değirmen her anlam bir edebiyat ve düşünce dergisi

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "değirmen her anlam bir edebiyat ve düşünce dergisi"

Transkript

1 değirmen her anlam bir edebiyat ve düşünce dergisi

2 Her Anlam Bir Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl:8 / Sayı 25 / Nisan - Mayıs ISSN Alfa Kurye Basım Yayın Dağıtım Hizmetleri Adına Sahibi Adem YILDIRIM Genel Yayın Yönetmeni Rüstem BUDAK Yayın Kurulu Mehmet ÖZDEMİR, Menderes DAŞKIRAN Sebahattin KARAKOÇ, Rıdvan ŞİMŞEK Teknik Konsept İsa CIDA Dağıtım Kültür Dergi Dağıtım Kapak Fotoğraf İsa CIDA Kapak - Grafik Tasarım Ferit ÖZCAN Yönetim Adresi Tığcılar Mah. Dönergeçit Sok. Altun İş Merkezi No:4 Daire:3 Adapazarı / Sakarya Tel: e-posta: Abone: Yurtiçi-yıllık: Kurumlara 40 TL / Şahıslara 30 TL, Yurtdışı-yıllık: Kurumlara 40 EURO Şahıslara 30 EURO, Rüstem Budak Adına Posta Çeki: , Türkiye Ziraat Bankası Öznur Yıldırım adına IBAN TR Yayımlanan eserlerden yazarları mesuldür. Yayın Kurulu, yayımlanmasına karar verilen eserlerde düzeltmeler yapabilir. Değirmen Dergisi kaynak gösterilerek iktibas yapılabilir. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı nın Desteğiyle

3 Bu Sayıda DİBÂCE 005 Değirmen ŞİİRİN BÜYÜSÜ 028 Kibar AYAYDIN SENİN İÇİN 007 Bahaettin KARAKOÇ UÇURUMUN KENARINDA Sebahattin KARAKOÇ DALIP GÖTÜREN 008 Evliya ÇELİK MUSİKİNİN SON SİLİK FOTOĞRAFI; TAMBURİ CEMİL BEY 039 Reşit Güngör KALKAN O GELEN 009 Xalide EFENDİYEVA BU, İYİ BİR GÜNMÜŞ 044 Aslan GÜLCE KONAK MEYDANINDA BİR ESKİCİ 011 Şahan ÇOKER ARAMIZDA GÖKYÜZÜ VARDI 047 Recep Şükrü GÜNGÖR SESSİZLİĞİN ÇIĞLIĞI 013 Mehmet ÖZDEMİR BİLGİNİN YENİDEN İNŞASI İÇİN FETA 051 Menderes DAŞKIRAN YÜZ YILLIK MESELE 014 Necati MERT MODERN DÜNYADA SÜNNETİN AKTÜEL DEĞERİ 056 Yusuf YAVUZYILMAZ 017 KAYNAKLARI KULLANMA KLAVUZU Rüstem BUDAK SUSTURA 065 Murat ÇELİK

4 ÇOCUKLAR UYANMADAN 067 Atıf Emre ÖZDEMİR 110 BAHAR GELDİ Muaz ERGÜ OTUZ İKİ GÜN YÜZÜ 068 Cafer DOĞANAY 113 GELENEKLİ TÜRK SANATLARININ KAYNAKLARI Mustafa GENÇ YANILGIDAN AŞKA BİR YOL Mehmet ABDİRGAN tav uk budu 119 Hüseyin YILMAZ SELAHATTİN HİLAV I OKURKEN 070 Cafer GARİPER YOL BİRDEN DİLE GELDİ 121 Asiye YÜCEL SENAİL BEY 075 Said COŞAR 125 BOĞAZ IN MAVİ SULARIYLA SÖYLEŞEN ŞEHİR: İSTANBUL M. Nihat MALKOÇ BOHEM ÇIRPINIŞLARDA AÇAN BİR LOTÜS; Necip FAZIL 080 Leyla YILDIZ 133 ÖLÜMCÜL TUZAK YADA HOLLYWODVARİ TUZAK Hakan BİLGE TÜRKÇENİN SIRLARI HAKKINDA 105 Murat SOYAK AFORİZMALAR 138 Oktay ÖZMAN

5 Dibâce Meyve vermeyen bir ağaç kadar faydasız olsun bu yazdıklarım. Dallarını meyvasına tama, edip Kimse taşa tutmasın. Bu yazdıklarım çok budaklı, çok bükümlü Bir ağaç kadar faydasız olsun. O zaman marangozlar kesip biçmeye değer bulmaz böyle bir ağacı. Dokusu gevşek, gözenekleri geniş, reçinesiz bir ağaç gibi faydasız olsun bu yazdıklarım. Odun olmaz bu ağaçtan desinler, yakmasınlar. Faydasız olsun, yine de bir ağaç gibi olsun bu yazdıklarım: Kökü toprakta başı gökyüzüne dönük. Belki kimse bahçesine dikmez, şehrin bulvarlarına dasokmazlar onu. Ama uzak, kıraç bir ıssızlıkta bunalmış bir yolcu dibinde oturacağı, sırtını dayayacağı bir ağaç buldu diye ferahlarsa bu yeter. (Chuang Tzu nun peşinden) Değirmen Dergisi yirmibeşinci sayısıyla elinizde. Bu sayımızın dosya konusu Kaynaklarımız. Biz derginin bu sayısını hazırlarken Ortadoğu daki yangın etki alanını genişleterek ve yakıcı tesirini artırarak devam ediyordu. Yangına odun taşıyanları ve ateşi harlayanları ekranlar aracılığıyla görüyoruz, fakat kibriti çakan eli göremiyoruz. Sadece tarihten getirdiğimiz tecrübeyle tahmin ediyoruz. Tam da kaynaklarımzın önemi burada birkez daha ortaya çıkıyor. Eğer kaynakalarımızı layıkı veçhile kullanabil-seydik ve anlayabilseydik bunlar bölgenin başına gelmeyecekti. Kaynakları tanıma ve onların değerini bihakkın verebilme, sürekli kaynayan bir coğrafyada daha bir önem arzetmektedir. Bu sayıya şiirleriyle bu toprağın çoktan sesi olmuş ama yaşadığımız şu cangılda araya gitmiş Bahaettin Karakoç, Mehmet Özdemir gibi şairler şiirleriyle; Necati Mert ve Rüstem Budak la beraber derginin daimi ve misafir yazarları makale, deneme, öyküleriyle bu sayıya katkıda bulundular. Dosya başlığımız yazarlarımızı bu konuda yazmaya icbar etmediği için, her yazarımız gönlünden geçeni ve gönlünü çeleni yazmıştır. Artık entellektüel duruşunu ve kurumsal kimliğini tescillettirmiş olan Değirmen Dergisi nin nice sayılarında buluşmak dileğiyle. Değirmen

