FARUK DUMAN Köpekler için Gece Müziği

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "FARUK DUMAN Köpekler için Gece Müziği"

Transkript

1 MEHMET BEDRi GÜLTEKiN iği irl BATI ASYA B Yıl: 3 Sayı: 138 BATI ASYA İNSANLIĞIN GELECEĞİ OLABİLİR FARUK DUMAN Köpekler için Gece Müziği OSMAN ŞAHİN yazdı s.6 da ÜLKÜ TAMER VEYSEL ÇOLAK AHMET DOĞAN Not Defteri: Her Şey Paramparça Adanalı iki şair, iki kan kırmızı karanfil İlk kadın bilim şehidi: Hypatia

2

3 KAYA ÖZSEZGİN 3 DADA dan kalan Öteki çağdaş sanat akımları yanında, onlarla eşgüdümlü olmayan, akım olma iddiasından uzak, tepkisel bir çıkış olarak Avrupa da savaş rüzgârlarının ortalığı kasıp kavurduğu bir dönemde, bütün yerleşik kurallara karşı isyan bayrağını açan Dada, toplumsal bunalımın göstergesi miydi yalnızca? Yoksa onun ötesinde köle zihinlere karşı açılan savaşın bayrağını mı dalgalandırıyordu ilk kez? Soruları çoğaltabiliriz. Ancak sorular çoğaldıkça ortaya çıkan gerçek değişmeyecektir: Sanatsal amaç taşısın ya da taşımasın, üretilen her iş, iletişim kuralına bağımlı olmanın ötesinde, içerdiği mesajın bir göstergesi olacaktır. Deleuze de örneğin müziği müzikalite kavramının ötesinde yorumlarken, ya da resim sanatını çizgi-renk blokları olarak tanımlarken, genel olarak sanat eserlerinin iletişimle hiçbir bağı bulunmadığını, buna karşılık sanat eseriyle direnme eylemi arasında temel bir yakınlık bulunduğunu söylerken, belki de Dada ya göndermede bulunmuş oluyordu. İzm lerin arasından sıyrılarak, bir söylence biçiminde, o dönemin savaş dışında kalmayı başaran bir ülkesinde, sonradan adı Dadaland olarak geçecek olan İsviçre de, 1915 te ortaya çıkan ve birbiri ardına yayımlanacak olan manifestolarla kendinden söz ettirmeyi başaran bu hareket, beynin ve toplumsal düzenin çekmeceleri ni bir bir açacak olan Tzara nın kurduğu Cabaret Voltaire de, sesini doğduğu kentin dışına taşıracak, öteki büyük kentlerde taraftar bulmakta zorlanmayacaktır. Dönemin düşünsel ve sanatsal ortamı bunu gerektiriyordu çünkü O halde soruyu sormanın yeridir: Dada nın üzerinden yüz yıl geçtikten sonra, günümüzdeki anlamı nedir? Kanımca, hareketin oluşumunu bir kez daha özetlemekten çok, bu soruya vereceğimiz yanıtın bir anlamı olacaktır. Estetik bir uzlaşma Dada Manifestoları, Tristan Tzara, Çev. Elif Gökteke, Norgunk Yay. Geleneğin günümüz ortamına aktardığı kullanılabilir değerler yanında, bu değerlere sırtını dönmeyi, çağın hızla ilerleyen teknolojisiyle iletişim kurarak çağımıza özgü eserler üretmeyi, çağdaşlığın ölçütü olarak gören sanatçıların varlığı, Dada nın temelini attığı ve Hannover de kurduğu Merzbau nın müttefik bombardımanıyla yıkılmasının ardından yeni bir Merz inşasına yeşil ışık yakmakta idi. Hangi kökenden gelmiş olursa olsun, günümüzde sanatçının bireysel çıkışında, Dada nın mekanik bulguları da gündemde tutan başkaldırıcı tutumunun izlerini bulmak mümkün. Orada Duchamp ın hazır nesnelerinden ( ready- made ) muhalif entelektüel yapıtlarına kadar uzanan çok yönlü işlerinin yansımaları ya da uzantıları görülebilir sonrasının gerçeküstücüleri, Zurich te temeli atılan ve Paris te estetik bir uzlaşma ile noktalanan, festivallerle paylaşılan görüşler, bugün genelleyici bir bakışla özgür sanat diyebileceğimiz karşı çıkışın parametrelerini çizmişler ve bunu, daha sonra gelecek olan kuşaklara miras olarak bırakmışlardır larda ve arkasından gelecek olan kuşaklarda, bu mirasın tükenmez bir kaynak halinde kullanıldığına tanık oluruz. Daha 1918 deki manifestoda, Dada nın hiçbir anlam içermediğinin altı çizilmişti. Enerjiden sarhoş olmuş hayaletlere dönüşen dönemin dadacıları, günümüz sanatçılarının çokça kullandıkları yerleşik bir terim olarak kendiliğindenlik kavramında çok şey bulmuşlardı. Günümüzün sanatçıları da peşinen kabullenilmiş yöntemlerin uzağında, onları sanat yapmaya yönlendiren etkenlerin olağan akışına kendilerini bırakarak doğallığı benimsemekle, ahlâkın ve mantığın denetimini dışlamakla, öncüllerinin yolundan gittiklerini mealen yansıtmış oluyorlar. Yalnız görsel sanatları değil, edebiyatı da kapsamına alan Dada, aynı kendiliğindenliği, şiir yazımında uygulanacak pratik bir yönteme dönüştürmüştü: Bir gazeteden alınan makaleyi oluşturan sözcüklerin kesilerek alt alta dizilmesiyle yazılan şiir, Tzara nın deyimiyle Dada nın kızoğlankız mikrobunun etkisini gösterdiğini belgeleyecekti. İkinci Yeniye aralanan kapı Bu bağlamda olmasa da, aynı şeyin, bizde Cemal Süreya, İlhan Berk, Turgut Uyar gibi ikinci yeni ci şairlerden oluşan kuşağa kapı araladığını söylemek abartı olmaz sanırım. Gezgin dergi 391 in kurulmasını izleyen dönemde, ilk sayının kapağında yer alan Picabia nın mekanik çizimi gibi Man Ray in ışık-gölge kompozisyonları da, daha başka yapıtlarla birlikte yeni Dada, Sanatın Başkaldırısı, Marc Dachy, Çev. Orçun Türkay, Yapı Kredi Yay. yolu ışıklandıran çalışmalar olacaktı. Aslında kentsoylu kültürüne karşı çıkışlardı bunlar. Gerçek bir amaç olarak görülmemiş olsa da Dada nın, her şeye rağmen bir ikbal arayışı içinde bulunduğu gerçeği, taraftarlarının paylaştığı bir amaç olarak, bugün bize çelişki gibi görünmez. Bütün inkârcılığıyla bu görüşe mensup sanatçılar, tepkileri bir kenara iterek ikbal peşinde olduklarını itiraftan çekinmemekle, geleceği o günden görmüşlerdi sanki. Nitekim günümüzün onay görmeyen sanatçıları, yaptıklarının ve ürettiklerinin kabul göreceği bir evreyi zihinlerinde canlı tutmaktadırlar. Onların bu tutumu, yenilenip kitleden koptukça, sanatın karşılık görmeyeceği yolundaki kanının geçersiz olduğu inancını her zaman canlı tutmaktadır. Bu konuda ve başka konuda, kafaların önünde yer alan engelleri kaldırmayı öğütlemekten geri kalmamışlardı dadacılar. Tut ve bırakma yolundaki önerileri, bu inanca duyulan içtenliğin yıpranmaz bir örneği olmalıydı. Bir fikir sahibi olmak, Deleuze e göre, bir tekniğin içinde mümkün olabilir ancak. Bu açıdan bakıldığında, bugün artık uzaklarda kalmış olsa bile Dada nın da, yapıbozumcu teknik bağlamında, salt bir başkaldırı olarak değil, çağa özgü bir sanat düşüncesinin gelişimi açısından da etkili olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Yayın Yönetmeni Haldun Çubukçu Yazıişleri Müdürü Damla Yazıcı Sayfa Sekreteri Katkı sunanlar Görsel Tasarım Neşe Yeşiloğlu İrem Halıç, Elif Korkut, Deniz Toprak Hakan Uğurluay, Şener Soysal Sahibi Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Celal Demirel Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel Sorumlu Müdür Murat Şimşek Tüzel Kişi Temsilcisi Metin Aktaş Reklam Grup Başkanı Saynur Okuroğlu Reklam Müdürü Kamile Karakadılar Yönetim Yeri İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu / İstanbul Tel: / / Faks: Reklam Servisi Baskı: Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. Tic. A.Ş Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No:16 Bahçelievler / İstanbul Tel:

4 4 ÜLKÜ TAMER Not Defteri: Her Şey Paramparça Gerard Terborch - Woman reading a letter Karşımıza ne çıkarılırsa onu seyrediyoruz. Yarın biri iki elini kameraya uzatıp, Hayret bir şey, bakın iki elimde tam on parmak var, dese, onu da büyük ilgiyle izleyeceğiz. Niye yakınıyoruz? Türkiye nereye gidiyor? Türkiye nereye gidecek! Bizim götürdüğümüz yere gidiyor Niye Yakınıyoruz? Müzelerde değerli eşyaların yanında küçücük notlar görürüz hani. Lütfen dokunmayın diye. Ben de çevreme bakıp, Lütfen yakınmayın, diyorum. Yakınmayalım. Hatırlıyorum. Millet Meclisi Başkanvekilliği yapmış anlı şanlı bir politikacımız, ilkokul çocuklarının bile ezbere bildiği bir atasözünü söyleyemiyordu. Davul diyordu, sivrisinek diyordu, az diyordu, çok diyordu. Ancak ikinci günün akşamında başarabilmişti bunu. Hem de televizyon kameralarının karşısında. Nasıl becerdim ama! gibilerden, gülerek. Dehşete kapılmamıştık. Şaşırmamıştık bile. Biz de gülmüştük. Aslında paramparçalığın bir örneğiydi bu. Politikaya, spora, trafiğe, kent yaşamına, insan ilişkilerine bakın. Hangisi paramparça değil? Evet, yakınıyoruz. Yakınıyoruz da niye yakınıyoruz acaba? Gündelik yaşamımızın vazgeçilmez ini düşünelim. Herkesin televizyon başında toplandığı saatlerde incir çekirdeğini doldurmaz şeyleri dizi diye yayımlayanlar bizler değil miyiz? Niye yakınıyoruz? Gerçek oyuncuları elimizin tersiyle itip magazin sayfalarından sanatçı yaratmaya kalkışanlar bizler Edebiyatı Diri Tutanlar değil miyiz? Şarkıcı diye, oyuncu diye seyircinin karşısına bakımsız Herküller, besili Afroditler, yumurcak Beberuhiler çıkaranlar bizler değil miyiz? Niye yakınıyoruz? Haberler i kabul günü ya da mahalle kahvesi dedikodularıyla dolduranlar bizler değil miyiz? Niye yakınıyoruz? Doksanıncı sınıf şarkıcıların ipe sapa gelmez atışmalarını saatlerce izletenler bizler değil miyiz? Üstelik onları izlerken öfkelenmeyen, o yüce sanatçıların hepsini bağırlarına basanlar bizler değil miyiz? Niye yakınıyoruz? Belgeselleri, yayımlamak zorunda olduğumuz için hatırlayanlar, onları da gece yarılarından sonralara atanlar bizler değil miyiz? Niye yakınıyoruz? Karşımıza ne çıkarılırsa onu seyrediyoruz. Yarın biri iki elini kameraya uzatıp, Hayret bir şey, bakın iki elimde tam on parmak var, dese, onu da büyük ilgiyle izleyeceğiz. Niye yakınıyoruz? Bütün bunları yapacağız, sonra da yüzümüz kızarmadan yana yakıla, Türkiye nereye gidiyor? diye soracağız. Türkiye nereye gidecek! Bizim götürdüğümüz yere gidiyor. HHH Onlar amatör dergicilerdir. Basımevlerine, kâğıtçılara borçları vardır. Telif ücreti zaten ödeyemezler. Dergi giderleri için her ay belirli bir para ayırırlar ceplerinden. Tanıdıkları da arada bir yardım eder. Değil binaları, kiralayabildikleri bir oda bile yoktur genellikle. Bekâr bir arkadaşın evini kullanırlar. Ünlü yazarlardan yazı isteyemezler; belki istemeyi bile düşünmezler. Kendi şiirlerini, öykülerini, denemelerini, eleştirilerini yayımlarlar. Profesyonel dergilerin durmuş-oturmuşluğu, ağırbaşlılığı yoktur yayınlarında. Dünyanın kusurunu görürsünüz. Sayfa düzenleri acemicedir. Fiyakalı biçim oyunları bazen yazıların içeriklerini bile ezecek boyutlara ulaşır. Üç ay, beş ay, on ay dayanabilirler. Dergileri kapanınca yeni tasarılara yönelirler hemen. Coşkuludurlar. Profesyoneller diriliklerini korumak için ilâç kullanırken, onlar doğal besinlerden vazgeçmezler. Dirilikleri doğaldır. Varlıkları, önemleri, ancak yokluklarında farkedilen çılgınlardır onlar.. HHH Halk Sanatçısı Shakespeare Shakespeare, kuşkusuz, tiyatro tarihinin en büyük yazarlarından biri, belki de en önemlisi. Bir halk sanatçısı değil de, sadece seçkin seyircilerin ilgilendiği bir yazar olsaydı yüzyıllara dayanabilir miydi? Oyunlarını, kendi döneminde Globe Tiyatrosu nda, kimileri okuma yazma bile bilmeyen İngilizler oturmadan, ayakta seyrediyorlar, Falstaff a gülüyorlar, Iago ya küfrediyorlar, Kral Lear in acı kaderinden ibret alarak gözyaşı döküyorlardı. Ülkemizde Shakespeare le seyirci arasına zaman zaman buzdağları yerleştirildi. Onun oyunlarını anlamanın, anlatmanın, sergilemenin bir ayrıcalık olduğu düşünüldü. Ama Darülbedayi de yüce Shakespeare in bir oyununun yirmi temsili bile başarı sayılırken, Othello Kâmil, Arabın İntikamı yla Anadolu yu kırıp geçirmiyor muydu? Shakespeare i dilimize çevirirken de, sahnelerken de onun her şeyden önce gişe açısından son derece başarılı bir halk sanatçısı olduğunu gözardı etmemek gerekiyor. HHH En Çok Satan Yazarlar İşte bir liste yüzyılda ABD de kitapları en çok satan yazarların listesi. Roman-Öykü dalında yılın en çok satan kitabı listesine göz atarsak, bu açıdan en başarılı yazarın Winston Churchill olduğunu görüyoruz. Churchill, yılları arasında beş ayrı kitapla listenin tepesine kurulmuş. Onu dörder kitapla James A. Michener ile Stephen King izliyor. Listeye üç kere giren yazar yok. İkişer kere yer alan yazarlar ise Booth Tarkington, Zane Grey, Sinclair Lewis, Lloyd C. Douglas, Tom Clancy... Pearl S. Buck, Harvey Allen ve Margaret Mitchell birer kitapla, sırasıyla Sarı Esirler (The Good Earth), Anthony Adverse ve Rüzgâr Gibi Geçti yle (Gone with the Wind) listede üstüste ikişer yıl tepede yer almışlar. Peki, ya çağdaş Amerikan edebiyatının önemli sanatçıları? diyeceksiniz. O yazarlardan sadece John Steinbeck, 1939 da Gazap Üzümleri yle (The Grapes of Wrath) listede bir kere yer alabilmiş. Ama şu var: Bir zamanlar listenin tepesine kurulan Owen Wister ı, Mary Augusta Ward u, John Jeffery Farnol u bugün kimse okumuyor, kimse hatırlamıyor. Ama listeye hiç girememiş bir Hemingway, bir Faulkner her yıl yeni baskılarla genç okurlar kazanıyor. TEBESSÜM MOLASI Sadece Dürüstlük mü? Oyun yazarı Samuel Foote ile arkadaşları, hoppalığıyla ünlü bir kadın oyuncunun evlenmesini konuşuyorlardı. Biri, Evlenmeden önce kocasına daha önceki ilişkilerini anlatmış, dedi. Ne dürüstlük! dedi bir başkası. Evet, ne dürüstlük! dedi Foote: Ayrıca, ne hafıza!

