Ebumara Köşe Yazısı 26 Nisan 2012, TUS u KAZAN(a)MAMA SANATI (2.KISIM) (bir pratisyenin anıları) Yol boyunca düşündüm.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Ebumara Köşe Yazısı 26 Nisan 2012, www.drtus.com. TUS u KAZAN(a)MAMA SANATI (2.KISIM) (bir pratisyenin anıları) Yol boyunca düşündüm."

Transkript

1 TUS u KAZAN(a)MAMA SANATI (2.KISIM) (bir pratisyenin anıları) Yol boyunca düşündüm. İlk görev yerim olacak olan köy (kağıt üstünde kasaba güya) yoluna düşeli bir saat kadar olmuştu. Koca bir saat! Bir saatin bu kadar uzun bir zaman dilimi olduğunu daha önce hiç fark edemediğimin farkına vardım birden Yaklaşık 30 km lik köy yolunun büyük bir kısmı ormanların arasından geçmekteydi. Bir önceki gün ilçeye geldiğimde vakitler akşamüstünü gösteriyordu Öğretmen evinde geçirdiğim gecenin ardından sabah ilk işim sağlık grup başkanı ile tanışmak oldu. Aynı fakülteden mezun olduğumuzu öğrenince -sağolsun- özel bir alaka gösterdi bana. Çoktandır Cerrahpaşa dan kimse gelmemişti buraya dedi Mecburi hizmetin dedikodusu dolaşmaktaydı ortalarda ama henüz kendileri teşrif buyurmamışlardı hayatlarımıza Bu yüzden gerçekten de periferde Cerrahpaşa lı, Çapa lı yahut Hacettepeli ye rastlamak -uzmanlar hariç- pek mümkün değildi; çünkü büyük şehirlerde TUS işleri daha bir organizeydi Kendisini çeşitli nedenlerle mecburi hissedenler dışındaki TUS çalışanları kütüphanelerde evlerinden daha fazla zaman geçiriyor, güzel yarınlar için öğrenci gibi yaşamaya devam ediyor ve üç vakte kadar sınavı kazanmayı başarıyorlardı İnatla çalışıldığında TUS un hakkı üçtür. Üç sınav sonra bahtımın karası Ankara da buluşabileceğim bir dönem arkadaşımın kalmadığını gayet iyi hatırlıyorum Sağlık grup başkanı kısaca özetlemek gerekirse iyi biri idi Muayenehanesi de vardı ve işleri de deyim yerindeyse tıkırındaydı Pratisyendi ama ilçedeki üç uzman doktorun hastaları toplamından daha fazla hastası oluyordu. O zamanlar her kurum kendi bacağından asıldığından ilçede SSK ya ait bir sağlık kabini vardı ve bu abimizin muayenehanesindeki hasta kuyruğu (evet bildiğiniz kuyruk oluşurdu sabahları muayenehanesinin önünde) SSK sağlık kabinindeki kuyruktan daha uzun olurdu Paraysa para, itibarsa itibar, her şeyi vardı Her seçim dönemi il merkezinden her türlü siyasi partiden gelirler, sıraya geçerler, ilk sıralardan milletvekilliğini teklif ederlerdi ama o hiç oralı olmazdı Çok çalışıyordu ama memnundu hayatından. Oğulları ondan daha çok memnundular bu durumdan. O çok çalışıyor, çok kazanıyor, İstanbul da yaşayan iki oğlu da bu paracıkları gönüllerince değerlendiriyorlardı Doktor oğlu olasım gelmişti! Güzel ülkemde doktor olmaktan çok daha güzeldir doktor çocuğu olmak; hayatımız çalışmakla geçer bizim, gençliğimizin en güzel yılları otlaklarda meralarda geçer, tam bitti derken ondan daha meşakkatli olan TUS serüvenimiz başlar, o biter bedenen ve zihnen hepsinden daha yorucu olan asistanlık hayatı başlar Sonra mecburiydi tayindi derken çoktan geçersiniz yolun yarısını. Bu sefer de yıllar boyunca para kazanıp ömrünüzün sonbaharında rahat yaşamak için birikimler yapmak için uğraşırsınız. Belli bir noktaya gelince de sizde mecal kalmamıştır ama çocuklarınız artık sizin hayat boyu çalışıp kazandıklarınızı afiyetle gastrointestinal sistemlerine indirme yaşına gelmişlerdir. Hayat onlara güzeldir Yol boyu konuştu sağlık grup başkanı abi. Anlattı da anlattı hı hı, haklısınız, evet abi bunlardan ibaretti o konuşurken dilimden dökülenler Çünkü orada değildim ben İnsan bir saate neler sığdırabilir ki? Tüm hayatınısığdırabiliyormuş; yaşadım 1700 metre yükseklikteydi köyüm. İlçeden çıktıktan itibaren her dönemeçte hava biraz daha soğuyor, biz de arabanın camlarını biraz daha yukarı kaldırıyorduk! Köye girdiğimizde artık camlar tamamen kapalı olacaktı. Aylardan Eylül idi ve hava buz gibiydi

2 Eylül diye fısıldadım. Bir şey mi dediniz doktor bey? dedi. Yok abi yok, bir şey yok! dedim Çok şey vardı aslında Eylül hüzün ayıdır! diye geçirdim içimden yeniden Gariptir hayatımın bir çok önemli olayı hep Eylül ayına denk gelmişti. O yüzden ben Eylül ü çok severim Bu da onlardan biriydi; tüm geçmişimi bir valize doldurmuş ve düş(müş)tüm yollara Dağların tepelerine doğru sürekli tırmandığımız dönemeçli yollardan geçerek varmıştık köye, köyüme Her dönemeçte hayatımın bir dönemi geçti gözlerimin önünden, tıpkı hep o bahsi edilen bir film şeridi gibi Hatırlayabildiğim en eski şeylerin neler olduğunu sordum birden kendi kendime, bu dünyaya dair Yüksek duvarlarla çevrilmiş, içinde portakal, erik, incir, yenidünya, nar ağaçları, ortasında çift katlı ahşap ev bulunan bir bahçe evin önünde bir tulumba ve tulumbanın etrafında koşuşan dört beş yaşlarında iki çocuk ellerinde su tabancaları, birbirlerine su sıkıyorlar ve çok mutlular; ablacığım ve ben bir daha dünyanın hiçbir yerinde kendimi o bahçedeki kadar güvende ve mutlu hissetmeyecektim İlkokul, ortaokul ve lise yıllarım sırayla geçtiler belleğimden, sonraki dönemeçlerde Bir sonraki dönemeçte mekteb-i tıbbiye yi kazandım ve ilk defa ayrıldım ailemden; kanatlandım ve uçtum yuvamdan bir daha dönmemecesine anneciğimden ilk ayrıldığım zamanları tekrar yaşadım; Hatay Has Turizm'in çift katlı otobüslerinden birinin üst katına bindiğimde ve İskenderun dan ilk kez ayrılıp şehr-istanbul'un yolunu tuttuğumda henüz çocuktum, ufacıktım... daha 18'imdeydim geride gözleri yaşlı anneciğimi, babacığımı ve kardeşlerimi bırakıp, çok sevdiğim ve doğduğum memleketimden yine çok seveceğim ve belki de bir ömür doyacağım ve belki de bir daha hiç onsuz kalamayacağım caanım İstanbul uma doğru yolcu edildiğimde... Yaşlıydı gözleri anneciğimin... gururlu genç saklamıştı gözyaşlarını güya ailesinden, ama otobüs daha Denizciler'e bile varmadan salıvermiştim (henüz isimlerini bilmediğim) lakrimal bezlerimden sekresyonlarımı... yaşlıydı gözlerim... hostes kızın dediğine göre 1150 km sürecekti yolculuk... Dörtyol'un oralarda içime bir sızı düştü... bu sızı Adana'da spazma dönüştü... doğru mu yapmıştım acaba, işte hemen şuracıktaydı Balcalı, üstelik eğitimine de çok güzel diyorlardı, mekteb-i tıbbiye aşkı da zaten orada düşmemiş miydi kalbime (bizim oralarda eskiden herkesleri Balcalı'ya sevk ederlerdi, babamın burnunda çıkan leismania'da da öyle olmuştu, ne çok imrenirdim Balcalı'ya her kontrole gittiğimizde beyaz önlüklü tıp öğrencilerine ve doktor zannettiğim şişko çantalı representlere ), tamam işte yazıverse miydim ne Çukurova'yı... bir kızı görüp çok beğenip, ama kızın ondan daha güzel ablası ile kaçmak gibi bir şeydi benimkisi... Hiç görmediğim sevgilime doğru koşuyordum ben... hayallerimin şehrine... sadece Şener Şen filmlerinden ve Peyami Safa romanlarından tanıdığım İstanbul (um)a... ağlayarak gittiğim ama bir daha onsuz yapamayacağım dünyanın en güzel şehrine Kaç yıl oldu... hala çok özlerim memleketimi... hala giderken çocuklar gibi sevinirim... hala her dönüşümde bir hüzün kaplar içimi... hala Denizciler'in oralarda bir yerde bir şeyler olur (artık herşeylerini bildiğim) lakrimal bezlerime, hala Dörtyol'un oralarda bir yerde bir sızı düşer içime, hele de mevsimlerden ilkbahar ise, sarmışsa her yanı portakal çiçeklerinin ve iğde ağaçlarının o insana baygınlık hissi veren kokusu ve her defasında, dalar giderim