6

7 Bahaettin KARAKOÇ SENİN İÇİN Feth ettiğin her yer dâhil, artı tüm asuman senin Nerde bir ateş parlasa her yükselen duman senin Sen konuşunca sultanım kuşların dili bağlanır Dilin efsunkâr bir güldür, leblerinse kalkan senin Anladın mı bülbül niçin figan eder senin için Gözlerin Münker-Nekir dir, yüreğin bir volkan senin Ne zaman atına binip âlemi seyran eylesen Aydınlanır karanlıklar, ışıldarken tolgan senin Bil ki bir handır bu acun dolar boşalır daima Han da mihman da nedir ki, bütün bu hanüman senin Bahaettin bir gezgin kul, şanını hep tescil eyle Şiirin sözü mü olur, taşıdığı tek can senin Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25 7

8 Evliya ÇELİK DALIP GÖTÜREN Evci çıkınca her akşam işten Ahşap bir yol gıcırdayarak açılır önüme Ve ben yürürüm bir olmuşa binmeden Rujsuz bir öpücük görsem yerde Alır anlıma koyarım hemen Allah göstersin diye yeni yüzünü dünyanın Yürürüm bir olmuşa binmeden Açlıktan atanmış bu şehre sanki insanlar Kamyona benzemeyen ama kamyona benzemeyen Az kalsın biri beni ell iyisi sansa da Yürürüm bir olmuşa binmeden Hayata atılıp tutulmayan çocuklar Alın yazılarını bir kâkül ile örtenler Kırmızı kazak giymeyi unutan senler Dedesiyle fotoğrafı olmayan kimi benler kimi İbrahimler Sizleri bulmak için sizleri bulmak için Yürürüm bir olmuşa binmeden 8 Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25

9 Xalide EFENDİYEVA O GELEN Nece zülmetdi bu dünya. Nece dehşetdi bu dünya, Tutaraq erşin elinden Dolanan derddi bu dünya. Kimine mehrini vermiş, Kimine sertdi bu dünya. Acı var, miskini var, canisi hem celladı var, Fani dünya -adı var. Ne bu dünya, ne rezalet? Yox edalet! Tökülür qan, ezilir can, ölür insan. Uca dergahe tutubdur üzünü gör bu müselman. Ulu Tanrım, senedir tekce güman, Sene iman ve inam. Iznin ile gele imam, çeke encam. Gele bir gün, bite hicran, Gopa tufan, coşa ümman, Yarıla bağrı semanın. Çöke zülmet ve nehayet, o gelişden bir elamet... Aman Allah! Sinesi nurdu semanın, üreyi durdu semanın, Nece mavi, nece engin, nece zengindi sema?! Ne xezine, ne define? Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25 9

10 O semadan ki, yere nur doğulur, Ona betninde emanet verilen dürr doğulur. Budu heyran kesilib göyde melekler de susur, Göy susur yer de susur yerde çiçekler de susur O gülün etrine heyran kepenekler de susur Ona betninde emanet verilen dürr doğulur. Möcüze! Göyde göy qurşağı var, yoxdu yağış, Qanadın saxlayaraq gör nece heyretle baxır göydeki quş, Her teref seyre dalıb, göyde sükut yerde sükut Bir de göyden asılan pembe bulud, bir de umud. O bulud bizlere bir can getirir, O bulud bizlere mehman getirir. O gelen sevgili canan, O gelen bizlere derman, Gözün aydın, a müselman, O gelen Sahibi - Dövran! 10 Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25

11 Şahan ÇOKER KONAK MEYDANINDA BİR ESKİCİ Binlerce yılın Şah damarı, Kaybedince çocuklarını, Atının dışkısından arpayı seçti. Ağladı ve yedi. Ağladı ve yemin etti. Bekle beni dedi; Şam, Kudüs, Bağdat, Bosna Bekle ki Bitmesin bu koca kavga. Onu görenler Resimlere saklandı, sonra Postallara ve bayraklara. Düşlerini keskin vicdanlarına gömüp Kaçtılar bir bir mezarlıktan Onu bir yetimler anladı Bir de kaçamayan güvercinler Konak Meydanı nda Hilal vurgunu bir eskici Anlatmak için sadece bu hikâyeyi Sesinde düş İnsan arar, Gözünde yaş İnsan sayardı. Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25 11

12 Bir de beni sorardı Sokak tabelalarına Bilirdi ki iflah olmaz Güvercin delisi Adam değil bu Tuna dan, Dicle ye İki ayaklı su kasidesi Ezelsiz ve ezbersiz Çocukları kayırırdık Oysa şehirler ne kalabalıktı Ve bizim kollarımız yoktu Yanıma yaklaştı sonra Şimdi git dedi Git, utanmasın polisler Konak Meydanı kumrulara kalsın Biz biliyoruz ya yeter Bohçası olmayan kızların Gizli aşkları olduğumuzu Git Bırak adın hain olsun Git Dağ senin Deniz benim olsun Konak Meydanı nda Hilal vurgunu bir eskici Anlatmak için sadece bu hikâyeyi Sesinde düş İnsan arar, Gözünde yaş İnsan sayardı. Bir de beni sorardı Sokak tabelalarına 12 Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25

13 Mehmet ÖZDEMİR SESSİZLİĞİN ÇIĞLIĞI Bugün güneşin doğuşu başka Havanın tenime değişi başka Kaskatı kesildi hüzün Saklandı bulutun içine yağmur İçin için ağladı kuşlar Dertlerim sel sel aksa denize Taşımaz bu yükü upuzun ırmak Alın alın yüreğimi de artık Ağır geldi yaşamak Gözlerim kaçtı içime Üzerime çöktü karanlık Işığı sağdı güneşten Günün sancısı kuşluk Işık istedim bir daha ışık Yalnızlığım dağ dağ sıralı Musallaya yapıştı tenha duygular Dışarıda kupkuru kalabalık İçimde genleşti boşluk Uzandım güneye bir gölge boyu Taş dokundu Taştı içimden çıplaklık Üşüdüm Duydum çığlığını sessizliğin Bir kuş kanatlandı göğe Patlattı kulak zarımı basınç Yüzüm yüzüne yaslandı yarın Aç üstümü beni seyret Yüzümde ekşimsi ayrılık Seyrek seyrek dişlerim Kalbim gibi kırık Ah Böceğin ağzında moraran etim Yeniden çoğalsa kemiğimde Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25 13