5 5 MELİKE ŞENTEKİN Miramar Pansiyonu ndaki Mısır Necib Mahfuz, okurunu bir çırpıda kendi dünyasına çekiveren, bunu daha ilk sayfalarda küçük girdaplar yaratarak ve merak duygusunu sürekli diri tutarak gerçekleştiren yazarlardan Ülkesi Mısır ın yakın tarihine bakarken de küçük bir pansiyonda olan bitenleri aktarırken de aynı yöntemi izliyor, büyük olayları küçük insanlar aracılığıyla ve enfes bir dille öykülüyor Nobel ödüllü yazarın en sevilen romanlarından, diğerlerine göre biraz daha küçük hacimli diyebileceğimiz Miramar, birbirlerini hiç tanımayan ama sürgün ortak paydasında ve küçük bir pansiyonda buluşan insanların birbirlerine değen yaşamlarını anlatıyor. Dolayısıyla politika öne çıkan temalardan ama Miramar a kısa yoldan politik roman etiketini yapıştırmak büyük haksızlık olur. Ruhunu aşk, dostluk, yaşlılık, gençlikten alan ve şiirselliğini İskenderiye ye borçlu bir roman bu Çiy damlası sultanı Beyaz haleli bahar Gök suyuyla ıslak sevincin kucağı olarak tanımlıyor İskenderiye yi Mahfuz ların Mısır ını fon olarak kullanan romanın ilk bölümünde, Emir Vecdi nin yaşadıklarını kendi anlatımıyla dinleriz. Savaş nedeniyle yoksul düşmüş eski bir zengin olan Emir Vecdi, tıpkı kendisi gibi eski görkemli günlerinden uzak düşmüş Miramar pansiyonunun sahibi Mariana yla yakın arkadaştır: Seninle her zaman arkadaş olduk Mariana / Evet, her zaman / Ama hiç sevişmedik, bir kere bile. Aynı zamanda da eski bir gazetecidir kahramanımız. Yazmak düşünüp hissedebilen insanların harcıdır, gece kulüpleri ve barlardan çıkmayan zevk düşkünlerinin değil. Fakat kötü zamanlardayız. Eğitimlerini şüphesiz bir sirkte alan ve numaralarını sergileyecek en uygun saha olarak gazeteciliği seçen türedilerle, palyaçolarla çalışmaya mahkûmuz demektedir. İngilizlere karşı ayaklanmayı ve sonrasında yaşanılan devrimi yaşamış Emir Vecdi, anlattıklarıyla tarihsel bir bütünlük sağlar yapıta. Ve bir gün köyündeki feodal baskıdan bunalan genç bir kadın olan Zühre, çalışmak için pansiyona gelir. Zühre nin gelişiyle birlikte pansiyondaki her şey değişir. Emir Vecdi, genç kadını korumak için harekete geçer. Özgürlüğü elinden alınmak istenilen, Mısır ın içinde bulunduğu şartlara rağmen çalışmak için her şeyi göze alan bu genç kadın herkes için umut olur. Annesi ve babasını kaybettikten sonra büyükbabasıyla yaşayan Zühre, okula gönderilmeyip zengin bir adamla evlendirilmek istenmiş, bunun üzerine köyünü terk etmiştir. Zühre utangaç ama herkesle ve her şeyle savaşacak güce sahiptir. Bunca olumsuzluğa rağmen okuma-yazma öğrenmek için bir öğretmenden yardım alır. Mahfuz, Zühre ile birlikte yeni Mısır ı anlatırken, diğer yandan da devrim öncesini hatırlatır. Hayatı sadece sömürerek yaşamak olarak bilenler, doğrudan Mahfuz un uzmanlık alanına girmektedir zaten. Pansiyonun diğer sakinlerine gelecek olursak, zengin bir züppe olan Hüsnü Allam, kararsız bir radyo programcısı olan Mansur Bahi ve tek amacı karaborsada para kazanmak olan düşük rütbeli parti adamı Serhan el-beheri yle tanışırız. Üç genç adamın ortak noktaları kendilerinden başka kimseyi düşünmemeleri, arzularına yenik düşmeleri, kadınları kullanmaktan geri durmamalarıdır. Zühre için de birbirleriyle çatışmaktan geri durmazlar. Miramar, uzun yaşamış, çok fazla olay ve çok fazla değişim görmüş, irade gücünü yitirdiği kanısında olan ve eski kararlığımdan geriye hüsran dışında bir şey kalmadı diyen bir karakter ile ona Yaşadığım sürece sizi hiç unutmayacağım diyen genç bir kızın, Mısır ın ve İskenderiye nin romanı. Son sahne de onlar arasında: Sonra kulağına şöyle fısıldıyorum: Buradaki zamanını boşa geçirdiğini unutma. Sana neyin iyi gelmediğini öğrendiysen, bunu neyin sana iyi geleceğini anlamanın bir tür büyülü yolu olarak da düşünebilirsin. Miramar Necip Mahfuz Kırmızı Kedi Yayınevi 176 s.

6 6 OSMAN ŞAHİN FARUK DUMAN DAN KÖPEKLER İÇİN GECE MÜZİĞİ Topraktan da gelen yağmurun romanı cekmiş gibi gözünün önünden akıp gittiğini duyumsar. Her şeyi başka ve doğru dürüst bildiğini zannetme! Yollarını iyi bildiğini falan... Doğrusu bu ormanda hava karardığı zaman her şey yeniden başlar. Her şey başka bir şeye dönüşür. AvcıAtmaca, aklına geleni yapan, cigara içeceğim diye dışarı çıkıp ta on gün sonra eve dönen biri. Bir doğa ve orman adamı. Orman onu kendine benzetmiştir. Gece karanlığında uçan serçeyi vuracak kadar usta bir atıcıdır. Yılanı yılan gibi, yanındaki köpekle köpek, atıyla at olabilen, garip öyküler, imalı konuşmalar yapan biri. Kara Zühre nin buruş buruş olmuş ellerinin, yüzünün anlatımı ünlü Rus yönetmen Andrey Tarkovski nin Mühürlenmiş Zaman kitabındaki: Buruşuk zaman, yaşlanmanın belirtileri, eskinin büyüsü, mühürü ve pasıdır. sözlerini doğrular nitelikte. Kara Zühre çevresi ve orman hayatıyla bütünleşmiş, kendisiyle barışık biri. Bir masal anası da diyebiliriz ona. AvcıAtmaca, Kara Zühre, köpek, yosunla kaplı orman evinin ete kemiğe bürünmüş yansımaları gibi. Orman sonu olmayan bir zincir gibi uzanır önlerinde. Gecenin ürpertici, korku dolu güçlerini, insanı iliklerine kadar hissettiren bir doğadır bu. Bir dil ve kurgu ustası Bütün bu olan bitenler Tarık, Filiz çiftine akıl almaz derecede şaşırtıcı gelecektir. Daha önce yaşadıkları modern hayattan, birden bire hangi çağı yaşadığı belirsiz olan, orman, yağmur ve zamanın birbirine açıldığı, her yandan nefes alan dev bir ciğer gibi soluyan, sağda solda gizli gözler sezilen, bilinmedik, tanınmadık bir ortama düşmüşlerdir çünkü ili, kurgusu, atak, canlı anlatımı ile yoğun bir doğa romanıdır Köpekler İçin Gece Müziği. Tarık, Filiz çifti, aşk dolu ilk zamanlarda her saçma güzelliği, deliliği paylaştıkları günler gerilerde kalmıştır. Bildikleri her şey tekrarlara dönüşmüş bir çifttirler. Tarık ın yaşlı, hasta anasını ziyaret etmek için arabaları ile yola çıkarlar. Arabayı Tarık kullanmaktadır. Yolu kısaltmak için, terkedilmiş eski asfalt yola sürer arabayı. Asfalt yol yer yer çatlamış, çatlaklar arasından otlar çıkmıştır. Arabanın motorundan alışılmadık gürültüler yükselir birden. Gürültü yaklaşmakta olan bir tehlikeyi haber verir gibidir. Tarık, önlerine çıkan yaban hayvanını ezmemek için direksiyonu sola kırıp, el frenini çekince uçuruma yuvarlanmaktan son anda kurtulurlar. Araba uçurumun ucunda aslı kalmış, ön tekerlek boşa dönmekte, dahası araba karnının üstüne toprağa oturmuştur. Tarık, başından, bacağından yaralanmıştır. Arabadan inmeye ça- D Köpekler İçin Gece Müziği Faruk Duman Can Yayınları 136 s. lışırlarsa da başaramazlar. Birden AvcıAtmaca adı ile bilinen avcı yardımlarına koşar, çifti arabadan indirerek çevresi devasa orman ağaçlarıyla örtülü, gizemli, yer yer çürümüş, yeşil yosunlarla kaplanmış ahşap bir orman evine götürür onları. Gizim ve ürperti dolu bir orman Tarık, Filiz çiftinin daha önce hiç görmedikleri, bilmedikler, ucu bucağı belirsiz orman evine savrulmaları yüzlerine vuran şaşkınlıklarından bellidir. Köpekler İçin Gece Müziği romanın temel mekanı, tahtaları yer yer çürümüş, yosun tutmuş orman evi ile yağmur, sis ve uçsuz bucaksız orman ile AvcıAtmaca, Kara Zühre, Murat, Kahve adıyla bilinen at ve köpek olacaktır. Bütün bu olan bitenler Tarık, Filiz çiftine akıl almaz derecede şaşırtıcı gelecektir. Daha önce yaşadıkları modern hayattan, birden bire hangi çağı yaşadığı belirsiz olan, orman, yağmur ve zamanın birbirine açıldığı, her yandan nefes alan dev bir ciğer gibi soluyan, sağda solda gizli gözler sezilen, bilinmedik, tanınmadık bir ortama düşmüşlerdir çünkü. Ağzını kocaman açmış, sessizce gerinen, inleyen, açılan büyük, çok büyük, çağlar öncesi bir vahşi hayvanın ölçüsüz uzuvlarını andıran, içinde sayısız mağaralar gizleyen ormanın koyu sessizliğini, kapısız, geçitsiz bir duvara benzeyen... Uzun, kaslı yüzünde derin yara izleri olan AvcıAtmaca nın Filiz e söyledikleri Binbir Gece Masalları ndaki diyaloglara benzemektedir: Zamanı kaçırmayacaksın, insan kendi zamanını elinden bir kez kaçırmaya görsün, o kayıp zamanın içinde yaşamanın hiç bitmeye- AvcıAtmaca ile Kara Zühre nin konuşmalarından, orman yaşamlarından gelen düşünce yapıları açık seçik sezilir. İkisinde de ormanca bir dayanışma ve sezgi gücü vardır. İkisinin de anlatıları ilginçtir: Orman, bebek sesleri çıkararak ağlayan, eti, derisi olmayan, safi kemik olan, hiçbir şey yemeyen masal hayvanı unutulamaz. Faruk Duman bu anlatımıyla okurlarını Binbirgece Masalları nın gizemli dünyasına götürüyor. Uçsuz bucaksız ormanın içi dışı değişik korkularla dolu bir kulübe. Ve isimleri belirsiz olmuş hayvanları, eriyen uçurumları yalın bir dille anlatıyor. Hızırın yağmuru. Hızırın deresi, atına biner gibi kendi deresine binip giden Hızır Söylem, olağanüstü güzel. Ve bu bölüm bana, Meksikalı ünlü yazar Traven in anlattığı Kızılderililerin dünyasını anımsattı. Bir dil ve bir kurgu ustasıdır Faruk Duman. Dalların suyun ağırlığıyla eğilip kırıldığı, ağaçların gövdelerini sokum sokum parlatıp gün yüzüne çıkardığı... AvcıAtmaca ise, ünlü Japon yönetmen Akira Kurusowa nın Dersu Uzala filmindeki Moğol asıllı yaşlı avcıyı andırıyor. Yazar hemen her bölümde ormanı, sisi ve orman evini anlattığı halde, hiçbir bölüm birbirine benzemiyor. Başlı başına bir ışık, orman, doğa, yağmur ve her an renk değiştiren sis betimlemeleriyle dolu. Ünlü romancımız Yaşar Kemal den sonra doğayı, ormanı, yağmuru, sisi ve orman yaratıklarını en iyi anlatan romancımız Faruk Duman dır. Kısa, atak, canlı, sık örgülü modern bir romanla karşı karşıyayız. Gizem yüklü, ucu bucağı görünmeyen, her an, her saat alâ rüzgârlı serptiren yağmur, sis üre-

