaynaklanmaktad r. Zira Ürdün, srail le daha uzun bir kara s n r na sahip olmas na ra men, Suriye ve M s r la karfl laflt r ld nda askerî kapasite aç s ndan daha zay f bir konumdayd. srail le gerçekleflen önceki savafllar n tecrübeleri göz önünde bulunduruldu unda srail karfl s nda bu güçlerin direnme flans bulunmamaktayd ve srail in Ürdün üzerine gitmesi olas l, Amman daki rejimin sonu anlam na gelebilecekti (Kamrava, 2005: 131). Bu nedenle Ürdün, srail le do rudan s - n r olmas na ve Savafl a resmî olarak kat lmas na ra men, kendi s n r ndan cephe açmam fl; Suriye ye z rhl bir tugay göndererek yard mc olmaya çal flm flt r. Ne var ki Ürdün ün bu deste i, Savafl n seyrinde hiçbir flekilde belirleyici olmam flt r. Irak ise savafl esnas nda Suriye yi desteklemek için askerî yard mda bulunmufl; ancak Ba dat yönetiminin deste i de Savafl n seyrinde etkili olmam flt r. Bu noktada M s r ve Suriye 1967 ye göre Savafl n bafl nda daha koordineli bir strateji gelifltirmiflse de Savafl n seyrinde koordinasyon hatalar n n yaflanmas söz konusu olmufltur. Arap ülkeleri aras ndaki koordinasyonsuzlu a örnek vermek gerekirse Irak n Suriye ye yard m amaçl gönderdi i 12 uçaktan oluflan Mig filosunun alt s, bizzat Suriye taraf ndan yanl fll kla aç lan dost atefli sonucunda SAM-6 larla düflürülmüfltür. Kalan alt uçak ise srail taraf ndan düflürülmüfltür (Tibi, 1998: 116). Dolay s yla Arap ülkelerinin vermifl oldu u askerî destek Savafl n gidiflat nda etkili olmam flt r ancak bu ülkelerin savafl sonras nda uygulad politikalar afla da de inilece i üzere günümüze kadar sürecek olan silahlanma faaliyetlerinde bir dönüm noktas oluflturacakt r. Savafl n ilk saatlerinden itibaren yaflanan yo un çat flmalar, Arap ve srail taraf - n n sahip oldu u silah kapasitelerini zorlamalar sonucunu do urmufltu. Somutlaflt rmak gerekirse her iki taraf, savafl n ilk haftas içinde neredeyse kinci Dünya Savafl nda kullan lan mühimmata yak n bir büyüklükte cephane harcam flt. Herhangi bir yard m almamas durumunda srail ve M s r n ellerindeki cephaneyle yaklafl k befl gün savaflabilecekleri tahmin edilmekteydi. Suriye nin ise bu iki ülkeden daha az stoku bulunmaktayd. Dolay s yla her iki taraf n da acilen cephane ve yeni silah tedarik etmesi gerekmekteydi. Bu noktada Arap taraf n n silah tedarikçisi olan SSCB ve srail in temel silah tedarikçisi olan ABD nin tutumu, savafl n gelifliminde

97 3. Ünite - So uk Savafl Döneminde Orta Do u önemli rol oynam fl ve yo un çat flmalar n yafland Savafl n 19 gün boyunca sürdürülmesine neden olmufltur. Zira her iki süper güç de Savafl boyunca destekledikleri ülkelere yo un bir mühimmat tedarikinde bulunmufllard r (Tibi, 1998: 109). Bu do rultuda srail in ticari uçaklar yla kurulan, Savafl n dokuzuncu gününden itibaren de do rudan ABD Hava Kuvvetlerince sürdürülen 32 günlük hava köprüsü sayesinde srail e 19 u M-60 tipi tank olmak üzere tonluk askerî malzeme sevk edilmifltir. Avrupa üzerinden deniz köprüsüyle gönderilen silahlarla birlikte düflünüldü ünde ABD aç s ndan transfer edilen silahlar n maliyeti 2 milyar dolar n üzerindeydi. Buna karfl l k, SSCB de hava köprüsüyle tonluk; deniz köprüsüyle de bundan daha fazla silah Savafl boyunca M s r ve Suriye ye transfer etmifltir. fiüphesiz, Savafl n taraflarca sürdürülmesi bu silah sevkiyatlar sayesinde söz konusu olmufltu. Ancak Savafl n sona erdirilmesi de yine silah tedarikçilerinin devreye girmesiyle söz konusu olacakt. Nitekim srail in M s r ve Suriye sald r lar n püskürterek Savafl ta üstünlü ü ele geçirmesinin ard ndan 22 Ekim 1973 te BM Güvenlik Konseyi, büyük ölçüde daha önce ald 242 say l karar teyit eden 338 say l karar alm fl ve nihayetinde taraflar aras nda ateflkes 25 Ekim de sa lanm flt r (Armao lu, 1989: ). Resim 3.13 ABD taraf ndan srail e gönderilen askeri malzemeleri tafl yan C-5 uça (Tel Aviv Lod üssü) 91 Kaynak: Parker, 2001: 158. ORTA DO U DA YEN DEN fiek LLENEN DENGELER 1973 Savafl n n bölgesel ve küresel politikalara etkisi, kendisini So uk Savafl döneminin sonuna kadar ve hatta So uk Savafl sonras dönemde de göstermifltir. Savafl sonras geliflmelerde M s r n srail le yapt bar fl anlaflmas sonucunda Suriye ve Filistin srail karfl s nda yaln z kalm flt r. Öte yandan Savafl n uluslararas alanda ve bölge ülkeleri üzerinde farkl sonuçlar da olmufltur. Örne in; Savafl s ras nda uygulamaya konan ve etkisini uzunca bir dönem gösterecek olan petrol ambargosu sonucunda petrol fiyatlar nda art fl meydana gelmifl ve bu art fl sonucunda bölgesel silahlanma aç s ndan farkl aktörlerin ön planda oldu u yeni bir dönem ortaya ç km flt r. M s r aç s ndan bak ld nda, Sovyet silahlar yla ne kadar desteklenirse desteklensin savafl alan nda Amerikan silahlar yla desteklenen srail karfl s nda net bir üstünlü e ulafl lamayaca düflüncesi ortaya ç km flt. Ayr ca Kahire yönetimi, Savafl n Arap ülkeleri aç s ndan sa lad psikolojik rahatlamay, srail le sa lanacak bir uzlaflmayla birlefltirmek ve böylece Arap Orta Do u sunun kurtar c s rolünde bölgesel liderli ini perçinlemek düflüncesindeydi. Bu nedenlerle ABD ile temas n artt ran M - s r, önce güvenli ini sa lamaya yönelik ay rma anlaflmalar n gerçeklefltirmifltir. Ard ndan ABD nin arabuluculu unda gerçeklefltirilen görüflmeler sonucunda 1978 Eylül ü ve 1979 Mart nda M s r ile srail aras nda Camp David Anlaflmalar imzalanm fl-

98 92 Orta Do uda Siyaset Resim 3.14 Camp David Görüflmeleri (Soldan Sa a M s r Devlet Baflkan Enver Sedat, ABD Baflkan Jimmy Carter, srail Devlet Baflkan Menahem Begin) Kaynak: com/articles/0,7340, L ,00.html SIRA S ZDE 7 t r (Ar, 2008: ). ABD ise M s r n Sovyetler den uzaklaflmas karfl l nda M s r a gerekli deste i vermifltir. Zira ABD gerek ekonomik gerek askerî yard mlar aç - s ndan bölgede srail in üstünlü ü politikas n gözetmekteyken, döneminde M s r a srail den daha fazla yard m yapm flt r. srail, ABD nin söz konusu dönemde yapt ekonomik yard mlar n yüzde 37 sini al rken; M s r a yüzde 39 oran nda dört milyar dolara yak n bir yard m yap lm flt r (Stork-Paul, 1983: 12). M s r, bu dönemden sonra So uk Savafl n sonuna kadar askerî ve ekonomik aç dan Orta Do u da srail den sonra en fazla Amerikan yard m alan ülke konumunda olacakt r. M s r n srail le SIRA bar fl S ZDEantlaflmas yapmas ndaki amaçlar nelerdir? 1973 Savafl, srail aç s ndan psikolojik olarak olumsuz etkiler getirse de bölgesel güvenlik denkleminde en büyük tehdit olarak gördü ü M s r n denklemden ç kmas, güvenlik politikalar nda srail in daha agresif ad mlar atmas n sa lam flt r. Bu durum, srail in artan silahlanmas yla birlikte, Tel Aviv in So uk Savafl sonuna SIRA S ZDE kadar uygulad politikalara yans m flt r. Nitekim yeni dönemde srail aç s ndan güvenlik tehditleri, nadiren M s r n oluflturdu u kadar yak n bir tehlike olarak görülmüfltür. Bu nedenle srail M s r la antlaflma yapt ktan sonra Kudüs ü ilhak etmifl ve baflkenti ilan etmifl, Lübnan a sald rm fl ve güney Lübnan iflgal etmifl, Filistinliler üzerinde SIRA uygulad S ZDE bask y artt rm fl ve iflgal alt ndaki topraklarda yasa d fl yeni yerleflimler kurarak iflgali kal c hâle getirmeye çal flm flt r. AMAÇLARIMIZ srail e yönelik Amerikan askerî ve ekonomik yard mlar : srail, döneminde AMAÇLARIMIZ ABD den 135 milyon dolarl k kredisiz silah al m yapm flt. Oysa aras dönemde bu rakam, yüzde 1,200 oran nda artarak ABD den kredisiz silah al m 1.6 milyar dolar n K T A P üzerine ç km flt r. K T srail in A P ABD den silah al rken a rl kl olarak kulland kredili silah alma yöntemi ele al nd nda da durum de iflmemektedir. Nitekim döneminde bu AMAÇLARIMIZ yöntemi kullanarak 6 milyar dolar de erinde silah alan srail, aras nda ayn TELEV ZYON yöntemle 7.6 AMAÇLARIMIZ TELEV ZYON milyar dolarl k silah al m nda bulunmufltur. Ayr ca ABD den srail e gelen ekonomik yard mlardaki art fl, srail in silahlanmas n finanse etmesinde önemli rol oynam flt r. srail in K kurulmas n n T A P ard ndan ABD deki Yahudi örgütlerinin yönlendirdi i ve sivil ka- K T A P nallar üzerinden gelen yard mlar n haricinde, srail e yönelik resmî kanallar üzerinden NTERNET ekonomik yard mlar NTERNETyap lm flt r. Örne in, döneminde resmî olarak ABD den srail e 4 milyar dolara yak n ekonomik yard m yap lm flt r (Stork-Paul, 1983: 12). TELEV ZYON TELEV ZYON NTERNET Suriye ise 1973 Savafl sonras nda M s r n aksine Sovyetlerle iliflkisini kesmemifl ve Moskova dan geliflmifl silahlar almaya devam etmifltir döneminde Orta Do u da NTERNET silahlanmaya en fazla pay ay ran ülke olan Suriye, döneminde de silahlanma giriflimlerini devam ettirmifltir. lk dönemde Suriye nin silah-

99 3. Ünite - So uk Savafl Döneminde Orta Do u 93 lar n n yüzde 95 i, ikinci dönemde ise yüzde 84 ü Sovyetler taraf ndan tedarik edilmifltir. Bu noktada her ne kadar 29 May s 1974 te Suriye ile bir ay rma anlaflmas imzalansa da fiam yönetimi, srail aç s ndan belirli bir tehdit alg s oluflturmaktayd. srail in So uk Savafl sonuna kadar silahlanmas n artt rarak devam etmesinde bir baflka gerekçe de petrol fiyatlar n n art fl nedeniyle daha önce büyük bir tehdit oluflturdu u düflünülmeyen ülkelerin afl r silahlanmas olmufltur. Nitekim bu silahlanma ve askerî kapasitelerdeki art fl, petrol üreticisi ülkeler olan ran ve Irak aras ndaki bölgesel güç mücadelesinin savaflla sonuçlanmas na neden olacakt r. Orta Do u da 1973 Savafl sonras dönemin en önemli sonuçlar ndan birisi, flüphesiz petrol fiyatlar ndaki art fl ve bu art fla paralel olarak baz petrol üreticisi Arap ülkelerinin gelirlerinin artmas olmufltur. Silah gibi stratejik bir mal olarak de erlendirilebilecek olan petrolün, siyasi olarak kullan lmas sürecine k saca de inmek gerekirse esas nda bu politika 1970 lerin bafl nda dile getirilmeye bafllanm flt. Zira bu dönemde petrol üreticisi Arap ülkeleriyle M s r ve Suriye aras ndaki ideolojik rekabet büyük ölçüde dinmifl ve bu ülkelerin birbirlerine karfl duydu u tehdit alg lamalar n n yerini srail e karfl duyulan tehdit alg lamalar alm flt. Bu dönemde Arap ülkelerinin srail karfl s nda gösterdi i dayan flma, gerek bas n gerekse siyasetçiler taraf ndan srail in iflgal etti i topraklardan çekilmesi için petrolün siyasi bir bask arac olarak kullan lmas fleklinde dile getirilmekteydi (Tibi, 1998: 136) Savafl n n bafllamas n n ard ndan srail in kurulan Amerikan silah köprüsünün deste iyle Arap ülkeleri karfl s nda üstün konuma gelmesi üzerine, Ekim ve Kas m aylar nda toplanan Arap Petrol hraç Eden Ülkeler Örgütü (OAPEC), yapt klar petrol üretimini k sma karar alm fllar ve bu politikay 1974 Mart na kadar sürdürmüfllerdir. Bu politika sonucunda Savafl öncesinde 3 dolar civar nda olan petrolün varil fiyat 1974 e gelindi inde dört kat artarak 12 dolar seviyesine gelmifltir (Ar, 2007: ). Petrol fiyatlar ndaki art fl n askerî harcamalara etkisini somutlaflt rmak gerekirse bölge ülkelerinin 1972 ve 1974 y llar ndaki savunma harcamalar n n karfl laflt r lmas anlaml olacakt r. Örne in; srail in 1974 te yapt savunma harcamalar 1972 de yapt savunma harcamalar ndan %36 fazlayken ayn dönemler k yasland nda ran n %204, Irak n %142, Kuveyt in %100, Suudi Arabistan n ise yüzde 56 oran nda daha fazla savunma harcamas yapt görülmektedir. Bunlardan ran ve Irak n petrol fiyatlar ndaki art fltan önce, 1970 ve 1972 deki savunma harcamalar karfl laflt r ld nda, ran n savunma harcamalar ndaki art fl 1972 de %38 dir. Irak ise 1972 de savunma harcamalar n azaltm flken, petrol fiyatlar ndaki art fltan sonra savunma harcamalar n 1974 te 1972 ye göre %142 artt rm flt r (Stork-Paul, 1983: 6) Arap- srail Savafl sonucunda yaflanan petrol fiyatlar ndaki art fl, SIRA petrol S ZDE üreticisi Arap ülkelerine nas l yans m flt r? 8 Petrol fiyatlar ndaki art fl, Arap- srail cephesinde yaflanan strateji de ifliklileriyle beraber düflünüldü ünde, 1973 sonras dönemde petrol üreticisi olan ülkelerin yapm fl olduklar silahlanma harcamalar n n bölgesel güç da l m nda daha dikkat çekici hâle geldi i söylenebilir. Di er bir deyiflle, M s r n güvenlik stratejisindeki de ifliklik, Suriye nin askerî kapasitesinin srail karfl s nda tek bafl na yeterli gelmemesi ve srail e devam eden silah transferleri nedeniyle bölgesel güvenlik yap s nda art k Arap- srail merkezli büyük bir çat flma yaflanmayacakt r. Ancak petrol üre- ticisi ülkelerin elde etti i gelirlerle silahlanmaya yat r m yapmalar, farkl güç ve güvenlik mücadelelerinin do mas na yol açacakt r. Bu ba lamda ran- Irak Savafl, Kuveyt in iflgali, Irak a düzenlenen müdahaleler buna örnek teflkil etmekteyken bu geliflmeler, ayn zamanda Orta Do u da gündemin Arap- srail AMAÇLARIMIZ sorunundan Basra AMAÇLARIMIZ Körfezi ne do ru kaymas na neden olmufltur. K T A P K T A P TELEV ZYON TELEV ZYON

100 94 Orta Do uda Siyaset Özet A MAÇ 1 So uk Savafl n ilk dönemlerinde Orta Do u daki siyasi yap y kavrayabilmek So uk Savafl n ilk dönemlerinde Orta Do u daki siyasal yap, büyük ölçüde Osmanl mparatorlu- u nun da lmas n n ard ndan ngiltere ve Fransa taraf ndan yapay bir flekilde çizilen s n rlarda kurulan rejimlere dayanmaktayd. kinci Dünya Savafl n n yaflanmas n n ard ndan bafllayan So- uk Savafl n ilk dönemlerinde M s r, Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, Yemen, Kuveyt ve di er Körfez fieyhlikleri, henüz ba ms zl klar n kazanamam fl veya hukuksal anlamda ba ms z olmakla birlikte, etkin ngiliz veya Frans z denetimi alt nda bulunmaktayd. lk dönemlerde Orta Do u da siyasal aç dan ngiltere ve Fransa nüfuz sahibiyken ABD sadece ekonomik anlamda bölgede etkiliydi. lk dönemlerde Sovyetler Birli i nin bölgede büyük bir etkisi bulunmamaktayd. mifltir. ngiliz yanl s Ürdün ve Irak yönetimleri bile Süveyfl Savafl esnas nda M s r n yan nda yer alarak sald r ya tepki göstermifllerdir. Bölgedeki etkisini bölgede kurdu u ittifaklar ve güç iliflkileriyle devam ettiren M s r, SSCB den yeni silah sistemleri edinerek bölgesel güç denklemini kendi lehine çevirmek için 1960 l y llarda yeni giriflimlerde bulunmufltur. Süveyfl krizinin sonunda yaflanan savaflla ngiltere ve Fransa n n bölgedeki nüfuzu erimifl; bu boflluk ise ABD taraf ndan doldurulmaya çal fl lm flt r. ABD art k, Orta Do u da kendi patronaj nda bölgesel güvenlik politikalar uygulamaya bafllam flt r. Bununla beraber kriz sonunda Orta Do u daki Sovyet etkisi bir önceki dönemle karfl laflt r lmayacak biçimde artm fl ve Moskova, silah kart n kullanarak 1955 te girdi i Orta Do u ya silah n yan s ra siyasal ve ideolojik olarak da girme f rsat elde etmifltir. A MAÇ 2 A MAÇ 3 Birinci Arap- srail Savafl n n nedenlerini ve sonuçlar n aç klamak Birinci Arap- srail Savafl n n bafll ca nedeni, Filistin bölgesinde srail devletinin ilan edilmesidir. Filistin deki ngiliz Manda yönetiminin bölgeden çekilece ini aç klamas n n ard ndan, konunun BM Genel Kuruluna gitmesi ve Filistin de biri Arap biri Yahudi devleti ile Kudüs ün uluslararas statüde oldu u bir Taksim karar ç km fl ancak srail devletinin ilan ve yaflanan savafl nedeniyle bu karar hiç uygulanamam flt r. Taksim karar nda Filistin bölgesinin %56 s Yahudi devleti için öngörülmekteyken srail savafl sonucunda Filistin topraklar n n %80 ini iflgal etmifl ve yüz binlerce Filistinli mülteci konumuna düflmüfltür. Filistin devleti kurulamam flt r. Bu savafl, Orta Do- u da ilerleyen dönemde yaflanacak olan di er Arap- srail Savafllar n n da bafll ca nedenlerinden birisi olmufltur. Süveyfl krizinin sonuçlar hakk nda bilgi sahibi olmak Süveyfl krizi, Orta Do u da So uk Savafl dönemi koflullar n n giderek daha fazla etkili olmas na neden olmufltur. Savafl n sonunda Nâs r Kanal elinde tutarak rejimini korumufl ve bölgede kriz öncesine göre oldukça prestijli bir konuma gel- A MAÇ 4 Orta Do u da güç mücadelesi ve ideolojinin ittifaklara etkisini kavrayabilmek Güç mücadelesi ve ittifaklar n oluflumunda ideoloji faktörü modern Orta Do u tarihinde s kl kla rastlanan bir durum olmakla beraber, özellikle aras dönem, Orta Do u da güç mücadelesi ve ideolojinin ittifaklara etkisinin en yo- un hissedildi i bir dönem olmufltur. Bu dönemde Arap ülkeleri, güç mücadelesi ve ideolojik farkl l klar nedeniyle en yo un tehdidi srail yerine birbirlerinden alg lam fllard r. Orta Do u da bu dönem, mikro So uk Savafl fleklinde nitelendirilebilir. Ancak ABD ile SSCB nin sahip oldu u ideolojik farkl l klar bölge içi iliflkileri daha az etkilemifltir. Bu dönemde bölge rejimlerinin daha ziyade kendi güvenliklerini sa lama kayg s nda olduklar görülmektedir. Bölgedeki rekabetin ve ittifaklar n bafll ca aktörleri; M s r, Suriye, Irak, Suudi Arabistan, Ürdün ve Yemen olmufltur. Bunlardan Suudi Arabistan ve M s r aras ndaki güç mücadelesi çok daha belirgin bir flekilde yaflanm flt r. Sonuç olarak bölge ülkeleri özellikle rejim güvenliklerini sa lamak için bu dönemde s k s k ittifak de ifltirmifltir.

101 3. Ünite - So uk Savafl Döneminde Orta Do u 95 A MAÇ Arap- srail Savafl n n nedenlerini ve sonuçlar n aç klayabilmek 1967 Arap srail Savafl n n bafll ca nedeni, Birinci Arap- srail Savafl na haz rl ks z bir flekilde yakalanan Arap ülkelerinin, srail devletinin varl - n sona erdirerek bölgede bir Filistin devletinin kurulmas n sa lamak istemeleridir. Bununla beraber, savafl bafllatan önemli bir faktör, bölge ülkelerinin afl r silahlanmas ve bu silahlanmadan zarar görece ini düflünen srail in ani bir sald r bafllatarak avantaj elde etme iste idir. Savafl sonucunda özellikle Filistin sorunu konusunda etkisini günümüze kadar hissettirecek olan srail kaynakl birçok sorun ortaya ç km flt r. Bu sorunlar n bafl nda srail in topraklar n % 400 geniflletmesi ve bu topraklardan Do u Kudüs, Bat fieria ve Golan tepelerini hâlâ iflgal alt nda tutmas gelmektedir. Ayr ca bu savafl sonucunda da yüz binlerce Filistinli, mülteci konumuna düflmüfltür. Arap ülkeleri bu savafl n ard ndan srail i ortadan kald rmak yerine; iflgal alt ndaki topraklar n kurtarmay birinci öncelikleri hâline getirmifltir. Filistin Kurtulufl Örgütü, bu savafl n ard ndan Filistin sorununun önemli bir aktörü hâline gelmifltir. A MAÇ Arap- srail Savafl sonras ndaki siyasi dengeleri aç klayabilmek 1973 Savafl sonras nda Orta Do u daki siyasi dengeler köklü bir flekilde de iflmifltir. Petrol üreten Arap ülkelerinin uygulad petrol ambargosu, sadece dünya genelinde ekonomik kriz yaflanmas na neden olmam fl; ayn zamanda bu ülkelerin gelirlerinin ciddi bir flekilde artmas na neden olmufltur. Bu gelir art fl n n önemli bir k sm da silahlanma faaliyetlerinde kullan lm fl ve özellikle ran ve Irak bu konuda bafl çekmifltir. Öte yandan savafl sonras nda Enver Sedat yönetimindeki M s r n SSCB den uzaklaflmaya bafllamas ve ABD ile temaslar n artt rmas sonucunda M - s r- srail bar fl antlaflmas imzalanm flt r. M s r bu süreç sonucunda Arap ülkeleri taraf ndan izole edilmifl; srail ise agresif politikalar n fliddetini artt rarak sürdürmüfltür. M s r n Sovyet denkleminden ç kmas n n ard ndan, bölgede ABD nin etkisi artm flt r.

102 96 Orta Do uda Siyaset Kendimizi S nayal m 1. Afla daki ülkelerden hangisi So uk Savafl döneminin bafllang c nda ngiliz etkisi alt nda de ildir? a. ran b. Irak c. Ürdün d. M s r e. Kuveyt 2. I. Filistin topraklar n n yüzde 50 si srail iflgali alt - na girmifltir. II. Gazze bölgesi M s r n kontrolüne girmifltir. III. Do u Kudüs ve Bat fieria Ürdün kontrolüne girmifltir. Yukar dakilerden hangileri Birinci-Arap srail Savafl n n sonuçlar aras nda yer almaktad r? a. I ve II b. I ve III c. II ve III d. Yaln z II e. Yaln z III 3. Afla daki isimlerden hangisi M s r da yönetimi ele geçirerek 1950 li ve 1960 l y llarda Orta Do u da etkili bir aktör olmufltur? a. Hüsnü Mübarek b. Enver Sedat c. Muhammed Necip d. Haf z Esad e. Cemal Abdül Nâs r 4. I. Orta Do u Komutanl II. Üçlü Deklarasyon III. Orta Do u Savunma Örgütü Yukar dakilerden hangileri M s r Bat ittifak sisteminde tutmak için kurulmaya çal fl lan örgütlenmeler aras nda yer almaktad r? a. I ve II b. I ve III c. II ve III d. Yaln z I e. Yaln z III 5. ABD nin Süveyfl Savafl sonras nda Orta Do u daki güç bofllu unu doldurmaya yönelik taahhüdü afla - dakilerden hangisidir? a. Üçlü Deklarasyon b. Truman Doktrini c. Orta Do u Savunma Örgütü d. Eisenhower Doktrini e. Ba dat Pakt 6. Afla dakilerden hangisi, 1960 l y llarda Orta Do- u ülkeleri aras nda yaflanan rekabet konular ndan birisi de ildir? a. Irak n 1961 de ngiltere ile yeni bir ittifak anlaflmas yapmas b. Ürdün le M s r aras ndaki gerginlik c. Suudi Arabistan n slam Ülkeleri Konferans oluflturma çabalar d. Yemen de Cumhuriyetçiler ile Kralc lar aras ndaki mücadele e. Irak la Suriye aras ndaki rekabet Arap- srail Savafl sonras nda srail i tan mama, görüflmelerde bulunmama ve bar fl yapmama karar n n al nd zirve afla dakilerden hangisidir? a. Katar Zirvesi b. Kudüs Zirvesi c. Kahire Zirvesi d. Ba dat Zirvesi e. Hartum Zirvesi 8. Do u Kudüs ve Bat fieria hangi savafl sonucunda srail iflgali alt na girmifltir? a. Birinci Arap- srail Savafl b. Süveyfl Savafl c Arap- srail Savafl d. Y pratma Savafl e Arap- srail Savafl 9. Afla dakilerden hangisinde ABD ve SSCB, müttefiklerine savafl esnas nda kapsaml silah yard mlar nda bulunmufltur? a Arap- srail Savafl b Arap- srail Savafl c. Birinci Arap- srail Savafl d. Y pratma Savafl e. Süveyfl Savafl 10. Afla dakilerden hangisi srail in M s r la anlaflma yapt ktan sonra uygulad politikalar aras nda bulunmamaktad r? a. flgal alt ndaki Kudüs ü kendi topraklar na katt - n ilan etmesi b. Lübnan a sald rarak güney Lübnan iflgal etmesi c. Yasa d fl yeni yerleflim yerleri kurmas d. Gazze bölgesi nedeniyle Suriye ile çat flmas e. Kudüs ü baflkenti ilan etmesi

103 3. Ünite - So uk Savafl Döneminde Orta Do u 97 Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 1. a Yan t n z yanl fl ise, So uk Savafl n lk Y llar nda Orta Do u konusunu yeniden gözden geçiriniz. 2. c Yan t n z yanl fl ise, Birinci Arap- srail Savafl bölümünü yeniden gözden geçiriniz. 3. e Yan t n z yanl fl ise, Süveyfl Krizi ve Bölgesel Etkileri konusunu yeniden gözden geçiriniz. 4. b Yan t n z yanl fl ise, Süveyfl Krizi ve Bölgesel Etkileri konusunu yeniden gözden geçiriniz. 5. d Yan t n z yanl fl ise, Süveyfl Krizi ve Bölgesel Etkileri konular n yeniden gözden geçiriniz. 6. a Yan t n z yanl fl ise, Orta Do u da Mikro So uk Savafl ve deoloji konusunu yeniden gözden geçiriniz. 7. e Yan t n z yanl fl ise, 1967 Savafl ve Bölgesel Sonuçlar konusunu yeniden gözden geçiriniz. 8. c Yan t n z yanl fl ise, 1967 Savafl ve Bölgesel Sonuçlar konusunu yeniden gözden geçiriniz. 9. b Yan t n z yanl fl ise, 1973 Arap- srail Savafl konusunu yeniden gözden geçiriniz. 10. d Yan t n z yanl fl ise, Orta Do u da Yeniden fiekillenen Dengeler konusunu yeniden gözden geçiriniz. S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 Arap ülkelerinin yenilgisiyle sonuçlanan Birinci-Arap srail Savafl sonucunda, srail Taksim karar nda öngörülen s n rlar n ötesine geçerek Filistin in %80 ini iflgal etmifltir. flgal edilen bölgelerde bulunan yüzbinlerce Filistinli mülteci hâline gelmifltir. Bu mülteciler, hâlâ topraklar na geri dönememifllerdir. Savafl sonucunda Filistin de bir Arap devleti kurulamam flt r. Gazze M - s r n; Do u Kudüs ve Bat fieria ise Ürdün ün kontrolüne girmifltir. Bu savafl, bölgede yaflanacak di er savafllar n en önemli nedenlerinden birisi olmufltur. S ra Sizde 2 ngiltere, M s r n Süveyfl Kanal n millîlefltirmesi nedeniyle, ekonomik ve stratejik aç dan zarara u rayaca n düflünmekteydi. Fransa, Cezayir de yaflanan ayaklanmalarda M s r n önemli bir rol oynad n düflünmekteydi. srail ise M s r n Do u Blokundan ald silahlar ordusuna entegre etmesiyle, M s r karfl s nda askerî üstünlü ünü kaybedece ini düflünmekteydi. Bu nedenle her üç ülke de M s r karfl s nda ortak bir cephede buluflmufltur. S ra Sizde 3 Süveyfl Savafl n n ngiltere ve Fransa aç s ndan en önemli sonucu, iki ülkenin savafltan askerî olarak kazançl ç kmalar na ra men siyasi aç dan savafl kaybetmeleridir. Birinci Dünya Savafl ndan itibaren Orta Do- u da en fazla nüfuz sahibi olan ngiltere ve Fransa, Süveyfl Savafl sonucunda bu etkilerini h zla kaybetmifllerdir. ki ülke de savaflta ulaflmak istedikleri hedefleri gerçeklefltirememifllerdir. S ra Sizde Arap- srail Savafl öncesinde Arap ülkelerinin srail e karfl ortak bir politika izleyememelerinin en önemli nedeni, Arap ülkeleri aras ndaki rekabet ve tehdit alg lamalar d r. M s r, Suriye, Suudi Arabistan, Ürdün, Irak, Yemen gibi bafll ca Arap ülkeleri Savafl öncesinde birbirlerine karfl mücadele etmekteydi. Bu nedenle Savafl öncesinde Arap ülkeleri, srail den tehdit alg lamak yerine daha ziyade birbirlerinden tehdit alg lamaktayd.

104 98 Orta Do uda Siyaset Yararlan lan Kaynaklar S ra Sizde Arap- srail Savafl n n Filistinliler aç s ndan en önemli sonucu, savafltan önce srail iflgali alt nda olmayan Do u Kudüs, Bat fieria ve Gazze gibi topraklar n da art k srail iflgaline girmifl olmas d r. srail in bu iflgal politikas Gazze haricinde hâlâ devam etmektedir. Filistinliler ve özellikle FKÖ, bu savafl sonras nda kendi davalar n sahiplenmede daha fazla ön plana ç kmaya bafllam fllard r. S ra Sizde 6 M s r n srail e yönelik Y pratma Savafl bafllatmas n n nedenlerinden biri M s r n 1967 Savafl sonras nda srail le topyekûn bir savafla giriflmek için henüz yeterli bir askerî kapasiteye sahip olamamas d r. Bir di er neden, srail in yetersiz nüfus ve asker say s yla M s r karfl s nda uzun süreli bir savafla dayanamayaca düflüncesi bulunmaktayd. Bu savafl sayesinde M s r, srail e iflgal etti i M s r topraklar ndan vazgeçmedi ini göstermifl olacakt. Son olarak da yaflanan düflük yo unluklu çat flmalar sayesinde M s r ordusunun tecrübe kazanaca ve askerî haz rl k derecesinin güçlenece i düflüncesi bulunmaktayd. S ra Sizde 7 M s r, srail le bar fl antlaflmas yaparak Filistin sorununu tek bafl na çözmeyi ve bu sayede bölgedeki üstünlü ünü pekifltirmeyi, iflgal alt ndaki topraklar n kurtarmay ve srail den alg lad tehditleri Amerikan yard mlar ve garantisiyle dengelemeyi amaçlam flt r. S ra Sizde Arap- srail Savafl sonucunda yaflanan petrol fiyatlar ndaki art fl petrol üreten Arap ülkelerinde ciddi gelir art fllar na yol açm flt r. Bu artan gelirlerin bir k sm altyap yat r mlar için kullan lsa da önemli bir k sm, bu ülkelerin savunma harcamalar nda kullan lm flt r. Bu ülkelerden özellikle ran, Irak ve Suudi Arabistan savunma harcamalar n daha önceki dönemlerle karfl laflt r lamayacak ölçüde yüksek düzeylerde artt rm fllard r. Ar, Tayyar. (2007), Irak, ran, ABD ve Petrol, 2. Bask, stanbul: Alfa Yay nlar. Ar, Tayyar. (2008), Geçmiflten Günümüze Orta Do u: Siyaset, Savafl ve Diplomasi, 4. Bask, Bursa: MKM Yay nlar. Aridan, Natan. (2004), Britain, Israel and Anglo- Jewry: , London: Routledge. Armao lu, Fahir. (1989), Filistin Meselesi ve Arap- srail Savafllar ( ), Ankara: Türkiye fl Bankas Kültür Yay nlar. Ayhan, Veysel-Pirinççi, Ferhat. (2008), Tarih Yeniden Yaz l rken: Saddam Hüseyin, Ankara, Platin Yay nlar. Bregman, Ahron. (2000), Israel s Wars, , London: Routledge. Cohen, Michael J. (1997), Fighting World War Three from the Middle East: Allied Contingency Plans, , London: Frank Cass & Co. Ltd. Golani, Motti. (1998), Israel in Search of a War: The Sinai Campaign, , Brighton: Sussex Academic Press. Hahn, Peter L. (2005), Crisis and Crossfire: The United States and the Middle East Since 1945, Washington D.C.: Potomac Books. James, Laura M. (2006), Nasser at War: Arab Images of the Enemy, New York: Palgrave. Kamrava, Mehran. (2005), The Modern Middle East: A Political History Since the First World War, London: University of California Press. Levey, Zach. (1997), Israel and the Western Powers, , London: UNC Press. Mcnamara, Robert. (2003), Britain, Nasser and the Balance of Power in the Middle East : From the Egyptian Revolution to the Six-Day War, London: Frank Cass & Co. Ltd. Miglietta, John P. (2002), American Alliance Policy in the Middle East, : Iran, Israel, and Saudi Arabia, Mary Land: Lexington Books. Mott, William H. (2002), United States Military Assistance: An Empirical Perspective, Westport: Greenwood Press. Oren, Michael B. (1992), Origins of the Second Arab- Israel War, Egypt, Israel and Great Powers, , New York: Frank Cass & Co. Ltd.

105 3. Ünite - So uk Savafl Döneminde Orta Do u 99 Osgood, Kenneth. (2009), Eisenhower and Regime Change in Iraq: The United States and the Iraqi Revolution of 1958, America and Iraq: Policy- Making, Intervention and Regional Politics, David Ryan - Patrick Kiely (edt.), New York: Routledge, içinde ss Sayigh, Yazid. (1999), Armed Struggle and the Search for State: Palestinian National Movement, , Oxford: Oxford University Press. Shalim, Avi. (2001), The Protocol of Sevres, 1956: Anatomy of a War Plot, The 1956 War: Collusion and Rivalry in the Middle East, David Tal (edt.), London: Frank Cass Publishers, içinde ss Spiegel, Steven L. (1986), The Other Arab-Israeli Conflict: Making America s Middle East Policy, from Truman to Reagan, Chicago: University of Chicago Press. Stork, Joe-Paul, Jim. (1983), Arms Sales and the Militarization of the Middle East, MERIP Reports, No. 112, The Arms Race in the Middle East, (February), ss Tackney, Cathy. (1972), Dealing Arms in the Middle East. Part I: History and Strategic Considerations, MERIP Reports, No. 8, (March - April), ss Tibi, Bassam. (1998), Conflict and War in the Middle East: From Interstate Conflict to New Security, Second Edition, New York, St. Martin s Press. Varble, Derek. (2003), Essential Histories: The Suez Crisis, 1956, Wisconsin: Osprey Publishing. Walt, Stephen M. (1990), The Origins of Alliances, New York: Cornell University Press.

106 4ORTA DO UDA S YASET Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; ran daki devrimin nedenlerini ve oluflan yeni siyasal yap y kavrayabilecek, ran-irak Savafl n n neden ve sonuçlar n aç klayabilecek, Irak n Kuveyt i iflgali hakk nda bilgi sahibi olacak, kinci Körfez Krizi nde Irak a düzenlenen müdahalenin nedenlerini ve sonuçlar n kavrayabilecek, 2003 te Irak n iflgal edilmesinin nedenlerini ve sonuçlar n aç klayabileceksiniz. Anahtar Kavramlar ran Devrimi ran-irak Savafl Irak n Kuveyt i flgali kinci Körfez Savafl Irak n flgal Edilmesi çindekiler Orta Do uda Siyaset ran Devrimi ve Körfez Savafllar G R fi RAN DEVR M B R NC KÖRFEZ SAVAfiI ( RAN- IRAK SAVAfiI) K NC KÖRFEZ SAVAfiI ( ) ÜÇÜNCÜ KÖRFEZ SAVAfiI (IRAK IN figal VE SADDAM REJ M N N DEVR LMES )

107 ran Devrimi ve Körfez Savafllar G R fi Filistin sorunu 1970 lerin sonuna kadar Orta Do u da temel gündem maddesi olmufltu. Ancak 1970 lerin sonundan itibaren yaflanan geliflmeler, Basra Körfezi nin de uluslararas iliflkiler gündeminde yo un bir flekilde yer almas na neden olmufltur. ran da fiah yönetiminin devrilerek slam devriminin gerçeklefltirilmesi, bölge ülkeleri aç s ndan farkl siyasal dengelerin gözetilmesi sonucunu do urmufltur. Bu ba lamda y llar aras nda ran-irak Savafl yaflanm flt r. Bu savafltan iki y l sonra uluslararas arenada So uk Savafl sona ererken Basra Körfezi ndeki geliflmeler, gündemdeki yerini korumaya devam etmifltir. Nitekim ran-irak Savafl n n ard ndan 1990 A ustos unda Kuveyt, Irak taraf ndan iflgal edilmifl; BM ise harekete geçerek bu iflgale son vermek için Irak a müdahale düzenlemifltir. Saddam yönetimine yönelik uluslararas yapt r mlar, iflgal sonras nda da devam ederken, 2003 Mart nda ABD öncülü ündeki ülkeler, Irak a müdahale düzenlemifl ve Saddam rejimi devrilmifltir. Dolay s yla 1970 lerin sonundan itibaren Basra Körfezi nde yaflanan geliflmeler Orta Do u siyasetine damgas n vurmufl ve yaflanan savafllar n sonuçlar günümüz siyasal dengelerine de etkide bulunmufltur. RAN DEVR M ran slam Devrimi, Ayetullah Humeyni liderli indeki din adamlar n n öncülük etti- i ve farkl siyasal, etnik ve ideolojik gruplar n destek verdi i halk kitlerinin despotik fiah R za Pehlevi yönetimine karfl gerçeklefltirdikleri bir devrimdir. Bu ba lamda ran halk n n, giderek kötüleflen ekonomik durumdan ve Bat yla girilen askerî ve siyasi iliflkilerden dolay fiah rejimini sorumlu tutmas, fiah karfl t hareketlerin artmas na neden olmufltu. fiah karfl t gösteriler 1979 Ocak nda ran geneline yay lm fl ve gösterileri bast rma giriflimleri baflar s zl kla sonuçlanm flt r (Ar, 2007: ). Resim 4.1 ran fiah R za Pehlevi (Tahta ç k fl : 26 Eylül Devrilmesi:11 fiubat 1979) Kaynak: rescueattempt.com/ id21.html

108 102 Orta Do uda Siyaset Ayetullah Ruhullah Humeyni, ( ) 1960 l y llardaki siyasal faaliyetleri nedeniyle yaklafl k 6 ay kadar ran da hapis yatm fl; sonras nda ise 1979 a kadar sürecek sürgün hayat bafllam flt r y l nda yaklafl k bir y l n Bursa da geçiren Humeyni daha sonra Irak n Necef kentinde 14 y l kadar kalm flt r de Saddam yönetimi taraf ndan Irak tan ç kar lan Humeyni, daha sonra Paris e geçmifltir. ran da devrim hareketinin bafllamas yla 1 fiubat 1979 da ran a dönen Humeyni, devrim sonundan 3 Haziran 1989 daki ölümüne kadar ran yönetmifltir. fiah yönetimine karfl uzun süredir mücadele eden din adamlar, ülkedeki muhalefetin en önemli temsilcisi olagelmifllerdir. Ülkedeki milliyetçiler, liberaller, sol gruplar, Kürtler ve esnaf gibi di er kesimler de din adamlar na destek vermifllerdir. Bu devrimle birlikte slam Dini siyasal bir söyleme dönüfltürülerek bölgesel ve küresel siyasetin temel belirleyicilerinden ve aktörlerinden biri hâline gelmifltir. Devrimle birlikte ran da monarfli rejimi sona ermifl, devrim lideri taraf ndan gelifltirilen Velayet-i Fakih olarak isimlendirilen ve fleriat esaslar ile fiiilik mezhebinin temel ilkelerine dayal dinî bir cumhuriyet rejimi kurulmufltur. ran halk Orta Do u halklar aras nda yöneticilere karfl siyasal ve toplumsal taleplerde bulunma konusunda farkl bir yerde durmaktad rlar. Yönetime iliflkin taleplerinin tarihi 20. yüzy l n bafllar na kadar gider y l nda anayasal haklar için zaman n yöneticisinden siyasal kat l m konusunda faaliyetlerde bulunan halk Musadd k sonras dönemde din adamlar n n öncülü ünde siyasal muhalefet yapmaya devam etmifllerdir. Ayetullahlar n kulland dinsel ve siyasal söylem genifl halk kitleleri taraf ndan kabul görmüfl, bu da din adamlar n n siyasi gücünü daha da artt rm flt r l y llardan itibaren Kum flehri yönetim karfl t faaliyetlerin merkezi olmufl ve bu kesimi temsilen de Ayetullah Ruhullah Humeyni ön plana ç km flt r. Resim 4.2 Humeyni nin Sürgünden Dönüflü (1 fiubat 1979) Kaynak: wikipedia.org/ wiki/file:imam_ SIRA Khomeini_in_ S ZDE Mehrabad.jpg ran da fiah SIRA yönetiminin S ZDE devrilmesinin nedenleri nelerdir? slam Devrimi nin istikrara kavuflturulmas kolay olmam flt r. Dünyan n siyasal sisteminin iki kutuplu oldu u bir dö- nemde gerçekleflen ve Ne Bat, ne Do u, ancak slam slo- gan yla yeni bir üçüncü yol olma iddias nda olan ran Devrimi özellikle Bat dünyas nda endifleyle karfl lanm flt r. lk zamanlardaki belirsizlikten sonra ran dünyadan soyutlanma tehlikesiyle karfl karfl ya kalm flt r. ABD, ngiltere ve Fransa K T A P baflta olmak üzere Bat l ve küresel güçler ran a ambargo uygulamaya bafllam fl ve devrimin TELEV ZYON baflar s zl için çal flm fllard r. 23 Eylül 1980 tarihinde Saddam n ran a savafl ilan etmesi NTERNET slami cumhuriyet rejiminin oturtulmas ve devrimin için büyük bir imkân sa lam flt r. ran- Irak Savafl n n cihat etme ve ran millî karakterini muhafaza etme anlam na geldi ini vurgulayan yöneticiler, bütün halk kesimlerini seferber ederek halk n yeni rejime sahip ç kmas n sa lam flt r. Sekiz y l süren ran-irak Savafl devrimin oturtulmas için gerekli flartlar temin etmifltir. Afla da bu savafl ayr nt lar yla aç klanacakt r. AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ K T A P TELEV ZYON NTERNET 1

109 4. Ünite - ran Devrimi ve Körfez Savafllar 1981 y l nda rejime karfl daha çok sol kesimden gelenlerin kurdu u Halk n Mücahitleri Örgütü (HMÖ) rejime karfl silahl mücadele bafllatm flt r. Haziran 1981 de bir karfl darbe teflebbüsünde bulunan HMÖ ile Devrim Muhaf zlar aras nda yüzlerce insan n ölümüyle neticelenen fliddetli sokak çat flmalar yaflanm flt r. HMÖ militanlar bu olaydan sonra suikastlara bafllam fl, sadece 1981 y l n n son çeyre inde yüzlerce üst düzey kifliyi öldürmüfltür. Örne in HMÖ militanlar, 28 Haziran 1981 tarihinde slami Cumhuriyetçi Parti nin Genel Sekreteri Muhammed Beheflti yi, 30 A ustos ta ise Baflbakan Muhammed Ali Recai yi öldürmüfltür. Buna karfl l k, özellikle Eylül ay nda HMÖ ile Devrim Muhaf zlar aras ndaki çat flmalar yeniden patlak vermesinden sonra rejim, binlerce HMÖ üyesini ve üye olmayan solcular sorgulay p idam ederek misillemede bulunmufltur. HMÖ d fl nda slami ran n karfl laflt en önemli ikinci iç tehdit Irak n da teflvikiyle Kürtlerin baflkald rmas yd. Hemen hemen tamam Sünni Müslüman olan Kürtler, fiah dönemi boyunca özerklik ve/ya ba ms zl k mücadelesi vermifl, Devrim sürecine aktif olarak kat lm fllard. Devrim sonras nda beklentileri karfl lanmay nca da devrim söylemine karfl ç km fl ve taraflar aras nda ötekilefltirme olmufltur. Devrim lideri Humeyni 3 Haziran 1989 tarihinde ölünce din adamlar ndan oluflan Uzmanlar Meclisi, Cumhurbaflkan Ali Hamaney i yeni dinî lider (devrim rehberi) olarak seçmifltir. A ustos 1989 da da Meclis Baflkan Haflimi Rafsancani de büyük bir ço unlukla Cumhurbaflkan olarak seçilmifltir. Bu yönetim de iflikli i, slami ran n siyasal söyleminin yumuflamas n beraberinde getirmifl ve ulusal ç karlar slami doktrinin önüne geçmifltir. Rafsancani Yönetimi daha çok devrimin oturdu- u ve istikrar kazand bir dönem olarak görülmüfltür; çünkü bu dönemde rejimin söyleminde bir yumuflama olmufltur. ran slam Devrimi hem bölgesel hem de küresel aktörleri ciddi bir flekilde rahats z emifltir. Körfez bölgesindeki monarfliler baflta olmak üzere bölgedeki tüm statükocu rejimler, ran yönetiminin yayd devrimci fikirleri tehdit olarak alg lam fllard r. Zira fiii anlay fl ndaki Taklidi Merci yönetimini benimseyen Humeyni ye göre slam ümmeti sonradan ortaya ç km fl ideolojiler çerçevesinde kendi içinde parçalanm fl ve d fl etkilere aç k bir hâle getirilmiflti. Bu yüzden Humeyni, öncelikli olarak slam ümmetinin birlefltirilmesi ve halk na yabanc olan iktidarlar n de ifltirilmesi sorunlar n gündeme alm flt. ktidara gelmesinden sonra Irak taki Baas yönetimi baflta olmak üzere tüm Orta Do u daki rejimleri elefltirmesi bölge ülkelerinde ran karfl t bir rahats zl n da oluflmas na yol açm flt. fiah döneminde Körfezdeki Krall klar ile Emirlerin koruyucusu konumunda olan ran, yeni yönetimle birlikte söz konusu rejimleri elefltiren bir d fl politika yürütmeye bafllam flt. Bu durum ise baflta Irak olmak üzere Körfez ve Bat ülkelerinin ran a karfl büyük bir tehdit alg lamas na neden olmufltur. Ayr ca bölgedeki seküler ve modernist ülkeler de slami ran dan yay lan siyasal söylemden rahats z olmufllard r. Benzer flekilde hem Do u hem de Bat bloklar ndaki küresel güçler slami ran n siyasal söylemini tehdit olarak alg lam fllard r. Afla da da aç kland gibi ran-irak Savafl nda iki taraf n da Irak a destek vermesi bunun en önemli göstergelerinden biridir. ran daki devrim ve devam ndaki rejim de iflikli inin en çok etkiledi i ülkelerin bafl nda Türkiye gelmektedir. Bunun bafll ca nedenleri flunlard r: Öncelikle, bölgenin tek seküler rejimi olan Türkiye, yeni dinsel cumhuriyet rejimini kendine bir tehdit olarak alg lam fl; ran daki yeni rejim de Türkiye deki rejimi ötekilefltirmifltir. ki ülke aras nda zaman zaman Humeyni ve Atatürk gibi kiflilikler ve ulusal semboller üzerinden bas n n da kat ld çat flmalar yaflanm flt r. kinci olarak, Bat 103 Halk n Mücahitleri Örgütü (HMÖ- Farsças : Sazmane Mojahedin-e Khalq-e ran) ran slam Cumhuriyetini y kmay amaçlayan örgüttür. M. R za Pehlevi ve kapitalizme karfl 1965 y l nda kurulmufl olup silahl mücadeleyi benimsemifltir y l nda silahl mücadeleyi terk etti ini aç klam flt r. Günümüzde seküler bir yönetim için çabalamakta olup sürgünde parlamento rolünü üstlenmifltir.

110 104 Orta Do uda Siyaset bloku na mensup bir ülke olan Türkiye, ran n revizyonist söylemini onaylamam fl, aksine bunu bölgesel istikrar ve kendi güvenli i bak m ndan bir tehdit olarak alg lam flt r. Üçüncü olarak, slami ran Türkiye ye karfl silahl mücadele yürüten PKK ve di er silahl gruplara destek vermifltir. Bunun karfl l nda da Türkiye, ran a karfl mücadele eden Halk n Mücahitleri Örgütü mensuplar n n Türkiye de yaflamalar na göz yummufltur. ran devriminin SIRA Türkiye S ZDE üzerine ne gibi etkileri olmufltur? B R NC KÖRFEZ SAVAfiI ( RAN-IRAK SAVAfiI) ran-irak Savafl 22 Eylül 1980 ile 20 A ustos 1988 y llar aras nda yaflanm fl, iki taraftan bir milyondan fazla kiflinin hayat na mal olan ve iki ülkeyi de ciddi ekonomik kay plara u ratan ve hem siyasal hem de toplumsal olarak y pratan bir bölgesel savaflt r. 20. yüzy l n en uzun süreli konvansiyonel savafl olan ran-irak Savafl, yüzy l n son çeyre inde Orta Do u daki iki ülke aras nda meydana gelen ve daha çok dinsel bölünmeler, s n r sorunlar ve siyasal farkl l klar gibi nedenlerden dolay gerçekleflen çok-boyutlu bir Arap-Fars savafl d r. Baz lar bu olaya taraflar niteleyen ülkeleri dikkate alarak ran-irak Savafl derken, bir grup gözlemci ise savafl n yafland bölgeyi nazar dikkate alarak Birinci Körfez Savafl olarak isimlendirmektedir. AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ K T A P TELEV ZYON NTERNET 2 Savafl n Nedenleri Birinci Körfez Savafl n n ülke, bölge ve dünya siyasetinden kaynaklanan baz önemli nedenleri K T Avard r. P Bu nedenlerin bafl nda iki ülke aras ndaki dinsel farkl l klar taraf ndan beslenen tarihsel çat flmayd. Irak taki Sünni Yönetim ile Irak ta yaflayan fiiiler ve fiii ran Yönetimi aras nda hep sorunlar olmufltu. Seküler de olsa daha çok Sünni TELEV ZYON Araplara dayanan Saddam rejimi alt nda yaflayan fiiiler a r bir siyasal, toplumsal ve ekonomik bask alt nda tutulmaktayd lar. Her türlü muhalefetin yasak oldu u ülkede Kürtlerin siyasal ve askeri mücadelesi d fl nda tek potansiyel muhalefet ve siyasal tehdit ülke nüfusunun en büyük kesimini oluflturan fiiilerden NTERNET gelmekteydi. Ayr ca, 1977 y l nda Irak n Necef kentinde sürgündeyken Irak taraf ndan s n r d fl edilen ran slam Devrimi lideri Ayetullah Humeyni de zaman zaman Irak fiiilerini Baas tasallutundan kurtarmaktan bahsediyordu. ran-irak Savafl n n nedenlerinden biri de iki ülke aras ndaki siyasal ve ideolojik farkl l klard. So uk Savafl Dönemi boyunca fiah R za Pehlevi yönetimindeki ran Bat Bloku na ve özellikle Amerika Birleflik Devletleri ne yak n bir siyaset izlemifltir. Öte yandan Irak ise General Abdülkerim Kas m n 1958 y l nda gerçeklefltirdi i darbeden sonra sosyalist bir çizgide siyaset yapmaya bafllam flt. Daha sonra Baas Partisi nin iktidara gelmesiyle bu siyasi e ilim güçlenmifl ve Irak Sovyet yanl s bir ülke olmufltur. Farkl kutuplarda yer almak iki ülkenin bir di erine güvensizli i artt rm flt r. slam Devrimi nden sonra ideolojik farkl l k artm fl ve hatta ideolojik z tl k oluflmufltur. Potansiyel Sünni-fiii ayr flmas siyasal bir soruna dönüflmüfltür. Devrim lideri Humeyni devrimden hemen sonra seküler ve sosyalist Saddam rejiminin y k lmas için Irakl fiiilere ça r da bulununca Irak da ran a karfl kozlar n kullanmaya bafllam flt r. Böylece Irak n ran a sald rma nedenlerinden biri de Devrimci fiii anlay fl n n Arap dünyas ndaki muhtemel ilerleyiflini durdurmak olmufltur. Baz gözlemciler ise savafl n ç k fl n, kendi rejimini tehdit alt nda gören Saddam Hüseyin in yanl fl bir hesaplamayla ran iflgal etme iste ine ba lamaktad r. Halktan kopuk ve Bat l ülkelerin deste inden yoksun olan Irak, bölgede yaln z b rak l-

111 4. Ünite - ran Devrimi ve Körfez Savafllar m fl durumdayd. Ayn ad alan bir parti taraf ndan yönetilen Suriye ile bile gergin iliflkileri vard. Buna göre Saddam, Devrimci ran n özellikle ülkedeki Sünni-fiii dengesini Sünniler aleyhine de ifltirece i ve Irak n Basra Körfezi ne ç k fl n k s tlayaca korkusuyla ran a sald rmak zorunda hissetti i düflünülmektedir. Savafl, sadece Saddam n Ayetullah Humeyni ye yönelik kiflisel düflmanl olarak görenler bile vard r. Savafl n baflka bir nedeninin de Saddam Irak n n Arap dünyas liderli ine oynamas oldu u ifade edilmifltir. Arap dünyas ndaki ve ran n yerine Körfez deki hakim güç olma mücadelesi çerçevesinde zay flam fl ran devre d fl b rakmas gerekmekteydi. Bölgesel hegemonya peflinde koflan ve Araplar n hamili ini üstlenen Saddam, bu amaçlar na ulaflmak için ayr ca ran n, Araplar n ço unlukta oldu u ve Arabistan olarak isimlendirdi i Huzistan eyaletini ele geçirmek istemifltir. Osmanl Devleti nin Araplara ait olan bu eyaleti ran a verdi ini ve bunun geri al nmas gerekti ini ileri sürmekteydi. Ayr ca M s r lideri Nas r n ölmesi ve Baas Partisi nin iktidara gelmesi sonras nda Irak kendini Arap dünyas n n lideri olarak görmeye bafllam flt r. Bu misyonuna uygun olarak Birleflik Arap Emirlikleri ad na Körfez deki Ebu Musa, Büyük Tumb ve Küçük Tumb adalar n geri almay da amaçlam flt r. Bütün bu sorunlar n varl n potansiyel olmaktan gerçek bir çat flma ortam na alan da iki ülke aras ndaki s n r sorunlar d r y l nda imzalanan ran-irak S n r Antlaflmas ile Irak a b rak lan 200 km uzunlu undaki fiatt-ül Arap Suyolunu iki ülke aras nda ciddi bir gerilim konusu olmufltur. ran s n r n, Dicle ile F rat nehirlerinin birleflerek ve iki ülke aras ndaki s n r oluflturarak Basra Körfezi ne akan fiatt-ül Arap suyolunun ortas ndan (talvegten) geçti ini iddia ederken, Irak ise s - n r n suyolunun Do u yakas nda oldu unu, yani bütün suyolunun kendisine ait oldu unu iddia etmekteydi. Asl nda 1937 y l nda iki ülke aras ndaki s n rlar belirleyen antlaflma ile bu suyolunun kontrolü Irak a b rak lm flt ; ran bile gemilerini buradan geçirince Irak a geçifl ücreti ödemek durumundayd. Bu dönemde ran la birlikte hem Sadabad hem de Ba dat Pakt na üye olan iki ülke aras nda bir hâkimiyet sorunu yaflanmamaktayd. Ancak iki ülke 1958 y l nda Irak taki milliyetçi ve sosyalist darbeden sonra farkl süper güçlerle iliflkileri gelifltirince ran aç s ndan bu konu sorun hâline gelmeye bafllam flt r. Nisan 1969 da 1937 tarihli antlaflmay rafa kald ran ran, yak n müttefiki ABD nin de deste ini alarak bu önemli suyolunu Irak tan isteyince gerginlik siyasal bir soruna dönüflmüfltür. Her iki ülke için de petrol ihracat bak m ndan stratejik önemi bulunan fiatt-ül Arap geri almak isteyen ran, bu amaçla bölgeye asker sevk etmifl ve gövde gösterisi yapm flt r. Ayr ca 1971 y l nda ngilizlerin Körfez den çekilmesi üzerine ran bu Musa, Büyük Tumb ve Küçük Tumb adalar üzerinde hak iddia etmifltir. Bunun üzerine iki ülke aras ndaki diplomatik iliflkiler kesilmifl, ancak 1973 y l nda tekrar kurulabilmifltir y l nda ise iki aras nda imzalanan Cezayir Antlaflmas ile bu sorun çözülmüfltür. Var lan antlaflmaya göre ran, Irak yönetimine karfl isyan eden Kürtlere deste ini çekmifl, Irak da iki ülke aras ndaki s n r n fiatt-ül Arap n en derin noktas ndan geçti ini kabul etmek zorunda kalm flt r. 105 fiatt ül Arap, F rat ve Dicle nehirlerinin Basra Körfezi nden denize dökülmeden önce birlefltikleri yerdir. Buran n denize uzakl 193 km kadar olup, petrol tankerleri 30 km kadar içeriye girebilmektedir. Bu suyolunun hangi devlete ait oldu u konusundaki tart flma ve anlaflmazl k Körfez in güvenli ini olumsuz etkilemektedir.

112 106 Orta Do uda Siyaset Resim 4.3 ran ile Irak aras ndaki s n r sorunu: fiattül Arap (daire içindeki alan) Kaynak: thekooza.com/wpcontent/uploads/ map-syria-iraqiran.jpeg Irak n bu iddialar üzerine ran Yönetimi de karfl hareket bafllatarak Baas rejimine karfl mücadele eden Kürt gruplara destek vermeye bafllam flt r. ki ülke aras ndaki gerginli in önemli bir nedeni de Kürt Sorunu olmufltur. Hem ran hem de Irak ta önemli bir oran n oluflturan Kürtlerin merkezi hükûmetlerle yaflad sorunlar dolay s yla Kürt gruplar n n bölge ülkeleri taraf ndan birbirlerine karfl kullan lmalar söz konusuydu. ABD nin de teflvikiyle ran, 1961 y l ndan itibaren Irak yönetimine karfl mücadele eden en önemli Kürt siyasetçi olan Molla Mustafa Barzani liderli indeki Kürtlere her türlü deste i vermeye bafllam flt r. ABD ile ran Kürtlerin Irak karfl t mücadelesinden farkl beklentiler içindeydiler. ABD Sovyetlerin bölgedeki etkisini azaltmaya çal fl rken, ran da Irak tan tavizler koparmak peflindeydi. Yukar da say lan siyasal nedenlerin d fl nda Saddam n ran a sald rmas n n bir de ekonomik nedeni vard. ran n önemli petrol bölgelerini ve zengin do al kaynaklar n ele geçirerek bölgenin en cayd r c gücü ve dünyan n en rekabetçi ve güçlü ekonomisi olmaya çal flm flt r. Saddam Irak ayr ca önemli ticaret yollar n ele geçirerek dünya ticaretinde hat r say l r bir devlet olmay arzulam flt r. 3 ran-irak Savafl n n nedenleri nelerdir? Bu nedenlerin d fl nda ran ile Irak n 1980 y l nda içinde bulunduklar flartlar da Irak n ran a sald rmas n n nedenlerinden birini oluflturmaktayd. Tam donan ml ve e itimli askeri birliklere sahip olan Irak, tamam son model Sovyet yap m teçhizat ile donat lm fl 12 mekanize birlik oluflturmufltu. Öte yandan, askerî deneyimleri olmayan din adamlar taraf ndan sevk ve idare edilen ve örgütlü bir liderlikten AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ

113 4. Ünite - ran Devrimi ve Körfez Savafllar 107 yoksun olan ran ordusu, Amerikan yap m yedek parçalardan da mahrum olunca oldukça dezavantajl bir durumda kalm flt. Ayr ca, onlarca generali idam edilen ve 12 bin silahl kuvvetler mensubu görevden uzaklaflt r lan ran ordusu muharebe yetene ini kaybetmifltir. Genel manada, ran ordusuyla karfl laflt r ld nda, Irak n bariz bir avantaj söz konusuydu; Irak lideri Saddam Hüseyin de bu avantajl konumu kullanmak istemiflti. Savafl Süreci Cezayir Antlaflmas n Irak için bir yenilgi olarak gören Saddam Hüseyin, 17 Eylül 1980 tarihinde, nihai bir antlaflma olarak de il sadece bir ateflkes olarak gördü ü bu antlaflmay reddetti ini aç klam fl ve befl gün sonra da (22 Eylül 1980 tarihinde) Irak silahl kuvvetleri ran a büyük bir hava sald r düzenlemifltir. Irak a ait M G Savafl uçaklar ran n Tahran, Tebriz, Ahvaz, Bahtaran, Urmiye, Hemedan, Senendec ve Abadan gibi farkl flehirlerinde bulunan askerî hava üslerini bombalam flt r. Bu sürpriz hava sald r s beklenen sonucu do urmam fl, muhkem hangarlarda korunan ran savafl uçaklar büyük bir zarar görmemifltir. Birkaç saat sonra Amerikan yap m F-4 Fantom uçaklar fazla kay p vermeden karfl sald r lar gerçeklefltirmifltir. Ekim ay n n sonuna gelindi inde Irak silahl kuvvetleri, Huzistan eyaletinde ve Zagros Da lar bölgesinde ran topraklar n iflgal etmifltir. Irak birlikleri, 10 Kas m da ran n en büyük liman olan Hürremflehir i ele geçirerek ran n Huzistan eyaletinin baflkenti ve ayn zamanda ran n en büyük petrol flehri olan Abadan tehdit eder hâle gelmifller. fiehri üç taraftan kuflatmalar na ve bir k sm n iflgal etmelerine ra men, ran Devrim Muhaf zlar n n fliddetli savunmas karfl s nda Irak birlikleri Eylül 1981 de kuflatmay kald rarak geri çekilmek zorunda kalm fllar. Bu ani sald r ve ilk günlerdeki baflar lar Saddam n k sa sürede bir zafer elde edece i beklentisi sonucunda yaflanm flt. Saddam, Huzistan eyaletinin iflgal edilmesiyle burada yaflayan milyonlarca Arap n fiii ran a karfl isyan edeceklerini beklemiflti. Irak desteklememek bir yana Huzistan Araplar ran n hem düzenli hem de milis güçleriyle birlikte Irak a karfl mücadele etmifltir. Huzistan daki Araplar n ran a sad k kalmalar üzerine beklenen isyan gerçekleflmeyince savafl n uzun ve y prat c olaca ortaya ç km flt. ran ordusunun k sa sürede toparlanmas ve karfl sald r ya geçmesiyle birlikte Irak ordusunun ilk zamanlardaki ilerleyifli durdurulmufltur. ran Yönetimi, gönüllüleri savafla ça rm fl ve cepheye daha çok say da rejime sad k olan Pasdaranlar göndermifltir. Ayr ca, ranl yetkililer fiah yanl s olduklar gerekçesiyle hapiste tutulan pilotlar serbest b rakarak Irak a karfl kullan lmas n ve ABD de e itim gören eski askerleri göreve ça rm fl ve Irak a karfl güç dengelerini sa layabilmifltir. Rejim yanl lar n n ideolojik ba l l klar ve flehit olma arzular flah döneminin profesyonel askerleri ise baflar l olarak prestijlerini kurtarmak istiyorlard y l n n ilk günlerinden itibaren büyük karfl sald r lar bafllatan ran, Bahar ve Yaz aylar nda etkili olmaya bafllam flt r. Asl nda ran da devrim sonras ilk cumhurbaflkan olan Beni Sadr n görevden al nmas sonras nda ran ilk ciddi zaferini kazanm flt r. Çünkü Beni Sadr n görevden ayr lmas yla birlikte düzenli askerî birlikler ile ran Devrim Muhaf zlar (Pasdaran ve Besiç) aras ndaki ciddi bir rekabet vard. Bu iç mücadelenin sonucunda ran ordusunun yönetimi profesyonel askerlerden din adamlar n n kontrolündeki birliklere geçmifltir. Mart 1982 tarihinde ise a r bir sald r ile karfl karfl ya kalan Irak ordusunun s n ra geri çekilmesiyle birlikte, savafl n seyri ran lehine de iflmeye bafllam flt r. ran birlikleri, Irak askerî hatlar n yarm fl, Irak askerî birliklerin bütünlü ünü bozmufl ve savafltaki stratejik üstün-

114 108 Orta Do uda Siyaset Resim 4.4 ran-irak Savafl nda sald r ya u rayan petrol kuyular Kaynak: guardian.co.uk/ commentisfree/ 2011/mar/24/iransaudi-arabiabahrain-cold-war lü ü ele geçirmifltir. May s 1982 de ise ran birlikleri, yüksek bedellerle de olsa Hürremflehir i geri alm flt r. Buna karfl, ran n daha fazla kazanç elde etmesinden korkan Saddam Hüseyin uluslararas s n rlara geri çekildi ini ilan etmifl, ancak ran bunu kabul etmeyerek savafl Irak topraklar na tafl m flt r y l n n sonlar nda yeniden Sovyetler Birli i nden silah deste i alan Irak birlikleri, yeni savunma hatlar oluflturmufl ve yeni tahkimatlar yapm flt r. Güçler nispeten dengelenince karfl l kl insan kay plar da artm flt r y l da daha çok kara birliklerinin (tank ve anti-tank savafl n n) çat flmas yla ve neticesinde de ordular n bir di erini k rmas yla geçmifltir y l nda ran üç büyük sald r gerçeklefltirmifl, fakat baflar s z olan bu sald r lar sonucunda 200 binden fazla insan ölmüfltür y l sonlar itibar yla Irak n genel söyleminde bir de iflim gözlemlenmifl, Irak lideri Saddam ran la anlaflman n yollar n aramaya giriflmifltir. Bir taraftan Sovyetler ve Fransa dan ald yeni silahlarla ran a büyük insani ve ekonomik kay plar verdirmeye çal flm fl di er taraftan da Humeyni ile tarafs z bir yerde görüflme ça r s ve süper güçlerin müdahil olmas n istemesi gibi diplomatik araçlar kullanarak ran görüflme masas na çekmek istemifltir y l nda ran ordusunun a r sald r lar karfl s nda bunalan Irak ordusu gerilemeye ve mevzi kaybetmeye, sonuçta ran ordusu Kürdistan eyaletinde s n r geçerek Dicle Nehri ne do ru ilerlemeye bafllam flt r. Bu sald r lar n sonucunda da ran, Irak n güneyinde bulunan petrol üretime merkezi Mecnun adas n iflgal etmifltir. Ancak batakl k olan bu adada hareket etme güçlü ü oldu undan ran birlikleri sorun yaflam fllar. Savafl n bu aflamas nda Irak ordusu, ran birliklerini geri püskürtmek için hardal gaz ve sinir gaz gibi zehirli gazlar, yani kitle imha silahlar, kullanmaya bafllam flt r. Tahminlere göre taraflar n birbirlerine azami zarar verme çabas neticesinde sadece 1984 y l nda ran n 300, Irak n ise 250 bin civar nda askeri öldürülmüfl veya yaralanm flt r. Yeni silahlar n kullan lmas ve yeni cephelerin aç lmas yla birlikte savafl da gerçek manada bir y pratma savafl - na dönüflmüfltür. Irak taraf ndan flehirlerin bombard man uçaklar ve füzelerle bombalanmas ile savafl yeni bir boyut kazanm fl ve total bir savafla dönüflmüfltür. Irak ordusu ilk kez 1984 y l nda önce Dizful daha sonra da Tahran ve di er flehirlere sald r lar düzenlemifltir. Ellerindeki savafl araçlar n n k s tl l flehirlerin çok fazla hasar görmesine

115 4. Ünite - ran Devrimi ve Körfez Savafllar 109 engel olmufltur. Özellikle Irak ordusu hiçbir ahlaki s n r tan mayarak savafl kazanmak ad na bütün araçlar n kullanarak her türlü sald r gerçeklefltirmekteydi. Bu ba lamda 1987 y l nda ranl sivillere karfl Rus yap m SCUD füzelerini kullanmaktan çekinmemifltir. Bu sald r lar sonucunda Tahran nüfusunun yaklafl k yar s (4 milyon civar nda insan) flehirden kaçm flt r. Buna karfl olarak da ran Ba dat füzelerle vurmufltur. Savaflta taraflar 1985 y l nda yerleflim yerlerini ve sanayi tesislerini bombalamaya bafllam fllar. May s ay nda Irak birlikleri, sivillerin moralini bozmak ve askerî hedefleri tahrip etmek amac yla a r toplar, savafl uçaklar ve karadan-karaya füzelerle Tahran baflta olmak üzere ran flehir merkezlerini vurmaya bafllam flt r. ran da buna cevap olarak Libya ve Suriye den Scud füzeleri edinerek Ba dat ve di er Irak flehir merkezlerine sald rmaya bafllam flt r. laveten, hem Bat hem de Do u Bloku ndan Irak a askerî destek sa lanmas üzerine ran, Körfez den geçen gemileri durdurup aramaya bafllam flt r. ran birlikleri 9 fiubat 1986 tarihinde sürpriz bir sald r düzenleyerek fiatt-ül Arap suyolunun kenar nda bulunan batakl klar geçmifl ve Irak taraf ndan terk edilen Fev Yar madas ve liman n ele geçirmifltir. Irak birlikleri petrol üretimi ve sevkiyat bak m ndan önemli olan bu yar maday ancak ran a karfl kitle imha silahlar n da kullanarak Nisan 1988 de geri alabilmifltir. Resim 4.5 Cephede Kimyasal Sald r lara Karfl Önlem Alan Bir ran Askeri Kaynak: Y/Picture_View- Iran_Iraq_War_ Chemical_Mask_ Soldier.htm Bunun üzerine BM dört kimyasal silah uzman n incelemelerde bulunmak amac yla ran a göndermifltir. Bu uzmanlar n haz rlad klar raporlar do rultusunda zaman n BM Genel Sekreteri Javier Perez de Cuellar Irak resmen k nam fl ve kimyasal silahlar n kullan m konusunda 1925 tarihli Cenevre Protokolü ne uymaya davet etmifltir. Irak iddialar yalanlamaya kalkm fl ancak ran dan Avrupa baflkentlerine giden yaral lar en büyük kan t oluflturmufllard r. Ayr ca, Irak n Mart 1988 tarihinde Kürtlerin yaflad Halepçe kasabas nda kulland kimyasal silahlardan dolay da suçlanm flt r.

116 110 Orta Do uda Siyaset fiekil 4.6 ran-irak Savafl nda savaflan çocuk askerler Kaynak: Efraim Karsh (2002), Essential Histories: Iran-Iraq War , Oxford: Osprey Publishing, s y l ayn zamanda tanker savafl n n yo unlaflmas na yol açm flt r. Taraflar n bir y l içinde yüzden fazla tarafs z gemiye (petrol tankerlerine ve sivil ticaret gemilerine) sald rd iddia edilmektedir. Di er konularda oldu u gibi tanker savafl n n da bafllat c s olan Irak savafl boyunca kendisine destek veren Körfez ülkelerinin gemilerine bile sald rm flt r. Özellikle Kuveyt gemilerine yönelik sald r lar n artmas üzerine Kuveyt yönetimi uluslararas toplumdan koruma talep etmifltir. Hem Sovyetler Birli i hem de ABD bu talebe olumlu yan t vermifl ve Kuveyt e ait gemileri korumaya alm flt r y l nda ise ran birlikleri Irak n en büyük ikinci flehri Basra ya büyük bir sald r dalgas düzenlemifl, ancak baz baflar lar elde etmelerine ra men flehri ele geçirememifllerdir. Irak n karfl sald r lar ile savafl t kanma noktas na gelmifl ve bir kez daha y pratma savafl na dönüflmüfltür. ran n Kerbela sald r lar ad n verdi i ve savafl bitirmesini bekledi i bu sald r larda iki taraf da ciddi kay plar vermifltir. ran n son büyük sald r s 1988 bahar nda gerçekleflmifltir. Bu sald r neticesinde ran birlikleri Kürdistan topraklar ndan geçerek yaklafl k 400 mil kare Irak topra n ele geçirmifltir. Köfleye s k flan ve yenilmek üzere olan Irak ordusu, bir insanl k suçu iflleyerek cevap vermifltir. Mart 1988 tarihinde Irak savafl uçaklar ran askerlerinin denetiminde bulunan Kürt kasabas Halepçe ye kimyasal silahlar atm fl ve binlerce sivilin ölmesine neden olmufltur. Kitle imha silahlar n n kullan lmas yla savafltaki dengeler Irak lehine de iflmifl ve Irak ordu birlikleri ran iflgali alt ndaki topraklar n n önemli bir k sm n geri alm flt r. Daha sonra da ran flehir merkezlerini vurmaya bafllam flt r. Netice itibar yla, uzun ve genifl bir cephede savaflmak zorunda kalarak y pranan ran, 18 Temmuz 1988 tarihinde BM Güvenlik Konseyinin 598 nolu karar yla sunmufl oldu u ateflkes önerisini kabul etmifl ve savafl sonland rma karar alm flt r. 20 A ustos 1988 tarihinde ateflkesin yürürlü e girmesiyle birlikte savafl sona ermifl ve ran birlikleri iki-üç hafta içinde Irak topraklar ndan çekilmifltir.

117 4. Ünite - ran Devrimi ve Körfez Savafllar 111 Savafl n Sonuçlar ran-irak Savafl birçok yönüyle So uk Savafl döneminde Arap- srail merkezli yaflanan savafllardan farkl yd. Her fleyden önce savafl n süresi, önceki savafllara göre oldukça uzundu ve üçüncü taraflar (süper güçler), savafl n sona erdirilmesi için herhangi güçlü bir giriflimde bulunmam flt. Sekiz y l süren ve BM nin 20 Temmuz 1987 de ald ateflkes karar n n ran n 18 Temmuz 1988 de kabul etmesiyle sona eren savafl n insani ve ekonomik maliyeti oldukça fazlayd. Zira savafl sonunda ran taraf nda yaklafl k 450,000 kifli ölmüfl ve 600,000 kifli yaralanm flken savafl ran a yaklafl k 644 milyar dolara mâl olmufltur. Irak taraf nda ise yaklafl k kifli ölmüfl ve kifli yaralanm fl; ekonomik aç dan da savafl 450 milyar dolar civar nda bir maliyete neden olmufltur (Kostiner, 2009: 130). Bu ba lamda savafl n önemli bir fark, sivil yerleflim birimlerine yap lan yo un sald r lar olmufltur. Bu sald r lar sadece konvansiyonel yöntemlerle yap lmam fl; ayn zamanda kimyasal silahlar ve kinci Dünya Savafl ndan beri ilk kez kullan lan balistik füzelerle desteklenmifltir. Ancak katland klar maliyetlere ra men taraflar aras ndaki s n rda herhangi bir de ifliklik olmam flt r. Savafl n ortaya ç k fl nedenleri düflünüldü ünde Irak n, devrim sonras nda askerî yetene inin önemli bir k sm n kaybetti i ve henüz istikrar sa layamad n düflündü ü için savafl bafllatt ran, savafl sayesinde iç istikrar n sa layabilmifltir. Irak ise savafl n ilk iki y l ndan sonra ran karfl s ndaki askerî üstünlü ünü kaybetmeye bafllam flsa da SSM ler ve kimyasal silah sald r lar ile ran karfl s ndaki dezavantajlar n dengelemeye çal flm flt r. Uzun süreli bir savafl oldu u için Orta Do u da yaflanan di er savafllar n aksine, bu savaflta ülkelerin nüfus faktörü öne ç km flt r. Bu ba lamda ran, özellikle kaybetti i topraklar geri alma aflamas nda var olan silah dezavantaj n, nüfus unsurunu kullanarak dengeleme yoluna gitmifl ve say sal anlamda daha fazla kayb olmas na ra men bu stratejisinde k smi baflar lar elde etmifltir (Pirinççi, 2010). Savafl kazand söylenen Irak, savafl s ras ndaki harcamalar dolay s yla 80 milyar dolar civar nda d fl borç almak zorunda kalm flt r. Bu d fl borçlar Irak n Kuveyt i iflgal etmesinin temel gerekçelerinden birini oluflturmufltur. Savafl n bitiminde iki ülke aras nda baz insani sorunlar da ortaya ç km fl, ancak hiçbir zaman tam anlam yla çözülememifltir. Örne in, savaflta ölenlerin kimlik tespitinin yap lmas veya savaflta ölenler veya kaybolan kifliler hakk nda bilgi al flverifli yap lamam flt r. ran 1998 y l nda 5 binden fazla Irakl savafl esirini serbest b - rakm flt r. Son esir de iflimi ise 2003 y l nda yap lm flt r. Resim 4.7 ran-irak Savafl nda yap lan bir sald r n n hemen ertesi Kaynak: pk/forums/iranian- defence/ iran-iraq-war- picture-gallery- 5.html

118 112 Orta Do uda Siyaset ran ve Irak n savafl s ras nda savunma ve silahlanma için yapt klar harcamalar, her iki ülkenin savafl sonras dönemde izleyece i politikalar etkilemifltir. Bu ba lamda ran, savafltan kaynaklanan ekonomik y pranmay ve yeniden silahlanmay kendi öz kaynaklar ile gerçeklefltirmeye çal fl rken önceli i silahlanmaya de- il, savafl n yol açt tahribat n giderilmesine vermifltir. Irak ise bunun tersine silahlanmay öncelikli politika olarak uygulay p ekonomik sorunlar n afla da ele al naca üzere farkl yöntemlerle çözme yoluna gitmifltir. ran-irak Savafl n n bölgesel sonuçlar n irdelemek gerekirse savafl Körfez ülkelerinin ran dan alg lad klar yak n tehdidin en az 10 y l ertelenmesine neden olmufltur. Bu ba lamda alg lanan tehdidin Irak sayesinde önlendi i aç kt r. Savafl s - ras nda Irak n yenilmesini önlemek için özellikle ekonomik yard mlarla savafl n sürdürülebilirli ini sa layan Körfez ülkeleri savafl n bafllamas yla beraber oluflturduklar Körfez flbirli i Konseyi (K K) ile de bölgesel güvenlik için koordinasyon mekanizmas oluflturmaya çal flm fllard r. Savafl sonras nda K K in kurumsal mekanizmas n geniflletmeye çal flan Körfez ülkeleri, ran tehdidini engelleyen Irak örgüte almaya yanaflmam fllard r. Bu noktada ekonomik aç dan y pranmas na ra men askerî aç dan o kadar y pranmayan Irak n Körfezdeki savafl sonras tehdit alg lamalar nda yavafl yavafl dikkate al nmaya baflland görülmektedir. Savafl n bir di er bölgesel sonucu, M s r n u rad izolasyondan kurtularak tekrar bölge politikalar na angaje olmas d r Oca nda Irak n yan s ra bütün Körfez ülkelerini ziyaret eden Hüsnü Mübarek in bölge politikalar na angaje olmas Irak n 1989 da kurulmas na öncülük etti i Arap flbirli i Konseyi ile gerçekleflecektir. Bununla beraber M s r, bölgesel liderlik aç s ndan hiçbir zaman 1960 lardaki konumuna yükselemeyecektir. Sonuç olarak gerek küresel güçlerin tamam gerekse bölgesel güçlerin önemli bir k sm, devrimden sonra ran n tehdit oluflturdu u konusunda hemfikirdi. Büyük ölçüde bu görüfl birli i nedeniyle Irak n bafllatt savafl, bu ülkeye verilen üstü örtülü veya aç k silah transferleri ve ekonomik yard mlarla sürdürüldü. Ancak Irak n savafltan galip ayr lmas, Ba dat n bölgesel anlamda mutlak üstünlü ü anlam na gelece inden; bu durum gelecekte Irak kaynakl kayg lar n yaflanmas na neden olmaktayd. Bu durumda gerek bölge ülkeleri gerekse küresel güçler aç s ndan en iyi alternatif, her iki taraf n savafltan y pranarak ç kmas yd. Nitekim savafl n sonunda ne ran ne de Irak askeri ve siyasi olarak net bir kazançla ç kt. Dolay s yla savafltan net bir kazançla ç kanlar n bafl nda ran dan yak n bir tehdit alg layan bölge ülkeleri ve silah sat fllar yla bölgesel geliflmeleri kontrol alt nda tutan güçler olmufltur. ran-irak Savafl özellikle Irak tarihinde önemli bir k r lma noktas oluflturmufltur. Ülkedeki siyasal, toplumsal ve ekonomik yap sürekli bir biçimde de iflmifltir. Kendisini seküler ve modern cumhuriyet olarak nitelendiren Saddam yönetimindeki Irak, dinci ve fanatik bir düflman devlete karfl savaflt n ilan etmiflti. Bunun karfl l nda da Irak yönetimi di er Arap ülkelerle ve Bat l devletlerle diplomatik iliflkiler kurmufl ve iliflkilerini düzeltmifltir. ABD nin de onay yla Avrupal devletler ran a silah ambargosu uygulamaya devam ederken Irak a silah satm fllard r. Bu dönemde Irak a silah sa layan ülkelerin bafl nda Fransa gelmekteydi. Radikal slam düflüncesinin yay lmas ndan endifle eden l ml Arap ülkeleri de bu s rada Irak a ciddi miktarda parasal destek sa lam fllard r. Savafl s ras nda Irak içerdeki muhalif kesimlere karfl bir k y m bafllatm fl ve her türlü bask ya maruz b rakm flt r. Ülkedeki fiiilerin önde gelenlerini sözde gerekçelerle idam etmifl, fiiileri zorla orduya ve partiye alm fl, onlar kendi ç karlar do rultusunda çal flt rm flt r. Kürtlere ise daha büyük ac lar çektirmifl, onlar bir nevi soy-

119 4. Ünite - ran Devrimi ve Körfez Savafllar 113 k r ma u ratmaya çal flm flt r. Kürtlere karfl yürüttü ü kampanya s ras nda sadece Barzani ailesinden 8 bin civar nda insan öldürtmüfltür. Saddam Hüseyin y llar sonra bu eylemleri nedeniyle yarg lanacak ve idama mahkûm edilecektir. Savafl boyunca Suriye deki Nusayri ve Baas rejimi, benimsedi i Arapç l k ideolojisine ihanet ederek ran n yan nda yer alm flt r. ran destekleyen tek bir bölge ülkesi vard, o da Suriye. Nisan 1982 tarihinde ran n talebi üzerine Suriye, Irak petrollerini Akdeniz e tafl yan Kerkük-Banyas Petrol Boru Hatt n kapatm flt r. Suriye nin bu davran fl n n Irak a ayl k maliyeti yaklafl k 5 milyar dolar olmufltur. Ancak ran n galibiyetini kendi güvenlikleri bak m ndan tehlikeli gören Suudi Arabistan ve Kuveyt baflta olmak üzere Körfez ülkeleri, Irak a mali destekler vererek muhtemel bir mali çöküflten kurtarm flt r. Rivayetlere göre Irak, Körfez ülkelerinden y ll k yaklafl k 60 milyar dolar yard m almaktayd. ran silahlar n büyük ölçüde Çin, Libya ve Kuzey Kore gibi birkaç ülkeden karfl lamaya çal flm flt r. Özellikle ran a en fazla silah satan Kuzey Kore, ayn zamanda ran ile Komünist Blok ülkeleri aras nda arac l k yapm flt r. Irak ise Sovyetler Birli i, Fransa, ngiltere, Almanya, talya ve spanya gibi NATO ülkeleri, Brezilya, M s r ve Suudi Arabistan gibi çok say da ülkeden silah temin etme imkân na sahipti. Bat Bloku, Do u Bloku, Ba lant s zlar ve Araplar genel manada Irak a destek ç kt lar. Öncelikle Sovyetler Birli i savafl boyunca Irak a büyük yard mlarda bulunmufltur. Irak ordusunun kulland silahlar n önemli bir k sm Sovyetlerden al nmayd y l Ocak ay nda Irak, Sovyetler ile yeni bir silah antlaflmas daha imzalam flt r. Buna göre, Irak Sovyetlerden T-62 ile T-72 tanklar, M G-23 ile M G-25 savafl uçaklar, SS-21 ile SCUD-B füzeleri sat n alacakt y l na kadar bu antlaflma ba lam nda Sovyetler Irak a 800 T-72 tank ve onlarca savafl uça satm flt r. Irak n silah bak m ndan kaynak ülkelerinden biri de Fransa yd. Sadece y llar aras nda Irak a 5.6 milyar dolarl k helikopter, savafl uça ve tank gibi a r silahlar satm flt r y l nda ran birliklerinin cephedeki baflar lar ndan sonra ABD bile Irak ile iliflkilerini normallefltirerek onun lehine savafl n seyrine müdahale etmeye bafllam fl ve Irak a istihbarat ve ekonomik yard m nda bulunmufltur. Ayr ca hem bar flç l amaçlarla hem de savaflta kullan labilecek z rhl ambulanslar, a r kamyonlar ve endüstriyel teknoloji gibi yard mlarda da bulunmufltur. Zaman n ABD Baflkan Ronald Reagan ülkesinin, Irak n ran a yenilmesine müsaade etmeyece ini bildirmifltir. Savafl boyunca Körfez ülkeleri baflta olmak üzere çok say da devlet Irak a ciddi mali yard mlarda bulunmufltur. Suudi Arabistan 30 milyar dolardan daha fazla yard m yaparken Kuveyt ile Birleflik Arap Emirlikleri 8 er milyar Dolarl k maddi destek sa lam flt r. Savafl n Türkiye ye Etkisi ran-irak Savafl s ras nda Türkiye tarafs z kalm fl, iki tarafa da silah satmay reddetmifl, ancak iki ülkeye de sivil yard mlarda bulunmufltur. ABD taraf ndan ilan edilen ticaret ambargosunu uygulamam fl ve iki ülkeyle de ticaret yapmaya devam etmifltir. Savaflan iki taraf da ekonomik bak mdan Türkiye ye ba ml durumdayd, çünkü Türkiye iki ülkenin de Bat ya aç lan kap s ve tar m ürünlerinin kayna yd. Savafl n Türkiye üzerinde önemli etkileri olmufltur. Türkiye nin iki komflusu aras nda yaflanan bu y pratma bir taraftan Türkiye üzerinde olumsuz etkisi olurken bir taraftan da olumlu etkileri olmufltur. Bir genelleme yapmak gerekirse savafl n Türkiye ye siyasal olarak olumsuz, iktisadi olarak ise olumlu bir etkisi olmufltur.

