sunuş Soma için dua, destek ve muhasebe zamanı Prof. Dr. Birol AKGÜN SDE Başkanı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "sunuş Soma için dua, destek ve muhasebe zamanı Prof. Dr. Birol AKGÜN SDE Başkanı"

Transkript

1 sunuş Prof. Dr. Birol AKGÜN SDE Başkanı Soma için dua, destek ve muhasebe zamanı Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük işyeri kazalarından birini yaşadı. Manisa nın Soma ilçesindeki bir kömür madeninde meydana gelen kazada 301 kişi hayatını kaybetti. Ülke olarak yakın geçmişte Adapazarı, Düzce ve Van depremleri gibi binlerce can kaybına neden olan doğal afetleri de yaşadık. Doğal afetler gibi zor zamanlarda millet olmanın gereği olarak dayanışma ve acıları paylaşma konusunda güzel örnekler de sergiliyoruz. Ancak Soma olayının hepimizin üzüntüsünü derinleştiren ve yüreklerimizi parçalayan bazı yönleri var. Öncelikle her insan elbette ki eceliyle ölür. Netice olarak Soma dakiler de bir kazada can verdiler. Fakat kaza sonrası hazırlanan inceleme raporlarına da yansıdığı gibi, işçi ölümlerine neden olan ocak içindeki yangın esasen bir dizi ihmalin ve vurdumduymazlığın sonucudur. Alınacak tedbirlerle ölümler önlenebilir veya azaltılabilirdi. Kamusal vicdanın tatmini ve benzer kazaların bir daha yaşanmaması adına, başta işyeri sahipleri olmak üzere, madeni denetlemekle yükümlü olan diğer tüm kamusal otoriteler de hukuk önünde hesap vermelidir. Diğer yandan ülke olarak Soma faciası bize bir şeyi daha hatırlattı. Türkiye hızla gelişiyor, ülkenin ortalama refah düzeyi hızla artıyor. Ancak bu zenginleşme pek çok insanın emeği ve fedakârlığı ile gerçekleşiyor ve yaratılan refahtan herkes eşit biçimde faydalanamıyor. Yerin binlerce metre altındaki zor şartlarda çalışarak hayatlarını kazanmaya çalışan emekçi kardeşlerimizi daha çok hatırlamamız gerekiyor. Soma olayı bu anlamda hepimizi vicdan muhasebesi yapmaya sevk etmelidir. Bu arada birkaç söz de, 301 eve ateş düşüren olaydan siyasi rant devşirmeye çalışanlara söylenmelidir. İnsanların acılarını günlük siyasete katık eylemek ahlaki değildir. Sorumluların cezalandırılmasını istemek farklı bir şeydir ve eleştirmek demokratik bir haktır da... Ancak o işçilerin iktidara oy verdikleri için böyle acı bir ölüme müstehak olduklarını söylemek veya dolaylı şekilde ima etmek ma şeri vicdan tarafından asla kabul edilemez. Bu tavır ve dil insani değildir. Siyasetin nihai amacının insanın mutluluğunu temin edecek erdemli bir toplum inşa etmek olduğu unutulmamalıdır. Bugünkü Türkiye tüm eksikliklerine rağmen demokratik bir ülkedir. Daha yeni yerel seçimlerden çıktık, şimdi Cumhurbaşkanlığı için sandığa gideceğiz. Suriye ve Mısır da da halk sözde sandığa gidiyor, ama silahların gölgesinde. Tayland ve Libya da ise askerler darbeye giriştiler. Çevremizde bahar rüzgârları esmiyor, soğuk kış mevsimi yaşanıyor. Ülke olarak sahip olduğumuz demokratik sistemin kıymetini bilmemiz gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken Soma olayı veya gezi parkının yıldönümünü bahane ederek belli kesimleri sokağa çekme arayışlarına dikkat etmek gerekiyor. Muhalefetin temsil kabiliyetinin zayıflığı ve iktidar partisi karşısındaki güçlü bir liderlikten ve kapsayıcı ve kavrayıcı bir siyasi vizyondan yoksun olması, sokak siyasetine maalesef psikolojik zemin hazırlıyor. Oysa küresel sistemde gerginliklerin arttığı bir dönemde, Türkiye nin siyasi istikrar için güçlü ve öngörülebilir bir demokrasiye ve yatırım için güvenli bir ekonomik ortama ihtiyacı var. Kendini bu topraklara bağlı hisseden herkes, Türkiye nin yeniden kargaşa ve teröre sürüklenmesine asla müsaade etmemelidir. SDE heyeti olarak bizzat Soma ya giderek incelemelerde bulunduk. Soma da yaşanan dramı yerinde gördük. Yaraların bir an evvel sarılması için herkesi üzerine düşen görevi yapmaya davet ediyoruz. Dergimizin bu sayısını Soma daki maden şehitlerimize ithaf ediyoruz. Ölenlere rahmet, kalanlara sabır diliyoruz. Dualarımız onlarla. Millet olarak onların geride bıraktıkları ailelerine sahip çıkmak hepimizin vicdani görevidir. Allah bir daha böyle acılar yaşatmasın. Saygılarımla.

2 Stratejik Düşünce ve Araştırma Vakfı İktisadi İşletmesi Adına Sahibi Dr. Nurol Canbolat Genel Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Birol Akgün Yayın Kurulu Prof. Dr. Yasin Aktay Doç. Dr. Mehmet Şahin Dr. Murat Yılmaz Dr. Cemil Ertem Doç. Dr. Ahmet Erkan Koca Orhan Miroğlu Aydın Bolat Alper Tan Prof. Dr. Muhsin Kar Doç. Dr. Murat Çemrek Doç. Dr. Yusuf Tekin Doç. Dr. Bekir Berat Özipek Bülent Orakoğlu Dr. M. Levent Yılmaz STRATEJIK DUSUNCE Sayı: 55 Haziran 2014 icindekiler Danışma Kurulu Prof. Dr. Sacit Adalı Prof. Dr. Mustafa Aydın Prof. Dr. Şaban H. Çalış Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu Prof. Dr. Haluk Alkan Prof. Dr. Talip Özdeş Prof. Dr. Ali Şafak Prof. Dr. Mehmet Şişman Prof. Dr. Osman Can Doç. Dr. Yaşar Akgün Doç. Dr. Caner Arabacı Dr. Zafer Aydın Ecemiş Mehmet Akif Ak Bayram Girayhan Veli Şirin Sinan Tavukçu Yazı İşleri Müdürü Mehmed Cahid Karakaya Yayın Asistanları Adem Karaağaç İbrahim Kaya Reklam Sorumlusu Gamze Kılıç Yönetim Yeri Stratejik Düşünce Enstitüsü Çetin Emeç Bulvarı A. Öveçler Mah. 4. Cad Sokak No: 12 Çankaya / Ankara Tel: Faks: Tasarım-Baskı Başak Matbaacılık ve Tan. Hiz. Ltd. Şti. Anadolu Bulvarı Meka Plaza No: 5/15 Gimat Yenimahalle - Ankara Tel: Faks: Fotoğraflar AA, İHA, ShutterStock Bu dergi içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu dergide yer alan SDE nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir Soma Faciası Muhasebe İhtiyacı Prof. Dr. Birol Akgün Soma dan Önce Soma dan Sonra Orhan Miroğlu Soma dan Kömür Dışında Şeyler de Çıkarmalıyız Alper Tan Soma Bir Facianın Analizi Aydın Bolat İçimizi Yakan Soma Maden Kazası ve Yapılması Gerekenler Tarkan Zengin Başbakan'ın Kamusal Kan Davasını Reddi Prof. Dr. Yasin Aktay Türkiye nin Muhalefet Sorunu ve Ortak Çatı Adayı Dr. Murat Yılmaz Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Prof. Dr. Haluk Alkan Türkiye Usulü Rasyonel Başkanlık Sistemi Bülent Orakoğlu Kriptokrasi: Devlet Güvensizliği ve Yasadışı Dinleme Doç. Dr. Ahmet Erkan Koca Türkiye de Son Dönemde Yaşanan Yargı - Siyaset Gerilimi Mustafa Burak Çelebi Mısır da U Dönüşü: Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Öner Buçukcu Meşru Olmayan Bir Seçime Doğru Suriye Sinan Tavukçu Avrupa da İlk Kez Başkanlık Seçimi Zeynep Songülen İnanç Avrupa Parlamentosu Seçimleri ve Aşırı Sağın Geri Dönüşü Habib Emre Gökalp Sürgün ün 70. Yılında Kırım Tatarları Sevinç Alkan Özcan AİHM den Türkiye Aleyhine Tazminat Kararı Dr. Selman Öğüt Boko Haram Ahmet Göksel Uluer Başkan Obama nın Zorunlu Asya Ziyareti Doç. Dr. Erkin Ekrem Orta Afrika: Darbelerin Gölgesinde Milli Kimliğini Bulamayan Ülke Prof. Dr. Ahmet Kavas Röportajı Emanetlerin Ehillerine Verilmesi, Kadrolaşma ve Üniversiteler Prof. Dr. Talip Özdeş Sünni İslam Anlayışında Müslümanların Hükümete-Devlete Bakışı Prof Dr. Ali Şafak Orta Afrika Cumhuriyeti nde Neler Oluyor? Konferansı SDE Haber SDE den Soma ya Ziyaret SDE Haber

3 Soma Faciası Muhasebe İhtiyacı Prof. Dr. Birol Akgün Soma dan Önce Soma dan Sonra Orhan Miroğlu Soma dan Kömür Dışında Şeyler de Çıkarmalıyız Alper Tan Soma Bir Facianın Analizi Aydın Bolat İçimizi Yakan Soma Maden Kazası ve Yapılması Gerekenler Tarkan Zengin

4 SOMA DOSYASI Devlet olarak tar hten tevarüs ett ğ m z nsanı yaşat k devlet yaşasın felsefes n bugünlerde Soma olayı bağlamında yen den hatırlamak gerek yor. İnsanın yaşatılması yalnızca s yas -etn k anlamda farklılıkların b r arada barış ç nde yaşatılmasından baret değ ld r; aynı zamanda çalışan, üreten ve toplumsal refaha katkı sağlayan herkes n sağlık ve güvenl k ç nde çalışacağı şartların da tem n ed lmes d r. SOMA FAC Muhasebe Soma daki özel sektöre ait bir kömür madeninde 13 Mayıs ta meydana gelen ve 301 kişinin canına mal olan feci kaza, Türkiye de olduğu kadar tüm dünyada da ciddi bir yankı uyandırdı. Özellikle olayın ilk günlerinde medyanın kullandığı dil, ekranlara yansıyan trajik görüntüler, sansasyonel yorumlar, yayılan fısıltı haberleri ve olay sonrasında siyasiler arasında yaşanan tartışmalar işyeri kazasına çok farklı anlamlar yüklenmesine neden oldu. I. ASI ht yacı Prof. Dr. Birol AKGÜN SDE Başkanı Acı olay, pek çok makul kişinin hayata bakışını yeniden değerlendirmesi için ciddi bir fırsat oluşturdu. Zira toplumsal etkileri açısından bakıldığında, Soma daki yürek burkan facia bir işyeri kazasının çok ötesinde, adeta deprem, yangın veya sel felaketi gibi doğal bir afet kadar etki etti. Herkese dokundu Vicdan yoksunu bazı yazar-çizer takımının gayri insani tutumları bir kenara bırakılırsa, sağduyulu insanımızın, devlet kurumlarının ve siyasi liderlerin refleksleri de olayın milli bir afet olarak algılandığını gösteriyordu. Öyle görünüyor ki, maden faciası önümüzdeki aylarda yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde de, Haziran 2015 genel seçimlerinde de muhtemelen önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek Çünkü kazada ölenler de sağ kurtulanlar da o kadar sahici, dokunaklı ve bizden birileriydi ki; yetim kalmış her çocuk sanki ailemizin bir ferdi haline geldi. Toplu açılan mezarlara konulan gencecik bedenler adeta kurtuluş savaşında milletimizin bağımsızlığı için mücadele eden askerlerimizin toplu olarak gömüldüğü şehitlikleri andırıyordu. Zaten maden emekçileri de bu ülkenin iktisadi bağımsızlığı için mücadele ederken can verdiler. Soma Türkiye dir Doğup büyüdüğüm yer olan memleketim Soma da yaşayan yaşlı annemi olayın hemen ertesinde aradığımda bana; Oğlum, Soma ve civarı Çanakkale savaşından bu yana bu kadar büyük bir acı yaşamadı. Acımız çok büyük dedi. Gerçekten de AFAD ın yayınladığı hayatını kaybeden 301 işçinin doğum yerleri listesi incelendiğinde, işçilerin kabaca üçte birinin Somalı; üçte birinin İzmir, Balıkesir ve Kütahya gibi yakın illerden, geri kalanların ise Zonguldak, Çorum, Sinop, Erzurum, Mersin gibi ülkenin dört bir yanından olduğu anlaşılıyor. Zaten resmî istatistiklere bakıldığında da Soma şehir merkezinde yaşayan 76 bin kişinin en az elli binini farklı illerden iş bulmak için buraya göç edenlerin oluşturduğu görülecektir. O nedenledir ki, Soma nın nüfus kompozisyonu sosyolojik olarak gerçekte küçük bir Türkiye örneklemini temsil eder. Ama ruhu Egedir ve gönlünü tüm misafirlerine sevgiyle açar. Her geleni samimiyetle kuşatır, kucaklar ve zamanla kendinden biri haline getirir. Bulgar göçmeni Pomaklar, Balkan göçmenleri, Karadenizliler, Doğulular, İç Anadolulular, Kütahya ve Balıkesir Yörüklerinin hepsi ekmek peşinde koşarken harmanlanıp giderler. Bu nedenle tıpkı küçük bir İstanbul gibi, Soma da da her yörenin insanlarının dayanışma adına kurdukları hemşeri derneklerinin tabelalarını görmek şaşırtıcı değildir. Ama herkes ev sahibi ve yerli, herkes misafir ve göçmen olarak mütevazı hayatlarını sürdürürler. İşçilerin, Nöbetleşe Fakirlik Halleri Şu kadar var ki, insanlar Soma da çalışmaya gelirler. Çoğu zaman iş de bulurlar ve hayatlarını kazanırlar. Fakat ilçe halkı zenginliğini bu şehre yatırmaz. Emekli olan işçilerin bir kısmı yatırımlarını baba memleketlerine, bir kısmı da en yakın deniz sahili olan Dikili-Ayvalık arasındaki kıyı şeridine yapar. İlçe merkezindeki yoğun kömür tozu ve termik santral bacalarından yayılan partiküller nedeniyle Soma da hava kirliliği had safhada olduğu için, ileriki yaşlarda ciddi göğüs ve akciğer hastalıkları yaygındır. Bu nedenle emekli işçiler mümkün olduğunca ya sahil şeridine göç ederler ya da yakın köylere yerleşirler. Bunun anlamı Soma nın sürekli olarak yeni işçi göçü aldığıdır Başka bir deyişle, zenginleşenin göç ettiği, ama sürekli olarak fakir yeni işçilerin geldiği bir şehirdir Soma Bu bağlamda aslında Soma da tam anlamıyla nöbetleşe bir fakirlik hali yaşanır. Türkiye nin en büyük KİT leri ve işletmeleri orada bulunsa ve ilçeye çok yüksek miktarlarda para girişi olsa da işçilerin yaşam seviyeleri maalesef çok değişmemektedir. En önemli iş kapısı ise madenlerdir. Eskiden kömür üretimi devlet eliyle yapılırdı ve Ege Linyitleri İşletmeleri (ELİ) bölgenin en büyük kömür üreticisi ve dolayısıyla en büyük istihdam kaynağı idi. Artık kömür madenleri, özellikle yer altı işletmeleri tamamen özel sektör eliyle işletiliyor. Ancak rödovans sözleşmeleri ile işletmelerin ürettiği kömürün en büyük alıcısı ise yine kamudur. Düşük kalorili ve tozlu kısımlar termik santrale yakıt olarak gönderilirken, kaliteli ürünler ise devlet eliyle fakir kömürü olarak Türkiye nin dört bir yanına dağıtılıyor. Bugün Soma daki madencilik sektöründe yaklaşık 15 bin 6 HAZİRAN 2014 HAZİRAN