3 ... "Doğduğun yer mi, doyduğun yer mi"... ikisi de aslında... insan neden hep bölünür ki?... Yıllar oldu, bazı şeyler hiç değişmiyor... hala çok özlüyorum anneciğimi... hala her gittiğimin ertesi günü geleceğim günün hüznü başlıyor onda, biliyorum... hala gözlerinden yaşlar süzülüyor uğurlarken... hala o 18 yaşındaki çocuğu uğurluyor olduğunu bildiğimi, bilmiyor oysa, ben hala Has Turizm'in üst katında hayallerine kanat çırpan çocuğum Alışıyor insan her şeye, Ve; hiç alışamıyor Bir dönemeci daha döndük, ve İstanbul düştü aklıma İstanbul um, biricik sevgilim Daha ayrılalı günler olmuştu ama o kadar özlemiştim ki Halbuki kaçarcasına ayrılmıştım, yıllar boyunca hasretinden prangalar eskiteceğimi bilemediğim İstanbul umdan bu kaçış okul yıllığımdaki sahifeme de yansımıştı: insan vardır, şafak vaktinde doğar, gün batarken ölür Başlayan her şey gibi, üniversite yıllarım da bitiyor. Bu son, her son gibi, bir ayrılığa bırakıyor kendisini Her ayrılık hüzünlüdür ve ben de tüm ayrılanlar gibi hüzünlüyüm. Her şeye rağmen Herkes, bu şehirde bir şey bırakır gider Sürmez ömrü dostlukların, bir gül kadar, Anıları vardır insanların, bu şehirde, Durup durup, nemli gözlerle hatırladığı, Bir gün bu şehirden, başını alıp gidesin gelir Yaptığım tam da buydu; başımı alıp gitmiştim İstanbul umdan Mecburiyetler yüklemiştim kendime, ve kaçmıştım Çok anılarım vardı bu şehirde, her daim nemli gözlerle hatırlayacağım; aşklarımı, aşk zannettiklerimi, dostlarımı, dost bildiklerimi, o ikinci kat daireyi (lojmanı), kağıt kaplı duvarları, ıslak tavanları, kahvehane kokan odayı, köy tavuğu günlerini, iskambil kağıtlarını, tavla zarlarını, kedileri, şarapçı komşuyu, kahveyi, kumandasız televizyonu, demlikteki çayı, küp şekeri, çöp poşetlerini, radyo frekanslarını, Joy fm i, hepimizin olan yatağı yastığı battaniyeyi, sabaha kadar yanan sobayı,

4 Memoli yi, Hilmi yi, İlhami yi, Mükremin abi yi, BKM yi, Hasan ları, insanları, mahalleyi, İstiklal i, sabahçıyı, Emirgan ı, balıkçı teknesini, Toros u, kurye motorunu, Kocamustafapaşa yı, Eyüp Sultan ı, İstanbul Semazenlerini, Düş Sokağı Sakinleri ni, Kadıköy ü ve hepimizin Fenerbahçeli olduğunu hiç unutamayacaktım Bir akşam üstü ayrıldım İstanbul umdan Vedalaşmaya gel(e)meyeceğini adım gibi bildiğim can dostumu, boşuna aradı gözlerim Yeşilköy de Muhteşem görünüyordu İstanbul um yukarılardan Okuluma (Cerrahpaşa ma), oturduğum semtlere, Zeytinburnu na, Bakırköy e, Eyüp Sultan a,, Kocamustafapaşa ya, kanaryam güzel kuşumun yuvası Kadıköy e, Üsküdar a, Kız Kulesi ne, camilere, tepelere, köprülere, boğaza, dostlarıma, dost bildiklerime bir kez daha el salladım Ve mırıldanıyordum; Elinden dal gibi, düşerken umut, Ne bir hasret dinle, ne bir ah işit, Bir yaprak ol, esen rüzgarlarla git, Kuru bir yaprak ol, dalgalarla gel Sağ elimin işaret parmağını öptüm, üfledim İstanbul uma, hoşça kal sevgilim, bir gün mutlaka yeniden buluşacağız! dedim Henüz kızarmaya başlayan dolunaya döndüm, sen de şahit ol! dedim Gülümsedi ay bana, İstanbul um gibi Bir Eylül günü geldiğim İstanbul dan yine başka bir Eylül günü kaçarcasına ayrılıyordum Rüzgar gibi geç(miş)ti yıllarım Ve ben; yenilmiş ordular kadar yıkıktım, çaresizdim Geçip gittim Şu görünen köy! diye böldü düşüncelerimi sağlık grup başkanı abi. Köye vardığımızda akşam olmak üzereydi. Sağlık ocağının önünde kıyafetlerinden ve hareketlerinden, ilk mesai arkadaşlarım olacaklarını tahmin ettiğim üç kişi, bir masanın etrafında oturuyorlardı; komşu köyden geç(mey)ici görevle gelen bir doktor bey, bir hemşire hanım ve bir ebe hanım, yanlarında da ebe hanımın on yaşındaki dünyalar tatlısı ve cin gibi kızı Birkaç saat sonra boş olan doktor lojmanında bir başıma kalmıştım Yalnızdım ama başım kalabalıktı; ah keşkelerim, eğerlerim, hüzünlerim, hayallerim, gelecek planlarım, ve TUS Kendimi köprüden önce son çıkışı da kaçırmış ve bir anda karşıda buluvermiş gibi hissediyordum Her şey bir anda karşıda kalmıştı. Artık ben bir köy doktoru idim Dağlar başında idim ve yarın başka bir sabaha uyanacaktım Köy doktoru olmak zor zenaattir. Sadece yaşayan bilir bu duyguyu Köyde ilk günlerim çok zor geçti. Hele de İstanbul umdan sonra Hele de geceleri Gece miydi acaba insanı hüzünlendiren yoksa insan mıydı hüzünlenmek için geceyi bekleyen?

5 Sabahlara kadar düşünüyordum, planlar yapıyor, hayaller kuruyordum, hüzünlü şarkılar eşliğinde İçine düştüğüm durumu bir türlü kabullenemiyordum. Dağların başında yapayalnız kalmıştım, hayatımda ilk defa İlk defa lojman kavramı ile tanıştım, boya badana mefhumu ile Sadece bir yeri boyamadım, vestiyer niyetine kullanılan duvara gömülü dolabı; çünkü lojmanın tarihini özetliyordu adeta bu dolap Her tarafında yazılar vardı, eski meslektaşlarımdan bana yadigar! Ah ulan ah Rıza abi, ben buralara düşecek adam mıydım! yazmıştı biri, ve biri ve zaman göz kırpıp usulca telaşına homurdanarak çekip gitmiştir/ yani bu aşşağılık bir dramdır artık Kimi aldığı TUS puanlarını yazmıştı, bakıp bakıp 60 lı puanlara iç çekecektim her gece Ben neden alamıyorum bu puanları haaa, neden!!! diye kahredecektim, çok iyi bildiğim halde nedenlerini Köyüm küçük bir köydü Toplasan bir tramvay dolusu insan vardı tüm köyde! Günde 3 tane (yazıyla üç) hasta geliyordu sağlık ocağımıza. 3-4 tane de -istisnasız- her gece 2 lerde 3 lerde hasta gelirdi, gecelerimizi zehir etmek için özel olarak görevlendirilmiş gibiydiler Kimi gündüz araba bulamadığı için o saatte geldiğini söylerdi, kimi ilçeye giden otobüsüne siparişi yetiştirebilmek için ilaç yazdırmaya geldiğini söylerdi! Eczane yoktu köyde, yazdığımız ilaçları zaten ilçeden getirtmek zorundaydılar Bu şartlar altında günde 5-6 hasta için 2 doktor, 1 hemşire, 1 ebe, 1 şoför, 1 hizmetli hazır kıta beklemekteydik gece gündüz Şoför ve hizmetli aynı köydendi, sağlık ocağının demirbaşları gibiydiler ve tüm tarihini biliyorlardı. Köyün (güya kasaba) kendini kovboy filmlerinin şerifi gibi zanneden bir belediye başkanı vardı ve kendini belediyenin, sağlık ocağının ve ilköğretim okulunun sahibi zannetmekteydi. Ama nedense jandarma karakoluna pek yanaşamıyordu! Elinde bir otuzüçlük, akşama kadar dolanır dururdu boş boş Arada da haber salardı çayımızı içmeye geleceğine dair Lafta sahiplenirdi ama ufacık bir tamirat işi olsa sağlık ocağının, hökümet yaptırsın derdi Köyde aynı frekanstan konuşabileceğimiz, bir tek okulun öğretmenleri vardı Sağlık ocağı ile okul yan yanaydı ve çay saatlerinde bizi de davet ederler, bazen da kendileri gelirdi. Milli takımımızın tüm maçlarını okulda öğrencilerle birlikte izlemiş, dünya üçüncülüğümüzü birlikte kutlamıştık Köylülerin garip bakışlarına aldırmadan, çiçeklerle böceklerle bir olup, milli takım şerefine türküler söylemiştik. Şimdi İstanbul da olmak vardı anasını satiiiimmmm diye bağırırdım milli takımın her zaferinde dağlara taşlara Dağ başında aklı başında, sohbet edebileceğin, bir tek arkadaşa sahip olabilmek o kadar değerlidir ki Hayatımın o zorlu dönemindeki içten dostluklarından ötürü -bazen çok bilmiş bulsam da- meslek hayatım boyunca, tüm öğretmen camiası için elimden gelen her türlü fedakarlığı yapacağıma dair kendime söz vermiştim Ders çalışmaya çalışıyordum, TUS çalışmaya Dersane kavramı henüz çok yeniydi, TUS dersaneciliğinin güzel ülkemde oturacağına hiç ihtimal vermiyor, yıllar sonra onlara ne kadar muhtaç olacağımızı bilemeden, dersane notları ile Cin Ali nin dahiliyesi pediatrisi cerrahisivs.. diye dalga geçiyorduk Binlerce sayfalık textbook lardan TUS çalışmaya alışmış bir neslin evlatları olarak lale devrinden hikayeler gibi görünmüştü gözümüze dersane notları

