T.C. A D A L E T B A K A N L I Ğ I EĞĠTĠM DAĠRESĠ BAġKANLIĞI Y A R G I M E V Z U A T I B Ü L T E N Ġ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "T.C. A D A L E T B A K A N L I Ğ I EĞĠTĠM DAĠRESĠ BAġKANLIĞI Y A R G I M E V Z U A T I B Ü L T E N Ġ"

Transkript

1 T.C. A D A L E T B A K A N L I Ğ I EĞĠTĠM DAĠRESĠ BAġKANLIĞI Y A R G I M E V Z U A T I B Ü L T E N Ġ Bültenin Kapsadığı Tarihler Nisan 2013 Yayımlandığı Tarih 30 Nisan 2013 Sayı ĠÇĠNDEKĠLER - Ġcra ve Ġflâs Kanunu Yönetmeliğinde DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 16 Nisan ) - Ekranlı Araçlarla ÇalıĢmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik (R.G. 16 Nisan ) - Soruların Hazırlanması, Soru Havuzunun OluĢturulması ve Soruların Güvenliğinin Sağlanmasına ĠliĢkin Yönetmelik (R.G. 16 Nisan ) - DanıĢtay Onbirinci Dairesine Ait Kararlar (R.G. 16 Nisan Mükerrer) - DanıĢtay Onikinci Dairesine Ait Karar (R.G. 16 Nisan Mükerrer) - SözleĢmeli Personel ÇalıĢtırılmasına ĠliĢkin Esaslarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Esaslar Hakkında 2013/4534 Sayılı Karar (R.G. 17 Nisan ) - Yapı Malzemeleri Yönetmeliği (89/106/EEC) Kapsamında Tebar Test Belgelendirme AraĢtırma ve GeliĢtirme Ticaret A.ġ. nin OnaylanmıĢ KuruluĢ Olarak Görevlendirilmesine Dair Tebliğ (Tebliğ No: YĠĞ ) de DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: MHG/2013-4) (R.G. 17 Nisan ) - Zorunlu KarĢılıklar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2005/1) de DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2013/6) (R.G. 17 Nisan ) - Adalet Bakanlığından ÇeĢitli Ġlanlar (R.G. 17 Nisan ) - Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğiĢiklik Yapılmasına Dair 6456 Sayılı Kanun (R.G. 18 Nisan ) - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Hava UlaĢtırma AnlaĢmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair 6457 Sayılı Kanun (R.G. 18 Nisan ) - SayıĢtay Denetim Yönetmeliğinde DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 18 Nisan ) - ÖzelleĢtirme Yoluyla Devralmaların Hukuki Geçerlilik Kazanabilmeleri Ġçin

2 Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön Bildirimlerde ve Ġzin BaĢvurularında Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2013/2) (R.G. 18 Nisan ) - 01/12/2012 Tarihli ve Sayılı Resmî Gazete de Yayımlanan 28/11/2012 Tarihli ve 7108 Sayılı Alkol ve Alkollü Ġçki Tesislerinin Haiz Olmaları Gereken Teknik ġartlar, Kurulmaları, ĠĢletilmeleri ve Denetlenmelerine ĠliĢkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 21 inci Maddesinin Uygulanması ile Ġlgili Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu Kararında DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kurul Kararı (R.G. 18 Nisan ) - Anayasa Mahkemesinin E: 2012/65, K: 2012/128 Sayılı Kararı (R.G. 18 Nisan ) - Anayasa Mahkemesinin E: 2012/2, (Siyasi Parti-Ġhtar), K: 2013/2 Sayılı Kararı (R.G. 18 Nisan ) - Anayasa Mahkemesinin E: 2013/4, K: 2013/35 Sayılı Kararı (R.G. 18 Nisan ) - Anayasa Mahkemesinin E: 2012/129, K: 2013/40 Sayılı Kararı (R.G. 18 Nisan ) - UyuĢmazlık Mahkemesine Ait Kararları (R.G. 18 Nisan Mükerrer) - Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun 11/4/2013 Tarih ve 343 Sayılı Kararı (R.G. 19 Nisan ) - Kamu Ġç Denetim Genel Tebliği (R.G. 19 Nisan ) - Katılım Bankalarınca Uygulanacak Tekdüzen Hesap Planı ve Ġzahnamesi Hakkında Tebliğde DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (R.G. 19 Nisan ) - Adalet Bakanlığından ÇeĢitli Ġlanlar (R.G. 19 Nisan ) - Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun 11/4/2013 Tarih ve 343 Sayılı Kararı (R.G. 20 Nisan ) - Adlî Sicil Yönetmeliğinde DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 20 Nisan ) - Hazır Ambalajlı Mamullerin Ağırlık ve Hacim Esasına Göre Net Miktar Tespitine Dair Yönetmelik (76/211/AT) te DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 20 Nisan ) - Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinde DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 20 Nisan ) - SayıĢtayda BoĢ Bulunan BeĢ Üyelik Ġçin Yapılan Seçime Dair Karar (R.G. 24 Nisan ) - Ġstanbul Ġli, Güngören Ġlçesi, Tozkoparan Mahallesi Sınırları Ġçerisinde Bulunan Bazı Alanın Riskli Alan Ġlan Edilmesi Hakkında 2013/4557 Sayılı Karar (R.G. 24 Nisan ) - Türk Patent Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyeliğine, Eğitim Dairesi BaĢkanı Muharrem ÜRGÜP ün Atanması Hakkıda Karar (R.G. 24 Nisan ) - Sivas Ġli Hafik Ġlçesi Merkez Bucağı Çukurbelen Köyünün, Aynı Ġlin Merkez Ġlçe Merkez Bucağına Bağlanması Hakkında 2013/255 Sayılı Karar

3 (R.G. 24 Nisan ) - Diyarbakır Ġli Bismil Ġlçesi Salat Bucağı Akoba, Diktepe ve Kocalar Köylerinin, Batman Ġli Merkez Ġlçe Merkez Bucağına Bağlanmaları Hakkında 2013/256 Sayılı Karar (R.G. 24 Nisan ) - Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ġirketlerinin KuruluĢ ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik (R.G. 24 Nisan ) - Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinde DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 24 Nisan ) - Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ġle Odalar ve Borsalar Organ Seçimleri Hakkında Yönetmelikte DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 24 Nisan ) - ĠĢkolu Tespit Kararı No: (2013/15) (R.G. 24 Nisan ) - ĠĢkolu Tespit Kararı No: (2013/17) (R.G. 24 Nisan ) - ĠĢkolu Tespit Kararı No: (2013/19) (R.G. 24 Nisan ) - ĠĢkolu Tespit Kararı No: (2013/22) (R.G. 24 Nisan ) - Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2013 Yılı Yapı YaklaĢık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ (R.G. 24 Nisan ) - Yapı, Tesis ve Onarım ĠĢleri Ġhalelerinde Kullanılan Müteahhitlik Karneleri ve ĠĢ Bitirme Belgelerinin 2013 Yılına Ait Değerlendirme Katsayıları Hakkında Tebliğ (R.G. 24 Nisan ) - Akaryakıt Haricinde Kalan Petrol Ürünlerinin Yurt Ġçi ve Yurt DıĢı Kaynaklardan Teminine ĠliĢkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ (R.G. 24 Nisan ) - ÖzelleĢtirme Yüksek Kurulunun 22/4/2013 Tarihli ve 2013/57 Sayılı Kararı (R.G. 24 Nisan ) - ÖzelleĢtirme Yüksek Kurulunun 22/4/2013 Tarihli ve 2013/59 Sayılı Kararı (R.G. 24 Nisan ) - ÖzelleĢtirme Yüksek Kurulunun 22/4/2013 Tarihli ve 2013/ÖĠB-K-23 Sayılı Kararı (R.G. 24 Nisan ) - Adalet Bakanlığından Münhal Noterlikler Ġlanları (R.G. 24 Nisan ) - ĠĢ Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik ġartları Yönetmeliği (R.G. 25 Nisan ) - G-20 Dönem BaĢkanlığı Yönlendirme Komitesi ile 2013/4 Sayılı BaĢbakanlık Genelgesi (R.G. 25 Nisan ) - Gümrük Genel Tebliği (Mahrece Ġade) (Seri No:2) nde DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Mahrece Ġade) (Seri No:4) (R.G. 25 Nisan ) - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik Pasaport Hamillerinin KarĢılıklı Olarak Vizeden Muaf Tutulmasına Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanması Hakkında 2013/4422 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan )

4 - Ticaret Sicili Tüzüğünün Yürürlükten Kaldırılmasına Dair 2013/4478 Sayılı Tüzük (R.G. 26 Nisan ) - Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıfların Tescil ve Ġlanı Hakkında 2013/4513 Sayılı Tüzük (R.G. 26 Nisan ) - Giresun Ġli, Yağlıdere Ġlçesinde Tesis Edilecek Akköy-Espiye Hidroelektrik Santrali Enerji Nakil Hattının Yapımı Amacıyla Bazı TaĢınmazların Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim ġirketi Adına Tescil Edilmek Üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4432 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Konya Ġli, TaĢkent Ġlçesinde Tesis Edilecek Güneyyaka Hidroelektrik Santralinin Yapımı Amacıyla Bazı TaĢınmazların Hazine Adına Tescil Edilmek Üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4433 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Balıkesir Ġli, Manyas Ġlçesinde Yapılan Manyas Hidroelektrik Santralinde Üretilecek Enerjinin Sisteme Aktarılması için Manyas Hidroelektrik Santrali ile Gönen Trafo Merkezi Arasında ĠnĢa Edilecek Enerji Nakil Hattının Yapımı Amacıyla Bazı TaĢınmazların Elektrik Üretim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4434 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Erzincan Havalimanının Daimi Yolcu GiriĢ-ÇıkıĢ Hava Hudut Kapısı Olarak Tespiti Hakkında 2013/4440 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Gaziantep Ġli, ġahinbey Ġlçesi, KurtuluĢ, Saçaklı, Oğuzlar, ġenyurt, ĠsmetpaĢa, Aydınbaba, Gündoğdu, Sultanselim, Yavuzlar, Alibaba, Kılınçoğlu, Delbes, Daracık, Ulucanlar ve Ünaldı Mahalleleri Sınırları Ġçerisinde Bulunan Alanın Riskli Alan Olarak Belirlenmesi Hakkında 2013/4441 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Ġstanbul Ġli, Esenler Ġlçesi, Oruçreis Mahallesi Sınırları Ġçerisinde Bulunan Alanın Riskli Alan Ġlan Edilmesi Hakkında 2013/4442 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Samsun Ġli, Canik Ġlçesi, Soğuksu Mahallesi Sınırları Ġçerisinde Bulunan Alanın Riskli Alan Ġlan Edilmesi Hakkında 2013/4443 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Afyonkarahisar Ġli, Merkez Ġlçesi, Hacı Cafer, Hacı Eyüp, Hacı Nuh, Hacı Alioğlu, Mecidiye, Dairecep, GündoğmuĢ ve Karamanoğlu Mahalleleri Sınırları Ġçerisinde Bulunan Alanların Riskli Alan Ġlan Edilmesi Hakkında 2013/4444 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Ġçmesuyu Ana Ġsale Hatlarının Geçeceği ve Depoların Yapılacağı Yerlerde Bulunan Bazı TaĢınmazların ġanlıurfa Belediyesi Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4457 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Adana Ġli, Yüreğir Ġlçesinde Bulunan Bazı TaĢınmazların Yüreğir Belediyesi Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkındaki 16/4/2012 Tarihli ve 2012/3097 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Eki Listede DeğiĢiklik

5 Yapılmasına Hakkında 2013/4473 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Bolu Ġli, Mudurnu Ġlçesinde Tesis Edilecek Göksu Regülatörü ve Hidroelektrik Santralinin Yapımı Amacıyla Bazı TaĢınmazların Hazine Adına Tescil Edilmek Üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4476 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Ġzmir Ġli, Foça ve Aliağa Ġlçelerinde Tesis Edilecek Ġzdemir Enerji Elektrik (Termik-Konvansiyonel) Üretim Tesisinin Yapımı Amacıyla Bazı TaĢınmazların Hazine Adına Tescil Edilmek Üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4481 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - MuĢ Ġli, Merkez Ġlçesi, Kale ve Minare Mahallelerinde Yürütülen Kentsel DönüĢüm ve GeliĢim Projesi Kapsamında Bazı TaĢınmazların MuĢ Belediyesi Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4514 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Kapsamında Ġmzalanan Bağlantı AnlaĢması Uyarınca Tesis Edilecek 154 kv Çaykara HES TM - Kalkandere TM Enerji Ġletim Hattı Projesi Kapsamında Haritada Gösterilen Güzergâha Ġsabet Eden TaĢınmazlarda Direk Yerlerinin Mülkiyet ġeklinde, Ġletken Salınım Gabarisinin ise Ġrtifak Hakkı Kurulmak Suretiyle Türkiye Elektrik Ġletim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4518 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Kapsamında Ġmzalanan Bağlantı AnlaĢması Uyarınca Tesis Edilecek Olan 380 kv Arkun HES-Yeni Tortum TM Enerji Ġletim Hattı Projesi Kapsamında Haritada Gösterilen Güzergâha Ġsabet Eden TaĢınmazlarda Direk Yerlerinin Mülkiyet ġeklinde, Ġletken Salınım Gabarisinin Ġse Ġrtifak Hakkı Kurulmak Suretiyle Türkiye Elektrik Ġletim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4519 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) kv Eren TES-Ereğli-Osmanca Enerji Ġletim Hattı Projesi Kapsamında, Haritada Gösterilen Mevcut Hat Yerine Yenilenecek Hat Üzerinde Bulunan TaĢınmazlarda Direk Yerinin Mülkiyet ġeklinde, Ġletken Salınım Gabarisinin ise Ġrtifak Hakkı Kurulmak Suretiyle Türkiye Elektrik Ġletim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4520 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) kv Afyon 2-Barla Enerji Ġletim Hattı (Mevcut Hat Yerine) Kapsamında Haritada Gösterilen Güzergâha Ġsabet Eden TaĢınmazlarda Direk Yerinin Mülkiyet ġeklinde, Ġletken Salınım Gabarisinin ise Ġrtifak Hakkı Kurulmak Suretiyle Türkiye Elektrik Ġletim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4521 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Türkiye Elektrik Ġletim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğüne Ait "380 kv Ġzmit Trafo Merkezi ve Bağlantı Yolu Projesi" Kapsamında Haritada Gösterilen TaĢınmazların Adı Geçen Genel Müdürlük Tarafından Acele

6 KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4522 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Ġzmir Ġli, ÇeĢme Ġlçesinde Tesis Edilecek ÇeĢme Rüzgâr Enerji Santralinin Yapımı Amacıyla Bazı TaĢınmazların Hazine Adına Tescil Edilmek Üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4523 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) kv Yeni Çates-Karabük OSB Enerji Ġletim Hattı Yenileme (66 kv Hat Güzergâhında) Projesi Kapsamında Haritada Gösterilen Güzergâha Ġsabet Eden TaĢınmazlarda Direk Yerinin Mülkiyet ġeklinde, Ġletken Salınım Gabarisinin ise Ġrtifak Hakkı Kurulmak Suretiyle Türkiye Elektrik Ġletim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4524 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Trabzon Ġli, Yomra Ġlçesinde Tesis Edilecek Seydioğlu Hidroelektrik Santralinin Yapımı Amacıyla Bazı TaĢınmazların Hazine Adına Tescil Edilmek Üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4525 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) kv Çırakdamı HES TM- Dereli HES TM Enerji Ġletim Hattı Projesi Kapsamında, Haritada Gösterilen Güzergâha Ġsabet Eden TaĢınmazlarda Direk Yerinin Mülkiyet ġeklinde, Ġletken Salınım Gabarisinin ise Ġrtifak Hakkı Kurulmak Suretiyle Türkiye Elektrik Ġletim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4526 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Türkiye Elektrik Ġletim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğüne Ait 154 kv Gelendost-Eğirdir Enerji Ġletim Hattı Projesi Kapsamında Haritada Gösterilen Güzergâha Ġsabet Eden TaĢınmazlarda Direk Yerlerinin Mülkiyet ġeklinde, Ġletken Salınım Gabarisinin ise Ġrtifak Hakkı Kurulmak Suretiyle Adı Geçen Genel Müdürlük Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4528 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Erzincan Ġli, Üzümlü Ġlçesi, AltınbaĢak Beldesi, Fırat, Ġstasyon, Süleymanlı ve Büyükkadağan Mahalleleri Sınırları Ġçerisinde Bulunan Bazı Alanların Riskli Alan Ġlan Edilmesi Hakkında 2013/4532 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Yatağan Termik Santralinin Yakıt Ġhtiyacının KarĢılanmasına Devam Edilebilmesi Amacıyla Kömür Üretimine Açılacak Olan Bayır-SalihpaĢalar Rezerv Sahasında Bazı TaĢınmazların Türkiye Kömür ĠĢletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4536 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Trabzon Ġli, Merkez Ġlçede Bulunan Bazı TaĢınmazların Spor Genel Müdürlüğü Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4537 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - (Ġzmir-ÇeĢme) Ayr.-Balıklıova-Mordoğan-Karaburun Yolunun Km: Arasında Kalan Bölümünün Yapımı Amacıyla Bazı taģınmazların Karayolları Genel Müdürlüğü Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4543 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan

7 ) kv (Samsun I- Samsun III) BrĢ. N. Samsun OSB DGKÇS TM Enerji Ġletim Hattının Yapımı Amacıyla Haritada Gösterilen Güzergâha Ġsabet Eden TaĢınmazlarda Direk Yerlerinin Mülkiyet ġeklinde, Ġletken Salınım Gabarisinin ise Ġrtifak Hakkı Kurulmak Suretiyle Türkiye Elektrik Ġletim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4556 Sayılı Karar (R.G. 26 Nisan ) - Bazı Yönetmeliklerin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair 2013/4425 Sayılı Yönetmelik (R.G. 26 Nisan ) - BeĢeri Tıbbi Ürünlerin Güvenliğinin Ġzlenmesi ve Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelikte DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 26 Nisan ) - Elektronik HaberleĢme Sektörüne ĠliĢkin Yetkilendirme Yönetmeliğinde DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 26 Nisan ) - ÖzelleĢtirme Yüksek Kurulunun 25/4/2013 Tarih ve 2013/62 Sayılı Kararı (R.G. 26 Nisan ) - ÖzelleĢtirme Yüksek Kurulunun 25/4/2013 Tarih ve 2013/73 Sayılı Kararı R.G. 26 Nisan ) - Adalet Bakanlığından Ġhalelere Katılmaktan Yasaklama Kararı (R.G. 26 Nisan ) - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Vizelerin KarĢılıklı Olarak Kaldırılmasına ĠliĢkin AnlaĢmanın Onaylanması Hakkında 2013/4415 Sayılı Karar (R.G. 27 Nisan ) - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kongo Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik Pasaport Hamillerinin KarĢılıklı Olarak Vizeden Muaf Tutulmasına Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanması Hakkında 2013/4419 Sayılı Karar (R.G. 27 Nisan ) - Türk-Rus Kara UlaĢtırması Karma Komisyon Toplantısı Protokolunun Onaylanması Hakkında 2013/4499 Sayılı Karar (R.G. 27 Nisan ) - Türkiye Cumhuriyeti ile Slovakya Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik SözleĢmesinin Uygulanmasına ĠliĢkin Ġdari AnlaĢmanın Onaylanması Hakkında 2013/4505 Sayılı Karar (R.G. 27 Nisan ) - Türkiye Cumhuriyeti ile Malta Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma AnlaĢması ve Eki Protokol Onaylanması Hakkında 2013/4507 Sayılı Karar (R.G. 27 Nisan ) - Gaziantep Ġli, ġehitkamil Ilçesi, Aydınlar Mahallesi Sınırları Ġçerisinde Bulunan Alanin Riskli Alan Ġlan Edilmesi Hakkında 2013/4435 Sayılı Karar (R.G. 27 Nisan ) - Sinop Ġçmesuyu Projesi Yapımı Maksadıyla Bazı Alanlarda Bulunan TaĢınmazların Devlet Su ĠĢleri Genel Müdürlüğü Tarafindan Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4437 Sayılı Karar (R.G. 27 Nisan ) - Ankara Ġli, Keçiören Ġlçesi, Güzelyurt, 23 Nisan, Bademlik, ġenyuva ve

8 Kanuni Mahalleleri Sınırları Ġçerisinde Yer Alan Alanın Kentsel DönüĢüm ve GeliĢim Proje Alanı Ġlan Edilmesi Hakkında 2013/4452 Sayılı Karar (R.G. 27 Nisan ) kv Karakuz HES-Toroslar TM Enerji Ġletim Hattı Projesi Kapsamında Haritada Gösterilen Güzergâha Ġsabet Eden TaĢınmazlarda Direk Yerinin Mülkiyet ġeklinde, Ġletken Salınım Gabarisinin Ġse Ġrtifak Hakkı Kurulmak Suretiyle Türkiye Elektrik Ġletim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğü Tarafindan Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4529 Sayılı Karar (R.G. 27 Nisan ) - Gelibolu-Gökbüet Ġçmesuyu Projesinin Yapımı Amacıyla Bazı Güzergâh ve Alanlarda Bulunan TaĢınmazların Devlet Su ĠĢleri Genel Müdürlüğü Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4535 Sayılı Karar (R.G. 27 Nisan ) Sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun Bazı Maddelerinde Yer Alan Tevkifat Nispetleri ve Vergi Kesintisi Oranları Hakkındaki 2009/14592, 2009/14593 ve 2009/14594 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararlarında DeğiĢiklik Yapılmasına ĠliĢkin 2013/4552 Sayılı Karar (R.G. 27 Nisan ) - Sosyal Güvenlik Kurumu TaĢra TeĢkilatı KuruluĢ ve ÇalıĢma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 27 Nisan ) - ĠĢkolu Tespit Kararı (No: 2013/16) (R.G. 27 Nisan ) - ĠĢkolu Tespit Kararı (No: 2013/18) (R.G. 27 Nisan ) - ĠĢkolu Tespit Kararı (No: 2013/20) (R.G. 27 Nisan ) - ĠĢkolu Tespit Kararı (No: ) (R.G. 27 Nisan ) - ÖzelleĢtirme Yüksek Kurulunun 25/4/2013 Tarih ve 2013/60, 63, 64, 66, 67, 68, 70 Sayılı Kararları (R.G. 27 Nisan ) - Mevcut Doğal Gaz Dağıtımı Bölgeleri Lisans Kapsamı DıĢında Kalan Ġlçelere Doğal Gaz UlaĢtırılması Amacıyla BotaĢ Genel Müdürlüğünün Görevlendirilmesine ĠliĢkin 2013/4347 Sayılı Karar (R.G. 28 Nisan ) kv Polatlı Trafo Merkezi Yenileme Projesi Kapsamında Yer Alan Bazı TaĢınmazların Türkiye Elektrik Ġletim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4431 Sayılı Karar (R.G. 28 Nisan ) kv Akyazı Trafo Merkezi Projesi Kapsamında Bazı Bazı TaĢınmazların Türkiye Elektrik Ġletim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4451 Sayılı Karar (R.G. 28 Nisan ) kv Yeni Çates-Zonguldak 2- Ereğli II Enerji Ġletim Hattı (Mevcut Hat Yerine) Projesi Kapsamında Bazı TaĢınmazların Türkiye Elektrik Ġletim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele KamulaĢtırılması Hakkında 2013/4527 Sayılı Karar (R.G. 28 Nisan )

9 - Ġstanbul Ġli, Esenler Ġlçesi, Çiftehavuzlar ve Oruçreis Mahalleleri Sınırları Ġçerisinde Bulunan Bazı Alanların Riskli Alan Ġlan Edilmesi Hakkında 2013/4577 Sayılı Karar (R.G. 28 Nisan ) - Limanlar Yönetmeliğinde DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 28 Nisan ) - Ġnsan Hakları ve Ġfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair 6459 Sayılı Kanun (R.G. 30 Nisan ) - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair 6460 Sayılı Kanun (R.G. 30 Nisan ) - Ġthalat Rejimi Kararına 2013/4635 Sayılı Ek Karar (R.G. 30 Nisan ) - Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığı Yurt DıĢı TeĢkilatına Sürekli Görevle Atanacak Personel Hakkında Yönetmelik (R.G. 30 Nisan ) - ÇalıĢanların Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Korunması Hakkında Yönetmelik (R.G. 30 Nisan ) - Askerî Hâkim Sicil Yönetmeliği (R.G. 30 Nisan ) - Bankaların Kredi ĠĢlemlerine ĠliĢkin Yönetmelikte DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (R.G. 30 Nisan ) - Türkiye Ġlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Ürün Denetmenliği Yönetmeliği (R.G. 30 Nisan ) - ÖzelleĢtirme Yüksek Kurulunun 25/4/2012 Tarih ve 2013/61 Sayılı Kararı (R.G. 30 Nisan ) - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Peru Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Vizelerin KarĢılıklı Kaldırılmasına ĠliĢkin AnlaĢmanın Onaylanması Hakkında 2013/4417 Sayılı Karar (R.G. 30 Nisan Mükerrer) Nisan Ayında YaĢ Haddinden ve Ġsteği Üzerine Emekliye Ayrılan Hâkim ve Savcıları Belirtir Liste YÖNETMELĠKLER Adalet Bakanlığından: ĠCRA VE ĠFLÂS KANUNU YÖNETMELĠĞĠNDE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR YÖNETMELĠK MADDE 1 11/4/2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ġcra ve Ġflâs Kanunu Yönetmeliğinin 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan defter ibaresi kayıt olarak, iliģkin hususları ibaresi iliģkin hususlar ile elektronik ortamda yapılacak iģlemleri Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasındaki Ġcra ve Ġflâs Kanununun ibaresinden sonra gelmek üzere 8/a, ibaresi eklenmiģtir.

10 MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin ikinci kısmının baģlığındaki Defterler ibaresi Kayıtlar Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin ikinci kısmının birinci bölümünün baģlığı Kayıtlar Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 3 üncü maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Tutulması zorunlu olan kayıtlar MADDE 3 Her icra ve iflâs dairesinde aģağıda gösterilen kayıtların elektronik ortamda tutulması zorunludur. a) Esas kaydı. b) Talimat kaydı. c) Disiplin soruģturması kaydı. d) Kasa kaydı. e) Cezaevi yapı harcı kaydı. f) Zimmet kaydı. g) Ġcra dairesince alınan kıymetli evrak ve değerli Ģeylerin kaydı. h) Posta mutemet kaydı. ı) Muhabere kaydı. j) Haciz takip kaydı. MADDE 6 Aynı Yönetmeliğin ikinci kısmının ikinci bölümünün baģlığındaki Defterlerin ibaresi Kayıtların Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 7 Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Esas kaydı MADDE 4 Esas kaydı; elektronik veya fiziki ortamda gelen takip talepleri, ihtiyatî haciz ve tedbire yönelik isteklerin tutulduğu kayıttır. Bu kayıtta; sıra numarası, baģvurma tarihi, alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin adı, soyadı, vergi kimlik numarası ve yerleģim yerindeki adresi (yabancı ülkede oturuyorsa Türkiye'de göstereceği yerleģim yerindeki adresi), borçlunun (bir terekeye karģı söz konusu olan takiplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı ve soyadı, yerleģim yerindeki adresleri) ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa vergi kimlik numarası ve yerleģim yerindeki adresi, takibin Ģekli ve niteliği, alacağın veya teminatın Türk parasıyla tutarı ve faiz miktarı ile faizin iģlemeye baģladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi, takibin dayanağı olan belgenin niteliği, tarihi, varsa sayısı, alacaklının takip talebinde bulunduğuna ve ibraz ettiği belgelerin talep ve takip giderinin alındığına iliģkin verilen makbuzun tarih ve numarası, Ġcra ve Ġflâs Kanununun 62 ve 176/a maddelerinin son fıkraları gereğince borçluya verilmesi zorunlu olan belgenin tarih ve numarası, iģlem sonuçlandığında bu sonucun neden ibaret olduğunu belirten sütunlar yer alır. Yıl sonunda sonuçlanmayan takip dosyaları, yeni yıl esas kaydına devir suretiyle kaydedilmez. Yıl sonunda, gelen iģlerden ne kadarının icra edildiği, ne kadarının takipsiz bırakıldığı ve ne kadarının yeni yıla devredilmiģ olduğu ve devredilen dosyaların sıra numaraları, Ulusal Yargı Ağı BiliĢim Sisteminde (UYAP) bir cetvel halinde rapor olarak gösterilir. MADDE 8 Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Talimat kaydı MADDE 5 Talimat kaydı, baģka yer icra ve iflâs dairelerinden gelen iģlerle ilgili gönderilen talimat taleplerine iliģkin bilgilerin tutulduğu kayıttır.

11 Bu kayda; sıra numarası, talimat evrakının geldiği tarih ve gönderen icra dairesi, talimat evrakının tarih ve dosya esas sıra numarası, alacaklı ve varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin adı ve soyadı veya vergi kimlik numarası, yerleģim yerindeki adresi, borçlu ve varsa kanuni temsilcisinin adı ve soyadı veya vergi kimlik numarası, yerleģim yerindeki adresi, talimat evrakıyla yapılması istenilen iģlem ve sonucunun neden ibaret olduğu kaydedilir. Bu kayıtta da, 4 üncü maddenin son fıkrası hükmü gereğince yılsonunda devir iģlemi yapılır. MADDE 9 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin baģlığı Kasa kaydı, birinci fıkrasındaki Kasa ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defteri ibaresi, Kasa kaydı Ģeklinde, miktarının günü gününe olarak kaydedildiği defterdir ibaresi için tutulan kayıttır. Ģeklinde, ikinci fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģ, beģinci fıkrasındaki kelimesinin karģısına ibaresinden sonra gelen her ibaresi, gün ibaresinden sonra gelen mesai saati ibaresi yürürlükten kaldırılmıģ, altıncı fıkrasındaki yeni yıl ibaresinden sonra gelen kasa ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defterine ibaresi kasa kaydına Ģeklinde, bir önceki yıla ait ibaresinden sonra gelen kasa ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defterine de bu paranın devir iģlemine tâbi tutulduğu açıklaması yazılır ibaresi kasa kaydında tahsilât ve reddiyat kayıtları devir iģlemine tabi tutulur Ģeklinde değiģtirilmiģ, yedinci fıkrasındaki ettirilip ibaresinden sonra gelen defterdeki ibaresi yürürlükten kaldırılmıģtır. Bu kayıt; sıra numarası, iģlem türü, iģlem tarihi, parayı yatıran veya çekenin adı ve soyadı, iģlemi yapanın sicil numarası, birim adı, dosya esas sıra numarası, makbuz numarası, miktar sütunlarını içerir. ĠĢlem türü sütununa iģlemin tahsilât veya reddiyat olduğu yazılır. MADDE 10 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Cezaevi yapı harcı kaydı MADDE 7 Cezaevi yapı harcı kaydı; icra ve iflâs dairesi tarafından tahsil edilen cezaevi yapı harcının tutulduğu kayıttır. Bu kayıt; yevmiye numarası, tarihi, cezaevi yapı harcının günlük ve genel toplamı, dosya esas sıra numarası, ilgilinin adı ve soyadı sütunlarını içerir. Cezaevi yapı harcı olarak tahsil edilen paralar, en geç ertesi günü mesai saati sonuna kadar 93 üncü madde uyarınca Adalet Bakanlığınca uygun görülen bankalardaki hesaplara yatırılır. MADDE 11 Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Kıymetli evrak ve değerli Ģeylerin kaydı MADDE 8 Kıymetli evrak ve değerli Ģeylerin kaydı; icra ve iflâs dairesince alınan yabancı para, kıymetli evrak ve altın, gümüģ gibi değerli Ģeylerin iģlendiği kayıttır. Kıymetli evrak, yabancı para ve altın, gümüģ gibi değerli Ģeylerin alındığına iliģkin 38 inci maddedeki örneğine uygun makbuz düzenlenir. Bu kayıt; sıra numarası, dosya esas sıra numarası, verilen makbuzun tarih ve numarası, kıymetli evrakın ve değerli Ģeyin cinsi ve niteliği, sahibinin adı ve soyadı, değerli Ģeyin takdir edilen kıymeti, satılmıģ veya paraya çevrilmiģse bedeli, kasa kaydındaki tahsilât tarihi ve numarası, aynen iade olunmuģsa iade tarihi, iade alanın adı, soyadı ve imzası, nerede saklandığı ve düģünceler sütunlarını içerir. Ġcra ve Ġflâs Kanununun 88 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca icra dairesinde muhafazası gereken haczedilen kıymetli evrak ve değerli Ģeylerin de kaydedilmesi zorunludur. MADDE 12 Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Posta mutemet kaydı

12 MADDE 9 Posta mutemet kaydı; icra ve iflâs dairesi adına, posta ile veya kasa emanet hesabının bulunduğu banka haricindeki bankalara yapılan havale yolu ile gelen paraya iliģkin bilgilerin tutulduğu kayıttır. Bu kayıt; havale çıkıģ yeri, numarası, tarihi, değeri, miktarı, gönderenin adı ve soyadı, dosya numarası, posta memurunun adı ve soyadı, kasa tarihi ve numarası, tahsilât makbuzunun tarih ve numarası sütunlarını içerir. Elektronik ortamda tutulan kaydın çıktısı alınır, ilgili sütun imzalatıldıktan sonra ayrı bir kartonda saklanır. Posta mutemet kaydına kaydedilerek alınan para için, aynı gün tahsilât makbuzu kesilir ve ilgili sütuna tahsilât makbuzunun tarih ve numarası iģlenir. Cumhuriyet savcıları, posta merkezinden havale almaya yetkili mutemetlerin adı, soyadı ve memuriyetleri ile uygulamaya elveriģli imzalarını, bu kiģilerden baģkasına ödeme ve teslimat yapılmamasını o yer Posta ve Telgraf TeĢkilatı Müdürlüklerine bir yazı ile bildirirler. MADDE 13 Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Muhabere kaydı MADDE 10 Muhabere kaydı; icra ve iflâs dairesinden yazılan veya icra ve iflâs dairesine gelen ve yukarıdaki maddelerde düzenlenen kayıtlara iģlenmesi gerekenler dıģında gelen ve giden evrak ile baģka yer icra ve iflâs dairelerine gönderilmek üzere verilen dilekçelere iliģkin bilgilerin tutulduğu kayıttır. Bu kayıt; sıra numarası, evrakın tarih ve numarası, gönderilen veya gönderen daire, geliģ veya gönderilme tarihi, evrakın özeti ve düģünceler sütunlarını içerir. Bir takip dolayısıyla çeģitli mercilere gönderilen yazılarla, onlara verilen cevaplar ve icra talimat kaydına kayıtlı iģlere ait yazıģmalar ayrıca muhabere kaydına iģlenmez. MADDE 14 Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Zimmet kaydı MADDE 11 Zimmet kaydı; icra ve iflâs dairesinden çeģitli mercilere gönderilen evrakın iģlendiği kayıttır. Bu kayıt; sıra ve evrak numarası, gönderildiği yer, alındığı tarih, evrakı alanın adı ve soyadı ve evrakı alanın imzası sütunlarını içerir. Elektronik ortamda tutulan kaydın çıktısı alınır, ilgili sütün imzalatıldıktan sonra ayrı bir kartonda saklanır. MADDE 15 Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Disiplin soruģturması kaydı MADDE 12 Disiplin soruģturması kaydı; icra ve iflâs daireleri görevlileri hakkında yürütülen disiplin soruģturması ile ilgili tutulan kayıttır. Bu kayıtta; sıra numarası, müģteki veya varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin adı, soyadı, adresi, baģvurma tarihi, hakkında Ģikâyette bulunulanın adı, soyadı, unvan ve sicil numarası, karar tarih ve numarası yer alır. MADDE 16 Aynı Yönetmeliğin 12/A maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Haciz takip kaydı MADDE 12/A Haciz takip kaydı; haciz talebine istinaden haciz, teslim ve satıģ harcının yatırıldığı tarihlere göre iģlendiği kayıttır. Bu kayıtta; sıra numarası, dosya numarası, alacaklının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin adı, soyadı, sayman mutemedi alındı makbuzu yevmiye numarası, tarihi, sütunları yer alır.

13 MADDE 17 Aynı Yönetmeliğin ikinci kısmının üçüncü bölümünün baģlığındaki Defterlere ibaresi Kayıtlara Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 18 Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesi yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 19 Aynı Yönetmeliğinin 14 üncü maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Tevzi iģlemleri MADDE 14 Takip ve diğer iģler belirli kriterlere göre dairelere tevzi edilir. Birden fazla icra ve iflâs dairesi olan yerlerde, her daireye eģit ağırlıkta iģ gönderilmesi sağlanır. Tevzi kriterleri Adalet Bakanlığı tarafından belirlenir. MADDE 20 Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Yeni kayıt eklenmesi ve sorgulama MADDE 15 Bu Yönetmelikte düzenlenen kayıtlara, gerek görüldüğünde Adalet Bakanlığı tarafından yeni kayıtlar veya mevcut kayıtlara yeni sütunlar eklenebilir. Bu kayıtlardaki verilerin bir veya birkaçı bir arada sorgulanıp raporlanabilir. MADDE 21 Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. UYAP ın kullanılması MADDE 16 Ġcra mahkemeleri, icra ve iflâs dairelerinin iģ süreçlerindeki her türlü veri, bilgi ve belge akıģı ile dokümantasyon iģlemleri, bu iģlemlere iliģkin her türlü kayıt, dosyalama, saklama ve arģivleme iģlemleri ile uyum ve iģbirliği sağlanmıģ dıģ birimlerle yapılacak her türlü iģlemler UYAP ortamında gerçekleģtirilir. Hâkim, icra müdürü, icra müdür yardımcısı, icra kâtibi ve diğer personel iģ listesini günlük olarak kontrol etmek ve süresinde yerine getirmekle yükümlüdür. Mahkemelere ve icra ve iflâs dairelerine fizikî olarak verilen ve gönderilen her türlü evrak, elektronik ortama aktarılarak UYAP a kaydedilir ve ilgili birime gönderilir. Taraf ve vekilleri ile diğer ilgililer, güvenli elektronik imza ile imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla mahkemeler veya icra ve iflâs dairelerine elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebilirler, takip açabilirler. Ġcra iflâs dairelerinde yapılacak sorgulamalarda vekil ile takip edilen dosyalarda, aynı konu hakkında Adalet Bakanlığı tarafından belirlenecek sürelerde sorgulama yapılması talep edilebilir. UYAP Avukat Portal üzerinden ise her zaman sorgulama yapılabilir. Gelen evraktan sorumlu personel, UYAP üzerinden mahkeme veya icra ve iflâs dairelerine gönderilen ve iģ listesine düģen belgeleri derhal ilgili kiģiye ya da doğrudan dosyasına aktarır. Hâkimin veya icra müdürünün onayını gerektiren evrak hâkimin veya icra müdürünün iģ listesine yönlendirilir. Tutanak, belge ve kararlar elektronik ortamda düzenlenir ve gerekli olanlar ilgilileri tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanır. Elektronik ortamda düzenlenen ve güvenli elektronik imza ile imzalanan evrak UYAP kapsamındaki birimlere elektronik ortamda gönderilir. Ayrıca fizikî olarak gönderilmez. Teknik nedenlerle fizikî olarak düzenlenen belge veya kararlar, engelin ortadan kalkmasından sonra derhal elektronik ortama aktarılır, yetkili kiģilerce güvenli elektronik imza ile imzalanarak UYAP a kaydedilir ve gerektiğinde UYAP vasıtasıyla ilgili birimlere iletilir. Bu Ģekilde elektronik ortama aktarılarak ilgili birimlere iletilen belge ve kararların asılları mahallinde saklanır, ayrıca fizikî olarak gönderilmez. Ancak, belge veya kararın aslının incelenmesinin zorunlu olduğu hâller saklıdır. Elektronik ortama aktarılması imkânsız olan belgeler ise fiziki ortamda saklanır ve gerektiğinde fizikî olarak gönderilir. UYAP üzerinden hazırlanmıģ ve güvenli elektronik imza ile imzalanmıģ evrakın dıģ birimlere elektronik ortamda gönderilememesi halinde; belge veya kararın fizikî örneği alınır,

14 güvenli elektronik imza ile imzalanmıģ aslının aynı olduğu belirtilerek altı hâkim, icra müdürü veya görevlendireceği personel tarafından imzalanmak sureti ile gönderilir. Taraf veya vekilleri tarafından elektronik ortamda yapılan iģlemlerde süre gün sonunda biter. Elektronik ortamda yapılacak iģlemlerin, ertesi güne sarkmaması açısından saat 00:00'a kadar tamamlanması zorunludur. Fizikî ortamda yapılan iģlemlerde süre mesai saati sonunda biter. MADDE 22 Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesindeki vergi kimlik numarası ibaresinden sonra gelmek üzere,ödemenin yapılacağı banka adı ve hesap bilgisi ibaresi eklenmiģtir. MADDE 23 Aynı Yönetmeliğin 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki 19/3/1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ibaresi 14/12/2009 tarihli ve 5941 sayılı Çek Kanunu Ģeklinde değiģtirilmiģ ve aynı maddeye aģağıdaki fıkra eklenmiģtir. Takibin elektronik ortamda açılması durumunda, takibe eklenecek belgeler elektronik ortama aktarılarak güvenli elektronik imza ile imzalanır. Birinci fıkranın (c) bendinde belirtilen kambiyo senetleri elektronik ortamda takip talebine eklense de, en geç 3 gün içinde belgenin aslının ilgili daireye ibraz edilmesi zorunludur. Aksi takdirde ödeme emri düzenlenmez. MADDE 24 Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 22 Ġcra tutanağına birbirini takip eden sayfa numaraları verilmesi ve gerekirse tutanağın sonuna eklenecek sayfalarla birlikte 16 ncı maddede gösterilen dosya içine konulması zorunludur. Yazılı veya sözlü olarak yapılan talepler, itirazlar ve her türlü bildirim, süresinde ait olduğu tutanağa geçirilir ve altı tarih belirtilerek, ilgilisi ve icra müdürü veya yardımcısı veya kâtibi tarafından imzalanmak suretiyle dosyasına takılır. Elektronik ortamda gelen talepler, itirazlar ve her türlü bildirim ise UYAP ta kayıtlı dosyasına aktarılır. Reddedilen paralar ve bu paralardan yapılan kanunî kesinti miktarı tablo halinde tutanakta gösterilir. MADDE 25 Aynı Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. b) Borcun yedi gün içinde icra emrini gönderen icra dairesine ait banka hesabına yatırılması veya teminatın verilmesi gereği, MADDE 26 Aynı Yönetmeliğin 27 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. c) Borcun otuz gün içinde icra emrini gönderen icra dairesine ait banka hesabına yatırılması gerektiği, MADDE 27 Aynı Yönetmeliğin 28 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. c) Borç yedi gün içinde icra emrinde yazılı olan icra dairesine ait banka hesabına yatırılmaz veya icra mahkemesinden veya Yargıtay'dan yahut yargılamanın yenilenmesi yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına iliģkin bir karar getirilmezse, alacaklının rehnedilmiģ malın satıģını isteyebileceği, MADDE 28 Aynı Yönetmeliğin 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. b) Borcun ve takip giderlerinin yedi gün içinde ödeme emrini gönderen icra dairesine ait banka hesabına yatırılması, teminat verilmesi yükümlülüğüne iliģkin borçlarda teminatın bu süre içinde gösterilmesi, MADDE 29 Aynı Yönetmeliğin 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir.

15 d) Yedi gün içinde itiraz olunmaz ve onbeģ gün içinde ödeme emrinde yazılı olan icra dairesine ait banka hesabına borç yatırılmazsa, rehinli malın satılacağı, MADDE 30 Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. c) Yedi gün içinde borca itiraz edilmez ve (b) bendinde yazılı süre içinde borç ödeme emrinde yazılı olan icra dairesine ait banka hesabına yatırılmazsa alacaklının taģınmazın satıģını isteyebileceği ihtarı, MADDE 31 Aynı Yönetmeliğin 32 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. b) Borcun ve takip giderlerinin on gün içinde ödeme emrini gönderen icra dairesine ait banka hesabına yatırılması, MADDE 32 Aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. b) Borcun ve takip giderlerinin yedi gün içinde ödeme emrini gönderen icra ve iflâs dairesine ait banka hesabına yatırılması, MADDE 33 Aynı Yönetmeliğin 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. b) Borcun ve takip giderlerinin beģ gün içinde ödeme emrini gönderen icra ve iflâs dairesine ait banka hesabına yatırılması, MADDE 34 Aynı Yönetmeliğin 35 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan yazılı süre içinde borç ibaresinden sonra gelmek üzere ödeme emrinde yazılı olan icra dairesine ait banka hesabına yatırılmazsa ibaresi eklenmiģ ve ödenmezse ibaresi yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 35 Aynı Yönetmeliğin 38 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan kaydına özgü ibaresinden sonra gelen defter ibaresi kayıt Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 36 Aynı Yönetmeliğin 42 nci maddesinin üçüncü fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Ayrıca, üçüncü kiģinin alacak tahsil edilinceye kadar borcunu yalnız haciz ihbarnamesini gönderen icra dairesine ait banka hesabına yatırması gerektiği, borçluya yapılan ödemenin geçerli olmayacağı veya hacizli malı ancak icra dairesine teslim edebileceği, malı borçluya vermemesi, aksi halde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağı ihtarını içerir. MADDE 37 Aynı Yönetmeliğin 43 üncü maddesinin birinci fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Ġkinci haciz ihbarnamesinde 42 nci maddenin ikinci fıkrasındaki bilgiler yer alır. Bunun dıģında birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi, yedi gün içinde itiraz edilmemesi nedeniyle borcun üçüncü kiģinin zimmetinde ve malın yedinde sayıldığı bildirilir. Ayrıca, üçüncü kiģinin ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde birinci haciz ihbarnamesinde bildirilen sebeplerle yazılı veya sözlü olarak icra dairesine itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu aynı yedi gün içinde haciz ihbarnamesini gönderen icra dairesine ait banka hesabına yatırması veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi de ihtar edilir. MADDE 38 Aynı Yönetmeliğin 44 üncü maddesinin birinci fıkrasının, ikinci cümlesindeki onbeģ gün içinde borcu ibaresinden sonra gelen icra dairesine ödemesi ibaresi haciz ihbarnamesini gönderen icra dairesine ait banka hesabına yatırması Ģeklinde değiģtirilmiģ, malı aynı sürede ibaresinden sonra gelmek üzere icra dairesine ibaresi eklenmiģ, sayılan borcu ibaresinden sonra gelen icra dairesine ödemesi ibaresi haciz ihbarnamesini gönderen icra dairesine ait banka hesabına yatırması Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 39 Aynı Yönetmeliğin 47 nci maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir.

16 MADDE 47 TaĢınırın açık artırma Ģartnamesi ve tutanağına, dosya numarası, alacaklının ve borçlunun adları ve soyadları, ilânın Ģekli, artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat, birinci ve ikinci artırma tarihleri ile her iki artırma için elektronik ortamda teklif vermenin baģlayacağı ve sona ereceği gün, artırma Ģartları, taģınırın cinsi, takdir edilen kıymeti yazılır ve icra müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir. Elektronik ortamda verilen en yüksek teklif, ihalede artırılan miktar, artıranların ad ve soyadı, ihalenin sonucu, ihalenin kime ve ne suretle yapıldığı tutanağa yazılır. Tutanak, satıģı yapan memur ile tellâl ve alıcı tarafından imzalanır ve mühürlenir. Ġhalenin elektronik ortamda verilen en yüksek teklifte kalması durumunda tutanakta alıcının imzası aranmaz. MADDE 40 Aynı Yönetmeliğin 48 inci maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 48 TaĢınırın açık artırma ilânına, dosya numarası, satılacak Ģeyin cinsi, niteliği, önemli özellikleri, takdir edilen kıymeti, artırmanın yapılacağı yer, birinci ve ikinci artırmanın gün ve saatleri ile her iki artırma için elektronik ortamda teklif vermenin baģlayacağı gün, satıģ Ģartnamesinin ve diğer bilgilerin nereden ve ne Ģekilde öğrenilebileceği belirtilerek gideri verildiği takdirde Ģartnamenin bir örneğinin isteyene gönderilebileceği yazılır. TaĢınırın açık artırma ilânı, icra müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir. Bu ilan elektronik ortamda da yapılır ancak elektronik ortamda yapılan ilanda imza ve mühür aranmaz. MADDE 41 Aynı Yönetmeliğe 48 inci maddeden sonra gelmek üzere aģağıdaki 48/A maddesi eklenmiģtir. TaĢınırın ihale usulü MADDE 48/A Açık artırmaya elektronik ortamda teklif verme yoluyla birinci artırma tarihinden on gün önce baģlanır. Elektronik ortamda teklif verme artırmanın tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. Ġkinci artırmada ise elektronik ortamda teklif verme iģlemi birinci artırmadan sonraki beģinci gün baģlar. BeĢinci günü takip eden en az on gün sonrası için belirlenecek ikinci artırmanın tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. Elektronik ortamda verilecek teklifler haczedilen malın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisinden az olamaz, teklif vermeden önce, haczedilen malın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde teminat gösterilmesi zorunludur. Elektronik ortamda teklif verebilmek için teminatın elektronik ortamda yatırılma iģlemi, bu konuda UYAP ile entegrasyonu tamamlanan bankalar üzerinden yapılır. Elektronik ortamda teklif verebilmek için Adalet Bakanlığınca hazırlanan sözleģmenin katılımcılar tarafından kabul edilmesi gerekir. Elektronik ortamda teklif verme süresi sonuna kadar en yüksek teklifi veren haricindeki katılımcılar elektronik ortamda yatırdıkları teminatlarını aynı usulle iade alabilirler. Ayrıca bu teminatlar artırma tamamlandıktan sonra icra ve iflâs dairesince de UYAP üzerinden iade edilebilir. En yüksek teklif veren katılımcı, artırma sonuna kadar daha yüksek teklif verilmediği takdirde, teklifi ile bağlıdır. Elektronik ortamda teklif verme iģlemi; en yüksek teklif miktarı belirlenmek suretiyle, bu miktara ulaģıncaya kadar baģka bir teklif verildiği takdirde, kendi teklifinin belirtilen miktar kadar otomatik olarak artırılması talimatı verilmesi suretiyle de yapılabilir. Bu talimatın süresi, talimatı veren katılımcının belirlediği üst sınıra ulaģmasa dahi, elektronik ortamda teklif verme süresinin sonunda biter. Birinci ve ikinci artırma icra memuru tarafından, ilanda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden baģlatılır. SatıĢa çıkarılan mal üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilir. ġu kadar ki artırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satıģ isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmiģse, bu

17 suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan baģka paraya çevirme ve paraların paylaģtırılması masraflarını aģması gerekir. Birinci artırmada, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı miktara ulaģılmazsa satıģ icra memuru tarafından geri bırakılır. Ġkinci artırmada, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı Ģartlar gerçekleģmezse satıģ talebi düģer." MADDE 42 Aynı Yönetmeliğin 49 uncu maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 49 TaĢınmazın açık artırma Ģartnamesi ve tutanağına, dosya numarası, alacaklı ve borçlunun ad ve soyadları, artırmanın yapılacağı yer, gün, saat, Ģartnamenin açık bulundurulduğu ilk gün, birinci ve ikinci artırma gün ve saatleri ile her iki artırma için elektronik ortamda teklif vermenin baģlayacağı ve sona ereceği gün, taģınmazın tapu kaydı ve niteliği, varsa, borçlunun taģınmazla temin edilmiģ kiģisel borçlarının da alıcıya intikal edeceği, tapu sicilindeki diğer bilgiler ve taģınmaz üzerindeki mükellefiyetler, takdir olunan kıymet, artırmaya katılacakların, taģınmazın takdir edilen kıymetinin yüzde yirmisi oranında pey akçesi veya banka teminat mektubunu tevdi etmeleri gereği, artırmaya çıkarılan taģınmazın üzerinde hakkı olan alacaklı veya ilgiliden pey akçesi veya teminat mektubu aranıp aranmayacağı, taģınmazın son imar durumu, hangi giderlerin alıcıya ait olacağı ve diğer gerekli bilgiler yazılır. ġartname, icra müdürü tarafından tarih atılarak imzalanır ve mühürlenir. Elektronik ortamda verilen en yüksek teklif, ihalede artırılan miktar, artıranların ad ve soyadı, ihalenin sonucu, ihalenin kime ve ne suretle yapıldığı tutanağa yazılır. Tutanak, satıģı yapan memur ile tellâl ve alıcı tarafından imzalanır ve mühürlenir. Ġhalenin elektronik ortamda verilen en yüksek teklifte kalması durumunda tutanakta alıcının imzası aranmaz. MADDE 43 Aynı Yönetmeliğin 50 nci maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 50 Ġlânda; a) Dosya numarası, b) Artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat, her iki artırma için elektronik ortamda teklif vermenin baģlayacağı gün, c) Artırma Ģartnamesinin hangi tarihten itibaren herkes tarafından görülebileceği, d) KararlaĢtırılan zamanda artırma bedeli takdir edilen kıymetin yüzde ellisini bulmadığında, artırmanın en az yirmi gün sonrası aynı yer ve saatte taģınmazın en çok artırana ihale edileceği, e) Ġkinci artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat, f) Ġpotek sahibi alacaklılarla, diğer ilgililerin taģınmaz üzerindeki haklarını faiz ve giderlere iliģkin olan iddialarını, dayanağı belgeler ile on beģ gün içinde icra dairesine bildirmeleri, aksi halde hakları tapu sicili ile sabit olmadıkça, satıģ bedelinin paylaģılmasından hariç kalacakları ihtarı, yazılır. TaĢınmazın açık artırma ilânı, icra müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir. Bu ilan elektronik ortamda da yapılır, ancak elektronik ortamda yapılan ilanda imza ve mühür aranmaz. Birinci fıkranın (f) bendindeki ihtar irtifak hakkı sahiplerine de yapılır. Ayrıca 48 inci maddedeki satıģ ilânına iliģkin kayıtlar burada da uygulanır. MADDE 44 Aynı Yönetmeliğe 50 nci maddeden sonra gelmek üzere aģağıdaki 50/A maddesi eklenmiģtir. TaĢınmazın ihale usulü MADDE 50/A Açık artırmaya elektronik ortamda teklif verme yoluyla birinci artırma tarihinden yirmi gün önce baģlanır. Elektronik ortamda teklif verme, artırmanın tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. Ġkinci artırmada ise elektronik ortamda teklif verme iģlemi birinci artırmadan sonraki beģinci gün baģlar. BeĢinci günü takiben en az

18 yirmi gün sonrası için belirlenecek ikinci artırmanın tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. Elektronik ortamda verilecek teklifler, haczedilen malın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisinden az olamaz, teklif vermeden önce, haczedilen malın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde teminat gösterilmesi zorunludur. Elektronik ortamda teklif verebilmek için teminatın elektronik ortamda yatırılma iģlemi, bu konuda UYAP ile entegrasyonu tamamlanan bankalar üzerinden yapılır. Elektronik ortamda teklif verebilmek için Adalet Bakanlığınca hazırlanan sözleģmenin katılımcılar tarafından kabul edilmesi gerekir. Elektronik ortamda teklif verme süresi sonuna kadar en yüksek teklifi veren haricindeki katılımcılar elektronik ortamda yatırdıkları teminatlarını aynı usulle iade alabilirler. Ayrıca bu teminatlar artırma tamamlandıktan sonra icra ve iflâs dairesince de UYAP üzerinden iade edilebilir. En yüksek teklif veren katılımcı, artırma sonuna kadar daha yüksek teklif verilmediği takdirde, teklifi ile bağlıdır. Elektronik ortamda teklif verme iģlemi; en yüksek teklif miktarı belirlenmek suretiyle, bu miktara ulaģıncaya kadar baģka bir teklif verildiği takdirde, kendi teklifinin belirtilen miktar kadar otomatik olarak artırılması talimatı verilmesi suretiyle de yapılabilir. Bu talimatın süresi, talimatı veren katılımcının belirlediği üst sınıra ulaģmasa dahi, elektronik ortamda teklif verme süresinin sonunda biter. Birinci ve ikinci artırma icra memuru tarafından, ilanda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden baģlatılır. TaĢınmaz üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilir. ġu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satıģ isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmiģse, bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan baģka paraya çevirme ve paraların paylaģtırılması masraflarını aģması gerekir. Birinci artırmada, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı miktara ulaģılmazsa satıģ icra memuru tarafından geri bırakılır. Ġkinci artırmada, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı Ģartlar gerçekleģmezse satıģ talebi düģer." MADDE 45 Aynı Yönetmeliğin 61 inci maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 61 Tahsilât makbuzu, kasa kaydına iģlenecek paralar için düzenlenen makbuzdur. Bu makbuzda dosya ve sıra numarası, alınan paraların rakam ve yazı ile belirtilecek tutarı, yatırılma sebebi, kim tarafından yatırıldığı sütunları bulunur. Tahsilât makbuzu memur tarafından imzalanır ve mühürlenir. Bu makbuz, iki nüsha olarak düzenlenir, nüshalardan biri parayı yatırana verilir diğeri ise dosyasında saklanır. Ġcra ve iflâs dairelerine listeye bağlı olarak topluca gelen paralar on ve daha fazla dosyayı ilgilendirdiği takdirde, toplam miktar için tek tahsilât makbuzu kesilebilir. Bu makbuz parayı yatıran kurum veya daireye verilir, ayrıca UYAP ta kayıtlı dosyalarına eklenir. Makbuz muhteviyatı para, listeler esas alınarak kasa kaydına ayrıntılı olarak geçirilir ve ait olduğu dosyalara da iģlenir. MADDE 46 Aynı Yönetmeliğin 62 nci maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 62 Reddiyat makbuzu, kasa kaydına iģlenen paraların reddinde doldurulan bir makbuzdur. Bu makbuzda, sıra ve dosya numarası, alacaklının ve borçlunun ad ve soyadı, tahsilât makbuzundaki numara, tarih ve miktar ile reddedilen paraların miktarı, bundan kesilecek tahsil ve cezaevi harcı, verilmesi gereken paranın rakam ve yazı ile belirtilecek miktarı, tarih, müdürün imza ve mühürü bulunur. Ġcra ve iflâs dairelerinden, baģka bir icra ve iflâs dairesine Posta ve Telgraf TeĢkilâtı ve banka aracılığı ile gönderilmesi gereken toplu para on ve daha fazla dosyayı ilgilendirdiği

19 takdirde bu paraların toplamı için tek bir reddiyat makbuzu kesilebilir. Bu makbuz UYAP ta kayıtlı dosyalarına eklenir. Reddiyat makbuzu ve cetvelde yer alan paraların çıkıģı, usulünce kasa kaydında gösterilir ve ait olduğu dosyalara iģlenir. MADDE 47 Aynı Yönetmeliğin 63 üncü maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Tahsilât ve reddiyat makbuzlarının düzenlenmesi MADDE 63 Tahsilat ve reddiyat makbuzları UYAP BiliĢim Sistemi üzerinden seri ve sıra numarası verilerek düzenlenir. MADDE 48 Aynı Yönetmeliğin 64 üncü maddesinin ikinci fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Bu müzekkerenin tarih ve sayısı, esas kaydının, düģünceler sütununa iģlenir ve müzekkerenin bir örneği dosyasında saklanır; bir örneği özel kartonuna konulur, diğer örneği de zimmet kaydına iģlenir ve maliyeye verilir. MADDE 49 Aynı Yönetmeliğin 67 nci maddesinin birinci fıkrasındaki özgü zimmet ibaresinden sonra gelen defteri ibaresi kaydı olarak değiģtirilmiģtir. MADDE 50 Aynı Yönetmeliğin 67 nci maddesinden sonra gelen ĠKĠNCĠ KISIM ibaresi ÜÇÜNCÜ KISIM Ģeklinde, bu kısmın baģlığındaki Defterler ibaresi Kayıtlar Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 51 Aynı Yönetmeliğin 67 nci maddesinden sonra gelen birinci bölümün baģlığı Kayıtlar Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 52 Aynı Yönetmeliğin 68 inci maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Tutulması zorunlu olan kayıtlar MADDE 68 Ġcra mahkemesinde aģağıda gösterilen kayıtların elektronik ortamda tutulması zorunludur. a) Esas kaydı. b) DeğiĢik iģler ve talimat kaydı. c) Muhabere kaydı. d) Kanun yoluna baģvuru kaydı. e) DuruĢma günleri kaydı. f) Zimmet kaydı. g) Posta mutemet kaydı. h) Disiplin soruģturması kaydı. ı) Ceza infaz kaydı. j) Diğer kayıtlar. MADDE 53 Aynı Yönetmeliğin 68 inci maddesinden sonra gelen ikinci bölümün baģlığındaki Defterlerin ibaresi Kayıtların Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 54 Aynı Yönetmeliğin 69 uncu maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Esas kaydı MADDE 69 Esas kaydı; icra mahkemesine intikal eden her türlü dava, Ģikâyet, itirazın kaldırılması, konkordato ve bu nitelikteki diğer iģlerin tutulduğu kayıttır. Bu kayıtta; sıra numarası, icra ve iflâs dairesi veya Cumhuriyet savcılığı esas numarası, alacaklının veya Ģikâyetçinin adı, soyadı ve yerleģim yerindeki adresi, borçlu veya sanığın adı, soyadı ve yerleģim yerindeki adresi, evrakın geldiği tarih, davanın türü, hükmün özeti, tarih ve numarası, yoklukta verilen hükmün tebliğ tarihi, dosyanın bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay a gönderildiği ve geldiği tarih, istinaf ve temyiz sonucu, ilâm ve fiģin Cumhuriyet savcılığına verildiği tarih, ilâmat kayıt numarası; harç tahsil müzekkeresinin tarih ve numarası ile düģünceler sütunları yer alır.

20 Sözü edilen kayıt icra mahkemesinde hukuk ve ceza davaları için ayrı ayrı tutulur. Ġcra mahkemesinde ceza davaları için tutulacak kayıtta, her sanık için aynı sıra numarası altında ayrı ayrı sütunlar açılır. Ġcra mahkemesine gelen iģ miktarını kolayca bilmek ve numara değiģikliği yüzünden çıkan karıģıklıkları önlemek için, yıl sonunda sonuçlanmamıģ dosyalar yeni yıl kaydına devir suretiyle kaydedilmez. Yıl sonunda, gelen iģlerden ne kadarının karara bağlandığı ve ne kadarının yeni yıla devredilmiģ olduğu, toplam olarak yazılmakla beraber, devredilen dosyaların sıra numaraları UYAP ta bir cetvel halinde rapor olarak gösterilir. Ġcra ceza mahkemelerinden verilip, kanun yoluna baģvurulmaksızın kesinleģen ve mahkûmiyete iliģkin ilâmların en fazla bir hafta, temyiz edilen ilâmların Yargıtay'dan onanarak gelmesini izleyen bir hafta içerisinde infaza verilmesi zorunludur. Ġlâm ve eklerinin infaz için Cumhuriyet savcılığına verildiği tarih, esas kaydının özel sütununa iģlenir. Cumhuriyet savcılığına her hükümlü için ayrı ayrı ilâm verilmesi zorunlu olduğu gibi, bir hükümlü hem hürriyeti bağlayıcı ceza ve hem para cezasına mahkûm olmuģsa her ceza için ayrı ilâm verilir. MADDE 55 Aynı Yönetmeliğin 70 inci maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. DeğiĢik iģler ve talimat kaydı MADDE 70 DeğiĢik iģler ve talimat kaydı; Ġcra ve Ġflâs Kanununun 76 ncı maddesi ve 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca hapsen tazyik kararı verilmesi istemine iliģkin taleplerle baģka yer icra mahkemesinden gelen talimat evraklarının iģlendiği kayıttır. Bu kayıtta; sıra numarası, müracaat veya tevdi tarihi, alacaklı ve varsa vekilinin adı, soyadı, yerleģim yerindeki adresi, borçlunun (mükellefin) varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı ve yerleģim yerindeki adresi, talebin niteliği, türü ve miktarı, talimat veya belgeyi gönderen mahkeme, makam veya merciin adı ve belgenin tarihi, numarası, iģlemin sonucu, kararın özeti, hapsen tazyik kararının infaz için tevdi olunduğu tarih ve düģünceler sütunları yer alır. Bu kayda geçirilen talepler doğrultusunda yazılacak tezkerelere, talebin kayıt numarası verilir. Bu tür yazılar ayrıca muhabere kaydına iģlenmez. MADDE 56 Aynı Yönetmeliğin 71 inci maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Muhabere kaydı MADDE 71 Muhabere kaydı; icra mahkemelerinde kullanılan diğer kayıtlara iģlenmesi gerekmeyen ancak icra mahkemesince yazılan veya icra mahkemesine gelen evrakın iģlendiği kayıttır. Bu kayıtta; sıra numarası, belgenin tarihi ve numarası, gönderilen veya gönderen daire, geliģ veya sevk tarihi, belgenin özeti ve düģünceler sütunları yer alır. Esas, değiģik iģler ve talimat kaydına kayıtlı iģlere ait yazıģmalar ayrıca bu kayda geçirilmez, zimmet kaydına kaydedilmekle yetinilir. MADDE 57 Aynı Yönetmeliğin 72 nci maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Kanun yoluna baģvuru kaydı MADDE 72 Kanun yoluna baģvuru kaydı; kanun yoluna baģvurulması halinde, ilgilileri tarafından verilen lâyiha veya dilekçelerin iģlendiği kayıttır. Bu kayıtta; sıra numarası, belge numarası, geldiği tarih, dilekçe veya lâyiha tarihi, kanun yoluna baģvuranın adı, soyadı ve yerleģim yerindeki adresi, aleyhine kanun yoluna baģvurulanın adı, soyadı ve yerleģim yerindeki adresi, davanın türü, kanun yoluna baģvurulan ilâmın tarihi ve numarası, kanun yoluna baģvurma koģullarının yerine getirilip getirilmediği,

21 ilâm ve evrakın gönderilmek üzere Cumhuriyet savcılığına veya ait olduğu mercie tevdi tarihi, ilâmın aleyhine kanun yoluna baģvurulana tebliğ tarihi, kanun yolu sonucunun özeti ve düģünceler sütunları yer alır. MADDE 58 Aynı Yönetmeliğin 73 üncü maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. DuruĢma günleri kaydı MADDE 73 DuruĢma günleri kaydı; dava, hakkında duruģma yapılan itiraz ve Ģikâyetlerin görüleceği gün ve saatin iģlendiği kayıttır. Bu kayıtta; sıra numarası, dosya numarası, alacaklı (müģteki) ve varsa vekilinin, borçlu (sanık) ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, duruģmanın (veya murafaanın) yapılacağı gün ve saat, ertelendiği gün ve düģünceler sütunları yer alır. MADDE 59 Aynı Yönetmeliğin 74 üncü maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Zimmet kaydı MADDE 74 Zimmet kaydı; icra mahkemelerinden, mahkemelere, muhtelif daire ve mercilere gönderilecek evrakın iģlendiği kayıttır. Bu kayıtta; sıra numarası, dosya numarası, belgenin nereye gönderildiği ve ne tarihte alındığı, evrakı alanın adı, soyadı, imzası ve düģünceler sütunları yer alır. Elektronik ortamda tutulan kaydın çıktısı alınır, ilgili sütun imzalatıldıktan sonra ayrı bir kartonda saklanır. MADDE 60 Aynı Yönetmeliğin 75 inci maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Posta mutemet kaydı MADDE 75 Posta mutemet kaydı; icra mahkemelerine havale yoluyla gelen paralara iliģkin bilgilerin tutulduğu kayıttır. Bu kayıtta; paranın geldiği yer, havale numarası, tarihi, dosya numarası, gönderenin adı, soyadı, paranın miktarı ile alacak olanın adı ve soyadı sütunları yer alır. MADDE 61 Aynı Yönetmeliğin 76 ncı maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Disiplin soruģturması kaydı MADDE 76 Disiplin soruģturması kaydı; icra ve iflâs dairelerinde görev yapan personel hakkında, disiplin amiri tarafından yapılan soruģturmalarının iģlendiği kayıttır. Bu kayıtta; sıra numarası, müģteki veya varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, haklarında soruģturma yapılan personelin adı, soyadı, görevli olduğu daire, Ģikâyet tarihi, Ģikâyetin konusu, karar özeti ve numarası ile düģünceler sütunları yer alır. Disiplin soruģturması sonucu verilen kararlar, özel bir kartonda sıra numarası altında saklanır. MADDE 62 Aynı Yönetmeliğin 77 nci maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Ceza infaz kaydı MADDE 77 Ceza infaz kaydı; icra mahkemelerinden Cumhuriyet savcılığına gönderilen mahkûmiyeti içeren kararların iģlendiği kayıttır. Bu kayıtta; sıra numarası, esas ve karar numarası, sanığın adı, soyadı, karar tarihi ve özeti, hükmü veren hâkimin adı, soyadı ve sicil numarası, kararın kesinleģme tarihi, Cumhuriyet savcılığına verildiği tarih, belgeyi alanın adı, soyadı ve imzası ile düģünceler sütunları yer alır. MADDE 63 Aynı Yönetmeliğin 78 inci maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Diğer kayıtlar

22 MADDE 78 Ġcra mahkemelerinde, 68 inci maddede yazılı kayıtlardan baģka kasa kaydı (kanun yoluna baģvuru-sevk giderleri için avans olarak alınan paralar da bu kayda iģlenir) ile kıymetli evrak ve değerli Ģeylere özgü kayıt tutulur. MADDE 64 Aynı Yönetmeliğin 78 inci maddesinden sonra gelen üçüncü bölümünün baģlığındaki Defterlere ibaresi Kayıtlara Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 65 Aynı Yönetmeliğin 79 uncu maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Kayıt tutma usulü MADDE 79 Ġcra mahkemesinde hukuk ve cezaya iliģkin olmak üzere sözü geçen kayıtlar ayrı ayrı tutulur. MADDE 66 Aynı Yönetmeliğin 80 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 67 Aynı Yönetmeliğin 81 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 68 Aynı Yönetmeliğin 82 nci maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 82 Ġcra mahkemesinde her bir iģ için UYAP ta dosya tutulur. DuruĢmalar için 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre tutanak düzenlenmesi ve gerek Ģikâyet, gerek itiraz üzerine verilecek kararların anılan Kanunun 297 nci maddesinde yazılı hususları içermesi gerekir. Ayrıca, aynı Kanunun 298, 299, 301 inci maddeleri hükümleri burada da uygulanır. MADDE 69 Aynı Yönetmeliğin 87 nci maddesinin birinci fıkrasındaki özgü zimmet ibaresinden sonra gelen defteri ibaresi kaydı olarak değiģtirilmiģtir. MADDE 70 Aynı Yönetmeliğin 90 ıncı maddesinin ikinci fıkrasındaki esas ibaresinden sonra gelen defterinin ibaresi kaydının Ģeklinde, örneği de zimmet ibaresinden sonra gelen defterine kaydedilerek ibaresi kaydına iģlenerek Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 71 Aynı Yönetmeliğin 91 inci maddesinden sonra gelen ÜÇÜNCÜ KISIM ibaresi DÖRDÜNCÜ KISIM Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 72 Aynı Yönetmeliğin 92 nci maddesine aģağıdaki fıkralar eklenmiģtir. Ġcra ve iflâs dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödeme, Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülecek bankalarda icra ve iflâs dairesi adına açılan hesaba yapılır. Haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kiģiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilâtın yapıldığı günü takip eden ilk iģ günü çalıģma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir. Ġcra ve iflâs dairelerince yapılması gereken her türlü nakdî ödeme, ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından resen bankaya verilecek talimat gereği yapılır. Talimat, paranın icra ve iflâs dairesi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç iģ günü sonuna kadar verilir. MADDE 73 Aynı Yönetmeliğin 93 üncü maddesinden sonra gelen DÖRDÜNCÜ KISIM ibaresi BEġĠNCĠ KISIM Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 74 Aynı Yönetmeliğin 94 üncü maddesinin birinci fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Ġcra daireleri, yapılan takipler sonucunda alacağının tamamını alamayan alacaklılara verdikleri aciz vesikalarının bir nüshasını, bulundukları il merkezinde Adalet Bakanlığınca aciz vesikası sicili tutmakla görevlendirilen icra dairesine elektronik ortamda gönderir. Aciz vesikası, sicili tutan birimce elektronik ortamda sorgulanıp, görüntülenebilir. MADDE 75 Aynı Yönetmeliğin 95 inci maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 95 Borç ödemeden aciz vesikası sicili kaydı, elektronik ortamda UYAP ta yer alan Ģablona göre tutulur. Aciz vesikası sicili kaydının birinci sütunu sıra numarasını, ikinci sütunu aciz vesikasının düzenleme tarihi ile ilgili icra dairesinin dosya numarasını, üçüncü sütunu borçlunun adı, soyadı ve yerleģim yerindeki adresi ile gerçek kiģilerin T.C. kimlik numarasını,

23 dördüncü sütunu alacaklının adı, soyadı ve yerleģim yerindeki adresi, beģinci sütunu aciz vesikasının hangi tutarda alacak için verildiği, altıncı sütunu kaydın sicilden terkin nedenini, yedinci sütunu açıklamaları içerir. Sicile kaydedilen borçlulardan gerçek kiģiler için adı ve soyadı, tüzel kiģiler için ticaret unvanı esas alınarak elektronik ortamda sorgulama yapılabilir. MADDE 76 Aynı Yönetmeliğin 96 ncı maddesi yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 77 Aynı Yönetmeliğin 97 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 78 Aynı Yönetmeliğin 98 inci maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 98 Aciz vesikası siciline kayıt düģülürken kayda esas oluģturan aciz vesikasından açıkça anlaģılan bir yazı veya rakam hatası yapılmıģsa sicili tutan icra dairesi bu maddî hatayı resen veya talep üzerine elektronik ortamda düzeltir. Sicil kaydının açıklamalar sütununda düzeltmenin nedeni ve tarihi gösterilir. MADDE 79 Aynı Yönetmeliğin 99 uncu maddesinin ikinci fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Yapılan değiģiklik, kaydın açıklamalar kısmında belirtilir. MADDE 80 Aynı Yönetmeliğin 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Terkin, aciz vesikası sicil kaydında ilgili sütuna terkin sebebi, terkine esas olan belgenin tarih ve numarası iģlenmek suretiyle gerçekleģtirilir. MADDE 81 Aynı Yönetmeliğin 101 inci maddesinden sonra gelen BEġĠNCĠ KISIM ibaresi ALTINCI KISIM Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 82 Aynı Yönetmeliğin 103 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki bu hususta, ibaresinden sonra gelen üç ibaresi iki olarak değiģtirilmiģ, Cumhuriyet Savcılığında saklanması, ibaresinden sonra gelen diğer örneğinin ise en geç Ocak ayı sonuna kadar Adalet Bakanlığına gönderilmesi ibaresi yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 83 Aynı Yönetmeliğin 104 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki el koyarak, kasa ibaresinden sonra gelen ve yol giderleri ve tazminatı ibaresi yürürlükten kaldırılmıģ, (b) bendindeki geçirilip geçirilmediği, kasa ibaresinden sonra gelen ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defterinde ibaresi kaydında olarak değiģtirilmiģ, (e) bendindeki kasa ibaresinden sonra gelen ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defterinde ibaresi kaydında olarak değiģtirilmiģ, (g) bendindeki günü gününe ibaresinden sonra gelen defter kayıtlarına ibaresi kayıtlara Ģeklinde değiģtirilmiģ, (ı) bendindeki cezaevi yapı ibaresinden sonra gelen pullarının ibaresi harcının olarak değiģtirilmiģ, (n) bendindeki kullanılması gereken ibaresinden sonra gelen defterlerinin ibaresi kayıtlarının olarak değiģtirilmiģtir. MADDE 84 Aynı Yönetmeliğin 105 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendindeki durumu, kasa ibaresinden sonra gelen ve yol gideri ve tazminatı ve kayıt defterindeki kayıtlarla ibaresi kaydıyla Ģeklinde değiģtirilmiģ, (k) bendindeki gereken ibaresinden sonra gelen defter ibaresi kayıt Ģeklinde değiģtirilmiģ, üçüncü fıkrasındaki defter ve ibaresi ile dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 85 Aynı Yönetmeliğin 105 inci maddesinden sonra gelen ALTINCI KISIM ibaresi YEDĠNCĠ KISIM Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 86 Aynı Yönetmeliğin 108 inci maddesi baģlığı ile birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir Dosyaların ve kayıtların saklanması MADDE 108 Ġcra ve iflâs dairelerinde iģlemde olan dosya ve kayıtlar, yıllarına ve sıra numaralarına göre tasnif edilmiģ Ģekilde elektronik ortamda korunur. Takipsizlik veya yerine getirilmesi (infaz) suretiyle iģlemden kaldırılan dosyalarla, kullanılmayan kartonlar, buna ait bir tevdi ve teslim cetveli düzenlenerek, arģiv iģi ile

24 görevlendirilen memura tevdi ve teslim olunur. Tevdi ve teslim cetveli tevdi eden ve teslim alan memurlar tarafından imzalanır. MADDE 87 Aynı Yönetmeliğin 109 uncu maddesinin birinci fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Ġcra ve iflâs müdürleri, kasa kayıtlarına intikal ettirdikleri paralarla, harç ve cezaevi yapı harcını kasada ayrı yerlerde saklarlar. MADDE 88 Aynı Yönetmeliğin 110 uncu maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesindeki kasa ibaresinden sonra gelen ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defteri kayıtlarına ibaresi kaydına Ģeklinde değiģtirilmiģ, üçüncü fıkrasının birinci cümlesindeki dosya ibaresinden sonra gelen defter ibaresi yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 89 Aynı Yönetmeliğin 111 inci maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 111 Kasanın kontrolü veya yapılan teftiģ ve denetim sonucunda kasada bulunduğu anlaģılan fazla para, tek kalem halinde açıklama yapılarak birim kasa hesabına tahsilât makbuzu kesilmek suretiyle kasa kaydına iģlenir. Her yıl sonu, tespit edilen bu fazlalığın yeni yıla devredilerek adı geçen kayıtta gösterilmesi ve Ġcra ve Ġflâs Kanununun 362 ve 492 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi hükümleri çerçevesinde on yıllık zamanaģımı sonuna kadar ilgilinin baģvurusunun beklenmesi; zamanaģımı iģledikten sonra Hazineye gelir kaydedilmek üzere makbuz karģılığında maliyeye yatırılması ve makbuzun özel kartonunda saklanması zorunludur. MADDE 90 Aynı Yönetmeliğin 112 nci maddesi baģlığıyla birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin uygulanması MADDE 112 3/4/2012 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin bu Yönetmeliğe aykırı olmayan hükümleri icra mahkemesinde de uygulanır. MADDE 91 Aynı Yönetmeliğin 114 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki zorunlu olan ibaresinden sonra gelen defter ve ibaresi yürürlükten kaldırılmıģ ve üçüncü fıkrasındaki mahkemelerinde mevcut ibaresinden sonra gelen defter ibaresi kayıt olarak değiģtirilmiģtir. MADDE 92 Aynı Yönetmeliğin 115 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 93 Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 94 Aynı Yönetmeliğe aģağıdaki geçici madde eklenmiģtir. GEÇĠCĠ MADDE 2 Bu Yönetmeliğin, elektronik ortamda yapılması öngörülmüģ olup henüz UYAP uygulamalarında bulunmayan iģlemlere iliģkin hükümleri, gerekli yazılım çalıģması tamamlanıp uygulama güncelleme duyuruları yapıldıktan sonra uygulanır. MADDE 95 Aynı Yönetmeliğin ekindeki örnek defterler yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 96 Aynı Yönetmelik ekindeki 1, 4-5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 16, 20, 21, 21/a, 24, 25, 26, 27, 38, 39 ve 44 numaralı basılı kağıt örnekleri, ekteki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 97 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 98 Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür. Yönetmeliğin ekleri için tıklayınız [R.G. 16 Nisan ] ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

25 EKRANLI ARAÇLARLA ÇALIġMALARDA SAĞLIK VE GÜVENLĠK ÖNLEMLERĠ HAKKINDA YÖNETMELĠK BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, ekranlı araçlarla çalıģmalarda alınacak asgari sağlık ve güvenlik önlemlerine iliģkin usul ve esasları belirlemektir. Kapsam MADDE 2 (1) Bu Yönetmelik, 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamına giren ve ekranlı araçlarla çalıģmaların yapıldığı tüm iģyerlerini kapsar. (2) Bu Yönetmelik hükümleri; a) Hareketli makine ve araçların kumanda kabinlerinde ve sürücü mahallinde, b) TaĢıma araçlarında aracın kumandasındaki bilgisayar sistemlerinde, c) Toplumun kullanımına açık bilgisayar sistemlerinde, ç) ĠĢyerinde kullanımı sürekli olmayan taģınabilir sistemlerde, d) Hesap makineleri, yazar kasa ve benzeri veri veya ölçüm sonuçlarını gösteren küçük ekranlı cihazlarda, e) Ekranlı daktilolarda, uygulanmaz. Dayanak MADDE 3 (1) Bu Yönetmelik; a) 6331 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine dayanılarak, b) 9/1/1985 tarihli ve 3146 sayılı ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının TeĢkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 12 nci maddesine dayanılarak, c) Avrupa Birliğinin 29/5/1990 tarihli ve 90/270/EEC sayılı Konsey Direktifine paralel olarak, hazırlanmıģtır. Tanımlar MADDE 4 (1) Bu Yönetmelikte geçen; a) Ekranlı araç: Uygulanan iģlemin içeriğine bakılmaksızın ekranında harf, rakam, Ģekil, grafik ve resim gösteren her türlü aracı, b) Operatör: Esas iģi ekranlı araçlarla çalıģmak olan ve normal çalıģmasının önemli bir bölümünde ekranlı araç kullanan kiģiyi, c) ÇalıĢma merkezi: Operatörün/çalıĢanın oturduğu sandalye, ekranlı aracın konulduğu masa ya da yüzey, operatör/çalıģan-makine ara yüz yazılımı, monitör, klavye, yazıcı, telefon, faks, modem ve benzeri aksesuar ve ekranlı araçla ilgili tüm donanımların tamamının veya bir kısmının bulunduğu çalıģma alanını, ifade eder. ĠKĠNCĠ BÖLÜM Genel Hususlar ĠĢverenin yükümlülükleri MADDE 5 (1) ĠĢveren, iģyerinde gerçekleģtireceği risk değerlendirmesinde; çalıģma merkezlerinde ekranlı araçların kullanımından kaynaklanan riskleri, özellikle görme, fiziksel sorunlar ve mental stresle ilgili riskleri de dikkate alarak, bu risklerin etkileri, yol açabileceği ilave etkiler ile risklerin bir arada olmasından kaynaklanabilecek olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması veya en aza indirilmesi için her türlü sağlık ve güvenlik önlemlerini alır. (2) Bu Yönetmelik kapsamında alınacak önlemlerin maliyeti çalıģanlara yansıtılamaz. (3) Ekranlı araçlarla çalıģmalarda aranacak asgari gerekler ek-1 de yer almaktadır. ÇalıĢanların bilgilendirilmesi ve eğitimi

26 MADDE 6 (1) Ekranlı araçlarla çalıģmalarda, çalıģanların bilgilendirilmesi ve eğitimi ile ilgili olarak aģağıdaki hususlara uyulur. a) ĠĢveren, çalıģanlara ve temsilcilerine çalıģma yerlerinde sağlık ve güvenlik ile ilgili bütün konularda ve özellikle 5 inci, 7 nci ve 9 uncu maddelerde belirtilen hususlarda bilgi verir. b) ĠĢveren; çalıģanların iģ sağlığı ve güvenliği eğitimlerine iliģkin mevzuat hükümlerini de dikkate alarak ekranlı araçlarla çalıģanlara, iģe baģlamadan önce ve çalıģma koģullarında önemli bir değiģiklik olduğunda gerekli eğitimi verir. ÇalıĢanların iģ sağlığı ve güvenliği eğitimleri; ilgili mevzuatta belirtilen periyotlarda ve iģyerinde gerçekleģtirilen risk değerlendirmesi sonuçlarının gerektirdiği durumlarda tekrarlanır. (2) Eğitim, özellikle aģağıdaki konuları içerir: a) Ekranlı araçlarla çalıģmalarda riskler ve korunma yolları, b) Doğru oturuģ, c) Gözlerin korunması, ç) Gözleri en az yoran yazı karakterleri ve renkler, d) ÇalıĢma sırasında gözleri kısa sürelerle dinlendirme alıģkanlığı, e) Gözlerin, kas ve iskelet sisteminin dinlendirilmesi, f) Ara dinlenmeleri ve egzersizler. Günlük çalıģma düzeni MADDE 7 (1) ĠĢveren, ekranlı araçlarla yapılan çalıģmalardan kaynaklanan iģ yükünü ve etkilenmeyi azaltmak amacıyla, uygun çalıģma planı yaparak operatörlerin periyodik olarak ara vermesini veya dönüģümlü olarak baģka iģlerde çalıģmalarını sağlar. ÇalıĢanların görüģlerinin alınması ve katılımlarının sağlanması MADDE 8 (1) ĠĢveren, çalıģanların ve temsilcilerinin bu Yönetmelikte belirtilen konularda 6331 sayılı Kanunda belirtildiği Ģekilde görüģ ve önerilerini alır ve katılımlarını sağlar. Gözlerin korunması MADDE 9 (1) ĠĢyerinde, ekranlı araçlarla çalıģmaya baģlamadan önce ve ekranlı araçlarla çalıģmadan kaynaklanabilecek görme zorlukları yaģandığında çalıģanların göz muayeneleri yapılır. (2) Ekranlı araçlarla çalıģmalarda operatörlerin gözlerinin korunması için; a) Ekranlı araçlarla çalıģmaya baģlamadan önce, b) Yapılan risk değerlendirmesi sonuçlarına göre iģyeri hekimince belirlenecek düzenli aralıklarla, c) Ekranlı araçlarla çalıģmadan kaynaklanabilecek görme zorlukları yaģandığında, göz muayeneleri yapılır. (3) Birinci ve ikinci fıkrada belirtilen muayene sonuçlarına göre gerekiyorsa operatörlere/çalıģanlara yaptıkları iģe uygun araç ve gereç verilir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ÇeĢitli ve Son Hükümler Yürürlükten kaldırılan yönetmelik MADDE 10 (1) 23/12/2003 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ekranlı Araçlarla ÇalıĢmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıģtır. Yürürlük MADDE 11 (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 12 (1) Bu Yönetmelik hükümlerini ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.

27 Ek 1 EKRANLI ARAÇLARLA ÇALIġMALARDA ARANACAK ASGARĠ GEREKLER 1. Ekipman a) Genel hususlar Bu tür ekipmanların kullanımı çalıģanlar için risk kaynağı olmamalıdır. b) Monitör Ekran, operatörün/çalıģanın çalıģma pozisyonuna uygun mesafede ve göz hizasında olmalıdır. Ekranda görünen karakterler, kolayca seçilir Ģekil ve formda, uygun büyüklükte olmalı, satır ve karakterler arasında yeterli boģluk bulunmalıdır. Ekran görüntüsü stabil olmalı, görüntü titrememeli ve benzeri olumsuzluklar bulunmamalıdır. Parlaklık ve karakterler ile arka plan arasındaki kontrast, operatör/çalıģan tarafından kolaylıkla ayarlanabilmelidir. Ekran, operatörün/çalıģanın ihtiyacına göre kolaylıkla her yöne döndürülerek ayarlanabilir olmalıdır. Ekran, ayrı bir kaide veya ayarlanabilir bir masa üzerinde kullanılabilir olmalıdır. Ekranda kullanıcıyı rahatsız edebilecek yansıma ve parlamalar olmamalıdır. c) Klavye Klavye, operatörün/çalıģanın el ve kollarının yorulmaması ve rahatça çalıģabilmesi için ekrandan ayrı ve hareketli olmalıdır. Klavyenin ön tarafına, operatörün/çalıģanın bileklerini dayayabileceği özel destek konulmalıdır. Operatörün/çalıĢanın elleri ve kolları için klavyenin önünde yeterli boģluk olmalıdır. Klavye yüzeyi ıģığı yansıtmayacak Ģekilde mat olmalıdır. Klavye tuģlarının özellikleri ve yerleri klavye kullanımını kolaylaģtıracak Ģekilde olmalıdır. Klavye tuģları üzerindeki semboller, çalıģma pozisyonuna göre kolaylıkla okunabilir ve seçilebilir nitelikte olmalıdır. ç) ÇalıĢma masası veya çalıģma yüzeyi ÇalıĢma masası veya çalıģma yüzeyi; ekran, klavye, dokümanlar ve diğer ilgili malzemelerin rahat bir Ģekilde düzenlenebilmesine olanak sağlayacak Ģekilde, yeterli büyüklükte ve ıģığı yansıtmayacak nitelikte olmalıdır. Operatörün/çalıĢanın rahatsız edici göz ve baģ hareketleri ihtiyacını en aza indirecek Ģekilde yerleģtirilmiģ ve ayarlanabilir özellikte doküman tutucu kullanılmalıdır. ÇalıĢanın rahat bir pozisyonda olması için yeterli alan olmalıdır. d) ÇalıĢma sandalyesi Sandalye dengeli ve operatörün/çalıģanın rahat bir pozisyonda oturabileceği ve kolaylıkla hareket edebileceği Ģekilde olmalıdır. Oturma yerinin yüksekliği ayarlanabilir olmalıdır. Sırt dayama yeri öne-arkaya ve yukarı-aģağı ayarlanabilir, sırt desteği bele uygun ve esnek olmalıdır. Ġstendiğinde operatöre/çalıģana uygun bir ayak desteği sağlanmalıdır. 2. ÇalıĢma ortamı a) Gerekli alan Operatörün/çalıĢanın oturma Ģeklini değiģtirebilmesi ve rahatça hareket edebilmesi için çalıģma merkezi yeterli geniģlikte olmalı ve uygun Ģekilde düzenlenmelidir. b) Aydınlatma

28 Operatörün/çalıĢanın gereksinimleri ve yapılan iģin türü dikkate alınarak uygun aydınlatma Ģartları sağlanmalı, arka planla ekran arasında uygun kontrast bulunmalıdır. Yapay aydınlatma kaynaklarının yeri ve teknik özellikleri ekrandaki ve diğer ekipman üzerindeki parlama ve yansımalar önlenecek Ģekilde olmalıdır. c) Yansıma ve parlama ÇalıĢma merkezlerinde yansımalara ve parlamalara neden olabilecek ıģık gelmesini önlemek amacıyla tedbirler alınmalıdır. Ekrana gelen gün ıģığının kontrol edilebilmesi için yatay ve dikey ayarlanabilir perdeler kullanılmalıdır. ç) Gürültü ÇalıĢma merkezlerinde kullanılan ekipmanın gürültüsü çalıģanların dikkatini dağıtmayacak ve karģılıklı konuģmayı engellemeyecek düzeyde olmalıdır. d) Isı ÇalıĢma merkezindeki ekipman çalıģanları rahatsız edecek düzeyde ortama ısı vermemelidir. e) Radyasyon ÇalıĢma merkezindeki görünür ıģık dıģındaki tüm radyasyonların sağlığa zarar vermeyecek düzeylerde olması için gerekli önlemler alınmalıdır. f) Nem ÇalıĢma ortamında nem, uygun düzeyde tutulmalı ve bu düzey korunmalıdır. 3. Operatör-Bilgisayar arayüzü ĠĢveren, ekranlı araçlarla yapılacak iģin düzenlenmesinde ve kullanılacak programların seçiminde aģağıdaki hususlara uyar: a) Programların iģe uygun olması sağlanır. b) Programların kolay kullanılabilir ve eğer uygunsa operatörün bilgi düzeyine ve deneyimine göre ayarlanabilir olması sağlanır. Operatörün bilgisi dıģında programlara müdahale edilemez. c) Sistemler çalıģanların verimini artıracak ve kolaylık sağlayacak Ģekilde geri beslemeli olmalıdır. ç) Sistemler operatöre uygun hız ve formatta bilgi verecek Ģekilde olmalıdır. d) Programların, özellikle verilerin algılanması ve kullanılması konusunda yazılım ergonomisi prensiplerine uygun olmalıdır. [R.G. 16 Nisan ] Ölçme, Seçme ve YerleĢtirme Merkezi BaĢkanlığından: SORULARIN HAZIRLANMASI, SORU HAVUZUNUN OLUġTURULMASI VE SORULARIN GÜVENLĠĞĠNĠN SAĞLANMASINA ĠLĠġKĠN YÖNETMELĠK BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Yönetmelik; Ölçme, Seçme ve YerleĢtirme Merkezi BaĢkanlığı tarafından yapılacak sınavlara iliģkin soruların hazırlanması, soru havuzunun oluģturulması ve Ģifrelenmesi, basılı veya elektronik ortamda yapılan sınavlara ait soruların güvenliğinin sağlanması, sınav türleri ile sınavların hazırlanmasında görev alanların uyması gereken hususlara iliģkin usul ve esasları düzenlemektedir. Dayanak

29 MADDE 2 (1) Bu Yönetmelik; 17/2/2011 tarihli ve 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve YerleĢtirme Merkezi BaĢkanlığının TeĢkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin sekizinci fıkrasına dayanılarak hazırlanmıģtır. Tanımlar ve kısaltmalar MADDE 3 (1) Bu Yönetmelikte geçen; a) Aday: BaĢkanlıkça yapılan sınav, ölçme, değerlendirme ve yerleģtirmelere hak kazanmak amacıyla baģvuran kiģiyi, b) Alan uzmanı: Soruların hazırlanmasında ve denetlenmesinde görev yapan kadrolu, sözleģmeli veya geçici görevlendirme suretiyle çalıģan BaĢkanlık personelini, c) Atıl soru havuzu: Ön bilimsel denetim veya ön düzenleme sonucunda soru havuzuna alınması uygun görülmeyen soruların basılı veya elektronik olarak toplandığı ortamı, ç) BaĢkan: Ölçme, Seçme ve YerleĢtirme Merkezi BaĢkanını, d) BaĢkanlık/ÖSYM: Ölçme, Seçme ve YerleĢtirme Merkezi BaĢkanlığını, e) Bilimsel denetmen: Sorunun bilimsel açıdan doğruluğunu, tek bir cevap içerdiğini, ilgili sınav için uygunluğunu kontrol eden BaĢkanlık personeli ile BaĢkanlık dıģından görevlendirilen diğer kiģileri, f) Daire BaĢkanı: Soru Hazırlama ve GeliĢtirme Daire BaĢkanı ve/veya Yabancı Dil Sınavları Daire BaĢkanını, g) Daire BaĢkanlığı: Soru Hazırlama ve GeliĢtirme Daire BaĢkanlığı ve/veya Yabancı Dil Sınavları Daire BaĢkanlığını, ğ) Elektronik sınav: Sınav türlerinden herhangi birinin veya birkaçının bilgisayar ortamında yapıldığı sınav biçimini, h) Kapalı dönem: Sınavlarda her türlü iletiģimden izole edilmiģ bir ortamda, gerektiğinde soruların hazırlanması ve denetlenmesi, sınav evrakının basımı, paketlenmesi ve nakil araçlarına yüklenmesi gibi süreçleri kapsayan, yirmi dört saat esasına göre yürütülen çalıģmayı, ı) Nihai bilimsel denetim: Soruların bilimsel açıdan doğruluğu, tek bir cevap içerdiği, ilgili sınav için uygunluğu, yazım kuralları, noktalama iģaretleri ve benzeri kriterler açısından kontrolünü kapsayan denetimi, i) Ön bilimsel denetim: Sorunun kullanılabilirliğinin, soru türünün barındırması gereken asgari gereklilikleri taģıyıp taģımadığının kontrol edildiği bilimsel ve teknik denetim sürecini, j) Ön düzenleme: Ön bilimsel denetimden geçen soruların, dil, anlatım ve soru türünün gerektirdiği özellikler açısından düzenlenerek nihai bilimsel denetime hazırlanması iģlemini, k) Sınav: Belirlenen usul ve esaslara göre adayların bilgi ve yetenek seviyelerini, sorulara verdikleri cevaplar ile yaptırılan uygulamaları kayıt altına alma iģlemlerini, l) Soru havuzu: Sınavlarda sorulmak üzere hazırlanmıģ olan soruların basılı veya elektronik olarak muhafaza edildiği ortamı, m) Soru yazarı: Ġlgili alanda bilimsel çalıģmaları ile kendisini geliģtirmiģ ve/veya ÖSYM sınavlarının gerektirdiği nitelikte soru hazırlayabilecek deneyime sahip öğretim elemanlarından oluģan alan uzmanlarını veya soru hazırlamak üzere görevlendirilen, alanında yetkin görülmüģ diğer kiģileri, n) Taslak soru havuzu: Soruların alan uzmanları tarafından ön bilimsel denetimi ve ön düzenlemesi yapıldıktan sonra denetmenler tarafından nihai bilimsel denetim ve/veya dil denetimi yapılması için oluģturulan soru havuzunu, o) Temel soru kitapçığı: Soru havuzundan, sınavın özelliğine göre seçilen soruların bir araya getirilmesiyle her bir aday için oluģturulan soru kitapçıklarına temel teģkil edecek kitapçığı ifade eder. ĠKĠNCĠ BÖLÜM Soru Yazarı ve Bilimsel Denetmen Havuzunun OluĢturulması,

30 Soruların Hazırlanması, Ön Düzenlemesi ve Bilimsel Denetimi Soru yazarı ve bilimsel denetmen havuzunun oluģturulması MADDE 4 (1) Sınavlarda alanında ihtisaslaģmıģ, soru hazırlama ve denetleme tekniklerine vakıf öğretim elemanları, kamu görevlileri ve diğer kiģilerden oluģan soru yazarları ve denetmenlerin kimlik, adres ve ihtisas alanlarına iliģkin bilgileri içeren bir veri tabanı oluģturulur. OluĢturulan soru yazarı ve/veya bilimsel denetmen veri tabanı onaya sunulur. Ġlgili Daire BaĢkanlığı tarafından mezkûr veri tabanı belirli dönemlerde güncellenerek soru yazma/denetleme performanslarının yeterli olmadığı tespit edilenler belirli dönemlerde havuz dıģına çıkarılır. Yeni soru yazarları ve denetmenler aynı usulle veri tabanına dâhil edilir. Soru yazarı ve bilimsel denetmen olarak görevlendirileceklerde; yurt içi ve yurt dıģı bilimsel yayınları veya tezlerinin olup olmadığı, ÖSYM nin uyguladığı sınavlara yönelik herhangi bir dershane, etüt merkezi, yayınevi ile bir iliģkisinin bulunup bulunmadığı gibi kriterler göz önünde bulundurulur. (2) Soru yazarı veya bilimsel denetmen olarak ilk defa görevlendirilenlere alan uzmanları tarafından soru hazırlama ve denetleme eğitimi verilir. Soruların hazırlanması MADDE 5 (1) Soruların hazırlanmasında aģağıdaki usul ve esaslar uygulanır: a) Soruların hazırlanmasında gizlilik esastır. BaĢkanlık gizliliğin sağlanması için gerekli tedbirleri alır ve ilgili tüm kurum ve kuruluģlarla iģ birliği yapar. b) Soruların yazılması da dâhil olmak üzere, soru hazırlama sürecinin herhangi bir aģamasında görev alanlar, ilgili mevzuat çerçevesinde ÖSYM tarafından belirlenen gizlilik ve güvenlik kurallarına uymakla yükümlüdür. c) Soruların yazılması, düzenlenmesi, bilimsel denetimlerden geçirilmesi, sınav sorularının basılması aģaması da dâhil olmak üzere tüm aģamalarda görev yapanların kimlikleri gizli tutulur. Görevlilerin kimlikleri, ilgili mevzuatta yer alan istisnalar hariç olmak üzere hiçbir Ģart ve koģulda açıklanamaz. ç) Soru yazarları, ÖSYM için yazdıkları soruları baģka hiçbir yerde kullanamaz, paylaģamaz, baģka bir kurum ve/veya kuruluģa satamaz ve/veya ücretsiz devredemez. ÖSYM deki soru yazarlığından ve/veya bilimsel denetleme görevinden ayrıldıktan sonra dahi aynı esaslar geçerlidir. Soru yazarlarına ve bilimsel denetmenlere bu hususlara riayet etmelerini teminen taahhütname imzalatılır. d) Soru yazarları tarafından soruların hazırlanmasında, soruların kullanılacağı sınavın niteliği, kapsamı, seviyesi, aday kitlesi ve varsa kurum ve kuruluģlarla imzalanan ilgili sınav protokolleri göz önünde bulundurulur. e) Soruların grafik tasarımı ve çizimleri soru hazırlama faaliyetinin ayrılmaz bir parçasıdır. f) Soru yazarları tarafından hazırlanan her soruya, soru yazarının T.C. kimlik numarası ile sorunun, alanı, yazara göre zorluk derecesi, seviyesi, konusu, alt konusu ve benzeri özellikleri kapsayan etiketleme iģlemi yapılır. g) Kamu/özel kurum ve kuruluģlarının talebi üzerine imzalanan protokol ile yapılan sınavlarda, mevzuatında açık hüküm yoksa ilgili kurumun görev alanı dikkate alınarak sorulacak soruların sayısı, niteliği, konuları, alt bölümleri ve diğer hususları belirlemek üzere BaĢkanlıkça komisyonlar oluģturulabilir. Ön bilimsel denetim, ön düzenleme ve nihai bilimsel denetim süreçleri MADDE 6 (1) Sınav sorularının ön bilimsel denetimi, ön düzenlemesi ve nihai bilimsel denetimi aģamalarında aģağıdaki esaslar uygulanır: a) Etiketlenen sorular öncelikle ön bilimsel denetime tabi tutulur. Ön bilimsel denetim, alan uzmanları veya bilimsel denetmenlerce yapılır. Ön bilimsel denetimde sorunun barındırması gereken asgari gereklilikleri taģıyıp taģımadığı kontrol edilir.

31 b) Ön bilimsel denetim sonucunda sorular kabul edilir ya da reddedilir. Kabul edilen soruların, alan uzmanı tarafından ön düzenlemesi yapılarak taslak soru havuzuna aktarılır. c) Ön bilimsel denetimde kabul edilen soruların yazarına, soru baģına 18/1/2012 tarihli ve 2012/2723 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Sınav Ücretlerine ĠliĢkin Usul ve Esaslar kapsamında ücret ödenir. Reddedilen sorular iki yıl süreyle atıl soru havuzunda saklanır ve bu sürenin sonunda imha edilir. Reddedilen soru için soru yazarı herhangi bir bilgi veya ücret talep edemez. (2) Taslak soru havuzundaki soruların nihai bilimsel denetimini yapacak bilimsel denetmenler BaĢkanlığın görevlendirdiği alan uzmanları tarafından havuzdan seçilir. Denetmenler seçilirken uzmanlık alanları, denetlenecek sorunun içeriği ve nitelikleri gibi hususlar göz önünde bulundurulur. (3) Bir sorunun nihai bilimsel denetimi, farklı bilimsel denetmenlerce bireysel yapılabileceği gibi komisyon tarafından da yapılabilir. (4) Soruların denetimi bireysel olarak yapılacaksa bir soruyu en az üç farklı bilimsel denetmenin denetlemesi esastır ancak uzman sayısının yeterli olmadığı alanlarda daha az sayıda bilimsel denetmen görevlendirilebilir. Bilimsel denetmenler; soruları münferit olarak denetler, eksiklik veya hata varsa ilgili düzeltmelerini yapar, görüģ ve önerilerini basılı veya elektronik ortamda alan uzmanlarına iletir. YapmıĢ olduğu denetim ve düzeltmeyi içeren formu imzalar. Denetimi yapılan soru diğer bilimsel denetmenlere denetlettirilebilir. (5) Herhangi bir sorunun nihai bilimsel denetimden geçebilmesi için bilimsel denetmenlerin o soru ile ilgili bilimsel doğruluk konusunda ortak karar vermesi gerekir. Soru ile ilgili olarak uyuģmazlık yaģanır ve mutabakat sağlanamazsa soru havuzuna alınmaz, tekrar değerlendirilir ya da taslak soru havuzundan çıkarılarak atıl soru havuzunda arģivlenir. (6) Soruların bilimsel denetmen/komisyon marifetiyle nihai bilimsel denetimi yapılırken; a) Sorunun soru hazırlama kurallarına uygun yazılıp yazılmadığı, b) Sorunun bilimsel açıdan tartıģmaya gerek olmayacak netlikte olup olmadığı, c) Soru kökünün veya çeldiricilerin yanlıģ bilgilendirmeye veya anlamaya yol açıp açmadığı, ç) Soruda kullanılan terim, sembol ve kelimelerin literatüre uygun olup olmadığı, d) Kökte ve seçeneklerde kullanılan kelimelerin, ifade biçimlerinin, noktalama iģaretlerinin, tabloların, grafiklerin veya Ģekillerin soruda verilmek istenenden farklı bir algılamaya yol açıp açmadığı, e) Soru ile ölçülmek istenen kazanım varsa bu kazanıma uygunluğu, f) Sorunun herhangi bir grubu, meslek grubunu ve kamuoyunu rencide etmeyecek nitelikte olup olmadığı, g) Sınavın konusu, türü ve özelliğine göre BaĢkanlıkça baģka kriterler belirlenmiģse bu kriterlere uygunluğu gibi esaslar göz önünde bulundurulur. (7) Bilimsel denetmenler veya komisyon üyeleri soruların onay iģlemini ıslak ve/veya elektronik imza ile yapar. (8) Soru yazarları, bilimsel denetmenler veya komisyonlar tüm iģ ve iģlemlerini gizlilik içerisinde yürütürler. (9) Farklı bilimsel denetmenler tarafından farklı zamanlarda gerçekleģtirilen soru denetimlerinde, bilimsel denetmenlerin ismi gizli tutulur. (10) BaĢkanlık, soru yazarı ve bilimsel denetmenlere; hazırladıkları, denetledikleri ve sınavlarda sorulan sorulara adaylar tarafından itiraz edilmesi veya iptal için yargıya baģvurulması durumunda teknik ve bilimsel rapor hazırlatarak itiraz veya iptal ile ilgili görüģünü isteyebilir.

