Geriatrik Depresyon ve Tedavisi

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Geriatrik Depresyon ve Tedavisi"

Transkript

1 Geriatrik Depresyon ve Tedavisi Dr. Meltem HALİL Hacettepe Üniversitesi T p Fakültesi, İç Hastal klar Anabilim Dal, Geriatri Ünitesi, ANKARA Geriatric Depression and Treatment Anahtar Kelimeler: Geriatri, depresyon, tedavi Key Words: Geriatrics, depression, treatment Tablo 1. Majör depresyon tan kriterleri. A. ki haftal k bir dönem s ras nda daha önceki ifllevsellik düzeyinde bir de ifliklik olmas ile birlikte belirtilerden en az biri depresif duygudurum ya da ilgi kayb -zevk alamama olmak kayd yla afla dakilerden en az beflinin bulunmas gerekir. 1. Hemen her gün yaklafl k gün boyu süren depresif duygudurum 2. Hemen her gün yaklafl k gün boyu süren tüm etkinliklere karfl ilgi kayb ya da art k zevk alamama 3. Önemli derecede kilo kayb ya da kilo al m 4. Hemen her gün uykusuzluk ya da afl r uyku 5. Hemen her gün psikomotor ajitasyon ya da retardasyon 6. Hemen her gün yorgunluk-bitkinlik ya da enerji kayb 7. Hemen her gün afl r ya da uygunsuz de ersizlik-suçluluk duygular (sanr sal olabilir) 8. Hemen her gün düflüncelerini belli bir konuya konsantre etme yetisinde azalma ya da karars zl k 9. Yineleyen ölüm düflünceleri ya da giriflimi B. Bu semptomlar mikst bir epizodun ölçütlerini karfl lamaz. C. Bu semptomlar toplumsal mesleki alanlarda ya da önemli di er ifllevsellik alanlar nda bozulmaya neden olur. D. Bu semptomlar, genel bir t bbi duruma ya da madde kullan m etkisine ba l de ildir. E. Bu semptomlar yasla daha iyi aç klanamaz. Yaşl da depresyonla ilgili tan mlamalar, klasifikasyonlar ve kriterler s kl kla yetersizdir. Yaşl da depresyonla ilgili kullan lan terminolojiler aras nda majör depresyon, genel kriterlere uymayan depresif belirtiler (eşik alt depresyon, subsendromal depresyon, en s k görülen tablo), minör depresyon, psikotik depresyon, distimik depresyon, medikal hastal klara bağl duygudurum sorunlar (organik depresyon), s - n fland r lamayan depresif duygudurum, hipokondriyak depresyon, nörovejetatif depresyon gibi farkl tan mlamalar vard r. Fiziksel ve somatik psikiyatrik belirtilerin kar ş m bir tablo olan overlap klinik, somatizasyon ve uygunsuz fiziksel şikayetlerle birlikte deprese duygudurum, geç başlayan nörolojik şikayetler, kendine zarar verme (yememe, içmeme, kendine bak m n b rak lmas ), psödodemans, iletişim sorunlar, anormal ve yeni kişilik özellikleri kazan m gibi yaşl da farkl klinik prezentasyonlar vard r. Klasik olarak kullan lan DSM-IV majör depresyon tan kriterleri Tablo 1 de gösterilmiştir. Yaşl l k depresyonu tek baş na ya da diğer hastal klarla ilişkili olarak ortaya ç kabilir. Depresyon yaşl - larda en s k görülen ruhsal hastal kt r ve s kl kla fiziksel hastal kla birlikte görülmektedir. Fiziksel hastal k ve depresyon ilişkisi, yaşl lar n ve yak nlar n n yaşam kalitesi üzerinde belirgin olumsuz etkiler yapmaktad r. Özellikle aile desteğinin, ekonomik zorluklar olan yaşl larda depresif belirtileri azaltt ğ bulunmuştur. Son y llarda yap lan çal şmalar strese karş yaşl n n korunmas nda sosyal destek sistemlerinin önemini ortaya ç karm şt r. Depresyon disabiliteye ve bağ ms zl ğ n azalmas na sebep olarak yaşl ya, aileye, bak c ya ve kurumlara yük getiren bir hastal kt r. Deprese yaşl başka sorunlarla sağl k hizmetlerine daha çok (dört kat fazla) başvurmaktad r (somatik yak nmalar). Erken teşhis ve tedavi yaşl da yaşam kalitesine, bağ ms zl ğa ve fonksi- 24

2 yonelliğe olumlu etkiler yapmaktad r. Yaşl da depresyonun teşhis ve tedavisinde s kl kla eksiklikler vard r. Yaşl hastalarda depresyon genç hastalara göre farkl bir belirti dağ l m gösterebilir. Bulgu ve belirtilerinde tipik depresyon belirtilerine göre farkl l klar bulunduğu için hasta yak nlar ve doktorlar taraf ndan s kl kla tan namayan depresyon, yaşlanman n doğal bir sonucu olarak da yorumlanabilir. Tedaviye yan t aç s ndan da çeşitlilik gösterir. Bu nedenle yaşl larda depresyon zor tan nan ve genellikle yetersiz tedavi edilen bozukluklar n baş nda gelir. Yaşl da depresyonun teşhis ve tedavisi yetersizdir, depresyon varl ğ nda mortalite artt ğ ndan son derece önemlidir. Bak m evlerinde kalan yaşl larda farkl klinik prezentasyonlara daha s k rastlan r, çoğu zaman uzun süredir depresyon vard r ve kronik kal nt kişilik özelliği haline gelmiştir. Medikal cevap daha uzun sürede gerçekleşir ve daha azd r. Psikotik klinik, ölüm düşünceleri, değersizlik düşünceleri daha belirgindir. Yemek yememe, kas tl uygunsuz davran şlar (inkontinans, ç ğl k atma ve bağ rma gibi ajite davran şlar, agresif davran şlar) daha s kt r. Hastayla iletişim kurmak çoğu zaman daha zordur. EPİDEMİYOLOJİ Ülkemizden yap lan bir çal şmada Kulaks zoğlu ve arkadaşlar toplumda yaşayan yaşl larda depresyon s kl ğ n %16 olarak bildirmişlerdir. Hacettepe Üniversitesi T p Fakültesi İç Hastal klar Anabilim Dal Geriatri Ünitesi nin yapt ğ çal şmada, 1255 yaşl da; klinik geriatrik değerlendirme yap lm ş ve geriatrik depresyon skalas ve mini mental skor incelemesi sonras %14.4 demans, %21.8 depresyon hastas saptanm şt r. Ayn çal şmada Alzheimer hastalar n n %34 ünde depresyon birlikteliği tespit edilmiştir. %15-20 yaşl da tüm depresyon kriterlerine uymayan depresif yak nmalar (subsendromal depresyon) vard r; birinci basamaktaki yaşl lar n %17-34 ünde depresif semptomlar, bunlar n %30 unda majör depresyon, hastanede yatan yaşl larda majör depresyon %13-20 ve subsendromal depresyon %25-35, bak m evlerinde majör depresyon %15-20 ve subsendromal depresyon %30-80 oranlar nda saptanm şt r. Kanseri olanlarda %10-60, kronik ağr da %20-65, Parkinson hastalar nda %30-70, stroke sonras %30-50 depresyon oranlar yaşl da kronik hastal k varl ğ n n önemini belirtmektedir. DSM-III ve DSM-III-R ölçütlerini kullanarak toplumda yap lan epidemiyolojik çal şmalar, yaşl larda depresif belirtilerin s kl ğ n %5-25 oran nda bildirmiştir. Majör depresyon oran ise yaklaş k %1-4 düzeyindedir. Altm ş beş yaş ve üzerinde yaşl grupta toplam yayg nl k kad nlarda %1.4, erkeklerde %0.4, toplamda %1 olarak bildirilmiştir. Bu s kl k gençlerin (18-44 yaş) yaklaş k dörtte biridir. Yaşl larda depresyonun görece düşüklüğü depresyonu olanlar n farkl bir tablo ile başvurmas na ve tan koymak için yaşl lara uygun ölçütlerin kullan lmamas na, s kl kla tan n n atlanmas na bağl olabilir. Yaşl larda depresyon somatik yak nmalar ve bilişsel belirtilerle maskelenebilir ya da yaşl lar s k nt lar n hat rlay p bildirmek konusunda güçlük çekebilir. Yaşl lar depresif semptomlar n daha az söyler, haf - za sorunlar sebebiyle yaşl lar depresif yak nmalar n daha az hat rlar, yaşl lar genelde klasik yaş grubu için planlanm ş kriterlere uyan semptomlar taş maz. Yaşl larda depresyonun farkl oranlarda görülmesi kohortlarda yaş ve kuşak etkisiyle de aç klanmaya çal ş lm şt r. Her yaş kuşağ n n, döneminde farkl olaylara şahit olmas (ekonomik buhran, savaş y llar gibi) bugünkü yaşl larda ve geleceğin yaşl lar nda farkl sonuçlar n ortaya ç kacağ n düşündürmektedir. Bunlar da yaşl larda depresyonu anlamak için farkl skalalar ve klinik değerlendirmelerin yap lmas gerektiğini desteklemektedir. Öte yandan majör depresyon ölçütlerini karş lamayan depresyon belirtilerinin yaşl lardaki s kl ğ n n yaklaş k %15-30 lar bulduğunu bildiren çal şma sonuçlar vard r. İNTİHAR Tüm yaş gruplar nda depresyona bağl intihar, intihar gerçekleştirme ve ölümle sonland rma riski en yüksek yaş grubu yaşl lard r. Altm ş beş yaş üzerinde erkeklerde genel toplumda beklenen intihar oran n n beş kat, 85 yaş üzerinde ise alt kat olduğunu bildiren çal şmalar vard r. Erkeklerde intihar oran yaşla birlikte sabit olarak artar. Yaşl larda intihar için diğer önemli risk faktörleri yaln zl k ve sosyal izolasyondur. İntihar eden yaşl lar n çoğu duldur. Yas ve eş kayb da en önemli izolasyon nedenidir. Daha az k sm ise bekar, eşinden ayr lm ş veya boşanm şt r. İntihar düşüncelerinin öncülleri hastalar n %10 u için ekonomik sorunlar, kötü t bbi bak m ve depresyon olarak bildirilmiştir. Yaşl lar genelde intihar düşüncelerini intihar etmeden önceki aylarda etraf ndakilere ya da varsa doktoruna söyler, depresif her yaşl da intihar düşünceleri sorulmal d r. İntihar riski olan yaşl - lar için aile desteği, sosyal çal şmac ve psikolog desteği sağlanmas, depresyonun erken tan nmas, intihar düşüncelerinin mutlaka sorgulanmas ve çevresel önlemlerin al nmas önerilmektedir. İntihar riski yüksek hastalarda elektrokonvülzif tedavi (EKT) yararl bir tedavi seçeneğidir. İzolasyon, yas, işe yaramazl k, kötü fiziksel sağl k, yetiyitimi gibi faktörlerin düzeltilmesi intihar önlemede önemli hedeflerdir. 25