6 Gündüzleri sağlık ocağında ve okulda bir şekilde geçiyor, ama geceler geçmek bilmiyordu Akşamları sağlık ocağını kapattıktan sonra herkes kendi lojmanına çekiliyordu. Yalnızlık çok zordu ve alışkın olduğum bir şey değildi Her akşam kendi lojmanıma çekildiğimde, hep o, hayatım boyunca bana o günlerimi hatırlatacak olan şarkı karşılıyordu beni; Her gün akşam olduğunda Bir başıma kaldığımda Gülün rengi solduğunda Yokluğun kanar solumda sol yanımda yokluğu kanayan çok şey vardı Kalktım duvarda gömülü dolaba bir ah ulan ah! da ben yazdım acılar denizi yazdım sonra yalnızız yazdım deniz çoook uzaktaydı, ve dokunuyordu yalnızlık yazdım yazdım da yazdım Heyyy gönül! deyip deyip efkarlanıyordum her gece. Kurt sesleri bölüyordu uykularımı. Pürneşe geçen okul yıllarım geliyor aklıma, Allah ım ben nerdeyim! diye söylenip duruyordum kendi kendime Sesimi bir tek lojmanımın soğuk duvarları, bir türlü adamakıllı yakmayı başaramadığım kömür sobam ve onun üstünde pişirdiğim kestanelerim, demli çayım, çalışma masam (biricik dostum benim, beşinci sınıfta aldığımda tüm hayatıma şahit olabileceğini asla kestiremediğim, öğrenciliğime, doktor oluşuma, tüm TUS macerama, hüzünlerime, hayallerime, gelecek planlarıma, göz yaşlarıma şahitlik eden, ömrü uzasın diye sağına soğuna çiviler çaktırmama rağmen hala gözüme ilk günkü gibi görünen, kendisinden bir türlü vazgeçemediğim, evimdeki en eski dostum, sevgili yol arkadaşım benim; kullanılabilir tek parçan kalana dek senden ayrılmayacağıma sözüm var biliyorsun ebumara / Mart 2012), çalışma masamın üstündeki TUS kitaplarım ve Peyami Safa romanlarım duyuyorlardı İnsanın bir başkası ile konuşmasının ne kadar önemli ve gerekli bir ihtiyaç olduğunu o zamana kadar hiç fark edememiştim. Kendi kendine konuşup durmanın alışkanlık haline gelmesinden korkuyordum. Sonunda; çiçeklere, böceklere, masama, sobama, kütüphaneme, kitaplarıma konuşmaya başlamıştım. Gidişat vahimdi Düş(müş)tüm, dağlar başında Kendimi; Reşat Nuri nin Çalıkuşu sundan, Yakup Kadri nin Yaban ından, Refik Halit in Sürgün ünden bu köye fırlamış gibi hissediyordum Bir gece aldım kalemimi ve kara kaplı defterimi elime, birden yazmaya başladım : Ve, başladım hayatımın her dönemecinde kararını verdiğim, ama ülkemin dağ başındaki bir sağlık ocağı lojmanında, soğuk bir sonbahar gecesinde -dışarda kar yağarken, evet sonbahar ve kar!- başlamayı ancak başarabildiğim şeye başladım Tam 40 gün oldu buraya geleli. Alışmaya çalışıyorum Her şeye alışıyor insan! Tek güvencem bu Köylü bana alıştı galiba Çok eyice bir doktor muşum, İnsan evladı ymışım, Benim gibisi daha köylerine gelmemiş mişim Bunları duyacak neler yaptığımı düşünmeye çalışıyorum, bir şey gelmiyor aklıma, bu iltifatları her gelene söylüyor olsalar gerek taktik zahir

7 Birçok kimseyle tanıştım geleli. Boncuk ile bile dost oldum. Sordum sahibine adı yokmuş, aklıma ilk gelen köpek adını taktım onaboyum kadar var kerata! İlk günlerde taşla sopayla korkutmaya çalıştım, oralı bile olmadı beyefendi, ben de korkumdan onunla dost olmaya karar verdim! Artık yemeklerimi onunla paylaşıyorum. Sadece akşamları salınıyor sokağa, gündüzleri kış uykusunda gibi. Köy gündüzleri muhtardan bozma belediye başkanı (pardon şerif) ndan soruluyor, geceleri de boncuktan, bir tek otuzüçlük tespihi eksik Akşamları efkar bastıkça lojmanın önündeki ağacın altına geliyorum, hemen yetişiyor boncuk, başlıyor paçalarıma sürtünmeye Karnı acıkınca lojmanımın kapısının önüne gidiyor ve beni hav ları ile çağırıyor. Anlıyorum ve karnını doyuruyorum hemen Kırk gün oldu geleli, kırk koca gün Ama zaman mefhumu çok daha farklı burada. Şehr-İstanbul daki 7/24 koşuşturmaca yok burada. İnsanların hızları baş döndürmüyor, bir sonrakine binse dünyanın sonu gelecekmişçesina vapura hücum eden insanların telaşı yok burada Zaten toplasan bir vapur dolusu etmez hepsi. Ağır çekimde yaşanıyor adeta hayat burada Ne gariptir ki, inadına çok yaşıyorlar insanlar. 90 lı 100 lü yaşlar havada uçuşuyor. 67 yaşında bir adam dedesini muayeneye getirdi bugün112 yaşında Hiç ölmeye niyeti yokmuş gibi görünüyordu! İlkokulda iken kaybettiğim dedeciğimi hatırlıyorum, babasını hiç görmeyen anneciğim ve 2 yaşında annesiz kalan babacığım geliyor aklıma, hüzünleniyorum Çok özlüyorum İstanbul umu, dostlarımı, canlarımı, onu Ayrılık sonradan koyuyor gerçekten, yavaş yavaş Kimler gelmiş kimler geçmiş sağlık ocağından, hepsini anlatıyor Ömer emmi geldim geleli. Ömer emmi hizmetlimiz, hastanelerde efendi diye hitap ettiklerimizden, sağlık ocağında çalışıyor 30 yıldır. Ben doğmadan önce başlamış burada çalışmaya, ilk açıldığında sağlık ocağı. Demirbaşı gibi buranın 72 yaşında, hala döner var diye devlet hastanesine geçmenin düşlerini kuruyor Kefenin cebi yok haaa! diyorum, gülüyor Kefen uzak ona, normal şartlar altında daha otuz yılı var göçmeye kendi hesabına göre Babası da öyle yaşamışmış, amcaları da Ama hakkını teslim etmeliyim, çok çalışkan biri. Yaşama göbeğinden bağlı olanlardan. Sabahın köründe tarladan patates söküşü, atıyla odun taşıyışı görülmeye değer. En sevdiğim yönü; sağlık ocağının sobalarını sabahın 7 sinde bir güzel yakışı ve ilk hasta kaçta gelirse beni lojmanımın penceresinden uyandırışı Gözlerimi açtığımda penceremde bir at başı ve at sırtında bir adam sureti gördüğümde, anlıyorum ki sabah olmuş, uyanmak vaktidir! Geceleri omuzlarıma çöken yük, sabah erken kalkmamı engelliyor. Bu iki şeyden başka hiçbir şey beklemediğimi Ömer emmiye de söyledim; sağlık ocağını ne zaman istersen temizle, sobaları böyle yakmaya devam et, bir de beni uyandır sonra işine bak dedim. Bir de ekledim tabi; sakın ben TUS u kazanana kadar ölme, sonra ne yaparsan yap dedim, güldü Ona kalsa, hiç ölmeye niyeti yok zaten Bir defasında beş on sene önce buradan biri Cerrahpaşa ya gittiydi, hatta demirbaş listesinde hala onun imzası var dedi, koştum baktım imzaya; Pediatri deki hocalarımdan birinin ismi ve imzası Dünya küçük Bakalım hocamın yolundan gidebilecek miyim? Kalktım ve duvardaki gömülü dolabın kapağına yazdım; hayat tesadüfleri sever Hayatımdan memnun olmaya çalışıyorum. İnsan gerçekten iyi olurmuş iyiyim deyince diyorlar, onu deniyorum

