UZMANLIK TEZİ. Dr. Adnan Başaran

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "UZMANLIK TEZİ. Dr. Adnan Başaran"

Transkript

1 T.C. Sağlık Bakanlığı İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 1. Üroloji Kliniği Klinik Şefi: Doç. Dr. Reşit Tokuç LOKALİZE PROSTAT ADENOKARSİNOMUNDA VEGF, E-CADHERİN VE BIM EKSPRESYONLARININ PROGNOSTİK FAKTÖRLER İLE İLİŞKİSİ UZMANLIK TEZİ Dr. Adnan Başaran İstanbul, 2008

2 TEŞEKKÜR Uzmanlık eğitimim süresince bilgi ve deneyimlerinden yararlandığım, modern ürolojik yöntemlerin kliniğimizde uygulanması hususundaki yoğun gayretleri ile mesleki gelişimimde her türlü desteğini gördüğüm, bilim adamı kimliği ile meslek hayatım boyunca örnek almaktan gurur duyacağım saygıdeğer hocam Doç. Dr. Reşit TOKUÇ a, Eğitimime bilgi ve tecrübeleriyle katkıda bulunan Op. Dr. Ali İhsan İLHAN a, Tez çalışmamın tüm aşamalarında değerli bilgi ve zamanını benimle paylaşan, medikal ve sosyal açıdan ilkeli ve örnek kişiliğe sahip Op. Dr. Asıf YILDIRIM a, İhtisas sürem boyunca bilgi ve birikimlerini benimle paylaşan, yetişmemde emeği geçen kliniğimiz uzmanlarından Op. Dr. Erol PELTEKOĞLU na, Op. Dr. Ziya ÜNLÜSOY a, Op. Dr. Ömer Faruk MEMİŞ e, Op. Dr. Osman Fatih URAL a, Op. Dr. Erem Kaan BAŞOK a, Doç. Dr. Necmettin ATSÜ ye, Op. Dr. Cenk GÜRBÜZ e ve Patoloji kliniğinden Dr. Ebru ZEMHERİ ye, Asistanlık süresince zevkli ve sıcak çalışma ortamını paylaştığım değerli asistan arkadaşlarım Dr.Serhat GÖÇER e, Dr. M. Murat RİFAİOĞLU na, Dr. Caner DOĞAN a, Dr. Bilal GÜNAYDIN a, Dr. Berk ÖNGEL e, Dr. Sarp Korcan KESKİN e, Dr. Sabri PELİT e Asistanlığımda, rahat ve huzurlu bir çalışma ortamı sağlayamaya çalışan Başhekimimiz Prof. Dr. Hamit OKUR a, Asistanlığım süresince yardım ve güler yüzlerini esirgemeyen servis, ameliyathane ve poliklinik hemşire ve personeline, Yaşamım boyunca sevgi ve saygılarını esirgemeyen aileme teşekkürlerimi sunarım Dr. Adnan BAŞARAN 1

3 İÇİNDEKİLER TEŞEKKÜR...1 İÇİNDEKİLER... 2 ŞEKİLLER, TABLOLAR KISALTMALAR..4 GİRİŞ VE AMAÇ...6 GENEL BİLGİLER...7 GEREÇ VE YÖNTEM...29 BULGULAR...32 TARTIŞMA...54 SONUÇ...59 ÖZET...60 SUMMARY.61 KAYNAKLAR

4 TABLOLAR VE ŞEKİLLER: Tablo-1: Hastaların preoperatif PSA düzeylerine göre dağılımı. Tablo-2: Hastaların klinik evresi. Tablo-3: Hastaların patolojik evresi. Tablo-4: Gleason skoruna göre hasta dağılımı. Tablo-5: RRP spesmenlerinde sinir tutulumuna göre hasta dağılımı. Tablo-6: RRP spesmenlerinde vasküler tutulumuna göre hasta dağılımı. Tablo-7: Lenf nodu tutulumuna göre hasta dağılımı. Tablo-8: Kapsül tutulumu olmasına göre vaka dağılımı. Tablo-9: Cerrahi sınır pozitifliğine göre vaka dağılımı. Tablo-10: Ekstrakapsüler uzanım varlığına göre vaka dağılımı. Tablo-11: Seminal vezikül tutulumuna göre hasta dağılımı. Tablo-12: Hastaların Gleason skoruna göre dağılımları. Tablo-13: Patolojik Gleason skoruna göre diğer prognostik faktörlerin karşılaştırması. Tablo-14: Nüks gelişmesine göre hasta dağılımı. Tablo-15: Hastaların nüks durumuna göre dağılımları. Tablo-16: Nüks olup olmamasına göre diğer prognostik faktörlerin karşılaştırması. Tablo-17: Hastaların Gleason skoruna göre biyobelirteçlerin dağılımları. Tablo-18: Hastaların Gleason skoruna göre biyobelirteçlerin dağılımları. Tablo-19: E-Cadherin ve VEGF nin korelasyonu. Tablo-20: VEGF ve E-Cadherin in korelasyonu. 3

5 Şekiller: Şekil-1: Prostatın zonal anatomisi. Şekil-2: Prostatın arteryel beslenmesi. Şekil-3: Apoptozisin intrasellüler mekanizması. Şekil-4: VEGF ile kuvvetli (A), ve orta derecede (B) sitoplazmik boyanma paternleri. Şekil-5: E-Cadherin ile orta derecede (A), ve kuvvetli (B) membranöz boyanma paternleri. Şekil-6: BIM ile %10-25 (skor 2) (A), ve %255 in üstünde (skor 3) (B) nükleer boyanma paternleri 4

6 KISALTMALAR VEGF: Vasküler endotelyal büyüme faktörü BIM: BCL2-like 11 (apoptosis facilitator) Bcl-2: B cell-lymphoma 2 PSA: Prostat spesifik antijen TRUS: Transrektal ultrasonografi PRM: Parmakla rektal muayene BPH: Benign prostat hipertrofisi CS: Cerrahi sınır ECE: Ekstrakapsüler uzanım (Extracapsular extension) SV: Seminal vezikül LN: Lenf nodu ct: Klinik evre pt: Patolojik evre RP: Radikal prostatektomi NO: Nitrik oksit 5

7 GİRİŞ VE AMAÇ Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanserdir. PSA nın tarama amaçlı kullanılmasından sonra erken evre prostat kanseri insidansında belirgin bir artış görülmüştür. Erken evre prostat kanseri tedavisinde radikal prostatektomi, beklenen yaşam süresi ve eşlik eden morbiditeler göz önüne alınarak sıklıkla uygulanmaktadır. Radikal prostatektomi sonrasında hastaların bir kısmında lenf nodu yayılımı ve bir kısmında da post-operatif ileri dönemlerde lokal veya sistemik nüksler görülmektedir. Per-operatif ve/veya post-operatif dönemde hangi hastada lenf nodu yayılımı olabileceği veya post-operatif dönemde hangi hastada lokal veya sistemik nüksün gelişebileceğini öngörebilecek biyobelirteç halen araştırılmaktadır. Matrix metalloproteinazlar, VEGF ve E-Cadherin yakın zamanda bu konuda araştırılan biyobelirteçlerin en önemlilerindendir. Bu çalışmada amaç, radikal prostatektomi uygulanmış hastaların doku örneklerinde biyobelirteçleri (VEGF, E-Cadherine, BIM) immünohistokimyasal yöntemlerle değerlendirmek ve prostat kanserinin prognozu üzerine öngörü değerlerini ortaya koymaktır. 6

8 GENEL BİLGİLER Prostat Anatomisi: Normal prostat sıkı, elastik bir organ olup mesanenin hemen altında ürogenital diafragmanın üst tabakasına oturur ve ona sıkıca yapışıktır. Normal yetişkin prostatı yaklaşık 4 cm boyunda ve 4-5 cm genişliğindedir. Prostat, üretrayı çevreleyerek uzanır ve ejakulatuar kanallar prostatın tabanından girerek posterior prostatik üretrada sonlanır. Geçmişte, prostat 3 ila 7 loba ayrılmıştır. Çoğunlukla bu segmentler, 2 lateral lob, bir median lob, bir de anterior lob şeklindedir. Ultrasonografinin kullanılması ile beraber günümüzde prostat anatomisi periüretral glandları içeren bir transizyonel zon ve gerçek prostat da denen bir periferal zona ayrılır. Anatomik olarak, gerçek lobar anatomi mevcut değildir ve ultrasonografide prostatın iki konsantrik alanı olduğu görülmektedir. Periferik zon daha çok posteriorda lokalize olup daha ziyade kanserlerin kaynaklandığı uzun, dallanmış glandları içerir. Santral zon submukozal glanduloduktal üniteler ve prostatik hipertrofinin geliştiği kısa glandları içerir. Prostatın geri kalanı ejakulasyonda etkili olduğuna inanılan boylu boyunca uzanmış düz kas liflerinden oluşur. Prostat etrafında belirgin fasyal yapılanma vardır. Endopelvik fasya abdominal fasyanın devamıdır. Pelviste, bu fasyal düzlemin üç parçası vardır (1). Paryetal tabaka pelvik duvar kaslarını (priformis ve obturator internus) örter ve superiora doğru devam edip transversalis ve iliopsoas fasyaları ile birleşir. Obturator sinir dışındaki tüm somatik sinirler bu fasya tabakasının altındadır. Bu fasyanın kalınlaşarak pubisten iskial çıkıntıya uzanan kısmı arkus tendineus olarak bilinir. Endopelvik fasyanın ikinci parçası (diafragmatik kısım), pelvik diafragmayı yapan iki kası (koksigeus ve levator ani) pelvisin her iki yanında örter. Endopevik fasyanın üçüncü parçası (visseral) diafragmatik fasya ile devamlılık gösterir ve pelvik organların üzerinde farklı mesafelere kadar uzanıp onların fibröz tabakaları ile birleşir. Anteriorda, endopelvik fasya medial puboprostatik ligaman içinde yoğunlaşarak pubis ile prostatik kapsülü birbirine bağlar. Lateral puboprostatik ligamanlar endopelvik fasyanın superior diafragmatik tabakasından prostata uzanır. 7