120 114 Orta Do uda Siyaset Ekonomik olarak ciddi bir darbo azdan geçen ve savafl y llar nda kapsaml bir d - fla aç l m program bafllatan Türkiye, hem ran hem de Irak a ihracat n ciddi manada artt rm flt r. Daha önceleri komflular yla ciddi bir ticareti olmayan Türkiye, 1980 li y llar n, yani savafl n, ortalar nda d fl ticaretinin önemli bir yüzdesini bu ülkelerle yapar hâle gelmifltir. Türkiye nin bu ülkelere ihracat 1981 y l nda 220 milyon Dolardan 1985 y l nda 2 milyar Dolara ç km fl ve toplam ihracat n n %25 ini oluflturmufltur. Türkiye y llar aras nda Irak ta 2.5 milyar Dolarl k inflaat projesi gerçeklefltirmifltir. ki komflusunun savaflta olmas Türkiye bak m ndan bir güvenlik sorunu oluflturmufl; bunun neticesinde farkl aktörler Türkiye nin güvenli ine tehdit oluflturmaya bafllam fllar. Bunlardan en önemlisi Türkiye içinde bir güvenlik sorunu olan PKK nin bu iki ülke s n r nda ortaya ç kan bofllu u doldurarak oralardan Türkiye ye sald rmas d r. Bir di eriyle u rafl rken s n rlar ndaki güvenli i önemseyemeyen ran ile Irak s n r ndan s k s k sald r lar düzenlemifl; buna karfl da Türkiye de s n r ötesi harekat düzenlemek zorunda kalm flt r. Resim 4.8 Kuveyt i flgal Eden Irak Birlikleri K NC KÖRFEZ SAVAfiI ( ) kinci Körfez Savafl nda, Irak lideri Saddam Hüseyin 2 A ustos 1990 tarihinde beklenmedik bir flekilde büyük petrol rezervlerine sahip olan küçük Körfez ülkesi Kuveyt i iflgal etmifl ve Kuveyt i ülkesinin 19. vilayeti ilan etmifltir. Böylece tarihte ilk kez BM üyesi bir devlet baflka bir devlet taraf ndan tamamen iflgal ve ilhak edilmifltir. Irak ordusuna karfl ülkesini savunamayan Kuveyt Emiri fieyh Ahmed el-sabah ülkesini terk ederek Suudi Arabistan a kaçm flt r. flgal giriflimine küresel aktörlerin de tepki göstermesiyle t rmanmaya bafllayan krizde BM kararlar do rultusunda ve ABD nin öncülü ünde Kuveyt in iflgalden kurtar lmas amac yla Irak a müdahale düzenlenmifltir. Bu kriz ve savafl s ras nda yüz binlerce Kuveytli ve Irakl yerinden edilmifl ve küresel bir ekonomik sorun ortaya ç km flt r. Savaflan birliklerin say s ve kullan lan silahlar dikkate al nd nda kinci Körfez Savafl, kinci Dünya Savafl ndan sonra dünyada meydana gelen en önemli savafl olarak nitelendirilmektedir. Kaynak: (Ar, 2008: 559).

121 4. Ünite - ran Devrimi ve Körfez Savafllar 115 Savafl n Nedenleri kisi de Birinci Dünya Savafl sonras nda sömürgeci devletler taraf ndan kaderleri belirlenen iki ülke olan Irak ile Kuveyt aras ndaki sorunlar n tarihi oldukça eskiye dayanmaktad r. Nitekim Saddam Hüseyin in Kuveyt i iflgalinden önce de Irak n Kuveyt i ilhak giriflimleri olmufltu. Irak n Kuveyt i kendisine ba lama giriflimlerinden ilki 1930 larda Kral Gazi taraf ndan ikincisi ise Monarflinin devrilmesinin ard ndan General Kas m taraf ndan denenmifl; ancak bu giriflimler baflar s zl kla sonuçlanm flt. Irak, uzun zamand r Kuveyt in sömürge devletleri taraf ndan kopar lm fl ülkesinin 19. vilayeti oldu unu iddia etmektedir. Bölgedeki di er s - n rlarda oldu u gibi bu iki ülke aras ndaki s n rlar tam anlam yla belirlenmifl de de ildir. kinci Körfez Savafl n n çok farkl nedenleri bulunmaktad r. Bunlardan birincisi, Irak n Kuveyt ile yaflad sorunlard r. Öncelikle Irak uzun süredir Kuveyt üzerinde egemenlik iddias nda bulunmaktad r. ran la yapt uzun y prat c savafl s ras nda ekonomisi zay flayan Irak, savafl s ras nda kendisini destekleyen Kuveyt in verdi i borçlardan feragat etmesi talebinde bulunmufltur. Kuveyt Irak n hem borç silme hem de Arap ç karlar n n savunulmas karfl l nda yap lan masraflar tazmin etme taleplerine olumsuz cevap vermifltir. Ayr ca Kuveyt, Irak n Körfez e aç lmas n n ve rahat bir flekilde petrol ihracat yapabilmesinde önemli bir yer tutmaktad r. kinci olarak, Irak n ran la girdi i bölgesel rekabet Kuveyt in iflgal edilmesi iste ini ve ihtiyac n artt rm flt r. Saddam 8 y l boyunca ran la yapt y prat c savafltan oldukça yorgun ve herhangi bir kazanç elde edemeden ç km flt r. Bir y l sonra Humeyni nin ölümüyle birlikte ran daki slami rejim gücünü konsolide ederek rejimi oturtunca Irak n do u s n rlar nda de iflim yapma imkân kalmam flt r. Öte yandan, devrimci ran a karfl Arap dünyas n n hamili i üstlenme amac nda olan Irak Kuveyt i iflgal ederek bu amac n gerçeklefltirmek istemifltir. Arap- srail sorunundaki t kanma da Arap dünyas na liderlik etme ihtiyac n ortaya ç kard ndan srail sorununun do urdu u konjonktür de Irak n iflgal karar n etkilemifltir. Üçüncü neden, ran la yapt uzun y prat c savafl s ras nda Irak n ekonomik durumu çok kötüleflmiflti li y llardan ekonomik olarak çok iyi durumda bulunan Irak n, ran la yapt savafl n sonunda yaklafl k 70 milyar dolar d fl borcu bulunmaktayd. Kuveyt in petrol kuyular n, mali varl klar n ve yat r mlar n ele geçirerek ekonomik krizden ç kmak istemifltir. Dördüncü neden, Kuveyt in petrol politikas n n Irak a zarar verdi i iddias d r. Irak Yönetimine göre, Kuveyt Rumeyla petrol bölgesinden çok fazla ve haks zca petrol ç kard n ileri sürmekteydi. Kuveyt in üretim kotas n artt rarak da petrol fiyatlar n n artmas na engel oldu u düflünülmekteydi. Irak, taleplerini Arap Birli- i platformuna da tafl m flt r. Irak D fliflleri Bakan Tar k Aziz in 1990 Temmuz unda Kuveyt e ve Arap Birli i Genel Sekreteri ne verdi i rapora göre Körfez ülkelerinin y llar aras nda yapm fl oldu u afl r petrol üretimi petrolün varil fiyat n n düflmesine neden olmufl ve Irak bu dönemde 90 milyar dolarl k bir zarara u ram flt. Irak n di er Arap ülkelerini savunmak için ran la savafla girdi ini belirten rapor, bu nedenle savafl esnas nda Irak a verilen borçlar n silinmesini istemekteydi (Tibi, 1998: 168). Ayr ca spesifik olarak Kuveyt in, Irak a ait oldu u iddia edilen tart flmal el Rumeyla bölgesinde petrol üretiminde bulunarak Irak 2.4 milyar dolarl k zarara u ratt belirtilmekteydi. Bu nedenle Irak hem Kuveyt le tart flmal s n r bölgesini yeniden düzenlemeyi istemekte hem de Kuveyt in çal-

122 116 Orta Do uda Siyaset m fl oldu u petrol nedeniyle kendisine tazminat ödemesini istemekteydi. Ayr ca, OPEC in 1990 yaz nda petrol fiyatlar n n artt r lmamas karar n n arkas ndaki devletin Kuveyt oldu u iddias, ran la savafl n yüksek maliyeti karfl s nda sorun yaflayan Irak k zd rm flt r. Beflinci neden ise So uk Savafl n sona ermesiyle birlikte Arap dünyas nda ortaya ç kan demokratikleflme beklentisi Saddam endiflelendirmifltir. Özellikle ABD nin demokratikleflme sürecinde kendi aleyhine harekete geçe ini düflünerek Amerikan karfl t bir tav r tak nm flt r. Irak n Kuveyt i SIRA iflgal S ZDEnedenleri nelerdir? 4 Sonuç olarak Irak bölgesel liderli i gerçeklefltirmek için yaflad stratejik ve ekonomik açmazlar aflmak zorundayd. Irak n bu açmazlar aflmas için de bölgede yararlan labilecek en uygun ülke Kuveyt ti. S n r konusu, adalar n kiralanmak istenmesi gibi geri plan da bulunan konularda Kuveyt ten taleplerde bulu- nan Saddam yönetimi, Kuveyt in bu talepleri kabul etmesi hâlinde, ülkesinin ekonomik olarak k sa sürede toparlanaca n ve stratejik olarak da avantajl duruma geçece ini düflünmekteydi. Ancak Kuveyt in Ba dat yönetiminin taleplerini kabul etmemesi, Irak n strateji de ifltirmesine ve Kuveyt iflgal etmesine neden olmufltur (Tibi, 1998: 178). 31 Temmuz 1990 da Cidde de Suudi Arabistan ve M s r n ön- cülü ünde yap lan müzakerede Kuveyt in istenen tavizleri vermeyece inin anlafl lmas üzerine de Saddam Hüseyin yönetimi Kuveyt i iflgal etmifltir (Kostiner, AMAÇLARIMIZ 2009: 91-92). AMAÇLARIMIZ K T A P TELEV ZYON NTERNET Körfez Krizi ve Savafl K T A P Irak 2 A ustos 1990 da Kuveyt e girmifl ve birkaç saat süren küçük çapl direnifllerin ard ndan asker ve tanktan oluflan gücüyle k sa sürede bütün ülkeyi iflgal TELEV ZYON etmifltir. flgalin tamamlanmas n n hemen ard ndan Kuveytli Albay Hüseyin Ali yi kurdurdu u Geçici Özgür Kuveyt Hükümeti nin bafl na atayan Saddam, 8 A ustos ta Kuveyt i kendi topraklar na katt n ve 19. ili oldu unu ilan ederek Kuveyt in bafl na kuzeni ve Halepçe katliam ndaki rolü nedeniyle Kimyasal Ali lakab yla an lan NTERNET General Ali Hasan el Mecid i vali olarak atam flt r. Ancak Irak n bu ad m bölgesel ve küresel düzeyde büyük yank uyand rm fl ve tepkilere ra men Irak geri ad m atmam flt r (Moghaddam, 2006: 54). Uluslararas sistemin dönüflüm içinde oldu u bir dönemde gerçekleflen bu iflgal, gerek Orta Do u gerekse uluslararas politika aç s ndan önemli bir dönüm noktas olmufltur. Zira bölgesel olarak düflünüldü ünde daha önce Arap ülkeleri aras nda rekabet ve çat flmalar yaflansa da o ana kadar hiçbir Arap ülkesi bir di erini tamamen iflgal etmemiflti. Ancak bundan da önemlisi daha önce hiç bu kadar fazla Arap devleti, bir Arap devletine sald r lmas için koalisyona kat lmam flt. Nitekim Irak n Kuveyt i iflgalinin ard ndan Irak a müdahale etmek için oluflturulan BM çerçevesinde ve ABD öncülü ündeki uluslararas koalisyona destek veren ülkelerden 10 u Arap ülkesiydi (Edwards - Hinchcliffe, 2001, 95). Bu noktada Irak karfl t koalisyona destek veren ülkelerin ço unun daha iki-üç y l öncesine kadar ran karfl s nda Irak desteklemeleri, ifli daha ironik hâle getirmekteydi. Ayr ca Irak n k sa bir süre öncesine kadar yak n siyasi ve askerî bir iliflki içinde bulundu- u Sovyetler Birli i nin de Irak a müdahale karfl s nda sessiz kalmas ; hatta müdahale karar n desteklemesi de ilginçti.

123 4. Ünite - ran Devrimi ve Körfez Savafllar 117 Irak n Kuveyt i iflgalinin tan nmas, bölgesel ve küresel güvenlik yap lanmas n n mutlak bir flekilde Ba dat lehine de iflece i bir sürecin bafllamas na neden olacakt. Zira Irak kendince stratejik aç n kapatacak ve ekonomik s k nt lar n n da üstesinden gelecekti. Ancak Kuveyt in Irak a kat lmas yla beraber Ba dat, ayn zamanda dünya petrol piyasas nda oldukça belirleyici bir aktör haline gelecekti. Petrol rezervleri aç s ndan o dönemde dünyan n ikinci büyük rezervlerine sahip olan Irak n, Kuveyt teki rezervleri kendisine katmas, dünya petrol piyasas n n yaklafl k %20 sinin Ba dat n kontrolüne girmesi anlam na gelmekteydi (Finlan, 2003: 29). Bu durum ise o dönemde petrolünün önemli bir k sm n bölgeden karfl layan ABD ve Avrupa ülkelerinin Irak a ba ml hâle gelmeleri demekti. Ayr ca, kazanaca ekonomik gücü askerî kapasiteye dönüfltürmesi, askerî kapasitesi o dönemde dünyan n dördüncüsü olan Irak n önlenemez yükseliflini beraberinde getirebilecekti. Bu durumda Suudi Arabistan ve Körfezdeki di er devletler baflta olmak üzere, bölgedeki hiçbir ülke Irak karfl s nda kendisini güvenli hissedemezdi. Ancak iflgale karfl yap - lan müdahale, So uk Savafl n sona ermesiyle birlikte düflünüldü ünde bölgesel ve küresel güvenlik yap lanmas nda ciddi de iflikliklere sebep olmufltur. Petrol zengini Kuveyt in k sa bir süre içinde bölgenin en güçlü ülkelerinden biri taraf ndan iflgal edilmesi üzerine dönemin ABD Baflkan George H. Bush, Irak birliklerinin çekilmemesi durumunda askerî müdahale dâhil her türlü yapt r m yapabileceklerini ilan etmifltir. ABD nin d fl nda Rusya ve Çin de ABD ye destek ç karak Irak a birliklerini geri çekmesi ça r s nda bulunmufllar. Bölgeye gerçek bir devrim getirece i vaadiyle Kuveyt i iflgal eden Saddam bölge ülkelerini endifleye sevk etmifltir. En çok endiflelenen ülkelerin bafl nda srail küresel güçlerin derhâl duruma müdahale etmesini istemifltir. Fakat iflgalin uluslararas infiale yol açmas n n temel nedeni petrol olmufltur. Bu iflgalle birlikte bir taraftan petrol piyasas n n istikrar di er taraftan da bölgesel güç dengeleri Irak lehine bozulacakt. Bundan dolay zaman n ABD Baflkan George Bush, iflgalden sadece dört gün sonra bu iflgalin ABD bak m ndan y k c etkilere sahip oldu unu ve dünya istikrar n zedeleyece ini ilan etmifltir. Irak n gerçeklefltirdi i iflgal sonras nda oldukça yak n tehditler alg layan bölge ülkeleri, güç dengesini köklü bir flekilde de ifltirecek olan iflgale karfl kendi askerî kapasiteleriyle karfl koyamayacak durumdayd lar. Bu ba lamda bölge ülkelerinin y llard r yapm fl oldu u silahlanma faaliyetlerine ra men hemen hemen hiçbir ülke Irak la mücadele edecek kapasiteye sahip de ildi. Ancak iflgalin durdurulmamas durumundaysa alg lanan tehdit yak n bir gelecekte do rudan bu ülkelerin sonu olabilecekti. Ayn flekilde, küresel güçlerin iflgale karfl ç kmamas durumunda Irak n bölgede önlenemez yükselifli bafllayacak ve durum gelecekte çok daha maliyetli bir hâl alacakt. Bu noktada Irak karfl t tüm taraflar için tek ç kar yol, tehdidi önlemenin maliyeti artmadan ve olas kazançlar ortadan kalkmadan sürece müdahale etmek olmufltur. Bir anlamda ç karlar n uyumu fleklinde adland r labilecek olan bu politika, ABD nin inisiyatif üstlenmesi ile hayata geçirilmifltir. ABD Irak tan alg lanan tehdidin daha fazla büyümemesi için öncelikle önleyici baz önlemler alm flt r. flgalden dört gün sonra Suudi Arabistan a yerleflmeye bafllayan Amerikan güçleri, Saddam n Suudi Arabistan a olas bir sald r s n cayd rmay amaçlamaktayd (Schmidt, 2005: 306). Ancak ABD nin iflgale tek bafl na müdahale etmesi, sürecin kendisi için daha maliyetli olaca anlam na geldi inden, ABD öncelikle uluslararas bir koalisyon oluflturarak sürece müdahale etmeyi tercih etmifltir. Bu noktada So uk Savafl n sona ermekte oluflu BM nin meflru bir platform olarak bir koalisyon oluflturulmas n kolaylaflt rd söylenebilir. Nitekim BM Gü-

124 118 Orta Do uda Siyaset kinci Körfez Savafl n n tahribat, medyada daha ziyade gece görüfl sistemli kameralar n çekti i görüntülerle an msanmaktad r. Bununla birlikte, savafl sonucunda den fazlas sivil olmak üzere den fazla kifli yaflam n yitirmifltir. venlik Konseyi iflgalin arkas ndan ard ard na kararlar alm fl ve nihayetinde 29 Kas m 1990 da al nan 678 say l kararla Irak n iflgali sona erdirmemesi hâlinde güç kullan m na izin vermifltir (Ar, 2007: ). BM de iflgale müdahaleye yönelik meflru bir zemin yarat l rken ABD ayn dönemde müdahale için koalisyonu oluflturmaya bafllam flt r. ABD nin koalisyonu, biri Arap ülkeleri, di eri Güvenlik Konseyinin bafll ca üyeleri biri de Bat Bloku nun bafll ca üyelerini içermek üzere üç ayakl olarak oluflturmaya çal flt söylenebilir (Matthews, 1993: 60). Bu ayaklardan SSCB ve Çin in de dahil oldu- u Güvenlik Konseyi deste i, harekât n uluslararas alanda meflruiyetini sa lamaktayken Bat Bloku ülkeleri harekât n operasyonel deste ini, Arap ülkeleri ise hem meflruiyet hem operasyonel destek hem de lojistik deste i sa lamas için düflünülmüfltü. Sonuçta oluflturulan uluslararas koalisyona 10 u Arap ülkesi olmak üzere 37 ülke destek vermifltir (Schmidt, 2005: ). Koalisyona kat lan Arap ülkelerinden baflta Suudi Arabistan olmak üzere Katar, BAE, Umman, Bahreyn ve M s r ise topraklar n do rudan Amerikan askerlerine açm flt r (Pirinççi, 2010). Resim 4.9 kinci Körfez Savafl nda gece bombard man nda Irak uçaksavar atefli Kaynak: com/tagged/lektionen %20in%20finsternis Koalisyon haz rl klar n n tamamlanmas n n ard ndan etkileri günümüze kadar sürecek olan iflgale müdahale süreci bafllam flt r. 17 Ocak 1991 de bafllayan ve Irak içlerini de hedef alarak devam eden yo un hava sald r lar 38 gün sürmüfl ve günde ortalama sorti yapan koalisyon güçleri Irak a ton civar nda bomba atm flt r (Kostiner, 2009: 118). Bunun ard ndan Kuveyt teki Irak birliklerinin püskürtülmesi için de dört günlük kara harekât düzenlenmifl ve Irak n ateflkes talebiyle beraber savafl sona ermifltir (Tibi, 1998: 173). Sald r lar esnas nda Irak, cepheyi geniflleterek en az ndan koalisyonda yer alan Arap ülkeleri aras nda bir ikilem yaratmaya çal flm flt r. Bu ba lamda koalisyon sald r lar na karfl sahip oldu u askerî kapasitesiyle do ru orant l bir direnifl göstermeyen Irak, Suudi Arabistan a düzenledi i Scud sald r lar n n yan s ra srail e 40 a yak n, Bahreyn e ise üç Scud füzesi göndermifltir. Amac büyük ölçüde srail in misillemede bulunmas n sa layarak hem savafl n cephesini geniflletmek hem de Arap ülkeleri üzerinde bask yaparak kendi üzerindeki bask y hafifletmek olan Irak n bu politikas istedi i sonucu do urmam flt r (Cleveland-Bunton, 2009: 484). Ancak bu noktada Irak n kimyasal savafl bafll kullanma kapasitesine sahipken gönderdi i füzelerin tümüne konvansiyonel savafl bafll takm flt r (Mog-

125 4. Ünite - ran Devrimi ve Körfez Savafllar 119 haddam, 2006: 67). Bunun yan s ra Scud lar n oldukça baflar s z bir performans sergiledi ini belirtmek gerekir. Zira psikolojik etkileri bir tarafa b rak lacak olursa Irak n Suudi Arabistan ve srail e gönderdi i Scud lar n isabet oran ve yaratt fiziksel tahribat minimum düzeyde olmufltur. Bu ba lamda örne in Suudi Arabistan a düzenlenen Scud sald r lar nda en büyük kay p, Dahran daki Amerikan üssüne isabet eden füze sonucunda 28 askerin ölmesiyken; srail e düzenlenen füze sald r lar nda füzelerin do rudan neden oldu u kay p say s ikidir. srail in sald r lar n neden oldu unu belirtti i di er 72 ölüm ise büyük ölçüde sald r lar n dolayl bir sonucu olarak kalp krizi ve nefes darl ndan kaynaklanm flt r (Finlan, 2003: 53). Toparlamak gerekirse Irak n Kuveyt i iflgali ve bu iflgal sonucunda düzenlenen müdahale, s radan birer askeri veya tarihsel olay olmaktan ziyade, So uk Savafl sonras döneme etkilerini tafl yan ve özelde silahlanma giriflimleri ve güvenlik alg - lamalar genelde ise Orta Do u politikas aç s ndan bir dönüm noktas olarak düflünülmelidir. Silahlanma ve bölgesel güvenlik aç s ndan ele al nd nda müdahalenin, Irak n iflgalle birlikte do urdu u askerî tehdidin ortadan kalkt söylenebilir. Zira müdahaleden sonra So uk Savafl sonras dönemde Irak a uygulanacak olan yapt r mlar, silahlanma faaliyetlerini de kapsayacak ve hatta bu durum, 2003 teki Amerikan iflgalinin gerekçelerinden birisi olacakt r. Ayr ca Irak n bu denemesinden sonra bölge ülkelerinin güç elde etme yöntemleri içinde savafl ve iflgal stratejisine baflvurmalar oldukça zor hâle gelmifltir. Zira Irak örne i, güç maksimizasyonunun ve bölgesel liderli in iflgalle gerçeklefltirilmek istenmesi hâlinde, tehdit alg layan ülkelerin farkl ç karlara sahip olsalar da ortak hareket etmesine neden oldu unu göstermektedir. Nitekim bölge ülkeleri, kendi kapasiteleriyle mücadele edemeyecekleri Irak karfl s nda ABD ye lojistik destek sa lamak ve savafl n ekonomik maliyetini üstlenmek fleklinde destek olarak karfl laflt klar tehdidi bertaraf edebilmifllerdir. Savafl n Bölgesel ve Uluslararas Etkisi Savafl teknolojisindeki geliflmelerin vard son noktada savafltaki tahribat n ne kadar korkunç olabilece inin görüldü ü ve F-15, F-16 ve F-22 savafl uçaklar n n y k - c etkisi ve radara yakalanmayan ABD uça F-117 lerin gerçek manada test edildi- i Körfez Savafl n n farkl özellikleri göze çarpmaktad r. Fred Halliday a göre bu özelliklerden üçü savafl tarihi bak m ndan üç özelli i de bölgesel siyaset bak m ndan önem ve farkl l k arz etmektedir. Savafl tarihi bak m ndan ön plana ç kan ilk özellik, taraflar n savafltaki kay plar aras nda ciddi bir uçurum olmas d r. Irak taraf nda on binlerce asker ve sivil hayat n kaybederken koalisyon güçleri çok az say da (sadece birkaç düzine) kay p vermifltir. kinci olarak, savafl n bitifl flekli itibar yla farkl bir savafl olmufltur. Ba dat ele geçirme imkân na sahipken ABD Baflkan Bush, savafl sona erdirmifltir. Üçüncü olarak, bu savafl n belki de en dramatik özelli i çevresel bir felakete yol açmas d r. Körfez Savafl nda askerî amaçlar n d fl nda çevresel bir y k m yaflanm flt r. Bunun temel medeni Saddam n Kuveyt ten geri çekilirken petrol kuyular n atefle vermesidir. Bölgesel siyaset bak m ndan dikkat çeken ilk özelli i bu savafl n Araplar aras ilk savafl olmas d r. ki tarafta da Arap ordular savaflm flt r. kinci olarak Kuzey Afrika dakiler dâhil tüm Araplar n taraf oldu u ilk savaflt r. Üçüncü olarak da ABD ilk kez Orta Do u ya yönelik bu kadar genifl ölçekli bir müdahalede bulunmufltur.

126 120 Orta Do uda Siyaset Resim 4.10 Irak a Karfl Düzenlenen Çöl F rt nas Operasyonundan Bir Görüntü Kaynak: heronstheband.com/ 2010/02/23/top-fivebad-memories-partii/ Körfez Savafl n n ard ndan Bat n n teflvikiyle ve BM nin onay yla uygulamaya konulan uluslararas ambargo nedeniyle Irak halk ciddi bir sefalet içinde düflmüfltür. Özellikle yetersiz beslenme, ilaç s k nt s ve kötü yaflam flartlar dolay s yla, 10 y ll k bir süre içinde baflta çocuklar ve kad nlar olmak üzere, yüz binlerce Irakl hayat n kaybetmifltir. Ambargonun kalkmas için kendisinden istenen flartlar yerine getirmeyen, uluslararas kurallara ve kurumlara direnen ve küresel güçlere karfl direnmeye çal flan Saddam, ülkenin efsanevi kahraman olarak Arap dünyas n n liderli ine oynamaya çal flmaktayd. Savafl n ekonomik bak mdan da önemli sonuçlar olmufltur. Bir kere Körfez Krizi tüm dünyadaki petrol fiyatlar n etkilemifltir. Yukar da da aç kland gibi petrol fiyatlar savafl n nedenlerinden biriydi. Irak yüksek fiyatland rmadan yanayken Kuveyt, BAE ve Suudi Arabistan düflük fiyat politikas n tercih etmekteydiler. kinci olarak kriz, ABD ile ngiltere baflta olmak üzere Bat l ülkelerdeki bütçe aç na ve genel ekonomik durumlar na etkisi olmufltur. ABD nin zaten devasa miktardaki savafl bütçesi, di er müttefik ülkelerin de katk s yla ciddi bir art fl göstermemifl ve dolay s yla fazla zarar görmemifltir. Ancak hava yolu flirketlerinin kâr kayb ve turizm alan ndaki gerilemeler dolay s yla Bat l ülkelerin bütçelerinin uzun vadede olumsuz etkilendi i görülmüfltür. Üçüncü ekonomik etkisi de uluslararas ticari ve mali istikrara olmufltur. Uluslararas ticaretteki güven kayb nedeniyle dünyadaki makroekonomik dengeler olumsuz etkilenmifltir. Savafl n Türkiye ye Etkisi kinci Körfez Savafl n n Türkiye ye dolayl ve do rudan olumsuz etkileri olmufltur. Bu olumsuz etkiler en somut flekilde kendisini ekonomik alanda göstermifltir. Zira kinci Körfez Savafl, petrol fiyatlar, kara tafl mac l, müteahhitlik hizmetleri ve ihracat üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle Türkiye ekonomisinin önemli kay plara u ramas na sebep olmufltur. Körfez krizinin petrol fiyatlar üzerindeki etkileri daha çok Irak n Kuveyt i iflgal etti i 1990 y l n n ikinci yar s nda ve1991y l n n ilk aylar nda hissedilmifltir. Ham petrol varil fiyatlar, Körfez Krizi öncesi son üç ay ortalamas olan 15.9 dolardan 37.4 dolara kadar ç km flt r. Irak n Kuveyt i iflgalinden önceki ay olan Temmuz 1990 da 16 dolar olan bir varil ham petrolün fiyat, Kuveyt in iflgalinin ard ndan A ustos 1990 da yüzde 53 art flla 24.5 dolara yükselmifltir.

127 4. Ünite - ran Devrimi ve Körfez Savafllar 121 Bu ba lamda Savafl n Türkiye ekonomisine olumsuz etkisi dikkate al n rken, Irak n Savafl öncesi dönemde, Almanya n n ard ndan Türkiye nin ikinci büyük ticari partneri oldu u gerçe i göz ard edilmemelidir. Bu aç dan ekonomik anlamda Türkiye nin Orta Do u ya bakan kap s da Irak üzerinden aç lmaktayd. kinci Körfez Savafl ve ard ndan uygulanan ambargo ile Irak pazar da, Irak üzerinden Orta Do u ya aç lan kap lar da büyük ölçüde eski aktivitesini kaybetmifltir. Kerkük-Yumurtal k petrol boru hatt n n kapat lmas, bir yandan petrol ithalat n güçlefltirirken bir yandan da petrol ile tafl madan do an geliri ortadan kald rm fl, izleyen y llarda ise düflük seviyelere çekmifltir. Savafl n hemen ard ndan, Irak n dünya ile ba lant s n n büyük ölçüde kesilmesi, petrol gelirleri dolay s yla sat n alma gücü yüksek kamu kesimi bulunan Irak n müteahhitlik hizmetlerini kapsayan inflaat ve taahhüt faaliyetlerini de durdurmufltur. Müteahhitlik hizmetlerinde dünyan n önde gelen ülkelerinden olan Türkiye, bu en yak n pazar - n kaybetmifltir. Irak n Kuveyt i iflgali ve arkas ndan düzenlenen müdahale nedeniyle Türkiye nin u rad ekonomik kay p, rakamsal olarak ölçülebilmekteydi. Bununla beraber, söz konusu geliflmelerin insani ve güvenlik anlam nda oluflturdu u kay plar, rakamlarla ifade edilemez boyutta olmufltur. Zira Irak ta oluflan istikrars zl k ve otorite bofllu u, ayn zamanda Türkiye nin güvenlik politikalar n olumsuz etkilemifl ve Türkiye nin Savafl nedeniyle u rad s k nt lar 1990 l y llar boyunca etkisini göstermifltir. kinci Körfez Savafl n n Türkiye ye ne gibi etkileri olmufltur? ÜÇÜNCÜ KÖRFEZ SAVAfiI (IRAK IN figal VE SADDAM REJ M N N DEVR LMES ) Körfez Savafllar n n sonuncusu ve Basra Körfezi ndeki güç dengesinin günümüzdeki fleklini almas na yol açan son savafl, ABD ve öncülü ündeki koalisyon güçlerinin 2003 Mart nda Irak a sald rmas yla bafllayan savaflt r. Bu Savafl sonucunda Irak ta sadece Saddam Hüseyin yönetimi son bulmam fl, asl nda Irak n Birinci Dünya Savafl ndan itibaren süregelen iktidar yap s da de iflime u ram flt r. Ni- tekim gerek monarfli gerekse monarfli sonras dönemde Irak ta yönetici elitler, genellikle Sünni Arap kesimden geliyorken, özellikle Saddam Hüseyin döneminde Irak n ço unlu unu oluflturan fiii Araplar ve Kürt gruplar yönetimden izole edilmifllerdi. Savafl n Nedenleri 11 Eylül sald r lar ndan k sa bir süre sonra Saddam rejimini kitle K Timha A P silahlar n gelifltirmek ve uluslararas terörizme destek vermekle suçlayan Bush yönetimi, Güvenlik Konseyi üyelerini de Irak a askerî bir sald r ya onay veren yeni bir karar tasar s kabul etmeye zorlam flt. Ancak Amerikan önerilerine TELEV ZYON s cak bakmayan Çin, Rusya ve Fransa gibi ülkeler ABD yi tek tarafl ve periyodik olarak Irak bombalamakla suçlam fllard y l na gelindi inde Amerikan yönetimi ciddi bir ikilemle karfl karfl ya kalm flt. Washington, uluslararas meflruiyeti kalmayan yapt r mlar sürdürmek istemesine karfl n, birçok ülkenin Saddam la ifl birli i yapmas n n NTERNET önüne geçememekteydi Bu do rultuda Irak n 2003 teki iflgalinde öne sürülen gerekçelerin bafl nda, bu devletin kitle imha silahlar gelifltirdi i ve uluslararas terörizme destek verdi i id- 5 AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ K T A P TELEV ZYON NTERNET

128 122 Orta Do uda Siyaset dias gelmekteydi. Ancak, Irak n Kuveyt i iflgalinden ard ndan BM çerçevesinde uygulanan yapt r mlar, bu iflgalin sona ermesinin ard ndan sonland r lmam fl ve Irak a uygulanan yapt r mlarda Ba dat yönetiminin konvansiyonel ve kitle imha silah kapasitesinin tespiti ve imhas amac da önemli rol oynam flt. Dolay s yla bu iddia uluslararas kamuoyu taraf ndan ikna edici bulunmam flt. BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinden Fransa, Rusya ve Çin in yan s ra, geçici üyelerden Almanya ve Suriye Irak a karfl güç kullan lmas na kesinlikle karfl oldu unu aç klarken Meksika ve Kanada da güç kullan lmas na karfl olan ülkeler aras nda yer alm flt. Di er taraftan Güvenlik Konseyinin geçici üyelerinden olan Pakistan, Angola, Kamerun, Gine ve fiili karars zlar aras nda yer al rken, Bulgaristan, ABD ve ngiltere ile birlikte hareket etmeyi tercih etmiflti (Ayhan-Pirinççi, 2008). Avrupa ülkelerinden baflta spanya olmak üzere talya, Danimarka, Portekiz in yan s ra, eski Do u Blo u üyelerinden Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Arnavutluk, H rvatistan, Estonya, Letonya, Litvanya, Makedonya, Romanya, Slovakya ve Slovenya da ABD ve ngiltere nin yan nda yer almaktayd. Bununla beraber, Avrupa ülkelerinden Fransa, Almanya ve Belçika n n yan s ra, srail hariç tüm Orta Do u ve slam ülkelerinin karfl ç kt, Amerika n n tek tarafl güç kullanma iste ine Türkiye ve Endonezya da aç kça karfl ç kan ülkeler aras nda yer almaktayd fiubat nda yap lan ve 114 ülkenin kat ld Malezya n n baflkenti Kuala Lumpur da yap lan Ba lant s zlar zirve toplant s nda da Irak n 1441 say l karara uymas istenirken, ABD nin tek tarafl güç kullanmas na karfl ç k lm flt. Bütün bunlara ra men, ABD nin bölgeye sevk etti i asker say s h zla artmakta ve 2012 fiubat nda bölgedeki Amerikan birliklerinin say s i geçmiflti. Bu noktada ABD, uluslararas kamuoyunun ikna edilebilmesi için bu kez Saddam yönetiminin bask c ve anti-demokratik oldu unu ileri sürerek, Irak halk n n bu yönetimden kurtar lmas gerekti ini savunmaya bafllam flt r. Saddam rejiminin bask c bir yönetim oldu u bir gerçeklik olmakla birlikte rejimin anti-demokratik tutumlar n n yeni bir olgu olmad da bilinmekteydi. Di er bir ifadeyle Saddam yönetimi 1979 dan önce fiilen, 1979 dan itibaren de resmen yönetimde söz sahibi olarak çok say da insanl k d fl eyleme imza atm fl ancak bu durum, kinci Körfez Savafl nda bile Irak a sald r da bulunmak için vurgulanmam flt. Dolay s yla bu gerekçe de uluslararas kamuoyunu tam olarak ikna etmemiflti. Amerikan yönetiminin Irak ta Saddam devirmek ad na savafl planlar n masaya yat rmas ve bunun için giriflti i baflta dünya kamuoyu olmak üzere, Güvenlik Konseyi üyelerinden destek bulma çabas, tüm dünyada ciddi bir tart flman n bafllamas na yol açm flt fiubat nda BM içinde süren tart flmalarda, ABD ve ngiltere d fl ndaki üyelerin büyük bir k sm Irak a karfl düzenlenecek bir askerî müdahaleye kesinlikle karfl olduklar n aç klam fllard. Güvenlik Konseyinin 1441 say l karar çerçevesinde bafllayan UNMOVIC ve IAEA n n denetimlerinin ard ndan yap lan aç klamada ise Irak ta henüz kitle imha silahlar yla ilgili bir bulguya ulafl lmad n n ifade edilmesine ra men, Amerikan yönetimi daha sonraki y llarda yalanlanacak olan istihbarat bilgileri çerçevesinde Saddam n kitle imha silah üretti ini öne sürmüfltü. fiubat ay n n sonlar na do ru tüm dünya, ABD nin Türkiye ye asker konuflland rma ve Türkiye üzerinden Irak a karfl bir kuzey cephesi açma iste ine, Ankara n n nas l bir cevap verece ine kilitlenmiflti. Ecevit hükûmetinin iktidar Adalet ve Kalk nma Partisi ne b rakt bir dönemde, Türkiye nin savafl n bir cephesi olmas gündeme gelmiflti.

129 4. Ünite - ran Devrimi ve Körfez Savafllar 123 ABD nin BM nin bir müdahale karar olmadan Irak a sald raca n n beklendi i bir dönem olan 1 Mart 2003 te TBMM nin Amerikan birliklerinin Türkiye topraklar üzerinden Irak a sald rmas na izin vermemesi, Saddam rejiminde k sa süreli bir rahatlama yaratm flt. Ancak tüm bunlara ra men Mart ay n n ortalar na gelindi inde Washington un Saddam rejimini devirmeye kararl oldu u anlafl lm flt. Bu beklentiler, 17 Mart 2003 te ABD Baflkan George W. Bush un Ulusa Seslenifl konuflmas nda Saddam Hüseyin ve o ullar na ülkeyi terk etmeleri için 48 saat süre tan d - n aç klamas ve aksi takdirde kendi seçece i bir zamanda Saddam rejimine son vermek için bir askerî operasyonun bafllayaca n söylemesi ile kritik bir aflamaya kaym flt (Bush, 2003). Baflkan Bush un Saddam n yönetimi terk etmemesi durumunda Amerika n n bu ülkeye savafl açaca fleklindeki ültimatomunu vermesini takiben 20 Mart sabah bu ülkeye sald rma emri vermesi üzerine savafl süreci bafllam fl oldu. Savafl Süreci ABD ve ngiltere öncülü ünde 20 Mart 2003 sabah bafllat lan üçüncü Körfez Savafl na koalisyon güçleri taraf ndan Irak a Özgürlük Operasyonu ad verilmiflti. ABD nin askerle öncülük etti i savaflta ngiltere Avustralya ve Polonya 194 askerle kat lm fllard r. lerleyen dönemde 36 ülke daha Koalisyon güçlerinin yan nda yer alarak sürece dahil olmufllard r. Sald r lar n ilk gününde Irak televizyonu Saddam Hüseyin in ülkesinin zafer kazanaca n belirten bir konuflmas n yay mlam flt r. Ancak, Koalisyon güçleri karfl s nda güçlü bir direnifl gösteremeyen Irak ordusunun k sa sürede da lmas sonucu, Amerikan askerleri 9 Nisan 2003 te Ba dat a girerek Firdevs Meydan ndaki Saddam heykelini devirmifl ve 1 May s ta da Baflkan Bush, Irak taki savafl n bitti ini tüm dünyaya ilan etmifltir. Resim 4.11 Irak Eski Devlet Baflkan Saddam Hüseyin, Savafl n Bafl nda Irak Devlet Televizyonunda, 20 Mart Kaynak:http://shine yourlightshineyourl ight.blogspot.com/ 2012/01/9-nikeyears-of-warin-iraq.html Resim Nisan 2003 te Saddam Hüseyin in Ba dat ta Firdevs Meydan ndaki heykelinin devrilmesi. Kaynak: co.uk/commentisfree/ 2008/apr/09/ fallenheroes 2003 Savafl sadece sahada de il, medya alan nda da yo un bir flekilde yaflanm flt r. kinci Körfez Savafl nda savafl geliflmeleri, genellikle tek tarafl olarak uluslararas kamuoyuna aktar l rken 2003 te Irak Devlet Televizyonu nun yan s ra alternatif SIRA medya S ZDEorganlar n n devreye girmesi, savafl n bu cephede de sürmesine neden olmufltur. AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ K T A P K T A P TELEV ZYON TELEV ZYON

130 124 Orta Do uda Siyaset Resim 4.13 Irak eski Enformasyon Bakan Muhammed Said el Sahaf ve medya Kaynak: democracyreform. blogspot.com/ 2007/06/lessonfrom-cossacks.html ABD öncülü ündeki iflgal güçlerinin Saddam rejimini devirmesinin hemen ard ndan ilk yapt klar eylem, Irak ordusunu ve Baas Partisi ni feshetmek olmufltur. Ancak bu durum, Koalisyon güçlerini baflar ya yaklaflt rmak yerine yeni sorunlar n ortaya ç kmas na neden olmufltur. Zira, önceleri iflgal güçlerine karfl organize olmayan sald r lar gerçeklefltirilmekteyken bu sald r lar özellikle bu karar n ard ndan giderek organize bir hâl almaya bafllam flt r (Pirinççi, 2006: ). Örnek vermek gerekirse Amerikan güçlerine ve/veya yeni rejimin güvenlik güçlerine yönelik, 2003 yaz nda bir haftada gerçeklefltirilen sald r say s, ortalama olarak 100 ün alt ndayken; sald r lar 2003 sonunda ikiye katlanarak haftada 200 e ç km fl ve 2006 bafl na gelindi inde haftada 550 sald r ya ulaflm flt r yaz nda ise direniflçiler haftada ortalama 800 e yak n sald r gerçeklefltirmifltir (O Hanlon, 2008: 8) fiubat na kadar geçen zamanda Amerikan askerlerine düzenlenen sald r larda yaklafl k asker ile e yak n Irakl güvenlik görevlisi öldürülmüfl ve yaklafl k Amerikan askeri de yaralanm flt (O Hanlon, 2008: 16-18). Irakl lar n kay plar ise bu süreçte bir milyonun üzerine ç km flt. Koalisyon güçleri direnifli fliddet yoluyla sonland ramamalar üzerine Saddam rejiminin devrilmesinin ard ndan sistemden d fllanan Sünni Araplar yeni siyasal sisteme entegre etmek için çeflitli giriflimlerde bulunmufltur. Bu giriflimlere paralel olarak Koalisyon güçlerine karfl yap lan sald r lar giderek azalm flt r. Ayr ca Irak ta eski sistemin sona erdi ini göstermesi aç s ndan Saddam Hüseyin in Amerikan birliklerince 13 Aral k 2003 te yakalanmas önemlidir. Nitekim yakalanmas n n ard ndan iflledi i insanl a karfl suçlar nedeniyle yarg lanmaya bafllanan Saddam Hüseyin 5 Kas m 2006 da idama mahkum edilmifl ve cezas 30 Aral k 2006 da infaz edilmifltir. Irak ta aktif savafl n 1 May s 2003 te sona erdi i ilan edilse de bu ülkedeki Amerikan ve ngiliz güçleri Irak ta kalmaya devam etmifltir y l n n bafl nda Irak ta hâlâ yaklafl k Amerikan askeri bulunmaktayd. ngiltere, ülkedeki askerî birliklerini 30 Nisan 2009 dan itibaren çekmeye bafllam flt. ABD ise bir süre daha Irak ta kalmaya devam etmifl ve 18 Aral k 2011 de son Amerikan muharip birliklerinin Irak tan çekilmesiyle Üçüncü Körfez Savafl n n sona erdi i resmiyet kazanm flt r. Savafl n Sonuçlar Saddam n devrilmesinin ard ndan ABD taraf ndan Irak ta yeni yönetim oluflturma çal flmalar 2003 Temmuz unda belirgin bir aflamaya geldi. Irak taki tüm kesimleri temsil etme amac yla Koalisyon iflgal gücünün gözetiminde geçici bir yönetim konseyi oluflturma çal flmalar bafllat ld. ABD, Saddam sonras dönemde iflgal güçlerine muhalif olmayan fiii, Sünni ve Kürt gruplar n, Irak taki nüfuslar na göre oluflturulacak yeni idari yap da temsil edilece ini ilan etmesine karfl n gerçekte iktidar Sünni Araplardan alarak fiii Arap ve Kürt gruplara vermekteydi.

131 4. Ünite - ran Devrimi ve Körfez Savafllar 2003 Temmuz unda oluflturulan Irak Geçici Yönetim Konseyinin yan nda bir de yeni bir Kabine oluflturulmufltu. Baflkanl n 9 kifli aras nda dönüflümlü olarak hayata geçirilmesine karar verilen Irak Geçici Yönetim Konseyinin ilk baflkan n n fiii Dava Partisi sözcüsü brahim Caferi nin olmas kararlaflt r lm flt. Irak ta iflgalin ve Saddam rejiminin devrilmesinin ard ndan bir yandan da yeni bir anayasa yap m süreci bafllam flt r (Ayhan-Pirinççi, 2008) de Irak Devlet Baflkan Yard mc s, 1979 da ise Irak Devlet Baflkan olan Saddam Hüseyin, 2003 teki müdahale ve Ba dat n iflgalinden sonra yer alt na çekilmifltir. 13 Aral k 2003 te Amerikan güçlerince yakalanan Saddam Hüseyin, ifllemifl oldu u suçlar nedeniyle 30 Haziran 2004 te mahkeme karfl s na ç kar lm flt r. Yap lan yarg lama sonucunda 5 Kas m 2006 da idama mahkûm edilmifl ve 30 Aral k 2006 da da as larak idam edilmifltir. Saddam Hüseyin in o ullar Uday ve Kusay Hüseyin ise 22 Temmuz 2003 te AMAÇLARIMIZ Musul da bir eve AMAÇLARIMIZ düzenlenen operasyonda öldürülmüfllerdir. K T A P Haz rlanan anayasan n 15 Ekim 2005 te referanduma sunulmas ve kabul edilmesiyle Saddam sonras yeni bir dönem anayasal aç dan da TELEV ZYON bafllam flt r. Bu ba lamda 2005 Aral k nda gerçeklefltirilen Meclis seçimleri ile beraber Irak ta kal c bir NTERNET hükümet de kurulabilmifltir. 20 May s 2006 da kurulan ilk kal c Hükûmetin Baflbakanl n Nuri el-maliki yapm flt r. Bunun ard ndan, 2010 Oca nda yine Meclis seçimleri gerçeklefltirilmifltir. Ancak yeni Meclisin oluflmas ndan sonra hükûmet kurma konusunda siyasal bir uzlaflma sa lanamam flt r. Nihayetinde hükûmet kuramama konusunda bir rekor k r lm fl ve Maliki Baflbakanl ndaki ikinci hükûmet 22 Aral k 2010 da kurulmufltur. Savafl n Irak aç s ndan sonuçlar n toparlamak gerekirse savafl sonucunda Irak ta istikrarl bir yap kurulmas mümkün olamam flt r. Savafl sonras dönemde federal bir yap ya dönüfltürülen Irak ta iktidar n gücü çeflitli gruplar aras nda da t lmaya çal fl lm flt r. Her ne kadar üzerinde resmî bir anlaflma yap lmasa da mevcut Irak siyasal yap s nda Baflbakan fiii Arap, Cumhurbaflkan Kürt ve Meclis Baflkan Sünni Arap t r. Ancak bu bölüflüme ra men özellikle ülkedeki Amerikan askerlerinin çekilmesinin ard ndan mezhepsel temelli baz sorunlar n devam etti i görülmektedir. Savafl n sonuçlar bölge aç s ndan de erlendirildi inde Irak, Saddam döneminde ran n Körfez bölgesi ülkeleri üzerindeki tehdit alg lamas n azalt c bir tampon bölge olarak fonksiyon göstermekteydi. Bununla beraber Saddam Hüseyin in devrilmesi, nüfusunun ço unlu unu fiii Araplar n oluflturdu u Irak ta fiii gruplar n daha ön plana ç kmas na neden olmufltur. Böylece, ran dan tehdit alg layan bölge ülkeleri aç s ndan sadece ran önündeki bir bariyer kalkmam fl; ayn zamanda ran n bölgedeki etkisi, savafl öncesi döneme göre çok daha belirgin hâle gelmifltir. K T A P Resim 4.14 Saddam Hüseyin ve Çocuklar Uday (solda) ile TELEV ZYON Kusay (sa da) Kaynak: NTERNET co.uk/sol/homepage/ news/77451/.html Irak n iflgalinin ve Saddam rejiminin devrilmesinin bölge aç s ndan SIRA sonuçlar S ZDE nelerdir? 6

132 126 Orta Do uda Siyaset Savafl n Türkiye ye Etkisi Üçüncü Körfez Savafl n n Türkiye ye yönelik do rudan ve dolayl baz etkileri olmufltur. Do rudan etkiler ele al nd nda, s n r nda bir savafl yaflanan Türkiye, ekonomik aç dan olumsuz etkilenmifltir. Ancak Irak a uygulanan BM ambargosu nedeniyle ekonomik aç dan olumsuz etkiler, kinci Körfez Savafl nda oldu u kadar büyük olmam flt r. Siyasal istikrar ve güvenlik aç s ndan, Üçüncü Körfez Savafl Türkiye yi olumsuz etkilemifltir. Bu noktada ilk dönemde Irak n bölünme ihtimali, di- er bölge ülkeleri kadar Türkiye yi de kayg land rm fl ve Kerkük ün statüsü ve benzeri konularda gerek ABD gerekse Irakl baz gruplarla farkl tutum ve düflünceler ortaya ç km flt r. Üçüncü Körfez Savafl n n Türkiye ye yönelik dolayl etkisi, Savafl n bafllamas ndan önce yaflanan 1 Mart tezkeresi ile söz konusu olmufltur. Bir di er ifadeyle, Türkiye nin savafla müdahil olmamas, siyasal ve ekonomik istikrar n n da desteklemesiyle bütün Orta Do u da Türkiye nin imaj n olumlu etkilemifl ve prestijini artt rm flt r.

133 4. Ünite - ran Devrimi ve Körfez Savafllar 127 Özet A MAÇ 1 A MAÇ 2 A MAÇ 3 ran daki devrimin nedenlerini ve oluflan yeni siyasal yap y kavrayabilmek ran da devrim, sadece ulemalar taraf ndan de il, ö renciler, esnaf, milliyetçiler ve sol gruplar n da dahil oldu u halk n genifl kesimi taraf ndan desteklenmifltir. Devrimin nedenleri ele al nd nda, fiah yönetiminin Bat ile kurmufl oldu u yak n iliflkilerin halkta yaratt rahats zl k, baflta ekonomik alan olmak üzere kötü yönetim, temel hak ve özgürlüklerin fiah taraf ndan göz ard edilmesi gibi nedenler öne ç kmaktad r. ran da devrimle beraber oluflan yeni siyasal yap da fiiili e dayal bir dinî cumhuriyet rejimi kurulmufl, fleriat esaslar yla yönetilen bu yeni yap da Velayet-i Fakih ad verilen bir üst yap oluflturulmufltur. ran-irak Savafl n n neden ve sonuçlar n aç klayabilmek ran-irak Savafl n n ortaya ç k fl nda ran ve Irak aras nda dinsel farkl l klar taraf ndan beslenen tarihsel çat flma, iki ülke aras ndaki siyasal ve ideolojik farkl l klar Irak n, ran n devrim sonras nda zay flam fl oldu u düflüncesi, Saddam Hüseyin in Arap dünyas n n lideri olma hedefi, iki ülke aras nda yaflanan s n r sorunlar, iki ülkenin rakip ülkedeki muhalif hareketleri desteklemesi gibi nedenler öne ç kmaktad r. Savafl n sonuçlar düflünüldü ünde ise ne Irak ne de ran birbirlerine karfl net bir üstünlük elde etmifl; buna karfl l k her iki ülkede de ciddi bir insan kayb ve ekonomik tahribat yaflanm flt r. Savafl, bir anlamda Körfez ülkelerinin ran dan alg lam fl oldu u tehdidin bir süreli ine azalmas na yol açm flt r Irak n Kuveyt i iflgali hakk nda bilgi sahibi olmak Irak n Kuveyt i iflgalinde çeflitli nedenler rol oynam flt r. Bunlar aras nda Irak n Kuveyt üzerindeki tarihsel iddialar, Irak n bozulan ekonomisi ve Kuveyt e olan borçlar, Kuveyt in ran-irak Savafl s ras nda Ba dat yönetimini zarara u ratt iddialar ve Saddam n Kuveyt i iflgali karfl s nda ciddi bir tepki çekmeyece ini düflünmesi öne ç kmaktad r. A MAÇ 4 A MAÇ 5 kinci Körfez Krizinde Irak a düzenlenen müdahalenin nedenlerini ve sonuçlar n kavrayabilmek Kuveyt in iflgalinin kabul görmesi, Irak n sadece Orta Do u da de il, dünya petrol piyasas nda etkili bir güç olmas n beraberinde getirecekti. Ayr ca baflta Suudi Arabistan olmak üzere di er Körfez ülkeleri, Irak n kendilerini de iflgal edeceklerinden çekinmekteydi. Bu nedenle Irak n Kuveyt i iflgali, gerek bölgesel gerekse uluslararas ortamda büyük tepki görmüfltür. BM Güvenlik Konseyi harekete geçip ard ard na ald kararlarla bu iflgali tan mad n göstermifl ve nihayetinde Irak a karfl 1991 fiubat nda müdahalede bulunulmufltur. kinci Körfez Savafl sonucunda den fazlas sivil olmak üzere den fazla kifli yaflam n yitirmifltir. Irak a yönelik uygulanan yapt r mlar, Saddam Hüseyin in devrilmesine kadar devam etmifltir te Irak n iflgal edilmesinin nedenlerini ve sonuçlar n aç klayabilmek Irak n 2003 te iflgal edilmesinin nedenleri aras nda Saddam yönetiminin BM taraf ndan Irak a yönelik uygulanan yapt r mlara zaman zaman engellemesi, ABD nin 11 Eylül sald r lar ndan sonra daha agresif politikalar izlemesi, ispatlanamasa da ABD taraf ndan Irak n kitle imha silahlar üretme faaliyetleri içinde bulundu unun iddia edilmesi, Saddam yönetimin otoriter bir yönetim oldu u gibi iddialar bulunmaktad r. Ancak bu iddialar, uluslararas kamuoyunu iknada baflar l olmam fl ve ABD öncülü ünde gerçeklefltirilen müdahale, ciddi elefltirilere u ram flt r. Savafl n sonuçlar irdelendi inde, Saddam rejimi devrilerek son bulmufl, Irak ta üniter yap yerine federalizme dayanan kat l mc bir sistem oluflturulmaya çal fl lm fl, Irak kaynakl bölgesel istikrars zl k faktörleri ortaya ç km fl ve Körfez ülkelerinin ran dan alg lad tehdit artmaya bafllam flt r.

134 128 Orta Do uda Siyaset Kendimizi S nayal m 1. ran da 1979 da gerçeklefltirilen devrim sonucunda yönetimden uzaklaflt r lan kifli afla dakilerden hangisidir? a. Saddam Hüseyin b. fiah smail c. fiah R za Pehlevi d. Muhammed Musadd k e. Ayetullah Humeyni 2. ran da gerçeklefltirilen devrimden sonra yeni rejime karfl silahl mücadele bafllatan ve 1981 de bir karfl darbe girifliminde bulunan grup afla dakilerden hangisidir? a. Devrim muhaf zlar b. Besic güçleri c. Baas Partisi d. Pasdaran e. Halk n Mücahitleri 3. Afla dakilerden hangisinde Birinci Körfez Savafl n n savaflan taraflar bulunmaktad r? a. ran-irak b. ran- ABD c. Irak-Kuveyt d. Irak-ABD e. ran-kuveyt 4. Afla dakilerden hangisi ran-irak Savafl n n nedenleri aras nda yer almamaktad r? a. ki ülke aras nda var olan dinsel sorunlar b. ki ülke aras nda var olan s n r sorunlar c. ki ülke aras ndaki siyasal ve ideolojik farkl l klar d. ran n di er Körfez ülkelerini Irak a karfl k flk rtmas e. Irak n bölgesel liderlik hedefi 5. Körfez flbirli i Konseyi (K K) afla daki hangi geliflmeden sonra kurulmufltur? a. Irak n Kuveyt i iflgali b. ran-irak Savafl c. BM nin Irak a 1991 deki müdahalesi d. ABD öncülü ünde Irak a 2003 te düzenlenen müdahale e. ran slam devrimi 6. Afla dakilerden Irak n 2 A ustos 1990 da Kuveyt i iflgal etmesinin nedenlerinden birisi de ildir? a. Kuveyt in Irak a olan borçlar n ödememesi b. Irak n Kuveyt üzerindeki tarihsel iddialar c. Kuveyt in afl r petrol üretimi nedeniyle Irak zarara u ratt iddias d. Irak n Kuveyt i iflgaline ses ç kar lmayaca düflüncesi e. ran la süren sekiz y ll k savafl sonunda Irak ekonomisinde yaflanan kötü durum 7. Afla daki ülkelerden hangisi Irak a 2003 y l nda düzenlenen müdahaleye ilk aflamada askeri olarak kat lmam flt r? a. ABD b. Polonya c. ngiltere d. Almanya e. Avustralya 8. Irak a 2003 y l nda düzenlenen müdahale resmi olarak ne zaman sona ermifltir? a. Ba dat n iflgal edilmesiyle b. ABD Baflkan Bush un savafl n bitti ini duyurmas yla c. Son Amerikan muharip birliklerinin 18 Aral k 2011 de Irak tan çekilmesiyle d. Saddam Hüseyin in heykelinin devrilmesiyle e. Saddam Hüseyin in idam edilmesiyle 9. Afla daki ülkelerden hangisi Birinci, kinci ve Üçüncü Körfez Savafllar n n taraflar ndan birisidir? a. Irak b. ran c. Kuveyt d. Suudi Arabistan e. ABD 10. Afla daki savafllardan hangisinde kimyasal silah kullan lm flt r? a. Irak n Kuveyt i iflgali b. kinci Körfez Savafl c. Irak n Kuveyt i iflgali üzerine 1991 de yap lan müdahale d te Irak a yap lan müdahale e. ran-irak Savafl

135 4. Ünite - ran Devrimi ve Körfez Savafllar 129 Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 1. c Yan t n z yanl fl ise ran Devrimi konusunu yeniden gözden geçiriniz. 2. e Yan t n z yanl fl ise ran Devrimi konusunu yeniden gözden geçiriniz. 3. a Yan t n z yanl fl ise Birinci Körfez Savafl konusunu yeniden gözden geçiriniz. 4. d Yan t n z yanl fl ise Birinci Körfez Savafl konusunu yeniden gözden geçiriniz. 5. b Yan t n z yanl fl ise Birinci Körfez Savafl konusunu yeniden gözden geçiriniz. 6. a Yan t n z yanl fl ise kinci Körfez Savafl konusunu yeniden gözden geçiriniz. 7. d Yan t n z yanl fl ise Üçüncü Körfez Savafl konusunu yeniden gözden geçiriniz. 8. c Yan t n z yanl fl ise Üçüncü Körfez Savafl konusunu yeniden gözden geçiriniz. 9. a Yan t n z yanl fl ise Birinci Körfez Savafl konusunu yeniden gözden geçiriniz. 10. e Yan t n z yanl fl ise Birinci Körfez Savafl konusunu yeniden gözden geçiriniz. S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 ran da fiah yönetiminin devrilmesinin nedenleri, giderek a rlaflan ekonomik koflullar ve kötü yönetim, fiah yönetiminin Bat ile kurdu u yak n iliflkiler, temel hak ve özgürlüklerin fiah yönetimi taraf ndan göz ard edilmesi fleklindedir. S ra Sizde 2 ran devriminin Türkiye üzerindeki etkileri genelde olumsuz olmufltur. Zira ran yönetiminin Türkiye yi ötekilefltiren söylemi, bölgenin tek seküler rejime sahip olan Türkiye de tehdit alg lamalar n n artmas na neden olmufl, ran n devrim ihrac politikas çerçevesinde tak nd revizyonist söylem, Bat Bloku üyesi olan Türkiye taraf ndan destek bulmam fl ve bölgesel istikrar tehlikeye atan bir söylem olarak de erlendirilmifl ve ran n PKK ve di er baz silahl gruplara destek vermesi, Türkiye nin tehdit alg lamas n artt rm flt r. S ra Sizde 3 ran- rak Savafl n n nedenleri, iki ülke aras nda var olan dinsel sorunlar, rejimler aras ndaki siyasal ve ideolojik farkl l klar, iki ülkenin de bölgesel liderli e oynamas, iki ülke aras nda yaflanan s n r sorunlar, iki ülkenin de rakip ülkedeki muhalif hareketlere destek vermesidir. S ra Sizde 4 Irak n Kuveyt i iflgal etmesinin nedenleri, Irak n Kuveyt üzerindeki tarihsel iddialar, Kuveyt e olan borçlar n sildirmek istemesi ancak baflaramamas, bölgesel ve uluslararas ortam n Kuveyt in iflgaline uygun oldu- unu düflünmesi, Irak- ran Savafl nedeniyle yaflad ekonomik krizden ç kmak istemesi, Kuveyt in sekiz y ll k savafl boyunca afl r petrol üretiminde bulunarak kendisine zarar verdi ini iddia etmesidir. S ra Sizde 5 kinci Körfez Savafl n n Türkiye ye etkileri do rudan ve dolayl olarak olumsuz olmufltur. Olumsuz etkilerin bafl nda ekonomik boyut gelmektedir. BM Güvenlik Konseyi taraf ndan arka arkaya ç kan ambargo kararlar sonucunda Irak a uygulanmaya bafllanan kapsaml ekonomik ambargoya nedeniyle Türkiye-Irak ticari iliflkileri Kerkük-Yumurtal k petrol boru hatt dâhil olmak üzere durmufltur. Bunun yan s ra Irak üzerinden Orta Do- u pazar na ulaflan ticaret de durmufltur. Petrol fiyatlar n n artmas nedeniyle Türkiye ekonomik aç dan dolayl olarak zarara u ram flt r. Ekonomik kay plar n yan s ra savaflla beraber Irak n baz bölgelerinde oluflan otorite bofllu u nedeniyle de Türkiye do rudan ve dolayl olarak insani ve güvenlik meseleleri aç s ndan olumsuz etkilenmifltir. S ra Sizde 6 Irak ta Saddam rejiminin devrilmesi sonucunda gerek Irak gerek bölge aç s ndan baz istikrars zl klar oluflmufltur. Nitekim anti-demokratik bir yap ya sahip olan Saddam rejimi, bölge ülkeleri ve özellikle de Körfez ülkeleri taraf ndan ran karfl s nda bir tampon ülke olarak de erlendirilmekteydi. Sünni Arap iktidar yap s na dayanan Irak taki iktidar de iflikli i, k sa vadede olmasa da orta ve uzun vadede ran n bölge üzerindeki etkisinin artmas na neden olmufl ve bu durum da bölgedeki tehdit alg lamalar n artt rm flt r.

136 130 Orta Do uda Siyaset Yararlan lan Kaynaklar Ar, Tayyar. (2008), Geçmiflten Günümüze Orta Do- u: Siyaset, Savafl ve Diplomasi, 4.Bask, Bursa: MKM Yay nlar. Ar, Tayyar. Irak, ran, ABD ve Petrol, 2. Bask, stanbul: Alfa Yay nlar, Arshin. Adib-Moghaddam. (2006), The International Politics of the Persian Gulf: A Cultural Genealogy, Oxon: Routledge. Ayhan, Veysel- Pirinççi, Ferhat. (2008), Tarih Yeniden Yaz l rken: Saddam Hüseyin, Ankara, Platin Yay nlar. Bush, George W. (2003) Remarks by the President in Address to the Nation, 17 March 2003, html, (e.t ). Cleveland, William L. - Bunton, Martin. (2009), A History of the Modern Middle East, 4th Ed., Colorado: Westview Press. Finlan, Alastair. (2003), Essential Histories: The Gulf War 1991, Oxford: Osprey Publications. Kostiner, Joseph. (2009), Conflict and Cooperation in the Gulf Region, Wiesbaden: Verlag für Sozialwissenschaften. Matthews, Ken. (1993), The Gulf Conflict and International Relations, London: Routledge. Milton-Edwards, Beverley - Hinchcliffe, Peter. (2001), Conflicts in the Middle East since 1945, New York: Routledge. O Hanlon, Michael E.- Kamp, Nina. (2008) Iraq Index: Tracking Variables of Reconstruction & Security in Post-Saddam Iraq, The Brookings Institution, 28 January Pirinççi, Ferhat. (2006), Saddam Dönemi stihbarat ve Güvenlik Örgütlerinin Irak taki Sünni Direnifle Etkisi, Avrasya Dosyas : Terör, 2006, Cilt. 12, Say 3, ss Pirinççi, Ferhat. (2010), Silahlanma ve Savafl: Orta Do- u daki Silahlanma Giriflimlerinin Bölgesel ve Küresel Güvenli e Etkisi, Bursa: Dora Yay nlar. Schmidt, Donald A. (2005), The Folly of War: American Foreign Policy, , New York: Algora Publishing. Tibi, Bassam. (1998), Conflict and War in the Middle East: From Interstate Conflict to New Security, Second Edition, New York, St. Martin s Press, 1998.

137

138 5ORTA DO UDA S YASET Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; srail in do uflunu ve Filistin sorununun temellerini kavrayabilecek, Arap- srail savafllar hakk nda bilgi sahibi olacak, Camp David sonras n anlayabilecek, Oslo sonras nda Orta Do u da söz konusu olan bar fl sürecini aç klayabilecek, srail in Gazze sald r s sonras politikalar n ve Netanyahu dönemini çözümleyebileceksiniz. Anahtar Kavramlar Balfour Deklerasyonu 1948 Savafl Siyonizm 1967 Savafl 1973 Savafl Taksim Plan çindekiler Orta Do uda Siyaset Orta Do u da Bar fl Süreci G R fi SRA L N DO UfiU VE F L ST N NU ARAP- SRA L SAVAfiLARI CAMP DAV D SONRASI GEL fimeler OSLO SONRASINDA ORTA DO U DA BARIfi SÜREC GAZZE SALDIRISI SONRASI SÜREÇ VE NETANYAHU DÖNEM

139 Orta Do u da Bar fl Süreci G R fi Orta Do u ve bar fl kavramlar n n birbirine çok uzak kavramlar olarak görülmesinin birden çok nedeni var. Bunlar aras nda bölgenin do al zenginliklere sahip olmas ve bütün dinler için kutsal mekânlar n bu co rafyada bulunmas en baflta gelmektedir. Bölgenin dünya enerji rezervlerinin yaklafl k yar s n bulundurmas n n özellikle petrol ve do al gaz n gündelik hayatta artan önemine paralel olarak siyasi sorunlara yol açt söylenebilir. Tarihsel ve dinsel aç dan ise her üç dinin de do- ufl yerinin bu topraklar olmas, bölgeyi geçmiflten günümüze geleneksel ve modern imparatorluklar için üzerinde mücadele edilmeye de er bir alan hâline getirmifltir. Özellikle Filistin bölgesi ve kutsal yerin içinde yer ald Kudüs (özellikle do u Kudüs) bu anlamda merkezî bir öneme sahip bulunmaktad r. Bunlara ilave olarak bir de bölgenin Bat l ülkelerin deste iyle srail taraf ndan iflgal edilmifl olmas ve bunun sürdürülmeye çal fl lmas bölgede istikrar ve güveni eriflilmesi zor bir amaç hâline getirmektedir. Bütün bunlar n Osmanl Devleti nin bölgeden çekilmesinden sonra gerçekleflmesi ise bölgedeki güç bofllu unun, özellikle Müslüman ülkelerin görece zay f olmas n n yol açt sorunlar n k sa sürede giderilmesinin zorlu una iflaret etmektedir. SRA L N DO UfiU VE F L ST N NU Orta Do u daki çat flmalar n çözümünde kilit öneme sahip olan Filistin sorununun ortaya ç k fl Osmanl n n bölgeden çekilmesine varan süreçte ortaya ç kt n ve bir srail devletinin do mas na varan geliflmelerde yatt n öncelikle belirtmekte yarar var. Dolay s yla bu iki olgunun iç içe ve biri di eri olmadan aç klanamayaca n belirtmek gerekir. srail in kendi için mevcut sorunlar bir güvenlik sorunu gibi yans tmas n n da özü bu hikâyede gizlidir. Bilindi i gibi bugün srail i içine alan Filistin in Müslümanlar n egemenli ine girmesi ikinci Halife Hz. Ömer zaman nda yani 637 de söz konusu olmufltur. Bölge on birinci yüzy l n sonunda yaflanan Haçl Seferlerine kadar da Müslümanlar n denetiminde kalm flt r. Bölgenin tekrar Müslümanlar n denetimine girmesi Selahaddini Eyyübi nin 1187 de Haçl lar yenerek bölgeyi tekrar denetimine almas yla söz konusu olmufl; bu durum Eyyübilerden sonra Memlukler ve Osmanl lar zaman nda da devam etmifltir.

140 134 Orta Do uda Siyaset 1918 de kadar olan Filistin in nüfusunun i Arap ve i (% 8) Yahudi ydi de ise olan toplam nüfusun ü (%11) Yahudi ydi. ngiliz manda yönetiminin etkisiyle 1931 de olan toplam nüfus içinde Yahudiler a (%17) ç km fl buluyorlard. Bu miktar 1944 te olan toplam nüfus içinde e (%31) May s 1948 de ise, olan toplam nüfus içinde (% 31) Yahudi bulunmaktayd. Birinci Dünya Savafl esnas nda deste e ihtiyaç duyan ngiliz yönetiminin vaadlerini yeterli gören Mekke fierifi Hüseyin ile ngiliz Yüksek Komiseri McMahon aras nda 1916 Temmuz undan 1916 Mart na kadar devam eden mektuplaflmalarda istediklerini alamasalar da 1916 Haziran nda Osmanl ya karfl Arap ayaklanmas özellikle Hicaz-fiam hatt nda etkili olmufl ve savafl n bitimiyle beraber Yemen den dönen Osmanl askerlerinin a r zayiat vermesine yol açm flt r. Bununla beraber, Mekke fierifi Hüseyin in M s r, Irak, Kuzey Afrika ve Körfez bölgesindeki Müslümanlar ve Araplar üzerinde etkili oldu u söylenemez. ngilizler bir taraftan, fierif Hüseyin arac l yla Araplara birtak m vaadlerde bulunarak onlar Osmanl ya karfl ayaklanmaya k flk rt rken di er taraftan kendi aralar nda Osmanl topraklar n 1916 May s nda Fransa ile imzalad klar ve daha sonra ortaya ç kacak olan Sykes-Picot anlaflmas yla paylaflmaktayd lar. ngilizlerin bölgenin kaderini belirleyen as l giriflim yine Araplardan habersizce Yahudi ileri gelenleri arac l yla Filistin de bir Yahudi yurdunun kurulmas na verilecek güçlü destek vaadiydi. Dönemin ngiltere D fliflleri Bakan Arthur Balfour n ad yla bilinen Balfour Deklarasyonu, 1917 Kas m nda yani Rusya da Bolflevik devrimi (1917 Ekimi nde) dolay s yla yeni kurulan Sovyet yönetiminin savafltan çekildi ini aç klamas ndan hemen sonra gündeme gelmekteydi. (Ayr nt l bilgi için bkz. Tayyar Ar, Geçmiflten Günümüze Orta Do u-cilt-i, MKM Yay nlar 2012) 2 Kas m 1917'de D fliflleri Bakan Lord Arthur James Balfour'un ngiltere'deki Siyonist Teflkilatlar Federasyonu'nun Baflkan ngiliz Yahudi'si Baron Lionel Walter Rothschild'e göndermifl oldu u mektupta k saca flöyle denilmekteydi: Sayg de er Lord Rotschild, Majestelerinin hükûmeti, Filistin'de Yahudiler için bir milli yurt kurulmas n uygun karfl lamaktad r ve bu hedefin gerçeklefltirilmesini kolaylaflt rmak için elinden geleni yapacakt r. Filistin'deki mevcut Yahudi olmayan toplumlar n medeni ve dini haklar na ve baflka ülkelerde yaflayan Yahudilerin sahip olduklar hak ve politik statülerine zarar verecek hiçbir fleyin yap lmayaca aç kça anlafl lmal d r. Bu deklarasyonu Siyonist Federasyonu'nun bilgisine sunman zdan memnuniyet duyaca m. Sayg lar mla Arthur James Balfour. Balfour Deklarasyonu nun Filistin sorunu aç s ndan önemini aç klay n z. 1 Balfour Deklerasyonu nun içeri i bölgenin 1920 de ngiliz manda yönetimine girmesi ile uygulamaya konulmaya bafllam fl oluyordu. Ne var ki, Osman- l n n bölgeden çekildi i tarihte yani 1918 Mondros mütarekesine kadar Filistin de yaflayan Yahudilerin oran %8, kontrol ettikleri toprak parças ise sadece %2,5 dolay ndayd. ngiliz manda yönetiminin sonuna gelindi inde yani Taksim Plan n n BM Genel Kurulunda kabul edildi i tarih olan 29 Ka- s m 1947 de Yahudilerin toplam nüfusa oran %31, kontrol ettikleri toprak parças ise %6,5 SIRA dolay ndayd S ZDE (Said, 1985: 46). Araplar n manda yönetiminde yer almay kabul etmemelerinin de etkisiyle baflta Yahudi olan Herbert Samuel olmak üzere yönetim kademelerinde Yahudiler bulundu u hâlde Filistin e göçleri AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ K T A P K T A P TELEV ZYON TELEV ZYON

141 5. Ünite - Orta Do u da Bar fl Süreci teflvik etmek konusunda baflar l olmufllar fakat topraklar geniflletmek konusunda fazla baflar l olamam fllard. Göçlerin artmas nda kinci Dünya Savafl esnas nda söz konusu olan Yahudi Soyk r m da etkili olmufltur. ( Hadawi ve Lehn, 1985: 66) Sonuçta ngilizlerin manda yönetiminin söz konusu oldu u yaklafl k 27 y ll k dönemde yap lamayan Taksim Plan ad verilen ve tamamen ABD nin bask s yla kabul edilen BM Genel Kurul karar yla gerçekleflmifl oldu. Taksim Plan ve srail in Kuruluflu Yahudi terörünün gün geçtikçe artmas üzerine ngiltere, 1947 fiubat nda ald karar do rultusunda, Filistin sorununu 2 Nisan 1947 de BM ye havale etmifltir. 21 ve 22 Nisan 1947 de M s r, Irak, Suriye, Lübnan ve Suudi Arabistan Genel Sekreter den Filistin deki mandan n sona erdirilmesini ve ba ms zl n ilan n talep ettiyse de Arap teklifleri gündeme al nmad (Ataöv, 1970: 59). Bununla beraber, ngiltere nin iste i üzerine 28 Nisan 1947 de toplanan BM Genel Kurulu, 11 üyeden oluflan bir BM Filistin Özel Komitesi nin (UNSCOP) oluflturulmas n ve Komite nin 1 Eylül 1947 ye kadar çal flmas n tamamlayarak Genel Kurula rapor vermesini kararlaflt rm flt r. (Calvocoressi, 1996: ; Kürkçüo lu, 1972: 20) Komite ile görüflmeler s ras nda Yahudiler ve Dünya Siyonist Teflkilat lideri Weizmann, Filistin in taksimini isterken; Arap devletleri ba ms z bir Filistin devletinin kurulmas n istediler. Bu arada Filistin Komitesi nin çal flmalar esnas nda biri Ço unluk Plan di eri Az nl k Plan olarak bilinen iki görüfl ortaya ç kt. Komitede Çekoslovakya, Hollanda, sveç, Kanada, Guatemala, Peru ve Uruguay temsilcileri taraf ndan desteklenen Ço unluk Plan na göre, Filistin Arap Devleti, Yahudi Devleti ve Kudüs Bölgesi olmak üzere üç ayr bölgeye taksim edilmekteydi. Arap ve Yahudi devletleri 1 Eylül 1947 den itibaren iki y ll k bir geçifl döneminden sonra ba ms z olacaklard. Resim Araplar Birleflmifl Milletlere cevapland r lmas için baz sorular da sormufllard. Bunlar: BM nin bir Arap topra üstündeki tasarrufunun hukuken mümkün olup olmad, Filistin halk n n kendi gelece ini, Anayasas n n ve yönetim biçimini seçme hakk, Birinci Dünya Savafl s ras nda Araplara ba ms z bir Arap devleti kurma yönündeki vaadler, Balfour Deklerasyonu nun hukuki de eri, manda rejimi ilan edilirken hiçbir Arap devletinin Milletler Cemiyet üyesi olmamas nedeniyle Filistin deki ngiliz hâkimiyetinin hukuki niteli i ve BM nin alaca yeni bir karar n hukuki yorumu. (Ataöv, 1970: 59) 1947 BM Paylafl m Plan na Göre Filistin Kaynak: org/wiki/dosya: Filistin_BM_ Paylasim_Plani. jpg

142 136 Orta Do uda Siyaset S ORU lgili plana göre Araplara (Arap devletine) Filistin topraklar n n %42.8 i (yaklafl k mil2) verilirken, nüfusun %31 ini oluflturan ve o güne kadar ellerindeki manda yönetimine ra men Filistin topraklar n n %6.5 ini kontrol edebilmeyi baflarm fl olan Yahudilere (Yahudi devletine) ise %56.4 ü (yaklafl k mil2) verilmekteydi. Daha da önemlisi bu s n rlar içinde Yahudi devletinin toplam nüfusu olup bunun i Yahudilerden oluflurken i, Araplardan oluflacakt. Ancak k sa bir süre sonra söz konusu AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ Araplar bu topraklardan sürüleceklerdi. K T A P TELEV ZYON NTERNET fiekil 5.2 Arap devletinin K T A Pnüfusu ise Arap ve Yahudi olmak üzere toplam olacakt. Kudüs ün nüfusu da olacak ve bunun ini Yahudiler, 105,000 ini Araplar oluflturacakt. Hindistan, ran ve Yugoslavya taraf ndan teklif edilen TELEV ZYON Az nl k Plan ise Kudüs ün baflkent oldu u Arap ve Yahudi devletlerinden oluflan ba ms z bir Filistin Federal Devleti öngörmekteydi. BM Genel Kurulu, UNSCOP raporunu 15 Eylül de ele ald ve 23 Eylül de (Özel Komite raporunu incelemek üzere) bütün BM üyelerinin temsil edildi i genifl kat - NTERNET l ml bir ad hoc komite kurulmas kararlaflt r ld. Komite çal flmalar s ras nda ngiltere bir tav r ortaya koymazken Yahudiler yeterli bulmamakla beraber ço unluk plan n desteklemekte, Araplar ise bütün Filistin topraklar nda tek bir ba ms z Arap Devleti kurulmas n istemekteydi. Sovyet Rusya ve Amerika ise taksimi desteklemekteydi. Arap devletleri Amerika nezdinde giriflimlerde bulunarak onu vazgeçirmeye çal flt larsa da baflar l olamad lar. Kudus ve Mescid-i Aksa Truman n emirleri üzerine ABD delegasyonu Filistin in taksimi plan na resmen destek vermekteydi. Hatta Amerikan yönetimi daha da öteye geçmifl ve ifli di er uluslar n da taksimi desteklemeleri için bask yap lmas na kadar vard rm flt. Ad hoc komite baz de ifliklikler yapt Ço unluk Plan n 25 Kas m 1947 günü üyelerinin büyük bir oy ço unlu uyla kabul etmifl ve bir tavsiye karar olarak Genel Kurula sunmufltu Kas m tarihleri aras nda Ço unluk Plan n tart flan Genel Kurulda, sonunda 29 Kas m 1947 de yap lan oylama ile Ço unluk Plan 181 (II) A say l tavsiye karar olarak 13 ret ve 10 çekimser oya karfl l k 33 oyla kabul edilmiflti.

