YILLARI ARASINDA KLİNİĞİMİZDE TEDAVİ EDİLEN SAFRA YOLU YARALANMALARININ RETROSPEKTİF ANALİZİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "1995-2004 YILLARI ARASINDA KLİNİĞİMİZDE TEDAVİ EDİLEN SAFRA YOLU YARALANMALARININ RETROSPEKTİF ANALİZİ"

Transkript

1 T.C ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI YILLARI ARASINDA KLİNİĞİMİZDE TEDAVİ EDİLEN SAFRA YOLU YARALANMALARININ RETROSPEKTİF ANALİZİ Dr. Atılgan Tolga AKÇAM UZMANLIK TEZİ TEZ DANIŞMANI Prof. Dr. Emin Uğur ERKOÇAK ADANA-2005

2 TEŞEKKÜR Tez konusunda şimdiye kadar öğrendiğim en önemli unsur, tez yaparken en zor kısmın tezin konusunu bulmak olduğudur. A. Tolga Akçam ın tez konusunu seçerken iki meslektaşım, Prof. Dr. Ömer Alabaz ve Prof. Dr. Haluk Demiryürek ten yardım aldık. Ancak Dr. Alabaz ile başlatılan çalışmalarda yeterli vaka sayısına ulaşılamadığı için 2 kez tez konusu değiştirildi ve üçüncüde Dr. Haluk Demiryürek ile geliştirdiğimiz projeye devam ettik ve yılları arasında kliniğimizde tedavi edilen safra yolları yaralanmaları nı retrospektif olarak inceledik. Bu tez; Sayın Prof. Dr. Demiryürek in, tez sahibi ve tez danışmanına, değerli görüşlerini, zamanını, emeğini, olumlu eleştiri ve düzeltmelerini, en içten ve en cömert şekilde vermesiyle gerçekleşmiştir. Tezi gerçekleştirirken amacımız, önemli bir konuda, belirli zaman diliminde, kliniğimizin sonuçlarını değerlendirmek ve literatür ile karşılaştırmak idi. Bu değerlendirmeyi gerçeklerden sapmadan doğru tespitlerle yapmakta çok duyarlı olduk. Bu çalışmanın kesintisiz devam etmesini temenni ediyorum. Tez sahibi A. Tolga Akçam a başarılarının devamını diliyor, yukarıda yardımlarını belirttiğim değerli meslektaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Prof. Dr. Emin Uğur ERKOÇAK i

3 İÇİNDEKİLER Sayfa No: TEŞEKKÜR... i İÇİNDEKİLER... ii TABLO LİSTESİ...iii ŞEKİL LİSTESİ... iv ÖZET ve ANAHTAR KELİMELER... v ABSTRACT - KEYWORDS... vi 1. GİRİŞ GENEL BİLGİLER Embriyoloji ve Anatomi Safra Yolları ve Vasküler Anomaliler Fizyopatoloji Safra Yolu Obstrüksiyonu Fizyopatolojisi Safra Fistülü Fizyopatolojisi Patogenez Eğitim ve Tecrübe Lokal Risk Faktörleri Anatomik Anomaliler Kanama Teknik Yetersizlik Disseksiyon Yaralanmaları Safra Yolu Yaralama Yönetimi Klinik Seyir Laboratuvar Bulguları Radyolojik Bulgular Onarım Yaklaşımı BULGULAR TARTIŞMA SONUÇ VE ÖNERİLER KAYNAKLAR ÖZGEÇMİŞ ii

4 TABLO LİSTESİ Tablo No: Sayfa No: Tablo 1. Operasyon şekli ve endikasyonu Tablo 2. Safra yolu yaralanmasından sonra görülen semptom ve bulgular Tablo 3. Preoperatif ve postoperatif laboratuvar değerleri Tablo 4. Preoperatif dönemde uygulanan görüntüleme yöntemleri Tablo 5. Vasküler yaralanma dağılımı Tablo 6. Yaralanma yeri dağılımı Tablo 7. Olsen klasifikasyonuna göre yaralanma tipi dağılımı Tablo 8. Yaralanma ile onarım arasında geçen sürenin incelenmesi Tablo 9. Uygulanan cerrahi yöntemlerin dağılımı Tablo 10. Onarım sonrası erken dönemde oluşan komplikasyonlar ve dağılımı Tablo 11. Mortalite nedenleri Tablo 12. Olguların takip sonuçlarının dağılımı iii

5 ŞEKİL LİSTESİ Şekil No: Sayfa No: Şekil 1. Karaciğerin segmental bilier drenajı... 3 Şekil 2. Ekstrahepatik safra yollarının anatomik görünümü... 4 Şekil 3. Karaciğer, safra yolları, portal triad ve pankreas ilşkisini gösteren sagital kesit... 6 Şekil 4. Calot üçgeni... 6 Şekil 5. Ekstrahepatik safra yollarının kanlanması... 8 Şekil 6. Sistik kanal anomalileri... 9 Şekil 7. Hepatik kanal anomalileri ve görülme oranları Şekil 8. Vasküler anomaliler Şekil 9. Safra yolu yaralanmalarının yıllara göre dağılımı Şekil 10. Safra yolu yaralanmasından sonra oluşan bilioma Şekil 11. İntrahepatik safra yolları dilatasyonunun gösteren tomografi görünümü Şekil 12. Anahepatik kanalda yaralanma ve metalik klipsleri gösteren ERKP görünümü Şekil 13. Bifurkasyonda tam obstrüksiyonu gösteren PTK filmi Şekil 14. Hepatoenterik pasajın olmadığı sintigrafi görünümü Şekil 15. Bilioenterik anastomoz yapılan hastanın kontrol sintigrafisi Şekil 16. Anahepatik kanalda yaralanmayı gösteren MRKP görünümü Şekil 17. ÇÜTF Genel cerrahi kliniğinde yapılan kolesistektomi ameliyatlarının yıllara göre dağılımı iv

6 ÖZET Yılları Arasında Kliniğimizde Tedavi Edilen Safra Yolu Yaralanmalarının Retrospektif Analizi Safra yolu yaralanmaları tanı ve tedavi yöntemlerindeki gelişmelere rağmen halen problem olma özelliğini korumaktadır. Bu çalışmada 1995 Ocak Mart yılları arasındaki 10 yıllık dönem içinde Çukurova Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı nda safra yolu yaralanması nedeni ile opere edilen 54 hastanın retrospektif incelenmesi ve sonuçlarının literatürle karşılaştırılması amaçlandı. Hastaların arşiv bilgileri incelenerek demografik bulguları, kolesistektomi endikasyonu, operasyon şekli, peroperatif yaralanma fark edilme durumu, semptomları, preoperatif ve postoperatif laboratuvar değerleri (SGOT, SGPT, T/D Bilirubin, ALP), yaralanma yeri ve klasifikasyonu, vasküler yaralanma varlığı, yaralanma ile onarım arasında geçen süre, uygulanan cerrahi girişim, morbidite, mortalite, yatış süresi ve postoperatif takibi değerlendirildi. En sık görülen bulgu sarılık (%44.4) olup ikinci sıklıkta safra fistülü (%38.8) idi. Bu iki bulgu ile mortalite ve başarı değerlendirilmesi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmamıştır (P>0.05). PTK uygulanan tüm olgularda safra yolu yaralanma yeri tam olarak belirlendi. Sarılık ile başvuran ve tetkiklerde safra yolu dilatasyonu gelişen hastalarda Perkütan bilier drenaj yapılması ile mortalite ve başarı değerlendirmesi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmamıştır (P>0.05). En sık yaralanma yeri, ana hepatik kanal (28 hasta) idi. Yaralanma yeri ile rekonstrüktif amaçlı uygulanan operasyon başarı durumu ve mortalite ile ilişkisi irdelendiğinde yaralanma yerinin mortaliteyi ve başarı durumunu etkileyici faktör olmadığı istatistiksel olarak gösterildi (P>0.05). En sık uygulanan operasyon 36 (%66.6) hastayla Roux-en Y hepatikojejunostomidir. Vasküler yaralanma varlığının mortaliteyi etkilemediği (P>0.05), ancak tamirin başarı oranını etkilediği, istatistiksel olarak gösterilmiştir (P<0.05). Erken dönem morbidite 20 (%37) hastada, geç dönem morbidite 5 (%9.2) görüldü. Erken dönemde 9 hasta ile en sık rastlanan komplikasyon yara enfeksiyonu idi. Geç dönemde ise 5 hastada anastomoz striktürü saptandı. Erken dönem mortalite oranı % 12.9 dur (7 olgu). Peritonit ile mortalite arasında ise istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır (P<0.05) Geç dönemde mortalite %3.7 (2 olgu) dir. Ortalama takip süresi ise 79.9ay (13-124) olup bu sürede rekürren sarılık veya kolonjit saptanmayan başarılı tedavi oranımız %85.1 dir. Anahtar sözcükler: Hepatikojejunostomi, kolesistektomi, laparoskopik kolesistektomi, safra yolu yaralanmaları. v