9 Posteriorda, prostat embriyolojik olarak peritondan kaynaklanan denonvillier fasyasının iki yaprağı ile kaplanmıştır. Posterior tabaka rektal fasya şeklinde iken anterior tabaka lateralde endopelvik ve periprostatatik fasyalarla birleşir. Tamamen prostat içerisinden geçen üretra kısmı, verumontanum hizasında yaklaşık 45 derecelik bir eğim gösterir. Verumontanum, seminal vezikül/vas deferensten başlayıp tamamen prostat içinde devam eden ejakulator kanalların sonlanma yeridir. Verumontanumun tepesindeki açılım yeri prostatik utrikul olarak bilinir. Üretra prostat apeksinden çıkar ve apeks anatomik olarak doğrudan pelvik taban üzerinde yerleşmiştir. Radikal prostatektomilerde diseksiyonlar esnasında apeks ile pelvik taban arasında yaklaşık bir cm lik mesafe olduğu görülmektedir. Prostatın kanlanması esas olarak internal iliak arterden almaktadır ve prostat tabanında daha belirgin olmak üzere (superior prostatik arter) bir sıra lateral pediküllerden kaynaklanır. Genellile prostat apeksi hizasında ek dallar da olabilir. Superior prostatik arter hemen mesane boynu altından prostata girer ve biri kapsüle diğeri ise üretraya giden iki dala ayrılır. Hastanın yaşlanması ile birlikte üretral dal prostat büyümesine bağlı daha belirgin olmaya başlar (2). Prostat arterlerinin kaynaklandığı diğer yerler internal pudendal, superior vezikal veya obturator arterlerdir. Prostatın venöz drenajı esas olarak prostatın anterior ve lateralinde bulunan anterior venöz pleksus (Santorini) yoluyla olur. Bu pleksus penisin dorsal veninden kaynaklanır ve hipogastrik vene drene olur. Prostatın esas lenfatik drenajı prostatik arterler boyunca devam edip primer olarak obturator lenf nodlarına drene olur. Diğer potansiyel nodal metastaz yerleri eksternal iliak ve presakral nodlardır. Prostat sempatik, parasempatik ve somatik innervasyona sahiptir. Sempatik innervasyon L1 ve L2 den kaynaklanan superior hipogastrik pleksus yoluyla gelir. Parasempatik ve somatik innervasyon S2-4 den kaynaklanan inferior hipogastrik pleksus ve pudendal sinir yoluyla olur. 8

10 Şekil-1: Prostatın zonal anatomisi: J. E. McNeal (Am J Surg Pathol 1988; 12: ). Ejakulatuar kanalların proksimalinde üretrayı transizyonel zon çevreler. Santral zon ejakulatuar kanalları çevreler ve mesane tabanına uzanır. Periferal zon prostatın apikal, posterior ve lateral kenarlarını oluşturur. Anterior fibromuskuler stroma mesane boynundan çizgili sfinktere doğru uzanır. Şekil-2: Prostatın arteryel beslenmesi: J. E. McNeal (Am J Surg Pathol 1988; 12: ). 9

11 Prostat kanseri: Prostat kanseri erkeklerin sağlığı ile ilgili önemli sonuçlara yol açabilen, insidansı yaş ile artan bir hastalıktır. Prostat kanseri gelişmesi riskinin 40 yaş altında 1/10.000, yaş arasında 1/103 ve yaş arasında 1/8 olduğu belirtilmiştir (3). Elli yaşındaki bir erkeğin yaşamı boyunca latent veya otopsi prostat kanserine yakalanma riski %40, klinik belirti veren prostat kanseri görülme riski %9,5 ve bu kanserden ölme riski ise %2,9 olarak hesaplanmıştır (4). Bu da göstermektedir ki, prostat kanserlerinin büyük çoğunluğu oldukça yavaş seyirlidir ve oldukça büyük bir kısmı hastanın yaşamına tehdit oluşturmaz, fakat hızla ilerleme gösterip hastanın sağlığına ve yaşamına ciddi tehdit oluşturabilecek olanları da ayırt etmek gereklidir. Prostat kanserinde tanı: Genel olarak 5 değişik klinik senaryo ile ortaya çıkar: 1- Toplum taraması: Yapılan kitle tarama çalışmaları sırasında, 2- Manifest prostat kanseri: Herhangi bir üriner şikâyet nedeni ile doktora giden hastalar üzerinde yapılan muayene, tetkik ve biyopsiler neticesinde, 3- İnsidental prostat kanseri (ct1a veya T1b): Benign prostat hiperplazisi (BPH) tedavisi için cerrahi girişim uygulanan hastalarda tesadüfî olarak, 4- Tetkik edilen metastatik kanserli hastaların primerinin araştırılması sırasında, 5- Latent ya da otopsi prostat kanseri: Otopside. Prostat kanseri tanısında kullanılan yöntemler genel olarak; parmakla rektal muayene (PRM), transrektal ultrasonografi (TRUS), PSA ve PSA türevleridir. Klinik olarak bazen, özellikle üroloji servisleri dışında takip edilen hastalarda, yüksek alkalen fosfotaz seviyesi, direkt grafide kemiklerde osteoblastik lezyonlar, kemik sintigrafisinde artmış aktiviteler de prostat kanseri tanısı ile sonuçlanabilecek şüpheyi oluşturabilir. Kesin tanı biyopsi ile konulur. Öncelikle prostat kanseri, tanısı ve taraması için önerilmekte olan genel yaklaşımlarla bahsetmek gerekir. Bu yaklaşımlarda tanı için gerekli test ve muayenelerin zamanlaması 10

12 belirlenmektedir. Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) ve Amerikan Üroloji Derneği (AUA) en az 10 yıl yaşam beklentisi olan erkeklerde 50 yaşından itibaren ve 2 ya da daha çok birinci derece yakınında kanser olanlar veya Afrikalı Amerikalı erkeklerde 45 yaşından itibaren, yılda bir parmakla rektal muayene (PRM) ve PSA testi önermektedir (5). Parmakla rektal muayene: PRM, prostat kanseri tanısı ve evrelendirmesi için mutlaka yapılması gereken bir değerlendirmedir. Endürasyon, nodül, yüzey düzensizlikleri, prostatın normal şeklinde bozulma ve muhtemelen de asimetri PRM de prostat kanseri ile ilgili değişikliklerdir (6). Prostat Spesifik Antijen (PSA): PSA prostat kanseri tanısında, tedavi planlanmasında ve tedavi sonrası izlemde tümör biliminde bugüne dek eşine az rastlanmış bir başarı ve yaygınlıkla kullanılmış bir belirteçtir. PSA prostat dışında çok az oranda periüretral bezler, endometrium, normal meme dokusundan sentezlenir (7). Hiç şüphesiz hastalığa değil ama organa özgü karakteri ile prostata ait tüm klinik durumlarda da düzeyi yükselebilir. PSA, 19. kromozom üzerindeki genler tarafından kodlanan, %93 ü aminoasit ve %7 si karbonhidrattan oluşan tek zincirli, 237 aminoasit içeren kallikrein üyesi bir glikoproteindir (8). Kalikrein nomenklatüründe Hk-3 olarak adlandırılmaktadır. PSA, kimotripsine benzer şekilde proteaz aktivitesi taşımaktadır (9). PSA, prostatik duktal epitelyum ve prostatik asini hücrelerinde sentez edilir. PSA seminal koagulumu likefiye edici etkiye sahiptir. Böylece spermatozoaların hareketi sağlanmış olur (10). PSA, seminal sıvıda yüksek, serumda ise düşük konsantrasyonda bulunur. Serumdaki PSA hem bağlı, hem de serbest formda bulunur. Büyük çoğunluğu alfa-1antikimotripsin ve alfa-2 makroglobulin gibi proteaz inhibitörlerine bağlıdır. İmmunolojik testlerle ölçülebilen; total PSA, proteolitik olarak aktif olan serbest PSA ve alfa -1-antikimotripsine bağlı olan PSA dır (11). Bağlı PSA serumdan karaciğer yolu ile atılır (12). Serum total PSA nın yarı ömrü 3 gündür (13). 11

13 Prostat kanseri tanısı serum PSA değeri ve PRM nin birlikte kullanılması ile oluşacak klinik kuşkunun doku tanısı ile doğrulanması ile gerçekleşir. PSA nın ve PRM nin ayrı ayrı pozitif prediktif değerleri sırası ile %42 ve %31 olarak saptanmıştır. Birlikte değerlendirildiğinde bu oran %60 a yükselmektedir (43). PSA kullanımının artması sonrasında prostat kanserinin evrelendirmesinde T1c (sadece PSA yüksekliği ile tanısı konan kanserler) kavramı gündeme gelmiştir. Son 20 yıl içinde en sık görülen prostat kanserinin bu evresi mutlaka organa sınırlı hastalığı ifade etmese de T1c tümörlerdir (14). Serbest PSA: Serbest PSA oranının saptanması, tetkikin kolay yapılması nedeni ile prostat kanseri tanısında çok kullanılmaktadır. Serumda total PSA nın % 5 kadarı serbest olarak bulunur. Serum PSA değerinin normal olduğu kişilerde kanser saptama duyarlılığını arttırmak,4-10 ng/ml arasındaki durumlarda ise özgüllüğünü arttırmak ve yapılan gereksiz biyopsi sayısını azaltmak amacı ile kullanılmaktadır (15). Evrelendirme: Prostat kanseri TNM sistemine göre evrelendirilmektedir. En son çıkan versiyon 2002 yılında çıkmıştır. Prostat kanserinde klinik evrelendirme (ctnm) ve patolojik evrelendirme (ptnm) vardır. Patolojik evreleme klinik evreleme ile aynıdır, ancak patolojik evrelemede T1 kategorisi yoktur. Klinik evrelendirmenin T kategorisi için PRM ve TRUS gibi görüntüleme yöntemlerinin bulguları kullanılır. İğne biyopsilerinin sonucu dikkate alınmaz. Tek lobun yarısından azında nodül (PRM veya TRUS da) her iki lobda iğne biyopsilerinin pozitif gelmesi klinik evreyi T2a dan T2c ye atlatmaz. M ve N tayini için bilgisayarlı tomografi, MRG, kemik sintigrafisi kulanılabilir. Bu sınıflandırma adenokarsinomlar içindir. Patolojik evreleme, prognozu belirlemede klinik evrelemeden daha yararlıdır, çünkü tümör volumü, cerrahi sınırın durumu, ekstrakapsüler yayılım ve seminal veziküllerin durumu ortaya koyulabilmektedir. 12