143 5. Ünite - Orta Do u da Bar fl Süreci 137 Asl nda hiçbir ba lay c l olmayan Genel Kurul kararlar n n ayn zamanda hiçbir yapt r m da yoktur ve Genel Kurul un görevi devlet kurmak da de ildir. Kald ki srail in sicili sonraki y llarda kendi aleyhine al nan Genel Kurul kararlar - n kabul etmemekle doludur. Buna ra men Genel Kurulun o güne kadarki bütün çabalar na ra men topra n ancak %65 ini ele geçirebilmifl olan ve nüfusun da üçte birini oluflturan Yahudiler lehine alm fl oldu u bir Arap ve bir Yahudi devleti kurulmas na iliflkin karar Menahem Begin in terörist örgütü Irgun (Irgun Zvei Leumi) ve Izak fiamir in komutas ndaki terörist bir güç olan LHI (Stern grubu) taraf ndan kabul edilmemifltir. Taksim Plan nedir, bu plan öncesi ve sonras nda Müslüman ve Yahudilerin sahip olduklar imkânlar nelerdir? 2 Genel Kurul karar n n hemen arkas ndan ngiltere askerî gücünü çekmeye bafllarken Araplarla Yahudiler aras ndaki çat flmalar da artm flt. Çat flmalar, 1 Ocak 1948 de ngiltere nin 15 May s 1948 de Filistin den çekilmifl olaca n aç klamas ile daha da t rmanm flt r. Yahudiler, toplu katliamlara varan boyutlarda flid- det kullanm fllar ve böylelikle de Araplar göçe zorlayarak topraklar boflaltmala- r n sa lam fllard r. ngiltere nin daha önce aç klad gibi Filistin deki manda yönetimi 14 May s gecesi saat te sona erdi. 14 May s günü Manda n n sona ermesinden birkaç saat önce Tel Aviv de toplanan Yahudi Ulusal Konseyi srail Devleti nin kuruldu- unu aç klad. ABD yeni devleti ilk tan yan ülke olurken SSCB AMAÇLARIMIZ de hemen onun arkas ndan srail i tan yan ülkeler aras nda yerini ald AMAÇLARIMIZ ARAP- SRA L SAVAfiLARI K T A P K T A P 1948 Savafl srail devletinin kuruldu unun aç klanmas yla beraber M s r, TELEV ZYON Suriye, Ürdün, Lübnan ve Irak kuvvetlerinin Filistin e girmeye bafllamas yla Birinci Arap- srail Savafl resmen bafllam fl oldu. Savafl sonunda srail, Filistin topraklar n n %78 ini (yani Gazze ve Bat fieria hariç) ele geçirmifl bulunuyordu. Maalesef bu savafl her ne kadar Bat n n ve Amerika Birleflik Devletleri nin deste iyle BM eliyle oluflturulmufl NTERNET bir yap n n provoke etmesiyle bafllam fl olsa da Araplar n sald r s yla bafllad için sonuçlar asla sorgulanmam fl ve zaten gayrimeflru bir yolla elde edilmifl topraklar n %78 e ulaflmas meflru bir hak olarak görülmüfltür. Güvenlik Konseyinin 19 Ekim 1948 tarihli ateflkes ça r s n n taraflarca 22 Ekim de kabul edildi inin aç klanmas na karfl l k çat flmalar durmad. Öte yandan BM Genel Kurulu 11 Aral k 1948 de kabul etti i 194 (III) say l kararla ABD, Fransa ve Türkiye temsilcilerinden oluflacak bir Filistin Uzlaflt rma Komisyonu kurulmas na karar verdi. Karar n di er hükümlerine göre Kudüs, güneyde Bethlehem i (Beytüllahim) içine alacak flekilde s n rlar çok genifl tutularak ayr bir varl k olarak (corpus separatum) askersiz hâle getirilmekte ve BM gözetimine b rak lmaktayd. Karar n üçüncü önemli unsuru mültecilere iliflkindi. Buna göre komflular ile bar fl içinde yaflamak isteyen mültecilerin evlerine dönmelerinin sa lanmas ve dönmek istemeyenlere ise tazminat ödenmesi öngörülmekteydi. Bu arada yaklafl k ile dolay nda Filistinlinin yurtlar n terk ederek mülteci durumuna düfltü ü 1948 Savafl, Gazze nin srail ve M s r taraf ndan; Filistin in Araplara b rak lan k sm n n ise srail ile Ürdün aras nda paylafl lmas yla so- TELEV ZYON NTERNET

144 138 Orta Do uda Siyaset S ORU na ermekteydi. Bunlardan Gazze, M s r taraf ndan ilhak edilmezken srail ve Ürdün, iflgal ettikleri bölgeleri ilhak etmekteydiler (Chomsky, 1993: 126). Mütareke Anlaflmalar sonunda Yahudiler, BM nin 1947 tarihli taksim karar yla kendilerine b rak lan yaklafl k mil2 lik topra mil2 ye ç kararak Filistin topraklar n n yaklafl k %78 ini ele geçirmifl oldular. Topraklar srail taraf ndan iflgal edilen yüz binlerce Filistinli ise mülteci durumuna düflmekteydi Savafl n n SIRA sonuçlar n S ZDE aç klay n z? 1956 Süveyfl Krizi / srail in M s r a Sald r 1967 Savafl na kadar Orta Do u da en önemli geliflme 1952 de M s r da darbeyle monarfliye son verilmesinin ard ndan 1954 te bütün denetimi ele geçiren Nâs r n darbenin y l dönümü olan 26 Temmuz 1956 da Süveyfl Kanal fiirketini millîlefltirdi ini aç klamas olmufltur. Asvan Baraj projesinin finansman için gerekli olan 1.3 milyar dolar n yaklafl k 400 milyon dolarl k k sm n n ABD ve Dünya Bankas taraf ndan finanse edilecek olmas na karfl l k Nâs r n ba lant s zl k politikas na kaymas, Do u Bloku yla yak n bir iliflki içinde olmas, 1955 Eylül ünde yap lan bir anlaflmayla Çekoslovakya dan silah sat n almas ve 1956 May s nda Çin i tan mas dolay s yla 19 Temmuz da ngiltere 20 Temmuz da ABD yapt klar aç klamada Asvan Baraj projesinin mevcut flartlar alt nda finansman n n mümkün olmad n belirtmifllerdir. Bu geliflme üzerine Nâs r, baraj n inflas için gerekli finansman sa lamak amac yla uluslararas krize yol açan K Kanal T A fiirketini P millîlefltirme yoluna gitmifltir Ekim ine kadar söz konusu uluslararas giriflimlerden bir sonuç al nmamas üzerine srail, Fransa ve ngiltere 29 Ekim den itibaren baflta Kanal bölgesi olmak üzere M s r n önemli noktalar n iflgal TELEV ZYON ettiler. Ancak Sovyetler Birli i nin oldukça sert tepki göstermesi üzerine bu devletin bölgede politik bir üstünlük elde etmesinden çekinen ABD nin ngiltere ve Fransa ya bask yapmas üzerine bu devletler BM kararlar na uyarak 6 Kas m da güçlerini iflgal ettikleri bölgelerden çektiler. Savafltan askerî anlamda baflar s zl kla NTERNET ç kmas na ra men Nâs r, tüm Arap dünyas nda büyük bir prestij elde etmiflti. Di er yandan savafltan dolay may nlar ve batan gemiler nedeniyle ulafl ma kapanan Süveyfl Kanal temizlenerek 10 Nisan 1957 de tekrar trafi e aç lm flt r. AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ K T A P 3 BM N N 242 SAYILI KARARI: TELEV ZYON 1. Paragrafta a) srail in son savaflta iflgal etti i topraklardan çekilmesi; b) savafl durumuna son verilmesi, bölgedeki her devletin NTERNET egemenlik, toprak bütünlü ü ve siyasi ba ms zl ile kuvvet tehdidinden uzak olarak güvenlikli ve tan nm fl s n rlar içinde bar fl hâlinde yaflama hakk n n tan nmas, 2. Paragrafta, uluslararas su yollar nda seyrüsefer serbestîsinin garanti alt na al nmas, mülteciler meselesinin adil bir çözüme kavuflturulmas, gayriaskerî bölgeler ihdas suretiyle bölgedeki her devletin toprak bütünlü ü ve siyasi ba ms zl n n garanti alt na al nmas ihtiyac vurgulanmaktayd. 3. Paragrafta ise Genel Sekreterden bu karar n ilkelerine uygun bar flç ve kabul edilmifl bir çözümün gerçeklefltirilmesinde taraflarla gerekli temaslar yapmak üzere bir özel temsilci tayin etmesi isteniyordu Savafl / 6 Gün Savafl srail in 5 Haziran 1967 de saat 7:45 teki sald r s yla bafllayan ve Alt Gün Savafl olarak bilinen savafl M s r taraf ndan fark edildi inde saatler 10:35 i göstermekteydi. M s r n hava gücü daha henüz yerde iken etkisiz hâle getirilmifl ve devre d fl b rak lm flt. Bundan sonra söz konusu olacak olan bir kara harekât bir hava savunmas ndan yoksun ve srail sald r lar na karfl korumas z hâlde yürütülecekti. Bu da özellikle Sina gibi co rafik konumu dolay s yla savunma imkânlar n n daha k s tl oldu u bir bölgede yürütülen savaflta M s r askerî kuvvetlerinin a r kay plar vererek geri çekilmesini beraberinde getirecekti. Daha ilk saatlerde M s r hava kuvvetlerinin bu denli a r kay plar verdi inden Suriye, Irak ve Ürdün ün haberi yoktu. Hatta Nâs r n kendisinin bile saatler sonra haberi olmufltu (Tibi, 1993: 69). Hem ilk hava sald r s n gerçeklefltirirken hem de srail e yap lacak olas bir sald r y cayd rmak amac yla ngiliz ve Amerikan güçleri srail aç klar nda bekletilerek bu ülkenin rahatça bütün hava ve kara gücünü sald r amac yla kullanmas na olanak sa lanm flt.

145 5. Ünite - Orta Do u da Bar fl Süreci 139 Nitekim savafl n daha ilk gününde M s r n 360 uça ndan yaklafl k 300 ü, ayr - ca Suriye nin 50 ve Ürdün ün 20 uça daha yerde iken imha edilmiflti. srail in sald r s yla bafllayan 1967 Savafl n n önceden yap lm fl bir plan uyar nca yürütüldü ü ortadayd. Birkaç gün içinde yani 10 Haziran a gelindi inde Sina, Bat fieria ve Golan Tepeleri srail in eline geçmifltir ( Ataöv, 1973: 73; Calvocoressi, 1996: 27-28). Savafl n daha ilk gününde Arap güçlerinin %80 ini etkisiz hâle getiren srail, savafl sonunda Ürdün ün elindeki Bat fieria ve Do u Kudüs ü, Suriye ye ait olan Golan Tepeleri ni ve M s r a ait olan Gazze bölgesi ve Sina yar madas n iflgal etmiflti. srail böylece 1947 deki Genel Kurulun taksim karar yla kendine b rak lan topraklar 1967 de afla yukar dört kat na ç karm fl oluyordu. Ayr ca srail in güvenli ine en büyük tehdidi oluflturan M s r ordusu, bu karfl laflmada askerî kapasitesinin % 80 ini kaybetmiflti srail Topraklar Filistin Topraklar 1947 Birleflmifl Milletler Plan srail Topraklar Filistin Topraklar fiekil Filistin de srail in (Yahudilerin) flgal ve Genifllemesi srail Topraklar Filistin Topraklar srail Topraklar Filistin Topraklar Kaynak: meydan.com/pano/ 24-yil-once-bugunfilistin-inbagimsizligi-ilanedilmisti-banuavar-t33100.html F L ST N SRA L SRA L SRA L 1967 Savafl, Arap- srail sorununu daha da karmafl k hâle getirmifltir. Savafl öncesinde sadece srail in nihai s n rlar n n tespiti ve mülteciler sorunu üzerinde durulurken art k komflusu olan Arap topraklar n n büyük bir k sm n ele geçirmifl bir srail söz konusuydu. fiimdi tüm bunlar n geri verilmesi, Kudüs ün Statüsü, Bat fieria n n durumu ve yeni ilavelerle 1,5 milyona varan ve say lar giderek artan mülteci sorunu çözüm bekleyen sorunlar aras nda yer almaktayd sonras nda uluslararas bir sorun hâline gelen Orta Do u sorunuyla bundan sonra ABD ve SSCB baflta olmak üzere bölge d fl güçler daha fazla ilgilenmek durumunda kalacaklard öncesinde baflta M s r ve onun lideri olan Nâs r aç s ndan bir numaral sorun olan kendi topraklar nda zorla yapay bir flekilde oluflturulan srail in varl sorunu farkl bir niteli e kavuflmufltu. O güne kadar Arap literatüründe yer verilmek bile istenmeyen ve geçici bir olgu olarak görülen srail kavram n n art k bir realite oldu unun kabul edilmesi söz konusu olmufltu. Bundan sonra hem Nâs r hem de Nâs r dan sonraki M s rl siyaset adamlar n n ana gündemini srail e kapt r lan M s r topraklar n n geri al nmas oluflturacakt. (Karsh, 1994: 33-34)

146 140 Orta Do uda Siyaset 4 Birleflmifl Milletlerin 22 Kas m 1967 tarihli ve 242 say l karar da srail in iflgal etti i topraklardan, bu arada M s r a ait Sina Yar madas ndan, Gazze den, Bat fieria dan, Golan dan ve Do u Kudüs ten çekilmesini ve mültecilerin yurtlar na geri dönmelerini öngörüyordu. Ancak srail bu ve bundan sonraki BM kararlar na uymayaca n bir çok defa tekrar etmifltir. Karar, büyük devletler aras nda var lan bir uzlaflmayla al nm flt. Ancak savafltan sonra yine ABD, srail in güvenli inden sorumlu devlet olma konumunu sürdürürken ngiltere nin 1956 da kaybolan prestijini kazanmas kolay gözükmüyordu. Fransa ise bölgedeki petrole ba ml olmamakla beraber politik geliflmelerdeki esnekli ini korumak ve prestijini yeniden kazanmak istiyordu. Di er taraftan Sovyetler Birli i nin 1956 dan itibaren bölgedeki artmaya bafllayan etkisi, bu olay n etkisiyle daha belirgin hâle gelmifl ve Moskova Orta Do u politikas n n temel bir unsuru olmufltur Savafl n n SIRA bölgedeki S ZDE toprak ve mülteci sorunlar na ne gibi etkileri olmufltur? 1973 Ekim Savafl Suriye ve M s r n ortaklafla kararlaflt rd klar bir savafl plan uyar nca 6 Ekim günü saat te biri Suriye cephesinde di eri Sina cephesinde olmak üzere iki cephede bafllat lan bir sürpriz sald r ile 1973 Ekim Savafl bafllam flt r. Savafl n ilk dört gü- nü yani 10 Ekim e kadar güneyde M s r Sina n n do usuna zorlanmadan geçer ve Bar Lev Hatt na kadar olan toprak parças n kontrol alt na al rken kuzeyde Suriye de 1967 de kaybetti i topraklar geri ald gibi daha da ileriye geçmifl ve her iki cephede srail e a r kay plar verdirilmiflti. Daha ilk gün M s r Kanal n do usuna asker geçirirken sadece 200 asker kaybetmiflti. Asl nda bu ilk göstergelere bak ld nda M s r, srail karfl s nda flafl rt c bir baflar göstermiflti. Ayr ca M s r n AMAÇLARIMIZ amac daha ileriye gitmekten ziyade belli bir hatta durarak srail i bar fla zorlamakt. Kanal n AMAÇLARIMIZ do usuna geçerek 13 km lik bir hat boyunca s n rl bir bölgeyi deneti- mi alt na alarak burada durumunu sa lamlaflt rmay düflünen M s r, bir k s m topraklar n geri K al nmas n T A P kendi prestiji için de yeterli görmekte ve uluslararas dip- K T A P lomasinin harekete geçmesini bekleyerek daha ileri gitmeyi gerekli görmemekteydi. Suriye nin amac M s r nkinden farkl olmufl 1967 de kaybetti i bütün topraklar geri almay TELEV ZYON amaçlam fl ve bu hedefine de ulaflm flt. srail in 8 Ekim de kuzeyde TELEV ZYON Suriye nin ilerlemesini durdurmas üzerine geliflmeler hiç de M s r n düflündü ü gibi olmam fl ve M s r n bu politikas ndan dolay da zaman kazanan srail kuvvetleri 10 Ekim den itibaren toparlanarak önce kuzey cephesinde dengeyi sa lam fl, NTERNET a r kay plar NTERNET vermesine karfl l k 11 Ekim de hava üstünlü ünü tekrar ele geçirmesiyle beraber ayn gün karadan ilerleyerek Golan alm fl, Hermon da n aflarak fiam n 20 km yak nlar na kadar gelmifltir. 13 Ekim de M s r cephesine dönen General Ariel fiaron komutas ndaki srail kuvvetleri 16 Ekim den itibaren Sina n n kuzeyinden Süveyfl in bat yakas na geçmeyi baflararak güneye yönelmifl ve M s r III. Ordusunu kuflatma alt na alarak Kahire yle ba lant s n kesmifltir. ( Cleveland; 1994: 337; Diller ve Moore, 1994: 32-33) Di er taraftan, 10 Ekim de Irak, 13 Ekim de ise Ürdün ve Suudi Arabistan savafla kat ld klar n aç klam fllarsa da bunlar n savafla girmeleri savafltaki cephe durumunda Araplar lehine bir de ifliklik yapmam flt r. Nitekim 14 Ekim den itibaren ABD nin aç kça srail e yard m etmesiyle savafl n dengesi srail lehine de iflmifl ve 22 Ekim de BM nin ateflkes karar n n kabul edilmesiyle sona eren savafl bafllad yerde bitmiflti. Savafl esnas nda en önem-

147 5. Ünite - Orta Do u da Bar fl Süreci li karar OAPEC ülkeleri taraf ndan 16/17 Ekim 1973 te al nan ambargo karar olmufltur. Amabargoyla paralel olarak petrol faiyatlar nda da art fla gidilmifl ve k - sa sürede petrol fiyatlar 2-3 dolardan 16 dolara kadar ç km flt r. BM Güvenlik Konseyi nin 338 say l karar, taraflar n bulunduklar yerde derhal atefli kesmelerini ve ateflkesi müteakip taraflar n 242 say l karar bütün unsurlar ile uygulamalar n, ayr ca uygun arac lar vas tas yla taraflar aras nda Orta Do u da SIRA kal c S ZDE ve adil bir bar fl n tesisi için müzakerelerin bafllamas n öngörmekteydi. 141 S ORU D KKAT Sovyet deste inin iflgal edilen topraklar n kurtarmak için AMAÇLARIMIZ yeterli olmad n gören M s r Cumhurbaflkan Enver Sedat, bundan sonra yüzünü Washington a çevir- AMAÇLARIMIZ mifltir. Kissenger n giriflimleriyle 1974/1975 ay rma anlaflmalar yla bafllayan bu yeni süreç 1978 Eylül ünde Camp David Çerçeve Anlaflmas n n ve K 1979 T A Mart nda P M - K T A P s r- srail Bar fl Antlaflmas n n imzalanmas yla doru a ulaflm flt r. CAMP DAV D SONRASI GEL fimeler TELEV ZYON Camp David Anlaflmas yla, 1967 de srail e kapt rd topraklar n (Sina y ) geri almay garanti eden M s r, bu defa Arap dünyas n n tepkisiyle karfl laflm flt r. Özellikle 1979 Mart nda M s r ile srail aras nda diplomatik iliflkilerin kurulmas n ve srail in Sina dan 1982 ye kadar aflamal bir flekilde çekilmesini öngören bar fl antlafl- NTERNET mas n n imzalanmas üzerine M s r n Arap Birli ine üyeli i ask ya al nm fl ve Arap Birli i nin merkezi Kahire den Tunus a tafl nm flt r. fiekil 5.4 TELEV ZYON NTERNET Camp David (1978): M s r Cumhurbaflkan Enver Sedat (solda), ABD Baflkan Jimmy Carter (ortada) ve srail Baflbakan Menahem Begin (solda) Öte yandan, Camp David Anlaflmalar na ra men srail in önce 1980 de Kudüs ü (Do u Kudüs ü) ve 1981 de Golan Tepeleri ni ilhak etmesi, arkas ndan da 1982 de Güney Lübnan iflgal etmesi bar fla yönelik tavr nda bir de ifliklik olmad - n n en aç k göstergeleri olarak yorumlanm flt r Eylül ünde Reagan taraf ndan yap lan ve ad na Reagan Plan denen teklifin arkas ndan 1982 Eylül ünde Fez de toplanan Arap Zirvesinde srail in iflgal etti i topraklardan çekilmesi ve baflkenti Kudüs olan ba ms z bir Filistin devletinin kurulmas gibi ana noktalar üzerinde durularak ABD ile Araplar n bar fla yönelik yaklafl mlar nda ciddi görüfl ayr l klar oldu- u bir kez daha ortaya konmufltur (Hunter, 1986: 118,120; Miller, 1986: 214). Reagan Plan, Filistin Ulusal Konseyinin Cezayir de 1983 fiubat nda yapt toplant da

148 142 Orta Do uda Siyaset da reddedilirken Reagan Plan n n, tutum ve içeri inin Filistin halk n n sahip oldu- u ulusal haklarla uyuflmad, yurtlar na geri dönüfl ve kendi kaderlerini belirleme haklar n tan mad, ba ms z Filistin devleti kurulmas n reddetti i ve FKÖ nün Filistin halk n n tek meflru temsilcisi olarak tan mad aç kland. Asl nda plan Bat fieria dan çekilme ça r s nda bulundu u için srail taraf ndan da reddedilmiflti. Reagan Plan n n baz önemli noktalar flöyleydi:...camp David Anlaflmalar nda da belirtildi i gibi, Bat fieria ve Gazze de yaflayan Filistinlilerin kendi iflleriyle ilgili tam özerkli e sahip olacaklar bir tarih olmal d r. Bu topraklarda yaflayanlara kendi kendilerini yönetme hakk ve ilgili bütün taraflara meflru güvenlik haklar tan nmal d r....serbest seçimlerle Filistinlilerin kendilerini yönetecek bir idareyi seçmeleriyle bafllayacak olan befl y ll k geçifl döneminin amac Filistinlilere kendi kendilerini yönetebileceklerini ve Filistin özerkli inin srail in güvenli i için tehdit oluflturmad n göstermektir....amerika n n tutumunun aç kça anlafl lmas n istiyorum; geçifl döneminin amac iç yönetimin srail den Filistinlilere geçiflinin bar fl ve düzen içinde sa lanmas d r. Ayn zamanda iktidar n Gazze ve Bat fieria da yaflayanlara devredilmesi srail in güvenlik gereksinimleri ile çeliflmemelidir....dolay s yla Birleflik Devletler, Bat fieria ve Gazze de ba ms z bir Filistin devleti kurulmas n desteklemeyecek, srail in ilhak n ve sürekli denetimini de desteklemeyecektir....bar fl için bir baflka yol daha vard r. Bu topraklar n son durumu elbette karfl l kl görüflmelerle saptanmal d r. Fakat Birleflik Devletlerin görüflüne göre, Bat fieria ve Gazze de yaflayan Filistinlilerin Ürdün le ortak olarak kendi kendilerini yönetmeleri kal c ve adil bar fl için en iyi çözüm olacakt r....son olarak, Kudüs ün bölünmemesi gerekti ine, fakat son karar n görüflmeler yoluyla verilece ine inan yoruz. Reagan Plan yla ortaya konan öneriler Filistinlilerin taleplerine oldukça uzak bir formüldü. Asl nda srail in Bat fieria y güvenlik içinde yönetmesini sa layacak bir formül üzerinde duran ABD, Filistinliler için ba ms z bir devleti desteklemeyece ini aç kça belirtirken sadece belli bir süre (befl y l) sonunda özerkli i öngören bir plan üzerinde durmaktayd. Daha önceki Camp David gibi veya 1990 larda bafllayacak Oslo süreci gibi, plân n amac k sa vadede srail in güvenlik sorununu çözmek Filistin sorununu ise belirsiz bir tarihe ertelemekti. Dolay s yla Reagan Plan Filistinlilerin karfl karfl ya olduklar sorunlar n hiçbirine ciddi bir çözüm getirmiyordu. Buna karfl l k Fez Plan yla ortaya konan talepler de Filistinlilerin ve Araplar n tezlerinde yeni bir unsur olmad n ortaya koymaktaysa da dile getirilen noktalar Filistinliler aç s ndan olmazsa olmazlar niteli inde olan noktalard ve bundan önce oldu u gibi bundan sonra da Araplar n temel tezlerini oluflturmaya devam edecekti. Fez Plan 'nda ise flu noktalar üzerinde durulmufltu: 1. Kudüs dâhil, srail'in 1967'de iflgal etti i tüm topraklardan çekilmesi, 'den sonra iflgal edilen yerlerde kurulan yerleflim yerlerinin kald r lmas, 3. Kutsal yerlerde üç dinin dinsel törenlerinin özgürce yap labilmesi, 4. Filistin halk n n kendi kaderini belirleme hakk n ve tek meflru temsilcisi FKÖ önderli inde ulusal haklar n n vurgulanmas, 5. Bat fieria ve Gazze'nin alt aydan fazla süreyle BM gözetimi alt nda kalmas, 6. Kudüs baflkent olmak üzere ba ms z Filistin devletinin kurulmas, 7. BM Güvenlik Konseyinin bölgedeki bütün devletlere ba ms z Filistin devleti dahil, bar fl garanti etmesi, 8. BM Güvenlik Konseyinin yukar daki kararlar n uygulanmas n garanti etmesi.

149 5. Ünite - Orta Do u da Bar fl Süreci Bu arada Araplar aras mücadele ister istemez Filistinli gruplar aras ndaki mücadeleye yans maktayd te Ebu Musa n n El-Fetih ten ayr lmas yla ortaya ç - kan bölünmenin d fl nda, FKÖ içindeki gruplar aras nda çat flmalar yo unlaflm fl ve bu geliflmelerin bir uzant s olarak Suriye den (fiam dan) ç kar lan Arafat, 1983 Ekiminde geldi i Trablus u (Lübnan) ayn y l n Aral k ay nda Suriye nin etkisindeki di- er FKÖ gruplar n n bask s yla terk etmek zorunda kalm flt r (Miller, 1986: ; Khalidi, 1986: 241). Di er taraftan, BM Güvenlik Konseyinin 338 say l karar do rultusunda BM Genel Kurulu 10 Aral k 1981 tarihli 36/120 C karar nda 1984 ten geç olmamak kofluluyla kapsaml bir çözüm bulmak amac yla uluslararas bir konferans toplanmas n kararlaflt rm flt r. BM Genel Kurulu durumun kötüleflmesi üzerine 19 A ustos 1982 de uluslararas konferans n A ustos 1983 te toplanmas n kararlaflt rm flt r. Bu do rultuda 23 A ustos-7 Eylül 1983 te Cenevre de toplan ld ysa da ABD ve srail in boykot etti i toplant da, Arap- srail çat flmas n n bütün taraflar yla (FKÖ dâhil) birlikte ABD ve SSCB nin de kat laca BM gözetiminde bir uluslararas bar fl konferans toplanmas kararlaflt r ld. Karar bildirisi Genel Kurul taraf ndan 13 Aral k 1983 tarihinde 35/58 C karar yla onayland (Halloum, 1989: 204). FKÖ de bu dönemde bir uluslararas konferans toplanmas do rultusundaki taleplerini yo unlaflt rm flt r. Bu yöndeki talep Yaser Arafat taraf ndan 7 Kas m 1985 teki Kahire Bildirisi nde de dile getirilerek ABD, SSCB ve Güvenlik Konseyinin di er daimi üyeleriyle FKÖ dâhil Orta Do u daki bütün ilgili taraflar n kat laca bir uluslararas konferans için srar edildi (Halloum, 1989: 202). Bu dönemde FKÖ nün sorunun özüne yönelik savundu u argümanlara gelince; Filistinliler, Filistin de uzun sürecek bir bar fl n laik, demokratik bir devlet kurulmas yla, Hristiyan, Yahudi, Müslüman, hiçbir ayr m gözetmeden herkese eflit hak ve güvence verilmesiyle ve bunun için de bar fl n FKÖ nün Filistinlilerin tek meflru temsilcisi olarak tan nmas yla, Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin hakk n n tan nmas yla, srail in Kudüs ün do u kesimi de dâhil 1967 Savafl nda iflgal etti i tüm Filistin topraklar ndan çekilmesiyle, Filistin topra n n tamam nda baflkenti Kudüs olan ba ms z bir Filistin devletinin kurulmas yla, Gazze fieridi ve Bat fieria daki Yahudi yerleflim yerlerinin boflalt lmas yla, BM kararlar do rultusunda yurtlar n terk etmek zorunda b rak lan Filistinli mültecilerin yurtlar na geri dönmelerinin sa lanmas ve dönmek istemeyenlere tazminat ödenmesiyle mümkün olabilece ini savunmaktayd. 143 Filistinliler için temel talepler, Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin hakk n n kabul edilmesi ve FKÖ nün tek meflru temsilci olarak tan nmas, Kudüs ün do usu da dâhil srail in 1967 de iflgal etti i topraklardan çekilmesi, baflkenti Kudüs olan ba ms z bir Filistin devletinin kurulmas, Yahudi yerleflim yerlerinin boflalt lmas, yurtlar n terk etmek zorunda kalm fl olan Filistinli mültecilerin geri dönüfllerinin sa lanmas ve geri dönmek istemeyenlere tazminat ödenmesi do rultusundaki BM karar n n uygulanmas yd. AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ Filistinlilerin ve Araplar n Filistin sorunu konusundaki temel yaklafl mlar n özetleyiniz. K T A P 1980 lerin sonlar nda bunlar n d fl ndaki en önemli geliflme 1987 Aral k nda bafllayan Filistinlilerin ntifada hareketi ve 1988 A ustos unda Ürdün yönetimin 1950 de ilhak etti i Bat fieria ile ilgili olarak her türlü hukuki TELEV ZYON iliflkisini kesti ine iliflkin yapt aç klaman n ard ndan 1988 Kas m nda yap lan sürgünde bir ba ms z Filistin Devleti nin kuruldu unun aç klanmas yd. NTERNET 5 K T A P TELEV ZYON NTERNET AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ

150 144 Orta Do uda Siyaset 1 A ustos 1988 de Kral Hüseyin Ürdün ün Bat Yakas yla iliflkisini kesti ini ve burayla yasal ve yönetimsel ba lar n kopard n aç klad. Zira 1948 savafl n n sonunda Ürdün Filistin in srail taraf ndan henüz iflgal edilmemifl olan k sm n yani Do u Kudüs ü de içine alan Bat fieria y ilhak etmiflti. Her ne kadar söz konusu topraklar 1967 de srail taraf ndan iflgal edilmifl olsa da bu topraklar yasal olarak Ürdün topra say lmaktayd. Ürdün bu karar yla Filistin topraklar ndaki yasal ve yönetimsel haklar ndan vaz geçiyordu. Ayr ca FKÖ yü Filistin halk n n tek meflru temsilcisi olarak her yönden destekleyece ini de ifade eden Ürdün Kral bir gün sonra yapt bir aç klamada da Filistin önderli i taraf ndan e er sürgünde bir hükûmet kurulursa onu tan yan ve destekleyen ilk ülke olaca n belirtmekteydi. FKÖ taraf ndan de erlendirilen bu karar n arkas ndan Kas m 1988 de Cezayir de toplanan FKÖ, Filistin Ulusal Konseyi 1948 bölünme s n rlar n esas alan ve baflkenti Kudüs olan sürgünde ba ms z bir Filistin Devleti nin kuruldu unu aç klarken geçici Filistin hükûmetinin Devlet Baflkan n n FKÖ Genel Sekreteri ve Yürütme Komitesi Baflkan Yaser Arafat ve D fliflleri Bakan n n FKÖ nün Siyasal Bölüm Baflkan Faruk Kaddumi olmas, geçici hükûmet üyelerinin, FKÖ Yürütme Komitesi üyeleri ile Nayif Hawatmeh ve George Habbash dan, yasama organ n n ise iflgal alt ndaki kiflilerin de kat l m n n sa lanmas ile Filistin Ulusal Konseyi üyelerinden oluflmas öngörülmüfltü. Ba ms zl n aç kland 15 Kas m daki toplant da ayr ca bir Uluslararas Bar fl Konferans n n BM nin 242 ve 338 say l kararlar do rultusunda ve baflta kendi kaderini tayin hakk olmak üzere Filistinlilerin yasal haklar n elde etme temelinde toplanmas gerekti i ve Do u Kudüs dâhil, srail in 1967 de iflgal etti i bütün Filistin ve Arap topraklar ndan çekilmesi ve bütün yerleflim bölgelerinin iptali üzerinde durulmaktayd (Halloum, 1989: ). Bu dönemde Filistin politikas nda as l de ifliklik 242 ve 338 say l BM kararlar - n n ve srail in var olma hakk n n kabul edildi inin aç klanmas olmufltur. Arafat bunu bizzat kendi a z ndan 1988 de BM nin Cenevre de toplanan Genel Kurulunda yapt konuflmada dile getirmifltir ( Ma oz, 1999: 405). Filistinliler, SIRA sürgünde S ZDEba ms z Filistin Devleti ni nerde ve nas l kurmufllard r? sonu ve 1989 bafl ndan itibaren hem ntifadan n etkisiyle hem Amerikan hükûmetinin bask s yla hem de srail kamuoyundan gelen bask larla (yüzde ellisi Filistinlilerle bar fl için masaya oturulmas ndan yanayd ) srail de iktidarda bulunan Ulusal Birlik Hükûmeti (Likud- flçi koalisyonu), kabine üyelerinin büyük ço unlu- unun muhalefetine ra men müzakerelere bafllanmas n n kaç n lmaz oldu u noktas na gelmiflti. Sonuçta 1989 May s nda harekete geçen Izak fiamir hükûmeti Camp David temelinde özerklik için görüflmelere bafllanmas n n mümkün oldu una karar vermiflti. Bölgesel ve global koflullar n da yard m yla fiamir hükûmeti Bat fieria ve Gazze d fl nda ikamet eden (diasporadaki) Filistinliler taraf ndan temsil edilmemek kofluluyla FKÖ ile dolayl görüflmelere bafllamay kabul etmiflti. srail in AMAÇLARIMIZ koflulunun kabul edildi i Madrid görüflmeleri 1991 Ekim inde bafllam fl oldu Haziran ndaki AMAÇLARIMIZ seçimleri flçi Partisinin kazanmas yla iflbafl na gelen Izak Rabin Hükûmeti ( flçi-meretz koalisyonu) ile bar fl süreci yerel ve global konjonktürün de etkisiyle yeni K bir Tdinamizm A P kazanm flt r Eylül ünde bafllayan Oslo sürecinde fl- K T A P çi Partisinin bakanlar ndan Yossi Beilin ve Arafat n yard mc s Ebu Mazen in (Mahmud Abbas) oldukça önemli katk lar olmufltur. TELEV ZYON TELEV ZYON NTERNET NTERNET

151 5. Ünite - Orta Do u da Bar fl Süreci OSLO SONRASINDA ORTA DO U BARIfi SÜREC Do u Bloku nun y k lmas ve iki kutuplu yap n n, dolay s yla bölgesel ve global anlamda elli y la damgas n vuran Amerikan-Sovyet çat flmas n n tarihe kar flmas yla noktalanan bu yeni süreç ilk meyvesini ABD önderli inde Irak a düzenlenen operasyonla vermiflti. Di er taraftan, Irak n Kuveyt i iflgali ve sonras nda Irak a karfl güç kullan lmas sürecinde Filistinliler ve FKÖ, Irak desteklemifl fakat bunun karfl l nda yaklafl k dolay ndaki Filistinlinin Kuveyt ten kovulmas yla kalmam fl FKÖ ve Arafat Arap dünyas taraf ndan o güne kadar sa lanan siyasi ve mali deste i kaybetmiflti. Bu durum FKÖ nün içerde zor durumda oldu u ve fazla pazarl k gücünün olmad anlam na geliyordu. srail deki iktidar de iflikli i ile Izak Rabin-fiimon Perez ikilisinin iflbafl na gelmesi ve FKÖ ile do rudan müzakerelere s cak bakmalar da Oslo ya giden süreçte önemli geliflmelerdi. Tüm bunlara ilave olarak Kuveyt i iflgal eden Irak a karfl BM öncülü ünce uluslararas güç kullan lmas, bu defa gözlerin Filistin deki iflgali sürdüren ve BM kararlar n hiçe sayan s- rail e çevrilmesine yol açm flt. Di er bir ifadeyle bu son geliflme srail üzerinde bir uluslararas kamuoyu bask s oluflturmufltu. Yukar da özetlenmeye çal fl lan içsel ve d flsal dinamiklerin bar fl zorlamas veya en az ndan kolaylaflt rmas üzerine Washington da süren görüflmelerden ayr olarak yürütülen ve Norveç D fliflleri Bakan n n ara buluculuk yapt görüflmeler, Oslo bar fl sürecini bafllatm flt Eylül ünde bafllayan ve ilk etapta srail ve FKÖ nün karfl l kl birbirlerini tan malar - n, FKÖ nün fliddet kullan m ndan vazgeçmesini ve Gazze ve Eriha da geçici bir özerk yönetim oluflturulmas n öngören anlaflman n ikinci aflamas 1994 May s nda imzalanm flt r. Anlaflma, aflamal bir flekilde Bat fieria da bir Özerk Filistin yönetimi oluflturulmas n ve befl y l içinde ise ba ms z Filistin devletinin kurulmas n öngörmekteydi. AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ Oslo Süreci neyi amaçlamaktayd? 7 Bundan sonraki en önemli ad m 25 Eylül de FKÖ Yönetim K Kurulu T A P ve 27 Eylül de de srail kabinesi taraf ndan onaylanan ve tarihe Oslo II ya da Geçici An- K T A P laflma (Interim Agreement) olarak geçen anlaflman n 28 Eylül 1995 te Washington da Arafat ve Rabin in yan s ra Clinton, Mübarek ve Kral Hüseyin TELEV ZYON taraf ndan da TELEV ZYON imzalanmas olmufltur. Anlaflman n gere i olarak srail, Bat fieria n n Karbata, Kabatiya, ve Yatta kasabalar ndan da çekilmekteydi. Bundan sonra taraflar aras nda yap lan görüflmeler sonucunda srail 1995 Kas m nda Cenin den NTERNET arkas ndan ayn NTERNET y l n Aral k ay nda ise Nablus, Tulkarim, Beytullahim (Bethlehem) ve Ramallah tan çekilmifltir. srail in El-Halil den (Hebron) çekilmesini öngören anlaflma ise 1996 May s ndaki seçimlerde iflbafl na gelen ve sertlik yanl s olarak bilinen Likud lideri Netanyahu döneminde ABD Filistin Özel Temsilcisi Dennis Ross un da giriflimiyle 17 AMAÇLARIMIZ Ocak 1997 de imzalanm flt r May s ndan itibaren ABD D fliflleri Bakan Madeline Albright K T A Pve Orta Do- K T A P u Özel Temsilcisi Dennis Ross un çabalar ile belli bir noktaya getirilen bar fl çabalar, Netanyahu ve Arafat n 15 Ekim de ABD nin Maryland eyaletindeki Wye plantasyonunda bafllatt klar ve bir hafta süren görüflmelerin TELEV ZYON sonunda 23 Ekim 1998 de Wye Memorandumu ad yla an lan anlaflmay imzalamas yla sonuçlanm flt. TELEV ZYON Netanyahu, görüflmelere David Levy nin 1998 Oca nda istifas yla boflalan D flifl- leri Bakanl na yeni atanm fl olan Ariel fiaron la birlikte kat lm flt. NTERNET NTERNET

152 146 Orta Do uda Siyaset Nihai Statü Konular : Kudüs ün statüsü, s n r sorunu, Yahudi yerleflimleri ve mülteciler sorunudur. Wye Memorandumu na kadar Filistin yönetimi Bat fieria n n (Filistin topraklar n n %20 sidir) %3 lük k sm nda tam denetime, % 24 lük bölümünde ise s n rl denetime sahip olmufltu. Di er %73 lük bölümde ise srail in hem sivil hem de askerî yönetimi devam etmekteydi. Çekilmeyle beraber Filistin Yönetimi Bat fieria n n %18.2 lik bölümünde tam denetime sahip olacak; di er %21.8 lik k sm nda ise Filistin yönetiminin sivil denetimi, srail in ise askerî denetimi söz konusu olacakt. Bununla beraber Bat fieria n n %60 l k bölümünde srail in sivil ve askerî anlamda tam denetimi devam edecekti. Nitekim 11 Kas m 1998 e kadar anlaflmay yürürlü e koymayan Netanyahu hükûmeti Kas m sonuna gelindi inde sadece Bat fieria n n %2 lik bir bölümünden çekilmiflti. srail çekilme ifllemini geciktirirken ayn zamanda hem Filistin yönetiminde kalan bölgelerdeki Yahudi yerleflim birimlerinin srail in di er bölgelerine ulafl m n sa layacak ve bir anlamda Filistin yönetimini by-pass etmeyi amaçlayan (Filistin köylülerinin topraklar olan alanlarda) yollar infla etmifl hem de yeni yerleflim birimleri inflas n sürdürmüfltü. 17 May s 1999 seçimlerinde baflbakanl k için yap lan seçimlerde %43.9 oy alan rakibi Netanyahu karfl s nda %56.1 oy alarak önemli bir baflar elde eden flçi Partisi lideri Ehud Barak n bar fl süreci konusundaki yaklafl m olumluydu ve bu durum, srail ve Filistin yönetiminin 4 Eylül 1999 da M s r n K z l Deniz k y s ndaki bir sayfiye kenti olan fiarm el-fieyh te tarihe fiarm el-fieyh Memorandumu olarak bilinen anlaflmay imzalamalar yla sonuçland. Anlaflma, Oslo sürecini kald yerden devam ettirmeyi ve bir anlamda uygulanamayan Wye Anlaflmas na ifllerlik kazand rmay amaçlamaktayd ve bu nedenle II. Wye Anlaflmas olarak da nitelenmektedir. Taraflar nihai statü görüflmelerine (ba ms z Filistin devletinin kurulmas görüflmeleri) bafllayabilmek için önceki anlaflmalarda öngörülen hedeflerin gerçeklefltirilmesi gere i üzerinde odaklanm fllard. Dolay s yla sözü edilen anlaflmayla bir takvim çerçevesinde çekilmenin kald yerden devam etmesi sa lanmaya çal fl lmaktayd. Nitekim Oslo süreci sonunda Filistin in tam kontrolüne terk edilen bölge %18 de kalm fl, ortak denetimin söz konusu oldu u bölge ise %22 olmufltu de iflgal edilen ve Filistin topraklar n n ancak %20 sini oluflturan (%80 i daha önce iflgal edilmiflti) Bat fieria n n % 60 hâlâ srail in tam denetiminde bulunmaktayd Temmuz 2000 tarihleri aras nda srail ve Filistin heyetleri Camp David de bir araya gelerek Oslo sürecinin öngördü ü nihai statü konular nda bir anlaflma sa lamaya çal flt lar. Dönemin ABD Baflkan Bill Clinton n daveti ve srail Baflbakan Ehud Barak ile Filistin lideri Yaser Arafat n ve her iki taraftan teknik dan flmanlar n kat l m yla gerçeklefltirilen II. Camp David zirvesi ABD nin Maryland eyaletinde, Camp David adl küçük bir kasabada yap lm flt. Taraflar 1999 Eylül ünde fiarm el-fieyh te yine bar fl görüflmeleri için bir araya gelmifl ve 1998 tarihli Wye Memorandumu nun gelifltirilmifl versiyonunu kabul eden bir anlaflma imzalam fllard. Yukar da ele al nan bu anlaflmada bar fl sürecinin son tarihi olarak 13 Eylül 2000 olarak gösteriliyordu y l n n Eylül ünde imzalanmas plânlanan nihai bar fl anlaflmas öncesinde Clinton, taraflar Camp David te son bir kez nihai bar fl müzakerelerine haz rl k için bir araya getirmiflti. Ancak görüflmeler sonunda taraflar n birbirinden ne kadar uzak olduklar bir kere daha anlafl lm flt.

153 5. Ünite - Orta Do u da Bar fl Süreci 147 fiekil 5.5 Mescid-i Aksa (Kubbetus Sahra) Kaynak: Yazar n Kendi Arflivi 28 Eylül 2000, Filistin sorununun tarihi dönüm noktalar ndan biri olmufltur. Camp David deki baflar s zl n neden oldu u olumsuz ortamda, Benjamin Netanyahu nun ard ndan dönemin ana muhalefet partisi Likud un Genel Baflkan Ariel fiaron, yaklafl k askerle birlikte provokasyon niteli indeki Harem-i fierif (el-aksâ Camii) ziyareti Filistinlilerin protesto gösterilerine yol açm fl ve k sa süre içinde El-Aksâ ntifadas olarak da bilinen kinci ntifaday bafllatm flt r. Bu süreçte bir tarafta srail in artan fliddet ve sindirme giriflimi di er tarafta slâmi Cihad, El-Aksâ fiehitleri Tugay, Filistin Halk Kurtulufl Cephesi (FHKC) ve HA- MAS n üstlendi i intihar sald r lar devreye girmifltir y l na kadar geçen sürede %25 i 18 yafl n alt nda olmak üzere 900 den fazla Filistinli srail sald r lar sonunda yaflam n yitirmifltir. sraillilere karfl giriflilen 36 intihar sald r s nda ise 91 kifli ölmüfltür. kinci ntifadan n bafllamas na yol açan geliflme hakk nda bilgi veriniz? 8 II. Camp David de taraflar n herhangi bir ortak noktada buluflamamalar ve 28 Eylül 2000 de bafllayan fliddet, bar fla iliflkin umutlar iyice tüketmiflken taraflar son bir deneme daha gerçeklefltirdiler ve bu defa 21 Ocak 2001 de M s r n K z l Deniz k y s nda bir sahil kasabas olan Taba da bir araya geldiler. Hem srail de seçimler yaklaflm fl hem de Clinton n iktidar n n son günleriydi. Bir anlaflmaya var l- sa bile bunun srail de referanduma sunulmas için uygun ortam bulunmuyordu. Bu aç dan bak ld nda zamanlaman n çok da uygun oldu u pek söylenemezdi. Taraflar bir kez daha denemifl olsalar da özellikle Camp David de t kand klar noktalar yine aflamam fllard r. srail de 6 fiubat 2001 de yap lan seçimlerin sonucunda Likud lideri Ariel fiaron un baflbakan olmas iki taraf aras nda öyle ya da böyle sürdürülen AMAÇLARIMIZmüzakere AMAÇLARIMIZ sürecinin bir anlamda çöpe at lmas ndan baflka bir fley de ildi. K T A P K T A P TELEV ZYON TELEV ZYON

154 148 Orta Do uda Siyaset fiekil 5.6 Ramallah-Filistin Kaynak: Yazar n Kendi Arflivi fiaron hükûmetiyle beraber her geçen gün gerilim daha da artm fl ve bar fla iliflkin umutlar giderek tükenmifl; umutlu beklentilerin yerini umutsuzluk alm flt r. fiaron hükûmeti, iktidara gelifliyle beraber Filistin kentlerindeki askerî kuflatmay sona erdirece ini aç klad ysa da bu hiçbir zaman gerçekleflmemifl, zaman içinde daha da sertleflmifl ve giderek tam anlam yla bir askerî iflgale dönüflmüfltür. Ramallah baflta olmak üzere Tulkarim, Kalkilya, Beytüllahim, El-Halil ve di er kentlerdeki kuflatma ve iflgal gün geçtikçe kal c hâle dönüflmüfltür. srail hükûmeti bar fl sürecinin bafllamas n fliddetin sona ermesine ba larken Filistin kentlerine füze ya d rm fl ve her gün alabildi ine bombalam flt r. 11 Eylül sonras nda Filistin halk na karfl uygulad fliddeti t rmand rma politikas n n Amerikan hükûmetinin Afganistan a karfl açt terör savafl yla iliflkilendiren fiaron hükûmetinin yaklafl m gerçekten kabul edilemez nitelikte olmufltur. fiaron, ortaya ç kan yeni uluslararas konjonktürü Filistinlileri sindirmek için kullanmak istemekteydi. srail Filistin kentlerini tanklarla ve uçaklarla bombalamakta ve Filistin köyleri tahrip edilmekte; bu sald r larda her geçen gün çok say da masum insan ve çocuk ölmekte ya da sakat kalmaktayd. srail, bu sald r lar nda F-16 savafl uçaklar, sald r helikopterleri ve roketler kullanmaktayd. Nitekim 2002 fiubat ndan itibaren sald r lar n Arafat üzerinde yo unlaflt ran fiaron hükûmeti, Arafat n Ramallah taki karargâh n kuflatarak d fl dünyayla ba lant - s n kesmifltir. Ayn flekilde Gazze deki Filistin yönetimine abluka uygulayan srail, Nablus ve Cenin deki mülteci kamplar na olan sald r lar n da yo unlaflt rm flt r. Özellikle Ramallah ve Gazze ye düzenlenen 20 fiubat taki sald r larda 16 Filistinli öldürülmüfl; 27 fiubat- 1 Mart tarihleri aras nda Nablus ve Cenin deki Balat ve Cenin mülteci kamplar na düzenlenen sald r larda ise 12 Filistinli ölürken 20 den fazla insan da yaralanm flt. 7-8 Mart ta Tulkarim mülteci kamp na giren srail, ayn gün Gazze deki Cebeleye mülteci kamp na düzenledi i sald r da 40 Filistinliyi öldürmüfltür.

155 5. Ünite - Orta Do u da Bar fl Süreci 149 Bu arada BM Güvenlik Konseyi 12 Mart 2002 de toplanarak 1397 say l karar alm flt. Kararda: Güvenlik Konseyinin 242 ve 338 say l kararlar an msat larak srail ve Filistin in yan yana iki devlet olarak güvenli ve tan nm fl s n rlar içinde yaflayaca bir çözüm üzerinde srar edilmekteydi. M s r Cumhurbaflkan Hüsnü Mübarek ve Ürdün Kral II. Abdullah gibi sorunun birinci derecede taraf olan liderlerden yoksun olarak Mart 2002 de Beyrut ta yap lan 22 ülkenin kat ld Arap Birli inin dördüncü zirvesine srail in tekrar Bat fieria ya dönmesine izin vermeyebilece i korkusuyla Arafat da kat lmam flt. Zirvede büyük ölçüde Suudi Prensi Abdullah n fiubat ortas ndan itibaren tart fl lan önerileri ele al nm flt r. Prens Abdullah bin Abdül Aziz in plan asl nda ABD, Rusya, AB ve Arap ülkeleri taraf ndan olumlu bulunmufltu. 28 Mart taki sonuç bildirisi esas olarak Prens Abdullah taraf ndan ileri sürülen teklif do rultusunda haz rlanm flt r. Sonuçta Suudi Arabistan Veliaht Prensi Abdullah taraf ndan sunulan, özü itibariyle srail in 1967 deki s n rlara çekilmesinin yan s ra Filistinli mültecilerin dönüflü sorununun çözülmesi karfl l nda, srail ile iliflkilerin normalleflmesini öngören teklifi Beyrut ta bir araya gelen Arap temsilciler taraf ndan kabul edilerek Beyrut zirvesinin ortak karar hâline dönüfltürülmüfl ve bundan sonraki süreçte Arap Plan olarak an lm flt r. Söz konusu plan ilk kez srail e, bütün Arap ülkeleriyle ve bütün komflular yla ayn anda bir bar fl anlaflmas imzalayarak güvenlikli s n rlar içinde varl n n tan nmas n öngörmekteydi. 29 Mart 2002 de toplanarak Arafat düflman ilan eden fiaron hükûmeti taraf ndan Savunma Kalkan Operasyonu ad yla bafllat lan sald r n n hedefinde bu defa Arafat n Ramallah taki karargâh bulunuyordu. srail, yaklafl k alt ay sürecek bir kuflatma ile haberleflme, s nma ve bar nma gibi en temel gereksinimlerinden de mahrum b rakarak Filistin liderini teslime zorlamaktayd. Söz konusu srail sald r lar na sert tepki gösteren Baflbakan Ecevit srail i soyk r m yapmakla suçluyordu. Ecevit 5 Nisan 2002 de partisinin grup toplant - s nda srail i elefltirdi i konuflmas nda Filistin halk na karfl dünyan n gözleri önünde soyk r m uygulanmakta. srail yönetimi BM Güvenlik Konseyi kararlar - na da meydan okumakta ifadesini kullanmaktayd. Bu arada BM Güvenlik Konseyi 30 Mart, 4 Nisan ve 19 Nisan da arka arkaya ald kararlarla (1402, 1403 ve 1405) hem daha önce alm fl oldu u kararlar teyit etmifl hem de konuya iliflkin tepkisini göstermifltir Mart ve Nisan gerçekten çat flmalar n bütün Filistin topraklar nda yo unlaflt aylar olmufltur. BM nin Orta Do u Özel Temsilcisi Terje Roed-Larsen, Nisan ay ortas nda srail iflgaline maruz kalan Bat fieria daki Cenin mülteci kamp ndaki incelemeleri sonunda yapt aç klamada yaflananlar n ak llara durgunluk verdi ini ifade etmekteydi Haziran na damgas n vuran geliflme Bush un 24 Haziran 2002 deki uzun konuflmas n n Filistin sorununa iliflkin k sm yd. Bush un bar fl plan diye ortaya koydu u düflünce bafltan sona srail in tezinden baflka bir fley de ildi. Bush, srail iflgalinin sona ermesi ve bir Filistin devletinin gereklili ine olan düflüncesini aç klarken, Filistin de mutlaka reform yap lmas n ve bu ba lamda Filistinlilerin yeni bir liderle yoluna devam etmesini bir önkoflul olarak getirmekteydi. Filistin halk na Arafat de ifltirmesini telkin eden Bush, mülteciler, Kudüs, yerleflimciler ve özellikle son zamanlarda srail in gündeme getirdi i ve Bat fieria daki Filistin kentlerinin etraf n çevirmek amac yla infla etti i duvara iliflkin tek kelime etmemekteydi. Nitekim 2002 nin ikinci yar s nda New York ta bafllayan dörtlü giriflimin çal flmalar yeni bir Orta Do u bar fl plan n n ortaya ç kaca n n habercisiydi. ABD, AB,

156 150 Orta Do uda Siyaset BM ve Rusya n n katk lar yla 2002 Temmuz unda bafllayan çal flmalar n sonucu 2003 y l bafl ndan itibaren Yol Haritas ad yla kamuoyuna aç klanacakt. fiaron, 28 Ocak 2003 te yap lan seçimleri flçi Partisi aday Amram Mitzna karfl - s nda bir seçim zaferine dönüfltürmüfltür. Likud, parlamentodaki sandalye say s n da ikiye katlam flt. Seçmen asl nda Mitzna y hem inand r c bulmam fl hem de aç klamalar ndan tatmin olmam flt ( Mekelberg, 2003: 1-10 ; Brown, 2003: 77-94). Arafat d fllamaya çal flan Bush, 14 Mart ta yapt aç klamada yak nda tüm ayr nt lar yla kamuoyunun bilgisine sunulacak olan Yol Haritas öncesi Filistin yönetimini müzakerelerde yer almas için yeni baflbakan n belirlemesi ve terörü durdurmas konusundaki bask s n artt rm flt r. Baflbakanl k makam dörtlülerin haz rl k toplant lar nda da Filistin yönetiminin gerçeklefltirmesi gereken reformlar n ana unsurlar ndan biri olarak belirlenmiflti. Arafat, bu do rultuda 19 Mart ta yeni baflbakan aday olarak FKÖ Yürütme Komitesi Baflkan Mahmud Abbas n (Ebu Mazen) belirlendi ini duyurdu (Martin, 2002: 60-63). Nitekim Filistin in ilk Baflbakan Mahmud Abbas n 29 Nisan 2003 te göreve bafllamas yla beraber BM, AB, ABD ve Rusya n n haz rlad üç aflamal Yol Haritas taraflara sunuldu. Üç aflamadan oluflan Yol Haritas, öncelikle Filistin de kapsaml siyasi reformlar n gerçeklefltirilmesini ve bu çerçevede seçimlerin yap lmas n, srail in iflgal etmifl oldu- u topraklardan geri çekilerek yeniden 2000 Eylül üne geri dönülmesini, her iki taraf n fliddete son vermesini; ikinci aflamada 242 ve 338 say l kararlar n uygulanmas n ve geçici s n rlara sahip ve egemenlik unsurlar tafl yan bir Filistin devletinin kurulmas - AMAÇLARIMIZ n ; bu çerçevede Filistin de reformlar n bitirilmesini ve Filistin in kendi demokratik AMAÇLARIMIZ kurumlar n oluflturmas n ; üçüncü aflamada ise tam ba ms z bir Filistin devletinin kurulmas aflamas n n gerçeklefltirilmesini ve bu ba lamda Kudüs, yerleflimciler meselesi K T A P ve Filistinli K mültecilerin T A P geri dönüflü gibi kilit meselelerin çözümlenmesini öngörüyordu. Bu çerçevede ikinci aflamada bafllayan Arap ülkeleri ile srail aras ndaki normalleflmenin üçüncü aflamada tamamlanmas da öngörülüyordu. Özellikle plan n ilk aflamas TELEV ZYON yani terörün TELEV ZYON ve fliddetin sona ermesi ve Filistin de siyasi ve ekonomik reformlar n gerçeklefltirilmesi Bush un önerilerini içermekteydi ki bu ayn zamanda srail in de önkofluluydu. Üç aflamal plan, bir anlamda Prens Abdullah ve Baflkan Bush un planlar n n sentezi olarak nitelenebilecek özelliklere sahipti. NTERNET NTERNET Bu arada Mahmut Abbas, befl ay gibi k sa bir süre sonra 2003 Eylül ünde Arafat, srail i ve ABD yi suçlayan bir aç klama ile görevinden istifa etti. Bafl ndan beri Arafat ile uyuflamayan, güvenlik birimlerinin denetimi verilmeyen ve bu nedenle direnifl örgütleri üzerinde etkin olamad n iddia eden Mahmut Abbas n istifas n n ard ndan, Arafat, hükûmeti kurmas için Meclis Baflkan Ahmed Kurey i (Ebu Alâ) görevlendirdi. Çat flmalar n dinmedi i ve Yol Haritas n n ortadan kalkt bir dönemde göreve getirilen Kurey in oluflturdu u yeni hükûmette HA- MAS yine yer almad. Ariel fiaron 2 fiubat 2004 te sürpriz bir aç klama yaparak Gazze fieridi ndeki tüm Yahudi yerleflimlerinin boflalt laca n aç klad. Her gün onlarca ev y kan ve binlerce Filistinliyi yerlerinden eden srail in yaklafl k 7500 yerleflimciyi etkileyecek olan bu politikan n nas l gerçeklefltirilece i ise herkes için merak konusuydu. Bat fieria ve Kudüs te yaklafl k yerleflimci yaflad düflünülürse yap lmaya çal fl lan fley sadece dünya kamuoyunu oyalamaktan ve yeni sald r lar için zemin haz rlamaktan ama as l önemlisi srail in güvenlik gereksinimlerini karfl lamaya yönelik olmaktan öteye bir anlam ifade etmemekteydi. Amerikan Baflkan Bush un da des-

157 5. Ünite - Orta Do u da Bar fl Süreci tek verdi i ad na çekilme denen plan Bat fieria daki 4 yerleflim birimi ile Gazze deki 21 yerleflim biriminden çekilmeyi öngörmekteydi. Bunun bar fl sürecine çok ciddi bir katk yapaca n asl nda soruna do rudan taraf olanlar pek beklemiyordu. Zira fiaron, mevcut Filistin liderli ini tan mamakta; onlardan ntifaday sona erdirerek srail in iflgalini tan malar n istemekteydi. Bu arada BM Güvenlik Konseyi, Gazze fieridi ndeki evlerin y k m ve sivil Filistinlilerin ölümü nedeniyle 19 May s 2004 tarihli srail i k nayan 1544 say l (ABD nin çekimser kald ) karar kabul etti. srail e uluslararas hukuk çerçevesindeki yükümlülüklerine sayg gösterme ça r s yap lmaktayd. Öte yandan fiaron hükûmeti daha önce çekilmeyi 2005 Temmuz unda gerçeklefltirece ini aç klamas na ra men bunu radikal kesimin bask lar sonucu 2005 A ustosuna erteledi ve nihayet Eylül ay nda çekilme ifllemini tamamlad. Bu arada Filistin de 11 Kas m 2004 te Arafat n ölümü üzerine 9 Ocak 2005 te yap lan seçimleri kazanarak Filistin yönetiminin yeni Baflkan olan Mahmud Abbas n (Ebu Mazen) bar fl giriflimleri sonuç vermedi. Örne in, 8 fiubat 2005 te fiarm el-fieyh te gerçeklefltirilen fiaron-abbas görüflmesinden ç kan ateflkes karar Hamas ve slami Cihad gibi gruplar n da içinde bulundu u tüm Filistinli gruplar taraf ndan kabul edilmifl olmakla beraber çat flmalar karfl l kl ihlallerle sürdü. srail hükûmeti sonuçta 2005 A ustos unda bafllad çekilme ifllemini Eylül sonunda tamamland ve böylece Gazze deki 21 yerleflim biriminin tamam ndan ve Bat fieria daki 120 yerleflim biriminin 4 ünden çekilmifl oldu. Fakat fiilî durumda pek bir de ifliklik olmad. srail, Gazze yi karadan, denizden ve havadan kontrolünü elinde bulundurdu undan, Filistinliler için Gazze bir aç k hapishane olmaya devam etmekteydi. Gazze de yaflayan Filistinlilerin d fl dünya ile do rudan ba lant s n kesen srail yönetimi çekilme sonras nda da defalarca bölgeye girerek say s z iflgal ve tutuklamalar n sürdürmüfltür. Di er taraftan, Filistin de 25 Ocak 2006 da yap lan seçimleri oylar n %60 n alan Hamas n kazanmas ise bölgede çat flmalar yeniden t rmand rmas için srail in eline koz vermekteydi. Seçimlerde 132 milletvekilinden 76 s n Hamas al rken el-fetih sadece 43 milletvekili ç karabilmiflti. srail in Gazze den ç kmas na izin vermedi i Hamasl vekillerin, video konferans arac l yla kat ld Ramallah taki Meclisin aç l fl toplant s nda meclis baflkanl na, Hamas üyesi olan, Bat fieria Üniversitesi ö retim üyelerinden Prof. Dr. Aziz Duveyk seçildi. Seçimin arkas ndan oluflmas öngörülen hükûmete el-fetih in kat lmamas üzerine smail Haniye nin baflbakanl nda Hamas tek bafl na yeni hükûmeti kurmaktayd. srail i tan mayan, fliddet kullan m ndan vazgeçti ini aç klamaya yanaflmayan ve srail in y k lmas n öngören maddeyi kurulufl bildirgesinden kald rmayan Hamas n iktidara gelmesi onu y llarca bir terörist örgüt olarak görmüfl olan ABD ve srail ile Filistinliler aras ndaki iliflkinin zor bir döneme girdi ini göstermekteydi. 151 srail de 28 Mart 2006 da yap lan genel seçimlerden ise fiaron AMAÇLARIMIZ taraf ndan kurulan Kadima Partisi birinci parti olarak ç kmakla beraber beklentilerin alt nda AMAÇLARIMIZ kalarak 29 milletvekili kazand. 120 milletvekilli srail parlamentosu Knesset için yap - lan seçimlerde srail sa n n temel tafl olan Benyamin Netanyahu nun K T A P liderli ini K T A P yapt Likud, 12 sandalye kazanarak ancak dördüncülü ü elde ederken hemen her dönemin koalisyon orta olmay baflaran ve daha ziyade Fas Yahudilerini temsil eden ve dinî a rl kl bir parti olan Shas, 12 milletvekiliyle üçüncü TELEV ZYON olmufltu. Moldova as ll Rusya göçmeni Avogdar Lieberman liderli indeki afl r sa c bir TELEV ZYON parti NTERNET NTERNET

158 152 Orta Do uda Siyaset olarak bilinen Israel Beitenu ( srail Evimiz) Partisi de 11 sandalye kazanarak Likud un yerine sa n temel partisi olma hedefine bir ad m daha yaklaflt. srail hükûmeti, Hamas n iktidara gelmesiyle bir dizi yapt r m da uygulamaya koymaktayd. Bunlar, ayl k 50 milyon dolar bulan gümrük vergisi ve fon gelirlerinin Filistinlilere aktar lmas n n dondurulmas n ve Hamas üyelerinin, srail denetimi alt ndaki bölgelerde dolafl m n n engellenmesini kaps yordu. Filistin de 2006 Aral nda Hamas ile el-fetih taraftarlar aras nda fliddetli çat flmalar yaflanmaya bafllad. ABD, srail ve Bat n n yan s ra birçok Arap ülkesinin de Hamas hükûmetini by-pass ederek do rudan Abbas ile iliflkiye geçmesi ile kendini daha güçlü gören el-fetih ile iktidar n korumaya çal flan Hamas aras nda alevlenen çat flmalarda örne in 2007 Ocak nda son haftas nda 30 dolay nda insan hayat n kaybetmiflti. Taraflar aras nda bir uzlaflma sa lanmas n amaçlayan ve Suudi Arabistan Kral Abdullah n daveti üzerine 7 fiubat ta Mekke de yap lan görüflmelerin ard ndan bir ulusal birlik hükûmeti kurulmas söz konusu olduysa da M s r ve Suriye nin devre d fl kald bu görüflmenin bir sonuç vermesi beklenmiyordu. Dolay s yla 2007 Mart nda kurulan ulusal birlik hükûmetine ra men 2007 May s nda çat flmalar yeniden yo unlaflt. Sonuçta söz konusu çat flmalar Mahmud Abbas n 14 Haziran da ulusal birlik hükûmetini fesh etti ini aç klamas yla yeni bir boyut kazand. Bir gün sonra Hamas yanl s smail Haniye hükûmetinin yerine FKÖ ye yak n Salam Feyyad baflkanl nda yeni bir hükûmet kurulmaktayd. Filistinli gruplar aras nda bundan sonra da yer yer çat flmalar devam etti. Filistin de ikili bir yap ortaya ç km flt. Bat fieria y FKÖ, Gazze yi ise Hamas kontrol etmekteydi. Ayn anda Filistin de SIRA iki S ZDE farkl hükûmet ortaya ç km flt aras ndaki dönemde srail ve Filistinli gruplar aras ndaki çat flmalarda ise 86 srailliye karfl 1290 Filistinli hayat n kaybetmiflti. Bu arada srail-filistin cephesinde bar fl görüflmelerine iliflkin en önemli geliflme, Amerikan yönetiminin giriflimiyle Kas m 2007 de ABD de gerçekleflen Annapolis toplant s yd. Annapolis, genifl kat l ml bir toplant olmas aç s ndan önemliydi. Annapolis e göre taraflar aras nda iki devletli çözüme yönelik bar fl görüflmeleri hemen bafllayacak ve 2008 sonuna kadar bitirilecekti. Taraflar bu süre içinde Kudüs, mülteciler, yerleflimciler, s n rlar, güvenlik ve su konular n kapsayan ve nihai statü konular da denen alt konuda anlaflma sa lamaya çal flacakt. AMAÇLARIMIZ Fakat gerek 2008 Kas m nda ABD de gerekse 2009 fiubat nda srail de seçimlerin olmas ayr ca Filistinliler aras ndaki bölünmüfllü ün devam etmekte oluflu An- AMAÇLARIMIZ napolis in baflar flans n azaltan geliflmelerdi. Sonuçta 2008 sonuna yaklafl ld K T A P hâlde hiç bir K somut T A P ad m n at lamam fl olmas da bunu do rulamaktayd. Toplant ya kat lan Mahmut Abbas ve Ehud Olmert konferans öncesinde yapt klar toplant larla belli bir bir alt yap oluflturmaya çal flm fllard. Arap Birli inin 22 Kas m TELEV ZYON 2007 deki TELEV ZYON toplant s nda Arap ülkeleri toplant ya kat lma karar alm flt. Buna karfl - l k Suriye, Golan n toplant n n resmî gündeminde olmad için D fliflleri Bakan yard mc s yla kat lmay tercih etti. Arap ülkelerinden Suudi Arabistan, M s r, Suriye, Ürdün, Lübnan, Bahreyn, Katar, Birleflik Arap Emirlikleri, Umman, Fas, Tunus, Cezayir, Yemen NTERNET ve Moritanya, di er Müslüman ülkelerden Türkiye, Pakistan, Endo- NTERNET nezya ve Malezya ayr ca AB, Rusya ve Çin in de kat ld toplant tarihe Orta Do- u konusunda son elli y l n en genifl kat l ml toplant s olarak geçecekti. Toplant ya kat lmayanlar aras nda yer alan Hamas ve ran ise Annapolis e a r elefltiriler yöneltmekteydi.

159 5. Ünite - Orta Do u da Bar fl Süreci 153 Nitekim 2000 Eylül ünde Ariel fiaron taraf ndan Mescid-i Aksa ya girilmesiyle bafllayan ve srail in orant s z güç kullanmas yla devam eden süreç, Bat fieria ve Gazze nin yeniden srail in askerî ve siyasi iflgaliyle sonuçlanm flt. Fakat bu dönemde de her ne kadar sonuç al namasa da baz giriflimler söz konusu olmufltu ki 2003 Nisan nda gündeme gelen Yol Haritas, 2005 Eylül ünde srail in Gazze den çekilmesi ve Annapolis konferans bu aç dan önemli geliflmelerdi. Fakat srail in 27 Aral k Ocak 2009 tarihleri aras nda devam eden ve yaklafl k 1500 Filistinli Müslüman n hayat n kaybetti i ve 5000 in üzerinde yaral n n oldu u Gazze iflgali bar fl sürecinin tabutuna çak lan son çiviydi. Bu geliflme sonras nda srail de iflbafl na gelen hükûmetlerin Yahudi yerleflim yerleri iflgalini temel öncelikleri hâline getirmeleri ve bar fl sürecine iliflkin olumlu bir tutum içinde olmamalar dolay s yla bar fl sürecinde herhangi bir geliflme söz konusu olamam flt r. srail Gazze ye uygulad hiçbir meflruiyeti olmayan ambargoyu, yine meflruiyeti olmayan bir ablukayla desteklemektedir. Nitekim Gazze ablukas n önlemeye ve Gazze ye insani yard m götürmeye çal flan bir çok giriflimi engelleyen srail, 31 May s 2010 da Gazze ye yard m götürmeyi amaçlayan ve dünyan n farkl ülkelerinden 600 dolay nda sivil toplum üyesinin kat ld yard m konvoyunda bulunan Mavi Marmara adl gemiye düzenledi i sald r sonucunda 9 Türk ü öldürmüfltür. srail, söz konusu bu olaydan sonra da benzer giriflimleri güç kullanarak önlemifl ve Gazze ablukas n uygulamaya devam etmifltir. GAZZE SALDIRISI SONRASI SÜREÇ VE NETANYAHU DÖNEM Her ne kadar Ariel fiaron 2005 Kas m nda Likud tan ayr larak Kadima Partisini kurmufl olsa da bu durum sa daki partilerin flçi Partisi karfl s nda güçlü olduklar gerçe ini de ifltirmedi Mart ndaki seçimleri Kadima n n yeni lideri Ehud Olmert kazanm fl ama Netanyahu liderli indeki Likud gücünü artt rmaya devam etmifltir seçimlerinde fiaron un Gazze den çekilmesini onaylad n yeni kurulan Kadima ya destek vererek ortaya koyan srail kamuoyu 2009 seçimlerinde ise bu defa srail in Gazze ye sald r s n onaylamaktayd. Gazze iflgali tüm sa partilerin oylar n artt rmas na yol açm flt r. Merkez ve soldaki partiler ise oy kaybetmifllerdi. flçi Partisi, 2001 den bu yana iflbafl nda olan hükûmetlerde önce Ariel fiaron un Likud uyla daha sonra ise Olmert in Kadima s yla koalisyon oluflturarak yine bir flekilde hükûmette olsa da bu durum afl r güvenlik merkezli politikalar n uygulanmas nda bir de ifliklik yapmam fl ve flçi Partisi nin sürekli oy kaybetmesiyle sonuçlanm flt r. flte bu atmosferde yap lan 2009 fiubat seçimlerinden her ne kadar Kadima fiekil 5.7 Gazze Kaynak: 8/8e/Gz-map-tr.png

160 154 Orta Do uda Siyaset birinci parti olarak ç km fl olsa da seçimlerde oyunu ikiye katlayan Likud un bafl - n çekti i sa partiler parlamentoda ço unlu u ele geçirdiler seçimleriyle karfl laflt r ld nda flçi Partisi nin parlamentodaki sandalye say s 19 dan 13 e düflmüfltür. Kadima, Tzipi Livni liderli inde girdi i seçimlerde birinci parti olarak ç km fl olsa da milletvekili say s 29 dan 28 e düflmüfltür. Likud ise Ariel fiaron liderlikten ayr ld ktan sonra Netanyahu liderli inde girdi i 2009 seçimlerinde milletvekilini 12 den 27 ye ç kararak önemli bir baflar elde etmifltir. Genel anlamda bak ld - nda flçi Partisi ve Kadima n n da içinde yer ald merkez veya sol partiler 55 milletvekili kazan rken sa daki partiler 65 milletvekili kazanm fllard r. Bunlardan özellikle Rus Yahudilerinden oy alan ve liderli ini yeni Netanyahu hükûmetinde D fliflleri Bakanl na getirilen Lieberman n yapt Israel Beytanu ise 2009 seçimlerinden beklenmedik bir baflar elde etmifl ve 15 milletvekiliyle flçi Partisi nin önüne geçerek üçüncü parti konumuna yükselmifltir. Sefardi ve Mizrahi Yahudilerin oy verdi i Shas ise bir milletvekili kaybetse de 11 milletvekili kazanarak her zaman oldu u gibi koalisyon hükûmetlerinin kilit partisi olma özelli ini korumufltur. fiiddet politikas n n kamuoyunun büyük bir kesimi taraf ndan onaylanmas aç s ndan önemli olan bu durum Gazze sald r lar esnas nda yap lan kamuoyu yoklamalar ndan da belliydi. 1 Ocak 2009 da Haaretz taraf ndan telefonla gerçeklefltirilen bir kamuoyu yoklamas na göre halk n %70 i operasyonu destekliyor ve devam etmesini istiyordu. Çözüm isteyenler ise %20 de kalm flt. Netanyahu daha önce hiç yanaflmad iki devletli çözümü kabul etmifl görünüyorsa da iki devletli çözüm konusundaki yaklafl m oldukça ilginçti ve Filistin taraf aç s ndan kabul edilebilir bir yaklafl m gibi görünmüyordu. Zira ortaya ç kacak Filistin devletinin silahs zland r lm fl olmas koflulu getirilmekte ayr ca srail in kurulacak Filistin devletini havadan, karadan ve denizden kontrol etmesi öngörülmekteydi. Ayr ca srail, söz konusu devletin güvenli ini sa lamak için bir baflka devletten askerî destek istememesi için uluslararas garanti istemekteydi. Asl nda yeni olan iki devletli çözümü kabul etmifl olmas yd. Ancak bu devletin askersiz ve silahs z olmas ve havadan, karadan ve denizden srail taraf ndan kontrol edilecek olmas kurulacak devleti anlams z hâle getirmekteydi. Kurulacak devletin silahs zland r lacak olmas ise yeni bir fley olmamakla beraber Netanyahu nun da ayn fleyi söylemesi üzerine art k srail in resmî politikas hâline gelmifl olmas önemliydi. Ayr ca Filistin taraf n n ve Arap ülkelerinin srail i tan malar art k yeterli bulunmuyordu. srail i bir Yahudi Devleti olarak tan malar istenmekteydi. Bu da daha önce zaman zaman dile getirilmifl olsa da art k srail in resmî politikas hâline gelmekteydi ve durumu daha da zorlaflt rmaktan baflka bir ifle yaramayaca aç kt ; ama as l önemlisi srail in bununla neyi amaçlad yd. Bu politika yine Netanyahu taraf ndan ortaya at lan Mülteciler sorununun srail topraklar d fl nda çözülmesi ve Bat fieria n n (Yahudiler bu topraklara Judea ve Samaria demektedir) Yahudi Anavatan olarak nitelenmesiyle birlikte düflünüldü ünde anlaml hâle gelmekteydi. Zira srail hükûmeti, Filistinlileri srail e kabul etmeme politikas n felsefi ve ideolojik bir temele oturtmaya çal fl rken kendi içindeki Filistinli Araplardan da kurtulmay planlamaktayd. Tüm Filistin i Yahudi anavatan olarak nitelemesi ise en nihai aflamada ba ms z bir Filistin devletinin kurulmas na asla izin verilmeyece i anlam na gelmekteydi. Zaten ayr lmaz ve bölünmez olarak gördü ü Kudüs ü tart flma d fl nda tutmakta ve srail in ebedi baflkenti oldu unu ilan etmekteydi. Bu koflullar alt nda bir devlet kurulmas n n amaçlanmad aç kça anlafl lmaktayd.

161 5. Ünite - Orta Do u da Bar fl Süreci 155 Öte yandan, Amerikan Baflkan Yard mc s, Joe Biden n Cumhurbaflkan fiimon Perez ve Baflbakan Netanyahu ile yapt temaslardan bir gün sonra henüz srail den ayr lmadan 10 Mart 2010 da yap lan aç klama bir anda Amerikan hükûmetini bile flaflk na çevirmiflti. Yerleflim yerlerinin inflas na iliflkin 26 Eylül 2010 da sona erecek olan 10 ayl k ertelemeye ra men, srailli konut bakan ndan yap lan ve Do- u Kudüs e 1600 yeni konut yap laca yönündeki aç klamaya tepki gösteren Biden, srail hükûmetinin Do u Kudüs te yeni konutlar infla etme planlar n ilerletmesi karar n k n yorum. Aç klaman n içeri i ve zamanlamas bugün srail de yapt m yap c temaslara tezat oluflturuyor ifadesini kullan rken bunun do rudan görüflmelerin bafllamas için yap lan çabalara indirilmifl bir darbe oldu unu ve güven duygusuna zarar verdi ini aç klad. Beyaz Saray Sözcüsü Robert Gibbs de karar k nad klar n ifade etti. fiekil 5.8 Tel Aviv ( srail) Kaynak: Yazar n Kendi Arflivi Her ne kadar srail, 2010 y l bafl nda da özellikle yeni yerleflim yerleri inflaat - n devam ettirdi i için ABD ile aras ndaki iliflkilerde so ukluk devam etse de Barry Rubin, 9 May s 2010 daki yaz s nda Obama yönetiminin srail e bask yapamayaca n defalarca yazd n ifade ederek Obama yönetiminin srail e silah sat fl na devam etme karar ald na dikkat çekmekteydi. Rubin, bu konudaki de erlendirmesini Barbara Opall-Rome un 3 May s 2010 tarihli Defence News de yay nlanan yaz s na dayand rmaktayd. Buna göre ABD srail e çeflitli tür silahlar n sat fl na yeniden bafllam flt. Ayr ca ABD di er ülkelere verdi i askeri kredileri, Amerikan silah almak için kullan lmas n flart koflarken, srail e bunun %26 s n askerî teknolojisini gelifltirmek için kullanmas na izin vermekteydi. Bu arada 2009 da 2,5 milyar dolar olan srail e verilen askerî yard m da 2011 de 3 milyar dolara ç kar lm flt. Bu duruma ve taraflar n aç klamalar na bak ld nda özellikle askerî iliflkilerde bir sorun olmad görülmekteydi.

