TÜRKuiSLAM DÜŞÜNCE TARiHiNDE ERZÜRUM Sempozyumu

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÜRKuiSLAM DÜŞÜNCE TARiHiNDE ERZÜRUM Sempozyumu"

Transkript

1 . ATATÜR.K üniversitesi ILAH.IYAT FAKÜLTESI, TÜRKuiSLAM DÜŞÜNCE TARiHiNDE ERZÜRUM Sempozyumu HAZiRAN 2006 BiLDiRiLER ll. CiLT Erzurum 2007

2 Atatürk Üniversitesi ilahiyat Fakültesi TÜRK-iSLAM DÜŞÜNCE TARiHiNDE ERZU~UM Semp?zyumu AZERBAYCAN, İRAN VE TÜRKİYE TÜRK HALK Hi:KAYELERiNDE ERZURUM Yrd. Doç. Dr. Ali KAFKASY ALI* ı. GİRİŞ Halk hikayelerinde mekan unsuru, ister itibari, ister gerçek vasıfta olsun, önemli bir yere sahiptir. Gerçek mekanlar içinde ise yerleşim yerlerinin, bilhassa şehirlerin yerleri belirgin olarak farklılık göstermektedir. Hatta kimi yerleşim yerleri onlarca Türk halk hikayesinde ortak mekan olarak kullanılmakta ve seçkin mekanlar olarak hayli öne çıkarılmaktadır. Bağdat, Erzurum, Gence,.Halep, Horasan, isfahan, İstanbul, Tebriz, Tiflis, Yemen şehirleri bunlardandır. '. Türk kültür ve medeniyetinin harmanlandığı, özgün görünüm ve üsluba sahip yerlerden biri olan Erzurum, tarih sayfalarında olduğu gibi halk hikayelerinde de hem coğrafi mekan hem kültür ve medeniyet hem de ticaret merkezi olarak önemli bir yer tutmaktadır. Erzurum, Türk milletinin ve Türk yurdunun hülasası gibidir. Başından bela, ıstırap ve acı eksik olmamıştır. Defalarca işgal edilmiş, defalarca talanınış, defalarca doğu vilayetleri ile birlik~e "ölümün zaferi"ni idrak etmiştir. Her toparlandığında, ''harp, hicret, katliam, tifüs, çeşit çeşit felaket, üzerinden ağır bir silindir. gibi geçmiş, her şeyi ezip dcvirmiş.tir." 1 Bununla birlikte Türk kahraınanlığının destaniaşmış bir gücü gibi ordusu ve halkıyla birlikte bu belaları savmasını bitmiştir. Kafkasya ve Yakın Doğu 'nun önemli kül~ür ve medeniyet merkezleri olan Tiflis (Gürcistan), Gence (Azerbaycan) ve Tebriz (iran) vilayetlerine hemen hemen eşit mesafede olan Erzurum, Palandöken Dagı'nın et~ğinde ovayanazır yassı bir tepe üzerine kurulmuştur. Etrafı kuzeyde Fırat nehrine kaynak olan Dumlu ve Gavur dağları, doğuda Karga pazarı, güneyde Palandöken dağları ile çevrilidir. Erzurum'a doğudan sadece K~rga pazarı ve Palandöken dağları arasında alçak bir eşik olan Erzurum Gediği 1 Deve Boynu'ndan girilir.2 Erzurum şehri, Kafkasya ve İran'dan gelen birinci derecede ehemmiyetli yolların düğüm noktasında bulunması, Anadolu'ya açılan yegane giriş kapısı olması ve konumunun savunmaya elverişli olması * Atatürk Üniversitesi, Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi. 1 Ahmet Ha~di Tanpınar, Beş Şehir, Dergfıh Yay., istanbul1992, s Lütfi Sezen, Erzurum Şehir Folkloru, Er-Yak Yay., Erzurum 1994, s. 30; Besim Darkot Erzurum, İslam Ansiklopedisi, M.E.B. Yay., istanbull977, C. IV, s. 341.

3 Yrd. Doç. Dr. Ali KAFKASYALI 466 sebebiyle, tarihinin devamı boyunca, bazen askeri bazen de ticari ehemmiyeti ön planda gelmek üze~e, büyük rol üstlenm i ştir. Anadolu'ya girrnek isteyen işga l ordu lar ına karşı Anadolu savunmasının mukadderatın ı tayin eden baş lı ca kale olmak bakımından da büyük önef!1 taşımıştır. D iğer yandan eski çağlardan, geçen yüzyıla kadar İran, Hint ve Orta Asya ma ll arının Akdeniz ve Karadeniz alemine indir i ldiği güzergah üzerinde önemli konaklama yeri ve m_übadele merkezi görevini yüklen m i ştir.3 İlk Rus istilasından bir yıl.önce yani 1827 yılında Erzurum' un nüfusunun civarındadır. Ruslar 1828'de Erzurum'u i şga l edip biryıl kald ıktan sonra 1829 sonbaharında çekilirierken Erzurum'da bulunan bir k ısı m Ermenileri bilhassa sanayi erbabını beraberlerinde götürmüş, Güney Kafkasya'yi yerleşt irmişlerdir. Bu bir yıl lık işga l de Erzurum çok büyük zarar görmüş, şehrin nüfusu 'e düşmüştür. Erzurum nüfusu henüz o l muşken bu defa 1859 yılında şiddet l i bir depremle şeh ir büyük ölçüde harap olmuş, binlerce insan ölmüştür Osman lı-rus savaşında Erzurum kuşatılmış, yedi ay Rus işgalinde kalmış ve şehrin nüfusu tekrar 'e gerilemiştir. XX. yüzyı lın başlarında Erzurum yine öneml i bir ticaret merkezi olma yoluna girmiş, nüfusu 'e çıkmışt ı r. Bu. nüfusun dörtte birini Ermeniler oluşturmaktadır. 16 Şubat 19 l 5'te şeh i r Rus l arın istilasına uğram ı ş, 1917 sonuna doğru, Brest-Litowsk muahedesini müteakip, Ruslar tarafından terk edilince şehre hakim olan Ermeni çetelerinin Müslüman halka karş ı reva gördükleri zulüm son haddini bul muş, şehir halkı katliama uğramıştır.4 Öyle ki, şeh ir 12 Mart 1918'de Türk kuvvetleri tarafından geri alınd ığı zaman, baştan başa bir harabe halinde bulunmuştur. Savaş öncesi Türkiye'nin istanbul ve İ zmir'den sonra üçüncü büyük şehri olan Erzurum'un nüfusu savaştan sonra yap ılan 1927 nüfus sayımında, dokuz y ı llık artışla birlikte, ancak olabilmiştir sayımında ise olmuştur.s. Erzurum'un geçm i ş çehresini, kadim _ devirlerdeki s iyası; sosyal, ekonomik, demografik ve kültürel durumunu bilmeden son yüzy ı ldaki durumunu an l aman ın çok kolay olamayacağı gibi, halk hikayelerinde geçen o muhteşem tasvirler veya Erzurum'la ilgili anlatılanlar da hayali anlatımlar gibi a l gılanacaktır. Tiflis'in ululanndan Şahsencm'in babası Hace, evinde ağırladığı Aşık Garip'ten Erzurum'u tarif etmesini istediğinde Garip, 3 Besim Darkoı, Erzu~m. islftm Ansiklopedisi, M.E.B. Yay., istanbul 1977, C. IV, s Kazım Karabekir, Birinci Cihan Harbini Nasıl idare Ettik? _Erzincan ve Er7..urum'un Kurtuluşu 3, Emre Yay., istanbul 2000, s ; Lütfi Sezen, Erzurum Şehir Folkloru, Er VakYay., Erzurum 1994, s S Bcsim Oarkot, Erzurum, islam Ansiklopedisi, M.E.B. Yay., Istanbul 1977, C. IV, s ; Yılmaz Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi. ÖtOken Yay., Ankara 1978, C. VII. s ; Lütfi Sezen. Erzurum Şehir Folkloru, Er-Yak Yay.. Erzurum 1994, s. 41.