14 Primer Tümör (T) Klinik Tx: Primer tümör değerlendirilemiyor T0: Primer tümör bulgusu yok T1: Klinik olarak görülebilen veya palpe edilebilen tümör yok T1a: Tümör incelenen dokunun %5 veya daha azında, insidental olarak tespit edilir T1b: Tümör incelenen dokunun %5 inden fazlasında insidental olarak tespit edilir T1c: Tümör iğne biopsisi ile tespit edilir (Yükselmiş PSA nedeniyle) T2: Tümör prostat içinde sınırlı T2a: Bir lobun yarısı veya daha azını tutmuş T2b: Bir lobun yarısından daha fazlasını tutmuş T2c: Her iki lobu tutmuş T3: Tümör prostatik kapsül dışına yayılmış T3a: Ekstrakapsüler yayılım (unilateral veya bilateral) T3b: Seminal vezikül yayılımı T4: Tümör seminal vezikülden başka diğer komşu organlara; mesane boynu, eksternal sfinkter, rektum, levator kaslar ve/veya pelvik duvara invaze veya fikse Patolojik (pt) pt2: Organa sınırlı pt2a: Unilateral, bir lobun yarısı veya daha azını tutar pt2b: Unilateral, bir yarısından fazlasını tutar pt2c: Bilateral hastalık pt3: Ekstraprostatik yayılım pt3a: Ekstraprostatik yayılım pt3b: Seminal vezikül invazyonu pt4: Mesane, rektum invazyonu *(Patolojik T1 sınıflandırması yoktur. pt3a da pozitif cerrahi sınır, rezidüel mikroskopik hastalık ile gösterilmelidir.) Bölgesel Lenf Nodları (N) Klinik Nx: Bölgesel lenf nodu tutulumu değerlendirilemiyor N0:Lenf nodu metastazı yok N1:Lenf nodu metastazı var Patolojik pnx: Bölgesel lenf nodları örneklenmemiş pn0: Pozitif bölgesel lenf nodu yok pn1: Lenf nodu metastazı var Uzak Metastaz (M) Mx: Uzak metastaz değerlendirilemiyor M0: Uzak metastaz yok M1:Uzak metastaz var M1a:Bölgesel olmayan lenf nodlarına metastaz M1b:Kemik metastazı var M1c: Diğer alan (lar), beraberinde kemik hastalığı olur veya olmaz. Histopatolojik Grade Gx: Grade değerlendirilemiyor G1: İyi diferansiye (Gleason 2-4) G2: Orta derecede diferansiye (Gleason 5-6) G3-4:Az differansiye/ indiferansiye (Gleason 7-10) 13

15 Prostat kanseri insidansı: Erkekler arasında en sık tanısı konan kanser prostat kanseridir ve kansere bağlı ölümlerin nedeni olarak da ikinci sıradadır (16,17). Prostat kanseri insidansı 1995 den beri yıllık yaklaşık %1,7 artış gösterirken, mortalite oranı 1994 den bu yana her yıl için yaklaşık %4 azalmaya devam etmektedir (18). Ülkemizde epidemiyolojik anlamda ilk ve tek olan insidans çalışması İzmir ilinde yapılmıştır. Bu çalışmada prostat kanseri, akciğer, mesane, malign melanom dışı deri kanserleri, larinks kanserlerinden sonra gelen 5. sık kanserdir ve yılları arasında insidans 9.1/ olarak bulunmuştur (19). Risk faktörleri, heredite: Ailede prostat kanseri öyküsü olması, hastalığın gelişmesi için en büyük risk faktörü olarak kabul edilir ve genetik yatkınlık, tüm yaygın kanserler arasında olası en güçlü risktir (20,21). Prostat kanseri gelişimi için yüksek riske sahip pozitif aile öykülü erkeklerin erken yaşta ve sık aralıklı yapılan PSA tarama testinden, genel popuplasyona göre yarar görebileceği bugün için kabul edilen görüştür (22,23). Genetik: Elli yaş üstü erkeklerin tahmini %40 ı güncel histoloji kriterlere dayanarak tanısı konabilecek yavaş büyüyen ve iyi diferansiye prostat kanserine sahiptir. İnsidans yaşla artacaktır. Çoğu histolojik olarak tanısı konmuş kanserler aslında klinik önemi olmayan kanserlerdir ve etkilenen bireyler için tehlike oluşturmayacaktır. Sadece yaklaşık %11 i klinik görünür hale gelecek ve bunların da %3 ü ölüme neden olacaktır (24). Erkeğin birinci derece akrabasında prostat kanseri varsa kendisinin de yakalanma riski iki kat, iki ya da daha fazla birinci derece akrabasında varsa, bu risk 5-11 kat artmaktadır. 14

16 Prostat karsinomlarında histopatolojik tanı: Çoğu prostatik adenokarisnom bir veya daha fazla patern sergileyen asinuslardan oluşur. Teşhis sitoloji ve arkitektürel özelliklerin tanınmasına dayanır. Işık mikroskopi çoğunlukla tanı için yeterlidir, nadir olgularda immunohistokimyasal biyokimya gerekli olur. İyi diferansiye prostat adenokarsinomlarında, neoplastik bezleri normalden ayırmak güç olabilir. Tüm tiplerinde ortak özellik bazal hücre tabakasının yokluğudur. Kanserin histopatolojik olarak tanınması yapısal, sitolojik ve intraluminal özelliklerin toplamına dayanır (25). Gleason dereceleme sistemi: Gleason metodu, diğer dereceleme sistemleri arasında en çok kabul görendir (26). Küçük büyütmede tanınan glanduler paterne dayanır, sitolojik özellikler göz ardı edilir. Paternler 1 den 5 e kadar numaralandırılır; 1 en iyi, 5 en kötü farklılaşma derecesi anlamındadır. En sık birinci ve ikinci yapısal paternler belirlenir ve bunlara 1 den 5 e dek birer derece verilir. Hem birincil hem de ikincil dereceler prognozda anamlıdır. Bu nedenle her ikisi toplanır ve Gleason skor u elde edilir. Gleason grade 1 (patern 1): Nadir ve tanımlanması güçtür. Sıkışık bir araya gelmiş, ancak tek tek seçilebilen (konfluen olmayan), uniform, yuvarlak veya oval, orta çaplı asinusların oluşturduğu keskin sınırlı nodüllerdir. Gleason grade 2 (patern 2): Patern 1 gibidir, ancak tümör nodülünün kenarında bezlerde minimal infiltratif görünüm olur. Bezler biraz daha gevşek bir araya gelmiş ve patern 1 deki kadar uniform değildir. Gleason grade 3 (patern 3): En sık izlenen paterndir. Özelliği asinusların birbirinden farklı şekil ve boyutta oluşu, birbirinden farklı mesafelerle ayrılmasıdır. Patern 1 ve 2 ye göre küçük bezler gözlenir. 15

17 Benign bezler arasına infiltrasyon vardır. Düzgün konturlu yuvarlak kribriform bezler gözlenir. Gleason grade 4 (patern 4): Karakteristik bulgu bezlerin füzyonudur; birbiri ile birleşmiş mikroasiner bezler gözlenir. Düzensiz konturlu iri kribriform bezler de bu patern içindedir. Lümen yapısı zorlukla tanınabilen abortif bezler de gözlenebilir. Çok küçük bir yüzde ile hipernefroma benzer görünüm görülebilir. Gleason grade 5 (patern 5): Stroma içinde tek tek infiltrasyon gösteren hücreler veya glanduler yapı oluşturmayan solid hücre tabakaları ile karakterizedir. Normal yapılar itilmiş veya ortadan kalkmıştır. Ortalarında nekroz olan kribriform yapılar gözlenebilir (27). Lokalize prostat kanserinde tedavi: Tedavi seçenekleri arasında karar vermek için hastanın, yaşı, beklenilen ömrü, prostat kanseri dışındaki başka hastalıkları, prostat kanserinin progresyona uğrama ihtimali, her tedavinin başarı oranları ve yan etki profilleri ve kişinin özel olarak önemsediği sağlık problemleri bilinmelidir. Prostat kanserinin ne oranda rekürrens veya progresyon riski taşıdığını öngörmek için, klinik evre, Gleason skoru ve serum PSA değerleri ile oluşturulan sınıflamaların ideal olmasa da- pratik anlamda faydası olduğu kesindir. Radikal Prostatektomi (RP) için ideal hasta profilini, önünde en az yıl yaşam beklentisi olan, komorbiditesi çok az olan veya hiç olmayan görece olarak genç hastalar oluşturur. Buna ek olarak, tanı anında serum PSA değeri 10 ng/ml den düşük olan ve prostat muayenesinde nodül bulunmayan hastalar, RP için ideal hasta grubuna girer. Nodülün varlığı ekstrakapsüler uzanımın (ECE) göstergesi olabileceği için bu bulgu hastalıksız sağkalıma ve biyokimyasal relapsa kadar geçen süreye olumsuz katkısı göz önünde bulundurulmalıdır. Tümör hacminin ve dolayısı ile ECE ve pozitif cerrahi sınırın bir göstergesi olarak, biopsilerde toplam pozitif kor sayısı ve yüzdesi ciddi olarak çalışılmıştır (28). Bu çalışmaların 16