8 27 Ekim 2001 Ebumara Köşe Yazısı Çiçeklerle böceklerle konuşuyorum, yalnızlık zor şeyinsanın aklı başında sadece 1 ( yazıyla bir) tane bile arkadaşının, dostunun olmasının ne kadar büyük bir ayrıcalık olduğunu anlıyorum yalnızız yalnızım.. ve, yalnızlıklarımın içinde o kadar kalabalığım ki köylüler bana doktor beeeeğğ diyor, öğretmenler ve karakoldaki rütbeliler hocam.. adımı söyleyen yok.. kendi ismimin telaffuz edilmesini özledim; ama tek başına, yanında bir sıfat olmadan sadece ismim bunu duymak için telefonlardan medet umuyorum kendimi çağırıyorum durduk yerde lojmanda bir başımayken sesim duvarlarda yankılanıyor, biri bana sesleniyormuş gibi oluyor, mutlu oluyorum mutlu olmak için bahane arıyorum galiba akşam 5 te kapatıyoruz ocağı, bir başıma dolaşmaya çıkıyorum dağlarına bahar gelmiş memleketimin çiçeklere böceklere konuşuyorum onlar da bana konuşmaya başlamadan, bu köyden kurtulmalıyım. Başarabilirsem bir daha köyde yaşamayacağım İstanbulum u çok özlüyorum köye hakim bir tepede sağlık ocağı.. akşamları çayımı alıp lojmanın önündeki ağacın altına oturuyorum hüzünlü şarkılar süzülüyor penceremden dışarı, müziğin sesi evlerine dönen hayvan sürülerinin çıngırak seslerine karışıyor hoca ezan okuyor karakoldaki askerler akşam içtimasına toplanmışlar ve bağırıyorlar her şey vatan için onlara katılıyorum; her şey TUS için köylüler birer ikişer kahvehaneye gidiyor, kahvehaneden geliyorlar kahvehane buradaki tek eğlencelik kavram ve tüm köylüler yaman oyuncu! İki lafı beş dakika aklında tutamayan adamlar, öyle güzel okey ve iskambil oynuyorlar ki biraz önce -biraz önce dediği de beş el önce- doktor beeeğğ kırmızı 4 ü atmıştı Kenaaaaan taşla hocayı elinde kırmızı 4 varsa ben okeye dönüyoooom diyor sağımdaki adam solumdakine. sineğin papazı ile kızı kaldı sadece diye sesler geliyor yan masadan. Bir insan nasıl bu kadar güzel taş/kağıt takibi yapabilir ki! Soruyorum; bizim işimiz bu, doktor beeeeeğğ diyorlar evet, işleri bu kadınlar tarlada bahçede çalışıyor gün boyu, bunlar da akşamları işe geliyorlar kahvehaneye ne güzel iş besınav kaygıları yok, TUS dertleri yok memleketi kurtarma telaşesi yok memleket dediğin, şu dağ başından ibaret onlara, burada doğmuşlar burada ölecekler ve soruyorum kendi kendime, ne işim var benim bunların arasında ama neylersin işte, akıl ve ruh sağlığımız için karışıyoruz içlerine komşu köy sağlık ocağından sağlık memuru Kemal ile.. Kemal; kardeşim gibi oldu.. tek başına, doktorsuz hemşiresiz kalıyor sağlık ocağında, benim köyüm nur nimet onunkine göre. Sıkıldıkça canı, efkar dağıtmaya geliyor yanıma, müsafir oluyor bende hayallerimizi, gelecek planlarımızı konuşuyoruz doktor beeeğğ gelmiyonuz kaç zamandır gaaaveye diyor yoldan geçen biri, hadi Abdullah örtmeni veya senin şu gardaşın Kemal ini al gel de, gene sizi bir tokatlayak diyor yanındaki tokadın büyüğü, benim yediğim, bilmiyorlar dipsiz bir kuyuda gibi hissediyorum kendimi kaç zamandır ne yana baksam no exit yazan, dipsiz bir kuyu acılarım derin ve dilsiz Hayaller kuruyorum, şu karşıdaki dereyi boğaza benzetiyorum, şu karşıdaki köy ışıklarını Anadolu yakasına Ulus parkından Çamlıca yı izliyormuş gibi yapıyorum, Beşiktaş sahilinden kız kulesini, Gülhaneden Haydarpaşa garını izliyormuş gibi gökyüzüne bakıyorum, pırıl pırıl yıldızlar küçük ayıları büyük ayıları tavaları tencereleri yeniden hatırlamaya çalışıyorum en son çocukluğumda bu kadar huzurlu ve pürüzsüz olduğumu hatırlıyorum gökyüzüne bakarken, anneanneciğimin köydeki evinde hayat ne garip rüzgar gibi geçiyor yıllar yalan gibi her şey ve; hayal gibi her şeye rağmen mutluyum galiba, ama yine de İstanbulum un yıldızsız gökyüzünü izlemek istiyorum evimin balkonundan, yeniden.. varsın küçük ayılar büyük ayılar tavalar tencereler çocukluğumun o tatlı

9 anıları olarak kalsınlar ben yeniden odamdan ışıklı İstanbul akşamlarına dalıp gelecek hayalleri kurmak istiyorum 27 Aralık 2001 Sevdim yazmayı Yazdıkça rahatladığımı ve efkarımın (yalnızlıklarımla birlikte) dağılmaya başladığını fark ettim Ne zaman içimdekiler taşmaya başlasa açacaktım kara kaplı defterimi ve dökecektim fazlalıklarımı oraya Demek ki dedim; aşk ağlatır dert söyletir imiş bir eli yağda bir eli balda olan adam yazamaz.. Üç muzdarip i düşündüm, acaba dedim, yine aynılarını yazabilirler miydi hayatın o sıkıntılarını çekmese idiler? Çiçekli yollardan mı gitmişlerdi acaba kendi zaferlerine? Şimdi daha iyi anlıyordum onları Köy hayatına alışamadım bir türlü Daha doğrusu köy doktorluğu hayatına İstanbul un insanın ilk tanıştığında başını döndüren gürültüsünden sonra ilk günler gerçekten iyi gelmişti. Ama bir süre sonra sol yanımdaki sızı artmaya başladı Hafta sonları fırsat buldukça köyden ilçeye iniyor, o geceyi öğretmenevinde geçiriyordum Dilediğimce yemek yiyordum ilçede, en önemli fark buydu. Bir deri bir kemik kalmak yolunda emin adımlarla ilerlemekteydim köyde Hep hazır yemek ile geçirmiştim okul yıllarımı. İş başa düşmüştü şimdi. 25 yaşımdan sonra yemek yapmayı öğrenmeye başladım. Öğrendim de bir çok yemeği yapmayı kitaplardan. Ama yemek dediğin günde üç defa yapılan bir şeydi ve günde 5-6 saatini yemek ve bulaşık işleri ile geçiren bir tusiyerin sınavı kazanması düşünülemezdi Çareyi basit beslenmekte buldum; çorba, makarna, yumurta ve kahvaltılıklar Mesela, köydeyken o kadar bıkkınlık geldi ki bunlardan buradan bir kurtulursam üç ay yumurta yemeyeceğim diye kendime söz verecektim ve gerçekten de ayrıldıktan sonra tam bir sene aramız limoni kalacaktı onunla Hafta sonlarım ilçeye inebildiğim müddetçe güzel geçiyordu. Karnım sıcak yemek görüyordu her şeyden önce. Tüm vaktim bilumum başkan ve müdür çeşitleri ile okey ve kağıt oyunları oynamakla geçiyordu Çok kişi ile tanıştım ilçede; en az yarısı yarısı ya başkan ya müdürdü! Daire başkanları, şube müdürleri, okul müdürleri, emekli okul müdürleri, köy (kasaba!) belediye başkanları, eski başkanlar, Ankara da bilumum devlet kurumlarından emekli olmuş envai çeşit müdürler Küçücük ilçede hayatımın geri kalanı boyunca tanışamayacağım kadar başkan ve müdür çeşitleri ile tanıştım. Adını bilmediğiniz birine müdür bey yahut başkan bey diye hitap etseniz tutturma olasılığınız hiç de azımsanacak gibi değildi. İlçedeki hayat,köyden şehre indikçe, çok daha cazip ve TUS çalışılabilir gelmişti gözüme İlçedeki devlet hastanesinden iki doktor arkadaş TUS u kazanmış (ahhhh TUS!!!) ve eşleriyle birlikte tayin olup gittiklerinden devlet hastanesi acilinde bir anda dört kişilik bir boşluk oluşmuş ve ben o boşluklardan birine talip oluvermiştim. Sağlık grup başkanı abi ile köyümdeki günlük 5-6 hasta için 2 doktorun fazla olduğu konusunda hemfikir olmuştuk Geç(mey)ici görevle ilçede devlet hastanesinde buldum birden kendimi. Şansım da yaver gitti, eşyalı, ilçedeki birkaç kaloriferli binadan biri olan bir apartmanın en üst katında kutu gibi bir daire buldum. Köyden sadece masamı ve valizlerimi aldım, indim şehre En büyük şansım da alt katımda oturan ev sahiplerim idi; benim yaşlarımda yeni mezun uçak mühendisi oğulları Japonya dan iyi bir iş teklifi almış ve henüz gitmişti oraya. Hiç görmediğim oğullarına da benzetiyorlardı beni ve seni bize Allah gönderdi doktor bey evladım diyorlardı bana Orada kaldığım süre zarfında,gerçek anlamıyla, yediğimiz içtiğimiz hiç ayrı gitmeyecekti ve o harika aileyi hiç unutamayacaktım