162 156 Orta Do uda Siyaset Özet A MAÇ 1 A MAÇ 2 srail in do uflunu ve Filistin sorununun temellerini kavrayabilmek, Orta Do u ve Filistin sorununun temelinde Yahudilerin söz konusu topraklarda önce ngiltere sonra ABD taraf ndan bir devlet hâline gelmesinin sa lanmas n n ve srail taraf ndan gerçeklefltirilen iflgallerin söz konusu devletler taraf ndan hofl görülmesinin yatt ifade edilebilir. Zira Yahudiler, her ne kadar söz konusu topraklarda 3000 y ld r var olduklar n iddia etseler de özellikle Roma iflgaliyle beraber büyük Yahudi diasporas n n söz konusu oldu u milattan hemen sonraki birinci yüzy ldan sonraki dönemde bu topraklar hiç hat rlamam fllard r. Bölgeye ilgilerinin artmas ise esas olarak ondokuzuncu yüzy lda Rusya da ve Avrupa da Yahudi aleyhtarl - n n (antisemitizmin) ileri boyutlara varmas üzerine gündeme gelmifltir. Bir yurt aray fl n n bafllamas yla Filistin in tarihî önemi de öne ç km flt r. Siyonizm bu ba lamda Filistin de baflkenti Kudüs olan bir Yahudi devletinin kurulmas emelini ve hedefini ifade etmektedir. Yahudilerin bu amaca ulaflmalar n n önü, önce 1917 deki Balfour Deklerasyonu ile ngiltere taraf ndan, sonras nda ise 1947 de BM deki Taksim Plan n n görüflülmesi esnas nda ABD taraf ndan verilen destekle aç lm flt r. Zira söz konusu Genel Kurul karar yla o güne kadar ellerindeki tüm imkanlara ra men ancak Filistin in %6-7 sini kontrol edebilmeyi baflarm fl olan Yahudilere Filistin topraklar n n %56.5 inde bir Yahudi devleti kurma imkân sa lanmaktayd. Arap- srail savafllar hakk nda bilgi sahibi olmak, srail in 1948 May s nda söz konusu Genel Kurul karar yla Yahudilere tahsis edilen topraklarda bir Yahudi devletini kurdu unu aç klamas yla beraber, bunu kendilerine yönelik ciddi bir hak gasb ve provokasyon olarak gören M s r, Ürdün ve Suriye den oluflan Arap ülkelerinin sald r s yla bafllayan birinci Arap- srail savafl sonunda Yahudiler kendilerine b rak lan topraklardan daha fazlas n iflgal ederek kontrol ettikleri toprak parças n %78 e ç karm fllard. Zaten Yahudilere b - rak lan yerlerde yaflayan in üzerindeki Müslüman Araplara olmad k iflkence ve y ld rma A MAÇ 3 giriflimleriyle onlar evlerini ve yurtlar n terk etmek zorunda b rakan srail in söz konusu bask - lar sonucu mültecilerin say s bin dolay na ç km flt r. Bunun üzerine BM Genel Kurulu 1948 Aral k nda 194 say l karar kabul ederek mültecilerin geri dönüfl hakk n ve geri dönmek istemeyenlere tazminat ödenmesini öngörmüfltür. Fakat say lar daha sonraki savafllarla sürekli artan Filistinli mültecilere iliflkin bu BM karar hiçbir zaman uygulanmam flt r. srail in sald r s yla bafllayan 1967 savafl n n sonunda srail Filistin topraklar n n tamam n iflgal ederek denetim alt - na ald topraklar n oran n %100 e ç karmakla kalmam fl, ayr ca Suriye ye ait olan Golan Tepelerini ve M s r a ait olan Gazze fieridi ve Sina yar madas n da iflgal ederek topraklar n dörde katlam flt r. Bu arada topraklar n terke zorlanan Filistinli mültecilerin say s ise 1,5 milyona ulaflm flt r. Di er taraftan 1973 Savafl, her ne kadar M s r ve Suriye nin sald r s ile bafllam flsa da savafl n sonucunda mevcut durumda bir de ifliklik olmam flt r. Bu arada BM Güvenlik Konseyi 1967 savafl n n sonunda kabul etti i ve srail in iflgal etti i topraklardan çekilmesini öngören 242 say l karar, 1973 savafl sonunda kabul etti i 338 say - l kararla teyid etmifltir sonras n n en önemli geliflmesi, 1978 Eylül ünde bafllayan Camd David süreci sonunda 1979 Mart nda imzalanan M - s r- srail bar fl antlaflmas yla srail in Sina dan aflamal bir flekilde çekilmesidir. Camp David sonras n anlayabilmek, Camp David Anlaflmalar na ra men srail in önce 1980 de Kudüs ü ve 1981 de Golan Tepeleri ni ilhak etmesi, arkas ndan da 1982 de Güney Lübnan iflgal etmesi bar fla yönelik tavr nda bir de ifliklik olmad n n en aç k göstergeleri olarak yorumlanm flt r. Bu durum, zaten sürecine tepki gösteren arap Birli i nden ç kar lan M s r n prestijini daha da düflürmüfltür. Çünkü M s r in Sina dan çekilme ifllemini 1982 de tamamlayacak olan srail e karfl tamamen pasif bir politika takip etmeye bafllam flt r. M s r n bu pasif politikas ise srail in Filistin ve Lübnan daki iflgalini kolaylaflt rmaktayd. Di er taraftan, bu dönemde M s r n pasifize edilmesiyle Filistin so-

163 5. Ünite - Orta Do u da Bar fl Süreci 157 A MAÇ 4 runundaki süreç daha da yavafllam flt r. Zira M - s r n d fl ndaki Arap ülkelerinin srail i bar fla zorlayacak ne askerî ne de siyasi güçleri bulunmaktayd. Asl nda bu durum 2000 li y llara kadar uzanan süreçte srail e önemli bir güvenlik sa lam flt r. M s r ise bunun karfl l nda prestijini kaybederken ABD den en fazla yard m alan srail den sonraki ikinci ülke olma özelli ine sahip olmaktayd. Bu dönemdeki çözüm çabalar nda ABD nin çözüm diye ortaya att planlar srail e güvenlik sa lamaktan baflka bir amaç tafl mazken Filistin ve Araplar n temel tezleri, srail in iflgal etti i topraklar terk etmesi, baflkenti Kudüs olan ba ms z bir Filistin devletinin kurulmas, mültecilerin geri dönüfl hakk n kabul eden BM karar n n uygulanmas ve Yahudi yerleflim yerlerinin boflalt lmas baflta olmak üzere Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin hakk n n ve FKÖ nin tek yasal temsilci olarak tan nmas noktalar nda toplanmaktayd. Bu arada Kas m 1988 de Cezayir de toplanan, Filistin Ulusal Konseyi 1948 bölünme s n rlar n esas alan ve baflkenti Kudüs olan sürgünde ba ms z bir Filistin devletinin kuruldu unu aç klam flt r. A MAÇ 5 Oslo sonras nda Orta Do u da söz konusu olan bar fl sürecini aç klayabilmek. Bölgesel ve uluslararas koflullar n etkisiyle söz konusu olan Oslo süreci, özellikle Filistinlilerin çok büyük beklentilere sokuldu u ancak sonucu büyük bir hayal k r kl ndan baflka bir fley olmayan bir süreç olarak tarihe geçmifltir te Norveç in arabulucuyla gerçekleflen gizli görüflmelerin sonunda imzalanan anlaflmalarla FKÖ, srail i tan rken, srail de FKÖ yü Filistinlilerin tek yasal temsilcisi olarak tan maktayd. Söz konusu süreç sonunda öncelikle Gazze ve Eriha da bafllayan özerklik bir y l sonra 1994 may s nda yap - lan anlaflmayla Bat fieria da srail in denetimindeki tüm toraklar kapsayacak ve befl y ll k bir geçifl sürecinin sonunda ba ms z Filistin devletinin kurulmas söz konusu olacakt. Ancak tüm bu hayaller bir tarfatan srail in iflgal etti i topraklardan çekilme konusunda ayak sürümesiyle öngörülen zamanda gerçekleflmezken, 2000 Eylülünde Ariel fiaron taraf ndan Mescid-i Aksa ya yap lan provakatif ziyaret sonucunda bafllayan ikinci ntifada ve srail in orant s z güç kullanmas üzerine tamamen akamete u ram fl ve sonunda srail in bütün çekildi i yerlerde yeniden askeri iflgalini tesis etmesiyle sonuçlanm flt r Nisan nda taraflara sunulan yol haritas n n temel önceliklerinden birisi 2000 Eylül ü öncesine dönülmesiydi ancak bu da bugüne kadar gerçekleflemedi. Bu arada 2004 te Arafat n ölümü üzerine yerine devlet baflkan olarak Filistin yönetiminin bafl na Mahmut Abbas getirilmekteydi da yap lan seçimleri ise bu defa FKÖ de il Hamas kazanmaktayd. Ancak k sa bir süre sonra FKÖ ve Hamas aras ndaki mücadele silahl çat flmaya dönüflmüfl ve en sonunda 2007 Haziran nda Hamas hükûmeti da lmakla kalmam fl, FKÖ nün Bat fieria y Hamas n Gazze yi kontrol etti i ikili bir yap ortaya ç km flt r. Di er taraftan, 2007 de ABD nin öncülü ünde Annapolis te gerçekleflen genifl kat l ml zirveden ise bir sonuç ç kmam flt r. Bundan sonra bar fl süreci srail in tek tarafl güç kullan m n n gölgesinde kalm fl ve özellikle srail yönetiminin yeni Yahudi yerleflim yerleri inflas na devam etti i için görüflmelere bafllanamam flt r. srail in Gazze sald r s sonras politikalar n ve Netanyahu dönemini çözümleyebilmek, Ariel fiaron un partiden 2005 te ayr larak Kadima y kurmas yla Netanyahu nun elinde kalan Likud, 2006 seçimlerinde iyice zay flarken Gazze sald r s sonunda artan milliyetçi atmosferden faydalanarak 2009 seçimlerinde oylar n artt rm fl ve yeni hükûmet Netanyahu nun baflbakanl nda kurulmufltur. Ancak Netanyahu nun bar fla yönelik yaklafl m çok olumlu say lmazd aras ndaki baflbakanl döneminde bar fl süreci yerinde saym flt. Bu defa yapt aç klamalardan da bar fl sürecinde bir ilerleme olmayaca anlafl lm flt. Sürekli yeni koflullar öne süren Netanyahu, bu defa öncekilere ek olarak Filistinlilerden ve Araplardan srail in bir Yahudi devleti oldu unu tan malar n istemekteydi. Ayr ca Yahudi yerleflim yerleri inflaat na devam etmesi bar fl n önündeki en önemli engellerden biri olmaya devam etmekteydi.

164 158 Orta Do uda Siyaset Kendimizi S nayal m 1. Balfour Deklerasyonu ile öncelikle hangi devlet Yahudilerin Filistin de bir yurt kurmalar n desteklemeyi vaad etmifltir? a. Fransa b. ngiltere c. Almanya d. Çarl k Rusyas e. BD 2. Taksim Plan ile ilgili verilen bilgilerden yanl fl olan hangisidir? a. Milletler Cemiyeti taraf ndan Filistin de bir manda yönetimi kurulmas n ve bafl na Yahudilerin getirilmesini öngörmekteydi. b. Birleflmifl Milletler taraf ndan kabul edilen bir karar olup, Filistin de biri Yahudi di eri Arap olmak üzere iki devletin kurulmas n öngörmekteydi. c. Yahudilere Filistin in yaklafl k yüzde 56 s nda bir devlet kurma imkân tan nmaktayd. d. Filistin de kurulacak Yahudi devletinin topraklar nda 400,000 dolay nda Müslüman Arap bulunmaktayd. e. Taksim Plan na en büyük deste i ABD vermifltir savafl n n sonuçlar yla ilgili verilen bilgilerden hangisi yanl flt r? a. srail, Filistin in yüzde 78 ini denetim alt na alm flt r. b. Bu savafl sonunda mültecilerin say s n n 700, ,000 dolay na ç kt görülmüfltür. c. Araplar n Yahudilere karfl kazand ilk ve son baflar olarak tarihe geçmifltir. d. Günümüzde Filistin sorunu ele al n rken, bu savaflta kazan lan topraklar gündeme gelmemektedir. e savafl Araplar n sald r lar yla bafllam flt r. 4. Afla dakilerden hangisi Oslo süreciyle iliflkili bir konu de ildir? a. srail in FKÖ yü tan mas b. FKÖ nün srail i tan mas c. Öncelikle Gazze ve Eriha da bir özerk yönetim kurulmas d. Befl y ll k bir süreç sonunda ba ms z bir Filistin devletinin kurulmas e. srail in iflgal etti i tüm topraklardan çekilmesi 5. Afla dakilerden hangisi Filistin sorunu konusunda Arap ve Filistinlilerin tezlerini ve yaklafl mlar n yans tmamaktad r? a. Filistinliler, 1947 Taksim Plân nda öngörülen topraklarda ba ms z bir Filistin devletinin kurulmas b. Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin hakk n n kabul edilmesi c. srail in 1967 de iflgal etti i topraklardan çekilmesi d. BM karar uyar nca mültecilerin geri dönüfl hakk n n ve dönmek istemeyenlere tazminat ödenmesinin kabul edilmesi e. Bat fieria daki Yahudi yerleflimlerinin boflalt lmas savafl n n sonuçlar hakk nda verilenlerden hangisi do rudur? a. Savafl, Irak d fl ndaki Araplar n sald r s yla bafllam flt r. b. Savaflta srail in büyük kay p vermesi ABD nin yard m sayesinde önlenmifltir c. Savafl sonunda BM taraf ndan 242 say l karar kabul edilmifltir. d. Savafl sonunda Arap ülkeleri ABD ve di er Bat - l ülkelere petrol ambargosu uygulam fllard r e. Savafl, taraflar n pozisyonunda bir de ifliklik yapmam flt r. 7. Ba ms z Filistin Devleti nerde ve ne zaman ilan edilmifltir? a Eylülünde Oslo da ilan edilmifltir. b. 15 Kas m 1988 de Cezayir de ilan edilmifltir. c te New York ta BM taraf ndan ilan edilmifltir d haziran nda Hamas taraf ndan Gazze de ilan edilmifltir e Eylülünde Mahmut Abbas taraf ndan Bat fieria da ilan edilmifltir.

165 5. Ünite - Orta Do u da Bar fl Süreci 159 Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 8. Camp David Anlaflmas hangi ülkeler aras nda ne zaman yap lm flt r? a Eylülünde M s r ve srail aras nda imzalanm flt r. b Eylülünde Filistinliler ile srail aras nda imzalanm flt r. c Temmuzunda ABD nin arabuluculu uyla Filistinliler ile srail aras nda imzalanm flt r. d Kas m nda srail ile Ürdün aras nda imzalanm flt r. e fiubat nda Filistinli gruplar aras nda imzalanm flt r. 9 Afla dakilerden hangisi Oslo Sürecinin t kanmas na yol açan geliflmeler aras nda say lamaz? a. srail in iflgal edilen topraklardan çekilmek istememesi b. srail in ba ms z bir Filistin devletini engellemek istemesi c. Ariel fiaron taraf ndan Mescid-i Aksa ya girilmesi d. srail in fliddet kullanmas e. Arap ülkelerinin Oslo sürecine karfl olmalar 10. srail in Gazze den çekilmesiyle ilgili afla daki bilgilerden hangisi yanl flt r? a. srail Gazze den çekilmekle beraber, Gazze yi denizden, havadan ve karadan kontrol etmeyi sürdürmekteydi b. srail, çekilmeyle beraber Gazze deki 21 Yahudi yerleflim birimini boflaltm flt r. c. srail, 2005 Eylülünde boflallt Gazze yi 2008 Aral nda yeniden iflgal etmifltir. d. Arap ülkeleri Gazze den çekilmesi üzerine srail ile yeniden diplomatik iliflki kurmufllard r. e. srail, Gazze den çekilmekle beraber Gazze ye uygulad ablukay sürdürmüfltür. 1. b Yan t n z yanl fl ise srail in do uflu ve Filistin Sorunu konusunu yeniden gözden geçiriniz. 2. a Yan t n z yanl fl ise srail in do uflu ve Filistin Sorunu konusunu yeniden gözden geçiriniz. 3. c Yan t n z yanl fl ise Arap- srail Savafllar konusunu yeniden gözden geçiriniz. 4. e Yan t n z yanl fl ise Oslo sonras nda Orta Do- u da bar fl süreci konusunu yeniden gözden geçiriniz. 5. a Yan t n z yanl fl ise Camp David sonras geliflmeler konusunu yeniden gözden geçiriniz. 6. c Yan t n z yanl fl ise Arap- srail Savafllar konusunu yeniden gözden geçiriniz. 7. b Yan t n z yanl fl ise Camp David sonras geliflmeler konusunu yeniden gözden geçiriniz 8. a Yan t n z yanl fl ise Camp David sonras geliflmeler konusunu yeniden gözden geçiriniz 9. e Yan t n z yanl fl ise Oslo sonras nda Orta Do- u da bar fl süreci konusunu yeniden gözden geçiriniz 10. d Yan t n z yanl fl ise Oslo sonras nda Orta Do- u da bar fl süreci ve Gazze sald r s sonras süreç ve Netanyahu dönemi konular n yeniden gözden geçiriniz S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde Kas m nda gündeme gelen ve ngiliz D fliflleri Bakan Arthur James Balfour un ad yla bilinen Balfour Deklerasyonu ile ngiltere, daha o y llarda bir Osmanl topra olan Filistin in bir Yahudi yurdu olmas için Yahudilere destek sözü vermekteydi. Osmanl n n bölgeden çekilmesiyle Filistin de bafllayan manda yönetiminin tüm kademelerine Yahudiler getirilince ngiltere nin vaadini gerçeklefltirmesi zor olmad. Balfour Deklerasyonu, ABD taraf ndan da kuvvetle desteklenirken, bundan sonraki süreçte Yahudiler taraf ndan hukuki bir belge gibi sürekli gündeme getirilen meflruiyeti tart flmal bir belge olarak tarihe geçmifltir. Zira söz konusu belge ile ngiltere, kendisine ait olmayan bir toprak parças n o topraklardan nüfusun %92 sini oluflturan halka ra men bir baflka halka vaat etmekteydi ve bu gayri meflru belge Yahudiler taraf ndan hukuki ve meflru bir belge gibi sahiplenilmekteydi.

166 160 Orta Do uda Siyaset S ra Sizde 2 Taksim Plan 1947 Kas m nda BM Genel Kurulunun 181 say l karar yla gündeme gelen ve Filistin de Yahudi ve Araplar n ayr devlete sahip olmas n öngören plând r. Söz konusu plan öncesinde %31 lik nüfuslar yla Filistin topraklar n n %6 s nda yaflayan Yahudilere Filistin topraklar n n %56 s nda bir Yahudi devleti kurabilmelerine imkân sa lanmaktayd. Nüfusun %70 ini oluflturan Araplara ise Filistin topraklar n n %48 i b rak lmaktayd. Ayr ca Yahudilere b rak lan topraklardaki 900 bin dolay ndaki nüfusun 400 binini Araplar oluflturuyordu. S ra Sizde savafl sonunda Yahudiler BM Genel Kurulu ile kendilerine b rak lan %56 l k toprak parças n %78 e ç - karmaktayd. Bundan sonra Filistinlilerin elinde Filistin topraklar n n yaklafl k %20-22 sini oluflturan Bat fieria kalmaktayd. S ra Sizde 4 srail in sald r s yla bafllayan 1967 Savafl n n sonunda srail, Filistinlilerin ellerinde kalan ve Filistin topraklar - n n yaklafl k %20-22 sini oluflturan Bat fieria n n yan nda M s r a ait olan Gazze fleridi ile Sina yar madas n ve Suriye ye ait olan Golan Tepelerini de iflgal etmekteydi. Söz konusu savafl n sonunda mülteci konumuna düflen Filistinlilerin say s 1,5 milyona ulaflmaktayd. S ra Sizde 5 FKÖ nün Filistinlilerin tek yasal temsilcisi olarak kabul edilmesi ve Filistin in kendi kaderini tayin hakk n n tan nmas, srail in 1967 Savafl nda iflgal etti i topraklar terk etmesi, baflkenti Kudüs olan ba ms z bir Filistin devletinin kurulmas, 194 say l BM karar uyar nca mültecilerin geri dönüfl hakk n n kabul edilmesi veya dönmek istemeyenlere tazminat ödenmesi ve son olarak Filistin topraklar nda infla edilen Yahudi yerleflim yerlerinin boflalt lmas d r. S ra Sizde 6 Filistinliler ve FKÖ, 15 Kas m 1998 de Cezayir de, sürgünde ba ms z bir Filistin devleti kurduklar n aç klam fllard r. Yeni kurulan devletin bafl na Yaser Arafat getirilmifltir. Söz konusu Filistin devleti Türkiye nin de aralar nda bulundu u yüzden fazla ülke taraf ndan tan nmaktad r ancak BM üyesi de ildir. S ra Sizde 7 Oslo süreci, Filistin in önce Gazze ve Eriha da sonra tüm Bat fieria da özerk bir yönetime sahip olmas n befl y l n sonunda da ba ms z olmas n öngörmekteydi. Bu çerçevede FKÖ, srail i srail de FKÖ yü tan maktayd. Hem tan ma anlaflmas n hem de ilk etapta Gazze ve Eriha da özerk bir yönetim oluflturulmas n öngören Oslo süreci sonunda ba ms z bir Filistin devletinin kurulmas öngörülmüflse de srail in söz konusu topraklardan çekilmemesinden dolay amac na ulaflmam flt r. S ra Sizde 8 Tarihe ikinci intifada olarak geçecek olay, 2000 Eylül ünde muhalefetteki Likud un lideri Ariel fiaron un 1000 kiflilik srail askeri ile birlikte Mescid-i Aksaya girmeleri ile söz konusu olan provakasyonun sonucu olarak bafllayan olaylar k sa bir süre içinde kent ve kasabalarda srail in orant s z güç kullanmas na yol açt. Bir tarafta srail askerlerine karfl tafl ve sopalarla kendini savunmaya çal flan Filistinliler di er taraftan a r silahlar da dahil her türlü askerî arac kullanmaktan çekinmeyen srail ordusu bulunmaktayd. Yararlan lan Kaynaklar Graudy, Roger. (2000) Siyonizm Dosyas, çev. Nezih Uzel 3. bask ( stanbul: P nar Yay nlar,) Ataöv, Türkkaya. (1970) Filistin Sorununun Ard ndaki Gerçek: srail in Kurulufluna Kadar, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi. Cilt: 25, No: 3 (Eylül), ss Ataöv, Türkkaya. (1973) Afrika Ulusal Kurtulufl Mücadeleleri. Ankara: AÜSBF Yay. Brown, Cameron S. (2003) Israel s 2003 Elections: A Victory For The Moderate Right and Secular Center, Middle East Review of International Affairs, Vol. 7, No. 1 (March), ss Calvocoressi, Peter. (1996) World Politics Since 1945, 7 th ed., (New York, N.Y: Longman Publishing. Seitz, Charmaine. Appointing Abu Mazen: A Drama with Two Enactments Chomsky, Noam. (1993) Kader Üçgeni: ABD, srail ve Filistinliler. Çev. Bahad r Sina fiener. stanbul: letiflim yay. Cleveland, William L. (1994) A History of Modern Middle East. San Francisco: Westview Press. Diller, Daniel C. ve John L. Moore, The Middle East, 8 th ed., Washington: Congressional Quarterly Inc., 1994)

167 5. Ünite - Orta Do u da Bar fl Süreci 161 Hadawi, Sami ve Walter Lehn. (1985) Siyonizm ve Filistin Topraklar. Siyonizm ve Irkç l k. Çev. Türkkaya Ataöv. Ankara, Birey ve Toplum ve Yay nlar. Halloum, Ribhi. (Abu Firas) Belgelerle Filistin: Dün, Bugün, Yar n. stanbul: Alan yay nc l k. Hunter, Shireen. (1986) Inter-Arab Politics. Robert O. Friedman, ed. The Middle East after the Israel Invasion of Lebanon. New York, N.Y: Syracuse University Press, içinde ss Isseroff, Ami. (2003) The Peace Process is Dead, Long Live the Peace Process,http://www.mideastweb.org/oslofailed.htm Isseroff, Ami. A Brief History of Israel and Palestine and the Conflict, Isseroff, Ami. President Bush Calls for New Palestinian Leadership, Karsh, Efraim. (1994) Peace at Last, Efraim Karsh ve Gregory Mahler, Israel at the Crossroads: The Challenge of Peace. London: British Academic Press. Kessler, Glenn. ( 2010) Despite diplomatic tensions, U.S.-Israeli security ties strengthen, July 16, Washington Post, html, 27 A ustos 2010 da girildi. Khalidi, Rashid. (1986) Palestinian Politics after the Exodus from Beirut, Robert O. Friedman, ed., The Middle East after the Israel Invasion of Lebanon. New York, N.Y: Syracuse University Press, içinde ss Kürkçüo lu, Ömer E. (1972) Türkiye nin Arap Ortado- u suna Karfl Politikas. Ankara: Sevinç Matbaas. Land to give and to take away, The Economist, November 28, 1998, s. 52. Ma oz, Moshe. (1999) From Conflict to Peace? Israel s Relations with Syria and the Palestinians, Middle East Journal, Vol. 53, No. 3 (Summer), s. 405 Martin, Lenore. (2002) Arafat s Dueling Dilemmas: Succession and the Peace Process, Middle East Review of International Affairs, Vol. 6, No. 2 (March), ss Mekelberg, Yossi. Doves vote Hawk, the January 2003 election in Israel, The Royal Institute of International Affairs, Briefing Paper No: 3, ss Miller, Aaron David. (1986) Jordanian Policy: The Politics of Limitations and Constraint. Robert O. Friedman, ed. The Middle East after the Israel Invasion of Lebanon. New York: Syracuse University Press, içinde ss Rubin, Barry. (2010) Obama Administration Continues to Supply Israel with Advanced Weapons, 9 May s, 25 Temmuz 2010 da girildi. Said, Edward. (1985) Filistin Sorunu, çev. Alev Alatl. stanbul: P nar Yay nlar. Tibi, Bassam. (1993) Conflict and War in the Middle East, : Regional Dynamic and Superpowers. London: Mcmillan Press. Yararlan lan nternet Adresleri 17 Temmuz 2009 da girildi.

168 6ORTA DO UDA S YASET Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; Kan tlanm fl do al gaz ve petrol rezervleri aç s ndan Orta Do u nun önemi aç klayabilecek, Enerji üretimi ve tüketimi aç s ndan Orta Do u ülkelerinin önemini aç klayabilecek, Petrol piyasas nda rol oynayan temel oyuncular aç klayabilecek, Petrol ticaretinin küresel ekonomiye etkisini aç klayabileceksiniz. Anahtar Kavramlar Enerji Siyaseti Petrol Do al Gaz Uluslararas Petrol fiirketleri çindekiler Orta Do uda Siyaset Orta Do u da Enerji Kaynaklar ve Politikalar G R fi KÜRESEL ENERJ P YASASI AÇISINDAN ORTA DO U NUN KONUMU VE ÖNEM DÜNYA ENERJ ÜRET M VE TÜKET M NDE ORTA DO U ÜLKELER N N ROLÜ ENERJ T CARET N N ULUSLARARASI L fik LERE ETK S ENERJ REZERV NE SAH P ORTA DO U ÜLKELER N N S YASAL VE TOPLUMSAL YAPILARI VE PETROL POL T KALARI

169 Orta Do u da Enerji Kaynaklar ve Politikalar G R fi Do al kaynaklar ve özellikle enerji kaynaklar insan topluluklar n n yüzy llard r tüketim arac olarak kulland temel ham madde kaynaklar aras nda önemli bir yer tutmaktad r. Bu çerçevede tarihte hiçbir enerji kayna petrol kadar insano lunun gündelik hayat na girmemifltir. Savafl araçlar n n kullan m ndan ayd nlanmaya, s nmadan ulafl ma, ilaç sanayisinden elektrik üretimine, tekstile, plastik malzeme üretimine kadar bir çok alanda petrol ve do al gaz kaynaklar, stratejik birer ham madde olarak kullan lmaktad r. Bu kadar çok yayg n bir kullan ma sahip petrol ve do al gaz n yerini doldurabilecek alternatif enerji kaynaklar n n baz sektörlerde kullan lmas na karfl n, özellikle ulafl m ve s nma sektöründe petrol ve do al gaz n yerini dolduracak bir kayna n kullan ma sokulmas yak n gelecekte gözükmemektedir. Öte yandan bir kayna n stratejik önemi, kayna a olan talebin miktar ve istendi inde kayna a eriflim imkân, kayna n kullan m alanlar, yerine ikame edilebilecek alternatif kaynaklar n varl ve miktar, kaynaklar n ülkeler aras nda da l m ve kaynaklar n nakit de eri ile de ölçülebilmektedir (Klare, 2006:30-43). Tüm bu unsurlardan hareket edildi inde bile petrolün ve do al gaz kaynaklar n n uzunca bir dönem ulusal güvenlik planlamalar üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olaca ifade edilebilir. Di er yandan söz konusu iki kayna n yo unlaflt bölgelerin bafl nda ise Orta Do u gelmektedir. Kan tlanm fl dünya petrol rezervlerinin yaklafl k %57 si ve do al gaz kaynaklar n n da %41 inin Orta Do u da bulunmas, bölge ülkelerinin iç ve difl politikas n da do rudan etkilemektedir. KÜRESEL ENERJ P YASASI AÇISINDAN ORTA DO U NUN KONUMU VE ÖNEM 2012 y l itibar yla Dünya da kan tlanm fl toplam ham petrol rezervi yaklafl k 1 trilyon 520 milyar varildir. 1 Ocak 2007 de Angola n n da OPEC (Petrol hraç Eden Ülkeler Örgütü) üyesi olmas yla birlikte OPEC üyesi 12 ülke toplam ham petrol rezervinin %81 ini elinde tutmaktad r. Bu da yaklafl k milyar varillik bir rezerv demektir. Öte yandan salt Orta Do u daki ham petrol rezervi miktar ise yaklafl k 797 milyar varildir. Bu rezervlerin önemli bir k sm 265 milyar varili S. Arabistan, 141 milyar varili ran, 141 milyar varili Irak, 98 milyar varili BAE, 101 milyar varili Kuveyt, 5.5 milyar varili Umman, 2.5 milyar varili Suriye, 25 milyar varili Katar ve di er Orta Do u ülkelerinde de toplamda yaklafl k 3 milyar varillik bir rezerv bulunmaktad r. Karfl laflt rmal olarak bak ld nda dünyan n en önemli tüketici ül- Kan tlanm fl dünya petrol rezervlerinin yaklafl k %57 si ve do al gaz kaynaklar n n da %41 i Orta Do u da bulunmaktad r. Bu olgu Orta Do u yu dünya siyasetinin merkez üssü hâline dönüfltürmektedir. ABD günde yaklafl k 19 milyar varil, Çin günde yaklafl k 9.4 milyar varil, Japonya 4.5 milyar varil ve Hindistan da 3.5 milyar varil petrol tüketmektedirler.

170 164 Orta Do uda Siyaset keleri aras nda yer alan ABD deki 2012 y l itibar yla toplam petrol rezervi yaklafl k 21 milyar varilken Bat Avrupa daki rezerv miktar da yaklafl k 13 milyar varildir (OPEC 2012:22). Dünya da kan tlanm fl do al gaz ve petrol rezervlerinin aç s ndan Orta Do u nun önemi nedir? 1 Di er yandan dünyadaki petrol tüketimine bak ld nda ise rezerv ülkelerinden farkl olarak tüketimin rezerve daha az sahip olan geliflmifl ülkelerde yo unlaflt görülmektedir. Dünyada 2012 y l itibar yla günde 88 milyon varil petrol tüketilmektedir. Orta S ORU Do u ülkeleri günde yaklafl k 7.5 milyon varil bir tüketim gerçek- lefltirirken, ABD 19 milyon varil ve Bat Avrupa ülkeleri de yaklafl k 13.6 milyon varillik bir tüketime sahiptir. Di er yandan tüketimleri sürekli artan Asya Pasifik ülkeleri ise günde yaklafl k 28 milyon varillik bir tüketim gerçeklefltirmektedirler. D KKAT Bunlar aras nda Çin günde yaklafl k 9.4 milyon varille bafl çekerken, Çin in ard ndan Japonya SIRA 4.5 S ZDE milyon varil ve Hindistan da 3.5 milyon varillik bir tüketim ger- çeklefltirmektedirler. Dolay s yla dünyada enerji rezervine sahip olmayan ülkelerin en büyük tüketimi gerçeklefltirdikleri görülmektedir(opec 2012:46). Bu ba lamda AMAÇLARIMIZ enerji yoksunu AMAÇLARIMIZ olan tüketici ülkelerin petrol tedarikinin önemli bir k sm n Orta Do u ülkelerinden karfl lad n ifade etmek gerekir. K T A P K T A P 2012 y l itibar yla günde 88 milyon varil petrol tüketilmektedir. Dünyan n en önemli rezerv ve üretimine sahip Orta Do u ülkeleri ise günde yaln zca yaklafl k 7.5 milyon varil tüketmektedirler. Di er yandan enerji yoksunu ABD 19 milyon varil, Bat Avrupa ülkeleri TELEV ZYON TELEV ZYON 13.6 milyon varil ve tüketimleri sürekli artan Asya Pasifik ülkeleri ise günde yaklafl k 28 milyon varil petrol tüketmektedirler. AMAÇLARIMIZ NTERNET AMAÇLARIMIZ ran ve Irak d fl ndaki zengin Orta Do u NTERNET ülkelerinin dünya petrol siyasetindeki yerini daha iyi anlayabilmek petrol ve do al gaz rezervine için farkl verileri üzerinde de durmakta yarar vard r. Orta Do u daki petrol kaynaklar n n K yo unlaflt T A P bölgenin ran Körfezi dir. ran ve Irak d flar da tutu umuz- sahip olan Körfez ülkelerinin nüfusu K T30-32 A P milyon aras olmas na karfl n, petrol da geriye kalan Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Umman ve Birleflik Arap Emirlikleri nin yabanc larla birlikte toplam nüfusu yaklafl k 42 milyondur. Di er bir deyifl- rezervlerinin yaklafl k 35 ine ellerinde tutmaktad rlar. TELEV ZYON le ran ve TELEV ZYON Irak hesaplaman n d fl nda tutmam z hâlinde, dünya enerji kaynaklar - n n yaklafl k %35 ininin 42 milyonluk bir kesimin elinde oldu u görülmektedir. Di- er yandan bu ülkelerindeki yabanc say s n düfltü ünüzde ise milyon aras bir nüfusun Dünya enerji kaynaklar ndan en önemli ikisi aras nda yer alan petrol NTERNET NTERNET rezervlerinin önemli bir k sm n elinde tuttu u görülmektedir. ran ve Irak la birlikte dünya petrol kaynaklar n n yaklafl k yar s ndan fazlas yaln zca 130 milyonluk bir nüfusun yaflad bölgede bulundu u realitesi ortaya ç kmaktad r. Bunlar n yan nda önemli bir petrol rezervini elinde tutan Libya ve Cezayir i de Arap dünyas içerisinde de erlendirecek olursak, ran dan bafllay p Cezayir e kadar uzanan bölgede toplam ham petrol rezervi miktar yaklafl k 800 milyar varil civar nda olur. Libya n n nüfusu 5 milyon ve Cezayir in nüfusu ise 37 milyondur. Bu iki ülkenin ham petrol rezervi ise s ras yla yaklafl k 48 milyar varil ve 12 milyar varildir. Bu çerçevede dünyan n en stratejik enerji kayna olan petrolün bölgesel ve ülkesel olarak dünyada adil bir da l m göstermedi i dikkat çekmektedir(opec 2012:18-BP, 2011). Dünyada kan tlanm fl petrol rezervlerinin Orta Do u da yo unlaflmas söz konusu ülkelere dünya siyasetinde önemli bir yer atfedilmesine de yol açmaktad r. Öte yandan gelecek y llarda dünya enerji kaynaklar içerisindeki pay n art ran do al gaz kaynaklar na da ayr ca dikkat çekmek gerekir. Genellikle enerji deyince

171 6. Ünite - Orta Do u da Enerji Kaynaklar ve Politikalar hep petrol dikkate al nmaktad r. Oysa petrolün yan nda do al gaz kaynaklar n n dünya enerji tüketiminde önemli bir yere sahip oldu u ve ayn terazinin gözleri gibi petrol kaynaklar azald kça, do an bofllu un do al gaz rezervleri ile doldurulaca n varsaymak yanl fl olmasa gerek. Zira son y llarda s nmada, elektrik üretiminde ve sanayi mallar n n üretiminde önemli bir enerji kayna hâline gelmeye bafllayan do al gaz n da gelecek y llarda bir çok alanda bafll ca enerji kayna olaca aç kt r. Dünya do al gaz tüketimi h zla art fl göstermekte olup, do al gaz tüketiminin dünya enerji kaynaklar tüketimi içerisindeki pay da yükselmektedir. (TCDYM, 2011). BP verilerine göre 2012 bafl nda dünyada kan tlanm fl do al gaz rezervi ise 209 trilyon m 3 düzeyinde bulunuyor. Orta Do u bölgesi, t pk petrolde oldu u gibi do- al gaz rezervi bak m ndan da dünyan n en zengin bölgesi konumunda yer al yor. Orta Do u ülkelerinde yaklafl k 80 trilyon m 3 do al gaz rezervi bulunuyor. Bir baflka deyiflle dünya do al gaz rezervinin yaklafl k %40 Orta Do u bölgesinde yer al - yor. Orta Do u nun ard ndan en zengin rezervler, yaklafl k 79 trilyon m 3 ile Rusya n n da içerisinde bulundu u Do u Avrupa ve eski Sovyet Cumhuriyetleri bölgesinde bulunmaktad r. Bununla birlikte ülkeler baz nda, dünya rezervinin yaklafl k %22 sini elinde bulunduran Rusya, sahip oldu u 44.6 trilyon m 3 ile en fazla do al gaz rezervine sahip ülkesidir. Öte yandan Rusya n n ard ndan en fazla do al gaz rezervine sahip ülkelerin önemli bir k sm Orta Do u bölgesinde bulunmaktad r. ran da yaklafl k 33.1 trilyon m 3 (dünya do al gaz rezervlerinin %16 s ), Katar da 25 trilyon m 3 (%12), S. Arabistan da 8.2 trilyon m 3 (%4), BAE de 6.1 SIRA trilyon S ZDEm 3 (%3) ve Irak ta 3.6 trilyon m 3 (%1.7) do al gaz rezervi bulunmaktad r. Di er yandan Orta Asya ülkelerinden Kazakistan da ispatlanm fl do al gaz rezervlerinin 2 trilyon m 3 oldu u san l rken, Özbekistan da 1.7 trilyon m 3 do al gaz rezervi bulunmaktad r. Do- al gaz rezervlerinin zenginli i ile dikkatleri üzerine çekmeyi baflaran Türkmenistan n do al gaz kaynaklar n n 24 trilyon m 3 oldu u ileri sürülmektedir (BP, 2011:20) verilerine göre dünyada kan tlanm fl do al gaz rezervi 209 trilyon m 3 düzeyinde bulunmaktad r. Orta Do u bölgesi, t pk petrolde oldu u gibi do al gaz rezervi bak m ndan da dünyan n en zengin bölgesi konumunda yer al yor. Orta Do u ülkelerinde yaklafl k 80 trilyon m 3 do al gaz rezervi bulunuyor. Bir baflka deyiflle dünya do al gaz rezervinin yaklafl k %41 i Orta Do u bölgesinde yer al yor. AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ Ancak bugün için kan tlanm fl rezervler üzerinden hareket etmek yanl fl olabilir y l nda ran da gerçeklefltirilen toplant da Bilindi i gibi do al gaz piyasas petrol piyasas gibi geçmifli y l öncesine do al gaz üreticisi ülkeler dayanmamaktad r. Nispeten daha yeni geliflen bir piyasa ve oldukça K T A Phareketlidir. Do al Gaz hracatç s K T Ülkeler A P Forumu nun (The Gas Nitekim, Rusya, ran ve Venezüella n n giriflimleriyle 2000 lerin bafl nda do al gaz Exporting Countries Forum - ihraç eden ülkeler birli inin kurulmas yönünde birtak m toplant lar n düzenlenme- GECF) kurmufllard r. si dikkat çekicidir. Do al gaz ihraç eden ülkeler, do al gaz konusunda TELEV ZYON da OPEC benzeri bir kartel oluflturarak üretim ve fiyatland rmada ifl birli ini güçlendirmeyi hedeflemektedirler. Bu çerçevede 2001 y l nda ran da gerçeklefltirilen ilk toplant - da Do al Gaz hracatç s Ülkeler Forumu nun (The Gas Exporting NTERNET Countries Forum -GECF) oluflturulmas na karar verilmifl ve bunu takip eden dönemde üretici ülkeler aras nda bir dizi görüflmeler gerçeklefltirilmifltir. Do al Gaz hracatç s Ülkeler Forumu nun son toplant s Aral k 2011 de Doha da gerçeklefltirilmifltir. Sekretaryas n n Katar da bulundu u GECF, do al gaz alan ndaki ifl birli i ve ortak politikalar belirleme konusunda önemli giriflimlerde bulunmaktad r. GECF e üye olan ülkelerin ba- Sekretaryas n n TELEV ZYON Katar da bulundu u GECF nin son toplant s da Aral k 2011 de Doha da gerçeklefltirilmifltir. GECF e üye olan ülkelerin bafl nda Rusya, ran, Katar NTERNET ve Venezuela gelmektedir. Di er üyeler ise Cezayir, Bolivya, M s r, Ekvator Ginesi, Libya, Nijerya ve Trinidad-Tobago d r. Forum toplant lar na ayr ca Norveç ve Kazakistan da gözlemci olarak kat lmaktad rlar

172 166 Orta Do uda Siyaset TELEV ZYON NTERNET 2 fl nda Rusya, ran, Katar ve Venezuela gelmektedir. Di er üyeler ise Cezayir, Bolivya, M s r, Ekvator Ginesi, Libya, Nijerya ve Trinidad-Tobago d r. Forum toplant lar - na ayr ca Norveç ve Kazakistan da gözlemci olarak kat lmaktad rlar (GECF. 2012). Forumun kurucular aras nda yer alan ülkelerin do al gaz rezervlerinde yaflanan ciddi art fllarda bu piyasas n hem kurumsal hem de rezervler itibar yla oldukça hareketli oldu unu göstermektedir. Örne in, 2000 y l ndan önce Katar n toplam do al gaz rezervi 10 trilyon m 3 iken 2010 y l na gelindi inde bu miktar yaklafl k 25 trilyon m 3 gibi oldukça önemli bir rakama ç km flt r. Bu ba lamda Suudi Arabistan ve di- er Körfez ülkelerinde de yeni araflt rmalar n yap lmas n n ard ndan önemli rezervlerin bulunabilece ine iflaret etmektedir. Bu durum Büyük Orta Do u yu enerji rekabetinin merkez üssü hâline getirmektedir. Son olarak tekrar belirtmek gerekirse dünya enerji kaynaklar n n petrolde yaklafl k %57 si do al gaz da ise yaklafl k %41 i Orta Do u co rafyas nda yer ald görülmektedir. Bu olgu di er bir deyiflle Orta Do u yu dünya siyasetinin merkez üssü hâline dönüfltürmektedir. GECF nin anlam nedir? Hangi amaçlar için ve kimler taraf ndan kurulmufllard r? DÜNYA ENERJ ÜRET M VE TÜKET M NDE ORTA DO U ÜLKELER N N ROLÜ Petrolün stratejik öneminin d fl politika ve güvenlik politikalar n belirlemeye bafllad 1900 lar n bafl ndan itibaren Orta Do u dünya politikas n n önemli bir çekim alan n oluflturmaya devam etmektedir. Yukar da belirtildi i gibi Orta Do u daki kan tlanm fl ham petrol rezervi miktar yaklafl k 797 milyar varildir. Do al gaz rezervleriyle birlikte düflünüldü ünde stratejik enerji rezervlerinin önemli bir k sm - n n Orta Do u da yer ald n ileri sürebiliriz. BP ve OPEC istatisti ine göre dünyada ithal edilen SIRA petrolün S ZDE y llara göre de iflmekle birlikte yaklafl k %36-38 i Orta Do- u dan gerçeklefltirilmifltir. Günümüzde zengin rezervlere sahip Orta Do u ülkeleri ayn zamanda OPEC in de üyesidirler. OPEC hem petrol rezervine sahip Orta BP ve OPEC istatisti ine göre dünyada ithal edilen petrolün y llara göre de iflmekle birlikte yaklafl k %36-38 i Orta Do u dan gerçeklefltirilmifltir. Dolay s yla salt rezerv de il ayn zamanda petrol ithalat aç s ndan da Orta Do u oldukça yaflamsal bir öneme sahiptir. Söz konusu öneminden dolay AMAÇLARIMIZ uluslararas sistemdeki AMAÇLARIMIZ ülkeler Orta Do u ülkelerindeki siyasal ve toplumsal geliflmelere kay ts z K Tkalamamaktad r. A P Do u ülkeler hem tüketici ve üretici ülkeler hem de petrol piyasas n n istikrar n n sa lanmas nda oldukça önemli bir aktör konumundad r. OPEC, (Organization of Petroleum Exporting K T A P Countries, Petrol hraç Eden Ülkeler Örgütü) 1960 Eylül ünde Irak ta kurulmufltur. Kuruluflundaki temel amaç petrol fiyatlar na istikrar kazand rmak gelmekteydi. Ancak 1970 lerden sonra OPEC petrol fiyatlar n n yan s ra üretim ve üye ülkeler aras nda petrol piyasas n n istikrar n sa lamak için efl güdüm sa lama amac na yönelmifltir. Kurucu üyeler aras nda ran, Irak, Kuveyt, Suu- TELEV ZYON di Arabistan ve Venezuela bulunmaktayd. Ancak daha sonralar OPEC e Katar (1961), Endonezya (1962), Libya (1962), BAE (1967), Nijerya (1971), Ekvator (1973), Gabon (1975) NTERNET ve Angola (2007) üye olmufltur. Gabon 1995 de OPEC üyeli inden ayr lm flt r. Endonezya n n üyeli i de 2009 Oca ndan itibaren ask ya al nm flt r. OPEC dünyada kan tlanm fl petrol rezervlerinin yaklafl k %81 ina sahip olmas na karfl n, en büyük rezervler Orta Do u ülkelerinde bulunmaktad r. Dolay s yla salt rezerv de il ayn zamanda tüketiciler aç s ndan bak ld nda petrol ithalat aç s ndan da Orta Do u oldukça yaflamsal bir öneme sahiptir. Söz konusu öneminden dolay uluslararas sistemdeki ülkeler Orta Do u ülkelerindeki siyasal ve toplumsal geliflmelere kay ts z kalamamaktad r. Yenilenemeyen bir enerji kayna olan petrol hâlen tüketilen dünya enerji kaynaklar n n önemli bir k sm n oluflturmaktad r. Bu ba lamda dünyadaki enerji kaynaklar n n tüketimine bakmakta yarar var lerin bafl nda petrol tüketiminin toplam enerji kullan m ndaki pay dünya genelinde % 42 civar nda iken do al

173 6. Ünite - Orta Do u da Enerji Kaynaklar ve Politikalar 167 gaz n % 22, kömürün % 22, nükleer enerjinin % 6 ve yenilenebilir enerji kaynaklar n n (su, günefl ve rüzgar gibi) oran da %8 civar ndayd. Kömür ve benzeri enerji kaynaklar n n (odun vs.) nakil sorunu ve tüketilince çevreye daha fazla zararl gazlar salmas, nükleer enerjinin ise hem kurulmas ve iflletilmesinin maliyetli olmas hem de do al ya da teknik bir sorun olufltu unda (Çernobil kazas gibi) insan ve do al yaflam alan üzerinde onar lmas imkâns z tahribatlara yol açmas, petrol ve do al gaz n enerji kaynaklar aras ndaki tüketim oran n korumas na yol açmaktad r (Üflümezsoy ve fien, 2003:80-81). Ancak 2008 ilk sekiz ay nda petrol fiyatlar nda bafllayan düzenli art fl n 2012 nin yaz nda da sürmesi (2012 A ustosunda varili yaklafl k 125 dolar civar na ç km flt r) petrol tüketiminin global düzeyde düflmesine yol açm flt r. BP verilerine göre 2012 bafl nda y l ndan petrolün toplam enerji kullan m ndaki pay yaklafl k %33.1 e kadar gerilemifltir. Petrol ve nükleer enerji kullan m düflerken do al gaz ve nispeten ucuz olan kömür tüketimi Dünya genelinde artm flt r. Bununla birlikte petrol hâlen dahi en önemli enerji kayna olmaya devam etmektedir (BP, 2011:42). fiekil 6.1 OPEC ne zaman ve hangi amaçla kurulmufltur? 3 Özellikle sanayileflmifl ülkelerin petrol tüketiminin artmas na karfl n dünyadaki rezerv miktar ve bu rezervin ülkeler ve bölgeler aras ndaki da l m nda ciddi derecede farkl l klar bulunmaktad r. Orta Do u ülkelerinden Suudi Arabistan, BAE, ran, Irak ve Kuveyt zengin petrol yataklar ile dikkati çekerken, 1900 lar n bafl nda önemli bir petrol rezervi bulunan ABD nin 2012 y l itibar yla toplam rezerv miktar 22 milyar varile gerilemifltir. ABD nin yan nda tüm Bat Avrupa ülkelerinin rezervi yaklafl k 35 milyar varili geçmemektedir. Oysa bu rakamlar Kuveyt gibi hem nüfus hem de toprak anlamda küçük olan bir ülkenin SIRA rezervleri S ZDE ile karfl laflt r ld nda dahi oldukça önemsiz kalmaktad r. Dünyan n SIRA en S ZDE büyük petrol tüketicisi olan ABD nin hemen yan bafl nda bulunan Venezuela, Kanada ile Meksika daki rezervler Washington a en az ndan ulafl labilir bir rezerv alan n sunarken, Bat Avrupa ülkeleri ve Pasifik in büyüyen ekonomileri için böyle bir AMAÇLARIMIZ kaynak bulunmamaktad r. K T A P K T A P Dünyan n en büyük petrol tüketicisi olan ABD nin hemen yan bafl nda bulunan Venezuela, Kanada ile Meksika daki rezervler Washington a en az ndan ulafl labilir bir rezerv alan n sunarken, Bat Avrupa ülkeleri ve Pasifik in büyüyen ekonomileri için böyle bir TELEV ZYON TELEV ZYON kaynak bulunmamaktad r. Söz konusu bölgeler için en güvenilir kaynaklar Orta Do u da yer almaktad r. AMAÇLARIMIZ fiüphesiz, petrolün kullan m kolayl, güvenirli i ve yenilenebilir NTERNET AMAÇLARIMIZ bir kaynak NTERNET olmamas enerji tüketiminde petrole olan ba ml l n sürmesine yol açmaktad r. Ancak bu faktörlerin tek bafl na petrol kullan m na yeterli bir aç klama K T A Pzemini oluflturmad dolay s yla bu faktörlere bir de fiyat faktörünün eklenmesi gerekti i K T A P gö- TELEV ZYON TELEV ZYON NTERNET NTERNET

174 168 Orta Do uda Siyaset fiekil 6.2 Kaynak: com.tr/ekonomi/ asp Dünya petrol üretiminin yaklafl k %32-34 ünü karfl layan Orta Do u ülkelerinin dünya petrol tüketimindeki pay ise yaklafl k %9 civar ndad r. En büyük al c lar ise Çin, Japonya, Hindistan ve AB ülkeleridir. rülmektedir. Di er bir deyiflle petrol fiyatlar çok yüksek bir seviyede olsayd, insanlar nispeten petrolden daha uzun ve onun yerine ikame edilebilecek alternatif bir enerji kayna aray fllar n art r rlard. Nitekim 2008 de kömür ve do al gaz tüketiminin artmas nda yüksek petrol fiyatlar n n önemli bir rolü olmufltur. Tekrar petrol üretiminde yaflanan art fllara dönecek olursak, 1993 y l nda yaklafl k 66 milyon varil günlük global petrol ihtiyac n karfl larken, bu rakam 2003 te 11 milyonluk bir art flla yaklafl k 77 milyon varile ve 2012 de de 88 milyon varile ulaflm flt. Dolay s yla yaklafl k milyon varil dolay nda seyreden günlük petrol tüketiminin bir on y l sonra en iyimser tahminle milyar varile ç kaca söylenebilir. Bölgeler aras nda petrol rezerv farkl l klar ndan dolay, artan üretimin Orta Do u bölgesinden karfl lanaca aç kt r. Yeni rezerv ülkeleri olarak ortaya ç kan Bat Afrika ülkeleri ile Orta Asya ve Kafkasya bölgesindeki rezerv miktarlar günümüzde istenilen oranlara ulaflm fl de ildir. Do al olarak, artan petrol talebinin hangi ülkeler için ne ifade etti inin daha iyi anlafl labilmesi için ülkelerin tüketimini dikkate almak gerekir. Bu noktada yukar da da vurguland üzere en büyük tüketimi geliflmifl ülkeler yapmaktad r. Bu çerçevede dünya petrol üretiminin yaklafl k %32-34 ünü karfl layan Orta Do u ülkelerinin dünya petrol tüketimindeki pay ise yaklafl k %9 civar ndad r. Hem kan tlanm fl rezervler hem de üretim hacmiyle karfl laflt r ld - nda oldukça önemsiz bir tüketim yapmaktad rlar. Dolay s yla Orta Do ulu petrol üreticilerinde bir üretim fazlal söz konusudur ve bunun uzunca y llar bu flekilde sürece i aç kt r (BP, 2011:8,11). Üretti i petrolün büyük bir k sm n ihraç eden Orta Do u ülkelerinin en büyük al c lar ise geliflmifl sanayi ülkeleri olmakla birlikte, petrol yoksunu ülkelerin tümünü bu gruba dahil etmek de mümkün. Ancak as l önemli olan büyük oranda petrol tüketimi gerçeklefltiren fakat buna karfl n yetersiz rezerv sahibi geliflmifl ülkelerin ithalat d r. Tabi olarak petrol üretimi ve tüketimi tüm dünyay ilgilendiren bir olayd r. Hiçbir ülke petrolün üretimi konusunda duyars z kalamaz. Ayn duyarl l k petrolün tüketiminde de söz konusudur. ktisadi anlamda arz/talep dengesi çerçevesinde olaya yaklafl labilir. Bu nokta bizi gene fiyat konusuna götürür. Bir de iflin güvenli petrol üretimi ve tüketimi boyutu var. Di- er bir deyiflle petrol üretiminde yaflanan herhangi bir sorun k sa bir süre içerisinde, kolayl kla uluslararas bir soruna dönüflebilir. Örne in, dünya petrolünün yaklafl k %2 sini üreten Rus petrol flirketi Yukos ile Rus yetkililer aras nda Temmuz 2004 te yaflanan baz sorunlar, k sa bir süre içerisinde uluslararas bir krize dönüflmüfltü. Krize neden olan geliflmeler, varil bafl na petrol fiyatlar n, Amerika da son 21 y l n en yüksek seviyesine ç kard (CNNTukr, 2005). Bu durum Körfez üretimi üzerinde gerçekleflecek uzun süreli bir güvenlik sorununun, birçok ülkenin ekonomik, sosyal ve politik anlamda krize sürüklenece inin göstergesi say labilir. 4 Dünyadaki petrol üretimi ve tüketimi aç s ndan Orta Do u ülkelerinin önemi nedir?

175 6. Ünite - Orta Do u da Enerji Kaynaklar ve Politikalar ENERJ T CARET N N ULUSLARARASI L fik LERE ETK S Enerji kaynaklar n n küresel ticarete etkisi ayn zamanda Orta Do u daki enerji ile politika aras ndaki iliflkinin anlafl lmas na katk sa lamaktad r tarihinde yaln zca petrol tüketicisi ülkeler taraf ndan petrol al m karfl l OPEC üyelerine net yaklafl k 996 milyar dolar gelir transferi yap lm flt r. OPEC istatistiklerine göre 2010 y l nda yaklafl k 771 milyar dolar ve 2011 y l nda da 1 trilyon 78 milyon dolar gelir elde edilmifltir y l nda ise tüketici ülkeler OPEC üyelerine 375 milyar dolar ödeme yapm fllard. 2005, 2006 ve 2007 de ise yükselen petrol fiyatlar na ba l olarak ülkeler aras ndaki gelir transferinin miktar da artm flt r. Bu çerçevede OPEC üyesi ülkelere aktar lan gelir miktar s ras yla 556, 663 ve 746 milyar dolar olmufltur. Petrol fiyatlar flayet dolar band nda seyretmeye devam ederse OPEC üyelerinin kazanc n n 2012 y l nda da 1 trilyon dolar n üzerinde olaca aç kt r. Di- er yandan Orta Do u ülkelerinin gelirlerine bakacak olursak Suudi Arabistan n 2011 tarihinde 318 milyar dolar petrol geliri elde etti i görülmektedir. Suudi Arabistan n ard ndan ran 115, BAE 105, Kuveyt 96, Irak 83 ve Katar da 45 milyar dolar petrol sat fl gerçeklefltirmifllerdir. Dolay s yla 2011 y l nda Orta Do u ülkelerinin yaklafl k 862 milyar dolar petrol geliri elde etti i görülmektedir. Umman da katt m zda petrol sat fl miktar yaklafl k 900 milyar dolara yaklaflmaktad r (OPEC, 2012:17). Di er yandan s n rl düzeyde do al gaz sat fl n n gerçekleflti ini belirtmek gerekir. Katar n 2011 deki gaz sat fl yaklafl k 30 milyar dolara yaklaflm flt r. Ülkeler Nüfuslar (yabanc lar dahil-milyon) Petrol sat fllar (milyon dolar) Suudi Arabistan Katar Kuveyt ran Irak BAE y l nda Orta Do u ülkelerinin yaklafl k 862 milyar dolar petrol geliri elde etti i görülmektedir. OPEC ülkelerinin y l aras toplam gelirleri ise 1.7 trilyon dolar olmufltu. Bu rakamlar 1980 li y llarda 2.3 trilyon dolar (2004 de eri ile) iken 1970 li y llarda 3 trilyon dolar civar nda olmufltur. Tablo 6.1 Orta Do u daki Petrol Üreticisi Arap Ülkelerinin Gelirleri Kaynak: OPEC Annual Statistical Bulletin 2012 Öte yandan OPEC in Orta Do u bölgesi üyeleri y llara göre de iflmekle birlikte günlük yaklafl k 25 milyon varil petrol ihraç etmektedirler. OPEC ülkeleri dünyadaki toplam petrol ihracat n n yaklafl k %60 n gerçeklefltirdi i dikkate al n rsa, 2012 y l nda ham petrol ihracat nda dönen nakit paran n miktar n n 2 trilyon dolara yaklaflt görülmektedir. Dolay s yla her y l petrol fiyatlar ndaki de iflime ba l olarak tüketici ülkelerden üretici ülkelere ciddi bir gelir transferi yap ld görülmektedir. Ulaflt rma ve rafine sonras petrol fiyatlar na bir de ülkeler taraf ndan uygulanan vergiler de eklenince, her y l petrol piyasas nda dönen paran n miktar trilyon dolarla ifade edildi i ileri sürülebilir. OPEC ülkelerinin y l aras toplam gelirleri 1.7 trilyon dolar olmufltu. Bu rakamlar 1980 li y llarda 2.3 trilyon dolar (2004 de eri ile) iken 1970 li y llarda 3 trilyon dolar civar nda olmufltu. Yukar da da belirtildi i üzere 2008 de petrol fiyatlar nda yaflanan istikrars zl klar nedeniyle Orta Do u ülkelerinin gelirlerinde büyük bir art fl yafland. Öte yandan ham petrol fiyatlar ndaki de ifliklik Orta Do- u daki üreticiler kadar bölge d fl ndaki petrol üreticisi ülkeleri de etkilemektedir. Özellikle Meksika, Venezuela, Nijerya ve Rusya Federasyonu petrol fiyatlar ndaki de iflimlerden etkilenen en önemli ülkeler aras nda yer almaktad r. Rusya Federasyonu nun yaln zca 2004 y l nda petrol sat fl ndan yaklafl k 86 milyar dolar gelir el-

176 170 Orta Do uda Siyaset Fortune dergisi taraf ndan haz rlanan ve içerisinde ExxonMobil, Chevron, ConocoPhillips ve Valero Energy gibi flirketlerin bulundu u 15 Amerikal petrol flirketinin 2008 y l gelirleri yaklafl k trilyon dolar olmufltur y l nda ngiliz BP petrol flirketi enerji alan ndaki faaliyetlerinden dolay 386 milyar dolar ciro yaparken, Exxon Mobil 486, Shell 470, Total 257 ve Chevron da 253 milyar dolarl k ciro yapm flt r. Söz konusu 5 flirketin enerji alan ndaki cirolar ise 1 trilyon 853 milyar dolara ulaflm flt. de etmiflti deki yüksek fiyatlar n ard ndan 2009 y l nda Rusya daki Petrol Fonunda 225 milyar dolarl k bir gelir art fl oldu u aç kland. Bu ba lamda 2011 de benzer bir gelir elde eden Rusya n n ayr ca do al gaz sat fllar da önemli bir gelir getirmektedir. Dolay s yla Orta Do u da yaflanacak olas bir kriz do rudan bölge d fl üretici ülkelerinde gelirlerinde oldukça önemli bir art fla yol açmaktad r (Ayhan, 2009:96). Petrol ticaretindeki ve petrol fiyatlar ndaki art fllar ülkeler aras nda gelir transferine yol açmaktad r. Petrol fiyatlar ndaki 10 dolarl k art fl n, dünya ekonomisinde yol açt, %0.5 lik GSY H düflüflü, 255 milyar dolarl k bir gerileme, dünya genelinde, petrol ithal eden ülkelerden, petrol ihraç eden ülkelere 150 milyar dolarl k bir gelir transferi anlam na geliyor. Uzunca bir dönem dolar band nda seyreden petrol fiyatlar 2005 bafl nda ilk önce dolar band na ard ndan da dolara kadar ç km flt r y l nda 140 dolar civar na ç kan fiyatlar 2012 de dolar civar na gerilemifltir. Fiyatlardaki istikrars zl k petrol ithal eden ülkelerin fazladan yaklafl k 800 ile 1 trilyon dolar petrol üreticisi ülkelere transfer etti i gerçe ini ortaya koymaktad r. 10 dolarl k bir fiyat art fl tüm dünyada iflsizli in %0.1 artarak, 400 bin kiflinin iflsiz kalmas na yol açmaktad r. Ham petrol fiyatlar nda 3 dolarl k art fl n Türkiye ekonomisine kayb ise 1 milyar dolard r. Dolay s yla ham petrol fiyatlar ndaki art fl tüm tüketici ülkeleri do rudan etkilemektedir (Ayhan, 2009:95). Petrol fiyatlar nda 10 dolarl k bir fiyat art fl tüm dünyada iflsizli in %0.1 artarak, 400 bin kiflinin iflsiz kalmas na yol açmaktad r. Ham petrol fiyatlar nda 3 dolarl k art fl n Türkiye ekonomisine SIRA maliyeti S ZDE ise 1 milyar dolard r. AMAÇLARIMIZ Dünyan n En Büyük On Petrol fiirketi AMAÇLARIMIZ K T A P TELEV ZYON NTERNET fiekil 6.3 K T A P TELEV ZYON NTERNET Kaynak: international-oil-companies-in-the-world/ Petrol ticareti derken yaln zca ham petrol sat fl ndan elde edilen paralar üzerinde durmak hata olur. Fortune dergisi taraf ndan haz rlanan ve içerisinde ExxonMobil, Chevron, ConocoPhillips ve Valero Energy gibi flirketlerin bulundu u 15 Amerikal petrol flirketinin 2008 y l gelirleri yaklafl k trilyon dolar olmufltur. Di er yandan Fortune dergisinin 2008 y l en büyük 500 firmas listesinin ilk 20 si aras nda yer alan flirketlerin faaliyet alanlar na bak lmas oldukça yararl olacakt r. Dergiye göre 2008 y l nda en çok gelir elde eden flirketlerin bafl nda s ras yla Royal Dutch Shell, ExxonMobil, BP, Chevron, Total, ConocoPhillips, Sinopec (Çin), China National Petroleum Company, ENI ve PDVSA (Petróleos de Venezuela) gelmektedir. Her 10 flirkette enerji alan nda faaliyet göstermektedir. lk 10 flirketin ötesinde 500 aras nda yer alan ilk 20 deki tüm flirketler de enerji alan nda faaliyet göstermektedir. 20 flirketin 2008 deki gelirleri toplam yaklafl k 3.5 trilyon dolard r (Ayhan, 2009:97-98). Yaln zca 2011 y l nda BP petrol flirketi enerji alan ndaki faaliyetlerinin miktar 386 milyar dolar olurken, Exxon Mobil 486, Shell 470, Total 257 ve Chevron da 253 milyar dolarl k ticaret gerçeklefltirmiflti. Söz konusu 5 flirketin enerji alan ndaki cirolar ise 1 trilyon 853 milyar dolara ulaflm flt (OPEC, 2012:95). Petrol flirketlerinin 2012 y l kâr n n bile bir çok geliflmekte ve hatta geliflmifl ülkenin millî gelirini aflt gö-

177 6. Ünite - Orta Do u da Enerji Kaynaklar ve Politikalar 171 rülmektedir. Söz konusu ticaretin önemli bir k sm n ise Orta Do u ülkelerinin üretiminden kaynaklanan enerji kaynaklar yla do rudan iliflkili oldu u belirtmek gerekir. Dolay s yla Orta Do u daki enerji kaynaklar n n üretimi, rafine edilmesi, tafl nmas ve tüketici piyasalar na sunulmas aflamas nda dünya ekonomisini ve siyasetini do rudan etkileyen oranlarda paralar n el de ifltirdi i görülmektedir. Petrol piyasas nda rol oynayan temel oyuncular hangileridir? Di er yandan aitlik itibar yla Exxon Mobil, Chevron Texaco Amerikan flirketleri iken, Total Frans z, BP ngiliz dir. Royal Dutch/Shell grubu ise Hollanda ve ngi- liz ortakl d r. Bunlar n d fl nda Ruslar n ve Çinlilerin do rudan devlete ba l önemli petrol flirketleri bulunmaktad r. 5 ENERJ REZERV NE SAH P ORTA DO U ÜLKELER N N S YASAL VE TOPLUMSAL YAPILARI VE PETROL POL T KALARI Petrol ve do al gaz kaynaklar n n varl na karfl n petrol zengini SIRA Basra S ZDEKörfezi ülkelerinin toplumsal ve siyasal yap lar oldukça ilginçtir. Örne in, hem petrol hem de do al gaz rezervine sahip olan Katar n yabanc larla birlikte toplam nüfusu 1 milyon 508 bin civar ndad r. Katar vatandafl olmayanlar hariç tutuldu unda bu nüfus 500 bin civar nda olmaktad r. Kuveyt in nüfusunun yaklafl k 3 milyon civar nda oldu u öne sürülmektedir. Buradaki yerli nüfus ise %60-65 in alt ndad r. K T A PKörfez in di- er Arap ülkeleri gibi Kuveyt te 1991 iflgali sonras Filistinli mülteciler veya Arap ifl gücü yerine a rl kl olarak Asya kökenli göçmenlere istihdam sa lamaktad r. BA- E nin nüfusunun 8 milyon civar nda oldu u belirtilmektedir. TELEV ZYON Ancak yabanc lar ç - kartt m zda bu oran %30 lara kadar gerilemektedir. Umman di er petrol zengini Körfez üyelerinden farkl laflmas na karfl l k nüfusunun yaklafl k yüzde i yabanc lardan oluflmaktad r. Suudi Arabistan da da durum pek de iflik de ildir. Ülkenin yaklafl k 28 milyonluk nüfusunun %25-27 sinin yabanc lardan NTERNET olufltu u san lmaktad r. Di er bir deyiflle Suudi Arabistan ç kart rsan z Katar, Kuveyt, BAE ve Umman n toplam nüfusunun en iyimser rakamlarla 15 milyon civar nda oldu unu ileri sürebiliriz. Bu ülkelerdeki petrol rezervi ise yaklafl k 230 milyar varildir. Körfez ülkelerinde yabanc göçmenler aras nda birinci s ray Hindistan kökenli göçmenler tutmaktad r. Rejim güvenli i nedeniyle etnik olarak Arap kökenli iflçilerin tüm yabanc lar aras nda birinci s raya gelmemesine dikkat edilmektedir. Sosyo ekonomik bir analiz yapt m zda dünyan n en önemli iki enerji rezervinin önemli bir k sm nda, yaklafl k 40 milyonluk bir nüfusun yaflad ülkelerin denetimde oldu u gerçe ini tespit ederiz. Bu ba lamda Körfez ülkelerinin d fl politikalar n yönlendiren temel kayg lar n ekonomik ifl birli inden ziyade güvenlik oldu- unu görülmektedir (Ayhan, 2009: ). Enerji rezervi zengini Basra Körfezi ülkelerinin siyasal yap lar na gelince, ran ve Irak d fl ndaki rejimlerin geleneksel krall k veya emirlikle yönetilen bu ülkelerde devlet yönetimi belli ailelerin elindedir. ran bir Cumhuriyet olmas na karfl n dini seçkinlerin rejim üzerindeki kontrolü sürmektedir. Öte yandan Suudi Arabistan da Suud ailesi, Katar da Tani ailesi, BAE de Nahyan, Kuveyt te Sabah ailesi, Bahreyn de Halifa ailesi ve Umman da Sa id ailesi iktidar elinde tutmaya devam etmektedirler. Arap Bahar ndan kaynaklanan gösteri ve eylemlere ra men yönetimlerini 2012 yaz nda da sürdürmeyi baflarm fllard r. Söz konusu ailelerin Osmanl döneminden beri bölgede etkin olduklar bilinmektedir. Enerji ve geleneksel aile yönetimleriyle Körfez ülkelerindeki siyasal geliflmeler uluslararas politikada dik- Suudi Arabistan, SIRA Katar, S ZDE Kuveyt, BAE ve Umman n toplam nüfusunun en iyimser rakamlarla AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ 40 milyon civar nda oldu unu ileri sürebiliriz. Bu ülkelerdeki petrol rezervi ise yaklafl k 500 milyar varildir. K T A P TELEV ZYON NTERNET

178 172 Orta Do uda Siyaset katle izlenmektedir. ran ve Irak d fl ndaki Basra Körfezi ülkeleri, güçlü ekonomik yap lar, buna karfl n k r lganl k içeren toplumsal yap lar yla bölgedeki rejimlerini iç ve d fl tehditlere karfl korumak istemektedirler. Bu çerçevede bir kez daha Körfez ülkelerinden Irak ve ran di er ülkelerden ay rmak gerekir. Her iki ülkede ciddi bir enerji rezervine sahip olmas na karfl n Irak Amerikan iflgali sonras ve ran da Humeyni devrimi sonras hem bölge hem de uluslararas sistemle istikrarl ve bar flç l bir ifl birli i kurabilmifl de ildir. Katar da kans z ancak Umman da kanl bir darbeyle iktidar babalar ndan ele geçiren yönetimler ülkelerinin kalk nmalar na ciddi katk lar sa lam flt r. Bir zamanlar Körfez in finans merkezi olan Bahreyn ekonomik olarak gerilerken Doha ve Dubai bölgenin yeni finans merkezleri olarak öne ç kt lar. Dubai uygulad gümrük politikas sayesinde uluslararas ticaretin merkez üslerinden biri hâline gelirken Doha n n da 2015 y l na do ru bölgenin en önemli finans ve politika merkezi olma yolunda büyük ad mlar att görülmektedir. Umman ise yavafl ancak istikrarl bir büyüme göstermektedir. Bu çerçevede Katar Emiri gibi Sultan Kabus un da enerji gelirlerini ülkenin kalk nmas na harcama politikas na dikkat çekmek gerekir. Çocuk sahibi olmayan Sultan Kabus sonras dönemde yönetimin Said ailesinden baflka bir isme geçece i aç kt r. Basra Körfezi ülkelerinin siyasal yap lar na bak ld nda, ran ve Irak d fl ndaki rejimlerin geleneksel krall k veya emirlikle yönetildi i dikkat çekmektedir. ran bir Cumhuriyet olmas na ve düzenli seçimler gerçeklefltirmesine karfl n dinî seçkinlerin rejim üzerindeki kontrolü sürmektedir. Suudi Arabistan da Suud ailesi, Katar da es-sani ailesi, BAE de Nuhayyan ailesi, Kuveyt te Sabah ailesi, Bahreyn de Halifa ailesi ve Umman da of Sa id ailesi AMAÇLARIMIZ iktidar elinde tutmaya devam etmektedirler. Dolay s yla geleneksel rejimlerin kendi içinde Krall k rejimlerini koruduklar görülmektedir. BAE de her ne kadar bir Federasyon ise AMAÇLARIMIZ de her Emirlik kendi içinde Krall k benzeri bir yönetim anlay fl na sahiptir. K T A P K T A P Suudi rejimi ise Irak iflgali sonras bölgede ran n artan etkisinden ciddi anlamda rahats zl k hissetmek ve bu yönde ciddi silahlanma planlar n hayata geçirmektedir. Suudi TELEV ZYON Arabistan son birkaç y ld r artan enerji gelirlerinin bir k sm n güven- TELEV ZYON lik politikalar na harcamaktad r. Suudi Arabistan Irak ta 2003 iflgali sonras fiiilerin iktidara gelmesinden kaynaklanan bir güvenlik sorunu yaflamakta bu durum Riyad n Suriye de muhalif güçleri desteklemesine neden olmufltur. Sonuç olarak NTERNET NTERNET dünya enerji rezervlerinin önemli bir k sm n n bulundu u Basra Körfezi nde hem birbiriyle rekabet hâlindeki rejimler hem de birbirlerini etkisini s n rlamaya çal flan rejimlerin bulundu u görülmektedir. Bu ba lamda Körfez ülkelerinin toplumsal, ekonomik ve politik yap lar na daha detayl bakmakta yarar vard r. 6 Petrol ve do al SIRA gaz S ZDE ihraç eden Orta Do u ülkelerindeki rejimlerin temel özellikleri nas l tan mlanabilir? Dünya petrol rezervlerinin yaklafl k %16 s na sahip S. Arabistan ayn zamanda en düflük maliyetlerle petrol üreten ülkedir. S. Arabistan uzun y llar dünyan n en büyük petrol sa lay c s olarak kalacakt r. Günlük de iflmekle birlikte 9-10 milyon varillik bir üretim gerçeklefltiren S. Arabistan, tek bafl na ABD petrol talebinin yaklafl k %15-20 sini karfl lamaktad r. En önemli gelir kayna n petrol ihracat n n oluflturdu- u S. Arabistan da kan tlanm fl petrol rezervleri yaklafl k 265 milyar varil dolay nda olup, dünya toplam petrol rezervi içindeki pay %16 civar ndad r. Suudi Arabistan yüksek üretim SIRA kapasitesi S ZDE ve rezervine karfl n rafine kapasitesi 1983 te 1 milyon ve AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ K T A P K T A P

179 6. Ünite - Orta Do u da Enerji Kaynaklar ve Politikalar 2009 da da günlük 2.1 milyon varildir. Suudi Arabistan da toplam 7 rafineri bulunmaktad r. 5 ulusal rafinerinin yan nda biri Mobil ve di eri de Shell flirketi ile yar ortakl iki rafineri bulunmaktad r. Dolay s yla ülke ham petrol sat c s konumundad r ve ekonomisi ham petrol ihraç gelirlerine dayanmaktad r (Ayhan, 2009:110). Kral Fahd n ve di er yetkililerin ekonomiyi çeflitlendirmek ve yabanc yat r mc lar ülkeye yat r m yapmaya ikna etmek için özellefltirmeye h z verilece ini aç klamalar na ra men, özellefltirme, sadece belirli hizmet alanlar nda, özel flirket faaliyetlerine izin verildi i ölçüde gerçeklefltirilmifltir. Kral Fahd 1999 da dünyan n h zl bir flekilde küreselleflmeye do ru gitti ini ve Suudi Arabistan n bu süreci yavafltan izleyemeyece ini ifade etmiflti. Nitekim, Nisan 2000 de yabanc yat r mc lar n temel haklar n garanti eden yasan n kabul edilmesini takiben, do rudan yabanc yat r mlar üzerindeki verginin düflürülmesi ve yat r mlar n millîlefltirilmeyece ine dair yasal koruma güvencelerini içeren birtak m yasalar n kabul edilmesi, merkezi bir görünüme sahip Suudi ekonomisinin liberalleflme e ilimini göstermektedir. Nitekim bu yasalar n kabul edilmesini takiben ilk önce Frans z Total flirketi ile ard ndan 2006 May s nda Amerikan ConocoPhillips flirketi ile Suudi Arabistan da rafine infla edilmesine dönük iki ayr anlaflma imzalanm flt r. Yaklafl k günlük ayr ayr 400 bin varil kapasitesi olan her iki rafinerinin de 2011 y l nda tamamlanmas hesaplanmaktad r. Suudi Aramco ile imzalanan iki anlaflman n toplam de eri ise yaklafl k 12 milyar dolard r (Alexander s Gas, 2006). Her iki anlaflmada taraflar %35 lik hisseye sahip olurken, geri kalan %30 luk hissenin ise gelecekte Suudi Arabistan vatandafllar na sat lmas planlanmaktad r. Di er yandan Suudi Arabistan yönetimi ülkenin ifllenmifl petrol sat m miktar n art rmak için aras döneme yönelik bir eylem plan haz rlam flt r. Eylem plan kapsam nda ülkenin de iflik bölgesinde yeni rafineriler infla edilmesi gündemdedir. Bu kapsamda Sheel, Sinopec, ConovoPhilips, Sumitomo Chemical (Japon) ve Total flirketleriyle ortakl klar kurulmufltur. Suudi Aramco ayr ca yurt d fl nda da rafineri iflletmecili ine yönelmifltir. Bu çerçevede Çin, ABD, Güney Kore, Japonya ve Filipin de ortakl rafineri iflletimi gerçeklefltirmektedir. 5 ülkedeki rafinelerin toplam kapasitesinin günlük 3 milyon varili aflt belirtilmektedir (EIA, 2009). Suudi Aramco son y llarda petrol tafl mac l ndaki pay n art rmak için önemli ad mlar atm flt r. Güney Kore den al - nan süper tankerler sayesinde Suudi Aramco petrol tafl mac l nda kapasite olarak Dünyan n ilk 5 flirketi aras na girmifltir. Son siparifllerin teslim edilmesiyle 21 adet VLCC ye sahip olan Aramco da ayr ca (çok büyük ham petrol gemileri) farkl kapasitelerde onlarca tanker bulunmaktad r. Suudi Arabistan n yak n dönemde tafl - mac l kta da önemli bir pay almas gündeme gelecektir (Ayhan, 2009: 112). Suudi Arabistan daki ekonomik reform süreci, sosyal tabandan gelen bask lar n da etkisiyle istenen ölçüde yürütülememektedir. Örne in, 2000 Nisan nda devlet sübvansiyonlar n n azalt lmas ve elektrik vergilerinin art r lmas na yönelik bir ka- fiekil Kaynak: com/photo_ _mapof-saudi-arabiaand-gulf-countrieson-globe.html

180 174 Orta Do uda Siyaset rar al nm fl ancak karar, genifl halk kesiminin muhalefeti sonucu, Ekim ay nda uygulamadan kald r ld gibi, her iki konuda da tam aksi yönde bir uygulamaya gidilmifltir (Ar, 2004: ). Hâlen dünyan n en fazla kredi veren ülkeleri aras nda yer alan Suudi Arabistan IMF de en fazla kotas olan ilk 10 ülke aras nda bulunmaktad r. Ülkenin yurt d fl ndaki bilinen yat r mlar n n miktar 100 milyar dolar civar ndayken, Kraliyet ailesinin elindeki yat r mlar n miktar bilinmemekle birlikte, bunun 100 milyar dolar n üstünde oldu u san lmaktad r (OPEC, 2008:14-15). Ancak Suudi Arabistan da Arap Bahar ile birlikte özellikle ülkenin do u bölgesinde yaflayan SIRA fiiilerin S ZDE yo un gösterileri ve protestolar ile mücadele etmek zorunda kalm flt r. Suudi ailesi ülkedeki fiii sorunu ile Bahreyn deki fiii sorunu aras nda do rudan bir iliflki kurmakta ve 2011 Mart nda Bahreyn deki fiii ayaklanmas n bast rmak için bu ülkeye asker gönderme karar alm flt r. Suudilerin d fl politikada fiii karfl t politikalar izledi ine dair iflaretler en son Suriye de yaflanan iç savaflta Suudilerin Esad karfl t muhalefet hareketini desteklemesiyle doru a S ORU ulaflm flt r. Suudi Arabistan 2000 Nisan nda devlet sübvansiyonlar n n azalt lmas ve elektrik vergilerinin art r lmas na yönelik bir karar al nm fl ancak genifl halk kesiminin muhalefeti sonucu, Ekim ay nda uygulamadan kald r ld gibi, her iki konuda da tam aksi yönde bir uygulamaya gidilmifltir. Arap Bahar ile bafllayan halk hareketlerinin hemen ard ndan Suudi Kral halk n ekonomik taleplerini karfl lamak için 375 milyar dolarl k bir program kabul AMAÇLARIMIZ etti ini aç klam flt r. AMAÇLARIMIZ fiekil 6.5 Di er yandan uzunca bir K T A P dönemdir ABD nin bask politikalar yla karfl karfl ya kalan ran da ise enerji ve enerji politikas oldukça önemsen- TELEV ZYON mektedir y l nda petrol sat fl ndan yaklafl k 115 milyar dolar kazanan ran da ekonomik yap büyük ölçüde NTERNET merkezî bir görünüme sahip fakat ülkede son y llarda özellikle petrol alan nda liberalleflme yönünde önemli ad mlar at lmakta ve özellefltirmeye önem verilmektedir May s nda Vesayet Meclisinin D fl Yat r mlar n Korunmas na Dair Yasa y onaylamas n n ard ndan, 2003 Ocak nda yasan n yürürlü e sokulmas için Meclise gönderilmesi ran ekonomisinin d fla aç lmas nda bir dönüm noktas n teflkil etmifltir Nisan nda bir aç klama yapan ran Petrol Bakan Kaz m Hamaneh ülkesinin yabanc flirketler üzerindeki k s tlay c yasalar de ifltirmek için çal flaca n ifade etmiflti. Böylelikle, 1979 Devriminden sonra d fl yat r mc larla ilgili olarak ilk kez hükûmet yasal bir düzenlemeyi yürürlü e koymufl olmaktayd. En önemli gelir kayna n petrol ve do al gaz n oluflturdu u ran da kan tlanm fl petrol rezervleri 147 milyar varil dolay nda olup, dünya toplam petrol rezervi içindeki pay %11 dolay ndad r. Ayr ca do al gaz rezervi bak m ndan yaklafl k dünya do al gaz rezervlerinin %16 s na sahip olan ran, bu konuda da dünyada Rusya dan sonra ikinci s - rada gelmektedir. Bir devlet flirketi olan ve Musadd k tan miras kalan NIOC (Natio- K Kaynak: T A P com/haber/352/ abd-nin-iran-a- TELEV ZYON karsi-dayattigi- yasadisi- yaptirimlar- kuresel-ekonomiye NTERNET

