MODERN ve ANTİK DÖNEM ANADOLU İNSANLARININ ÜÇÜNCÜ MOLARLARININ İNCELENMESİ ve KARŞILAŞTIRILMASI

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "MODERN ve ANTİK DÖNEM ANADOLU İNSANLARININ ÜÇÜNCÜ MOLARLARININ İNCELENMESİ ve KARŞILAŞTIRILMASI"

Transkript

1 T. C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ANTROPOLOJİ (PALEOANTROPOLOJİ) ANABİLİM DALI MODERN ve ANTİK DÖNEM ANADOLU İNSANLARININ ÜÇÜNCÜ MOLARLARININ İNCELENMESİ ve KARŞILAŞTIRILMASI Yüksek Lisans Tezi Pervin ÖZKARA Ankara-2014

2 T. C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ANTROPOLOJİ (PALEOANTROPOLOJİ) ANABİLİM DALI MODERN ve ANTİK DÖNEM ANADOLU İNSANLARININ ÜÇÜNCÜ MOLARLARININ İNCELENMESİ ve KARŞILAŞTIRILMASI Yüksek Lisans Tezi Pervin ÖZKARA Tez Danışmanı Prof. Dr. Ayla SEVİM EROL Ankara-2014

3 T. C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ANTROPOLOJİ (PALEOANTROPOLOJİ) ANABİLİM DALI MODERN ve ANTİK DÖNEM ANADOLU İNSANLARININ ÜÇÜNCÜ MOLARLARININ İNCELENMESİ ve KARŞILAŞTIRILMASI Yüksek Lisans Tezi Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ayla SEVİM EROL Tez Jürisi Üyeleri Adı ve Soyadı İmzası Tez Sınav Tarihi:..

4

5 İÇİNDEKİLER Resimler Dizini I Tablolar Dizini II Grafikler Dizini III ÖNSÖZ IV GİRİŞ 1 1.BÖLÜM: İNSAN DİŞİ TERMİNOLOJİSİ VE DİŞLENME İnsan Dişi Terminolojisi Dişlenme İlk dişlenme evresi Karışık dişlenme evresi Kalıcı dişlenme evresi Diş Anatomisi Enamel (Mine tabakası) Dentin Sement 11

6 Pulpa (Pulp) Diş Kökü 12 2.BÖLÜM: ANTROPOLOJİK AÇIDAN DİŞLERİN ÖNEMİ Antropolojik Açıdan Dişlerin İncelenmesi 13 3.BÖLÜM: BESLENME TARZI DEĞİŞİMİNİN DİŞLERE ETKİSİ VE HOMO GENUSU ÜZERİNDE MEYDANA GETİRDİĞİ DEĞİŞİKLİKLER BÖLÜM: MODERN ANADOLU İNSANLARINDA VE ANTİK DÖNEM ANADOLU İNSANLARINDA ÜÇÜNCÜ AZI DİŞLERİNİN İNCELENMESİNE GENEL BİR BAKIŞ Modern Anadolu İnsanlarında Üçüncü Molar Dişlerinin İncelenmesine Genel Bir Bakış Sürmüş Üçüncü Molarlar Gömülü Üçüncü Molarlar Konjenital Olarak Eksik Üçüncü Molarlar (Agenezis) Antik Dönem Anadolu İnsan İskeletlerinde Üçüncü Molar Dişlerinin İncelenmesine Genel Bir Bakış Acemhöyük Kazısı Musular Kazısı 36

7 Mersin Kız Kalesi (İç Kale) Kazısı Nevşehir / Eskil Yeraltı Kazısı Erzurum / Tetikom Kazısı İzmir/Kendirci Kazısı Kahramanmaraş / Minnetpınarı ve Erzurum / Güllüdere Kazısı Niğde / Andaval Kazısı BÖLÜM: ARAŞTIRMANIN AMACI, ÖRNEKLEMİ VE YÖNTEMİ Amaç Örneklem Yöntem BÖLÜM: BULGULAR VE DEĞERLENDİRME Modern Anadolu İnsanları Üçüncü Molarlarının Çene İçindeki Pozisyonları Hakkında Yapılan Araştırmada Elde Edilen Bulgular ve Değerlendirilmeleri M3 lerin Bulunduğu Çeneye Göre Konjenital Olarak Eksiklik, Gömüklük ve Sürme Oranlarının Değerlendirilmesi Cinsiyetleri Göre Konjenital Olarak Eksik, Gömük ve Sürmüş M3 Oranlarının Değerlendirilmesi 60

8 7. BÖLÜM: TARTIŞMA 68 SONUÇ 74 ÖZET 81 SUMMARY 83 KAYNAKÇA 85 EKLER 92

9 Resimler Dizini Resim 1.Diş yüzeylerinin pozisyonlarına göre isimlendirilmesi 4 Resim 2. Geçici Dişlenme Evreleri 6 Resim 3. Karışık ve Kalıcı Dişlenme Evreleri 7 Resim 4. Diş tacının bölümleri 9 Resim 5. Diş anatomisi 9 Resim 6. Bipedalizmin Avantajları ve Beslenmeye Etkisi 21 Resim Mandibular Sağ Molar 25 Resim Mandibular Sağ Molar 25 Resim r Sağ Molar 26 Resim r Sağ Molar 26 Resim Mandibular Sağ Molar 27 Resim 12. Musular Kazısı Neolitik Dönem e Ait İnsan İskeleti 38 Resim 13. Musular İskeletinin Mandibular Dişleri Görünümü 39 Resim 14. Musular İskeletinin Mandibular Üçüncü Azı Dişi 39 Resim No.lu Sondaj, 5 No.lu mezar 44 Resim No.lu Sondaj, 5 No.lu mezar (aynı bireyin altçene röntgeni) 45 I

10 Tablolar Dizini Tablo 1. M3 lerin Bulunduğu Çeneye ve Cinsiyete Göre Sayısal Yüzdesel Olarak Dağılımı 34 Tablo 2. Tez Projesi Kapsamında İncelenen Gömülü M3 lerin Bulunduğu Çeneye ve Cinsiyete Göre Dağılımı 35 Tablo 3. Güllüdere Ve Minnetpınarı Toplumlarında Yirmi Yaş Dişlerinin Eksiklik Nedenlerine Göre Dağılımı 46 Tablo 4. Üçüncü Molarların Çene İçindeki Pozisyonlarına, Cinsiyete ve Çeneye Göre Dağılımları 53 Tablo 5. Üçüncü Molar Dişlerin Ağız İçindeki Konumunun Toplam Üçüncü Molarların Sayısına Göre Dağılım Tablosu 55 Tablo 6. Üçüncü Molar Dişlerin Ağız İçindeki Konumunun Bulunduğu Çeneye Göre Sayısal Olarak Dağılım Tablosu 56 Tablo 7. M3 lerin İçindeki Pozisyonlarının Sağ ve Sol Çene Yarımlarına Göre Çene Dağılımı 59 Tablo 8. Kadın ve Erkek Bireylerin M3 lerinin Sayısal ve Yüzdesel Olarak Dağılım Tablosu 61 Tablo 9. İncelenen Tüm M3 lerin Örneklem Grubundaki Bireylerin Cinsiyetine Göre Dağılım Tablosu 66 II

11 Grafikler Dizini Grafik 1. Üçüncü Molar Dişlerin Ağız İçindeki Konumunun Toplam Üçüncü Molarların Sayısına Göre Yüzdesel Olarak Dağılım Grafiği 54 Grafik 2. Üçüncü Molar Dişlerin Ağız İçindeki Konumunun Bulunduğu Çeneye Göre Yüzdesel Olarak Dağılım Grafiği 57 Grafik 3. M3 lerin Sağ ve Sol Çene Yarımlarına Göre Çene İçindeki Pozisyonlarının 59 Grafik 4. Kadın ve Erkek Bireylerin M3 Sayılarının Dağılımı 62 Grafik 5. Kadın Bireylere Ait M3 lerin Çene İçindeki Pozisyonuna Göre Yüzdesel Dağılım Grafiği 63 Grafik 6. Erkek Bireylere Ait M3 lerin Çene İçindeki Pozisyonuna Göre Yüzdesel Dağılım Grafiği 64 Grafik 7. M3 lerin Çene İçindeki Pozisyonunun Örneklem Grubuna Göre Dağılım Grafiği 65 Grafik 8. İncelenen toplam Tüm M3 lerin Örneklem Grubundaki Bireylerin Cinsiyetine Göre Dağılım Grafiği 66 III

12 ÖNSÖZ Dişler vücudun en dayanıklı ve sert dokusudur. Bunun sonucu olarak, koşullar uygunsa, milyonlarca yıl korunarak saklanabilir. Bu nedenle kazılarda en fazla ele geçen buluntulardan biridir. Buluntular ait olduğu topluluk hakkında biyolojik, kültürel, evrimsel ve çevresel bilgiler verir. Bireysel baz da ise beslenme biçimleri, iklim, çevre, yaş, cinsiyet, genetik, sağlık sorunları, varyasyon ve grup içi akrabalık ilişkileri ile ilgili bilgiler edinmemizi sağlar. Diş çalışmak, günümüzün ve geçmişin biyolojisini ve kültürünü anlamak için önemli bir anahtardır. Bu nedenle antropolojinin önemli materyallerinden biridir. Paleolitik Dönemler de insan vücudunda iki ayak üzerinde yürüme, beyin kapasitesinde artış gibi değişikler meydana geldiği bilinmektedir. Tez çalışmasında bu değişikliklerden biri olduğu ve insanlarda Ortaçağ dan bu yana körelerek yok olmaya yüz tuttuğu iddia edilen üçüncü molarların çene içindeki pozisyonları yaşa ve bulunduğu çeneye göre incelenmiştir ve Antik Dönem Anadolu İnsanları ndan elde edilen verilerle karşılaştırılmıştır. Modern ve Antik Dönem Anadolu İnsanlarının Üçüncü Molarının İncelenmesi ve Karşılaştırılması adlı tez çalışmamızın ülkemizde yapılacak olan dental antropoloji çalışmalarına katkı sağlaması amaçlanmıştır. Tez çalışması boyunca tüm içtenliği, sabrı ve güler yüzlülüğüyle yanımda olan, Dental Antropoloji konusunda büyük katkılar sağlayan danışmanım Prof. Dr. Ayla SEVİM EROL a, panoramik röntgenlerin değerlendirilmesi ve yorumlanması sırasında, yoğun temposuna rağmen bana zaman ayıran Türk Dişhekimleri Birliği Genel Başkanvekili Doç. Dr. Serdar SÜTÇÜ ye, öğrenim hayatım boyunca bana IV

13 olan inancını ve güvenini hiç kaybetmeyen aileme, çalışmalarım sırasında varlığını hep hissettiren, yardımlarını benden esirgemeyen sevgili arkadaşım Antropoloji Bölümü Araş. Gör. Hakan MUTLU ya teşekkürü bir borç bilirim. V

14 GİRİŞ Evrim, biyolojide canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ilk halinden farklı özellikler kazanma sürecidir. Vücutta fiziksel, kimyasal ve çevresel faktörlerden kaynaklanan değişimlerin tümünü kapsamaktadır. Evrim milyonlarca yılda meydana gelen bir olaydır ve sürekliliğinin devam ettiği bilinmektedir. İnsan vücudunda; bipedalizm, kuyruk sokumu kemiğinin küçülmesi, beyin hacminin büyümesi gibi uzun yıllarda meydana gelen değişimler görülmektedir. Değişmeye devam eden organlarımızdan bir tanesi olan 3.moların (yirmilik dişi olarak bilinen daimi üçüncü azı dişi) çıkma oranındaki azalma, beraberinde 3.moların körelmekte olup olmadığı sorusunu akla getirmektedir. Öğütülmesi ve sindirilmesi zor olan protein ağırlıklı besin zincirinden, öğütülmesi kolay, bitkisel ağırlıklı besin zincirine geçişle birlikte çenede küçülme meydana getirdiği, buna bağlı olarak dişlerin de küçüldüğü ve sayıca azalmaya başladığı iddiası bilim dünyasında tartışmalara sebep olmaktadır. Çene boyutundaki küçülme ile birlikte üçüncü azı dişinin işlevini yitirmekte olduğu, çenede oluşmasında ve çıkmasında azalma olup olmadığı merak konusu olmuş ve olmaya devam etmektedir. Bu düşünceden hareketle bu tez çalışmasının konusu azı dişlerinin körelip körelmediğini araştırmak ve antik dönem insanlarında ve modern insanlarda sürülme oranının istatistiksel analizi üzerinedir. Tezin amacı üçüncü azı dişlerinin kaybolduğu iddiası ve karşı iddialara ilişkin örneklemlerle yeni bir çalışma sunmaktır. 1

15 Seçilen örneklem gruplarından çıkarılacak olan istatistiksel sonuçlar ve örneklem gruplarının karşılaştırılmasından doğacak bulgular bu bilimsel tartışma için başvurulacak önemli bir kaynak oluşturacaktır. 2