32 (11) Soruların hizmet alımı yoluyla kiģilerden, özel veya kamu kurum ve kuruluģlarından temin edilmesi durumunda denetim için aynı usul ve esaslar uygulanır. (12) Tüm denetim aģamalarından geçmiģ taslak soru havuzundaki sorular, dil denetimine tabi tutulmayacaksa alan uzmanları tarafından soru havuzuna alınır. Dil denetimi MADDE 7 (1) Bilimsel açıdan doğruluğu ve sınavlarda kullanıma uygunluğu belirlenmiģ sorular alan uzmanları veya dil denetmenleri tarafından dil denetimine tabi tutulabilir. Dil denetimi nihai bilimsel denetimin bir parçasıdır. Sorular dil denetimi ile sorulacak ve soru havuzuna alınacak aģamaya getirilir. Dil denetmeni tarafından sorunun içeriği ile ilgili bir değiģiklik önerisi yapıldığı takdirde bu öneri, alan uzmanı tarafından aynı bilimsel denetmenlere kontrol ettirilebilir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Soru Havuzunun OluĢturulması, Soruların Güvenliğinin Sağlanması, ġifrelenmesi ve Soruların Analizi Soru havuzunun oluģturulması MADDE 8 (1) Nihai bilimsel denetim ve dil denetiminden geçen sorular, taslak soru havuzundan çıkarılarak alan uzmanları tarafından tasnifli olarak soru havuzuna aktarılır. Soru havuzunda; sorunun yazarı ile bilimsel denetmenler ve varsa dil denetmenlerinin kimlik bilgileri, denetleme türü, tarihleri ve benzeri bilgiler ile birlikte saklanır. (2) Sorular; fiziki bakımdan güvenliği sağlanmıģ, internet bağlantısı olmayan, dıģ dünya ile bağlantısı kontrollü ve gerekli güvenlik önlemleri alınmıģ bir ortamdaki soru havuzunda saklanır. (3) Alan uzmanları veya BaĢkanlıkça yazılı olarak görevlendirilenler haricinde, soru havuzunun bulunduğu ortama kimse eriģemez. (4) Soru havuzunda meydana gelebilecek teknik arıza ve benzeri durumlarda müdahaleyi yapacak görevlinin yanında daima BaĢkan tarafından görevlendirilen bir personel bulundurulur. Teknik müdahalede bulunan görevlilerin soru havuzundaki sorulara eriģimine izin verilmez. Soruların güvenliğinin sağlanması ve Ģifrelenmesi MADDE 9 (1) Soruların güvenliğinin sağlanmasında aģağıdaki esaslara uyulur: a) Soru havuzundan soruların seçilmesi ve sisteme eriģim sadece BaĢkan tarafından görevlendirilen ve sisteme giriģine onay verilen ÖSYM personeli tarafından, kriptolu cihazlarla sağlanır. Elektronik sınav yapılması durumunda; sınavın ve soruların türü, içeriği, konu dağılımı, soruların zorluk derecesi gibi kriterler göz önünde bulundurularak sınavın elektronik ortamda oluģturulması sağlanır. Soru havuzuna eriģimde hangi güvenlik araçlarının kullanılacağına BaĢkan karar verir. b) Soru havuzundaki sorular mevzuatta öngörülen özel düzenlemeler hariç olmak üzere hiçbir koģulda kısmen ya da tamamen hiç kimseye verilemez, eriģime açılamaz. c) Temel soru kitapçığı, gerekli güvenlik önlemleri altında, BaĢkanlık tarafından görevlendirilen kiģilerce soru havuzundan sınavın özelliğine göre seçilen soruların birleģtirilmesiyle oluģturulur. ç) Basılı ortamda yapılan sınavlarda soru kitapçıkları kapalı dönemde basılır. Kapalı dönem ortamına; BaĢkan, görevlendirdiği BaĢkan Yardımcısı ve kapalı dönemde görevlendirilen personel haricinde kimse giremez. BaĢkan ve BaĢkan Yardımcıları haricinde, her ne sebeple olursa olsun bu bölümde olanlar bölümlerini terk edemezler. Hastalık ve benzeri durumlarda BaĢkanlığın bilgisi dâhilinde resmî veya özel güvenlik görevlilerinin nezaretinde müdahale yapılır. Kapalı dönem, ilgili sınavın bitmesiyle birlikte sona erer. Soruların analizi MADDE 10 (1) Sınavlar tamamlandıktan sonra ilgili birim tarafından tüm soruların istatistiksel ve madde analizleri gerçekleģtirilebilir. Sınav sonuçları ve analizler

33 değerlendirildikten sonra sonuçlar ilgili soru yazarı ve bilimsel denetmenlerle paylaģılabilir. Adaylar sorular ile ilgili itirazları soru yazarına ve bilimsel denetmenlere ve gerektiğinde haricen görevlendirilecek konunun uzmanı öğretim üyelerine ileterek soru ile ilgili görüģ ve düģünceleri talep edebilir. Elde edilen bulgular sorunun yanlıģ veya eksik olduğunu gösterdiği takdirde, ilgili soru ÖSYM Yönetim Kurulu tarafından iptal edilebilir. Hatalı veya eksik soru hazırlayan veya denetleyenler uyarılabileceği gibi havuzdan da çıkarılabilir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Sınavların Hazırlanmasında Görev Alanların Uyması Gereken Hususlar, Taahhütname ve Sınav Türleri Sınavların hazırlanmasında görev alanların uyması gereken hususlar MADDE 11 (1) Soruların hazırlanması da dâhil olmak üzere, sınav sürecinin herhangi bir aģamasında görev alanlar, görevlerini, 6114 sayılı Kanun, bu Yönetmelik, 26/9/2012 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Adayların ve Sınav Görevlilerinin Sınav Binalarına GiriĢ KoĢullarına ĠliĢkin Yönetmelik ve ÖSYM Yönetim Kurulu kararları ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine uygun olarak yerine getirirler. Taahhütname MADDE 12 (1) Soruların gizlilik ve güvenliğini sağlamak üzere, soru hazırlama ve ön/nihai bilimsel denetim aģamalarında görevlendirilen soru yazarları bilimsel denetmenler, dil denetmenleri ve ilgili Daire BaĢkanlıklarında görev yapan kadrolu, sözleģmeli geçici görevli personele taahhütname imzalatılır. (2) Bu taahhütnamede görevlendirilenlerin; a) 6114 sayılı Kanun u ve ilgili idari düzenlemeleri, bu düzenlemelerin soru yazarına ve/veya bilimsel denetmene yüklediği tüm yükümlülükleri anlayıp kabul ettiğini, b) ÖSYM deki çalıģmaların içeriğini kapsayan benzer çalıģmaların sürdürüldüğü dershane, etüt merkezi, sınavlara yönelik test hazırlama kitabı çıkaran basımevi ve benzeri bir kurumda hiçbir görevinin olmadığını ve ÖSYM ile iliģiğini kestiği tarihten itibaren bir yıl içinde hiçbir görev almayacağını, c) Hazırladığı ve/veya denetlediği sorularla ilgili olarak kısmen de olsa üçüncü kiģilere hiçbir Ģekilde bilgi vermeyeceğini, soruların niteliğine dair bir açıklamada bulunmayacağını, ç) Sınavların güvenliği ve güvenirliği hususunda zafiyet oluģturacak beyan ya da fiillerde bulunmayacağını; soruları özel iģleri de dâhil olmak üzere baģka hiçbir yerde kullanmayacağını, konu ile ilgili olsun olmasın baģka özel ve tüzel kurum, kuruluģ, kiģi ve temsilci yetkilisine elden, postayla, elektronik olarak veya hiçbir Ģekilde vermeyeceğini, d) 6114 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında kamu görevlisi olduğunu, bu madde kapsamındaki hukuki ve cezai mesuliyetinin bulunduğunu, e) Hazırladığı ve/veya denetlediği soruların tamamında, 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundan kaynaklanan tüm haklarını; hususiyetini bozmamak kaydıyla soruları değiģtirme ve devir hakkı da dâhil olmak üzere ücreti karģılığında ÖSYM ye devrettiğini, f) ÖSYM nin teģkilat yapısı ve görevleri gereği; soruları belli bir süre sınırlamasına bağlı kalmaksızın uygun gördüğü zaman, yer ve Ģekilde kullanabileceğini, bedelli veya bedelsiz kullandırabileceğini veya soru havuzuna dâhil edebileceğini, BaĢkanlığın kullanılmayan soruların yazarına bilgi vermeksizin soruları imha edebileceğini ve hiçbir hak iddia etmeyeceğini, g) ÖSYM nin hazırladığı herhangi bir sınava birinci derece kan ve kayın hısımlarının girmesi hâlinde bunu ilgili birime en geç ilgili sınavın baģvuru süresinin bitimine kadar bildireceğini, ğ) Taahhüdüne aykırı davranıģı hâlinde doğabilecek her türlü hukuki ve cezai yaptırımı kabul ettiğini

34 belirleyen esaslar yer alır. ÖSYM gerekli gördüğünde bu esasları hukuki, idari, teknolojik ve bilimsel geliģmelere bağlı olarak değiģtirebilir. (3) Soru hazırlama ve denetleme faaliyetinin ÖSYM de veya BaĢkanlıkça belirlenen binalarda yapılması durumunda soru yazarları ve denetmenler ÖSYM tarafından belirlenen binalara giriģ ve çıkıģ koģullarına uymak zorundadır. Sınav türleri MADDE 13 (1) Sınavlar, mahiyeti itibarıyla aģağıda yer almaktadır: a) Yükseköğretim Kurulu kararlarına veya ilgili mevzuat hükümlerine istinaden baģta yükseköğretim kurumlarında ön lisans, lisans veya lisansüstü öğrenim görecek adayların puan sıralamasına göre tespiti veya yerleģtirilmesi ile yükseköğretim kurumlarında atama veya yükselmelerde esas alınan sınavlar olmak üzere, ulusal ve uluslararası her türlü bilim, yetenek veya yabancı dil sınavları. b) Ġlgili mevzuat hükümleri uyarınca kamu kurum ve kuruluģlarının kadro ve pozisyonlarında görev almaya veya görevde yükselmeye yönelik ilgili kurumun talebine bağlı olarak yapılan sınavlar. c) Özel hukuk tüzel kiģilerinin talep ettikleri sınavlar. (2) Sınavlarda, basılı, elektronik veya sözlü olmak üzere; a) Bir sorunun doğru cevabının, verilen seçenekler arasından bulunmasına dayanan çoktan seçmeli sınav, b) Herhangi bir dilde verilmiģ olan bir metnin baģka bir dile tercüme edilmesine dayanan çeviri sınavı, c) Adayın, kendisinden istenen bir konuda uzun ya da kısa bir metin yazmasına, verilen problemleri yazarak çözmesine ya da verilen sorulara uzun veya kısa, yazılı veya sözlü cevaplar vermesine dayanan açık uçlu sınav, ç) Adayın elektronik bir ses kaynağından dinleyerek, sorulan soruları yanıtladığı dinleme-anlama sınavı, d) Adayın kendisinden istenen bir konuda veya karģısında bulunan biriyle yaptığı konuģmanın kaydedilerek sonradan veya aynı anda puanlandığı konuģma sınavı türlerinden biri ve/veya birkaçı kullanılabilir. (3) BaĢkanlık yapılacak sınavlarda kullanılacak sınav türü veya kriterlerini belirler ve ilgili sınav protokol veya kılavuzunda açıklar. (4) BaĢkanlık hukuki, sosyal, bilimsel ve teknolojik geliģmelere göre yeni sınav türleri belirleyebilir. Teknolojik geliģmelere bağlı olarak elektronik ortamda açık uçlu, çoktan seçmeli veya sözlü olarak elektronik sınav yapılması durumunda, BaĢkanlık bu sınavlara iliģkin özel usul ve esasları oluģturur. BEġĠNCĠ BÖLÜM ÇeĢitli ve Son Hükümler Cezai hükümler MADDE 14 (1) Soruların hazırlanması, denetlenmesi veya sınavın uygulanması sürecinde ihmali, kusuru veya kastı bulunan görevliler hakkında, genel hükümler saklı kalmak kaydıyla, 6114 sayılı Kanunun 10 uncu maddesindeki cezai hükümler uygulanır. Yürürlük MADDE 15 (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 16 (1) Bu Yönetmelik hükümlerini BaĢkan yürütür. [R.G. 16 Nisan ]

35 DANIġTAY KARARLARI DanıĢtay Onbirinci Dairesine Ait Kararlar 16 Nisan 2013 Tarihli ve Mükerrer Sayılı Resmi Gazetede YayınlanmıĢtır. [R.G. 16 Nisan Mükerrer] DanıĢtay Onikinci Daire Bakanlığından : Esas No : 2012/4577 Karar No : 2012/5649 Kanun Yararına Temyiz Ġsteminde Bulunan :DanıĢtay BaĢsavcılığı Davacı : Eda Bulut, Adliye Lojmanları Yaylatepe Mah. Sağlık Cad. No:20/3 Sason/BATMAN Davalılar : 1- Afyonkarahisar Valiliği 2- Sandıklı Kaymakamlığı - AFYONKARAHĠSAR Ġstemin Özeti :Batman Ġdare Mahkemesi'nce verilen günlü, E:2011/5181,K:2012/5 sayılı kararın, DanıĢtay BaĢsavcılığı tarafından 2577 sayılı Ġdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. DanıĢtay BaĢsavcısı : Turgut Candan DüĢüncesi : Batman Ġli, Sason Ġlçesi, Halk Eğitim Merkezi'nde öğretmen olarak görev yapan davacının, 2011 yılı Temmuz ayı maaģının eksik hesaplandığından bahisle yaptığı baģvurunun reddine iliģkin tarih ve 2282 sayılı iģlem ile aylıksız izin süresinin uzatılmasına iliģkin tarih ve sayılı iģlemin iptali, aylığın eksik ödenen kısmının tazmini istemiyle açtığı davaya iliģkin dilekçenin, 2577 sayılı Ġdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5'inci maddesine uygun bulunmadığından bahisle, aynı Kanun'un 15'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendi gereğince reddi yolundaki, Batman Ġdare Mahkemesi'nin gün ve E:2011/5181, K:2012/5 sayılı kararının hukuka aykırı olduğunu öne sürerek kanun yararına bozulmasını istemesi üzerine, konu incelendi; 2577 sayılı ĠdariYargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun yararına bozma" baģlıklı 51' inci maddesinde, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve DanıĢtay'ca ilk derece mahkemesi olarak verilip, temyiz incelemesinden geçmeden kesinleģmiģ bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden BaĢsavcı tarafından kanun yararına temiz olunabileceği; temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde, kararın kanun yararına bozulacağı; bu bozma kararının, daha önce kesinleģmiģ olan mahkeme veya DanıĢtay kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı hükme bağlanmıģtır. Yukarıda açıklanan yasa hükmünde bir kararın kanun yararına temyiz edilebilmesi için aranan temyiz incelemesinden geçmeden kesinleģmiģ olması koģulu, aynı zamanda, anılan kararın temyize tabi karar olmasını da gerektirmektedir. Temyize tabi olmamalarına karģın, madde metninde, bölge idare mahkemelerinin kararlarına karģı da kanun yararına temyiz yolunun açılmıģ bulunması, bizim bu görüģümüzü doğrulamaktadır. Hukuki durum bu olmakla birlikte; kanun yararına temyiz müessesesinin hukuka aykırı yargı kararıyla bozulan Hukuk Düzeninin onarılması ve Ülke'dehukuk ve uygulama birliğinin sağlanması amacı gözönünde bulundurulduğunda, idari yargı yerlerinin temyize tabi olmayan nihai kararlarının yürürlükteki hukuka aykırı sonuçlar ifade etmeleri durumunda bu kararlara karģı da kanun yararına temyiz baģvurusunda bulunulmasında zorunluluk olduğu

36 sonucuna varılmaktadır. Bu bakımdan;batman Ġdare Mahkemesi'nce 2577 sayılı Kanun'un 15'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendi uyarınca verilen ve aynı maddenin 4'üncü fıkrasına göre kanun yolu kapalı bulunan kararının 51'inci madde uyarınca incelenmesine geçildi: Ġdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5'inci maddesinin 1'inci bendinde yer alan; her idari iģlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı, ancak aralarında maddi ve hukuki bakımdan bağlılık varsa, aynı Ģahsı ilgilendiren birden fazla iģlem aleyhine bir dilekçe ile dava açılabileceğine iliģkinhükümde, her idari iģlemin ayrı ayrı dava konusu yapılması kural olmakla beraber, aralarında maddi, hukuki bağlılık ve sebep-sonuç iliģkisi bulunan birden ziyade iģleme karģı aynı dilekçe ile dava açılabilmesi de mümkündür. Düzenlemenin amacı; aynı yargı yerinin görevine giren ve çözümleri ayrı emek gerektirmeyen idari uyuģmazlıkların aynı dosyada görülmeleri sağlanarak, gereksiz zaman ve emek israfı ile masrafın önlenmesi ve farklı kararların verilebilmesi olasılığının ortadan kaldırılmasıdır. Davanın konusunu, tarihleri arasında aylıksız izne ayrılan davacının, tarihinde aldığı sağlık raporunda öngörülen hastalık izninin idarece resen aylıksız izne çevrilmesine iliģkin tarihli iģlemle, Temmuz ayı maaģının eksik hesaplandığından bahisle yapılan baģvurunun reddine iliģkin tarihli iģleminin iptali istekleri oluģturmaktadır. Ġptali istenilen idari iģlemlerden ikincisinin hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesi, davacının almıģ olduğu sağlık raporunun aylıksız izin süresine dahil olup olmadığı yolunda olan ve ilk iģlemden kaynaklanan uyuģmazlığın çözümüne bağlı bulunmaktadır. Dolayısıyla, yukarıda sözü edilen 5'inci maddenin ilk fıkrasında, birden fazla idari iģleme karģı aynı dilekçeyle dava açılabilmesi için aranan sebep-sonuç iliģkisinin varlığı koģulunun, olayda, dava konusu edilen bu iki iģlem arasında gerçekleģmiģ olduğu açıktır. Durum böyleyken; Ġdare Mahkemesince, aksine bir anlayıģla, dava dilekçesinin reddine karar verilmesi yürürlükteki hukuka açık aykırılık oluģturmaktadır. Açıklanan nedenlerle, Batman Ġdare Mahkemesi'nin, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonuç ifade eden gün ve E:2011/5181, K:2012/5 sayılıkararının; 2577 sayılı Ġdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'incimaddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düģünülmektedir. DanıĢtay Tetkik Hakimi : Demet Özen DüĢüncesi : 2577 sayılı ĠdariYargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun yararına bozma" baģlıklı 51'inci maddesinde, temyiz incelemesinden geçmeden kesinleģmiģ bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına bozulabileceğine iģaret edilmiģtir. Bu hükme göre bir kararın kanun yararına bozulabilmesi içinbu karara karģı temyiz veya itiraz yolunun bulunması ve bu yol kullanılmaksızın kararın kesinleģmiģ olması gerekmektedir. Ġdare ve vergi mahkemelerince verilen dilekçe ret kararlarının temyiz ve itiraza tabi olmamaları nedeniyle 2577 sayılı Yasanın 51'inci maddesi uyarınca kanun yararına bozulamayacağı düģünülmüģtür. TÜRK MĠLLETĠ ADINA Hüküm verendanıģtayonikinci Dairesince iģin gereği düģünüldü: BaĢkan Ahmet Çetin Zöngür ve Üye Erkan Cantekin'in "Temyiz incelemesinden geçmeden kesinleģmiģ olan kararların 2577 sayılı Yasanın 51'inci maddesi uyarınca kanun yararına temyiz olunabileceği, dilekçe retkararlarının temyiz ve itiraza tabi olmamaları nedeniyle kanun yararına temyizinin mümkün olmadığı" yolundaki karģı oylarına karģın, oyçokluğu ile dilekçe ret kararlarının kanun yararına temyiz olunabileceği sonucuna varılarak iģin esası incelendi: Dava; Batman Ġli, Sason Ġlçesi, Halk Eğitim Merkezi'nde öğretmen olarak görev yapan davacının, 2011 yılı Temmuz ayı aylığının eksik hesaplandığından bahisle yaptığı baģvurusunun reddine iliģkin tarih ve 2282 sayılı iģlem ile aylıksız izin süresinin

37 uzatılmasına iliģkin tarih ve sayılı iģlemin iptali, aylığının eksik ödenen kısmının tazmini istemiyle açılmıģtır. Batman Ġdare Mahkemesi'nce verilen günlü, E:2011/5181, K:2012/5 sayılı kararla; konusu ve tesis eden idareleri farklı olan idari iģlemlere karģı aynı dilekçe ile dava açıldığının görüldüğü, Sandıklı Ġlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün tarihli iģlemine karģı ayrı; aylıksız izin süresinin uzatılmasına iliģkin Afyonkarahisar Ġl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün tarihli iģlemine karģı ayrı olarak düzenlenecek dilekçelerle dava açılması gerektiği, dava dilekçesinin 2577 sayılı Ġdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesine uygun olmadığı gerekçesiyledilekçenin reddine hükmedilmiģtir. DanıĢtay BaĢsavcısı, dava dilekçesinin 2577 sayılı Ġdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5'inci maddesine uygun olduğunu belirterek anılan kararın kanun yararına bozulmasını istemektedir sayılı Ġdari Yargılama Usulü Kanunu'nun5. maddesinin 1. bendinde; "Her idari iģlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak aralarında maddi ve hukuki bakımdan bağlılık ya da sebep-sonuç iliģkisi bulunan birden fazla iģleme karģı bir dilekçe ile de dava açılabilir." hükmüne yer verilmiģtir. Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, davacının Afyonkarahisar Ġli, Sandıklı Ġlçesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken tarihleri arasında aylıksız izin kullandığı, tarihinde aldığı sağlık raporu nedeniyle aylıksız izninin bittiği tarihte görevine baģlamadığı, hastalık izninin tarihli Valilik oluru ile resen aylıksız izne çevrildiği, hastalık izninin bitiminde göreve baģladığı tarihinden itibarenhesaplanan aylığının kendisine ödenmesi üzerine tarihli dilekçesi ile aylıksız izninin bittiği tarihten itibaren aylığa hak kazandığını öne sürerek aylığının yeniden hesaplanmasını istediği, aylıksız izninin rapor süresi kadar uzatıldığı belirtilerek tarihli dava konusu iģlemle bu baģvurusunun reddedildiği anlaģılmıģtır. UyuĢmazlık konusu olayda, davacının 2011 yılı Temmuz ayı maaģının eksik ödenmesi,raporlu olduğu süreyi kapsayacak Ģekilde ücretsiz izninin idarece resen uzatılmasına iliģkin iģlemden kaynaklandığından dava konusu iģlemler arasında sebep-sonuç iliģkisi bulunduğu açıktır. Bu durumda, 2577 sayılı Ġdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca aralarında sebep-sonuç iliģkisi bulunan iki ayrı idari iģlemin tek bir dilekçe ile dava konusu edilmesi mümkün olduğu halde aksi bir yaklaģımla dava dilekçesinin reddinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Ġdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca DanıĢtay BaĢsavcılığı'nın kanun yararına temyiz isteminin kabulüne, Batman Ġdare Mahkemesi'nin gün ve E:2011/5181, K:2012/5 sayılı kararının kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak koģulu ile bozulmasına, kararın bir örneğinin Milli Eğitim Bakanlığı ile DanıĢtay BaĢsavcılığı'na gönderilmesine ve Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 3/10/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. [R.G. 16 Nisan Mükerrer] BAKANLAR KURULU KARARI Karar Sayısı : 2013/4534 6/6/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Kararnameye ektir. Ekli SözleĢmeli Personel ÇalıĢtırılmasına ĠliĢkin Esaslarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Esaslar ın yürürlüğe konulması; Maliye Bakanlığının 21/3/2013 tarihli ve 3002 sayılı

38 yazısı üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre, Bakanlar Kurulu nca 25/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı B. BOZDAĞ F. ġahġn E. BAĞIġ N. ERGÜN Adalet Bakanı V.Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği BakanıBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU M. Z. ÇAĞLAYAN ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI Ġ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma BakanıOrman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı SÖZLEġMELĠ PERSONEL ÇALIġTIRILMASINA ĠLĠġKĠN ESASLARDA DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR ESASLAR MADDE 1 6/6/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan SözleĢmeli Personel ÇalıĢtırılmasına ĠliĢkin Esasların eki (3) sayılı Cetvele, ÇÖZÜMLEYĠCĠ ibaresinden sonra gelmek üzere ĠMAM-HATĠP ibaresi, ĠNSAN HAKLARI UZMANI HUKUKÇU ibaresinden sonra gelmek üzere KUR AN KURSU ÖĞRETĠCĠSĠ ve MÜEZZĠN-KAYYIM ibareleri eklenmiģtir. MADDE 2 Bu Esaslar yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Esasları Bakanlar Kurulu yürütür. [R.G. 17 Nisan ] TEBLĠĞLER Çevre ve ġehircilik Bakanlığından: YAPI MALZEMELERĠ YÖNETMELĠĞĠ (89/106/EEC) KAPSAMINDA TEBAR TEST BELGELENDĠRME ARAġTIRMA VE GELĠġTĠRME TĠCARET A.ġ. NĠN ONAYLANMIġ KURULUġ OLARAK GÖREVLENDĠRĠLMESĠNE DAĠR TEBLĠĞ (TEBLĠĞ NO: YĠG/ ) DE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR TEBLĠĞ (TEBLĠĞ NO: MHG/2013-4) MADDE 1 17/7/2009 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Yapı Malzemeleri Yönetmeliği (89/106/EEC) Kapsamında Tebar Test Belgelendirme AraĢtırma ve

39 GeliĢtirme Ticaret A.ġ. nin OnaylanmıĢ KuruluĢ Olarak Görevlendirilmesine Dair Tebliğ (Tebliğ No: YĠG/ ) in ekinde yer alan ek-1 ekteki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 2 Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Tebliğ hükümlerini Çevre ve ġehircilik Bakanı yürütür. Ek-1 Yapı Malzemeleri Yönetmeliği (89/106/EEC) Kapsamında Uygulanacak Teknik ġartnamelerin Yayımlanması Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: MHG/ ) çerçevesinde Tebar Test Belgelendirme AraĢtırma ve GeliĢtirme Tic. A.ġ. nin Görevlendirme Kapsamı Görevler Komisyon Ürün(ler)/Kullanım Amacı Karar No. Uygunluk (1) ġartnameler Teyit Sistemi Çatı örtüleri, çatı ıģıklıkları, çatı pencereleri ve tamamlayıcı malzemeler Çatı kaplama malzemeleri, TS EN arduvazları, taģları ve 98/436/EC Sistem 3 TS EN kiremitleri 544:2011 ( Yangına tepki düzenlemelerine tabi olan kullanımlarda) (2) Test Laboratuvarı Çatı örtüleri, çatı ıģıklıkları, çatı pencereleri ve tamamlayıcı malzemeler Düz(yassı) ve profil 98/436/EC levhalar ( Yangına tepki düzenlemelerine tabi olan kullanımlarda) (2) Sistem 3 TS EN 534+A1 Test Laboratuvarı Çatı örtüleri, çatı ıģıklıkları, çatı pencereleri ve tamamlayıcı malzemeler Çatı kaplama malzemeleri, 98/436/EC arduvazları, taģları ve kiremitleri (DıĢ yangın performansı düzenlemelerine tabi olan kullanımlarda) 99/90/EC Membranlar Su buharı kontrol tabakaları (Yapılarda) Sistem 3 Sistem 3 TS EN 544:2011 TS EN :2010 TS EN :2010 TS EN TS EN 13970/A1 TS EN TS EN Test Laboratuvarı Test Laboratuvarı

40 99/90/EC Membranlar Geçirimsizlik tabakaları (Yapılarda) Sistem /A1 TS EN 14909:2012 TS EN Test Laboratuvarı 99/90/EC 99/90/EC Membranlar Çatı altı tabakaları (Yapılarda) Membranlar Su buharı kontrol tabakaları ( Yangına tepki düzenlemelerine tabi kullanımlar için) (2) Sistem 3 Sistem 3 TS EN :2010 TS EN :2010 TS EN :2010 TS EN TS EN 13970/A1 TS EN TS EN 13984/A1 Test Laboratuvarı Test Laboratuvarı 99/90/EC 99/90/EC Membranlar Çatı Ģilteleri ( Yangına düzenlemelerine kullanımlar için) (2) Membranlar Çatı altı tabakaları ( Yangına düzenlemelerine kullanımlar için) (2) tepki tabi tepki tabi Sistem 3 Sistem 3 TS EN A2 TS EN TS EN 13956/AC TS EN :2010 Test Laboratuvarı Test Laboratuvarı 99/90/EC 99/90/EC 99/90/EC 99/91/EC Membranlar Nem geçirimsiz Ģilteler ( Yangına tepki düzenlemelerine tabi kullanımlar için) (2) Membranlar Geçirimsizlik tabakaları ( Yangına tepki düzenlemelerine tabi kullanımlar için) (2) Membranlar Çatı Ģilteleri ( DıĢ yangın performansı düzenlemelerine tabi kullanımlar için) Isı yalıtım malzemeleri (fabrika yapımı malzemeler ve kullanım yerinde Sistem 3 Sistem 3 Sistem 3 TS EN 13967:2012 TS EN TS EN 13969/A1 TS EN 14909:2012 TS EN TS EN A2 TS EN TS EN 13956/AC Sistem 3 TS EN TS EN Test Laboratuvarı Test Laboratuvarı Test Laboratuvarı Test Laboratuvarı

41 Ģekillendirilmesi amaçlanan ürünler) (Herhangi bir uygulamada) (3) TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN /91/EC Isı yalıtım malzemeleri (fabrika yapımı malzemeler ve kullanım yerinde Ģekillendirilmesi amaçlanan ürünler) ( Yangına tepki düzenlemelerine tabi kullanımlar için) (4) Sistem 3 TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN TS EN Test Laboratuvarı Karolar için yapıģtırıcılar (özellikle hidrolik bağlayıcılar, çimentolu bağlayıcılar, serpinti polimerleri, reaksiyon 99/470/EC reçineleri) (Yapılarda ve diğer altyapı iģlerinde iç ve dıģ kullanım için) Sistem 3 TS EN Test Laboratuvarı Karolar için yapıģtırıcılar ( Yangına tepki 99/470/EC düzenlemelerine tabi Sistem 3 TS EN kullanımlar için) (2) Test Laboratuvarı

42 (1) (2) (3) (4) Standardın nihai versiyonu dikkate alınarak belgelendirme faaliyeti gerçekleģtirilir. Ancak standardın güncel versiyonu mevcut uygunluk değerlendirmesinde bir değiģiklik meydana getiriyorsa kuruluģ söz konusu değiģiklikleri ilgili standardın uygulama prosedüründe belirtir ve gerekli revizyonu yaparak Bakanlığa bildirir ve yapılacak ilk gözetim denetiminde TÜRKAK a sunar. OnaylanmıĢ KuruluĢun görevlendirme kapsamında bulunan Standartlarda meydana gelen değiģiklikler TSE nin web sitesinden takip edilir. Yangına tepki düzenlemelerine tabi kullanımlarda E yangın sınıfı beyan edilen ürünler haricindeki yangına tepki sınıfına tabi ürünlere Onaylı Laboratuvar faaliyeti çerçevesinde hizmet verilmez. 12/11/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ozon Tabakasını Ġncelten Maddelerin Azaltılmasına ĠliĢkin Yönetmeliğin ek-7 sinde yer alan Grup-I ve Grup-II de listelenen kloroflorokarbonlar, Grup-IV te listelenen karbontetkaklorür ve Grup-V te listelenen 1,1,1 trikloretan kullanılarak imal edilmiģ ürünlere Onaylı Laboratuvar faaliyeti çerçevesinde hizmet verilmez. Ozon Tabakasını Ġncelten Maddelerin Azaltılmasına ĠliĢkin Yönetmeliğin ek-7 sinde yer alan Grup-I ve Grup-II de listelenen kloroflorokarbonlar, Grup-IV te listelenen karbontetkaklorür ve Grup-V te listelenen 1,1,1 trikloretan kullanılarak imal edilmiģ ürünlere ve Yangına tepki düzenlemelerine tabi kullanımlarda E yangın sınıfı beyan edilen ürünler haricindeki yangına tepki sınıfına tabi ürünlere Onaylı Laboratuvar faaliyeti çerçevesinde hizmet verilmez. [R.G. 17 Nisan ] Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından: ZORUNLU KARġILIKLAR HAKKINDA TEBLĠĞ (SAYI: 2005/1) DE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR TEBLĠĞ (SAYI: 2013/6) MADDE 1 16/11/2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Zorunlu KarĢılıklar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2005/1) in 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. 1) En fazla yüzde 60 ı; tabloda belirtilen dilimlere denk gelen tutarların karģılarında gösterilen katsayılar ile çarpılmak suretiyle bulunan toplam tutar üzerinden, en az yüzde 50 si ABD doları cinsinden olmak üzere ABD doları veya euro döviz cinslerinden, Ġmkân Dilimleri (%) Katsayı , , , , , ,7 MADDE 2 Bu Tebliğ 26/4/2013 tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Tebliğ hükümlerini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası BaĢkanı yürütür.

43 [R.G. 17 Nisan ] Adalet Bakanlığından : KahramanmaraĢ Kadastro Mahkemesinin 1990/109 Esas, 1990/458 Karar sayılı dava dosyasının zayi olduğu anlaģıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosya için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince iģlem yapılmasına karar verildiği ilan olunur. 3193/1-1 Ġmamoğlu Asliye Hukuk Mahkemesinin (ĠĢ Mahkemesi sıfatıyla) 2011/57 Esas sayılı dosyasının zayi olduğu anlaģıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosya için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince iģlem yapılmasına karar verildiği ilan olunur. 3192/1-1 KahramanmaraĢ Kadastro Mahkemesinin 1990/112 Esas, 1990/565 Karar sayılı dava dosyasının zayi olduğu anlaģıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosya için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince iģlem yapılmasına karar verildiği ilan olunur. 3191/1- [R.G. 17 Nisan ] KANUNLAR KAMU FĠNANSMANI VE BORÇ YÖNETĠMĠNĠN DÜZENLENMESĠ HAKKINDA KANUN ĠLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR KANUN Kanun No Kabul Tarihi: 3/4/2013 MADDE 1 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan Devlet dıģ borcu, Garantili imkân, Genel giderler ve Stratejik ölçüt tanımları aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģ, Ġkraz ücreti tanımından sonra gelmek üzere Mutabakat Zaptı, Türev ürün tanımından sonra gelmek üzere Ulusal Fon, Ulusal yetkilendirme görevlisi, Uygulama birimi ve Yararlanıcı tanımları eklenmiģtir. Devlet dıģ borcu: MüsteĢarlık tarafından; herhangi bir dıģ finansman kaynağından belirli bir itfa planına göre geri ödenmek üzere sağlanan finansman imkânları ile borç üstlenimi ve Hazine garantileri kapsamında üstlenilen her türlü mali yükümlülüğü, Garantili imkân: Bu Kanun kapsamında sağlanan Hazine garantilerini, Genel giderler: Devlet borcunun yürütülmesi ve yönetilmesi için yapılan kayıt ve tescil giderleri, kredi derecelendirme kuruluģlarına ödenen ücretler, avukatlık ücreti, müģavirlik ücreti, kur farkları, komisyon ödemeleri, gecikme faiz ve cezaları, Devlet iç borçlanma

44 senetleri basım ve ilan giderleri ve benzeri tüm masraf ve giderler ile MüsteĢarlık tarafından nakit, borç, alacak ve diğer hazine iģlemleri kapsamında yaptırılan iģ, iģlem ve diğer hizmetler karģılığı ödenen ücret, masraf, komisyon ve benzeri giderleri, Stratejik ölçüt: Borç, nakit ve risk yönetiminde esas alınacak olan ve genel risk/maliyet hedeflerini ifade eden gösterge ve kriterleri, Mutabakat Zaptı: 30/1/2003 tarihli ve 4802 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ve 24/2/2003 tarihli ve 2003/5313 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanan Ulusal Fon un Kurulmasına ĠliĢkin Mutabakat Zaptını, Ulusal Fon: Mutabakat Zaptında tanımlanan ve Hazine MüsteĢarlığı bünyesinde Avrupa Birliği fonlarının aktarıldığı birimi, Ulusal yetkilendirme görevlisi: Mutabakat Zaptına göre Ulusal Fona baģkanlık eden görevliyi, Uygulama birimi: Avrupa Birliğinden sağlanan fonların, ihaleye çıkmak, sözleģme ve ödeme yapmak, muhasebe ve raporlama iģlemlerini yürütmek suretiyle kullanımından sorumlu olan birimleri, Yararlanıcı: Avrupa Birliği mali iģ birliği kapsamında program ve/veya proje yürüten özel veya kamu kurum ve kuruluģlarını, MADDE sayılı Kanunun 7/A maddesinin birinci fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģ, maddeye birinci fıkradan sonra gelmek üzere aģağıdaki fıkra eklenmiģtir. Bu Kanun kapsamındaki halka açık olmayan kurum ve kuruluģlara ait taģınır ve taģınmazlar ile kullanma, yararlanma, iģletme ve sair haklar gibi maddi olmayan varlıklara iliģkin, ilgili kurumların görüģleri alınarak alım, satım, geri alım, kiraya verme, geri kiralama, bedelli veya bedelsiz devir ve benzeri iģlemleri mevzuatta yer alan Ģekil kurallarına tabi olmaksızın tesis etmeye ve bu iģlemleri aynı usule tabi olarak yapmak üzere 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun kuruluģ, tescil, denetleme, sermaye, tasfiye ve iģleyiģe iliģkin hükümlerine bağlı olmaksızın özel hukuk tüzel kiģiliğini haiz varlık kiralama Ģirketleri kurmaya veya özel hukuk tüzel kiģiliğini haiz varlık kiralama Ģirketleri kurmak üzere kamu sermayeli kurumları görevlendirmeye Bakan yetkilidir. Bakan tarafından kurulmasına karar verilen ve sermayesinin tamamı Hazine MüsteĢarlığına ait olan varlık kiralama Ģirketlerinin ana sözleģmesi ve değiģiklikleri Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi nde yayımlanır. Bu Ģirketler 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (1) sayılı tarifenin C) Ticaret Sicili harçları: baģlıklı bölümünde sayılan, ticari iģletme rehni dâhil her türlü ticaret sicili harçlarından ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi nde yapılacak her türlü ilana iliģkin ilan ücretlerinden muaftır. Bu Ģirketlerin yurt içinde ihraç ettiği kira sertifikalarına iliģkin Ģirket ile gerçek ve tüzel kiģiler arasındaki ihtilaflarda Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkilidir. Bu Ģirketler söz konusu taģınır ve taģınmazlar ile maddi olmayan varlıklara dayalı olarak, hasılatı MüsteĢarlığa aktarılmak üzere yurt içi ve yurt dıģı piyasalarda kira sertifikası ihraç edebilir. Bu ihraçlara konu olan varlıklar üzerinde, ihracın vadesi süresince ihraç koģullarına aykırı herhangi bir hukuki iģlem tesis edilemez. Bu husus, ilgili taģınmazın tapu kütüğüne Ģerh edilir. Ġlgili kurumlar, bu madde kapsamındaki varlık kiralama Ģirketlerinin bu madde kapsamındaki taģınır ve taģınmazlar ile haklar ve diğer maddi olmayan varlıklarda tasarruf etmesini teminen tapu sicilinde değiģiklik dâhil gerekli her türlü iģlemleri münhasıran MüsteĢarlığın yazılı baģvurusu üzerine gerçekleģtirirler. Bu fıkra kapsamındaki iģlemlere konu olan kamu varlıklarının kullanımıyla ilgili bakım, onarım, iģletme, inģaat ve benzeri iģ ve iģlemler ilgili kurum ve kuruluģlar tarafından yapılır ve buna iliģkin harcamalar kendi bütçelerinden karģılanır. Bu fıkra kapsamındaki kira sertifikaları, 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu ve sermaye piyasası mevzuatı bakımından MüsteĢarlık tarafından ihraç edilen menkul kıymetlere iliģkin olarak ilgili mevzuatta yer alan usul ve esaslara tabidir. Bu sertifikalar, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu Ġhale Kanununun uygulamasında teminat olarak kabul edilir.

45 Bakan tarafından kurulmasına karar verilen ve tamamı Hazine MüsteĢarlığına ait olan varlık kiralama Ģirketlerinin denetimi Hazine MüsteĢarlığının denetimi çerçevesinde yapılır. Bu Ģirketler, 6102 sayılı Kanun, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve ilgili diğer mevzuat uyarınca defter tutma ve diğer yükümlülüklerden muaftır. Bu Ģirketlere, 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu, 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu Ġktisadi TeĢebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu Ġktisadi TeĢebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanmaz. Bu madde kapsamında kurulan varlık kiralama Ģirketlerine ait her türlü taģınmazlar 9/5/2012 tarihli ve 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu ile ihdas edilen zorunlu deprem sigortasına tabi değildir. Bu madde kapsamında kurulan varlık kiralama Ģirketlerine ait mallar ve her çeģit varlıklar, ceza ve takip hukuku baģta olmak üzere ilgili diğer mevzuat uygulaması bakımından devlet malı hükümlerine tabidir. Bu madde uyarınca yapılacak kiralama iģlemleri, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun kira sözleģmelerine iliģkin hükümlerine tabi değildir ve söz konusu iģlemler hakkında bu madde uyarınca taraflar arasında düzenlenecek sözleģme hükümleri uygulanır. MADDE sayılı Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi ve dördüncü fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģ, altıncı fıkrasında yer alan yatırım harcamalarına kıyasla ibaresi madde metninden çıkarılmıģtır. Hazine garantileri ile lehine garanti sağlanan taraftan verilecek her garanti için bir defaya mahsus olmak kaydıyla garanti edilen tutarın yüzde birine kadar garanti ücreti alınır. Hazine garantilerinin verilmesine iliģkin olarak garanti ücretinin belirlenmesi, garantinin değerlendirilmesi, bütçeleģtirilmesi, riskin sınırlandırılması ve paylaģımı ile garantiye iliģkin bilgilerin kamuoyuna açıklanması ve garanti edilen tutarın tespit edilmesi de dâhil olmak üzere bu hususlara iliģkin usul ve esaslar MüsteĢarlık tarafından hazırlanacak yönetmelikle belirlenir. MADDE sayılı Kanunun 11 inci maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan krediler ibaresinden sonra gelmek üzere ile MüsteĢarlığın garantisi altında uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleģtirilen tahvil ihraçları ibaresi eklenmiģtir. MADDE sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasına kaynaklanan ödemeler ibaresinden sonra gelmek üzere ile nakit, borç, alacak ve diğer Hazine iģlemleri kapsamında yaptırılan iģ, iģlem ve diğer hizmetler karģılığı ödenecek ücret, masraf, komisyon ve benzeri tutarlar ibaresi eklenmiģtir. MADDE sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Hesaptaki tutarlar nemalandırılır. Nemalandırmanın Ģartları MüsteĢarlık ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından müģtereken tespit olunur. MADDE sayılı Kanunun 14/A maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan yatırım harcamalarına kıyasla ibaresi madde metninden çıkarılmıģtır. MADDE sayılı Kanunun 15 inci maddesine aģağıdaki fıkra eklenmiģtir. 7/A maddesi kapsamında gerçekleģtirilecek iģlemler ve ihraç edilecek kira sertifikaları ile kira sertifikalarının ihracına iliģkin iģlem ve kâğıtlar, damga vergisi ve harçlardan ve genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile bu idarelere bağlı veya bu idareler nezdinde tesis edilen kuruluģlar tarafından döner sermaye ve sair isimler altında alınan ücretlerden müstesnadır. MADDE sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan Hazine alacakları, ibaresinden sonra gelmek üzere diğer Hazine alacakları, ibaresi ve maddeye aģağıdaki fıkra eklenmiģtir.

46 MüsteĢarlığa bağlı muhasebe birimleri hesaplarına kaydedilen menkul kıymetlerden hukuken takip kabiliyeti kalmayan veya ekonomik değeri bulunmayanların hesaplardan çıkarılmasına Bakan yetkilidir. Hesaplardan çıkarılan menkul kıymetler, 28/9/1988 tarihli ve 3473 sayılı Muhafazasına Lüzum Kalmayan Evrak ve Malzemenin Yok Edilmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin DeğiĢtirilerek Kabulü Hakkında Kanunda yer alan sürelere tabi olmaksızın Devlet ArĢivleri Genel Müdürlüğüne gönderilir. MADDE sayılı Kanuna aģağıdaki ek madde eklenmiģtir. Fonlara yapılacak aktarımlar EK MADDE 1 Tam mükellef sermaye Ģirketlerine iģtirak etmek suretiyle finansman sağlayan tüzel kiģi ve giriģim sermayesi fonları ile bireysel katılım yatırımcılarının yatırım yaptığı giriģim Ģirketlerine eģ finansman sağlayan ortak yatırım fonlarına kaynak sağlamak amacıyla kurulan üst fonlara MüsteĢarlık tarafından taahhüt edilecek kaynağın üst sınırını ve niteliğini, kaynak aktarılacak üst fonların, üst fonlara bağlı alt fonların ve ortak yatırım fonlarının seçim kriterlerini, yatırım yapılabilecek alanları, denetimi, taahhüt edilen tutardan kaynaklanan her türlü ücret ve masrafın üst sınırlarını ve uygulamaya iliģkin diğer hususları Bakanlar Kurulu belirler. Taahhüt edilen tutardan dönemler itibarıyla üst fona ödenecek miktarı belirlemeye ve aktarmaya Bakan yetkilidir. Kaynak taahhüdüne iliģkin ödeme MüsteĢarlık bütçesine konulan ödenekten karģılanır. Üst fonun ve/veya alt fonun tasfiyesi veya sona ermesi durumunda MüsteĢarlık tarafından üst fona aktarılan kaynakların bakiye tutarı genel bütçeye gelir kaydedilir. Diğer kamu kurumları tarafından üst fonlara hibe olarak aktarılan paylardan kaynaklanan bakiye tutarlar da üst fon tarafından genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere MüsteĢarlığın ilgili hesabına aktarılır. Bu maddenin uygulanmasına iliģkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Bakan yetkilidir. MADDE sayılı Kanuna aģağıdaki ek madde eklenmiģtir. Ulusal Fonun kullanımı EK MADDE 2 Avrupa Birliği organlarıyla akdedilen ve usulüne göre yürürlüğe konulan anlaģmalar çerçevesinde, Türkiye tarafından sağlanacak eģ finansman ile Avrupa Komisyonuna yapılacak iade, kur farkı, gecikme faizi ve benzeri nedenlerden doğabilecek finansman ihtiyaçları, yararlanıcılar tarafından sağlanır. Bu fıkra kapsamındaki finansman, ulusal yetkilendirme görevlisinin talebi üzerine yararlanıcılar tarafından en geç otuz gün içinde Ulusal Fona aktarılır. Ulusal Fona aktarılan tutarlar, Mutabakat Zaptı ve Avrupa Komisyonu ile imzalanarak usulüne göre yürürlüğe konulan diğer anlaģmalarda yer alan hükümler çerçevesinde kullandırılır. Yararlanıcıların birinci fıkra kapsamındaki yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemeleri hâlinde, sözleģmeye bağlanmıģ projelere iliģkin olarak uygulama birimlerine aktarılması gereken tutarlar ile Avrupa Komisyonuna Ulusal Fon tarafından yararlanıcılar adına yapılacak ödemeler için ihtiyaç duyulan kaynak, MüsteĢarlığın yılı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten Ulusal Fona transfer edilir. Bu fıkra kapsamında yararlanıcılar adına yapılan ödemelerden doğan alacakların tahsilinde, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamı dıģında kalan kurumlar için 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, 5018 sayılı Kanuna ekli (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kurumlar için 29/6/1938 tarihli ve 3533 sayılı Umumî, Mülhak ve Hususî Bütçelerle Ġdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye veya Hususî Ġdarelere Aid Daire ve Müesseseler Arasındaki Ġhtilâfların Tahkim Yolile Halli Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.

47 Avrupa Komisyonu tarafından tahsis edilen fonların Ulusal Fona transferinde gecikme yaģanması hâlinde, anlaģmalar çerçevesinde uygulama birimleri tarafından sözleģmeye bağlanan projelere iliģkin zorunlu aktarımlar için ihtiyaç duyulan kaynak, MüsteĢarlığın yılı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten Ulusal Fona transfer edilir. Avrupa Komisyonu tarafından Ulusal Fona aktarılmasını müteakip söz konusu fonlar genel bütçeye gelir kaydedilir. Birinci fıkra kapsamında, 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kurumlarca Ulusal Fon hesaplarına aktarılan ancak kullanılmayan tutarlar, ilgili program kapandıktan sonra genel bütçeye gelir kaydedilir. Diğer kurum ve kuruluģlarca aktarılan ve kullanılmayan tutarlar ilgili kuruma iade edilir. Mali iģ birliği kapsamındaki program ve projelerin uygulanması sırasında uygulama birimleri tarafından gecikme cezası da dâhil olmak üzere yüklenicilerden tahsil edilen tutarlar, söz konusu program ve projelerin tamamlanmasını müteakip genel bütçeye gelir kaydedilir. Ulusal Fon adına açılan Avrupa Birliği katkı hesapları dıģındaki hesaplardan elde edilen nemalar her mali yıl sonunda genel bütçeye gelir kaydedilir. Bu maddenin uygulanmasına iliģkin usul ve esaslar MüsteĢarlıkça hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir. MADDE sayılı Kanuna aģağıdaki ek madde eklenmiģtir. Temettü ödemeleri ile kâr aktarımlarının taģınmaz devri ile yapılması EK MADDE 3 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu Ġktisadi TeĢebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki teģebbüsler ile Hazinenin veya ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığının pay sahibi olduğu kuruluģ, Ģirket, iģletme ve bankaların MüsteĢarlığa veya ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığına yapacakları temettü ödemeleri ile mevzuatlarından doğan kâr aktarımları, nakdi ödeme yanında mülkiyeti söz konusu teģebbüs, kuruluģ, Ģirket, iģletme ve bankalara ait olan taģınmazların mülkiyetinin Hazineye devri suretiyle de gerçekleģtirilebilir. TeĢebbüs, kuruluģ, Ģirket, iģletme ve bankaların bu yöndeki talebinin ilgisine göre MüsteĢarlıkça veya ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığınca uygun bulunması hâlinde, Maliye Bakanlığınca belirlenecek rayiç bedelleri üzerinden bu taģınmazların mülkiyetlerinin Hazineye devrine, ilgisine göre Bakanın veya ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığının bağlı olduğu Bakanın uygun görüģü üzerine Maliye Bakanı yetkilidir. Maliye Bakanlığınca belirlenecek rayiç bedeller 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 267 nci maddesinin uygulanmasında emsal bedeli olarak dikkate alınır. Bu madde kapsamında temettü ödemeleri ile kâr aktarımlarının taģınmazların mülkiyetinin Hazineye devri yoluyla yapılması hâlinde 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı ÖzelleĢtirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 9 uncu maddesi hükmü uygulanmaz. Bu maddenin uygulanmasına iliģkin hususları düzenlemeye ve tereddütleri gidermeye Bakan yetkilidir. MADDE 13 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun geçici 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan 4706 sayılı Hazineye Ait TaĢınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda DeğiĢiklik Yapılması Hakkında Kanunun ek 3 üncü maddesi ibaresi 4706 sayılı Hazineye Ait TaĢınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda DeğiĢiklik Yapılması Hakkında Kanun Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 14 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine faiz gelirleri ibaresinden sonra gelmek üzere ve 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 7/A maddesine göre kurulan varlık kiralama Ģirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen kira gelirleri ve vade sonunda lehe alınan paralar, ibaresi eklenmiģtir.

48 MADDE 15 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa aģağıdaki geçici madde eklenmiģtir. GEÇĠCĠ MADDE 84 Avrupa Birliği organlarıyla akdedilen ve usulüne göre yürürlüğe konulan anlaģmalar çerçevesinde proje karģılığı sağlanan hibeler, özel bir fon hesabında tutulur ve gelir olarak dikkate alınmaz. Söz konusu hibelerle gerçekleģtirilecek projelere iliģkin olarak bu fondan yapılan harcamalar, gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider ve maliyet olarak dikkate alınmaz. Proje sonunda herhangi bir Ģekilde harcanmayan ve iade edilmeyen tutarın kalması hâlinde bu tutar gelir kaydedilir. Birinci fıkra çerçevesinde sağlanan hibelerle finanse edilen yıllara sâri inģaat ve onarım iģlerine iliģkin ödemeler üzerinden ve yaptıkları serbest meslek iģleri dolayısıyla bu iģleri icra edenlere yapılan ödemelerden, fon hesabından yapılan harcama tutarları ile sınırlı olmak üzere, 94 üncü maddenin birinci fıkrasının (2) ve (3) numaralı bentleri ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca vergi kesintisi yapılmaz. MADDE 16 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 113 üncü maddesine aģağıdaki fıkra eklenmiģtir. Elektrik üretimi lisans harçları her yıl kurumlar vergisi beyannamesi verme süresi içerisinde verilen bildirim üzerine, elektrik üretim faaliyetlerinden elde edilen gayrisafi iģ hasılatı esas alınarak tahakkuk ettirilir, tahakkuk ettirilen harçlar ayrıca mükellefe tebliğ edilmez ve mayıs ayı içerisinde ödenir. Genel bütçe geliri olarak kaydedilen elektrik üretimi lisans harçlarından hidrolik kaynaklara dayalı elektrik üretim lisans harçlarının %90 ı, haziran ayının sonuna kadar, hidrolik kaynaklara dayalı elektrik üretimi yapan tesisin bulunduğu yerin il özel idaresine, il özel idaresi bulunmayan yerlerde büyükģehir belediyesine aktarılır. Hesaplanarak aktarılan bu tutarlar, 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı Ġl Özel Ġdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanuna göre belediyelere ve il özel idarelerine ayrılacak payların hesabında matraha dâhil edilmez. MADDE sayılı Kanuna bağlı (8) sayılı tarifeye aģağıdaki bölüm eklenmiģtir. XV Elektrik üretimi lisans harçları: 1- Hidrolik kaynaklara dayalı elektrik üretim lisansı (Her yıl için): Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında, özelleģtirme bedeli, lisans ihale bedeli ve su kullanım bedeli ödemeksizin hidrolik kaynaklara dayalı elektrik üretim faaliyetinde bulunanların (Kamu KuruluĢları hariç) bu faaliyetlerden elde ettikleri bir önceki yıl gayrisafi iģ hasılatı üzerinden Binde 15 Üreticilerin kendi ihtiyaçları için kullandıkları elektriğin bedeli gayrisafi iģ hasılatına dâhil edilmez. MADDE 18 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 18 inci maddesine aģağıdaki fıkra eklenmiģtir. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 414 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ile 428 inci maddesi Banka hakkında uygulanmaz. MADDE sayılı Kanunun 23 üncü maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 23 Denetleme Kurulu, Genel Kurulca seçilecek dört üyeden oluģur. Bir denetleme kurulu üyesinin üyelikten ayrılması hâlinde, denetleme kurulunun diğer üyeleri, genel kurulun ilk toplantısına kadar görev yapmak üzere yerine seçilme Ģartlarını taģıyan birisini seçerler. Denetleme Kurulu üyelerinin görev süreleri iki yıldır. Denetleme Kurulu üyeliğine seçileceklerin yüksek öğrenim yapmıģ, bankacılık ve muhasebe alanında bilgi ve tecrübe sahibi olmaları Ģarttır. MADDE sayılı Kanunun 34 üncü maddesinin birinci fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir.

49 ĠĢçiler hariç olmak üzere Banka mensupları ile Banka Meclisi üyeleri hakkında, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükümleri uygulanır. MADDE sayılı Kanuna aģağıdaki geçici madde eklenmiģtir. GEÇĠCĠ MADDE 11 Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan Denetleme Kurulu üyeleri, görev sürelerinin bitimine kadar görevlerini ifaya devam ederler. MADDE 22 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan (a), (b), (s) ve (y) ibaresi (a), (b), (s), (y) ve (z) Ģeklinde değiģtirilmiģ ve maddeye aģağıdaki fıkra eklenmiģtir. z) 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 7/A maddesi kapsamında kira sertifikası ihracı iģlemine konu olan binalar. MADDE sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan (a), (b), (f) ve (ı) ibaresi (a), (b), (f), (ı) ve (j) Ģeklinde değiģtirilmiģ ve maddeye aģağıdaki fıkra eklenmiģtir. j) 4749 sayılı Kanunun 7/A maddesi kapsamında kira sertifikası ihracı iģlemine konu olan arazi ve arsalar. MADDE 24 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun ek 7 nci maddesine aģağıdaki fıkra eklenmiģtir. Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları kamulaģtırma yoluyla taģınmaz edinemez. MADDE 25 29/5/1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal YardımlaĢma ve DayanıĢmayı TeĢvik Kanununun 2 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan Her türlü afetten ibaresi Her türlü acil durum ve afetten Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 26 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-ĠĢlet- Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasına; haberleģme, ibaresinden sonra gelmek üzere kongre merkezi, kültür ve turizm yatırımları, ticari bina ve tesisler, spor tesisleri, yurtlar, tema parklar, balıkçı barınakları, silo ve depo tesisleri, jeotermal ve atık ısıya dayalı tesisler ve ısıtma sistemleri ibaresi, demiryolu ibaresinden sonra gelmek üzere ve raylı sistemler ibaresi, gar kompleksi ibaresinden sonra gelmek üzere ve istasyonları, teleferik ve telesiyej tesisleri ibaresi, sınır kapıları ibaresinden sonra gelmek üzere ve gümrük tesisleri ibaresi eklenmiģtir. MADDE sayılı Kanuna aģağıdaki ek madde eklenmiģtir. EK MADDE 2 Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yassıada ve Sivriada da bu Kanun kapsamında, 4 üncü maddenin üçüncü fıkrasındaki düzenlemeye tabi olmaksızın, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluģlarına veya üst kuruluģlarına doğrudan sözleģme yapma suretiyle kültürel ve turizm amaçlı yatırım ve hizmetler yaptırabilir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluģları veya üst kuruluģları, bu madde kapsamındaki yatırım ve hizmetleri kendileri yapabileceği gibi baģka Ģirketler vasıtasıyla da yapabilirler. Bu Ģirketlerin daha önce yap-iģlet-devret projesi üstlenmiģ olması bu madde kapsamında yeni bir proje yüklenilmesine engel değildir. Yassıada ve Sivriada da yapılacak olan planlama, imar ve inģaat uygulamaları ile diğer düzenlemeler 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi değildir. MADDE 28 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı ÖzelleĢtirme Uygulamaları Hakkında Kanuna aģağıdaki geçici madde eklenmiģtir. GEÇĠCĠ MADDE 25 Mülga 2/1/1961 tarihli ve 196 sayılı Ekici Tütünleri SatıĢ Piyasalarının Desteklenmesine Dair Kanun ile bu Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu kararları uyarınca, Hazine nam ve hesabına yürütülen destekleme alımlarına

50 iliģkin olarak Gayrimenkul A.ġ. tarafından yönetilen Tütün Destekleme Bilançosu, bilanço kalemlerinin anılan ġirket bilançosuna devri suretiyle tasfiye edilir. Devir ve tasfiye iģlemlerini takiben, Gayrimenkul A.ġ. bilançosunun aktifinde yer alan Hazineden olan destekleme alacakları ile devir iģlemi öncesi Tütün Destekleme Bilançosunun pasifinde ticari borçlar kaleminde yer alan borçlar karģılıklı olarak terkin edilir. Bu kapsamda yapılan iģlemler nedeniyle oluģan gelir ve giderler kurum kazancının tespitinde dikkate alınmaz. Devir ve terkin iģlemleri nedeniyle yapılan iģlemler harçtan, düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden müstesnadır. MADDE 29 9/12/1994 tarihli ve 4059 sayılı Hazine MüsteĢarlığının TeĢkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģ ve (c) bendinde yer alan finansmanı dıģ kredilerle sağlanan projelerle ilgili ithalata iliģkin izinleri vermek, ibaresi madde metninden çıkarılmıģtır. d) Mali Sektörle ĠliĢkiler ve Kambiyo Genel Müdürlüğünün görevleri; 1) Bireysel katılım sermayesi ve Türk parasının kıymetini koruma ile ilgili konularda mevzuatı hazırlamak, uygulamak, ilgili kuruluģlarda uygulanmasını izlemek, yönlendirmek ve denetimini sağlamak, bu mevzuatın Avrupa Birliği mevzuatı ile uyum çalıģmalarını yürütmek, 2) Kambiyo politikalarına iliģkin esasları düzenlemek, kambiyo politikalarının uygulanması ile ilgili konularda MüsteĢarlık ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası iliģkilerini kurmak, 3) Mali sektöre iliģkin iç ve dıģ geliģmeleri izlemek, değerlendirmek, mali sektörü geliģtirici ve finansal istikrarı güçlendirici çalıģmalar yapmak, 4) Finansal düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve borsalarla iģ birliği yapmak, 5) MüsteĢarlıkça verilecek benzeri görevleri yapmaktır. MADDE sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan Petrol Kanununun vergi dıģında kalan hükümleri ile ibaresi madde metninden çıkarılmıģtır. MADDE sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan MüsteĢar Yardımcısı ibaresinden sonra gelmek üzere, Kurul BaĢkanı ibaresi eklenmiģtir. MADDE 32 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı ĠĢsizlik Sigortası Kanununun 49 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan Hazine MüsteĢarlığından ibaresi ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından, Hazine MüsteĢarlığı ibaresi ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE sayılı Kanuna aģağıdaki geçici madde eklenmiģtir. GEÇĠCĠ MADDE 11 Bu maddenin yayımı tarihinden önce Sosyal Güvenlik Kurumundan ĠĢsizlik Sigortası Fonuna bu Kanun hükümleri kapsamında aktarılan tutarlar ile Hazine MüsteĢarlığından ĠĢsizlik Sigortası Fonuna aktarılan devlet payı tutarlarına iliģkin fazla ve/veya eksik ödeme yapıldığının tespit edilmesi hâlinde taraflar yükümlülüklerini faizsiz olarak yerine getirir. MADDE 34 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununun ek 1 inci maddesinde yer alan Devlet katkısı ve varsa getirilerinin ibareleri Devlet katkısı hesabındaki tutarın Ģeklinde, Devlet katkısı ve getirilerinden ibareleri Devlet katkısı hesabındaki tutarlardan Ģeklinde, Devlet katkısına iliģkin hesabındaki varsa hak kazanılmayan birikim tutarı ibaresi Devlet katkısı hesabındaki varsa hak kazanılmayan tutarlar Ģeklinde, Devlet katkısı ve getirileri ibaresi Devlet katkısı hesabındaki tutarlar Ģeklinde değiģtirilmiģ, maddenin dördüncü fıkrasına ikinci cümleden sonra gelmek üzere aģağıdaki cümleler eklenmiģ, altıncı fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģ ve maddeye aģağıdaki fıkra eklenmiģtir. Ödenmediği veya eksik ödendiği tespit edilen tutarlar, ödenmesi gereken tarihten itibaren 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci

51 maddesinde belirtilen gecikme zammı oranına göre hesaplanan faiziyle birlikte 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere emeklilik gözetim merkezi tarafından ilgili vergi dairesine bildirilir. Tahsil edilen tutarlar genel bütçeye gelir kaydedilir ve tahsilata iliģkin bilgi, vergi dairesince MüsteĢarlığa iletilir. Katılımcıların Devlet katkısına esas teģkil eden katkı paylarının doğru hesaplanmasından Ģirketler sorumludur. Haksız olarak yapıldığı tespit edilen Devlet katkısı, ödeme tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen gecikme zammı oranına göre hesaplanan faiziyle birlikte 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere emeklilik gözetim merkezi tarafından ilgili Ģirketin bağlı olduğu vergi dairesine bildirilir. Tahsil edilen tutarlar genel bütçeye gelir kaydedilir ve tahsilata iliģkin bilgi, vergi dairesince MüsteĢarlığa iletilir. Bu madde kapsamında; Devlet katkısının MüsteĢarlıkça emeklilik gözetim merkezine, emeklilik gözetim merkezince Ģirketlere, Ģirketlerce katılımcıların hesaplarına ödenmesi yahut hak kazanılmayan tutarların Ģirketlerce geri ödenmesi için MüsteĢarlıkça tanımlanan azami ikiģer iģ günlük iģlem süreleri için emeklilik gözetim merkezi ve Ģirketlerden nema talep edilmez. Emeklilik gözetim merkezi tarafından gerçekleģtirilen iģlemler için MüsteĢarlıkça emeklilik gözetim merkezine ücret ödenmez. MADDE sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin altıncı fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aģağıdaki cümle eklenmiģtir. MüsteĢarlıkça uygun görülen programlı geri ödeme tutarları hariç, aktarım tarihinden itibaren üç yıl içinde katılımcı tarafından malûliyet ve ölüm haricindeki bir nedenle, aktarılan birikimlerin bir kısmının veya tamamının alınarak sistemden çıkılması durumunda, aktarım nedeniyle istisnadan yararlanılan tutar üzerinden yüzde 3,75 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılır. MADDE 36 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait TaĢınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda DeğiĢiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesine aģağıdaki fıkralar eklenmiģtir. Mülkiyeti Hazineye veya kamu idarelerine ait olan taģınmazlardan bir kamu idaresine tahsisli olan ancak baģka bir kamu idaresince kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için ihtiyaç duyulan taģınmazlardan fiilen kamu hizmetlerinde kullanılanlar dâhil olmak üzere, hangi kamu idaresinin taģınmaza daha çok ihtiyacının olduğunun belirlenmesi ve bunların tahsislerinin kaldırılarak ihtiyacı olan kamu idaresine tahsisi konusundaki idari uyuģmazlıklarda nihai karar vermeye, Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir. Mahalli idareler hariç olmak üzere genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin, döner sermayelerin, fonların, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluģları hariç özel kanunla kurulmuģ diğer kamu idarelerinin, kamu iktisadi teģebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müesseselerinin ve sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıklar ve Ģirketlerin mülkiyetinde ve tasarrufunda bulunan tatil köyü, termal tesis, eğitim ve dinlenme kampları, eğitim, dinlenme ve spor tesisleri, misafirhane ve diğer sosyal tesislerin ekonomiye kazandırılması amacıyla, bu tesislerin maliklerinin kendilerince, Bakanlıkça, ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığınca veya Toplu Konut Ġdaresi BaĢkanlığınca; değerlendirme iģlemini yapacak idarenin mevzuatına göre ve bu mevzuatta belirtilen usullere göre satılmak, kat/arsa karģılığı inģaat yaptırılmak, üzerlerinde sınırlı ayni hak tesis edilmek suretiyle veya diğer yöntemlerle değerlendirilmesine, değerlendirmenin hangi idare tarafından ve hangi yöntemle yapılacağına, Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilebilir. Üçüncü fıkra kapsamındaki taģınmazların değerlendirilmesinden elde edilen gelirler, genel bütçeli idarelerde ilgili idarenin merkez muhasebe birimi hesaplarına aktarılır ve özel gelir kaydedilir. Özel gelir kaydedilen bu tutar karģılığında idare bütçesine münhasıran yatırım ihtiyaçlarını karģılamak amacıyla ödenek kaydetmeye Maliye Bakanı yetkilidir. Özel

52 bütçeli idarelerde bu gelirler muhasebe birimi hesaplarına aktarılır ve bütçelerine gelir olarak kaydedilir. Ġdareler bu gelirleri münhasıran yatırım ihtiyaçlarını karģılamak amacıyla ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde ödenek eklemek suretiyle kullanır. Diğerlerinde ise, elde edilen gelirler kendi mevzuatına göre muhasebe birimi hesaplarına aktarılarak bütçelerine gelir olarak kaydedilir ve ilgili mevzuatına göre münhasıran yatırım ihtiyaçlarını karģılamak amacıyla kullanılır. Değerlendirme iģlemleri, maliki idareler dıģında diğer idarelerce yapılan taģınmazlar için yapılan masraflar aktarılacak gelirlerden düģülür. Bu maddenin uygulanmasına iliģkin usul ve esasları belirlemeye, uygulamayı yönlendirmeye ve izlemeye, uygulamada ortaya çıkacak tereddütleri gidermeye Bakanlık yetkilidir. MADDE sayılı Kanunun ek 2 nci maddesine aģağıdaki fıkralar eklenmiģtir. Hazinenin özel mülkiyetindeki veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taģınmazlar üzerinde tersane, tekne imal ve çekek yeri (yat çekek yeri hariç) yatırımı yapılmak amacıyla lehlerine irtifak hakkı tesis edilen veya adlarına kullanma izni verilen yatırımcılar tarafından baģvuruda bulunulması hâlinde; sözleģmeden doğan irtifak hakkı ve/veya kullanma izni bedellerinin gecikme zamları ile birlikte ödenmesi, Bakanlık aleyhine açılmıģ varsa davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve Ģartsız feragat edilmesi ve buna iliģkin belgelerin aslının Bakanlığa ibraz edilmesi kaydıyla, sözleģmelerin devri dâhil bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren sözleģmelerinde hasılat payı alınacağına ve oranına iliģkin hüküm bulunsun veya bulunmasın bu hükümler yerine toplam yıllık hasılatın binde biri oranında hasılat payı alınır ve ayrıca irtifak hakkı ve/veya kullanma izni bedeli alınmaz. Hazinenin özel mülkiyetindeki veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taģınmazlar üzerinde yeni tersane, tekne imal ve çekek yeri (yat çekek yeri hariç) yatırımı yapılmasının talep edilmesi hâlinde, bu taģınmazlar hakkında bir defaya mahsus alınacak katılım payı üzerinden artırma ihalesi yapılır. Ġhale sonucunda en yüksek teklifte bulunan yatırımcıdan katılım payı tahsil edilerek irtifak hakkı ve/veya kullanma izni sözleģmesi düzenlenir. Bu yatırımcıların toplam yıllık hasılatlarından binde bir oranında pay alınır, ancak irtifak hakkı ve/veya kullanma izni bedeli alınmaz. Hazinenin özel mülkiyetindeki veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taģınmazlar üzerinde tersane, tekne imal ve çekek yeri hariç diğer her türlü kıyı yapıları yapılmak amacıyla lehlerine irtifak hakkı tesis edilen veya kullanma izni verilen yatırımcılar tarafından talep edilmesi hâlinde, asıl alanın ve asıl alanlara ilave verilen alanların irtifak hakkı ve/veya kullanma izni sözleģmeleri; bu sözleģmelere göre tahsil edilmesi gereken toplam yıllık hasılattan pay alınmasına iliģkin hükümler ile diğer hükümler korunarak alınması gereken toplam irtifak hakkı ve/veya kullanma izni bedeli üzerinden; tersane, tekne imal ve çekek yerlerine (yat çekek yerleri hariç) iliģkin olanlar ise, irtifak hakkı ve/veya kullanma izni bedeli alınmadan sözleģmelerinde hasılat payı alınacağına ve oranına iliģkin hüküm bulunsun veya bulunmasın toplam yıllık hasılattan alınacak binde bir oranındaki pay üzerinden tek bir sözleģmeye dönüģtürülebilir. Bu maddenin beģinci ve yedinci fıkrası kapsamında kalan iģlemler 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamında alınan harçlardan muaftır. MADDE 38 24/4/2003 tarihli ve 4853 sayılı ÇalıĢanların Tasarruflarını TeĢvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanuna aģağıdaki ek madde eklenmiģtir. EK MADDE 2 Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılanlar da dâhil olmak üzere birden fazla kurum hasım gösterilerek açılan davalarla ilgili olarak mahkemelerce Hazine MüsteĢarlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine hüküm altına alınan tutarlar Hazine MüsteĢarlığı tarafından ödenir.

53 Bu madde kapsamında kiģilere yapılmıģ ve yapılacak ödemeler ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerine iliģkin tutarlar, 8 inci madde kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunca asıl sorumlu olan iģverenlerden tahsil edilerek Hazine MüsteĢarlığının ilgili hesabına aktarılır. Asıl sorumlu iģverenin il özel idareleri ve belediyeler ile bu idarelere bağlı kuruluģlar ve bunlara ait tüzel kiģiler olması hâlinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılacak tahsilat iģlemlerinde 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı Ġl Özel Ġdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanır. ÇalıĢanların Tasarruflarını TeĢvik Hesabı ile ilgili olarak tahsil edilen ancak kiģi bazında hak sahipleri belirlenemediğinden Sosyal Güvenlik Kurumu hesaplarında bekletilen tutarlar, Genel Bütçeye gelir kaydedilmek üzere Hazine MüsteĢarlığının ilgili hesabına aktarılır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak tahsilatlar için de bu fıkra hükmü uygulanır. MADDE 39 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa aģağıdaki geçici madde eklenmiģtir. Ġç denetçi kadrolarına atanma GEÇĠCĠ MADDE 21 Merkezî yönetim kapsamındaki idarelerde ve sosyal güvenlik kurumlarında mesleğe özel yarıģma sınavıyla girip yeterlik sınavında baģarılı olan ve baģvuru tarihi itibarıyla yardımcılıkta geçen süre dâhil, denetçi, müfettiģ, kontrolör, sigorta denetleme uzmanı, sigorta denetleme aktüeri, yasama uzmanı, düzenleyici ve denetleyici kurumlarda murakıp ve uzman ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesinin II- Tazminatlar kısmının A- Özel Hizmet Tazminatı bölümünün (ğ) bendinde yer alanlardan merkez teģkilatına ait uzman unvanlı kadrolarda en az beģ yıl çalıģmıģ olanlar, iç denetçi aday belirleme sınavına katılabilmek için aranan yabancı dillerin birinde Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az elli puan almıģ ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kırk yaģını doldurmamıģ olmak Ģartıyla, kamu idarelerinin iç denetçi kadrolarına 31/12/2014 tarihine kadar atanabilirler. Bu Kanun kapsamındaki idarelerde mesleğe özel yarıģma sınavıyla girip yeterlik sınavında baģarılı olan ve baģvuru tarihi itibarıyla yardımcılıkta geçen süre dâhil mali hizmetler uzmanı olarak en az beģ yıl çalıģmıģ olanlar, iç denetçi aday belirleme sınavına katılabilmek için aranan yabancı dillerin birinde Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az elli puan almıģ ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kırk yaģını doldurmamıģ olmak Ģartıyla, kendi idareleri, yükseköğretim kurumları ve mahalli idarelerin iç denetçi kadrolarına 31/12/2014 tarihine kadar atanabilirler. Mesleğe özel yarıģma sınavıyla girip yeterlik sınavında baģarılı olan ve baģvuru tarihi itibarıyla yardımcılıkta geçen süre dâhil il eğitim denetmeni, muhasebe denetmeni, millî emlak denetmeni, sosyal güvenlik denetmeni veya mahalli idarelerde müfettiģ olarak en az beģ yıl çalıģmıģ olanlar, iç denetçi aday belirleme sınavına katılabilmek için aranan yabancı dillerin birinde Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az elli puan almıģ ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kırk yaģını doldurmamıģ olmak Ģartıyla, yükseköğretim kurumları ve mahalli idarelerin iç denetçi kadrolarına 31/12/2014 tarihine kadar atanabilirler. Geçici 5 inci ve geçici 16 ncı maddelere göre atanan iç denetçiler, iç denetçi aday belirleme sınavına katılabilmek için aranan yabancı dillerin birinde Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az elli puan almıģ ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kırk yaģını doldurmamıģ olmak Ģartıyla, diğer idarelerin iç denetçi kadrolarına 31/12/2014 tarihine kadar naklen atanabilirler. Bunlar, daha önce kendilerine verilen Kamu Ġç Denetçi Sertifikalarını kullanmaya devam ederler. Bu Kanun kapsamındaki idarelerde baģvuru tarihi itibarıyla öğretim üyesi, tabip, diģ tabibi, eczacı, veteriner, biyolog, hukuk müģaviri, Hazine avukatı, avukat, mühendis unvanlı

54 kadrolarda en az beģ yıl çalıģmıģ olanlardan, iç denetçi aday belirleme sınavına katılabilmek için aranan yabancı dillerin birinde Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az elli puan almıģ ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kırk yaģını doldurmamıģ olanlar, belirli dönemlerde yapılacak sertifika eğitimlerine 31/12/2015 tarihine kadar doğrudan katılabilirler. Bu eğitimler sonucunda yapılacak sınavlarda baģarılı olanlar kamu idarelerinin iç denetçi kadrolarına atanabilirler ve bunlara atandıkları idarede geçerli Kamu Ġç Denetçi Sertifikası verilir. Ġdarelerin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak bu fıkrada sayılan unvanlar dıģında ilave unvanlar belirlemeye, mühendislere iliģkin olarak lisans mezuniyetine göre bölüm Ģartı getirmeye, bu fıkra kapsamındaki sertifika eğitimleri ve sınavlarına iliģkin usul ve esasları belirlemeye ve idarelerin özelliklerini göz önünde bulundurarak bu fıkraya göre atananların bir baģka idareye naklen atanmalarına iliģkin usul ve esasları belirlemeye Ġç Denetim Koordinasyon Kurulu yetkilidir. Birinci, ikinci ve üçüncü fıkralara göre atananlar Ġç Denetim Koordinasyon Kurulu koordinatörlüğünde Maliye Bakanlığı tarafından en az iki aylık sertifika eğitimine tabi tutulur ve eğitim tamamlandıktan sonra bunlara atandıkları idarede geçerli Kamu Ġç Denetçi Sertifikası verilir. Fiilen en az üç yıl iç denetçilik yaptıktan sonra Ġç Denetim Koordinasyon Kurulu tarafından belli dönemlerde yapılacak sertifika sınavına girerek baģarılı olanlara, bu Kanun kapsamındaki bütün idarelerin iç denetçi kadrolarına naklen atanmalarına imkân verecek nitelikte Kamu Ġç Denetçi Sertifikası verilir. Bu maddeye aykırı bir Ģekilde iç denetçi kadrolarına atananların atamaları ile verilmiģ ise Kamu Ġç Denetçi Sertifikası iptal edilir. Bu maddenin uygulanmasına iliģkin usul ve esasları belirlemeye ve tereddütleri gidermeye Ġç Denetim Koordinasyon Kurulu yetkilidir. Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından veya Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavından en az elli puan almıģ olanlar da bu maddede aranan yabancı dil Ģartını yerine getirmiģ sayılır. MADDE 40 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Ancak, (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. MADDE 41 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan özel hukuk ibaresinden önce gelmek üzere gerçek kiģiler ve ibaresi eklenmiģ, sekizinci fıkrasında yer alan bir özel hukuk ibaresi bir gerçek kiģi veya özel hukuk Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 42 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına aģağıdaki bent eklenmiģtir. o) 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 7/A maddesine göre kurulan ve tamamı Hazine MüsteĢarlığına ait olan varlık kiralama Ģirketleri. MADDE 43 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 22 nci maddesinin on dokuzuncu fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri yürürlükten kaldırılmıģ ve yirminci fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. (20) Sigorta eksperliği yapacakların niteliklerine; sigorta eksperlerinin sınıflandırılmasına, branģlar itibarıyla görev ve yetki alanlarının belirlenmesine; ruhsat, Levhaya kayıt ve faaliyete iliģkin usul ve esaslar ile bu maddenin uygulanmasına iliģkin diğer hususlar yönetmelikle belirlenir. MADDE sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin onuncu fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. (10) Bankalar ile özel kanunla kurulmuģ ve kendisine sigorta acenteliği yapma yetkisi tanınan kurumlar hariç olmak üzere, sigorta acenteleri, bireysel emeklilik iģlemleriyle ilgili

55 aracılık ile MüsteĢarlığın uygun göreceği sigortacılıkla bağlantılı diğer aracılık faaliyetleri dıģında baģka bir ticari faaliyette bulunamaz. MADDE sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin; a) Birinci fıkrasına Ġlgili mevzuat ile zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan bu fıkra kapsamındaki uyuģmazlıklar için ilgili kuruluģ sigorta tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahipleri bu bölüm hükümlerine göre tahkim usulünden faydalanabilir. Sigorta tahkim sistemine üye olmayan kuruluģlar bakımından Sigorta Tahkim Komisyonu giderlerine katılım Hazine MüsteĢarlığınca ayrıca belirlenir. cümleleri eklenmiģtir. b) On ikinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģ ve üçüncü cümleden sonra gelmek üzere aģağıdaki cümleler eklenmiģtir. BeĢ bin Türk Lirasının altındaki uyuģmazlıklar hakkında verilen hakem kararları kesindir. BeĢ bin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuģmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karģı kararın Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebilir. Ġtiraz talebinde bulunmak için bu madde uyarınca belirlenen baģvuru ücretinin Komisyona yatırılması Ģarttır. Ġtiraz üzerine hakem kararının icrası durur. Ġtiraz talebi münhasıran bu talepleri incelemek üzere Komisyon tarafından teģkil edilen hakem heyetlerince incelenir. Ġtiraz talebi hakkında iģin heyete intikalinden itibaren iki ay içinde karar verilir. BeĢbin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuģmazlıklar hakkında verilen hakem kararları bu madde uyarınca süresinde itiraz baģvurusunda bulunulmaması hâlinde kesinleģir. Bu uyuģmazlıklar hakkında bu madde uyarınca yapılan itiraz üzerine verilen karar kesindir. Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki uyuģmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebilir. MADDE sayılı Kanunun 31/B maddesinin yedinci fıkrasına ikinci cümleden sonra gelmek üzere aģağıdaki cümle eklenmiģtir. Bu surette tespit edilen katılım paylarının Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi giderlerini karģılayamaması durumunda bu madde uyarınca yayımlanacak yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde Birlik Yönetim Kurulunca üye Ģirketlerden ayrıca katılma payı talep edilebilir. MADDE sayılı Kanuna 33/A maddesinden sonra gelmek üzere aģağıdaki madde eklenmiģtir. Hak sahiplerince aranmayan paralar MADDE 33/B (1) Özel hukuk hükümlerine tabi sigortalar kapsamında hak sahiplerine ödenmesi veya iadesi gereken her türlü paranın ilgili mevzuat uyarınca zamanaģımına uğraması ve ilgili Ģirket veya özel kanun hükümleri dâhilinde sigorta faaliyetinde bulunan kuruluģlar tarafından hak sahibine ulaģılamaması hâlinde, anılan paralar yapılacak ilanı müteakiben ilgisine göre Güvence Hesabına veya özel kanun hükümlerine dayalı olarak kurulmuģ bulunan kuruluģlara gelir kaydedilir. (2) Bu maddenin uygulanmasına iliģkin usul ve esaslar MüsteĢarlıkça belirlenir. MADDE sayılı Kanunun 36 ncı maddesinden sonra gelmek üzere aģağıdaki madde eklenmiģtir. Görev ve yetki MADDE 36/A (1) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı yargılama yapmaya Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ihtisas mahkemesi olarak görevlendireceği sulh, asliye veya ağır ceza mahkemeleri yetkilidir. MADDE sayılı Kanuna aģağıdaki geçici madde eklenmiģtir. GEÇĠCĠ MADDE 10 (1) 33/B maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce hak sahiplerine ödenmesi veya iadesi gereken paralara iliģkin olarak anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan mevzuata göre tamamlanan iģlemler geçerliğini korur. Bu kapsamda olup anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan mevzuata göre tamamlanmayan iģlemler, 33/B maddesi hükümlerine göre sonuçlandırılır.

56 MADDE sayılı Kanuna aģağıdaki geçici madde eklenmiģtir. GEÇĠCĠ MADDE 11 (1) Bu maddenin yayımı tarihinden önce zorunlu sigortalar ve hayat sigortalarıyla sınırlı olarak kendilerine sözleģme yapma ve prim tahsil etme yetkisi verilen sigorta acenteleri bakımından 23 üncü maddenin onuncu fıkrasının bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiģtirilmeden önce yürürlükte bulunan hükümlerinin bu maddenin yayımından itibaren iki yıl süreyle uygulanmasına devam edilir. MADDE sayılı Kanuna aģağıdaki geçici madde eklenmiģtir. GEÇĠCĠ MADDE 12 (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı görülmekte olan davalar, davayı gören mahkemelerde görülmeye devam olunur. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra söz konusu suçlardan dolayı açılan davalara, bu Kanunun 36/A maddesi çerçevesinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca görevlendirilecek ceza mahkemeleri tarafından bakılır. MADDE 52 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 28 inci maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 53 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğiĢiklik Yapılması Hakkında Kanunun 17 nci maddesinin yirmi birinci fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. (21) a) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca, tarımsal amaçlı kooperatiflere veya bu kooperatiflerin ortaklarına kullandırılan ve bu fıkrayı değiģtiren Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla muaccel hâle gelen krediler ile ilgili mevzuatı uyarınca yeniden yapılandırılan ancak taksitleri süresinde ödenmeyen kredi alacaklarının bakiye asılları ile ödenmeyen alacağın vadesinin baģlangıç tarihi itibarıyla bu fıkrayı değiģtiren Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar %3 faiz uygulanarak hesaplanacak borç tutarının; bu fıkrayı değiģtiren Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi izleyen sekizinci ayın sonuna kadar Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda, Tarım ve Hayvancılık il müdürlüklerine baģvuruda bulunarak ilk taksit 2015 yılı Ekim ayından baģlamak üzere ve her yıl ilk taksitin tekabül ettiği ayda toplam beģ eģit taksitte, kooperatif tüzel kiģiliğine kullandırılan yatırım kredilerinde kalan vade süresinde ödenmesi Ģartıyla bu alacakların ödenen kısmına isabet eden fer ilerin tahsilinden vazgeçilir. Ödenmesi gereken tutarların her bir taksit sayısı için (1,05) katsayı uygulanır. b) Bu fıkrayı değiģtiren Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce dava konusu edilmiģ ve/veya icra takibi baģlatılmıģ alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere baģvuruda bulunması hâlinde davalar sonlandırılır ve icra takipleri durdurulur. Bu fıkra kapsamında borçları yapılandırılan kooperatif ve/veya ortaklarının borçları müteakiben tasfiye olunacak alacaklar hesaplarından çıkarılarak vadesi gelmemiģ hesaplara aktarılır. c) Bu fıkra kapsamına giren alacakların tamamının bu fıkrada öngörülen süre ve Ģekilde ödenmemesi hâlinde alacak ilgili mevzuatın öngördüğü Ģekilde hesaplanır ve ödenen tutarlar mahsup edilir. ç) Bu fıkra kapsamına giren alacaklara karģılık bu fıkrayı değiģtiren Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenen tutarlar red ve iade edilmez. d) Yeniden yapılandırma iģlemi borcun maddi ve Ģahsi teminatının sukutunu icap ettirmediği gibi borçlunun müģterek borçlu ve müteselsil kefillerine de kefaletten çekilme hakkını vermez. e) Bu fıkra kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının bu fıkra hükümlerine göre izleyen taksit ile birlikte ödenmesi Ģartıyla bu fıkra hükümlerinden yararlanılır. f) Bu fıkraya göre ödenmesi gereken taksitlerden; gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi Ģartıyla bu fıkra hükümlerinden yararlanılır. Süresinde

57 ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin belirtilen Ģekilde de ödenmemesi, ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu fıkra hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. g) Bu fıkranın uygulanmasına iliģkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığının görüģü alınarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca belirlenir. MADDE 54 22/4/1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununa aģağıdaki geçici madde eklenmiģtir. GEÇĠCĠ MADDE 19 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğiĢiklik Yapılması Hakkında Kanunla Siyasi Partiler Kanununun 74 üncü maddesinde yapılan değiģiklik hükümleri, anılan değiģikliklerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi tarafından sonuçlandırılmamıģ denetimler hakkında da uygulanır. MADDE 55 1/6/2000 tarihli ve 4572 sayılı Tarım SatıĢ Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanuna aģağıdaki geçici madde eklenmiģtir. GEÇĠCĠ MADDE 7 1/5/2000 tarihinden sonra Destekleme ve Fiyat Ġstikrar Fonu (DFĠF) kaynaklarından kredi kullanan ve bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla kredi bakiyesi bulunan birliklerin, bu maddenin yayımını izleyen üç ay içinde tasfiye kararı almaları ve bu madde hükümlerinden yararlanmak için Bakanlığa baģvurmaları hâlinde, tasfiye süreçlerinin tamamlanması ve birliğin ticaret sicil kayıtlarının silinmesini takiben, Hazine alacağına dönüģen DFĠF kaynaklı kredi borçlarının ve 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip edilen borçları ile kamuya olan diğer borçlarının tasfiye kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi nde yayımlandığı tarih itibarıyla bakiyelerinin terkin edilmesi hususunda Bakanlığın talebi ve Hazine MüsteĢarlığının bağlı bulunduğu Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir. Birliklerin kamu kurum ve kuruluģlarına olan borçları tasfiye iģlemlerinin yürütülmesi ve sonuçlandırılmasına engel teģkil etmez. Tasfiye kararı alan birliklerin terkine konu borçlarına ve fer ilerine tasfiye kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi nde yayımlandığı tarihten itibaren faiz ve gecikme cezası tahakkuk ettirilmez. Terkine konu borçlara iliģkin olarak birlikler ve yöneticileri hakkında yürütülen icra, takip ve haciz iģlemleri ilgili idarelerce durdurulur. Bu borçlara iliģkin olarak açılmıģ davalarda tasfiye ve terkin iģlemleri tamamlanana kadar mahkemelerce yargılamanın durdurulmasına karar verilir. Tasfiye sürecinde, üzerinde takyidat bulunan varlıkların satılarak tasfiye edilmesi hâlinde, bütün takyidatlar bedel üzerine taģınmak suretiyle ilgili kamu idarelerince tasfiye kurulunun bildirimi üzerine kaldırılır. Tasfiye ve terkin iģlemlerinin tamamlanması hâlinde, durdurulmuģ olan icra, takip ve haciz iģlemleri ile davalar kendiliğinden düģer. Birliklerin tasfiyesine iliģkin kendi mevzuatlarındaki hükümler bu madde kapsamında tasfiye kararı alan birlikler hakkında uygulanmaz. Birliklerin varlıklarının tasfiyesi sonucunda elde edilecek gelir öncelikle personeline olan borçlarının ödenmesinde kullanılır. Artan değerler 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı Ġcra ve Ġflas Kanununun 206 ncı maddesindeki sıraya göre dağıtılır. Tasfiye süreci tamamlandıktan sonra herhangi bir artı değer kalması durumunda kalan tutar Hazineye aktarılır. Bu maddeye konu kamu alacaklarından kaynaklanan bilanço açıkları için ortaklara ek ödeme yükümlülüğü getirilmez. Tasfiye ve terkin iģlemleri tamamlanmadan tasfiye kararından dönen birlikler için bu madde kapsamında tahakkuk ettirilmeyen faiz ve gecikme cezaları donduruldukları günden itibaren yeniden hesaplanarak tahakkuk ettirilir ve icra, takip ve haciz iģlemleri ile durdurulmuģ davalar yürütülmeye devam olunur. Tasfiye kararı alındığı tarih ile tasfiyenin

58 kapatıldığı veya vazgeçme hâlinde vazgeçildiği tarih arasında her türlü zamanaģımı ve hak düģürücü süreler iģlemez. Borçları terkin edilen birliklerin, söz konusu borçlara iliģkin Ģahsi sorumluluğu, yargıya intikal eden konularda mahkeme kararı, yargıya intikal etmemiģ olanlarda ise Bakanlık incelemesi sonucunda tespit edilmiģ olan yönetim kurulu üyeleri ve yöneticileri baģka bir kooperatif veya birlikte ortak, temsilci, yönetici ve yönetim kurulu üyesi olamazlar. Tasfiye olan birliğin faaliyet konusu ile ilgili baģka bir birlik kurulamaz. Bakanlar Kurulu tarafından terkini uygun görülen borçlar ile tasfiye sonrasında Hazineye intikal eden varlıkları mahiyetlerine göre ilgili devlet hesaplarına kaydettirmeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu maddenin uygulanmasına ve tasfiye iģlemlerine iliģkin usul ve esaslar Hazine MüsteĢarlığının bağlı olduğu Bakanın görüģü üzerine Bakanlık tarafından sevk edilecek Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenir. MADDE 56 14/1/1982 tarihli ve 35 sayılı Ödeme Güçlüğü Ġçinde Bulunan Bankerlerin ĠĢlemleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 57 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu Ġktisadi TeĢebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesi baģlığıyla birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. TeĢebbüslerin uygulayacakları fiyatlar ve görev zararı uygulaması: MADDE TeĢebbüs, müessese ve bağlı ortaklıklar, iģletmelerinde üretilen mal ve hizmet fiyatlarını tespitte serbesttirler. 2. Hazine MüsteĢarlığının bağlı olduğu Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu; teģebbüs, müessese ve bağlı ortaklıkları faaliyet alanlarıyla ilgili olarak görevlendirebilir veya ürettikleri mal ve hizmetlerin fiyatlarını tespit edebilir. 3. Ġkinci fıkra çerçevesinde Bakanlar Kurulunca teģebbüs, müessese ve bağlı ortaklıkların ürettikleri mal ve hizmetlerin fiyatlarının satıģ fiyatının altında tespit edilmesi veya teģebbüs, müessese ve bağlı ortaklıklara faaliyet alanları ile ilgili olarak görev verilmesi hâlinde söz konusu görevler ile ilgili bu kuruluģlara ödenecek görev zararı bedeli Hazine MüsteĢarlığı bütçesine konulacak ödenekle karģılanır. 4. Görev zararı bedeline iliģkin hususlar ve bu bedelin hesaplanma yöntemi Bakanlar Kurulu kararında açıkça belirtilir. 5. Her bir görev zararı uygulamasına iliģkin usul ve esaslar Hazine MüsteĢarlığınca ilgili Bakanlığın görüģü alınarak belirlenir. 6. Görev zararı bedeli Hazine MüsteĢarlığınca teģebbüs muhasebe kayıtları esas alınarak yapılacak inceleme sonucunda tespit edilir. Hazine MüsteĢarlığının talebi üzerine, ilgili bakanlık ve/veya diğer kamu kuruluģlarının denetim personeli incelemede görevlendirilebilir. Talep edilmesi hâlinde incelemeyle ilgili her türlü bilgi ve belgenin bir örneğinin teģebbüsçe denetim personeline sunulması ve gereken kolaylığın sağlanması zorunludur. 7. Bu madde uyarınca; teģebbüs, müessese ve bağlı ortaklıkların muhasebe kayıtlarına göre gerçekleģen görev zararı bedeli; teģebbüs, müessese ve bağlı ortaklıklar tarafından yapılacak ödeme talebine istinaden, Hazine MüsteĢarlığı bütçesinde yer alan ilgili harcama tertiplerinden gider kaydedilerek ödenir. Bu ödemeler, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 35 inci maddesi hükümlerine tabi değildir. 8. Altıncı fıkra kapsamında yapılan inceleme sonucunda hesaplanan görev zararı bedeli ile Hazine MüsteĢarlığı bütçesinden yapılmıģ bulunan ödemeler arasında fark bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde taraflar yükümlülüklerini faizsiz olarak yerine getirir. Ancak, ilgili teģebbüs, müessese veya bağlı ortaklık tarafından yapılan talebin sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge ve iģlemlere iliģkin tutarları da içerdiğinin tespiti hâlinde, bu belge ve iģlemlere iliģkin olup Hazine MüsteĢarlığı tarafından teģebbüse ödenmiģ bulunan tutar, söz konusu ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme

59 Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun çerçevesinde gecikme zammı oranında faiz uygulanarak tahsil edilir. MADDE sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 36 ncı maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. 6. Maliye Bakanı, bu Kanun Hükmünde Kararnameye tabi teģebbüslerin kârlarından Hazineye tekabül eden tutarları bu Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen kısıtlamalara tabi olmaksızın, Hazine MüsteĢarlığının bağlı olduğu Bakanın teklifi üzerine genel bütçeye gelir kaydettirmeye yetkilidir. 7. Bu Kanun Hükmünde Kararnameye tabi kamu iktisadi teģebbüsleri ile Hazinenin pay sahibi olduğu diğer iģletme, Ģirket ve bankaların Hazineye tekabül eden temettü tutarları ile diğer öz kaynaklarının tamamı veya bir kısmı, ilgili teģebbüs, iģletme, Ģirket ve bankanın ödenmemiģ sermayesine ve/veya görev zararı alacaklarına mahsup edilebilir. Söz konusu mahsup iģlemlerine Hazine MüsteĢarlığının bağlı olduğu Bakan; mahsup iģlemlerini Hazine MüsteĢarlığının teklifi üzerine bütçenin gelir ve gider hesaplarıyla iliģkilendirilmeksizin mahiyetlerine göre ilgili Devlet hesaplarına kaydettirmeye Maliye Bakanı yetkilidir. MADDE sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aģağıdaki geçici madde eklenmiģtir. Türkiye ġeker Fabrikaları A.ġ. ye ait görev zararı: GEÇĠCĠ MADDE /12/2001 tarihli ve 2001/3372 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile önceki yıllar kararları kapsamında üretilen Ģekerin Türkiye ġeker Fabrikaları A.ġ. nin özelleģtirme programına alındığı tarih itibarıyla sözleģmesi ve bağlantısı yapılmıģ olan dâhilde iģleme rejimi kapsamındaki satıģlarıyla ihracatından doğan görev zararı bedeli, Türkiye ġeker Fabrikaları A.ġ. tarafından yapılacak ödeme talebine istinaden, Hazine MüsteĢarlığı tarafından yapılacak incelemeyi müteakip, Hazine MüsteĢarlığı bütçesinde yer alan ilgili harcama tertiplerinden gider kaydedilerek ödenir. Bu ödemeler, 5018 sayılı Kanunun 35 inci maddesi hükümlerine tabi değildir. MADDE 60 Bu Kanunun; a) 2, 8, 14, 22, 23 ve 42 nci maddeleri 29/6/2012 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde, b) 16 ve 17 nci maddeleri 1/1/2014 tarihinde, c) 19 uncu maddesi 1/5/2013 tarihinde, ç) 45 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yayımı tarihinden altı ay sonra, d) 52 nci maddesi 27/2/2008 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde, e) Diğer hükümleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer. MADDE 61 Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 17/4/2013 [R.G. 18 Nisan ] TÜRKĠYE CUMHURĠYETĠ HÜKÜMETĠ VE UKRAYNA BAKANLAR KURULU ARASINDA HAVA ULAġTIRMA ANLAġMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAĠR KANUN Kanun No Kabul Tarihi: 3/4/2013 MADDE 1 (1) 22 Aralık 2011 tarihinde Ankara da imzalanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Hava UlaĢtırma AnlaĢması nın onaylanması uygun bulunmuģtur. MADDE 2 (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

60 MADDE 3 (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 17/4/2013 [R.G. 18 Nisan ] YÖNETMELĠK SayıĢtay BaĢkanlığından: SAYIġTAY DENETĠM YÖNETMELĠĞĠNDE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR YÖNETMELĠK MADDE 1 17/12/2011 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan SayıĢtay Denetim Yönetmeliği nin 3 üncü maddesinde yer alan 6085 sayılı SayıĢtay Kanununun 32, 37 ve 80 inci maddelerine ibaresi 6085 sayılı SayıĢtay Kanununun 32, 35, 37 ve 80 inci maddelerine Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 35 inci maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 35 (1) Kamu idarelerinin düzenlilik ve performans denetimleri sonucunda denetim grup baģkanlıkları tarafından hazırlanan taslak denetim raporları, ilgili kamu idaresine gönderilmeden önce rapor değerlendirme komisyonları tarafından değerlendirilmek üzere BaĢkanlığa sunulur. (2) Rapor değerlendirme komisyonları, taslak raporu değerlendirilecek denetim ekibinde görev almamıģ olmak kaydıyla bir baģkan olmak üzere BaĢkanlıkça görevlendirilen üç uzman denetçiden oluģturulur. Komisyon, üye tam sayısıyla toplanır ve görüģünü oy çokluğu ile on beģ iģ günü içerisinde oluģturur. (3) Komisyon, taslak denetim raporlarını; ilgili kanunlar ile bunlara dayanarak çıkarılan tüzük, kararname, yönetmelik ve ilgili kanunlarda uygulamayı yönlendirmek üzere yetkilendirilmiģ olan kamu idareleri tarafından yapılan düzenleme ve verilen görüģlere uygunluğu yönünden değerlendirerek raporunu ilgili gruba gönderilmek üzere BaĢkanlığa sunar. Denetim ekibinin komisyon görüģüne katılmaması halinde, ilgili grup baģkanının görüģüne göre denetim ekibi tarafından düzeltilen taslak rapor ilgili kamu idaresine gönderilmesi için grup baģkanı tarafından BaĢkanlığa sunulur. (4) Taslak denetim raporları, kamu idaresi tarafından, raporun alındığı tarihten itibaren otuz gün içinde cevaplandırılır. Denetim grup baģkanlıkları kamu idareleri tarafından gönderilen cevapları da dikkate alarak denetim raporlarını düzenler. Denetim raporları, SayıĢtay dairelerinin görüģleri alınmak üzere raporun ilgili olduğu yılın bitimini takip eden mayıs ayı sonuna kadar BaĢkanlığa sunulur. Bu raporlara kamu idarelerinin cevapları ve rapor değerlendirme komisyonlarının görüģleri de eklenir. (5) Daireler, raporlar hakkındaki görüģlerini temmuz ayının on beģine kadar BaĢkanlığa sunar. Daireler denetim raporları hakkında görüģ oluģtururken, söz konusu raporların Kanunda öngörülen amaç, çerçeve ve sınırlar içinde olup olmadığı, BaĢkanlıkça çıkarılan yönetmelik, usul ve esaslar ile denetim rehberleri ve genelgelere uygunluğu yönünden inceleme yapar ve bu hususlara uygunluk taģımayan raporların düzeltilmesine iliģkin görüģünü BaĢkanlığa sunar. BaĢkanlık bu raporları görüģünü almak üzere Rapor Değerlendirme Kuruluna gönderir. (6) Rapor Değerlendirme Kurulunca merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarına iliģkin görüģ verilen denetim raporları DıĢ Denetim Genel Değerlendirme Raporu ile birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur ve bilgi ve gereği için ilgili kamu idarelerine gönderilir. Kurulca görüģ verilen mahalli idarelere ait denetim raporları ilgili mahalli idarelerin meclislerine bilgi ve gereği için gönderilir.

61 (7) Kamu iktisadi teģebbüsleri hariç olmak üzere kamu idarelerinin sermayesinin doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yarısından fazlasına sahip bulundukları kuruluģ ve ortaklıklarının denetimi, bu idarelerin denetimi ile birlikte gerçekleģtirilir ve raporlanır. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 44 üncü maddesine aģağıdaki yedinci fıkra eklenmiģtir. (7) Sorgularda denetim ekibi ile grup baģkanı arasında ifade ve Ģekil açısından oluģan görüģ farkı, grup baģkanının görüģü doğrultusunda giderilir. Esasa iliģkin oluģan görüģ farklarında ise grup baģkanı aykırı görüģünü yargılamaya esas raporda belirtir. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 59 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. b) Grubun görev kapsamındaki denetim ve inceleme faaliyetlerini planlamak, denetlenecek konu ve kurumların özellikleri ile uzmanlık ihtiyacını dikkate alarak bir ekip baģkanı eģliğinde denetim ekiplerini oluģturmak, görev dağılımını yapmak ve ekipler arasında koordinasyonu sağlamak, denetim ekipleri tarafından hazırlanan taslak denetim raporlarını ve sorguları mevzuata uygunluk yönünden incelemek, sorgularda mevzuata aykırı bulduğu hususları denetim ekibine bildirmek, hazırlanan raporların zamanında ve mevzuata uygun olarak BaĢkanlığa gönderilmesini sağlamak. MADDE 5 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 6 Bu Yönetmelik hükümlerini SayıĢtay BaĢkanı yürütür. [R.G. 18 Nisan ] TEBLĠĞ Rekabet Kurumundan: ÖZELLEġTĠRME YOLUYLA DEVRALMALARIN HUKUKĠ GEÇERLĠLĠK KAZANABĠLMELERĠ ĠÇĠN REKABET KURUMUNA YAPILACAK ÖN BĠLDĠRĠMLERDE VE ĠZĠN BAġVURULARINDA TAKĠP EDĠLECEK USUL VE ESASLAR HAKKINDA TEBLĠĞ (TEBLĠĞ NO: 2013/2) Amaç MADDE 1 (1) Bu Tebliğin amacı, 7/12/1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 7 nci maddesi ve 27 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca, ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığı veya diğer kamu kurum veya kuruluģlarınca gerçekleģtirilecek devirlerin hukuki geçerlilik kazanabilmeleri için Rekabet Kurumuna yapılacak ön bildirimlerde ve izin baģvurularında takip edilecek usul ve esasları belirlemektir. Kapsam MADDE 2 (1) AĢağıda sayılan haller hariç olmak üzere, bir teģebbüsün ortaklık paylarının ya da diğer hak ve araçların tümünün veya bir kısmının teģebbüsün üzerindeki kontrolü değiģtirecek ya da karar organlarını etkileyecek Ģekilde yahut mal veya hizmet üretimine yönelik birimlerin özelleģtirme yolu ile her türlü devri bu Tebliğ hükümlerine tabidir. (2) Bu Tebliğ kapsamı dıģında kalan haller Ģunlardır; a) Mahalli idareler dahil kamu kurum veya kuruluģları ile kamu tüzel kiģiliğine sahip eğitim kurumlarına yapılan devirler, b) Mal veya hizmet üretimine yönelik olmayan gayrimenkullerin devri, c) Yurt dıģı sermaye piyasalarında satıģlar, ç) Halka arz,

62 d) Sermaye piyasalarına iliģkin mevzuattaki hükümler saklı kalmak kaydı ile süresi 3 yılı aģmayan gecikmeli halka arzı içeren blok satıģlar, e) ÇalıĢanlara devirler, f) Borsada normal ve/veya teģebbüsün kontrolünde değiģikliğe yol açmayan özel emir ile satıģlar, g) Menkul kıymetler yatırım fonları ve/veya menkul kıymetler yatırım ortaklıklarına satıģlar, ğ) TeĢebbüsün kontrolünde değiģikliğe yol açmayan hisselerin devri. (3) Bu Tebliğ uygulamasında, kontrolün açıkça özelleģtirilecek teģebbüsün çalıģanlarında ve/veya emeklilerinde olacağı ortak giriģim ve sair organizasyonlara satıģ, kiralama, iģletme hakkının verilmesi, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi, gelir ortaklığı ve iģin gereğine uygun sair hukuki tasarruf yöntemlerinden herhangi birinin veya birkaçının birlikte uygulanması ile yapılan devirler çalıģanlara devir olarak kabul edilir. Ön bildirime tabi özelleģtirme yolu ile devralmalar MADDE 3 (1) Bu Tebliğ kapsamındaki özelleģtirme yolu ile devralma iģlemlerinde; özelleģtirilecek teģebbüs ya da mal veya hizmet üretimine yönelik birimin cirosunun 30 milyon Türk Lirasını aģması halinde, ihale Ģartlarının kamuoyuna duyurulmasından önce, Rekabet Kurumuna ön bildirimde bulunularak, rekabetçi bir yaklaģım ile özelleģtirme sonucu pazarda ortaya çıkacak sonuçlara iliģkin genel ve 4054 sayılı Kanunun 7 nci maddesi kapsamında ortaya çıkabilecek mahzurlara iliģkin spesifik unsurlara iliģkin değerlendirmeleri içerecek ve bu konularda ihale Ģartnamesinin hazırlığına esas olacak Rekabet Kurulu görüģünün alınması zorunludur. Cironun hesaplanmasında, özelleģtirilecek teģebbüs ya da mal veya hizmet üretimine yönelik birimin bir mevzuat hükmüne dayalı olarak mahalli idareler de dahil kamu kurum veya kuruluģlarına yaptığı satıģlar dikkate alınmaz. (2) Rekabet Kurulu görüģü, ilgili görüģte aksi belirtilmediği sürece 3 yıl geçerlidir. Bu sürenin bitiminden itibaren çıkılacak ihalelere iliģkin olarak yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde yeniden Rekabet Kurulu görüģünün alınması zorunludur. Ön bildirimlerde takip edilecek usul MADDE 4 (1) Bu Tebliğ kapsamında ve ön bildirime tabi özelleģtirme yolu ile devralma iģlemlerinde; özelleģtirilecek teģebbüs ya da mal veya hizmet üretimine yönelik birimin özelleģtirilmesine iliģkin ihale Ģartlarının kamuoyuna duyurulmasından önce, ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığınca Rekabet Kurumuna, Rekabet Kurulunun görüģü alınmak üzere ön bildirimde bulunulur. Ön bildirim, özelleģtirmeye konu birimin iletiģim bilgilerini, faaliyet alanını ve bu faaliyet alanına iliģkin mevcut bilgi ve belgeleri içerir. (2) Rekabet Kurulu, ön bildirimin Rekabet Kurumu kayıtlarına giriģ tarihinden itibaren 40 iģ günü içerisinde görüģünü oluģturarak ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığına bildirir. (3) Rekabet Kurulu, 24 iģ günü içerisinde oluģturulacak ilgili mesleki daire görüģünün yanı sıra, bu görüģe cevaben 6 iģ günü içerisinde ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığından alınacak görüģü de dikkate alarak, 10 iģ günü içerisinde görüģünü oluģturur. Bu sürelerden 24 ve 10 iģ günlük süreler Rekabet Kurulu Kararı ile 6 iģ günlük süre ise ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığı tasarrufu ile özelleģtirilecek teģebbüs ya da mal veya hizmet üretimine yönelik birimin ve ilgili ürün piyasasının özelliklerine bağlı olarak en fazla yarısı oranında artırılabilir. Bu takdirde, ikinci fıkrada belirtilen toplam 40 iģ günlük süre, ilave süre veya süreler kadar uzatılmıģ sayılır. (4) Rekabet Kurulu görüģünün ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığına bildirilmesinden önce, devir iģlemine iliģkin özelleģtirme yönteminde değiģiklik yapılması halinde ön bildirim baģvurusu yenilenmiģ sayılır. Bu değiģikliğin Rekabet Kurulu görüģünün ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığına bildirilmesinden sonra yapılması halinde ise, yukarıdaki süreler yarısı oranında azaltılarak uygulanır. ÖzelleĢtirme yöntemine iliģkin değiģiklik, devir iģlemini bu Tebliğ kapsamı dıģına çıkaracak nitelikte ise, bu durum ivedilikle Rekabet Kurumuna bildirilir.

63 (5) Üçüncü fıkradaki süreç iģletilmeksizin Kurul tarafından, yapılan bildirimin bu Tebliğ kapsamında ön bildirime tabi olmadığına karar verilebilir. Ġzin baģvurusuna tabi özelleģtirme yolu ile devralmalar MADDE 5 (1) Bu Tebliğ uyarınca Rekabet Kurumuna ön bildirimde bulunulması zorunlu olan özelleģtirme yolu ile devralma iģlemlerinin hukuki geçerlilik kazanabilmeleri için Rekabet Kurulundan izin alınması zorunludur. Ġzin baģvurularında takip edilecek usul MADDE 6 (1) Rekabet Kurumuna izin baģvurusu, ihale iģleminin sonuçlanmasından sonra ve fakat ÖzelleĢtirme Yüksek Kurulunun özelleģtirilecek teģebbüs ya da mal veya hizmet üretimine yönelik birimin nihai devir iģlemine iliģkin kararından önce, ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığının ÖzelleĢtirme Yüksek Kuruluna sunacağı ÖzelleĢtirme Yüksek Kurulu karar taslağında yer alacak her teklif sahibi için bağımsız dosyalar Ģeklinde yapılır. (2) Ġzin baģvurusuna iliģkin incelemenin süratle ve sağlıklı bir biçimde sonuçlandırılmasını teminen, ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığı, ihale için teklif veren tüm teģebbüs ya da teģebbüs birliklerine iliģkin kendisine ulaģan bilgi ve belgeleri ihalenin sonuçlanmasını beklemeksizin Rekabet Kurumuna iletir. Diğer hükümler MADDE 7 (1) 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 7 nci maddesine dayanılarak çıkarılan ve 7/10/2010 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Rekabet Kurulundan Ġzin Alınması Gereken BirleĢme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2010/4) in, bu Tebliğe aykırı olmayan hükümlerinin özelleģtirme yolu ile devralma iģlemlerine uygulanmasına devam edilir. (2) ÖzelleĢtirme yoluyla devirlerin ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığı dıģında diğer kamu kurum veya kuruluģlarınca gerçekleģtirilmesi halinde de bu Tebliğ hükümleri uygulanır. Bu takdirde, bu Tebliğde ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığınca yerine getirilmesi öngörülen yükümlülükler, devri gerçekleģtirecek kamu kurum veya kuruluģunca yerine getirilir. Yürürlükten kaldırılan tebliğ MADDE 8 (1) 12/9/1998 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan ÖzelleĢtirme Yoluyla Devralmaların Hukuki Geçerlilik Kazanabilmeleri Ġçin Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön Bildirimlerde ve Ġzin BaĢvurularında Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 1998/4) yürürlükten kaldırılmıģtır. Yürürlük MADDE 9 (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 10 (1) Bu Tebliğ hükümlerini Rekabet Kurumu BaĢkanı yürütür. [R.G. 18 Nisan ] KURUL KARARI Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumundan: 01/12/2012 TARĠHLĠ VE SAYILI RESMÎ GAZETE DE YAYIMLANAN 28/11/2012 TARĠHLĠ VE 7108 SAYILI ALKOL VE ALKOLLÜ ĠÇKĠ TESĠSLERĠNĠN HAĠZ OLMALARI GEREKEN TEKNĠK ġartlar, KURULMALARI, ĠġLETĠLMELERĠ VE DENETLENMELERĠNE ĠLĠġKĠN USUL VE ESASLAR HAKKINDAKĠ YÖNETMELĠĞĠN 21 ĠNCĠ MADDESĠNĠN UYGULANMASI ĠLE ĠLGĠLĠ TÜTÜN VE ALKOL PĠYASASI DÜZENLEME KURULU KARARINDA DEĞĠġĠKLĠK

64 YAPILMASINA DAĠR KURUL KARARI Karar No : 7369 Karar Tarihi : 10/4/2013 Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu; A- 01/12/2012 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan 28/11/2012 tarihli ve 7108 sayılı Kurul Kararının A maddesinin üçüncü fıkrasının Üretim izin bedeli, kendi projesine ait tesis kurma izin bedeli kadar hesaplanır. Bu Ģekilde hesaplanan üretim izin bedellerinin distile alkollü içkilerde ,00 TL yi, Ģarap ve birada 8.233,00 TL yi geçmesi halinde, maktuen bu bedeller tahsil edilir. Ģeklindeki ikinci cümlesinin yürürlükten kaldırılmasını, B- Bu Kararın Resmî Gazete de yayımlanmasını, Karar altına almıģtır. [R.G. 18 Nisan ] ANAYASA MAHKEMESĠ KARARLARI Anayasa Mahkemesi BaĢkanlığından: Esas Sayısı: 2012/65 Karar Sayısı: 2012/128 Karar Günü: ĠPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri Kemal KILIÇDAROĞLU, Mehmet Akif HAMZAÇEBĠ, Emine Ülker TARHAN ve Muharrem ĠNCE ile birlikte 121 milletvekili ĠPTAL DAVASININ KONUSU : günlü, 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanun un; 1-1. maddesiyle değiģtirilen günlü, 222 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu nun 3. maddesinin, 2-2. maddesiyle değiģtirilen 222 sayılı Kanun un 7. maddesinin, 3-3. maddesiyle değiģtirilen 222 sayılı Kanun un 9. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin, 4-7. maddesiyle değiģtirilen günlü, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu nun 22. maddesinin, 5-8. maddesiyle değiģtirilen 1739 sayılı Kanun un 24. maddesinin son cümlesinin, 6-9. maddesiyle değiģtirilen 1739 sayılı Kanun un 25. maddesinin mülga birinci fıkrasının, maddesiyle günlü, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu nun 18. maddesinin birinci fıkrasında yer alan yüzde onundan fazla ibaresinin madde metninden çıkarılmasına iliģkin hükmün, maddesiyle günlü, 4306 sayılı Kanun un geçici 1. maddesinin (A) fıkrasının (2) numaralı bendinin (c) alt bendinde yer alan sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim ibaresinin ilköğretim ve ortaöğretim Ģeklinde değiģtirilmesi ve maddede yer alan sekiz yıllık kesintisiz ibarelerinin madde metninden çıkartılmasına iliģkin hükmün, maddesiyle değiģtirilen günlü, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu nun 45. maddesinin; a- (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinin, b- (f) bendinin birinci cümlesinde yer alan ile ortaöğretimin tamamını yurt dıģında tamamlayan öğrencilerin ibaresinin,

65 maddesiyle 2547 sayılı Kanun a eklenen Geçici Madde 61 in, maddesiyle günlü, 4734 sayılı Kamu Ġhale Kanunu na eklenen Geçici Madde 13 ün, maddesiyle günlü, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu na eklenen Geçici Madde 20 nin, Anayasa nın BaĢlangıç ı ile 2., 5., 7., 11., 14., 17., 24., 27., 41., 42., 65., 87., 90., 130., 131., 153., 161., 163., 166. ve 174. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir. I- ĠPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI ĠSTEMLERĠNĠN GEREKÇESĠ Yürürlüğün durdurulması istemini de içeren günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü Ģöyledir: III. GEREKÇE Bir ülkenin eğitim sisteminde köklü değiģiklikler öngören yasal düzenlemelerin, akģamdan sabaha ani kararlar ve tarihte yaģanmıģlıklar ile hala yaģanıyor olanlara körleģtiren ideolojik saplantılarla değil, uzun araģtırma ve incelemeler ile çok yönlü ve kapsamlı tartıģmalardan sonra sorun odakları ile çözüm yollarının tüm tarafların katılımının sağlandığı katılımcı süreçler iģletilerek belirlenmesi ve pilot uygulama sonuçları değerlendirilerek yapılması gerekeceğinde hiçbir kuģku bulunmamaktadır sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan 8 yıllık kesintisiz zorunlu ilköğretim bu süreçlerden geçerek tarihli ve 4306 sayılı Kanunla yasalaģtırılmıģtır. 8 yıllık zorunlu eğitim 1946 yılına uzanan 66 yıllık tarihi bir geçmiģe sahiptir ve Türkiye nin çok partili siyasal yaģama geçtiği 1946 yılından bu yana bir Cumhuriyet projesidir tarihli ve 222 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Temel Kanununun 3 üncü maddesinde, Mecburi ilköğretim çağı, çocuğun altı yaģını bitirdiği yılın Eylül ayında baģlar, 14 yaģını bitirip 15 yaģına girdiği yılın öğretim yılı sonunda biter. denilirken; 6 ncı maddesi Ġlkokulun öğretim süresi en az beģ yıldır. Ģeklinde düzenlenerek, ilköğretimin süresinin beģ yılın üzerine çıkarılabileceği ve 7-14 yaģ arasındaki sekiz yılı kapsadığı daha 1961 yılında yasalaģtırılmıģtır tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 22 nci maddesinde, temel eğitimin 7-14 yaģlarındaki çocukların eğitimini kapsayacağı yinelendikten sonra, 24 üncü maddesinde, Temel eğitim okulları beģ yıllık birinci kademe ile üç yıllık ikinci kademe eğitim kurumlarından meydana gelir. hükmüne yer verilmiģtir. Bu bağlamda, 1739 sayılı Kanunun 24 üncü maddesine göre, temel eğitim ancak sekiz yılda tamamlanabilecek ve ancak sekiz yılın sonunda temel eğitim diploması verilecektir. Öte yandan, 1739 sayılı Kanunun 25 inci maddesinde, Temel eğitim kurumlarının birinci ve ikinci kademeleri, bağımsız okullar halinde kurulabileceği gibi, imkân ve Ģartlara göre birlikte de kurulabilir. Nüfusu az ve dağınık olan yerlerde, köyler gruplaģtırılarak merkezi durumda olan köylerde temel eğitim bölge okulları ve bunlara bağlı pansiyonlar, gruplaģtırmanın mümkün olmadığı yerlerde temel eğitim yatılı bölge okulları kurulur. ilkelerine yer verilir iken; ortaöğretimin düzenlendiği 26 ncı maddesi ise, Ortaöğretim, temel eğitime dayalı, en az üç yıllık öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar. Ģeklinde hüküm altına alınmıģtır. Nitekim, sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim, eğitim-öğretim yılında Yatılı Ġlköğretim Bölge Okullarında baģlatılmıģ; IX. Milli Eğitim ġurasında (24 Haziran-4 Temmuz 1974), Sekiz yıllık okul programı denemesi sürdürülecektir. kararına dayanılarak uygulamanın baģarılı olduğunun değerlendirme araģtırmalarıyla saptanması sonucunda,

66 1976 yılında, tüm Yatılı Ġlköğretim Bölge Okullarında sekiz yıllık Temel Eğitim Modeli nin uygulamasına geçilmiģtir. Milli Eğitim Bakanı Hasan Sağlam ın baģkanlığında (23-26 Haziran 1981) toplanan X. Milli Eğitim ġurası nın 15 inci maddesinde, Temel eğitime giriģ yaģının 7 den 6 ya indirilmesi ve zorunlu eğitimin 5 yıldan temel eğitimin tümünü kapsayacak biçimde 8 yıla çıkarılması. kararı alınmıģtır. Merhum Turgut Özal ın BaĢbakanlığındaki 48. Cumhuriyet Hükümetinin Milli Eğitim Bakanı olan Sayın Hasan Celal Güzel (21 Aralık Mart 1989) in döneminde, Haziran 1988 tarihleri arasında toplanan XII nci Millî Eğitim ġurası nda ilköğretime iliģkin olarak; Karar 4- Sekiz yıllık mecburi öğretime geçiģin, bir program ve sistem bütünlüğü içinde uygulanması, VI. Plan döneminin sonuna kadar tedricen yaygınlaģtırılması. Karar 5- Mevcut ortaokulların, ilköğretimle bütünleģtirilmesi. Karar 11- Sekiz yıllık ilköğretimin ortak ve aynı bir öğretim programına kavuģturulması; mevcut ilkokul, ortaokul farklılığının ortadan kaldırılması. Kararları alınarak, 8 yıllık kesintisiz ilköğretim, 1988 yılında Milli Eğitim ġurası kararları arasında yerini almıģtır. Sayın Prof. Dr. Tansu Çiller in BaĢbakanlığındaki 50. Cumhuriyet Hükümetinin (24 Ekim Ekim 1995) Milli Eğitim Bakanı Sayın Nevzat Ayaz tarafından sunulan Milli Eğitim Bakanlığı 1994 Bütçe Raporunda, öğrenim yılında 635 ilköğretim okulu, 3 yatılı ilköğretim bölge okulu açılmıģ, 600 ilkokul ile 161 ortaokul ilköğretim okuluna dönüģtürülmüģtür. ifadelerine yer verilerek 8 yıllık zorunlu ilköğretimin altyapısını oluģturmak (tek binada verilmesini sağlamak) üzere eğitim-öğretim yılında 635 i ilköğretim ve 3 ü yatılı ilköğretim bölge okulu olmak üzere toplam 138 yeni okul binasının hizmete açıldığı ve aynı dönemde 600 ilkokul ile 161 ortaokulun ilköğretim okuluna dönüģtürüldüğü belirtilmiģtir. Aynı Rapor da 119 u yatılı ilköğretim bölge okulu, 4149 u ilköğretim okulu olmak üzere toplam okulda öğrencinin eğitim-öğretim gördüğü bilgisi yer almıģtır. Yine, Milli Eğitim Bakanı Sayın Nevzat Ayaz tarafından TBMM ne 20 Aralık 1994 tarihinde sunulan 1995 Yılı Bütçe Raporunda, 8 yıllık zorunlu eğitim uygulamasına geçebilmek için yoğun bir çalıģma baģlatarak alt yapının hazırlanması amacıyla ilköğretim okullarının yaygınlaģtırılmasına önem ve öncelik verdik. Bu öğrenim yılında 260 ilköğretim okulu ile 6 yatılı ilköğretim bölge okulunu öğretime açtık. 397 ilkokul ile 118 ortaokulu da ilköğretim okuluna dönüģtürdük. denilerek sekiz yıllık zorunlu ilköğretimin aynı binalarda verilmesine iliģkin hazırlıkların kesintisiz devam ettiği belirtilmiģtir. Sayın Tansu Çiller in BaĢbakanlığındaki 50. Cumhuriyet Hükümeti tarafından hazırlanan ve TBMM nin tarih ve 374 Nolu Kararı ile onaylanan Yedinci BeĢ Yıllık Kalkınma Planı ( ) nın 1. EĞĠTĠM REFORMU bölümünün (b) Amaçlar, Ġlkeler ve Politikalar baģlığı altında aynen, Bu Plan döneminde okul öncesi eğitim tedricen yaygınlaģtırılacak, AB ülkelerinde asgari norm olan 9 yıllık zorunlu eğitim, bu aģamada ülkemizin tüm bölgelerinde, eğitim birliği yasası çerçevesinde 8 yıllık zorunlu temel eğitim olarak uygulamaya geçilecek ve yükseköğretime giriģte yığılmaları önlemek için ortaöğretimde yeni bir yapılanmaya gidilecektir. denilmiģtir. Sayın Tansu Çiller in BaĢbakanlığındaki 53. Cumhuriyet Hükümeti döneminde toplanan XV. Milli Eğitim ġurası (13-17 Mayıs 1996) Kararlarının Ġlköğretim ve Yönlendirme baģlığı altında, 2- Yakın bir gelecekte 5-6 yaģ okul öncesi eğitim ilköğretim bünyesine alınmalı, ilköğretim kesintisiz 8 yıllık zorunlu eğitim olarak uygulanmalı, 8 yıl sonunda tek tip diploma verilmeli, 9. sınıf liseye ya da mesleki eğitime yönlendirme yılı olmalı, böylece ilköğretimde zorunlu sistemi oluģturulmalıdır. Çocukluğun tam yaģandığı, çocukların

67 kendilerini, ailelerin de çocuklarını tanıdığı bu dönemde bulunanlar çırak yapılmamalıdır. Uzun vadede zorunlu eğitim 18 yaģını kapsayacak Ģekilde düzenlenmelidir. kararı alınmıģtır. Öte yandan, Sayın Tansu Çiller in BaĢbakanlığındaki 51. (5 Ekim Ekim 1995) ve 52. (30 Ekim Mart 1996) ile Sayın Mesut Yılmaz ın BaĢbakanlığındaki 53. (6 Mart Haziran 1996) Cumhuriyet Hükümetlerinde Milli Eğitim Bakanlığı yapan Sayın Turhan Tayan ın Milli Eğitim Bakanlığı 1996 Yılı Bütçe Raporunun SunuĢ unda, 8 yıllık zorunlu eğitim uygulamasına geçebilmek için yoğun bir çalıģma baģlatılmıģ, zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılmasını öngören kanun tasarıları hazırlanmıģtır. açıklaması yer almıģtır. Bu bağlamda, 28 ġubat 1997 tarihinde alınan Milli Güvenlik Kurulu Kararlarının esamisinin okunmadığı bir zamanda, 8 yıllık zorunlu ve kesintisiz ilköğretime iliģkin yasa tasarıları dahi hazırlanmıģ bulunmaktadır. Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan ın BaĢbakanlığındaki 54. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinde (28 Haziran Haziran 1997) Milli Eğitim Bakanlığı yapan Sayın Prof. Dr. Mehmet Sağlam, TBMM ye sunduğu 1997 Bütçe Raporunun sunuģ konuģmasında, ilköğretimde öğrenim programları ile ders kitaplarını 8 yıllık bütünlük içerisinde soyut, gereksiz ve geçersiz bilgilerden arındırarak bilime, çağa ve ülkemiz ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlemek ten söz etmiģ; Rapor da ise, bir yandan Zorunlu eğitim süresinin 2000 yılına kadar 8, ondan sonra 11 yıla çıkarılması, eğitimde en öncelikli konudur. Bu amaçla 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile 222 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanununda değiģiklik öngören Kanun Tasarıları hazırlanmıģtır. Ģeklinde bir önceki yıl Raporundaki ifadeler yinelenirken; diğer yandan 8 yıllık zorunlu eğitim uygulamasına geçebilmek için yoğun bir çalıģma baģlatılmıģ ve alt yapının hazırlanması amacıyla ilköğretim okullarının yaygınlaģtırılmasına önem ve öncelik verilmiģtir. denilmiģtir. Refah Partisi ile Doğruyol Partisi koalisyonundan oluģan ve Refah-Yol olarak isimlendirilen 54. Cumhuriyet Hükümetinin hazırlanmıģ olan tasarıyı yasalaģtıramadan 30 Haziran 1997 tarihinde istifa etmesi üzerine, Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti ve Demokrat Türkiye Partisinin koalisyon yaparak Sayın Mesut Yılmaz ın BaĢbakanlığında kurulan 55. Cumhuriyet Hükümeti döneminde ise, 1946 yılından bu yana hedeflenen ve resmi dokümanlardaki seyrine yukarıda yer verilen 8 yıllık kesintisiz zorunlu ilköğretime tarihli ve 4306 sayılı Kanunla geçilmiģtir. Oysa, 8 yıllık kesintisiz zorunlu ilköğretime son veren yasal düzenlemeyi Siyasal iktidar kanun tasarısı yoluyla değil, kanun teklifi yoluyla getirerek, asgari katılımın sağlanması ve taraf kurumların görüģlerinin alınmasını dahi engellemeyi tercih etmiģtir. Türkiye nin akademik ve bilimsel yeterliliği ile yetkinliğinden kuģku duyulmayan köklü üniversitelerinin eğitim fakülteleri, her türlü baskı, ötekileģtirme ve sindirmeye maruz kalma riskine rağmen, mesleki sorumlulukları ile akademik ve bilimsel tarafsızlığın asgari gerekleri doğrultusunda, Adalet ve Kalkınma Partili 5 Milletvekilinin verdiği Kanun Teklifi hakkında kamuoyuna ve ilgili makamlara görüģ bildirmiģlerdir. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Fakülte Kurulu tarafından yapılan açıklamada özetle; Önerilen modeli eğitim hakkına eriģimi engellemektedir. ( ) Kanun teklifi, 8 yıllık temel eğitimi fiilen 4 yıla indirerek kız çocuklarının, yoksul çocukların, köy çocuklarının ve engelli çocukların üst öğrenime devam etme olanaklarını ortadan kaldırmaktadır. Tasarı, çocuk iģçiliğini, toplumsal cinsiyet eģitsizliği ve ayrımcılığı, sınıfsal ayrıģmayı, köy-kent kutuplaģmasını teģvik etmekte, çocukların toplumsallaģarak bütünsel ve çok yönlü geliģiminin önünü kapamaktadır. ( ) Zorunlu ilköğretime baģlama yaģının 1 yıl erkene alınması ve bunun sonucu olarak okulöncesi eğitimin zorunlu eğitim dıģına çıkarılması çocuğun geliģim ve eğitimine iliģkin bilimsel verilere uygun değildir. Bu yaģ çocuklarının çoğu öz bakım gereksinimlerini bile kendileri karģılayabilecek, temel eğitime hazır olmalarını sağlayan fiziksel ve zihinsel geliģimi gösterecek düzeyde olmayabilir. Daha önce denenmiģ ve sakıncaları nedeniyle vazgeçilmiģ olan bu yaklaģımın yeniden gündeme getirilmesi uygun

68 değildir. Okul öncesi eğitime verilen önem ve sağlanan geliģmeler göz ardı edilmeyerek okul öncesi eğitim (60-72 ay) zorunlu temel eğitim kapsamında ele alınmalı, ancak 72 ayını tamamlamıģ çocuklar ilköğretime baģlamalıdır. Mesleki yöneltmenin erkene alınması sakıncalıdır. Çocukların yetenek, ilgi, özellik ve değerlerini tanıyarak yaģam hedefleri ve beklentilerinin belirgin ve tutarlı hale gelmesi ancak ergenlik döneminin sonunda gerçekleģebilmektedir. Bu nedenle erken tercih sakıncalıdır. ( ) Önerilen sistem mevcut öğretmen yetiģtirme koģullarına uygun değildir. Mevcut öğretmen yetiģtirme sistemi içinde okul öncesi dönem, 1-5. sınıflar, 6-8. sınıflar, sınıfların öğretmenleri farklı bölümlerde ve farklı pedagojik ilkelerle yetiģtirilmektedir. ( ) Her yaģ grubunun özellikleri farklı pedagojik ilkeleri gerektirmektedir. Ġlk dört sınıfın öğretmeninin hem okul öncesi hem sınıf öğretmeni olarak görev yapması sakıncalıdır. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi GörüĢünde özetle; Okulöncesi eğitimin tüm çağ nüfusuna zorunlu olarak iletilmemesi, okullaģma süreçlerine hazırlık açısından alt sosyoekonomik düzeyden gelen çocuklar aleyhine, onarılması güç eģitsizlikler oluģturacaktır. Yeni taslakta 1 inci sınıf yaģı bir yıl öne alınmaktadır. Böylece, ay çocukları, okulöncesi eğitime değil, 1 inci sınıfa alınacaktır. Bu uygulama pedagojik açıdan sakıncalıdır. Bu yaģ çocukları, daha somut iģlemler dönemine geçmediği için 1 inci sınıf becerileri arasında bulunan okuma-yazma, basit sayısal değerlendirme ve iģlemleri yapabilecek biliģsel düzeyde değildir. Müfredatı değiģtirmek ise 1 inci sınıfta etkinlikle verebileceğimiz bu becerileri bir yıl erteleme durumunu yaratacak ve ilköğretimin 1 inci sınıfına ait olmayan becerileri bu sınıfa taģıyacaktır. O zaman, içerik açısından model haline gelecektir. Böyle bir sistem oluģumu, bilimsel açıdan sakıncalı olduğu gibi aynı zamanda hiçbir ülkede bulunmayan anlaģılmaz bir bölünmeyi oluģturacaktır. Önerilen modelinin ilk kademesi olan 4 yıllık eğitim kavramı hiçbir bilimsel temele dayanmamaktadır. Bilimsel araģtırmalara göre çağ nüfusu biliģsel geliģim açısından ayrıģtırıldığında, 7-11 yaģ somut iģlemler, 12 yaģ üstü ise soyut iģlemler dönemi olarak belirlenmiģtir. Dördüncü sınıftaki bir çocuğun, somut iģlemler döneminin tam ortasındayken ilköğretimin ikinci kademesine geçmesi, bilimsel veriler ve bulgulara ters düģmektedir. Ġlköğretim eğer iki aģamaya bölünecekse, bunun bilimsel veriler ıģığında yapılması ve ülkemizin daha önceki deneyimlerinin üzerine inģa edilmesi kuvvetle önerilmektedir Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fakülte Kurulu GörüĢünde özetle; ilköğretime baģlama yaģı bir yıl öne (beģ yaģ = 60 ay) alınmakta ve okul öncesi eğitime vurgu yapılmamaktadır. ( ) Yurtiçi ve yurtdıģında yapılan bilimsel çalıģmaların sonuçları, okul öncesi eğitim almıģ çocukların, bu eğitimi almamıģ akranlarına kıyasla hem ilköğretime daha iyi uyum sağladıklarını hem de üst öğrenim basamaklarında daha baģarılı olduklarını göstermektedir. Dolayısıyla, genel olarak Dünyadaki birçok ülkede en az 72 aylık çocukların ilköğretime baģlatılmaları ve ilköğretim öncesinde okul öncesi eğitim uygulamaları bir tesadüf değildir. Kaldı ki; eğitim-öğretim yıllarında beģ yaģ çocuklarının ilköğretime alınmalarının denendiği ve bu uygulamanın baģarısızlıkla sonuçlandığı da bilinmektedir. ( ) Ayrıca, bu uygulama, birinci sınıfta 60 ve 72 aylık çocukların aynı sınıfta eğitilmelerini de gerektirecektir. Oysa 60 ve 72 aylık çocuklar zihinsel, bedensel, sosyalduygusal ve kiģilik özellikleri bakımından birbirinden oldukça farklıdır ve çocuğun, bütün yönleriyle hızla geliģmekte olduğu çocukluk yıllarında, çocuklar arasındaki üç ay gibi bir süre bile çok önemli bir farklılık olarak görülmektedir. ( ) temel eğitim, iyi bir yurttaģ yetiģtirme, bireylere yurttaģlık kültürü kazandırma sürecidir. Bu nedenle, temel eğitim kesintili olamaz, tüm bireyler için ortak olmalı ve örgün eğitim kurumlarında gerçekleģtirilmelidir. Önerilen kesintili eğitim sürecinde, ilköğretimin ikinci kademesinde okul türlerinin çeģitlenmesi birinci kademeden sonra bir seçme ve yerleģtirme sınavının da yapılacağı anlamına gelmektedir. Böylece çocuklarımız sınav kaygısını daha erken yaģlarda yaģayacaklar ve bu sınava hazırlanmak için dershanelerle daha erken tanıģacaklardır ( ) küçük yaģtakilerin üst

69 sınıflardaki öğrencilerin olumsuz davranıģlarına maruz kalmalarını önlemek amacıyla, tüm bireyler için ortak, zorunlu ve kesintisiz eğitim sistemi içinde, ilköğretim Sınıflar ile Sınıflar eğitimlerini farklı mekanlarda sürdürebilir. ODTÜ Eğitim Fakültesi GörüĢünde kısaca; 5 yaģ grubu için okul öncesi eğitim zorunlu eğitim kapsamına alınmalıdır. Okul öncesi eğitim, ülkemizdeki sosyoekonomik eģitsizlik ve farklılıkların azaltılması, özellikle düģük sosyoekonomik çevrelerden gelen çocukların okulda daha fazla kalmasının sağlanması ve okuldaki baģarısının arttırılması, yükseköğretime devam etmesi ve iģ yaģamlarında daha etkili ve verimli olmaları için gereklidir. Beyin araģtırmaları, okul öncesi eğitimin çocukların beyin kapasitelerini geliģtirdiğini, çocukların duygusal, zihinsel, motor ve dil geliģimlerine önemli katkı sağladığını, çocukların ilköğretime daha kolay uyum sağlayarak ileriki eğitim aģamalarında daha baģarılı olmalarına yardımcı olduğunu göstermektedir. ( ) Ġlköğretime baģlama yaģı 6 yaģ (72 ay) olmalıdır. ( ) Çocukta hafızayı öğrenme amacıyla etkili kullanma, mantıklı düģünme, yorum, bir iģi baģından sonuna gerçekleģtirebilme yetileri altı yıldan sonra gerçekleģir. Altı yaģ öncesi çocuğun beynindeki biliģsel yapılar okul temelli akademik öğrenme için henüz geliģmiģ değildir. Altı yaģ öncesi dönemde dikkat süresi kısa olduğu için okullardaki 40 dakikalık derslerde bu çocukların oturmaları ve dikkatlerini derse vermeleri mümkün değildir. Bu nedenle çocukların dikkat dağınıklığı, disiplinsizlik, dinleme bozukluğu gibi etiketlendirmelere maruz kalmaları ve bu durumun sonraki eğitim yaģantılarını derinden etkilemesi olasıdır. Ġlköğretime baģlama yaģının belirlenmesi konusunda çocuğun zihinsel geliģimi yanında fiziksel, sosyal ve psikolojik geliģimini de dikkate almak gerekir. ( ) 6 yaģ öncesi çocukların okumayı öğrenmeleri, bu çocukların ilköğretime baģlamak için yeterli zihinsel, fiziksel, sosyal ve psikolojik olgunluğa ulaģtığı anlamına gelmez. Literatür erken yaģta ilköğretime baģlayan çocukların ilk yıllarda olmasa bile 4. ve 5. sınıftan itibaren akademik geliģme açısında sorunlar yaģadığını ortaya koymaktadır. Dünyadaki ülkelerin büyük çoğunluğunda çocuklar ilköğretime 6 yaģında baģlamaktadır. Ġskandinav ülkelerinde çocuklar 7 yaģında (84 ay) ilköğretime baģlarlar ve eğitimde aldıkları baģarılı sonuçlar ortadadır. ( ) Sonuç olarak, ülkemizde ilköğretime baģlama yaģı 6 (72 ay) olarak yıllardır uygulanmaktadır ve bununla ilgili bir sorun yaģandığı konusunda bilimsel veriler yoktur. Bu nedenle okula baģlama yaģının 6 olarak devam etmesi önerilmektedir. Ġlköğretimin ilk kademesi en az 5 yıl olarak düzenlenmelidir. Kanun teklifinde 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim 4 yıllık iki kademeye ayrılmaktadır. Ġlk kademenin neden 4 yıl olduğuna iliģkin teklifte bir gerekçe yer almamaktadır. Bu sürenin 4 yılla sınırlandırılmasının bilimsel bir temeli olmadığı gibi, geliģmiģ ülkelerde de görülen yaygın bir uygulama değildir. Birçok ülkede ilköğretimin kademelendirilmesinde 5+3, 6+2, 6+3 modelleri kullanılmaktadır. Bu tür bir kademelendirme geliģimle ilgili bilimsel ilkelere de aykırıdır. GeliĢimle ilgili bilimsel veriler çocukların somut iģlem dönemini 6-11 yaģ olarak ortaya koymaktadır. 12 yaģtan itibaren çocuklar soyut iģlem dönemine geçtikleri için öğrendikleri kavramların ve becerilerin düzeyinde bir farklılık olması doğaldır. 4+4 modelinin ilk kademesi çocukların somut iģlem döneminin ortasına denk gelmektedir. Bu modele bir de zorunlu eğitime baģlama yaģının 5 e alınması teklifi eklendiği zaman çocukların geliģimsel olarak bir dönemi tamamlayamadan ilk kademeden mezun olmaları (9 ya da 10 yaģında) ve daha soyut ve üst düzey eğitim vermeyi amaçlayan ikinci kademeye gitmeleri anlamına gelecektir Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi GörüĢünde; Ġlgili kanun teklifi; Temel eğitimi, - dünyadaki örneklerin aksine Ģeklinde, program ve okul türleri açısından farklı öğretim programlarına dayalı olarak yapılandırmaktadır. Ġlgileri ve yetenekleri henüz ayrıģmamıģ, somut iģlemler dönemini tamamlamamıģ, mesleklere yönelik tutum ve ilgileri geliģmemiģ olan öğrencileri dördüncü sınıfın sonunda yönlendirmektedir denilmektedir.