5 Kazada ölenler de sağ kurtulanlar da o kadar sah c, dokunaklı ve b zden b r ler yd k ; yet m kalmış her çocuk sank a lem z n b r ferd hal ne geld. Toplu açılan mezarlara konulan gencec k bedenler adeta kurtuluş savaşında m llet m z n bağımsızlığı ç n mücadele eden askerler m z n toplu olarak gömüldüğü şeh tl kler andırıyordu. işçinin çalıştığı söyleniyor. Hatta yakınlarda, bazı maden sahalarının işletilmesine Çinlilerin talip olduğu da biliniyor. Geçenlerde temeli atılan yeni bir termik santralin kömür yakıtı ihtiyacı için, yeni kömür yataklarının açılmasıyla 10 bine yakın yeni istihdam imkânı oluşturulacağı da konuşuluyor. Tarım alanlarının sınırlı olduğu ilçede, ekonomi kaçınılmaz olarak kömür madenleri üzerine dönüyor. Termik santraller gibi kamyonculuk sektörü de önemli istihdam ve gelir kaynaklarından birini oluşturuyor. İlçedeki kamyoncular kooperatifi üç bin kamyonluk araç parkıyla Türkiye nin en güçlü nakliye kooperatiflerinden biri durumunda ve binlerce kişi için ekmek kapısı. Hülasa şehir ekonomisi kömür madenciliği, termik santral, nakliyecilik ve sınırlı ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanıyor. Bu sektörlerin her biri de maalesef çok nitelikli emek gücü gerektirmediği için, vasıflı işçi sayısı oldukça az. Bu nedenle de ailelerin, çocuklarının eğitimine çok da önem verdiği söylenemez. İlçede Celal Bayar Üniversitesine bağlı bir Meslek Yüksek Okulu var. Halkın, madencilik ve elektrik alanında mühendisler yetiştirmek üzere ilçeye bir Mühendislik Fakültesi açılmasına yönelik beklentileri ise henüz gerçekleşmemiş. Faciayı Nasıl Okumalı? Soma faciasını birkaç açıdan değerlendirmek mümkündür Soma vak ası ile gündemimize gelen, Türkiye deki ekonomik gelişmenin ihmâl edilen insanî maliyetinin muhasebesini yapma zorunluluğu, madencilik sektörünün çalışma şartlarının ve işletmecilik mantığının gözden geçirilmesi ve nihayet olayın siyasi açıdan yarattığı tartışmalar ve gezi olayları gibi yaygın protesto eylemlerinde kullanılma olasılığı gibi muhtemel siyasi yansımaları gözden geçirilecektir. 1- Hızlı Büyümenin İnsani maliyeti: 1970 li yıllarda tüm dünyada artan çevre sorunları gündeme gelip kitlesel duyarlılıklar had safhaya çıktığında, ABD nin MIT üniversitesince hazırlanan bir raporda sorunların çözümü için ekonomik büyümenin durdurulması (zero growth) politikası önerilmişti. Büyüme ve kalkınma fetişizmi karşısında bu öneri elbette ki kabul görmedi. Ancak daha sonraları iktisat alanında ortaya atılan sürdürülebilir gelişme paradigması o yıllarda yapılan tartışmaların bir sonucu olarak ortaya çıktı lardan sonra ise agresif büyüme politikaları küreselleşmiş dünya şartlarında yeniden kalkınma iktisadına geri döndü. Bu dönemde refah artışı için hızlı büyüme yaklaşımı, neoliberal iktisat felsefesinin hâkim paradigması haline geldi ve Çin dâhil gelişmekte olan pek çok ülke ne pahasına olursa olsun büyüme ve zenginleşme politikaları izlediler. Bu tür hızlı gelişme ve modernleşme süreçlerinin insani maliyeti ve çevresel sonuçları ise çoğu zaman ihmal edildi. Oysa daha 2004 te yayınlanan bir UNDP raporunda küreselleşmenin insani yüzüne vurgu yapılıyor ve artan gelir eşitsizliğinin ve derinleşen kuzey-güney bölünmesinin dünya barışını ve insanlığın geleceğini tehlikeye atığına işaret ediliyordu. Türkiye nin, 1990 lı yıllardan bu yana yürüttüğü küreselleşme şartlarında dışa açık büyüme politikalarını her şeye rağmen, bazı zikzaklarla da olsa başarıyla uyguladığını söylemek mümkün. Özellikle 2001 krizi sonrasında Kemal Derviş tarafından geliştirilen Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı, rekabetçi bir ortamda hızlı büyümeyi amaçlayan bir liberal kalkınma reçetesiydi. Bu program IMF desteği ile yakın zamana kadar AK Parti eliyle de sıkı sıkıya uygulandı ve aslında başarılı da oldu. Nitekim son 12 yılda Türkiye nin GSMH sinin 230 milyar dolardan 810 milyar dolara çıkması sağcı ve muhafazakar olan AK Parti hükümetinin en önemli başarılarındandır ve 30 Mart seçimleri dâhil olmak üzere, iktidar partisinin başarılı seçim performansının da en büyük nedenlerinden biridir. 2- Madencilik sektörü ve çalışma şartları: Bugün Türkiye de gerçekten de ciddi bir orta sınıf oluşmuş durumdadır. Ancak toplumun ve ekonominin her sektörünün Türkiye deki hızlı modernleşmeden eşit pay aldığını söylemek mümkün değildir. İletişim, ulaşım, medya ve bankacılık gibi alanlarda Türkiye gerçekten de çağ atlamıştır ve çalışanların ücretleri ve çalışma şartları açısından dünya ile rekabet edebilir duruma gelmiştir. Ancak aynı gelişmeleri madencilik sektöründe görmek mümkün değildir. Madencilik sektörü, özellikle çalışma koşulları ve üretim teknolojileri açısından, en arkaik sektördür ve istihdam ettiği işgücü de oldukça eğitimsizdir. İş ilanlarında dahi vasıfsız eleman talebiyle işçi toplanmaktadır. İşe alınanlar da ciddi bir eğitimden 8 HAZİRAN 2014 HAZİRAN

6 Doğup büyüdüğüm yer olan memleket m Soma da yaşayan yaşlı annem olayın hemen ertes nde aradığımda bana; Oğlum, Soma ve c varı Çanakkale savaşından bu yana bu kadar büyük b r acı yaşamadı. Acımız çok büyük ded. geçirilmeden hemen yer altı üretim süreçlerine dâhil edilmektedir. Denilebilir ki, 21. yüzyılda, Marks ın proletarya tanımına gerçek anlamda en yakın işçiler maden işçileridir. 3- İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki zaaflar: Türkiye nin ekonomik kalkınmasının temeli teknoloji yoğun alanlardan çok, emek yoğun sektörler olan tarım, madencilik ve sanayi üretimine dayanmaktadır. Ortalama bir Türk işçisinin Avrupa daki işçilere göre haftalık çalışma süreleri çok daha uzundur. Özel sektördeki işçilerin günlük çalışma süreleri yasalarda öngörüldüğü gibi sekiz saat değil, 12 saat civarındadır. Türkiye deki hızlı büyümenin ardında, bizdeki işgücünün bu fedakârlığı yatmaktadır. Özelikle vasıfsız işçilerin çoğunluğu oluşturduğu madencilik sektöründe çalışma şartları dünya standartlarının altında olduğu kadar, ödenen ücretler de ne yazık ki tatmin edici değildir. Diğer yandan madencilik alanı istatistiki olarak en çok iş kazasının yaşandığı sektördür. Toplu halde 301 madencinin ölmüş olması sebebiyle ülkenin en önemli gündemi haline gelen Soma faciası, aslında Türkiye genelinde her yıl bu tür iş kazalarında ölen toplam 4 bin kişiyi unutturmaktadır. Hatırlamak gerekir ki, Türkiye son yıllarda işçi sağlığı ve güvenliği alanında atılan ciddi bazı adımlara rağmen iş kazaları alanında hala dünyanın en kötü ülkeleri arasında yer almaktadır. Facianın yaşandığı Soma da dahi her yıl irili ufaklı beş bin civarında iş kazası olmaktadır. Geçen yıllardaki gemicilik sektöründeki kazalarda da görüldüğü üzere, ister madencilik isterse üretim sanayi ve inşaat alanlarında olsun Türkiye nin iş güvenliği alanındaki sicili maalesef parlak değildir. Bilhassa özel sektördeki ağır çalışma şartları ve düşük güvenlik koşullarının yarattığı insani maliyet tablosu oldukça acı(tıcı)dır. Sonuç olarak; gelişmişlik bakımından benzer pek çok ülkeye göre, ortalama bir Türk işçisi daha düşük ücret almakta ve daha uzun sürelerle çalışmaktadır. Başka bir deyişle, Türkiye nin yüksek büyüme rakamları bir anlamda insanımızın tüm riskleri göze alarak gösterdiği yüksek fedakârlığının ve çalışkanlığının ürünüdür. İş Güvenliğinde Sıfır Tolerans Politikası Şart Sonuç olarak, iktidarından muhalefetine, kamu işletmelerinden özel sektöre kadar herkes Soma faciasından ders çıkararak bir durum değerlendirmesi ve derin bir vicdan muhasebesi yapmalıdır. Devlet olarak tarihten tevarüs ettiğimiz insanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesini bugünlerde Soma olayı bağlamında yeniden hatırlamak gerekiyor. İnsanın yaşatılması yalnızca siyasi-etnik anlamda farklılıkların bir arada barış içinde yaşatılmasından ibaret değildir; aynı zamanda çalışan, üreten ve toplumsal refaha katkı sağlayan herkesin sağlık ve güvenlik içinde çalışacağı şartların da temin edilmesidir. Elbette ki, özel sektörün amacı kârdır. İşletmeler para kazanmak için kurulur. Ancak işçilerin de üretimin bir parçası olmanın ötesinde, insan olarak onurlu bir hayatı ve insanca bir yaşamı en az işletme sahipleri kadar hak ettikleri de unutulmamalıdır. Öte yandan devlet olarak da işçi sağlığı ve güvenliği konusunda yeni bir yaklaşım benimsememiz şart. Nasıl insan hakları ve işkence ile mücadelede sıfır tolerans politikasıyla AK Parti iktidarı döneminde önemli başarılar sağlandıysa, şimdi de çalışma şartları alanındaki standartların yükseltilmesi için, yeni bir eylem planının hazırlanarak güçlü bir siyasi iradeyle ve kararlılıkla uygulanması şarttır. Özellikle ilgili ve sorumlu kamu kurumlarının denetleme işlemini ciddiye almaları durumunda, özel sektörün de iş güvenliği ve işçi eğitimi konusunda çok daha dikkatli olacaklarında şüphe yok. İdarenin ve yargının Soma faciasının nedenlerini araştırma konusunda gösterecekleri ciddiyet ve sorumluların gerçekten cezalandırılması bu alandaki yeni yaklaşımın ilk işaretlerini verecektir. Bu nedenle kamuoyu, medya ve STK lar olarak soruşturma sürecinin yakından izlenmesi gerektiği kanaatindeyiz. Bu herkes için vicdani bir sorumluluktur 10 HAZİRAN 2014 HAZİRAN

7 SOMA DOSYASI SOMA DAN ÖNCE SOMA DAN SONRA Orhan MİROĞLU SDE Tarih ve Toplumsal Hafıza Araştırmaları Koordinatörü K m felaketler vardır k, b r ülken n tar h ne m lat olarak geçerler ve tar he yen b r kayıt düşülür; h çb r şey tar he düşülen o kayıtlardan ve o m latlardan sonra esk s g b kalmaz Soma felaketi, Türkiye nin yeni bir miladıdır. Bu milattan sonra, madencilik alanında konuşacağımız, tartışacağımız her mevzuyu, Soma yı hatırlayarak ve o büyük trajedide hayatını kaybeden emekçileri saygıyla anarak konuşacak ve tartışacağız. Söze, Soma dan önce ve Soma dan sonra diye başlayacağız. Soma dan önce, muhtemel bir toplu ölümü mümkün hale getirecek maalesef yığınla sebep varmış, bilen biliyordu elbette, ama bilenler ne yazık ki işe yarar hiçbir önlem almamışlar. O karanlık tünellerde kazma kürekle kömür çıkaran işçilerin kendileri, devletin kurumları, ahali, işçi temsilcisi sendikalar, yaklaşmakta olan felaketi biliyor ama sanki bilmezlikten geliyorlarmış... Sanki, Marguez in Kırmızı Pazartesi adlı romanında anlatılan cinayet gibi yaşanmış her şey... Kırmızı Pazartesi romanında cinayetin işleneceğini kurbanın kendisi dâhil herkes bilir, ama cinayeti önlemek için kimse harekete geçmez. Soma için yapılan tartışmalara bakıp, o can pazarından sağ çıkmayı başarmış mağdurların anlattıklarını dinlediğinizde, Soma da 301 işçinin hayatına mal olan bir felaketin meydana geliş biçiminin Kırmızı Pazartesi nde anlatılan cinayetle benzerliğine şaşmamanız mümkün değil. İş yeri güvenliğinin olmadığı, çalışma koşullarının, vahşi kapitalizm dönemlerinin bile gerisinde olduğu, ölümün adeta kol gezdiği, o karanlık tünellerde 301 maden işçisi can verdi. Soma hakkında konuşmayan kalmadı. Ama İshak Alaton un, bir iş adamı olarak hatırlattığı şu gerçek bence çok anlamlıydı: Türkiye de makine pahalı, insan ucuz. Soma madenciliğin sahibi Alp Gürkan ı yaptığı medya toplantısında izlerken bu sözler takıldı aklıma. Yanına aldığı diplomalı inkârcılarla beraber, akla da vicdana da zarar açıklamalar yapmasına, kendini ve yönetimini bin dereden su getirip aklamaya çalışmasına rağmen, aslında Soma da paraya kıyıp yaşam odası yapsaydı -maliyetinin 250 bin dolar olduğu söyleniyor- bu işçilerin hiçbirinin ölmeyeceğini açıkça itiraf ediyordu Gürkan Soma da yaşanan kıyametten sonra, sıra sıra mezarlar kazıldı İnsanlar, soğuk hava depolarına getirilip bırakılmış onlarca ölü bedenin içinden, kendi ölülerini teşhis edip götürdüler ve o mezarlara gömdüler. Bir karış toprağa sahip olamadan ölüp gidenleri toprak bağrına basacak şimdi Dünün itibarlı iş adamı, bugün Soma felaketinin sorumlusu olarak aranmakta Alp Gürkan, bir işçinin hayatının 250 bin dolara mal olan bir yaşam odası etmediğine inanmamış olsaydı, bu felaket belki bu kadar büyük çapta yaşanmayacaktı. Bir işçinin hayatı, Şili de, ABD de, Almanya da 250 bin dolar ediyor, ama Türkiye de maalesef bu kadar etmiyor! Bir hafta boyunca yaşam odası mevzuatta var mı yok mu diye tartıştık 301 insanın boğularak, yanarak ölmesinin sebeplerini, mevzuatla açıklamaya çalıştık. İşçinin canını yakacak olsa da, mevzuat dediğiniz şey eğer patronun cebine dokunuyorsa, o mevzuat bir türlü hayata geçmiyor bu ülkede! Buna rağmen böyle bir hazırlığı varmış firmanın ve eğer bu katliam gibi kaza üç dört ay sonra olsaymış, işçilerin hiçbiri ölmeyecekmiş! Alp Gürkan yaşam odası yapıp onların hayatını kurtaracakmış! Söylediği buydu açıkçası! Dehşete düşmemek mümkün değil.. İşletmecisi olduğu bir maden ocağında, henüz bilinmeyen bir nedenle çıkan kazada 301 kişi hayatını kaybediyor ve bu işadamı medyanın huzuruna çıkıp, aklımızla alay edercesine, dört ay sonra olsaydı bu kaza, işçiler ölmeyecekti, çünkü kendilerini kurtaracak odayı yapıp tamamlayacaktık diyor Soma madenciliğin yaptığı medya toplantısı, suçun üstünü örtmeyi, bilgi kirliliği yaratmayı ve delilleri karartmayı amaçlıyordu. Soruşturmanın hedefinde olan bir firmanın, iki saat süren bir basın toplantısıyla kamuoyu algısını 12 HAZİRAN 2014 HAZİRAN