16 1. BÖLÜM İNSAN DİŞİ TERMİNOLOJİSİ VE DİŞLENME Diş, Latincede dens ya da dentis kelimeleriyle ifade edilir. Diş, ağız boşluğunda yer alır. Kökleri maksilla ve mandibulaya gömülü olup, diğer uçları boşluktadır. Dişin görünümü kemiğe benzese de daha sert bir yapıya sahiptir ve kemikler gibi osteoblastlardan meydana gelmişlerdir. Dişlerin temel işlevi besini öğütmektir. Besinin hem fiziksel hem de kimyasal sindirimi ağızda başlar. Çiğneme sırasında, farklı şekillerdeki dişler, yüzey alanını arttırmak ve yutmayı kolaylaştırmak için besini keser, parçalar ve öğütürler İnsan Dişi Terminolojisi Diş düzeninde, her iki çenede de kemer halinde şekillenmiştir (Resim 1). Her diş serisi hemen hemen diğer tarafla simetriktir. Sol tarafta yer alan bir diş sağ tarafta yer alan diş ile ayna görüntüsü verir. Bu nedenle omurgalı vücudunda çeneyi iki eşit yarıma bölmek mümkündür. Çeneyi iki yarıma bölen varsayımsal yüzeye mediansagittal düzlem denir. Her çenede diş kemerine doğru olan yöne mesial, sagittal düzlemden uzağa doğru olan ters yöne ise distal adı verilir. Aynı şekilde dile yakın olan yüzeye lingual, denir. Buccal, (labial, facial) ise yanak ya da dudak kısmına bakan yüzey anlamına gelir (Hillson, 1986). Dişin ön dudak kısmına doğru olan ve insisiv (kesici) dişlerin bulunduğu yöne incisal, dişlerin (özellikle molarlar) birbiriyle temas ettikleri yüzeylere ise occusal adı verilir. 3

17 Resim 1. Diş yüzeylerinin pozisyonlarına göre isimlendirilmesi (Kaweckyj, 2011) Dişlenme Dişler yapılarına göre homodont ve heterodont olarak ikiye ayrılır. Homodont dişler aynı yapı ve işleve sahip dişlerdir. Heterodont dişler ise farklı yapı ve işleve sahip dişlerdir. İnsanın da içerisinde yer aldığı primat takımı, beslenme çeşitliliğinden dolayı, heterodont dişlenme göstermektedir. Bu takım içerisinde yer alan türlerde yiyeceği sindirmek için dört ayrı süreç gerektirir (Aufderheide ve diğ, 1988). Bunlardan ilki adını incisor kemikten alan incisive dir (kesici dişler). Yiyecekleri koparmaya ve ya ısırmaya yarayan diştir. Canine (köpek dişleri) parçalama görevi görür. Homo genusu olarak bilinen insanın ilk türlerinde daha robust bir yapıya sahip olan canine (kanin), ateşin kullanılması ve omnivor beslenmenin benimsenmesiyle küçülmüştür. Premolar ve molarlar yiyeceği çiğneyip ağızdaki fiziksel ve kimyasal sindirimi gerçekleştirmeye yarar. Homo genusunda diş sayısı şu şekildedir: I2-C1-P2-M3/I2-C1-P2-M3 x2= 32 (Swindler, 2000: 11). 4

18 Homo sapiens üyelerinde dişlenmenin iki türüne dikkat çekilmektedir. Kalıcı ve geçici dişlenme evreleri olarak bilinen dişlenme türleri üç evrede karşımıza çıkmaktadır. Bu evreleri şu şekilde özetlemek mümkündür: İlk dişlenme evresi Bu evre geçici dişlerin görüldüğü evredir ve yaklaşık olarak 6 ay ile 6 yaş arasında meydana gelir. İlk dişlenme evresi, ilk kalıcı diş olan mandibular moların çıkmasıyla yaklaşık 6 yaşın sonunda sona erer (Resim 2) Karışık dişlenme evresi Bu evre hem kalıcı hem de geçici dişlerin görüldüğü evredir. 6 yaşın sonları 12 yaş arası görülmektedir. Karışık dişlenme evresi son geçici diş olan ikinci maksillar moların dökülmesiyle, yaklaşık 12 yaşında sona erer (Resim 3) Kalıcı dişlenme evresi Bu evre sadece kalıcı dişlerin görüldüğü evredir (Resim 3). 12 yaşında başlar ve hayat boyu devam eder (Fuller ve diğ, 1977). 5

19 Resim 2. Geçici Dişlenme Evreleri (Schour ve Massler, 1941) 6

20 Resim 3. Karışık ve Kalıcı Dişlenme Evreleri (Schour ve Massler, 1941) 7

21 1. 3. Diş Anatomisi Dişler taç ve kök olmak üzere iki bölümden oluşur (Hillson, 1986). Taç ve kökün birleştiği yere ise boyun, diş serviksi ya da cingulum denir (Mays, 2006: 10). Dişin asıl kütlesini koruyucu enamel tarafından örtülen dentin oluşturur. Dentini diş köklerinde sementum çevreler. Dişin orta kısmını oluşturan pulpa apikal foramen boyunca uzanıp dişin içine nüfuz eden kan damarlarını ve sinirleri içeren yumuşak bir dokudan oluşur. Memelilerin dişi taç, boyun ve kökten oluşur (Resim 4). Bu yapı dişin çeneye bağlanmasını sağlar (Peyer, 1968). Kök ve taç sementoenamel kaynaşma noktasında birleşir. servikal çizgi olarak da adlandırılan bu eklem normal bir dişte gözle görülebilir (Wataha ve Dogan, 2009). Diş, enamel (mine tabakası), dentin ve sement denen üç sert tabakadan oluşur. Bu tabakalar kan ve sinir damarlarını içeren pulpayı çevreler. Dişler bulundukları çeneye ligamentlerle bağlıdır (Resim 5). Diş destek dokularının tümüne birden periodontium adı verilir (Gözlük, 2004). 8

22 Resim 4. Diş tacının bölümleri (Vandersall, David C., 2007) Resim 5. Diş anatomisi ( 9

23 Enamel (Mine tabakası) Diş tacının en dışında şekillenen ve dentini çevreleyen mineralli sert dokudur (Wataha ve Dogan, 2009). Enamel vücudun en sert dokusudur (Fuller ve diğ. 1977). Enamel beyazdır ve tacın dış yüzeyini korur. Yüksek düzeyde kalsiyumlu ve minerallidir. Vücudun en sert maddesidir. Mineral olarak %95 i kalsiyum hidroksiapatit içerir. Geriye kalan %5 i ise su ve enamel matris içerir. Enamel organ ve ameloblast denilen özelleşmiş bir epitel hücreyle gelişir (Sheid ve Weiss, 2010) Dentin Dentin diş minesi kadar mineralli değildir. Ayrıca enamel, pulpa ve sementum arasında en kalsiyumlu tabakadır. Bu yüzden diş minesinden daha yumuşaktır. % 70 i inorganik maddeden % 20 si organik madde, %10 u sudan meydana gelir (Cate, 1988). Bu nedenle kemikten daha serttir. Dentin mine tabakası tarafından çevrelenir. Dentin oluşumunun organik madde salgılanması ve mineralizasyon olarak iki aşaması vardır. İçinde dentin tübülleri denen kanallar vardır. Dentin tübülleri, dentinden pulpaya, pulpadan enamel kıyısına ya da sementum dışına yayılır (Johnson, 2007). Dentin birinci dentin, ikinci dentin ve tertiary dentin olarak üçe ayrılır. Birinci dentin, dentinin en dış tabakasıdır ve mine tabakası sınırında yer alır. İkinci dentin diş kökünün şekillenmesinden üretilen tabakadır. Tertiary dentin, diş çürüğü atakları gibi uyarıcıları karşılık olarak yaratılır (Zilberman, 2001). 10

24 Sement Sement diş kökünün donuk sarı tabakasıdır (Wataha ve Dogan,2009). Kök sementi görünür bir şekilde incedir ve dentinden tübüllerinin olmayışıyla ayırt edilebilir (Slootweg, 2007). Sement tabakası, %65 oranında kalsiyum hidroksiapatit (mineralli ve kalsiyumlu), %35 i organik madde (kollajen lifler) ve %12 si sudan meydana gelir. Sementum sementoblast denilen hücrelerden üretilir (Wataha ve Dogan, 2009). Kök sementi görünür bir şekilde incedir ve dentinden tübüllerinin olmayışıyla ayırt edilebilir (Slootweg, 2007). Sement kök dentinin üzerinde gelişir ve serviksten mineye doğru uzanır. Sementin sellular, asellular tabakalarını şekillendiren sementoblastlar tarafından üretilir (Swindler, 2000) Pulpa (Pulp) Pulpa tacın içinde boşlukta yer alan yumuşak bir dokudur ve pulpa boşluğuna (pulp cavity) yerleşmiştir (Sheid ve Weiss, 2010). Pulpa boşluğu dişin orta kısmında bulunur ve tamamen dentin ile çevrelenmiştir. Boşluk içindeki pulpa dokusu anatomikal oluşumlara ayrılır (Fuller ve diğ. 1977). Pulpa boşluğu, dentin içerisinde dişin orta alanındadır. Yaşayan bir dişte pulpa dokusunu içerir. Pulpa boşluğu dışı, özellikle yeni çıkan dişlerde, dişin dış kısmını oluşturma görevini görür (Fuller ve diğ. 1977). Pulpa boşluğunun pulpa 11

25 haznesi (pulp chamber) denilen koronal bir kısmı ve pulpa kanalı denilen bir kök kısmı vardır (Sheid ve Weiss, 2010). Pulpa boşluğunun apikal foramen dışındaki kısımları dentin ile çevrelenir. Sinir ve kan damarları pulpaya apikal foramen sayesinde girer. Dentin gibi pulpa da gözle görülebilir bir yapıya sahip değildir. Pulpa dental papilladan meydana gelir ve kan damarları ve sinir hücreleri açısından zengindir Diş Kökü Diş kökü, sementum ile çevrelenen ve alveol denilen kemik oyuğun içinde gömülü olan dişin bir parçasıdır (Wataha ve Dogan, 2009). Diş kökü, diş etinin altında yer alır ve bir ya da daha çoktur. Kökler mineden sonra gelişir ve dentin sement-mine birleşimine ulaşır. Bu sırada epitelyum kök kını şekillenir ve kök yapılanmaya başlar. Pulpa boşluğunda oluşan kök, sement ve mine tabakası tarafından çevrelenir. Diş kökleri sinir ve kan damarlarıyla beslenir ve çeneye ligamentlerle bağlanır. 12

26 2. BÖLÜM ANTROPOLOJİK AÇIDAN DİŞLERİN ÖNEMİ Antropologlar için bir bireyin, bir toplumun kimliklendirilebilmesi için kazılarda ele geçirilen buluntulara ihtiyacı vardır. Çıkarılan buluntular (kemikler, dişler ya da aletler) incelendikten sonra gerçeğe en yakın sonuca ulaşabilmek mümkündür. Dişler tek olarak çıkarılabileceği gibi, çeneye yapışık olarak çıkması da mümkündür. Kazılarda çeneyle beraber ele geçirilen dişler birey ve toplum açısından çok temel bilgiler verebilir. Çeneden ayrık olarak ele geçirilen dişlerden az veriler elde edilse de ait olduğu bireye ve topluma ait önemli bilgilere ulaşmak da mümkündür. Dişler bireysel düzeyde cinsiyet, yaş, beslenme, sağlık, genetik ile ilgili bilgiler verdiği gibi, toplumsal düzeyde de sosyo-ekonomik durum, geçim kaynakları, kültür, iklim ve evrimle ilgili ipuçları verir Antropolojik Açıdan Dişlerin İncelenmesi Kazılardan elde edilen buluntuların nitel ya da nicel olarak ölçülebilmesi için buluntunun çok fazla deforme edilmeden incelemeye alınması gerekmektedir. Bazı koşullarda iyi korunmamış kemiklerin veya aletlerin deformasyona uğramadan çıkarılması neredeyse imkânsızdır. Örneğin, çok nemli bir topraktan çıkarılan buluntu parçalanmaya elverişlidir ya da çok kuru bir toprakta yapılan kazıda 13

27 buluntuya zarar verme olasılığı çok yüksektir. Bu buluntular arasında çok sert ve kolay deforme olmayan bir yapıya sahip olması nedeniyle dişler önem taşımaktadır. Dişlerle çalışılarak biyolojik antropolojiye farklı bir bakış açısı getiren dental antropoloji terimi ilk kez 1900 yılında George Buschan tarafından kullanılmıştır (Scott ve Turner II, 1988). Diş antropolojisi; antropolojik problemleri çözmek için iskelet ya da modern insan popülasyonlarının dişlerinden yararlanarak veriler elde edilmesini sağlar. Dişler bir iskeletin antropolojik açıdan değerlendirilmesi açısından büyük bir avantajdır. Bunun nedeni uzun süre korunabilir olması, makroskobik yöntemlerle incelenebilir olması ve dişlerin çevresel ve genetiksel nedenlerden kaynaklanan varyasyonlarıdır. Dişler; sert bir bileşime sahip olmasından dolayı iyi bir şekilde korunur ve iskelet kalıntılarının iyi korunmuş olarak ele geçirilen kısımlarıdır. Bu özelliğinin kanıtı Holosen ve Pleistosen fosil kalıntılarıdır (Scott, 1997). Biyoloji, dermatoloji, histoloji gibi bilim dallarının birçoğunda yapılan incelemelerde sadece yaşayan insanlar üzerinde çalışılabileceğini ve bu bilimlerin mikroskobik düzeyde inceleme yapmaya dayalı olduğunu bilmekteyiz. Dental antropoloji biliminde insan dişi ile ilgilenen antropologlar birey veya toplum hakkında bilgi edinebilmek için hem yaşayan insanlarda hem de fosil kalıntılar üzerinde araştırma yapabilirler. Bunun yanısıra mikroskobik analizlerle genetik, kan grupları, toplumdaki akrabalık ilişkilerinin belirlenmesi gibi önemli bilgiler elde edilirken, yaş, cinsiyet, sağlık, beslenme gibi bilgilere de makroskobik incelemeler sonucu ulaşabilmek mümkündür. Dişlerin makroskobik olarak gözlemlenebilir 14