10 Hastanede de işlerim çok rahattı. Ayda sadece 5 (yazıyla beş) nöbetim vardı acilde, başkaca da benden beklenen bir görev yoktu Döner sermaye hadisesi henüz sadece bazı devlet hastanelerinde var iken ve üç ayda bir verilirken hatırı sayılır bir miktarda döner sermaye de alıyordum. Yani TUS çalışırken her şey ayarlanmış gibiydi. Gecemin en koyu anından sabahıma ulaşmış gibiydim Bir yıl kadar bu hal böyle devam etti. Ama itiraf etmeliyim ki; bu rahatlık da battı bana! Ve bu rahatımı kaçırmak için mutlaka bir şeyler yapmalıydım. Hayatımız öğretmenevinde geçiyordu Üç kişiydik, üç ayrı evde, ama iki tanesine boşuna kira ödüyorduk Çünkü yiyor,içiyor, oyun oynuyor, müdür ve başkan çevremizi genişletiyor, evlerimizi de sırayla otel niyetine kullanıyorduk Yaşlı yaşlı amcalar kankalarımız olmuştu! Bir türlü ders çalışamıyorduk, canımız sıkılıyor, öğretmenevine gidiyor, canımız daha da sıkılıyor, daha da uzaklaşıyorduk dersten Tekrar köye dönmek fikri oluştu kafamda. Denize düşmüştüm ve yılanım olmuştu bu fikir Bu rahatlıkta ders çalışamamıştım ya, belki zor şartlar altında olursam oradan kurtulmak için ders çalışırım zannetmiştim. Bir kez daha unuttum zannın hakikatten bir şey içermediğini Bir kez daha kandırdım kendimi Hiç kimse, insanı kendisinden daha kolay kandıramaz! Ve kararsızlık, TUS u kazanamama sanatının icrasında en önemli meziyetlerden biridir İkinci köy seferimden aklımda kalan tek şey; haziran ve temmuz aylarında yaktığımız kömür sobası, sobanın etrafında izlediğimiz milli takımımızın maçları ve dünya üçüncülüğümüzü bir dağ başında kutlamak zorunda kalmaktı Türkiye Türkiye tezahüratlarımız Taksim meydanında yahut Bağdat caddesinde değil, bir dağ başında, bağlarda, bahçelerde yankılanıyordu Aslında her isteyen her istediği yere hemen geçici görevle gidemiyordu, eskilerin tabiriyle bunun için guvvetli torpil gerekiyordu. Ama benim torpilim en kuvvetli yerden kaynaklanıyordu galiba, Allah ın sevgili kulu muydum ne?!!! İlk şehre inmek istediğimde birileri TUS u kazanıp ayrılmış, ikinci defa köye gitmek istediğimde köydeki doktor arkadaşımın achille tendonu rüptüre olmuş ve altı ay rapor aldığından köyüm doktorsuz kalmış ve isteğimi anında yerine getirmişlerdi. Şimdi de yeniden ilçeye dönmek istiyordum, tam da o günlerde köyüme bir doktor arkadaş daha tayin oldu geldi kurada, sağlık grup başkanım ile bir kez daha hemfikir olduk aynı konuda, köyü yeni gelen arkadaşıma teslim ettim Bir akşam üstü yine topladım göçümü, masamın üstündeki, sevdiğim bir şairden bir şiir de ben yazdım duvarda gömülü olan dolabın kapağına; DAĞ RÜZGARI Kaderde senden ayrı düşmek de varmış Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim Seni tanımadan Hele seni böyle deli divane sevmeden Yalnızlık güzeldir diyordum Al başını, kaç bu şehirden

11 Ufukta çizgi çizgi gördüğün dağlara Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git Git gidebildiğin yere git diyordum Oysa ki, senden kaçılmazmış Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış Bilmiyordum Yine de dayanmağa çalışıyorum işte Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye Rüzgar güzel bir koku getirmişse Saçlarını okşayarak gelmiştir diye avunuyorum Yaşamak seninle bir başka zamanı Bir başka zamanda seni yaşamak Her şeyden önce sen Elbette sen Mutlaka sen İster uzaklarda ol İster yanıbaşımda dur Sen ol yeter ki bu zaman içinde Ben olmasam da olur Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır Bitmiyorsun Çaresizliğim gün gibi aşikar Su olup çeşmelerden akan güzelliğin İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran Sen güneş kadar sıcak Tabiat kadar gerçek

12 Sen bahçelerde çiçekler açtıran Sudan, havadan, güneşten yüce varlık Sen, o tek sevgi içimde Sen görebildiğim tek aydınlık Bir nefes de benim için al Havasızlıktan öldürme beni Bulutlara, yıldızlara benim için de bak Susadım diyorsam Bir yudum su içmelisin Ben yorulduysam sen uyumalısın Ellerim sevilmek istiyor Saçlarım okşanmak istiyor Dudaklarım öpülmek istiyor Anlamalısın. Ağaçların yeşili kalmadı Gökyüzünün mavisi yok Bu dağlar o dağlar değil Rüzgarında kekik kokusu yok Kim bu çaresiz adam Bu kan çanağı gözler kimin Kaç gecedir uykusu yok Gündüzü yok Gecesi yok Yok Yok Anladım Sensiz yaşanmaz bu dünyada

13 İmkanı yok. Masamı da aldım ve bir kez daha indim köyden şehre Eski evimi kimseye vermemişlerdi daha, yine oraya yerleştim, köyden eski kiracıları değil de Japonya dan oğulları gelmiş gibi sevindiler Çoktandır unuttuğum kara kaplı defterim düştü aklıma o gece, yazdım: Saat gece yarısını 38 dakika geçiyordu en son baktığımda saate, köyden ayrılırken Bir gece yarısı sessizce ayrıldım bende hatırası hep baki kalacak olan ilk görev yerimden. Yeni gelen meslektaşım, hemşire hanım, ebe hanım ve cin gibi kızı, okuldan iki tane öğretmen ve üç beş köylü el salladılar bana. Boncuk da gitme dercesine havladı durdu kendi üslubunca, ama ben anladım Göçümü taşıyan pikabın arkasına sırtüstü uzanmıştım köy maceram biterken hava soğuktu Soğuk, buranın ve buranın insanlarının en belirgin özelliğiydi. Ama yıldızlar ele veriyorlardı yaz akşamını Köyden şehre kadar hep o bir yanıp bir sönen yıldızı seyrederek düşündüm düşündüm son bir yılda yaşadıklarımı Cerrahpaşa mdan mezun oluverdiğim günü, herkes TUS çalışırken, ama ben başka şeyler peşinde koşarken, çıkış belgemi aldığım o günü, Cerrahpaşa ile irtibatımın koptuğu ve hayata APS ile postalandığım o günü okulun önündeki o ağacın altında durup İngilizce tıp binasına acı acı bakışımı düşündüm İstanbul umu düşündüm yeniden Beni ben yapan, hayatımın en önemli yıllarının geçtiği şehri orada yaşadıklarımı, acılarımı, hüzünlerimi, aşklarımı düşündüm dostlarımı düşündüm dost bildiklerimi oturduğum semtleri, Bakırköy ü, Kocamustafapaşa yı, Eyüp Sultan ı Fenerbahçe yi düşündüm, hatta Pendikspor u bile düşündüm Sabahçıyı düşündüm, biricik dostumla adını bir türlü öğrenemediğimiz camiyi, dostumun küfürleri eşliğinde ağzıma zar attığım kapışmalarımızı dürümcümüzü, balıkçımızı düşündüm sabahlara kadar süren oyunlarımızı, uykum kaçıran tek şey olan o sihirli cümleyi ( ne batağı yavvvvv!!! ) düşündüm deniz manzaralı arabamızda çektiğimiz sabah uykularını düşündüm, bir yaz akşamı Eminönü nde Üsküdar iskelesi nde denize düşüşümü yedi yılını da dolu dolu yaşadığım üniversite yıllarımdan daha nice hatıralar üşüşüp durdu zihnime O yıldız hala bir yanıp bir sönüyordu Sıhhiye yi düşündüm, sağlık bakanlığı ndaki o öğleden sonrayı, beni buralara getiren o kuraya başvuruşumu, evrakları teslim ederkenki ellerimin titreyişini bu günleri hissetmişçesine İlk köy seferimi, hatırladığım tek şeyin soğuk oluşunu, ilçeye inişimi, devlet hastanesini, karlı sokakları, karlı dağları, kapanan yolları, doktor arkadaşlarımı, her şeyin bir anda tepetaklak oluşunu, ömürden sadece gün tükettiğim ayları ikinci köy seferimi, nelerle uğraşmak zorunda kaldığımı, rüzgarın önünde kuru bir yaprak olduğumu O yıldız hala bir yanıp sönüyor, bir açılıp bir kapanan gözlerim gibi yarı uykuluyum, bir ses duyuyorum, geldik hocam Komşu apartmandan yükselen bir şarkı yırtıyor gecenin karanlığını, ilk defa kızmıyorum bu sesleri her gece tüm mahalleye dinleten ve ismi benim için sadece serseri çocuk olan komşumun oğluna; Ey hayat, Kadere inat, Seni sil baştan Yaşayacağım İçimden mırıldanıyorum ben de aynı nakaratı 5 Ağustos 2002 Kendime gelmeye başladım. Kan ter içinde uyanırsınız ya kötü bir rüyadan. Ekstremitelerinize çimdik atarsınız acaba rüya mıydı diye! İnandırmaya çalışırsınız kendinizi yaşadığınız kabusun bittiğine. Kötü günlerin geride kaldığını bir türlü kabullenemezsiniz. Oysa bitmiştir her şey Bir film