18 hemen hepsinde pozitif kor yüzdesinin patolojik evreyi ve daha önemlisi biyokimyasal relapsı öngöreceği, çok değişkenli analizlerle ortaya koyulmuştur. Histolojik derecelerin hiçbiri RP için kontraendikasyon oluşturamaz. ABD de yapılan bir çalışmada Gleason skoru 7 olanlarda bile, kanser eğer prostat kapsülü içinde yakalanmış ise 5 yıllık progresyonsuz sağkalım oranı %91 olarak bildirilmiştir (29). Radikal prostatektomi prostat kanseri tedavisinde kullanılan ilk tedavi yöntemi olup,100 yıldan daha uzun bir zamandır uygulanmaktadır. Teknik olarak zor bir ameliyat olduğu için ameliyata göre daha basit yöntemler erken hastalığın tedavisi amacı ile araştırılmıştır. Ancak, bugüne kadar hiçbir tedavi radikal prostatektomiden daha üstün olduğunu isbat edememiştir. Bu nedenle de radikal prostatektomi bugün için altın standart olma özelliğini korumaktadır. Radikal prostatektominin asıl avantajı; uygun şekilde gerçekleştirildiğinde, minimal hasar ile hastalığın tümüyle tedavi edilebilmesidir. İlaveten, radikal prostatektomi lokal progresyon ve uzak metastaz oranını önemli ölçüde azaltmakta ve kanser spesifik ve genel sağkalım oranlarını sadece izlem koluna göre, anlamlı derecede arttırmaktadır. Bazı hastalarda radikal prostatektomiden sonra tümör rekürensi görülse bile bu gibi durumlarda potansiyel olarak küratif olan postoperatif radyoterapi ile kurtarma tedavileri yapılabilmektedir. Radikal prostatektomi için cerrahi yaklaşımın birkaç çeşidi olabilir. Bunlardan perineal prostatektomi bu türden yaklaşımda tecrübesi olan bir hekim tarafından yapıldığında etkin bir tedavidir. Genel olarak daha az kan kaybı ve daha kısa bir operasyon süresi olduğu söylenebilir ama gerekli hastalarda pelvik lenf nodu diseksiyonu için doğrudan bir yaklaşım sağlayamamaktadır. Retropubik prostatektomi bir başka operasyon yöntemidir ve genel olarak bu operasyonu yapan ürologların çoğu tarafından tercih edilen yaklaşım türüdür. Rektal hasar olasılığı daha azdır ve postoperatif fekal inkontinans hemen hiç yoktur. Pelvik lenfadenektomi için geniş kolay uzanım sağlar. Ayrıca nörovasküler demetlerin korunması ve prostatın 17

19 güvenli biçimde eksizyonu için uygun bir yaklaşım sağlamaktadır. Bu nedenle de cerrahi sınır pozitifliği riski daha düşüktür. Laparoskopik Radikal Prostatektomi son yıllarda giderek populerlik kazanan bir yöntem olmuştur. Daha az kanamaya sebep olduğu, daha iyi görüntü sağladığı, postoperatif dönemde ağrının daha az olduğu, nekahat evresinin daha kısa olduğu söylenmektedir. Son zamanlarda uzaktan kontrol edilebilen robotik kollar ile laparoskopik cerrahi oldukça büyük popularite kazanmıştır. Çünkü bu teknikle sütür bağlanması ve vezikoüretral anostomozun yapılması epeyce kolaylaşmaktadır. Laparoskopik prostatektomi ile elde edilen sonuçlar açık radikal prostatektomi kadar iyi gözükmekle beraber, bu konuya netlik kazandıracak karşılaştırmalı çalışmalar henüz yoktur (30). 18

20 Hücre döngüsü: Hücrenin büyümesi, genomunu kopyalaması (DNA replikasyonu), bu iki kopyayı yavru hücrelere paylaştırması ve nihayet iki ayrı yavru hücre oluşturmak üzere bölünmesi sürecine, hücre döngüsü denir. Normal hücrelerde hücre döngüsü karmaşık molekuler mekanizmalar ile kontrol altında tutulmaktadır. Bu hücreler, doku büyümesinin gerekli olduğu hallerde, sadece gelişimsel veya diğer mitojenik uyarılara cevap olarak çoğalırlar. Dolayısıyla, çoğalmanın kontrolü bozulduğunda, normal hücreler bölünmeyi durdurur ve apoptozise giderler. Hücre döngüsünün fazları: Ökaryotik hücrelerde hücre döngüsünün temel organizasyonu evolusyenel olarak korunmuştur de Howard ve Pelc bu işlevi dört evreye ayırmışlardır (31). Bu evreler sırası ile G1, S, G2 ve M fazlarıdır. Hücreler G1 fazında DNA sentezi yapmak için hazırlanırlar. Bunu takip eden S fazında DNA sentezi yapılır. G2 fazı ise bölünme öncesi hazırlık yapılan evredir. Son olarak M (mitotik) fazında hücre bölünmesi/çoğalma işlevi tamamlanır. Mitoz fazı kendi içinde sıra ile prometafaz, metafaz, anafaz ve telofaz olarak dört bölüme ayrılır; bu evreleri takiben, sitokinezis denilen işlem sonucunda iki yavru hücrenin oluşumu gerçekleşir. Aktif olarak bölünmeyen hücreler, terminal farklılaşmaya uğramış olabilirler ve bu hücrelerin yeniden hücre döngüsüne girme yeteneği ortadan kalkabilir ya da geçici olarak duraklayabilir. Bu hücreler G0 fazında beklerler. G0 fazı hücre döngüsünde G1 fazına girmeden hemen önce yer alan sessiz evredir. Hücre döngüsü G1 ve G2 fazında da geçici olarak duraklamaya uğrayabilir. Bu duraklama, her iki fazda da kontrol noktası olarak tanımlanan denetim mekanizmaları ile idame ettirilir. Bu iki evre Gap fazları olarak tanınır. G1 ve G2 fazlarında hücreye hem dış çevreden hem de hücre içi ortamlardan gelen uyarılar değerlendirilir. Buna göre, hücre G1 den S fazına veya G2 den M fazına devam edip etmeyeceğine karar verir. Hücrede, G1-S ve G2-M kontrol noktası olarak tanımlanan bu iki denetim basamağı, DNA hasarı 19

21 oluştuğunda döngünün durmasını sağlayarak, hatalı DNA nın replikasyonunu önler. Dolayısıyla, G1 ve G2 fazları hücre döngüsünün doğruluk ve uygunluk açısından büyük ölçüde denetlendiği evrelerdir (31). Hücre döngüsü ve ürolojik tümörler: Kanser, kontrol edilemeyen hücre çoğalması ile tanımlanan bir hastalıktır. Kanser hücrelerinde, hücreye hem dış çevreden hem de hücre içi ortamdan gelen çoğalmayı baskılayıcı uyarılar ile ilgili bozukluklar sözkonusudur. Aynı zamanda, kontrolsüz çoğalmaya engel olması beklenen negatif geri bildirim mekanizmaları da bozulmaktadır. Kontrolsüz hücre çoğalması ve eşzamanlı olarak apoptozisin baskılanması, karsinogenez sürecinin temelindeki önemli iki etkendir. Kanser hücresinde çoğalma kontrolünün ortadan kalktığı süreçte, hücre döngüsü ile ilgili genler ve kontrol noktaları ile ilgili genler sıklıkla mutasyon veya işlev bozukluğuna uğrarlar. Siklin D sentezinin artması ile birlikte VHL (Von Hippel Lindau) mutasyonları veya delesyonlarının da renal hücreli kanser patogenezinde rol oynamaktadır (32). Cip/Kip protein ailesinde yer alan proteinler (p21, p27 ve p57) ile ilgili değişikliklerin mesane, prostat ve testis tümörlerinin gelişiminde rolü vardır (33, 34, 35). Primer mesane tümöründe ve prostat kanserinde mortalite riskini arttıran nedenlerden birisi p27 ekspresyonunun azalmasıdır (36-37). İlerlemiş prostat kanseri olgularının %50 sinde p16 metilasyonu, inaktivasyona yol açmaktadır (33). p27 geni ile ilgili mutasyonlar nadiren görülmektedir (38). Ubikitin-proteazom sistemi aracılığı ile bu proteinin yıkımlının hızlanması sözkonusudur. Bu nedenle, hücre döngüsünde anahtar rolü olan proteinlerin ubikitin-proteazom aracılı yıkımında etkili olan moleküler etkileşimler, kanser tedavisinde yeni kuşak ilaçların geliştirilmesi açısından önemli bir noktayı teşkil eder. 20

22 Mesane ve prostat tümörlerinin %70 inde, hücre döngüsünde G1/S geçişini düzenleyen prb, Siklin D, Siklin E, p16, CDK 4 gibi moleküller ile ilgili mutasyonlar görülmektedir (39). Bu oran testis tümörlerinde %90 ın üzerindedir. Vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF): Anjiojenik moleküller içinde en önemlisi ve üzerinde en çok durulanı, vasküler endotelyal büyüme faktörüdür (40). VPF (vasküler permeabilite faktör) olarak ta bilinir. Önceleri iki ayrı yapı olarak bilinirken, aynı protein oldukları gösterilmiştir ve daha çok VEGF kullanılmaktadır. VEGF homodimerik heparin-bağlayıcı glikoprotein yapısında bir moleküldür ve çeşitli alt grupları tanımlanmıştır. VEGF in VEGF A, B, C, D, E ya da aminoasit sayılarına göre VEGF121, VEGF165, VEGF189, VEGF206 ve VEGF145 olarak adlandırılan izoformları bulunmaktadır (41). VEGF biyolojik olarak temel aktivitesini üç reseptörü ile gerçekleştirir. Tirozin kinaz yapısında olan bu proteinler VEGF-R1 (flt-1), VEGF-R2 (flk1/kdr), VEGF-R3 (flt-4) olarak sınıflandırılabilir. Bunlardan VEGF-R1 ve R2 endotel hücreleri üzerinde iken VEGF-R3 lenf damarları üzerinde bulunmaktadır (42,43). VEGF reseptörlerinin aktivasyonu, fosfolipaz-c, fosfoinozitol- kinaz ve ras GTPaz aktivatör proteinleri gibi bir dizi hücre içi sinyal iletim proteinlerini fosforile ederek, endotel hücrelerinin proliferasyon, migrasyon ve diferansiyasyonunu sağlar (44). Nitrik oksit (NO) ise anjiojenezin VEGF bağımlı medyatörüdür. VEGF in NO sentez enzimi üzerindeki uyarıcı etkisi sonucu oluşan NO, endotel hücre migrasyonunda rol alır (45). Başta RAS, SRC ve HER-2 onkogenleri olmak üzere VEGF düzeyi; p53 gen mutasyonu, interlökin-1b, interlökin6, interlökin10, interlökin13, fibroblast büyüme faktörü-4 (FGF), trombosit kökenli büyüme faktörü (PDGF), transforme edici büyüme faktör-beta (TGF-B), insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF), tümör nekrozis faktörü-alfa (TNF-α) ve NO gibi birçok endojen ajan ile düzenlenmekte ve tümör hücrelerinde VEGF ekspresyonu artmaktadır. Düşük glukoz seviyesi, oksidatif stres ve özelikle hipoksik ortamda hızla artan HIF1 (hipoksi-inducible transcription factor) da VEGF salınımında etkili rol oynamaktadır. Ayrıca, VEGF muhtemel temel anjiojenik faktör olmanın yanında, VEGF e maruz kalan damarlarda, endotel hücreleri 21