28 olması uzun ve kısa süreli analizler yapabilmek için değerli bir antropolojik materyal olmasını sağlar. Antropolojik çalışmalarda toplumun paleodemografik analizini yapabilmek açısından ve bireyin yaşının tespit edilmesi önemlidir. Böylece toplumu küçük birimlere ve yaş aralıklarına göre değerlendirmek daha güvenilir bilgiler elde etmeye olanak sağlar. Bir bireyin yaşının tahmini için dişlerin kullanılmasına yönelik ilk çalışma 1837 de Saunders tarafından yapılmıştır. Bu çalışma ile dişlerin sürme aşaması; dental yaşlandırma için ilk kez kullanılmıştır (Sağır, 2013). Fosillerde dişlerden yaş tespiti yapmamızı sağlayan araştırmalar Legros ve Magitot (1980) un yaptığı araştırmalarla devam etmiştir. Legros ve Magitot süt ve kalıcı dişlerin gelişimi konusunda araştırmalar yapmıştır. Yirminci yüzyılda; Symington ve Ranlin, 1908; Hess, 1932; Boller, 1964; Van der Linder ve Duterloo, 1976 tarafından diş formasyonu konusunda radyografik çalışmalar yapılmıştır. (Yaşar ve Sevim, 2007). Dişlerde yaşlandırma metotları bebek-çocuk ve erişkin bireylere göre farklılık gösterir. Bebek ve çocuklarda yaşlandırma, dişlerin sürme zamanına göre geliştirilen dental yaşlandırma metotuna göre yapılırken (Ubelaker, 1978; Brothwell 1981; Krogman ve İşcan, 1986), genç erişkinlerde epifizlerin kaynaşma yaşları, daimi dişlerin köklerinin kapanması (Ubelaker, 1978; WEA, 1980; Brothwell, 1981) Dikkate alınan kriterler arasındadır. Dişten elde edilen önemli bilgilerden bir diğeri de cinsiyet tayinidir. Dişlerden yararlanılarak yapılan cinsiyet tayinin temeli kadın ve erkek bireylerin dişlerindeki boyut farklılıklarına dayanmaktadır. İnsan populasyonlarında, cinsiyetler 15

29 arası diş boyutlarında çok az miktarda seksüel dimorfizm vardır. Yalnız bir toplumda yapılan araştırmadaki bireysel karşılaştırmalar sonucu erkek birey dişlerinin kadınlardan yaklaşık %2-6 arasında daha geniş olduğu sonucu bulunmuştur. Bu dimorfizm caninlerde (köpek dişi) daha belirgindir. Çünkü az miktarda fakat daima bir seksual dimorfizmin varlığından söz etmek mümkündür (Scoot, 1997) Dişlerden beslenme, sağlık ve geçim kaynaklarıyla ilgili bilgi edinmek için dişlerde meydana gelen patolojilerin belirlenmesi gereklidir. İncelenen bir populasyonda bireylerin dişinde çürük ve apsenin fazla olması karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye işaret etmektedir. Avcı- toplayıcı beslenme de diş hastalıkları çok yaygın bir olgu değildir. Çok az vakaya rastlansa da diş kayıpları ve diş çürükleri görülür. Bu hastalıkların varlığının sebebi ise diş temizliği için gerekli kültürün bulunmamasıdır (Metin, 2000). Ayrıca diş çürüğü uygarlık hastalığı olarak görülse de eski uygarlıklarda da var olduğunu birçok kaynaktan görebiliriz. İnsansılara kadar uzanan diş çürüğü tarihi, Neandertaller de nerdeyse hiç gözlenmemiştir. Çürüklerde asıl önemli artış cilalı taş devrinde tarım yaşamına geçişle kendini gösterir (Özbek, 2000). Bu artışın sebebinin elde edilen tahıldan yapılan ekmeklerden kaynaklandığı açıkça söylenebilir. Frayer tarafından Avrupa da Üst Paleolitik ve Mezolitik ten materyaller kullanılarak bir çalışmayla ispatlandı (Mays, 2006). Diş aşınmaları da bireylerin beslenme şekli hakkında bilgiler vermektedir. Dişler arasındaki sürtünmenin doğal bir sonucu olarak görülen diş aşınması, besinlerin çiğnenmesi sırasında kendini gösteren fiziksel ve fizyolojik unsurların mine tabakasında oluşturduğu tahribattır (Özbek, 2000). Diş aşınması, çiğneme ve 16

30 yutma süresince birbiriyle sürtünen bütün dişlerin oklüzyal, insisival ve proksimal yüzeyde meydana gelir. Dişlerdeki aşınmaların düzeyinden yola çıkarak toplumun tükettiği besinlerin sertlik derecesini de belirlemek mümkündür. Diş aşınmasının diğer bir sebebi de dişi bazı sert şeyleri koparmak için kullanmaktır. Özellikle sosyal kültürün gelişmeye başladığı zamanlarda, kıyafet yapımında, dikiş dikme konusunda diş bir alet gibi kullanılmakta olduğu iddiası savunulmaktadır. Bu bilgi de incelenen toplumun kültürü hakkında da bilgi elde etmemizi sağlamaktadır. Beslenme şekli hakkında bilgi edinmemizi sağlayan diğer bir patoloji ise hipoplazidir. Mine hipoplazisini arttıran birçok neden vardır. Çevresel faktörlerin büyük bölümü lezyonla sonuçlanan etiyolojik olay olarak kabul edildi. Hipoplazi büyük ölçüde vitamin A, C ve D vitaminlerinin eksikliği ve kalsiyum eksikliğine dayanmaktadır (Wells, 1964). Mine hipoplazisine dair paleoepidemiolojik referanslar Neandertal adamlarına kadar uzanır. Bu hastalığın eskiliğinin kanıtı, incelenen bireylerin % 58 inde birden fazla dişte hipoplazik kusurları gösteren, Bronz Çağı na ait Britanya materyallerinin genel dental incelemesinde bulundu. Macarlar ve Cro-Magnon gruplarının karşılaştırılmasında, Marksic ve Baglias (1987), Cro-Magnon gruplarında yüksek oranda mine kusuru gözlemlemişlerdir ve neden olarak yetersiz beslenmeyi savunmuşlardır. Beslenmenin en temel adımı olan sindirim ilk olarak dişlerde başlar. Dişin gelişimi tartışmasız bir şekilde genetikle kontrol edilir. Diğer yandan dişler, beslenme elementlerinin etkileşimi ve karmaşık oral mikroplardan kaynaklanan 17

31 hastalıklar ve kaslanma gibi fiziksel faktörler nedeniyle doğum sonrası değişime uğrayabilir (Scoot, 1997). Bu fiziksel ve çevresel etkiler nedeniyle dişler çeşitli varyasyonlar gösterir. Dişlerden DNA analizi ve varyasyonların analizi çevresel ve davranışsal faktörlerin incelenen birey üzerinde etkilerini yansıtmasının yanısıra, populasyonun genetik zemini hakkında da bilgiler elde etmemizi sağlar. Paleolitik çağlardan bu yana insanın evrim aşamalarında dişlerin de evrimleşerek günümüzdeki halini aldığı savunulmaktadır. Kaninlerin (köpek dişleri) küçülmesi, Homo genusu öncesindeki türlerde görülen prognatizmin yok olması ve çene yapısının küçülmesi bu değişimlerin başında gelmektedir. Bu değişimlerden biri olan 3. molarların çıkmama oranının beslenme evrimine bağdaştırılması tam olarak kanıtlanmış bir hipotez değildir. Bu tez kapsamında insanın hayatta kalmasının temel aktivitesi olan beslenmenin evrimi ve buna paralel olarak akıl dişi - yirmilik diş olarak da adlandırılan 3.molarların beslenme değişiminden etkilenmesi araştırılmıştır. 18

32 3. BÖLÜM BESLENME TARZI DEĞİŞİMİNİN DİŞLERE ETKİSİ VE HOMO GENUSU ÜZERİNDE MEYDANA GETİRDİĞİ DEĞİŞİKLİKLER Paleo, Latince de eski anlamına gelen ve antropolojide çok sık kullandığımız bir terimdir. Paleobeslenmede Homo genusu için bakacağımız nokta bipedalizmle (iki ayak üzerinde dik yürüme) başlayıp tarım sonrası toplumlara kadar uzanmaktadır. Beslenmeye dayalı çene ve dişte meydana gelen değişiklikler hakkında bilgi edinmemiz için beslenme tarihine ve evrimine bir göz atmamız gerekir. Homo sapiens geçmişten beri tahılla ve etle aynı anda mı besleniyordu? Yoksa tahılla tanışmamız daha mı geç oldu? Paleolitik Dönem boyunca insanlar yaşamlarını sürdürebilmek için doğanın vahşi olanaklarına bağımlı idiler. Soğuk kuzey bölgelerinde mamut, bizon ve ren geyiği avlıyorlardı, diğer yerlerde ise doğal koşullarının el verdiği doğrultuda bitkisel kaynakları toplayarak besleniyorlardı. Paleolitik insanlar vahşi bitkiler ve sürüleri izliyorlardı. Yiyecek kaynakları azaldığında ise yedikleri yiyecekleri azaltarak ya da daha kalitesiz yiyeceklere yönelerek bu duruma adapte oluyorlardı (Haviland, 1994). Neolitik devrim, prehistorik insanının yaşamına özellikle, beslenme tarzına ve teknolojisine olağanüstü yenilikler getirmiştir. Bundan sonra insan, besin kaynaklarını hesapsızca tüketmeyip, ilkel birikime yol açacak şekilde yeniden üretebilmiştir. Neolitik te hayvan ve bitkilerin evcilleştirilmesi sonucunda insanlar, bitki ve hayvanların mutasyonundan kendi çıkarları doğrultusunda yararlanmıştır. 19

33 Evcilleştirmeyle birlikte insanoğlu, sert olmayan, kolay yenen, çabuk çoğalan, kolay evcilleşen ve besleyici türlerin çoğalmasına yardımcı olmuştur. Böylece doğal seçilimin yanısıra kültürel seçilim de rol oynamıştır (Türk, 1995). Homo genusunun ilk üyeleri tarım kültürüne yabancıydı. Çünkü tahıllar yıl önce dünyanın çeşitli yerlerinde yabancı otlardan evcilleştirilerek elde edildi (Yılmaz, 2004). Atalarımız avcı-toplayıcılıkla geçimlerini sağlarlardı. Evcilleştirilmiş hayvanları olmadığı için, avladıkları hayvanları yemek için toplu halde ya da bireysel avlandılar. Bu protein ağırlıklı beslenme sadece yabani av hayvanlarından değil, balık tutmaya elverişli yerlerde balık ve deniz ürünleriyle de sağlandı. Etten gelen proteinler büyük oranda enerji sağlardı. Avcı-toplayıcı beslenmeden tarıma geçişte Homo genusu birçok önemli aşamadan geçmiştir. Bu aşamalar birbirinin nedeni olurken aynı zamanda birbirinin sonucudur (Resim 1). İnsan evriminde en önemli adaptasyon olan bipedalizm, beslenme yönünden de önemli bir gelişmedir. Ağaç yaşamından savanaya geçişte kazanılan bu adaptasyon iki ayaküstünde durabilme ve hareket edebilme anlamına gelir. İki ayaküstünde ilk durabilen Homo olduğunu bildiğimiz Homo habilis in, bundan 2-1,4 milyon yıl önce, Pleistosen başlangıcında yaşadığı bilinmektedir. Bipedalizmin avantajlarından biri ve en önemlisi olan enerji tasarrufudur. Bipedalizmin diğer bir avantajı ellerin boşta kalmasıdır. Ellerini artık daha iyi ulaşabilen H. habilis alet yapma konusunda ustalaştı. Önceki atalarımızda alet yapabilmesine rağmen, en karışık ve amaca uygun aletleri yapanlar H. habilis lerdi. Yapılan yeni av aletleri ve belki de savaş aletleri H. habilis i yiyecek kazanımı ve 20

34 beyin artışı yönünden daha ileriye götürdü. Beyin artışı daha karmaşık aletleri tetikledi. Beyin kapasitesinin artışının önemli sonuçlarından biri de karmaşık sosyal yapılardır. Karmaşık sosyal ilişkiler daha fazla av ve aletle beyin kapasitesini arttırmıştır. Resim 6. Bipedalizmin Avantajları ve Beslenmeye Etkisi (Yılmaz, 2004 ten) Alet yapımından bir sonraki adım ateşin kullanılmasıdır. İnsanın biyolojik ve kültürel evriminde büyük bir adım olan ateş ilk kez Homo erectus tarafından kullanıldı. H. erectus yaklaşık olarak 1. 9 milyon yıl öncesinden 250 bin yıl öncesine 21

