Yeni Bilgiler, Tanımlama ve Yorum Ekleriyle İnançsal vetoplumsal Yol Kardeşliği

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Yeni Bilgiler, Tanımlama ve Yorum Ekleriyle İnançsal vetoplumsal Yol Kardeşliği"

Transkript

1 Yeni Bilgiler, Tanımlama ve Yorum Ekleriyle İnançsal vetoplumsal Yol Kardeşliği İsmail Kaygusuz 1. Musahipliğin Tanımı Arapçadan dilimize geçmiş olan musahip sözcüğü, sözlük anlamıyla sohbetleşen, söyleşen, sohbet arkadaşı demektir. Türkçe lik soneki (suffix) ile kavramlaşıp, Alevilikte inançsal ve toplumsal akrabalığın, kardeşliğin adı olmuş ve binanç sisteminin önemli kurumlarından birini oluşturmuştur. Kurumun ruhsal ve ahlaki içeriği, bireysel ve toplumsal ilişkiler bağlamlarından hareketle, musahipliğe ilgili en az üç açıdan tanım vermek olasıdır: İnançsal, moral ve toplumsal. 1.1 İnançsal Tanımlama Alevi-Bektaşi inancındaki toplu tapınmanın adı olan cemin birincil önemde kurumu, musahipliktir. Tapınma (ibadet), toplumun üst yapısını oluşturan değerler ve kültür katlarından dinsel inançların baş öğesidir. Genellikle kişinin, kendi inancının Tanrı sına yaranması, kendini iyi kul olarak kabul ettirebilmesi için, gösterdiği davranış ve hareketlerin bütünü olarak tanımlanır. Tapınma, inanan bireyle Tanrı arasında bir anlaşmaya varma ve bağ kurma eylemidir. Biraz açarsak; Tanrı ya yaranma ve onun hayırlı kulu olup, ölüm ötesindeki cezalardan kurtulma ve cennetin nimetlerinden yararlanma amacı taşır. Ortodoks İslamın (Sünnilik) tapınmaları bireyseldir. Heterodoks İslam olarak Alevilik-Bektaşilik tapınmayı bireysellikten çıkarmış, anlamını değiştirmiştir. Alevinin Kuranıkerim i de rahmanı da insandır ve tapınması onadır. Gördüğü Tanrı ya tapar. Tanrı yı görmeseydim tapmazdım ya da görmediğim Tanrı ya tapmam. (Ali. ölm. 660) ve Tanrı yı kendü özümüzden bildik ve hem kendü özümüzü Çalap Tanrı dan bildik. Okunacak en büyük kitap insandır (Hacı Bektaş Veli) sözleri ile şu dizelerin anlamı, gün gibi açıktır: Mülk yaratıp dünya düzen, ol bahçevan hemen benem Halk içinde dirlik düzen, dört kitabı doğru yazan Ağ üstünde kara düzen, ol yazılan Kuran benim Kafirdürür inanmayan, evvel ahir heman benem (Yunus Emre, ölm. 1320/21) Ey müminler beni ziyaret edin Yüzüm cemalullah sıfat bendedir Dört kitabım yahu, kıraat edin Kur an Zebur Tevrat İncil bendedir (Edib Harabi, ölm. 1917) 1 / 20

2 Ben beni bilmezdim hatır kırardım Meğer ilmim noksan imiş bilmedim Ben insandan başka ilah arardım Meğer insan ilah imiş bilmedim (Âşık Daimi, ölm. 1980) Aleviler, toplumsallaştırmış ve yönünü yaşama, nesnel dünyaya çevirmiş oldukları tapınmalarında, akılcı kurumlar yaratıp bunları işletmişlerdir. İşte, bu akılcı ve nesnel inanç kurumlarından biri olarak musahiplik, tüm kurum ve erkânları (kurallar kümesi) ve de zengin çeşitliliğiyle Alevi toplu ibadetini oluşturan ceme giriş kabul ediliş eylemidir. Alevilikte, yola gitmeye talip (istekli) ya da istek uyandırılmış çiftler (evlilerse eşleriyle birlikte), rehberin (yol gösterici) öncülüğünde, Ali postunda (makamında) oturan pir mürşit (öğüt vericiaydınlatıcı dede) huzurunda, ikrar verme töreninden geçer. Bu törene, aynı zamanda musahip olma, kardeşlik olma veya tutma, yol kardeşi olma, ikrar verme, nasip alma vb. adları da verilmektedir. Musahip olanlar, artık yola birlikte girerler; birlikte tapınırlar. Birlikte dara durup, sorgu-sualden geçer, yargılanırlar. Birlikte yaptıkları kabahatlerin, kötülüklerin hesabını verirler. Birlikte lokma yer, dolu içer ve coşarak semaha dururlar. Şah Hatayi nin birkaç beytiyle inançsal tanımlamayı sonlandıralım: Dinim içinde imanımdır musahip Gönül tahtında sultandır musahip Yolumuz incedir varabilene Sefil gönlünde mihmandır musahip Yola eğri giden menzile varmaz Sülük içinde erkândır musahip Musahip yol varandır ey Hatayi Muhibb-i hanedanımdır musahip 1. 2 Moral ve Toplumsal Tanımlama Musahip tutmuş, yol kardeşi olmuş ve Muhammed Ali yolunun gerçek talibi olarak ceme katılan çiftler, yeni bir erdem ve ahlaki ortama girmişlerdir. Rehbere teslimden itibaren başlayarak, burada sahip olacakları moral (ahlaki) kazanımları, Şah İsmail Hatayi, bir nefesinde şöyle dillendiriyor: Ne yitirdin ararsın sen burada Gel ey talip özün kul eyleyigör Yoklamada bile olup sırada Gel ey talip özün kul eyleyigör Nizamını kendi elinle tartasın Gözün ile gördüceğin örtesin Bu divandan ol divana irtesin 2 / 20

3 Gel ey talip özün kul eyleyigör Sen özünü rehberine terk eyle Marifete üçyüz altmış bag eyle Kırk makamı dört kapıdan fark eyle Gel ey talip özün kul eyleyigör Hatayi der üç türlüdür velilik Düşmüşlerin elin almak alilik Türaba yüz sürmekle olur ululuk Gel ey talip özün kul eyleyigör Demek ki ilk koşul, toprağa yüz sürerek, özbenliğini kul eylemek ve öyle Hakk cemi ne girmektir. Benliğini kul eylemeye, özünü yumak, arındırmak adını veriyor Hatayi: Bir can bir cana özenip gelince El uzatmayınca etek turulmaz Rehberinden tövbe okunmayınca Yuyma anı insanlığı bilinmez Kamil rehber dürür özünü yuyan Ol kerem kanıdır suyunu koyan Varıp Hak Ceminde yerini bulan Musahipsiz anın özü yuyulmaz Musahip olanın özü yuyulur Hak Cemi ne el-ayaksız girilir Yani sürünerek, mecazi anlamıyla benliğinden sıyrılarak Hakk cemi ne girilir. Ama Hakk cemi ni yürüten pirin mürşitin ve bu cemi oluşturan topluluğun huzuruna, musahipsiz çıkılmaz. Çünkü Alevi: Musahip olunca özünü bulur Kahrı küfrü hep iman olur Hak katına el ayaksız varılır Aşinasız bir iş dürüst olamaz Alevi toplu ibadetine Hakk cemi denildiği gibi, pir huzuru da Hakk katı ile eşleştiriliyor. Alevi-Bektaşi inancında ikrar verip nasip alma; yani, musahip tutma töreni, aynı zamanda bir miraç (Tanrı yla buluşma) olarak değerlendirilir. Musahiplik törenlerinde miraçlama nefesleri okunur. Hatta tören bittiğinde miracın kutlu ya da mübarek olsun diye birbirlerini kutladıkları bilinir. Ancak ortodoks İslam (Sünni) inanç ve anlayışına tamamıyla terstir. Onlar bunu, mülhidlik (dinden çıkmış) olarak değerlenmektedir. Pir-mürşit huzuru, Hakk katı olduğu gibi İmam Cafer-i Sadık Buyruğu na göre, pirlerinin, mürşitlerinin evi, Mekkeleridir. Onları ziyaret edenler, binbir kere hacı ve gazi olurlar ve günahlarından kurtulup, masum-u pak olurlar. Zaten cemi de büyüğün-küçüğün, güzelin-çirkinin birbirine eşit sayıldığı, kimsenin kimseden üstün olmadığı 3 / 20

4 cennet olarak tanımlamaktadır, Buyruk. Toplu ibadetin (cemin) müminleri melek, Müslimleri (bacılar) huridirler. Böyle bir ortama giren musahip çiftler, benliğini öldürmüş, bireysel çıkarlarından, kendi nefsinden uzaklaşmış bir can bir vücut olarak bu Tanrısal ortamda yeniden doğmuşlardır. Bu ortamda ben sen, biz siz kalkmış; herkes var, hepimiz vardır. Mürşit veya pir ve hanımı (anabacı) ana-baba, cemdeki herkes bacı-kardeştir. Eşler olsun, evlat-baba olsun herkes, birbirini eşit bir biçimde sorgulayabilir. Bu bağlamda, dede diye tanımlanan cem yürütücü mürşit veya pir de sorgulanmaktan sıyrılamaz. Hakk katında da oturmuş olsa, böyle bir dokunulmazlığı yoktur: Eşikte oturan da döşekte (postta, makamda) oturan da birdir! Demek ki musahiplik, benliğini öldürerek hiçbirşeyi nefsine çekmeme, eliyle diliyle beliyle kimseye zarar vermeme ve yetmiş iki millete aynı gözle bakma, ahlaki formasyonlar kazanmaktır. Yüce erdemler sahibi insan-ı kâmil olma yolunda yürümektir. Alevilik toplu tapınmasının bir kurumu olarak musahiplik, aynı zamanda sosyo-ekonomik yaptırımlar, yükümlülükler ve kazanımlar birleşimi ve bütünleşmesidir. Musahip kardeşler, kanbağı kardeşliğinin çok ötelerinde, birbirlerine ve topluma karşı inançsal ahlaki ve ekonomik sorumluluklar ve yaptırımlar yüklenmiş akrabalara dönüşmüşlerdir. Şimdi, anonim İmam Cafer-i Sadık Buyruğu ndan musahip tutmanın önemi, bu akrabalığın bazı koşulları ve sosyo-ekonomik kazanımlarına ilişkin birkaç alıntı okuyalım: Sufi musahip olmak erkân-i kadimdir Her can musahip ola. Ne maldan, ne candan ve ne de haldan birbirinden saklısı gizlisi olmaya ki, iki cihanda yüzleri ak, sözleri saf ola Bir talip musahipinden malını men eylese munafıktır, hayırları kabul olmaz. Musahipin evine musahip teklif ile varmak ve malın teklif ile yimek erkân değildir. Musahip musahipin kardeşidir. Ve musahip musahipe teslim olmazsa musahip değildir. Musahip ehli arasında birlik gerek, ikilik gerekmez. Ben sen demeyi ortadan kaldırıp, bir dilden ötüp ve dört kapıda kamil olur. Tarikat ve Hakikat yolunda bir olmazlarsa musahip olamazlar ve ikrarları caiz olmaz. (Bkz. Heyet(Haz.), 1989: Musahiplikle ilgili çeşitli kısımlar) Buyruk taki bu kuralları Pir Sultan Abdal ın bir nefesinden de izleyebiliriz: Musahip musahipe demezse beli Ona şefaat etmez Muhammed Ali Dünyada ahrette eğridir yolu Söyleyen Muhammde dinleyen Ali Musahip musahiple nice bozula Sakın defterine lanet yazıla Balı sönmüş arı gibi sızıla Söyleyen Muhammed izleyen Ali Musahip musahipden malın ayıra Şahı Merdan durağını duyura Yedi tamu narın ona buyura 4 / 20