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ Cem Sezer 1, Mustafa Yıldırım 2, Mustafa Yıldız 2, Arsenal Sezgin Alikanoğlu 1,Utku Dönem Dilli 1, Sevil Göktaş 1, Nurullah Bülbüller

Detaylı

Prostat Kanseri Tanısında PSA yı Nasıl Kullanalım

Prostat Kanseri Tanısında PSA yı Nasıl Kullanalım Prostat Kanseri Tanısında PSA yı Nasıl Kullanalım Dr. Ö. Levent ÖZDAL Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Üroloji Kliniği, Ankara Tarihçe 1979 da Wang ve ark. Prostat dokusunda PSA yı pürifiye ettiler Serumda

Detaylı

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ Dinç Süren 1, Mustafa Yıldırım 2, Vildan Kaya 3, Ruksan Elal 1, Ömer Tarık Selçuk 4, Üstün Osma 4, Mustafa Yıldız 5, Cem

Detaylı

Kanser Tedavisi: Günümüz

Kanser Tedavisi: Günümüz KANSER TEDAVİSİNDE MOLEKÜLER HEDEFLER Doç. Dr. Işık G. YULUĞ Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü yulug@fen.bilkent.edu.tr Kanser Tedavisi: Günümüz Geleneksel sitotoksik ilaçlar ve

Detaylı

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği Dr. A. Nimet Karadayı Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Patoloji Kliniği MEME TÜMÖRLERİNDE PATOLOJİ RAPORLARINDA STANDARDİZASYON Amaç, hasta

Detaylı

PROSTAT ADENOKARSİNOMLARINDA MAMMALIAN TARGET OF RAPAMYCIN (mtor) YOLAĞININ PROGNOZA ETKİSİ

PROSTAT ADENOKARSİNOMLARINDA MAMMALIAN TARGET OF RAPAMYCIN (mtor) YOLAĞININ PROGNOZA ETKİSİ PROSTAT ADENOKARSİNOMLARINDA MAMMALIAN TARGET OF RAPAMYCIN (mtor) YOLAĞININ PROGNOZA ETKİSİ Uzm. Dr. Nilhan KAYA* Prof. Dr. Kutsal YÖRÜKOĞLU* *Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim

Detaylı

MESANE TÜMÖRLERİNİN DOĞAL SEYRİ

MESANE TÜMÖRLERİNİN DOĞAL SEYRİ MESANE TÜMÖRLERİNİN DOĞAL SEYRİ ve MOLEKÜLER PROGNOSTİK FAKTÖRLER Prof. Dr. Levent Türkeri Üroloji Anabilim Dalı Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mesane Tümörü (Transizyonel Hücreli Karsinom) Yüzeyel

Detaylı

Radikal Prostatektomi. Üroonkoloji Derneği. Prof.Dr.Bülent Soyupak. 2005 Diyarbakır

Radikal Prostatektomi. Üroonkoloji Derneği. Prof.Dr.Bülent Soyupak. 2005 Diyarbakır Radikal Prostatektomi Prof.Dr.Bülent Soyupak 2005 Diyarbakır Tarihçe İlk perineal radikal prostatektomi: 1867, Theodore Billroth Standardize perineal yaklaşım: 1900-1904, Hugh Hampton Young Retropubik

Detaylı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Meme kanserli hastalarda ana prognostik faktörler: Primer tümörün büyüklüğü

Detaylı

EAU kılavuzu NCCN Dr. Şeref Başal GATA Üroloji AD

EAU kılavuzu NCCN Dr. Şeref Başal GATA Üroloji AD KILAVUZLAR NE DİYOR D? EAU kılavuzu NCCN Dr. Şeref Başal GATA Üroloji AD EAU KılavuzuK Radikal prostatektomi (RP) Endikasyonları Düşük ve orta riskli lokalize prostat kanserli hastalar (ctb-t2 ve Gleason

Detaylı

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu 29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize

Detaylı

İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi. Dr. Öztuğ Adsan

İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi. Dr. Öztuğ Adsan İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi Dr. Öztuğ Adsan Radikal Sistektomi Radikal sistektomi pelvik lenfadenektomi ile birlikte kasa invaze ve

Detaylı

PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ. Klinik ve patolojik özellikler

PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ. Klinik ve patolojik özellikler PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ Klinik ve patolojik özellikler Neslihan KURTULMUŞ,, Mete DÜREN, D Serdar GİRAY, G Ümit İNCE, Önder PEKER, Özlem AYDIN, M.Cengiz

Detaylı

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları Doç. Dr. Ahmet Özaydın Nükleus (çekirdek) ökaryotlar ile prokaryotları ayıran temel özelliktir. Çekirdek hem genetik bilginin deposu hem de kontrol merkezidir.

Detaylı

Böbrek Tümörlerinin Prognostik Kategorizasyonu

Böbrek Tümörlerinin Prognostik Kategorizasyonu Böbrek Tümörlerinin Prognostik Kategorizasyonu Dr. Özgür Yaycıoğlu Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji A.D Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi Ürolojik Cerrahi Derneği Böbrek Tümörü ve BPH Toplantısı,

Detaylı

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi Dr. Handan Onur XXI. Düzen Klinik Laboratuvar Günleri, Ankara, 23 Ekim 2011 MEME KANSERİ Meme Kanseri Sıklıkla meme başına

Detaylı

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir.

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir. Prostat nedir? Ne işe yarar? Prostat kanseri nedir? Prostat kanserinin nedenleri nelerdir? Kimler risk altındadır? Prostat kanserinin belirtileri nelerdir? Erken teşhis mümkün müdür? Teşhis nasıl koyulur?

Detaylı

MEME KARSİNOMLARINDA GATA 3 EKSPRESYONU VE KLİNİKOPATOLOJİK PARAMETRELER İLE İLİŞKİSİ

MEME KARSİNOMLARINDA GATA 3 EKSPRESYONU VE KLİNİKOPATOLOJİK PARAMETRELER İLE İLİŞKİSİ MEME KARSİNOMLARINDA GATA 3 EKSPRESYONU VE KLİNİKOPATOLOJİK PARAMETRELER İLE İLİŞKİSİ Aslı ÇAKIR 1, Özgür EKİNCİ 2, İpek IŞIK GÖNÜL 2, Bülent ÇETİN 3, Mustafa BENEKLİ 3, Ömer ULUOĞLU 2 1 Çorlu Devlet Hastanesi

Detaylı

MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ

MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ Sait Murat Doğan, A. Pınar Erçetin, Zekiye Altun, Duygu Dursun, Safiye Aktaş Dokuz Eylül Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü, İzmir Slayt 1 / 14 Meme Kanseri

Detaylı

PROSTAT ANATOMİSİ PROSTAT FİZYOLOJİSİ AMELİYAT TÜRLERİ

PROSTAT ANATOMİSİ PROSTAT FİZYOLOJİSİ AMELİYAT TÜRLERİ PROSTAT ANATOMİSİ PROSTAT FİZYOLOJİSİ AMELİYAT TÜRLERİ Prof. Dr. Özkan POLAT Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Ulusal Bilinçle Güncel Üroloji 9-10 Mayıs 2009, Sarıkamış/Kars Prostat

Detaylı

AZ DİFERANSİYE TİROİD KANSERLERİ. Prof. Dr. Müfide Nuran AKÇAY Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ERZURUM

AZ DİFERANSİYE TİROİD KANSERLERİ. Prof. Dr. Müfide Nuran AKÇAY Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ERZURUM AZ DİFERANSİYE TİROİD KANSERLERİ Prof. Dr. Müfide Nuran AKÇAY Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ERZURUM Tanım Az diferansiye tiroid karsinomları, iyi diferansiye ve anaplastik

Detaylı

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polipte Kanser Dr.Cem Terzi Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polip ve polipoid karsinoma POLİP Epitelyal yüzeyden kaynaklanan çıkıntı HİSTOLOJİK POLİP TİPLERİ

Detaylı

Üroonkoloji Derneği. Prostat Spesifik Antijen. Günümüzdeki Gelişmeler. 2 Nisan 2005,Mudanya

Üroonkoloji Derneği. Prostat Spesifik Antijen. Günümüzdeki Gelişmeler. 2 Nisan 2005,Mudanya Prostat Spesifik Antijen ve Günümüzdeki Gelişmeler Prostat Kanseri 2004 yılı öngörüleri Yeni tanı 230.110 Ölüm 29.900 Jemal A, CA Cancer J Clin 2004 Kanserler arasında görülme sıklığı #1 Tümöre bağlı ölüm

Detaylı

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır.

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır. Erkek üreme sisteminin önemli bir üyesi olan prostatta görülen malign (kötü huylu)değişikliklerdir.erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir. Amerika'da her 5 erkekten birinde görüldüğü tespit edilmiştir.yine

Detaylı

KÜRATİF TEDAVİ SONRASI PSA YÜKSELMESİNE NASIL YAKLAŞALIM? Doç. Dr. Bülent Akduman Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji A.D.