14 repliği gibi haydi bebeğim, evimize gidelim, haydi, her şey bitti der içinizdeki ses size Tam da öyleyim Kötü bir maç daha geride kaldı, ve artık vakit önümüzdeki maçlara bakmak vaktidir Bir kez daha gecenin en koyu olduğu anın aydınlıklara en yakın olduğu an olduğunu özümsüyorum kendi hayatımda Bir kez daha.. hep böyle oldu benim hayatımda. Hep kardeşti en büyük acılarım ile en büyük mutluluklarım benim Siyahım ile beyazım hep yan yanaydı. Kaç kere yaşadım bunu ben hayatımda, kaç kereler Hele bir tanesi var ki yaşadıkça unutamam Birinci sınıfın yazı. Histoloji bütünlememin önceki gecesi. Mağlubiyet muhakkak. Sabah olacak, gideceğim sınava, boyumun ölçüsünü alacağım, kesinlikle kalacağım tabi, sınıfta da kalmış olacağım, büyük beklentilerle geldiğim Cerrahpaşa da doktor olma hayallerim daha ilk yazımda Marmara nın serin sularına gömülecek, mektebi tıbbiye treninden daha ilk durakta ineceğim Velhasılı hayat benim için bambaşka bir şekilde sürmeye devam edecek. Hoş, daha mı iyi olurdu, cevabını hiç öğrenemeyeceğim bir soru bu Bir yaz akşamı, aylardan temmuz, Zeytinburnu nda bir binanın çatısı (not: sadece, yıldızlara bakarak, tıbbiyeden ayrılmak zorunda kaldıktan sonra hayatta başka neler yapılabileceği konusunda, kendi kendim ile istişare yapmak amacıyla çıkılmıştır bu çatıya),hayatta ve tıbbiyede beyaz bayrağı çekmek üzere olan yorgun bedenim, serin bir Marmara meltemi, mehtaba bakan nemli ve umutsuz gözlerim Karşımda Adalar, Kadıköy, Haydarpaşa garı, Üsküdar sahilleri ve Kızkulesi; göz bebeklerimin aksine ışıl ışıllar, ve hayret; bana da umut telkin ediyorlar. O anda umut bana ne uzak kelime Yalvarıyorum Rabb ime.. ve pazarlık yapıyorum adeta hayatımda ilk defa O nunla, bir çocuk masumluğu ile; Sen diyorum, desen ki, haydi geç ya kulum şu sınavını ve devam et tıbbiyede, ne kaybedersin haa söyler misin bana, ne kaybedersin!!! Peki bir de beni düşün, ben neler kazanabilirim öyle bir durumda, tüm hayat planlarım bana yeniden bağışlanır gibi olmaz mı söyle bana!!! Aklıma 3 gün önce kaldığım Biyokimya sınavından sonra Orkide hocanın umut vermeye çalışan cümleleri geliyor; Pes etme evladım, 3 gün az bir zaman değil ki, otur çalış, pes etme, belki çalıştığın yerlerden gelir sorular Birden boğazda bir havai fişek gösterisi başlıyor ışıl ışıl... İçime de işliyor bu ışıltı Pes etmek yok diyorum, iniyorum sabaha kadar sürecek olan ve hayatım boyunca hiç unutamayacağım o çalışmaya başlıyorum. Ve ertesi gün Temel bilimler binası ve kütüphane ile bir üçgen oluşturan o tepede oturmuş sınavın açıklanmasını, 3-4 saat gözümü bile kırpmadan Histoloji hocasının binadan çıkmasını bekliyorum. Ve çıkıyor hoca, acile doğru tırmanmaya başlıyor yokuştan. 5-6 metrelik duvardan önüne atlıyorum heyecanla, soruyorum sınavımı sen geçtin evladım diyor, nasıl yani diyorum nerden biliyorsunuz benim geçtiğimi hani sen şu vizeleri berbat olan ve geçmek için 77 alması gereken öğrenci değil misin diyor, evet oyum diyorum, 78 aldın evladım diyor, heyecandan ve sevinçten ne yapacağımı bilemiyorum, hocanın ellerini öpmeye bile çalışıyorum, sonra saçmaladığımı fark edip koşa koşa Orkide hocanın odasına gidiyorum, birlikte ağlıyoruz, sevinçten O geceyi ve o günü hiç unutmayacağım 14 Ağustos 2002 Sonbahar, yine Her yerde o bildik renk cümbüşü, Ve; güneş rengi bir yığın yaprak Bayramlıklarını giymiş idam mahkumları gibiler, Dallarından düşmeden hemen evvel Bu ne yaman çelişki anne? Ölümlerine gülümsüyorlar, rüzgara inat 6 Kasım 2002

15 BİR YILIN SON GÜNLERİ bir yıl daha bitiyor işte bu kadar duru,bu kadar yalın bu kadar el değmemiş sıradan bir gerçeği daha kolları bağlı hayatımızın bir şiire nasıl dahil edilir bir yılın son günleri her sonda her başlangıçta ve her defasında alır gibi bir başkasını karşımıza perdeler çekip,ışıklar söndürüp oturup yatağın içine bir başımıza sorgulamak kendimizi biterken bir yılın son günleri biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini gençlik ikindilerini kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri bir yıl daha bitiyor düşlerim,tasarılarım,yarım kalmış onca şey her yıl biraz daha kısalıyor öncekinden bana mı öyle geliyor yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman insan yaşlanırken? kırdım mı incittim mi birilerin kimleri kazandım,yitirdiklerim kimler? kendimi yineledim mi yazdıklarımda? yeniden düşünmeliyim dostluklarımı,ilişkilerimi dağınık yatağım,mutsuz yatağım çoğalttın mı eksiklerimi gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı yitirdim mi yoksa masumiyetimi?

16 borçlarımı ödedim mi? doğru seçtim mi soruların fiillerini? tırnaklarım kesilmiş,dişlerim fırçalanmış,saçlarım taranmış, giysilerim ütülü,odam düzenli mi? ödünç aldığım kitapları geri verdim mi? geri verdim mi aldıklarımı aşkları,dostlukları,sevgileri,güvenleri,bağları kitaplara,sayfalara,satırlara borcumu ödedim mi? yokladım mı duygularımı hala sevebiliyor muyum insanları? şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama yeni bir yıla ama nedense her şeyin tadı dağılıyor ağzımda bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar Gece telefonları, ıssız konuşmalar Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler Bırakılmış mektuplar Ve yurdumun her karış toprağında tefrika edilen karanlık Ey hayatıma girenler ve çıkanlar Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey işimin başına dönüyorum içimde ıssız bir gönül erinci Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları Vitrin camlarına yansıyan yüzlerde Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar Hala bir umut var mıdır Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde

17 (2 saat sonrası) Ve, bir yıl daha bitti sevgili kara kaplı defterim Ramazan davulcusu da bu yılki son geçitlerini yapıyor mahallemden, Haydi kalk gidelim, sahur vakti yaklaşıyor, gidip karnımızı doyuralım, kapatmadan Cemil usta ekmek teknesini Bu yıl da ölmedim anne 31 Aralık Ocak 2003 Artık kurtulmak istiyorum şu kasabadan (Ne ilçesi be!! Ne ilçesi haaa!!! Çıkar şu bilumum başkan ve müdür çeşitlerini, kime inandırabilirsin buranın ilçe olduğunu?)!!! Gitmem gerek bu şehir(!)den artık Gitmek zorundayım ve burası tatlı bir hatıra olarak kalmalı belleğimde Bu benim kaderim mi Allahım! Lütfen beni gizli ve aşikar sıkıntılarımdan kurtar Bir de; TUS Allahım, TUS yaaa!!! TUS!!! 28 Şubat 2003 Tuhaf bir gün Sağlık ocağı, daha iki kelimeyi bir araya getiremeyen ve bir şekilde torpille memur olmayı başarabilmiş iki çalışanım tarafından dalga geçiliyorum; Pediatri haaa doktur beeey, hem de Hacettepe Pediatri hemiiiii!!! (gülüşmeler ve kıkırtılar)