7 ABSTRACT The Retrospective Review of Bile Duct Injuries Managed Between 1995 and 2004 in Our Clinic Bile duct injuries are still a problem despite the improvements in its diagnosis and management. In this study, the aim was to analyze 54 patients who were operated due to bile duct injuries at the Faculty of Medicine, Department of General surgery of Çukurova University between January 1995 and March 2004, and to compare the outcomes with the literature. Parameters which included demographic data, cholecystectomy indication, operation type, symptoms and findings; preoperative diagnosis, Preoperative and postoperative laboratory values, radiological investigations, injury zone and classification, presence of vascular injury, the duration between injury and reconstruction, operative approach, morbidity, mortality, hospitalization duration and postoperative long-term follow-up were analyzed. The most frequently seen symptom was jaundice (44.4%) and the second frequently seen symptom was biliary fistula (38.8%). Any statistically significance were established between these symptoms and mortality/ Long-term results (p>0.05). The injury zone was detected completely in the preoperative course, on all patients images of whom was performed PTC. Statistically significance was not established between percutaneous biliary drainage and mortality/long-term results (P>0.05) The most frequently established injury zone was common hepatic duct (28 patients). The association between injury zone and mortality/ long term results was not statistically significant (P>0.05). Hepaticojejunostomy was determined as the most frequently performed operation by %66.6 (36 patients). The presence of vascular injury was not a prognostic factor for the mortality, however the significance of association between vascular injury and long- term results was statisticcally demonstrated (P>0.05). The early period morbidity was 37% (20 patients) and the Long-term morbidity was 9.2% (5 patients). The wound infection was the most frequently seen complication with 9 patients. However, 5 anastomosis strictures were established in the long-term follow-up. The early period mortality rate was 12.9% (7 patients). The mortality rate of patients who had peritonitis was statistically increasing (P<0.05). The long-term mortality rate was 3.7%. The average follow-up was 79.9 month (13-124) and long-term excellent results (absence of jaundice or cholangitis symptoms) were assessed on 85.1% of patients. Key Words: Bile duct injury, Hepaticojejunostomy, Cholecystectomy, Laparoscopic cholecystectomy. vi

8 1. GİRİŞ Kolelitiazis, akut veya kronik taşlı kolesistitin standart tedavisi kolesistektomidir. Açık kolesistektominin ilk defa Langenbuch tarafından 1882 de gerçekleştirilmesinden bu yana oranları giderek azalmasına rağmen safra yolları yaralanmaları da dahil olmak üzere pek çok komplikasyonu da beraberinde getirmiştir. Lahey Kliniği nde 1919 ve 1979 tarihleri arasında 2500 den fazla safra yolu rekonstrüksiyonu yapılması, bu durumun göstergesidir. Tecrübe kazanılması ile beraber safra yolu yaralanma oranının %0-0.2 ye kadar düşmüş olması açık kolesistektomiyi altın standart haline getirmiştir 1, nin geç dönemlerinde Mühe (Alman), Dubois ve Perissat (Fransa) laparoskopik kolesistektomiyi Avrupada geliştirdiler. Bu operasyonun kısa sürede Birleşik Devletlerde Reddick ve Olsen tarafından da uygulanması sonrası safra taşı sağaltımında laparoskopik kolesistektomi yeni bir teknik olarak kabul gördü 1,2. Laparoskopik kolesistektominin 1990 dan sonra popülarite kazanması ile beraber safra yolu yaralanma oranlarında görülen artış, teknik ve tecrübe alanındaki kazanımlar sonucu azalmaya başlanmıştır. Buna rağmen laparoskopik kolesistektomide safra yolu yaralanma oranı açık kolesistektominin 2 katı olarak görülmeye devam etmekte idi (% % ). Amerikan Ulusal Sağlık Enstütisi tarafından 1992 de yapılan toplantıda den fazla laparoskopik olgu gözden geçirilerek laparoskopik kolesistektominin altın standart olduğu ortak kanatine varılmıştır 1,2. Her cerrahi kliniğinde gerçekleştirilebilen, morbidite ve mortalitesi çok düşük olan kolesistektomi ameliyatı esnasında gelişebilecek bir safra yolu yaralanması, hem hastayı, hem de cerrahı zor bir duruma sokmaktadır 3. Bu durum hastayı morbidite ve mortalitesi yüksek karaciğer transplantına kadar götürebilmektedir. Bu nedenle, şimdiye kadar olan zaman içerisinde açık ve laparoskopik kolesistektomide safra yolu yaralanma insidansı, oluş mekanizması, sağaltımı ve uzun dönem sonuçları literatürde tartışma çok önemli tartışma konusudur 2,4,5. Ameliyathanesi olan her hastanede yapılabilen kolesistektomi ameliyatının bu tür komplikasyonunun tedavisi için ileri bir tanı ve tedavi merkezi ile, safra yolu cerrahisinde uzmanlaşmış hepatobilier cerrahlara gereksinim vardır. 1

9 Bu çalışmada yılları arasında Çukurova Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim dalı nda açık veya Laparoskopik kolesistektomi sonrası oluşan safra yolları yaralanması nedeni ile tedavi edilen olguların retrospektif incelemesi amaçlandı. Bu olgulara ait preoperatif, peroperatif, postoperatif ve uzun süreli takip kriterleri belirlenerek sonuçları literatürle karşılaştırıldı. 2

10 2. GENEL BİLGİLER 2.1. Embriyoloji ve Anatomi Safra yolları ve karaciğer, 3 mm boyutundaki embriyoda, ön barsağın ventral yüzündeki divertikülden oluşur. Bu divertikülün kranial bölümünden karaciğer, kaudal kısmından pankreas, ara kısmından safra kesesi meydana gelir. Karaciğer divertikülü, daha sonra yoğun hücre kitlesi haline dönüşür, içindeki safra kanalları gelişmeye başlar ve safra yolları oluşur. Karaciğerinin sağ ve sol loblarından gelen safra yolları, birleşerek hepatik kanalı yapar; insanların % 25 inde ise, sağ lobun değişik segmentlerinden gelen kanallar, sol hepatik kanal ile ayrı ayrı birleşir. Hepatik kanal 4 cm uzunluğundadır; sistik kanal ile birleştikten sonra koledok adını alır. Koledok, 9 cm kadar ilerleyerek duodenum 2. kıtasının arka yüzünden gastrointestinal kanala açılır; koledok, insanların % 90 ında duodenuma açılmadan önce pankreasın ana kanalı ile birleşir. Bu kanal 1 cm kadardır ve oddi sfinkteri ile çevrilidir. Şekil 1. Karaciğerin segmental bilier drenajı 6. 3

11 Ekstrahepatik safra yolu: sağ ve sol hepatik kanallar ve bu iki kanalın birleşiminden oluşan ana hepatik kanal; safra için depo görevi yapan safra kesesi; sistik kanal ve sistik kanalın ana hepatik kanalın birleşmesiyle oluşan koledoktan oluşur. Sağ ve sol hepatik kanalların uzunlukları 3-4 cm dir. Birleşme yerleri karaciğerin hilusunda ve portal venin sağ dalını verdiği bifurkasyonun hemen önünde bulunur. Sol hepatik kanal karaciğerin 2., 3. ve 4. segmentlerini drene eder. Sağ hepatik kanal 5., 6., 7. ve 8. segmentlerini drene eder. Kaudat lobun (segment 1) safra kanalı % 80 olguda sağ ve sol kanalların her ikisine, % 15 olguda sol hepatik kanala, % 5 olguda sağ hepatik kanala drene olur. Sağ ve sol hepatik kanal, ana hepatik kanalı genellikle ekstrahepatik lokalizasyonda oluşturur. Sağ hepatik kanalın ekstrahepatik bölümü kısadır, sol hepatik kanalın ekstrahepatik uzunluğu 2 cm yada daha fazladır 6. Şekil 2. Ekstrahepatik safra yollarının anatomik görünümü 6. Safra kesesi armut şeklinde bir organ olup karaciğerin alt yüzünde, sağ ve sol lobu ayıran bir oluk içerisinde yapışık olarak bulunur. Çok nadir peritonla tamamen kaplı şekilde olur ki bu şekli kese torsiyonuna meyillidir. Tam dolu olduğunda 50 cc safra içerebilir. 4 anatomik kısma ayrılır: fundus, gövde, infindibulum, boyun. Fundus 4