8 Soma felaketi kuşkusuz bir toplumsal travma olarak hatırlanacaktır. Maden işçisi binlerce insan, Soma faciasından sonra derin bir travmanın kuşatması altına girdi. O karanlık tünellere giren her işçi, ister Soma da yaşasın ister başka bir yerde, bu travmayı yüreğinde duyacak ve bu travmanın yarattığı acıyı, hayıflanmayı, çaresizliği hissetmeye devam edecektir. Türkiye, eğer Soma felaketinin yarattığı acıları paylaşmada kusurlu davranır ve Soma bir süre sonra unutulmaya terk edilirse, ateşin düştüğü yer, yanmaya devam edecek ve Soma nın acısı, paylaşılmamış bir acı olarak daha da büyücektir. değiştirmeyi, üstelik daha cenazeler toprağa gömülmeden, üstelik konuyla ilgili ne mağdurların ne mağdurları temsilen bir sendikanın sesi bile çıkmamışken, yavuz hırsız misali, böyle bir toplantı yapabilmesi, ancak egemen sınıfın gücü, pervasızlığı ve küstahlığıyla açıklanabilir! Soma yı araştırmak için atanan 28 savcı adına yapılan açıklamada, delillerin karartılmasına izin verilmeyeceği beyan ediliyordu ya, Soma madenciliğin sahipleri bunu pek önemsemediler. İlk dört gün ortalarda pek görünmediler. Sosyal medya denen batak alanda, sadece hükümetin topa tutulması, Soma madenciliğin patronuna cesaret verdi. Kimsenin aklına ne sendikaları ne de işvereni sorumlu tutmak gelmediği için, fırsat bu fırsat deyip, medyanın karşısına geçtiler ve suçu aklamaya çalıştılar. Bir gün sonra da soruşturmalar başlayınca da tutuklanmaktan kurtulamadılar. İnsan önce çıkar kamuoyundan, işçi ailelerinden samimi bir özür diler. Zamanı geldiğinde ise mahkemede, soruşturma komisyonlarında kendini savunur, bu herkesin en doğal hakkı. Kendilerini o kadar haklı göstermeye çalışıyorlardı ki, Alp Gürkan ve ekibini dinleyip de, Türkiye nin bütün maden ocakları mümkün olsa da Soma madenciliğe kiralansa diye içinden geçirmemiş bir tek insan bulunamaz. Depremlerden sonra yıkılan binaları yapan müteahhitler köşe bucak kaçar, bulundukları yerde tutuklanırlardı. Veli Göçer ve benzerlerinin kamuoyunun önüne çıkacak hali olmazdı, ortada 301 ölü var, dördüncü güne kadar ortaya çıkmayan Alp Gürkan, bakıyor ki, kendisi değil, hükümet topun ağzında, ortaya çıkıyor, iki saatlik basın toplantı yapıyor ve suçu aklamaya çalışıyor Savaşa sürer gibi insanları yer altında bir savaşa sürmüşsünüz, sorumluluklarınızı yerine getirmediğiniz için hayallerini, umutlarını bir anda yıkıp geçmişsiniz, ocaklarını söndürmüşsünüz, sonra da firmanıza ait hemen hiçbir kusur bulmadan daha gözyaşları bile kurumamışken, kendinizi aklamaya çalışıyorsunuz. Soma felaketi kuşkusuz bir toplumsal travma olarak hatırlanacaktır. Maden işçisi binlerce insan, Soma faciasından sonra derin bir travmanın kuşatması altına girdi. O karanlık tünellere giren her işçi, ister Soma da yaşasın ister başka bir yerde, bu travmayı yüreğinde duyacak ve bu travmanın yarattığı acıyı, hayıflanmayı ve çaresizliği hissetmeye devam edecektir. Türkiye, eğer Soma felaketinin yarattığı acıları paylaşmada kusurlu davranır ve Soma bir süre sonra unutulmaya terk edilirse, ateşin düştüğü yer, yanmaya devam edecek ve Soma nın acısı, paylaşılmamış bir acı olarak daha da büyücektir. Hayatı bir makineden ucuz maden işçilerinden biri, Soma felaketinden sağ kurtulmuş Mustafa Elibol, o madene bir daha girmek için çok düşüneceğini söylüyordu Mustafa Elibol gibi düşünmeyen bir tek madenci yoktur. O madenlere korkuyla girilecek, sabah işe giderken evdekilerle helalleşilecek ve akşam eve sağ dönmesi beklenen madencinin ailesine bu dünya zindan olmaya devam edecek Bir kayıp o ailenin kıyameti demektir. Cumhurbaşkanı Gül, Soma yı ziyaretinde, yaşanan faciaya ilişkin olarak, duygularını şu sözlerle ifade etmişti: Kıyamet bitmedi bence, eğer bu işleyiş böyle devam ederse, yeni kıyametlerin olması kaçınılmaz. Toprağın altında can veren her bir kayıp, geride bıraktıklarının kıyametidir. Bitimsiz bir yasın ve kahredici bir acının başlangıcıdır. Soma da yaşanan kıyametten sonra, sıra sıra mezarlar kazıldı İnsanlar, soğuk hava depolarına getirilip bırakılmış onlarca ölü bedenin içinden, kendi ölülerini teşhis edip götürdüler ve o mezarlara gömdüler. Bir karış toprağa sahip olamadan ölüp gidenleri toprak bağrına basacak şimdi Gazetelerin sayfalarını günlerdir, ölümü bir kıyamet gibi yaşayanların trajik hikâyeleri süslüyor. Birbirinden ilginç ama bir o kadar da insanca hikâyeler Kimi, kendine iki göz bir ev almaya çalışıyordu, kimi oğluna, kızına düğün kurmayı Kimi doğacak çocuğuna bir gelecek hazırlamakla meşguldü, kimi düğün parası biriktirip evlenmek istiyordu Hiçbirinin hikâyesi mutlu sonla bitmedi, bitemedi ne yazık ki.. Karıncayı bile incitmeden yaşayıp gitmiş o güzelim insanlar, bir anda bir kıyamete, büyük bir acıya ve yasa dönüştü Şimdi sabahtan akşama kadar konuşuyor ve kıyameti yorumluyoruz. Bu memlekette meğer toprak altından kömür çıkarmanın inceliklerini, bu işin uluslararası standartlarını bilen ne kadar çok uzman varmış! Uzmanlıklarını konuşturup duruyorlar habire. Bir televizyondan çıkıp bir başkasına gidiyorlar. Konuşuyor ve açıklamalar yapıyorlar. Kimse sormuyor ama kıyamet adım adım yaklaşırken, neredeydiniz efendiler, diye. Hatırlatmak istiyorum. Kürt sorunu nedeniyle yaşadığımız acıları, felaketleri, Soma dan sonra hatırlamamak mümkün değil. O çatışmalarda da gereğinden fazla insan öldü. Gereğinden fazla şiddet vardı. İrlanda sorununda eş zamanlı tarih içinde ölenlerin sayısı üç bini geçmez. Bizde eş zamanlı tarih içinde ölenlerin sayısı elli binden fazla Bir karakol basılır ve şehit askerlerin haberi aile ocaklarına düşen bir kor gibi duyulur duyulmaz, Kürt sorununun uzmanları ekranlara üşüşür, terörle mücadeleyi anlatırlardı. Stratejinin bini bir paraydı... Ama bu stratejilerin hiçbiri, Kürt savaşında yaşanan kıyameti durdurmaya yetmedi. Şimdi de madencilik uzmanları konuşup duruyor... Amerika da güvenlik şartnameleri 160 sayfaymış, Almanya da yer altında çalışacak bir işçi üç yıl süren bir eğitimden geçiyormuş. Zaten Almanya da kömürü yer altından işçiler değil, bir işçinin yapabileceği her şeyi yapabilen makineler çıkartıyormuş HAZİRAN 2014 HAZİRAN

9 Enerji Bakanı, Türkiye deki şartlara uymadığı gerekçesiyle 100 ün üstünde maden ocağının kapatıldığını söylüyor. Peki Soma madeni dâhil, şu an fiili olarak çalışan madenlerde şartlara uyulduğunu kim iddia edebilir, hani nerede iş güvenliği? Devlet Denetleme Kurulu, maden ocaklarında yaşanan kuralsızlıkları, uygun olmayan çalışma koşullarını 600 sayfalık bir raporla duyurmuş deniliyor. Soma felaketi olmasa ve Cumhurbaşkanı Soma ya gitmese, kimin haberi olacaktı bu rapordan? İşe yarasın diye hazırlanan bu raporun akıbeti ne olmuş, gereği neden yerine getirilmemiş, takibi neden yapılmamış? Ben demiştim lerle filan olmuyor.. Gerçek şu ki, gelip geçmiş bütün hükümetler ve şimdiki hükümet, Türkiye sivil toplum örgütleri, TÜSİAD, kurumsallaşamamış kurumlarıyla devletin bizzat kendisi, Soma felaketinden sorumludur. Bu sorumluluğu herkes payına düştüğü kadarıyla kabullenmeden, maden ocaklarında bundan sonra yaşanacak kıyameti durdurmak mümkün olmayacak. Bu sorumluluğu kabullenmeyenlerin, Soma ya gidip madencilerin, yüzüne bakmaya bile hakkı yoktur. O kıyamet ortamından çıkarılıp, ambulansa taşınırken, devlet malına zarar vermeyeyim diye kömüre, ise bulanmış çizmesini çıkarmak isteyen maden işçisi, kardeşinin ölü bedenini taşıdığı battaniyeyi getirip Kızılay a iade eden işçi, bu devlete ve bu devleti yönetenlere öyle bir ahlak dersi verdi ki, devlet artık bir daha bu dersten sınıfta kalmamanın yolunu yordamını bulmak zorundadır. Tez elden, daha fazla suç yaratmadan ve bir kıyamet daha yaşanmadan, çareler üretmek ve madencilik alanında yeni standartlar belirlemek hükümetin öncelikli görevi sayılmalıdır. Yeni Soma lara davetiye çıkaracak kadar güvensiz işyerlerinde çalışmaya mahkûm edilmemeli işçiler Soma Madenciliğin, Soma daki iki işyerinde daha işin durdurulması elbette yerinde bir önlemdir. Ama kabul etmek gerekirse, Türkiye nin diğer maden yataklarında, daha üstün ve güvenli standartlar söz konusu değildir. Soma felaketinden hukuki ve cezai bakımdan sorumluluğu olan herkesten hesap sorulması, kamuoyu vicdanını ve her şeyden önce mağdurları tatmin edecek kararlara varılması zorunludur. Üç-dört ay gibi bir zaman tanınarak, bütün madencilere, standartlarını AB düzeyine yükseltmeleri talep edilmelidir. Bu sürede doğacak işçi mağduriyetlerini devletin ve işverenin ortak bir bütçeyle karşılamalarını mümkün hale getirecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Bu yazı kaleme alınırken, Bakanlar Kurulu yeni maden yasasını görüşüyordu. Meclis te CHP nin verdiği araştırma önergesine, AK Parti li vekillerin evet oyu vermesi sevindiricidir. Bu yolla meclisteki partiler arasında ortak bir ulusal mutabakat sağlanabilir ve bu ulusal mutabakat, toplumun bu konudaki davranışlarını da olumlu yönde etkileyebilir. Türkiye acı bir felaketin yol açtığı trajedinin acısını, kenetlenmiş olarak, bütün kurum ve kuruluşlarıyla, ulusal bir dayanışma halinde hafifletebilir ve Soma deneyimi diyebileceğimiz yeni bir deneyim, yeni bir ulusal tecrübe; bize büyük acılar yaşatmış Kürt sorunu gibi bir sorunda bile örnek alınacak bir deneyim bir ulusal dayanışma haline dönüşebilir Örneklerini bugünlerde sıkça görüp üzüldüğümüz bütün o nefret söylemlerinin dışında kalabilmiş makbul ve yeni bir ulusal dayanışma ancak, Soma nın acısını azaltabilir ve Soma nın yasını katlanılır bir yas haline getirebilir. SOMA DAN KÖMÜR DIŞINDA ŞEYLER DE ÇIKARMALIYIZ Alper TAN SDE Yüksek İstişare Kurulu Üyesi 13 Mayıs 2014 günü saat 15:00 sıralarında Manisa nın Soma ilçesinde Soma Grup a ait kömür ocağında meydana gelen faciada 301 vatandaşımız hayatını kaybetti. Toplam 2941 işçinin çalışmakta olduğu kömür ocağında, çalışanların onda birinden fazlası hayatını kaybetti. 100 civarında da yaralı vardı. Sadece bu faciada yaş ortalaması 10 olan 432 çocuk babasız kaldı. Kadınlar dul, anne babalar evlatsız kaldı. Hasılı abisini, kardeşini, nişanlısını, yakınını kaybedenler Sonradan ortaya çıkan belge ve bilgilerle, göz göre göre geliyorum diyen facia Soma daydı. Ama sadece Soma değil Türkiye nin yüreği yandı. Hepimiz çaresiz vaziyette acı çektik. Yaşananları günlerce TV ekranlarından canlı yayınlarla izledik. Aslında maden ocaklarında her sene çok sayıda kömür madeni işçisinin kazalarda hayatını kaybettiği anlaşılıyor. Fakat bu ölümler Soma daki gibi toplu halde olmadığı için toplumun dikkatini çekmiyor. Soma olayının bu kadar dikkat çekmesi, ölümlerin toplu halde olmasındandı. Bu konuda sorumluluğun kimde olduğuna dair herkes birbirini suçladı. Göz göre göre geliyorum diyen bir faciada bu kadar insanımız hayatını kaybediyorsa zincirleme hatalar olduğu ortada. Yaşanan bu olayın öncesinde ve sonrasında dikkatimizi çeken ve bir çırpıda aklımıza gelen ihmal, zaaf ve kötü niyetleri şu şekilde sıralayabiliriz: Sorumsuz ve gözünü para hırsı bürümüş, gözü kârdan başka bir şey görmeyen, işi yöneticilere bırakmış, işçilerin hangi şartlarda çalıştığını hiç merak etmeyen, 3 yıldır ocağa uğramamış bir patron... Hiçbir şeye yaramayan, miadını doldurmuş ve fonksiyonu kalmamış gaz maskeleri... Yetersiz sensörler... Var olan sensörlerden gelen sinyalleri dikkate almayan idareciler... Olmayan acil müdahale ekipleri Denetlememek için önceden haber vererek ocağa giden müfettişler Yetersiz mevzuat... Var olan mevzuatın bile uygulanmaması... İşçinin değil de patronun çıkarlarını gözeten sendika... Yerel hadiselere yeterince dikkat etmeyen yerel siyasetçiler Soma da acıları paylaşarak azaltmak yerine, yaklaşan Gezi provokasyonlarının yıldönümüne bu faciadan malzeme çıkarmaya çalışan iliştirilmiş gruplar... Tayyip Erdoğan ve AK Parti düşmanlığı cephesine bu vesile ile yeni bir cephane bulduğu varsayımı ile kışkırtıcı manşet veya haberlerle çıkan bazı ulusal medya unsurları 16 HAZİRAN 2014 HAZİRAN