KÜRATİF TEDAVİ SONRASI PSA YÜKSELMESİNE NASIL YAKLAŞALIM? Doç. Dr. Bülent Akduman Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji A.D. KÜRATİF TEDAVİ SONRASI PSA YÜKSELMESİNE NASIL YAKLAŞALIM? Doç. Dr. Bülent Akduman Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji A.D. PSA nın tanımı Prostate Specific Antigen PSA yı hasta nasıl

Detaylı

Prostat anatomisi, fizyolojisi ve ameliyatları. Dr. Tayfun Şahinkanat Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD

Prostat anatomisi, fizyolojisi ve ameliyatları. Dr. Tayfun Şahinkanat Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD Prostat anatomisi, fizyolojisi ve ameliyatları Dr. Tayfun Şahinkanat Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD Prostatın anatomik yapısı Prostat symphysis pubis`in inferior kollarının

Detaylı

Genitoüriner Sistem Tümörlerinde Radyoloji Dr.Oğuz Dicle

Genitoüriner Sistem Tümörlerinde Radyoloji Dr.Oğuz Dicle Genitoüriner Sistem Tümörlerinde Radyoloji Dr.Oğuz Dicle III.Tıbbi Onkoloji Kongresi Onkolojik Görüntüleme Kursu 24 Mart 2010,Antalya Böbrek Mesane Prostat Böbrek Mesane Testis Radyolojiye Sorular Tümör

Detaylı

ERKEK GENİTAL SİSTEMİ. Webmaster tarafından yazıldı. Pazartesi, 12 Ocak 2009 11:39 - Son Güncelleme Perşembe, 15 Ocak 2009 09:19

ERKEK GENİTAL SİSTEMİ. Webmaster tarafından yazıldı. Pazartesi, 12 Ocak 2009 11:39 - Son Güncelleme Perşembe, 15 Ocak 2009 09:19 1) Çocuklarda en sık görülen testis tümörü aşağıdakilerden hangisidir? (1998 NİSAN) a) Klasik seminom b) Teratom c) Yolk sak tümörü d) Kariokarsinom e) Spermatositik seminom Testisde en sık görülen tümör

Detaylı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Aydın Aytekin Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Rafiye Çiftçiler Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları

Detaylı

Küçük Hücreli Dışı Akciğer Karsinomlarının EGFR Mutasyon Analizinde Real-Time PCR Yöntemi ile Mutasyona Spesifik İmmünohistokimyanın Karşılaştırılması

Küçük Hücreli Dışı Akciğer Karsinomlarının EGFR Mutasyon Analizinde Real-Time PCR Yöntemi ile Mutasyona Spesifik İmmünohistokimyanın Karşılaştırılması Küçük Hücreli Dışı Akciğer Karsinomlarının EGFR Mutasyon Analizinde Real-Time PCR Yöntemi ile Mutasyona Spesifik nın Karşılaştırılması Dr.M.Çisel Aydın, Doç.Dr.Sevgen Önder, Prof.Dr.Gaye Güler Tezel Hacettepe

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

MEME KANSERİNİ NASIL RAPORLAYALIM. Serpil Dizbay Sak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji ABD

MEME KANSERİNİ NASIL RAPORLAYALIM. Serpil Dizbay Sak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji ABD MEME KANSERİNİ NASIL RAPORLAYALIM Serpil Dizbay Sak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji ABD Rehber ve Protokoller NHSBPS http://www.cancerscreening.nhs.uk/breastscreen /publications/nhsbsp58-low-resolution.pdf

Detaylı

Dr. Gökhan Özyiğit Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı

Dr. Gökhan Özyiğit Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Dr. Gökhan Özyiğit Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı SBRT Endikasyonları Tedavi öncesi endikasyon değerlendirilmesi Cerrahi, Brakiterapi ve eksternal RT seçenekleri

Detaylı

Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım. Dr.

Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım. Dr. Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım Dr. Alper CEYLAN Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı Tiroid

Detaylı

Adrenokortikal Karsinom Tek merkezin 10 yıllık deneyimi

Adrenokortikal Karsinom Tek merkezin 10 yıllık deneyimi Adrenokortikal Karsinom Tek merkezin 10 yıllık deneyimi Erman Alçı, Özer Makay, Adnan Şimşir*, Yeşim Ertan**, Ayşegül Aktaş, Timur Köse***, Gökhan İçöz, Mahir Akyıldız Ege Üniversitesi Hastanesi, Genel

Detaylı

Prostatın Cerrahi Hastalıkları

Prostatın Cerrahi Hastalıkları Prostatın Cerrahi Hastalıkları Editör Adem Altunkol NİSAN 2015 Copyright 2014 ISBN : 978-605-5121-20-4 Eser Editör : Prostatın Cerrahi Hastalıkları : Adem Altunkol Editör İletişim Bilgileri : Üroloji Kliniği,

Detaylı

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Göğüs Cerrahisi Metastatik Akciğer Tümörleri Giriş İzole akciğer metastazlarına tedavi edilemez gözüyle bakılmamalıdır Tümör tipine

Detaylı

TTOD MEME KANSERİ GÜNCELLEME KURSU 13-14 HAZİRAN 2015 İSTANBUL 08:25-08:30 Açılış 08:00-08:30 Pratiği değiştiren çalışmalar. (salonda kahvaltı ile)

TTOD MEME KANSERİ GÜNCELLEME KURSU 13-14 HAZİRAN 2015 İSTANBUL 08:25-08:30 Açılış 08:00-08:30 Pratiği değiştiren çalışmalar. (salonda kahvaltı ile) TTOD MEME KANSERİ GÜNCELLEME KURSU 13-14 HAZİRAN 2015 İSTANBUL 08:25-08:30 Açılış 08:00-08:30 Pratiği değiştiren çalışmalar. (salonda kahvaltı ile) 1. Gün 1. Oturum: Meme kanserine giriş, Patoloji ve Alt

Detaylı

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm Nadiren met. yapar fakat tedavisiz bırakıldığında invazif davranış göstermesi,lokal invazyon,

Detaylı

En Etkili Kemoterapi İlacı Seçimine Yardımcı Olan Moleküler Genetik Test

En Etkili Kemoterapi İlacı Seçimine Yardımcı Olan Moleküler Genetik Test En Etkili Kemoterapi İlacı Seçimine Yardımcı Olan Moleküler Genetik Test Yeni Nesil DNA Dizileme (NGS), İmmünHistoKimya (IHC) ile Hastanızın Kanser Tipinin ve Kemoterapi İlacının Belirlenmesi Kanser Tanı

Detaylı

Üst Üriner Sistem Kanserleri

Üst Üriner Sistem Kanserleri Üst Üriner Sistem Kanserleri Sitopatolojinin Önemi Kutsal Yörükoğlu Dokuz Eylül ÜTF Patoloji ABD ÜROTELYUM Urogenital sinus Mezonefrik duktus KARSİNOGENEZ Klonal gelişim teorisi Alan teorisi İntraluminal

Detaylı

Hücreler arası Bağlantılar ve Sıkı bağlantı. İlhan Onaran

Hücreler arası Bağlantılar ve Sıkı bağlantı. İlhan Onaran Hücreler arası Bağlantılar ve Sıkı bağlantı İlhan Onaran Doku organisazyonu: Hücrelerin bağlanması 1- Hücre-matriks bağlantıları: ekstraselüler matriks tarafından hücrelerin bir arada tutulması 2- Hücre-hücre

Detaylı

SANKO ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS KURULU 102: HÜCRE VE DOKU SİSTEMLERİ

SANKO ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS KURULU 102: HÜCRE VE DOKU SİSTEMLERİ 05-06 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS KURULU 0: HÜCRE VE DOKU SİSTEMLERİ Ders Kurulu Başkanı: / Başkan Yardımcıları: / Histoloji Embriyoloji Yrd. Doç. Dr. Bahadır Murat Demirel / Üyeler: / Tıbbi / Dersin AKTS

Detaylı

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU Op.Dr.Hakan YETİMALAR Doç.Dr.İncim BEZİRCİOĞLU Dr. Gonca Gül GÜLBAŞ TANRISEVER İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştıma Hastanesi GİRİŞ

Detaylı

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM Nadirdir!!! Üst aerodijestif sistem malinitelerinin % 5-10 u, tüm malinitelerin ise %0.5 i hipofarinks kanserleridir. Kötü seyirlidir!!! İleri evrede başvurmaları ve

Detaylı

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ Dr. Derin KÖSEBAY OVER KANSERİ Over kanseri tanısı koyulduktan sonra ortalama 5 yıllık yaşam oranı %35 civarındadır. Evre I olgularında 5 yıllık yaşam

Detaylı

KHDAK da Güncel Hedef Tedaviler

KHDAK da Güncel Hedef Tedaviler KHDAK da Güncel Hedef Tedaviler Prof.Dr. Adnan Aydıner İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü İstanbul William, WN et al. Nature Reviews, 2009 a Güncel Hedef Tedaviler EGFR İnhibitörleri EGFR: transmembran

Detaylı

Güncel Verilerle Prostat Kanseri Taranmalı mı? Dr. Bülent Akdoğan Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı

Güncel Verilerle Prostat Kanseri Taranmalı mı? Dr. Bülent Akdoğan Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Güncel Verilerle Prostat Kanseri Taranmalı mı? Dr. Bülent Akdoğan Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı 4 Nisan 2014 TESTOSTERON ETKĠSĠ PCa erken tanısı Şüpheli rektal muayene ve/veya

Detaylı

DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ

DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ RİSK GRUPLARINA GÖRE TEDAVİ-TAKİP Dr.Nuri ÇAKIR Gazi Ü Tıp Fak Endokrinoloji ve Metabolizma B.D 35.Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıKongresi 15-19 Mayıs 2013-Antalya

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

GENEL BİLGİLER PROSTAT BEZİ

GENEL BİLGİLER PROSTAT BEZİ GİRİŞ Prostat kanseri ileri yaş erkek popülasyonunda en önemli sağlık problemlerinden biri olup günümüzde en sık görülen solid organ tümörüdür (1). Prostat kanseri erkeklerde kanserden ölümlerin akciğer

Detaylı

TÜMÖR ANJiYOGENEZİ TUMOR ANGIOGENESIS. Reha Aydın. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

TÜMÖR ANJiYOGENEZİ TUMOR ANGIOGENESIS. Reha Aydın. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi TÜMÖR ANJiYOGENEZİ TUMOR ANGIOGENESIS Reha Aydın İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi TÜMÖR ANJiYOGENEZİ TUMOR ANGIOGENESIS Reha Aydın, İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe

Detaylı

Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Testis tümörleri Erkeklerdeki kanserlerin %1 i Yıllık %3-6 artış Avrupa da her yıl 24.000 yeni vak a Testis Tümör Epidemiyolojisi İnsidans dünya genelinde

Detaylı

Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni

Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dr. Koray TOPGÜL Medical Park Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü/ SAMSUN 35 yaşında erkek hasta, İlk kez 2007