4 Azerbaycan, iian Ve Türkiye Türk Halk Hikayelerinde Erzurum 467 Erzurum'u şöyle anl a t ı r: "ijoşdur gayet onun ab u h avası, Dörd yanı ndan gelir bülbül sedası, V ard ır erenleri n onda duası, Benzer cennete her yanı Erzrum'un." Men Gerib'em gelmişem bu vetende, Geriblik yamand ı r baş yastığa yetende, Yabşı olur gerib bülbül ötende, Gül gü lzardır her bir yan ı Erzrurn'un. "Aşık Garip" hikayesinde yer alan, Erzurum'un her yanın ın gü l bahçesi olması, dört yanından bülbül sedası gelmesi an l at ım l arı pek i nand ırı cı gelmemektedir. Halbuki. 1640' lı y ıllarda Erzurum'da bulunan Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde 6 y er alan sadece şu iki paragraf, Erzurum'un geçm iş çehresini yeteri kadar ortaya koymakta ve halk hikayelerinde yer alan tasvirlerin doğru luğun u ve Erzurum'un başına gelenleri yeteri kadar an latmaktad ı r: "(G ürcükapı) Kalenin kuzey ta rafında olup, içinde binlerce ev ve dükkanlar ve hanlar vardır. Hala da imar edilmektedir. Bütün bezirganlar burada otururlar. Benim katibi olduğum gümrük de buradad ır. Dört tarafında Arap, Acem, Hind, Sind, Hatay, Hitan bezi rganların ın hanları var. İstanbu l ve İ zmi r G ümrüğü nden sonra e n i şlek gümrük bu Erzurum güm rüğüdiir. Çünkü tüccarına adil davranı rl ar."7 "Gerçi Erzurum şiddet l i kış ülkesidir. Fakat muntazam bostan la rı çok olup kavunu karpuzu, lahana ve pathcanı çok olur. Arazisi gen iş, fıyatla rı ucuz dedikleri yer tam burasıdır. Erzurum toprağı verimlidir. Vilayet geniş mamur, buğday ve diğer mahsulleri meşhur, y iyecekleri güzel ve beğe nil ir, ekili yerleri çok, bereketi bol, nimetleri çok binlerce pınar ve akar s u lar ı olan marnur bir şehirdir. O kadar ucuz ki deve d i şi gibi buğdayın beş eşek yükü bir ku ruştur. İ ki at yemi bir akçedir... Koyun etinin okkası iki akçeye, sığır eti bir akçeye, bir tavuk bir akçeye, kırk yumurta bir akçeye, bir güvercin pa l az ı bir akçeye, yüz dirhem yağlı katmer çörek bir akçeyedir... Gerçi k ı şın. şi ddetinden bağ ve bahçesi yoktur. Ama Paşa Saray ı Bahçesi, Hac1 Murat Bağı ve Gülistan, Kefen İ ğnesioğ l u Güllüğü, Bedros Bağı Gü ll üğü ve daha başka çeşitli gül bağlan vardır... Bu ad ı geçen bağlar ın katm~rli gülleri meşhurdur. Yer ;--er kı ş elmas ı, ahlat armudu vard ı r. Ama başka meyvesi yoktur. Mesirelerinde kavak ve 6 BOyUk Larousse. Milliyet Yay., istanbull986, s Evliya Çelebi Seyahatnamesi. Üçdal Neşriyat, İstanbul 1966, C. 1, s. 504.

5 Yrd. Doç. Dr. Ali KAFKASYALI 468 söğüt ağaçları çoktur. K ı ş katı olduğundan iki ayda eker, biçer, top lay ı p döverler ve derhal ambara koyarlar."& Görüldüğü gibi Evliya Çelebi'nin yazdıkları ile Türk halk hikayesi musanniflerinin sergiledikleri Erzi.ırum tanım lan birbirleriyle büyük ölçüde örtüşmektedir. - incelemeye alınan doksan kadar halk hikayesinden belli başlı bir kaçı aşağ ıya alınmıştır. Sadece bu hikayelerdeki Erzurum anl'atım l ar ı değerlendirildiğinde,. Erzurum'un halk hikayeleri içerisindeki yerini ve önemini görmek mümkündür. 2. Azerbaycan, İran ve Türkiye Türk Halk Hikayelerinde Erzurum L Aşık Garip (Aşıg Gerib) Hikayesi9: Tebriz'de Mehmet Sevdakar adında bir zengin adamın Resul ve Haydar adlarında iki oğlu ve Nergiz adinda bir k ızı vardır. Mehmet Sevdakar ticaretle uğraşmaktadır. Çocuk larını iyi eğitmiş ve tahsil ~ld ı rm ı ştır. Sevdakar hastalanır. Ö leceğini hisseder. Eşi, Banu Hanım'ı yanına çağırıp ona büyük oğlu Resul'ü zengin bir aile k ızı ile, kızın ı da zengin bir aile çocuğu ile evlendirmemesini vasiyet eder ve ölür. İsfahan şehrinde k ırk k i şilik bir düzenbaz grup vard ı r. Bunlar padişahın hazinesini soymak i3temektedirler. Bu arada Resul'ün babasının öldüğünü ve varını devletini fakiriere dağltt ığını, Keçel (Ket) l akaplı birisinden öğrenirler. Bu düzenbazlar kılık değiştirerek; biri ahunt, biri molla, biri meşhedi k ı lığında Tebriz'e, Resul'ün evine giderler. Babasının yakın dost l arı olduğunu söylerler. Resul bunl arı ağırl ar. Gamdan kederden kurtulması için Resul'e iskarnbit kağıdı oynamayı öğretirler. Birlikte kumar oynarlar. Resul'ün babasından kalan bütün servetini elinden alırl ar. Herkes uyurluktan sonra da evdeki eşyalar ı alıp giderler. Resul uyanınca durumu annesine anlatır. Annesi onu teskin eder. Resul bir papakçının yanında çırak olur. İlk perşembe günü babasın ın me:~arını ziyarete gider. Hayli ağlarlıktan sonra orada uyuyakalir. Rüyasında bir derviş, Titlisli Hace Senan'ın dünya güzeli kızı Şahsanem'i ona sevgili olarak sunar ve bade içirir. Resul eve döndüğünde kendinde değildir. Bir saz verirler baş ından geçenleri sazla an l atır. Tiflis'e gidip maşu kasını görmek için annesinden izin ister. Anı:ıesi kendisini ve kardeşlerini de götürmesini ister. Dördü birli~te 8 A. g. e., s Azerbaycan Dastanları, Azerbaycan SSR Elmler Akademiyası Neşriyyaıı, Bakı 1966, c. 111, s. 5-61; Azerbaycan Klasik Edebiyyatı Kitap!:ıanası, Elm Neşriyatı, Bakı, 1982, C. 1, s ; Azerbaycan Mehebbet Dastanları, Elm Neşriyatı, Bakı 1979, s

6 Azerbaycan, iran Ve Türkiye Türk Halk Hikayelerinde Erzurum 469 Titlis'e revan olurlar. Yolda tipiye tutulurlar. Çok zorlukla Tiflis'e varırlar. Meryem adında bir koca kadınm evine giderler. Kadın bunlara yard ımcı olur. Rüsul'ü Deli Mahmut'un kahvesine götürür. Resul kahvede Güloğlan ad lı bir aşık la atışır. Onu yener. Derdini Deli Mahmut'a an latı r. Mahmut yardımcı olacağına söz verir. Şahsanem de Garip'i rüyasında görmüştür. O da ona aşık olmuştur. Koca Karı, Garip'in ge ldiğin i Şahsanem'e söyler. Bu arada Şahsanem'in babası, peli Mahmut'un kahvesine bir aş ığın geldiğini ve bütün aşıklan ye nd iğini öğrenir. Onu evine davet eder. Deli Mahmut ile Resul, Hace'nin evine giderler. Resul çalıp sqyler. Şahsanem perdenin arkasından Kerem'i dinlemektedir. Kerem bunu fark eder, ona türküler okur. Hace Kerem'i o gece konuk eder. Meclis kurdurur. Tiflis'in yakın uzak yerlerinden çok kimse gelir. Hace ondan Erzurum'u tarif etmesini ister. Gece Şah sanem ile Garip buluşurlar. Şahsanem kendisini babasından istemesini salıklar. Deli Mahmut, Garip ve annesi Hace'nin evine Şahsanem'i istemeye giderler. Hace kızı vereceğini, ancak Garip'in 30 kese altın baş lı k vermesini talep eder. Garip, kazanıp get i receği n i - söyler. Hace, Kerem' in sözüne itibar etmez k ızın ı yeğeni Şahvelet ile nişanlar. Şahsanem buna çok üzülür. Gönderilen hediyeleri kabul etmez. Annesinin öğütlerin i de kabul etmez. Garip, Şahsanem ile söz le şir, yedi y ıl geçmeden istenen parayı kazanıp döneceğini söyler. G~rip annesi ile veda laş ı p, onu Deli Mahmut'a emanet eder. Kızın babası, Şahve!et ve yak ınları Şahsanem' i Garip'ten ay ırm ak için bin bir entrika çevirirler. Garip, Halep'e hareket eder. (Türkiye varyantında Garip önce Erzurum'a gelir. Bir kahvede çal ı p söylemeye başlar. Fazla para kazanamaz. Kahveeiden şa irlere, aşıklara itibar edilen, çok para kazanılacak bir yer sorar. Kahveci Tiflis ile Halep'i salık verir. Garip Halep'e gitmek için izin ister.. Kahveci ondan Erzurum için bir türkü söylemesini talep eder. Garip, Erzurum için bir türkü okuduktan sonra ayrı lı r.) Garip günlerden sonra Halep'e varır. Bir kahvede ça lıp okumaya başlar. Bu arada Şahvelet boş durmaz. Gü loğlan' ı Garip'i öldürmek için gönderir. Güloğlan, Garip'in ardınca gider, bulamaz. Yolda rastladığı bir eşeğin ku lağını kesip, göm l eğ i n i kana bulayarak Garip'in anasına ve Şahve l et 'e götürür. Garip'in anasına, onu haramilerio öldürdüğün ü ; Şah ve let'e ise kendisinin öldilrduğünü söyler. Şahsanem, Garip'in anası ile birlikte yedi yı l ağ l ayı p yol gözler. Sonunda Şahsanem, Garip'in annesini de ikna ederek Hace Ahmet adlı bir tüccarla, Garip'e, dönmesi için haber gönderirler. Hace Ahmet, Halep'e gider. (Türkiye varyantiarında Halep'ten önce Erzurum'a uğrar. Şahsanem'in verdiği tas ile mühür yan ınd adı r. Çok kimseden sorar ancak Garip'i bulamaz.) Halep'te Garip'i bir kahvede bulur. O akşam Halep Paşası onu davet etmiştir. Hace Ahmet de onunla birlikte gider. Paşa meclis kurar. Kendi aş ığı ile yanştırır. Bu arada Garip'in