10 M llet olarak ölümlere, dramlara, ç lelere, doğal afetlere, savaşlara, teröre, c nayetlere, fa l meçhullere kısacası acılara alışığız. Acılar toplumları b rleşt ren olaylardır. Bu acılar da m llet m z daha fazla kenetleyecek. Net cede daha göz açıcı b r etk oluşturacak. Soma trajed s nden yen b r Gez provokasyonu çıkarmak ç n çalışanlar muvaff ak olamayacaklar. Geçen yıl Gezi olaylarında Müftü karısı rolünde sahneye çıkan birinin bu defa Madenci karısı rolünde ortaya çıkıp uluslararası medyaya malzeme üretmesi... İşçiler daha kömür ocağından çıkarılamamışken, DİSK in sorumsuz Başkanı Kani Beko nun şehit olan işçilerin haklarını aramak yerine İzmir de Gezi ye malzeme üretme çabası ve kışkırtıcılık yapması İçerde ve dışarda bazı grupların seçim öncesi Tayyip Erdoğan ın cumhurbaşkanı olmasının önüne bir barikat olarak Soma faciasını kullanmak istemeleri Milletin Soma ya yardım için seferber olması karşısında rahatsız olan, kalbini ve vicdanını ideolojisine feda etmiş ruhsuzların, Soma ya yardım etmeyin AKP ye yarar çağrıları yapmaları... Kendi siyasi ve ideolojik görüşünden olmadığı için şehit olanlara, AK Parti ye oy verdiler, müstahaktılar yani hak ettiler diyen insanlığını kaybetmiş gazeteci ile şehit olan madenciler için Para uğruna gitti niyazi diyecek kadar alçalan ahlaksız yazar... Kendisi küresel gücün taşeronluğunu yaptığı için, bunu gören ve ona destek olmayan millete kin ve nefretini, dışa vurarak, Kur an ayetlerini, kendi hezeyanlarına alet eden paralel tetikçiler... Bizim devirmeye çalıştığımız AK Parti ye oy verdiğiniz için maden ocağı başınıza çöktü. Onun için yandınız mesajı vermek için Zulmedenlere destek olmayın; yoksa size ateş dokunur yazan ABD ye adanmış ruh... Bu yazıyı kendi internet sitesinde tekrar yayınlayıp Twitter hesabından hatırlatarak Bedduam tuttu demeye getiren ruhsuz Pensilvanya İçerde bunlar olurken bu olay dışarda nasıl bir yansıma buldu? Türkiye ve İslam düşmanlığını gizleyemeyen uluslararası medya ve Batı siyaseti Soma da yaşanan faciaya nasıl yaklaştı bir de ona bakalım: Türkiye maden kazasına ağlarken bazı İngiliz, Alman ve Amerikan medyası adeta kına yaktı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair kirli siyasi hesaplarını öne çıkaran bazı yabancı medya kuruluşları, ülkemizi yasa boğan trajediyi çarpıtarak veya istismar ederek verdiler. BBC, Soma da tekmelenen bir vekilin otomobilini Başbakan ın makam aracı diye servis ederken, NYT Ülke çapında protestolar yapılıyor yalanına başvurdu. Almanya da yayınlanan Der Spiegel Erdoğan için manşetten Cehenneme git yazarak küstahlık yaptı. Batılı medya organları, bu trajediyi fırsat bilip Türkiye ye yönelik kinlerini kustular. Bazı Rum gazeteleri ise farklı ve olumlu davranarak Acınızı paylaşıyoruz! şeklinde Türkçe başlıklar attı. En büyük küstahlığı ise Gezi kalkışması sırasında Boyun Eğme! diyerek Türkçe manşet atmış olan Der Spiegel yapmış oldu. Başbakan Erdoğan ın açıklamalarını kasıtlı biçimde çarpıtan Der Spiegel, BBC, Reuters, NYT, Fox TV, WSJ ile Die Welt gibi medya organları, Soma daki kazadan sonra Türkiye de ülke çapında protestolar yapıldığı ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi kavganın daha da ateşleneceği şeklinde kirli ve yalan yayınlar yaptılar. BBC nin Türkçe internet portalı ise Protestolarınızın videolarını gönderin yayınlayalım çağrısında bulundu. Peki, ne olacak ve neler yapılmalı? Millet olarak ölümlere, dramlara, çilelere, doğal afetlere, savaşlara, teröre, cinayetlere, faili meçhullere kısacası acılara alışığız. Acılar toplumları birleştiren olaylardır. Bu acılar da milletimizi daha fazla kenetleyecek. Neticede daha göz açıcı bir etki oluşturacak. Soma trajedisinden yeni bir Gezi provokasyonu çıkarmak için çalışanlar muvaffak olamayacaklar. Ancak bu facia vesilesiyle hükümetin; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında acil adımlar atması, işyerlerinin, özellikle riskli ortamların daha sıkı denetlenmesi, denetleyenleri de denetleyecek mekanizmaların kurulması için gerekenleri yapması bekleniyor. Sendikaların; şov, siyaset veya ideolojik eylem yapmak yerine üyesi olan işçilerin haklarını savunma yolunu seçmeleri gerekiyor. Patronların ise para uğruna insan sağlığını hiçe saymadan, insanca çalışma ortamları oluşturma mesuliyetleri var. Bu son olay karşısında bazı kişilerin, nefretlerini dışa vuran hezeyanları, bizim millet olma keyfiyetimize karşı bir saldırıdır. Toplumun sosyolojik genlerini değiştirme girişimidir. Çok riskli, çok tehlikelidir. Bunu görmeliyiz. Her şeye rağmen bu kışkırtıcıların, bu provokatörlerin oyununa gelmemeliyiz. Kendi değerlerimize, millet olma şuurumuza daha fazla sahip çıkarak oyunu bozmalıyız. Yargı, bu faciada kusuru bulunanları adil biçimde cezalandırmalı, siyaset ise benzer faciaların tekrar etmemesi için her çeşit tedbirin alınmasını sağlayacak kurallar koymalı, iktidar da uygulamanın amansız takipçisi olmalıdır. Toplum ise bunların yeterince yapılıp yapılmadığını unutmadan takip etmeli, hesap sormalıdır. Kısacası Soma dan sadece kömür ve cenaze çıkmasın. Önemli dersler de çıkarılsın. Çıkarılsın ki başka masumlar da kurban edilmesinler. Başka çocuklar yetim, başka kadınlar dul kalmasın 18 HAZİRAN 2014 HAZİRAN

11 SOMA DOSYASI Her halükarda Soma, Türk ye de yaşanan büyük hesaplaşmanın m latlarından b r olarak tar htek yer n alacaktır. Ateş düştüğü yer yaksa da Türk ye n n yüreğ ndek yangın Soma da yen den alev almıştır. Ancak B r mus bet b n nas hatten evladır ( y d r) denm şt r. İnşallah bu ders hep m z almışızdır. M llet m z n başı sağ olsun... BİR FACİANIN ANALİZİ Soma bomba gibi düştü Türkiye nin gündemine. Dünya bile sarsıldı şiddetinden. Madenin karanlık dehlizlerinde zehirli dumandan boğulan madenciler, birer birer kapkara bedenleriyle simsiyah bir ölümün kucağında çıkarıldılar cehennemden. Tam 301 can... Aileler... Çocuklar... Büyük acı ve üzüntü. Allah rahmet etsin, sabr-ı cemil versin ve yardımını esirgemesin. Acı ve İstismar Bu büyük facia ve acı bile Türkiye yi bir araya getiremedi. Toplumun büyük bir bölümü madencilerin acılarını derinden ve yürekten hissetti, keder, yas, üzüntüyle birlikte dualarıyla, yardımlarıyla güçlü bir dayanışma duygusu sergilendi. Ama aynı anda Aydın BOLAT SDE Stratejik Planlama Kurulu Başkanı toplumun diğer bir kesimi de daha cesetlerin yerin altından çıkartılmasını beklemeden ölümü siyasi fırsatçılık vesilesi yaparak, çirkin sloganlarıyla acılı Soma lıların ağıtlarını, feryatlarını bastırdılar. Reyhanlı bombalamasında, Gezi Parkı nda, 17 Aralık sürecinde olduğu gibi her olayı siyasi ranta dönüştürmeye çalışan, Erdoğan a ve hükümete karşı nefret ve kin kusmak için her olayı vesile, her şeyi araç yapanlar Erdoğan nefretini Soma acısından ilerde tutarak ülkeyi ahlaksız bir tepki ve şiddetle savaş alanına çevirdiler. Soma dan yeni bir Gezi çıkarmaya çalıştılar. Onlar için tüm dert Erdoğan ve hükümeti... Onlar gitsin de isterse on Soma patlasın hatta Türkiye yansın, bitsin umurlarında değil! Bu iki Türkiye fotoğrafı da facianın esasını görmeyi örtmemeli, kapatmamalı... İş Kazaları Neden Faciaya Dönüşüyor? Bu tür felaketlerde belirli bir oran (%5-10 gibi) vardır ki ne yapsanız da, ne tedbir alsanız da önleyemezsiniz. Bu insan fıtratının zaafından doğan, insanı aşan ve eşyanın tabiatı icabı olağanüstü bir durumdur. Burada insan acizdir, çaresizdir. Doğal afetlerde bu oran daha yüksektir ve insanî tedbirler, önlemler çok daha yetersiz ve çözümsüz kalır. Bu tür felaketlerde geriye kalan oran (%90-95 gibi) insanî, beşerî teknik ve teknolojik tedbirlerle önlenebilir ya da minimize edilerek zararları azaltılabilir, bedelleri küçültülebilir. Denetim mekanizmaları, iş güvenliği kuralları ve mevzuatı, teknolojik yenilik ve kolaylıklar iş kazalarını önleyecek ve minimize edecek yetenekler sağlayabilirler. İş kazalarında Dünya da üçüncü, Avrupa da birinci sırada isek, Türkiye de Çin den 2,5 kat, Avrupa dan 30 kat fazla iş kazası yaşanıyorsa, sadece 2013 yılında iş kazalarında 1200 kişi kaybetmişsek bir yerlerde bir şeylerin eksik olduğunu, bir şeyleri hakkınca beceremediğimizi kabul etmemiz gerekiyor. Değişik boyutlarda sürekli tekrar eden ve de üç gün sonra unutulan iş kazaları, trafik kazaları bir şeylerin göstergesi olmalıdır. Buradan az gelişmişlik veya geri kalmışlık, sosyal gelişim seviyesi, sanayi üretim standartları ölçeğinde sonuçlar çıkarılabilir. İş ahlakı ve sorumluluk eğitimi, iş güvenliği eğitimi ve terbiyesi ile zihniyet değişimi bağlamında yiyeceğimiz ekmek, çıkaracağımız dersler ve kat edeceğimiz merhaleler için zamana ihtiyacımız olduğunu anlayabilmeliyiz. Can Güvenliği Önce Devletin Sorumluluğudur İnsanı yaşat ki devlet yaşasın düsturunu sözde değil özde içselleştirerek yaşama hakkını korumak, insanı önceleyen sürdürülebilir kalkınmayı becerebilmek ve kalkınmacı politikalar için sosyal siyaset paradigmasının tümden yenilenmesi gerekmektedir. İşte o zaman Soma için anahtar cümle olarak; tespit edilmesi mümkün olmayan bir kızışma ya da trafo patlaması ndan bahsedilemez bir noktaya gelebiliriz. İşte tam burada hükümete, denetim mekanizmalarına, işletme patronuna, yöneticilere, sendikaya ve çalışanlara ayrı ayrı sorumluluklar düşmektedir. Yaşama hakkını güvenceye almak ilk önce hükümetin ve devletin görevidir. İş kazalarında dünya standartlarında yüksek orana sahip olan bir ülkede en önemli sorumluluk ülkeyi idare edenlere düşmektedir. Ekonomik nedenlerle işletilmesi mümkün olmayan madenlerin kapatılması düşünülebilir. Eğer devam edilecekse çalışanların can güvenliğini korumak için ilave bir şeylerin yapılması elzem görünüyor. Bu nevi felaket hallerinde veya olağanüstü durumlarda hükümetin kriz yönetimine yönelik süreçleri ve uygulamalarını yeniden gözden geçirmesinde fayda var. Kullanılan dili, algı yönetimini ve operasyonel organizasyon adımlarını profesyonel tecrübelerle güçlendirmelidir. Geçmiş dönemlerdeki deneyimlerle kıyaslandığında hükümetin performansını tebrik etmek gerekiyor ancak, bu, eksiklikleri görmeyi engellememeli. 20 HAZİRAN 2014 HAZİRAN

12 Muhalefetin bile takdir ettiği Enerji Bakanı Taner Yıldız ın açık, şeffaf, makul ve dengeli açıklamaları, sorumlu, soğukkanlı ve mesuliyete davet eden yumuşak dili, üslubu genel bir takdir topladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nın konumu göz önüne alındığında hatasız mesuliyet bağlamında gerektiğinde istifa müessesesi bu kriz ve algı yönetiminde çalıştırılabilmelidir. Bu topluma ve ülkeye daha büyük bir ders ve güven verecektir. İbretlik Dersler Bu büyük facia tabiî ki herkese bir ders ve mesaj verecek örneklerle dolu. Hepiniz Allah (c.c.) a döneceksiniz ilahi düsturu yinelenirken, ondan başka güvenecek hiçbir şeyin olmadığı, kaçışın ve çıkışın bulunmadığı görüldü. Bu bir imtihandır! Kirli çizmelerinden sedyeyi sakınan madenci, kardeşinin cansız bedenine sarılan Kızılay battaniyesini yıkayıp geri teslim eden madenci, çocuklarına bir şey alamayan ve bu hüzünle şehit olan madenci, zehirli dumanla birlikte gelen ecel kuşattığında Allah a temiz gitmek için su birikintisinde ve kömür tozuyla teyemmüm yaparak abdest almaya çabalayan madenciler, birbirlerine sarılarak ruhunu teslim etmiş 39 madencinin ibretlik dersleri, mesajları var elbette... Bu ibret derslerinden, bu hayat sınavlarından nasibini alan var mıdır? Felaketten, musibetten rant çıkarmaya çalışan ölüm istismarcıları, daha cenazeler kalkmadan hatta madenden çıkarılmadan kaza değil katliam, hükümet istifa naraları atan protestolarını şiddetle, vandallıkla sergileyen, siyaset değil ahlak adına sorgulanması gereken zavallılar gerçekten bir şey anlamışlar mıdır? Müslüman zenginlerimiz, fakir din kardeşlerimiz nasıl bir nefis muhasebesi yaptılar acaba? Kibirli yöneticilerin, para hırsıyla gözleri dönmüş patronların nereleri sızladı? Sıradan insanlarımız kendine bir pay çıkardılar mı? Sahiden Soma ne dedi bize? İş Kazası mı Sabotaj mı? Bir şeylerin yanlış gittiği besbelli ancak henüz olayın sebebi ve mahiyeti tam olarak kesinleşmiş değildir. Soma da ne olduğunu adli, idari ve TBMM komisyonu soruşturmaları sonuçlanınca kesin olarak öğrenebileceğiz. Ancak o zaman kimlere ne fatura keseceğimizi bileceğiz. Müslüman zeng nler m z, fak r d n kardeşler m z nasıl b r nef s muhasebes yaptılar acaba? K b rl yönet c ler n, para hırsıyla gözler dönmüş patronların nereler sızladı? Sıradan nsanlarımız kend ne b r pay çıkardılar mı? Sah den Soma ne ded b ze? Büyük gerilim ve kutuplaşma ortamında Erdoğan ın zaferiyle çıkılan 30 Mart yerel seçimlerinden sonra, her zaman krizlerle geçirilen Cumhurbaşkanlığı Seçimleri arifesinde, genel seçimlerden bir yıl önce, netameli ve çatışmalı Gezi süreci ve Reyhanlı bombalamalarının yıl dönümünde, bir CHP milletvekilinin Soma için verdiği soruşturma önergesinin mecliste reddedilmesinden bir ay kadar sonra, ODA TV den Zonguldak Özal ı götürdü, Soma da Erdoğan ı götürecek yollu yayınlar yapıldıktan hemen sonra, çok bilmiş muhalif gazetecilerin yakında Ege de deprem olacak, Soma patlayacak mealinde twitler paylaşmalarından sonra, ülkenin derin bir kutuplaşma ve siyasi çatışma içinde olduğu bir süreçte ve nihayet Soma faciası patlar patlamaz muhalif koalisyona (anti Erdoğan cephesi) ait kadrolu hazır kıt a protestocularının bütün Türkiye de pankartlarıyla, gaz maskeleriyle, molotof ve havai fişekleriyle, tüm şiddet ve vandallık teçhizatlarıyla sokağa fırlamaları, nihilist ve rasyonel olmayan tepkileriyle algı operasyonu cehdiyle Soma dan Gezi çıkarma çabaları; bu olaya kaza değil sabotaj diyenlerin gerekçeleri olarak zihinleri bulandırıyor. Kim bu kadar kötü ve kahpe olabilir? diye şaşkına dönen milyonları duyar gibiyim ve ben de onlardan biriyim. Ancak, tarihte ve günümüz dünyasında bunun örnekleri var... Makyavelist zihin çarpıklığında; gaye vasıtayı meşru kılar ya da amaca ulaşmak için her yol meşrudur anlayışında, yani insan soyunda evet bu kadar kötü ve kahpeler var. Soma faciası inşallah böyle bir komplo değildir. O zaman yukarıda sıralanan olayların manidar zamanlaması faciadan siyasi rant devşirmek isteyenlerin iğrenç ve ahlaksız istismarlarının sebepleri olarak nitelendirilebilir. Soma: Büyük Hesaplaşmanın Milatlarından Biri Her halükarda Soma Türkiye de yaşanan büyük hesaplaşmanın milatlarından biri olarak tarihteki yerini alacaktır. Ateş düştüğü yeri yaksa da Türkiye nin yüreğindeki yangın Soma da yeniden alev almıştır. Ancak Bir musibet bin nasihatten evladır (iyidir) denmiştir. İnşallah bu dersi hepimiz almışızdır. Milletimizin başı sağ olsun HAZİRAN 2014 HAZİRAN