14 Necati MERT YÜZ YILLIK MESELE Bir dili dil yapan, kelimeleri değil, cümleleridir. Dil, şahsiyetini cümleden alır. Cümle de yargıdır. Yani yüklem. Bu ne demek? a) Fiillerin çekimlenişi; b) İsimlerin ekfiil alışı. Telefon olsun, hoca olsun yabancı kelimelerdir. İlki Fransızcadan, ikincisi Farsçadan gelmiştir. Telefon etmek bileşik fiildir; Telefon ediyor-um la Hoca-sın da cümle. Yabancı kelimeyi Türkçe cümle yapan da üzerlerindeki bu zaman ve kişi ekleridir. Bu ekler dilden dile değişir, bundandır işte dilin şahsiyetinin cümlede aranışı. Cümle sade yüklem değil elbette. Öznenin de tümleçlerin de yüklemle bağlanışları dilden dile değişir. Keza her dilin yine kendi tamlama ve çoğul kuralları vardır. Sözgelimi telefon ettiğim yerin ev olduğunu -e ekiyle belirtiriz biz: Ev-e telefon ediyorum. Ama İngiliz, Fransız böyle demez. Türkçenin çoğul eki -ler/-lar dır: hoca-lar gibi. Ama hoca nın çoğulu Farsçada hâcegân dır. Telefon la fihrist i de biz telefon fihrist-i diye yan yana getiririz, bir Alman, bir Finli ise başka türlü. Köşeyi dershaneye çevirdim; kıvamında bırakıp sadede geleyim. Tam yüz yıl önce, 11 Nisan 1911 de, Selanik te, gençler Ziya Gökalp ın, Ömer Seyfettin in ve Ali Canip in öncülüğünde Genç Kalemler adıyla bir dergi çıkarırlar. Osmanlıca denilen dil, fiil çekimleriyle ve cümle yapısıyla Türkçedir, yazı Türkçesidir ama Arapçanın, Farsçanın tamlama ve çoğul kurallarını da barındırır. Gençler dili bu yükten kurtarmak isterler işte. Arapça, Farsça kelimelere ise zinhar dokunmazlar, o kadar ki fevk-al-âde ve darb-ı mesel gibi, kâinât (yaratıklar) ve ahlâk (huylar) gibi klişeleşmiş tamlama ve çoğulları da tutarlar. Dilin kelime olmadığını bilirler çünkü. 14 Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25

15 Yüz Yıllık Mesele Gelgelelim bu Sade Dilciler in karşısında eskiciler vardır: Fesahatçılar. Arapça, Farsça düşkünü Servet-i Fünun artıkları. Bir de Tasfiyeciler. Koyu milliyetçiler. Liderleri, Yusuf Akçura. Dernekleri, Türk Derneği, Türk Yurdu, Türk Ocağı. İstekleri, Arapça, Farsça kelimeleri dilden tamamen sürüp atmak. 40 lı yıllarda Nurullah Ataç la geldiğini sandığımız öz Türkçecilik bu milliyetçilerle yerleşir asıl. Kuzey Türklerinin dillerinden yararlanmak, dahası çocuklara Arapça, Acemce adlar yerine Alp, Gökalp, Oğuz, Turgut, Ertuğrul, Gündüz gibi Türk adları koymak da onlarla başlar. Ömer Seyfettin, Genç Kalemler deki ilk yazısı Yeni Lisan da, Dernek in arkasına takılıp bundan bir düzine asır evvelki günleri yaşayan kavimdaşlarımızın yanına mı gidelim? Bu bir intihardır! der. Yandaşlığını intiharla eşit tuttuğu dernek Türk Derneği dir. Cumhuriyet, çağdaş ve laik bir toplum/ulus yaratma projesinin parçası kılar dili de Türk Tarih Kurumu, 1932 de Türk Dil Kurumu kurulur. İlki Mustafa Kemal in Tarih Tezi ne yaslanır, ikincisi Güneş-Dil Teorisine. Buna göre, dilde ne kadar Arapça, Farsça kelime varsa, hepsine öz Türkçe karşılık bulunacak, yani Tasfiyecilik yapılacaktır e kadar tam gaz çalışılır. Uriel Heid, özleştirmeciliğin başlangıcını dilsel anarşi olarak görür, 1935 ten sonraki yavaşlamasını da anarşinin farkına varılmasına bağlar. Atatürk ten sonra yeniden yükseltilir özleştirmecilik. İnönü, Eylül 1941 de gerçek bir ulusal dilin yaratılması için Türk aydınlarını uyaran bir bildiri yayımlar, bir de örnek nutku olur. Radyo ve gazeteler öz Türkçe kampanyaları başlatır, halk TDK sözcükleri için teşvik edilir. Fakat şurası ilginç: Dil meselesi din den bağımsız yürütülmez yine. Din mi nerden çıktı? Yahu, Cumhuriyet meseleyi din den ayrı hiç düşünmedi ki. Nisan 1928 de Anayasa nın ikinci maddesinden Türkiye Devleti nin dini İslam ifadesi çıkarılır, Mayıs ta Meclis te Latin harfleri konuşulur, 9 Ağustos ta Gazi nin Sarayburnu nutku ve dil direktifleri, 3 Kasım da Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25 15

16 Necati MERT da yeni harflerin kanunu gelir. Unuttum: Fuat Köprülü başkanlığında bir profesörler heyetinin dinde reform önerisi de aynı yıldır da okullardan Arapça, Farsça dersleri kaldırılır de TDK zuhur eder. Kuran, ezan ve kametin Arapça okunması tam on sekiz yıl yasaklanır. İlahiyat Fakültesi, İslam Araştırmaları Enstitüsü ne bu dönemde dönüştürülür. Ayasofya nın müze yapılması, hafta tatilinin cumadan pazara alınması, dini unvanların kaldırılması, okul müfredatlarından din derslerinin çıkarılması da yine bu döneminde olur. İnönü lü 1941 yılı da, 1925 Şapka ve 1928 Harf Kanunlarına uymayanların cezalarının artırıldığı yıldır. Ayrıca ezan ve kametin Arapça okunması yasaklanmakla da bırakılmaz artık, kanun ihlali sayılır, uymayanlara hapis cezası getirilir. Nurullah Ataç, bu İnönü döneminin dil lideri işte. İlginçtir, eski TDK olsun, onun bugünkü takipçileri olsun, Genç Kalemler in Sade Dilciler i ile aralarındaki temel farka hiç değinmez, hatta zihinleri çelerek adeta- onları Nurullah Ataç la tamamlanmış gibi gösteriverirler. Oysa Uydurma söz yapmayız / Yapma yola sapmayız / Türkçeleşmiş, Türkçedir / Eski köke tapmayız der Ziya Gökalp. Kelime milliyetçiliği yapmaz. Din le de problemleri yoktur onların. Olsaydı, ateş in od dan, keder in kaygu dan, Allah ın Çalap tan daha Türkçe olduğunu söyleyebilir miydi hiç Ömer Seyfettin? Genç Kalemler in yüzüncü yılında o güzel insanlara selam göndermek istedim. 16 Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25

