T.C. YÜZÜNCÜ YIL ÜN VERS TES SOSYAL B L MLER ENST TÜSÜ H / M YÜKSEK L SANS TEZ HAZIRLAYAN AZM GÜNDAL

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "T.C. YÜZÜNCÜ YIL ÜN VERS TES SOSYAL B L MLER ENST TÜSÜ H / M YÜKSEK L SANS TEZ HAZIRLAYAN AZM GÜNDAL"

Transkript

1 T.C. YÜZÜNCÜ YIL ÜN VERS TES SOSYAL B L MLER ENST TÜSÜ TAR H ANAB L M DALI YEN ÇA TAR H B L M DALI 10 NOLU N DE ER YYE S C L H / M YÜKSEK L SANS TEZ HAZIRLAYAN AZM GÜNDAL DANI MAN Doç. Dr. Mustafa OFLAZ VAN 2006

2 SOSYAL B L MLER ENST TÜSÜ MÜDÜRLÜ Ü NE Bu çal ma, jürimiz taraf ndan TAR H ANA B L M DALI, YEN ÇA TAR H B L M DALI nda YÜKSEK L SANS olarak kabul edilmi tir. mza Ba kan : Üye (Dan man) : Doç. Dr. Mustafa OFLAZ Üye : Üye : ONAY: Yukar daki imzalar n, ad geçen ö retim üyelerine ait oldu unu onaylar m..../.../ Enstitü Müdürü

3 T.C. YÜZÜNCÜ YIL ÜN VERS TES SOSYAL B L MLER ENST TÜSÜ TAR H ANAB L M DALI YEN ÇA TAR H B L M DALI 10 NUMARALI N DE ER YYE S C L H / M YÜKSEK L SANS TEZ AZM GÜNDAL VAN- 2006

4 1 Ç NDEK LER.. I ÖNSÖZ...III KISALTMALAR.....V G R OSMANLI HUKUKUNUN GENEL YAPISI OSMANLI DEVLET NDE KADI KADILARIN GÖREVLER KADILARIN DERECELER KADILARIN YARDIMCILARI KADIYA MÜLKÜ GÖREVLER NDE YARDIMCI OLAN GÖREVL LER OSMANLI DEVLET N N SON DÖNEMLER NDE KADILIK N DE TAR H I.BÖLÜM- ER YYE S C LLER VE 10 NUMARALI N DE ER YYE S C L ER YYE S C LLER er iyye Sicillerinin Muhtevas ve Tarih Aç s ndan Önemi er iyye Sicillerinin htiva Ettikleri Belge Çe itleri ve Konular er iyye Sicillerinin Önemi er iyye Sicillerinin Yok Olma Nedenleri Ni de er iyye Sicilleri NUMARALI N DE ER YYE S C L Numaral Ni de er iyye Sicilinin Özellikleri Numaral Ni de er iyye Sicilinin Fihristi..35 II. BÖLÜM -10 NUMARALI N DE ER YYE S C L N N TRANS- KR PS YONU GENEL DE ERLEND RME VE SONUÇ..222 ÖZET B BL YOGRAFYA

5 2 ÖNSÖZ Devletlerin, geçmi ten gelece e uzanan bir devaml l klar vard r. Bu devaml l klar ise ancak ar ivlerin düzenli, sistemli ve i ler bir hale getirilmesiyle sa lan r. Bir devletin ve milletin tarihi, devlet millet hayat n n öz çizgileri demek olan ar ivlerde sakl d r. Ar iv belgeleri içerisinde ihtiva ettikleri bilgi bak m ndan er iyye Sicil Defterlerinin büyük bir önemi vard r. Bu defterlerin az bir k sm incelenmi olup pek çok k sm incelenip de erlendirilebilmi de ildir. Büyük öneme sahip olan bu defterlerin incelenerek, bilim âlemine sunulup, gün na ç kmam birçok olay n ayd nlat laca muhakkakt r. Bu ara t rmada, Osmanl toplumunun sosyal ve kültürel özellikleri yan nda, farkl mekân ve zamanlarda meydana gelen de i iklerde temas edildi. Ni de er iyye Sicil Defterleri sayesinde Ni de nin toplumsal hayat, kültürü ve ekonomik durumunu tespit etmek mümkündür. Biz de bu çal mam zla Ni de nin H /M y llar aras ndaki sosyal hayat hakk nda bilgiler ortaya koymaya çal aca z. Çal mam z n konusunu H /M tarihleri aras ndaki konu ve belgeleri ihtiva eden 10 Numaral Ni de er iyye Sicili nin transkripsiyonudur. As l metin Ankara Milli Kütüphane Ar ivi nde bulunmaktad r. Tezimiz giri, Osmanl Hukukunun Genel Yap s, Osmanl Devletinde Kad, Ni de Tarihi, er iyye Sicillerinin muhtevas, tarih aç s ndan önemi, Ni de er iyye Sicilleri hakk nda bilgi, 10 Numaral Ni de er iyye Sicili nin özellikleri ve fihristi ile metnin transkripsiyonu k s mlar ndan olu mu tur. Ayr ca sonuç k sm nda 10 Numaral Ni de er iyye Sicilinin genel bir de erlendirilmesi yap lm t r. 10 Numaral Ni de er iyye Sicil Defteri nin sonunda da belirtildi i üzere bu defterde 80 sayfa bulunmaktad r. Defterin baz sayfalar ndaki kelimeler silik oldu undan okunamam t r. Bu nedenle okunmayan yerler ( ) eklinde gösterilmi tir. Defterdeki sayfa numaralar da kö eli parantez ([ ]) içinde gösterilmi tir. Tez konusunun tespitinde ve haz rlanmas nda yard mlar n esirgemeyen sayg de er hocam, say n Doç. Dr. Mustafa OFLAZ a te ekkürü bir borç bilirim. Azmi GÜNDAL

6 3 KISALTMALAR a.g.e. a.g.m. C S s A T.D.V..A..A. v.b. : Ad geçen eser : Ad geçen makale : Cilt : Say : sayfa : Ansiklopedi : Türkiye Diyanet Vakf slam Ansiklopedisi : slam Ansiklopedisi : ve benzeri

7 1 G R Tarihin ilk dönemlerinden beri insanlar ortak hayat tarz na geçmeye ve insan topluluklar halinde bir araya gelerek bir yönetim biçimi alt nda toplanmaya ba lam lard r. Aralar nda bir araya gelen bu insan topluluklar kendi aralar ndaki ili kilerde, çevrede bulunan di er gruplarla olan münasebetlerde bir düzene, ama ihtiyaç duymu lar ve tarihin ak içerisinde yönetim birimlerinin rtayaç kmas na neden olmu lard r. Bu çerçeve içerisinde Türk gruplar içerisinde de devletle me olaca a ikârd r. Türk guruplar n n kendi aralar ndaki bu devletle me ve buna paralel olarak olu turulan kurumla ma, tekâmül eden daha sonraki Türk devletlerine de intikal etmi tir. Bu devletle me ve müessesele menin temel felsefesi Osmanl tarihçisi Naima n n Hakkaniyet Çemberi diye ifade etti i kavram içinde yatmaktad r. Kökü Sasaniler e kadar ç kan Kutadgu Bilig de, Nizamülmülk ve Gazali nin eserlerinde aç kl a kavu turulmu olan bu anlay a göre: 1-Devlet ve mülk sa lam bir orduyu gerektirir. 2- Ordunun beslenmesi için büyük servete ihtiyaç vard r. 3-Bu serveti sa lamak için halk müreffeh olmal d r. 4-Halk n refah içinde olmas kanunlar n adil olmas na ba l d r. 5-Devlet ve halk olmaks z n adalet de olmaz. Tamamen birbirine ba l olan bu unsurlardan birisi ihmal edilirse nizam bozulur, devlet çöker inanc Osmanl lar n temel felsefesini olu turuyordu 1. Bu anlay silsilesine Daire-i Adalet de denilmektedir 2. Adalete bu kadar önem veren anlay sistemi ile kurulmu olan Osmanl 1 Bahaeddin YED YILDIZ, Osmanl lar n Kurulu ve Yükseli inde Rol Oynayan Müesseseler, Milli Kültür, C.41, Ankara 1983, s Mehmet Ali ÜNAL, Fetih, Fatih ve Gençlik, Tarihçi Gözüyle Olaylar ve Türkiye, Isparta 1998, s.48.

8 2 Devleti nin adli te kilat hakk nda son y llarda birçok çal ma yap lm ve bu sistemin yap s ortaya ç kar lmaya çal lm t r. Bütün slâm devletlerinde oldu u gibi; Osmanl larda da adalet devletin temel direklerinden biri olarak kabul edilirdi. Adalet olmadan devletin payidar olamayaca, hiç eskimeyen bir özdeyi olarak yüzy llarca dillerden dü memi ti. Osmanl Devleti nin di er slâm devletlerinin de oldu u gibi; adalet konusunda gösterdi i veya göstermeyi taahhüt eyledi i olumlu davran lar sonunda ülkesinde ya ayan insanlar için adalet vazgeçilmez bir ko ul haline gelmi tir. Adaletsiz bir devletin varolamayaca ve de devam n n mümkün olmad görü ü Osmanl Devleti nin kurulu y llar ndan itibaren tebaas n n vicdan na iyice yerle mi tir. Osmanl Devleti nde de adalet duygusu içeri ini slâm Dini nin koydu u ahlak ilkelerinden al yordu. nsanlara ho görülü mütevaz dürüst ve efkatli olmaya ve savurgan olmamaya yönlendirmeyi amaçlayan kutsal bir duygular yuma olarak görülmektedir. Osmanl Devleti nde bu adalet anlay adalet örgütünün belkemi ini te kil eden kad l n bir yarg lama makam oldu u kadar, onun ayn zamanda Osmanl idare birimlerinin en önemlisi olan kaza idaresinin yöneticisi olmas n da gerekli k lm t r. Osmanl bir Türk Devleti oldu u gibi ayn zamanda bir slam Devleti de oldu undan önceki slam devletlerinin adli yap s na ait olan unsurlar da kendi yap s na dâhil etmi tir. Bu çerçevede slam da ve slam devletlerindeki adli yap ya bak l rsa: slam Dini, ki inin bütün faaliyetlerini, onun Allah la ve toplumla olan her türlü ili kilerini içine alm oldu undan onda hukuki ve sosyal kurallar, f k h veya eriat dedi imiz bir düzenleme ile iç içedir. Bir ba ka deyi le slam hukuku, hem din hem sosyal ya am ve toplum yönetimi kurallar n kapsad ndan çok geni bir hukuk sistemidir 3. eriat kuralar n n ba nda Kur an ve bunun takip eden de peygamberin söz ef ali, yani Hadis ve sünnet gelir. Fakat kurulan slam devleti muhtelif medeniyetlere sahip birçok kavimleri de içine almak suretiyle muazzam inki aflara 3 Ne et ÇA ATAY, slam Hukukunun Ana Hatlar ve Osmanl lar n Bunun Baz Kuralar n De i ik Uygulamalar, Belleten, C.51, S.200, Ankara 1987, s.625.

9 3 mahzar olduktan sonra, ihtiyaçlar artm, birçok hususlar n, mahalli örf ve adetleri de nazar itibaren al narak, halledilmesi gerekmi ti. Bu sebeple Kur-an ve Hadis te bulunmayan problem ve ihtiyaçlar n ve bundan mütevellit durumlar n halli ve tatmini için ba ka usullerin de kullan lmas bir zaruret haline geldi. Büyük f k h ulemas n n Umur-u er iyye de ittifaklar anlam na gelen icma- ümmet ve K yas kullanmak suretiyle bir meselenin halinde bir içtihada varmak prensipleri de kabul edildi. Böylece er i adile olarak, dört kaynak meydana geldi. Bu arada f k h kelimesi de mana ve ümul bak m ndan fevkalade geni ledi ve bu dört Usul den elde edilen bilgileri ara t ran ve tanzim eden ilme âlem oldu. Yani f k h eriattan bahseden ilim, eriat da dini olanlardan ba ka içtimai, mali iktisadi hayat n bütün düzenlerini, devlet idaresinin bütün kanunlar n bu dört usule göre tanzimde muazzam bir konu haline geldi. slamiyet: Din+Devlet tir. Bu bak mdan bütün tebaa, müslüman olanlarda olmayanlarda onun bütün ahkâm ve nizam na dâhil ve tabidirler. Yaln z u hususu derhal ilave etmek icap eder ki slami kanunlar, dini-ilahi, medeni-dünyevi olmak üzere iki k s mdan terekküp etmektedir. Bunlardan dini-ilahi olan ve ibadete inhisar eden k s m, tabaat yla yaln z Müslümanlarca medeni, dünyevi olan k s m ise, her iki zümreye amil bulunmaktad r 4. slam F k hç lar yerine göre örf ve gelene i bir hukuk kayna olarak kullanm lard r. Hanefilerce ve Malikilerce nass bulunmad hallerde as l olarak kabul edilen, örf toplumlar n sürekli olarak ba vurduklar, i lerin düzgün gitmesini sa layan bir hukuki kural ç karma kayna d r. Örf genellikle f k h usulüne dâhil say lm t r. Hanefi ve Maliki bilginleri sahih örf ile sabit olan ey, er i bir delil ile sabit olmu gibidir derler. Örfü hüküm ç karmak için bir delil olarak alan bilginler onun kitap ve sünnette hüküm bulunmayan yerlerde geçerli oldu unu kabul ederler. slam hukukçular genellikle sultanlara, eriat n aç kça tersini emretmedi i alanlarda örf ve adetlerde mevcut bulundu u ve amme ç karlar n gerektiriyorsa eriatça da sahih ve muteberdir demi lerdir 5. 4 inasi ALTUNDA, Osmanl larda Kad lar n Salahiyet ve Vazifeleri Hakk nda, VI. Türk Tarih Kongresi III. Seksiyon, Ankara 1967, s N.ÇA ATAY, a.g.m., s

10 4 slami kanunlar n tatbiki kad lara tevdi edilmi tir. Kad lar esas itibariyle dini mevzuat tesis ettiklerinden, örfi kanunlarda bunlara dayand ndan, hiç olmazsa bunlara ayk r olmamas gerekti inden bütün bu mevzuat n tatbikat, icra ve kontrolü kad lara tevdi edilmi tir. Çünkü devlet bünyesi esas itibariyle teokratik bir bünyedir. Kad larda ilk ba lang ç fevkalade idi. Bunlar ahlak- hamide sahibi her türlü aibeden beri, devrinin ilmiyle en iyi ekilde teçhiz edilmi olgun ve seçkin kimselerdi. Verdikleri hükümleri slami kaynaklardan bizzat istihraç etmek yetkisine haiz idiler. Fakat sonralar bu yetkilerini kaybettiler. eriat n kanun ve emirlerini kendi ba lar na tahlil ederek, bir hüküm al vermekten al kondular. slamiyet in ilk as rlar ndan gelen ve mam mertebesine haiz bulunan fukaha vermi olduklar hükümlere ba l kalmalar usulü kabul edildi. Bu suretle kad lar, bir müçtehit olmaktan ç karak, birer mukallit durumuna dü tüler. Hükümlerinde tamam yla ve yaln z müntesip bulunduklar mezhebe ait f k h kitaplar na ve fetva koleksiyonlar na ba l kalmak mecburiyetine girdiler 6. 1.OSMANLI HUKUKU NUN GENEL YAPISI Di er slam devletlerinde oldu u gibi Osmanl Devleti nde de hukuk esas itibariyle slam hukukundan olu maktad r. Bu, slam dininin sadece inanç ve ibadet esaslar ndan olu may p hukuku da içine almak üzere hayat n tüm yönlerini düzenleyen bir sistem olmas ndan kaynaklanmaktad r. Bu sebeple slamiyet i benimsemi lerdir. Bu dini ve hukuki realite Osmanl lar içinde geçerlidir. Ancak Osmanl lar, slam hukukunu uygularken zaman n gerekti i düzenlemeleri ve ilaveleri yapmaktan geri durmam lard r. Osmanl padi ahlar n n münferit ferman ve kanunlar yla yap lan bu düzenlemeler zamanla önemli bir yeküne ula nca olu biçimine bak larak kendi içinde bir bütün olarak de erlendirilmi ve ayr bir isimle an lmaya ba lanm t r. Bunu yaparken slam hukukunun devlet ba kan na tan d geni takdir ve düzenleme yetkisinden yararlanm lard r. Tarihi kaynaklarda örfi hukuk terimine ilk defa Fatih döneminde rastlan lmaktad r. Bu dönemin tarihçisi Tursun Bey er i hukukun yan s ra örfi 6. ALTUYNDA, a.g.m., s

11 5 hukukun varl ndan da söz etmektedir. lk örfi verginin bir pazar vergisi (bac) olarak Osman Gazi zaman nda konuldu u göz önüne al n rsa örfi hukukun devletin kurulu uyla birlikte ortaya ç kmaya ba lad n söylemek yanl olmaz. Örfi hukukun sadece Osmanl Devletine has olmay p di er slam devletlerinde de mevcut oldu u ve ortaya ç k n n çok daha öncelere gitti i anla lmaktad r. Örfi hukuk denince ilk bak ta isminin hat ra getirdi i gibi bir örf ve adet hukuku anla lmamal d r. Gerçi örfi hukuk normlar konulurken en az ndan hukukun belli alanlar bak m ndan yerle mi örf ve adetlerin, hukuki teamüllerin dikkate al nd olmu tur. Osmanl lar fethettikleri ülkelerin hukuki yap lar n birden de i tirmemi ler halk tamamen yabanc s olduklar bir hukuk sistemiyle ba ba a b rakmak yerine, mevcut hukuki örf ve adetleri belli süre için yürürlükte b rak p zaman içerisinde Osmanl hukukuyla bütünle tirmeyi hukuk realitesi aç s ndan daha elveri li görmü lerdir. Ancak bütün bu hukuki esaslar mahkemelerde mecburen uygulanan normlar haline getiren bunlar n örf ve âdeti dayanm olmalar de il, padi ahlar n irade ve fermanlar na dayanmalar d r. O halde örfi hukuk bir kanun hukukudur. Örfi hukukun bir anda de il uzun bir süreç içerisinde ihtiyaca göre yava yava ekillendi i bilinmektedir. Bu te ekkül s ras nda özellikle arazi ve vergi hukuku alanlar nda mevcut örf ve adetler ve mahalli artlar göz önüne al narak bütün ülkeye amil tek bir kanun yerine her bölgenin artlar na uygun sancak kanunlar haz rlanmas yoluna gidilmi ve bu kanunlar o bölgenin tahrir defterinin ba na derc edilmi tir. Ayr ca zaman içerisinde olu an bu esaslar çe itli padi ahlar döneminde genel kanunlar halinde bir araya getirilmi tir. Öte yandan belirli konulardaki hukuki esaslar Tevkii Abdurahman Pa a Kanunnamesi, Sofyal Ali Çavu Kanunnamesi adl eserlerde oldu u gibi özel tedvinlere de konu olmu tur. Osmanl Devleti nde özel tedvinlerin yan s ra resmen de kanunname tedvin edildi ini ve bu uygulaman n yayg n oldu unu vurgulamaktad r. er i ve örfi hukukun sahalar denince bundan iki hukukun kesin çizgilerle birbirinden ayr ld klar ve hukuk sahalar n payla t klar anla lmamal d r. Osmanl hukukunun bütünlü ü içerisinde hemen her sahada er i ve örfi hukuk esaslar n n yan yana bulundu u görülür. Osmanl devletinde ah s, aile, miras, e ya, borçlar, ticaret hukuku gibi slam hukukunca ayr nt l bir ekilde düzenlenmi, hususi hukuk alan nda er i hukuk esaslar hâkim olmu tur. Ancak kabul etmek gerekir ki

12 6 bu alanlarda örfi hukukun pay, hususi hukuktaki pay na nispetle daha fazlad r. Klasik f k h kitaplar içinde yer alan ve geçmi dönemlerde devletin müdahalesinden ba ms z olarak olu an hukuka er i hukuk, padi ahlar n emir ve fermanlar yla olu an hukuka da örfi hukuk ad verilmi tir. te Osmanl hukuku esas itibariyle er i hukuk ile bunun yan nda zamanla olu an örfi hukuktan ibarettir 7. slam hukuku, idari ceza, anayasa, mali hukuka dair baz meseleler ve özel hukuka ba l içtihad meselelerde ulul- emir s n rl ya ama hakk tan m t r. Osmanl hukukunda örfi hukuk denince sadece adet hukuku de il er i hükümlerin kanun tarz nda tedvini de dâhil olmak üzere padi aha tan nan s n rl ya ama yetkisi çerçevesinde mütehass s slam hukukçular n içtihat ve fetvalar na da ba vurularak ortaya konan hukuki hükümler akla gelir. Örfi hukukun, er i hükümlere muhalif olamayaca, oldu u takdirde muteber say lamad da bilinmelidir. Osmanl Devleti nde örfi kanunlar n haz rlanmas nda devletin üst kademelerinde görev yapan, ni anc lar n rolleri vard r. Netice olarak slam hukukçular örfi hukuka siyaset kanunlar demektedirler. slam hukukunun çizdi i s n rlar dairesinde slam milletlerin, kazayî te riî ve idari meselelerini tanzim eden hüküm ve tasarruflara denir 8. 2.OSMANLI DEVLET NDE KADI Kad ; kendisine hakümü - er i denilen ve devletin yarg yetkisini kullanan önemli memurlardan biridir. Kad kelimesi asl ; hüküm, karar ve hâkimlik manas na gelen Arapça, kaza mastar ndan türetilmi tir. Esas kaza mastar n n ism-i faili yani öznesi olan kazî kelimesidir. Kazî yani kad ; isminden de anla laca gibi, kendisinin görevlendirdi i belli bir bölgede yukar daki bölümlerde aç klanan kaza hakk n kullan r 9. Osmanl Devleti nde beylik döneminden beri fethedilen yerlere hukuku temsilen bir kad n n, idareyi temsilen bir suba n n tayini yerle mi bir gelenekti. 7 M.Akif AYDIN, Osmanl da Hukuk,Osmanl Devleti ve Medeniyeti Tarihi, C.I, stanbul 1994, s A.KGÜNDÜZ, Osmanl Kanunnameleri ve Hukuki Tahlilleri, C.I, stanbul 1990, s Ya ar ahin ANIL, Osmanl da Kad l k, stanbul 1993,s.43.

13 7 Osmanl kad s slam devletleri içinde özgün bir yeri olan adliye ve mülkiye görevlisidir. Memuriyeti, kendinden önceki slami as rlardaki meslekta lar na göre daha geni yetkilerle donat lm t r. Ayr ca tahsili, mesle e geçi i ve terfi itibariyle de geli mi bir hiyerar iye ve kurallar bütününe tabidir. lmiye s n f na mensup olan Osmanl kad s son slâm devletinin geni co rafyas ndaki temsilcisi, bu dünyay ba tan sona en iyi tan yan memur tipidir ve bu devletin hukukçular s n f n ahs nda temsil eden meslek adam d r. Mesle e giri terfi tayin yerlerindeki çe itlilik sebebiyle bütün devlet görevlileri içinde kaza silkine girenlerin hem Osmanl devlet i lerin mali, idari askeri kompart manlar n hem de Anadolu ve Rumeli co rafyas n n birçok noktas n tan malar kaç n lmazd. Osmanl kad s n n mülkî, beledi, mali, askeri ve adli sahalar kapsayan görevleri göz önüne al n rsa onun kadar geni bir görev alan bulunan bir ba ka memur olmad gibi memuriyet kompart man ve ahsiyeti onun kadar çe itli olan da yoktur denilebilir. lmiye s n f ndand r, er i hukuk adam d r. Ancak mülkî erkân içindedir. Bütün yönetici zümre gibi askeri s n f n bir üyesidir, fakat bir yerde yönetti i Müslüman halk n dahi merkezi devlet kar s nda sözcüsü odur 10. Osmanl lar da kad l k, t pk kazaskerlik, müftülük ve müderrislik gibi toplumdaki fonksiyonu ve toplumsal a rl sebebiyle, en gözde memuriyetlerden biriydi. Di er taraftan kad l k, yönetimdeki çok önemli i levleri sebebiyle devlet yönünden de üzerinde titizlikle durulup, çal malar n istenilen düzeyde bulundurulmas na özen gösterilen bir meslekti 11. Kad lar Osmanl adliye te kilat n n temel ta oldu undan kad larda u vas f ve artlar n bulunmas gerekiyordu. 1-Kad lar re it(akil-bali ) olmal. 2- Müslüman ve adil olmal. 3-Hukuku ehliyet ve muamele kabiliyetine sahip olmal. 4-Tarafs z olmal. 10 lber ORTAYLI, Kad,Diyanet slam Ans.,C.XXIV, stanbul 2001, s Mustafa AKDA, Türkiye nin ktisadi ve ctimai Tarihi C.II, stanbul 1995, s.75.

14 8 5-Nesebi sahih olmal. 6-Yeterli derecede hukuki bilgi sahibi olmal. 7-Erkek olmal. 8-Kör olmamal. 9-Sa r ve dilsiz olmamal. 10-Fas k yani günahkâr olmamal 12. Kad n n azlinde de u sebepler rol oynard : 1-Akl n ve temiz kabiliyetini kaybetmesi. 2-Kör, sa r ve dilsiz olmas. 3-Görevinde irtikâp yoluna sapmas. 4- man n kaybetmesi. 5-Yolsuzlu unun anla lmas. 6-Bilgisizli i anla l r veya bizzat kendi aç klarsa dünyevi otorite onu azledebilir. Yetkili amirlerce atanmayan kad n n görevine ba lamas imkâns zd r 13. KADI VE KAZA DARES Kaza, sözcükte kesmek ve ayr lmak manas na gelir, hukukta ise hüküm ve hâkimlik manalar n ifade eder. Bundan türeyen kad n n, terim olarak manas da öyledir: nsanlar aras nda meydana gelen dava ve nizamlar er i hükümlere uygun olarak karara ba lamak için devletin en yüksek icra makam (sultanlar) taraf ndan tayin edilen görevli ahsa kad, hâkim veya hakümü - er denilir. Osmanl adliye te kilat n n temel ta olan kad lar, bulunduklar yerin hem hâkimi, hem de belediye ba kan, hem de halk n her konuda müracaat edebilece i sosyal güvenlik makam yd 14. Osmanl Devleti, kaza denilen adli birimlere ayr lm t. Kaza bir kad n n 12 lber ORTAYLI, Osmanl Devleti nde Kad, Ankara ; Ali Hikmet BERK, Türk Hükümdar Sultan Mehmed Han ve Adalet Hayat, stanbul 1937,s ORTAYLI, a.g.e.,s Ahmet AKGÜNDÜZ, Osmanl Kanunnameleri ve Hukuki Tahlilleri, C.I, stanbul 1988, s.68. ; Ebulula MARD N, Kad,.A., C.VI, stanbul 1967, s.42.

15 9 yarg alan bölgesi anlam na geliyordu. Her kazada bir mahkeme ve burada kad ile yard mc lar görev yap yordu 15. Kaza, ticari ve kültürel üstünlü ü ile çevrenin merkezi olmu bir kasaba veya ehir ile böyle bir topluluk merkezini çevrelemi köylerin te kil etti i idari bir birliktir. Bundan dolay kazalar n do u u, iktisadi, içtimai, co rafi ve kültürel artlar n belirledi i tarihi bir seyir içerisinde vuku bulmu demektir. Bununla beraber az da olsa türümken a iret hayat n n zaruri k ld baz hallerde hiç kasaba veya ehir olmaks z n, sadece belli bir köyler gurubu halinde te kil olunmu kazalara da rastlan r. Fakat bunlar n umûmi kaideyi bozmad klar görülür. Kaza merkezi olan ehirlerin büyük ço unlu u Osmanl öncesi devirlerde de bulunduklar bölgenin siyasi, iktisadi ve kültürel bak mdan merkezi durumunda olan yerlerdir. Kaza merkezi ile beraber, çok defa sancak s n rlar içerisinde kalan bir de kaza bölgesi bulunmaktad r. Kaza idaresinin ba olan kad umumiyetle kaza merkezi olan ve nefs tabir edilen ehirde oturur, kaza bölgesi içinde kalan bütün köylerin davalar meclis-i er i denilen ve çok defa kad n n evi veya merkez caminin yan nda bulunan mahkemede görülürdü 16. KADILARIN TAY N Osmanl lar, kendilerinden önceki slâm devletlerinin geleneklerine uyarak kad tayininde çok titiz davrand lar 17.Osmanl Devleti nde kad tayini her eyden önce belirli tahsil ve hiyerar ik terfi düzenine dayan yordu 18.Osmanl larda kad l k, t pk kazaskerlik, müftülük gibi; toplumdaki fonksiyonu ve toplumsal a rl sebebiyle en gözde memuriyetlerden biriydi. Kad l k mesle ine tayinde devlet çok s k bir eleme ve ay klama usulü uyguluyordu. Bu cümleden olarak; kad l k mesle ine tayinde adaylara öncelikle, güçlü bir medrese e itimi ve ö retim art aran yordu 19.Görevlerinde genellikle 15 Bahaeddin YED YILDIZ, Osmanl Toplumuna Genel Bir Bak, Türkler. C.X, Ankara 2002,s M.Ali ÜNAL, Osmanl Devleti nde Merkezi Otorite ve Ta ra Te kilat,osmanl C.VI, Ankara 1999, s Ziya KAZICI, slam Müesseseleri Tarihi, stanbul 1991,s ORTAYLI, Kad,T.D.V. A.,C.XXIV, stanbul 2001, s Mustafa AKDA, Türkiye nin ktisadi ve ctimai Tarihi, C.II, stanbul 1995, s.75.

16 10 er i hukuku uygulayacak olan kad lar n bu uygulama için çok iyi yeti mi olmalar n n gerekece i aç kt r. Öte yandan; kad l k mesle inin icaplar n gerekti i ekilde yerine getirebilmeleri için, kad adaylar n n yaln zca iyi bir e itim ö retim görmü olmalar da yeterli görülmeyerek, bunlar n kad l k mesle inin eref ve vakar na uygun bir olgunluk ve dürüstlükte olmalar da aran yordu 20. Osmanl da kad lar yeti tiren kaynak, medreselerdir. Medreseleri bitiren yani icazet alanlar al s ras na göre matlab defteri denilen deftere yaz l rlar ve bunlara mülaz m denilirdi. Mülazimlar e er kaza mesle ini seçerlerse en küçük idari birimden ba lamak art yla kad olarak tayin edilirlerdi 21. Yüksek medreselerden ç kan dani mendlerden idare hayat na girmek isteyenler bir seçim i lemi devlet içinde adlar fermanla tespit olunmu büyük vilayet merkezlerindeki kad lar n yan na, en az be er ki i olmak üzere dani mend-stajyer olarak atan yorlard. Yanlar na dani mend verdikleri bu molla kad lar n yan nda 3 5 y l, belki daha fazla süre hizmet gören kimseler, dani mendliklerini bitirdikten sonra stanbul a gelerek bir sene kadar da mülazemet süresi dolduruyorlar, ancak ondan sonra bir yerin kad l na ba ms z olarak yollan yorlard 22. Osmanl lar, kendilerinden önceki slâm devletlerinin geleneklerine uyarak kad tayininde çok titiz davrand lar. Zira slami anlay a göre adaletle hükmetmek, bu dinin en önemli prensiplerinden biridir. Bu sebepledir ki, kad mahkemelerinde verilen karara padi ah dahi itiraz edemezdi 23.Bu bak mdan Osmanl lar herhangi bir kimseyi de il her yönüyle tan nm ve güvenilir kimseleri bu makama getiriyorlard 24.Osmanl toplumunda önemli bir yeri bulunan kad lar biri Anadolu di eri Rumeli olmak iki kad askerli e ba l yd lar. Bunlar ba l bulunduklar kad askerli in icray- faaliyet eyledi i s n rlar dâhilinde adalet tevzi edip hizmet görürlerdi 25.Anadolu yakas ndaki kad lar n atanmas Anadolu kazaskerin, Rumeli 20 Y. ahin ANIL, a.g.e.,s A.AKGÜNDÜZ, a.g.e.,s.68, smail Hakk UZUNÇAR ILI, Osmanl Devleti nin lmiye Te kilat, Ankara 1988, s Mustafa AKDA, Türkiye nin ktisadi ve ctimai Tarihi, C.II, stanbul 1995, s Ziya KAZICI, Osmanl Devleti nde Toplum Yap s, stanbul 2003, s M.Zeki PAKALIN, Osmanl Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü ü C.II, stanbul 1971, s Z.KAZICI, a.g.e.,s.125.

17 11 yakas ndaki kad lar n atanmas da Rumeli kad askerin yetkisi dâhilindeydi KADILARIN GÖREVLER Kad lar n görev ve yetkileri oldukça geni ti. Bunlar hukukî, askerî, beledi ve örfi olarak mütalaa edilebilir. Hukuki aç dan kad er i mahkemenin reisidir 27. Kad lar bulunduklar kaza bölgesinde devletin temsilcisi durumundayd lar ve kaza bölgesi içindeki halk üzerinde padi ah ad na velayet hakk n kullan rlard. Kad n n haiz bulundu u bu velayete f k hta, velayeti kaza yani yarg lama hakk denilirdi 28.Osmanl kad lar kendilerine velayeti kaza d nda; infaz, idari ve beledi haklarda verilmi bulunan memurlardan olduklar için onlar n görevleri, bu sebeple, yaln zca hüküm vermekten ibaret bulunmuyor, belirtildi i gibi idari ve beledi i leri de kaps yordu 29. Merkez taraf ndan ta ra idaresine gönderilen iki idareciden biri olan kad, geni bir idare alan na sahipti. Kad lar n görevleri u ekilde belirtilebilir. Kad lar her eyden önce bulunduklar bölgelerdeki halk n hukuk ve ezaya taalluk eden i lerine bakarlard. Bu tip davalarda ahitler dinlenir ve yeterli vesikalar toplanarak bir karara var l rd. Karalar tarih s ras na göre zab tlar halinde yaz l r ve mahkemelerde haz r bulunanlar uhudul- hal ba l alt nda isimlerleri ile yaz l rlard. Kad lar bulunmad klar bölgede velayetti amme s fat na haiz olduklar ndan amme hukukunu korumakta bunlar n vazifesiydi. Bu sebeple vakfiyelerin tanzim, tescil ve vazifelilerin tayini de bunlara dü erdi. Kazalara kadar yay lm bulunan kad lar n daha küçük yerle im birimlerindeki i leri takip etmek üzere naip tayin etme salahiyetleri de bulundu undan bölgelerinin en ücra kö elerine kadar cereyan eden bütün hadiselerden naipleri vas tas yla haberdar olur, hususi ve amme hukukuyla alakal meseleleri sicillerine kaydederlerdi. slam hukukunun muamelat k sm na taalluk eden feraiz meseleleri de kad ve naipleri taraf ndan neticelenirdi. Aile hukukunun tanzim ve takipçisi de 26 M.Ali ÜNAL, Osmanl Müesseseleri Tarihi, Isparta 1997,s Ya ar YÜCEL, Osmanl mparatorlu u nda Desantrilazasyona Dair Genel Gözlemler, Belleten C.38, S.152, Ankara 1974, s Y. ahin ANIL, a.g.e.,s Hakk UZUNÇAR ILI, Osmanl Devleti nin lmiye Te kilat, Ankara 1987, s.83.

18 12 kad lard. Nikâhlar, kad veya naibi huzurunda k y l r veya bunlar n yaz l olarak verdikleri zinname lerle imamlar taraf ndan bu hizmet yerine getirilirdi. Kad lar bulunduklar bölgelerdeki bütün vak f, mukataa ve t mar n da murak b idiler. Buralarda meydana gelen yolsuzluklar hakk nda karar verirler ve gerekti inde de Divan Hümayun a arz- halde bulunurlard. Merkezden yaz lan idari, iktisadi hatta askeri yaz lar n birer sureti de beylerle birlikte kad lara da gönderilirdi. Kad larda bunlar sicillerine kaydederlerdi. Orduyu Hümayunun seferde bulundu u bölgenin kad lar da orduyla birlikte sefer görevi al rlard. menzillerin tanzimi, sefer kaçaklar n n tedibi, ordunun ia e ve mühimmat n n, takviyesi kad ve naiplere aittir. Bu hususlarda ihmali görülen kad lar muaheze edilirdi. Bölge asayi inin temeni hususu da beylerbeyi ve sancakbeyi ile birlikte kad ya aittir. Emniyet kuvvetlerince yakalanan e k yalar kad ya getirilir ve kad taraf ndan hüküm verilerek gere i yerine getirilirdi. Kad sicilleri bu tip vukuat da muhtevi bulunmaktad r. Kad lar n çok önemli bir vazifeleri de bugünkü belediye hizmetlerini görmü olmalar d r. Osmanl da 1885 tarihine kadar devam eden bu hizmette kad lar, bilhassa narhlar n tesbiti, esnaf n tefti i ihtikâr ve iddihar n önlenmesi hususunda önemli vazifeler ifade etmi lerdir. Bu sebeple kad görevleri aras nda yer yer narh tespitlerine rastlad m z gibi baz sicillerinde tamamen narh defteri olarak tutulmu oldu unu görmekteyiz. Osmanl da Esnaf te ekkülü olan loncalar kurulmaya ba land ktan sonra, her meslekteki esnaf loncas n n ba na bir Esnaf eyhi bulunurdu. Bu eyh de esnaf n arzusu istikametinde kad taraf ndan tayin edilirdi. Osmanl da seyfiyeden birinin yapt su-i istimalleri tefti etmek üzere zaman zaman ilmiye ricalinin tayin edildi ini görmekteyiz. Bu rical aras nda ise daha çok kad lar bu hizmete görevlendirilirdi. Böylece kad n n beylerbeyi ve sancakbeyini tefti etti i görülmektedir. Kad lar n ifa ettikleri ehemmiyetli bir vazife de arazi ve emlak al m sat m i leri ile me gul olmalar d r Bu muameleden Resmi tapu ad yla bir de vergi al n r ve muamele zab t tarz nda Kad sicillerine kaydedilirdi. Kad lar bulunduklar bölgede devletin en önemli unsurlar

19 13 oldu undan, merkezden yaz lan; berat, ferman, hatt- hümayun ve muhtelif yasaklar (tütün ve içki yasa gibi) da do rudan do ruya kad ya bildirilirdi. Kad da hem bunlar n gere ini yerine getirir hem de birer suretini sicile geçirirdi. Kad lar bulunduklar bölgede ilmiyenin en önde gelen simalar olmakla beraber baz meselelerde fetva makam ndan fetvalar sorarlar ve ona göre mahkemede hükmederlerdi. Kad sicillerinde bu nevi fetvalarda yer almaktad r. Kad lar bulunduklar bölgenin en önde simalar olduklar ve seyfiye mensuplar ndan daha çok halkla ha ir ne ir olduklar ndan yang n, fazla k, kurakl k, ramazan ve bayramlar n ilan ru yeti hilal gibi mevzularla da tabii olarak alakalan yorlard. Bu sebeple kad sicillerinde bu nevi hususlarda yer alm lard r KADILARIN DERECELER Bütün kad lar salahiyet bak m ndan birbirlerine e it ve yaln z Divan a ba l kimselerdi. Fakat mans plar itibariyle, yani kendilerine takdir olunan maa (o zaman ki tabirle vazife cihet) bak m ndan, kad lar birbirilerinden farkl yd lar. Mesela kaza merkezi olan yer, kasaba, ehir veya kalabal k nüfusa sahip büyük bir bölge merkezi oldu una göre, kad l k mensubu da kaza kad l yahut mevleviyet ad n alan kad l k mensuplar yüksek birer payedir. Bu yerlere tayin olunanlar n hem hâs latlar hem de (maa yerine mahkeme muamelat ndan elde edilen gelir) hem de itibarlar çok yüksek bulunuyorlard. Osmanl idaresinde kad lar küçük kasabalar n veya büyük ehirlerin ba nda bulunduklar na göre, mans p ve payeleri itibariyle farkl birer dereceye sahip olmakla beraber, fonksiyonlar n ilgilendiren salahiyetleri birbirinin ayn yd ve hepsi de bütün davalara bakmakta, kazalar dâhilindeki her türlü idari ve adli i leri yürütmekteydiler 31. Kad lar dereceleri itibariyle önce iki gruba ayr l rlar. Birincisi: Mevleviyet denilen büyük kad l klard r. Büyük ve mühim eyaletlere, 30 Cahit BALTACI, er iyye Sicillerinin Tarihsel ve Kültürel Önemi, Osmanl Ar ivleri ve Osmanl Ara t rmalar Sempozyumu, stanbul 1985, s ; Ahmet AKGÜNDÜZ, Said ÖZTÜRK, Bilinmeyen Osmanl, stanbul11999, s M. AKDA, a.g.e.,321.

20 14 vilayetlere ve baz önemli sancaklara mevliyet denilen kad lar(mevali) tayin edilirlerdi. Ald klar maa lar itibari ile mevleviyetler iki k sma ayr l yordu. 1-Üçyüz akçe yevmiyeli mevleviyetler ki bunlara devriye mevalileri de deniliyordu ve mevleviyetlerin en dü ük derecesi idi. Mesela XVII. as rda Sivas ve Silistre eyaletleri üçyüz akçeli mevleviyet idi. 2- Yevmiyeleri daha yüksek olan mevleviyetlerdi ve son s n r be yüzakçe yevmiyeli mevleviyet makam idi. Bunlar devletçe çok önem verilen mühim eyaletlerin kad lar idi. Bunlar kendi aralar nda öyle ayr lmaktayd lar: a- stanbul Kad l b- Haremeyn Mevleviyeti c-bilad- Hamse Mevleviyeti d-mahreç Mevleviyeti e-devriye Mevleviyeti kincisi: Kaza Kad l klard r. Kaza kad l klar da kendi aralar nda derecelere ayr lmaktad r. Bunlar n en yüksek derecesine site ve e raf-i kuzat yahut da yüzeli akçelik kad l k denir 32 Kaza kad l klar Rumeli, Anadolu ve M s r daki kazalar n kad l klar olmak üzere üç s n ft ; Rumeli de kad l k edenler Rumeli Kazaskeri defterinde kay tl olduklar ndan bunlar Anadolu Kad l na Rumeli deki kazalarda terakki etmek suretiyle kad l k ederlerdi. Keza Anadolu kazalar na kad l k edenler de Anadolu Kad l defterinde kay tl olmalar yla orada devir yaparlard. Kazaskerlerin kad lar n derecelerini gösteren defterleri mucibince Rumeli deki kaza kad l klar dokuz s n fa ve Anadolu dakiler on s n fa ve M s r Kad l klar da alt s n fa ayr lm lard KADILARIN YARDIMCILARI Naib: Vekil demektir. Osmanl hukukunda iki manaya gelir. Birincisi: Bütün kad lar padi ah n vekili olduklar ndan bunlara naib ve 32 A.AKGÜNDÜZ, a.g.e., s H.UZUNÇAR ILI, a.g.e., s.91.

21 15 bunun ço ulu olan nüvvab denilir. kincisi: Kad lar n kendi yerlerinde davaya bakmak üzere görevlendirdikleri ah slara da naib denir. Bunlar n tayini kad lar taraf ndan kaleme al nan müraeselerle yap l r. Kad lar tayin edildikleri halde baz yerlere bizzat gitmeyebilirler. Kendi haklar na kara yetkisi haiz olan naiblerini gönderebilirler. Naibler üç çe ittir. Bunlar; a-kaza Naibleri: Kad lar kendi kazalar dahilindeki nahiyeleri naib ad yla tayin ettikleri memura iltizam verirler, o memurda kad ad na söz konusu nahiyenin er i i lerini yürütürdü. Bunlar ayn zamanda Bab naibli i görevini yürütürlerdi. b-mevali Naibleri: Büyük kad lar bizzat kad l k yapt klar zaman yanlar nda Bab naibi denilen bir kap naibi bulundu u gibi, esnaf kontrol etmek üzere seyyar ayak naibi de bulunurdu. Ayr c a tayin edildikleri yere giymeyen mevali iltizam usulüne bezer ekilde oraya yarg ya yetkili olarak naib gönderilirlerdi. c-arpac k Naibleri: Kazasker eyhülislam ve mevaliye verilen arpal klardaki er i yarg lamalar yapmak üzere gönderilen naiblerdir 34. Kad kaza dairesi dâhilindeki küçük ünitelerin, yani her nahiyenin ba na bir naib tayin eder. Naib kendi bölgesi dâhilîdeki kad n n fonksiyonlar n görür. Ancak bu konudaki hiyerar ik yetki ve denetim üstünlü ü bizzat kad da bulunmaktad r. Kad lar, belirli say da naib nasbedebilirler, naib tayin ederken umumiyetle o mahallin ulemas ndan olanlar seçer, bunlar o yerin medreselerinden icazet alm kimselerdir. Bu gibiler bazen kad n n maiyetinde i lere de tayin edilirlerdi 35.Yerli halk aras ndan seçilmekte olan naibler genellikle 6 8 ayl na tayin ediliyorlard. Bu süre gerekti inde yenilenerek uzat l yordu 36. Ba kâtip ve Kâtipler: Osmanl Mahkemelerinde ba kâtiplik kurumun yeri pek önemli idi. Kad veya naibleri görev süreleri sonunda mülazemet için stanbul a gittikleri zaman, istifa ettikleri veya görevleri ba nda iken ölümleri halinde mahkemeye vekâlet etmekte tam yetki ile hakla t rma i lerini yürütmekteydiler. 34 A. AKGÜNDÜZ, a.g.e., s ORTAYLI, a.g.e., brahim YILMAZÇEL K, XIX. Yüzy l n lk Yar s nda Diyarbak r, Ankara 1995,s

22 16 Mahkeme içinde kendilerine bir odada oturan kâtipler, duru malar n saati saatine tutulmas, tutanaklar n sicillerine uygun olarak yaz lmas yaz lar n imla kurallar na uydurulmas, naibin verdi i hücceti, ilam gibi yaz lar ile merkezden gelen ferman, berat, mektup, buyruldu vb. yaz lar n yine usulüne uygun olarak sicillere geçirilmesi ile naibin getirece i di er i leri de yapmakta idiler. Kâtiplerin say s iki veya daha fazla olabilmekteydi. Ba kâtipler, kâtipler aras ndan seçilmekte idiler 37. Mukayyid: Kay t yapan ki i manas ndad r. Mukayidin mahkeme içindeki as l görevi, sicillerin usulüne uygun olarak tutulmas yaz lar n tam, do ru ve düzgün olmas n sa lamakt. Bu i lerin yan nda gerekti inde olay yerine ke fe de gönderilmekte idi. Mahkeme mam : Mahkeme içinde bulunan mescide beratla imam olarak atanan ki i belirli bir süre bu görevi yürütmekte ve bu arada görevi d nda gayr resmi ve fenni konularda mahkeme kâtiplerine yard m etmekte idi. Bu yard m s ras nda kâtipli i ilgilendiren konularda bilgi ve beceri kazanm olurlard. mamlar bu becerileri nedeniyle kâtip olarak atanmaktayd lar 38. Kethüda: Mahkemede kâtiplerin olmad veya direkt olarak kad ve naiblerin görevlendirilmesi halinde, kethüda olay yerine gidip akd- meclis etmekle gerekli soru turmay yapt ktan sonra sonucu mahkemeye getirerek sicili muhafazaya kaydetmekteydiler. D arda yürüttükleri bu görevden ba ka mahkeme içinde kad kad ve naiblerde mahkemenin mutemetlik ve veznedarl k i lerinin yürütülmesi mahkeme bünyesinde görev yapan personelin maa lar n n ödenmesi gibi hizmetleri de yürütmekteydiler 39. Fetihhan: Kur an- ezberlemi olanlar içinden her sabah mahkemede Sure-i Fetih i okumak üzere atan rlard 40. Muhz rba ve Muhz rlar: Mahkemenin istedi i ile ilgili ki ileri getirip 37 R fat ÖZDEM R, XIX. Yüzy l n lk Yar s nda Ankara, Ankara 1986, s.135. ; Yusuf O UZEL, XVII. Yüzy lda Türkiye ehirlerindeki Ba l ca Yöneticiler,Ondokuz May s Üniversitesi E itim Fakültesi Dergisi, S.1 Samsun Y. O UZEL, a.g.e , R.ÖZDEM R, a.g.e. s., R.ÖZDEM R, a.g.e.,s R.ÖZDEM R, a.g.e.,194.

23 17 götürmek mahkemenin kap s nda bekleyerek, duru malar n seyrini bozacak olaylar n ç kmas n önlemek yed-i emin s fat yla mahkemece el konulmu e ya ve paralar korumak uhudu l hal üyeli i yapmak idi. Bunlar n yan nda gözalt na al nm ki ilerin konaklar önünde bekleyerek ç kmas n veya ba kalar n n kona a girmesini yasakl yordu 41. Hademeler: Mahkeme i lerinde ilgili evraklar n yerine getirilmesi, duru ma güvenli inin sa lanmas ve benzeri ayak i leri ile me gul olurlard. Hademeler sadece davalardan, de il defter tanzimi ve benzeri cihetlerden de ücret al rlard 42. Kassamlar: Kelime manas itibariyle taksim eden, takdim i ini çokça yapan manas na gelir. Bir hukuk terimi olarak ise vefat etmi olan bir ahs n terekesini mirasç lar aras nda taksim eden adliye te kilat nda er i memura kassam denmektedir. Osmanl iki s n f kassam vard r. Birincisi Kazasker kassamlar d r. kincisi ise er i mahkemelerin bulundu u yerlerde mevcut olan kassamlard r. Kazaskerlere ba l askeri s n f n terekeleri mirasç lar ars nda taksim eden kazasker kassamlar, her kazada veya birkaç kazada ayr ayr bulunurlar. Rumeli dekiler, Rumeli kazaskerleri ve Anadolu dakiler de Anadolu kazaskerleri taraf ndan tayin edilirdi. Kassamlar n belli bir maa lar yoktu. Taksim ettikleri terekenin belli bir pay n n resmi k smet ad alt nda taksim ederlerdi. Eyalet, sancak ve kazalarda kad lar n yan nda bulunan kassamlar ise, askeri s n ftan olmayan vatanda lar n miraslar n taksim i iyle görevliydiler. Her kad l kta müstakil bir kassam defteri vard r. Vefat eden ahs n terekesi, kasams n huzurunda tespit edilir, kalem kalem bu deftere kaydedilirdi. Sonra di erleri bilirki i marifetiyle takdir olunarak altlar na yaz l r ve tereke er i usule göre takdim edilirdi. Bir kazan n hem kad l hem de ayn ki iye verilebilmekteydi 43 Müba irler: Sözlükte bir i e ba layan ve ba lay c manalar n ifade eden müba ir kelimesinin Osmanl adliye te kilat nda ifade etti i iki manas vard r. Birincisi: Mahkemelerde celp ve tebli i lerinde kullan lan memur demektir. Bu manada muhz r ile e anlaml d r ve bunlar bazen çavu lar n vazifesini de yaparlar. 41 A.AKGÜNDÜZ, a.g.e., s A.AKGÜNDÜZ, a.g.e. s A. AKGÜNDÜZ, a.g.e.,s.75, ;R.ÖZDEM R, a.g.e., s

24 18 kincisi: Tanzimat tan önce devletçe gördürülmesi ve soru turulmas na bir i in yap lmas na veya soru turulmas na görevlendirilen memurdur. Bunlar gördükleri hizmet kar l nda devletçe bir maa veya veya yol masraf ödemediklerinden her türlü zaruri masraflar gittikleri yerlerin halk ndan Müba iriye ad alt nda tahsil olunurdu 44. Çavu lar(dergâh- Ali Çavu lar ): er i mahkemelerden sad r olan i lamlar n icras borçlunun mallar n satarak borcunun ödenmesi borçlunun inad ve temerrüdü üzerine icap ederse mahkeme karar yla hapisle tazyik edilmesi hukuken kesinle en nakdi ve bedeni cezalar n infaz k saca günümüzde icra memurlar n tamamen, emniyet görevlileri ve savc n n ise k smen görevlerini ifa eden çavu lar n Osmanl adliye te kilat ndaki yeri bir hayli önemlidir KADIYA MÜLKÎ GÖREVLER NDE YARDIMCI OLAN GÖREVL LER Suba lar: Hükümet merkezindeki çavu te kilat n n görevlerini sancak, kaza nahiye ve köylerde suba denen memurlar yürütürlerdi. Sancaklarda Sancakbeyinin özel ücretli adam ve polis amiri olan suba lar n er iye mahkemelerinde de icra ve infaz memuru olarak da görev yapt klar n mü ahede ediyoruz. Zira er iyye mahkemesinin kararlar n tatbik etmek, hapsine karar verilen ah slar hapsetmek, hapishaneye nezaret etmek, cezalar n infaz etmek ve cezai tazminatlar tahsil etmek suba lar n görevleri aras ndad r. Osmanl Devleti nde suba l k köy ve kasabalarda il suba lar sancaklarda ve di er büyük merkezlerde ise ehir suba s diye adland r l rd. Serbest birliklerde suba y birlik sahibi tayin ederdi. Köylerde köy suba lar sancaklarda sancak suba lar ve kazalarda ise toprak suba lar bulunurdu 46. Suba n n tayini beylerbeyi veya sancakbeyi bir mektupla kad ya bildirir ve durum sicile kaydolunur. ki görevi vard r. Birincisi bad- heva ad alt nda toplanan cürm-ü cinayet, niyabet, resmi arusane gibi vergileri toplamakt r. kinci görev de 44 A.AKGÜNDÜZ, a.g.e., s.73 74, ;Ya ar YÜCEL, XVI-XVII. Yüzy lda Osmanl dari Yap s nda Ta ra Ümeras n n Yerine Dair Dü ünceler, Belleten, C.41, S.163, s A.AKGUNDÜZ, a.g.e., s A.AKGÜNDÜZ, a.g.e., s.74.

25 19 bu mali göreve ili kin olarak kolluk görevini yerine getirmektir. Kad ya ait olan kolluk görevi bir ehli örf mensubu olan suba taraf ndan ifa edilir 47. Yasakç lar (Asesler): Suba n n yan nda sancakbeyi taraf ndan atanan çok miktarda ases bulunuyordu. Bunlar geceleri çar pazaryerini beklerdi. Kontrolleri kad ya ve naiblere aitti. XVI. as r sonlar ndan itibaren asayi sizli in artmas dolay s yla suba lara takviye kuvvet olarak yasakç lar verildi. Yasakç lar ehir asayi inde suba ve kad n n yard mc s olarak ola anüstü artlar dolay s yla ortaya ç kt lar. Bu kuvveti genellikle kap kulu askerleri meydana getiriyordu 48. Kale Dizdar (Kale Muhaf z, Kale Serdar ) :Beylerbeyi, sancakbeyi ve kad n n denetimi alt nda narh vermek, kulland kile, ar n, olarak ta devlet ad na ihtisab rüsümu damga resmi mizan resmi yevmiye-i dekakin, bac bazar vb. gibi vergileri toplamaktan ibaret idi. Kad ve muhtesibin önemli bir görevi para ricaline dikkat etmek ve al veri in bu raic üzerinde yap lmas n gözetmektedir. Tabii bu gözetim ve denetimi as l yürüten muhtesiptir. Kad ve muhtesibin ba l ca görevi ia e maddelerine (bilhassa hevayic-i zaruriye denen et, ekmek, yakacak gibi) narh koymak ve bunun uygulamas n sa lamakt r OSMANLI DEVLET N N SON DÖNEMLER NDE KADILIK Osmanl Devleti nin çökü ü ve Osmanl toplumunun buhranl devreleri s ras nda klasik görünümü en çok bozulan ve fonksiyonunu h zla kaybeden devlet kurumlardan biri de kad l k olmu tur. Öyle ki y k lmakta olan devleti kurtarma çabalar na giri en devlet adamlar n dü ündükleri ilk tedbir ilmiye s n f n n ve özellikle kad l k mesle inin yeni bir düzene sokulmas eklinde belirmi tir. XVII. Yüzy l n ba lar ndan itibaren kad l k kurumu art k herkesin aç kça görüp tespit etti i ekilde pek a r bir çökü içerisine girmi bulunuyordu. Bu a r çökü süreci ileriki y llarda giderek daha vahim bir hal alm ve kurumla birlikte bu 47. ORTAYLI, a.g.e.,s.34-35, ; M. AKDA, a.g.e., s ORTAYLI, a.g.e., s R.ÖZDEM R, a.g.e. s.159.

26 20 mesle e girenler de korkunç bir yozla ma içerisine girmi lerdir. Kad l n tarih sahnesinden çekilme süreci 1839 y l nda ilan olunan Gülhane Ferman n kabulü ile ba lam t. Bu ferman do rultusunda giderek güçlenen laik hukuka geçi çal malar n n sonucunda nizami mahkemelerin kurulmas ile kad l k Osmanl Devletinde eski önemini iyice kaybetmi oldu 50. Bunu takiben özellikle II. Mahmut ve Me rutiyet dönemlerinde yürütülen iyile tirme çal malar s ras nda Osmanl yönetim sisteminde yap lan yenile tirmelerle kad lardan belediye ve yönetimle ilgili görevlerin al nmas yla yetkileri yaln zca adliye i lerine hasredilmi oldu böylelikle Osmanl Devleti nin son döneminde kad l k, eski niteli ini tamamen kaybetmi ve adli düzen içinde yaln zca er i hukukun uygulanmas nda nisbi bir yarg lama görevi durumunda kalm t r. Türkiye Cumhuriyetinin kurulu undan sonra da 1924 y l nda kabul olunan 430 say l Tevhid-i Tedrisad Kanunu ile medreselerin kapat lmas yla yeti me kayna n kaybeden kad l k; yine ayn y l kabul olunan 469 say l Mehakimi er iyenin lgas na ve Mehakim Te kilat na Ait Ahkâm- Muadil Kanunuyla tarih sahnesinden tamamen kald r lm t r N DE TAR H Ni de ehrinin ne zaman ve nas l kuruldu u hakk nda aç k bilgiler mevcut de ildir. Bugün Kemerhisar ad yla bilinen ve Ni de nin 23 km. güneyinde bulunan kasaba ilk ça larda Tyana ad yla biliniyordu ve bölgenin büyük ehrlrinden birisi idi. Miladi 705 y l nda Tyana Müslüman hâkimiyetine geçer ve 832 y l nda Abbasi halifesi Me mun taraf ndan ehir tamir edilir. Oldukça geli mi bir ehir olarak gözüken ve geni bir alana yay lan Tyan ehri, bu tarihten sonra yerini Ni de ve Bor a b rak r 52. Ni de ehri Anadolu Selçuklu Devleti nin ilk dönemlerinde Türk hakimiyitine geçer ve Ni deli Kad Ahmed e göre ehrin ilk defa Süleyman ah yapt rd. Ni de ehri daha sonra II. K l ç Arslan devrinde imar edilmi ve bu imarla ilgili bir kitabe ehrin Ere li kap s na as lm t r y l nda Anadolu Selçuklu topraklar n o ullar 50.H. UZUNÇAR ILI, a.g.e.,s Y. AH N ANIL, a.g.e.,s Mustafa OFLAZ, Karaman Eyaleti ehirleri (Konya Kayseri Ni de ) Yüzüncü Y l Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitütüsü Dergisi, S.1, Van 2000,s.175.

27 21 aras nda payla t ran II. K l ç, Ni de yi Melik Arslan ah a vermi tir 53. Alaaddin Keykubad devrinde Zeyneddin Ba ara ya verilen ehir bu dönemde büyük imar faaliyetlerine sahne olmu, savunulmas güç hudud bölgesinde ve stratejik yollar üzerinde bulunulmas dolay s yla Harezm ah emirlerine ikta olarak verilmi tir 54. Selçuklu Devleti zaman nda Ni de idari yönden oldu u kadar ilmi yönden de oldukça geli mi tir. Anadolu nun ilmi yönden birinci derecede ehemiyetli ehirleri, Konya, Kayseri, Sivas ve Ni de idi 55. Ortaça slam dünyas n n bir gelene i, mühim ehirlere unvan ve lakaplar verilmesidir. Bu gelenkten olarak Ni de ehrine de Darulpehlivaniye-pehlivanlar beldesi ve Ma ukiye unvan ve lakplar verilmi tir 56. Mo ol stilas ndan en fazla etkinen ehirlerden birisi de Ni de olmu tur. Mo ollarla Türkmanler ve Selçuklu devlet adamlar aras ndaki mücadeleler s ras nda ehemmiyetli rolle icra eden Ni de bunun bedeli olarak Mo allar taraf ndan y k l p yak lm t r. Anadolu Selçuklu Devleti nin y k lmas ndan sonra Ni de ehri Eratna Bey in hâkimiyetine geçmi tir 57. On y l hüküm süren Eratna Bey 1352 de ölünce yerine o lu Alaaddin Bey geçmi tir. Bu s rada devlet içerisinde emirler faal rol oynamaya ba lam ve bu durum da devleti zay flam t. Devletin bu peri an hali üzerine Karamano lu Alaadin Bey y l nda Ni de yi topraklar na dâhil etmi tir. Bu arada Eratna devlet adamlar aras ndaki çeki me sürmektedir de Eratna Devleti nin vezirlik makam na getirilen Kad Burhaneddin Ahmed en k sa zamanda ülkeye çeki düzen verir. Bundan en fazla rahats zl k duyan Alaadin Bey olur. Kad Burhaneddin 1381 de ba ms zl n ilan eder den ba layarak Dani mendiye bölgesinde Kad Burhaneddin aleyhine geli en olaylar üzerine Karamano lu Ali Bey Ni de ye gelerek Kad Burhaneddin le dostluk tesis etmek için yollar arar. Osmanl Devleti nin bölgede güçlenmesi üzerine Y ld r m Bayezid e kar birlikte haraket etmeyi teklif eder. Fakat bu ittifak 53 Eylem YE LOVA, 3 Numaral Ni de er iyye Sicili H (M ), Bas lmam Yüksek Lisans Tezi, Van 2004,s M. OFLAZ, a.g.m.,s Osman TURAN, Selçuklular Zaman nda Türkiye, stanbul 1996, s E.YE LOVA, a.g.e. s M.OFLAZ, a.g.m. s Mustafa OFLAZ, 16.Yüzy lda Ni de Sanca, Bas lmam Doktara Tezi, Ankara 1992, s.28.

28 22 gerçekle mez y l nda Timur Anadolu ya girerek Sivas üzerine yürür. Daha önce Timur la anla ma yapm Karamano ullar da harakete geçerek K r ehir, Damsa ve Develi vilayetlerini tahrip eder. Timu un Anadolu dan çekilmesi üzerine Karamano lu üzerine yürüyen Kad Burhaneddin Aksray a kadar gelir. Hasan Da civar nda yap lan muharebede Karamanl lar ma lubeden Burhaneddin Ni de yi ku at rsa da bütün gayretlerine ra men alamaz ve sulh yaparak Aksaray a döner 60. Uzun zamand r y k c faaliyetlerde bulunan Kayseri Valisi eyh Müeyyed, Karamano lu Alaaddin Bey le temasa geçerek O nu Kad Burhaneddin e kar taaruza te vik eder. Alaaddin Bey de bunu f rsat bilerek Develi havalisine gelerek karargâh n kurar. Bunun üzerine yürüse de muharebeyi kabul etmeyen Alaaddin Bey, Konya ya s nm t r. Bu durum üzerine bir ay müddetle oralarda dola an Kad Burhaneddin, Konya, Ni de, Ere li ve Larende de dâhil olmak üzere Karaman lini büyük ölçüde ya ma ve tahrip etmi tir de ölen Kad Burhaneddin in 17 y l süren saltanat s ras nda Ni de Sanca n n bat bölümü Karamano ullar n n hâkimiyetine geçerken, do u bölümü Kad Burhaneddin in hâkimiyetinde kalm t r. Y ld r m Bayazid 1398 de Karaman Beyli i topraklar n ülkesine katarken, Ni de de Osmanl yönetimine girmi tir. Bu durum 1402 Ankara Sava na kadar sürmü tür. Osmanl lar yenilgiye u ratan Timur, Anadolu Beyliklerine topraklar n geri vererek beyliklerini yeniden temin etmi tir. Bu nedenle Karamano lu Beyli i de yeniden kurulmu tur. Karamano ullar soyundan Nas reddin Mehmed Bey, Konya da tahta ç karken karde i Ali Bey de Ni de Emiri oldu. Ancak iki karde aras nda taht kavgas ba lad ndan Ali Bey, 1415 te Memlüklere s nm t r de Ramazano lu Ahmed Bey, Karamano lu Beyli ine ba l olan Tarsus u Memlük Sultan el- Müeyyed Seyfeddin eyh ad na ele geçirdi. Nas reddin Mehmed Bey, Tarsus u ald ysa da Memlükllerle aras aç ld. Memlükler, brahim komutas nda Anadolu üzerine bir ordu gönderince Dulkadiro ullar da Karamano ullar na kar harekete geçtiler. Memluklu brahim, önce Kayseri yi ald ve 59 M.OFLAZ, a.g.e.,s M.OFLAZ, a.g.e.,s M. OFLAZ, a.g.e.,s. 31

29 23 buras n Dulkadirlere verdi. 27 gün süren ku atmadan sonra Ni de yi ele geçirdi. Nas reddin Mehmeh Bey kaçmak zorunda kald. Memluklar, Karamano ullar topraklar n kendi üstünlüklerini tan mas ko uluyla, Mehmed Bey in karde i, Ni de Emiri Ali Bey e verdiler. Mehmed Bey in büyük o lu brahim, Osmanl lar a s nd de Memluk taht na ç kan ez-zahir Seyfeddin Tatar, Karamano lu Mehmed Bey i ba layarak, beyli in bir bölüm topraklar n ona verdi. Mehmed Bey in o lu brahim de Osmanl lardan ald yard mla Konya ve Karaman ele geçirdi. Ali Bey yeniden Ni de ye çekilmek zorunda kald. Böylece Karamano ullar Beyli i nin topraklar ikiye bölünmü oldu 62.Bundan sonra, Osmanl lara kar harakete geçen Nas reddin Mehmed Bey, sava ta öldürülünce, Ali Bey, Karamano lu topraklar n n tümüne sahip oldu. Bunun üzerine Osmanl lar, brahim Bey i destekleyerek Ali Bey i Konya dan ç kartt lar. Ali Bey yeniden Ni de ye çekildi. Bundan sonra Karamano ullar topraklar n n tümüne sahip oldu. Bundan sonra Karamano ullar, Osmanl larla çat maya ba lad lar. Uzun u ra lardan sonra, 1466 da Osmanl lar Karamano ullar n hâkimiyetleri alt na ald lar 63. Bu tarihten itibaren Ni de de Osmanl hâkimiyetine girmi tir. Ni de, Fatih Sultan Mehmed zaman nda kurulmu olan idari örgütte Karaman Beylerbeyli i ni yeni eyaletine ba l bir sancak olarak yerini alm t r. Bu dönemde Ni de sanca na Bor, Ye ilhisar ve Uluk la kazalar tabi idi. lk beylerbeyi Fatih Sultan Mehmed in büyük o lu ve veliahd ehzade Mustafa olmu tur. Ni de, Osmanl yönetimi alt nda bir süre bar içinde ya ad. Daha sonralar bozulan ekonomik ya am devletin öbür yerleri gibi Ni de yi olumsuz yönde etkiledi. Celali isyanlar da Ni de ye büyük zarar vermi tir y l nda IV. Murat, ran seferi s ras nda Ni de de Çavu sahras nda duraklam ve ehre musallat olan Celalileri temizlemi tir. Ni de li topraklar y l nda M s r Valisi Mehmed Ali Pa a n n o lu brahim Pa a n n ordular taraf ndan da bir y l i gale maruz kald. Ni de ve çevresi Osmanl hâkimiyetine alt na girdikten sonra, bir sancak merkezi olmas na kar n Konya ve Kayseri nin gölgesinde kalm t r. Nitekim XVIII. yüzy l n ba lar nda Ni de yöresinden geçen Seyyah Paul Lucas, kentin önceki yüzy llarda çok 62 E. YE LOVA, a.g.e.,s.4 63 Ni de, Yurt Ansiklopedisi, C.8, s.6144