18 Ah ahmak kafam! Müstehak bunlar sana! Sen daha bir ayağı çukurda emekli amcalarla al papazı ver kızı yap akşamlara kadar Gazetede bir haber; aşkım seni çok seviyorum, çocuklara iyi bak, sizlere layık olamadım beni affet! Dışarıda kar yağıyor. Bana sanki binlerce yıl önce başka bir evrende iken bir dostumdan aldığım bir mesajmış gibi geliyor, okumakta olduğum ve telefonumda hala kayıtlı duran mesaj; dost karlı bir gecede uykusundan uyandırabildiğin insandır uyan dostum, şehrimize ilk karlar düşmekte... Ey dost, sen ki! Sen ki!... vazgeçtim yazmaktan!!! Mahallemden yine o tanıdık gürültü geçiyor; kestaneci amca geldiiiiiiiiiiii Ve biricik ev sahibem, adeta anneyarım olmuş olan Zahide teyzem, gene elinde bir yemek tepsisi ile kapımı çalıyor; doktor bey, evlaaaadııımmmm Dünya dönüyor 23 Mart 2003 Yine, hüzünlerdeyim Okul yıllığımı karıştırdim biraz önce; gelecek yılların neler getireceğini bilememek çok elem verici! Kim bilir hayat bize nasıl bir senaryo hazırlıyor! Ve kim bilir bizler de rüzgarın önündeki bir yaprak misali oradan oraya nasıl savrulacağız, hangi diyarlarda kimlerle beraber olacağız! yazmışım çok sevdiğim bir arkadaşımın sahifesine Sorularını önceden sorduğum cevapların, birinci tekil şahsını oynuyorum Yine yıllığımdan bir bölüm; Hani ince bir hüzün duyarsın kimi zaman Şarkılar daha bir dokunaklıdır Ve o an sanırsın ki hiç kimse yok elinden tutan Oysa her hüznün ardında ümitler gizlidir Bulutların ardındaki güneş gibi Ve unutma sevgi gibi, dostluk gibi, aşk gibi Eğer bir gün yalnızlık duyarsan İnceden yaşlar süzülürse yanağına Ve unutulduğunu sanıp, bir sızı başlarsa yüreğinde O zaman gökyüzüne bak Bulutların ardındaki güneşe Çalılıkların ardındaki çiçeğe Bırak pencerelerinden yağmurlar dolsun içeri Ve aç avuçlarını Sana uğur böceğimi gönderiyorum O haldeyim Uğur böceğimi bekliyorum Bu kasabada unuttum kendimi, Ve; öylesine ve mecburiyetten uğradığım bu kasabadan hiç çıkamamaktan korkuyorum Bu kara kaplı defter bittiğinde, hala burada olmak istemiyorum 7 Nisan 2003

19 Gazetede bir şarkı reklamı; Yıldızlar gece ağlar Televizyonda bir film oynuyor; Gönderilmemiş mektuplar Radyoda -yeniyetme- bir şair lakırdı ediyor; Gece midir insanı hüzünlendiren yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen deyü Pediatri den geçti gönlüm Oysa daha okulların ilkinde öğretilmiştim büyünce doktoy olacayımmm ve çocuk doktoyuuuu denilmesini Psikiyatri yahut Radyoloji; yeni gözdelerim Tıptan içre tıptan öte gibi duran iki branş Kısmet! Evet; Hayat güzeldir (La vita e bella) Bir kuşçuya ihtiyacım var hayatta Veya; kuşçu olasım 23 Haziran 2003 Aradan tam 3 yıl geçti TUS çalışamadan geçen üç koca yıl Üç yıl daha yaşlandım Ankara da buluşacak sınıf arkadaşım bile kalmadı. TUS lara gitmez oldum. Gidip de dayak mı yiyecektim TUS tan düzenli olarak? Yenilgiyi kabullendim, ama sadece şimdilik Unuttum kara kaplı defterimi Çok sular aktı köprülerimin altından Evlendim, karıcığımı da ortak ettim TUS dertlerime, yıllarca bu derdimle dertleneceğini bilemezdi herhalde Oğlum oldu, baba oldum Dayı oldum, dayılar oldum Vatan hizmetimi yerine getirdim, hep onur duyacağım o oniki ay ile Dünya dönmeye, altı ayda bir -bahtımın karası- Ankara da TUS lar yapılmaya devam ediyordu Askerlik dönüşü bir yıl daha yine devlet hastanesi acilinde çalıştım. Aradan askerliği çıkarmak TUS planlarımda inanılmaz bir rahatlama sağlamıştı. Çünkü askerlik tehlikesi(!) Demokles in kılıcı gibi duruyordu TUS planlamalarımın üzerinde. Kendime çok kızdım sonradan, keşke daha önce gidip kafamı rahatlatsaymışım diye Devlet hastanesi acilinde 24 saat nöbet tutuyor, ertesi sabah da erkenden uyandırılıyor, bir gün önce hastanenin diğer doktorları tarafından istenen hemogram biyokimya vs. lerin istek kağıtlarını imzalıyorduk. Mevsimlerden yaz olduğu için oralı olup da Ankara, İstanbul ve yurtdışında yaşayan insanlar tatile geliyorlardı. Onların da geldikleri yerlerdeki doktorlarının istediği bir takım tetkikler oluyor onlar da bizim hastanemizde o kan değerlerine baktırmak istiyorlardı. Bir sabah yine nöbet çıkışı sabahın erken saatlerinde acile polikliniğe indim. Bir hastam bana bir bloknot kağıt uzattı ve Hocam benim doktorum Cerrahpaşa da, benden bu tetkikleri istedi, memleketinde yaptırırsın bana telefon açarsın dedi dedi Dahiliye den uzman olmuş ve klinikte kalmayı başarmış, kaşesinde adının önünde Uz.Dr. yazan biri. Çok tipik bir el yazısı olduğu için hemen

20 tanıdım yazıyı. Tüm okul hayatım boyunca tuttuğu notlardan fotokopiler çektirip sınavlar çalışıp sınıflar geçtiğim bir okul arkadaşım Kaşesinin yanına kaşemi bastım, selam yolladım arkadaşıma Hayat tesadüfleri seviyordu gerçekten TUS dedim, o gün yeniden, ille de TUS dedim O günkü kazandığım TUS çalışma iştiyakı sonraki gireceğim tüm TUS lar için yetecek enerjiyi sağlayacaktı bana Türkiye haritasını aldım önüme, dersanesi olan şehirlere işaretler koydum, hepsinin bulunduğum yere mesafesini hesapladım, en yakın olan 295 km idi. Göze aldım bunu, gittim kayıt oldum dersaneye. Üç ay sonra başlayacaktı dersane ve mevsim kışa dönecekti. Dağlı karları, uzun yolculukları, tüm maaşımı bu yolda harcamayı göze aldım Bu arada kurum içi tayin kurası açıldı, normalde düzenli olarak açılmadığı halde o zamanlar. Yeterince hizmet puanım da birikmişti. Kör istemiş bir göz, Allah vermiş iki göz diye düşündüm, tekrar aldım Türkiye haritasını elime, dersane olan illerin bir listesini çıkardım, sonra da o illerden kurum içi atama ile tayin olabileceğim yerleri belirleyip tek tek aramaya başladım bilgi almak için Bu küçük yerleşim biriminde adeta kısa devre yapıyordum ve TUS çalışabilmem için mutlaka buradan kurtulmam gerektiğine kendimi o kadar inandırmıştım ki, aksi bir durum benim gözüme dünyanın sonu gibi görünmeye başlamıştı. Nöbetçiydim açıklandığı gün. O kadar büyük bir heyecanla bekledim ve sonuçlara o kadar sevindim ki, bu duyguları hiçbir TUS sınavında bile yaşamamıştım ve yaşamayacaktım da Aslında her değerli şey bizim için, yüklediğimiz anlam kadar kıymetlidir. Bunu yaşadım... İlçede, birlikte yaşadığımız yıllar boyunca, hemen her gün, ilçeye tepeden bakan evimizin balkonundan karıcığıma, hep ilçenin çıkışında, dağların arasından kıvrıla kıvrıla uzaklaşan yolu gösteriyor ve ; göreceksin bir gün göçümüzü yükleyip ardımıza bile bakmadan çekip gideceğiz şuradan diyordum Ve, çok zamanlar da Şu yolu görüyor musun, İstanbul uma oradan gidiliyor! diyordum, birlikte şehr-istanbul hayalleri kuruyorduk Daha yeni yeni adımlamaya başlayan oğlumuz da şahitlik ediyordu bu hayallerimize O gün geldi sonunda Göçümüzü yükledik gene bir akşamüstü Gene bir Eylül günü O, dağların arasından kıvrıla kıvrıla uzaklaşan yoldan sessizce ayrıldık ilçeden, ama ardımıza baktık ha, yalan yok Yine de güzel günlerimiz geçmişti burada, güzel komşuluklar, güzel dostluklar kurduk Tam beş yıl olmuştu ben buraya geleli. Beş koca yıl olmuştu İstanbul umdan kaçarcasına ayrılalı Yitik sevdam idi İstanbul benim Bir süre daha bulamayacaktım onu Buraya geldiğim günü hatırladım Tek başıma gelmiştim, tüm düşlerimi hayallerimi gelecek planlarımı valizime doldurup Şimdi yanımda karım, arka koltukta oğlum, yine düş(müş)tüm yollarda Yol boyu hatıralarımla karşılaştım; o karşı şeritteki, ilçeye giden minübüsün en arka koltuğundaki çocuğu tanıdım düşüncelere dalmıştı, pişmanlıkları yüzünden okunuyordu, gözleri nemli, omuzları çöküktü heyecanlıydı, hayaller kuruyordu, belli ki umutları da vardı hayata dairöylesine gidiyormuş gibiydi ilçeye, bir müsafirmişçesine bir arkadaşına bakıp çıkacakmış gibi bir hal üzereydi bir an gözgöze geldik el salladım ona beni tanımadı tebessüm ettim başına geleceklerden habersizdi git dostum dedim, yolun açık olsun, git ve; ben ol da gel Kimdi o el salladığın? dedi karım, Kimdi o pappa? dedi oğlum, Hiç!, dedim, Hiç! Geçip gittik Yollar bizi bekliyordu

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Aşşk Kahve ve Laduree

Aşşk Kahve ve Laduree Aşşk Kahve ve Laduree Daha önce adını çok duyduğum; ama bir türlü gidemediğim Aşşk Kahve ye nihayet gitmeyi kafaya koydum. Hafta sonları sahil yolu çok kalabalık olduğundan eşimi ikna edip o yola sokamıyordum.

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU BULUTLAR SINIFI EYLÜL AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU BULUTLAR SINIFI EYLÜL AYI KAVRAM VE ŞARKILAR YAŞASIN OKULUMUZ Daha dün annemizin kollarında yaşarken Çiçekli bahçemizin yollarında koşarken Şimdi okullu olduk Sınıfları doldurduk Sevinçliyiz hepimiz yaşasın okulumuz. ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 03.11.2014 PAZARTESİ Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. Müzik eşliğinde öğretmenin yönergelerine uygun ısınma hareketleri yapıldı.

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Çukurören Köyü-Çamlıdere (10 Mayıs 2009) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Çukurören Köyü-Çamlıdere (10 Mayıs 2009) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Çukurören Köyü-Çamlıdere (10 Mayıs 2009) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 10 Mayıs 2009 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Çamlıdere

Detaylı

4 YAŞ EKİM AYI TEMASI

4 YAŞ EKİM AYI TEMASI 4 YAŞ EKİM AYI TEMASI Mevsimlerden sonbaharı öğreniyoruz. Sonbahar mevsiminde havadaki değişiklikler nelerdir? Çiftlikte hangi hayvanlar yaşar? Çiftlik hayvanlarının bize faydaları nelerdir? Sebze ve meyvelerin

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI ULAŞIM VE TRAFİK HAFTASI * Trafiğin tanımı yapıyoruz(yayalar,taşıtlar vb.) *Trafik işaretlerini öğreniyoruz. Trafik polisinin görevlerini öğreniyoruz.

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Yücel Terkanlýoðlu. HTML clipboard. Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için yitik bir zaman. Rüyayla devirdiðim kazan,

Yücel Terkanlýoðlu. HTML clipboard. Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için yitik bir zaman. Rüyayla devirdiðim kazan, Yücel Terkanlýoðlu Onaylayan Administrator Cumartesi, 23 Þubat 2008 Son Güncelleme Pazartesi, 27 Ekim 2008 Besteciler.org HTML clipboard Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için

Detaylı

1. SINIF TÜRKÇE. Copyright 2015. YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN. KAPAK TASARIMI Resul KÖSE. DİZGİ - SAYFA TASARIMI Resul KÖSE

1. SINIF TÜRKÇE. Copyright 2015. YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN. KAPAK TASARIMI Resul KÖSE. DİZGİ - SAYFA TASARIMI Resul KÖSE 1. SINIF TÜRKÇE Bu kitabın bütün hakları Hacer KÜÇÜKAYDIN a aittir. Yazarın yazılı izni olmaksızın kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz ve çoğaltılamaz. Copyright 2015 YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25 ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ TEMA: BÝREY VE TOPLUM Küçük Cemil...11 Bilgi Hazinemiz (Hikâye Yazmaya Ýlk Adým)...14 Güzel Dilimiz (Çaðrýþtýran Kelimeler - Karþýlaþtýrma - Þekil, Sembol ve Ýþaretler - Eþ Anlamlý

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

DOSTLAR beni tanıdınız değil mi? Ben HACĐVAT.

DOSTLAR beni tanıdınız değil mi? Ben HACĐVAT. DOSTLAR beni tanıdınız değil mi? Ben HACĐVAT. Seninle bu hafta yani 1 Ağustos 7 Ağustos arasında beraberiz. Sana hangi günler hangi dersleri yapacağını ben söyleyeceğim. Benim söylediğim tarihlerde ödevini

Detaylı

Sezen Aksu 2. Çok Ayýp. Söz - Müzik: Sezen Aksu. Kulaðýma geliyor, atýp tutuyorsun, ileri geri konuþuyorsun aleyhimde. Çok ayýp, çok ayýp.

Sezen Aksu 2. Çok Ayýp. Söz - Müzik: Sezen Aksu. Kulaðýma geliyor, atýp tutuyorsun, ileri geri konuþuyorsun aleyhimde. Çok ayýp, çok ayýp. Sezen Aksu 2 Onaylayan Administrator Pazar, 20 Mayýs 2007 Son Güncelleme Perþembe, 14 Haziran 2007 Besteciler.org Çok Ayýp Söz - Müzik: Sezen Aksu Kulaðýma geliyor, atýp tutuyorsun, ileri geri konuþuyorsun

Detaylı

ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret

ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret (ZİL ÜSTÜSTE ÇALAR) Fehiman:Kimooo? Güzin:Benim abla. (KAPI AÇILIR) (Heyecanlı)Müjdemi ver müjdemi ver. Fehiman:(Heyecanlı)Mektup,mektup

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan Karganın Rengi Siyah! Siyah mı? Evet Emre, siyah. Kara değil mi? Ha kara, ha siyah Cenk, bence kara ile siyah arasında fark var. Arkadaşım Cenk le hâlâ aynı şeyi, kargaların rengini tartışıyoruz. Galiba

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI 3 YAŞ EKİM AYI TEMASI Mevsimlerden sonbaharı öğreniyoruz. Çiftlikte yaşayan hayvanları öğreniyoruz. Sebze ve meyvelerin bize faydalarını öğreniyoruz. Cumhuriyet nedir? Öğreniyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ ΔΠΣΑ (7) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ ΔΠΣΑ (7) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: B ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Einstufungstest / Seviye tespit sınavı

Einstufungstest / Seviye tespit sınavı Einstufungstest / Seviye tespit sınavı Dil: Türkçe Seviye: A1/A2 1. Günaydın, benim adım Lavin, soyadım Çeşme. (a) Günaydın ben adım Lavin, soyadım Çeşme. Günaydın benim ad Lavin, soyad Çeşme. 2. Ben doktorum,

Detaylı

Yrd.Doç.Dr. M.Cengiz YILDIZ Kenan BÖLÜKBAŞ M. Halis ÖZER Araştırma Yöneticisi Araştırmacı Araştırmacı SORULAR

Yrd.Doç.Dr. M.Cengiz YILDIZ Kenan BÖLÜKBAŞ M. Halis ÖZER Araştırma Yöneticisi Araştırmacı Araştırmacı SORULAR 127 ANKET FORMU ANKET NO: BİRİM: ÖZELLİK: Bu anket formu, Diyarbakır Dicle Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nde, TÜBİTAK adına yülütülen bir araştırma için hazırlanmıştır. Çalışma,

Detaylı

1.Aşağıdaki isimlere uygun sıfatkarı getiriniz.(büyük, açık, tuzlu, şekerli, soğuk, uzun,güzel, zengin)

1.Aşağıdaki isimlere uygun sıfatkarı getiriniz.(büyük, açık, tuzlu, şekerli, soğuk, uzun,güzel, zengin) Birnci vize 1.Aşağıdaki isimlere uygun sıfatkarı getiriniz.(büyük, açık, tuzlu, şekerli, soğuk, uzun,güzel, zengin) a)... su b)... otel c)... kahve ç)... çay d)... yemek e)... boylu f)... adam g)... kız

Detaylı

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) DİNLEME İSTEKLER (9) Metinleri dinleyelim

Detaylı

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 Düzenleyen Administrator Salý, 15 Haziran 2010 Mersin Gazetesi KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 YAZIK Abidin GÜNEYLÝ-Mersin Küfürün adýný günah koymuþlar Etsem bana yazýk etmesem

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK Resimleyen: Vaghar Aghaei cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri İç ve Kapak Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal

Detaylı