7 ten, renk değiştiren ormanın içindeki gizli yaşamları, tehlikeleri, börtü böceği yazar, büyük bir başarıyla anlatıyor. Her sözcüğün özenle seçildiği, en küçük sarkmaların olmadığı, ayrıntılara boğmadığı, kendi içinde felsefesi olan, okurun alışılmış düşünce kalıplarını çözen, yüksek tempolu bir anlatım....henüz gürültüsü duyulmamış bir gürültüyü, henüz iz olmamış bir ayak izi gibi. Zaman zaman, ormanın bu tarafından, kan yağmurları geliyor. Bu kan yağmurları kimin kanıdır ve nasıl olup da koca ormanın üstünü aşmakla buralara gelmiştir? gibi gerçeküstücü anlatımlarla bezenmiş roman devam ediyor: Orman her yerinden nefes alıyordu. Orman başlı başına bir ciğere dönüşmüş, nefes alıyor, sağda solda gizli gözler beliriyordu. Yağmurun uğultusu vardı, sonra sanırsın bir at sürüsü... Gece koyu mu koyu, bir yağmur olmuş akıyordu. Karanlığın içinde iri ışık damlaları beliriyor. Göğü yararak bir kılıç gibi damlalar ansızın parlayıp yitiyordu. gibi, anlatımlarla başyapıt düzeyine çıkarıyor Faruk Duman, romanını. Kolay dile gelmeyecek, yaşanmış, yaşanmakta olan hayatların, derinliklerine götürüyor okurlarını. Yalın, işlek kurgulu diliyle okurlarda okuma isteği yaratıyor. Yeni anlatım biçimleri ile bazen masalımsı, bazen de Kafkavari, gerçeküstücü anlatımlara ulaşıyor. Filozofça anlatım Filiz ile Tarık ın kulübede, kanepenin üstünde kucak kucağa uzanmış uyukladıkları bölümde, renkler, ışıklar ve görsel anaforların anlatımı olağanüstü. Tarık uçurumun ucunda bıraktıkları arabayı düşünür hep. İçine düştükleri talihsiz durumu ustaca tasarlanmış bir oyun gibi gelir ona. Belki de arabaları, uçurumla birlikte kopmuş, uçmuştur aşağılara. Bulundukları or- 7 tamdan nasıl kurtulacaklardır? Terk edilmiş, çatlamış eski asfalt yola çıkabilirse kurtulacağını sanmaktadır Tarık. Tarık bunları düşünürken dışarıda ırmak ve yağmur tanrıları kolları sıvamıştır. Dur durak bilmeksizin gece gündüz yağıyor. Eski yosunla kaplı dev kulübe öyle bir mekândır ki bir ucu ormanın, yağmurun bilinmezine, masala karışmış gitmiş gibidir. Zaten Tanrı ve Hızır da böyle yerlerde yaratılır. Gece gündüz şimşek çakan, yağmur yağan, seli sele katan, bütün korkuların, karanlığın, çakan şimşeklerin gizemiyle depolanmış, uçsuz bucaksız orman mitosu. Gizli görüntüler, sisler, yağmur zehirli dikenler, yılan ve kurtlardan oluşan bu zengin malzemeyi, kalemi ile patlatacak bir güce eriştirmektedir Faruk Duman. Ve sırası gelmişken söyleyeyim, filme çekilirse çok iyi, Luis Bunuel tadında gizemli bir film olabilir Köpekler İçin Gece Müziği Romanın bazı bölümlerinde önceleri hiçbir romanda, öyküde rastlamadığım sözcükler, deyimlerle karşılaşıyoruz. Fındıklayarak gitmek, çokrayarak akmak, insanı ensesiyle görmek, dünya dünya olalı yağmur gibi kırbaç gördün mü acaba?, Fizanlanarak, bıçak sinekleri, köpeklere afiyet olmak, asırlık bir çamın gövdesinden süzülüp düşmüş sakız gibi sakız olan adam, rüzgâr yeniden çıkmış, dalların arası ıslıklanmıştı, gibi. Filozofça anlatımlara da rastlıyoruz: Ateş bize kayıplarımızı anımsatır. Çünkü kendisi başlı başına bütün kayıpların nedeni ve taşıyıcısıdır. Tek başına cehennemi temsil edecek kadar güçlü bir nesne söyleyin? Cehennem kaybedicidir, doğurmaz... Ormanlı bir bölümle yazımı bitiriyorum: Orman çok sık dokunmuş, otlardan, sarmaşıklardan, yamru yumru köklerden, dallardan oluşmuş bir ilmektir aslında. Öyle bir afet yağmur ki, dur durak bilmeyen, uğultulu ala rüzgarlı serptiren, savuran... Yalnızca gökyüzünden değil, topraktan da gelen bir yağmur bu...