70 Eğitim, bir ülkenin veya bir toplumun geleceğini belirleyen, yarınlarına yön veren, adeta kaderini tayin eden en önemli etmendir. Bunun için bilimsel esaslara dayanması gerekir. Türkiye nin köklü ve saygın üniversitelerinin eğitim fakülteleri ise yukarıda yer verildiği üzere çekincelerini dile getirmiģlerdir sayılı Kanunla 222, 1739 ve 4306 sayılı Kanunlarda yapılan değiģikliklerle, zorunlu temel eğitimi 6 yaģın tamamlanmasından (72-84 ay arası), 5 yaģın tamamlanmasına (60-72 ay arası) çeken; kesintisiz sekiz yıl süren zorunlu temel eğitimi, 4 yıl ilkokul ve 4 yıl ortaokul Ģeklinde iki kademeli hale getirerek, ilkokulu bitirme ve ortaokula baģlama yaģını den 9-10 yaģa çekip, somut iģlem çağının ortasında olan çocukları temel eğitimin ikinci kademesine atlatarak mesleki yönlendirmenin yanında soyut bilgilerle karģı karģıya bırakan düzenlemelerin çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına uygun olmadığını bilimsel gerekleri ve gerekçeleriyle birlikte tüm açıklığı içinde ortaya koymuģlardır. Türkiye deki hiçbir üniversite, hiçbir eğitim fakültesi, hiçbir eğitim bilimci, hiçbir eğitim psikoloğu, hiçbir eğitim sosyoloğu, hiçbir pedagog, hiçbir çocuk geliģimcisi yapılan düzenlemelerin, çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına uygun olduğuna yönelik hiçbir açıklama yapmamıģ; hiçbir bilim insanı yapılanların yanında yer almamıģtır. Bütün bu bilimsel verilere rağmen toplumsal mutabakat sağlanmadan üstelik bir teklifle getirilen dayatma ile tüm eğitim sisteminin değiģtirilmesi saklı bir amaca iģaret etmektedir. Bu açıklamalardan sonra; 1) tarihli 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu Ġle Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesi ile değiģtirilen 222 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanununun 3 üncü maddesi ile yine tarihli 6287 Sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu Ġle Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun 7 nci maddesi ile değiģtirilen 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 22 nci maddesinin Anayasaya aykırılığı: Pedagojik açıdan beģ yaģını bitirmiģ bir çocuğun biliģsel ve fiziksel geliģimi, ilköğretimin gereklerini henüz karģılamaktan oldukça uzaktır. Ayrıca dünyadaki birçok geliģmiģ ülkede en az 72 aylık çocukların ilköğretime baģlatılmaları ve ilköğretim öncesinde de, zorunlu okul öncesi eğitime tabi tutulmaları bir tesadüf değildir. Tüm bilimsel çalıģmalarca da ispatlandığı üzere; okul öncesi eğitim almıģ çocukların, bu eğitimi almamıģ yaģıtlarına kıyasla, hem sosyal hem de okul hayatlarında, daha baģarılı oldukları herkesçe kabul edildiği halde, bu gerçeği yadsıyarak okul öncesi eğitimi zorunlu olmaktan çıkarmak hiçbir bilimsel eğitim reformuyla açıklanamaz. Çocukların okul öncesi eğitim almaları gereken bir yaģta, ilköğretime baģlamalarını öngören bu yasa her Ģeyden evvel Uluslararası Çocuk Hakları SözleĢmesine istinaden Anayasanın 90 ıncı maddesine tamamen aykırıdır. Tüm geliģmiģ ülkelerce okul öncesi eğitimin çocukların diğer kademelerdeki baģarısı için çok temel bir süreç olduğu artık hiçbir Ģüpheye yer bırakmayacak Ģekilde kabul edilmiģken, ülkemizde halen 5 yaģını bitirmiģ çocukların okul öncesi eğitim yerine ilköğretime baģlatılmaları bu kanuni düzenlemenin bilimsel temellerden tamamen uzak, yeterli inceleme ve araģtırma yapılmadan, çocukların yararı gözetilmeden çıkarıldığının çok açık bir göstergesidir. Bir yandan ilköğretim çağı, 6-14 yaģ grubu çocuklardan, 5-13 yaģ grubu çocuklara dönüģtürülür ve ilköğretime baģlama 6 yaģın tamamlanmasından [6 yaģın bitirildiği yılın eylül ayı sonu (72-84 ay arası)], 5 yaģın tamamlanmasına [5 yaģın bitirildiği yılın Eylül ayı sonu (60-72 ay arası)] çekilirken; diğer yandan (5+3) Ģeklinde iģleyen ve kesintisiz 8 yıl süren ilköğretim, 4 yıl ilkokul ve 4 yıl ortaokul Ģeklinde iki kademeli hale getirilerek; ilkokulu bitirme ve ortaokula baģlama yaģı den 9-10 yaģa çekilmiģtir.

71 Söz konusu köklü değiģikliklerle ilgili olarak, AKP Grup BaĢkan Vekilleri tarafından verilen Kanun Teklifinin Genel Gerekçesinde, zorunlu eğitimin kesintisiz gerçekleģtirilmesi sağlıklı ve verimli bir eğitim ortamının oluģturulması adına ciddi sorunlara neden olmuģ ve olmaktadır. denilerek; ABD, Ġngiltere, Fransa, Almanya ve Japonya örneklerine yer verildikten sonra ciddi sorunlar konusunda, 6 yaģında henüz okumayazma öğrenme aģamasında bulunan ve hayata iliģkin temel kavramların çoğundan habersiz bir çocuk ile yaģlarında fiziksel ve ruhsal kimliğinin Ģekillenme aģamasındaki sancıları yaģayan bir ergenlik dönemi öğrencisini aynı okul ortamında bulundurmanın kaçınılmaz olarak neden olduğu sorunları teģhis etmek gerekmektedir. denilerek, ilkokul öğrencileri ile ortaokul öğrencilerinin aynı mekanı paylaģmalarının yol açacağı psiko-sosyal sorunlara vurgu yapılmakta; özellikle kırsal kesimde kesintisiz eğitim nedeniyle pek çok köy okulunun iģlevsiz kalıģına, fizikî Ģartların yetersizliği nedeniyle yaģanan sorunlara, küçük yaģlardaki öğrencilerin yatılı bölge okullarında ya da taģımalı eğitim için tahsis edilen servislerin kat ettiği uzun mesafelerde çektikleri eziyetlere de dikkat çekmek gerekmektedir. denilerek kırsal kesimdeki ilkokulların iģlevsiz kaldığı ve bunun öğrencileri ya yatılı ilköğretim bölge okullarına ya da taģımalı eğitime zorladığı üzerinde durulmakta; son olarak da Kesintisiz eğitimin neden olduğu önemli olumsuzlukların bir diğerini ise bu uygulamanın mesleki eğitime vurduğu darbe oluģturmaktadır. denildikten sonra 18 inci Milli Eğitim ġurasında zorunlu eğitimin öğrencilerin yaģ grupları ve bireysel farklılıkları göz önünde bulundurularak 1 yıl okul öncesi eğitim, 4 yıl temel eğitim, 4 yıl yönlendirme ve ortaöğretime hazırlık eğitimi ve 4 yıl ortaöğretim olmak üzere, öğrencilere farklı ortamlarda eğitim almaya fırsat verecek Ģekilde 13 yıl olarak düzenlenmesi Ģeklinde karar alındığı belirtilmektedir. Genel Gerekçe de örnek verilen ülkeler sistemiyle yasalaģan Teklifteki hükümlerin uyuģmadığını ve verilen örneklerin de Almanya dıģında doğru olmadığını belirtmek gerekir. Öte yandan, ilköğretimin ilk evresi ile son evresinde bulunan çocukların aynı ortamları paylaģmalarının, öğrencilerin psiko-sosyal davranıģlarında ne gibi olumsuzluklara yol açtığına yönelik elde yeterli ya da yetersiz düzeyde her hangi bir bilimsel çalıģma olmamasına rağmen; olması durumunda dahi bu durum ilköğretimin 5 yaģında baģlatılmasına 9-10 yaģlarında ve somut iģlem çağındaki çocuklara soyut bilgilerin aktarılmasına ve 9-10 yaģlarındaki çocukların mesleğe yönlendirilmelerine gerekçe oluģturamaz. Böyle bir sorun var ise bunun çözümü, 8 yıllık kesintisiz ilköğretimin ilk evresinde olan çocuklar ile son evresinde olan çocukların eğitim-öğretim gördükleri ortamları farklılaģtırmak olabilir. Ġptali istenen düzenlemelerde, ilköğretimin çocuğun 5 yaģını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda baģlayacağı (60 ay) ve 13 yaģını bitirip 14 yaģına girdiği yılın öğretim yılı sonunda biteceği kuralına yer verilmiģtir. Ġlköğretime baģlama yaģı, hem çocuğun okuma-yazma becerisini kazanabilecek fiziksel ve bedensel geliģmiģliğe sahipliği, hem de basit matematiksel değerlendirme ve iģlemleri yapabilecek sosyal, duyusal ve biliģsel olgunluğa eriģmiģliği açısından hayati derecede önem taģımaktadır. BeĢ yaģ çocukları, öncelikle fiziksel, bedensel ve kiģilik özellikleri olarak ilköğretim programlarına hazır değillerdir. Önemli bir kısmı uzun süre tuvalet ihtiyacını karģılayabilme, kendini temizleyebilme, yakınının veya bir yetiģkinin ilgi, destek ya da yardımı olmaksızın ihtiyaçlarını ifade edebilme, yemeğini yiyebilme vb. becerileri henüz kazanamamıģlardır. BeĢ yaģ çocuklarının kas geliģimleri, ilköğretimin birinci sınıf programında yer alan yazı yazma ve diğer çalıģmalar için yeterli değildir. Okul öncesi eğitime katılmamıģ çocuklarda bu özellikler daha belirgindir. Sosyal ve duyusal özellikleri açıdan beģ yaģ çocuklarının tamamına yakını 40 dakika boyunca dikkatini toplayabilme, dersi takip edebilme ve bir sınıfta oturabilme durumundan uzaktır.

72 BiliĢsel ve zihinsel açıdan beģ yaģ çocukları, hayal ile gerçeği birbirinden ayırt edemediklerinden daha somut iģlem çağına girmemiģlerdir. Dil geliģimleri, okuma-yazma ve basit sayısal iģlem ve değerlendirmeleri yapabilecek düzeyde geliģmemiģtir. Çocukların yaģamlarındaki en önemli dönüm noktalarından biri ilköğretime baģlamadır. Bu nedenle eğitim süreci, kiģilerin geleceğinde çok önemli bir yere ve iģleve sahiptir. Çocukların ilköğretim programına uyum sağlayamamaktan veya öz bakım yetersizliği, dikkat dağınıklığı, disiplinsizlik, ifade ve dinleme bozukluğu gibi yaģının gereği tutum ve davranıģlardan kaynaklanan olumsuz etiketlendirmelere maruz kalmaları, okula, öğrenmeye, öğretmene veya derse karģı önyargı oluģturmalarına ve giderek ileriye ket vurmalarına yol açarak sonraki yaģamlarını derinden etkileme gücüne sahiptir. BeĢ yaģ çocukları oyun çağındadırlar ve dolayısıyla yerleri okulöncesi eğitim kurumlarıdır. Ġlköğretim 1. sınıfı ile okulöncesi eğitim kurumlarındaki beģ yaģ çocuklarının sınıfları arasındaki farklar o derece belirgindir ki eğitimci olmayan sıradan kiģiler dahi bunun ayrımına varabilirler. BeĢ yaģ çocukları sosyal kural ve normları oyun içinde deneyimleyerek içselleģtirdiklerinden, eğitim araç ve gereçleri oyuncaklardan oluģur. El ve parmak kaslarını geliģtirmeye yönelik kalem tutma, çizgi çizme, resim yapma eğitimin bir uzantısı olarak değil, oyunun bir parçası Ģeklinde verilir. Okulöncesi eğitim kurumlarında çocuğun özgür iradesine dayalı kendi kuralları, ilköğretimin birinci sınıfında ise ilköğretimin belirlenmiģ kuralları geçerlidir. Okulöncesi çağdaki çocukların ilköğretime baģlatılmaları durumunda Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi GörüĢünde de belirtildiği üzere müfredatı değiģtirmek ve hukuken Ģeklinde olan modeli içerik olarak Ģekline dönüģtürmek gerekecektir. Yasayla düzenlenmiģ bir alanın idari düzenlemelerle değiģtirilmesi, hukuk devleti ilkesine göre mümkün olmamakla birlikte, değiģtirilmesi dahi sorunu çözmeye yetmemektedir. Çünkü, eğitim-öğretim yılında ilköğretim 1. sınıfa yasal olarak ay aralığındaki çocuklar kaydolacaklardır. Çocuk geliģiminde iki ay dahi önemli iken aralarında iki yaģ fark bulunan ve dolayısıyla bedensel, zihinsel, biliģsel, sosyal ve duyusal özellikleri birbirinden farklılaģmıģ olan çocukların aynı sınıfa devam etmelerindeki eğitim bilimiyle bağdaģmazlık bir yana, ay aralığındaki çocukların ilköğretim 1 nci sınıf programına alınmasındaki bilimdıģılık, bu defa ay aralığındaki çocukların ay aralığındaki çocuklar için oluģturulmuģ okulöncesi eğitim müfredatına tabi tutulmalarında ortaya çıkacak ve bu durum diğer olumsuzluklar bir yana ay çocuklarının 1 yılının heba olmasıyla sonuçlanacaktır. Ayrıca, üniversitelerdeki mevcut öğretmen yetiģtirme sistemi, okul öncesi dönem (anaokulu/anasınıfı öğretmenliği), 1-5. sınıflar (sınıf öğretmenliği), 6-8. sınıflar (branģ dersleri öğretmenliği), sınıflar (lise öğretmenliği) esasına dayanmakta ve bu öğretmenler üniversitelerin farklı bölümlerinde ve çocuğun geliģim evresine uygun farklı pedagojik ilkeler temelinde yetiģtirilmektedirler. Somut iģlem çağında bulunan çocukların bedensel ve psiko-sosyal geliģmiģlik düzeyine uygun pedagojik formasyon eğitimi almıģ bir sınıf öğretmenine, daha hayalle gerçeği ayırma yetisini kazanamamıģ okulöncesi çağ çocuklarının öğretmenliği yaptırılamayacağı gibi, okulöncesi çağ çocuklarının geliģme düzeylerine uygun pedagojik ilkeler temelinde yetiģtirilmiģ bir anasınıfı öğretmenine de sınıf öğretmenliği yaptırılamayacağı açıktır. Kaldı ki eğitimin 8 yıl üzerinden verildiği okullar 1972 yılında Yatılı Ġlköğretim Bölge Okulları ile baģlamıģ ve ilköğretim okulları ile devam etmiģtir. Bu bağlamda, 40 yıllık bir geçmiģi vardır. Bu güne kadar 6 yaģındaki çocukların yaģlarındaki çocuklarla aynı binalarda eğitim görmesi, bir sorun olarak görülmemiģ; sorun olarak görülmediği için de büyük çocukların küçük çocuklar üzerinde ne türden olumsuzluklara yol açtıklarına/açacaklarına iliģkin bilimsel çalıģmalar yapılmamıģtır. Buna karģın, 6-11

73 yaģındaki çocukların yaģındaki çocuklarla aynı binalarda eğitim görmelerinin, büyüklerde küçükleri korumak, küçüklere ağabeylik/ablalık yapmak, yol göstermek, örnek olmak; küçüklerin de büyüklere saygı duymak, onlara öykünerek ve onları örnek alarak onlar gibi olmaya çalıģmak vb. psiko-sosyal yararları ile sınıf öğretmenleri ile branģ öğretmenleri arasında çok yönlü bilgi ve deneyim paylaģımı; çocuğun geliģiminin uzun dönemli bir periyotta gözlenerek ilgi, yeti ve becerilerinin çok yönlü ve kapsamlı olarak saptanması gibi eğitsel faydaları vardır. Kaldı ki, 60 aylık çocukların ilköğretime baģlatılamayacağı 6278 sayılı yasa çıktıktan sonra net bir Ģekilde anlaģılmıģtır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan idari düzenlemelerle ay çocukların zorunlu, ay arasındaki çocukların ailelerin isteğiyle ilköğretime baģlatılması, ay arasındaki çocukların ise okula baģlatılmaması için Mili Eğitim Bakanlığı na bağlı geliģim uzmanlarından okula baģlaması uygun değildir Ģeklinde rapor alınması zorunlu tutulmuģ, raporsuz baģlatmayan ailelere ise cezai yaptırımlar öngörülerek soruna hukuksal olmayan çözümler üretilmeye çalıģılmıģtır. Kaynağını 6278 sayılı Yasadan veya baģka bir yasadan almayan söz konusu idari düzenlemeler, yeni hukuksuzluklar yanında öğrenciler arasında eģitsizliğe yol açabilecek durumların ortaya çıkmasına neden olacaktır. Anayasanın 2 nci maddesinde, hukuk devleti ilkesi Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılmıģ; 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında yasa önünde eģitlik ilkesine yer verilmiģ; ikinci fıkrasında kadınlar ile erkeklerin eģit haklara sahip olduğu kurala bağlanmıģ; üçüncü fıkrasında çocuklar lehine alınacak önlemlerin eģitlik ilkesine aykırı sayılamayacağı belirtilmiģ; 41 inci maddesinin son fıkrasında, devletin her türlü istismara karģı çocukları koruyucu önlemleri alması öngörülmüģ; 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında ise Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir hükmüne yer verilirken; üçüncü fıkrasında ise eğitim ve öğretimin çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına göre yapılacağı hüküm altına alınmıģtır. Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve iģlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliģtirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinde olan devlettir. Anayasa Mahkemesinin E.1985/1, K.1986/4 sayılı Kararında Yasa koyucuya verilen düzenleme yetkisi, hiçbir Ģekilde kamu yararını ortadan kaldıracak veya engelleyecek... biçimde kullanılamaz denilmektedir. Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devletinin unsurlarından biri de, vatandaģlarına hukuk güvenliği sağlamasıdır. Hukuk güvenliği, kurallarda belirlilik ve öngörülebilirlik gerektirir. Hukuk devletinde yargı denetiminin sağlanabilmesi için yönetimin görev ve yetkilerinin sınırının yasalarda açıkça gösterilmesi bir zorunluluktur sayılı Yasada çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına aykırı olarak 60 aylık çocukların ilköğretime baģlatılması, bunun mümkün olmayacağının anlaģılması üzerine Milli Eğitim Bakanlığının idari düzenlemelerle sorunu çözmeye çalıģırken yeni sorun odakları yaratması, iptali istenen düzenlemelerde kamu yararının olmadığını, hukuki güvenliğin temelinde yatan belirlilik ve öngörülebilirlik unsurlarını taģımadığını açık bir Ģekilde ortaya koyduğundan iptali istenen düzenlemeler Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Öte yandan, hem Anayasanın 7 nci maddesinde yer alan yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi hem de Anayasanın 42 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir hükmü ülkemizin geleceği ve çocuklarımızın eğitimi konusunda detay olarak görülen ancak, çocukların geleceği açısından

74 hayati öneme sahip diğer düzenlemelerin kanunla değil de idari düzenlemelere konu oluģturacak olması Anayasanın 42 nci maddesinin açık hükmü karģısında Anayasanın 7 nci ve 87 nci maddeleri karģısında koruma göremez. Anayasanın 42 nci maddesinde ve daha pek çok maddesinde yer alan kanunla düzenlemeden ne anlaģılması gerektiği Anayasa Mahkemesi nin pek çok kararında da açıklanmıģtır. Buna göre yasa ile düzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi verilmesi yasama yetkisinin devri anlamına geleceğinden Anayasanın 7 nci maddesi ile 87 nci maddesine aykırı düģer. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere fiziksel, bedensel, sosyal ve duyusal özellikleri açısından ilköğretime hazır olmayıp yerleri okul öncesi eğitim kurumları olan ay çocukları için okul öncesi eğitimin zorunlu tutulmak yerine, hayal ile gerçeği ayırt edemedikleri bir dönemde somut iģlem çağına atlatılarak ilköğretime baģlatılmaları çocukların istismarı sonucunu doğuracağından Anayasanın 41 inci maddesine; yapılan düzenleme çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına uygun olmadığından Anayasanın 42 nci maddesine; somut iģlem çağındaki aylık çocuklarla aynı sınıflarda aynı eğitim programına tabi tutulmaları ise Anayasanın 10 uncu maddesindeki eģitlik ilkesine aykırıdır. Ayrıca Anayasanın 17 nci maddesinin ilk fıkrasında, herkesin, yaģama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliģtirme hakkına sahip olduğu belirtilmiģ, 5 inci maddesinde de kiģinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaģmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevi varlığının geliģmesi için gerekli Ģartları hazırlamaya çalıģmak, devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıģtır. Devletin bu yükümlülüğünü eģitlik ilkesini gözeterek hiçbir ayırım yapmadan herkes için geçerli olacak biçimde yerine getirmesi gerektiğinde duraksamaya yer yoktur. Bu bağlamda iptali istenen düzenlemeler Anayasanın 5 inci, 10 uncu ve 17 nci maddelerine de aykırıdır. Anayasanın 65 inci maddesine göre de Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini ekonomik istikrarın korunmasını gözeterek, malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir. Bu hüküm gözardı edilemez. Bu kanunla birlikte Ġlköğretim yaģı altıya düģeceğinden okullarda önceden öngörülmeyen bir yığılmanın olacaktır. Yasa nın gerçekleģtirilmesi için kaynaklar zorlansa bile bu düzenlemenin maliyeti ekonomik istikrarı bozucu niteliktedir. Kaliteli ve çağdaģ bir eğitimi hedeflemesi gereken reform niteliğindeki bir yasanın gereklerinin yerine getirilmesi için sistem, program ve öğretmen yanında bina, derslik ve ders araç ve gereçleri gibi fiziki Ģartların varlığı da söz konusudur. Bu gereksinmelerin karģılanması için yalnız malî kaynak sağlanması yeterli değildir. Ayrıca bu düzenlemenin oturması eksikliklerinin giderilmesi için çok da uzun bir zaman gereklidir. Hiçbir alt yapı çalıģması yapmadan böyle bir maceraya atılmak tamamen anayasaya, uluslararası sözleģmelere ve hukuka aykırıdır. Öte yandan, Anayasanın 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, Kalkınma planlarının hazırlanmasına, Türkiye Büyük Millet meclisince onaylanmasına, uygulanmasına, değiģtirilmesine ve bütünlüğünü bozacak değiģikliklerin önlenmesine iliģkin usul ve esasların kanunla düzenleneceği öngörülmüģtür tarihli ve 3067 sayılı Kalkınma Planlarının Yürülüğe Konması ve Bütünlüğünün Korunması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyonlarının kendilerine havale edilen kanun tasarısı ve teklifleri ile bu tasarı ve teklifler üzerinde verilen değiģiklik önergelerini, Kalkınma Planına uygunluk bakımından da inceleyecekleri ve uygun bulmadıkları takdirde reddedecekleri; (2) numaralı fıkrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi BaĢkanlığının Kalkınma Planıyla ilgili gördüğü tasarı ve teklifleri en son olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edeceği; Kanun tasarı ve tekliflerinin, Hükümetin veya Genel Kurulun lüzum göstermesi halinde de,plan ve Bütçe Komisyonuna havale olunacağı; (3) numaralı fıkrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi

75 Plan ve Bütçe Komisyonunun (1) ve (2) numaralı fıkralarda belirtilen kanun tasarı ve tekliflerinden baģka, kamu harcama veya gelirlerinde artıģ veya azalıģ gerektiren kanun tasarı veya tekliflerini veyahut sadece belli maddeleri bu niteliği taģıyan tasarı veya tekliflerini de inceleyeceği hüküm altına alınmıģtır. Ġlköğretim çağını, 6-14 yaģ grubu çocuklardan, 5-13 yaģ grubu çocuklara dönüģtüren ve ilköğretime baģlamayı 6 yaģın tamamlanmasından [6 yaģın bitirildiği yılın eylül ayı sonu (72-84 ay arası)], 5 yaģın tamamlanmasına [5 yaģın bitirildiği yılın Eylül ayı sonu (60-72 ay arası)] çeken ve (5+3) Ģeklinde iģleyen ve kesintisiz 8 yıl süren ilköğretimi, 4 yıl ilkokul ve 4 yıl ortaokul Ģeklinde iki kademeli hale getirerek; ilkokulu bitirme ve ortaokula baģlama yaģını den 9-10 yaģa çeken düzenlemeler, dönemini kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı nda yer almadığı gibi Sekizinci BeĢ Yıllık Kalkınma Planıyla getirilen 8 yıllık kesintisiz temel eğitimi de ortadan kaldırmaktadır ve bu haliyle Dokuzuncu BeĢ Yıllık Kalkınma Planında değiģiklik öngörmenin yanında 6728 sayılı Kanunun dayanağını oluģturan Kanun Teklifi kamu harcama ve gelirlerinde artıģı öngörmektedir. Bu nedenle de Anayasanın 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince çıkarılan 3067 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi gereğince Plan ve Bütçe Komisyonunda görüģülmesi gerekmektedir. Anılan Kanun Teklifinin, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüģülmeden yasalaģması, Anayasanın 166 ncı maddesine aykırılık oluģturur. Açıklanan bu nedenlerle mevcut düzenleme Anayasanın 2 nci, 5 inci, 10 uncu, 17 nci, 24 üncü, 41 inci, 42 nci, 65 inci, 90 ıncı ve 166 ncı maddelerine aykırıdır. 2) tarihli 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2 nci maddesi ile değiģtirilen 222 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin Anayasaya aykırılığı Türkiye Cumhuriyeti, Ġslam dini esasları ve geleneklerine dayalı teokratik bir devletten, ulus egemenliğine dayalı çağdaģ bir ulus devlet yaratma projesidir. ÇağdaĢ hukuk, çağdaģ eğitim, çağdaģ bilim, çağdaģ kültür ve çağdaģ yaģamı esas alarak Türk toplumunu çağdaģ uygarlığın yörüngesine sokmayı hedefleyen bu süreçte, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 3 Mart 1924 tarihinde oybirliği ile kabul ettiği birbiriyle iliģkili üç yasa en önemli kilometre taģıdır. Bu yasalar; 429 sayılı ġer iyye ve Evkaf ve Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Bakanlıklarının Kaldırılmasına Dair Kanun, 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat (Öğretimin BirleĢtirilmesi-Öğretim Birliği) Kanunu ve 431 sayılı Halifeliğin Kaldırılmasına ve Osmanlı Hanedanının Türkiye Cumhuriyeti Toprakları DıĢına Çıkarılmasına Dair Kanun dur. 430 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, Türkiye deki bütün bilim ve eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmıģ; 2 nci maddesiyle, ġer iyye ve Evkaf Bakanlığı veya özel vakıflar tarafından idare edilen bütün medreseler ve okullar Milli Eğitim Bakanlığına devredilmiģ; 4 üncü maddesinde ise, Milli Eğitim Bakanlığı, dini bilgiler konusunda yüksek uzmanlar yetiģtirmek üzere üniversitede bir Ġlahiyat Fakültesi kuracak ve imamlık ve hatiplik gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesiyle görevli memurların yetiģmesi için de ayrı okullar açacaktır. hükmüne yer verilmiģtir. Kanunun gerekçesinde yer alan, Bir devletin genel eğitim ve kültür politikasında, milletin duygu ve düģünce bakımından birliğini sağlamak için öğretim birliği en doğru, en bilimsel, en çağdaģ ve her yerde yararları ve güzellikleri görülmüģ bir ilkedir (1839) Gülhane Fermanından sonra açılan Tanzimat Döneminde, yıkılmıģ Osmanlı Saltanatı da öğretim birliğine baģlamak istemiģse de bunu baģaramamıģ ve aksine bu konuda bir ikilik bile meydana getirmiģtir. Bu ikilik eğitim ve öğretim birliği açısından birçok zararlı sonuçlar doğurdu. Bir millet bireyleri ancak bir eğitim görebilir. Ġki türlü eğitim bir ülkede iki türlü insan yetiģtirir. Bu ise, duygu ve düģünce birliği ile dayanıģma amaçlarını tamamen yok eder. Kanun teklifimizin kabulü durumunda Türkiye Cumhuriyeti nde bütün bilim (irfan) kurumlarının bağlı olacakları tek makam Milli Eğitim Bakanlığı olacaktır. Böylece, bütün

76 okullarda bundan böyle Cumhuriyetin irfan politikasından sorumlu ve öğretimimizi duygu ve düģünce birliği çerçevesinde ilerletmekle görevli olan Milli Eğitim Bakanlığı, olumlu ve birleģik bir eğitim politikası uygulayacaktır. ifadeleri, yasanın amacının yurttaģlar arasında duygu ve düģünce birliği ile dayanıģma ülküsünü sağlamak olduğunu ve ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilecek eğitimin, 429 sayılı Kanunla oluģturulmuģ laiklik ilkesi bağlamında ve Cumhuriyetin irfan politikası doğrultusunda olacağını ortaya koymaktadır. 431 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde, Halife görevden alınmıģtır. Halifelik, Hükümet ve Cumhuriyet anlam ve kavramının içinde zaten var olduğundan, halifelik makamı kaldırılmıģtır. hükmüne yer verilirken; gerekçesinde ise, Esasen halifelik, ilk Ġslam devletlerinde hükümet anlamında ve vazifesinde ortaya çıkmıģ olduğundan; gerek dünya ile gerek din ile ilgili olsun, kendisine verilmiģ olan bütün görevleri yerine getirmekle yükümlü olan bugünkü Ġslam hükümetleri yanında ayrıca bir halifeliğin bulunmasının sebebi yoktur. Gerçek bundan ibarettir. denilerek siyasal iktidarın kaynağı dünyevileģtirilmiģtir. 430 sayılı Kanunla eğitim kurumlarının Milli Eğitim Bakanlığı idaresinde birleģtirilmesi ve medreselerin kapatılması üzerine, 1924 yılında din hizmetlerinin yerine getirilmesinde görevlendirilmek üzere imam-hatip yetiģtirmek amacıyla 29 ilde imam-hatip okulu; yüksek diyanet uzmanı yetiģtirmek üzere ise Ġstanbul Üniversitesinde bir Ġlahiyat Fakültesi açılmıģtır. Öğrenci yokluğu nedeniyle imam hatip okulları eğitim-öğretim yılında kapanmıģ; Anayasaya giren laiklik ilkesine ters düģtüğü gerekçesi ile de Milli Eğitim Bakanlığı okullardan din derslerini kaldırmıģtır yılından sonra imam hatip okulları tekrar açılmaya baģlanmıģ ve yıllar içinde sayıları artarak günümüze gelmiģlerdir Anayasasının 24 üncü maddesiyle din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasına alınmıģtır. 633 sayılı Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığının KuruluĢ ve Görevleri Hakkında Kanuna, tarihli ve 4415 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle eklenen ek 3 üncü maddesinde, Ġlk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri dıģında, Kur an-ı Kerim ve mealini öğrenmek, hafızlık yapmak ve dini bilgiler almak isteyenlerden ilköğretimi bitirenler için, Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığınca Kur an kursları açılır. Bu kurslardaki din eğitim ve öğretimi kiģilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlıdır. Ayrıca ilköğretimin 5 inci sınıfını bitirenler için tatillerde ve Milli Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetiminde yaz Kur an kursları açılır. Kur an kurslarının açılıģ, eğitim-öğretim ve denetimleri ile bu kurslarda okuyan öğrencilerin barındığı yurt veya pansiyonların açılıģ ve çalıģmalarına dair hususlar yönetmelikle düzenlenir. ġeklinde yer alan hukuki düzenleme; tarihli ve 653 sayılı Ekonomi Bakanlığının TeĢkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğiĢiklik Yapılmasına Dair KHK nin 15 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıģtır. Söz konusu yürürlükten kaldırmaya dayalı olarak da tarihli ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığı Kur an Kursları ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliği, tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığı Kur an Eğitim ve Öğretimine Yönelik Kurslar ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıģtır. Yürürlükten kaldırılan Yönetmeliğin Kursun açılıģı baģlıklı 6 ncı maddesinde, Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığının Kur an Kursunu Milli Eğitim Bakanlığı ile koordine ederek açması; Yaz kursları baģlıklı 32 nci maddesinde ise, Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığının okulların tatil olduğu zamanlarda, ilköğretimin 5 inci sınıfını tamamlayan öğrenciler için kanuni temsilcilerinin talebine bağlı olarak Kur an-ı Kerim i ve mealini öğrenebilmeleri ve dini

77 bilgilerini geliģtirebilmeleri amacıyla Milli Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetiminde yaz Kur an kursları açması öngörülür iken; Söz konusu hükümler, yürürlükten kaldıran Yönetmeliğin 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Kur an kursları, il, ilçe, belde ve köylerde ilgili il müftülüğünün teklifi ve BaĢkanlığın onayıyla eğitim-öğretime açılırlar. Ģeklinde; 25 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise, Okulların tatil olduğu zamanlarda, kiģilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlı olarak Kur an-ı Kerim i ve mealini öğrenmeleri, dini bilgilerini geliģtirmeleri, dini içerikli sosyal ve kültürel etkinliklerden yararlanmaları amacıyla Kur an kurslarında, camilerde ve müftülüklerce uygun görülecek yerlerde mülki amirin onayı ile yaz Kur an kursları açılır. biçiminde yeniden düzenlenmiģtir. Böylece, bir yandan Kur an Kurslarının ilköğretim sonrası çocuklar için Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığınca açılmasına; Yaz Kur an Kurslarının ise ilköğretimin 5 nci sınıfını bitiren çocukların yaz tatillerinde Milli Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetiminde Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığınca açılacak Kur an Kurslarına gitmelerine yönelik hukuki düzenlemeler yürürlükten kaldırılarak, Yaz Kur an Kurslarındaki ilköğretim 5 nci sınıfı bitirme koģulu ile Milli Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetim yetkisi ortadan kaldırılırken; diğer yandan Milli Eğitim Bakanlığının veya Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığının denetim ve gözetimine tabi olmadan çeģitli tarikat ve cemaatler tarafından açılacak Kur an kurslarına okul öncesi çocuklar ile zorunlu ilköğretim çağındaki çocukların gitmelerinin yolu da açılmıģtır sayılı Kanunla ise, 1946 yılından bu yana hedeflenen ve tarihli ve 4306 sayılı Kanunla geçilen 8 yıllık kesintisiz zorunlu ilköğretim sona erdirilmiģtir. Bunun gerekçesi olarak da 18 inci Milli Eğitim ġurasında zorunlu eğitimin öğrencilerin yaģ grupları ve bireysel farklılıkları göz önünde bulundurularak 1 yıl okul öncesi eğitim, 4 yıl temel eğitim, 4 yıl yönlendirme ve ortaöğretime hazırlık eğitimi ve 4 yıl ortaöğretim olmak üzere, öğrencilere farklı ortamlarda eğitim almaya fırsat verecek Ģekilde 13 yıl olarak düzenlenmesi Ģeklinde karar alındığı ileri sürülmektedir Kasım 2010 tarihleri arasında yapılan 18. Milli Eğitim ġurası Kararlarının Ġlköğretim ve Ortaöğretimin Güçlendirilmesi, Ortaöğretime EriĢim Sağlanması baģlıklı bölümünün 2 nci maddesinde yukarıda yer verilen karar alınmıģtır. Ancak aynı Kararların aynı bölümünün 4 üncü maddesinde okullarda sınıf mevcutları çağdaģ ölçütlere göre (20-25) düzenlenmeli denilirken; Öğretmen YetiĢtirilmesi, Ġstihdamı ve Mesleki GeliĢimi baģlıklı bölümünün 19 uncu maddesinde, Halen birçok özel ilköğretim okulunda olduğu gibi resmi ilköğretim okullarında da 1, 2 ve 3. sınıflarda uzmanlaģmıģ bir sınıf öğretmeni ile 4 ve 5. sınıflarda da branģ öğretmenlerinin dersleri yürütmesi ve 2023 perspektifi çerçevesinde, temel eğitim birinci kademede her sınıf için sınıf öğretmenlerinin branģlaģması sağlanmalıdır. denilmiģ; ayrıca, Eğitim Ortamları, Kurum Kültürü ve Okul Liderliği baģlıklı bölümünün 12 nci maddesinde ise, Bağımsız ana okullarının sayısı artırılarak anasınıfları kaldırılmalı veya ilköğretim okullarında anasınıfının kullanım alanları ve diğer bölümler bu yaģ grubu özelliklerine göre düzenlenmelidir. önerisine yer verilmiģtir.bu bağlamda 18. Milli Eğitim ġurası Kararları bir bütün olarak değerlendirildiğinde kendi içinde tutarsızlıklar taģıdığı gibi, 18. Milli Eğitim ġurası Kararları ile yasalaģan Teklif arasında da çeliģkiler bulunduğu açık bir Ģekilde ortaya çıkmaktadır. Ġlköğretim okullarının 1-5. sınıflarını oluģturan birinci kademede sınıf öğretmeni, ikinci kademesini oluģturan 6-8. sınıflarda ise uzmanlaģma olduğu gerçeği karģısında, ġura Karalarının Öğretmen YetiĢtirilmesi, Ġstihdamı ve Mesleki GeliĢimi baģlıklı bölümünün 19 uncu maddesinde, temel eğitimdeki mevcut sistemin esas alınarak, ilköğretim okullarının birinci kademesini oluģturan 1, 2 ve 3. sınıflarında ayrı, 4 ve 5. sınıflarında ayrı uzmanlaģmaya gidilmesi önerilirken; Ġlköğretim ve Ortaöğretimin Güçlendirilmesi, Ortaöğretime EriĢim Sağlanması baģlıklı bölümünün 2 nci maddesinde, 8 yıllık temel eğitimin 4+4 Ģeklinde kademelendirilmesinin önerilmesi, Milli Eğitim ġurası gibi

78 uzmanlaģmıģ olması gereken bir heyetten beklenmeyen açık bir çeliģkidir. Bu çeliģkinin tek nedeni, önerilen 4+4 sisteminin hiçbir ön hazırlığa ve araģtırmaya dayalı olmadan, siyaseten verilmiģ bir talimatın gereği olarak o anda kararlaģtırılmıģ ve diğer kararlarla da bağlantısı kurulup tutarlılığı sağlanmamıģ olmasından kaynaklanabilir. Öte yandan, ġura Kararlarında, çeliģkili bir Ģekilde sadece ilköğretimin 4+4 Ģeklinde kademelendirilmesi değil, 1 yıl okul öncesi eğitime de yer verilerek zorunlu temel eğitimin 13 yıl olması; bağımsız anaokullarının sayısının artırılarak ilköğretim okullarındaki anasınıflarının ya kaldırılması ya da anasınıflarının kullanım alanları ile diğer bölümlerinin bu yaģ grubunun özelliklerine göre düzenlenmesi; ilköğretim okullarında sınıf mevcutlarının çağdaģ ölçütlere göre öğrenci Ģeklinde düzenlenmesi öngörülmüģtür. ġura Kararlarında önerilenlerin tersine, çıkarılan Yasada 1 yıl okulöncesi eğitim zorunlu temel eğitim kapsamına alınmadığı gibi ilköğretime baģlama yaģı ay arasından, aya çekilerek, okulöncesi eğitim çağındaki çocuklar zorunlu ilköğretimin kapsamına alınmıģ ve buna dayalı olarak da mevcut sınıfların çağdaģ ölçütlere göre öğrenciye indirilmesi hedefi % 100 oranında sapmıģtır. Kaldı ki tek baģına Milli Eğitim ġurası Kararları her Ģey değildir. ġura Kararlarının ülkenin uzun süreli kalkınma planları ile Milli Eğitim Bakanlığının uzun süreli stratejik planları ile uyum içinde olması gerekir dönemini kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı nda okul öncesi eğitim ile ilköğretime iliģkin olarak 238. Paragraftaki, 238. Nüfusun eğitime eriģiminde önemli geliģmeler sağlanmıģtır. Zorunlu temel eğitimin 8 yıla çıkarılmasıyla, öğrenci sayısında büyük artıģ sağlanmıģ, ilköğretimden ortaöğretime geçiģler artmıģtır. Bununla birlikte okullaģma oranlarında, okul öncesi eğitimde düģük seviyelerde kalınmıģ, ilköğretimde yüzde 100 e ulaģılamamıģ, ortaöğretimde mesleki eğitimin payı artırılamamıģtır. saptaması ile 584 ve 585 nci paragraflardaki, 584. Okulöncesi eğitimin yaygınlaģtırılması amacıyla öğretmen ve fiziki altyapı ihtiyacı karģılanacak, eğitim hizmetleri çeģitlendirilecek, toplumsal farkındalık düzeyi yükseltilecek, erken çocukluk ve ebeveyn eğitimleri artırılacaktır Ġlköğretimde okul terklerinin azaltılması için baģta kırsal kesime ve kız çocuklarına yönelik olmak üzere gerekli tedbirler alınacak ve ortaöğretime geçiģ oranları yükseltilecektir. Öngörülerinden baģka bir hedef konmamıģtır. Söz konusu saptama ve öngörüler de 8 yıllık kesintisiz temel eğitimi esas almaktadır sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 9 uncu maddesine göre hazırlanan Milli Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı nda ise, Okulöncesi eğitime iliģkin olarak, 9. Kalkınma Planı ve Hükümet Programında, aylık çağ nüfusunun okullaģması hedefine ulaģabilmek için 2014 yılı sonuna kadar resmî anaokulu sayısını ye (anaokullarında derslik sayısı a) resmî ana sınıflarındaki sınıf sayısı olmak üzere dersliğe çıkarılacaktır. (s: 78) hedefi ortaya konulurken; Ġlköğretime iliģkin olarak, Stratejik Amaç-2 Her bireyin iyi bir vatandaģ olması için Atatürk ilkelerine bağlı, bilimsel düģünceyi rehber edinmiģ, demokrasi kültürü ve değerlerini benimsemiģ, insan haklarına saygılı, ruhsal, bedensel ve zihinsel yönden sağlıklı ve dengeli yetiģmiģ, çevreye duyarlı ve özgüveni geliģmiģ bireyler yetiģtiren bir ilköğretim eğitimini her Türk vatandaģına fırsat ve imkân eģitliği içinde sunmak. Stratejik Hedef 2.1: Ġlköğretimde % 98,20 olan net okullaģma oranını plan dönemi sonuna kadar % 100 e çıkarmak.

79 Stratejik Hedef 2.2: Ġlköğretimdeki okul terklerini 2014 yılı sonuna kadar ortadan kaldırmak. Stratejik Hedef 2.3: Türkiye genelinde bölgesel farklılıklar dikkate alınarak ilköğretimde derslik baģına düģen öğrenci sayısını plan dönemi sonuna kadar 30 a düģürmek. Stratejik Hedef 2.4: Ġlköğretim programlarında; öğrencilerde yerleģik bir demokrasi kültürünün oluģturulması, kendi kültürünü özümsemesi, millî manevî değerlere bağlı, evrensel değerleri benimseyen nesiller yetiģtirilmesine yönelik etkinlikleri ve uygulamaları plan dönemi boyunca arttırmak. Stratejik Hedef 2.5: Bütün öğrencilerin, eğitim kurumlarında koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını sağlamak. Stratejik Hedef 2.6: Ġlköğretimde taģımalı ilköğretim uygulamasının hizmet kalitesini artırmak, yatılı ilköğretim bölge okullarının kullanım kapasitesini 2014 yılı sonuna kadar % 90 ın üzerine çıkarmak ve burs hizmetlerinden yararlanan öğrenci sayısını her yıl % 5 oranında artırmak. (s: 83 ve sonrası)gibi 8 yıllık kesintisiz temel eğitimi esas alan amaç ve hedefler ortaya konmuģtur. Bu bağlamda, Kasım 2010 tarihleri arasında yapılan 18. Milli Eğitim ġurası Kararlarında yer alan ilköğretimin 4+4 Ģeklinde kademelendirilmesi önerisi, herhangi bir hazırlığa dayanmadığı gibi, kaynağını dönemini kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı ndan almamanın yanında, Milli Eğitim Bakanlığının dönemini kapsayan Stratejik Planındaki stratejik amaç ve hedeflerden de tam anlamıyla bir sapma oluģturmaktadır. Söz konusu tutarsızlık ve sapmalar ortada iken, tarihli ve 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanun ile ilköğretim çağı, bir yandan 6-14 yaģ grubu çocuklardan, 5-13 yaģ grubu çocuklara dönüģtürülüp, ilköğretime baģlama 6 yaģın tamamlanmasından 5 yaģın tamamlanmasına çekilirken; diğer yandan (5+3) Ģeklinde iģleyen ve kesintisiz 8 yıl süren ilköğretim, 4 yıl ilkokul ve 4 yıl ortaokul Ģeklinde iki kademeli hale getirilerek, ilkokulu bitirme ve ortaokula baģlama yaģı den 9-10 yaģa çekilmiģ ve böylece çocuklar 9-10 yaģında ve somut iģlem çağının ortasında olan çocuklar, bir yandan meslek seçimine zorlanırken, diğer yandan soyut iģlem çağındaki çocukların takip edebileceği Kur an-ı Kerim ve Peygamberimizin Hayatı dersleri seçmeli ders olarak konulmuģtur. Bu düzenlemelerle eğitim sistemi, Tanzimat Döneminde olduğu gibi ikili ve iki baģlı hale getirilmiģtir. Eğitim sistemi iki baģlıdır. Biri Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığının yönetiminde olan ve Kur an Kurslarında okul öncesi de dahil tüm çocukları isteğe bağlı kapsayan nakli din eğitimi; diğeri ise Milli Eğitim Bakanlığının yönetiminde olan pozitif bilim eğitimi ile nakli din ilimi öğretimi. Eğitim sistemi ikilidir. Biri Yaz Kur an Kurslarında Kur an-ı Kerim ve mealini öğrenme ve dini bilgileri geliģtirme, ilköğretim kurumlarında ise zorunlu din kültürü ve ahlak dersi ile ilköğretimin ikinci kademesinde seçmeli Kur an-ı Kerim ve Peygamberimizin Hayatı (Siyer) dersleri; diğeri ise pozitif bilim eğitimidir. Tek bir devlet ve tek bir kültür içinde, iki ayrı kuģak yetiģtirmeyi amaçlayan iki ayrı eğitim sistemi bağlamında aynı okul içinde kılık kıyafetleri farklılaģan, dilleri baģkalaģan, tarihi geçmiģi ve kültürel mirası farklı yorumlayarak birbirine yabancılaģan öğrenciler temelinde iki hukuklu, iki tip nikahlı, iki tip sosyal yaģamlı, iki tip kültürlü, iki tip ekonomili, iki tip bankalı Türkiye Cumhuriyeti yaratılması hedeflenmektedir. Devlet eliyle yaratılması amaçlanan ve birbirine yabancılaģmanın ötesinde giderek birbirini ötekileģtirecek olan iki farlı yurttaģ tipinin birlikte ve bir arada yaģama, kaderde, kıvançta ve tasada bir olma ihtimallerinin olmadığını ise sadece Türkiye değil, dünya tarihi de kanıtlamaktadır. Halbuki zorunlu temel eğitim; öğrencinin belli bir yaģtan baģlayıp, yine belli bir yaģa gelinceye kadar, eğitim kurumlarında belli bir süre öğrenim görmesini zorunlu kılan yasal bir

80 kavramdır. Yasal dayanaklarını, Avrupa Ġnsan Hakları SözleĢmesi, Avrupa Sosyal ġartı, Unesco kararlarından alan bu kavram devletlerin eğitim hakkını himayesindeki tüm vatandaģlarına eģit olarak sunmasını öngörür. Temel eğitimin amacı, temel eğitim çağındaki çocukları okur-yazar etmek, güzel yazı yazma becerisi kazandırmak ve dört iģlemi yapar hale getirmek ile sınırlı değildir. Temel eğitimin amacı, bunların yanında çocuğun bütünsel geliģimini esas almak suretiyle temel eğitim çağındaki tüm çocuklara ortak, eģit, genel ve sürekli eğitim vererek, problem çözme, öğrendiklerini hayata uyarlayabilme, bildiklerinden yola çıkarak bilemediklerini çıkarım, soru sorma, sorgulama, özgür, analitik ve eleģtirel düģünme ve etkili iletiģim kurma gibi eğitim ve öğretime iliģkin temel beceriler ile kendine, baģkalarına, farklılıklara ve insan hak ve özgürlüklerine saygı duyma, çoğulculuğu esas alma, ulusal ve evrensel değerleri benimseme, insan emeğine değer verme, çalıģmayı yüceltme, bilimsel ve teknolojik geliģmelerin ve bunların birey ve toplum yaģamındaki öneminin farkında olma gibi tutum ve davranıģlar kazandırma ve ayrıca çocuğun kendini, kiģisel özellik, ilgi, beceri ve yetileri ile yaģamlarını sağlayacakları meslekleri ve üst öğrenim programlarını tanımalarını sağlamaya olanak yaratmaktır. Maddedeki değiģikliğin gerekçesi, Ortaokullarda oluģturulacak farklı programlar arasında tercihe imkân verilmesi olarak belirtilmiģtir. Buna göre, ilköğretim kurumları; 4 yıllık zorunlu ilkokullar, 4 yıllık zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluģacaktır. Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında; lise eğitimini destekleyecek Ģekilde öğrencilerin yetenek, geliģim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluģturulacaktır. Avrupa Birliği EACEA (Educatıon, Audıovısıual and Culture Executıve Agency- Eğitim, Görsel, ĠĢitsel ve Kültür Ajansı) tarafından oluģturulan EURYDICE (Information on Education System and Policies in Europe- Avrupa Eğitim Bilgi Ağı), Avrupa daki Eğitim Sistemleri ve Devam Eden Reformlar Üzerine Ulusal Belgeler hazırlamakta; bunların Türkçe özetleri ise Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi (MEGEP) internet adresinde (https://megep.meb.gov.tr/indextr.html AB Ülkeleri Eğitim Sistemleri ) yayınlanmaktadır. EURYDICE tarafından hazırlanan ve yukarıda adresi verilen internet sitesinde Türkçe özetleri bulunan dokümanlara göre AB ye üye ülkelerin eğitim sistemleri Ģöyledir:Almanya, federal bir devlettir. Ġlköğretim eyaletlerin (Lander) sorumluluğundadır. Tam gün eğitim 6-15 veya 16 yaģ (eyalete bağlı olarak) arasındaki çocuklar için zorunludur. Okul öncesi ile birlikte Almanya da zorunlu temel eğitim 13 yıldır. Ġlköğretim, Berlin ve Branderburg eyaletlerinde 6-12 yaģ çocuklarını (6 yıl), diğer eyaletlerde ise 6-10 yaģ (4 yıl) çocuklarını kapsar. Ortaöğretim iki derecelidir ve her derece kendi içinde farklı okul türlerini içerir. Ortaöğretimin birinci devresinin ilk aģamasında yaģ çocuklarına mesleki oryantasyon eğitimi; ikinci aģamasında ise eyaletlere göre 12-15/16 yaģ çocuklarına değiģik okul türleri içinde mesleki yönlendirme eğitimi verilmektedir. Ortaöğretimin ikinci devresi, genel ortaöğretim (16-18/19 yaģ) ve eğitim türüne göre çeģitlilik gösteren mesleki eğitim (15/16-18/19 yaģ) Ģeklindedir. Fransa da 6-16 yaģ arasındaki çocuklar için 10 yıl zorunlu temel eğitim vardır. Eğitim ilkokul, ortaöğretim birinci evre ve ortaöğretim ikinci evre Ģeklinde 3 aģamalıdır. Ġlkokul (ékole élementarie) 6-11 yaģları arasındaki çocukları (5 yıl) kapsar. Ortaöğretim birinci evresinde yaģ arası çocuklar doğrudan koleje (collége) giderler.öğrenciler, normalde 15 yaģında, genel ve teknolojik lise (lycée d enseignement général et technologique) veya bir meslek lisesi (lycée professionnel) ne kayıt yaptırarak ortaöğretimin ikinci evresine baģlarlar. Mesleki öğretime yönlendirme, ortaöğretimin ikinci evresinde (15 yaģ) baģlar.

81 Ortaöğretimin ikinci evresinde üç tür okul vardır. Üç yıllık eğitimin ardından genel bakalorya (olgunluk sınavı) ile sonuçlanan genel eğitim; yine üç yıl süren ve teknolojik bakalorya ile sonuçlanan teknolojik eğitim; mesleki yeterlilik sertifikası veya mesleki eğitim diploması ile sonuçlanan iki yıl süreli mesleki eğitim ve devamında mesleki bakalorya derecesine ulaģılmasını sağlayan iki yıl süreli ek eğitim Ģeklindedir. Ġngiltere ve Galler de zorunlu temel eğitim 5-16 yaģ (Kuzey Ġrlanda da 4-16 yaģ) arası çocukları kapsar ve 12 yıl sürelidir. Ġlköğretim Ġngiltere ve Galler de 5-11 yaģ (Kuzey Ġrlanda da 4-11 yaģ) arası çocukları; ortaöğretim birinci devre ise yaģ arası çocukları kapsar. Ġngiltere ve Galler de 5-7 yaģ (Kuzey Ġrlanda da 4-8 yaģ) ilköğretime hazırlık aģamasını oluģturur (KS1). Programlar, sınıf ortamları ve eğitim metodolojisi, çocuğun yaģına uyarlanmıģ ve çocuğun okuma yazmaya hazırlanması amaçlanmıģtır. Programlı ilköğretim ise 7/8 yaģlarında baģlar. Ġngiltere, Galler ve Kuzey Ġrlanda da zorunlu temel eğitim programı dört ana aģamaya (KS) bölünmüģtür ve bunların ikisi ilköğretime, ikisi de ortaöğretim birinci devreye aittir. KS1, 5-7 yaģ (Kuzey Ġrlanda da 4-8 yaģ ) grubu çocukları; KS2, 7-11 (K. Ġrlanda da 8-11 yaģ) grubu çocukları; KS3, yaģ grubu çocukları; KS4, yaģ grubu çocukları kapsar. Ġngiltere ve Galler deki tüm ortaöğretim okulları çocukları yeteneklerine bağlı kalmaksızın kabul eden kapsamlı okullardır. Bununla birlikte Kuzey Ġrlanda ile Ġngiltere nin bazı bölgelerinde ortaokul (grammar school) olarak bilinen seçici okullar bulunmaktadır. Bunlar Kuzey Ġrlanda da tüm ortaokulların yaklaģık %30 u, Ġngiltere de ise tüm ortaokulların % 5 ini oluģturmaktadır. Kuzey Ġrlanda, ortaöğretimin birinci aģamasında seçici okulları ve dolayısıyla mesleki yönlendirme sistemini ortadan kaldırma kararı almıģtır. Ortaöğretim ikinci devre yaģ grubu çocuklarını kapsar. Orta öğretim ikinci kademe ile kolejler genel eğitim vermekle birlikte, ileri eğitim kolejlerinden birçoğu mesleki eğitim vermektedirler. Ġngiltere de KS4 aģamasında (14 yaģ) mesleki oryantasyon, ortaöğretim ikinci aģamada ise (16 yaģ) mesleki yönlendirme baģlar. Yunanistan da 6-15 yaģları arasında 9 yıl süreli zorunlu temel eğitim uygulanmaktadır yaģları arası çocukları kapsayan 6 yıl süreli Ġlkokul (Dimotiko Scholeio) ve yaģları arası çocukları kapsayan 3 yıl süreli Ortaöğretim Birinci Devre Okulu (Gymnasio). Ġlkokulu bitirenler otomatik olarak Ortaöğretim Birinci Devreye baģlarlar ve dolayısıyla temel eğitim kesintisizdir. Ġlkokul ve Ortaöğretim Birinci Devrede tüm dersler zorunludur ve seçmeli ders uygulaması ortaöğretimin ikinci devresinde baģlar. Ortaöğretim ikinci devre okulları; Kapsamlı Lise (Eniaio Lykeıo,15-18 yaģ), Teknik Meslek Okulları (Technica Epaggelmatica Ekpaideftria, yaģ) Ģeklindedir. Ortaöğretim birinci devre bitirme sertifikasına sahip olanlar, ortaöğretim ikinci devre okullarına baģvurabilirler. Mesleki yönlendirme ortaöğretim ikinci devre okullarında 15 yaģında baģlar. Ġtalya da 6-14 yaģ grubu çocuklar 8 yıl süreli zorunlu ve tam zamanlı temel eğitime tabidirler. Temel eğitim, 6-11 yaģ grubu çocukları kapsayan ve 5 yıl süreli olan ilkokul (scuola primaria) ve yaģ grubu çocukları kapsayan ve 3 yıl süreli olan Ortaöğretim Birince Devre Okulu (Scuola secondaria di I grado) ndan oluģur. Ġlkokulu bitirenler doğrudan Ortaöğretim Birinci Devre Okuluna devam ederler. Ġtalya da ortaöğretim; Klasik Ortaöğretim (14-19 yaģ), Sanat Eğitimi (14-17/19 yaģ), Teknik Eğitim (14-19 yaģ) ve Mesleki Eğitim (14-17/19 yaģ) olarak dört çeģittir. Ortaöğretim birinci devre diplomasına sahip olanlar, ortaöğretim okullarına kayıt yaptırabilir ve mesleki yönlendirme 14 yaģında baģlar. Ġspanya da 6-16 yaģ grubu çocuklar, 10 yıl süreli zorunlu tam zamanlı ve kesintisiz temel eğitime tabidir. Ġlköğretim 6-12 yaģ çocukları kapsar; 6 yıl süreli ve kendi içinde üç aģamalıdır. Ortaöğretim birinci kademe ise yaģ çocukları kapsar ve 4 yıl sürelidir. Öğrenciler otomatik olarak ilköğretimden ortaöğretim birinci devreye geçerler.

82 Zorunlu temel eğitimin sağlanması üzerine, öğrenciler Zorunlu Ortaöğretim Sertifikası (Graduado en Educacion Secundaria Obligatoria) alırlar. Zorunlu Ortaöğretim Sertifikası, yaģ grubu ve iki yıl süreli Bakalorya (genel lise) ve yaģ grubu ve iki yıl süreli Orta Düzey Özel Mesleki Eğitime giriģi sağlar. Mesleki yönlendirme, 16 yaģında baģlar. Danimarka da temel eğitim 7-16/17 yaģ grubu çocukları kapsar. Temel eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim birinci devre eğitimi (folkeskole) 10 yıl süreli kesintisiz ve zorunludur. Ortaöğretim (Gymnasium) ise yaģ grubunu kapsar ve genel ortaöğretim ikinci devre ve mesleki eğitim ve öğretim Ģeklinde iki türdür. Genel ortaöğretim ikinci devre de kendi içinde Almengymnasiale uddannelser (Gymnasiun and HF) ve Erhyervsgymnasiale uddannelder (HTX ve HHX) Ģeklinde ikiye ayrılır. Gymnasium folkeskole nin 9. ya da 10. yılından sonra alınan, üç yıllık, akademik olarak yönlendirilmiģ bir kurstur. HF ise Folkeskole nin 10. sınıfından sonra yükseköğrenime hazırlanmak için alınan iki yıllık genel bir kurstur. HTX ve HHX adındaki daha meslek yönelimli kurslar 3 yıllıktır ve folkeskole nin 9. ya da 10. yılından sonra alınırlar ve kiģiyi yükseköğrenime ve iģ hayatına hazırlarlar. Mesleki eğitim ve öğretim, iģ baģında eğitim ile bir meslek okulunda verilen genel ve mesleki eğitimi birleģtirir. Temel sosyal ve sağlık eğitimi ve tarım ve denizcilik ve diğer karģılaģtırılabilir eğitim türleri uzmanlaģmıģ okullarda verilmektedir. Mesleki yönlendirme temel zorunlu ve kesintisiz eğitimin ardından 16 yaģında baģlar. Finlandiya da temel eğitim, 7-16 yaģ grubu çocukları kapsar; 9 yıl süreli ve kesintisizdir. Dersler, ilk 6 yıl sınıf öğretmenleri, kalan 3 yıl ise branģ öğretmenleri tarafından verilir. Zorunlu temel eğitimi baģarıyla tamamlayanlar yaģ grubunu kapsayan ve 3 yıl süreli olan genel ve mesleki ortaöğretime devam ederler. Mesleki yönlendirme 16 yaģında baģlar. Genel ortaöğretime, temel eğitimdeki baģarıya göre devam edilirken; mesleki ortaöğretime giriģ ise, iģ deneyimi ve diğer karģılaģtırılabilir faktörler ile giriģ ve yetenek sınavlarını kapsayabilmektedir. Temel ortaöğretim ve mesleki ortaöğretim, öğrencilere yükseköğrenime devam etmeleri açısından seçilebilirlik sağlamaktadır. Ġsveç te 7-16 yaģ grubu çocuklar, 9 yıl süreli zorunlu, tam zamanlı ve kesintisiz temel eğitime (Grundskola) tabidirler. Öğrenciler beģinci ve dokuzuncu sınıfın sonunda ulusal düzeyde değerlendirmeye tabi tutulurlar.lise eğitimi (Gynasieskola) yaģ grubu çocukları kapsar. Temel eğitimin 9 ncu sınıfını bitirme sertifikası öğrencilere liseye baģlama olanağı sağlar. Liselerde 14 tanesi mesleğe yönelik olmak üzere toplam 17 ayrı program yürütülür. Mesleki yönlendirme 16 yaģında baģlar. Yukarıda yer verilen ülkelerde orta öğretimin ilk kademesinde Almanya hariç hiç birinde mesleki eğitim söz konusu değildir. Almanya da ise, ortaöğretimin ilk kademesinde mesleki yönlendirmeden değil, mesleki oryantasyon eğitiminden söz edilebilir. Kaldı ki Almanya, Türkiye ye yada baģka bir ülkeye örnek oluģturamaz. Çünkü, Alman eğitim sistemi kendine özgüdür. Almanya da yabancı iģçi çoktur ve buna dayalı olarak da yabancı iģçi çocuklarının akademik eğitimi takip edebilecek dil sorunu yanında gelir sorunları da bulunmaktadır. Bu bağlamda Alman eğitim sisteminde mesleki oryantasyonun erken baģlaması, yabancı iģçi çocuklarını mesleki eğitime yönlendirerek akademik eğitimin dıģında tutma politikasının bir bileģeni iģlevi görmektedir. Bu bağlamda, Kanun un Genel Gerekçesinde ileri sürülen görüģleri, Avrupa Birliği Komisyonu EACEA ya bağlı faaliyet yürüten EURYDICE (Information on Education System and Policies in Europe-Avrupa Eğitim Bilgi Ağı), tarafından hazırlanan ve Türkçe özetleri ise Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi (MEGEP) internet adresinde yer alan resmi dokümanlar doğrulamamaktadır.

83 Kaldı ki yukarıda yer verilen özet dokümanlardaki veriler, 2004 yılı ve öncesine aittir. Uluslararası düzeyde yapılan sınavlar, özellikle de OECD bünyesinde 15 yaģ grubu çocuklar kapsamında yapılan PISA sınav sonuçları ile OECD Raporları, ülkelerin temel eğitim sistemlerini yeniden gözden geçirmelerine ve mesleki yönlendirmeyi ötelemelerine yol açmıģtır. Koç Üniversitesi Sosyal Politika Merkezi (KOÇ-SPM) tarafından 6 Mart 2012 tarihli Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Üzerine GörüĢ te de belirtildiği üzere, OECD nin 2005 yılında yayınladığı ve PISA sonuçlarına dayanarak eğitimde eģitlik ile eğitimin kalitesi üzerinde belirleyici etkiye sahip olan okul özelliklerinin değerlendirildiği raporda, mesleki yönlendirmenin erken olduğu ülkelerde ailenin sosyo-ekonomik statüsü ile öğrenci baģarısı arasındaki iliģkinin daha güçlü olduğu ortaya konmuģtur. Sosyo-ekonomik statü arttıkça öğrenci baģarısı artmakta, statü azaldıkça öğrenci baģarısı azalmaktadır. Bu bağlamda, erken yönlendirme düģük gelir gruplu ailelerin çocuklarının aleyhine iģlemektedir. Aynı rapordaki bir diğer tespit ise, eğitimin kalitesi ile (yönlendirme yaģının öne alınmasına bağlı olarak artacak olan) kurumsal çeģitlilik arasındaki iliģkinin beklenilenin aksine negatif olduğudur. BaĢka bir anlatımla, yönlendirmenin erken olduğu ülkelerde, okul çeģidi arttıkça eğitimin kalitesi artacağına, tam tersine düģmektedir. OECD nin eğitimde eģitlik ve kalitede dezavantajları destekleyen okul ve öğrenciler üzerine 2012 yılında yayınladığı raporda ise, okul seçiminde ailenin etkisinin artmasının eğitimde eģitsizlikleri daha da arttıracağı belirtilmektedir. Ülkelere eğitimde eģitlik ve kalitenin desteklenmesi için erken yönlendirmeden kaçınılması ve seçimin ortaöğretime ötelenmesi önerilmektedir. Kanun teklifinin genel gerekçesinde ABD, Ġngiltere, Fransa daki eğitim sistemine iliģkin örnekler verilerek bu ülkelerde eğitimin, okul öncesi, ilköğretim, ortaokul/lise öncesi ve lise olmak üzere dört kademeye bölündüğünden bahsedilmiģtir.abd, Ġngiltere, ve Fransa daki eğitim sistemlerinin ortak özelliği, bu ülkelerde temel eğitim, ilkokul ve ortaokul gibi farklı kademelerde görülse de, öğrencilere en azından liseye kadar, ülkemizde de Ģimdiye kadar olduğu gibi, sadece bir öğretim programı ile eğitim hizmetinin sunuluyor olmasıdır. Öğrenciler bu üç ülkede de 16 yaģına kadar temel eğitimin dıģında bir öğretim programı ile karģılaģmamakta ve mesleki eğitim programlarına yönlendirilmemektedir. Öğrencilerin farklı yetenekleri aynı program içinde, seçmeli dersler ve ders dıģı etkinliklerle geliģtirilmektedir. Kaldı ki, kesintisiz temel eğitim kademesiz temel eğitim değildir. Kesintisiz temel eğitim, çocuğun bütünsel geliģimini esas almak ve biliģsel geliģimine uygun olmak suretiyle temel eğitim çağındaki tüm çocuklara, ortaöğretime kadar ortak, eģit, genel ve sürekli eğitim vermektir. Temel eğitim süresi içinde çocuğun bütünsel geliģimi esas alınarak aynı yaģtaki çocuklar farklı programlar ve okul türlerine göre ayrıma tabi tutulmuyor ve programlar çocuğun 7-11 yaģ somut iģlemler ve 12 yaģ ve üzeri soyut iģlemler Ģeklindeki biliģsel geliģimine uygun olarak kademelendiriliyor ise bu eğitim sistemi kesintisizdir. BaĢka bir anlatımla, 8 yıllık temel eğitim süresi içinde farklı kademeler olsa dahi, kademelendirme çocuğun biliģsel geliģimine uyarlanmıģ ve temel eğitim süresince tüm öğrencileri kapsayan tek bir program izleniyorsa bu kesintisiz eğitimdir. Oysa, 6287 sayılı Yasada kademelendirme çocuğun biliģsel geliģimine uygun yapılandırılmadığı gibi, ikinci kademede farklı programlar ve imam hatip ortaokulları temelinde eğitim-öğretim programı değiģmekte, üçüncü dört yılda uzaktan açık eğitim gibi farklı program türleri devreye girmekte ve neredeyse sekiz yıllık temel eğitim ilk dördüncü yılın bitiminde, sona ermektedir. Bu haliyle düzenleme en temel pedagojik ilkelerle bile çeliģmektedir. Ġlköğretime baģlama yaģının ve kademelendirmenin çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına göre yapılmak yerine çocuğun istismarıyla sonuçlanacak Ģekilde yapılması, daha önce de

84 belirtildiği üzere Anayasanın 41 inci maddesinin son fıkrası ile 42 nci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırıdır. Öte yandan, ikinci kademede öğrencilerin farklı programlar ve imam hatip ortaokulları ile seçmeli dersler temelinde mesleki eğitime yönlendirilecek olması ve böylece yönlendirmeye tabi tutulan öğrencilerin diğerlerine göre haftada daha az matematik, daha az Türkçe, daha az fen bilgisi ve daha az yabancı dil dersleri alarak diğerleriyle aynı ortaöğretim giriģ sınavlarına girecek olmaları, Anayasanın 10 uncu maddesindeki eģitlik ilkesine aykırı olmanın yanında, aynı zamanda yönlendirmeye tabi tutulan öğrencilerin istismarlarına da yol açacağından Anayasanın 41 inci maddesindeki, Devletin her türlü istismara karģı çocukları koruyucu önlemleri alacağı kuralıyla da bağdaģmamaktadır. Anayasanın Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi baģlıklı 42 nci maddesinin üçüncü fıkrasında Eğitim ve öğretim Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz denildikten sonra 4. fıkrasında Eğitim ve öğretim hürriyeti Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz kuralıyla BaĢlangıçtaki ilkelere bağlılık pekiģtirilmiģtir. Anayasa Mahkemesinin E.1989/1, K.1989/12 sayı ve tarihli kararına göre; Eğitim ve öğretimde, dinsel inanca devlet gücünün özel bir katkı vermesi düģünülemez. Lâiklik bir bütündür. Özellikle eğitim ve öğretim alanında lâikliğe bağlılık ve saygı, ulusun geleceği açısından da üzerinde önemle durulacak bir konudur. Siyasal alanda dinsel çabalar, dinsel geleneklere uygunluğu aranan düzenlemeler, eylem ve iģlemler ne kadar geçersizce, öğretim ve eğitim alanında da din buyruklarıyla iliģki kurulamaz. Demokrasinin güvencesini ve Cumhuriyetin özgün niteliğini oluģturan bu ilkenin büyük bir duyarlık ve özenle korunması Anayasa gereğidir. Anayasanın 24 üncü maddesinin ilk fıkrasında herkesin, vicdan, dinî inanç ve kanaat özgürlüğüne sahip olduğu belirtilmiģ, ikinci fıkrasında da bu özgürlüğün doğal bir sonucu olarak özgürlüklerin kötüye kullanılmasını yasaklayan 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak koģuluyla ibadetin dinî ayin ve törenlerin serbest olduğu vurgulanmıģtır. Üçüncü fıkrada, kimsenin, ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamayacağı ve suçlanamayacağı ilkesine yer verilmiģtir. Bu kurallarla, anlam ve kapsamı belirlenen din ve vicdan özgürlüğü, yalnız, kiģilerin diledikleri inanç ve kanıya sahip olmalarını değil, olmamalarını da güvenceye almaktadır. Anayasal sınırlar içinde, herkesin dinini seçme ve inancını açıklama konusundaki özgürlüğü, demokratik, lâik bir hukuk devletinde yasa koyucunun her türlü etkisinin dıģındadır. Devlet, her türlü din ve inanca aynı uzaklıktadır. Devletin dinlerden birini seçmesi, ayrı dinlere bağlı yurttaģlar yönünden eģitlik ilkesine de aykırı düģer. Bu nedenle, lâiklik ilkesi din ve vicdan özgürlüğünün en önemli güvencesidir. Din ve vicdan özgürlüğü, kiģinin herhangi bir dinî veya felsefî inancı olma veya olmama hakkını, dinî inanç sahibinin ise dininin gereklerini öğrenme hakkını ifade eder. Bu bağlamda, herkesin, dinî ve felsefî inançları doğrultusunda kısıtlama olmaksızın eğitim ve öğretim görme hakkı bulunmaktadır. Yine ortaokullarda da hangi müfredatın uygulanacağının belirsiz olması da Anayasanın 42 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir hükmüne açıkça aykırıdır. Tüm bunlardan anlaģılacağı üzere, eğitimin kalitesini geliģmiģ ülkelerdeki gibi yükseltme gerekçesiyle ortaya konulan bu teklifte gözden kaçırılan en önemli nokta, tüm ileri ülkelerde zorunlu temel eğitimin en az 10 yıl sürdüğüdür. Uluslararası eğitim standartları ve sınıflandırmasına göre zaten ülkemizde kademeli eğitim yapılmaktaydı. Ġlköğretimin ilk 5 yılı ile son 3 yılı zaten ISCED 1 ve ISCED 2 olarak Bakanlık tarafından sınıflandırılıyordu. Bu durumda bu kanunun tek amacının zorunlu eğitimin süresini uzatmaktan çok, sekiz yıllık

85 zorunlu ilköğretimi bölerek din esaslı eğitimi eğitim sisteminin temeli haline getirmek olduğu ortadır. Açıklanan bu nedenlerle mevcut düzenleme Anayasanın 2 nci, 10 uncu, 14 üncü, 24 üncü, 41 inci ve 42 nci maddelerine aykırıdır. 3) tarihli 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3 üncü maddesi ile değiģtirilen 222 sayılı kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ile yine aynı kanunun 8 inci maddesi ile değiģtirilen 1739 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin son cümlesinin Anayasaya aykırılığı Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve iģlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliģtirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkelerine bağlı olan devlettir. Hukuk devleti ilkesi, yasaların kamu yararına dayanması ögesini içermenin yanında yasama organı tarafından konulacak kurallarda adalet ve hakkaniyet ölçülerinin göz önünde tutulmasının gerekliliği, yine bu ilkenin doğal bir yansımasıdır. Anayasa Mahkemesinin E.1985/1, K.1986/4 sayılı Kararında Yasa koyucuya verilen düzenleme yetkisi, hiçbir Ģekilde kamu yararını ortadan kaldıracak veya engelleyecek biçimde kullanılamaz denilmektedir. Yine Anayasa Mahkemesi nin E.2008/34, K.2008/153 sayılı kararında da Hukuk devletinin tanımına giren unsurlardan birisi de, kamu yararı düģüncesi olmadan herhangi bir yasanın kabul edilmeyeceğidir. Tüm yasaların genel amacının kamu yararı olduğu bilinen bir gerçektir. Haksız olan, yanlıģ olan, adil olmayan bir yasal düzenlemenin amacı, kamu yararı olamaz. Hukuk devleti ilkesi gereğince, yasama iģlemlerinin kiģisel yararı değil, kamu yararını gerçekleģtirmek amacıyla yapılması esastır. Bir kuralın Anayasaya aykırılık sorunu çözümlenirken, kamu yararı konusunda Anayasa Mahkemesi nin yapacağı inceleme de, yasanın kamu yararıyla yapılıp yapılmadığını araģtırmaktır. Anayasanın çeģitli hükümlerinde yer alan kamu yararı kavramının Anayasada bir tanımı yapılmamıģtır. Ancak Anayasa Mahkemesi nin kimi kararlarında da belirtildiği gibi, kamu yararı, bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yarardır. Bu saptamanın doğal sonucu olarak da, kamu yararı düģüncesi olmadan yalnız özel çıkarlar için veya yalnız belli kiģilerin yararına olarak yasa kuralı konulamaz. Böyle bir durumun açık bir biçimde kesin olarak saptanması halinde, söz konusu yasa kuralı Anayasanın 2 nci maddesine aykırı düģer ve iptali gerekir, denilerek yasaların genel amacının kamu yararı olması gerektiği bir kez daha isabetli bir Ģekilde ifade edilmiģtir. Kamu yararı amacı göz ardı edilerek yasa kuralı oluģturma davranıģı, siyasi iktidar açısından bir alıģkanlık haline dönüģtüğü takdirde, hukuk devletinden giderek uzaklaģılır. Aynı kararda Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan ve çağdaģ demokratik rejimlerin temel ilkelerinden birisi olan hukuk devleti ilkesinin ön koģullarında birisi de hukuk güvenliğidir. Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuk güvenliği, kiģilerin, hukuk düzenin koruması altındaki haklarını elde etmeleri için gereken her türlü önlemin alınmasını ve bireylerin tüm eylem ve iģlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar ifadeleriyle, hukuki güven ve istikrar ilkesinin hukuk devletinin ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin bir niteliği olduğu, bu niteliğin korunması gerektiği ve bunun hukuki anlamda bir zorunluluk olduğu da vurgulanmıģtır. Kanun teklifinin gerekçesindeyse isabetsiz olarak, sekiz yıllık zorunlu temel eğitimin bölünerek ilkokul ve ortaokul olarak kademelendirilmesinin en önemli sebeplerinden biri olarak mevcut sekiz yıllık kesintisiz eğitim sisteminde alt sınıflardaki öğrencilerin, üst

86 sınıflardaki öğrencilerin olumsuz davranıģlarına maruz kaldıklarını ve yeni sistemle bu yanlıģlığın düzeltileceği belirtilmiģtir. Kanun Teklifinin gerekçelerinden biri de 8 yıllık kesintisiz ilköğretimin, mesleki eğitime darbe vurduğu iddiasıdır. Türkiye nin çok partili siyasal yaģama geçtiği 1946 yılından bu yana Cumhuriyet in hedefi olan ve tarihli ve 4306 sayılı Kanunla hayata geçirilen 8 yıl kesintisiz ve zorunlu temel eğitim sistemi sona erdirilerek, 4+4 Ģeklinde iki kademeli hale getirilerek eğitim görecekleri mekanlar farklılaģtırılmakta ve daha çocuklar somut iģlem çağının ortasında ve 9-10 yaģlarında iken, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarına baģlamaları öngörülerek 10 yaģındaki çocuklar, soyut iģlemlerle karģı karģıya bırakılmanın yanında meslek seçimine zorlanmaktadırlar. Dünya uygulamasına bakıldığında ise, mesleki eğitim ile mesleki eğitime yönlendirmede farklı uygulamaların olduğu gözlenmekle birlikte, genel eğilim mesleki eğitimin zorunlu temel eğitimden sonra ve çocuğun yaģlarında baģlatılması Ģeklindedir. Ortaokulların, farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imamhatip ortaokullarından oluģturulması ve ayrıca ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında lise eğitimini destekleyecek Ģekilde öğrencilerin yetenek, geliģim ve tercihlerine göre seçimlik dersler konulması; mesleki yönlendirmenin temel eğitimin ikinci evresinde, çocuğun 9-10 yaģlarında ve somut iģlem çağının ortasında baģlatılması demektir. GeliĢim psikolojisinin temel bulgusu, çocuğun sosyal ve duyusal geliģimi ile yeti, beceri ve ilgilerinin ergenlik çağı olan yaģları arasında büyük değiģimler gösterdiği, ergenlik dönemlerinin giderek daha ileri yaģlara kaydığı, çocuğun ilgi, bilgi ve becerilerin 15 yaģlarında dahi kararlılık göstermeyip, kaygan bir zeminde olduğu yönündedir. Eğitim-öğretim literatürü ve Dünya uygulaması, mesleki eğitimin, genel eğitim-öğretim sistemi bütününün bir parçası olduğunu; soyut bilim eğitimi sürecinden daha çok yetenek ve becerilerin uygulamaya dayalı olarak geliģtirilmesine dayandığını; çocuklarda 6-11 yaģ aralığının somut iģlem çağı, 12 yaģ ve üstünün soyut iģlem çağı olduğunu; bu yanıyla mesleki eğitime yönlendirmenin çocuğun soyut bilim eğitimi sürecindeki açık baģarısızlığı yanında ilgi, yetenek ve becerilerinin açığa çıkmasını gerektirdiğini; bunun da ancak çocuğun soyut bilim eğitimi sürecini tamamlaması ile mümkün olabileceğini ve etkili bir mesleki yönlendirmenin yeterli bir temel eğitime dayalı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, mesleki eğitime yönlendirme, ancak çocuğun soyut bilim eğitimi döneminin sonlarına doğru mümkün olabilir. 8 yıllık kesintisiz temel eğitim bu bağlamda mesleki eğitime darbe vurmamıģ, tam tersine mesleki eğitime yönlendirmeyi pedagojik bağlamda bilimsel ve eğitsel bir tabana oturtmuģtur. Nitekim bu durum, Anayasa Mahkemesinin E.1997/62, K.1998/52 sayılı Kararıyla hukuksal olarak da tescillenmiģtir. Ayrıca, köylerde bulunan okulların iģlevsiz kalmasının nedeninin 8 yıllık kesintisiz eğitim olduğunun ileri sürülmesi ise çarpıtmanın ötesinde tam anlamıyla bir bilgi kirliliğidir. Ülkemizin kırsal kesimlerinde bulunan ilkokulların büyük bir çoğunluğunun, genç ve doğurgan nüfusun Ģehirlere yerleģmesinden ve dolayısıyla köylerde bulunan öğrenci sayısının azalmasından ötürü kesintisiz 8 yıllık eğitime geçilmeden önce kapandığı; kapanmayanlarda da eğitimin ya birleģtirilmiģ sınıflar ya da sabahçı ve öğlenci biçiminde ikili öğretim Ģeklinde sürdürüldüğü yadsınamaz bir gerçektir. Bu bağlamda, taģımalı eğitim uygulamasına, 8 yıllık kesintisiz ilköğretimden önce ve ondan bağımsız olarak köylerde bulunan ilköğretim çağındaki öğrenci sayısının azalması nedeniyle baģlanmak zorunda kalınmıģtır. Nitekim, Sayın Prof. Dr. Tansu Çiller in BaĢbakanlığındaki 50. Cumhuriyet Hükümetinin (24 Ekim Ekim 1995) Milli Eğitim Bakanı Sayın Nevzat Ayaz tarafından sunulan Milli Eğitim Bakanlığı 1994 Bütçe Raporunda, Eğitimde kalitenin artırılması, fırsat ve imkân eģitliğinin sağlanabilmesi için nüfusu az ve dağınık yerleģim birimlerinde birleģtirilmiģ sınıf programı uygulayan öğrencilerin müstakil sınıflı ilköğretim

87 kurumlarına (Ġlkokul, ortaokul, ilköğretim okulu) kavuģturulması amacıyla baģlatılan TaĢımalı Ġlköğretim Uygulaması, öğrenim yılında 57 ilimize yaygınlaģtırılmıģtır. Bu illerimizde az sayıda öğrenci bulunan köy ilkokulundan toplam öğrencinin, merkeze günü birlik taģınması yapılarak eğitim-öğrenimleri sürdürülmektedir. denilmektedir. Bu bağlamda, taģımalı eğitim, sekiz yıllık kesintisiz zorunlu ilköğretim yasasının çıkmasından çok önce baģlamıģ ve eğitim-öğretim yılında 57 ili kapsayacak bir düzeye getirilmiģtir. Kaldı ki, bırakınız 1993 yılını 2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre nüfusun % 64,90 ı il ve ilçe merkezlerinde, % 35,10 u ise belde ve köylerde ikamet ederken; TÜĠK tarafından tarihinde yayımlanan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2011 Yılı Sonuçları na göre il ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin oranı %76,8 e çıkarken, belde ve köylerde ikamet edenlerin oranı ise %23,2 ye gerilemiģtir. Köylerde ilköğretim çağında bulunan çocuk, bırakınız dört sınıfı, bir sınıf açacak (20-25 öğrenci) sayıda dahi değil ve dolayısıyla köy okullarını tekrar canlandırarak her köy okuluna her sınıf için bir sınıf öğretmeni atamak hiçbir Ģekilde mümkün değil iken, köy okulları tekrar açılabilecekmiģ gibi küçük yaģlardaki öğrencilerin yatılı bölge okullarında ya da taģımalı eğitim için tahsis edilen servislerin kat ettiği uzun mesafelerde çektikleri eziyetlere dikkat çekilerek kız çocuklarının okula gönderilmemesi ile 8 yıllık kesintisiz eğitim arasında doğrusal bir ilgi kurulmaya çalıģılması hiçbir Ģekilde doğru değildir. Diğer yandan, Ġlköğretimde Net OkullaĢma Oranı, 8 yıllık kesintisiz eğitimin baģladığı eğitim-öğretim yılında % 84,74 iken; eğitim-öğretim yılında % 96,50 ye, eğitim-öğretim yılında ise % 98,50 ye çıkmıģtır. Bu bağlamda, 8 yıllık kesintisiz ilköğretim, ilköğretimde okullaģma oranı açısından baģarılı, hatta çok baģarılı olmuģtur. Önemli baģarılar sağlanmıģ ve geleceğe yönelik stratejik amaç ve hedefler konulmuģ iken, 8 yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitimin 4+4 Ģeklinde iki kademeli hale getirilmesinin, yoksul ailelerin erkek çocuklarının ikinci kademeye verilmeyerek iģyerlerine çırak olarak yerleģtirilmesini; Türkiye nin görece geliģmemiģ bölgelerinde ise temel sorun olan kız çocuklarının temel eğitimin ikinci kademesine verilmemesini, verilenlerin ise alınmasını teģvik eder nitelikte olduğu açıktır. Bu da ülkemizde zaten önemli bir sorun olan kızlarda erken evlilik ve dolayısıyla çocuk ölümlerinin artmasına yol açacaktır. Bu durum, Anayasanın 10 uncu maddesi ile 41 inci maddesine aykırıdır. Ġlkokul ile ortaokul öğrencilerinin aynı binalarda eğitim görmeleri sorun olarak görünüyor ise sorunun çözümü için sadece mevcut kesintisiz sekiz yıllık eğitim sistemi içinde, ilköğretim ile ortaöğretimin mekansal olarak ayrılması yeterli olabilecekken, köklü bir eğitim reformuna kalkıģılması, sistemin değiģtirilmek istenmesindeki asıl nedenin kamufle edilmek istendiğini bir kez daha teyit etmektedir. Zaten kanunda, Ancak imkan ve Ģartlara göre ortaokullar, ilkokullarla veya liselerle birlikte de kurulabilir hükmüne yer verilmesi, yeni sistemin bu sorunu çözme niyetinde olmadığını da göstermektedir. Anayasanın 27 nci maddesinin ilk fıkrasında, herkesin, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araģtırma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Böyle köklü bir eğitim reformu yapılarak zorunlu eğitim süresi 12 yıla çıkartılıyorsa bilim ve sanata yönelmede daha sağlam bir alt yapı oluģturulması ve bunun tüm mekansal ve mali kaynaklarının net olarak tespit edilmesi gerekirdi. Anayasanın Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi baģlıklı 42 nci maddesinin üçüncü fıkrasında Eğitim ve öğretim Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı düzenlemesinin öncelikle devlet ve devletin yasama ve yürütme organları için konulduğu ve bağlayıcı olduğu göz ardı edilmemelidir. Zira Anayasanın 2 nci maddesinde belirtildiği ve yukarıda açıkladığımız Ģekilde, devletimiz bir hukuk devletidir. Devletin bütün organları hukuk

88 devletinin bir gereği olarak hukuk kurallarıyla, özellikle Anayasa kurallarıyla bağlıdır. O halde, Devlet ve Yasama Organı çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına aykırı yasa yapamaz. Görüldüğü gibi, eğitim düzenlemeleri konusunda yasama yetkisi serbest alan olmaktan çıkarılmıģ, çağdaģ bilim esaslarına uygun olması kaydına bağlanmıģtır. Anayasanın bu (42/III) maddesinde bir değerlendirme ölçüsü olarak vazedilmiģ olan çağdaģ bilim ve eğitim esasları nın bilimsel veriler ıģığında açıklanması gerekir. ÇağdaĢ eğitim: Bireye, temel becerilerin kazandırılması; toplumun değer yargılarının, bilgi ve beceri birikiminin, onun bedeni ve ruhsal geliģimini dikkate alarak aktarılması; ilgi, istek ve yeteneklerine göre, her alanda doğru ve yeterli bilgiler verilmesidir. GeliĢim Psikolojisi ve Sosyolojisi biliminin verilerine göre, çağdaģ bilim ve eğitimin ilke ve esasları ise Ģunlardır: a) Çocuğun biliģsel geliģimine (bedensel büyümesi ile zihinsel ve ruhsal geliģimi) uygun olarak tüm çocuklara duygu, zeka, heyecan, vicdan, irade ve gönül yönlerindeki geliģimlerinden hiçbirini ihmal etmeden (yani geç kalmadan ya da erken yönlendirmeden) eğitim ve öğretim yaparak, temel eğitime iliģkin beceriler ile tutum ve davranıģları kazandırmak ve kendilerini, ilgi, yeti ve becerilerini tanımalarını sağlamak çağdaģ eğitimin temel amacıdır. b) Eğitim programları çocuğun 7-11 yaģ somut iģlem çağı, 12 yaģ ve üzeri soyut iģlem çağı Ģeklindeki biliģsel geliģimine uygun yapılandırılmalı ve çocuk kendini tanımadan, ilgi, yeti ve becerileri açığa çıkmadan yönlendirmeye tabi tutulmamalıdır. c) YetiĢmekte olan kuģakların doğuģtan getirdiği yeteneklerini geliģtirmek, eğilimlerini yönlendirmek, eğitimin bireysel amacını ifade eder. Buna çağdaģ eğitimde self actualisation (kendini gerçekleģtirme) denilir. ÇağdaĢ eğitim ve öğretim; eğitimin, öğretmen ve müfredat merkezli olmaktan çıkarılmasını gerekli kılar. Öğrenciyi dikkate alan bir anlayıģ esasına dayalıdır. d) YetiĢmekte olan kuģakların her alandaki (fizik, kimya, biyoloji, astronomi gibi pozitif ilimler, resim, musiki ve benzeri güzel sanatlar, felsefe ve din bilgisi) geliģmeleri, fert ve toplum ihtiyacını dikkate alarak yetenek ve eğilimlerine göre takip etmeleri, çağdaģ eğitimde esastır. Bu esas, çağdaģ demokrasinin ön koģulları olan insan hakları ve çoğulculuğun (pluralisme in) da zorunlu bir gereğidir.çağdaģ eğitim; Anayasanın 5 inci, 27 nci ve 42 nci maddelerinde belirtildiği gibi devletin temel amaç ve görevleri arasında yer alır. Eğitim psikolojisi ve eğitim sosyolojisi gibi bilim dallarının açıklamalarına göre, söz konusu çağdaģ eğitim ve öğretim, bireyin toplumsal ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarına, beklentilerine ve amaçlarına cevap verir. Devlet, eğitimi bir kamu görevi olarak ele alırken, kiģilerin, ailelerin hak ve isteklerini her alanda olduğu gibi bu alanda da dikkatle yerine getirmek zorundadır. Bu ilkeler demokratik hukuk devleti ilkelerinin ve genel hürriyet kuralının bu alana somut olarak yansımasıdır. Çıkarılan 6287 sayılı Kanun da bu ilkelere riayet edilmemiģtir. Ġptali istenen düzenlemelerde çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına uyulmaması, daha önce de belirtildiği üzere Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti, 10 uncu maddesindeki eģitlik ilkelerine aykırı olmanın yanında, 41 inci maddesinin üçüncü fıkrasında Devlete verilen her türlü istismara karģı çocukları koruyucu önlemleri alma ve 42 nci maddesindeki eğitimi çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına dayandırma görevleriyle de bağdaģmamaktadır. Milli Eğitim Temel Kanunu nun 2/III. maddesinde, Türk Millî Eğitiminin amacı, fertlerin ilgi, istidat ve kabiliyetlerini geliģtirerek gerekli bilgi, beceri, davranıģlar ve birlikte iģ görme alıģkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak; böylece bir yandan... refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde, iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaģ uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin ortağı yapmaktır. Ģeklinde ifade edilmiģtir.