17 Rüstem BUDAK KAYNAKLARI KULLANMA KLAVUZU Varlık âleminin bütün unsurları kendilerine kaynaklık teşkil eden bir esere bağlıdır. Sebep olarak doğrudan ve dolaylı birbirini besler, etkiler, dönüştürür ve öldürür. İnsanın süreklilik ve yenilik bağlamında dayandığı kaynaklar vardır. İnsan bu kaynakları düşünerek, okuyarak, tartışarak, eleştirerek ve teklif ederek kendi zamanını kuşanmaya çalışan bir döngü içindedir. Kendi aidiyetini dayandırdığı kaynakların hüviyeti ve kullanma yöntemi önemlidir. Bu yazımızda insanların düşünsel, ekonomik, siyasi, bireysel ve sosyal hayatını belirleyen kaynakları kullanma yöntemi üzerinde duracağız. Kaynakları kaynak kılan Dünyada hangi din, düşünce, akım veya ideoloji olarak ne dersek diyelim beslendiği, ilham aldığı metinler, sözler, hikâyeler ve eserler vardır. Bu kaynaklar insanın bu dünyada var oluşundan itibaren çoğalarak devam etmektedir. Irk, din, dil, coğrafya temelinde yaşadığı her ayrışma insanların üretim biçimlerini ve ürünlerini de çeşitlendirmiştir. İnsan kendi serüveninde güne gün, yıla yıl, yüzyıla yüzyıl, binyıla binyıl eklerken her geçen an içinde geleceğini kurmak için sürekli geçmişe dönüp bakma ihtiyacı hissetmiştir. Şimdi yapılmak istenen şeylerin geçmişte örneği var mıydı? İnsanlar bu sorunları aşmak için hangi yöntemleri kullandılar? Yaşanan zamanı anlatan eser, parça, söz, hikâye, menkıbe, kıssa ve masallar var mıdır? Geçmiş her an insanın dönüp okuyacağı ve bakacağı bir metin gibi hafızada yerini korumaktadır. Zaman içinde eskiyen, unutulan, hiçbir iz bırakmadan varlık âlemine karışanlar olduğu gibi tarihi ve mekânı aşan söz ve eserlerde vardır. Bunların varoluş gücü insanlığın aradığı soruları cevaplayabilmesinden kaynaklanır. Hiçbir eser zorla kalıcı bir kaynağa dönüşmemiştir. Baskı, korku veya çıkara dayalı olarak bazı dönemlerde temel kaynak gibi görünenlerin üzerlerinden günler geçmeden etki ve değerini yitirdiğini görmekteyiz. Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25 17

18 Rüstem BUDAK Kaynak belli bir zaman ve mekânda ortaya çıkar ancak o döneme ve yere mahkûm kalmadan insanlığın aklında, kalbinde, dilinde ve elinde elinde dolaşıma girer. Bu dolaşım yaygınlık doğurur ve kalıcı bir etki bırakır. Bugün kaynak olarak insanlığın elinde olan eserlere baktığımızda ortak bazı özellikler olduğunu görürüz: 1- İnsanın var oluşundan itibaren yaşadığı varoluşsal ızdırap vardır. Bunu dindirmek, hafifletmek ve anlamlı kılma arayışına girer. Kaynak teşkil eden metinlerin çoğu varoluş korkusunu ve acısını dindirenlerdir. İnsan ruhunun, aklının ve nefsinin arayışlarını yönlendirmeye ve asli yolunu bulmaya çalışır. 2- İnsan yolunu şaşırmış bir yolcudur. Gittiği yoldan ve yaptığı işlerden şüphededir. Bu şüphe her an onu kuşatmaktadır. Bunu içinden atmak istemekte, ne zaman böyle davranırsa her defasında yeni bir şüphe ile karşılaşmaktadır. Bu durum onun aklını ve benliğini rahatsız eder. Şüphelerinin cevabını arar. Yaşadığı zamanı kavramaya çalışır ve benzer şüpheleri taşıyanları bulmaya çalışır. Bunun içinde eskimeyen ve çağları aşarak intikal eden eserlere bakmaya lüzum görür. 3- Kaynaklar insanlar aracılığıyla intikal ettiği için insanların verdiği değerle orantılı olarak diğer zamana geçer. İnsan hafızası bu anlamda devasa bir mirasa ev sahipliği yapmaktadır. Varlık âleminde söylenen hiçbir şey yok olmadığı için bunlar her an dolanımdadır. İhtiyacı olan, arayış içinde bulunan herkes bu imkânı elde etmeye muktedirdir. 4- Siyasi sistemlerin, iktidarların, yönetimlerin insana yol gösterici olarak sundukları eserler çoğu kez insanlık âleminde yer bulmamıştır. Zira çoğu kez iktidarı ele geçiren ve belli bir kaynaktan beslendiğini iddia eden insanlar zamanla zümreleşmekte, ardından katılaşmakta ve bu katı olan şeyler zamanla buharlaşmaktadır. Geriye kalan ise bu iddiaya zemin oluşturan eserlerin ilk halleridir. Bu nedenle kaynaklar kendi dönemlerindeki ilk metinlerdir. Ardından bu metinlere getirilen yorumlar, değerlendirmeler zenginlik açısından bir anlam taşımakta ancak çoğu kez de ilk metinin anlam zenginliğini de bozmaktadırlar. 18 Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25

19 Kaynakları Kullanma Klavuzu İnsan ihya, aşma ve inşa çabası içindedir. Kurduğu medeniyetler bu arayışın tezahürüdür. İnsanlık var oluşundan beri ortak anlam arayışı içinde bunu siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda belirginyaygın kılmaya çalışır. İbn Haldun un devletler için biçtiği süre olan insan ömrü aynı zamanda her çağın bir dönüşüm olmasının da zorunluluğunun işaretidir. Geçmişin birikimlerinden beslenir, ancak temelde bunları aşmaya çalışan bir irade ve geleceği inşa çabası, her an yeni bir yol veya pencere açılmasına vesile olmaktadır. Bu çerçevede kaynaklar zamanın eskitemediği değerler olarak dururken bunlardan beslenen yeni bir kaynağın da çıkışını zorunlu kılmaktadır. Kaynakların kaynağı Varlık âleminin öncesinden oluşumunu sağlayan, irade ortaya koyan, şekillendiren ve sürdüren ana kaynak vardır. Var olanlar, var edilenler üzerinde iki unsur ortaya çıkarır: madde(alet) ve mana(anlam). İnsana cüzi olarak verilen yaratıcı irade; insana alet üretimini, geliştirilmesini ve çeşitlendirilmesini sağlamaya çalışır. Yeni bir söz, durum, davranış, eylem olarak yenileyerek ve yenilenerek var olur. Bireysel, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi alan başta olmak üzere her an ve yeni bir hususta anlam vermek ister. Bu anlamlar birikerek din, ideoloji, akım, görüş, duygu, edebiyat, felsefe, gelenek hususlarında devr alınan ve devr edilen parça-bütünler halini alır. Bir taraftan beslenirken, diğer yandan beslemeye devam eder. İnsan giderek zaman ve mekân üzerindeki etkisini artırıyor. Bu aynı zamanda bireysel ve küresel hâkimiyet alanını kurmak ve genişletmek isteğindendir. Kendini merkeze koyan insan varlık âleminin hâkimi gibi davranır. Hâlbuki insanın kendi varlığı dışında çok geniş, henüz sınırları bilinmeyen ve tarihine erişilemeyen bir âlem vardır. Hep önceyi arar, ilki bulmaya çalışır. Yeni yapmaya çalıştığı şeyler ve üretimler bu kaynağın farklı suretlerde tecellisidir. Tarihsel devinim içinde söylenen hiçbir söz ve eylem kaybolmaz. Bu sözler tarihin akışında soruların cevabını vermeye çalışır. Merak uyandığında ve şüphe edildiğinde bu soru karşılığını bulur. Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25 19