5 Söyleyen Muhammed dinleyen Ali Musah(i)bine kim söylese kem sözü Cehennem kelpinden karadır yüzü Dünyada ahrette eğridir yüzü Söyleyen Muhammed dinleyen Ali Musahiple bozulan Hakka kanlıdır Atayla bozulan peygamberle kinlidir Mihmanla bozulan yedi dinlidir Söyleyen Muhammed dinleyen Ali Hak da bir kuluna eylese nazar Kalem divit neyler kendisi yazar Abdal Pir Sultan ım güherler düzer Söyleyen Muhammed dinleyen Ali İkrar verip musahip tutanları, hangi görevler ve yaptırımlar bekliyor? Kimler kimlerle musahip olmaz ve olmamalıdır? Bunlar dahi, nedenleriyle birlikte, Buyruk ta belirtilmiştir: Ölmeden önce ölünüz. Mahşer olmadan hesabınızı görünüz. Ama nasıl olmalı dersen; yani sizler hırsınızı, nefsinizi öldürün. Yani musahip tutup, onunla sırat-i mustakim üzere yola gidip malı mala canı cana katıp, birbirine teslim olup yılda bir kez Peygamber vekili, Cebrail Hak vekili Pir in yamacına geçtiğinde, kabirde mahşerde olacak sualleri Pir ona sual ede. Ol talip, fiili her ne ise Pir e ilam ede, bildire! İmdi malum oldur ki, her kişi kendi akran ve emsali ve münasibiyle musahib olmak erkândır Ve alim cahil ile musahip olmak erken değildir; alim şahindir, cahil kargadır. Zalim ile mazlum da musahip olmak da İmdi zalim kurttur, mazlum koyundur Sipahi ile rençber musahip tutmak erkân değildir. Zira sipahi kurttur, rençber koyundur. Ehl-i sanatlar ile avareler, evli ile bekarlar, mürşid ile talip musahip olmak erkân değildir. Ve yiğitlerle kocalara erkân değildir birlikte musahüb olmak; kocalar kıştır, yiğitler bahardır İmdi malum oldur ki, her kişi kendi akranı ve emsaliyle musahip olmazsa tuttukları ikrar fasihtir ve hayırları kabul değildir. (Bkz. Heyet(Haz.), 1989: Musahiplikle ilgili çeşitli kısımlar) İkrar verip musahip tutma, farklı bir toplum yaratma destanıdır. İnanç ve tapınmayla atılan temel üzerinde yükselen yapısıyla, soyuttan somuta giden yol izlenerek, herşey havadan yere indirilmiş ve ahiretten dünyaya taşınarak nesnelleştirilmiştir. Sadece şu birkaç alıntıda bile, Alevi toplumunun bin yılı aşkın zamandır varlığını sürdürebilmiş olmanın gizi yatıyor. Düşününüz ki, kanbağı kardeşlikten çok üstün tutulan yol kardeşliği olan musahiplik ile tüm yerleşim biriminin bireyleri birbirine bağlanmıştır. 2. Musahipliğin Söylencesel ve Tarihsel Kökenleri Alevi-Bektaşi inanç geleneği, bir talibin ikrar verip musahip tutması, yani ceme, Muhammed Ali yoluna girmesini (törenini), Muhammed in miraç dönüşünde Kırklar Meclisi ne kabul edilişine bağlamaktadır. Bunun içindir ki, Görgü cemi, diğer adıyla Ayin-i Cem e (Bu gerçek inançsal cemin dışında, eğitici-öğretici karakterli Abdal Musa cemi, Oniki Hizmet Görme ya da Muhabbet 5 / 20

6 Cemleri vb. adları altında temsili cemler de yapıldığını vurgulamak gerekir) Kırklar cemi de denir. 2.1 Musahipliğin Kökeni: Kırklar Meclisi ve Medine Sözleşmesi Anonim İmam Cafer-i Sadık Buyruğu nda, musahipliğin kökenine ilişkin birçok göndermeler bulunmaktadır. Örneğin, Kırklar Meclisi ne ilişkin anlatılanlar, yani Muhammed in miraç dönüşünde bu meclise kabul edilişi sırasında yapılan Kırklar cemi nin, hem Görgü cemi, hem de musahiplik töreninin kökenini oluşturduğu görüşü, söylencesel (efsanevi, mitolojik) anlatım biçimiyle akılcı (rasyonel) kabul edilemez. Ancak, derinliklerinde nesnel gerçek yatmaktadır. Onu derinlere iten akıldışı örülmüş duvarları sökerek, hayali ve doğaötesi konulmuş taşı-toprağı temizleyerek ortaya çıkarmak gerekir. Mélikoff, musahipliğin kökeni konusunda, Nasıl ki Âyin-i Cem, Kırkların Cem i olan Arş da yapılmış bir merasimin yerde tekrarlanışı ise, Musâhip merasimi de, zaman ve mekan ötesinde yapılan bir merasimin yeryüzündeki izdüşümüdür (Mélikoff 1993: 93-94) diyor. Geleneksel din ve inanç bağlamında ve tamamıyla idealist bir yargı bu. Biz, ne Kırklar Meclisi nin göksel bir meclis olduğunu ve ne de musahip töreninin, zaman ve mekân ötesinde yapılmış bir merasimin izdüşümü gibi gösterilmesini, kabul edebiliriz. Bilim adamının söylencelere yaklaşımı ve yorumu bu tür olması doğru mudur? Bir dedenin ve sıradan bir gelenekçi Alevinin inanç ve düşüncesinden farklı olmayan bir yaklaşımdır bu, bizce. Yaklaşımın dayandırıldığı anachronic efsanevi öyküde Cebrail in, onlara helva pişiren meleklerin tanıklığında, Adem in beline kuşak (kemerbest) bağlayarak musahip oldukları anlatılır. Helva ve ekmek yerler. Ayrıca orada bulunmayan Havva nın lokmasını ayırırlar. Birden çağlar aşılıp Muhammed Peygamber ve Ali zamanına gelinir. Cebrail, Tanrı nın buyruğunu Peygamber e ulaştırır. Sonra Muhammed Ali ye kuşak kuşatıp, onları musahip yapar. Sonra Muhammed, birlikte minbere çıkarak, Ali yi kendi gömleğinin içine sokar ve bir can, bir vücut olurlar. Burada Muhammed, Ya Ali! Etin etimden, ruhun ruhumdan, cismin cismimden ve kanın kanımdan der. Sonra Muhammed in huzurunda Ali, Selman-ı Farisi ye ve Kanber e kemerbest bağlar. Arkasından peksimet yağ ve helva gelir. Orada bulunmayan Fatıma ve oğullarına payları ayrıldıktan sonra, lokmayı paylaşarak yerler. Buyruk taki, Ve musahip olup iki gönlü bir etmek ve bir gömlekten baş çıkarmak, Muhammed ile Ali den kaldı vb. söylemleri de sadece, musahiplerin bir can, bir vücut olduğu vurgusunu kuvvetlendirir. Yukarıdaki öykünün ikinci bölümü bunu işaret etmektedir. Musahipliğin kökenini anlatmaktan uzak ve Kırklar Meclisi yle de ilişkili değildir. O çok iyi bilinen, Veda Haccı sırasındaki Gadiri Hum olayının, İmam Cafer-i Sadık Buyruğu na söylencesel yansımasıdır bu. Bilindiği gibi olay, Peygamber in ölümünden yaklaşık bir yıl önce gerçekleşmiştir. Muhammed in, Ali yi kendisine ardıl (halef) tayin ettiği (tartışılan) olaydır. Musahipliğin kökeniyle de hiçbir ilgisi yoktur. Görüldüğü gibi ne bu tarihsel olayın ve ne de miraç ile ilişkili gösterilen Kırklar Meclisi nin göksel, yani metafizik bir yanı yoktur. Akılcı düşündüğümüzde, o dönemin sosyo-ekonomik ve siyasal koşullarını göz önünde tutarak baktığımızda, Kırklar Meclisi nin ya da en azından gizli bir meclisin var olduğu gerçeği yadsınamaz. Muhammed in miracı, İslam tarihçilerine göre 618 ile 620 arasına tarihlenebiliyor. Bu yıllar, Peygamber ve kabilesinin, İslama ilk inananların, en sıkıntılı ve baskı gördüğü yıllardır. Ekonomik boykot içinde olduklarından, büyük yoksulluk ve 6 / 20

7 açlık çekiyorlardı. Çünkü, birkaç yıl önce varlıklı karısı Hatice ve hemen arkasından, Müslüman olmamasına rağmen, kabile yasalarına göre, kendisini koruma altına almış olan amcası Ebu Talip de ölmüş bulunuyordu. Yine kabile geleneklerine göre talep ettiği aman hakkı nı Mekke de hiçbir aileden alamayınca, Taif e göç etme girişiminde bulunmuş; ama taş ve sopalarla karşılanmıştı. Muhammed buradan, ölen karısı Hatice nin akrabalarının verdiği aman hakkı ile Mekke ye geri dönebilmiş ve işte onların korumalığı altında bulunurken, miraç olayı yaşanmıştır. Son üç yıl içinde, Yesrib li (Medine) hacılar aracılığıyla, Üç Akabe Biatı anlaşma ve konuşmaları sonunda, 622 yılında Medine ye göç etti Muhammed. Büyük olasılıkla Kırklar Meclisi, bu baskı ve sıkıntılı çok gizli çalışmalar gerektiren yıllarda, zaten sayısı yetmişi aşmayan Müslümanların en güvenilirlerinden oluşturulmuş ve görev yapmıştır. Başlarında yaşlarındaki Ali nin bulunduğu, hem Peygamber i koruyan (Ali nin, Peygamber in evini basarak öldürmeye gelenlere, onun yatağında yatıp, hayatını ortaya koyarak karşı durduğunu anımsayalım), hem çeşitli yollarla abluka altındaki Müslümanlara yiyecek içecek sağlayan ve Yesriblilerle ilişkileri geliştiren; etkinliklerini ve toplantılarını gizli yürüten bir örgüttü. Muhammed in miraç dönüşünde ilk kez bu meclise uğrayıp, yaşamış olduğu göksel visionu onlara anlatması ve onlardan Tanrı yı gördüğünü herkese yaymalarını istemesi de misyonun bir parçasıdır. Bunların arasından oniki kişinin tebliğci olarak Hicret olayından önce Medine ye gönderilip, onlara İslamı öğrettikleri, orada bir Müslümanlar kolonisi kurdukları biliniyor. Mekke gibi zengin ticaret toplumunun, kutsal inançları ve tüm değerler sistemini altüst eden İslam dininin ilk mensupları, elbetteki gizli bir örgüt gibi çalışacaktı. Bu bağlamda araştırmacı ve tarihçilerin, olayın bu yönünü görmek istemeyip, Kırklar Meclisi ni ya toptan yadsımaları, ya da hayali göksel meclis gibi değerlendirmelerini doğrusu yadırgıyoruz. Bu gizli meclis, özellikle Mekke ticaret aristokrasisi dışındaki yoksul kabile mensuplarını, Bedevileri ve yerliyabancı emekçi köleleri İslama çekebilmeleri için, yeni ve eşitlikçi, paylaşımcı bir sistemi öngören inanç ve toplu tapınma kuralları yaratmışlardır. Bu bir avuç insan, din kurucusunun önderliği ve kendilerini güvencede tutacak bir hizmet dağılımında, gizlice toplanıp, tapınıyor; konuşup, tartışıyor ve kendi kendilerini eğitiyorlardı. Öbür yandan Hicret (göç) etmeye karar verdikleri, Yesrib (Medine) tarımla uğraşan bir kabileler konfederasyonuydu ve toprağı ortak kullanıyorlardı. Ayrıca bazı kabileler Musevi olduğu gibi aralarında yaşayan Hırıstiyanlar da bulunuyordu. Bu nedenlerden dolayı, sığınma durumunda kalacakları bu topluma uygun değerler de geliştirmeliydiler. Böylece Kırklar söylencelerinde günümüze kadar ulaşan (o simgesel) bir üzüm tanesini kırka bölmek ya da ezip şerbet yaparak, kırk kişinin tatmasını sağlayacak bir bölüşümcülük ve birine neşter vurulunca hepsinde aynı acıyı duyuracak, kan çıkartacak kardeşlik ortamı oluştu bu mecliste. İçlerinde Selman-ı Farisi gibi Zerdüştlüğü Mazdekizmi, Manihaizmi, Musevilik ve Hıristiyanlığı çok iyi bilen, bu dinlerin bir kısmına girip çıkmış, bilge öğretmen ve annesi Bizanslı bir köle olan Musab b. Umeyr gibi, bir başka tebliğci öğretmen vardı. Bu sonuncusu, Peygamber den önce Medine ye gidip, orada bir İslam cemaatı kurarak ortamı hazırlayanların başında geliyordu. Demek ki, ancak Kırklar Meclisi ni gökten yere indirip, tarihsel nesnelliğe kavuşturduğumuzda, görgü cemi ve musahiplikle köken ilişkisi, akılcı bir taban bulur. Sözünü ettiğimiz Mekke ortamı içerisinde, miraç olayıyla birlikte gizlice yeni değerler geliştirmiş olan bu meclis, düşünce, birikim ve deneyimlerini Medine de Muhammed peygamberin yönetiminde uyguladı. Ünlü Medine Vesikası nın ikinci maddesiyle, tarihe mal edildi. Böyle bir 7 / 20