89 Anayasanın 17 nci maddesinin ilk fıkrasında, herkesin, yaģama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliģtirme hakkına sahip olduğu belirtilmiģ, 5 inci maddesinde de kiģinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaģmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevi varlığının geliģmesi için gerekli Ģartları hazırlamaya çalıģmak, devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıģtır. Devletin bu yükümlülüğünü eģitlik ilkesini gözeterek hiçbir ayırım yapmadan herkes için geçerli olacak biçimde yerine getirmesi gerektiğinde duraksamaya yer yoktur. Açıklanan bu nedenlerle mevcut düzenleme Anayasanın 2 nci, 5 inci, 10 uncu, 17 nci, 27 nci, 41 inci ve 42 nci maddelerine aykırıdır. 4) tarihli 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun 9 uncu maddesi ile değiģtirilen 1739 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin mülga birinci fıkrasının Anayasaya aykırılığı 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun 9 uncu maddesiyle yeniden düzenlenen 1739 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin mülga birinci fıkrasıyla, ilköğretim kurumlarının, dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar, dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ve imam-hatip ortaokullarından oluģacağı; ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında lise eğitimini destekleyecek Ģekilde öğrencilerin yetenek, geliģim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluģturulacağı; ortaokul ve liselerde, Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı derslerinin, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulacağı; bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluģturulacak program seçeneklerinin Bakanlıkça belirleneceği bir eğitim sistemi getirilmektedir. Bu düzenlemeler, sekiz yıllık kesintisiz temel eğitimi ortadan kaldırarak, ilköğretime baģlama yaģını bir yıl öne çekip 4+4 Ģeklinde kademelendiren ve çocukları daha 9-10 yaģlarında ve somut iģlem çağının ortalarında iken ilköğretimin ikinci kademesine atlatarak, farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokulları ve seçmeli dersler temelinde ailelerinin istemlerine göre meslek seçimine zorlayan düzenlemelerin amacını açığa çıkarmaktadır: O amaç, imam hatip liselerinin orta kısmını yeniden açmak ve seçmeli hale getirilen Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin Hayatı dersleri temelinde 9-10 yaģlarında ve somut iģlem çağının ortalarında olan çocuklara koģullandırma yoluyla analitik düģünme biçimi yerine doğmatik düģünce biçimini dayatmaktır. Ayrıca bu derslerin öğrenilmesi asgari düzeyde Arapça anlamayı gerektirmektedir ki, bu yaģ grubundaki bir çocuktan Arapça dilini bilmesi beklenemeyeceğinden ve beklenmesi de üzerinde ağır bir baskı yaratacağından yasa, rasyonel eğitim anlayıģına ve BM Çocuk Hakları SözleĢmesi yoluyla, Anayasanın 90 ıncı maddesine de aykırıdır. Türkiye nin tam üye olma yolunda ilerlediği Avrupa Birliği ülkelerinde, mesleki yönlendirme çocuğun geliģim evresine uygun yapılandırılır, OECD Raporlarında ülkelere eğitimde eģitlik ve kalitenin desteklenmesi için erken yönlendirmeden kaçınılması ve seçimin ortaöğretime ötelenmesi önerilir ve bu öneriler hayata geçirilirken; Türkiye nin 8 yıllık kesintisiz temel eğitimi 4 yıl süreli zorunlu ilkokul ile dört yıl süreli ve zorunlu ortaokul Ģeklinde iki kademeli yapması ve mesleki yönlendirmeyi de yaģlarından, 9-10 yaģlarına çekmesi, Anayasanın BaĢlangıcının ikinci fıkrasındaki kuralla da bağdaģmamaktadır. Temel eğitime iliģkin temel beceriler ile tutum ve davranıģları kazanamamıģ, ilgi, beceri ve yetileri açığa çıkmamıģ, meslekler ile üst öğrenim olanakları hakkında tutum alabilecek çağa gelmemiģ, 9-10 yaģlarında ve somut iģlem çağının ortasında olan çocukların, farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokulları ve seçmeli dersler temelindeki meslek seçimlerini, hiç kuģku yoktur ki çocuklar adına ebeveynleri ya da

90 okul yapacaktır. Erken dönemde ve böylesine bir belirsizlik ortamında, ebeveynler veya okul tarafından yapılacak mesleki yönlendirmenin, çocukların temel eğitim ile hedeflenen bütünsel geliģimini engelleyeceği ve çocuğun istismarı ile sonuçlanacağı ise her türlü tartıģmanın dıģında olgusal bir gerçektir. Çünkü, daha çocuğun ilgi, yeti ve becerileri ortaya çıkmadan mesleki yönlendirmeye tabi tutulmalarındaki olağandıģılığa bağlı Anayasaya aykırılık bir yana, farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokulları ve seçmeli dersler temelindeki meslek seçimleri ebeveynleri veya okul tarafından yapılan çocuklar, farklı programlara yönelik dersler ile seçmeli derslerden dolayı, diğerlerine göre haftada daha az matematik, daha az Türkçe, daha az fen bilgisi, daha az yabancı dil dersleri alacaklar; buna karģın ilköğretimin ikinci veya aynı anlama gelmek üzere ortaöğretimin birinci kademesini tamamladıklarında, diğerleriyle aynı ortaöğretime geçiģ sınavlarına gireceklerdir. Ġlköğretimden ortaöğretime geçiģ, Ortaöğretim Kurumlarına GeçiĢ Yönergesi ile düzenlenmiģtir. Ağırlıklı olarak yabancı dillerde eğitim yapan Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi, Anadolu Lisesi, Anadolu Öğretmen Lisesi, Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi, Anadolu Ġmam Hatip Lisesi gibi okullar, merkezi sınav sistemi ile öğrenci almakta; merkezi sınava dayanmadan öğrenci alanlar ise düz lise ve çok programlı liseler ile meslek ve teknik liselerinden oluģmaktadır yılında ÖSYS sınavlarına giren bütün öğrenciler içerisinde 4 yıllık lisans programına yerleģenlerin oranı %24 iken; ticaret, turizm, sağlık, teknik liseler ve endüstri meslek liseleri ile kız meslek liselerinde ise bu oran sadece %3,8 olmuģtur. ÖSYM tarafından 20 Nisan 2012 tarihinde yapılan 2012 YGS Sonuçları Raporuna göre, 2012 YGS de 180 ve üstü puan alan adayların okul türlerine göre sınav baģarı yüzdesi, Sosyal Bilimler Liseleri ile Askeri Liselerde % 100, Fen Liselerinde %99,96, Anadolu Liselerinde %99,82 Ģeklinde sıralanırken; en az baģarı gösterenler ise, Kız Meslek Liseleri % 52,10, Ticaret Meslek Liseleri %40,65, Endüstri Meslek Liseleri %33,27, AkĢam Liseleri %27,91 Ģeklinde sıralanmıģtır. Dünya Bankasına göre, 1999 yılında mesleki eğitime yönlendirme yaģını bir yıl ileriye alan Polonya, PISA okuma puanlarını 20 puandan fazla yükseltmiģtir de temel eğitimi 8 yıla çıkararak mesleki eğitimi üç sene erteleyen Türkiye ise, TIMSS 1999 a göre 2007 matematik ve fen sonuçlarını sırasıyla 21 ve 17 puan yükseltirken; PISA 2003 e göre PISA 2009 da okuma yeterliliği puanını 441 den 23 puan artırarak 464 puana, matematik puanını 425 den 21 puan artırarak 446 puana, fen bilimleri puanını 434 den 20 puan artırarak 454 puana çıkarmıģtır. Ayrıca, PISA 2003 de matematikte 2 nci yeterlik düzeyinin altında kalan öğrenci oranı %52 iken, PISA 2009 da %42 ye düģmüģtür. PISA 2006 ya göre, PISA 2009 da fen bilimlerinde Türkiye 30 puandan fazla bir artıģ göstermiģ ve 2 nci yeterlik düzeyinin altında kalan öğrenci oranı da %47 den %30 a düģmüģtür. PISA 2009 sonuçlarına göre; okuma becerileri alanında en yüksek baģarı gösteren öğrenciler fen liseleri (ortalama puanları 571), en düģük baģarı gösterenler ise ortalama puanı 423 olan meslek liseleri ile ortalama puanı 427 olan ve genel eğitim ile mesleki eğitimi bir arada veren çok programlı liseler; matematik okuryazarlığında en yüksek performans gösteren öğrenciler fen liseleri (ortalama puanları 614), en düģük baģarı gösteren liseler ise ortalama puanı 394 olan meslek liseleri ile ortalama puanı 399 olan çok programlı liseler; fen okuryazarlığında en yüksek baģarı gösteren öğrenciler ise fen liseleri (ortalama puanları 576), en düģük baģarı gösteren liseler ortalama puanı 415 olan meslek liseleri ile ortalama puanı 416 olan çok programlı liseler olmuģlardır. Temel eğitimin çocuğun bütünsel geliģimine uygun olarak kesintisiz 8 yıl sürdüğü ve mesleki yönlendirmenin ortaöğretimin ikinci kademesinde baģladığı bir eğitim sisteminde yukarıdaki sonuçlar alınıyor ise, mesleki yönlendirmenin ilköğretimin ikinci kademesine ve

91 çocuğun 9-10 yaģları ve somut iģlem çağının ortasına alınması durumunda, ortaöğretimin ilk kademesinde diğerlerine göre daha az matematik, daha az Türkçe, daha az yabancı dil, daha az fen bilgisi dersi alarak merkezi düzeyde yapılan Seviye Belirleme Sınavı (SBS) ile Ortaöğretim YerleĢtirme Puanına (OYP) göre ortaöğretim kurumlarına yerleģtirilecek olan öğrencilerin, yabancı dille eğitim yapan ortaöğretim kurumlarına girmeleri, daha baģlangıçta engellenmiģ olacağından, sınavsız öğrenci olan düz lise ile meslek ve teknik liselere devam etmek zorunda kalacaklar; matematik, Türkçe, fen bilgisi ve yabancı dil derslerini temel eğitim düzeyinde dahi yeterince alamamıģ, ortaöğretimde de daha az alacak olan meslek ve teknik lise mezunlarının bu Ģartlar altında ÖSYM tarafından yapılan YGS sınavlarında baģarılı olmaları bütünüyle ortadan kalkacaktır. Bu bağlamda, çocuğun kendisini, ilgi, yeti ve becerilerini tanımadan ve söz konusu özellikleri daha açığa çıkmadan, 9-10 yaģlarında ve somut iģlem çağının ortasında ebeveynlerinin veya okulun istemleri doğrultusunda mesleki yönlendirmeye tabi tutulmaları, çocukların istismar edilerek mesleki gelecekleri, eğitim kariyerleri ve yaģamlarının karartılması sonucunu doğuracağından, iptali istenen düzenlemeler, Anayasanın 41 inci maddesinin son fıkrasıyla Devlete verilmiģ olan, her türlü istismara karģı çocukları koruyucu önlemleri alma göreviyle bağdaģmamaktadır. Anayasanın 10 uncu maddesinde, herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düģünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eģit olduğu; hiçbir kiģiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı; Devlet organları ile idare makamlarının bütün iģlemlerinde kanun önünde eģitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları kurallarına yer verilmiģtir. Bu madde ile amaçlananın mutlak eģitlik değil, hukuksal eģitlik olduğu açıktır. Yasa önünde eģitlik ilkesi, yasalar karģısında herkesin eģit olmasını, ayırım yapılmamasını, kimseye ayrıcalık tanınmamasını gerektirir. Durumlarındaki farklılıklar kimi kiģi ve toplulukların değiģik kurallara bağlı tutulmasına neden olabilirse de, bunun Anayasal eģitlik ilkesine aykırı olmaması için söz konusu değiģik kuralların, kiģi veya kiģilerin farklılık ve özelliklerine dayanması gerekeceğinde Ģüphe yoktur. Oysa, 9-10 yaģlarında ve somut iģlem çağının ortasında mesleki yönlendirmeye tabi tutulan çocukların, ilgi, yeti ve becerilerine dayalı farklılık ve kiģisel özelliklerinin, mesleki yönlendirmeye tabi tutuldukları 9-10 yaģlarında değil, en erken 15 yaģ civarında ortaya çıktığı GeliĢim Psikolojisi alanında yapılan araģtırma bulgularıyla ortaya konmuģ bilimsel gerçekliğinden Ģüphe duyulmayan sonuçlardır. Daha önce de açıklandığı üzere, OECD nin PISA sonuçlarına dayanarak eğitimde eģitlik ile eğitimin kalitesi üzerinde belirleyici etkiye sahip olan okul özelliklerinin değerlendirildiği 2005 yılı Raporunda, mesleki yönlendirmenin erken olduğu ülkelerde ailenin sosyo-ekonomik statüsü ile öğrenci baģarısı arasındaki iliģkinin daha güçlü olduğu ve erken yönlendirmenin düģük gelir gruplu ailelerin çocuklarının aleyhine iģlediği ortaya konulmuģ; 2012 yılı Raporunda ise, okul seçiminde ailenin etkisinin artmasının eğitimde eģitsizlikleri daha da arttıracağı belirtildikten sonra ülkelere eğitimde eģitlik ve kalitenin desteklenmesi için erken yönlendirmeden kaçınılması ve seçimin ortaöğretime ötelenmesi önerilmiģken; çocukların farklılık ve kiģisel özelliklerinin ortaya çıkmadığı 9-10 yaģlarında ve somut iģlem çağının ortasında ebeveynlerin veya okulun talebi doğrultusunda mesleki yönlendirmeye tabi tutulmalarının, düģük gelir gruplu ailelerin çocuklarının aleyhine iģleyeceği ve eğitimde eģitsizlikleri daha da artıracağı bilimsel bir gerçeklik olduğundan, iptali istenen düzenlemeler Anayasanın 10 uncu maddesindeki eģitlik ilkesine de aykırıdır. Anayasanın 5 inci maddesinde, kiģilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kiģinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaģmayacak suretle sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının geliģmesi için gerekli Ģartları hazırlamaya çalıģmak Devletin

92 temel amaç ve görevleri arasında sayılmıģ; Anayasanın 17 nci maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, yaģama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliģtirme hakkına sahip olduğu kuralına yer verilmiģ; 166 ncı maddesinde ise, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirmesini yaparak verimli Ģekilde kullanılmasını planlamak Devlete görev olarak verilmiģ; planda milli tasarrufu ve üretimi artırıcı, yatırım ve istihdamı geliģtirici önlemler öngörüleceği ve kaynakların verimli olarak kullanılmasının hedef alınacağı belirtilmiģtir. Çocuğun kendini, kiģisel özellik, ilgi, beceri ve yetilerini tanıyamadan; bu özelliklerinin açığa çıkacağı ve dolayısıyla öğretmen ve ebeveynleri tarafından gözlenebileceği çağa girmeden; yaģamını sağlayacağı meslekler ile devam edebileceği öğrenim kariyeri hakkında bırakınız tutarlı veya tutarsız herhangi bir tutum almayı, bilgi dahi edinemeden ve edinebilecek çağa da gelmeden 9-10 yaģlarında ve somut iģlem çağının ortasında, ilköğretimin ikinci kademesine atlatılarak ebeveynlerinin veya okulun istemleri doğrultusunda mesleki yönlendirmeye tabi tutulmaları, Anayasanın 5 inci maddesiyle Devlete verilen kiģilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kiģinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaģmayacak suretle sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak ve insanın maddi ve manevi varlığının geliģmesi için gerekli Ģartları hazırlamak görevleriyle bağdaģmadığı gibi, çocuğun maddi ve manevi varlığını geliģtirme hakkını sınırladığından Anayasanın 17 nci maddesine aykırılık oluģturmaktadır. Öte yandan, günümüzde ülkelerin kalkınmasında en önemli etmenin beģeri sermaye olduğu konusunda görüģ birliği vardır. BeĢerin, nüfustan sermaye haline gelerek önemli bir üretim faktörü olabilmesi, herkesin temel eğitimden geçirilerek herkese temel eğitime iliģkin temel beceriler ile tutum ve davranıģların kazandırılması ve sonrasında da ilgi, yeti ve becerileri doğrultusunda eğitilerek herkesin sevdiği iģi yapacak hale getirilmesiyle mümkündür. ĠĢgücüne ilgi, yeti ve becerilerine uygun eğitim verilerek herkesin sevdiği iģi kaliteli yapar hale gelmesi sağlanmadan, ne beģeri sermayeden ne de iģgücünün verimli kullanılmasından söz edilebilir. Bu bağlamda iptali istenen ve günümüzde en önemli üretim faktörü olan beģeri sermayeyi konu alan düzenlemeler, dönemini kapsayan Sekizinci Kalkınma Planı ile öngörülen hedefler doğrultusunda yasalaģan temel eğitim sistemini bütünüyle ortadan kaldırmakta ve dönemini kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 9 uncu maddesine göre hazırlanan Milli Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı ndaki stratejik amaç ve hedeflerden sapma oluģturması yanında Devlete verilen ülke kaynaklarından beģeri sermayenin verimli Ģekilde kullanılmasını planlamak ve sağlamak ile üretimi artırıcı ve istihdamı geliģtirici önlemleri almak görevleriyle bağdaģmadığından, Anayasanın 166 ncı maddesine aykırılık oluģturmaktadır. Öte yandan, Anayasanın 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, Kalkınma planlarının hazırlanmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmasına, uygulanmasına, değiģtirilmesine ve bütünlüğünü bozacak değiģikliklerin önlenmesine iliģkin usul ve esasların kanunla düzenleneceği öngörülmüģtür tarihli ve 3067 sayılı Kalkınma Planlarının Yürürlüğe Konması ve Bütünlüğünün Korunması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyonlarının kendilerine havale edilen kanun tasarısı ve teklifleri ile bu tasarı ve teklifler üzerinde verilen değiģiklik önergelerini, Kalkınma Planına uygunluk bakımından da inceleyecekleri ve uygun bulmadıkları takdirde reddedecekleri; (2) numaralı fıkrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi BaĢkanlığının Kalkınma Planıyla ilgili gördüğü tasarı ve teklifleri en son olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edeceği; kanun tasarı ve tekliflerinin, Hükümetin veya Genel Kurulun lüzum göstermesi halinde de, Plan ve Bütçe Komisyonuna havale olunacağı; (3) numaralı fıkrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi

93 Plan ve Bütçe Komisyonunun (1) ve (2) numaralı fıkralarda belirtilen kanun tasarı ve tekliflerinden baģka, kamu harcama veya gelirlerinde artıģ veya azalıģ gerektiren kanun tasarı veya tekliflerini veyahut sadece belli maddeleri bu niteliği taģıyan tasarı veya tekliflerini de inceleyeceği hüküm altına alınmıģtır. Ġptali istenen düzenlemeler köylerdeki harap duruma düģmüģ ilkokulların, kapatılmıģ bulunan Ġmam-Hatip Ortaokulları ile diğer meslek ortaokullarının yeniden açılmasını, 60 aylık çocukların ilköğretime baģlatılmasını ve 4 ncü sınıftan sonra 9-10 yaģlarında ortaokula baģlatılmasını öngörmektedir. Düzenlemeler bu haliyle dönemini kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı nda yer almamanın yanında, kalkınma Planından sapma oluģturmakta ve ayrıca harap durumdaki ilkokulların onarılması, ilköğretimde ek kapasite yaratılması, ilköğretim okullarının ilköğretim ve ortaokul/imam hatip ortaokulu/mesleki ortaokula dönüģtürülmesi gibi nedenlerle kamu harcamaları ile kamu gelirlerinde ek artıģları gerektirmektedir. Bu nedenle de Anayasanın 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince çıkarılan 3067 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca Plan ve Bütçe Komisyonunda görüģülmesi gerekmektedir. Anılan Kanun Teklifinin, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüģülmeden yasalaģması, Anayasanın 166 ncı maddesine bu açıdan da aykırıdır. Bilimsel araģtırmalar çağ nüfusunu biliģsel geliģim açısından, 7-11 yaģ somut iģlemler, 12 yaģ ve üstünü ise soyut iģlemler dönemi olarak belirlemiģtir. Dolayısıyla, 7-11 yaģlarındaki çocuklara verilecek eğitimde programlar, dersler ve ders içerikleri, çocuğun biliģsel geliģimine uygun hazırlanır ve bu dönem çocuklarına soyut bilgiler, örneğin matematik, fen bilgisi (fizik, kimya, biyoloji) vb. nin kuramları öğretilmez; öğretilemez. Sayıların, abaküs, çubuk ya da fasulye taneleri ile öğretilmesi; A,a harfinin, yanına At resmi çizilerek simgeleģtirilmesi bu yüzdendir. Çünkü çocuk ancak somut olan Ģeyleri öğrenebilecek biliģsel düzeydedir. Soyut kavram ve kuramlar ise, çocuğun soyut iģlem dönemine geçtiği 12 yaģından sonra eğitim ve öğretime aģamalı bir Ģekilde konu oluģturur. Soyut bilgi ve kuramların, 9-10 yaģlarında ve somut iģlem çağının ortasında olan çocuklara nakledilmeye kalkıģılması durumunda, çocuğun öğrenmesi değil, koģullandırılması söz konusu olur. KoĢullandırmalı/Ģartlı öğrenme ise aklın ortadan kalkarak yerini reflekse bırakması, öğrenmenin Ģartlı reflekse bağlanması demektir. Dolayısıyla, ilköğretime baģlama yaģının bir yaģ öne çekilmesi ve temel eğitimin 4+4 Ģeklinde kademelendirilerek imam hatip ortaokullarının açılması ve mesleki seçmeli dersler yanında Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin Hayatı derslerinin konulduğu ilköğretimin ikinci kademesinin 9-10 yaģlarında baģlatılması çocukların öğrenmelerini değil, koģullandırılmalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu, öğrenme değil, dayatma sürecini amaçlayan hüküm, ilköğretimin ikinci kademesinde imam-hatip ortaokulları açılması ile Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin Hayatı derslerinin ilköğretimin ikinci kademesine seçmeli ders olarak konulması, Anayasanın 41 inci maddesinin son fıkrasıyla devlete verilmiģ olan, her türlü istismara karģı çocukları koruyucu önlemleri alma göreviyle bağdaģmadığı gibi 42 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, eğitim ve öğretimin, çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına göre yapılacağı kuralına da aykırılık oluģturmaktadır. Bu hüküm, Laik devletin tüm dinlere eģit mesafede bulunması gerektiği kuralına da aykırıdır. Zira Türkiye Cumhuriyeti devleti laik bir devlet olup, ülkemizde farklı dinlere mensup yurttaģların varolduğu unutulmamalıdır. Anayasanın BaĢlangıcında, laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının devlet iģlerine ve politikaya kesinlikle karıģtırılamayacağı; 2 nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin toplumun huzuru, milli dayanıģma ve adalet anlayıģı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, baģlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu; 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında, Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiç birinin, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan

94 kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağı; ikinci fıkrasında, Anayasa hükümlerinden hiç birinin, Devlete ve kiģilere Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniģ Ģekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak Ģekilde yorumlanamayacağı, kurallarına yer verilmiģ; 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında, herkesin vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğu kurala bağlandıktan sonra ikinci fıkrasında ise aynen, Din ve ahlak öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dıģındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kiģilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlıdır. denilmiģtir. Yine Anayasanın 24 üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki, Bunun dıģındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kiģilerin kendi isteğine ve küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlıdır. hükmü çerçevesinde, Anayasanın 136 ncı maddesine göre kurulan ve tarihli ve 633 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, Ġslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili iģleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek görevleri verilen Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığı tarafından yürürlüğe konulan Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığı Kur an Eğitim ve Öğretimine Yönelik Kurslar ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliği (R.G /28257) nin 12 nci maddesinde il, ilçe, belde ve köylerde ilgili müftülüğün talebi ve BaĢkanlığın onayıyla Kur an kursları açılacağı; 26 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Kur an kursu bulunmayan veya bulunup da ihtiyaca cevap vermeyen yerlerde veya arzu eden vatandaģlara Kur an-ı Kerim ve meâli ile gerekli dini bilgileri öğretmek üzere camilerde Kur an öğretimi kursları açılacağı belirtilmiģ; 25 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise aynen, Okulların tatil olduğu zamanlarda, kiģilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlı olarak Kur an-ı Kerim i ve mealini öğrenmeleri, dini bilgilerini geliģtirmeleri, dini içerikli sosyal ve kültürel etkinliklerden yararlanmaları amacıyla Kur an kurslarında, camilerde ve müftülüklerce uygun görülecek yerlerde mülki amirin onayı ile yaz Kur an kursları açılır. denilmiģtir. Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde ise, Kur an kurslarında, - Kur an-ı Kerim i usulüne uygun olarak yüzünden okumayı öğretmek, - Tecvid, tashih-i huruf ve talim gibi Kur an-ı Kerim i usulüne uygun ve güzel okumayı sağlayıcı bilgileri uygulamalı olarak öğretmek, - Ġbadetler için gerekli sûre, âyet ve duâları ezberletmek ve anlamlarını öğretmek, - Hafızlık yaptırmak, - Kur an-ı Kerim in anlaģılmasını sağlamak, - Ġslâm Dininin inanç, ibadet ve ahlâk esasları ile Hz. Peygamberin hayatı ve örnek ahlâkı hakkında bilgiler vermek,- Dini içerikli sosyal ve kültürel etkinlikler düzenlemek, Faaliyetlerinin yapılacağı belirtilmiģtir. Bu bağlamda, Kur an ve Hz. Muhammed in Hayatı ile Ġslam dininin inanca, ibadetlere ve ahlaka iliģkin kuralları, Ehli Sünnet öğretisine bağlı Hanefi Mezhebinin görüģleri doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim okullarında zorunlu olarak öğretilmenin yanında, ek olarak Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığına bağlı Kur an kurslarında kiģilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlı olarak ayrıca öğretilmektedir. Öte yandan, 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanununun 4 üncü maddesi uyarınca dini bilgiler konusunda yüksek uzmanlar yetiģtirmek üzere üniversitelerde Ġlahiyat Fakülteleri kurulmuģ ve imamlık ve hatiplik gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesiyle görevli memurların yetiģmesi için ise Ġmam Hatip Liseleri açılmıģtır. Ġmam Hatip Lisesi programına Arapça, Kur an-ı Kerim, Hz. Muhammed in Hayatı, Temel Dini Bilgiler dersleri yanında Hadis, Fıkıh, Tefsir, Kelam, Ġslam Tarihi, KarĢılaĢtırmalı Dinler Tarihi, Hitabet ve Mesleki Uygulama

95 dersleri konularak Ġslam dininin kısmen de olsa bir bütünlük içinde eğitime konu oluģturması hedeflenmiģtir. Bu bağlamda, Anayasanın 24 üncü maddesinde devletin gözetim ve denetiminde yapılması öngörülen, ilk ve ortaöğretimde zorunlu din kültürü ve ahlak öğretimi ile kiģilerin kendi isteğine ve küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlı din eğitim ve öğretimi, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim okullarında zorunlu; Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığına bağlı Kur an kurslarında ise isteğe bağlı olarak eksiksiz bir Ģekilde yapılmaktadır.ġslam dininin inanç, ibadet ve ahlaka iliģkin kuralları ile abdest alma, namaz kılma ve namazda okunan sureler ilk ve ortaöğretim kurumlarında zorunlu olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi kapsamında tüm çocuklara, bu konulara ek olarak Arapça dili ve alfabesi ile Kuran ın yüzünden okunması ve meali Yaz Kur an Kurslarında isteyen çocuklara öğretildiğine; ortaokul ve liselere seçmeli ders olarak konulan Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin Hayatı derslerinde, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ile Yaz Kur an Kursları kapsamında eğitim ve öğretimi yapılan konuların tekrarı da yapılamayacağına göre, geriye kaynağını Kur an ile Hz. Muhammed in Hayatından alan, Ġslam ın siyasal, hukuksal, toplumsal, ekonomik ve sosyal alana iliģkin kuralları kalmaktadır. BaĢka bir anlatımla, ortaokul ve liselere seçmeli ders olarak konulan Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin Hayatı derslerinde, ilk ve ortaöğretim okullarında zorunlu olarak okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ile Kur an Kurslarında öğretimi yapılan konular olamayacağına yani zorunlu ve isteğe bağlı programlarda yer alan aynı konular seçmeli derslerde tekrar edilemeyeceğine göre, söz konusu seçmeli derslerde tarihteki Ġslam devletlerinde de farklı uygulanan hukuksal, toplumsal, siyasal, ekonomik ve sosyal alana iliģkin kurallarının öğretiminin yapılması kalmaktadır. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, çağdaģ demokrasilerin ortak değeri olan laiklik ilkesi düģünsel temellerini Rönesans, Reformasyon ve Aydınlanma döneminden alır. Lâiklik, ulusal egemenliğe, demokrasiye, özgürlüğe ve bilime dayanan siyasal, sosyal ve kültürel yaģamın çağdaģ düzenleyicisidir. Bireye kiģilik ve özgür düģünce olanaklarını veren, bu yolla siyaset-din ve inanç ayrımını gerekli kılarak din ve vicdan özgürlüğünü sağlayan ilkedir. Lâik bir düzende, din siyasallaģmadan kurtarılır, yönetim aracı olmaktan çıkarılır, gerçek, saygın yerinde tutularak kiģilerin vicdanlarına bırakılır. Dünya iģlerinin lâik hukukla, din iģlerinin de kendi kurallarıyla yürütülmesi, çağdaģ demokrasilerin dayandığı temellerden biridir. Laikliğin bu iģleviyle tüm inanç grupları arasında toplumsal ve siyasal barıģı sağlayan ortak bir değer olduğu açıktır. Bireylerin özgür vicdani tercihlerine dayanan ve sosyal bir kurum olan dinler, siyasal yapıya egemen olmaya baģladıkları veya ulusal irade yerine siyasal yapının hukuksal kurallarının meģruiyet temelini oluģturdukları anda toplumsal ve siyasal barıģın korunması olanaksızlaģır. Siyasal yapıya egemen olan dogmalar öncelikle özgürlükleri ortadan kaldırır. Bu nedenle çağdaģ demokrasiler, mutlak hakikat iddialarını reddeder, dogmalara karģı akılcılıkla durur, dünyayı dünyanın bilgisiyle açıklayabilecek toplumsal ve düģünsel temelleri yaratır, din ve devlet iģlerini birbirinden ayırarak, dini siyasallaģmaktan ve yönetim aracı olmaktan çıkarır. Yasa hükmü ile tartıģmalı kuralların tek yanlı ve koģullandırmalı bir Ģekilde ilk ve ortaöğretime konu oluģturması, Ġslam dinini belli bir Ģekilde anlamayı, yorumlamayı, dolayısıyla Ġslami bir devlette yaģamayı hedefleyen bireyler yetiģtirmeyi amaçlamaktadır. Kutsal din duygularını devlet iģlerine ve politikaya karıģtırmayı hedefleyen bu amaç, Anayasanın BaĢlangıcına aykırı olmanın yanında, toplumsal huzuru ve milli dayanıģmayı hedef aldığından Anayasanın 2 nci maddesiyle de bağdaģmamakta ve Anayasada yer alan temel hak ve hürriyetler ile insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyetin gerekleriyle bağdaģmadığı için de Anayasanın 14 üncü maddesine aykırılık oluģturmaktadır. Ġlk ve ortaöğretim kurumlarında Anayasanın 24 üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki Din kültürü ve ahlak öğretimi hariç okutulacak zorunlu ve seçmeli bütün dersler, Talim ve

96 Terbiye Kurulunun yetkisinde iken, 6287 sayılı Kanunla, seçmeli Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin Hayatı dersleri yasama organı tarafından yasayla belirlenmesi de manidardır. Ayrıca, yasa koyucunun, Anayasanın gösterdiği amacın veya kamu yararının dıģında kiģisel, siyasal ya da saklı amaç güttüğü; bir baģka amaca ulaģmak için idarenin yetkisinde olan bir konuyu kanunla düzenlediği durumlarda, yetki saptırması adı verilen durum ortaya çıkar. Bu durum Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesi ile bağdaģmaz. Anayasanın 24 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, Ġslam dininin inanca, itikada, ibadetlere ve ahlaka iliģkin kuralları ilk ve ortaöğretim kurumlarında zorunlu; bunlara ek olarak Arapça dili ve alfabesi ile Kuran ın yüzünden okunması ve meali Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığı tarafından Yaz Kur an Kurslarında kiģilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlı olarak ayrıca öğretilirken, tarihteki Ġslam devletlerinde de farklı uygulanan hukuksal, toplumsal, siyasal, ekonomik ve sosyal alana iliģkin kurallarının Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin Hayatı isimli seçmeli dersler temelinde öğretiminin yapılmasına yönelik düzenleme, tek yanlı, nesnellikten uzak ve koģullandırmalı bir eğitimle Sayın BaĢbakan Recep Tayyip Erdoğan ın ifadesiyle dindar nesil yetiģtirme ve tek yanlı ve koģullandırmalı eğitim yoluyla oluģturulan dindar nesil(!) eliyle Devletin sosyal, ekonomik, siyasal ve hukuki düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandırma veya yetiģtirilmesi hedeflenen dindar nesil üzerinden siyasal ya da kiģisel çıkar veya nüfuz sağlama amacıyla dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan değerleri istismar etme amacı taģıdığından, Anayasanın 24 üncü maddesinin son fıkrasına da aykırıdır. Anayasanın 2 nci maddesinde laiklik ilkesi Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılmıģ ve bu ilkeye Anayasal düzeyde değiģtirilemezlik ve değiģtirilmesi teklif dahi edilememezlik atfedilmiģtir. Laikliğin özü, devletin resmi dininin olmaması ve tüm din, mezhep ve felsefi inançlara karģı tam anlamıyla yansız ve tarafsız olması, kayıtsız kalması ve hatta körleģmesidir. Ülke nüfusunun tamamı Müslüman dahi olsa resmi bir dini olmayan laik bir Anayasal Cumhuriyette, yasama organının Hz. Peygamberimizin Hayatı ismiyle yasa yaparak Ġslam dini ile devlet arasında bir aidiyetlik iliģkisi kurması Anayasanın 2 nci maddesine aykırıdır. Laiklik ilkesi gereği dinler, mezhepler ve felsefi inançlar karģısında tam bir tarafsızlık içinde olması gereken laik Devletin, herhangi bir dinin veya mezhebin ya da felsefi inancın misyonerliğine soyunması ve ilk ve ortaöğretim kurumlarını dindar nesil yetiģtirmek amacı doğrultusunda kullanılmayı amaçlanması, Anayasanın 2 nci maddesindeki laiklik ilkesine bu açıdan da aykırıdır. Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin Hayatı dersleri seçmeli ders olarak konuluyor ise bunun alternatifi Drama dersi olamayacağına göre diğer ilahi kitaplar ile Peygamberlerin hayatına iliģkin derslerin de seçmeli ders olarak konulması demokratik çoğulculuk ile eģitlik ilkelerinin gereği olduğuna göre, aksine düzenleme Anayasanın 2 nci maddesindeki demokratik devlet ilkesi ile 10 uncu maddesindeki eģitlik ilkesine aykırıdır. Öte yandan, iptali istenen maddede isteğe bağlı seçmeli ders ifadesi kullanılarak Anayasanın 24 üncü maddesinde yazılı kiģilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlıdır ifadesiyle ilgi kurulmaya çalıģılmıģtır. Oysa isteğe bağlı ile seçmeli farklı kavramlardır. Anayasada ifadesini bulan isteğe bağlı din eğitimi, Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığı tarafından verilmektedir. Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığının açtığı Kur an Kurslarına isteyen kiģiler katılmakta, küçükler de kanuni temsilcilerinin talebiyle gitmektedirler. Seçmeli ise, birbirinin muadili olanlar arasından tercihte bulunmayı gerektirir ki Anayasada seçmeli din eğitimi Ģeklinde bir ifade geçmediğinden söz konusu düzenleme, Anayasanın 24 üncü maddesine bu açıdan da aykırıdır. BaĢka hiçbir seçmeli ders kanunla düzenlenmezken bu Eğitim Kanununa yapılan değiģiklikle Kur an-ı Kerim ve Hz. Muhammed in hayatı gibi konuların isteğe bağlı seçmeli ders olarak kanunda yer alması, ne

97 Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti ilkesine ne Anayasının din ve vicdan hürriyeti baģlıklı 24 üncü maddesine ne de eğitim ve öğrenim hakkı baģlıklı 42 nci maddesine uygun düģer. Bu düzenleme tamamen Anayasaya aykırıdır. Anayasaya tamamen aykırı bu düzenlemenin toplumdaki huzursuzluğu arttırarak, eğitim sistemimizde bir kaos yaratacağı ve toplumdaki siyasi kutuplaģmayı daha da derinleģtirerek, ülkenin geleceğini karanlığa götüreceği açıkça ortadadır. Anayasa Mahkemesinin günlü 53/76 sayılı; günlü, 19/48 sayılı; günlü, 2/2 sayılı ve günlü 11/26 sayılı kararlarında da lâikliğin hukuksal, sosyal, siyasal tanımları yanında ulusal ve hukuksal değeri de geniģ bir biçimde belirtilmiģ, özenle korunması gereken anayasal ilke niteliği vurgulanmıģ, Türk Ulusunun yücelmesi bakımından Anayasada öngörülen kimi sınırlamaları zorunlu kılan bir neden, Anayasada benimsenmiģ bütün temel ilkelere egemen bir düģünce olduğu yinelenerek ortaya konulmuģtur. Bu kararların kimisi 1982 tarihli Anayasanın yürürlüğe girmesinden önce verilmiģ oldukları halde, 1982 Anayasasının 153 üncü maddesi 1982 Anayasasına 174 üncü madde olarak olduğu gibi alındığı ve lâiklik ilkesi 1982 Anayasasında da gerekçeleri gösterilerek 1961 Anayasasındaki anlayıģla değerlendirildiği için, bugün de geçerliliklerini korumaktadır. Bu kararlara göre; - Dinin devlet iģlerinde etkili ve egemen olmaması esasını benimseme, - Dinin, bireyin manevî yaģamına iliģkin olan dinî inanç bölümünde, aralarında ayırım gözetmeksizin, dini Anayasa güvencesi altına alma, - Dinin, bireyin manevî yaģamını aģarak toplumsal yaģamı etkileyen eylem ve davranıģlara iliģkin bölümlerinde, kamu düzenini, güvenliğini ve yararını korumak amacıyla sınırlamalar kabul etme ve dinin kötüye kullanılmasını ve sömürülmesini yasaklama, - Kamu düzeninin ve haklarının koruyucusu sıfatıyla, devlete dinsel hak ve özgürlükler üzerinde denetim yetkisi tanıma, lâiklik ilkesinin gereği olarak anlaģılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin E.1989/1, K.1989/12 sayı ve tarihli kararında; Anayasa Mahkemesi, devlet, demokrasi, hukuk, din ve vicdan özgürlüğü, eğitim ve öğretim hakkı ile lâiklik arasındaki iliģkileri de Ģöyle tanımlamaktadır. Modern devlette din, kimi haklara sahip olmanın Ģartı değildir. Günümüzde devlet, vicdan hürriyetine olabildiğince saygılı, bünyesinde çeģitli din ve mezheplere inananlara ve bunlara ait teģekküllere yer veren bir kurumdur. Lâik devlette herkes dinini seçmekte ve inançlarını açığa vurabilmekte, tanınmıģ olan din ve vicdan özgürlüğünün sınırları içerisinde serbesttir. Hiçbir dine itikadı olmayanlar için de durum aynıdır. Lâik bir toplumda herkes istediği dine ya da inanca sahip olabilir. Bu husus yasa koyucunun her türlü etki ve müdahalesinin dıģındadır. Gerçek vicdan hürriyetinden ancak lâik olan ülkelerde söz edilebilir. Dinlerden birini devlet olarak tercih fikri, ayrı dinlere mensup vatandaģların kanun önünde eģitlik ilkesine aykırı düģer. Lâik devlet, din konusunda, inancına bakmaksızın, yurttaģlara eģit davranan, yan tutmayan devlettir. Anayasamızın din ve vicdan hürriyetini düzenleyen 24 üncü maddesinde; Herkes vicdan dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak, Ģartıyla ibadet dini ayin ve törenler serbesttir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dıģındaki din eğitim ve öğretimi ancak kiģilerin kendi isteğine küçüklerin de kanuni temsilcilerin talebine bağlıdır.

98 Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kiģisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan Ģeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz. denilmektedir. Tarafı bulunduğumuz 1948 tarihli BirleĢmiĢ Milletler Ġnsan Hakları Bildirisi nin 18 inci maddesi, Herkesin düģünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, din veya inanç değiģtirmek özgürlüğünü, dinini veya inancını tek baģına veya topluca, açık ya da özel olarak öğretim, uygulama, ibadet ve törenlerle açığa vurmak özgürlüğünü içerir Tarihli Helsinki Nihai Senedinde : Katılan devletlerden... Herbiri insan kiģiliğinin niteliğindeki onurdan doğan ve bu kiģiliğin özgür ve tam geliģmesi için temel olan kiģisel, siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel ve öteki hakların etkin biçimde kullanılmasını özendirir. Bu çerçeve içinde katılan devletler, bireyin tek baģına veya baģkaları ile birlikte, kendi vicdanı uyarınca din ve inancını açıklama ve uygulama özgürlüğünü tanır ve ona saygı gösterir. Avrupa Ġnsan Hakları SözleĢmesi ne açıklık getiren 1966 tarihli KiĢisel ve Siyasi Haklara ĠliĢkin Milletlerarası AndlaĢmanın 18 inci maddesinde de Herkesin düģünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahip olacağı, bu hakkın, herkesin istediği dine ya da inanca sahip olması ya da bunları benimsemesi özgürlüğünü ve herkesin aleni veya özel olarak bireysel ya da baģkaları ile birlikte toplu olarak, kendi din ya da inancını ibadet, icra, bunun icaplarını yerine getirme ya da öğretme bakımından ortaya koyma özgürlüğünü de içerdiği ifade edilmiģtir. Bu anlaģmaya taraf devletler, çocuklarının dini ve ahlaki terbiyesini ananın, babanın ve bunlar olmadığında kanuni vasilerinin de kendi inançlarına uygun olarak yaptırmak hürriyetine saygılı olmaya söz verir tarihli Ġnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Korumaya dair SözleĢmeye (AVRUPA ĠNSAN HAKLARI SÖZLEġMESĠ) Ek 1 numaralı Protokolün 2 nci maddesinde, hiç kimsenin eğitim hakkından, yoksun bırakılamayacağı; Devlet de eğitim ve öğretim sahasında deruhde edeceği vazifelerin ifasında, ebeveynin bu eğitim ve öğretimi kendi dini ve felsefi akidelerine göre temin etmek hakkına riayet edeceği... ifade edilmiģtir. Avrupa Ġnsan Hakları SözleĢmesine açıklık getiren; 1960 Tarihli Eğitimde Ayrımcılığa KarĢı SözleĢme nin 5 inci maddesinin (b) bendinde, Ebeveynlerin ve uygulandığı yerlerde vasilerin, ilk olarak, çocukları için yetkili makamlarca belirlenebilecek ya da onaylanabilecek asgari eğitim standartlarına uymakla birlikte kamu makamlarınca yönetilenlerden baģka kurumları seçme özgürlüğüne saygı göstermek ve ikinci olarak, devlette yasaların uygulanmasında izlenen usullerle tutarlı olmak koģuluyla çocuklarının kendilerinin [ebeveynlerin ve vasilerin] inançlarına uygun Ģekilde din ve ahlâk eğitimi almalarını güvence altına almak ve hiç kimsenin ya da kiģi grubunun kendi inancıyla bağdaģmayan din eğitimi görmeye mecbur bırakılmaması temel ilkedir. Avrupa Ġnsan Hakları SözleĢmesine açıklık getiren; 1981 Tarihli Dine ya da Ġnanca Dayalı Müsamahasızlığın ve Ayrımcılığın Bütün ġekilleri ile Ortadan Kaldırılması Hakkındaki Bildiride, Ebeveynler veya... kanuni temsilcileri,... din veya inançlarına uygun, Ģekilde ve kendi fikirlerine göre çocuğun yetiģtirilmesi için gerekli olan ahlaki eğitimi... düzenleme hakkına sahiptirler. Her çocuk, din ve inanç konusunda ebeveyninin veya... kanuni temsilcilerinin isteklerine uygun bir Ģekilde eğitimden yararlanma hakkına sahiptir ve... isteklerine aykırı bir Ģekilde din veya inanç konusunda eğitim almaya mecbur edilmeyecektir; bu hususta yönlendirici prensip çocuğun menfaatleridir. Ģeklinde taraf devletleri bağlayıcı düzenlemeler yer almaktadır. Anayasanın 24 üncü maddesinin l. fıkrası ile; vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetleri tanınmıģ ve güvence altına alınmıģtır. AVRUPA ĠNSAN HAKLARI SÖZLEġMESĠ nin 9 uncu maddesinde herkes düģünce vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir. demekte, 1966 tarihli

99 KiĢisel ve Siyasal Haklar SözleĢmesinin 18 inci maddesinin 1. bendi de Herkesin düģünce vicdan ve din hürriyetine hakkı vardır. hükmünü sevk etmektedir. Bunun gibi Evrensel Ġnsan Hakları Bildirisinin 18 inci maddesi de Herkesin düģünce vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır. Ģeklinde aynı hükmü sevk etmiģtir. Bu düzenlemeler; düģünce, vicdan ve din hürriyetlerinin kesinlikle aynı mahiyet ve nitelikte olduklarını, biri diğerinin olmazsa olmaz koģulu olarak karģımıza çıktıklarını göstermektedir. ġu halde demokratik bir hukuk devletinde düģünce ve ifade hürriyetinden vazgeçilemeyeceği gibi; vicdan ve din hürriyetlerinden bunların açıklama ve uygulama biçimlerinden de vazgeçilemez. Vicdan hürriyeti; herhangi bir dini veya felsefi inanç ve kanaat sahibi olma veya olmama hakkını ifade etmektedir. BaĢka bir ifade ile ve özellikle herhangi bir dine inanıp inanmamakta kiģinin hür ve serbest olmasıdır. Bunun sonucu olarak hiç kimse bir dini inanç sahibi olmak zorunda olmadığı gibi dini felsefi inanç ve kanaatlerini açıklamak zorunda da değildir. Din hürriyeti, kiģilerin herhangi bir dine veya dini inanca sahip olmak, dininin gereklerini öğrenmek ve yaģayabilmek hakkıdır. Din ve vicdan hürriyeti; yukarıda açıklandığı gibi, sağladığı diğer hakların yanında dini düģünceyi açıklama ve yayma, görüģünü benimsetmek, bu amaçla öğrenmek ve öğretmek haklarını da sağlamıģ ve bu haklar güvence altına alınmıģtır. Avrupa Ġnsan Hakları SözleĢmesi nin 9 uncu maddesinin l. fıkrası Her Ģahıs düģünme, din ve vicdan hürriyetine sahiptir. Bu hak, din veya kanaat değiģtirme hürriyetini ve alenen veya hususi tarzda ibadet ve ayin veya öğretimini yapmak suretiyle tek baģına veya toplu olarak dinini veya kanaatini açıklamak hürriyetini tazammum eder demek suretiyle, yukarıda sayılan hakların uluslararası düzeyde tanındığını ve güvence altına alındığını beyan etmektedir. Evrensel Ġnsan Hakları Bildirisinin 18 inci maddesi ile 1966 tarihli KiĢisel ve Siyasal Haklar SözleĢmesinin 18 inci maddesi aynı hakları tanımıģlardır. Din ve vicdan hürriyetinin hangi hakları verdiği ayrıca bilimsel kaynaklarda da açıklanmıģtır. Bu haklar arasında özellikle eğitim, öğretim ve uygulama hakları zikredilmektedir. Bu haklar keza Avrupa Ġnsan Hakları Komisyonu ve Divanı kararlarında da uygulama konusu olmuģtur.bu veriler ıģığında değerlendirildiğinde, iptali istenilen 6287 sayılı Kanun Anayasanın 24 üncü maddesini açıkça ihlal etmektedir. Keza AVRUPA ĠNSAN HAKLARI SÖZLEġMESĠ Ek 1. Protokolün 2 nci maddesinde: Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet Eğitim ve öğretim alanın yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde ana babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir. denilmiģtir. Doktrinde bu madde: Totaliter devletlerin, çocukları ana babalarının etkisinden çıkararak onlara sistematik Ģekilde belirli bir dogmatik görüģü aģılamak suretiyle eğitmeleri, bu hükmün Ģerh edilmesinin baģlıca nedenidir. Hazırlık çalıģmalarında, ana babanın sadece dini görüģün mü yoksa dünya görüģünün de mi gözönüne alınması gerektiği konusu üzerinde uzun tartıģmalar yapılmıģ ve sonuçta eğitimin her ikisini de kapsaması konusunda uzlaģma sağlanmıģtır Ģeklinde yorumlanmaktadır. Bu üst normatif düzenlemelerin ortaya koyduğu sonuç; herkesin dini ve felsefi inançları doğrultusunda kısıtlamasız eğitim ve öğrenim haklarının varlığıdır. Devlet, inançlara saygıyı, yani bu özgürlüğün gerçekten ve fiilen kullanılmasını sağlamak için gerekli tedbir ve güvenceleri sağlamakla yükümlüdür. Devlet, kiģilerin her alanda eğitim ve öğretimlerini, maddi ve manevi geliģmelerini sağlamak görevini üstlenmiģ olduğu gibi, kiģilerin yukarıda sayılan haklarına saygı göstermek yükümlülüğü altındadır. Hukuk devleti, bu yükümlülüklere ve haklara bağlı kalmayı zorunlu kılar.

100 Aynı zamanda bu kanun, Devletin çocukların eğitiminde ana babanın dini ve dünyevi görüģlerine saygı göstermek yükümlülüğünü de ihlal etmektedir. Kanun bu düzenlemesi ile, totaliter devletlerde olduğu gibi; eğitimde öngörülen program uygulaması suretiyle çocukları ana babanın etkisinden çıkararak onları sistematik Ģekilde belirli bir doğmatik görüģ doğrultusunda eğitmek yoluna girmiģtir. Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesinin Hasan ve Eylem Zengin-Türkiye (1448/04 BaĢvuru No ve 09 Ekim 2007 tarihli) Kararının 76 ncı paragrafında, AĠHM, muafiyet usulünün uygun bir yöntem olmadığı ve din derslerinde öğretilenin çocukların üzerinde okul ile kendi değerleri arasında bağlılık çatıģmasına yol açabileceğini haklı olarak düģünebilecek ebeveynlere yeterince koruma sağlamadığı sonucuna varır. Bu durum özellikle Sünni Ġslam dan farklı din veya felsefi inanıģlara sahip ebeveynlerin çocukları için uygun bir seçim yapma imkanının öngörülmediği koģullarda geçerlidir. Din dersinden muafiyet iģlemi, farklı dini veya felsefi inanıģlara sahip aileleri ağır bir yük altına sokabilmekte ve onları, çocuklarının din dersinden muaf tutulmaları için dini ya da felsefi inanıģlarını ifģa etmeye mecbur kılmaktadır. denilerek, AĠHS ne Ek 1 No lu Protokol ün 2 nci maddesinin ikinci cümlesi çerçevesinde baģvuranın haklarının ihlal edildiği sonucuna varmıģtır. Dini ya da felsefi inanıģı ifģa etmeye zorlanmak açısından, bir okulda din dersinden muafiyet ile din dersinin seçmeli hale getirilmesi arasında hiçbir fark yoktur. Bir sınıfta bulunan 30 öğrenci arasından örneğin on tanesinin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muafiyet talebinde bulunması ile Kur an-ı Kerim ve Hazreti Peygamberimizin Hayatı derslerini seçmemesi veya Alevilik dersi ya da Hıristiyanlık dersi var ise onlardan birini tercih etmesi veyahut da bunlardan hiç birini tercih etmemesi arasında dini veya felsefi inanıģın ifģası açısından hiçbir fark yoktur. Bu nedenlerle, açıkça, seçmeli Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin Hayatı dersleri yoluyla kiģileri dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlayan düzenlemeler Anayasanın 24 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına ve ayrıca AĠHS ne Ek 1 No lu Protokol ün 2 nci maddesinin ikinci cümlesi ile bağdaģmaması nedeniyle Anayasanın 90 ıncı maddesine aykırı olmanın yanında, Anayasanın 174 üncü maddesi ile koruma altına alınan 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu ile bağdaģmadığından, Anayasanın 174 üncü maddesine de aykırılık oluģturmaktadır. Eğitim ve öğretimde, dinsel inanca devlet gücünün özel bir katkı vermesi düģünülemez. Lâiklik bir bütündür. Özellikle eğitim ve öğretim alanında lâikliğe bağlılık ve saygı, ulusun geleceği açısından da üzerinde önemle durulacak bir konudur. Siyasal alanda dinsel çabalar, dinsel geleneklere uygunluğu aranan düzenlemeler, eylem ve iģlemler ne kadar geçersizce, öğretim ve eğitim alanında da din buyruklarıyla iliģki kurulamaz. Demokrasinin güvencesini ve Cumhuriyetin özgün niteliğini oluģturan bu ilkenin büyük bir duyarlık ve özenle korunması Anayasa gereğidir. Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi baģlıklı 42 nci maddesinin üçüncü fıkrasında Eğitim ve öğretim Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz denildikten sonra dördüncü fıkrasında Eğitim ve öğretim hürriyeti Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz kuralıyla BaĢlangıçtaki ilkelere bağlılık pekiģtirilmiģtir. Anayasanın Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi baģlıklı 42 nci maddesinin ilk fıkrasında, Kimse, eğitim ve öğrenim haklarından yoksun bırakılamaz denilerek eğitim ve öğretim hakkının genelliği ilkesi benimsenmiģ, ikinci fıkrada öğrenim hakkının kapsamının yasayla saptanacağı ve düzenleneceği belirtilmiģtir Anayasanın Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi baģlıklı 42 nci maddesinin ilk fıkrasında, Kimse, eğitim ve öğrenim haklarından yoksun bırakılamaz denilerek eğitim ve öğretim hakkının genelliği ilkesi benimsenmiģtir Anayasadaki bu düzenlemeyle, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaģ bilim ve

101 eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılması öngörülen eğitim ve öğretimin, zorunlu olması esası benimsenmiģtir. Anayasanın 24 üncü maddesinin ilk fıkrasında herkesin, vicdan, dinî inanç ve kanaat özgürlüğüne sahip olduğu belirtilmiģ, ikinci fıkrasında da bu özgürlüğün doğal bir sonucu olarak özgürlüklerin kötüye kullanılmasını yasaklayan 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak koģuluyla ibadetin dinî ayin ve törenlerin serbest olduğu vurgulanmıģtır. Üçüncü fıkrada, kimsenin, ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamayacağı ve suçlanamayacağı ilkesine yer verilmiģtir. Bu kurallarla, anlam ve kapsamı belirlenen din ve vicdan özgürlüğü, yalnız, kiģilerin diledikleri inanç ve kanıya sahip olmalarını değil, olmamalarını da güvenceye almaktadır. Anayasal sınırlar içinde, herkesin dinini seçme ve inancını açıklama konusundaki özgürlüğü, demokratik, lâik bir hukuk devletinde yasa koyucunun her türlü etkisinin dıģındadır. Devlet, her türlü din ve inanca aynı uzaklıktadır. Devletin dinlerden birini seçmesi, ayrı dinlere bağlı yurttaģlar yönünden eģitlik ilkesine de aykırı düģer. Bu nedenle, lâiklik ilkesi din ve vicdan özgürlüğünün en önemli güvencesidir Din ve vicdan özgürlüğü, kiģinin herhangi bir dinî veya felsefî inancı olma veya olmama hakkını, dinî inanç sahibinin ise dininin gereklerini öğrenme hakkını ifade eder. Bu bağlamda, herkesin, dinî ve felsefî inançları doğrultusunda kısıtlama olmaksızın eğitim ve öğretim görme hakkı bulunmaktadır. Lâik devletin, doğası gereği resmî bir dininin bulunmaması, belli bir dine üstünlük tanımamasını, onun gereklerini yasalar ve diğer idarî iģlemlerle geçerli kılmaya çalıģmamasını gerektirir. Bu bağlamda, lâik bir devlette belli bir dinin, eğitim ve öğretimi zorunlu hale getirilemez. Din ve ahlâk eğitim ve öğretiminin devletin gözetim ve denetimi altında yapılmasının nedeni, bu konudaki eğitim ve öğretim özgürlüğünün kötüye kullanılmasını engellemektir. Dinler hakkında yansız ve tanıtıcı bilgiler vermek ve ahlâki değerleri benimsetmek amacıyla din kültürü ve ahlâk öğretimi dersleri ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasına alınmıģtır. Din eğitimi yerine din kültürü dersinden söz edilmesi de bu amacı açıkça ortaya koymaktadır. Bunun dıģındaki din eğitimi ve öğretimi, ancak kiģilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin iznine bağlı tutulmuģtur. Anayasanın 27 nci maddesinin ilk fıkrasında, herkesin, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araģtırma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Anayasanın Plânlama baģlıklı 166 ncı maddesinde, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayiin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde, hızla geliģmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli Ģekilde kullanılmasını plânlamanın, bu amaçla gerekli teģkilâtı kurmanın devletin görevi olduğu, plânda, millî tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dıģ ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdam geliģtirici tedbirler öngörüleceği; yatırımlarda toplum yararları ve gereklerinin gözetileceği, kaynakların verimli Ģekilde kullanılmasının hedef alınacağı; kalkınma giriģimlerinin, bu plâna göre gerçekleģtirileceği; kalkınma plânlarının hazırlanmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisi nce onaylanmasına, uygulanmasına, değiģtirilmesine ve bütünlüğünü bozacak değiģikliklerin önlenmesine iliģkin usul ve esasların yasayla düzenleneceği belirtilmiģtir. Böylece, sosyal devlet ilkesini gerçekleģtirmek amacıyla devletin sosyal ve ekonomik yaģama müdahalesinin bir plân çerçevesinde yapılması öngörülmüģtür. Anayasanın 10 uncu maddesine göre, herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düģünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eģittir. Hiçbir kiģiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.devlet organları ve idare makamları bütün iģlemlerinde kanun önünde eģitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

102 zorundadırlar. Bu madde ile amaçlanan mutlak değil hukuksal eģitliktir. Yasa önünde eģitlik ilkesi yasalar karģısında herkesin eģit olmasını, ayırım yapılmamasını, kimseye ayrıcalık tanınmamasını gerektirir. Durumlarındaki farklılıklar kimi kiģi ve toplulukların değiģik kurallara bağlı tutulmasına neden olabilirse de farklılık ve özelliklere dayandığı için bu tür düzenlemeler eģitlik ilkesine aykırılık oluģturmaz. Anayasanın 17 nci maddesinin ilk fıkrasında, herkesin, yaģama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliģtirme hakkına sahip olduğu belirtilmiģ, 5 inci maddesinde de kiģinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaģmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevi varlığının geliģmesi için gerekli Ģartları hazırlamaya çalıģmak, devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıģtır. Devletin bu yükümlülüğünü eģitlik ilkesini gözeterek hiçbir ayırım yapmadan herkes için geçerli olacak biçimde yerine getirmesi gerektiğinde duraksamaya yer yoktur. Anayasanın 65 inci maddesine göre, Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini ekonomik istikrarın korunmasını gözeterek, malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir. Bu hüküm gözardı edilemez.. Kaliteli ve çağdaģ bir eğitimi hedeflemesi gereken reform niteliğindeki bir yasanın gereklerinin yerine getirilmesi için sistem, program ve öğretmen yanında bina, derslik ve ders araç ve gereçleri gibi fiziki Ģartların varlığı da söz konusudur. Bu gereksinmelerin karģılanması için yalnız malî kaynak sağlanması yeterli değildir. Uzun bir süre de gerekmektedir. Öte yandan, kanunda bütçenin sayısal olarak bir değere bağlanmamıģ olması Anayasanın 163 üncü maddesinin son fıkrasına da aykırı düģmektedir. Açıklanan bu nedenlerle mevcut düzenleme Anayasanın BaĢlangıcı ile 2 nci, 10 uncu, 14 üncü, 17 nci, 24 üncü, 27 nci, 41 inci, 42 nci, 65 inci, 90 ıncı, 153 üncü, 163 üncü, 166 ncı ve 174 üncü maddelerine aykırı olduğundan iptalleri gerekir. 5) tarihli 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun 12 nci maddesi ile değiģtirilen 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan yüzde onundan fazla ibaresinin madde metninden çıkarılmasının Anayasaya aykırılığı,çocuk Hakları SözleĢmesi nin 1 inci maddesinde, bu sözleģme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan yasaya göre daha erken yaģta reģit olma durumu hariç, 18 yaģına kadar her insanın çocuk sayılacağı belirtilmiģ, 28 inci maddesinde de çocuğun eğitim hakkı kabul edilerek bu çerçevede ilköğretimi, herkes için zorunlu ve parasız hale getirmek taraf devletlerin yükümlülükleri arasında sayılmıģtır. Sanayi ĠĢyerlerine Alınacak Çocukların Asgari YaĢ Sınırını Belirleyen 59 Sayılı Uluslararası ÇalıĢma SözleĢmesi nin 2 nci maddesinde de, onbeģ yaģın altındaki çocukların, kamu ve özel sektör sanayi iģletmelerinde veya bunların alt birimlerinde çalıģtırılamayacağı kabul edilmiģtir. Bu bağlamda, Mesleki Eğitim Kanunu nun 18 inci maddesinde yapılmak istenen değiģiklikte iģletmelerde çalıģtırılabilecek çırak oranı konusunda % 10 tavan sınırlamasının kaldırılması da çocukların asıl iģgücüne dönüģmesine yol açabilecektir. BaĢka bir deyiģle iģletmeler bu durumda, ciddi bir çocuk emeği sömürüsüne gidebilirler. Fırsat eģitliğine tamamen aykırı bu kanun değiģikliği ile iģletmelerdeki üst sınır kaldırılmıģ ancak buna karģın alt sınır getirilmiģtir. Çocukların iģe değil okula gitmesi için çağdaģ devletler bütün güçlerini seferber etmiģken, çocukların geliģmesini engelleyecek ve sömürülmesine yol açacak bu değiģikliğin ülkemize hiçbir faydası olmayacaktır Artık geliģen sanayi, dar bir alanda uzmanlaģmıģ elemanlardan ziyade daha çok problem çözme yeteneği geliģmiģ, yaratıcı, iletiģimi güçlü, temel eğitim almıģ kiģileri talep etmektedir.

103 Ayrıca bu değiģikliklerle, ülkemizin de taraf olduğu Çocuk Hakları SözleĢmesi nin eğitim ve çalıģma ile ilgili pek çok maddesi ihlal edildiğinden Anayasanın 90 ıncı maddesinin son fıkrasına aykırı olduğu gibi Anayasanın 5 inci, 10 uncu, 17 nci, 42 nci ve 65 inci maddelerine de aykırılık söz konusudur. 6) tarihli 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13 üncü maddesi ile değiģtirilen 16/8/1997 tarihli ve 4306 sayılı kanunun geçici 1 inci maddesinin (A) fıkrasının (2) numaralı bendinin (c) alt bendinde yer alan sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim ibaresinin ilköğretim ve ortaöğretim Ģeklinde değiģtirilmesinin ve maddede yer alan sekiz yıllık kesintisiz ibarelerinin madde metninden çıkartılmasına iliģkin hükmün, Anayasaya aykırılığı Sekiz yıllık kesintisiz ve zorunlu eğitim sürecini dörder yıllık üç aģamayla 12 yıla çıkartan ve her bir kademenin ayrı kurum ve programlarla gerçekleģtirilmesini öneren kanun teklifinin genel gerekçesi incelendiğinde; sorunun kesintili ve kesintisiz eğitime yüklenen anlamda yoğunlaģtığı görülmektedir. Ġlköğretimin süresi ile kesintili ya da kesintisiz olması konularında Anayasanın verdiği yetki doğrultusunda kanun koyucu, daha önceki düzenlemede seçimini sekiz yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitim olarak yapmıģ ve dava konusu 1 inci ve 5 inci maddelerle, Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu nun 9., Millî Eğitim Temel Kanunu nun 24 üncü maddesinde yer alan Ġlköğretim okulları, beģ yıllık ilkokullar ile üç yıllık ortaokullardan meydana gelir. Ġlkokulun son sınıfı bitirildiğinde ilkokul diploması; ortaokulun son sınıfı bitirildiğinde ortaokul diploması verilir biçimindeki kuralı değiģtirerek Ġlköğretim kurumları sekiz yıllık okullardan oluģur. Bu okullarda kesintisiz eğitim yapılır ve bitirenlere ilköğretim diploması verilir kuralını getirmiģtir. Yasa nın gerekçesinde bu düzenlemenin amacı ve nedeni Ģöyle açıklanmıģtır: Çocuklarımızın ilgi, istidat ve kabiliyet yönünden yetiģerek hayata ve üst öğrenime hazırlanması 5 yıllık zorunlu ilköğretimle mümkün olamamaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinde asgarî süre olan 9 yıllık zorunlu eğitimin, bu aģamada ülkemizin tüm bölgelerinde, Öğretim Birliği Yasası çerçevesinde 8 yıllık zorunlu ilköğretim olarak uygulamaya geçilmesi Yedinci BeĢ Yıllık Kalkınma Plânı ile de öngörülmüģtür. Bu ilke, XV inci Millî Eğitim ġurası kararlarıyla da benimsenmiģtir. Toplumumuz, ülkemizin gerçekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda geliģen ve değiģen dünya Ģartlarına uygun çağdaģ ve demokratik bir eğitim ortamı içinde çocuklarımızın yetiģtirilmesini beklemektedir. Bu beklentinin 5 yıllık zorunlu eğitimle gerçekleģmesi mümkün değildir. Bu nedenledir ki, zorunlu eğitimin kesintisiz 8 yıla çıkarılması kaçınılmaz hale gelmiģtir. Sekiz yıllık kesintisiz zorunlu ilköğretim uygulamasıyla, beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı Ģekilde geliģmiģ bir kiģiliğe ve karaktere, özgür ve bilimsel düģünme gücüne sahip, sorgulayan, insan haklarına saygılı, topluma karģı sorumluluk duyan yapıcı ve verimli bir neslin yetiģtirilmesine büyük ölçüde katkı sağlanacaktır. Ayrıca çağımız, insanı ön plâna çıkaran, bilgi toplumlarının oluģturduğu yeni bir dünya düzenine açılmaktadır. Bilgiye eriģimi ve eriģilen bilgiyi kullanımı hedeflemeyen toplumlar gelecek yüzyıl uygarlığının önde gelen ülkeleri arasında yer alamayacaklardır. Buna karģılık bilgi toplumu olma yolunda ipi önde göğüsleyerek 21 inci yüzyılı karģılayanları, bugünkünden çok daha parlak bir gelecek beklemektedir. Ġlköğretimin kesintisiz sekiz yıla çıkarılmasıyla, bu konuda çok ciddî bir adım atılmıģ olacaktır sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile 222 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu nda yapılacak değiģiklikle, uygar ülkeler ile her alanda bütünleģmeyi hedef alan ülkemizin, eğitim alanında ihtiyaç duyduğu yeni düzenlemeler gerçekleģtirilecek ve uygulamaya konulması sağlanacaktır. ÇağdaĢ bilim ve eğitim esaslarına göre devletin gözetim ve denetimi altında herkes için eğitim ve öğretim hakkını öngören ve ilköğretimin kız ve erkek tüm vatandaģlar için zorunlu

104 ve devlet okullarında parasız olması ilkesini benimseyen Anayasanın 42 nci maddesinin amacı, kuģkusuz, daha kapsamlı ve nitelikli öğretim programlarıyla çağdaģ uygarlık düzeyine ulaģmaktır. Devlet, eğitim ve öğretim hakkının en üst düzeyde yaģama geçirilebilmesi için malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde gerekli önlemleri almak, öncelikleri saptamak ve yasal düzenlemeleri yapmakla yükümlüdür. Bu bağlamda kanun koyucu, temel eğitime verdiği öneme göre, sekiz yıl veya daha uzun bir ilköğretim süresi saptayabilir. Dava konusu kurallarla, ilköğretimin kesintisiz ve zorunlu sekiz yıl olması öngörülerek Anayasa ile devlete verilen görev yine Anayasadaki ilkeler doğrultusunda ve olanaklar ölçüsünde uygulamaya geçirilmiģtir. Nitekim 6287 sayılı Kanundan önceki düzenleme Anayasa Mahkemesince de Anayasaya aykırı görülmemiģ ve dönemin Ana muhalefet (Refah) Partisi tarafından 4306 sayılı Kanunun iptaline yönelik iptal davası reddolunmuģtur. (Anayasa Mahkemesi nin gün ve 1997/62 Esas, 1998/52 Karar sayılı Kararı, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı:36, 1.Cilt, Ankara-2001, sh.198 vd.). Temel eğitimin kesintisiz 8 yıla çıkarıldığı tarihli ve 4306 sayılı Kanunun Anayasanın BaĢlangıcı ile 2 nci, 5 inci, 10 uncu, 11 inci, 12 nci, 13 üncü, 17 nci, 24 üncü, 27 nci, 42 nci, 65 inci, 73 üncü, 88 inci, 95 inci, 160 ıncı, 161 inci, 166 ncı ve 174 üncü maddelerine, Ġnsan Hakları Avrupa SözleĢmesi nin 9 uncu ve 10 uncu maddeleri ile Ek: 1. Protokol ün 2 nci maddesine aykırılığı savıyla Anayasa Mahkemesine açılan, biçim ve esas yönünden iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemli davada, Anayasa Mahkemesi günlü ve E.1997/62, K.1998/52 sayılı Kararında, Anayasaya aykırılık iddialarını yerinde bulmayarak istemin reddine karar vermiģtir sayılı Kanunun 1 inci ve 5 inci maddelerinin Anayasanın 5 inci, 10 uncu ve 17 inci maddesine aykırılığına iliģkin iddiaya iliģkin olarak E.1997/62, K.1998/52 sayılı Kararında Anayasa Mahkemesi; Dava konusu Yasa nın gerekçesinde, çocukların ilgi, istidat ve kabiliyetleri yönünden yetiģerek hayata ve üst öğrenime hazırlanmasının, beģ yıllık zorunlu ilköğretimle mümkün olamadığı, onların ülkenin gerçekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda geliģen ve değiģen dünya Ģartlarına uygun çağdaģ ve demokratik bir eğitim ortamı içinde yetiģtirilmesi yolundaki toplumsal beklentilerin gerçekleģtirilmesi için zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkarılmasının kaçınılmaz hale geldiği belirtilmiģtir. Ayrıca, bu düzenleme ile öğrencilerin ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda yetiģtirilmelerini sağlamak bakımından, ortaöğretimde izlenecek programların hangi mesleklerin yolunu açabileceği ve bu mesleklerin kendilerine neler kazandıracağı konusunda, ilköğretimin son ders yılının ikinci yarısında etkin bir rehberlikle bilgilendirilmeleri, böylece meslek seçimlerini etki altında kalmaksızın kendi özgür iradeleri ile bilinçli olarak yapabilmelerinin güvence altına alınmasının amaçlandığı vurgulanmıģtır. Bu amacın, Anayasanın 17 nci maddesinde belirtilen maddî ve manevî varlığı koruma ve geliģtirme hakkıyla, 5 inci maddesinde açıklanan, devletin temel amaç ve görevlerinin uygulamaya geçirilmesine yönelik olduğu açıktır yaģ grubu arasındaki tüm çocukları sekiz yıllık temel öğretimden eģit olarak yararlandırarak onlara yalnız hukuksal eģitlik değil, fırsat eģitliği sağlamayı da amaçladığı anlaģılan dava konusu 1 inci ve 5 inci maddelerin, Anayasanın 5 inci, 10 uncu ve 17 nci maddelerine aykırı olmadığı sonucuna varılmıģtır. demiģ; temel eğitimin kesintisiz 8 yıla çıkarılması ve mesleki yönlendirmenin çocuğun yaģlarında baģlamasını, Anayasanın 5 inci, 10 uncu ve 17 nci maddesi hükümlerinin gereği ve uygulamaya geçirilmesi olduğunu oybirliği ile hukuksal olarak tescillemiģtir. Anayasanın 153 üncü maddesinin son fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kiģileri bağladığı kuralına yer verilmiģtir.

105 Yasa koyucunun bir alanı düzenler ve kural koyarken, Anayasa Mahkemesi kararları ile bu kararların gerekçelerini gözetmesi gerekeceği Anayasa normudur. Yasa koyucunun 4306 sayılı Kanunla getirilen 8 yıllık kesintisiz temel eğitimi ortadan kaldırarak 4+4 Ģeklinde iki kademeli hale getiren, eğitim yaptıkları ortamı ilkokul ve ortaokul Ģeklinde yapılandırarak temel eğitim çağındaki öğrencileri birbirinden fiilen yalıtan ve 9-10 yaģlarındaki çocukları mesleki yönlendirmeye tabi tutan iptali istenen düzenlemeleri yaparken, Anayasa Mahkemesinin E.1997/62, K.1998/52 sayılı Kararında yer alan gerekçeleri gözetmemesi Anayasanın 153 üncü maddesine aykırıdır. Kesintisiz temel eğitim, aynı yaģtaki çocukların temel eğitim boyunca farklı program ve okul türlerine ayrılmaması demektir. O halde bu durumda, kademeli eğitim de kesintisiz olabilir. Zira kanun teklifinin gerekçesinde örnek gösterilen ABD, Ġngiltere ve Fransa daki eğitim sistemi kademeli olmasına rağmen, kesintisizdir. Kanun teklifinin genel gerekçesinde bahsedilen ABD, Ġngiltere, ve Fransa daki eğitim sistemlerinin ortak özelliği; bu ülkelerde temel eğitim, ilkokul ve ortaokul gibi farklı kademelerde görülse de, öğrencilere en azından üst orta öğretime yani liseye kadar, ülkemizde de Ģimdiye kadar olduğu gibi, sadece bir öğretim programı ile eğitim hizmetinin sunuluyor olmasıdır. Öğrenciler bu üç ülkede de 16 yaģına kadar temel eğitimin dıģında bir öğretim programı ile karģılaģmamakta ve mesleki eğitim programlarına yönlendirilmemektedir. Öğrencilerin farklı yetenekleri aynı program içinde, seçmeli dersler ve ders dıģı etkinliklerle geliģtirilmektedir. Tüm bunlardan anlaģılacağı üzere, eğitimin kalitesini geliģmiģ ülkelerdeki gibi yükseltme gerekçesiyle ortaya konulan bu teklifte gözden kaçırılan en önemli nokta, tüm ileri ülkelerde zorunlu temel eğitimin en az 10 yıl sürdüğü ve mesleki eğitimin ise bundan sonra baģladığı gerçeğidir. Teklifin bir diğer gerekçesinde Mesleki eğitimden arzu edilen düzeyde yararlanılabilmesi için, öğrencinin ilgi ve beceri alanlarının küçük yaģlardan itibaren tespit edilerek, gerekli yöneltme ve yönlendirmelerin yapılmasının Ģart olduğu belirtilmiģtir. Dünyada pek çok geliģmiģ ülkede öğrencilere en azından liseye kadar, tek bir öğretim programı uygulanarak, aynı program içinde ilgi ve yeteneklerine göre seçmeli dersler sunulmaktadır. Avrupa ülkeleri arasında sadece Almanya ve Avusturya da öğrenciler, 10 yaģından itibaren farklı programlar seçebilmekte ancak onlarda dahi seçim, mesleki eğitim hakkında değil, akademik potansiyel çerçevesinde yapılmaktadır. Ayrıca bu ülkelerdeki mesleki eğitimde, 10 yıllık zorunlu temel eğitimden sonra baģlamaktadır. Yapılan bilimsel araģtırmalar, seçim neticesinde akademik olarak düģük seviyedeki öğrencilerin toplandığı eğitim gruplarının hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin beklentilerini ve gayretlerini düģürdüğü ve eğitimde eģitsizlik yarattığını göstermiģtir. Bu nedenle artık bu ülkeler dahi, öğrencilerin farklı öğretim programlarına yönlendirilmelerinin geciktirilmesi eğilimindedir. Artık sanayi toplumlarında dar bir alanda uzmanlaģmıģ çalıģanlar yerine, problem çözme yeteneği geliģmiģ, yaratıcı, iletiģimi güçlü olanlar tercih edilmektedir. Kesintisiz temel eğitim ilk planda topluma ve ülkesine faydalı iyi bir vatandaģ yetiģtirme süreci olduğundan, eğitimin kesintili olması ülke menfaatleri açısından da uygun değildir. Bu nedenle belli bir süre tüm bireyler için ortak olması kamu yararı açısından son derece gerekli ve önemidir. Anayasanın eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi baģlıklı 42 nci maddesinin ilk fıkrasında, Kimse, eğitim ve öğrenim haklarından yoksun bırakılamaz denilerek eğitim ve öğretim hakkının genelliği ilkesi benimsenmiģ, ikinci fıkrada öğrenim hakkının kapsamının yasayla saptanacağı ve düzenleneceği belirtilmiģtir Anayasanın Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi baģlıklı 42 nci maddesinin ilk fıkrasında, Kimse, eğitim ve öğrenim haklarından yoksun bırakılamaz denilerek eğitim ve öğretim hakkının genelliği ilkesi benimsenmiģtir

106 Anayasadaki bu düzenlemeyle, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılması öngörülen eğitim ve öğretimin, zorunlu olması esası benimsenmiģtir. Anayasanın 24 üncü maddesinin ilk fıkrasında herkesin, vicdan, dinî inanç ve kanaat özgürlüğüne sahip olduğu belirtilmiģ, ikinci fıkrasında da bu özgürlüğün doğal bir sonucu olarak özgürlüklerin kötüye kullanılmasını yasaklayan 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak koģuluyla ibadetin dinî ayin ve törenlerin serbest olduğu vurgulanmıģtır. Üçüncü fıkrada, kimsenin, ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamayacağı ve suçlanamayacağı ilkesine yer verilmiģtir Anayasanın 27 nci maddesinin ilk fıkrasında, herkesin, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araģtırma hakkına sahip olduğu belirtilmiģ olmasına rağmen, yasa seçmeli ders adı altında dayatma yaratmıģtır. Anayasanın 10 uncu maddesine göre, herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düģünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eģittir. Hiçbir kiģiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün iģlemlerinde kanun önünde eģitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. Bu madde ile amaçlanan mutlak değil hukuksal eģitliktir. Yasa önünde eģitlik ilkesi yasalar karģısında herkesin eģit olmasını, ayırım yapılmamasını, kimseye ayrıcalık tanınmamasını gerektirir. Durumlarındaki farklılıklar kimi kiģi ve toplulukların değiģik kurallara bağlı tutulmasına neden olabilirse de farklılık ve özelliklere dayandığı için bu tür düzenlemeler eģitlik ilkesine aykırılık oluģturmaz. Anayasanın 17 nci maddesinin ilk fıkrasında, herkesin, yaģama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliģtirme hakkına sahip olduğu belirtilmiģ, 5. maddesinde de kiģinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaģmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevi varlığının geliģmesi için gerekli Ģartları hazırlamaya çalıģmak, devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıģtır. Devletin bu yükümlülüğünü eģitlik ilkesini gözeterek hiçbir ayırım yapmadan herkes için geçerli olacak biçimde yerine getirmesi gerektiğinde duraksamaya yer yoktur. Anayasanın 65 inci maddesine göre, devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda anayasa ile belirlenen görevlerini ekonomik istikrarın korunmasını gözeterek, malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir. Bu hüküm göz ardı edilemez. Kaliteli ve çağdaģ bir eğitimi hedeflemesi gereken reform niteliğindeki bir yasanın gereklerinin yerine getirilmesi için sistem, program ve öğretmen yanında bina, derslik ve ders araç ve gereçleri gibi fiziki Ģartların varlığı da söz konusudur. Bu gereksinmelerin karģılanması için yalnız malî kaynak sağlanması yeterli değildir. Uzun bir süre de gerekmektedir. Öte yandan, bu konuda bütçenin sayısal olarak bir değere bağlanmamıģ olması Anayasanın 163 üncü maddesinin son fıkrasına da aykırı düģmektedir. Anayasal düzenin en kısa sürede hukuka aykırı kurallardan arındırılması, hukuk devleti sayılmanın da gereğidir. Anayasaya aykırılığın sürdürülmesinin bir hukuk devletinde sübjektif yararların üstünde, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de zedeleyeceği kuģkusuzdur. Hukukun üstünlüğü ilkesinin sağlanamadığı bir düzende, kiģi hak ve özgürlükleri güvence altında sayılamayacağından, bu ilkenin zedelenmesinin hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum ve zararlara yol açacağından Ģüphe yoktur. Açıklanan bu nedenlerle mevcut düzenleme Anayasanın 2 nci, 5 inci, 10 uncu, 14 üncü, 17 nci, 24 üncü, 27 nci, 42 nci, 65 inci ve 163 üncü maddelerine aykırı olduğundan iptalleri gerekir. 7) 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanun un 14 üncü maddesiyle değiģtirilen, 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası nın 45 inci maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentleri ile (f) bendindeki ile

107 ortaöğretimin tamamını yurtdıģında yurt dıģında tamamlayan öğrencilerin ibaresinin ve 16 ncı maddesi ile 2547 sayılı Kanuna eklenen geçici 65 inci maddesinin Anayasaya aykırılığı: 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanun un 14 üncü maddesiyle, 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası nın 45 inci maddesi tümüyle değiģtirilmiģtir. DeğiĢtirilen 45 inci maddenin (a), (b), (c), (d), (e) bentleri Ģu Ģekilde düzenlenmiģtir. (a) Yükseköğretim kurumlarına giriģ ve yerleģtirmenin, imkan ve fırsat eģitliğini sağlayacak önlemlerin alınması koģuluyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılması, ve Yükseköğretim kurumlarına, esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenecek merkezi sınavla girilmesi, yerleģtirme puanlarının hesaplanmasında, adayların ortaöğretim baģarılarının dikkate alınması, öngörülmüģtür. (b) Yükseköğretim kurumlarına esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî sınavlarla girilir. YerleĢtirme puanlarının hesaplanmasında adayların ortaöğretim baģarıları dikkate alınır. Ortaöğretim bitirme baģarı notları en küçüğü ikiyüzelli, en büyüğü beģyüz olmak üzere ortaöğretim baģarı puanına dönüģtürülür. Ortaöğretim baģarı puanının yüzde onikisi yerleģtirme puanı hesaplanırken merkezî sınavdan alınan puana eklenir, Ģeklinde düzenleme yapılmıģtır. (c) Ortaöğretim kurumlarını birincilik ile bitiren adaylar için mevcut kontenjanların yanı sıra Yükseköğretim Kurulu kararı ile ayrı kontenjanlar belirlenebilir. d) Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrenciler, istedikleri takdirde bitirdikleri programın devamı niteliğinde veya bunlara en yakın olan mesleki ve teknik ön lisans yükseköğretim programlarına sınavsız olarak yerleģtirilebilir. Bu öğrencilerin yerleģtirilmesine iliģkin usul ve esaslar Milli Eğitim Bakanlığının görüģü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. (e) Ön lisans mezunları için, iliģkili lisans programlarında belirlenmiģ kontenjanın yüzde onunu geçmeyecek Ģekilde Yükseköğretim Kurulu kararı ile her yıl dikey geçiģ kontenjanı ayrılabilir. (f) Yabancı uyruklu öğrenciler ile ortaöğretimin tamamını yurt dıģında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir. Uluslararası andlaģmalar gereği Türkiye deki yükseköğretim kurumlarında burslu olarak öğrenim görecek yabancı uyruklu öğrencilerin yerleģtirme iģlemleri Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılır. Anayasamızın BaĢlangıç bölümünde, laiklik ilkesi gereği, kutsal din duygularının devlet iģlerine ve politikaya kesinlikle karıģtırılamayacağı vurgulanmıģ; Anayasanın 2 nci maddesinde, laiklik, Türkiye Cumhuriyeti nin değiģtirilemez nitelikleri arasında sayılmıģ ve Cumhuriyet in baģlangıçta belirtilen temel ilkelere dayandığı belirtilmiģtir. Anayasamızda, Türkiye Cumhuriyeti nin Kurucu Ġradesine uygun olarak, laiklik ve laik eğitim ilkeleri kabul edilmiģ ve laiklik tanımlanarak, eğitim sisteminin yolu ve yönü belirlenmiģtir. Anayasanın 24 üncü maddesinde, devletin sosyal, ekonomik, siyasal ve hukuksal temel düzeni kısmen de olsa din kurallarına dayandırılamayacağı, din, din duyguları ya da dince kutsal sayılan değerler, bireysel ve siyasal çıkar sağlamak amacıyla sömürülemeyecek ve kötüye kullanılamayacağı, düzenlenmiģtir.eğitim konusunda da, Anayasada yaģam bulan Kurucu Ġradenin laiklik anlayıģının eğitime de yansıtıldığı ve Türk Eğitim Sistemi nin bu ilkeye göre programlandığı görülmektedir. Nitekim bu anlayıģ, Anayasanın 42 nci maddesinde; Eğitim ve öğretimin, Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda, çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı, bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamayacağı, eğitim ve öğretim özgürlüğünün, anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmayacağı, Türkçe den baģka hiçbir dilin, eğitim ve öğretim kurumlarında ana dil olarak okutulamayacağı ve öğretilemeyeceği, belirtilerek ifadesini bulmuģtur.

108 Yine, Anayasanın 130 uncu maddesinde de, üniversitelerin bilimsel özerkliğe sahip çağdaģ eğitim ve öğretim esaslarına dayanacağı, kurala bağlanmıģtır Anayasası nın 174 üncü maddesinde de, Devrim Yasalarına tek tek sayılarak yer verilmiģ; bu yasaların, Türk toplumunu çağdaģ uygarlık düzeyinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyeti nin laiklik niteliğini koruma amacı güttüğü açıkça anlatılmıģ ve Devrim Yasaları anayasal korumaya alınarak, bunlara, bir çeģit anayasal norm niteliği kazandırılmıģtır. Anayasa Mahkemesi nin E.2008/16, K.2008/116 sayılı kararıyla 174 üncü madde ile Türkiye Cumhuriyeti nin laik niteliğini koruma amacı güden devrim yasalarının iptal edilemeyeceğinin öngörüldüğü belirtilerek maddenin önemi ortaya konulmuģtur. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile Türkiye deki tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığı na bağlanmıģ, ġeriye ve Evkaf Bakanlığı ile vakıflarca yönetilen medreseler ve dini eğitim veren okullar kapatılmıģ, Yüksek diyanet uzmanları yetiģtirmek üzere bir ilahiyat fakültesi kurulması; imam ve hatiplik gibi din hizmetlerinin yerine getirilmesi göreviyle yükümlü memurların yetiģtirilmesi amacı ile de ayrı okullar açılması öngörülmüģtür. Aynı yasa, bir istisna dıģında tüm eğitim-öğretim laik eğitim Ģemsiyesi altına almıģtır. Akademik eğitim, mesleki ve teknik eğitim ayrımı, evrensel çağdaģ eğitim sisteminin gereğidir. Laik eğitimin tek istisnası ise, dini eğitimdir; yani imam hatip ve ilahiyat eğitimidir. Kurucu Ġrade bu Yasa da, istisnai olarak imam hatip okulları ve ilahiyat fakültesi kurulmasına olur verirken, bunların kuruluģ amacını da belirlemiģ ve iģlevlerini sınırlandırmıģtır. Anayasa Mahkemesi, kesintisiz sekiz yıllık temel eğitimin Anayasaya aykırı olduğu yolundaki baģvuru üzerine konuyu değerlendirmiģ ve günlü, E.1997/62, K.1998/52 sayılı kararıyla, imam hatip liselerinin iģlevini çağdaģ din adamı yetiģtirmek olduğunu; imam hatip liselerinin, öğrencilerini, imamlık, hatiplik, Kuran kursu öğreticiliği gibi dini hizmetleri yerine getirmek amacıyla yükseköğretime hazırlayacaklarını, imam hatip lisesini bitirenler için yükseköğretimin yalnızca din adamı yetiģtirme programı ile sınırlı olması gerektiğini kabul etmiģtir.anayasa Mahkemesi, günlü, E.2008/1(SPK), K.2008/2 sayılı kararında, imam hatip lisesini bitirenlerin yükseköğretimin tüm programlarında öğrenim görebilmeleri için ısrarla düzenleme yapma çabasını, AKP nin laiklik karģıtı eylemlerin odağı sayılmasının nedenlerinden biri olarak değerlendirerek, bu kararda da, imam hatip lisesini bitirenlerin yükseköğretimin tüm programlarında öğrenim görmelerinin laik eğitimin özü ve ruhuyla bağdaģmadığını belirtmiģtir sayılı Yasa nın 14 üncü ve 16 ncı maddelerinin tümü incelendiğinde ise, Türk Milli Eğitim Sistemi nde yaptığı değiģikliklerin getirilen yeni sistemle, tüm ortaöğretim kurumlarının siyasi iktidarın ideolojisini yansıtan, laik eksenli eğitimden din eksenli eğitime geçildiği, görülmektedir. Kamu yararı gözetilmeksizin hazırlanmıģ olan bu yasa, içinde saklı bir amaç barındırdığı gibi, aynı zamanda tamamen siyasi iktidarın ideolojisini yansıtmaktadır sayılı Yasa nın 14 üncü maddesiyle, Yükseköğretime giriģ ve yerleģtirme Ģekli yeniden düzenlenerek, bu düzenlemeyle eski sistemde uygulanan ortaöğretim baģarı puanın hesaplanmasında, mezun olunan okulun ağırlık puanı hesaba dahil edilirken, yeni sistemde bu uygulamadan vazgeçilmiģtir. YaklaĢık 1 milyon 100 bin öğrencinin girmiģ olduğu Seviye Belirleme Sınavında (SBS) baģarı göstererek Anadolu, Fen ve Sosyal Bilimler Liselerini kazanarak yükseköğretime giriģte ek puan almaya hak kazanan öğrencilerin bu düzenlemeyle hakları ellerinden alınmıģtır. Bu uygulamanın yürürlükten kaldırılmasıyla yüksek not alması son derece zor koģullara bağlı, müfredatı da son derece ağır olan, özellikle bu yıl üniversiteye giriģ sınavında, daha esnek kurallara bağlı okulların öğrencileriyle eģitlenmiģlerdir. Bu liselere girdikleri tarihte öngöremedikleri değiģiklikler nedeniyle kazanılmıģ hakları gasp edilen bu öğrencilerin, devlete ve eğitim sistemine duydukları güven zedelenmiģ, hukuk devletinin dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin bir niteliği olan hukuki güvenlik ilkesi ihlal edilmiģtir.

109 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası nın, 6287 sayılı Yasa nın 14 üncü maddesiyle değiģtirilen 45 inci maddesinin (a) bendiyle, yüksek öğretimin tüm programlarına, ortaöğretim kurumlarının nitelikleri göz önüne alınmaksızın, genel liseyi bitirenlerle aynı koģullarda giriģ olanağı sağlanması eģitlik ilkesiyle bağdaģmadığı gibi, imkan ve fırsat eģitliğini sağlayacak önlemlerin alınması koģulu getirilerek ne tür önlemlerin alınacağı, orta öğretim programları arasındaki nitelik farkının gözetilip gözetilmeyeceği konusu ise tamamen belirsizdir sayılı Yasa nın 14 üncü maddesiyle değiģtirilen 45 inci maddesinin (b) bendiyle Ortaöğretim bitirme baģarı notları en küçüğü ikiyüzelli, en büyüğü beģyüz olmak üzere ortaöğretim baģarı puanına dönüģtürülür. Ortaöğretim baģarı puanının yüzde onikisi yerleģtirme puanı hesaplanırken merkezî sınavdan alınan puana eklenir Ģeklinde düzenleme yapılarak, yasa ile, ortaöğretim baģarı notunun giriģ sınav puanına yansıtılacak bölümünün hesaplanma yöntemini belirleme yetkisi Yükseköğretim Kurulu ndan alınmıģtır. Bu bağlamda katsayıya da doğrudan yasada yer verilmek suretiyle, Yükseköğretim Kurulu nun orta öğretim programlarının nitelik farkını esas alarak, farklı katsayı saptama yetkisi kaldırılmıģtır.anayasanın 130 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasında, yükseköğretime giriģ kanunla düzenlenir denilerek, yükseköğretime nasıl girileceğini düzenleme yetkisi TBMM ne verilmiģtir. Ancak, Anayasanın 11 inci maddesinde, anayasal kuralların baģta yasama organı olmak üzere herkesi bağlayan temel hukuk kuralları belirtilmiģ, yasaların Anayasaya aykırı olamayacağı açıkça vurgulanmıģtır. Bu durumda, Anayasanın 130 uncu maddesiyle TBMM ne verilen yükseköğretime giriģi düzenleme yetkisi sınırsız bir yetki olmayıp, anayasal ilke ve kurallarla bağlı bir yetki olduğu bilinen bir hukuk gerçeğidir. Nitekim Anayasanın 131 inci maddesinde, yükseköğretimi planlamak, düzenlemek, yönetmek ve denetlemek görev ve yetkisi Yükseköğretim Kurulu na verilmiģtir. Bu geniģ yetki, kısaca belirtmek gerekirse, yükseköğretime iliģkin tüm konuları kapsamaktadır. Bunun nedeni, Anayasa Koyucunun, yükseköğretim gibi çok önemli ve devlet politikası olması gereken bir konuyu, siyasal tercih ve değerlendirmelerin dıģında tutma isteğidir. Bu nedenle yükseköğretim konuları, özerk ve bir anayasal kurum olan Yükseköğretim Kurulu na bırakılmıģtır. Böylesine geniģ bir yetki ve belirtilen amaç göz önüne alındığında, yükseköğretime giriģ konusunun Yükseköğretim Kurulu nun yetki alanında olduğu sonucuna varmak zor değildir. Bu bağlamda, merkezi sınav notunu etkileyecek ortaöğretim baģarı notunun hesaplama yöntemini belirleme yetkisinin Yükseköğretim Kurulu na bırakılması Anayasanın 11 inci, 130 uncu ve 131 inci maddelerinde öngörülen bir zorunluluktur. Bu nedenlerle, 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası nın, 6287 sayılı Yasa yla değiģtirilen 45 inci maddesinin (b) fıkrası, Anayasanın 11 inci, 130 uncu ve 131 inci maddelerine aykırı yeni bir düzenleme öngörmüģtür sayılı Yükseköğretim Yasası nın, 6287 sayılı Yasa nın 14 üncü maddesiyle değiģik 45 inci maddesinin (a) ve (b) fıkralarında, genel lise mezunları ile meslek ve teknik lise mezunları arasında, yükseköğretimin tüm programlarında okuma yönünden bir fark öngörülmemiģken, maddenin (d) ve (e) fıkralarında, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarını bitirenlerin kendi alanlarında ya da buna en yakın bir mesleki ya da teknik ön lisans yükseköğretim programını tercih etmeleri durumunda sınavsız yerleģtirilecekleri; ön lisansı bitirenlerin de yine kendi alanlarındaki lisans programlarına, belli kontenjanla sınırlı da olsa dikey geçiģ yapabilecekleri kurala bağlanmıģtır. Böylece, meslek liseliler için, genel liselerde bulunmayan bir ayrıcalıklı durum yaratılmıģtır. Öte yandan, meslek lisesini ya da teknik liseyi bitirenlerin, kendi alanlarında önce sınavsız ön lisans, sonra dikey geçiģ yoluyla lisans eğitimi almalarına olanak sağlanması, aynı lisans eğitimine tüm öğrencilerle yarıģarak girebilme olanağı yakalayabilen genel lise mezunları yönünden adil olmayan eģitsiz bir durum yaratmaktadır sayılı Yasa nın, 6287 sayılı Yasa yla değiģtirilen 45 inci

110 maddesinin (b) fıkrası, Anayasanın 10 uncu maddesine de bu nedenlerle uygun düģmemektedir.6287 sayılı Yasa nın 14 üncü maddesiyle değiģtirilen 45 inci maddesinin (d) bendiyle mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrencilere, kendi branģları ile ilgili bir yükseköğretim kurumunu tercih etmeleri halinde verilen katsayı uygulamasına da son verilmiģtir. Yani tüm öğrencilerin okul baģarı puanının hesaplanmasında, okul durumu gözetilmeksizin bireysel baģvuruları esas alınmıģtır sayılı Yasa nın 14 üncü maddesiyle değiģtirilen 45 inci maddesinin (e) bendiyle de mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarını bitirenlerin kendi alanlarında ya da buna en yakın bir mesleki ya da teknik ön lisans yükseköğretim programını tercih etmeleri durumunda sınavsız yerleģtirilecekleri; ön lisansı bitirenlerin de yine kendi alanlarındaki lisans programlarına, belli kontenjanla sınırlı da olsa dikey geçiģ yapabilecekleri kurala bağlanmıģtır. Böylece, meslek liseliler için, genel liselerde bulunmayan bir ayrıcalıklı durum yaratılmıģtır. Meslek lisesini ya da teknik liseyi bitirenlerin, kendi alanlarında önce sınavsız ön lisans, sonra dikey geçiģ yoluyla lisans eğitimi almalarına olanak sağlanması; aynı lisans eğitimine tüm öğrencilerle yarıģarak girebilme olanağı yakalayabilen genel lise mezunları yönünden adil olmayan eģitsiz bir durum yaratmaktadır sayılı Yasa nın 14 üncü maddesiyle değiģtirilen 2547 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin (c) bendiyle, ortaöğretim kurumlarını birincilikle bitiren adaylar için mevcut kontenjanların yanı sıra Yükseköğretim Kurulu kararı ile ayrı kontenjanlar belirlenebileceği kuralına yer verilirken; (f) bendiyle ise, ortaöğretimlerinin tamamını yurt dıģında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esaslarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenmesi öngörülmektedir. Anayasanın 10 uncu maddesinde yasa önünde eģitlik ilkesine yer verilmiģ; 130 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasında yükseköğretime giriģin kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıģ; 131 inci maddesinin üçüncü fıkrasında ise Yükseköğretim Kurulunun teģkilat, görev, yetki, sorumluluk ve çalıģma esaslarının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıģtır sayılı Yasayla ise ilk defa ortaöğretimlerinin tamamını yurt dıģında tamamlayanlar için genel kuraldan ayrık ayrıcalıklı bir düzenleme getirilmektedir. Ortaöğretimlerinin tamamını yurt dıģında tamamlayan öğrenciler, tamamını yurt içinde veya örneğin lisenin ilk üç yılını yurtdıģında, son yılını yurtiçinde ya da ilk yılını yurt içinde son üç yılını yurtdıģında tamamlayan öğrencilerle aynı kurallara tabi tutulmayacaklar; yükseköğretim kurumlarına kabul açısından onlara özgü ayrık kurallar uygulanacak ve bu ayrık kuralları Yükseköğretim Kurulu belirleyecektir.ortaöğretimin tamamını yurtdıģında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretime giriģte genel, kapsayıcı ve herkes için uygulanan genel kuraldan ayrık tutulmaları, Anayasanın 10 uncu maddesindeki eģitlik ilkesiyle uyuģmaz. Her ne kadar söz konusu öğrencilerin farklı özellikleri olduğu ileri sürülebilirse de aynı farklı özelliğin lise eğitiminin ilk üç yılını yurtdıģında, son yılını yurtiçinde veya tersi durumda olanlar için de geçerli olabileceğinde kuģku yoktur. Bu bağlamda iptali istenen ibare Anayasanın 10 uncu maddesine aykırıdır. Aynı Ģekilde, ortaöğretim kurumlarını birincilikle bitiren adaylar için ek kontenjan belirlenmesi ve bu kontenjanların sayısal miktarının takdire bırakılması, aynı sınava girecek tüm öğrencilerin kontenjanında eksilmeye yol açacağından aleyhlerine sonuç doğuracaktır. Bu durum Anayasanın 10 ncu maddesindeki eģitlik ilkesiyle bağdaģmamaktadır. Ayrıca, mevcut düzenlemede ayrılacak kontenjanlara tercih ve puanları göz önünde tutularak yerleģtirilir. Ģeklindeki sınırlayıcı hüküm, yeni düzenlemede yer almamıģtır. Anayasanın 7 nci maddesinde yer alan yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi ile 130 uncu ve 131 inci maddelerde yer alan yasayla düzenleme kuralı, düzenlenen konudan yalnız kavram, ad, grup, kurum olarak söz edilmesi değil, bunların yasa metninde kurallaģtırılmasıdır. KurallaĢtırma ise, düzenlenen alanda temel ilkelerin konulmasını ve

111 çerçevenin çizilmiģ olmasını ifade eder. Ancak, bu koģullar sağlandıktan sonra teknik ayrıntıların belirlenmesi yetkisi yürütme organının yetkisine bırakılabilir. Bu itibarla, hiçbir ilke getirilmeden, çerçeve çizilmeden ve kurallar öngörülmeden ortaöğretimlerinin tamamını yurt dıģında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esaslarını belirleme yetkisi ile hiçbir ölçü getirilmeden, ilkeye yer verilmeden, çerçeve çizilmeden okul birincilerinin tercih ve puanlarını göz önünde bulundurma gibi kıstas da belirlenmeden ek kontenjan belirleme ve yerleģtirme yetkisinin Yükseköğretim Kuruluna bırakılması, Anayasanın 7 nci ve 87 nci maddelerine aykırıdır sayılı Yasa nın 16 ncı maddesi ile 2547 sayılı Kanuna aģağıdaki geçici madde eklenmiģtir. GEÇĠCĠ MADDE 61- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan öğrenciler bakımından, bu kurumların mezunlarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen aynı meslek dalında yer alan yükseköğretim programlarına yerleģmelerinde merkezî sınavlardan almıģ olduğu puanlara ilave edilecek ortaöğretim baģarı puanı hesaplanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuat hükümleri uygulanır. Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan ve çağdaģ demokratik rejimlerin temel ilkelerinden birisi olan hukuk devleti ilkesinin ön koģullarında birisi de hukuk güvenliğidir. Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuk güvenliği, kiģilerin, hukuk düzenin koruması altındaki haklarını elde etmeleri için gereken her türlü önlemin alınmasını ve bireylerin tüm eylem ve iģlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Yasama organı tarafından konulacak kurallarda adalet ve hakkaniyet ölçülerinin göz önünde tutulmasının gerekliliği, hukuk devleti ilkesinin doğal bir yansımasıdır. Anayasamızın 10 uncu maddesinde devlet organları ve idare makamları bütün iģlemlerinde kanun önünde eģitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğu belirtilmiģtir. Buna rağmen yapılmıģ olan bu düzenlemeyle ne hukuk devleti ilkesine ne de kanun önünde eģitlik ilkesine riayet edilmemiģtir sayılı Yasa nın 16 ncı maddesi ile 2547 sayılı Kanuna eklenen geçici 61 inci madde ile halen meslek ve teknik liselerde okuyan öğrenciler, kendi branģlarında bir yükseköğretim kurumunu tercih etmeleri halinde eski kanun hükmü uygulanmaya devam edecektir. Bu durumda, halen bu okulların 1, 2 ve 3 üncü sınıflarında okuyan öğrenciler için katsayı uygulaması devam etmekte ve kazanılmıģ hakları korunmaktadır. Meslek ve teknik lise öğrencilerinin kazanılmıģ hakları korunurken zorlu bir sınavdan geçerek Anadolu, Fen ve Sosyal Liselerin halen 1, 2 ve 3 üncü sınıflarında öğrenim gören öğrencilerin hakları maalesef korunamamıģtır. Bu düzenleme, kazanılmıģ hakları korumadığı gibi, Anayasamızın 2 nci maddesinde yer alan hukukun temel ilkesi olan hukuk devleti ilkesine ve Anayasanın 10 uncu maddesi ile teminat altına alınan eģitlik ilkesine de tamamen aykırıdır. Açıklanan bu nedenlerle, 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanun un 14 üncü maddesi ile değiģtirilen, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 45 inci maddesinin (a), (b), (d), (e) bentleri Anayasanın baģlangıcı ile, 2 nci, 10 uncu, 11 inci, 24 üncü, 42 nci, 130 uncu, 131 inci ve 174 üncü maddelerine; (c) bendi ile (f) bendindeki ile ortaöğretimin tamamını yurtdıģında yurt dıģında tamamlayan öğrencilerin ibaresi, Anayasanın 7 nci, 10 uncu ve 87 nci maddelerine; 16 ncı maddesi ile 2547 sayılı Kanuna eklenen geçici 65 inci maddesi de Anayasanın 2 nci ve 10 uncu maddelerine aykırı olduklarından iptalleri gerekir. 8) Tarihli ve 6287 Sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun 24 üncü Maddesiyle 4734 Sayılı Kamu Ġhale Kanununa Eklenen Geçici 13 üncü Maddesinin Anayasaya Aykırılığı

112 6287 Sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun 24 üncü maddesiyle 4734 sayılı Kamu Ġhale Kanununa eklenen geçici 13 üncü madde ile yurt içi üretimin ve katma değerin artırılması, teknoloji kazanımının sağlanması, daha önce yurt içinde üretimi bulunmayan ürünlerin üretilebilmesi, yeni teknoloji ve ürünlere yönelik araģtırma-geliģtirme faaliyetlerinin sürdürülmesi ve bilgi toplumuna geçiģ hedefleriyle, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kademelerindeki okulların dersliklerine biliģim teknolojisi donanımı, yazılımı, ağ altyapısı ve internet eriģim imkânının sağlanması, dersler için çevrim içi ve çevrim dıģı ortamlarda e- içerik temin edilmesi ve e-içerik altyapısının oluģturulması, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan öğretmenlere ve örgün eğitim gören öğrencilere e-kitap, tablet bilgisayar ve benzeri ihtiyaçların sağlanması amaçlarıyla Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi ĠyileĢtirme Hareketi (FATĠH) Projesi kapsamında, Millî Eğitim Bakanlığı ve UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığı tarafından 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım iģleri, ceza ve ihalelerden yasaklama hükümleri hariç, Kamu Ġhale Kanunun hükümlerine tabi olmadığı; bu madde uyarınca yapılacak alımlara iliģkin usul ve esasların Maliye Bakanlığı ve Kamu Ġhale Kurumunun görüģü alınarak Millî Eğitim Bakanlığı ve UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığı tarafından müģtereken hazırlanacak yönetmelikle, rekabete açık olacak Ģekilde düzenleneceği hükmü getirilmektedir. Maddede, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kademelerindeki okulların dersliklerine biliģim teknolojisi donanımı, yazılımı, ağ altyapısı ve internet eriģim imkânının sağlanması, dersler için çevrim içi ve çevrim dıģı ortamlarda e- içerik temin edilmesi ve e-içerik altyapısının oluģturulması ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan öğretmenlere ve örgün eğitim gören öğrencilere e-kitap, tablet bilgisayar ve benzeri ihtiyaçların sağlanması iģlerinin 4734 sayılı Kamu Ġhale Kanunundan istisna edilmesinin gerekçesi, yine aynı maddede yurt içi üretimin ve katma değerin artırılması, teknoloji kazanımının sağlanması, daha önce yurt içinde üretimi bulunmayan ürünlerin üretilebilmesi, yeni teknoloji ve ürünlere yönelik araģtırma-geliģtirme faaliyetlerinin sürdürülmesi ve bilgi toplumuna geçilmesi hedefleriyle açıklanmıģtır. Daha açık bir deyiģle maddede geçen mal ve hizmet alımlarının 4734 sayılı Kamu Ġhale Kanunundan istisna edilmesinin gerekçesi, ithalatın yerli üretimle ikame edilmesini sağlamak olarak açıklanmaktadır. Ġktisat politikasında ithal ikameci politikaların belli baģlı iki yolu vardır. Bunlardan birincisi, en katı haliyle ithal yasakları ile yüksek gümrük tarifeleri; ikincisi ise yerli üretimin mali ve diğer teģviklerle desteklenmesidir. Kamu alımları yoluyla yerli üretimin mali teģviklerle desteklenmesi uygun bir iktisat politikası seçeneğidir. Yeni iģ olanakları yaratılır, istihdam artar ve yaratılan katma değer ile teknoloji yayılma etkisi göstererek büyümeyi ve teknolojik yeniliği besler. Ancak, üretimde kullanılan bileģenlerin ithal edilerek ürüne son halinin içeride verilmesiyle sınırlı kalan bir teģvik modeli, ithalatı ikame eden cılız bir sanayileģme politikası olarak kalmaya mahkumdur. Ek katma değer üretilebilmesi ve katma değerin içeride kalabilmesi için ayrıca araģtırmageliģtirme faaliyetlerinin desteklenerek sanayileģme politikasının bilim ve teknoloji politikasıyla zenginleģtirilmesi gerekir. Bunun için de satın alma garantisi verilecek firmalara biliģim sektöründe araģtırma-geliģtirme faaliyetleri yapma zorunluluğu getirilerek yeniliklerin desteklenmesi elzemdir. Ancak, yasada buna yönelik bir düzenleme bulunmamaktadır. Amacı kamu kaynağı kullanan kamu kurum ve kuruluģlarının yapacakları ihalelerde uygulanacak esas ve usulleri düzenlemek olan (4734/1) ve ihalelerde saydamlığın, rekabetin, eģit muamelenin, güvenirliğin, gizliliğin, kamuoyu denetiminin, ihtiyaçların zamanında ve uygun Ģartlarla karģılanmasının ve kaynakların verimli kullanılmasının sağlanması ilkeleri (4734/5) üzerine bina edilen 4734 sayılı Kamu Ġhale Kanununda ise, kamu alımları yoluyla yerli üretimin desteklenmesine yönelik düzenlemeler bulunmaktadır.

113 Gerçekten de 4734 sayılı Kanunun Yerli istekliler ile ilgili düzenlemeler baģlıklı 63 üncü maddesinde, Hizmet alımı ve yapım iģi ihalelerinde yerli istekliler lehine, mal alımı ihalelerinde ise Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile diğer ilgili kurum ve kuruluģların görüģleri alınarak Kurum tarafından yerli malı olarak belirlenen malları teklif eden istekliler lehine, % 15 oranına kadar fiyat avantajı sağlanması; yaklaģık maliyeti eģik değerlerin altında kalan ihalelere ise sadece yerli isteklilerin katılması hususlarında ihale dokümanına hüküm konulabilir. Ortak giriģimlerin yerli istekli sayılabilmesi için bütün ortaklarının yerli istekli olması gereklidir. hükmüne yer verilmiģ; EĢik değerler baģlıklı 8 inci maddesinde ise 63 üncü maddenin uygulanmasında yaklaģık maliyet dikkate alınarak kullanılacak eģik değerlerin (2012 yılı için) (a) bendinde, genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idarelerin mal ve hizmet alımlarında ,00 TL, (c) bendinde ise yapım iģlerinde ,00 TL olduğu hüküm altına alınmıģtır. Yasanın gerekçesini oluģturan Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi ĠyileĢtirme Hareketi (FATĠH) Projesi kapsamında diğerleri bir yana sadece dağıtımı öngörülen 20 milyon tablet bilgisayarın yaklaģık maliyeti 8 milyar TL ye yaklaģmaktadır. Bu bağlamda, hizmet alımları ile yapım iģlerinin ihalelerinde yerli istekliler lehine, mal alımlarında ise yerli malı teklif eden istekliler lehine %15 oranına kadar fiyat avantajı (örneğin ithal mal teklif eden istekli 100,00 TL, yerli mal teklif eden istekli 115,00 TL teklif etmiģ ise ihale yerli mal teklif edenin üzerine yapılması) sağlanması; eģik değerin altında kalan ihalelere ise sadece yerli isteklilerin katılması doğrultusunda ihale dokümanlarına hüküm konulabilmektedir. Ġptali istenen madde metninde iddia edildiği üzere siyasal iktidarın, biliģim teknolojileri alanında yurt içi üretimin ve katma değerin artırılması, teknoloji kazanımının sağlanması, daha önce yurt içinde üretimi bulunmayan ürünlerin üretilebilmesi, yeni teknoloji ve ürünlere yönelik araģtırma-geliģtirme faaliyetlerinin sürdürülmesi ve bilgi toplumuna geçilmesi gibi bir hedefi var ve bu hedefe ulaģmak için 4734 sayılı Kanunun 63 ncü maddesinde yer alan %15 oranı yetersiz kalıyor ise, yasa koyucunun söz konusu alımları Kanun kapsamı dıģına çıkarması değil, bu oranı yeterli gelecek seviyeye çekecek yasal düzenlemeyi yapması gerekir. Çünkü; birincisi, biliģim teknolojileri bir sektördür ve tek kullanıcısı da Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim okulları değil, tüm kamu sektörüdür. Dolayısıyla, istisna kapsamına alınacak ise sadece Milli Eğitim Bakanlığının değil, 4734 sayılı Kanuna tabi tüm kamu kurumlarının biliģim teknolojisi mal ve hizmet ihtiyaçlarının istisna kapsamına alınması gerekir. Ġkincisi, iptali istenen madde metninde, Maliye Bakanlığı ve Kamu Ġhale Kurumunun görüģü alınarak Millî Eğitim Bakanlığı ve UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığı tarafından müģtereken hazırlanacak yönetmeliğin, rekabete açık olacak Ģekilde düzenleneceği hüküm altına alınmıģtır. Yönetmelik rekabete açık olacak Ģekilde düzenlenecek ise, Gümrük Birliği AnlaĢmasının yürürlükte olduğu bir ülkede rekabeti esas alan bir yönetmelik çerçevesinde yapılacak milyar Dolarları aģan kamu alımları için yerli üretime 4734 sayılı Kanunun 63 üncü maddesindeki gibi belli bir oranda fiyat avantajı sağlama dıģında kamu alımları yoluyla kullanılabilecek baģka bir teģvik alternatifi yoktur. Ar- Ge faaliyetlerinin desteklenmesi, kamu alımlarına konu oluģturmaz; sadece alım garantisi verilen firmalara yükümlülük yüklenebilir. Türkiye-AB Ortaklık Konseyi nin tarihli toplantısında kabul edilen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararıyla Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği AnlaĢması imzalanmıģ ve 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren Gümrük Birliği uygulamaya girmiģtir. Böylece, kendi aralarında serbest bir ticaret alanı oluģturmak için sanayi ürünleri ile iģlenmiģ tarım ürünlerinde gümrükleri kaldırarak ortak dıģ gümrük tarifesi uygulanmaya baģlamıģlardır. Gümrük Birliği, AB ve Türkiye pazarının entegrasyonunun tam anlamıyla sağlanabilmesi ve haksız rekabetin önlenebilmesi için, ticaret politikası dıģında kalan

114 alanlarda da ortak politikalar öngörmüģtür. Bu kapsamda, Türkiye rekabetin ve tüketicinin korunması ile ilgili kanunlar ile patent, telif hakları, ticari markalar, endüstriyel tasarımlar ve ithalatta haksız rekabetin engellenmesi ile ilgili KHK ler çıkarmıģtır. Öte yandan, Türkiye ile AB arasında sürdürülen katılım müzakerelerinde 5 Nolu Kamu Alımları faslı AB Konseyi nde onaylanmıģ ve açılıģ kriterleri belirlenmiģtir. Kamu alımları ile ilgili AB müktesabatı; Ģeffaflık, serbest rekabet, ayrımcılık yasağı ve eģit muamele yapılmasına iliģkin temel ilkelere ek olarak AB ölçeğinde kamu kuruluģlarının yaptığı belirli eģik değerlerin üzerindeki mal ve hizmet alımları ile yapım iģlerinin ihalelerinde ortak usul ve esaslar üzerine kurulu ihale mevzuatının uygulanmasını ve ihalelere yönelik Ģikayetleri inceleyecek bağımsız kurulların oluģturulmasına dayanmaktadır. AB nin kamu alımları konusundaki temel ihale mevzuatı 2004/18-AT sayılı Direktiftir. Buna ek olarak su, enerji, ulaģtırma ve posta sektörlerinde faaliyet gösteren yapacakları ihalelere iliģkin 2004/17-AT sayılı Direktif ile her iki direktif kapsamında yapılan ihalelere iliģkin Ģikayetlerin incelenmesine iliģkin olarak da 89/665-AET ve 92/13-AET sayılı direktifler yürürlüktedir tarihli ve 4734 sayılı Kamu Ġhale Kanunu 2004/18-AT ve 89/665-AET sayılı direktifler esas alınarak hazırlanmıģtır. Öte yandan, AB ile yürütülen 5 No lu Kamu Alımları faslında tarihinde Tanıtıcı Tarama Toplantısı, tarihinde ise Ayrıntılı Arama Toplantısı gerçekleģtirilmiģtir. Kamu Alımları faslına iliģkin 3 adet açılıģ kriteri AB Dönem BaĢkanlığı tarafından bir mektupla tarihinde Türkiye ye bildirilmiģ ve Türkiye kriterleri yerine getirmeye baģlamıģtır. Bu bağlamda, AB ile Gümrük Birliği AnlaĢması içinde olan Türkiye nin biliģim teknolojisi donanımı, yazılımı, ağ altyapısı ve internet eriģim imkânının sağlanması, dersler için çevrim içi ve çevrim dıģı ortamlarda e-içerik temin edilmesi ve e-içerik altyapısının oluģturulması ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan öğretmenlere ve örgün eğitim gören öğrencilere e-kitap, tablet bilgisayar ve benzeri hardware ve software ürünler ile tasarımların ithaline yasak getirmesi veya AB Gümrük Tarifelerinden farklı gümrük tarifeleri uygulaması hukuken mümkün olmadığı gibi kamu kurumları tarafından açılacak ve yaklaģık maliyeti milyar dolarları aģan ihalelerde ithal hardware ve software ürünlere yasak getirilmesi de Gümrük Birliği AnlaĢması çerçevesinde hukuken imkansızdır. Kaldı ki iç piyasada üretilen biliģim teknolojisi ürünlerinin tamamı ithal girdilerin montajından oluģmaktadır. Bu bağlamda, AB ile Gümrük Birliği AnlaĢmasının yürürlükte olduğu bir ortamda 4734 sayılı Kanunun 63 üncü maddesindeki oranı değiģtirme ile üretime ve araģtırma-geliģtirme faaliyetlerine verilecek mali ve diğer teģvikler dıģında, ithal yasakları, yüksek gümrük tarifesi vb. yollarla -üstelik çıkarılması öngörülen yönetmeliğin rekabetçi olması da öngörüldükten sonra sayılı Kanundan ayrı usulleri öngören Yönetmeliğe göre yapılacak kamu alımları yoluyla yurt içi üretimin ve katma değerin artırılması, teknoloji kazanımının sağlanması, daha önce yurt içinde üretimi bulunmayan ürünlerin üretilebilmesi, yeni teknoloji ve ürünlere yönelik araģtırma-geliģtirme faaliyetlerinin sürdürülmesi ve bilgi toplumuna geçilmesi hedeflerinin gerçekleģtirilmesi hukuken mümkün değildir. Bu durumda, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim okullarının biliģim teknolojisine yönelik mal ve hizmet alımı ihtiyaçlarının 4734 sayılı Kanun kapsamı dıģına çıkarılmasının tek bir gerekçesi kalmaktadır: O gerekçe, 4734 sayılı Kanuna tabi olmama üzerinden, 4734 sayılı Kanuna göre yapılan ihaleleri Ģikayet ve inceleme merci olan Kamu Ġhale Kurumu ve Kamu Ġhale Kurumu üzerinden de yargı denetiminden kaçırmaktır sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin (b) fıkrasında, Kamu Ġhale Kurumunun görevleri, 4734 sayılı Kanuna göre yapılacak ihalelerle sınırlandırılmıģ; 54 üncü maddesinin

115 birinci fıkrasında, ihale sürecindeki hukuka aykırı iģlem veya eylemler nedeniyle bir hak kaybına veya zarara uğradığını veya zarara uğramasının muhtemel olduğunu iddia eden aday veya istekli ile istekli olabileceklerin, 4734 Kanunda belirtilen Ģekil ve usul kurallarına uygun olmak Ģartıyla Ģikayet ve itirazen Ģikayet baģvurusunda bulunabilecekleri belirtilmiģ; ikinci fıkrasında, Ģikayet ve itirazen Ģikayet baģvurularının, dava açılmadan önce tüketilmesi zorunlu idari baģvuru yolları olduğu hüküm altına alınmıģ; 57 nci maddesinde ise, ġikâyetler ile ilgili Kurum tarafından verilen nihai kararlar Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinde dava konusu edilebilir ve bu davalar öncelikle görülür. denilmiģtir.millî Eğitim Bakanlığına bağlı okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim okullarının biliģim teknolojisine yönelik mal ve hizmet alımı ihtiyaçlarının 4734 sayılı Kanun kapsamı dıģına çıkarılarak hazırlanacak Yönetmelik hükümlerine göre temin edilmesi sayesinde, ihale sürecindeki hukuka aykırı iģlem veya eylemler nedeniyle bir hak kaybına veya zarara uğradığını veya zarara uğramasının muhtemel olduğunu iddia eden aday veya istekli ile istekli olabilecekler, Milli Eğitim Bakanlığına Ģikayet, Kamu Ġhale Kuruluna ise itirazen Ģikayette bulunamayacak; Ģikayette bulunulamadığı için Kamu Ġhale Kurumu inceleyip karar alamayacak ve dolayısıyla Kamu Ġhale Kurumu kararı üzerinden yargı denetimi yapılamayacaktır. Böylece ihale-ģikayet-itirazen Ģikayet-kurum kararı-yargı Ģeklinde iģleyen hukuk yolu kapatılmıģ olacaktır. Oysa, idareye Ģikayet, kamu Ġhale Kurumuna itirazen Ģikayet ve Kamu Ġhale Kurumu incelemesi ile Kamu Ġhale Kurumu kararları üzerinden ihalelerin yargısal denetiminde, kamu yararı bulunduğu; kamu ihalelerinde saydamlık, rekabet, eģit muamele, güvenilirlik, kamuoyu denetimi, kamusal ihtiyaçların zamanında ve uygun Ģartlarla karģılanması ve kamusal kaynakların verimli kullanılması ilkeleri üzerine kurulan kamu ihale düzeninin korunması ile kamu ihalelerinde adalet ve hakkaniyetin sağlanmasına güvence oluģturduğu için söz konusu sistem 4734 sayılı Kanunda yasalaģtırılmıģtır. Anayasanın 2 nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin hukuk devleti olduğu belirtilmiģtir. Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve iģlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliģtirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasanın bulunduğunun bilincinde olan devlettir. Hukuk devleti ilkesinin ögeleri arasında yasaların kamu yararına dayanması, kuralların herkes için konulması, kamu düzeninin kurulması ve korunması amacına yönelik kurallarda adalet ve hakkaniyet ölçülerinin göz önünde tutulması gerekliliği bulunmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim okullarının biliģim teknolojisine yönelik mal ve hizmet alımı ihtiyaçlarının 4734 sayılı Kanun kapsamı dıģına çıkarılarak ihalelerin idareye Ģikayet, Kamu Ġhale Kurumuna itirazen Ģikayet ve Kamu Ġhale Kurumu denetimine tabi olmadan yapılmasının önünü açmayı ve ihalelerin Kamu Ġhale Kurulu kararları üzerinden yargısal denetiminin önünün kapatılmasını amaçladığından, iptali istenen düzenlemeler Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesiyle bağdaģmamaktadır. Öte yandan çağdaģ demokrasi, kamusal denetimi öngören demokrasidir. Kamusal denetimden kaçmak, kamu kaynaklarının mevzuata uygun, etkin, verimli ve tasarruflu kullanılmasından kaçmak; savurganlıklara, usulsüzlüklere ve yolsuzluklara kapı aralamaktır sayılı kanunda öngörülen idareye Ģikayet, Kamu Ġhale Kurumuna itirazen Ģikayet ve Kamu Ġhale Kurumu incelemesi ile Kamu Ġhale Kurumu kararları üzerinden ihalelerin yargısal denetiminin ortadan kaldırılmasını amaçlayan iptali istenen düzenlemelerde, kamu yararı bulunmadığı gibi saydamlık, rekabet, eģit muamele, güvenilirlik, kamuoyu denetimi, kamusal ihtiyaçların zamanında ve uygun Ģartlarla karģılanması ve kamusal kaynakların

116 verimli kullanılması ilkeleri üzerine kurulan kamu ihale düzeninin korunması amacına da ters düģmekte ve ayrıca kamu ihalelerinde adalet ve hakkaniyetin sağlanmasına ve yolsuzlukların önlenmesine güvence de oluģturmadığından Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine bu açılardan da aykırılık oluģturmaktadır. Anayasanın 10 uncu maddesinde, herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düģünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eģit olduğu; hiçbir kiģiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı; devlet organları ile idare makamlarının bütün iģlemlerinde kanun önünde eģitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları kurallarına yer verilmiģtir. Bu madde ile amaçlananın mutlak eģitlik değil, hukuksal eģitlik olduğu açıktır. Yasa önünde eģitlik ilkesi, yasalar karģısında herkesin eģit olmasını, ayırım yapılmamasını, kimseye ayrıcalık tanınmamasını gerektirir. Durumlarındaki farklılıklar kimi kiģi, kurum ve toplulukların değiģik kurallara bağlı tutulmasına neden olabilirse de, bunun Anayasal eģitlik ilkesine aykırı olmaması için söz konusu değiģik kuralların, kiģi, kurum veya toplulukların farklılık ve özelliklerine dayanması gerekeceğinde Ģüphe yoktur.ġptali istenen düzenlemelerle Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarının biliģim teknolojisine iliģkin mal ve hizmet alımları, 4734 sayılı Kanun kapsamından çıkarılmaktadır. Oysa biliģim teknolojileri ekonomik bir sektördür ve tek kullanıcısı da Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kurumları değil, tüm kamu sektörüdür. Bu bağlamda, kamu kurumlarının biliģim teknolojisi ihtiyaçlarını karģılamaları, 4734 sayılı Kanundan istisna tutulacak ise sadece Milli Eğitim Bakanlığının değil, 4734 sayılı Kanuna tabi kamu kaynağı kullanan tüm kamu kurum ve kuruluģlarının istisna tutulması gerekir. Aksine düzenleme, Anayasanın 10 uncu maddesindeki eģitlik ilkesiyle bağdaģmamaktadır sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun 24 üncü maddesiyle 4734 sayılı Kamu Ġhale Kanununa eklenen geçici 13 üncü maddesi, Anayasanın 2 nci ve 10 uncu maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir. 9) Tarihli ve 6287 Sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun 25 inci Maddesiyle 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa Eklenen Geçici 20 nci Maddesinin Anayasaya Aykırılığı 6287 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa eklenen geçici 20 nci madde ile Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi ĠyileĢtirme Hareketi (FATĠH) Projesi kapsamında, internet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için mal ve hizmet alımları ile yapım iģlerinde, yılları arasındaki 4 yıl içinde Millî Eğitim Bakanlığı ile UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığınca yapılacak ihalelerde üst yöneticinin onayıyla 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmeye giriģilmesi öngörülmektedir. Anayasanın 161 inci maddesinin birinci fıkrasında, Devletin ve kamu iktisadi teģebbüsleri dıģındaki kamu tüzelkiģilerinin harcamalarının yıllık bütçelerle yapılacağı kurala bağlandıktan sonra üçüncü fıkrasında, Kanunun kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabileceği istisnasına yer verilmiģtir. Anayasanın 161 inci maddesinin üçüncü fıkrasında sözü edilen Kanunun öngöreceği özel süre ve usuller ise, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun Gelecek yıllara yaygın yüklenmeler baģlıklı 28 inci maddesinde düzenlenmiģtir sayılı Kanunun 28 inci maddesinin birinci fıkrasında merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin, bir mali yıl içinde tamamlanması mümkün olmayan yatırım projeleri için gelecek yıllara yaygın yüklenmeye giriģebileceği belirtilerek temel kural ortaya konulmuģ; tarihli ve 5628 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle değiģik ek dördüncü fıkrasında ise, Yılı bütçesinde ödeneği bulunması ve merkezî yönetim kapsamındaki idareler

117 için Maliye Bakanlığının uygun görüģünün alınması kaydıyla; satın alma suretiyle edinilmesi ekonomik olmayan her türlü makine-teçhizat, cihazlar ve taģıtlar ile hava ambulansı ve yangınla mücadele amacıyla hava ve deniz araçlarının kiralanması veya finansal kiralama suretiyle temini; temizlik, yemek, koruma ve güvenlik ile personel taģıma hizmetleri, 16/6/2005 tarihli ve 5369 sayılı Kanuna göre sağlanan sabit ve ankesörlü telefon hizmetleri ile acil yardım çağrıları hizmetleri ve okullara sağlanan internet eriģim hizmetleri, harita, plan, proje, etüt ve müģavirlik hizmetleri, ulusal araģtırma geliģtirme kurumlarının süreli ve süresiz yayın alımları, orman ağaçlandırma ve amenajman iģleri, kit karģılığı cihaz, aģı ve anti-serum alımı için; süresi üç yılı geçmemek, finansal kiralama suretiyle temin edileceklerde ise dört yıl olmak üzere üst yöneticinin onayıyla gelecek yıllara yaygın yüklenmeye giriģilebilir. denilerek temel kuralın istisnasına yer verilmiģtir. Devletin ve diğer kamu tüzelkiģilerinin yürütmekle yükümlü oldukları tüm kamu hizmetleri yıllık değil, süreklidir; süreklilik taģır. Kaldı ki kamu hizmetleri Anayasanın 128 inci maddesinde de belirtildiği üzere tanımı itibariyle asli ve süreklidir. Buna karģın, Anayasanın 161 inci maddesinde Devletin ve kamu iktisadi teģebbüsleri hariç diğer kamu tüzelkiģilerinin yürütmekle yükümlü oldukları asli ve sürekli hizmetlerin gerektirdiği harcamaların sürekli (yıllara yaygın) bir Ģekilde değil, yıllık bütçelerle mali yıl içinde yapılması öngörülmüģtür. Anayasa bunun istisnasını, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmetlerle sınırlandırmıģtır. Bu bağlamda, Anayasada yıllara yaygın yüklenmeye giriģilebilmesi için, ihtiyacın kalkınma planında yer alan ve bir mali yıl içinde tamamlanamayacak olan yatırım projeleri veya niteliği itibariyle bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmetler olması gerektiği kuralı getirilmiģtir. Bu bağlamda internet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması sürekli bir kamu hizmeti olmakla birlikte, internet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için yapılacak mal ve hizmet satınalması iģleri, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmetler kapsamında olmadığından ve yapılacak iģ mal ve hizmet satın alması olduğundan, tüm mal ve hizmet satın alması iģlerinde olduğu gibi ihtiyacın yıllara yaygın değil, mali yıl içinde yıllık bütçelerle karģılanması gerekir. Ġnternet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için yapılacak yapım iģleri ise, niteliği itibariyle yapım iģi olduğundan yılı içinde tamamlanamayacak nitelikte olması veya tamamlanamaması halinde yıllara yaygın hale gelir ve 5018 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında olduğundan ayrıca ek yasal düzenlemeye ve dolayısıyla 5018 sayılı Kanuna geçici 20 nci maddenin eklenmesine ihtiyaç bulunmamaktadır. Öte yandan, yıllara yaygın olmanın özellikle biliģim sektörü gibi geliģme ve yeniliklerin baģ döndürücü bir hızla ilerlediği bir sektörde yapımın makul bir süresinin olması gerekir. Yıllara yaygınlığı 15 yıl süren bir internet ağ altyapısının yapımı iģinde, daha ağ altyapısı hizmete girmeden kullanılan malzemeler eskir, yıpranır, çürür veya en azından kullanılan teknoloji demode olur. Dolayısıyla yapılan yatırım iģlevsiz kalır. Bu bağlamda yıllara yaygın yapım iģlerinde, iģin en kısa sürede tamamlanarak hizmete açılması esastır ve yıllara yaygınlığa yasa ile süre konulamaz. Süresi iģin yapımının tamamlanmasının öngörüldüğü tarihtir ve bu tarih yasal düzenlemeye konu oluģturmaz. Bununla birlikte, 5018 sayılı Kanuna tarihli ve 5436 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle eklenen ek dördüncü fıkrasında tarihli ve 5628 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle yapılan değiģiklik sonucu, bazı kiralamalarla mal ve hizmet satın alma iģlerinin 3 yılı geçmemek üzere yıllara yaygın yapılabileceğine ve bunlar arasında okullara sağlanan internet eriģim hizmetleri nin de yer aldığına iliģkin istisnai hüküm konulduğu iddiası ileri sürülebilir. Bu doğrudur. Ancak, bunun doğru olması, 5018 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ek dördüncü fıkrasındaki düzenlemelerin Anayasanın 161 inci maddesine uygun olduğu anlamına gelmediği gibi, sözü edilen ek dördüncü fıkradaki gelecek yıllara