181 K T A P K T A P 6. Ünite - Orta Do u da Enerji Kaynaklar ve Politikalar nal Iranian Oil Company) petrol üretimini ve sat fl n kontrol etmektedir. ran 2006 y l itibar yla 27 petrol tankeriyle bölgede kendi petrolünü satma konusunda önemli ad mlar atan bir ülkeydi Eylül ünde petrol tafl mac l ndaki pay n art rmak isteyen Tahran yönetimi Çin tersanelerine her biri 100 milyon dolar sözleflme bedeline sahip 12 adet VLCC siparifli vermifltir (Deniz Haber, 2009). Günlük petrol üretimi 1 Temmuz 2012 de AB ve ABD taraf ndan uygulanmaya konan yapt r mlar n ard ndan günlük 2 milyon varilin alt na düflen ran da bunun 2020 de 7 milyon varile ç kart lmas planlar bulunmaktayd. Nitekim 1979 Devrimi öncesi üretimin günlük 6 milyon varil oldu u düflünüldü ünde 2020 hedefinin yapt r mlar kalkt - nda afl lmas ihtimaldir. ran petrol üretiminin istenilen düzeyde artmamas nda Amerikan bask s ve yapt r m kararlar n n önemli bir etkisi vard r. ran n günlük petrol ihrac ise yapt r mlardan önce yaklafl k 2.5 milyon varildir. Bir ham petrol üreticisi olan ran n y ll k yaklafl k 2 milyar dolar rafine edilmifl petrol (özellikle benzin) sat n almaktad r. ran n ihraç gelirlerinin %80 ini oluflturan ham petrol sat fl, bütçe gelirlerinin de %50 sini oluflturmaktad r. Nitekim, petrol gelirlerindeki 1 dolarl k art fl Tahran n petrol gelirinde 1 milyar dolarl k bir art fla yol açmaktad r (Ayhan, 2009:114). ran ekonomisi, yapt r m kararlar ve d fl bask lar n da etkisiyle yüksek iflsizlik, h zl nüfus art fl, d fl borç aç, petrolün ülke gelirleri üzerindeki belirleyicili i, azgeliflmifl bölgeler ile gelir adaletsizli i gibi yap sal baz sorunlarla karfl karfl yad r. Petrol üreticisi ve sat c s olmas na karfl n ran daki benzin istasyonlar nda benzin al m için oluflan ve bazen 2 km bulan kuyruklar yönetime olan tepkinin artmas - na yol açmaktad r. Ekonomide liberalleflme çabalar yavafl ilerlerken, dinî liderin tüm kurumlar üzerindeki denetimsiz kontrolü, ran ekonomisi üzerinde ciddi bir bask oluflturmaktad r. Tüm bu içsel etkenlerin yan nda ABD taraf ndan 1995 ten itibaren geniflletilerek uygulanan ambargo ran ekonomisinin büyümesinin ve d - fla aç lmas n n önündeki en büyük engellerden birini oluflturmaktad r y l nda Amerikal yat r mc lar n ve flirketlerin ran a yat r m yapmas n n engellenmesi amac yla al nan Yapt r m Karar, 1996 da ABD li olmayan flirketleri de kapsayacak flekilde geniflletilmiflti (Zedalis. 2009: ). Nitekim Washington un bask lar sonucu yaklafl k 26 milyar varil rezerv oldu u varsay lan Azedegan petrol sahas n n gelifltirilmesini üstlenen Inpex in (Japon Konsorsiyumu) ortaklar ndan Tomen projeden çekilmiflti fiubat nda imzalanan yapt r m anlaflmas çerçevesinde Inpex Konsorsiyumunun yaklafl k milyar dolar yapt r m yapmas beklenmektedir (Cordesman, 2005:10). Öte yandan 2004 Mart nda Baflkan Bush, ran n ABD ulusal ç karlar na yönelik ola anüstü tehdidi sürdürdü ü gerekçesi ile ambargo karar n n sürdürülmesini kabul etmiflti Temmuz unda yapt r mlar daha da geniflletilmifl ve Bat l ülkeler ran dan ald petrolü almamaya bafllam fllard r. 175 Günlük petrol üretimi 1 Temmuz 2012 de AB ve ABD taraf ndan uygulanmaya konan yapt r mlar n ard ndan günlük 2 milyon varilin alt na düflen ran da bunun 2020 de 7 milyon varile ç kart lmas planlar bulunmaktayd. ran yüksek petrol rezervlerine ra men neden içeride ekonomik sorunlar yaflamaktad r? Dünya petrol rezervlerinin yaklafl k yüzde 10 una sahip olan Irak ta bilinen rezerv miktar son araflt rmalarla birlikte 141 milyar varile ç km flt r. Ancak 1970 lerin bafl ndan itibaren Irak ta yeni petrol alanlar n n ciddi flekilde araflt r lmad dikkate al n rsa, bu miktar n Irak n gerçek rezerv miktar n yans tmad düflünülebilir. Nitekim 2004 A ustos unda Irak Petrol Bakan, Irak n potansiyel ve kan tlanm fl petrol rezervi miktar n n 214 milyon varil oldu unu belirtti (Cordesman, 2005:10) den itibaren ülkenin siyasi ve ekonomik yap s üzerinde Baas iktidar ile kurulan devlet otoritesi 2003 Mart nda ABD nin askerî müdahalesi ile son bulurken, 7 AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ

182 176 Orta Do uda Siyaset ülke federal bir yönetim tarz na geçmiflti. Ancak Ba dat ile Erbil yönetimi aras ndaki gerginlikler son bulmufl de ildir. Kerkük ün statüsü, tart flmal bölgeler ve petrol gelirlerinin paylafl m sorunlar devam etmektedir. hraç gelirlerinin %80 ini petrolün oluflturdu u Irak n 1970 lerin sonlar nda günlük petrol üretimi 3.5 milyon varil dolay ndayken, ilk önce ran-irak ve ard ndan yaflanan Kuveyt Savafl ve 2003 ABD askerî müdahalesi sonucu petrol üretimi binlere kadar gerilemiflti. Ancak son y llarda yap lan yat r mlar n ve petrol boru hatlar na sa lanan güvenli in de etkisiyle üretim 2.5 milyon varile ve ihracat da yaklafl k 2 milyon varile ç km flt r (EIA, 2009) de 43.6 milyar dolara ulaflan petrol geliri, ayn y l bafllayan ran-irak Savafl s ras nda 8 milyar dolara kadar gerilemifl, savafl sonras 1990 da ise 12 milyar dolara kadar ç km flt da 12 milyar dolara ulaflan petrol gelirleri Kuveyt Savafl sonucu uygulan ambargonun etkisiyle 350 milyon dolara kadar gerilemiflti. Ambargo dolay s yla günlük petrol üretimi 0.6 milyon varile kadar gerileyen Irak n, 1996 May s ndaki BM nin 986 say l karar yla yeniden petrol sat fl na izin verilmifl, bunun sonucunda 2000 de 20 milyar dolarl k bir gelir elde etmiflti. Ancak ABD müdahalesini takiben 2003 y l sonunda petrol gelirleri SIRA tekrar S ZDE 7 milyar dolara gerilemiflti y l nda petrol geliri yaklafl k 83 milyar dolara ç ksa da ülkedeki istikrars zl k düzenli petrol gelirini engellemektedir. Kuveyt Savafl öncesi al nan ve 2003 y l na kadar devam eden ambargo sonucu Irak n millî geliri 1990 öncesinin üçte birine gerilemiflken, iflgal s ras nda da mevcut alt yap s büyük ölçüde tahrip olan Irak n yeniden inflas için en az milyar dolara ihtiyaç oldu u ifade edilmektedir (EIA, 2009) den itibaren ülkenin siyasi ve ekonomik yap s üzerinde Baas iktidar ile kurulan tek parti rejimi 2003 Mart nda ABD nin askerî müdahalesi ile son bulurken, ülke Federal bir yönetim tarz na geçmifltir. Ancak Ba dat ile Erbil yönetimi aras nda petrol gelirlerinin paylafl m sorunu gerginli e yol açmaktad r. AMAÇLARIMIZ Irak taki siyasi istikrars zl k ve etnik ve mezhep farkl l klar n n yol açt iktidar AMAÇLARIMIZ mücadelesi ülke ekonomisi üzerinde ciddi tahribatlar yapmaktad r. Ülke nüfusunun yaklafl k %60 n oluflturan fiii Araplar n iflgal sonras dönemde iktidar üzerinde etkin bir K güç T Aolmas P Sünni Araplar n muhalefetine yol açm flt r. Son birkaç y l- K T A P d r Sünniler siyasal yap lanmas sürecine kat lmakla birlikte iki grup aras ndaki gerginlik ve çat flmalar sürmektedir. Di er yandan 1991 den beri Irak n kuzeyinde TELEV ZYON kendi özerk TELEV ZYON yönetimlerini kuran Kürtlerin merkezden ba ms zlaflma giriflimleri Kerkük baflta olmak üzere petrol kaynaklar n n kullan m, yeni kontratlar n imzalanmas ve tart flmal bölgelerde etkin olma sorunlar n beraberinde getirmifltir. Ancak gruplar aras güvensizlik ve gerginli in bir de bölge ülkelerinin Irak taki siyasal sürece müdahaleleri eklenince Irak taki kaosun sürece ini belirtmek NTERNET NTERNET gerekir. 8 Irak n 2003 SIRA ve sonras ndaki S ZDE geliflmelerin ülkenin petrol politikas na etkisi nedir? OPEC ve Körfez flbirli i Konseyi üyesi olan Kuveyt e gelince, dünya petrol rezervinin yaklafl k %9 una denk gelen yaklafl k 101 milyar varil rezervi bulunmaktad r. Tarafs z bölgeyle birlikte bu rakam 104 milyar varile ç kmaktad r. Ekonomisi di er Körfez ülkeleri gibi büyük ölçüde petrole dayal olup, d fl ihraç gelirlerinin %90-95 ini oluflturmaktad r. Kuveyt te günlük petrol üretiminin 2020 de 5 milyon varile ç kaca tahmin edilmektedir. Di er Körfez ülkeleri kadar olmasa da petrol fiyatlar ndaki dalgalanma Kuveyt in ekonomisini de etkilemektedir. Örne in AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ

183 6. Ünite - Orta Do u da Enerji Kaynaklar ve Politikalar de yaklafl k 37 milyar dolar olan petrol geliri, petrol fiyatlar ndaki düflüfller nedeniyle 1998 de 8.9 milyar dolara gerilemifltir ve 1998 petrol fiyatlar ndaki düflüfle ba l olarak büyük bir durgunluk yaflayan Kuveyt ekonomisi, petrol fiyatlar ndaki dalgalanmaya ba l olarak 2004 y l nda 26.4 milyar dolar gelir elde etmiflti te %5.6, 2004 te %5.7 olan büyüme h z n n 2005 y l nda % 5.8 oran nda olmufltu de 4.6 ya düflen büyüme h z 2008 de tekrar yükselmifltir. Di er Körfez ülkeleri gibi, uzunca bir dönem paras n dolara endeksleme yoluna gitmeyen Kuveyt te, dinar n de eri dolar n a rl kta oldu u uluslararas rezerv paralar n oluflturdu u bir sepete göre belirlenmekteydi. Ancak 2003 y l nda Kuveyt paras n n de- erini dolara ba lam flt r. Kuveyt sahip oldu u üç rafineri ile günde yaklafl k 930 bin varil rafine petrol üretmektedir. Rafineri kapasitesi art rmak için hem Kuveyt hem de Asya ülkelerinde yat r mlar gerçeklefltirmifltir. Nisan 2008 de Vietnam daki ikinci büyük rafinerinin hissedarlar ndan Japon Idemitsu Kosan flirketiyle ortakl k kuran Kuveyt ayn zamanda 2010 y l nda tamamlanmas öngörülen Çin deki bir rafineri için Çinli Sinochem le ortakl k kurmufltu. 12 May s 2008 de çok uluslu enerji flirketleriyle ortakl yeni rafineriler kurma konusunda bir karar alan Kuveyt Petrol fiirketi bunun için 14 milyar dolarl k bir proje haz rlam flt r. Parlamentonun onay - na sunulan ve muhalefetin karfl ç kt proje kapsam nda 2012 y l sonunda rafineri üretimini günlük 1.5 milyon varile ç kart lmas öngörülmektedir. Kuveyt te, aras dönemde yüksek petrol fiyatlar ndan kaynaklanan bütçe fazlal na ra men özellefltirme ve ekonomiyi liberallefltirme konusunda son y llarda önemli kararlar al nm flt r (Ayhan, 2009: ). Mart 2001 de Kuveyt Ulusal Konseyi, do rudan yap lacak d fl yat r mlara yard m yap lmas n öngören Do rudan D fl Yat - r mlarla lgili Yasa y kabul etmifltir. Yasa ayn zamanda, yabanc bankalar üzerindeki k s tlamalar hafifletmekte, yabanc yat r mc lara millîlefltirme, faaliyetlerine el koyma ya da ülkeden ç kar lma karfl s nda uzun vadeli güvenceler vermekte ve yabanc flirketlerin bir Kuveytli sponsor veya ortak bulma zorunlulu unu ortadan kald rm flt r. Öte yandan Kuveyt Anayasas Kuveyt e ait olan minerallerin do rudan yabanc lar taraf ndan al nmas n yasaklamaktad r. Bir devlet flirketi olan Kuveyt Petrol Corporation bünyesinde, Kuveyt Petrol fiirketi ( (KOC-petrol ve gaz araflt rma ve üretimi safhalar n üstlenmifl); Kuveyt Ulusal Petrol fiirketi (KNPC- rafine ve nakliye görevini üstlenmifl) Uluslararas Kuveyt Petrol (Kuwait Petroleum International- KPI- iç piyasaya yönelik rafine ve üretimi üstlenmifl) Petrochemical Industries Company -PIC- kimyasal ürünlerin üretimini ve sat fl n üstlenmifl; Kuwait Foreign Petroleum Exploration Company (KUFPEC) - ülke d fl petrol aramalar n ; Kuwait Oil Tanker Corporation (KOTC) - tanker faaliyetlerini üstlenmifllerdir. Kuveyt 2005 e kadar ran dan sonra bölgedeki en büyük tanker filosuna sahiptir. Ülke petrol tafl mac l ndan ald pay art rmak için 2004 y l nda 9 yeni tanker daha alaca n aç klam flt. Ancak 2009 y l na gelindi inde bunlardan yaln zca ikisini filosuna katm flt r. Tanker tafl mac l nda Suudi Arabistan 2009 bafl nda üstünlü ü ele geçirirken onu s ras yla ran ve Kuveyt izlemektedir (Ayhan, 2009: ) Öte yandan ülkede yabanc petrol flirketlerinin faaliyetlerine izin verilmesine dönük olarak Kuveytliler geleneksel üretim paylafl m anlaflmalar ndan ziyade, ç kar - lan petrol bafl na (varil bafl na) bir ücret ödenmesi yönünde yeni bir formül gelifltirmeye çal flmaktad rlar. Uzunca bir dönem yabanc petrol flirketlerine sa lanan ayr - cal klar ortadan kald rmak için mücadele vermifl olan Kuveyt te bu ve buna benzer bir anlaflmaya karfl ciddi bir muhalefet bulunmaktad r. Ancak gerek ham petrol üretimini art rmak gerekse rafine petrol üretimini art rmak isteyen Kuveyt hükûmeti Project Kuwait-PK plan çerçevesinde üç uluslararas konsorsiyum ile görüflme-

184 178 Orta Do uda Siyaset Yedi Emirli in birleflmesinden oluflan Birleflik Arap Emirli i nde yönetim ayn zamanda petrol rezervine sahip olan Abu Dabi dedir. Politik etkinlik ülkenin ticaret ve petrol rezervine sahip olan Abu Dabi ye b rak lm flt r. BAE nin gelirlerinin %80 i Abu Dabi ve Dubai taraf ndan sa lanmaktad r. lerde bulunmufltur. Bu konsorsiyumlar 1) ChevronTexaco (Total, PetroCanada, Sibneft ve Sinopec ile birlikte); 2) ExxonMobil (Shell, ConocoPhillips ve Maersk ile birlikte); ve 3) BP (Occidental, ONGC/Indian Oil Corp. ile birlikte). Kuveyt yabanc petrol flirketleri ile üretim bölüflüm anlaflmas yerine, ç kart lan varil bafl na bir fiyat, geri al m anlaflmas ya da teknik ve di er yard mlar için spesifik bir ücret ödemeyi hesaplamaktad r. Bu konudaki görüflmelerin tamamlanmas na karfl n projelerin hayata geçmesi için Kuveyt Meclisinden geçmesi gerekmektedir. Ancak Kuveyt Meclisi di er Körfez ülkelerinden farkl olarak emirin politikalar yla ters düflen kararlar alabilmektedir. Güçlü ekonomik yap s na ra men, Kuveyt petrol gelirlerine olan ba ml l n azaltmak için ekonomisini çeflitlendirme yoluna gitmektedir. Kuveyt 1976 tarihinden itibaren Gelecek Nesiller Fonu ad alt nda her y l petrol ve di er gelirlerden elde etti i kazanc n %10 nu biriktirmektedir. Fon ilk kuruldu unda devlet gelirlerinin %50 si aktar lm flt. Yasa ile kurulan Gelecek Nesiller Fonu kapsam nda Kuveyt yönetimi Fon da biriken paralarla ülke içinde, Arap ülkelerinde ve uluslararas piyasalarda yat r mlar gerçeklefltirmektedir. Yasayla Fondaki paralar n yapt r mlara aktar lmas gerekmektedir. Nitekim, BP ve Daimler Chrysler n hisselerinin söz konusu fonda biriken paralarla al nd n ifade etmek gerekir (KIA, 2011). Kuveyt yönetimi SIRA Gelecek S ZDE Nesiller Fonunu neden oluflturmufltur? 9 Di er Körfez ülkelerinden, yedi Emirli in oluflturdu u BAE, petrol ve do al gaz rezervleri bak m ndan dünyan n en zengin ülkeleri aras nda say lmaktad r. BAE nin, 1995 te 2.3 milyon varil olan günlük üretimi 2009 da yaklafl k 3 milyon varile ç km flt r Nisan nda bir aç klama yapan D fliflleri Bakan Abdullah Zayid Nahyan 2014 tarihinde üretimin günlük 5 milyon varile ç kaca n ileri sürmüfltür (Ayhan, 2009:121). BAE, ayn zamanda Rusya, ran ve Katar dan sonra en fazla kan tlanm fl do al gaz rezervine sahip ülkedir. DTÖ ne (Dünya Ticaret Örgütü) kat lan Birleflik Arap Emirlik- leri nde özel sektör giriflimi özendirilmekte ve su, elektrik gibi alanlara yat r m yap lmas teflvik SIRA edilmektedir. S ZDE Bölgedeki en liberal ekonomiye sahip olan BAE de Abu Dabi toplam petrol rezervinin % 95 ine sahipken, geri kalan petrolün önemli bir k sm Dubai ye aittir. Federasyonun fiarca ve Resül Hayme Emirliklerinde ise s n rl AMAÇLARIMIZ oranda rezerv AMAÇLARIMIZ bulunmaktad r. Nitekim, Federasyonda (Abu Dabi, Dubai, fiargah, Acman, Fuceyre, Ra s el-hayma ve Ümmül-Kayvan) politik etkinlik ülkenin ticaret ve K T A P petrol rezervine K Tsahip A P olan Abu Dabi ye b rak lm flt r. Gevflek bir federasyon fleklinde örgütlenen BAE de her Emirli in kendi mali, iktisad ve iç hukukunu uygulama yetkisi bulunmaktad r. Ancak BAE nin gelirlerinin %80 i Abu Dabi ve Dubai taraf ndan sa lanmaktad r. TELEV ZYON TELEV ZYON Haziran 1996 da BAE Federal Ulusal Konseyi, Federasyonun oluflturuldu u 1971 den beri befl y lda bir onaylanan geçici kurucu anlaflmay, sürekli bir anlaflma oluflturarak ortadan kald rm flt r. Anayasa da Abu Dabi, BAE nin sürekli baflkenti olarak tüm Emirlikler taraf ndan kabul edilmifltir (Ayhan, 2009:). NTERNET 1988 y l nda NTERNET Petrol Bakanl ile Abu Dabi National Oil Company (ADNOC) nin yönetim kurulunu fesh eden Emirlik, bunun yerine Khalifa ibn Zayid Al Nuhayyan un Baflkanl nda her bir Emirlikten bir üyenin temsilci olarak bulundu u Yüksek Petrol Konseyi (Supreme Petroleum Council) ni kurmufltu y l nda Exxon Mobil flirketi Upper Zakhum sahas n n gelifltirilmesine dönük olarak ADNOC n % 24 lik hissesini sat n alm flt r. Sahadaki üretimin 2010 y l nda 1.2 milyon varil olmas beklenmektedir. Di er Arap ülkelerinden farkl olarak liberal bir petrol politikas na sahip BAE de çok uluslu petrol flirketlerinin ( ngiliz, Amerikal, Japon ve Frans z) petrol endüstrisindeki pay yaklafl k % 40 t r (Ar, 2004:98-100).

185 6. Ünite - Orta Do u da Enerji Kaynaklar ve Politikalar BAE yüksek petrol fiyatlar na ra men 2007 ve 2008 y l nda yaflanan global ekonomik krizden ciddi flekilde etkilenmifltir. Ülkenin ticaret merkezi olan Dubai deki yat r mlar n önemli bir k sm durma noktas na gelirken, Dubai Emiri El Maktum Eyalettin içine düfltü ü ekonomik krizi aflmak için Duba Emir inden ekonomik destek istemifltir. Gevflek bir federasyon yap s na sahip olan BAE de her Eyaletin kendi bütçesini yapma ve yönetme hakk bulunmaktad r. bundan dolay ülkenin Abu Dabi, Dubai ve fiaryah eyaletleri di erlerinden oldukça farkl bir flekilde geliflme göstermifltir. Dubai deki yerli Arap nüfusu %5-10 civar ndayken bu oran Ra s el-hayma da %50 leri geçmektedir. Di er yandan Abu Dabi veya Dubai deki yerli Araplar n tümü çok iyi flartlarda yaflarken Ras al-khaimah daki vatandafllar ise gelirlerini taksi floförlü ü dahil olmak servis ifllerinde çal flarak kazanmak zorundad rlar. Dolay s yla BAE yi kendi içerisinde farkl ekonomik geliflmeler yaflayan ayr birimler olarak de erlendirdi imizde hem ekonomik hem de politik olarak Abu Dabi nin öne ç kt n belirtmekte fayda vard r. fiekil 6.6 Dubai de (BAE) Palmiye Adas 179 Kaynak: net/palm-islandrenderingsartificial-islanddubai-united-arabemirates.html Birleflik Arap Emirli inin siyasi yap s nas ld r? 10 BAE yle s n r sorunlar n çözen Körfez ülkelerinden Umman ise hem OPEC hem de OAPEC e üye olmamas na ra men ekonomisi, büyük ölçüde petrol üretimi ve ihracat na dayanmaktad r. Okuma yazma bilme oran n n di er Körfez ülkeleriyle karfl laflt r ld nda oldukça düflük olmas na ra men (toplamda %24.2; kad nlarda %32.8), iyi bir toplumsal iliflkiye sahiptir. Sultan Kabus Üniversitesi d fl nda ülkede çok s n rl düzeyde özel üniversite bulunmaktad r. Güçlü bir ekonomik yap ya sahip olan Umman da y ll k büyüme 2002 y l nda %3 iken 2003 y l nda %3.5 civar n- da olmufltur aras dönemde ise yüksek petrol fiyatlar n n etkisiyle bunun çok daha üstünde olmufltur. Umman siyasal olarak di er Körfez SIRA ülkeleri S ZDE gibi kraliyetle yönetilmektedir. Katar Emiri gibi iktidar babas n devirerek ele geçiren Sultan Kabus son dönemde iç muhalefet hareketleriyle karfl karfl ya kalm flt r. AMAÇLARIMIZ Yaklafl k 5.6 milyar varil petrol rezervi bulunan Umman da ekonomik geliflmifllik enerji kaynaklar na dayanmaktad r lerin bafl nda pik noktas na ulaflan AMAÇLARIMIZ (2000 de 970 bin varil), petrol üretim 2008 y l nda günlük 760 K bine T düflmüfltü. A P Petrol gelirleri GSMH n n %40 n ve ihracat gelirlerinin ise %75 ini oluflturmaktad r. K T A P Di er Körfez ülkeleri gibi ekonomik yap s n çeflitlendirme projesine ra men Umman, do al gaz ve petrol rezervlerini art rmak için yabanc flirketlerle TELEV ZYON ifl birli i içine girmifltir. Ancak ç kart lan bir yasa ile yabanc flirketlere %35 Ummanl çal flt r- TELEV ZYON ma flart getirilmifltir. lk kez 1962 de bulunan ve komflu Arap ülkelerine göre rezerv düzeyi daha düflük ve ç karmas daha maliyetli olan petrol yataklar n iflletme hakk devlet ve yabanc sermayenin ortak oldu u Umman Petrol NTERNET Gelifltirme fiirketi nin (Petroleum Development Oman Ltd. -PDO) elindedir. fiirketin %60 hissesi NTERNET Umman hükûmetine aitken, kalan hisselerin, %34 ü Royal Dutch/Shell, %4 ü Total

186 180 Orta Do uda Siyaset ve %2 si Partex e aittir. Öteki yeralt zenginlikleri aras nda do al gaz n baflta geldi- i Umman da var olan do al gaz rezervlerinin çok az bir k sm n n bugünkü teknoloji ile üretilebilir bir rezerv olabilece i tahmin edilmektedir. Bir Konsorsiyum ortakl olan Umman S v laflt r lm fl Do al Gaz fiirketi nin (Oman Liquefied Natural Gas Company -OLNGC), hisse da l m ise Umman hükûmeti %51, Shell %30, Total %5.54, Kare LNG %5, Mitsubishi %2.77, Mitsui & Co. %2.77, Partex %2 ve Itochu %0.92 fleklindedir. Liberal bir petrol politikas na sahip olan Umman, özel sektörün geliflmesine paralel olarak, Körfez ticaretinde önemli bir rol oynamak istemektedir. Do al gaz ve petrol alanlar nda d fl yat r mc lar n ilgisini çeken Umman da çok uluslu flirket yat r m sürekli artmaktad r (Ayhan, 2009: ) y l nda Basra Körfezi nde ilk petrol keflfedilen ülkelerden biri olan Bahreyn ise düflük bir petrol üretimi ve nispeten önemsiz bir petrol rezervi olmas na karfl n, uzunca bir dönem bölgenin geliflen hizmet sektörüne sahipti. Bahreyn in stratejik konumu onu uzunca bir dönem bölgede önemli bir ticaret ve hizmet merkezi hâline getirmiflti. Ancak Dubai ve ard ndan Katar n ekonomik alandaki giriflimleri sonucu Bahreyn ticaret merkez olma özelli ini ve cazibesini yitirmifltir. Bahreyn son birkaç y ld r baz ekonomik aç l mlar göstermesine karfl n Arap Bahar ile birlikte ciddi bir fiii isyan yla karfl karfl ya kalm flt r lerin bafl nda bafllayan fiii muhalefeti 2012 de de ülkedeki siyasal istikrar etkilemeyi sürdürmektedir. Mezhepsel olarak ço unlu u oluflturmalar na karfl n siyasal ve ekonomik olarak sistemden d flland klar n öne süren fiii ço unlu un Sünni gruplar taraf ndan ran rejimiyle ifl birli i yaparak bölgeyi istikrars zlaflt rmakla suçlanmaktad r. Tüm Bahreyn topraklar nda ve deniz alanlar nda kan tlanm fl/üretilebilir toplam petrol rezervi (1932 y l nda petrol bulunan Avali sahas nda) 125 milyon varil ve günlük üretimde 2009 bafl nda yaklafl k 33 bin varil dolay ndad r. Ancak Avali nin yan nda Hawar Adalar dolay nda petrol bulunma olas l bulunmaktad r. Dolay - s yla deniz alanlar nda da yeni petrol rezervleri bulunabilir. Daha önce Katar ve Bahreyn aras nda sorun oluflturan ve Uluslararas Adalet Divan na götürülen s n r sorunu, Divan n Mart 2001 de Hawar Adalar n Bahreyn e ve Zubarah ve Janan adalar n n da Katar a veren karar sonucu çözülmüfltü. Aral k 2001 de Bahreyn hükûmeti, güneydo u k y lar nda petrol aramas yap lmas için Petronas Petrol fiirketi (Malezya) ile anlafl rken, gene bu bölgeye yak n k y larda da ChevronTexaco flirketi ile anlaflm flt. Ancak 2002 y l nda ChevronTexaco ekonomik de erde bir petrol rezervine rastlamad n aç klam flt. Di er Körfez ülkelerinin aksine Bahreyn petrol endüstrisi ham petrol ihrac ndan ziyade rafine petrol ihrac na dayanmaktad r. Ülkenin tek rafinesi olan ve günlük varil kapasiteye sahip baflkent Manama n n güneyindeki Sitra rafinerisinde Bahreyn petrolü ile Suudi Arabistan dan boru hatt yla verilen ham petrol ifllenmektedir. Bahreyn ve Suudi Arabistan aras nda imzalanan anlaflma kapsam nda yeni bir boru hatt n n yap lmas na karar verilmifl ve 2011 de tamamlanmas öngörülen boru hatt sayesinde 2009 da günlük 235 bin varil olan Suudi petrol miktar n n 350 bin varile ç kart lmas çal flmalar sürmektedir (BPC, 2009:13-14) de Bahreyn de petrol bulunmas n takiben kurulan Bahreyn Petrol fiirketi (Bahrain Petroleum Company-Bapco) taraf ndan 1936 da kurulan rafinerinin sürekli modernizasyonu yap lm flt r y l ndan beri kans z bir darbeyle babas ndan iktidar devralan fieyh Hamad bin Halife Thani taraf ndan yönetilen Katar da ise hem ekonomik hem de politik liberalizasyon yönünde önemli ad mlar at lm flt r. Baflkent Doha da bafllat lan inflaat çal flmalar sonucu flehir k sa sürede bir flantiyeye dönüflmüfl ve yeniden kurulmaktad r. Yaklafl k 100 çok katl ifl ve al flverifl merkezinin önemli bir k sm ta-

187 6. Ünite - Orta Do u da Enerji Kaynaklar ve Politikalar mamlanm flt r. Yaln zca 2009 y l itibar yla Türk firmalar Katar inflaat sektöründe yaklafl k 8 milyar dolarl k ifl alm flt r. fieyh Thani Doha y Orta Do u nun uluslararas e itim, toplant ve konferans merkezi hâline getirmek için yo un bir çaba harcamaktad r. Bu kapsamda Doha da infla edilen Education City de dünyan n en seçkin üniversitelerinin flubeleri aç lm flt r. Bunlar aras nda en dikkat çekenleri aras nda Carnegie Mellon University, Georgetown University (isim hakk için 20 milyon dolar ödenmifltir), Texas A&M University ve Weill Cornell Medical College gelmektedir. Öte yandan bas n yay n alan nda da El Jazeera kanal n n faaliyetlerine ekonomik ve politik olarak destek verilmektedir. Katar n bölgede artan politik etkisini ülkenin son y llarda artan do al gaz ve petrol gelirlerinden ba ms z de erlendirmemek gerekir. Katar hükûmeti, petrol ve özellikle do al gaz konusunda çok say da uluslararas firmayla yap lan sözleflmelerle ülkede yabanc sermaye yat r mlar n art rma çabas içindedir. Son befl y lda yo unlaflt r lan do al gaz arama ve üretim çal flmalar sonucu hem rezerv hem de üretim ikiye katlanm flt r aras yaklafl k 100 milyar dolar do al gaz geliri elde edilmifltir sonras dönemde ChevronTexaco, Total, BP, Occidental Petroleum, Maersk Oil (Danimarka) gibi uluslararas flirketler Katar enerji endüstrisinde faaliyet göstermektedir. Günlük petrol ihraç kapasitesinin yaklafl k 850 bin oldu u Katar da toplam rezerv ise son y llarda yap lan araflt rmalar sonucunda 27 milyar varile ç km flt r. Özellikle Maersk Oil le sürdürülen araflt rma ve gelifltirme çal flmalar sonucunda 2010 y l nda Katar n petrol üretiminin 1 milyon varilin üzerine ç kmas planlanmaktad r. Bahreyn gibi Katar da ekonomisini çeflitlendirmeye yönelik olarak ham petrol ihrac ndan ziyade rafine petrol ihraç kapasitesini gelifltirmeye çal flmaktad r. Bu ba lamda Ulusal Petrol Da t m fiirketi Umm Said deki rafinerinin kapasitesi 2002 y l nda 57,500 varilden 137 bin varile ç karma projesini tamamlam flt r. Katar n günlük petrol tüketimi ise 30 bin varildir. Ekonominin çeflitlendirilmesine yönelik olarak Katar Petroleum ile Chevron Phillips Chemical Company aras nda 1997 Kas m nda toplam tutar 1.1 milyar dolar bulan ve 2007 ye kadar bir alüminyum tesisi kurulmas n öngören bir anlaflma imzalanm flt r. Ham petrol rezervinin yan nda Katar n bir di er önemli yeralt zenginli i ise do al gaz rezervidir. Ülkenin ihraç gelirlerinin yaklafl k % inin petrol ihrac na dayanmas na karfl n, dünyada do al gaz rezervleri bak m ndan Rusya ve ran dan sonra dünyada üçüncü büyük rezerve sahip olmas, toplam yaklafl k 500 bin kiflilik bir ülke olan Katar için büyük bir zenginliktir (EIA, 2009). Sonuç olarak Orta Do ulu petrol üreticisi ülkeler dünyan n en stratejik enerji kaynaklar ndan en az ikisine sahip konumdad rlar. Son y llarda, özellikle 11 Eylül sald r lar, Arap Bahar, Afganistan Savafl ve Irak Savafl sonras Arap yöneticileri, ABD nin siyasi ve askerî bask s alt nda petrol üzerindeki devlet kontrolünü gevfletmeye zorlanmaktad r. Bu konuda Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi ülkelerde baz giriflimler olmuflsa da bu istenilen boyutlarda olmam flt r. ran üzerindeki siyasi ve diplomatik bask lar ise günümüzde artarak sürmektedir. Ayn flekilde 2000 lerin bafl nda bafllayan ve küresel bir hâl alan ekonomik liberalizasyon bask s n n k sa sürede bu ülkeleri zor durumda b rakaca aç kt r. Özellikle artan petrol fiyat n n düflürülmesi ve artan gelirlerin kullan m konular nda gözler, petrol zengini Arap ülkelerine çevrilecektir. Artan uluslararas bask karfl s nda baz Arap üreticilerin çok uluslu petrol flirketleri ile bir anlaflmaya gidip, petrol üzerindeki devlet tekelini gevfletecekleri öngörülmektedir. 181 Katar n ihraç gelirlerinin %90 ndan fazlas n enerji rezervleri oluflturmaktad r. Katar ayr ca, dünyada do al gaz rezervleri bak m ndan Rusya ve ran dan sonra üçüncü s rada yer almaktad r. Yaklafl k 500 bin kiflilik bir ülke olan Katar n sahip oldu u enerji rezervleri ve gelirleri Doha y dünya siyasetinin önemli bir merkezi hâline dönüfltürmüfltür. El Jazeera haber kanal sayesinde Katar n Arap Bahar nda oynad rolde söz konusu zenginli in bir sonucu olarak görülebilir.

188 182 Orta Do uda Siyaset Özet A MAÇ 1 A MAÇ 2 Kan tlanm fl do al gaz ve petrol rezervlerinin aç - s ndan Orta Do u nun önemi aç klamak Petrol ve do al gaz kaynaklar dünyada adil bir flekilde da t lmam flt r. Bu kapsamda dünya kan tlanm fl petrol rezervlerinin yaklafl k %57 si ve do al gaz kaynaklar n n da %41-42 sinin Orta Do u da bulunmas, bölgeyi enerji tüketicileri aç s ndan yaflamsal öneme sahip bir bölge hâline dönüfltürmüfltür. Di er yandan en önemli tüketimi gerçeklefltiren ABD, AB ülkeleri ve Asya Pasifik ülkelerinde ise oldukça s n rl bir rezerv bulunmaktad r. Kan tlanm fl kaynaklar üzerinden gidildi inde dünyan n en az y l daha enerji kaynaklar aç s ndan Orta Do u ülkelerine ba- ml kalaca görülmektedir. Enerji üretimi ve tüketimi aç s ndan Orta Do u ülkelerinin önemini aç klamak 2012 de dünyadaki petrol tüketimi 88 milyon varile ulaflm flt. Dolay s yla yaklafl k milyon varil dolay nda seyreden günlük petrol tüketiminin bir on y l sonra en iyimser tahminle milyar varile ç kaca söylenebilir. Bölgeler aras nda petrol rezerv farkl l klar ndan dolay, artan üretimin Orta Do u bölgesinden karfl lanaca aç kt r. Bu çerçevede dünya petrol üretiminin yaklafl k %32-34 ünü karfl layan Orta Do u ülkelerinin dünya petrol tüketimindeki pay ise yaklafl k %9 civar ndad r. Hem kan tlanm fl rezervler hem de üretim hacmiyle karfl laflt r ld nda oldukça önemsiz bir tüketim yapmaktad rlar. Dolay s yla Orta Do ulu petrol üreticilerinde bir üretim fazlal söz konusudur ve söz konusu üretim fazlal do rudan petrol yoksunu ülkelerin tüketimi için hayati bir öneme sahiptir. En büyük al c lar ise Çin, Japonya, Hindistan ve AB ülkeleridir. A MAÇ 3 A MAÇ 4 Petrol piyasas nda rol oynayan temel oyuncular aç klayabilecek Petrol piyasas nda rol oynayan aktörlerin bafl nda üretici ülkeler gelmektedir. Üretici ülkeler bazen salt bireysel düzeyde bazen de 1960 da Irak ta kurulan OPEC gibi örgütlü düzeyde piyasada rol alan aktörlerindir. Bunlar n d fl nda tüketici ülkeler ve çok uluslu petrol flirketleri de önemli aktörlerdir. Son y llarda petrol fiyatlar na etkisi nedeniyle petrol borsalar n n da piyasay etkileyici bir rol oynad gözlemlenmektedir. Petrol ticaretinin küresel ekonomiye etkisini aç klayabilecek Enerji kaynaklar n n küresel ticarete etkisi ayn zamanda Orta Do u daki enerji ile politika aras ndaki iliflkinin anlafl lmas na katk sa lamaktad r tarihinde yaln zca petrol tüketicisi ülkeler taraf ndan petrol al m karfl l OPEC üyelerine net yaklafl k 996 milyar dolar gelir transferi yap lm flt r. OPEC istatistiklerine göre 2010 tarihinde yaklafl k 771 milyar dolar ve 2011 y l nda da 1 trilyon 78 milyon dolar gelir elde edilmifltir. Di er yandan Orta Do u ülkelerinin gelirlerine bakacak olursak Suudi Arabistan n 2011 tarihinde 318 milyar dolar petrol geliri elde etti i görülmektedir. Suudi Arabistan n ard ndan ran 115, BAE 105, Kuveyt 96, Irak 83 ve Katar da 45 milyar dolar petrol sat fl gerçeklefltirmifllerdir. Dolay s yla 2011 y l nda Orta Do u ülkelerinin yaklafl k 862 milyar dolar petrol geliri elde etti i görülmektedir. Di er yandan petrol fiyatlar ndaki 10 dolarl k art fl n, dünya ekonomisinde yol açt %0.5 lik GSY H düflüflü, 255 milyar dolarl k bir gerileme, dünya genelinde, petrol ithal eden ülkelerden, petrol ihraç eden ülkelere 150 milyar dolarl k bir gelir transferi anlam na geliyor. Öte yandan üretici ülkelerin yan s ra çok uluslu petrol flirketleri de kazanmaktad r de 15 Amerikal petrol flirketinin gelirleri yaklafl k trilyon dolar olmufltur y l nda ngiliz BP petrol flirketi enerji alan ndaki faaliyetlerinden dolay 386 milyar dolar ciro yaparken, Exxon Mobil 486, Shell 470, Total 257 ve Chevron da 253 milyar dolarl k ciro yapm flt r. Söz konusu 5 flirketin enerji alan ndaki cirolar ise 1 trilyon 853 milyar dolara ulaflm flt.

189 6. Ünite - Orta Do u da Enerji Kaynaklar ve Politikalar 183 Kendimizi S nayal m 1. Orta Do u daki en büyük petrol rezervine sahip olan ülkesi hangisidir? a. Irak b. Kuveyt c. Suudi Arabistan d. Katar e. Umman 2. Hangi ülke veya ülkeler gelecek nesiller fonu oluflturmufl ve neden oluflturulmufltur? a. ran ve Suudi Arabistan, petrol gelirlerini art rmak için b. Kuveyt ve Katar, yurt d fl yat r mlar nda bulunmak için c. Irak, petrol ticaretini bir elde toplamak için d. Kuveyt, yurt d fl yat r mlar nda bulunmak, e. Suudi Arabistan, yurt d fl yat r mlar nda bulunmak için 3. Petrol piyasas nda rol oynayan temel oyuncular hangileridir? a. Birleflmifl Milletler b. AG T c. GECF d. OPEC e. AET 4. Afla daki kavramlardan hangisi BAE deki yönetim fleklinden biridir? a. Anayasal Monarfli b. Federasyon yönetimi c. Krall k yönetimi d. Tek Parti Yönetimi e. Cumhuriyet yönetimi 5. Afla dakiler hangisi Suudi Arabistan n Arap Bahar ile birlikte karfl karfl ya kald iç sorunlardan biridir? a. Halk n gelir adaletsizli ini gidermek için eylemler yapmas b. Ülkenin fiii nüfusunun ayaklanmalarda bulunmas c. Din adamlar n n iktidar ele geçirmek için isyan etmesi d. Suudi ailesi içinde aile içi isyan giriflimleri e. Yolsuzluklarla mücadele sorunu 6. GECF nedir ve nerede kurulmufltur? a. Do al Gaz hracatç s Ülkeler Forumu, 2001 y - l nda ran da kurulmufltur. b. Petrol hracatç s Arap Ülkeler Birli i, 1961 de Irak ta kurulmufltur c. Hammadde hraç Eden Ülkeler Birli i, 1996 da Viyana da kurulmufltur. d. Petrol hraç Eden Ülkeler Birli i, 2004 de Kuveyt te kurulmufltur. e. Petrol ve Hammadde hracatç lar Birli i, Katar da kurulmufltur. 7. OPEC ne zaman ve hangi amaçla kurulmufltur? a da ran da petrol piyasas n kontrol için. b de Katar da petrol üretimine istikrar getirmek için c de Irak ta petrol fiyatlar na istikrar kazand rmak için. d de Suudi Arabistan da petrol fiyatlar n yükseltmek için e da ran da petrolü millilefltirmek için 8. Afla dakilerden hangisi, dünyada en fazla petrol tüketen ilk iki ülkedir? a. ABD ve Almanya b. ABD ve Japonya c. Çin ve Hindistan d. Almanya ve Fransa e. ABD ve Çin 9. Orta Do u ülkelerinin dünya petrol üretiminin yaklafl k ne kadar n karfl lamaktad rlar? a. Dünya petrol üretiminin yaklafl k yüzde otuz dördünü b. Dünya petrol üretiminin yaklafl k yüzde ellisini c. Dünya petrol üretiminin yaklafl k yüzde seksenini d. Dünya petrol üretiminin yaklafl k yüzde otuz dördünü e. Dünya petrol üretiminin yaklafl k yüzde yirmisini 10. Afla daki Körfez ülkelerinden hangisi zengin petrol rezervlerine ra men OPEC üyesi de ildir? a. Kuveyt b. ran c. Yemen d. Irak e. Umman

190 184 Orta Do uda Siyaset Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 1. c Yan t n z yanl fl ise Küresel Enerji Piyasas Aç - s ndan Orta Do u nun Konumu ve Önemi konusunu yeniden gözden geçiriniz. 2. d Yan t n z yanl fl ise Enerji Rezervine Sahip Olan Orta Do u Ülkelerinin Toplumsal, Siyasal ve Ekonomik Yap lar konusunu yeniden gözden geçiriniz. 3. d Yan t n z yanl fl ise Küresel Enerji Piyasas Aç - s ndan Orta Do u nun Konumu ve Önemi konusunu yeniden gözden geçiriniz. 4. b Yan t n z yanl fl ise Enerji Rezervine Sahip Olan Orta Do u Ülkelerinin Toplumsal, Siyasal ve Ekonomik Yap lar konusunu yeniden gözden geçiriniz. 5. b Yan t n z yanl fl ise Enerji Rezervine Sahip Olan Orta Do u Ülkelerinin Toplumsal, Siyasal ve Ekonomik Yap lar konular n yeniden gözden geçiriniz. 6. a Yan t n z yanl fl ise Küresel Enerji Piyasas Aç - s ndan Orta Do u nun Konumu ve Önemi konusunu yeniden gözden geçiriniz. 7. c Yan t n z yanl fl ise Küresel Enerji Piyasas Aç - s ndan Orta Do u nun Konumu ve Önemi konusunu yeniden gözden geçiriniz. 8. e Yan t n z yanl fl ise Küresel Enerji Piyasas Aç - s ndan Orta Do u nun Konumu ve Önemi konusunu yeniden gözden geçiriniz. 9. a Yan t n z yanl fl ise Dünya Enerji Üretimi ve Tüketiminde Orta Do u Ülkelerinin Rolü konusunu yeniden gözden geçiriniz. 10. e Yan t n z yanl fl ise Enerji Rezervine Sahip Olan Orta Do u Ülkelerinin Toplumsal, Siyasal ve Ekonomik Yap lar konusunu yeniden gözden geçiriniz. S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 Dünyadaki en önemli enerji tüketimi aras nda petrol uzunca bir dönemdir birinci s rada yer almaktad r. Petrolün hemen ard ndan kullan m kolayl ve çevreye zarar vermemesi aç s ndan do al gaz kaynaklar n n kullan m sürekli artmaktad r. Bu kapsamda dünya kan tlanm fl petrol rezervlerinin yaklafl k %57 si ve do al gaz kaynaklar n n da %42 sinin Orta Do u da bulunmas, bölgeyi enerji tüketicileri aç s ndan yaflamsal öneme sahip bir bölge hâline dönüfltürmüfltür. S ra Sizde y l nda ran da gerçeklefltirilen toplant da do al gaz üreticisi ülkeler Do al Gaz hracatç s Ülkeler Forumu nun (The Gas Exporting Countries Forum -GECF) kurmufllard r. Temel amaçlar do al gaz üretimi ve pazarlamas nda üretici ülkeler aras nda bir efl güdüm sa lamak gelmektedir. Sekretaryas n n Katar da bulundu u GECF ye üye olan ülkelerin bafl nda Rusya, ran, Katar ve Venezuela gelmektedir. Di er üyeler ise Cezayir, Bolivya, M s r, Ekvator Ginesi, Libya, Nijerya ve Trinidad-Tobago d r. Forum toplant lar na ayr ca Norveç ve Kazakistan da gözlemci olarak kat lmaktad rlar S ra Sizde 3 OPEC, Organization of Petroleum Exporting Countries, (Petrol hraç Eden Ülkeler Örgütü) 1960 Eylül ünde Irak ta kurulmufltur. Kuruluflundaki temel amaç petrol fiyatlar na istikrar kazand rmak gelmekteydi. Ancak 1970 lerden sonra OPEC petrol fiyatlar n n yan s ra üretim ve üye ülkeler aras nda petrol piyasas n n istikrar - n sa lamak için efl güdüm sa lama amac na yönelmifltir. OPEC hem petrol rezervine sahip Orta Do u ülkeler hem tüketici ve üretici ülkeler hem de petrol piyasas n n istikrar n n sa lanmas nda oldukça önemli bir aktör konumundad r. Kurucu üyeler aras nda ran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezuela bulunmaktayd. Ancak daha sonralar OPEC e Katar (1961), Endonezya (1962), Libya (1962), BAE (1967), Nijerya (1971), Ekvator (1973), Gabon (1975) ve Angola (2007) üye olmufltur. Gabon 1995 de OPEC üyeli inden ayr lm flt r. Endonezya n n üyeli i de 2009 Oca ndan itibaren ask ya al nm flt r. OPEC dünyada kan tlanm fl petrol rezervlerinin yaklafl k %81 ina sahip olmas na karfl n, en büyük rezervler Orta Do u ülkelerinde bulunmaktad r.

191 6. Ünite - Orta Do u da Enerji Kaynaklar ve Politikalar 185 S ra Sizde de dünyadaki petrol tüketimi 88 milyon varile ulaflm flt. Bölgeler aras nda petrol rezerv farkl l klar ndan dolay, artan üretimin Orta Do u bölgesinden karfl lanaca aç kt r. Bu çerçevede dünya petrol üretiminin yaklafl k %32-34 ünü karfl layan Orta Do u ülkelerinin dünya petrol tüketimindeki pay ise yaklafl k %9 civar ndad r. Hem kan tlanm fl rezervler hem de üretim hacmiyle karfl laflt r ld nda oldukça önemsiz bir tüketim yapmaktad rlar. Dolay s yla Orta Do ulu petrol üreticilerinde bir üretim fazlal söz konusudur ve söz konusu üretim fazlal do rudan petrol yoksunu ülkelerin tüketimi için hayati bir öneme sahiptir. En büyük al c - lar ise Çin, Japonya, Hindistan ve AB ülkeleridir. S ra Sizde 5 Petrol piyasas nda rol oynayan aktörlerin bafl nda üretici ülkeler gelmektedir. Üretici ülkeler bazen salt bireysel düzeyde bazen de OPEC gibi örgütlü düzeyde piyasa rol alan aktörlerindir. Bunlar n d fl nda tüketici ülkeler ve çok uluslu petrol flirketleri de önemli aktörlerdir. Son y llarda petrol fiyatlar na etkisi nedeniyle petrol borsalar n n da piyasay etkileyici bir rol oynad - gözlemlenmektedir. S ra Sizde 6 Petrol ve do al gaz ihraç eden Körfez ülkelerinin Basra Körfezi ülkelerinin siyasal yap lar na bak ld nda, ran ve Irak d fl ndaki rejimlerin geleneksel Anayasal Krall k veya Emirlikle yönetildi i dikkat çekmektedir. ran bir Cumhuriyet olmas na ve düzenli seçimler gerçeklefltirmesine karfl n dinî seçkinlerin rejim üzerindeki kontrolü sürmektedir. Suudi Arabistan da Anayasal Krall k rejimi bulunmaktad r. Krall k rejimleri ayn zamanda Katar da, Kuveyt te, Bahreyn de bulunmaktad r. BAE de ise gevflek bir Federal sistem mevcut olmas na karfl n, her emirlik kendi içinde krall k olarak tan mlanabilecek aile yönetimlerine sahiptirler. S ra Sizde 7 ran da dünya petrol kaynaklar n n yaklafl k %11 ve do- al gaz kaynaklar n n da %16 s bulunmaktad r. Ancak ran ekonomisi, ABD ve AB ülkeleri taraf ndan uygulanan yapt r m kararlar ve d fl bask lar n etkisiyle yüksek iflsizlik, h zl nüfus art fl, d fl borç aç, petrolün ülke gelirleri üzerindeki belirleyicili i, az geliflmifl bölgeler ile gelir adaletsizli i gibi yap sal baz sorunlarla karfl karfl yad r. Dolay s yla yapt r m kararlar ve d fl bask lar ran daki enerji rezervlerinin hem iflletilmesini hem de uluslararas piyasalara aktar m n ciddi flekilde engellemesinden dolay ulusal düzeyde ekonomik sorunlar devam etmektedir. S ra Sizde 8 Irak ta 2003 Amerikan iflgali öncesi dönemde Anayasal Cumhuriyet olmas na karfl n Baas liderli inde otoriter tek parti yönetimi bulunmaktayd. flgal sonras dönemde ise Federal bir Anayasa yap larak, Anayasal ve idari yap de ifltirildi. Ancak Anayasa dan kaynaklanan sorunlardan dolay petrol kaynaklar n n kullan m, yeni kontratlar n imzalanmas ve petrol gelirlerinin paylafl - m konusunda sorunlar çözümlenebilmifl de ildir. S ra Sizde 9 Kuveyt 1976 tarihinden itibaren Gelecek Nesiller Fonu ad alt nda her y l petrol ve di er gelirlerden elde etti i kazanc n %10 nu belli bir fonda biriktirerek, ülkenin gelecekte petrol gelirlerinden kaynaklanabilecek ekonomik s k nt lar aflmay hedeflemektedir. Fon ilk kuruldu unda devlet gelirlerinin %50 si aktar lm flt. Yasa ile kurulan Gelecek Nesiller Fonu kapsam nda Kuveyt yönetimi Fon da biriken paralarla ülke içinde, Arap ülkelerinde ve uluslararas piyasalarda yat r mlar gerçeklefltirmektedir. Nitekim, BP ve Daimler Chrysler n hisselerinin söz konusu fonda biriken paralarla al nd - n belirtmek gerekir. S ra Sizde de Yedi Emirli in eflit egemen birimler olarak federal bir sistemde birleflmesiyle kurulan BAE de her Emirlik kendi Emirini belirleme yetkisine sahiptir. Gevflek Federal bir sisteme sahip olan BAE, bu hâliyle ne bir Anayasal Krall k ne de ABD gibi Federal bir sisteme sahiptir.

192 186 Orta Do uda Siyaset Yararlan lan Kaynaklar Alexander s Gas & Oil Connections (2006), Saudi Aramco and ConocoPhillips sign $ 6 bn deal, Vol:11, Iss:11 (08, Jun., 2006), goc/company /cnm62325.htm Ar, Tayyar (2004), Irak, ran ve ABD: Önleyici Savafl, Petrol ve Hegemonya, stanbul: Alfa Yay. Ayhan, Veysel (2009a), mparatorluk Yolu: Orta Do- u ve Petrol, güncellenmifl 2. Bask, Bursa: Dora Yay n. Ayhan, Veysel (2009b), Türkiye-K K liflkilerinde Yeni Bir Dönem: Yüksek Düzeyli Stratejik Diyalog, Orta Do u Analiz, Cilt:1, Say :7-8,içinde ss BP (2011), BP Statistical Reviewof World Energy, BP Pub. CNNTurk (2005) Yukos un Petrol Sat fl n Durdurmas Krize Neden Oldu, cnnturk.com/ DUNYA/haber_detay.asp?PID=319&HID=1&haberI D=24071,(e.t ); turkish/news/story/2004/07/040728_oilprice_yukos. shtml Cordesman, H. Anthony (2005), The Changing Balance of US and Global Dependence on Middle Eastern Energy Exports, Washington, DC: Center for Strategic and International Studies. Deniz Haber (2009), ran Petrol fiirketi 12 VLCC siparifli verdi, , dis-basindan/20914/iran-cin-tersaneleri-petrolsirketi.html, (e.t ). Klare, Michael (2005), Kaynak Savafllar : Küresel Çat flman n Yeni Alanlar, Çev.: Özge nciler, stanbul: Devin Yay. Kuwait Investment Authority Official Wep Page, (2012) KIA/Overview_of_Funds/Pages/default.aspx (e.t ). OPEC (2012), Annual Statistical Bulletin 2012, Vienna: OPEC Pres. Reports of The Bahrain Petroleum Company (2009), Annual Review 2008, Bahrain: BPC Pub. T.C. Baflbakanl k D fl Ticaret Müsteflarl (2011), Dünya do al gaz Rezervleri Tüketimi ve Muhtemel Geliflmeler, The Gas Exporting Countries Forum (2012), About US /( ). US Energy Information Administration (2005), Iran Country Analysis Brief, March (e.t US Energy Information Administration (2009), Iran Country Analysis Brief, Feb., 2009, eia.doe.gov/cabs/iran/pdf.pdf Üflümezsoy, fiener- fien, fiamil (2003), Yeni Dünya Petrol Düzeni ve Körfez Savafllar, stanbul: nkilap Kitapevi. Zedalis,J. Rex (1998), The Total S.A. Case: Meaning of Investment Under the ILSA, The American Journal of International Law, Vol: 92, No: 3, içinde ss

193

194 7ORTA DO UDA S YASET Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; Türkiye nin Orta Do u politikas n belirleyen faktörleri kavrayabilecek; Türkiye nin ran politikas n n geliflimini aç klayabilecek; Türkiye nin son dönem Orta Do u politikas n farkl k lan özellikleri aç klayabilecek; Türkiye nin Irak politikas n n genel geliflimini kavrayabilecek; Türkiye nin Suriye politikas nda yaflanan de iflimi aç klayabilecek; Türkiye nin srail-filistin sorununa iliflkin politikas n kavrayabileceksiniz. Anahtar Kavramlar Türkiye- ran liflkileri Tahran Anlaflmas Türkiye nin Irak Politikas Çekiç Güç ve Keflif Güç Türkiye-Suriye liflkileri Adana Mutabakat Türkiye- srail liflkileri Mavi Marmara Sald r s çindekiler Orta Do uda Siyaset Türkiye nin Orta Do u Politikalar G R fi TÜRK YE N N RAN POL T KASI TÜRK YE N N IRAK POL T KASI TÜRK YE N N SUR YE POL T KASI TÜRK YE N N SRA L-F L ST N POL T KASI

195 Türkiye nin Orta Do u Politikalar G R fi Orta Do u bölgesi dünya politikas nda çok önemli bir yere sahip olmas na ve Türkiye bu bölgenin önemli ülkeleri aras nda yer almas na ra men, Türkiye nin son dönemlere kadarki d fl politikas nda Orta Do u ciddi flekilde ihmal edilmifltir. Türkiye nin Orta Do u ülkeleriyle ticaretinin Avrupa ülkeleriyle ticaretiyle karfl laflt r - lamayacak düzeyde düflük olmas, bu ihmal edilmiflli in en fazla hissedildi i alan n ekonomik iliflkiler oldu unu göstermektedir y l nda Türkiye nin toplam d fl ticaretinde Avrupa Birli i ülkelerinin pay %53,7 iken Orta Do u ülkelerinin pay sadece %7,2 kadard. Ekonomik alandaki geliflmenin devletlerin ba ms z ve etkin d fl politika izleyebilmelerinin temel flart oldu u hat rlan rsa Türkiye nin yan bafl ndaki Orta Do u ülkeleriyle ekonomik iliflkilerini gelifltirmemesinin kendisini ne kadar olumsuz etkiledi i anlafl labilir (Milyon Dolar) 2011(Milyon Dolar) hracat thalat Toplam % hracat thalat Toplam % AB , ,8 Orta Do u , ,8 Toplam Orta Do u nun Türk d fl politikas ndaki ihmal edilmiflli inin sadece ekonomik alanda yans malar olmad, bu tercihin siyasi ve özellikle güvenlik alan nda da hissedildi i bir gerçektir. Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluflundan beri izledi i Bat - c politikan n özellikle kinci Dünya Savafl sonras nda Sovyetler Birli i nden gelen tehditlerin de etkisiyle iyice belirginleflti i ve Türkiye nin Bat dünyas n n ekonomik, siyasi ve askerî kurumlar nda yerini ald görülmüfltür. Zay f bir ülke olarak Bat n n kurumlar nda yer almas Türkiye yi baflta ABD olmak üzere Bat l ülkelerin etkisine aç k hâle getirmifl, bunun Orta Do u politikalar na yans mas ise kendi belirledi i politikalar yerine ABD etkisi alt ndaki politikalar fleklinde kendini göstermifltir. Yani Türkiye nin d fl politikas nda Orta Do u yu ihmal etmesi k smen kendi tercihlerinin sonucu olsa da büyük ölçüde de özellikle So uk Savafl döneminde Bat Bloku içerisinde yer almas n n getirdi i bir zorunluluk olarak görülebilir. Burada bir k s r döngüden bahsetmek mümkündür; Türkiye nin uluslararas sistemin iki kutuplu yap s n n zorlamas yla Bat Bloku nu tercih etmesi sonucunda, Tablo 7.1 Türkiye nin Orta Do u ve Avrupa Birli i ile Ticaretinin Karfl laflt r lmas Kaynak: TÜ K verilerinden derlenmifltir.

196 190 Orta Do uda Siyaset kendisini bu blokun etkin güçlerinin tercihleri do rultusunda bir d fl politika flekillendirmek zorunda hissetmesi nedeniyle Orta Do ulu komflular baflta olmak üzere birçok ülkeyle özellikle ekonomik iliflkilerini gelifltirme f rsat bulamamas gücüne olumsuz yans m fl ve güçsüz kald için de Bat l ülkelerin nüfuzu alt nda kalmaya devam etmifltir. Tablo 7.2 Türkiye nin Orta Do u Ülkeleriyle Ticareti ($) Kaynak: TÜ K verilerinden derlenmifltir. Y l hracat (Dolar) thalat (Dolar) ABD nin Türkiye nin Orta Do u politikas na etkisi, bu ülkenin ço u zaman sorunlu iliflkilere sahip oldu u ran, Suriye ve Irak konusunda izlemifl oldu u bask ve izolasyon politikalar na Türkiye nin katk s n beklemesinden dolay genel olarak olumsuz olmufltur. ran da 1979 y l nda gerçekleflen slam Devrimi nin ard ndan, Tahran n kendi rejimini bölge ülkelerine ihraç etmek istedi i, nükleer silah elde etmeyi amaçlad ve srail i ortadan kald rmaya çal flt gibi gerekçelerle Washington yönetiminin bu ülkeye karfl uygulad yaln zlaflt rma ve s k flt rma politikas Türkiye- ran iliflkilerinin geliflmesinin önündeki en önemli engel olmufltur. Çünkü Ankara n n, gerek So uk Savafl döneminde gerekse onu takip eden 1990 l y llarda Türkiye nin iç ve d fl politikas nda çok büyük nüfuz sahibi olan ABD nin komflu ülkeler konusundaki bu türden telkin ve bask lar na kolay karfl koyabilecek gücü ve imkânlar yoktu. Ancak ABD ve di er küresel güçlerden gelen bask lara karfl durman n sadece elde bulunan imkânlarla de il, ayn zamanda ülkeyi yönetenlerin siyasi tercihleri ve ne kadar risk alabildikleriyle ilgili bir mesele oldu unun alt n çizmek gerekir. Türkiye liderlerinin de zaman zaman ülkenin ç karlar n n gerektirdi i durumlarda ABD den gelen bask lara karfl koyduklar ve kendi politikalar n uygulad klar görülmüfltür li y llar n öncesinde de bu tür politikalar n izlendi i baz dönemler söz konusu olsa da özellikle 2000 li y llarda Türkiye nin ran, Irak, Suriye ve srail politikalar n kendi ç karlar do rultusunda flekillendirdi i ve ABD nin istekleriyle kendi tercihlerinin çat flmas durumunda Washington dan gelen bask lara karfl koydu u görülmüfltür. AK Parti döneminde gelifltirilen komflularla ve di er ülkelerle iliflkilerde ifl birli ini önceleyen yeni d fl politika anlay fl çerçevesinde, Türkiye h zl bir flekilde ran ve Suriye gibi ülkelerle iliflkilerini gelifltirmeye bafllam flt r. ABD den bu konuda gelen tepkilere ra men, ran dan do algaz sat n al nmas konusunda önemli anlaflmalar imzalayan ve bu ülkeyle ilgili nükleer sorunun çat flmaya dönüflmemesi için Washington ve srail in pozisyonlar ndan uzak politikalar izleyen Ankara, yine ABD nin teröre destek vermekle suçlad Suriye ile iliflkilerini gelifltirip bu ülkeyle ifl birli ini ortak kabine toplant s na vard rm flt r. Her iki ül-

197 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar 191 keyle de ABD nin aksi yöndeki taleplerine ra men kurdu u bu iyi iliflki sayesinde PKK ile mücadelede ikisinin de deste ini sa layabilmifltir. Türkiye nin Orta Do ulu komflular yla iliflkilerini gelifltirirken dikkat etmeye çal flt bir baflka nokta da ABD ve di er Bat l ülkelerle çok uzun zamandan beri sahip oldu u iyi iliflkilere zarar gelmesine müsaade etmemesidir. Çok boyutlu d fl politika anlay fl çerçevesinde, Orta Do u ülkeleriyle uzun zamand r ihmal edilen iliflkileri gelifltirirken Bat l ülkelere de s rt n dönmemeye çal flan Türkiye, bütün bu çabas na ra men eksen kaymas elefltirilerine maruz kalabilmifltir ( nat, 2011b: 11). Bu elefltirilere gerekçe olarak gösterilen ran ve Suriye ile iliflkilerini gelifltirmesi konusunda, Türkiye nin ekonomik kalk nmas için komflular yla ticaret yapmas kadar do al bir fley olmad n n alt n çizen Ankara, srail ile yaflanan gerginliklerin de bu ülkenin sald rgan politikalar ndan kaynakland n vurgulam flt r. Arap Devrimlerinin bölgede neden oldu u istikrars zl n da etkisiyle Türkiye nin Orta Do u politikas nda ifl birli ini öne ç karan yaklafl m n n devam etmesine ra men, son dönemde komflu Orta Do u ülkeleriyle birtak m sorunlar yaflanmaktad r. Bu sorunlar n büyük ölçüde bu ülkelerde yaflanan iktidar mücadelelerinden kaynakland ve Arap dünyas nda halklar n özgürlük talebiyle ayaklanmas n do ru flekilde okuyamayan yöneticilerin bu isyanlar karfl s ndaki tav rlar n n Türkiye taraf ndan elefltirilmesiyle ilgili oldu u söylenebilir. Eksen kaymas tart flmalar gibi dönemsel anlaflmazl klar olarak görülebilecek bu sorunlar n çözülebilmesi için Türkiye nin komflular yla ifl birli i eksenli bir iliflki kurma konusundaki politikas ndan taviz vermemesi gereklidir. TÜRK YE N N RAN POL T KASI Türkiye nin, Cumhuriyet in kuruluflundan beri, en büyük komflusu olan ran a yönelik politikas n n genel olarak çat flmaya dönüflmeyen bir gerginlik içerisinde flekillendi i tespitinde bulunmak yanl fl olmayacakt r. Temel olarak iki ülkenin bölgede oluflturmaya çal flt klar nüfuz alanlar n n çak flmas ndan kaynaklanan bu gerginli in zaman zaman azald, baz dönemlerde ise t rmand ancak hiçbir zaman s cak çat flmaya dönüflmedi i görülmektedir. Türkiye ile ran aras ndaki iliflkinin güven ve ifl birli inden çok rekabet ve güç mücadelesi zeminine oturmas iki ülkenin ekonomik iliflkilerine de olumsuz yans m flt r. Bulundu u co rafyada merkezi güç ve önemli bir küresel aktör olma hedefine sahip bir ülke olan Türkiye nin, ran gibi büyük bir komflusuyla d fl ticaret hacminin, son dönemde yaflanan çok büyük art fllara ra men hâlen sadece 16 milyar dolar seviyesinde olmas bu hedeften ne kadar uzak oldu unu göstermektedir. Güçlü bir devlet olman n temel koflulu güçlü bir ekonomiye sahip olmak oldu una ve güçlü bir ekonomiye sahip olmak öncelikle komflu ülkelerle olmak üzere yüksek oranda d fl ticaret hacmine sahip olmaktan geçti ine göre, Türkiye nin ran ile iliflkilerinde ekonomik boyutun son dönemlere kadar ciddi flekilde ihmal edildi ini ifade etmek gerekir ( nat, 2009b: 25-26). Türkiye ile ran iliflkilerinin gelifliminde son döneme kadar ideolojik fakl l klar n öne ç kar lmas n n ve hatta zaman zaman iki ülke aras ndaki iliflkilerin flekillenmesinde temel unsur hâline dönüflmesinin de alt n çizmek gerekir. Osmanl döneminde fiii-sünni ayr m fleklinde yaflanan dinin farkl flekilde yorumlanmas na dair rekabetin, ran da 1979 y l nda gerçekleflen slam Devrimi nin ard ndan, zaman zaman slam n radikal yorumuyla seküler yorumu, baz dönemlerde ise radikal slam- l ml slam yorumlar biçimlerinde Türkiye- ran iliflkilerine yans d görülmüfltür. Özellikle 1990 l y llarda t rmanan bu farkl rejimler aras ndaki rekabetin, iki ülkeyi silahl çat flman n efli ine götüren gerginliklere yol açt bilinmektedir.

198 192 Orta Do uda Siyaset 1 ki ülke aras nda söz konusu olan bu ideolojik kavgan n baflka sorunlar da besledi i görülmüfltür. deolojik çat flman n yo un bir flekilde yafland 1990 l y llarda Ankara ile Tahran aras nda karfl l kl olarak gerçekleflen terörizme destek suçlamalar bu gerçe i göstermektedir. Türkiye, ran yönetimini PKK ye destek vermekle suçlay p misilleme tehdidinde bulunurken Tahran da Türkiye nin ran n güvenli ine karfl silahl sald r larda bulunan Halk n Mücahitleri Örgütüne destek verdi ini iddia ediyordu. Karfl l kl suçlamalarla iki ülke aras nda zehirlenen atmosfer bir sonraki ad mda gerçekten de oluflan tehdit alg lamas nedeniyle birbirlerinin güvenli ine karfl politikalar izlemeleri sonucunu do urabiliyordu ( nat, 2000: 96-97) li y llarda, komflularla s f r sorun ve ekonomik ifl birli i yoluyla karfl l kl ba ml l n art r lmas gibi ilkelere dayal yeni d fl politika anlay fl n n Türkiye nin ran politikas na da yans mas sonucunda bu ülke ile oluflturulan güvene dayal iliflki sonucunda, ideolojik farkl l klar n geriye at lmas mümkün olmufltur. Bunun neticesinde art k ideolojik kavgalarla zehirlenmeyen yeni temiz atmosferde daha sa l kl iliflkilerin gelifltirilmesi mümkün olmufl ve böylece güvenlik konusu çat flmadan ifl birli i alan na dönüflürken bunlardan do an gerginlikler nedeniyle bir türlü gelifltirilemeyen ekonomik iliflkiler h z kazanm flt r. Türkiye nin SIRA ran S ZDE politikas n n flekillenmesinde etkili olan faktörler nelerdir? Bu genel tespitlerin ard ndan, Cumhuriyet döneminde Türkiye nin ran ile iliflkilerinin tarihsel geliflimi, bu süreç içerisinde yaflanan önemli geliflmeler ve günümüzde iki ülke iliflkilerinin ne durumda oldu una geçebiliriz. Türk- ran iliflkilerinin tarihine bak ld nda yap lan ilk tespitlerden biri, iki ülke aras ndaki s n r n dünyadaki en eski s n rlar aras nda yer ald gerçe idir tarihinde imzalanan Kasr- fiirin Anlaflmas yla belirlenen s n r, baz küçük de iflikliklerle günümüze Sadabat Pakt, 8 Temmuz 1937 de Türkiye, ran, Irak ve kadar devam etmifltir. Afganistan aras nda imzalanan dörtlü sald rmazl k pakt olup Tahran da Sadabat fieyh Sait syan (1925) ile bafllayan Kürt ayaklanmalar çerçevesinde, isyanc - AMAÇLARIMIZ Saray nda imzaland için bu lar n A r Da bölgesinde s n r n ran topraklar nda kalan k sm n kullanmalar ve AMAÇLARIMIZ Türk güvenlik kuvvetlerine sald r lar sonras nda ran topraklar na kaçmalar sonras nda Türk AMAÇLARIMIZ ülkelerin K T ba ms zl klar n A P K AMAÇLARIMIZ ismi alm flt r. mzac devletler aras ndaki s n r sorunlar n n kal c flekilde çözülmesi ile askerlerinin T A P bu bölgede gerçeklefltirdikleri operasyonlarda ran topraklar na girmeleri üzerine iki ülke aras ndaki s n r n nihai olarak netlefltirilmesi vurgulama istekleri öne ç km flt r. Taraflar birbirlerinin K T A içifllerine P gündeme gelmifl, K T A1932 P ve 1937 y llar nda imzalanan anlaflmalarla Türkiye- ran s - kar flmama, ortak ç karlar n r günümüzdeki hâlini alm flt r (Akdevelio lu-kürkçüo lu, 2001: 363) y l nda imzalanan Sadabad Pakt ile Türkiye- ran iliflkileri o zamana kadarki en iyi TELEV ZYON ilgilendiren konularda TELEV ZYON dan flma, sald r da bulunmama ve s n rlara sayg TELEV ZYON göstermeyi kabul etmifllerdir. noktalardan TELEV ZYON birine ulaflm fl oldu. Bu Pakt imzalayan Türkiye, ran, Irak ve Afganistan, birbirlerinin s n rlar n ihlal etmemeyi, iç ifllerine kar flmamay ve ortak menfa- Sadabad Pakt, 1979 da ran daki yeni rejimin pakt feshetti ini NTERNET ilan edene kadar atlerini ilgilendiren NTERNETuluslararas konularda görüfl teatisinde bulunmay taahhüt ediyorlard (Türkmen, 2010: 12-13). hukuki varl n korunmufltur. NTERNET NTERNET Resim 7.1 kinci Dünya Savafl sonras dönemde Bat yanl s ve ABD müttefiki Sadabad Pakt n n iki devlet olarak Sovyetler Birli i ni imzaland Tahran daki ortak tehdit olarak gören Türkiye ve Sadabad Saray ran, Washington un da yönlendirmesiyle iyi iliflkiler içerisinde olmufl Kaynak: ve ran n Irak taki ayr l kç Kürtleri tr.wikipedia.or/wiki/ Sadabat-Pakt desteklemesi gibi görüfl ayr l klar n içeren sorunlar büyütmeyen bir po-

199 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar litika izlemifllerdir. ki ülke, aralar ndaki bu iyi iliflkiyi 1955 te ABD nin deste i ve ngiltere nin kat l m yla oluflturulan Ba dat Pakt gibi Sovyetler Birli i karfl t askerî bir ittifaka kat lmak suretiyle müttefiklik boyutuna tafl m fllard r de Irak ta gerçekleflen darbe sonras nda, yeni gelen Bat karfl t yönetimin Ba dat Pakt ndan çekilmesi nedeniyle 1959 da Merkezi Anlaflma Örgütü (Central Treaty Organization-CENTO) ad n alan ittifak çat s alt nda Türkiye- ran güvenlik ifl birli i devam etmifltir. Ancak bu dönemde Türkiye ile ran aras nda güvenlik alan nda ABD ve ngiltere nin de yönlendirilmesiyle kurulan bu ifl birli ine ra men, iki ülkenin bölgesel güç olma arzular n n, aralar nda güven olgusuna dayal bir iliflki gelifltirmelerine engel oldu unun alt n çizmek gerekir. Güvenlik alan ndaki ifl birli i, hiçbir zaman güven e dayal bir ortakl a dönüflmemifl, iki ülke aras ndaki ekonomik ve siyasi iliflkiler hep s n rl düzeyde kalm flt r. fiah Muhammed R za Pehlevi döneminde ( ) Türkiye- ran iliflkilerinde güvenlik alan nda da sorunlar n yafland k sa bir dönem söz konusu olmufltur. ran da 1951 de milliyetçiler, komünist Tudeh Partisi ve fiii din adamlar - n n ortak deste iyle baflbakan olan Muhammed Musadd k n Bat l ülkelerle rekabet içerisine girerek petrolü millîlefltirme karar almas sonras nda ngiltere ve di- er Bat l ülkelerle iliflkilerinin bozulmas Türkiye taraf ndan olumsuz karfl land. Bölgedeki olaylar daha çok Sovyet tehdidi penceresinden de erlendiren Türkiye hükûmeti, fiah ile girdi i mücadeleden üstün ç kan Musadd k n ran Sovyetler Birli i ne yak nlaflt raca endiflesiyle ngiltere nin Musadd k karfl t politikalar na destek verdi. Bu çerçevede Ankara n n ran a karfl uygulanan petrol ambargosuna destek vermesi ve ran a karfl ngiltere ve ABD nin müdahalede bulunmas n teflvik etmesi Musadd k Hükûmeti ile aras n n bozulmas na yol açm flt (Akdevelio lu-kürkçüo lu, 2001: 650) daki ran slam Devrimi ve 1980 de Türkiye de yaflanan askerî darbeyi takip eden y llarda Türkiye- ran iliflkilerinde siyasi ve güvenlik alanlar nda genel olarak olumsuz geliflmeler yaflan rken özellikle Turgut Özal n baflbakan olmas n n ard ndan, ekonomik alanda ifl birli inin gelifltirilmesine yönelik olarak önemli ad mlar n at lmas söz konusu olmufltur. ran n, devrimi takip eden ilk y llarda çok belirgin bir rejim ihrac politikas na gitmesi ve ABD emperyalizmine hizmet etmekle suçlad ABD ile yak n iliflkilere sahip bölge ülkelerinde ran dakine benzer halk devrimlerinin gerçekleflmesine yönelik bir söylem içerisinde olmas, bölgedeki di er Müslüman ülkeler gibi Türkiye yi de rahats z etmifltir. 12 Eylül 1980 de Türkiye de gerçekleflen askerî darbe sonras nda ABD nin Türk iç ve d fl siyasetindeki etkisinin iyice artmas n da buna eklersek Türkiye ile ran aras ndaki iliflkilerin 1980 lerin ilk y llar nda h zla bozuldu u görülmüfltür ( nat, 2000: 95-96). Ekonomik kalk nma için komflularla ifl birli inin gelifltirilmesinin kaç n lmaz oldu una inanan ve politikalar n buna göre flekillendiren Turgut Özal n 1983 y l nda yap lan seçimleri kazanarak baflbakan olmas, Türk- ran iliflkilerinin ideolojinin ipote inden kurtar lmas konusunda önemli bir geliflme olmufltur. Bu çerçevede Özal n önemli giriflimlerinden biri, 1979 da ran n üyelikten çekilmesi sonras nda CENTO nun ortadan kalkmas na ra men hâlen hukuksal olarak devam eden RCD yi (Kalk nma çin Bölgesel flbirli i/regional Cooperation for Development) canland rmaya yönelik bir giriflim bafllatmas olmufltur. ran ve Pakistan yönetimleriyle yo un temaslar sonras nda üç ülke aras nda 1985 y l nda, Bat yanl s geçmifli nedeniyle ran n canland r lmas na karfl ç kt RCD nin yerine Ekonomik flbirli i Teflkilat (Economic Cooperation Organization-ECO) kurulmufltur. Özal, Türk d fl politikas n çeflitlendirmeyi hedefleyen bu ad mlarla, bir yandan yeni ortaklar edin- 193 Ba dat Pakt, 1955 y l nda Türkiye, ran, Irak, Pakistan ve ngiltere aras nda kurulan güvenlik ve savunma örgütüdür. Amac Sovyetler Birli i nin Orta Do u ya nüfuzunu engellemekti de Irak n Paktan ayr lmas üzerine merkezini Ankara ya tafl yarak Merkezi Antlaflma Örgütü (CENTO) ad n alm flt r a kadar devam eden Ba dat Pakt 1979 da ran ve Pakistan n ayr lmas yla varl sona ermifltir. RCD (Ragional Cooperation for Development) Türkiye, ran, Pakistan aras nda bölgesel iflbirli ini güçlendirmek amac yla, 1964 te stanbul da kurulmufltur. Ticarette Serbestli in sa lanmas, yak n iflbirli inin kurulmas, posta tarifelerin indirilmesi, tafl mac l n gelifltirilmesi; ulaflt rma alan nda iflbirli i ve ortak yat r mlar n gelifltirilmesi gibi amaçlar vard. Baz karma iflletmeler kurulmuflsada baflar l olamam flt r de CENTO nun feshi ile sona ermifltir.

200 194 Orta Do uda Siyaset D-8 (Developing Eight), Geliflmekte olan 8 ülke anlam ndaki D-8 Türkiye, ran, Pakistan, Bangladefl, Malezya, Endonezya, M s r ve Nijerya aras nda N. Erbakan n önderli inde oluflturulan bir organizasyondur. 15 Haziran 1997 de stanbul daki Devlet ve Hükümet baflkanlar toplant s nda kurulufluna karar verildi. Ekonominin bütünü alanlar nda iflbirli inin gelifltirilmesi ve koordine edilmesi amaçlanm flt r. 2 meye çal flmakta, bir yandan da d fl politikada ekonomik iliflkileri yo unlaflt rmak suretiyle Washington un Türkiye nin iç ve d fl politikas üzerindeki a rl n azaltmay amaçlamaktayd. ABD ve ideolojik yaklafl mlar n gölgesinde mümkün oldu unca Türkiye nin ç - karlar n n gerektirdi i rasyonel tercihlere alan açmaya çal flan Özal Hükûmetinin ran-irak Savafl karfl s ndaki politikas tarafs zl k olmufltur. Zaman zaman bu savafl n sona erdirilmesi için ara buluculuk giriflimlerinde de bulunan Türkiye, savafltan en az zarar görmeye odaklanm fl, iki tarafla da ekonomik iliflkilerini en üst düze ç karmaya çal flm flt r. Türkiye nin tarafs z pozisyonuna güvenen iki ülke de birbirlerinin Türkiye ile ticaretine zarar verecek giriflimlerden kaç nm fllar, örne in Basra Körfezi ndeki petrol tafl yan tankerlere sald ran ran Kerkük-Yumurtal k Petrol Boru Hatt n hedef alma yoluna gitmemifltir l y llar n, özellikle Cumhurbaflkan Özal n 1993 teki ölümünün ard ndan, Türk- ran iliflkilerinde Cumhuriyet tarihi boyunca yaflanan en sorunlu dönem oldu u tespiti yanl fl olmayacakt r. Bu dönemde Türkiye nin genel olarak bütün komflular na karfl uygulad çat flmac d fl politikadan ran ile iliflkiler de nasibini alm fl ve iki ülke aras ndaki gerginlikler silahl çat flman n efli ine varm flt r. liflkilerin bu derece kötüleflmesine yol açan üç temel unsurdan bahsedilebilir: 1. Türkiye de iç politikada slamc lar n güçlenmesi sonucunda Laik- slamc mücadelesinin t rmanmas ve d fl politikan n, özellikle de ran ile iliflkilerin bu politikaya sürekli olarak alet edilmesi tarihli Iran and Libya Sanctions Act (ILSA) gibi yapt r m kararlar yla ran a karfl izledi i yaln zlaflt rma siyasetini yo unlaflt ran ABD nin bu konudaki bask lar n n artmas. ç politik mücadelenin artmas da Türkiye yi bu bask lara daha aç k hâle getiriyordu. 3. Türkiye nin giderek artan bir flekilde ran yönetimini PKK yi desteklemekle suçlamas, buna karfl l k Tahran n da Ankara y ülkesinin güvenli ine karfl faaliyetler içerisinde olan Halk n Mücahitleri Örgütü gibi gruplara destek vermekle itham etmesi. Özellikle Refah-Yol Hükûmetinin baflbakan olarak 1996 da göreve bafllayan Necmettin Erbakan döneminde ran ile iliflkilerin iç siyasete alet edilmesi çok yo- un bir flekilde söz konusu olmufltur. Erbakan n ran ile iliflkilerin gelifltirmesine yönelik ad mlar, abart l bir laiklik anlay fl na sahip kesimler taraf ndan, Türkiye yi ran benzeri bir rejime dönüfltürme çabalar olarak görülmüfltür. Aralar nda üst düzey politikac ve bürokratlar n da bulundu u bu kesimler Erbakan n ran ile iliflkileri gelifltirmek istemesinin, onun slamc politikas n n ürünü oldu unu göstermek gayesiyle ran n rejimine ve politikalar na yönelik a r ithamlarda bulunmufllar, ran dan da bunlara cevap olarak benzer suçlamalar gelince iki ülke aras nda çok gergin bir atmosfer oluflmufltur. Bu durum ran ile iliflkilerde ciddi karfl tl klar n yaflanmas na da yol açm flt r. Bir yandan, iki ülke liderlerinin Tahran da imzalad klar kapsaml anlaflmalarla ekonomik iliflkilerin gelifltirilmesine yönelik devasa ad mlar at l rken ve Türkiye ile ran n liderli inde D-8 ad yla yeni bir ekonomik ifl birli i örgütü kurulurken di er yandan Türkiye Genelkurmay Baflkanl PKK terörüne destek veren ülkeler aras nda ran da saymakta ve misilleme tehdidinde bulunmaktayd (Olson, 2005: 39-42) l y llarda SIRA Türkiye- ran S ZDE iliflkilerinin daha da gerginleflmesine yol açan faktörler nelerdir?

201 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar 195 Bu olumsuz faktörler nedeniyle iki ülke aras ndaki ticaret hacmi iyice daralm fl ve 1998 y l nda yaklafl k 630 milyon dolar seviyesinde gerçekleflmifltir. Bölgenin nüfus ve co rafya aç s ndan en önemli ve köklü devlet geleneklerine sahip bu iki ülkesi aras ndaki ticaret hacminin bu kadar düflük seviyelere kadar gerilemesi ideolojik saplant lar n ve paranoya düzeyine ulaflm fl güvenlik kayg lar n devletlerin ç karlar na verebilece i zarar göstermesi aç s ndan çok önemlidir. O dönemde Almanya ile Fransa aras ndaki d fl ticaret hacmi 200 milyar dolar seviyelerinde gerçekleflirken ve bu durum onlar n sahip olduklar gücün temelini olufltururken Türkiye ile ran aras ndaki ticaret hacminin 1 milyar dolara bile ulaflamamas ve üstelik 1980 lerde ulaflt düzeyin çok gerisinde olmas hiçbir flekilde rasyonel gerekçelerle aç klanamayacak bir politikan n ürünüydü. Bu dönemde Türkiye nin ran ile ekonomik ba lar gelifltirme konusundaki çabalar n n nas l ideolojik tak nt lar n ve ABD bask s n n engeline tak ld n n tipik bir örne i ran dan do algaz al m na iliflkin olarak 1996 tarihinde imzalanan anlaflmaya karfl gelifltirilen tepkilerden görülebilir. Ekonomisinin sürekli olarak artan enerji ihtiyac n n karfl lanmas konusunda d fla ba ml bir ülke olan Türkiye nin, dünyada ispatlanm fl do algaz rezervleri konusunda en fazla rezerve sahip iki ülkesi olarak bilinen komflular Rusya ve ran dan do algaz sat n almas ndan daha rasyonel bir politika olamaz. O zamana kadar do algaz al mlar konusunda Rusya ya ciddi bir ba ml l oluflan Türkiye nin bu ba ml l k nedeniyle oluflabilecek riskleri azaltmak amac yla Refah-Yol Hükûmeti zaman nda ran ile kapsaml bir do algaz al m anlaflmas imzalamas, hem ABD hem de Türkiye deki laik kesimler taraf ndan fliddetle elefltirilmifltir ( nat, 2000: ) li y llarda Türkiye- ran iliflkilerinde temel belirleyiciler, bu dönemin önemli bir bölümünde iktidar olan AK Partinin k smen Özal n d fl politika yaklafl m na benzeyen yeni d fl politika anlay fl, bu anlay fl çerçevesinde geliflen ekonomik iliflkiler, ran n nükleer çal flmalar çerçevesinde ABD ve di er Bat l ülkelerden gelen bask lar ve PKK konusunda çat flmadan ifl birli ine dönüflen yaklafl mlar olmufltur. 3 Kas m 2002 tarihinde yap lan seçimleri kazanarak iktidara gelen AK Partinin, d fl politikan n ekonomik kalk nman n bir arac olarak uygulanmas na yönelik temel yaklafl m çerçevesinde gelifltirmifl oldu u komflularla s f r sorun, çok boyutlu d fl politika ve ekonomik ifl birli i yoluyla karfl l kl ba ml l n art r lmas gibi ilkeler do rultusundaki d fl politika anlay fl n n ran ile iliflkilere yans mas, Türkiye nin bu ülke ile aras ndaki sorunlar h zl bir flekilde çözerek ekonomik iliflkilerin gelifltirilmesine odaklanmas fleklinde olmufltur. Sorunlar n çözülebilmesi için gerekli olan güven iliflkisinin ancak karfl l kl diyalo un art r lmas yla mümkün olaca n n fark nda olarak iki ülke aras ndaki temaslar hem art r ld hem de her düzleme yay lmaya çal fl ld. Bu flekilde oluflturulan güven ortam sayesinde, taraflar bir yandan aralar nda sorun olabilecek konular görüflmeler yoluyla çözmeye çal fl rken bir yandan da her iki ülkenin de faydas na olacak flekilde aralar ndaki ticareti ve di er ekonomik iliflkileri h zl bir flekilde art rmaya çal flm fllard r ( nat, 2009a: 1-2) l y llardan farkl olarak, 2000 li y llarda Türkiye- ran iliflkilerinde olumlu konular n belirgin flekilde öne ç kt görülmektedir. Özellikle ekonomik iliflkiler h zl bir flekilde gelifltirilmifltir. Türkiye 2000 li y llarda, ABD den gelen bütün bask - lara ra men ran dan do algaz al nmas ve al nan do algaz n miktar n n art r lmas konusunda önemli ad mlar atm flt r. Bu çerçevede 14 Temmuz 2007 tarihinde imzalanan bir mutabakat belgesiyle Türkiye Petrolleri Anonim Ortakl n n (TPAO)

202 196 Orta Do uda Siyaset Basra Körfezi ndeki Güney Pars Sahas olarak bilinen çok zengin do algaz bölgesindeki 22., 23. ve 24. fazlarda üretim yapmas kararlaflt r lm flt r. Türkiye nin ran dan do algaz sat n almas n n da ötesine geçerek bu ülke s n rlar nda üretim yapma haklar n sat n almas Amerikan yönetimini ciddi flekilde rahats z etmifltir. ABD nin Ankara Büyükelçili inden yap lan aç klamalarda, Washington un Tahran la yap lan her türlü ifl birli ine karfl oldu u, Ankara n n, BM Güvenlik Konseyi ve Uluslararas Atom Enerji Ajans kararlar n ihlal etmekle suçlad klar ran la ifl birli i yapmas n n Hazar Havzas do al kaynaklar konusunda Türkiye ile ABD aras nda gelifltirilen projeleri tehlikeye soktu u ifade edilmifltir ( nat, 2009a: 19-20). Ankara, gerek cumhurbaflkan gerekse baflbakan ve d fliflleri bakan düzeyinde yapt aç klamalarla bu elefltirileri reddetmifl, Türkiye nin giderek artan enerji ihtiyac n n karfl lanmas konusunda ran la ifl birli i yap lmas n n son derece do al oldu unun alt n çizmifltir. ran ile ikili düzeyde do algaz konusunda bu ifl birli i ad mlar n atan Türkiye, bir yandan da o günlerde gelifltirilmekte olan ve Hazar Havzas ile Orta Do u do algaz n n Türkiye üzerinden Avrupa ya tafl nmas n öngören Nabucco Projesi ne ran da dahil etmeye çal flm flt r. Hazar Havzas ve Irak tan temin edilecek do algaz n bu pahal projenin ihtiyaç duydu u miktar karfl layamayaca n düflünen Ankara, projenin hayata geçirilmesi için ran gaz n n da dahil edilmesi gerekti i yönünde bir politika izleyerek Washington un ve onun Avrupa daki s k müttefiklerinin tepkisini çekmeye devam etmifltir. Türkiye ile ran aras nda 2000 li y llarda ekonomik alanda artan ifl birli i sadece do algaz ve petrol alan yla s n rl kalmam fl, Türkiye nin ran a ihracat da çok önemli bir geliflme göstermifltir y l nda 235 milyon dolar olan ihracat yaklafl k 15 kat art fl göstererek 2011 y l nda milyon dolara yükselmifltir. Ayn dönemde Türkiye nin ran dan ithalat 815 milyon dolardan milyon dolara ç km flt r ki bu da yaklafl k 15 katl k bir art fla tekabül etmekteydi ( nat, 2011a: 25). ki ülke aras ndaki ticarette yaflanan bu büyük geliflme, AK Parti dönemi d fl politikas ndaki ekonomik ifl birli i yoluyla karfl l kl ba ml l n art r lmas ve bunun sonucunda aradaki sorunlar n bar flç yöntemlerle çözülmesi yaklafl m n bir sonucu olarak ortaya ç km flt r. Bu yaklafl m n olumlu sonuçlar n n al nd bir baflka alan güvenlik konusu ve bu çerçevede ilk akla gelen PKK sorununa iliflkin iki ülke politikalar nda yaflanan dönüflüm olmufltur. Ekonomik iliflkileri h zla gelifltirip aralar nda bir karfl l kl güven iliflkisinin oluflturmaya çal flan ran ve Türkiye, 1990 l y llarda s kça yapt klar ideolojik suçlamalardan da vazgeçip, rejimlerini aralar ndaki iliflkinin flekillenmesinde belirleyici unsur olmaktan ç karmak suretiyle bu güven i pekifltirince PKK meselesi iki ülke aras nda bir sorun olmaktan ç karak s k ifl birli i yap lan bir alana dönüflmüfltür l y llarda karfl l kl olarak birbirlerini teröre destek vermekle suçlayan Ankara ve Tahran yönetimleri, 2000 li y llarda PKK/PJAK terörüne karfl istihbarat paylafl m na varan bir ifl birli i gelifltirmifllerdir. Zaman zaman söz konusu terör örgütlerine karfl ortak operasyonlar n da gündeme geldi i bu ifl birli inin koordinasyonu için Yüksek Güvenlik Komisyonu ve Yüksek Hudut Komisyonu gibi kurumsal yap lar oluflturulmufltur li y llar n özellikle son döneminde Türkiye- ran iliflkilerinde çok fazla gündeme gelen bir konu olan, ran n nükleer çal flmalar çerçevesinde bu ülke ile ABD baflta olmak üzere uluslararas camian n etkin baz ülkeleri aras nda yaflanan sorunlara iliflkin olarak da Türkiye nin yeni d fl politikas nda belirlemifl oldu u ilkeler do rultusunda hareket etti i görülür. Çok boyutlu d fl politika anlay fl çerçevesinde ran la iliflkilerinin ABD den gelen olumsuz etkilerle bozulmas na müsaade etmeyen Ankara, bölgenin bir bar fl havzas na dönüfltürülmesi amac do rultusunda ran nükleer sorununun bütün bölgeyi olumsuz etkileyecek bir savafla

203 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar dönüflmeden çözülmesi için yo un çaba sarf etmifltir. Bu çabalar n bir sonucu olarak 17 May s 2010 tarihinde Türkiye- ran-brezilya aras nda imzalanan Tahran Anlaflmas ran nükleer sorununun çözümü konusunda bir f rsat olarak, sorunun di- er taraf nda bulunan ABD ve di er ülkelere sunulmufltur. Ancak ran n nükleer çal flmalar n, bu ülkeye karfl uygulad klar s k flt rma siyasetinin bir gerekçesinden çok mazereti olarak gören ABD ve srail yönetimleri baflta olmak üzere bu ülkelere yak n devletler Tahran Anlaflmas n n sundu u bar fl imkân n reddederek, Tahran yönetimine karfl politikalar n daha da sertlefltirmifllerdir. Bu do rultuda ran a karfl Güvenlik Konseyi nde 9 Haziran 2010 tarihinde al nan a r yapt r m karar na, o tarihte Güvenlik Konseyinin geçici üyesi statüsüne sahip bulunan Türkiye Brezilya ile birlikte karfl ç km fl ve ret oyu kullanm flt r ( nat, 2011b: 23-31). Bu ret oyuyla birlikte, kendi d fl politika ilkeleri çerçevesindeki çizgisiyle, NA- TO daki müttefikleriyle birlikte hareket etmeyen Türkiye yo un bir flekilde eksen kaymas suçlamalar na maruz kalm fl, ABD ve Bat l müttefiklerine s rt çevirerek ran gibi ülkelerle ortakl k aray fl nda olmakla elefltirilmiflti. As l hedefi, Türkiye nin uzun zamand r ihmal etti i Do ulu komflular yla iliflkilerini gelifltirmeyi b rak p, eski Bat yanl s politikalar na dönmesini sa lamak olan bu tür suçlamalar n hakl bir taraf yoktu. Çünkü Ankara, Bat ya s rt n dönmeden ran gibi Do u ülkeleriyle iliflkilerini gelifltirmeye yönelik bir politika izlemekteydi. Ancak art k ran gibi komflular yla iliflkilerini flekillendirirken kendi belirlemifl oldu u ilkeler do rultusunda ve kendi ç karlar n esas alarak hareket etmekteydi ki bu da ABD gibi Bat - l müttefiklerinin al fl k olmad bir durumdu. Onlar daha çok, kendi belirledikleri politikalara uygun politikalar gelifltiren ve bunlar fazla sorgula(ya)mayan bir Türkiye ye al flt klar için buna ters politikalarla karfl laflt klar nda eksen kaymas ithamlar yla Türkiye yi eski çizgisine çekmeye çal fl yorlard ( nat, 2006: 34). Türkiye nin Bat ya s rt n dönüp ran ve Suriye gibi Bat ile sorunlu iliflkilere sahip ülkelerle ortakl k aray fl nda oldu una dair suçlamalar n do ru olmad, bunun aksine Ankara n n kendi belirledi i ilkeler do rultusunda d fl politika izledi i 2011 sonras Türkiye- ran iliflkilerinde yaflanan geliflmelerle görülmüfltür. AK Parti Hükûmeti 2011 y l nda, çok boyutlu politika ilkesi do rultusunda, d fl politikas ndaki Do u-bat dengesi çerçevesinde Bat l müttefikleriyle iliflkileri ihmal etmemek için NATO bünyesinde gelifltirilen Füze Savunma Sistemi (Füze Kalkan ) kapsam nda Türkiye ye erken uyar radar sistemleri yerlefltirilmesini kabul etmifl ve bu defa da Tahran n elefltirilerine maruz kalm flt r. Yine benzer flekilde, Arap Devrimleri çerçevesinde Suriye de yaflanan halk hareketleri konusunda da Türkiye ile ran görüfl ayr l içerisinde olmufllar, Tahran yönetimi Suriye deki Beflar Esad Hükûmeti ne destek verirken Ankara isyanc muhalifleri desteklemifltir. Türkiye- ran iliflkileri son dönemde füze kalkan ve Suriye olaylar çerçevesinde yaflanan sorunlara ra men 2000 li y llarda h zl bir geliflme göstermifltir. Aralar ndaki sorunlar daha fazla diyalog yoluyla çözerek ekonomik iliflkilerin gelifltirilmesine uygun bir ortam gelifltirilmesinin her iki ülkenin de ç kar na olaca bilinciyle hareket eden Ankara ve Tahran daki politikac lar siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlar nda iliflkilerin gelifltirilmesi çabas içerisinde olmufllard r. Bu çabalar n sonucu olarak, iki ülke aras ndaki ticaret hacmi 2000 y l ndan beri yaklafl k 15 kat artarken baflta PKK/PJAK meselesi olmak üzere güvenlik alan ndaki sorunlar n çözümü konusunda s k bir ifl birli i oluflturulmas mümkün olmufltur. Son 10 y l içerisindeki yo un çabalarla oluflturulan ifl birli ine dayal karfl l kl ba ml l k iliflkisi, iki ülke aras ndaki füze kalkan ve Suriye konusunda anlaflmazl k benzeri sorunlar n çat flmaya dönüflmesi riskini iyice azaltm flt r. 197 Tahran Anlaflmas : 17 May s 2010 tarihinde uzun görüflmeler sonunda Türkiye, ran ve Brezilya aras nda imzalanan Tahran Anlaflmas ile ran nükleer sorununun çözümü konusunda bir f rsat do uyordu. Türkiye ve Brezilya n n ara buluculu unda Tahran yönetimi, kendi çal flmalar için ihtiyaç duydu u 120 kilogram daha yüksek oranda zenginlefltirilmifl uranyum karfl l nda, kendi sahip oldu u düflük oranda zenginlefltirilmifl 1200 kilogram uranyumu arac Türkiye ye teslim etmeyi kabul ediyordu. Füze Kalkan : Kas m 2010 tarihlerinde yap lan NATO Lizbon Zirvesi nde NATO nun Avrupa topraklar na yönelik balistik füze sald r lar na karfl bir füze savunma kapasitesi gelifltirilmesi kararlaflt r lm flt r. Bu karar do rultusunda 2011 y l nda yap lan toplant larda, medyada daha çok Füze Kalkan olarak adland r lan bu Füze Savunma Sistemi (Missile Defence System) çerçevesinde Türkiye nin do usunda erken uyar radar sistemleri kurulmas n n gündeme gelmesi, baflta ran olmak üzere, füze kalkan projesinin kendi güvenlikleri aç s ndan olumsuz etkileri olaca n düflünen ülkelerin elefltirilerine yol açm flt r.

204 198 Orta Do uda Siyaset Resim 7.2 Musul ve Kerkük Kaynak: com.tr/search?q= musul&hl=tr&source= lnms&tbm=isch&sa= X&ei= TÜRK YE N N IRAK POL T KASI Türkiye nin Irak ile iliflkileri incelenirken yap lmas gereken ilk tespit, bu iliflkilerin flekillenmesinde bölge d fl aktörlerin önemli bir role sahip oldu u gerçe idir. Birinci Dünya Savafl n n ard ndan 1932 y l na kadar Irak vesayet yönetimi alt nda bulunduran ngiltere nin bu ülkenin iç ve d fl politikalar üzerindeki etkisi 1950 li y llara kadar devam ederken bu tarihlerden itibaren Türk d fl politikas üzerinde Bat n n etkisinin artt görülmüfltür. Daha sonraki dönemlerde önce So uk Savafl n farkl bloklar aras nda yer alan iki ülkenin birbirlerine karfl politikalar nda ABD ve Sovyetler Birli i nin etkisi söz konusu olurken Saddam Hüseyin döneminde Irak n girdi i savafllar bu ülkeyi d fl müdahalelere aç k hâle getirmifl, Türkiye nin Irak politikalar n n flekillenmesinde de bu müdahaleci güçlerin etkisi büyük olmufltur. Bu savafllar sonras nda Irak n istikrars zl a sürüklenmesi sonucunda PKK nin bu ülkenin kuzeyindeki varl n güçlendirmesi ve bu bölgeden Türkiye ye yönelik sald r lar n art rmas Türkiye-Irak iliflkilerinde en fazla öne ç kan konuyu oluflturmufltur. Yine bu istikrars zl a ba l olarak Kuzey Irak ta Ba dat tan ba ms zl n büyük ölçüde sa lam fl fiili bir Kürt devletinin oluflmas da Türkiye nin Irak politikas çerçevesinde çok fazla gündem oluflturan bir mesele olmufltur. Türkiye ile Irak aras ndaki iliflkilerde zaman zaman gündeme gelen bir baflka konu, Misak- Millî s n rlar içerisinde yer alan Musul vilayetinin ngiltere nin vesayeti alt ndaki Irak topraklar na dahil edilmesi s ras nda yaflanan sorunlar nedeniyle Türkiye nin bu topraklara yeniden sahip olmak isteyip istemedi i konusunda yap lan spekülasyonlar olmufltur. Mondros Ateflkes Anlaflmas imzaland nda Musul u kontrolü alt nda tutmayan ngiltere, bu anlaflma sonras nda Musul bölgesini de iflgal etmiflti. Lozan Bar fl Görüflmeleri s ras nda Musul meselesinin ikili görüflmelere kalmas n sa layan ngiltere, asl nda bu bölgenin Irak ta-

205 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar 199 raf nda kalmas n da garanti alt na alm fl oluyordu. Çünkü ayn görüflmeler s ras nda, ikili görüflmelerde baflar sa lanamamas durumunda Musul un hangi ülke s n rlar nda kalaca na Milletler Cemiyeti karar verecekti ki Milletler Cemiyetindeki ngiltere etkisi bu karar n Irak lehine ç kaca n aç kça gösteriyordu. Milletler Cemiyeti taraf ndan oluflturulan komisyonun, Musul un Irak topraklar içerisinde kalmas yönündeki tavsiyesinin Milletler Cemiyeti Konseyi taraf ndan kabul edilmesi üzerine Musul un kaderi belli oldu. O dönemde izledi i Bat c politika çerçevesinde, ngiltere gibi Avrupa n n en önemli ülkesiyle aras n bozmak istemeyen yeni Türkiye yönetimi Milletler Cemiyetinin bu karar n kabul etti ve Musul petrollerinden 25 y l süreyle %10 pay almak kofluluyla bu bölgenin Irak s n rlar içerisinde yer almas n kabul etti (Ar, 2008: 198). Türkiye ile Irak aras nda Musul sorunu nas l çözülmüfltür? 3 Türk-Irak iliflkilerinde çok fazla gündeme gelen bir baflka konu, her iki ülke yönetimlerine karfl baflkald ran Kürtlerin silahl eylemlerinde komflu ülke topraklar - n kullanmalar ve bunun sonucunda gerçekleflen s cak takip ile daha kapsaml s n r ötesi operasyonlar olmufltur. Bölgede yaflayan Kürtlerin, Birinci Dünya Savafl sonras nda Osmanl Devleti topraklar üzerinde flekillenen yeni ulus devletlerin çat s alt nda kendilerine biçilen konumu be enmeyen baz kesimlerinin 1920 li y llardan bafllayarak baz kesintilere ra men günümüze kadar uzanan isyan hareketlerin Türkiye ile Irak aras nda sa l kl bir iliflki kurulmas na engel olan temel faktörler aras nda yer ald görülmüfltür. Ankara ve Ba dat yönetimleri birbirlerinin topraklar na s çrayan bu isyan hareketlerine karfl bazen ifl birli i yapsalar da isyan eden Kürtlerin silahl eylemlerinde komflu devletin topraklar n AMAÇLARIMIZ kullanmalar ço u zaman iki ülke aras nda ciddi bir gerginlik alan olarak ortaya ç km flt r. AMAÇLARIMIZ 1937 y l nda Türkiye, Irak, ran ve Pakistan n kat l m yla imzalanan Sadabad Pakt n n kurulufl amaçlar ndan biri, Türkiye nin di er komflusu K ran la T A Poldu u gibi K T A P Irak ile de s n r güvenli ini sa lamak istemesi ve bu çerçevede isyanc lar n komflu devlet topraklar üzerinden Türkiye topraklar na sald rmalar n n engellenmesiydi li y llarda Irak topraklar n n giderek artan bir flekilde PKK TELEV ZYON taraf ndan Türkiye ye karfl eylemlerde kullan lmaya bafllamas üzerine, Ankara bu sald r lar ger- TELEV ZYON çeklefltiren teröristlerin Irak topraklar nda takip edilebilmelerini sa lamak için 1983 ve 1984 tarihlerinde Ba dat ile iki güvenlik anlaflmas imzalam flt r. Her iki ülkeye de terörist sald r lar n geldi i karfl ülke topraklar nda s cak NTERNET takip hakk tan yan bu anlaflmalar ile Türkiye-Irak güvenlik iliflkileri oldukça iyi bir noktaya ta- NTERNET fl nm flt. Türkiye bu anlaflmalar çerçevesinde Irak n kuzeyindeki PKK üslerine ve o tarihlerde PKK ye destek verdi i düflünülen Mesut Barzani liderli indeki Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) hedeflerine karfl 1983, 1986 ve 1987 y llar nda s n r ötesi operasyonlar düzenlemifltir (F rat-kürkçüo lu, 2001b: ). Türkiye nin Kuzey Irak a yönelik s n r ötesi operasyonlar, Ba dat yönetiminin ran ile olan savafl n sona ermesinin ard ndan s cak takibe imkân veren protokolleri iptal etmesine ra men, sonraki y llarda da devam etmifltir. Özellikle 1990 l y llarda çok say da askerin kat l m yla Irak topraklar n n onlarca kilometre içine girilerek gerçeklefltirilmifl çok say da operasyon söz konusu olmufltur da PKK lideri Abdullah Öcalan n yakalanmas n n ard ndan terörist eylemlerin azalmas n n ard ndan yaflanan yaklafl k 5 y ll k bir süre içerisinde Irak la da bu konuda ciddi gerginlikler söz konusu olmam flt r. Ancak 2000 li y llar n ortalar ndan itibaren yeniden t rman fla geçen fliddet sarmal nda Kuzey Irak topraklar n n da Türkiye ye

206 200 Orta Do uda Siyaset karfl sald r larda tekrar yo un bir flekilde kullan lmas yla Türkiye nin Kuzey Irak a yönelik s n r ötesi operasyonlar da yeniden gündeme gelmifltir. Irak s n r yak nlar ndaki karakollara yap lan PKK bask nlar nda çok say da askerin flehit olmas üzerine, 21 fiubat 2008 de bafllayan ve bir hafta süren Günefl Harekât çerçevesinde Türk Silahl Kuvvetleri uzun zaman aradan sonra Kuzey Irak a yeniden kapsaml bir müdahalede bulunmufl oluyordu (Özcan, 2009: 52-53). Bundan sonraki tarihlerde de Irak s n r na yak n bölgelere yönelik PKK sald r lar na karfl Türk Silahl Kuvvetleri ço u zaman havadan, zaman zaman da karadan s n r ötesi operasyonlar düzenlemifltir. Türkiye nin Irak topraklar nda gerçeklefltirmifl oldu u bu askerî müdahalelere yönelik olarak Irak hükûmeti, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ve uluslararas camian n tepkilerine gelince, Ankara ile iliflkilerinin iyi oldu u dönemlerde gerek Ba dat gerekse Washington dan gelen tepkiler, bu operasyonlar ya destekler ya da en az ndan karfl ç kmaz mahiyette olmufltur ( nat, 2006: 9-22). Bu çerçevede Amerikan yönetimin, özellikle son dönemlerde Kuzey Irak ta vurulacak PKK hedefleri konusunda Türkiye ile s k bir istihbarat paylafl m içerisinde oldu u hat rlanabilir. Irak merkezi hükûmetinin de örne in 2008 y l nda yap lan Günefl Harekât na onay verdi i ve karfl ç kmad söylenebilir. Türkiye nin bu operasyonlar karfl s nda Kuzey Irak taki Kürt aktörlerin tutumu konusunda ilk yap lacak tespit ise bu konuda 1990 l ve 2000 li y llarda çok ciddi farkl l klar n yafland d r. Bu farkl l klar hem bu bölgedeki Kürt gruplar n sahip olduklar güçleri ve Ba dat yönetimiyle iliflkilerinden hem de Ankara ile iliflkilerinin durumundan kaynaklanmaktad r. Kendilerini Ba dat n sald r lar ndan ve bölgesel aktörlerin müdahalelerinden koruyacak güce sahip olmad klar 1990 l y llarda, dönemsel ittifaklar na da ba l olarak zaman zaman Türkiye nin Kuzey Irak müdahalelerine destek veren ve hatta PKK güçlerine karfl Türk askerleriyle birlikte savaflan Kürt gruplar n, o dönemdeki güçsüzlükleri ve birbirleri aras ndaki üstünlük mücadelesi nedeniyle bazen Türkiye, bazen ran ve bazen de ABD ile ittifak yapt klar görülmüfltür (Ar, 2008: ). Bu dönemsel ittifak iliflkileri onlar n Türkiye nin Kuzey Irak müdahalelerine bak fllar n n flekillenmesinde temel belirleyici olmufltur. Saddam Hüseyin in 2003 y l nda gerçekleflen ABD önderli- indeki ülkelerin oluflturdu u koalisyon taraf ndan devrilmesinde Amerikan yönetimine en fazla destek veren bölgesel aktörler olarak, Saddam Hüseyin sonras Irak nda çok fazla söz sahibi olan Mesut Barzani ve Celal Talabani liderli indeki Kürt gruplar n n Türkiye nin Kuzey Irak müdahalelerine bak fl da de iflmifltir. Art k 1990 l y llar n baz dönemlerinde oldu u gibi Türkiye nin Irak n kuzeyine karfl düzenlemifl oldu u s n r ötesi operasyonlara destek vermeyen Barzani bu müdahaleleri sürekli elefltiren bir tutum içerisine girmifltir. Bu elefltirilerin düzeyi ise Türkiye yönetimiyle dönemsel iliflkilerine göre ayarlanmaktad r. liflkilerin gergin oldu u dönemlerde elefltiriler sertleflmekte, Irak içi ve bölgesel dengeler çerçevesinde Ankara n n deste ine ihtiyaç duydu u dönemlerde ise elefltirilerin dozu azalmaktad r. Türkiye-Irak iliflkilerinin flekillenmesinde çok etkili olan faktörlerden biri de ABD nin Orta Do u bölgesine yönelik politikalar ve bu politikalar çerçevesinde Irak ve Türkiye nin oynamas n istedi i roller ya da Ankara ve Ba dat n bu politikalar karfl s ndaki tutumlar d r. kinci Dünya Savafl sonras nda Orta Do u bölgesinde giderek etkinli ini art ran ABD nin o dönemde Sovyetler Birli i ne karfl izlemifl oldu u çevreleme politikas çerçevesinde, NATO nun s n rlar n n sona erdi i Güneydo u Avrupa dan do uya do ru uzanan tamamlay c bir ittifak a olufltur-

207 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar 201 ma giriflimi çerçevesinde 1954 ve 1955 tarihlerinde imzalanan anlaflmalarla Ba dat Pakt ortaya ç km flt r. ngiltere nin de kat ld bu pakt n üyeleri aras nda yer alan Türkiye ve Irak, So uk Savafl n iyice belirginleflti i bir dönemde Bat Bloku nun bir parças olmay tercih etmifller ve ABD liderli indeki bu ittifak a n n Orta Do- u aya n n iki önemli parças olarak iyi iliflkiler içerisinde olmufllard r. Ancak 1958 y l nda Irak ta gerçekleflen Bat karfl t darbe sonucu iktidara gelen General Kas m n ülkesinin Bat yanl s politikas na son vermesi ve 1959 y l nda bu politikan n sembolü olan Ba dat Pakt ndan ayr lmas Türkiye ile Irak aras ndaki iliflkilerin bozulmas na yol açm flt r. ABD yanl s politikalar nedeniyle Irak taki darbeyi ciddi bir tehdit olarak alg layan Türkiye, General Kas m yönetimini Sovyetler Birli i nin bölgedeki nüfuzunu art rma yönünde bir giriflim olarak de erlendirmifltir. Bu çerçevede ABD ye daha da yak nlaflan Ankara, Irak n ayr lmas n n Ba dat Pakt n n sona ermesine yol açmamas için çaba sarf etmifl ve bu ittifak n ad CENTO ya dönüfltürülerek merkezi Ankara ya tafl nm flt r (Ba c, 1990: 96-99). ran-irak Savafl s ras nda büyük ölçüde tarafs z bir politika izlemek suretiyle her iki ülkeyle de ticaretini gelifltirmeye çal flan Türkiye nin Irak politikas, bu ülkenin Kuveyt i iflgal etmesi sonucunda yaflanan geliflmelerle yeniden yo un bir flekilde ABD taraf ndan etkilenmeye bafllam flt r. ran a karfl haks z savafl nda destekledi i ve Halepçe gibi katliamlar na göz yumdu u Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak n ran la imzalad ateflkesin ard ndan art k Amerikan ç karlar n tehdit eden bir ülke hâline dönüflmesi ve A ustos 1990 da Kuveyt i iflgal etmesi üzerine, bu ülkeye karfl kapsaml bir mücadele bafllatan Amerikan yönetimi bölgedeki bütün müttefiklerini yan nda görmek istemifltir. ABD nin Irak konusundaki taleplerine karfl ç kmak, So uk Savafl sonras kaos ortam nda kendine yer aramakta olan ve 1980 li y llar n ikinci yar s nda güçlükle elde etti i siyasi istikrar ve ekonomik kazan mlar kaybetmek istemeyen Türkiye için kolay de ildi. Türk d fl politikas n n flekillenmesinde etkili olan dönemin Cumhurbaflkan Turgut Özal n ABD nin talepleri ve Türkiye nin ç karlar n bir araya getirmeye çal flan bir politika izledi i görülmüfltür. Bu politikan n Türkiye-Irak iliflkilerine yans mas, Saddam Hüseyin yönetimiyle araya mesafe konulmas, BM Güvenlik Konseyi Resim 7.3 Halepçe Katliam Kaynak: haber.com/galeri/ yasam/5471/ halepce-katliamifotograflari.html/10

208 AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ 202 Orta Do uda Siyaset karar çerçevesinde Irak a karfl yürütülen ABD önderli indeki askeri müdahaleye -savaflan asker gönderilmeden- destek verilmesi ve savafl sonras nda ABD nin Saddam Hüseyin yönetimini kontrol alt nda tutmaya yönelik ad mlar n n desteklenmesi fleklinde tezahür etmifltir. Irak n Kuveyt i iflgal etmesinden birkaç gün sonra BM Güvenlik Konseyi taraf ndan al nan kararlara uygun olarak ve ciddi ekonomik kay plar göze almak suretiyle Kerkük-Yumurtal k Petrol Boru Hatt n kapatan Türkiye, savafl s ras nda da Irak s n r na asker sevk etmek suretiyle Saddam Hüseyin e ba l birliklerin bir k sm n n kuzeydeki Türkiye s n r nda kal p güneydeki savafla kat lmalar na engel olmufltur. Savafl sonras nda Washington yönetiminin Irak ta Saddam Hüseyin yönetimine alternatif bir muhalefet oluflturma amac yla bu ülkenin kuzeyinde ve güneyinde oluflturmufl oldu u uçufla yasak bölgelere destek veren Ankara, yine bu amaca hizmet eden Irak n kuzeyinde oluflturulan güvenli bölge uygulamas n da desteklemifltir. Savafl sonras nda bafllatt klar isyan girifliminde yenilgiye u rayan Kuzey Irak taki Kürtlerin Türkiye ve ran s n rlar nda oluflturdu u mülteci dalgas yla bafl edebilmek konusunda kendisini yetersiz gören Ankara n n, bu sorunun çözümü konusunda yard mc olaca düflüncesiyle onay verdi i güvenli bölge ve uçufla yasak bölge uygulamalar zamanla Türkiye nin ç karlar na ayk r ifllemeye bafllam flt r ( nat, 2000: ). Çekiç Güç ad yla da bilinen ancak resmî ismi 1996 y l na kadar Operation Provide Comfort (OPC) olan ve ncirlik üssünden havalanan Amerikan ve ngiliz uçaklar yla denetlenen bu misyon, Irak merkezi hükûmetinin ülkenin kuzeyine hâkim olmas n engellemifl ve bölgede fiili bir Kürt devletinin oluflmas sonucunu do urmufltur. Bünyesinde görev yapan yabanc askerî unsurlar n PKK ye da yard m ettikleri iddialar üzerine Türk kamuoyunda artan tepkiler üzerine 1996 y l nda görev alan s n rland r larak ad Operation Northern Watch (ONC-Keflif Güç) olarak de ifltirilen bu misyon Saddam Hüseyin in iktidardan uzaklaflt r ld 2003 y l na kadar devam etmifltir. Bafllang çta Kuzey Irak taki Kürtlerin Halepçe benzeri kitlesel katliamlara maruz kalmas n n ve bu endifle nedeniyle oluflan büyük mülteci hareketlerinin önlenmesi amac yla Türkiye taraf ndan kabul edilen ve topraklar nda üs verilen OPC/ONW misyonlar, daha sonralar Türkiye nin Irak politikas ndaki temel hedefi olan bu ülkenin toprak bütünlü ünün korunmas amac na ayk - r sonuçlar do urmaya bafllad nda bile Ankara taraf ndan sonland r lamam flt r. Saddam Hüseyin yönetimine karfl Kuzey Irak Kürtleri merkezli güçlü bir muhalefet oluflturma politikas çerçevesinde bu misyona çok önem veren ABD den gelen bask lar, muhalefetteyken bu misyona karfl ç kan partiler de iktidara geldiklerinde 6 ya da 3 ayl k sürelerle bu misyonun görev süresini uzatmak zorunda kalm fllard r. Böylece Türkiye 1990 l y llarda, bir yandan Irak n toprak bütünlü ünün kendisi için önemine vurgu yaparken di er yandan da Kuzey Irak ta ba ms z bir Kürt devletinin oluflmas konusunda büyük katk s olan bir yabanc askerî güce ev sahipli i yapmak zorunda kal yordu. 4 Irak n kuzeyinde fiilî bir Kürt devleti oluflmas konusunda Türkiye nin politikas nas l olmufltur? 1990 l y llarda Türkiye ye Irak politikas n flekillendirirken kendi ç karlar na ayk r kararlar ald racak kadar büyük olan ABD etkisinin 2003 Irak Savafl öncesinde yaflanan geliflmelerle azald görülmüfltür y l n n ortalar ndan itibaren Irak a yönelik kitle imha silahlar na sahip olmak ve terörizme destek vermek gibi suçla-

209 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar 203 malar n yo unlaflt ran ABD, bir yandan da bölge ülkelerine ya benimlesiniz ya da karfl mda mesajlar vermekte ve uluslararas hukuka ayk r önleyici müdahale yaklafl m çerçevesinde Irak a karfl yapmay düflündü ü askerî müdahaleye kat - l mlar n sa lamaya çal flmaktayd ( nat, 2010: 30-31). Bu politika çerçevesinde Türkiye yi de yan nda görmek isteyen ABD nin Savunma Bakan Yard mc s Paul Wolfowitz 2002 y l n n Temmuz ve Aral k aylar nda Ankara ya ziyaretlerde bulunmufl ve Irak a karfl yapmay planlad klar müdahalede Türkiye üzerinden de bir cephe açmak istediklerini ifade etmiflti. Gerek Temmuz daki ziyaretinde muhatap oldu u, 2001 a r ekonomik krizi sonras nda ABD nin etkin oldu- u uluslararas finans kurumlar n n yard m na son derece muhtaç Ecevit Hükûmeti ve gerekse Aral k taki ziyaretinde muhatap oldu u, ayn ekonomik krizin a r miras n devralm fl ve içerideki büyük meflruiyet tart flmalar yüzünden Bat n n deste ine muhtaç AK Parti Hükûmeti nin müdahaleye destek konusundaki iste ini prensip olarak geri çevirmemesi, Wolfowitz in, Türkiye nin deste ini ald düflüncesiyle Washington a dönmesine yol açm flt. Ancak ABD nin, Irak a müdahale konusunda ileri sürdü ü gerekçelerle Rusya ve Çin gibi ülkelerin yan nda Almanya ve Fransa gibi müttefiklerini bile ikna edememesi neticesinde Güvenlik Konseyi karar olmadan, kendisiyle birlikte hareket eden bir grup ülkeyle Irak a sald rmaya karar vermesi bu müdahalenin uluslararas hukuka ayk r olaca n gösteriyordu. Bu de iflen flartlar karfl s nda, ABD nin Türkiye üzerinden Irak a sald rmas na olanak verecek tezkere Türkiye Büyük Millet Meclisinde 1 Mart 2003 tarihinde yap lan oylamada salt ço unlu un sa lanamamas nedeniyle kabul edilmemifltir ( nat-duran, 2005: 25). Türkiye üzerinden Irak a karfl açaca cepheyi garanti olarak gördü ü için asker ve teçhizat sevkiyat na bafllayan Amerikan yönetimini çok k zd ran bu karar Türkiye nin Irak politikas nda bir dönüm noktas olmufltur. Bu tarihten sonra Irak politikas n n flekillenmesindeki Amerikan etkisini s n rland ran Türkiye, Ba dat a yönelik politikas n kendi ç karlar do rultusunda gelifltirme konusunda daha fazla çaba içerisinde olmufltur (Balc -Yefliltafl, 2006: 18-37). Ancak bu Türkiye nin Irak ya da di er ülkelere yönelik politikas nda ABD nin etkisinin tamamen kald r ld anlam nda anlafl lmamal d r. Çünkü karfl l kl ba ml l k iliflkileri do rultusunda dünyadaki ülkelerin hepsinin birbirlerinin politikalar n etkileme imkân vard r. ABD nin Türkiye nin politikalar n etkilemesi gibi Türkiye de Washington un Orta Do u politikalar n n flekillenmesinde etkide bulunmaktad r. Türkiye-Irak iliflkilerini etkileyen bir baflka faktör, her iki ülkede zaman zaman söz konusu olan iç istikrars zl ktan kaynaklanan çok bafll l k nedeniyle Ankara ve Ba dat n birbirlerine yönelik politikalar nda farkl aktörlerden farkl seslerin yükselmesidir. Bu durum her iki ülke yöneticilerinin karfl taraftan gelen aç klamalara hangi de eri vereceklerini bilememelerine ve bu da ço u zaman Türkiye ile Irak aras nda sa l kl bir iliflki kurulamamas na yol açmaktad r. Türkiye aç s ndan bu tek sesle konuflamamak sorununa bakt m zda ilk göze çarpan konu, son döneme kadar Ankara n n d fl politikas n n belirli alanlar nda askerî bürokrasinin önemli bir a rl a sahip olmas ve bundan dolay Genelkurmay Baflkanl ile hükûmetler aras nda görüfl ayr l klar n n yaflanmas d r. Bu görüfl ayr l klar n n, örne- in 2007 y l nda Türkiye nin Irak politikas na dair hükûmet ve Genelkurmay kanad ndan farkl aç klamalara kadar vard görülmüfltür. O dönemde Genelkurmay Baflkanl Kuzey Irak a yönelik kapsaml bir s n r ötesi operasyon talep ederken, hükûmet yetkilileri böyle bir operasyon konusunda aceleci davranmayacaklar n aç kl yorlard. Türkiye de son y llarda demokratik yollarla seçilen hükûmetin meflruiyet sorunlar n halletmesi ve askerî ve sivil bürokrasiye hakim ol-

210 204 Orta Do uda Siyaset Resim 7.4 Tar k el-haflimi Türkiye-Irak iliflkilerini olumsuz etkileyen konulardan biri de Irak Cumhurbaflkan Yard mc Tar k el- Haflimi nin Türkiye ye s nmas olmufltur. mas sayesinde Irak politikas nda ve d fl politikan n di er alanlar nda, devletin ilgili kurumlar nda demokratik iflleyifle uygun flekilde al nan kararlara hükûmetin emrindeki kurumlardan ayk r sesler art k ç kmamaktad r (Balc, 2012). Bu durum Ankara n n Irak politikas n n netleflmesini sa layarak karfl taraftaki karar al c lar n iflini kolaylaflt rma suretiyle Türkiye-Irak iliflkilerinin sa l kl bir zeminde geliflmesine katk da bulunmaktad r. Ancak Irak taraf için ayn tespiti yapmak mümkün görünmemektedir Körfez Savafl ndan beri Irak topraklar n n belirli bölgelerinde oluflan otorite bofllu- u nedeniyle bu ülkeye yönelik politikas nda Ba dat d fl ndaki aktörleri de muhatap almak zorunda kalan Ankara için bu farkl aktörlerin farkl tercihlerinin hesaba kat lmas ciddi zorluklar getirmektedir. Ba dat d fl ndaki aktörlerin tercihlerini dikkate alan politikalar gelifltirmeye çal flmas zaman zaman Ba dat ta tepkilere yol açarken Ba dat n tercihlerine göre hareket etmesi de di er aktörlerin elefltirilerine sebep olan Ankara, bütün bu aktörler aras ndaki dengeleri hesaba katan bir Irak politikas oluflturmak zorunda kalmaktad r y l nda baz müttefikleriyle birlikte uluslararas hukuka ayk r olarak Irak a sald rmas n n ard ndan 8 y ll k iflgali süresince bu ülkede yeni düflmanl klar ve bölünmelere yol açt ktan sonra 2011 y l nda askerlerini çeken ABD Irak taki güç dengelerini çok daha karmafl k hâle getirmifltir. Sünni Araplar n, Kürtlerin, ran yanl s fiiilerin, ran a mesafeli fiiilerin ve Türkmenlerin büyük bir güç mücadelesi içerisinde olduklar Irak a yönelik politikalar gelifltirirken art k daha fazla zorlanan Türkiye öncelikli olarak bu ülkenin parçalanmamas n hedefleyen yaklafl m içerisindedir. Genel olarak, bölgede yeni s n rlar n oluflturulmas yerine mevcut s n rlar n da ortadan kald r lmas yoluyla, bütün bölge ülkelerinin ç karlar na uygun olacak flekilde bir entegrasyon sa lanmas anlay fl na dayal yeni Türk d fl politikas, Irak n da toprak bütünlü ünün korundu u, ülke içerisindeki bütün farkl etnik, dinsel ve mezhepsel kesimlerin haklar n n dikkate al nd bir ülkeye dönüflmesini amaçlamaktad r. Ancak Irak ta 7 Mart 2010 tarihinde yap lan seçimler sonras nda siyasi atmosferin iyice gerginleflmesi, sekiz ay süren hükûmet kurma çal flmalar süresince taraflar aras ndaki görüfl ayr l klar n n keskinleflmesi ve ABD nin ülkeden askerlerini çekmesinin ard ndan ran n nüfuzunun güçlenmesi, Irak kendisiyle ve komflular yla bar fl k bir ülke hedefinden giderek uzaklaflt rmaktad r. Ülkenin kuzeyinde Kürtler her geçen gün Ba dat tan biraz daha uzaklafl p kendi ekonomik, siyasi ve güvenlik kurumlar n olufltururken seçimlerde en fazla oyu alan Iyad Allavi liderli indeki El-Irakiyye koalisyonuna mensup siyasi gruplar da kendilerini iktidara giderek daha fazla yabanc hissetmektedirler. Sünni Araplar n önemli siyasi figürlerinden biri olan Cumhurbaflkan Yard mc s Tar k el-haflimi hakk nda Aral k 2011 de, ülkedeki fiii hac lara, politikac lara ve önemli bürokratlara yönelik birçok terörist eylemin destekçisi oldu u iddias yla tutuklama karar ç kar lmas, bu karar n ard ndan Haflimi nin kuzeydeki Bölgesel Kürt Yönetimi ne s nmas ve Barzani nin Haflimi nin tutuklanmas karar na karfl ç karak kendisini teslim etmeye yanaflmamas Irak taki güç mücadelesini iyice t rmand rm flt r. Kaynak: el-hasimi-turkiyede.html

211 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar 205 Irak taki güç mücadelesinin giderek kontrol edilemez bir hâl almas n bu ülkenin toprak bütünlü ü konusunda olumsuz bir geliflme olarak gören Türkiye, taraflar itidalli davranmaya ve ülkeyi parçalanmaya sürükleyecek politikalar izlemekten uzak durmaya ça rm flt r. Bu güç mücadelesinin çat flmaya dönüflmesinin, ülkede yeni otorite boflluklar oluflturaca ndan ve bu boflluklar kullanan PKK nin daha da güçlenece inden endifle eden Ankara, gerek Irak içerisinde çat flan taraflar gerekse bu taraflar üzerinde nüfuz sahibi olan ran, Suudi Arabistan ve ABD gibi ülkeleri, Irak n istikrara kavuflmas için gerekli ad mlar n at labilmesi konusunda ifl birli i yapmaya davet etmifltir. Gelinen noktada Türkiye nin, Irak n toprak bütünlü ünü ve merkezî otoritenin ülkenin tamam na egemen olmas n temel alan politikas n n her geçen gün daha çok zorlaflt görülmektedir. Ba dat ta yönetimi elinde bulunduran Nuri el-maliki Hükûmeti nin çok fazla ran etkisi alt nda kald ve kendisiyle ayn çizgide olmayan fiii politikac lar da dâhil olmak üzere farkl düflünen politik gruplara ülkenin siyasal yaflam nda etkili olma imkân vermek istemedi i bir atmosferde Ankara n n, Ba dat taki hükûmete karfl Bölgesel Kürt Yönetimi lideri Barzani ile ifl birli i yapmas ve Ba dat n düflman listesinde yer alan Tar k el-haflimi ye kucak açmas bu zorlu u ve Türkiye nin Irak politikas ndaki dönüflümü göstermektedir. Ancak bu dönüflümün de geçici oldu unun, Irak n siyasi tarihinin, bu ülke içerisindeki aktörler aras nda ve bu aktörlerle bölge ülkeleri aras nda kurulan ittifaklar n çok uzun sürmedi ini gösterdi- inin alt n da çizmek gerekir. Bu durumda Türkiye nin, bölgedeki bütün aktörler aras ndaki sorunlar n diyalog yoluyla halledilmesi ve ifl birli inin güçlendirilmesi yoluyla karfl l kl ba ml l klar n art r lmas yönündeki d fl politika yaklafl m n n, Irak taki problemlerin çözümü ve Türkiye-Irak iliflkilerinin sa l kl bir zemine oturtulabilmesi için en do ru yol oldu unu yeniden vurgulamak gerekir. TÜRK YE N N SUR YE POL T KASI Türkiye-Suriye iliflkilerinin genel olarak olumsuz bir seyir izledi i tespitiyle bu bölüme bafllamak yanl fl olmayacakt r. Birinci Dünya Savafl sonras Orta Do u sunun s n rlar çizilirken gündeme gelen anlaflmazl klardan birisi olan Sancak/Hatay meselesi etraf nda Türkiye-Suriye s n r na iliflkin yaflanan sorunlar n 1939 y l na kadar uzamas ve hatta Hatay n Türkiye topraklar na kat lmas sonras nda bile fiam yönetiminin bu konudaki taleplerini zaman zaman tekrarlamas iki ülke aras ndaki iliflkilerin olumsuz geliflmesinin en önemli gerekçeleri aras nda gösterilebilir. Türkiye-Suriye iliflkilerinin olumsuz flekilde geliflmesinin nedenlerinden bir baflkas ise bölge d fl güçlerin iki ülkenin birbirlerine karfl politikalar n n flekillenmesinde çok etkili olmas d r. Birinci Dünya Savafl sonras nda Suriye nin vesayetini devralan Fransa bu ülkenin Türkiye ve di er ülkelerle iliflkilerinin flekillenmesinde belirleyici güç olurken So uk Savafl döneminin iki kutuplu sisteminde Türkiye ve Suriye nin farkl bloklarda yer almalar ve baz dönemlerde ABD ve Sovyetler Birli i nin çok fazla etkisinde kalmalar birbirlerine karfl düflmanca politikalar izlemeleri sonucunu do urmufltur. Bölge d fl aktörlerin iki ülke politikalar üzerindeki olumsuz etkisi, Ankara ve fiam n aralar ndaki, bütün komflu ülkeler aras nda ç kabilecek türden anlaflmazl klar diyalog yoluyla çözmelerini engellemifl, ideolojik düflmanl klar nedeniyle zehirlenen atmosfer iki ülkenin aralar ndaki sorunlar büyütmesine ve sürekli olarak birbirlerine daha fazla zarar verecek politikalara sürüklenmelerine yol açm flt r. Buna örnek olarak su sorunu gösterilebilir. Türkiye nin 1950 li y llardaki planlar n ard ndan 1964 y l nda F rat Nehri üzerinde Keban Baraj n n inflas na bafllamas Suri-

212 206 Orta Do uda Siyaset Resim 7.5 Hatay Cumhuriyeti Bayra ye taraf ndan kendi su kaynaklar n tehdit eden bir geliflme olarak alg lanm fl ve iki ülke aras nda gerginli e yol açm flt. So uk Savafl n ideolojik atmosferinden beslenen düflmanl k bu meselenin Ankara ve fiam aras nda görüflülüp diyalog yoluyla çözülmesini engellemifl, iki ülke sorunu karfl tarafa güç uygulamak yoluyla çözmeye yönelik politikalar izlemifltir. Bu çerçevede, Suriye de Türkiye ye karfl terörist sald r larda bulunan ASALA ve PKK yi desteklerken Türkiye de kendi egemenlik alan nda gördü ü ve paylaflma konusunda bir anlaflmaya yanaflmad F rat üzerinde Karakaya ve Atatürk Barajlar n infla etmeye bafllam flt r. Su sorunu ve Suriye nin PKK ye deste i çerçevesinde yaflanan gerginlikler 1980 li y llarda oldu u gibi 1990 l y llarda da iki ülke iliflkilerine damgas n vurmufl ve So uk Savafl n sona ermesinin sundu u f rsatlar de erlendirilememifltir. Bu durum bir yandan, So uk Savafl döneminde farkl bloklarda yer almaktan kaynaklanan düflmanca politikalar n Türkiye ile Suriye aras nda ne kadar büyük çatlaklar oluflturdu unu gösterirken bir yandan da iki ülke aras ndaki sorunlu iliflkinin ayn zamanda Ankara ve fiam daki yönetici kadronun tercihlerinden kaynakland na iflaret etmekteydi. Çünkü her iki ülke de So uk Savafl n sona ermesini bir f rsat olarak görüp aralar ndaki sorunlar diyalog yoluyla çözüme kavuflturma aray fl na girmek yerine, eski çat flmac politikay sürdürmeyi tercih etmifllerdir. Bu çat flmac politikalar neticesinde 1998 Ekim ay nda bir savafl n efli ine gelmelerinin ard ndan, ran ve M s r n ara buluculu unun ard ndan Suriye nin geri ad m at p Türkiye nin PKK ye deste ini kesmesi yönündeki taleplerini yerine getirmesi sonras nda daha sa l kl bir iliflki gelifltirilmesinin zemini oluflmufltur. Ancak 2000 li y llarda iki ülke aras nda ekonomik, siyasi ve güvenlik alan nda gelifltirilen iyi iliflkiler, Suriye yönetiminin, Arap Devrimleri çerçevesinde yaflanan halk hareketlerine karfl yanl fl tepki vermesi sonucu yeniden bozulmufltur. Ankara n n aksi yöndeki bütün telkinlerine ra men, Esad n halk n n bir bölümünü katlederek onlar n özgürlük ve demokrasi taleplerini bast rmaya yönelmesi, Türkiye nin liderlerine fazla bir tercih imkân b rakmam fl, komflularla s f r sorun yerine, ilkeler hiyerarflisinde ondan daha yukar da yer alan insan haklar na sayg ilkesi tercih edilmifl ve Esad yönetimiyle iliflkiler kopar larak Suriye muhalefeti desteklenmifltir. Bu genel tespitlerin ard ndan, Türkiye-Suriye iliflkilerinin tarihsel geliflimine bak ld nda ilk de inilmesi gereken konu flüphesiz Sancak/Hatay meselesi olacakt r. Mondros Ateflkes Anlaflmas imzaland zaman Musul gibi henüz iflgal edilmemifl olan Sancak bölgesi de (Antakya ve skenderun) bu anlaflman n baz hükümleri bahane edilerek iflgal edilmifltir de Fransa ile imzalanan Ankara Anlaflmas yla Türkiye-Suriye s n r belirlenmifl, Misak- Millî s n rlar içerisinde yer almas na ra men Sancak bölgesi Türkiye topraklar d fl nda kalm flt. Ancak ayn anlaflmayla Fransa, Sancak n özerk bir statüye sahip olmas n ve burada yaflayan Türklere birtak m ayr cal klar vermeyi kabul etmiflti. Fransa n n 1936 tarihinde imzalad bir anlaflma ile Suriye yi üç y l içerisinde ba- ms zl na terk etmeye karar vermesi ve Suriye nin ba ms zl k durumunda Sancak n statüsünün ne olaca konusunu görüflmeye yanaflmamas Türkiye de ciddi rahats zl k oluflturmufl ve Sancak bölgesinin Türkiye ye ba lanmas konusundaki giriflimleri art rmas na yol açm flt r. Bu çerçevede Fransa ile yürütülen ikili görüflmelerden bir sonuç al namay nca taraflarca konu Milletler Cemiyetine götürülmüfl,

213 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar 207 Milletler Cemiyetinin çözüm çabalar çerçevesinde haz rlanan Sandler Raporu nda Sancak bölgesinin özerkli i yeniden garanti alt na al nm flt r. Milletler Cemiyeti Konseyinde kabul edilen Sandler Raporu nda Sancak n statüsü ve anayasas n haz rlamak amac yla kurulan Uzmanlar Komisyonunun haz rlad tasar lar da May s 1937 de Konsey taraf ndan kabul edildi ve Sancak bölgesinin Suriye den ayr özerk varl hukuksal olarak tan nm fl oldu. Buna paralel olarak Türkiye ve Fransa imzalad klar iki anlaflmayla bir yandan Sancak n toprak bütünlü ünü garanti alt na al rlarken bir yandan da Türkiye-Suriye s n r n güvence alt na al yorlard (Gönlübol-Sar, 1989: ). Almanya ve talya n n yay lmac politikalar n n 1930 lar n ortas nda iyice belirginleflmesi yüzünden Fransa ve ngiltere de oluflan tedirginlik Sancak n statüsünde Türkiye nin istedi i de iflikliklerin yap lmas konusunda bir f rsat do urmufltur. Sancak ta yap lmas gereken seçimlerin haz rlanmas na iliflkin ç kan anlaflmazl klar n sokak olaylar na ve güvenlik sorunlar na yol açmas gerekçesiyle 1937 de Fransa ile imzalanan garantörlük anlaflmas gere ince bölgeye asker gönderme iste ini Temmuz 1938 de Fransa ya ileten Türkiye bir yandan da konuya verdi i önemi göstermek üzere Suriye s n r na asker y m flt r. Ankara n n bu hamlesi karfl s nda geri ad m atan Paris in onay yla 4 Temmuz 1938 de Sancak bölgesine giren 2400 kiflilik bir Türk askerî gücünün kontrolü alt nda A ustos ay nda yap lan seçimlerde Türkler 40 milletvekilli inin 22 sini elde ettiler. Türkiye ile birleflme taraftar olan Türklerin devlet baflkanl, meclis baflkanl ve baflbakanl k gibi önemli pozisyonlara geldi i Sancak n ismi meclisin Eylül 1938 de yapt ilk oturumunda Hatay olarak de ifltirildi. Bundan yaklafl k 9 ay sonra, 29 Haziran 1939 da toplanan Hatay Meclisi nin oy birli iyle Türkiye ye kat lma karar almas yla Sancak/Hatay sorunu Türkiye nin istedi i gibi çözülmüfl oldu (Türkmen, 2010: 8-10; F rat-kürkçüo lu, 2001c: ). Ankara, kinci Dünya Savafl öncesi uluslararas siyasi atmosferin de kendisine sa lad f rsatlar kullanmak suretiyle uygulad srarl diplomasi ve güç politikas sayesinde Misak- Millî s n rlar içerisinde yer alan Hatay n Türkiye s n rlar na kat lmas n sa lam flt r. Ancak kendi topra olarak gördü ü bu bölgeyi kendi karar sonucu de il, Fransa n n tercihleri sonucu kaybetti ini söyleyen fiam yönetimi, özellikle Türkiye ile iliflkilerinin çok kötü oldu u dönemlerde Hatay n Suriye nin bir parças oldu unu iddia etmekten geri durmam flt r. Sancak meselesinin kendi istedi i gibi sonuçlanmamas Suriye nin Türkiye ye karfl düflmanca politikalar n n temel gerekçeleri aras nda yer al r. Suriye nin 1950 lerin ortas ndan itibaren yak nlaflt Sovyetler Birli i ile 1956 y - l nda bir askerî ifl birli i anlaflmas imzalamas sonras nda bu ülke yönetiminde artan Sovyet etkisi, o dönemde bölgedeki bütün geliflmelere Komünizm tehdidi aç - s ndan bakan Türkiye ve di er Bat yanl s ülkeleri endiflelendirmifltir y l nda Genelkurmay Baflkanl na komünist e ilimiyle bilinen bir albay n getirildi i Suriye nin Sovyetler Birli i taraf ndan silahland r lmas ve Sovyet savafl gemilerinin Lazkiye liman n ziyaret etmesi, Türkiye, Irak ve Ürdün taraf ndan kendi güvenliklerine yönelik aç k bir tehdit olarak alg lanm fl ve bu ülkeler ABD yi duruma müdahale etmeye ça rm flt r. Türkiye ayr ca Suriye s n r nda askerî tatbikatlar yapmaya bafllam fl ve s n ra in üzerinde asker sevk etmek suretiyle Sovyetler Birli- i nin Orta Do u daki ülkelerde komünizmi yaymaya çal flmas ndan duydu u rahats zl göstermifltir. Olaylar n bu flekilde t rmanmas ve özellikle Türkiye ile Suriye aras nda bir savafl riski belirmesi ve ABD ile Sovyetler Birli i nin de bu savafla dolayl olarak sürüklenmesi endiflesi üzerine konu BM Genel Kuruluna tafl nm flt r.

214 208 Orta Do uda Siyaset Resim 7.6 BM Genel Kurulunda bulunan diyalog imkân ve bu mesele yüzünden bir çat flmaya sürüklenmek istemeyen Washington ve Moskova n n da çözüm yanl s önerilere destek vermesiyle taraflar aras nda gerginlik azalm flt r. Türkiye ve Suriye nin aralar ndaki sorunu ikili görüflmeler yoluyla çözmeye çal flacaklar n kabul etmeleriyle konu BM gündeminden de düflmüfltür (F rat-kürkçüo lu, 2001a: ). Ankara ve fiam, So uk Savafl n farkl bloklar n tercih etmelerinden ve bu bloklar n liderleri olan ülkelerin Orta Do u da nüfuzlar n art rmalar ndan kaynaklanan bu krizi çat flmaya dönüfltürmeden atlatm fllard ancak ayn y llarda iki ülke aras nda giderek büyüyecek ve baflka sorunlar da tetikleyecek bir baflka problemin iflaretleri gelmeye bafllam flt y l nda Türkiye nin F rat nehri üzerinde büyük bir baraj yapmay planlad duyuldu unda buna yönelik elefltirilerde bulunan Suriye, 1964 y l nda Keban Baraj n n inflas na baflland nda Irak ile birlikte, bu projeden dolay kendilerinin u rayabilecekleri zararlara iliflkin Ankara n n kendileriyle görüflmedi i gerekçesiyle Türkiye ye kredi veren kurulufllar nezdinde flikâyetlerini dile getirmifllerdir. Bu kredi kurulufllar n n flart koflmas üzerine, Türkiye baraj n yap lmas için ihtiyaç duydu u krediyi alabilmek için nehrin afla s ndaki ülkelere ne kadar su verece i konusunda bir program sunmufl ve F rat tan saniyede 350 metreküp su b rakmay taahhüt etmiflti ( nat, 2000: 232). Türkiye nin 1973 y l nda F rat üzerinde Karakaya Baraj n n inflas na bafllamas ve 1980 lerin bafl nda ise Güneydo u Anadolu Projesi (GAP) çerçevesinde F rat ve Dicle nehirleri üzerinde çok daha büyük baraj ve sulama projeleri gelifltirmesi, özellikle alternatif su kaynaklar Irak kadar fazla olmayan Suriye ile iliflkilerin iyice bozulmas na yol açm flt r. fiam yönetimi, Türkiye nin bu projelerde fazla ilerleme kaydedip F rat sular ndan çok fazla bir k sm n kullanmaya bafllamas ndan önce Ankara ile sular n paylafl m konusunda bir anlaflma imzalamak suretiyle kendi pay na düflecek miktar garanti alt na almay amaçlamaktayd. Türkiye ise bu nehrin sular na duydu u ihtiyac n gelecekteki nüfus art fl ve yeni projelerle artaca düflüncesiyle Suriye ile bir paylafl m anlaflmas yaparak kendi suyu üzerindeki haklar ndan vazgeçmek istemiyordu. Suriye nin bu konudaki temel tezi taksim (sharing) anlay fl na dayanmakta iken, Türkiye tezini tahsis (allocation) ilkesi üzerine oturtmaktayd. Güneydo u Anadolu Projesi (GAP) Kaynak: com/2012/11/13/ gaptan-213-milyardolar-enerji/ Türkiye nin Suriye ile yaflad su anlaflmazl konusunda kal c bir anlaflmaya yanaflmamakla birlikte, 1980 li y llarda fiam n PKK terörüne verdi i deste i kesmek amac yla bu ülkeyle bir uzlafl aray fl içerisinde oldu u görülmüfltür. Bu çerçevede Baflbakan Turgut Özal, su konusunda Suriye yi memnun edecek baz ad mlar n at lmas durumunda bu ülkenin Türkiye nin güvenli i aleyhine faaliyetlerini sonland raca beklentisiyle 1987 y l nda yapt fiam ziyaretinde bir güvenlik pro-

215 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar tokolünün yan nda bir de ekonomik ifl birli i protokolü imzalam fl ve bu protokol ile Türkiye, Suriye s n r ndan F rat nehrinden saniyede 500 metreküp su vermeyi taahhüt etmifltir. Ancak bu protokol ile iki ülke aras ndaki sorunlar giderilememifl, PKK ye olan deste ini sürdüren Suriye, Türkiye nin Ocak 1990 da bafllatt Atatürk Baraj havzas na su toplama ifllemi s ras nda F rat tan akan su miktar ndaki dönemsel azalmalar bir güç gösterisi ve bask arac olarak de erlendirerek Ankara y su emperyalizmi yapmakla suçlam flt r ( nat, 2000: 238; Steinbach, 1996: ). Türkiye-Suriye iliflkilerinde su sorununa paralel ve onunla yak ndan ilgili bir baflka sorun Suriye nin Türkiye ye karfl silahl mücadele yürüten terörist örgütlere verdi i destek ve bu çerçevede iki ülke aras nda yaflanan gerginlikler olmufltur. Önce 1970 li y llarda Ermeni terör örgütü ASALA ya destek veren ve gerek kendi ülkesinde gerekse etkisi alt ndaki Lübnan da bu örgütün faaliyetlerine izin veren Suriye yönetimi, Sovyetler Birli i nden ald destekle 1980 li y llardan itibaren Türkiye ye karfl y k c faaliyet gösteren bir baflka terör örgütü olan PKK yi desteklemeye bafllam flt r. Bu flekilde Türkiye ye zarar vermek suretiyle Ankara y su sorununda ve Hatay meselesinde tavize zorlayabilece ini düflünen Suriye h zl bir flekilde Türkiye nin düflmanlar s ralamas nda üst s ralara yükselmifltir. Özellikle 1990 l y llarda PKK terörünün t rmanmas, bu örgütün lideri Öcalan fiam da bar nd ran Suriye ye karfl Türkiye nin tepkisini art rm flt r. So uk Savafl n sona ermesi ve Sovyetler Birli i nin da lmas yla birlikte bölgedeki politikalar na en büyük destekçisini kaybeden Suriye nin bu destekten yoksun olmas na ra men PKK ye deste ini devam ettirmesi Türkiye ile bu ülkenin çat flmas n kaç n lmaz k lm flt r l y llar n ikinci yar s nda Suriye nin PKK ye olan deste ini sona erdirmeye kararl olan Türkiye, fiam yönetimine bask s n art rm fl, 1998 Ekim ay na gelindi- inde bu bask lar iki ülke aras nda ciddi bir savafl riskine yol açm flt r. Bu tarihlerde Ankara dan cumhurbaflkan, baflbakan ve genelkurmay baflkan a z ndan gelen, Türkiye nin sabr n n taflt, art k bofl sözlerle kaybedecek vakti olmad ve Suriye ye karfl misilleme hakk n her an kullanabilece i yönündeki aç klamalar art k yolun sonuna gelindi ini gösteriyordu ( nat, 2000: 82-89). Türkiye nin artan bask lar karfl s nda, özellikle M s r ve ran n ara buluculuk çabalar sonucu fiam yönetimi taviz vermeye yanaflm fl ve 20 Ekim 1998 tarihinde Ekim Krizi olarak adland r lan Türkiye-Suriye krizini sona erdiren Adana Mutabakat SIRA imzalanm flt r. S ZDE 209 Üç bölümden oluflan mutabakat n, Suriye nin henüz Türkiye ile ikili görüflmelerden önce M s r kanal yla Ankara ya iletmifl oldu u sözlerin AMAÇLARIMIZ yer ald ilk k sm nda, Öcalan n art k Suriye de olmad ve bir daha ülkeye girifline izin verilmeyece- AMAÇLARIMIZ i, Suriye deki PKK kamplar n n art k aktif olmas na izin verilmeyece i ve ülkede tutuklanan çok say da PKK teröristinin listesinin Türkiye ye verilece i K T A P ifade edilmekteydi. kinci k s mda Türk ve Suriyeli yetkililerin Ekim de yapt klar ikili K T A P görüflmelerde kararlaflt rd klar hususlar yer alm flt r. Buna göre, Suriye nin art k hiçbir flekilde topraklar n Türkiye nin güvenli i ve istikrar na TELEV ZYON karfl eylemlerde kullan lmas na izin vermeyece i, Suriye nin PKK yi bir terörist örgüt olarak tan d ve TELEV ZYON hem PKK nin hem de onun yan örgütlerinin topraklar nda faaliyet göstermesine izin vermeyece i karara ba lanm flt r. Mutabakat n üçüncü bölümünde ise önceki NTERNET NTERNET bölümlerde kararlaflt r lan hususlar n denetimine iliflkin düzenlemeler yer alm flt r. Bu çerçevede, h zl bir flekilde iki ülkenin yüksek düzeyli güvenlik otoritelerini birbirine ba layan bir do rudan telefon hatt oluflturulmas, konuyla ilgili olarak kar-

216 210 Orta Do uda Siyaset fl l kl iki özel temsilci atanmas ve PKK ye karfl al nan tedbirlere Lübnan n da dahil edilmesi kararlaflt r lm flt r ( nat, 2000: 90-91). Adana Mutabakat nda kararlaflt r lan hususlar n uygulanmas konusunda Suriye taraf n n bu kez samimi davranmas sonucu iki ülke aras ndaki iliflkilerin yavafl yavafl bir geliflme trendine girdi i görülmüfltür y l nda Türkiye de iktidara gelen AK Partinin gelifltirdi i komflularla s f r sorun politikas çerçevesinde di er komflular n n yan nda Suriye ile de iliflkilerini gelifltirme arzusu içerisinde olmas Ankara ile fiam aras nda ekonomik, siyasi ve kültürel alanlarda s k bir ifl birli inin kurulmas n sa lam flt r. Bu ifl birli inin bir göstergesi olarak, 2002 y l nda 772 milyon dolar olan iki ülke aras ndaki ticaret hacmi 2008 y l nda yaklafl k %125 lik bir art flla milyon dolara yükselmifltir ( nat-telci, 2011a: 149). Türkiye bu dönemde Suriye ile srail aras ndaki sorunlar n çözümü konusunda kolaylaflt r c bir rol üstlenerek 2007 y l nda görüflmelere arac l k eden Türkiye, 2008 y l sonunda srail in Gazze ye yönelik sald r lar bafllayana kadar bu giriflimlerini sürdürmüfltür. Taraflar aras nda yap lan görüflmelerde çözüme ulafl lmas konusunda ilerlemeler sa lanm fl olmas na ra men, srail in her zamanki gibi bar fl süreçlerini umursamayan yeni sald r lar sonucu Türk- srail iliflkilerinin giderek bozulmas nedeniyle bu arac l k giriflimleri sona ermifltir. srail in sald rgan ve bar fl karfl t tavr n n bir baflka örne i de 6 Eylül 2007 tarihinde Türkiye hava sahas üzerinden Suriye ye giren iki srail uça n n bu ülkenin kuzeyindeki bir hedefi vurduktan sonra yine Türkiye üzerinden geri dönmeleri ve bofl yak t tanklar n Türkiye üzerinde atmalar olay yla yaflanm flt r. Türkiye nin arac l yla srail-suriye görüflmelerinin devam etti i bir dönemde böyle bir eylemi gerçeklefltiren srail in bar fl konusunda ne kadar ciddiyetsiz oldu u anlafl l rken savafl uçaklar n Türkiye hava sahas üzerinden Suriye ye göndermek suretiyle Ankara ile fiam aras nda da gerginlik oluflturmay amaçlad da görülmekteydi. Ancak bu olaydan üç gün sonra Ankara ya gelen Suriye D fliflleri Bakan Velid Muallim in Türkiye nin Suriye güvenli ini tehdit edecek faaliyetler için izin vermesi mümkün de il... Mesnetsiz iddialar Suriye ile Türkiye aras ndaki geliflmifl ve devam etmekte olan iliflkileri gölgeleyemez fleklindeki aç klamalar bir yandan srail in fiam ile Ankara aras nda amaçlad gerginli i oluflturamad di er yandan da Türkiye-Suriye iliflkilerinde güven unsurunun geldi i noktay gösteriyordu (Mifl, 2009: ). Beflar Esad n Türkiye gezisi s ras nda 16 Eylül 2009 tarihinde Türkiye ile Suriye aras nda Yüksek Düzeyli Stratejik flbirli i Konseyi Anlaflmas n n imzalanmas yla iki ülke aras ndaki güven iliflkisi en üst düzeye ulaflm flt r. Bu anlaflmayla birlikte iki ülke aras nda, aralar nda d fliflleri, içiflleri, savunma ve enerji bakanlar n n da yer alaca çok say da bakan n kat l m yla y lda en az iki kez toplanacak bir Yüksek Düzeyli Stratejik flbirli i Konseyi (YDSK) kuruluyor ve ayr ca karfl l kl olarak vizelerin kald r lmas kararlaflt r l yordu. Bu anlaflma do rultusunda ilk YDSK bakanlar toplant s 13 Ekim 2009 tarihinde Halep ve Gaziantep flehirlerinde gerçeklefltirilmifl, bu toplant ya kat lan iki ülke d fliflleri bakanlar Davuto lu ve Muallim ayn tarihte imzalad klar vize muafiyeti anlaflmas n n ard ndan Türkiye-Suriye s n r ndan ilk vizesiz geçifller gerçekleflmifltir ( nat-telci, 2011a: ). Bakanlar düzeyindeki haz rl k toplant s n n ard ndan baflbakanlar n kat l m yla ilk YDSK toplant s 22 Aral k 2009 tarihinde fiam da düzenlenmifltir. ki ülke aras nda de iflik alanlarda 51 anlaflma, ifl birli i protokolü ve mutabakat belgesi imzaland toplant da ekonomik ifl birli inin gelifltirilmesine yönelik ad mlar n yan s ra Filistin/ srail Sorunu baflta olmak üzere bölge sorunlar na yönelik çözüm önerileri konuflulmufltur (Mifl, 2011: 225).

217 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar 211 Türkiye ile Suriye aras nda h zla geliflen ifl birli inin 2010 y l nda at lan yeni ad mlarla daha da ileriye götürüldü ü görülmüfltür. Suriye Devlet Baflkan Beflar Esad n May s ve Haziran aylar nda iki defa Türkiye yi ziyaret etti i 2010 y l n n YDSK bakanlar toplant s 2-3 Ekim tarihlerinde Lazkiye de gerçeklefltirilmifltir. D KKAT Daha önceki toplant larda imzalanan 51 anlaflma ve protokolün AMAÇLARIMIZ uygulamas na AMAÇLARIMIZ iliflkin konular n gündeme geldi i bu toplant da, Gaziantep ile Halep aras nda bir h zl tren hatt yap lmas, Asi Nehri üzerinde bir dostluk baraj infla edilmesi gibi projelerin yan nda PKK ye karfl güvenlik ifl birli inin art r lmas K kararlaflt r lm flt r. T A P K T A P Ankara da Aral k 2010 tarihlerinde Baflbakanlar n kat l m yla yap lan YDSK toplant s nda da ekonomik ifl birli inin gelifltirilmesi konusunda al nan birçok karar n yan nda güvenlik alan nda at lacak ortak ad mlar temel TELEV ZYON gündem maddesini TELEV ZYON oluflturmufltur. Bu çerçevede iki ülke baflbakanlar 1998 tarihli Adana Mutabakat - n yenileyen yeni bir güvenlik anlaflmas imzalayarak, baflta PKK olmak üzere iki ülke güvenli ine karfl tehdit oluflturan bütün terör örgütlerine karfl ifl birli ini güçlendireceklerini ilan etmifllerdir. Türkiye ile bu anlaflmay imzalayan Suriye yöneti- NTERNET NTERNET mi 2010 y l nda ülkesindeki PKK mensuplar na karfl gerçeklefltirdi i operasyonlarda yaklafl k 300 PKK li teröristi öldürmüfl, 400 den fazlas n da tutuklam flt r. Suriye güvenlik güçlerinin PKK ye karfl bu operasyonlar nda Ankara dan istihbarat deste- i almas, Suriye hava sahas nda gözlem yapan Türkiye nin insans z hava araçlar - n n PKK hedefleri konusunda elde etti i bilgileri fiam yönetimi ile paylaflmas söz konusu olmufltur ( nat-telci, 2011b: ). Türkiye-Suriye iliflkileri bu kadar iyi bir flekilde seyrederken 2011 y l bafllar nda geliflen Arap Devrimleri dalgas n n Suriye yi de içine almas iki ülke iliflkilerinin dramatik bir flekilde bozulmas na yol açm flt r. Esad yönetiminin, 2000 li y llarda yapm fl oldu u bütün aç l mlar n tersine bir politika izleyerek, halk ndan gelen daha fazla özgürlük ve demokrasi taleplerini askerî güç kullanmak suretiyle bast rmaya çal flmas Türkiye nin Suriye politikas n zora sokmufltur. Gerek Baflbakan Erdo an ve gerekse D fliflleri Bakan Davuto lu, Suriye Devlet Baflkan Esad ve di er Suriyeli liderlerle gerçeklefltirdikleri say s z görüflmede, güç kullanmak yoluyla halk n taleplerini bast rman n mümkün olamayaca n ve ülkesine çok büyük zararlar verece ini an- Resim 7.7 Türkiye-Suriye Yüksek Düzeyli Stratejik flbirli i Toplant s (1998 Adana Mutabakat n n yenilenmesine karar verildi) Kaynak: Akflam Gazetesi, 4 Ekim 2010,

218 212 Orta Do uda Siyaset Resim 7.8 Suriyeli mülteci çad rlar Kaynak: tr/guncel/suriyelisayisi-300-bineyaklasti/haber latmaya çal flarak, ülkesini demokratiklefltirme konusunda ataca ad mlar n Esad n iktidar n daha fazla sa lamlaflt raca ve meflrulaflt raca n ifade etmifllerdir. Suriye yönetiminin Türkiye nin telkinlerini dinlememesi ve gösterilere kat lan halka karfl giderek artan bir flekilde fliddet uygulayarak karfl l k vermesi, Türkiye nin elefltirilerini de beraberinde getirmifl ve bu da Ankara ile fiam aras ndaki ba lar yavafl yavafl koparm flt r. May s ay ndan itibaren Suriye deki çat flmalardan kaçan mültecilerin Türkiye ye gelmeye bafllamas bunlar n say lar n n k sa sürede on binleri bulmas Ankara n n huzursuzlu unu ve fiam yönetimini hedef alan elefltirilerini art rm flt r. Baflbakan Erdo an n Esad yönetimini halk na zulmetmekle suçlad bir dönemde D fliflleri Bakan Davuto lu nun 9 A ustos 2011 tarihinde fiam a gerçeklefltirdi i ziyaret Türkiye nin Suriye sorununun daha fazla kan dökülmeden çözümü konusunda son giriflimi oldu. Bu ziyaret s ras nda Davuto lu nun Esad ve ekibiyle 6 saat süren görüflmesinin bir sonuç vermemesi üzerine Türkiye fiam yönetimine karfl politikas n sertlefltirip muhaliflere olan deste ini art rm flt r. Bu çerçevede Kas m ay sonunda, Esad yönetiminin halk na karfl katliamlar na son vermesini sa lamak amac yla 9 maddeden oluflan bir yapt r m karar al nm flt r. Bu yapt r mlar aras nda, Suriye ile Yüksek Düzeyli Stratejik flbirli i Konseyi mekanizmas n n ask ya al nmas, Suriye liderlik kadrosu mensuplar na seyahat yasa getirilmesi ve bunlar n Türkiye deki mal varl klar n n dondurulmas, Suriye ordusuna her türlü silah ve askerî malzemenin sat fl n n durdurulmas, Türkiye topraklar kullan larak üçüncü ülkelerden Suriye ye silah ve askerî malzeme tafl nmas n n uluslararas hukuka uygun olarak engellenmesi ve Suriye Merkez Bankas ile iliflkilerin durdurulmas gibi hükümler yer alm flt r (Zaman, 30 Kas m 2011). Suriye yönetimi ile bu flekilde bütün ba lar n koparan Türkiye 26 Mart 2012 de fiam Büyükelçili ini kapatm fl, onun yerine Türkiye nin Suriye deki diplomatik temsilcili ini üstlenen Halep Baflkonsolosunu da 23 Temmuz 2012 de Türkiye ye ça rm flt r. Suriyeli muhaliflerin Türkiye de örgütlenmelerine ve Esad yönetimine karfl ortak bir yap oluflturmalar na destek veren Türkiye, bu ülkeden Türkiye ye s nan den fazla mülteciye s n rlar n açarak bar nma imkân vermifltir. Suriyeli muhaliflerin Türkiye topraklar nda askerî örgütlenmelerine de izin veren Türkiye, kendisinin bu ülkeye askerî müdahalede bulunmas konusundaki telkinlere ise s cak bakmam flt r. Suriye yönetiminin fliddet politikas ndan vaz geçirilme-

219 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar 213 si konusunda tek bafl na hareket etmekten kaç nm fl, sürekli olarak Arap Birli i gibi bölgesel ve BM gibi evrensel örgütleri sorunun çözümüne dahil etmeye çal flan bir politika izlemifltir. Türkiye nin Cumhuriyet in kuruluflundan günümüze kadar Suriye ile SIRA iliflkilerini S ZDE olumsuz etkileyen sorunlar nelerdir? 5 TÜRK YE N N SRA L-F L ST N POL T KASI srail in, ABD nin ve birçok baflka Bat l ülkenin diplomatik ve askerî deste ini alm fl bir bölgesel güç olarak Orta Do u sorunlar n n ço unda do rudan ya da dolayl etkisi olan bir ülke oldu u dikkate al n rsa Türkiye nin srail-filistin politikalar n n S ORU incelenmesine bu konunun, Ankara n n bütün Orta Do u politikas n n flekillenmesini temelden ilgilendiren bir özelli e sahip oldu u tespitiyle bafllamak do ru ola- D KKAT cakt r. Türkiye nin srail ile iliflkileri ve Filistin sorununa yaklafl m, onun ran ve M - s r la iliflkilerini, Irak ve Suriye yle aras ndaki sorunlar, Suudi Arabistan ve Körfez deki di er zengin Arap ülkeleriyle ifl birli i imkânlar n ve Lübnan daki ara bu- luculuk çal flmalar n do rudan etkilemektedir. Türkiye nin srail-filistin sorununa AMAÇLARIMIZ yönelik politikas n n temel özellikleri olarak afla daki unsurlar s ralanabilir: AMAÇLARIMIZ 1. Türkiye nin srail devletiyle iliflkileri ve bu ba lamda srail ile Filistinliler ve di er Arap devletleri aras ndaki sorunlara yaklafl m nda K önemli T A Pinifller ve ç - K T A P k fllar yaflanm flt r. Baz dönemlerde srail yanl s denebilecek politikalar izleyen Ankara bazen de aç k bir flekilde Arap ülkelerinden ve Filistin den yana bir tav r içerisinde olmufltur. TELEV ZYON TELEV ZYON 2. Türk- srail iliflkilerindeki bütün bu inifl-ç k fllara ra men, Ankara 1949 y l nda resmen tan d srail ile diplomatik iliflkileri hiçbir zaman tamamen kesmemifltir. liflkilerin en sorunlu oldu u dönemlerde bile, baz slam ülkelerinin srarl taleplerine ra men srail devletiyle Türkiye aras ndaki NTERNET diplomatik NTERNET iliflkiler düflük düzeyde de olsa devam etmifltir. 3. Türkiye nin srail devletiyle iliflkileri ve bu çerçevede Filistin sorununa yaklafl - m çok kuvvetli bir flekilde ABD nin etkisi alt nda kalm flt r. srail devletinin kuruluflundan günümüze kadar geçen dönem, kinci Dünya Savafl sonras nda bir süper güç olarak ortaya ç kan ABD nin Orta Do u daki siyasal geliflmelerin flekillenmesinde çok etkin oldu u bir zaman aral na karfl l k gelmektedir. Bu ülkedeki giderek etkinli ini art ran Yahudi lobisinin etkisi alt nda flekillenen ABD nin Orta Do u politikalar, Washington un bölgedeki müttefiklerinin görmezden gelemeyece i ve kendi politikalar n flekillendirirken hesaba katmalar gereken bir faktör olmufltur. Orta Do u daki müttefiklerinden srail yanl s politikalar na uyum bekleyen Amerikan yönetimi, Ankara n n srail-filistin sorununa yaklafl m n n da kendi beklentileri do rultusunda olmas n sa lamaya çal flm fl ve Türkiye yi srail ile iliflkilerini gelifltirme konusunda teflvik etmifltir. 4. Türkiye, srail konusunda, ABD etkisi alt nda olmayan, kendi ba ms z politikalar n izledi i ölçüde Arap ülkelerinin ço u ve ran taraf ndan güvenilebilecek ve ifl birli i yap labilecek bir partner olarak görülmüfltür. Buna karfl l k, Ankara n n srail-filistin sorununa yaklafl m ABD ile paralel oldu u dönemlerde bölgedeki Müslüman ülkelerinin Türkiye ye yönelik politikalar flüpheci olmufltur. Türkiye nin, ABD politikalar na ters olarak, srail in sald rgan politikalar na karfl ç kmas, yay lmac yerleflim politikalar na yönelik sert elefltirileri, Bat l ülkelerin terörist örgüt olarak gördü ü Hamas ile görüflüp onu El-Fetih ile bar fla teflvik etmesi ve srail in Gazze ablukas na

220 214 Orta Do uda Siyaset karfl eylemlere destek vermesi ise onu bölgedeki Müslüman halklar ve yönetimlerin ço u nezdinde, Orta Do u politikalar n kendi ba ms z iradesiyle belirleyen güvenilir ülke k lm flt r. Türkiye nin srail ve Filistin e yönelik politikas n n temel niteliklerini yans tan bu genel tespitlerin ard ndan bu politikan n tarihsel gelifliminin incelenmesine geçildi inde, ilk olarak Ankara n n srail devletinin kurulmas s ras nda izledi i politikaya bakmak gerekir y l ndaki Filistin in bölünmesini öngören BM Genel Kurulu karar na Arap ülkeleriyle birlikte ret oyu kullanan Türkiye, So uk Savafl n getirdi i güvensiz ortamda ABD ye yak nlaflmas n n bir sonucu olarak srail-filistin sorunu konusundaki politikas n bu ülkenin çizgisine getirmifltir. Bu çerçevede 1948 y l nda kurulan srail devletini 28 Mart 1949 tarihinde tan yarak bu devletin meflruiyetini kabul eden ilk Müslüman devlet olmufl, bundan yaklafl k bir y l sonra, 1950 y l n n Mart ay nda iki ülke aras nda elçiler düzeyinde diplomatik iliflki kurulmufltur (Akdevelio lu-kürkçüo lu, 2001: 642) li y llarda Türkiye nin Orta Do u politikas n flekillendirirken Sovyetler Birli i tehdidini ön planda tutmas Türkiye- srail iliflkilerinde birtak m çeliflkili kararlar yaflanmas na yol açm flt r. SIRA 1956 da S ZDEyaflanan Süveyfl Krizi s ras nda, Süveyfl Kanal n millîlefltirmek suretiyle krizi ç karmakla suçlad M s r elefltiren Türkiye, bir taraftan da M s r a sald ran srail i k nam fl ve bu ülkedeki büyükelçisini geri çekerek temsilcili ini maslahatgüzar seviyesine indirmifltir. Bu ülkeyi M s r a sald rmas konusunda teflvik eden ve onun sald r s AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ sonras nda Kanal bölgesine asker indirmek suretiyle bölgeyi kontrol alt na alan ngiltere ve Fransa y ise k namam flt r (Ba c, 1990: 80-81). K T A P K T A P 1960 l ve 70 li y llarda, ABD ile iliflkilerinde K br s nedeniyle yaflad sorunlar (Johnson Mektubu, 1974 K br s Bar fl Harekât ve Amerikan Silah Ambargosu), TELEV ZYON BM deki K br s TELEV ZYON oylamalar nda Arap ülkelerinin deste ine ihtiyaç duymas ve bu ülkelerin giderek petrolü bir silah olarak kullanmalar gibi gerekçelerle Türkiye nin o zamana kadar ihmal etti i Arap ülkelerine yak nlaflmaya bafllad görülmüfltür. Bunun Türkiye- srail iliflkilerine yans mas olumsuz olmufltur. Çünkü Arap ülkeleriyle yak nlaflma, bu ülkelerle çat flma içerisinde olan srail den uzaklaflma anlam - NTERNET NTERNET slam Konferans Örgütü, Eylül 1969 da Fas n na gelmekteydi ve bu dönemde ABD ile yaflanan sorunlar yüzünden Washington un Türk- srail iliflkilerini etkileme düzeyi de düflmüfltü. Baflkenti Rabat ta toplanan slam ülkeleri taraf ndan kurulan uluslararas bir 1967 Arap- srail Savafl nda, topraklar ndaki askerî üslerin Arap ülkelerine karfl kurulufltur. Örgütün ad 38. D fliflleri Bakanlar kullan lmas na müsaade etmeyece ini ilan eden Türkiye, savafl s ras nda M s r, Ürdün ve Suriye ye g da yard m yapan ve savafl sonras nda BM Genel Kurulunda, s- Toplant s nda al nan kararla ad slam flbirli i Teflkilat (IIT) olarak de ifltirilmifltir. rail in iflgal etti i topraklardan çekilmesine yönelik karar n al nmas na katk da bulunarak Arap ülkelerine yak n bir politika izlemifltir (Erhan-Kürkçüo lu, 2001: 797- Türkiye nin kurucular aras nda yer ald örgütün 798) da Mescid-i Aksa n n bir Yahudi fanatik taraf ndan yak lmas di er slam 57 üyesi vard r. Merkezi Cidde de bulunmaktad r. ülkelerinde oldu u gibi Türkiye kamuoyunda da srail karfl t havay art rm flt. Bu Zirve, d fliflleri bakanlar yang n sonras nda slami kutsal mekânlar n korunmas için Suudi Arabistan ve konferans, genel sekreterlik, daimi komiteler, ba l Fas n bafllatt giriflimleri Türkiye de desteklemifl ve bu giriflimler sonras nda slam Konferans Örgütü kurulmufltur. kurulufllar ve destekleyici kurulufllar fleklinde bir yap ya sahiptir ten bu 1973 Arap- srail Savafl s ras nda ve sonras nda Türkiye nin srail karfl t tutumu yana Genel Sekreterli ini belirginleflmifltir. Savafl s ras nda askerî malzeme tafl yan Sovyet uçaklar n n Türk Türkiye den Prof.Dr. Ekmeleddin hsano lu hava sahas n kullanmalar na müsaade eden Ankara, ayn izni srail e ncirlik Üssü yürütmektedir. 13. Zirvenin üzerinden yard m etmek isteyen ABD ye vermemifltir. Bu flekilde davranmakla 2016 da Türkiye de Arap ülkelerinin, srail e destek veren ülkelere karfl uygulad petrol ambargosundan muaf tutulan Türkiye, 1975 y l nda BM Genel Kurulunda al nan yap lmas kararlaflt r lm flt r. Siyoniz-

221 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar 215 min rkç l n bir türü oldu u yönündeki karara olumlu oy kullanm fl ve ayn y l Filistin Kurtulufl Örgütünü (FKÖ) resmen tan m flt r y l nda dönemin Baflbakan Bülent Ecevit in resmî davetlisi olarak Türkiye ye gelen FKÖ Lideri Yaser Arafat Ankara daki FKÖ Temsilcili ini resmen açm flt r (SDE, 2011: 9) y l nda srail in, Do u Kudüs ü ilhak ederek Kudüs ü baflkent ilan etti ini aç klamas üzerine bu flehirdeki baflkonsoloslu unu kapatan Türkiye, srail ile diplomatik temsil düzeyini maslahatgüzar seviyesinden ikinci kâtip derecesine indirmifltir y l nda baflbakan olan Turgut Özal n çok boyutlu d fl politika anlay fl çerçevesinde hem srail ile hem de Arap ülkeleriyle iliflkileri gelifltirmeye yönelik politikas sonucu, srail ile diplomatik iliflkileri 1986 da maslahatgüzar, 1990 y l nda büyükelçilik düzeyine yükselten Türkiye, 1988 y l nda da Yaser Arafat önderli inde ilan edilen Filistin devletini ilk tan yan ülkelerden biri olmufltur y - l nda da srail ve Filistin in Ankara daki temsilcilikleri ayn zamanda büyükelçilik düzeyine yükseltilmifltir lar n bafl nda Madrid ve Oslo da yap lan görüflmeler sonucu srail ile Filistin aras nda bar fl n sa lanmas konusunda önemli ad mlar at lmas, srail ile iliflkilerini gelifltirmesi konusunda Türkiye nin önünü açm flt r y l nda, spanya dan sürülen Yahudilerin Osmanl Devleti ne kabul edilmelerinin 500. y l vesilesiyle yap lan de iflik etkinliklerle Türkiye ile srail aras nda ifl birli inin gelifltirilmesine zemin haz rlanm flt r. Bu dönemde iki ülke aras nda gerçeklefltirilen üst düzey ziyaretlerle sa lamlaflt r lan iliflkiler, 1996 y l nda imzalan Askeri flbirli i Çerçeve Anlaflmas ile stratejik ittifak boyutuna ulaflm flt r (Dursuno lu, 2000). Bu çerçevede bölgede ABD taraf ndan desteklenen bir Türkiye- srail-ürdün Bloku ndan bahsedilmeye bafllanm fl, srail ile ABD nin de kat ld ortak askerî tatbikatlar yap lm fl, srailli pilotlar n Türk hava sahas n e itim uçufllar için kullanmas na izin verilmifl, askerî okul ö rencileri aras nda akademik de iflim programlar uygulanm fl ve Türkiye nin birçok silah al m ve modernlefltirme ihalesi srailli firmalara verilmifltir. Ancak gerek 1999 y l nda Abdullah Öcalan n yakalanmas sonras PKK eylemlerinin durma noktas na gelmesi ve iç politikada slamc lar n iktidardan iyice uzaklaflt r lmas sonucu paranoya boyutuna ulaflm fl iç ve d fl tehdit alg lamalar n n azalmas, gerekse 2000 y l nda baflar s z olan srail-filistin bar fl görüflmelerinin ard ndan srail muhalefet lideri Ariel fiaron un yan ndaki yüzlerce asker ve siville gerçeklefltirdi i provokatif Mescid-i Aksa tecavüzü sonras bafllayan kinci ntifada nedeniyle srail ile kurulan bu stratejik ittifak uzun sürmemifltir. fiaron un 2001 de srail de yap lan seçimleri kazanmas sonras nda bu devletin Filistinlilere yönelik sald r lar n n katliam boyutuna ulaflmas Türkiye nin tepkilerini art rm flt r. srail askerlerinin Arafat n Ramallah kentindeki yönetim merkezini kuflatarak çok say da kifliyi öldürdü ü 2002 deki sald r lar dönemin baflbakan Bülent Ecevit in srail i soyk r m yapmakla suçlamas na yol açm flt r (Balc, 2010: 138). AK Partinin iktidar oldu u 2002 y l ndan beri Türkiye nin srail ve Filistin e yönelik politikas na bak ld nda, bu politikay flekillendiren üç önemli faktörden bahsedilebilir: 1. AK Parti liderlerinin, özellikle de önce dan flman sonra da d fliflleri bakan olarak bu dönemde Türk d fl politikas n n belirlenmesinde çok etkili olan Ahmet Davuto lu nun d fl politika yaklafl m. 2. Ordu ve yarg n n önemli kesimleri baflta olmak üzere Türkiye deki yerleflik düzenin güç sahipleri taraf ndan meflruiyeti sorgulanmak suretiyle hareket alan s n rland r lmak istenen ve hatta askerlerin ve yarg n n önderlik etti i

222 216 Orta Do uda Siyaset say s z darbe giriflimleriyle hükûmetten uzaklaflt r lmaya çal fl lan AK Partinin, iktidar n n ilk y llar nda ABD baflta olmak üzere Bat l ülkelerin deste- ini almaya çal flmas nedeniyle bu ülkelerin Türkiye nin srail politikas n n flekillenmesindeki etkisinin artmas. 3. srail de halk n giderek radikalleflen tercihlerinin seçim sonuçlar na yans - mas neticesinde, Oslo Anlaflmalar n n temel ilkesini oluflturan toprak karfl l bar fl formülüne yanaflmayan ve iflgal alt ndaki Bat fieria da sürekli ve daha fazla yeni yerleflim alanlar infla etmek suretiyle çat flmac politikalar izleyen hükûmetlerin iktidarda olmas. AK Parti döneminde Türkiye nin Orta Do u politikas n belirleyen Baflbakan Erdo an, D fliflleri Bakan /Cumhurbaflkan Gül ve Bafldan flman/d fliflleri Bakan Davuto lu nun d fl politika yaklafl mlar n n flekillenmesinde sahip olduklar muhafazakâr siyasal kültürün önemli etkileri oldu u yads namaz bir gerçektir (Kardafl, 2005: 351). Bu kültürün srail-filistin politikas na yans mas, srail in sald rgan politikalar karfl s nda sessiz kalmamak ve bu sald r lar n hedefi olan Müslüman Filistinlilerle, Suriye ve Lübnan ile dayan flma içerisinde olmak fleklinde kendisini göstermifltir. AK Partinin Türkiye içerisinde iktidar n sa lamlaflt rd ve bölgenin merkezî gücü olma iddias n daha yüksek sesle dile getirdi i dönemlerde bu politikan n iyice netleflti i görülmüfltür. Bu çerçevede AK Partinin iktidar oldu u y llar Türkiye nin srail politikas aç - s ndan iki döneme ay rmak mümkündür sonundan srail in Gazze ye yönelik yo un sald r lar n n bafllad 2008 sonuna kadar uzanan birinci dönemde, iç politikada yukar da de inilen meflruiyet problemleri yüzünden ayaklar yere sa lam basamayan AK Parti iktidar n n srail konusunda çok rahat hareket edemedi i görülmüfltür. Geçmifl dönemlerde yaflanan darbelere destek vermek suretiyle Türkiye nin iç politikas nda çok etkili olduklar n defalarca ispatlayan ABD ve di er Bat l ülkeleri çok fazla rahats z etmek istemeyen AK Parti iktidar, bu birinci dönemde kendisini srail ile ilgili sorunlar konusunda daha temkinli hareket etmek zorunda hissetmifltir. Bu kapsamda, bir yandan 2004 y l nda Hamas n siyasi lideri fieyh Ahmed Yasin in Gazze de bir sabah namaz ç k fl nda yan ndaki birçok siville birlikte srail taraf ndan gerçeklefltirilen bir hava sald r s nda flehit edilmesini devlet terörü olarak nitelendirmekten geri durmayan Baflbakan Erdo an, di er taraftan da 2005 y - l nda çok say da bakan yla srail e resmî bir gezi düzenleyerek yeni askerî ifl birli i anlaflmalar da imzalam flt r ( nat, 2006: 22-34). Bu gezisi s ras nda, srail in Filistin ve Suriye ile sorunlar n n çözümü konusunda Türkiye nin ara bulucu olarak yard mda bulunabilece i teklifinde bulunan Erdo an, 2006 y l nda Filistin de yap lan demokratik seçimleri kazanarak hükûmet kurma hakk n elde eden Hamas n Suriye deki lideri Halid Meflal i Ankara ya davet ederek srail in yo un tepkisini çekiyordu ( nat, 2008: 35). Yine 2006 y l içerisinde srail taraf ndan 28 Haziran da Gazze ye, 13 Temmuz da ise Lübnan a yönelik olarak bafllat lan sald r larda çok say da sivilin hayat n kaybetmesi karfl s nda sessiz kalamayan Türkiye, Tel Aviv yönetimini sert bir dille elefltirerek, orant s z güç kullanmakla suçlad srail in bu tür sald r lar n n bar fl imkâns z hâle getirdi ini ifade etmifltir. srail hükûmetini 100 den fazla sivilin hayat n kaybetmesine yol açan Gazze sald r lar s ras nda tutuklad çok say - da bakan ve milletvekilini serbest b rakmaya ça ran Ankara, Filistin Baflbakan smail Haniye ye, bu sald r lar s ras nda tahrip edilen altyap tesislerinin yeniden inflas konusunda yard m sözü vermifltir.

223 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar ABD ile iliflkilerinin olumsuz etkilenmesine yol açaca endiflesiyle srail ile iliflkilerinin çok fazla gerginleflmesine müsaade etmeyen Ankara, yine de bu ülkenin bölge politikalar n n iyice sald rganlaflmas ndan duydu u rahats zl dile getirmekten kaç nmam flt r. Bu rahats zl k sadece sözle ifade edilmekle kalmay p Türkiye nin srail konusunda ald kararlara da yans m flt r. Bu çerçevede, srail in srarla istedi i 48 F-4 uça n n modernizasyonu ihalesi bu ülkeye verilmezken uzun zamand r gündemde olan Manavgat Nehri sular n n srail e sat lmas projesi de iptal edilmifltir. Ancak yukar da de inilen dengeler çerçevesinde Türkiye, srail de gerçeklefltirilen intihar eylemlerini k nayarak, Lübnan Savafl sonras nda srail in iste iyle bu ülkenin güneyinde oluflturulan BM gücüne (UNIFIL) asker göndererek, Ahmedinejad n srail in haritadan silinmesi yönündeki söylemine karfl ç karak ve Tel Aviv yönetiminin Gazze deki yerleflimcileri boflaltma s ras ndaki kararl l n n bar fla katk da bulunaca na at fta bulunarak srail ile iliflkilerin belirli bir seviyenin alt na inmesine engel olmaya çal flm flt r. Yine bu dönemde, 1990 l y llarda Tel Aviv ile imzalanan askerî ifl birli i anlaflmalar çerçevesinde, bu ülke uçaklar n n Türk hava sahas nda e itim uçufllar sürmüfl ve srail Türkiye ve ABD aras nda yap lan askerî tatbikatlara kat lmaya devam etmifltir. srail in Gazze fieridi ne yönelik olarak 27 Aral k Ocak 2009 tarihleri aras nda gerçeklefltirdi i ve 1400 den fazla kiflinin hayat n kaybetti i sald r lar s ras nda Ankara dan gelen tepkiler ve sonras nda yaflanan geliflmeler Türkiye- srail iliflkileri aç s ndan bir dönüm noktas olmufltur. Türkiye nin srail-suriye aras ndaki bar fl görüflmelerine yard mc oldu u bir dönemde, srail Baflbakan Ehud Olmert in Baflbakan Erdo an la 22 Aral k ta Ankara da yapt görüflmede fliddetten kaç naca mesaj vermesinin hemen ard ndan bu sald r emrini vermesi, AK Parti liderinin bu sald r lara tepkisinin çok sert olmas sonucunu do urmufltur ( nat-telci, 2011a: 130). 29 Ocak 2009 tarihinde kat ld Davos taki Dünya Ekonomik Forumu toplant s nda di er bir konuflmac olan srail Cumhurbaflkan fiimon Perez ile tart fl p siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajdaki çocuklar nas l öldürdü- ünüzü çok iyi biliyorum ifadeleriyle muhatab na a r suçlamalar yönelten Baflbakan Erdo an n toplant y terk edip Türkiye ye dönüflünde coflkulu bir kalabal k taraf ndan karfl lanmas srail in fliddeti her geçen gün artan sald rgan politikalar na yönelik tepkinin bir göstergesiydi. Uluslararas alanda da büyük yank lar uyand ran bu geliflmenin ard ndan Baflbakan Erdo an n srail i suçlayan aç klamalar n sürdürmesi ve baflka Türk politikac lardan da benzer aç klamalar gelmesi Türkiye- srail iliflkilerinde yeni bir döneme girdi ini gösteriyordu. Ankara n n srail in sald rgan politikalar karfl s nda tavr n sertlefltirmesinin nedenlerinden biri, AK Parti Hükûmeti nin art k iç politikada kendi meflruiyetini sorgulayarak demokratik iflleyifle güç kullanmak suretiyle müdahale etmek isteyen kesimlere karfl mücadelede önemli baflar lar elde etmesi ve demokratik seçimlerle halktan alm fl oldu u meflru yönetme hakk n kesintisiz bir flekilde kullanabile- Resim 7.9 Davos Toplant s nda Baflbakan Erdo an protesto ederek toplant y terk etti 217

224 218 Orta Do uda Siyaset srail in Alçak Koltuk Özrü: srail D fliflleri Bakan Yard mc s Ayalon gönderdi i özür mektubunda, Türk hükûmeti ile farkl görüfllere sahip olduklar n ve bunlar n daha diplomatik yollarla ele al nmas n n gereklili ini kabul ederek flu ifadelere yer vermifltir: Sizi küçük düflürmek gibi bir niyetim hiçbir flekilde yoktu. Giriflimimin yap l fl biçimi ve alg lan fl nedeniyle özür dilerim. Lütfen bunu büyük sayg duydu umuz Türk halk na iletiniz. Resim 7.10 Alçak Koltuk Krizi Kaynak: Radikal, 4 Nisan 2010 cek konuma gelmesi olmufltur (Balc -Kardafl, 2012: ). Bu flekilde iç politikada sa lanan istikrar, hükûmetin ABD gibi etkili d fl aktörlerden gelen bask ve telkinler karfl s nda daha sa lam durmas n sa lam fl ve srail-filistin meselesi hakk nda daha fazla kendi d fl politika ilkeleri do rultusunda politikalar gelifltirmesine imkân vermifltir. AK Parti liderlerinin d fl politika vizyonu Orta Do u daki çat flmalar n bar flç yöntemlerle çözülmesi ve bölge ülkeleriyle ifl birli i temeline dayal iliflkiler gelifltirilmesine dayal yd ve ifl birli i eksenli iliflkilerin kurulmas ancak karfl l kl güven tesis edilmesiyle mümkündü. Bölgenin srail d fl ndaki ülkeleriyle güven esas na dayal iliflki kurulmas ise srail in art k iyice sald rganlaflan politikalar na mesafeli durmakla mümkün olacakt. Gazze Sald r lar ve Davos Krizi sonras nda srail e karfl uygulanan bu yeni politika çerçevesinde somut ad mlar at lmaya bafllanm fl ve Konya da düzenlenen Anadolu Kartal tatbikat na srail davet edilmemifltir. srail in sald rgan politikalar - na karfl Türkiye nin artan tepkisiyle alm fl oldu u yapt r m kararlar sonucunda iki ülke aras nda giderek gerginleflen iliflkiler 2011 y l nda yaflanan alçak koltuk krizi ve Mavi Marmara olay ile iyice bozulmufltur. srail in afl r dinci D fliflleri Bakan Yard mc s Danny Ayalon un, Türkiye de hükûmetin srail i hedef alan sert aç klamalar ve bunu takip eden yapt r m kararlar ile Ayr l k ve Kurtlar Vadisi Pusu dizilerinde srail karfl t sahnelerin çekilmesi gibi geliflmelerden duydu u rahats zl göstermek üzere Türkiye nin srail Büyükelçisi O uz Çelikkol u makam na ça r p kendisinin oturdu undan daha alçak bir koltu a oturtmas ve gazetecilerin tokalaflma isteklerini geri çevirip branice Görüyorsunuz bizden afla da oturuyor, biz yüksekteyiz ve önüne tek bir bayrak koyduk. Ayr ca gülmüyoruz ifadelerini kullanmas Türkiye de büyük tepkiyle karfl lanm flt r. Uluslararas camian n ve srail deki baz kesimlerin de yap lan n büyük bir nezaketsizlik oldu u yönünde kanaat belirtmeleri Ayalon un yapt bir aç klamayla özür dilemesi sonucunu do urmufltur. Ancak Ankara n n Tel Aviv den resmî bir özür gelmesi konusunda srarl olmas ve aksi takdirde Büyükelçi Çelikkol u geri ça raca n aç klamas üzerine srail 13 Ocak 2010 tarihinde gönderdi i bir mektupla Türk büyükelçisine yap lan davran fltan dolay resmen özür dilemifltir ( nat-telci, 2011b: 109). Alçak koltuk krizi srail in özür dilemesiyle atlat lm flt ancak iki ülke iliflkilerinde yaflanan gerginli in geldi i noktay da göstermekteydi ve yeni krizlerin habercisiydi. srail in Gazze ye karfl uygulad abluka nedeniyle burada yaflayan 1,5 milyon insan n yaflad dram n uluslararas camian n ve Türkiye nin gündemine giderek daha fazla yerleflmesiyle bu ablukaya dikkat çekmeye çal flan giriflimler de artm flt. Bu giriflimlerden birisinde nsani Yard m Vakf ( HH) taraf ndan organize edilen, aralar nda Avrupa Parlamentosundan 15 milletvekilinin de bulundu u 36 ülkeden 700 den fazla gönüllüyü ve 10 bin tonun üzerinde insani yard m malzemesini tafl yan 8 gemiden oluflan Gazze ye Yard m Filosu na 31 May s 2010 tarihinde srail askerlerinin müdahalesi Türkiye ile srail aras nda yeni bir krizin ortaya ç kmas na yol açm flt r. srail askerlerinin, uluslararas sularda bu gemiler aras nda yer alan Mavi Marmara gemisine orant s z bir flekilde güç kullanmak suretiyle sald rmas sonucu 9

225 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar 219 Türk ün flehit olmas Türkiye de çok büyük öfkeyle karfl lanm flt r. Baflbakan Erdo- an ve D fliflleri Bakan Davuto lu nun yapt aç klamalarla srail in bu sald r s n lanetleyen, yap lan n devlet eliyle ifllenmifl bir cinayet ve haydutlukla efl de er oldu unu ifade eden Türkiye, Tel Aviv yönetimini özür dilemeye, tazminat ödemeye ve Gazze ye uygulad ablukay sona erdirmeye ça rm fl, aksi takdirde Türkiye nin karfl tedbirlere baflvuraca n ilan etmifltir. srail in Türkiye nin taleplerini yerine getirmeyece i, olay soruflturmakla görevli Palmer Komisyonunun 2 Eylül 2011 tarihinde yay mlanan raporundaki srail i koruyan ifadelerden anlafl l nca, Ankara srail e karfl befl maddelik bir eylem plan aç klam flt r. Bu çerçevede; srail ile iliflkiler ikinci kâtip düzeyine indirilirken, askerî anlaflmalar n ask ya al nmas, Türkiye nin Do u Akdeniz de seyrüsefer serbestisi için önlem almas, Gazze ablukas n n kald r lmas için konunun Uluslararas Adalet Divan na götürülmesi ve olay n Türk ve yabanc tüm ma durlar n n mahkemelerdeki hak arama giriflimlerine destek verilmesi kararlaflt r lm flt r (Sabah, 2 Eylül 2011). Resim 7.11 Mavi Marmara flehitlerini anma töreni Kaynak: Todays Zaman, 24 Ocak li y llarda Türk- srail iliflkilerinde yaflanan sorunlar nelerdir? 6 Bu geliflmelerle birlikte Türkiye- srail iliflkileri srail devletinin kurulmas ndan beri en kötü dönemlerinden birini yaflamaya bafllam flt r. Ancak Türkiye nin bu dönemde bile srail ile iliflkilerini tamamen kesmemesi ve ikinci kâtip düzeyinde de olsa iliflkileri devam ettirmesi, srail ile bu dönemde yaflanan sorunlar n bu ülkedeki afl r sa c hükûmetin sald rganl kta s n r tan mayan politikalar ndan kaynaklan- d n, Ankara n n asl nda, bölgedeki birçok ülkeden farkl olarak, bar fla istekli bir srail ile iyi iliflkiler kurmaya haz r oldu unun göstergesiydi. Bu ayn zamanda Türkiye nin kendi gücünün s n rlar n n bilincinde olan ve ABD nin bölgedeki etkinli- ini de hesaba katan rasyonel politikalar n n bir gere iydi. srail in bu afl r sald rgan politikas na Ankara n n daha sert tepkiler verebilmesi ya da Türkiye nin cayd - r c gücüyle srail gibi ülkeleri bu türden sald rgan politikalardan AMAÇLARIMIZ uzak tutabilmesi için önce ekonomik ve askerî aç dan kapasitesini çok daha art rm fl bir ülke olmas gerekti i AMAÇLARIMIZ aç kt r. K T A P K T A P TELEV ZYON TELEV ZYON NTERNET NTERNET

226 220 Orta Do uda Siyaset Özet A MAÇ 1 A MAÇ 2 Türkiye nin Orta Do u Politikas n belirleyen faktörleri kavrayabilmek Türkiye nin ran politikas n n flekillenmesinde farkl dönemlerde farkl faktörlerin öne ç kt görülmüfltür. ran da 1979 y l nda gerçekleflen slam Devrimi nin ard ndan bu ülkenin siyasal slam a dayal politikalar gelifltirmesi ve buna karfl l k Türkiye nin 1990 l y llarda kat seküler politikalar izlemesi nedeniyle 1980 li ve 1990 l y llarda ideolojik faktörler iki ülke iliflkilerinin flekillenmesinde belirleyici olmufltur. Buna karfl l k 2000 li y llarda ideolojik faktörlerin geri planda kald ve buna karfl l k ekonomik ifl birli inin getirece i faydalar n daha öne ç kt görülmüfltür. kinci Dünya Savafl sonras nda Türkiye nin ran politikas n n oluflumunda sürekli etkili olan bir unsur ise ABD nin talepleridir. Türkiye baz dönemlerde ABD den gelen bask lara karfl duramazken baz dönemlerde bu bask lar karfl s nda direnmifl ve kendi ç karlar do rultusunda politikalar izlemifltir. Türkiye nin ran politikas n n geliflimi hakk nda bilgi sahibi olmak Türkiye nin ran politikas genel olarak çat flmaya dönüflmeyen bir gerginlik içerisinde geçmifl, iki ülke aras nda karfl l kl güven e dayal bir ifl birli i iliflkisi gelifltirilebildi i dönemler çok az olmufltur. Cumhuriyet in ilk döneminde ran ile yaflanan, isyanc lar n s n r ihlalleri sorunu A r Da civar nda stratejik bir bölgenin Türkiye ye kat lmas n öngören 1932 ve 1937 Anlaflmalar yla çözülmüfltür. So uk Savafl döneminde iki ülke de Bat l ülkelerin müttefikleri olarak, ABD nin Sovyetler Birli- i ni çevreleme politikas n n bir arac olan Ba dat Pakt /CENTO içerisinde yer alm fl, Türkiye nin, fiah dönemi boyunca, Muhammed Musadd k n baflbakan oldu u kesit d fl nda ran ile iliflkilerinde önemli sorunlar yaflanmam fl ancak iki ülke gerek ekonomik gerekse siyasi alanda iliflkilerini gelifltirme yönünde ad mlar da atamam flt r. ran-irak Savafl n n yafland 1980 li y llarda tarafs zl n ilan edip buna uygun politikalar izleyen Türkiye, bölgedeki birçok di er Müslüman ülke gibi ran n devrimden sonraki ilk dönemde izledi i rejim ihrac politikas ndan rahats z olmufltur. Bu dönemde ve 1990 l y llarda Amerikan yönetiminin, ran a karfl uygulad yaln zlaflt rma politikas ayak uydurmas konusunda Türkiye ye de uygulad bask lar ran la iliflkilerde sorunlar n çok fazla öne ç kmas nda etkili olmufltur. Özellikle, ran ve di- er komflularla iliflkilerde çat flman n yerine ifl birli inin hakim olmas yoluyla bu ülkelerle ticaretin art r lmas yönünde politikalar gelifltiren Turgut Özal n ölümünün ard ndan ran la yaflanan sorunlar artm flt r larda ran n, Türkiye de A MAÇ 3 A MAÇ 4 yaflanan baz suikastlarda parma oldu u, PKK ye destek verdi i ve Türkiye de rejimi de ifltirmeye çal flt iddialar yla suçlanmas ve Tahran n da buna benzer ithamlarla karfl l k vermesi üzerine iki ülke aras nda silahl çat flma riski söz konusu olmufltur li y llarda ran ile yaflanan sorunlar komflularla s f r sorun politikas n n bir sonucu olarak h zl bir flekilde ortadan kald r lm fl ve ABD nin aksi yöndeki çabalar na ra men, iki ülke aras nda ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlar nda güven olgusuna dayal bir iliflki kurulmufltur. Arap Devrimleri çerçevesinde yaflanan baz görüfl ayr l klar ve Türkiye nin ABD den gelen yo un bask lar sonucunda topraklar na NATO savunma konsepti çerçevesinde erken uyar radar sistemi yerlefltirmesi nedeniyle 2011 den beri bu güven iliflkisi biraz zedelense de her iki ülke de aralar ndaki sorunlar büyütmeden, özellikle ekonomik alandaki ifl birli ine devam etmektedirler. Türkiye nin son dönem Orta Do u politikas n farkl k lan özellikleri aç klayabilmek Türkiye nin son dönemde Orta Do u politikas nda en fazla göze çarpan unsurlardan birisi, Ankara n n aktif bir flekilde Orta Do u sorunlar yla ilgilenmesi, bu sorunlar n çözümü konusunda ara bulucu ya da kolaylaflt r c roller üstlenerek katk - da bulunmaya çal flmas d r. Eskiden oldu u gibi sorunlardan mümkün oldu unca uzak durmak ve Bat l ülkelerin Orta Do u politikalar na paralel bir çizgi izlemeye dayal anlay fl n terk edildi i ve Türkiye ye de çok zarar verme potansiyeli bulunan problemlerin silahl çat flamaya dönüflmeden diyalog yoluyla çözülmesine destek verilmesi çabas söz konusudur. Orta Do ulu komflular yla aras ndaki sorunlar iyice azaltmak suretiyle bu ülkelerle ifl birli ini öne ç karmak isteyen Türkiye, bu flekilde Orta Do u nun, bütün taraflar n kazanç sa layaca bir bar fl havzas na çevrilmesine çal flmaktad r. Türkiye nin son dönemde Orta Do u ülkeleriyle artan ticareti ve bu ülke halklar nezdinde artan prestiji bölgeye verilen önemi göstermektedir. Türkiye nin Irak politikas n n genel geliflimi hakk nda bilgi sahibi olmak Türkiye nin Irak politikas genel olarak, bölge d - fl aktörlerin gerek Irak gerekse Türkiye nin Orta Do u politikalar üzerindeki etkileri alt nda flekillenmifltir ye kadar ngiltere nin vesayet yönetimi alt nda kalan Irak ile Musul sorunu, ngiltere nin Milletler Cemiyetindeki a rl n kullanmas sonucu Türkiye nin aleyhine olacak flekilde çözülmüfltür. So uk Savafl n ilk y llar nda Bat Bloku na yak n olan Türkiye ve Irak ABD taraf ndan desteklen Ba dat Pakt çat s alt nda s k güvenlik

227 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar 221 A MAÇ 5 iliflkilerine sahip olmufllar, Irak ta yaflanan 1958 Darbesi sonras nda bu ülkenin Sovyetler Birli i ne yanaflmas yla birlikte bu güvenlik ifl birli i yerini rekabet ve sürekli gerginli e b rakm flt r. Ancak iki ülke s n r bölgelerinde yaflayan Kürtlerin zaman zaman ç karm fl olduklar isyanlarda s n r n karfl taraf n üs olarak kullanmalar Ankara ve Ba dat ifl birli ine zorlad için bu gerginlik s - cak çat flmaya dönüflmemifltir li y llarda iki ülkenin güvenli ine karfl terörist eylemlerde bulunan gruplara karfl birbirlerine s cak takip imkân tan yan Türkiye ve Irak, 1990 l y llarda daha sorunlu iliflkilere sahip olmufllard r Savafl sonras nda ABD önderli inde oluflturulan Çekiç Güç ün denetleyici faaliyetleri sonucunda, Irak merkezî hükûmeti ülkenin kuzeyindeki hâkimiyetini yitirmifl, bu da bölgede fiilî bir Kürt devleti oluflumuna yol açm flt r. Ba dat n etkinli ini kaybetmesi sonucu oluflan otorite bofllu undan yararlanarak bölgedeki varl n iyice art ran aktörlerden biri de PKK olmufltur. Türkiye nin bölgedeki Kürt gruplara karfl izlemifl oldu u yanl fl politikalar Mesut Barzani ve Celal Talabani önderli- indeki bu gruplar n PKK yi desteklemelerine yol açm flt r li y llarda Türkiye nin yanl fl politikalar ndan vazgeçip Bölgesel Kürt Yönetimi ni muhatap kabul etmesi ve terör sorununa karfl ifl birli i imkânlar n araflt rmas üzerine Barzani liderli indeki bu yönetimle daha sa l kl iliflkiler gelifltirilmifltir. Bunun PKK ile mücadeleye ve ekonomik iliflkilere olumlu yans malar olmufltur. A MAÇ 6 Türkiye nin Suriye politikas nda yaflanan de iflimi aç klayabilmek Suriye nin Frans z vesayeti alt nda kald dönemde Sancak/Hatay meselesi yüzünden, So uk Savafl döneminin çok büyük bölümünde ise bu ülkenin Sovyetler Birli i ne yak n olmas ndan dolay genel olarak çok sorunlu olan Türkiye-Suriye iliflkilerinde 1998 den beri önemli de iflimler yaflanm flt r y l nda da lan Sovyetler Birli- i nin deste ini kaybetmesine ra men PKK y desteklemeye devam eden Suriye, ABD ve srail in de deste ini arkas na alan Türkiye nin 1998 Ekim ay nda yapt askerî müdahale tehdidinin ciddi oldu unu görünce geri ad m atarak Ankara ile Adana Mutabakat n imzalam flt. Bu belgede kararlaflt r lan hükümler do rultusunda Öcalan ülkeden ç kararak PKK ye deste ini sona erdiren fiam yönetimi ile Ankara aras na iliflkiler düzelme e ilimine girmifl, özellikle 2000 y l nda babas n n ölümü üzerine Suriye devlet baflkan olan Beflar Esad döneminde ifl birli i artmaya bafllam flt r sonunda iktidara gelen AK Partinin, komflu ülkelerle sorunlar diyalog yoluyla çözüp, bütün taraflara fayda sa layacak ifl birli i eksenli iliflkiler gelifltirme anlay fl na dayal politikalar sayesinde Suriye ile iliflkilerde büyük bir dönüflüm yaflanm flt r. Bu çerçevede, k sa bir süre önce savafl n efli ine gelinen Suriye ile 16 Eylül 2009 tarihinde Yüksek Düzeyli Stratejik flbirli i Konseyi Anlaflmas imzalanm fl ve bu anlaflma kapsam nda ortak kabine toplant lar yap lmaya bafllanm flt r. Ancak bu büyük dönüflümün ard ndan, Arap Devrimleri çerçevesinde geliflen isyan dalgas n n Suriye yi de sarmas sonucunda yeni bir dönüflüm daha söz konusu olmufl, bu defa fiam yönetimiyle iliflkiler tamamen bozulmufltur. Esad yönetiminin, Türkiye nin aksi yöndeki bütün telkinlerine ra men, halk n n özgürlük ve demokrasi taleplerini silah yoluyla bast rmaya yönelmesi, Türkiye nin fiam la iliflkilerinin kopar p muhaliflere destek vermesine yol açm flt r. Türkiye nin srail-filistin sorununa iliflkin politikas n kavrayabilmek Türkiye nin srail-filistin sorunu konusundaki politikas, ABD ile iliflkilerinin durumuna paralel olarak önemli dönemsel farkl l klar gösteren bir seyir izlemifltir y l nda BM Genel Kurulundaki, Filistin topraklar n n srail ve Filistin devletleri oluflturulacak flekilde bölünmesini öngören tasar ya ret oyu vererek Arap ülkeleriyle birlikte hareket eden Türkiye, 1949 y l nda srail devletini tan yan ilk Müslüman ülke olarak Araplar k zd rm flt r Süveyfl Savafl sonras nda srail ile diplomatik iliflkilerini maslahatgüzar seviyesine, 1980 y - l nda srail in Do u Kudüs ü ilhak edip Kudüs ün tamam n baflkent ilan etmesi sonras nda ise ikinci kâtip seviyesine indirirken bile ABD nin Orta Do u daki en önemli müttefiki srail ile aras nda düflmanca bir iliflki oluflmamas na dikkat etmifltir. Arap ülkelerinin önemli bölümünün srarlar na ra men srail ile diplomatik iliflkilerini tamamen kesmemeye özen gösteren Türkiye, ABD etkisinin çok hissedildi i 1990 l y llar n ikinci yar s nda srail ile imzalad çok say da askerî ifl birli i anlaflmas yla bu ülkeyle iliflkilerini stratejik ortakl k seviyesine yükseltmifltir. Ancak bu s k ifl birli i uzun sürmemifl, srail in Filistin ve bölgedeki Arap ülkelerini hedef alan sald r lar n n iyice artt 2000 li y llarda Türkiye- srail iliflkileri yeniden gerginlikler yaflam flt r sonunda Türkiye de iktidara gelen AK Partinin, ülke içerisinde demokrasiyi güçlendirip siyasi istikrar art rmak suretiyle ABD nin Türk iç ve d fl politikas ndaki etkisini azaltmas n n ard ndan, srail in sald rgan politikalar na yönelik tepkisini iyice sertlefltirdi i görülmüfltür sonundaki Gazze sald r lar nda srail in yapt katliamlara sessiz kalmayan Baflbakan Erdo an n Davos toplant s nda srail Cumhurbaflkan fiimon Perez e yönelik a r suçlamalar yla gerginleflen Türkiye- srail iliflkileri 2010 y l nda yaflanan alçak koltuk krizi ve Mavi Marmara Sald r s ile iyice bozulmufltur.

228 222 Orta Do uda Siyaset Kendimizi S nayal m 1. Türkiye- ran iliflkileri konusunda afla daki ifadelerden hangisi do rudur? a. Türkiye, ran da gerçekleflen 1979 slam Devrimi nin ard ndan bu ülke s n r na asker y arak, ABD yi birlikte ran a karfl müdahaleye ça rm flt r. b. Türkiye, 1953 te ran petrollerini millilefltiren Musadd k a karfl ABD ve ngiltere taraf ndan organize edilen darbeye karfl ç km flt r. c lerdeki ran-irak Savafl s ras nda Türkiye Irak desteklemifltir. d. ran nükleer sorununun çözümü konusunda 2010 y l nda Türkiye- ran-brezilya aras nda Tahran Anlaflmas imzalanm flt r. e. Türkiye ve ran, Suriye de yaflanan halk ayaklanmalar konusunda ortak politika izlemektedirler. 2. I. Türkiye, ran nükleer sorunu konusunda ABD ye yak n bir politika izlemektedir. II. PKK sorunu Türkiye- ran iliflkilerinin flekillenmesinde sürekli olumsuz rol oynam flt r. III. Türkiye, ABD den gelen bask lara ra men 2000 li y llarda ran ile ekonomik iliflkilerini gelifltirmifltir. Yukar daki ifadelerden hangileri Türkiye nin ran politikas konusunda do ruyu yans tmaktad r? a. I ve II b. I ve III c. II ve III d. Yaln z III e. Yaln z II 3. Irak n kuzeyinde fiili bir Kürt devletinin oluflumunda en fazla hangisinin etkisi olmufltur? a. Türkiye nin s n r ötesi operasyonlar b. Çekiç Güç/Keflif Güç c. Füze Kalkan Projesi d. PKK n n faaliyetleri e. Suriye nin deste i 4. I. Musul ve Kerkük ün Türkiye ye kat lmas II. Irak n toprak bütünlü ünün korunmas III. PKK n n Kuzey Irak tan ç kar lmas Yukar dakilerden hangileri Türkiye nin son dönem Irak politikas n n amaçlar aras nda yer al r? a. I ve II b. I ve III c. II ve III d. Yaln z III e. Yaln z II 5. Hangisi Türkiye-Irak iliflkileri konusunda yanl flt r? a. Türkiye, 2003 y l nda ABD nin Irak a yönelik sald r s na destek vermifl ve Türk topraklar n kullanmas na müsaade etmifltir. b. PKK n n Irak n kuzeyini kullanmas iki ülke iliflkilerinin geliflmesini engellemifltir. c. Türkiye 1926 tarihli Ankara Anlaflmas ile Musul vilayetinin Irak topra oldu unu kabul etmifltir. d. Türkiye, Irak n 1990 y l nda Kuveyt i iflgalinden k sa bir süre sonra Kerkük-Yumurtal k Petrol Boru Hatt n kapatm flt r. e. Türkiye, Irak konusunda fiii-sünni ayr l n n çat flmaya dönüflmemesine çal flan bir politika izlemektedir. 6. Hangisi Türkiye nin Suriye ve Irak la yaflad su sorunu konusundaki temel tezini yans t r? a. Taksim b. Tahsis c. Tanzim d. Tahkim e. Paylafl m 7. Hangisi Türkiye-Suriye iliflkilerinde gerginli e son verip olumlu bir dönemin kap s n açm flt r? a Ekonomik flbirli i Protokolü b Hatay Anlaflmas c fiam Anlaflmas d Adana Mutabakat e Güvenlik Anlaflmas

229 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar 223 Kendimizi S nayal m Yan t Anahtar 8. I Protokolü ile Türkiye F rat Nehri nden Suriye s n r ndan saniyede 500 metreküp su b rakmay taahhüt etmifltir. II. Suriye 2000 li y llar boyunca PKK ya deste ini sürdürmüfltür. III y l ndan beri Türkiye ile Suriye aras nda Yüksek Düzeyli Stratejik flbirli i Konseyi toplant lar yap lmaktad r. Türkiye-Suriye iliflkileri konusunda hangileri do rudur? a. I ve II b. I ve III c. II ve III d. Yaln z III e. Yaln z I 9. Türkiye- srail iliflkileri konusunda hangisi yanl flt r? a da diplomatik iliflkiler maslahatgüzar düzeyine indirilmifltir. b y l nda iliflkiler ikinci kâtip düzeyine indirilmifltir. c y l nda Türkiye Tel Aviv deki temsilcili ini büyükelçi düzeyine ç karm flt r. d y l nda iki ülke aras nda Askeri flbirli i Çerçeve Anlaflmas imzalanm flt r. e y l nda Türkiye srail ile diplomatik iliflkileri kesmifltir. 10. I. srail in resmen özür dilemesi II. srail in Bat fieria daki askerlerini çekmesi II. srail in Gazze ye yönelik ablukas na son vermesi Yukar dakilerden hangileri Mavi Marmara Sald r s sonras nda Türkiye nin srail den talepleri aras nda yer al r? a. I ve II b. I ve III c. Yaln z I d. Yaln z II e. Yaln z III 1. d Yan t n z yanl fl ise Türkiye nin ran Politikas konusunu yeniden gözden geçiriniz. 2. d Yan t n z yanl fl ise Türkiye nin ran Politikas konusunu yeniden gözden geçiriniz. 3. b Yan t n z yanl fl ise Türkiye nin Irak Politikas konusunu yeniden gözden geçiriniz. 4. c Yan t n z yanl fl ise Türkiye nin Irak Politikas konusunu yeniden gözden geçiriniz. 5. a Yan t n z yanl fl ise Türkiye nin Irak Politikas konusunu yeniden gözden geçiriniz. 6. b Yan t n z yanl fl ise Türkiye nin Suriye Politikas konusunu yeniden gözden geçiriniz. 7. d Yan t n z yanl fl ise Türkiye nin Suriye Politikas konusunu yeniden gözden geçiriniz. 8. e Yan t n z yanl fl ise Türkiye nin Suriye Politikas konusunu yeniden gözden geçiriniz. 9. e Yan t n z yanl fl ise, Türkiye nin srail-filistin Politikas konusunu yeniden gözden geçiriniz. 10. b Yan t n z yanl fl ise, Türkiye nin srail-filistin Politikas konusunu yeniden gözden geçiriniz. S ra Sizde Yan t Anahtar S ra Sizde 1 Türkiye nin ran politikas n n flekillenmesinde etkili olan faktörler dönem dönem farkl l k göstermekle birlikte genel olarak, dinin her iki ülkede farkl yorumlanmas, ABD nin ran s k flt rmaya ve yaln zlaflt rmaya yönelik politikalar n n Türkiye üzerine yans malar ve karfl l kl ekonomik ba ml l n art r lmas yoluyla her iki ülkenin ç kar sa lad bir ifl birli i oluflturmak olarak say labilir. S ra Sizde 2 Türkiye de iç politikada slamc siyasetin güçlendi i 1990 l y llarda yaflanan Laik- slamc güç mücadelesine ran la iliflkilerin alet edilmesi, özellikle Erbakan n baflbakanl döneminde ran la gelifltirilmeye çal fl - lan iliflkilerin kat laik kesimlerce, Türkiye nin ran benzeri bir rejime sürüklenmek istenmesi fleklinde yorumlanmas bu dönemde iliflkilerin kötüleflmesinin nedenlerinden biridir. Ayn kesimlerin, Türkiye deki baz suikastlar n arkas nda ran oldu u yönündeki suçlamalar da bu kapsamda de erlendirilebilir. ran a karfl yapt r mlar n sertlefltiren ABD nin, Türkiye nin de bu do rultuda ran ile iliflkilerini s n rland r lmas

230 224 Orta Do uda Siyaset yönündeki bask lar bir baflka gerekçedir. Ankara n n ran PKK ye destek vermekle suçlamas ve Tahran n da Türkiye yi Halk n Mücahitleri Örgütünü desteklemekle itham etmesi de iliflkilerin güvenlik boyutuna zarar vermifltir. S ra Sizde 3 Birinci Dünya Savafl sonras nda Milletler Cemiyeti (MC) taraf ndan ngiltere nin vesayeti alt na verilen Irak ile Türkiye aras ndaki s n r n belirlenmesi sürecinde Musul vilayetinin hangi ülkeye ait olaca sorun olmufltu. Türkiye, Misak-Milli s n rlar içerisinde yer alan Musul un kendisine verilmesini isterken ngiltere, zengin petrol kaynaklar na sahip bu bölgeyi kendi kontrolü alt ndaki Irak s n rlar içerisinde tutmak istiyordu. Lozan da yap - lan görüflmelerde uzlaflma sa lanamamas üzerine, sorunun ikili görüflmelerle çözülmesi, olmazsa Milletler Cemiyeti taraf ndan karara ba lanmas fleklindeki ngiltere önerisi Türkiye taraf ndan kabul edilmiflti. MC deki a rl n kullanarak sorunu istedi i gibi çözmek isteyen ngiltere nin ikili görüflmelerdeki kat tutumu yüzünden konu MC ye getirilmifl ve MC Konseyinin verdi- i kararla Musul Irak a ba lanm flt r. O dönemde ngiltere ile silahl bir çat flmay göze alamayan Türkiye, 1926 y l nda bu ülkeyle imzalad Ankara Anlaflmas yla bu karar kabul etmifltir. S ra Sizde 4 Irak politikas nda temel hedefleri, bu ülkenin toprak bütünlü ünün korunmas ve Kuzey Irak ta PKK nin üslenmesinin önlenmesi olan Türkiye nin 1990 l y llarda izledi i politika bu amaçlara hizmet etmeyen sonuçlar do urmufltur Savafl sonras nda isyan eden Kürtlerin Saddam Hüseyin güçleri taraf ndan yenilgiye u rat lmalar n n ard ndan yeni bir Halepçe Katliam yaflanmas ndan endifle ederek Türkiye ve ran s n r na y lmalar Türkiye yi ABD ile birlikte hareket ederek Irak n kuzeyinde oluflturulan güvenli bölge ve uçufla yasak bölge nin denetimi için bir uluslararas güç oluflturmaya itmiflti. Operation Provide Comfort ad n tafl yan ve 2003 y l nda Saddam Hüseyin in devrilmesine kadar ncirlik merkezli olarak görev yapan bu güce ba l uçaklar n Irak merkezî hükûmetinin, ülkenin kuzeyinde hâkim olmas n engelleyen denetim faaliyeti bölgede fiili bir Kürt devletinin oluflmas ve PKK n n bölgedeki etkinli ini art rmas sonucunu do urmufltur. S ra Sizde 5 Cumhuriyet in kuruluflundan beri Türkiye nin Suriye ile iliflkileri genel olarak olumsuz bir seyir izlemifl, iki ülke aras nda ciddi sorunlar yaflanm flt r. Cumhuriyetin ilk döneminde gündeme gelen Sancak/Hatay sorununun Türkiye lehine çözülmesi sonras nda Suriye nin bu bölgenin kendisine ait oldu u yönündeki iddialar uzun süre devam etmifltir. ki ülke aras ndaki bir baflka sorun F rat, Dicle ve Asi nehri sular n n paylafl m konusunda yaflanm flt r. Özellikle Türkiye nin F rat nehri üzerindeki baraj ve sulama projelerinden olumsuz etkilenen Suriye nin, Ankara y su emperyalizmi yapmakla suçlamas söz konusu olmufltur. Hatay ve Suriye konular nda Ankara dan istedi ini alamayan Suriye nin, Türkiye ye zarar vermek ve talepleri karfl s nda tavize zorlamak için PKK yi desteklemesi uzun y llar boyunca iki ülke aras ndaki en büyük sorunu oluflturmufltur. Son olarak, Arap Devrimleri s ras nda iki ülke politikalar n n ayr flmas ve Türkiye nin Suriye deki muhalifleri desteklemesi yeni bir sorun olarak ortaya ç km flt r. S ra Sizde sonunda srail in Gazze sald r s s ras nda yapt büyük katliamlara kadar bu ülkeyle iliflkilerinde elefltirel ifl birli i olarak adland r labilecek bir politika izleyen Türkiye, bir yandan srail ile ekonomik, askerî ve siyasi alanlarda ifl birli i yaparken di er yandan da srail in sald rgan politikas na elefltiriler yöneltmekte ve bu ülkenin rahats zl k duyabilece i ad mlar atmaktayd. Bu elefltiri ve rahats zl k uyand ran giriflimler çerçevesinde, srail in 2004 y l nda Hamas liderleri Ahmed Yasin ve Abdülaziz el-rantisi yi öldürmesi sonras nda Baflbakan Erdo an n bu ülkeyi devlet terörü uygulamakla suçlamas, 2006 y l nda Filistin de yap lan seçimleri kazanan ve srail in meflruiyetini reddeden Hamas lideri Halid Meflal in Ankara ya davet edilmesi, 2006 y l ndaki srail in Gazze ve Lübnan sald r lar na tepki olarak srail i suçlayan aç klamalar n yap lmas ve bu ülkeye su sat lmas na iliflkin Manavgat Projesi nin iptal edilmesi örnek olarak gösterilebilir dan itibaren ise Davos Krizi s ras nda iyice sertleflen Türkiye nin srail politikas, önce bu ülkeyle askerî ifl birli inin ask ya al nmas, ard ndan da 2010 y l nda yaflanan srail in Mavi Marmara Sald r s sonras nda diplomatik iliflkilerin ikinci kâtip düzeyine indirilmesine kadar varm flt r.

231 7. Ünite - Türkiye nin Orta Do u Politikalar 225 Yararlan lan Kaynaklar Akdevelio lu, Atay - Kürkçüo lu, Ömer. (2001), ran la liflkiler, Türk D fl Politikas. Cilt-I, Bask n Oran (edit.), stanbul: letiflim Yay nlar, içinde ss Akdevelio lu, Atay - Kürkçüo lu, Ömer. (2001), Orta Do u yla liflkiler, Türk D fl Politikas. Cilt-I, Bask n Oran (edit.), stanbul: letiflim Yay nlar, içinde ss Ar, Tayyar. (2008), Geçmiflten Günümüze Orta Do- u, Bursa: MKM Yay nc l k. Ba c, Hüseyin. (1990), Demokrat Parti Dönemi D fl Politikas, Ankara: mge Kitabevi. Balc, Ali. (2010), srail Sorunu: Orta Do u nun Gordion Dü ümü, Dünya Çat flmalar. Cilt-I, Kemal nat-burhanettin Duran-Muhittin Ataman (edits.), Ankara: Nobel Yay nlar, içinde ss Balc, Ali. (2012), Foreign Policy as Politicking in the Sarikiz Coup Plot: Cyprus between the Coup Plotters and the AKP, Middle East Critique, Volume 21, Issue 2, Balc, Ali-Kardafl, Tuncay. (2012), The Changing Dynamics of Turkey s Relations with Israel: An Analysis of Securitization, Insight Turkey, April-June 2012, Volume 14, Number 2, pp Balc, Ali-Yefliltafl, Murat. (2006), Turkey s New Middle East Policy: The Case of the Meeting of the Foreign Ministers of Iraq s Neighboring Countries, Journal of South Asian and Middle Eastern Studies, Volume: XXIX, Issue: 4, Summer 2006, ss Dursuno lu, Alptekin. (2000), Stratejik ttifak. Türkiye- srail liflkilerinin Öyküsü, stanbul: Anka Yay nlar. Erhan, Ça r -Kürkçüo lu, Ömer. (2001), srail le liflkiler, Türk D fl Politikas. Cilt-I, Bask n Oran (edit.), stanbul: letiflim Yay nlar, içinde ss F rat, Melek-Kürkçüo lu, Ömer. (2001a), Arap Devletleriyle liflkiler, Türk D fl Politikas. Cilt-I, Bask n Oran (edit.), stanbul: letiflim Yay nlar, içinde ss F rat, Melek-Kürkçüo lu, Ömer. (2001b), Arap Devletleriyle liflkiler, Türk D fl Politikas. Cilt-II, Bask n Oran (edit.), stanbul: letiflim Yay nlar, içinde ss F rat, Melek-Kürkçüo lu, Ömer. (2001c), Sancak (Hatay) Sorunu, Türk D fl Politikas. Cilt-I, Bask n Oran (edit.), stanbul: letiflim Yay nlar, içinde ss Gönlübol, Mehmet-Sar, Cem. (1989), Y llar Aras nda Türk D fl Politikas, Olaylarla Türk D fl Politikas, Mehmet Gönlübol (edit.), Ankara: Alk m Kitabevi, ss nat, Kemal. (2000), Türkische Nahostpolitik am Anfang des 21. Jahrhunderts, Doktora Tezi, Siegen: Siegen Üniversitesi nat, Kemal. (2006), Türkiye nin Orta Do u Politikas 2005, Orta Do u Y ll 2005, Kemal nat-ali Balc, Ankara: Nobel Yay nlar, içinde ss nat, Kemal. (2008), Türkiye nin Orta Do u Politikas 2006, Orta Do u Y ll 2006, Kemal nat-muhittin Ataman (edits.), Ankara: Nobel Yay nlar, içinde ss nat, Kemal. (2009a), Türkiye nin ran Politikas 2007, Orta Do u Y ll 2007, Kemal nat-muhittin Ataman-Murat Yefliltafl (edits.), stanbul: Küre Yay nlar, içinde ss nat, Kemal. (2009b), Türkiye nin ran Politikas 2008, Orta Do u Y ll 2008, Kemal nat-muhittin Ataman-Burhanettin Duran (edits.), stanbul: Küre Yay nlar, içinde ss nat, Kemal. (2010), Irak: ABD ve Saddam Hüseyin flbirli i ile Gelen Y k m, Dünya Çat flmalar. Cilt- I, Kemal nat-burhanettin Duran-Muhittin Ataman (edits.), Ankara: Nobel Yay nlar, içinde ss nat, Kemal. (2011a), Türkiye nin ran Politikas 2009, Orta Do u Y ll 2009, Kemal nat-muhittin Ataman- Cenap Çakmak (edits.), stanbul: Küre Yay nlar, içinde ss nat, Kemal. (2011b), Türkiye nin ran Politikas 2010, Orta Do u Y ll 2010, Kemal nat-muhittin Ataman- smail Numan Telci (edits.), stanbul: Küre Yay nlar, içinde ss nat, Kemal-Duran, Burhanettin. (2005), AKP D fl Politikas : Teori ve Uygulama, Demokrasi Platformu, Y l 1, Say 4, Güz 2005, ss nat, Kemal-Telci, smail Numan. (2011a), Türkiye nin ran, srail/filistin ve Suriye Politikas 2009, Türk D fl Politikas Y ll 2009, Burhanettin Duran-Kemal nat-muhittin Ataman (edits.), Ankara: SETA Yay nlar, içinde ss nat, Kemal-Telci, smail Numan. (2011b), Türkiye nin ran, srail/filistin ve Suriye Politikas 2010, Türk D fl Politikas Y ll 2010, Burhanettin Duran-Kemal nat-mesut Özcan (edits.), Ankara: SETA Yay nlar, içinde ss

232 226 Orta Do uda Siyaset Kardafl, Tuncay. (2006), Türkiye- srail liflkilerinin Analiz Düzeyi Kapsam nda De erlendirilmesi: , Orta Do u Y ll 2005, Kemal nat-ali Balc, Ankara: Nobel Yay nlar, içinde ss Mifl, Nebi. (2009), Suriye 2007, Orta Do u Y ll 2007, Kemal nat-muhittin Ataman-Murat Yefliltafl (edits.), stanbul: Küre Yay nlar, içinde ss Mifl, Nebi. (2011), Suriye 2009, Orta Do u Y ll 2009, Kemal nat-muhittin Ataman- Cenap Çakmak (edits.), stanbul: Küre Yay nlar, içinde ss Olson, Robert. (2005), Türkiye- ran liflkileri , Ankara: Babil Yay nc l k. Özcan, Mesut. (2009), Irak 2008, Orta Do u Y ll 2008, Kemal nat-muhittin Ataman-Burhanettin Duran (edits.), stanbul: Küre Yay nlar, içinde ss Steinbach, Udo. (1996), Die Türkei im 20. Jahrhundert, Bergisch Gladbach: Bastei Lübbe Verlag. Stratejik Düflünce Enstitüsü. (2011), Türkiye- srail liflkileri, stanbul. Türkmen, lter. (2010), Türkiye Cumhuriyeti nin Orta Do u Politikas, stanbul: Bilgesam Davuto lu dan srail Aç klamas, Sabah, 2 Eylül Suriye ye Beklenen Yapt r mlar Aç kland, Sürpriz Yok, Zaman, 30 Kas m 2011.

233

234 8ORTA DO UDA S YASET Amaçlar m z Bu üniteyi tamamlad ktan sonra; Orta Do u güç dengesindeki temel parametreleri aç klayabilecek, Büyük Güçlerin Orta Do u da egemen olmak istemelerinin ard ndaki sebepleri s ralayabilecek, Bölgeye en uzak ülke olan ABD nin Orta Do u daki ç karlar n tart flabilecek, Rusya n n bölge ülkeleri ile olan iliflkilerini aç klayabileceksiniz. Anahtar Kavramlar Orta Do u ABD Rusya Büyük Güçler ngiltere çindekiler Orta Do uda Siyaset Küresel Güçlerin Orta Do u Politikas : Mücadelenin Diplomatik ve Stratejik Boyutlar G R fi NG LTERE N N ORTA DO U POL T KASI ÇARLIK RUSYASI VE ORTA DO U SSCB N N ORTA DO U POL T KASI SSCB SONRASI RUSYA NIN ORTA DO U POL T KASI RUSYA- RAN L fik LER RUSYA- SRA L L fik LER ARAP BAHARI NIN RUSYA-SUR YE L fik LER NE ETK LER AMER KA B RLEfi K DEVLETLER N N ORTA DO U POL T KALARI SO UK SAVAfi SONRASINDA ABD N N ORTA DO U DA HEGEMON K GÜÇ POL T KALARININ GELECE NDEK BEL RS ZL KLER

235 Küresel Güçlerin Orta Do u Politikas : Mücadelenin Diplomatik ve Stratejik Boyutlar G R fi Orta Do u bölgesi, sahip oldu u do al kaynaklar, jeopolitik ve sosyokültürel de- erleri dikkate al nd nda tüm insanl k tarihî boyunca büyük güçlerin küresel mücadelelerinin odak noktas n teflkil etmifltir. Orta Do u politikalar doktrinde Bat l oryantalistler ve d fl politika uzmanlar taraf ndan, genel olarak kültürel, etnik ve dinsel farkl l klar n alg lanmas ve Bat modernizasyonu, demokrasi prensip ve kurumlar n n iflleyifl modellerindeki k yaslamalar esas alan yaklafl mlar içinde yorumlanm flt r. Söz konusu bak fl aç s, uygulamada Orta Do u toplumlar n n petrol rezervlerine sahip olmalar na ra men, Sanayi Devrimi ve teknolojik kalk nma yolunda baflar l olamad klar, öte yandan toplumsal düzen içinde ise Bat demokratik kurumlar na olumlu yönde ayak uyduramad klar gerekçesi ile elefltirilmifltir. Buna karfl n, petrolün Bat l toplumlar n endüstriyel kalk nmalar, ticari ürünlerin pazarlara ulaflt r lmas ve modernleflmesinde müspet rol oynad ileri sürülmüfltür. (Speiser, 1953:133). Avrupa ile Arap Orta Do u su aras ndaki iliflki XIX. yüzy lda ciddi biçimde de iflmifltir. Orta Do u halklar n n yeni koflullara uyum sa lama çabas, yerel ekonomilerle toplumlar nda köklü de ifliklikleri beraberinde getirmifltir. (Rafeq, 2011:53) Ancak, dönemin siyasal retorikleri çerçevesinde petrol kaynaklar n n Osmanl Devleti egemenli i alt nda olmas, Büyük Güçlerin Orta Do u siyasetini de ifltirmek için statükonun farkl laflt r lmas yolundaki politikalar n ön plana ç karm flt r. Nitekim Fransa- ngiltere aras nda, gizlice yap lan ve Osmanl Devleti topraklar n n paylafl lmas n hedefleyen tarihî Sykes-Picot Antlaflmas ve Belfaour Deklarasyonunun, Orta Do u nun önemli geliflmelerinden birisi oldu unu belirtmek gereklidir. Gerçekten de emperyal politikalar n merkezi hâline gelmesinde I. Dünya Savafl sonunda Orta Do u da Osmanl yönetiminin tasfiyesi ile birlikte, bölge dönemin Büyük Güçleri konumundaki ngiltere ile Fransa aras nda pay edilmifltir. Bu bölüflüm denklemine yak ndan bak ld nda ise M s r ve Basra Körfezi ülkelerinde denetimi daha önceden tesis eden ngiltere nin savafl n ard ndan Ürdün, Irak ve Filistin de manda yönetimleri kurdu u görülmektedir. Fransa ise Tunus, Cezayir ve Fas n d fl nda Lübnan ve Suriye yi ele geçirmifltir. Nitekim ngiltere ve Fransa, Orta Do u bölgesinde Osmanl mparatorlu u nun tasfiyesinde I. Dünya Savafl esnas nda Arap ve Yahudi milliyetçili ini desteklemifllerdir. (Said, 1973:35) Nihayetinde, Büyük Güçler, I. Dünya Savafl sonras nda, Osmanl miras ndan kalan, Orta Do u ve Kuzey Afrika n n büyük bölümünü sömürgelefltirmifltir.

236 230 Orta Do uda Siyaset NG LTERE N N ORTA DO U POL T KASI ngiltere, sahip oldu u sömürge imparatorlu u için en yak n ve ciddi tehlike olarak endüstriyel gücü sergileyen Almanya n n Londra n n ç karlar na ayk r revizyonist politikalar güdebilecek aktör oldu una kanaat getirmifltir. Almanya n n Pan Germanist politikalar n Orta Avrupa da giderek artan ideolojik etkisi, Berlin in alabilece i pozisyonlar hakk ndaki de erlendirmelerde öne ç kan belirsizlik boyutu, ngiliz askerî ve siyasal elitinin güvenlik endiflelerini derinlefltirmifltir. ngiltere, Almanya n n Avrupa Ahengine flekil veren klasik Büyük Güçler dengesindeki gidiflat dikkatle mercek alt na alm flt r. XX. yüzy l n bafl nda Büyük Güçler aras ndaki mücadelede, ngiltere nin Osmanl Devleti ve O nun müttefiki konumundaki Almanya y etkisiz k larak, Mezopotamya bölgesinde Çarl k Rusya s n n nüfuzunun önlenmesi yolunda bir temel diplomatik çizgi izledi i söylenebilir. Osmanl Devleti ne karfl ngiltere, M s r, Suudi Arabistan, Irak ve Körfez ülkeleri üzerinde kurmay planlad yeni düzende Fransa ile k smen Suriye ve Lübnan üzerinde bir ortakl k ittifak n benimsemifltir. ngiltere, Orta Do u bölgesindeki hayati ç karlar n gözeterek Osmanl -Rus Savafl ndan yenik ç kmas üzerine Avrupa dengesinin Rusya lehine bozulmas n önlemek maksad ile SIRA takip S ZDE etti i geleneksel Türkiye ye destek politikas n 1878 Berlin Kongresi sonras nda de ifltirmifltir. ngiltere, Balkanlarda Slav milliyetçili ini harekete geçirmek sureti ile bu halklar n ayaklanmalar n ve ba ms zl k hareketlerine destek sa lam flt r. Londra, 1829 da Yunanistan n ba ms zl n kazan lmas ile ba l kalmay p AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ Balkan Savafllar esnas nda Yunanistan a askerî ve siyasi yard m temin etmifltir. Ayr ca, Türk deniz gücünü zay flatmak maksad ile paras ödenmesine ra men Sultan K T A P Reflat ve Sultan K TOsman A P ad verilen iki dretnot s n f savafl gemisine ambargo uygulayarak, Ege Denizi nde üstünlü ün Yunanistan a geçmesini sa lam flt r. Nihayet, Londra son tahlilde Yunan Ordusu nun mutlak yenilgisi ile sonuçlanan 1919 Anadolu iflgaline TELEV ZYON destek temin TELEV ZYON etmifltir. Harita 8.1 NTERNET Ba dat Demir yolu Projesi NTERNET Kaynak:

237 8. Ünite - Küresel Güçlerin Orta Do u Politikas : Mücadelenin Diplomatik ve Stratejik Boyutlar 231 ngiltere nin Orta Do u da I. Dünya Savafl öncesi haz rlanan ve Sovyet Devrimi sonras nda Lenin taraf ndan aç klanan Anadolu gizli paylafl m planlar nda Rusya ile Bo azlar n kontrolü esasa ba lanm flt r. Bu do rultuda, Kafkaslar bölgesinde Osmanl Ordusuna karfl Ermeni ayaklanmas desteklenmifltir. ngiltere, Türkiye ile Rusya aras na bir set çekmek için Amerika himayesinde bir Ermenistan devleti kurmak istemifltir. (Kürkçüo lu, 1978:65) ngiltere, Osmanl mparatorlu u nun Çarl k Rusya s karfl s nda toprak bütünlü ünün muhafazas nda destek verilmesini öngören politikas nda 1907 y l nda de iflikli e gitmifltir. Almanya n n Ba dat Demiryolu projesi ile Orta Do u petrollerine hakim olabilece i düflüncesi, Rusya ile ittifak edilmesi fikrini ön plana ç karm flt r. (Shwadran, 1958:7). ngiltere, bu noktada, Almanya n n Osmanl devleti ile yak nlaflmas, askerî ve ekonomik yard mlar n art rmas n ve Ba dat demir yolu projesi ile bölgedeki Arap devletleri üzerindeki nüfuz alan n n güçlendirmesini çok ciddi bir tehdit olarak tan mlam flt r. (Reinsch, 1910). ngiltere, Almanya n n deniz gücündeki bu giriflimini Orta Do u da kesintiye u ratabilmek için Fransa ile ittifak ederek bloke etmenin ç karlar na uygun olaca- na karar vermifltir. Rusya n n 1905 te Japonya karfl s nda ald a r yenilgi, ngiltere nin Rusya y kinci S n f Askerî Güç olarak tan mlamas na yol açm flt r. Öte yandan ngiltere, Alman-Rus ekonomik ittifak n n 1910 tarihinde Ba dat Demiryolu projesinde ifl birli i yapmas n flüphe ile karfl lam flt r. ngiltere Almanya n n Ba dat Demiryolu Projesi ile Basra Körfezini ve Osmanl n n Aç k Deniz limanlar n kontrol alt na alabilece i, Alman diplomatik bask s n n Rus siyasal elitini de etkileyerek, bir ülkeye yak nlaflmas n n olas tehlikeler olarak hesaplam flt r. Böylece, ngiltere Rusya n n ran önünde bask unsuru olarak da kullan labilece ini düflünmüfltür. Osmanl Döneminde ngiltere nin Orta Do u politikas n aç klay n z. 1 ngiltere, deniz egemenli ini Hint Okyanusu na kadar garanti alt na almay hedef edinmifltir. Öte yandan, Do u Akdeniz in güvenli ini sa layan Süveyfl Kanal vas tas ile M s r- Hindistan deniz ticaret hatt n n aç k tutulmas için, Osmanl mparatorlu u nu tasfiye ederek Londra n n ç karlar n kay ts z flarts z destekleyecek küçük devletler kurulmas n n sa lanmas politikas n bafllatm flt r. Bu maksatla, ngiliz ekonomisi için hayati önemi haiz bulunan Arap yar madas ndaki petrol kaynaklar n n elde edilmesinde Arap milliyetçili i Osmanl devletine karfl ideolojik ana eksen olarak kullan lm flt r. ngiltere XIX. yüzy l n bafl ndan itibaren, Orta Do u ya gönderdi i misyonerler, istihbarat ajanlar, siyasi flarkiyatç lar, arkeologlar, vas tas ile bir yandan bölgede petrol kaynaklar n ararken di er yandan Hila- fet in Osmanl yönetiminden al narak, kendi kontrolü alt ndaki SIRA Arap S ZDE devletlerine AMAÇLARIMIZ devrini amaçlam flt r. Sultan Abdülhamit, bu tehlikeyi zaman nda tespit ederek, ngiltere yi güçlü bir Osmanl hilafetinin ngiliz ç karlar na hizmet edece ini ikna et- AMAÇLARIMIZ meye çal flm flt r. Osmanl Sultan Abdülhamit, ngiltere ve Fransa n n K T A PDo u Sorununu kesin bir çözüme ulaflt rmak için Osmanl topraklar n kendi aralar nda pay- K T A P laflmaya haz rland klar n öngörmüfltür. TELEV ZYON Abdülhamit Han, ttihad- slam/müslüman Birli i ni sa lamak sureti ile cihat ça r s yapmas hâlinde ngiltere, Fransa ve Rusya n n hâkimiyeti alt ndaki Müslüman topraklarda çok ciddi bir tehdit oluflturmak kart n elinde muhafaza etmeye ve bu suretle tarihî bir cayd r - c l k unsurunu diplomatik pazarl k unsuru olarak masada tutmaya çaba NTERNET sarf etmifltir. TELEV ZYON NTERNET AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ K T A P K T A P

238 232 Orta Do uda Siyaset Büyük Güçler aras ndaki Orta Do u mücadelesi, günümüzde oldu u üzere, I. ve II. Dünya Savafllar esnas nda da devam etmifltir. Esasen, uluslararas iliflkiler disiplini aç s ndan Great Game- Büyük Oyun olarak tan mlanan Rusya- ngiltere aras nda Hindistan-Orta Asya bölgesindeki hâkimiyet mücadelesini k r lma noktas Afganistan olmufltur. Bir baflka ifade ile, Abdülhamit Osmanl topraklar n n pay edilme planlar na karfl, Cihat tehdidini politik bir enstrüman olarak kullanm flt r. Abdülhamit bu ba lamda, Hilafeti merkezî ve evrensel bir konuma yükselmifl ve kendisi de bizzat bütün dünyadaki Müslümanlar n sözcüsü hâline gelmifltir. Böylece, Türkler, bir kez daha Sünni slam n bayraktar ve koruyucusu rolünü üstlenmifllerdir. (Karpat, 2012:49) Nitekim doktrinde kültürel, siyasal, askerî aç dan ele al nd nda Orta Do u halklar taraf ndan Osmanl Türkleri, Müslüman dünyas n n Romal lar olarak adland r lm flt r. (Lustick, 1997: 653) ngiltere ise kendi yönetimi alt ndaki Müslüman halklar n, Osmanl Hilafetinden etkilenmesini önlemek maksad ile Arap ülkeleri üzerindeki etkinli ini art rmay ve alternatif Hilafetin bu zay f devletlerin kontrolüne geçmesini sa layacak de iflim için dü meye basm flt r. ngiltere, bu do rultuda 1871 tarihinden itibaren Orta Do u politikalar nda en zay f halka olan Bahreyn, Kuveyt ve di er emirliklerin bulundu u Basra Körfezinde imtiyazlar elde ederek, bu bölgeyi kontrol etmeyi amaçlam flt r. Bu ba lamda, Osmanl Ba dat demir yolunun Almanya ile bu topraklara girmesi önlenmifltir. ngiltere, Osmanl Devleti ne karfl Arap yar madas nda bafllatt böl ve yönet politikas nda vaat etti i Büyük Arabistan topraklar n kontrol edecek Vahhabi Devleti nin kurulmas n sa lamak maksad ile Suud Ailesine destek sa lam flt r. (Lutskiy, 2011: 325) Ancak, I. Dünya Savafl sonras nda Orta Do u da ngiliz emperyalizmi uzun ömürlü olmam fl, M s r ve Irak ta 1930 larda çökmüfltür. Çok geçmeden Fransa da Suriye ve Lübnan daki etkinli ini II. Dünya Savafl ndan sonra kaybetmifltir. (Halliday, 1988: 3). Büyük Britanya mparatorlu u nun ulus devlet format ndaki devam olarak ngiltere nin d fl politika çizgisinin geride kalan yar m as rl k süre zarf nda izledi i seyir, karmafl k uluslararas ittifak sistemleri aras nda denge kurmaya çabalarken küresel siyasetteki geliflmelere somut siyasi, askerî ve ekonomik gücünün üzerinde tesir etmeye çal flan bir aktörün serencam olarak özetlenebilir. XX. yüzy l n ikinci yar s nda ngiliz d fl politika tercihlerinin temel parametrelerini II. Dünya Savafl sonunda belirleyen Winston Churchill, üzerinde günefl batmayan imparatorluk unvan n yitiren ngiltere nin bu kayb n telafisi için üç daire prensibi üzerine kurulu çok boyutlu bir diplomatik rol oynamas gerekti ini savunmufltur. K smen kesiflen bu daireler ise imparatorluk bakiyesi milletleri bir çat alt nda toplayan ngiliz milletler toplulu u (British commonwealth), Amerika Birleflik Devletleri ile stratejik ortakl k seviyesinde sürdürülmesi umulan iliflkilerin oluflturdu u transatlantik Anglo-Sakson ekseni ve ngiltere nin belirleyici bir rol oynamak istedi i Avrupa daki iliflkileri kapsam flt r. Üç daire modelinin ngiliz milletler toplulu unu temsil eden k sm, dekolonizasyon sürecinde ciddi bir problem alan hâline gelip özellikle Afrikal ülkelerin sömürge geçmifline matuf ekonomik talepleri sonucu tafl nmas zor bir yük hâlini al nca d fl politika çerçevesinden 1970 li y llar n bafllar nda sessiz sedas z d fllanm flt r. Geriye, II. Dünya Savafl sonras nda küresel hegemon rolünü ngiltere den devralan ABD ile bölgesel bir güç olarak öne ç kan Bat Avrupa aras nda stratejik bir z plama tafl ya da siyasi-diplomatik çevrelerde tercih edilen ifadeyle, köprü olmak kalm flt r. (Ünay, 2008). ngiltere, özellikle 1917 Sovyet Devrimi nden sonra Komünist ideolojinin Hindistan bölgesine yay lmas n önlemek için Tampon Bölge olarak tan mlad Afganistan a yard mlar n 1919 dan itibaren artt rm flt r. ngiltere bu maksatla Afgan afliretleri ile temaslar n artt rm flt r. Sovyet yönetimi ise Kral Emanullah yönetimine askerî ve siyasi deste ini sürdürmüfltür.

239 8. Ünite - Küresel Güçlerin Orta Do u Politikas : Mücadelenin Diplomatik ve Stratejik Boyutlar ÇARLIK RUSYASI VE ORTA DO U Rusya, Büyük Güçler mücadelesinde. XIX. yüzy lda, ngiltere ile Hindistan yar madas ve bölgenin kontrolünü içeren Great Game - Büyük Oyun teorisi içinde rekabet hâlinde olmufltur. Öte yandan, öncelikle belirtmek gerekir ki Türk Bo azlar n kontrol ederek, Akdeniz de s cak denizlere inmek, bu ülkenin asli stratejik hedefleri içinde yer alm flt r. (Cafl n, 2008). Rusya, I. Dünya Savafl na kadar bölgede, Türkiye ve ran ile ortak s n rlar n, paylaflm flt r. Ayr ca, SSCB topraklar nda yaflayan 24 milyon Müslüman Türk halklar n n varl, Moskova n n bölgeye olan ilgisinin sürekli olmas n sa lam flt r. (Wheeler, 1959). Rusya n n Orta Do u politikas nda Büyük Güçler teorisi aç s ndan bak ld nda jeopolitik endiflelerin ön planda oldu u göze çarpar. Rus modernleflmesini bafllatan Çar Petro nun Orta Do u ya Aç lan Koridor olarak Karadeniz ve Türk Bo azlar na hâkimiyet kurmak sureti ile stanbul un kontrolünü amaç edinen bir politikay benimsedi i ifade edilebilir. Nitekim y llar aras nda devam eden Osmanl -Rus güç mücadelesi; Rus Donanmas n n Karadeniz i kontrolü ile sonuçlanm flt r. Rusya, Osmanl mparatorlu u ile mücadelesinde 1853 K r m Harbi nde ald yenilgiye ra men, 1877 Harbi ile kazand prestiji, Balkanlar ve Kafkasya ya tafl may baflarm flt r. Ancak Çar Petro nun hedefledi i Karadeniz e askerî deniz üslerini kurup Osmanl donanmas n n zay flat lmas ndan sonra, ran Körfezi ve Hindistan su yolunun kontrolünde Pan Slavizm ve Ortodoks ideolojiyi müfltereken derinlefltirmekte araç olarak kullanmay hedefledi i unutulmamal d r. 233 Rusya Osmanl devleti hakk nda ortaya att iki fenomen Do u Sorunu ve Hasta Adam çerçevesinde flekillendirdi i d fl politika yaklafl mlar n, jeopolitik rekabet ve üstünlük aray fl ile sürdürmeye çaba sarf etmifltir. Rusya, Balkan Savafl nda bu SIRA noktada S ZDE Balkan Devletleri nin Osmanl Devleti ne karfl ba ms zl k hareketine dolayl destek sa lam flt r. Rus- ya I. Dünya Savafl nda, Büyük Güçler in paylafl m kavgas ndaki önemli aktörler aras nda yer alarak, Osmanl Devleti nin paylafl m nda Bo azlar ve Marmara AMAÇLARIMIZ Bölgesi nin kontrolü AMAÇLARIMIZ avantaj n elde etmifltir. Lenin 1917 Sovyet Devrimi sonras nda Türkiye nin Büyük Güçler taraf ndan paylafl m amac ile yap lan gizli antlaflmalar aç klam flt r. K T A P K T A P SSCB N N ORTA DO U POL T KASI Sovyetlerin Türk Bo azlar n kontrolü hedefinin, Stalin taraf ndan da sürdürüldü- ü ve meselenin Sovyet D fliflleri Bakan Molotov un Almanya TELEV ZYON ile yap lan gizli görüflmelerde dile getirildi i bilinmektedir. Molotov, Sovyetlerin savafl sonunda, stanbul ve Çanakkale Bo azlar nda askerî deniz-kara üsleri kurulmas, ran Körfezi ile Batum-Bakü limanlar n n Sovyet nüfuz alan na b rak lmas taleplerini Alman NTERNET muhataplar na iletmifltir. Sovyetler döneminde Orta Do u bölgesindeki hâkimiyet politikas n doktrin olarak Sömürge ve Yar Sömürge Halklar n Özgürlefltirilmesi ne dayand rm flt r. Buna göre, emperyalist Bat Sömürgecili inden kurtulmak için Marksist-Leninist ideolojiye dayal ba ms zl k savafllar n n iflçi s n f taraf ndan gerçeklefltirilmesi gerekti ini ileri sürmüfltür. Bu maksatla, 1928 de gerçeklefltirilen 6. Komintern Toplant s ve sömürgeci emperyalist güçlere karfl Birleflik Cephe oluflturulmas na karar verilmifltir.1935 tarihinde 7. Komintern Toplant s nda ise anti-emperyalist halk kitleleri hareketlerini, ulusal reformcu liderler himayesinde desteklenmesi kararlaflt r lm flt r. Sovyet liderleri bu ba lamda 1949 da Birleflik Cephe nin iflçiler, köylüler, ayd nlar, orta s - n f esnaflar ve zanaatkârlar sanayi ile geniflletilmesi fikrini benimsemifltir. (Stalin, TELEV ZYON NTERNET

240 234 Orta Do uda Siyaset Resim 8.1 K z l Meydan (MOSKOVA) Kaynak: Tayyar Ar Arflivinden 1942: 186) Sovyetler bu amaçla, Orta Do u da ran, Suriye Lübnan, M s r ve ran daki Komünist parti üyelerine destek çabalar n yo unlaflt rm fllard r. Nitekim Stalin Afganistan da yerli halk kontrol maksad ile mevcut siyasal yap da hüküm süren Afgan Emirliklerinin bu maksatla desteklenmesinin emperyalizmin siyasal gücünü zay flatabilece ini ileri sürmüfltür. Stalin, M s r da tüccarlar n ve burjuva entelektüellerinin desteklenerek, bu ülkedeki milliyetçi ba ms zl k devriminin gerçekleflmesinin gerekli oldu unu ileri sürmüfltür. Kruflçev ise M s r Devlet Baflkan Nas r n bir komünist olmad n komünistleri hapse att n, ancak ulusal ba ms zl k için savaflan kendi ulusu için bir kahraman olan ve sempati duyduklar bir lider oldu- una dikkat çekmifltir. (Lenczowski, 1958). Nitekim, Sovyet d fl politikas, Büyük Güçler mücadelesinde Orta Do u dengelerinin belirlenmesinde baflat unsur olarak yer alm flt r. Orta Do u krizinin asli sebebi olarak gösterilen Arap srail uyuflmazl, Sovyet yaklafl m na göre esas nda ngiltere ve ABD nin ortaklafla politikalar n n bir sonucudur. Bir baflka ifade ile Londra da hayata geçirilen Balfour Deklarasyonu ile Orta Do u da Filistin topraklar üzerinde ba ms z srail devletinin kurulmas n planlayarak ngiltere emperyalist çizgisini devam ettirmifltir. Ancak, ngiltere, II. Dünya Savafl sonras nda u rad güç kayb n da dikkate alarak, ABD yi projeye dahil etmifltir. SSCB, M s r n ekonomik kalk nmas na yard mda bulunarak bu ülkede tar m n geliflmesinde önemli bir dev yat r m olan Assuan Baraj n n gerçekleflmesine yard m etmifltir. SSCB yönetimi ayr ca M s r a askerî silah yard m n bafllatm fl ve Orta Do u dengelerinin flekillenmesinde Arap ülkeleri yan nda yer alm flt r. Bu noktadan hareketle ngiltere, Fransa ve srail in ortaklafla organize ettikleri 1956 Süveyfl Kanal harekat nda, M s r n yan nda yer alarak bu ülkeye askerî ve siyasal destek sa lam flt r. Sovyetler ayn zamanda Cezayir in ba ms zl n kazanmas nda, Irak ve Suriye de Baas partisinin iktidar ele geçirmesinde önemli rol oynam flt r. Bu geliflmelere ra men, srail devleti kurulduktan sonra, SSCB de yaflayan Yahudilerden ilk 25 y lda

241 8. Ünite - Küresel Güçlerin Orta Do u Politikas : Mücadelenin Diplomatik ve Stratejik Boyutlar 235 toplam kifli, srail e mülteci olarak göç etmifltir. (Belyaev, 1973). Sovyetler Birli i nin II. Dünya Savafl n n ard ndan Orta Do u Politikas n So uk Savafl dinamiklerinin ve ABD ile olan rekabeti ile çevreleme politikas n n yaratt ortam içerisinde incelemekteyiz. Elbette ki So uk Savafl döneminde iki süpergücün d fl politikas n belirleyen faktör birbirleri aras ndaki iliflki ve rekabet ortam ndan etkilenmifltir. Yukar da özetlendi i üzere, II. Dünya Savafl n n ard ndan bölgedeki Frans z ve ngiliz varl n n azalmas ile bofllu u So uk Savafl n iki büyük aktörü, Sovyet Rusya ve ABD doldurmufltur. Sovyetleri ve komünizmi Türkiye ve Yunanistan a karfl tehdit olarak gören ABD, bu konudaki ilk ad m n atm fl ve Truman Doktrinini aç klam flt r. (Kuniholm, 1980). Bu geliflimi Eisenhower doktrini takip etmifltir. RUSYA NIN ORTA DO U POL T KASI SSCB nin da lmas, dünya güç dengelerini etkilerken ABD nin 1991 Körfez Savafl ile Orta Do u bölgesini, Kuzey Afrika dan, Afganistan da Çin s n r na kadar askerî ve ekonomik kontrol alt na alacak ileri hamlesi ile flekillenen yeni bir süreci tetiklemifltir. Rusya, y llar aras nda ana vatan topraklar n n da lma tehlikesinin bertaraf edilmesi, Çeçenistan savafl n n kontrol alt na al nmas, çöken ekonomi ve Rusya dan kaç flla bafllayan Rusya s n rlar d fl ndaki Rus diyasporas - n n haklar n n garanti alt na al nmas n amaçlayan bir geçifl süreci ile karfl karfl ya kalm flt r. So uk savafl n aksine, Moskova, Washington a karfl durmaktan daha ziyade bu ülke ile ifl birli i yoluna gitti i söylenebilir. Nitekim Rusya, 1991 Körfez Savafl nda BM Güvenlik Konseyinde veto hakk n kullanmad gibi, Baflkan Bush un terörle SIRA mücadele S ZDEpolitikas na destek vermifltir. Bu ba lamda, Rusya, Putin ktidar ile birlikte 2000 li y llar n bafl nda öncelikle iç meselelerini çözüme kavuflturmufltur. Kremlin, müteakiben yeniden ve kademeli olarak küresel siyasal ve ekonomik hedeflere odaklanm flt r. Bununla AMAÇLARIMIZ birlikte, son on AMAÇLARIMIZ y l n ortalar ndan itibaren Rusya n n Orta Do u daki siyasal ve askerî faaliyetlerinin gittikçe artt gözlemlenmektedir. K T A P K T A P Rusya bu faaliyetlerini enerji politikalar, Avrupa Birli i ve Amerika ile rekabet gibi di er alanlardaki hedeflerine ulaflmak amac yla yürüttü ü söylenebilir. Yani Rusya n n Orta Do u politikas onun genel politikas n n yürütülmesinde TELEV ZYON araç rolü TELEV ZYON oynad söylenebilir. Rusya, Orta Do u da etkin roller oynayarak siyasi etki alan oluflturmakla, Amerika Birleflik Devletleri ve Avrupa Birli i ile iliflkilerinde pazarl k gücü edinmeye çal flmaktad r. Rusya bölge meselelerinin çözülmesine sunaca- NTERNET NTERNET katk ile küresel büyük güç imaj n pekifltirmeyi istemektedir. (Kacmarski, 2012). Ayr ca Orta Do u politikalar Rusya n n Müslüman dünya ile iliflkilerinde önemli bir faktör hâline dönüflmüfltür. Gerçekte Rusya bölgede ihtiyatl bir rol oynama arzusundad r. Arap Bahar ndan sonra bölgedeki güçler dengesi de iflime u ram flt r. Bu de iflim Rusya için hem daha genifl f rsatlar sunuyor hem de çeflitli tehditler bar nd r yor. Rus siyasal eliti Arap Bahar n n sonuçlar n de erlendirme bak m ndan bölünmüfl durumdad r. Tart flman n bir taraf, bölgedeki devrim niteli indeki de iflimlerin Rusya n n pozisyonu güçlendirecek f rsatlar do urmaktan çok, bir tehdit unsuru oldu u görüflünü savunarak flüpheci bir yaklafl m sergilemektedir. Bu görüfle göre, Arap Bahar bölgenin demokratikleflmesi sürecinden ziyade istikrars zlaflmas ve radikal slam tehlikesinin artmas olarak alg lanmaktad r. Di er bir taraf ise devrimler böl-

242 236 Orta Do uda Siyaset gede meydana gelen sosyal de iflimlerin do al bir sonucudur demektedir. Bu belirsizlik ortam nda Rusya, özellikle Arap Bahar n n ilk ortaya ç kt dönemde defansif bir politika izlemifl ve bölge problemlerinin çözümü noktas nda çok istekli davranmam flt r. Rusya bu pozisyonu ile bölgenin di er aktörleri ile olan iliflkisini bozmak istememifl ve yeni durumun ortaya ç karaca f rsatlardan istifade etmeye çal flm flt r. Rusya uluslararas politikada ve özellikle Orta Do u bölgesinde daha aktif bir d fl politika izlemeyi amaç edinmifltir lar boyunca Bat ile iyi iliflkiler sürdürme temeli üzerine infla edilen ve etkisiz oldu u ortaya ç kan d fl politika bir kenara b rak lm fl, Sovyetler Birli i dönemindeki küresel güç olma iddias yinelenmifltir. So uk Savafl n sona ermesi ile birlikte Orta Do u co rafyas ndaki etkisi zay flayan Rusya, 2002 y l ndan bu yana Müslüman ülkeler ile yeniden yak nlaflarak bölgeye geri dönüfl yapmaya bafllam flt r. Rusya n n bu dönemde bölgeye olan ilgisinin ana nedeni Çeçen savaflç lar n Arap dünyas ndaki deste ini kesme iste i olarak ön plana ç km flt r. Bu dönemden bafllayarak Rusya n n Orta Do u daki emelleri ve varl önemli ölçüde artm flt r. Sovyetler Birli i nin da lmas ndan sonra onun ard l olan Rusya Federasyonu kendini tamamen farkl bir çevrede bulmufltur. Rusya n n güney s n r nda alt s Müslüman olan yeni ba ms z devletler ortaya ç km flt r. Bölgede Komünizm taraf ndan bask alt nda tutulan slam yeniden canlanmaya bafllam flt r. Orta Do u ve özellikle de ran üzerinden bu bölgeye radikal slami ak mlar n yay lmas ndan endifle duyan Rusya, Orta Do u politikalar nda ran a öncelik vermifltir. Ticari iliflkiler, Çeçenistan meselesi, Tacikistan daki iç savafl ve Hazar havzas ndaki enerji kaynaklar konusundaki Rusya-ABD rekabetindeki ran n rolü gibi belirli etmenler ran n Moskova için önemine katk da bulunmufltur. (Kamalov, 2012). Sovyetler Birli i dönemi sonras Rusya n n Orta Do u da yak ndan ilgilendi i bir di er mesele Arap- srail anlaflmazl klar d r. Bugün Sovyet döneminde srail karfl t birli in oluflmas n destekleyen ve bu ülkeyle iliflkilerini s - n rl tutan Moskova n n bölgedeki en önemli ticari orta srail dir. Sovyetler Birli- i döneminde göç etmelerine izin verilmeyen Rusça konuflan Yahudiler, Birli in da lmas ndan sonra srail e göç etmifltir. Çeçenistan Savafl s ras nda srail in Rusya y desteklemesi de Rusya- srail iliflkilerini olumlu yönde etkilemifltir. Ancak Rusya n n Suriye ve ran la nükleer enerji ve askerî sahalarda ifl birli ini gelifltirmesi baz dönemlerde Rusya- srail iliflkilerinde belirli problemlerin yaflanmas na yol açm flt r. Di er taraftan Rusya n n srail dâhil bölgenin bütün ülkeleriyle irtibatta olmas onun bölgenin önemli problemlerinin çözümünde arac rolü oynamas na imkân tan maktad r. Rusya Bat l devletler ve ABD ile Orta Do u da ABD nin bölgeyi tek bafl na kontrol etmesinden rahats zl k duymaktad r. Bölgesel anlamda ABD nin hayati etki alan olarak kabul etti i Orta Do u bölgesinde Akdeniz ve ran Körfezi aras ndaki su yollar ve enerji nakil hatlar n tek bafl na kontrolünü sak ncal bulmaktad r. Nitekim Somali Korsanlar n n sald r lar na karfl Rusya, bölgeye askerî savafl gemileri yollam flt r. Ancak, Rusya bölgedeki rakibi konumundaki ABD ile Orta Do u da do rudan bir çat flman n kendisine yarardan çok zarar getirece ini fark ndad r. Bu itibarla klasik Güç Dengesi teorileri aç s ndan bak ld nda, Rusya bölgede, Çin ve ran ile ortak hareket etmektedir. Rusya, ayr ca örgütsel denklem düzleminde Orta Do u da fianghay Örgütü ile NATO ve AB nin üstünlük giriflimlerini dengelemeyi amaçlamaktad r. Rusya n n Orta Do u ülkelerindeki çat flmalar n birbiri ile iç içe geçmifl sorunlardan kaynakland n düflünüyor olmas, bu sebeple de uluslararas destekli diplomatik bir seçene in gereklili ine vurgu yapmas d r. 2006

243 8. Ünite - Küresel Güçlerin Orta Do u Politikas : Mücadelenin Diplomatik ve Stratejik Boyutlar 237 y l ndaki krizde Rusya, Hizbullah n provokasyonlar na tepki göstermifl ancak Lübnan n da srail müdahalesinden ma dur oldu unu vurgulam flt r. Rusya flimdiye kadar ran ve Suriye ile diyalogu korudu u gibi bölgedeki devlet d fl aktörler ile de diyalo unu sürdürmüfltür. HAMAS seçim yoluyla meflruiyet kazanm fl önemli bir Filistinli aktör olarak görmektedir. Moskova, Putin dönemi d fl politika prensiplerine uygun olarak Bat n n tek tarafl politikalar n n sorguland bir dönemi gündemde tutmaya çal flmaktad r. Rusya böylece küresel etkinli ini artt rma hedefi do rultusunda, Orta Do u daki siyasi süreçlere daha da aktif bir flekilde müdahil olmaya bafllayacakt r. So uk Savafl sonras Rusya n n de iflen Orta Do u politikas n analiz SIRA ediniz. S ZDE 2 Yukar da dikkatle analiz edildi i üzere So uk Savafl döneminde Orta Do u, Sovyetler ile ABD nin çat flma alanlar ndan biri olmufltur. Sovyetler Birli i nin da- lmas ndan günümüze kadar geçen süreçte bu çekiflmenin, de iflim göstermesine ra men mevcudiyetini hâlen muhafaza etti i görülmektedir. Moskova n n bu perspektifte Orta Do u yu ABD ve Bat karfl s nda uluslararas siyasi rekabette bir pa- zarl k jargonu olarak kulland gözükmektedir. Gerçekten de Rusya n n Suriye ye silah satmas, BM Güvenlik Konseyinin Suriye iç savafl na müdahalesini veto etmesi, NATO nun 2011 Libya Harekat na fliddetle karfl ç kmas, Hamas liderlerinin Moskova da a rlanmas, uluslararas arenada ran a destek sa lamas gibi ad mlar, ABD yi endifleye sevk etmifltir. Rusya n n Orta Do u politikas n n en önemli amaçlar flu flekilde özetlenebilir: AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ Bölgedeki ABD etkisinin k r larak Rusya etkisinin art r lmas, Rusya n n bölge ülkelerinin askerî savunma pazar n sahip oldu u K T yüksek A P askerî teknoloji ile kontrol edilmesinin sa lanmas, Orta Do u ticari pazar nda ham madde ve nükleer enerji gibi alanlar nda ön al nmas, TELEV ZYON Dünya enerji pazar nda monopolist hâkimiyetin güçlendirilmesi ve bu suretle geçmiflte nükleer silahlar ve komünist ideolojinin araç olarak kullan lmas yerine Rusya n n enerji silah ile dünya politikalar nda yeniden söz sahibi olmas için OPEC NTERNET ile yak n politikalar yürütülmesi, Bu maksatla Orta Do u bölgesinde gaz ve petrol rezervlerinin pazar nda Rus flirketlerinin ve mühendislerin yer almas n n temin edilmesi ile Rus vatandafllar na yeni istihdam alanlar yarat lmas, ABD ve AB den farkl olarak bölgede istikrar n sa lanmas, Kremlin in de iflen konjonktüre ba l olarak Orta Do u da ABD hegemonyas n k rmak, bu konuda gerekirse Çin ile k s tl ortakl klar yürütülmesi, ABD nin Körfez ülkeleri ile Suudi Arabistan a yüksek teknolojiye sahip silah sat fllar ile güç dengesini bozmas na karfl tedbirler gelifltirmek Arap Bahar nda Suriye Krizi ile t rmanan Sünni-fiii ihtilaf nda, ABD nin Suudi Arabistan,-Körfez ülkeleri, M s r ile kurdu u ortakl a karfl, ran-irak ve Suriye ile fiii ttifak derinlefltirmek, bu konuda özelikle Irak Savafl sonras yükselen ABD karfl tl na destek vermek, Kültürel aç dan l ml Arap devletleri ile ifl birli i sayesinde Rusya s n rlar içinde yaflayan Müslüman nüfus ile iletiflimin derinlefltirilmesi, K T A P TELEV ZYON NTERNET

244 238 Orta Do uda Siyaset Orta Do u daki güvenlik sorunlar n n Kafkasya ve Orta Asya bölgesine s çramas - n n önlenmesi maksad ile slami radikalizmin neden oldu u yay lan terörizmin Rusya ulusal güvenli ini tehlikeye düflürmesinin etkisiz hâle getirilmesi, srail ile dengeli ekonomik ve siyasal ifl birli i gelifltirilmesi, bu maksatla Rus Yahudileri ve srail e göç eden Yahudiler aras nda yeni ortakl klar kurulmas, Filistin sorunu ve Orta Do u Bar fl Süreci nde Moskova n n etkinli inin muhafazas, Orta Do u da Ortodoks halklar n hamili inin Moskova ve Kudüs Patrikli i ile yürütülmesi. Belirtilen genel amaçlar do rultusunda flekillenen Rusya n n Orta Do u politikas n de erlendirebilmek için onun bölgenin önemli ülkeleri ile karfl l kl iliflkilerinin irdelenmesini gerektirmektedir. Rusya n n Orta SIRA Do u S ZDE politikas ndaki temel amaçlar n aç klay n z. RUSYA- RAN L fik LER Moskova, ran-irak Savafl nda önceleri Irak desteklemiflken 1987 de ani bir kararla ran taraf na geçmifltir y l nda Rusya ve ran MIG-29 ve Su-24 gibi askerî teknolojiyi ran a satmas konusunda anlaflmaya varm fllard r ve 1991 y llar nda ran n Rus askerî teknolojisine ba ml l artm flt r. (Freedman, 2006:270). Askerî teknolojiye ilaveten Rusya, ran a nükleer teknoloji de satmaya bafllam flt r. Di- er taraftan ABD nin muhalefetine ra men 1997 y l nda Gazprom, ran Körfezi nde do al gaz rezervlerinin keflfi ve iflletilmesine yönelik projeler bafllatm flt r. XX. yüzy l n sonunda ran ve Rusya aras ndaki iliflkiler her iki taraf nda ortak ç karlar na hizmet eden bir denge içinde olmufltur. Rusya ran askerî ve nükleer teknoloji bak m ndan desteklerken AMAÇLARIMIZ ran Rusya n n Çeçenistan politikas na fazla elefltirel yaklaflmaktan AMAÇLARIMIZ kaç nm flt r. Bölgedeki enerji üretimi ve nakil hatlar ndaki hâkim konumlar n sürdürmek K T A P istedikleri için K hem T ARusya P hem de ran Azerbaycan n bu alanlarda güçlenmesinden rahats zl k duymufllard r ve bu perspektiften hareketle Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hatt projesini AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ desteklemekten kaç nm fllard r (Kamalov, 2012). TELEV ZYON K T A P TELEV ZYON NTERNET NTERNET 3 TELEV ZYON Bütün bu K karfl l kl T A P olumlu iliflkilere ra men, Boris Yeltsin in baflkanl döneminde Rusya ve ran aras nda belirli problemler de yaflanm flt r. Örne in ran daki olumsuz ekonomik koflullar nedeniyle Tahran yönetimi Rusya taraf ndan sat lan askerî ve TELEV ZYON nükleer NTERNETteknolojinin karfl l n zaman nda ödeyememifltir (Freedman, 2006:221). Di er taraftan Rusya, ran ve di er k y dafl ülkelerin Hazar n statüsü ve kaynaklar n n kullan m konusunda anlaflamamalar Rusya- ran iliflkilerinin geliflmesini yavafllatm flt r. Rusya n n So uk Savafl sonras nda Kafkasya da karfl laflt NTERNET en büyük sorun olan Çeçen Savafl iki ülke iliflkilerini bir miktar menfi etkilemifltir. Bununla beraber, Bat dan gelen tepkilere ra men, Rusya kendi ekonomik ve siyasi ç karlar n düflünerek ran n Buflehr flehrinde infla etmekte oldu u nükleer santrali tamamlamak konusunda geri ad m atmam flt r. Hatta Moskova taraf, evrensel normlara uyulmas flart yla ran da ikinci bir santralin inflas n da gerçeklefltirebileceklerini deklare etmifltir. (Kamalov, 2008: ). Ancak Rusya ran da nükleer santral infla etmesine ra men, Bat gibi kendisi de ran n nükleer silahlara sahip bir güç hâline gelmesini arzu etmemifltir. Fakat Ba-

245 8. Ünite - Küresel Güçlerin Orta Do u Politikas : Mücadelenin Diplomatik ve Stratejik Boyutlar 239 t n n aksine Rusya, herhangi bir ülke gibi ran n da bar flç l amaçlarda kullan lmak üzere nükleer bir program gelifltirme hakk na sahip oldu unu savunmufltur. Bu tespite ilaveten Rusya, ran n nükleer program ile ilgili problemlerin diplomatik yollarla çözülmesinden yana tav r almaktad r. Rusya, hâlen Birleflmifl Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi s fat ile sorunun çözümüne yönelik kurulan, 5 daimi üye ve Almanya dan oluflan (5+1) grup çal flmalar çerçevesinde çabalar n sürdürmektedir. Bu cümleden olmak üzere 5+1 grubu konuya iliflkin son toplant s n Haziran 2012 de Moskova da gerçeklefltirmifltir. Toplant da problemin çözümüne yönelik somut bir ad m at lmam fl olmas - na ra men, ranl yetkililerin toplant daki olumlu tav rlar bir ilerleme olarak görülmüfltür. Bu toplant yla taraflar 15 ay sonra karfl l kl görüflmelere yeniden bafllam fl oldular (Kamalov, 2008:9) Böylece konumuz aç s ndan dikkatle analiz edildi inde Rusya Orta Do u sorunlar da dâhil uluslararas problemlerin çözümünde Büyük Güç olarak önemli roller oynayabilece ini bir defa daha ortaya koymufltur. Önümüzdeki süreçte, istisnai geliflmeler d fl nda Rusya n n ran politikalar nda önemli bir de ifliklik beklenmemektedir. Rusya n n ran ile Bat aras nda arabulucu olmas n n arakas nda yatan SIRA faktörleri S ZDE aç klay n z. RUSYA- SRA L L fik LER So uk Savafl döneminde SSCB Orta Do u da daha çok Arap ülkeleri yanl s bir politika gütmesine ra men günümüzde Rusya ve srail in birçok alanda karfl l kl ve çok farkl parametrelere dayal yeni iliflkiler gelifltirdikleri gözlerden kaçmamakta- d r. Bununla birlikte, Sovyet yaklafl m na göre, Orta Do u da as l önemli soru, sra- il in bar fl gerçekten isteyip istemedi i ve e er bar fl istiyorsa ne tür bir bar fl istedi- i paradoksuna cevap verilmesidir. srail, Araplar karfl s nda, Israeli-style veya American-style olarak tan mlanabilecek, nükleer silah üstünlü ünün verdi i özgüvene dayal olan bir bar fl modelini takip etmektedir. srail bu ba lamda, esasen garnizon devlet modeli olarak, Araplara karfl sahip oldu u askerî güç üstünlü ünü kullanmak sureti ile dinî fanatizm, fanatik milliyetçi militarist esaslara AMAÇLARIMIZ dayal olan ve bas n taraf ndan da mutlak surette desteklenen diplomatik çözüm yöntemlerinin sonuçlar n dikte etmeye dayanan bir politikay takip etmektedir. AMAÇLARIMIZ K T A P K T A P srail taraf n n önünde üç önemli engel bulunmaktad r. Bunlardan ilki, demografik denge olarak, hem srail in iflgal etti i topraklarda hem de Orta Do u da srail nüfusunun Arap nüfustan az olmas ve nüfus art fl oran n n Araplardan yana olmas d r. TELEV ZYON SIRA kinci S ZDEhusus, Filistin in gelecekte self determinasyon-kendi kaderini tayin hakk n kullanarak, ayr devlet TELEV ZYON kurmak iste ini meflrulaflt rma çabalar d r. Üçüncü belirsizlik denklemi ise yükselen güç olarak slami radikalizmin, Siyonizm e karfl duruflunda, srail devletinin AMAÇLARIMIZ varl n ve Filistin topraklar n iflgalini kabul etmemesidir (Vassiliev, 1989:15). NTERNET AMAÇLARIMIZ NTERNET 4 Rusya dan srail e göç eden Yahudi gruplar iki ülke aras ndaki K T iliflkileri A P etkileyen önemli bir faktördir. Bunlar aras nda önemli bilim adamlar ve mühendisler de bulunmaktad r. Bu nedenle Rusya, srail ile birlikte ortak askerî teknolojik faaliyetler gerçeklefltirmek iste inde oldu unu bildirmifltir. srail de Rusya TELEV ZYON ile iliflkilerini gelifltirmek konusunda oldukça hevesli gözükmektedir. srail ülkenin nüfus art fl na önemli katk s olan Rusya dan Yahudi gruplar n göçünün devam n istemektedir. Geliflmekte olan ticari iliflkiler de srail aç s ndan son derce önem NTERNET arz etmektedir. Rusya- srail iliflkileri bütün bu olumlu geliflmelere ra men son on y lda iniflli ç k fl- K T A P TELEV ZYON NTERNET

246 240 Orta Do uda Siyaset Günümüzde her fleyden önemlisi srail, Rusya n n bölgedeki en büyük ticari orta d r. Eski SSCB devletleri d fl nda en kalabal k Rusça konuflan halk grubu srail de yaflamaktad r. Eski SSCB devletlerinden srail e göç eden ve art k bu ülkede ikamet eden bir milyondan fazla Yahudi nüfus, iki ülke aras nda turizm ve kültürel ifl birliklerinin artmas na önemli katk larda bulunmaktad r. Günümüzde Rusya dan srail e göç eden Yahudiler srail in toplam nüfusunun yaklafl k %20 sini oluflturmaktad r. Nisan 2005 y l nda M s r gazetesi Al-Ahram a verdi i demeçte Putin; Rusya bu insanlar n kaderine karfl kay ts z kalamaz aç klamas nda bulunmufltur. l bir yol izlemektedir de kesilen diplomatik iliflkiler ancak 1991 y l nda tekrar kurulabilmifltir. (Petrovskaya, 2008). Rus srail iliflkilerindeki iniflli ç k fll trendler, Vladimir Putin döneminde de devam etmektedir. Rusya n n Çeçenistan politikas nda srail, Rusya y Bat nezdinde savunmufltur. Karfl l nda Putin, Arap- srail problemlerinde sadece srail in de il, Filistin yetkililerinin de suçlu oldu u görüflünü dile getirmifltir. (Kamalov, 11). W. Putin in 2005 ve 2012 y llar nda srail ziyaretleri iki ülke iliflkilerinin geliflmesine katk sa lam flt r. Bununla birlikte Rusya n n ran la iliflkileri ve Esad rejimine verdi i siyasi, ekonomik ve askerî destek srailli yetkililer taraf ndan iki ülke iliflkilerinin daha da geliflmesinin önündeki en büyük engel olarak ifade edilmifltir. ki ülke aras ndaki ticaret hacmi 2011 y l nda 4 milyar dolara ulaflm flt r y l nda uygulamaya konan yeni vize rejimiyle srail i ziyaret eden Rus turist say s nda önemli bir art fl kaydedilmifltir ve y lda 500 bin turist rakam na ulafl lm flt r. Bu rakam son y llarda srail i ziyaret eden Rus turistlerin say s n n srail in dünyadaki geleneksel koruyucusu ve müttefiki olan Amerika dan gelen turistleri geçti ini de ortaya koymaktad r. (Katz, 2012:9). ki ülke iliflkilerindeki bu olumlu geliflmeler ra men, gerçekte bu iliflkilerin ulaflt seviye hâlâ srail in arzulad noktada olmaktan uzakt r. Rusya daki Yahudi karfl t çevreler bu iliflkilerin ilerlemesinin yavafl seyrinde önemli bir etkendir. Rusya- srail iliflkilerini olumsuz yönde etkileyen bir di er faktör Moskova n n Hamas a yönelik tutumudur y l nda srail ve ABD nin terörist örgütler listesinde bulunan Hamas Filistin seçimlerini kazand nda, Putin Hamas liderlerini Moskova ya davet etmifltir. Kremlin in bu tutumu baz çevrelerce Rusya n n Bat ya karfl meydan okumas olarak alg lanm flt r (Stepanova, 2006:3). Rusya Hamas n seçim kazanarak meflruiyet kazand n ileri sürmüfltür. Rusya n n Hamas a karfl bu olumlu yaklafl m Arap dünyas içinde Rusya n n prestijinin artmas na katk da bulunmufltur. Rusya bugün için bölgedeki bütün ülkelerle iliflki kurabilen tek ülke konumundad r. Bu yaklafl m Moskova ya bölge meselelerinde ara bulucu rolü oynayabilme imkân vermekte ve büyük planda Orta Do u politikalar nda daha etkin bir aktör olma f rsat sa lamaktad r. Rusya- srail iliflkileri zaman zaman iniflli ç k fll seyir izlese dahi, hem k sa hem de uzun vadede olumlu bir flekilde geliflmeye devam etmesi beklenmektedir. ARAP BAHARI VE RUSYA NIN POL T KASI Orta Do u da patlak veren son olaylar n Moskova n n bölgedeki varl na zarar vermeyece i ve hatta bölgedeki k sa dönemli istikrars zl n Rusya n n ç kar na olaca beklenmifltir. Çünkü bölgede geliflen bu olumsuz olaylar nedeniyle dünya petrol ve enerji fiyatlar nda bir yükselme olaca ve bunun da dünyan n önde gelen petrol ve do al gaz ihracatç s Rusya için k sa vadede daha fazla gelir elde etme imkân do uraca öngörülmüfltür. Fakat Rusya bu geliflmelere haz rl ks z yakalanm flt r. Bunun neticesinde Rusya, bölgede geliflen ilk olaylar karfl s nda bekle ve gör politikas takip etmifltir. Kremlin ilk baflta Tunus, Libya ve M s r da patlak veren hadiselere sessiz kalm flt r. Geliflmelere haz rl ks z yakalan Rusya daki politik çevreler, olaylara nas l tepki verecekleri konusunda karmafla ve ikilem yaflam flt r. Kuflkusuz Moskova, Libya dan sonra di er bir önemli müttefiki olan Suriye yi de kaybetmek istememektedir. Suriye nin Rusya için Orta Do u ve Akdeniz e aç - lan bir kap niteli inde olmas bu ülkenin konumunu Libya dan da önemli k lmaktad r. Rusya n n Suriye de mevcut rejimle kurdu u iyi iliflkiler sayesinde elde etti i ticari ve askerî ç karlar bulunmaktad r. Kremlin ülkede yaflanacak bir rejim de i-

247 8. Ünite - Küresel Güçlerin Orta Do u Politikas : Mücadelenin Diplomatik ve Stratejik Boyutlar flikli i ile bu ç karlar n kaybetmek istememektedir. Ayr ca Tartus deniz üssünün Rusya Donanmas için Akdeniz de askerî olarak stratejik önemi bulunmaktad r. Rusya bu üssün kontrolünü de kaybetmek istememektedir. 241 Rus d fl politika anlay fl na göre, Suriye de Esad rejimi sonras iktidara gelebilecek Bat yanl s bir yönetim, Rusya n n özelde bu ülkedeki genelde bütün Orta Do u daki varl na bir tehdit oluflturabilece ini düflünmektedir. Di er taraftan Arap Bahar diye adland ran bu olaylar n ilk etapta ran ve sonras nda di er bölge ülkelerine s çrama riski mevcuttur. Hatta bu olaylar Rusya n n arka bahçesi olarak adland r lan Kafkasya ve Orta Asya ya da yay labilir ve bölgede büyük bir kaotik ortam oluflturabilir. Böylesi AMAÇLARIMIZ ortamlar d fl müdahalelere aç kt r. Bu nedenle Rusya her ne pahas na olursa olsun Suriye deki Esad rejiminin AMAÇLARIMIZ devam n istemektedir. K T A P K T A P Resim 8.2 TELEV ZYON Rusya D fliflleri Bakan Lavrov TELEV ZYON Beflar Esat ile Birlikte NTERNET Kaynak: NTERNET dunyabulteni.net/? atype=haber& ArticleID= Rusya aç ktan Esad rejimine destek vermekte ve Suriye yönetiminin kendi halk na karfl iflledi i zulmü hakl gerekçelerle yapt n iddia etmektedir. Rusya ya göre Suriye muhalefeti d fl güçlerin k flk rtmas ve deste i ile ülkede terör estirmektedir. Rusya BM Güvenlik Konseyinde Çin ile birlikte Suriye yi k nayan kararlar mümkün olabildi ince yumuflatmaya çal flm fl ve yapt r m ve müdahale kararlar n engellemifltir. Rusya n n Esad rejimine verdi i somut deste in bir örne i de Tartus liman na gönderdi i Rus savafl gemileridir. Daha önce de belirtildi i gibi Rusya Suriye ye ciddi miktarda silah sat fl gerçeklefltirmifltir. Mevcut durumda fiii yönetimiyle Irak, ran, Çin ve Rusya Suriye deki Baas rejimine destek vermektedir. Denklemin di er taraf nda ise baflta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez Arap ülkeleri, ABD, AB ve Türkiye bulunmaktad r. Ancak ABD özellikle 2012 Baflkanl k seçimlerini Obama kazand ktan sonra Suriye de lider pozisyonunda insiyatif kullanma konusunda ihtiyatl davranmaktad r. AB nin ise Suriye de önemli ç karlar bulunmamaktad r. Irak ve Afganistan müdahalelerinden ç kard klar dersler Bat y, Suriye ye müdahale konusunda isteksiz davranmaya itmektedir.

248 242 Orta Do uda Siyaset Suriye, Rusya n n bölgede çok boyutlu ifl birli i gelifltirdi i en önemli ülke olarak ön plana ç kmaktad r. Rusya, terörizmi destekledi i gerekçesiyle Bat l ülkeler taraf ndan sevilmeyen Suriye ye BM kararlar ile yapt r m uygulanmas n, Güvenlik Konseyindeki deste i ve veto hakk ile birkaç defa önlemifltir. 31 Ekim 2005 tarihli Güvenlik Konseyi toplant s nda Refik Hariri suikast ndan sorumlu tutulan Suriye ye ekonomik yapt r mlar uygulanmas yine Rusya taraf ndan engellenmifltir. Uzun zamand r Rusya gerek BM nezdinde gerekse di er uluslararas alanlarda Suriye nin savunuculu unu yürütmektedir. Suriye deki son iç kargaflalarda önce iki ülke aras ndaki ticari iliflkiler çok h zl bir art fla sahne olmufltur ile 2010 y llar aras nda Moskova, Suriye ye yaklafl k 3 milyar dolar de erinde silah satm flt r. ki ülke aras ndaki karfl l kl ticaret 2010 y l nda yaklafl k 2 milyar dolar seviyesinde gerçekleflmifltir. 5 Orta Do u da SIRA yaflanan S ZDEArap Bahar n n Rusya-Suriye iliflkilerinde yaratt olumlu ve olumsuz etkileri aç klay n z. Suriye deki Tartus limandaki Rus askerî varl da Rusya-Suriye iliflkilerinde önemli bir yer iflgal etmektedir. So uk Savafl y llar nda Tartus liman, Rusya taraf ndan bir üs ve bak m merkezî olarak kullan lm flt r. Bu üs günümüzde Rusya ya ait de ildir ancak Rus askerî yetkilileri limandaki Suriye yetkililerine dan flmanl k ad alt nda hizmet etmektedir y l itibar yla Rusya, Tartus liman n n modernizasyonu ifline giriflmifltir (Kamalov, 2008:13). Rusya bu liman, Rus Karadeniz Do- nanma Filosunun ihtiyaçlar n gidermek amac yla yenilemektedir. ABD N N ORTA DO U POL T KASI ABD özellikle II. Dünya Savafl sonras nda Orta Do u bölgesine olan ilgisini art rm flt r. Günümüzde AMAÇLARIMIZ yükselen güç Çin, ABD nin Orta Do u ve Afrika bölgesindeki AMAÇLARIMIZ en ciddi rakibi olarak görülmektedir. ABD I. Dünya Savafl sonras nda bölgeye petrol flirketleri ile yerleflmifltir. Richard Falk, ABD nin Orta Do u politikas n n ana s k- K T A P K T A P let merkezinin petrol oldu unu ileri sürmüfltür. Falk, 1980 li y llar itibar yla petrol ithalat n n ABD %34 nü, Bat Avrupa ülkeleri %61 ini, Japonya %72 sini Körfez bölgesinden karfl lam fl olduklar n belirtmektedir. TELEV ZYON TELEV ZYON NTERNET ABD temelde Orta Do u da petrol kaynaklar n n ve deniz ulafl m yollar n n eriflilebilir olmas n, buna mukabil en hayati müttefiki konumundaki srail in Arap dünyas na karfl ba ms zl k NTERNET ve güvenli inin korunmas asli amaç edinmifltir. Nitekim Carter Doktrini ile ABD bölgeye askerî güçlerini yerlefltirmeye karar vermifltir. AMAÇLARIMIZ ABD Arap dünyas içinde ran, Suudi Arabistan, Lübnan, Ürdün, Körfez ülkeleri ile Camp David Antlaflmalar sonras nda M s r müttefik olarak benimsemifltir. AMAÇLARIMIZ II. Dünya Savafl sonras ortaya ç kan iki kutuplu dünya düzeni ve bu rekabetin kaç n lmaz K Tsonucu A P olan So uk Savafl Amerika Birleflik Devletleri nin d fl politi- K T A P ka stratejisindeki en radikal de iflime iflaret eder. Savafl sonras nda bölgedeki ngiltere nin etki alan n ABD üstlenecektir. Bat ve Güney Avrupa daki güç bofllu u TELEV ZYON askerî alanda TELEV ZYON NATO, ekonomik alanda Marshall Plan ile ABD taraf ndan doldurulacakt r de Filistin de Yahudilere yaflanacak bir yer tahsisini destekleyen Balfour Deklarasyonu nu yay mlayan ngiltere, II. Dünya Savafl n n bafllang c ndan itibaren bölgeye yönelik Yahudi göçüne karfl bir durufl sergilemifltir. Siyonistler de NTERNET NTERNET dö-

249 8. Ünite - Küresel Güçlerin Orta Do u Politikas : Mücadelenin Diplomatik ve Stratejik Boyutlar nemin konjonktürünü do ru de erlendirerek ngiltere yerine ABD ye odaklanmay tercih etmifllerdir. Söz konusu politika 1942 de New York Biltmore Oteli nde düzenlenen Amerikan Siyonistleri Konferans nda kabul edilmifl ve Beyaz Saray üzerinde bask kurulmas amaçlanm flt r. Süreç 1948 de ABD nin de deste iyle srail devleti kurulmufltur sonras Orta Do u da özellikle de ran da ABD alg s belki de uzun dönemde bir daha tekrar etmeyecek derecede olumluydu. Söz konusu imaj ülkedeki ö retmenler, misyonerler, arkeologlardan oluflan küçük bir grup taraf ndan infla edilmifltir. Bu kiflilerin demokrasi, özgürlük, ba ms zl kla ilgili fikirleri petrol endüstrisini ngiliz hâkimiyetine kapt rm fl ran halk na umut afl lam flt r Nisan ay nda baflbakan seçilen Muhammed Musadd k n ilk dönemlerinde dahi iki ülke aras ndaki sempati devam etmifltir. Musadd k n ngiliz flirketlerini ülkeden ç - kartarak ran petrolünü millîlefltirmesi dahi iliflkilerde azalmaya sebep olsa da ciddi bir kopufl yaflanmam flt r (Gasiorowski, 2010:51). Zira as l k r lma s k bir cumhuriyetçi ve anti-komünist olan Dwight D. Eisenhower n ABD nin Baflkanl k koltu una oturmas yla olacakt r. SSCB yi çevrelerken savunma harcamalar n k sma plan dâhilinde Eisenhower ve D fliflleri Bakan John Foster Dulles Musadd k yönetimindeki ran a yönelik politikada ciddi bir de iflime gitmifllerdir. ngiltere nin bölgedeki etkisine son darbe ise M s r da iktidara gelen Cemal Nas r n 26 Temmuz 1956 da Süveyfl Kanal n millîlefltirmesi olmufltur. A ustos ay nda bafllayan ngiliz-frans z ortak operasyonuna srail de kat lm fl, söz konusu sald r ABD ye bilgi verilmeden gerçeklefltirilmifltir ve bu iki ülke aras ndaki iliflkilere büyük zarar vermifltir. ABD nin bask s yla 22 Aral k ta ngiliz-frans z birlikleri sonras ndaysa srail birlikleri M s r dan çekilmek zorunda kalm flt r de yay mlanan Eisenhower Doktrini âdeta ABD nin bölgedeki yeni rolünün alt n çizmektedir. Doktrine göre kendini tehdit alt nda hisseden her ülke Amerikan ekonomik ve askerî yard m na baflvurabilecektir. Buradaki as l amaç ise M s r SIRA ve Suriye S ZDEgibi ülkelerin SSCB ile yak nlaflmalar n engelleyerek, uluslararas komünizmin Orta Do u da etkisini artt rmas n n önüne geçmektir. Doktrinin hayata geçirilmesi sürecinde ilk deneme ise Lübnan da olmufltur. AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ Lübnan Cumhurbaflkan Camille Chamoun 1958 de M s r ve Suriye deki komünistlerle iliflki içerisinde olan siyasi rakiplerine karfl Eisenhower dan yard m istemifltir. ABD ça r - ya Amerikan birliklerini Lübnan a göndererek cevap vermekle kalmam fl ayn zamanda bölge ülkelerine de ABD nin Orta Do u da aktif ve etkili bir aktör oldu u mesaj n vermifltir. Di er yandan bölgesel çekiflmelerin içine çekilerek ülkelerin içifllerini müdahaleler de Washington için Arap dünyas ndan prestij kayb na sebep olmufltur. Ürdün de yaflananlar buna örnektir. Ürdün e srail den s nm fl bu- K T A P TELEV ZYON NTERNET Resim 8.3 Amerikan K Baflkan T A P Dwight D. E senhower Kaynak: TELEV ZYON org/wiki/dosya: Dwight D. Eisenhower, official photo portrait, NTERNET May 29, 1959.Jpg

250 244 Orta Do uda Siyaset lunan 900 bin mülteci ülkede siyasi dengeleri de ifltirmekle kalmam fl ayn zamanda SSCB ile iliflkilerini gelifltirmiflti. Bu noktada ülkedeki 400 bin Bedevi nin lideri konumundaki kral Hüseyin uluslararas komünizm tehlikesinden bahsederek Akdeniz deki Amerikan Alt nc Filosu nun müdahalesinin gölgesinde tüm siyasi partileri feshederek kendi görüflünde olan bir hükûmet kurmufltur. Uluslararas komünizm tehlikesi olsun ya da olmas n, ABD böylece Araplar aras ndaki bir soruna, k - sacas Ürdün ün iç ifllerine kar flm fl oluyordu (Sander, 1996:276). ABD nin Atlantik Gücü olarak uzak oldu u Orta Do u bölgesinin, Sovyetlerin arka bahçesi (backyard) durumunda olmas na ve co rafi yak nl ndan dolay Sovyetlerin ABD ye göre daha avantajl konumda bulunmas na ra men ABD nin bölgede daha etkin oldu u görülmektedir (Kupchan, 1987). Bölgede yükselen sosyalist Baas hareketlerine mesafeli duran ABD srail ve Arap ülkeleri çat flmalar nda ise srail taraf nda yer alm flt r. Hatta 1960 lar n ikinci yar s ndan itibaren srail, ABD savafl uçaklar n n bölgedeki en önemli müflterisi konumuna gelmifltir. Savafl srail in mutlak galibiyetiyle bitse de uzun vadede Arap ülkelerini ABD ye yabanc laflt rm flt r Arap- srail savafl nda da Washington kurdu u hava koridoruyla müttefikine destek vermekten geri kalmam flt r. Di er yandan ABD, Orta Do u da bar fl sa lamak için de çaba göstermifltir de Camp David de Jimmy Carter, Enver Sedat ve Menahem Begin 13 gün süren görüflmelerin ard ndan uzlaflmaya varm fllard r (pbs.org/americanexperience). Camp David Antlaflmas asl nda M s r n yüzünü ABD ye çevirirken, s rt n Arap ülkelerine dönmesi anlam na geliyordu. Di er taraftan ran da ABD nin deste i ile fiah R - za Pehlevi bir dönem bölgedeki Rusya, ngiltere gibi devletlerden daha iddial politikalar yürüterek bölgesel bir askerî güç olmay hedeflemifltir (Skocpol, 1982:269) Arap- srail savafl sonras petrol fiyatlar ndaki keskin yükselifl, ran n gelirlerine de benzer flekilde yans m flt r y l nda yaklafl k 35 milyon dolar olan petrol gelirleri 1975 e gelindi inde 20 milyar dolara yükselmifltir (Fesharaki,1976:132). Gelirlerdeki bu art fl Pehlevi ye hayallerini gerçeklefltirme f rsat vermifltir. Asker say s den e ç km flt r. Askerî bütçenin ço u afl r geliflmifl silahlara harcanm flt r te fiah n emrinde Basra Körfezi nin en genifl donanmas, Bat Asya daki en büyük hava kuvvetleri ve dünyan n en büyük beflinci ordusu vard. Bu silahlanma giriflimlerini yeterli bulmayan ran fiah, 1978 de 12 milyar dolarl k bir silah siparifli daha vererek ran Basra Körfezi nde oldu u kadar Hint Okyanusu nda da güçlendirecek ad mlar atm flt r (Abrahamian, 2011:165). Fakat silahlanma sadece bu al mlarla s n rl kalmam flt r. Muhammed R za Pehlevi 1974 te ran Atom Enerjisi Kurumu nu kurarak h rsl bir nükleer programa bafllam flt r. Amaç 20 nükleer güç reaktörü üretmekti ve program ABD, Almanya, Fransa gibi Bat l büyük güçler taraf ndan desteklenmifltir.ancak Askerî harcamalar, bütçedeki gelirlerin büyük k sm n n petrole ba l olmas ve s n flar aras eflitsizlik ran 1979 Devrimi ne sürüklemifltir. fiah ülkeden kaçarken 31 Ocak ta Tahran a inen Air France uça ndaki Ayetullah Humeyni ile birlikte ran art k Amerikan karfl tl n n Orta Do u daki merkezi hâline gelmifltir. Pehlevi döneminde ABD ile sürdürülen yak n ifl birli inin sona erdirildi i aç klanm flt r. 4 Kas m 1979 da Tahran daki ABD büyükelçili i bir grup silahl ö renci taraf ndan bas lm flt r ve ö renciler fiah n ABD hükûmeti taraf ndan geri verilmesine kadar büyükelçilik personelini rehin tutacaklar n aç klam fllard r. (Sander, 1996:499).

251 8. Ünite - Küresel Güçlerin Orta Do u Politikas : Mücadelenin Diplomatik ve Stratejik Boyutlar 245 S ORU ABD nin Orta Do u politikas nda önemli partneri konumundaki ran D politikas, KKAT 1979 Humeyni Devrimi ile ciddi ölçüde de iflime u ram flt r. Özellikle ABD Elçili inin bas lmas ve diplomatik personelin rehin al nmas, krizin t rmanmas ndaki bafll ca SIRA unsurlar S ZDE olmufltur Ekim ini müteakiben yap lan askerî planlamalarda, rehinelerin askerî operasyon yolu ile kurtar lmas seçene i ön plana ç km flt r. Baflkan Carter yönetimi, Nisan 1980 de harekat için dü meye basm flt r. 24 Nisan 1980 tarihinde Tahran da AMAÇLARIMIZ rehine olan ABD vatandafl diplomatik personelin kurtar lmas için bafllat lan askerî harekât baflar s z olmufl ve AMAÇLARIMIZ 8 helikopterden 3 ü düflmüfltür. (Smith, 1986). K T A P K T A P ABD nin temel Orta Do u politikalar n aç klay n z Eylül 1980 de Tahran daki yeni rejimin askerî alandaki TELEV ZYON zay fl n f rsat bilen Irak lideri Saddam Hüseyin ran a sald rm flt r. Sekiz y l süren savaflta her iki taraf da TELEV ZYON ciddi bir baflar elde edemediler. Büyük güçler ise savafl boyunca her iki tarafa da silah satarak savunma sanayilerine kaynak yaratt lar. SSCB, 1980 de NTERNET ran ve Irak a silah sat fl n durdurmuflken 1982 de Irak a tekrar silah satmaya bafllam flt r. ran n bu- NTERNET na cevab ülkesindeki sosyalist siyasi parti olan Tudeh i feshetmek ve liderlerini infaz etmek fleklinde olmufltur (globalsecurity.org/military/world/war/iran-iraq). Di- er yandan ABD ran a yasa d fl yollardan silah sat fl nda bulundu. Buradan gelen para ile Güney Amerika daki sa c gerillalar finanse etti i ortaya SIRA ç km flt r S ZDE ve prestij kayb na yol açm flt r. Savafl n bitifli ise çat flmalar n t rmand noktada Bat l dev- letlerin petrol yollar n n tehlikede oldu unu düflünmeleriyle gerçekleflmifltir. Bu süreçte ABD Basra Körfezi ne donanma göndermifl ve her iki devlet de bu güçle ça- AMAÇLARIMIZ t flmak istemedikleri için taviz vererek geri ad m atmak durumunda kalm fllard r. Körfez de istikrars zl k ise savafl sonras nda da devam edecektir. K T1990 da A P Saddam Hüseyin Kuveyt i iflgal etmifltir. Suudi Arabistan öncülü ünde Arap devletlerinin K T A P bask s ve Birleflmifl Milletler deste i ile ABD liderli indeki koalisyon 17 Ocak 1991 de hava harekat na bafllam flt r. Ard ndan 23 fiubat ta bafllayan TELEV ZYON kara harekat baflar l olmufltur ve dört gün sonra ateflkes imzalanm flt r. Körfez Savafl n n ABD ye TELEV ZYON maliyeti bugünkü rakamlarla 102 milyar dolar bulmufltur (Daggett, 2010). Bunun büyük k sm n ise Suudi Arabistan ödemifltir. Savafl sonras Arap devletleri aras nda bir birlik sa lanamayaca anlafl lm flt r. Müteakip süreçte bölgede NTERNET uzun y llar sürecek NTERNET istikrars zl k ortaya ç km flt r ve l ml bir d fl politika sergileyerek durumdan fay- dalanan ran güçlenen bir aktör olarak Orta Do u sahnesine geri dönmüfltür. SO UK SAVAfi SONRASINDA ABD N N ORTA DO U DA HEGEMON K GÜÇ POL T KALARININ GELECE NDEK BEL RS ZL KLER Gerçekte 1990/91 Körfez Krizi çok de iflik bir ortamda bafllam fl ve geliflme göstermifltir. So uk Savafl n bir sembolü olarak nitelendirilen Berlin Duvar n n 1989 da y k lmas sonucunda beynelmilel münasebetler yeni bir biçim almaya bafllam flt r. Körfez Krizi s ras nda flimdiye kadar karfl t kutuplarda bulunan ABD ve SSCB bu kriz s ras nda efline rastlanmam fl bir ifl birli i örne i göstererek BM çerçevesinde art arda kararlar n al nmas nda etkili olmufllard r. ran-irak Savafl süresince ve ertesinde ran tehdidini engellemekte gösterdi i baflar dan ötürü ödüllendirilen Saddam n bu kuvvetini tarihsel iddialar n n oldu u Kuveyt i iflgal etmede kullanmas beynelmilel bar fl ve güvenli e yönelik son derece önemli bir tehdit olarak nitelendirilmifl ve birlikte tepki gösterilmifltir (Ar, 2010:43).

252 246 Orta Do uda Siyaset Resim 8.4 Sonuç olarak büyük bir koalisyonu karfl s nda bulan Irak bu amac n gerçeklefltiremedi i gibi askerî ve politika bak mdan büyük bir darbe yemifltir. Bu ba lamda Türkiye, Saddam a karfl di er Orta Do u ülkelerinin de ifltirak etti i ve Bat l güçlerin meydana getirdi i koalisyona destek sa lam fl ve Çöl F rt nas Operasyonu esnas nda topraklar n ABD nin kullan m na sunmufltur. Ankara, 2,5 milyar dolarl k bir ticaret hacmine sahip bulundu u Ba dat a karfl BM nin ambargo karar na ifltirak etmifl ve bu ba lamda Kerkük-Yumurtal k petrol boru hatt n n faaliyetleri ask ya alm flt r. Buna ilaveten Ankara, üs ve tesislerini ABD ve NATO nun kullan m na sunmufltur. 687 say l karar n hemen ertesinde Güvenlik Konseyinin oturumunda kabul edilen 688 (5 Nisan 1991) say l kararla sadece kurtarma ve yard m amaçlar yla s n rland r lan Huzur Operasyonu nun birinci aflamas devreye girmekteydi. Amerikan baflkan Bush un 10 Nisan da aç klama neticesinde 36. Paralelin kuzeyi Irak uçaklar uçufla yasak bölge olarak ilan edilmifltir. Birleflik Devletlerin Orta Do u ya yönelik izledi i politikalar üzerinde en etkili unsurlardan birisini srail le tesis etti i iliflkiler oluflturmaktad r deki Alt Gün Savafl ndan bu yana bu durum devam etmektedir. Geçti imiz 40 y l süresince Washington un Tel-Aviv e verdi i maddi ve diplomatik deste in yan nda di er ülkelere verdikleri ihmal edilebilir seviyededir. Yukar da izah edildi i üzere Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri veya ran a petrol karfll yard m n aksine, söz konusu yard m n herhangi ön flart bulunmamaktad r (MearsheimerWalt, 2008:8). srail i Lübnan da Sur kentini bombal yor (A ustos 2006) Kaynak: htpp://upload. wikimedia.org/ wikipedia/ commons/archive/ 7/72/ % 21Tyre_air_strike. jpg Tel-Aviv ne yaparsa yaps n, kendisine verilen destek de iflmemektedir. Beyaz Saray, Tel-Aviv e özellikle Filistinlilere karfl destek vermektedir. Bat fieria da yerleflim birimleri ve yollar n n inflas n sona erdirme hususunda herhangi bir bask uygulanmamaktad r. Birleflik Devletler ayn zamanda genifl perspektiften Orta Do u da srail in tercihlerini ortaya koyan politikalar uygulam flt r. Bir örnek vermek gerekirse 1990 lar n bafl ndan beri ran a yönelik Amerikan politikas o tarihten itibaren yönetime gelen bütün srail hükûmetlerinin arzular na uygun olarak geliflmifltir. Tahran son zamanlarda Washington la iliflkileri iyilefltirmek ve farkl l klar ortadan kald rmak için de iflik ad mlar atm flt. Fakat Tel-Aviv ve onun Amerikal destekçileri Tahran ve Washington aras ndaki yumuflamay engelleme ve iki ülkeyi birbirine yak nlaflt rmama konusunda baflar l olmufllard r.

253 8. Ünite - Küresel Güçlerin Orta Do u Politikas : Mücadelenin Diplomatik ve Stratejik Boyutlar 247 srail in 2006 da Lübnan iflgali esnas nda dünyadaki neredeyse tüm ülkeler Tel- Aviv in bombard man na sert elefltiriler getirirken ki bu bombalar sonucunda binden fazla ço u sivil Lübnanl hayat n kaybetmifltir, Washington tam bir sessizlik politikas takip etmifltir. Tercihen, Beyaz Saray Tel-Aviv e bu savafl devam ettirmesi için yard mda bulunmufltur ve hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçilere mensup kifliler srail in davran fl n aç kça desteklemifllerdir. Tel-Aviv e sa lanan kay ts z destek Beyrut taki Amerikan yanl s iktidar n zay flamas na, Hizbullah n güçlü bir hâle gelmesine ve ran, Suriye ve Hizbullah n birbirine yak nlaflmas na yol açm flt r. Ayr ca srail e bahfledilen cömert Amerikan deste i sayesinde srail in Filistin topraklar n uzun zamandan beri iflgal alt nda tutmas tüm Arap ve slam dünyas nda Amerikan karfl tl n besleyen bir unsur olmufltur. Birleflik Devletlerin 2000li y llar n bafl nda izlemekte oldu u Orta Do u politikalar n etkileyen ve bu politikalar kökünden de ifltiren olay 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon a yolcu uçaklar yla gerçeklefltirilen terör sald r lar d r. 11 Eylül ün yaratt uluslararas ortamda asimetrik tehdit olarak ifade edilen ve beynelmilel sistemde terörist gruplar gibi küçük aktörlerin büyük aktörlerde a r kay plara yol açmas n ifade eden yeni tehlikeyle bafl edebilmek için ABD güvenlik politikalar nda köklü de ifliklikler yap lm flt r (Brzezinski, 2008:142). Bu yöndeki ad mlardan birincisi Baflkan Bush un Ocak 2002 de gerçeklefltirdi i Birli in Durumu konuflmas d r. Bu konuflmada Bush, Reagan n fler imparatorlu u söylemine at fta bulunurcas na, Kuzey Kore, ran ve Irak a atfen fler ekseni (axis of evil) ifadesini kullanarak bu ülkelerin kitle imha silahlar na sahip olma çabalar n n bertaraf edilmesinin alt n çizmifltir. Burada Washington yönetimi eskinin çevreleme ve cayd r c l k stratejilerini çöpe at p eskiden haydut rejimler olarak adland r lan bu ülkelere yönelik ön al c müdahalede bulunma hakk oldu unu savunmas n yapmakta fakat ayn anda kitle imha silah gelifltirerek bu kategorinin içinde yer almaya aday, olas düflman ülkelere yönelik de ayn biçimde davranabilece inin mesaj n vermekteydi. Resim Eylül 2001 de ABD de Dünya Ticaret Merkezine Yap lan Sald r Kaynak: hurriyet.com.tr/ GaleriDetay.aspx? cid=18408&rid= 2&p=7

254 248 Orta Do uda Siyaset Di er taraftan, Irak Savafl, büyük Orta Do u daki politik manzaray oldu u kadar ülkenin iç siyasi yap s n da sonsuza kadar de iflikli e u ratm flt r. Yaln zca bir Arap ülkesi olmakla kalmay p ayn esnada Arap medeniyetinin de temeli olarak say lan Irak ta yönetimin fiiiler taraf ndan ele geçirilmesiyle beraber Arap tarihinde bir ilk yaflanm fl oldu. Orta Do u ya bu aç dan bak ld zaman Irak Savafl ve neticelerinin bölgenin güçler dengesinde de ifliklik yaratt flüphesizdir. Amerika n n ran ve Irak a yönelik faaliyete geçirdi i ikili çevreleme politikas - iki ülkeyi karfl karfl - ya getirmek suretiyle ikisini de dengede tutmay amaçlayan politika - neredeyse bir gecede b rak lm flt r ve bir fiii hükümeti meydana getirilmifltir. Kuflkusuz ran, Irak la birlikte, Orta Do u da petrol rezervlerinin yaklafl k %50 sine sahip bulunan fiiilerle seksen milyonluk bir fiii hilali yaratm fl olmufltur. Irak Savafl, her iki ülke aras ndaki tarihsel düflmanl n ve mücadelenin içeri inde de ifliklik yapm flt r ve neticede Tahran Amerikan iflgalinden en fazla yarar sa layan ülke hâline gelmifltir. Bu çok kayda de er jeopolitik dönüflümün idrakinde olan Tahran yönetimi kendini bölgenin yeni hakimi olarak ilan ederek yeni elde etti i pozisyonundan dolay faydalanma hususunda hiç zaman kaybetmemifltir. Irak Savafl n n en kayda de er olumsuz yönlerinden bir tanesi ise küresel ölçekte Amerikan demokratik imaj n n ve siyasal prestijinin sars nt ya u ram fl olmas d r. Irak askerinin çabucak yenilmesinin ertesinde vaziyetin dramatik bir boyut almas, Washington un Irak taki hizipçilik ve çok ciddi boyutlara ulaflan Sünni-fiii mücadelesi hususunda büyük yanl fl hesaplar yaparak hata iflledi ini göstermifltir. ABD Ordusu ve Irakl can kay plar n n say s ndaki art fla ilaveten yaln zca savafl n geldi i hâl de il ayn esnada kendisine do rudan tehdit oluflturmayan bir ülkede savafl sürdürme konusunda srar eden Washington un hakl bir yetkiye sahip olup olmad hususu da ciddi tart flmalar yaflanmas na sebebiyet vermifltir. Her ne kadar El Kaide nin de içinde oldu u baz Müslüman radikal unsurlar Irak ta bir araya gelerek kutsal bir harpte kâfirlere karfl savaflsalar da son tahlilde ABD, kendi gelecekleri için mücadele etmekte olan yerli Sünnilere karfl savaflmas - d r. Beyaz Saray n Irak ta teröre karfl savafl icra etti i yönündeki sav çok yetersiz bir biçimde ifade edilmifltir. Baflkan Bush, ancak bir trilyon dolar üzerinde bir zarar, 5000 genç ABD askerinin annelerinin evlatlar n kaybetmeleri ve tahmini olarak i geçen Irakl n n hayat n kaybetmesinin ertesinde bir ç k fl stratejisi uygulama karar n alm flt r. Geçen zaman süresinde ise uluslararas topluma - özellikle de Arap ve Müslüman dünyas na- karfl sergilenen umursamaz tav rdan ötürü Amerika n n dünya çap ndaki imaj önemli ölçüde erozyona u ram flt r. Askerî Birliklerin Durumu Antlaflmas n n Amerika n n Irak tan çekilmesi bafll kl hükmünde flu ifade yer almaktad r: 2011 in 31 Aral k günü tüm Amerikan kuvvetleri Irak kara, deniz ve hava sahas ndan çekilmifl olmal d r. Bu antlaflma 27 Kas m 2008 tarihinde geçerlilik kazanm flt r Eylül sonras SIRA ABD nin S ZDE Orta Do u politikas nda yaflanan de iflimleri aç klay n z. Öte yandan, Körfezin di er k y s nda Irak ile savaflan Tahran yönetiminde 1979 y l nda gerçekleflen ran slam Devrimi nin ertesinde Tahran ve Washington aras nda ciddi gerginlikler cereyan etmeye bafllam flt r. Bu devrimin ertesinde Tahran, terörizmi desteklemek, Orta Do u Bar fl Sürecini engellemek, insan haklar n ihlal etmek ve kitle imha silahlar yapmak suçlamalar yla dünyan n en önemli gündem maddelerinden birisi hâline gelmifltir (Bozkurt, 2007:79). Fakat bütün bu ko- AMAÇLARIMIZ AMAÇLARIMIZ

255 8. Ünite - Küresel Güçlerin Orta Do u Politikas : Mücadelenin Diplomatik ve Stratejik Boyutlar nularla suçlanmas na karfl n Tahran dünyada ciddi anlamda bir endifleye mahal vermemifltir. Dünyay esasen endiflelendiren konu, özellikle son zamanlarda kamuoyunu meflgul etmekte olan ran n nükleer çal flmalar n h zland rmas d r. ran n sahip oldu u devlet kimli i, bölgesel aray fllar ve küresel sistemdeki pozisyonu ad geçen sorunu daha da karmafl k ve hassas bir duruma sokmaktad r. ran Cumhurbaflkan Mahmud Ahmedinecad n sertlik yanl s tav rlar, ran n fiii mezhebine dayanan bir devlet olmas, dinsel kimli ini bölgede yaymay hedeflemesi Beyaz Saray rahats z etmeketdir. Ancak en önemlisi, Tel-Aviv ve Washington ile çeliflkili münasebeti ve Washington taraf ndan terörist olarak adland r lan gruplarla olan yak n ifl birli i dünya çap nda Tahran n nükleer program na çok farkl bir anlam ve önem yüklenmesine yol açmaktad r. Bu çerçeveden bak ld nda, ABD Orta Do u politikas nda geçmiflten oldukça farl bir çizgi takip etmifltir. Gerçekten, 11 Eylül 2011 de New York a yap lan sald r lar ço unlu u yeni muhafazakârlardan oluflan Bush Yönetimi nin bölgeye bak fl n de ifltirmifltir. Yeni yaklafl m dâhilinde Kuzey Kore, ran, Irak haydut devletler olarak ilan edilmifltir. Terörle savafl kapsam nda öncelikle El Kaide nin en güçlü oldu u ülke konumundaki Afganistan operasyonu bafllat lm flt r. Ard ndan 20 Mart 2003 te ABD ve ngiltere güçleri Irak vurmaya bafllam flt r. Savafl n sonunda Saddam Hüseyin devrilmifl fakat Irak istikrars zl k içerisine itilmifltir. ABD birlikler Irak ta sekiz y l boyunca kalm fllar, 15 Kas m 2011 de Washington taraf ndan savafl n sona erdi i aç klanm flt r. Di er yandan Irak Savafl n n ABD ye maliyeti giderek artm fl ve yaklafl k 784 milyar dolar bulmufltur. Öte yandan ABD yi en çok kayg land racak ve gündemi en uzun süre iflgal edecek geliflme ran n Arak ve Natanz da uranyum zenginlefltirme çal flmalar yaparak gizli bir nükleer program yürüttü üne dair aç klamas olmufltur. ran söz konusu program n amac n n bar flç l oldu unu iddia etse de gerek nükleer teknolojinin iki yüzlülü ü gerekse gizlilik içinde yürütülmesi Bat l ülkeleri özellikle de ABD yi rahats z etmifltir. Bu süreçte Avrupa Birli i daha yumuflak ve diplomasi arac l yla çözüm arayan taraf olurken ABD ve srail ise daha sert bir söylem belirlemifllerdir. Asl nda krize bir çözüm bulunamay fl n n ana nedeni de yaflananlar n ABD ile ran aras nda bir bölgesel üstünlük yar fl na dönüflmesidir (Celalifer, 2009:4). Washington, Tahran a terörizme destek vermekle, kitle imha silahlar gelifltirmekle, Orta Do u Bar fl Sürecini engellemekle ve iç politikada insan haklar ihlalleri suçlamalar n yapmakta ve Tahran dan bu konularda de iflmesini istemektedir. ABD li yetkililer ran n bu davran fllar n terk etmemesi durumunda münasebetlerin bafllat lmayaca n n alt n çizmektedirler. Her iki ülke öteden beri birbirini düflman olarak nitelendirmifl ve birbirlerine karfl politikalar gelifltirmifllerdir. ran, ABD yi Büyük fieytan olarak adland rm fl, ABD ise buna karfl l k olarak ran fier Ekseni ülkeleri aras nda göstermifltir. Bahse konu düflmanl k her iki ülkenin küresel ve bölgesel politikas na ciddi flekilde yans malar olan bir durum olmufltur y l nda baflkan olarak göreve bafllayan Barack Obama ile birlikte en az ndan krizin Tahran ve Washington aras nda müzakere yoluyla çözülmesinden bahsedilmeye bafllanm fl ve bir k s r döngü hâlini alan süreç yeni bir aflamaya girmifltir. Neticenin ne olaca henüz belirsiz olmas na karfl n Obama n n Baflkan Bush tan farkl olarak çözümü amaçlayan bir yol haritas belirleme aray fl nda oldu u, fakat gerek Tahran içerisindeki muhalefet hareketinin sürüyor olmas gerekse uluslararas camian n AMAÇLARIMIZ de iflik görüfllerinden ötürü flu anda somut bir ad m at lamad AMAÇLARIMIZ söylenebilir. K T A P K T A P TELEV ZYON TELEV ZYON

256 250 Orta Do uda Siyaset Suudi Arabistan ile Amerika Birleflik Devletleri aras ndaki münasebetlerin bafllamas nda Standart of Oil of California flirketinin Suudi yönetimiyle 1933 te El-Hasa bölgesindeki petrolün araflt r lmas n ve iflletilmesini içeren 60 y ll k bir imtiyaz anlaflmas imzalamas kayda de er bir role sahip olmufltur (Ar, 2007:288). Baflka ortaklar n da kat l m yla daha sonra ARAMCO olarak nitelendirilecek bu firma 1938 de petrol üretimine bafllam flt r. Gerçi 1980 lerin son dönemlerinde firman n kontrolü neredeyse tümüyle Suudi idaresinin denetimine geçmifl olsa da bu geliflme o zamanlarda her iki taraf bak m ndan oldukça kayda de er olmufltur. Amerikal yetkililer daha evvel oldu u gibi 1990 sonras nda da esas politikalar n n bölgedeki bu zenginli in bölge içi ya da bölge d fl bir gücün eline geçmesine engel olmak oldu unu aç klamay sürdürmüfllerdir. Nihayetinde esas amac krall n bütünlü ünü ve egemenli ini devam ettirmek olan Riyad yönetiminin kendi bafl na hem bu hedefine varmas hem de sahip oldu u ekonomik zenginli ini korumas oldukça zor olmas ndan ötürü Washington un siyasi ve askerî deste ine dayanmak zorunda olmufltur. So uk Savafl süresince Amerika ve Avrupa için kayda de er bir enerji ihracatç s durumunda bulunan Suudi Arabistan, hâlen dünyan n en önemli petrol ihracatç s konumundad r. Riyad ve Washington aras ndaki münasebetlerde Irak n Kuveyt ten ç kar lmas kapsayan 1991 deki savafl n ertesinde bir gevfleme ve so uma bile gözlemlenmifltir. Riyad, bölgede artan Washington karfl tl ndan etkilenmifl ve yükselen kamuoyu bask s karfl s nda münasebetlerini daha alt seviyelere çekmek zorunda b rak lm flt r. Riyad n d fl politikas nda dört kayda de er unsurdan söz etmek mümkündür. Suudi Arabistan d fl politikas kesinlikle bu unsurlar taraf ndan s n rland r lmamakla beraber bu unsurlar di erlerine nazaran daha ön planda yer almaktad rlar (Diriöz, 2012) Bunlar s ras yla afla daki gibi s ralanabilir; Dini unsurlar Arap davalar na ba l l k Petrol ve D fl Ekonomik liflkiler Bölgesel stikrar ve Güvenlik Burada alt çizilmesi gereken din unsuru ve Müslüman ülkeler aras ndaki ifl birli ini gelifltirme belki de bu unsurlar aras nda en kayda de er olanlar d r. Fakat özellikle bölgesel güvenlik ve boyutunda ele al nd zaman Washington ile olan münasebete ve buna ba l olarak Tahran ve Washington aras ndaki gerilim de kayda de er bir role sahiptir. Arap Ligi ne üyelik de Riyad n Arap davalar na ba l l - n n alt n çizmektedir. Bu bak mdan Katar gibi Suudi Arabistan da Suriye deki hadiseleri yak ndan izlemekte ve Esad yönetiminin kendi halk na ve özellikle Sünnilere karfl uygulamakta oldu u afl r fliddetten hoflnutsuzluk duymaktad r. Riyad genelde Arap davalar na çok kayda de er mali yard m sa lamaktad r. Riyad n izledi- i d fl politikan n hem ülke geliri hem de d fl politika unsuru olarak maddi yard m ve fon tahsis edebilmesini olanakl k lan en kayda de er faktör petrol gelirleridir. Bu bak mdan petrol ve hidrokarbon sat fl bu ülkenin d fl siyasetinin en kayda de- er konular ndan birisini oluflturmaktad r. Petrol fiyat ndaki ani inifl ve yükselifllerden dolay meydana gelebilecek hem iktisadi hem de bundan ötürü politik istikrars zl n bölgeye yay lma kayg s da Riyad n fiyat istikrar n önemli görmesinde etkili olan bir husustur. Enerji tafl mac l nda lojistik güvenlik de Riyad bak m ndan ha-

257 8. Ünite - Küresel Güçlerin Orta Do u Politikas : Mücadelenin Diplomatik ve Stratejik Boyutlar 251 yati bir mesele olmufltur. ki ülke aras ndaki münasebetleri menfi yönde etkileyen bir baflka geliflme ise Guantanamo üssünde tutulan ve birço unu Suudi vatandafllar n meydana getirdi i El-Kaide ve Talibanla iliflkili oldu u iddias nda bulunulan tutuklulara yönelik ABD nin gösterdi i hukuka ayk r davran fllar olmufltur. Netice itibar yla, ABD nin Orta Do u bölgesindeki d fl politikalar n n Güçler Dengesindeki de iflime ba l olarak süreklili ini muhafaza etti i, bununla birlikte Rusya ve Çin ile rekabet hâlinde zaman zaman fliddetlendi ini ve gere inde Pentagon un mevcut kazan mlar n ve statükonun devam yolunda askerî kuvvet kullan ld n belirtmek gereklidir. Resim 8.6 SO UK SAVAfi SONRASI ORTADO U GÜÇLER DENGES RUSYA Ç N AB

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2:

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: A N A L Z Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: Sektör Mücahit ÖZDEM R May s 2015 Giri Geçen haftaki çal mam zda son aç klanan reel ekonomiye ili kin göstergeleri incelemi tik. Bu hafta ülkemiz

Detaylı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i 3. Ödemeler Dengesi 2003 y l nda 8.037 milyon dolar olan cari ifllemler aç, 2004 y l nda % 91,7 artarak 15.410 milyon dolara yükselmifltir. Cari ifllemler aç ndaki bu

Detaylı

2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL

2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL 2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL NOT: Düzeltmeler bold (koyu renk) olarak yaz lm flt r. YANLIfi DO RU 1. Ünite 1, Sayfa 3 3. DÜNYA HAYVAN POPULASYONU

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ 120 kinci Bölüm - Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi 1. ARAfiTIRMANIN AMACI ve YÖNTEM Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi, tüketici enflasyonu, iflsizlik

Detaylı

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina .. 95 Türkiye ile Kazakistan: Karfl l kl Kazan mlara Dayal Bir flbirli i Bektas Mukhamejanov * Çeviren: Dr. Almagül sina Kazakistan ba ms zl n kazand ndan itibaren, d fl politika stratejisinde çok yönlü

Detaylı

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013 HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013 Ekim 2014 İÇİNDEKİLER Giriş... 2 Dünya da Uluslararası Doğrudan Yatırım Trendi... 3 Yıllar

Detaylı

NTERNET ÇA I D NAM KLER

NTERNET ÇA I D NAM KLER Mustafa Emre C VELEK NTERNET ÇA I D NAM KLER www.internetdinamikleri.com STANBUL-2009 Yay n No : 2148 letiflim Dizisi : 55 1. Bas m - stanbul - Haziran 2009 ISBN 978-605 - 377-066 - 4 Copyright Bu kitab

Detaylı

Temel Kaynak 4. Ülkeler

Temel Kaynak 4. Ülkeler SOSYAL B LG LER Temel Kaynak 4 Uzaktaki Arkadafl m Ülkeler Dünya n n 1/4 i karalarla kapl d r. Karalar, büyük parçalar hâlinde de bulunmaktad r. Buna k ta denir. Dünya da 6 k ta vard r. Bunlar, Asya Amerika

Detaylı

TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE

TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE Prof. Haberal dan Yeni Bir Uluslararas At l m: TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE Dünyan n dört bir yan ndan yüzlerce biliminsan Prof. Dr. Mehmet Haberal taraf ndan kurulan Türk Dünyas Transplantasyon

Detaylı

İRAN ENERJI GÖRÜNÜMÜ

İRAN ENERJI GÖRÜNÜMÜ İRAN ENERJI GÖRÜNÜMÜ HAZAR STRATEJI ENSTITÜSÜ ENERJI VE EKONOMI ARAŞTIRMALARI MERKEZI EMİN AKHUNDZADA SERAY ÖZKAN ARALIK 2014 Azerbaycan Enerji Görünümü 1İran Enerji Görünümü www.hazar.org HASEN Enerji

Detaylı

RAN SLÂM CUMHUR YET ANKARA KÜLTÜR MÜSTEfiARLI I WEB S TES H ZMETE AÇILDI www.irankulturevi.com

RAN SLÂM CUMHUR YET ANKARA KÜLTÜR MÜSTEfiARLI I WEB S TES H ZMETE AÇILDI www.irankulturevi.com NTERNET S TES TANITIMI RAN SLÂM CUMHUR YET ANKARA KÜLTÜR MÜSTEfiARLI I WEB S TES H ZMETE AÇILDI www.irankulturevi.com ran slâm nk lâb n n 25. y ldönümü münasebetiyle hizmete aç lan ran slâm Cumhuriyeti

Detaylı

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i I DR. NA L YILMAZ HEMfiEHR K ML Kastamonulular Örne i II Yay n No : 2039 Sosyoloji : 1 1. Bas - Ekim 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-936 - 1 Copyright Bu kitab n Türkiye deki yay n haklar BETA Bas m

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS GÜNÜMÜZ MÜSLÜMAN TOPLUMLAR İLH 340 6 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Seçmeli

Detaylı

stanbul Kültür Üniversitesi, Türkiye

stanbul Kültür Üniversitesi, Türkiye 215 ROMANYA LE BULGAR STAN IN AB YE EKONOM K ENTEGRASYONU Yrd. Doç. Dr. Mesut EREN stanbul Kültür Üniversitesi, Türkiye 1. Girifl Avrupa Birli i nin 5. ve son genifllemesi 2004 y l nda 10 Orta ve Do u

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları I Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları II Yay n No : 2056 Hukuk Dizisi : 289 1. Bas Kas m 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-953 - 8

Detaylı

STRATEJ K V ZYON BELGES

STRATEJ K V ZYON BELGES STRATEJ K V ZYON BELGES BEYAZ K TAP S UNUfi Sivil toplum; demokrasi, insan haklar ve hukuk devleti kavramlar n n yerleflmesiyle ilgili taleplerden ekonomiyle ilgili endiflelere kadar sosyal yaflama dair

Detaylı

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir 2002 May s ay nda yap lan Birleflmifl Milletler Çocuk Özel Oturumu öncesinde tüm dünyada gerçeklefltirilen Çocuklar çin Evet Deyin kampanyas na Türkiye

Detaylı

MADEN HUKUKU İLE İLGİLİ İDARİ YARGI KARARLARI VE MEVZUAT

MADEN HUKUKU İLE İLGİLİ İDARİ YARGI KARARLARI VE MEVZUAT I MADEN HUKUKU İLE İLGİLİ İDARİ YARGI KARARLARI VE MEVZUAT HARUN HAKAN BAŞ Ankara 2009 II Yay n No : 2195 Hukuk Dizisi : 1031 1. Bas Eylül 2009 - STANBUL ISBN 978-605 - 377-113 - 5 Copyright Bu kitab n

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

Dünyada ve Türkiye de Güncel Verilerle HIV/AIDS. Hacettepe Üniversitesi AIDS Tedavi ve Araflt rma Merkezi (HATAM)

Dünyada ve Türkiye de Güncel Verilerle HIV/AIDS. Hacettepe Üniversitesi AIDS Tedavi ve Araflt rma Merkezi (HATAM) Dünyada ve Türkiye de Güncel Verilerle /AIDS Dr. Aygen Tümer Hacettepe Üniversitesi AIDS Tedavi ve Araflt rma Merkezi (HATAM) Dünyada /AIDS Dünya Sa l k Örgütü (DSÖ)/UNAIDS taraf ndan Aral k 2010 tarihinde

Detaylı

ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler

ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler Metin TUNÇ Seçici Olun ISI' n editoryal çal flanlar her y l yaklafl k olarak 2,000 dergiyi de erlendirmeye tabi t