8 meclisin Mekke denemelerinden, etkinliklerinden hiç söz etmeyen, ki zaten Sünni İslam araştırıcılarının Kırklar Meclisi nden söz edenlerine şimdiye kadar rastlamış değiliz. Peki Alevi inanç geleneğine neden girmiş ve nasıl bugüne kadar gelebilmiştir? Bu, hiç sorgulanmadan yadsınmıştır. Çünkü, heterodoks İslam (Alevilik) tarihine, hep ortodoks açıdan bakılmıştır. Ortodoksizmin (Sünniliğin) inanmadıkları kurumlar, yok sayılagelmiştir. Muhammed Hamidullah bu uygulamayı şöyle anlatıyor: Mekkeli muhacirler için Hz. Peygamber bir genel toplantı tertipledi. Bu toplantıda her çalışan, eli iş tutan Medineli Müslümanın (Ensar), bir Mekkeli Müslümanı (Muhacir) kardeş edinmesi teklifinde bulundu (Muahat Anlaşması). Buna göre iki tarafın aile mensupları, bu suretle ortaklaşa çalışacak, kazanacaklar ve hatta öz kardeşler, yeğenler ve başka akrabalar bertaraf etmek suretiyle birbirlerinin mirasçısı olacaklardı. Herkes gönül rızasıyla teklifi kabul etti. Peygamber çeşitli yeteneklerin dengeli bir biçimde eşleştirilmesi için, bu kardeşleştirme hareketini bizzat idare etmiştir. Bulunan bu çare, bu usül senelerce devam etmiş (Hamidullah 1992: ) Bu, çok büyük olasılıkla, Mekke de de yapılmış olan yeni dine, İslama giriş töreni olabilir. Aynı zamanda bir çeşit mal ve can ortaklığında güvenceye alınmış, kurumlaştırılmış toplumsal ve ekonomik kardeşlik, akrabalıktır. Mekkeli ticaret adamı Abdurrahman Avf a, onunla kardeş olmak isteyen Medineli tarafından yapılan; ancak, onun kabul etmediği ve günümüze ulaşmış teklif oldukça ilginç görülmektedir: Benim arazim şudur; yarısı senin, yarısı benim. İki zevcem var birini seç, boşayayım sen onunla nikahlan! Hattap oğlu Ömer ise, kardeşleştiği Medinelinin tarlasına çalışmaya giderek, onu Muhammed in hizmetine ve onun tebliğlerini dinlemeye göndermiştir. (Engineer 1980: 97, ) Bazı kaynaklara göre, ilk yıllarda Muhacirin ve Ensar dan kardeşlik sözleşmesi yapan kişilerin 45 (yani 90 kişi kardeşleşmiş), bazılarına göre 150 (bu sayıya göre kardeşleşen 300 kişidir) olduğu söylenir. Konuyu daha fazla uzatmadan diyoruz ki; Alevilik toplu ibadeti kurumlarından ve özü canı cana, malı mala katmak, yani mal ortaklığı ve sevgi bütünleşmesi, diğer bir deyimle maddi ve manevi birlik olan musahipliğin gerçek tarihsel kökenini, Mekke deki Kırklar Meclisi ile birlikte ilk dönem Medine İslamlığının bu kardeşlik uygulamasında aramak gerekir. 7. yüzyılın ilk çeyreğinde gerçekleşmiş bu uygulamanın anısını, heterodoks İslam olan Anedolu Aleviliği musahiplik kurumuyla 21. yüzyıla kadar taşımıştır. 2.2 Yola Giriş ya da İkinci Doğuş Olarak Musahiplik ve Bunu Tanımlayan İlk Yazılı Kaynak Her durumda musahiplik, ikrar vererek yola girmek (Süluk) olarak tanımlanabilir. Yolun ilkelerini ve yükümlülüklerini kavrayacak yaşa gelmiş evli ya da bekâr adaylar, ikrar verip musahip tutarak, yol oğlu-yol evladı olurlar. Alevilikte-Bektaşilikte Muhammed Ali yoluna girmek yeniden doğmak ya da ikinci kez doğuşa ermek sayılıyor. Edib Harabi bir nefesinde, sıkışıp kaldığı tehlikeli dar boğazdan, ikrar verip, yola girdiği 17 yaşında ikinci kez doğuşa ererek, kurtuluş imkânı bulduğunu söylüyor: 8 / 20

9 Peder ve validem oldu bahane Merecül bahreyni yeltekiyane Bin ikiyüz altmış dokuzda kane İriştim zahiren geldim cihane Berzahtan kurtulup çıktım aradan Onyedi yaşında doğdum anadan Muhammed Ali Hilmi Dedebaba dan Çok şükür hamdolsun geldim imkane Mehmed Ali Hilmi dedebabadan ikinci kez doğmadan önceki yıllarda geçen radikal Müslüman yaşamından, bakınız nasıl hayıflanıyor: Ben Müslüman iken ah Aptestimi alırdım Taştan duvara karşı Bir yatar bir kalkardım Terkeylemezdim asla Savm u salatı zira Allaha vasıl olmak Böyle olur sanırdım Cennetle huri gılman Sevdası vardı dilde Bu hal ile meğer ben Haktan uzaklaşırdım Beş vakte beş katardım Pek çok namaz kılardım Camileri gezerdim Bihude uğraşırdım Camileri, mescitleri dolaşırken, bir başka tapınma evi ile karşılaşıp, içeri dalan Edib Harabi, orada şaşkınlık içinde miracını yaşayarak Tanrı yı, peygamberi görüyor. Hangi yöne dönse Mansur gibi Enelhakk (ben Tanrı yım), Tanrı dan ayrı değilim diye haykırıyor. Burası mürşidi Mehmed (Muhammed) Ali Hilmi dedebabanın dergahıdır: Mescit sanıp da bir gün Bir deyre dahil oldum Anda görünce Hakla Peygamberi şaşırdım İman ü dini küfre Orda hemen değiştim Her canibe Enelhak 9 / 20

10 Mansur gibi çağırdım... Merdiiman köyünde Şahkulu dergehinde Miraca nail oldum Bir haylice zamandır Bir postun postnişini Hilmi Dede Baba yi Göçtü diyen olursa Bil ki sözü yalandır Yine Bektaşi ozanlarından Münire Bacı: Erkân ile yürürüm Yol ehlinin kuluyum Ben bir erin oğluyum Hayderiyem Hayderi Doğdum iki anadan Mürşitim imdad eden Kimdir beni dahleden Hayderiyem Hayderi derken, ikinci anasının; yani, kendisini ikinci kez dünyaya getiren kişinin mürşiti olduğunu açıklıyor. Münire Bacı, yol ehli olan mürşitinin yol evladı olduğu kadar, onun bir kulu gibi görünmekten yüksünmüyor. Dergâhta, mürşitinin huzurunda miraca nail olduğunu söyleyen Harabi de farklı birşey açıklamıyordu. Bu kavramın heterodoks İslamda (Alevilikte) ilk ortaya çıkışı, erken (proto) İsmaililere dayanmaktadır. 879 yılında Güney Arabistan a gönderilmiş ilk İsmaili daisi Mansur el Yaman (ölm. 914) olarak bilinen İbn Havşab ın, Kitab al-alim wa l-ghulam (Bilgin ve Öğrencisinin El Kitabı) adı altında yazdığı, İsmailiye inancına girişin ilkelerini belirleyen yapıtta bu yola girişi, yeni bir isimle, ikinci ya da yeniden doğuş olarak tanımlandığını görüyoruz: İsmailikte, Balagh (yetiştirme) olarak bilinen giriş olayında, bedellerin ödenmesini de gerektiren derecelerin ya da aşamaların bulunduğu görülür, diyor. Örneğin, Kitab al-alim wa l ghulam, bu giriş sürecinin çok önemli ayrıntılarını içermektedir. Dereceler sorunu ise, İbn Rizam-Akhu Muhsin in açıklamalarında belirtilir. Ancak Daftary nin, İsmaili karşıtı kaynakların bildirdiği gibi, yedi yahut 10 / 20

11 dokuz derece olarak saptandığına dair kesin bir kanıt yoktur demesi, doğru değildir(daftary 1992, s. 137). Çünkü, Proto-İsmaililer olarak bilinen Karmatiliğin kurucusu Hamdan Karmat ın kayını ve inancın teorisyeni dai Abdan Balagat adlı yapıtında yedi dereceden söz etmektedir. Kuşkusuz burada Daftary, ortodoksluğa yakın olan Fatımi İsmaili kaynaklarını esas almıştır. Aşağıda belirteceğimiz gibi aynı şekilde musahip tutup yola girinceye ve bir pir e mürşite talip oluncaya kadar geçilen bazı aşamalar vardır. 881 de tek başına Yemen e ulaşmış ve iki yıl gibi kısa bir zaman içerisinde, gizli çalışmalarıyla kendisine yandaş toplayarak İsmaili Dava sını açıkça yaymaya başlamış olan dai Abu l Kasım al-hasan b. Faraj b. Hawshab, Yemenli Mansur (Mansur al Yaman) unvanıyla ün kazandı. Erken İsmaililiğin bu ilk büyük propagandacı daisi Mansur al-yaman ın yapıtı hakkında, Henry Corbin in araştırmalarından yararlanarak, burada kısa bir özet vermeye çalışacak ve bir karşılaştırma yapacağız. Risalat al-alim wa l gholam adıyla tanıttığı kitabı, Corbin, yeni giren kişiyi (neophyte) yola götüren ve onu Batıni toplantısına [yani ceme] kesin kabul edilişe kadar eğitip yetiştiren aşamaları anlatan, kısacası yola girişin romanı diye tanımlamaktadır. Karşılıklı konuşma ve soru yanıt biçiminde kaleme alınmış bu küçük romanın temel kişileri, bilgin ya da öğretmen (al-alim) Abu Malik (Pater regis) ile öğrenci ya da yeni yetme oğlan (al-ghulam) Salih (İdoneus) tir. İran taraflarından gelmiş, yaşlı bir dindar gezgin görünümü içinde kendisini gizleyen Abu Malik, sofu bir Müslüman kalabalık içinde konuşmaya katılır. Bir genç, hiç kimsenin hayal bile edemiyeceği, hatta cesaret edemiyeceği sorular sormuştur. Böylece, aralarında gittikçe gelişerek yükselen ve gencin merakını sürekli uyarıp, gerilimde tutan bir diyalog dizisi açılır. Yeni yetme gence açıklanan sadece zahir (dışsal görünüm) ve batının (içselliğin) karşıtlığı değil, daha fazlasıdır. Batıninin batınisi (batın al-batın) öğretilir; içselliğin, içanlamların da içine girilir. Anlatılan hierokosmos (kutsal evren), İsmaili deyimiyle, maddesel ve ruhsal evren arasındaki (intermédiaire) üçüncü dünyayı tanıtan anahtarın teslimidir. Göksel kademelerin taklidi (l imitation des hiérarchies célestes) üzerine yapılanmış, güçlü bir meleksel dünya, iktidar cenneti dir. O zaman, öğrencide, değişim başlar; kendisinde, güçlü bir var olma duygusu uyanır. Ellerinde bu güçlülüğün, anahtarlarını tutan kişiyi; yani, İmam ı görmek ve tanımak isteği şiddetlenir. Tam bu anda, öğretmen ortalıktan kaybolur. Hem öğretici, hem rehber durumundaki Abu Malik, yetiştirdiği gencin ceme kabul edilme zamanının geldiğini bildirmek ve kendisine danışmak üzere yüksek derecedeki daiye; yani, pir e gitmiştir. Burada, öğrenciyi büyük değişime uğratan ve onda çok güçlü bir varoluş duygusu uyandıran Batıni bilgileri, biraz açmak yerinde olacaktır. H. Corbin in, Bilgin ve Öğrenci (al-alim wa l Ghulam) kitabını özetlerken, dipnotlarda verdiği aynı yapıttan alıntı bilgiler, Alevi-Bektaşi inancının Batıni kökenlerine de ışık tutmaktadır: Yazarımız [Mansur al-yaman] zahiri bilginin hayvansı dereceyle, Batıni bilginin insanlık derecesiyle uyuştuğunu da belirler Ona sahip olmak, gerçek inanan; yani, gerçek anlamda insan olmaktır. Sonunda Batıninin batınisini öğrenme ise, meleklerin sıfatı. Onu elde etmek, bilgiye göre, ruhsal varlığa; fiziksel görünümüne göre de tam anlamıyla bir insana dönüşmek; tıpkı melekleri gizleyen örtü (hijab al-mala ika, al Alim... s. 96) diye tanımlanan Tanrı nın peygamberi gibi olmaktır. Yola girişin (aşamalarının), genç adayı götürdüğü meleğe dönüşüm 11 / 20