7 ... Yrd. Doç. Dr. Ali KAFKASYALI 470 durumunu öğrenir. Aşı~ını yenmesine rağmen ona hem kırk kese altm hem de izin verir. Ayrıca bir de at vererek yolcu eder. Garip T iflis ~e döner. Yolda atı ölür, yaya ka lır, çok perişanlık çeker. Kır atlı pirani bir ihtiyar peydahları.ı~: Onu terkisipe alır. Gözünü yumdurup açtınr ve Tiflis'e getirir. Attan iner inmez ihtiyar gör.den kaybolur. Garip, Deli Mahmut'un yanımi gelir. Annesi ve ka rdeş leriy le buluşur. Aynı gün Şahsanem ile Şahvelet'in düğünü yapılmakt~d ır. Garip, Deli Mahmut'la düğüne gider. Şahvelet ile Güloğlan da oradadır. Garip sazın ı çıkarı p çalmaya_ baş lar. Şahsanem, Garip'in sesini tanır. Şahvelet de Garip'in sağ o l duğunu anlar. Şahvelet Gü loğlan'ı öldürmek ister. Deli Mahmut, Şahv~ef in XC?.II~~ ~ t~tup hançerini göğsüne dayar. Şahvelet, korkusundan Şahsanem' i Garip'e verdiğin i söyler. Halk bundan- memnui1 olur. Garip'in kız kardeş in i de Şahvelet'e verirler. İ ki düğün birlikte yapı lır. Aş ı k Garip 1 A.şıg GeriblO hikayesinin Azerbaycan varyantında Erzurum (Erzrum) ad ı beş yerde geçmektedir. Şahsanem'in babası Hace, Garip'i evine davet eder ve Tiflis'in yakın uzak yerlerindeki dostla rını çağırarak bir meclis kurar. Tanışma ve sohbet fa s lından sonra. Hace, Garip'ten merak ettiğ i Erzurum'u tarif etmesini,' anlatmasını ister. Hikayenin bu bölümü şöy ledir: "... bir geder şirin söhbetden sonra meclis. guruldu, Tiflis'in yal} ın uzag yerlerinden Cerib'in meclisine abışıb geldiler. Jjace dedi: - Geri b, mene Erzrum'u te'rif ele, sesin mene çob boş gelib. ijace bele deyende Geri b, görek ne dedi: Ağalar, erzime bir guıag verin! ı ı 1 O Azerbayc~ Dastan lan, Azerbaycan SSR Elmler Akademiyası Neşriyyatı; Bak ı 1966, c. lll, s. 5 62; Azerbaycan Klasik Edebiyyatı Kitapbanası, Elm Neşriyatı, Bakı 1982, c. 1, s ; Azerbaycan Mehebbet Dastanları, Elm Neşriyatı. Bakı 1979, s ll Kitapta (9. dipnotta) verilen. bilgiye gö.re (Azerbaycan Dastanlan, Azerbaycan SSR Elmler Akademiyası Neşriyyatı, Bakı 1966, c. III, s: 299) bu şiirin "SMOMPK" mecmuasındaki varyantı şöyledir: 'Dinleyin ağalar tc'rif eleyim, Söylenir cahanda şanı Erı.rum 'un. Yeddi iglim arasında tayı tapılmaz, Söylener cahanda şant Erzrum'unı. ijoşdur gayet onun ab u havası, Dörd yanından gelir bulbul sedasr, Vardır erenleri n onda duası,

8 Az~rbaycan, iran Ve Türkiye Türk Halk Hikayelerinde Erzurum 471 Dastandır dillerde şanı Erzrum'un. Bir bele sefa lı yer görünrneyib, Söylenir cahanda sanı Erzrum'un. Sefalı olur o yerlerin havası, Çar terefden gelir bülbül sedası. Ahular yığnağı, Jaçın yuvas ı, Benzer gü le her bir yanı Erzrum'un. Gerib }Joş hal idi gözel vetende, Geribi ik yamandı cira yetende, Eyan olur gerib bülbül ötende, Gül ü gü l zardı mekanı Erzrum'un."ı2 Aş ı k Garip hikayesi'nin Türkiye varyantianndan "Aşık Garip ile Şah Sanemin Hikayes i "nde ı3 "Erzurum" adı 14 yerde geçmektedir. Erzurum 'un ele alındığı kısım şöy ledir: "Garip avare neylesin, netsin; böylesine gündüz hayalinde, gece düşünde onunla yat ı p onunla kalkarak gitti de gitti; gide gide gitti; günlerden bir gün Erzrum'a yetti. Havuzlu Kahve derler bir kahveye postu serip, sazın ı astı. Üç gün, beş gün; gam lı, üzgün durdu bekledi. Baktı ki ne gelir var ne gider. Kahveci 'akşama kadar sinek aviayıp duruyor; akşamdan sonra da bir mum a lıp derdine yanıyor.. Eh... Kahveci kahveci iken üçün, beşin yolunu doğrultarnadıktan geri Garip'in eline avucuna ne girecek; cebinden yiye yiye, cebindekini de tüketecek; iyisi mi, şeyda bülbül gibi "bu bağ olmazsa, o bağ olsun" deyip yola düşmeli! Kahveci Garip'in tasını, tarağını toplarl ığını görüp etti: "Hey aşık, şu bizim Erzurum yiğidin harman olduğu yerdir. Kanda bir aş ık gelip konsa, eli yeten başını açıp seğirtir ama, koca Erzurum'un hali yaman bu y ıl.,neye mi dedin? Hani, ekin ekmedik, harman savurmadık Benzer cennete her yanı Erzrum'un. Men Gerib' em gelmişem bu veıende, Geriblik yamandır baş yastığayeten<!e. Ycıhşı olur gerib billbül ötende, Gül gülzardır her bir yanı Erzrum' un. 12 Azerbaycan Dasıanları, Azerbaycan SSR Elmler Akademiyası Neşriyyatı, Bakı 1966, c. lll. s Eflaıun Cem Güney, Aşık Garip, Doğan Kard eş Yay., istanbul 19SO.

9 Yrd. Doç. Dr. Ali KAFKASYALI 472 deği l, deği l ama nedeceksin, yarısını yel aldı, yarısını sel aldı, başka bir düzen kurup da kış kaprsım kapayamadık. Adam sen de, kara k ış ka rarıp kalmaz ya dedik, rie gam yedik ne kasvet Yelakin bulduğumuz umduğumuza uymadı; kar kararıp ka ld ı ; kap ıya hacaya ç ı kamaz olduk; evlerde ne od kald ı ne ocak; ne un kamı ne bıçak; eh gayrı k ı rılıp geçecek değiliz ya; ne var ne yok; sat ıp savdık; ölmeden yitmeden baharaç ı kt ı k ama, gel gelelim elimizde, avucumuzda da bir şeyc i kler kalmadı; bu yüzden kimselerin ağzın ı bıçak açmıyor; gel ip şunda bir kahvemizi içip saz dinieyecek kim var ki... Bu yıl bu yüzden yüzünü güldüremedik amma, dönüşte Allah bir bolluk verirse dadaşın dadaş lığını o zaman görürsün; bir var ki diline doyamadık, teline doyamadık..." dedikte Garip koca Erzurum'un bu- haline dayanarnay ı p aldi sazı- eline --bakalım ne dedi; dinleyenler ne dinledi: Dinleyin ağalar tarif edeyim, Söylenir cihanda şan ın Erzurum. Yedi iklim dört köşede bulunmaz, Dillenir dünyada narnın Erzurum. Yiği t olur bu top rağın dadaş ı, İn i eti r sadas ı dağ ile taş ı, Çok görmüş, geçirmiş kavga, savaşı, Serhadlerde akar kan ın Erzurum. Hele gayet hoştur ab ü havas ı, Dört yanından gelir b~ l bül sadas ı, Vard ır erenlerin sende duas ı, Güle benzer her biryanın Erzurum: deyip yola revan oldu.''l4 Bu varyantta "Erzurum" adı son olarak Bezirgan 'ın Garip'i aramak için Erzurum'a geliş sahnesinde geçer. Bu sahne şöyledir: "Uzatmayalım, kervan yola düzüldü, yol alana yol dayanır mı? Gitti, kondu Erzurum'a. Ne durdu ne oturdu. Önüne gelene Garip'i~ sordu, soruşturrlu ve lakin Garip adı garibine gitti herkesin.; akşamın birinde de, aş ıkların çalıp çağı rdığı ibir kahvede geçm i şlerinin canı için şerbet dağ ı tt ırdı; içenlerin di li bülbül olup şakıdı ama, yine biri çık ı p da ben Garip' im demedi. Bunun üstüne bezirgan 'Aran ı zda Aş ık Garip derler bir garip varsa M ev la aşkına bana bir görünsün' dedi. Yine kimseden ses çıkmadı ama, kahveci yanına gelip dedi ki:!4 A. g. e., s