Detaylı

Radikal Prostatektomi Sonrası Yüksek Riskli Grupta RT: Erken mi Geç mi? Dr Şefik İğdem

Radikal Prostatektomi Sonrası Yüksek Riskli Grupta RT: Erken mi Geç mi? Dr Şefik İğdem Radikal Prostatektomi Sonrası Yüksek Riskli Grupta RT: Erken mi Geç mi? Dr Şefik İğdem Günün Menüsü 1. Adjuvan Radyoterapi Rasyonel/Kanıt Kimin için? Doz? Toksisite Androjen Deprivasyonu 2.Kurtarma Radyoterapisi

Detaylı

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik LAFORA HASTALIĞI Progressif Myoklonik Epilepsiler (PME) nadir olarak görülen, sıklıkla otozomal resessif olarak geçiş gösteren heterojen bir hastalık grubudur. Klinik olarak değişik tipte nöbetler ve progressif

Detaylı

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz Olgu Sunumu Olgu: 60y, E 2 ayda 5 kilo zayıflama ve karın ağrısı şikayeti ile başvurmuş. (Kasım 2009) Ailede kanser öyküsü yok. BATIN USG: *Karaciğerde en büyüğü VIII. segmentte 61.2x53.1 mm boyutunda

Detaylı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik ve fonksiyonel bütünlük

Detaylı

Prostat nedir? Prostat kanseri kimlerde görülür? Prostat kanserinin nedenleri nelerdir? Yaş: 2. Genetik yatkınlık: 3. Irk:

Prostat nedir? Prostat kanseri kimlerde görülür? Prostat kanserinin nedenleri nelerdir? Yaş: 2. Genetik yatkınlık: 3. Irk: Prostat nedir? Prostat erkeklerde mesanenin (idrar torbası) altında rektumun önünde yer alan ve yardımcı üreme organı olarak görev yapan, normalde ceviz büyüklüğünde bir salgı bezidir. Mesaneden idrarı

Detaylı

RADİKAL PROSTATEKTOMİ SONRASI GÖRÜLEN MESANE BOYNU DARLIKLARINDA ENDOSKOPİK TEDAVİLER

RADİKAL PROSTATEKTOMİ SONRASI GÖRÜLEN MESANE BOYNU DARLIKLARINDA ENDOSKOPİK TEDAVİLER T.C. Sağlık Bakanlığı Kartal Dr.Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Üroloji Kliniği Klinik Şefi: Doç. Dr. Uğur Kuyumcuoğlu RADİKAL PROSTATEKTOMİ SONRASI GÖRÜLEN MESANE BOYNU DARLIKLARINDA ENDOSKOPİK

Detaylı

KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ

KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ Ruksan ELAL 1, Arsenal SEZGİN ALİKANOĞLU 2, Dinç SÜREN 2, Mustafa YILDIRIM 3, Nurullah BÜLBÜLLER 4, Cem SEZER 2

Detaylı

Malignite ve Transplantasyon. Doç. Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı

Malignite ve Transplantasyon. Doç. Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Malignite ve Transplantasyon Doç. Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Sunum Planı -Pretransplant malignitesi olan alıcı -Pretransplant malignitesi olan donör -Posttransplant de

Detaylı

GÖREV ANALİZİ 2. YAZILMA ÖĞRENİM HEDEFİ. Mesane ve üreterin normal ve patolojik özelliklerini belirler

GÖREV ANALİZİ 2. YAZILMA ÖĞRENİM HEDEFİ. Mesane ve üreterin normal ve patolojik özelliklerini belirler GÖREV Mesane ve üreter hastalıklarınd a GÖREV ANALİZİ 1. YAZILMA DÜZEYİ ulaştırılmasında kritik danışmanlık. GÖREV ANALİZİ 2. YAZILMA DÜZEYİ Mesane ve üreterin normal ve Makroskopik inceleme ve örnekleme.

Detaylı

1. Oturum: Meme Kanserine Giriş, Patoloji ve Alt Tiplendirme Oturum Başkanları : Dr. Orhan ŞENCAN, Dr. İrfan ÇİÇİN

1. Oturum: Meme Kanserine Giriş, Patoloji ve Alt Tiplendirme Oturum Başkanları : Dr. Orhan ŞENCAN, Dr. İrfan ÇİÇİN TTOD Meme Kanseri Güncelleme Kursu 13-14 Haziran 2015 İstanbul 08:25-08:30 Açılış Dr. Cem BÖRÜBAN Oturum Başkanları : Dr. Fikri İÇLİ, Dr. Gül Başaran, Dr. Erhan GÖKMEN 08:00-08:30 Pratiği Değiştiren Çalışmalar.

Detaylı

Eğitim Kursu: Prostat Kanseri. Dr. Hakan GEMALMAZ Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı

Eğitim Kursu: Prostat Kanseri. Dr. Hakan GEMALMAZ Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Eğitim Kursu: Prostat Kanseri Dr. Hakan GEMALMAZ Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı TANI Anamnez Fizik muayene Parmakla rektal muayene (PRM) Prostat Spesifik Antijen (PSA)

Detaylı

PROSTAT HASTALIKLARI. Doç.Dr.Cevdet Kaya. Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2.Üroloji Kliniği, İstanbul

PROSTAT HASTALIKLARI. Doç.Dr.Cevdet Kaya. Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2.Üroloji Kliniği, İstanbul PROSTAT HASTALIKLARI Doç.Dr.Cevdet Kaya Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2.Üroloji Kliniği, İstanbul Sunum Planı 1. Prostat nedir? 2. İyi huylu prostat büyümesi / Tedavisi 3. Prostat kanseri

Detaylı

AMELİYAT SONRASI TAKİP/ NÜKSTE NE YAPALIM? Dr. Meral Mert

AMELİYAT SONRASI TAKİP/ NÜKSTE NE YAPALIM? Dr. Meral Mert AMELİYAT SONRASI TAKİP/ NÜKSTE NE YAPALIM? Dr. Meral Mert AMELİYAT SONRASI TAKİP n Ameliyat sonrası evreleme; - TNM sınıflaması kullanılmakla beraber eksiklikleri var; post-op kalsitonin- CEA ölçümü, CEA

Detaylı

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 18 Ocak 12 Çarşamba

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 18 Ocak 12 Çarşamba Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı Akciğer

Detaylı

Onkolojide Sık Kullanılan Terimler. Yrd.Doç.Dr.Ümmügül Üyetürk 2013

Onkolojide Sık Kullanılan Terimler. Yrd.Doç.Dr.Ümmügül Üyetürk 2013 Onkolojide Sık Kullanılan Terimler Yrd.Doç.Dr.Ümmügül Üyetürk 2013 Kanser Hücrelerin aşırı kontrolsüz üretiminin, bu üretime uygun hücre kaybıyla dengelenemediği, giderek artan hücre kütlelerinin birikimi..

Detaylı

Prognostik Öngörü. Tedavi Stratejisi Belirleme. Klinik Çalışma Dizaynı

Prognostik Öngörü. Tedavi Stratejisi Belirleme. Klinik Çalışma Dizaynı Prognostik Öngörü Tedavi Stratejisi Belirleme Klinik Çalışma Dizaynı Prognostik faktörlerin idantifikasyonu ve analizi Primer tumor; BRESLOW Tumor kalınlığı Mitoz oranı Ulserasyon CLARK seviyesi Anatomik

Detaylı

LOKAL ILERI REKTUM TÜMÖRLERINDE

LOKAL ILERI REKTUM TÜMÖRLERINDE LOKAL ILERI REKTUM TÜMÖRLERINDE NEOADJUVAN KıSA DÖNEM VE UZUN DÖNEM KEMORADYOTERAPI SONRASı HAYAT KALITESI DEĞERLENDIRILMESI SORUMLU ARAŞTIRMACI: Prof.Dr.ESRA SAĞLAM YARDIMCI ARAŞTIRMACI: Dr. ŞÜKRAN ŞENYÜREK

Detaylı

Yasemin Giles* (Senyurek), Fatih Tunca*, Harika Boztepe**, Faruk Alagöl**, Tarık Terzioglu*, MD, Serdar Tezelman*

Yasemin Giles* (Senyurek), Fatih Tunca*, Harika Boztepe**, Faruk Alagöl**, Tarık Terzioglu*, MD, Serdar Tezelman* PRİMER OLARAK SANTRAL LENF DİSEKSİYONU YAPILMAMIŞ OLAN PAPİLLER TİROİD KANSERLİ HASTALARDA UZUN DÖNEM SONUÇLAR: RUTİN DİSEKSİYONDAN BEKLENEN İYİLEŞME Yasemin Giles* (Senyurek), Fatih Tunca*, Harika Boztepe**,

Detaylı

TÜKRÜK BEZLERİ (CAP PROTOKOLÜ )

TÜKRÜK BEZLERİ (CAP PROTOKOLÜ ) TÜKRÜK BEZLERİ (CAP PROTOKOLÜ ) Prof.Dr.Fulya Çakalağaoğlu İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Patoloji Kliniği 10.11.2012 TÜKRÜK BEZLERİ (CAP- 2012 HAZİRAN A GÖRE

Detaylı

MEMENİN PAGET HASTALIĞI. Doç. Dr. M. Ali Gülçelik Ankara Onkoloji Hastanesi

MEMENİN PAGET HASTALIĞI. Doç. Dr. M. Ali Gülçelik Ankara Onkoloji Hastanesi MEMENİN PAGET HASTALIĞI Doç. Dr. M. Ali Gülçelik Ankara Onkoloji Hastanesi Meme başındaki eritamatöz ve ekzamatöz değişiklikler ilk kez 1856 da Velpeau tarafından tariflenmiştir. 1874 de ilk kez Sir James

Detaylı

Meme Kanseri. Prof. Dr. Hilmi Alanyalı

Meme Kanseri. Prof. Dr. Hilmi Alanyalı Meme Kanseri Prof. Dr. Hilmi Alanyalı Meme anatomisi MEME KANSERİ SIKLIĞI İstatistiklere göre her 8 kadından birinde hayatının herhangi bir döneminde meme kanseri gelişmektedir. MEME KANSERİ SIKLIĞI Meme