13 SOMA DOSYASI İÇİMİZİ YAKAN SOMA MADEN KAZASI VE YAPILMASI GEREKENLER Tarkan ZENGİN* Sendika Uzmanı İş kazaları konusunda ülkemizin karnesi maalesef son derece zayıf notlarla dolu... Zira ülkemizde her gün 172 iş kazası meydana gelmekte, iş kazaları nedeniyle her gün 4 işçi hayatını kaybetmekte ve 6 işçi sürekli iş göremez hale gelmektedir. Bu olumsuz tablo uzun yıllardır çalışma hayatının önemli bir sorunu olmaya devam etmektedir. Özellikle tersane, inşaat ve maden sektöründe sürekli ölümlü iş kazaları yaşanması bir yasa çıkarma zorunluluğunu beraberinde getirdi. Daha önce İş Kanunu nda birkaç madde ve yönetmeliklerle düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği, 30 Haziran 2012 de Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu olarak müstakil bir yasa haline dönüştürüldü. Kanunun temel anlayışı önleyici yaklaşımla tüm işyerleri için risk değerlendirmesinin yapılması ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan genel bir iş kazaları ve meslek hastalıklarını önleme politikası geliştirilmesidir. ILO Güvenlik Kültürü Raporu, meslek hastalıklarının tamamının, iş kazalarının ise yüzde 98 inin önlenebilir olduğunu ortaya koymaktadır. Buradan anlaşılmaktadır ki, yeterli önlemler alındığı takdirde iş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir. Yasa çıkarmanın tek başına yeterli olmayacağını ve bir iş sağlığı ve güvenliği bilinci oluşturmanın zorunluluğunu ifade etmek gerekir. Zira iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri için yasal kuralların yanı sıra bir kültür ve bilinç oluşturmanın zorunlu olduğu unutulmamalıdır. Yaraları Sarmak İçin Yapılması Gerekenler Elim iş kazasında yaraları sarmak için önce vefat edenlerin yakınlarının kimseye muhtaç olmayacağı bir hayat sürmelerini sağlamak gerekir. İş kazası nedeniyle yüzlerce çocuk, eşler, anne ve babaların ekonomik ve sosyal bakımdan korunmadan mahrum kaldılar. Sosyal güvenlik sistemimiz gereği ailelere maaş bağlanacaktır. Mevcut yasamızda ölüm aylığı almak için 5 yıl sigortalı olmak ve 900 gün prim ödemek şartı var. Ancak Çalışma Bakanı, ailelere ölüm aylığı bağlamak için 1 gün sigortalı olmanın yeterli olduğunu söyledi. Dolayısıyla Soma da vefat edenlerin, 5 yıl sigortalı olmak ve 900 gün prim ödemek zorunluluğunu ortadan kaldıran bir yasal düzenleme yapılacaktır. Ayrıca ölümler iş kazası nedeniyle olduğu için ailelere iş kazası ölüm geliri bağlanacaktır. Bağlanan iki maaştan, yüksek olanın tamamı düşük olanın ise yarısı ödenecektir. Ayrıca Soma da yaşanan maden faciasında 301 emekçiyi kaybettik. Ülkemiz tarihine en fazla emekçi kaybettiğimiz iş kazası olarak geçen Soma faciası sonrası ilk yapmamız gereken, acıları paylaşarak yaraları sarmaktır. İkinci olarak, bu iş kazalarının temel nedenleri üzerinde durmaktır. Son olarak da bir daha böyle acı olayların yaşanmaması için neler yapılması gerektiğini tartışarak ortaya somut öneriler koymamız gerekmektedir. Soma da yaşadığımız acının tüm tarafları olarak iyi bir sınav veremedik. Meselenin sorumluğunu taşıyan işverenler, medya, sendikalar, Hükümetin ilgili Bakanlıkları ve birimleri ile tüm kesimler, aslında sorumlu olduğumuzu bilmeyiz. Meseleye bu gözle bakabilirsek sorunun üstesinden gelebiliriz. Ancak herkesin bir birini suçladığı bir ortamda soruna çözüm bulunması mümkün değildir. Acıların birleştirdiği bir toplumsal yapımız varken, Soma da ortak acılar etrafında birleşemedik. Siyaset taraftarlığı açısından bakılması mümkün olmayan bu olay maalesef siyasetin sığ tartışmalarının bir malzemesi gibi kullanıldı. Toplum olarak acılarımızı yaşamamıza bile fırsat verilmeyen bir ortam oluşturuldu. Bütün olanlara rağmen bu olayların bir daha yaşanmaması için buradan çıkarılacak önemli dersler olduğu bilinmelidir. 24 HAZİRAN 2014 HAZİRAN

14 Herkesin sorumlu olduğunu düşünmesi gereken acı bir olay yaşadık. Gözünü kar hırsı bürümüş işverenler, yeterince duyarlı olmayan sendikacılar, özenli denetim yapmayan kamu görevlileri, bu konularla ilgili aydınlar ve akademisyenler, medya, işçi maliyetlerini düşürmek için taşeronlaştırmayı yaygınlaştıran Hükümetler ve ilgili Bakanlıklar özeleştiri yapmalıdır. bu ailelerin sivil şehit sayılması için yasal çalışmalar yapılıyor olması da önemlidir. Tüm bunlar kayıplarımızı geri getirmeyecek ama yaraların sarılmasında önemli adımlar olacaktır. Yaraları sarmanın bir başka yolu ise tüm faillerin yasa önünde hesap vermesini sağlamaktır. Daha önceki iş kazalarında olduğu gibi yeterli bir hesap sorma süreci yaşanmazsa ailelerin acılarını azaltma imkânı olmayacaktır. Hesap sormak, kaybettiğimiz emekçiler ve yakınları için olduğu gibi bugün madenlerde çalışan işçiler ve aileleri için de önemlidir. Zira 2014 Ocak SGK verilerine göre maden ve taş ocakları iş kolunda (yeraltı ve yerüstünde) çalışan 190 bin işçinin aileleri de hesap sorulmazsa bundan sonra daha endişeli olacaklardır. Zaten yürekleri ağızlarında babalarının yollarını bekleyen çocukların, kocalarını bekleyen kadınların, evlatlarını bekleyen ana babaların endişelerini gidermek için Hükümet sorumluların yasa önünde hesap vermesini sağlamalıdır. Bugün madenlerde çalışanlar iş kazalarıyla ilgili tedbir almayanlara hesap sorulduğunu görmek istiyorlar. Yaşanan Olayın Temel Nedenleri Birçok ideoloji, insanı sadece üretim aracı olarak görürken kadim bir medeniyete sahip olan bizlerin insana bir kıymet olarak bakmamız gerekir. Kapitalist düzen insanı makine gibi üretim araçlarından biri olarak kabul ediyor. Oysa insan makine değil bir kıymettir. Soma Maden A.Ş. patronunun ton başına kömür maliyetini 134 dolardan 23,8 dolara indirmesi aslında iş kazalarının önemli bir nedenine işaret ediyor. İktisadi açıdan düşürülen maliyetlerin insanî yaklaşımları azalttığını biliyoruz. Düşürülen bu maliyet elbette işçinin sömürülen emeğinin karşılığıdır. Üretim maliyetleri; ya işçilerin ücretleri ve sosyal hakları kısıtlanarak düşürülecek ya da işçiyi iş kazaları ve meslek hastalıklarından koruyacak önlemlere para harcanmayarak düşürülecektir. İki uygulama da aslında bugün yaşadığımız trajedilerin temel sebeplerindendir. İnsan odaklı bir işyeri anlayışı olmadığı ve işverenlerin kar hırsları azaltılmadığı sürece içimizi yakan bu acıları maalesef yaşamaya devam edeceğiz. Ülkemizde madenlerde yaşanan kazaların hem nedenleri hem de çözümüne ilişkin önerilerin yer aldığı bir rapor, bugün yaşadığımız Soma maden kazasına da önemli ışık tutmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu nun maden kazalarıyla ilgili 2011 yılında hazırladığı bu rapor çok önemlidir. Zira raporda madenler ve maden kazaları ayrıntılı bir şekilde incelenmiş, bugün maden kazalarının nedenleri olarak tartıştığımız taşeron uygulaması, denetim eksikliği, üretim zorlaması, işçi eğitimi yetersizliği gibi sorunlar dile getirilmişti. Raporda iş kazalarının nedenleri ise şöyle sıralanmaktadır: Risk değerlendirmesi yapılmaması, taşeronluk alt işverenlik uygulaması, üretim zorlaması, geçmiş kazalardan ders alınmaması, grizu riskine karşı önlemlerin yetersiz olması, kontrol ve degaj sondajlarının yeterince yapılmaması, delme-patlatma işlemindeki düzensizlikler, çalışanlarda CO maskesi bulunmaması, gaz izleme ve ikaz sistemlerinin yetersizliği, havalandırma yetersizliği, grizu emniyetli elektrikli cihaz ve ekipmanlar ile ilgili sorunlar, nefeslik-kaçamak yolu ile ilgili yetersizlikler, tahkimat ile ilgili eksiklikler, tahlisiye hizmetleri ile ilgili sorunlar, maden işletmelerinde gözetim (iç denetim) hizmetlerinin yetersizliği, teknik nezaretçilik vb. işletme içi denetim uygulamaları ile ilgili sorunlar, kamu birimleri denetimlerinin etkinsizliği ve mesleki eğitim ve iş güvenliği kültürü noksanlıkları. Bu tespitlere ilişkin önlemler alınmış olsaydı belki de bu acıları bugün yaşamayacaktık. Aynı raporda özellikle iş güvenliği eksiklikleri şöyle sıralanıyor: Havalandırma genellikle doğal havalandırma yoluyla yapılıyor; Yeraltı ekipmanları alev sızdırmaz özelliğe sahip değil; Çalışma yerlerinin en az iki yolla yeryüzüne bağlı olmasına dikkat edilmiyor; patlamalara karşı önlemler yetersiz kalıyor; yeterli gaz ölçüm cihazları bulunmuyor; ferdi kurtarıcı teçhizat ya olmuyor, olanlar da yetersiz kalıyor. Madenlerde uygulanan rödovans sisteminin insan odaklı olmaması kazalara davetiye çıkaran bir başka neden. Devletin madeni kiraya vermesi ve karşılığında madendeki üretimi belirli bir fiyat üzerinden satın alması şeklinde yürüyen rödovans sistemi, sürekli üretim yapmaya zorluyor. Rödovansçının hedefi, rezervi en düşük maliyetle aramak ve işletmektir. Bu nedenle çalışanları sürekli üretmeye zorlayan sistem iş güvenliğini daha riskli hale getiriyor. Kazanın olduğu maden de dâhil olmak üzere rödovans sisteminin olduğu madenlerde üretim hırsı insani yaklaşımları ortadan kaldırıyor. Madenlerin çoğunda vardiya değişimleri gayri-insani biçimde yürütülüyor. Diğer vardiyadaki arkadaşı üretim noktasına gelene kadar üretim devam ediyor. Kazmalar hiç boş durmadan elden ele sistemi gibi garip bir uygulama yürütülüyor. Amerika da madenlerde yeni vardiyanın işe başlayabilmesi için madenin uzmanlar tarafından 3 saat boyunca denetlenmesi ve çalışanlar ile güvenlik konuşmasının yapılması zorunludur. Uzmanlar her vardiya değişiminde havalandırmayı, metan ve karbonmonoksit gibi zehirli gazların oranını ölçüyor ve madenin güvenli olup olmadığını bildirerek olabilecek risklerin önüne geçiyor. Bizde ise vardiya değişiminde üretimin az bir süre durmasına bile fırsat verilmemesi kazalara davetiye çıkarıyor. Acı Olayların Yaşanmaması İçin Yapılması Gerekenler Özellikle özel sektörde sürekli üretim yaptırarak kârlarını maksimize etmek isteyen işverenlere hesap sorulması, işverenlerin daha özenli davranmasını sağlayacaktır. Ancak önceki kazalarda olduğu gibi sadece idari soruşturma ve para cezaları değil, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu nun taksirli adam öldürme başlıklı 85. maddesi ile taksirli yaralama başlıklı 89. maddesi de işletilmelidir. İşveren tehlikeli olduğunu bilerek tedbir almamış ve bu nedenle kaza meydana gelmişse bilinçli taksirle adam öldürme suçu işlenmiştir. Soma maden olayında da iddialardan biri ısrarla uyarı yapılmasına rağmen tedbir alınmadığıdır. Eğer böyle ise olay bilinçli taksirle adam 26 HAZİRAN 2014 HAZİRAN

15 öldürmeye girmektedir. Yıllardır yaşanan iş kazalarının failleri yeterince bedel ödemedikleri için Soma Maden patron ve yöneticileri hiçbir sorumluluklarının olmadığını utanmadan söylediler. Orada çalışanların alın teri üzerinden servetlerini katlayanların onların ölümlerinden en azından vicdanı sorumluluk duyması gerekirdi. Bu olmadığı gibi idari ve yasal açıdan sorumlu olduklarını akıllarına bile getirmiyorlar. Tüm bu nedenlerle sorumluların tamamı yasa önünde hesap vermelidir. Taşeron sistemi ülkemizde artık tam bir emek sömürüsüne dönmüştür. Bu sistem tamamen gözden geçirilmeli ve yasal düzenleme yapılmalıdır. İş Kanunu taşeronlaştırmayı yalnızca asıl işe yardımcı işlerde öngörürken bugün asıl işler bile taşeronlara verilmektedir. Mesela bir kömür madeninde asıl iş kömür çıkarmak, yardımcı iş ise burada çalışanlara servis hizmeti vermektir. Uygulamada ise Soma maden kazasında yaşadığımız gibi işyerinin asıl faaliyeti olan kömür çıkarma işi bile taşeronlar eliyle yapılmaktadır. Refahın taşeronlara değil çalışanlara aktarılması ve katı çalışma yaşamı kuralları belirlenmesi gereklidir. Başta ağır ve tehlikeli işler olmak üzere taşeronlaştırma uygulamalarına son verilmelidir. İş sağlığı ve güvenliği yasasının öngördüğü tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesi sağlanmalı ve özellikle ağır ve tehlikeli iş kollarında etkin denetim yapılmalıdır. Maden çıkarma işi yapan işyerlerinde yaşam odalarının olmamasının cezai uygulamaları işletilmelidir. Yaşam odalarının yasal zorunluluk olmadığı bilgisi yanlıştır. Mevzuat işçilerin korunması için genel kuralları belirlediği için gerekli olan malzemeleri tek tek sıralamaz. Nitekim 6331 sayılı yasanın 5. maddesi işverenlere Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek ile Teknik gelişmelere uyum sağlamak yükümlülüğü getirmektedir. Bu nedenle yeni ürün veya teknoloji değişimi ortaya çıktığında işveren bu tedbirleri mevzuatta olmadığı gerekçesiyle yapmaktan kaçınamaz. Ayrıca maden yönetmeliğine göre işveren, bir tehlike anında çalışanların çalışma yerlerini en kısa zamanda ve güvenli bir şekilde terk edebilmeleri için uygun kaçış ve kurtarma araçlarını sağlar ve kullanıma hazır bulundurur hükmü gereği zaten yaşam odalarını bulundurmalıdır. Yasada bir takım değişiklikler yapılmalıdır. İş sağlığı ve güvenliği teftişleri Çalışma İlişkileri Kurulu kurularak yaptırılabilir. Kurulda işçi (sendika), işveren, bağımsız akademisyen ve müfettişler olmalıdır. Buradan çıkacak kararlar tüm taraflar olduğu için daha az tartışılacaktır sayılı yasanın 13. maddesi Çalışmaktan Kaçınma hakkını düzenlemektedir. Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar bu hakkını kullanabilirler demektedir. Ancak fiili olarak bu hükmün uygulanması zordur. Zira maden ocağında düşük ücretle çalışmayı göze alan birinin çalışmadan kaçınması ne kadar gerçekçidir? Bunun yerine yasal değişiklik yapılarak çalışmaktan kaçınan işçilere İş-Kur aracılığıyla 12 aya kadar ücret ödenmesi sağlanmalıdır sayılı yasaya göre işyerlerinde oluşturulan iş sağlığı ve güvenliği kurulları var. Bu kurullarda görevli olan çalışan temsilcileri, tehlike kaynağının yok edilmesi veya tehlikeden kaynaklanan riskin azaltılması için, işverene öneride bulunma ve işverenden gerekli tedbirlerin alınmasını isteme hakkına sahiptir. Yasaya göre 2001 den fazla çalışanı olan işyerinde 6 çalışan temsilcisi olur. Kurulda görevli 6 işçinin eğer yaşıyorlarsa beyanları son derece önemlidir. Kayıt tutmanın zorunlu olduğu kurul defterlerinin kayıp olduğu iddia edilmektedir. Kurul üyelerinin hayatta olanlarının vereceği bilgiler olayın aydınlatılmasını sağlayacaktır. Ayrıca ILO Güvenlik Kültürü Raporu, meslek hastalıklarının tamamının, iş kazalarının ise yüzde 98 inin önlenebilir olduğunu ortaya koymaktadır. Buradan anlaşılmaktadır ki, yeterli önlemler alındığı takdirde iş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir. Yasa çıkarmanın tek başına yeterli olmayacağını ve bir iş sağlığı ve güvenliği bilinci oluşturmanın zorunluluğunu ifade etmek gerekir. Zira iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri için yasal kuralların yanı sıra bir kültür ve bilinç oluşturmanın zorunlu olduğu unutulmamalıdır. İşyerlerinde görev yapan iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının ücretleri bağımsız bir fon oluşturulmalı ve bu fondan ödenmelidir. Sonuç olarak hepimiz şapkamızı önümüze koyarak özeleştiri yapmalıyız. Herkesin sorumlu olduğunu düşünmesi gereken acı bir olay yaşadık. Gözünü kar hırsı bürümüş işverenler, yeterince duyarlı olmayan sendikacılar, özenli denetim yapmayan kamu görevlileri, bu konularla ilgili aydınlar ve akademisyenler, medya, işçi maliyetlerini düşürmek için taşeronlaştırmayı yaygınlaştıran Hükümetler ve ilgili Bakanlıklar özeleştiri yapmalıdır. Vahşi kapitalizmin işçinin kanı üzerinden büyüdüğü 1850 li yılları bugün yaşamak zorunda değiliz lü yıllarda çocukların bedenleri küçük olduğu için onları maden ocaklarında çalıştıran Batı nın zalim çalışma şartlarını bugün yaşamak istemiyoruz. İş kazalarında vefat eden emekçilerin üstünü toprakla örterken diğer taraftan da olayların üstünün örtülmesini istemiyoruz. Çağdaş dünya başta maden kazaları olmak üzere iş kazalarını nasıl önlüyorsa bu tedbirlerin maliyet hesaplamaları yapılmadan alınmasını istiyoruz. Temel istediğimiz çağdaş dünyanın öngördüğü insan onuruna yaraşır bir çalışma hayatıdır. *Gazi Üni. Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunu. BEM-BİR-SEN Genel Başkan Danışmanı ve Türk Harb-İş Sendikası Eğitim Müdürü. 28 HAZİRAN 2014 HAZİRAN