10 Azerbaycan, iren Ve Türkiye Türk Halk Hikayelerinde Erzurum 473 'Bu Garip aşık büyük kıtlıktaburadan geçti, gitti ama, yedi yılı gözüne aldığı için daha dönesi olm~dı.' Kervan yine yola d üzüldü..."ıs Aşık Garip hikayesi,.nin Türkiye varyantiarından "Destan-ı Hikayet-i Maksud" 16 adlı hikayede ise "Erzurum" adı on yerde geçmektedir. İlk olarak Erzurum'dan Garip'in Tiflis'ten ayrılıp Erzurum'a gelişinde bahsedi tir: "Deli Mehemmed, dedi, "Aşık Garip yoldaşım, Allah selamet versin, Allah seni sevdiğine kavuştursun", dedikte, Aşık Garip dedi, "Ailahısmarladık" diyup, çekilub gitti. Bir de, giin Ezrum'a gelüb dahil oldu. Ne ise, bir saz peydah idüb kahvenin birine oturdu. Başladı çalub çağırmaya. Bir de baktı ki elli altmış para, günde, geliyor. Şimdi kendi kendine dedi, "Ben bu yerde kırk kise akçeyi nazaman kazanuh da kw alacağım? Diyub, kahveeiye dedi, "~u taraflarda hiç şaire itibar olunur bir yer bilurmisin?" dedi. "Yoldaşım, Bir Tifliz, bir de Halep şehrini işidürüz", deyince, Aşık Garib dedi, "Halep şehrine gitsem gerek" diyub, "Ey kahveci Allahısmarladık" deyince, kahveci dedi, "Bak aşık, birden bire gitmek olmaz. Bari şu bizim şehri bir methidiver de andan sonra Allah selamet versin", dedi. Bir de Aşık Garip aldı sazını eline, bakalım ne demiş? Ezrum'a? Yigirmi ikinci beyt budur: Dinleyin ağa size ta'rif ideyim Pek beğendim hoş mekanı, Ezrum'un Yedi iklim çar köşede bulunmaz Söylenir dillerde şam Ezrum'un igitleri vardır kabut bilişli Dimişki kolcaklı belleri şişli Hezaran kalkanlı, eğri kılıçh Düşmana meydanı vardır Eznım'un Sahraya yapılmış, hoşdur hevası Çevre yanın almış, bülbül sadası Erenterin anda vardır duası Vardur bir Abdurrahman'ı Ezrum'un 15 A. g. e., s O. l6 Fikret Türkmen, Aşık Garip Hikayesi inceleme-metin, (Destan - ı HikAyel-i Maksud, Tarihli, Ist Bel. Kt. Muallim Cevd'!t Kitapları Yazma: K 566) Akçağ Yay. Ankara 1995, s. ı

11 Yrd. Doç. Dr. Ali KAFKASYALI 474 Aşkın dolusunu içdim, suy4 neylerim inub aşkın deryasını boytarım Ben AşLk Garib'im, ta'rif ey leri m Vardır önünde bir kanı Ezrum'un Böyle seyleyüb, türkü tamam oldu. Andan kalkub "AIIahısmarladık" diyub, hernan Haleb'e do~ru çeküb gi~i."l7 Aynı varyantta, bezirgan, Garip'i ararken Erzurum'a gelir. Onun Erzurum'a gelişi ve Garip'i arayışı hikayede şöyle yer alır: "Günlerden bir gün bezirgan Ezrum'a geldi. Kan Yayiası'na koıiub,. Kazanlar kaynadub, pilav ve -zerde -pişurub,--ezrum~un içinde bir dellal çağırttı. Bir de Ezrum'un halkı, işidenler, gelüb pilav ve zerdeden yediler. Bezirgan kızın verdiği. tas ile Şa.h Senem aşkına- diyub, şerbet üleştirdi. Bezirgan baktı ki tasasahip çıkan yoktur. Bir yüksek yere çıkub "Aşık Garib adlu olan yiğit, Allah aşkına, ayağa kalksın", diyu üç defa çağırdı. Baktı ki kalkan yoktur. Bildi ki bunda yoktur. İşte ne ise, kıssayı uzatmayalım. Bezi~gan oradan kalkub Hind'i Yemen'i, Şamı gezüb oğlanı bulaı:nadı. Günlerde bir gün yolu Haleb'e uğradı."18 Türkiye varyantiarından "Aşık Garip"l 9, "Mısır Şehrinde Zuhur İden Aşık Karib"20 gibi bazt varyantiarda Erzurum adı çok az geçmektedir. "Aşıb Garip"21 gibi bazı varyantiarda ise Erzurun:ı adı hiç yer almamaktadır Kerem ile Aslı (Esli) Hikayesi22: Aşık K erem'in hayatı etrafında XVI. yüzyılda oluşturulmuş ve mutsuz sonia biten bir halk hikayesidir. Hikayenin baş kahramanları Türk genci Kerem ile onun sevgilisi Ermeni kızı Aslı'dır. Hikayenin özeti şöyledir: 17 A. g. e., s A. g. e., s Fikret Türkmen, Aşık Garip Hikayesi inceleme-metin, (Aşık Garip. İshak Kemali anlatımı) Akçağ Yay., Ankara 1995, s Fikret Türkmen, Aşık Garip Hikayesi İnceleme-Metin, (Mısır Şehrinde Zuhur iden Aşık Karib, 1220 tarihli M. Çavuşoğlu"ndaki yazma) Akçağ Yay., Ankara 1995, s Fikret Türkmen. Aşık Garip Hikayesi Inceleme-Metin, (Aşıtı Garip. Kanber Özcan anlatımı) Akçağ Yay., Ankara 1995, s i2esli ve Kerem, kerbaycan Dastanları, Azerbaycan SSR Elmler Akademiyası Neşriyyatı, Bakı 1966, c. II, s ; Esli-Kerem, Azerbaycan Mehebbet Dastanlan, Elm Neşriyatı, Bakı s

12 Azerbaycan, iran Ve Türkiye Türk Haik Hikayelerinde Erzurum 475 Azerbaycan'ın Gence şehrinde Ziyad adında bir han ve onun.kara Keşiş adlı bir hazinedan vardır. İkisinin de çocuğu yoktur. Sohbetlerinin birinde, eğer birimizin oğlu birimizin de kızı olursa birbirleriyle evlendirelim, diye sözleşiı:ler. Ziyad Han'ın bir oğlu olur, adını -Mahmut, Kara Keşiş'in de bir kızı olur adını Meryem koyarlar. On beş yaşına geldiklerinde kızla oğlan birbirlerini sever. Adlarını değiştirirler. Kız onu Kerem, oğlan da onu Aslı diye çağırır. Oğlu Kerem'in Aslı'yı sevdiğ ini öğrenen Ziyad Han, Kara Keşiş'ten kızını oğluna ister. Kara Keşiş, Emıeni olduğunu, kızını bir Türk'e, Müslüman'a vermesinin doğru olamayacağını ileri sürerek kızını vermek istemez. Ziyad Han bunda beis görmez ısrar eder. Kara Keşiş, Ziyad Hanın. kararlılığını görünce bir gece evini topariayıp Aslı'yı ve karısım de yanına alarak Gen~e'den göçer. Aslı'nın aşkına dayanamayan Kerem lalası (mürebbi) Sofu ile Aslı')'l aramaya çıkarlar. Tiflis'e doğru _ gittiğini öğrenir, Tiflis' e varırlar. Kars'a, Erzurum'a gittiğini öğrenirler, Kars'a: giderler. Oradan, Oltu'ya, Ardahan'a, Beyazıt'a, Van'a, Kayseri'ye derken Erzurum'a giderle.r. Kerem önüne çıkan her şeyden, kurttan, kuştan; dağdan, dereden, çeşmeden, gelinden, kızdan Asiı'yı sorar. Onlar da durumu söyler, yol gösterirler. Kerem perişan bi~ halde ikinci kez Kayseri'ye gittiğinde bir bağda Aslı'yı kızların arasında görür. Kerem perişan haldedir. Kızla görüşür, evlerini öğrenir. Aslı'nm anası dişçilik yapma_ktadır. Kerem Aslı'yı görmek için gidip ona dişlerini çektirir. Kerem'i tanıyan kadın durumu kocasına söyler. Keşiş ailesi Kayseri'yi terk eder. Kerem ile Snfu onun. Halep'e gittiğini öğrenirler. Halep'e giderler. Halep Paşası durumu öğrenir. İki. gencin evlendiritmesini.ister. Keşiş yakasım kurtaramayacağını anlayınca düğün gecesi sihir yapar. Kızın kaftanının düğmeleri çözülmez. Sihir yapıldığını anlayan Kerem çok üzülür. Kahnndan bir ah çeker ve alev alır, Aslı söndüremez, yanıp kül olur. Aslı günlerce başmda ağlarlıktan sonra saçını süpürge yapıp Kerem'in dağılan küllerini toplayayım derken, küllerin arasında kalan ~özden saçları tutuşur o da yanar kül olur ve Kerem'e kavuşur. Paşa, Keşiş ve eşini ölümle cezalandırır. * * * Kerem ile Aslı (Esli ve Kerem 1 Esli - Kereın)23 hikayesinin Azerbaycan varyantiarında Erzurum (Erzrum) adı 14 yerde geçmektedir. Gence'den kaçan Kara Keşiş, hikayede, Erzurum'dan önce ve sonra bir çok yerleşim yerinden geçmesine rağmen, daha hikayenin başında onun 23 Esli ve Kerem, Azerbaycan Dasıanları, Azerbaycan SSR Elmler Akademiyası Neşriyyatı, _Bakı c. II. s ; Esli-Kerem, Azerbaycan Mehebbet Dastanları, Elnı Neşriyatı. Bakı 1979; s. l(i7-202.