35 kadar var olmuştur. Bu zaman dilimi, Pleistosen in ortalarına kadar uzanır. Homo habilis in cc. olan beyin hacmine oranla, H. erectus un beyin hacmi artış göstermiş ve 1300 cc ye kadar ulaşmıştır. Bipedalizmle başlayan bu artış ateşin bulunmasıyla daha da artmıştır. Ateşin kullanılmaya başlanmasıyla avlanan hayvanlar pişirilerek yenmiştir. Yiyeceklerin pişirilerek yenmesi büyük dişlere ihtiyacı önemli ölçü de azalmış ve ayrıca yiyeceklerin proteinlerini daha yararlı bir biçimde almayı sağlamıştır. Bunlar beyin kapasitesinin artışı için azımsanmayacak etkilerdir. H. erectus ateşi kontrolü altına alıp, Afrika dışına çıkmayı başaran ilk insan türüdür. Geliştirdikleri kültürleri bu çıkışı destekler niteliktedir. Birçoklarına göre, bu göçlerin ardında yine yiyecek bulma gereksinimi yatıyordu. Bir hayvanın neyle beslendiği, yaşamını sürdürmek için ne kadar alana gereksinim duyduğunu da belirler. Etçil hayvanlar, genellikle kendileriyle aynı büyüklükte otçul hayvanlara göre çok daha büyük bir alana gereksinim duyarlar. Çünkü birim alan başına elde edebilecekleri toplam kalori miktarı daha düşüktür. Hayvansal besinlere gittikçe daha bağımlı duruma gelen H. erectus da, kendinden önce gelen ve daha çok bitkisel besin tüketen akrabalarından daha fazla alana gereksinim duymaktaydı. Araştırmacılar, günümüzde yaşayan öteki primat türleri ve avcı - toplayıcı insan toplulukları arasındaki karşılaştırmalardan yararlanarak, H. erectus un yaşamını sürdürmek için gereksinim duyduğu alanın, kendisinden öncekilere göre 8-10 kat artmış olduğunu tahmin ediyorlar. Bu durum H. erectus un Afrika dan başka yerlere de yayılmasını açıklayabilir (Yılmaz, 2004). 22

36 Avcı - toplayıcı yaşam Afrika dışında da sürmüştür. Yabani otları ve hayvanları evcilleştiren Homo sapiens tarımla geçimini sağlamaya başlamıştır. Tarımla uğraşma, yerleşik hayata geçişi tetiklemiştir. İlk ekim işleri buzulların çözülmesinden sonra yıl önce başlamıştır. Buzul çağlarında artan nüfusa yiyecek bulmak için tarım avantajlı bir yol olarak seçilmiştir (Yılmaz, 2004). Aynı zamanda sert besinlerden besinlere geçiş çene yapısındaki küçülmeye de neden olduğu tartışılmaktadır. Bu tartışmaya yeni bir bakış açısı getirmek için tezin bundan sonraki bölümlerinde örneklerle beslenmeye bağlı olarak çene kemiğindeki küçülme ve bu küçülmenin 3. azı (molar) dişine etkileri tartışılacaktır. 23

37 4. BÖLÜM MODERN ANADOLU İNSANLARINDA VE ANTİK DÖNEM ANADOLU İNSANLARINDA ÜÇÜNCÜ AZI DİŞLERİNİN İNCELENMESİNE GENEL BİR BAKIŞ Beslenme değişiminin bir sonucu olarak köreldiğini iddia ettiğimiz üçüncü moların gömülü kalması ya da hiç çıkmaması sıklıkla karşımıza çıkan bir olgudur. Bu iddiamızı örneklemler üzerinde göstermeden önce molarlar hakkında genel morfolojik bilgilere değinilmelidir. Molarlar (azı dişleri), normal bir insanın ağzında, her iki çenede de 6 şar tane olmak üzere 12 tanedir. Mandibular ve maksillar molarlar olarak bulunduğu çeneye göre isimlendirilebilirler. Molar dişler sindirim işleminin ilk adımı olan mideden önceki ilk kimyasal öğütmeyi sağlar. Dişlerin taç kısımlarında sivri uçlar bulunmaktadır. Bu sivri uçlara kusp da denilebilir. İnsisiv ve kaninde tek sivri uç, premolarlarda iki ya da üç sivri uç bulunurken, molarlarda dört ya da beş sivri uç bulunur. Mandibular ve maksillar molar kuspları, iki bukkal (mesiobukkal, distobukkal), iki lingual (mesiolingual, distolingual) olmak üzere dört adettir (Sheid ve Weiss, 2010). Sadece mandibular 1. moların 5 adet kuspu bulunmaktadır (Resim 7). Mandibular 1. molarda bulunan 5. sivri uca distal kusp adı verilir (Evan ve diğ. 2005). 24

38 Azı dişleri sivri s uçlarda olduğu gibi, köklerde de özelleşmiş yapıya sahiplerdir. r molarlar üç, mandibular molarlar iki adet köke sahiptirler (Resim 7,8,9,10). Resim Mandibular Sağ Molar (Evan ve diğ. 2005) Resim Mandibular Sağ Molar (Evan ve diğ. 2005) 25

39 Resim r Sağ Molar (Evan ve diğ. 2005) Resim r Sağ Molar (Evan ve diğ. 2005) 26

40 Üçüncü molarların morfolojisi çeşitlilik gösterebilir. Distolingual kusp küçük olabilir ya da tamamen kaybolmuş olabilir. Bukkolingual yüzeyi mesiodistal yüzeyinden geniş olabilir. Kusplarda görülen bu çeşitliliği köklerde de görmek mümkündür (Resim 11). Resim Mandibular Sağ Molar (Evan ve diğ. 2005) İnsan molarları kalıcı olarak, yaklaşık 6. yaşta (ilkk dişlenme evresi) mandibular 1. moların sürmesiyle ağızdaki ilk yerini almaya başlar. Mandibular 1. moların sürmesinden sonra yaklaşık 15. yaşta her iki çenede ç de 1. ve 2. molar kalıcı olarak sürmüştür. Ağızda mandibula ve maksillada 2 şer adet bulunan b 3. molar dişi yaklaşık olarak 18. yaştan sonra ağız içindeki yerini alır. 3. Molar, akıll dişi veya 20 lik diş olarak da adlandırılmaktadır. 27

41 Üçüncü molarlar diş arkında yerini en son alan dişler olmaları nedeniyle birçok sebeple gömülü kalmaktadır. Bu dişler; fasiyal büyümede gerilik, diğer dişlerin distal yönde sürmesi, yetersiz mandibular büyüme, erken fiziksel matürasyon, üçüncü molar dişin geç mineralizasyonu, kendinden önce gelen süt dişinin bulunmaması, büyüme yönünün ters olması gibi çok çeşitli faktörlerden dolayı gömülü kalmaktadırlar. Yapılan çalışmalarda en sık gömülü kalan dişlerin üçüncü molar dişler olduğu ve bu oranın tüm gömülü dişlerin % 98'ini oluşturduğu saptanmıştır. (Tuğsel ve diğ, 2001). Üçüncü bölümde de değinildiği gibi üçüncü moların gömülü kalma ya da hiç sürmeme oranının artış sebeplerinden birisi de beslenme alışkanlıklarımızdaki değişikliktir. Pleistosen Devir den başlayarak, insanın diş yapısında, diş sayısının azalması, ölçülerin küçülmesi ve basit bir biçim kazanması şeklinde bir değişim görülmektedir. Dişlerin morfolojik yapısında ve boyutlarındaki bu değişiklikler, kültürel değişimlerin en hızlı olduğu yörelerde en çok görülmektedir ve özellikle Pleistosen devirden sonra gıda hazırlama tekniği, çanak-çömlek kullanılması gibi bir takım etkenlerin dişlerde küçülmelere yol açtığı ileri sürmektedir (Alpagut, 1978). Bilim dünyasında sıklıkla gündeme getirilen insan dişi boyutundaki küçülme ve 3. moların çıkma oranının azalmasının nedeni olarak görülen beslenme alışkanlığının değişimi, ateşin bulunmasından bu yana morfolojik değişimlere yol açmaktadır. Anadolu da yaşamış eski toplumlarda da gözlenen bu değişim günümüzde de varlığını sürdürmektedir. 28

42 4. 1. Modern Anadolu İnsanlarında Üçüncü Molar Dişlerinin İncelenmesine Genel Bir Bakış Modern insanın, Homo genusunun tek örneği olduğu ve evrim süreçlerinin devam ettiği bilinmektedir. Buna bağlı olarak modern insan, anatomik ve osteolojik açıdan değişmeye devam etmektedir. Çenede ve dişte meydana gelen bu evrimsel değişiklikleri görebilmek için Homo genusunun üst ailesi olan Hominoid üst ailesinin diş ve çene yapıları incelendiğinde, Hominoidlerin molar dişi formları modern insana benzemekle birlikte, hacimsel olarak çok daha iri yapıda oldukları görülmektedir. Özellikle H. erectus ile birlikte ateşin kullanılması ve beyin kapasitesinin artmasına paralel olarak prognatizmin kaybolması, yüzde küçülme ve yüz iskeletini meydana getiren kemiklerde narinleşme belirgin değişimlerdir. Alt çene kemiği Angulus bölgesi ve arcus zygomaticus da değişime uğramıştır. İskeletin narinleşmesiyle çene üzerindeki kuvvet ve alveolar kemiğin (dişleri üzerinde barındıran kemik) kuvveti azalmıştır. Alveolar bölge küçülme oranı diş boyutlarının küçülmelerinden daha belirgin olduğu için dişlerin çene üzerinde yer bulma olasılığı düşmüştür. Bu nedenle modern insan diş diziliminde çarpıklık, üst üste çıkma ve yersizlik komplikasyonları görülmektedir (Azadeh, 2008). Bireylerde 3. moların gelişimi çok düzensizdir. Formasyonu, kalsifikasyonu, pozisyonları ve sürme durumları birey bazında çeşitlilik gösterir. Modern insan üçüncü molarlarının çene içindeki pozisyonları gömülü dişler, sürmüş dişler, konjenital olarak eksik (agenezis) dişler olarak üç ana gruba ayrılabilir: 29

43 Sürmüş Üçüncü Molarlar Yaklaşık yaşlarında alveol kemik üzerindeki yerini almaya başlayan üçüncü molarlar, ağız içinde maksillar ve mandibular çenede ikişer adet olmak üzere dört adettir. Üçüncü molarların tümünün sürmüş olabileceği gibi sürdükten sonra patolojiye bağlı eksilmeler de söz konusudur. Çürük, apse ve diş pozisyonu sapması nedeniyle diş kayıpları yaşanması olasılığı oldukça yüksektir Gömülü Üçüncü Molarlar Sürme olgunluğuna erişmesine rağmen alveolar kemik üzerinde yerini alamamış, çene içerisinde kalmış dişlere gömülü dişler denir. Gömülü dişler retansiyon (tutulum) şekillerine göre kemik retansiyonlu gömülü dişler, kısmen kemik, kısmen yumuşak doku retansiyonlu dişler ve yumuşak doku retansiyonlu gömülü dişler olarak üç grupta incelenebilir (Azadeh, 2008). Modern insanlarda 3. molarların taç kısmı tamamen gömülü kalabileceği gibi, yarı gömülü de olabilir. Dişlerin gömülü kalmasına, komşu 2. molarların yapmış olduğu basınç, kemik yapıdaki ve yumuşak dokudaki yoğunluk, çevre mukozanın kronik iltihabı, yer bulamama problemi, süt dişlerinin erken kaybı, kemikteki enflamatuar değişiklikler, raşitizm, anemi, konjenital sifiliz, tüberküloz ve endokrin bozukluklar gibi vücutta iz bırakan hastalıklar sebep olabilir (Alling, 1993). 3. molarlar gelişimini en son tamamlayan dişlerdir ve gömülü kalma olasılığı çok yüksektir (Sevim ve Yaşar, 2011); fakat modern insanlarda bu dişlerin gömülü 30

44 kalmasının problem yaratmadığı durumlarla da karşılaşılabilir. Yine de apse, eklem şikâyetleri, 2. molarlarda kök rezorbsiyonu, dentigenöz kist, pozisyon sapması gibi patolojik durumlar (Dural, 1996) olduğunda cerrahi müdahale ile dişin çene içinden alınması da gerektiği durumlarla da karşılaşılabilir. Dişin gömülü kalmasının nedenleri ile ilgili 3 teori bulunmaktadır: Kalıtım teorisi ne göre birey büyük dişleri ebeveynlerin birisinden, küçük çeneyi ise diğerinden alması sonucu çene darlığı meydana gelmektedir. 3.molar tomurcuklanacak alan bulamadığı için gömülü kalmaktadır (Azadeh, 2008). Çenelerin gelişmesi, büyümesi ve dişlerin erüpsiyonu anteriora doğrudur. Bu durumu engeleyen herhangi bir durum nedeniyle dişlerin gömülü kalmadığını savunan teoriye ortodontik teori denir (Azadeh, 2008). Kalıtım teorisi ve ortodontik teori diş arkında yer olmasına rağmen gömülü kalan dişleri açıklayamadığı için yetersiz kalmaktadır. 3. moların gömülü kalma nedenini açıklayan teorilerden birisi olan filogenetik teori, Paleolitik Dönem den günümüze beslenme biçiminin sert gıdalardan, pişirilmiş et ve sebze tüketimine yönelmesi sonucu çenenin küçüldüğünü, bu nedenle 3. moların gelişemediğini savunur (Azadeh, 2008). 31

45 Konjenital Olarak Eksik Üçüncü Molarlar (Agenezis) Doğuştan, ağız boşluğunda oluşmayan ve radyografik olarak görülmeyen dişler konjenital olarak eksik dişlerdir. 3.molarlar konjenital olarak eksikliğine en sık rastlanan dişlerdir. Çenenin küçülmesi ve 3. molar dişlerinin işlevini kaybetmesi bilim dünyasında tartışmalara neden olmaktadır. Özellikle diş hekimleri, biyologlar ve antropologlar tarafından incelemeye alınan 3. molarların sürmesi, gömüklüğü, eksikliği ve çenenin küçülmesi hakkında araştırmalar bulunmaktadır yılında üç molarların değişimini araştıran Robinson: Akıl dişleri ağzın anterior bölgesine yaptıkları baskılardan dolayı dişlerdeki düzensizliklerin önemli nedenidir. sonucuna ulaşmıştır (Bishara ve Andreasen, 1983: 131) yılında yaklaşık 600 ortodontist ve 700 ağız cerrahının katıldığı bir ankette katılımcıların %65 i 3.moların ağızda çapraşıklığa neden olduğu sonucuna varmıştır (Şenkal, 1974). 3. molar anomalileriyle ilgili yapılan başka bir çalışmada Nanda (1954), konjenital üçüncü molar eksikliğini diş sayısı eksikliğine göre gruplandırmıştır. Banks (1934) bu gruplamadan yola çıkarak iki adet üçüncü molar eksikliğinin, bir, üç veya dört adet üçüncü molar eksikliğinden daha sık görüldüğü sonucuna ulaşmıştır. Konjenital 3. molar eksikliği ile ilgili yapılan bir araştırmada, kadınlarda 3. molar eksikliğinin erkeklere oranla daha fazla olduğu sonucuna ulaşmıştır (Bishara ve diğ. 1983). 32

46 Ankara Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Çene Cerrahisi Kliniği nde gömülü dişlerle ilgili yapılan bir araştırmada 2000 bireyin panoramik diş radyografileri incelenmiştir. Yapılan incelemede 531 i kadın, 233 ü erkek birey olmak üzere 764 bireyde tespit edilen 1282 adet gömülün dişin 1177 adetinin 3. molar dişi olduğu tespit edilmiştir. Geriye kalan 84 adet diş kanin, 20 tanesinin de diğer dişler olduğu belirlenmiştir. Tespit edilen 1177 adet gömülü 3. molar dişin 888 tanesinin mandibulada, 289 tanesinin de maksillada olduğu kaydedilmiştir (Yazıcı ve diğ. 2002). Yapılan bu çalışmada 1177 adet M3 ün sayısı dikkate alınarak, tez projesi kapsamında Ankara İli nde yapılan araştırmada 400 bireyden elde edilen 60 gömülü dişin bulunduğu çeneye göre dağılımları karşılaştırılacaktır. Yazıcı ve arkadaşlarının 2002 de yaptığı incelemede 1177 adet gömülü M3 ün %24,55 inin maksilla, %75,45 inin ise mandibulada olduğu sonucuna varılmıştır Tez projemiz kapsamında yapılan araştırmada ise 100 bireyde incelenen 400 adet M3 ün 60 tanesinin gömülü olduğu anlaşılmıştır. 60 adet gömülü M3 ün %36,67 sinin maksillada, %63,33 ünün ise mandibulada olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Oral Diyagnoz ve Radyoloji Anabilim Dalı kliniklerinde yapılan bir araştırmada yaş aralığında 400 bireyin adet dişi incelenmiştir. İncelenen dişlerden 325 adet dişin gömülü olduğu tespit edilmiştir (Koca,2000). Yapılan araştırmada gömülü M3 oranlarının belirlenebilmesi için Koca (2000) nın verileri incelenerek, yaş aralığındaki bireylerdeki gömülü M3 33

47 sayıları dikkate alınmıştır yaş aralığında 136 bireyin 198 adet M3 ünün gömülü olduğu gözlemlenmiştir (Tablo 1). Tablo 1. M3 lerin Bulunduğu Çeneye ve Cinsiyete Göre Sayısal Yüzdesel Olarak Dağılımı (Koca,2000 den derlenmiştir.) Cinsiyet Kadın Erkek M3'ün Bulunduğu Çene M3 Sayısı M3 Yüzdesi Birey sayısı Birey Yüzdesi 38 19,19% 59 43,38 Mandibula 53 26,77% Toplam 91 45,96% 65 32,83% 77 56,62 Mandibula 42 21,21% Toplam ,04% % Tablo 1 de Koca (2000) nın incelediği dişlerden taranarak çıkartılan yaş arasındaki bireylerin gömülü M3 lerinin, bulunduğu çeneye ve cinsiyete göre dağılımları verilmiştir. Kadın bireylerde 59 kişide 91 gömülü M3 saptanmıştır ve bu sayı tüm gömülü M3 lerin %45,96 sı oranındadır. Erkek bireylerde ise 77 kişide 107 adet gömülü M3 bulunmaktadır ve yüzdesel oranı %54,04 tür. Yapılan incelemede maksillada bulunan gömülü M3 oranı %52,02 iken, mandibulada 47,98 oranındadır (Tablo1). Birey bazında değerlendirildiğinde 136 bireyden 59 u kadın (%43,38), 77 si erkek (%56,62) bireye ait M3 ün gömülü olduğu tespit edilmiştir (Koca,2000). Tez projesi ve Koca (2000) nin yaptığı çalışma arasında karşılaştırma yapabilmek açısından Bölüm 6 da elde ettiğimiz bulguların M3leri taranarak veriler kaydedilmiştir. Tez projesi kapsamında Ankara ilinde incelenen 400 bireyden 34

48 33 ünde toplam 29 u kadın, 31 i erkek bireylere ait 60 adet gömülü M3 olduğu tespit edilmiştir. Kadın bireylerde gömülü M3 oranı %48,33, erkek bireylerde ise %51,67 olduğu görülmektedir. Bulunduğu çeneye göre yapılan incelemede maksillada %36,66 oranında, mandibulada ise %63,33 oranında gömülü M3 bulunmaktadır (Tablo 2). Tablo 2. Tez Projesi Kapsamında İncelenen Gömülü M3 lerin Bulunduğu Çeneye ve Cinsiyete Göre Dağılımı Cinsiyet M3'ün Bulunduğu Çene M3 Sayısı M3 Yüzdesi Birey sayısı Birey Yüzdesi Kadın Erkek 14 23,33% Mandibula 15 25,00% Toplam 29 48,33% 8 13,33% Mandibula 23 38,33% Toplam 31 51,67% 12 36, ,64 Modern insanlarda M3 lerinin çene içindeki pozisyonlarıyla ilgili diğer bir çalışma da Özen(1992) tarafından gerçekleştirilmiştir. Özen(1992), yaş grubu bireylerden oluşan 6842 bireyde toplam 2083 adet gömülü M3 tespit etmiştir. Değerlendirilen M3 lerin %22,75 inin gömülü, %65,67 sinin sürmüş, %11,58 inin ise konjenital olarak eksik olduğunu kaydedilmiştir (Özen,1992). 35

49 4. 2. Antik Dönem Anadolu İnsan İskeletlerinde Üçüncü Molar Dişlerinin İncelenmesine Genel Bir Bakış Acemhöyük Kazısı Acemhöyük, Ankara nın 225 km güneydoğusunda Hasan Dağı eteklerinde Gassaura, Archalais adı verilen bugünkü Aksaray hudutları içinde Uluırmak Vadisi nde 700x600 metrelik alan ile Anadolu nun en büyük höyüklerinden biri olarak tanıtılmıştır. Akad ve Hitit kaynaklarına göre Acemhöyük, M.Ö yılının ilk çeyreğinde kurulan Buruşhunda dır. Şehir M.Ö den itibaren yerleşme alanı olabilmiştir. Assur Ticaret Kolonileri Devri sonunda şehir terkedilmiş, sonradan Hellenistik ve Romalılar çağında yeniden iskan edilmiştir. Şehrin Kalkolitik Çağ da (M.Ö ) iskan edildiğine dair bilgiler vardır (Deniz, 1985). Deniz (1985), Acemhöyük Kazısı nda yılları arasında bulunan insan ve hayvan iskeletlerini incelemiştir yılında yapılan kazılarda modern insana ait 1 oksipital, 2 parietal, 1 frontal, 1 maksilla ve 1 temporal kemik bulunmuştur. Bunun yanısıra süturlar kapanmamış, 3. moları henüz sürmüş olan genç bir insan iskeleti bulunduğu kaydedilmiştir Musular Kazısı Musular Neolitik köy yerleşmesi Aksaray ili, Gülağaç ilçesi, Kızılkaya köyü sınırları içerisinde yer alır. Aşıklı Höyük Akeramik köyünün ise güneybatısındadır. Çanak çömleksiz bir evreye ait olan Musular ilk kez 1996 yılında Aksaray Müzesi Müdürlüğü başkanlığında ve İstanbul Üniversitesi Prehistorya Anabilim Dalı'ndan 36

50 Dr. Mihriban Özbaşaran' ın bilimsel başkanlığında kazılmıştır. Kazı başkanından aldığımız bilgilere göre, Musular halkı avcılık ve toplayıcılığa dayalı bir yaşam biçimi sürdürüyordu. Gelişmiş bir Yontma Taş ve kemik endüstrisine sahipti. Yerleşme için kesin bir tarih verilmemekle beraber, Musular' ın Âşıklı' dan daha geç, Çatalhöyük'ten ise daha yeni olduğu belirtilmektedir. Kazı çalışmaları ilerledikçe Musular Köyü nün eksikliği daha sağlıklı biçimde saptanacağı belirtilmiştir (Özbek, 1998) yılında yapılan Musular Kazısı nda yaşlarında bir erkek bireye ait iskelet Hocker konumunda, sağ tarafıma yatırılmış, başı kuzeydoğu olacak biçimde gömülen Musular insanının iskeleti in situ durumunda oldukça iyi korunmuş halde bulunmuştur (Resim 12). İskeletin üst çene röntgeninde (Resim 13), üçüncü büyük azı dişinin kök gelişmesinin tamamlandığı görülmüştür. Tüm bu belirlemelerin ışığında, Musular erkeğinin aşağı yukarı yaşında öldüğü söylenebilir (Özbek, 1998). İskelette bulunan mandibular azı dişlerinin yüzeyinde hypocone un kaybolması sonucu diş tacı üçgen formunu almıştır (Resim 14) (Özbek, 1998). 37

51 Resim 12. Musular Kazısı Neolitik Dönem e Ait İnsan İskeleti (Özbek, 1998) 38

52 Resim 13. Musular İskeletinin Mandibular Dişleri Görünümü (Özbek, 1998) Resim 14. Musular İskeletinin Mandibular Üçüncü Azı Dişi (Özbek, 1998) 39

53 Mersin Kız Kalesi (İç Kale) Kazısı Kız Kalesi (İç kale), Mersin-Silifke karayolunun 60. km sinde, Kız Kalesi Beldesi, Korykos antik kenti sınırları içerisinde ve karaya çok yakın bir ada üzerinde yer almaktadır. M.Ö. 1. yüzyılda bastırılan sikkelere dayanılarak, bağımsız bir yerleşim alanı olduğu anlaşılan Korykos kenti, M. Ö. 72 de Roma egemenliğine girmiş; Roma ve Bizans Döneminde önemli bir liman kenti olmuştur yılında Kıbrıs Krallığı nın koruması altına girmiş olan İç kale, 1448 yılında Karamanoğlu Beyliği nin buyruğuna geçmiş ve son olarak da Osmanlı topraklarına katılmıştır. Kalenin karaya en yakın mesafesi 400 m. dir. Birçok kulenin kuşattığı kale, Akdeniz kıyısındaki Korykos kenti ve dış kalenin (karadaki kale) savunmasına yardımcı olmak amacıyla yapılmış bir gözetleme ve ön savunma kalesi niteliği taşımaktadır (Gürkan ve Ünlü, 2002). Bu çalışmanın materyalini oluşturan Mersin Kız Kalesi iskeletleri, İçel Müzesi adına Arkeolog F. Güler Gürkan başkanlığında ve Müze Araştırmacısı Yaşar Ünlü nün katılımı ile tarihlerinde İçel İli, Erdemli İlçesi, Kız Kalesi Beldesi nde bulunan Kız Kalesi nde yapılan "2001 Yılı Kız Kalesi Temizlik Kazısı" çalışmaları sırasında ele geçirilmiştir. Kazı çalışmaları sırasında toplam 26 bireye ait iskelet kalıntısının bulunduğundan söz edilmektedir (Gürkan ve Ünlü, 2002). Bulunan iskeletlerden 1-17 No.lu olanlar kazı çalışmaları devam ettiği sırada, Mersin Savcılığı tarafından İstanbul Adli Tıp Kurumu na teslim edilmiştir No.lu iskeletler ise 2004 yılında incelenmek üzere Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü Paleoantropoloji Laboratuvarı na 40

Prof. Dr. Gökhan AKSOY

Prof. Dr. Gökhan AKSOY Prof. Dr. Gökhan AKSOY * Çiğneme, Beslenme * Yutkunma, * Estetik, * Konuşma, * Psikolojik Kriterler * Sosyolojik Kriterler Mandibüler: alt çene kemiğine ait, alt çene kemiğiyle ilgili Örnek: * mandibüler

Detaylı

11. SINIF KONU ANLATIMI 42 SİNDİRİM SİSTEMİ 1 SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI

11. SINIF KONU ANLATIMI 42 SİNDİRİM SİSTEMİ 1 SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI 11. SINIF KONU ANLATIMI 42 SİNDİRİM SİSTEMİ 1 SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI Canlılar hayatsal faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için ATP ye ihtiyaç duyarlar. ATP yi ise besinlerden sağlarlar. Bu nedenle

Detaylı

KONU 3: PALEOLİTİK ÇAĞ (Eski Taş Çağı)

KONU 3: PALEOLİTİK ÇAĞ (Eski Taş Çağı) KONU 3: PALEOLİTİK ÇAĞ (Eski Taş Çağı) Dünya gezegeni 4.5 milyar yılı aşkın bir süredir varlığını sürdürüyor ve yaşam da bu sürenin büyük bir bölümünde onun yüzeyinde değişik biçimlerde gelişiyor. Fosil

Detaylı

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir.

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız ve Diş Sağlığı Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız sağlığı: Dişler ve onları

Detaylı

VAN-KARAGÜNDÜZ POPULASYONUNUN DİŞLERİNİN VE ÇENELERİNİN PALEOPATOLOJİK AÇIDAN İNCELENMESİ

VAN-KARAGÜNDÜZ POPULASYONUNUN DİŞLERİNİN VE ÇENELERİNİN PALEOPATOLOJİK AÇIDAN İNCELENMESİ T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ANTROPOLOJİ (PALEOANTROPOLOJİ) ANABİLİM DALI VAN-KARAGÜNDÜZ POPULASYONUNUN DİŞLERİNİN VE ÇENELERİNİN PALEOPATOLOJİK AÇIDAN İNCELENMESİ Doktora Tezi Pınar

Detaylı

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA Hücre yapısını ve organelleri oluşturan moleküler yapılarından başlayıp hücre organelleri,hücre,doku,organ ve organ sistemlerine

Detaylı

Sınıf II Div 1 Anomaliler ve Tedavi Prensipleri

Sınıf II Div 1 Anomaliler ve Tedavi Prensipleri Dr. Levent Vahdettin Sınıf II Div 1 Anomaliler ve Tedavi Prensipleri Ortodontik tedavilerin başlıca hedeflerinden biri de yüz estetiği ve güzelliğini sağlayıp, geliştirmektir. Yüz profilindeki değişiklikler,

Detaylı

gereksinimi kadar sağlamasıdır.

gereksinimi kadar sağlamasıdır. Yeterli beslenme, vücudun yaşamı ve çalışmasını sürdürebilesi için gerekli olan enerjinin sağlanması anlamına gelir. Dengeli beslenme ise, alınan enerjinin yanında bütün besin öğelerini gereksinimi kadar

Detaylı

5. Sınıf Fen ve Teknoloji

5. Sınıf Fen ve Teknoloji KONU: Besinler ve Dengeli Beslenme Besinlerin gerekliliği Bütün canlılar büyümek, gelişmek, ve yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek için beslenmeye ihtiyaç vardır. Canlılar koşmak, yürümek

Detaylı

Sıklık oranlarına göre çenelerde gömülü kalma sıralaması

Sıklık oranlarına göre çenelerde gömülü kalma sıralaması Dr. Levent Vahdettin Gömülü Dişler Sürme yaşı tamamlandığı halde normal oklüzyonda yerini alamamış kemik ve yumuşak doku içerisinde bütünüyle veya kısmen kalmış olan dişler gömülü diş olarak tanımlanmaktadır.

Detaylı

İnsanların var oluşundan yazının icadına kadar olan döneme denir. Tarih öncesi devirlerin birbirinden

İnsanların var oluşundan yazının icadına kadar olan döneme denir. Tarih öncesi devirlerin birbirinden Tarih Öncesi Devirlerde Anadolu Video Ders Anlatımı TARİH ÖNCESI DEVİRLERDE ANADOLU Türkiye tarih öncesi devirlerde üzerinde birçok medeniyet kurulan çok önemli bir yerleşim merkeziydi. Ülkemizin tarihi

Detaylı

FONKSİYONEL OKLÜZAL MORFOLOJİ. Dr. Hüsnü YAVUZYILMAZ

FONKSİYONEL OKLÜZAL MORFOLOJİ. Dr. Hüsnü YAVUZYILMAZ FONKSİYONEL OKLÜZAL MORFOLOJİ Dr. Hüsnü YAVUZYILMAZ FONKSİYONEL OKLÜZAL MORFOLOJİ Dişlerin oklüzal yüzlerindeki anatomik oluşumların, mandibula hareketleri ile fonksiyonel uyum içinde şekillendirilmeleri.

Detaylı

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞIMIZ ELİMİZDE

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞIMIZ ELİMİZDE AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞIMIZ ELİMİZDE Ağız ve diş sağlığı anne karnında başlar Doğum öncesi yeterli beslenen ve sağlam doğan bebeklerin 6 aylıktan itibaren ilk SÜT DİŞLERİ çıkar 2,5 3 yaşın sonuna kadar çocuğun

Detaylı

Dengeli Beslenme. Efe Kaan Fidancı

Dengeli Beslenme. Efe Kaan Fidancı Dengeli Beslenme Yaşamımız boyunca sürekli büyürüz. Bebeklikten itibaren sağlıklı bir şekilde büyümek ve gelişmek için düzenli, dengeli ve yeterli beslenmemiz gerekir. Beslenmek yani yemek yemek günlük

Detaylı

GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ?

GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ? GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ? Kalsiyum bir çok kişinin bildiği gibi kemik ve dişlerin yapı, oluşum ve sürdürülmesinde temel bir gereksinimdir. Kemik erimesini azaltmada yardımcı

Detaylı

Öğr. Gör. Dr. İlker BÜYÜK, Botanik, 3. Hafta: Bitkisel Dokular KOLONİ VE DOKULAŞMA

Öğr. Gör. Dr. İlker BÜYÜK, Botanik, 3. Hafta: Bitkisel Dokular KOLONİ VE DOKULAŞMA KOLONİ VE DOKULAŞMA Yeryüzünde çok sayıda tek hücreli canlı vardır ve bunlar basit yapılıdır. Oysaki çok hücreli olmak gelişmiş canlı olmanın gereklerindendir. Çünkü tek hücreli bir canlı (örneğin Euglena

Detaylı

İNSAN ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ FBÖ331, Ders Notları. Dr. Aktan, iders Projesi Kapsamında Tasarlanmıştır

İNSAN ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ FBÖ331, Ders Notları. Dr. Aktan, iders Projesi Kapsamında Tasarlanmıştır İNSAN ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ FBÖ331, Ders Notları Dr. Aktan, iders Projesi Kapsamında Tasarlanmıştır DERS NOTU I - TANIM İnsan Anatomi ve Fizyolojisi Bir bilim alanı olarak anatomi canlıların vücut yapıları

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

EVRİM VE FOSİL KANITLAR

EVRİM VE FOSİL KANITLAR EVRİM VE FOSİL KANITLAR http://www.eplantscience.com/index/general_zoology/images/images22/fig002.jpg Prof.Dr. Atike NAZİK Ç.Ü. Jeoloji Mühendisliği OMURGALILAR http://www.senescence.info/vertebrates.jpg

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU 173 Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Hiçbir canlının beslenmeden yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Bu, her yaşta olmak üzere, insanlar için de geçerlidir. Özellikle bebekler ve

Detaylı

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI Türkiye beslenme durumu yönünden hem gelişmekte olan, hem de gelişmiş ülkelerin sorunlarını birlikte içeren bir görünüme sahiptir. Ülkemizde halkın beslenme

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

Diagnostik Görüntüleme ve Teknikleri

Diagnostik Görüntüleme ve Teknikleri Diagnostik Görüntüleme ve Teknikleri Diagnostik görüntüleme ve teknikleri, implant ekibi ve hasta için çok amaçlı tedavi planının uygulanması ve geliştirilmesine yardımcı olur. 1. Aşama Görüntüleme Aşamaları

Detaylı

TEMEL ZOOTEKNİ KISA ÖZET KOLAY AÖF

TEMEL ZOOTEKNİ KISA ÖZET KOLAY AÖF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. TEMEL ZOOTEKNİ KISA ÖZET KOLAY AÖF Kolayaöf.com

Detaylı

ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK

ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK ÜNİTENİN KONULARI Toprak Nedir? Toprağın Tanımı Toprağın İçindeki Maddeler Toprağın Canlılığı Toprak Neden Önemlidir? Toprağın İnsanlar İçin Önemi Toprağın Hayvanlar İçin Önemi

Detaylı

Fen Bilimleri Kazanım Defteri

Fen Bilimleri Kazanım Defteri Fen Bilimleri 6 Bir Bakışta Önemli noktalar... Akılda kalıcı özet bilgi alanları... Konu özetleri için ayrılmış bölümler... Konuyu pekiştiren farklı soru tipleri içeren alıştırma sayfaları... 2 Boşluk

Detaylı

Dişlerin Ark İçerisindeki ve Karşılıklı İlişkileri. Prof. Dr. Mutahhar Ulusoy

Dişlerin Ark İçerisindeki ve Karşılıklı İlişkileri. Prof. Dr. Mutahhar Ulusoy Dişlerin Ark İçerisindeki ve Karşılıklı İlişkileri Prof. Dr. Mutahhar Ulusoy Dişler belirli bir düzene uyarak, ağızda karşılıklı iki grup meydana getirmişlerdir: Maksiller kemiğe ve böylelikle sabit olan

Detaylı

ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI

ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI 16 EKİM DÜNYA GIDA GÜNÜ Dünya da bir yanda obeziteyle mücadele yapılırken diğer tarafta açlıktan ölme noktasına gelen insanlara

Detaylı

Periodontoloji nedir?

Periodontoloji nedir? Periodontoloji 1 2 Periodontoloji Periodontoloji nedir? Periodontoloji, dişleri ve implantları çevreleyen yumuşak ve sert dokuların iltihabi hastalıkları ve bunların tedavisi ile ilgilenen bir dişhekimliği

Detaylı

12. SINIF KONU ANLATIMI 33 HAYATIN BAŞLANGICI

12. SINIF KONU ANLATIMI 33 HAYATIN BAŞLANGICI 12. SINIF KONU ANLATIMI 33 HAYATIN BAŞLANGICI Canlılar öldükten sonra yumuşak dokular saprofitler tarafından ayrıştırılır. Kemik ve kabuk gibi sert yapılar ise ayrıştırılamaz. Bu yapılar minerallerle kayaçlara

Detaylı

Zeytinyağı ve Çocukluk İnsanın çocukluk döneminde incelenmesi gereken en önemli yönü, gösterdiği bedensel gelişmedir. Doğumdan sonraki altı ay ya da

Zeytinyağı ve Çocukluk İnsanın çocukluk döneminde incelenmesi gereken en önemli yönü, gösterdiği bedensel gelişmedir. Doğumdan sonraki altı ay ya da Zeytinyağı ve Çocukluk İnsanın çocukluk döneminde incelenmesi gereken en önemli yönü, gösterdiği bedensel gelişmedir. Doğumdan sonraki altı ay ya da bir yıllık sürede, bebeğin en önemli gıdasını anne sütü

Detaylı

ADIM ADIM YGS LYS Adım EVRİM

ADIM ADIM YGS LYS Adım EVRİM ADIM ADIM YGS LYS 191. Adım EVRİM EVRİM İLE İLGİLİ GÖRÜŞLER Evrim, geçmiş ile gelecekteki canlıların ve olayların yorumlanmasını sağlayarak, bugün dünyada yaşayan canlılar arasındaki akrabalık derecesini

Detaylı

GİRİŞ. Sağlıklı Beslenme ve Vücudumuzun Sağlıklı Beslenme Piramidi. Ana Gıda Grupları

GİRİŞ. Sağlıklı Beslenme ve Vücudumuzun Sağlıklı Beslenme Piramidi. Ana Gıda Grupları SAĞLIKLI BESLENME GİRİŞ Sağlıklı Beslenme ve Vücudumuzun Sağlıklı Beslenme Piramidi Ana Gıda Grupları Meyve ve Sebzeler Hububat ve Bakliyat Süt ürünleri Nişasta, Şeker ve Yağlar Vitaminler ve Mineraller

Detaylı

AÇIK KAPANIŞ VAKALARINDA ORTODONTİK VE ORTOPEDİK TEDAVİ

AÇIK KAPANIŞ VAKALARINDA ORTODONTİK VE ORTOPEDİK TEDAVİ Dr. Levent Vahdettin AÇIK KAPANIŞ VAKALARINDA ORTODONTİK VE ORTOPEDİK TEDAVİ Ön Açık Kapanış Anomalisinin Tanımı Ön açık kapanış, mandibula tamamen oklüzyona getirildiğinde, üst kesici dişlerin kronlarının

Detaylı

DERİN KAPANIŞ VAKALARINDA ORTODONTİK VE ORTOPEDİK TEDAVİ. Derin Örtülü Kapanışın Tanımı ve Etyolojisi

DERİN KAPANIŞ VAKALARINDA ORTODONTİK VE ORTOPEDİK TEDAVİ. Derin Örtülü Kapanışın Tanımı ve Etyolojisi Dr. Levent Vahdettin DERİN KAPANIŞ VAKALARINDA ORTODONTİK VE ORTOPEDİK TEDAVİ Derin Örtülü Kapanışın Tanımı ve Etyolojisi Derin örtülü kapanış, maksiller keserlerin mandibuler keserleri % 50 veya daha

Detaylı

Doğum Yeri 2,2 4,4 2,2 4,4 4,4 2,2 2,2 2,2 28,8 2,2 6,6 17,7 4,4 4,4 2,2

Doğum Yeri 2,2 4,4 2,2 4,4 4,4 2,2 2,2 2,2 28,8 2,2 6,6 17,7 4,4 4,4 2,2 Doğum Yeri Katılımcıların doğum yerlerine bakıldığında üçte birine yakınının (%28,8) İzmir doğumlu olduğu görülmüştür. İzmirlileri, Kars doğumlular (%17,7) ve Kütahya doğumlular (6,6) izlerken diğer katılımcıların

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Yeterli ve Dengeli Beslen!

Yeterli ve Dengeli Beslen! Yeterli ve Dengeli Beslen! Hareketli Ol, Egzersiz Yap! Kişisel Bakımına ve Günlük Hijyenine Özen Göster! Uyku Düzenine Dikkat Et! Stresten Uzak Dur! Yeterli ve dengeli beslenme «4 Yapraklı Yonca» içerisindeki

Detaylı

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTENİN KONULARI Toprağın Oluşumu Fiziksel Parçalanma Kimyasal Ayrışma Biyolojik Ayrışma Toprağın Doğal Yapısı Katı Kısım Sıvı Kısım ve Gaz Kısım Toprağın Katmanları

Detaylı

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi 1 Verim Arzının Zaman İçinde Değişimi Verim Arzının dış görünümü olan iş verimi işin tekrarlanması

Detaylı

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hayvan Beslemede Vitamin ve Minerallerin Önemi Vitaminler, çiftlik hayvanlarının, büyümesi, gelişmesi, üremesi, kısaca yaşaması ve verim vermesi için gerekli metabolik

Detaylı

DENGELİ BESLENME NEDİR?

DENGELİ BESLENME NEDİR? DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun büyümesi, yenilenmesi ve çalışması için gereken dört temel besin grubu olan; süt ve ürünleri, et ve benzeri, sebze ve meyveler, ekmek ve tahıllar dan hergün sizin için gerekli

Detaylı

EKOSİSTEM. Cihangir ALTUNKIRAN

EKOSİSTEM. Cihangir ALTUNKIRAN EKOSİSTEM Cihangir ALTUNKIRAN Ekosistem Nedir? Bir bölge içerisinde bulunan canlı ve cansız varlıkların karşılıklı oluşturdukları sisteme ekosistem denir. Ekosistem Bileşenleri Canlı Öğeler Üreticiler

Detaylı

Kütlesel çekim kuvveti nedeniyle cisimler bir araya gelme eğilimi gösterirler, birbirlerine

Kütlesel çekim kuvveti nedeniyle cisimler bir araya gelme eğilimi gösterirler, birbirlerine Türkçe Özet Doğayı araştırmamız çevremizde gördüklerimizle başlar. Onların yapı taşlarını merak ederiz ve biyoloji ile kimyada olduğu gibi mümkün olduğunca küçük ölçeklere inmeye çalışırız. Ancak bu araştırmanın

Detaylı

Başlıca uygulama alanları şu şekilde özetlenebilir:

Başlıca uygulama alanları şu şekilde özetlenebilir: Laminate kaplama (Laminat Vener-dental veneer) nedir? (Laminey, Lamine ya da lamina olarak da bilinir.=yaprak Porselen) Görünüşünüzü olumsuz yönde etkileyen bir çok diş bozukluklarında mükemmel bir kozmetik

Detaylı

HÜCRE BÖLÜNMESİ A) MİTOZ BÖLÜNME a) Hazırlık evresi:

HÜCRE BÖLÜNMESİ A) MİTOZ BÖLÜNME a) Hazırlık evresi: HÜCRE BÖLÜNMESİ Hücre bölünmesi tüm canlılarda görülen ortak bir özelliktir. Hücre büyüyüp gelişirken madde ve enerji gereksinimleri artar. Sitoplâzma hücre zarına oranla daha hızlı büyümesinden dolayı,

Detaylı

FRANSA DA ORTAÖĞRETİM İKİNCİ SINIF DERS KİTAPLARINDA EVRİM

FRANSA DA ORTAÖĞRETİM İKİNCİ SINIF DERS KİTAPLARINDA EVRİM FRANSA DA ORTAÖĞRETİM İKİNCİ SINIF DERS KİTAPLARINDA EVRİM Burcu GÜNGÖR, Sami ÖZGÜR Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim OFMA Biyoloji Eğitimi A.B.D Özet Ders kitapları, hem öğretmenlerin hem öğrencilerin

Detaylı

TÜFEK, MİKROP VE ÇELİK

TÜFEK, MİKROP VE ÇELİK TÜFEK, MİKROP VE ÇELİK * Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik, Çeviri: Ülker İnce, Tübitak Yayınları, Ankara 2006, 17. Baskı, 662 sayfa. ISBN 975.403.271.8 Geleneksel gelişme teorisi özellikle İkinci

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

11. SINIF KONU ANLATIMI 32 DUYU ORGANLARI 1 DOKUNMA DUYUSU

11. SINIF KONU ANLATIMI 32 DUYU ORGANLARI 1 DOKUNMA DUYUSU 11. SINIF KONU ANLATIMI 32 DUYU ORGANLARI 1 DOKUNMA DUYUSU DUYU ORGANLARI Canlının kendi iç bünyesinde meydana gelen değişiklikleri ve yaşadığı ortamda mevcut fiziksel, kimyasal ve mekanik uyarıları alan

Detaylı

ATMOSFERİK FAKTÖRLERİN MERMER VE GRANİT CEPHE KAPLAMA MALZEMELERİ ÜZERİNDEKİ PARLAKLIK KAYBINA OLAN ETKİLERİ

ATMOSFERİK FAKTÖRLERİN MERMER VE GRANİT CEPHE KAPLAMA MALZEMELERİ ÜZERİNDEKİ PARLAKLIK KAYBINA OLAN ETKİLERİ ATMOSFERİK FAKTÖRLERİN MERMER VE GRANİT CEPHE KAPLAMA MALZEMELERİ ÜZERİNDEKİ PARLAKLIK KAYBINA OLAN ETKİLERİ Yrd. Doç. Dr. Emrah GÖKALTUN Anadolu Üniversitesi Müh-Mim. Fakültesi Mimarlık Bölümü İkieylül

Detaylı

YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 9. Sınıf 1 BİLİMSEL BİLGİNİN DOĞASI CANLININ ORTAK ÖZELLİKLERİ

YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 9. Sınıf 1 BİLİMSEL BİLGİNİN DOĞASI CANLININ ORTAK ÖZELLİKLERİ YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI 9. Sınıf 1 BİLİMSEL BİLGİNİN DOĞASI CANLININ ORTAK ÖZELLİKLERİ DOĞRU YANLIŞ SORULARI Bilimsel problemlerde hipotezler her zaman bir sonuca ulaşır. Bir problemle ilgili gözlem

Detaylı

ENERJİ METABOLİZMASI

ENERJİ METABOLİZMASI ENERJİ METABOLİZMASI Soluduğumuz hava, yediğimiz ve içtiğimiz besinler vücudumuz tarafından işlenir, kullanılır ve ihtiyaç duyduğumuz enerjiye dönüştürülür. Gün içinde yapılan fiziksel aktiviteler kalp

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Sibel Koçak

Yrd. Doç. Dr. Sibel Koçak Yrd. Doç. Dr. Sibel Koçak Pulpanın Embriyolojisi Embriyolojik hayatın 12-13. haftalarında çan organının iç bölümünü dolduran bağ dokusuna dental papilla denir. Pulpa dental papilanın ektomezenşimal hücrelerinden

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

YAŞAMBOYU SPOR ve ANTRENMAN BİLGİSİ. HAZIRLAYAN Zekeriya BAŞEKEN Beden Eğitimi Öğretmeni 1

YAŞAMBOYU SPOR ve ANTRENMAN BİLGİSİ. HAZIRLAYAN Zekeriya BAŞEKEN Beden Eğitimi Öğretmeni 1 YAŞAMBOYU SPOR ve ANTRENMAN BİLGİSİ HAZIRLAYAN Zekeriya BAŞEKEN Beden Eğitimi Öğretmeni 1 Spor insanoğlunun var oluşundan beri onunla beraber olan, belirli kurallar içeren, rekabet ortamı olan, haz veren

Detaylı

Bozkır hayatının başlıca ekonomik faaliyetleri neler olabilir

Bozkır hayatının başlıca ekonomik faaliyetleri neler olabilir Kısrak sütünden üretilen kımız, darıdan yapılan begni bekni ve boza Türklerin bilinen içecekleriydi Bozkır hayatının başlıca Bu Türklerin kültürün bilinen önemli en eski gıda ekonomik faaliyetleri neler

Detaylı

TEMEL VETERĠNER GENETĠK

TEMEL VETERĠNER GENETĠK DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. TEMEL VETERĠNER GENETĠK KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik 2. Ders YB 205 Beslenme İkeleri 2015 Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr BESLENME Dünya Sağlık Örgütü (WHO-DSÖ)

Detaylı

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ Prof. Dr. Metin ATAMER Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Aralık 2006 ANKARA Sütün Tanımı ve Genel Nitelikleri Süt; dişi memeli hayvanların, doğumundan

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

GÖMÜLÜ DİŞLER. Dişlerin gömülü kalma nedenleri

GÖMÜLÜ DİŞLER. Dişlerin gömülü kalma nedenleri GÖMÜLÜ DİŞLER Dişlerin gömülü kalma nedenleri 1. Evrim Teorisi: İnsanlar yüz yıllar içerisinde daha yumuşak gıdalara geçiş yaptıkları için evrimleşerek çene kemiklerinde küçülme meydana gelmesi sonucu

Detaylı

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Prof. Dr. Yasemen YANAR Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölüm Başkanı Tarih boyunca medeniyetler

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME. AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Sağlıklı Yaşam Merkezi Dyt. Melda KANGALGİL

SAĞLIKLI BESLENME. AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Sağlıklı Yaşam Merkezi Dyt. Melda KANGALGİL SAĞLIKLI BESLENME AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Sağlıklı Yaşam Merkezi Dyt. Melda KANGALGİL 1 İNSANLAR NEDEN YEMEK YER 2 3 Sağlığın temeli yeterli ve dengeli (sağlıklı) beslenmedir. İnsan vücudunu bir arabaya benzetebiliriz;

Detaylı

MANDİBULA HAREKETLERİNİN OKLÜZAL MORFOLOJİYE ETKİLERİ

MANDİBULA HAREKETLERİNİN OKLÜZAL MORFOLOJİYE ETKİLERİ MANDİBULA HAREKETLERİNİN OKLÜZAL MORFOLOJİYE ETKİLERİ DR. HÜSNÜ YAVUZYILMAZ I- SAGİTTAL DÜZLEMDEKİ HAREKETLER 2- HORİZONTAL DÜZLEMDEKİ HAREKETLER 3- FRONTAL DÜZLEMDEKİ HAREKETLER I- SAGITTAL DÜZLEMDEKİ

Detaylı

ORTODONTİ. Dersin Kodu Dersin Adı Z/S T U K DOR 603 Ortodontik tanı yöntemleri, Fonksiyonel analiz,

ORTODONTİ. Dersin Kodu Dersin Adı Z/S T U K DOR 603 Ortodontik tanı yöntemleri, Fonksiyonel analiz, ORTODONTİ Ders Koordinatörü: Prof. Dr. Mutahhar Ulusoy Ders Sorumluları: Prof. Dr. Zahir Altuğ altug@dentistry.ankara.edu.tr Prof. Dr. Hakan Gögen Doç.Dr. Çağrı Ulusoy DOR 601 Büyüme ve gelişim Z 3 0 3

Detaylı

VÜCUDUMUZDA SISTEMLER. Destek ve Hareket

VÜCUDUMUZDA SISTEMLER. Destek ve Hareket VÜCUDUMUZDA SISTEMLER Destek ve Hareket DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ Vücudun hareket etmesini sağlamak Vücutta bulunan organlara destek sağlamak Destek ve Hareket Sistemi İskelet Sistemi Kaslar Kemikler Eklemler

Detaylı

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı TRAVMA Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı HEDEFLER Travmanın tarihçesi Travmanın tanımı Travma çeşitleri (Künt, Penetran, Blast,

Detaylı

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORGULAMA PROGRAMI

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORGULAMA PROGRAMI 3-4 Aile bireyleri birbirlerine yardımcı olurlar. Anahtar kavramlar: şekil, işlev, roller, haklar, Aileyi aile yapan unsurlar Aileler arasındaki benzerlikler ve farklılıklar Aile üyelerinin farklı rolleri

Detaylı

Fen Bilimleri Dersi Kazanımları

Fen Bilimleri Dersi Kazanımları Fen Bilimleri Dersi Kazanımları Sigara ve alkol kullanımının vücuda verdiği zararları, araştırma verilerine dayalı olarak tartışır. Boşaltımda görevli yapı ve organları tanır. 2 Diş çeşitlerini model üzerinde

Detaylı

Beslenme Dersi sunusu

Beslenme Dersi sunusu Beslenme Dersi sunusu Beslenme ile ilgili kavramlar Besin (lat.aliment): Yenebilen bitki ve hayvan dokularıdır. Su, organik ve inorganik ögelerden oluşur. Hayvansal ve bitkisel olarak iki kaynaktan elde

Detaylı

Prof. Dr. Gökhan AKSOY Prof. Dr. Cenk CURA Prof. Dr. Ebru ÇAL

Prof. Dr. Gökhan AKSOY Prof. Dr. Cenk CURA Prof. Dr. Ebru ÇAL Prof. Dr. Gökhan AKSOY Prof. Dr. Cenk CURA Dentes Decidui Dişlenme (Dentisyon) Dönemleri Süt dişleri dönemi Karışık dişlenme dönemi Daimi dişler dönemi Süt Dişleri Dönemi Karışık Dişlenme Dönemi Ece Çal

Detaylı

Adli Tıp Enstitüsü 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak kurulmuş olup, Tıp, Fen ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalları altında Li

Adli Tıp Enstitüsü 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak kurulmuş olup, Tıp, Fen ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalları altında Li İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ADLİ TIP ENSTİTÜSÜ TANITIM REHBERİ 2009 Adli Tıp Enstitüsü 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak kurulmuş olup, Tıp, Fen ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalları

Detaylı

BATI MÜZİĞİ TARİHİ 1. ÜNİTE İLK ÇAĞ DÖNEMİ MÜZİĞİ

BATI MÜZİĞİ TARİHİ 1. ÜNİTE İLK ÇAĞ DÖNEMİ MÜZİĞİ BATI MÜZİĞİ TARİHİ 1. ÜNİTE İLK ÇAĞ DÖNEMİ MÜZİĞİ İÇERİK Müzikoloji nedir? Müzik tarihinin Müzikoloji içindeki yeri Müzik tarihinin temel kavramları Etimoloji (Müzik kelimesinin kökeni) Kültürel evrim

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI Dünyamızda o kadar çok canlı türü var ki bu canlıları tek tek incelemek olanaksızdır. Bu yüzden bilim insanları canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırmışlardır.

Detaylı

TEOG -1 FEN ve TEKNOLOJİ DERSİ DENEME SINAVI 1-) Aşağıdakilerden hangisi mitoz bölünmenin özelliklerinden biri değildir?

TEOG -1 FEN ve TEKNOLOJİ DERSİ DENEME SINAVI 1-) Aşağıdakilerden hangisi mitoz bölünmenin özelliklerinden biri değildir? TEOG -1 FEN ve TEKNOLOJİ DERSİ DENEME SINAVI 1-) Aşağıdakilerden hangisi mitoz bölünmenin özelliklerinden biri değildir? A) Büyüme, gelişme için gereklidir. B) Kromozom sayısı yarıya iner C) Vücut hücrelerinde

Detaylı

ÜNİTE:1 Antropoloji Nedir? ÜNİTE:2 Kültür Kavramı ÜNİTE:3 Kültüre Yaklaşımlar: Temel Antropoloji Kuramları ÜNİTE:4 İnsanın Canlılar Dünyasındaki Yeri ve Biyolojik Çeşitliliği ÜNİTE:5 İnsanın Evrim ÜNİTE:6

Detaylı

Havacılıkta İnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA

Havacılıkta İnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA Havacılıkta İnsan Faktörleri Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA Ders Hakkında Dersin Genel Amacı: - İnsanı tanımak - Kusurlarımızın farkına varmak - (Sağlıklı) düşünme yi öğrenmek Dersin Özel Amacı: - İnsan faktörlerini

Detaylı

ADIM ADIM YGS-LYS 47. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-7 MANTARLAR ALEMİ

ADIM ADIM YGS-LYS 47. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-7 MANTARLAR ALEMİ ADIM ADIM YGS-LYS 47. ADIM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI-7 MANTARLAR ALEMİ MANTARLAR (FUNGİ) ALEMİ Genellikle çok hücreli olan ökaryot canlılardır. Kloroplastları yoktur. Bu nedenle fotosentez yapamazlar.parazit

Detaylı

DENEY HAYVANLARI ANATOMİSİ

DENEY HAYVANLARI ANATOMİSİ DENEY HAYVANLARI DENEY HAYVANLARI ANATOMİSİ Deney Hayvanı: Hipotezi bilimsel kurallara göre kurulmuş araştırmalarda ve biyolojik testlerde kullanılan hayvanlardır. Günümüzde en sık kullanılan deney hayvanları;

Detaylı

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz Diyetisyen Serap Orak Tufan İstanbul 2015 NEDEN OKULA GİDERİZ? PEKİ NEDEN YEMEK YERİZ? Hastalanmamak için Daha Güçlü olmak için Daha çabuk büyümek için Karnımızı

Detaylı

MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI

MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI TÜRKİYE DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLARI ENVANTERİ ENV. NO. 58.01.0.02 ÇİMENYENİCE KÖYÜ, KÖROĞLU TEPELERİ, I39-a4 MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI İL SİVAS İLÇE HAFİK MAH.-KÖY VE MEVKİİ Çimenyenice Köyü GENEL

Detaylı

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I HEDEFLER İÇİNDEKİLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I Gelişim Psikolojisinin Alanı Gelişim Psikolojisinin Temel Kavramları Gelişimi Etkileyen Faktörler Gelişimin Temel İlkeleri Fiziksel Gelişim Alanı PSİKOLOJİ Bu

Detaylı

5. Sınıf Besinler ve Özellikleri Test 2

5. Sınıf Besinler ve Özellikleri Test 2 5. Sınıf Besinler ve Özellikleri Test 2 1-1.Düzenleyici olarak görev yaparlar. 2.Pek çok yaşamsal faaliyetlerin gerçekleşmesinde görev alırlar. 3. Vücuda besinlerle dışardan alınır 4.Bazıları suda bazıları

Detaylı

ADIM ADIM YGS LYS. 91. Adım KALITIM -17 GENETİK VARYASYON MUTASYON MODİFİKASYON ADAPTASYON - REKOMBİNASYON

ADIM ADIM YGS LYS. 91. Adım KALITIM -17 GENETİK VARYASYON MUTASYON MODİFİKASYON ADAPTASYON - REKOMBİNASYON ADIM ADIM YGS LYS 91. Adım KALITIM -17 GENETİK VARYASYON MUTASYON MODİFİKASYON ADAPTASYON - REKOMBİNASYON GENETİK VARYASYON Aynı türün bireyleri arasındaki farklılığa VARYASYON denir. Varyasyonların hepsi

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

Çölyak Hastalığı Olan Çocukların Anne Sütü Alma ve Tamamlayıcı Beslenmeye Geçme Durumlarının Değerlendirilmesi

Çölyak Hastalığı Olan Çocukların Anne Sütü Alma ve Tamamlayıcı Beslenmeye Geçme Durumlarının Değerlendirilmesi Çölyak Hastalığı Olan Çocukların Anne Sütü Alma ve Tamamlayıcı Beslenmeye Geçme Durumlarının Değerlendirilmesi Araş. Gör. Gizem Aytekin, Araş. Gör. Hülya Yılmaz Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi

Detaylı

Süt dişleri neden önemlidir? İlk dönemde süt dişlerinin bakımı nasıl yapılmalıdır?

Süt dişleri neden önemlidir? İlk dönemde süt dişlerinin bakımı nasıl yapılmalıdır? 1 2 Süt Dişleri Süt dişleri neden önemlidir? Sanılanın aksine, diş sağlığı açısından süt dişleri önemli dişlerdir. Bu dişler, daimi dişlerin oluşumu ve çenelerin gelişimi esnasında konuşma ve çiğneme açısından

Detaylı

Bununla birlikte, ismini veren buluntu iyi bir zamana rast geldi. Sadece üç

Bununla birlikte, ismini veren buluntu iyi bir zamana rast geldi. Sadece üç Türkçe 1 Vadi 1.1 Neander Vadisi bir zamanlar sakin ve dar bir kaya çukuru idi. Ancak 19. Yüz Düssel nehrine, zengin bitki örtüsüne ve Vadi Vadinin ilk bölümleri ancak 1.2 Günümüzde, N Ancak bu fosiller

Detaylı

Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Boğaziçi Üniversitesi

Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Boğaziçi Üniversitesi BİYOLOJİDEKİ TEKNOLOJİK GELİŞMELER VE ÖNCELİKLERİMİZ Dr. Aslı Tolun Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Boğaziçi Üniversitesi KLONLAMA / KOPYALAMA Tanım Yöntem Amaç: Kopya birey yaratma Kök hücre oluşturma

Detaylı

İMPLANT. Prof. Dr. Ahmet Saraçoğlu

İMPLANT. Prof. Dr. Ahmet Saraçoğlu İMPLANT Prof. Dr. Ahmet Saraçoğlu İMPLANT NEDİR? İmplant, herhangi bir nedenden dolayı kaybedilen dişlerin, fonksiyon ve görünüşünü tekrar kazandırmak amacıyla, kişinin çene kemiğine yerleştirilen, kişinin

Detaylı

Tarımsal Ekoloji. Tarım Sistemlerinde Ekonomik Anlayış. 1. Giriş. Tanımlar İçerik. Perspektif. Doç.Dr. Kürşat Demiryürek

Tarımsal Ekoloji. Tarım Sistemlerinde Ekonomik Anlayış. 1. Giriş. Tanımlar İçerik. Perspektif. Doç.Dr. Kürşat Demiryürek Tarımsal Ekoloji Tarım Sistemlerinde Ekonomik Anlayış 1. Giriş Tanımlar İçerik Perspektif Doç.Dr. Kürşat Demiryürek 1 Tarımsal Ekoloji - Tanımlar Gliessman 2000: Sürdürülebilir tarım sistemlerinin yönetimi

Detaylı

Aklımızı Değişen İklime mi Borçluyuz? Nüzhet Dalfes İTÜ

Aklımızı Değişen İklime mi Borçluyuz? Nüzhet Dalfes İTÜ Aklımızı Değişen İklime mi Borçluyuz? Nüzhet Dalfes İTÜ Ani iklim değişiklikleri insanın aklını başına mı getirdi? Akıl Zekâ=intelligence William H. Calvin Nörofizyolog Washington Üniversitesi,Tıp Fakültesi

Detaylı

İktisat Tarihi II. I. Hafta

İktisat Tarihi II. I. Hafta İktisat Tarihi II I. Hafta Tarih Öncesi Çağların Bölümlenmesi Taş Çağı Bakır Çağı Tunç veya Bronz Çağı Tarihsel gelişim türün sürdürülmesi ve çoğalmasına katkıda bulunma ölçütüne göre de yargılanabilir.

Detaylı

GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI (Zooloji) 1. Laboratuvar: Hayvan Sistematiği, Simetriler, Vücut Yönleri, Kesitler

GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI (Zooloji) 1. Laboratuvar: Hayvan Sistematiği, Simetriler, Vücut Yönleri, Kesitler B i y o 1 0 3. 0 1 G e n. B i y o. L a b. ( Z o o l o j i ) 1 GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI (Zooloji) 1. Laboratuvar: Hayvan Sistematiği, Simetriler, Vücut Yönleri, Kesitler Sistematik ve taksonomi nedir?...

Detaylı

HİSTOLOJİ. DrYasemin Sezgin

HİSTOLOJİ. DrYasemin Sezgin HİSTOLOJİ DrYasemin Sezgin HİSTOLOJİ - Canlı vücudunu meydana getiren hücre, doku ve organların çıplak gözle görülemeyen (mikroskopik) yapılarını inceleyen bir bilim koludur. - Histolojinin sözlük anlamı

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

HİJYEN VE SANİTASYON

HİJYEN VE SANİTASYON HİJYEN VE SANİTASYON TEMİZLİK+ HİJYEN= SANİTASYON Bulunduğumuz ortamda hastalık yapan mikroorganizmaların hastalık yapamayacak seviyede bulunma durumuna hijyen denir. Sağlıklı (temiz ve hijyenik) bir ortamın

Detaylı