16 Başbakan'ın Kamusal Kan Davasını Reddi Prof. Dr. Yasin Aktay Türkiye nin Muhalefet Sorunu ve Ortak Çatı Adayı Dr. Murat Yılmaz Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Prof. Dr. Haluk Alkan Türkiye Usulü Rasyonel Başkanlık Sistemi Bülent Orakoğlu Kriptokrasi: Devlet Güvensizliği ve Yasadışı Dinleme Doç. Dr. Ahmet Erkan Koca Türkiye de Son Dönemde Yaşanan Yargı - Siyaset Gerilimi Mustafa Burak Çelebi

17 İÇ POLİTİKA 100 yıl önce yaşanmış had seler k m hang del l göster rse gösters n b r mahkeme değ l tar h konusudur. Tar h se her zaman tartışmaya açık b r alandır. Tartışmaya açıldığı anda orda tar h değ l, ya tek taraflı mutlaklaştırılmış b r t kat veya bundan türet len b r kan davası vardır. İk s de b rb r nden zeh rley c d r. Her halükarda Başbakan ın hayatını kaybetm ş olanlardan dolayı Ermen ler n yaşayan torunlarına taz yes n b ld rmes, bu zeh rley c t kattan özgürleşme yolunda öneml b r adımdır. BAŞBAKAN IN KAMUSAL KAN DAVASINI REDDİ Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın 24 Nisan dan önce 1915 olaylarına ilişkin yaptığı açıklama hem Türkiye de hem de uluslararası toplumda ciddi bir yankı buldu. Başbakan ın yaptığı açıklama birçok kimse tarafından önemli bulunurken bazı araştırmacılar Türkiye nin 1915 olayları dolayısıyla özür dilemek için çok geç kaldığını savundular. Türkiye ve Ermenistan arasındaki sınır hâlâ kapalı. AK Parti iktidarı döneminde Türkiye- Ermenistan ilişkilerinin normalleşebilmesi için atılan adımlar Türk dış politikasının tarihsel yönelimleri açısından dönüştürücü nitelikteydi. Türkiye ve Ermenistan arasında 2010 yılında ilişkilerin normalleştirilmesi amacıyla imzalanan protokoller her iki ülkenin Meclis gündemine henüz alınabilmiş değil ancak bu Prof. Dr. Yasin AKTAY SDE Onursal Başkanı protokollerin imzalanabilmiş olması dahi devletin geleneksel refleksleri üzerinde AK Parti nin yarattığı dönüştürücü kapasiteyi ortaya koyma açısından önemsenmeli. Türkiye de oturma ve/veya çalışma izni olmaksızın bulunan 50 binin üzerinde Ermeni ye yönelik hükümetin pratiği de sorunun çözümü için sorumluluk alındığının en belirgin göstergesi. Başbakan Erdoğan ın 1915 olaylarına yönelik yaptığı açıklamalar ve Ermenistan la ilişkilerin normalleşebilmesi, Türk dış politikasında yaratılan dönüştürücü etkinin çok daha ötesinde devrimsel bir niteliğe sahip. Bu tespiti daha sağlıklı analiz edebilmek için Türkiye nin Ermeni meselesi konusunda resmi tezlerinin derli toplu biçimde aktarıldığı Kamuran Gürün ün çalışmasına verdiği isimle ifade edersek, Türkiye nin Ermeni Dosyası ile hesaplaşması/ yüzleşmesi tarihinin de hatırlanması/ele alınması gerekmektedir. Kurucu iradenin Ermeni meselesine yaklaşımı ve Erken Cumhuriyet dönemindeki yaklaşımlar ele alınmaksızın Başbakan Erdoğan ın açıklamasının nereye isabet ettiğini değerlendirmek oldukça zordur te Osmanlı Devleti nin tehcir kararı almasının ardından müttefik devletler Rusya nın bastırmasıyla bir deklerasyon yayınlayarak Türkiye nin insanlığa ve uygarlığa karşı işlediği bu yeni cinayetler karşısında Müttefik Hükümetler ( ) Osmanlı Hükümetinin bütün üyelerini ve onların bu katliamlara karışan ajanlarını kişisel olarak sorumlu tutacaklarını ilân ettiler. Henüz I. Dünya Savaşı sona ermeden ABD Başkanı Wilson ın ilân ettiği ve savaş sonrası düzenin temelini oluşturacak olan 14 nokta içerisinde iki başlık Osmanlı Devleti (ardılı Türkiye) ve Ermeni meselesini doğrudan ilgilendiriyordu. Wilson ın 5. noktasına göre Sömürgelerin bütün talepleri serbest, açık görüşlü ve tümüyle tarafsız bir yaklaşımla ele alınmalı, bu tür egemenlik sorunlarının çözümünde ilgili halkların çıkarlarıyla egemenliği tartışılan devletin adil taleplerinin eşit ağırlık taşıması ilkesine kesinlikle uyulmalıdır. 12. nokta ise Bugünkü Osmanlı Devleti ndeki Türk kesimlerine güvenli bir egemenlik tanınmalı, Osmanlı yönetimindeki öbür uluslara da her türlü kuşkudan uzak yaşam güvenliği ile özerk gelişmeleri için tam bir özgürlük sağlanmalıdır. Ayrıca Çanakkale Boğazı uluslararası güvencelerle gemilerin özgürce geçişine ve uluslararası ticarete sürekli açık tutulmalıdır. ifadesi yer almaktadır. Savaş sonrasında Wilson ın ABD Başkanlığından ayrılmasına rağmen yeni dönem Wilson Prensiplerinin üzerine inşâ edildiği için kurucu kadroların en önemli sorunlarından birisi Ermeni meselesi oldu. I. Dünya Savaşı nı sona erdirecek ve Türkiye Cumhuriyeti nin kurucu anlaşması olacak metni müzakere etmek için Lozan a giden Türk heyetine gündeme gelmesi halinde masadan çekilmeleri için verilen talimat iki konuyu içeriyordu: Kapitülasyonlar ve Ermeni meselesi. Neticede imzalanan Lozan Antlaşmasında da azınlıklar etnik mensubiyetlerine göre değil dinsel mensubiyetlerine göre belirlendi ki buna göre Türkiye de Müslüman olmayan herkes azınlık olarak kabul edildi. Bununla birlikte Lozan Antlaşması hem azınlıklara hem de Türkiye Cumhuriyeti içerisinde bulunan diğer farklı gruplara önemli haklar sağlıyordu. Ancak kurucu kadroların hem içerden hem de dışarıdan tehdit algısı ile şekillendirdiği, mütecessim halini CHP iktidarı döneminde uygulanan Varlık Vergisi ile gördüğümüz paranoyak devlet pratiği Türkiye Cumhuriyeti nin demokratikleşme sürecinin de temel motivasyonlarından birisini sağladı. Lozan Antlaşması ile gayrimüslim vakıfların mal varlıkları, ibadet ve inanç hürriyetleri güvence altına alınmışken Türkiye Cumhuriyeti yaklaşık 80 yıl boyunca bu hakları ihlâl etti. 80 yıllık devlet pratiğini dönüştürerek gayrimüslim vakıflara mallarını iade eden AK Parti iktidarını 80 yıllık hatadan sorumlu tutmak nasıl hak bilmezlikse, aynı devletin Ermeni meselesi dolayısıyla 80 yıllık uygulamasından AK Parti yi sorumlu tutmak da aynı derecede hak bilmezlik, hatta had bilmezliktir. Soykırım Tartışması Dipsiz Kuyu Soykırım kavramının mucidi Yahudi asıllı bir hukukçu olan Raphael Lemkin dir. Lemkin, Nazi rejiminin Yahudilere, Çingenelere, komünistlere ve diğer bazı gruplara uyguladığı şiddetin ve gerçekleştirdiği kırımların etkisi ile genocide kavramını geliştirmiştir. Ancak soykırım kavramı üzerinde hem uluslararası hukukçular hem de siyaset bilimciler henüz ortak kabuller geliştirememişlerdir. Uluslararası ilişkiler disiplininin yükünü çeken ülke olarak nitelendirebileceğimiz ABD de üniversitelerde karşılaştırmalı jenosit kürsülerinin kurulması aslında tek düze bir soykırımdan bahsedilemeyecek olmasının en önemli göstergelerinden birisi olarak kabul edilmelidir. Siyaset biliminde yazarlar arasında devamlı tartışma konusu olan soykırım nedir, hangisi soykırımdır? 32 HAZİRAN 2014 HAZİRAN

18 gibi sorulara tek bir yanıt verilememiş olması da hatırda tutulması gereken önemli bir husustur. Örneğin realist siyaset bilimciler, Ruanda da gerçekleşen olayların dünya üzerinde her zaman gerçekleşen ve gerçekleşebilecek türden olaylar olduğunu düşünmektedirler. Dolayısıyla iki toplum arasındaki meseleyi spekülasyona bu kadar açık bir kavram üzerinden tartışmak iki toplum arasında ilişkilerin yeniden kurulmasına hizmet etmek yerine soykırım adı altında kamusal kan davası nın derinleşmesine sebep olacaktır. Diğer taraftan soykırım sözcüğünün her geçen gün modern bir tabu ya da sivil din pratiği haline geliyor olmasının da altı çizilmelidir. Her ne kadar tarihsel gerçeklikle örtüşmeyen iddiaların sahibi olsa da, Yahudi soykırımının ticari bir meta haline dönüştüğünü söyleyen David Irwing in hapis cezasına çarptırılması, Ermeni soykırımı yoktur diyen Doğu Perinçek in Fransa ve İsviçre de hapis istemiyle yargılanması soykırım sözcüğü etrafında oluşan halisünasyonu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Tarih Kan Davası Mantığıyla/Algısıyla Okunamaz Başbakan Erdoğan ın 23 Nisan tarihinde 1915 yılında yaşananlardan dolayı hayatını kaybeden Ermeniler için yayımladığı taziye mesajı beklenebileceği gibi her kesimde ezber bozucu bir etki yaptı. Tartışmanın tamamen ezberlerle yürüdüğü bir ortamda, doğal olarak siyasetten eser olmaz. Herkes ezberleriyle sabitleştirdiği konumunu pekiştirmeye, onu tahkim etmeye bakarken, bunun karşı tarafın üzerinde hiçbir etkisi olmaz. Belki tek etki ezberi daha güçlü olandan ziyade, ezberinden bağımsız olarak siyasi veya maddi konumu güçlü olanların diğerleri üzerindeki yaptırım gücünden doğar. Erken Cumhuriyet döneminde oluşan algının yaklaşık 80 yıl boyunca devam etmesi Türkiye nin içerde ve dışarıda güçsüz olmasından kaynaklanmaktaydı. Bugün için Türkiye bu tür ezberler üzerinden kendisine yaptırım uygulanabilecek bir ülke olmaktan uzaktır. Konunun diğer tarafları ise zaten bu ezberden kendilerine bir tür konfor üretmiş oldukları için konumlarına nihai olarak etki edecek bir gelişmeden nispeten muaf durumdadırlar. Oysa bu ezberlerin ürettiği bazı duygular da vardır ki, bu duygular insanı zehirliyor. Bu zehirle uzun süre yaşanmaz. Hrant Dink in Diaspora daki kendi soydaşlarını tam da bu konuda uyarmak üzere sarf ettiği sözler, Türk nefretinin onların kanlarında bir zehre dönüşmüş olduğu yönündeki sözler, ne yazık ki, hedef kitlesi üzerinde bir etki yapmadan önce Türkçeyi çokbilmiş yargı mensuplarımızın bekçi radarlarına takılıp etkisiz hale getirildi. Oysa Hrant Dink de herkesin kendi zehirleyici konforuna kapıldığı bir anda halklar arasında bir diyaloğu başlatmaya ve insanı zehirleyen ezberlerden kurtulmaya davet ediyordu. Bugün Erdoğan ın bu davetinin ezber bozucu olması aslında sadece böyle bir taziyenin resmi bir mevkiden daha önce yapılmamış olmasından dolayıdır. Yoksa hem Erdoğan hem de liderliğini yaptığı AK Parti camiası genel olarak bu konuda baştan itibaren farklı bir yaklaşım içinde olmadı te yaşanan olaylardan dolayı hayatını kaybeden Ermeniler Osmanlı devletinin vatandaşlarıydı. Birçoğunun hayatlarını kaybetmesine yol açan tenkil işleminde yerleştirildikleri yer de o zamanlar yine Osmanlı topraklarıydı. Bu toprakların büyük bir kısmı da Mondros Mütarekesi imzalandığında Osmanlı hâkimiyetindeydi. Şayet Osmanlı 1. Dünya Savaşı sonrasında parçalanmamış olsaydı, bugün o tenkil edilmiş Ermeniler (Avrupa veya Amerika ya gidenleri hariç) yine Türkiye sınırlarında kalmış olacaktı. Böylece Türkiye vatandaşı insanlar olmaya devam edecek ve muhtemelen yaşadıklarıyla ilgili mağduriyetlerini doğrudan kendi devletlerinden telafi etme yoluna gideceklerdi. Nitekim henüz devletin Osmanlı olduğu bir dönemde yaşananların birçoğunun hesabının görüldüğünü, mahkemelerde tenkil işleminde kastı aşan davranışlarından dolayı birçok kişinin İstanbul da idam edildiğini de biliyoruz yargılamaları İttihat-Terakki sonrası gelen hükümetin bütün kusurları İttihat-Terakki üzerine yıkma girişimi olarak yorumlanabilir belki. Onun için İttihat -Terakki hükümetinin de 1916 da Ermeni Tehciri uygulaması esnasında görevin kötüye kullanılması ya da değişik gerekçelerle sorumluları yargıladığını da belirtmeden geçmeyelim yıllarında çalışan soruşturma ve yargılama komisyonları binlerce kişiyi yargıladı. Bu konuda elimizde sağlam istatistikler bulunmaktadır. Buna göre: Amasya: 2, Ankara: 148, Bitlis: 29, Canik: 89, Diyarbakır: 70, Eskişehir: 29, Halep: 56, Hüdavendigar: 21, İzmit: 28, Kayseri: 146, Konya: 16, Mamurat ul- Aziz: 249, Niğde: 8, Sivas: 579, Suriye: 27, Urfa: 170 kişi olmak üzere toplam 1673 kişi yargılandı. Tahkikatlar neticesinde 67 idam cezası, 524 hapis cezası, 68 kürek, para, kalebent, pranga, sürgün cezası, 227 berat ve yargılama reddi kararı verilirken 109 mahkeme ise 1916 itibariyle devam etmektedir. Bu arada yeri gelmişken, Ermeni örgütlerinin kendi tek taraflı yargılamalarıyla olaydan sorumlu gördükleri bütün Osmanlı devlet ricalinin suikastlar yoluyla katledilmiş olduklarını hatırlatalım. Bunlar arasında Sadrazam Said Halim Paşa, Sadrazam Talat Paşa, Bahriye Nazırı Cemal Paşa gibi kimseler bulunmaktadır. Erdoğan ın yayımladığı mesajın bence en çarpıcı yönü, tarihe mal olmuş olaylar hakkında bugünün hesaplarından yola çıkarak bir yargı vermenin kendiliğinden haksızlığına dairdir. I. Dünya Savaşı nın hemen öncesinde ve hemen sonrasında Balkanlardan çok daha feci bir biçimde tehcir edilen veya doğrudan katliamlara maruz bırakılan Müslüman Türklerin bugün hiç hatırlanmıyor olması, onların yaşadıklarının daha az trajik olmasından ileri gelmiyor. Bütün bir Balkan coğrafyasında yaşanan benzer hadiselerin toplamında milyonlarca insan aynı şekilde katledilmiştir, ama onların davasını kimse gütmüyor. Kimse Bulgaristan dan, Yunanistan dan veya Makedonya dan tehcir edilen veya yerinde katledilen insanları doğru dürüst hatırlamıyor bile. Ama dönüp bakıldığında herkes orada aynı türden şeyler olduğunu takdir edecektir. Ermenilerin yaşamış olduğu acıyı elbette ki hafifsemeyi veya yok saymayı gerektirmeyecek bu hatırlatmayı, tarih yazımının doğasına dikkat çekmek için yapıyorum. Tarih elbette ki her zaman bugünden yazılan bir şeydir. Geçmişi aydınlatmaya dönük bir işlevi genellikle yoktur. Bugünden alınmış siyasi mevzilerin desteklenmesiyle ilgilidir. Onca katliam arasından sadece Ermenilere yapılanının bugün tarihsel tartışmanın da dışına çıkarılarak mutlak bir hükme dönüştürülmesinin tarihle değil siyasal mücadeleyle bir ilgisi vardır. Bu konudaki yol gösterici ilkelerden birisi, kimseye başka kimsenin günahının yüklenemeyeceğidir. Bu şiar dolayısıyla Müslümanlar kan davasını ayaklarının altına almış bir peygamberin tavsiyesine uydukları için kendilerine yapılmış olanların davasını sonraki nesillere bırakmamayı bir istidada dönüştürmüşlerdir. Başbakan ın şu ifadeleri biraz da kan davasını cahiliye âdeti sayan bir bilinçle sarf edilmiştir: Bugünün dünyasında tarihten husumet çıkarmak ve yeni kavgalar üretmek kabul edilebilir olmadığı gibi ortak geleceğimizin inşası bakımından hiçbir şekilde yararlı da değildir. Özellikle bu konuda yaşanmış olanları parlamento kararlarıyla tartışmaya kapatmaya çalışan işgüzarlığı anlamak mümkün değil. Bu işgüzarlığın 1915 yılında Ermenilerin yaşadıklarından bugün acı duyuyor olduklarına da kimseyi inandıramazlar. 100 yıl önce yaşanmış hadiseler kim hangi delili gösterirse göstersin bir mahkeme değil tarih konusudur. Tarih ise her zaman tartışmaya açık bir alandır. Tartışmaya açıldığı anda orda tarih değil, ya tek taraflı mutlaklaştırılmış bir itikat veya bundan türetilen bir kan davası vardır. İkisi de birbirinden zehirleyicidir. Her halükarda Başbakan ın hayatını kaybetmiş olanlardan dolayı Ermenilerin yaşayan torunlarına taziyesini bildirmesi, bu zehirleyici itikattan özgürleşme yolunda önemli bir adımdır. 34 HAZİRAN 2014 HAZİRAN