13 Yrd. Doç. Dr. Ali KAFKASYALI 476 Gence- Erzurum yonune gideceği ifade edilir. Kara.Keşiş ve ailesinin Gence'den ayrılışı şöyle anlatılır: "Keşiş geeeni araya sa lıb, köç külfetini yığışdırdı, Erzrum'a yola düşdü. Yazıg Esli ne. geder vumubdusa,2 4 ne Keşiş'in gorbusundan dad feryad eleye bildi, ne de Kerem'e beber çatdıra bildi."25 Bu hikayede Erzurum ad ı, ikinci defa, ~erem, Beyazıt'a giderken yolda gördüğü kekliklerden Aslı'yı sorma maksadıyla okuduğu tüiküde geçer. Türkünün ilgili hanesi şöyledir: "Gece gündüz kesmez gözümün yaşı, Saldı gan lı felek başıma daşı,. Erzrum dağında keçirdiın gışı, Aljır çölden çöle saldı derd meni."26 Hiıclyenin ilerleyen bölümlerinde, Van'da Aslı'yı arayan Kerem, Aslı'nın Ardahan'a götürilidüğünü öğrenir. O, tekrar Ardahan'ın yolunu tutar. Ardahan civarında karşısına çıkan ceylandan Aslı'y ı sorar. Karşılıklı deyişmede, Erzurum adı birkaç kez anılır. Ceylan "Erzurum'a vardı zal!m Keşiş'de" diyerek ona gideceğ i yönü gösterir: "Kerem: Kerem deyer: Kime deyim derdimi? Seyrağıblar gonça gülü derdi mi? Varsam Erzrum'a görrem Esli'mi, Yobsa Keş i ş alıb, yene gaçdı mı? Ceyran: Mövla'm sene kömek olsun bu işde, Ceyran deyer: Çap27 semendin28 yerişde, Erzrum'a vardı zalım Keşiş de, ijeber verdim gismet sene tuş ola."29 24 Yumutımag: ÇırjJınmak, öteye beriye el atmak. 25 Esli ve Kerem, Azerbaycan Dastanla.n, Azerbaycan SSR Elmler Akademiyası Neşriyyatı; Bakı 1966, c. ll. s A. g. e., s Çapmak: Koşturmak., sünınek. 28 Semend: At. 29 A. g. e., s

14 Azerbaycan, iran Ve Türkiye Türk Halk Hikayelerinde Erzurum 477 Hikayede "Erzurum''dan bahsedildiği en önemli kısım ise Kerem ile Sofu:nun "Erzurum'un Gediği"nde tipiye tutolmalarının anlatıldığı sahnedir. Nice yerler dolaşt ı ktan şonra Erzurum'a gelen Kerem ile Sofu, Erzurum'un gi ri şindeki gedikte, şimd iki anlatımı ile Deve Boynu'nda (Bazı varyantiarda Laleli Dağı'nda) tipiye tutulurlar. Ged!ği aşıp, Erzuruın'a ulaşmak isterler. Boran, kar bunlara yol vermez. Sofu, çok korkar. Dağın yol vermesi için, Kerem'den ona bir türkü okumasını rica eder. Kerem s~ı alır Erzurum dağına şu türküyü okur: "Erzrum'un gediyine varanda, Onda gördüm burum burum gar gelir. Le le dedi gel bu yoldan gayıdag, Dedim dönmek namusuma ar gelir. Ezelden mayılarn30 o ala göze, Darıyıb zülfünü töküb gül üze, lj.ocalar yük tutub çıhdı lar d üze Ele bildi m karvan ile yar gelir. Kerem'em, ğürbete saldım yolumu, Terk eledim namusumu, arım ı, Boran, alma elden nazlı yarım ı, Gen31 dünya başıma yene dar gelir."3 2 Kerem'in sözleri tipiye tesir etmez. Boran gittikçe etkisini artırı r. Duman kar etrafı sarar. Kerem tekrar sazı alır bir türkü daha okur: ''Erzrum'un gediyine varanda. Onda dedim, gedir Mövla'm, aman, hey! Her tcrefden çovğun, bor:m. bad eser, Tutmuş her yanımı çiskin, duman hey! Kerem deyer: Eşg gazanın gaynadan, Geniş ovalarda köhlen33 oynadan, Feryad edib, çob analar ağladan, Men ağlayım yana yana, aman lıey!"34 30 Mayıl: Meyilli olmak. 31 Gen: Geniş. 32 A. g. e. s Köhlen: Küheylan.

15 Yrd. Doç. Dr. Ali Kl\FKASYALI 478 Ne boran, kar diner ne de Erzurum dağı yol verir. Kerem, eceli gözünün önünde hisseder. Erzurum dağına bir türkü daha okur: : su dünyada üçee-şeyden gorl)um.var: Bir ayrılıg, bir yol)sıi ll ug, bir ölüm! Heç birinden esla könlüm, şad deyil, Bir ay rılı g, bir yogsulug, bir ölüm! Kerem yar yolunda camndan keçdi, Gürbet elde ecel badesin içdi, - Gül bağ ından bülbül gürbete uçdu, Bir ayrılıg, bir yol}sullug, bir ölüm!"35 Hava yine açılmayınca Sofu, ölmekten, kurda, kuşa yem olmaktan korkarak ağlar. Kerem'i vazgeçirmek ister. Kerem'in kararlı olduğunu, tek başına da olsa gideceği n i görünce, Kerem'in sazını a lı p, Erzurum dağı'na. bir türkü de o söyler: "Erzrum.'un gedeyine vara rı da, Onda gördüm burum burum gar gelir. Dedim: Kerem gel bu yoldan gayıdag, Gördüm l)an oğludu, ona ar gelir. Duman çiskin her terefi bürüyüb, Bedenimde çismi canım eriyib, Dedim: Kerem, kim bu yolda yarıy ıb36? Gördüm l)an oğl un a dünya dar gelir. Men Sofı'yem, neylemişem, neylerem... Derdelinden gara bağrım teylerem37, Loğman yol)du, derdim kime söylerem? Hay ı f, terlan38 oylağına39 saı40 gelir Esli ve Kerem, Azerbaycan Dastanlan, Azerbaycan SSR Elmler Akademiyası Neşriyyatı, Bakı 1966, c. ll, s A. g: e.. s Yarımak: Umduğuna kavuşmak, muradına ermek, başarılı olmak. 37 Bağrını t~ylemek: Bağrını hançerle oymak., harakiri yapmak. 38 Terlan: Atmacagillerden bir kuş. 39 Oylag: Avianma sahası.

16 Azerbaycan, iran Ve Türkiye Türk Halk Hikayelerinde Erzurum 479 Sofı zor bela sö~ünü bitirir. Gidecek hali kalmamıştır. Erzurum dağının ve tipinin inadı devam etmektedir. Kerem Sofu'yu bir kayan ın dibine oturtur. Heybeyi falan üzerine örter, kendisi tekrar sazı alıp bu defa Erzurum dağını, beddua ile tehdit etmeye çalışı r : ''Erznım'U:Jl alçag uca dağları, Yaş ıl baş sonalar uçsun gölünden. Ağzım aç ı b sene garğış eylerem, Gebul olsun her ne ç ı \}ar dilimden. Duman, çiskin heç başacan getmesin! Agır ellereteyini tutmasını Yaz olanda gül çiçeyin bitmesini Heç gözeller iylemesin 4.2 güliinden! Diişmen oldun, düşmen l iyin, bi ldirdin, Bı;tis olub 4 3 sen Sofı'ni öldürdün, Kerem deyer: Göz yaşım ı sildirdin, Aşdı Gara Keşi.ş garlı belinden."44 Kerem sözünü bitirir bitirmez hava açılır, kalkıp yürürler ve Erzurum'a ulaş ırl ar. Sofu'nun dizinetakat gelir, 40 Sar: Serçegillerden bir kuş. 4 1 A. g. e., s lylemek: Koklamak. 43 Bais olmag: Sebep olmak. 4 4 Esli ve. Kerem, Azerbaycan Dastanları, Azerbaycan SSR Elmler Akademiyası Neşriyyatı, Bakı 1966, c. ll, s. 80; Aşıklar adlı kitapta bu koşma şu şekildedir (a.g.e. s }: "Alçaglı ucalı Erzruın dağı, Esi i ijanım köç eylemiş elinden, Ağzını açı m indi sene garğayım, Gebul olsun her ne çıusa dil imden. Oarğayıram, senin garın gelmesin! Süsenin, sümbülün, gülün bilmesin! Bu dünyada elin ele yetmesin! Gara Melik iyiernesin (koklamasın} gülünden ı Men Kerem'em, ahu kimi melerem, Ahım ile dağı daşı delerem, Gören Eslim üzün haçan görerem? Bir deaşam garlı dağlar bel in den!