12 safra kesesinin en geniş kısmıdır ve karaciğerin öndeki serbest kenarına kadar uzanır. Fundus birçok insanda karaciğer kenarını 1-2 cm geçer, ve ancak kese boşalmasını engelleyen durumlarda ele gelir; bazen öne aşağıya doğru katlanmıştır ve Frigyalı şapkası şeklini alır. Fundus safra kesesinin en çok düz kas içeren bölümüdür. Bunun tersine gövde ve infindibulum elastik doku içerir ve depo görevi görür. Gövde huni şeklinde incelerek boynu oluşturur ve sistik kanal ile birleşir. Boyun kısmı aşağı doğru cepleşir, infindibulum veya hartmann cebi adını alır. Sistik kanalın içi safra akımına hafif bir direnç gösteren Heister spiral kapağı ile döşelidir. Sistik kanalın uzunluğu değişebilir, genellikle 2-4 cm kadardır. Kese ile karaciğer yatağı arasında doğrudan drenajı sağlayan küçük safra kanalları (luschka) bulunabilir; kolesistektomi esnasında gözden kaçabilir ve safra fistülüne neden olabilirler. Sistik kanal insanların dörtte üçünde, koledoğa dik bir açı yaparak birleşir, sağ hepatik arter hemen arkasında yer alır. Nadiren sistik kanal, sağ hepatik kanala ya da aşağıda retroduodenal kanala açılabilir. Sistik kanalın hepatik kanal ile birleşmesi değişik şekillerde olabilir, bu cerrahi açıdan önem taşır. Sistik arter, sağ hepatik arterden çıkar ve safra kesesinin kanlanmasını sağlar. Seyrek olarak sol hepatik, gastroduodenal veya superior mezenterik arterden kaynaklanabilir. Sistik arter, sağ hepatik arterden doğduğunda genellikle sistik kanal medialinde ona komşu ve paralel seyreder. Bu ilişki her zaman böyle değildir; bununla birlikte; eğer arter sağ hepatik arterin proksimalinden ya da common hepatik arterden doğarsa, hepatik kanala çok yakın yer alabilir; ve ligatüre edildiğinde hepatik kanal yaralanabilir. Venöz dönüş kanı, sistik ven ile portal vene ve doğruca karaciğere giren küçük venlerle sağlanır. Lenfatik dönüş karaciğere ve portal ven etrafındaki lenf nodlarına olur. Safra kesesinin motor innervasyonu çölyak pleksustan gelen postganglionik vagus lifleri ile olur ve safra kesesi tonusunu arttırır. Sempatik ve sekretuar lifler ise yine çölyak pleksus yoluyla T8, T9 sempatik ganglionlardan gelir 6. 5

13 Şekil 3. Karaciğer, safra yolları, portal triad ve pankreas ilşkisini gösteren sagital kesit 6. Koledoğun normal çapı 4-9 mm kadardır. Koledoğun üst kısmı ya da supraduodenal kısmı küçük omentumun serbest kenarı altında, sağ hepatik arter ve portal venin önünde yer alır. Orta kısmı ya da retroduodenal bölümü vena kava inferiorun önünden, portal venin lateralinden ve duodenum 1. kısmının arkasından geçer. Alt kısmı ya da intrapankreatik kısmı, pankreasın arkasında transvers olarak yer alır ve burada tünel yaparak duodenum 2. kısmına girer. Koledok oblik olarak ilerlerken postero-medial duvardan çoğunlukla pankreatik kanal katılarak Ampulla Wateri adını alır. Ampulla, duodenum içine doğru muköz membran çıkıntısı yapar ve duodenal papillayı oluşturur. % oranda safra ve pankreatik kanallar duodenuma ayrı ayrı açılırlar. Ayrıca iki kanal, duodenum duvarı içinde birleşebilir ve kısa bir segmentte ortak seyredebilir 6. Şekil 4. Calot üçgeni 6. 6

14 Hepatosistik veya hepatobilier üçgen olarak da adlandırılan Calot üçgeni anatomik olarak çok önemlidir. Medialde hepatik kanal, lateralde sistik kanal ve üstte sistik arterden oluşan bölge ilk defa 1891 yılında Calot tarafından tanımlanmıştır. Bu bölgenin cerrahi açıdan önemi büyüktür. Calot üçgeni nin disseksiyonu, kolesistektominin emniyetle yapılması için önemlidir. Safra yollarının kanlanması son zamanlarda artan oranda dikkat çekmektedir. Zengin bilier kanal vaskülarizasyonuna rağmen kolesistektomi esnasında oluşan arteryel hasar nedeni ile iskemi oluşabilir. Bu durum postoperatif safra yolu darlığı ile sonuçlanabilir. Safra kanalı üç segmente ayrılabilir: hiler, supraduodenal ve retropankreatik. Supraduodenal kanalın kanlanması aksiyeldir (Northover ve Terblanche). Supraduodenal kanalı besleyen damarlar superior pankreotikoduodenal arter, hepatik arterin sağ dalı, gastroduodenal arter, sistik arter ve retroduodenal arterden kanlanmaktadır. Her biri yakl aşık 0.3 mm çaplı ortalama 8 arter supraduodenal duktusu beslemektedir. Kanalın yan sınırlarında seyreden önemli arterlere saat 3 ve saat 9 arterleri denir. Supraduodenal kanalı besleyen damarların %60 ı inferior major damarlardan kaynaklanır ve yukarı doğru seyreder. %38 i ise hepatik arterin sağ dalınadn ve diğer damarlardan kaynaklanarak aşağı doğru seyrederler. Sadece %2 sinde arteriel kanlanma non-aksiyeldir ve direkt ana hepatik arterden kaynaklanır ve ana safra kanalına paralel seyreder. Hiler kısım ise supraduodenal kanal etrafındaki zengin damar ağının devamlılığından kanlanmasını sağlamaktadır. Retropankreatik ana safra kanalı ise kanlanmasını retrodudenel arterden sağlamaktadır. Birçok küçük damar bu bölgenin çevresinde mural pleksus oluşturur. Ekstrahepatik safra yollarının venöz kanlanması, arteriel kanlanması gibidir. Saat 3 ve 9 hizasında bulunan ve ana safra kanalına paralel seyreden venler drenajın büyük bölümünü oluşturur. Safra kesesinin venöz drenajı da bu sisteme olur, direkt portal vene olmaz. Ekstrahepatik safra yoları karaciğere doğru yönlenen kendi portal sistemine sahip bir izlenim vermektedir 6. 7

15 Şekil 5. Ekstrahepatik safra yollarının kanlanması Safra Yolları ve Vasküler Anomaliler Hepatobilier prosedür uygulanırken normal bilier anotomiden farklı olan ve sık görülen varyasyonların da bilinmesi gereklidir(31). Birçok safra kesesi anomalisi 1936 da Gross tarafından tarif edildi. Safra kesesi yokluğu Boyden (1926), Rogers(1975) ve Rachard-Mohassel (1973); iki loblu tek sistik kanallı safra kesesi Hobby (1970) tarafından ve ayrıca iki sistik kanallı safra kesesi duplikasyonu da tarif edildi. Tek safra kesesinin iki sistik kanal ile drene edildiği Perelman tarafından 1961 yılında gösterildi. Bir müsküler duvarı bulunan safra kesesinin konjenital divertikülü ise Eelkema (1958) tarafında bulundu. Safra kesesinin yeri ile ilgili varyasyonlar; örneğin intrahepatik pozisyonda veya karaciğerin solunda bulunabileceği Newcombe ve Henley (1964) tarafından rapor edilmiştir 6. Sistik kanalın ana hepatik kanala birleşimi angular, paralel veya spiral olabilir. Angular birleşim vakaların %75 inde görülür (Kune 1970). %20 olguda sistik kanal ortak hepatik kanala paralel seyredebilir ve her iki kanal arasında bağ doku bulunabilir. 3. olarak %5 olguda sistik kanal ortak hepatik kanala spiral şekilde birleşebilir. 8

16 Şekil 6. Sistik kanal anomalileri 6. Olguların % 72 sinde sağ ve sol kanalların konfluensi normal anatomik pozisyondadır (Healey ve Schroy 1953). Olguların %12 sinde ise sağ anterior, sağ posterior ve sol hepatik kanalın birleşimi ile oluşan 3 lü konfluens görülmektedir (Couinaud 1957). Ek olarak sağ sektoral kanal %20 olguda ana hepatik kanala direkt olarak açılabilir. %16 olguda sağ anterior sektoral kanal ve %4 sağ posterior sektoral kanal ana hepatik kanala bu şekilde girebilir. %6 olguda ise sağ sektoral kanal sol hepatik kanala bağlanabilir (%5 olguda posterior, %1 olguda anterior kanal ). %3 vakada hepatik kanal konfluensi yoktur ve %2 olguda ise sağ posterior sektoral kanal safra kesesi boynuna veya sistik kanala bağlanabilir (Couinaud 1957). İntra hepatik kanalların safra kesesi boynuna veya sistik kanala drenajının çeşitli formları Couinaud (1957) ve Albaret (1981) tarafından rapor edilmiştir ve kolesistektomi esnasında mutlaka akılda bulundurulmalıdır. 9

17 Şekil 7. Hepatik kanal anomalileri ve görülme oranları 6. Hepatik arter ve sistik arter ilişkisi ve sistik arterin bilier aparatus içerisindeki seyri çok iyi bilinmelidir; çünkü bu durumların bilinmemesi sonucu oluşabilecek beklenmeyen kanamaların hemostazı esnasında safra yolu yaralanması oluşabilir (Champtier,1982). Aşağıda sistik arterin önemli varyasyonları gösterilmiştir 6 (Şekil 8). Şekil 8. Vasküler anomaliler 6. 10

18 2.3. Fizyopatoloji Tüm karaciğer hücreleri sürekli olarak az miktarda safra adı verilen bir salgı yaparlar. Safra, karaciğer hücre tabakaları arasında bulunan çok küçük safra kanalcıklarına salgılanır. Sonra perifere doğru akarak interlobüler septumlardaki terminal safra kanalcıklarına dökülür. Giderek kanalcıklar daha büyük kanallarda toplanır ve sonunda duktus hepatikus ve de koledok kanalına geçerek ya doğrudan duodenuma boşalır ya da duktus sistikus ile safra kesesine yönelir 7. Karaciğerden sürekli olarak salgılanan safra, normalde safra kesesinde depolanarak gerektikçe duodenuma akar. Günlük total safra sekresyonu ml, safra kesesinin maksimal hacmi ise, ancak ml kadardır. Bununla beraber 12 saatlik safra salgısı kesede depo edilebilir 7. Çünkü, su, sodyum klorür, ve öteki küçük elektrolitlerin çoğu sürekli olarak safra kesesi mukozasından aktif ve ya pasif transport ile emilerek, safranın öteki maddelerini, safra tuzları, kolesterol, lesitin ve bilüribini konsantre eder 7,8. Bu absorbsiyon büyük çapta sodyumun safra kesesi epitelinden aktif transportu ile gelişir. Safra genellikle 5 kat konsantre edilmekle beraber, maksimum kat kadar yoğunlaştırılabilir 7. Safra kesesi duvarındaki net su transportu humoral faktörlerden ve otonomik sinirlerden etkilenebilir. Sistik kanal obstrüksiyonu ile ilişkili kese inflamasyonunda, mukoza absorbtif kapasitesi kaybedilir ve lümen içine net sekresyon hidropsa yol açar Safra Yolu Obstrüksiyonu Fizyopatolojisi Ekstrahepatik safra yolu ligasyonu sonucu tıkanma sarılığı veya safra yolu yaralanması sonucu safra fistülü gelişebilir. Safra yoları obstrüksiyonunun durumu pratik kullanım açısından 4 kategoriye ayrılmıştır (Benjamin 1983): Tip 1- Komplet obstrüksiyon- sarılığa yol açan Tip2- İntermittant obstrüksiyon- semptomatik, labratuar değerlerine yansıyan ancak iktere yol açmayan Tip 3- Kronik inkomplet obstrüksiyon- Klasik semptomlar ve labratuar değişiklikleri görülebilir veya görülmeyebilir, ancak safra yolları veya karaciğerde patolojik değişiklikler görülür. 11

19 Tip 4- Segmental obstrüksiyon- bir veya daha fazla segmentin intrahepatik safra yolu obstrükte olmuştur. Bu segmental obstrüksiyon yukarıda bahsedilen formlara dönüşebilir. Safranın normal sekretuar basıncı cmh20 dur. Total safra yolu obstrüksiyonunu takiben safra sekresyonu safra kanalındaki basınç mm H2O olana kadar devan eder. Yüksek basınçta kolesterol ve fosfolipid sekresyonunda azalma, safra sekresyonundaki azalmadan daha fazla olduğundan safranın kompozisyonu değişir, daha az litojenik hale gelir. Obstrüksiyonun düzelip basıncın normale dönmesinden sonra, kolesterol ve fosfolipid sekresyon hızındaki düzelme safra tuzlarına oranla daha çabuk olduğundan, bu dönemde safra daha litojenik hale gelmektedir 7,8. Uzun süren safra yolu obstrüksiyonlarında ilk değişiklikler safra kanallikülleri seviyesinde ortaya çıkar. Kolestazis esnasında kanalliküler genişler, mikrovilluslarda şişme ve şekil bozukluğu ortaya çıkar. Kanalliküllerde ve komşu hepatositlerde safra pigment trombüsleri oluşur. Kolestazis daha da uzarsa kanalliküllerde belirgin proliferasyonla beraber uzama ve kıvrılma gelişir, oluşan safra reabsorbsiyonu, portal yollarda polimorfonükleer hücre infiltrasyonu ile birlikte olan bir inflamatuar reaksiyona neden olur. Bu durum, irritan kimyasal stimulusa karşı olan bir doku reaksiyonudur ve kolonjiolitik değişiklikleri fibrozis takip eder 8. Periportal alanlardaki hepatositlerde bilüribin ve safra asitleri birikerek toksik etki yaparlar. Bunun sonucunda endoplazmik retikulum parçalanarak kanlliküler membran komponentleri solubilize hale gelir. Bu dönemde kanalliküler alkalen fosfataz kan dolaşımına katılarak düzeyi artmaya başlar. Obstrüksiyon iki hafta içinde düzelirse bu değişiklikler kısa sürede geriye döner. Obstrüksiyonun devam ettiği hallerde periportal alanlarda çöken retikülin tip-1 kollojen halinde maturasyon göstererek safra kanalları çvresinde skar fibrozisi geliştirir. İntrahepatik fibrotik değişikliklerin daha da ilerlemesi sinüzoidal akımı mekanik olarak obstrükte ederek sekonder portal hipertansiyona sebep olur. Karaciğerin lobüler yapısı nedeni ile bu fibrotik süreç nadiren sekonder bilier siroza neden olmaktadır. Yine bu özelliğinden dolayı obstrüksiyonun düzelmesi halinde fibrotik değişikliklerin birçoğu geriye dönme niteliğindedir. 12

20 Bilier obstrüksiyon varlığında bakteriyel kolonizasyon sonucu sekonder infektif kolonjit oluşur. Klasik olarak asendan kolonjit terimi kullanılmasına rağmen, opere olmamış safra yollarına bakteri girişinin gerçek mekanizması anlaşılamamıştır Safra Fistülü Fizyopatolojisi Eksternal bilier fistülün fizyopatolojik etkisi fitülün süresine ve diversiyon derecesine bağlıdır. Günlük salgılanan ortalama 1000 ml safra içerisinde kan ile eşit konsantrasyonda sodyum, potasyum klorid, ve kalsiyum ionları mevcuttur. Üç hafta kadar total bilier diversiyon ciddi bir elektrolit ve sıvı kaybına yol açmamaktadır, fakat uzun süreli safra diversiyonlarında serum potasyum ve klor seviyelerinde düşme olmaktadır. Sodyum kaybı ise klor kaybından genellikle fazladır ve sonucunda koledokostomi asidotik sendrom olarak adlandırılan asidoza neden olmaktadır (Cass, Robson ve Rundell) 9. Bazı olgularda başlangıçta potasyum seviyeleri düşmüştür ancak dehidratasyona bağlı gelişen düşük outputlu renal yetmezlik sonucu hiperkalemi gelişebilir( Knochel, Cooper ve Barry 1962) 9. Safra tuzları intestinal kanalda iki önemli görev yaparlar. İlk olarak, besindeki yağ partikülleri üzerinde deterjan etkileri vardır; partiküllerin yüzey gerilimini azaltarak, küçük yağ damlacıklarına parçalanmasına ve karışmasına yardım eder. Buna safra tuzlarının emülsiyon haline getirme ya da deterjan fonksiyonu denir. İkinci ve daha da önemli olarak, safra tuzları, yağ asitleri, monogliserid, kolesterol ve öteki lipidlerin intestinal kanalda absorbsiyonuna yardım ederler. Safra tuzları bu görevi lipidler ile küçük kompleksler yaparak yürütürler. Miçel adını alan kompleksler, safra tuzlarının elektiriksel yükleri nedeni ile erir durumda kalırlar. Lipidler bu yapı içinde mukozadan geçebilir özellik kazanır ve absorbe olurlar. İntestinal kanalda safra bulunmadığı zaman, lipidlerin %40 ı feçesle kaybedilir ve bu şahıslarda lipid kaybına bağlı metabolik bozukluklar gelişir 7,8. Yağların absorbsiyonu yeterli olmadığı zaman, yağda eriyen A,D,E, ve K vitaminleri de yeterince absorbe edilemez. A,D,E vitaminleri genellikle vücutta depo edilmesine karşın, K vitaminin deposu yoktur. Böylece, karaciğerde bazı koagülasyon faktörlerinin- protrombin, VII, IX ve X- sentezi yetersiz olduğu için ciddi pıhtılaşma bozuklukları ortaya çıkar 8,9. 13

21 2.4. Patogenez Laparoskopik kolesistektominin yaygınlaşmasından önce safra kanalı yaralanması göreceli olarak düşük olup yaklaşık 1000 de 2 civarında görülmekte idi 1. Laparoskopik kolesistektominin yaygın bir şekilde uygulanmasından sonra safra yaralanması oranı en az iki katı oranında artarak gündemde tekrar yerini almıştır 10. Bu nedenle sıklıkla çok merkezli çalışmaların konusu laparoskopi esnasında görülen yaralanmalar olmaktadır. Birleşik devletlerde yapılan bir çalışmada yılları arasında yapılan 114,005 laparoskopik kolesistektomi vakası analiz edildi. 561 (%0.5) major safra yolu yaralanması tespit edildi 10. İsviçre de 84 cerrahi ünitede uygulanan yılları arasında laparoskopik kolesistektomi uygulanan vaka incelendi. Major safra yolu yaralanma insidansı %0.3 olarak tespit edildi 11. Belçika da yapılan çok merkezli bir çalışmada ise vaka irdelendi ve 65 (%0.5) hastada major safra yolu yaralanması olduğu tespit edildi 12. Brezilya da tarihleri arasında 170 cerrahi ünitede gerçekleştirilen laparoskopik kolesistektomi vakasının 167 sinde (%0.18) safra yolu yaralanması görülmüştür. 50 vakadan önce oran %0.77 iken 50 vakadan sonra bu oran %0.16 ya düşmektedir 13. Kolesistektomi veya laparoskopik kolesistektomi esnasında safra yolu yaralanması görülme oranı giderek azalmasına rağmen hala önemini korumaktadır. Bu nedenle, literatür ışığında yaralanma oluş mekanizmaları ve önlenme çabaları irdelendi. Bilier yaralanma için risk faktörleri önem sırasına göre incelenmiştir: Eğitim ve Tecrübe Son yayınlarda yaralanma oranı ile prosedürün uygulanışındaki tecrübe eksikliği arasında direkt bir korelasyon saptanmıştır 1,4,5,10,11,12,14,15,16 Olsen bir dekadlık laparoskopik kolesistektomi tecrübesine bağlı olarak yayımladığı raporunda 13 vaka sonrasında laparoskopik kolesistektomi yaralanma oranının açık kolesistektomideki yaralanma oranına yaklaştığını bildirmiştir 2. Belçika dan yayınlanan çok merkezli bir çalışmada ise yaralanmaların ağırlıklı olarak 50 vakanın altında laparoskopi tecrübesi 14

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Tıkanma Sarılığı Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Normal serum bilirubin düzeyi 0.5-1.3 mg/dl olup, 2.5 mg/dl'yi geçerse bilirubinin dokuları boyamasıyla klinik olarak sarılık ortaya çıkar. Sarılığa yol

Detaylı

SAFRA KESESİ HASTALIKLARI

SAFRA KESESİ HASTALIKLARI SAFRA KESESİ HASTALIKLARI Oktay Eray EPİDEMİYOLOJİ Sıklıkla safra kesesi ve kanalındaki tıkanıklıklara bağlıdır. Safra kesesi taşları oldukça yaygın ve çoğu semptomsuzdur. Yılda %2 si, 10 yılda %15 i semptomatik

Detaylı

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Kronik Pankreatit Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Tanım Pankreasın endokrin ve ekzokrin yapılarının hasarı, fibröz doku gelişimi ile karakterize inflamatuvar bir olay Olay histolojik

Detaylı

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri Doç. Dr. Onur POLAT Toraks Travmalarında Temel kuralın tanı ve tedavinin aynı anda başlaması olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Havayolu erken entübasyon ile sağlanmalı, eğer entübasyonda zorluk

Detaylı

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ İdrar oluşturmak... Üriner sistemin ana görevi vücutta oluşan metabolik artıkları idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırmak ve sıvı elektrolit dengesini korumaktır. Üriner

Detaylı

Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi. Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD

Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi. Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Kolon tümörlü olguların %40-50 sinde karaciğer metastazı gelişir ; % 15-25 senkron (primer tm ile /

Detaylı

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı.

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı. GİRİŞ Süt rengi Şilus un peritoneal kaviyete ekstravazasyonudur. Oldukça nadir görülen bir durumdur. Asit sıvısındaki trigliserid seviyesi 110 mg/dl nin üzerindedir. Lenfatik sistemin devamlılığında sorun

Detaylı

KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI

KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI Dr. Ömer USLUKAYA DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI Karın travması Karın travmaları, baş, boyun ve toraks travmalarından sonra üçüncü en

Detaylı

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Akut Mezenter İskemi Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Anatomi Etyoloji/Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Giriş Tüm akut mezenter iskemi

Detaylı

SAFRA KANAL SİSTEMİ VE SAFRA KESESİ. Yrd.Doç.Dr.Sevda Söker

SAFRA KANAL SİSTEMİ VE SAFRA KESESİ. Yrd.Doç.Dr.Sevda Söker SAFRA KANAL SİSTEMİ VE SAFRA KESESİ Yrd.Doç.Dr.Sevda Söker Safra Kanal Sistemi; Safranın hepatositten safra kesesine Safra kesesinden bağırsağa aktığı Çapı giderek artan kanallar sistemi En küçük dalı,

Detaylı

Metastatik Karaciğer Tümörlerinin Cerrahi Tedavisi

Metastatik Karaciğer Tümörlerinin Cerrahi Tedavisi Metastatik Karaciğer Tümörlerinin Cerrahi Tedavisi Prof. Dr. Orhan Bilge İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Karaciğer Safra Yolları Cerrahisi Birimi Kolorektal Kanser 950 000 hasta / yıl Kanser ölümlerinin

Detaylı

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU TÜRKİYE YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ GASTROENTEROLOJİ CERRAHİSİ KLİNİĞİ DR.TAHSİN DALGIÇ GİRİŞ Laparoskopik kolorektal cerrahi son

Detaylı

Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür.

Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür. SİROZ Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür. İlerleyici ilerleyici karaciğer hastalıkları sonuçta siroz ile sonuçlanan progresif fibrozise neden olur. Safra kanalikülü

Detaylı

İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ. Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul

İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ. Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul Öğrenim hedefleri Mezenterik vasküler olay şüphesi ile gelen hastayı değerlendirmede kullanılan

Detaylı

Dr. Mustafa Hasbahçeci

Dr. Mustafa Hasbahçeci Dr. Mustafa Hasbahçeci Kaynaklar Tokyo Guidelines for acute cholangitis-2007 *Background: Tokyo Guidelines for the management of acute cholangitis and cholecystitis. J Hepatobiliary Pancreat Surg. 2007;14(1):1-10.

Detaylı

BENİNG SAFRA YOLU HASTALIKLARINDA ERCP. Dr Galip ERSÖZ

BENİNG SAFRA YOLU HASTALIKLARINDA ERCP. Dr Galip ERSÖZ BENİNG SAFRA YOLU HASTALIKLARINDA ERCP Dr Galip ERSÖZ Biliyer sfinkterotomi-pull-tip Tercih edilen kesi yönü saat 11-12 Sfinkterotomi uzunluğu endikasyona göre değişir Güvenli sfinkterotomi yapmak için:

Detaylı

PEDİATRİK YAŞ GRUBUNDA EPİFORA VE ENDOSKOPİK DAKRİYOSİSTORİNOSTOMİ

PEDİATRİK YAŞ GRUBUNDA EPİFORA VE ENDOSKOPİK DAKRİYOSİSTORİNOSTOMİ PEDİATRİK YAŞ GRUBUNDA EPİFORA VE ENDOSKOPİK DAKRİYOSİSTORİNOSTOMİ Dr. Fulya YAYLACIOĞLU TUNCAY Doç. Dr. Onur KONUK GÜTF GÖZ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI İÇERİK NAZOLAKRİMAL SİSTEM -ANATOMİSİ -EMBRİYOLOJİSİ

Detaylı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı 1 Ameliyat Yapılmadan İlgilendiği Konular: Sıvı ve Elektrolit tedavisi Şok Yanık tedavisi 2 Travma Hastaları Kesici karın travmaları: Karın bölgesini içine alan kurşunlanma,

Detaylı

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Sendromu Veno- Oklüzif Hastalık Engraftman Sendromu Hemşirelik İzlemi Vakamızda: KİT (+14)-

Detaylı

Karaciğer laboratuvar. bulguları. Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 5.Yarıyıl

Karaciğer laboratuvar. bulguları. Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 5.Yarıyıl Karaciğer ve safra yolu hastalıklar klarında laboratuvar bulguları Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı 5.Yarıyıl 2006-2007 2007 eğitim e yılıy Karaciğer ve safra yolu hastalıklarında

Detaylı

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE):

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE): Pulmoner Emboli Profilaksisi Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD m Pulmoneremboli(PE): Bir pulmonerartere kan pıhtısının yerleşmesi Distaldeki akciğer parankimine kan sağlanaması Giriş Tipik

Detaylı

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu 29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize

Detaylı

FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI. Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara

FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI. Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara H. K., 5 yaşında, Kız çocuğu Şikayet: Karında şişlik Özgeçmiş: 8 aylıkken karında

Detaylı

Pankreas Kisti Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu

Pankreas Kisti Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Tarih :././20 Hastanın adı ve soyadı: Protokol numarası: Pankreas Kisti Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Bana yapılan muayene ve tetkikler sonucunda doktorlarım tarafından, pankreasımda iltihabi kist

Detaylı

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz Olgu Sunumu Olgu: 60y, E 2 ayda 5 kilo zayıflama ve karın ağrısı şikayeti ile başvurmuş. (Kasım 2009) Ailede kanser öyküsü yok. BATIN USG: *Karaciğerde en büyüğü VIII. segmentte 61.2x53.1 mm boyutunda

Detaylı

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Ani ölümün önemli bir nedenidir Sıklığı yaşla birlikte artar 50 yaş altında nadir rastlanır E>K Aile

Detaylı

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ ANEURYSM (ANEVRİZMA) Arteriyel sistemindeki lokalize bir bölgeye kan birikmesi sonucu şişmesine Anevrizma denir Gerçek Anevrizma : Anevrizma kesesinde Arteriyel duvarların üç katmanını kapsayan Anevrizma

Detaylı

Safra Yolu Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu

Safra Yolu Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Tarih :././20 Hastanın adı ve soyadı: Protokol numarası: Safra Yolu Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Bana yapılan muayene ve tetkikler sonucunda doktorlarım tarafından safra yollarımda tümör

Detaylı

Eser Elementler ve Vitaminler

Eser Elementler ve Vitaminler Doç. Dr. Onur POLAT Eser Elementler ve Vitaminler Esansiyel eser elementin temel özellikleri diyetten kesilmesi veya yetersiz alımıyla yapısal ve biyokimyasal değişikliklerin olması ve bu değişikliklerin

Detaylı

Hepatik Arter Anevrizması Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu

Hepatik Arter Anevrizması Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Tarih :././20 Hastanın adı ve soyadı: Protokol numarası: Hepatik Arter Anevrizması Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Bana yapılan muayene ve tetkikler sonucunda doktorlarım tarafından, karaciğer ana

Detaylı

Hiatal Herniler Tanım Hiatal herni, diyafragmanın özefageal hiatusunda herhangi bir organın anormal protrüzyonu olarak tanımlanmaktadır.

Hiatal Herniler Tanım Hiatal herni, diyafragmanın özefageal hiatusunda herhangi bir organın anormal protrüzyonu olarak tanımlanmaktadır. Hiatal Herniler Tanım Hiatal herni, diyafragmanın özefageal hiatusunda herhangi bir organın anormal protrüzyonu olarak tanımlanmaktadır. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Ersin

Detaylı

Dr. M. Gamze Aksu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD

Dr. M. Gamze Aksu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD Dr. M. Gamze Aksu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD Hepatobilier sistem tümörleri Kolanjiokarsinom Hepatoselüler karsinom Safra kesesi tümörleri Ampulla Vater tümörleri Pankreas

Detaylı

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD GT, 62 y, kadın Nüks tiroid papiller CA Kitle eksizyonu (özefagus ve trake den sıyırılarak) + Sağ fonksiyonel; sol radikal

Detaylı

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Kahramanmaraş 1. Biyokimya Günleri Bildiri Konusu: Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Mehmet Aydın DAĞDEVİREN GİRİŞ Fetuin-A, esas olarak karaciğerde

Detaylı

Asendan AORT ANEVRİZMASI

Asendan AORT ANEVRİZMASI Asendan AORT ANEVRİZMASI Aort anevrizması, aortanın normal çapından geniş bir çapa ulaşarak genişlemesidir. Aorta nın bütün bölümlerinde anevrizma gelişebilir. Genişlemiş olan bölümün patlayarak hayatı

Detaylı

Pankreas Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu

Pankreas Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Tarih :././20 Hastanın adı ve soyadı: Protokol numarası: Pankreas Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Bana yapılan muayene ve tetkikler sonucunda doktorlarım tarafından, pankreasımda tümör olduğu

Detaylı

Kalp Kapak Hastalıkları

Kalp Kapak Hastalıkları BR.HLİ.085 içerisinde kanın bulunduğu dört odacık vardır. Bunlardan ikisi sağ, ikisi ise sol kalp yarımında bulunur. Kalbe gelen kan önce sağ atriuma gelir ve kalbin sağ kulakcığı ve sağ karıncığı arasında

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ Sami Uzun 1, Serhat Karadag 1, Meltem Gursu 1, Metin Yegen 2, İdris Kurtulus 3, Zeki Aydin 4, Ahmet

Detaylı

Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni

Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dr. Koray TOPGÜL Medical Park Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü/ SAMSUN 35 yaşında erkek hasta, İlk kez 2007

Detaylı

Safra Yolları Kanserlerinde SistemikTedaviler. Dr.M.Oktay TARHAN İzmir K.Ç.Ü. Atatürk E.A.H. Tıbbi Onkoloji Kliniği 21.04.2013

Safra Yolları Kanserlerinde SistemikTedaviler. Dr.M.Oktay TARHAN İzmir K.Ç.Ü. Atatürk E.A.H. Tıbbi Onkoloji Kliniği 21.04.2013 Safra Yolları Kanserlerinde SistemikTedaviler Dr.M.Oktay TARHAN İzmir K.Ç.Ü. Atatürk E.A.H. Tıbbi Onkoloji Kliniği 21.04.2013 Kısa Kitaplar, Sunumlar.. Almanların yemek kitabı Amerikalıların tarihi Onkologların

Detaylı

ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ

ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ *Aysun Çakır, *Hanife Köse,*Songül Ovalı Güral, *Acıbadem Kadıköy Hastanesi GİRİŞ

Detaylı

GOÜ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II IV. KURUL 2009 2010

GOÜ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II IV. KURUL 2009 2010 IV. Kurul Gastrointestinal Sistem ve Metabolizma IV. Kurul Süresi: 5 hafta IV. Kurul Başlangıç Tarihi: 17 Şubat 2010 IV. Kurul Bitiş ve Sınav Tarihi: 22 23 Mart 2010 Ders Kurulu Sorumlusu: Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım

Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım Dr. Sıtkı Sarper SAĞLAM DR.SITKI SARPER SAĞLAM - KEAH ACİL TIP KLİNİK SUNUMU 04.10.2011 1 Netter in Yeri: DR.SITKI SARPER SAĞLAM - KEAH ACİL TIP KLİNİK SUNUMU

Detaylı

Rektovaginal fistül perianal fistül kategorisinde ele alınan bir hastalıktır ve barsak içeriğinin vagenden gelmesi ile karakterizedir.

Rektovaginal fistül perianal fistül kategorisinde ele alınan bir hastalıktır ve barsak içeriğinin vagenden gelmesi ile karakterizedir. REKTOVAGİNAL FİSTÜL Rektovaginal fistül perianal fistül kategorisinde ele alınan bir hastalıktır ve barsak içeriğinin vagenden gelmesi ile karakterizedir. KLİNİK-TANI: Vagenden gaz ve gaita gelmesi en

Detaylı

Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur.

Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur. TYBD SEPSİS ÇALIŞMASI ENFEKSİYON TANIMLARI Derin Cerrahi Alan Enfeksiyonu(DCAE) Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur. 1.Cerrahi girişimden sonraki

Detaylı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik ve fonksiyonel bütünlük

Detaylı

Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı

Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı Portal Hipertansiyon Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı 2006-2007 GİS Dalak Portal Ven Karaciğer Hepatik Ven Hepatik Arter Portal Hipertansiyonun Tanımı Portal hipertansiyon:

Detaylı

SAFRA KESESİ ve SAFRA YOLLARI. Yrd. Doç. Dr. Zülfü ARIKANOĞLU Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı

SAFRA KESESİ ve SAFRA YOLLARI. Yrd. Doç. Dr. Zülfü ARIKANOĞLU Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı SAFRA KESESİ ve SAFRA YOLLARI Yrd. Doç. Dr. Zülfü ARIKANOĞLU Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ANATOMİ Safra kesesi 8-10 cm uzunluğunda, hacmi ortalama 30-50 ml olan armut biçiminde

Detaylı

PANKREAS KARSİNOMU. Dr.Nevra ELMAS Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı İzmir

PANKREAS KARSİNOMU. Dr.Nevra ELMAS Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı İzmir PANKREAS KARSİNOMU Dr.Nevra ELMAS Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı İzmir Özet: Son yıllarda kesitsel görüntüleme yöntemlerinin gelişmesi ile pankreas kanseri saptanma oranında tüm

Detaylı

17.02.2015 NAZOGASTRİK (TÜP) SONDA UYGULAMASI. Nazogastrik Sonda Uygulaması. 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği. Nazogastrik Sonda Uygulaması

17.02.2015 NAZOGASTRİK (TÜP) SONDA UYGULAMASI. Nazogastrik Sonda Uygulaması. 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği. Nazogastrik Sonda Uygulaması 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 32.Hafta ( 04 08 / 05 / 2015 ) NAZOGASTRİK SONDA UYGULAMASI Slayt No : 44 Nazogastrik Tüp Uygulama Amaçları Zehirlenmelerde zararlı ve toksik maddeleri boşaltmak, Mide

Detaylı

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU)

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) Op.Dr. Tuncer GÜNEY Göz Hastalıkları Uzmanı GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) HASTALIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ? Glokom=Göz Tansiyonu Hastalığı : Yüksek göz içi basıncı ile giden,görme hücrelerinin ölümüne

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI SAĞ LOB KARACİĞER NAKLİ YAPILAN HASTALARDA DONÖRÜN SAFRA YOLLARINDAKİ ANATOMİK VARYASYONLARININ ALICIDA GÖRÜLEN SAFRA YOLLARI KOMPLİKASYONLARI

Detaylı

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNDİRİM VE METABOLİZMA SİSTEMLERİ

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNDİRİM VE METABOLİZMA SİSTEMLERİ T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNDİRİM VE METABOLİZMA SİSTEMLERİ III. DERS KURULU (15 ARALIK 2014 17 OCAK 2015) DERS PROGRAMI DEKAN BAŞKOORDİNATÖR

Detaylı

Radyo Frekans Ablasyon = Yüksek Frekans Ablasyon: Radyo Frekans enerji ile tümör veya dokuda aseptik nekroz oluşturma.

Radyo Frekans Ablasyon = Yüksek Frekans Ablasyon: Radyo Frekans enerji ile tümör veya dokuda aseptik nekroz oluşturma. Radyo Frekans Ablasyon = Yüksek Frekans Ablasyon: Radyo Frekans enerji ile tümör veya dokuda aseptik nekroz oluşturma. RFA Temel Mekanizma Pozitif Negatif iyonlar iyonlar elektrod elektrod yönüne yönüne

Detaylı

Beyin Omurlik Damarlarının Cerrahi Tedavisi

Beyin Omurlik Damarlarının Cerrahi Tedavisi Beyin Omurlik Damarlarının Cerrahi Tedavisi (Nörovasküler Cerrahi) BR.HLİ.015 Sinir sisteminin damar hastalıkları ve bunların cerrahi tedavisi beyin ve sinir cerrahisinin spesifik ve zorlu bir alanını

Detaylı

Spondilolistezis. Prof. Dr. Önder Aydıngöz

Spondilolistezis. Prof. Dr. Önder Aydıngöz Spondilolistezis Prof. Dr. Önder Aydıngöz Spondilolistezis Bir vertebra cisminin alttaki üzerinde öne doğru yer değiştirmesidir. Spondilolizis Pars interartikülaristeki lizise verilen isimdir. Spondilolistezis

Detaylı

Hisar Intercontinental Hospital

Hisar Intercontinental Hospital Varisler BR.HLİ.92 Venöz Hastalıklar (Toplardamarlar) Varis Hastalığı: Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görev alan iki ana ven sistemi bulunur. Yüzeyel ve derin ven sistemi olarak adlandırılan

Detaylı

SEVELAMER HEMODİYALİZ HASTALARINDA SERUM ELEKTROLİT DÜZEYİ, METABOLİK VE KARDİOVASKÜLER RİSKLERİ VE SAĞKALIMI ETKİLER

SEVELAMER HEMODİYALİZ HASTALARINDA SERUM ELEKTROLİT DÜZEYİ, METABOLİK VE KARDİOVASKÜLER RİSKLERİ VE SAĞKALIMI ETKİLER SEVELAMER HEMODİYALİZ HASTALARINDA SERUM ELEKTROLİT DÜZEYİ, METABOLİK VE KARDİOVASKÜLER RİSKLERİ VE SAĞKALIMI ETKİLER Siren SEZER, Şebnem KARAKAN, Nurhan ÖZDEMİR ACAR. Başkent Üniversitesi Nefroloji Bilim

Detaylı

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı Olan Hasta Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı??? Yan ağrısı? Sırt ağrısı? Mide ağrısı? Karın ağrısı? Boğaz ağrısı? Omuz ağrısı? Meme ağrısı? Akut Göğüs Ağrısı Aniden başlar-tipik

Detaylı

T.C. BÜLENT ECEVİTÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2013-2014 ÖĞRETİM YILI IV. SINIF GENEL CERRAHİ STAJ PROGRAMI. Grup D ( 8 Hafta)

T.C. BÜLENT ECEVİTÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2013-2014 ÖĞRETİM YILI IV. SINIF GENEL CERRAHİ STAJ PROGRAMI. Grup D ( 8 Hafta) T.C. BÜLENT ECEVİTÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2013-2014 ÖĞRETİM YILI IV. SINIF GENEL CERRAHİ STAJ PROGRAMI Grup D ( 8 Hafta) (02 Eylül 2014-28 Ekim 2014 ) Dekan Dekan Yardımcıları Eğitim BaĢ Koordinatörü

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

EBSTEİN ANOMALİSİ. Uzm. Dr. İhsan Alur

EBSTEİN ANOMALİSİ. Uzm. Dr. İhsan Alur EBSTEİN ANOMALİSİ Uzm. Dr. İhsan Alur 1866 da W. Ebstein tarafından tanımlandı. 1964 te Lillehei tarafından ilk başarılı valvuloplasti ameliyatı yapıldı. Triküspit kapağın septal ve posterior lifletlerinin

Detaylı

İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI GENEL CERRAHİ STAJI B GRUBU TEORİK VE PRATİK DERS PROGRAMI (01.09.

İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI GENEL CERRAHİ STAJI B GRUBU TEORİK VE PRATİK DERS PROGRAMI (01.09. 1 İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI GENEL CERRAHİ STAJI B GRUBU TEORİK VE PRATİK DERS PROGRAMI (01.09.2014 10.10.2014) 1 EYLÜL 2014 PAZARTESİ Saat 10.30-11.20

Detaylı

Akut Apandisit Tanısal Yaklaşımlar

Akut Apandisit Tanısal Yaklaşımlar Apandisit; Akut Apandisit Tanısal Yaklaşımlar Dr. Selcan ENVER DİNÇ ACİL TIP ABD. 09.03.2010 Acil servise başvuran karın ağrılı hastalarda en sık konulan tanılardan bir tanesidir. Apandektomi dünya genelinde

Detaylı

T.C. BÜLENT ECEVĠT ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ 2015-2016 ÖĞRETĠM YILI DÖNEM IV GENEL CERRAHĠ STAJ PROGRAMI. Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu

T.C. BÜLENT ECEVĠT ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ 2015-2016 ÖĞRETĠM YILI DÖNEM IV GENEL CERRAHĠ STAJ PROGRAMI. Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu T.C. BÜLENT ECEVĠT ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ 2015-2016 ÖĞRETĠM YILI DÖNEM IV GENEL CERRAHĠ STAJ PROGRAMI Dekan Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Ferruh Niyazi Ayoğlu Prof. Dr.

Detaylı

26-29 Mayıs 2010 tarihinde Ankara da yapılan 17. Ulusal Cerrahi Kongresi nde Poster olarak sunulmuştur.

26-29 Mayıs 2010 tarihinde Ankara da yapılan 17. Ulusal Cerrahi Kongresi nde Poster olarak sunulmuştur. Tek Port Laparoskopik Kolesistektomi Ve Multi Port Laparoskopik Kolesistektomi Olgularının Postoperatif Ağrı Ve Bulantı Kusma Açısından Karşılaştırılması 26-29 Mayıs 2010 tarihinde Ankara da yapılan 17.

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Önsöz... iii Ulusal Tanı ve Tedavi Kılavuzu Çalışma Grupları... iv Kısaltmalar... vii Tablolar Listesi... xiii Şekiller Listesi...

İÇİNDEKİLER. Önsöz... iii Ulusal Tanı ve Tedavi Kılavuzu Çalışma Grupları... iv Kısaltmalar... vii Tablolar Listesi... xiii Şekiller Listesi... HEMOFİLİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU İÇİNDEKİLER Önsöz... iii Ulusal Tanı ve Tedavi Kılavuzu Çalışma Grupları... iv Kısaltmalar... vii Tablolar Listesi... xiii Şekiller Listesi... xiii I. BÖLÜM HEMOFİLİ TANI

Detaylı

Diyabetik Ayak Yarası ve İnfeksiyonunun Tanısı, Tedavisi ve Önlenmesi: Ulusal Uzlaşı Raporu

Diyabetik Ayak Yarası ve İnfeksiyonunun Tanısı, Tedavisi ve Önlenmesi: Ulusal Uzlaşı Raporu Diyabetik Ayak Yarası ve İnfeksiyonunun Tanısı, Tedavisi ve Önlenmesi: Ulusal Uzlaşı Raporu Diyb. Hemş. Dr. Selda ÇELİK İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi, İç Hastalıkları Anabilim

Detaylı

Venocuff II. Ekzovasküler Cuff

Venocuff II. Ekzovasküler Cuff Venocuff II Ekzovasküler Cuff Venocuff II Ekzovasküler Cuff 1 2 3 4 5 6 7 Silikon ile kuvvetlendirilmiş dacrondan oluşan valvüler kaftır. Venöz Yetmezliğin olduğu stratejik Valf bölgelerine implante edilir

Detaylı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Meme kanserli hastalarda ana prognostik faktörler: Primer tümörün büyüklüğü

Detaylı

Artroskopi, ortopedik cerrahların eklem içini görerek tanı koydukları ve gerektiğinde

Artroskopi, ortopedik cerrahların eklem içini görerek tanı koydukları ve gerektiğinde Artroskopi nedir? Artroskopi, ortopedik cerrahların eklem içini görerek tanı koydukları ve gerektiğinde çeşitli tedavileri uyguladıkları bir cerrahi prosedürdür. Artroskopi sözcüğü latince arthro (eklem)

Detaylı

SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI

SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI Gülseren PEHLİVAN, Nur CANPOLAT, Şennur ERKUT, Ayşe KESER, Salim ÇALIŞKAN, Lale SEVER İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM IV Entegre Cerrahi Bilimler Stajı Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem 4 Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Fatih Köksal BİNNETOĞLU Yrd. Doç.

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

ELEKTRONİK NÜSHA. BASILMIŞ HALİ KONTROLSUZ KOPYADIR.

ELEKTRONİK NÜSHA. BASILMIŞ HALİ KONTROLSUZ KOPYADIR. SAYFA NO 1/4 GİRİŞİMSEL RADYOLOJİK TETKİKLER İÇİN HASTA BİLGİLENDİRME VE RIZA FORMU Ünitenin Adı : Hastanın Adı ve Soyadı : Protokol No : Girişimsel radyolojideki işlemler; görüntüleme kılavuzluğunda cerrahiye

Detaylı

PEDİATRİK ABDOMİNAL ACİLLERDE RADYOLOJİ. Doç.Dr. Gökhan ARSLAN Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı

PEDİATRİK ABDOMİNAL ACİLLERDE RADYOLOJİ. Doç.Dr. Gökhan ARSLAN Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı PEDİATRİK ABDOMİNAL ACİLLERDE RADYOLOJİ Doç.Dr. Gökhan ARSLAN Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı İçerik Abdominal acillerde istenebilecek radyolojik tetkikler nelerdir? Radyolojik

Detaylı

GENEL CERRAHİ. 13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR

GENEL CERRAHİ. 13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 1. GÜN 08.00-10.00 Pratik Uygulama Anamnez Alma Cerrahi Anamnez Y. TATKAN 10.55-11.40 Karın travmaları A. TEKİN Karın travmaları A. TEKİN ileus Ş. TEKİN intern semineri intern semineri 2. GÜN 08.00-10.00

Detaylı

BİLİYER SİSTEMİN ANATOMİK VARYASYONLARINDA MANYETİK REZONANS KOLANJİYOPANKREATOGRAFİ BULGULARI

BİLİYER SİSTEMİN ANATOMİK VARYASYONLARINDA MANYETİK REZONANS KOLANJİYOPANKREATOGRAFİ BULGULARI T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Kliniği Şef: Dr. Bülent Saydam BİLİYER SİSTEMİN ANATOMİK VARYASYONLARINDA MANYETİK REZONANS KOLANJİYOPANKREATOGRAFİ BULGULARI

Detaylı

Performance of Cytoreductive Surgery and early postoperative intraperitoneal chemotherapy in a Gastric Carcinoma Patient with Huge Krukenberg tumor

Performance of Cytoreductive Surgery and early postoperative intraperitoneal chemotherapy in a Gastric Carcinoma Patient with Huge Krukenberg tumor Performance of Cytoreductive Surgery and early postoperative intraperitoneal chemotherapy in a Gastric Carcinoma Patient with Huge Krukenberg tumor Dev Krukenberg tümörlü Mide Kanserli hastada Sitoredüktif

Detaylı

Özel Bir Hastanede Diyabet Polikliniğine Başvuran Hastalarda İnsülin Direncini Etkileyen Faktörlerin Araştırılması

Özel Bir Hastanede Diyabet Polikliniğine Başvuran Hastalarda İnsülin Direncini Etkileyen Faktörlerin Araştırılması Özel Bir Hastanede Diyabet Polikliniğine Başvuran Hastalarda İnsülin Direncini Etkileyen Faktörlerin Araştırılması 20 24 Mayıs 2009 tarihleri arasında Antalya da düzenlenen 45. Ulusal Diyabet Kongresinde

Detaylı

Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara

Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Olgu 1 28 yaşında erkek Ortopedi

Detaylı

Karaciğerin Kistik Hastalıkları. Prof.Dr.Hasan Besim

Karaciğerin Kistik Hastalıkları. Prof.Dr.Hasan Besim Karaciğerin Kistik Hastalıkları Prof.Dr.Hasan Besim Karaciğerin Kistler Paraziter kistler (İnfeksiyon) Non-paraziter kistler (Yapısal/neoplastik) Karaciğer Kist Hidatiği Dünyada en yaygın karaciğerin paraziter

Detaylı

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi)

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) Otonom sinir sitemi iki alt kısma ayrılır: 1. Sempatik sinir sistemi 2. Parasempatik sinir sistemi Sempatik ve parasempatik sistemin terminal nöronları gangliyonlarda

Detaylı

RENAL ARTER DARLIĞI VE HİPERTANSİYON TEDAVİSİ Medikal tedavi daha iyi

RENAL ARTER DARLIĞI VE HİPERTANSİYON TEDAVİSİ Medikal tedavi daha iyi RENAL ARTER DARLIĞI VE HİPERTANSİYON TEDAVİSİ Medikal tedavi daha iyi Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi, Nefroloji Bilim Dalı Renal arter stenozu Anatomik bir tanı Asemptomatik Renovasküler hipertansiyon

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

(Uzmanlık Tezi) Dr. Fatma Serap YÜCEL DOĞA ĐSTANBUL T.C SAĞLIK BAKA LIĞI. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi.

(Uzmanlık Tezi) Dr. Fatma Serap YÜCEL DOĞA ĐSTANBUL T.C SAĞLIK BAKA LIĞI. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi. T.C SAĞLIK BAKA LIĞI Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Kliniği Şef: Rad. Dr. A. Tan CĐMĐLLĐ BĐLĐYER OBSTRÜKSĐYO DA ÇOK KESĐTLĐ BĐLGĐSAYARLI TOMOGRAFĐ VE MA YETĐK REZO A S

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

Mustafa Kemal YILDIRIM*, Tülay TUNÇER PEKER*, Dilek KARAASLAN*, Betül MERMİ CEYHAN**, Oktay PEKER***

Mustafa Kemal YILDIRIM*, Tülay TUNÇER PEKER*, Dilek KARAASLAN*, Betül MERMİ CEYHAN**, Oktay PEKER*** Mustafa Kemal YILDIRIM*, Tülay TUNÇER PEKER*, Dilek KARAASLAN*, Betül MERMİ CEYHAN**, Oktay PEKER*** Süleyman Demirel Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji AD*, Biyokimya AD**, Kalp Damar Cerrahi

Detaylı

Karaciğer Nakli. Dr Sezai YILMAZ İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi MALATYA

Karaciğer Nakli. Dr Sezai YILMAZ İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi MALATYA Karaciğer Nakli Güncel Yaklaşımlar Dr Sezai YILMAZ İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi MALATYA Karaciğer Nakli Malatya Deneyimi ABD Karaciğer Nakli Verileri -2007 ABD Karaciğer Nakli Verileri -2008

Detaylı

YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ 2007 Yoğun Bakım Üniteleri Hasta bakımının en karmaşık Masraflı Teknoloji ile içiçe Birden fazla organı ilgilendiren

Detaylı

ORTOPEDİK CERRAHİ GİRİŞİMLERLE İLİŞKİLİ İNFEKSİYONLARIN İRDELENMESİ. Dr. Hüsrev DİKTAŞ Girne Asker Hastanesi/KKTC

ORTOPEDİK CERRAHİ GİRİŞİMLERLE İLİŞKİLİ İNFEKSİYONLARIN İRDELENMESİ. Dr. Hüsrev DİKTAŞ Girne Asker Hastanesi/KKTC ORTOPEDİK CERRAHİ GİRİŞİMLERLE İLİŞKİLİ İNFEKSİYONLARIN İRDELENMESİ Dr. Hüsrev DİKTAŞ Girne Asker Hastanesi/KKTC SUNUM PLANI 1. AMAÇ 2. GEREÇ-YÖNTEM 3. BULGULAR-TARTIŞMA 4. SONUÇLAR 2 AMAÇ Hastanemizde

Detaylı

Çocuk Ürolojisinde Tanı Yöntemleri. Doç Dr Haluk EMİR Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı

Çocuk Ürolojisinde Tanı Yöntemleri. Doç Dr Haluk EMİR Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Çocuk Ürolojisinde Tanı Yöntemleri Doç Dr Haluk EMİR Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Ürinerogenital Sistem Böbrekler Üreterler Mesane Mesane boynu ve Üretra Penis Testis Epididim

Detaylı

13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR

13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR GENEL CERRAHİ 1. GÜN 08.00-10.00 Pratik Uygulama Anamnez Alma 10.00-10.45 Cerrahi Anamnez T.KÜÇÜKKARTALLAR 10.55-11.40 Karın travmaları A. TEKİN Karın travmaları A. TEKİN ileus Ş. TEKİN intern semineri

Detaylı

Hepatik Ensefalopati. Prof. Dr. Ömer Şentürk

Hepatik Ensefalopati. Prof. Dr. Ömer Şentürk Hepatik Ensefalopati Prof. Dr. Ömer Şentürk Hepatik Ensefalopati : Terminoloji Tip A Akut karaciğer yetmezliği ile birlikte Tip B Porto-sistemik Bypass ile birlikte (intrensek hepatosellüler yetmezlik

Detaylı