Detaylı

MEME KANSERİNDE TIBBİ TEDAVİ PRENSİPLERİ. Prof.Dr.Evin Büyükünal İç Hastalıkları Medikal Onkoloji Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

MEME KANSERİNDE TIBBİ TEDAVİ PRENSİPLERİ. Prof.Dr.Evin Büyükünal İç Hastalıkları Medikal Onkoloji Cerrahpaşa Tıp Fakültesi MEME KANSERİNDE TIBBİ TEDAVİ PRENSİPLERİ Prof.Dr.Evin Büyükünal İç Hastalıkları Medikal Onkoloji Cerrahpaşa Tıp Fakültesi A.B.D İstatistiklerine Göre 180.000 MEME KANSERİ VAKASI MEVCUT İLK TEDAVİDEN SONRA

Detaylı

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet Chapter 10 Summary (Turkish)-Özet Özet Vücuda alınan enerjinin harcanandan fazla olması durumunda ortaya çıkan obezite, günümüzde tüm dünyada araştırılan sağlık sorunlarından birisidir. Obezitenin görülme

Detaylı

Dr. Necmettin PENBEGÜL

Dr. Necmettin PENBEGÜL Dr. Necmettin PENBEGÜL Prostat Kanserinin Doğal Süreci Prostat kanserinin insidansı yaşla birlikte artmaktadır. Latent prostat kanseri sıklıkla otopsi çalışmalarında tespit edilir Semptomatik hale gelen

Detaylı

SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ONKOLOJİK TEDAVİ. Prof. Dr. Evin Büyükünal Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları. ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı

SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ONKOLOJİK TEDAVİ. Prof. Dr. Evin Büyükünal Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları. ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ONKOLOJİK TEDAVİ Prof. Dr. Evin Büyükünal Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları. ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİ MEME VE AKCİĞER KANSERİNDEN

Detaylı

SİNYAL İLETİMİ ve KANSER. Dr. Lale Doğan Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Temel Onkoloji ABD

SİNYAL İLETİMİ ve KANSER. Dr. Lale Doğan Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Temel Onkoloji ABD SİNYAL İLETİMİ ve KANSER Dr. Lale Doğan Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Temel Onkoloji ABD Reseptör Tirozin Kinaz (RTK)= Protein Tirozin Kinaz RTK lar hücre membranında yerleşim gösterir. İnsan

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Soliter Pulmoner Nodül Tanım: Genel bir tanımı olmasa da 3 cm den küçük, akciğer parankimi ile çevrili, beraberinde herhangi patolojinin eşlik

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

Mide Rezeksiyon Materyallerine Yaklaşım, Evreleme ve Raporlama

Mide Rezeksiyon Materyallerine Yaklaşım, Evreleme ve Raporlama Mide Rezeksiyon Materyallerine Yaklaşım, Evreleme ve Raporlama Banu Bilezikçi Güven Hastanesi Patoloji Bölümü, Ankara 25. Ulusal Patoloji Kongresi 6. Sitopatoloji Kongresi 14-17 Ekim 2015, Bursa 2014

Detaylı

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD Multipl Myeloma da PET/BT Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD İskelet sisteminin en sık görülen primer neoplazmı Radyolojik olarak iskelette çok sayıda destrüktif lezyon ve yaygın

Detaylı

DİFFÜZ GASTRİK KANSER TEDAVİSİNDE CERRAHİ TEDAVİ YETERLİ MİDİR? Dr. İlter Özer. Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği

DİFFÜZ GASTRİK KANSER TEDAVİSİNDE CERRAHİ TEDAVİ YETERLİ MİDİR? Dr. İlter Özer. Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği DİFFÜZ GASTRİK KANSER TEDAVİSİNDE CERRAHİ TEDAVİ YETERLİ MİDİR? Dr. İlter Özer Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği Lauren Sınıflaması İntestinal tip Diffüz tip Dünya Sağlık

Detaylı

AKCİĞERİN NÖROENDOKRİN TÜMÖRLERİ. Doç. Dr. Mutlu DEMİRAY Bursa Medical Park Hastanesi

AKCİĞERİN NÖROENDOKRİN TÜMÖRLERİ. Doç. Dr. Mutlu DEMİRAY Bursa Medical Park Hastanesi AKCİĞERİN NÖROENDOKRİN TÜMÖRLERİ Doç. Dr. Mutlu DEMİRAY Bursa Medical Park Hastanesi Nöroendokrin tümörlerde 2004 WHO sınıflaması Tümör Tipi Tipik Karsinoid Atipik Karsinoid Büyük Hücreli nöroendokrin

Detaylı

Vaka Çalışması Prostat Kanseri. Kılavuzu

Vaka Çalışması Prostat Kanseri. Kılavuzu Vaka Çalışması Prostat Kanseri Şubat 2008 te basılmıştır Kılavuzu Teşhis ve tedaviyi kapsar Kılavuzu geliştirenler, yeni maliyet etkinlik analizi için hangi başlıkların uygun olduğunu göz önünde bulundurmak

Detaylı

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU TÜRKİYE YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ GASTROENTEROLOJİ CERRAHİSİ KLİNİĞİ DR.TAHSİN DALGIÇ GİRİŞ Laparoskopik kolorektal cerrahi son

Detaylı

Doç. Dr. Fadime Akman

Doç. Dr. Fadime Akman RADYOTERAPİNİN TÜMÖR ÜZERİNE ETKİSİ Dr. Fadime Akman DEÜTF Radyasyon Onkolojisi AD 2005 TÜMÖR HÜCRELERİ NELER YAPIYOR? Prolifere olan steril Veya farklılaşmış Dinlenme veya G0 ÖLÜ Radyasyonun etki mekanizmaları

Detaylı

LOKOREJYONAL REKÜREN ve UZAK METASTAZ SONRASI SİSTEMİK TEDAVİ Dr.Mehmet Aliustaoğlu Lokal nüks: Aynı taraf göğüs duvarında hastalığın görülmesi Bölgesel nüks: Genellikle aksiler veya supraklivikular ve

Detaylı

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Tıkanma Sarılığı Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Normal serum bilirubin düzeyi 0.5-1.3 mg/dl olup, 2.5 mg/dl'yi geçerse bilirubinin dokuları boyamasıyla klinik olarak sarılık ortaya çıkar. Sarılığa yol

Detaylı

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi okült (gizli, saklı, bilinmeyen, anlaşılmaz) okült + kanser primeri bilinmeyen

Detaylı

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Klinik gözlemlerle, endokrin bezleri içeren neoplastik sendromlar tanımlanmıştır. Paratiroid, hipofiz, adrenal,tiroid ve

Detaylı

Amiloidozis Patolojisi. Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı

Amiloidozis Patolojisi. Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı Amiloidozis Patolojisi Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı Tanım Amiloid = Latince amylum (nişasta, amiloz) benzeri Anormal ekstrasellüler protein depozisyonu Fizyolojik eliminasyon mekanizmaları

Detaylı

Prostat kanserinde hormonal tedavi ve komplikayonları

Prostat kanserinde hormonal tedavi ve komplikayonları Prostat kanserinde hormonal tedavi ve komplikayonları Dr Haluk ONAT Anadolu Sağlık k Merkezi Hastansei Medikal Onkoloji Gebze, Kocaeli Prostat kanseri Hormonal tedavi Metastatik hastalıkta hormonal tedavi

Detaylı

LOKALİZE PROSTAT KANSERİ OLAN HASTALARDA PROSTAT BİYOPSİSİNDEKİ AMACR BOYANMA ŞİDDETİNİN POST-OPERATİF NÜKSÜ ÖNGÖREBİLME GÜCÜ

LOKALİZE PROSTAT KANSERİ OLAN HASTALARDA PROSTAT BİYOPSİSİNDEKİ AMACR BOYANMA ŞİDDETİNİN POST-OPERATİF NÜKSÜ ÖNGÖREBİLME GÜCÜ T.C SAĞLIK BAKANLIĞI HAYDARPAŞA NUMUNE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ II. ÜROLOJİ KLİNİĞİ KLİNİK ŞEFİ: PROF. DR. M. İHSAN KARAMAN LOKALİZE PROSTAT KANSERİ OLAN HASTALARDA PROSTAT BİYOPSİSİNDEKİ AMACR BOYANMA

Detaylı

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ ANALKANS

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ ANALKANS TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ Sİ DERNEĞİ ANALKANS ER TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHĠSĠ DERNEĞĠ ANAL KANSER NEDİR? Vücudumuzdaki normal hücrelerin çoğalması sırasındaki kontrol mekanizmalarının değişmesi (genetik

Detaylı

TAURİNİN İSKEMİ REPERFÜZYON HASARINDA MMP-2, MMP-9 VE İLİŞKİLİ SİNYAL İLETİ YOLAĞI ÜZERİNE ETKİLERİ

TAURİNİN İSKEMİ REPERFÜZYON HASARINDA MMP-2, MMP-9 VE İLİŞKİLİ SİNYAL İLETİ YOLAĞI ÜZERİNE ETKİLERİ TAURİNİN İSKEMİ REPERFÜZYON HASARINDA MMP-2, MMP-9 VE İLİŞKİLİ SİNYAL İLETİ YOLAĞI ÜZERİNE ETKİLERİ CEMRE URAL 1, ZAHİDE ÇAVDAR 1, ASLI ÇELİK 2, ŞEVKİ ARSLAN 3, GÜLSÜM TERZİOĞLU 3, SEDA ÖZBAL 5, BEKİR

Detaylı

A. Bahar Ceyran, Serkan Şenol, Füsun Güzelmeriç, Eylem Tunçer, Aybala Tongut, Babürhan Özbek, Ömer Şavluk, Abdullah Aydın, Hakan Ceyran

A. Bahar Ceyran, Serkan Şenol, Füsun Güzelmeriç, Eylem Tunçer, Aybala Tongut, Babürhan Özbek, Ömer Şavluk, Abdullah Aydın, Hakan Ceyran HİPOKSİNİN, DOĞUMSAL KALP HASTALIKLI ÇOCUKLARIN TİMUS DOKULARINDAKİ ETKİLERİNİN, APOPTOZ, KÖK HÜCRELER VE ANJİOGENEZ İLE OLAN İLİŞKİLERİ: Morfolojik ve immünohistokimyasal çalışma. A. Bahar Ceyran, Serkan

Detaylı