8 8 9 CÜNEYT AKALIN İR İL B A L O İ Ğ E C E L E G IN IĞ L N BATI ASYA İNSA MEHMET BEDRİ GÜLTEKİN İN PENÇLİ AÇILIMI Batı Asya Birliği projesi bir çözümdür. Çözümler ihtiyaçların dayatmasıyla ortaya çıkarlar. Bugün Batı Asya da yer alan belli başlı ülkelerin tümü (Türkiye, İran, Irak, Suriye ve Azerbaycan) büyük ve benzer sorunlarla boğuşuyorlar. Dolayısıyla köklü bir çözüme ulaşmayı bölge çapında düşünmek kaçınılmaz oluyor ehmet Bedri Gültekin in ne zamandır merakla beklenen kitabı Batı Asya Birliği, 5 Ülke 5 Deniz kitapçılarda. Konusunda ilk olan kitap, bildiklerimize benzemiyor. Adı bile değişik. 5 ( penç) Batı Asya kültüründe özel yeri olan bir sayı. Halk arasında daha çok tavlada kullanılan penç sözcüğü Pencap Vadisi, Pencap eyaleti, Pançayat (yerel-yönetim sistemi) vb. temel kavramlarının kurucu unsuru. M. Bedri Gültekin okuru pençli kapıdan Batı Asya nın damarlarına, gerçeğine taşıyor. M. Bedri Gültekin in kitabı iki temelde yükseliyor: - Batı Asya Birliği kavramının açılması, BAB düşüncesinin irdelenmesi, - Batı Asya Birliği ni yaratan tarihsel, kültürel, ekonomik vb. birikimin unsurlarının irdelenmesi. Diğer bir deyişle, Mehmet Bedri Gültekin hem projeyi ortaya atıyor hem de çıkması olası itirazları baştan yanıtlamaya çalışıyor. Mehmet Bedri Gültekin ile kitabı hakkında söyleştik: M Birlikte çözüme zorlayan kader ortaklığı n Batı Asya hakkındaki yanlış düşünceleri ele alarak teker teker çürütmeye çalışmanız önemli. Ancak, söyleşide Batı Asya Birliği projesi üzerinde yoğunlaşalım. Büyük, yeni iddia bu; şu soru ile başlayayım: Nerden geldi aklınıza böyle bir kitabı yazmak? Batı Asya Birliği projesi bir çözümdür. Çözümler ihtiyaçların dayatmasıyla ortaya çıkarlar. Bugün Batı Asya da yer alan belli başlı ülkelerin tümü (Türkiye, İran, Irak, Suriye ve Azerbaycan) büyük ve benzer sorunlarla boğuşuyorlar. Dolayısıyla köklü bir çözüme ulaşmayı bölge çapında düşünmek kaçınılmaz oluyor. Batı Asya milletlerinin kaderi her zaman ortak oldu. Ama bu ortaklık hiçbir zaman bu kadar güçlü olmadı. n Batı Asya tanımlamasının doğru olduğu, Ortadoğu kavramının İngiliz uydurması olduğu açık. Mao nun kendisine Uzakdoğu sözcüklü Batı Asya Birliği Beş Ülke Beş Deniz Mehmet Bedri Gültekin Kaynak Yayınları 248 s. dan değil, ona öngelen neolitik dönemden de kalan zengin bir mirasa sahiptir. Urfa Göbeklitepe deki büyük tapınağın tarihi İsa dan 10 bin yıl öncesine kadar gidiyor. Ayrıca Batı Asya tarihsel miras açısından dünyanın Mısır ve Çin gibi diğer eski uygarlıkları ile kıyaslanmayacak bir çeşitliliğe sahiptir. Bölge kavimler kapısıdır. Afrika, Asya ve Avrupa arasında 70 bin yıldan bu yana yaşanan göçlerin köprüsü olagelmiştir. Köprüden geçen her topluluk, kendisinden bir şeyler bırakmış geriye. Bütün tek tanrılı dinlerin çıkış yeri de Batı Asya dır. Kısacası dünyanın neresinde yaşıyor olursa olsun, bütün halkların tarihlerinde Batı Asya nın mutlaka bir yeri vardır. (Bir yere kadar Doğu Asya halkları bu genellemenin dışında tutulabilir) Yani Batı Asya bir anlamda bütün insanlığın geçmişidir. Bütün bunlardan dolayı Batı Asya, tarih ve kültür turizmi açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Bölgenin fosile dayalı enerji kaynakları bir gün bitecek. Ama eşsiz tarihinin ürünü olan kaynaklar bitmek bir yana, zaman geçtikçe daha da büyüyecek, bölge açısından büyük bir zenginlik ve refah anlamına gelecektir. bir soru soran gazeteciyi, Kime göre uzak? diye makaraya sardığını biliyorum. Nehru da Ortadoğu yerine Batı Asya tanımını kullanmış. Peki ama bu duyarlılık neden son zamanlarda kendisini hissettirdi? Batı Asya ülkeleri arasında birlik fikri yeni değil. Emperyalizmin bölgeyi ayrı ayrı devletlere böldüğü Birinci Dünya Savaşı nın hemen arkasından gerek Türkiye de, gerekse Suriye ve Irak ta yeniden bir araya gelme arayışlarının başladığını biliyoruz. Mustafa Kemal Atatürk ün Suriye ve Irak la konfederasyon arayışı üzerine geniş bir incelemesi, Teori dergisinin Haziran 2010 tarihli sayısında yayınlandı. Kitapta da bir bölüm olarak yer alıyor. Aynı şekilde Atatürk ün inisiyatifiyle Irak, İran ve Afganistan ile birlikte oluşturulan Sadabad Paktı da Batı Asya ülkeleri arasında bir birlik arayışıdır. Günümüze gelince; Bölgemiz, 20. yüzyılın başında uğradığı sömürgeleştirme saldırısının ardından ikinci bir emperyalist saldırı ile karşı karşıyadır. Afganistan, Irak ve Suriye nin bugüne kadar verdikleri insan kaybı ve uğradıkları yıkım, Dünya savaşından yenilgiyle çıkan Osmanlı devletinin kayıpları ve yıkımıyla kıyaslanabilir, hatta daha fazla olduğu da söylenebilir. Daha önemlisi saldırı ve yıkım devam ediyor. Türkiye de iç çatışma ve terör bataklığının içine çekiliyor. İşte bütün bu gelişmeler 1990 larla birlikte gündeme olanca ağırlığıyla oturdu. Bu durumda sorunun çözümü üzerinde düşünülürken Batı Asya ülkelerinin birliği fikri üzerinde daha fazla düşünülmesi kaçınılmazdır. Sorunlar ağırlaşınca duyarlılığın artması da normaldir. Batı Asya Birliği: Herkesin talebi Neden beş ülke n 5 Deniz adlandırmasını anlıyorum ama 5 ülke diye sınırlamak niye? Filistin, Ürdün, Lübnan, Gürcistan Batı Asya nın parçaları değil mi? Mısır ı da Batı Asya dan sayamaz mıyız? Beş ülke (Türkiye, İran, Irak, Suriye ve Azerbaycan) Batı Asya coğrafyasının başlıca ülkeleridir. En önemli ülkeleridir de diyebiliriz. Öte yandan Lübnan, Ürdün ve Filistin tarihi olarak hep Suriye coğrafyasının bir parçası olagelmişlerdir. Tıpkı Kuveyt in Irak ın bir parçası olması gibi. Azerbaycan ı içine alacak Batı Asya Birliği Kafkaslar ın güneyindeki diğer ülkeler açısından da dışında kalınamayacak bir cazibe merkezine dönüşecektir. Onun için Batı Asya Birliği muhtemelen zaman içinde bütün bu ülkelerin hepsini kapsayacaktır. Ama bugün için, Batı Asya Birliği hangi ülkelere dayanacak sorunu üzerine düşünürken, böyle bir birliğin gerekliliği üzerine düşünen ve tartışan ülkelerden hareket etmek daha doğrudur. Mısır a gelince: Elbette konumu itibariyle Mısır her zaman Batı Asya ile ilişkide olmuştur ve gelecekte de olacaktır. Ama Mısır Batı Asya dan çok Libya ve Sudan gibi komşularıyla iliş- kide olmuştur. Nitekim 1960 ve 70 lerde adı geçen ülkeler ile birleşme denemeleri yaptığını biliyoruz. Şimdi yaşamakta olduğumuz yeni Bölgesel Birlikler döneminde Mısır ve komşuları yaşamakta oldukları sorunları aşarak kendi aralarında bir bölgesel birliğe gideceklerdir. Dünyanın dördüncü büyük ekonomik gücü Batı Asya Birliği nin büyük bir ekonomik potansiyel taşıdığı ortada. Üstelik ekonomik temeli inşa etmek hem daha gerçekçi hem daha kolay görünüyor. Ne var ki bu noktada somut önerilere rastlamadım. Kitap konusu itibariyle ekonomik olarak ayrıntılı projeler sunmak gibi bir iddiaya sahip değil. Ama bugün 3 milyon kilometre kare üzerinde toprağa, yaklaşık 2.5 trilyon dolar GSMH ya, 250 milyon kadar nüfusa ve bir yandan önemli bir sanayi altyapısı ile genç ve yetişmiş insan potansiyeline, öte yandan dünyanın en zengin enerji kaynaklarına sahip bir bölgenin birleşmesi durumunda sahip olacağı gelişme olanaklarına dikkat çekilmiştir. Evet, Batı Asya ülkelerinin birleşmesi durumunda orta vadede dünyanın dördüncü büyük ekonomik gücü (Çin, ABD ve AB den sonra) ortaya çıkacaktır. Bu kesindir. Böylesi bir bölgesel projenin mutlaka ekonomik temeli olmalı. Bunu siz de belirtiyorsunuz. Çok renkli turizm pro- jesi yaklaşınız var. Kültürel yakınlık kesin ama siz turizme sanki biraz fazla önem atfediyorsunuz. Turizm faaliyeti bilindiği üzere başlıca iki amaçlı olarak yapılıyor: Birincisi dinlenme amaçlı. Deniz, kum ve güneş bakımından zengin olan ülkelere yönelik olarak gerçekleştiriliyor. İspanya, İtalya ve Yunanistan turizmin bu yönüyle ilgili olarak yaptıkları yatırımlar sonucunda her yıl yüzmilyarlarca dolar ile ifade edilen gelirler elde ediyorlar. Deniz, kum ve güneş Batı Asya da fazlasıyla var. Ama Batı Asya da dünyanın hiçbir yerinde aynı zenginlikte olmayan bir başka turizm nedeni daha var: Batı Asya, insanoğlunun uygarlığa ilk adımlarını attığı yerdir. Bölge sadece beş bin yıllık uygarlık tarihi açısın- n Batı Asya Birliği ni sadece bizim istememiz yetmez. Öteki ülkeler/halklar ne diyor? Batı Asya Birliğinin önündeki en büyük engel bugün AKP iktidarıdır. Suriye, Irak ve İran yönetimler düzeyinde son yirmi yıl içinde her vesileyle ekonomik alanda işbirliğinden başlamak üzere böyle bir birliğe sıcak baktıklarını defalarca açıkladılar. Beşar Esad başta olmak üzere Suriye devleti yöneticileri, Türkiye ile sınırı bile kaldırmaya hazır olduklarını belirttiler. Biliyorsunuz 2011 öncesinde Türkiye ile ortak kabine toplantıları bile yaptılar. İşgal öncesinde aynı tavır Irak açısından da söz konusuydu. Irak ta bugün bütün ülkeye hakim bir merkezi otorite yok ama Irak ın toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygılı bir Türkiye, bu ülkeden fazlasıyla olumlu karşılık bulacaktır. İran, Türkiye ye; Avrupa Birliği yerine kendileri ile bir ekonomik birliğe girmesini sürekli söylüyor. Azerbaycan ın Türkiye ye ilişkin politikası bilindiği üzere tek millet iki devlet sözlerinde ifadesini bulan son derece sıcak bir yaklaşımda ifadesini bulmaktadır. İran, Irak, Suriye ve Lübnan arasında emperyalist tehdide karşı işbirliğinin son yıllarda geliştiğini ve bu ülkelerin güvenlik başta olmak üzere çeşitli alanlarda ortak hareket ettiklerini biliyoruz. İran Azerbaycan ilişkileri de son yıllarda gelişmiştir. Kısacası Batı Asya Birliği açısından bütün koşulların son derece elverişli olduğu bir dönemin içindeyiz. Kritik ülke Türkiye dir. Ankara da bir milli hükümetin kurulması Batı Asya Birliği ne giden en önemli adımın atılması anlamına gelecektir. n Kitabınızın başka dillere çevrilmesi konusunda bir girişim var mı? Bu konuda henüz somut bir girişim olmadı. Ama Şam üniversitesinden arkadaşım ve kitaba da değerli bir önsöz yazan Prof. Dr. Mehmet Yuva kitabın Arapçaya çevrilmesinin çok iyi olacağını ve bu konuda gerekli girişimlerde bulunacağını söyledi. Ayrıca Hindistan da bazı dostların kitabın İngilizceye çevirisi ile ilgilendiğini duydum. Kitabın özellikle bölge ülkelerinde ilgi yaratacağını umuyorum.

9 10 AHMET DOĞAN İlk kadın bilim şehidi: HYPATIA Efsane, kilisenin kışkırttığı yobaz sürüsünün Hypatia ya saldırıp onu çırıl çıplak soyması ve işkenceyle etlerini doğrayarak katletmesiyle sona erer O vahşetten bu yana Hypatia bir efsane kahramanıdır tinalı filozof (MÖ ) Sokrates. Şehrin tanrılarını tanımamakla, yeni tanrılar yaratmakla suçlanıyor. Sapkın yani. Bir de gençleri otoriteye direnmeye kışkırtmak, yozlaştırmakla. Devlet özel bir jüri kurarak yargılıyor Sokrates i. Aslında alınan kararı onaylatmak için. Düzen sağlanacak! Sizin kurduğunuz şehir heybetli bir at, ben bu atın üzerine konmuş bir at sineğiyim diyor jüri önünde Sokrates. O tembel atı tembellikten koruyorum diyor. Yargılanırken bile eyvallahı yok Yargı kararı: Ölüm Hücresinde baldıranı içiyor. Utopia nın yazarı İngiliz düşünür ( ) Thomas More. Gözü kara yargıç. Dahi hümanist diye anılır. Savunduğu; kadın erkek eşitliği, çalışma saatlerinin azaltılması, ilköğretimin zorunlu ve parasız olması, yurttaş sağlığı. Kendisi dindar. Ancak kilisenin baskılarına karşı çıkıyor. Kral VIII. Henry in dostu. Henry parlamentoya baskı yaparak kendisini kilisenin başı ilan ettiriyor. More ona da karşı çıkıyor. Yargılıyorlar, pişmanlık (!) dileniyorlar. Dik başı ve erdemi kiliseye, Kral a çok geliyor. Başını kesiyorlar. İtalyan bilimci, filozof ( ) Giordano Bruno. Dinin dogmatizmine karşı aklı ve deneyi savunuyor. Modern bilimin öncülerinden yıldır değişmeyen, okullarda okutulan ve kilisenin dogmala- A İskenderiyeli Hypatia Soner Tuna Bilim ve Gelecek Kitaplığı 64 s. rı haline gelen Aristoteles geleneğine dikleniyor. Aristoteles in hareketsiz dünyamerkezli evrenine karşı, Kopernik in Güneşmerkezli evrenini savunuyor. Yer Güneş etrafında dönen hareket halinde bir gezegendir. Bruno savunduklarıyla Aristoteles geleneğine bağlı kilisenin, dolayısıyla Tanrının itibarını sarsmıştır. Dizginsiz bir kinle yargılarlar Bruno yu Diri diri yakıyorlar. Modern bilimin tartışmasız öncüsü ( ) Galilei Galileo. Matematikçi, fizikçi, gökbilimci Deneyi ve matematiği bilimin merkezine yerleştirir. Dolayısıyla kanıtlamayı. Kuvveti Tanrının bahşettiği güç olmaktan kurtarır. Kuvvetin maddenin hareketine bağlı bir güç olduğunu kanıtlayarak gösterir. Tüm evren bu hareket yasalarına bağlıdır. Dünya da dönüyordur elbette. Aristotelesçi kilisenin itibarı iyice sarsılmıştır. Yargılarlar Galileo yu. Ev hapsinde ölüme sürüklerler Ama dünya yine de dönüyordur O denli çok ki öldürülenler. Bilimci, sanatçı, aydınlanmacı Birkaç çarpıcı örnek sıraladıklarımız. Yakın tarihimizde bile onlarcası var. Öldürülen ya da yaşamı zindan edilen. Katlin çıkışı aşağı yukarı aynı: Bağnazlık dayanaklı iktidarlar. İsa dan önce ve İsa dan sonra. Kinleri, acımasızlıkları bir türlü dinmez. İskenderiyeli Hypatia Bu tükenmez insan düşmanı kin, 414 yılında tüm vahşetiyle Hypatia üzerine çullandı. İsmi güzel, cismi güzel, aklı güzel ilk kadın matematikçi Hypatia üzerine... İskenderiyeli Hypatia Soner Tuna nın enfes çizgileriyle Bilim ve Gelecek Kitaplığı ndan çıktı. Bir çırpıda okunacak bir çizgi roman. Okuma bilen neredeyse herkesin okuyabileceği bir kitap. Hypatia 370 yılında limanları, ticareti, bilginleriyle ünlü kültür merkezi İskenderiye de doğdu. Babası Theon İskenderiye Üniversitesinde matematik ve gökbilim üzerine dersler veren bilimci. Öklid ve Ptolemius araştırmaları ile gökbilim üzerine yazdıkları günümüze kadar ulaşmış. Kızı Hypatia ile yaşamaktadır. Kızının öğretmenliğini de yapar Theon. Sadece matematik değil, sanat dersleri de alan Hypatia, olgunluğa eriştiğinde Roma ve Atina ya gider. Orada dersler alır. İskenderiye ye döndüğünde yetişmiş bir araştırmacı, yetkin bir matematikçi felsefecidir. Üniversitede dersler vermeye başlar. Kısa sürede bilimsel yetkinliği, erdemli kişiliği ve de güzelliğiyle İskenderiye de destansı bir saygınlığa ulaşır. İskenderiye Üniversitesi o yıllarda özgürlüklerin hâkim olduğu bir eğitim kurumudur. Aslında şehir de bir hoşgörü şehridir. Farklı inançtan, farklı kültürden insanlar barış içinde yaşar İskenderiye de. Mısırlı, Yunan, Yahudi Şehri Romalı Vali yönetir. Öğrencisi de olan Vali Orestes Hypatia ya âşık olur. Ancak Hypatia bu aşka ilginç bir yanıt verir. İnsanın iç âlemi fiziksel âlemin çok ötesindedir türünden. Bir anlamda tensel ilişkinin küçümsenmesi gibi Orestes le dostlukları sürer. Diğer yandan Hristiyanlık hızla yayılmaktadır. Yayılmacılar Hristiyanlık dışı anlayışları denetim altına almak zorundadır. Bu nedenle hırslı bir saldırganlık içindedirler. Bu hırs dengeleri bozar. Özellikle acımasız Cyril in başrahip olması gemlenemez bir saldırganlık yaratır. Cyril Hypatia nın hem de kadın olan Hypatia nın saygınlığına kinlidir. Bu kin karşısında Hypatia nın matematik üzerine yaptığı çalışmalar, gökbilim üzerine incelemeleri, felsefe araştırma ve derslerinin değeri yoktur. Hatta Hypatia nın varlığı Cyril in hükümranlığı önünde engeldir. Efsane, kilisenin kışkırttığı yobaz sürüsünün Hypatia ya saldırıp onu çırıl çıplak soyması ve işkenceyle etlerini doğrayarak katletmesiyle sona erer O vahşetten bu yana Hypatia bir efsane kahramanıdır. İskenderiyeli Hypatia bu hüzünlü efsanenin kitabı. Diğer yanıyla güzel, bilge, ilk kadın matematikçi nin erdemli yaşamının kitabı. Kitabın yayımlandığı sıralarda, büyük matematik ödülü Fields Madalyasını Meryem Mirzanaki nin alması çok güzel bir rastlantı. Meryem Mirzanaki İranlı kadın matematikçi. Ve bu ödül ilk kez bir kadına veriliyor Öldüren insanlık ve ödüllendiren insanlık.

10 EMEL TELCİ 11 Kötülüğün doğasını sorgulamak Cicero, belki de haklı bir şekilde şu tespiti yapar: Tarlasını sürmekte olan bir kimse, kötülük yapmayı aklına getirmez. Bu tespit, kötülüğün boş kalmaktan, amaçsız kalmaktan ya da dahası inançsız kalmaktan kaynaklandığı konusundaki ortaçağ tezinin bir tezahürüdür. Kötülük, nicedir safi anlamda şeytanla ilişkilendirilen bir kavram olarak gündelik yaşamımıza gireli beri de, tüm kötülüklere aranan bahanelerin yönü, bu metafizik varlığa doğru evrildi. Ancak çeşitli kötü vakaları birebir inceledikçe bu genellemenin yanıltıcı büyüsü de daha belirgin hale gelmeye başladı gözümüzde. Şimdi durup kendimize sorma zamanı: Kötülüğün doğası nedir? Bir Kötülük Türü Olarak Cinayet Akla gelen en büyük kötülük, birinin yaşam hakkını elinden almak, yani cinayet işlemek olarak kabul edilir. Tolstoy, Savaş ve Barış ta şöyle der: Eylem olarak değil fikir olarak bile savaş bir cinayettir ve her cinayet gibi kötücüldür. Peki neden? Bir insanı hangi dürtülerin öldürme isteğine yönelttiği muammasını korurken, en temelde anlayabildiğimiz duygu durumu olarak da intikam çıkar karşımıza. Özellikle tek tanrılı dinlerde dişe dişkana kana ilkesinin varlığı ile kendisine temellendirilebilecek bir zemin bulan bu düşüncenin, modern zamanımızda, çok yaratıcı tezahürleri vardır ve kesinlikle bu yüzden okuduğumuz polisiyeler, iyi yazılmış, derin gerilim romanları hem öğreticidir hem de kötülüğün doğasını ve özelde cinayet kavramını sorgulamamıza neden olur. Hayat Verenin Aldığı Canlar Sorunsalı Paul Carson ın en bilinen romanı Neşter, tam olarak şu ana fikirdedir: Hayat vermek için, insanların yaşam kalitesini korumak ve yükseltmek için yemin etmiş bir doktorun cinayet işlemeye başlaması trajedik olduğu kadar derin de bir travmadır. Bir ameliyat nesnesi olarak neşterin bir cinayet silahına dönüşmesine denk bir düzlemde, bir doktor da bir katile dönüşmeye başlar romanda. İntikam duygusunun çekiciliği ile çok kısa süre sonra tedavisi imkânsız olduğu için ölecek olan bir doktorun içerlemesi arasında kalan karakterimiz, kendisine yaşamı boyunca türlü nedenlerle haksızlık ve eziyet etmiş meslektaşlarından, tanıdıklarından intikam almak isteyecektir. Bunu da en iyi bildiği silahla yapacaktır: neşterle. Sonrası ise hem yakalanma korkusu, hem yaşamın sonuna koşmanın depresyonu, hem de gereksiz bir cesaretle yeni cinayetler planlamakla geçen bir hikâyeye evrilen açılış sahnesi, tam da bu noktada vurucu bir darbe indirir okura ve katili açık ederek bizi onun zihnine taşır. Yazarın, yazarken devleştiği bir derin bilinçaltı tanıklığı sunar bize ve sorgulamalarımızı bu düzeyde birer birer yanıtlamaya gayret ederek, bizi hem iyi kurulmuş bir olay örgüsünün içinde zamana karşı yarıştırır, hem de zamandan ve mekândan azade olarak kötülüğün, hayatın kutsallığı ve ihtişamını her an deneyimlemiş birinin zihnini adım adım nasıl ele geçirdiğini gösterir. Yazarın, iyi bölümlenmiş kurgusunun ve sağlam yan karakterlerinin, ana karakterin iyi işlenmiş bilinç akışının ve durup durup bizi şaşırtmaktaki yazınsal başarının bir karışımı olarak Neşter, zamanımızın kötülük duygusunu anlamak üzerine yazılmış modern ama edebiyat tadı bakımından da oldukça tatmin edici bir eser. Doktorun, ilk cinayetini işlerken nasıl bir soğukkanlılıkla davrandığını, sonrasında ise nasıl başka biri haline geldiğini aktardığı satırlar ise ayrıca ilginç bir okuma zevki sunuyor okura. Bir Başka Kötülük Türü Olarak Çocuk Kaçırma Kitabın, okuruna sunduğu şaşırtmaca da burada başlıyor. Kötülüğü düşündüğümüzde ilkin akla gelmeyen ama genellikle erişkin bir bireyin ölümünün bir bebeğin kaybına tercih edildiği gerçeği, sarsıcı bir etkinlikle romanın içine yerleştirilmiş. Kendimiz için yapmak istediğimiz her şeyin, bir başka zaman içinde, bir başka zihne ait bir kötülük hayalinin bir parçası olduğunu kabul etmek, zaman içinde kötülük çeşitleri bakımından bir ayrım yapmaya çalışmak da sonunda yanlış yapacağımız bir kararlar silsilesi doğurur ya, romanın bizi temelde şaşırttığı yer de tam olarak bu kilit noktasında başlayacak ve oradan geçmiş ile gelecek arasında uzanan bir seri hesaplaşma duygusu gelişecek içimizde. Okur olarak bize bu denli net duygular iletebilen metinlere nadiren rast geliriz. Neşter de, bizi kötülüğün çeşitleri arasında salınan bir tetrapot sarkaca bindirip cinayetten adam kaçırmaya salındırıp durur. Paul Carson, hem bir tıp doktoru olarak muhtemelen yazdığı çeşitten ikilemler arasında sıkışıp kalmış ya da en azından böyle ikilemler yaşayan meslektaşlarına tanık olmuştur, hem de karakterlerinin teknik ve psikolojik donanımlarına vakıf olacak kadar bu işin içindedir. Bu da karakterlere ortalamanın çok üstünde bir gerçeklik katmıştır ve acımasızca da bu gerçekliği kullanmıştır yazar. Romanın sonuna geldiğinizde, zihninizde yaşayacağınız o suni rahatlama, o her şeyin yoluna girmesiyle içinize dolan rahatlama sizi yanıltmasın; yazarın sizi, kendinize sormak zorunda bıraktığı sorular ve kitaptaki kırılma sahneleri epey bir süre zihninizi meşgul edecek. Bu denli gerçekçi bir okuma deneyimi yaşamayalı epey olmuştu, diyeceksiniz. Neşter Paul Carson Altın Bilek Yayınları Çev: Erdem Atik 490 s. Hayat vermek için, insanların yaşam kalitesini korumak ve yükseltmek için yemin etmiş bir doktorun cinayet işlemeye başlaması trajedik olduğu kadar derin de bir travmadır.

11 12 VEYSEL ÇOLAK ZEKİ KARAASLAN VE İLHAN KEMAL: Adanalı iki şair, iki kan kırmızı karanfil Türkiye de şiir ödüllerinin işleyişine, şiirden ve insandan yana olmayışlarına; sorumsuzca şiirden ödünlerin verilişine bir itiraz olarak okuyorum İlhan Kemal in Ücra Söz ve Zeki Karaaslan ın Ödülsüz adlarını. Böylece, şiir diliyle yapılan bu yetkin eleştirilerin altını çizmiş olayım. Her iki şair de yaşamın nöbetini tutuyor Zeki Karaaslan Adana ya gittiğim günlerde birkaç mekânda şiir üzerine konuşmuş; Mersin e geçerek oradaki yerel televizyonlarda şiirin önemini vurgulamaya devam etmiştim. Ettiğim onca sözden, kimde ne kaldı bilemem. Onca çabaya karşın, beklediğim toplumsal dönüşmeler olmasa da, birileriyle buluştuğumu düşünüp umudu diri tutmaya devam etmem gerekiyor. Çok iz kaldı bende Adana ve Mersin etkinliklerinden. İki şiir tutkunu, iki şiir adanmışını orada tanıdım. Biri Zeki Karaaslan. Roman ve deneme kitapları da var; ama yaşamının merkezine şiiri koyup Özlem Vurgunu, Beklenmeyen Konuk, Yalnızlık Yolcusu, Kırık Nehir, Güze Yolcu, Eylül Yarası, Sevdalı Su, Ödülsüz, Geceyi Kanatan Karanfil, Sır ın Ardı ve şimdilerde yayımlanan Çapraz Mistik le birlikte on bir şiir kitabı çıkarmış bugüne kadar. Ne yazık ki gözden kaçmış önemli bir birikim bu. Çapraz Mistik Veysel Çolak Yeni kitabı için Çapraz Mistik adını seçmesi yanıltıcı olmasın. Zeki Karaaslan, Maksim Gorki tavrıyla halk kültürü içerisindeki demokratik ve sosyalist kültür öğelerini seçip onların üzerine kuruyor şiirlerini. Hayatın getirdiklerine uygun dönüştürmeye çalıştığı geleneği de boşlamıyor hiç. Şiirlerinin içeriği, sesi, yapısı, biçimi Anadolu yu kucaklıyor. Ulusal ve yerel değerlerden çıkartıyor şiiri. Yazdıkları şarkı sözü değil; ama bu özellikleri nedeniyle bestelenmeye uygun; evet bestelendi bazı şiirleri. Çapraz Mistik te insanî derinliğin, insanî gizemin şiirleri var. Soran, sorgulayan, insanı kendiyle yüzleştirmeyi amaçlayan bir çaba içerisinde Zeki Karaaslan. İdealizme düşmeden, bütün boyutlarıyla varoluşsal sorunu irdeliyor. Bu dünyada insanın varlığına bir anlam arıyor boyuna. Bunu yaparken de, kendi doğrularını dayatmamak için, alımlayıcıyı (okuyucuyu) ortak düşünmeye çağırıyor. Eylemsiz insandan, eylemli insana varmanın bir olanağı olarak görüyor bunu. Düşsel olandan gerçek olana, ya da tersi, gidip geliyor. Dinî kavramlar, toplumsal bir gerçeği daha somutlaştırabilmek için kullanılıyor. Şiirlerin içeriğini belirleyen sözcüklerin anlamsal çağrışımları değil, kurulan bağlamların olduğunu da dikkat edilmesi gerekiyor. Dizelerin ve sözcüklerin kurgusu ile bütünsel bir anlam oluşturulmuş. Böylece tek bir imge, şiirlerin anlamsal bakımdan somutlaştırılmasını sağlıyor. Başarılı da olunmuş bunda. Derinde, ironik göndermelerin olduğunu da saptamak, önemli; yoksa içerik bakımından olumsuz sonuçlara varılabilir. Çapraz Mistik i, Alevi/Bektaşi kültürü içerisinde değerlendirip tasavvufî sonuçlara varanlar da çıkabilir. Hatta bunu kitabın adında yer alan mistik terimiyle ilişkilendirenler olabilir. Burada özellikle vurgulamak gerekir ki şiirde mistisizm, sadece dinsel olanla açıklanamaz. Unutmamak gerekiyor ki mistisizm; insanın kendinde bile anlayamadığı bilinmezleri felsefî bir tutumla sorgulamasıdır bir bakıma. Zeki Karaaslan; bunu, zor olanı yapıyor bu kitabıyla. Herkesin sevebileceği, benim diyebileceği şiirlerin bulunduğu bir kitap Çapraz Mistik. Bir halk adamının şiirleri. Toprak kadar doğal. Beni Güzlerimden Öp Adana da tanıdığım diğer şair İlhan Kemal. İğreti, tedirgin, hemen kalkıp gidecek gibi. Sessizliği büyük. Durmadan, inceden bir acı çekiyor sanki. Gülüşü de mavi bana kalırsa. Adana nın hikâye ve romanda Yaşar Kemal ile Orhan Kemal i var; bir de şiirde Kemal olsun. deyip, kendine İlhan Kemal adını seçmiş. Aralıksız şiiri yaşıyor, şiir düşünüyor. Mağmum, Hiç, Kimsenin Bildiği, Ücra Söz, Değişik, Yağmur Konalgası adlı kitaplarından sonra; Beni Güzlerimden Öp yayımlandı şimdilerde. Hüznü duyumsatan, ama yaşamı önceleyen diri şiirler var bu kitapta. Bütün gövdesiyle algılıyor dünyayı ve insanı. Yaşanan hiçbir şeye duyarsız kalmıyor. Onca kötülüğe karşı itirazını, şiirlerinin içeriği kılıyor. Uyarıcı olması bakımından şiirlerine acıtıcı anlamlar yüklüyor. Toplumsal ve bireysel özneler, sarsılsın itiyor. İnsanın duyarsız ve sorunlu olduğunun farkında; ama gene de ona güveniyor. Kanayarak yazıyor şiirlerini. Bu içtenliğine karşın yazdığı şiirlerin fark edilmeyişi yüzünden bir burukluk yaşadığı da çok açık. Bu yüzden olacak, bir kitabına Ücra Söz adını koyarak; onca çabasının görmezden gelinişini ironik bir yaklaşımla eleştiriyor. Onun bu kitabıyla eşzamanlı yayımlanan Zeki Karaaslan nın da bir kitabına Ödülsüz adını koymasının bilinçli, eleştirel bir tavır olduğunu düşünüyorum. Türkiye de şiir ödüllerinin işleyişine, şiirden ve insandan yana olmayışlarına; sorumsuzca şiirden ödünlerin verilişine bir itiraz olarak okuyorum Ücra Söz ve Ödülsüz adlarını. Böylece, şiir diliyle yapılan bu yetkin eleştirilerin altını çizmiş olayım. İlhan Kemal, böylesi çirkinlikleri gidere gidere yazıyor şiirlerini. Kalıcılığı, özenle gözetiyor. Kurduğu şiir dili, özgün. Şiirde yapısal ve biçimsel sağlamlığı hiç kaybetmiyor. Bir diğeriyle buluşturduğu her iki sözcük, şiirsel patlamaya dönüşüyor. Hangi şiirine bakılsa, hemen görülüyor bu. Örneğin: dünyayı, diyorum bir çocuğun koşarken düşürdüğü karanfile sar, yoksa iyileşmeyecek kanın kırmızısındaki kırık, /ıssızlığın kalbindeki açık yara! dinmeyecek ruhumdaki orman gürültüsü, şehre döktüğüm sözcükler. İlhan Kemal; şehre, şehrin insanlarına sözcükler, dizeler dökmeye devam ediyor. Şiirin iyi çocuğu; şiirin bıkmayan bekçisi. Her iki şair de yaşamın nöbetini tutuyor. Onlar için, iki şair; iki kan kırmızı karanfil denilebileceğini düşünüyorum. İlhan Kemal

12 ALİ RIZA ÖZKAN 13 HELMUT KOHL UN ALMANYA YI SARSAN İZİN DIŞI ANILARI Fikir özgürlüğü mü, fikri mülkiyet mi? Berlin i duvarının yıkılışının 25. yılı kutlamaları nedeniyle Almanya nın birleşmesinin mimarı olarak tanınan eski Şansölye (Başbakan) Helmut Kohl de Frankfurt Kitap Fuarı kapsamında bir kitap sunumuna katıldı. Vom Mauerfall bis Wiedervereinigung (Duvarın Yıkılışından Birleşmeye) adlı kitabı değil ama, gene kendisinin merkezinde yer aldığı başka bir kitap Alman siyaset dünyasını karıştırdı. Kitabın yazarı, Helmut Kohl ve intihar eden eşi hakkında pek çok kitap ve belgesel film hazırlayan Heribert Schwan dı. Schwan ses kayıtlarında kalan diğer kısımları ayrıca kitap haline getirmişti! Almanya nın 2. Dünya Savaşı sonrasında en etkili şansölyesi olarak tarihe geçen Helmut Kohl, iki Almanya nın birleştirilmesi projesindeki rolüyle de siyaset dünyasının gözde kişiliklerindendi de şansölye, 2000 de ise partisi Hıritiyan Demokratların Onursal Başkan ünvanını kaybeden Birleşmenin Babası Helmut Kohl ün emekliliği de çatışma ve gerilimlerle geçiyor. Kohl ün aile hayatı hep sorunluydu. Her iki oğlu da evden uzaklaştı, ardından eşi Hannelore Kohl de intihar etti de evinde düşerek yaşadığı beyin travması da onu tekerlekli sandalyeye bağlamıştı. Bunun yanında siyasi hayatını bitiren bağış skandalı peşini bırakmadı. Bu skandalla ilgili dosyanın ve gizli belgelerin şansölyenin resmi konutundan kaybolması Kohl ün imajını derinden sarstı. Ardından gelen skandal ise daha az sarsıcı değildi. Şansölye makamını bıraktıktan sonra, Almanya nın en büyük medya tekeli Leo Kirch grubundan 3 yıl boyunca düzenli olarak 600 bin Avro almıştı! Ancak, bu paraya karşılık Kohl ün ne iş yaptığı belli değildi. Bu da yetmezmiş gibi, uzun yıllar evden birisi muamelesi gören ünlü gazeteci Heribert Schwan yıllarında yaptığı konuşmaların ses kayıtlarından yola çıkarak Kohl ün siyaset, devlet ve parti dünyasından iş arkadaşları hakkında kavgada düşmana söylenmeyecek ifadelerini kitaplaştırdı. Kohl neler dememişti ki! Kohl Tutanakları adı altında, Heyne Verlag tarafından yayınlanan kitaptaki ifadelere göre, yıllarca meclis başkanlığı yapmış sosyal demokrat Wolfgang Thierse kuşbeyinli ydi, görevdeki Şansölye Angela Merkel ise zırcahil di ve Çatal bıçakla yemeyi bile bilmezdi. Özellikle kendi partisi CDU içindeki çalışma arkadaşları hakkında sarf ettiği aşağılayıcı sözler hakkında şimdilik herkes susmayı tercih ediyor. Anılar dökülmeye başlıyor Artık aktif siyasetten uzaklaşan Helmut Kohl anılarını yazmaya karar verdiğinde, mutlaka işi bilen bir uzmandan yardım alması konusunda yayınevi ile anlaşmıştı. Daha önce de Kohl ailesi ile yakından tanışan ve o dönem ARD televizyonunda yönetici olan Heribert Schwan Alman medyasında Hitler-dönemi uzmanı olarak önemli bir otorite ve biyografi yazarlarından biri den beri Kohl hakkında yazılan her şey önce ona gelirdi. Üstelik Günlükler i Kohl ile birlikte hazırlamışlardı. Yayınevi Alman medyasında Kohl Uzmanı olarak ayrıcalıklı bir konuma yükselen Schwan la uzun soluklu bir çalışmayı istiyordu. Hemen işe girişen Schwan 2001 ve 2002 yıllarında 630 saatlik ses kaydı yaptı. Bunları 2004, 2005, 2007 ve 2009 yıllarında 4 cilt halinde yayınlandı. Ta ki, 2014 e kadar! Schwan ses kayıtlarından yayınlanmasına Kohl ün kesinlikle onay vermediği bölümleri başka bir yayınevinden yayınlamıştı! Tüm medya Kohl ile yakınlığını kıskanırken, eski Şansölye ile başyazıcı nın arası neden açıldı? Bu soruya her iki tarafın da farklı cevapları var.kohl ün ses kayıtlarını almak için yıllarca hukuk mücadelesi verdiğini belirtelim. Heribert Schwan Kohl ün tam da yayınlanmasını istemediği bölümleri kendi adıyla kitap haline getirmesinin gerekçesini Droemer Verlag ikimizle de aynı sözleşmeyi yapmıştı. Ama, ödemeler çok farklı oldu. savunmasıyla, kitaptan amacının sadece para kazanmak olduğunu belirtiyor. Zaten yıllar önce bile, ses kayıtlarını ima ederek elimde bir hazine var demesi de bu durumun göstergesi. Gizlilik ve ahlaki yaklaşım Kohl ün sözleşme yaptığı yayınevinden ayrı, ama aynı ses kayıtlarından yazılan yeni Kohl anıları içeriği nedeniyle Alman iç siyasetini çalkalasa da, yazılış, hazırlanış ve yayınlanış şekliyle daha uzun süre telif hakları tarihi içerinde özgün bir örnek olarak hafızalarda kalacak görünüyor. Peki, ahlaki açıdan, Heribert Schwan ın tutumu onaylanabilir mi? Yani, kişinin anılarını yazması amacıyla ücretle görevlendirdiği yazıcı gizli kalması istenen bilgileri kamuoyunun bilgilenme hakkı gerekçesiyle yayımlamalı mı? Almanya da buna hayır diyenler, öncelikle Kohl ün onayının belirleyici olacağını ve her koşul altında kamuoyunun bilgilenme hakkının anıların sahibinin kişilik haklarını ve saygınlığının korunması ilkesinin önüne geçemeyeceğini savunuyorlar. Ancak, Heribert Schwan ın sözleşmesinde ilginç bir ayrıntı var. Yayınevi Schwan a bu ses kayıtlarından 200 saatten az olmamak kaydıyla dilediği gibi değerlendirmesini bilabedel hak tanımış. Üstelik, sözleşmede gizlilik ilkesi maddesi de yok! Yani, taraflar kayıtların gizliliği konusunda birbirlerine herhangi bir yükümlülük getirmemişler. Telif hakları hukuku açısından bakıldığında ise, tartışma farklı bir boyut kazanıyor. Çünkü, kendi hayatını anlattığı, yani orijinal hikaye sahibi olarak ortada ne varsa, hukuken Helmut Kohl e ait. Yazıcının görevi, edebi ve sanatsal bir yaratım değil, sadece kendisine anlatılanları okuyucuya sunmak. O halde, Droemer Verlag Heribert Schwan a 200 saatlik bir kayıt kullanım hakkı vermiş olsa da, bunların yayınlanmasına dair kararda hak sahibi Helmut Kohl olmalıydı! Bu yayımın gelirinde de eski Şansölye nin hakkı bulunmalıydı! Fikir özgürlüğü mü, fikri mülkiyet mi Kohl, hukuk danışmanlarından, yargıç dostlarından fikir aldı ve Schwan a kitabı nedeniyle dava açmadı. Düşmanlığı ve kindarlığıyla ünlü Helmut Kohl yıllarca en mahrem anılarını paylaştığı bir medyacı ile ikinci kez mahkemelik olmaktan vazgeçti. Mahkeme ses kayıtlarının iadesi kararını verirken kayıtların Kohl ün fikri mülkiyetinde olduğuna karar vermişti. Ama, fikri mülkiyet fikir ve bilgilenme özgürlüğüne karşı kullanılabilir miydi? Anlaşılan o ki, Helmut Kohl ün hukuk danışmanları ve görüş aldığı yargıçlar kendisine toplumların mülkiyet ötesinde gereksinimlerinden söz etmişlerdi. Yani, ne koşulda olursa olsun, topluma liderlik yapanların gerçek fikirlerinin, gerçek değerlendirmelerinin bilinmesi hakkı! Bu olayda haklı taraf olsa da, Helmut Kohl ün siyasi sonuçlarını göz önünde bulundurarak bir karara vardığını söyleyebiliriz. Zaten yüz binlerce satılmış olan bir kitabın yasaklanması, Helmut Kohl ün tartışmalı imajına daha fazla zarar verecekti. O nedenle, kendi iradesiyle aldığı bir karar görünse de, bu davadan ve olaylardan çıkan temel yaklaşım belli olmuştur: fikri mülkiyet, toplumun fikir ve bilgilenme özgürlüğünden daha öncelikli olamaz! Fikri mülkiyet, fikir ve bilgilenme özgürlüğüne karşı kullanılabilir miydi? Olayda haklı taraf olsa da, Helmut Kohl ün siyasi sonuçlarını göz önünde bulundurarak bir karara vardığı söylenebilir. Zaten yüz binlerce satılmış olan bir kitabın yasaklanması, Helmut Kohl ün tartışmalı imajına daha fazla zarar verecekti. Bu davadan ve olaylardan çıkan temel yaklaşım: fikri mülkiyet, toplumun fikir ve bilgilenme özgürlüğünden daha öncelikli olamaz