118 yaygın yüklenmeler, yılı bütçesinde ödeneğinin bulunması, Maliye Bakanlığından uygun görüģ alınması ve süresinin üç yılı geçmemesi gibi Anayasal bütçe tekniği ve uygulaması ile ilgili üç temel koģula bağlanmıģtır. Oysa iptali istenen geçici 20 nci madde ile FATĠH Projesi kapsamında, hiç bir koģula bağlanmadan Millî Eğitim Bakanlığı ile UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığına, internet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için mal ve hizmet alımları ile yapım iģlerinde, yılları arasındaki 4 yıl içinde yapılacak ihalelerde üst yöneticinin onayıyla 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmeye giriģilmesi yetkisi verilmektedir. Bu yetkinin Anayasanın 161 inci maddesine aykırı olduğunda Ģüphe yoktur. Anayasanın 10 uncu maddesinde, herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düģünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eģit olduğu; hiçbir kiģiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı; Devlet organları ile idare makamlarının bütün iģlemlerinde kanun önünde eģitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları kurallarına yer verilmiģtir. Bu madde ile amaçlananın mutlak eģitlik değil, hukuksal eģitlik olduğu açıktır. Yasa önünde eģitlik ilkesi, yasalar karģısında herkesin eģit olmasını, ayırım yapılmamasını, kimseye ayrıcalık tanınmamasını gerektirir. Durumlarındaki farklılıklar kimi kiģi, kurum ve toplulukların değiģik kurallara bağlı tutulmasına neden olabilirse de, bunun Anayasal eģitlik ilkesine aykırı olmaması için söz konusu değiģik kuralların, kiģi, kurum veya toplulukların farklılık ve özelliklerine dayanması gerekeceğinde Ģüphe yoktur. Ġptali istenen düzenlemelerle FATĠH Projesi kapsamında Millî Eğitim Bakanlığı ile UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığına, internet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için mal ve hizmet alımları ile yapım iģlerinde, yılları arasındaki 4 yıl içinde yapılacak ihalelerde üst yöneticinin onayıyla 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmeye giriģme yetkisi verilmektedir. Oysa, internet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için mal ve hizmet alımları ile yapım iģleri, interneti kamu hizmetlerinin etkin, verimli ve hızlı yürütülmesi amacıyla kullanan Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden Nüfus ĠĢleri Genel Müdürlüğüne, ĠçiĢleri Bakanlığından Adalet Bakanlığına, SayıĢtay BaĢkanlığından TÜĠK BaĢkanlığına kadar tüm kamu kurum ve kuruluģlarının ortak ihtiyacıdır. Bu bağlamda, kamu kurumlarına biliģim teknolojisi ihtiyaçlarının karģılanmasında Anayasal bir ayrıcalık takınacak ise, bunun sadece Milli Eğitim Bakanlığı ile UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığına yada sadece FATĠH Projesine değil, tamamına ve tüm projelere tanınması ve internet eriģimi ve ağ altyapısı kuran, yenileyen, modernize eden tüm kamu kurum ve kuruluģlarına yılları arasındaki 4 yıl içinde yapacakları mal ve hizmet alımları ile yapım iģleri ihalelerinde üst yöneticinin onayıyla 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmeye giriģme yetkisi verilmelidir. Aksine düzenleme, Anayasanın 10 uncu maddesindeki yasa önünde eģitlik ilkesiyle bağdaģmamaktadır. Öte yandan, Anayasanın 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, Kalkınma planlarının hazırlanmasına, Türkiye Büyük Millet meclisince onaylanmasına, uygulanmasına, değiģtirilmesine ve bütünlüğünü bozacak değiģikliklerin önlenmesine iliģkin usul ve esasların kanunla düzenleneceği öngörülmüģtür tarihli ve 3067 sayılı Kalkınma Planlarının Yürüklüğe Konması ve Bütünlüğünün Korunması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyonlarının kendilerine havale edilen kanun tasarısı ve teklifleri ile bu tasarı ve teklifler üzerinde verilen değiģiklik önergelerini, Kalkınma Planına uygunluk bakımından da inceleyecekleri ve uygun bulmadıkları takdirde reddedecekleri; (2) numaralı fıkrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi BaĢkanlığının Kalkınma Planıyla ilgili gördüğü tasarı ve teklifleri en son olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edeceği; Kanun tasarı ve tekliflerinin, Hükümetin veya Genel Kurulun lüzum göstermesi halinde de, Plan ve Bütçe Komisyonuna havale olunacağı; (3) numaralı fıkrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi

119 Plan ve Bütçe Komisyonunun (1) ve (2) numaralı fıkralarda belirtilen kanun tasarı ve tekliflerinden baģka, kamu harcama veya gelirlerinde artıģ veya azalıģ gerektiren kanun tasarı veya tekliflerini veyahut sadece belli maddeleri bu niteliği taģıyan tasarı veya tekliflerini de inceleyeceği hüküm altına alınmıģtır. FATĠH Projesi, dönemini kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı nda yer almamaktadır ve bu haliyle kalkınma planında değiģiklik öngörmenin yanında 6728 sayılı Kanunun dayanağını oluģturan Kanun Teklifi kamu harcama ve gelirlerinde artıģı öngörmektedir. Bu nedenle de Anayasanın 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince çıkarılan 3067 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi gereğince Plan ve Bütçe Komisyonunda görüģülmesi gerekmektedir. Anılan Kanun Teklifinin, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüģülmeden yasalaģması, Anayasanın 166 ncı maddesine aykırılık oluģturur. Yukarıda açıklandığı üzere, 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun 25 inci maddesiyle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa eklenen geçici 20 nci maddesi, Anayasanın 10 uncu ve 161 inci ve 166 ncı maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir. IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA ĠSTEMĠNĠN GEREKÇESĠ Ġptali istenen kurallar, anayasa hükümlerine açıkça aykırı olduğu gibi, kamu yararına dayanmayan, laik sosyal hukuk düzenini özünden zedeleyecek, ayrıca din istismarına uygun zemin hazırlayarak, halkımızı ayrıģtırıp, kutuplaģmalara neden olacak düzenlemeler olduğundan, uygulanmaları halinde sonradan giderilmesi güç ya da olanaksız durum ve zararlara yol açacağı açıktır. Öte yanda, Anayasal düzenin en kısa sürede hukuka aykırı kurallardan arındırılması, hukuk devleti sayılmanın da gereğidir. Anayasaya aykırılığın sürdürülmesinin bir hukuk devletinde subjektif yararların üstünde, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de zedeleyeceği kuģkusuzdur. Hukukun üstünlüğü ilkesinin sağlanamadığı bir düzende, kiģi hak ve özgürlükleri güvence altında sayılamayacağından, bu ilkenin zedelenmesinin hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum ve zararlara yol açacağından Ģüphe yoktur. Bu zarar ve durumların doğmasını önlemek amacıyla, Anayasaya açıkça aykırı olan iptali istenen kuralların, iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin de durdurulması istenerek Anayasa Mahkemesine dava açılmıģtır. V. SONUÇ VE ĠSTEM Yukarıda açıklanan gerekçelerle tarihli 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun; 1. 1 inci maddesi ile değiģtirilen 222 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3 üncü maddesinin ve aynı Kanunun 7 nci maddesi ile değiģtirilen 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 22 nci maddesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 10 uncu, 17 nci, 24 üncü, 41 inci, 42 nci, 65 inci, 90 ıncı ve 166 ncı maddelerine; 2. 2 nci maddesi ile değiģtirilen 222 sayılı Kanunun 7 nci maddesi Anayasanın 2 nci, 10 uncu, 14 üncü, 24 üncü, 41 inci ve 42 nci maddelerine; 3. 3 üncü maddesi ile değiģtirilen 222 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ile yine aynı Kanunun 8 inci maddesi ile değiģtirilen 1739 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin son cümlesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 10 uncu, 17 nci, 27 nci, 41 inci ve 42 nci maddelerine; 4. 9 uncu maddesi ile değiģtirilen 1739 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin mülga birinci fıkrası Anayasanın 2 nci, 10 uncu, 14 üncü, 17 nci, 24 üncü, 27 nci, 41 inci, 42 nci, 65 inci, 90 ıncı, 153 üncü, 163 üncü, 166 ncı ve 174 üncü maddelerine, nci maddesi ile değiģtirilen 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrasından yüzde onundan fazla ibaresinin,

120 çıkarılmasına iliģkin hüküm, Anayasanın, 5 inci, 10 uncu, 17 nci, 42 nci, 65 inci ve 90 ıncı maddelerine, üncü maddesi ile değiģtirilen 16/8/1997 tarihli ve 4306 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin (A) fıkrasının (2) numaralı bendinin (c) alt bendinde yer alan sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim ibaresinin ilköğretim ve ortaöğretim Ģeklinde değiģtirilmesinin ve maddede yer alan sekiz yıllık kesintisiz ibarelerinin madde metninden çıkartılmasına iliģkin hüküm, Anayasanın 2 nci, 5 inci, 10 uncu, 17 nci, 24 üncü, 27 nci, 42 nci, 65 inci ve 163 üncü maddelerine, üncü maddesiyle değiģtirilen, 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası nın 45 inci maddesinin (a), (b), (d), (e) bendlerinin Anayasanın baģlangıç, 2 nci, 10 uncu, 11 inci, 24 üncü, 42 nci, 130 uncu, 131 inci, 174 üncü, (c) bendi ile (f) bendindeki ile ortaöğretimin tamamını yurtdıģında yurt dıģında tamamlayan öğrencilerin ibaresi, Anayasanın 7 nci, 10 uncu ve 87 nci maddelerine; 16 ncı maddesi ile 2547 sayılı Kanuna eklenen geçici 65 inci maddesinin Anayasanın 2 nci ve 10 uncu maddelerine, 8. Kanunun 24 üncü maddesiyle 4734 sayılı Kamu Ġhale Kanununa eklenen geçici 13 üncü maddesi, Anayasanın 2 nci ve 10 uncu maddelerine, 9. Kanunun 25 inci maddesiyle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa eklenen geçici 20 nci maddesi, Anayasanın 10 uncu, 161 inci ve 166 ncı maddelerine aykırı olduklarından iptallerine ve uygulanmaları halinde giderilmesi güç ya da olanaksız zarar ve durumlar doğacağı için, iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine iliģkin istemimizi saygı ile arz ederiz. II- YASA METĠNLERĠ A- Ġptali Ġstenen Yasa Kuralları sayılı Kanun ile değiģtirilen, günlü, 222 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu nun dava konusu kuralları da içeren 3., 7. ve 9. maddeleri Ģöyledir: MADDE 3- Mecburi ilköğretim çağı 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsar. Bu çağ çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın Eylül ayı sonunda başlar, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda biter. MADDE 7- İlköğretim; 1 inci maddede belirtilen amacı gerçekleştirmek için kurulmuş dört yıl süreli ve zorunlu ilkokul ile dört yıl süreli ve zorunlu ortaokuldan oluşan bir Millî Eğitim ve Öğretim Kurumudur. Madde 9- Ġlköğretim kurumlarının ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar halinde kurulması esastır. Ancak imkân ve şartlara göre ortaokullar, ilkokullarla veya liselerle birlikte de kurulabilir. Nüfusun az veya dağınık olduğu yerlerde; köyler gruplaģtırılarak, merkezi durumda olan veya durumu uygun bulunan köylerde ilköğretim bölge okulları ve bunlara bağlı pansiyonlar, gruplaģtırmanın mümkün olmadığı yerlerde ise yatılı ilköğretim bölge okulları veya gezici okullar açılabilir. Gezici okullarda gezici öğretmenler görevlendirilir. Bu okullarda yetiģtirici sınıflar ve kurslar da açılabilir. ġehir ve kasabalarda, ihtiyaca göre yatılı veya pansiyonlu okullar kurulabilir sayılı Kanun ile değiģtirilen günlü, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu nun dava konusu kuralları da içeren 22., 24. ve 25. maddeleri Ģöyledir: MADDE 22- Mecburi ilköğretim çağı 6 13 yaş grubundaki çocukları kapsar. Bu çağ çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın Eylül ayı sonunda başlar, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda biter. MADDE 24- Ġlköğretim kurumlarının ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar hâlinde kurulması esastır. Ancak imkân ve şartlara göre ortaokullar, ilkokullarla veya liselerle birlikte de kurulabilir. Madde 25- İlköğretim kurumları; dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imam-

121 hatip ortaokullarından oluşur. Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur. Ortaokul ve liselerde, Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluşturulacak program seçenekleri Bakanlıkça belirlenir. Nüfusun az ve dağınık olduğu yerlerde, köyler gruplaģtırılarak, merkezi durumda olan köylerde ilköğretim bölge okulları ve bunlara bağlı pansiyonlar, gruplaģtırmanın mümkün olmadığı yerlerde yatılı ilköğretim bölge okulları kurulur sayılı Kanun un dava konusu kuralları içeren 12. ve 13. maddeleri Ģöyledir: MADDE 12-5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan yüzde onundan fazla ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. MADDE 13-16/8/1997 tarihli ve 4306 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin (A) fıkrasının (2) numaralı bendinin (c) alt bendinde yer alan sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim ibaresi ilköğretim ve ortaöğretim şeklinde değiştirilmiş ve maddede yer alan sekiz yıllık kesintisiz ibareleri madde metninden çıkarılmıştır sayılı Kanun ile değiģtirilen, günlü, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu nun dava konusu kuralları da içeren 45. maddesi Ģöyledir: Madde 45- Yükseköğretime giriģ ve yerleģtirme aģağıdaki Ģekilde yapılır: a. Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usûl ve esaslara göre yapılır. b. Yükseköğretim kurumlarına esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî sınavlarla girilir. Yerleştirme puanlarının hesaplanmasında adayların ortaöğretim başarıları dikkate alınır. Ortaöğretim bitirme başarı notları en küçüğü ikiyüzelli, en büyüğü beşyüz olmak üzere ortaöğretim başarı puanına dönüştürülür. Ortaöğretim başarı puanının yüzde onikisi yerleştirme puanı hesaplanırken merkezî sınavdan alınan puana eklenir. c. Ortaöğretim kurumlarını birincilik ile bitiren adaylar için mevcut kontenjanların yanı sıra Yükseköğretim Kurulu kararı ile ayrı kontenjanlar belirlenebilir. d. Meslekî ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrenciler, istedikleri takdirde bitirdikleri programın devamı niteliğinde veya bunlara en yakın olan meslekî ve teknik önlisans yükseköğretim programlarına sınavsız olarak yerleştirilebilir. Bu öğrencilerin yerleştirilmesine ilişkin usûl ve esaslar Millî Eğitim Bakanlığının görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. e. Önlisans mezunları için, ilişkili lisans programlarında belirlenmiş kontenjanın yüzde onunu geçmeyecek şekilde Yükseköğretim Kurulu kararı ile her yıl dikey geçiş kontenjanı ayrılabilir. f. Yabancı uyruklu öğrenciler ile ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usûl ve esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir. Uluslararası andlaģmalar gereği Türkiye deki yükseköğretim kurumlarında burslu olarak öğrenim görecek yabancı uyruklu öğrencilerin yerleģtirme iģlemleri Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılır. g. Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek usûl ve esaslara göre, belli sanat ve spor dallarında üstün kabiliyetli olduğu tespit edilen öğrenciler ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik AraĢtırma Kurumunca tespit edilen uluslararası bilimsel yarıģmalarda ödül kazanan öğrenciler, ilgili dallarda eğitim yapmak kaydıyla yükseköğretim kurumlarına yerleģtirilebilir sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun a eklenen ve dava konusu olan Geçici Madde 61 Ģöyledir:

122 Geçici Madde 61- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan öğrenciler bakımından, bu kurumların mezunlarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen aynı meslek dalında yer alan yükseköğretim programlarına yerleşmelerinde merkezî sınavlardan almış olduğu puanlara ilave edilecek ortaöğretim başarı puanı hesaplanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuat hükümleri uygulanır sayılı Kanun ile günlü, 4734 sayılı Kamu Ġhale Kanunu na eklenen ve dava konusu kural olan Geçici Madde 13 Ģöyledir: Geçici Madde 13- Yurtiçi üretimin ve katma değerin artırılması, teknoloji kazanımının sağlanması, daha önce yurt içinde üretimi bulunmayan ürünlerin üretilebilmesi, yeni teknoloji ve ürünlere yönelik araştırma-geliştirme faaliyetlerinin sürdürülmesi ve bilgi toplumuna geçiş hedefleriyle, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kademelerindeki okulların dersliklerine bilişim teknolojisi donanımı, yazılımı, ağ altyapısı ve internet erişim imkânının sağlanması, dersler için çevrim içi ve çevrim dışı ortamlarda e-içerik temin edilmesi ve e-içerik altyapısının oluşturulması, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan öğretmenlere ve örgün eğitim gören öğrencilere e-kitap, tablet bilgisayar ve benzeri ihtiyaçların sağlanması amaçlarıyla Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) Projesi kapsamında, Millî Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işleri, ceza ve ihalelerden yasaklama hükümleri hariç, bu Kanun hükümlerine tâbi değildir. Bu madde uyarınca yapılacak alımlara ilişkin usûl ve esaslar Maliye Bakanlığı ve Kamu İhale Kurumunun görüşü alınarak Millî Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından müştereken hazırlanacak yönetmelikle, rekabete açık olacak şekilde düzenlenir sayılı Kanun ile günlü, 5018 sayılı Kanun a eklenen ve dava konusu kural olan Geçici Madde 20 Ģöyledir: Geçici Madde 20- Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) Projesi kapsamında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullara internet erişim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için Millî Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinde üst yöneticinin onayıyla 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişilebilir. B- Dayanılan Anayasa Kuralları Dava dilekçesinde, Anayasa nın BaĢlangıç ı ile 2., 5., 7., 11., 14., 17., 24., 27., 41., 42., 65., 87., 90., 130., 131., 153., 161., 163., 166. ve 174. maddelerine dayanılmıģtır. III- ĠLK ĠNCELEME Anayasa Mahkemesi Ġçtüzüğü nün 8. maddesi uyarınca HaĢim KILIÇ, Serruh KALELĠ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAġ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECĠPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN ve Muammer TOPAL ın katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında; 1- Dosyada eksiklik bulunmadığından iģin esasının incelenmesine,2- Yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aģamasında karara bağlanmasına, gününde OYBĠRLĠĞĠYLE karar verilmiģtir. IV- ESASIN ĠNCELENMESĠ Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ tarafından hazırlanan iģin esasına iliģkin rapor, dava konusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüģülüp düģünüldü:

123 A- Kanun un 1. Maddesiyle DeğiĢtirilen 222 Sayılı Kanun un 3. Maddesi ile 7. Maddesiyle DeğiĢtirilen 1739 Sayılı Kanun un 22. Maddesinin Ġncelenmesi 1- Kuralların Anlam ve Kapsamı Dava konusu kurallarla, 6 14 olan ilköğretim çağı yaģ aralığı 6 13 Ģeklinde değiģtirilmiģtir. Düzenlemeyle, ilköğretim çağının baģlangıç yaģında değiģiklik yapılmamıģ olup bitiģ yaģı bir yıl düģürülmüģtür. Ġlköğretim çağının baģlangıç yaģının 6 olduğu ve bu çağın, çocuğun 5 yaģını bitirdiği yılın Eylül ayı sonunda baģlayacağı hususu önceki düzenlemede olduğu gibi aynen tekrarlanmıģtır. Buna karģılık, 14 olan ilköğretim çağının bitiģ yaģı 13 Ģeklinde değiģtirilmiģ ve bu çağın 13 yaģın bitirilip 14 yaģına girildiği yılın öğretim yılı sonunda dolacağı belirtilmiģtir. DeğiĢiklikten önce 6 14 yaģ aralığını kapsayan ilköğretim çağı, dokuz eğitim ve öğretim yılına tekabül etmektedir. Böylece sekiz yıllık zorunlu eğitime fiilen baģlama yaģını belirleme hususunda yürütmeye belli ölçüde takdir yetkisi tanınmıģtır. Dava konusu kurallarla yapılan değiģiklik sonucu hem ilköğretim çağı dokuz yıldan sekiz yıla indirilerek sekiz yıllık zorunlu ilköğretim süresiyle uyumlu hale getirilmiģ hem de yürütme organının takdir yetkisi daraltılmıģtır. Yürütmenin takdir yetkisi, ilköğretimin baģlangıç yılı olan altıncı yaģın kaçıncı ayında eğitime baģlanacağının tespitiyle sınırlandırılmıģtır. 2- Anayasa ya Aykırılık Sorunu a- Anayasa nın 42. Maddesi Yönünden Ġnceleme Dava dilekçesinde, ailesinin veya herhangi bir yakınının yardımına gerek duymaksızın günlük ihtiyaçlarını karģılayabilme becerisini henüz edinmemiģ, dil, beden ve zihin geliģimi yeterli düzeye ulaģmamıģ 5 yaģ çocuklarının ilköğretime baģlatılmalarının çağdaģ ve bilimsel eğitim esaslarına uygun düģmediği belirtilerek kuralların, Anayasa nın 42. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür. Anayasa nın Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi baģlıklı 42. maddesinin ilk fıkrasında, Kimse, eğitim ve öğrenim haklarından yoksun bırakılamaz denilerek eğitim ve öğretim hakkının genelliği ilkesi benimsenmiģ, ikinci fıkrasında da öğrenim hakkının kapsamının kanunla düzenleneceği belirtilmiģtir. Eğitim esaslarının belirlendiği üçüncü fıkrada, Eğitim ve öğretim Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına göre Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz kuralına yer verilmiģtir. Dördüncü fıkrada, eğitim ve öğretim hürriyetinin Anayasa ya sadakat borcunu ortadan kaldırmayacağı vurgulandıktan sonra, beģinci fıkrada, Ġlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaģlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır kuralıyla ilköğretimin zorunluluğu esası getirilmiģtir. Maddenin diğer fıkralarında ise özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslara, maddi olanaktan yoksun öğrencilere verilecek burs ve yardımlara, eğitim ve öğretim kurumlarındaki faaliyetlerin niteliğine ve eğitim diline iliģkin düzenlemelere yer verilmiģtir. Maddenin gerekçesinde de, öğrenim hakkının genel ve sosyal bir hak olarak nitelendirildiği, bu hakkın temel gerçekleģme yerinin ilköğretim olduğu, bu nedenle zorunlu kılındığı ve parasız eğitim ilkesinin kabul edildiği, kız ve erkek vatandaģlar arasında fark gözetilmemesi gereğine özellikle iģaret edildiği, öğrenim ve öğretimin, fert bakımından hak olarak tanınırken devlet bakımından baģta gelen ödevlerden sayıldığı, ilköğretim zorunluluğunun temel hedeflerinden birinin, Ģahsın manevi ve ekonomik kiģiliğini elveriģli koģullarla geliģtirmesine yardım etmek olduğu, ilköğretim zorunluluğunun, küçüklerin okula devamlarının sağlanmasını, bu amaçla küçüklerin yasal temsilcilerinin zorlanabilmesini de ifade ettiği, devletin, ilköğretim zorunluluğunun hangi yaģtan hangi yaģa kadar devam edeceğini saptayabileceği belirtilmiģtir. Anayasa daki bu düzenlemeyle, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılması öngörülen eğitim ve öğretimin, zorunlu olması esası benimsenmiģ ancak, hangi yaģtan hangi yaģa kadar

124 devam edeceği, süresi ile kesintili ya da kesintisiz yapılmasına iliģkin takdir yetkisi kanun koyucuya bırakılmıģtır. Kanun koyucu, Anayasa nın verdiği bu yetkiye dayanarak, 6 14 olan ilköğretim çağı yaģ aralığının bitiģ yaģını, dava konusu kurallarla 14 ten 13 e indirmiģtir. Düzenlemede ilköğretim çağının baģlangıç yaģı ile ilgili olarak herhangi bir yenilik söz konusu değildir. Eğitim, doğumla baģlayan bir süreç olup bireyin yaģına ve fiziksel, biliģsel, psiko-sosyal ve ahlaki geliģim düzeyine göre içeriği ve yöntemi değiģebilmektedir. Eğitimin çağdaģ ve bilimsel olması, çocuğa verilecek eğitimin içeriği ve yönteminin, çocuğun yaģı ve geliģim düzeyiyle uyumlu olmasını gerektirmekte olup, içerik ve yönteminin çağdaģ ve bilimsel esaslara uygun olarak belirlenmesi koģuluyla Anayasa nın 42. maddesinde öngörülen zorunlu eğitimin hangi yaģta baģlatılacağının takdiri kanun koyucuya aittir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa nın 42. maddesine aykırı değildir. b- Anayasa nın 2., 7. ve 87. Maddeleri Yönünden Ġnceleme Dava dilekçesinde, dava konusu kurallarda ilköğretim çağı 60 ay olarak belirlendiği halde, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan idari düzenlemelerle ilköğretime baģlamanın aylık çocuklar yönünden zorunlu, aylık çocuklar yönünden isteğe bağlı kılınmasının dava konusu kuralların hukuki güvenliğin temelinde yatan belirlilik ve öngörülebilirlik unsurlarını taģımadığını ortaya koyduğu, öte yandan yürütme organına, çerçevesi çizilmeden, sınırları belirsiz düzenleme yetkisi verilmesinin yasama yetkisinin devri anlamına geleceği belirtilerek kuralların, Anayasa nın 2., 7. ve 87. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür. Anayasa nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiģtir. Hukuk devleti, eylem ve iģlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliģtirerek sürdüren, Anayasa ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri belirlilik ilkesi dir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kiģiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuģkuya yer vermeyecek Ģekilde açık, net, anlaģılır ve uygulanabilir olması ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karģı koruyucu önlem içermesi gerekir. Anayasa nın 7. maddesinde, Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez. denilmektedir. Öte yandan, Anayasa nın 87. maddesinde kanun koyma yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait bir görev olduğu açıklığa kavuģturulmuģtur. Buna göre, Anayasa da kanun ile düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Farklı koģul ve durumlara göre sık sık değiģik önlemler alma, bunları kaldırma ve süratli biçimde hareket etme zorunluluğunun bulunduğu alanlarda, yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık ve idare tekniğine iliģkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamayacağı gibi yürütme organının yasama organı tarafından çerçevesi çizilmiģ alanda ve değiģen koģullara uyum sağlayabilecek esnekliğe sahip kriterlere uygun olarak, genel nitelikte hukuksal tasarruflarda bulunması, hukuk devletinin belirlilik ilkesine aykırılık oluģturmaz. Dava konusu kurallarda, ilköğretim çağının, 6 13 yaģlarını kapsadığı ve bu çağın, çocuğun 5 yaģını doldurduğu Eylül ayının sonundan baģlayacağı, 13 yaģını doldurup 14 yaģına girdiği yılın, öğretim yılının sonunda dolacağı açıkça düzenlenmek suretiyle çocuğun hangi yaģlarda zorunlu ilköğretime tabi tutulacağı belirlenmiģtir. Zorunlu ilköğretim çağının yaģ aralığı kanunla belirlendikten sonra, 5 yaģını doldurarak ilköğretim çağına giren bir çocuğun, 6. yaģın kaçıncı ayında fiilen ilköğretime baģlatılacağının Milli Eğitim Bakanlığınca

125 saptanması, belirlilik ilkesine aykırılık oluģturmadığı gibi, yasama yetkisinin devri anlamına da gelmez. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa nın 2., 7. ve 87. maddelerine aykırı değildir. c- Anayasa nın 166. Maddesi Yönünden Ġnceleme Dava dilekçesinde, ilköğretime baģlama yaģının 60 aya düģürülmesini öngören düzenlemelerin dönemini kapsayan Dokuzuncu BeĢ Yıllık Kalkınma Planı nda yer almadığı gibi Sekizinci BeĢ Yıllık Kalkınma Planıyla getirilen 8 yıllık kesintisiz temel eğitimi de ortadan kaldırdığı, bu nedenle 3067 sayılı Kalkınma Planlarının Yürürlüğe Konulması ve Bütünlüğünün Korunması Hakkında Kanun un 3. maddesine aykırı olarak Plan ve Bütçe Komisyonunda görüģülmeden kanunlaģmasının, Anayasa nın 166. maddesine aykırılık oluģturduğu ileri sürülmüģtür. Anayasa nın Planlama; Ekonomik ve Sosyal Konsey baģlıklı 166. maddesinde, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayi ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla geliģmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli Ģekilde kullanılmasını planlamanın ve bu amaçla gerekli teģkilatı kurmanın devletin görevi olduğu, planda, milli tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dıģ ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdam geliģtirici tedbirler öngörüleceği; yatırımlarda toplum yararları ve gereklerinin gözetileceği, kaynakların verimli Ģekilde kullanılmasının hedef alınacağı; kalkınma giriģimlerinin, bu plana göre gerçekleģtirileceği; kalkınma planlarının hazırlanmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmasına, uygulanmasına, değiģtirilmesine ve bütünlüğünü bozacak değiģikliklerin önlenmesine iliģkin usul ve esasların kanunla düzenleneceği belirtilmiģtir. Böylece, sosyal devlet ilkesini gerçekleģtirmek amacıyla devletin sosyal ve ekonomik yaģama müdahalesinin bir plan çerçevesinde yapılması öngörülmüģtür. Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmaları nedeniyle hukuki bir güç kazandırılan kalkınma planlarının, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı ilgilendiren konularda kanun koyucuyu önceden ilkeleri belirlenmiģ bir doğrultuda düzenleme yapmaya zorladığı bir gerçektir. Ancak bu durum, kanun koyucunun planın özüne bağlı kalarak ortaya çıkan yeni gereksinmelere ve önceliklere göre düzenleme yapmasına engel değildir. Bu itibarla herhangi bir kanun hükmünün plan düzenlemeleriyle uyumlu olmaması, Anayasa ya aykırılık oluģturmaz. Kaldı ki, günlü, sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Dokuzuncu BeĢ Yıllık ( ) Kalkınma Planında ilköğretime baģlama yaģına yönelik herhangi bir öneriye de yer verilmemiģtir. Öte yandan, ilköğretime baģlama yaģının düģürülmesini öngören kuralın Plan ve Bütçe Komisyonunda görüģülmeden kanunlaģmasının Anayasa ya aykırı olduğu iddiası, Ģekle iliģkin olup Anayasa nın 148. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6287 sayılı Kanun un Resmî Gazete de yayımlandığı gününden itibaren 10 günlük süre içerisinde dava konusu edilmesi gerekirken, gününde açılan bu davada söz konusu iddianın incelenmesine olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa nın 166. maddesine aykırı değildir. Ġptal istemlerinin reddi gerekir. Kuralların, Anayasa nın BaĢlangıç ı ile 5., 10., 17., 24., 41. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiģtir. B- Kanun un 2. Maddesiyle DeğiĢtirilen 222 Sayılı Kanun un 7. Maddesinin Ġncelenmesi Dava dilekçesinde, ilköğretimin dört yıl zorunlu ilkokul, dört yıl zorunlu ortaokul Ģeklinde kademelendirilmesinin pedagojik ilkelere aykırı düģtüğü, ilköğretime baģlama yaģının da 5 yaģa düģürüldüğü gözetildiğinde 9 10 yaģlarında, henüz somut iģlemler döneminin ortasında bulunan çocukların, soyut eğitim yapılan ortaokula baģlamalarının çağdaģ ve bilimsel eğitim ilkesiyle bağdaģmadığı, ayrıca, ortaokullardaki müfredatın belirsiz

126 olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa nın 2., 10., 14., 24., 41. ve 42. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür. Dava konusu kuralla, sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim, dört yıl süreli ve zorunlu ilkokul, dört yıl süreli ve zorunlu ortaokul Ģeklinde iki kısma ayrılarak kademelendirilmiģtir. Kanun un genel gerekçesinde, ilköğretimin dört yıl ilkokul ve dört yıl ortaokul Ģeklinde kademelendirilmesinin amacı, farklı yaģ gruplarında bulunan çocukların aynı ortamlarda eğitim görmelerinin yol açtığı olumsuzlukların ortadan kaldırılması, sekiz yıllık kesintisiz eğitimle iģlevsiz hale gelen köy okullarının tekrar açılarak özellikle kız çocuklarını yatılı bölge okullarına veya taģımalı eğitimle baģka yerlere göndermekte çekingen davranan velilerin endiģelerinin giderilmesi ve meslek liselerinin yeniden canlandırılması olarak açıklanmıģtır. Anayasanın 42. maddesiyle, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılması öngörülen eğitim ve öğretimin zorunlu olması esası benimsenmiģ, ancak, süresi ve kesintili ya da kesintisiz yapılmasına iliģkin seçim, kanun koyucunun takdirine bırakılmıģtır. Öte yandan, eğitim hizmetlerinin değiģkenliği dikkate alındığında, ortaokul müfredatının belirlenmesi idari ve teknik bir mesele olup kanunla belirlenmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa nın 42. maddesine aykırı değildir. Ġptal isteminin reddi gerekir. Kuralın, Anayasa nın 2., 10., 14., 24. ve 41. maddeleriyle ilgisi görülmemiģtir. C- Kanun un 3. Maddesiyle DeğiĢtirilen 222 Sayılı Kanun un 9. Maddesinin Birinci Fıkrasının Son Cümlesi ile 8. Maddesiyle DeğiĢtirilen 1739 Sayılı Kanun un 24. Maddesinin Son Cümlesinin Ġncelenmesi Dava dilekçesinde, ilköğretimin 4+4 Ģeklinde iki kademeli olmasını, ilköğretime baģlama yaģının düģürülmesini, mesleki yönlendirmenin temel eğitimin ikinci devresinde baģlamasını öngören düzenlemenin bilimsel esaslara uygun olmadığı belirtilerek kuralların, Anayasa nın 2., 5., 10., 17., 27., 41. ve 42. maddelerine aykırı olduğu öne sürülmüģtür sayılı Kanun un 43. maddesi uyarınca, ilgisi nedeniyle dava konusu kurallar Anayasa nın 65. maddesi yönünden de incelenmiģtir. Dava konusu kurallarla, ortaokulların, ilkokullar veya liselerle birlikte aynı binada kurulabilmesine olanak tanınmıģtır. Kanun un gerekçesinde konuyla ilgili olarak, istisnai durumların oluģabileceği de göz önünde bulundurularak fiziki, coğrafi ve ekonomik gerekçelerle ilköğretim birinci kademe ve ilköğretim ikinci kademenin birlikte de kurulabilmesinin amaçlandığı belirtilmiģtir. Anayasa nın 65. maddesinde, devletin, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirtilen görevlerini, ekonomik istikrarın korunmasını gözeterek, mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği hükmü bulunmaktadır. Anayasa nın bu hükmü, sosyal ve ekonomik hakların gerçekleģtirilmesinin ölçüsü konusunda, yasama organına bir takdir yetkisi vermektedir. Anayasa da sosyal ve ekonomik hak olarak düzenlenen eğitim hakkı kapsamında devlete yüklenen pozitif yükümlülükler yerine getirilirken, devletin mali kaynaklarının yeterliliğinin gözeteceği açıktır. Kamu kaynaklarının yetersizliğinin veya fiziki ve coğrafi yapının özelliğinin gerektirdiği durumlarda ortaokulların ilkokullar veya liselerle birlikte kurulabilmesine olanak tanınması, devletin mali kaynaklarının yeterliliğinin gözetilmesinin bir sonucudur. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa nın 65. maddesine aykırı değildir. Ġptal istemlerinin reddi gerekir. Kuralların, Anayasa nın 2., 5., 10., 17., 27., 4. ve 42. maddeleriyle ilgisi görülmemiģtir. D- Kanun un 9. Maddesiyle DeğiĢtirilen 1739 Sayılı Kanun un 25. Maddesinin Mülga Birinci Fıkrasının Ġncelenmesi

127 1- Fıkranın Üçüncü Cümlesinin Ġncelenmesi Dava dilekçesinde, Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin Hayatı derslerinin, ortaokul ve liselerde isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulmasını öngören kuralın, Ġslam dini ile devlet arasında aidiyet iliģkisi kurduğu, devletin tüm dinler karģısında eģit mesafede durmasını engelleyeceği, bu dersleri seçmeyecek öğrencileri dolaylı da olsa inançlarını açıklamaya zorlayacağı ayrıca, ikili bir eğitime yol açacağı, dolayısıyla kuralla, Anayasa da korunan laiklik ve eģitlik ilkeleri ile din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği belirtilerek kuralın, Anayasa nın BaĢlangıç ı ile 2., 10., 14., 17., 24., 27., 41., 42., 65., 90., 153., 163., 166. ve 174. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür. Dava konusu kuralla, Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin Hayatı derslerinin ortaokul ve liselerde isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulması öngörülmektedir. Laiklik, 1937 yılından itibaren anayasalarımızda yer alan temel ilkelerden biridir. Bu kavramı tanımlarken ve unsurlarını ortaya koyarken, sistematik yorum yöntemi kullanmak suretiyle Anayasa nın konuya iliģkin tüm hükümlerini bütüncül bir yaklaģımla değerlendirmek gerektiği açıktır. Laiklik kavramı, Anayasa nın BaĢlangıç ı ile 2., 13., 14., 68., 81., 103., 136. ve 174. maddelerinde yer almaktadır. Söz konusu maddelerde laiklik, devletin dini inançlar karģısındaki konumunu belirleyen siyasal bir ilke olarak düzenlenmiģtir. Diğer bir ifadeyle, laiklik, bireyin ya da toplumun değil, devletin bir niteliğidir. Laikliğin tarihsel geliģimi incelendiğinde, din olgusuna yönelik yaklaģım farklılıklarına bağlı olarak, kavramın iki farklı yorumu ve uygulamasının bulunduğu görülmektedir. Bunlardan, katı laiklik anlayıģına göre din, bireyin sadece vicdanında yer bulan, bunun dıģına çıkarak toplumsal ve kamusal alana kesinlikle yansımaması gereken bir olgudur. Laikliğin daha esnek ya da özgürlükçü yorumu ise dinin bireysel boyutunun yanında aynı zamanda toplumsal bir olgu olduğu tespitinden yola çıkmaktadır. Bu laiklik anlayıģı, dini sadece bireyin iç dünyasına hapsetmemekte, onu bireysel ve kollektif kimliğin önemli bir unsuru olarak görmekte, toplumsal görünürlüğüne imkân tanımaktadır. Laik bir siyasal sistemde, dini konulardaki bireysel tercihler ve bunların Ģekillendirdiği yaģam tarzı devletin müdahalesi dıģında ancak, koruması altındadır. Bu anlamda laiklik ilkesi din ve vicdan özgürlüğünün güvencesidir. Dinler ve inançlar, mensuplarının yaģam biçimlerini, kimliklerini ve diğer insanlarla iliģkilerini etkiler. Din ve inanç yönünden toplumların çeģitlilik arzettiği, toplumda farklı dinlerin, inançların ya da inançsızlıkların bulunduğu da tarihsel ve sosyolojik bir gerçekliktir. Bu nedenle, demokratik ve laik devletin temel amaçlarından biri, toplumsal çeģitliliği koruyarak, bireylerin sahip oldukları inançlarıyla barıģ içinde bir arada yaģabilecekleri siyasal düzenleri inģa etmektir. Laiklik, devletin din ve inançlar karģısında tarafsızlığını sağlayan, devletin din ve inançlar karģısındaki hukuki konumunu, görev ve yetkileri ile sınırlarını belirleyen anayasal bir ilkedir. Laik devlet, resmî bir dine sahip olmayan, din ve inançlar karģısında eģit mesafede duran, bireylerin dini inançlarını barıģ içerisinde serbestçe öğrenebilecekleri ve yaģayabilecekleri bir hukuki düzeni tesis eden, din ve vicdan hürriyetini güvence altına alan devlettir. Devletle dinin ayrılığı, din ve vicdan hürriyetinin bir gereği olmanın yanında, dinin siyasi müdahalelerden korunması ve bağımsızlığını sürdürmesi için de gereklidir. Farklı dini inançlara sahip olanlar ya da herhangi bir inanca sahip olmayanlar laik devletin koruması altındadır. Nitekim Anayasa nın 2. maddesinin gerekçesinde yapılan tanıma göre, Hiçbir zaman dinsizlik anlamına gelmeyen lâiklik, her ferdin istediği inanca, mezhebe sahip olabilmesi, ibadetini yapabilmesi ve dinî inançlarından dolayı diğer vatandaģlardan farklı bir muameleye tâbi kılınmaması anlamına gelir. Devlet, din ve vicdan özgürlüğünün gerçekleģebileceği ortamı hazırlamak için gerekli önlemleri almak zorundadır. Bu anlamda laiklik, devlete negatif ve pozitif yükümlülükler yüklemektedir. Negatif yükümlülük, devletin bir dini ya da inancı resmî olarak benimsememesini ve bireylerin din ve

128 vicdan hürriyetine zorunlu nedenler olmadıkça müdahale etmemesini gerektirmektedir. Pozitif yükümlülük ise devletin, din ve vicdan hürriyetinin önündeki engelleri kaldırması, kiģilerin inandıkları gibi yaģayabileceği uygun bir ortamı ve bunun için gerekli imkânları sağlaması ödevini beraberinde getirmektedir. Laikliğin devlete yüklediği pozitif yükümlülüğün kaynağı, Anayasa nın 5. ve 24. maddeleridir. Anayasa nın 5. maddesine göre, Devletin, temel amaç ve görevlerinden biri kiģinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaģmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının geliģmesi için gerekli Ģartları hazırlamaya çalıģmaktır. Ġnsan haklarına iliģkin milletlerarası antlaģmalarda da korunan din ve vicdan hürriyeti, bireyin manevi geliģimine hizmet eden temel hak ve hürriyetlerin baģında gelmektedir. Din eğitimi ve öğretimi, Anayasa nın 24. maddesinde din ve vicdan hürriyetinin bir gereği olarak kabul edilmiģtir. Bu maddede, öncelikle din eğitimi ve öğretiminin devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı, din kültürü ve ahlak öğretiminin ilk ve ortaöğretimde okutulan zorunlu dersler arasında olduğu, bunun dıģındaki din eğitim ve öğretiminin ise ancak kiģilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlı olduğu belirtilmektedir. Laik devlet, dinler karģısında tarafsız olmakla birlikte, toplumun dini ihtiyaçlarının karģılanması konusunda kayıtsız değildir. Laiklik ilkesi, doğup geliģtiği Batı da, dinin toplumsal ve kamusal alandan tamamen dıģlanması sonucunu doğurmamıģ, dini ihtiyaçların karģılanmasına yönelik devlet politikalarını beraberinde getirmiģtir. Devlet okullarında ve özel okullarda öğrencilere din eğitim ve öğretiminin verilmesi bu politikaların baģında gelmektedir. Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi (AĠHM), Türkiye hakkında verdiği günlü kararında devlet okullarındaki din eğitimi konusunda karģılaģtırmalı hukuku da incelemiģtir. AĠHM nin tespitlerine göre, Avrupa Konseyine üye inceleme konusu 46 ülkeden 43 ü devlet okullarında öğrencilere din dersleri sunmaktadır. 46 ülkeden 26 sında bu eğitim zorunlu dersler arasındadır. Ancak, bu zorunluluğun biçim ve derecesi ülkelere göre değiģmektedir. Bazı ülkeler, din derslerini mutlak olarak zorunlu tutarken, diğerleri ise bu derslerden muafiyetlere ve alternatif derslerin alınmasına imkân tanımaktadır. (Hasan ve Eylem Zengin/TÜRKĠYE, BaĢvuru No: 1448/04, K.T: , par ). Türkiye de, 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile baģlayan süreçte din eğitimi veren okulların devlet tarafından kurulması öngörülmüģ ve bu alanda özel okulların açılması yasaklanmıģtır sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu nun 3.maddesi uyarınca, din eğitimi-öğretimi yapan kurumların aynı veya benzeri özel öğretim kurumları açılamaz. Dolayısıyla, devlet bir taraftan din eğitimi-öğretimi yapan kurumların açılması, diğer taraftan da okullardaki din eğitimi ve öğretimine iliģkin zorunlu ve seçmeli dersleri belirleme konusunda tekel konumundadır. Bireylerin devlet kurumları dıģında din eğitim ve öğretimi alabilecekleri kurumsal alternatiflerinin bulunmadığı gerçeği, laikliğin devlete yüklediği pozitif yükümlülüğü daha anlaģılır ve önemli hale getirmektedir. Buna göre, dava konusu kural, devletin din eğitimi konusunda üstlendiği pozitif yükümlülüğün bir gereğidir. Kuralla getirilen isteğe bağlı seçmeli derslerin, kiģilerin kendi isteği ve küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebi kapsamında sağlanacak olan din eğitim ve öğretiminin gereği olduğu açıktır. Öte yandan, kanun koyucunun Hz. Peygamberimizin Hayatı ismini tercih etmesi zorunlu olarak Ġslam dini ile devlet arasında bir aidiyet iliģkisinin kurulması sonucunu doğurmaz. Her Ģeyden önce, kuralla getirilen isteğe bağlı seçmeli bir derstir. Dersin muhatabı da bu dersi seçecek olan öğrencilerdir. Dolayısıyla, dersin isminin o dersi seçecekler dikkate alınarak belirlendiği anlaģılmaktadır. Ġkincisi, diğer isteğe bağlı seçmeli ders olan Kur an dersinin yanına yüceltme ifadesi olan Kerim sıfatının eklenmesine benzer Ģekilde Hz.

129 Peygamberimizin Hayatı isminin kullanılmasının, aidiyetlik kurmaktan ziyade, o dinin mensuplarının kutsallarına saygıyı ifade etmektedir. Kaldı ki, bir bütün olarak bakıldığında, Türkiye de baģtan beri laiklik ilkesinin anayasal düzeyde ve uygulamada Devlet ile Ġslam dini arasındaki kurumsal iliģkiyi mutlak surette dıģladığı da söylenemez. Anayasa, resmî bir dine yer vermemekle birlikte, çoğunluk dininin mensuplarının inanç, ibadet ve eğitim gibi ihtiyaçlarını karģılamaya yönelik resmî mekanizmalar öngörmüģtür. Anayasa nın 136. maddesi, Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığını laiklik ilkesi doğrultusunda özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirmek üzere, genel idare içinde yer alan bir anayasal kurum olarak tanımlamıģtır tarihli 633 sayılı Kanun un 1. maddesi uyarınca, bu anayasal kurumun amacı, Ġslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili iģleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek olarak belirlenmiģtir. Benzer Ģekilde, Anayasa nın 174. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden ve Anayasa ya aykırı olduğu Ģeklinde anlaģılamayacağı ve yorumlanamayacağı güvence altına alınmıģ bulunan inkılap kanunlarının baģında 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu gelmektedir. Bu Kanun un 4. maddesine göre, Maarif Vekaleti yüksek diniyat mütehassısları yetiģtirilmek üzere Darülfünunda bir Ġlahiyat Fakültesi tesis ve imamet ve hitabet gibi hidematı diniyenin ifası vazifesiyle mükellef memurların yetiģmesi için de aynı mektepler küģat edecektir. Buradaki imamet ve hitabet gibi kavramların Ġslam dinine ait kavramlar olduğu, dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığına tevdi edilen görevin, bu dinin mensuplarının dini hizmetlerini yerine getirecek kiģileri yetiģtirecek eğitim kurumlarının açılması görevi olduğu açıktır. Sonuç olarak, Anayasa, dini hizmetleri toplumsal bir ihtiyaç olarak görmekte ve devlete bu ihtiyaçların karģılanması yönünde yükümlülükler yüklemektedir. Anayasa nın 24. maddesinde din eğitimi ve öğretiminin devletin gözetim ve denetimi altında yapılmasına dair düzenleme de bunu göstermektedir. Anayasa da ifadesini bulan laiklik ilkesi, bir yandan dinin devletin esaslarını belirlemesini engellemekte, diğer yandan da din eğitim ve öğretimi dâhil dini hizmetlerin devlet eliyle verilmesine imkân tanımaktadır. Bu nedenle, dava konusu kural, Anayasa nın 2. ve 24. maddeleriyle uyum içindedir. Dava dilekçesinde, dava konusu kuralın sadece bir dinin mensuplarının yararlanacağı isteğe bağlı seçmeli din dersine yer vererek, diğer dinlerin mensuplarına yönelik seçmeli dersleri Bakanlığın takdirine bırakmasının Anayasa nın 10. maddesinde korunan kanun önünde eģitlik ilkesine de aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Anayasa da korunan eģitlik ilkesi, aynı durumda olanlara aynı, farklı konumda olanlara da farklı kuralların uygulanmasını gerektirmektedir. Dava konusu kuralla, toplumun çoğunluğunun mensubu olduğu Ġslam dininin kutsal kitabı olan Kur an-ı Kerim ve Peygamberinin hayatıyla ilgili bilgileri içeren derslerin isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulmasının doğrudan kanunla öngörülmüģ olması, diğer ilahi kitaplar ve peygamberlerin hayatının seçmeli ders olarak okutulamayacağı anlamına gelmemektedir sayılı Kanun un 25. maddesinin dava konusu kuralı da içeren birinci fıkrasının son cümlesiyle, Bakanlığa, ortaokul ve liselerde okutulacak diğer seçimlik dersleri belirleme yetkisi verilmektedir. Bu yönde toplumsal bir ihtiyacın doğması halinde, Bakanlıkça diğer dinlerin ilahi kitapları ile peygamberlerinin hayatının seçmeli ders olarak okutulmasının önünde herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır. Diğer yandan, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluģu öncesine giden bazı toplumsal ve siyasal olayların azınlık dinlerinin mensuplarına özgü hukuki düzenlemeleri beraberinde getirdiği de bir gerçektir. Dolayısıyla, dava konusu kuralın diğer dinlerin mensupları aleyhine bir eģitsizliğe neden olup olmadığını incelerken, sistematik yorum gereği hukuk düzenini bir bütün olarak ele almak, konuyu mevzuattaki diğer hükümlerle birlikte değerlendirmek gerekecektir.

130 Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucu belgelerinden olan Lozan AntlaĢması, azınlıkların haklarını düzenleyen en önemli hukuki metinlerden biridir. AntlaĢmanın Azınlıkların Korunması baģlıklı üçüncü faslında (m.37-44), Türkiye de yaģayan gayri müslim azınlıkların hukuku düzenlenmektedir. AntlaĢma nın 37. maddesine göre, Türkiye, 38 den 44 e kadar olan Maddelerde musarrah ahkâmın kavanini asliye Ģeklinde tanınmasını ve hiç bir kanun, hiç bir nizam ve hiç bir muamelei resmiyenin bu ahkâma münafi veya muarız olmamasını ve hiç bir kanun, hiç bir nizam ve hiç bir muamelei resmiyenin ahkâmı mezkûreye ihrazı tefevvuk etmemesini taahhüt eder. Böylece, Türk hukukunun ayrıcalıklı bir parçası haline gelen Lozan AntlaĢması nın Anayasa nın 90. maddesi kapsamında kanun hükmünde olduğu açıktır. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, AĠHM önündeki bir davada yaptığı savunmada, Lozan AntlaĢması gereğince, Musevi ve Hıristiyan öğrencilerin zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden muaf tutulduğunu bildirmiģtir. (Hasan ve Eylem Zengin/TÜRKĠYE, par.44). Lozan AntlaĢması, Türkiye nin tüm ahalisinin din farkı gözetilmeksizin kanun önünde eģit olduklarını ve Türkiye tebaası gayri müslim azınlıkların, müslümanların sahip oldukları aynı medeni ve siyasi haklardan istifade edeceklerini belirtmiģtir. AntlaĢma nın 39. maddesine göre, Gayri müslim akalliyetlere mensup Türk tebaası, müslümanların istifade ettikleri ayni hukuku medeniye ve siyasiyeden istifade edeceklerdir. Azınlıklar, 40. madde gereğince de, hukuken ve fiilen diğer Türk tebaaya tatbik edilen ayni teminattan müstefit olacaklar ve bilhassa her türlü mektep ve sair muessesatı talim ve terbiyeyi tesis, idare ve murakabe etmek ve buralarda kendi lisanlarını serbestçe istimal ve ayini dinilerini serbestçe icra etmek hususlarında müsavi bir hakka malik bulunacaklardır. Bunların dıģında, Lozan AntlaĢması, Müslüman olmayan azınlıklara muamele konusunda da önemli ayrıcalıklar getirmiģtir. AntlaĢma nın 43. maddesine göre, Gayri Müslim akalliyetlere mensup Türk tebaası, ahkamı itikadiyelerine mugayir veya dini ayinlerini herhangi bir muamelenin ifasına mecbur tutulmayacakları gibi hafta tatilleri gününde mahkemelerde ispatı vücut etmekten veya her hangi bir muamelei kanuniye icrasından istinkaf ettiklerinden dolayı bunların hiç bir hakları sakıt olmayacaktır. Dava konusu kural, Lozan AntlaĢması nın hükümleriyle birlikte değerlendirildiğinde din eğitimi ve öğretimi konusunda diğer dinlerin mensuplarına ayrımcılık yapılmadığı anlaģılmaktadır. KiĢilere din ve vicdan özgürlüğü alanında seçenekler sunan, toplumu oluģturan bireylerin bu alandaki yaygın ve müģterek ihtiyaçlarının karģılanmasını kolaylaģtıran tedbir ve uygulamalar laiklik ilkesine aykırı olarak görülemez. Nitekim hemen her ülkenin din eğitim ve öğretimi, hâkim dine belli bir ağırlık vermekte, diğer dinler karģısında çoğunluk dininin mensuplarına bazı öncelikler tanımaktadır. AĠHM de objektif ve gerekli olduğu takdirde bu farklı muamelenin SözleĢme ye aykırılık teģkil etmeyeceğini belirtmiģtir. AĠHM in Büyük Dairesi de, Lautsi/ĠTALYA (2011) davasında, Hıristiyanlığın sembollerinden olan çarmıha gerilmiģ Ġsa figürünün sınıflarda asılı olmasının çoğunluk dini olan Hıristiyanlığın okul ortamında baskın bir görünürlüğe sahip olması anlamına geldiğini kabul etmiģtir. Ancak, Mahkeme ye göre, bu durum tek baģına çoğulculuk ilkelerinden uzaklaģma ve ideoloji aģılama (indoctrination) anlamına gelmemekte, dolayısıyla din eğitimini güvenceye alan SözleĢme nin 1 No lu Protokolünün 2. maddesine aykırılık teģkil etmemektedir (BaĢvuru No: 30814/06, K.T: , par. 71). AĠHM, Hasan ve Eylem Zengin/TÜRKĠYE (2007) kararında da, devletin laik niteliğine karģın Ġslam ın Türkiye de çoğunluk dini olduğu gerçeği karģısında, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi müfredatında diğer dinlere kıyasla Ġslam dinine daha fazla yer ve öncelik verilmesinin, tek baģına çoğulculuk ve objektiflik ilkelerinden sapma anlamına gelmeyeceğini belirtmiģtir (par. 63).

131 Bu açıklamalar ıģığında, dava konusu kuralın diğer dinlerin mensupları aleyhine bir düzenleme getirmediği, dolayısıyla Anayasa nın 10. maddesinde korunan eģitlik ilkesine aykırı olmadığı anlaģılmaktadır. Ayrıca, dava dilekçesinde Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığı bünyesinde açılan Kur an kurslarında gerekli dini bilgilerin verildiği gerçeği karģısında, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda Kur an-ı Kerim ve Siyer derslerinin verilmesinin eğitimin birliği ilkesine, dolayısıyla 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu nun korunduğu Anayasa nın 174. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığı nın kuruluģ kanunu gereğince kendisine verilen görevleri yerine getirmek için açtığı kursların, dava konusu kuralla yapılan düzenlemeden farklı olduğu açıktır. Öncelikle, iki eğitim ve öğretim arasında nitelik farkı bulunmaktadır. Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığı bünyesindeki kurslar, örgün eğitim değil yaygın eğitim faaliyetidir. Ġkincisi, dava konusu kuralla öğrencilere ve kanuni temsilcilerine din eğitimi ve öğretimi konusunda seçenek tanınmaktadır. En önemlisi her iki kurum tarafından sağlanan din eğitimi ve öğretimi, devletin gözetim ve denetimi altındadır. Kaldı ki, 430 sayılı Kanun un 1. maddesine göre, Türkiye dahilindeki bütün müessesatı ilmiye ve tedrisiye Maarif Vekaletine merbuttur. Dava konusu kural da Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki okullarda verilecek isteğe bağlı seçmeli dersleri düzenlemektedir. Bu yönüyle kuralda, Anayasa nın 174. maddesinde yer alan eğitimin birliği ilkesine bir aykırılık söz konusu değildir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa nın BaĢlangıç ı ile 2., 10., 24. ve 174. maddelerine aykırı değildir. Ġptal isteminin reddi gerekir. Fulya KANTARCIOĞLU ve Mehmet ERTEN bu görüģe katılmamıģlardır. Kuralın, Anayasa nın 14., 17., 27., 41., 42., 65., 90., 153., 163. ve 166. maddeleriyle ilgisi görülmemiģtir. 2- Fıkranın Kalan Bölümü Dava dilekçesinde, imam hatip ortaokullarının açılması ve mesleki seçmeli derslerin konulduğu ilköğretimin ikinci kademesinin 9 10 yaģlarında baģlatılmasının çocukların öğrenmelerini değil, koģullandırılmalarını sağlamayı amaçladığı ve bu durumun çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına aykırılık oluģturduğu gibi devletin her türlü istismara karģı çocukları koruyucu önlemleri alma göreviyle de bağdaģmadığı, temel eğitim sisteminin değiģtirilmesini öngören kuralın, dönemini kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı nda yer alan hedeflerle uyumlu olmadığı, öte yandan kuralın, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüģülmeden yasalaģmasının Anayasa nın 166. maddesine aykırılık oluģturduğu, ayrıca Anayasa Mahkemesinin günlü, E.1997/62, K.1998/52 sayılı kararında yer alan gerekçelerin gözetilmediği belirtilerek kuralın, Anayasa nın BaĢlangıç ı ile 2., 10., 14., 17., 24., 27., 41., 42., 65., 90., 153., 163., 166. ve 174. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür. Dava konusu kuralla, ilköğretim kurumlarının, dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar, dört yıl süreli ve zorunlu ortaokullar Ģeklinde iki kademeden oluģacağı belirtilerek, Kanun un 2. maddesiyle 222 sayılı Kanun un 7. maddesinde yapılan değiģiklikle paralellik sağlanmıģtır. Kuralda ayrıca, ilköğretimin ikinci kademesini oluģturan ortaokulların, ortaokullar ve imamhatip ortaokulları Ģeklinde iki kısma ayrılması ve gerek ortaokulların gerekse imam-hatip ortaokullarının, farklı programlar arasında tercihe imkân verecek Ģekilde oluģturulması öngörülmüģtür. Bunun yanında, ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında lise eğitimini destekleyecek Ģekilde öğrencilerin yetenek, geliģim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluģturulması kurala bağlanmıģtır. Ortaokul ve liselerde okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluģturulacak program seçeneklerinin belirlenmesi hususunda Bakanlığa yetki verilmiģtir.

132 Fıkranın üçüncü cümlesi için açıklanan gerekçelerle kuralın, imam-hatip ortaokullarının açılmasını öngören bölümü Anayasa nın BaĢlangıç ı ile 2., 10., 24. ve 174. maddelerine aykırı değildir. Öte yandan, 222 sayılı Kanun un 3. maddesi ve 1739 sayılı Kanun un 22. maddesi için açıklanan gerekçelerle dava konusu kural, Anayasa nın 166. maddesine aykırı değildir. Anayasa nın 42. maddesinin üçüncü fıkrasında, eğitim ve öğretimin, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı; 41. maddesinin dördüncü fıkrasında ise devletin, her türlü istismara ve Ģiddete karģı çocukları koruyucu tedbirleri almakla yükümlü olduğu kurala bağlanmıģtır sayılı Kanun un genel gerekçesinde, mesleki eğitimden arzu edilen düzeyde yararlanabilmek için, öğrencinin ilgi ve beceri alanlarının küçük yaģlardan itibaren tespit edilerek gerekli yöneltme ve yönlendirmelerin yapılmasının Ģart olduğu ancak, 14 yaģını bitirene kadar henüz hiçbir meslek dalına yönelik temel ve hazırlayıcı eğitim almamıģ bir öğrencinin, bu yaģtan sonra yapılacak yöneltme ve yönlendirmeler sonucunda alacağı mesleki eğitimin arzu edilen kaliteyi sağlamaktan uzak kalacağı, böyle bir süreçte yapılacak tercihlerin de bilinçli ve doğru tercihler olmasını beklemenin mümkün olmadığı belirtilmiģtir. Dava konusu kural, genel gerekçedeki bu açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde, ortaokulların farklı programlar arasında tercihe imkân verecek Ģekilde oluģturmasıyla kastedilen hususun, ortaokullarda mesleki ve teknik eğitim verilmesi olmayıp, öğrencilere ilgi, yetenek ve becerilerine göre seçimlik ders imkânlarının sunulmasından ibaret bulunduğu ve amacın, yönlendirme sürecini daha erken yaģlarda baģlatmak olduğu anlaģılmaktadır. ÇağdaĢ ve bilimsel eğitimin temel hedeflerinden biri, öğrencinin, ilgi, yetenek ve becerilerine uygun meslek seçimini yapmasını sağlamaktır. Nitekim 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu nun 6. maddesinde yöneltme, millî eğitimin temel ilkeleri arasında sayılmıģ ve fertlerin, eğitimleri süresince, ilgi ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeģitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiģtirilecekleri, millî eğitim sisteminin, her bakımdan, bu yöneltmeyi gerçekleģtirecek biçimde düzenleneceği kurala bağlanmıģtır. Bu itibarla, yönlendirme sürecinin bir parçası olarak ortaokullarda, öğrencilerin ilgi, yetenek ve becerilerinin ortaya çıkmasına yardımcı olmak amacıyla seçimlik derslerden oluģan farklı programların oluģturulması, çağdaģ bilim ve eğitim esaslarına aykırı olmadığı gibi millî eğitimin temel hedeflerine de uygundur. Diğer taraftan, seçimlik ders olanağı sunulmasından ibaret olan farklı program uygulamasının, çocuğu fiziksel, ruhsal, cinsel ya da sosyal olarak zarara uğratması söz konusu olmadığından bu uygulamanın, çocuğun istismarı olarak yorumlanması da olanaksızdır. Anayasa nın 153. maddesinin birinci fıkrasında, Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu; altıncı fıkrasında ise Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmî Gazete de hemen yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkiģileri bağlayacağı kurala bağlanmıģtır. Yasama organı, yasama yetkisinin genelliği ilkesi uyarınca, Anayasa ya aykırı olmamak kaydıyla, toplumsal ihtiyaçların giderilmesine iliģkin mevcut çözüm yolları arasından birini tercih ederek kanunlaģtırmakta takdir yetkisine sahiptir. Anayasa Mahkemesinin, yasama organının ürettiği çözümün Anayasa ya uygun olduğunu saptamıģ olması, kanunun değiģtirilerek Anayasa ya aykırı olmayan baģka bir çözüm yolunun benimsenmesine engel değildir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesinin 4306 sayılı Kanunla getirilen sekiz yıllık kesintisiz ilköğretimin Anayasa ya uygun olduğuna karar vermiģ olması, yasama organının ilköğretimin kesintisiz olmasından vazgeçerek kademelendirilmiģ bir ilköğretim sistemini kurmasına engel teģkil etmez.

133 Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa nın 2., 10., 24., 41., 42., 153., 166. ve 174. maddelerine aykırı değildir. Ġptal isteminin reddi gerekir.kuralın, Anayasa nın 17., 27., 65., 90. ve 163. maddeleriyle ilgisi görülmemiģtir. E- Kanun un 12. Maddesiyle Günlü, 3308 sayılı Kanun un 18. Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan yüzde onundan fazla Ġbaresinin Madde Metninden Çıkarılmasına ĠliĢkin Hükmün Ġncelenmesi Dava dilekçesinde, 3308 sayılı Kanun un 18. maddesinde yapılmak istenen değiģiklikte iģletmelerde çalıģtırılabilecek çırak oranı konusunda yüzde on tavan sınırlamasının kaldırılmasının, çocukların asıl iģgücüne dönüģmesine yol açacağı, bu durumun, Çocuk Hakları SözleĢmesi ile Sanayi ĠĢyerlerine Alınacak Çocukların Asgari YaĢ Sınırını Belirleyen 59 Sayılı Uluslararası ÇalıĢma SözleĢmesi ne aykırı olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa nın 5., 10., 17., 42., 65. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür sayılı Kanun un 43. maddesi uyarınca, ilgisi nedeniyle dava konusu kural Anayasa nın 41. maddesi yönünden de incelenmiģtir. Dava konusu kuralla değiģiklik yapılan 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanunu nun 18. maddesi, iģletmelerde meslek eğitimini düzenlemektedir. Söz konusu maddenin birinci fıkrasıyla, on ve daha fazla personel çalıģtıran iģletmelere, çalıģtırdıkları personel sayısının yüzde beģinden az, yüzde onundan da fazla olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumu öğrencilerine beceri eğitimi yaptırmaları zorunluluğu getirilmiģtir. Kural, sözü edilen maddenin birinci fıkrasıyla iģletmelerin beceri eğitimi yaptırmak zorunda oldukları öğrenci sayısına getirilen yüzde onluk üst sınırın kaldırılmasını öngörmektedir. Anayasa nın 41. maddesinin dördüncü fıkrasında, devletin, her türlü istismara ve Ģiddete karģı çocukları koruyucu tedbirleri almakla yükümlü olduğu kurala bağlanmıģtır. Öte yandan, Anayasa nın 42. maddesinin beģinci fıkrasında, ilköğretimin, kız ve erkek bütün vatandaģlar için zorunlu ve devlet okullarında parasız olduğu hükmü yer almaktadır günlü, 4058 sayılı Kanunla onaylanan BirleĢmiĢ Milletler Çocuk Haklarına Dair SözleĢme nin 28. ve 32. maddelerinde, çocuğun eğitim hakkının varlığı kabul edilmekte, taraf devletlere, ilköğretimin parasız ve zorunlu yapılması, ortaöğretim sistemlerinin genel olduğu kadar mesleki nitelikte de olmak üzere örgütlenmesi, eğitim ve meslek seçimine iliģkin bilgi ve rehberliği bütün çocuklar için elde edilir hale getirme ve çocuğun ekonomik sömürüye ve eğitimine zarar verecek nitelikte çalıģtırılmasına karģı koruma yükümlülüğü getirilmektedir günlü, 3849 sayılı Kanunla onaylanan Sanayi ĠĢyerlerine Alınacak Çocukların Asgari YaĢ Sınırını Belirleyen 59 Sayılı Uluslararası ÇalıĢma SözleĢmesi nin 2. maddesinde, on beģ yaģın altındaki çocukların kamu ve özel sektör sanayi iģletmelerinde ya da bunların alt birimlerinde çalıģtırılamayacağı kuralı bulunmakta; 3. maddesinde ise bu kuralın kamu makamları tarafından denetlenmek kaydıyla teknik okullarda çocuklar tarafından yapılan iģlere uygulanmayacağı belirtilmektedir. Yine, günlü, 3850 sayılı Kanunla onaylanan Ġnsan Kaynaklarının Değerlendirilmesinde Mesleki Eğitim ve Yönlendirmenin Yeri Hakkındaki 142 Sayılı Uluslararası ÇalıĢma SözleĢmesi nin 1. maddesinde, her üyenin bu SözleĢme de belirtilen hedefleri dikkate alarak, resmî eğitim sistemi içinde veya bunun dıģında yer alacak Ģekilde, genel, teknik ve mesleki eğitime, eğitim ve mesleki rehberliğe ve mesleki eğitime iliģkin açık, esnek ve tamamlayıcı sistemleri oluģturup geliģtireceği kuralı yer almaktadır. Anayasa nın 41. ve 42. maddelerinde benimsenen ilkelerle öz yönünden bir farklılık içermeyen söz konusu uluslararası sözleģmelerde, çocuğun temel eğitim ve mesleki-teknik eğitim hakkı kabul edilerek, taraf devletlere bu hakların gereğini yerine getirme ve çocuk emeğinin sömürüsünü önleme ödevi yüklenmiģtir. Beceri eğitimi, mesleki ve teknik okullarda okuyan öğrencilerin eğitimlerinin bir parçası olup, okullarda öğrendikleri teorik bilgileri uygulamaya aktarabilmelerini sağlamaktadır. On

134 ve daha fazla iģçi çalıģtıran iģletmelerin beceri eğitimi yaptırmakla yükümlü kılındıkları öğrenci sayısına getirilen yüzde on üst sınırının kaldırılmasıyla, beceri eğitimi verilen ortamların artırılmasının amaçlandığı anlaģılmaktadır. Bu itibarla değiģikliğin, uluslararası sözleģmelerle çocuklara tanınan mesleki ve teknik eğitim hakkının iģlevselleģtirilmesine yönelik olduğu sonucuna ulaģılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa nın 41. ve 42. maddelerine aykırı değildir. Ġptal isteminin reddi gerekir. Fulya KANTARCIOĞLU, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve Engin YILDIRIM bu görüģe katılmamıģlardır. Kuralın, Anayasa nın 5., 10., 17., 65. ve 90 maddeleriyle ilgisi görülmemiģtir. F- Kanun un 13. Maddesiyle Günlü, 4306 Sayılı Kanun un Geçici 1. Maddesinin (A) Fıkrasının (2) Numaralı Bendinin (c) Alt Bendinde Yer Alan sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim Ġbaresinin ilköğretim ve ortaöğretim ġeklinde DeğiĢtirilmesi ve Maddede Yer Alan sekiz yıllık kesintisiz Ġbarelerinin Madde Metninden Çıkarılmasına ĠliĢkin Hükmün Ġncelenmesi Dava dilekçesinde, ilköğretimin kademelendirilmesini öngören 222 sayılı Kanun un 7. maddesi ile 1739 sayılı Kanun un 25. maddesinin birinci fıkrasına iliģkin Anayasa ya aykırılık iddiaları bu kural yönünden de tekrarlanmıģ ve kuralın, Anayasa nın 2., 5., 10., 14., 17., 24., 27., 42., 65. ve 163. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür. Dava konusu kuralla değiģiklik yapılan 4306 sayılı Kanun un geçici 1. maddesi, zorunlu ilköğretimin sekiz yıla çıkarılması nedeniyle ihtiyaç duyulan ek giderlerin karģılanması amacıyla ihdas edilen ve vergi benzeri mali yüküm niteliğinde olan eğitime katkı payının tarhı, tahakkuku, tahsili ve harcanmasına iliģkin usul ve esasları düzenlemektedir. Dava konusu kuralla, 4306 sayılı Kanun un geçici 1. maddesinin muhtelif yerlerinde geçen sekiz yıllık kesintisiz ibareleri madde metninden çıkarılarak kuralın 222 sayılı Kanun ile 1739 sayılı Kanun da yapılan diğer değiģikliklerle uyumlu hale gelmesi sağlanmıģtır. Öte yandan değiģiklikle, eğitime katkı payı gelirlerinin sadece ilköğretim giderleri için değil, ortaöğretim giderleri için de harcanabilmesi olanaklı hale getirilmiģtir. Dava konusu kural, sekiz yıllık kesintisiz ilköğretimin, dört yıl süreli ve zorunlu ilkokul, dört yıl süreli ve zorunlu ortaokul Ģeklinde kademelendirilmesini öngören kurallarla bütünlük sağlama amaçlı olarak yapılan Ģekli düzenleme niteliği taģıdığından, 222 sayılı Kanun un 7. maddesi ve 1739 sayılı Kanun un 25. maddesinin birinci fıkrası için belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa nın 42. maddesine aykırı değildir. Ġptal isteminin reddi gerekir. Kuralın, Anayasa nın 2., 5., 10., 14., 17., 24., 27., 65. ve 163. maddeleriyle ilgisi görülmemiģtir. G- Kanun un 14. Maddesiyle DeğiĢtirilen 2547 Sayılı Kanun un 45. Maddesinin (a), (b), (c), (d) ve (e) Bentleri Ġle (f) Bendinin Birinci Cümlesinde Yer Alan ile ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin Ġbaresinin Ġncelenmesi 1- (a) ve (b) Bentlerinin Ġncelenmesi a- Kuralların Anlam ve Kapsamı 2547 sayılı Kanun un 45. maddesinin (a) bendiyle yükseköğretim kurumlarına giriģ ve yerleģtirme iģlemlerinin usul ve esaslarının belirlenmesi hususunda Yükseköğretim Kuruluna (YÖK) yetki verilmiģtir. YÖK, yükseköğretim kurumlarına giriģ ve yerleģtirme iģlemlerine iliģkin usul ve esasları belirlerken, imkân ve fırsat eģitliğini sağlayacak tedbirleri almakla yükümlü kılınmıģtır. Maddenin (b) bendinin birinci cümlesiyle yükseköğretim kurumlarına giriģin merkezi sınavla olacağı kurala bağlanmıģ ve uygulanacak sınavın esaslarını belirlemesi hususunda YÖK yetkili kılınmıģtır. Anılan bendin ikinci cümlesinde, yerleģtirme puanlarının hesaplanmasında adayların ortaöğretim baģarılarının dikkate alınacağı belirtildikten sonra

135 üçüncü ve dördüncü cümlelerinde, ortaöğretim baģarı puanının nasıl hesaplanacağı açıklanmıģtır. Buna göre, ortaöğretim bitirme baģarı notlarının en küçüğü ikiyüzelli, en büyüğü beģyüz olmak üzere ortaöğretim baģarı puanına dönüģtürülmesi ve ortaöğretim baģarı puanının yüzde onikisinin yerleģtirme puanı hesaplanırken merkezî sınavdan alınan puana eklenmesi öngörülmüģtür.2547 sayılı Kanun un 45. maddesinin önceki Ģeklinde yükseköğretime giriģ için yapılacak sınava eklenecek ortaöğretim baģarı puanının hesaplama yönteminin YÖK tarafından belirlenmesi söz konusu iken dava konusu kuralla ortaöğretim baģarı puanının ne Ģekilde hesaplanacağı doğrudan Kanunla düzenlenmek suretiyle YÖK ün bu yetkisi kaldırılmıģtır. b- Anayasa ya Aykırılık Sorununa- Anayasa nın 131. Maddesi Yönünden Ġnceleme Dava dilekçesinde, merkezî sınav notunu etkileyecek ortaöğretim baģarı puanını hesaplama yöntemini belirleme yetkisinin YÖK e bırakılması anayasal bir zorunluluk olduğu halde bu hususun doğrudan kanunla düzenlendiği belirtilerek kuralların, Anayasa nın 131. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür.anayasa nın 131. maddesinin birinci fıkrasında, YÖK ün görevleri; yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araģtırma faaliyetlerini yönlendirmek, bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliģtirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiģtirilmesi için planlama yapmak Ģeklinde sayılmıģtır.anayasa da yükseköğretim kurumlarına giriģte uygulanacak merkezî sınav notunu etkileyecek ortaöğretim baģarı notunun hesaplama yöntemini belirleme yetkisinin YÖK e ait olduğu yolunda doğrudan bir hüküm bulunmadığı gibi dolaylı olarak da bunu zorunlu kılan herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Kanun koyucunun, yasama yetkisinin genelliği ilkesi gereğince, yükseköğretim kurumlarına giriģte uygulanacak merkezî sınav notunu etkileyecek ortaöğretim baģarı puanını hesaplama yöntemini doğrudan kanunla belirlemesinde Anayasa ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa nın 131. maddesine aykırı değildir. bb- Anayasa nın 2. Maddesi Yönünden Ġnceleme Dava dilekçesinde, 6287 sayılı Kanun un 14. maddesiyle, önceki sistemde uygulanan ortaöğretim baģarı puanının hesaplanmasında, mezun olunan okulun ağırlık puanı hesaba dâhil edilirken, yeni sistemde bu uygulamadan vazgeçilmesinin, Seviye Belirleme Sınavında (SBS) baģarı göstererek Anadolu, Fen ve Sosyal Bilimler Liselerini kazanarak yükseköğretime giriģte ek puan almaya hak kazanan öğrencilerin kazanılmıģ haklarının ihlali sonucunu doğurduğu, zor koģullara bağlı, müfredatı da ağır olan bu lise öğrencileriyle daha esnek kurallara bağlı okulların öğrencilerinin eģitlenmesinin, devlete ve eğitim sistemine güveni zedelendiği ve bu yolla hukuki güvenlik ilkesinin ihlal edildiği belirtilerek kuralın, Anayasa nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür. Anayasa nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve iģlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliģtirerek sürdüren, Anayasa ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. KazanılmıĢ haklara saygı ilkesi, hukukun genel ilkelerinden birisini oluģturmaktadır. KazanılmıĢ hak, özel hukuk ve kamu hukuku alanlarında genel olarak, bir hak sağlamaya elveriģli nesnel yasa kurallarının bireylere uygulanması ile onlar için doğan öznel hakkın korunmasıdır. KazanılmıĢ bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın, yeni yasadan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiģ olması gerekir. KazanılmıĢ hak, kiģinin bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleģmiģ ve kiģisel niteliğe dönüģmüģ haktır. Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük beklenen haklar, kazanılmıģ hak niteliği taģımadığından, 6287 sayılı Kanun un yürürlüğe girmesinden önce ortaöğretimde okuyan

136 kiģilerin, yükseköğretime giriģ sınavında dikkate alınması gereken ortaöğretim baģarı puanının hesaplama yöntemi yönünden kazanılmıģ haklarından söz edilebilmesi olanaklı değildir. Diğer taraftan, hukuk devleti ilkesinin önkoģullarından biri olan hukuk güvenliği ile kiģilerin hukuki güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve iģlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Kanunların uzun süreli uygulanmasına güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iģ ve iģlemlere giriģen bireyin, bu kanunların uygulanacağı yolunda oluģan beklentisinin mümkün olduğunca korunması gerekmektedir. Ancak, hukuki güvenlik ilkesi, her türlü beklentinin korunmasını zorunlu kılmaz. Bir beklentinin hukuken koruma görebilmesi için, meģru (haklı) beklenti seviyesine ulaģması gerekmektedir. Beklentinin meģru olup olmadığı tespit edilirken baģvurulacak ölçüt, hakkaniyet tir. Hakkaniyet, Medeni Kanun da düzenlenmiģ olup, hâkime takdir hakkı tanınan durumlarda, hâkimin bu takdir hakkını somut olayın özelliklerine uygun olarak ve adalet ilkelerini gözeterek kullanması anlamına gelmektedir. Her ne kadar hakkaniyet kavramı daha çok medeni hukuk alanında iģlense de aynı zamanda hukukun genel bir ilkesi olduğundan, anayasa yargısında da dikkate alınmalıdır. Kanun koyucu da tıpkı mahkemeler gibi takdir yetkisi kullanırken hakkaniyeti gözetmekle yükümlüdür. Nitekim Anayasa Mahkemesi birçok kararında hukuk devleti ilkesini tanımlarken hakkaniyet ölçütünün gözetilmesini hukuk devletinin unsuru olarak saymaktadır. Bu itibarla dava konusu kuralın yürürlüğe girdiği tarihte lisede okuyanların, önceki sistemin uygulanacağı yolundaki beklentilerini korumamıģ olmasının hakkaniyet ölçütüyle bağdaģıp bağdaģmadığının tespiti gerekir sayılı Kanun un gerekçesinde, katsayı uygulamasının alan dıģı tercih yapmayı engellemesi, ortaöğretim öğrencilerinin istikballerine iliģkin bir konuda tercihte bulunamamaları veya önceki yıllardaki tercihlerini değiģtirememeleri, kiģisel baģarının yerini katsayı farklılaģtırmaları ile türetilmiģ ve kurgulanmıģ bir baģarının alması, hak edilen ve kazanılan puanların yok sayılarak sistemin çalıģkan ve baģarılı öğrencilerin aleyhine iģlemesi gibi olumsuz sonuçlar doğurduğu, farklı katsayı uygulamasının kaldırılmasının kiģisel baģarının öne çıktığı bilgi ve gayrete dayalı gerçek rekabete ve eģitliğe uygun bir ortam hazırlayacağı, diğer taraftan, mesleki eğitimin desteklenmesi ve geliģtirilmesinin günlük siyasi bir tercih olmayıp açık bir devlet politikası olduğu, oysa farklı katsayı uygulamasının mesleki ortaöğretimdeki öğrenci profili üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğu ve baģarılı öğrencilerin bu liselere yönelmesini engellediği, bu okullardan mezun öğrencilerin lisans programlarına yerleģme oranlarını azalttığı, dolayısıyla mesleki eğitimin desteklenmesi, geliģtirilmesi ve özendirilmesi için de katsayı farklılaģtırılmasının kaldırılması gerektiği belirtilmiģtir. Kanun koyucu tarafından, meslek liselerine yönelimi azalttığı ve adaletsiz sonuçlar doğurduğu değerlendirilen katsayı uygulamasına son verilmesi amacıyla dava konusu kuralın ihdas edildiği anlaģılmaktadır. Kuralın, adil olmadığı düģünülen önceki yükseköğretime giriģ sınav sisteminin değiģtirilmesi amacıyla ihdas edildiği gözetildiğinde, 6287 sayılı Kanun un yürürlüğe girdiği tarihinde lisede okuyan öğrencilerin, önceki sistemin uygulanacağı yolundaki beklentilerinin korunmamasının hakkaniyete aykırı düģmediği ve bu beklentinin meģru beklenti seviyesine ulaģmadığı sonucuna varılmıģtır. Bununla birlikte, kanun koyucu takdir yetkisini kullanarak, günlü, sayılı Resmî Gazete de yayımlanmak suretiyle aynı tarihte yürürlüğe giren 6353 sayılı Kanun un 10. maddesiyle, 2547 sayılı Kanun a geçici 63. madde ekleyerek 2012 yılı için eski puanlama sisteminin uygulanmasını öngörmüģ ve bu suretle Kanun un yürürlüğe girdiği tarihte lise son sınıfta okuyanların beklentilerini korumuģtur.

137 Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa nın 2. maddesine aykırı değildir. Ġptal isteminin reddi gerekir.kuralların, Anayasa nın 10., 11. ve 130. maddeleriyle ilgisi görülmemiģtir. 2- (c) Bendi ile (f) Bendinde Yer Alan ile ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin Ġbaresinin Ġncelenmesi Dava dilekçesinde, ortaöğretim kurumlarını birincilikle bitiren adaylar için ek kontenjan belirlenmesinin ve ortaöğretimin tamamını yurtdıģında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretime giriģte genel, kapsayıcı ve herkes için uygulanan genel kuraldan ayrık tutulmalarının eģitlik ilkesiyle bağdaģmadığı, hiçbir ölçü getirilmeden, ilkeye yer verilmeden, çerçeve çizilmeden okul birincileri için ek kontenjan belirleme ve yerleģtirme yetkisi ile ortaöğretimlerinin tamamını yurt dıģında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esaslarını belirleme yetkisinin YÖK e bırakılmasının, yasama yetkisinin devri niteliğinde olduğu belirtilerek kuralların, Anayasa nın 7., 10. ve 87. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür sayılı Kanun un 45. maddesinin (c) bendinde, Yükseköğretim Kurumuna, ortaöğretim kurumlarını birincilik ile bitiren adaylar için mevcut kontenjanların yanı sıra ek kontenjan belirleme yetkisi verilmiģ, dava konusu kuralın da yer aldığı (f) bendinde de ortaöğretimin tamamını yurt dıģında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esaslarının YÖK tarafından belirleneceği kurala bağlanmak suretiyle bu öğrencilerin yükseköğretime geçiģinde farklı kurallar belirlenmesine olanak tanınmıģtır. Anayasa nın 10. maddesinde öngörülen eģitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eģitlik öngörülmektedir. EĢitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kiģilerin yasalarca aynı iģleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kiģilere yasa karģısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kiģi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karģısında eģitliğin ihlali yasaklanmıģtır. Yasa önünde eģitlik, herkesin her yönden ayrı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kiģiler ya da topluluklar için değiģik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa nın öngördüğü eģitlik ilkesi ihlal edilmiģ olmaz. Kanun un genel gerekçesinden, ortaöğretimi birincilikle bitiren öğrencilere yükseköğretime giriģte ek kontenjan ayrılmasının, ortaöğretimdeki baģarılı öğrencilerin desteklenmesi amacına yönelik olduğu anlaģılmaktadır. Kanun koyucunun, baģarıyı özendirmek ve desteklemek amacıyla baģarılı öğrencilere yönelik belirli avantajlar sağlaması, söz konusu avantajlardan yararlanma ölçütünün objektif esaslara göre belirlenmiģ olması Ģartıyla eģitlik ilkesine aykırılık oluģturmaz. Dava konusu (c) bendinde de, ek kontenjandan yararlanmada objektif bir ölçüt olarak okul birinciliği esas alındığından eģitlik ilkesine aykırılık söz konusu değildir. Ayrıca, her ülkenin eğitim sistemi birbirinden farklı olduğundan, yabancı ülkelerdeki ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrencilerin Türkiye deki ortaöğretim kurumundan mezun olan öğrencilerle aynı durumda olduklarını söylemek olanaksızdır. Bu nedenle, YÖK e, okul birincileri için ek kontenjan belirleme ve ortaöğretimlerinin tamamını yurt dıģında tamamlayan öğrenciler için yükseköğretime giriģlerinde farklı usul ve esaslar belirleme yetkisi verilmiģ olması, eģitlik ilkesini zedelememektedir. Öte yandan, Türkiye deki ortaöğretim kurumlarının sayısı ile yükseköğretim kurumlarının imkânları ve kontenjanları dikkate alınarak okul birincilerine ne kadar ek kontenjan ayrılacağının hesaplanması ve ortaöğretimin tamamını yurtdıģında tamamlayanların yükseköğretime giriģ ve yerleģme iģlemlerinin detaylarına iliģkin usul ve esasların belirlenmesi, teknik ve uzmanlık gerektiren bir mesele olup kanun koyucunun bu konudaki

138 yetkiyi idari makamlara bırakmıģ olması, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık oluģturmaz. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa nın 7., 10. ve 87. maddelerine aykırı değildir. Ġptal istemlerinin reddi gerekir. 3- (d) ve (e) Bentlerinin Ġncelenmesi Dava dilekçesinde, mesleki ve teknik eğitim veren liselerin öğrencilerine önlisans programlarına sınavsız geçiģ hakkı, önlisans programlarından mezun olan öğrencilere de lisans programlarına dikey geçiģ hakkı tanınarak meslek liseliler için, genel liselerde bulunmayan ayrıcalıklı bir durumun yaratıldığı belirtilerek kuralların, Anayasa nın 10. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür. Maddenin (d) bendiyle, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrencilerin, istedikleri takdirde bitirdikleri programın devamı niteliğinde veya bunlara en yakın olan mesleki ve teknik önlisans programlarına sınavsız olarak yerleģtirilmeleri olanağı getirilmiģ; (e) bendiyle ise önlisans mezunları için, iliģkili lisans programlarında belirlenmiģ kontenjanın yüzde onunu geçmeyecek Ģekilde YÖK kararı ile her yıl dikey geçiģ kontenjanı ayrılması ve bu yolla önlisans mezunlarının belli bir bölümünün meslekleriyle ilgili lisans programlarına yerleģtirilmeleri mümkün kılınmıģtır. Dava konusu düzenlemenin amacının, mesleki eğitim kurumlarının cazip hale getirilmesi ve bu nitelikteki okullara yönelimin artırılması olduğu anlaģılmaktadır. Mesleki ve teknik eğitim kurumları, iģ dünyasının ihtiyaç duyduğu yüksek nitelikli ara insan gücünün karģılanması amacıyla faaliyet gösteren kurumlar olup bu yönüyle diğer eğitim kurumlarından ayrılmaktadırlar. Amaçları yönünden farklı konumda oldukları açık olan mesleki eğitim kurumları ile diğer eğitim kurumları arasında eģitlik karģılaģtırmasının yapılmasına olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa nın 10. maddesine aykırı değildir. Ġptal istemlerinin reddi gerekir. H- Kanun un 16. Maddesiyle 2547 Sayılı Kanun a Eklenen Geçici Madde 61 in Ġncelenmesi Dava dilekçesinde, 6287 sayılı Kanun un 16. maddesiyle 2547 sayılı Kanun a eklenen Geçici Madde 61 ile, halen meslek ve teknik liselerde okuyan öğrencilerin, kendi alanlarında bir yükseköğretim kurumunu tercih etmeleri halinde eski kanun hükmü uygulanmaya devam edilerek kazanılmıģ hakları korunduğu halde zorlu bir sınavdan geçerek anadolu, fen ve sosyal bilimler liselerinin halen 1., 2. ve 3. sınıflarında öğrenim gören öğrencilerin haklarının korunmamasının hukuk devleti ve eģitlik ilkeleriyle çeliģeceği belirtilerek kuralın, Anayasa nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür sayılı Kanun un 45. maddesinin önceki metnine göre bir mesleğe yönelik programlar uygulayan liselerin mezunlarının, aynı alanda olup YÖK tarafından belirlenen yükseköğretim kurumlarından birini tercih etmeleri durumunda, baģarı notları ayrıca tespit edilecek bir katsayı ile çarpılmak suretiyle değerlendirilerek giriģ sınavı puanlarına eklenmekte iken, 6287 sayılı Kanunla yapılan değiģiklikle, mesleki ve teknik eğitim yapan lise öğrencilerine yükseköğretime giriģ sınavında ek puan verilmesi uygulamasına son verilmiģtir. Dava konusu kural, 6287 sayılı Kanun un yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan öğrenciler bakımından ek puan uygulamasına devam edilmesini öngörmektedir. Buna göre, 6287 sayılı Kanun un yürürlüğe girdiği tarihinde meslek liselerinde okuyan öğrencilere YÖK tarafından belirlenen aynı meslek dalında yer alan yükseköğretim programlarına yerleģmelerinde merkezî sınavlardan almıģ olduğu puanlara ilave edilecek ortaöğretim baģarı puanı hesaplanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuat hükümleri uygulanacaktır.

139 Meslek liselilere yükseköğretime geçiģte ek puan verilmesi ile katsayı uygulaması birbirinden tamamen farklı uygulamalardır. Ek puan uygulaması, yalnızca mesleki ve teknik eğitim veren lise öğrencilerine, kendi alanlarıyla ilgili mesleki yükseköğretim programlarına yerleģmelerini teģvik etmek ve kolaylaģtırmak amacıyla tanınan bir hak olup alanlarıyla ilgili mesleki ve teknik yükseköğretim programlarını tercih etmeleri haliyle sınırlıdır. Üniversiteye giriģ sınavına eklenecek ortaöğretim baģarı puanını hesaplama yöntemi ve YÖK kararlarıyla geliģtirilen katsayı uygulaması ise tüm öğrencileri ilgilendirmektedir sayılı Kanun un yürürlüğe girdiği tarihte meslek liselerinde okuyan öğrencilerin ek puan hakkını korumaya yönelik geçiģ hükmü öngörüldüğü halde YÖK tarafından önceki mevzuata göre belirlenen ortaöğretim baģarı puanını hesaplama yöntemi ile katsayı sisteminin lise 1., 2. ve 3. sınıflarda okuyan öğrenciler yönünden uygulanması yolunda herhangi bir geçiģ hükmü öngörülmemesi, her iki durumun birbirinden farklı olması nedeniyle eģitlik ilkesine aykırı görülemez. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa nın 10. maddesine aykırı değildir. Ġptal isteminin reddi gerekir. Kuralın, Anayasa nın 2. maddesiyle ilgisi görülmemiģtir. I- Kanun un 24. Maddesiyle 4734 Sayılı Kanun a Eklenen Geçici Madde 13 ün Ġncelenmesi Dava dilekçesinde, FATĠH Projesi kapsamında yapılacak mal ve hizmet alımlarının 4734 sayılı Kanun un kapsamı dıģına çıkarılmasıyla anılan Kanun da öngörülen idareye Ģikâyet, Kamu Ġhale Kurumuna itirazen Ģikâyet ve Kamu Ġhale Kurumu incelemesi ile Kamu Ġhale Kurumu kararları üzerinden ihalelerin yargısal denetiminin ortadan kaldırılmasının amaçlandığı, ayrıca Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarının biliģim teknolojisine iliģkin mal ve hizmet alımları, 4734 sayılı Kanun kapsamından çıkarıldığı halde baģka biliģim projeleri uygulayan diğer kamu kurum ve kuruluģlarına ait projelerin kapsam dıģına çıkarılmamasının eģitlik ilkesiyle bağdaģmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür. Kanun un 24. maddesi ile günlü, 4734 sayılı Kamu Ġhale Kanunu na eklenen Geçici Madde 13 ile, Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi ĠyileĢtirme Hareketi (FATĠH) Projesi kapsamında, Millî Eğitim Bakanlığı ve UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığı tarafından 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım iģlerinde, 4734 sayılı Kanun un ceza ve ihalelerden yasaklama haricindeki hükümlerinin uygulanmaması öngörülmüģtür sayılı Kanun un uygulaması dıģında bırakılan iģler; yurtiçi üretimin ve katma değerin artırılması, teknoloji kazanımının sağlanması, daha önce yurt içinde üretimi bulunmayan ürünlerin üretilebilmesi, yeni teknoloji ve ürünlere yönelik araģtırma-geliģtirme faaliyetlerinin sürdürülmesi ve bilgi toplumuna geçiģ hedefleriyle, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kademelerindeki okulların dersliklerine biliģim teknolojisi donanımı, yazılımı, ağ altyapısı ve internet eriģim imkânının sağlanması, dersler için çevrim içi ve çevrim dıģı ortamlarda e-içerik temin edilmesi ve e- içerik altyapısının oluģturulması, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan öğretmenlere ve örgün eğitim gören öğrencilere e-kitap, tablet bilgisayar ve benzeri ihtiyaçların sağlanması amacıyla FATĠH projesi kapsamında yapılan mal ve hizmet alımları ile yapım iģlerinden ibarettir. Maddenin son cümlesinde bu madde uyarınca yapılacak alımlara iliģkin usul ve esasların Maliye Bakanlığı ve Kamu Ġhale Kurumunun görüģü alınarak Millî Eğitim Bakanlığı ve UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığı tarafından müģtereken hazırlanacak yönetmelikle, rekabete açık olacak Ģekilde düzenleneceği kurala bağlanmıģtır. Anayasa nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiģtir. Hukuk devleti, eylem ve iģlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliģtirerek sürdüren, Anayasa ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün

140 kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devleti ilkesinin bir baģka gereği ise kanunların kamu yararı amacını gerçekleģtirmek üzere çıkarılmasıdır. Anayasa Mahkemesinin kimi kararlarında kamu yararı kavramından ne anlaģılması gerektiği ortaya konulmuģtur. Buna göre, kamu yararı, genel bir ifadeyle, bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. Kanunun amaç ögesi bakımından Anayasa ya uygun sayılabilmesi için kanunun çıkarılmasında kamu yararı dıģında bir amacın gözetilmemiģ olması gerekir. Ġlgili yasama belgelerinin incelenmesinden kanunun kamu yararı dıģında bir amaçla çıkarılmıģ olduğu açıkça anlaģılabiliyorsa amaç unsuru bakımından Anayasa ya aykırı olduğu söylenebilir. Kanun koyucunun kamu yararı amacıyla hareket edip etmediği ancak ilgili yasama belgeleri incelenerek ve kuralın objektif anlamına bakılarak tespit edilebilir. Devlet harcamalarında 4734 sayılı Kanun un uygulanmasını zorunlu kılan bir Anayasa kuralı bulunmadığından, kanun koyucunun bazı mal ve hizmetler yönünden farklı usuller benimsemesinde anayasal açıdan bir engel yoktur. Ancak, bir mal ve hizmet alımı ihalesinin 4734 sayılı Kanun da öngörülen saydamlık, rekabet, eģit muamele, güvenirlik, gizlilik ve kamuoyu denetimi esas alınarak belirlenen usullerin dıģına çıkarılırken, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan kamu yararı amacı gözetilmelidir. Dava konusu kuralın gerekçesinde, eğitimde FATĠH Projesi kapsamında okullara ve öğrencilere sağlanacak mal ve hizmet alımları ile yapım iģlerinin gerçekleģtirilmesi, belirlenen sürede tamamlanabilmesi, proje hizmetlerinin kesintisiz olarak öğrencilere eģ zamanlı sunulabilmesi, ülkemizde bulunmayan teknolojilerin transferinin sağlanması ve proje konusu ürün ve hizmetlerin azami düzeyde katma değerle yurtiçi üretiminin temini amacıyla projenin Kamu Ġhale Kanunu kapsamı dıģında tutulduğu belirtilmiģtir. Kamu Ġhale Kanunu nda düzenlenen Ģikâyet ve itirazen Ģikâyet prosedürü, bu Kanun kapsamına giren ihaleler yönünden uygulanması öngörülen özel idari baģvuru yolu niteliğinde olup, bu prosedürün varlığı diğer ihaleler yönünden idari ve yargısal baģvuru yollarının kapatıldığı anlamına gelmemektedir. Kamu Ġhale Kanunu kapsamında olmayan ihalelerdeki hukuka aykırılıkların genel hükümler çerçevesinde idari ve yargısal baģvurulara konu edilmesi mümkündür. Sonuç olarak, FATĠH projesi kapsamında kalan mal ve hizmet alımlarının Kamu Ġhale Kanunu kapsamı dıģına çıkarılmasında kamu yararı amacı dıģında bir amaç güdüldüğü saptanamadığından kuralda, Anayasa nın 2. maddesine aykırılık söz konusu değildir. Öte yandan, Anayasa nın 10. maddesinde düzenlenen eģitlik ilkesinin bir unsuru olan eģit iģlem görme hakkının öznesi bireyler ve bireyler tarafından oluģturulan topluluklar olup, kamu otoriteleri bu hakkın öznesi değildir. Kamu otoritelerinin hak, yetki, görev ve sorumluluklarının ne Ģekilde düzenleneceği kanun koyucunun takdirindedir. Devletin, kamu gücü kullanan otoritelere eģit muamele etme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Kanun koyucunun, bir yetkiyi belli bir kamu otoritesine tanıyıp diğerlerine tanımaması eģitlik ilkesine aykırılık oluģturmaz. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. Ġptal isteminin reddi gerekir. J- Kanun un 25. Maddesiyle 5018 Sayılı Kanun a Eklenen Geçici Madde 20 nin Ġncelenmesi Dava dilekçesinde, bütçenin yıllık olması ilkesinden farklı bir süre ve usul benimsenebilmesi için harcamanın, kalkınma planları ile ilgili yatırımlara veya bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmetlere iliģkin olması gerektiği oysa, internet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için yapılacak mal ve hizmet satın alma iģlerinin, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmetler kapsamında olmadığı, Millî Eğitim Bakanlığınca uygulanan FATĠH projesi kapsamında yapılacak mal ve hizmet alımlarında birden fazla yıla yaygın yüklenmelere giriģilmesine olanak tanındığı halde, diğer

141 kamu kurum ve kuruluģlarınca yürütülen biliģim projeleri yönünden bu Ģekilde bir olanağın sağlanmamasının eģitlik ilkesine aykırılık oluģturduğu, FATĠH Projesinin dönemini kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı nda yer almadığı ve söz konusu Plan hedefleriyle uyumlu olmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa nın 10., 161. ve 166. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, kamu mali yönetiminin yapısını ve iģleyiģini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali iģlemlerin muhasebeleģtirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolünü düzenlemektedir. Anılan Kanun da, merkezî yönetim bütçesinin yıllık olması öngörülmüģtür. Bununla birlikte söz konusu Kanun un 28. maddesinde bütçenin yıllık olması ilkesine bazı istisnalar getirilmiģtir. Dava konusu kuralla, bütçenin yıllık olması ilkesine yeni bir istisna getirilmektedir. Buna göre, FATĠH Projesi kapsamında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullara internet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için Millî Eğitim Bakanlığı ve UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığınca 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım iģlerinde üst yöneticinin onayıyla 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmelere giriģilebilmesi olanaklı hale getirilmiģtir. Ġstisnanın uygulanacağı süre 2015 yılı sonuyla sınırlı tutulmuģtur. Dava konusu kural, Kanun un 24. maddesiyle değiģtirilen 4734 sayılı Kanun a eklenen Geçici Madde 13 için belirtilen gerekçelerle Anayasa nın 10. maddesine; 222 sayılı Kanun un 3. maddesi ve 1739 sayılı Kanun un 22. maddesi için açıklanan gerekçelerle Anayasa nın 166. maddesine aykırı değildir. Anayasa nın 161. maddesinin birinci fıkrasında, devletin ve kamu iktisadi teģebbüsleri dıģındaki kamu tüzelkiģilerinin harcamalarının, yıllık bütçeyle yapılacağı kuralı getirilmiģ; üçüncü fıkrasında ise kanunla, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmetler için özel süre ve usullerin öngörülebileceği düzenlenmiģtir. Anayasa koyucu, bu iki tip harcama yönünden bütçenin yıllık olması ilkesine istisna getirilebileceğini belirtmekle birlikte bu sürenin ne kadar uzatılabileceğine iliģkin herhangi bir hükme yer vermeyerek, bu konudaki takdiri kanun koyucuya bırakmıģtır. FATĠH projesi, okulöncesi, ilköğretim ile ortaöğretim düzeyindeki tüm okullarda bulunan dersliğe dizüstü bilgisayar, LCD panel etkileģimli tahta ve internet ağ altyapısı sağlamayı amaçlayan ve beģ yılda tamamlanması planlanan bir proje olup bu projenin, Anayasa nın 161. maddesinin üçüncü fıkrası anlamında bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmet niteliğinde olduğu anlaģılmaktadır. Dolayısıyla, Fatih projesi kapsamında yapılacak mal ve hizmet alımlarında birden fazla yıla yaygın yüklenmelere giriģilmesine olanak tanıyan dava konusu kural, Anayasa nın 161. maddesine aykırı değildir. Ġptal isteminin reddi gerekir.serruh KALELĠ, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAġ ile Recep KÖMÜRCÜ bu görüģe katılmamıģlardır. V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI ĠSTEMLERĠNĠN ĠNCELENMESĠ günlü, 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanun un: 1-1. maddesiyle değiģtirilen günlü, 222 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu nun 3. maddesine, 2-2. maddesiyle değiģtirilen 222 sayılı Kanun un 7. maddesine, 3-3. maddesiyle değiģtirilen 222 sayılı Kanun un 9. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesine, 4-7. maddesiyle değiģtirilen günlü, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu nun 22. maddesine, 5-8. maddesiyle değiģtirilen 1739 sayılı Kanun un 24. maddesinin son cümlesine, 6-9. maddesiyle değiģtirilen 1739 sayılı Kanun un 25. maddesinin mülga birinci fıkrasına,

142 7-12. maddesiyle günlü, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu nun 18. maddesinin birinci fıkrasında yer alan yüzde onundan fazla ibaresinin madde metninden çıkarılmasına iliģkin hükme, maddesiyle günlü, 4306 sayılı Kanun un geçici 1. maddesinin (A) fıkrasının (2) numaralı bendinin (c) alt bendinde yer alan sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim ibaresinin ilköğretim ve ortaöğretim Ģeklinde değiģtirilmesi ve maddede yer alan sekiz yıllık kesintisiz ibarelerinin madde metninden çıkarılmasına iliģkin hükme, maddesiyle değiģtirilen, günlü, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu nun 45. maddesine, maddesiyle 2547 sayılı Kanun a eklenen Geçici Madde 61 e, maddesiyle günlü, 4734 sayılı Kamu Ġhale Kanunu na eklenen Geçici Madde 13 e, maddesiyle günlü, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu na eklenen Geçici Madde 20 ye, yönelik iptal istemleri, günlü, E.2012/65, K.2012/128 sayılı kararla reddedildiğinden, bu madde, fıkra, cümle ve hükümlere iliģkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDĠNE, gününde OYBĠRLĠĞĠYLE karar verilmiģtir. VI- SONUÇ günlü, 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanun un: 1-1. maddesiyle değiģtirilen günlü, 222 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu nun 3. maddesinin Anayasa ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDĠNE, OYBĠRLĠĞĠYLE, 2-2. maddesiyle değiģtirilen 222 sayılı Kanun un 7. maddesinin Anayasa ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDĠNE, OYBĠRLĠĞĠYLE, 3-3. maddesiyle değiģtirilen 222 sayılı Kanun un 9. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin Anayasa ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDĠNE, OYBĠRLĠĞĠYLE, 4-7. maddesiyle değiģtirilen günlü, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu nun 22. maddesinin Anayasa ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDĠNE, OYBĠRLĠĞĠYLE, 5-8. maddesiyle değiģtirilen 1739 sayılı Kanun un 24. maddesinin son cümlesinin Anayasa ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDĠNE, OYBĠRLĠĞĠYLE,6-9. maddesiyle değiģtirilen 1739 sayılı Kanun un 25. maddesinin mülga birinci fıkrasının; a- Ortaokul ve liselerde, Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur. biçimindeki üçüncü cümlesinin Anayasa ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDĠNE, Fulya KANTARCIOĞLU ile Mehmet ERTEN in karģıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, b- Kalan bölümünün Anayasa ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDĠNE, OYBĠRLĠĞĠYLE, maddesiyle günlü, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu nun 18. maddesinin birinci fıkrasında yer alan yüzde onundan fazla ibaresinin madde metninden çıkarılmasına iliģkin hükmün Anayasa ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDĠNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Engin YILDIRIM ın karģıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, maddesiyle günlü, 4306 sayılı Kanun un geçici 1. maddesinin (A) fıkrasının (2) numaralı bendinin (c) alt bendinde yer alan sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim ibaresinin ilköğretim ve ortaöğretim Ģeklinde değiģtirilmesi ve maddede yer alan sekiz yıllık kesintisiz ibarelerinin madde metninden çıkarılmasına iliģkin hükmün Anayasa ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDĠNE, OYBĠRLĠĞĠYLE,

143 9-14. maddesiyle değiģtirilen, günlü, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu nun 45. maddesinin, (a), (b), (c), (d) ve (e) bentleri ile (f) bendinin birinci cümlesinde yer alan ile ortaöğretimin tamamını yurt dıģında tamamlayan öğrencilerin ibaresinin Anayasa ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDĠNE, OYBĠRLĠĞĠYLE, maddesiyle 2547 sayılı Kanun a eklenen Geçici Madde 61 in Anayasa ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDĠNE, OYBĠRLĠĞĠYLE, maddesiyle günlü, 4734 sayılı Kamu Ġhale Kanunu na eklenen Geçici Madde 13 ün Anayasa ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDĠNE, OYBĠRLĠĞĠYLE, maddesiyle günlü, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu na eklenen Geçici Madde 20 nin Anayasa ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDĠNE, Serruh KALELĠ, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAġ ile Recep KÖMÜRCÜ nün karģıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, gününde karar verildi. BaĢkan HaĢim KILIÇ Üye Fulya KANTARCIOĞLU Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT Üye Burhan ÜSTÜN Üye Hicabi DURSUN BaĢkanvekili Serruh KALELĠ Üye Mehmet ERTEN Üye Zehra Ayla PERKTAġ Üye Engin YILDIRIM Üye Celal Mümtaz AKINCI BaĢkanvekili Alparslan ALTAN Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Recep KÖMÜRCÜ Üye Nuri NECĠPOĞLU Üye Erdal TERCAN Üye Muammer TOPAL Üye Zühtü ARSLAN KARġIOY Dava konusu kural; Milli eğitime bağlı okullarda internet eriģim hizmetleri ve ağ alt yapısının sağlanması için ilgili bakanlıkların 2015 yılı sonuna kadar (Nisan 2012-Aralık 2015 arası) yapılacak mal ve hizmet alım ve yapım iģlerinde üst yöneticinin onayı ile 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmelere giriģilmesini olanaklı hale getirmektedir. Kuralın gerekçesinde de, sağlanacak hizmetin hızlı, sürekli ve ekonomikliğinin sağlanması için, alım ve yapım iģlerine iliģkin sözleģmelerin uzun süreli olması gerektiği ifadesi dıģında, öngörülen uzun süreçli yüklenme ile kamusal yarar arası iliģkinin ve tercih nedenlerini belirleyecek anlam ve kapsamına yönelik net bir anlatıma rastlanılmamıģtır. Anayasa nın 161. maddesi üçüncü fıkrası bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmetler için özel süre ve usullerin bütçe uygulama, kontrol kanununa konulabileceği iznini vermiģtir ancak esas olan devletin tüm harcamalarının yıllık bütçe ile yapılması istisnai hallerde de özel süreler öngörülebilmesidir.

144 Kural kapsamında yapılması düģünülen iģin, internet eriģim hizmetleri ve ağ alt yapısının sağlanması ve yapımının Milli eğitime bağlı tüm okulları kapsaması nedeniyle bir an için yıllık bütçe içinde planlanmasının olası olmadığı söylenebilir. Ancak yasanın yürürlüğünden itibaren 4 yıl boyunca yapılacak her ihalede alım ve yapım hizmet iģ karģılığının bir üst yönetici (makam kimliği belirsizdir) onayı ile devlet hizmet hayatında azımsanmayacak bir süreyi içine alacak Ģekilde (15 yıl kadar) süreyle iptal konusu kuralın iģgal ettiği internet hizmeti ve ağ alt yapısının sağlanması konusunda devlete ve bütçesine sürekli bir yükümlülük getirdiği düģünüldüğünde, bugünün üst yöneticisinin imzası ile Milli Eğitim ve UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığınca aynı konu hakkında yarın için gelecek hükümetlerinin kamu yararı takdirini blokeleyerek olumlu olumsuz yeni bir tasarruf yapmasını adeta olanaksız kılmaktadır. Hukuk devletinde bir kural, yöneticilerine uzun süreli geleceğe imza atma yetkisini verirken, edinilecek hizmet karģılığının, yaygın yüklenmeye esas olan meģru amaç ve yarar dengesini, esas alınan marjinal faydayı, istisnadan yararlanmak için yıllık bütçe plan tekniğini aģma zorunluluğu getiren nedenlerini, buna imkan veren yasa ve gerekçesinde sistematik yoruma elveriģli, açık ve net bir Ģekilde anlatabilmelidir. Kuralda geçen üstlenilen yada yararlanılacak konu bir teknoloji hizmetidir. Çağımızda, ortalama her altı ayda bir teknoloji kapasitelerinin ve yeniliklerinin misli ile çoğaltıldığı ya da amacı güdüldüğü bilinen bir gerçektir. 15 uzun yıl sonuna yayılmıģ hizmet alım/yapımları tamamlandığında 15 yıl önce yapılmıģ bir ihale ile edinilmiģ hizmetin demode, çağdıģı, güncelden uzak olmadığını söyleyecek kimsenin olmayacağı da göz önüne alınırsa, bütçe tekniğini kuralda yer alan hali ile gerekliliği belirsiz Ģekilde iģgal eden hizmetle iliģkilendirilmiģ bakanlıkların, gelecek tasarruflarını ipotek altına alan iptal konusu kural amaca ulaģmada en elveriģli yol değildir.hukuk devleti her alanda adaletli düzenin kurucusu olmak zorundadır. AlınmıĢ bir hizmetin 15 süreyle borcunun ödenmesi baģka bir Ģey, 15 yıl boyunca ihale edilmiģ bir teknoloji hizmetinin bağımlısı ve zorunlu alıcısı kalmak bir baģka Ģeydir. Kuralın getirdiği bu yaygınlaģtırılmıģ alım/yapım yükünü oluģturan yetki, kendisi iktidarda, yönetimde değilken bile gelecek bir siyasi oluģumun ülke adına belirleyeceği tercih ve takdirin ve ihtiyaçların tespitlerinin önüne geçerek ihale edilmiģ hizmete rehin verilmektedir. Anayasa süreli bütçe uygulama yetkisi veriyorsa da, bu süre demokratik, çağıyla özdeģ bir cumhuriyet ülkesinde, yeniliklere açık, çağdaģ bir idarenin gelecek yöneticilerini, konusu sürekli bir değiģim, kapasite artırım ve kullanım, öğrenim kolaylıkları sağlayan teknoloji hizmeti yükümlülükleri karģısında en elveriģli, en gerekli, ve orantılıyı tercih edebilmek için makul sayılmayacak uzunluktaki bir süreyle kendini bağlı hissettirmemelidir. Ġptali istenen kuralın, her alanda adaletli, hakkaniyetli ve bireyine fırsat eģitliği yaratan bir düzen kurmak zorunda olan hukuk devletinde, her an bir değiģim ve yeniliğe açık bir teknoloji ihalesi sonrasında makul olduğu kabul edilmeyecek 15 yıl gibi uzun sayılabilecek bir süreyle idareyi yükümlülük altına sokması hukuk devletinin ölçülülük ilkesine aykırılık taģır. Kuralın Anayasa nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile çoğunluk görüģüne katılınmamıģtır. BaĢkanvekili Serruh KALELĠ KARġIOY GEREKÇESĠ Yasa nın 9. Maddesinin Ġncelenmesi:6287 sayılı Kanun un 9. maddesiyle 1739 sayılı Kanun un 25. maddesinin yeniden düzenlenen mülga birinci fıkrasında, Ġlköğretim

145 kurumları; dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluģur. Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında lise eğitimini destekleyecek Ģekilde öğrencilerin yetenek, geliģim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluģturulur. Ortaokul ve liselerde, Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluģturulacak program seçenekleri Bakanlıkça belirlenir. denilmektedir. Buna göre ilköğretim kurumları, her ikisi de dört yıl ve zorunlu olan ilkokullar ve ortaokullar ile imamhatip ortaokullarından oluģmaktadır. Davacılar tarafından bu kuralın da iptali istenilmiģse de 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu nun 4. maddesi ile yüksek din uzmanları yetiģtirilmek üzere Ġlâhiyat Fakültesi, imamet ve hitabet gibi din hizmetlerinin yerine getirilmesini sağlayacak memurların yetiģmesi için de ayrı okullar kurulması öngörülmüģ, söz konusu yasaya, Anayasa nın 174. maddesinde sayılan hükümlerinin Anayasa ya aykırı olduğu Ģeklinde anlaģılamayacak ve yorumlanamayacak yasalar arasında yer verilmiģtir. Bu durumda Tevhidi Tedrisat Kanunu ile çizilen sınır ve öngörülen amaç doğrultusunda imam-hatip okulları açılabilecektir. Ancak bu okulların belirtilen çerçevenin dıģına çıkılarak diğer ortaokullara alternatif oluģturacak öğretim kurumlarına dönüģtürülmeleri halinde Anayasal korumadan yararlanamayacakları açıktır. Uygulamanın Tevhidi Tedrisat Kanunu kapsamında yürütülmesi ise idarenin sorumluluğunda olup, Anayasal denetim alanı dıģında kalan bir husustur. Dava konusu kuralda ayrıca ortaokulları ile imam-hatip ortaokullarında lise eğitimini destekleyecek Ģekilde öğrencilerin yetenek geliģim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluģturulur. Ortaokul ve liselerde Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluģturulacak program seçenekleri Bakanlıkça belirlenir denilmektedir. Böylece ortaokul ve liselerde Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı dersleri, yasal korumaya alınarak Bakanlığın belirleyeceği seçmeli derslere göre daha güvenceli ve imtiyazlı duruma getirilmektedir. Bu konuda diğer seçmeli derslerin belirlenmesinde olduğu gibi Bakanlığın takdir yetkisi de bulunmamaktadır.anayasa nın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan lâiklik ilkesi, devletin bütün din ve inançlara saygılı ve eģit uzaklıkta olmasını gerektirir. Bunun sonucu olarak lâik bir devlette yasalar dini gerekler gözetilerek ya da herhangi bir dine ayrıcalık veya üstünlük tanıyacak biçimde düzenlenemez. Bu bağlamda, devletin dini olmayacağı gibi Peygamberi de olmaz. Dava konusu kuralla seçimlik dersler arasında sadece Ġslâm dininin öğrenilmesine yönelik derslere yasal güvence sağlanmasının, farklı dinlere mensup vatandaģlar arasında ayrımcılığa yol açarak lâiklik ilkesini zedeleyeceği açıktır. Ayrıca, Anayasa nın 10. maddesine göre herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düģünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eģit haklara sahip olduğundan, farklı dinlere mensup vatandaģlara da aynı olanakların sağlanması eģitlik ilkesinin de gereğidir. Toplumun büyük çoğunluğunun Ġslâm dinine mensup olması da yapılan ayırımcılığın nedeni olarak kabul edilemez. ÇağdaĢ demokrasiler çoğunlukçu değil çoğulcu rejimlerdir. Anayasa nın tanıdığı haklardan yararlanmada vatandaģlar arasında çoğunluğu oluģturup, oluģturmamalarına göre ayırım yapılamaz.öte yandan, Ġnsan Hakları Avrupa Mahkemesi nin dinin toplum içindeki yerinin ve etkisinin farklılık gösterdiği ülkelerdeki somut olaylara iliģkin kararları genelleģtirilerek lâiklik ilkesine içerik kazandırılamaz. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği gibi, düģünsel temellerini Rönesans ve aydınlanma döneminden alan ve çağdaģ demokrasilerin ortak değeri haline gelen lâiklik ilkesinin amacı, bireye özgür düģünce olanağı vererek din ve vicdan özgürlüğünün en geniģ biçimde tanınması ve yaģama geçirilmesini sağlamak olduğundan, bir denetim aracı olarak lâiklik ilkesine içerik kazandırılırken sosyal ve kültürel farklılıklar bir tarafa bırakılarak salt karģılaģtırmalı hukuk açısından ve örnek gösterilen ülkelerin

146 vatandaģlarının mensup olduğu dinin özellikleri ve toplumsal yaģamda ne ölçüde belirleyici rol oynadığı gibi hususlar gözetilmeden yapılan değerlendirmelerle sonuca ulaģılmaya çalıģılması, ülkemiz koģullarında çoğulculuğa değil çoğunlukçuluğa hizmet edeceğinden demokratik devletin çağdaģ tanımı ile bağdaģmaz.dava konusu düzenleme, belli dine mensup olanların ihtiyaçlarına öncelik tanıyıp, diğerlerine bu olanağı vermediğinden Anayasa nın 2. maddesinde belirtilen demokratik, lâik hukuk devleti ilkesi ve 10. maddesinde yer alan eģitlik ilkesi ile bağdaģmamaktadır. Kural ın iptali gerektiği düģüncesiyle çoğunluk görüģüne katılmıyorum.yasa nın 12. Maddesinin Ġncelenmesi: 6287 sayılı Kanun un 12 inci maddesi ile, tarihli ve 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanunu nun 18. maddesinin birinci fıkrasında yer alan yüzde onundan fazla ibaresi madde metninden çıkarılarak fıkra, On ve daha fazla personel çalıģtıran iģletmeler, çalıģtırdıkları personel sayısının yüzde beģinden az, (yüzde onundan fazla) olmamak üzere meslekî ve teknik eğitim okul ve kurumu öğrencilerine beceri eğitimġ yaptırır. Öğrenci sayısının tespitinde kesirler tama iblağ olunur. biçimini almıģtır. Böylece iģletmelerdeki üst sınır kaldırılmıģ alt sınır ise korunmuģtur. Bu sınırın kaldırılmasıyla iģletmelerin daha ucuz olması nedeniyle çocuk iģ gücüne yönelebilecekleri dikkate alındığında, yapılan düzenleme çocuk emeğinin sömürülmesine yol açabilecek niteliktedir. Anayasa nın herkesin, yaģama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliģtirme hakkına sahip olduğunu belirten 17. maddesi ve Devlet, her türlü istismara ve Ģiddete karģı çocukları koruyucu tedbirleri alır diyen 41. maddesi karģısında çocuk istismarına neden olabileceği açıkça görülen dava konusu kuralın koruma göremeyeceği ve iptali gerektiği düģüncesiyle çoğunluk görüģüne katılmıyorum.yasa nın 25. Maddesinin Ġncelenmesi:6287 sayılı Yasa nın 25. maddesi ile 5018 sayılı Kanun a eklenen Geçici 20. maddede Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi ĠyileĢtirme Hareketi (FATĠH) Projesi kapsamında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullara internet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması ve Millî Eğitim Bakanlığı ve UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığınca 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım iģlerinde üst yöneticinin onayıyla 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmelere giriģilebilir. denilmektedir. Buna göre Anayasa nın 161. maddesinde belirtilen bütçenin yıllık olması kuralına istisna getirilerek FATĠH Projesi kapsamında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullara internet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için Millî Eğitim Bakanlığı ve UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığınca 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım iģlerinde üst yöneticinin onayıyla 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmelere giriģilebilmesi olanaklı kılınmıģtır.anayasa nın 161. maddesinin birinci fıkrasında, devletin ve kamu iktisadi teģebbüsleri dıģındaki kamu tüzelkiģilerin harcamalarının, yıllık bütçeyle yapılacağı; ikinci fıkrasında mali yıl baģlangıcı ile merkezi yönetim bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve kontrolünün kanunla düzenleneceği; üçüncü fıkrasında da kanunla, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmetler için özel süre ve usûllerin öngörülebileceği belirtilmiģtir.dava konusu kuralla düzenlenen internet eriģim hizmetleri ve ağ alt yapısının sağlanması için yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım iģleri, Anayasa nın 161. maddesinin son fıkrası bağlamında iģ ve hizmet olarak değerlendirilemeyeceğinden bu alımların, bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmetler kapsamında kabûl edilmesine olanak bulunmamakta söz konusu alım ve iģlerin yıllık bütçeyle yapılması gerekmektedir.bu durumda Anayasa nın 161. maddesinin son fıkrasına aykırı olduğu sonucuna varılan kuralın iptali gerektiği düģüncesiyle çoğunluk görüģüne katılmıyorum. Üye Fulya KANTARCIOĞLU

147 KARġIOY GEREKÇESĠ I- Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanun un 9. maddesi ile değiģtirilen Milli Eğitim Temel Kanunu nun 25. maddesinin iptali istenen mülga birinci fıkrasında;... Ortaokul ve liselerde, Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur denilmektedir. Kural ile ortaokul ve liselerde, Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatının, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulmasını öngören bir eğitim sistemi getirilmektedir. Anayasa nın Cumhuriyetin nitelikleri baģlıklı 2.maddesinde; Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanıģma ve adalet anlayıģı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, baģlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. kuralı yer almaktadır. Maddede yer alan lâiklik ilkesi, Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılmıģ ve Anayasal olarak değiģtirilemeyeceği, değiģtirilmesinin teklif bile edilemeyeceği de Anayasa nın 4. maddesinde hüküm altına alınmıģtır. Bu ilkenin en temel niteliklerinden biride, Devletin, tüm din, mezhep ve inançlar karģısında aynı uzaklıkta ve tam bir tarafsızlık içinde kalmak zorunda olmasıdır. Anayasa nın Kanun önünde eģitlik baģlıklı 10. maddesinde; Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düģünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eģittir Devlet organları ve idare makamları bütün iģlemlerinde kanun önünde eģitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. hükümleri yer almaktadır. Sözü edilen hükümlerde, herkesin din, mezhep ve inanç karģısında eģit olduğu, Devlet organlarının bütün iģlemlerinde kanun önünde eģitlik ilkesine uygun hareket etmek zorunda oldukları öngörülmektedir. Anayasa nın Din ve vicdan hürriyeti baģlıklı 24. maddesinin birinci fıkrasında; Kimse, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Ģeklinde düzenlemelere yer verilmektedir.fıkrada yer alan düzenlemelerle kimsenin dini inanç ve kanaatini açıklamaya zorlanamayacağı, dini inanç ve kanaatinden, dini inanç ve kanaatinin gereklerini yerine getirip getirmemesinden dolayı kınanıp suçlanamayacağı öngörülerek dini inanç ve kanaat özgürlüğü korunmuģtur. Yukarıda belirtilen kurallar, lâik Devlet anlayıģının, kanun önünde eģitliği sağlamanın, din ve vicdan hürriyetinin Anayasa ile korunan temel ilkeler olduğunu göstermektedir. Anayasa da yer alan bu ilkeler gözetildiğinde, kanunların din kuralları gözetilerek ya da bir dine ayrıcalık tanınarak düzenlenemeyeceği, Devletin, tüm din, mezhep ve inançlar karģısında aynı uzaklıkta ve tam bir tarafsızlık içinde olması gerektiği, dini inanç ve kanaatlerin korunacağı, düzenlemelerin bu ilkelere uygun olarak yapılacağı konusunda kuģku bulunmamaktadır. Kural ile ortaokul ve liselerde Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatının isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulmak istenen bir eğitim sisteminin getirildiği, bu sistemde diğer ilahî Kitaplar ve Peygamberlerin hayatının isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulmak üzere yer almadığı, bunlar arasında bir ayırımın yapıldığı anlaģılmaktadır. Kural bu haliyle Devletin tüm ilahî Kitaplar ve Peygamberler ile onlara inananlara karģı aynı uzaklıkta ve tarafsızlık içinde olması, belli bir ilahî Kitap ve Peygamber ile ona inananlar yanında yer almaması gerektiğine iliģkin Anayasa da öngörülen lâik Devlet anlayıģına uymamaktadır. Yine, Devlet organlarının din, mezhep ve inançlar karģısında ayırım yapmadan kanun önünde eģit davranma zorunluluğu, ilahî Kitaplar ve Peygamberlerin hayatı ile onlara inananlar bakımından da geçerlidir. Bu durum, Anayasa da yer alan eģitlik ilkesinin gereğidir.