12 (L angélomorphose), sonuçları mükemmel bir biçimde saflık-dürüstlük doğuran bir insanbilimi öngörmektedir. Bu dünyada gerçek ve doğru anlamda (au sens réel et vrai) sadece iki insan tipi vardır: 1) Alim Rabbani (İşrakilerin hakim mota allih ini karşılar, yani Tanrısal-felsefe (théosophianique) bilgini): Bu kişi, bilginin doruğuna ulaşmış ve onun ruhu, mutlak doğruluk ruhunu, deneyimsel olarak özünde gerçekleştirmiştir. 2) Mota allim: Yolu ve melek kudretinde gelişmeyi araştıran öğrenci. Kısacası herşey, sadece mecazi olarak saf ve dürüst bir insanlıktan (agy, s. 97) başkası değildir. (Corbin 1982: 147, dipnot 181) Ortadan kaybolmuş olan Abu Malik, kısa bir süre sonra, şefkat kapılarının, sonuna kadar kendisine açılmış olduğunu öğrencisine haber vermek için, geri gelir. İkisi birlikte, öğrencinin doğal babasına seyahatı bildirip, şefkat eşiğine doğru yola çıkarlar. Burada aynı zamanda, büyük değişim; yani, yola giriş töreni başlar. İlk geceyi, toplantıya katılmış olanların arasında dostça, bilgi ve erdemlerini artıran sohbetler yaparak geçirirler. Şafak söker sökmez kalkıp, büyük Şeyh in (pirin) evine gelirler. Meclis yerini almış; yani, cem tutulmuştur. Pirin törensel bir öğütünden, bir duadan sonra, giriş ayininin yapılışına biçim veren diyalog başlar. Doğal doğuma göre verilmiş adının, gerçek adı olmadığı; yeni doğuşa erecek kişiye yol gösterme işlemi tamamlanır. Bu an içinde, isimsiz biri olduğu, gence kabul ettirilir ve yeni doğmuş ruhani durumuna uygun bir isim saptanır. Gencin gerçek adı, artık yola giriş adıdır. Bu yeni ad, onun yaratıcısı, Tanrı sı olacak. Bu ada, dolayısıyla adı kendisine veren ve artık ait olduğu pir e hizmet edecektir (tıpkı Bektaşi ozanı Münire Bacı nın dediği gibi Bir erin oğlu ve yol ehlinin kulu olacaktır). Doğum gününü (Dies Natalis) belirleyecek olan isimle alacağı rütbe, yedi gün sonra verilir. Cemaatin ortasında pirin yeni isim vermesine geçmeden önce, büyük pir (P) ile kendisine takdim edilen genç talip (T) adayı arasındaki konuşma metninden bazı parçalar vermek istiyoruz: P. Ey genç adam! Bir Tanrı peygamberi gibi sana gelen bir arkadaş tarafından yeğ tutuldun ve çok sevildin. Senin adın nedir? T. Tanrı kulunun oğlu, küçük bir kul (Ubeydullah ibn Abdullah) P. Bu ad senin niteliklerini betimliyor ve biz daha önce ondan bahsedildiğini duymuştuk... T. Ben özgür bir insanım, bir Tanrı kulunun oğluyum. P. Öyleyse, kim seni kölelikten azat etti de özgür oldun? T. (Kendisini yetiştireni göstererek) Bu bilgin. P. Görmüyor musun? O bile bir köledir, sahip değil ki, nasıl seni serbest bıraksın? T. Gerçekten de yapamazdı. P. O zaman adın nedir, onu söyle! T. (Boş yere yanıt araştırır) P. Genç adam! Birşey, bir isme sahip değilse, nasıl tanınacaktır? İsmi olmayan herşey, yeni doğmuş biri gibidir. T. Ben senden doğdum, öyleyse bana isim vermek de sana düşer. P. Yedi gün geçince bunu yapacağım Sana verilen ad senin Tanrı n, sen onun kulu olacaksın (al-alim s ) (Corbin 1982: ) 12 / 20

13 Bu alıntıdan sonra, Corbin şu kısa değerlendirmeyi yapıyor: Bir karşılaştırma yapılırsa, tarikata giriş ismi alma İran sufizminde 18. yüzyılın sonlarına kadar sürdürülmüştür. Özellikle, İmam la inanç ilişkisini açıklayan bir sıfat ya da isim kullanılırdı. Örneğin Nur Ali Şah (Ali Padişahın ışığı), Meczub Ali Şah (Ali Padişahın delisi), Mest Ali Şah (Ali Padişahın sarhoşu) vb. (Corbin 1982: , dipnot 183) Görgü Cemleri nde, musahiplik töreninden sonra, yola girmiş taliplere Donun kutlu olsun! da denir. Bu kutlama ve iyi dilek, önce pirinden ve rehberinden gelir. Oniki hizmet sahipleri ve cemdeki tüm canlarla niyazlaşırken, tek tek donlarını kutlarlar musahiplerin. Bu don değişimi, yeniden doğmak ve bir daha değişmeyecek olan yeni bir kişilik kazanmaktır. Yeni ad alma, don değişimi kavramı içinde yol ehline dönüşmek, gerçek talip olmaktır. Ama yukarıda Edib Harabi örneğinde görüldüğü gibi, yeniden doğma ve yeni isim alma kavramlarını kullanılması da süregelmiştir. Bahriye binbaşısı Edib Harabi, On yedi yaşında doğdum anadan / Muhammed Ali Hilmi Dedebaba dan ve Namım Edib idi Harabi oldum / Erenlerin ayak türabı oldum dizelerini, Mansur al-yaman ın Al-Alim wa l Ghulam kitabından tam binyüzyıl sonra yazmıştır. O kitapta, aynı yaşlardaki Salih de pirine, Ben senden doğdum, Öyleyse bana bir isim koymak sana düşer demişti. Arada hiç inanç, algılama ve uygulama farkı var mıdır? Yine bu kitabın yazılışından yaklaşık iki yüzyıl sonra, Alamut Nizari İsmaili devletinin kurucusu Hasan Sabbah da 17 yaşında İsmaili inancına girişini yaparak yeniden doğacak ve bütün dereceleri geçerek en büyük dai olarak insan-ı kâmil makamına yükselecektir. Öyküdeki Salih in, yeniden doğuşa erişi, yani ikrar vermek ve yola girmek için pirle büyük dai ile buluşması, yedinci günün bitiminde gerçekleşir. Cemaatin ortasında tören tamamlanır. O anı metin bize sadece şu sözlerle anlatıyor: Şeyh, öyle şeyler söylemeye başlar ki, onları ne kalem yazabilir ve ne de muhayyile keşfedebilir. Bu şeyler inançsızlık [kâfirlik] bilincine bağlanabilir. [Edib Harabi nin, İman ü dini küfre / Orda hemen değiştim dizelerini anımsayalım, İ.K.] Ancak metin, bu büyük sırrı bildirmez. Kitabın ortodoks düşmanlarından birinin eline düşmesinden korkulmuş olmalıdır. Bu nedenle, Özel ad verme töreninin içeriği hakkında doğrudan bilgi edinmek olasılığı ortadan kalkmıştır. İmam yoluna bu kararlı giriş anı, kendi özünü (nefsini) bilen, Tanrı sını bilir özdeyişinin sırrına erme bilincinin uyanışıdır. (Corbin 1982: ) Corbin, aynı sayfalarda verdiği bir dipnotta, yola giriş töreninde büyük Dai nin konuştuğu, kalem yazmayan ve hayal edilemiyen şeyleri, büyük sırrı, analoji yöntemiyle açıklamayı deniyor. Vardığı sonuç, musahipliğin tarihsel kökenini açıkladığı gibi anlattıklarının günümüz Aleviliğinin inanç ve anlayışıyla aynı; ama artık sır olmadığını da görüyoruz. 16. yüzyılın ilk yarısında yaşamış bir İsmaili daisi olan Herati (diğer adıyla Heratlı Hayırhah) tarafından yazılmış bir risaleden (Muhammed Rıza bin Sultan Hüseyin Herati, Kelam-ı Pir, Çev.W.İvanow; A Yreatise on Ismaili Doctrin, Bombay, 1935) kaynaklanan bilgileri kısaca Corbin den özetleyelim. Henry Corbin, başlarda ortodoks İslam hac rituellerini kısaca tanımladıktan sonra, 13 / 20

14 işte bu hac tapınmalarının tevili (serbest, batıni yorumu), yola giren kişinin ruhsal değişimine bağdaştırılır. Kabe yi ziyarete gitme; yani, ortodoks İslamın geleneksel hac farzı, derece derece kaldırılmıştır. Hac, Mustacib in, davete cevap verenin, bu ilk dereceden, Huccet e, İmam vekili olan büyük daiye [pir mürşit] ulaşmaktır. [Yukarıda İmam Cafer-i Sadık Buyruğu ndan verdiğimiz, pirlerin mürşitlerin evi taliplerin Mekkeleridir. Pirlerinin mürşitlerinin evlerini ziyaret etseler binbir kere hacı ve gazi olup, bütün günahlardan kurtulur, masum pak olurlar gibi nesnel inanç serbest yorumlarının teviller temellerini açıkça görüyoruz.i.k.] İhram giymek, dinin zahiri biçimine inananların oluşturduğu (Sünni) toplumdan ve dinsel pratiklerinden uzaklaşmaktır. Kabe nin çevresini dolaşmak (tavaf etmek, circumambulation) ise, büyük daiye [pir mürşit] doğru (gidiş) hızını gösterir. (Kalam-ı Pir, Tekst ten s. 96)[ Gönlü Kabe ye benzeten Hacı Bektaş Veli, Kabe de ihram giymek, hakkı batıldan seçmektir diyor; Ve hem yoldan taş arıtmak, Kabe de Arafatta taş atmaya, kendi nefsini (kötü) heveslerini depelemek ise Kabe de kurban kesmeğe benzer diyor.i.k (Aytekin, 1954: s.75)] Yine sofizmdeki yola giriş törenleriyle benzerlikleri de gösterebiliriz: Özel abdest almalar, giysi değiştirme, yeni isim verme, mistik kadeh kaldırma [ikrar dolusu içme], İsmailizmle ayinsel benzerliklerini ortaya koyar. Moğol istilalarından sonra, kendine özgü İsmaili yola giriş törenlerinin fizyonomisini, İran Şii sofizmi ödünç almıştır. (Corbin 1982: 149, dipnot 184) Corbin in, Al-Alim Wa l Gulam da anlatılmayan sırları, analojilerle açıklamaya çalışması, Aleviliği-Bektaşiliği incelemediği ve musahipliği bilmediği için, yeterli değildir. Mustacib in Huccet e ulaşıncaya dek geçirdiği derecelerini, hac tapınma ritüellerine indirgenmesini büyük sır gibi gösteriyor. Oysa yukarıda belirttiğimiz gibi görgü ceminde ikrar verip, yola giren musahip çiftlerin miraç yaşadıkları; yani, Tanrı katına çıktıklarına inanılır. Harabi, Anda görünce Hak la / Peygamberi şaşırdım Her canibe Enelhak / Mansur gibi çağırdım dizelerine, Alevi inancının felsefi tanımlamasını çok güzel sığdırmıştır. Edib Harabi nin, yeniden doğuşa ulaştığı mekânda Tanrı yı peygamberi bulduğunu söylemesi, sıradan değildir. Her yöne baksa, gördüğü Tanrı dır. Ortodoks İslamın küfür; yani, kâfirlik dediği ve kalemin yazamıyacağı, hayalin keşfedemeyeceği büyük sır budur: İnsana secde etmek, Tanrı yı insanda görmek. Bunun en açık bir biçimde tanımlamasını yapan Hacı Bektaş Veli dir: Eğer muhiblere sorsalar kim, Tanrı yı nice bildiniz? Pes, muhibler cevap vereler kim, kendü özümüzden bildik ve hem kendü özümüzü Çalap Tanrı da bildik (kendi özümüzden Tanrı yı, Tanrı dan da kendimizi bildik). (Bkz. Heyet(Haz.), 1989: Musahiplikle ilgili çeşitli kısımlar) 3. Musahipliğin Oluşmasındaki Aşamalar ve Törenler İmam Cafer-i Sadık Buyruğu nda: Allah, Muhammed, Ali ve onun onbir evladına hakbir demekle, müminler şeriat, tarikat ve marifet kardeşidirler. Ama Hakkı insanda, insanı Hakda gören; ehl-i Hak ile insan-ı kâmil nazarında muhabbet eden hakikat kardeşi olur (Bkz. Heyet(Haz.), 1989: Musahiplikle ilgili çeşitli kısımlar) denilmektedir. Çeşitli yönlerden tanımını yapmaya ve kökenini araştırmaya çalıştığımız musahipliğin, yol kardeşi olmanın amacı, işte bu hakikat kardeşliği derecesine ulaşmaktır. Yani Tanrı yı insanda, insanı Tanrı da görerek, tümüyle benlikten sıyrılıp, Hakk ile hakk olmuş topluluğun ve önderinin (pir mürşitin) huzurunda sevgiyle birleşip, kenetlenmektir. O zaman 14 / 20