13 14 Yeni çıkanlar Bırak Seni Seveyim Mektuplar Çıplak Şölen Twitter yokken o vardı. Vedat Özdemiroğlu insanlık hallerini kısa cümlelerle anlatıyor, esprileri art arda sıralıyordu.'140 karakter' kısıtlaması yok burada. Çünkü öze sadakati, her defasında biçimsel sınırlamayla temin edemezsiniz. Özdemiroğlu, okurunu her daim hoş tutmayı ilke edinmiş görünüyor. 'Yükte hafif, pahada ağır' metinler sunuyor. Bebek Kafası'ndaki birçok espri, yazar adı anılmadan dilden dile aktarılıyor. James Joyce Dedalus 160 s. Altı yıl önce, Mr. Grand Richards, Londra'da yayıncı, benimle, benim yazdığım Dublinliler adlı öykü kitabını yayınlamak için sözleşme imzaladı. On ay kadar sonra bir öyküyü ve ötekilerden bazı çıkarmamı isteyen bir mektup yazdı. Söylediğine göre matbaacısı basmayı reddetmiş. Her ikisi öneriyi de reddettim ve benimle Mr. Grand Richards arasında üç aydan uzun süren yazışma başladı. Dünya edebiyatındaki tüm dengeleri, biçemi, yerleşik kalıp ve anlayışı değiştirmiş, Amerikan kültürünün kalbine saplanmış bir bıçak: Çıplak Şölen. Beat Kuşağı'nın önde gelen ismi; kurgunun en keskin, en tuhaf zekalarından biri olan Burroughs, yalnızca yüzeysel, verili ve görünenle yetinmeyip, altında yatan "gerçeği" bulmak adına zorlu katmanların arasına dalmaya cüret edebilen okuru sıra dışı bir eyleme davet ediyor. Selim İleri Everest Yayınları, 320 s. Otantik Snoplar Sevgili Hayat Sınır ve Sınırdışı Mehmet Rifat, Yapı Kredi Yayınları, 252 s. Alice Munro Can Yayınları Çev: Seçkin Selvi, 328 s. Didem Danış, Nota Bene Yayınları, 456 s. Trakhisli Kadınlar Bebek Kafası Vedat Özdemiroğlu April Yayıncılık,312 s. Marcel Proust'un Kayıp Zamanın İzinde adlı romanı bir "Kibarlar Âlemi Komedyası"dır.Otantik Snoplar: Marcel Proust'un Roman Karakterleri adlı bu kitap da söz konusu "Komedya"yı canlandıran, yüksek aristokrasiye, büyük burjuvaziye ve onların çevrelerine özgü "oyuncular kadrosu"nun kimliklerini, görünümlerini, heyecanlarını, aşklarını, zevklerini, ihtiraslarını, kıskançlıklarını, sapkınlıklarını ve sanat tutkularını ayrıntılarıyla gözlemliyor, inceliyor, yorumluyor. Usta yazar Alice Munro, Sevgili Hayat'taki öykü kişilerine ve yaşadıkları ortama yine can soluğu üf lüyor. Aşk, yalnızlık, suçluluk, utanç, kayıplar, şehvet, ölüm, mutsuzluk ve umut; bütün bu duyguları içeren insan yaşamının farklı kesitlerini aktaran öyküler, yazarın kaleminin ucundaki kişilere empatiyle yaklaşması sonucunda okurlara akıcı bir okuma deneyimi armağan ediyor. William S. Burroughs Sel Yayıncılık, 320 s. Günümüzde bir yandan küreselleşmenin etkisiyle dünya ölçeğinde dolaşım artar ve sınırlar daha geçirgen hâle gelirken, diğer yandan güvenlikçi kaygılar ve yeni yöntemlerle devletler sınırlarını tahkim etmektedir. Ulus-devletlerin egemenlik anlayışları, güvenlik politikaları ve ekonomik beklentileri çerçevesinde şekillenen sınır politikaları ve sınırdışı uygulamaları, yabancılar ve vatandaşlarla kurdukları ilişkiyi de yeniden tanımlamaktadır. İstanbul'un Tramvayları Dan Dan!.. İşte, selvilerin gerisinden ateşler, kıvılcımlar yükseliyor. Dağıla dağda, uçuşa uçuşa, Ayasofya'ya kadar uzanıyor ve Ayasofya'nın beyaz minareleri pespembe kesiyor. Şimdi sis perdesi kalkmaktadır. Kubbeler mavimsi, gümüşleniyor, birçok minare, aydınlık çoğaldıkça, kıpkırmızı. Tepeler pembe pırıltılı, sahiller mavimsi ve morumsu. İstanbul âdeta taptaze. Sophokles İş Bankası Kültür Yayınları Çev: Ari Çokona, 96 s. Sophokles Yunan tragedyasının en önemli yazarları arasında adı ilkönce hatırlanan Sophokles, konuları işleyişi ve oyundaki karakterleri canlandırmakta ustalığıyla ayrı bir yere sahiptir. Tiyatro tekniğini geliştirmiş, diyaloglara, dekor ve kostüme önem vermiştir. Tragedyalarında dönemin yazarlarında rastlanmayan derli toplu bir içyapı görülür. Eserlerinde yazgı sorununu her zaman ön planda tutar. İşçinin Varlık Problemi Demet Ş. Dinler Metis Yayıncılık, 176 s. "Eğer sorun bize dışsal sınıf çelişkilerini ortadan kaldırmak olsaydı, azade olduğumuz bir sistemi yıkacak özneler olsaydık ne de kolay olurdu. Ama lütfen artık biri bana şu sistemi tarif etsin. Sınıf çelişkileri gövdemizin tam orta yerinde atıyor. Tik tak, tik tak. Asla şaşmayan bir saat gibi. Sınıf bizim öyle içimize işlemiş ki, organizmanın dengesi bozulduğu zamanlarda bile homeostatik dengeyi o kuruyor. Mekan Meselesi Antonio Negri Asef Bayat, David Harvey, Loic Wacquant, Miguel Amoros, Soner Torlak Andy Merrifield, 176 s. Yaşadığı mekân üzerinde hak iddia etmek ve gerektiği durumlarda bu mekânda direnişe geçmek, muhtemelen insanlık tarihi kadar eski. Her ne amaçla yapılırsa yapılsın, siyaset her daim bir mekâna ihtiyaç duyar. Doğrudan mekânı talep etmeseniz bile, o mekân üzerinde hareket eder, mücadelenizin insan kaynağını ve araçlarını büyük ölçüde o mekândan devşirirsiniz. Yasak Bilgi Yıllar Sonra Roger Shattuck İthaki Yayınları Çev: Zeynep Anlı, 456 s. (Bir Genç Kızın Gizli Defteri 11) İpek Ongun Artemis Yayınları, 344 s. Bilmememizin daha iyi olacağı şeyler var mı? Bilgi sorunlarımızı çözecek mi? Tehlikeli sonuçlarına rağmen merak, neden hâlâ karşı konulamaz bir noktada? Bilme isteğine sınır konulabilir mi? Bu ve benzeri sorulara, Cennet'ten kovulma pahasına yasak elmayı yiyen Adem ve Havva'dan tanrılardan ateşi çalan Prometheus'a, 18. yy. ın tabu tanımaz yazarı Sade'a kadar merakın karşı konulamaz cazibesini keşfetmeye davet ediyor. Bir Genç Kızın Gizli Defteri serisinin devamı... Serra'nın kızı Selin de tıpkı annesi gibi bir anı defteri tutmaya başlıyor. Okur, anne ve kızın ayrı ayrı tuttuğu iki defterden onların günlük hayatlarına ve yaşadıkları olaylara iki farklı bakış açısından tanık oluyor. Kitap, günümüz anneleri ve gençlerinin birbirini anlaması konusunda da rehber kitap niteliği taşıyor. Selin de annesi gibi yaşadığı her tecrübeyi defteriyle paylaşıyor.

14 ZEYNEP BİLGİN Şiirsel adaleti arayan 15 Garip Türkiye de şiir ödüllerinin işleyişine, şiirden ve insandan yana olmayışlarına; sorumsuzca şiirden ödünlerin verilişine bir itiraz olarak okuyorum İlhan Kemal in Ücra Söz ve Zeki Karaaslan ın Ödülsüz adlarını. Böylece, şiir diliyle yapılan bu yetkin eleştirilerin altını çizmiş olayım. Her iki şair de yaşamın nöbetini tutuyor Toplu Oyunlar 1 - Ölümsüzler Melih Cevdet Anday Everest Yayınları 340 s. Şiirin tüm kalıplarını yıkarak kurdukları yepyeni bir akımla tanıdık onu. En çok şiirleriyle bildik ve tabii Orhan Veli yle, Oktay Rifat la Ama Melih Cevdet Anday bunların ötesindeydi. Yalnız şiirleriyle değil, romanlarıyla, denemeleriyle, çevirileriyle ve o unutulmaz oyunlarıyla edebiyat dünyamıza çok şey kattı. Hakkında pek çok şey yazılabilir Anday ın ama biz onun Everest Yayınları tarafından yayımlanmış Toplu Oyunları 1 Ölümsüzler kitabı üzerinden oyun yazarlığını ve kitapta yer alan oyunlarını incelemeye çalışacağız. Kitapta, 6 oyun metni yer alıyor; Yarın Başka Koruda, Dikkat Köpek Var, Ölüler Konuşmak İsterler, Müfettişler, Mikado nun Çöpleri, Ölümsüzler ya da Bir Cinayetin Söylencesi. Oyunların her birinin üzerinde duracağız ama Melih Cevdet Anday ın oyunlarını genel anlamda (kitabın arka kapağında da belirtildiği gibi) bir şiirsel adalet arayışı olarak niteleyebiliriz. Peki, nedir bu şiirsel adalet? Klasik tanımına göre; bir tiyatro oyununda iyi karakterlerin ödüllendirilmesi ve kötü karakterlerin cezalandırılması anlamına gelen şiirsel adalet kavramı Anday ın oyunlarında daha farklı biçimlerde görünür. Antik ve klasik oyunlarda gördüğümüz gibi iyiler için ayrı bir son, kötüler için ayrı bir son yer almaz Anday ın oyunlarında. Anday, oyun kişilerini kötü olmaya iten nedenleri arar, bulduğunda oyun kişilerini bu nedenler ile yüzleştirir ve onları bir arınma süreci sonunda kötü olanın baskısından kurtarır. Böylece, o döneme dek rastlanmayan bir kodlama ile şiirsel adaleti sağlar. Bu da onu tiyatro yazınında özgün bir yere taşır. Daha iyi bir dünya Melih Cevdet Anday ın oyunlarının hiçbirinde dış çatışmalara bağlı yoğun olaylar dizisi yoktur, yaratılan dramatik durumla oyun kişilerinin içsel dünyası anlatılır. Oyunlarda çatışmayı ve devinimi sağlayan tek öğe diyaloglardır. Her düşünceyi ve durumu, diyalektik anlayışa uygun olarak, karşıtıyla birlikte veren Anday ın oyun kişilerini her zaman gergin durumlar ve mekanlar içinde görürüz. Oyunlarda arınma süreçleri ele alınan karakterler, oyunların sonunda kendilerini tanımaya başlarlar ve bu sayede yazarın daha iyi bir dünya anlayışına hizmet ederler. Kitapta ilk sırada yer alan Yarın Başka Koruda oyunu iki perdeden oluşuyor ve on üç yıl önce Melih Cevdet Anday kaldıkları pansiyonda tekrar birkaç gün geçirmeye karar veren Kadın ve Erkek in pansiyona girmeleri ile başlıyor. Bu oyun Anday ın karakterlerine klasik anlamda bir şiirsel adalet ödülü sunmadığı oyunlarındandır. Oyundaki; Kadın, Erkek, Evsahibi Kadın, Yaşlı Adam, Madam Rosa, Kız, Öğrenci ve Orman Bekçisi karakterleri, var olabilmek için iletişim kurmaktan başka şansları olmadıklarını bilirler. Ancak iletişim kurmak yerine kendilerini anlatma telaşına düştükleri için bu çabalarını bir türlü sonuçlandıramazlar. Dikkat Köpek Var oyunu; Delikanlı, Kız, Adam, Kadın ve Doktor karakterleri arasında geçen tek perdelik bir oyun. Delikanlı nın ilk görüşte âşık olduğu Kız ile evlenmek istemesiyle oyun başlar. Ancak bahçe kapısında asılı olan Dikkat Köpek Var levhası yüzünden Delikanlı, Kız ın evinin bahçesinden içeri giremez. Delikanı nın amacına ulaşıp Kız la evlenebilmesi sadece aklını kullanarak eyleme geçmesiyle mümkün olacaktır. Anday ın bu oyununda şiirsel adalet Delikanlı karakteri için bu yolla sağlanır. Yine tek perdelik olan Ölüler Konuşmak İsterler oyunu, bir vapurda, Kız, Etyemez, Cenaze Memuru, Şişman Kadın, Kocası, Posbıyık, Yaşlı Adam ve Rozetli Genç arasında geçmektedir. Bu oyun, Anday a özgü şiirsel adalet çerçevesinden bakıldığında karamsar bir oyundur. Oyunda kişiler arasındaki iletişimin tamamen koptuğu ve karakterlerin tek derdinin kendi sorunlarını ve isteklerini anlatmak olduğunu görürüz. Batmakta olan bir vapurda kendilerini ve birbirlerini kurtarmaya çalışmak yerine sadece söylemek istediklerini duyurmaya uğraşırlar. Oyun, 40 küsur yıl önce yazılmış olmasına karşın, günümüzde çok daha fazla öne çıkan bireyciliğe derin bir eleştiridir bir bakıma Şiirsel adalet için Müfettişler oyunu da Anday ın tek perdelik oyunlarındandır ve oyun kişileri Kadın, Adam, Müşteri ve Tellal olarak karşımıza çıkar. Müfettişler de Kadın ve Adam oyun boyunca evlerini satıp deniz kenarında başka bir ev alarak yeni bir hayata başlayacaklarının hayalini kurarlar ancak bunun için bir çaba göstermezler. Anday ın bu oyununda da sorgulama sorgulanma temasına rastlanır. Dışarıdan gelen iki kişi, çifti hayallerine kavuşturabilecek müşteriler gibi görünürken, aslında çifti göz hapsine alarak bu eski eve tutsak eden kişilerdir. Kadın ve Adam karakterleri, değişmeye ve değiştirmeye çalışmayı tercih etmeyerek evlerinde saklanmayı sürdürürler. Oyunda Adam ve Kadın ın şiirsel adalet için savaşmaya gerek duymadıkları vurgulanmaktadır. Melih Cevdet Anday ın en bilinen ve en çok sahnelenen oyunlarından biri olan Mikado nun Çöpleri de bu kitapta yer alıyor. İki perdelik bu oyunda, karakterler Kadın ve Erkek ten oluşuyor. Anday, bu oyununda da karakterlere belli bir ad vermemeyi seçerek kişileri zamandan ve mekandan bağımsız kılmıştır. Oyunda; Erkek, soğuk bir gecede sokakta rastladığı Kadın ve bebeğini evine alır. Erkek ve Kadın gece boyunca hem birbirlerine kendi hikâyelerini anlatırlar, hem de oyun içerisinde oyun kurgusu geliştirerek hikâyelerini izleyiciye ve okuyucuya aktarırlar. Kadın ve Erkek sürdürdükleri bu kimlik değişimi oyununda hikâye anlatma sıralarını belirlemek için Mikado nun Çöpleri adlı oyunu oynarlar. Her iki karakter de oyunun sonunda arınma süreçlerini tamamlar ve Anday ın daha insanca bir dünya görüşüne hizmet edecek biçimde sonlanır Mikado nun Çöpleri. Ölümsüzler ya da Bir Cinayetin Söylencesi nde ise Calphurnia, Garson, Jül Sezar, Orta Masadaki Adam(Doktor), Meyhaneci, I. Genç Adam, I. Genç Kız, II. Genç Kız, Akerdeoncu, Clochard, Polis, Başhekim, Başyardımcı, Polis, Brutus, Delikanlı, Rehber ve Bir Japon oyun kişileridir ve oyun altı tablodan oluşur. Birinci tablo Paris te bir kahvede, ikinci tablo Paris te bir otel odasında, üçüncü tablo Paris te bir meyhanede, dördüncü tablo Paris te bir parkta, beşinci tablo Paris te bir akıl hastanesinde ve altıncı tablo Roma da Forum alanında geçmektedir. Ölümsüzler ya da Bir Cinayetin Söylencesi oyunu Anday ın tarihi ve tarihin gerçekliğini sorgulamaya yönelik bir oyunu olmasının yanı sıra, şiirsel adalet ödülünün tarihsel gerçeklerle sorgulandığında, bir ödülden çok cezaya dönüşebileceğini gösterir. Anlamadık gitti Melih Cevdet Anday tiyatroda şiirsel adaleti kendi yöntemleriyle sağlamayı ve izleyiciyi ya da okuyucuyu bu konu üzerinde düşünmeye yöneltmeyi büyük bir ustalıkla başarmıştır. Gerçek yaşamda aradığı adaleti ise Çare Yok şiirinde görebileceğimizi düşünüyoruz: Anladık ölüme çare yok / Kazaya belaya çare yok / Saç dökülmesine / Yüz buruşukluğuna çare yok / Anladık çare yok / İşsizliğe de mi yok / Açlığa da mı yok / Anlamadık gitti / Çare yok.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti SİNOPSİS Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk, 2012 de İstanbul da, 2008 yılında yayınladığı Masumiyet Müzesi romanı ile aynı adı taşıyan bir müze açar. Müzenin içindeki eşyalar, romana konu olan ve

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI Türk ve dünya edebiyatında ortaya konan eserler, amaçları ve içerikleri açısından farklı özellikler taşırlar. Bu eserler genel olarak üç ana başlıkta toplanır. Ancak son dönemde bu sınıflandırmaların sınırları

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III Bölüm I Çocuk Edebiyatı ve Gelişimle İlgili Temel Kavramlar 15 Fiziksel (Bedensel)Gelişim 20 İlk Çocukluk Döneminde(2-6)Fiziksel Gelişim 21 6-12 Yaş Arası Fiziksel Gelişim 23 12-18

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR?

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? YABANCI DİL ULUSLAR ARASI HAREKETLİLİKTE OLMAZSA OLMAZ MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? DOÇ.DR.DİLEK KARAASLAN Süleyman Demirel Üniversitesi it i Erasmus Kurum Koordinatörü 05 Kasım

Detaylı

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ OKUMA KÜLTÜRÜ (5 EYLÜL - 21 EKİM) - Konuşmacının sözünü kesmeden sabır ve saygıyla dinler. - Başkalarını rahatsız etmeden dinler/izler. - Dinleme/izleme yöntem ve tekniklerini

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ I- Açıklama Sizi tam olarak tanımladığına inandığınız her cümlenin yanına 1 yazın. Eğer ifade size uygun değilse, boş bırakın. Sonra her bölümdeki sayıları toplayın. Bölüm 1 Nesneleri

Detaylı

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran Ay tanrıçası Selene, Yunan mitolojisinde, Güneş tanrısı Helios un kız kardeşidir. Ay ı simgeler. Selene de Helios gibi bir arabayla dolaşırdı. Selene nin arabasını iki at, katır ya da boğa çekerdi. Zeus

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER Burçin BAŞLILAR Sınıf Öğretmeni burcinbaslilar@terakki.org.tr SUNUM İÇERİĞİ Yaratıcılık Nedir? Neden Yaratıcı Yazma? Yaratıcılığı Engelleyen Faktörler Yaratıcı Yazmaya

Detaylı

KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin!

KİŞİSEL GÜÇ KİTABINIZ Güçlenin! KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin! Hangi alanlarda başarılıyım? Ne yapacağım? Okul hayatınız bittiğinde, önünüze gerçekleştirebileceğiniz çok sayıda fırsat çıkar. Kendi iş yerlerini açan insanların ne tür

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi FOTOĞRAF DLNDE BR SÖYLEŞ K R K Y L N B R K M BRAHM DEMREL brahim DEMREL, 1941 yılında Malatya Akçadağ ilçesi Durulova (Körsüleyman) köyünde doğdu. lkokulu köyünde okuduktan sonra Akçadağ Öğretmen Okulu,

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz?

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Üniversitelerin, kültürel sermaye sinin en başında kuşkusuz bilimsel araştırmalar ve bilimsel yayınlar gelir. Kültürel sermaye ne denli yoğunlaşmış ve ne denli geniş bir alana

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

EĞLENCEM MEDYA. Prof. Dr. E. Nezih ORHON. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi

EĞLENCEM MEDYA. Prof. Dr. E. Nezih ORHON. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi EĞLENCEM MEDYA Prof. Dr. E. Nezih ORHON Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Merhaba, Öğrencilerimiz ile birlikte hayata geçireceğimiz çalışmalarda deneyim paylaşımı için aşağıdaki şu üç boyutu

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ Her yönüyle edip (edebiyatçý) ve öðretmen Ýbrahim Zeki Burdurlu nun ölümsüz bir yapýtý elinizi öpüyor. Burdurlu bu çalýþmasýnda, cennet Anadolu nun deðiþik yörelerinden

Detaylı

KİM OLDUĞUMUZ TEMASI BİLGİ OKURYAZARLIĞI KAZANIMLARI 1.SINIF

KİM OLDUĞUMUZ TEMASI BİLGİ OKURYAZARLIĞI KAZANIMLARI 1.SINIF KİM OLDUĞUMUZ TEMASI BİLGİ OKURYAZARLIĞI KAZANIMLARI 1.SINIF 1. Bir hikaye veya masalda geçen karakterleri öğrenir. 2.Tahminde bulunur. 3.Dinleme alışkanlığı kazanır. 4.Dinlediği hikaye/masalın özelliklerini

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür.

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Kullanılmayan beyinde kısmi ve genel büzülme meydana gelir. Bilim adamlarının araştırmaları,

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile

Detaylı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı 30 Kasım 2008 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Beypazarı Köyleri fotoğraf

Detaylı

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı.

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı. Mehmet Güler Türkiye de yetişen resim sanatının önemli isimlerinden Mehmet Güler ile Malatya dan Almanya ya uzanan yolculuğunu, resim kariyerinde rol oynayan isimleri, Almanya yı tercih etmesinde etkili

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Ezgi İçöz, MA 24 Haziran 14 Salı Tammam Azam Inside Outside Project: Gazeteci ve fotoğrafçılar ile çalışmak Motivasyon farklılıkları ve etik Çalışma süresi

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör.

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör. Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Eylem ve eylemsilerin anlamalarını durum yönünden tamamlayan zarflardır. Eylem ya da eylemsiye

Detaylı

2012 2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM DÖNEMİ KELEBEK GRUBU MART AYI BÜLTENİ

2012 2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM DÖNEMİ KELEBEK GRUBU MART AYI BÜLTENİ 2012 2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM DÖNEMİ KELEBEK GRUBU MART AYI BÜLTENİ SU YEŞİL GÜNÜ DÜNYA SU GÜNÜ ÇANAKKALE ZAFERİ DÜNYA KADINLAR GÜNÜ YAŞLILARA SAYGI HAFTASI KÜTÜPHANELER HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ Suyun

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu.

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Capital ve Ekonomist Dergileri ile LeasePlan Türkiye Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Yılın Filo

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

EVRİM TRANSCENDENCE 10 EKİM DE SİNEMALARDA!

EVRİM TRANSCENDENCE 10 EKİM DE SİNEMALARDA! EVRİM TRANSCENDENCE 10 EKİM DE SİNEMALARDA! EVRİM - TRANSCENDENCE Evrim Transcendence filminde Oscar adayı Johnny Depp, Rebecca Hall, Paul Bettany, Cillian Murphy ve Oscar ödüllü oyuncu Morgan Freeman

Detaylı

UZAYLILAR OLMASIN ABİ!

UZAYLILAR OLMASIN ABİ! 2700 Yıllık 800 Heykelin Gizemi UZAYLILAR OLMASIN ABİ! Haydi gelin benim şu deli aklıma uyun, sizlerle yüzlerce heykel arasında gizemli bir yolculuk yapalım Üstelik asırlık bir ağaç gölgesinde, içinde

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum.

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum. Türkiye deki en büyük emek israflarından birisi İngilizce öğreniminde gerçekleşiyor. Çevremde çok insan biliyorum, yıllarca İngilizce öğrenmek için vakit harcamış, ama hep yanlış yerlerde harcamış. Bu

Detaylı

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ Sincapları tanıdık. Sincapları gözlemledik. Hayvan türlerini isimlendirdik. Hayvanların

Detaylı

SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN

SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI 1 DERS AKIŞI 1.ÜNİTE: SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMININ GENEL YAPISI, ARADİSİPLİN, TEMATİK YAKLAŞIM 2. ÜNİTE: ÖĞRENME ALANLARI 3. ÜNİTE: BECERİLER

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ - Basın Toplantısı Haber Küpürleri - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel 13.01.2015 Salı Adana İşi nde acayip soygun Bir Acayip Soygun Adana İşi adlı uzun metraj filmin çekimleri

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ DANIŞMAN:Özer YILMAZ HAZIRLAYAN: Erşad TAN,Tacettin TOPTAŞ İÇİNDEKİLER GİRİŞ I-İNANÇ TURİZMİ A- İnanç Kavramı

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin S eks, yemek ve oyun doğal zevklerdendir. Her memeli hayvan hoşlanır bunlardan. İlk ikisi konumuz dışında. Üçüncüsünü konu edeceğiz. 1. İlk oyunumuz şöyle: Aşağıdaki dört

Detaylı

Çocuk Gündüz Bakımevi Evangelisch-lutherische Petrigemeinde

Çocuk Gündüz Bakımevi Evangelisch-lutherische Petrigemeinde - PDF Flyer - Çocuk Gündüz Bakımevi Evangelisch-lutherische Petrigemeinde Çocuk Gündüz Bakımevimiz, Hannover-Kleefeld Evangelisch-lutherische Petrigemeinde ye aittir ve Aşağı Saksonya nın en eski kuruluşlarından

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Erken Dönem Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri DR. SÜHEYLA SARITAŞ 2 KONULAR Mitolojik Teori Mitlerin Meteorolojik Gelişimi Teorisi Güneş Mitolojist Okul ve Güneş

Detaylı

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI 1 31 MART TEMA ÇALIŞMALARIMIZ Merakla ve sabırsızlıkla ilkbaharı bekliyoruz..gelir umuduyla.. Bu ay temamız İlkbahar.. Kışı gördük, iliklerimize kadar yaşadık aylardır..

Detaylı

Eylemlerimiz, genellikle dünyanın doğal döngüleri ile bağlantılıdır.

Eylemlerimiz, genellikle dünyanın doğal döngüleri ile bağlantılıdır. 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat-27 Mart 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Gen haritasının ne kadarı tamamlandı DNA'nın şimdiye kadar yüzde 99'u deşifre edildi.

Gen haritasının ne kadarı tamamlandı DNA'nın şimdiye kadar yüzde 99'u deşifre edildi. Bilim dünyası, yaşamı alt üst edecek yeni bir gelişmeye daha imza atarak insan DNA'sının şifresini çözmeyi başardı. Çıkarılan 'gen haritası' sayesinde kalp ve kanser hastalığı tarihe karışacak ve insan

Detaylı

Blogger bunu uyguluyor!

Blogger bunu uyguluyor! Giriş Merhaba backlinkagi.com projemizin ilk adımını atmış bulunmaktasınız. Aramıza hoş geldiniz diyorum. Öncelikle sizlere bu projenin nasıl geliştiğini ve neye dayanarak oluşturulduğunu anlatacağım.

Detaylı

TEKNOLOJİ VE TASARIM Dersine giriş.. 11.11.2013 1

TEKNOLOJİ VE TASARIM Dersine giriş.. 11.11.2013 1 TEKNOLOJİ VE TASARIM Dersine giriş.. 11.11.2013 1 Giriş Yaşamımızın tartışmasız en önemli gündemini teknolojik gelişmeler ve tasarım harikası ürünler oluşturuyor..bu sunu sizlere dersimizin amacı ve içeriğini

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Zuhal Özer 18 Nisan 2013, İzmir Çocuk Dergileri - Amaçlar Çocuklara küçük yaşlardan itibaren bilimi sevdirmek, Bilimin yaşamın

Detaylı

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 14 Haziran 2005, Salı A company of Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef kitleyi geleneksel

Detaylı