17 Yrd. Doç. Dr. Ali KAFKASYALI 480 Erzurum'da Aslı'yı bulamazlar. Erzurum'dan çıkınca önlerine üç yol ayrımı gelir. Hangi yola gideceklerini bilemezler. Kerem saz ı alır bir Türkü okur. Erzurum adı son olarak bu tür':ı<üde geçer: "Erzrum'nan çıbdım, üç oldu yolum, Men bu yolun hankısma gedeyim? Gece gündüz çağ ıraram Yaradan, Men bu yolun hankısma gedeyim?''45 *** Kerem ile Aslı hikayesinin İran Türkleri tarafından yayımlanan "Esli ve Kerem"'~6 adlı varyantında da "Erzurum" özgün yerini almaktadır. İsfahan ' dan kalkan Kerem ile Sofu, Sultandağ ı, Hoy, Şuşa, Revan, Acur, Çıldır, Ahıska, Sekri, Ardahan, Tiflis, Kars, Oltu, Nannan, Beyazıt, Ürgüp, Van, Tiflis, Çanhkilise, Hasankale, Uzunahmet gibi yerleri dolaşarak Aslı'yı araya araya Erzurum'a gelir. Erzurum'a yak l aştığında Laleli Dağı yol vermez. İmdat l arına Hızır yetişir. Hızır, onları atının terkine alarak Erzurum'a getirir. Sofu, Erzurum'da Aslı'yı Cafer Ağa Hamarnı'ndan çıkan kadınlar arasında görür. Fakat görüşemez. Kara Keşiş durumu öğrenir. Hemen Erzurum'dan ayrılır. Kerem ile Sofu da onları takip eder. Erzurum'dan çıkışlarında üç yol ayrımına gelirler. Gidecekleri yolu bulmaları için bir türkü okur. Bu tür!<üde de Erzurum'dan bahseder: "Erzrum'İlan çıbd!m, üç oldu yolum, Men bu yolun hangisine gedeyim? Çağırırarn gece gündüz Yaradan, Men bu yolun hangisine gedeyim!!"47 Kerem ile As l ı hikayesinin İran Türkleri arasında anlatılan sözlü varyantiarında da Erzurum önemli yer teşkil etmektedir. Urıniyeli Ermeni Aşık Ohannes Yusufı'den der i ediğim Kerem ile Aslı hikayesinde de Erzurum yer almaktadır. Kerem ile Sofu'nun Erzurum'un gediğine varış sahnesi şöyle anlatılıyor. Kerem ile Sofu, Erzurum'un gediğine varırlar. Geldikleri tarafta hava açık olmasına.rağmen burada tipi vard ı r. Bunlar tipiye tutulurlar. Çok zorlukla kurtulurlar. Erzurum'a ulaşırlar. Erzurum'da hava iyidir. Kerem Erzurum'un gediğindeki durumu şöyle dile getirir: 45 Esli ve Kerem, Azerbaycan Dastanlan, Azerbaycan SSR Elmler Akademiyası Neşriyyatı, Bak ı 1966, c. ll. s. 8 ı Esli ve Kerem, Bünyad Kitabgane-i Firdevst, Tarihsiz, Tebriz. 4 7 Esli ve Kerem, Bünyad Kitabgane-i Firdevst, Tarihsiz. Tebriz. s. 63.

18 Azerbaycan, i ran Ve Türkiye Türk Halk Hikayelerinde Erzurum 481 "Erzurum'un gediğinde varanda, Onda gördüm birem birem gar gelir, Lelem dedi gel bu yoldan gayıdatj, Dedi: Ziyad.ijan oğluyam, mene ar gelir. Geyterib kervanımı Hint'den eyledi Çeşmeni gurudub bentderı eyledi, Alagöz Kerem'i yoldan eyledi, Üzü dönmüş o hivefa vay!ele. Kerem di yer biyala doldum, G ızlar sizi gördüm gureman oldum, Eger babam beber alsa Kerem necoldu, _Deyin gurbet elde öldü vay lele."48 Bu hikayenin Türkiye varyantiarından en önemlisi olan ve Eflatun Cem Güney'in yayımlamış. olduğu «Kerem ile Aslı" 4 9 adlı hikayede Kerem ile Aslı' nı n Erzurum macerası şöy le anlatılır: "Az gittiler, uz gittiler; gözlerinden kıvılcımlar dökerek, "Gümüş l ü Günbedi" geçip "Hadımpınarından" içerek dere tepe düz gittiler. Derken "Laleli dağı"nda öyle bir tipiye tutuldular öyle bir tipiye tutuldular ki, nasıl söyleyeyim, kitapların yazqığı Tufan mı, ne ama, bu Allah' ın dağında ne Nuh Nebi var, ne de Nuh'un 'gemisi gibi bir gemi... Kanatlanıp uçacak değiller ya, ne yapsınlar; güç bela bir m ağara bulup başlarını soktular ya... Sofu tipiye baktı: "Gayri vademiz yetti; bu mağarada kalacak ölümuz bizim! Diye inledi. Kerem de Sofu'ya baktı: "Demek kavuşmamız. mahşere kaldı ; ahrette açacak gülümüz bizim!" diye iniedi ve sonra a ldı sazı eline, bakalım daha ne dedi: Laleli dağındayolum azdırd ı m, Çağırının Kadir Mevla aman hey. Bir yammda yağmur yağar, kar serper, Bir yanımda yüce dağlar duman hey. Eğilir, dağiann başı eğilir, Derdimartar yaratarım yeni!er, Gözüm görmez kulaklarım çınılar, 48 Aşık Ohannes Yusufı 'den derleme, özel arşivimiz. 49 Eflatun Cem Güney, Kerem ile Aslı, Varlık Yayınları, Istanbul 1959.

19 _. Yrd. Doç. Dr. Ali KAFKASYALI 482 Kadir Mevlfun benim halim yaman hey. Kurtlar kuşlar y ığıh rsa başıma, Bakar mı gözümden akan yaşı ma, Zalim felek ağu kattı aş ıma; Nerd~ görem yar yüzüni.i gürnan hey. Aşık odur kendi kendin kaynata, Yiğit odur meydanda baş oynata, Kerem eder ölüm haktır dünyada, Ahirette karşı gelsin iman hey. Deyip de öyle bir ah etti ki Kerem, kar yerine kor yağıyermuş gibi buram buram terlemeye. baş l adı kayalar... Bir de nerde var nerde yok bir dervi ş peyda olup mağaranın önünde: "Erenler ne diye kırk öksüzle bir mağarada kalmış gibi ah ü vah ediyorsunuz; atların ız donup kaldıysa gelin, götüreyim gideceğin iz yere..." Deyip ikisini de terkisine ald ı ve:. "Ha bak ın ; atım de li mi dedin delidir; yumun gözünüzü!" dedi; yumrlular gözlerini... Sonra "Aç ın gözünüzü!" dedi, açtılar gözlerini, gördüler ki, ne görsünler, "Erzurum kalesi"nin dibinde, kale gibi bir konağ ın önündeler! Hemen eline eteğine yapışacak oldular ya, meğer Hızır değil mi im iş o devletli! Bir göz yum up açıncaya dek sır ol muş..."50 Kerem ve. Sofu, Hızır'ı kaçırdık larına hayli hayıflandıktan sonra konağa girerler, konak sahipleri hasta yatmaktadır, onlara deva derman yapıp iyileştirirler. Bu defa Kerem h astalanır. Kırk gün yatar. Kırk gün sonra iyileşir. Aşıklar kahvesi olan "Ça lı k Paşa" kahvesine giderler. Kerem saz ça lıp söyler. Kerem' in derdini anlayan Erzurum halkı onları bırakmaz, konuk ederler. Kerem Erzurum'da dolaşırken "Cafer Ağa Hamam ı ''nın karşısında hamamdan çıkan kad ınlar arasında Aslı'yı görür. Hemen saza sarılıp ona şu türküyil okur: "Salma salma çı ktı hamamdan, Hey ağalar giden yavru benimdir. Öğüt a l mış hem atadan, anadan, Hey ağalar giden yavru benimdir. Gah ağlatır beni gahi güldürür, Gahi yerde güzelliğin bildirir, Kerem eder bu derd beni öldürür, 5 0 Eilatun Cem GUney, Kerem ile A s lı, Varlık Yayınları, Istanbul 1959, s