148 Kuralda, sadece Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatının isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulmak istenmesi, diğer ilahî Kitap ve Peygamberlerle ilgili derslerin göz ardı edilmesi, lâik Devlet anlayıģına ve eģitlik ilkesine aykırılık oluģturmaktadır. Keza, kural uyarınca Kur an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatının seçmeli ders olarak okutulmak istenmesi nedeniyle yapılacak olan seçme veya seçmeme yönündeki tercih, dini inanç veya kanaatin açıklanmasına neden olacak ve bu tercih aynı zamanda kiģiler arasında ayrıģmaya da yol açacaktır. Bu durum, kiģilerin dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacakları ilkesine ve dini inanç ve kanaatinden dolayı kınanıp suçlanamayacakları kuralına aykırılık oluģturmaktadır. Açıklanan nedenlerle iptali istenilen cümle, Anayasa nın 2. maddesindeki demokratik, lâik devlet ilkesine, 10. maddesindeki eģitlik ilkesine ve 24. maddesindeki dini inanç ve kanaat özgürlüğünün korunması yolundaki ilkeye aykırıdır, iptali gerekir. II- Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanun un 25. maddesiyle Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu na Eklenen Geçici 20. maddesinde; Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi ĠyileĢtirme Hareketi (FATĠH) Projesi kapsamında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullara internet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için Millî Eğitim Bakanlığı ve UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığınca 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım iģlerinde üst yöneticinin onayıyla 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmelere giriģilebilir hükmüne yer verilmektedir. Madde ile FATĠH Projesi kapsamında, internet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için mal ve hizmet alımları ile yapım iģlerinde, Millî Eğitim Bakanlığı ile UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığınca yapılacak ihalelerde üst yöneticinin onayıyla 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmeye giriģilmesi öngörülmektedir. Anayasa nın Bütçenin hazırlanması ve uygulanması baģlıklı 161. maddesinde; Devletin ve kamu iktisadî teģebbüsleri dıģındaki kamu tüzelkiģilerinin harcamaları, yıllık bütçelerle yapılır. Mali yıl baģlangıcı ile merkezi yönetim bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve kontrolü kanunla düzenlenir. Kanun, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabilir. Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dıģında hiçbir hüküm konulamaz. denilmektedir. Maddede, Devletin ve kamu iktisadi teģebbüsleri dıģındaki kamu tüzelkiģilerinin harcamalarının yıllık bütçelerle yapılacağı belirtildikten sonra, Kanunun kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabileceği istisnasına da yer verilmiģtir. Bu istisna, 5018 sayılı Kanun un 28. maddesinde düzenlenmiģtir. Kuralda belirtilen, internet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için yapılacak mal ve hizmet satın alma iģleri, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmetler kapsamında olmadığından ihtiyacın mali yıl içinde yıllık bütçelerle karģılanması gerekir. Bunlar için gereken yapım iģleri ise, niteliği itibariyle yılı içinde tamamlanamayacak türden olması nedeniyle yıllara yaygın hale gelir. Bu da 5018 sayılı Kanun un 28. maddesince değerlendirileceğinden 5018 sayılı Kanuna geçici 20. maddesine ihtiyaç bulunmamaktadır.5018 sayılı Kanun 28. maddesinin ek dördüncü fıkrasında, bazı kiralamalarla mal ve hizmet satın alma iģlerinin 3 yılı geçmemek üzere yıllara yaygın yapılabileceği belirtilmekte ise de; fıkradaki gelecek yıllara yaygın yüklenmeler, yılı bütçesinde ödeneğinin bulunması, Maliye Bakanlığından uygun görüģ alınması ve süresinin üç yılı geçmemesi biçiminde koģullara bağlanmıģtır.

149 Ġptali istenen kural ile FATĠH Projesi kapsamında, hiç bir koģula yer verilmeden Millî Eğitim Bakanlığı ile UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığına, internet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının temini için mal ve hizmet alımları, yapım iģleri ve ilgili ihalelerde üst yöneticinin onayıyla 15 yıl gibi uzunca bir süre öngörülerek gelecek yıllara yaygın yüklenme yapma yetkisi verilmektedir. Kuralda, FATĠH Projesi kapsamında hiç bir koģulun yer almaması ve üst yöneticinin onayıyla 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenme yapmaya imkan tanınması Anayasa nın bütçenin hazırlanması ve uygulanması ile ilgili hükümlerine aykırılık oluģturmaktadır Açıklanan nedenlerle kural Anayasa nın 161. maddesine aykırıdır, iptali gerekir. Üye Mehmet ERTEN KARġIOY GEREKÇESĠ 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu, kamu ve özel sektöre ait kurum, kuruluģ ve iģ yerleri ile mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarındaki eğitim ve öğretimi düzenlemekte olup, 18. maddesinin birinci fıkrasıyla, on ve daha fazla personel çalıģtıran iģletmelere, çalıģtırdıkları personel sayısının yüzde beģinden az, yüzde onundan da daha fazla olmamak üzere mesleki teknik eğitim okul ve kurumun öğrencilerine beceri eğitimi yaptırmaları zorunluluğu getirmektedir. 30/3/2012 tarihli ve 6287 sayılı Kanun un 12. maddesi ile yukarıda yer alan yüzde onundan fazla ibaresi yasadan çıkarılmıģtır. ĠĢletmelerin çalıģtırmak zorunda oldukları stajyer öğrenci sayısına getirilen %10 luk üst sınırın kaldırılmasıyla mesleki eğitim almakta olan öğrencilerin beceri eğitimi yapma olanaklarının geliģtirilmesinin amaçlandığını söyleyebiliriz. Bununla birlikte, %10 tavan sınırlanmasının kaldırılması iģletmelerde (öğrenci) çocukların asıl iģgücü olarak çalıģtırılması olasılığını getirdiğinde, (öğrenci) çocuk emeğinin istismarının ve sömürülmesinin önünü açabilir. Zaten, mülga düzenlemede bir üst sınıra yer verilmesinin temel amacı da bunu önlemekti. BM Çocuk Haklarına Dair SözleĢme nin 1. maddesinde, SözleĢme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan yasaya göre daha erken yaģta reģit olma durumu hariç 18 yaģına kadar her insanın çocuk sayılacağı belirtilmiģtir. Aynı SözleĢme nin 32. maddesi de taraf devletlere çocuğun ekonomik sömürüye ve eğitimine zarar verecek nitelikte çalıģtırılmasına karģı koruma yükümlülüğünü getirmektedir Sanayi iģyerlerine Alınacak Çocukların Asgari YaĢ Sınırını Belirleyen 59 Sayılı Uluslararası ÇalıĢma SözleĢmesi nin 2. maddesinde, 15 yaģın altındaki çocukların kamu ve özel sektör sanayi iģletmelerinde veya bunların alt birimlerinde çalıģtırılmayacağı kabul edilmiģ, ancak bu kuralın kamu makamları tarafından denetlemek kaydıyla teknik okullarda çocuklar tarafından yapılan iģlere uygulanmayacağı 3. maddede belirtilmiģtir. Görüldüğü gibi burada iģletmelerde yapılacak olan beceri eğitimi değil, teknik okullarda çocuklar tarafında yapılacak iģler kast edilmektedir. Her ne kadar beceri eğitimin amacı (öğrenci) çocukların üretimin nasıl gerçekleģtiğini öğrenmelerine ve deneyim sahibi olmalarına yardımcı olmak olarak ifade edilse de, çocuğun iģletmelerdeki üretim faaliyetlerinde asıl iģgücünün bir parçası olarak çalıģtırılması ve bu nedenle emeğinin istismar edilmesi ve sömürülmesi durumu ortaya çıkabilecektir. Anayasa nın 41. maddesinin dördüncü fıkrasında, devletin her türlü istismara ve Ģiddete karģı çocukları koruyucu tedbirleri almakla yükümlü olduğu kurala bağlanmıģtır. Bu hükmün, devleti çocuk emeğinin sömürüsünü önleyecek tedbirleri almakla yükümlü kıldığı açıktır. Stajyer öğrenci sayısında hiçbir üst sınıra yer verilmemesi göreceli ucuz olan (öğrenci) çocuk

150 emeğinin bazı iģletmelerce alabildiğince istismar edilmesine davetiye çıkartılması anlamına gelmektedir. Bu iģletmeler beceri eğitimi altında emek maliyetlerini düģürmek amacıyla kısmen veya tamamen (öğrenci) çocuk çalıģtırma yoluna gidebilir. Yukarıda belirtilen nedenden dolayı, ilgili kuralın Anayasa nın 41. maddesinin, son fıkrasına aykırı olduğu sonucuna ulaģılmıģtır. Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Engin YILDIRIM KARġIOY YAZISI sayılı Kanun un 12. maddesi ile 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu nun 18. maddesinin birinci fıkrasında yer alan yüzde onundan fazla ibaresinin madde metninden çıkarılmasının Anayasa ya aykırılığı: Kuralla, Mesleki Eğitim Kanunu nun iģletmelerde meslek eğitimini düzenleyen 18. maddesinde yer alan, on veya daha fazla personel çalıģtıran iģletmelere, çalıģtırdıkları personel sayısının yüzde beģinden az, yüzde onundan fazla olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumu öğrencilerine beceri eğitimi yaptırmaları zorunluluğu getiren hükümdeki üst sınır olan yüzde on tavanı kaldırılmaktadır. Buna göre, kuralın uygulandığı iģletmeler, çalıģtırdıkları personel sayısının yüzde yüzüne kadar öğrenciye beceri eğitimi yaptırma yükümlülüğü ile karģılaģabileceklerdir. Anayasa nın 42. maddesinde eğitim ve öğrenim hakkı, 48. maddesinde çalıģma ve sözleģme hürriyeti, 49. maddesinde ise çalıģma hakkı ve ödevi düzenlenmiģtir. Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden Anayasanın, eğitim ve öğrenim hakkının kullanılabilmesi bakımından çocuk iģgücünün ekonominin asli bir öğesi haline gelmesine izin vermediği, iģyerlerinin ekonomik gereklere göre güven içinde faaliyet göstermesini sağlamanın ve iģsizliği önlemenin devletin görevi olduğu, bu nedenlerle iģyerlerinin verimlilik esası dıģında, eğitim kurumu gibi hizmet sunmaya zorlanamayacağı anlaģılmaktadır. Öğrencilerin beceri eğitimi altında iģyerlerinde büyük oranlarda çalıģtırılmalarının öğrenim ve eğitimi engelleyeceği, çok sayıda beceri eğitimi verme külfetiyle karģılaģan iģverenin bu öğrencilerden üretimde daha fazla fayda sağlamak veya iģyerinin çalıģma disiplininin bozulmasına razı olmak seçenekleriyle karģı karģıya kalacağı, bunun sonucunda ortaya çıkacak tablonun öğrencilerin aleyhine tecelli etmesinin kaçınılmaz olacağı ve çocukların asıl iģgücü gibi kullanılmasının yetiģkin iģsizliğine de olumsuz katkı yapacağı gözetildiğinde, hem mesleki eğitimdeki öğrencilerin hem de iģyerinin çıkarları icabı, beceri eğitimine iliģkin kuralda makul bir üst sınır bulunmasının gerektiği sonucuna varılmaktadır. Bu konudaki üst sınırı kaldıran kural bu nedenle Anayasa nın 42., 48. ve 49. maddelerine aykırıdır. 2- Kanun un 25. maddesiyle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu na eklenen Geçici Madde 20 nin Anayasa ya aykırılığı: Kuralla, FATĠH projesi kapsamında 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım iģlerinde üst yöneticinin onayıyla 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmelere giriģilebileceği öngörülmektedir. Anayasa nın 161. maddesinde devletin harcamalarının yıllık bütçelerle yapılacağı, kanunun, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabileceği belirtilmiģtir. FATĠH kapsamındaki mal ve hizmet alımları anayasadaki bu istisnanın kapsamına girmemektedir. KuĢkusuz devletin hemen her iģi uzun yıllar hatta süresiz devam eder niteliktedir. Ancak iģin bir yıldan fazla sürecek olmasının anlamı yasa koyucunun veya idarenin yorumu değil, iģin niteliğidir. Aksi düģüncenin kabulü halinde devletin tüm harcamalarının bu yolla bütçe dıģına çıkarılması mümkün olur ve

151 Anayasa hükmü iģlevsiz hale gelir. FATĠH projesi kapsamındaki alımların yıllık bütçelerle düzenlenmesine nesnel bir engel bulunmadığı halde 15 yıllık yüklenme kapsamına alınması, Anayasa nın 161. maddesine aykırıdır. Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT KARġIOY GEREKÇESĠ günlü, 6287 sayılı Ġlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanun un 25. maddesi ile 5018 sayılı Kanun a eklenen geçici 20. madde de; Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi ĠyileĢtirme Hareketi (FATĠH) projesi kapsamında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullara internet eriģim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için Milli Eğitim Bakanlığı ve UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığınca 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım iģlerinde üst yöneticinin onayıyla 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmelere giriģilebilir. denilmektedir. Anayasa nın 161. maddesinde, Devletin ve Kamu Ġktisadi teģebbüsleri dıģındaki kamu tüzel kiģilerinin harcamalarının yıllık bütçelerle yapılacağı, Kanun un kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iģ ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabileceği istisnasına yer verilmiģtir. Anayasa nın 161. maddesinin üçüncü fıkrasında sözü edilen Kanun un öngöreceği özel süre ve usuller ise, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu nda gelecek yıllara yaygın yüklenmeler baģlıklı 28. maddesinde düzenlenmektedir. Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi ĠyileĢtirme Hareketi (FATĠH) projesinin, milli eğitim hizmeti kapsamında devletin yükümlü olduğu asli ve sürekli kamu hizmetlerinden olduğu açık olup, bu hizmetlerin gerektirdiği harcamaların yıllık bütçelerle mali yıl içinde yapılması asıldır. Bu durumda; iptali istenilen geçici 20. madde ile (FATĠH) projesi kapsamında hiç bir koģula bağlanmadan Milli Eğitim Bakanlığı ile UlaĢtırma Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığına internet eriģim hizmetleri ve ağ yapısının sağlanması için mal ve hizmet alımı ile yapım iģlerinde yılları arasındaki 4 yıl içinde yapılacak ihalelerde üst yönetici onayı ile 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmelere giriģilebilme yetkisi verilmesi Anayasa nın 161. maddesinde belirtilen asli ve sürekli hizmetler nedeniyle yapılacak kamu harcamalarının yıllık bütçe esasına göre yapılması esasına aykırı bulunmaktadır. Açıklanan nedenle 6287 sayılı Kanun un 25. maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu na eklenen geçici 20. maddenin Anayasa nın 161. maddesine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düģüncesiyle, çoğunluk kararına karģıyız. Üye Zehra Ayla PERKTAġ Üye Recep KÖMÜRCÜ [R.G. 18 Nisan ] Anayasa Mahkemesi BaĢkanlığından: Esas Sayısı: 2012/2 (Siyasi Parti - Ġhtar) Karar Sayısı: 2013/2 Karar Günü: ĠHTAR ĠSTEMĠNDE BULUNAN : Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı

152 ĠHTAR ĠSTEMĠNĠN KONUSU : Siyasi parti siciline kayıtlı bulunan bir baģka siyasi partinin adını ve kısaltılmıģ adını kullanarak günlü, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu nun 96. maddesine aykırı hareket eden Adaletçi KurtuluĢ Partisi ne, bu aykırılığı gidermesi için aynı Kanun un 104. maddesi uyarınca ihtar kararı verilmesi istemidir. I- OLAYLAR A-Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı, Adaletçi KurtuluĢ Partisi ne gönderdiği günlü, 376 sayılı yazıyla, 2820 sayılı Kanun un 96. maddesinin emredici hükmü dikkate alınmak suretiyle Parti nin aynı ismi taģıyan bir diğer partiden ayırt edilmesine olanak verecek biçimde, adının ve kısaltılmıģ adının değiģtirilmesini ve sonucundan bilgi verilmesini talep etmiģtir. B- Parti, sözü edilen yazıyı tarihinde tebellüğ etmesine rağmen öngörülen süre içerisinde cevap vermemiģtir. C- Bunun üzerine BaĢsavcılık, Parti ye söz konusu aykırılığı gidermesi için 2820 sayılı Kanun un 104. maddesi uyarınca ihtar verilmesini talep etmiģtir. D- Anayasa Mahkemesi Ġçtüzüğü hükümlerine göre gününde yapılan toplantıda, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin KuruluĢu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun un 53. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince Parti ye, ihtar istemi ile ilgili savunmasını sunması için süre verilmesine karar vermiģtir. E- Parti, savunmasını günlü yazıyla Anayasa Mahkemesine sunmuģtur. II- ĠHTAR ĠSTEMĠNĠN GEREKÇESĠ Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığının günlü, C.02.0.CBS /4 sayılı ihtar istemi Ģöyledir: A- GiriĢ tarihinde 30 kurucu üye ile kurularak tüzel kiģilik kazanan davalı Adaletçi KurtuluĢ Partisi, tarihinde gerçekleģtirilen tüzük değiģikliği sonucu, partinin adının Adalet ve Kalkınma Partisi, simgesinin (Ak Parti) olarak değiģtirilmesine iliģkin tüzük hükmünü değiģtirerek aykırılığın giderilmesi için ihtar kararı verilmesi talebi ile bu dava açılmıģtır. B- Ġhtar Ġsteminden Önceki Süreç Adaletçi KurtuluĢ Partisine gün ve 02.04/376 sayılı yazımız ile 2820 sayılı Kanunun anılan 96. maddesinin buyurucu hükmü karģısında; partinizin aynı ismi taģıyan bir diğer partiden ayırt edilmesine olanak verecek biçimde, parti adının ve kısaltılmıģ adının yazımızın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde değiģtirilmesi ve sonucundan bilgi verilmesi, aksi halde 2820 sayılı Kanunun 104. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesine ihtar davası açılacağının bilinmesi önemle rica olunur. denilmiģtir. Davalı parti, ilgili yazımızı tarihinde tebellüğ etmesine rağmen, öngörülen süre içerisinde olumlu ya da olumsuz bir yanıt vermemiģtir. C- Ġhtar Ġsteminin Gerekçesi Adalet ve Kalkınma Partisi, tarihinde Recep Tayyip Erdoğan ve 73 arkadaģı tarafından kuruluģ bildiriminde bulunulup tüzel kiģilik kazanmıģ ve Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı Siyasi Partiler Sicilinin 109. sırasına kayıtlı Adalet ve Kalkınma Partisi ismini almıģtır. Adaletçi Kalkınma Partisi tarihinde Özgür Tekin ve 30 arkadaģı tarafından ĠçiĢleri Bakanlığına verilen bildirim ile kurulmuģ ve tarihinde gerçekleģtirilen tüzük değiģikliği sonucu partinin adı ve kısaltılmıģ adı Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı Siyasi Parti Sicilinin 109. sırasına kayıtlı parti (Adalet ve Kalkınma Partisi) ile aynı ismi almıģtır. Parti tüzüğünün 1. maddesi Partinin adı Adalet ve Kalkınma Partisi dir. Merkezi Ankara dadır. Simgesi AK PARTĠ dir. Ģeklindedir sayılı Siyasi Partiler Kanunu nun 96. maddesinin birinci fıkrası, Anayasa Mahkemesince temelli kapatılan veya siyasi parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin

153 isimleri, amblemleri, rumuzları, rozetleri ve benzeri iģaretleri baģka bir siyasi partice kullanılmayacağı gibi, daha önce kurulmuģ Türk devletlerine ait topluma mal olmuģ bayrak, amblem ve flamalar da siyasi partilerce kullanılmaz... buyurucu hükmünü taģımaktadır. Anılan 96. maddenin gerekçesi ise KapatılmıĢ veya feshedilmiģ siyasi partilerin isimleri, amblemleri, rumuzları, rozetleri ve benzeri iģaretlerin kullanılması, kapatılan ya da feshedilen partinin devam ettiği izlenimini yaratacağından maddenin birinci fıkrası getirilmiģ, hürriyetçi demokrasi ilkeleri ile bağdaģmayan adların parti adı olarak kullanılması uygun görülmediğinden ikinci fıkraya yer verilmiģtir. Ģeklindedir. Gerekçede sicile kayıtlı partilerin isim. amblem veya iģaretlerinin kullanımı ile ilgili bir açıklama bulunmamakla beraber, maddenin amacı, bir partinin baģka bir parti izlenimini yaratacak isim, amblem veya iģaret kullanmasının önlenmesidir. Madde gerekçesi ile birlikte yorumlandığında, sicile kayıtlı bir partinin amblem veya iģaretinin dahi birebir kullanılması gerekli olmayıp, o parti izlenimini yaratacak, seçmeni yanıltacak Ģekilde baģka bir ifade ile karıģtırılmaya elveriģli amblem veya iģaret kullanması yasaklanmıģtır. D- Davada Uygulanabilir Diğer Yasa Hükümleri 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu nun 121. maddesi uyarınca Türk Kanunu Medenisi ile Dernekler Kanununun ve dernekler hakkında uygulanan diğer kanunların bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, siyasi partiler hakkında da uygulanır sayılı Türk Ticaret Kanununun 1. maddesine göre de Türk Ticaret Kanunu, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir cüzüdür. Türk Ticaret Kanununun Hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler baģlıklı 57. maddesinin 5. bendi, BaĢkasının emtiası, iģ mahsulleri, faaliyeti veya ticaret iģletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalıģmak veya buna müsait bulunan tedbirlere baģvurmak, hususiyle baģkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, iģaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, iģaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satıģa arz etmek veya Ģahsi ihtiyaçtan baģka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak iyi niyet kurallarına aykırı davranıģlar arasında sayılmıģtır. Maddeye göre, baģkasının kullandığı iģareti iltibasa, hukuk sözlüğüne göre benzeģime veya karıģıklığa yol açacak Ģekilde kullanmak iyi niyet kurallarına uygun değildir sayılı Medeni Kanunun Dürüst Davranma ' baģlıklı 2. maddesinde de Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. kuralı getirilmiģtir sayılı Dernekler Kanununun 29. maddesinin Demeklerin, mevcut veya mahkeme kararıyla kapatılmıģ veya feshedilmiģ bir siyasi partinin, bir sendikanın veya üst kuruluģun, bir derneğin veya üst kuruluģun adını, amblemini, rumuzunu, rozetini ve benzeri iģaretleri ya da baģka bir ülkeye ve daha önce kurulmuģ Türk devletlerine ait bayrak, amblem ve flamaları kullanmaları yasaktır. hükmü ile dernekler arasında herhangi bir yanılgı veya yanlıģ anlamaya meydan vermeden, faaliyetlerinin sürdürülmesi bu sayede demokrasinin tam olarak gerçekleģmesi amaçlanmıģtır. Davalı partinin ismini ve amblemini değiģtirmemesi halinde, ileride giderilmesi olanaklı bulunmayan aksaklıkların yaģanması, hatta hukuki veya demokratik olmayan sonuçların ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır. E- Sonuç ve Ġstem Davalı siyasi partiye, siyasi parti sicilimize kayıtlı olan Adalet ve Kalkınma Partisinden ayırt edilmesine olanak verecek Ģekilde, parti adını ve kısaltılmıģ adını düzenleyen parti tüzüğünün 1. maddesinin Partinin adı Adalet ve Kalkınma Partisi dir. Merkezi Ankara dadır. Simgesi AK PARTĠ dir. hükmünü değiģtirmesi suretiyle aykırılığın

154 giderilmesinin sağlanması için 2820 sayılı Kanunun 104. maddesi gereğince ihtar kararı verilmesi arz ve talep olunur. III- PARTĠNĠN SAVUNMASI Aleyhine ihtar isteminde bulunulan Parti nin günlü, 2012/2 sayılı savunması Ģöyledir: KONUSU: Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığının tarihli ihtar baģvurusuna karģı cevaplarımızın sunulmasıdır. AÇĠKLAMALAR 1- Adaletçi KurtuluĢ Partisi tarihinde 30 kurucu üye ile birlikte ĠçiĢleri Bakanlığına bildirimde bulunarak tüzel kiģilik kazanmıģtır. 2- Parti Kurucular Kurulu tarihinde yaptığı toplantıda tüzük değiģikliğine giderek parti tüzüğünün 1. maddesinin; Partinin adı ADALET VE KALKINMA PARTĠSĠ dir Merkezi Ankara dır. Simgesi AK PARTĠ dir. Ģeklinde değiģtirilmesine, tüzük değiģikliğinin Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı ve ĠçiĢleri Bakanlığına bildirilmesine oy birliğiyle karar vermiģtir. 3- Tüzük değiģikliği Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığına ve ĠçiĢleri Bakanlığına tarihinde bildirilmiģtir. 4- Ancak Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı tüzük değiģikliği ile parti adı ve simgesi değiģtirilmesine rağmen tüm yazıģmalarında parti adını ADALETÇĠ KURTULUġ PARTĠSĠ olarak yazmakta ve tüm tebligatları da değiģtirilen isimle göndermektedir. Eğer Partimizin adı hukuki olarak ve sizlerin nezdinde bu ise oluģmamıģ bir durum için ihtara gerek yoktur. Bu durumun tarafımıza ve benzer durumda olan diğer partilere açıkça bildirilmesi ve varsa kanuni boģlukların giderilmesi gerekmektedir. 5- Partimizin adı ADALET VE KALKINMA PARTĠSĠ dir Simgesi AK PARTĠ dir. Partilerin isim ve simge değiģiklikleri gerek Anayasa gerekse de Siyasi Partiler Kanunu na göre herhangi bir Ģekilde izne bağlanmamıģtır. Bu nedenle yapılan Kurucular Kurulu toplantısı ile değiģtirilen tüzük maddelerine göre partinin adının ADALET VE KALKINMA PARTĠSĠ ve simgesinin de AK PARTĠ olduğunda kuģku yoktur. 6- Yapılan bu tüzük değiģikliği sonrasında bildirilen isim ve simgenin Siyasi Partiler Sicilini tutmakla görevli Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı tarafından bu sicile iģlenmemesi açıkça kanuna aykırıdır. 7- Parti adının Adaletçi KurtuluĢ Partisi olduğunun ve tüzük değiģikliğinin yazıģmalarda Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı tarafından fiilen uygulanmadığı durumda Anayasa Mahkemesindeki bu davanın hukuken bir sonuç doğurmaması gerekir. 8- Aksi halde, parti adının ADALET VE KALKINMA PARTĠSĠ, simgesinin de AK PARTĠ olduğu kabul edilmiģ olduğundan dava sonucunun hukuken bir sonuç doğurmaması sonucu ortaya çıkmıģ olur. 9- Partimiz tüzük değiģikliğine giderek parti adını değiģtirmiģ ve tüzükte belirtilen simgeyi almıģtır. Partimiz değiģtirilen ismi ve simgesini kullanmak istemektedir. Kurucular Kurulumuzun ve partimizin iradesi bu yöndedir. 10- Partimiz ADALET VE KALKINMA PARTĠSĠ ismi ile öğütlenme çalıģmalarına baģlamıģ olup, ülke çapındaki, örgütlenmesini tamamlayarak 2013 yılının sonlarında yapılan Yerel Seçimlere katılmak istemektedir. Bu nedenle örgütlenme çalıģmalarımızda sorun yaģanmaması ve herhangi bir isim karmaģası yaģanmaması için bu davanın biran önce sonuçlanması gerekmektedir. 11- Tüm bu nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığının ihtar baģvurusunun reddini talep ederiz. IV- ĠNCELEME Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığının ihtar baģvurusu ile ekleri, Parti'nin savunması, Raportör Selim ERDEM tarafından hazırlanan iģin esasına iliģkin rapor, ilgili Anayasa ve

155 yasa kuralları, bunların gerekçeleri ve diğer belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüģülüp düģünüldü: Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı, Adaletçi KurtuluĢ Partisi nce tarihinde yapılan tüzük değiģikliği ile belirlenen parti adının ve kısaltılmıģ adının siyasi parti siciline kayıtlı bulunan baģka bir parti ile aynı olduğunu, Parti ye aynı ismi taģıyan baģka bir partiden ayırt edilmesine imkân verecek biçimde parti adını ve kısaltılmıģ adını değiģtirmesi için yazı yazılmasına rağmen bu ad ve kısaltılmıģ adın değiģtirilmediğini belirterek ihtar kararı verilmesi isteminde bulunmuģtur sayılı Kanun un 104. maddesinde, bir siyasi partinin bu Kanun un 101. maddesi dıģında kalan emredici hükümleriyle diğer kanunların siyasi partilerle ilgili emredici hükümlerine aykırılık halinde bulunması sebebiyle o parti aleyhine Anayasa Mahkemesine, Cumhuriyet BaĢsavcılığınca resen yazı ile baģvurulacağı, Anayasa Mahkemesinin söz konusu hükümlere aykırılık görmesi durumunda bu aykırılığın giderilmesi için ilgili siyasi parti hakkında ihtar kararı vereceği; 96. maddesinin birinci fıkrasında da Anayasa Mahkemesince temelli kapatılan veya siyasi parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin isimlerinin, amblemlerinin, rumuzlarının, rozetlerinin ve benzeri iģaretlerinin baģka bir siyasi parti tarafından kullanılamayacağı belirtilmiģtir. Siyasi partiler tarafından Anayasa Mahkemesine sunulmuģ olan parti sicil dosyalarının incelenmesi sonucunda, aleyhine ihtar isteminde bulunulan Parti nin tarihinde gerçekleģtirdiği tüzük değiģikliği ile kullanmaya baģladığı parti adının ve kısaltılmıģ adının, tarihinde kurulan Adalet ve Kalkınma Partisine ait olduğu ve halen de siyasi partiler siciline kayıtlı olarak bu Parti tarafından kullanıldığı anlaģılmaktadır. Bu durumda, daha önce kurulmuģ olan ve siyasi parti siciline kayıtlı bulunan baģka bir parti tarafından kullanılmakta olan parti adını ve kısaltılmıģ adını, 2820 sayılı Kanun un 96. maddesinde yer alan emredici hükümlere aykırı olarak kullanan ve uyarılmasına rağmen bu durumu düzeltmeyen Parti ye ihtarda bulunulması gerekmiģtir. V- SONUÇ Siyasi parti siciline kayıtlı bulunan bir başka siyasi partinin adını ve kısaltılmış adını kullanarak günlü, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu nun 96. maddesine aykırı hareket eden Adaletçi Kurtuluş Partisi ne, bu aykırılığı gidermesi için aynı Kanun un 104. maddesi gereğince ĠHTARDA BULUNULMASINA, gününde OYBĠRLĠĞĠYLE karar verildi. BaĢkan HaĢim KILIÇ Üye Fulya KANTARCIOĞLU Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT Üye Burhan ÜSTÜN Üye Hicabi DURSUN Üye BaĢkanvekili Serruh KALELĠ Üye Mehmet ERTEN Üye Zehra Ayla PERKTAġ Üye Engin YILDIRIM Üye Celal Mümtaz AKINCI BaĢkanvekili Alparslan ALTAN Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Recep KÖMÜRCÜ Üye Nuri NECĠPOĞLU Üye Erdal TERCAN Üye

156 Muammer TOPAL Zühtü ARSLAN [R.G. 18 Nisan ] Anayasa Mahkemesi BaĢkanlığından: Esas Sayısı: 2013/4 Karar Sayısı: 2013/35 Karar Günü: ĠTĠRAZ YOLUNA BAġVURAN : Ġspir Kadastro Mahkemesi ĠTĠRAZIN KONUSU : günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu nun 29. maddesinin birinci fıkrasının Taraflardan hiçbiri gelmez ise dosya iģlemden kaldırılmaz. biçimindeki ikinci cümlesinin Anayasa nın 36. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir. I- OLAY TaĢınmazın kadastro çalıģmaları sonucunda Hazine adına tespit edilmesine karģı açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için baģvurmuģtur. II- ĠTĠRAZIN GEREKÇESĠ BaĢvuru kararının gerekçe bölümü Ģöyledir: Dosyanın incelenmesinden davacı in tarihli dava dilekçesiyle mahkememize baģvurduğu, ilk duruģmanın tarihinde yapıldığı, ne davacı Yasin Sezer in ne de davalılardan herhangi birinin ne ilk duruģmaya ne de tarihine kadar yapılan 24 duruģmanın hiçbirine katılmadıkları anlaģılmıģtır. Mahkememizce kadastro yargılamalarının usulünü düzenleyen 3402 sayılı Yasanın 29. maddesinde düzenlenen Tarafların hiçbiri gelmez ise dosya iģlemden kaldırılmaz hükmü uygulanmıģ ve dosya kapsamından anlaģılabilecek tüm bilgi ve belgeler ilgili kurumlardan toplanmıģ, masrafı re sen suçüstü ödeneğinden karģılanarak davalılar davaya dahil edilmiģ, çeģitli ara sorunlar herhangi bir talep olmadan çözümlenmiģ hatta dava dilekçesinde annesinin tek çocuğu olduğu bu nedenle taģınmazın adına kayıt edilmesi gerektiği yönündeki beyanı da araģtırılmıģ, bu beyanın araģtırılması sırasında davacının anne adının baģka bir isim olduğu ve tek mirasçı olmadığı gibi hususlar ortaya çıkmıģ, yukarıda anılan hüküm uyarınca bu ve benzeri noktalarda ayrıntılı yazıģma ve müzekkerelerle mahkememiz yaklaģık 6 yıl dosyayı karara bağlamaya çalıģmıģtır. Bu süreçte ne davacı ne de davalılar sürecin kısaltılması yönünde hiçbir çaba sarfetmemiģlerdir. Bir hukuk davası olmasına rağmen ve hatta belki de davacı davasından vazgeçmiģ olmasına rağmen mahkememizce dosya HMK da öngörülen iģlemden kaldırılma prosedürüne tabi tutulamamıģ, ilgili kanun maddesi sebebiyle yargılama araç değil amaç haline gelmiģtir. Hiç kuģkusuz bu durum davalıların aleyhine olmuģ, dava konusu taģınmazın kadastro tutanağına davalıdır Ģerhi düģülmüģ ve davalıların taģınmazla ilgili tapu kaydı temini imkansız hale gelmiģtir. Yukarıda kısaca özetlenen durum Anayasamızın 36. maddesinde gün, 4709/14 S. Kanun ile ek ibare olarak ifadesini bulan Adil Yargılanma ilkesine aykırılık oluģturmuģ, sadece mahkememizin bu dosyasında değil ülke genelindeki Kadastro yargılamalarının uzamasının baģlıca sebebi olmuģtur. Öyleki duruģmaların bir an önce tamamlanması amacıyla getirilen 29. madde belki de yasama tarihinde ender görülecek

157 ölçüde amacının aksi sonuçlara sebep olmuģ, taraflarca takip edilmeme sebebiyle Kadastro mahkemelerini kendi kendine dosyalarla uğraģan mahkemeler haline getirmiģtir. Bu maddenin Anayasa ya aykırılığı sebebiyle kaldırılması halinde yasama organınca hiçbir düzenleme yapılmasa dahi kadastro kanununda ayrıca açıklık bulunmayan hallerde 6100 sayılı HMK hükümleri uygulanacağından ve tamamen aynı nitelikte olan ve Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülen tapu iptal ve tescil davaları gibi bir iki yıllık süreler içerisinde dosya karara bağlanacağından Adil Yargılanma yönünde pozitif katkı sağlanacağı kuģkusuzdur. Bu konuyla ilgili Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesinin aģağıda yazılı Ģekildeki kararına rastlamak mümkündür: BaĢvurucu yani mahkemelerimizdeki nitelendirilmesiyle davacı yargılamada sürati sağlamak için kendi üzerine düģeni yaptığını kanıtlamak zorundadır. (Monet-Fransa ya karģı, tarihli kararı) Tüm bu sebeplerle 3402 sayılı Yasanın 29. maddesindeki Tarafların hiçbiri gelmez ise dosya iģlemden kaldırılmaz hükmünün Anayasanın 36. maddesinde belirtilen Adil yargılanma ilkesine aykırılık teģkil ettiği düģünüldüğünden mahkememizce Anayasa aykırılık iddiasında bulunulmasına karar verilmiģtir. III- YASA METĠNLERĠ A- Ġtiraz Konusu Yasa Kuralı günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu nun itiraz konusu kuralı da içeren 29. maddesi Ģöyledir: Madde 29- Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruģma yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce iģi karara bağlar. Bir mirasçı diğerlerinin muvafakatı olmadan dava açabilir ve yalnız baģına davaya devam edebilir. Mirasçılarının tayin edilememesi sebebiyle ölü olduğu belirtilerek kayıt sahibi adına tespiti yapılan taģınmaz mallar hakkında, ölünün ismi açıklanarak mirasçıları denilmek suretiyle mirasçılar aleyhinde dava açılabilir. Dava sırasında davalının davadan önce öldüğünün anlaģılması halinde davaya mirasçıları aleyhine devam edilir. Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan hallerde basit yargılama usulü uygulanır. Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir. B- Dayanılan ve Ġlgili Görülen Anayasa Kuralları BaĢvuru kararında, Anayasa nın 36. maddesine dayanılmıģ, 141. ve 142. maddeleri ise ilgili görülmüģtür. IV- ĠLK ĠNCELEME Anayasa Mahkemesi Ġçtüzüğü gereğince HaĢim KILIÇ, Serruh KALELĠ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECĠPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN ın katılımlarıyla gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından iģin esasının incelenmesine OYBĠRLĠĞĠYLE karar verilmiģtir. V- ESASIN ĠNCELENMESĠ BaĢvuru kararı ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ tarafından hazırlanan iģin esasına iliģkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüģülüp düģünüldü: BaĢvuru kararında, kadastro mahkemelerinde dosyanın iģlemden kaldırılmasını yasaklayan düzenlemenin, davacıların davalarını takip etme niyetinde olmadığı durumlarda yargılamanın sürüncemede kalmasına yol açtığı ve bu suretle davalıların adil yargılanma

158 haklarının ihlal edildiği belirtilerek kuralın, Anayasa nın 36. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür sayılı Anayasa Mahkemesinin KuruluĢu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle itiraz konusu kural, Anayasa nın 141. ve 142. maddeleri yönünden de incelenmiģtir günlü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, hukuk mahkemelerinde uygulanacak yargılama usullerini düzenlemektedir. Anılan Kanun un 150. maddesi uyarınca usulüne uygun Ģekilde davet edilmiģ olan tarafların, duruģmaya gelmemeleri durumunda üç ay süreyle dosyanın iģlemden kaldırılması, üç ayın sonunda yenilenmemesi halinde ise davanın açılmamıģ sayılmasına karar verilmesi öngörülmektedir sayılı Kanun ile özel yetkili bir asliye hukuk mahkemesi olarak kurulan ve kadastro süresiyle sınırlı olarak kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuģmazlıkları çözümlemekle görevli kılınan kadastro mahkemelerinde de kural olarak 6100 sayılı Kanun uygulanmaktadır. Bununla birlikte 3402 sayılı Kanun da kadastro mahkemelerindeki yargılamalara iliģkin özel hükümler de yer almaktadır sayılı Kanun un itiraz konusu kuralı da içeren 29. maddesi, kadastro mahkemelerinde uygulanacak özel hükümlerden bazılarını düzenlemektedir. Anılan maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde, usulüne uygun olarak duruģma tebligatı gönderilen tarafların duruģmaya gelmemeleri durumunda yargılamanın tarafların yokluğunda yapılacağı belirtilmiģ, itiraz konusu ikinci cümlesinde ise tarafların hiçbirinin gelmemesi durumunda dosyanın iģlemden kaldırılmayacağı hükme bağlanmıģtır. Buna göre, kadastro mahkemelerinde 6100 sayılı Kanun un 150. maddesi uyarınca dosyanın iģlemden kaldırılması ve sonrasında da davanın açılmamıģ sayılmasına karar verilmesi mümkün değildir. Anayasanın 142. maddesinde, Mahkemelerin kuruluģu, görev ve yetkileri, iģleyiģi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. hükmüne yer verilmiģtir. Hukuk devletinde kanun koyucu, Anayasa nın temel ilkelerine ve Anayasa da öngörülen güvence kurallarına bağlı kalmak koģuluyla, yargılama usullerinin belirlenmesi konusunda takdir yetkisine sahiptir. Bu bağlamda getirilen usul kurallarının, Anayasa nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı nın öngördüğü güvencelere aykırılık taģımaması bir zorunluluktur. Yargılamada taraflara belirli usuli güvenceler sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri de, makul sürede yargılanma ilkesidir. Anayasa nın 141. maddesinde, Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir. denilmek suretiyle davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça ifade edilmiģtir. Bu ilke gereğince Devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasını engelleyecek etkin çareler oluģturmak zorundadır. Bu bağlamda hukuk sisteminin ve özellikle yargılama usulünün, yargılamaların makul süre içerisinde bitirilmesini olanaklı kılacak Ģekilde düzenlenmesi ve davaların nedensiz olarak uzamasına yol açacak usul kurallarına yer verilmemesi, mahkemelerin nicelik ve nitelik bakımından yeterli miktarda insan kaynağı, araç ve gereçlerle donatılması makul sürede yargılanma ilkesinin bir gereğidir. Ancak bu amaçla alınacak kanuni tedbirlerin ve öngörülen çarelerin, yargılama sonucunda iģin esasına yönelik adil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel oluģturmaması gerektiği de tartıģmasızdır. Bu ilkelere uygun olmak kaydıyla yargılama yöntemini belirlemek kanun koyucunun takdirindedir. Kadastro mahkemelerinde görülen davanın konusu, ülkedeki taģınmaz malların sınırlarının arazi ve harita üzerinde belirtilerek hukuki durumlarının tespit edilmesi ve bu suretle Türk Medeni Kanunu nun öngördüğü tapu sicilinin kurulması amacıyla kamu otoritelerince yürütülen kadastro faaliyetlerinden doğan uyuģmazlıklardır. Kadastro mahkemelerinin kuruluģ amacı, kadastro tespitlerine iliģkin bu uyuģmazlıkları süratli bir Ģekilde sonuçlandırmak ve mülkiyet durumunu kesinleģtirmektir. Bu suretle Türk Medeni Kanunu nun öngördüğü tapu sicilinin oluģturulmasının hızlandırılması hedeflenmektedir.

159 Kadastro mahkemesinde görülen davaların büyük bir çoğunluğunu, kadastro idaresinin kamu gücüne dayanarak yaptığı kadastro tespitine karģı 30 günlük askı ilan süresi içinde açılan davalar oluģturmaktadır. Bununla birlikte, mahallî hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleģmemiģ bulunan taģınmaz mala iliģkin davalar ile kadastro komisyonları tarafından resen kadastro mahkemesine gönderilen uyuģmazlıklara iliģkin davalar da kadastro mahkemesinde görülmektedir. Mahallî hukuk mahkemelerinden kadastro mahkemesine devredilen dava ve iģler ile kadastro komisyonları tarafından resen kadastro mahkemesine gönderilen uyuģmazlıklarda taģınmazın maliki kadastro idaresince değil, doğrudan kadastro mahkemesince saptanmaktadır. Bu gibi durumlarda kadastro mahkemesinin usuli bir kararla davayı sonuçlandırması mümkün olmayıp, uyuģmazlığın esasını inceleyerek taģınmazın malikini tespit eden bir karar vermesi zorunludur sayılı Kanun un 150. maddesinde düzenlenen dosyanın iģlemden kaldırılması, hukuk davalarında, tarafları ve özellikle davacıyı, davasını takip etmede özenli davranmaya zorlamak ve tarafların davalarını takibe niyetli olmadığı durumlarda yargılamanın sürüncemede kalmasını ve gereksiz yere uzamasını engellemek amacıyla kabul edilen bir usul hukuku müessesesidir. Bu anlamda, 6100 sayılı Kanun un 150. maddesinde yer alan düzenlemenin, yargılamanın makul sürede bitirilmesini sağlamaya yönelik oluģturulmuģ etkin bir çare olduğu söylenebilir. Ancak, kadastro mahkemelerinin yukarıda belirtilen amacı ve görevleri dikkate alındığında bu hükmün, kadastro mahkemelerinde görülen bazı uyuģmazlıklar yönünden uygulanmasının uygun olmadığı anlaģılmaktadır. Zira kadastro yargılamasında dosyanın iģlemden kaldırılmasının ve sonrasında da davanın açılmamıģ sayılmasının olanaklı kılınması, taģınmaz malikinin doğrudan kadastro mahkemesince tespit edilmesini gerektiren mahallî hukuk mahkemelerinden kadastro mahkemesine devredilen dava ve iģler ile kadastro komisyonları tarafından resen kadastro mahkemesine gönderilen uyuģmazlıklarda, taģınmaz malikinin tespit edilememesine ve belirsizliğin devam etmesine neden olacaktır. Kamu düzenini sarsıcı nitelikte mağduriyetlere yol açacak olan bu durumun, kamu yararı amacıyla bağdaģmadığı açıktır. Öte yandan kadastro idaresince yapılan bir tespite dayanan ve otuz günlük askı ilan süresi içinde açılan davalarda, davanın açılmamıģ sayılması kararı verilmesi durumunda idarece yapılan tescilin kesinleģeceği ve tespit gibi tescil yapılacağı tartıģmasız ise de 3402 sayılı Kanun un 12. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca aynı davanın, tutanağın kesinleģtiği tarihten itibaren on yıl içinde tekrar açılması mümkündür. Mahkemenin uyuģmazlığı esastan çözerek kesin hüküm teģkil eden bir karar vermesi durumunda ise aynı davanın bir daha açılması mümkün olmayacak ve bu durumda Türk Medeni Kanunu nun öngördüğü tapu sicil sisteminin oluģturulması hızlanmıģ olacaktır. Bu bakımdan otuz günlük askı ilan süresi içinde açılan davalarda da kadastro mahkemesinin esastan kesin hüküm teģkil eden bir karar vermesinde kamu yararı bulunduğu anlaģılmaktadır. Tüm bu hususlar gözetildiğinde, kanun koyucunun itiraz konusu kuralla, kadastro mahkemelerinde dosyanın iģlemden kaldırılmasını yasaklamasının, kadastro mahkemesince iģin esasına girilerek taģınmazın sınırlarını ve malikini tespit eden bir karar verilmesini sağlamaya yönelik bir tedbir olduğu ve tek baģına bu yasağın, adil yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaģılmaktadır. Kaldı ki, kanun koyucu, bir yandan iģin esasına iliģkin karar verilmesini sağlamak amacıyla dosyanın iģlemden kaldırılması yasağı öngörürken, diğer yandan kadastro hâkimini resen araģtırma yetkisiyle donatmak ve ayrıca tarafların yokluğunda yargılama yapılması zorunluluğu getirmek suretiyle kadastro yargılamasının makul bir süre içerisinde bitirilmesini sağlamaya yönelik tedbirler almıģtır. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa nın 36., 141. ve 142. maddelerine aykırı değildir. Ġptal isteminin reddi gerekir.

160 VI- SONUÇ günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu nun 29. maddesinin birinci fıkrasının Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya iģlemden kaldırılmaz. biçimindeki ikinci cümlesinin Anayasa ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDĠNE, gününde OYBĠRLĠĞĠYLE karar verildi. BaĢkan HaĢim KILIÇ Üye Mehmet ERTEN Üye Recep KÖMÜRCÜ Üye Engin YILDIRIM BaĢkanvekili Serruh KALELĠ Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Zehra Ayla PERKTAġ Üye Nuri NECĠPOĞLU BaĢkanvekili Alparslan ALTAN Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT Üye Burhan ÜSTÜN Üye Hicabi DURSUN Üye Celal Mümtaz AKINCI Üye Muammer TOPAL Üye Erdal TERCAN Üye Zühtü ARSLAN [R.G. 18 Nisan ] Anayasa Mahkemesi BaĢkanlığından: Esas Sayısı : 2012/129 Karar Sayısı: 2013/40 Karar Günü: ĠTĠRAZ YOLUNA BAġVURAN : Ankara 5. Ġdare Mahkemesi ĠTĠRAZIN KONUSU : günlü, 6085 sayılı SayıĢtay Kanunu nun geçici 4. maddesinin (2) numaralı fıkrasının son cümlesinde yer alan birinci sınıfa ayrılmalarına ve uygulamaya iliģkin hususlar bu Kanun çerçevesinde SayıĢtay Genel Kurulunca belirlenir. ibaresinin, Anayasa nın 2., 7. ve 160. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir. I- OLAY BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunda (YDK) baģdenetçi iken bu Kurulun SayıĢtaya devredilmesi üzerine, 6085 sayılı SayıĢtay Kanunu nun geçici 4. maddesi uyarınca SayıĢtayda uzman denetçi olarak göreve baģlayan davacı tarafından, YDK da meslek mensubu olarak göreve baģlamadan önce kamu hizmetinde geçen sürelerinin üçte ikisinin birinci sınıfa ayrılmada dikkate alınması için yaptığı baģvurunun zımnen reddine iliģkin iģlemin iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu ibarenin Anayasa ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için baģvurmuģtur. II- ĠTĠRAZIN GEREKÇESĠ

161 BaĢvuru kararının gerekçe bölümü Ģöyledir: Anayasa nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiģtir. Hukuk devleti, eylem ve iģlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliģtirerek sürdüren, Anayasa ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlet olduğu, Anayasa nın 7. maddesinde yer alan yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği kuralı uyarınca idarenin düzenleme yetkisinin sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetki olduğu, yasayla düzenlenmesi Anayasa da hüküm altına alınmıģ bir konuda yasama organının idareye düzenleme yetkisi vermesinin yasama yetkisinin devri anlamını taģıyacağı, Anayasa nın 160. maddesinde SayıĢtayın kuruluģu, iģleyiģi, denetim usulleri, mensuplarının nitelikleri, atanmaları, ödev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri ve diğer özlük iģleri, BaĢkan ve üyelerinin teminatı kanunla düzenleneceğinin öngörüldüğü, SayıĢtay mensuplarının hakları ve yükümlülüklerinin Anayasanın 160. maddesi uyarınca yasa ile düzenlenmesi gerekirken bu konuda düzenleme yapma yetkisinin 19/12/2010 gün ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan 6085 sayılı SayıĢtay Kanunu nun Geçici 4 üncü maddesinin 2. fıkrasında SayıĢtay uzman denetçiliğine atanmıģ sayılan baģdenetçi ve denetçilerin birinci sınıfa ayrılmalarına ve uygulamaya iliģkin hususlar bu Kanun çerçevesinde SayıĢtay Genel Kurulunca belirlenmesinin öngörülmesi nedeniyle itiraz konusu kuralın SayıĢtay mensupları yönünden Anayasa nın 2., 7. ve 160. maddelerine aykırıdır. Anayasa Mahkemesi nin birçok kararında belirtildiği gibi, Anayasa da yasa ile düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle, Anayasa da öngörülen ayrık durumlar dıģında, yürütme organına yasalarla düzenlenmemiģ bir alanda genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemez. Yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının Anayasa nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel ilkelerin konulması, çerçevenin çizilmesi, sınırsız, belirsiz, geniģ bir alanın yürütmeye bırakılmaması gerekir. Yürütme organına, ancak temel kurallar konulup, çerçeve çizildikten sonra, uygulamaya dönük ayrıntılar ile uzmanlık ve yönetim tekniğine iliģkin konuların düzenlenmesi bırakılabilir. Bu durumda; davacının BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunda meslek mensubu olarak göreve baģlamadan önceki dönemlerde kamu hizmetinde geçen sürelerinin üçte ikisinin birinci sınıfa ayrılmada dikkate alınması isteminin özlük hakkına iliģkin olduğu, özlük haklarının yasada belirtilmiģ olmasının yeterli olmadığı, söz konusu hakkın çerçevesi çizilerek temel ilkeleri ortaya konulduktan sonra idareye düzenleme yetkisi verilmesi gerekirken genel nitelikte verilen yetkiye iliģkin 19/12/2010 gün ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan 6085 sayılı SayıĢtay Kanunu nun Geçici 4 üncü maddesinin 2. fıkrasında SayıĢtay uzman denetçiliğine atanmıģ sayılan baģdenetçi ve denetçilerin birinci sınıfa ayrılmalarına ve uygulamaya ilişkin hususlar bu Kanun çerçevesinde Sayıştay Genel Kurulunca belirlenir. Ģeklindeki ibarenin, Anayasa nın 2 nci maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesi ile 7 nci maddesinde düzenlenen yasama yetkisinin devredilemeyeceği ilkesine ve 160 ınci maddesinin son fıkrası hükmüne aykırı olduğu kanaatine varıldığından, anılan Kanun hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesi ne baģvurulması gerekmiģtir. Açıklanan nedenlerle; Anayasa nın 152 nci maddesi uyarınca bakılmakta olan davada uygulanacak olan 19/12/2010 gün ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan 6085 sayılı SayıĢtay Kanunu nun Geçici 4 üncü maddesinin 2. fıkrasında SayıĢtay uzman denetçiliğine atanmıģ sayılan baģdenetçi ve denetçilerin birinci sınıfa ayrılmalarına ve uygulamaya ilişkin hususlar bu Kanun çerçevesinde Sayıştay Genel Kurulunca belirlenir. Ģeklindeki ibaresinin Anayasa nın 2, 7 ve 160. maddelerine aykırı olduğu kanaatiyle, anılan

162 ibarenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi ne başvurulmasına, Anayasa Mahkemesi nin konu hakkında vereceği karara kadar davanın geri bırakılmasına, beģ ay içinde bir karar verilmezse davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılmasına, kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, iģbu kararla birlikte dava dosyası ve içeriği evrakın çıkarılacak birer onaylı örneğinin Anayasa Mahkemesi ne gönderilmesine, 11/6/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. III- YASA METĠNLERĠ A- Ġtiraz Konusu Yasa Kuralı günlü, 6085 sayılı SayıĢtay Kanunu nun itiraz konusu ibareyi de içeren geçici 4. maddesi Ģöyledir: GEÇİCİ MADDE 4- (1) BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun personeli, araç, gereç ve her türlü taģınır ve taģınmaz malları ve bütçesi SayıĢtaya devredilmiģtir. Devirle ilgili iģlemler SayıĢtay BaĢkanınca yerine getirilir. (2) SayıĢtaya devredilen Yüksek Denetleme Kurulunda, devir tarihi itibariyle çalıģmakta olan; baģkan ve üyeler baģka bir iģleme gerek kalmaksızın ve kadro Ģartı aranmaksızın birinci sınıfa ayrılmıģ, birinci sınıfa ayrıldıktan sonra dokuz yılını tamamlamıģ ve birinci sınıfa ayrılma niteliklerini kaybetmemiģ SayıĢtay uzman denetçisi; baģdenetçi, denetçi ve denetçi yardımcıları kazanılmıģ hak aylık derecelerine uygun SayıĢtay uzman denetçisi, SayıĢtay baģdenetçisi, SayıĢtay denetçisi ve SayıĢtay denetçi yardımcısı kadrolarına atanmıģ sayılır. SayıĢtay uzman denetçiliğine atanmıģ sayılan baģdenetçi ve denetçilerin birinci sınıfa ayrılmalarına ve uygulamaya ilişkin hususlar bu Kanun çerçevesinde Sayıştay Genel Kurulunca belirlenir. (3) Kurulda görevli sözleģmeli personel, sözleģmeli statüde geçen hizmet süreleri, öğrenim durumları itibariyle yükselebilecekleri dereceyi aģmamak Ģartıyla, 657 sayılı Kanunun ek geçici 1, 2 ve 3 üncü maddeleri ile 2/2/2005 tarihli ve 5289 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerine Bir Derece Verilmesi Hakkında Kanun hükümleri dikkate alınarak tespit edilecek kazanılmıģ hak aylık derecelerine uygun kadrolara SayıĢtay BaĢkanınca atanır. (4) Devredilen personelden bu madde uyarınca yeni bir kadroya atananların atandıkları kadroların aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer mali hakları toplamı net tutarının (fazla çalıģma ücreti hariç), eski kadro veya pozisyonlarına bağlı olarak en son ayda almakta oldukları aylık, ücret, ek gösterge, ikramiye (bir aya isabet eden tutar), her türlü zam ve tazminatları ile diğer mali hakları toplamı net tutarından az olması halinde aradaki fark, farklılık giderilinceye kadar atandıkları kadrolarda kaldıkları sürece herhangi bir kesintiye tabi tutulmaksızın tazminat olarak ödenir. (5) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından baģlatılan denetimler, 72 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre SayıĢtay tarafından sonuçlandırılır. (6) 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu Ġktisadi TeĢebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 3346 sayılı Kanun ve diğer kanunlarda BaĢbakanlık Yüksek Denetleme Kuruluna yapılmıģ olan atıflar SayıĢtaya yapılmıģ sayılır. B- Ġlgili Yasa Kuralları sayılı Kanun un ilgili görülen 2. maddesinin (m) bendi ile 10. ve 63. maddeleri Ģöyledir: MADDE 2- (1) Bu Kanunun uygulanmasında; ( ) m) SayıĢtay denetçisi: Uzman denetçi, baģdenetçi, denetçi ve denetçi yardımcısını, ( ) ifade eder. MADDE 10- (1) SayıĢtay mensupları Ģunlardır: a) Meslek mensupları,

163 1) SayıĢtay BaĢkanı, 2) Daire baģkanları ve üyeler, 3) SayıĢtay denetçileri. b) BaĢsavcı ve savcılar, c) Yönetim mensupları. MADDE 63- (1) Aylık, ödenek, mali, sosyal, emeklilik ve diğer hakları ile teminatları bakımından; a) SayıĢtay BaĢkanı, daire baģkanları ve üyeleri, sırasıyla Yargıtay Birinci BaĢkanı, daire baģkanları ve üyeleri, b) Yukarıdakiler dıģında kalan SayıĢtay meslek mensupları kıdem, sınıf ve derecelerindeki birinci sınıf, birinci sınıfa ayrılmıģ, ikinci sınıf ve üçüncü sınıf hâkim ve savcılar, hakkındaki hükümlere tabidir. Ek göstergelere iliģkin olarak birinci sınıfa ayrılmıģ hâkim ve savcılar için aranan Yargıtay ve DanıĢtay üyeliklerine seçilme hakkını kaybetmemiģ olmak Ģartı SayıĢtay denetçileri için birinci sınıfa ayrılma niteliklerini kaybetmemiģ olmak Ģeklinde uygulanır. (2) Denetçi yardımcıları, hâkim ve savcı adayları gibi aylık ve ek ödeme alırlar. (3) SayıĢtay BaĢkanı, daire baģkanları ve üyeler dıģında kalan meslek mensupları üçüncü sınıf, ikinci sınıf, birinci sınıfa ayrılmıģ ve birinci sınıf olmak üzere dört sınıfa ayrılır. Bunların sınıfları ile birinci sınıfa ayrılma Ģart ve yöntemleri, 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununda belirtilen esaslara göre SayıĢtay Genel Kurulunca belirlenir. (4) Meslek mensuplarının aylık, ödenek, mali, sosyal, emeklilik ve diğer hakları ile diğer hususlara iliģkin olarak bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2802 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uygulanır. (5) SayıĢtay denetçilerinin atanmaları ve görevde yükselmeleri, Meslek Mensupları Yükseltme ve Disiplin Kurulu kararı ve SayıĢtay BaĢkanının onayı ile olur. SayıĢtay denetçilerinin yükselme süreleri iki yıldır. (6) SayıĢtay denetçilerinden yükselme sürelerini dolduranların bulundukları kadroda üst derece aylığı verilerek veya üst kadroya atanarak yükselmelerinde sicillerine göre belirlenecek yeterlik esastır. Bunların yükselebilmeleri, üst üste iki sicillerinin olumlu olmasına bağlıdır. Üç sicil döneminde iki olumlu sicil alanlar da yükselebilirler. (7) BoĢalan bir üst kadroya atanmada aynı derecede yeterli olanlar birden fazla ise; disiplin cezası almamıģ bulunmak, mesleki inceleme ve yayınlarda bulunmuģ olmak ve kıdem tercih sebepleri sayılır. Tercih sebepleri yoksa yapılacak sınavda üstün baģarı gösterenler yükseltilir. (8) (Mülga: 11/10/2011-KHK-666/1 md.) günlü, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu nun ilgili görülen 32. maddesi Ģöyledir: Madde 32- Birinci sınıfa ayrılabilmek için: a) Birinci dereceye yükselmek, b) (DeğiĢik: 9/3/ /1 md.) Hâkimlik ve savcılık mesleğinde on yılını doldurmak, c) Bilimsel güç ve yeteneği ile hizmet ve meslekteki baģarısına göre emsali arasında temayüz etmiģ olmak, d) Yer değiģtirme cezası almamıģ olmak, e) Kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması veya derece yükselmesinin durdurulması cezalarını aynı neviden olmasa bile birden fazla almamıģ olmak, f) Mesleğin vakar ve onuruna dokunan veya kiģisel haysiyet ve itibarını kıran veya görevle ilgili herhangi bir suçtan affa uğramıģ olsa bile hüküm giymemiģ olmak, Gerekir.

164 (DeğiĢik ikinci fıkra: 22/12/ /15 md.) Meslekleriyle ilgili yüksek lisans öğrenimi yapmıģ olanlarla Türkiye ve Ortadoğu Amme Ġdaresi Enstitüsünün yüksek lisans programını ve Türkiye Adalet Akademisinde bir akademik yıldan az olmamak üzere düzenlenen uzmanlık eğitim programını baģarıyla bitirenler için dokuz, meslekleriyle ilgili öğrenim dallarında doktora yapanlar için sekiz yıllık meslek kıdemi, birinci sınıfa ayrılmada yeterli sayılır. Ayrıca fiilen avukatlıkta geçen sürenin üçte ikisi, hâkim ve savcı adaylarının 4954 sayılı Kanunda belirtilen staj dönemlerini aģan adaylık süreleri, avukatlık stajının üçte ikisi ve askerlik hizmetinde geçen sürenin yarısı, birinci sınıfa ayrılmaya esas sürenin hesabında dikkate alınır. Ancak birinci sınıfa ayrılabilmek için her halde meslekte fiilen üç terfi dönemi çalıģmak zorunludur. Birinci sınıfa ayrılma incelemesine tabi tutulacaklar hakkında 22 nci maddenin; listelerin yayımı, yeniden inceleme ve itiraza iliģkin hükümleri uygulanır. (Ek fıkra: 22/12/ /15 md.) Birinci sınıfa ayrılma koģul ve yöntemlerine dair ilkeler, Kanunda belirtilen esaslar doğrultusunda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca tespit edilerek, Resmî Gazetede yayımlanır. C- Dayanılan Anayasa Kuralları BaĢvuru kararında, Anayasa nın 2., 7. ve 160. maddelerine dayanılmıģtır. IV- ĠLK ĠNCELEME Anayasa Mahkemesi Ġçtüzüğü hükümleri uyarınca HaĢim KILIÇ, Serruh KALELĠ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAġ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECĠPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN ın katılımlarıyla gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından iģin esasının incelenmesine OYBĠRLĠĞĠYLE karar verilmiģtir. V- ESASIN ĠNCELENMESĠ BaĢvuru kararı ve ekleri, Raportör AyĢegül ATALAY tarafından hazırlanan iģin esasına iliģkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüģülüp düģünüldü: BaĢvuru kararında, davacının YDK da meslek mensubu olarak göreve baģlamadan önceki dönemlerde kamu hizmetinde geçen sürelerinin üçte ikisinin birinci sınıfa ayrılmada dikkate alınması isteminin özlük hakkına iliģkin olduğu ancak, özlük haklarının kanunda belirtilmesinin yeterli olmadığı, söz konusu hakkın çerçevesinin çizilerek temel ilkeleri ortaya konulduktan sonra idareye düzenleme yetkisi verilmesi gerekirken, itiraz konusu ibarenin yer aldığı kuralda SayıĢtay Genel Kuruluna genel nitelikte yetki verilmesinin Anayasa nın 2., 7. ve 160. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüģtür sayılı Kanun un itiraz konusu ibareyi de içeren geçici 4. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, SayıĢtay uzman denetçiliğine atanmıģ sayılan baģdenetçi ve denetçilerin, birinci sınıfa ayrılmalarına ve uygulamaya iliģkin hususların anılan Kanun çerçevesinde SayıĢtay Genel Kurulunca belirleneceği öngörülmüģtür. Anayasa nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve iģlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliģtirerek sürdüren, Anayasa ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Anayasa nın 7. maddesinde yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinin olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği belirtilmektedir. 8. maddesinde de, Yürütme yetkisi ve görevi, CumhurbaĢkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilmiģtir. Buna göre, Anayasa da

165 kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle, Anayasa da öngörülen ayrık durumlar dıģında, kanunlarla düzenlenmemiģ bir alanda, kanun ile yürütmeye genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemez. Yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının Anayasa nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel ilkeleri koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniģ bir alanı yönetimin düzenlemesine bırakmaması gerekir. Bununla birlikte, kanun koyucu, gerektiğinde sınırlarını belirlemek koģuluyla bazı konuların düzenlenmesini idareye bırakabilir. Anayasa nın 160. maddesinin dördüncü fıkrasında ise SayıĢtayın kuruluģu, iģleyiģi, denetim usulleri, mensuplarının nitelikleri, atanmaları, ödev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri ve diğer özlük iģleri, BaĢkan ve üyelerinin teminatı kanunla düzenlenir. denilmektedir sayılı Kanun un geçici 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, YDK nın personeli, araç, gereç ve her türlü taģınır ve taģınmaz malları ve bütçesinin SayıĢtaya devredildiği, devirle ilgili iģlemlerin SayıĢtay BaĢkanı tarafından yerine getirileceği belirtilmiģtir. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde ise SayıĢtaya devredilen YDK da, devir tarihi itibariyle çalıģmakta olan; baģkan ve üyelerin baģka bir iģleme gerek kalmaksızın ve kadro Ģartı aranmaksızın birinci sınıfa ayrılmıģ, birinci sınıfa ayrıldıktan sonra dokuz yılını tamamlamıģ ve birinci sınıfa ayrılma niteliklerini kaybetmemiģ SayıĢtay uzman denetçisi; baģdenetçi, denetçi ve denetçi yardımcılarının ise kazanılmıģ hak aylık derecelerine uygun SayıĢtay uzman denetçisi, SayıĢtay baģdenetçisi, SayıĢtay denetçisi ve SayıĢtay denetçi yardımcısı kadrolarına atanmıģ sayılacakları hüküm altına alınmıģtır sayılı Kanun un 10. maddesinde, SayıĢtay mensupları, meslek mensupları, BaĢsavcı ve savcılar ile yönetim mensupları olarak belirtilmiģ; (a) bendinde de SayıĢtay BaĢkanı, daire baģkanları ve üyeler ile SayıĢtay denetçileri meslek mensupları olarak sayılmıģtır. Kanun un 2. maddesinin (m) bendinde ise SayıĢtay denetçisi tanımının, uzman denetçi, baģdenetçi, denetçi ve denetçi yardımcısını ifade ettiği belirtilmiģtir sayılı Kanun un geçici 4. maddesi uyarınca, SayıĢtaya devredilen YDK da devir tarihi itibariyle çalıģmakta olan baģkan ve üyeler ile baģdenetçi, denetçi ve denetçi yardımcıları SayıĢtay denetçisi sayılmıģ, dolayısıyla SayıĢtay denetçileri ile aynı hukuki statüye sahip olmuģlardır. Ġtiraz konusu ibarenin bulunduğu kuralda, SayıĢtay Genel Kurulu tarafından değerlendirilecek olan hususların, 6085 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde belirleneceği ifade edilmiģtir sayılı Kanun un 63. maddesinde ise SayıĢtay mensuplarının hakları düzenlenmiģ, bu maddenin (3) numaralı fıkrasında; SayıĢtay BaĢkanı, daire baģkanları ve üyeler dıģında kalan meslek mensuplarının sınıfları ile birinci sınıfa ayrılma Ģart ve yöntemlerinin 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu nda belirtilen esaslara göre SayıĢtay Genel Kurulunca belirleneceği öngörülmüģtür. Birinci sınıfa ayrılma koģulları ve uygulamaya iliģkin hususlar da 2802 sayılı Kanun un 32. ve diğer maddeleri ile 6085 sayılı Kanun un ilgili hükümlerinde ayrıntılı olarak açıklanmıģtır. Bu nedenle, birinci sınıfa ayrılma ve uygulamaya iliģkin hususların 6085 ve 2802 sayılı Kanunlarda yer alan hükümlerle ayrıntılı bir Ģekilde düzenlenerek kapsamının belirlenmesinden sonra, itiraz konusu ibare uyarınca SayıĢtay Genel Kuruluna bu çerçevede yetki verilmesi, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup, yasama yetkisinin devri olarak nitelendirilemeyeceği gibi Anayasa nın 160. maddesinin son fıkrasına aykırı olduğundan da söz edilemez. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu ibare Anayasa nın 2., 7. ve 160. maddelerine aykırı değildir. Ġptal isteminin reddi gerekir. VI- SONUÇ günlü, 6085 sayılı SayıĢtay Kanunu nun geçici 4. maddesinin (2) numaralı fıkrasının son cümlesinde yer alan birinci sınıfa ayrılmalarına ve uygulamaya iliģkin

166 hususlar bu Kanun çerçevesinde SayıĢtay Genel Kurulunca belirlenir. ibaresinin Anayasa ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDĠNE, gününde OYBĠRLĠĞĠYLE karar verildi. BaĢkan HaĢim KILIÇ Üye Mehmet ERTEN Üye Zehra Ayla PERKTAġ Üye Engin YILDIRIM BaĢkanvekili Serruh KALELĠ Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Recep KÖMÜRCÜ Üye Nuri NECĠPOĞLU BaĢkanvekili Alparslan ALTAN Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT Üye Burhan ÜSTÜN Üye Hicabi DURSUN Üye Celal Mümtaz AKINCI Üye Muammer TOPAL Üye Erdal TERCAN Üye Zühtü ARSLAN [R.G. 18 Nisan ] UYUġMAZLIK MAHKEMESĠ KARARLARI UyuĢmazlık Mahkemesi Kararları Tarihli ve Sayılı Mükerrer Resmi Gazetede YayınlanmıĢtır. [R.G. 18 Nisan Mükerrer] HÂKĠMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KARARI Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu BaĢkanlığından: HÂKĠMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU GENEL KURUL KARARI Karar Tarihi : 11/4/2013 Karar No : 343 KahramanmaraĢ Ġdare ve Vergi Mahkemesinin bölge derecesinin 2 nci bölge olarak belirlenmesine karar verilmiģtir. [R.G. 19 Nisan ]

167 TEBLĠĞLER Maliye Bakanlığı (Ġç Denetim Koordinasyon Kurulu) ndan: KAMU ĠÇ DENETĠM GENEL TEBLĠĞĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Genel Tebliğin amacı, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun iç denetime iliģkin hükümleri ile 26/6/2006 tarihli ve 2006/10654 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Ġç Denetçilerin ÇalıĢma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulamasının yönlendirilmesi ve uyulması gerekli usul ve esasların belirlenmesidir. Dayanak MADDE 2 (1) Bu Genel Tebliğ, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Ġç Denetçilerin ÇalıĢma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine dayanılarak hazırlanmıģtır. Tanımlar MADDE 3 (1) Bu Genel Tebliğde geçen; a) Ġç denetim birimi: Kurulması halinde iç denetim birimi baģkanlığını, iç denetim birimi baģkanlığı kurulmayan idarelerde ise iç denetçileri, b) Ġdare: 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan idareler ile mahalli idareleri, c) Kanun: 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununu, ç) Kurul: Ġç Denetim Koordinasyon Kurulunu, d) Sertifika: Kamu Ġç Denetçi Sertifikasını, e) Üst yönetici: Bakanlıklarda müsteģarı, Milli Savunma Bakanlığında Bakanı, diğer kamu idarelerinde en üst yöneticiyi, il özel idarelerinde valiyi ve belediyelerde belediye baģkanını, f) Yönetmelik: Ġç Denetçilerin ÇalıĢma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliği, ifade eder. ĠKĠNCĠ BÖLÜM Ġç Denetim Faaliyetleri Ġç denetim faaliyetlerine iģlerlik kazandırılması MADDE 4 (1) Ġç kontrol sisteminin temel unsuru olan ve aynı zamanda sistemin yeterli ve etkin bir Ģekilde iģleyip iģlemediği hususlarında değerlendirme ve önerilerde bulunan iç denetim, idarelerde üst yöneticilerin yönetim ve hesap verme sorumluluklarının yerine getirilmesinde önemli bir yardımcıdır. Güvence verme ve danıģmanlık fonksiyonlarıyla ön plana çıkan etkin bir iç denetim faaliyeti, idarenin faaliyetlerine değer katarak, amaç ve hedeflere ulaģılması noktasında üst yönetime yardımcı olacaktır. (2) Ġç kontrol sisteminin idarelerde yeterli ve etkin bir seviyede hayata geçirilmesi ancak iç denetim faaliyetlerinin varlığına ve etkinliğine bağlıdır. Bu kapsamda idareler, iç denetim faaliyetlerine iģlerlik kazandırır ve gerekli hallerde Kuruldan teknik düzeyde destek talep eder. (3) Ġdarelerde, iç denetim faaliyetlerinin planlanması, yürütülmesi, raporlanması ve izlenmesi ile iç denetçilerin sertifika derecelendirmelerine iliģkin süreçler, Kurul tarafından sunulan bilgi sistemleri üzerinden yürütülür. Kurul; sistemin kurulum, iģletim ve kullanımı ile diğer bilgi sistemleriyle entegrasyonuna iliģkin gerekli tedbirleri alır.

168 (4) Mevzuatla kapsamı belirlenen iç denetim faaliyetleri, idarelerde, Kanunun 63 üncü maddesi hükmüne göre iç denetim birimleri tarafından yürütülür. Ġç denetim plan ve programı MADDE 5 (1) Ġdarenin denetlenebilecek alanlarının tamamını ifade eden bir denetim evreni oluģturulur. Denetim evreni kapsamına, idarenin merkez, taģra ve yurt dıģı teģkilatına dahil tüm birimlerinin iģlem, faaliyet ve süreçleri dahil edilir. Denetim evreninin hazırlanmasında süreç bazlı yaklaģım esas alınır ve yapılan risk analizi sonucunda yüksek ve orta riskli olarak belirlenen denetim alanlarının tamamı bir plan dönemine dahil edilir. (2) Plan dönemine dahil edilecek yüksek ve orta riskli denetim alanlarının belirlenmesinde Kamu Ġç Denetim Rehberindeki yöntem ve esaslar dikkate alınır. (3) Ġç denetim mevzuatına uygun Ģekilde hazırlanan üç yıllık iç denetim planı ve yıllık denetim programı, iç denetim birimi tarafından aralık ayı baģında üst yöneticiye yazılı olarak sunulur ve üst yönetici tarafından aralık ayı sonuna kadar onaylanır. Ġç denetim plan ve programı, aralık ayı sonunda onaylanmaması halinde onaylanmıģ kabul edilir ve uygulamaya konulur. (4) Planın uygulanabilmesi için gerekli insan kaynağı ihtiyacı ve kaynak sınırlamasının etkileri üst yöneticiye raporlanır. Yapılan analiz sonucunda idareye tahsis edilen iç denetçi kadrosunun yetersiz olması halinde durum Kurula bildirilir. (5) Ġç denetim birimleri, denetim ve danıģmanlık faaliyetleri dıģında baģka adlarla faaliyet yürütemez; sadece yolsuzluk ve usulsüzlüklerin bildirilmesi durumunda inceleme faaliyeti yürütebilir ve inceleme raporu düzenleyebilir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Ġç Denetçi Atamaları ve Ġç Denetim Birimi BaĢkanlıklarının Kurulması Ġç denetçi atamaları MADDE 6 (1) Ġdareler, 8/10/2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ġç Denetçi Adayları Belirleme, Eğitim ve Sertifika Yönetmeliği kapsamında yapılan sınavlarda baģarılı olarak sertifika almıģ iç denetçi adayları ile mevcut iç denetçiler arasından naklen atama yoluyla iç denetçi kadrolarına atama yapabilirler. Ancak mevcut iç denetçiler arasından naklen atama yapılmasında 7 nci maddedeki kayıt ve sınırlamalara uyulur. Kanunun geçici 21 inci maddesi hükümleri saklıdır. (2) Ġdareler, sertifika sahibi iç denetçi adayları ile belli bir süre iç denetçilik yaptıktan sonra baģka görevlere atananlar arasından iç denetçi kadrolarına atama yapmadan önce, ilgililerin sertifikalarının kullanılabilir durumda olup olmadığını Kuruldan teyit ettirirler. (3) Kanunun 65 inci maddesinin son fıkrası uyarınca, iç denetçiler, bakanlıklar ve bağlı idarelerde üst yöneticinin teklifi üzerine Bakan, diğer idarelerde üst yönetici tarafından sertifika sahibi kiģiler arasından atanır. Atama iģlemlerinin yürütülmesinde, Kanunun 65 inci maddesi ve diğer ilgili iç denetim mevzuatı ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun genel hükümlerine de uyulur. (4) Ġç denetçi kadrolarına yapılan atamalar ile bu kadroların herhangi bir nedenle boģalması halleri, en geç 10 iģ günü içinde Kurula bildirilir. Ġç denetçilerin naklen atanmaları MADDE 7 (1) Kanunun geçici 5 ve geçici 16 ncı maddeleri uyarınca 31/12/2007 tarihine kadar olan geçiģ sürecinde, belirlenen tarihler itibariyle belli unvanlara sahip olanlarla bu tarihler itibariyle geçmiģte belli görevlerde beģ yıl bulunanlar, kamu idarelerince doğrudan iç denetçi olarak atanmıģ ve bu Ģekilde atananlara, Ġç Denetçi Adayları Belirleme, Eğitim ve Sertifika Yönetmeliğinin geçici 1 inci maddesi uyarınca sertifika verilmiģtir. GeçiĢ sürecinde idarelerin iç denetçi kadrolarına bu Ģekilde atananların, daha sonra baģka idarelerin iç denetçi kadrolarına naklen atanmalarında Kanunun geçici 5 inci maddesinin; (c) bendinde sayılanların tüm kamu idarelerinde,

169 (d) bendinde sayılanların; sadece kendi idarelerinde, özel bütçeli idarelerde, mahallî idarelerde ve sosyal güvenlik kurumlarında, (e) bendinde sayılanlardan Maliye Bakanlığı Muhasebe, Milli Emlak ve Vergi Denetmenleri sadece özel bütçeli idareler ile mahallî idarelerde; Belediye MüfettiĢi ve Hesap ĠĢleri Murakıbı olanların ise sadece mahallî idarelerde, iç denetçi olarak atananların, yukarıda kendi unvanları için sayılan idareler dıģında diğer idarelere iç denetçi olarak naklen atanmaları mümkün bulunmamakta olup, bunların naklen atanmaları ancak, Ġç Denetçi Adayları Belirleme, Eğitim ve Sertifika Yönetmeliğinde belirtilen aday belirleme sınavını geçmeleri, verilecek eğitimi tamamlamaları ve sonucunda yapılacak sınavda baģarılı olmaları durumunda mümkün olabilecektir. Fakat en az 3 yıl fiilen iç denetçilik yapmıģ ve Ġç Denetçi Adayları Belirleme, Eğitim ve Sertifika Yönetmeliğinin 6 ncı maddesiyle belirlenen yabancı dil Ģartını sağlayan iç denetçiler, Kurul tarafından iç denetçi adaylarına yönelik olarak yapılacak sertifika sınavlarına girerek baģarılı olmaları halinde kendilerine, Kanun kapsamındaki bütün idarelerin iç denetçi kadrolarına naklen atanmalarına imkân verecek nitelikte sertifika verilir. Sertifika sınavında baģarısız olan iç denetçiler, yabancı dil Ģartını muhafaza etmeleri kaydıyla izleyen en fazla iki sınava daha katılabilirler. (2) Ġç Denetçi Adayları Belirleme, Eğitim ve Sertifika Yönetmeliği kapsamında yapılan sınavlarda baģarılı olarak sertifika almıģ ve idarelerin iç denetçi kadrolarına atanmıģ iç denetçiler, daha sonra Kanun kapsamındaki bütün idarelerin iç denetçi kadrolarına naklen atanabilirler. Ġç denetim birimi baģkanlıklarının kurulması ve yönetimi MADDE 8 (1) Kanunun 63 üncü maddesinin son fıkrasında Kamu idarelerinin yapısı ve personel sayısı dikkate alınmak suretiyle, Ġç Denetim Koordinasyon Kurulunun uygun görüģü üzerine, doğrudan üst yöneticiye bağlı iç denetim birimi baģkanlıkları kurulabilir. hükmü yer almıģtır. Buna göre, kamu idarelerinde iç denetim birimi baģkanlıklarının kurulabilmesi Kurulun uygun görüģüne bağlıdır. Atanan iç denetçi sayısı üç ve üzerinde belirlenen idarelerin iç denetim birimi baģkanlığı kurmalarına Kurul tarafından genel uygun görüģ verilmiģtir. Bu hususta ayrıca Kurulun görüģünün sorulmasına gerek bulunmamaktadır. (2) Atanan iç denetçi sayısı üç ve üzerinde olan idarelerde doğrudan üst yöneticiye bağlı iç denetim birimi baģkanlıklarının kurulması; Kamu Ġç Denetim Standartlarının yeterli ve etkin bir Ģekilde hayata geçirilmesi açısından önemlidir. (3) Ġç denetim birimi baģkanlığı kurulan idarelerde, iç denetçilerden birisi üst yönetici tarafından iç denetim birim baģkanı olarak görevlendirilir ve bu görevlendirmeler en geç 10 iģ günü içinde Kurula ayrıca bildirilir. Ġç denetim birimi baģkanı, iç denetim birimi baģkanlığını yönetir ve iç denetim mevzuatında tanımlı görev ve yetkileri yürütür. (4) Ġç denetim birimleri, üst yönetici dıģında baģka birim veya yöneticilerle iliģkilendirilemez ve üst yöneticiler, iç denetim faaliyetlerine iliģkin rol ve sorumluluklarını astlarına devredemezler. (5) Atanan iç denetçi sayısı onun altında olan idarelerde iç denetim birimi baģkanları, denetim ve danıģmanlık görevleri de yürütebilirler. (6) Ġç denetim birimlerinde büro hizmetlerini yürütmek üzere yeterli sayıda personel görevlendirilir. (7) Ġç denetim birimlerine idarelerin teģkilat Ģemalarında yer verilir. (8) Atanan iç denetçi sayısı üçün altında olan idarelerde iç denetim faaliyetlerinin koordinasyonu, üst yönetici tarafından görevlendirilen iç denetçi tarafından sağlanır. (9) Ġç denetim birimleri, idare içi ve idare dıģı yazıģmalarda iç denetim birimi baģlığını kullanacaklardır. Ġç denetçilere yaptırılamayacak iģler

170 MADDE 9 (1) Ġç denetçilerin görevleri Kanunun 64 üncü maddesinde sayılmıģ ve aynı maddenin dördüncü fıkrasında Ġç denetçi, görevinde bağımsızdır ve iç denetçiye asli görevi dıģında hiçbir görev verilemez ve yaptırılamaz. hükmü yer almıģtır. (2) Yönetmeliğin 27 nci maddesinde iç denetçilerin mesleki güvencesi düzenlenmiģtir. Söz konusu madde, Ġç denetçilere bu Yönetmelik ve iç denetim yönergelerinde belirtilen görevler dıģında hiçbir görev verilemez ve yaptırılamaz. Ġç denetçiler 24 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla, hiçbir Ģekilde istekleri dıģında baģka bir göreve atanamazlar hükmünü içermektedir. (3) Kanun ve Yönetmeliğin anılan hükümleriyle, iç denetçilere iç denetçilik görevi dıģında baģka görevlerin verilmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığı ve bunu sağlamaya yönelik düzenlemeler yapıldığı görülmektedir. Buradaki esas amaç, denetimin etkinliğini ve fonksiyonel bağımsızlığını teminat altına almak ve denetim faaliyetlerinin plan ve programlara uygun olarak yürütülmesini sağlamaktır. (4) Bu çerçevede iç denetçiler: a) Ġl genel meclisi denetim komisyonları ve belediye meclisi denetim komisyonlarında görevlendirilemeyeceklerdir. b) Birden fazla idarenin iç denetçilerinin ortak çalıģma gereklilikleri ile Kurul bünyesinde oluģturulan sınav komisyonları ve çalıģma komiteleri/ekipleri hariç olmak üzere, diğer kamu idarelerinde değiģik görevleri yürütmek üzere geçici olarak görevlendirilemeyeceklerdir. c) Kendi idarelerinde veya diğer kamu idarelerinde düzenlenecek eğitim programlarında sınırlı süreyle eğitici olarak görev alabileceklerdir. (5) Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre iç denetçilerin görevleri arasında, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında ön inceleme ile personel mevzuatı uyarınca disiplin soruģturması yapma görevi sayılmadığından; iç denetçilere, personel mevzuatı uyarıca disiplin soruģturması ile 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca ön inceleme görevi verilmeyecektir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Ġç Denetçilerin Ortak ÇalıĢmaları Ortak çalıģma halleri MADDE 10 (1) AĢağıdaki hallerde, birden fazla idare iç denetçisi ortak çalıģma yürütebilir: a) Birden fazla idareyi ilgilendiren faaliyetlerin denetimlerinin yapılması gerektiğinde. b) Bir iç denetim faaliyeti sırasında baģka idareyi/idareleri ilgilendiren konuların ortaya çıkması halinde. c) Ġç denetçilerin, sertifika derecesinin düģürülmesi veya sertifikanın iptalini gerektiren fiillerinin bulunup bulunmadığının tespitiyle ilgili incelemelerde. ç) 15/10/2011 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ġç Denetim Kalite Güvence ve GeliĢtirme Programı kapsamında yürütülecek dıģ değerlendirmelerde. d) Bilgi teknolojileri denetimi kapsamında baģka idare iç denetçilerinden yararlanılması gerektiğinde. (2) Birinci fıkranın (a) ve (d) bentlerinde sayılan hallere iliģkin ortak çalıģma ihtiyaçları, planlı faaliyetler olacağından, denetim programları hazırlanırken bu hususlar ayrıca dikkate alınır. (3) Bir idaredeki iç denetimin insan kaynağı kapasitesinin yetersizliği halinde veya baģka idaredeki iç denetçilerin bilgi ve uzmanlığına ihtiyaç duyulduğunda ilgili üst yönetici, iç denetçi görevlendirilmesi için Kuruldan talepte bulunabilir. Görevlendirmeler ve taleplerin karģılanması

171 MADDE 11 (1) 10 uncu maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri çerçevesinde yürütülecek ortak çalıģmalar, ilgili idarelerin iç denetim birimlerinin talebi üzerine, üst yöneticiler arasında doğrudan iletiģim kurulmak suretiyle planlanır. (2) Ortak çalıģmaya iliģkin iç denetçi görevlendirilmesi talebi ilgili idarelerce öncelikle karģılanır. Görevlendirmenin mümkün olmadığı haller, gerekçesiyle birlikte talepte bulunan idareye bildirilir. Talebi karģılanmayan idare, durumu alınan cevaplarla birlikte en geç 10 iģ günü içinde Kurula bildirir. Koordinatörlük ve görev süresi MADDE 12 (1) Ortak çalıģmalarda koordinatörlük görevi, talepte bulunan idarenin kıdemli iç denetçisi tarafından yürütülür. (2) Planlı ortak çalıģmalarda, çalıģmanın süresi denetim programlarında gösterilir. Planlamanın mümkün olmadığı durumlarda, çalıģmalar iki ay içerisinde tamamlanır. ÇalıĢmanın bu sürede tamamlanamaması halinde, durum talepte bulunulan idareye bildirilir. Raporlama MADDE 13 (1) Ġç denetçilerin ortak çalıģması sonucunda hazırlanacak rapor, faaliyetin yürütüldüğü idarenin üst yöneticisine sunulur ve bir örneği de en geç 10 iģ günü içinde Kurula gönderilir. Diğer idarelerin iç denetçileri de, raporun kendi idarelerini ilgilendiren bölümünü üst yöneticilerine sunarlar. (2) Ortak çalıģma sonucu gerçekleģen denetimler ile elde edilen sonuçlar, iç denetim faaliyet raporlarında ayrıca gösterilir. BEŞİNCİ BÖLÜM Sertifika Derecesine Göre Görevlendirme ve Kıdem Esasları Denetim alanlarının sınıflandırılması MADDE 14 (1) Ġç denetim faaliyetleri, iç denetim birimi baģkanı tarafından, kamu idaresinin birim, konu ve süreçleri itibarıyla sınıflandırılır. (2) Ġç denetçilerin denetim alan ve uygulamalarının değiģtirilmesi esastır. Bir iç denetçiye 3 yıl üst üste aynı denetlenen birimde görev verilemez. Sertifika derecesine uygun görevlendirme MADDE 15 (1) Ġç denetçiler, çalıģma süresince edindikleri tecrübe ile sertifika derecelerine uygun olarak görevlendirilir. (2) A-1 ve A-2 sertifika düzeyindeki iç denetçiler; uygunluk denetimi, mali denetim ve sistem denetimi yaparlar. (3) A-3 ve A-4 sertifika düzeyindeki iç denetçiler ilave olarak, performans denetimi ve denetimin gözetimi faaliyeti yürütürler. (4) Bilgi teknolojileri denetimi, bu konuda özel uzmanlığı olan veya bu alanda yeterli sürede eğitim alan iç denetçiler tarafından yürütülür. Kurul, bilgi teknolojileri denetimine iliģkin ilave sertifikasyon Ģartı getirilebilir. (5) Denetimin sonuçlarına iliģkin olarak yürütülecek izleme denetimleri, söz konusu denetim türünün tabi olduğu sertifika düzeylerine sahip iç denetçiler tarafından yürütülür. (6) Ekip halindeki görevlendirmelerde, sertifika derecesi yüksek olan iç denetçi esas alınır. (7) DanıĢmanlık faaliyeti, Yönetmeliğin 30 uncu maddesine göre A-2 sertifika düzeyine yükselmiģ iç denetçiler ile A-3 ve A-4 sertifika düzeyindeki iç denetçiler tarafından yürütülür. (8) Yeterli sertifika düzeyine sahip iç denetçi bulunmaması halinde, denetimin gözetimi faaliyeti, iç denetim birimi baģkanı veya Yönetmeliğin 30 uncu maddesine göre A-2 sertifika düzeyine yükselmiģ iç denetçiler tarafından da yürütülebilir. Kıdem esasları MADDE 16 (1) Ġç denetçilerin kıdemlerinin belirlenmesinde, iç denetçilik mesleğinde fiilen geçirilen süreler dikkate alınır. Kıdemin belirlenmesinde önceki mesleklerde geçirilen

172 süreler dikkate alınmaz. Yönetmeliğin 30 uncu maddesine göre sertifika düzeyi yükselmiģ iç denetçiler, her halde kıdemli sayılır. (2) Üç yıldan daha uzun süre iç denetim birimi baģkanlığı yapmıģ iç denetçi, baģkanlık görevinden sonra, iç denetim biriminde en kıdemli sayılır. Ġç denetim biriminde birden fazla baģkanlık yapmıģ iç denetçi bulunması halinde, daha uzun süre baģkanlık yapan idaresinde daha kıdemli sayılır. (3) Bu maddeye aykırı olmamak üzere, kıdemlerin belirlenmesine iliģkin diğer esaslar idarelerin iç denetim yönergelerinde belirlenir. ALTINCI BÖLÜM Teknik ve Uzman Personel ÇalıĢtırılması Teknik ve uzman personel görevlendirilmesi MADDE 17 (1) Ġç denetim birimlerinde, özellikli alanlarda yapılacak denetim faaliyetleri kapsamında idare içinden ya da diğer idarelerden teknik veya uzman personel geçici süreli görevlendirilebilir. (2) Ġdare içinden teknik veya uzman personel çalıģtırılmasının gerekli olması halinde, iç denetim birimi tarafından üst yöneticiden gerekçeli bir onay alınır. Alınan bu onay uyarınca ilgili birimlerden uygun personelin görevlendirilmesi talep edilir. (3) Ġdare dıģından teknik personel çalıģtırılmasının gerekli olması halinde ilgili üst yönetici, ihtiyacın mahiyetini belirterek diğer idareden teknik personel görevlendirilmesi talebinde bulunur, durum bir yazı ile Kurula da en geç 10 iģ günü içinde bildirilir. Teknik personel talep edilen idare en geç on iģ günü içinde, ihtiyacı karģılayacak sayıda teknik personeli talepte bulunan idarede görevlendirir. (4) Teknik personel görevlendirilmesi talebi ilgili idarelerce öncelikle karģılanır. Görevlendirmenin mümkün olmadığı haller, gerekçesiyle birlikte talepte bulunan idareye bildirilir. Talebi karģılanmayan idare, durumu alınan cevaplarla birlikte en geç 10 iģ günü içinde Kurula bildirir. (5) Teknik veya uzman personelin memuriyet mahalli dıģında görevlendirilmesi halinde harcırahı, görevlendirildiği idare bütçesinden ödenir. Teknik ve uzman personelin yapabileceği iģler MADDE 18 (1) Ġç denetçiler, idare içinden veya dıģından görevlendirilen teknik veya uzman personelden yardım alabilirler. (2) Teknik veya uzman personele müstakilen denetim görevi verilemez. Bunlar, iç denetçilerle birlikte sadece çalıģma kâğıtlarını paraflayabilirler. (3) Teknik veya uzman personel çalıģtırılması halinde bu durum, ilgili nihai denetim raporunda belirtilir. YEDĠNCĠ BÖLÜM Sertifikaların Kullanımı Mesleki yeterliliğin sürekli hale getirilmesi MADDE 19 (1) Sertifika sahibi iç denetçi adayları ile belli bir süre iç denetçilik yaptıktan sonra baģka görevlere atananlar, mesleki yeterliliklerini sürekli hale getirmekle yükümlüdürler. Yetkinlik kriterleri MADDE 20 (1) Sertifika sahibi iç denetçi adayları ile belli bir süre iç denetçilik yaptıktan sonra baģka görevlere atananlar, sertifikayı aldıkları veya iç denetçilik görevinden ayrıldıkları tarihten itibaren üç yıl geçtikten sonra iç denetçi kadrolarına atanamazlar. Ancak üç yılın bitiminden sonra izleyen her yıl için, Ġç Denetçi Adayları Belirleme, Eğitim ve Sertifika Yönetmeliğinin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) veya (b) bölümündeki eğitim konularında yıllık en az 30 saat eğitim aldıklarını Kurula bildirmeleri durumunda, sertifikaları kullanılabilir hale gelir ve 6 ncı ve 7 nci maddelerdeki esaslara uyulması Ģartıyla iç denetçi kadrolarına atanabilirler.

173 (2) Eğitimlere katılım durumu, eğitim sertifikası veya katılım belgesi ile kanıtlanır. (3) Kurul, birinci fıkradaki kiģilerin sertifikalarının geçerliliğini takip eder ve bunları resmi internet sitesinden duyurur. (4) Ġdareler, sertifika sahibi iç denetçi adayları veya belli bir süre iç denetçilik yaptıktan sonra baģka görevlere atananlar arasından iç denetçi kadrolarına atama yapmadan önce, ilgililerin sertifikalarının kullanılabilirliğini Kuruldan teyit ettirirler. SEKĠZĠNCĠ BÖLÜM Sertifika Derecesinin DüĢürülmesi ve Sertifikanın Ġptali Ġhbar ve Ģikâyetlerin incelenmesi MADDE 21 (1) Sertifika derecesinin düģürülmesi ile sertifikanın iptalini gerektiren hallerden birisine yönelik ilgili kiģi, idare veya mercilerden Kurula intikal ettirilen bilgi, belge ve raporlar, ivedilikle Kurul gündemine alınır. (2) Sertifika derecesinin düģürülmesi ile sertifikanın iptalini gerektiren hallerden birisine yönelik ihbar ve Ģikâyetin doğrudan Kurula yapılması halinde, Kurul, ilgili idareden konunun incelenmesini ister. Üst yönetici kıdemli bir iç denetçiye iddiaları inceletir. Ġdaresinde kıdemli bir iç denetçinin bulunmaması halinde üst yöneticinin talebi üzerine Kurul, değiģik idare iç denetçilerinden oluģan iki kiģilik bir ekip marifetiyle iddiaları inceletir. (3) Sertifika derecesinin düģürülmesi ile sertifikanın iptalini gerektiren hallerden birisine yönelik ihbar ve Ģikâyetin doğrudan ilgili idareye yapılması ya da iç denetçinin durumunun resen incelenmesine ilgili üst yönetici tarafından karar verilmesi halinde, üst yönetici, kıdemli bir iç denetçiye iddiaları inceletir. Ġdaresinde kıdemli bir iç denetçinin bulunmaması halinde üst yöneticinin talebi üzerine Kurul, değiģik idare iç denetçilerinden oluģan iki kiģilik bir ekip marifetiyle iddiaları inceletir. (4) Üçüncü fıkraya göre yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporun yetersiz görülmesi halinde Kurul, değiģik idare iç denetçilerinden oluģan iki kiģilik bir ekip marifetiyle iddiaların yeniden incelenmesine karar verebilir. (5) Kanunun 65 inci maddesi uyarınca sertifika almıģ iç denetçi adayları ile belli bir süre iç denetçilik yaptıktan sonra baģka görevlere atananlara iliģkin, sertifika derecesinin düģürülmesi ile sertifikanın iptalini gerektiren hallerden birisine yönelik ihbar ve Ģikâyetlere konu hususlar, bunların mevcut görev ve kıdemini gözeterek atamaya yetkili amir tarafından inceletilir. (6) Bu maddeye göre yapılacak incelemeler en geç 2 ay içinde tamamlanır ve düzenlenen raporlar, ilgili idare veya görevlendirilen iç denetçi ekibi tarafından Kurula gönderilir. (7) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesi kapsamında kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile Devlet memurluğundan çıkarma cezası almıģ olanlardan cezası kesinleģenler için ayrıca inceleme raporu talep edilmez. Bu durumda Kurul disiplin cezası almıģ olanların durumu hakkında ayrıntılı bilgiyi doğrudan ilgilinin idaresinden yazılı olarak ister. Sertifika derecesinin düģürülmesini gerektiren durumlar MADDE 22 (1) Sertifika derecesi, ikinci fıkradaki durumların gerçekleģtiğinin tespit edilmesi ve 21 inci madde uyarınca yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporun Kurul tarafından görüģülüp karara bağlanmasıyla bir kademe düģürülür. (2) Sertifika derecesinin düģürülmesini gerektiren haller Ģunlardır: a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesinde yer alan kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının kesinleģmesi. b) Ġç denetim mevzuatının gerekleri ile mesleki özen ve dikkatin gösterilmesi yönünde ilgisine göre üst yönetici veya iç denetim birimi baģkanı tarafından yazılı olarak en az 2 defa uyarılmasına rağmen kasıtlı olarak bu tutumun sürdürülmesi. c) Profesyonel mesleki yargıyı zedeleyebilecek düzeyde bir menfaatin kabul edilmesi.

174 ç) Görev dolayısıyla elde edilen bilgilerin, kiģisel menfaatler için veya hukuka aykırı olarak ya da idareye zarar verebilecek tarzda kullanılması. d) Sertifika derecelendirme formlarının gerçeğe aykırı düzenlenmesi. (3) A-1 sertifika düzeyine sahip bir iç denetçinin, sertifika derecesinin düģürülmesini gerektirecek bir fiili iģlediği belirlendiğinde, ilgilinin sertifika derecelendirme dönemi 3 yıl uzatılır. (4) Sertifika derecesinin düģürülmesine iliģkin Kurul Kararı gerekçesiyle birlikte ilgili iç denetçiye ve bağlı olduğu idareye yazılı olarak bildirilir. Sertifika iptalini gerektiren durumlar MADDE 23 (1) Sertifika, ikinci fıkradaki durumların gerçekleģtiğinin tespit edilmesi ve 21 inci madde uyarınca yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporun Kurul tarafından görüģülüp karara bağlanmasıyla iptal edilir. (2) Sertifikanın iptalini gerektiren haller Ģunlardır: a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesinde yer alan Devlet memurluğundan çıkarma cezasının kesinleģmesi. b) Üç yıllık bir dönemde ikinci kez sertifika derecesinin düģürülmesini gerektiren bir fiilin iģlenmesi. (3) KesinleĢmiĢ yargı kararlarıyla hapis cezasına mahkûm edilen iç denetçilerin sertifikaları, ayrıca inceleme raporu talep edilmeksizin, iptal edilir. Bu kapsamda sertifika iptaline karar verilebilmesi için, hapis cezasına konu fiilin aynı zamanda sertifikanın iptalini gerektiren hallerden birisine yönelik aykırılık teģkil etmesi gerekir. (4) Sertifikanın iptal edilmesine iliģkin Kurul Kararı gerekçesiyle birlikte ilgili iç denetçiye ve bağlı olduğu idareye yazılı olarak bildirilir. Sertifikası iptal edilenlerin iç denetçilik görev ve yetkisi sona erer ve bunlar eski görevlerine atanırlar. Sertifikanın iade edilmesi MADDE 24 (1) Sertifikasının iptaline veya sertifika derecesinin düģürülmesine iliģkin Kurul Kararı kendisine tebliğ edilen iç denetçiler, 15 gün içinde elden veya posta yoluyla sertifikalarını Kurula göndermek zorundadır. Ayrıca, sertifika iptaline iliģkin bilgiler Kurulun resmi internet sitesinde kamuoyuna duyurulur. DOKUZUNCU BÖLÜM Ġç Denetçi Aday Belirleme Sınavı Ġç denetçi aday belirleme sınavı baģvuru Ģartları MADDE 25 (1) Ġç denetçi aday belirleme sınavı baģvurularında, Ġç Denetçi Adayları Belirleme, Eğitim ve Sertifika Yönetmeliğinin 6 ncı maddesiyle belirlenen baģvuru Ģartları yanında aģağıdaki hususlara da uyulacaktır: a) Kanun kapsamında yer alan kamu idarelerinde, mesleğe yarıģma sınavına tabi tutulmak suretiyle alındıktan sonra yapılan yeterlik sınavında baģarı göstermek kaydıyla; denetçi, müfettiģ, kontrolör, murakıp veya denetmen olarak görev yapan denetim elemanları yardımcılık/stajyerlik dönemleri de dahil olmak üzere sınavın son baģvuru tarihi itibarıyla beģ yılı tamamladıkları takdirde aday belirleme sınavına katılabilirler. b) Yardımcılık/stajyerlik dönemlerinden sonra yeterlilik sınavlarında baģarı gösteremeyerek baģka kadrolara atanmıģ olan denetim elemanlarının burada geçirmiģ oldukları süreler, beģ yıllık süre hesabında dikkate alınmaz. Yardımcılık döneminde yeterlik sınavına girmeden, mesleğe giriģ sınavıyla girilen ve yardımcılık dönemi sonunda yeterlik sınavına tabi olan baģka bir mesleğe atananların yardımcılıkta geçen süreleri ise dikkate alınır. c) Özel kanunları uyarınca, mesleğe yarıģma sınavına tabi tutulmadan giren veyahut yeterlik sınavına girmeden denetçi, müfettiģ, kontrolör, murakıp ya da denetmen kadrolarına atananlar, bu meslekler için sonradan giriģ ve yeterlilik sınavı Ģartları getirilmiģ olsa dahi aday belirleme sınavına katılamazlar.

175 ç) Kanuna tabi kamu idarelerinde, uzman yardımcılığında geçen süreler dahil olmak üzere, mesleğe yarıģma sınavına tabi tutulmak suretiyle alındıktan sonra yapılan yeterlik sınavında baģarı göstermek kaydıyla uzman olarak sınavın son baģvuru tarihi itibarıyla en az sekiz yıl çalıģanlar aday belirleme sınavına katılabilirler. d) Bu Ģekilde atananlar dıģında, kamu idarelerinde uzman, eğitim uzmanı, sivil savunma uzmanı gibi kadrolarda görev yapanların bu unvanlarda geçirdikleri süreler sekiz yıllık süre hesabında dikkate alınmaz. e) Yardımcılık dönemlerinden sonra yeterlilik sınavlarında baģarı gösteremeyerek baģka kadrolara atanmıģ olanların yardımcılıkta geçirmiģ oldukları süreler sekiz yıllık süre hesabında dikkate alınmaz. Yardımcılık döneminde yeterlik sınavına girmeden, mesleğe giriģ sınavıyla girilen ve yardımcılık dönemi sonunda yeterlik sınavına tabi olan baģka bir mesleğe atananların yardımcılıkta geçen süreleri ise dikkate alınır. f) Uzmanlıkta sekiz yılını doldurmadan diğer kamu idarelerinde uzman yardımcılığı, uzman, daire baģkanlığı veya eģdeğer yahut daha üst baģka bir göreve naklen atananların eski ve yeni görev süreleri sekiz yıllık süre hesabında birlikte dikkate alınır. Ancak, geçiģ yapılan uzman yardımcılığında geçirilen sürenin dikkate alınması için bu meslekte yeterlilik sınavının baģarılmıģ olması Ģarttır. g) Özel kanunları uyarınca, mesleğe yarıģma sınavına tabi tutulmadan giren veyahut yeterlik sınavına girmeden doğrudan uzman olarak atananlar, bu meslekler için sonradan giriģ ve yeterlilik sınavı Ģartları getirilmiģ olsa dahi aday belirleme sınavına katılamazlar. ğ) Kanuna tabi idarelerde, araģtırma görevliliğinde geçen süreler dahil olmak üzere, doktora unvanını almıģ öğretim elemanı olarak sınavın son baģvuru tarihi itibarıyla en az sekiz yıl çalıģmıģ olanlar aday belirleme sınavına katılabilirler. AraĢtırma görevlisi olarak görev yapmadan doktorayı dıģarıdan tamamlamak aday belirleme sınavına girebilmek için tek baģına yeterli değildir. h) Doktora unvanını almakla beraber araģtırma görevlisi kadrosunda sekiz yılını doldurmamıģ veya sekiz yıl araģtırma görevlisi olarak çalıģmıģ olmasına rağmen doktorasını tamamlamayanlar aday belirleme sınavına katılamazlar. ı) Kanuna tabi kamu idarelerinde, müdür (okul müdürü dahil) ve daha üst unvanlarda sınavın son baģvuru tarihi itibarıyla en az sekiz yıl çalıģmıģ olanlar aday belirleme sınavına katılabilirler. i) Müdür yardımcılığında geçirilen süreler sekiz yıllık süre hesabında dikkate alınmaz. j) Müdür ve daha üst kadrolara vekâleten atanmıģ olanların vekâleten görev yaptıkları süre, daha sonra aynı kadroya asaleten atanmıģ olmak kaydıyla, sekiz yıllık süre hesabında dikkate alınır. Tedviren ya da geçici görevlendirme Ģeklinde yürütülen hizmet süreleri sekiz yıllık süre hesabında dikkate alınmaz. k) Hâkim, savcı, kaymakam, DıĢiĢleri Bakanlığı meslek memurluğu, hukuk müģaviri, müģavir hazine avukatı, hazine avukatı, avukat, doktor, eczacı, diģ hekimi, veteriner, mühendis ve muvazzaf subaylık ile komiserlik ve üzeri görevlerde sekiz yıl çalıģmıģ olanlar aday belirleme sınavına katılabilirler. l) Fakültelerin; ĠnĢaat Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Jeoloji Mühendisliği, Çevre Mühendisliği, HaberleĢme Mühendisliği, Ziraat Mühendisliği, Gıda Mühendisliği, Orman Mühendisliği, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği, Elektronik ve HaberleĢme Mühendisliği, HaberleĢme Mühendisliği, Matematik Mühendisliği, Kontrol ve Sistem Mühendisliği bölümlerinden mezun olan ve idarelerin ana hizmet, danıģma ve denetim birimleri veya taģra teģkilatlarında çalıģan mühendisler aday belirleme sınavına katılabilirler. m) Öğretmen olarak belli bir süre görev yürüttükten sonra yükselme sınavları sonucunda okul müdürü pozisyonunda çalıģan ve bu durumunu hizmet belgesiyle tevsik edenler aday belirleme sınavına katılabilirler.

176 n) Yukarıda belirtilen mesleklerde geçirilen dönem içerisinde olmak kaydıyla, (muvazzaf askerlikte geçen süreler hariç) aylıksız izinde geçen süreler ve sıhhi izinlerin toplamda altı aydan fazla olan kısmı yapılacak süre hesaplamalarında dikkate alınmaz. o) Daha önce kamu idareleri bünyesinde görev yapmakta iken istifa etmiģ olanlar ile çekilmiģ sayılanların yukarıda belirtilen mesleklerde geçirdikleri sürelerin dikkate alınabilmesi için en geç sınav baģvuru tarihi itibarıyla devlet memurluğuna dönmüģ olmaları gerekmektedir. ö) Anılan mesleklerde, sözleģmeli personel (kadro karģılığı olanlar dahil) ve iģçi statüsünde çalıģmak suretiyle geçirilen süreler de bu kapsama dahildir. SözleĢmeli personel ve iģçi statüsünde çalıģmakta olanların sertifikaya sahip olmaları, memuriyet kadrolarına atanmada kendilerine ayrıca bir hak sağlamaz. p) Tabi oldukları personel kanunlarına göre uyarma ve kınama dıģında bir disiplin cezası almıģ olanlardan, cezası kesinleģenler aday belirleme sınavına katılamazlar. Ceza almıģ olmakla birlikte afla veya ilgili mevzuatı uyarınca cezaları silinmiģ olanlar aday belirleme sınavına müracaat edebilirler. r) Kanunun geçici 5 ve geçici 16 ncı maddelerine istinaden kamu idarelerine atanmıģ olan iç denetçilerden, 7 nci maddenin birinci fıkrasındaki Ģartları sağlayanların Ġç Denetçi Aday Belirleme Sınavına girmelerine gerek bulunmamaktadır. Fakat anılan Ģartları sağlamayanlar, Ġç Denetçi Adayları Belirleme, Eğitim ve Sertifika Yönetmeliğinde aranmakta olan Ģartları taģımak koģuluyla Ġç Denetçi Aday Belirleme Sınavına katılabilirler. Ġç denetçi olarak atanmadan önce çalıģmakta oldukları mesleklerine giriģ sınavıyla girmiģ ve daha sonra yeterlilik sınavını baģarıyla tamamlamıģ olanların iç denetçilikte geçirdikleri süreler beģ yıllık süre hesabında dikkate alınır. s) GeçmiĢte mesleğe özel yarıģma sınavına tabi tutulmak suretiyle alınıp, yapılan yeterlilik sınavında baģarı göstermek kaydıyla; bir süre denetim elemanı olarak çalıģtıktan sonra uzman, müdür veya daha üstü görevler ya da araģtırma görevlisi olarak çalıģmaya devam edenlerin hizmetleri aģağıda gösterildiği gibi oransal olarak değerlendirilir. Hesaplamalarda aday belirleme sınavının son baģvuru tarihi dikkate alınır ve 1 yıl 365 gün, 1 ay ise 30 gün olarak değerlendirilir. Kesirli günler tama iblağ olunur. Örnek: Mesleğe yarıģma sınavına tabi tutulmak suretiyle alındıktan sonra yapılan yeterlilik sınavında baģarı göstermek kaydıyla 4 yıl denetim elemanı olarak çalıģan bir kiģi 5 yıl çalıģmıģ olma Ģartını karģılamamaktadır. Ancak, 4 yıllık hizmet süresi, denetim elemanları için aranmakta olan 5 yıl Ģartının % 80 ine tekabül etmektedir. Eğer ilgilinin uzmanlık, araģtırma görevliliği, müdür ve daha üst unvanlarda ifa ettiği hizmetler varsa, % 20 lik eksik bölüm bu mesleklerde geçirdiği sürelerden tamamlanabilir. Diğer bir deyiģle, 8 yıllık hizmet Ģartı olan bu mesleklerde %20 lik hizmet Ģartının karģılanması gerekmektedir. Dolayısıyla, 4 yıl denetim elemanı olarak çalıģmıģ bulunan bir kiģi daha sonra 1,6 yıl (8 yıllık sürenin % 20 lik bölümü) uzmanlık, araģtırma görevliliği, müdür veya daha üst unvanlarda görev yapmıģ ise aday belirleme sınavına katılmaya hak kazanacaktır. Örnek hizmet süresi hesaplamaları aģağıda yer almaktadır: Denetim elemanlığı % Uzman, müdür ve daha üst unvanlar ile araştırma görevliliği % Toplam hizmet süresi 3 yıl 60 3,2 yıl =3 yıl 2 ay 13 gün 40 6,2 yıl = 6 yıl 2 ay 13 gün 3,5 yıl 70 2,4 yıl = 2 yıl 4 ay 26 gün 30 5,9 yıl = 5 yıl 10 ay 29 gün 4 yıl 80 1,6 yıl = 1 yıl 7 ay 9 gün 20 5,6 yıl = 5 yıl 7 ay 9 gün 4,5 yıl 90 0,8 yıl = 9 ay + 22 gün 10 5,3 yıl = 5 yıl 3 ay 20 gün

177 Ģ) GeçmiĢte mesleğe yarıģma sınavına tabi tutulmak suretiyle alınıp yapılan yeterlilik sınavında baģarı göstermek kaydıyla bir süre uzman olarak ya da müdür veya daha üst unvanlar ile araģtırma görevliliğinde çalıģtıktan sonra denetim elemanlığına geçiģ yapmıģ olanların hizmetleri aģağıda gösterildiği gibi oransal olarak değerlendirilir. Hesaplamalarda aday belirleme sınavının son baģvuru tarihi dikkate alınır ve 1 yıl 365 gün, 1 ay ise 30 gün olarak değerlendirilir. Kesirli günler tama iblağ olunur. Örnek: Mesleğe yarıģma sınavına tabi tutulmak suretiyle alındıktan sonra yapılan yeterlilik sınavında baģarı göstermek kaydıyla 6 yıl uzman olarak çalıģan bir kiģi 8 yıl çalıģmıģ olma Ģartını karģılamamaktadır. 6 yıllık hizmet süresi, aranmakta olan 8 yıl Ģartının % 75 ine tekabül etmektedir. Eğer ilgilinin denetim elemanlığında ifa ettiği hizmetler varsa, % 25 lik eksik bölüm bu meslekte geçirdiği sürelerden tamamlanacaktır. Dolayısıyla, 6 yıl uzman olarak çalıģmıģ bulunan bir kiģi daha sonra 1,25 yıl (5 yıllık sürenin % 25 lik bölümü) denetim elemanı olarak görev yapmıģ ise aday belirleme sınavına katılmaya hak kazanacaktır. Örnek hizmet süresi hesaplamaları aģağıda yer almaktadır: Uzman, müdür ve daha üst unvanlar % Denetim elemanlığı % Toplam hizmet süresi ile araştırma görevliliği 3 yıl 37,5 3,125 yıl = 3 yıl 1 ay 16 gün 62,5 6,125 yıl = 6 yıl 1 ay 16 gün 3,5 yıl 43,75 2,8125 yıl = 2 yıl 6 ay 17 gün 56,25 6,3125 yıl = 6 yıl 3 ay 25 gün 4 yıl 50 2,5 yıl = 2 yıl 6 ay 3 gün 50 6,5 yıl = 6 yıl 6 ay 3 gün 4,5 yıl 56,25 2,1875 yıl = 2 yıl 2 ay 9 gün 43,75 6,6875 yıl = 6 yıl 8 ay 11 gün 5 yıl 62,5 1,875 yıl = 1 yıl 10 ay 20 gün 37,5 6,875 yıl = 6 yıl 10 ay 20 gün 5,5 yıl 68,75 1,5625 yıl = 1 yıl 6 ay 26 gün 31,25 7,0625 yıl = 7 yıl 23 gün 6 yıl 75 1,25 yıl = 1 yıl 3 ay 2 gün 25 7,25 yıl = 7 yıl 3 ay 2 gün 6,5 yıl 81,25 0,9375 yıl = 11 ay 12 gün 18,75 7,4375 yıl = 7 yıl + 5 ay 10 gün 7 yıl 87,5 0,625 yıl = 7 ay 19 gün 12,5 7,625 yıl = 7 yıl 7 ay 19 gün ONUNCU BÖLÜM ÇeĢitli ve Son Hükümler Diğer hususlar MADDE 26 (1) Kanun ile öngörülen iç kontrol sisteminin temel unsurunu oluģturan iç denetim faaliyetinin etkin bir Ģekilde kurulabilmesi ve yürütülebilmesi kamu idarelerinin ve özellikle üst yöneticilerin bu konuda gösterecekleri hassasiyete bağlıdır. Ġç denetim faaliyetlerinden beklenen yararların sağlanması ve iģlemlerin mevzuata uygun olarak yürütülmesi bakımından yukarıda belirtilen düzenlemelere hassasiyetle uyulması ve idarelerce gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Yürürlükten kaldırılan tebliğler MADDE 27 (1) 8/9/2006 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ġç Denetçi Atamalarında Uyulacak Esas ve Usuller Hakkında Tebliğ, 30/12/2006 tarihli ve

178 26392 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ġç Denetçi Atamalarında Uyulacak Esas ve Usuller Hakkında Tebliğ (Sıra No:2), 5/4/2009 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ġç Denetçi Adaylarının Belirlenmesinde Uyulacak Esas ve Usuller Hakkında Tebliğ (Sıra No:3) ve 21/5/2011 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Ġç Denetçi Atamalarında Uyulacak Esas ve Usuller Hakkında 2 Sıra Numaralı Tebliğde DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:4) yürürlükten kaldırılmıģtır. Yürürlük MADDE 28 (1) Bu Genel Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 29 (1) Bu Genel Tebliğ hükümlerini Kurul yürütür. [R.G. 19 Nisan ] Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan: KATILIM BANKALARINCA UYGULANACAK TEKDÜZEN HESAP PLANI VE ĠZAHNAMESĠ HAKKINDA TEBLĠĞDE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR TEBLĠĞ MADDE 1 26/1/2007 tarihli ve mükerrer sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Katılım Bankalarınca Uygulanacak Tekdüzen Hesap Planı ve Ġzahnamesi Hakkında Tebliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrasına hesap numarası sırasına uygun yerleģtirilmek üzere aģağıdaki hesaplar eklenmiģ, aynı fıkrada yer alan 305 KIYMETLĠ MADEN DEPO HESAPLARI - VADESĠZ - Y.P., 315 KIYMETLĠ MADEN DEPO HESAPLARI VADELĠ - Y.P. ve 615 KIYMETLĠ MADEN DEPO HESAPLARINA VERĠLEN KÂR PAYLARI - Y.P. hesapları aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģ, aynı fıkradaki aģağıdaki hesaplar yürürlükten kaldırılmıģtır KĠRA SERTĠFĠKALARI KĠRA SERTĠFĠKALARI GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNE KONU OLAN MENKUL DEĞERLER GELĠRE BAĞLI SENETLER GELĠR ORTAKLIĞI SENETLERĠ GELĠRE ENDEKSLĠ SENETLER KĠRA SERTĠFĠKALARI DĠĞER DĠĞER KĠRA SERTĠFĠKALARI KĠRA SERTĠFĠKALARI GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNE KONU OLAN MENKUL DEĞERLER GELĠRE BAĞLI SENETLER GELĠR ORTAKLIĞI SENETLERĠ GELĠRE ENDEKSLĠ SENETLER KĠRA SERTĠFĠKALARI DĠĞER DĠĞER KĠRA SERTĠFĠKALARI GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNE KONU OLAN MENKUL DEĞERLER

179 GELĠRE BAĞLI SENETLER GELĠR ORTAKLIĞI SENETLERĠ GELĠRE ENDEKSLĠ SENETLER KĠRA SERTĠFĠKALARI DĠĞER DĠĞER KĠRA SERTĠFĠKALARI GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNE KONU OLAN MENKUL DEĞERLER GELĠRE BAĞLI SENETLER GELĠR ORTAKLIĞI SENETLERĠ GELĠRE ENDEKSLĠ SENETLER KĠRA SERTĠFĠKALARI DĠĞER DĠĞER GELĠRE BAĞLI SENETLER GELĠRE BAĞLI SENETLER GELĠRE BAĞLI SENETLER GELĠRE BAĞLI SENETLER 050 GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN ALACAKLAR T.P YURTĠÇĠ ĠġLEMLERDEN TÜRKĠYE CUMHURĠYET MERKEZ BANKASI BANKALAR ARACI KURUMLAR DĠĞER MALĠ KURUM VE KURULUġLAR DĠĞER KURUM VE KURULUġLAR GERÇEK KĠġĠLER YURTDIġI ĠġLEMLERDEN MERKEZ BANKALARI BANKALAR ARACI KURUMLAR DĠĞER MALĠ KURUM VE KURULUġLAR DĠĞER KURUM VE KURULUġLAR GERÇEK KĠġĠLER 051 GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN ALACAKLAR Y.P YURTĠÇĠ ĠġLEMLERDEN TÜRKĠYE CUMHURĠYET MERKEZ BANKASI BANKALAR ARACI KURUMLAR DĠĞER MALĠ KURUM VE KURULUġLAR DĠĞER KURUM VE KURULUġLAR GERÇEK KĠġĠLER YURTDIġI ĠġLEMLERDEN MERKEZ BANKALARI BANKALAR ARACI KURUMLAR DĠĞER MALĠ KURUM VE KURULUġLAR DĠĞER KURUM VE KURULUġLAR

180 GERÇEK KĠġĠLER KAMU ĠDARELERĠ ÖZKAYNAKLARDAN KATILMA HESAPLARINDAN KATILMA HESAPLARI ÖZEL FON HAVUZLARINDAN KAMU ĠDARELERĠ ÖZKAYNAKLARDAN KATILMA HESAPLARINDAN KATILMA HESAPLARI ÖZEL FON HAVUZLARINDAN KAMU ĠDARELERĠ ÖZKAYNAKLARDAN KATILMA HESAPLARINDAN KATILMA HESAPLARI ÖZEL FON HAVUZLARINDAN KAMU ĠDARELERĠ ÖZKAYNAKLARDAN KATILMA HESAPLARINDAN KATILMA HESAPLARI ÖZEL FON HAVUZLARINDAN KAMU ĠDARELERĠ ÖZKAYNAKLARDAN KATILMA HESAPLARINDAN KATILMA HESAPLARI ÖZEL FON HAVUZLARINDAN KAMU ĠDARELERĠ ÖZKAYNAKLARDAN KATILMA HESAPLARINDAN KATILMA HESAPLARI ÖZEL FON HAVUZLARINDAN KAMU ĠDARELERĠ ÖZKAYNAKLARDAN KATILMA HESAPLARINDAN KATILMA HESAPLARI ÖZEL FON HAVUZLARINDAN KAMU ĠDARELERĠ ÖZKAYNAKLARDAN KATILMA HESAPLARINDAN KATILMA HESAPLARI ÖZEL FON HAVUZLARINDAN GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMĠNE KONU MENKUL DEĞERLER GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMĠNE KONU MENKUL DEĞERLER GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMĠNE KONU MENKUL DEĞERLER GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN ALACAKLARA ĠLĠġKĠN GELĠR REESKONTLARI GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMĠNE KONU MENKUL DEĞERLER GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMĠNE KONU MENKUL DEĞERLER GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMĠNE KONU MENKUL DEĞERLER GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN ALACAKLARA ĠLĠġKĠN GELĠR REESKONTLARI KĠRA SERTĠFĠKALARI

181 24450 GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNE KONU OLAN VKET MENKUL DEĞERLER GELĠRE BAĞLI SENETLER GELĠR ORTAKLIĞI SENETLERĠ GELĠRE ENDEKSLĠ SENETLER KĠRA SERTĠFĠKALARI DĠĞER DĠĞER KĠRA SERTĠFĠKALARI GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNE KONU OLAN VKET MENKUL DEĞERLER GELĠRE BAĞLI SENETLER GELĠR ORTAKLIĞI SENETLERĠ GELĠRE ENDEKSLĠ SENETLER KĠRA SERTĠFĠKALARI DĠĞER DĠĞER BĠR YIL VE DAHA UZUN VADELĠ YURTĠÇĠNDE YERLEġĠK GERÇEK KĠġĠLER (TĠCARĠ OLMAYAN) YURTDIġINDA YERLEġĠK GERÇEK KĠġĠLER (TĠCARĠ OLMAYAN) RESMĠ KURULUġLAR TĠCARĠ KURULUġLAR DĠĞER KURULUġLAR TĠCARĠ VE DĠĞER KURULUġLAR (Y.D.Y.) YURTĠÇĠ BANKALAR YURTDIġI BANKALAR BĠR YIL VE DAHA UZUN VADELĠ YURTĠÇĠNDE YERLEġĠK GERÇEK KĠġĠLER (TĠCARĠ OLMAYAN) YURTDIġINDA YERLEġĠK GERÇEK KĠġĠLER (TĠCARĠ OLMAYAN) RESMĠ KURULUġLAR TĠCARĠ KURULUġLAR DĠĞER KURULUġLAR TĠCARĠ VE DĠĞER KURULUġLAR (Y.D.Y.) YURTĠÇĠ BANKALAR YURTDIġI BANKALAR 332 GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNDEN SAĞLANAN FONLAR T.P YURTĠÇĠ ĠġLEMLERDEN TÜRKĠYE CUMHURĠYET MERKEZ BANKASI BANKALAR ARACI KURUMLAR DĠĞER MALĠ KURUM VE KURULUġLAR DĠĞER KURUM VE KURULUġLAR GERÇEK KĠġĠLER YURTDIġI ĠġLEMLERDEN MERKEZ BANKALARI BANKALAR ARACI KURUMLAR DĠĞER MALĠ KURUM VE KURULUġLAR DĠĞER KURUM VE KURULUġLAR

182 GERÇEK KĠġĠLER MENKUL DEĞERLERDEN BORÇLAR-YURTĠÇĠNDEN TÜRKĠYE CUMHURĠYET MERKEZ BANKASI BANKALAR ARACI KURUMLAR DĠĞER MALĠ KURUM VE KURULUġLAR DĠĞER KURUM VE KURULUġLAR GERÇEK KĠġĠLER MENKUL DEĞERLERDEN BORÇLAR YURTDIġINDAN MERKEZ BANKALARI BANKALAR ARACI KURUMLAR DĠĞER MALĠ KURUM VE KURULUġLAR DĠĞER KURUM VE KURULUġLAR GERÇEK KĠġĠLER 333 GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNDEN SAĞLANAN FONLAR Y.P YURTĠÇĠ ĠġLEMLERDEN TÜRKĠYE CUMHURĠYET MERKEZ BANKASI BANKALAR ARACI KURUMLAR DĠĞER MALĠ KURUM VE KURULUġLAR DĠĞER KURUM VE KURULUġLAR GERÇEK KĠġĠLER YURTDIġI ĠġLEMLERDEN MERKEZ BANKALARI BANKALAR ARACI KURUMLAR DĠĞER MALĠ KURUM VE KURULUġLAR DĠĞER KURUM VE KURULUġLAR GERÇEK KĠġĠLER MENKUL DEĞERLERDEN BORÇLAR- YURTĠÇĠNDEN TÜRKĠYE CUMHURĠYET MERKEZ BANKASI BANKALAR ARACI KURUMLAR DĠĞER MALĠ KURUM VE KURULUġLAR DĠĞER KURUM VE KURULUġLAR GERÇEK KĠġĠLER MENKUL DEĞERLERDEN BORÇLAR-YURTDIġINDAN MERKEZ BANKALARI BANKALAR ARACI KURUMLAR DĠĞER MALĠ KURUM VE KURULUġLAR DĠĞER KURUM VE KURULUġLAR GERÇEK KĠġĠLER VEKALE VEKALE VEKALE VEKALE VEKALE

183 VEKALE VEKALE VEKALE VEKALE VEKALE VEKALE VEKALE GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠ GĠDER REESKONTLARI GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠ GĠDER REESKONTLARI 576 GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN ALINAN GELĠRLER T.P. 577 GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN ALINAN GELĠRLER Y.P BĠR AY VADELĠ YURT ĠÇĠNDE YERLEġĠK GERÇEK KĠġĠLER(TĠCARĠ OLMAYAN) YURT DIġINDA YERLEġĠK GERÇEK KĠġĠLER(TĠCARĠ OLMAYAN) RESMĠ KURULUġLAR TĠCARĠ KURULUġLAR DĠĞER KURULUġLAR TĠCARĠ VE DĠĞER KURULUġLAR (Y.D.Y) YURTĠÇĠ BANKALAR YURDIġI BANKALAR BĠR AY VADELĠ YURT ĠÇĠNDE YERLEġĠK GERÇEK KĠġĠLER(TĠCARĠ OLMAYAN) YURT DIġINDA YERLEġĠK GERÇEK KĠġĠLER(TĠCARĠ OLMAYAN) RESMĠ KURULUġLAR TĠCARĠ KURULUġLAR DĠĞER KURULUġLAR TĠCARĠ VE DĠĞER KURULUġLAR (Y.D.Y) YURTĠÇĠ BANKALAR YURDIġI BANKALAR 625 KATILMA HESAPLARINA VERĠLEN KAR PAYLARI ÖZEL FON HAVUZLARI KIYMETLĠ MADEN Y.P YURTĠÇĠNDE YERLEġĠK GERÇEK KĠġĠLER YURT ĠÇĠNDE YERLEġĠK TÜZEL KĠġĠLER BANKALAR BANKA DIġI DĠĞER MALĠ KESĠM DĠĞER TÜZEL KĠġLER YURTDIġINDA YERLEġĠK GERÇEK KĠġĠLER YURTDIġINDA YERLEġĠK TÜZEL KĠġĠLER BANKALAR BANKA DIġI DĠĞER MALĠ KESĠM DĠĞER TÜZEL KĠġLER 628 GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNE VERĠLEN GĠDERLER T.P. 629 GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNE VERĠLEN GĠDERLER Y.P KĠRA SERTĠFĠKALARI

184 75009 DĠĞER KĠRA SERTĠFĠKALARI DĠĞER VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM/SATIM ĠġLEMLERĠNDEN VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM/SATIM ĠġLEMLERĠNDEN VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM/SATIM ĠġLEMLERĠNDEN VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM/SATIM ĠġLEMLERĠNDEN VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM/SATIM ĠġLEMLERĠNDEN VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM/SATIM ĠġLEMLERĠNDEN VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM/SATIM ĠġLEMLERĠNDEN VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM/SATIM ĠġLEMLERĠNDEN ÖZEL CARĠ HESAPLARDAN VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI ALIM ĠġLEMLERĠ VADELĠ KĠRA SERTĠFĠKALARI SATIM ĠġLEMLERĠ 986 GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM VE GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN ALACAKLAR T.P GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNDEN ALACAKLAR GELĠRE BAĞLI SENETLER GELĠR ORTAKLIĞI SENETLERĠ

185 GELĠRE ENDEKSLĠ SENETLER KĠRA SERTĠFĠKALARI DĠĞER DĠĞER GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN ALACAKLAR GELĠRE BAĞLI SENETLER GELĠR ORTAKLIĞI SENETLERĠ GELĠRE ENDEKSLĠ SENETLER KĠRA SERTĠFĠKALARI DĠĞER DĠĞER 987 GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM VE GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN ALACAKLAR Y.P GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNDEN ALACAKLAR GELĠRE BAĞLI SENETLER GELĠR ORTAKLIĞI SENETLERĠ GELĠRE ENDEKSLĠ SENETLER KĠRA SERTĠFĠKALARI DĠĞER DĠĞER GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN ALACAKLAR GELĠRE BAĞLI SENETLER GELĠR ORTAKLIĞI SENETLERĠ GELĠRE ENDEKSLĠ SENETLER KĠRA SERTĠFĠKALARI DĠĞER DĠĞER 988 GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM VE GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN BORÇLAR T.P GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNDEN BORÇLAR YURTĠÇĠ ĠġLEMLERDEN GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNDEN BORÇLAR YURTDIġI ĠġLEMLERDEN GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN BORÇLAR YURTĠÇĠ ĠġLEMLERDEN GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN BORÇLAR YURTDIġI ĠġLEMLERDEN 989 GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM VE GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN BORÇLAR Y.P GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNDEN BORÇLAR YURTĠÇĠ ĠġLEMLERDEN GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNDEN BORÇLAR YURTDIġI ĠġLEMLERDEN GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN BORÇLAR YURTĠÇĠ ĠġLEMLERDEN GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN BORÇLAR YURTDIġI ĠġLEMLERDEN 305 KIYMETLĠ MADEN DEPO HESAPLARI - ÖZEL CARĠ HESAPLAR- Y.P. 315 KIYMETLĠ MADEN DEPO HESAPLARI - KATILMA HESAPLARI- Y.P.

186 615 KIYMETLĠ MADEN DEPO HESAPLARI - KATILMA HESAPLARINA VERĠLEN KAR PAYLARI- Y.P DOKUZ AY VADELĠ YURTĠÇĠNDE YERLEġĠK GERÇEK KĠġĠLER (TĠCARĠ OLMAYAN) YURTDIġINDA YERLEġĠK GERÇEK KĠġĠLER (TĠCARĠ OLMAYAN) RESMĠ KURULUġLAR TĠCARĠ KURULUġLAR DĠĞER KURULUġLAR TĠCARĠ VE DĠĞER KURULUġLAR (Y.D.Y.) YURTĠÇĠ BANKALAR YURTDIġI BANKALAR DOKUZ AY VADELĠ YURTĠÇĠNDE YERLEġĠK GERÇEK KĠġĠLER (TĠCARĠ OLMAYAN) YURTDIġINDA YERLEġĠK GERÇEK KĠġĠLER (TĠCARĠ OLMAYAN) RESMĠ KURULUġLAR TĠCARĠ KURULUġLAR DĠĞER KURULUġLAR TĠCARĠ VE DĠĞER KURULUġLAR (Y.D.Y.) YURTĠÇĠ BANKALAR YURTDIġI BANKALAR KATILMA HESAPLARI PAYI BANKA PAYI MADDE 2 Aynı Tebliğin 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan 0 Dönen Değerler grubuna açıklama sırasına uygun yerleģtirilmek üzere aģağıdaki açıklamalar eklenmiģ, aynı grupta yer alan 244 VADEYE KADAR ELDE TUTULACAK MENKUL DEĞERLER TÜRK PARASI ve 315 KIYMETLĠ MADEN DEPO HESAPLARI VADELĠ - YABANCI PARA hesaplarına iliģkin açıklamalar ile 305 KIYMETLĠ MADEN DEPO HESAPLARI - VADESĠZ - YABANCI PARA ve 615 KIYMETLĠ MADEN DEPO HESAPLARINA VERĠLEN KÂR PAYLARI - YABANCI PARA hesap isimleri aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNE KONU OLAN MENKUL DEĞERLER Geri alım vaadi ile satım iģlemlerine konu olan alım satım amaçlı olarak elde tutulan menkul değerler bu hesapta izlenir. Geri alım vaadi ile satım iģlemlerine konu edilen menkul değerin gelir reeskontu ile geri alım vaadi ile satım iģleminden sağlanan fonlar için gider reeskontu düzenli olarak hesaplanır. Geri alım vaadi ile satım iģlemi vadesinde ana para ve giderden oluģan toplam borç, müģteriye ilgili ödeme ve gider hesapları çalıģtırılarak ödendikten sonra menkul değer daha önce bulunduğu hesap grubuna tekrar aktarılır. 050 GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN ALACAKLAR TÜRK PARASI Geri satım vaadi ile alım iģlemlerinden kaynaklanan kısa vadeli türdeki alacaklar bu hesapta izlenir. 332 GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNDEN SAĞLANAN FONLAR- TÜRK PARASI Katılım bankalarının, geri alım vaadi ile satım iģlemleri yoluyla temin ettiği kısa vadeli kaynaklar bu hesapta izlenir. Geri satım vaadi ile alım iģlemi yapan bir katılım bankası, bu iģlemlerle ilgili olarak yeniden geri alım vaadi ile satım iģlemi yapması durumunda, Menkul Değerlerden Borçlar Yurtiçinden veya Menkul Değerlerden Borçlar YurtdıĢından yardımcı hesaplarını kullanır.

187 576 GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN ALINAN GELĠRLER TÜRK PARASI Geri satım vaadi ile alım iģlemlerinden elde edilen gelirler bu hesaba kaydedilir. 628 GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM ĠġLEMLERĠNE VERĠLEN GĠDERLER TÜRK PARASI Katılım bankalarının geri alım vaadi ile satım iģlemleri dolayısıyla ödediği giderler bu hesaba borç kaydedilir. 986 GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM VE GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN ALACAKLAR TÜRK PARASI Geri alım vaadi ile satım ve geri satım vaadi ile alım iģlemlerinden alacaklar nominal tutarları üzerinden istatistiki amaçla bu hesapta izlenir. 988 GERĠ ALIM VAADĠ ĠLE SATIM VE GERĠ SATIM VAADĠ ĠLE ALIM ĠġLEMLERĠNDEN BORÇLAR TÜRK PARASI Geri alım vaadi ile satım ve geri satım vaadi ile alım iģlemlerinden borçlar nominal tutarları üzerinden istatistiki amaçla bu hesapta izlenir. 244 VADEYE KADAR ELDE TUTULACAK MENKUL DEĞERLER TÜRK PARASI Yatırım amaçlı menkul kıymetlerin ve mülkiyeti katılım bankasında kalmak kaydıyla teminata verilen, bloke edilen ve geri alım vaadi ile satıma konu olan vadeye kadar elde tutulacak menkul kıymetlerin kaydına özgü aktif nitelikli bir hesaptır. Hesap dönem sonları itibarıyla iç verim yöntemi kullanılarak itfa edilmiģ maliyetiyle değerlemeye tabi tutulur ve değerleme farkları sonuç hesaplarına intikal ettirilir. Geri alım vaadi ile satıma konu edilen vadeye kadar elde tutulacak menkul değerin gelir reeskontu ile geri alım vaadi ile satım iģleminden sağlanan fonlar için gider reeskontu düzenli olarak hesaplanır. Geri alım vaadi ile satım iģlemi vadesinde anapara ve giderden oluģan toplam borç, müģteriye ilgili ödeme ve gider hesapları çalıģtırılarak ödendikten sonra menkul değer daha önce bulunduğu hesap grubuna tekrar aktarılır. 315 KIYMETLĠ MADEN DEPO HESAPLARI - KATILMA HESAPLARI- YABANCI PARA 305 Kıymetli Maden Depo Hesapları - Özel Cari Hesaplar- Y. P. hesap açıklaması bu hesap için de geçerlidir. 305 KIYMETLĠ MADEN DEPO HESAPLARI - ÖZEL CARĠ HESAPLAR- YABANCI PARA 615 KIYMETLĠ MADEN DEPO HESAPLARI - KATILMA HESAPLARINA VERĠLEN KAR PAYLARI- YABANCI PARA MADDE 3 Bu Tebliğ 1/6/2013 tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 Bu Tebliğ hükümlerini Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu BaĢkanı yürütür. Tebliğin Yayımlandığı Resmî Gazete nin Tarihi Sayısı 26/1/ (Mükerrer) Tebliğde DeğiĢiklik Yapan Tebliğlerin Yayımlandığı Resmî Gazete nin Tarihi Sayısı 10/9/ /12/ /5/ /10/

188 [R.G. 19 Nisan ] Adalet Bakanlığından : Mersin 1. Ġcra Hukuk Mahkemesinin 1995/1433 Esas sayılı dosyasının zayi olduğu anlaģıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosya için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince iģlem yapılmasına karar verildiği ilan olunur. 3292/1-1 Mersin 1. Ġcra Hukuk Mahkemesinin 1997/349 Esas sayılı dosyasının zayi olduğu anlaģıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosya için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince iģlem yapılmasına karar verildiği ilan olunur. 3293/1-1 Mersin 1. Ġcra Hukuk Mahkemesinin 1997/553 Esas sayılı dosyasının zayi olduğu anlaģıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosya için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince iģlem yapılmasına karar verildiği ilan olunur. 3294/1-1 Mersin 1. Ġcra Hukuk Mahkemesinin 1997/348 Esas sayılı dosyasının zayi olduğu anlaģıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosya için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince iģlem yapılmasına karar verildiği ilan olunur. 3295/1-1 Mersin 1. Ġcra Hukuk Mahkemesinin 1997/345 Esas sayılı dosyasının zayi olduğu anlaģıldığından, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylâp veya Heyelân Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinin söz konusu dosya için uygulanmasına ve anılan Kanun hükümleri gereğince iģlem yapılmasına karar verildiği ilân olunur. 3296/1-1 [R.G. 19 Nisan ] HÂKĠMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KARARI

189 Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu BaĢkanlığından: HÂKĠMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU GENEL KURUL KARARI Karar Tarihi : 11/4/2013 Karar No : 342 Ġnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin faaliyete geçeceği tarihten itibaren, YeniĢehir ve Ġznik Adliyelerinin Bursa Ağır Ceza Mahkemesi yargı alanından çıkartılarak Ġnegöl Ağır Ceza Mahkemesi yargı alanına bağlanmasına karar verilmiģtir. [R.G. 20 Nisan ] YÖNETMELĠKLER Adalet Bakanlığından: ADLÎ SĠCĠL YÖNETMELĠĞĠNDE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR YÖNETMELĠK MADDE 1 7/9/2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Adlî Sicil Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinde yer alan Talî Karar FiĢi tanımı aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģ, Bilgi Ġstek FiĢi tanımı yürürlükten kaldırılmıģ ve aynı maddeye aģağıdaki tanım eklenmiģtir. Talî Karar FiĢi (Ek-2): Ceza fiģiyle adlî sicile bildirilmiģ olan hüküm ve kararlarda değiģiklik yapan kararlar ile etkin piģmanlık, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının bildirileceği fiģi, Adlî Sicil PaylaĢım Sistemi: Genel Müdürlük tarafından merkezî veri tabanından ayrı olarak elektronik ortamda tutulan, kamu kurum ve kuruluģları ile gerçek kiģilerin istifadesine sunulan sınırlandırılmıģ adlî sicil kayıtlarını içeren ve bunların belirlenen Ģartlar çerçevesinde paylaģımını sağlayan sistemi, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir: Madde 6 Doğrudan merkezî adlî sicile gönderilecek bilgiler; Anayasa Mahkemesinin Yüce Divan sıfatıyla; Yargıtayın özel kanun hükümleri uyarınca yaptığı yargılama sonunda verdiği mahkûmiyetlere dair kararlar, Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığınca, Türk vatandaģları hakkında yabancı mahkemelerce verilmiģ mahkûmiyet kararlarının Türk hukuku bakımından doğurduğu hak yoksunluklarına iliģkin olarak Cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkemece verilen kararlar, Cumhuriyet baģsavcılıklarınca, Ġlgili yasaları gereği savcılık ve mahkemelerce verilen düģme ve ortadan kaldırma kararları, o yer Cumhuriyet baģsavcılıklarınca, gönderilir. Mahallî adlî sicillere gönderilecek bilgiler; Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen kararlarla ilgili olarak düzenlenecek ceza ve tâlî karar fiģleri, Özel kanunlar ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 ve 231 inci maddeleri gereğince savcılıklarca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine, mahkemelerce verilen kamu davasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına iliģkin kararlara dair tanzim edilecek talî karar fiģleri, kararı veren merci tarafından gönderilir. Ġkinci fıkrada yer alan erteleme kararlarına dair adlî sicil bilgileri, sadece soruģturma ve kovuģturma konusu olan iģler nedeniyle savcılıklar ve mahkemelerce istenildiğinde verilir.

190 Mahkemeler tarafından kararlara uygun olarak düzenlenen ceza ve tâli karar fiģleri, üç gün içerisinde mahkemenin bulunduğu yer Cumhuriyet baģsavcılığına gönderilir. Cumhuriyet baģsavcılıkları mahkemelerden gönderilen ceza ve tâli karar fiģleri ile kendilerince düzenlenecek talî karar ve yerine getirme fiģlerini üç gün içerisinde, bilgi iģlem sistemi kurulmuģ ise mahallî adlî sicile; kurulmamıģ ise, o yerin bağlı bulunduğu ağır ceza merkezindeki mahallî adlî sicile gönderir. Askerî mahkemelerden verilip infaz için Cumhuriyet baģsavcılıklarına gönderilmiģ mahkûmiyet kararlarına iliģkin ceza ve tâli karar fiģleri Cumhuriyet baģsavcılıklarınca düzenlenerek ilgili makamlara gönderilir. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Madde 10 Adlî sicil bilgileri, merkezî adlî sicilde Genel Müdürlükçe; mahallî adlî sicillerde Cumhuriyet baģsavcılıklarınca; kaymakamlıklarca; yurtdıģında elçilik ve konsolosluklarca verilir. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Özel kanunlarda gösterilen hâllerde ilgili kamu kurum ve kuruluģları, MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Madde 13 ArĢiv kayıtları; Ġlgilinin ölümü üzerine, Anayasanın 76 ncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu dıģındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arģive alınma koģullarının oluģtuğu tarihten itibaren; YasaklanmıĢ hakların geri verilmesi kararı alınması koģuluyla onbeģ yıl geçmesiyle, YasaklanmıĢ hakların geri verilmesi kararı alınması koģulu aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle, Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arģive alınma koģullarının oluģtuğu tarihten itibaren beģ yıl geçmesiyle, Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması hâlinde, bu suçtan mahkûmiyete iliģkin adlî sicil ve arģiv kayıtları, talep aranmaksızın, Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleģmesi hâlinde, önceki mahkûmiyet kararına iliģkin adlî sicil ve arģiv kaydı, Genel Müdürlükçe tamamen silinir. Birinci fıkrada belirtilen hâllerde silme iģlemi, Genel Müdürlüğün teklifi ve Bakanın onayı ile kurulan komisyonca re sen yapılır. MADDE 6 Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesi baģlığıyla birlikte aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Adlî sicil ve arģiv bilgisi sorgulama yetkisi Madde 15 Bir suça iliģkin soruģturma ve kovuģturma kapsamında adlî sicil ve arģiv kayıtlarında; Mahkeme, hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet baģsavcılığı ve askerî savcılık doğrudan doğruya, Kolluk ve diğer kamu kurum ve kuruluģları Adalet Bakanının onayı ile, sorgulama yapabilirler. Kamu kurum ve kuruluģları, görev ve yetkileri kapsamında, mevzuatın adlî sicil ve arģiv kaydı alınmasını öngördüğü hâllerde, Adalet Bakanlığının izniyle, kendi iģ ve iģlemlerine esas olmak üzere ve sadece o iģ ve iģleme münhasır olarak, ilgili kiģiler hakkında, Adlî Sicil PaylaĢım Sisteminden sorgulama yapabilir. Gerçek kiģiler, kendileriyle ilgili adlî sicil ve arģiv kaydını, güvenli elektronik imza veya güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak sorgulayabilirler. Sorgulama sonucu

191 oluģturulan elektronik imzalı doğrulama kodunu da içeren adlî sicil ve arģiv kaydı belgesi, elektronik ortamda ilgilisine güvenli Ģekilde ulaģtırılır. Adlî Sicil PaylaĢım Sistemi veritabanındaki bilgilerin tamamı hiçbir kuruma veya kiģiye verilemez. Adlî Sicil PaylaĢım Sisteminin iģletilmesinde, kanunlarda ve uluslararası sözleģmelerde yer alan özel hayatın gizliliğine iliģkin hükümler esas alınır. Kamu kurum ve kuruluģları, adlî sicil bilgilerinin gizliliğini korumakla yükümlüdürler. Adlî Sicil PaylaĢım Sistemine eriģecek kamu kurum ve kuruluģları ile bağlantı, e-devlet Kapısı üzerinden ve/veya noktadan noktaya iletiģim Ģekillerinden biri kullanılarak sağlanır. Veri iletiģiminin doğru, hızlı, kesintisiz ve güvenli olması için gerekli tedbirler alınır. Kamu kurum ve kuruluģları ile gerçek kiģilerin, Adlî Sicil PaylaĢım Sistemine eriģimleri, internet tarayıcıları veya internet servisleri üzerinden gerçekleģtirilir. Adlî Sicil PaylaĢım Sisteminden yapılabilecek sorgulamalar, sorgulama sonucu olarak gönderilen bilgiler, kamu kurum ve kuruluģlarının eriģeceği internet servisleri ve gerçek kiģilerce eriģilebilecek internet sayfaları, Genel Müdürlükçe belirlenir ve verilen yetkiler dıģında iģlem yapılması ve bilgi alınması engellenir. Adlî Sicil PaylaĢım Sistemi veri tabanından yedi gün - yirmidört saat hizmet verilir. Genel Müdürlük, Adlî Sicil PaylaĢım Sistemine eriģecek kamu kurum ve kuruluģları kullanıcıları ile gerçek kiģilerin kontrol edilmesi, verilen yetki çerçevesinde bilgi alınması ve gerekli bilgilerin Adlî Sicil PaylaĢım Sistemi veri tabanında tutulması için her türlü tedbiri alır. Adlî Sicil PaylaĢım Sisteminden yapılan her türlü iģlemin tarihi, saati, iģlemi yapan birim ve kullanıcı, yapılan sorgulama bilgileri izleme bilgisi olarak tutulur. Tutulan izleme bilgisi sorgu sonucunu da içerir. Adlî Sicil PaylaĢım Sisteminden yararlanmak isteyen kamu kurum ve kuruluģlarının, Bakanlığa yazılı olarak baģvurması ve baģvurularda, talep edilen bilgilerin kullanılma gerekçesinin ve yasal dayanağının belirtilmesi zorunludur. Bakanlık, Adlî Sicil PaylaĢım Sistemi veri tabanında tutulan bilgileri, bu Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara göre Bakanlık ile kamu kurum ve kuruluģları arasında yapılacak protokol çerçevesinde paylaģıma açabilir. Bu bilgilerin protokollerde belirtilen esaslar doğrultusunda kullanılması zorunludur. Onikinci fıkrada belirtilen protokolde aģağıda belirtilen hususlara yer verilir: Kamu kurum ve kuruluģları ve kullanıcıların yetkileri, Bilgilere eriģim Ģekli, Bilgilere eriģim süresi, Kamu kurum ve kuruluģlarının Adlî Sicil PaylaĢım Sistemi veri tabanını kullanma amacı, Sorumluluk, Eğitim, Taraflarca uygun görülecek diğer hususlar. Sorgulamanın usul ve esasları Bakanlık ile sorgulama talep eden kamu kurum ve kuruluģları arasında yapılacak protokolde belirlenir. MADDE 7 Aynı Yönetmeliğin Ek-4 ü ve Ek-5 i yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 8 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 9 Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür. [R.G. 20 Nisan ] Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından:

192 HAZIR AMBALAJLI MAMULLERĠN AĞIRLIK VE HACĠM ESASINA GÖRE NET MĠKTAR TESPĠTĠNE DAĠR YÖNETMELĠK (76/211/AT) TE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR YÖNETMELĠK MADDE 1 10/4/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Hazır Ambalajlı Mamullerin Ağırlık ve Hacim Esasına Göre Net Miktar Tespitine Dair Yönetmeliğin 2 nci maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 2 Bu Yönetmelik, dolum iģletmecisi tarafından önceden belirlenmiģ değerleri taģıyan, ağırlık ve hacim birimleriyle ifade edilen ve 5 g veya 5 ml den daha az 10 kg veya 10 litreden daha fazla olmayan nominal dolum miktarına sahip hazır ambalajlı belirli mamullere iliģkin usul ve esasları kapsar. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesine aģağıdaki fıkra eklenmiģtir. Hazır ambalajlar bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK I in 5. Bakanlık Tarafından Dolum ĠĢletmecisinde, Ġthalatçıda veya Yetkili Temsilcide Yapılacak Kontroller bölümünde ve EK II de belirtilen Ģartlarda metrolojik kontrollere tabidir. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Ġçlerinde sıvı ürün bulunan hazır ambalajlı mamuller nominal hacimleriyle, diğer ürünleri içeren hazır ambalajlı mamuller nominal ağırlıklarıyla iģaretlenir. Benzer olması kaydıyla, Avrupa Birliği Ülkeleri ile Türkiye deki ticari teamüller ve ulusal düzenlemelerin aksini ifade etmesi halinde bu kural uygulanmayabilir. Belirli ürün türlerine veya belirli hazır ambalajlı mamullere iliģkin ticari teamüller veya düzenlemeler Avrupa Birliği Ülkeleri ile Türkiye de benzer değilse, bu hazır ambalajlı mamullere en azından, gönderileceği ülkenin ticari teamüllerine veya o ülkede geçerli ulusal düzenlemelere uygun olan metrolojik bilgilerin yazılması zorunludur. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan EK I in 4. Dolum ĠĢletmecisi ve Ġthalatçının Sorumluluğu bölümünün ikinci paragrafı aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Bir hazır ambalajlı mamulün içerdiği ürün miktarı, dolum iģletmecisi ve/veya ithalatçısının sorumluluğunda ağırlık ve/veya hacim olarak ölçülür ve kontrol edilir. Bu ölçüm ve kontrollerin, gerekli iģlemleri yapabilecek nitelikteki yasal ölçü aletleri ile yapılması zorunludur. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. MADDE 13 Bu Yönetmelik hükümlerini Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı yürütür. MADDE 6 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 7 Bu Yönetmelik hükümlerini Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı yürütür. Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 10/4/ Yönetmelikte DeğiĢiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 1-1/6/ /12/ /7/ /7/ /8/ [R.G. 20 Nisan ]

193 Millî Savunma Bakanlığından: SUBAY VE ASTSUBAY ATAMA YÖNETMELĠĞĠNDE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR YÖNETMELĠK MADDE 1 18/12/2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına aģağıdaki bent eklenmiģtir. Bakmakla yükümlü olunan kiģi: 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümlerine göre bakmakla yükümlü olunan kiģileri, MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına aģağıdaki bent eklenmiģtir. g) Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığınca yapılacak geçici görevlendirmelerin onay yetkisi; ilgili kuvvet komutanlığı veya Jandarma Genel Komutanlığı ile koordine etmek ve geçici görevlendirme tarihlerini bildirmek suretiyle Özel Kuvvetler Komutanındadır. Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığınca yapılacak geçici görevlendirmelerin süresi, her defasında azami altı aya kadar olmak üzere en fazla bir yıl süre ile yapılır. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına aģağıdaki bent eklenmiģ, ikinci fıkrasında yer alan i ibaresi u olarak değiģtirilmiģtir. ğ) Bakmakla yükümlü olduğu ve aynı çatı altında yaģayan anne, baba veya yargı kararıyla vasi tayin edilmesi kaydıyla kardeģin atamaya esas hayati önemi haiz sağlık durumları. MADDE 4 Aynı Yönetmeliğin 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına aģağıdaki bent eklenmiģtir. l) Bakmakla yükümlü olduğu ve aynı çatı altında yaģayan anne, baba veya yargı kararıyla vasi tayin edilmesi kaydıyla kardeģin atamaya esas hayati önemi haiz sağlık durumları ve buna bağlı kadroların boģalması. MADDE 5 Aynı Yönetmeliğin 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. d) Sağlık durumu (kendisinin, eģinin veya bakmakla yükümlü olduğu çocukları ile bakmakla yükümlü olduğu ve aynı çatı altında yaģayan anne, baba veya yargı kararıyla vasi tayin edilmesi kaydıyla kardeģin atamaya esas hayati önemi haiz sağlık durumları bulunması halinde), MADDE 6 Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesinin üçüncü, dördüncü, altıncı, yedinci ve onuncu fıkraları aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Subay ve astsubaylardan kendisi, eģi, bakmakla yükümlü olduğu çocukları ile bakmakla yükümlü olduğu ve aynı çatı altında yaģayan anne, baba veya yargı kararıyla vasi tayin edilmesi kaydıyla kardeģi için aldığı atamaya esas sağlık raporlarında belirli uzmanların bulunduğu garnizonlara atanmaları gerektiği belirtilenlerin, atanacakları garnizonlarda askerî hastaneler ile diğer kamu sağlık kurumlarındaki uzmanlardan da istifade edebileceği göz önüne alınarak atanmaları yapılır. Atanma (hazırlık) emrini tebellüğ eden personel, kendisi, eģi, bakmakla yükümlü olduğu çocukları ile bakmakla yükümlü olduğu ve aynı çatı altında yaģayan anne, baba veya yargı kararıyla vasi tayin edilmesi kaydıyla kardeģi için bulunduğu yere en yakın ve tam teģekküllü askerî hastaneden alacağı "Hayati önemi haizdir, tedaviden yararlanır" kayıtlı veya belirli uzmanları bulunan, hastalığının tedavi edileceği sağlık teģkilleri ile iklim, yer ve tedavi koģullarını öngören sağlık kurulu raporlarının yetkili makamlarla tasdik Ģekline göre bir yıl için bulunduğu garnizonda bırakılır veya ataması sağlık raporunun uygun gördüğü garnizona yapılır.

194 Kendisi, eģi ve bakmakla yükümlü olduğu çocuğu ile bakmakla yükümlü olduğu ve aynı çatı altında yaģayan anne, baba veya yargı kararıyla vasi tayin edilmesi kaydıyla kardeģi, verem, kanser, akıl ve ruh hastalıkları ile uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalıklara duçar olan personel için bu süre, tam teģekküllü askerî hastanelerden her yıl rapor almak Ģartıyla her rütbede aynı garnizonda 3 yıla kadar uzatılabilir. Ancak, bu hastalıkları sebebiyle yapılacak ertelemenin süresi hiçbir Ģekilde aynı garnizonda toplam 6 yılı aģamaz. Tedavi ihtiyacının devam etmesi halinde raporun gerektirdiği diğer bir garnizona atandırılabilir. Ömür boyu gözetim altında bulundurulmayı gerektiren ve sürekli tedavi ile yaģamın sürdürülebildiği görme ile bedeni ve zihinsel spastik özürlülük hali, kalıtsal yollarla geçen Akdeniz Anemisi gibi hastalıklarla, benzer nitelikte kabul edilen diğer hastalıklar için atamaların ertelenmesinde süre Ģartı aranmaz. Kendisi, eģi, bakmakla yükümlü olduğu çocukları ile bakmakla yükümlü olduğu ve aynı çatı altında yaģayan anne, baba veya yargı kararıyla vasi tayin edilmesi kaydıyla kardeģi, bu tür hastalıklara ("özel eğitim amaçlı değerlendirilmesi uygundur" kararlı raporları alacaklar hariç) yakalanan subay ve astsubayların atamaları, Gülhane Askerî Tıp Akademisi veya Gülhane Askerî Tıp Akademisi HaydarpaĢa Askerî Hastanelerinin sağlık kurullarından alacakları raporlarda öngörülen garnizonlara yapılır. Bu kapsama giren hastalıklar için ikinci yıldan sonraki müteakip sağlık kurulu raporları iki yılda bir alınır. Özel eğitim amaçlı değerlendirilmek üzere rapor alacakların atamaları ise; 30/3/2013 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelikte, kendisine Özürlü Sağlık Kurulu Raporu düzenleme yetkisi verilmiģ asker hastanelerinin sağlık kurullarından alacakları "özel eğitim amaçlı değerlendirilmesi uygundur" kararlı, onaylanmıģ raporlarda öngörülen garnizonlara yapılır. Atama emirleri yayımlandıktan sonra kendisi, eģi, bakmakla yükümlü olduğu çocukları ile bakmakla yükümlü olduğu ve aynı çatı altında yaģayan anne, baba veya yargı kararıyla vasi tayin edilmesi kaydıyla kardeģi için atamaya esas rapor alanlar, lüzum görüldüğü takdirde, baģka bir hastaneye sevk edilir. Her iki rapor arasında farklılık olması durumunda personel hakem hastaneye sevk edilir. Hakem hastane tarafından verilecek raporun onay Ģekline göre ilgili hakkında iģlem yapılır. MADDE 7 Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesinden sonra gelmek üzere aģağıdaki madde eklenmiģtir. EĢi, çocuğu, annesi, babası veya kardeģi Ģehit olan personelin atamaları MADDE 31/A EĢi, çocuğu, annesi, babası veya kardeģi Ģehit olan personelin ataması, talep etmesi halinde, Ģehadet zamanına bakılmaksızın, bu durumlarının ilgili makamlarca belgelendirilmiģ olması kaydıyla, bir defaya mahsus olmak üzere istediği garnizona yapılır. MADDE 8 Aynı Yönetmeliğin 77 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan 4-5 ibaresi Ģeklinde değiģtirilmiģ, (4) numaralı alt bendinde yer alan süresi ibaresinden sonra gelmek üzere garnizonlara bağlı olarak ifadesi eklenmiģ, (8) numaralı alt bendinde yer alan 3, 4 ve 5 inci ibaresi 3 ve 4 üncü Ģeklinde değiģtirilmiģtir. MADDE 9 Aynı Yönetmeliğin 78 inci maddesinin ikinci fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Sıralı hizmet garnizonlarında; a) Toplam kadrosu 10 ve daha az olup, Jandarma Genel Komutanlığındaki toplam mevcudu 20 ve daha fazla olan sınıf ve branģların personelinin, b) Sıralı hizmet garnizonu görevini 2 defa tamamlayıp bu garnizonlara 3 ve daha fazla giden her sınıf personelin, c) Generallerin, görev süresi 2 yıldır. MADDE 10 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

195 MADDE 11 Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Savunma Bakanı ve ĠçiĢleri Bakanı birlikte yürütür. [R.G. 20 Nisan ] TBMM KARARI SAYIġTAYDA BOġ BULUNAN BEġ ÜYELĠK ĠÇĠN YAPILAN SEÇĠME DAĠR KARAR Karar No Karar Tarihi: tarihli ve 6085 sayılı SayıĢtay Kanunu nun 15, 16 ve geçici 3 üncü maddeleri hükümlerine göre, SayıĢtayda boģ bulunan beģ üyelik için, Genel Kurulun tarihli 92 nci BirleĢiminde yapılan seçim sonucunda aģağıda adı ve soyadı yazılı adaylar SayıĢtay üyeliklerine seçilmiģlerdir. SAYIġTAY ÜYELĠĞĠNE SEÇĠLENLER Adı ve Soyadı Ömer BURHANLI Mustafa MĠS Ahmet OKUR Orhan YAġA Özcan Rıza YILDIZ Kontenjan Gurubu SayıĢtay Meslek Mensupları SayıĢtay Meslek Mensupları SayıĢtay Meslek Mensupları SayıĢtay Meslek Mensupları SayıĢtay Meslek Mensupları [R.G. 24 Nisan ] BAKANLAR KURULU KARARI Karar Sayısı : 2013/4557 Ġstanbul Ġli, Güngören Ġlçesi, Tozkoparan Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın riskli alan ilan edilmesi; Çevre ve ġehircilik Bakanlığının 25/3/2013 tarihli ve 1316 sayılı yazısı üzerine, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların DönüĢtürülmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu nca 1/4/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan Yardımcısı S. ERGĠN F. ġahġn F. ÇELĠK N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği Bakanı V.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU F. ġahġn

196 ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı Ekonomi Bakanı V. T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI Ġ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma Bakanı Orman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU T. YILDIZ Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı V. Kararın eki kroki ve liste [R.G. 24 Nisan ] ATAMA KARARI Adalet Bakanlığından: Karar Sayısı : 2013/203 1 Türk Patent Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyeliğine, Eğitim Dairesi BaĢkanı (34418) Muharrem ÜRGÜP ün atanması, 5000 sayılı Türk Patent Enstitüsü KuruluĢ ve Görevleri Hakkında Kanunun 5 inci maddesi gereğince uygun görülmüģtür. 2 Bu Kararı Adalet Bakanı yürütür. 22/4/2013 Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan Sadullah ERGĠN Adalet Bakanı [R.G. 24 Nisan ] ĠDARĠ BAĞLILĞIN DEĞĠġTĠRĠLMESĠ KARARLARI ĠçiĢleri Bakanlığından: Karar Sayısı : 2013/255 1 Sivas Ġli Hafik Ġlçesi Merkez Bucağı Çukurbelen Köyünün, aynı ilin Merkez Ġlçe Merkez Bucağına bağlanması, 5442 sayılı Ġl Ġdaresi Kanununun 2ʼnci maddesinin (B) ve (D) bentlerine göre uygun görülmüģtür. 2 Bu Kararı ĠçiĢleri Bakanı yürütür. 22/4/2013

197 Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan Muammer GÜLER ĠçiĢleri Bakanı Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI [R.G. 24 Nisan ] ĠçiĢleri Bakanlığından: Karar Sayısı : 2013/256 1 Diyarbakır Ġli Bismil Ġlçesi Salat Bucağı Akoba, Diktepe ve Kocalar Köylerinin, Batman Ġli Merkez Ġlçe Merkez Bucağına bağlanmaları, 5442 sayılı Ġl Ġdaresi Kanununun 2ʼnci maddesinin (B) ve (D) bentlerine göre uygun görülmüģtür. 2 Bu Kararı ĠçiĢleri Bakanı yürütür. 22/4/2013 Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN Muammer GÜLER BaĢbakan ĠçiĢleri Bakanı [R.G. 24 Nisan ] YÖNETMELĠKLER Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan: FĠNANSAL KĠRALAMA, FAKTORĠNG VE FĠNANSMAN ġġrketlerġnġn KURULUġ VE FAALĠYET ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELĠK BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, finansal kiralama Ģirketleri, faktoring Ģirketleri ve finansman Ģirketlerinin kuruluģ ve çalıģma esaslarına iliģkin usul ve esasları düzenlemektir. Dayanak MADDE 2 (1) Bu Yönetmelik, 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ġirketleri Kanununun 3, 4, 6, 7, 8, 10, 11, 12, 13, 14 ve 15 inci maddelerine dayanılarak hazırlanmıģtır. Tanımlar MADDE 3 (1) Bu Yönetmelikte yer alan; a) Kanun: 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ġirketleri Kanununu, b) Kontrol: Bir tüzel kiģinin; sermayesinin, asgari yüzde elli birine sahip olma Ģartı aranmaksızın, çoğunluğuna doğrudan sahip olunması veya bu çoğunluğa sahip olunmamakla birlikte imtiyazlı hisselerin elde bulundurulması veya diğer hissedarlarla yapılan anlaģmalara istinaden oy hakkının çoğunluğu üzerinde tasarrufta bulunulması suretiyle veya herhangi bir

198 suretle yönetim kurulu üyelerinin karara esas çoğunluğunu atayabilme ya da görevden alma gücünün elde bulundurulmasını, c) Konut finansmanı: 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 57 nci maddesi uyarınca, konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kredi kullandırılması, konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması, sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması ve bu kredilerin yeniden finansmanı amacıyla kredi kullandırılmasını, ç) Kurul: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunu, d) Kurum: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunu, e) Özkaynak: ÖdenmiĢ sermaye, sermaye yedekleri, kâr yedekleri, dönem net kârı, geçmiģ yıllar kârı ve Kurulca belirlenecek diğer kalemler toplamından varsa dönem net zararı, geçmiģ yıllar zararı ve Kurulca belirlenecek diğer kalemlerin düģülmesi suretiyle elde edilen bakiye ile nitelikleri Kurul tarafından belirlenecek sermaye benzeri borçları, f) ġirket: Türkiye de kurulu finansal kiralama Ģirketleri, faktoring Ģirketleri ve finansman Ģirketlerini, g) ġube: ġirketin bağımlı bir parçasını oluģturan ve faaliyetlerinin tamamını veya bir kısmını kendi baģına yapan her türlü iģ yerini, ifade eder. ĠKĠNCĠ BÖLÜM Ġzne Tabi ĠĢlemler ġirket kuruluģu MADDE 4 (1) Türkiye'de Ģirket kurmak üzere Kuruma verilecek baģvuru dilekçelerine; a) ġirket kurulmasından beklenen faydayı analiz eden, öngörülen faaliyet konularına ait iģ planlarını, Ģirketin mali yapısı ile ilgili projeksiyonlarını, ilk üç yıl için bütçe planını ve yapısal örgütlenmesini gösteren bir faaliyet programının, b) Kurucular ile tüzel kiģi kurucuların sermayesinde yüzde on ve daha fazla paya sahip ortaklarının veya kontrolü elinde bulunduran gerçek ve tüzel kiģilerin EK-1 ve EK-2 deki örneklere uygun Ģekilde düzenleyip noter huzurunda imza edecekleri birer beyannamenin, c) Kurucularca imzalanmıģ ortaklık ana sözleģme taslağının, ç) Kurucular ile tüzel kiģi kurucuların sermayesinde yüzde on ve daha fazla paya sahip ortaklarının veya kontrolü elinde bulunduran gerçek ve tüzel kiģilerin müflis veya konkordato ilan etmiģ olmadıklarına iliģkin noter huzurunda imza edecekleri birer taahhütnamenin (EK-3, EK-4), d) Tüzel kiģi kurucular ile tüzel kiģi kurucuların sermayesinde yüzde on ve daha fazla paya sahip ortaklarının veya kontrolü elinde bulunduran tüzel kiģilerin uzlaģma yoluyla yeniden yapılandırma baģvurularının tasdik edilmemiģ ve haklarında iflasın ertelenmesi kararı verilmemiģ olduğuna iliģkin noter huzurunda imza edecekleri birer taahhütnamenin (EK-4), e) Gerçek kiģi kurucular ile tüzel kiģi kurucuların sermayesinde yüzde on ve daha fazla paya sahip veya kontrolü elinde bulunduran gerçek kiģilerin arģiv kaydını da içeren son altı ay içinde alınmıģ adli sicil belgelerinin, f) Tüzel kiģi kurucuların kurulacak Ģirkete ortak olunmasına iliģkin yetkili kurullarından alınmıģ karar örneklerinin, g) Kurucular ile tüzel kiģi kurucuların sermayesinde yüzde on ve daha fazla paya sahip ortaklarının veya kontrolü elinde bulunduran gerçek ve tüzel kiģilerin, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 71 inci maddesi uygulanan bankalarda veya bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmiģ olan bankalarda doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on veya daha fazla paya sahip olmadığına veya kontrolü elinde bulundurmadığına dair noter huzurunda imza edecekleri birer taahhütname (EK-5) ile bu hususlara iliģkin olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan temin edecekleri belgelerin,

199 ğ) Kurucular ile tüzel kiģi kurucuların sermayesinde yüzde on ve daha fazla paya sahip ortaklarının veya kontrolü elinde bulunduran gerçek ve tüzel kiģilerin, tasfiyeye tâbi tutulan bankerler ile iradî tasfiye haricinde faaliyet izni kaldırılan faktoring, finansal kiralama, finansman ve sigorta Ģirketleri ile para ve sermaye piyasalarında faaliyet gösteren kurumlarda doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on veya daha fazla paya sahip olmadığına veya kontrolü elinde bulundurmadığına iliģkin noter huzurunda imza edecekleri birer taahhütnamenin (EK- 6), h) Tüzel kiģi kurucuların sermayesinde yüzde on ve daha fazla paya sahip ortakları veya kontrolü elinde bulunduran gerçek ve tüzel kiģiler, pay oranları ve tutarları, faaliyet konuları, yatırım ve iģletme alanları hakkında ayrıntılı açıklamalar ile 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali MüĢavirlik ve Yeminli Mali MüĢavirlik Kanununa göre ruhsat almıģ yeminli mali müģavirlerce onaylanmıģ son üç yıla ait bilanço ile gelir tablolarının, banka veya finansal kuruluģ niteliğindeki tüzel kiģi kurucular için varsa derecelendirme Ģirketlerinden biri tarafından hazırlanmıģ raporun, ı) Tüzel kiģi kurucuların gerçek kiģi ortak ya da ortaklara ulaģılıncaya kadar ortaklık yapılarını gösteren tablolar ile bunların imtiyaz hisselerini gösteren listelerin veya imtiyazlı hisse bulunmaması halinde buna iliģkin noter huzurunda imza edecekleri birer taahhütnamenin (EK-4), i) Kurucular ile tüzel kiģi kurucuların sermayesinde yüzde on ve daha fazla paya sahip ortaklarının veya kontrolü elinde bulunduran gerçek ve tüzel kiģilerin, muaccel vergi ve prim borcu bulunmadığına iliģkin noter huzurunda imza edecekleri birer taahhütnamenin (EK-3, EK-4), j) Sermayenin yüzde on ve daha fazlasını taahhüt eden kurucuların, kurucu beyannamelerinde belirtilen mevduat ve kredi hesaplarına iliģkin bilgilerin, bu hesapların açılıģ tarihlerini de içerecek Ģekilde tevsiki amacıyla, her biri aynı tarihi taģıyan ve ilgili bankalarca Kuruma hitaben düzenlenecek belgelerin, k) Sermayenin yüzde on ve daha fazlasını taahhüt eden gerçek kiģi kurucuların mali durumları hakkında 3568 sayılı Kanuna göre ruhsat almıģ yeminli mali müģavirlerce düzenlenecek raporun, l) Sermayenin yüzde on ve daha fazlasını taahhüt eden kurucuların, gerekli kaynağı nasıl temin edeceklerine iliģkin yazılı bilginin ve ayrıca bu tutarı kendi ticari, sınai ve sair yasal faaliyetleri sonucunda her türlü muvazaadan ari olarak sağladıklarına iliģkin EK-7 de yer alan örneğe uygun olarak düzenleyip noter huzurunda imza edecekleri birer taahhütnamenin, m) Kurumla yürütülecek iģlemlerde, varsa kurucuları temsile yetkili kiģi veya kiģilere verilmiģ vekaletname örneklerinin, n) Yönetim kurulu üyelerinin EK-8 de yer alan örneğe uygun olarak düzenlenmiģ ayrıntılı özgeçmiģlerinin, o) 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında oluģturulan sistemler vasıtasıyla kimlik ve adres bilgilerine elektronik ortamda ulaģılabilenler hariç, yabancı uyruklu gerçek kiģilerin, kimlik belgesi veya pasaportlarının noter onaylı örneklerinin, eklenmesi gerekir. (2) Kurucuların yurt dıģında kurulu bir banka veya finansal kuruluģ olması halinde birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (ı) bentlerinde belirtilen belgelere ilaveten: a) Türkiye de Ģirket kurulmasına iliģkin yetkili kurullarından alınmıģ karar örneklerinin, b) Son beģ yıla ait konsolide bağımsız denetim raporlarının, c) KurulmuĢ olduğu veya faaliyette bulunduğu ülkede faaliyette bulunmasının yasaklanmamıģ olduğuna veya faaliyetlerinde herhangi bir kısıtlama bulunmadığına iliģkin yetkili kurullarından alınmıģ belgenin,

200 ç) Ana sözleģmesinde belirtilen faaliyet alanları, organizasyon yapısı, kurulu bulunduğu ülke dıģındaki ve kurulu bulunduğu ülkedeki teģkilat yapısı, uluslararası mali piyasalardaki faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgi ve belgeler ile varsa derecelendirme Ģirketleri tarafından hazırlanan ve öngörülen derecelendirmeyi de içeren raporun, Kuruma gönderilmesi gerekir. (3) Konut finansmanı faaliyetinde bulunacak finansal kiralama ve finansman Ģirketlerince birinci fıkranın (c) bendi çerçevesinde düzenlenecek ana sözleģme taslağında, konut finansmanı faaliyetinin iģtigal konusu olarak belirtilmesi zorunludur. (4) KuruluĢ baģvurularına iliģkin bilgi ve belgelerdeki eksikliklerin, eksikliğe iliģkin Kurum yazısının tebliğ tarihinden itibaren altı ay içinde giderilmemesi halinde baģvuru geçersiz hale gelir. Faaliyet izni MADDE 5 (1) KuruluĢ iģlemlerinin mevzuat hükümlerine uygun Ģekilde gerçekleģtirilmesinden ve Ticaret Siciline tescil ve ilan iģlemlerinin tamamlanmasından, faaliyetlerine uygun hizmet birimleri ile iç kontrol, muhasebe, bilgi iģlem ve raporlama sistemlerinin kurulmasından, bu birimler için yeterli personel kadrosunun oluģturulmasından ve personelin buna uygun görev tanımları ile yetki ve sorumluluklarının belirlenmesinden sonra Ģirket tarafından, kuruluģ izni verilmesine iliģkin Kurul kararı tarihinden itibaren altı ay içinde; a) Ana sözleģmenin yayımlandığı Ticaret Sicili Gazetesi nin bir nüshası, b) Yönetim kurulu üyeleri ile genel müdür ve genel müdür yardımcılarının Kanunun 13 üncü maddesinde belirtilen Ģartları taģıdığını tevsik edici belgeler, ile birlikte Kuruma baģvurulur. (2) Kurumca, faaliyet izni için baģvuran Ģirketin sermayesinin her türlü muvazaadan ari olarak nakden ödenip ödenmediği ile planlanan faaliyetleri gerçekleģtirebilecek düzeyde olup olmadığı, uygun hizmet birimleri ile iç kontrol, muhasebe, bilgi iģlem ve raporlama sistemlerinin kurulup kurulmadığı, bu birimler için yeterli personel kadrosunun oluģturulup oluģturulmadığı ve personelin buna uygun görev tanımları ile yetki ve sorumlulukların belirlenip belirlenmediği hususları incelenir. Yapılan değerlendirmeyi müteakip durumları uygun görülenlere Kurulca faaliyet izni verilir. Verilen izinler Resmî Gazete de yayımlandıkları tarihten itibaren geçerlilik kazanır. (3) Faaliyet izninin Resmî Gazete de yayımlanmasından önce Kurumca yapılacak tebligata istinaden, kurucular tarafından Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen asgari sermayenin yüzde beģi tutarındaki sisteme giriģ payının genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere Maliye Bakanlığına bağlı muhasebe birimlerine yatırıldığına dair belgenin Kuruma tevdi edilmesi gereklidir. (4) Faaliyete geçilmesini müteakip iletiģim bilgileri ile birlikte faaliyete geçiģ tarihinin Kuruma bildirilmesi zorunludur. ġirketin yurt içinde veya yurt dıģında Ģube açması MADDE 6 (1) ġube açma izni almak üzere Kuruma baģvuracak Ģirketin, 12 nci maddede yer alan standart orana uyumlu olarak faaliyet göstermesi ve her bir Ģube için bir milyon Türk Lirası tutarında ödenmiģ sermayeye sahip olması gereklidir. (2) Kuruma yapılacak baģvurulara, Ģube açılıģına iliģkin yönetim kurulu kararının bir örneğinin eklenmesi zorunludur. (3) ġirketin yurt dıģında Ģube açma talebine izin verilebilmesi için Ģubenin bulunduğu ülke düzenlemeleri ve uygulamalarında, Kurumun denetim ve gözetim faaliyetleri kapsamında ihtiyaç duyduğu bilgi ve belgeleri edinmesine ve söz konusu Ģubede denetim yapmasına iliģkin herhangi bir engel bulunmaması Ģarttır. (4) Yapılacak değerlendirme sonucunda Kurumca uygun görülmesi halinde Ģirkete Ģube açma izni verilir.

201 (5) Ġzin tarihinden itibaren üç ay içinde, yurt içi Ģubenin Ticaret Siciline tescil ve ilan ettirilmesi ve tescilin ilan edildiği Ticaret Sicili Gazetesinin bir nüshasının Kuruma gönderilmesi zorunludur. (6) Ġzin tarihinden itibaren üç ay içinde yurt içi Ģubenin tescil ve ilan ettirilmemesi halinde, Ģube açılıģ izni geçersiz olur. ġirket kapanan Ģubesini kapanıģ tarihini izleyen bir ay içinde Kuruma bildirir. (7) ġubelerin adres değiģikliklerinin bir ay içinde Kuruma bildirilmesi zorunludur. (8) ġirketin bir ilde bulunan Ģubesinin baģka bir ile taģıması, yeni Ģube açılması esaslarına tabidir. (9) Yurt dıģı Ģubenin faaliyete baģlamasını ya da faaliyetinin sona ermesini müteakip bir ay içinde Kuruma bildirimde bulunulması zorunludur. (10) Bankalarla imzalanacak sözleģmeler çerçevesinde, ürün tanıtımı faaliyetlerinin yürütülmesi ile müģterilerle yapılacak bilgi ve belge alıģveriģleri hariç olmak üzere, Ģirketin kendi personeli ve bilgi sistemlerini kullanmak suretiyle bankaların fiziki mekanlarını kullanması yurt içinde Ģube açma esaslarına tabidir. Ana sözleģme değiģikliği ve sermaye artırımı MADDE 7 (1) Ana sözleģme değiģiklik tasarılarının, konu ile ilgili yönetim kurulu kararının bir örneği ile birlikte Kuruma gönderilmesi zorunludur. (2) Sermaye artırımlarına iliģkin ana sözleģme değiģikliklerinde birinci fıkradaki belgelere ve bir önceki sermayenin ödendiğinin tespitine iliģkin rapora ek olarak, sermaye artırımın iç kaynaklardan gerçekleģtiriliyor olması halinde iç kaynakların sermayeye ilave edilebilirliğine iliģkin tespit raporunun, iç kaynaklara baģvurulmadan gerçekleģtirilecek sermaye artırımlarında ise arttırılacak tutarın her türlü muvazaadan âri olarak nakden ödeneceğine iliģkin beyanın Kuruma gönderilmesi gerekir. (3) Ġkinci fıkra uyarınca Kuruma gönderilecek raporların bankalarda bağımsız denetim yapmaya yetkili kuruluģlarda görevli yeminli mali müģavirler veya serbest muhasebeci mali müģavirler tarafından onaylanması zorunludur. (4) 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde kayıtlı sermaye sistemine geçmiģ Ģirketler için kayıtlı sermaye tavanı içinde yapılacak sermaye artırımlarında, ikinci fıkra kapsamında Kuruma bildirimde bulunulması zorunludur. (5) Ana sözleģme değiģikliğinin yayımlanmasını müteakip değiģikliğin yayımlandığı Ticaret Sicili Gazetesinin bir nüshası Kuruma gönderilir. (6) Sermayenin mevzuata aykırı olarak artırıldığı tespit edilen kısmı özkaynak hesabında dikkate alınmaz. Pay edinim ve devirleri MADDE 8 (1) Kanunun 11 inci maddesi uyarınca pay edinecek gerçek ve tüzel kiģilerce Kuruma yapılacak baģvurulara, 4 üncü maddenin birinci fıkrasında sayılan belgelerin (a) ve (c) bentleri hariç olmak üzere, eklenmesi zorunludur. (2) Payları devralacakların yurt dıģında kurulu bir banka veya finansal kuruluģ olması halinde, Kuruma yapılacak baģvurulara, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) ve (ı) bentlerinde yer alan belgeler ile 4 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen belgelerin eklenmesi zorunludur. (3) Pay defterine kaydedilen hisse devirlerinin izne tabi olmasalar bile bir ay içinde Kuruma bildirilmesi zorunludur. BirleĢme, bölünme ve tasfiye MADDE 9 (1) BirleĢme ve bölünme izni için Ģirketçe Kuruma verilecek baģvuru dilekçesine; a) BirleĢme veya bölünmeye iliģkin yönetim kurulu kararı, b) BirleĢme veya bölünme sözleģmesi,

202 c) ġirket özkaynağının tespitine, birleģme ve değiģtirme oranlarının hesaplanmasına, gerçekleģtirilecek sermaye artırım tutarının belirlenmesine ve birleģme veya bölünmeye esas mali tablolara iliģkin bağımsız denetim raporları, ç) BirleĢme veya bölünme sonucu oluģacak ana sözleģme taslağı, d) BirleĢme veya bölünme iģleminin gerekçelerini ortaya koyan rapor, e) BirleĢme veya bölünmeden itibaren üç yıllık hedeflerin ortaya konulduğu tahmini mali tablolar ve birleģme veya bölünme sonrası tahmini bilanço, eklenir. (2) Ġznin tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde Ģirket genel kurulunda karar almak suretiyle birleģme ve bölünme iģlemlerine geçilmediği takdirde verilen izin geçersiz olur. Yeniden izin alınmadan bu iģlemlere devam olunamaz. (3) ġirketin birleģme ve bölünmesi genel hükümler uyarınca gerçekleģtirilir. (4) ġirketin faaliyetlerine son vermesi ve tasfiyesi halinde, konuya iliģkin yönetim kurulu kararı ile birlikte Kuruma baģvurması gerekir. Bu durumda, Ģirketin faaliyet izni Kurulca iptal edilir. Kurulun uygun görüģü alınmak kaydıyla Ģirketin faaliyetlerine son vermesi ve tasfiyesi hâlinde genel hükümler uygulanır. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Kurumsal Yönetim Yönetim kurulu üyeleri, genel müdür ve genel müdür yardımcılarına iliģkin bildirimler MADDE 10 (1) ġirket yönetim kurulu üyelerinin, genel müdürlerinin ve genel müdür yardımcılarının, atanmalarından veya seçilmelerinden sonra bir ay içinde, Ģirket tarafından Kuruma hitaben düzenlenecek bir yazı ekinde; a) Mesleki tecrübelerini ve aldıkları eğitimleri içeren EK-8 de yer alan örneğe uygun olarak düzenlenecek ayrıntılı özgeçmiģleri ile 5490 sayılı Kanun kapsamında oluģturulan sistemler vasıtasıyla kimlik ve adres bilgilerine elektronik ortamda ulaģılabilenler hariç, yabancı uyruklu kiģiler için kimlik belgesi veya pasaportlarının noter onaylı örnekleri, b) Müflis veya konkordato ilan etmiģ olmadıklarına iliģkin yazılı beyanları, c) 5411 sayılı Kanunun 71 inci maddesi uygulanan bankalarda veya 5411 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmiģ olan bankalarda doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on veya daha fazla paya sahip olmadığına veya kontrolü elinde bulundurmadığına dair noter huzurunda imza edecekleri birer taahhütname (EK-5) ile bu hususlara iliģkin olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan temin edecekleri belgeler, ç) Tasfiyeye tabi tutulan bankerler ile iradi tasfiye haricinde faaliyet izni kaldırılan faktoring, finansal kiralama, finansman ve sigorta Ģirketleri ile para ve sermaye piyasalarında faaliyet gösteren kurumlarda doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on veya daha fazla paya sahip olmadığına veya kontrolü elinde bulundurmadığına iliģkin noter huzurunda imza edecekleri birer taahhütname (EK-6), d) ArĢiv kaydını da içeren son altı ay içinde alınmıģ adli sicil belgeleri, e) Atanmalarına veya seçilmelerine iliģkin genel kurul ya da yönetim kurulu kararının bir örneği, Kuruma gönderilir. (2) Genel müdür ve genel müdür yardımcıları için birinci fıkradaki belgelere ilave olarak lisans diplomasının noter onaylı bir örneği Kuruma gönderilir. (3) Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, genel müdürün bulunmadığı hallerde genel müdür ile aynı nitelikleri haiz olmak kaydıyla yönetim kurulu toplantılarına genel müdür vekili olarak katılacaklar ve hangi hallerde bu toplantılara katılacakları yönetim kurulunca belirlenir.

203 (4) Yönetim kurulu üyeleri, genel müdür ve genel müdür yardımcılarının herhangi bir nedenle görevden ayrılmaları halinde bu durum bir ay içinde Kuruma bildirilir. Sermaye benzeri borçlar MADDE 11 (1) ġirketin temin edeceği kredilerin, aģağıdaki nitelikleri taģıdığına iliģkin yönetim kurulunun yazılı beyanı ile birlikte yapılacak baģvurunun Kurumca uygun görülmesi halinde, söz konusu krediler özkaynak hesabında sermaye benzeri borç olarak dikkate alınır; a) BaĢlangıç vadesinin en az beģ yıl olması ve vadesinden önce geri ödeme opsiyonu bulunmaması, b) ġirketin tasfiyesi halinde, hisse senetlerinden bir önce, diğer tüm borçlardan sonra ödenmesinin borç verenlerce kabul edilmesi, c) Defaten kullanılması, ç) (b) bendindeki Ģartın ihlalini doğuracak nitelikte hiçbir türev iģlem ve sözleģmeyle iliģkilendirilmemiģ ya da herhangi bir Ģekil ve surette doğrudan ya da dolaylı olarak teminata bağlanmamıģ ve baģka kiģilere temlik edilemeyeceğinin yazılı olarak belirlenmiģ olması, d) ġirketin standart oranı karģılayacak düzeyde özkaynağa sahip olmaması veya yapılacak geri ödemenin veya itfanın Ģirketin özkaynağının standart oranı karģılayacak düzeyin altına düģmesine neden olması durumunda, vadesi gelmiģ olsa bile faizinin ve anaparasının geri ödenmemesi koģulunu içermesi, e) Vadesinden önce ödenmesinin Kurumun onayına bağlı olması, f) ġirketin bağlı ortaklık ve iģtirakleri dıģındakilerden temin edilmesi. (2) Birinci fıkra kapsamında Kuruma yapılacak baģvurulara, yukarıdaki Ģartları açık bir Ģekilde içeren kredi sözleģmesinin aslı veya noter onaylı örneğinin, kredi sözleģmesi henüz imzalanmamıģ ise aslı veya noter onaylı örneği sözleģmenin imzalandığı tarihi izleyen beģ iģ günü içinde ibraz edilmek koģuluyla sözleģme taslağının eklenmesi zorunludur. (3) Ġkinci fıkra uyarınca Kuruma yapılacak baģvuruda, kredi sözleģme taslağının verildiği hallerde, sözleģme taslağı hükümleriyle, imzalanan sözleģme hükümleri arasında farklılık bulunması durumunda, söz konusu farklılıkların kullanılan kredinin sermaye benzeri niteliğini ortadan kaldırmadığına iliģkin yönetim kurulunun yazılı beyanının da Kuruma ibraz edilmesi gereklidir. Yapılan sözleģme değiģikliklerinin Kurum tarafından uygun görülmesi halinde alınan kredi, sermaye benzeri borç olarak özkaynak hesaplamasına dahil edilir. (4) Sermaye benzeri borçlara uygulanacak faiz oranlarının kredi sözleģmesinde açık bir Ģekilde belirlenmemesi ya da faiz oranının benzer kredilere göre aģırı ölçüde yüksek olması halinde, kredinin özkaynak hesabına dahil edilmesine Kurumca izin verilmeyebilir. (5) Kurumca uygun görülen sermaye benzeri borçlar, Ģirket kayıtlarında ilgili hesaplara intikal tarihi itibariyle özkaynak hesaplamalarına dahil edilir. (6) Sermaye benzeri borçların birinci fıkranın (e) bendi uyarınca vadesinden önce geri ödenmesine Kurumca onay verilmesinde, Ģirketin standart oranı karģılayacak düzeyde yeterli özkaynağa sahip olduğunun belirlenmesi veya özkaynakta oluģacak kaybı telafi edebilecek benzer bir sermaye unsurunun temin edilmesi koģulu aranır. (7) Özkaynak hesaplamalarına dahil edilen sermaye benzeri borçlardan kalan vadesi beģ yıldan az olanlar, her bir yıl için yüzde yirmi oranında azaltılarak özkaynak hesaplamalarına dahil edilir. Vadesine bir yıldan az süre kalan sermaye benzeri borçlar özkaynak hesaplamasında dikkate alınmaz. (8) Kurumca izin verilmesi halinde, Ģirketin sermaye artırımlarında kullanılması pay sahiplerince kesin ve yazılı olarak taahhüt edilen, karģılığında hiçbir Ģekil ve surette faiz tahakkuku ve ödemesi yapılmayan ve tasfiye halinde, hisse senetlerinden bir önce, diğer tüm borçlardan sonra ödenmesi kabul edilen, herhangi bir Ģekil ve surette doğrudan ya da dolaylı olarak teminata bağlanmamıģ, hiçbir türev iģlem ve sözleģmeyle iliģkilendirilmemiģ, Ģirkete

204 rehnedilmiģ kaynaklar da vade Ģartı aranmaksızın, niteliklerine göre sermaye benzeri borç hesaplamasına dahil edilir. (9) Sermaye benzeri borcu kullandıran kiģilerin ihraç ettiği borçlanma araçlarının satın alınması veya Ģirketçe bu kiģilere finansman sağlanması halinde, satın alınan borçlanma aracı bedeli veya sağlanan finansman olanağı sermaye benzeri borç toplamından indirilir. (10) Sermaye benzeri borçların, diğer özkaynak kalemleri toplamının yüzde yüzünü aģan kısmı özkaynak hesabında dikkate alınmaz. Standart oran MADDE 12 (1) ġirketin özkaynağının, toplam aktiflerine oranının asgari yüzde üç olarak tutturulması ve idame ettirilmesi zorunludur. (2) Kurul, Ģirketin aktif yapısını ve mali bünyesini dikkate alarak standart oranın artırılmasını veya Ģirket bazında farklı oranların uygulanmasını kararlaģtırabilir. (3) Standart oranı sağlayamayan Ģirket, bu oranı tutturuncaya kadar yeni bir finansal kiralama, faktoring veya finansman sözleģmesi yapamaz. Ġç kontrol sistemi MADDE 13 (1) ġirket faaliyetlerinin etkin ve verimli bir Ģekilde Kanuna ve ilgili diğer mevzuata, Ģirket içi politika, kural ve teamüllere uygun olarak yürütülmesi ve bilgilerin zamanında elde edilebilirliğini sağlamak amacıyla yeterli ve etkin bir iç kontrol sisteminin oluģturulması zorunludur. (2) Ġç kontrol sisteminden beklenen amacın sağlanabilmesi için; a) ġirket bünyesinde iģlevsel görev ayrımının tesis edilmesi, sorumlulukların paylaģtırılması, yetki ve sorumlulukların açıkça ve yazılı olarak belirlenmesi, b) Ġç kontrol faaliyetlerinin oluģturulması, c) ġirketin iģ süreçleri üzerinde kontrollerin ve iģ adımlarının gösterildiği iģ akım Ģemalarının oluģturulması, ç) Bilgi sistemlerinin faaliyetlerin yapısına ve karmaģıklık düzeyine uygun olarak tesis edilmesi, gereklidir. (3) Ġç kontrol sistemi ile iç kontrol faaliyetleri ve bunların nasıl icra edileceği tüm faaliyetlerin nitelikleri dikkate alınarak tasarlanır. Ġç kontrol faaliyetlerinin tasarımında; a) ġirket bünyesinde üretilen bilginin güvenilir, tam, izlenebilir, tutarlı ve ihtiyacı karģılayacak uygun biçim ve nitelikte olmasının, b) GerçekleĢtirilen veya gerçekleģtirilmesi planlanan tüm faaliyet, iģlem ve ürünlerin Kanuna ve ilgili diğer mevzuata, Ģirket içi politika ve kurallar ile teamüllere uyumunun, sağlanması esastır. (4) Ġç kontrol faaliyetleri, yönetim kuruluna veya yönetim kurulunun belirleyeceği genel müdür dıģındaki bir yönetim kurulu üyesine bağlı olarak yürütülür. Ġç kontrol faaliyetleri, Ģirketin faaliyet yapısı ve kapsamıyla uyumlu sayıda olmak üzere asgari bir kiģiden oluģan ve münhasıran iç kontrol faaliyetleri ile iģtigal eden iç kontrol personeli vasıtasıyla gerçekleģtirilir. Ġç kontrol personeli tarafından, gerçekleģtirilen iç kontrol faaliyetlerine iliģkin olarak Haziran ve Aralık sonu itibariyle yılda iki kez yönetim kuruluna veya yönetim kurulunun belirleyeceği genel müdür dıģındaki bir yönetim kurulu üyesine raporlama yapılır. Bilgi sistemlerinin tesisi MADDE 14 (1) ġirket nezdinde oluģturulacak bilgi sistemleri, Ģirketin ölçeği, faaliyetlerinin ve sunulan ürünlerin niteliği ve karmaģıklığı ile uyumlu olarak yapılandırılır. (2) Bilgi sistemleri, Ģirketle ilgili tüm bilgilerin elektronik ortamda güvenli bir Ģekilde saklanmasına ve kullanılmasına imkan verecek yapıda oluģturulur. Bilgi sistemlerinin güvenilirliğinin sağlanması ve düzenli olarak güncellenerek gerekli değiģikliklerin yapılması zorunludur. Risk yönetimi

205 MADDE 15 (1) ġirket, maruz kaldığı risklerin tespiti ve değerlendirilmesi için gerekli önlemleri alır. (2) Konut finansmanı faaliyetinde bulunacak finansal kiralama ve finansman Ģirketlerinin konut finansmanı faaliyetlerinden kaynaklanabilecek riskleri yönetebilmelerini ve konut finansmanı faaliyetini etkin bir Ģekilde yerine getirebilmelerini teminen; münhasıran konut finansmanı faaliyetlerine yönelik risk yönetiminin Ģirketlerin bünyelerinde tesis edilmesi, risk yönetimi sürecinin yazılı olarak belirlenmesi ve yönetim kurullarına onaylatılması, bu konularda çalıģacak uygun personel kadrosunun oluģturulması ve personelin görev tanımları ile yetki ve sorumluluklarının belirlenmiģ olması gereklidir. Bağımsız denetim MADDE 16 (1) ġirketin genel kuruluna sunulacak yıllık bilanço ve gelir tablolarının, Kanunun 14 üncü maddesinin beģinci fıkrası çerçevesinde bankalarda bağımsız denetim yapmaya yetkili kuruluģlarca denetlenmesi Ģarttır. (2) ġirketin yıl sonu konsolide olmayan mali tablolarına iliģkin bağımsız denetim raporlarının takip eden yılın 15 Nisan tarihine kadar, konut finansmanı faaliyetinde bulunmak üzere yetkilendirilen finansal kiralama ve finansman Ģirketlerinin yıl sonu bağımsız denetim raporuna ilaveten Haziran sonu bağımsız denetim raporlarının da 15 Ağustos tarihine kadar Kurum veritabanına raporlanması zorunludur. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM ÇeĢitli ve Son Hükümler Yurt dıģından temin edilecek belgeler MADDE 17 (1) Bu Yönetmelikte yer alan baģvurularla ilgili olarak yabancı uyruklu kiģilerden, gerekli görülen ve ilgili ülke mevzuatına göre temin edilmesi mümkün olan belgeler istenir. (2) Yabancı uyruklu kiģilerden istenilen belgelerin bu kiģilerin yerleģik olduğu ülkede kayıtların tutulduğu bir merci ya da sistem olmaması nedeniyle temin edilememesi durumunda, bu durumun ilgili ülkenin yetkili mercilerinden alınacak bir belge ile Kuruma tevsik edilmesi zorunludur. (3) Yabancı uyruklu kiģilerden istenilen belgelerin bu kiģilerin yerleģik olduğu ülkede kayıtların tutulduğu bir merci ya da sistem olmaması nedeniyle temin edilemediği ve bu durum ilgili ülkenin yetkili mercilerinden alınacak bir belge ile Kuruma tevsik edilemediği takdirde, söz konusu tevsikin yapılamayacağına dair ilgili gerçek kiģi veya tüzel kiģilerce yazılı olarak beyanda bulunulması zorunludur. (4) Bu Yönetmelikte yer alan baģvurularla ilgili olarak yurt dıģından temin edilecek belgelerin ilgili ülkenin yetkili makamlarınca ve Türkiye nin o ülkedeki konsolosluğunca veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan 20/6/1984 tarihli ve 3028 sayılı Kanun ile kabul edilen Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması SözleĢmesi hükümlerine göre onaylanmıģ olması ve baģvuruya belgelerin noter onaylı tercümelerinin de eklenmesi Ģarttır. Ġlave bilgi ve belge talebi MADDE 18 (1) Bu Yönetmelik kapsamında yapılacak baģvurularda, Kurum gerekli göreceği ilave bilgi ve belgeleri talep edebilir. Farklı olarak alınan bilgi ve belgeler çerçevesinde Kurul iģlem tesis edebilir. Yürürlükten kaldırılan yönetmelik MADDE 19 (1) 10/10/2006 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finasman ġirketlerinin KuruluĢ ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıģtır. Ġntibak süresi GEÇĠCĠ MADDE 1 (1) 12 nci madde ile getirilen standart oranı sağlayamayan Ģirket, 31/12/2013 tarihine kadar bu oranı tutturmak zorundadır.

206 (2) ġirket durumunu, 13, 14 ve 15 inci madde hükümleri ile getirilen yeni yükümlülüklere 31/12/2013 tarihine kadar uygun hale getirmek zorundadır. Mevcut düzenlemelerin uygulanması GEÇĠCĠ MADDE 2 (1) 19 uncu madde ile yürürlükten kaldırılan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ġirketlerinin KuruluĢ ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 21 inci maddesi, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen finansal kiralama sözleģmeleri hakkında sözleģme süresi sonuna kadar uygulanır. Yürürlük MADDE 20 (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 21 (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu BaĢkanı yürütür. Yönetmeliğin Ekleri [R.G. 24 Nisan ] Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan: PETROL PĠYASASI LĠSANS YÖNETMELĠĞĠNDE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR YÖNETMELĠK MADDE 1 17/6/2004 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 44 üncü maddesinin birinci fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Petrolün ihracı serbesttir. Akaryakıt haricinde kalan petrol ürünlerinin yurt içi ve yurt dıģı kaynaklardan teminine iliģkin iģlemler çıkarılacak tebliğlerle düzenlenir. Ham petrol ve akaryakıt ithalatı, ilgili ve diğer mevzuattaki hükümlere uymak koģuluyla, lisanslarına göre hak sahibi kılınan kiģilerce serbestçe yapılır. MADDE 2 Bu Yönetmelik, 1/7/2013 tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu BaĢkanı yürütür. [R.G. 24 Nisan ] Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden: TÜRKĠYE ODALAR VE BORSALAR BĠRLĠĞĠ ĠLE ODALAR VE BORSALAR ORGAN SEÇĠMLERĠ HAKKINDA YÖNETMELĠKTE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR YÖNETMELĠK MADDE 1 19/1/2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Organ Seçimleri Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının Bakanlık tanımında yer alan Sanayi ibaresi Gümrük olarak değiģtirilmiģtir. MADDE 2 Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile ikinci ve dördüncü fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģ ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıģtır.

207 c) Tüzel kiģilerin gerçek kiģi temsilcileri için, ana sözleģmeye uygun Ģekilde temsil ve bağlayıcı iģlem yapmaya yetkilendirilmiģ ve ticaret siciline tescil edilmiģ olmak, Seçme hakkının kullanılabilmesi için bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen Ģartların yanı sıra; a) Ticaret Ģirketlerinde, Ģirketin ortağı ve/veya yöneticisi olması ve Ģirketi temsil ile bağlayıcı iģlem yapmaya yetkili bulunması, b) Ticaret Ģirketleri dıģındaki tüzel kiģilere ait ticari iģletmelerde, gerçek kiģi temsilcinin iģletmenin yöneticisi olması ve ticari iģletmeyi temsil ile bağlayıcı iģlem yapmaya yetkili bulunması, c) Gerçek kiģilere ait ticari iģletmelerde ticaret siciline tescil edilmiģ temsilcinin bulunması halinde bunların iģletmeyi temsil ile bağlayıcı iģlem yapmaya yetkili bulunması, Ģarttır. Bu fıkra kapsamında belirtilen Ģartlar Ģubeleri temsile yetkili kılınanlar için de aranır. Üye Ģirketin münfesih olması halinde, üyeliği kendiliğinden sona erdiğinden oda ve borsa organ seçimlerinde oy kullanamaz. MADDE 3 Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin dördüncü, altıncı ve dokuzuncu fıkraları aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. Seçilme hakkının kullanılabilmesi için bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen Ģartların yanı sıra; a) Ticaret Ģirketlerinde, Ģirketin ortağı ve/veya yöneticisi olması ve Ģirketi temsil ile bağlayıcı iģlem yapmaya yetkili bulunması, b) Ticaret Ģirketleri dıģındaki tüzel kiģilere ait ticari iģletmelerde, gerçek kiģi temsilcinin iģletmenin sahibi veya temsilcisi olması ve ticari iģletmeyi temsil ile bağlayıcı iģlem yapmaya yetkili bulunması, c) Gerçek kiģilere ait ticari iģletmelerde ticaret siciline tescil edilmiģ temsilcinin bulunması halinde bunların iģletmeyi temsil ile bağlayıcı iģlem yapmaya yetkili bulunması, ç) (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen durumların seçimden en az altı ay öncesini kapsaması, Ģarttır. Bu fıkra kapsamında belirtilen Ģartlar Ģubeleri temsile yetkili kılınanlar için de aranır. Temsil ile bağlayıcı iģlemler yapmaya yetkili temsilcinin, yetki süresinin sona ermesi halinde, aynı temsilcinin seçim tarihinden önceki altı aylık süre içinde kesinti olsa dahi kendisinden önce baģka bir temsilci yetkilendirilmeden yeniden yetkili kılınması durumunda, bu yetkinin seçim tarihinden en az altı ay öncesini kapsadığı kabul edilir. Üye Ģirketin münfesih olması halinde, üyeliği kendiliğinden sona erdiğinden oda ve borsa organlarına seçilemez. MADDE 4 Bu Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aģağıdaki fıkra eklenmiģ ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiģtir. ÇalıĢma alanı birden fazla ili kapsayan deniz ticaret odalarına münhasır olmak üzere, meslek grubu kurulabilmesi için gereken asgari üye sayılarının üçte bir oranında indirilerek uygulanması halinde, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan meslek grubu üye sayıları da üçte bir oranında indirilerek uygulanır. MADDE 5 Bu Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin son fıkrası yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 6 Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesine aģağıdaki fıkra eklenmiģtir. Meslek komitesi ve meclis üyeliğine seçilen tüzel kiģiler, kendilerini temsil edecek gerçek kiģilerle ilgili yapacakları bildirimi yazılı olarak yapmaları ve bildirilen temsilcinin bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasındaki Ģartları taģıdığını tevsik eden ticaret sicili müdürlüğünden alınmıģ yetki belgesini bildirime eklemeleri zorunludur.

208 MADDE 7 Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin ikinci fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģ, ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aģağıdaki fıkralar eklenmiģ ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiģtir. Tüzel kiģi temsilcisi gerçek kiģilerin, temsil ettikleri tüzel kiģinin tescilli ana sözleģmeleri gereğince temsil ve bağlayıcı iģlem yapma yetkisine sahip olduklarına dair düzenlenmiģ imza sirkülerinin aslı veya noter tasdikli sureti veya ticaret sicil müdürlüğünden doksan gün içerisinde alınmıģ yetki belgesinin oy kullanma sırasında ibrazı gerekir. Ġbraz edilen imza sirkülerinin bir fotokopisi oy kullanılan sandık kurulu baģkanına teslim edilir. Ticaret sicil müdürlüklerince organ seçimlerinin baģladığı tarihten önceki doksan gün de dâhil olmak üzere oda ve borsa organ seçimlerinin yapıldığı aylarda seçim amacıyla tasdik edilen bu belgelerden harç ve hizmet bedeli tahsil edilmez. Tüzel kiģilerin ve Ģubelerin gerçek kiģi temsilcisi için aģağıdaki usullere uygun olarak yetki belgesi düzenlenir; a) Yetki belgesi talepleri dilekçe ile yapılır. b) Yalnızca bir temsilci için yetki belgesi düzenlenir. c) MüĢterek yetkiye sahip temsilciler bulunması halinde hangi temsilci için yetki belgesi düzenleneceği dilekçede belirtilir ve müģterek yetkililerce imzalanır. ç) Münferit yetkiye sahip birden fazla temsilci bulunması halinde dilekçe müģtereken imzalanabileceği gibi münferit yetkiye sahip temsilcilerden biri tarafından da imzalanabilir. Münferit yetkililerden ilk baģvurana yetki belgesi verilir. d) Düzenlenen yetki belgesi iade edilmedikçe yeni yetki belgesi düzenlenmez. Yetki belgesinin zayi olması halinde, aynı kiģi/kiģiler tarafından talep edilmesi Ģartıyla aynı kiģi adına yeni bir yetki belgesi düzenlenir. Zayi olan yetki belgesinin baģka bir temsilci adına düzenlenmesinin talep edilmesi halinde, baģvuru dilekçesinin temsil ve bağlayıcı iģlem yapma yetkisine sahip tüm temsilciler tarafından imzalanması zorunludur. e) Münfesih, tasfiye haline girmiģ, iflasına karar verilmiģ Ģirketlerin temsilcileri ile adi ortaklık adına organ seçimlerinde kullanılmak üzere yetki belgesi düzenlenmez. Tüzel kiģilerin ve Ģubelerin gerçek kiģi temsilcilerinin imza sirküleri ile oy kullanması aģağıdaki usullere uygun olarak yapılır; a) Tüzel kiģi ve bunların Ģubelerinin gerçek kiģi temsilcisi tarafından oy kullanma iģlemi sırasında, temsil ve bağlayıcı iģlem yapma yetkisine sahip olduğunu gösterir imza sirkülerinin aslı veya noter tasdikli sureti seçim sandık kurulu baģkanına ibraz edilerek fotokopisi seçim sandık kurulu baģkanına verilir. b) Ġmza sirkülerinde münferiden yetkili kılınanlardan ilk baģvurana oy kullandırılır. c) Ġmza sirkülerinde müģtereken temsil yetkisi verilmiģ olması halinde, müģtereken yetkilendirilen temsilciler tarafından imzalanmıģ ve aralarından oy kullanacak temsilciyi gösterir dilekçe sandık kurulu baģkanına verilir. ç) MüĢtereken yetkilendirilen temsilcilerin imza örneklerinin aynı sirkülerde yer almaması halinde, dilekçeyi imzalayan diğer temsilcilerin imza sirkülerinin fotokopileri de sandık kurulu baģkanına verilir. d) Münfesih, tasfiye haline girmiģ, iflasına karar verilmiģ Ģirketlerin temsilcileri oy kullanamazlar. MADDE 8 Aynı Yönetmeliğin 36 ncı maddesinin ikinci fıkrası aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir. BoĢalan meclis üyelikleri, yedek üyelerle doldurulamazsa; boģalan meclis asil ve yedek üyelikleri, bu maddenin birinci fıkrasına göre, boģalan meclis üyelerinin ilgili olduğu meslek komitesi üyeleri arasından, ilgili olduğu meslek grubu tarafından seçilecek üyelerle doldurulur. MADDE 9 Aynı Yönetmeliğin 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri yürürlükten kaldırılmıģ ve (g) bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģtir.

209 g) Gerçek kiģiler seçimlere bizzat iģtirak ederler. Bu kiģiler, seçme ve seçilme haklarını vekâleten kullandıramazlar. MADDE 10 Aynı Yönetmeliğin 42 nci maddesinin madde baģlığı ile birinci fıkrasının (g) bendi aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģ ve aynı fıkraya aģağıdaki bent eklenmiģtir. Gerçek ve Tüzel KiĢilerin Organlarda Temsili g) Tüzel kiģilerin gerçek kiģi temsilcisinin temsil yetkisini kaybettiğinin öğrenildiği, tüzel kiģinin temsilcisini değiģtirme iradesinin odaya ve borsaya yazılı olarak bildirildiği hallerde temsilcinin, seçilmiģ olduğu yönetim kurulu baģkan ve üyeliği, disiplin kurulu üyeliği, Genel Kurul delegeliği ile meclis baģkan ve yardımcılığı, meclis katipliği, meslek komitesi baģkan ve yardımcılığı görevi son bulur. Ancak, tüzel kiģilik meslek komitesi ve meclis üyeliğini muhafaza eder. Bu Ģekilde boģalan delege ve üyeliklerin yerine geri kalan süreyi tamamlamak üzere yedek delege ve üyeler çağrılır. Meslek komitesi ile meclis üyeliğini muhafaza eden tüzel kiģiler bir ay içinde kendilerini temsil edecek gerçek kiģinin ismini yazılı olarak oda ve borsaya bildirir. Yazı ekinde, bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasındaki hususları tevsik eden ticaret sicili müdürlüğünden alınmıģ yetki belgesi de verilir. Bu süre içerisinde bu belgelerin ibraz edilmemesi durumunda, diğer yedek üyeler sırası ile meslek komitesi veya meclis asil üyeliğine çağrılır. k) Üye Ģirketin münfesih olması, Ģirketin veya iģletmenin iģyerini veya merkez kaydını baģka bir oda ya da borsanın çalıģma alanına taģıması halinde, üyelik ile birlikte seçilmiģ olduğu oda, borsa ve Birlik organlarındaki görevi kendiliğinden sona erer. MADDE 11 Aynı Yönetmeliğe aģağıdaki geçici maddeler eklenmiģtir. Geçici Madde 5 Kanunun 83 üncü maddesinin altıncı fıkrasında öngörülen en az altı aylık süre Ģartı 2013 yılının Mayıs-Haziran aylarında yapılacak oda ve borsaların organ seçimlerinde aranmaz. Geçici Madde 6 Kanunun 84 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği 2012 yılının Ekim ayında baģlayıp Kasım ayında tamamlanması gereken, ancak Bakanlar Kurulunun 4/6/2012 tarihli ve 2012/3237 sayılı Kararı ile 2013 yılının ġubat-mart aylarına ertelenen oda ve borsaların organ seçimlerinde oy kullanmak üzere alınan yetki belgeleri, baģvuruya dair usule tabi olmaksızın, Ticaret Sicil Müdürlüklerince yetkinin devam ettiği ibaresi ile onaylanmıģ olması Ģartıyla, Bakanlar Kurulunun 28/1/2013 tarihli ve 2013/4244 sayılı Kararıyla yeniden 2013 yılının Mayıs-Haziran aylarına ertelenen oda ve borsaların organ seçimlerinde kullanılabilir. MADDE 12 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 13 Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği BaĢkanı yürütür. TEBLĠĞLER ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: ĠġKOLU TESPĠT KARARI Karar No. : 2013/15 ĠĢyeri : Kent Konut ĠnĢ. San. ve Tic. A.ġ. Körfez Mah. Yunus Emre Kültür Merkezi Berk Sok. KOCAELĠ SGK Sicil No : Tespiti Ġsteyen : Belediye-ĠĢ Sendikası

210 Ġnceleme : Kent Konut ĠnĢ. San. ve Tic. A.ġ.'de Bakanlığımızca yapılan incelemede; Kocaeli BüyükĢehir Belediyesinin iģtiraki olan Ģirket tarafından 5393 sayılı Belediye Kanununun 17/6/ /1 maddesi ile değiģik 73 üncü maddesinde belirtilen kentsel dönüģüm ve geliģim alanları konusunda getirilen hükümlere göre, gerçek ve tüzel Ģahıslara ait kamulaģtırılan alanlardan trampa usulü ile kendisine devredilen taģınmazlar veya kendi mülkiyetleri üzerinde projelendirmeler yapma, bunlar üzerinde konut üretimi, alan altyapı hizmetleri, üretilen bu konutların satıģ, pazarlama iģlerini yapma, söz konusu konut üretim iģini kendi bünyesinde projelendirip, 4734 sayılı Kamu Ġhale Kanunu hükümleri gereğince, teknik ve idari Ģartnamelerini hazırlama, ihaleye çıkmak sureti ile kanunda belirtilen kriterlere uygun firmalara 4735 sayılı Kamu Ġhale SözleĢmesi yaparak verme, yapılan iģin yapım süreçlerini takip ve kontrol ederek, geçici ve kati kabul iģlerinin yapıldığı, bu nedenle yapılan iģlerin ĠĢkolları Yönetmeliğinin 20 sıra numaralı "Genel iģler" iģkolunda yer aldıkları tespit edilmiģtir. Karar: Kent Konut ĠnĢ. San. ve Tic. A.ġ. iģyerinde yapılan iģlerin niteliği itibariyle ĠĢkolları Yönetmeliğinin 20 sıra numaralı "Genel iģler" iģkoluna girdiğine ve yapılan bu tespitin Resmî Gazete'de yayımlanmasına 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu ĠĢ SözleĢmesi Kanununun 5 inci maddesi gereğince karar verilmiģtir. [R.G. 24 Nisan ] ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: ĠġKOLU TESPĠT KARARI Karar No. : 2013/17 ĠĢyeri : Trenkwalder GUT Temizlik Hizmetleri Tic. ve San. A.ġ. Birlik Mah. 8. Cad. 444 Sk. No: 12/3 Çankaya/ANKARA Tespiti isteyen: Liman-ĠĢ Sendikası Ġnceleme : Trenkwalder GUT Temizlik Hizmetleri Tic. ve San. A.ġ.'de Bakanlığımızca yapılan incelemede; Ģirketin Trenkwalder Grup Yönetim Hizmetleri A.ġ.'den yönetimsel destek aldığı, söz konusu Ģirketin Trenkwalder GUT Temizlik Hizmetleri Tic. ve San. A.ġ.'de %80 oranında payının bulunduğu ancak, tüzel kiģiliklerinin farklı olduğu, Ģirketin teklif ya da ihale mevzuatına göre özel Ģirket ve kuruluģları ile kamu kurum ve kuruluģlarına her türlü temizlik hizmeti, su saati okuma, sokak temizliği, park ve bahçe düzenlemesi hizmeti verdiği, yapılan iģlerin ĠĢkolları Yönetmeliğinin 20 sıra numaralı "Genel iģler" iģkolunda yer aldığı tespit edilmiģtir. Karar: Trenkwalder GUT Temizlik Hizmetleri Tic. ve San. A.ġ. iģyerinde yapılan iģlerin niteliği itibariyle ĠĢkolları Yönetmeliğinin 20 sıra numaralı "Genel iģler" iģkoluna girdiğine ve yapılan bu tespitin Resmî Gazete'de yayımlanmasına 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu ĠĢ SözleĢmesi Kanununun 5'inci maddesi uyarınca karar verilmiģtir. [R.G. 24 Nisan ] ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: ĠġKOLU TESPĠT KARARI Karar No. : 2013/19

211 ĠĢyeri : Trenkwalder Good To Great Stok Sayım Hizmetleri A.ġ. Dünya Ticaret Merkezi A-l Blok Kat: 2 Daire: 393 YeĢilköy/ĠSTANBUL (merkez) Tespiti Ġsteyen : Liman-ĠĢ Sendikası Ġnceleme : Trenkwalder Good To Great Stok Sayım Hizmetleri A.ġ.'de Bakanlığımızca yapılan incelemede; Ģirketin Trenkwalder Grup Yönetim Hizmetleri A.ġ.'den yönetimsel destek aldığı, söz konusu Ģirketin Trenkwalder Good To Great Stok Sayım Hizmetleri A.ġ.'de %58,29 oranında payının bulunduğu ancak, tüzel kiģiliklerinin farklı olduğu, ihale ile iģ aldıkları 27 farklı iģyerinde alt iģveren olarak faaliyet gösterilen iģyerlerinin depo ve mağazalarında stok sayım hizmeti verildiği, merkez adresinde ise iģin sevk ve idaresinin yürütüldüğü, yapılan iģlerin ĠĢkolları Yönetmeliğinin 20 sıra numaralı "Genel iģler" iģkolunda yer aldığı tespit edilmiģtir. Karar: Trenkwalder Good To Great Stok Sayım Hizmetleri A.ġ. ve bağlı iģyerlerinde yapılan iģlerin niteliği itibariyle ĠĢkolları Yönetmeliğinin 20 sıra numaralı "Genel iģler" iģkoluna girdiğine ve yapılan bu tespitin Resmî Gazete'de yayımlanmasına 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu ĠĢ SözleĢmesi Kanununun 5'inci maddesi uyarınca karar verilmiģtir. [R.G. 24 Nisan ] ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: ĠġKOLU TESPĠT KARARI Karar No. : 2013/22 ĠĢyeri : Trenkwalder Vanlıoğlu Temizlik ve Sosyal Hiz. Tic. ve San. A.ġ. Hacıhalil Mah. ġehit Numan Dede Cad. Serhat Apt. No: 20 Gebze/KOCAELĠ (merkez) Tespiti Ġsteyen : Liman-ĠĢ Sendikası Ġnceleme : Trenkwalder Vanlıoğlu Temizlik ve Sosyal Hiz. Tic. ve San. A.ġ.'de Bakanlığımızca yapılan incelemede; Ģirketin Trenkwalder Grup Yönetim Hizmetleri A.ġ.'den yönetimsel destek aldığı, söz konusu Ģirketin Trenkwalder Vanlıoğlu Temizlik ve Sosyal Hiz. Tic. ve San. A.ġ.'de %77 oranında payının bulunduğu ancak, tüzel kiģiliklerinin farklı olduğu, Ģirketin teklif ya da ihale mevzuatına göre özel Ģirket ve kuruluģları ile kamu kurum ve kuruluģlarına her türlü temizlik hizmeti, park ve bahçe düzenlemesi ve personel hizmetleri verdiği yapılan iģlerin ĠĢkolları Yönetmeliğinin 20 sıra numaralı "Genel iģler" iģkolunda yer aldığı tespit edilmiģtir. Karar: Trenkwalder Vanlıoğlu Temizlik ve Sosyal Hiz. Tic. ve San. A.ġ. ve bağlı iģyerlerinde yapılan iģlerin niteliği itibariyle ĠĢkolları Yönetmeliğinin 20 sıra numaralı "Genel iģler" iģkoluna girdiğine ve yapılan bu tespitin Resmî Gazete'de yayımlanmasına 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu ĠĢ SözleĢmesi Kanununun 5'inci maddesi uyarınca karar verilmiģtir. [R.G. 24 Nisan ] Çevre ve ġehircilik Bakanlığından: MĠMARLIK VE MÜHENDĠSLĠK HĠZMET BEDELLERĠNĠN HESABINDA KULLANILACAK 2013 YILI YAPI YAKLAġIK BĠRĠM MALĠYETLERĠ HAKKINDA TEBLĠĞ

212 16/7/1985 tarihli ve 85/9707 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Mimarlık ve Mühendislik Hizmetleri ġartnamesi nin 3.2 maddesi gereğince mimarlık ve mühendislik hizmet bedellerinin hesabında kullanılacak 2013 yılı Yapı YaklaĢık Birim Maliyetleri, yapının mimarlık hizmetlerine esas olan sınıfı dikkate alınarak inģaat genel giderleri ile yüklenici kârı dahil belirlenerek aģağıda gösterilmiģtir. Yapının Birim Maliyeti YAPININ MĠMARLIK HĠZMETLERĠNE ESAS OLAN SINIFI (BM) TL/m2 I. SINIF YAPILAR A GRUBU YAPILAR 85,00. 3 m yüksekliğe kadar kagir ve betonarme istinat ve bahçe duvarları. Basit kümes ve basit tarım yapıları. Plastik örtülü seralar. Mevcut yapılar arası bağlantı-geçiģ yolları. Baraka veya geçici kullanımı olan küçük yapılar. Yardımcı yapılar (MüĢtemilat). Gölgelikler-çardaklar. Üstü kapalı yanları açık teneffüs, oyun gösteri alanları. ve bu gruptakilere benzer yapılar. B GRUBU YAPILAR.145,00. Cam örtülü seralar. Basit padok, büyük ve küçük baģ hayvan ağılları. Su depoları. ĠĢ yeri depoları. ve bu gruptakilere benzer yapılar. II. SINIF YAPILAR A GRUBU YAPILAR 235,00. Kuleler, ayaklı su depoları. Palplanj ve ankrajlı perde ve istinat duvarları. Kayıkhane. ve bu gruptakilere benzer yapılar. B GRUBU YAPILAR 320,00. Pnömatik ve ĢiĢirme yapılar. Tek katlı ofisler, dükkan ve basit atölyeler. Semt sahaları, küçük semt parkları, çocuk oyun alanları ve müģtemilatları. Tarımsal endüstri yapıları (Tek katlı, prefabrik beton ve çelik depo ve atölyeler, tesisat ağırlıklı ağıllar, fidan yetiģtirme ve bekletme tesisleri). Yat bakım ve onarım atölyeleri, çekek yerleri. Jeoloji, botanik ve tema parkları. Mezbahalar. ve bu gruptakilere benzer yapılar. C GRUBU YAPILAR.370,00. Hangar yapıları (Uçak bakım ve onarım amaçlı). Sanayi yapıları (Tek katlı, bodrum ve asma katı da olabilen prefabrik beton ve çelik yapılar). ve bu gruptakilere benzer yapılar. III. SINIF YAPILAR A GRUBU YAPILAR.490,00

213 . Okul ve mahalle spor tesisleri (Temel eğitim okullarının veya iģletme ve tesislerin spor salonları, jimnastik salonları, semt salonları). Katlı garajlar. Hobi ve oyun salonları. Ticari bürolar (üç kata kadar-üç kat dahil-asansörsüz ve kalorifersiz). AlıĢveriĢ merkezleri (semt pazarları, küçük ve büyük hal binaları, marketler. v.b). Basımevleri, matbaalar. Soğuk hava depoları. Konutlar (dört kata kadar-dört kat dahil-asansörsüz ve kalorifersiz). Akaryakıt ve gaz istasyonları. Kampingler. Küçük sanayi tesisleri (Donanımlı atölyeler, imalathane, dökümhane). Semt postaneleri. KreĢ-Gündüz bakımevleri. ve bu gruptakilere benzer yapılar. B GRUBU YAPILAR..585,00. Entegre tarımsal endüstri yapıları. Ġdari binalar (ilçe tipi hükümet konakları, vergi daireleri). Gençlik Merkezleri. Belediyeler ve çeģitli amaçlı kamu binaları. Lokanta, kafeterya ve yemekhaneler. Temel eğitim okulları. Küçük kitaplık ve benzeri kültür tesisleri. Jandarma ve emniyet karakol binaları. Sağlık ocakları, kamu sağlık dispanserleri, sağlık evleri. Ticari bürolar (Kaloriferli veya asansörlü). Halk evleri. Pansiyonlar. 150 kiģiye kadar cezaevleri. Fuarlar. Sergi salonları. Konutlar (asansörlü ve/veya kaloriferli). Marinalar. Gece kulübü, diskotekler. Ġtfaiye kurtarma istasyonları. Misafirhaneler. Büyük çiftlik yapıları. ve bu gruptakilere benzer yapılar. IV. SINIF YAPILAR A GRUBU YAPILAR.650,00. Özelliği olan büyük okul yapıları (Spor salonu, konferans salonu ve ek tesisleri olan eğitim yapıları). Poliklinikler. Liman binaları. Ticari Bürolar (Asansörlü ve kaloriferli). 150 kiģiyi geçen cezaevleri. Kaplıcalar, Ģifa evleri vb. termal tesisleri. Ġbadethaneler (Dini yapılar, 1000 kiģiye kadar). Entegre sanayi tesisleri. Aqua parklar

214 . Müstakil spor köyleri (Yüzme havuzları, spor salonları ve stadları bulunan). YaĢlılar huzurevi, kimsesiz çocuk yuvaları, yetiģtirme yurtları. Büyük alıģveriģ merkezleri. Yüksek okullar ve eğitim enstitüleri. Apartman tipi konutlar (Yapı yüksekliği m. yi aģan, asansörlü ve/veya kaloriferli). Oteller (1 ve 2 yıldızlı). ve bu gruptakilere benzer yapılar. B GRUBU YAPILAR..730,00. ĠĢ merkezleri. AraĢtırma binaları, laboratuarlar ve sağlık merkezleri. Metro istasyonları. Stadyum, spor salonları ve yüzme havuzları. Büyük postaneler (merkez postaneleri). Otobüs terminalleri. SatıĢ ve sergi binaları (showroomlar). Eğlence amaçlı yapılar (çok amaçlı toplantı, eğlence ve düğün salonları). Banka binaları. Normal radyo ve televizyon binaları. Özelliği olan genel sığınaklar. Özellikli müstakil konutlar (villalar, teras evleri, dağ evleri, kaymakam evi). ve bu gruptakilere benzer yapılar. C GRUBU YAPILAR..840,00. Büyük kütüphaneler ve kültür yapıları. Bakanlık binaları. Yüksek öğrenim yurtları. ArĢiv binaları. Radyoaktif korumalı depolar. Büyük Adliye Sarayları. Otel (3 yıldızlı) ve moteller. Rehabilitasyon ve tedavi merkezleri. Ġl tipi hükümet konakları ve büyükģehir belediye binaları. ve bu gruptakilere benzer yapılar. V. SINIF YAPILAR A GRUBU YAPILAR.1.040,00. Radyo-Tv Ġstasyonları. Özelliği olan askeri yapılar ve orduevi. Büyükelçilik yapıları, vali konakları ve 600 m 2 üzerindeki özel konutlar. Borsa binaları. Üniversite kampüsleri. Yapı yüksekliği 51,50 m yi aģan yapılar. AlıĢveriĢ kompleksleri (Ġçerisinde sinema, tiyatro, sergi salonu, kafe, restoran, market, v.b. bulunan). ve bu gruptakilere benzer yapılar. B GRUBU YAPILAR ,00. Kongre merkezleri. Müze, sergi kütüphane kompleksleri. Olimpik spor tesisleri-hipodromlar. Bilimsel araģtırma merkezleri, AR-GE binaları. Hastaneler

215 . Havaalanları. Ġbadethaneler (Dini yapılar, 1000 kiģinin üzerinde). Oteller (4 yıldızlı). ve bu gruptakilere benzer yapılar. C GRUBU YAPILAR ,00. Üst donanımlı kompleks oteller ve tatil köyleri (5 yıldızlı). Büyük radyo ve televizyon binaları. ve bu gruptakilere benzer yapılar. D GRUBU YAPILAR ,00. Opera, tiyatro, bale yapıları, konser salonları ve kompleksleri. Restore edilecek yapılar ve tarihi ve eski eser niteliğinde olup, yıkılarak orijinaline uygun olarak yapılan yapılar. ve bu gruptakilere benzer yapılar. Açıklamalar: 1-) Benzer yapılar, ilgili gruptaki yapılara kıyasen uygulayıcı kurum ve kuruluģlarca Mimarlık ve Mühendislik Hizmetleri ġartnamesinin ilgili hükümlerinden yararlanılarak belirlenecektir. 2-) Tebliğin revizyonu çalıģmalarında sınıfı veya grubu değiģtirilen veya tebliğden çıkarılan yapılar için, 2013 yılından önceki tebliğlere göre yapı sınıfı ve grubu belirlenmiģ mimarlık ve mühendislik hizmetlerinde; belirlendiği yılın tebliğindeki yapı sınıfı ve grubu değiģtirilmeksizin 2013 yılı tebliğinde karģılığı olan tutar esas alınmak suretiyle hesap yapılacaktır. Tebliğ olunur. [R.G. 24 Nisan ] Çevre ve ġehircilik Bakanlığından: YAPI, TESĠS VE ONARIM ĠġLERĠ ĠHALELERĠNDE KULLANILAN MÜTEAHHĠTLĠK KARNELERĠ VE Ġġ BĠTĠRME BELGELERĠNĠN 2013 YILINA AĠT DEĞERLENDĠRME KATSAYILARI HAKKINDA TEBLĠĞ 28/3/1981 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Yapı, Tesis ve Onarım ĠĢleri Ġhalelerine Katılma Yönetmeliği uyarınca, ihalelere iģtirak edecek olan müteahhitlerin, ellerinde bulunan ve geçerliliği sona ermemiģ müteahhitlik karneleri, ilgili kuruluģlarca, aģağıda belirtildiği Ģekilde ve grubu aynı kalmak Ģartıyla aktarılarak kabul edilecektir. 1/1/2013 tarihinden itibaren, Müteahhitlik Karneleri ve ĠĢ Bitirme Belgeleri için geçerli katsayılar aģağıda belirtilmiģtir. a) Tespit olunan bu katsayılar 1/1/2014 tarihine kadar uygulanacaktır. b) 1/3/ /2/1982 arasındaki tarihleri taģıyan (bu tarihler dahil) ve geçerliliğini muhafaza eden müteahhitlik karneleri miktarı, grubu aynı kalmak Ģartıyla; ,197 ile çarpılacaktır. c) 1/3/ /12/1982 arasındaki tarihleri taģıyan (bu tarihler dahil) müteahhitlik karneleri miktarı, grubu aynı kalmak Ģartıyla; ,614 ile çarpılacaktır. ç) KuruluĢlarca iģ bitirme belgelerinin ve müteahhitlik karnelerinin değerlendirilebilmesi için 1/1/2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aģağıda tespit olunan katsayılar uygulanacaktır.

216 2013 yılında uygulanacak Yıllar katsayılar 53'den önceki yıllar 1,727, ,558, ,379, ,130, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

217 Tebliğ olunur. [R.G. 24 Nisan ] Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan: AKARYAKIT HARĠCĠNDE KALAN PETROL ÜRÜNLERĠNĠN YURT ĠÇĠ VE YURT DIġI KAYNAKLARDAN TEMĠNĠNE ĠLĠġKĠN USUL VE ESASLAR HAKKINDA TEBLĠĞ Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Tebliğin amacı ve kapsamı, akaryakıt haricinde kalan petrol ürünlerinin yurt içi ve yurt dıģı kaynaklardan temininde uygunluk yazısı düzenlenmesine iliģkin usul ve esasların belirlenmesidir. Dayanak MADDE 2 (1) Bu Tebliğ, 4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrası ile 17/6/2004 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 44 üncü maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak hazırlanmıģtır. Tanımlar MADDE 3 (1) Bu Tebliğde geçen; a) Akaryakıt haricinde kalan petrol ürünü: Bu Tebliğin Ek-1 i kapsamında yer alan maddeleri, b) BaĢkan: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu BaĢkanını, c) Daire: Petrol Piyasası Dairesi BaĢkanlığını, ç) Kurul: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunu, d) Kurum: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunu, ifade eder. Uygunluk yazısı yükümlülüğü MADDE 4 (1) Akaryakıt haricinde kalan petrol ürünlerinin yurt içi ve yurt dıģı kaynaklardan temin edilebilmesi için Kurumdan uygunluk yazısı alınması gerekir. Uygunluk yazısı alınması kaydıyla akaryakıt haricinde kalan petrol ürünlerinin; a) Yurt içinden temini sanayiciler, b) Yurt dıģından ithali doğrudan sanayiciler ya da sanayiciler adına ithalatçılar tarafından yapılabilir. (2) Ek-1 de gümrük tarife istatistik pozisyonu ve tanımı verilen ürünleri yurt içinde üreten kiģiler, bu ürünleri yurt içinde sadece Kurumdan uygunluk yazısı alan kiģilere satabilir. (3) Aynı kiģiye hem sanayici hem de ithalatçı sıfatıyla uygunluk yazısı verilmez. (4) Sanayiciler, en fazla iki ithalatçıya yetki vermek suretiyle, uygunluk yazısı talebinde bulunabilir.

218 (5) Ġthalatçıların, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre sermaye Ģirketi olması zorunludur. (6) Ġthalatçılar, sanayiciler adına ithal ettikleri maddeleri baģka kiģilere veremez. Uygunluk yazısı aranmayacak durumlar MADDE 5 (1) Sevkiyat baģına net 150 kilogramı aģmayan akaryakıt harici petrol ürünü temininde uygunluk yazısı aranmaz. (2) Lisansı kapsamında faaliyette bulunan rafinerici lisansı ile iģleme lisansı (petrokimya) sahibi kiģiler tarafından yapılan akaryakıt haricinde kalan petrol ürünü temininde uygunluk yazısı aranmaz. (3) AĢağıda sayılan lisans sahiplerinin, Ek-2 de gümrük tarife istatistik pozisyonları ile tanımları belirtilen ürünleri temininde uygunluk yazısı aranmaz: a) Madeni yağ lisansı sahibi kiģiler, b) Lisansına madeni yağ faaliyeti ile iģtigal edebileceği hususu iģlenmiģ dağıtıcı lisansı sahibi kiģiler, c) Piyasa faaliyeti kapsamındaki ürünler içerisinde madeni yağ iģli ihrakiye teslimi lisansı sahibi kiģiler, ç) Lisansına ihrakiye teslimi faaliyeti ile iģtigal edebileceği hususu ve ihrakiye teslimi faaliyeti kapsamındaki ürünler içerisinde madeni yağ iģlenmiģ dağıtıcı lisans sahibi kiģiler. BaĢvuru MADDE 6 (1) Akaryakıt haricinde kalan petrol ürünü temin etmek isteyen kiģiler, Ek-3 teki baģvuru formu ve gerekli belgelerle birlikte Kuruma müracaat ederler. (2) Bu Tebliğde aksi belirtilmedikçe, gerekli belgelerin aslının veya son altı ay içerisinde noter tarafından tasdikli suretinin baģvuru dilekçesi ekinde sunulması gerekir. (3) Daha önce uygunluk yazısı baģvurusu kapsamında alınarak Kurum kayıtlarına aktarılan, değiģmediği ve halen geçerli olduğu baģvuru sahibi tarafından yazılı olarak beyan edilen belgeler uygunluk yazısı baģvurusu için yeniden istenmez. (4) Uygunluk yazısı baģvurusunun ilgili mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespiti halinde söz konusu eksikliklerin on iģ günü içerisinde giderilmesi, aksi takdirde baģvuru kapsamında sunulan belgelerin iade edileceği baģvuru sahibine yazılı olarak bildirilir. Belirtilen süre içerisinde eksiklikler giderilmediği takdirde baģvuru yapılmamıģ sayılır ve baģvuru evrakı iade edilir. Gerekli belgeler MADDE 7 (1) Sanayiciler tarafından bizzat yapılacak uygunluk yazısı baģvurusu kapsamında aģağıdaki belgeler Kuruma ibraz edilir: a) Sanayi sicil belgesi, b) Kapasite raporunun aslı veya ticaret ve/veya sanayi odası tarafından onaylı sureti, c) Tüzel kiģilerde temsil ve ilzama yetkili kılınanların adı, soyadı ve unvanının, tatbik imzasının, yetkinin sınırlarının yer aldığı imza sirküleri ve gerçek kiģilerde, kiģinin adı ve soyadının, kimlik bilgilerinin, ikametgâh adresinin, tatbik imzasının yer aldığı imza beyannamesi, ç) Teyit yazısı (Ek- 4), d) 10/8/2005 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan ĠĢyeri Açma ve ÇalıĢma Ruhsatlarına ĠliĢkin Yönetmeliğe göre durumuna uygun olarak alınan ruhsat, e) Temin edilecek ürüne ait son 2 yıllık fiili tüketim miktarını gösteren, ticaret ve/veya sanayi odasından alınmıģ fiili tüketim belgesinin aslı ya da ticaret ve/veya sanayi odası tarafından onaylı sureti (Ek-5). (2) Sanayiciler adına ithalatçılar tarafından yapılacak uygunluk yazısı baģvurusu kapsamında birinci fıkrada yer alan belgelere ilaveten aģağıdaki belgeler Kuruma ibraz edilir: a) Ġthalatçıya ait oda sicil kayıt sureti,

219 b) Ġthalatçıyı temsil ve ilzama yetkili kılınanların adı, soyadı ve unvanının, tatbik imzasının, yetkinin sınırlarının yer aldığı imza sirküleri, c) Sanayici ve ithalatçı arasında yapılan satıģ sözleģmesi, ç) Ġthalatçının sanayici adına ithalat yapabileceğine dair sanayici tarafından ithalatçıya verilmiģ yetki belgesi (Ek-6). Ġnceleme ve değerlendirme MADDE 8 (1) Eksiksiz olarak yapıldığı tespit edilen uygunluk yazısı baģvuruları inceleme ve değerlendirmeye alınır. (2) Uygunluk yazısı taleplerinin değerlendirmesinde, kapasite raporunda yer alan maddeler dikkate alınır. (3) Uygunluk yazısı verilecek miktar, anılan madde için kapasite raporunda yer alan miktarı aģamaz. Miktar, vardiya sayısının artıģının belgelenmesi veya kapasite raporunun revizyonu halinde artırılır. (4) Uygunluk yazısı verilecek miktar, talebi aģmamak kaydıyla, son iki yıla ait fiili tüketim belgesinde yer alan gerçekleģmelerden yüksek olanından mevcut stokların düģülmesi suretiyle belirlenir. (5) Fiili tüketim belgesinde son iki yıla iliģkin hiç kullanım olmaması halinde, uygunluk yazısı verilecek miktar; a) Kapasitenin 1000 tona kadar olması halinde, kapasitenin %15 i, b) Kapasitenin 2000 tona kadar olması halinde, 1000 tonun %15 i ve aģan kısmın %10 u, c) Kapasitenin 5000 tona kadar olması halinde, 2000 tonun %12,5 u ve aģan kısmın %5 i, ç) Kapasitenin tona kadar olması halinde, 5000 tonun %8 i ve aģan kısmın %3 ü, d) Kapasitenin tonun üzerinde olması halinde, tonun %5,5 u ve aģan kısmın %1 i, olarak belirlenir. (6) Talep miktarının aynen karģılanmaması halinde, uygunluk yazısı verilecek miktar 25 ton ve katlarına iblağ edilir; iblağ iģleminde 25 in katlarını aģan kısım 12.5 ton ve üstünde ise miktar üst kata, diğer durumlarda ise alt kata iblağ edilir. (7) Ġnceleme ve değerlendirmenin sonuçlandırılabilmesi için gerek görülmesi halinde her türlü bilgi ve belge kamu kurum ve kuruluģları ile ilgili kiģilerden istenebilir. (8) Uygunluk yazısı baģvuruları baģvuru tarihinden itibaren en geç altmıģ gün içerisinde Daire tarafından sonuçlandırılır. (9) BaĢvurunun kabulü halinde baģvuru sahibi adına uygunluk yazısı düzenlenir. BaĢvurunun reddi durumunda karar baģvuru sahibine bildirilir. Uygunluk yazısında asgari olarak yer alacak hususlar MADDE 9 (1) Yurt içi ve yurt dıģı temin için ayrı ayrı düzenlenecek olan uygunluk yazılarında asgari olarak; a) Temini yapacak kiģinin unvanı, vergi numarası, adresi, b) Ürünün adı, Gümrük Tarife Ġstatistik Pozisyonu, miktarı, c) Teminin yapılacağı yurt içi üretici ya da gümrüğün adı, ç) Uygunluk yazısının geçerlilik süresi, yer alır. Kapatma iģlemleri MADDE 10 (1) Aynı tür temin kaynağı ve ürün için yapılacak müteakip baģvuruların sonuçlandırılabilmesi için, söz konusu ürüne ve temin türüne iliģkin alınmıģ uygunluk yazısının kapatılması gerekir. (2) Aynı ürün için aynı yıl içerisinde yapılacak müteakip baģvurularda mevcut uygunluk yazısının, yeminli mali müģavir ile ithalat yapacak kiģi arasında imzalanan denetim ve tasdik

220 sözleģmesinin ve yeminli mali müģavirin faaliyet belgesinin asılları ile Ek-7 ve eklerinde yer alan tablolar kapatma iģlemi için Kuruma ibraz edilir. Süre ve iade MADDE 11 (1) Kurumca verilen uygunluk yazısının geçerlilik süresi 31 Aralık mesai bitimine kadardır. Bu sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde o yıl için verilen uygunluk yazılarının asılları Kuruma iade edilir. Tadil MADDE 12 (1) Uygunluk yazısına kayıtlı bir bilginin değiģmesi halinde, bu durumun gerçekleģmesinden itibaren en geç on iģ günü içerisinde, uygunluk yazısı sahibi değiģikliğe iliģkin bilgi ve belgelerle birlikte Kuruma baģvuruda bulunarak uygunluk yazısının tadilini talep etmek zorundadır. (2) Uygunluk yazısında yer alan hususlardaki değiģiklik talepleri, gösterilen gerekçelerin uygun görülmesi ile istenen bilgi ve belgelerin Kuruma ibraz edilmesi halinde Daire tarafından sonuçlandırılır. Sona erme ve iptal MADDE 13 (1) Uygunluk yazıları; a) Uygunluk yazısı sahibinin iflası, tüzel kiģiliğinin sona ermesi, ölümü veya talebi halinde, b) Uygunluk yazısı baģvurusu kapsamında aranan bir belgenin geçerliliğini sonradan yitirdiğinin anlaģılması üzerine, Daire tarafından sona erdirilir. (2) Uygunluk yazısı kapsamında temin edilen ürünlerin amacı dıģında kullanıldığının Kurum ya da kamu kurum ve kuruluģları tarafından tespiti halinde uygunluk yazısı Kurul Kararı ile iptal edilir. Yurt içi satıģların bildirimi MADDE 14 (1) Ek-1 de gümrük tarife istatistik pozisyonu ve tanımı verilen ürünleri yurt içinde üreten kiģiler, bu ürünlere iliģkin olarak yaptıkları satıģları, Ek-2 listede sayılan ürünlerin satıģları hariç olmak üzere, ayın 15 ine kadarki dönem için ay sonuna, ayın 15 inden sonuna kadarki dönem için takip eden ayın 15 ine kadar Kuruma bildirmekle yükümlüdür. Bildirimler; alıcının unvanı, uygunluk yazısı tarih ve sayısı, fatura tarih ve sayısı, ürün adı, ürün Gümrük Tarife Ġstatistik Pozisyonu, satıģ miktarı yer alacak Ģekilde Ek-8 deki tablo kullanılarak yapılır. Yürürlük MADDE 15 (1) Bu Tebliğ 1/7/2013 tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 16 (1) Bu Tebliğ hükümlerini BaĢkan yürütür. Tebliğin Ekleri [R.G. 24 Nisan ] ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığından: ÖZELLEġTĠRME YÜKSEK KURULU KARARI Tarih : 22/4/2013 Karar No : 2013/57 Konu : Erzurum-Hınıs-Yukarı KayabaĢı (8 ada 88 nolu parsel) Ġmar Planı DeğiĢikliği ÖzelleĢtirme Yüksek Kurulunca;

221 ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığının 28/2/2013 tarih ve 1853 sayılı yazısına istinaden; 1- Mülkiyeti özelleģtirme kapsam ve programında bulunan Türkiye ġeker Fabrikaları A.ġ. ye ait Erzurum Ġli, Hınıs Ġlçesi, Yukarı KayabaĢı Mahallesi sınırları içerisinde yer alan, planlama alanı 3.513,48 m 2 olan 8 ada 88 nolu parsele Ticaret Alanı (Emsal: 2.50, Hmax: 5 Kat) ve Trafo Alanı fonksiyonu önerilmesine iliģkin ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığınca hazırlanan 1/1000 ölçekli Uygulama Ġmar Planı DeğiĢikliğinin onaylanmasına, 2- Onaylanan imar planlarının Resmî Gazete de yayımlanmasını müteakip, bilgi ve gereği için Hınıs Belediye BaĢkanlığı na gönderilmesine, karar verilmiģtir. Ġmar Planı DeğiĢikliği [R.G. 24 Nisan ] ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığından: ÖZELLEġTĠRME YÜKSEK KURULU KARARI Tarih : 22/4/2013 Karar No : 2013/59 Konu : Karayolları Genel Müdürlüğüne ait bazı taģınmazlar. ÖzelleĢtirme Yüksek Kurulunca, ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığının 22/2/2013 tarih ve 1667 sayılı yazısına istinaden, 1. Mülkiyeti Karayolları Genel Müdürlüğüne ait; Bolu ili, Merkez ilçesi, Tabaklar Mahallesi, 425 ada, 14, 15, 16 ve 27 parsel numaralı toplam ,00 m 2 yüzölçümlü taģınmazın, Bolu ili, Merkez ilçesi, Karaköy Köyü, 243, 249, 250, 251, 985, 1404 ve 1406 parsel numaralı toplam ,00 m 2 yüzölçümlü taģınmazın, EskiĢehir ili, Odunpazarı ilçesi, Yenidoğan Mahallesi, 2085 ada, 118 ve 289 parsel numaralı toplam ,00 m 2 yüzölçümlü taģınmazın, Düzce ili, Merkez ilçesi, Hamidiye Mahallesi, 52 ada, 41 parsel numaralı, 6.512,00 m 2 yüzölçümlü taģınmazın, Kırıkkale ili, Merkez ilçesi, BağlarbaĢı Mahallesi 5479 ada, 12 parsel numaralı ,00 m 2 yüzölçümlü taģınmazdaki Karayolları Genel Müdürlüğüne ait ,00 m 2 lik hissenin, özelleģtirme kapsam ve programına alınmasına, 2. Söz konusu taģınmazların satıģ yöntemiyle özelleģtirilmesine, 3. ÖzelleĢtirme iģlemleri tamamlanıncaya kadar söz konusu taģınmazların her türlü bakım, onarım ve iģletilmesi ile bu taģınmazlardan doğan her türlü yükümlülükler ve iģletilmelerinden elde edilecek gelirlerin Karayolları Genel Müdürlüğü'ne bırakılmasına, 4. Bu Kararın uygulanması ile ilgili hususların gerek görülmesi halinde Karayolları Genel Müdürlüğü ve ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığı arasında yapılacak protokol/protokollerle belirlenmesine, 5. ÖzelleĢtirme iģlemlerinin 2 (iki) yıl içinde tamamlanmasına karar verilmiģtir. [R.G. 24 Nisan ]

222 ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığından: KARAR Tarih : 22/4/2013 Karar No : Konu 2013/ÖĠB-K-23 : Maliye Hazinesi adına kayıtlı Aydın ve UĢak illerinde bulunan taģınmazların özelleģtirilmesi ÖzelleĢtirme Ġdaresi BaĢkanlığınca (Ġdare); ÖzelleĢtirme Yüksek Kurulu (ÖYK) nun 1/6/2010 tarih ve 2010/31 sayılı kararı ile özelleģtirme kapsam ve programına alınan Maliye Hazinesi adına kayıtlı; Aydın ili, Didim ilçesi, Didim Mahallesi, 854 ada, 58 parselde bulunan 971,46 m 2 yüzölçümlü taģınmazın, UĢak ili, Merkez ilçesi, Fevzi Çakmak Mahallesi, 257 ada, 117 parselde bulunan ,45 m 2 yüzölçümlü taģınmazın SatıĢ yöntemiyle ve Pazarlık Usulü uygulanmak suretiyle özelleģtirilmesini teminen, 4046 sayılı Kanun, Ġhale Ġlanı ve Ġhale ġartnamesinde belirtilen hususlar çerçevesinde gerçekleģtirilen ihaleleri sonucunda Ġhale Komisyonunca: 1) Aydın ili, Didim ilçesi, Didim Mahallesi, 854 ada, 58 parselde bulunan 971,46 m 2 yüzölçümlü taģınmazın; (BirmilyonellibeĢbin) Türk Lirası bedelle en yüksek teklifi veren Aryıl ĠnĢaat Turizm Yapı Sanayi ve Ticaret Ltd. ġti. ye Ġhale ġartnamesi çerçevesinde satılmasına, Aryıl ĠnĢaat Turizm Yapı Sanayi ve Ticaret Ltd. ġti. nin sözleģmeyi imzalamaktan imtina etmesi veya diğer yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, teminatının Ġdare lehine irat kaydedilmesine, (Dokuzyüzbin) Türk Lirası bedelle ikinci teklifi veren Ağmar ĠnĢaat Gıda Sanayi Ġthalat Ġhracat Sanayi Ticaret Ltd. ġti. ye Ġhale ġartnamesi çerçevesinde satılmasına, Ağmar ĠnĢaat Gıda Sanayi Ġthalat Ġhracat Sanayi Ticaret Ltd. ġti. nin sözleģmeyi imzalamaktan imtina etmesi veya diğer yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, teminatının Ġdare lehine irat kaydedilmesine ve ihalenin iptaline, 2) UĢak ili, Merkez ilçesi, Fevzi Çakmak Mahallesi, 257 ada, 117 parselde bulunan ,45 m 2 yüzölçümlü taģınmazın; (Dörtyüzkırkbirbin) Türk Lirası bedelle en yüksek teklifi veren Nihat SOYLU ya Ġhale ġartnamesi çerçevesinde satılmasına, Nihat SOYLU nun sözleģmeyi imzalamaktan imtina etmesi veya diğer yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, teminatının Ġdare lehine irat kaydedilmesine ve ihalenin iptaline, dair verilen kararların onaylanmasına, Bu Karar çerçevesinde satıģ sözleģmelerinin imzalanması ve Karar gereklerinin yerine getirilmesi iģlemlerinin Ġdare tarafından gerçekleģtirilmesine, ÖYK nın 13/1/1998 tarih, 98/03 sayılı Kararına istinaden karar verilmiģtir. [R.G. 24 Nisan ] Adalet Bakanlığından : MÜNHAL NOTERLĠKLER AĢağıda 2012 yılı gayrisafi gelirleri ve isimleri yazılı olan birinci sınıf Ankara Otuzüçüncü Noterliği ile GölbaĢı (Ankara) Noterliği 17 Haziran 2013 tarihinde yaģ tahdidi nedeniyle boģalacaktır sayılı Noterlik Kanununun 22 ve müteakip maddeleri gereğince BĠRĠNCĠ SINIF NOTERLERDEN bu noterliklere atanmaya istekli olanların ilan tarihinden itibaren bir ay

223 içinde Bakanlığımıza veya bulundukları yer Cumhuriyet BaĢsavcılıklarına baģvurmaları gerekmektedir. Posta ile doğrudan doğruya Bakanlığa gönderilmiģ olan dilekçeler baģvurma süresi içinde Bakanlığa gelmediği takdirde atama iģleminde nazara alınmaz. Keyfiyet Noterlik Kanununun 22 nci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca ilan olunur. SIRA NO NOTERLĠĞĠN ADI ANKARA OTUZÜÇÜNCÜ NOTERLĠĞĠ GÖLBAġI (ANKARA) NOTERLĠĞĠ 2012 YILI GAYRĠSAFĠ GELĠRLERĠ ,19.-TL ,39.-TL. 3361/1-1 MÜNHAL NOTERLĠKLER AĢağıda 2012 yılı gayrisafi gelirleri ve isimleri yazılı olan BĠRĠNCĠ SINIF NOTERLĠKLER münhaldir sayılı Noterlik Kanununun 22 ve müteakip maddeleri gereğince BĠRĠNCĠ SINIF NOTERLERDEN BU NOTERLĠKLERE atanmaya istekli olanların ilan tarihinden itibaren bir ay içinde Bakanlığımıza veya bulundukları yer Cumhuriyet BaĢsavcılıklarına baģvurmaları gerekmektedir. Posta ile doğrudan doğruya Bakanlığa gönderilmiģ olan dilekçeler baģvuru süresi içinde Bakanlığa gelmediği takdirde atama iģleminde nazara alınmaz. Ġlan olunur. SIRA NO NOTERLĠĞĠN ADI 2012 YILI GAYRĠSAFĠ GELĠRĠ 1 - BURSA ĠKĠNCĠ NOTERLĠĞĠ ,72.-TL. 2 - BÜYÜKÇEKMECE SEKĠZĠNCĠ ,29.-TL. NOTERLĠĞĠ 3 - GAZĠANTEP YEDĠNCĠ ,47.-TL. NOTERLĠĞĠ 4 - ĠSTANBUL YĠRMĠĠKĠNCĠ ,96.-TL. NOTERLĠĞĠ 5 - KARTAL YEDĠNCĠ ,57.-TL. NOTERLĠĞĠ 6 - KONYA ĠKĠNCĠ NOTERLĠĞĠ ,67.-TL. 7 - MALATYA ĠKĠNCĠ ,05.-TL. NOTERLĠĞĠ 3362/1-1 MÜNHAL NOTERLĠKLER AĢağıda 2012 yılı gayrisafi gelirleri ve isimleri yazılı olan ĠKĠNCĠ SINIF noterlikler münhaldir sayılı Noterlik Kanununun 22 ve müteakip maddeleri gereğince BĠRĠNCĠ SINIF VE ĠKĠNCĠ SINIF noterlerden bu noterliklere atanmaya istekli olanların ilan tarihinden itibaren bir ay içinde Bakanlığımıza veya bulundukları yer Cumhuriyet BaĢsavcılıklarına baģvurmaları gerekmektedir. Posta ile doğrudan doğruya Bakanlığa gönderilmiģ olan dilekçeler baģvuru süresi içinde Bakanlığa gelmediği takdirde atama iģleminde nazara alınmaz.

224 Ġlan olunur. SIRA NO NOTERLĠĞĠNADI 2012 YILI GAYRĠSAFĠ GELĠRĠ 1 - AKSARAY ĠKĠNCĠ NOTERLĠĞĠ ,05.-TL. 2 - AKġEHĠR ĠKĠNCĠ NOTERLĠĞĠ ,71.-TL. 3 - ÇANAKKALE ĠKĠNCĠ NOTERLĠĞĠ ,82.-TL. 4 - ÇANKIRI BĠRĠNCĠ NOTERLĠĞĠ ,17.-TL. 5 - ÇERKEZKÖY ĠKĠNCĠ NOTERLĠĞĠ ,34.-TL. 6 - ERGANĠ NOTERLĠĞĠ ,34.-TL. 7 - FĠNĠKE NOTERLĠĞĠ ,89.-TL. 8 - GEMLĠK ÜÇÜNCÜ NOTERLĠĞĠ ,34.-TL. 9 - GÖNEN BĠRĠNCĠ NOTERLĠĞĠ ,65.-TL HONAZ NOTERLĠĞĠ ,65.-TL ISPARTA ALTINCI NOTERLĠĞĠ ,79.-TL ĠNEGÖL DÖRDÜNCÜ NOTERLĠĞĠ ,40.-TL KEMER (ANTALYA) ĠKĠNCĠ NOTERLĠĞĠ ,03.-TL KÖRFEZ ÜÇÜNCÜ NOTERLĠĞĠ ,87.-TL MANAVGAT ÜÇÜNCÜ NOTERLĠĞĠ ,98.-TL MANAVGAT ALTINCI NOTERLĠĞĠ ,27.-TL MARMARĠS BĠRĠNCĠ NOTERLĠĞĠ ,42.-TL MENDERES BĠRĠNCĠ NOTERLĠĞĠ ,57.-TL MUT NOTERLĠĞĠ ,55.-TL NAZĠLLĠ ĠKĠNCĠ NOTERLĠĞĠ ,67.-TL NĠZĠP ĠKĠNCĠ NOTERLĠĞĠ ,65.-TL RĠZE DÖRDÜNCÜ NOTERLĠĞĠ ,67.-TL SERĠK BĠRĠNCĠ NOTERLĠĞĠ ,01.-TL ġġle NOTERLĠĞĠ ,65.-TL TARSUS ÜÇÜNCÜ NOTERLĠĞĠ ,22.-TL TORBALI BĠRĠNCĠ NOTERLĠĞĠ ,94.-TL YALOVA DÖRDÜNCÜ NOTERLĠĞĠ ,35.-TL. 3363/1-1 MÜNHAL NOTERLĠK 2012 yılı gayrisafi geliri ,86.-TL. olan ikinci sınıf Kandıra Noterliği 16 Haziran 2013 tarihinde yaģ tahdidi nedeniyle boģalacaktır sayılı Noterlik Kanununun 22 ve müteakip maddeleri gereğince BĠRĠNCĠ SINIF VE ĠKĠNCĠ SINIF NOTERLERDEN bu noterliğe atanmaya istekli olanların ilan tarihinden itibaren bir ay içinde Bakanlığımıza veya bulundukları yer Cumhuriyet BaĢsavcılıklarına baģvurmaları gerekmektedir. Posta ile doğrudan doğruya Bakanlığa gönderilmiģ olan dilekçeler baģvurma süresi içinde Bakanlığa gelmediği takdirde atama iģleminde nazara alınmaz. Keyfiyet Noterlik Kanununun 22 nci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca ilan olunur. 3364/1-1 [R.G. 24 Nisan ] YÖNETMELĠK

225 ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: Ġġ EKĠPMANLARININ KULLANIMINDA SAĞLIK VE GÜVENLĠK ġartlari YÖNETMELĠĞĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, iģyerinde iģ ekipmanlarının kullanımı ile ilgili sağlık ve güvenlik yönünden uyulması gerekli asgari Ģartları belirlemektir. Kapsam MADDE 2 (1) Bu Yönetmelik, 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamına giren tüm iģyerlerini kapsar. Dayanak MADDE 3 (1) Bu Yönetmelik; 6331 sayılı ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 30 ve 31 inci maddeleri ile 9/1/1985 tarihli ve 3146 sayılı ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının TeĢkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2 ve 12 nci maddelerine dayanılarak ve 3/10/2009 tarihli ve 2009/104/EC sayılı Avrupa Birliği Direktifine paralel olarak hazırlanmıģtır. Tanımlar MADDE 4 (1) Bu Yönetmelikte geçen; a) Bakanlık: ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını, b) Bakım: ĠĢ ekipmanında yapılan her türlü temizlik, ayar, kalibrasyon gibi iģlemlerin tamamını, c) ĠĢ ekipmanı: ĠĢin yapılmasında kullanılan herhangi bir makine, alet, tesis ve tesisatı, ç) ĠĢ ekipmanının kullanımı: ĠĢ ekipmanının çalıģtırılması, durdurulması, kullanılması, taģınması, tamiri, tadili, bakımı, hizmete sunulması ve temizlenmesi gibi iģ ekipmanı ile ilgili her türlü faaliyeti, d) Maruz kiģi: Tamamen veya kısmen tehlikeli bölgede bulunan kiģiyi, e) Operatör: ĠĢ ekipmanını kullanma görevi verilen çalıģan veya çalıģanları, f) Özel risk taģıyan iģ ekipmanı: Tehlikelerin teknik önlemlerle tam olarak kontrol altına alınamadığı iģ ekipmanını, g) Periyodik kontrol: ĠĢ ekipmanlarının, bu Yönetmelikte öngörülen aralıklarda ve belirtilen yöntemlere uygun olarak, yetkili kiģilerce yapılan muayene, deney ve test faaliyetlerini, ğ) Periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kiģi: Bu Yönetmelikte belirtilen iģ ekipmanlarının teknik özelliklerinin gerektirdiği ve EK-III te yer alan istisnalar saklı kalmak kaydıyla ilgili branģlardan mühendis, tekniker ve yüksek teknikerleri, h) Tehlikeli bölge: ĠĢ ekipmanının bünyesinde veya çevresinde yer alan ve kiģiler için sağlık ve güvenlik yönünden risklerin bulunduğu bölgeyi, ifade eder. ĠKĠNCĠ BÖLÜM ĠĢverenlerin Yükümlülükleri Genel yükümlülükler MADDE 5 (1) ĠĢveren, iģyerinde kullanılacak iģ ekipmanının yapılacak iģe uygun olması ve bu ekipmanın çalıģanlara sağlık ve güvenlik yönünden zarar vermemesi için gerekli tüm tedbirleri alır. (2) ĠĢveren: a) ĠĢ ekipmanını seçerken iģyerindeki özel çalıģma Ģartlarını, sağlık ve güvenlik yönünden tehlikeleri göz önünde bulundurarak, bu ekipmanın kullanımının ek bir tehlike oluģturmamasına dikkat eder.

226 b) ĠĢ ekipmanının, çalıģanların sağlık ve güvenliği yönünden tamamen tehlikesiz olmasını sağlayamıyorsa, kabul edilebilir risk seviyesine indirecek uygun önlemleri alır. ĠĢ ekipmanı ile ilgili kurallar MADDE 6 (1) ĠĢyerlerinde kullanılan iģ ekipmanları ile ilgili aģağıdaki hususlara uyulur: a) 5 inci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, iģveren; iģ ekipmanının bu Yönetmeliğin EK-I inde belirlenen asgari gereklere uygun olmasını sağlar. b) ĠĢveren, iģ ekipmanının kullanımı süresince, yeterli bakımını yaptırarak bu maddenin (a) bendinde belirtilen hususlara uygun durumda olması için gerekli önlemleri alır. (2) ĠĢveren, iģyerinde kullanılan iģ ekipmanının, EK-II de belirtilen hususlara uygun güvenlik düzeyinde olmasını sağlar. ĠĢ ekipmanının kontrolü MADDE 7 (1) ĠĢyerinde kullanılan iģ ekipmanının kontrolü ile ilgili aģağıdaki hususlara uyulur. a) ĠĢ ekipmanının güvenliğinin kurulma ve montaj Ģartlarına bağlı olduğu durumlarda, ekipmanın kurulmasından sonra ve ilk defa kullanılmadan önce ve her yer değiģikliğinde ekipmanın, periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kiģiler tarafından kontrolü yapılır, doğru kurulduğu ve güvenli Ģekilde çalıģtığını gösteren belge düzenlenir. b) ĠĢverence, arızaya sebep olabilecek etkilere maruz kalarak tehlike yaratabilecek iģ ekipmanının; 1) Periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kiģilerce periyodik kontrollerinin yapılması, 2) ÇalıĢma Ģeklinde değiģiklikler, kazalar, doğal olaylar veya ekipmanın uzun süre kullanılmaması gibi iģ ekipmanındaki güvenliğin bozulmasına neden olabilecek durumlardan sonra, arızanın zamanında belirlenip giderilmesi ve sağlık ve güvenlik koģullarının korunması için periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kiģilerce gerekli kontrollerin yapılması, sağlanır. c) Kontrol sonuçları kayıt altına alınır ve yetkililer her istediğinde gösterilmek üzere uygun Ģekilde saklanır. (2) ĠĢ ekipmanı iģletme dıģında kullanıldığında, yapılan son kontrol ile ilgili belge de ekipmanla birlikte bulundurulur. (3) Hangi tür iģ ekipmanın kontrole tabi tutulacağı, bu kontrollerin hangi sıklıkla ve hangi Ģartlar altında yapılacağı ile kontrol sonucu düzenlenecek belgelerle ilgili usul ve esaslar EK-III te belirtilmiģtir. Özel risk taģıyan iģ ekipmanı MADDE 8 (1) ÇalıĢanların sağlık ve güvenliği yönünden, özel risk taģıyan iģ ekipmanlarının kullanılmasında aģağıdaki önlemler alınır. a) ĠĢ ekipmanı, sadece o ekipmanı kullanmak üzere görevlendirilen kiģilerce kullanılır. b) Bu ekipmanların tamiri, tadili, kontrolü, bakımı ve hizmete alınması bu iģleri yapmakla özel olarak görevlendirilen kiģilerce yapılır. ĠĢ sağlığı ve ergonomi MADDE 9 (1) Asgari sağlık ve güvenlik gereklerinin uygulanmasında, çalıģanların iģ ekipmanı kullanımı sırasındaki duruģ pozisyonları ve çalıģma Ģekilleri ile ergonomi prensipleri iģverence tam olarak dikkate alınır. ÇalıĢanların bilgilendirilmesi MADDE 10 (1) ĠĢveren, iģ ekipmanları ve bunların kullanımına iliģkin olarak çalıģanların bilgilendirilmesinde aģağıda belirtilen hususlara uymakla yükümlüdür. a) ÇalıĢanlara, kullandıkları iģ ekipmanına ve bu iģ ekipmanın kullanımına iliģkin yeterli bilgi ve uygun olması halinde yazılı talimat verilir. Bu talimat, imalatçı tarafından iģ ekipmanıyla birlikte verilen kullanım kılavuzu dikkate alınarak hazırlanır. Talimatlar iģ

227 ekipmanıyla beraber bulundurulur. Bu bilgiler ve yazılı talimatlar en az aģağıdaki bilgileri içerecek Ģekilde hazırlanır. 1) ĠĢ ekipmanının kullanım koģulları. 2) ĠĢ ekipmanında öngörülen anormal durumlar. 3) Bulunması halinde iģ ekipmanının önceki kullanım deneyiminden elde edilen sonuçlar. (2) ÇalıĢanlar, kendileri kullanmasalar bile çalıģma alanında veya iģyerinde bulunan iģ ekipmanlarının kendilerini etkileyebilecek tehlikelerinden ve iģ ekipmanı üzerinde yapılacak değiģikliklerden kaynaklanabilecek tehlikelerden haberdar edilir. (3) Bu bilgiler ve yazılı talimatların, basit ve kolay anlaģılır bir Ģekilde olması gerekir. ÇalıĢanların eğitimi MADDE 11 (1) ĠĢverence iģ ekipmanını kullanmakla görevli çalıģanlara, bunların kullanımından kaynaklanabilecek riskler ve bunlardan kaçınma yollarına iliģkin eğitim almaları sağlanır. Ayrıca 8 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen, iģ ekipmanının tamiri, tadili, kontrol ve bakımı konularında çalıģanlara iģverenlerce yeterli özel eğitim verilir. ÇalıĢanların görüģlerinin alınması ve katılımlarının sağlanması MADDE 12 (1) ĠĢveren, bu Yönetmelik ve eklerinde belirtilen konularda çalıģanların veya temsilcilerinin görüģlerini alır ve katılımlarını sağlar. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Diğer Hususlar Periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kiģilerin bildirimi MADDE 13 (1) Bu Yönetmelik kapsamında periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kiģiler, bilgilerini Bakanlığa elektronik ortamda kayıt yaptırır. a) Bakanlığa elektronik ortamda yapılacak kayıt, asgari aģağıdaki bilgileri içerir. 1) Adı ve soyadı. 2) T.C. kimlik numarası. 3) Mezun olduğu okul, bölüm, tarihi ve diploma numarası. 4) Hizmet zorunluluğu bulunması halinde çalıģtığı kurum veya iģletmenin sigorta sicil numarası. 5) Periyodik kontrol yapacağı iģ ekipmanı. (2) Bildirimde beyan esastır. Bu kiģilere Bakanlıkça kayıt numarası verilir. (3) Bakanlıkça yapılan araģtırma sonucu beyan edilen bilgilerin doğru olmadığı tespit edilenlerin kaydı silinir. Kaydı silinenler Bakanlığın internet sitesinde ilân edilir. Bu kiģiler hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde iģlem yapılır. (4) Kaydı silinenlerin silinme tarihinden itibaren üç yıl içerisinde yaptığı baģvurular, üç yılın tamamlanmasına kadar askıya alınır. (5) Periyodik kontrol raporlarında kayıt numaralarının bulunması gerekir. (6) Beyan edilen bilgilerin doğru olmadığı tespit edilenler ile kayıt numarası almayanlar tarafından düzenlenen periyodik kontrol raporları geçersiz sayılır. Yetkilendirme, eğitim ve denetim MADDE 14 (1) Periyodik kontrol yapacak kiģi ve kuruluģlara akreditasyon, yetkilendirme ve eğitim zorunluluğu getirmeye Bakanlık yetkilidir. (2) Periyodik kontrolleri yapılmıģ iģ ekipmanları ile ilgili olarak, periyodik kontrol raporunun gerçeğe aykırı düzenlenmesi, bu Yönetmelikte yer alan kriterlere uygun olmayan kiģilerce yapılması, uygun olmayan deney ve test yöntemleri kullanılarak yapılması gibi uygunsuzlukların Bakanlıkça tespit edilmesi durumunda, periyodik kontrol raporları geçersiz sayılır. Ayrıca düzenleyen kiģiler hakkında 13 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre iģlem yapılır. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

228 ÇeĢitli ve Son Hükümler Yürürlükten kaldırılan yönetmelik MADDE 15 (1) 11/2/2004 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan ĠĢ Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik ġartları Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıģtır. Daha önce düzenlenmiģ olan periyodik kontrol raporları GEÇĠCĠ MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenmiģ olan periyodik kontrol raporları süresince geçerlidir. (2) Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren bir yıl boyunca periyodik kontrol raporunda kayıt numarası aranmaz. Yürürlük MADDE 16 (1) Bu Yönetmeliğin; a) 13 üncü maddesi yayımı tarihinden itibaren bir yıl sonra, b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 17 (1) Bu Yönetmelik hükümlerini ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür. EK - I Ġġ EKĠPMANLARINDA BULUNACAK ASGARĠ GEREKLER 1. Genel hususlar 1.1. Bu ekte belirtilen hususlar, bu Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak ve söz konusu iģ ekipmanında bunlara karģılık gelen riskin bulunduğu durumlarda uygulanır Bu ekte belirtilen asgari gerekler, iģ ekipmanlarında aranacak temel gereklerdir. 2. ĠĢ ekipmanlarında bulunacak asgari genel gerekler 2.1. ĠĢ ekipmanında bulunan ve güvenliği etkileyen kumanda cihazları için asgari gerekler; ĠĢ ekipmanında bulunan ve güvenliği etkileyen kumanda cihazları açıkça görülebilir ve tanınabilir özellikte olur. Gerektiğinde uygun Ģekilde iģaretlenir Kumanda cihazları zorunlu haller dıģında, tehlikeli bölgenin dıģına yerleģtirilir ve bunların kullanımı ek bir tehlike oluģturmaz. Kumanda cihazları, istem dıģı hareketlerde tehlikeye neden olmaması gerekir Operatör, ana kumanda yerinden tehlike bölgesinde herhangi bir kimsenin bulunmadığından emin olması gerekir. Bu mümkün değilse makine çalıģmaya baģlamadan önce otomatik olarak devreye girecek sesli ve ıģıklı ikaz sistemi bulunur ĠĢ ekipmanının çalıģtırılması veya durdurulması sebebiyle doğabilecek tehlikelere maruz kalan çalıģanlar yeterli zaman ve imkân sağlayan tedbirlerle bu tehlikelerden korunur Kumanda sistemleri güvenli ve planlanan kullanım Ģartlarında meydana gelebilecek arıza, bozulma veya herhangi bir zorlanma göz önüne alınarak uygun nitelikte seçilir ĠĢ ekipmanlarının çalıģtırılması, bu amaç için yapılmıģ kumandaların ancak bilerek ve isteyerek kullanılması ile sağlanır Bu kural, çalıģanlar için tehlike oluģturmadığı sürece; a) Herhangi bir sebeple iģ ekipmanın durmasından sonra tekrar çalıģtırılmasında, b) Hız, basınç gibi çalıģma Ģartlarında önemli değiģiklikler yapılırken de, uygulanır Bu kural otomatik çalıģan iģ ekipmanının normal çalıģma programının devamı süresindeki tekrar harekete geçme veya çalıģma Ģartlarındaki değiģiklikler için uygulanmaz.

229 2.3. Bütün iģ ekipmanlarında, ekipmanı tümüyle ve güvenli bir Ģekilde durdurabilecek bir sistem bulunur. Her bir çalıģma yerinde, tehlikenin durumuna göre, iģ ekipmanının tamamını veya bir kısmını durdurabilecek ve bu ekipmanın güvenli bir durumda kalmasını sağlayacak kumanda sistemi bulunur. ĠĢ ekipmanlarının durdurma sistemleri, çalıģtırma sistemlerine göre öncelikli olması gerekir. ĠĢ ekipmanı veya tehlikeli kısımları durdurulduğunda, bunları harekete geçiren enerji de kesilecek özelliğe sahip olur ĠĢ ekipmanının tehlikesi ve normal durma süresinin gerektirmesi halinde iģ ekipmanında acil durdurma sistemi bulunur Parça fırlaması veya düģmesi riski taģıyan iģ ekipmanları, bu riskleri ortadan kaldırmaya uygun güvenlik tertibatı ile donatılır Gaz, buhar, sıvı veya toz çıkarma tehlikesi olan iģ ekipmanları, bunları kaynağında tutacak veya çekecek uygun sistemlerle donatılır ÇalıĢanların sağlığı ve güvenliği açısından gerekiyorsa, iģ ekipmanı ve parçaları uygun yöntemlerle sabitlenir ÇalıĢanların sağlık ve güvenliği açısından önemli bir tehlike oluģturabilecek, iģ ekipmanının parçalarının kırılması, kopması veya dağılması riskine karģı uygun koruma önlemleri alınır ĠĢ ekipmanının hareketli parçalarıyla mekanik temas riskinin kazaya yol açabileceği hallerde; iģ ekipmanı, tehlikeli bölgeye ulaģmayı önleyecek veya bu bölgeye ulaģılmadan önce hareketli parçaların durdurulmasını sağlayacak uygun koruyucular veya koruma donanımı ile donatılır Koruyucular ve koruma donanımı; a) Sağlam yapıda olur, b) Ġlave bir tehlikeye sebep olmayacak özellikte olur, c) Kolayca yerinden çıkarılmayacak veya etkisiz hale getirilemeyecek Ģekilde olur, ç) Tehlike bölgesinden yeterli uzaklıkta bulunur, d) Ekipmanın görülmesi gereken operasyon noktalarına engel olmayacak özellikte olur, e) Sadece iģlem yapılan alana eriģimi kısıtlar ve bunların çıkarılmasına gerek kalmadan parça takılması, sökülmesi ve bakımı için gerekli iģlemlerin yapılması mümkün olur ĠĢ ekipmanının çalıģılan veya bakımı yapılan bölge ve operasyon noktaları, yapılacak iģleme uygun Ģekilde aydınlatılır ĠĢ ekipmanının yüksek veya çok düģük sıcaklıktaki parçalarına çalıģanların yaklaģmasını veya temasını engelleyecek tedbirler alınır ĠĢ ekipmanına ait ikaz donanımları kolay algılanır ve anlaģılır olur ĠĢ ekipmanı sadece tasarım ve imalat amacına uygun iģlerde ve Ģartlarda kullanılır ĠĢ ekipmanının bakım iģleri, ancak iģ ekipmanı kapalı iken yapılabilir. Bunun mümkün olmadığı hallerde, bakım iģleri yürütülürken gerekli önlemler alınır veya bu iģlerin tehlike bölgesi dıģında yapılması sağlanır Bakım defteri bulunan makinelerde bakımla ilgili iģlemler günü gününe bu deftere iģlenir sayılı Elektronik Ġmza Kanununa uygun olarak güvenli elektronik imza ile imzalanmıģ ve elektronik ortamda saklanan kayıtlar da bakım defteri olarak kabul edilir ĠĢ ekipmanlarının enerji kaynaklarını kesecek araç ve gereçler kolayca görülebilir ve tanınabilir özellikte olur. Ekipmanın enerji kaynaklarına yeniden bağlanması çalıģanlar için tehlikeye sebep olmayacak özellikte olur ĠĢ ekipmanlarında, çalıģanların güvenliğinin sağlanmasında esas olan ikaz ve iģaretler bulunur ÇalıĢanların üretim, bakım ve ayar iģlemleri yapacakları yerlere güvenli bir Ģekilde ulaģabilmeleri ve orada güvenli bir Ģekilde çalıģabilmeleri için uygun Ģartlar sağlanır.

230 2.17. Bütün iģ ekipmanları, ekipmanın aģırı ısınması veya yanmasına veya ekipmandan gaz, toz, sıvı, buhar veya üretilen, kullanılan veya depolanan diğer maddelerin yayılması riskine karģı çalıģanların korunmasına uygun olur Bütün iģ ekipmanları, ekipmanda üretilen, kullanılan veya depolanan maddelerin veya ekipmanın patlama riskini önleyecek özellikte olur Bütün iģ ekipmanları, çalıģanların doğrudan veya dolaylı olarak elektrikle temas riskinden korunmasına uygun olur. 3. Özel tipteki iģ ekipmanında bulunacak asgari ek gerekler 3.1. Kendinden hareketli veya bir baģka araç vasıtasıyla hareket edebilen iģ ekipmanları için asgari gerekler; Üzerinde çalıģan bulunan iģ ekipmanı, ekipmanın bir yerden bir yere götürülmesi sırasında tekerleklere veya paletlere takılma veya temas etme riski de dahil çalıģanlar için oluģabilecek bütün riskleri azaltabilecek uygun sistemlerle donatılır ĠĢ ekipmanının çekicisi ile çekilen ekipman veya aksesuarları ya da yedekte çekilen herhangi bir nesnenin, birbirine çarpma veya sıkıģma riskinin bulunduğu durumlarda, bu ekipmanlar çarpma ve sıkıģmayı önleyecek koruyucularla donatılır Çarpma veya sıkıģma riski önlenemiyorsa, çalıģanların olumsuz etkilenmemesi için gerekli önlemler alınır ĠĢ ekipmanının hareketli kısımları arasında enerji aktarımını sağlayan kısımların yere teması nedeniyle hasar görmesi veya kirlenmesine karģı önlem alınır Üzerinde çalıģan bulunan hareketli iģ ekipmanı, normal çalıģma koģullarında devrilme riskine karģı; a) Cihaz bir çeyrekten (90 derecelik açı) fazla dönmeyecek Ģekilde yapılmıģ olur veya b) Bir çeyrekten fazla dönüyorsa, üzerinde bulunan çalıģanın etrafında yeterli açıklık bulunur veya c) Aynı etkiyi sağlayacak baģka koruyucu yapı veya sistem bulunur Bu koruyucu yapı veya sistem iģ ekipmanının kendi parçası olabilir ÇalıĢma sırasında iģ ekipmanı sabitleniyorsa veya iģ ekipmanının, devrilmesi mümkün olmayacak Ģekilde tasarımı yapılmıģsa koruyucu yapı veya sistemler gerekmez ĠĢ ekipmanında; devrilmesi halinde, üzerinde bulunan çalıģanın ekipman ile yer arasında sıkıģarak ezilmesini önleyici koruyucu yapı veya sistem bulunur Üzerinde bir veya daha fazla çalıģanın bulunduğu forkliftlerin devrilmesinden kaynaklanan risklerin azaltılması için; a) Sürücü için kabin bulunur veya b) Forklift devrilmeyecek yapıda olur veya c) Forkliftin devrilmesi halinde, yer ile forkliftin belirli kısımları arasında taģınan çalıģanlar için, yeterli açıklık kalmasını sağlayacak yapıda veya ç) Forklift, devrilmesi halinde sürücünün forkliftin parçaları tarafından ezilmesini önleyecek yapıda olur Kendinden hareketli iģ ekipmanı hareket halinde iken kiģiler için risk oluģturuyorsa aģağıdaki Ģartları sağlar: a) Yetkisiz kiģilerce çalıģtırılmasını önleyecek donanım bulunur. b) Aynı anda hareket eden birden fazla elemanı bulunan iģ ekipmanında bu elemanların çarpıģmasının etkilerini en aza indirecek önlemler alınır. c) ĠĢ ekipmanında frenleme ve durdurma donanımı bulunur. Güvenlik Ģartları gerektiriyorsa, ayrıca bu donanımın bozulması halinde otomatik olarak devreye giren veya kolayca ulaģılabilecek Ģekilde yapılmıģ acil frenleme ve durdurma sistemi bulunur. ç) Sürücünün görüģ alanının kısıtlandığı durumlarda, güvenliğin sağlanması için görüģ alanını iyileģtirecek uygun yardımcı araçlar kullanılır.

231 d) Gece veya karanlık yerlerde kullanılmak üzere tasarımlanmıģ iģ ekipmanında, yapılan iģi yürütmeye uygun ve çalıģanların güvenliğini sağlayacak aydınlatma sistemi bulunur. e) ÇalıĢanları etkileyebilecek yangın çıkma tehlikesi olan iģ ekipmanının kendisinin veya yedekte taģıdığı ekipmanın kullanıldığı yerin hemen yakınında yangın söndürme cihazları bulunmuyorsa, bu ekipmanlarda yeterli yangın söndürme cihazları bulunur. f) Uzaktan kumandalı iģ ekipmanının, kontrol sınırlarının dıģına çıkması halinde otomatik olarak hemen duracak Ģekilde olması gerekir. g) Uzaktan kumandalı iģ ekipmanı, normal Ģartlarda çarpma ve ezilme tehlikelerine karģı korunaklı olur, bunun sağlanamadığı hallerde diğer uygun araçlarla çarpma riski kontrol altına alınır Yüklerin kaldırılmasında kullanılan iģ ekipmanları için asgari gerekler; Yük kaldırma ekipmanı kalıcı olarak kurulduğunda, özellikle kaldırılan yük ve montaj veya bağlantı noktalarındaki gerilmeler dikkate alınarak ekipmanın mukavemet ve kararlılığı sağlanır Yüklerin kaldırılması için kullanılan makinelerde, kaldırılabilecek maksimum yük açıkça görünecek Ģekilde iģaretlenir, makinenin değiģik Ģekillerde kullanımında da maksimum yükü gösteren levhalar veya iģaretler bulunur Kaldırma için kullanılan aksesuarlar da güvenli kullanım için gereken özelliklerini gösterecek Ģekilde iģaretlenir Ġnsan kaldırmak ve taģımak için tasarlanmamıģ iģ ekipmanları, amacı dıģında kullanımını önlemek için uygun bir Ģekilde ve açıkça iģaretlenir Sabit olarak kurulacak iģ ekipmanı, yükün; a) ÇalıĢanlara çarpması, b) Tehlikeli bir Ģekilde sürüklenmesi veya düģmesi, c) Ġstem dıģı kurtulması, riskini azaltacak Ģekilde tesis edilir ÇalıĢanları kaldırma veya taģımada kullanılan iģ ekipmanlarında; a) TaĢıma kabininin düģme riski uygun araçlarla önlenir, b) Kullanıcının kendisinin kabinden düģme riski önlenir, c) Özellikle cisimlerle istenmeyen temas sonucu, kullanıcının çarpma, sıkıģma veya ezilme riski önlenir, ç) Herhangi bir olay neticesinde kabin içinde mahsur kalan çalıģanların tehlikeye maruz kalmaması ve kurtarılması sağlanır ġayet, çalıģma yerinin özelliği ve yükseklik farklılıklarından dolayı taģıma kabininin düģme riski, alınan güvenlik önlemlerine rağmen önlenemiyorsa, emniyet katsayısı daha yüksek güvenlik halatı ile teçhiz edilip, her çalıģma günü kontrol edilir. EK - II Ġġ EKĠPMANININ KULLANIMI ĠLE ĠLGĠLĠ HUSUSLAR Bu ekte belirtilen hususlar, bu Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak ve söz konusu ekipmanda bunlara karģılık gelen riskin bulunduğu durumlarda uygulanır. 1. Tüm iģ ekipmanları için genel hükümler 1.1. ĠĢ ekipmanları, bunları kullananlara ve diğer çalıģanlara en az risk oluģturacak Ģekilde yerleģtirilir, kurulur ve kullanılır. Bu amaçla, iģ ekipmanının hareketli kısımları ile çevresinde bulunan sabit veya hareketli kısımlar arasında yeterli mesafe bulundurulur. Ayrıca iģ ekipmanında kullanılan ya da üretilen enerjinin veya maddelerin güvenli bir Ģekilde temini ve uzaklaģtırılması sağlanır ĠĢ ekipmanının kurulması veya sökülmesi, özellikle imalatçı tarafından verilen kullanma talimatı doğrultusunda güvenli koģullar altında yapılır.

232 1.3. Kullanımı sırasında yıldırım düģmesi ihtimali bulunan iģ ekipmanı yıldırımın etkilerine karģı uygun araçlarla korunur. 2. Kendinden hareketli veya bir baģka araç vasıtasıyla hareket edebilen iģ ekipmanlarının kullanımı ile ilgili hükümler 2.1. Kendinden hareketli iģ ekipmanları, bu ekipmanların güvenli kullanımı ile ilgili uygun eğitim almıģ çalıģanlar tarafından kullanılır ĠĢ ekipmanı bir çalıģma alanı içinde hareket ediyorsa, uygun trafik kuralları ile hız sınırları konulur ve uygulanır Kendinden hareketli iģ ekipmanının çalıģma alanında, görevli olmayan çalıģanların bulunmasını önleyecek gerekli düzenleme yapılır ĠĢin gereği olarak bu alanda çalıģan bulunması zorunlu ise, bu çalıģanların iģ ekipmanı nedeniyle zarar görmesini önleyecek uygun tedbirler alınır Mekanik olarak hareket ettirilen seyyar iģ ekipmanlarında, ancak güvenliğin tam olarak sağlanması halinde çalıģan taģınmasına izin verilebilir. TaĢıma sırasında iģ yapılması gerekiyorsa ekipmanın hızı gerektiği gibi ayarlanır ÇalıĢma yerlerinde, çalıģanlar için güvenlik ve sağlık riski yaratmayacak yeterli hava sağlanması Ģartıyla içten yanmalı motorlu seyyar iģ ekipmanı kullanılabilir. 3. Yük kaldırmada kullanılan iģ ekipmanı ile ilgili hükümler 3.1. Genel hususlar Yük kaldırmak için tasarlanmıģ seyyar veya sökülüp-takılabilir iģ ekipmanlarının zemin özellikleri de dikkate alınarak öngörülen bütün kullanım Ģartlarında sağlam ve kararlı bir Ģekilde kullanılması sağlanır Ġnsanların kaldırılmasında sadece bu amaç için sağlanan iģ ekipmanı ve aksesuarları kullanılır Olağanüstü veya acil olan istisnai durumlarda insanları kaldırmak amacıyla yapılmamıģ iģ ekipmanı, gerekli önlemleri almak ve gözetim altında olmak Ģartıyla insanların kaldırılmasında kullanılabilir ÇalıĢanlar yük kaldırmak için tasarlanmıģ iģ ekipmanı üzerindeyken, ekipmanın kumandası için her zaman görevli bir kiģi bulunur. Kaldırma ekipmanındaki kiģilerin güvenilir haberleģme imkânlarıyla herhangi bir tehlike halinde tahliye için güvenilir araçları bulunur Teknik zorunluluk olmadıkça kaldırılan yükün altında insan bulunmaması için gerekli tedbir alınır. ÇalıĢanların bulunabileceği korunmasız çalıģma yerlerinin üzerinden yük geçirilmez. Bunun mümkün olmadığı hallerde uygun çalıģma yöntemleri belirlenir ve uygulanır Kaldırma aksesuarları, sapanın Ģekli ve yapısı dikkate alınarak, kaldırılacak yüke, kavrama noktalarına, bağlantı elemanlarına ve atmosfer Ģartlarına uygun seçilir. Kaldırmada kullanılan bağlantı elemanları kullanımdan sonra sökülmüyorsa, bunların özellikleri hakkında kullanıcıların bilgi sahibi olması için belirgin bir Ģekilde iģaretlenir Kaldırma aksesuarları bozulmayacak veya hasar görmeyecek Ģekilde muhafaza edilir Kılavuzsuz (askıda iken serbest olan) yükleri kaldırmakta kullanılan iģ ekipmanı ÇalıĢma alanları kesiģen iki veya daha fazla kaldırma aracı ile kılavuzsuz yüklerin kaldırıldığı bir alanda, yüklerin ve kaldırma araçlarının elemanlarının çarpıģmaması için gerekli önlemler alınır Kılavuzsuz yüklerin seyyar iģ ekipmanı ile kaldırılmasında ekipmanın eğilmemesi, devrilmemesi ve eğer gerekiyorsa kaymaması veya yerinden oynamaması için gerekli tedbirler alınır. Bu önlemlerin tam olarak uygulanmasını sağlayacak kontroller yapılır.

233 Kılavuzsuz yükleri kaldırmakta kullanılan iģ ekipmanının operatörü doğrudan veya gerekli bilgileri sağlayan yardımcı cihazlar vasıtasıyla yük yolunun tamamını göremiyorsa, operatöre yol gösterecek bu konuda eğitimli ve deneyimli bir kiģi görevlendirilir. ÇalıĢanları, yüklerin birbiriyle çarpıģmasından kaynaklanan tehlikelerden korumak için gerekli organizasyonel önlemler alınır Yükün elle bağlanması veya çözülmesinin güvenle yapılabilmesi için özellikle iģ ekipmanının kontrolü doğrudan ya da dolaylı olarak çalıģanda bulunacak Ģekilde gerekli düzenleme yapılır Bütün yük kaldırma iģleri çalıģanların güvenliğini korumak için uygun Ģekilde planlanır ve gözetim altında yürütülür. Özellikle bir yük, kılavuzsuz yükleri kaldırmakta kullanılan iki veya daha fazla iģ ekipmanıyla aynı anda kaldırılacaksa operatörler arasında eģgüdümü sağlayacak düzenleme yapılır ve uygulanır Kılavuzsuz yüklerin kaldırılmasında kullanılan iģ ekipmanı, kendisini besleyen güç kaynağı tamamen veya kısmen kesildiğinde yükü askıda tutamıyorsa, ortaya çıkabilecek risklerden çalıģanları korumak için uygun önlemler alınır. Tehlikeli bölgeye giriģ engellenmedikçe veya yükün güvenli bir Ģekilde askıda kalması sağlanmadıkça askıdaki yük gözetimsiz bırakılmaz Hava Ģartlarının, güvenli kullanımı engelleyecek ve çalıģanları tehlikeye maruz bırakacak Ģekilde bozulması halinde, kılavuzsuz yüklerin kaldırılması için tasarlanmıģ iģ ekipmanlarının açık havada kullanılması durdurulur. ÇalıĢanları riske atmamak için özellikle iģ ekipmanının devrilmesini önleyecek tedbirler alınır. 4. Yüksekte yapılan geçici iģlerde, iģ ekipmanının kullanımı ile ilgili hükümler 4.1. Genel hususlar Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesine uygun olarak, yüksekte yapılan geçici iģler uygun bir platformda, güvenlik içinde ve uygun ergonomik koģullarda yapılamıyorsa, güvenli çalıģma koģullarını sağlayacak ve devam ettirecek en uygun iģ ekipmanı seçilir. Toplu koruma önlemlerine kiģisel koruma önlemlerine göre öncelik verilir. ĠĢ ekipmanının boyutları, yapılacak iģin doğasına ve öngörülen yüke uygun, geçiģlerin tehlikesiz Ģekilde yapılmasını sağlayacak Ģekilde olması gerekir Yüksekteki geçici çalıģma yerlerine ulaģmak için en uygun yol ve araçlar, geçiģlerin sıklığı, söz konusu yerin yüksekliği ve kullanım süresi göz önüne alınarak belirlenir. Seçilen bu araçlar, yakın bir tehlike durumunda çalıģanların tahliyesini de mümkün kılacak Ģekilde olur. UlaĢımda kullanılan yol, araç ve platformlar ile katlar veya ara geçitler arasındaki geçiģlerde düģme riski ortadan kaldırılır El merdivenleri ancak düģük risk nedeniyle daha güvenli bir iģ ekipmanı kullanımı gerekmiyorsa, kısa süre kullanılacaksa veya iģverence değiģtirilmesi mümkün olmayan iģyeri koģullarında, EK-II madde de belirtilen Ģartlara uymak kaydıyla yüksekte yapılan çalıģmalarda kullanılabilir Halat kullanılarak yapılan çalıģmalar ancak risk değerlendirmesi sonucuna göre iģin güvenle yapılabileceği ve daha güvenli iģ ekipmanı kullanılmasının gerekmediği durumlarda yapılabilir Risk değerlendirmesi göz önünde bulundurularak ve özellikle iģin süresine ve ergonomik zorlamalara bağlı olarak, uygun aksesuarlı oturma yerleri sağlanır Seçilen iģ ekipmanının türüne bağlı olarak iģ ekipmanının yapısında bulunan riskleri minimuma indirmek için uygun önlemler belirlenir. Eğer gerekiyorsa yüksekten düģmeyi önleyecek ve çalıģanların yaralanmasına da meydan vermeyecek Ģekilde uygun yapıda ve yeterli sağlamlıkta koruyucular yapılır. DüĢmeleri önleyen toplu korumaya yönelik koruyucular ancak seyyar veya sabit merdiven baģlarında kesintiye uğrayabilir DüĢmeleri önleyen toplu korumaya yönelik koruyucuların, özel bir iģin yapılması için geçici olarak kaldırılması gerektiği durumlarda, aynı korumayı sağlayacak diğer güvenlik

234 önlemleri alınır. Bu önlemler alınıncaya kadar çalıģma yapılmaz. Bu özel iģ geçici veya kesin olarak tamamlandıktan sonra koruyucular tekrar yerine konulur Yüksekte yapılan geçici iģler, çalıģanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye atmayacak uygun hava koģullarında sürdürülür El merdivenlerinin kullanımı ile ilgili özel hükümler El merdivenleri, kullanımı sırasında sağlam bir Ģekilde yerleģtirilir. Portatif el merdivenleri, basamakları yatay konumda olacak Ģekilde düzgün, sağlam, ölçüsü uygun, sabit pabuçlar üzerinde durmalıdır. Asılı duran el merdivenleri güvenli bir Ģekilde tutturulur, ip merdivenler hariç, yerlerinden çıkarılması ve sallanması önlenir Portatif el merdivenlerinin kullanımı sırasında üst veya alt uçları sabitlenerek veya kaymaz bir malzeme kullanılarak veya aynı korumayı sağlayan diğer tedbirlerle, ayaklarının kayması önlenir. Platformlara çıkmakta kullanılan el merdivenleri, platformda tutunacak yer bulunmadığı durumlarda, güvenli çıkıģı sağlamak için platform seviyesini yeteri kadar aģacak uzunlukta tesis edilir. Uzatılıp kilitlenebilir ve eklenebilir el merdivenleri, parçalarının birbirinden ayrı hareket etmeleri önlenecek Ģekilde kullanılır. Mobil el merdivenleri, üzerine çıkılmadan önce hareketleri durdurulur ve sabitlenir El merdivenlerinde her zaman çalıģanların elleriyle tutunabilecekleri uygun yer ve sağlam destek bulunur. Özellikle, bir el merdiveni üzerinde elle yük taģınıyorsa bu durum elle tutacak yer bulunması zorunluluğunu ortadan kaldırmaz Ġskelelerin kullanımı ile ilgili özel hükümler Seçilen iskelenin sağlamlık ve dayanıklılık hesabı mevcut değilse veya var olan hesaplar seçilen iskele tipinde tasarlanan yapısal değiģikliklere uygun değilse veya iskelenin genel olarak alıģılmıģ standart konfigürasyonlara uygun yapıda imal edilmemiģ olduğu durumlarda bunların sağlamlık ve dayanıklılık hesapları yapılır. Bu hesaplar yapılmadan iskeleler kullanılamaz Seçilen iskelenin karmaģıklığına bağlı olarak kurma, kullanma ve sökme planı; yapı iģlerinde inģaat mühendisi, inģaat teknikeri veya yüksek teknikeri; gemi inģası ve sökümü iģlerinde ise gemi inģaatı mühendisi tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu plan, iskele ile ilgili detay bilgileri içeren standart form Ģeklinde olabilir Ġskelenin taģıyıcı elemanlarının kayması; yeterli sağlamlıktaki taģıyıcı zemine sabitlenerek, kaymaz araçlar kullanarak veya aynı etkiye sahip diğer yöntemlerle önlenir. Ġskelenin sağlam ve dengeli olması sağlanır. Yüksekte çalıģma sırasında tekerlekli iskelelerin kazara hareket etmesini önleyecek uygun araçlar kullanılır Ġskele platformlarının boyutu, Ģekli ve yerleģtirilmesi yapılan iģin özelliklerine ve taģınan yüke uygun ve güvenli çalıģma ve geçiģlere izin verecek Ģekilde olması gerekir. Ġskele platformları normal kullanımda, elemanları hareket etmeyecek Ģekilde kurulur. Platform elemanları ve dikey korkulukların arasında düģmelere neden olabilecek tehlikeli boģluklar bulunmaması gerekir Kurma, sökme veya değiģiklik yapılması sırasında iskelenin kullanıma hazır olmayan kısımları, 23/12/2003 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Güvenlik ve Sağlık ĠĢaretleri Yönetmeliğine uygun Ģekilde genel uyarı iģaretleri ile iģaretlenir ve tehlikeli bölgeye giriģler fiziki olarak engellenir Ġskelelerin kurulması, sökülmesi veya üzerinde önemli değiģiklik yapılması, görevli inģaat mühendisi, inģaat teknikeri veya yüksek teknikeri; tersanelerde ise gemi inģaatı mühendisi gözetimi altında ve bu Yönetmeliğin 11 inci maddesi uyarınca, özel riskleri ve ayrıca aģağıda belirtilen hususları kapsayan konularda yapacakları iģle ilgili yeterli eğitim almıģ çalıģanlar tarafından yapılır. a) Ġskelelerin kurulması, sökülmesi veya değiģiklik yapılması ile ilgili planların anlaģılması, b) Ġskelelerin kurulması, sökülmesi veya değiģiklik yapılması sırasında güvenlik,

235 c) ÇalıĢanların veya malzemelerin düģme riskini önleyecek tedbirler, ç) Ġskelelerde güvenliği olumsuz etkileyebilecek değiģen hava koģullarına göre alınacak güvenlik önlemleri, d) Ġskelelerin taģıyabileceği yükler, e) Ġskelelerin kurulması, sökülmesi veya değiģiklik yapılması iģlemleri sırasında ortaya çıkabilecek diğer riskler Gözetim yapan kiģi ve ilgili çalıģanlara gerekli talimatları da içeren EK-II madde de belirtilen kurma ve sökme planları verilir Halat kullanarak yapılan çalıģmalarla ilgili özel hükümler Halat kullanılarak yapılan çalıģmalarda aģağıdaki Ģartlara uyulur. a) Sistemde biri, inip çıkmada veya destek olarak kullanılan çalıģma halatı, diğeri ise güvenlik halatı olacak Ģekilde ayrı kancalı en az iki halat bulunur. b) ÇalıĢanlara, çalıģma halatına bağlı paraģütçü tipi emniyet kemeri verilir ve kullandırılır. Emniyet kemerinin ayrıca güvenlik halatı ile bağlantısı sağlanır. c) ÇalıĢma halatı, güvenli iniģ ve çıkıģ araçları ile teçhiz edilir ve kullanıcının hareket kontrolünü kaybetmesi halinde, düģmesini önlemek için kendiliğinden kilitlenebilen sisteme sahip olması gerekir. Güvenlik halatında da, çalıģan ile birlikte hareket eden düģmeyi önleyici bir sistem bulunur. ç) ÇalıĢan tarafından kullanılan alet, edevat ve diğer aksesuarlar paraģütçü tipi emniyet kemerine veya oturma yerine veya baģka uygun bir yere bağlanarak güvenli hale getirilir. d) Acil bir durumda çalıģanın derhal kurtarılabilmesi için iģ uygun Ģekilde planlanır ve gözetim sağlanır. e) Bu Yönetmeliğin 11 inci maddesi doğrultusunda, çalıģanlara yapacakları iģe uygun ve özellikle kurtarma konusunda yeterli eğitim verilir Risk değerlendirmesi göz önünde bulundurularak ikinci bir halat kullanılmasının iģin yapılmasını daha tehlikeli hale getirdiği istisnai durumlarda, güvenliği sağlayacak yeterli önlemler alınmak Ģartıyla tek bir halatla çalıģma yapılabilir. EK-III BAKIM, ONARIM VE PERĠYODĠK KONTROLLER ĠLE ĠLGĠLĠ HUSUSLAR 1. Genel hususlar 1.1. ĠĢ ekipmanlarının bakım, onarım ve periyodik kontrolleri, ilgili ulusal ve uluslararası standartlarda belirlenen aralıklarda ve kriterlerde, imalatçı verileri ile fen ve tekniğin gereklilikleri dikkate alınarak yapılır ĠĢ ekipmanlarının bakımları (günlük, haftalık, aylık, üç aylık, altı aylık ve benzeri), ilgili standartlarda belirlenen veya imalatçının belirlediği Ģekilde, imalatçı tarafından yetkilendirilmiģ servislerce veya iģyeri tarafından görevlendirilmiģ kiģilerce yapılır ĠĢ ekipmanlarının, her çalıģmaya baģlamadan önce, operatörleri tarafından kontrollere tabi tutulmaları sağlanır Test, deney ve tahribatsız muayeneler dıģında iģ ekipmanı günlük muayeneden geçirilir. Kullanım sırasında ekipman, çatlak, gevģemiģ bağlantılar, parçalardaki deformasyon, aģınma, korozyon ve benzeri belirtiler bakımından gözle muayene edilir Çatlak, aģırı aģınma ve benzeri tespit edilen herhangi bir iģ ekipmanı daha ayrıntılı muayene için kullanım dıģı bırakılır. Gözle muayene, operatör veya iģ ekipmanını ve iģlevlerini bilen personel tarafından yapılarak kayıt altına alınır Muayeneler; haftalık, aylık, üç aylık ve benzeri periyotlarla iģ ekipmanının ilgili olduğu standartların veya imalatçısının öngördüğü düzenli aralıklarla tekrarlanır ĠĢ ekipmanında günlük, haftalık, aylık, üç aylık ve benzeri düzenli aralıklarla yapılan muayeneler ile tüm bakım ve onarımlar kayıt altına alınır.

236 1.4. Periyodik kontrol aralığı ve kriterleri standartlar ile belirlenmemiģ iģ ekipmanlarının periyodik kontrolleri, varsa imalatçının öngördüğü aralık ve kriterlerde yapılır. Bu hususlar, imalatçı tarafından belirlenmemiģ ise iģ ekipmanının periyodik kontrolü, bulunduğu iģyeri ortam koģulları, kullanım sıklığı ile kullanım süresi gibi faktörler göz önünde bulundurularak, yapılacak risk değerlendirmesi sonuçlarına göre, belirlenecek aralıklarda yapılır. Belirlenen periyodik kontrol aralığının bu Yönetmelikte belirtilen istisnalar(*) dıģında bir yılı aģmaması gerekir Birden fazla iģ yapmak amacıyla imal edilen iģ ekipmanları yaptıkları iģler göz önünde bulundurularak ayrı ayrı periyodik kontrole tabi tutulur Periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kiģiler tarafından yapılacak kontroller sonucunda periyodik kontrol raporu düzenlenir. Düzenlenen belgeler, iģ ekipmanının kullanıldığı sürece saklanır ĠĢ ekipmanının periyodik kontrolü sonucunda düzenlenecek raporda aģağıdaki bölümler bulunur: Genel bilgiler: Bu bölümde iģyerinin adı, adresi, iletiģim bilgileri (telefon, faks, elektronik posta adresi, internet sitesi ve benzeri), periyodik kontrol tarihi, normal Ģartlarda yapılması gereken bir sonraki periyodik kontrol tarihi ve gerekli görülen diğer bilgilere yer verilir ĠĢ ekipmanına ait teknik özellikler: Raporun bu bölümünde periyodik kontrole tabi tutulacak iģ ekipmanının adı, markası, modeli, imal yılı, ekipmanın seri numarası, konumu, kullanım amacı ile gerek görülen teknik özellikler ve diğer bilgilere yer verilir Periyodik kontrol metodu: Ġlgili standart numarası ve adı, periyodik kontrol esnasında kullanılan ekipmanların özellikleri ve diğer bilgiler belirtilir Tespit ve değerlendirme: Raporun bu bölümünde EK-III madde te belirlenen kurallar ve yapılan periyodik kontrolden elde edilen değerlerin, yine EK-III madde de yer verilen iģ ekipmanının teknik özelliklerini karģılayıp karģılamadığı hususu ile ilgili standart ve teknik literatürde yer alan sınır değerlere uygun olup olmadığı kıyaslanarak değerlendirilir. Periyodik kontrolde uygulanan test ve diğer iģlemlere iliģkin bilgilere yer verilir Test, deney ve muayene: ĠĢ ekipmanının periyodik kontrolü esnasında yapılan test deney ve muayene (hidrostatik test, statik test, dinamik test, tahribatsız muayene yöntemleri ve benzeri) sonuçları belirtilir Ġkaz ve öneriler: Yapılan periyodik kontrol sonucunda iģ sağlığı ve güvenliği yönünden uygun bulunmayan hususların belirlenmesi halinde, bunların nasıl uygun hale getirileceğine iliģkin öneriler ile bu hususlar giderilmeden iģ ekipmanının kullanımının güvenli olmayacağı belirtilir Sonuç ve kanaat: Raporun bu bölümünde periyodik kontrole tabi tutulan iģ ekipmanının varsa tespit edilen ve giderilen noksanlıklar açıklanarak, bir sonraki periyodik kontrole kadar geçecek süre içerisinde görevini güvenli bir Ģekilde yapıp yapamayacağı açıkça belirtilir Onay: Bu bölümde periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kiģinin/kiģilerin kimlik bilgileri, mesleği, diploma tarihi ve numarasına iliģkin bilgiler, Bakanlık kayıt numarası ile raporun kaç nüsha olarak düzenlendiği belirtilerek, imza altına alınır. Yukarıdaki bilgilerin veya yetkili kiģinin imzasının bulunmadığı raporlar geçersizdir ĠĢ ekipmanının özelliği gereği birden fazla branģtaki periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kiģiler tarafından periyodik kontrolün yapılması gerekmesi halinde, müģtereken veya her bir branģtan yetkili kiģi kendi konusu ile ilgili kısmın raporunu düzenleyip imzalar ĠĢ sağlığı ve güvenliği yönünden uygun bulunmayan hususların tespit edilmesi ve bu hususlar giderilmeden iģ ekipmanının kullanılmasının uygun olmadığının belirtilmesi halinde; bu hususlar giderilinceye kadar iģ ekipmanı kullanılmaz. Söz konusu eksikliklerin

237 giderilmesinden sonra yapılacak ikinci kontrol sonucunda; eksikliklerin giderilmesi için yapılan iģ ve iģlemler ile iģ ekipmanının bir sonraki kontrol tarihine kadar güvenle kullanılabileceği ibaresinin de yer aldığı ikinci bir belge düzenlenir. 2. Periyodik kontrole tabi iģ ekipmanları 2.1. Basınçlı kap ve tesisatlar Basınçlı kaplarda temel prensip olarak hidrostatik test yapılması esastır. Bu testler, standartlarda aksi belirtilmediği sürece iģletme basıncının 1,5 katı ile ve bir yılı aģmayan sürelerle yapılır. Ancak iģ ekipmanının özelliği ve iģletmeden kaynaklanan zorunlu Ģartlar gereğince hidrostatik test yapma imkânı olmayan basınçlı kaplarda hidrostatik test yerine standartlarda belirtilen tahribatsız muayene yöntemleri de uygulanabilir. Bu durumda, düzenlenecek periyodik kontrol raporlarında bu husus gerekçesi ile birlikte belirtilir Basınçlı kap ve tesisatların periyodik kontrolleri, 22/1/2007 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Basınçlı Ekipmanlar Yönetmeliği, 31/12/2012 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan TaĢınabilir Basınçlı Ekipmanlar Yönetmeliği ve 30/12/2006 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Basit Basınçlı Kaplar Yönetmeliğinde yer alan ve bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olmayan hususlar saklı kalmak kaydıyla ilgili standartlarda belirtilen kriterlere göre yapılır Basınçlı kap ve tesisatların periyodik kontrolleri, makine mühendisleri ve makine tekniker veya yüksek teknikerleri tarafından yapılır. Söz konusu periyodik kontrollerin tahribatsız muayene yöntemleri ile yapılması durumunda, bu kontroller sadece TS EN 473 standardına göre eğitim almıģ mühendisler ve aynı eğitimi almıģ tekniker veya yüksek teknikerler tarafından yapılabilir Madde de belirtilen kriterler saklı kalmak kaydı ile bir kısım basınçlı kap ve tesisatın periyodik kontrol süreleri ile kontrol kriterleri Tablo: 1 de belirtilmiģtir. EKĠPMAN ADI Buhar kazanları Kalorifer kazanları TaĢınabilir gaz tüpleri (DikiĢli, dikiģsiz) TaĢınabilir asetilen tüpleri KONTROL PERĠYODU (Azami Süre) (Ġlgili standardın öngördüğü süreler saklı kalmak koģulu ile) Standartlarda süre belirtilmemiģse 1 Yıl Standartlarda süre belirtilmemiģse 1 Yıl Standartlarda süre belirtilmemiģse 3Yıl TS EN standardında belirtilen PERĠYODĠK KONTROL KRĠTERLERĠ (Ġlgili standartlar aģağıda belirtilmiģtir.)** TS 2025 ve TS EN standartlarında belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. TS EN standardında belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. TS EN 1802, TS EN 1803, TS EN 1968, TS EN 13322, TS EN 14876, TS EN ISO 9809 ve TS EN ISO standartlarında belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. TS EN standardında belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır.

238 Manifoldlu asetilen tüp demetleri Manifoldlu tüp demetleri SıvılaĢtırılmıĢ gaz tankları (LPG, ve benzeri) (yerüstü) (1) SıvılaĢtırılmıĢ gaz tankları (LPG, ve benzeri) (yer altı) (1) Kullanımdaki LPG tüpleri sürelerde Standartlarda süre belirtilmemiģse 1 Yıl Standartlarda süre belirtilmemiģse 1 Yıl 10 Yıl 10 Yıl Standartlarda süre belirtilmemiģse 1 Yıl TS EN ve TS EN standartlarında belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. TS EN ve TS EN standartlarında belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. TS 55, TS 1445, TS 1446, TS EN ve TS EN standartlarında belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. TS EN12817, TS EN standartlarında belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. TS EN 1440:2008+A1:2012, TS EN 14767, TS EN 14795, TS EN standartlarında belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. Basınçlı hava tankları (2), (3) Kriyojenik tanklar Tehlikeli sıvıların (4) bulunduğu tank ve depolar Standartlarda süre belirtilmemiģse 1 Yıl TS EN: standardında belirtilen sürelerde. TS 1203 EN 286-1, TS EN :2010, TS EN standartlarında belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. TS EN , TS EN: , TS EN ve TS EN , standartlarında belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. API 620, API 650, API 653, API 10 Yıl (5) 2610 standartlarda belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. (1) LPG tanklarında bulunan emniyet valfleri ise 5 yılda bir kontrol ve teste tabi tutulur. (2) Seyyar veya sabit kompresör hava tankları ile basınçlı hava ihtiva eden her türlü kap ve bunların sabit donanımı. (3) Kademeli sıkıģtırma yapan kompresörlerin her kademesinde hidrostatik basınç deneyi, basınçlı hava tankları ile bunların sabit donanımlarının, o kademede müsaade edilen en yüksek basıncının 1,5 katı ile yapılır. (4) Tehlikeli sıvılar: aģındırıcı veya sağlığa zararlı sıvılardır. (5) Tahribatsız muayene yöntemleri kullanılır. (*) Periyodik kontrol süreleri API 510 standardı esas alınarak belirlenen basınçlı ekipmanlarda; basınçlı ekipmandaki içerik (basınç ve benzeri) kayıpları ile korozyon gibi nedenlerle meydana gelen bozulmalar dikkate alınarak yapılan risk değerlendirmesi ve yönetimi çerçevesinde belirlenen periyodik kontrol süreleri, ekipmanın kalan ömrünün yarısını ve her halükarda beģ yılı aģmaması gerekir. (**) Periyodik kontrol kriteri için referans olarak tabloda belirtilen standartlar örnek olarak verilmiģ olup burada belirtilmeyen ya da Yönetmeliğin yayımı tarihinden

239 sonra yayımlanan konuyla ilgili standartların da dikkate alınması gerekir Kaldırma ve iletme ekipmanları Standartlarda aksi belirtilmediği sürece, kaldırma ve iletme ekipmanları, beyan edilen yükün en az 1,25 katını, etkili ve güvenli bir Ģekilde kaldıracak ve askıda tutabilecek güçte olur ve bunların bu yüke dayanıklı ve yeterli yük frenleri bulunur Kaldırma ve iletme ekipmanlarının periyodik kontrolleri, makine mühendisleri ve makine tekniker veya yüksek teknikerleri tarafından yapılır. Söz konusu periyodik kontrollerin tahribatsız muayene yöntemleri ile yapılması durumunda, bu kontroller sadece TS EN 473 standardına göre eğitim almıģ mühendisler ve aynı eğitimi almıģ tekniker veya yüksek teknikerler tarafından yapılabilir Madde de belirtilen kriterler saklı kalmak kaydı ile bir kısım kaldırma ve iletme ekipmanının periyodik kontrol kriterleri ve kontrol süreleri Tablo: 2 de belirtilmiģtir. EKĠPMAN ADI Kaldırma ve/veya iletme (1), (2),(3) araçları Asansör (Ġnsan ve Yük TaĢıyan) (4) Yürüyen merdiven ve yürüyen bant Ġstif Makinesi (forklift, transpalet, lift) KONTROL PERĠYODU (Azami Süre) (Ġlgili standardın öngördüğü süreler saklı kalmak koģulu ile) Standartlarda süre belirtilmemiģse 1 Yıl Standartlarda süre belirtilmemiģse 1 Yıl Standartlarda süre belirtilmemiģse 1 Yıl Standartlarda süre PERĠYODĠK KONTROL KRĠTERLERĠ (Ġlgili standartlar aģağıda belirtilmiģtir.)** TS 10116, TS EN A2, TS EN A1, TS EN A2, TS EN 1709, TS EN , TS EN , TS EN A1, TS EN ISO 13534, TS ISO 789-2, TS ISO 3056, TS ISO 4309, TS ISO 7592, TS ISO , TS ISO , TS ISO , TS ISO , FEM 9.751, FEM 9.752, FEM ve FEM standartlarında belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. 31/1/2007 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Asansör Yönetmeliği ile 18/11/2008 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Asansör Bakım ve ĠĢletme Yönetmeliği nde yer alan hususlar saklı kalmak kaydıyla TS EN 81 3, TS EN 13015, TS ISO ve TS ISO , standartlarında belirtilen kriterlere göre yapılır. TS EN standardında belirtilen Ģartlar kapsamında yapılır. TS 10689, TS EN , TS ISO 5057, TS ISO 3184, TS ISO

240 Yapı Ġskeleleri (5),(6) belirtilmemiģse 1 Yıl Standartlarda süre belirtilmemiģse 6 Ay 6055, TS ISO 1074 ve FEM standartlarında belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. TS EN A2, TS EN 1808 ve TS EN standartlarında belirtilen kriterlere uygun olarak ve EK- II nin 4 üncü maddesinde belirtilen hususlar dikkate alınarak yapılır. (1) Vinçlerin periyodik kontrollerinde yapılacak olan statik deneyde deney yükü, beyan edilen yükün en az 1,25 katı, dinamik deneyde ise en az 1,1 katı olması gerekir. (2) Mobil kaldırma ekipmanlarının dıģında kalan kaldırma ekipmanları için kararlılık deneyi ise gerek görüldüğünde ilgili standartlarda belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. (3) Kapasitesinin altında kullanılacak kaldırma araçlarında beyan edilen kaldırılacak azami yük görünecek Ģekilde iģaretlenir. Beyan edilen yükün üstünde bir ağırlığın kaldırılmasının söz konusu olduğu durumlarda kaldırma aracı kaldırılacak yükün miktarı esas alınarak yukarıda belirtilen kriterler çerçevesinde teste tabi tutulmadan kullanılamaz. (Beyan yükü; kaldırma aracında iģveren tarafından beyan edilen kaldırılacak maksimum ağırlıktır.) (4) Elektronik kumanda sistemi ile donatılmıģ kaldırma ve iletme ekipmanının periyodik kontrolünde makine ve elektrik ile ilgili branģlarda periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kiģiler birlikte görev alır. (5) Ġskelelerin periyodik kontrolleri mühendislik ve mimarlık fakültelerinden inģaat ve makine mühendisliği ile mimarlık bölümü mezunları makine ve inģaat teknikeri veya yüksek teknikerleri, gemi inģası iģlerinde ise gemi inģaatı mühendisi tarafından yapılır. (6) Ġskeleler, üzerlerinde taģıyabileceği azami yük görünecek Ģekilde iģaretlenir. (**) Periyodik kontrol kriteri için referans olarak tabloda belirtilen standartlar örnek olarak verilmiģ olup burada belirtilmeyen ya da Yönetmeliğin yayımı tarihinden sonra yayımlanan konuyla ilgili standartların da dikkate alınması gerekir Tesisatlar Ġlgili standartlarda aksi belirtilmediği sürece, tesisatların periyodik kontrolleri yılda bir yapılır Elektrik tesisatı, topraklama tesisatı, paratoner tesisatı ile akümülatör ve transformatör ve benzeri elektrik ile ilgili tesisatın periyodik kontrolleri elektrik mühendisleri, elektrik tekniker veya yüksek teknikerleri tarafından yapılır Elektrik dıģında kalan diğer tesisatın periyodik kontrolleri makine mühendisleri, makine tekniker veya yüksek teknikerleri tarafından yapılır Madde de belirtilen kriterler saklı kalmak kaydı ile bir kısım tesisatın periyodik kontrol kriterleri ve kontrol süreleri Tablo: 3 te belirtilmiģtir. EKĠPMAN ADI KONTROL PERĠYODU (Azami Süre) (Ġlgili standardın ön-gördüğü süreler saklı PERĠYODĠK KONTROL KRĠTERLERĠ (Ġlgili standartlar aģağıda belirtilmiģtir.)**

241 Elektrik Tesisatı, Topraklama Tesisatı, Paratoner Akümülatör, Transformatör Yangın Tesisatı ve Hortumlar, Motopomplar, Boru Tesisatı Yangın Söndürme cihazı Havalandırma ve Klima Tesisatı kalmak koģulu ile) Standartlarda süre belirtilmemiģse 1 Yıl 1 Yıl Standartlarda süre belirtilmemiģse 1 Yıl TS ISO standardında belirtilen sürelerde 1 Yıl 21/8/2001 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de Yayınlanan Elektrik Tesislerinde Topraklamalar Yönetmeliği, 30/11/2000 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği ve 4/11/1984 tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Elektrik Ġç Tesisleri Yönetmeliği ile TS EN standardında belirtilen hususlara göre yapılır. Ġmalatçının belirleyeceği Ģartlar kapsamında yapılır. Projede belirtilen kriterlere uygun olup olmadığının belirlenmesine yönelik olarak yapılır. Ayrıca TS 9811, TS EN 671-3, TS EN A2, TS EN A1, TS EN A2 standartlarında belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. TS ISO standardında belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır. Projede belirtilen kriterlere uygun olup olmadığının belirlenmesine yönelik olarak yapılır. (**) Periyodik kontrol kriteri için referans olarak tabloda belirtilen standartlar örnek olarak verilmiģ olup burada belirtilmeyen ya da Yönetmeliğin yayımı tarihinden sonra yayımlanan konuyla ilgili standartların da dikkate alınması gerekir Tezgâhlar Makine ve tezgâhların periyodik kontrolleri EK-III, madde 1.4. te yer alan hususlara uygun olarak yapılır Makine ve tezgâhların periyodik kontrolleri, makine mühendisleri, makine tekniker veya yüksek teknikerleri tarafından yapılır Elektronik kumanda sistemi ile donatılmıģ makine ve tezgâhların periyodik kontrolü; makine veya mekatronik mühendisi ile elektrik mühendisleri ve/veya bunların teknikerleri tarafından birlikte yapılır. [R.G. 25 Nisan ] BaĢbakanlıktan: GENELGE

242 Konu : G-20 Dönem BaĢkanlığı Yönlendirme Komitesi GENELGE 2013/4 En temel küresel ekonomik iģbirliği platformu olan Yirmiler Grubu nun (G-20) Dönem BaĢkanlığı 2015 yılında ülkemiz tarafından üstlenilecektir. Bu kapsamda Türkiye; G-20 nin temel yönlendirme mekanizması olan Üçlü Yapı da (Troyka) 2013 yılı Aralık ayı baģından itibaren 3 yıl süre ile yer alacaktır. Bu süreç içerisinde ülkemiz, yalnızca küresel ekonomik gündeme doğrudan yön verme imkânını yakalamıģ olmakla kalmayacak; aynı zamanda tarihî ve kültürel açıdan çok önemli bir tanıtım fırsatını da elde etmiģ olacaktır. G-20 Dönem BaĢkanlığımıza yönelik hazırlıkları yönlendirmek, yapılacak çalıģmaları etkin ve baģarılı bir biçimde gerçekleģtirmek, bu kapsamda ilgili kurumlar arasında iģbirliği ve koordinasyonu sağlamak üzere G-20 Dönem BaĢkanlığı Yönlendirme Komitesi kurulmuģtur. Komite, ekonomik konularda genel koordinasyondan sorumlu BaĢbakan Yardımcısının baģkanlığında; BaĢbakanlık MüsteĢarı, ĠçiĢleri Bakanlığı MüsteĢarı, DıĢiĢleri Bakanlığı MüsteĢarı, Hazine MüsteĢarı ve Merkez Bankası BaĢkanı nın katılımıyla oluģturulmuģtur. Komite BaĢkanı tarafından gerekli görülmesi halinde; diğer bakanlıklar, ilgili kamu kurum ve kuruluģları, üniversiteler, meslek odaları ve birlikleri ile sivil toplum örgütleri ve özel sektör temsilcileri de Komite toplantılarına davet edilebilecektir. Komite; G-20 gündemine iliģkin her türlü hazırlığı yönlendirmeye ve koordine etmeye, gerçekleģtirilecek etkinlikleri belirlemeye, alt komiteler ve çalıģma grupları oluģturmaya ve G-20 bünyesindeki faaliyetler kapsamında ilgili kamu kurum ve kuruluģları, sivil toplum örgütleri ve diğer tüm dıģ paydaģların yapacakları çalıģmalar arasındaki eģgüdümü sağlamaya yetkilidir. Bu çerçevede, Yönlendirme Komitesi tarafından yürütülecek çalıģmalarda ihtiyaç duyulacak her türlü destek ve yardımın; bütün bakanlık, kamu kurum ve kuruluģlarınca titizlikle sağlanması hususunda bilgilerini ve gereğini önemle rica ederim. Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan [R.G. 25 Nisan ] TEBLĠĞ Gümrük ve Ticaret Bakanlığından: GÜMRÜK GENEL TEBLĠĞĠ (MAHRECE ĠADE) (SERĠ NO:2) NDE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR TEBLĠĞ (MAHRECE ĠADE) (SERĠ NO:4) MADDE 1 30/6/2002 tarihli ve sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gümrük Genel Tebliği (Mahrece Ġade) (Seri No:2) nin 3 üncü maddesinin madde baģlığı aģağıdaki Ģekilde değiģtirilmiģ ve aynı maddeye aģağıdaki fıkra eklenmiģtir. Antrepo beyannamesi tescil edilmiģ eģyanın geri gönderilmesi

243 Diğer taraftan, antrepo rejimi hükümlerine göre beyannamesi tescil edilmiģ ancak taģıttan tahliyesine henüz baģlanmamıģ veya tahliyesine baģlanmıģ olmakla birlikte antrepoya alınması tamamlanmamıģ eģyanın herhangi bir nedenle geri gönderilmek istenilmesi durumunda birinci fıkra hükümleri uygulanır. Bu durumdaki eģyanın taģıt üstünde muayenesinin yapılamadığı hallerde, eģyanın tahliye edilmeyen kısmı için ibraz edilen taģıma belgeleri üzerinden beyana uygun olduğu tespit edildikten sonra bu madde hükümleri uygulanır. MADDE 2 Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür. [R.G. 25 Nisan ] MĠLLETLERARASI ANDLAġMA Karar Sayısı : 2013/ Kasım 2012 tarihinde Ankara da imzalanan ekli Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik Pasaport Hamillerinin KarĢılıklı Olarak Vizeden Muaf Tutulmasına Dair Mutabakat Muhtırası nın onaylanması; DıĢiĢleri Bakanlığının 8/2/2013 tarihli ve sayılı yazısı üzerine, 5682 sayılı Pasaport Kanununun 10 uncu ve 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddelerine göre, Bakanlar Kurulu nca 4/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan F. ÇELĠK A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan Yardımcısı V.BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı S. ERGĠN M. MÜEZZĠNOĞLU E. BAĞIġ N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı V.Avrupa Birliği BakanıBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU E. BAĞIġ ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı Ekonomi Bakanı V. T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma BakanıKültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI M. GÜLER V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma Bakanı V.Orman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı AndlaĢmanın Türkçe ve Yabancı dil metni [R.G. 26 Nisan ]

244 TÜZÜKLER Karar Sayısı : 2013/4478 Ekli "Ticaret Sicili Tüzüğünün Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tüzük"ün yürürlüğe konulması; Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 10/10/2012 tarihli ve 6607 sayılı yazısı üzerine, Bakanlar Kurulu'nca 11/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan B. ARINÇ C. YILMAZ B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı V.BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı S. ERGĠN F. ġahġn S. ERGĠN N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği Bakanı V.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR T. YILDIZ M. Z. ÇAĞLAYAN ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı V. Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma BakanıKültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI Ġ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma BakanıOrman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı TĠCARET SĠCĠLĠ TÜZÜĞÜNÜN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASINA DAĠR TÜZÜK MADDE 1 2/2/1957 tarih ve 4/8604 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Ticaret Sicili Tüzüğü yürürlükten kaldırılmıģtır. MADDE 2 DanıĢtayca incelenmiģ olan bu Tüzük hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Tüzük hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. [R.G. 26 Nisan ] Karar Sayısı : 2013/4513 Ekli "Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıfların Tescil ve Ġlanı Hakkında Tüzük"ün yürürlüğe konulması; BaĢbakan Yardımcılığının 23/7/2012 tarihli ve sayılı yazısı üzerine, 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 104 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 25/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır.

245 Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı B. BOZDAĞ F. ġahġn E. BAĞIġ N. ERGÜN Adalet Bakanı V.Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği BakanıBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU M. Z. ÇAĞLAYAN ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI Ġ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma BakanıOrman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı TÜRK MEDENĠ KANUNU HÜKÜMLERĠNE GÖRE KURULAN VAKIFLARIN TESCĠL VE ĠLANI HAKKINDA TÜZÜK Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Tüzüğün amacı; 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfların tescil tarzı, tescilin kimler tarafından yaptırılacağı, sicillerinin ne suretle tutulacağı, Resmî Gazete de yapılacak ilanın içeriği ve hangi Ģekilde yapılacağı konularını düzenlemektir. Dayanak MADDE 2 (1) Bu Tüzük, 4721 sayılı Kanunun 104 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıģtır. Mahkeme siciline tescil MADDE 3 (1) Vasiyet yoluyla kurulan vakıflarda vasiyetnameyi açan sulh hukuk hakimi, resmi senetle kurulan vakıflarda resmi senedi düzenleyen noter, vasiyetnamenin veya resmi senedin bir örneğini yedi gün içinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne gönderir. (2) Resmi senetle kurulan vakıflarda vakfeden, ölmesi halinde mirasçılardan biri tarafından tescil talebinde bulunabilir. Vakıf senedinin düzenlenmesini takip eden üç ay içinde vakfeden veya ölümü halinde mirasçılardan biri tarafından tescil talebinde bulunulmamıģ veya vakfeden tüzel kiģi olup da bu süre içinde tüzel kiģiliği sona ermiģ ise vakfın tescili hususundaki baģvuru Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılır. (3) Vasiyet yoluyla kurulan vakıflarda vakfedenin mirasçısı veya vakfeden tarafından mirası resmen idare etmekle görevlendirilmiģ kiģi tescil talebinde bulunabilir. Vasiyetnamenin açılması tarihinden itibaren üç ay içinde bunlar tarafından tescil talebinde bulunulmamıģ ise vakfın tescili hususundaki baģvuru Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılır. (4) Vakfın tescili konusundaki baģvurular vakfedenin yerleģim yeri asliye hukuk mahkemesine yapılır. Mahkeme, evrak üzerinde ve gerekirse vakfedeni ve diğer ilgilileri de dinlemek suretiyle inceleme yaparak vakfın tesciline karar verir.

246 (5) Vakfın tesciline dair kararın kesinleģmesinden sonra vakıf, mahkeme nezdinde özel surette tutulan sicil defterine kaydolunur. Bu defterde vakfedenin ve vakfın adı, yerleģim yeri, organları, amacı ve bu amaca tahsis edilen mal ve haklar gösterilir. (6) Yetkili mahkemeye baģvuru için gerekli masraflar, ilgili vakıftan alınmak üzere Vakıflar Genel Müdürlüğünce ödenir. Tüzel kiģilik kazanma MADDE 4 (1) Mahkeme siciline tescil edilen vakıf, tescil ile tüzel kiģilik kazanır. Kararın tebliği MADDE 5 (1) Mahkeme, tescile ve tescil isteminin reddine iliģkin olarak verdiği kararı, senetle birlikte Vakıflar Genel Müdürlüğüne re'sen tebliğ eder. Merkezi sicilin içeriği ve tutulma tarzı MADDE 6 (1) Vakıflar Genel Müdürlüğünce tutulacak merkezi sicil defterinde her vakıf için bir sayfa açılır. Bu sayfadaki özel sütunlara vakfedenin ve vakfın adı, yönetim Ģekli, temsil tarzı, vakfın yerleģim yeri, vakfedilen malların ve hakların nelerden ibaret olduğu, taģınmazların yeri, tapu tarih ve numaraları (pafta, ada, parsel, sıra no), vakfın amacı, Ģartları, yönetim organları ve bunlarda yapılan değiģiklikler ile vakıf senedinin tarih ve numarası, tescile dair kararı veren mahkemenin adı ile kararın tarih ve numarası yazılır. (2) Tescil kararı ile vakıf senedinin örneği ve varsa diğer belgeler ayrı bir dosyada muhafaza olunur. (3) Sicil kayıtları ile vakıf senedi arasında bir aykırılık bulunduğu takdirde, vakıf senedinin aslına itibar edilir. Ġlan MADDE 7 (1) Merkezi sicile kaydedilen vakıf, Resmî Gazete de ilan edilir. Ġlanda, vakfedenin ve vakfın adı, vakfın yerleģim yeri, tescil kararını veren mahkemenin adı ve tescil kararının tarih ve numarası, özet olarak vakfın amacı, vakfedilen mal ve hakların nelerden ibaret olduğu, vakfedilen taģınmazların yeri, tapu tarih ve numaraları (pafta, ada, parsel, sıra no), sona erme halinde tasfiyeden artan mal ve hakların devredilmesine dair senette yazılı hüküm ve yönetim organında yer alan kiģiler belirtilir. (2) Ġlan için yapılan harcamalar ilgili vakıftan alınmak üzere Vakıflar Genel Müdürlüğünce ödenir. Yürürlükten kaldırılan tüzük MADDE 8 (1) 25/7/1970 tarih ve 7/1066 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzük yürürlükten kaldırılmıģtır. Yürürlük MADDE 9 (1) DanıĢtayca incelenmiģ olan bu Tüzük yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 10 (1) Bu Tüzük hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. [R.G. 26 Nisan ] BAKANLAR KURULU KARARLARI Karar Sayısı : 2013/4432 Giresun Ġli, Yağlıdere Ġlçesinde tesis edilecek Akköy-Espiye Hidroelektrik Santrali enerji nakil hattının yapımı amacıyla ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taģınmazların Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim ġirketi adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından acele kamulaģtırılması; Enerji ve Tabii

247 Kaynaklar Bakanlığının 18/2/2013 tarihli ve 225 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı KamulaĢtırma Kanununun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu nca 4/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan F. ÇELĠK A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan Yardımcısı V.BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı S. ERGĠN M. MÜEZZĠNOĞLU E. BAĞIġ N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı V.Avrupa Birliği BakanıBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU E. BAĞIġ ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı Ekonomi Bakanı V. T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI M. GÜLER V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma Bakanı V.Orman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı Kararın eki için tıklayınız [R.G. 26 Nisan ] Karar Sayısı : 2013/4433 Konya Ġli, TaĢkent Ġlçesinde tesis edilecek Güneyyaka Hidroelektrik Santralinin yapımı amacıyla ekli listede bulundukları yer ile parsel numaraları belirtilen taģınmazların Hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından acele kamulaģtırılması; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 18/2/2013 tarihli ve 226 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı KamulaĢtırma Kanununun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu nca 4/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan F. ÇELĠK A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan Yardımcısı V.BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı S. ERGĠN M. MÜEZZĠNOĞLU E. BAĞIġ N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı V.Avrupa Birliği BakanıBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU E. BAĞIġ

248 ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı Ekonomi Bakanı V. T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI M. GÜLER V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma Bakanı V.Orman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı Kararın eki için tıklayınız [R.G. 26 Nisan ] Karar Sayısı : 2013/4434 Balıkesir Ġli, Manyas Ġlçesinde yapılan Manyas Hidroelektrik Santralinde üretilecek enerjinin sisteme aktarılması için Manyas Hidroelektrik Santrali ile Gönen Trafo Merkezi arasında inģa edilecek enerji nakil hattının yapımı amacıyla ekli güzergâh planı ve koordinat listesinde gösterilen alanlara isabet eden taģınmazların Elektrik Üretim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaģtırılması; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 29/1/2013 tarihli ve 129 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı KamulaĢtırma Kanununun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu nca 4/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan F. ÇELĠK A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan Yardımcısı V.BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı S. ERGĠN M. MÜEZZĠNOĞLU E. BAĞIġ N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı V.Avrupa Birliği BakanıBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU E. BAĞIġ ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı Ekonomi Bakanı V. T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma BakanıKültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI M. GÜLER V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma Bakanı V. Orman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı Kararın eki için tıklayınız

249 [R.G. 26 Nisan ] Karar Sayısı : 2013/4440 Erzincan Havalimanının daimi yolcu giriģ-çıkıģ hava hudut kapısı olarak tespiti; ĠçiĢleri Bakanlığının 11/2/2013 tarihli ve sayılı yazısı üzerine, 5682 sayılı Pasaport Kanununun 1 inci maddesine göre, Bakanlar Kurulu nca 11/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan B. ARINÇ C. YILMAZ B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı V.BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı S. ERGĠN F. ġahġn S. ERGĠN N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği Bakanı V.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR T. YILDIZ M. Z. ÇAĞLAYAN ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı V. Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma BakanıKültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI Ġ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma BakanıOrman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı [R.G. 26 Nisan ] Karar Sayısı : 2013/4441 Gaziantep Ġli, ġahinbey Ġlçesi, KurtuluĢ, Saçaklı, Oğuzlar, ġenyurt, ĠsmetpaĢa, Aydınbaba, Gündoğdu, Sultanselim, Yavuzlar, Alibaba, Kılınçoğlu, Delbes, Daracık, Ulucanlar ve Ünaldı mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın riskli alan olarak belirlenmesi; Çevre ve ġehircilik Bakanlığının 22/2/2013 tarihli ve 791 sayılı yazısı üzerine, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların DönüĢtürülmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu nca 11/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan B. ARINÇ C. YILMAZ B. ATALAY B. BOZDAĞ

250 BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı V.BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı S. ERGĠN F. ġahġn S. ERGĠN N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği Bakanı V.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR T. YILDIZ M. Z. ÇAĞLAYAN ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı V. Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma BakanıKültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI Ġ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma BakanıOrman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı Kararın eki için tıklayınız [R.G. 26 Nisan ] Karar Sayısı : 2013/4442 Ġstanbul Ġli, Esenler Ġlçesi, Oruçreis Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın riskli alan ilan edilmesi; Çevre ve ġehircilik Bakanlığının 28/2/2013 tarihli ve 825 sayılı yazısı üzerine, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların DönüĢtürülmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu nca 11/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan B. ARINÇ C. YILMAZ B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı V.BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı S. ERGĠN F. ġahġn S. ERGĠN N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği Bakanı V.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR T. YILDIZ M. Z. ÇAĞLAYAN ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı V. Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI Ġ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma BakanıOrman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM

251 Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı Kararın eki için tıklayınız [R.G. 26 Nisan ] Karar Sayısı : 2013/4443 Samsun Ġli, Canik Ġlçesi, Soğuksu Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın riskli alan ilan edilmesi; Çevre ve ġehircilik Bakanlığının 7/2/2013 tarihli ve 627 sayılı yazısı üzerine, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların DönüĢtürülmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu nca 11/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan B. ARINÇ C. YILMAZ B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı V.BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı S. ERGĠN F. ġahġn S. ERGĠN N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği Bakanı V.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR T. YILDIZ M. Z. ÇAĞLAYAN ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı V. Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma BakanıKültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI Ġ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma BakanıOrman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı Kararın eki için tıklayınız [R.G. 26 Nisan ] Karar Sayısı : 2013/4444 Afyonkarahisar Ġli, Merkez Ġlçesi, Hacı Cafer, Hacı Eyüp, Hacı Nuh, Hacı Alioğlu, Mecidiye, Dairecep, GündoğmuĢ ve Karamanoğlu Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanların riskli alan ilan edilmesi; Çevre ve ġehircilik Bakanlığının 28/2/2013 tarihli ve 829 sayılı yazısı üzerine, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların DönüĢtürülmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 11/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır.

252 Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan B. ARINÇ C. YILMAZ B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı V.BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı S. ERGĠN F. ġahġn S. ERGĠN N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği Bakanı V.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR T. YILDIZ M. Z. ÇAĞLAYAN ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı V. Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma BakanıKültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI Ġ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma BakanıOrman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı Kararın eki için tıklayınız [R.G. 26 Nisan ] Karar Sayısı : 2013/4457 Ġçmesuyu ana isale hatlarının geçeceği ve depoların yapılacağı yerlerde bulunan ve ekli listede ada ve parsel numaraları belirtilen taģınmazların ġanlıurfa Belediyesi tarafından acele kamulaģtırılması; ĠçiĢleri Bakanlığının 1/3/2013 tarihli ve 6584 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı KamulaĢtırma Kanununun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 11/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan B. ARINÇ C. YILMAZ B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı V.BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı S. ERGĠN F. ġahġn S. ERGĠN N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği Bakanı V.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR T. YILDIZ M. Z. ÇAĞLAYAN ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı V. Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI

253 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI Ġ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma BakanıOrman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı Kararın eki için tıklayınız [R.G. 26 Nisan ] Karar Sayısı : 2013/4473 Adana Ġli, Yüreğir Ġlçesinde bulunan bazı taģınmazların Yüreğir Belediyesi tarafından acele kamulaģtırılması hakkındaki 16/4/2012 tarihli ve 2012/3097 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki listede değiģiklik yapılmasına dair ekli Kararın yürürlüğe konulması; ĠçiĢleri Bakanlığının 12/2/2013 tarihli ve 4574 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı KamulaĢtırma Kanununun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu nca 4/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan F. ÇELĠK A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan Yardımcısı V.BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı S. ERGĠN M. MÜEZZĠNOĞLU E. BAĞIġ N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı V.Avrupa Birliği BakanıBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU E. BAĞIġ ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı Ekonomi Bakanı V. T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI M. GÜLER V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma Bakanı V.Orman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı 4/3/2013 TARĠHLĠ VE 2013/4473 SAYILI KARARNAMENĠN EKĠ KARAR MADDE 1 Adana Ġli, Yüreğir Ġlçesinde yürütülen kentsel dönüģüm ve geliģim projeleri kapsamında bazı taģınmazların Yüreğir Belediyesi tarafından acele kamulaģtırılması

254 hakkındaki 16/4/2012 tarihli ve 2012/3097 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Karacaoğlan Kentsel DönüĢüm ve GeliĢim Projesi baģlıklı listenin 6 ncı sırasında yer alan 3263 ada numarası 3236 olarak değiģtirilmiģtir. MADDE 2 Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3 Bu Karar hükümlerini ĠçiĢleri Bakanı yürütür. Bakanlar Kurulu Kararının Yayımlandığı Resmî Gazete'nin Tarihi Sayısı 9/5/ [R.G. 26 Nisan ] Karar Sayısı : 2013/4476 Bolu Ġli, Mudurnu Ġlçesinde tesis edilecek Göksu Regülatörü ve Hidroelektrik Santralinin yapımı amacıyla ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taģınmazların Hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından acele kamulaģtırılması; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 18/2/2013 tarihli ve 224 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı KamulaĢtırma Kanununun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu nca 11/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan B. ARINÇ C. YILMAZ B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı V.BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı S. ERGĠN F. ġahġn S. ERGĠN N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği Bakanı V.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR T. YILDIZ M. Z. ÇAĞLAYAN ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı V. Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma BakanıKültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI Ġ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma BakanıOrman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı Kararın eki için tıklayınız [R.G. 26 Nisan ]

255 Karar Sayısı : 2013/4481 Ġzmir Ġli, Foça ve Aliağa Ġlçelerinde tesis edilecek Ġzdemir Enerji Elektrik (Termik- Konvansiyonel) Üretim Tesisinin yapımı amacıyla, ekli listede bulundukları yer ile parsel numaraları belirtilen taģınmazların Hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından acele kamulaģtırılması; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 6/3/2013 tarihli ve 294 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı KamulaĢtırma Kanununun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 15/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan Yardımcısı S. ERGĠN F. ġahġn E. BAĞIġ N. ERGÜN Adalet BakanıAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği BakanıBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU M. Z. ÇAĞLAYAN ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ F. ġahġn M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma BakanıKültür ve Turizm Bakanı V.Maliye Bakanı N. AVCI Ġ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma BakanıOrman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı Kararın eki için tıklayınız [R.G. 26 Nisan ] Karar Sayısı : 2013/4514 MuĢ Ġli, Merkez Ġlçesi, Kale ve Minare mahallelerinde yürütülen kentsel dönüģüm ve geliģim projesi kapsamında ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taģınmazların MuĢ Belediyesi tarafından acele kamulaģtırılması; ĠçiĢleri Bakanlığının 11/3/2013 tarihli ve 7594 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı KamulaĢtırma Kanununun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu nca 25/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdullah GÜL CUMHURBAġKANI Recep Tayyip ERDOĞAN BaĢbakan B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ

256 BaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan YardımcısıBaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan Yardımcısı B. BOZDAĞ F. ġahġn E. BAĞIġ N. ERGÜN Adalet Bakanı V.Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği BakanıBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı F. ÇELĠK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU M. Z. ÇAĞLAYAN ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve ġehircilik BakanıDıĢiĢleri Bakanı Ekonomi Bakanı T. YILDIZ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor BakanıGıda, Tarım ve Hayvancılık BakanıGümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELĠK M. ġġmġek ĠçiĢleri Bakanı Kalkınma BakanıKültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI Ġ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma Bakanı Orman ve Su ĠĢleri Bakanı M. MÜEZZĠNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık BakanıUlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı Kararın eki için tıklayınız [R.G. 26 Nisan ] Karar Sayısı : 2013/ sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında imzalanan bağlantı anlaģması uyarınca tesis edilecek 154 kv Çaykara HES TM - Kalkandere TM Enerji Ġletim Hattı Projesi kapsamında ekli haritada gösterilen güzergâha isabet eden taģınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet Ģeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik Ġletim Anonim ġirketi Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaģtırılması; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 6/3/2013 tarihli ve 296 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı KamulaĢtırma Kanununun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu nca 25/3/2013 tarihinde kararlaģtırılmıģtır. Abdu