20 Rüstem BUDAK Kaynakların keşfi Kaynakların keşfi birazda Amerika nın keşfi gibidir. Amerika varlık olarak yeryüzünde bulunan bir coğrafya ve medeniyettir. Ancak buranın varlığından habersiz olan başka bir insan için bu bölgenin tanınması kendi açısından bir keşiftir. Yok olanı var etme değil var olanı bulma ve tanımadır. Arayan- bulan şu imkâna sahiptir: Onu kendi çerçevesi içinde tanımlama gücüne erişir. Diğer insanlara kendi okuyuş, düşünüş ve algı imkânları tanıtır. Normal şartlarda kaynaklık teşkil eden eserin mesajının hedefi ile ondan beslenen insanın yorumu değişebilmektedir. Kendi özgünlüğü içinde yer vermektedir. Dolaşımda olan kaynaklar olduğu gibi keşf edilmeyi bekleyenlerde vardır. Bunlardan bazıları zamana direnemeyip yıkılan medeniyetlerin toprağındadır. Bunların arayıcıları kaynakları bulmak için büyük bir emek ve mücadele ile elde etmeye çalışırlar. Bu kaynakların üzerinde bulunanlar zihin olarak derin bir kopuş yaşadıkları için bunları anlama ve tanıma çabası içine girmezler. Diline yabancılaşmış, kavram ilişkisini kurmamış ve arayışlarının cevabını yanlış yerlerde aradığı için bu yabancılaşma sürer. Atıl kaynaklar Zaman eskitir, dönüştürür ve yeniler. İnsan çoğu kez içinde bulunduğu imkânların ne kadar olduğunu ve bunların etki derecesini ölçemez. Kullandığı bilgi ve belgeleri artık kullanımının değeri kalmadığını düşünerek bir yana bırakır. Bir köşeye bırakarak unutur. Yanı başında aradığı bir çok sorunun cevabını barındıran kaynağa yönelmez. Kendinde yitirdiğini başka yerde aramaya başlar. Atıl bırakılan bu kaynaklar tarihin derinliklerinde keşf edilmeyi beklerler. Tarihin belli bir ilerleyiş sürecindeki durumunu kendi yaşadığı zaman dilimi ve coğrafyada sabitleyenler; geçmekte olan, dur durak bilmeyen zamana yabancı kalırlar. Atıl bıraktıkları zihinleri, birikimleri ve kaynakları ile varoluş kaygısından ve varetme çizgisinden koparlar. 20 Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25

21 Kaynakları Kullanma Klavuzu İnsana, zamana, mekana, hakikate yaklaşan hiçbir şey eskimez. Etkisini ve değerini yitirmez. Hakikat değeri arttıkça, kalıcılığı da artar. Herkes bu hakikate yabancılaştığı için yeryüzünde onulmaz acılar çekmekte, kaotik bir sürece girmektedir. Var olana yeni-lenmiş bir bakışla yaklaşabilenler zaman yolculuğuna eşlik edebilirler. Atıl bırakılmayan akıl ile atıl bırakılmayan kaynaklar arasında bağ kurulmalıdır. Kirletilmiş kaynaklar Kaynak eserlerin insan hafızasındaki aktarımı her zaman bazı şeylerin eklenmesi, bazı şeylerinde çıkarılması sonucunu doğurur. Her okuyan ve yorumlayan metinin doğuş şartlarının ve ruhunun dışına çıkarak kendi yaşadığı zamanı esas alarak izah etmeye çalışır. Bu sürecin en hassas noktası bilginin iktidar-yönetim için kullanılabilir bir konuma gelmesidir. İktidarlardan bazıları bu metinleribilgileri insanlığın hayrına bir çabaya dönüştürmek isterler. Erdemli insan- erdemli toplum ruhunu yakalamaya çalışırlar. Ancak öte yandan büyük çoğunluk iktidarlar bu bilgiyi kendi egemenliklerinin devamını sağlayacak bir dayanak olmasına çalışırlar. İktidar onu sahiplenip ruhunu çıkarıp sadece klişe sloganlarıyla uygulamaya çalışıyormuş gibi yapar, halk veya bu kaynakların ilk sahipleri bu geçici duruma aldanarak destek verirler. Kısa bir süre sonra iktidarın bu bilgiyi dönüştürdüğünü görünce artık onların ellerinden ve hâkimiyetlerinden çıkmıştır. Kaynakların özündeki anlam kaymasına yol açan diğer önemli sebeplerden biri de bu bilginin takipçilerinin yozlaştırmasıdır. Çoğu kez bu kaynaktaki bilginin belli bir zaman ve şartların ürünü olduğunu unutarak her zaman ve mekânda hazır aktarım çabasına girerler. Zamanın ruhuna aykırı olan bu süreç bilginin dondurulması sonucunu doğurur. Kaynakların yeni yorumunda bunun üzerinden kendi mikro egemenlik çabalarını geliştirmek isteyenler bunları kendi çıkar ve korkularını esas alarak dönüştürürler. Bun yaparken de takipçisi, seveni, bağlısı olduğunu iddia ederler. Kendileri dışında kimsenin bu metinleri- Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25 21

22 Rüstem BUDAK bilgiyi anlayamayacakları- yorumlayamayacakları iddiasında bulunurlar. Bu metni okuyan dışardan bir kimsenin yorumunu önemsemezler. Asli olanın kendi olduklarını düşünürler. Bu genellikle maddi bir döngünün de oluştuğu bir ortama evrilir. Bu bilgiyi mülkiyetleştirerek kendi özelinde bir sistem kurulur. Bilginin özgür dolaşmasını engellerler. Yeni kaynakların imkânı Âlemin tarihi süreklilik ve yenilik barındıran yapıdadır. Birbirine sıkı sıkıya bağlı süreçlerin toplamıdır. Süreklilik içinde varlık her an yeniden inşa halindedir. Yeni sözler, yeni bilgiler, yeni tanımlamalar Bir yandan söylenmemiş bir söz yoktur iddiası diğer yandan yeni şeyler söylemek gereği arasında gidip gelinir. Günü ve çağı yorumlayacak bir akıl ihtiyacı ortaya çıkar. Bu bir yandan geçmişin tüm birikimleri etkisini oluştururken, diğer yandan yaşanan an ve gelecek için zamanı kuşanarak bir izah etme gereği zorunluluğu çıkar. Bu ihtiyaç kendini dayatır. Bu toplumsal bir talep olarak kendini belli eder. Bu taleplerin karşılığı olarak bir pratik ortaya çıkmaya başlar. Ve nihayetinde bu süreci taçlandıran sözler ve metinler kendini gösterir. Yeni bir inşa çabasındaki irade; kaynakları tekrar tekrar okur. Bu okuma yaşadığı zamanı anlama çabasındandır. Bütün medeniyetlerin ortak özelliği geçmişteki kaynaklarla kurdukları bağdır. Medeniyetler yeni kaynaklar ile söz söyleme çabasında iken diğer yandan insanlığın geçmişte ortaya koyduğu kaynaklara yönelir. Hatta bir yerde yeni kaynaklar, bu kaynakların yorumlanarak yeni bir söz haline gelmiş halidir. Kutsallık ve kaynaklar İnsan ruhunun her an yeniden var oluş hikâyesinde milletler içinde yol gösterici olarak çıkan önderlerin sundukları mesajların etrafında zamanlı oluşan kutsallık olgusu kaynakların nitelik ve etkisini şekillendirir. Kutsal olan kaynağın anlam ve yorumu da belli bir sistem içinde sunulur. İlk haliyle herkesin ulaşabileceği ve anlayabileceği bir metindir. Önderler; sınıf, konum ve bölge farklılığı gözetmeden tüm insanlığın anlayabileceği ve yaşayabileceği bir mesaj niteliği içinde sunarlar. Ancak 22 Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25