20 Azerbaycan, iran Ve Türkiye Türk Halk Hikayelerinde Erzurum 483 Hey ağalar giden yavru benimdir."sı Kerem türküyü bitirip başını kaldım, kadınlar. ortalıkta yoktur. Asiıyı yine kaybeder. Şehirde çalmadığı kapı bırakmaz. Ertesi gün akşam Mumcu mahallesine gelir, bir çocuk Aslı 'nın bir Keşiş'in yanında, dil ri akşam, Erzurum'dan ayrıldığını söyler. Kerem "Vay yandım!" diyerek yollara düşer. *** Türkiye varyantiarından "Hikaye-i Keremhan"52 adlı ve 1266 tarihli rik'a nüshasında Kerem ile Sofu Erzurum'un girişinde tipiye tuttilurlar. Burada bir türkü söyleyerek Allah'tan yardım diler: "Hey Allah'ım Erzurum'un dağında, Çağırırem kadir MevHim aman hey Bir yantından yağmur yağar kar serper Bir yanımdan yolum bağlı duman hey Böyle.. felek seninle bezerim Görmez oldu dağı taşı nazarım Dağ başında kazılmıştır mezerim Gayri Kerem Han' ın hali yaman hey"53 Kerem ile Safi'yi bir kervancı kurtarıp hasta olarak Erzurum'a getirir. Kerem bir handa yatmaktadır. Durumu ağırlaşır, Aslı'ya kavuşmayı ummaktadır, ecelden mühlet ister: "Bir han köşesinde kalmıştın hasta, Gözlerim kapıda ku lağım seste, Kendim gurbet elde gönül sı lada, Gelme ecel gelme üç gün ara ver. Al benim sevdamı götür yare ver. Erzurum dağları duman dildedir, Başım yastıkdadır gözüm yoldadır, Aslı hayın yardır adam aldadır; Gelme ecel gelme üç gün ara ver. 51 A. g. e.. s Şükrü Murat Elçin. Kerem ile Aslı Hikayesi, M.E.B. Yay., Ankara 1949, s Şükrü Murat Elçin, Kerem ile Aslı Hikayesi, M. E. B. Yay., A~kara s. I, 84.

21 Yrd. Doç. Dr. Ali KAFKAŞYALI 484 Al benim sevdamı götür yare ver. Erzurum dağları kardır geçilmez, Her adama gizli sırlar açı lmaz, Ayrılık şerheti zehir içilmez, Gelme ecel gelme üç gün ara ver. Al benim sevdamı götür yare ver. Felek sen mi kaldın bana gülecek, Akıttı m göz yaşım kimler silecek,. Dediler Kerem'e. Aslı'n gelecek, Gelme ecel gelme üç gün ara ver, ~ Al benim sevdamı götür yare ver."54 iyileştikten sonra Erzurum'da Aslı'yı aramaya devam eder. Bir meyhanede gördüğü güzeller karşısında Aslı'ya olan hasretini dile getirir: "Erzurum' da meyhaneler kurulmuş, Hep guzeller bir araya derilm iş, Altın taslar ile kadeh verilmiş, İçin kızlar içenler aşk olsun."55 Kerem Erzurum Ovası ' na iner. Gökte uçan turnalara halini söyler: "Şükür Erzurum'dan indim ovaya, Benden yare selam edin turnalar. Kemah Dedeleri dursun duaya, Benden yare selam edin turnalar. Görmedim Erzurum' un yazını, Tekmil ettim sohbetimi sazımı, Arzuladım Erzincan'ın düzünü, Benden yare selam edin turnalar."56 Kerem, Murat suyundaki balıkiara Aslı ' yı sorar. Balıklar di le gelip Aslı'nın Kayseri'ye gittiğini söylerler: "Şahit olun gök yüzünde melekler Hak yanında kabul oldu dilekler 54 Şükrü Elçi n, Kerem ile Aslı Hikayesi, Akçağ Yay. Ankara 2000, s A. g. e.. s A. g. e.. s. 87..

22 Azerbaycan, iran Ve Türkiye Türk Halk Hikayelerinde Erzurum 485 Dile geldi deryadaki semekler Niçin zalim As lı dine gelmiyor?"57 Kerem, Erzurum'dan ayrılır... *** Türkiye varyan tiarından başka bir "Aş ık Kerem Hikayesi"nde 5 8 Erzurum ad ı 1 O yerde geçmektedir. En önemli sahne Kerem ile Sofu'nun Erzurum'a ge liş sahnesidir. Bu sahne şöyle an latı lı r: "Pasin Ovası'ndan mürur-ı beg... Erzurum'a bir buçuk saat kala şehre yetişemeyüp, kı ş duman kaplayup kendülerini şaşırup bir kayaya arkalarını virüp feryad ve efgan itmeğe başladılar. Hak Sübhan Hazretleri an l arın gözlerinin yaşiarına merhameten bir mağa ra gösterüp soğuk kışda ol mağarada sığınup biçare kerem a l dı sazı, bakalı~ dimişdir: Ay karanlık sökernedim yol umı, Soğuk alm ı ş ayağımı, elimi, Ben kendime lay ık gördüm ölümi, Ahiretde karşu gelsfut iman hey!.."59 Kerem, türküyü bitirdiği nde bir at lı mağaranın önünde peydahlanır. Onları atın terkisine alıp Erzurum'a götürür. O gece misafir eder. Ertesi gün eniarı bir aş ı klar kahvesine götürür. Burada çalıp söylerler. Kahved, Kerem' i kahvesine ortak eder. Kerem Erzurum'da dolaşı rken Cafer Efendi Hamarnı 'ndan çıkan kadınlar arasında Aslı'yı görür. Ona bir türkü okur. Aslı sak l anır. Tekrar Aslı'yı kaybeder. Ertesi gün Aslı'yı ararlar. Ancak birisi "Bir yabanc ı keşiş ve bir karı ve bir k ı z dünkü gün saat beş mahalleri Harmancı Mahallesi'nden kalkup yaylalara doğru gittiler."60 der. Bunun üzerine Kerem ile Sofu, onların ardınca yola koyulurlar. *** Türkiye varyantiarı ndan bir d iğer "Kerem'in Erzurum Macerası" 61 ad lı hikay~de Erzurum, 4 kez geçmektedir. Kerem'in Erzurum' un gediği nde tipiye tutulduğundan,. burada bir türki.i okuduğundan, hayli zorlukla 57 A. g. e.. s Ali Duymaz, Kerem ile A..slı Hikayesi, T.C. Kültür Bakanlığı Yay., Ankara 2001, s A. g. e., s A. g. e. s A. g. c.. s

23 Yrd. Doç. Dr. Ali KAFKASYALI 486 Erzurum'a vardığından ve Erzurum'a girişte karşılaştığı kızlara bir türkii okuduğundan bahsediliyor.. Kerem ile Aslı hikayesinin Türkiye varyantiarından biri olan ve Saim Sakaoğlu ile arkadaşlan tarafından Erzurumlu Meddah Behcet M~hir'den derlenmiş~kerem- ile Asıl'? hikayesine gelince, bu derleme yanlışlarla dolu, çok derme çatma bir anlatımla anlatılmış bir varyanttır. Hikayenin bu varyantında Erzurum'la ilgili hiçbir şey yoktur.62 *** 2.3. Köroğlu'nun Erzurum Seferi63: Erzurum'un paşası Cafer Paşa 'nın Aşık Cünun adında bir üstat aşığı ve Kara Pehlivan adında kudretli bir pehlivanı vardır. İmaretinin önünde iki meydan kurdunnuştur. Biri pehlivanlar, diğeri aşıklar meydanı. Aşıklar meydanının reisi Aşık Cünun, pehlivanlar meydanının ise Kara Pehlivan 'dı r. Cafer Paşa, bayramlarda, şenliklerde bu meydanları bezedir, uzaktan yakından gelen fişıkları, pehlivanları yarıştmr. Defalarca yapılan yarışlarda ne Aşık Cünun ne de Kara Pehlivan yenilir. Aşık Cünun ününü duyduğu Köroğlu-'yu görmek arzusundadır. Ancak Köroğlu, Paşanın hasını hatta düşmanı olduğu için onun korkusundan Çamlıbel'e64 gidememektedir. Aynı zamanda 1].odkar (Hükümdar) Köroğlu'yu yakalayana veya onu öldürene büyük ödül vereceğini ilan etmiştir. Aşık Cünun her şeyi göze alarak bir sabah, erzak torbasını beline bağlayıp) sazını omzuna asıp gizlice Çamlıbel'e revan olur. Aşık Cünun'u Köroğlu muhabbetle karşılar, on beş gün ağirladıktan sonra yolcu eder. Nigar Hanım da ona bir at hediye eder. Aşık Cünun Erzurum'a döner. Onun Çamlıbel'e gidip geldiği duyulur: Cafer Paşa'nın kız kardeşi Telli Hanım, onu cağırıp merak ettiği Köroğlu hakkında ondan bilgi alır. Cafer Paşa onu bizzat kendisi aramaktadır. Onu kız kardeşi ile konuşurken yakalar ve hapse koydurur. Telli Hanım, Köroğlu kılığına girip _Aşık Cünun'u hapishaneden kaçırır. Birkaç gün evinde saklar. Sonra ata bindirip Çamlıbel'e gönderir. Köroğlu, Cilnun'un başından geçenleri dinler. Kendisinin adına Aşık Cünun~u hapişbaneden kaçırdığı için Telli Hanım'ın yiğitliğine hayran kalır. Aşık'tan Telli Hanım ' ı tarif etmesini ister. Aşık, Telii Hanım'ı "Köroğlu"ya benzeterek över. Nigar Hanım; Köroğlu'dan Telli Hanım'ı Cafer Paşa'nın 62 Saim Sakaoğlu vd., Meddah Behçet Mahir'in Bütün Hikayeleri ll~ A.K.M. Yay., Ankara 1999, s Köroğlu'nun Erzurum Şeferi, Azerbaycan Dastanları, Azerbaycan SSR Elmler Akademiyası Neşriyyatı, Bakı 1969, c. IV, s Azerbaycan ve iran Türkferi arasında Köroğlu'nun barınağı olan dağın adına Çenlibel, Türkiye'de ise Çarnitbel denilmektedir.