3 Halil M YAŞLILARDA DEPRESYON İÇİN RİSK FAKTÖRLERİ ve ETYOLOJİ Daha önce depresyon atağ ya da başka psikiyatrik hastal k öyküsü, dini ve sosyal faaliyetlerin az olmas, kognitif kapasitede azalma, yaln z yaşama, yeni medikal hastal k, kronik hastal klar, düşük eğitim seviyesi, evlenmemiş olma, yetersiz sosyal destek ve stres önemli predispozan faktörlerdir. Kesin risk faktörleri aras nda kad n cinsiyet, kendinde ya da ailede depresyon öyküsü, mahrumiyet, uyku bozukluklar ve yetiyitimi vard r. Muhtemel risk faktörleri aras nda ise eş ya da çocuk kayb gibi olumsuz yaşam olaylar, huzur evi ve bak m evinde kalma, kötü fiziksel sağl k yer almaktad r. Yas tutan yaşl lar n %15-30 unda majör depresyon gelişmektedir. Tüm olumsuz yaşam olaylar nda depresyon görülmediği gibi, depresyonlular n tümünde de olumsuz yaşam koşullar yoktur. Önemli ama tek baş na yeterli olmayan bir ilişkidir. Fiziksel hastal k ve depresyon aras ndaki ilişki iki yönlüdür. Fiziksel sağl ğ n iyi olmamas depresyonun gidişini olumsuz yönde etkilerken depresyondaki psikomotor retardasyon, iştah azl ğ na bağl beslenme yetersizliği, immün sistemde zay flama, fiziksel hastal k oluşmas n kolaylaşt r r ya da var olan fiziksel hastal ğ n gidişini kötüleştirir. Depresyonu olan hastalar olmayanlara göre fiziksel hastal k nedeniyle hastanede daha uzun süre kalmaktad r. Depresyon ve komorbid hastal k ilişkisi iç hastal klar kliniklerinde büyük önem taş maktad r. Kanser, kardiyovasküler hastal klar, serebrovasküler hastal klar, Parkinson hastal ğ, Alzheimer demans, vasküler demans, osteoartrit depresyonun s kl kla eşlik ettiği önemli dahili hastal klard r. Organik depresyona sebep olabilecek hastal klar Tablo 2 de gösterilmiştir. İnme hastalar nda depresyon %25-30 oran nda görülmektedir ve olgular n yar s ilk ay içerisindedir. Prefrontal sistem veya düzenleme sistemlerinin tek ya da birbirine eklenmiş lezyonlar taraf ndan zedelenmesinin vasküler depresyona neden olabileceği öne sürülmektedir. Serebrovasküler olaylarda lezyonun büyüklüğü ve işlevsellik kayb n n, depresyonla pozitif ilişkisi olduğunu gösteren çal şmalar vard r. Ayr ca, anterior temporolimbik sistemde işlev bozukluğunun da etyolojide rol oynad ğ san lmaktad r. Vasküler depresyon hipotezini depresyon ve serebrovasküler hastal klar n birlikteliğinin s k olmas (%25-30 oran nda), iskemik lezyonlar n farkl davran ş, duygu kal plar ortaya ç karmas, serebrovasküler hastal klar n ikincil depresyon için risk faktörü olmas da bu hipotezi güçlendirmektedir. Geç dönemde ortaya ç kan depresyonun sessiz serebral infarktüslerin belirtisi olabileceği bildirilmiştir. Parkinson hastal ğ nda depresif belirti s kl ğ %70, majör depresyon tan s s kl ğ da %30-40 düzeyindedir. Parkinson hastal ğ nda depresyon tedavisine genellikle iyi yan t al n r. Yaşl larda s k kullan lan baz ilaçlar depresyon nöbetlerini tetikleyebilir. Digoksin, levodopa, steroidler, beta-blokerler, antihipertansifler gibi ilaçlar reçete edilirken bu aç dan dikkat edilmelidir. Tablo 2. Depresyon gelişmesine sebep olabilecek dahili hastal klar ve ilaçlar. Metabolik bozukluklar: Üremi, di er böbrek hastal klar, hiponatremi, hipokalemi, serum bikarbonat düzeyinde yükselme, gut, porfiri. Santral sinir sistemi hastal klar : Multipl skleroz, Parkinson, demans, beyin tümörleri, inme, Huntington hastal, kronik subdural hematom, temporal lob nöbetleri, myastenia gravis, serebrovasküler hastal klar, epilepsi, hidrosefali, santral sinir sistemi infeksiyonlar, migren, narkolepsi, ilerleyici supranükleer palsi, uyku apnesi, santral sinir sistemi travmalar, Wilson hastal. Cerrahi komplikasyonlar Di er nedenler: Kranial radyasyon, amiloidoz, psöriyazis, sarkoidoz. Endokrin bozukluklar: Hipotiroidizm, hipertiroidizm, Cushing sendromu, Addison hastal, birincil aldosteronizm, menopoz, postpartum dönem, diabetes mellitus, hiperinsülinizm, hipoparatiroidizm, hipopitüitarizm, akromegali, menstrüasyon dönemleri, do um sonras dönem. Beslenme yetersizli i: Pellegra, tiamin yetmezli i, skorbit, vitamin B 12, folat eksikli i, piridoksin eksikli i, demir eksikli i, protein eksikli i, niasin eksikli i. Gastrointestinal hastal klar: Siroz, inflamatuvar ba rsak hastal klar, Celiac hastal, Whipple hastal, pankreatit. Kollajen doku hastal klar : Sistemik lupus eritematozis, romatoid artrit, poliarteritis nodosa, dev hücreli arterit, temporal arterit. laçlar: Antihipertansif ilaçlar: Levodopa, beta-blokerler, reserpin, kemoterapi ilaçlar, vinkristin, vinblastin, L-asparaginaz, prokarbazin, interferon, tamoksifen, steroidler, simetidin, ranitidin, difenilhidotoin, dijital, benzodiazepinler, oral kontraseptifler. Psikoaktif maddeler: Alkol, opiyatlar, amfetamin, kokain kesilmesi. 26

4 Temel olarak yaşl larda depresyon etyolojisinde, normal ve patolojik yaşlanma sürecine ait biyokimyasal değişikliklerin depresyona bir yatk nl k oluşturduğu ve vücut sistemlerini yayg n olarak etkileyen fiziksel hastal klar, çoğul ilaç kullan m, beslenme yetersizliği ve psiko-sosyojenik etkiler gibi çevresel faktörlerin de bu yatk nl k zemininde depresyon nöbetlerini tetiklediği öne sürülmüştür. Normal yaşlanma ile ilgili değişikliklerin depresyona zemin haz rlad ğ düşünülmektedir. Depresyonda görülen hipotalamo-pitüiter-adrenal (HPA) ve hipotalamo-pitüiter-tiroid (HPT) ekseninde değişimler yaşl l k depresyonunda da çoğu kez saptanmaktad r. HPA eksenindeki değişimler yaşlanmaya daha hassast r. Hem yaşlanma hem de depresyonda santral sinir sisteminde (korteks, hipokampus, nükleus kaudatus ve talamus) serotonin, dopamin, norepinefrin ve metabolitleri düzeylerinde azalma ve monoamin oksidaz-b enziminin aktivitesinde artma olur. KLİNİK ve TANI Erken başlang çl depresyonun tüm belirtileri geç başlang çl depresyonda da görülebilir. Ancak nörovejetatif bulgular, somatik aş r uğraşlar, ajitasyon, unutkanl k ve sanr lar daha s k görülür. Hastalar n s kl kla enerji kayb, konsantrasyon zorluğu, uyku sorunlar (özellikle erken uyanma ve uykunun s kça bölünmesi), ağr, iştah azl ğ, kilo kayb gibi şikayetleri olur. Çal şmalar hipokondriyak yak nmalar, intihar düşünceleri, ilgi kayb -isteksizlik ve uykusuzluğun majör depresyonu olan yaşl larda belirleyici semptomlar olduğunu göstermektedir. Tan da klinik esast r. Öykü de mutlaka sorgulanmal d r. Ağlama, isteksizlik, can s k nt s, somatik yak nmalar, uyku sorunlar, halsizlik gibi yak nmalar yaşl hastada unutkanl k ile birlikte yaşl ne şikayetle gelirse gelsin sorgulanmal d r. Demans, hipokondriyazis, alkolizm, şizofreni, organik mental hastal klar ay r c tan da düşünülmelidir. Geriatrik depresyon skalas, DSM-IV depresyon kriterleri, mini mental durum değerlendirmesi, saat çizdirme testi, detayl klinik, fiziksel ve kognitif değerlendirme her yaşl hastada yap lmal d r. Tam kan say m, kalsiyum, tiroid fonksiyon testleri, vitamin B 12, folat, hemoglobin, elektrolitler, renal ve karaciğer fonksiyonlar, tan öncesi değerlendirilmelidir. Beyin tomografi ya da manyetik rezonans görüntüleme s kl kla gerekmez, başka hastal klar ekarte etmek için klinik olarak şüphelenilen olgularda yap labilir. Majör depresyon tan s için kriterlerden en az dördünün en az iki hafta içinde hemen hemen her gün olmas ve hastan n sosyal-iş yaşam nda ve hayat n n diğer fonksiyonel alanlar nda belirgin bozukluğa yol açm ş olmas gerekir. On beş soruluk k sa ve s k kullan lan evet-hay r cevaplar n n olduğu ve geriatri ve geropsikiyatri ünitelerinde s kl kla kullan lan k sa geriatrik depresyon skalas testinde 5 puan ve 30 soruluk uzun testte 11 puan ve üstleri depresyon düşündürür. Tan sal değildir. Demans varl ğ nda yorumlanmas güçtür. Yas döneminde depresyon ve yas ay r m bu skala ile yap lamaz. Yaşl da depresyon tan s tam bir geriatrik değerlendirme ile mümkün olur. DSM-IV kriterlerine göre minör depresyon için depresif duygudurum veya ilgi azalmas ile birlikte en fazla dört belirti, majör depresyon için dokuz kriterden en az beş belirti gerekmektedir. ICD-10 s n flamas na göre hafif şiddetli depresyon için A semptomlar ndan iki tane, B semptomlar ndan iki tane; orta şiddete depresyon için A semptomlar ndan iki tane, B semptomlar ndan en az dört tane; ağ r şiddette depresyon için A semptomlar n n hepsi, B semptomlar ndan en az beş tane gerekmektedir. Yaşl da yas dönemi çoğu zaman uzar, değersizlik düşünceleri, ölme isteği, ümitsizlik düşünceleri ve yas belirtilerinin şiddetli olmas gibi belirtiler depresyonu düşündürür. Genelde ağlamalar, iç çekmeler, nefes darl ğ, iştahs zl k, ses değişikliklerinin eşlik ettiği semptomlar görülebilir. Depresyon kriterlerine uyan ve yas süresi iki ay geçen hastalar depresyon olarak tedavi edilmelidir. Fiziksel hastal k ve depresyon ay r m için; eski kliniğinin aksine yeni gelişen fiziksel ya da psikolojik bir semptom varsa, hastan n disabiliteleri olsa dahi yaşam kalitesinde kötüleşmeyi başka aç klayan faktör yoksa, klinik olarak stabil giden kronik hastal klar olan bir hastada son dönemde ilgi ve aktivitelerde azalma varsa, sebebi bulunamayan ağr lar, kulak patolojileriyle aç klanamayan ç nlama-uğultu şeklinde semptomlar varsa ileri yaşta ortaya ç kan hipokondriyak yak nmalar, obsesyon, anksiyete, uyku problemleri, yememe, içmeme, ilaçlar almama, yard m reddetme, kapanma, kilo kayb gibi pasif intihar ya da ölüm belirtileri varsa ve yak n zamanda gelişen anhedoni, değersizlik düşünceleri, suçluluk düşünceleri varsa overlap sendromdan çok depresyon lehine klinik düşünülmelidir. En s k somatik yak nmalar, asteni, kuvvetsizlik, halsizlik, vücudun farkl yerlerinde ağr lar, baş ağr s, kar n ağr s ve kab zl kt r. Obsesif kompülsif bozukluk ve kişilik bozukluğu gibi durumlar n primer olarak yaşl l kta başlamas nadirdir. Bu nedenle bunlar ilk kez yaşl l k döneminde ortaya ç kt ğ nda depresyon bağlam nda görülebileceği akla gelmelidir. Anksiyete bulgular bazen tabloya hakim olabilir ve depresyon gözden kaçabilir. Anksiyete tek baş na yaşl - 27

5 Halil M larda s k görülse de depresyona da eşlik edebilir. Anksiyeteli depresyon oran yaşl larda ve gençlerde birbirine benzerdir. Psikotik özellikler, hastanede yatan depresyonlu yaşl hastalar n %20-45 inde görülür, toplumda yaşayan yaşl depresyon hastalar n n ise %3.6 s n oluşturur. Genelde bu hastalarda sanr lar ortaya ç kar, varsan - lar daha az görülür. Sanr lar s kl kla depresif duygudurumla uyumludur. Suçluluk, iç organlar n çürüdüğü, hastaland ğ, yok olduğu şeklinde somatik ya da nihilistik sanr lar, kötülük görme ve bazen de k skançl kla ilgilidir. Görme varsan lar n n varl ğ nda nörolojik bir hastal k tan s ay r c tan da akla getirilmelidir. Demansl hastalarda görülen sanr lar ise daha az sistematize ve duygudurumla uyumsuzdur. DEPRESYON-DEMANS İLİŞKİSİ Demanstaki depresyonun kliniği klasik majör depresyondan oldukça farkl d r. Demansta depresyon gelişimi tam olarak bilinmemektedir ve tam bir sendrom olarak tan mlanmam şt r. Demanstaki depresyonun şiddetini ölçmek için Cornell demansta depresyon ölçeği kullan lsa da yeterli değildir. Demansta depresyonun tan ve tedavisinde alt n standart yoktur. Bu konuda yak n zamanda standardizasyon için Alzheimer hastal ğ nda duygudurum kriterleri Lyketsos ve arkadaşlar taraf ndan tan mlanmaya çal ş lm şt r. Alzheimer hastal ğ nda depresyon için depresif duygudurum ve zevk almama veya pozitif affekte azalma ile beraber sosyal izolasyon ve geri çekilme, uyku değişikliği, iştah değişikliği, enerjide değişiklikler, ölüm ve intihar düşünceleri, psikomotor değişiklikler, irritabilite ve değersizlik hissi belirtilerinden en az üçü iki hafta boyunca olmal d r. Alzheimer hastal ğ nda depresyon psikolojik bir cevap olarak ortaya ç km ş olabilir, depresyondaki hipokampal atrofi-hiperkortizolemi depresyona sebep olabilir, depresyon Alzheimer hastal ğ n n prodromal bir belirtisi olabilir veya komorbid hastal klar olabilir gibi görüşler vard r. Depresyonu olanlarda demans riski artm şt r. Depresyonun varl ğ mini mental skoru 2-4 puan aras nda düşürdüğünden demansa sebep olabilir. Alzheimer hastal ğ nda depresyon erken dönemlerde daha s kt r, kad nlarda daha s kt r, semptomlar n bildirilmesi veri kaynaklar ndan etkilenebilir, bak m verenler abartabilir. Depresyonu olan yaşl kişilerde belirgin haf za bozukluğunun görüldüğü durumlarda ise depresif psödodemans, geri dönüşlü demansl depresyon, bilişsel bozuklukla giden depresyon gibi tan mlar kullan lmaktad r. Bu kavram depresyonun demans benzeri bir tablo oluşturduğu anlam na gelir. Gerçek demans ile psödodemans ay r m zordur. Depresyon tek baş - na olabilir. Depresyon ve tedavi sonras düzelen unutkanl k varsa psödodemans düşünülür. Alzheimer tipi demansta depresyon prevalans n n %2-20 olduğunu gösteren farkl çal şmalar vard r. Fakat demans depresyonunun tan sal kriterleri belirlenmediğinden çal şmalar asl nda depresyon semptomlar n n s kl ğ - n vermektedir. Vasküler demansta depresyon s kl ğ %19-43 tür. Depresif psödodemans veya geri dönüşlü demans tan s alan hastalar depresyonun gerilemesinden sonra tam olarak iyileşmeyebilir. İlk başta geri dönüşlü demans olan hastalar n %11-23 ü her y l geri dönüşsüz demans olmaktad r. Depresyon Alzheimer demans n n ilk belirtisi olabilir. Depresyon Alzheimer hastal ğ n n seyrinde ortaya ç kabilir. Alzheimer hastalar n n %15-20 sinde majör depresyon, %50 sinde depresif semptomlar vard r. Psödodemans depresyonu olan yaşl hastalar n yaklaş k %15 inde ortaya ç kmaktad r. Depresyon belirtilerinden önce demans belirtileri başlam şsa, depresyon tedavisi ile demans belirtilerinde değişiklik olmam şsa, depresyondan sonra da demans belirtileri devam ediyorsa, hasta bilişsel kay plar n n fark nda değilse demans lehine düşünülmelidir. Depresyona bağl demansta hasta kognitif değerlendirme yap lmas na isteksizdir, umursamaz davranabilir ve bilişsel kay plar n n fark ndad r. Bilişsel kay plar n n ne zaman başlad ğ n daha kesin ve yak n bir tarihle anlat r. Depresyon ve kognitif kapasitede azalma vard r ve antidepresan tedavi ile düzelir. Apati, insomnia, ajitasyon, psikomotor yavaşlama, yorgunluk depresyona, medikal hastal klara ve demansa bağl olabilir. Depresyon hastalar kognitif bozulmay tarih olarak net bir süre vererek hat rlar, unutkanl ğ n fark ndad r ve bundan şikayetçidir; demansta ise klinik seyir sinsidir, hasta genelde fark nda değildir ve unutkanl ğ kabul etmez. Haf za ile ilgili sorulara depresyon hastalar ilgisiz cevaplar verir, testleri yapmak zordur, bilmiyorum-hat rlam yorum şeklinde k sa cevaplar vard r, biraz daha sorulduğunda huzursuzluk olur; demans hastalar ise yanl ş bile olsa unutkanl klar n kompanse etmek için sürekli sorulara cevap verir, testi daha fazla yapmaya çal ş r. Depresyon hastas nda görüşmede kederli bir ifade ve bak ş, ağlama, göz yaş fark edilir. Psödodemansta demanstaki gibi sinsi başlang ç yoktur. Depresyonda afazi, apraksi gibi yüksek kortikal işlevler genelde korunur. Yürütücü işlev bozukluklar yoktur. Depresyon tedavi edildiğinde bilişsel bozukluk ortadan kalkar. Ancak baz hastalarda devam edebilir ve bu hastalarda bilişsel bozulman n demans n erken dönem bulgular olabileceği düşünülmeli- 28

6 Tablo 3. Yaşl depresyonunda tedavi modelleri. Geriatrik de erlendirme Yafll n n sosyal deste i, aile deste i, sosyal hizmet uzman ve psikolog deste i Düzeltilebilir medikal sorunlar n çözümü Çevresel koflullardaki olumsuzluklar n giderilmesi Yafll n n günlük yaflam aktivitelerinde ve enstrümental günlük yaflam aktivitelerinde ba ml l n n azalt lmas na yönelik giriflimler Medikal tedaviler-ilaç, elektrokonvülsif tedavi, psikoterapi dir. Hastalar n pek çoğunda demans tablosu ortaya ç kmadan önce bilişsel bozukluk bir-iki y l süre ile devam edebilir. Bu hastalar n genel yaşl popülasyona göre kat daha fazla oranda geri dönüşsüz demans (s kl kla da Alzheimer hastal ğ ) geliştirdikleri bildirilmiştir. Bu nedenle bu hastalar n bilişsel bak mdan uzun dönem izleme al nmas gereklidir. TEDAVİ ve PROGNOZ Majör depresyon, psikotik depresyon, minör depresyon mutlaka tedavi edilmelidir. Tedaviye rağmen yaşl depresyon hastalar n n %7-30 unda kronikleşme görülür. Kronikleşmeyi kolaylaşt ran faktörler; geçirilmiş atak sürelerinin uzun olmas, t bbi hastal klar n eşlik etmesi, atağ n melankolik özelliklerinin olmamas, sanr lar n eşlik etmesi, klinik belirtilerin ağ r seyretmesi, geç tan konup tedaviye geç başlanmas d r. Geç tan konmas prognozu kötüleştirir. Yaşl depresyonunda tedavi modeli Tablo 3 te gösterilmiştir. Yaşl da depresyon tedavisi ile ilgili bilgilerimiz görece k s tl d r. Çünkü çoğu ilaç çal şmalar ileri yaş yerine yaş aras, çoğul t bbi hastal ğ olmayan ve seçilmiş hasta gruplar ile yap lmaktad r. Subsendromal depresyon, belirgin depresif belirleyiciler bir majör depresyon öncülü ya da yaşl l ğa bağl ya da özgü bir depresyon tipi olabileceğinden klinik olarak depresyon düşünülen olgular, geriatrik depresyon skalas da destekliyorsa DSM-IV kriterlerine tam uymuyorsa da tedavi edilmeli görüşleri son y llarda giderek önem kazanmaktad r. Depresif semptom ve belirtilerin düzeltilmesi, depresyon rekürrensi ve relaps n n önlenmesi, yaşam kalitesi ve fonksiyonel kapasitenin artt r lmas, kişinin sağl k durumunun düzeltilmesi, harcamalar n azalt lmas ve depresyona bağl morbidite ve mortalitenin önlenmesi tedavinin ana amaçlar olmal d r. Yaşl çal şmalar hastalardaki depresyonun daha kötü sonland ğ n bildirse de birçok çal şma ileri yaştaki hastalarda depresyonun seyrinin genç ve orta yaşl hastalardan çok da farkl olmad ğ n göstermektedir. Doğal bir izlem çal şmas nda antidepresan alan ya da almayan yaşl hastalarda ilk bir y lda yineleme ve nüks oranlar gençlere göre daha azken (%15-35), üç-alt y ll k izlem sonunda yineleme riski yaşl larda gençlerdeki oran aşarak %38 e yükselmiştir. Bir y ll k izlem boyunca iyi kalma oran n %50-60 lar bulan çal şmalar vard r. Ancak çal şmadan ç kar lan hastalar için depresyonun ölüm h z n artt rm ş olabileceği ve demans n seyrini h zland rm ş olabileceği göz önüne al nacak olursa ileri yaşta depresyonun prognozunun daha kötü olduğu söylenebilir. İleri yaştaki depresyonda zaman içinde de olsa düzelme olmakta, ancak hastalar n 1/3-1/4 ünde kal nt belirtiler görülebilmektedir. Kal nt belirtiler (örn. akut tedavi sonras uykusuzluk belirtisinin sürmesi) yüksek yineleme riskini göstermektedir. Yaşl hastalarda beyin görüntüleme anormalliklerinin bulunmas depresyon ve diğer ruhsal hastal klar n gelişme riskini artt rmakta ve tedavi yan t n kötüleştirmektedir. Yaşl hastalarda depresyon ilaç tedavisi ve psikoterapiyle etkin şekilde tedavi edilebilir. Tedavinin amac bulgular n iyileşmesini sağlamak, alevlenme ve yinelemeleri engellemek, işlev düzeyi ve yaşam kalitesini art rmakt r. Yaşl larda gençlerde kullan lan antidepresanlar kullan lmakta, ancak yaşla birlikte ilaçlar n farmakokinetiği ve farmakodinamiği değişmektedir. Bu nedenle yaşl larda ilaç tedavisine düşük dozlarla başlanmal ve doz art r m daha yavaş yap lmal d r. Yaşl larda antidepresan yan t n gençlere göre daha geç, ortalama 4-12 hafta içinde ortaya ç kt ğ bilinmektedir. Depresyonun düzelmesinden yani akut tedaviden sonra en az alt ay daha alevlenme olmamas için devam tedavisi yap lmal d r. Yineleme riski yüksek olanlarda ise sürdürüm tedavisi yap lmal ve antidepresanlara en az bir-iki y l devam edilmelidir. Sürdürüm tedavi dozu atak s ras nda kullan lan dozla ayn olmal d r. Klasik olarak yaşl da depresyon tedavisi sonras 1/3 hastada tamamen tedavi, 1/3 hastada parsiyel iyileşme ve relaps, 1/3 hastada tedaviye cevaps zl k söz konusudur. Ancak burada hastan n bazal durumu ve özellikleri belirleyicidir. İlaçlarla %60-80 etkinlik, psikoterapilerle %50 etkinlik, EKT ile %80 etkinlik olacağ n bildiren çal şmalar vard r, ancak genelde %30-50 relaps (ilk iki y lda) görülmektedir. Tedavi en az alt ay yap lmal - d r ve bir-iki y la kadar idame tedavi öneren yaz lar vard r. Tedavi etkisiz demek için en az alt -sekiz hafta ilaç tedavisi düzenli al nm ş olmal d r. Yaşl depresyonunda iyi prognoz kriterleri aras nda kad n cinsiyet, çal ş yor olmak, iyi sosyal destek, ai- 29