23 Kaynakları Kullanma Klavuzu zaman içinde bu kaynakları bazı kişi ve zümrelerin anlayabileceği ve yaşayabileceği iddiası ön plana çıkar. Bu nedenle tüm kutsal sayılan kitapların yorumlamacıları seçkin-kutsal bir zümre oluşturmuşlardır. Bu zümreler kutsal bilginin temsilcisi olarak kendilerine kutsallık atfederler. Kendi yorumları dışındaki izahları kabul etmezler. Kutsallık olgusu bilgiyi dondurmayı beraberinde getirir. Kutsallık ilk önce saygı ifade ederken ardından bu katılaştırılarak ve ritüelleştirilerek kaynak ile insan arasına mesafeler konulmaya başlanmıştır. Kutsallık olgusu anlam- anlama- yaşama- yaşatma pratikleri yerine daha çok belli kalıplar içinde saygı gösterme ve değer verme çabası içinde bazı sabitelerle hareket etmeyi ortaya çıkarır. Kutsal sayılan kaynaklarda genellikle öz metinler var iken ve mesajın yaşam pratiği korunurken diğer yandan takipçileri olduklarını iddia edenler esas anlamda kendi pratik yaşam değerlerine göre yorumlarlar. Yaptıklarını kaynak esere dayandırarak bazı argümanlar kullanırlar. Gerçekte ise kendi, çıkarları koruma, korkularını giderme ve hâkimiyetlerini sağlama alma çabasının parçası olarak kullanırlar. Bu bir süre sonra oluşan yaşam teorisi ve pratiği o kutsal kaynağın parçası gibi algılanmaya başlanır. Toplum bunu artık kutsal kaynağın emri gibi algılayarak yaşamaya başlarlar. Kutsal metinler hazırda durur iken onları okuma- anlama çabası yerine artık geleneğin içine sinmiş- parçası haline gelmiş algı ile hareket etmek çabası ön plana çıkar. Hatta bu gerçeklikten bahsedildiğinde insanlar o kişiyi dışlarlar. Yalan- yanlış olduğunu iddia ederek bozgunculukla itham ederler. Birbirlerini besleyen kaynaklar Yalnız yaratılan insan çoğaldı. Yeryüzü coğrafyasına dağıldı. Kurucu iradesi gereği aileler, toplumlar, devletler ve medeniyetler var etti. Birbiriyle bazen irtibatını kaybetti bazen de yeniden tanışmaya çalıştı. İnsanlığın genel birikiminden faydalanamadı. Kendi zamanı içinde dünyasını kurmaya çalıştı. Bir yandan da diğer insan ve toplumlar ile Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25 23

24 Rüstem BUDAK irtibatını koparmamaya çalıştı. Bu irtibatlılık hali bilgi ve gelişmişliklerin aktarımını zorunlu kıldı. Tarih bu etkileşimlerin toplamıdır. Son iki yüzyılda ulusçuluk akımının din, ırk ve akademi temelinde bilgiyi tekelleştirme çabaları beyhudedir. Bilginin ortaya çıktığı bir coğrafyası ve insanı olmuştur ancak bu diğer yer ve insanlardan habersiz ve kopuk olduğu anlamı taşımaz. Kaynakların yurdu ve ırkı yoktur. Bütün insanlığın ortak malıdır. Bunun belli bir zamana, bölgeye ve ırka indirgenmesi en çok çağımızda olmuştur. Kaynak asabiyetçiliği söz ve bilginin dolaşımını engellemiştir. Bir bilgi ve metin önce ulus düzeyinde aidiyeti ortaya konulmaya çalışılır. Kaynak ve bilgi ulus düzeyinde merkezileştirilerek izah edilmeye çalışılır. Bu çoğu kez halklar ve ülkeler arasındaki ayrılık ve çatışmayı da beslemektedir. Devlet hâkimiyetini hâkim kılma çabası sahiplendiği ideolojiyi yayma kisvesi ile sürdürülür. Devletler ve halklar bu maskelemeyi görmeden kaynaklara dönük bir öfke, önyargı ve uzlaşmazlık içine girerler. İnsanlığın ortak malını mülkleştirerek belli bir bölge ve insana hasretmek kaynaklardaki bilginin önyargısız ve açık dolaşımını engeller. İnsanlar bu hâkimiyet mücadelesi içinde don kişotvari bir duruşla hayali düşmanlar yaratır ve savaşmaya çalışır. Savaştığı şeylerin gerçekliği ortaya çıkana kadar bu aldanış devam eder. Çağımızda ayrışan değil birbiriyle her düzeyde etkileşim içinde olunması, kaynaklık teşkil eden hususların tanınması, eleştirilmesi ve kritik edilmesini kolaylaştırmıştır. Daha önce kabile, ırk ve coğrafya temelinde yaşanan ayrışmalar günümüzde bireysel zemine doğru kaymıştır. Öyle ki her insan kendi şahsında ayrı bir örneklik ve kaynaklık teşkil edecek kadar çeşitlenmiştir. Bireysel varlık olarak kendisini sınırlayan hiçbir algı ve anlayışı kendine bağlayıcı kabul etmeden bir ilişkiye geçmektedir. Yitik hikmet daimi arayış ve paylaşımın ifadesidir. Her kayboluş halinde ve yeni bir yol bulma çabası vardır. Bulduğunu iddia edip 24 Değirmen Edebiyat ve Düşünce Dergisi Yıl 8 Sayı 25

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ TÜRKÇE DERSİ EĞİTİM PLANI

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ TÜRKÇE DERSİ EĞİTİM PLANI BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ TÜRKÇE DERSİ EĞİTİM PLANI Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı Hazırlanan Öğrencinin; Adı: Soyadı: Doğum Tarihi: Yaşı: Öğrencinin Ailesine Ait Bilgiler: ADI- SOYADI BABA ANNE MESLEĞİ ADRES

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Çoklu Zeka Kuramı - Zeka Tipleri

Çoklu Zeka Kuramı - Zeka Tipleri Çoklu Zeka Kuramı - Zeka Tipleri Howard Gardner "Çoklu Zeka Kuramı" nı ortaya atmadan önce insanların zeki olup olmadığı matematik, geometri ve mantık sorulardan oluşan IQ testleri ile ölçülmekteydi. Fakat

Detaylı

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde bugün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh tır. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu

Detaylı

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder.