15 bireysel çıkarlar ortadan kalkar, birbirleri için yaşarlar. Çalışmaları da tapınmaları da birlikte olur; böylece sevgi gerçek anlamını bulur. Kırk makamda Kırklar ile kardeş olunur; biri kırk, kırkı bir olur. Daha önce de söylediğimiz gibi musahip tutmak, ikrar verip Muhammed Ali yoluna girmektir. İkinci kez dünyaya gelmek ve yol oğlu olmaktır. Yola girmek için de talip (istekli) olmak gerekir. Alevi kökenli; yani, anası-babası yol ehli ve analığı-babalığı (ana-babasının musahip kardeşleri) ile bir pir e, mürşite bağlı olan kişi, doğuştan talip sayılır. Ancak, akıl-baliğ olduktan sonra, yol talipliğine geçebilmesi için, ikrar verip musahip tutması, yaygın deyimle kardaşlık olması gerekir. 3.1 Nasıl Musahip Olunur? Musahiplik olayının gerçekleştirilmesini dört aşamada görüyoruz. İlk aşama hazırlanma, eğitim, yetişme-yetiştirilme dönemidir. Bu dönemi, birbirlerini sevmiş ve kardeşlik olmaya karar vermiş gençlerin, aile ocağından aldığı Alevi inançları terbiyesine, mürebbi ve rehberin yol-yordama ilişkin eğitiminin eklenmesi olarak tanımlamak gerekiyor. Elbetteki, toplumun dışından talipliğe kabul edilmiş kişinin de bu dönemi geçirmesi zorunluğu vardır. Evli olarak dört, bekâr olarak iki gence bir yıl içinde mürebbi ya da rehber (Oniki hizmet sahiplerinden yola götüren, yol göstere kişi) tarafından Alevilik inancının, Alevilik yaşama biçiminin tüm geleneksel bilgileri, kuralları (erkânlar) ve ahlak değerleri öğretilir. (Mansur al-yaman ın tam 1110 yıl önce yazmış olduğu al-alim wa l Gulam kitabının kişileri Abu Malik ve Salih i anımsarsak, kuralların özde değişmeden gelişerek sürdüğünü görürüz.) Bu musahip adaylarına evde, tarlada ve bağda-bahçede çalışırken, dinlenirken, yiyip içerken bilgiler verildiği gibi uygulamalı; yaşayarak-yaşatarak da öğretilir. Nasıl mı? Bir yıl sonra kış yalarında görgü cemine katılmaya istekli; yani, ikrar verip, musahip tutarak yol talibi olacak ve böylelikle ikinci kez dünyaya gelecek gençler için Muhabbet, Abdal Musa ya da Koldan Kopan cemleri adları altında toplantılar tertiplenir. Bu cemlerde, Abdal Musa kurbanları kesilir, yiyilip içilir. Zakirler, saz çalar; nefesler, düvazimamlar okur, semahlar dönülür. Sohbet havasında İmam Cafer-i Sadık Buyruğu ndan, Fazilet-nâme, Şeyh Safi Buyruğu ve Vilayet-nâme den bilgiler geçilir. Oniki İmamları, Kerbela olaylarını anlatan kitaplar okunur. Horasanlı Ebu Müslüm ve Battal Gazi destanları da ihmal edilmez. Alevi-Bektaşilikle ilgili eski ve yeni yazıda mevcut kitaplar araştırılıp, bulunur. Bunlar, elden ele geçerek okunur, okutulur ve dinletilir. Kısacası sazla, sözle, muhabbetle Alevi-Bektaşi yolu sevdirilerek, öğretilir. Musahipliğin tüm ekonomik koşulları, ahlak kuralları, yükümlülükleri ve sosyal yaptırımları, birbirlerinin yaşamsal kefili, kardeşi olacakların kafalarına bir bir kazınır. Öyle ki, musahip adayları, daha ikrar verme töreninden geçmeden, birbirlerini kardeşlik, bacılık diye çağırmaya başlamışlardır. Bundan sonraki üç aşama, yani tercüman kurbanı kesme, pir huzurunda ikrar verme yola girme töreni ve dolu içme lokma yeme, Görgü cemi yapılırken peşpeşe gerçekleştirilir. Musahip olacak gençler bir yıl boyunca ırgatlık-işçilik yaparak ya da bağını-bahçesini iyi işleyip kaldırdığı ürünü satarak, para kazanır. Kurbanlık koçun parasının; mürebbisine, rehberine ve pirine vermeleri gereken hakullahın kendi kazançlarından ödenmesi ilkesi esastır. Ancak adaylar kazanamıyacak kadar yaşça küçüklerse, bu masrafları ana-babaları; birinin yoksa diğerininki, ikisinin de yoksa ebeveyn vekilleri üstlenir. 15 / 20

16 Çoğu kez kurbanlık koçlar, henüz kuzuyken alınıp, beslenerek büyütülmüştür. Evlilik koşullu musahip tutma, aynı zamanda bir aile kuracak, bir ev çekip çevirecek duruma gelindiğinin göstergesidir. Musahip olacak çiftler, bir veya iki kurbanla da meydan açsalar, harcamalar ortaktır. Musahiplikte ortakçılığın başı, kurbanla başlar. Öyle sanıyoruz ki bizim de başımızdan geçtiği gibi çocuk ve yeni yetme yaştakiler musahip olurken, koç yerine Cebrail diye adlandırılan horoz tercüman kurbanı olarak meydana geliyor. Yola girecek musahiplerin kurban aşından hak lokmasını, cemdeki tüm canların yiyerek dua etmeleri, razılık vermiş olmaları söz konusudur. Dolayısıyla, törenlerin sonunda da yenmiş olsa, yola kabul edilmenin önemli göstergesidir. Çünkü, kabul edilmeyenin ne dolusu içilir, ne de lokması yenir. Musahip olacak çiftler, gönülleri aklanmış, kafaları aydınlanmış olarak, arılanmış-durulanmış dış görünümleriyle Görgü cemi ne girmeye hazırdır. Rehber, pir huzurunda dara durup, musahip olacaklar hakkında konuşarak onları tanıtır. Pirden izin ister. Cemi yöneten dede, oniki hizmet sahipleri ve cemde hazır bulunanlar, musahip adaylarının yola girmeye hazır oldukları yönünde çeşitli kanıtlarla ikna edilir. Tercüman kurbanı koç ya da Cebrail (horoz) meydana alınır. Pirin izni ile zakirler sazlarına düzen verip, ozanlardan üç nefes bir düvazimam çalar, söyler. Nefesler, ikrar verme, musahiplik tutma ve bunların kutsallığıyla birlikte, yükümlülükleri açıklayıcı içeriklidir. Törenin adı Kurban tekbirlemesi olduğundan, doğal olarak koç ve kurban üzerine de mutlaka bir nefes ya da düvazimam vardır: Akıl ermez yaradanın sırrına Muhammed Ali ye indi bu kurban Kurban olam kudretinin nuruna Hasan Hüseyin e indi bu kurban Şah Hatayi m eder bilir mi her can Kurbanın üstüne yürüdü erkân Tırnağı tesbihtir kanı da mercan Oniki İmama indi bu kurban Dedenin duasından (kurban gülbankı) sonra, kurbancı baba, kurbanı kesmek için, dışarı alır. Kurban lokması, musahiplik törenleri ve görgü ceminin diğer hizmetleri bitinceye kadar pişirilip hazırlanacaktır. Artık rehber, musahip olacak canları içeri alır ve böylece asıl önemli olan üçüncü aşamaya gelinmiştir. Musahiplik töreni başlar. Bu töreni, musahip tutma darı çerçevesinde toparlayıp özetleyelim: Musahiplik darına, Muhammed Ali yoluna ilk kez giren, ikrar verecek canlara yol gösteren hizmet sahibi rehberle birlikte durulur. Rehber, musahip olacak adaylar bekârsa, iki; evlilerse, bacılarla birlikte dört canın önünde bulunur. Boyunlarına geçirilmiş tîğ-bend ya da düğümlenmiş mendilden tutup çekmektedir. Bazı bölgelerde, örneğin Dersim taraflarında tîğ-bend kullanılmaz; rehber, çiftlerin omuzlarına elini koyarak, yürütür. Rehber, musahip olacak çiftleri, her bakımdan gerektiği gibi hazırlamıştır. Genellikle ölmeden önce ölmeyi simgeleyen, akbezlere sarılıdır, kefene dolanmışçasına. Ayakları yalınayak, başları açıktır. Bellerinde, kemerbest (belbağı) vardır. Rehber, canları eşiğe niyaz ettirir. İçeri girip, dedenin huzurunda 16 / 20

17 Hü! deyip Mansur darı na dururlar. Pir, niçin geldiniz? diye sorar. Rehber: Bugün Mansur gibi darağacını, Nesimi gibi bıçağı, Fazlı gibi hançeri ihtiyar edip (kabullenip) tabakatı evliyaya ikrar verip, can verip canan almaya geldik! der. Pir: Ey talipler bu bir uzak yoldur, gelemezsiniz! Gelme gelme, dönme dönme! Gelenin canı, dönenin malı! Bu yol demirden yay, oddan gömlektir giyemezsiniz, gidiniz! dedikten sonra, onlar geri gider; eşiğe varıp, gene gelirler. Bu durum, üç kez tekrarlanır. Yola girerken pirin musahip olanlara söylediği gelenin canı, dönenin malı yaptırımı ile kurbanlık koyun simgeselliği vurgulanmış olabilirse de bunun tersi biçiminde belgilenmesi, Aleviliğin temel felsefesine çok daha uygundur. Kaldı ki, birçok kaynakta gelenin malı, dönenin canı biçiminde geçmekte ve çoğu dedeler böyle uygulamaktadır. Bu bağlamda musahiplik, yola girerken malını mülkünü, kendine ait olan herşeyini meydana koyup, ortaklığa sunmaktır. Birinci belgide yol, R. Yürükoğlu nun söylemiyle dükkânı kapatıp, anahtarı teslim ederek, çekip gidilecek yermiş ortamı gibi sunuluyor. Oysa bir yaşam biçimine dönüştürülmüş Alevi-Bektaşi yolundan dönen için, Can pazarı yaptırımı konulmuş olması, daha usa yatkın görünüyor. Aynı zamanda bu yaptırım, dönüldüğü takdirde, Muhammed Ali ve erler, evliyalardan gelecek görünmez kaza-belalarla yok olunacağı gizli telkiniyle ruhsal gerilim yaratmıştır. Belki de kasıtlı sokulmuştur, gelenin başı ya da canı belgisi. Eğer gerçekten öyle olsaydı, maldan dedeye ya da dergâha bırakan döner ve yüzyıllar boyunca yapılan baskı ve zulümle Aleviliğin imi bile kalmazdı. Yine aynı yazarın dediğince, zamanın koşullarının gerektirdiği budur; dün de bugün de Gelenin malı ve dönenin canı belgisi, doğru olanıdır. Kapıdan her içeri girişte, dar meydanına gelinceye dek dört kapının erenlerine simgesel olarak selam verir rehber. Üçüncü kez dara çıktığında, Pir huzuruna bir (iki) çift koç-kuzulu kurban getirdim. Al, kabul et, Allah eyvallah! diyen rehber tîğ-bentten çeker ve hep birlikte dedenin önünde yere kapanırlar. Bu durumda da ayaklar mühürlü, yani Fatıma darı vaziyeti bozulmadan Fazlı darına durmuşlardır. Dede eliyle ya da tarik çubuğuyla rehberin omuzuna, Allah Muhammed Ali diyerek, üç kez dokunur ve Hizmetlerin kabul, yüzün ak olsun! Pir divanına yazılsın. Oniki İmam katarından didarından ayırmasın, hüü erenler! der. Rehber kalkarak tîğ-bendi dedeye verir. Dede, Fazlı darı ndaki musahip canların üzerlerindeki kefeni simgeleyen akbezi kaldırır, şu duayı okur: Allah Allah! Geldiğiniz yoldan, durduğunuz dardan ve çağırdığınız pirden şefaat göresiniz! Cenabı Hakk, Hünkâr Hacı Bektaş Veli Sultan Allah a kul, Muhammed e ümmet ve Ali ye talip eyleye! Bu yoldan, bu dardan ve didardan ayırmaya! Ceddi cemalımız yaramaza, uğursuza ve pirsize duş getirmeye! Şeytanın şerrinden, gafil gadadan-görünmez beladan koruya! Cenabı Allah hayırlı devlet, hayırlı evlat, hayırlı rahmet ve bereket ihsan eyleye! Darınız niyazınız kabul ola, gerçeğe hüüü! Dede, tövbe telkinini yaptırıp, bellerini sıvadıktan sonra secdedeki canları doğrultur, edeb erkâna geçirir. Canlar, dizleri üstüne oturur. Sonra, cemde hazır bulunanlara dönerek: Erenler cemine dört (iki) yeni can girdi. Bunlar artık yol kardeşlerinizdir. Oniki İmamların huzurunda onları candan saklayıp koruyunuz! Hüü gerçeğe, Allah eyvallah! dedikten sonra, musahip kardeşleri yeniden rehbere teslim eder. Rehber, onları meydan halkasında yanına oturtur. 17 / 20

