Mayıs 2014 Sayı:2 dil, edebiyat, kültür, sanat

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Mayıs 2014 Sayı:2 dil, edebiyat, kültür, sanat"

Transkript

1 Mayıs 2014 Sayı:2 dil, edebiyat, kültür, sanat LALE DEVRİ nde Bir Şair: NEDİM KARAMANOĞLU MEHMET BEY ve Fermanı [Belgeden bir alıntı veya ilginç bir noktanın özetini yazın. Metin kutusunu belge içinde herhangi bir yere konumlandırabilirsiniz. Kısa alıntı metin kutusunun biçimlendirmesini değiştirmek için Metin Kutusu Araçları sekmesini kullanın.] SEVİNÇ ÇOKUM İle SÖYLEŞİ Renk renk hâtıralarım oda oda silindi; Anne kokan bir Türkçem vardı, o da silindi

2 İncir Çekirdeği Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ayşe Bengisu Akdağ Yazı İşleri Müdürü Sırdem Kemiksiz Editörler Sultan Demirtaş Kübra Tarakçı Yazarlar Afra Nur Akkayalı Beyza Arı Hatice Türk Hilal Akarslan Merve Başol Sema Keser Seren Kotik Süleyman Erkut Şeyda Üzer İletişim facebook.com/incircekirdegidergisi EDİTÖRDEN... Sevgili İncir Çekirdeği okuyucuları... Bahar geldi, güneşli günler kapıda. Mayıs ayı bizlere nefis bir hava ile birlikte bir edebiyat şölenini de sunmakta. Öncelikle ilk sayımızda büyük özveri ile çalışan arkadaşlarıma teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum. İlk sayımız kimliğimizi gösterebilmek ve okuyucumuz ile iletişim kurabilmek açısından çok önemliydi. Bu anlamda siz değerli okuyucularımızın ilgisine de teşekkürü bir borç bilirim. İkinci sayımızda sizleri dosya konusu olarak Mayıs ayı hem doğum hem ölüm yıl dönümü olan Necip Fazıl Kısakürek bekliyor. Necip Fazıl Kısakürek i, anmak üzere Beyza Arı sizler için yazdı. Aynı zamanda Sultan Demirtaş Üstad ın tiyatro eserlerini ele aldı. Türkçenin resmi dil ilan edilişini Türk Dil Bayramı nın 737. Yılı münasebetiyle Ayşe Bengisu Akdağ yazdı. Bunların yanında okurken keyif alacağınızı düşündüğümüz hikaye, şiir ve denemelerin yanında güncel kitap ve filmlerin tanıtımları da siz okuyucularımızı beklemekte. Söyleşi köşemizdeyse şu an son kitabının çalışmalarını yapmakta olan Sevinç Çokum söyleşisi sizleri bekliyor. Uzun ve yoğun bir çalışmanın ardından sizlere kültür ve edebiyat dolu bir sayı sunmaya çalıştık. Şimdiden siz değerli okuyucularımızın ilgisine çok teşekkür eder, herkese mutlu bir bahar ve Mayıs ayı dilerim. Sırdem Kemiksiz Yazı İşleri Müdürü https://twitter.com/incircekirdegid

3 İÇİNDEKİLER Havadis...4 Filiz in Mürekkebi Hilal Akarslan...8 Bu Günden Sonra Ayşe Bengisu Akdağ Asrın Sultan uş-şuara sı Ahmed Paşa...12 Delilsiz Gidilmez Yollar Harami Hatice Türk...13 Son Şairler Sultanı: Necip Fazıl Kısakürek Beyza Arı...14 Necip Fazıl dan Şiirler...17 Bir Oyun Yazmak Sultan Demirtaş...18 Sevinç Çokum la Söyleşi Ayşe Bengisu Akdağ...20 Misafir Köşesi Şiirler Süleyman Erkut Medcezir...26 Sema Keser Bucaksız / Ebruli...27 Sait Faik Abasıyanık tan Hikaye: İpekli Mendil...28 Sa d-âbâd ın Gözdesi: Nedim Sırdem Kemiksiz...30 Edebiyat Tarihinde Mayıs...32 Arka Kapak Merve Başol...34 U.Ü Oyuncuları Sahnede Sultan Demirtaş...36 Beyaz Perde den Afra Nur Akkayalı...38 Pedofili Ağır Suçtur Sırdem Kemiksiz...41 Gençlere Sorduk Kübra Tarakçı...42

4 HA VÂ DİS Gabriel Garcia Marquez'e sarı güllerle tören Marquez, sarı güller ve kağıttan kelebeklerle sonsuzluğa uğurlandı. Meksika'nın başkenti Meksiko'da binlerce kişi, İspanyol dilinin en büyük yazarlarından biri kabul edilen Gabriel Garcia Marquez'e son bir kez saygılarını sunmak ve veda etmek için Güzel Sanatlar Sarayı'na akın etti. Marquez'in ünlü romanı Yüz Yıllık Yalnızlık'ın geçtiği hayali Macando kenti için ilham kaynağı olan Aracataca kasabasında da sembolik bir cenaze töreni düzenlendi. Cervantes'in kalıntıları aranıyor İspanya, İspanyol edebiyatının en tanınmış isimlerinden biri olan Miguel Cervantes'in mezarının ölümünden 398 yıl sonra bulunması için proje başlattı. Proje, 2016'da ölümünün 400. yıldönümüne kadar Don Kişot'un ünlü yazarının mezarının bulunmasını amaçlıyor. Yaşar Kemal sokak çocuklarını yazdı Yapı Kredi Yayınları'nın Doğan Kardeş dizisinden çıkan "Neredesin Arkadaşım", Yaşar Kemal'in "Çocuklar İnsandır" kitabından yapılan bir seçme. Büyük ustanın 70'li yıllarda sokak çocuklarıyla yaptığı röportajların biraraya getirildiği "Neredesin Arkadaşım", bugün hayatın acımasız yönünü ayna gibi suratımıza tutan sokak çocuklarının çaresizliğini anlatıyor. "Küçük Prens" kitabının 71. yılı kutlanacak Antoine de Saint- Exupery tarafından 1943'te yazılan, dünya üzerinde 240'tan fazla dile çevrilen ve 140 milyon adetten fazla satan "Küçük Prens" kitabının 71. yıl kutlama etkinlikleri, Mayıs arasında Zorlu Center AVM'de yapılacak.

5 Çelebi Mehmet ve Dönemi Sempozyumuna Büyük İlgi Osmangazi Belediyesi tarafından bu yıl 10 uncusu düzenlenen Osman Gazi yi Anma ve Bursa nın Fethi Şenlikleri kapsamında gerçekleştirilen Mehmet ve Dönemi Sempozyumu nun ikinci günü 4 oturum ile devam etti. Birbirinden değerli akademisyenlerin yer aldığı sempozyumun ikinci gününde Çelebi Mehmet in hayatı ve o dönem yaşanan önemli olaylar hakkında bilgiler sunuldu. Uludağ Üniversitesi Türk dili ve edebiyatı bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Sadettin Eğri de Çelebi Mehmed in Hekimi Şair Şeyhi ve Kenzü l-menafil Risalesi sunumuyla sempozyumdaydı. Edebiyatın belleği müzenin kapısına kilit Bakanlık Edebiyat Müzesi ni boşaltması için 8 Mayıs a kadar zaman tanıdı.nazım Hikmet ten Cemal Süreya ya, Aziz Nesin den Melih Cevdet Anday a pek çok yazar ve şaire ait şahsi belge, mektup, Kitap ve yazın takımlarının sergilendiği Edebiyat Müzesi ve Yazın Belgeliği, Kültür ve Turizm Bakanlığı nca kapatılıyor. Yazarlara ait şahsi belgeler kolilerde gideceği yeri bekliyor. İTEF in bu yılki teması Şehir ve Yolculuk! İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali nin (İTEF) altıncısı Vehbi Koç Vakfı nın ana sponsorluğunda 5-11 Mayıs 2014 tarihleri arasında, Şehir ve Yolculuk temasıyla gerçekleşecek. Okurlar 5-8 Mayıs tarihleri arasında söyleşiler, atölye çalışmaları, çocuk etkinlikleriyle dopdolu bir festival programını takip etme imkanı bulacaklar. Festival aynı zamanda bu yıl bünyesine iki yeni programı da katarak 9-11 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek. 14. Uluslararası Ankara Öykü Günleri 7-11 Mayıs tarihleri arasında! 14. Uluslararası Ankara Öykü Günleri 7-11 Mayıs 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

6 III. Milletlerarası Klasik Türk Edebiyatı Sempozyumu Türk Dil Kurumu ve Harran Üniversitesi Prof. Dr. Abdülkadir KARAHAN ın 100. doğum yıldönümü vesilesi ile 5-6 Mayıs 2014 tarihlerinde Şanlıurfa da III. Milletlerarası Klasik Türk Edebiyatı Sempozyumu düzenliyor. Harran Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesinde yapılacak olan sempozyuma bildirileriyle birçok bilim adamı katılıyor. Adrian Mole serisinin ünlü yazarı Townsend öldü Adrian Mole adlı kahramanının başından geçenleri anlattığı kitapları ile tüm dünyada büyük ün kazanan İngiliz romancı Sue Townsend, 68 yaşında hayata veda etti. "The Secret Diary of Adrian Mole, Aged 13¾" adlı ilk kitabını 1982'de yayımlayan Townsend, büyük başarı kazanmıştı. Adrian Mole serisinin bazıları tiyatroya ve televizyona da uyarlanmıştı. 5. Türkiye Dergi Günleri 5.Türkiye Dergi Fuarı 7-11 Mayıs tarihlerinde Sirkeci Tren Garı'nda. 5.Türkiye Dergi Fuarı ile ilgili tüm bilgilere adresinden ulaşabilirsiniz. Dünyanın en küçük kitabı İzmir TÜYAP ta İzmirli şair, yazar ve Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği Kurucu Başkanı Ümit Yaşar Işıkhan, kendisine ait olan rekoru, dünyanın okunabilir en küçük kitabını daha da küçülterek kırdı. İlk baskısını, 1986 yılında kâğıda yapılan zamları protesto amacıyla tasarlayıp yayınlayan Işıkhan, 2012 ve 2013 yıllarında yeni basımlarını yaparak okuyucularına ve koleksiyonerlere ulaştırdıktan sonra bu yıl daha da küçülterek, İzmir TÜYAP Kitap Fuarı'nda sergiliyor. Derleyen: Beyza Arı

7

8 Filiz in Mürekkebi 5 Ocak 1948 Sizler sayı saymasını bilir misiniz? Elbette biliyorsunuzdur; belki beşe kadar, belki bine kadar, belki de yıldızları bile sayabiliyorsunuzdur. Ben de sayı saymayı biliyorum elbette. Okula da gidiyorum, okumayı da saymasını da biliyorum ama babamın gelmediği günleri sayarken tüm sayıları birbirine karıştırmaya başladım. En son dört gün önce yüz yirmi sekiz gün olmuştu babamı görmeyeli ama yüz yirmi sekize kadar doğru mu saydım bilmiyorum. Baktım sayılarla baş edemiyorum, onları aklımda tutamıyorum,unutuyorum ben de kendime yeni yöntem edindim.babamın salondaki kütüphanesinden bir kitap aldım,onun en sevdiği kitaplardan birini seçtim tabi ki.bana okuduğu,bana fısıldadığı kelimelere sahip kitaplardan birini... Onsuz geçen her gün için bir sayfa kıvırıyorum, onsuz okuduğum her kitap için bir sayfanın yüzünü çeviriyorum karanlığa... Annem bana hissetirmese de o da özlüyor babamı. Beraber yaptıkları çayların kokusunu bile özlediğini biliyorum. Ben de çok özledim, çayların kokusunu Babam gideli uzun zaman oldu. Anneme: Filiz'in okulu bittiği gibi yanıma alacağım sizi. demiş. Bekliyorum babacığım, bu karışık şehirde okulumun bitmesini ve senin yanına koşmayı bekliyorum. Babacığım, senin yanına koşarak gelebilir miyim? Hani bir kere hep beraber güzel bir piknik yapıyorduk, ben ayakkabılarımı çıkartıp koşmaya başlamıştım da ayağıma diken batmıştı. Sen beni kucaklayıp, ayağımı avuçlarının içine alıp dikeni çıkarmıştın. Sana koşarken de ayaklarıma diken batar mı? Sana geldiğim yollardaki tüm dikenler çiçek açar, anneannemin dikiş iğnesi gibi olan o yeşil uçlar sana koşarken körelir. Seni özlüyorum babacığım, seni özlüyorum ve sana gelemiyorum, beni affet. 2 Nisan 1948 Bugün okula iki tane gazeteci geldi. Sabahattin Ali nin kızı Filiz Ali yi çağırın. demişler Müdür Bey e. Beni sınıftan gelip aldılar, okulun avlusuna çıkarıp fotoğraflarımı çektiler. Gülümsemekle gülümsememek arasında kaldım, dudaklarımı hangi yöne yönelteceğimi bilemedim. Fotoğraflarımı çekip hiçbir şey söylemeden avludan hızla uzaklaştılar.

9 Neler oluyor baba, neden benim fotoğraflarımı çektiler? Senin kızın olduğum için mi? Saçlarım, gözlerim sana benziyor mu diye merak mı etmişler? Neden baba, neden o iki gazeteci akşam eve geldiğimde bizdelerdi? Annemin neden gözlerinden yaşlar damlıyordu? Annemi neden üzmüşler, senin papatyanı neden soldurmuşlar? Ellerim, ellerim titriyor baba, midemde bir sancı var.gözlerim tavana doğru kayıyor.anneme bakamıyorum,iki gazeteciyi de koltuğun diğer taraflarında görüyorum.neler oluyor babacığım,duyuyor musun beni? Alnımdan annemin gözyaşları gibi boncuk boncuk terler boşalıyor, göz kapaklarıma hakim olamıyorum,babacığım...baba...bab 3 Nisan 1948 Babacığım; benim ustam, benim kahramanım, benim dileğim... Seni bizden almışlar, o sevdiğimiz yeşilliklerin içinden geçerken seni kana bulamışlar. Gözlerini gökyüzünden ayırmışlar, karanlığa gömmüşler. Bana söylemiyorlar ama ben her şeyin farkındayım. Senin güvenerek sırtını dayadığın yol arkadaşın, toprağa düşürmüş bedenini. Yol arkadaşlıkları böyle mi olur baba? Sen bana arkadaşlığın hiç böyle olduğundan bahsetmemiştin. Bir dilim ekmek paylaştığın insana sırt dönülmez. derdin hep. Sen sırtını dönmezsin ki babacığım. Bilmediğin bir ormanda kırlangıçlarla baş başa bırakmışlar seni. Ömründen ömrünü çalmışlar,seni benden ayırmışlar Sabahattin Ali kitaplarıyla beraber öldürüldü yazıyor gazetelerde. Kim olduğunu, bunu neden yaptığını bir türlü öğrenemedim. Sabahattin in kızı Filiz i, senin tomurcuğunu üzdüler, babasız bıraktılar. Kelimeleri sahipsiz, kalemlerini mürekkepsiz bıraktılar. Seni vurdular, tüm insanlık vuruldu. Seni vurdular Kürk Mantolu Madonna yı gömdüler, seni vurdular Aliye yi ağlattılar 20 Nisan 1948 Mektubunda yazmıştın ya hani; "... üzülecek bir şey yok. Her şey düzelir, hele Filiz hiç üzülmesin." İşte senin de dediğin gibi her şey düzelecek, her şey senin olduğun günlerdeki gibi olacak ve Filiz artık hiç üzülmeyecek HİLAL AKARSLAN

10 BU GÜNDEN SONRA... Bundan tam 737 yıl öncesi Yüzyıl Anadolu su... Batı dan Haçlıların Doğu dan Moğolların saldırılarının ortasında tutunmaya çalışan Selçuklu... Edebi dil olarak Farsçanın, devlet işlerindeyse Arapçanın kullanıldığı bir Türk yurdu... Konya ya doğru bir beylik ilerliyordu o sırada. Türk milletinin tarih sahnesinden indirilmesini engelleyen yüce görevi üstlenen; terk edilmeye yüz tutmuş bir kimliği, kendi dillerini yeniden canlandıran bu beylik Karamanoğulları ydı. Karamanoğulları ndan Bir Bey ilerliyordu Türk boylarıyla birlikte. Moğol istilasıyla birçok Türkmen beyini, birlikte ayağa kaldırmayı başaran bu öncü Karamanoğlu Mehmet Bey di. Türk beylerine: Değerli Türkmen Beylerim! Bugün başta Konyalılar olmak üzere, Moğol istilası ve zulmünden bıkıp usanmış Selçuk ve Oğuz Türkleri için, Cenab-ı Allah ın lütfuyla kurtuluş günüdür. Yıllardan beri Moğol istilasıyla kararan dünyamız, Türkmen Beylerinin kahramanca mücadelesiyle aydınlık bir istikbale doğru hızla yol alacaktır diye sesleniyordu. Şanlı bir zaferden sonra Konya ya giren ve neşrettiği fermanla Bu günden sonra divânda, dergahda, bargahda, meclisde ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır diyen Mehmet Bey, Türkçeyi tekrar devlet dili, ilim ve edebiyat dili, tahsil ve tedrisat dili, konuşma yazma ve okuma dili olarak ilan ederek tarih sayfalarına adını yazdırıyordu.

11 Hayata gözlerini kapamadan üç yıl önceki fermanında Türkçeyi resmi dil ilan eden Mehmet Bey, başka milletlerin içinde eriyip gitmeden millet olarak yaşayabilmek için dilin büyük yeri ve önemi olduğunu biliyordu. Yedi asır geçti aradan... Karamanoğlu Mehmet Bey in fermanına uyuyor muyuz, sahip çıkıyor muyuz? Büyük mücadelelerle elde ettiği bu zaferin bilincinde miyiz? Simitchi nin simitleri Simitçi ninkinden daha mı gevrek? Bir şeylere Start vermek Başlatmak tan daha mı sahici? Yaşasın yerine Oley deyince daha mı sevinçli oluyoruz? Ya da Güle güle yerine Bye bye demek daha mı samimi yoksa? Daha mı daha mı, daha mı... Ya özenli olmak yerine özenthi olmak var ya da sırf sadelik uğruna dilimizle bütünleşmiş, bizim kültürümüzün bir parçası olmuş, dilimizin kendine mâl ederek zenginliğini, harmanlama gücünü gösterdiği kelimeleri atacak kadar tasfiyeci olmak... Beyaz yerine ak denilebilir mi her zaman ya da Ayna yerine Gözgü öz Türkçe uğruna? Gönül kelimesi var diye kalp, siyah var diye kara atılabilir mi bu uğurda? Bu topraklarda asırlar boyu Türk insanı kendi lisanında hem kalbe dokunmak, kalbini açmak, kalbini kazanmak diyor hem gönül koymak, gönül yarası, gönlü tok diyorsa, siyah yerine kara kara düşünmek, kara gün dostu diyorsa bu dilin zenginliği değil de nedir? İşte Türkçe bütün bu birikimiyle Türkçedir. Yıllar boyu tartışılan bütün bu meselelerin yanında bugün Türkçemizin resmi dil ilanının 737. Yıl dönümü... Bu dil bayramımızda bugünden sonra Karamanoğlu Mehmet Bey i anmaktan öte anlamaya, yakamızda taşımaktan öte kalbimizde taşımaya, zihnimizde idrak etmeye çalışalım... Türk Dil Bayramımız kutlu olsun! A. Bengisu Akdağ Kaynak: Dr. Tahsin Ünal Türklüğün ve Türkçenin Sesi, Karamanoğulları Tarihi Ziya Gökalp Türkçülüğün Esasları Dilde Türkçülük

12 15. ASRIN SULTANÜ'Ş- ŞU'ARASI AHMED PAŞA Fatih Sultan Mehmed'in önce hocası, sonra müsayibi ve en nihayetinde de veziri olan, daha hayattayken sultanü'şşu'ara ünvanı alan şair Ahmed Paşa, zeki, nüktedan, ince bir kişi olarak tanınmıştır. İyi bir aileden geldiği için çok iyi bir eğitim görmüş ve önemli görevlerde bulunmuştur. Rivayete göre Ahmed Paşa, Fatih'in gözdelerinden birine tutulmuştur. Fatih, bunu duyunca o güzelin saçlarını kestirmiş ve meclisine çıkarmıştır.ahmed Paşa gözdeyi o halde görünce şu beyiti söylemiştir: "Zülfin gidermiş ol sanem kâfirliğin komaz henüz Zünnârını kesmiş velî dahi müselman olmamış" Bunun üzerine gözdeye meyilli olduğu anlaşılmıştır. Fatih Sultan Mehmed, Ahmed Paşa'yı çok sevmesine rağmen olan bitenden rahatsız olmuş; bu davranışı saray gelenek ve göreneklerine hakaret saymış ve Ahmed Paşa'yı Yedi Kule Zindanları'na kapattırmıştır. Beyitte Ahmed Paşa, puta benzettiği sevgilisinin saçlarını kestirdiğini ama kâfirliği bırakmadığını söyler. Bahsi geçen sevgilinin Ahmed Paşa'nın gönlünü kaptırdığı gözde olması büyük ihtimaldir. Buna rağmen Âşık Paşa, tezkiresinde Ahmed Paşa'nın iftiralara maruz kaldığını söyler. Yedi Kule Zindanları'nda ölüm korkusuyla yaşamış olan şair, çok zor ve acı günler geçirmiştir. Orada, bağışlanmak için aklına bir kaside yazmak gelir ve ünlü Kerem Kasidesi'ni yazar: Kul hatâ kılsa nola afv-i şehenşâh kanı Tutalım iki elüm kanda imiş kanı kerem Umaram cürmümi gark itmeğe rahmet suyına Mevc-i ihsânun ile cûş ide ummân-ı kerem Bu kaside Fatih Sultan Mehmed'in çok hoşuna gitmişse ve Ahmed Paşa ölümden kurtulmuşsa da bir daha saraya girememiştir. Bundan sonraki hayatını mütevellilik, müderrislik gibi görevlerde bulunarak geçirmiştir. Bütün yaşadıklarının yanısıra Ahmed Paşa'nın en önemli ve bilinen yanı şairliğidir. Bundan dolayıdır ki Ahmed Paşa, Fatih döneminin sultanü'ş-şuarası olarak anılmaktadır. Seren Kotik

13 Delilsiz Gidilmez Yollar Harami Aşka niyet eden derviş düşer yola. Hiç görmediği, adını bile bilmediği bir ülkeye gidecektir. Gidecektir ama nasıl? Ülkenin varlığı bile kulağa masal... Ülkenin varlığına delil arar derviş. Delil bulup gitmelidir. Gül şehrinden geçip nur cemâle varmalıdır. Öyle ya aşka rehber, âşıktan öte kim vardır? Simurg uçuşuyla bir çiçek olur uçar, bir çoban olur çiçeği kovalar: Çobanın biri bir gün rüzgârda salınan bir çiçek görür. Sever onu. Oturur karşısına; onun yolunu seçer, onu mürşid edinir, başlar onunla birlikte bir sağa bir sola zikretmeye. Gel zaman git zaman bir gün yine çiçekle çoban zikrederken rüzgâr şiddetlenir, çiçeği koparır, uçurur. Çiçek uçar, çoban kovalar. İbn-i Arabi Hazretleri bu esnada dervişleriyle birlikte oturmuş ders yapmaktayken çiçek düşer ders halkalarına. Çoban şaşkın. İbn-i Arabi Hazretleri kaldırır başını: " Gel evladım gel." der. " Sen bir çiçeğe mi bağlandığını zannettin? " Çoban bir bakar: Arabi. Âşık olur, "Allaaaah! " der düşer. Çobanın, garip bir çiçeğe olan sevgisi kendisini hakikate götürmüştür. Mürşid, hakikat ülkesinin varlığına yol yürüyenin delilidir. O vuslat ülkesine gitmiş ve dönmüştür. Elinden tuttuğunu oraya götürecektir. Her adımda tökezleyebilir yolcu. Mürşid düşmesine izin vermez. Düşeni kaldırır, siler kalbinden tozu toprağı: "Olur." der. "Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın, öldüm der durur yine de yaşarsın." Mürşidsiz gidilen yolda harami boldur. Herkes, her şey, her olay devasa taşlara dönüşüp keser yolu. Hele yolcunun bir düşmanı vardır ki haramilerin en çetini: Adı nefis, kılıcı keskin. Nefisle harp etmeyi öğreten üstadını bulan derviş hamd eder. Çünkü bilir; yolun neresinde çukur, neresinde tümsek var gösterecektir üstadı. Çünkü bilir, üstadı onun ümit kapısı olacaktır. Sevgilinin eşiğinde, sebat ettiği müddetçe, iki dizinin üzerinde ümitle vuslat için oturacaktır. Gönül güneşi 'Şems'ini bulan Mevlana gibi şen, mesut; sevgiliden gelen derdi deva bilerek, bir göz süzüş uğruna dahi olsa onun yolunda can vermeyi dileyerek o eşikte duracaktır. Gelmese bile, "Gelmeyişini dahi sevdim." diyen âşıklar gibi onunla hem dem, her daim dilinde zikri ile bekleyişte olacaktır. Herkesin Şems'ini bulup, ağzında o bekleyişin tadını duyması dileğiyle... fotoğraf: aybige akdağ

14 Son Şairler Sultanı Gençlik Gelip geçti Bir günlük süstü; Nefsim doymamaktan dünyaya küstü Eser darmadağın, emek yüzüstü Toplayın eşyamı, işim acele! Kör olan bir insana rengi, sağır olan bir insana şarkıyı tarif etmenin imkânsızlığı derecesindedir Necip Fazıl ı anlatmak Büyük Üstat, son Şairler Sultanı, eşsiz bir hoca Her sözüyle, her davranışıyla ve özellikle zekâsıyla şaşırtan nadir insan Onu, Büyük Üstat ı yeni nesillere anlatmak gün geçtikçe daha da zorlaşmaktadır. Maraşlı bir soydan gelen Necip Fazıl ın çocukluğu, mahkeme reisliğinden emekli büyükbabasının İstanbul Çemberlitaş taki konağında geçer. 4-5 yaşlarında iken dedesinden okumayı öğrenir ve büyükannesi Zafer Hanım ın da etkisiyle tutkulu bir okuyucu haline gelir. Necip Fazıl, Çile li hayatına küçük yaşta başlar. 15 yaşına kadar oldukça ciddi rahatsızlıklar geçirir. İlköğrenimini çok farklı okullarda tamamlayan Üstat a ölüm acısını ilk küçük kardeşi Sema yaşatır. Sema nın beş yaşındaki ölümünden sonra annesi vereme yakalanınca ailesi Heybeliada ya taşınır ve böylece Necip Fazıl, ilköğrenimini Heybeliada Numune Mektebi nde tamamlar da Ne oldumsa bu mektepte oldum dediği ve şahsiyetinin ana çizgilerini kesinleştirdiği Bahriye Mektebi ne girer. Orada üç yıllık öğrenimini tamamladıktan sonra ilave edilen dördüncü sınıfı okumamaya karar verir ve okuldan ayrılır. Bu sırada kardeşinin ölümünden sonra henüz çok genç yaşta olan babasının ölüm acısıyla beraber bir kez daha yıkılır. 17 yaşında İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü ne girer. Cumhuriyetin ilanından bir yıl sonra, 20 yaşında, eğitim için yurtdışına gönderilecek öğrenciler için yapılan sınavdaki başarısıyla üniversitesini tamamladı sayılarak Paris e gönderilir ve burada Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümü ne girer. Paris hayatı, kendini arayışının müthiş duygu değişiklikleri, korkunç girinti ve çıkıntıları arasında, kimlik buhranlarıyla geçer. Paris teki bohem hayatına bir süre İstanbul da da devam eder. Üstat Necip Fazıl Kısakürek in: Tam otuz yıl saatim işlemiş, ben durmuşum; Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum. dediği sene, 1934 ü gösterir. Bu tarih, Üstat ın efendim, irşat edicim, can kurtarıcım diye nitelediği Efendi Hazretlerini tanıdığı senedir. Bir gün, oturduğu Beylerbeyi ne giden vapurda Abdülhakim Arvâsi Hazretlerinin müritlerinden birisiyle karşılaşır. O zat Necip Fazıl a, Efendi Hazretlerinin Beyoğlu nda Ağa Cami nde cuma günleri ders verdiğini duyurur. Üstat, gider birkaç cuma sonra Beyoğlu Ağa Cami ne Yanında da ressam arkadaşı Abidin Dino. Oturmuş Efendi Hazretlerini dinliyorlar. Namazdan sonra yanına yaklaşıp elini öpmek istiyorlar. Efendi Hazretleri bir müddet onlara baktıktan sonra şöyle diyorlar: Biz Eyüp Sultan da oturuyoruz. Ne zaman isterseniz buyurun. Üstad sıklaştırmıştır artık o camiye gidip gelişlerini. Efendi Hazretleri sorar, Üstad a:

15 - Siz tasavvuftan bir şeyler biliyor musunuz? Okuduğunuz kitap falan oldu mu? Bahriye Mektebi nde okuduklarını söyler. Efendi Hazretleri : - Bu iş kitapla olmaz. Akılla da varılmaz Hiç yemeğin lezzeti çatal bıçakla aranıp bulunabilir mi? Necip Fazıl ın dünyası alt üst olmuştur. Bu hali, Çile şiirinde şöyle dile getirir: Gaiblerden bir ses geldi: Bu adam Gezdirsin boşluğu ense kökünde Ve uçtu tepemden birden bir dam; Gök devrildi, künde üstüne künde Bundan sonra Üstat yeni bir iklimin eşiğindedir. Bu iklim, şairin iliklerine kadar işlediği gibi eserlerine de açıkça yansır: Anladım işi, sanat Allah ı aramakmış Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış Arvâsi ile tanışmasından sonra yaşadığı derin fikir buhranının ardından hayatının yeni dönemindeki ilk önemli eseri olan Tohum adlı tiyatro oyununu yazar da Celal Bayar ın temin ettiği ilanlar yardımıyla çıkardığı ve 16 sayı sürdürdüğü Ağaç Mecmuası, dönemin önde gelen entelektüellerini çatısı altında toplar. Daha sonra 1929 da girdiği ve artık kendini dolap beygirinden farksız hissetmeye başladığı bankadan istifa eder ve vakit kaybetmeden Haber gazetesine girer yılında Büyük Doğu Marşı nı yazar. Prof. Dr. Ayhan Songar: Bir televizyon konuşmamı takip etmiş, tabii beğenmediniz. dedim. Nerden bildin? diye sordu, cevabım: Konuşan siz değildiniz de ondan olmuştu. Bazen karşılıklı konuşmalarımız saz şairlerinin karşılıklı atışmalarına benzer, bu hava içinde sürer giderdi tarihinde yaşadığı buhranlı dönemini anlatan Çile adlı şiirini 1939 da yayınlar. Bu şiiri Üstat ın en önemli şiirlerindendir. Şiirde geçen: Sanki burnum değdi burnuna yok un Kustum öz ağzımdan kafatasımı mısraları Necip Fazıl ın zekâsının ne denli olduğunu ispatlar niteliktedir. Onun şiirlerinde, konuşmalarında etkili bir tecrit, yoğun bir sembolizasyon dikkat çeker. Üstat ta öyle bir zekâ, büyüklük ve yetenek vardır ki, onun söz veya kalemle ifade edemeyeceği bir konunun olduğunu düşünmek neredeyse olanaksızdır. Onun şiirlerinde şekilden çok içerik cezbeder insanı. Şekil, ses unsurlarını içerikten alır. O seçtiği kelimelere hiç kimsenin tasvir edemeyeceği anlam ve farklılıklar kazandırır. Yazdıklarıyla Necip Fazıl ı Türkçenin sırlarını ve imkânlarını en iyi şekilde değerlendiren bir sanatçı olarak görmek mümkündür. Bir zamanlar oturduğu apartman katında eşek beslemeye heves etmişti. Bir bayram günü eşek ziyaretçilerden birinin üstünü kirletince bu heves sona erdi, eşeğin bu densizliğini de misafirlere ne yapalım efendim, eşekliğini gösterdi diye açıkladı. Üstat bundan sonra yılları arasında Fransız Mektebi nde, Ankara Devlet Konservatuarı nda, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi nde, Robert Kolej de ve Ankara DTCF nde hocalık yapacak, 1939 dan itibaren de Babıali ye dalıp, mücadele edecek, hapislere girecek ama son nefesine kadar bu gayeden bir an taviz vermeyecek ve 25 Mayıs 1983 tarihinde huzur içinde vefat edecektir yılı, sanatkârın fildişi kulesinden indiği; tam olarak belirdiği tarihtir. Mücadelesini bir ömür; hükümetiyle, partisiyle, basınıyla, hocasıyla, gençliğiyle kendi açtığı, bütün cephelerde tek başına sürdüreceği Büyük Doğu Mecmuasının ilk sayısını çıkarır. Büyük Doğu, 1943 ten başlayarak, aralarla, kapatılışlarla 1972 ye

16 kadar 15 defa çıkar. Üstat 1964 te yazdığı 21 Yılın Bilançosu isimli yazısını şu sonuçla bitirir: 21 yıl maddi ve manevi çile, sekiz defada hepsi 3 yıl 6 ay 20 gün hapis. On kere batış ve çıkış -ve nihayet on birincisinde (en güzel sayı) birincilik şartlarıyla doğruluş ve doğuş. Allah bütün Müslümanlarla beraber, bu her devrin mazlumu, mahkûru ve mahpusu Büyük Doğu ya acısın Üstat 1972 den itibaren artık evindedir. Nihayet 1980 yılının baharı gelir. Necip Fazıl Kısakürek 25 Mayıs 1980 tarihinde Türk Edebiyatı Vakfı tarafından Sultanü ş Şuara (Şairler Sultanı) ilan edilir ve bu unvan edebiyat tarihinin tozlu sayfalarına özenle işlenir. Bu ünvanla o edebiyatımızın son Sultanü ş Şuara sı olur yılının Nisan ayıdır. Üstat tan Türk Edebiyatı Vakfı nda bir sohbet verilmesi rica edilir. Memnuniyetle kabul eder. Hâlbuki o sıralar sağlığı evden çıkmaya elverişli değildir. 24 Nisan günü onu sohbete götürmek için evine gidildiğinde bahçeye çıkar çıkmaz, oğlu Mehmet Kısakürek e şu sözleri Pırıl pırıl zekasına, muhayyilesine, dipdiri sesine rağmen bedeni son senelerde hızla çökmüştü. Bunu bir türlü kabullenemiyor, gözleri görme kabiliyetini tama yakın kaybettiği halde üstü kitaplar, yarı yarıya yazılmış sayfalar, kağıt ve kalemlerle dolu masasının başında oturuyordu. En ufak bir yetersizliği kendisine bir türlü yakıştıramıyordu. Prof.Dr. Ayhan Songar söyler: Sekiz aydır evden çıkmıyoruz, ara sıra evden çıkalım iyi oluyor. Bacakları artık vücudunu taşıyamamakta, birkaç metre ötede kendisini bekleyen arabaya yanındakilerin yardımıyla ulaşabilmektedir. Bu halde Türk Edebiyatı Vakfı na gelir ve iki saati aşkın bir süre konuşma yapar. Üstat konuşmasını şu cümlelerle bitirir: Ahmet Kabaklı değer bilmekte ben bir değer miyim o ayrı mesele- değer ümit ettiği şeyleri çirkinden ayırmakta birinci sınıf bir görüş sahibidir. Asıl cevabım: Bu halimle gelebilişim, size olan ümidimi ve vazifemi teyit etmiş oluyor ün Mayıs ayında edebiyat dünyasından adeta bir dev ayrılmıştı. Onun bıraktığı boşluğu kimse dolduramamıştı. Hem boşluk bırakmamıştı ki doldurulsun. Her şeyi doldurup gitmişti. Kafaları doldurmuş, gönülleri doldurmuş ve yaşını doldurmuştu. On binlerce Müslümanın katıldığı cenaze namazıyla birlikte, ruh verdiği gençliğin ve onun davasının büyüklüğünün farkında herkesin elleri üzerinde, 49 yıl önce kurtarıcısını bulduğu Eyüp te ebedi yolculuğuna çıkmıştı. O anda herkesin dudaklarında aynı sözcükler: Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber? Vasiyetinde Beni de Allah ve Resul aşkının yanık bir örneği ve ardından birtakım sesler bırakmış divanesi olarak arada bir hatırlayınız. diyen Üstad ı saygıyla ve rahmetle anıyoruz. Beyza ARI

17 Necip Fazıl dan... Çırpınır Dinle, kulağını ver de mezara! Anneciğim Ak saçlı başını alıp eline, Kara hülyalara dal anneciğim! O titrek kalbini bahtın yeline, Bir ince tüy gibi sal anneciğim! Sanma bir gün geçer bu karanlıklar, Gecenin ardında yine gece var; Ölüler evlattan yana çırpınır. Nesiller arası korkunç manzara; Domuz yavrulayan ana çırpınır. Kalbten kazıdılar iman sırrını; Her günün bugünden beter yarını. Acı rüzgarlara vermiş bağrını, Türk Bayrağı yana yana çırpınır. Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar, Yaşlı gözlerinle kal anneciğim! Beklenen Gözlerinde aksi bir derin hiçin, Kanadın yayılmış çırpınmak için; Bu kış yolculuk var, diyorsa için, Beni de beraber al anneciğim! Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar. Ne de şeytan, bir günahı, Seni beklediğim kadar. Geçti istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni; Bırak vehmimde gölgeni Gelme artık neye yarar?

18 BİR OYUN YAZMAK Bence sahne, bir büyücünün toprak üstüne tebeşirle çizdiği esrarlı bir dört köşeydi. Öyle bir dört köşe ki uçsuz bucaksız hayatın en başı boş kıvrılışları onun darlığı içine sığdırılacaktır. Dışardaki realitesinden hiçbir şey kaybetmeden ona sığan hayat, dışardaki genişliğe sığmayacak kadar hudutsuz güzellik tecellilerine orada kavuşacaktır. diyordu Necip Fazıl. Bundan sonra da bir aktör arkadaşının sorusuyla içinde bir iştah belirivermişti: Niçin piyes yazmıyorsun? Şehir tiyatrosuna bir eser teslim edebilmek için yirmi günü vardı. Bu süre darlığı yetmezmiş gibi, eserle onu yaşatacak aktör arasında peşin bir nişanlama yapmadan işe başlayamazdı Necip Fazıl. Bu aktör Muhsin Ertuğrul olacaktı. Onunla konuştuktan sonra odasına kapandı ve on yedi günün ardından ilk tiyatro eseri Tohum hazırdı. Eser yazıldığı yıl İstanbul Şehir Tiyatrosu nda sahnelendi. Eserin baş kişisi Ferhad Bey i de anlaşıldığı üzere Muhsin Ertuğrul canlandırdı. FERHAD BEY - Biz bu ruhu tanımıyoruz. Çünkü bu ruh dal budak salmış bir ağaç gibi göz önünde fışkırmış hakikatlerden değildir. En derin ve en gizli hakikatlerdendir. Hakikat kesifleştikçe küçülür ve küçüldükçe gizlenir. Bir tohum gibi. YOLCU - Bir tohum gibi mi? FERHAD BEY - Madde açık, ruh gizlidir. Bütün hakikatler ruhundur. Necip Fazıl bu sözleri döker Ferhad Bey in ağzından. Böylece onun nasıl bir mefkûre sahibi olduğunu, oyunda ruhun nasıl ön plana çıktığını görmüş oluruz. Şöyle de bir gerçek var ki oyun kalitesinin görmesi gerektiği beğeniyi, ilgiyi görememiştir. Çünkü Tohum alışılmışın dışında bir yaratımdır o devre göre. Tiyatroya olan ilginin azlığı da nedenlerden biri arasındadır. İlk oyununu böyle kaleme alan Necip Fazıl için artık oyun yazmak bir tutku haline gelmişti. İkinci oyunu olan Bir Adam Yaratmak iki yıl gibi uzun bir süreden sonra tamamlanmıştı. Oyun Türk tiyatrosunun bir trajedi şaheseri kabul edilir. Necip Fazıl eserde oyunun baş kişisine Ölüm Korkusu adlı bir oyun yazdırır ve kendi yazdığı Bir Adam Yaratmak oyunu bu oyunla iç içe ustalıkla harmanlanmıştır. Bu oyununda sanat ve estetik kaygısının yanında fikri nasıl öne çıkardığını görüyoruz. İnsanın ne kadar güçsüz bir varlık olduğunu, acizliğini, aklına

19 ve başka hiçbir şeye güvenmemesi gerektiğini, bütün kudretin Allah ta olduğunu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor Necip Fazıl. HÜSREV - Ben ne yaptım? Bir hududu zorladım. Kendimin dışına çıkmak isterken, kendime rast geldim. Meğer kul olduğumu anlamak için allahlık taslamalıymışım. Meğer nasıl yaratıldığımı anlamak için bir adam yaratmaya kalkmalıymışım. Ben ne yaptım? En sağlam basamağı ayağımdan kaydırdım. Körlüğü zedeledim. Şimdi görünen şeye nasıl bakayım? İnsan kaderini bir rüya gibi uykuda bulur. Bu rüyayı uyanık nasıl seyredeyim? Necip Fazıl ın bir diğer oyunu, ağır ceza hâkiminin başından geçen bir dava ve bunun neticesiyle değişen bir hayatın anlatıldığı Reis Bey. Bu oyununu ise tutuklandığı sırada hapishanede kaleme alıyor uzun bir aradan sonra. Taş kalpli bir kanun bekçisidir Reis Bey. Merhametini askıya almıştır, bir ferdi korumak için bin suçluya idam cezası vermeyi göze alabilir. Gözyaşları suçun rengini soldurmaz. der. Ama verdiği bir idam cezasının ve kırılan kalemin ardından vicdanı ile baş başa kalır. Sonrası Reis Bey in katı yüreğinin erimesi REİS BEY- ağlanacak hal. MAHKÛM - Etmeyin Reis Bey, siz ağlayamazsınız! Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz! REİS BEY- Siz de benim hakkımda hüküm veriyorsunuz. MAHKÛM- Bir kere de ben vereyim Reis Bey; hem de sehpadan, tepeden en yüksek kürsüden hüküm vereyim. Siz merhametten, acıma duygusundan yalnız kötülük doğacağına inanmışsınız. Yerine göre haklısınız. Fakat ondan ne büyük iyilik doğacağını unuttuğunuz için, en büyük hakkı kaybediyorsunuz. Rahmet kaldırılmış sizin kalbinizden. Buz çölünde yol alıyorsunuz. Reis Bey mühürlü kalbinizin açılmasını dilerim. Tiyatroya büyük önem veren Necip Fazıl bu örneklerde olduğu gibi eserlerine şahsi görüşlerinden ayrı tutmadan, felsefi yaklaşımları, cemiyet ve insan meselelerini de yansıtmıştır. Arkasında birçok oyun bırakan yazarın diğer tiyatro eserleri de şunlardır: Künye, Kanlı Sarık, Para, Ahşap Konak, Parmaksız Salih, Sabır Taşı, Siyah Pelerinli Adam, Mukaddes Emanet, Yunus Emre, Sultan Abdülhamid. Sultan DEMİRTAŞ

20 SEVİNÇ ÇOKUM İLE SÖYLEŞİ

21 SÖYLEŞİ Sevinç Çokum, 25 Ağustos 1943 te Beşiktaş, İstanbul da dünyaya geldi. Hisarcılar akımı temsilcilerindendir. Hikâye, roman ve senaryo yazarı. Türk Edebiyatı Vakfı'nın kurucularından biri olan Çokum, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin de üyesi. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1970 yılında mezun oldu; ayrıca Umumi Sosyoloji dalında öğrenim gördü. Edebiyat öğretmenliğinin yanısıra Türk Edebiyatı dergisinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Kültür Bakanlığı Halk ve Çocuk Yayınları Komisyonu üyeliğinde bulundu yılları arasında Rıfat İzzet Çokum'la kurdukları Cönk Yayınları'nı yönetti yılları arasında Türkiye gazetesinde iki tefrika roman, deneme, inceleme ve gezi yazıları yazdı. Sayın Sevinç Çokum sorularıma başlamadan önce şu sıra yazmakta olduğunuz yeni romanınızın yoğun çalışmaları arasında bizlere değerli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum. Öykü ve şiirle yazı hayatınıza başladığınızı biliyoruz. Daha sonraki dönemlerde ağırlıklı olarak romana yönelmenizin belirli bir nedeni var mıdır? Benim öyle öykülerim var ki sonradan Keşke bunlar roman olsaydı demişimdir. Bu ayrımı çok iyi yapmak gerekir. Yanılmıyorsam Kemal Tahir in iki türü belirleyen sözlerini okumuştum; Bir romanı öykü formatına sıkıştırmak kadar öykü olabilecek bir konuyu romana yaymağa kalkışmak yanlış olur. anlamındaydı o sözler. Tabii hikaye ve roman zaman içersinde aşama aşama daha ileriye götürdüğüm

22 türler oldu benim için. Bir zaman geldi ki anlatacaklarım öyküden taşmağa başladı. Çok şey söylemek ve anlatmak istiyordum.bunu öyküdeki ince sanatı romana taşıyarak yapabilirdim.daha iyi romanlar için, yazdıklarımı tarih, yakın tarih, sosyoloji, psikoloji, felsefe dallarıyla beslemem gerekiyordu.ancak kendime, yakınlarıma ait ve başkalarının bana anlattığı yaşantılar çok önemliydi.2000 yılından bu yana ortaya koyduğum Deli Zamanlar, Tren Burdan Geçmiyor, Arada Kalmış Tebessüm, Lacivert Taşı,Çok Yapraklı İlişkiler adlı romanlarımı kendi mektebimin büyük atakları olarak değerlendiriyorum. Türkçeyi en iyi kullanan yazar ünvanını kazanmış biri olarak, Türk dilinin tadını yeni nesillere tattırmak için biz geleceğin edebiyat öğretmenlerine vereceğiniz tavsiye ve öğütleriniz nelerdir? Birçok usta yazarın anlatmak istediklerini en iyi ve özgün bir dille aktardığını düşünürüm. Tanpınar, Sait Faik böyledir. Rilke, Panait Strati, Marquez, Kayığım Rozinha dan tanıdığınız Vosconcelos büyük anlatıcılardır. Şeyh Galib i, Fuzuli yi, Ömer Hayyam ı çözümlemek de aynı ustalıkları yan yana getirmek demektir. Çağımızda bir yazarın değeri ille de Nobel kazanmış olmasıyla ölçülmemeli bana göre. Bu ödülü reddetmiş veya ödüllendirilmemiş büyük ustalar var. Demek istiyorum ki, insanı, kurallarla, ideolojilerle şekillendirmek değildir edebiyat, insanı kendi gerçekliği ile yakalamak önemli. Özellikle Cumhuriyet sonrası yazılmış yerli eserlerin dilinin sadeleştirilmesine karşıyım. Böyle yapa ede yeni kuşaklar artık Türkçeyi seyreltilmiş, ayıklanmış bir dilden anlamağa çalışıyorlar. Böylece sözlüğe bakma alışkanlığımız da yitip gitmede. Sözlüksüz ve ansiklopedisiz bir öğretmen ve öğrenci odası

23 düşünemiyorum. Ayrıca okuma okutturma kampanyaları, Bakın biz işimizi ne kadar güzel yapıyoruz! anlamında gayret gösterenlere plaket vermeyle bitmiyor. Okumayı sevdirmenin ötesinde kitap okumanın sorumluluğunu, saygınlığını duyarak, elimiz yüzümüz kitaplarla donanmış olarak yeryüzünde dolaşmayı hak etmeliyiz. Doğru okuma nedir, iyi bir okuyucu nasıl olmalıdır? İyi bir okuyucu, okuduğunu kendi yorumlarıyla anlatan, üzerinde düşünen, satırların yanlarına notlar alan, gerektiği zaman o notlara bakan ve evinde mutlaka bir kitaplığı olan kişidir. Kitap okumak bir birikimi oluşturur; bu birikim eskiden çeşitli açık veya kapalı yerlerde, edebiyat matinelerinde, bir araya gelinerek ortaya konurdu. Oralardan birçok yazar, dergi yöneticisi, gazeteci, tiyatrocu, politikacı yetişmiştir. Bunlar unutulmasın. Sizce Dilde birlik ülkümüzü gerçekleştirirsek Kaybettiğimiz toprakları farklı bir şekilde de olsa yeniden kazanma şansımız olur mu? Fetihler veya kaybettiğimiz toprakları yeniden kazanma düşüncesi bana aykırı gelir. Önemli olan üstünde yürürken hissettiğimiz, koştuğumuz ve dilimizle hatıralarımızla, yüreğimizle bağlı olduğumuz topraktır. Dilde birlik düşüncesi her ne kadar Kırımlı fikir adamı ve gazeteci Gaspıralı İsmail Bey e aitse de o zaman İstanbul la ve diğer Türk illeriyle bağlar kurmak

24 adına bir zaruret idi. Biliyorsunuz, Kırım da yayınlanan Tercüman Gazetesinin işlevi gerçekten görmezlikten gelinemez. Hem Türk Dünyasında, hem de Anadolu bütünlüğündeki dil özellikleri lehçe ve şive farklılıkları Türkçenin büyük bir dil olduğunu açıklıyor. Yani Beyaz Türkçe veya sade dil denilerek kelime ayıklamalar, tasfiyeler geçerli değil artık. Dilimize girerek Türkçeleşmiş olan kelimeler aslında Türkçenin zenginlikleridir. Özbeöz Türkçe mahalli kelimeler de öyle. Eki kökü doğru olmak şartıyla yapma kelimeler ortaya koymak da Ben romanlarıma eski yeni demeden yakışanı alarak dil ufkumu geniş tutmağa çalıştım. Yeni bir roman üzerinde çalışıyorsunuz. Okuyucuları nasıl bir eser bekliyor, biraz ipucu verebilir misiniz bu konuda? Benim için hayatın izleri, tortuları, elimle dokunduğum her şey önemli. Sandık lekeleri gibi çıkmayan işaretler Geçen yıldan beri yazmakta olduğum romanda sonlara doğru yaklaştım. Bu romanın dünya üstünde yazılan sayılamayacak kadar çok ve çeşitli romanlar arasında yeri nedir, hiç bilmiyorum, bilenin de olacağını hiç sanmıyorum. İzi olur, tozu olur, gölgesi olur, gölgesi olmaz umursamıyorum da. Kimler ne bekliyor, bekleyen var mı onu da bilmiyorum. Ben gelgeç bir yazar olmadım, kırk yıldan fazladır yazıyorum. Burada da bütünüyle kendim değil, yer yer bana benzeyen, belki benim söylemediklerimi söylettiğim bir kadın yazar var. Ve başka kadınlar Sağcılık solculuk veya başka bir şeycilik kavramlarına bir reddiye diyebilirim. Etiketlenmeye kocaman bir Hayır! Keyifli söyleşi için çok teşekkür ederim... Sorularınız için teşekkür ediyorum. Başarı dileklerimle sevgi ve selamlar... A. Bengisu AKDAĞ

25 MİSAFİR KÖŞESİ Ellerim göğe sunulurken, uyku Yamacına sığınmıştır şehrin kapısında, Üzerimize ayın yanılsaması, farklı, Adımlar ürkek ve çekimser sokaklarda, Belirsiz simalar çoğalmakta zihinde, Arayışın iz düşümlerini takip etmek zor olsa, Zaman akar saçlardan ve tenden, çeşmeler gibi Uluyan köpekler görürsün belirli aralıklarda, Korku mu titretir şöylece ayak uçlarını, göz bebeklerini, Her evin penceresi vardır, güneşi kucaklayan, Hayat zor, insanlara susmak ve tepkisizleşmek, En büyük yetenektir. Bilirsin değil mi? Yalnızlığı, Suskunluğu, Senin olmayanı, Bir taş gibi sert ve soğuk, Yağmur gibi temiz ve doygun, Çocuklar gibi özgür, Savaşlar gibi çetin, acımasız O zaman bana da öğret, Konuşurken susmayı ve yalnız kalmayı. Önlerinde sıra sıra saksılar Menekşeler, sardunyalar ve fesleğenler, Bilinmez ki hangi kadının yalnızlığını ya da sevgisini taşır Misafir: İzzet EŞEN Parmaklara asılı duran sigara, bekleyişin adı mıdır? Sorular cevaplara gebedir, düşünceler karışık Kaçma anı yaklaştı yine yanı başıma, Kolay değildi denen şey kalabalık içinde yalnızlığı temsil, Sevdayı terk eden ben olayım, Kehribar tesbihe tek tek işlemeli içtekileri,

26 MED CEZİR Süleyman Erkut Öyle bir şiire başlıyorum ki Nasıl anlatacağım bilmiyorum. Aklımdan geçenler muttasıl, Anlatmak istediğim muttasıf. Akıl gaip muallakta, Gönül kuşu aranmakta. Yazdıklarıma cevaben, Bildiklerime binaen Kalbe huzur veren Benim dizelerim bedaheten. Bak bilmişler ne demişler: Şairlerin dili cennetin anahtarıdır. Kelam ay ışığında saklıdır. Dil çözülür, söz konuşur. Öz bilinir, göz vurgun olur. Yorgun kalpler durgun durur, Kurgular içinde hal-i medcezir. Yaşam pınarı mı ab-ı hayat suyu? Yusuf gibi ben de mi kenanda bir kuyu? Sahi anlatsam anlar mısın? Ne anlattığımın da farkında mısın? Ne saç ne sebat kaldı Ya Rab! Hamd olsun lakin kulun hali harap. Bitap düşmüş bir dizeden bakarken, Mürekkep aktıkça yazarsın güneş doğarken. Kalemin sırdaşın olur konuşur, Mısralar anlatır herkes susuşur. Bir âmâ gelir gördüğünü anlatır, Bir dilsiz gelir bilmediğini okur. Anlarsın, sırra vakıf olursun, Çok susarsan yorulursun. Konuş ki makal gideceği yeri bulsun. Çay var kitap var ölüm var biliyor musun? Lakin sen cidden beni anlamıyorsun ya hani; Bu benim bu dünyadaki imtihanım. Çölde susuz yaşanmıyor azizim. İşte geldim, gidiyorum. Sükun makamında sükut vaktidir. Ne içinde nelerde saklı kimle? Neredeyim bilmiyorum, görmüyorum.

27 Sema Keser BUCAKSIZ Başımı sert kayalara dayayıp tavanı gökyüzü olan diyarlarda yaşardım. Yıldızları avize yapıp sazlıklarla dost olurdum. Sarp dağlar ailem olur geceleri onlara sığınırdım, Nefsimin prangalarından kurtulup engin olmayı arzulayarak. Gönüller ülkesinde duvarları olmayan mabetler tasavvur ederdim. İçinde güverteler dolusu balık bulunan akortsuz cümleler kurardım. Kalbimi sürgün ettiğim bu yalnızlıkta bakışlarımla duyardım. İçimde yankılanan feryatları kalbimin ritimleriyle dindirirdim, Ruhumun çıplaklığını benliğimle giydirmeyi düşleyerek. EBRULİ Gözleri buğday tanesi, Bakışları hasat olan sevgili. Gülüşü güneşe dönük ayçiçeği, Hüznü sonsuzluğa giden bir seferi. Ilık bir gün batımı kızlığında tanıştım; Efsuni akşamsefası misali. Kaybettiğimde anladım; Kalbimin gökkuşağına yansıyan rengini. Kaybettiğimde gördüm; O olmadan ben olmak, Yağmura muhtaç bir zerdali. Sema Keser

28 ışığında kaçmaya çabalayan iki çıplak ayak gözüktü.arkasından seğirttim,kaçanı yakaladım. Kapıcı odasına hırsızla beraber girdik.kapıcının sarı ışıklı fenerini yaktım.ay,bu ne küçük hırsızdı böyle!ellerimin içinde kırarcasına tuttuğum eli ufacık.gözleri pırıl pırıl.neden sonra gülmek için,hem de katıla katıla gülmek için, ellerini bıraktım. Sait Faik Abasıyanık İPEKLİ MENDİL İpek fabrikasının geniş cephesi ayla ışıldadı. Kapının önünden birkaç kişi,acele acele geçtiler.ben isteksiz,nereye gideceği meçhul adımlarla yürürken,kapıcı arkamdan seslendi: -Nereye? -Şöyle bir gezineyim, dedim. -Cambaza gitmiyor musun? -Cevap vermediğimi görünce, ilave etti: -Herkes gidiyor. Bursa ya daha böylesi gelmemiş. -Hiç niyetim yok, dedim. Yalvardı, yakardı,beni fabrikayı beklemeye razı etti.biraz oturdum,bir sigara içtim,bir türkü söyledim,sonra canım sıkıldı. Ne etsem dedim,kalktım,kapıcı odasındaki civili bastonu aldım,fabrikayı dolaşmaya çıktım. Kızların çalıştığı kozahaneyi geçer geçmez bir pıtırtı işittim.cebimdeki elektrik fenerini yaktım.etrafı taradım.fenerin uzanan gür Bu sefer küçücük bir çakı ile üzerime hücum etti ve çapkın,beni küçük parmağımdan yaraldı.sımsıkı yakaladım keratayı.ceplerini aradım.bir parça kaçak tütün ve yine aynı sıfatlı iki sigara kağıdı,temizce bir mendil buldum.kanayan parmağıma onun kaçak tütününden bastım;mendili yırttım ve elimi ona bağlattım.kalan tütünle de iki kalın sigara sardık,ahbapça konuştuk. On beş yaşında vardı. Hani böyle şey adeti değildi ama,gençlik işte.birisi ondan ipekli mendil istemişti,hani canım anlarsın ya aşıklısı,sevdalısı,komşu kızı işte!para da yok ki gidip çarşıdan alsın.düşünmüş,taşınmış aklına bu çare gelmiş.ben: -Peki dedim-,imalathane bu tarafta,sen aksi tarafta ne arıyordun? Güldü.İmalathanenin nerede olduğunu o ne bilecekti.birer de benim köylü sigarasından yaktık,iyice ahbap olmuştuk.halis Bursalıydı..Doğma büyüme İstanbul a değil,mudanya ya koca ömründe-bunu söylerken yüzünü görseydiniz-bir defacık inmişti. Emir Sultan da ay ışığında,kızak kaydığımız zamanlar,benim de aynı bu tonda,bu kıvamda arkadaşlarım olmuştu.eminim ki bunun da onlar gibi,uzaktan sesini duyduğum Gökdere nin havuzlarında derisi karardı.biliyorum ki mevsim mevsim meyvelerin kabuğunun rengini alıyor.baktım, yeşil üst kabuğu düşmüş bir

29 ceviz esmerliğinde esmerdi.yine de bir taze ceviz beyazlığıyla beyaz ve gevrek dişleri vardı.ben bilirim,yazın başlangıcından ta ceviz mevsimine kadar Bursa çocuklarının yalnız elleri erik ve şeftali,yalnız çizgili mintanlarının kopmuş düğmelerinden gözüken göğüsleri fındık yaprağı kokar.o sırada kapıcının saati onikiyi çaldı.nerde ise cambaz bitecekti. -Kaçayım,dedi. Onu ipekli mendili vermeden gönderdiğime müessir düşünürken,dışarıda bir gürültü ile silkindim.kapıcı söylene söylene odadan içeri giriyordu.arkasında da hırsız... Bu sefer ben kulaklarını çektim.kapıcı çıplak tabanlarını ince söğüt dalıyla epey haşladı.bereket patron orada yoktu.yoksa vallah onu polise verirdi. Bu yaşta bir çocuk hırsız!efendi,hapisanede yatsın da akıllansın diyerek. Çok korkuttuk ağlamadı.gözleri ağlamaya hazır çocukların gözlerine döndü ama,dudaklarında azıcık bir titreme gözükmedi ve kaşları sabit,kararlı hallerini hiç bozmadılar.yalnız biraz rüzgarlıydılar.bırakılınca azat edilmiş bir kırlangıç gibi fırladı.ay ışığını ve mısır tarlasını,keskin bir kanat gibi sıyırarak kaçtı gitti. Ben o zaman malların istif edildiği imalathanenin üstündeki bölmede yatardım.odam ne güzeldi.hele mehtaplı gecelerde ne şirin olurdu.tam pencereme yakın bir dut ağacı vardı.ay ışığı dut yapraklarından süzülür,odaya pare pare dökülürdü.aşağı yukarı,yaz kış pencereyi açık bırakırdım.ne serin,ne tuhaf rüzgarlar eserdi..vapurlarda da çalıştığım için,rüzgarları kokularından lodos,poyraz,karayel,gün batısı diye ayırt eder,tanıdım.ne rüzgarlar battaniyemin üzerinden acaip birer rüya gibi gelip geçtiler. Uykum çok hafiftir.sabaha yakındı.dışarıdan bir gürültü geliyordu.adeta dut ağacında birisi vardı.korkmuşum ki,kalkamadım,bağıramadım.tam bu sırada pencerede bir hayal belirdi.oydu yavaşca pencereden sıyrıldı.benim önümden geçerken,gözlerimi kapadım,dolapları karıştırdı.istifleri uzun bir müddet alan taran etti.sesimi çıkarmadım.doğrusu bu cesarete karşı bütün malı alıp gitseydi,sesimi çıkarmayacaktım. Yarın patron: -Üstüne ölü toprağı mı serpilmişti,diye bir tekme,beni kovacağını bildiğim halde gık demedim. Halbuki o yine geldiği gibi bomboş,sessiz sedasız pencereden sıyrılıp gitti.bu anda da bir dal çıtırtısı işittim.düşmüştü.aşağıya indiğim zaman,başına kapıcı ile beraber birkaç kişi birikmişlerdi.ölmek üzereydi.sımsıkı kapalı yumruğunu kapıcı açtı.bu avucun içinden bir ipek mendil su gibi fışkırdı Ölümünün 60. Yıl dönümünde büyük ustayı saygıyla anıyoruz...

30 SA D-ÂBÂD IN GÖZDESİ NEDİM Şüphesiz Divan edebiyatının en farklı isimlerinden biri olan Nedim tam olarak bilinmemekle birlikte 1680 yılında İstanbul da doğmuştur.asıl adı Ahmet tir ve dedesine mülakkâb denmesinden dolayı mülakkab-zâde diye de anılmıştır.onun düzgün bir medrese eğitimine sahip olması ve ileriki zamanlarda; önce Sadrazam Şehit Ali Paşa ardından Damat İbrahim Paşa tarafından korunmuş olması şöhretinin temellerini atmıştır.nedîm in asıl ünü Damat İbrahim Paşa nın zamanında olmuştur. Tarihte Lâle Devri olarak anılan zevk ve eğlence devrinin gözde ismi olan Nedîm,dönemin eğlence anlayışını usta nüktedânlığı ile gözler önüne serer.onu diğer şairlerden ayıran en önemli özelliği ise ele aldığı konuları farklı bir üslupla ifade ediş şeklidir.divan edebiyatının gelenek ve muhtevâsının kurallarını ana hatlarıyla uygulayan Nedim,şiirlerinde bir çok yeniliğe yer vermiştir.onun şiirlerini öncelikle konusu olarak ele alacak olursak yaşadığı çağa ve kendi kişiliğine uygun olarak övgü,aşk,şarap temaları üzerinde,hatta yalnızca bu temalar üzerinde durduğu söylenebilir.bunun yanında onun dil anlayışı kendinden öncekilerden farklıdır.arap ve Fars sözlük kurallarından kaçınmış,yalın ve külfetsiz bir dil kullanmaya çalışmıştır.bunun yanı sıra Nedîm İstanbul ağzını başarılı bir biçimde uygulamıştır. Hatta daha da ileriye giderek bazı Arapça ve Farsça sözcükleri de halk ağzında konuşulduğu gibi kullanmış; hîç yerine hiç,çihâz yerine çeyiz gibi halk söyleyişlerini tercih etmiştir.bu durum Divan şiirine göre kusur sayılmış olsa da Nedim in sade bir dil kullanma isteğini engelleyememiştir.sahradaki bülbülün sesiyle dağın yankısını rengârenk ahenk sözüyle anlatışı,renk için kullanılan bir sözü ses için kullanışı onun yaşadığı devir için çok büyük bir yenilik sayılmaktadır. Nedim in yaşamını yitirmesinden çok sonra meydana gelecek Edebiyât-ı Cedîde zamanında bile bu tür kullanımlar büyük tartışmalara yol açacakken onun bu ileri görüşlü hayal dünyası dikkate değerdir. Öncelikle murabbâ biçiminde karşımıza çıkan şarkı türünü bir çığır olarak bu günlere kadar sürüp gelmesini sağlayan Nedîm,Lale Devri nin zevk ve eğlence anlayışını özellikle bu tür ile sıkça dile getirmiştir. Nedîm, dönemine cüretkâr bir takım söyleyiş ve dil anlayışı getirmesinin ve şarkı türündeki başarısının yanı sıra yaşadığı çevrenin ve dönemi olan Lale Devri nin bir aynasıdır.gezme yerlerine üç çifte kayık ile gidildiğini bu kayıklarda şarkıların okunduğunu,güzellerin rakslarının seyredildiğini,göksu,çubuklu,hisar ve Sa dabâd ın gözde yerler olduğunu,bayramlarda Sa d-abâd gezmelerinin pek parlak olduğunu şarkılarında ve gazellerinde sıkça belirtmiştir.

31 Andırır Kasr-ı Cinân ı bu dil-i nâ şâda Nice akmaya gönül su gibi Sa d-âbâd a Düşürür Kevser i ol havz-ı dil-ârâ yâda Nice akmaya gönül su gibi Sa d-âbâd a (Bu neşesiz gönül e Kasr-ı Cinân ı andırır, gönül Sa d-âbâd a su gibi nasıl akmasın? O gönül süsleyen havuz, Kevser i(cennetteki bir ırmak) hatıra düşürür, gönül Sa d-âbâd a su gibi nasıl akmasın?) Bir safa bahşedelim gel şu dil-i naşade Gidelim servi revanım yürü Sa d-âbâd a İşte üç çifte kayık iskelede amade Gidelim servi revanım yürü Sa d-âbâd a (Gel,şu neşesiz gönüle bir safa verelim; yürüyen servim yürü,sa d-âbâd a gidelim. İşte üç çifte kayık iskelede hazır; yürüyen servim,yürü, Sa d-âbâd a gidelim. (Dönemin sevilen gezme ve mesire alanı Sa d-abâd) Döneminin zevk ve eğlence adamı olan ve bunu ustalıkla dile getiren Nedim in dinî mahiyetli bir gazeli dahi bulunmamaktadır. Onun yaşamı aşk,kadın,eğlence,şarap üzerinde geçtiği gibi edebî hayatı da bu alanda kendini göstermiştir. Nedim, yaşadığı devri sona erdiren Patrona Halil ayaklanması sırasında ölmüştür. Ölümü ve mezarı üzerinde pek çok söylenti vardır: Ramiz Tezkire sine göre vehim hastalığına tutulmuş ve bu hastalıktan kurtulamayarak 1730 yılının Aralık ayında ölmüştür.(ayaklanmadan iki ay sonra) Müstakim-zâde nin Mecellet-ün-Nisâb adlı eserinde Nedim2in ayaklanma esnasında evinin damından düşerek öldüğü yazılmıştır. Kemiksiz-zâde Mustafa Safvet Efendi nin Nuhbet-ül-Âsâr adlı eserinde ise içkiye düşkünlüğü yüzünden titreme hastalığına tutulduğu ve bu yüzden öldüğü yazılmıştır. Ali Canip Yöntem in bulduğu Nedim terekesine ait mahkeme kararına göre şairin evin damından düşerek öldüğü gerçeğe yakındır.abdülbaki Gölpınarlı şairim mezar taşının şeklini göz önünde bulundurarak onun Hamzavî tarikatına mensup olduğunu ileri sürmüştür.mezarı Karacaahmet mezarlığının Miskinler kısmındadır. Sırdem KEMİKSİZ Kaynaklar: Cevdet KUDRET, DİVAN Şiirinde Üç Büyükler ''NEDİM'' Ahmet Atilla ŞENTÜRK Osmanlı Şiiri Antolojisi

32 rağmen dil ve üslup açısından Meşrutiyet kuşağına bağlı kalan Hisar ın bütün yapıtları esas olarak hatıra ya dayalıdır. Edebiyat Tarihinde MAYIS 2 Mayıs 1945: 1873 doğumlu Fransız yazar Colette, 72 yaşında, Fransa'nın en önemli edebiyat kurumlarından biri olan Académie Goncourt'un ilk kadın üyesi oldu. 3 Mayıs: 1934: F. T. (Feridun Timur), Servet-i Fünun-Uyanış dergisinde Ercümend Behzad (Lav) için "Ercümend Behzad, Nâzım Hikmet'i, arkada bırakan bir merhaledir. Nâzım, bir sınıfın emel ve arzularını terennüm ediyor. Ercümend'se sınıf farkı gözetmeksizin yığınlara hitap ediyor" diye yazdı. 1963: Boğaziçi'nin mehtaplarının, yalılarının ve geçmiş zaman köşklerinin yazarı, "Türkiye'nin Proust'u" Abdülhak Şinasi Hisar, doğup büyüdüğü İstanbul'da beyin kanamasından öldü. Yazar, 7Ağaç, Varlık, Ülkü ve Türk Yurdu dergileri ile Milliyet, Hâkimiyet-i Milliye ve Dünya gazetelerinde yazdı. Cumhuriyet dönemi yazarı olmasına 7 Mayıs 1986: Haldun Taner öldü. Yazar, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından birisiydi ve Türkiye'de epik tiyatro türü ve kabare tiyatrosunun öncüsüydü. 11 Mayıs 1954: Modern Türk hikayeciliğinin önde gelen yazarlarından olan Sait Faik Abasıyanık öldü. Toplumun problemlerine değil bireyin toplum içindeki sorunlarına yönelen yazar, öykülerinde çoğunlukla kendisinden yola çıkıp bireyler hakkında yazarak insan gerçeğini anlamaya çalışmış, çoğunlukla şehirli alt sınıfın hayatını yazmıştır. 12 Mayıs 1919: Tahsin Nahit öldü. Galatasaray Spor Kulübü'nün 9 numaralı kurucu üyesi olan Nahit, hukuk eğitimi almıştır, "Adalar Şairi" olarak tanınmış bir şair ve oyun yazarıydı. Fecr-i Ati akımının bir üyesiydi.. İlk şiirleri Selanik te çıkan Çocuk Bahçesi dergisinde yayımlanmıştır. 13 Mayıs 1958: Nâzım Hikmet, Paris'te Abidin Dino için bir şiir yazdı: "Abidin Dino'nun 'Yürüyüş' Adlı Tablosu Üzerine Söylenmiştir". 15 Mayıs 1871: Arthur Rimbaud, Paul Demany'ye meşhur "Lettre du Voyant"ı (Kâhin'in Mektubu) yazdı: Bu mektupta "Gerçek şair ateşi çalmasını bilendir" diyor, Verlaine ve Baudelaire dışındaki bütün şairlerin üstünü çiziyordu.

33 16 Mayıs 1952: Memduh Şevket Esendal öldü. En çok bilinen eseri 1934 yılında yayımlanan Ayaşlı ile Kiracıları adlı romanıdır. Yaşamının yalnızca dokuz yılında ciddi biçimde edebiyatla uğraşmasına rağmen Türk öykücülüğünün önemli bir ismi oldu. Durum hikâyeciliğinin Türk edebiyatındaki temsilcisidir. 17 Mayıs 1880: Tanzimat dönemi yazarlarından Ziya Paşa öldü. Eserlerinde baskıcı yönetime karşı özgürlükleri ve meşrutiyeti savundu. Batılılaşma yanlısı, yenilikçi Tanzimat Edebiyatı'nın öncüleri arasında yer aldı. Namık Kemal ve Şinasi ile birlikte yeni Türk edebiyatının temellerini attı. Şiir ve yazı dilinin halkın dili olması gerektiğini savundu. 18 Mayıs 1898: Faruk Nafiz Çamlıbel doğdu. Sanatçı, halkın yaşantılarından çıkardığı konuları yine halkın söyleyiş ve nazım biçimleriyle dile getirir. Yepyeni görüşler getiren ünlü "Sanat" şiiri, memleketçi şiirin ilk bilinçli bildirisi kabul edilir. Batı etkilerine kapalı, Türk halk şiirine açık bir tutum içindedir. 21 MAYIS 1688: Alexander Pope doğdu. 18'inci yüzyılın başlarındaki en büyük İngiliz şair olarak görülmekteydi. Hicivli dizeleriyle ve Homer'i tercümesi ile tanınmıştı. Kahramanlık beyitleri üstüne bir uzmandı. 22 MAYIS 1859: "Sherlock Holmes"un yaratıcısı Sir Arthur Conan Doyle, Edinburgh'da doğdu. 1885: Victor Hugo, Paris'te 83 yaşında öldü. Ölümü üzerine ulusal yas ilan edildi ve Hugo Panthéon'a gömüldü. 1912: Şair Eşref öldü. Türk edebiyatının hiciv ustasıydı. Tanık olduğu yolsuzlukların üzerine çekinmeden gitti. Hicviyelerini daha çok gazel, kaside, muhammes ve özellikle kıtalar biçiminde yazdı. 1943: Cumhuriyet döneminde kurulan Yedi Meşaleciler adlı topluluk üyesi ve hikâyeci Kenan Hulusi (Koray) öldü. 25 Mayıs: 1983: Necip Fazıl Kısakürek doğdu. 26 Mayıs 1905: Necip Fazıl Kısakürek öldü. 28 MAYIS 1986: Yalnız şiirleriyle değil tepkileri ve yaşama biçimiyle de kendisinden söz ettiren, sürekli yazan, yayınlayan bir şair olarak ilgileri hep üstünde tutan Edip Cansever öldü. Cemal Süreya'ya göre: "Her şeyin fazlası zararlıdır ya / Fazla şiirden öldü Edip Cansever!" Derleyen: A.Bengisu Akdağ

34 ARKA KAPAK Arka Kapak Mayıs sayısında da iki muhteşem kitapla karşımıza çıkıyor. İlki geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Gabriel Garcia Marquez in Yüzyıllık Yalnızlık adlı Nobel ödüllü eseri; diğeri ise Buket Uzuner in Kumral Ada Mavi Tuna adlı bir aşk romanı. Yüzyıllık Yalnızlık Yazar: Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli, kocaman bir evde, torak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutluluk ve çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık ı iki yıldan az bir sürede yazdım. Ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık ı büyük annemim işte bu yöntemini kullanarak yazdım Bu romanı büyük bir dikkatle ve keyifle okuyan ve hiç şaşırmayan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan hiçbir şey anlatmamıştım. Kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek satır bulamazsınız. Merak duygunuzu perçinleyen ve mükemmel bir kurguya sahip bu kitabı okuduğunuzda elinizden bırakmak istemeyeceksiniz.

35 KUMRAL ADA MAVİ TUNA Yazar : Buket Uzuner Konu: Roman, Kuzguncuk ta geçmekte olup orada yaşayan Tuna ve Aras ın hayatlarını anlatmaktadır. Daha sonra mahallelerine taşınan Ada nın hayatlarına girmesiyle devam eder. Ada,romanın adında da anlaşılacağı gibi kumral, Tuna da gözleri mavi olduğu için Mavi Tuna olarak anılır. Aras, Ada nın ilk sevgilisi, yegane aşkıdır. Ada kendisinin de söylediği gibi Tuna yı sevse de gururu ve gösteriş merakından dolayı Aras ı seçmiştir. Tuna da Ada hep bir ukde olarak kalmıştır. Tuna, roman boyunca yer yer iç savaş formlarından bahseder ve içinden geçer. Buket Uzuner Tuna yı, Tuna nın yıllar süren aşkını öyle güzel anlatmıştır ki hayranlık duymamak elde değil. Kitap bölümlere ayrılarak yazılmış ve her bölümün başında çeşitli yazar ve şairlerden alıntılar var. Ayrıca kitabın sonunda karakterlerin kendilerini anlatmaları, bir bakıma savunmaya geçmeleri de değişik bir yöntem olmuş. Yorumlar: Buket Uzuner den bir edebiyat şöleni! Gürsel Aytaç Buket Uzuner, Kumral Ada Mavi Tuna romanında, bireysel ve toplumsal iç savaş metaforlarıyla bizi iç barışa; içimizle barışmaya çağırıyor. Psikiyatrist Dr. Cem Mumcu Buket Uzuner in Kumral Ada Mavi Tuna sını okuyunca sarsılacaksınız. Milliyet Türk Edebiyatında bir kadın yazarın elinden çıkan ilk savaş olma özelliğini taşıyan Kumral Ada Mavi Tuna, Edebiyat ve politika çevrelerinde epey ses getireceğe benzer. Cumhuriyet Merve BAŞOL

36 SAHNEDE Uludağ Üniversitesi kampüsünde tiyatro sezonu açıldı nihayet. Uludağ Üniversitesi Oyuncuları 32. yılında yani bu sene perdesini Guguk Kuşu oyunuyla araladı. Ken Kesey in 1962 yılında basılan One Flew Over Cuckoo s Nest (Kafesten Bir Kuş Uçtu) adlı romanı 1963 yılında Dale Wasserman tarafından tiyatroya uyarlandı. Dilimize de Guguk Kuşu olarak geçti. Guguk Kuşu fazla sayıda düşünceyi içinde barındıran bir oyun olarak karşımıza çıkıyor. Zıtlıklarla seyirciyi düşündürüyor. Sistem eleştirisi yapıyor ama bunun çözümünü sunmuyor. İlk olarak yönetilen, sistemin çarkında bir dişli olmuş insanı görüyoruz ki yönetilenle karşı karşıya. Sonrasında özgürlük ve tutsaklık arasındaki farkı ve en üst noktasında ise delilik kavramını görüyoruz. Bu kavramı neyin belirlediğini; bu kavramın zıtlıklarıyla beraber anlamaya çalışıyoruz. Oyun iki perde ve yaklaşık iki saat sürüyor. Tek bir mekânda geçiyor. Dekor, ışık, kostüm, makyaj ve teknik olarak ne varsa tamamı topluluk tarafından hazırlanıyor ve hiçbir profesyonel yardım alınmadan bizlere sunuluyor. Topluluktan bahsedecek olursak: 1982 yılında Fransızca Bölümü nden Prof. Dr. Hasan Anamur ve arkadaşları tarafından kuruluyor üniversitenin en köklü tiyatro topluluğu. Sonrasında ise her yıl en az bir oyun çıkararak bu yıla kadar ayakta kalıp 31 yılı arkasında bırakıyor. Eğitmenlerini de kendi içinden çıkararak aktarım yoluyla, amatör ruhla yoluna devam ediyor Uludağ Üniversitesi Oyuncuları. Topluluğa kayıt olduktan sonra üyeleri yaklaşık 4 5 ay süren bir eğitim bekliyor. Tiyatro tarihi başta olmak üzere teorik bilgilerin yanında, temel oyunculuk eğitimi, sahne duruşu, mimik, diyafram gibi kavramlar öğretiliyor. Uludağ Üniversitesi Oyuncuları bir de festival düzenliyor. Festivale çeşitli

37 üniversitelerden amatör tiyatro toplukları katılıyor ve profesyonel tiyatro atölyeleri veriliyor. Bu sene 8.si gerçekleşecek olan Uludağ Üniversitesi Oyuncuları Tiyatro Festivali 9 17 Mayıs tarihleri arasında yine kampüsü renklendirecek. Şimdiden iyi seyirler. Sultan DEMİRTAŞ

38 BEYAZ PERDE DEN Sevgili İncir Çekirdeği okurları dergimizin sinema bölümünde bu ay sizlere dünya edebiyatından beyaz perdeye uyarlanmış filmlerden bir kaçını sunacağız. Beyaz sahifelerden beyaz perdeye geçen kitaplar...keyifli okumalar... AŞK VE GURUR: 19. yüzyılda yaşamış ünlü İngiliz roman yazarı Jane Austen'ın en ünlü karakterlerinden Elizabeth Bennet'ı oluşturduğu ünlü romanı 2005 yılında sinemaya uyarlanmıştı. Yapımı : 2005 Fransa Tür : Dram, Romantik Süre: 127 Dak. Yönetmen : Joe Wright Oyuncular : Keira Knightley, Carey Mulligan, Matthew Macfadyen, Rosamund Pike, Kelly Reilly Senaryo : Emma Thompson, Jane Austen, Deborah Moggach Yapımcı : Tim Bevan, Eric Fellner Film Özeti 18.yüzyıl sonlarında, sınıf bilincinin hakim olduğu İngiltere'de beş kız kardeş olan Bennet'lar - Elizabeth veya Lizzie, Jane, Lydia, Mary ve Kitty, annelerinin iyi bir koca bulup geleceklerini güvence altına alma hayalleriyle büyütülmüşlerdir. Fakat, neşeli ve zeki bir mizaca sahip olan Elizabeth, kendisine düşkün olan babasının da desteğiyle hayatını daha farklı ve dolu dolu yaşamak için çabalamaktadı. ESARETİN BEDELİ: Tim Robbins ve Morgan Freeman'ın bu filmdeki performanslarını kim unutabilir ki... Film bir Stephen King romanından, Rita Hayworth and Shawshank Redemption'dan uyarlandı. Yapımı :1994 ABD Tür : Dram, Polisiye, Suç Süre: 142 Dak. Yönetmen : Frank Darabont Oyuncular : Morgan Freeman, Tim Robbins, Bob Gunton, William Sadler, Gil Bellows Senaryo : Stephen King, Frank Darabont Yapımcı : Niki Marvin, Liz Glotzer

39 Film Özeti: Genç ve başarılı bir bankacı olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir.film onun hapishaneden kaçış serüvenini anlatır. DÖVÜŞ KULÜBÜ: Chuck Palahniuk un ilk romanı Görünmez Canavarlar yayıncılar tarafından içeriği nedeniyle kabul görmemişti. Palahniuk yayıncılara olan bu öfkesi nedeniyle içeriği çok daha "yok edici" olan Dövüş Kulübü'nü yazmıştı ve bu romanı yayıncılar tarafından zevkle kitaplaştırılmıştı. Kimse bir Chuck Palahniuk romanının Hollywood'un ilgisini çekeceğini düşünemezdi. David Fincher'ın filmiyle Brad Pitt bir mega-star haline gelmişti. Yapımı : ABD, Almanya Tür : Dram Süre: 139 Dak. Yönetmen : David Fincher, Chon Kye-Young Oyuncular : Brad Pitt, Edward Norton, Helena Bonham Carter,Meat Loaf, Jared Leto Senaryo : Jim Uhls Yapımcı : Art Linson, Arnon Milchan Film Özeti Film ünlü bir otomobil firmasında iyi bir işe sahiptir. Tek düze yaşamı kronik uykusuzluk sorunuyla çekilmez bir hale gelmiştir. Ailesi ve yakın bir arkadaşı olmayan Jack doktorunun tavsiyesi üzerine kanserli hastaların terapi grubuna katılır. Bu toplantılar esnasında Marla'yla tanışır o da genç adam gibi hasta olmadığı halde grubun toplantılarına katılmaktadır. Jack'in ve Marla'nın çabaları tüketici kültürünün anlamsızlığına karşı bir duruştur adeta kariyer sahibi ama yanlız insanların bir tepkisi. Jack'ın jenerasyonu ölü bir jenerasyondur. Bir yolculuk sonrası evinin yanmış olduğunu gördüğünde arayabileceği tek kişinin yolculuk sırasında tanıştığı sabun satıcısı Tyler Durden olmasıda adeta bunun bir kanıtıdır. İçilen birkaç biranın ardından park yerinde Tyler, kahramanımızı kendine vurması için kışırtacaktır. Aralarında başlayan bu kavga Jack'in hayatını değiştirecektir. Bir süre sonra Jack, Tyler'ın yanına taşınır. Tyler'ın liderliğinde bir dövüş kulübünün kuruluşuyla bu kulübde sayıları elliyi aşmamak kaydıyla genç erkekler birbirleriyle dövüşmeye başlayacaklardır. Kısa sürede popüler hale gelen kulüp ve Tyler Durden hızlı bir şekilde bu ölü jenerasyonun mesihi haline gelir. GUGUK KUŞU: Ken Kesey'nin 1962 tarihli romanının film uyarlamasını yapma ayrıcalığı Milos Forman'ındı. Başrolde Jack Nicholson vardır. Yapımı :1975 ABD Tür : Dram, Komedi Süre: 133 Dak. Yönetmen : Milos Forman Oyuncular : Jack Nicholson, Christopher Lloyd, Danny DeVito, Brad Dourif, Louise Fletcher Senaryo : Lawrence Hauben, Bo Goldman

40 Yapımcı : Michael Douglas, Saul Zaentz Film Özeti: Eyalet Akıl Hastaesi'nde kısa bir tatil kulağa pek de kötü gelmiyor, öyle değil mi? Randle P. McMurphy (Jack Nicholson), damarlarında kan yerine elektrik dolaşan, ağzı çok iyi laf yapan özgür ruhlu bir mahkumdur. McMurphy, deli numarası yaparak kendisini 'kaçıklar' olarak nitelediği adamların yanına aldırır. Ve hemen ardından, onun bulaşıcı düzensizlik sevdası yeni geldiği yerdeki uyuşturucu rutinle karşı karşıya gelir. McMurphy Dünya Kupası maçları oynanırken, yeni arkadaşlarının yatıştırıcı ilaçlara boğulmuş bir şekilde ortalıkta bornozlarla dolaşmasına dayanamaz. Bu, savaş demektir! Bir tarafta McMurphy vardır. Diğer tarafta ise, sinema tarihinin en soğuk ve canavar ruhlu karakterlerinden Hemşire Ratched (Louise Fletcher) vardır. Ortada ise, koğuştaki herkesin kaderi. Ken Kesey'in en çok satanlar listesindeki romanından uyarlanan Guguk Kuşu, 1975'te beş ana Akademi Ödülü'nü kazandı. CHARLIE VE ÇİKOLATA FABRİKASI: Roald Dahl'ın 'çocuk edebiyatı'nın klasiği olmuş öyküsünü Tim Burton sinemaya uyarladı. Başrolde Johnny Depp vardır. Yapımı : ABD, İngiltere Tür : Aile, Komedi, Macera Süre: 115 Dak. Yönetmen : Tim Burton Oyuncular : Johnny Depp, Helena Bonham Carter, Freddie Highmore, AnnaSophia Robb, Christopher Lee Senaryo : John August Yapımcı : Richard D. Zanuck, Brad Grey Film Özeti Charlie ailesi ile zor bir şekilde geçinen fakir bir çocuktur. Tüm dünya ve Charlie, çikolata fabrikasıyla zengin olmuş Willy Wonka'nın esrarengiz ve yıllardır kapalı olan fabrikasını merak etmektedir. Ama bir gün Willy Wonka 5 çikolata ambalajının altına altın bilet saklamıştır. Altın biletleri bulan 5 çocuk fabrikaya girme hakkına sahip olacak ve içlerinden biri hayallerinin ötesinde bir dünyaya kavuşacaktır. Ve Charlie ise çikolata alamayacak kadar fakir olmalarına rağmen o fabrikaya girmek için elinden geleni yapacaktır. Afra Nur Akkayalı

41 PEDOFİLİ AĞIR SUÇTUR Türkçeye İngilizce paedophilia kelimesinden geçen pedofili nin kökeni; Yunanca pai sözcüğünün kökeni olan paid(çocuk,oğlan) sözcüğünün birleşme hali paidove -philia(düşkünlük,anormal sevgi) kelimesinden gelir. Günümüzün belki de en tehlikeli ve sinsi hastalığı olan pedofili bireyin kendi içinde çözebileceği bir problem değildir.bu durumda olan kişiler özellikle kendi çevrelerindeki çocuklara cinsel yönden zarar veren, psikoseksüel rahatsızlıkta olan kişilerdir.birçok ülkede cinsel suçların en önemlisi ilan edilen pedofilinin hukuki yönden cezası kurbanın yaşına göre değişmektedir. Pedofili, beraberinde şiddeti ve çocuk gelinleri meydana getirmektedir.unicef in çocuk gelinleri oranına göre dünya genelinde kız çocuklarının %11 i henüz 15 yaşına gelmeden evlendiriliyor.bununla birlikte dünya üzerindeki yaklaşık 2,2 milyar çocuk arasındaki eşitsizlik doğumdan itibaren etkili olmaktadır.ülkemize gelecek olursak pedofilinin beraberinde getirdiği çocuk gelinlerin özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu da oranı oldukça yüksektir.örneğin son olarak Van da çocuk gelinlerin oranı %41.9 olarak açıklanmıştır.ancak bu mesele sadece çocuk gelinler olarak ele alınamayacağı ve cinsel istismarın da düşünülmesi açısından aslında bir bölgede yoğunlaşmış kabul edilemez. Pedofili ile mücadele etmek üzere bir çok proje yürütülmektedir. Bunlardan biri Uçan Süpürge-Çocuk Gelinler Projesi dir.bu projeyi yürütenler çocuk gelin değil pedofili teriminin kullanmasından yanalardır.çünkü çocuk gelinlerin bu denli fazla olmasının sebebi şüphesiz psikoseksüel bir rahatsızlık olan pedofilidir ve her geçen gün gazete manşetlerinde,haber bültenlerinde sıkça karşılaştığımız olaylar zinciri haline gelmiştir: Her gün 18 yaşının altındaki 20 bin kız çocuğu doğum yapıyor Türkiye yi Utandıran Haber Çocuk Gelin Yargıda Noter Tasdikli Çocuk Gelin! Çocuk Gelinden Acı İtiraf Çocuk yaştaki evlilik, gelişmekte olan ülkelerdeki toplam 600 milyon genç kadının içlerindeki potansiyeli ortaya çıkarmalarına mani olan en büyük faktörlerden biri. Her yedi kız çocuktan biri 15 yaşına gelmeden evlenmeye zorlanıyor ve bu durum böyle gitmeye devam ederse önümüzdeki on yıl içerisinde 100 milyon 'çocuk gelin' olacak. Bu da gelecek on yıl içerisinde her gün 25 bin çocuğun evlenmesi demek. Birleşmiş Milletler Kadın ve Nüfus Bölümü nün yetkili müdürü Tamara Kreinin böyle diyor. Bu söyleminde Kreinin son derece haklıdır.çünkü çocuklar bir yetişkinin sahip olduğu yetilerin tümü sahip değildir ve daima korumaya muhtaçlardır.18 yaş bireyin fiziksel ve ruhsal gelişimini tamamlamışkabul edildiği bir yaştır.bir çocuğun bu olgunluğa ulaşmadan bir takım zorbalıklarla cinsel istismara maruz kalması ve daha da ileri gidilerek evlendirilmesi öncelikle vicdana aykırıdır. Pedofilinin en büyük düşmanı eğitimdir. Bu bencil ve sapkın durum ancak eğitimle ve özveri ile aşılabilecektir. Sırdem Kemiksiz

42 Gençlere Sorduk Kübra TARAKÇI Sevgili İncir Çekirdeği okuyucuları, bu köşemizde her ay gençlere sorduğumuz bir takım soruları ve cevapları sizlere sunuyoruz. Bazen şaşırtacak bazen güldürecek bazen de pes artık dedirtecek cevaplarla karşılaşabilirsiniz. Bu ayki sorularımız şunlardı: Elvan Dalton ve Fahriye sizin için ne ifade ediyor? Hadi hep birlikte gençlerin sesine kulak verelim. Elvan Dalton senin için ne ifade ediyor? F.K: Açılın gızlar salıyorum gobrayı ve Ahmet Kural'ın kaşları Fahriye senin için ne ifade ediyor? F.K: Fahriye Abla şiiri Elvan Dalton senin için ne ifade ediyor? Y.B: Koşucu zenci gibi Elvan. Eltwo Ayakone Elseven diye espriler de geliyor. Fahriye senin için ne ifade ediyor? Elvan Dalton senin için ne ifade ediyor? M.F.Ş: Avarel'den sonraki aptal dalton Fahriye senin için ne ifade ediyor? M.F.Ş: Fahri doktora erkeklere fahriyede bayanlara mı? Y.B: Fahriye Evcen Elvan Dalton senin için ne ifade ediyor? G.A: Bi'de benim adım Elvan Dalton ben gezerim balkon balkon. Fahriye senin için ne ifade ediyor? G.A: Ne güzel komşumdun sen Fahriye Abla. Elvan Dalton senin için ne ifade ediyor? F.Ç:Erotik içerikli bir şarkıda milletçe deli gibi oynarken kobrayı dışarım boynuna kısmında ahahah diye hafif gülüştüğümüz aklıma geliyor. Fahriye senin için ne ifade ediyor? F.Ç:Fahriye Evcen geliyor. Çok seksi bir kadın bence. Yani o kadınsa biz neyiz? Elvan Dalton senin için ne ifade ediyor? A.K: İğrenç bir şarkı. Fahriye senin için ne ifade ediyor? A.K: Divan Edebiyatı. Elvan Dalton senin için ne ifade ediyor? G.Y: Oyun havası Fahriye senin için ne ifade ediyor? Fahriye senin için ne ifade ediyor? G.Y: Beni Böyle Sev dizisindeki bir oyuncu.

43 Elvan Dalton sizin için ne ifade ediyor? M.Ü: Balkon Balkon gezmesi Fahriye senin için ne ifade ediyor? Elvan Dalton senin için ne ifade ediyor? D.İ: Elvan Dalton büyüyünce ne olur eltwo Daltonbir M.Ü: Fahriye Evcen'i ifade ediyor ve kıskançlık damarım çatlıyor kadın çok güzel. Fahriye senin için ne ifade ediyor? D.İ: Mahalle evinin kapısının önünü temizlerken gelene geçene cırtlak bir sesle laf atan hafif topluca tıknaz bir teyzemiz. Elvan Dalton senin için ne ifade ediyor? E.Y: Okulda onu açıp oynayan bir arkadaşın yere kapaklanma anı geliyor bir de düşünce de devam etmesi. Fahriye senin için ne ifade ediyor? Elvan Dalton senin için ne ifade ediyor? D.K: Pijamalı Daltonlar Fahriye senin için ne ifade ediyor? D.K: Fahriye Evcen Elvan Dalton senin için ne ifade ediyor? A.T: Türk müziğinin göreceği en vahim şarkı. Dinlenilmemesini tercih ediyorum şayet gaza gelip yüksek sesle söyleyebilirsiniz. Kısaca toplum içinde rezil olmanın anahtarı. E.Y: Fahriye Evcen Fahriye: Bir edebiyat terimidir.divan edebiyatında şairlerin kendi özelliklerinden övünerek söz ettikleri manzumenin bir bölümü.fahriye ayrıca Divan edebiyatı şiirinin önemli bir şiir türü olan Kaside içinde şairlerin kendilerini övdükleri beyitlerin bulunduğu özel bölümdür. Elvan Dalton: Halkça iğrenç bulunan fakat bir o kadar da fazlaca dinlenen bir türkümüzün adıdır. Aynı zamanda Uludağ Üniversitesi şenliklerinin vazgeçilmez parçasıdır.

44 Uludağlı Edebiyatçıların Sesi, İncir Çekirdeği...

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

EKİM 15. Şarkiye Mahallesi Kocakişi Sokak No:1 52100 Altınordu/ORDU. kultur@ordu.bel.tr

EKİM 15. Şarkiye Mahallesi Kocakişi Sokak No:1 52100 Altınordu/ORDU. kultur@ordu.bel.tr EKİM EKİM 15 Şarkiye Mahallesi Kocakişi Sokak No:1 52100 Altınordu/ORDU kultur@ordu.bel.tr Sevgili Ordulular Geleceğe emin adımlarla yürüdüğümüz, kent ve insanımızı birlikte inşa etmek için çıktığımız

Detaylı

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! 11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde!

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! İstanbul, bu yıl ikinci kez Mevlana Celaleddin-i Rumi nin ölüm yıldönümü olan Şeb-i Arus törenlerine ev sahipliği yapıyor.

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25 ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ TEMA: BÝREY VE TOPLUM Küçük Cemil...11 Bilgi Hazinemiz (Hikâye Yazmaya Ýlk Adým)...14 Güzel Dilimiz (Çaðrýþtýran Kelimeler - Karþýlaþtýrma - Þekil, Sembol ve Ýþaretler - Eþ Anlamlý

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar.

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar. MESLEĞE VEDA From: Güney Dinç Sent: Wednesday, April 16, 2014 1:56 PM To: Subject: [ÇEHAV] Mesleğe Veda Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum.

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde bugün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh tır. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu

Detaylı

Arılar. (Tekerlemeler)

Arılar. (Tekerlemeler) (Tekerlemeler) TEK TEK TEKERLEME Tek tek tekerleme Üstü kaymak şekerleme Dereye düşme çok soğuk Söyle bana çarçabuk ÇARŞIYA GİTME Leblebi alma Kıtır kıtır yeme bir iki üç dört beş altı yedi sana bunu kim

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ. Dokuz Eylül Üniversitesi 1990

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ. Dokuz Eylül Üniversitesi 1990 AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Önder PAKER 2. Doğum Tarihi: 27.05.1960 3. Ünvanı : Yrd. Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tiyatro Dokuz Eylül Üniversitesi 1982 Yüksek Lisans

Detaylı

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI 1 31 MART TEMA ÇALIŞMALARIMIZ Merakla ve sabırsızlıkla ilkbaharı bekliyoruz..gelir umuduyla.. Bu ay temamız İlkbahar.. Kışı gördük, iliklerimize kadar yaşadık aylardır..

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler 1. Adı Soyadı : HALE TORUN 2. Doğum Tarihi : 07.07.1972 3. Ünvanı : Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Marmara Üniversitesi 1994 Y.Lisans Radyo Televizyon ve

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI 3 YAŞ EKİM AYI TEMASI Mevsimlerden sonbaharı öğreniyoruz. Çiftlikte yaşayan hayvanları öğreniyoruz. Sebze ve meyvelerin bize faydalarını öğreniyoruz. Cumhuriyet nedir? Öğreniyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı

Detaylı

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 3 YAŞ DENİZYILDIZLARI SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 3 YAŞ DENİZYILDIZLARI SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 3 YAŞ DENİZYILDIZLARI SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI DİL BECERİLERİM VE BEN Hikâye / Öykü / Masal: Yardımlaşalım adlı hikayemizi biz hazırladık. Tekerlemeler:

Detaylı

PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ

PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ Adı ve Soyadı : Cengiz ALYILMAZ : Prof. Dr. Bölüm/ Anabilim Dalı : Türkçe Eğitimi Bölümü Doğum Tarihi : 11.4.1966 Doğum Yeri : Kars Çalışma Konusu : Eski Türk Dili, Türkçe Eğitimi,

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI ULAŞIM VE TRAFİK HAFTASI * Trafiğin tanımı yapıyoruz(yayalar,taşıtlar vb.) *Trafik işaretlerini öğreniyoruz. Trafik polisinin görevlerini öğreniyoruz.

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Her Cuma yeni bir film

Beşiktaş Gazetesi. Her Cuma yeni bir film Her Cuma yeni bir film BEŞİKTAŞ Belediye Başkanı İsmail Ünal sinema ile ilgili yeni projesini anlattı. Ünal, "Beşiktaş ta. Sinemamızın son dönemlerde üretilen çağdaş ürünlerini artık Beşiktaş Levent Kültür

Detaylı

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 2 YAŞ MİNİK ARILAR SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 2 YAŞ MİNİK ARILAR SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU 2 YAŞ MİNİK ARILAR SINIFI AYLIK EĞİTİM VE BRANŞ DERSLERİ PROGRAMI DİL BECERİLERİM VE BEN Hikâye / Öykü / Masal: Paylaşalım bunları adlı hikâyemizi biz hazırladık. Tekerlemeler:

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Kızılay Haftası (29 Ekim 4 Kasım) Atatürk Haftası (10-16 Kasım) Öğretmenler Günü (24 Kasım) SERBEST ZAMAN

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ - Basın Toplantısı Haber Küpürleri - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel 13.01.2015 Salı Adana İşi nde acayip soygun Bir Acayip Soygun Adana İşi adlı uzun metraj filmin çekimleri

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Özkan Öze. illustrasyonlar: Sevgi İçigen. Ö Z K A N Ö Z E 1974 yılında Adapazarı nda doğdu. Milli Eğitim. yayın no: 120 Elveda Ağustos Böceği / deneme

Özkan Öze. illustrasyonlar: Sevgi İçigen. Ö Z K A N Ö Z E 1974 yılında Adapazarı nda doğdu. Milli Eğitim. yayın no: 120 Elveda Ağustos Böceği / deneme Ö Z K A N Ö Z E 1974 yılında Adapazarı nda doğdu. Milli Eğitim hayatı lise son sınıfa kadar sürdü. Bütün bu süre içinde okumak ve yazmaktan daha önemli bir şey öğrenemedi. Lise yıllarında Zafer Dergisi

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 Düzenleyen Administrator Salý, 15 Haziran 2010 Mersin Gazetesi KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 YAZIK Abidin GÜNEYLÝ-Mersin Küfürün adýný günah koymuþlar Etsem bana yazýk etmesem

Detaylı

Server Dede. - Server baba şu Bektaşilerin bir sırrı varmış nedir? Diye takılır, sula sorarlardı.

Server Dede. - Server baba şu Bektaşilerin bir sırrı varmış nedir? Diye takılır, sula sorarlardı. Server Dede Sultanahmet Meydanı nda Tapu ve Kadastro Müdürlük binasının arka tarafına geçerseniz, bir incir ağacının altında 1748 tarihli enteresan bir mezar görürsünüz. Mezarın baş kitabede buradan yatan

Detaylı

SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM

SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM Handır bu gönlüm, ya misafirhane Derd konuklar, derman konuklar, hayâl konuklar, melâl konuklar; mümkün konuklar, muhal konuklar. Hele hasret, hiç çıkmaz

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süreyya Berfe. Şiir ÇOCUKÇA. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süreyya Berfe. Şiir ÇOCUKÇA. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz Resimleyen: Burcu Yılmaz Süreyya Berfe ÇOCUKÇA ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Şiir 2. basım Süreyya Berfe ÇOCUKÇA Resimleyen: Burcu Yılmaz www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran

Detaylı

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ANAOKULU LKOKUL ORTAOKUL ANADOLU L SES FEN L SES CEM L ALEVL KOLEJ GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ÖĞRENCİNİN Adı : Soyadı : Sınıfı : Eylül 2013 Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe 2 Eylül 2013 Pazartesi

Detaylı

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ OKULA UYUM OKULUM, BEN VE ARKADAŞLARIM Okulunu tanıma Okulunun ismini söyleme Öğretmen ve arkadaşlarını tanıma Okulda çalışanları gözlemleme

Detaylı

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Kahramanmaraş ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü törenlerle kutlandı. Valilik Kavşağında gerçekleştirilen kutlama törenleri, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet

Detaylı

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ HİKÂYELERİMİZ Annecim Anneler günü Paf ile Puf Tasarruflu olmalıyız İlk hediyem Dinozorun Evi İki inatçı keçi Karne heyecanı Geri dönüşüm Uzun zürafa Becerikli karınca Rapunzel Kırmızı başlıklı kız Hansel

Detaylı

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce ÖDEV- 3 ADI SOYADI:.. HAYAT BİLGİSİ Tırnaklar, el ve ayak parmaklarının ucunda bulunur. Tırnaklar sürekli uzar. Uzayan tırnakların arasına kir ve mikroplar girer. Bu yüzden belli aralıklarla tırnaklar

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 03.11.2012 Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Belediyesi'nde belgesel film gösterimleri tüm hızıyla devam ediyor. Levent Kültür Merkezi'nde sinema gösterimleri için de Salkım

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

ÖZ GEÇMİŞ. 1. Adı Soyadı: Oğuzhan KARABURGU 2. Doğum Tarihi: 1975 3. Unvanı: Yrd.Doç.Dr. 4. Öğrenim Durumu:

ÖZ GEÇMİŞ. 1. Adı Soyadı: Oğuzhan KARABURGU 2. Doğum Tarihi: 1975 3. Unvanı: Yrd.Doç.Dr. 4. Öğrenim Durumu: ÖZ GEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Oğuzhan KARABURGU 2. Doğum Tarihi: 1975 3. Unvanı: Yrd.Doç.Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Türk Dili ve Edebiyatı Erciyes Üniversitesi 1998 Y. Lisans Yeni

Detaylı