24 Azerbaycan, iran Ve Türkiye Türk Halk Hikayelerinde Erzurum 487 zulmünden kurtannasını ister. Köroğlu da aynı düşüncededir. Köroğlu delileri başına toplar. Onlara Telli Hanım'ı kimin gidip getirebileceğin i sorar. Demirci oğlu, bir türkü ile Erzurum'a gideb ileceğini ve onu getirebi leceğ i ni söyler. Köroğlu, Demircioğlu'nun başının üzerine bir elma ve elman ın üzerine yüzük koyarak.kırk tane oku yüzüğün halkasından geçirerek Demircioğlu'nun korkusuzluğunl.ı sınar. Sınavdan başarı ile çıkan Demircioğlu hazırlık yapar. Köroğlu Erzurum'u ona bir türküyle anlatır. ikinci bir türküyle de nasıl savaşması gerektiğini öğütler. Demircioğlu silahlanıp yola çıkar. Çetin bir yolculuktan sonra Erzurum'a varır. Kervansarayı ararken yolu güreş meydanına çıkar. Güreş hazırlığı yapılmaktadır. Cafer Paşa ve Telli Hanım da meydanda yerlerini alırlar. Arabistan'dan gelen bir pehlivan ile Cafer Paşa'nın Kara Pehlivan'ı güreşir. Kara Pehlivan onu yener. Demircioğlu atını meydana sürüp, meydan okur. Kara Pehlivan ile güreşip onu yener. Cafer Paşa onu tanımak ister. Kendişini Paşa'ya tanıtır. Bu arada çevik bir hareketle Telli Hanım ' ı atının terkisine alıp kaçar. Ardınca Cafer Paşa'nın ordusunun ge l diğini ve yaklaştığını görünce Teli i Hanım 'ı bir mağaraya saklar ve mağaranın ağzını taşla kapatır. Kendisi de etrafını saran Cafer Paşa'nın askerleri ile savaşır. Üzerine bihuşdarı65 serperek uyuturlar. Bu defa onun atı, üç gün Demircioğlu'na kimseyi. yaklaştınnaz. Yılkı getirerek atı da tesirsiz hale getirirler ve Demircioğlu'yu yaka layıp götürürler. Cafer Paşa bir taraftan Telli Hanım'ın yerin i öğrenmek!çin ona işkence yaptırır, bir taraftan da ona ne muamele yapması gerektiğini bir yazı ile hükümdardan sorar. Asılması emri gelir. Pehlivan Meydanı'nda halkı toplar. Demircioğlu'nu üstten gelen emir gereği astı racakt ır. Pehlivan meydanında topraktan bir tepe yaptırıp adını da Çamlıbel kqyar. Bu arada Köroğlu rüyasında Demircioğlu'nun yakaland ığını görmüş. Delileriyle birlikte Erzurum'a gelmiştir. Köroğ lu aş ık elbiseleri giyip, meydana yönelir. Nara att ığında delilerin meydana girip saldırınalarını tembihler. Cafer Paşa, elinde sazı ile Köroğlu"yu görür. Yanına çağırır. Aşıktan, Deınircioğlu'yu tanıyıp. tanımadığmı sorar, Köroğlu bir türkii ile kendini tanıtır. Demircioğlu, Köroğlu'yu tanır. Cafer Paşa onların hareketlerinden şüphelenir. Köroğlu birnara çeker, deliler hep. birden saldırır l ar, Cafer Paşa'yı. yakalarlar, askerlerin bir kısmını öldürürler. Demircioğlu, Telli Hanım ' ın yerini Köroğlu'ya söyler, onu getirirler. Telli Hanım, Köroğlu'ndan kardeşi Cafer Paşa'y ı bağışlamasını diler: Köroğlu onu bağışlar. Paşa'nın tahtırevanına Telli Hanım ile Demircioğlu'yu bindirip hep.birlikte Çamlıbel'e hareket ederler. Nigar Hanım on ları karşılar. Deınircioğlu'nun yaralı olduğunu görür ağlar. Köroğlu onu teselli eder. Köroğlu, Kimyager Derviş adlı dostunu çağırır. Derviş, Demircioğlu'yu tedavi eder. Kısa sürede iyileşir. Nigar Hanım'ın isteği ile büyük bir mec1is kurup büyük bir düğün yaparak Teli i Hanım ile Oemircioğlu evlendirilir. 65 Bihuşdarı; Uyku verici madde.

25 Yrd. Doç. Dr. Ali KAFKASYALI 488 Azerbaycan ve İran Tiirkleri arasında sözlü ve yazılı edebiyatta l ayık o lduğu yeri bulan ve mekan olarak Erzurum'u alan "Köroğlt!'nun Erzurum Seferi~, - ad lı hikayenin - benzer-varyantııla Aıi-adolu ya.zı lı Türk halk hikayeleri a rasında ve söziu aş ı k lı k geleneğinde rast l anamad ı. Ha1k hi kayecil i ğiniıı canlı olarak yaşad ığı muhitlerin ilk s ı ra larında yer alan Erzurum'dan derlenen Köroğlu ile ilgili halk hikayeleri66 arasında da yer a l mamaktad ı r. "Köroğlu'nun Erzurum Seferi" adlı hikayede, olayiann buyük eksenyetinin geçtiği Erzurum ile ilgili çok ilgi çekici bilgiler verilmektedir. Hikeyenin g i r i şinde Erzurum'un - sosyal -v-e- kültürel hayatı ayrın t ı larıy la an lat ı l maktad ı r:. "Erzurumlu Cefer Paşa'nın Cünun adında bir aşığı var idi. Cünun çob dövranlar sgrm Gş, çob meclisler görmüş bir üstad idi. Ço.g özünden dem vuran ılşıgların sazını elinden alıb yola salm ı şd ı, çob cavan ları d~ öyredib, eline sıiz verib aşığ elemişdi.. Cefer Paşa'nın imaretinin gabağında bir pehlivan meydanı var idi. Pehlivan meydanı Gara Pehlivan'm, aş ıg meydanı Aşıg Cilnun'un idi. Cefer Paşa bayram günlerinde meydanlar ı bezederdi. Uzagdan, yanından gelen pehlivanlar, aşıg lar burada öz güclerini sınard ıl ar. Cefer Paşa hele bir ganun goymuşdu: Meydanlarda bas ı lan yüz tümen verer, basan yüz tümen a l ardı. Amma sen gel ki, bu neçe il ruzigar hele bu meydanlarda ne Öara Pelilivan basılmışdı, ne de Aşıg Cünun. Pehlivan meydanında Öara Pehlivan ne geder gol gabırğa sındınn ışd ı sa, aş ı g meydı~.nı nda da Aşıg Cünun bir o geder aşığın sazın ı elinden alıb, dilini, ağzın ı bağ l am ışdı."67 Erzurum'dan bahsedilen başka önemli bir bölüm de, Köroğ l u'nu n "Telli Hanım'ı Erzurum'dan kim gidip getirebilir?'' talebine Demircioğ l u'nun göreve haz ı r o lduğunu beyan ett iği bölümdür: "Götürilb belime gı lı nc bağ layıb, izin versen, Erzurum'a gederem. Yağ ı düşmen gezehinden ğorb ınaram, İz i n versen, Erzurum'a gederem. Antararam düşmenleri seçerem, Başlarını yarpız kimi biçerem, Merd yolunda başdan candan keçerem, 66 Köroğlu Qestanı, Anlatan: Behçet Mahir, Derleyenler: M. Kaplan, M. Akalın, M. Bali, Atatürk Üniversitesi Yay., Ankara Köroğlu ' nun Erzurum Seferi, Azerbaycan Dastanlan, Azerbaycan SSR Elmler Akademiyası Neşriyyatı, Bakı 1969, c. IV, s. 75.