18 Yola girmiş, ikrar vermiş bu canlar, edeb-erkân durumunda, yani Nesimi darı ndadır şimdi. Artık zakirlerin musahiplik üzerine söyledikleri nefes ve düvazlar dinlenir. Arkasından yeni yola girmiş canların, tarık altından geçmelerinden sonra, doluları içilecek ve kestikleri kurban lokmaları yenilecektir. Mélikoff, konuyla ilgili şunları söylüyor: Musâhipleri birleştiren bağlar sosyal niteliklidir: Musâhipler, bütün yaşam boyunca yardımlaşmalı ve ailelerine yardımcı olmalıdır... Musâhiplik bağları çok kuvvetlidir: Musâhiplerin çocukları, bacı ya da kardeş saydıklarından aralarında evlenemezler. Bu bağ ölüme dek sürer. Bir musâhip evlenmek istediği zaman, Âhiret kardeşi ona yardımcı olmalıdır. Birlikte, kolkola kız aramaya çıkacaklardır.... Musâhip, gelin odasına kadar evlilerin yanında bulunacaktır. Eğer evli ise eşi, bütün evlenme merasimi boyunca yeni geline yardımcı olacaktır. (Mélikoff 1993: 97-98) Bunlara, bazı Bektaşiler ve Nusayri Alevileri arasında, tek kişi olarak yola girilip, ikrar verildiği ve musahipliğin bilinmediğini de eklemek gerekir. Ancak, efsanevi Kırklar öyküsünden de Ahiliğe büyük pay çıkaran Irène Mélikoff un, Hiç şüphe yok, Musahip âdetinin Alevilerde dini bir tören olması da Ahi loncaları yoluyladır tanımlamasına katılmıyoruz. Bu törenlerin nereden geldiğini, musahipliğin tarihsel kökenlerini incelerken göstermeğe çalıştık. Kuşkusuz, Mélikoff un çeşitli uluslardan oluşan Alevi inanç toplumlarının geniş coğrafyası içinde, yıllar boyu yaptıkları inceleme ve araştırmalar saygıdeğer boyutlardadır. Alevilik yorumlarında fazla idealist yaklaşımına rağmen, çalışmaları bu konuda araştırma yapanlara önemli kaynak oluşturmaktadır. Bu yazısında da musahiplik konusunda son olarak şu önemli saptamaları yapıyor: bu âdet, göçer nüfusun yerleştiği her yöreye, Orta ve Doğu Anadolu ya, hatta daha ötelere yayılmıştır. İran Azerbaycan ında Ehl-i Hakk lar arasında, bilhassa Ateşbagi denen kolda İkrar kardeşi, «sülûk kardeşi» âdeti vardır. Âhiret kardeşi, «birâder ya da hemşire», Yezîdîlerde de görülmektedir. Aynı âdete, Ehl-i Hakk Kürtlerde de rastlanır. Yetişkinlik çağına gelen her Ehl-i Hakk, kendi ailesinden başka bir aile içinden «Âhiret Kardeşi» seçmek zorundadır ve eşler belli bir merasimden geçerler. «Âhiret Kardeşi», yaşamının her mühim anında, evlenme ve hatta ölüm anında, kardeşinin yanında olmak zorundadır. (Mélikoff 1993: 91-92) 3.2 Musahiplik Dolusu Alma, Lokma Yeme İlk ikrar sitemini çeken, yani tarık çubuğu altından geçen musahipler, son aşamada pir mürşit elinden, dolu ya da dem (içki, şarap, şerbet, su) içer. Sonra saki, yola girenlerin dolusunu dağıtır. Bu dolu, cemdeki tüm canlarla paylaşılır. Cemdeki kadın-erkek her can, üçer yudum ya da üçer kadeh alır. Bu, birlik-beraberlik dolusudur. Dolu, Kırklar Meclisi nde ezilip içilen bir üzüm tanesi şerbetinin simgesidir. İkrar birliğinin, ikrarından dönmemenin ve Alevi-Bektaşi yoluna girmenin andıdır. Tören, canlarla bütünleşip, toplumla bütünleşerek benlikten sıyrılma yeminidir. Musahiplik dolusu alındığında, muhabbet faslı başlamıştır. Sakiler, içki kullananlara birbiri ardınca üç kadeh dem sunar. Sıra zakirlere gelir. Onlar da dem nefesleri okur, dem geldi semahı çalarlar. Üç nefes ve bir düvazimamdan sonra, musahipler semaha kalkar. Nefesler anlamlıdır; yola girenlere öğütler verir, Muhammed Ali yolunu sevdirir. Dolu içmenin 18 / 20

19 erdeminden, Kırklar Meclisi nden söz eder. Nefeslerden birkaç dörtlükle konu daha iyi anlaşılacaktır: Elele tutup gidelim kardeş Muhammed Ali nin yoludur bu yol Cümlemiz bir vücut olalım kardeş Muhammed Ali nin yoludur bu yol Mürşidi kamilden guş eyle pendi Hıfzeyle gönlünde hernekim dedi Cem olup erenler meydane geldi Muhammed Ali nin yoludur bu yol Erenler yoluna gitmek böyledir Babında Mihrabi kuldur köledir Derdiğinden cemet erenlere ver Muhammed Ali nin yoludur bu yol Güzel Şahtan bize bir dolu geldi Bir sen iç sevdiğim bir de bana ver Hünkar Hacı Bektaş Veli den geldi Bir sen iç sevdiğim bir de bana ver Payım gelir erenleri payından Muhammed neslinden Ali soyundan Kırkların içtiği engür suyundan Bir sen iç sevdiğim bir de bana ver Arkasından aşçı, kurbancı ve meydancının yardımlarıyla sofralar açılır; musahiplerin kurban aşı Hak lokması gelir. Birlikte yenilen lokmanın da belirli kuralları vardır; dualar gülbanklar okunur, destursuz lokma yenmez. Önemli olan, tercüman kurbanı payından, her canın tatmasıdır. O, dualıdır ve rıza lokmasıdır. Böylelikle toplum onlarla bütünleşmiş, bir can bir vücut olmuşlardır. 4. Sonuç İkinci kez dünyaya gelme anlayışı içerisinde, artık yol oğlu olmuş musahipler, toplumlarıyla çözülmez bir inançsal akrabalığın içine girmişler, bir pir e dedeye bağlanmışlardır. Böylelikle, taliplerin oluşturduğu bu yol akrabalığı düzeninde (mürebbi, musahip, rehber, yol talibi, pir) oluşan komünal yaşamı benimsemiş küçük toplumsal birim, mürşite dedeye bağlı ve onun talipleri olan diğer pirlerin dedelerin çevresiyle genişleyen daireler halinde daha büyük topluma ulaşır. Sonunda Hacı Bektaş Veli yi temsil eden büyük mürşitin (mürşid-i kâmil) tepede bulunduğu bir toplumsal akrabalık düzeni yaratılır. Tüm kültürel, inançsal ve toplumsal değerleriyle musahiplik, hep birlikte ortaklaşa üretip, ortaklaşa tüketen; eşitlikçi ve sevgi birliğinde temellendirilmiş paylaşımcı bir düzenin kurumudur. Kaynaklar Aytekin, Sefer (Haz.): Hacı Bektaş Veli: Makalat. Ankara / 20

20 Corbin, Henry: Temps Cylique et Gnose Ismaelienne. Paris l982. Daftary, Farhad: The Ismailis, Their History and Doctrines. Cambridge University Press 1992.Engineer, Asghar A.: The Origine and Development of Islam. New Delhi Hamidullah, Muhammed; Tuğ, Salih (Çev.): Resulullah Muhammed. İstanbul Heyet (Haz.): İmam Caferi Sadık Buyruğu. İstanbul Mélikoff, Irène; Alptekin, Turan (Çev.): Uyur İdik Uyardılar: Alevîlik-Bektaşîlik Araştırmaları. İstanbul / 20

6. SINIF. Oturan, duran, kovsuz, gıybetsiz Hakk Muhammed Ali deyip evine vara, tüm canların Yüce Allah dildeki dileğini, gönüldeki muradını vere!

6. SINIF. Oturan, duran, kovsuz, gıybetsiz Hakk Muhammed Ali deyip evine vara, tüm canların Yüce Allah dildeki dileğini, gönüldeki muradını vere! 6. SINIF Cem İbadeti Cem, Alevilikte temel ibadet biçimlerinden biridir. Cem ibadeti cemevinde topluca yapılır. Cem, Alevi inancına göre, Kur an-ı Kerim deki Salât buyruğunun uygulanma biçimidir. Cem ibadeti

Detaylı

Arapçadan dilimize geçmiş olan musahip sözcüğü, sözlük anlamıyla sohbetleşen, söyleşen, sohbet arkadaşı demektir.

Arapçadan dilimize geçmiş olan musahip sözcüğü, sözlük anlamıyla sohbetleşen, söyleşen, sohbet arkadaşı demektir. MÜSAHİBLİK KURUMU Yarin yanağın dan gayri herşey ortaktır Alevilik de çok önemli bir işlevi olan Müsahiblik, iki evli çiftlerin birbirlerini maddi ve manevi destek sunarak, ömür boyu süren bir yol kardeşliğidir

Detaylı

Sizce dedelik nedir? Okurlarımıza bu konuda bilgi verir misiniz?

Sizce dedelik nedir? Okurlarımıza bu konuda bilgi verir misiniz? ALEVÎLİK KÜLTÜRÜ ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ Züleyha ERTAN* Öğretmen Alevîlik ve Bektaşîlik konularında aydınlatıcı bilgiler almak üzere Alevî dedelerinden Haydar Aşılıoğlu na Alevîlik kültürüne yönelik olarak

Detaylı

ÖZEL BİLFEN İLKÖĞRETİM OKULU ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ

ÖZEL BİLFEN İLKÖĞRETİM OKULU ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖZEL BİLFEN İLKÖĞRETİM OKULU 2016-2017 ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ TEST: 16 1. Hac ibadeti ne zaman farz olmuştur? A) Hicretin 9. yılında B) Hicretin 6. yılında C) Mekke nin fethinden

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ KLASİK ALEVİLİK NEDİR? Halk Mezhebi... 18

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ KLASİK ALEVİLİK NEDİR? Halk Mezhebi... 18 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... 13 KLASİK ALEVİLİK NEDİR?... 15 Halk Mezhebi... 18 ALEVİ SÖZCÜĞÜNÜN ETİMOLOJİSİ... 21 Alevi Kavramı... 22 Caferilik...26 Aleviliğin Dört Direği... 28 Alevi Fikrini Yaratan Okullar...30

Detaylı

dinkulturuahlakbilgisi.com KURBAN İBADETİ Memduh ÇELMELİ dinkulturuahlakbilgisi.com

dinkulturuahlakbilgisi.com KURBAN İBADETİ Memduh ÇELMELİ dinkulturuahlakbilgisi.com KURBAN İBADETİ Memduh ÇELMELİ KURBAN: AYET ve HADİSLER Biz, her ümmet için Allah ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine onun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. İlahınız,

Detaylı

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler Hani, Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Onlar, Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN. Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla

TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN. Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla (Farz kılınan oruç) sayılı günlerdir. Sizden kim, (o günlerde) hasta veya seferde ise o, (tutamadığı) günler sayısınca başka günlerde

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

Hz Âmine, kocası Abdullah ın kabrini ziyaret etmiş, Hz Peygamber de Neccaroğulları ndan.

Hz Âmine, kocası Abdullah ın kabrini ziyaret etmiş, Hz Peygamber de Neccaroğulları ndan. Sevgili Peygamberimiz 20 Nisan 571 Pazartesi günü Mekke de doğdu Babası Abdullah, annesi Âmine, dedesi Abdülmuttalip, büyük babası Vehb, babaannesi Fatıma, anneannesi ise Berre dir. Doğduktan sonra 4 yaşına

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Birinci Aşama AABF Dede/Ana Eğitim Programı (20.06.2006)

Birinci Aşama AABF Dede/Ana Eğitim Programı (20.06.2006) Birinci Aşama AABF Dede/Ana Eğitim Programı (20062006) Eğitimin Kapsamı ve Đçeriği: Aleviliğin olmazsa olmazlarından olan dede/anaların Avrupa`daki Alevilere daha iyi hizmet verebilmeleri amacıyla eğitilmeleri

Detaylı

Aleviliğin İnanç Kaynakları Aleviliğin inanç ve ibadet esaslarını görmeden önce, bu esasların günümüze hangi şekillerde ulaştığına değinmek

Aleviliğin İnanç Kaynakları Aleviliğin inanç ve ibadet esaslarını görmeden önce, bu esasların günümüze hangi şekillerde ulaştığına değinmek Aleviliğin İnanç Kaynakları Aleviliğin inanç ve ibadet esaslarını görmeden önce, bu esasların günümüze hangi şekillerde ulaştığına değinmek gerekir.alevilik günümüze sözlü ve yazılı olmak üzere iki kaynaktan

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Yusuf Bulut. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Yusuf Bulut. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 2.12.2004 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

6. SINIF DERS: DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÜNİTE:1 KONU: DEĞERLENDİRME SORU VE CEVAPLARI

6. SINIF DERS: DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÜNİTE:1 KONU: DEĞERLENDİRME SORU VE CEVAPLARI 1- Soru: Allah ın insanlar arasından seçip vahiy indirdiği kişiye ne ad verilir? Cevap: Peygamber/Resul/Nebi denir. 2- Soru: Kuran da peygamber hangi kelimelerle ifade edilmektedir? Cevap: Resul ve nebi

Detaylı

Kültürümüzden Dua Örnekleri. Güzel İş ve Davranış: Salih Amel. İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir. Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 URL:

Kültürümüzden Dua Örnekleri. Güzel İş ve Davranış: Salih Amel. İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir. Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 URL: Hazırlayan: Mehmet Fatih Bütün URL: Kültürümüzden Dua Örnekleri Güzel İş ve Davranış: Salih Amel İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 Kültürümüzde birçok dua örneği

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

Hatta Kant'ın felsefesinin ismine "asif philosopy/mış gibi felsefe" deniyor. Genel ahlak kuralları yok ancak onlar var"mış gibi" hareket edeceksin.