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder. Karşınızdaki kişinin ismine bakarak onun hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Bunun için söz konusu isimdeki fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal enerji sembollerinin açıklamalarına bakmak gerek. İsimdeki

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 Düzenleyen Administrator Salý, 15 Haziran 2010 Mersin Gazetesi KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 YAZIK Abidin GÜNEYLÝ-Mersin Küfürün adýný günah koymuþlar Etsem bana yazýk etmesem

Detaylı

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruhumdaki Müzigin Ezgileri Stj. Av. İrem TÜFEKCİ 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruh halinize göre mi müzik dinlersiniz, müzik mi ruh halinizi değiştirir? Hangi tür olursa olsun o anki duygusal duruma eşlik etmekte

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

3. Yazma Becerileri Sempozyumu 3. Yazma 3. SAYFA HABERİNDEN ŞİİRE 3. Sayfa Haberinden Haydar ERGÜLEN İN «Elmanın E si» Adlı Şiire SERDAR SOLKUN GALATASARAY LİSESİ TDE ÖĞRETMENİ Grup: Ortaöğretim öğrencileri ( Hazırlık sınıfları ve 9.

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU ÖĞRENCİNİN ADI-SOYADI: BEP HAZIRLAMA :07.10.2011 BEP Birimi Üyeleri: - ÖĞRENCİNİN ŞU ANKİ PERFORMANS DÜZEYİ:.. öz bakım becerilerini yerine getirir... okuma yazmayı

Detaylı

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ OKUMA KÜLTÜRÜ (5 EYLÜL - 21 EKİM) - Konuşmacının sözünü kesmeden sabır ve saygıyla dinler. - Başkalarını rahatsız etmeden dinler/izler. - Dinleme/izleme yöntem ve tekniklerini

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

BAKA BULUŞMALARI -I-

BAKA BULUŞMALARI -I- BAKA BULUŞMALARI -I- Onur Konuğu Isparta Belediye Başkanı Y. Mimar Yusuf Ziya GÜNAYDIN Tarih 01 Ekim 2010 Cuma Saat 10:00 Katılımcılar Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri ve Uzmanları Batı Akdeniz

Detaylı

Yrd. Doç. Server ACİM İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi. Bir Besteci'nin Gözünden Özgür Yazılım ve Özgür Yaşam

Yrd. Doç. Server ACİM İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi. Bir Besteci'nin Gözünden Özgür Yazılım ve Özgür Yaşam Yrd. Doç. Server ACİM İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Bir Besteci'nin Gözünden Özgür Yazılım ve Özgür Yaşam NOTA YAZISI Müziğin Kodları Kendine özgü bir kod sistemi olan, her işaretin bir anlamı

Detaylı

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ * Koyu renkle yazılmış kazanımlar; ulusal sınavlarda (SBS...gibi) sınav sorusu olarak çıkabilen konulardır; diğer kazanımlarımız temel ana dili becerilerini geliştirmeye

Detaylı

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ EYLÜL 1-2 (16-27-EYLÜL 2013) DOĞA VE EVREN İSTİKAL MARŞI-İKİNDİLER Türkçe Dersine Yönelik Tutum Ölçeği İLKÖĞRETİM SI 1. Okuma kurallarını uygulama:1.5 Okuma yöntem ve tekniklerini kullanır.2. Okuduğu metni

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi)

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Şimdi bu beş mantıksal operatörün nasıl yorumlanması gerektiğine (semantiğine) ilişkin kesin ve net kuralları belirleyeceğiz. Bir deyimin semantiği (anlambilimi),

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25 ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ TEMA: BÝREY VE TOPLUM Küçük Cemil...11 Bilgi Hazinemiz (Hikâye Yazmaya Ýlk Adým)...14 Güzel Dilimiz (Çaðrýþtýran Kelimeler - Karþýlaþtýrma - Þekil, Sembol ve Ýþaretler - Eþ Anlamlý

Detaylı

BİRLİKTE YAŞAMA VE KARDEŞLİK

BİRLİKTE YAŞAMA VE KARDEŞLİK ÖZEL ANAKENT İLKOKULU 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ KASIM - ARALIK SAYFASI Birlikte Yaşama Kültürü ve Hoşgörü Gel Bize Katıl Bize! Şarkısını Söyledik Sınıf içinde, arkadaşlarımızla

Detaylı

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma Hipnoz ile ilgili olarak hemen hemen herkesin bir fikri vardır. Ve bu fikir genellikle filmlerden öğrenilen birisine adam öldürtmek, hırsızlık yaptırmak gibi genelde olumsuz örneklerden oluşmaktadır. Peki,

Detaylı

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir.

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir. Evlilik öncesi cinsel ilişki, bir mesele olarak, pek çok insan açısından spesifik bir önem taşımamaktadır. Ancak, konuyla ilgili bana gelen sorular, psikolojik danışma seanslarında karşılaştığım hikâyeler,

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

İçindekiler. 1PERESE adalet

İçindekiler. 1PERESE adalet İçindekiler Acaba Ben...2 Adaletli Biri Aranıyor...4 Sen Olsaydın Ne Gelirdi Diline?...5 Dilekçe...6 Kurumsal Adalet...7 Adalete Yardım Edenler...8 Duruşma Salonu...10 Problem Çözüyoruz...12 Logo Puanlama

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 015 016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM İ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EYLÜL ÜNİTE I İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR ÜNİTE 1 İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR HAFTA 1 Ders

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler 11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Akademik Düşünce Konferansları

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

TÜRKÇE MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (TÜRKÇE DERSİ) (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE

TÜRKÇE MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (TÜRKÇE DERSİ) (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE KISA DÖNEMLİ MATERYAL YÖNTEM- i doğru kullanır. 1 2 3 4 Söylenen sözcüğü tekrar eder. Gösterilen ve söylenen nesnenin adını söyler. Gösterilen nesnenin adını söyler. Resmi

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

XI. TÜRKİYE İÇ DENETİM KONGRESİ KÜRESEL BİRİKİMLERDEN ULUSAL DEĞERLER YARATMAK

XI. TÜRKİYE İÇ DENETİM KONGRESİ KÜRESEL BİRİKİMLERDEN ULUSAL DEĞERLER YARATMAK XI. TÜRKİYE İÇ DENETİM KONGRESİ KÜRESEL BİRİKİMLERDEN ULUSAL DEĞERLER YARATMAK Birlikte Başarmak Ali Kamil UZUN, CPA, CFE Türkiye İç Denetim Enstitüsü Kurucu Başkanı Ali Kamil Uzun, CPA, CFE Deloitte Türkiye

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

Şimdi noktalama işaretlerinin neler olduğunu ayrıntılarıyla görelim. Anlamca tamamlanmış cümlelerin sonunda kullanılır.

Şimdi noktalama işaretlerinin neler olduğunu ayrıntılarıyla görelim. Anlamca tamamlanmış cümlelerin sonunda kullanılır. NOKTALAMA İŞARETLERİ Dilimizde ilk kez Tanzimat döneminde kullanılan noktalama işaretleri, yazının daha kolay anlaşılmasını sağlar. Yazının okunmasını kolaylaştırır ve anlam karışıklığına düşülmesine engel

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

Gökyüzü Hakkında Neler Biliyorum? Sorusuna arkadaşlarımızın verdiği cevaplar.

Gökyüzü Hakkında Neler Biliyorum? Sorusuna arkadaşlarımızın verdiği cevaplar. 04.12.2015 Denizyıldızı Sınıfı ndan Merhaba; Bu hafta, Gökyüzü ve Uzay konusuna giriş yaptık. Konumuzu Gökyüzü ve Uzay olarak iki başlığa ayırdık, bu hafta Gökyüzü konusunu işledik. İlk olarak gökyüzü

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

AÖF İLAHİYAT ÖNLİSANS PROGRAMI 1. KİTAP ÜNİTE 1. Okuma Parçası. Tercüme

AÖF İLAHİYAT ÖNLİSANS PROGRAMI 1. KİTAP ÜNİTE 1. Okuma Parçası. Tercüme AÖF İLAHİYAT ÖNLİSANS PROGRAMI 1. KİTAP ÜNİTE 1 الجملة CÜMLE Okuma Parçası :.... Tercüme Okul Okul büyüktür. Bahçesi geniştir. Okulun kapıları yüksektir. Sınıfları çoktur. Öğrenciler okula sabah girerler

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1. Anlam Bilgisi. Yazým Bilgisi. Dil Bilgisi. SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15

ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1. Anlam Bilgisi. Yazým Bilgisi. Dil Bilgisi. SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15 ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1 Anlam Bilgisi SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15 CÜMLE ANLAMI...16 Öznel ve Nesnel Anlatým...16 Neden - Sonuç Ýliþkisi...16 Amaç - Sonuç Ýliþkisi...16 Koþula

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN Biraz düşünelim... Alışverişe gittiniz; her zaman akıllı ve anlayışlı olan oğlunuz istediği oyuncağı alamayacağınızı söylediğinizde

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

KOTAN A Personelinden Uğurlama

KOTAN A Personelinden Uğurlama KOTAN A Personelinden Uğurlama Tekirdağ Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü görevinden Ankara Sosyal Güvelik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Başmüfettişliğine atanan Mahmut KOTAN A, kurum yöneticileri ve

Detaylı

DİKKAT VE DİKKAT TOPLAMA ADEM TOLUNAY ANADOLU LİSESİ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA SERVİSİ

DİKKAT VE DİKKAT TOPLAMA ADEM TOLUNAY ANADOLU LİSESİ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA SERVİSİ DİKKAT VE DİKKAT TOPLAMA ADEM TOLUNAY ANADOLU LİSESİ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA SERVİSİ Dikkat, * *Dikkati konu üzerinde toplamadan çalışmayı sürdürmek boşuna zaman kaybıdır. Çünkü dikkat olmadan

Detaylı

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Dr. Ahmet Emin Dağ İstanbul, 2015 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Detaylı

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı Ana Başlık Alt Başlık Sayfa Soru Düzeltme Olayları Ad Aktarması 6 - Ad Aktarması (Mecazı Mürsel) Kinaye 8 - Kinaye

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ

HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ 17-26 MAYIS 2013 / CEMAL REŞİT REY SERGİ SALONU Başkan dan Yazı,

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş?

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş? 1. Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe 1. Hafta Aşağıdaki metni iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. BİLGİN Bilgin, sürekli açıkgözlülüğü ile övünen bir çocuktu. Sinemada bilet alırken, otobüs,

Detaylı

TÜRK DÜNYASI MÜHENDİSLER VE MİMARLAR BİRLİĞİ

TÜRK DÜNYASI MÜHENDİSLER VE MİMARLAR BİRLİĞİ TÜRK DÜNYASI MÜHENDİSLER VE MİMARLAR BİRLİĞİ Kaşgar dan Endülüs e TÜRK - İSLAM ŞEHİRLERİ Uluslararası Şiir ve Nesir Yarışması ŞEHİR VE EDEBİYAT ÖDÜLLÜ www.tdmmb.org.tr YARIŞMAYI AÇAN KURULUŞLAR Türk Dünyası

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI. Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi

ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI. Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI ŞEHİR TANITIM YAYINLARI 1 Yayın Adı: Şiir Şehir Urfa Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi Hazırlayan: Mehmet KURTOĞLU Sayfa Sayısı: 160 Toplam Baskı

Detaylı

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir.

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir. Abraham Lincoln, senin yaşındayken dedi babası çocuğuna, Okula gidebilmek için her gün 10 mil yürüyordu. Gerçekten mi? dedi çocuk ve ekledi: Tamam, fakat o senin yaşındayken de başkan oldu baba! İletişim,

Detaylı

DiJiTAL TÜRKÇE ANSiKLOPEDi

DiJiTAL TÜRKÇE ANSiKLOPEDi DiJiTAL TÜRKÇE ANSiKLOPEDi E N Z E N G İ N D İ J İ T A L T Ü R K Ç E K A Y N A K Okulpedia, Türkiye için özel olarak hazırlanmış en zengin dijital okul ansiklopedisidir. Binlerce sayfadan oluşan Okulpedia

Detaylı

Bu sektörün içerisinde, en karanlıkta kalan -belki pek çok meslektaşımın

Bu sektörün içerisinde, en karanlıkta kalan -belki pek çok meslektaşımın NEREYE GİDİYORUZ? BÖLÜM 3 1993 yılında Diş Teknisyeni olan büyük dayımın yanında çalışmaya başladım Kısa sürede laboratuar temizliğinden, çıraklığa terfi ettim Protez tamiri gibi işleri yapmayı öğrenerek,

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

03.11.2013-Bloomberg Businessweek. BASINDA GeniuSpy. Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6

03.11.2013-Bloomberg Businessweek. BASINDA GeniuSpy. Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6 03.11.2013-Bloomberg Businessweek BASINDA GeniuSpy Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6 Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 2/6 27.08.2013-www.milliyet.com.tr Çocuğunuz dikkatsiz mi emin misiniz?

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

BİLGİ KÜLTÜR MERKEZİ. 2015 Güz Programı

BİLGİ KÜLTÜR MERKEZİ. 2015 Güz Programı 20 15 BİLGİ KÜLTÜR MERKEZİ 2015 Güz Programı Bilgi Kültür Merkezi 24 seminer dönemini içeren 12 yılı geride bırakarak yeni bir seminer dönemine başlamak üzeredir. Geçen 12 yıllık sürede Sanattan Felsefeye,

Detaylı

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar.

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar. MESLEĞE VEDA From: Güney Dinç Sent: Wednesday, April 16, 2014 1:56 PM To: Subject: [ÇEHAV] Mesleğe Veda Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum.

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

I. BÖLÜM I. DİL. xiii

I. BÖLÜM I. DİL. xiii I. BÖLÜM I. DİL DİL NEDİR?... 1 İNSAN HAYATINDA DİLİN ÖNEMİ... 3 ÇOCUĞUN İNSAN OLMA SÜRECİNDE DİLİN ÖNEMİ... 5 ANA DİLİNİN ÖNEMİ... 6 DİL VE DÜŞÜNCE... 7 DİL, SEMBOL VE İŞARET İLİŞKİSİ... 12 DİL, KÜLTÜREL

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin ... öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil Nazım Hikmet ZEYTİNL K EVLERİ

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (28 EKİM -13 ARALIK 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz ikinci temamıza ait bilgiler,

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı