Sayın Başkan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nin değerli

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Sayın Başkan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nin değerli"

Transkript

1 Küresel Ekonomide Yaşanan Sorunlar Hedefe Odaklanmamızı Engellemesin Kriz, artık gelişmiş ekonomileri değil, gelişen ekonomileri de etkilemeye başlamıştır. Yabancı sermayenin gelişen ülkelerden çıkmaları ve güven ortamının hızla bozulması, etkilerini önce gelişen ülke borsalarında göstermiştir. NURETTİN ÖZDEBİR ASO YÖNETİM KURULU BAŞKANI Sayın Başkan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nin değerli Başkanı, Ankara Sanayi Odası nın değerli Meclis üyeleri, basınımızın seçkin temsilcileri; Yönetim Kurulumuz adına hepinizi saygıyla selamlıyor, Sayın Başkanımıza hoş geldiniz diyorum. Değerli Meclis üyeleri, gelişmiş ekonomilerde giderek derinleşen ve onları kökünden sarsan küresel kredi krizi yeni bir aşamaya gelmiş bulunmaktadır. Kriz, artık gelişmiş ekonomileri değil, gelişen ekonomileri de etkilemeye başlamıştır. Macaristan, Ukrayna, Güney Kore, Rusya ve Türkiye bu etkileri en yoğun şekilde yaşayan ülkeler arasındadır. Yabancı sermayenin gelişen ülkelerden çıkmaları ve güven ortamının hızla bozulması etkilerini önce gelişen ülke borsalarında göstermiştir. Özellikle Hedge fonlarının çıkmaya başlamasıyla birlikte geçen hafta gelişen ülke borsalarında hızlı değer kayıpları yaşanmıştır. Gördüğünüz gibi Rusya da sadece geçen hafta yaşanan kayıp yüzde 15,6, krizin başından bu yana yüzde 68,2. Türkiye burada yüzde 53,9 ve geçen hafta borsada yaşanan yüzde 13 lük bir kayıpla gelişen ekonomiler içerisinde en fazla kayıp yaşanan ülkeler arasında. Hızlanan sermaye çıkışları nedeniyle gelişen ülkelerin paraları da değerini hızla kaybetmektedir. Burada da görüleceği gibi bu kayıp içerisinde Türkiye 15,38 le başı çekmektedir. Sanayiciler olarak bizim aslında 2004 yılından beri söylediğimiz kurlar üzerinde yapılan baskı sonucun Ekim 2008

2 da Türk Lirası nın aşırı değerlenmesinin de doğal bir sonucu olarak bu makas hızlı bir şekilde kapanmış, Türk parasında yüzde 15,38 lik bir değer kaybı yaşanmıştır. Bu tür dalgalanmalar önümüzdeki günlerde de yaşanabilecektir. Bu krizin netleşmesi, faturalarının belirlenmesi, yıl sonu hesaplarının kesilmesi, belki ondan sonraki bir çeyrek daha bu faturanın netleşmesi sürecinde aşağı yukarı bu çıkışlar yaşanacaktır. Dün tekrar 1,700 leri gördü, bugün tekrar 1,680 lere doğru inmiş durumda. Tabii Merkez Bankası Başkanımız da açıkladılar, şu anda Türkiye de döviz likiditesi sorunu bulunmaktadır. Merkez Bankası bence kurlara fazla müdahale etmeyerek rezervlerinden çıkmak isteyenleri fonlamak için kullanmayarak çok iyi yapıyor ama piyasalar sığ olduğu için ufak miktarlarda da olsa çıkışlar, dövizin bu önümüzdeki süreç içerisinde yükselmesine veya düşmesine sebep olacaktır. Bu dalgalanmalar, piyasalarda tekrar güvenin tazelenmesine, ülkeler ve bankalar arasındaki kredi mekanizmasının sağlıklı bir şekilde çalışmasına kadar bu şekilde devam edecektir. Değerli Meclis üyeleri, yüksek cari işlemler açığımız, küresel kredi krizinden derin bir biçimde etkilenme riskini artırmaktadır. Cari işlemler açığının hızlı bir biçimde kapanması, beraberinde büyüme hızında hızlı bir düşüşe de sebep olacaktır. Geçmişte yaşadığımız olaylar da bu konudaki endişelerimizi desteklemektedir. Cari işlemler açığının finansmanı (%) Yüksek cari işlemler açığımız, küresel kredi krizinden derin bir biçimde etkilenme riskini artırmaktadır. Cari işlemler açığının hızlı bir biçimde kapanması, beraberinde büyüme hızında hızlı bir düşüşe de sebep olacaktır. Geçmişte yaşadığımız olaylar da bu konuda endişelerimizi desteklemektedir. Bu grafiğe bakarsak, Türkiye ne zaman cari işlemler fazlası verdiyse büyümemiz eksiye inmiş. Bakın burada enteresan bir şey var, 2004 yılından beri aşırı değerli Türk Lirası ndan dolayı biz ikazımızı yapıyoruz. Bu süreç içerisinde hem büyüme hızımız düşmüş hem de cari açığımız yükselmiştir. Cari işlemler açığının finansman kalitesindeki bozulma da riskleri artıran bir gelişmedir yılında cari işlemler açığının finansmanında reel sektör borçlanmalarının payı yüzde 62 idi. Bu oran 2008 yılında yüzde 75 e yükseldi yılı itibariyle cari açık finansmanının yüzde 62,1 i reel sektörün yurtdışından temin ettiği fonlarla, kredilerle, yüzde 45,9 u yabancı doğrudan yatırımlarla, yüzde 5,7 si de portföy yatırımları dediğimiz sıcak parayla karşılanmıştır. Şu anda reel sektörün yurtdışından borçlanmasındaki artış ve doğrudan yatırımlardaki azalışla bu yapı da sağlığını yitirmiştir. Merkez Bankası verilerine göre bu yılın ilk çeyreği iti- 28 Ekim

3 Küresel kredi krizinin zaten yavaşlamakta olan ekonomik büyüme hızı nedeniyle artma eğiliminde olan işsizlik üzerinde de olumsuz bir etkisi olacaktır yılı Eylül ayında 4312 şirket kurulup, 672 şirket kapanırken, 2008 yılı Eylül ayında 3609 şirket kurulup, 635 şirket kapanmış. Yıl bazında bakarsak, 2007 yılında , 2008 de şirket kurulmuş de ise 7456 şirket kapanmış yılında ise kurulan şirket sayısında 2 bin azalma olmasına rağmen, kapanan şirket sayısı aşağı yukarı Ticaret unvanlı şirketlerde de aynı şekilde yıl itibariyle şirket kurulurken, 2008 Ocak-Eylül döneminde de , yani aşağı yukarı bin şirket daha az kurulmuş. Yatırımdaki yavaşlamalar da dikkate alınırsa, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde istihdam yaratmakta büyük sıkıntılar yaşayacağını söyleyebiliriz. bariyle reel sektörün 139 milyar dolar kredi borcu bulunmaktadır. Bunun 52 milyar doları içeriden, 87 milyar doları da dışarıdan kullanılan döviz kredilerinden oluşmaktadır. Bu borçların 23 milyar doları kısa vadelidir, yani bir yıl içerisinde yenilenmesi gereken borçlardır. Reel sektörün net döviz pozisyonu eksi 74 milyar dolardır. Bu verilerin geçtiğimiz aylarda daha da bozulduğunu söylemek mümkündür. Görüldüğü gibi kurlardaki ani bir sıçrama ve döviz kredilerinin çevrilmesinde yaşanabilecek sıkıntılar reel sektörü olumsuz etkileyecektir. Küresel kredi krizinin zaten yavaşlamakta olan ekonomik büyüme hızı nedeniyle işsizlik üzerinde de olumsuz bir etkisi olacaktır. İşsizlik zaten artma eğilimindedir. Temmuz-2007 döneminde yüzde 8,8 olan işsizlik oranı, Temmuz-2008 döneminde yüzde 9,4 e yükselmiştir. Genellikle işsizliğin seyri periyodik bir salınım arz ediyor. Mayıs ayında minimuma düşmeye başlıyor. Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında yatay bir seyir izliyor ve ondan sonra turizm mevsiminin devreden çıkması ve tarımla birlikte işsizlik oranlarında tekrar bir artış gözlemlenmekte. Dikkat edersek bu sene Mayıs ta 8,9 a gelmiş, 2007 de de aynı oranda, bundan sonra ekonomik krizin, global krizin etkileriyle işsizlik oranları yükselme eğilimine devam etmektedir. Daralan iç talep ve küresel ekonomideki belirsizlikler kurulan şirket sayısında da kendini göstermektedir. Sanayi üretimi de yavaşlamaktadır. Ağustos ayında üretim bir önceki yılın aynı ayına göre toplam sanayide yüzde 4,01, imalat sanayiinde 5,7 düşerken, madencilikte yüzde 8,5, elektrik, gaz, sıcak su ve buharda yüzde 3,6 artmıştır. Makroekonomik göstergeler küresel krizin de etkisiyle hızla bozulmaktadır. Bu nedenle hızla gereken tedbirlerin alınması zorunludur. Her şeyden önce ekonominin damarlarında dolaşan kan olan kredi hacmindeki daralmanın mutlaka önüne geçilmelidir Ekim 2008

4 Dünyada yaşanan kredi krizi, kredi mekanizmasının piyasa ekonomilerinin sağlıklı bir biçimde çalışması için ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle ekonomide kredi kanallarının açık tutulması, küresel krizin maliyetlerini azaltmak için büyük önem taşımaktadır. Bu konuda alınması gereken tedbirler, iç piyasada kredi hacminin gereğinden fazla daralmasına engel olmayı hedeflemelidir. İmalat sanayiinde kapasite kullanım oranları da düşmektedir. Eylül ayında imalat sanayiinde kapasite kullanım oranı geçen yılın aynı ayına göre 4,1 puan azalarak yüzde 76,2 oldu. Geçen yıl Eylül ayında kapasite kullanım oranı 80,3 idi. İmalat sanayiinde özel sektör kapasite kullanım oranı da geçen yıla göre 4,1 puan gerileyerek yüzde 77,9 olarak gerçekleşmiştir. İhracatımız artmakla birlikte dış ticaret açığımız da artmaktadır. Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 26,3 artarak 11 milyar dolar, ithalat yüzde 30,6 artarak 19,2 milyar dolar, dış ticaret açığı ise yüzde 37 artarak 8,1 milyar dolar olmuştur. Dış Ticaret Açığı (milyar dolar) Enflasyondaki görünüm de olumlu değildir. Kurlardaki artışın önümüzdeki dönemde enflasyonu olumsuz etkileyeceği de açıktır. Eylül ayında TÜFE deki artış binde 45 olmuş ve Eylül ayı itibariyle yıllık enflasyon yüzde 11,13 olarak gerçekleşmiştir. Değerli Başkanım, Ankara Sanayi Odası nın değerli Meclis üyeleri; görüldüğü gibi makroekonomik göstergeler küresel krizin de etkisiyle hızla bozulmaktadır. Bu nedenle hızla gereken tedbirlerin alınması zorunludur. Her şeyden önce ekonominin damarlarında dolaşan kan olan kredi hacmindeki daralmanın mutlaka önüne geçilmelidir. Dünyada yaşanan kredi krizi, kredi mekanizmasının piyasa ekonomilerinin sağlıklı bir biçimde çalışması için ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle ekonomide kredi kanallarının açık tutulması, küresel krizin maliyetlerini azaltmak için büyük önem Geçen ay, yurtdışında tutulan mevduatları ülkemize çekmek için yeni mali ve hukuki düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gerektiğini söylemiştim. Bu önerimizin kabul edildiğini ve Başbakanımızın da desteğiyle Maliye Bakanımızın bu konuda kapsamlı bir hazırlık yaptığını büyük bir mutlulukla öğrenmiş bulunuyoruz. Bu konuda da teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. 28 Ekim

5 Küresel kriz atlatılıncaya kadar amortismanların hızlandırılması ve artan faizleri kompanse etmek için KKDF ve BSMV nin düşürülmesi de reel sektöre nefes alma fırsatı sağlayacaktır. Bunlara ek olarak, özel sektörün finansman ihtiyacını azaltmak için vergi iadeleri çabuklaştırılmalı, devletten alacaklar, özellikle üniversite ve üniversite hastahaneleri, belediyelerden olan alacaklar bir an önce ödenmelidir. taşımaktadır. Bu konuda alınması gereken tedbirler, iç piyasada kredi hacminin gereğinden fazla daralmasına engel olmayı hedeflemelidir. Son günlerde bankalarımızın yaşanan finansal kriz nedeniyle açtıkları kredileri geri çağırmaya başladıklarını, şahsi kefalet gibi bazı kredi mekanizmalarını ise kapattıklarını görmekteyiz. Bankalar müşterilerine açtıkları kredileri aşırı yüksek faizlerle yenilemeyi önermekte ya öde ya da kapat demektedirler. Bankaların küresel kriz karşısında endişeye kapılıp daha ihtiyatlı davranmalarını anlayışla karşılıyoruz. Ancak, burada ölçülü ve vicdanlı olunması gerekmektedir. Aşırı katı uygulamalar, reel sektör için olduğu kadar bankalar için de olumsuz, onarılması güç sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle bankalarımız gereksiz yere kredileri geri çağırmamalıdırlar. Bir savunma refleksiyle kredi hacmini daraltmaya yönelen bankacılık kesimini rahatlatmak ve kredi hacmindeki daralmayı frenlemek için mevduat zorunlu karşılık oranları ve ekonomik yavaşlama sürecinde geri dönmeyen krediler için ayrılan karşılıklar da düşürülmelidir. Bunlara ek olarak, kredi hacmindeki daralmanın ve maliyetlerdeki artışın bir ölçüde de olsa telafi edilmesi için DFİF ve KOSGEB kredilerinin artırılması, bunun için bütçeye yeterli kaynakların konulması gerekmektedir. Kısacası, acilen yapılması gereken işlerden bir tanesi, karşılıklar kararnamesi dediğimiz kararnamenin ele alınıp içinde bulunduğumuz günün olağanüstü şartlarına göre yeniden düzenlenmesidir. Sözün kısası, reel sektörde ödemelerin durmaması için her türlü tedbir alınmalıdır. Öncelikle döviz cinsinden kredilerin çevrilmesinde yaşanan sorunları hafifletmek için Merkez Bankası devreye girmelidir. Kredi hacmindeki daralmayı engellemek ve YTL krediler için reeskont penceresi daha cazip hale getirilmeli ve benzer reeskont mekanizması döviz kredileri ve reel sektör kredileri için de oluşturulmalıdır. Geçen ay, yurtdışında tutulan mevduatları ülkemize çekmek için yeni mali ve hukuki düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gerektiğini söylemiştim. Bu önerimizin kabul edildiğini ve Başbakanımızın da desteğiyle Maliye Bakanımızın bu konuda kapsamlı bir hazırlık yaptığını büyük bir mutlulukla öğrenmiş bulunuyoruz. Bu konuda da teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Yapılan bu hazırlıklara ek olarak Körfez ülkelerinden sermaye ve fon çekmek için yeni finansal araçlar ve yöntemler geliştirilmesi de yerinde olacaktır. Ayrıca, küresel kriz atlatılıncaya kadar amortismanların hızlandırılması ve artan faizleri kompanse etmek için KKDF ve BSMV nin düşürülmesi de reel sektöre nefes alma fırsatı sağlayacaktır. Bunlara ek olarak, özel sektörün finansman ihtiyacını azaltmak için vergi iadeleri çabuklaştırılmalı, devletten alacaklar, özellikle üniversite ve üniversite hastahaneleri, belediyelerden olan alacaklar bir an önce ödenmelidir. Kamu İhale Kurumu 22. maddeye göre yapılan alımlarda ödeme süresinin belirsiz olması da sorunlara yol açmaktadır. Bu sorunun giderilmesi de yerinde olacaktır. Kamu alımlarında, özellikle Devlet Malzeme Ofisi alımlarında öncelik, Türkiye de üretilen ve yerli katma değeri yüksek ürünlere verilmelidir. BDDK ve bankaların çeklerde rızam hilafına uygulamasında daha dikkatli olmaları ve mağduriyete yol açmamaları mutlaka sağlanmalıdır. Küresel ekonomide yaşanan yavaşlama, kurlardaki artışa rağmen ihracat artı- Küresel ekonomide yaşanan yavaşlama, kurlardaki artışa rağmen ihracat artışımızı sürdürmemizi güçleştirecektir. İhracat artışımızı sürdürmek için yeni pazarlara açılımı daha da hızlandırmak, ileriye götürmek zorundayız. Bu konuda Hükümetten beklentimiz; yeni pazarlara açılımı hızlandırmak için her türlü girişimin gerçekleştirilmesidir Ekim 2008

6 şımızı sürdürmemizi güçleştirecektir. AB deki durgunluğun ihracatımız üzerindeki olumsuz etkileri başta otomotiv sektörü olmak üzere hissedilmeye başlanmıştır. Otomotivde yurtiçinde üretilen araçlar için ÖTV indirimine gitmek, bu sektöre bir ölçüde de olsa nefes aldıracaktır, rahatlatacaktır. AB deki ekonomik yavaşlama sonucunda AB ye ihracatımızdaki artış yavaşlamış, ancak yeni pazarlara yapılan ihracatla bu telafi edilmiştir. İhracat artışımızı sürdürmek için yeni pazarlara açılımı daha da hızlandırmak, ileriye götürmek zorundayız. Bu konuda Hükümetten beklentimiz; yeni pazarlara açılımı hızlandırmak için her türlü girişimin gerçekleştirilmesidir. Örneğin, henüz yeterli düzeyde ticaretimizin gelişmediği ülkelerle ticari anlaşmalar yapılmalı, bu ülkelere zaten yapılan resmi geziler daha da sıklaştırılmalı ve bu gezilere sanayicilerimizin de geniş çaplı katılımı sağlanmalıdır. Dış ticarette sorun yaşadığımız ülkelerle görüşmelere hız verilmeli, bu sorunlarımız hızlı bir şekilde çözülmelidir. Limanlara ulaşım masraflarını düşürmek için ihracatçı firmalara ÖTV siz ve KDV siz yakıt sağlanmalıdır. Bu sadece gümrük ve sınır kapılarında yapılmaktadır, bu kapının coğrafi konumdan kaynaklanan dezavantajını ortadan kaldırmak için yurtiçinde ihracat mallarının gümrüklendiği noktadan itibaren ÖTV siz ve KDV siz yakıttan istifade etmeleri gerekmektedir. İhracatta KDV iadeleri gecikmeden yapılmalıdır. Gümrüklerde denetimler sıkılaştırılmalı ve ithal edilen ürün miktarı ve kalitesinin beyan edilenle aynı olup olmadığı dikkatle kontrol edilmelidir. Ülkemize, kalite değerlerine uymayan ve beyan edilenden çok daha fazla miktarlarda ithal mal girmekte ve bu da zaten zor durumda olan yerli işletmelerimizi daha da zorlamaktadır. Burada biraz önce OSB nin gündeminde de konuştuk, yurtiçi nakliyelerimiz, yurtdışı nakliyelerimizi aşmış durumda. Özellikle gemi nakliyelerinde Çin e dolara gönderdiğimiz konteynırı buradan Mersin e veya İstanbul a, İzmir e 1000 dolarlara taşımaktasınız. Dubai ye 800 dolara, 900 dolara gönderdiğiniz konteynırı yurtiçinde 900 dolara göndermektesiniz. Bu söylemiş olduğum rakamlar -Ankara dan limana varış, tabii Antep ten belki daha fazla- aradaki mesafeler ve yapılan iş dikkate alındığı zaman buradaki haksız rekabeti ortadan kaldırmak için coğrafi noktalardan kaynaklanan bu dezavantajın ihracatçılar açısından kaldırılmasında büyük fayda var. Ayrıca, değişen dünya ticaretinin önünün açılması için gümrüklerimizdeki denetimler gerek Avrupa Birliği uyum Kendi sanayimizi yaşatmak, kendi sanayimizin üretim kabiliyetini devam ettirmek mecburiyetindeyiz. Bu dönemde özellikle piyasa denetim ve gözetimi yapan kuruluşlara çok fazla görev düşmektedir. çalışmaları gerekse Dünya Ticaret Örgütü ile yapmış olduğumuz anlaşmalar gereği kaldırılmakta, gümrüklerden geçişler rahatlatılmakta, gümrükler ticarette bir teknik engel olmaktan çıkartılmakta ve doğru da yapılmaktadır. Ancak, bunu uygulayan ülkelerde piyasa gözetim ve denetim mekanizmaları çok iyi çalışmaktadır. Bizim ülkemizde bu mekanizmalar henüz yeni kurulmakta olduğu için iyi çalışmamakta, bunun yanında gümrüklerimizde kalite ve özellikleri itibariyle olduğu kadar sayı veya miktar olarak da beyan değerine uymayan ithalatlar yapılmaktadır. Gümrüklerimizin de bu konuda sıkı denetimler yapmalarını, hiç olmazsa beyannamede belirtilenle gelen malın hem miktar hem de kalite olarak uygun olup olmadığının denetlenmesini istemekteyiz. Ayrıca, piyasa gözetimi yapacak kuruluşlar, ki burada özellikle Sanayi Bakanlığımıza görev düşmekte. Bu çok zor ve maliyeti olan bir iş de değil. Bugün piyasada satılan ithal malların 28 Ekim

7 nerelerde satıldığı belli, buralara gönderecekleri birer tane elemanla numunelerinin alınıp, standartlara uyup uymadığının veya en azından üzerindeki etiketlere uyup uymayan malların denetlenmesi ve dolayısıyla bu kötü malları getirenlerin işleme tabi tutulması; bu şekilde haksız rekabetin, sanayimizin önündeki engelin ortadan kaldırılması açısından çok yararlı olacaktır. Çünkü, özellikle ekonominin daraldığı dönemlerde herkes pastadan pay almak için savaşmakta, ülkeler korumacılık stratejileri geliştirmekte, kendi ekonomilerini korumak mecburiyetinde kalmaktadırlar. Kendi sanayimizi yaşatmak, kendi sanayimizin üretim kabiliyetini devam ettirmek mecburiyetindeyiz. Bu dönemde özellikle piyasa denetim ve gözetimi yapan kuruluşlara çok fazla görev düşmektedir. Değerli Meclis üyeleri, alınan tüm tedbirlere rağmen, küresel kriz nedeniyle kaçınılmaz olarak bazı şirketler ödeme güçlüklerine sürüklenebilecek, geri dönmeyen krediler nedeniyle bankalar karşılık ayırmak zorunda kalacaklarından kredi hacimleri daha da daralacaktır. Bunu engellemek için geri ödenmesinde güçlük çekilen kredilerin düzenli bir biçimde yeniden yapılandırılması için Anadolu Yaklaşımı gibi bir Türkiye Yaklaşımı önerimizi tekrarlıyoruz. Ancak, Anadolu Yaklaşımı ne yazık ki hedefine ulaşamamış, düzenlemedeki eksiklikler nedeniyle yararlanan firma sayısı çok sınırlı kalmıştır. Bizce bir an önce Türkiye Yaklaşımı nın altyapısı oluşturulmalı ve başta BDDK, Merkez Bankası, Bankalar Birliği olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlar işbirliği yaparak hazırlık çalışmalarına başlanmalı, gerekli fonlar sağlanarak bir an önce bir varlık yönetim şirketi oluşturulmalıdır. Türkiye Yaklaşımı nda Anadolu Yaklaşımı ndaki eksiklikler giderilmeli ve bankaların katılmasını sağlayacak yaptırımlar ve teşvikler mutlaka sağlanmalıdır. Bunda da daha önce 2001 krizinde, Anadolu Yaklaşımı nda olduğu gibi testileri kırmadan, yani firmaların sicilini, sermaye yapılarını bozmadan, bu sıkışıklıkların önceden tedbirini alıp, gerekli düzenlemelerin yapılması lazım. Çünkü bu gibi durumlarda Küresel kriz nedeniyle kaçınılmaz olarak bazı şirketler ödeme güçlüklerine sürüklenebilecek, geri dönmeyen krediler nedeniyle bankalar karşılık ayırmak zorunda kalacaklarından kredi hacimleri daha da daralacaktır. Bunu engellemek için geri ödenmesinde güçlük çekilen kredilerin düzenli bir biçimde yeniden yapılandırılması için Anadolu Yaklaşımı gibi bir Türkiye Yaklaşımı önerimizi tekrarlıyoruz. Bir an önce Türkiye Yaklaşımı nın altyapısı oluşturulmalı ve başta BDDK, Merkez Bankası, Bankalar Birliği olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlar işbirliği yaparak hazırlık çalışmalarına başlanmalı, gerekli fonlar sağlanarak bir an önce bir varlık yönetim şirketi oluşturulmalıdır. sıkıntı yaşayan firmalarımıza her ne kadar sicil affı çıkarılsa bile bankaların hafızalarından bunlar kolay kolay silinmemekte ve bu firmaların kredibiliteleri aradan geçen uzun yıllara rağmen bir soru işareti olarak kalmaktadır. Değerli konuklar; ASO olarak yıllardır bir kıdem tazminatı fonu oluşturulmasını önermekteyiz. Yaşanan gelişmeler bu önerimizin ne kadar haklı ve doğru olduğunu ortaya koymaktadır. Küresel kriz nedeniyle önümüzdeki dönemde işçi çıkarmaları başlayacak ve şirketler önemli bir kıdem tazminatı yüküyle karşı karşıya kalacak, bir bölümü bu kıdem tazminatlarını ödeyemeyecekleri için çalışanlar da mağdur olacaklardır. Hem çalışanların mağduriyetini önlemek hem de şirketlerin sermaye yapılarının daha da bozulmasını engellemek için acilen bir kıdem tazminatı fonu oluşturulmalıdır. Oluşturulan fon, İşsizlik Sigortası Fonu nda biriken fonlardan borçlanma yoluyla elde edeceği finansmanı kıdem tazminatı ödemelerinde kullanmalıdır. Zaten İşsizlik Sigortası Fonu kurulurken bu kapsamın içerisindeydi. Küresel kriz sona erdikten sonra bu Fon da gerçekleşen birikimlerden İşsizlik Sigortası Fonu na olan borçlar geri ödenmelidir. Buna ek olarak kıdem tazminatından yararlanan işyerleri de borçlarını işler düzeldiğinde geri ödemelidir. Bu önerimiz değerlendirilirken Kıdem Tazminatı Fonu nun kurulmasıyla işsiz kalan ve kıdem tazminatı alamayan işçilerin mağduriyetinin azaltılacağı, yani her iki tarafın da bundan ka Ekim 2008

8 ASO olarak yıllardır bir kıdem tazminatı fonu oluşturulmasını önermekteyiz. Yaşanan gelişmeler bu önerimizin ne kadar haklı ve doğru olduğunu ortaya koymaktadır. Hem çalışanların mağduriyetini önlemek hem de şirketlerin sermaye yapılarının daha da bozulmasını engellemek için acilen bir kıdem tazminatı fonu oluşturulmalıdır. Küresel krizin sosyal maliyetini azaltmak için bir an önce sektörel ve bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilmeli, yükselme eğilimine giren işsizlikle mücadele için işsizlik sigortası işveren katkı payının da küresel ekonomik koşullar normale dönene kadar düşürülmesi gerekmektedir. zançlı çıkacağını unutmamak gerekir. Özellikle işsiz kalacak işçilerin aynı zamanda bir süre için geçimlerini temin edebilecekleri bu kıdem tazminatından da mahrum kalmamalarını sağlayacaktır. Küresel kriz reel sektörde ücret ödemelerinde istenmeyen bazı aksamalara sebep olabilecektir. Düzensiz ücret ödemeleriyle ilgili bu aksaklıkların kötüye kullanılmasını engelleyecek hukuki düzenlemelerin de acilen alınması gerekir. Burada avukatlar tarafından adeta bir sektör oluşturulmuştur, en ufak bir gecikmede haklı sebep olarak zaten yenik durumda başlamış olduğumuz işçi-işveren ilişkisi arasındaki davalarda bu konu da istismar edildiğinden, bu istismarın da önüne geçilmesi gerekir. Değerli Meclis üyeleri, bilindiği üzere kısa çalışma Hükümetimiz tarafından İşsizlik Sigortası Fonu nda yapılan bir düzenlemeyle mevzuatımıza kazandırılmıştı. Bu düzenleme ile genel ekonomik kriz veya bertaraf edilmesine olanak bulunmayan dışsal etkilerden dolayı geçici olarak çalışma süresinin azaltılması veya faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulması halinde İşsizlik Sigortası Fonu ndan faydalanma kriterlerini yerine getirmiş olan çalışanlara üç ay süreyle uğradıkları kayıpları kısmen telafi etme imkanı sağlamaktadır. Bu kısa çalışma ödeneğinin artırılması ve süresinin uzatılması da yerinde olacaktır. Bu gibi kararlar ihtiyaç anında hazır olursa veya ihtiyaç anında hazır olduğu bilinirse ihtiyaçların doğmasını da engelleyecektir, çünkü bu tip kararlar insanlara moral verecektir. Değerli Meclis üyeleri, küresel krizin sosyal maliyetini azaltmak için sektörel ve bölgesel asgari ücret uygulamasına da bir an önce geçilmelidir. Buna ek olarak GAP Paketi nin uygulamasının hızlandırılmasında da büyük yarar görüyoruz. İç talep daralmasını frenlemek ve son aylarda hafif de olsa yükselmeye başlayan tüketici güvenini desteklemek için tüketici kredilerinden alınan yüzde 15 KKDF nin düşürülmesini, 90 gün olan temerrüt süresinin de uzatılmasını istiyoruz. Yükselme eğilimine giren işsizlikle mücadele için işsizlik sigortası işveren katkı payının da küresel ekonomik koşullar normale dönene kadar düşürülmesi gerekmektedir. Uzun dönemli sözleşmelerle ihracat yapan ve üretim planlarını buna göre yapan firmaları elektrik fiyatlarındaki artışlara karşı korumak için küresel ekonomide normal koşullara geri dönene kadar ihracatçı firmalarımız için sözleşme süresince elektrik fiyatlarının sabitlenmesi, en önemlisi de hepimizin istifade edeceği ve bence katma bütçenin içerisinden karşılanması gereken elektrikteki TRT payının da kaldırılması yerinde olacaktır. Değerli Başkanım, değerli Meclis üyesi sanayici arkadaşlarım, küresel krizin maliyetini ancak tüm millet olarak göğüslersek düşürebiliriz. Bu nedenle tüm vatandaşlarımızı ülkemizde üretilen malları tüketmeye çağırıyoruz. Bütün vatandaşlarımız ithal edilen her tüketim malının ülkemizde işsizliği ve cari işlemler açığını, dolayısıyla da dış borçlarımızı artıracağını bilmelidir. Küresel ekonomide yaşanan sorunlar hedefe odaklanmamızı engellemesin yılında çocuklarımız ve torunlarımız, Cumhuriyetimizin 100. yılını dünyanın en büyük on ekonomisinden biri olan müreffeh ve gelişmiş bir Türkiye de kutlayacaklar, bundan en küçük bir kuşku duymuyor, tüm vatandaşlarımın Cumhuriyet Bayramını yürekten kutluyor, hepinizi saygı ile selamlıyorum. 28 Ekim

9 Türkiye Tüketimi Özendirdi, Türkiye nin Tüketimi Özendirmek Yerine Üretimi Özendirmesini İstiyor ve Talep Ediyorum Mehmet AKYÜREK PETROL VE KİMYA SANAYİİ MECLİS ÜYESİ Değerli iş insanları, Amerika da başlayan konut edindirme krizinin ülkemize yansıması yavaş mı olacak, hızlı şekilde mi seyredecek, tartışmaktayız. Ancak, ben bunun biraz önüne geçmek istiyorum. 57. Hükümetten 220 milyar dolar borç devralan bugünkü Hükümet borçlarını 2,5 katına çıkarmış, 20 milyar dolarlık da özelleştirme yaparak öz varlık satmıştır. Bunun değerlendirilmesini istiyor ve düşünüyorum. Bugüne geldiğimizde bir yandan öz varlık satıyoruz, bir yandan da borcumuzu artırıyoruz. Anadolu da iki tane atasözü vardır. Bir tanesi; borç yiğidin kamçısıdır. İkincisi de; borç yiyen kesesinden yer. Şimdi kamçı yakmaya başladı, sanıyorum hepimizi yakıyor. Herhalde borcu da kesemizden yedik ki rakamlar onu gösteriyor. Oturduk düşünüyoruz, neler yapabiliriz diye, hep beraber bir çalışma içerisindeyiz. Bir de her yıl esnaf bir araya gelir toplantı yapar. Benim babam da marangozdu, dükkanımızda yanan talaş sobasının etrafında o yılı değerlendirir, seneyi düşünürdük. Şöyle deniyordu: Bu seneyi atlatan esnafın seneye sırtı yere gelmez. O günden bu yana da bizim sırtımız yere gelmeye gelmeye bugüne geldik. Hatta bize de Anadolu aslanları ve kaplanları diye tanımlar yapılmıştı. Bu tanımlarla yolumuza devam ederken, bugün biz Anadolu kaplumbağası olduk. Kısacası, kaplumbağanın sırtına yumruk vuruldu, biz başımızı ve bacaklarımızı çektik bekliyoruz. Anadolu kaplumbağasının özelliği yavaş yürür, çok yaşar, sağlıklı gider, sırt üstü dönmemeye çalışır. Eğer sırt üstü dönersek işimiz zorlaşacak, umarım sırt üstü dönmeyeceğiz. Şimdi Türkiye de 2 milyon insan üretiyor, 70 milyon da tüketiyor. Son beş yıla baktığımızda ise müthiş bir tüketim toplumu olmuşuz, herkesin evi, eşyaları, arabaları değişmiş, yabancı, ithal malları çok tüketmişiz, aşırı tüketen bir toplum! Herkeste beş kredi kartı var, çapraz ödemelerle işi idare eden bir Türk toplumu... Bu saadet zinciri beş yıl yürüdü gitti, işte bugün koptu zincir; kopuyor. Şimdi bu zinciri nasıl bağlayacağımızı tartışıyoruz, Başkanım da bağlamanın çözümlerini söyledi. 550 milyar dolara yakın borcumuz varken devletten de bize destek ver diyoruz. Ben istemekten yana değilim, bir esnaf dili ile konuşuyorum, yani borçludan para istiyoruz; veremeyecektir, verirse de biraz önce söylediğim gibi kesemizden yiyeceğimizi sanıyorum. Şimdi iki tane yöntem var; bir tanesi insanları idare etmek, bir tanesi de ekonomiyi idare etmek, ikisi de sanat. Ancak, sanıyorum ki insanlar iyi idare edildi ama ekonomi iyi idare edilemedi. Şimdi ne yapalım diye düşünüyoruz, ben üretimi özendirmeyi teklif ediyorum, Türkiye üretimi özendirmelidir, bunu çok sesli söylememiz gerekir. Türkiye tüketimi özendirdi, Türkiye nin tüketimi özendirmek yerine üretimi özendirmesini istiyor ve talep ediyorum. İç piyasayı canlandırmak bizim elimizde, canlandırmamız gerekir sayın başkanlarım. Onun için de kendi içimizdeki iş akışını biraz daha hızlandıralım. Biz, birbirimize iş yapıyoruz, parası olan dolara, euroya giderek biraz daha kar edelim anlayışından çıkarak, öncelikle gününü beklemeden gününden önce ödemesini yapsın, bunu özellikle istirham ediyorum. Ayrıca, bankalar çok kar ettiler; üç aylık bilançolarını açıkladılar, hepimiz bunu çok yakından biliyoruz. Amerika da zarar ederken, Avrupa Birliği nde çok az kar ederken bizim bankalarımız çok kar ettiler. Bu durumlarda biliyorsunuz sanayici, işadamı karlarından fedakarlık ederler, maliyetine yakın iş yapmak isterler, biz aynı fedakarlığı bu dönemde finans kurumlarından bekliyoruz; karlarından fedakarlık etsinler, biraz daha sanayiciye, işadamına yakın durmayı ve ortak anlayış içinde yürütmelerini talep ediyorum Ekim 2008

10 Bugün, Doğalgazdan Farklı Bir Alternatif Yakıt Dönüşümüne İmkan Veren Kazanların Mecburi Olması ve Bu Kazanların Binalarımıza Takılması Gerekmektedir İ. Tansel GÜLTEKİN ISITMA VE KLİMA CİHAZLARI SANAYİİ MECLİS ÜYESİ Bundan yaklaşık üç-dört ay evvel konuşmamda bu enerji, Türkiye nin başına bir gün büyük problem açacak diye söylemlerde bulunmuştum, ki bundan bir ay evvel petrol 160 dolarları gördü. Bu 160 dolarlarla Türkiye nin cari açığının ve buna bağlı olarak da bugün maalesef dövizimizin ne hale geldiğini, Türk Lirası nın ne kadar düştüğünü görme fırsatı bulduk. Biz ısı cihazları ve basınçlı kaplar üreten bir sektörüz. Bir ısı cihazının, bir kazanın üretilmesi için şöyle bir prosedür uygulanıyor: Önce malumunuz bir firma kuruyorsunuz, firma kurulduktan sonra yapacağınız ürünün kapasitesine bağlı olarak Türk Standartları Enstitüsü ne müracaatta bulunuyorsunuz. Türk Standartları Enstitüsü nden bir heyet ürününüzü inceliyor, mekanik mukavemet testleri yapıldıktan sonra ısı testleri yapılıyor; eğer buralardan başarılı olursanız Türk Standartları Enstitüsü size TSE Belgesi ve aynı zamanda da ısı verimlilik kapasite belgesi veriyor. Daha sonra İSO alıyorsunuz, İSO dan sonra yaklaşık dört-beş yıldır ürünlerimize vuracağımız CE Belgesi için CE işaretlemesi yapıyorsunuz, biz C işaretlemesi yapıyoruz. Herhangi bir kamu kurum ve kuruluşuna bu ürünümüzü sunuyoruz, ürünümüz oranın kontrollüğü tarafından kabul gördükten sonra yerine gidiyor, bağlanıyor, çalıştırılıyor veya çalıştırılmadan evvel eğer gaz bağlanacaksa bir gaz dağıtım firması bunu inceliyor ve artık tamam dendikten sonra bu işlemler yapılıyor. Şunu belirtmeye çalışmıştım: Türkiye, gaza, doğalgaza bu kadar bağlı ithal bir enerji ürününü ne kadar sürdürebilir, nereye kadar götürebilir, bu bir şekilde stratejik bir ürün veya enerji olarak pahalandığı taktirde 40 yıllık bir dönem içerisinde Türkiyemizin enerji politikalarında sürekli olarak bir apartmanın, bir binanın ısı cihazının değiştirilmesi mi gerekiyor? Avrupa 1930 lardan beri katı yakıtla dahi tanışmazken, direkt gazla ısınırken, Türkiye de biz 7-8 yıl evvel alternatif yakıtlarla yakılabilen, birkaç saat içerisinde bugün doğalgazdan farklı bir alternatif yakıta dönüştürülmesine imkan veren kazanların mutlaka ve mutlaka mecburi olmasını ve bu kazanların binalarımıza takılması gerekliliği konusunda uyarılarda bulunmuştuk. Şimdi biz bu kazanları üretiyoruz, bunların belgelerini de aldık. Bu saydığım süreçlerden geçtikten sonra gaz dağıtım firması geliyor, o kazanınızda bir saat dahi kömür yansa, hayır ben bu kazana gaz vermeyeceğim diyor, sökün bu kazanı başka bir kazan alın; böyle bir lüksümüz var mı? Böyle bir lüksümüz yok. Gaz dağıtım firmaları gaz dağıtan bir kuruluş mudur, belgelendiren, bu işe olur veren bir kuruluş mudur? Bu bağlamda sektörüm olarak kime kul olacağımızı şaşırdık. Sayın Başkanlarım, çok zor durumdayız. Sanki gazı sadece bu cihazda yakın, yakamazsanız da ileride bu cihazınızı değiştirin zorlamasıyla karşı karşıya kaldığımızı düşünüyorum. Sanayi Bakanlığımızın mutlaka bu işe bir formül bulmasını istiyor, belgelerimiz olmasına rağmen neden hala alternatif yakıtlı kazanlarımıza gaz verilmediğini bilmek istiyorum. 28 Ekim

11 2009 Yılı İçin Geçici Olmak Kaydıyla İstihdam, Vergi Gibi Konularla İç Piyasayı Açıcı, Bu Sorunları Giderecek Birtakım Tedbirlerin Getirilmesi ve Bunların da Acilen Uygulanması Gerekiyor Tarık ARTUKMAÇ ASO MECLİS BAŞKANI Değerli arkadaşlar, sözü TOBB Başkanımıza vermeden kısa bir değerlendirme de ben yapmak istiyorum. Bizim yaşlarımızda olanlar, geçmişe dönüp baktıklarında 1970 den başlamak üzere bugüne kadar olan bütün ekonomik krizleri çok net bir şekilde hatırlarlar. Şimdi bütün bu krizleri yaşamış bir kimse olarak geçmişe döndüğümde ve bugüne bakıp değerlendirdiğimde, toplumumuzun belirgin bir özelliği var. Biz krize çok alışkınız, bu kriz işini iyi biliriz gibi bir şey var; şimdi bu doğru. Gerçekten bu kriz meselesine, en azından bu krizi yaşayan Batılı toplumlardan çok daha dik ve dirençli olabiliriz. Çünkü, bizim Batılı kardeşlerimiz güvenlerini geç kaybederler ama geç de kazanırlar. Bizde öyle değil, biz birden kaybederiz, aniden de kazanırız. Dolayısıyla geçmişte yaşadığımız krizlerimizin hemen hemen temeli, dış ödemeler dengesi veya cari açıkla ilgili olmak üzere birtakım sonuçlar doğurmuştur. Nedir bu sonuçlar? Hızlı bir devalüasyon yapılmıştır, bu devalüasyonun arkasından ekonomide bir daralma olmuştur, buna bağlı olarak hızlı bir enflasyon yaşanmıştır. Fakat bütün bunların hepsinde, tabiri caizse patırtı gürültü diyelim, üç ay içerisinde şu veya bu şekilde bir dengeye oturup bir başka rotaya geçmiş, hepimiz de sanki bir süre sonra böyle bir şey yaşanmamış gibi davranarak kriz alışkanlığımızı sürdürmüşüzdür. Şimdi tespitime göre, bu krizin bugüne kadar görülen krizlerden çok ciddi üç tane temel farkı var. Bunlardan bir tanesi şudur: Bu kriz Türkiye ye ilk defa dışarıdan gelmiştir, dolayısıyla bu defa ithal, yabancı bir krizle karşı karşıyayız. Yani bu krizin ne menem bir şey olduğunu bir kere iyi teşhis etmemiz lazımdır. Kendimizden çıkmadığı için ne olduğunu anlamakta veya değerlendirmekte hata yapabiliriz diye söylüyorum. İkincisi; bu krizin geçmiş krizlerden farklı bir diğer özelliği de, bu krizde gidecek yer yoktur diyorum. Biz eski krizlerde ne yapıyorduk? Döviz yükseldi, şu oldu bu oldu ne yapacağız? Aman daha çok ihracat yapalım, üretim yapalım veyahut da bizim paramız değer kaybettiği için biz yabancılar için cazip hale geliyoruz, daha çok turizm geliri, hizmet geliri elde edebiliyoruz. İç piyasa daralmış, ne yapayım ben, bunu dış piyasaya satayım, ihracata yükleneyim diyor, bu şekilde içerideki daralmayı veya sıkıntıyı dışarıyla telafi ediyorduk. Bu defa bizim dışarıda da gideceğimiz yer yok, çünkü dışarısı bizden beter. Malınızı kime satacaksınız, kime ihraç edeceksiniz, ne yapacaksınız ve bu krizi nasıl dengeleyeceksiniz. Korkarım 2009 yılı hem ihracatımız hem de turizm gelirlerimiz açısından çok parlak bir yıl olmayacak, bu nedenle endişe ettiğimi ifade etmek istiyorum. Bu krizin farkına ait üçüncü bir tespitim; bizim bütün krizlerimizde krizi devlet yaşardı. Çünkü devletin kamu finansmanında beliren sıkıntılardan dolayı tabiri caizse krizlerde kabak devletin başına patlardı. Ancak, bu patlayan kabak bilahare biz vatandaşlara, üreticilere, sanayicilere de yansırdı ama bunun muhatabı devletti. Biz de devlete şöyle yapacaksın, böyle yapacaksın diye akıl öğretirdik. Şimdi bu defa devlette bir sıkıntı yok, sıkıntı kimde? Sıkıntı bizde, bu ilk defa reel sektörde patlayan bir krizdir. Onun için ben naçizane kendi görüşüm olarak size bir uyarıda bulunmak istiyor, diyorum ki; bu yara çabuk kapanmaz, geçmiş krizler gibi iki ayda, üç ayda kendimize geleceğimizi zannetmeyelim; bizim bu işi biraz daha uzun vadeli düşünmemiz lazım. Hükümetimizle, özel sektörümüzle bir alarm yılı ilan edip fevkalade ciddi tedbirleri 2009 yılına özel olarak almamız gerekiyor. Basından takip ettiğimiz kadarıyla bir sürü mesleki kuruluş, herkes, bir şeyler söylüyor, bunların hepsinin sonunda da şöyle klasik bir laf kullanıyorlar, bunları not aldım, Sayın Başkan da kullandı da kusura bakmasın; Hızla gereken tedbirler alınmalı Şimdi herkes bunu söylüyor da bu gereken tedbirlerin ne olduğu konusunda çok net ve somut şeyler ben duymadım. Sadece Sayın Başkanın belli, özellikle finansman ve istihdama ilişkin görüşlerini dinledik. Değerli arkadaşlar, bu işin sonucunda çıkacak olan hadise, ekonomimizin, piyasamızın daralmasıdır, enflasyonun yükselmesidir, faizlerin yükselmesidir, kalkınma hızından fedakarlık etmenizdir. Bunun içinde işsizlik başta olmak üzere çok ağır sorunlar vardır. Bütün bunlar için, hiç olmazsa 2009 yılı için geçici olmak kaydıyla istihdam, vergi gibi konularla iç piyasayı açıcı, bu sorunları giderici birtakım tedbirler getirmeniz ve bunları da acilen uygulamanız lazım. Hatta bunu bugünden ilan etmeniz lazımdır ki 2009 yılında herkes ayağını denk alsın veya bir umut beslesin. Bunlara ilişkin görüşlerim de var ama bunları söyleyecek zamanım yok, bunu ben Sayın Başkana bırakıyorum, Sayın Başkan eminim çok daha iyi şekilde söyleyecektir Ekim 2008

12 Aç Doyar Aç Gözlü Doymaz. Aç Gözlünün Doymamasının Bedelini Bugün Hep Beraber Çekiyoruz Hep Ankara dışında olduğumdan sizlerle de uzun süredir Meclis toplantısında sohbet edemedik. Onun için bu toplantıya gelirken Başkana bana bir saat lazım dedim, bir saat sonra da Pakistan Başbakanıyla beraber olacağız. Bazen mum dibine de ışık vermiyor, herhalde ondan. Yani, mum kendi dibindeki ışığı da fark etmiyor. RİFAT HİSARCIKLIOĞLU TOBB BAŞKANI Sayın Başkan, Ankara Sanayi Odası nın değerli Meclis üyeleri, değerli meslektaşlarım, değerli hemşehrilerim; sizleri şahsım ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetimi adına saygıyla selamlıyorum. Bugün, çok faydalı bir Meclis toplantısında sizlerle beraber oldum. Aslında Tarık Bey her zamanki gibi müktesebatını konuşturarak üç cümlede işi özetledi, işin özeti bu. Biz de belki biraz daha detaylı bunu anlatmaya çalışacağız ama esas şunu söylemek istiyorum: Böyle kaliteli bir hizmet binasına kavuştuğunuz ve Ankaramıza, Ankara sanayicilerine böyle kaliteli bir hizmet binası sunduğunuz için sizleri, Ankara Sanayi Odası Meclisimizi, Yönetimini kutluyor, önümüzdeki dönemde de başarılı çalışmalara devam edeceğinize inanıyorum. Hepinizin bildiği gibi ben bir işadamıyım. Her fırsatta reklam yaparım, reklam yapmadığım, satmadığım malı da tezgahımda bulundurmam. Öncelikle sizlerden almış olduğumuz kaynağı nerelere harcadık -bir kısmını- ve bu başarıda sizlerin de çok büyük katkısı var. Sizlere teşekkür edeceğim. Daha sonra ise ekonomik krize de geleceğim. TOBB-ETÜ Üniversitesi ni sizlerle paylaşmak istiyorum, burada hepinizin çok büyük katkısı var. Biliyorsunuz TOBB ETÜ Üniversitesi ni sizlerden aldığımız kaynaklarla 2003 yılında kurduk ve 2003 yılında üniversiteyi kurarken Yönetim ve Mütevelli Heyeti olarak bir hedefim vardı. Sizin eski Başkanınız, şu anda Sanayi ve Ticaret Bakanımız olan Sayın Çağlayan da bu ekibin içindeydi. Vermiş olduğumuz hedef, Türkiye de tercih noktasında 10 yıl içerisinde 1 numaralı üniversite olmak; iş alemi örgütüne bu yakışır demiştik. Değerli dostlarım, bugün baktığımız zaman, üniversitemiz 2008 yılında ilk 100 e giren öğrencilerden 15 öğrenciyi alarak, 129 üniversite arasında sıyrıldı. Bu, TOBB ETÜ nün tercih edilir bir üniversite olma yolunda geldiği noktanın en TOBB ETÜ Üniversitesi 2008 yılında ilk 100 e giren öğrencilerden 15 öğrenciyi alarak, 129 üniversite arasında sıyrıldı. Bu, TOBB ETÜ nün tercih edilir bir üniversite olma yolunda geldiği noktanın en somut göstergelerinden bir tanesidir. Bu bizim başarı hikayemiz ve bu başarıda sizlerin de çok büyük katkısı var. 28 Ekim

13 Türkiye deki vakıf üniversiteleri içinde Üniversitemiz birinci konuma gelmiştir, bununla gurur duyuyoruz. Bu nasıl oldu? Bugün beyin göçü dışarı çıkıyor, gidiyor derken biz beyin göçünü tersine çevirdik. somut göstergelerinden bir tanesidir. Bu bizim başarı hikayemiz. İkincisi; yine YÖK ün vakıf üniversiteleri arasında yapmış olduğu bir çalışma var. TOBB ETÜ, bütün vakıf üniversiteleri içinde en son kurulan üniversite olmasına rağmen, almış olduğu puan sıralamasıyla, 342 puanla, Türkiye deki vakıf üniversiteleri içinde birinci konuma gelmiştir, bununla da gurur duyuyoruz. Bu nasıl oldu? İşte bugün beyin göçü dışarı çıkıyor, gidiyor derken biz beyin göçünü tersine çevirdik. Şu anda öğretim üyelerimizin yüzde 52 si doktorasını yurt dışında yapmış. Bizim özellikle bizzat giderek getirdiğimiz öğretim üyelerimizin yayınlanmış olduğu makale sayısı çok önemli, ki YÖK bunu şöyle ölçüyor değerli dostlarım: Uluslararası SSCI indeksle yayınlanan makale sıralamasına, makale sayısına bakıyor. Yani, bilimsel yayın yayınlayabildin mi, bu da uluslararası kabul gören dergilerde yayınlandı mı? Buna göre baktığımız zaman, benim öğretim üyelerim, tıp fakültesi olmamasına rağmen, öğretim üyesi başına düşen yayınlanan makale sıralamasında Türkiye de bir numara, gurur duyuyoruz. Bununla siz de gurur duyun diye söylüyorum, çünkü sizin de katkınız var. Nasıl katkınız var? Biliyorsunuz bu üniversitenin diğer 129 üniversiteden iki tane farklı özelliği var. Bu da, bizim, sizlerin yaşamış olduğu bir sürü problem... Sizlerin içinden gelen bir kardeşiniz, bir arkadaşınız olarak bildiğim için söylüyorum. Ben bu makinenin başına geçtiğim zaman ODTÜ den, Boğaziçi nden makine mühendisini mezun olunca alıyoruz, hadi bakalım mühendislik yap diyoruz, gelen mühendis kardeşim hiçbir şey bilmiyor. Ne yapıyoruz? Ustabaşının yanına çırak veriyoruz. İşte Türkiye nin en birinci üniversitesinde ilk 1000 e girmiş genç arkadaşım bir sene ustabaşının yanında çıraklık yaptıktan sonra, bu sefer o müessesede sözünün geçmeyeceğini anladığı için, işi bizde öğreniyor, bir sene bizden maaş alıyor, gidiyor başka yerde mühendislik yapıyor. Ben de bütün bu sıkıntıların içinden geldiğim için dedim ki, yok mu buna bir model? Biz bu mühendisi sadece okutmayalım, okul içerisinde de mühendis yapalım. Benim işadamım bir yıl bedava maaş ödemesin ve dünyadan bununla ilgili modeller aldık getirdik. Şimdi bizim müessese, diğer müesseselerden farklı üç sömestir eğitim yapıyor, diğer üniversiteler iki sömestir yapar. Bizde yaz tatili, kış tatili yok. Bilhassa oda başkanlarımın çocukları bende okuyorsa şikayetleri var, ya biz senin yaz tatili, kış tatili, hiçbir tatil yapmadığını biliyorduk, daha şimdiden bizim bebeleri de böyle yetiştiriyorsun. Ben de diyorum ki, Türkiye nin geleceğini bunlar kuracak, bunlar kuracaksa iyi yetişecek. Sana iyi yetişecek evlatlar lazım, senin işini yarın bu sırtlanacak veya yarın bürokrasiyi de bunlar üstlenecek, görev yapacaklar. Üç sömestir eğitimin özelliği şu: Buna siz de katkı sağlıyorsunuz, ki rahmetli Kadir Bey in de çok büyük emekleri geçti, Bugün çok şükür hem Türkçe eğitim veriyoruz hem de Türkiye de en çok tercih edilen birinci sıradaki üniversite konumuna geldik. İşte diğer 130 üniversiteden farkımız bu. bu üç sömestirin içerisinde iki sömestir okulda, bir sömestir işyerinde, sizlerin yanında çalışarak geçiriyor. Bugün bakıyorum, benim ikinci sınıftaki öğrencime iş teklifi yapıyorsunuz; daha ikinci sınıfta! Diyorum ki, dur kardeşim, iki sene daha sabret bak daha çok para kazanacaksın. Arçelik te Organize Sanayi Bölgesi nde çalışan benim ikinci sınıftaki öğrenci kardeşim bildiğim kadarıyla Arçelik ten kimse yok burada- orada çalışırken icat çıkartıyor, patenti alıyor Arçelik e satıyor. Hem kendi para kazandı hem de Arçelik in problemini çözdü. Bunun gibi binlerce başarı hikayesi var. İşte bugün niye tercih ediliyoruz? Bu sebeplerden dolayı tercih ediliyoruz. Değerli dostlarım, 2003 yılında ben, bu üniversitenin eğitim dili Türkçe olacak dediğimde başta Rektör, Dekan olmak üzere hepsi isyan etti. Dediler ki; Bize hem 10 yıl içinde birinci olacaksın diye hedef koyuyorsun -çok şükür 10 yıla kalmadan birinci olduk da- bir de Türkçe eğitim vereceksin diyorsun. Başkan, dön arkana bak, son 10 yılda Türkçe eğitim veren bir üniversite eğer birinci sıraya gelip oturduysa o zaman sen bizi de zorla. Dedim ki, Hocam ben onu bunu bilmem, Fransa da, İngiltere de, Almanya da hangi dille eğitim yapıyorlar? Hepsi kendi anadiliyle yapıyor. Ben iş hayatından biliyorum, şimdi Odalar Birliğinde ben Başkanlığı aldığım tarihten itibaren personel kadrosunda bir tane adam attırtmadım. Ama emekli olanın yerine, Ekim 2008

14 Üniversite olarak hedefimiz icat üretebilmek. Bütün dünyada gelişmiş ülkelere baktığınız zaman üniversite-sanayi işbirliği içinde icat çıkartılabiliyor. Üniversite-sanayi işbirliğini en üst noktada geliştirmeliyiz ki, o zaman biz daha çok para kazanalım. Hedefte, bütün konuşmaların altında bunu da açıkça deklare edin, bu ayıp değil, para kazanmak ayıp değil. Biz 70 milyon olarak zengin olmaya talibiz. Türkiye de üniversite imtihanında ilk bine girmemiş, dil sınavında da KPDS de 85 in üzerinde puan almamış, TOEFL da 575 in üzerinde puan almamış adam da almadım. Yani Türkiye nin en akıllı, zeki gençlerini aldım. Şimdi oturuyorum kendisiyle konuşuyorum, adamda bilgi var, fakat bana bunu satamıyor, hadi İngilizce konuşalım deyince İngilizce konuşarak bunu anlatmaya hazır. Bu toplumun tamamına, 70 milyonuna Türkiye nin akıllı, zeki gençlerini kaynakları böyle eritmemiz uygun mu? Yarın toplumun lideri onlar olacak ki toplum doğru yönde yönetilecek. Biz maalesef en akıllı, en zeki gençlere bilgiyi yüklüyoruz fakat onlar da o bilgiyi bize satamıyorlar, ben bunu yaşıyorum. Hocam ben onu bunu bilmem Türkçe eğitim vereceğiz ama İngilizce yi de öğreteceğiz. Türkçe eğitim vermezsek yok, dedim. Bugün çok şükür hem Türkçe eğitim veriyoruz hem de Türkiye de en çok tercih edilen birinci sıradaki üniversite konumuna geldik. İşte diğer 130 üniversiteden farkımız bu. Ama hazırlık sınıfını aşmak için öyle bir çizgi koyduk ki, eğer sadece TOEFL imtihanı istiyorsam, onu da TOEFL yetkililerine yaptırıyorum, yeni TOEFL da, IBT diyorlar ona, ya 100 alması lazım yahut da eski TOEFL dan 600 alması lazım ki okuldan mezun olabilsin. Bu çizgiyi dünyada iki tane üniversite istiyor, bir tanesi Harvard, bir tanesi Oxford. Harvard biliyorsunuz Amerikan başkanlarının yetiştiği üniversite. Değerli sanayici dostlarım, çok şükür bu gençlerin yetişmesine büyük katkı sağlıyorsunuz sizlere teşekkür ederim. Eğer siz bunları yetiştirmezseniz, okulu bitirdikten sonra yarın bunlara iş öğretebilmek için bir de hep beraber bir yıllık maaş ödeyerek iş öğreteceksiniz, ondan sonra da size faydası olmayacak. Şimdi bu üniversiteyi inşallah -ben ilk gün dedim sonra reklamlara da düştü- icat çıkartan üniversite haline getireceğiz; hedef bu. Üniversite-sanayi işbirliği olmadan icat çıkartmak da mümkün değil. Bütün dünyada gelişmiş ülkelere baktığınız zaman üniversite-sanayi işbirliği içinde icat çıkartılabiliyor. Bir şey daha söyleyeceğim, ben bunu her yerde sordum, Ankara ya sormama gerek yok zaten; ne olur çocuklarınızı ve torunlarınızı -baktım yaş grubu torun grubuna doğru yürüyoricat çıkart diye yetiştirin. O klasik babaannelerimizden duymuş olduğumuz icat çıkartma lafını yok etmemiz lazım. Eğer bunu yok etmezsek biz burada dertleri konuşmaya devam ederiz. Şimdi bakıyorum, cep telefonum yanımda yok. İşte şurada oturanlarınızın birçoğu da bilirler, 60 gramlık cep telefonu, 20 tonluk saca eşdeğer. Hadi ikisinin fabrikasını kurmaya kalkalım, baktığın zaman birini, o 60 gramlık cep telefonunu üreten fabrikayı 1 liraya kuruyorsun, 20 tonluk sac fabrikasını kurmak istersen 10 liraya kuruyorsun. 1 e 10 da fark var. Hem 1 e 10 ucuz hem de malı pahalı. Yani yükte hafif, pahada ağır. Hepimiz de kullanıyoruz, bu da icattan geçiyor haberinizin olsun. İşte üniversite-sanayi işbirliğini en üst noktada geliştirmeliyiz ki, o zaman biz daha çok para kazanalım. Hedefte, bütün konuşmaların altında bunu da açıkça deklare edin, bu ayıp değil, para kazanmak ayıp değil değerli dostlarım, zengin olmak ayıp değil. Biz 70 milyon olarak zengin olmaya talibiz. Onun için, yahu çok mu para kazandınız dedikleri zaman yok para kazanmadık, mütevazılık, nazar değmesin gibi o klasik, geleneksel söylemlerimiz var ama para kazanmak istiyoruz. Kimin için? 70 milyon için. Ben para kazanamazsam yatırım yapamam, bu açık; olmayan parayla yatırım yapabilir misiniz? Yokken neyle yapacaksınız? Yanınızda insanları nasıl istihdam edeceksiniz? O da bu üniversitesanayi işbirliğinden geçiyor. Değerli dostlarım, biz bu çalışmayı yaparken Ankara nın da bundan daha fazla istifade etmesi lazım, birincisi üniversite dedim. İkincisi de Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı. Türkiye de konusunda bir ilk, rakibi yok TEPAV ın. TE- PAV ne iş yapıyor? Ben bunu 2002 yılında rahmetli Ecevit le Amerika Birleşik Devletleri ne gittiğimde gördüm. Beni -bir think-tank e-konuşmaya davet ediyorlardı, konuşmaya gitmeden önce ya bu thinktank nedir arkadaş, bana bir anlatın dedim. Neyse arkadaşlarım çalıştılar, geldiler anlattılar. Baktım ki, Amerika yönetiminin bütün kararları, bütün politikalar bu think-tank lerde oluşuyormuş, düşünce kuru- 28 Ekim

15 luşlarında. Fikir üretme fabrikası bunlar, binlerce insan devamlı fikir üretiyor, yönetimlere pazarlıyorlar. İşi o hale getirmişler ki artık ay çekirdeği üreticilerinin bile düşünce kuruluşu var. Geçen hafta sonu İstanbul da Dünya Makarnacılar Günü vardı, kimler destekliyor diye logolara baktım; Amerika daki bir think-tank, makarna üzerine ihtisaslaşmış. Makarna tüketimi, makarnanın problemlerini çözebilmek için düşünce kurmuş. Bizde yok; bir. İkincisi; 2001 krizinde üç ülkenin odalar birliği başkanını Türkiye ye çağırdım, belki içinizde lütfedip katılanlarınız da olmuştur. Genel bir toplantı yaptım. Arjantin, Malezya ve Endonezya Odalar Birliği. Bunları niye çağırdım? Arjantin IMF politikasını uygulamış Ankara da iş aleminde müthiş umutsuzluk var. Umudu olmayan insan hiçbir iş yapamaz. Bunu eğer pozitife getiremezsek hiçbir iş yapılmaz. Herkes dünyayı kurtarıyor, Türkiye yi kurtarıyor, gelin önce kendi yaşadığımız yere, Ankara nın meselelerine sahip çıkalım. Ankara nın maalesef sahibi yok, herkes Türkiye politikası yapıyor. iflas etmiş, Malezya IMF programını reddetmiş kendi programını uygulamış, Endonezya IMF programını uygulamış başarılı olmuş üç tane örnek. Yahu siz bu krizden nasıl çıktınız, biraz sonra krize geleceğiz de. Sorduk bunlara. Baktım ki değerli dostlarım, başarılı olan iki ülkenin, Malezya ve Endonezya nın odalar birliğinin arkasında bizim TEPAV gibi düşünce kuruluşu var. Bunlarda var, bizde yok. Ekonomi politikalarıyla ilgili halen Türkiye de ilk ve tek. Burada, ekonomi politikalarının araştırılması, yeni politikaların araştırılması, İstikrar Enstitüsünde mevcut istikrarın bozulmaması gibi çalışmalar yapılıyor. Üçüncüsü de, Uluslararası Politik Araştırma Enstitüsü, ki uluslararası alandaki dış politika otomatikman artık ekonomiyi etkiliyor. Bu üç alana Türk iş alemi olarak eğilmemiz lazım dedik ve bu üç alanda çalışmalarımıza devam ediyoruz, ki Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı, Sanayi ve Ticaret Bakanımız Sayın Çağlayan la beraber girişimci bilgi sisteminin son versiyonunda girişimci bilgi sistemi oldu- bütün altyapısının oluşturulmasında Sanayi ve Ticaret Bakanlığımıza destek vermektedir. Ben şimdi Ankara da ne oluyor diye anlatacaktım. Tabii Ankara da yaşayanlar olarak Ankara nın ekonomisi de bizi ilgilendiriyor. Ancak, Ankara, İstanbul, İzmir... Bizim bir huyumuz vardır. İstanbullular bizden daha fazla biraz İstanbulluluk yapar, bir Ankaralı olarak söylüyorum. Bütün payitaht Ankara da olduğu için biz Ankara politikasını, Ankara nın ekonomik politikasını çok konuşmayız. Türkiye yi konuşuruz, Türkiye yi konuşurken kendimizi de unutmamamız, Ankara nın ekonomik aktivitelerini konuşmamız lazım. Ankara daki ekonominin nasıl canlanacağını konuşuyor olmamız, bunlarla ilgili fikir üretiyor olmamız lazım. Bakın bugün bütün dünyadaki başkentlerde bir fuar merkezi varken, daha hala Ankara da bir fuar merkezi yok. Bu hem ticaret hem de sanayi ürünlerinin pazarlanmasında önemli. Ben Ankara yı anlatmayayım size, inşallah önümüzdeki dönemde bütün Ankara daki oda ve borsa başkanlarımızla beraber bununla ilgili bir platform kurup beraber olacağız. Sanayi ve Ticaret Bakanımız Ankaralı, elinizde çok büyük avantaj var, ne olur bu Ankara yı biraz düşünün, hiç düşünen yok haberiniz olsun, hiçbir yerde ben düşüneni görmedim. Ankara nın ekonomik gelişmişliği de önemli. Şimdi benim sizler gibi 9200 tane meclis üyem var. Türkiye genelinde ve her 6 ayda bir üyelerime anket yapıyor, bunu da Avrupa Odalar Birliği çerçevesinde yapıyorum. Biliyorsunuz Avrupa Odalar Birliği nin Yönetim Kurulundayım, ki Türkiye, tarihinde ilk defa Yönetim Kuruluna girdi. Şu anda da Avrupa Odalar Birliği nin Başkanlık Divanındayım. O kapsamda 27 ülke artı Türkiye de yapıyoruz, yani onlar da yapıyor, biz de yapıyoruz. Şimdi Türkiye ye 2008 in altıncı ayında sormuşuz, siz Ekim 2008

16 Türkiye olarak devresini kaybettik. Kendi içimizdeki kavgalarla dövüşlerle dünyadaki gelişmeyi de fark edemedik, kimse de bize öncülük edip, gidin dünyaya açılın, mal satın demedi. Dünya ticareti artarken biz yıllarında yerimizde saydık. Bizim gözümüzü 2001 krizi açtı krizinde bizi geldiler, derlediler toparladılar ondan sonra bizim gözümüz açıldı. rari, Porsche ile yarışmaya alışkın, Porsche nin kendisini geçmesini onuruna yediremiyor, bizim Ferrari ci basıyor gaza. 120, 130, 140, 200 derken tabii bizim arkadaki devamlı selektör yapıyor, dağılacak araba gören yok, ikisi yarış ediyor. Bu arada polis kontrolünü geçmişler, polis diğer polise anons ediyor. Ferrari yle, Porsche yarış ediyorlar 200 kiloler cevaplandırmışsınız, ben cevaplandırmadım bunu, bu sizlerin görüşü: Geçtiğimiz altı ay nasıldı diyorum. Siz, yüzde 18 i iyiydi, yüzde 48 i kötüydü diyorsunuz. Fakat Ankara dan gelen, hangi odadan geldi onu bilmem, çünkü Ankaralılar 06 diye geliyor bana, Ankara dan gelenlerin yüzde 11 i iyiydi diyor, demek ki Türkiye ortalamasının altındaymışız Ankara olarak haberiniz olsun, onun için Ankara ya biraz eğilin diyorum. Ankara ya eğilmemiz lazım, Ankara Ticaret Odamız, Ankara Sanayi Odamız, Ankara Ticaret Borsamız ve ilçelerdeki oda ve borsalarımızın Ankara ya eğilmesi lazım. Bakın, Türkiye genelinin altındaymış Ankara daki iş hayatı, siz öyle demişsiniz bana. Doğru-yanlış siz söylediniz, ben onu bilmem. Türkiye nin yüzde 48 i son altı ay geçtiğimiz yıla göre kötüydü derken, siz yüzde 56 kötü demişsiniz. Demek ki 2008 in ilk altı ayını geçtiğimiz seneyle mukayese ettiğimiz zaman Ankara da ekonomik aktivite çok iyi değilmiş. Önünüze nasıl bakıyorsunuz diyorum; ikinci sorum bu, umudunuz nedir? Umudu olmayan insan hiçbir iş yapamaz. Umutsuz olan insan şuradan bardaktan suyu alıp içmez. Bakıyorum değerli dostlarım, değerli hemşehrilerim; Türkiye de bu anketlere 2004 yılında başladık, ilk defa önüne olumsuz bakanlar olumlu bakanların üzerinde çıktı. Yani Türkiye de iş aleminde müthiş bir kötümserlik var, bu 2004 ten bu tarafa ilk defa oluyor. Her altı ayda bir bu anket sonuçlarını web sayfasında da yayınlıyoruz. Kendi ilinize, Türkiye ye bakabilirsiniz. Türkiye nin yüzde 22 si iyi olacak demiş, yüzde 44 ü kötü olacak demiş. Ankara nın yüzde 12 si iyi olacak demiş, yüzde 61 i kötü olacak demiş. Ankara da müthiş umutsuzluk var iş aleminde haberiniz olsun. Bunu eğer pozitife getiremezsek hiçbir iş yapılmaz. Şimdi krizi değerlendireceğiz, size bu kısa Ankara tablosunu gösterdim; ki hepimiz yaşadığımız yeri, herkes dünyayı kurtarıyor, Türkiye yi kurtarıyor, gelin önce kendi yaşadığımız yere bir sahip çıkalım. Gazeteci kardeşlerim de onlar da bizimle beraber burada yaşıyorlar, hep beraber Ankara nın meselelerine biraz sahip çıkalım. Ankara nın maalesef sahibi yok, herkes Türkiye politikası yapıyor. Gelişen ülkelerin dünya ticaretindeki payı, gelişmiş ülkelerin üzerine çıktı. Biz şimdi gelişen ülkelerin içindeyiz. Bütün ülkelerin hepsi süper lige aday, yükselen piyasaya. Şimdi Birinci Lig Asya oldu. Birinci Lig Asya da şampiyon olacağım ki Süper Ligde maçı ben oynayayım. Ben Süper Lige çıkmadım daha ve sizlerden ricam; kendinizi mukayese edeceğiniz yer burası. Gelelim ekonomik krize. Hepimiz dahiliz bunu söylerken, bu dikkat işi. Şimdi benim anlatacağım öz, biraz önce buradaki konuşmalar da aslında aklıma çok güzel bir fıkra getirdi. Bunu internette okumuşsunuzdur, belki tekrar da olacak ama anlatayım size. Şimdi Ferrari yolda 200 le gidiyor, 200 le giderken bir bakıyor sağda 124 arıza yapmış, araba Ferrari olduğu için adam da el kaldırıyor. Yahu şimdi adam arkamdan laf etmesin diyor -ne söyleyeceğimi anlamışsınızdır-, ben şuna durayım da ben anlamam etmem araba tamirinden, yardımcı olayım sana diyeyim diyor, çekiyor duruyor. Diyor ki 124 ün sahibi; ben araba tamircisiyim bu araba arıza yaptı. Benim senden bir ricam var, şu Ferrari nin arkasına şu halatı takalım da sen beni benzinliğe kadar çek. Şimdi Ferrari ci bozuluyor, Ferrari arkadan 124 araba çekecek ama arabanın havasından reddedemiyor. Peki bağla bakalım diyor, yalnız ben süratli giderim, bu araba dayanmaz, gerekli sürate geldiğinde araban sallanmaya başladığı zaman sen selektör yap ben yavaşlarım diyor, tamam mı tamam. Şimdi Ferrari yola çıkıyor 120, 130, 140, 150, 160 derken arkadan bizim 124 çü selektör yapıyor, aman yavaşla, farkına varıyor Ferrari ci yavaşlıyor, yavaşlarken bir bakıyor solundan bir Porsche gelmiş bunu son sürat geçiyor. Tabii Fer- 28 Ekim

17 Hiç kimse bu krizin nerede duracağını, nasıl durdurulacağını bilmiyor, pansuman tedavisiyle acaba şöyle tedbir alsak iş pozitife döner mi diyorlar. Bizim de bakışımızın bu olması lazım. Ancak, burada almamız gereken tedbirler var. metreyi geçmiş, fakat arkadan Murat 124 selektör yapıyor onları sollamak için diyor. Şimdi ekonomimiz için de bizim söylediklerimiz de sizin söyledikleriniz de bu. Biz selektör yapıyoruz, aman dikkat dağılacak araba diyoruz. Geçmişte, 1990 da değerli dostlarım, dünya ekonomisinde bütün sınırlar kalktı. Müthiş bir alışveriş başladı, dünya ticareti bakın o devrede 3 trilyon dolar ve 2000 de 6 trilyon dolara, 2007 de 14 trilyon dolara geldi. Biz, Türkiye olarak devresini kaybettik. Kendi içimizdeki kavgalarla dövüşlerle dünyadaki gelişmeyi de fark edemedik, kimse de bize öncülük edip, Yahu arkadaş dünyada sınır mınır kalmadı, gidin dünyaya açılın, mal satın demedi. Dünya ticareti artarken biz yıllarında yerimizde saydık. Bizim gözümüzü ne açtı? 2001 krizi gözümüzü açtı. Ne zaman dibe vurduk, yahu ne oldu dedik? 2001 krizinde bizi geldiler, derlediler toparladılar ondan sonra bizim gözümüz açıldı. Ama bu küreselleşme, bütün dünyadaki tüccar ve sanayicilere müthiş bir fırsat sundu. Dünya milletlerinin zenginleşmesinin de önünü açtı ve dünyada ilk defa, 100 büyük ekonomik kurumuna baktığınız zaman bunun 51 i şirket, 49 u devlet oldu. Şirket büyüklükleri, ekonomik büyüklükleri devletlerin üzerine çıktı. Düşünebiliyor musunuz, devletlerden daha büyük şirketler ve enteresan bir gelişme daha; dünyanın üretimi Atlantik kıyısındaydı, iki taraflıydı, yani Amerika Birleşik Devletleri-AB tarafındaydı, bu sefer Pasifik e doğru kaydı; Çin ve ABD arasında başladı ve Çin den başlayan güneş doğuşunun tekrar batıya doğru gittiğini görüyoruz. İlk defa gelişen ülkelerin payı, gelişmiş ülkelerin üzerine çıktı; bu da ilk. Biz şimdi gelişen ülkelerin içindeyiz, onun için bizi ilgilendiriyor. Gelişen ülkelerin dünya ticaretindeki payı, gelişmiş ülkelerin üzerine çıktı; yüzde 51-yüzde 49. Peki biz burada nerede yer aldık? Burada aldığımız yer; süper lig var, birinci lig üst grup var, bunların hiçbir zaman -kısa keseceğim, çünkü yarım saatim var- üst gruba çıkabilme şansları yok nüfus ve toprak büyüklükleri açısından, mecburen bunlar burada oynayacak. Bir de birinci lige yükselen ekonomiler, süper lig adayları var. İşte Türkiye de bunların içinde, buraya adayız biz. Buradaki bütün ülkelerin hepsi süper lige aday, yükselen piyasaya. Şimdi zaman zaman siyasetçisi, bürokratı bize geliyor anlatıyorlar; işte ABD de şöyle, AB de şöyle. Bakın bugünden sonra sizden ricam şu: Rakibiniz bunlar, ne kendi kendimizin rakibiyiz ne de biz bunların rakibiyiz, önce biz burada şampiyon olacağız ki buraya geçince o zaman kendimizi onlarla mukayese edebilelim. Bizim mukayese edeceğimiz; Çin de enerji kaç lira, Brezilya da istihdamın üzerindeki vergi yükleri kaç lira, böyle bakacağız hadiseye. Bize geliyorlar, Avrupa Birliği nde enerji şu fiyat, iyi peki o fiyatsa bizimki o zaman ucuzmuş, teşekkür ediyoruz diyor sesimizi kesiyoruz. Bakın bütün değerlendirmenizi yaparken sizin klasmanınız burası. Mesela, İkinci Ligde oynayacak, kendine Fenerbahçe yi rakip alacak, böyle bir şey olur mu? Şimdi onun adı ne oldu? Birinci Lig Asya oldu. Birinci Lig Asya da şampiyon olacağım ki Süper Ligde maçı ben oynayayım. Ben Süper Lige çıkmadım daha ve başkanlarımız ve siz, bütün Meclis üyelerimizden ricam; aman ha kendinizi mukayese edeceğiniz yer burası. Bir de bizi şöyle kandırıyorlar: Geliyorlar, Türkiye 5 sene, 10 sene önce şöyleydi şöyle yaptı. Yahu arkadaş, ben öyle yaptım da, benim rakipler ne yaptı, bana bir de onu anlat. Ne olur, burada mukayeseyi yaparken eğer biz doğru soruyu sorabilirsek o zaman herkes de doğruyu anlatma noktasına gelir, kafalar da karışmaz, tamam mı? Bu iki örneği onun için anlattım. Şimdi hedefimiz buraya geçmek. Geçmek için de geçmişte nasıl küresel dünyanın pozitif etkisinden faydalandıysak, şimdi ilk defa bütün dünya şaşırmış durumda. Küresel krizin negatif etkisinden faydalanıyoruz, negatif etkisini görüyoruz, faydalanmıyoruz da görüyoruz. Bundan 10 gün önce TEPAV da Tony Blair akşam yemeğinde benim misafirimdi. Başka bir konu için gelmiş, herkes ekonomiden başka bir şey konuşmuyor, bundan da memnunuz, ekonomi konuşulsun diyoruz ama kriz anında değil, yükselirken de ekonomi konuşulsun. Ne zaman kriz oldu bizim ekonomi konuşuluyor. Tony Blair e sordum, dedim ki, yahu başarılı bir Başbakanlık dönemin var, yeni de bıraktın, dünyadaki krizi nasıl değerlendiriyorsun? Ekim 2008

18 dersek onda da hiç inandırıcı olamazsınız, dünyada bir sıkıntı var Bir; dedi ki, hayatımda görmediğim bir krizle karşı karşıyayız. Doğru, biz 5 senede bir yaşıyoruz, biz alışkınız ama bu seferki o alışkın olduğumuz krizlerden değil. İki, geçen hafta Amerika Birleşik Devletleri ndeydim, gerek Washington da gerek New York ta yapmış olduğum temaslarda edindiğim kanaat şu: Hiç kimse bu krizin nerede duracağını, nasıl durdurulacağını bilmiyor, pansuman tedavisiyle acaba şöyle tedbir alsak iş pozitife döner mi diyor? Kim bu işi şöyle yapacağım böyle yapacağım derse, işte dünyanın, dünya ekonomisinin dörtte birindeki kanaat doğru-yanlış bana aktarılan bu. Bizim de bakışımızın bu olması lazım ama burada almamız gereken tedbirler var. Öncelikle Hükümetle, bürokrasiyle yaklaşık üç tane çok önemli, çok uzun süreli toplantılar yaptık. Bizim de aklımızın yettiği, işte TEPAV, Üniversite, Odalar Birliği, 364 oda ve borsamdan gelen görüş ve öneriler doğrultusunda oluşturduğumuz görüşleri bir seferinde 11 saatlik toplantıda, bir seferinde yaklaşık 7 saattik toplantıda, bir seferinde yaklaşık 4,5 saatlik toplantıda aktardık. Bunları burada sizinle paylaşmayacağım, niye paylaşmayacağım? Çünkü, bugün yangının olduğu gün, bugün her şeyi herkesle konuşma günü değil. Bizlere düşen; neyi, nerede, ne zaman, nasıl konuşacağını bilmek. Mühim olan, işin farkında olmak, bu işin tedavisiyle ilgili neler yapılması gerektiğini söylemek, biz bunu iletiyoruz. Kararı alacak mercii de siyasi otorite; karar onların, herkes de fikrini söylüyor. Burada bir şeye dikkat etmemiz lazım. Söylemlerimiz çok önemli, eğer biz aman yandık, bittik, öldük mahvolduk dersek bütün piyasalar daralır, bankacılık da daralır, tüketim de daralır, bu sefer 70 milyon olarak hepimiz kendi ayağımıza kurşun sıkmış oluruz. Ama hiçbir şey de yok, güllük gülistanlık Yaklaşık 3-4 sene önce bir birliğimizin başkanı, şu sektöre bankacılar yüklendi, dedi. Ben biliyorum, kendi firmasında problem var. Ama ertesi sabah bütün bankalar, banka genel müdürleri gazetede o haberi okudu, döndü aman şu sektörde problem varmış kredileri kısın. Bütün bankalar krediyi kıstı, ne oldu? İşin başındaki bir insanın bir bankayla problemi var, bu bankalar şu sektöre krediyi kıstı dedi, herkes buradan nasibini aldı. Onun için söylemimiz, eylemimiz çok önemli. Belki bugün 40 tane yutkunup 1 tane konuşma zamanı ama işin hastalığının da nereden geldiğini bilmemiz lazım. Hastalık bir sanal dünyadan geldi değerli dostlar. Ben bunu kısaca size şöyle anlatayım: Bakın, biz de bunu aynı şekilde yaşadık. Efendim, 2001 de Amerika Birleşik Devletleri nde bir mahalle düşünün, bir şehir, orada evin değeri 100 bin dolardı. 20 bin dolar peşin veriyordun, banka sana 80 bin dolarını çok uzun vadeli veriyordu. Hatta herkes de buradan niyetleniyordu. Yahu gidelim, Amerika da 30 sene ev kredisi var, gidiyorsun alıyorsun e gelindiği zaman, -hızlı geçeyim- bankalar dedi ki, senin bu evin değeri 150 bin dolar, gel sana 50 bin dolar daha Bugün yangının olduğu gün, her şeyi herkesle konuşma günü değil. Belki bugün 40 tane yutkunup 1 tane konuşma zamanı. Bizlere düşen; neyi, nerede, ne zaman, nasıl konuşacağını bilmek. Mühim olan, işin farkında olmak, bu işin tedavisiyle ilgili neler yapılması gerektiğini söylemek, biz bunu iletiyoruz. Kararı alacak mercii de siyasi otorite. Burada bir şeye dikkat etmemiz lazım. Söylemlerimiz, eylemlerimiz çok önemli, eğer biz yandık, bittik, öldük mahvolduk dersek bütün piyasalar daralır, bu sefer 70 milyon olarak hepimiz kendi ayağımıza kurşun sıkmış oluruz. Ama hiçbir şey de yok, güllük gülistanlık dersek onda da hiç inandırıcı olamazsınız, işin hastalığının da nereden geldiğini bilmemiz lazım. 28 Ekim

19 Küresel sistemin ilk krizini yaşıyor, şu anda haritası çıkartılmamış bir coğrafyadan geçiyoruz. Kriz, gelişmiş ülkelerden gelişen ülkelere doğru kayıyor ve kriz, mali sektörden reel sektöre doğru geçiyor. vereyim. 100 bin dolara evi alan, 20 bin dolar peşin ödeyen gitti 50 bin dolar daha evin değeri artı ya ikinciyi ipotek yaptı, 50 bin doları aldı, arabayı yeniledi. Ondan sonra 2005 e geldiği zaman bir ekspertiz daha yaptı, evin değeri 180 bin dolar. Gitti bu sefer de üçüncü ipotek olarak 30 bin dolar daha aldı, mobilyayı yeniledi. Ama 2007 nin ikinci yarısına gelindiği zaman değerli hemşehrilerim, o mahallede bir ev satılığa çıkarıldı, 180 bin dolara eş değer fiyata, fakat eve alıcı yok. 180 bin dolara alan yok. Satamayınca panikle beraber evin değeri 70 bin dolara düştü. 70 bin dolara düşünce, evi 100 bin dolara alan, 20 bin dolar ödeyen, üzerine araba alan, üzerine mobilyasını yenileyen kişi de bu sefer ben borçlarımı ödeyemiyorum dedi; işte o gün çöküş başladı, çöküşün bütün gerçek hikayesi bu. Balon üzerine balon, balon üzerine balon, biraz önce sizler söylediniz hayal dünyası. Ben bunu 2001 krizinde söyledim, sonra bütün Türkiye ye de mal oldu, hoşuma da gitti, ben söyledim demem de çok önemli değildi ama gerçekti. O gün demişim ki Türkiye nin faiz-borsa-döviz üçgeninden kurtulması lazım. İşte böyle sanal bir zenginlik, sanal bir dünyada yaşama balonu söndü ama bunun bütün etkisi de dünyaya oldu haberiniz olsun. Bu sanal zenginlik, sanal para... Çünkü hatırlayın dünyada likidite çok bol, çok ucuz, aman ne iş yaparsan yap. Bankalar peşimizde geziyor, yahu para bol, sana yüzde 1 le, yüzde 2 yle döviz faizi döviz kredisi kullandırayım. Libor o zaman 1 lerde, 2 lerde, herkese böyle geldiler ve değerli dostlarım bunu tarif eden çok güzel bir atasözümüz var; aç doyar, aç gözlü doymaz diye. Evet, aç doyar aç gözlü doymaz. Aç gözlünün doymamasının bedelini bugün hep beraber çekiyorsun. Şimdi genel duruma baktığınız zaman, biraz önce söylediğim gibi küresel sistemin ilk krizini yaşıyoruz. Onun için şu anda haritası çıkartılmamış topraklardan geçiyorsun. Tony Blair in tarifi gibi, haritası yok bu coğrafyanın. Haritası çıkartılmamış bir coğrafyadan geçiyoruz. Kriz, gelişmiş ülkelerden gelişen ülkelere doğru kayıyor ve kriz, mali sektörden reel sektöre doğru geçiyor. Buradan almamız gereken dersler var. Bizi üç tane ana kanalda etkileyecek; finansman noktasında, dış ticarette ve kamu maliyesinde. Kamu maliyesinde de etkileyecek, en iyi olan yerlerimizden bir tanesinde. Cari açığın finansmanı, biraz önce Nurettin Bey anlattı, ben bunu şöyle bir tablo olarak vereyim. Burada bir şeyi de sizlerle paylaşacağım. Türkiye nin, 2008 in 8 ayı itibariyle 47 milyar dolar cari açığı var. Bütün Osmanlı dönemi, Türkiye Cumhuriyeti dönemi dahil olmak üzere bütün ekonomik krizler şu parayı finanse edemediğimiz zaman olmuş. Cari denge, bizim en önemli noktamız, bir yapısal sorunumuz ama bu yapısal sorunu Osmanlı dönemi dahil, Cumhuriyet dönemi dahil tedavi etmemişiz. Her ne hikmetse ben bunu anlayamadım. Bunun çözümü nedir? İşte Sanayi Bakanımızın çalışmış olduğu sanayi stratejisi, sanayi politikası inşallah önümüzdeki dönemde yürürlüğe girer, onları yürürlüğe koyduktan sonra sanayi aramalı ithal etmeden, yerli malı üreterek, cari açığımızın açık vermesini engellememiz lazım. Ama bugün 31 milyar dolar ile finanse eden biziz. Biz olmasak bugün Türkiye de ekonomik bir krize doğru gidiş var, çünkü biz finanse ediyoruz. Zaman zaman bize diyorlar ki, yahu devletin borcu yok kardeşim, devlet iyi, biraz önce Tarık Bey de öyle diyor, devlet iyi. Siz de borç almasaydınız arkadaş diyor, biz mi dedik size borç alın diye. Gittiniz dövizle borç aldınız. Ben de soruyorum; Türk Lirasıyla uzun vadeli kredi veren vardı da biz mi almadık? Yok, tasarruf yok, Türkiye de tasarruf yok! Değerli dostlarım, bunu söyleyen insan yanılıyor, Türkiye de tasarruf yok, başkasının tasarrufunu kullanıyoruz biz. Peki kullandık da Cari denge, bizim en önemli noktamız, bir yapısal sorunumuz, ama bu yapısal sorunu Osmanlı dönemi dahil, Cumhuriyet dönemi dahil tedavi etmemişiz. Bunun çözümü nedir? Sanayi ve Ticaret Bakanımızın çalışmış olduğu sanayi stratejisi, sanayi politikası inşallah önümüzdeki dönemde yürürlüğe girdikten sonra sanayi aramalı ithal etmeden, yerli malı üreterek, cari açığımızın açık vermesini engellememiz lazım Ekim 2008

20 Bugün biz olmasak Türkiye de ekonomik krize doğru bir gidiş var, çünkü biz finanse ediyoruz. Zaman zaman bize diyorlar ki, siz de borç almasaydınız, biz mi dedik size borç alın diye. Gittiniz dövizle borç aldınız. Ben de soruyorum; Türk Lirasıyla uzun vadeli kredi veren vardı da biz mi almadık? Peki kullandık da ne yaptık? Bunu hovardalıkta mı yedik, kumarda mı yedik? Yatırım yaptık bu ülkeye. Türkiye 2002 den itibaren aylık yıllık yüzde 7, yüzde 49 büyüdüyse bu salonda oturanların sayesinde büyüdü. Bunun gerçek kahramanı sizsiniz. ne yaptık? Bunu hovardalıkta mı yedik, kumarda mı yedik? Yatırım yaptık bu ülkeye. Eğer Türkiye 2002 den itibaren aylık yıllık yüzde 7 büyüdüyse, yüzde 49 büyüdüyse bu salonda oturanların sayesinde büyüdü. Bunun gerçek kahramanı sizsiniz, kahraman sizsiniz! Şimdi vay niye borçlandın, yahu borçlandım ama ben Türkiye nin istihdam meselesini çözdüm. Ben yatırım yapmasaydım, bugün Türkiye de bu aç insanların karnını nasıl doyuracaktık? Halen çözemedik Türkiye nin meselesini. Türkiye nin 2,5 milyon insanı işsiz, 2,5 milyon kişi iş arama umudunu kaybetmiş, umutsuz 2,5 milyon insan var. 2,5 milyon da iş arıyor ve her yıl 700 bin genç, istihdam piyasasına giriyor. Bunlara işi kim verecek? Soruyorum şimdi, kim verecek buna; devlet mi verecek, ben mi vereceğim, yani biz mi vereceğiz? Eğer devlet vermeye kalkarsa, ta 90 öncesine gideriz; yok böyle bir şey, buna biz vereceğiz. Herkese de yeşil kart veremeyeceğimize göre, verirsek vergileri arttıracaksınız, vergiler arttığı zaman yine bizden çıkıyor, üretimi ters etkiliyor. Ne yapacağız? Biz bu yatırımı yaptık borçlandık, yatırımı yaptık insanlara iş bulduk, ihracatımız 132 milyar dolara çıktı. Yatırım yapmadan çıkar mıydı? Hep beraber gururla söylüyoruz; neyle çıktı, bununla çıktı, bununla istihdam yaptık. Neyse, işi uzattım ben. Bu arada Türk özel sektörü olarak mali sektör-reel sektör- kamu sektörü birbirimizden ayrılamayız; onun için bir tarafa vurmak doğru değil. Mali sektör de reel sektör de birbirinin ayrılmaz parçasıdır. Ben krize girersem, o da girer; o krize girerse ben de girerim de onlar girdi, ben girdim, bu sefer ben girersem onlar da girer, birbirimizin ayrılmaz parçayız. 191 milyar dolar borcumuz var. Bu ikinci çeyrek itibariyle söylüyorum. İyi olan bir nokta var. Biraz önce eldeki dövizler söylendi, bunu Meclis Başkanımız da söyledi, elimizde de 70 küsur milyar dolar açığımız var dedi. Şimdi benim dövizim var, bunun Niyazi Bey e bir faydası yok ki borcunu ödemesine. Benim dövizimin Niyazi Bey in borcunu ödemesine faydası varsa düşelim bu borcu. Benim param benim, öyle mi? Bugün vermem, herkesin sıkıntısı var. Ha onun için borç 191 milyar dolar. Birilerinin parası var, birilerinin de borcu var ama benim hem borcum var hem de param varsa onu bilmiyorum, böyle bir analiz yapılmadı daha. Eğer Merkez Bankası veya Hazine yaparsa, o zaman borç rakamı aşağıya doğru iner ama reel sektör ve mali sektör olarak 191 milyar dolar borcumuz var. Bunun iyi olan bir tarafı var; yani 2009 da 47 milyar dolar, 2010 da 24 milyar dolar, 2011 de 22 milyar dolar ödeyeceğiz, belli bir süreye yayılmış, bu açıdan iyi diyoruz ama ani zıplamaların bize de bir maliyeti var. Önümüzdeki dönemde bu azalan likiditeden dolayı yurtdışından, yurt içindeki kredi akışında bir aksama söz konusu olacak, çünkü dışarıda para bulabilmek mümkün değil. Finans sektörü sendikasyon yapmaya kalksa, eskiden 15 yere kağıt gönderiyorsa yarısı battı yurt dışında. Yani bizim banka yurt dışında ne yapıyordu? Sendikasyona çıkıyorum diye mektup gönderiyordu değil mi? Bunun yarısının adresi yok şu anda, kapandı. Diğer yarısı da önce kendini kurtarmanın peşinde. Şimdi senin sendikasyonuna falan selam veren yok haberin olsun. Yani finans sektörüne gelen az kaynak otomatikman reel sektörü, sizleri, hepimizi de etkileyecek. Önümüzdeki dönemde özellikle reel sektör olarak dikkat etmemiz gereken noktalar; kredi bulmak zor olacak, kredinin maliyeti yüksek olacak. Buna göre hazırlanın, bu onu gösteriyor. İhracat pazarlarımızda ise dünya ekonomisinin küçülmesinden dolayı daralma olacak. Biz malımızın yüzde 65 ini Avrupa Birliği, ABD ye satıyorduk, 60 a indi bu, 50 ye indi, şu anda 49 da. Yani AB, ABD nin ihracattan aldığı pay yüzde 49. O zaman ne yapmamız lazım? Yeni pazarlara yönlenmemiz lazım. Hangi pazarlara? Bugüne kadar ihmal ettiğimiz Güney Amerika, Afrika, Ortadoğu, ki para var orada. Nurettin Başkanın çok güzel önerileri var, bu önerilerin hepsi, aşağı yukarı yüzde 90 ı zaten bu özel toplantılarda iletilmiş durumda, onun için o konulara 28 Ekim

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Aralık ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -7,5 Milyar doların üzerinde -8,322 milyar dolar olarak geldi. 2013 yılı cari işlemler açığı bir önceki yıla göre

Detaylı

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ekim ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi 2,9 Milyar dolar eksiyken, veri beklentilere paralel 2,89 milyar dolar açık olarak geldi. Ocak-Ekim arasındaki 2013 cari

Detaylı

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ocak ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -5,2 Milyar doların altında -4,88 milyar dolar olarak geldi. Ocak ayında dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 i Bu sayıda; Kısa vadeli Dış Borç Stoku, Merkez Bankası Net Döviz Pozisyonu rakamları Uluslararası Yatırım Pozisyonu, Ve İmalat Sanayi

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2016 (SAYI: 85) GENEL DEĞERLENDİRME 31.03.2016 Ekonomi ve İşgücü Piyasası Reformlarına Öncelik Verilmeli Gelişmiş ülkelerin çoğunda ve yükselen ekonomilerde büyüme sorunu

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

K R Ü E R SEL L K R K İ R Z SON O R N A R S A I TÜR Ü K R İ K YE E KO K N O O N M O İSİND N E D İKT K İSAT A P OL O İTİKA K L A AR A I

K R Ü E R SEL L K R K İ R Z SON O R N A R S A I TÜR Ü K R İ K YE E KO K N O O N M O İSİND N E D İKT K İSAT A P OL O İTİKA K L A AR A I KÜRESEL KRİZ SONRASI TÜRKİYE EKONOMİSİNDE İKTİSAT POLİTİKALARI Prof. Dr. Adem ahin TOBB-ETÜ Öğretim Üyesi 14 Mayıs 2010, İSTANBUL KRİZLER 2008 2001 İç Kaynaklı Finansal Derinliği Olan Olumlu Makro Ekonomik

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 17 Ağustos 2015, Sayı: 23 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

MAKROEKONOMİK TAHMİN ÇALIŞMA SONUÇLARI

MAKROEKONOMİK TAHMİN ÇALIŞMA SONUÇLARI KKTC DEVLET PLANLAMA ÖRGÜTÜ MAKROEKONOMİK TAHMİN ÇALIŞMA SONUÇLARI 25.0 150 22.5 135 20.0 120 17.5 105 15.0 90 12.5 75 10.0 60 7.5 45 5.0 30 2.5 15 0.0 0 1 3 5 7 9 11 1 3 5 7 9 11 1 3 5 7 9 11 1 3 5 7

Detaylı

İhracat azaldı, Merkez Bankası faiz indirdi

İhracat azaldı, Merkez Bankası faiz indirdi AYLIK RAPOR İhracat azaldı, Merkez Bankası faiz indirdi Ocak ayında başlıca pazarlara ihracat geriledi, enflasyonda gerileme beklentisi ile Merkez Bankası politika faizini indirdi. EKONOMİK VE SEKTÖREL

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 215 BÜYÜME DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen ** 13 Nisan 215 Yönetici Özeti Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE)

Detaylı

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR -1- 109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR Yabancıların, 8 Haziran itibariyle Türkiye de 53 milyar 130 milyon dolarlık hisse senedi, 38 milyar 398 milyon dolar devlet iç borçlanma senedi (DİBS) ve 407

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

Detaylı

tepav PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN ÖTEKİ YÜZÜ Ocak2015 N201501 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN ÖTEKİ YÜZÜ Ocak2015 N201501 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak2015 N201501 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Ayşegül Aytaç 1 Araştırmacı, Ekonomi Çalışmaları PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN ÖTEKİ YÜZÜ Petrol fiyatları, 2014 yılının

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 14 Aralık 2015, Sayı: 39 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

Toparlanmanın üçte biri tamam ama bir problemimiz var. Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti

Toparlanmanın üçte biri tamam ama bir problemimiz var. Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti Toparlanmanın üçte biri tamam ama bir problemimiz var Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti TEPAV Politika Notu Ocak 2011 Araştırmanın başlangıç noktası desendir. Edward Leamer İnsan, desen arayan

Detaylı

CARİ AÇIK NEREYE KADAR?

CARİ AÇIK NEREYE KADAR? CARİ AÇIK NEREYE KADAR? Prof. Dr. Doğan CANSIZLAR ANKARA - 14 Aralık 2011 1 Türkiye Ekonomisindeki Bazı Eşitlikler -Ekonomik Büyüme = Artan Dış Açık -Artan Dış Açık = Artan Dış Borçlanma -Artan Dış Borçlanma

Detaylı

HAFTALIK EKONOMİ RAPORU

HAFTALIK EKONOMİ RAPORU Strateji Geliştirme Başkanlığı Ekonomik ve Sektörel Analiz Dairesi HAFTALIK EKONOMİ RAPORU TÜRKİYE EKONOMİSİ IMKB 100 Endeksi haftanın ilk yüzde 0,4 oranında değer kazandı. Geçtiğimiz hafta İMKB 100 Endeksi,

Detaylı

Rakamlarla 2011'de Türkiye Ekonomisi

Rakamlarla 2011'de Türkiye Ekonomisi On5yirmi5.com Rakamlarla 2011'de Türkiye Ekonomisi Avro bölgesindeki ülkelerde derinleşmekte olan kamu borç krizine rağmen 2011, Türkiye ekonomisinin yüksek büyüme hızı yakaladığı bir yıl oldu. Yayın Tarihi

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti TEPAV Değerlendirme Notu Şubat 2011 Cari işlemler açığında neler oluyor? Ekonomide gözlemlenen

Detaylı

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AYLIK EKONOMİK GÖSTERGELER EKİM 2015 Hazine Müsteşarlığı Matbaası Ankara, 22 Ekim 2015 İÇİNDEKİLER TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELER i I. ÜRETİM I.1.1.

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

ÜÇ AYLIK EKONOMİK RAPOR

ÜÇ AYLIK EKONOMİK RAPOR ÜÇ AYLIK EKONOMİK RAPOR Temmuz-Eylül 2006 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ekonomik Araştırmalar ve İstatistik Müdürlüğü ÜÇ AYLIK EKONOMİK RAPOR TOBB Yayın No. 2007 / 36 ISBN: 9944-60 027-X Sayfa Düzeni

Detaylı

ASOMECLİS. Ankara Sanayi Odası Meclis Toplantısı

ASOMECLİS. Ankara Sanayi Odası Meclis Toplantısı Ankara Sanayi Odası Meclis Toplantısı 27 Nisan 2011 Aşırı değerli TL yüksek cari işlemler açığının doğurduğu kırılganlığa ve sanayimizin dış rekabet altında ezilmesine yol açmaktadır NURETTİN ÖZDEBİR ASO

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 23 Ekim Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Almanya sanayi üretimi endeksi beklenenin altında kaldı Almanya da bugün açıklanan PMI İmalat Sanayi Endeksi, küresel ekonomik daralmanın ülke ekonomisine

Detaylı

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi HALI SEKTÖRÜ 2014 EYLÜL AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ EKİİM 2014 1 2014 YILI EYLÜL AYINDA HALI SEKTÖRÜ İHRACATININ DEĞERLENDİRMESİ Ülkemizin halı ihracatı

Detaylı

Aylık Dış Ticaret Analizi

Aylık Dış Ticaret Analizi EKİM YÖNETİCİ ÖZETİ Bu çalışmada, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından her ayın ilk günü açıklanan ihracat rakamları temel alınarak Türkiye nin aylık dış ticaret analizi yapılmaktadır. Aşağıdaki analiz,

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 16 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 01 Aralık 2014, Sayı: 48. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 01 Aralık 2014, Sayı: 48. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 48 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ercan Ergüzel Ezgi Gülbaş Ali Can Duran 1 DenizBank

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Ağustos 2012, No: 38

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Ağustos 2012, No: 38 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Ağustos 2012, No: 38 i Bu sayıda; Haziran Ayı Ödemeler Dengesi Verileri, Haziran Ayı Kısa Vadeli Dış Borç Stoku Verileri değerlendirilmiştir. i 1 Cari açığı

Detaylı

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013 Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program 22 Kasım 201 Büyüme Tahminleri (%) 4, 4,1 Küresel Büyüme Tahminleri (%) 4,1,2,0 ABD Büyüme Tahminleri (%) 2,,,,,,1,6,6 2,8 2,6 2,4 2,2

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR FDI doğrudan yabancı yatırım, bir ülke borsasında işlem gören şirketlerin hisselerinin bir diğer ülke veya ülkelerin kuruluşları tarafından satın alınmasını ifade eden portföy yatırımları dışında kalan

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM 2013 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,8 oranında büyüyen ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,6 oranında büyümüştür. ABD de 6 Aralık 2013 te

Detaylı

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month,

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month, Makro Veri Ödemeler Dengesi: Cari açık yeni rekorda İbrahim Aksoy Ekonomist Tel: +90 212 334 91 04 E-mail: iaksoy@sekeryatirim.com.tr Cari denge Aralık ta 7,5 milyar $ rekor açık verirken, rakam, piyasa

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM ABD Merkez Bankası FED, 18 Aralık tarihinde tahvil alım programında azaltıma giderek toplam tahvil alım miktarını 85 milyar dolardan 75 milyar

Detaylı

Enflasyon arttı, ihracat yavaşlıyor

Enflasyon arttı, ihracat yavaşlıyor AYLIK RAPOR Enflasyon arttı, ihracat yavaşlıyor İlk dört ayda enflasyon MB nin sene sonu hedefine yaklaştı. İhracatta düşüş sürüyor. EKONOMİK VE SEKTÖREL GELİŞMELER Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Altın, Fed sonrası 3 haftanın yükseğinde ABD merkez bankası Fed'in faiz oranlarının düşük kalmaya devam edeceğini bildirmesi ile, alternatif yatırım aracı

Detaylı

2015 MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 14 Temmuz Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı Mayıs verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 08 Ekim Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Sanayi üretimi beklentilerden iyi TÜİK tarafından bugün açıklanan sanayi üretimi verileri beklentilerden iyi geldi. Ağustos ayı mevsim ve takvim etkisinden

Detaylı

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 15 Haziran Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Kamu Borçlanma Araçları

Detaylı

Küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü. 21 Ocak 2015

Küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü. 21 Ocak 2015 Küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü 21 Ocak 2015 Sunum Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın ın değerlendirmesi Küresel ekonomi Türkiye ekonomisi Bankacılık sektörü 2 Değerlendirme

Detaylı

MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI 17 Haziran 2014

MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI 17 Haziran 2014 MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI 17 Haziran 2014 Ali EREN İSO Yönetim Kurulu Üyesi MAKİNE, AKSAM VE METAL EŞYA İMALATI 27. Grup Genel Amaçlı Makine ve Aksam Sanayii 28. Grup Özel Amaçlı Makine Sanayii

Detaylı

EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N

EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N 1 EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER 1 3 M A R T 2 0 1 4, P E R Ş E M B E Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N 1948 DEKİ EKONOMİK DURUM 2 TABLO I Ülke ABD Doları Danimarka 689 Fransa 482 İtalya

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ 15 TEMMUZ 2013

Detaylı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Mart2011 N201139 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Cari açık, uzun yıllardan

Detaylı

Türkiye nin TL cinsinden yatırım yapma açısından

Türkiye nin TL cinsinden yatırım yapma açısından 1 16-30 Eylül 2011 Sayı: 21 MÜSİAD Araştırmalar ve Yayın Komisyonu GÜNCEL EKO-YORUM: TÜRKİYE NİN KREDİ NOTU NİHAYET ARTIRILDI Türkiye nin TL cinsinden yatırım yapma açısından kredi notu, 20 Eylül de S&P

Detaylı

DIŞ TİCARET BEKLENTİ ANKETİ 2011 2. ÇEYREĞİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER

DIŞ TİCARET BEKLENTİ ANKETİ 2011 2. ÇEYREĞİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER DIŞ TİCARET BEKLENTİ ANKETİ 2011 2. ÇEYREĞİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER 18 Nisan 2011 DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR VE DEĞERLENDİRME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GİRİŞ "Öncü Göstergeler" Erken Uyarı Mekanizmaları

Detaylı

BU SONUÇLARI GEÇEN YILIN HAZİRAN AYI SONUÇLARIYLA KARŞILAŞTIRDIĞIMIZDA ANKARA SANAYİİNDEKİ YAVAŞLAMA ORTAYA AÇIK BİR BİÇİMDE ÇIKMAKTADIR.

BU SONUÇLARI GEÇEN YILIN HAZİRAN AYI SONUÇLARIYLA KARŞILAŞTIRDIĞIMIZDA ANKARA SANAYİİNDEKİ YAVAŞLAMA ORTAYA AÇIK BİR BİÇİMDE ÇIKMAKTADIR. SAYIN BAŞKAN, ANKARA SANAYİ ODASININ BASINIMIZIN SEÇKİN TEMSİLCİLERİ, ŞAHSIM VE YÖNETİM KURULUMUZ ADINA HEPİNİZİ SAYGIYLA SELAMLIYORUM. KONUŞMAMA ANKARA SANAYİİNDEKİ DURUMU GÖSTEREN SON ANKETİMİZİN SONUÇLARINI

Detaylı

Sanayi Üretimi. Enflasyon. Faiz Oranı. Peki, şimdi hangi noktayız; Makro Ekonominin Etkisi ve İstikrarın Önemi

Sanayi Üretimi. Enflasyon. Faiz Oranı. Peki, şimdi hangi noktayız; Makro Ekonominin Etkisi ve İstikrarın Önemi Şu u andaki durum ne siyah ne de beyaz; gidişat olumlu ama yönetilmesi y gereken riskler de var Olumlu gelişmeler 1.Makro Ekonomide düzelme Yüksek büyüme oranları 1.Kamu maliyesinde düzelme Ancak, etkin

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİ MAKRO EKONOMİK GÖSTERGELER. (Kasım 2015)

TÜRKİYE EKONOMİSİ MAKRO EKONOMİK GÖSTERGELER. (Kasım 2015) TÜRKİYE EKONOMİSİ MAKRO EKONOMİK GÖSTERGELER (Kasım 2015) TEPAV Perakende Güven Endeksi-TEPE (Ağustos 2015) TEPE, Ekim ayında bir önceki aya ve geçen yılın aynı dönemine göre arttı. Geçtiğimiz 3 ayda işlerin

Detaylı

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu)

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu) ZİRAAT BANKASI 2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI (40 Test Sorusu) 1 ) Aşağıdakilerden hangisi bir kredi derecelendirme kuruluşudur? A ) FED B ) IMF C ) World Bank D ) Moody's E ) Bank

Detaylı

HAFTALIK BÜLTEN 28 ARALIK 2015 01 OCAK 2016

HAFTALIK BÜLTEN 28 ARALIK 2015 01 OCAK 2016 28 ARALIK 2015 01 OCAK 2016 HAFTANIN ÖZETİ ABD'de Noel tatilinin sonrasında geçtiğimiz hafta da yılsonu işlemleri nedeniyle yatay bantta dalgalı bir seyir izlendi. Avrupa piyasalarının, Noel tatilini yılbaşı

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2015 (SAYI: 73) GENEL DEĞERLENDİRME Ekonomide Durgunluk ve Güvensizlik İşaretleri Arttı Dünya ekonomisinde 2015 yılı da zorlu geçecek. Gelişmekte olan ülkelerin finansman

Detaylı

Enflasyon çift haneye yaklaştı, cari açık daralıyor

Enflasyon çift haneye yaklaştı, cari açık daralıyor AYLIK RAPOR Enflasyon çift haneye yaklaştı, cari açık daralıyor Mevsimsellik ve geçişkenlik nedeniyle yıllık enflasyon çift haneye yaklaştı, cari açıkta daralma devam ediyor. EKONOMİK VE SEKTÖREL GELİŞMELER

Detaylı

AB Krizi ve TCMB Para Politikası

AB Krizi ve TCMB Para Politikası AB Krizi ve TCMB Para Politikası Erdem Başçı Başkan 28 Haziran 2012 Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara Sunum Planı I. Küresel Ekonomik Gelişmeler II. Yeni Politika Çerçevesi III. Dengelenme IV. Büyüme

Detaylı

Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu

Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu (14 Aralık 2007, İstanbul) Nevzat Öztangut Başkan, Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği Değerli konuklar, Aracı Kuruluşlar

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 03 Ağustos 2015, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 03 Ağustos 2015, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 21 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 13 Ağustos Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı ikinci çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Detaylı

Yurtdışına kâr transferi 8 yılda 54 milyar doları aştı

Yurtdışına kâr transferi 8 yılda 54 milyar doları aştı Tarih: 16.01.2011 Sayı: 2011/01 Yurtdışına kâr transferi 8 yılda 54 milyar doları aştı 2003-2010 yıllarını kapsayan 8 yılda, şirketlerin kâr aktarımı, faiz ödemeleri ve portföy yatırımları aracılığıyla,

Detaylı

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2015-65. 28 Ekim 2015. Toplantı Tarihi: 21 Ekim 2015

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2015-65. 28 Ekim 2015. Toplantı Tarihi: 21 Ekim 2015 Sayı: 2015-65 BASIN DUYURUSU 28 Ekim 2015 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 21 Ekim 2015 Enflasyon Gelişmeleri 1. Eylül ayında tüketici fiyatları yüzde 0,89 oranında artmış ve yıllık

Detaylı

HAFTALIK BÜLTEN 03 AĞUSTOS 2015 07 AĞUSTOS 2015

HAFTALIK BÜLTEN 03 AĞUSTOS 2015 07 AĞUSTOS 2015 03 AĞUSTOS 2015 07 AĞUSTOS 2015 HAFTANIN ÖZETİ Geçtiğimiz hafta piyasaların yönünde yurtdışında ve Amerika da açıklanan şirket bilançoları etkiliydi. Beklentilerden kötü gelen bilançolar borsalarda düşüşe

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Fitch, Türkiye nin kredi notu ve görünümünü korudu Fitch, Türkiye'nin kredi notunu BBB- olarak korurken, kredi notunun Durağan olan görünümü de değiştirmedi.

Detaylı

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi 2015 YILI

Detaylı

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP, Kendinden Önceki 42 Hükümetin, 56 Yılda Kullandığı Paranın 2 Katından Fazla Parayı 10,5 Yılda Kullandı Türkiye de, çok partili

Detaylı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı - Ekonomik krizin şiddeti devam ederken, krize borçlu yakalanan aileler, bu dönemde artan işsizliğin de etkisi ile

Detaylı

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Bankacılık sektörü 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Şubat 2012 İçerik Bankacılık sektörünü etkileyen gelişmeler ve yansımalar 2012 yılına ilişkin beklentiler Gündemdeki başlıca konular 2

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2012, No: 44

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2012, No: 44 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2012, No: 44 i Bu sayıda; Ekim ayı enflasyon verileri, Eylül ayı dış ticaret verileri; TİM Ekim ihracat verileri değerlendirilmiştir. i 1 2012 de Türkiye

Detaylı

HAFTALIK BÜLTEN 26 EKİM 2015 30 EKİM 2015

HAFTALIK BÜLTEN 26 EKİM 2015 30 EKİM 2015 26 EKİM 2015 30 EKİM 2015 HAFTANIN ÖZETİ Küresel piyasalar geçtiğimiz hafta Merkez Bankalarının aldığı kararlar ile yön buldu. Hafta başında Japonya Merkez Bankası ndan gelecek verilere odaklanan piyasalar

Detaylı

YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ

YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ 2014 OCAK SEKTÖREL YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ Nurel KILIÇ Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri sektörü, ekonomiye döviz girdisi, yurt dışında istihdam imkanları, teknoloji transferi ve lojistikten ihracata

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. Gelir Amaçlı Esnek Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2008-31.12.2008 dönemine ilişkin

Detaylı

GÖSTERGELER STOPAJ DÜZENLEMESİ: Vadeye göre pay (Yüzde)

GÖSTERGELER STOPAJ DÜZENLEMESİ: Vadeye göre pay (Yüzde) Hazırlayan: Alaattin AKTAŞ ala.aktas@gmail.com GÖSTERGELER PROJEKSİYON STOPAJ DÜZENLEMESİ: TL mev. Vadesiz Vadeye göre pay (Yüzde) Bir Aya Üç Aya Altı Aya Bir Yıla ve Daha Uzun 2005 17,8 20,6 45,8 10,5

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72 i Bu sayıda; Haziran İşgücü ve İstihdam gelişmeleri; Ocak-Ağustos Bütçe verileri değerlendirilmiştir. i 1 Gerçek işsizlikte ciddi artış

Detaylı

Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor?

Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor? Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor? Pınar ELMAS Otomotiv sektörü, ekonomide yarattığı katma değer, istihdama olan katkısı ve ilişkide bulunduğu diğer sektörlerdeki teknolojik gelişmenin

Detaylı

NİTELİKLİ EĞİTİMİN TOPLUMUN REFAH SEVİYESİNE ETKİSİ. Prof.Dr. Muammer Kaya, ESOGÜ Rektör Adayı, mkaya@ogu.edu.tr

NİTELİKLİ EĞİTİMİN TOPLUMUN REFAH SEVİYESİNE ETKİSİ. Prof.Dr. Muammer Kaya, ESOGÜ Rektör Adayı, mkaya@ogu.edu.tr NİTELİKLİ EĞİTİMİN TOPLUMUN REFAH SEVİYESİNE ETKİSİ Prof.Dr. Muammer Kaya, ESOGÜ Rektör Adayı, mkaya@ogu.edu.tr Öncelikle nüfusa ve bu nüfusun ne kadarının genç olduğunu anlatan rakamlara bakalım 2013

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Temmuz 2013, No: 65

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Temmuz 2013, No: 65 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Temmuz 2013, No: 65 i Bu sayıda; Mayıs ayı Sanayi Üretim Verisi, TCMB nin Dövize Müdahaleleri değerlendirilmiştir. i 1 Sanayi Üretimi Umut Vermiyor Mayıs

Detaylı

İHRACATIN FİNANSMANI METİN TABALU / TİM GENEL SEKRETER YARDIMCISI

İHRACATIN FİNANSMANI METİN TABALU / TİM GENEL SEKRETER YARDIMCISI 1 İHRACATIN FİNANSMANI METİN TABALU / TİM GENEL SEKRETER YARDIMCISI 4 EKİM 2013 2004-1 2004-4 2005-3 2006-2 2007-1 2007-4 2008-3 2009-2 2010-1 2010-4 2011-3 2012-2 2013-1 TÜRKİYE DE GSYH İTHALAT İLİŞKİSİ

Detaylı

2001 2013 Döneminde Türk Bankacılık Sektörü

2001 2013 Döneminde Türk Bankacılık Sektörü 2001 2013 Döneminde Türk Bankacılık Sektörü Prof. Dr. Sudi Apak Beykent Üniversitesi İçerik 2 Slayt 1 - Türk Bankalarında kurum riski bulunmaktadır. 140,00% Türk Bankacılık Sektörünün Aktif Büyüklüğü /

Detaylı

Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ

Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ KIBRIS RUM KESİMİ ÜLKE RAPORU Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ I.GENEL BİLGİLER Resmi Adı : Kıbrıs Cumhuriyeti Yönetim Şekli : Cumhuriyet Coğrafi Konumu : Akdeniz deki beş büyük adadan

Detaylı

Sayın DEİK Başkanım, Kıymetli Konuklar, Değerli Basın Mensupları, Hepinizi Türkiye İhracatçılar Meclisi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın DEİK Başkanım, Kıymetli Konuklar, Değerli Basın Mensupları, Hepinizi Türkiye İhracatçılar Meclisi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum. Sayın DEİK Başkanım, Kıymetli Konuklar, Değerli Basın Mensupları, Hepinizi Türkiye İhracatçılar Meclisi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum. Bu akşam, Ambargo Sonrası İran: Ekonomik ve Ticari Etki Analizi

Detaylı

GÜNE BAŞLARKEN 6 Ağustos 2009

GÜNE BAŞLARKEN 6 Ağustos 2009 GÜNE BAŞLARKEN 6 Ağustos 2009...ekonomikarastirma@halkbank.com.tr... YURTİÇİ GELİŞMELER Yurtiçi Piyasalar-Döviz B ankalararası döviz piyasasında dolar kuru bugün açılışta, dünkü spot kapanışa göre kayda

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Para Piyasası Likit Emeklilik Yatırım Fonu(KAMU) Emeklilik Yatırım Fonu nun

Detaylı

TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ

TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ a. Sektörün Dünya Ekonomisi ve AB Ülkelerindeki Durumu Dünya mobilya üretimi 2010 yılında yaklaşık 376 milyar dolar olurken, 200 milyar dolar olan bölümü üretim

Detaylı

MİLLİ GELİR VE BÜYÜME

MİLLİ GELİR VE BÜYÜME EYLÜL Gayrisafi Yurtiçi Hâsıla (GSYH), yılının. çeyreğinde, önceki yılın aynı dönemine göre %, oranında büyüdü.. çeyrek gelişim hızı ise, %, e yukarı yönlü revize edildi. Böylece Türkiye ekonomisi, yılın

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Hollanda ya ihracat yapan 361 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

TÜRKİYE DIŞ TİCARETİNDEN İZMİR İN ALDIĞI PAYIN ANALİZİ

TÜRKİYE DIŞ TİCARETİNDEN İZMİR İN ALDIĞI PAYIN ANALİZİ 2013 ARALIK EKONOMİ TÜRKİYE DIŞ TİCARETİNDEN İZMİR İN ALDIĞI PAYIN ANALİZİ Erdem ALPTEKİN Giriş İzmir, 8.500 yıllık tarihsel geçmişe sahip, birçok medeniyetin birlikte hoşgörüyle yaşadığı, oldukça zengin

Detaylı

Ödemeler Dengesi Doç. Dr. Dilek Seymen Araş. Gör. Aslı Seda Bilman 1 Plan Ödemeler Dengesi, tanım, kapsamı Ana Hesap Grupları Cari Denge, Sermaye Hesabı Dengesi Farklı Ödemeler Dengesi Tanımları Otonom

Detaylı

2015 AĞUSTOS DIŞ TİCARET BÜLTENİ 30 Eylül 2015

2015 AĞUSTOS DIŞ TİCARET BÜLTENİ 30 Eylül 2015 2015 AĞUSTOS DIŞ TİCARET BÜLTENİ 30 Eylül 2015 Ağustos 2015 Dış ticaret istatistiklerine ilişkin veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 30 Eylül 2015 tarihinde yayımlandı. TÜİK, Gümrük ve

Detaylı

ASOMECLİS. Ankara Sanayi Odası Meclis Toplantısı

ASOMECLİS. Ankara Sanayi Odası Meclis Toplantısı Ankara Sanayi Odası Meclis Toplantısı 27 Mart 2013 Türkiye bu düşük büyüme hızıyla 2023 hedeflerine ulaşamaz NURETTİN ÖZDEBİR ASO YÖNETİM KURULU BAŞKANI Sayın Başkan, Meclisimizin değerli üyeleri, değerli

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 29 Haziran 2015, Sayı: 17. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 29 Haziran 2015, Sayı: 17. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 17 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER - BÜYÜME

TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER - BÜYÜME 1 TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER - BÜYÜME 12.0 Türkiye GSYİH Büyüme Oranları(%) 10.0 9.4 8.4 9.2 8.8 8.0 6.0 4.0 6.8 6.2 5.3 6.9 4.7 4.0 4.0 5.0 2.0 0.7 2.1 0.0-2.0-4.0-6.0-8.0-5.7-4.8 Tahmin(%) 2014

Detaylı

ŞUBAT 2016. Sanayi Üretim Endeksi 2015 Kasım ayında 130 seviyesinde gerçekleşerek yıllık bazda %3,6 artış kaydetti. Endeksin bu

ŞUBAT 2016. Sanayi Üretim Endeksi 2015 Kasım ayında 130 seviyesinde gerçekleşerek yıllık bazda %3,6 artış kaydetti. Endeksin bu ŞUBAT 1 yılını 1, seviyesin- bitiren Reel Kesim 1de Güven Endeksi (RKGE), yeni yılın ilk ayında 13,3 düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde endeksin gelişiminde, mal stok miktarı, son 3 aya dair sipariş miktarı

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2013 (SAYI: 49) 27.03.2013 GENEL DEĞERLENDİRME Reel sektör borçlanma ile döviz cinsinden risk biriktirmeye devam ediyor Dünya ekonomisinde olumlu yöndeki işaretler az da

Detaylı