7 Halil M le ile birlikte oturma, eş ya da çocuk kayb n n olmamas, uzun dönemli bir kuruma yerleştirilmemiş olma, ailede depresyon öyküsü olmamas, daha önce varsa depresyon atağ n n iyileşmiş olmas, daha öncesinde kişilik bozukluğu ya da başka psikiyatrik hastal k olmamas, demans olmamas, fiziksel sağl - ğ n iyi olmas, disabilitenin olmamas, kronik hastal k say s n n az olmas, depresyon şiddetinin hafif olmas, sanr lar n olmamas, intihar düşüncelerinin olmamas, değersizlik düşüncelerinin belirgin olmay ş yer almaktad r. Tedaviye başlamadan önce iyi bir hikaye, fizik muayene, medikal özgeçmiş, ilaç öyküsü ile tam bir geriatrik değerlendirme yap lmas yaşl depresyonunda özellikle önemlidir. İlaçlar ve özellikle trisiklikler için glokom, üriner obstrüksiyon, yak n zamanl infarktüs ya da anstabil anjina, baş dönmesi-dengedüşmeler, aritmiler detayl sorgulanmal ve QT uzamas, 2 derece AV blok, sol dal bloğu, bifasiküler blok, atriyal fibrilasyon varl ğ nda öncelikle kardiyolojik değerlendirme veya konsültasyon ve sonra antidepresan tedavi (trisikliklerden genellikle kaç n l r) başlanmal d r. Tan dan emin olmak, hastaya ve yak nlar na hastal k, beklentiler, tedavi cevab n n dörtsekiz hafta alabileceği, tedavinin uzun süreli olmas gerekliliği, hastal ğ n tekrarlama riskleri, hastan n yaşam kalitesinde yaratabileceği yan etkiler ve ilaç etkileşimleri hakk nda bilgi verilmeli, kompliyans artt r lmaya çal ş lmal ve intihar riski yüksek hastalarda yüksek dozda al nd ğ nda toksisitesi az olan ilaçlar tercih edilmelidir. Temelde maliyet trisiklik antidepresanlar n lehine olmas na rağmen, ilaç etkileşimleri ve yan etkiler söz konusu olduğunda seçici serotonin gerial m inhibitörleri (SSRI) ve seçici serotonin-noradrenalin gerial m inhibitörleri (SNRI) yaşl depresyonunda ilk seçenek olarak kullan lmaktad r. Depresyon tedavisinde verilen ilaçlar Tablo 4 te gösterilmiştir. Trisiklik antidepresanlar (TSA) n depresyon tedavisinde etkili olmalar na rağmen yan etkileri ve yaşla birlikte farmakokinetiklerinde ortaya ç kan değişiklikler nedeniyle yaşl depresyon hastalar n n tedavisinde ilk seçim olmalar ideal görülmemektedir. TSA lardan en s k amitriptilin, doksepin, nortriptilin, trazodon, mianserin kullan lmaktad r. Ülkemizde doksepin ve nortriptilin yoktur. TSA lar kullan l rken tedaviye uyuma özellikle dikkat edilmelidir. Hastalar n %70 inin önerilen ilaç dozlar n n %25-50 sini almad klar tahmin edilmektedir. Sedasyon ihtiyac olan, uykusuzluk yak nmas ön planda olan hastalarda, ajitasyonu olan depresif hastalarda trazodon antikolinerjik yan etkileri olmad ğ için tercih edilebilir. Tablo 4. Yaşl depresyonu tedavisinde kullan lan ilaçlar. Trisiklik antidepresanlar: Tersiyer aminler (imipramin, amitriptilin, dotiepin), ikincil aminler (nortriptilin, desipramin), atipik (trazodon, mianserin) SSRI: Sertralin, essitalopram, sitalopram, fluoksetin, fluvoksamin, paroksetin SNRI: Mirtazapin, venlafaksin, reboksetin MAO inhibitörleri: Moklobemid Duygudurum düzenleyiciler: Lityum, karbamazepin, valproik asit Di er: Bupropion, tianeptin SSRI: Seçici serotonin gerial m inhibitörleri, SNRI: Serotonin ve noradrenalin gerial m inhibitörleri, MAO: Monoamin oksidaz. Son y llarda, antikolinerjik ve kardiyovasküler yan etkilerinin daha az olmas nedeniyle çoğu klinisyen taraf ndan SSRI lar ilk tercih edilen ilaçlar aras nda yer almaktad r. Presinaptik serotonin gerial m pompas n inhibe eder, serotonerjik iletimin artmas n sağlar. Günde tek doz kullan m ve yan etkilerinin az olmas, tedavi başlang ç dozunun genelde ayn zamanda terapötik doz olmas bu grubun özellikle yaşl hastalarda avantajlar d r. Benzer etki ve yan etki profilleri vard r. Kötüye kullan m ve yüksek dozda daha güvenilirdir. TSA larla benzer etkinlikleri vard r. Yan etkilerinin daha kolay tolere edilebilir olmas, bilişsel bozukluk yapmamas, antikolinerjik ve kardiyovasküler yan etkilerinin az olmas baz avantajlar d r. Antikolinerjik yan etkileri daha az olduğu için demansl larda da tercih edilebilir. S k yan etkiler aras nda ishal (%10), bulant (%15), insomnia (%5-15), ajitasyon ve aş r uyar lma- anksiyete (%2-15), baş ağr - s, sersemlik hissi, kilo kayb vard r. Genelde bu yan etkilere karş ilk iki-dört haftada tolerans gelişir. Ancak SSRI lara bağl ortaya ç kan uygunsuz ADH sendromu, ekstrapiramidal bulgular ve bradikinezi gençlere göre daha fazla görülebilen yan etkilerdir. Ayr ca, uykusuzluk, bulant, anoreksiya, kilo kayb, ajitasyon gibi sorunlar da olabilir. Yaşl larda s k kullan lan, varfarin gibi antikoagülanlar, antihipertansifler ya da digoksin gibi ilaçlarla olan etkileşimlere çok dikkat etmek gerekmektedir. Sitokrom p450 ilaç etkileşimleri bütün SSRI larda vard r, essitalopram ve sertralinde göreceli olarak daha azd r. Venlafaksin presinaptik serotonin ve noradrenalin gerial m n engelleyen, kolinerjik, histaminerjik, alfa-adrenerjik etkisi olmayan depresyonda oldukça etkili ve ilk seçenek ilaçlar aras nda olan bir antidepresand r. Özellikle tedaviye dirençli depresyonlarda tercih edilmelidir. Doz 37.5 mg ile başlay p, kademeli olarak 225 mg a 30

8 kadar art r labilir. S k görülen yan etkileri SSRI lara benzemektedir. Önemli bir yan etkisi ise doz art m yla ortaya ç kan (> mg dozlarda) kan bas nc nda art şt r. Ancak geriatrit depresyon tedavisinde kullan lan dozlar nda kan bas nc nda anlaml art şlar izlenmiştir. Kan bas nc kontrol alt nda olan hastalarda kullan m nda yak n takiple bir kontrendikasyon yoktur. Venlafaksin %30 proteine bağlanma oran yla varfarin, digoksin gibi yüksek protein bağlanma oran olan ilaçlarla güvenle kullan labilir. SSRI ve SNRI lara cevap vermeyen hastalarda tan - y tekrar düşünmek gerekir, sistemik hastal klar gözden geçirilmelidir. Tedavi süresi ve dozun yeterliliği değerlendirilmelidir. Mirtazapin, alfa-adrenerjik reseptör antagonizmas, postsinaptik 5HT2 ve 5HT3 inhibisyonu ve H1 reseptör blokaj yapar, serotonin ve noradrenalini artt - r r. Sitokrom p450 üzerinden ilaç etkileşimi ve cinsel yan etkisi bulunmamaktad r. Agranülositoz, iştah art m, kilo al m, sedasyon yan etkileri vard r. İştah ve sedasyon artt r c etkisiyle anksiyete, uyku bozukluklar ve kilo kayb üzerine olumlu etkileri olur. SSRI ve SNRI lara cevap vermeyen hastalarda tan y tekrar düşünmek gerekir, sistemik hastal klar gözden geçirilmelidir. Tedavi süresi ve dozun yeterliliği değerlendirilmelidir. Moklobemid ülkemizdeki tek selektif monoamin oksidaz (MAO) inhibitörüdür. MAO-A enzimi noradrenalin, serotonin, dopamin ve tiramin y k m n sağlar, bu enzimin geri dönüşlü bloke olmas yla noradrenalin ve serotonin artar. Moklobemidin cinsel işlev bozukluğu, sedasyon, antikolinerjik ya da kardiyovasküler yan etkileri azd r. Ortostatik hipotansiyon, bulant, ajitasyon, baş ağr s, ağ z kuruluğu ve uykusuzluk yapabilir. EKT ağ r majör depresyonu olan yaşl larda en etkili tedavidir. EKT ile iyileşme oranlar %80 e kadar ç kmaktad r. Özellikle şiddetli depresyonda, sanr, varsan ya da diğer psikotik özellikleri olan depresyonda, ağ r psikomotor yavaşlamas olan hastalarda, katatonik stuporda, ciddi intihar riski olan hastalarda tercih edilebilir. EKT ile iyileşme oranlar %80 e kadar ç kmaktad r. İlaç tedavisine dirençli olan hastalarda bile EKT ile yan t oran %63 tür. Ancak invaziv bir tedavi yöntemidir ve sonras nda idame ilaç tedavisi gerekmektedir. EKT sonras %30-50 oran nda relaps görülmektedir. Opipramol depresyon amaçl s kl kla yanl ş olarak kullan lan bir ilaçt r. Antidepresan ve antipsikotik etkilidir. İnsidon, İnsomin, Deprenil, Opridon, İnzeton isimleriyle s kl kla ve uzun süreli verilmektedir. Kalp yetmezliği, KAH, BPH, glokom, epilepsi gibi hastal klar olanlarda ve yaşl da kullan m uygun değildir. Sedasyon, antikolinerjik yan etkiler ve kardiyotoksisite belirgindir ve psikolojik bağ ml l k yapar. İlaca başlamadan önce özellikle trisiklik antidepresanlar için kardiyolojik aç dan öykü ve klinik değerlendirme, glokom, idrar yapmada güçlük, nöbet geçirme öyküsü, baş dönmesi, s k düşme öyküsü, yüksek tansiyon, yak n zamanda geçirilmiş miyokard infarktüsü ve anstabil anjina yönünden hasta sorgulanmal d r. Tüm hastalarda antidepresan tedavi öncesi bazal böbrek fonksiyon testleri, elektrokardiyografi ve karaciğer fonksiyon testleri bak lmal ve ilaç etkileşimleri yönünden ilaç öyküsü detayl sorgulanmal - d r. Hastalar ilaçlar n olas yan etkileri yönünden bilgilendirilmeli ve tedavinin sürekliliği sağlanmal d r. Yaşl depresyonunda psikoterapilerle ilgili çal şmalar az say dad r. Bilişsel davran şç terapi, kişiler aras terapi, sorun çözme terapisi gibi tedavilerin tek baş na ya da farmakoterapi ile birlikte kullan ld ğ nda etkin olduklar gösterilmiştir. Bu çal şmalar n özellikle huzur evlerinde kalan yaşl larda uygulanabilirliği yüksektir. SONUÇ Depresyon yaşl larda en s k görülen geriatrik sendromlardand r. Yaşl hastalar s kl kla kardiyovasküler sorunlar ve kas-iskelet sistemiyle ilgili sorunlar sebebiyle doktora başvurduklar ndan özellikle birinci basamak hekimlerinin ve iç hastal klar hekimlerinin başka şikayetlerle de olsa gelen her yaşl hastada depresyon yönünden değerlendirme yapmalar, tedavi planlamalar ve tedavinin devaml l ğ ve tan n n doğrulanmas amac yla bir geriatri kliniğine ya da psikiyatri ve nöroloji bölümlerine yönlendirmeleri gerekmektedir. İç hastal klar hekimlerine ve birinci basamak hekimlerine yaşl depresyonunun erken teşhisinde ve tedavisinde önemli sorumluluklar düşmektedir. Depresif belirtilerin hastalar, yak nlar ve hekimler taraf ndan s kl kla yaşl l ğa bağl ya da komorbid hastal klara bağl olduklar önyarg s sebebiyle, bu hastal klar n tan lar atlanmaktad r ya da geç dönemde olmaktad r. KAYNAKLAR 1. Baldwin RC, Anderson D, Black S, et al. Guideline for the management of late life depression in primary care. Int J Geriatr Psychiatry 2003; 18: Birrer RB, Vemuri SP. Depression in later life, a diagnostic and therapatic challange. Am Fam Physician May 2004; 69:

9 Halil M 3. Bruce ML, Ten TR, Reynolds CR, et al. Reducing suicidal ideation and depressive symptoms in depresed older primary care patients. JAMA 2004; 291: Cankurtaran M, Ar oğul S. Geriatrik yaş grubunda depresyon. Ulusal Geriatri Kongresi Kitab, 2002: Cankurtaran M, Halil M. Demans ve depresyon. Hacettepe Mezuniyet Sonras İç Hastal klar Eğitim Kursu, 2004: Cankurtaran M, Halil M, Yavuz BB, et al. Depression and concomitant diseases in a Turkish geriatric outpatient setting. Arch Gerontol Geriatr 2005; 40: Chimich WT, Nekolaichuk CL. Exploring the links between depression, integrity and hope in the elderly. Can J Psychiatry 2004; 49: Cohen GD. Depression in late life. Geriatrics 2002; 57: Cole MG, Dendukuri N. Risk factors for depresion among elderly community subjects, a meta analysis. Am J Psychiatry 2003; 160: Conwell Y, Lyness JM, et al. Completed suicide among older patients in primary care practises: A controlled study. J Am Geratr Soc 2000; 48: Dunner DL. Treatment considerations for depression in the elderly. CNS Spectr 2004; 12(Suppl 3): Furlan PM, Kalan MJ, Have HT, et al. SSRIs do not cause affective blunting in healthy elderly volunteers. Am J Geriatric Psychiatry 2004; 12: Gallo JJ, Rebok GW, Tennstedt S, et al. Linking depressive symptoms and functional disability in late life. Aging Ment Health 2003; 7: Gum A, Arean PA. Current status of psychotherapy for mental disorders in elderly. Curr Psychiatry Rep 2004; 6: Heikkenen RL, Kauppinen M. Depressive symptoms in late life, a 10 years follow-up. Arch Gerontol Geriatr 2004; 38: Himelhoch S, Weller WE, Wu AW, et al. Chronic medical illness, depression, and use of acute medical services among medicare beneficiaries. Med Care 2004; 42: Kulaks zoğlu BI ve ark. 2. Ulusal Kognitif Nöroloji Sempozyumu Uydu Sempozyum Kitapç ğ Yaşl larda Depresyon, May s, Mast BT. Cerebrovascular disease and late life depression. Am J Geriatr Psychiatry 2004; 12: Montgomery SA. Late life depression, rationalizing pharmacological treatment options. Gerontology 2002; 48: Murphy GM, Kremer C, Rodrigues HE, et al. Pharmacogenetics of antidepressant medication intolerance. Am J Psychiatry 2003; 160: Lapid MU, Rummans TA. Evaluation and management of late life depresion in primary care. Mayo Clin Proceed 2003; 78: Lavretsky H, Kurbanyan K, Kumar A. The significance subsyndromal depression in geriatrics. Curr Psychiatry Rep 2003; 6: Ong PS. Late life depression, current issues and new challanges. Ann Acad Med Singapore 2003; 32: Özer S, Cankurtaran E, Uluğ B, Uluşahin A. İleri yaşta depresyon. Geriatri 2002 Sempozyum Kitab, 2002: Özkan S. Genel t pta psikiyatrik morbidite. Özkan S (editör). Psikiyatrik T p Konsultasyon-Liyezon Psikiyatrisi. İstanbul, 1999: Parker G. Modelling late life depression. Int J Geriatr Psychiatry 2003; 18: Rabheru K. Special issues in the mangement of depression in older patients. Can J Psychiatry 2004; 49: 41-9S. 28. Raj A. Depression in the elderly. Tailoring medical therapy to their special needs. Post Grad Med 2004; 115: Ruchiel MA. Depression. In: Wise GM (ed). Textbook of Consultation Liasion Psychiatry. Washington: American Psychiatric Publishing, 2002: Sambamoorthi U, Olfson M, Walkup JT, et al. Diffusion of new generation antidepressant treatment among elderly diagnosed with depression. Med Care 2003; 41: Schreiner AS, Hayakawa H, Morimoto T, Kakuma T. Screening for late life depression cut off scores for geriatric depression scale and Cornell scale for depression in dementia among Japanese subjects. Int J Ger Psychiatry 2003; 18: Schweitzer I, Tuckwell V, O Brien J, et al. Is late onset depression a prodrome to dementia? Int J Geriatr Psychiatry 2002; 17: Serby M, Yu M. Overview, depression in elderly. Mt Sinai Med J 2003; 70: Thomas A. Criteria are needed for research in vascular depression. Int Psychogeriatrics 2004; 16: Tiemeier H. Biological risk factors for depression in late life. Eur J Epidemiology 2003; 18: Vandel P. Antidepressant drugs in the elderly, a role of the cytochrome p450 2d6. World J Biol Psychiatry 2003; 4: Watson LC, Lewis CL, Kistler CE, et al. Can we trust depression screening instruments in healthy old-old adults? Int J Geriatr Psychiatry 2004; 19: Wurff WB, Stek ML, Beekman AT. The efficacy and safety of ECT in depressed older patients, a review. Int J Geriatr Psychiatry 2003; 18: YAZIŞMA ADRESİ Uzm. Dr. Meltem HALİL Hacettepe Üniversitesi T p Fakültesi İç Hastal klar Anabilim Dal Geriatri Ünitesi S hhiye-ankara 32

Geriatrik Depresyon ve Yaşl l k Psikozu

Geriatrik Depresyon ve Yaşl l k Psikozu İç Hastalıkları Dergisi 2007; 14(1): 55-68 Geriatrik Depresyon ve Yaşl l k Psikozu Uzm. Dr. Eylem ŞAHİN CANKURTARAN*, Uzm. Dr. Mustafa CANKURTARAN** * Ankara Onkoloji Hastanesi, Psikiyatri Şefliği, **

Detaylı

Az sayıda ilaç. Uzun süreli koruyucu kullanım İlaç değişiminin uzun sürede olması. Hastayı bilgilendirme İzleme

Az sayıda ilaç. Uzun süreli koruyucu kullanım İlaç değişiminin uzun sürede olması. Hastayı bilgilendirme İzleme Temel farmakoterapi ilkeleri Az sayıda ilaç Daha önce kullanılan veya ailede kullanılan ilaç Uzun süreli koruyucu kullanım İlaç değişiminin uzun sürede olması Psikolojik desteğin de sağlanması Hastayı

Detaylı

Çekirdek belirtileri açýsýndan duygulaným alanýnda. Birinci Basamakta Depresyon: Tanýma, Ele Alma, Yönlendirme. Özet

Çekirdek belirtileri açýsýndan duygulaným alanýnda. Birinci Basamakta Depresyon: Tanýma, Ele Alma, Yönlendirme. Özet Birinci Basamakta Depresyon: Tanýma, Ele Alma, Yönlendirme Doç. Dr. Levent KÜEY* Özet Depresyon psikiyatrik bozukluklar arasýnda en sýk karþýlaþýlan hastalýklardan biridir. Depresif hastalarýn önemli bir

Detaylı

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı Doç.Dr.Vesile Altınyazar Tüm dünyada ilaç harcamalarının toplam sağlık harcamaları içindekipayı ortalama %24,9 Ülkemizde bu oran 2000 yılı için %33,5 Akılcı İlaç Kullanımı;

Detaylı

Nörolojik Hastalıklarda Depresyon ve Sitokinler

Nörolojik Hastalıklarda Depresyon ve Sitokinler 46.ULUSAL PSİKİYATRİ KONGRESİ, 2010 Nörolojik Hastalıklarda Depresyon ve Sitokinler Dr.Canan Yücesan Ankara Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Akış Sitokinler ve depresyon Duygudurum bozukluklarının

Detaylı

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı Doç.Dr.Vesile Altınyazar Tüm dünyada ilaç harcamalarının toplam sağlık harcamaları içindeki payı ortalama %24,9 Ülkemizde bu oran 2000 yılı için %33,5 DSÖ tahminlerine

Detaylı

Son 10 yıldır ilaç endüstrisi ile bir ilişkim (araştırmacı, danışman ve konuşmacı) yoktur.

Son 10 yıldır ilaç endüstrisi ile bir ilişkim (araştırmacı, danışman ve konuşmacı) yoktur. Son 10 yıldır ilaç endüstrisi ile bir ilişkim (araştırmacı, danışman ve konuşmacı) yoktur. Travma Sonrası Stres Bozukluğu Askerî Harekâtlar Sonrası Ortaya Çıkan Olguların Tedavisi Bir asker, tüfeğini

Detaylı

DEPRES DEPRE Y S O Y NDA ND PSİKOFARMAKOTERAPİ

DEPRES DEPRE Y S O Y NDA ND PSİKOFARMAKOTERAPİ DEPRESYONDA PSİKOFARMAKOTERAPİ DEPRESYON TANISI Depresif ruh hali İlgi ve isteklerde azalma Enerji azlığı Konsantrasyon bozukluğu ğ İştah bozukluğu Uk Uyku bozukluğu ğ Kendine güven kaybı, suçluluk ve

Detaylı

Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1

Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1 Deomed Medikal Yay nc l k Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1 Birinci bask Deomed, 2009. 62

Detaylı

BALIK YAĞI MI BALIK MI?

BALIK YAĞI MI BALIK MI? BALIK YAĞI MI BALIK MI? Son yıllarda balık yağı ile ilgili kalp damar hastalıklarından tutun da romatizma, şizofreni, AIDS gibi hastalıklarda balık yağının kullanılmasının yararları üzerine çok sayıda

Detaylı

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır.

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır. Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır. Lohusalık döneminde ruhsal hastalıklar: risk etkenleri ve klinik gidiş Doç.Dr. Leyla Gülseren 25 Eylül 2013 49. Ulusal

Detaylı

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK GİRİŞ Yaygın anksiyete bozukluğu ( YAB ) birçok konuyla, örneğin parasal, güvenlik, sağlık,

Detaylı

Depresyon 1. Depresyon nedir? 2. Depresyon (çökkünlük) sanıldığı kadar sık mı? 3. Depresif belirtiler ile depresyon farklı mıdır?

Depresyon 1. Depresyon nedir? 2. Depresyon (çökkünlük) sanıldığı kadar sık mı? 3. Depresif belirtiler ile depresyon farklı mıdır? 1. Depresyon nedir? Depresyon ruh halinizi, hislerinizi, davranışlarınızı, ve ruh sağlığınızı etkileyen bir hastalıktır. Depresyonun bir halsizlik kendi kendinize çözebileceğiniz bir sorun olmayıp, biyolojik

Detaylı

Bipolar afektif bozukluk nedir?

Bipolar afektif bozukluk nedir? Bipolar afektif bozukluk nedir? Bipolar afektif bozukluğu pek çok kişi farklı şekillerde yaşar. Bazıları şiddetli mutsuzluk ve sadece hafif taşkınlık atakları deneyimlerken, diğerleri son derece şiddetli

Detaylı

HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR

HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR Hepatit C nedir? Hepatit C virüsünün neden olduğu karaciğer hastalığıdır. Hepatit C hastalığı olarak bilinir ve %70 kronikleşir, siroz, karaciğer yetmezliği, karaciğer kanseri

Detaylı

ÜRÜN BİLGİSİ. 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR ALZAMED hafif ve orta şiddette Alzheimer tipi demansın semptomatik tedavisinde endikedir.

ÜRÜN BİLGİSİ. 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR ALZAMED hafif ve orta şiddette Alzheimer tipi demansın semptomatik tedavisinde endikedir. ÜRÜN BİLGİSİ 1. ÜRÜN ADI ALZAMED 5 mg Film Tablet 2. BİLEŞİM Etkin madde: Donepezil hidroklorür 5 mg 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR ALZAMED hafif ve orta şiddette Alzheimer tipi demansın semptomatik tedavisinde

Detaylı

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ İnsomni Dr. Selda KORKMAZ Uykuya başlama zorluğu Uykuyu sürdürme zorluğu Çok erken uyanma Kronik şekilde dinlendirici olmayan uyku yakınması Kötü kalitede uyku yakınması Genel populasyonda en sık görülen

Detaylı

Uyku sorunları: Ruhsal bozukluklardaki önemi. Prof. Dr. Mustafa Tayfun Turan Erciyes ÜTF Psikiyatri AD tayfunturan@hotmail.com

Uyku sorunları: Ruhsal bozukluklardaki önemi. Prof. Dr. Mustafa Tayfun Turan Erciyes ÜTF Psikiyatri AD tayfunturan@hotmail.com Uyku sorunları: Ruhsal bozukluklardaki önemi Prof. Dr. Mustafa Tayfun Turan Erciyes ÜTF Psikiyatri AD tayfunturan@hotmail.com Müracaat eden herkese muayenede uyku durumu sorulmalı İnsomnia (Uykusuzluk)

Detaylı

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir.

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENFOMA LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENF SİSTEMİ NEDİR? Lenf sistemi vücuttaki akkan dolaşım sistemidir. Lenf yolu damarlarındaki bağışıklık hücreleri,

Detaylı

Diyabette Hasta Uyumu Nasıl Artırılabilir? Depresyonda Tedaviye Uyum

Diyabette Hasta Uyumu Nasıl Artırılabilir? Depresyonda Tedaviye Uyum Diyabette Hasta Uyumu Nasıl Artırılabilir? Depresyonda Tedaviye Uyum Doç. Dr. Eylem Şahin Cankurtaran Dışkapı Y.B.Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği Konu Akışı Depresyon-DM Birlikteliği Diabete

Detaylı

ANTİDEPRESSAN İLAÇLAR. Prof. Dr. Alaattin Duran

ANTİDEPRESSAN İLAÇLAR. Prof. Dr. Alaattin Duran ANTİDEPRESSAN İLAÇLAR Prof. Dr. Alaattin Duran ANTİDEPRESSAN İLAÇLAR 1950 lerin başlarında klorpromazinin psikotik hastaların tedavisinde etkili olduğu anlaşıldığında, iminodibenzillerin farmakolojik özelliklerine

Detaylı

Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları. Psikolojiye Giriş. Günümüz Kriterleri. Anormallik nedir?

Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları. Psikolojiye Giriş. Günümüz Kriterleri. Anormallik nedir? Psikolojiye Giriş İşler Kötüye Gittiğinde Olanlar: Zihinsel Bozukluklar 1. Kısım Ders 18 Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları Susan Noeln-Hoeksema Psikoloj Profesörü Yale Üniversitesi 2 Anormallik

Detaylı

EOZİNOFİLİK ÖZOFAJİT ANTALYA 2016 DR YÜKSEL ATEŞ BAYINDIR HASTANESİ ANKARA

EOZİNOFİLİK ÖZOFAJİT ANTALYA 2016 DR YÜKSEL ATEŞ BAYINDIR HASTANESİ ANKARA EOZİNOFİLİK ÖZOFAJİT ANTALYA 2016 DR YÜKSEL ATEŞ BAYINDIR HASTANESİ ANKARA 1. vaka S.P ERKEK 1982 DOĞUMLU YUTMA GÜÇLÜĞÜ ŞİKAYETİ MEVCUT DIŞ MERKEZDE YAPILAN ÖGD SONUCU SQUAMOZ HÜCRELİ CA TANISI ALMIŞ TEKRARLANAN

Detaylı

NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ

NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ Doç. Dr. Okan Çalıyurt Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD, Edirne Temel Kavramlar Madde kötüye kullanımı Madde bağımlılığı Yoksunluk Tolerans

Detaylı

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Doç. Dr. Özen Önen Sertöz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Ankara,

Detaylı

YAŞLILIK ÇAĞI DEPRESYONLARI

YAŞLILIK ÇAĞI DEPRESYONLARI Geriatri 1 (1): 19-23, 1998 Turkish Journal of Geriatrics DERLEME Dr. Nevzat YÜKSEL YAŞLILIK ÇAĞI DEPRESYONLARI DEPRESSION IN THE ELDERLY ÖZET 65 yaş üzeri "yaşlı" olarak tanımlanmaktadır. Bu yaş grubunda

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD

BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD Çalışmalarda birinci basamak sağlık kurumlarına başvuran hastalardaki psikiyatrik hastalık sıklığı, gerek değerlendirme ölçekleri kullanılarak

Detaylı

DEPRENİL 50 mg 30 Tablet

DEPRENİL 50 mg 30 Tablet DEPRENİL 50 mg 30 Tablet Depresyon, depresyona bağlı yeme ve uyku bozuklukları, bipolar hastalığın depresyon fazı, migren FORMÜLÜ Her bir Deprenil tablet 50 mg opipramol dihidroklorür içerir. FARMAKOLOJĠK

Detaylı

Deomed Medikal Yay nc l k

Deomed Medikal Yay nc l k Deomed Medikal Yay nc l k Schiltenwolf / Henningsen Muskuloskeletal A r lar Biyopsikososyal Yaklafl mla Tan ve Tedavi Türkçe Editörü / M. Sar do an Çeviri / A. Kasabal gil 16.5 x 24 cm, XVI + 320 Sayfa

Detaylı

PSİKİYATRİK BOZUKLUKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ*

PSİKİYATRİK BOZUKLUKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ* İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri 25 TÜRKİYE DE SIK KARŞILAŞILAN PSİKİYATRİK HASTALIKLAR Sempozyum Dizisi No:62 Mart 2008 S:25-30 PSİKİYATRİK BOZUKLUKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ*

Detaylı

BEZMİÂLEM. Horlama ve Uyku. Apne Sendromu VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ. Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı.

BEZMİÂLEM. Horlama ve Uyku. Apne Sendromu VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ. Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı. Horlama ve Uyku Apne Sendromu BEZMİÂLEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Uyku Polikliniği rtibat : 0212 453 17 00 GH-02 V;01/2010 Horlama ve Uyku Apne Sendromu

Detaylı

Clayton P, Desmarais L, Winokur G. A study of normal bereavement. Am J Psychiatry 1968;125:168 78. Clayton PJ, Halikes JA, Maurice WL.

Clayton P, Desmarais L, Winokur G. A study of normal bereavement. Am J Psychiatry 1968;125:168 78. Clayton PJ, Halikes JA, Maurice WL. Dr Ali Bozkurt Clayton P, Desmarais L, Winokur G. A study of normal bereavement. Am J Psychiatry 1968;125:168 78. Clayton PJ, Halikes JA, Maurice WL. The bereavement of the widowed. Dis Nerv Syst 1971;32:597

Detaylı

ANTİDEPRESAN ve ANTİMANİK İLAÇLAR

ANTİDEPRESAN ve ANTİMANİK İLAÇLAR ANTİDEPRESAN ve ANTİMANİK İLAÇLAR Affektif (duygu-durum) hastalıklar ve manik-depresif (bipolar) hastalık durumunda kullanılan ilaçlardır. Etkilerini; SSS deki monoaminlerin (mediyatör görevli olanlar)

Detaylı

Uykuyla İlişkili Hareket Bozuklukları. Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU

Uykuyla İlişkili Hareket Bozuklukları. Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU Uykuyla İlişkili Hareket Bozuklukları Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU ICSD-2 (International Classification of Sleep Disorders-version 2) 2005 Huzursuz bacaklar sendromu Uykuda periyodik hareket bozukluğu Uykuyla

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Depresif semptomatoloji sadece psikiyatri

Depresif semptomatoloji sadece psikiyatri Depresyonun Klinik Belirtileri Prof. Dr. Ali Kemal GÖÐÜÞ* Depresif semptomatoloji sadece psikiyatri alanýnda deðil genel týpta da hekimlerin en sýk karþýlaþtýklarý belirtiler kümesidir. Bu belirtiler kümesi

Detaylı

Kadın İdrar İnkontinansı. Dr. M.NURİ BODAKÇİ

Kadın İdrar İnkontinansı. Dr. M.NURİ BODAKÇİ Kadın İdrar İnkontinansı Dr. M.NURİ BODAKÇİ Genel populasyonun çoğunda özellikle kadınlarda ve yaşlılarda mesane disfonksiyonu vardır. ICS üriner inkontinansı; objektif olarak gösterilebilen ve sosyal

Detaylı

Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi

Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Prof.Dr.Mine.Mine Özmen KLP Konsültasyon ltasyon- Liyezon Psikiyatrisi: Klinik hizmet, eğitim, e psikiyatri ve diğer tıp t p alanlarının sınırlarındaki alanlardaki araştırmalar

Detaylı

Açıklama 2008 2009. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK

Açıklama 2008 2009. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK Açıklama 2008 2009 Araştırmacı: YOK Danışman: YOK Konuşmacı: YOK SİLAHLI ÇATIŞMA İLE İLİŞKİLİ TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞUNDA DİĞER BİYOLOJİK TEDAVİ SEÇENEKLERİ Dr. Cemil ÇELİK Sunumun hedefleri Silahlı

Detaylı

ACİL SERVİSTE NÖBET YÖNETİMİ UZ DR SEMRA ASLAY YDÜ HASTANESİ ACİL SERVİS MART 2014

ACİL SERVİSTE NÖBET YÖNETİMİ UZ DR SEMRA ASLAY YDÜ HASTANESİ ACİL SERVİS MART 2014 UZ DR SEMRA ASLAY YDÜ HASTANESİ ACİL SERVİS MART 2014 Nöbet Beyin hücrelerindeki aşırı ve anormal elektrik deşarjına bağlı olarak serebral fonskiyonların baskılanması ile sonuçlanan bir durum Epilepsi

Detaylı

SINIF 5 Saat Ders Düzey Öğretim Üyesi Anabilimdalı SİNİR-DUYU BLOĞU

SINIF 5 Saat Ders Düzey Öğretim Üyesi Anabilimdalı SİNİR-DUYU BLOĞU 31.8.2015 16.11.2015 8.2.2016 18.4.2016 08:30 Başağrısı Atst Gülşen KOCAMAN NÖROLOJİ Gerilim tipi başağrısı TT Gülşen KOCAMAN NÖROLOJİ 09:30 Migren T A K İ Gülşen KOCAMAN NÖROLOJİ Kognitif bozukluklar

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 05 Kasım 2009 04:07 - Son Güncelleme Perşembe, 05 Kasım 2009 04:29

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 05 Kasım 2009 04:07 - Son Güncelleme Perşembe, 05 Kasım 2009 04:29 Dünyanın Derdi Depresyon Dünyada 120 milyon kişi depresyonda. 185 ülkenin verilerine göre 2020 yılında kalp hastalıklarından sonra ikinci sırada depresyon olacak. İSTANBUL - Türkiye psikiyatri Derneği'nin

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir. KULLANMA TALİMATI CASODEX 150 mg film tablet Ağız yoluyla alınır. Etkin madde: 150 mg bikalutamid Yardımcı maddeler: Laktoz monohidrat, magnezyum stearat, polividon, sodyum nişasta glikolat, hipromelloz,

Detaylı

ÇARŞAMBA 09:30 Koma A Gülsen YILDIZ BABACAN NÖROLOJİ

ÇARŞAMBA 09:30 Koma A Gülsen YILDIZ BABACAN NÖROLOJİ 4.Grup 2.Grup 3.Grup 1.Grup SİNİR-DUYU BLOĞU 31.8.2015 16.11.2015 8.2.2016 18.4.2016 08:30 Başağrısı Atst Gülşen KOCAMAN NÖROLOJİ PAZARTESİ Gerilim tipi başağrısı TT Gülşen KOCAMAN NÖROLOJİ 09:30 Migren

Detaylı

SERALĠN 50 mg Çentikli Film Tablet

SERALĠN 50 mg Çentikli Film Tablet SERALĠN 50 mg Çentikli Film Tablet FORMÜLÜ Her çentikli film tablette, 50 mg sertraline eşdeğer miktarda sertralin HCI bulunur. Boyar madde: Titanyum dioksit (E 171). FARMAKOLOJĠK ÖZELLĠKLERĠ Farmakodinamik

Detaylı

PS K YATR DE KULLANILAN KL N K ÖLÇEKLER

PS K YATR DE KULLANILAN KL N K ÖLÇEKLER PS K YATR DE KULLANILAN KL N K ÖLÇEKLER Editörler Prof. Dr. Ömer Aydemir - Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu in De erli Türk Hekimlerine Arma an d r. HYB Bas m Yay n 226 PS KOLOJ VE PS K YATR D Z S 36 PS K YATR

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem V Psikiyatri Staj Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Baran GENCER Yrd. Doç. Dr. Oğuz GÜÇLÜ Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

KISA ÜRÜN BİLGİSİ. 1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI MEDOTİLİN 1000 mg/4ml İ.M./İ.V. enjeksiyonluk çözelti içeren ampul

KISA ÜRÜN BİLGİSİ. 1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI MEDOTİLİN 1000 mg/4ml İ.M./İ.V. enjeksiyonluk çözelti içeren ampul KISA ÜRÜN BİLGİSİ 1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI MEDOTİLİN 1000 mg/4ml İ.M./İ.V. enjeksiyonluk çözelti içeren ampul 2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM Etkin Madde: Her bir ampul 1000 mg Kolin alfoskerat a

Detaylı

Tarifname BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON

Tarifname BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON 1 Tarifname Teknik Alan BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON Buluş, böbreküstü bezi yetmezliğinin tedavisine yönelik oluşturulmuş bir formülasyon ile ilgilidir. Tekniğin Bilinen

Detaylı

Yazar Ad 41 Prof. Dr. Haluk ÖZEN Cinsel hayat çocuk yaştan itibaren hayatımızın önemli bir kesimini oluşturur. Yaşlılık döneminde cinsellik ayrı bir özellik taşır. Yaşlı erkek kimdir, hangi yaş yaşlanma

Detaylı

Yrd. Doç.Dr. Mehmet AK GATA Psikiyatri AD

Yrd. Doç.Dr. Mehmet AK GATA Psikiyatri AD Yaşlılarda Psikofarm akoloji Uygulam a Prensipleri Yrd. Doç.Dr. Mehmet AK GATA Psikiyatri AD ABD > 65 yaş, nüfusun %13 ancak reçete edilen tüm ilaçların % 35 > 70 yaş, hastaneye yatış 1/6 ilaç yan etkisi

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

Yeni Anket Verisi Girişi

Yeni Anket Verisi Girişi Yeni Anket Verisi Girişi lara ait kimlik verileri kesinlikle başka bir alanda paylaşılmayacaktır. ya ait özel veriler, sadece bilimsel çalışma merkezinin kendisi tarafından görüntülenebilecektir. proje

Detaylı

EŞIK-ALTI DEPRESYON VE DEPRESİF BOZUKLUK: GENEL MEDİKAL VE MENTAL SAĞLIĞA ÖZGÜ HASTALARIN KLİNİK ÖZELLİKLERİ*

EŞIK-ALTI DEPRESYON VE DEPRESİF BOZUKLUK: GENEL MEDİKAL VE MENTAL SAĞLIĞA ÖZGÜ HASTALARIN KLİNİK ÖZELLİKLERİ* Kriz Dergisi 2(2): 334-339 EŞIK-ALTI DEPRESYON VE DEPRESİF BOZUKLUK: GENEL MEDİKAL VE MENTAL SAĞLIĞA ÖZGÜ HASTALARIN KLİNİK ÖZELLİKLERİ* Kıs. Çev.: M. Emin TUNCA* Özet: Amaç: Yazarlar, ayaktan hasta örnekleminde,

Detaylı

Farmakoloji bilgileri kullanılarak farmakoloji dışında yanıtlanabilecek olan toplam soru sayısı: 8

Farmakoloji bilgileri kullanılarak farmakoloji dışında yanıtlanabilecek olan toplam soru sayısı: 8 Soruların konulara göre dağılımı: Otonom Sinir Sistemi : 5 Santral Sinir Sistemi : 5 Genel Farmakoloji: 2 Kardiyovaskuler sistem: 3 Otakoid: 2 Endokrin sistem: 2 Antiviral ilaçlar: 1 Konu dağılımı daha

Detaylı

Adet Yokluğu; Adet Kesilmesi; Menstruasyon un Kesilmesi; Adetlerin Durması;

Adet Yokluğu; Adet Kesilmesi; Menstruasyon un Kesilmesi; Adetlerin Durması; AMENORE Adet Yokluğu; Adet Kesilmesi; Menstruasyon un Kesilmesi; Adetlerin Durması; Genç kızlarda menstruasyon 9 ila 18 yaş arasında başlar. 12 yaş averaj yaşıdır ve birçoğu bu yaşta başlar. Adetin olmamasına

Detaylı

BAŞAĞRILARI 1- Primer başağrıları; 2-Sekonder (ikincil) başağrıları;

BAŞAĞRILARI 1- Primer başağrıları; 2-Sekonder (ikincil) başağrıları; BAŞAĞRILARI Hemen hepimiz yaşamımızın bir döneminde başağrısından yakınırız. Ancak bazılarımız için başağrısı daha ciddi bir sorun hatta bir hastalık durumundadır. Başağrıları basitçe iki kategoriye ayrılabilir;

Detaylı

Bölüm: 11 Manik Depresyona Özel İlaç Fikri

Bölüm: 11 Manik Depresyona Özel İlaç Fikri Bölüm: 11 Manik Depresyona Özel İlaç Fikri Lityum psikiyatri 1950 1980lerde lityum bazı antikonvülzanlara benzer etki Ayrı ayrı ve yineleyen nöbetler şeklinde ortaya çıkan manik depresyon ve epilepsi Böylece

Detaylı

Hipofiz adenomu; Prolaktin salgılayan hipofiz adenomu;

Hipofiz adenomu; Prolaktin salgılayan hipofiz adenomu; PROLAKTİNOMA Hipofiz adenomu; Prolaktin salgılayan hipofiz adenomu; Prolaktinoma beyinde yer alan hipofiz bezinin prolaktin salgılayan tümörüdür. Kanserleşmez ancak hormonal dengeyi bozar. Prolaktin hormonu

Detaylı

MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ DÖNEM III NÖROLOJİK BİLİMLER VE PSİKİYATRİ DERS KURULU (Dönem III, Kurul 7)

MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ DÖNEM III NÖROLOJİK BİLİMLER VE PSİKİYATRİ DERS KURULU (Dönem III, Kurul 7) MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ DÖNEM III NÖROLOJİK BİLİMLER VE PSİKİYATRİ DERS KURULU (Dönem III, Kurul 7) DEKAN DEKAN YRD. BAŞKORDİNATÖR BAŞKORDİNATÖR YRD. BAŞKORDİNATÖR YRD.

Detaylı

YASLANMA ve YASAM KALİTESİ

YASLANMA ve YASAM KALİTESİ YASLANMA ve YASAM KALİTESİ Tufan Çankaya İzmir, 2003 Giriş: Doğal süreç; Doğum, büyüme-gelişme, üreme, ölüm Ölüm, yaşamın hangi döneminde meydana geliyor? Genç ölüm - Geç ölüm Dünya topluluklarına bakıldığında:

Detaylı

Hasta Bilgilendirme. Sağl k sigortan z AOK`n n yeni Diyabet Tip 2 program. AOK-Curaplan Daha fazla yaşam kalitesi!

Hasta Bilgilendirme. Sağl k sigortan z AOK`n n yeni Diyabet Tip 2 program. AOK-Curaplan Daha fazla yaşam kalitesi! Hasta Bilgilendirme Sağl k sigortan z AOK`n n yeni Diyabet Tip 2 program AOK-Curaplan Daha fazla yaşam kalitesi! Başlang çtan itibaren yan n zday z AOK Curaplan nedir? AOK Curaplan, Tip 2 Diyabet hastal

Detaylı

08.11.2008 VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D

08.11.2008 VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D Vitamin D ve İmmün Sistem İnsülin Sekresyonuna Etkisi Besinlerde D Vitamini Makaleler Vitamin D, normal bir kemik gelişimi ve kalsiyum-fosfor homeostazisi için elzem

Detaylı

EGZERSİZ TEST SONUÇLARININ YORUMLANMASI. Doç.Dr.Mitat KOZ

EGZERSİZ TEST SONUÇLARININ YORUMLANMASI. Doç.Dr.Mitat KOZ EGZERSİZ TEST SONUÇLARININ YORUMLANMASI Doç.Dr.Mitat KOZ Fiziksel Uygunluk Test Sonuçları Klinik Egzersiz Test Sonuçları Fiziksel Uygunluk Test Sonuçlarının Yorumlanması Bireyler arası karşılaştırmalar

Detaylı

GTD bağlı DDB. Doç. Dr. Sermin Kesebir

GTD bağlı DDB. Doç. Dr. Sermin Kesebir GTD bağlı DDB Doç. Dr. Sermin Kesebir GTD doğrudan bir ürünü! Uyum bozukluğu X von Winkel ve ark. 2008 Maddenin yol açtığı DDB X McIntyre 2008 GTD etkileyen psikolojik faktörler Psikosomatik bozukluklar

Detaylı

Postanestezik ajitasyon

Postanestezik ajitasyon Postanestezik ajitasyon Doç.Dr.Serbülent Gökhan BEYAZ Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Sunum planı Tanım Etyoloji Mekanizma Skalalar İlaç ve yöntemler Sonuç Ajitasyon Stres durumunun davranış olarak

Detaylı

Demans ve Alzheimer Nedir?

Demans ve Alzheimer Nedir? DEMANS Halk arasında 'bunama' dedigimiz durumdur. Kişinin yaşından beklenen beyin performansını gösterememesidir. Özellikle etkilenen bölgeler; hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır. Durumun

Detaylı

Paroksetin ve Depresyon

Paroksetin ve Depresyon Paroksetin ve Depresyon Nevzat Yüksel 1 1 Prof.Dr., Gazi Üniversitesi Týp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalý, Ankara Giriþ Genel toplumda major depresyon yaygýnlýðý %3-5 kadardýr. Bazý araþtýrmalarda bu

Detaylı

HEMORAJİK İNME. Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD

HEMORAJİK İNME. Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD HEMORAJİK İNME Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD İntraserebral kanamalar inmelerin %10-15 ini oluşturmaktadır. İntraparenkimal, subaraknoid, subdural ve

Detaylı

Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit

Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit 2016 un türevi 1. ROMATİZMAL ATEŞ NEDİR? 1.1 Nedir? Romatizmal ateş, streptokok adı

Detaylı

Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu

Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu Ass. Dr. Toygun Tok İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Psikiyatri Kliniği

Detaylı

MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık

MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık MS Hasta Okulu 28.05.2013 Multipl skleroz (MS) hastalığını basitçe, merkezi sinir sistemine

Detaylı

UMU ETKİLEYEN ETKİLEYEN ETMENLER ETMENL

UMU ETKİLEYEN ETKİLEYEN ETMENLER ETMENL Kurum ve kuruluşlarla ilişki bulunmamaktadır CEZA SORUMLULUĞU KALDIRILAN OLGULARDA ZORUNLU AYAKTAN TEDAVİYE UYUMU ETKİLEYEN ETMENLER Dr.Sena Yenel Özbay CEZA SORUMLULUĞUNUN KALDIRILMASI Suç eyleminin gerçekleştiği

Detaylı

Þizofreninin klinik özelliklerini anlatan kitap ya

Þizofreninin klinik özelliklerini anlatan kitap ya Þizofrenide Prodromal Belirtiler Prof. Dr. Ýsmet KIRPINAR* Þizofreninin klinik özelliklerini anlatan kitap ya da yazýlarýn çoðu; þizofreninin heterojen bir sendrom olduðunu, bu hastalýk için hiçbir patognomonik

Detaylı

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER PSH 501 - Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Temelleri

Detaylı

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler:

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler: Obezite alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olmasıyla oluşur. Bunu genetik faktörler, metabolizma hızı, iştah, gıdaya ulaşabilme, davranışsal faktörler, fiziksel aktivite durumu, kültürel faktörler

Detaylı

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak PARKİNSON HASTALIĞI Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND

Detaylı

Tarifname PARKĠNSON HASTALIĞININ SEMPTOMATĠK TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON

Tarifname PARKĠNSON HASTALIĞININ SEMPTOMATĠK TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON 1 Tarifname PARKĠNSON HASTALIĞININ SEMPTOMATĠK TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON Teknik Alan Buluş, parkinson hastalığının semptomatik tedavisine yönelik oluşturulmuş bir formülasyon ile ilgilidir. Tekniğin

Detaylı

HİPOGLİSEMİNİN KOMPLİKASYONLARI

HİPOGLİSEMİNİN KOMPLİKASYONLARI HİPOGLİSEMİNİN KOMPLİKASYONLARI Prof. Dr. Reyhan ERSOY Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı HİPOGLİSEMİ VE DİYABETES MELLİTUS Hipoglisemi Diyabetes

Detaylı

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI Bilgisayar ve internet kullanımı teknoloji çağı olarak adlandırabileceğimiz bu dönemde, artık hayatın önemli gereçleri haline gelmiştir. Bilgiye kolay, hızlı, ucuz ve güvenli

Detaylı

Nevrotik iştahsızlık; Yeme bozukluğu; Anoreksi;

Nevrotik iştahsızlık; Yeme bozukluğu; Anoreksi; ANOREKSİYA NERVOSA Nevrotik iştahsızlık; Yeme bozukluğu; Anoreksi; Anoreksi bir yeme bozukluğudur. Kişilerin aşırı kilolu olduklarına yönelik takıntıları sonucu ortaya çıkan iştahsızlık ve egzersiz yapma

Detaylı

Diyabet te Sağlık Önerileri. Diyabet

Diyabet te Sağlık Önerileri. Diyabet Diyabet te Sağlık Önerileri Diyabet BR.HLİ.041 Diyabette Sağlık Önerileri Her sağlıklı birey gibi diyabetli birey de bireysel bakımını sağlamalı; diyabete bağlı gelişen özellikli durumlarda gereken uygulamaları

Detaylı

SINIF 5 Saat Ders Düzey Öğretim Üyesi Anabilimdalı 4.GRUP / SİNİR-DUYU

SINIF 5 Saat Ders Düzey Öğretim Üyesi Anabilimdalı 4.GRUP / SİNİR-DUYU SINIF 5 Saat Ders Düzey Öğretim Üyesi Anabilimdalı 4.GRUP / SİNİR-DUYU 31.8.2015 08:30 Başağrısı Atst Gülşen KOCAMAN NÖROLOJİ Gerilim tipi başağrısı TT Gülşen KOCAMAN NÖROLOJİ Migren T A K İ Gülşen KOCAMAN

Detaylı

Hasta Bilgilendirme. Sağl k sigortan z AOK`n n yeni Diyabet Tip 2 program. AOK-Curaplan Daha fazla yaşam kalitesi!

Hasta Bilgilendirme. Sağl k sigortan z AOK`n n yeni Diyabet Tip 2 program. AOK-Curaplan Daha fazla yaşam kalitesi! Hasta Bilgilendirme Sağl k sigortan z AOK`n n yeni Diyabet Tip 2 program AOK-Curaplan Daha fazla yaşam kalitesi! 2 AOK-Curaplan Diyabet Tip 2 AOK Curaplan nedir? AOK Curaplan, Tip 2 Diyabet hastal ğ olan

Detaylı

BİPOLAR YAŞAM DERNEĞİ http://www.bipolaryasam.org/ Bipolar II Bozukluk

BİPOLAR YAŞAM DERNEĞİ http://www.bipolaryasam.org/ Bipolar II Bozukluk BİPOLAR YAŞAM DERNEĞİ http://www.bipolaryasam.org/ Bipolar II Bozukluk Doç. Dr. Sibel Çakır İstanbul Tıp Fakültesi, Psikiyatri A.D Duygudurum Bozuklukları Birimi Açıklama 2012-2013 Araştırmacı: ELAN Danışman:

Detaylı

(trankilizan ilaçlar)

(trankilizan ilaçlar) Anksiyolitik ilaçlar (trankilizan ilaçlar) Anksiyete nedir? Anksiyete bozuklukları nedir? Anksiyete > Otonomik belirtiler Kalp hızında, tansiyonda, kalp kasılmasında, nefes hızında vs artış Norepinefrin

Detaylı

( iki uçlu duygulanım bozukluğu, psikoz manik depresif, manik depresif psikoz)

( iki uçlu duygulanım bozukluğu, psikoz manik depresif, manik depresif psikoz) ÇOCUKLARDA BİPOLAR DUYGULANIM BOZUKLUĞ ( iki uçlu duygulanım bozukluğu, psikoz manik depresif, manik depresif psikoz) Bipolar duygulanım bozukluğu ; iki uçlu duygulanım bozukluğu, manik depresif psikoz

Detaylı

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi

Detaylı

Venöz Tromboembolizmin Önlenmesinde Antitrombotik Tedavi (Birincil Koruma)

Venöz Tromboembolizmin Önlenmesinde Antitrombotik Tedavi (Birincil Koruma) .Ü. Cerrahpafla T p Fakültesi Sürekli T p E itimi Etkinlikleri Kanama ve Tromboza E ilim Sempozyum Dizisi No: 36 Kas m 2003; s. 185-189 Venöz Tromboembolizmin Önlenmesinde Antitrombotik Tedavi (Birincil

Detaylı

Ağrı ve psikiyatrik yaklaşım. Prof.Dr.Aslı Sarandöl Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD

Ağrı ve psikiyatrik yaklaşım. Prof.Dr.Aslı Sarandöl Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD Ağrı ve psikiyatrik yaklaşım Prof.Dr.Aslı Sarandöl Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD Ağrı Hoş olmayan bir uyaran Duygusal Algısal Bilişsel ve davranışsal Biyopsikososyal

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Duygusal ve Davranışsal Bozuklukların Tanımı 2

İÇİNDEKİLER. Duygusal ve Davranışsal Bozuklukların Tanımı 2 İÇİNDEKİLER Bölüm 1 Giriş 1 Duygusal ve Davranışsal Bozuklukların Tanımı 2 Normal Dışı Davramışları Belirlemede Öznellik 2 Gelişimsel Değişimlerin Bir Bireyin Davranışsal ve Duygusal Dengesi Üzerindeki

Detaylı

PSİKOZ İÇİN RİSK GRUBUNDA OLAN HASTALARDA OBSESİF KOMPULSİF VE DEPRESİF BELİRTİLERİN KLİNİK DEĞİŞKENLER VE BİLİŞSEL İŞLEVLERLE İLİŞKİSİ

PSİKOZ İÇİN RİSK GRUBUNDA OLAN HASTALARDA OBSESİF KOMPULSİF VE DEPRESİF BELİRTİLERİN KLİNİK DEĞİŞKENLER VE BİLİŞSEL İŞLEVLERLE İLİŞKİSİ PSİKOZ İÇİN RİSK GRUBUNDA OLAN HASTALARDA OBSESİF KOMPULSİF VE DEPRESİF BELİRTİLERİN KLİNİK DEĞİŞKENLER VE BİLİŞSEL İŞLEVLERLE İLİŞKİSİ Ahmet Zihni SOYATA Selin AKIŞIK Damla İNHANLI Alp ÜÇOK İ.T.F. Psikiyatri

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. 35, 50 ve 100 gramlık alüminyum tüplerde, uygulayıcısı ve kullanma talimatı ile birlikte karton kutuda kullanıma sunulmaktadır.

KULLANMA TALİMATI. 35, 50 ve 100 gramlık alüminyum tüplerde, uygulayıcısı ve kullanma talimatı ile birlikte karton kutuda kullanıma sunulmaktadır. ESTRIOL Vajinal Krem, 1 mg Vajinal yolla veya haricen uygulanır. KULLANMA TALİMATI Etkin madde: 1 gramında 1 mg östriol bulunur. Yardımcı maddeler: Dekalinyum klorür, Parfüm yağı, Dokusat sodyum, Propilen

Detaylı

ALZHEİMER HASTALIĞINA BAKIŞ. Uzm. Dr. Gülşah BÖLÜK NÖROLOJİ BİLECİK DH 2015

ALZHEİMER HASTALIĞINA BAKIŞ. Uzm. Dr. Gülşah BÖLÜK NÖROLOJİ BİLECİK DH 2015 ALZHEİMER HASTALIĞINA BAKIŞ Uzm. Dr. Gülşah BÖLÜK NÖROLOJİ BİLECİK DH 2015 Bunama yaşlılığın doğal bir sonucu değildir. Yaşla gelen unutkanlık, Alzheimer Hastalığının habercisi olabilir! Her yaşta insanın

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. RASALAS 0.5 mg tablet, 30, 60 ve 90 tabletlik blister ambalajlarda karton kutu içinde hasta kullanımına sunulmaktadır.

KULLANMA TALİMATI. RASALAS 0.5 mg tablet, 30, 60 ve 90 tabletlik blister ambalajlarda karton kutu içinde hasta kullanımına sunulmaktadır. KULLANMA TALİMATI RASALAS 0.5 mg tablet Ağızdan alınır. Etkin madde: 0.5 mg rasajilin (mesilat olarak). Yardımcı maddeler: Laktoz monohidrat, prejelatinize nişasta, mısır nişastası, talk, kolloidal silikon

Detaylı

Araş.Gör. Dr. Meltem Yanaş ESOGÜTIPFAK PSİKİYATRİ ABD

Araş.Gör. Dr. Meltem Yanaş ESOGÜTIPFAK PSİKİYATRİ ABD Araş.Gör. Dr. Meltem Yanaş ESOGÜTIPFAK PSİKİYATRİ ABD 1 Psikiyatride İlaç Etkisinin Hastalık merkezli Modeli 2 Alternatif İlaç merkezli İlaç Modeli 3 Fiziksel Tedaviler Ve Hastalık merkezli Model 1 Psikiyatride

Detaylı

Tarifname KRONİK YORGUNLUK SENDROMUNUN TEDAVİSİNE YÖNELİK BİR KOMPOZİSYON

Tarifname KRONİK YORGUNLUK SENDROMUNUN TEDAVİSİNE YÖNELİK BİR KOMPOZİSYON 1 Tarifname Teknik Alan KRONİK YORGUNLUK SENDROMUNUN TEDAVİSİNE YÖNELİK BİR KOMPOZİSYON Buluş, kronik yorgunluk sendromunun tedavisine yönelik oluşturulmuş bir kompozisyon ile ilgilidir. Tekniğin Bilinen

Detaylı

ÇOCUK ve ERGENL KTE GUATR

ÇOCUK ve ERGENL KTE GUATR ÇOCUK ve ERGENL KTE GUATR GUATR NED R? Bu kitapç n içeri i Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derne i nin web sitesinden faydalan larak haz rlanm flt r. www.cocukendokrindiyabet.org Tiroid bezi Guatr Tiroid

Detaylı