Hatta Kant'ın felsefesinin ismine asif philosopy/mış gibi felsefe deniyor. Genel ahlak kuralları yok ancak onlar varmış gibi hareket edeceksin. Diğer yazımızda belirttiğimiz gibi İmmaunel Kant ahlak delili ile Allah'a ulaşmak değil bilakis O'ndan uzaklaşmak istiyor. Ne yazık ki birçok felsefeci ve hatta ilahiyatçı Allah'ın varlığının delilleri

Detaylı

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Remzi Güzel, Alevilerin 1400 yıllık gelenekleri olan Ğadir Hum Bayramı nın bir sevgi günü olduğunu

Detaylı

İNANÇ ÖNDERLİĞİ - PİRLİK. Ezeli ezelden öteden beri. Sevdikçe sevesim geldi Pirimi. Çekerim cevrini andan ötürü. Sevdikçe sevesim geldi Pirimi

İNANÇ ÖNDERLİĞİ - PİRLİK. Ezeli ezelden öteden beri. Sevdikçe sevesim geldi Pirimi. Çekerim cevrini andan ötürü. Sevdikçe sevesim geldi Pirimi Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 İNANÇ ÖNDERLİĞİ - PİRLİK Ezeli ezelden öteden beri Sevdikçe sevesim geldi Pirimi Çekerim

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

03-05 Ekim / October Yrd. Doç. Dr. Mehmet YAZICI

03-05 Ekim / October Yrd. Doç. Dr. Mehmet YAZICI 03-05 Ekim / October 2013 Yrd. Doç. Dr. Mehmet YAZICI 2014 I Anadolu Alevî olarak nitelendirilebilir. 1 Bu tarihsel ve sosyal A Alevî Alevî Alevî Anadolu Alevî Alevî - r. 2, Alevî - - - - 1 Mehmet Yaman,

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

03-05 Ekim / October Yrd. Doç. Dr. Mehmet YAZICI

03-05 Ekim / October Yrd. Doç. Dr. Mehmet YAZICI 03-05 Ekim / October 2013 Yrd. Doç. Dr. Mehmet YAZICI 2014 77 Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz Gözüyle gizli yok ya sen ne dersin Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz Alevilik nedir? sorusuna verilen cevaplar.

Detaylı

AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL

AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL Ey İnsanlık! Sizi bir tek canlı varlıktan yaratan, ondan da eşini var eden ve her ikisinden de bir çok erkek ve kadın üreten Rabbınıza karşı sorumluluğunuzun

Detaylı

Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya

Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya VAHYE DAYALI DİNLER YAHUDİLİK Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya nispetle verilmiştir. Yahudiler

Detaylı

Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesin olarak inanırlar. Bakara suresi, 4. ayet.

Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesin olarak inanırlar. Bakara suresi, 4. ayet. BULUŞ YOLUYLA ÖĞRENME ETKİNLİK Ders: DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ Sınıf: 9.Sınıf Ünite: İslam da İman Esasları Konu: Kitaplara İman Etkinliğin adı: İlahi Mesaj Süre: 40 dak + 40 dak Yine onlar, sana indirilene

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

Meslekî yetiştirme dereceleri, Ahîlik kurumunda bilgi ve becerinin düzeyini ortaya koyan önemli ögelerden biridir.

Meslekî yetiştirme dereceleri, Ahîlik kurumunda bilgi ve becerinin düzeyini ortaya koyan önemli ögelerden biridir. MESLEKİ YETİŞTİRME DERECELERİ ve TÖRENLERİ MESLEKİ YETİŞTİRME DERECELERİ Meslekî yetiştirme dereceleri, Ahîlik kurumunda bilgi ve becerinin düzeyini ortaya koyan önemli ögelerden biridir. Ahîlikte öncelikli

Detaylı

CİHADA DENKTİR Evet, içinde savaş olmayan bir cihad var ki hac ve umredir Küçüğün, büyüğün, zayıfın, kadının cihadı hac ve umredir.

CİHADA DENKTİR Evet, içinde savaş olmayan bir cihad var ki hac ve umredir Küçüğün, büyüğün, zayıfın, kadının cihadı hac ve umredir. UMRE DİNİ SUNUM UMRENİN FAZİLETİ CİHADA DENKTİR Hz. Aişe (r.a) Efendimiz e (s.a.v) sorar: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad var ki

Detaylı

Tanrı İbrahim in Sevgisini Deniyor

Tanrı İbrahim in Sevgisini Deniyor Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Tanrı İbrahim in Sevgisini Deniyor Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Byron Unger ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Tammy S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Cennet, Tanrı nın Harika Evi

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Cennet, Tanrı nın Harika Evi Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Cennet, Tanrı nın Harika Evi Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible

Detaylı

1.Tapınmanın Genel Tanımı ve Alevi Tapınma anlayışı a. Tapınma/İbadet ve Ortodoks ve Heterodoks İslamda (Sünni/Şii ve Alevi

1.Tapınmanın Genel Tanımı ve Alevi Tapınma anlayışı a. Tapınma/İbadet ve Ortodoks ve Heterodoks İslamda (Sünni/Şii ve Alevi Alevi-Bektaşi inancında Cem, Tapınma Kurumları ve Ritüeller İsmail Kaygusuz 1.Tapınmanın Genel Tanımı ve Alevi Tapınma anlayışı a. Tapınma/İbadet ve Ortodoks ve Heterodoks İslamda (Sünni/Şii ve Alevi inancında)

Detaylı

Islam & Camii Diyanet İşleri Türk İslam Birliği

Islam & Camii Diyanet İşleri Türk İslam Birliği & Camii Diyanet İşleri Türk İslam Birliği Mülheim an der Ruhr Fatih Camii Islam kelimesi üc manaya gelir 1. Yüce Allahın emirlerine itaat edip, yasaklarından kacınmak. 2. Bütün insanlarla diğer canlılar

Detaylı

HAC YÜCE ALLAH IN (c.c) EMRİDİR.

HAC YÜCE ALLAH IN (c.c) EMRİDİR. HAC YÜCE ALLAH IN (c.c) EMRİDİR. Hac Allah Teala nın (c.c) emri, İslam ın beş temel şartından biridir: Ona varmaya gücü yeten kimsenin Kâbe yi tavaf etmesi Allah ın insanlar üzerindeki hakkıdır. (Al-i

Detaylı

BULGARİSTAN DELİORMAN ALEVİLERİNDE SECDENİN ANLAMI -

BULGARİSTAN DELİORMAN ALEVİLERİNDE SECDENİN ANLAMI - BULGARİSTAN DELİORMAN ALEVİLERİNDE SECDENİN ANLAMI - YEDİ KAT YER, YEDİ KAT GÖK Ali Lütfü Piroğlu ÖZET Bu yazıda Bulgaristan ın Deliorman bölgesindeki Aleviler arasında secde ve Yedi kat yer, yedi kat

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Cennet, Tanrı nın Harika Evi

Cennet, Tanrı nın Harika Evi Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Cennet, Tanrı nın Harika Evi Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible

Detaylı

HAC ve UMRE. Memduh ÇELMELİ

HAC ve UMRE. Memduh ÇELMELİ HAC UMRE Memduh ÇELMELİ HAC-UMRE: AYET HADİSLER Şüphesiz insanlar için kurulan ilk mabet, Mekke deki çok mübarek bütün âlemlere hidayet kaynağı olan ev (Kâbe) dir. ( Âl-i İmrân suresi, 96) ) «Gücü yetenlerin

Detaylı

eğitim sistemine bağlıdır,öyle ki Bektaşilikte, sofraya konulan gıdaların sofraya konulma sırasına,

eğitim sistemine bağlıdır,öyle ki Bektaşilikte, sofraya konulan gıdaların sofraya konulma sırasına, Dört Kapı Kırk Makam Bektaşi Tarikatı'nın en büyük özelligi, bir okul olmasıdır,kurumsallaşmasını tam olarak tamamlayan bu yapının,onlarca tasavvuf ereni yetiştirmesi büyük ölçüde bu oluşum ve eğitim sistemine

Detaylı

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Mit, Mitoloji, Ritüel DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Kelime olarak Mit Yunanca myth, epos, logos Osmanlı Türkçesi esâtir, ustûre Türkiye Türkçesi: söylence DR. SÜHEYLA SARITAŞ

Detaylı

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI 1 KORUMANIN 4 RUHSAL Çoğu insan nasıl dua edeceğini bilemez. Bu yüzden size yardımcı olabilecek örnek bir dua metni hazırladım. Bu duayı sesli olarak okuyabilir ya da içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz.

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : ALEVİLİK VE BEKTAŞİLİK (ALAN: SEÇMELİ) Ders No : 0070160103 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 2 Ders Bilgileri Ders

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

IÇINDEKILER 1. BÖLÜM

IÇINDEKILER 1. BÖLÜM IÇINDEKILER 21. YÜZYILDAYAŞANAN ALEVİLİK 13 ÖNSÖZ 16 GİRİŞ 18 SUNUŞ 24 1. BÖLÜM 1. ARAP YARIM ADASINA İSLAMIYET'IN GELIŞI. 35 1.1 Cahiliye Devri 37 12 İslam'ın Doğuşu 41 1.2.1 İlk Vahyin Gelişi 42 12.1.1

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Kur an-ı Kerim i Diğer Kutsal Kitaplardan Ayıran Başlıca Özellikleri

Kur an-ı Kerim i Diğer Kutsal Kitaplardan Ayıran Başlıca Özellikleri Kur an-ı Kerim i Diğer Kutsal Kitaplardan Ayıran Başlıca Özellikleri 1 ) İlahi kitapların sonuncusudur. 2 ) Allah tarafından koruma altına alınan değişikliğe uğramayan tek ilahi kitaptır. 3 ) Diğer ilahi

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS SİYER II İLH 114 2 2+0 2 2 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar

Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Mikat Sınırları Kâbe (Beytullah) Makam-ı İbrahim Safa ve Merve Tepeleri Zemzem Kuyusu Arafat Müzdelife Mina 1 Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Mekke deki Önemli Ziyaret Mekânları

Detaylı

Bacıyân-ı Rum. (Dünyanın İlk Kadın Teşkilatı: Anadolu Bacıları)

Bacıyân-ı Rum. (Dünyanın İlk Kadın Teşkilatı: Anadolu Bacıları) Bacıyân-ı Rum (Dünyanın İlk Kadın Teşkilatı: Anadolu Bacıları) Varlığı Neredeyse İmkânsız Görülen Kadın Örgütü Âşık Paşazade nin Hacıyan-ı Rum diye adlandırdığı bu topluluk üzerinde ilk defa Alman doğu

Detaylı

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar 1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar İÇİNDEKİLER KUR AN NEDİR? KUR AN-IN AMACI? İNANÇ NEDİR İBADET NEDİR AHLAK NEDİR KISSALAR AYETLER KUR AN NEDİR? Kur an-ı Hakîm, alemlerin Rabbi olan Allah ın kelamıdır.

Detaylı

TİN SURESİ. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ. 3 Bu güvenli belde şahittir;

TİN SURESİ. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ. 3 Bu güvenli belde şahittir; Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla 3 Bu güvenli belde şahittir; 1 4 1 İNCİR AĞACI ve zeytin (diyarı) şahittir! 4 Doğrusu Biz insanı en güzel kıvamda yaratmış, 2 İncir ile Hz Nuh un tufan bölgesi olan

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

Bilge Şair Yunus Emre

Bilge Şair Yunus Emre Konu: Ruhsal İnsan Yazı: 04 Bilge Şair Yunus Emre Doç. Dr. Haluk Berkmen Yunus Emre nin doğum tarihi kesin olmasa da 1238 yılında doğduğuna dair bilgiler vardır. Mevlâna ile çağdaş olan Yunus Taptuk Emre

Detaylı

Alevîlik-Bektaşîlik Düşüncesi

Alevîlik-Bektaşîlik Düşüncesi Alevîlik-Bektaşîlik Düşüncesi Sözlük anlamına göre Alevi, Hz. Ali ye bağlı ve ondan yana olan kimse demektir. Alevilik ise genel olarak Hz. Ali yi sevmek ve onun soyunun yani Ehl-i Beyt in yolundan gitmek

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

GÜZEL SÖZLER. (Derleyen; Veyis Susam) * Ne kadar çok olsa koyunun sürüsü, Ona yeter imiş kasabın birisi. * Alçak, ölmeden önce, birkaç kere ölür.

GÜZEL SÖZLER. (Derleyen; Veyis Susam) * Ne kadar çok olsa koyunun sürüsü, Ona yeter imiş kasabın birisi. * Alçak, ölmeden önce, birkaç kere ölür. GÜZEL SÖZLER (Derleyen; Veyis Susam) * Ne kadar çok olsa koyunun sürüsü, Ona yeter imiş kasabın birisi. * Alçak, ölmeden önce, birkaç kere ölür. Yiğit ise sadece bir kere.. 1 / 23 * Âlimin benzer misali,

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Dua ve Sûre Kitapçığı

Dua ve Sûre Kitapçığı Dua ve Sûre Kitapçığı Hazırlayan: Melike MÜFTÜOĞLU instagram.com/oyunveetlinliklerledinogretimi SÜBHANEKE DUASI Allah ım! Sen eksik sıfatlardan pak ve uzaksın. Seni daima böyle tenzih eder ve överim. Senin

Detaylı

TEMİZLİK HAZIRLAYAN. Abdullah Cahit ÇULHA

TEMİZLİK HAZIRLAYAN. Abdullah Cahit ÇULHA TEMİZLİK HAZIRLAYAN Abdullah Cahit ÇULHA TEMİZLİK MADDİ TEMİZLİK MANEVİ TEMİZLİK İslam dini, hem maddî, hem de manevî temizliğe büyük bir önem vermiştir. Bu iki kısım temizlik arasında büyük bir ilgi vardır.

Detaylı

Şiir Anadan Örnekler. Köyden ayrılalı nice yıl oldu Yıkıldı evimiz selinen doldu Hani bacı kardeş nerede kaldı özlüyorum ben seni güzel Alvar

Şiir Anadan Örnekler. Köyden ayrılalı nice yıl oldu Yıkıldı evimiz selinen doldu Hani bacı kardeş nerede kaldı özlüyorum ben seni güzel Alvar Şiir Anadan Örnekler Köyden ayrılalı nice yıl oldu Yıkıldı evimiz selinen doldu Hani bacı kardeş nerede kaldı özlüyorum ben seni güzel Alvar Akıyor ırmağı yeşildir köyü Kokuyor burnuma tekke'nin çayı Sayıyorum

Detaylı

Kitap Değerlendirmeleri. Book Reviews

Kitap Değerlendirmeleri. Book Reviews Kitap Değerlendirmeleri Book Reviews BUYRUK BuYRuK Demet KARDAŞ * Başı açık yalın ayak gezenlerdeniz. Haki payi abdal olup pîrana gelmişlerdeniz. Özet Bu çalışmada, Molla İbrahim tarafından kaleme alınan;

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org

Detaylı

Size iki şey bırakıyorum; onlara sımsıkı sarılırsanız kurtuluşa erersiniz: Biri Allah ın kitabı Kur an, diğeri de Ehl-i beytimdir.

Size iki şey bırakıyorum; onlara sımsıkı sarılırsanız kurtuluşa erersiniz: Biri Allah ın kitabı Kur an, diğeri de Ehl-i beytimdir. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki: Size iki şey bırakıyorum; onlara sımsıkı sarılırsanız kurtuluşa erersiniz: Biri Allah ın kitabı Kur an, diğeri de Ehl-i beytimdir. Hz. Hüseyin: da aile halkından 19 kişi

Detaylı

Mirza Tahir Ahmed Hazretleri Cuma Hutbesinde, duanın aşağıdaki bahsedilen durumda şartsız olarak kabul edileceğini söyledi;

Mirza Tahir Ahmed Hazretleri Cuma Hutbesinde, duanın aşağıdaki bahsedilen durumda şartsız olarak kabul edileceğini söyledi; Mirza Tahir Ahmed Hazretleri Cuma Hutbesinde, duanın aşağıdaki bahsedilen durumda şartsız olarak kabul edileceğini söyledi; 1) Güçlük içinde ve çok zor durumda olan insanın, 2) Savaş altındaki insanın

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

5 Peygamberimiz in en çok bilinen dört ismi hangileridir? Muhammed, Mustafa, Mahmud, Ahmed.

5 Peygamberimiz in en çok bilinen dört ismi hangileridir? Muhammed, Mustafa, Mahmud, Ahmed. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Siyer-i Nebi ne demektir? Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) doğumundan ölümüne kadar geçen hayatı içindeki yaşayışı, ahlâkı, âdet ve davranışlarını inceleyen ilimdir.

Detaylı

Bu Ders Şunları Yapmanıza Yardımcı Olacaktır

Bu Ders Şunları Yapmanıza Yardımcı Olacaktır 76 Ders 8 Kilise Üzerinde "Kilise" yazan birçok bina vardır. Bunlara güzel binalar ve katedraller, alçakgönüllü misyon binaları ve sade barakalar da dahildir. Kuleleri, haçları ve çanları vardır, bunlar

Detaylı

DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ TESTİ

DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ TESTİ DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ TESTİ DİKKAT! BU BÖLÜMDE YANTLAYACAĞNZ TOPLAM SORU SAYS 20 DİR. ÖNERİLEN YANTLAMA SÜRESİ 40 DAKİKADR. 1) Annemize Babamıza 3) İnsanda yardımlaşma, cömertlik, insan sevgisi

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Sayfa. http://d-nb.info/860392090

İÇİNDEKİLER. Sayfa. http://d-nb.info/860392090 İÇİNDEKİLER Sayfa Önsöz: Bu kitabı niçin yazdım? 11 1. İslam'dan önceki Arabistan 13 1.1. İlk müslümanlar 13 1.2. Dünyanın en eski kutsal yeri: Kabe.... 16 1.3. İslam'dan'önceki Arabistan 17 1.4. Muhammed'ten

Detaylı

Archive of SID. E-mail: vali.shahab@gmail.com. www.sid.ir

Archive of SID. E-mail: vali.shahab@gmail.com. www.sid.ir E-mail: vali.shahab@gmail.com. 9831 46 1 2 3 4-5 46 6 7-8 9 11 11 12 9831 44-13 15 2 16 1 3 14 661 17 650 46 095 120 93 9831 46 21 19 21-24 25 23 22 46-26 33 31 32 28 27 31 29 9831 67 34 41 39 35 38 36

Detaylı

BULDAN ÖRNEĞİNDE DENİZLİ YÖRESİ ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜRÜ

BULDAN ÖRNEĞİNDE DENİZLİ YÖRESİ ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜRÜ BULDAN ÖRNEĞİNDE DENİZLİ YÖRESİ ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜRÜ Prof. Dr. Filiz KILIÇ *, Araş. Gör. Tuncay BÜLBÜL**, Uzm. Coşkun KÖKEL*** *Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü,

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

dinkulturuahlakbilgisi.com

dinkulturuahlakbilgisi.com dinkulturuahlakbilgisi.com 1-Ülkemizde Kızılay, Sosyal hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Aşevleri -gibi kurumların varlığı aşağıdakilerden hangisine önem verildiğini göstermektedir? A- Milli eğitime

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

1- Aşağıdakilerden hangisi suhuf gönderilen peygamberlerden biri değildir?

1- Aşağıdakilerden hangisi suhuf gönderilen peygamberlerden biri değildir? DİN KÜLTÜRÜ 6. SINIF 1. ÜNİTE TEST 1 1- Aşağıdakilerden hangisi suhuf gönderilen peygamberlerden biri a)hz. İbrahim b)hz. Yunus c)hz. Şit d)hz. Adem 2- Varlıklar hakkında düşünerek Allah ın varlığına ve

Detaylı

1. HAYATI ESERLERİ Divan Vâridât Ankâ-yı Meşrık Devriyye-i Ferşiyye...17

1. HAYATI ESERLERİ Divan Vâridât Ankâ-yı Meşrık Devriyye-i Ferşiyye...17 İÇİNDEKİLER KISALTMALAR...9 ÖNSÖZ...11 GİRİŞ...13 BİRİNCİ BÖLÜM BANDIRMALIZÂDE HÂŞİM BABA HAYATI VE ESERLERİ 1. HAYATI...15 2. ESERLERİ...17 2.1. Divan...17 2.2. Vâridât...17 2.3. Ankâ-yı Meşrık...17 2.4.

Detaylı

URL: Hazırlayan: Mehmet Fatih Bütün. Dua. Dua İbadetin Özüdür. Niçin ve Nasıl Dua Edilir? Kur'an'dan ve Hz. Peygamber'den Dua Örnekleri BÖLÜM: 2

URL: Hazırlayan: Mehmet Fatih Bütün. Dua. Dua İbadetin Özüdür. Niçin ve Nasıl Dua Edilir? Kur'an'dan ve Hz. Peygamber'den Dua Örnekleri BÖLÜM: 2 Hazırlayan: Mehmet Fatih Bütün URL: Dua Dua İbadetin Özüdür Niçin ve Nasıl Dua Edilir? Kur'an'dan ve Hz. Peygamber'den Dua Örnekleri BÖLÜM: 2 Dua Arapça kökenli bir kelime olup «istemek, davet etmek» demektir.

Detaylı

AİLE KURMAK &AİLE OLMAK

AİLE KURMAK &AİLE OLMAK AİLE KURMAK &AİLE OLMAK Dr. Fatma BAYRAKTAR KARAHAN Uzman-Ankara Aile Nedir? Aile kelimesinin kökü, ğavl dir. Bu kelime, ağır bir sorumluluk altına girmek demektir. Bu kökten gelen aile ise, birini çekince

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

O, hiçbir sözü kendi arzularına göre söylememektedir. Aksine onun bütün dedikleri Allah ın vahyine dayanmaktadır.

O, hiçbir sözü kendi arzularına göre söylememektedir. Aksine onun bütün dedikleri Allah ın vahyine dayanmaktadır. İslam çok yüce bir dindir. Onun yüceliği ve büyüklüğü Kur an-ı Kerim in tam ve mükemmel talimatları ile Hazret-i Resûlüllah (S.A.V.) in bu talimatları kendi yaşamında bizzat uygulamasından kaynaklanmaktadır.

Detaylı

Hazret-i Muhammed (S.A.V.) altı yaşındayken annesi vefat etti. Dedesi Abdül Muttalib çocuğu himayesine aldı, fakat iki sene sonra o, da öldü.

Hazret-i Muhammed (S.A.V.) altı yaşındayken annesi vefat etti. Dedesi Abdül Muttalib çocuğu himayesine aldı, fakat iki sene sonra o, da öldü. Hazret-i Muhammed (S.A.V.) M.570 senesinde Arabistan ın Mekke şehrinde doğdu. Dedesi Abdül Muttalib ona Muhammed ismini verdi. Hazret-i Muhammed (S.A.V.) öksüz olarak dünyaya geldi. Babası Abdullah, doğumundan

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

HAC SEMİNERİ 2 HOŞGELDİNİZ

HAC SEMİNERİ 2 HOŞGELDİNİZ HAC SEMİNERİ 2 HOŞGELDİNİZ ARAFAT Hz. Adem İle Hz. Havva Validemizin yeryüzünde ilk buluştuklar tukları,, kavuştuklar tukları yerdir. Peygamber Efendimizin Veda Hutbesini söyledis ylediği yerdir. Orada

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

KRAL JAMES İNCİLİ 1611 APOCRYPHA DUA AZARYA & üç Yahudi şarkı. Azarya ve şarkının üç Yahudi duası

KRAL JAMES İNCİLİ 1611 APOCRYPHA DUA AZARYA & üç Yahudi şarkı. Azarya ve şarkının üç Yahudi duası www.scriptural-truth.com KRAL JAMES İNCİLİ 1611 APOCRYPHA DUA AZARYA & üç Yahudi şarkı Azarya ve şarkının üç Yahudi duası Azarya dua {1:1} ve yangının ortasında yürüdüler öven Tanrı ve Tanrı nimet. {1:2}

Detaylı

Yeşaya Geleceği Görüyor

Yeşaya Geleceği Görüyor Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Yeşaya Geleceği Görüyor Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Jonathan Hay Uyarlayan: Mary-Anne S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010

Detaylı

Sadîk-i Ahmak yani ahmak dost şiddetli düşmandan,din düşmanından daha fazla verir.

Sadîk-i Ahmak yani ahmak dost şiddetli düşmandan,din düşmanından daha fazla verir. AHMAK DOST Sadîk-i Ahmak yani ahmak dost şiddetli düşmandan,din düşmanından daha fazla verir. İyilik zannıyla topluma,tüm değerlere,insanlığa karşı kötülük işlemektedir. İbrahim Peygamberden yana olduğunu

Detaylı

KUR'ANDAN DUALAR. "Ey Rabbimiz, Bize dünyada bir iyilik, ahrette bir iyilik ver. Bizi ateş azabından koru." ( Bakara- 201 )

KUR'ANDAN DUALAR. Ey Rabbimiz, Bize dünyada bir iyilik, ahrette bir iyilik ver. Bizi ateş azabından koru. ( Bakara- 201 ) KUR'ANDAN DUALAR "Ey Rabbimiz Bizi sana teslim olanlardan kıl, neslimizden de sana teslim olan bir ümmet çıkar, bize ibadet yerlerimizi göster, tövbemizi kabul et zira tövbeleri kabul eden, çok merhametli

Detaylı