19 İÇ POLİTİKA TÜRK YE N N MUHALEFET SORUNU ve ORTAK ÇATI ADAYI Dr. Murat YILMAZ SDE İç Politika ve Demokratikleşme Programı Koordinatörü Ağustos 2014 taki Cumhurbaşkanlığı seçimi, sadece 10 Cumhurbaşkanlığı seçimi olmayacak gibi görünüyor Bu seçim ilk defa halkoyuyla Cumhurbaşkanının seçilmesinin yanı sıra, Türkiye nin yeniden kurulduğu bir döneme denk geldiği için, bir Cumhurbaşkanı seçiminin çok ötesinde bir anlam taşıyor. Türkiye de bürokratik vesayete dayanan eski siyasi rejimin bel kemiği kırıldı, fakat eski rejim tam anlamıyla tasfiye edilip yeni rejim kurulamadı. Siyasi rejimle beraber iktisadi ve sosyolojik olarak da eskiden kopuş anlamına gelebilecek çok ciddi değişiklikler yaşandı. İşte Cumhurbaşkanlığı seçimleri bütün bu değişiklikleri siyasi rejime ve siyasi yelpazeye taşıyabilecek bir katalizör vazifesi üstlenmeye aday. Eski rejim ve bu paradigma içinde siyasi zihniyeti teşekkül etmiş siyasi muhalefet, büyük sermaye, medya, STK ve aydınlar bu değişime reaksiyoner bir tavır geliştiriyorlar. Bu reaksiyonerlik aralarındaki çelişki ve farklılıklara rağmen onları bir koalisyona doğru itiyor. 30 Mart yerel seçimleri bu koalisyonun bir temrini olarak görülebilir. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için önerilen ortak çatı adayı formülü, bu arayışın doğal sonucu. Bu formül hayata geçse de geçmese de, başarılı olsa da olmasa da siyasette kalıcı etkiler bırakacak bir tecrübe olacak. 30 Mart yerel seç mler nde, 17 Aralık sürec ne ve as metr k savaşa rağmen, AK Part oylarının % 45 n altına düşmemes, 10 Ağustos 2014 te yapılacak Cumhurbaşkanlığı seç mler ç n muhalefet cephes nde c dd b r umutsuzluk meydana get rd. Bu umutsuzluk ve muhtemel başarısızlığın hesaplaşması, ş md den muhalefet cephes n n b r nc öncel ğ ne dönüşmüş durumda. 30 Mart yerel seçimlerinde, 17 Aralık sürecine ve asimetrik savaşa rağmen, AK Parti oylarının % 45 in altına düşmemesi, 10 Ağustos 2014 te yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri için muhalefet cephesinde ciddi bir umutsuzluk meydana getirdi. Bu umutsuzluk ve muhtemel başarısızlığın hesaplaşması, şimdiden muhalefet cephesinin birinci önceliğine dönüşmüş durumda. Cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci veya ikinci turda % 50 oy alınması gerekiyor. Bu bütün partiler için gizli veya açık ittifakı zorluyor. Başarısızlık bu ittifakı kuramamaktan kaynaklanırsa, siyasi partilerin içindeki muhalefetin ve siyaset mühendislerinin 10 ay sonra yapılacak 2015 genel seçimleri öncesinde bir parti içi iktidar değişikliği istemesi mümkün. Parti içi iktidar değişikliğinin ve siyaset mühendisliğinin bir partiyle sınırlı kalmayıp, muhalefet cephesinin tamamına yönelik bir tanzime dönüşmesi de kuvvetle muhtemel. Çünkü Başbakan Erdoğan ın Cumhurbaşkanı olması halinde Erdoğan ile partinin arasını açma ihtimali zorlaştığı için, muhalefetin yeniden yapılanmasıyla 2015 seçimlerinde bir başarı yakalanması tek seçenek haline geliyor. Ancak bu şekilde AK Parti nin en azından anayasayı değiştirebilecek veya referanduma götürebilecek bir çoğunluk yakalaması engellenebilir. Bu vadide Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra muhalefetin ne şekilde tanzim edileceği, yeni dönemde Başbakanın kim olacağı kadar önemli... Lakin bu önemli konu, halen açık olarak tartışılmıyor. Muhalefet cephesindeki siyasi hamlelerin bu sorun dikkate alınmadan anlaşılması zor. Geçtiğimiz günlerde, muhalefet cephesinde üç mühim değişiklik oldu. Birinci olarak BDP, 30 Mart seçimlerinde pek başarılı olduğu söylenemeyecek HDP ye katıldı. İkinci olarak CHP yönetimde önemli değişiklikler yaşandı. Üçüncü olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefete ortak aday önerisinde bulundu. Bütün bunlar; muhalefet cephesindeki muhtemel ittifaklardan, muhalefet cephesinin içindeki iktidar mücadelelerinden ve muhalefetin yeniden tanzimini hedefleyen siyaset mühendisliğinden ayrı düşünülemez. BDP nin, başarısız olmasına rağmen HDP ye geçmesi, Öcalan ın bir yandan Türkiyelileşme diğer yandan müzakere süreci dolayısıyla soldan gelen eleştirilere ve PKK içindeki mezhebi hassasiyeti gözetme ihtiyacına cevap veriyor. CHP içindeki ciddi yönetim değişikliği ise, partideki 30 Mart seçimlerindeki başarısızlık tartışmalarına cevap verme vesilesiyle Kılıçdaroğlu nun ekibinin tam hâkimiyetinin tesisidir. Kemal Kılıçdaroğlu nu genel başkanlığa taşıyan Gürsel Tekin in hiçbir muhalefet olmadan genel sekreterliğe gelmesi bu bakımdan kayda değerdir. Mustafa Sarıgül ün, Metin Feyzioğlu nun genel başkan adaylığının telaffuz edilmeye başlandığı hatırlanırsa, bu değişikliğin parti içindeki iktidar mücadelesine karşı bir tedbir olduğu anlaşılacaktır. 36 HAZİRAN 2014 HAZİRAN

20 Kılıçdaroğlu h zb 30 Mart seç mler nde CHP n n kales olarak görülen yerlerde yaptığı aday değ ş kl kler yle part ç kt dar mücadeles ne yönel k lk tahk matı yapmıştı. Genel merkez yönet m ndek değ ş kl k part ç mücadeleye yönel k k nc öneml hamled r. Bunu muhtemelen part teşk latlarında yapılacak değ ş kl kler tak p edece kt r. Ancak Kılıçdaroğlu h zb n, bütün bu tedb rlere rağmen, Cumhurbaşkanlığı seç mler ndek ağır b r mağlub yet çares z bırakab l r. operasyonuna yönelik bir reaksiyonu ifade etmekteydi. Şimdiki çağrı Başbakan Erdoğan ın Cumhurbaşkanı olmasına karşı bir siyasi projeyi ifade etse de, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra muhalefette ve bilhassa CHP de yapılmak istenen siyasi mühendisliğe de cevap anlamına gelmektedir. Tuhaftır, Hüsamettin Özkan bu mühendisliğin içinde de yer almaktadır. Bu bakımdan çağrının Kemal Kılıçdaroğlu na yakınlığıyla bilinen Şükrü Küçükşahin e yapılmış olması anlamlıdır. Bahçeli daha önce ortak aday, ittifak ve koalisyon imalarını ısrarla reddederken, adeta Kemal in gelişini yazan gazeteciye Kemal in gidişini önleyecek bir teklifte bulunuyor. Eğer CHP, Bahçeli nin ortak aday teklifini kabul eder ve ortak bir aday çıkabilirse, bu iki partinin ve bilhassa CHP yönetiminin parti içi muhalefet karşısında rahatlamasını sağlayabilir. Kılıçdaroğlu hizbi 30 Mart seçimlerinde CHP nin kalesi olarak görülen yerlerde yaptığı aday değişiklikleriyle parti içi iktidar mücadelesine yönelik ilk tahkimatı yapmıştı. Genel merkez yönetimindeki değişiklik parti içi mücadeleye yönelik ikinci önemli hamledir. Bunu muhtemelen parti teşkilatlarında yapılacak değişiklikler takip edecektir. Ancak Kılıçdaroğlu hizbini, bütün bu tedbirlere rağmen, Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki ağır bir mağlubiyet çaresiz bırakabilir. Bu mağlubiyet, Başbakan Erdoğan ın Cumhurbaşkanı seçilmesi değil, ortak aday çıkarılamaması halinde CHP adayının MHP adayının gerisinde kalıp üçüncü olma ihtimalidir. Böyle bir durumda Kılıçdaroğlu nun bütün tedbirlerine rağmen CHP de genel başkan olarak devam etmesi fevkalade zor olacaktır. Önce Deniz Baykal ın, sonra Önder Sav ın tasfiyesinde ve Kılıçdaroğlu nun genel başkan seçilmesinde, parti dışında ama parti kamuoyunda etkin olan güç odakları karşısında Kılıçdaroğlu nun sadece parti teşkilatıyla direnmesi CHP nin bölünmesine yol açabilir. İşte böyle bir ahvalde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli nin Hürriyet gazetesinden Şükrü Şahin e MHP nin muhalefetle ortak çatı adayı çıkarabileceği açıklaması geldi. MHP Genel Başkanı Bahçeli nin bu siyasi hamlesi, Ecevit ve Yılmaz ile birlikte olduğu koalisyon hükümeti döneminde yaptığı erken seçim çağrısı kadar önemlidir. Önce bu çağrıyı hatırlayalım. Bu çağrı, Hüsamettin Özkan ın koalisyon hükümetini ve DSP yi yeniden tanzim etme AK Parti adayı karşısında muhalefetin ortak aday göstermesi ve ardından yaşanacak başkanlık sistemi tartışmaları, muhalefet partilerinin sadece çatılarını değil, tabanlarını da harekete geçirebilir mi? Bu aslında önümüzdeki döneme ilişkin sorulacak temel sorulardan biri olacaktır. Bu durumda Türkiye nin AK Parti ve CHP-MHP birleşmesiyle oluşacak partiyle iki, HDP de eklenirse iki buçuk partili sisteme geçmesi mümkün müdür? 2009 ve 2014 yerel seçimlerinde yerel ölçeklerde yaşanan ittifakların, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ülke düzeyinde yaşanması öngörülmeyen dinamikleri harekete geçirebilir. Ortak aday ve ortak çatının ima ettiği ortak ev, ortak parti ihtimali CHP ve MHP tabanında nasıl karşılanacaktır? Bu iki blok karşısında HDP nin durumu ne olacaktır? HDP, bu iki blok karşısında marjinalleşir mi yoksa bir tür anahtar partiye mi dönüşür? Bütün bu sorular ortak aday kaybetse bile muhalefet partilerinin bir ölçüde başarı motivasyonu yakalayabilme ihtimalinin gerçekleşmesi halinde sorulabilecektir. Bir de CHP ve MHP nin ortak adaya rağmen başarısız olması halinde ve oyların artmak yerine azalması gibi bir ihtimalde akla gelebilecek kötü senaryo düşünülmelidir. Bahçeli nin teklifi kabul edilir ve ortaya açık bir başarısızlık çıkarsa parti içi muhalefetin ve siyaset mühendislerinin önünde direnmek neredeyse mümkün olmayacaktır. Tıpkı Devlet Bahçeli nin, Ecevit hükümetine ve DSP ye yönelik Hüsamettin Özkan operasyonuna karşı 3 Kasım 2002 erken seçiminden ortaya çıkan sonuç gibi bir hezimet de mümkün olabilir. Şu ana kadar Devlet Bahçeli nin ortak aday teklifi kesin bir kabul görmüş değil, Bahçeli eski Cum- hurbaşkanları Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer i ziyaret etti. Bu ziyaretler ortak çatı adayı, yani AK Parti tabanından da oy alabilecek bir adayın tespiti bakımından ne derece isabetlidir, tartışılır. Hele Ahmet Necdet Sezer in seçilmesinde MHP nin rolünün bu tarihlerde hatırlatılması şaşırtıcıdır. Sezer in kötü mirası kamuoyunda ister istemez Abdullah Gül le mukayese edilecektir. Bugün Bahçeli nin ifadesiyle milliyetçi, muhafazakâr, maneviyatçı bir adayın seçilmesini CHP nin dahi kabul ettiği hatırlanacak olursa, bu başarının açıkça AK Parti ve Erdoğan ın hanesine yazılacağı açıktır. Bu hafıza ve muhtemel ortak adayda yapılacak yanlışlık MHP içinde ciddi bir krize yol açabilir. MHP de kuruluş zamanından beri var olan merkez-taşra, Kemalist-muhafazakâr, Türkçü-İslamcı gerginliği yıkıcı bir şekilde gündeme gelebilir. Böylece Bahçeli daha büyük bir ortak çatı ararken, kendi çatısının ve tapulu mülkünün parçalanmasına yol açan bir siyasi lider olarak tarihe geçebilir. Ağustos 2014 teki Cumhurbaşkanlığı seçimi, sadece Cumhurbaşkanının seçilmeyeceği kurucu bir seçim olacaktır. Netice ne olursa olsun iktidar ve muhalefetin yeniden yapılanması kaçınılmaz olacaktır 38 HAZİRAN 2014 HAZİRAN

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi

22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi 22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi GÜNAH KEÇİSİ BULUNDU! Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tancan Uysal, Soma daki kömür faciası hakkında çok tartışılacak bir yazı kaleme aldı.

Detaylı

Türkiye de. İş Kazalarıİstatistikleri, Maden erlendirilmesi. H. Can Doğan 24.01.2012 1

Türkiye de. İş Kazalarıİstatistikleri, Maden erlendirilmesi. H. Can Doğan 24.01.2012 1 Türkiye de İş Kazalarıİstatistikleri, Maden Kazaları ve Karşı şılaştırmalı Değerlendirilmesi erlendirilmesi H. Can Doğan 24.01.2012 1 Ülkelerin İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Uygulamaları Gelişmişlik Düzeyini

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı. 6Mayıs 2014

VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı. 6Mayıs 2014 VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı 6Mayıs 2014 KOBİ lerde İş Sağlığı ve Güvenliği Nihat TUNALI İkitelli Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı Yönetim Kurulu Başkan Vekili 7 milyon metrekare

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

İŞ GÜVENLİĞİ UYGULAMALARINDAKİ PROBLEMLER ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

İŞ GÜVENLİĞİ UYGULAMALARINDAKİ PROBLEMLER ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ İŞ GÜVENLİĞİ UYGULAMALARINDAKİ PROBLEMLER ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Hüseyin ÇİÇEK Maden Mühendisi Yangın Güvenlik Uzmanı A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı İSGDER Yönetim Kurulu Üyesi huseyin.cicek@windowslive.com

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

İş Sağlığı ve Güvenliği

İş Sağlığı ve Güvenliği İş Sağlığı ve Güvenliği Sunanlar: Cem Taşkın Öktem 1133022 Büşra Duman 1133024 Sunum Tarihi: 06.03.2014 İrem Bengisu Ay 1133016 Kübra Yaman 1133036 İş Sağlığı ve İş Güvenliğinin Gelişimi Geçmişi daha eskiye

Detaylı

KATLEDİLEN ECZACILARIMIZIN VURULDUKLARI YERDEYDİK!

KATLEDİLEN ECZACILARIMIZIN VURULDUKLARI YERDEYDİK! KATLEDİLEN ECZACILARIMIZIN VURULDUKLARI YERDEYDİK! KATLEDİLEN ECZACILARIMIZIN VURULDUKLARI YERDEYDİK! DOMPDF_ENABLE_REMOTE is set to FALSE http://teb.org.tr/uploads/eczaci katlam//flassss.jpg Katledilen

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

Oğlum yüzme de bilmezdi...

Oğlum yüzme de bilmezdi... 20.03.2015 1 20.03.2015 2 20.03.2015 3 20.03.2015 4 Oğlum yüzme de bilmezdi... Ermenek ilçesindeki kömür ocağında mahsur kalan 18 işçiden Tezcan Gökçe'nin annesi; Oğlum yüzme de bilmezdi... 20.03.2015

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir 30 Haziran 2014 ÇALIŞMANIN AMACI Kutuplaşma konusu Türkiye de çok az çalışılmış olmakla birlikte, birçok Avrupa ülkesine

Detaylı

AKOFiS İŞ GÜVENLİĞİ PAKETİ 17 KASIM 2014. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS İŞ GÜVENLİĞİ PAKETİ 17 KASIM 2014. Halkla İlişkiler Başkanlığı İŞ GÜVENLİĞİ PAKETİ 17 KASIM 2014 Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Ocak 2014, No: 83

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Ocak 2014, No: 83 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Ocak 2014, No: 83 i Bu sayıda; 2013 Kasım Kısa Vadeli Dış Borç; TCMB Rezervlerinin son durumu değerlendirilmiştir. i 1 Kısa Vadeli Dış Borçdaki Hızlı Artışa

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

2014 Yılı SGK İş Kazası İstatistiklerinin Analizi

2014 Yılı SGK İş Kazası İstatistiklerinin Analizi Sayfa 1 / 6 2014 Yılı SGK İş Kazası İstatistiklerinin Analizi 1. Giriş Ülkemizde iş kazaları ve meslek hastalıklarına ait istatistiklerin toplanıp yayınlanması Sosyal Güvenlik Kurumu nun (SGK) sorumluluğundadır.

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Şebinkarahisar lı bir baba ve Rumeli göçmeni bir annenin oğlu, İlk, orta ve lise öğrenimini Özel Tarhan Koleji'nde tamamladı,

Şebinkarahisar lı bir baba ve Rumeli göçmeni bir annenin oğlu, İlk, orta ve lise öğrenimini Özel Tarhan Koleji'nde tamamladı, AHMET BAHA ÖĞÜTKEN 24.DÖNEM İSTANBUL MİLLETVEKİLİ TEŞKİLAT BAŞKAN YARDIMCISI 1961'de İstanbul, Fatih te doğdu, Şebinkarahisar lı bir baba ve Rumeli göçmeni bir annenin oğlu, İlk, orta ve lise öğrenimini

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 24.06.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 24.06.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 24.06.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı 2001 yılında Üniversitemizin ilk açılışında bizimle birlikteydi 10 yıl boyunca İzmir Ekonomi

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması. 1 Şubat 2016

Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması. 1 Şubat 2016 Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması 1 Şubat 2016 Yöntem ve Künye Araştırma çalışması, 3-10 Aralık 2015 tarihleri arasında, Türkiye 18+ yaş nüfusunu temsil eden 1024 kişiyle, 16 ilin kentsel

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm 2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm kesimlerinde şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerini

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları,

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Ankara Forumunun beşinci toplantısını yaptığımız için çok mutluyum. Toplantıya ev sahipliği

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET PROJE KOORDİNATÖRÜ: Mustafa TOPAL İlçe Müftüsü PROJE SORUMLUSU: Mesut ÖZDEMİR Vaiz PROJE GÖREVLİLERİ:

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

AMAÇ İSG alanında devlet, işçi, işveren taraflarının yeri ve önemini, faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile bu alanda hazırlanmış

AMAÇ İSG alanında devlet, işçi, işveren taraflarının yeri ve önemini, faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile bu alanda hazırlanmış AMAÇ İSG alanında devlet, işçi, işveren taraflarının yeri ve önemini, faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile bu alanda hazırlanmış sözleşmeleri öğrenmelerini sağlamaktır. İSG nin Ekonomik

Detaylı

Madenlerde Yaşanan İş Kazaları ve Sonuçları Üzerine Bir Değerlendirme Selin Arslanhan Araştırmacı

Madenlerde Yaşanan İş Kazaları ve Sonuçları Üzerine Bir Değerlendirme Selin Arslanhan Araştırmacı Madenlerde Yaşanan İş Kazaları ve Sonuçları Üzerine Bir Değerlendirme Selin Arslanhan Araştırmacı Hüseyin Ekrem Cünedioğlu Araştırmacı TEPAV Değerlendirme Notu Temmuz 2010 Özet Türkiye maden sektörünün

Detaylı

Madenlerde İş Sağlığı ve Güvenliği ILO Düzenlemeleri ve Uygulamaları 18.06.2014. Kadir Uysal ILO Türkiye Ofisi

Madenlerde İş Sağlığı ve Güvenliği ILO Düzenlemeleri ve Uygulamaları 18.06.2014. Kadir Uysal ILO Türkiye Ofisi Madenlerde İş Sağlığı ve Güvenliği ILO Düzenlemeleri ve Uygulamaları 18.06.2014 Kadir Uysal ILO Türkiye Ofisi Plan Kısaca Türkiye de ve Dünyada Madencilik Sektörü İSG ve Madencilik Alanında ILO Sözleşmeleri

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Arjantin İlişkileri: Fırsatlar ve Riskler ( 2014 Buenos Aires - İstanbul ) Türkiye; 75 milyonluk

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

İş kazaları ve tarafların sorumlulukları

İş kazaları ve tarafların sorumlulukları 1/18 İş kazaları ve tarafların sorumlulukları SGK/EUROSTAT VERİLERİ İLE 6331 VE 5510 SAYILI KANUNLARA GÖRE Kemal ÜÇÜNCÜ İş Güvenliği Mühendisi www.isteguvenlik.tc Eylül 2013 2/18 Sigortalı Çalışanların

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Halil Kurt'tan Esnafı Sevindirecek Talep

Halil Kurt'tan Esnafı Sevindirecek Talep Halil Kurt'tan Esnafı Sevindirecek Talep 09 Kasım 2015 Haber Linki: http://www.egehabergazetesi.com/halil-kurttan-esnafi-sevindirecek-talep/1651/ Ekonomi nin candamarını oluşturan Esnaf ve Kobi ler Karabağlar

Detaylı

Doğal Afetler ve Kent Planlama

Doğal Afetler ve Kent Planlama Doğal Afetler ve Kent Planlama Yer Bilimleri ilişkisi TMMOB Şehir Plancıları Odası GİRİŞ Tsunami Türkiye tektonik oluşumu, jeolojik yapısı, topografyası, meteorolojik özellikleri nedeniyle afet tehlike

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ YASASI SONRASI DÖNEMİN DEĞERLENDİRİLMESİ

İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ YASASI SONRASI DÖNEMİN DEĞERLENDİRİLMESİ 15.Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Kongresi (9-12 Şubat 2014, Ankara) İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ YASASI SONRASI DÖNEMİN DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.A.Gürhan Fişek Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Haziran 2013, No: 62

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Haziran 2013, No: 62 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Haziran 2013, No: 62 i Bu sayıda; Başbakan ın Taksim Gezi Parkında vatandaş ile inatlaşmasının ekonomiye maliyeti değerlendirilmiştir. i 1 Ekonomi iç ve dış

Detaylı

Milliyetçi Hareket Partisi Balıkesir Milletvekili ve aynı zamanda Tıp Doktoru olan Sayın Recep Çetin 06.08.2015, Saat:14:00'te Balıkesir Tabip

Milliyetçi Hareket Partisi Balıkesir Milletvekili ve aynı zamanda Tıp Doktoru olan Sayın Recep Çetin 06.08.2015, Saat:14:00'te Balıkesir Tabip FAALİYET RAPORUMUZ Milliyetçi Hareket Partisi Balıkesir Milletvekili ve aynı zamanda Tıp Doktoru olan Sayın Recep Çetin 06.08.2015, Saat:14:00'te Balıkesir Tabip Odamızı ve Balıkesir Dişhekimleri Odasını

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

ULUSAL PNÖMOKONYOZ ÖNLEME EYLEM PLANI

ULUSAL PNÖMOKONYOZ ÖNLEME EYLEM PLANI ULUSAL PNÖMOKONYOZ ÖNLEME EYLEM PLANI 1. Sorunun öneminin saptanması Pnömokonyoz ülkemizde en sık görülen mesleki akciğer hastalıklarından biri olup, önlenebilir meslek hastalıklarının başında gelmektedir.

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. Bu çalışma, Radikal Gazetesinin isteği üzerine seçim istatistiklerinden yararlanılarak VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. tarafından RADİKAL Gazetesi

Detaylı

Değerli İhracatçılar, Değerli Basın Mensupları,

Değerli İhracatçılar, Değerli Basın Mensupları, Sayın Başbakanım, Değerli Bakanlarım, Değerli İhracatçılar, Değerli Basın Mensupları, 26 ihracatçı sektörümüzdeki, 61 bin ihracatçımızın temsilcisi Türkiye İhracatçılar Meclisi nin Sektörler Toplantısı

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: -EMEKLİLERİMİZİN, EMEKLİLİK HAKLARINI EN İYİ ŞEKİLDE KULLANABİLMELERİ DEVLETİN ÖNDE GELEN GÖREVLERİ ARASINDADIR -EMEKLİLERİMİZ

Detaylı

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim,

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim, Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Sayın Bakanlarım, Valim 15 Ekim 2015, İzmir Sayın MV'lerim, Değerli MÜSİAD Üyeleri ve MÜSİAD Dostları, Değerli Basın Mensupları, MÜSİAD İzmir Şubemizin düzenlediği

Detaylı

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,

Detaylı

''Yanlış anlaşılıyorum''

''Yanlış anlaşılıyorum'' ''Yanlış anlaşılıyorum'' Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BDP li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezleke hazırlanmasıyla ilgili soruya ''Benim sözlerimden farklı anlam çıkarılıyor.

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

TÜRKİYE DE İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ RAPORU -Madencilik Sektörüne İlişkin Temel Veriler- DİSK/ SOSYAL-İŞ SENDİKASI

TÜRKİYE DE İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ RAPORU -Madencilik Sektörüne İlişkin Temel Veriler- DİSK/ SOSYAL-İŞ SENDİKASI TÜRKİYE DE İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ RAPORU -Madencilik Sektörüne İlişkin Temel Veriler- DİSK/ SOSYAL-İŞ SENDİKASI 25.02.2010 Giriş: Balıkesir in Dursunbey İlçesi ne bağlı Odaköy yakınlarındaki Şentaş

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu?

Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu? Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu? Yrd. Doç. Dr. Elif UÇKAN DAĞDEMĠR Anadolu Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü Öğretim Üyesi 1. GĠRĠġ Avrupa Birliği (AB)

Detaylı

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik Video Başlığı Açıklamalar Süresi Yetkinlikler Liderlikte Güncel Eğilimler Konuşan Değil, Dinleyen Lider Son on yıl içinde liderlik ve yöneticilik konusunda dört önemli değişiklik oldu. Bu videoda liderlik

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

5 Dk. Ülke Ile Ilgili Giriş Konuşması. Değerli katılımcılar hepinizi ülkem adına saygıyla selamlıyorum,

5 Dk. Ülke Ile Ilgili Giriş Konuşması. Değerli katılımcılar hepinizi ülkem adına saygıyla selamlıyorum, 5 Dk. Ülke Ile Ilgili Giriş Konuşması Değerli katılımcılar hepinizi ülkem adına saygıyla selamlıyorum, Beşinci yılını dolduran Suriye Krizi, küresel bir meseledir doğudan batıya; güneyden kuzeye hepimizi

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

KONAKLAMA IŞLETMELERİNDE STRATEJİK YÖNETİM. Pazarlama Yönetmeni ve Eğitmen

KONAKLAMA IŞLETMELERİNDE STRATEJİK YÖNETİM. Pazarlama Yönetmeni ve Eğitmen KONAKLAMA IŞLETMELERİNDE STRATEJİK YÖNETİM SEVGİ ÖÇVER Pazarlama Yönetmeni ve Eğitmen 1 Stratejik yönetim, uzun vadeli planlamalar ve kararlar ile konaklama isletmelerinin en üst düzeyde etkin ve verimli

Detaylı

AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ

AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ Demokrasi Endeksi: 2014 yılı i bariyle 167 ülke arasında Türkiye 89 (Yalnızca ilk 26 ülke tam demokrasi sayılıyor. Türkiye bu ülkelerin çok gerisinde. Sivil Özgürlükler:

Detaylı

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK TEMEL KAVRAMLAR Kamu Kamuoyu Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme. Belirli bir konu ve olay hakkında toplumun büyük bir kesimi veya belli gruplar tarafından benimsenen

Detaylı

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015 ARGETUS ARAŞTIRMA, DANIŞMANLIK, EĞİTİM, PROJE VE ORGANİZASYON AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI 25 AĞUSTOS 2015 Mehmet Akif Mah.Recep Ayan Cad. Günaydın Sok. No:6 Kat:3 Çekmeköy

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

6331 SAYILI YASA ÇERÇEVESİNDE ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİLERİ

6331 SAYILI YASA ÇERÇEVESİNDE ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİLERİ 6331 SAYILI YASA ÇERÇEVESİNDE ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİLERİ Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi B sınıfı İş Güvenliği Uzmanı ( Elektrik Öğretmeni) Tel: 0545 633 21 95 e-mail: huseyin.okelek@teias.gov.tr

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

Organ bağışında bulunan herkesin organları kullanılabilir mi?

Organ bağışında bulunan herkesin organları kullanılabilir mi? Organ Doku Birimi ve Bağış Organ Bağışı Başka Hayatlara Can Katmaktır Organ bağışı nedir? Organ bağışı kişinin hayatta iken kendi özgür iradesiyle, organlarının bir kısmını veya tamamını ölümünden sonra

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı