Ölümünün 15. yılında BABAM FAKİR BAYKURT

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Ölümünün 15. yılında BABAM FAKİR BAYKURT"

Transkript

1 Aydınlık 10 Ekim 2014 Cuma Yıl: 3 Sayı: 137 IŞIK BAYKURT Ölümünün 15. yılında BABAM FAKİR BAYKURT BARIş DOSTER EMPERYALİZM VE TÜRKİYE kitabını anlattı ÜLKÜ TAMER NİHAT ZİYALAN AHMET ADA Sanatçı uyumsuzluğu diri tutabilir Kömür Karası Çocuk Orhan Veli, Oktay Rifat ve Garip Hareketi

2

3 Aydınlık HALDUN ÇUBUKÇU 10 Ekim 2014 Cuma 3 Okurlarımızdan yansıyanlar Biraz da Aydınlık Kitap ın hazırlanmasına ilişkin süreçleri ve basılıp, dağıtıldıktan sonra, artık okura ait olduğundaki okur yansımalarını paylaşalım. Aydınlık okuru farklıdır. Farkı, sadece dünyayı yorumlama ve onu değiştirmeye çalışma yetkinliğinden gelmez, gazetesinin gerçek anlamda sahibidir de. Alyanslarından evlerine, cep harçlıklarından okul kredilerine kadar gönülden vererek var ettiler gazetelerini den beri. Aydınlık Kitap okuru biraz daha bu niteliklerin üzerine çıkar, dünyası okumanın aydınlığında daha da zenginleşmiş ve kimileyin yazma eylemliliğiyle de donanmış bir okurdur. Aydınlık Kitap okuru dikkatlidir, düzeltir. Boş okur değildir. Kitap seçiminde önerilerimizin etkili olduğunu bildiğimiz için onların yaklaşım, öneri, eleştiri ve düşünceleri de bizim için çok önemlidir. Onlar... Özellikle 70 lerde gençliğini yaşayanlara uzanan, ak saçlı bir kuşak. Gençlerden daha az gelir öneri, eleştiri... Bunu da üzerinde durulması gerekli bir olgu olarak işaretleyip, okurlarımızdan yansıyanlara geçelim: Özellikle bizim okurumuzun dil duyarlılığı üstlerdedir. Hemen tepkisini koyar. Sadece dil ve yazım yanlışlarında değil, kendine göre yazılarımızın, konularımızın da neler olacağını kimi zaman öznel kimi zaman ortak bir duyarlılıkla bekler, yansıtır, ister. Son zamanlarda bize gönderilen e-postalardan birkaç örneği paylaşarak okur duyarlılığı ve beklentilerini örnekleyelim: Bir okurumuz çok doğru eleştiri ve uyarılarıyla, hem hatalı yansıtmamı hem de yazım hatamı düzeltiyor:... Yazınız üzerine bir sorum,bir de düzeltme önerim var: 1. Fethi Naci, edebiyat mı, roman mı demişti? paragraftaki hiçte, hiç de yazılmalıydı. Saygılarımla. R. K., İstanbul Elbette ne kadar futbol varsa, o kadar roman var demişti ve hiçte, hiç de olarak yazılmalıydı! Bir diğer okurumuz ise Emrah Serbes in kitabı üzerine yazıya kızmış; özellikle de aynen yapılan alıntıya. Yönetime yazdığı kızgınca yazıda, yazarın kullandığı sözcüğü bizim sansürlememizi istiyor: Sayın Yönetim, 26 Eylül 2014 tarihli Aydınlık Kitap ı görünce, okuyunca şok oldum. 7. sayfadaki Emrah Serbes in yazdığı Deliduman adlı edebi açıdan hiçbir kıymeti olmayan zırva kitap eleştirisinde küfürlü ifadeler aynen aktarılmıştır. Karikatür dergileri dahi o çirkin ifadeyi noktalı olarak verirken, Aydınlık gibi bir gazetenin kitap dergisinde (ek demek haksızlık olur) bu ifadeyi görmek beni en başta üzmüştür. Okuyucuya karşı cuma günü beklenmeden bir özür yayınlamanızı bekliyorum.... Lütfen Aydınlık Kitap çizgisini bozmayın. Bu talihsiz baskının bir özeleştirisini yapmanızı temenni ederim. E. Ö., Bahçelievler-İstanbul En çok itiraz ve eleştiri dil duyarlılığı üzerine ki, belli bir düzeyin içinden yapılan eleştiriler yol gösterici oluyor: Aydınlık Kitap ın 19 Eylül 2014 tarihli 134 sayısının, Sayın Damla Yazıcı imzalı, Fanzinleri ve Zeki Müren i seviniz başlıklı sunuş yazısı, bir kitap ekine yakışmayacak derecede Türkçe ve bilgi yanlışları içeriyordu. Aydınlık Kitap ı düzenli izleyen bir okur olarak bunları size bildirme gereği duydum. Türkçe yanlışları: 40 kişilik boş metrobüse binecek 5 kişinin kapı açıldığında birbirini İTTİRDİĞİ bir ülkeden bahsediyorsak... Metin Demirtaş ın son gönderisinde beslediği kedilerin fotoğrafı vardı. En hayvansever kitap eki ne göndermişti Türkçedeki itmek eylemi çoktandır ABD dizilerinin Türkçelerini taklit eden TV ler tarafından ittirmek e dönüştürüldü. Aydınlık Kitap... Yazıişleri Müdürünün doğru ve güzel Türkçe yerine, eleştirmeye çalıştığı halkın TV lerden öğrendiği yanlış Türkçesini kullanması, hem az çok edebi bir derginin yazı sorumlusuna yakışmıyor; hem de eleştirdiği halkın durumuna düşmek oluyor. Aydınımız böyleyse, halkımızın da otobüste, trende birbirini itmesinden doğal ne olabilir?... Türkçede insanlar birbirini iter ; ittir mez. İttirmek, birine, bir şeye, itme eylemini yaptırmayı ifade eder. İki fiil, öznesi, nesnesi ve ifade ettikleri eylem bakımından birbirinden farklıdır.... Sizlerden, böylesi kaba yanlışlar ve hele Türkçesi böylesi özürlü yazılar içermeyen bir Aydınlık Kitap istesek, çok şey mi istemiş oluruz? O.T. Bazı iletiler de yazılarımızın beğenilmesi üzerinedir. Haliyle bunlar da bizim mutluluk ve kıvanç duyma nedenimizdir: Aydınlık Kitap taki Mürekkebin Ruhuyla Mektup Yazalım yazınıza bayıldım. Zaten artık yazıyı çiziyi hele hele mürekkebin kokusunu, insanı zorlayan çabasını unutalı çok oldu. Mektup ne ki, sokak hayvanı ne ki, insan ne ki, her şeyi bilgisayar, internet vs. görmeyen duymayan beyinlere akıtıyor. Tabii bu tutku daha da azgınlaşacak. Yazınızı bazı arkadaşlara gönderiyorum. Avukat A. P., İstanbul. Bazan da kızgınlık fiili eylemlilik tehdidine de dönüşür:... peşrevi geçip kitabın ortasından başlamak istiyorum: Biz, Eleştiri, en anlamlı yardımdır ilkesini edinerek bugünlere geldik, yaşımız ten beri Aydınlık çizgisini benimsemiş, o yüzden de sözümüzü hiçbir zaman sakınmamış insanlarız. 1. Kitap ekini zayıf buluyorum. 2. Kitap ekine hâkim olan anlayışı garip buluyorum. 3. Kitap tanıtım yazısı gönderiyorum, yayımlanmıyor, iki satırla cevap da verilmiyor. 4. Çocuk edebiyatı türünde 50 nin üstünde kitabım var; bir tanesi bile tanıtılmadı, değinilmedi, merak edilmedi, değer görülmedi. 5. Buna karşın ben bildim bileli Aydınlık düşmanı olan zevatın mavi boncukları ek in sayfalarından -maşallah- hiç eksik olmuyor. 6. Şu söylediklerim, birçoklarının dilinde, ama söylemiyorlar, lanet okuyup başlarını çeviriyorlar. 7. Bizim kuşak vefalıdır ama vefa, dipsiz kuyu değildir. Ben Mustafa Kemal, Ben Hasan Tahsin, Ben Öğretmen Kubilay, Atatürk ün Çevre Günlüğü, Atatürk ün Yurttaşlık Bilgisi, Maceralar Teknesi Kurtuluş Savaşında adlı kitaplarım Aydınlık ta itibar görmeyecek de şey lerde mi görecek? Aydınlık Kitap ta görünmek ahbap-çavuş ilişkileriyle sağlanamaz, sağlanamaz! Bu, bir eleştiridir kardeşim. Benim adım önemli değildir; önemli olan, Aydınlık Kitap ın daha hareketli, daha özenli, kucaklayıcı ve aranır olmasıdır. Bunu ya oradaki arkadaşlar/kardeşler yapar, ya da oraya biz gelir bunun da mücadelesini bizzat veririz. A.Y., İzmir Kuşkusuz bu da kıymetli bir tepki. Ama... GAZETE YÖNETİMİNDEN BEKLENEN Okurlarımızın ve hatta yazarlarımızın asıl beklentisi yaz ayları boyunca 16 sayfaya düşürdüğümüz Aydınlık Kitap ın yine 24 sayfa olması. En çok iki istekten birincisi bu ve bu isteğin muhatabı da gazetemiz yönetimi. Diğer istek de, İnternet erişimimizdeki eksiklik. Aydınlık Kitap taki yazıların, röportajların sosyal medyada kolay paylaşılması. Çağın gerektirdiği bu adımın farkındayız ve böylece daha çok okura ulaşacağımızın da bilincindeyiz. Söz yönetimde! Aydınlık Yayın Yönetmeni Haldun Çubukçu Yazıişleri Müdürü Damla Yazıcı Sayfa Sekreteri Katkı sunanlar Görsel Tasarım Hakan Uğurluay İrem Halıç, Elif Korkut, Deniz Toprak Hakan Uğurluay, Şener Soysal Sahibi Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Celal Demirel Yönetim Yeri İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu / İstanbul Tel: / / Faks: Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel Sorumlu Müdür Murat Şimşek Tüzel Kişi Temsilcisi Metin Aktaş Reklam Servisi Reklam Grup Başkanı Saynur Okuroğlu Reklam Müdürü Kamile Karakadılar Baskı: Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. Tic. A.Ş Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No:16 Bahçelievler / İstanbul Tel:

4 4 10 Ekim 2014 Cuma ÜLKÜ TAMER Aydınlık Sanatçı uyumsuzluğu diri tutabilir Inseparables - Florence Fuller Geçmişin güzelliklerini koruyarak, onlardan yararlanarak ulaşabiliriz. Biz ne yapıyoruz? Bakımsızlıktan dökülen iki yapıyla üç çeşmeyi koruma altına alarak eski değerlerimize sahip çıktığımızı sanıyoruz. İnsan beynini koruma altına almayı hiç düşünmüyoruz. Ya da gerektiğinden fazla koruma altına alıyoruz. Sanatta da öyle. Gündemde hep aynı konu: Sanat nedir, sanatçı kimdir? Düşündüklerimi burada üç-beş satırla sıralamaya kalkmayacağım. Sözü üç konuğuma bırakıyorum. Pudovkin. Ünlü Sovyet yönetmeni. Sözlerindeki sinema sözcüğünü sanat olarak değiştirebilir miyiz acaba? Şöyle diyor: Sinemanın temel amacı, insanlara yeni şeyler görebilmelerini öğretmek, içinde körü körüne yaşadıkları dünyayı bıraktırmak, evrenin anlamını, güzelliğini kavrattırmaktır. Bir başka yönetmen. Luis Bunuel. Hangi toplumda olursa olsun, sanatçının bir sorumluluğu vardır. Etkisi sınırlıdır gerçi; bir ressam ya da bir yazar tek başına dünyayı değiştiremez. Ama uyumsuzluğu diri tutabilir. Sanatçılar olmasa, güçlüler, her yaptıklarının onaylandığını, desteklendiğini ileri sürebilirlerdi. Aradaki bu küçük ayrılık son derece önemlidir. Türkiye de sanatçı denilince akla ilk gelen şarkıcı oluyor ya, sözü bir şarkıcıya, Woody Guthrie ye verip aradan çekileyim: Sana artık bir işe yaramadığını anlatan şarkılardan tiksiniyorum. Dünyaya yitirmek için geldiğini söyleyen şarkılardan tiksiniyorum. Yitirmek. İşe yaramamak. Beş para etmemek. Neden? Çok yaşlısın, çok gençsin, çok şişmansın, çok zayıfsın, çok çirkinsin, ondan. Seni yıkan, seninle dalga geçen şarkılar... Son soluğuma, kanımın son damlasına kadar bu tür şarkılarla savaşacağım... Bu dünyanın senin dünyan olduğunu, seni yerden yere vursalar bile ayakta kalabileceğini kanıtlayan şarkılar söyleyeceğim. Kendinle, işinle onur duymanı sağlayan şarkılar. Senin gibi insanları anlatan şarkılar. hhh Neden Okumuyoruz? Bana sorarsanız, okuyoruz. Yurdumuzda okuma oranı düşüyor mu? Dünyada ne kadar düşüyorsa, bizde de ancak o kadar düşüyor. Daha fazla değil. Hep örnek verilir Batıdan... Herkes otobüste, metroda kitap okuyor diye. O kadar yolculuk ettim, öyle herkesin taşıtlarda kitap okuduğunu görmedim. Hem İstanbul da, Ankara da, İzmir de gelin de okuyun bakalım. Ne kitap okuması, ayakta duracak yer bulmanız mucize. Şiir kitaplarını düşünün. Bizde bir şairin ilk kitabı genellikle 1000 basılıyor. İngiltere gibi bir ülkede W.H. Auden gibi ünlü bir şairin kitabının baskı sayısı Üstelik İngiltere dışında, Türkiye de bile satılıyor bu kitaplar. Sözgelimi, düzyazıda Yaşar Kemal in, şiirde Nâzım Hikmet in okur yelpazesi, birçok Batılı yayıncının bile dudaklarını uçuklatır. Bizdeki sanat dergilerinin, edebiyat dergilerinin satışları, başka birçok ülkedeki örneklerinden daha yüksek. Ya yayımlanan kitap sayısı? Her ay yüzlerce kitap yayımlanıyor. Bunların her biri, ama az ama çok, belirli sayıda okura ulaşıyor. Üstelik nasıl bir ortamda? Televizyonlarda kültür programlarına hasret kaldığımız bir ortamda. Düzeyi sürekli düşüren amansız bir yarışma ortamında. İnanılmaz bir eğitim düzeni (ya da düzensizliği) ortamında. Köşeyi dönmek uğruna her şeyin mubah sayıldığı bir ortamda. Aydın olmanın küçümsendiği, hor görüldüğü bir ortamda. Böyle bir ortamda, aslında Neden okumuyoruz? diye değil, Neden okuyoruz? diye, Nasıl oluyor da hâlâ okumayı becerebiliyoruz? diye sormak gerekir. hhh Geleneklerimize Ne Kadar Bağlıyız? Lâfa gelince, bizim kadar geleneklerine bağlı toplum bulamazsınız. Ama gelenekleri silip süpürmede, yerleşmiş birtakım güzellikleri yok etmede de üstümüze yok. Çoğumuz, geleneklerine bağlı bir ulus olduğumuzu sanıyoruz. Acaba gerçekten öyle mi? Hangi geleneği sürdürüyoruz? Toplumsal herhangi bir töreni mi? Gündelik yaşamımızda belirli bir ayrıntıyı mı? Topluluklar ya da bireyler arasında bir ilişki biçimini mi? Bırakın yüzyılları, sadece üç kuşak bile aynı aile işini sürdüren kaç kuruluş var? Geçmişe çakılıp kalmayacağız elbette. Ama bazı değerlere, ancak geçmişin güzelliklerini koruyarak, onlardan yararlanarak ulaşabiliriz. Biz ne yapıyoruz? Bakımsızlıktan dökülen iki yapıyla üç çeşmeyi koruma altına alarak eski değerlerimize sahip çıktığımızı sanıyoruz. İnsan beynini koruma altına almayı hiç düşünmüyoruz. Ya da gerektiğinden fazla koruma altına alıyoruz. Sanatta da öyle. En eski sanat dalımızda, edebiyatta, geçmişten kimleri biliyoruz? Bırakın sıradan okuru, bugün şiir yazanlarımızın çoğu Fuzulî yi, Bakî yi, Karacaoğlan ı, Pir Sultan Abdal ı ders kitaplarından tanıdığı kadarıyla biliyor. Summanî nin adını duymayanlarımız var. O kadar derinlere dalmaktansa, birbirimizden etkilenmek yetip de artıyor bile. Elbette ayrıcalıklardan söz etmiyorum. Edebiyatımızı da zaten onlar ayakta tutuyorlar. Ama günümüzde geçerli kural bozulmuyor. Her şeyin doğum tarihi benim doğum tarihimdir kuralı. Her şey benimle başlar kuralı. Dönüp denize bakacağımıza, sulara yelken açacağımıza kumlar üstünde birbirimizle güreş tutuyoruz. TEBESSÜM MOLASI Cankurtaran Köpek OYUN yazarı ve yapımcı Richard Brinsley Sheridan, Frederick Reynolds un Karavan oyununu Drury Lane tiyatrosunda sergilemişti. Oyunun bir sahnesinde, eğitilmiş bir köpek havuza atlıyor, boğulmakta olan bir çocuğu kurtarıyordu. İlk gece o sahne seyircilerden büyük alkış aldı. Besbelli oyun tutacak, Sheridan da borçlarından kurtulup düşlediği paraya kavuşacaktı. Temsilden sonra sahne arkasına fırladı; bağırarak, Kurtarıcım nerede? diye seslendi. Yazar Frederick Reynolds, elini uzatarak, Buradayım, dedi. Senden söz eden kim! diye bağırdı Sheridan. Köpek nerede, köpek? Oyun aylarca afişte kaldı. Bir gece, oyundan önce, baş rolü üstlenen oyuncu, Sheridan ın yanına geldi. Kısık bir sesle, Korkunç bir şey oldu, dedi. Ne oldu? Baksanıza, sesim kısıldı. Boş ver, dedi Sheridan, ben de köpeğe bir şey oldu sanmıştım.

5 Aydınlık 5 EMİNE SUPÇİN Ah tatlı MARYLYN Bu başkalarına söylediği bir söz değil Marilyn Monroe nun; kendine verdiği telkin: Daima, daima, daima kendine inan. Çünkü sen kendine inanmazsan kim inanır ki sana tatlım? Kendine telkini, çocukluğunun acınası yıllarından kalma, özgüven eksikliği, sevgi açlığı gibi yetersizlikleri bastırmanın yolu olarak bulmuş olmalı. Baskı kalitesi yüksek bir kitapta, Marilyn Monroe yu okuyorum. Notları, şiirleri, kişisel metinleri ve mektuplarını kapsayan, titizlikle hazırlanmış bir kitap. Özgün el yazısı kopyaları, el yazısından okunan kişilik özellikleri, çeşitli zamanlarda çekilmiş güzel fotoğrafları ile Marilyn Monroe nun o kırılgan yanını ortaya koyan kült bir derleme. Kitabın düzenlemesini yapan Stanley Buchtal ve Bernard Comment, önsözde şunun altını çiziyorlar: Bu kitabın amacı, onu çırılçıplak soymak değil, olduğu gibi göstermek. Fakat Marilyn in çıplak kalması için soyulmasına veya soyunmasına gerek yok. O, görmesini bilen gözler için, fotoğraflarına bakınca bile tüm özellikleriyle çırılçıplak. O kırılgan yüreğine rağmen savaşma cesareti göstermiş, o çok incinen geçmişine rağmen yaralarını kendi başına sarmış (en azından sarmayı denemiş) küçük bir çocuk kadın. Hatta bırak kadın yanını, o şımartılası, sevilesi, elinden tutup parka götürülesi, balon verilip pamuk şeker alınası bir küçük çocuk. Marilyn, Sanırım bir neşeli yanım var, bir de üzgün yanım var demiş bir röportajında. Oysa o günlerde film stüdyolarının baskısıyla Marilyn e o üzgün yanını göstermesine asla izin verilmemiş. Film dünyasının özenle yarattığı sarışın, neşeli, çekici ve seksi kadın rolünün dışına çıkıp kendisi olamamış. Popüler kültürde etinden faydalanmak için yaratılmış, canlı Cindy Bebek karakterini oynamış. Kitapta, yansıtılan imajın altında ezilen, gerçek Marilyn i görmek, zaman zaman kendisi ve toplumla çelişkilerini okumak, hayatla ve insanlara mücadele edebilmek için çırpınışlarını görmek mümkün. Kitabın kapak fotoğrafına bakıp, içim kıyılıyor. Seksi pozlarının birinden alınmış bir portre resmi. Dudaklar yarı aralık, gözler yarı kapalı, baygın bakışlar ve sarı saçları ile şuh bir poz. İlk bakışın ardından biraz daha derine inince fotoğrafın anlattıkları değişiyor. Şuh kadın yerini, o yalnızlık çeken insanlara mahsus umutsuz yüz ifadesi ve hüzünlü bakışlara sahip yaralı bir kadına bırakıyor ve Sadece bana biçilen rolü oynuyorum diye fısıldıyor. Yalnız kadın Marilyn in bir başka özelliği, sıklıkla kağıtlara ve defterlere şiire benzeyen notlar alması imiş. Çok yakın arkadaşları ile paylaşırmış bu notlarını. Kitabın yorumuna göre bu şiire benzeyen karalamalar Marilyn e Kısa duygu patlamalarını ifade etme imkanı veriyordu. Beverly Hills Hotel başlıklı bir kağıda (muhtemelen o akşam orada kalıyordu) karaladığı şiirimsi şu sözcükleri serpiştirmiş: Esne, genişle, açıl./ Balonu sakla/ Ve şimdi dert etmeye kalkışma/ Bırak gitsin çok gevşek / Onlardan dışarı çıkmasına izin ver/ Sesini geri kazanana kadar. Gözlerimi serbest bırak, rahatlat/ Sadece düşüncemin oradan çıkmasına izin var/ Onlara bir şey yapmadan. Kadının her sözcüğünden hüzün damlıyor ve derinine bakınca her duruşundan bir rolün içinde olduğu görünüyor fakat tüm dünya ona sevişilesi kadın olarak bakıyor. Düşünüyorum Acaba erkekler hüzünlü kadınlara mı ilgi duyuyorlar? Genel eğilimin zayıf kadına olduğunu biliyorum ama yine de merak ediyorum: Kadın hüznü ve acısı erkekte nasıl bir uyarandır? Gelmiş geçmiş, insan eliyle yaratılan ve seks sembolü olarak sunulan Marilyn Monroe ve hayatı ilgi alanınıza giriyorsa bu kitap bir başyapıt, diyerek bitiriyorum. Marilyn Monroe Notlar Stanley Buchthal, Bernard Comment Çev: Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur Artemis Yayınları, 257 s.

6 10 Ekim 2014 Cuma 6 Aydınlık ŞENOL ÇARIK EMPERYALİZM VE TÜRKİYE Yİ ANLAMANIN KILAVUZ KİTABI ÜZERİNE Barış Doster: Siyasal iktisat olmadan olmaz Onur Öymen sömürgeciliği ve Türkiye nin emperyalizmle mücadelesini, Bartu Soral emperyalizmle kalkınma arasındaki ilişkiyi, Serdar Şahinkaya emperyalizmle ulusal savunma, ulusal havacılık sanayi arasındaki ilişkiyi incelediler. Tolga Yarman enerji zemininde Türkiye nin ve yaşadığımız bölgenin emperyalist güçler tarafından hangi yollarla yeniden yapılandırıldığını işledi makalesinde. Ben ise emperyalizmin Türkiye yi nasıl kuşattığını ve hangi araçları kullanarak denetleyip, yönlendirdiğini yazdım. Dışlanan siyasal iktisat Barış Doster, Şenol Çarık ile birlikte... Emperyalizm bilinmeden, iyi anlaşılmadan siyaseti, iktisadı, diplomasiyi, toplumsal gelişmeleri açıklayamayız. Baskıyı, zulmü, sömürüyü, gelir dağılımı adaletsizliğini, eşitsizliği, savaş ve işgalleri, açık-örtülü operasyonları, asimetrik harpleri, 5. kol faaliyetlerini anlayamayız. Emperyalizm ve Türkiye (Prof. Dr. Alpaslan Işıklı Anısına) Barış Doster Kaynak Yayınları 344 s. Prof. Dr. Alpaslan Işıklı nın anısına seçkin Cumhuriyetçi aydınların katkılarıyla oluşturulan Emperyalizm ve Türkiye siyaset bilimci Doç. Dr. Barış Doster in hazırladığı bir ortak çalışma. Kitapta alanlarında uzman akademisyenler ve aydınlar tarafından bilimsel bir bakış açısıyla hazırlanan makaleler yer alıyor. Doster le emperyalizmi anlama kılavuzu niteliğindeki Emperyalizm ve Türkiye kitabı üzerine konuştuk. n Emperyalizm ve Türkiye kitabı sizin eşgüdümünüzde, ülkemizin Cumhuriyetçi, devrimci aydın birikiminin ortak çalışmasıyla yayınlandı ve Alpaslan Işıklı hocamıza adandı. Kitabın hazırlanış öyküsünü anlatır mısınız? Böyle bir ortak kitap fikrini yıllar önce ilk açtığım kişiydi Alpaslan Hoca. Emperyalizmin tarihsel, kavramsal, kuramsal, siyasal, ideolojik, toplumsal, kültürel boyutlarını ortaya koyan, onunla mücadele yöntemleri üzerine kafa yoran, hayatımızı nasıl etkilediğini sorgulayan bir çalışma yapmaya karar verdiğimde, konuyu Alpaslan Hoca ya açmış, makale istemiştim. Kendisiyle Atatürkçü Düşünce Derneği nde, başkanı olduğu Tüm Öğretim Elemanları Derneği nde (TÜMÖD) birlikte çalışan, eserleriyle büyüdüğümüz, dik, onurlu, yiğit duruşunu, bilimsel üretkenliğini ve yetkinliğini örnek aldığımız hocamızı kaybettiğimiz gün, gözümden süzülen yaşlarla birlikte bu çalışma geldi aklıma. Kitabı, Alpaslan Hoca nın dostlarıyla, öğrencileriyle, yoldaşlarıyla, meslektaşlarıyla, dava arkadaşlarıyla birlikte çıkarmaya ve Alpaslan Hoca nın anısına adamaya karar verdim. Bu konuda katkı istediğim herkes büyük bir hevesle, heyecanla işe koyuldu. Sunuş yazısını Prof. Dr. Korkut Boratav hocamız yazdı. n Hangi konu başlıkları incelendi ve hangi soruların yanıtları arandı? Şöyle bir iş bölümü yaptık: Cüneyt Akalın, emperyalizmin kuramını ve siyasal boyutunu, Ataol Behramoğlu emperyalizmin ulusal kültür üzerindeki baskılarını, Mustafa Gazalcı emperyalizm ve eğitim arasındaki ilişkiyi, Cevat Geray emperyalizmin kente, çevreye ilişkin yaklaşımını, Turan Karakaş emperyalizmin küreselleşme adı altında demokrasiyi ve insanlığı nasıl tahrip ettiğini yazdılar. Suay Karaman emperyalizmin ülkemizin ulaşım politikalarını nasıl yörüngesinden çıkardığını, Mustafa Kaymakçı emperyalizm ile tarım politikaları arasındaki ilişkiyi, Mahmut Kiper emperyalizm-sanayi ilişkisini, Yıldırım Koç emperyalizmin işçi sınıfı ve sendikal hareketlere yönelik çullanışını, n Emperyalizm kavramını ve onun kullandığı yolları, aygıtları anlamak günümüzde neden bu kadar önemli? Emperyalizm bilinmeden, iyi anlaşılmadan siyaseti, iktisadı, diplomasiyi, toplumsal gelişmeleri açıklayamayız. Baskıyı, zulmü, sömürüyü, gelir dağılımı adaletsizliğini, eşitsizliği, savaş ve işgalleri, açık-örtülü operasyonları, asimetrik harpleri, 5. kol faaliyetlerini yerli yerine oturtamayız. Demiryolu politikasından vazgeçip karayoluna ağırlık vermek, bu yolla, petrol bağımlılığını pekiştirmek, dev otomotiv şirketlerine mecbur hale gelmek, tarımı tasfiye etmek, eğitimde ve sağlıkta özelleştirmelerin, taşeronlaştırmanın önünü açmak, hep emperyalist taleplerle açıklanabilecek gelişmelerdir. Öğretmen ve doktorun pazarlama elemanına, öğrenci ve hastanın müşteriye, okul ve hastanenin ise birer işletmeye dönüşmesi, emperyalizm kavramından bağımsız açıklanamaz. GDO lu gıdaları da, medyanın düştüğü halleri de, tüketim kalıplarımızın, harcama alışkanlıklarımızın değişmesini de, Türk mutfağından vazgeçip hamburger kültürüne teslim oluşumuzu da, diğer boyutlarının yanında, mutlaka emperyalizm gerçeğiyle birlikte anlayabiliriz. Türkiye de özellikle 1980 darbesinden sonra, siyaset üzerine konuşurken, siyasal iktisat devre dışı bırakıldı. Ekonomi politik dışlandı. Tarihsel maddecilik öcü gibi gösterilir oldu. Üretim, mülkiyet, bölüşüm ilişkileri konuşulmadan toplum tahlil edilmeye, siyaset incelenmeye çalışıldı. Gazeteciler, diplomatlar, üniversite hocaları, yüksek komutanlar, aydınlar, yazarlar emperyalizm kavramını kullanmadan ülkemizdeki, bölgemizdeki ve dünyadaki gelişmeler hakkında yorum yaptılar. Bu durum bu insanların entelektüel sığlığını, mesleki yetersizliğini, bilgisizliğini, cehaletini gösterdiği kadar, emperyalizmin zihinleri teslim almada, kafaları karıştırmada ne kadar başarılı olduğunu da gösteriyor. Toplumun öncüsü, pusulası, işaret fişeği olması gereken aydınlardaki yozlaşmayı, çürümeyi de ortaya koyuyor. Daha da vahimi, emperyalizmin iyi bir şey olduğunu, sömürdüğü ülkeleri geliştirdiğini, oralara elektrik, yabancı dille eğitim yapan okul, demiryolu götürdüğünü söyleyecek kadar bilinci bulanık, devşirilmiş, çürük, cahil bilim insanları, politikacılar türedi. Sevr i Lozan a tercih edenler, İngiliz işgali sürseydi hepimiz çok iyi İngilizce konuşurduk diyenler, Tür-

7 Aydınlık 7 kiye, Türklere bırakılamayacak kadar önemli bir ülkedir şeklinde ahkam kesenler, Anadolu yu vatan değil arazi parçası olarak görenler de sürece koşut olarak medyada, üniversitelerde daha sık boy gösterir oldu. Büyük sermayenin sofra artıklarıyla beslenen, politikacıların uçağına binmekle övünen gazeteci, yazara, akademisyen tipi genel kabul görmeye başladı. Bu kitapla, bu tiplere, bu türlere karşı meydanın boş olmadığını da göstermek istedik. n Emperyalizmi sadece gelişmiş, kapitalist bir ülkenin daha geri bir ülkeyi iktisadi, toplumsal, kültürel olarak sömürmesi, pazarını ele geçirmesi, siyasetini ve diplomasisini yönlendirmesi olarak açıklamak yeterli midir? Bu kısa tanım, çok önemli noktalara dikkat çekmekle birlikte, emperyalizmi açıklamada gerek şartları barındırır ama konuyu ayrıntısıyla kavramak isteyenler için yeterli değildir. Çünkü emperyalizm deyince kurumsal ve örgütlü sömürüyü, zamana ve zemine göre değişen baskıtahakküm araçlarını, denetim altına alınan, pazarı, kaynakları ele geçirilen ülkedeki işbirlikçileri, bir başkasının coğrafyası üzerinde inşa edilen yönetim baskısını da düşünmemiz gerekir. Emperyalizm gerektiğinde silahlı işgale başvurur, gerektiğinde de hedefteki ülkede hegemonya inşa eder. Yumuşak güç unsurlarını kullanarak, devletin ideolojik aygıtlarına başvurarak kitlelerin ikna edilmesi, kamuoyunun yönlendirilmesi söz konusudur. Siyasi, iktisadi, sınıfsal tahlil yapmadan, kuvvet tahlili yapmadan, pazar, hammadde ve ucuz emekle ilgili gerçekleri dikkate almadan, emperyalist tahlil yapmak zordur. Çokuluslu sermayenin, dev tekellerin, onlarla bütünleşmiş, onları besleyen ve onlardan beslenen emperyalist kuvvetlerin, finans sermayesinin, egemen sınıfların ve son kertede bunların etki ajanı, bunların çıkarlarının bekçisi ve sözcüsü olan mevcut sistemin politikacılarının aralarındaki ilişkilere bakmak da, emperyalizmin boyutlarını, araçlarını anlamamızı kolaylaştırır. Siyasetin sınıfsız, ideolojisiz hale gelmesi, bir pazarlama faaliyetine dönüşmesi, siyasi partilerin şirkete, genel başkanların CEO ya, seçim kampanyalarının diş macunu reklamından farkı olmayan bir reklam, tanıtım ve halkla ilişkiler boyutuna indirgenmesi, emperyalizmin etkisini gösterir. Çürümüş, yozlaşmış aydınlar n Kimi aydınlarımız ve solcularımız Lenin in tarifi üzerinden çok zaman geçtiğini ve emperyalizmin artık küreselleşmeyle birlikte farklı bir boyuta taşındığını söylüyorlar. Emperyalizm soyut bir şey mi ya da mazlum milletler coğrafyasında, üçüncü dünyada devrimcilerin, ulusalcıların, cumhuriyetçilerin büyüttüğü bir heyula ya da paranoya mı? Lenin, emperyalizmi kapitalizmin en ileri aşaması olarak tanımlar. Bu tanım bugün de geçerli ve günceldir. Kimi aydınların ve solcuların yaklaşımı, sadece cehalet içermiyor, aynı zamanda kimlere hizmet ettiklerini, hangi sınıflar adına siyaset yaptıklarını da ortaya koyuyor. Özelleştirmeyi demokrasi olarak tanımlayan, bağımsızlığın modasının geçtiğini savunan, emperyalistlerin halklara özgürlük getirdiğine inanan, sömürünün ortadan kalktığını düşünen, laikliği ve aydınlanmayı reddeden bu kesim, postmodernizme, neo liberalizme, vahşi kapitalizme, yeni muhafazakarlığa olan sadakati nedeniyle, egemenlerin gözüne girmek, AB nin, ABD nin, büyük sermayenin gözüne girmek için böyle konuşuyor. Ama gerçekler onların savunduğunun tam tersi yönde gelişiyor. n Bölgemizde, özellikle son dönemde, hemen yanı başımızda savaş ve kaos ortamı var. Bu coğrafyada her dönem oyuncular değişiyor ama oyun kurucu hep aynı. Yaşananları anlamak için emperyalizmi ve uygulamalarını bilmek gerekmez mi? ABD emperyalizminin ve işbirlikçilerinin, uzantılarının vahşetini, sömürüsünü, talanını, işgalini, baskısını, işkencesini en somut, en yoğun, en açık gördüğümüz yer yaşadığımız coğrafyadır. Irak ta yaşananlar ortada. Ülke fiilen üçe bölündü. İşgal sonrasında öldürülen 1.5 milyondan fazla Iraklının kanı ABD nin elindeyken, şimdi Müslüman müttefikleriyle birlikte Suriye ye çullanıyor. Bu kez bahanesi, yakın zamana kadar gözettiği, desteklediği, eylemlerine göz yumduğu bir İslamcı terör örgütü; yani eski adıyla IŞİD, yeni adıyla İslam Devleti. Bölgenin petrol zenginliğini, İsrail in güvenliğini ve çıkarlarını, ABD nin stratejik hesaplarını, bu bağlamda Rusya ve Çin in yükselişini engelleme çabalarını, İran ı dizginleme hesabını, Türkiye nin Avrasya ya yönelmesi ve bağımsız adımlar atması ihtimalini dikkate almadan, yani emperyalizmin oyunlarını göz önünde bulundurmadan, bölgemizde yaşananları açıklayamayız. n Önümüzdeki süreci hem ülkemiz hem de bölgemiz açısından nasıl görüyorsunuz? Türkiye savaşın eşiğinde bu bataklığa sürüklenecek mi? Bu kitap, aynı zamanda Türkiye yi Türkiye den yönetmek iddiasının, çabasının, hedefinin de bir ürünü olarak hazırlandı. Ayağı Anadolu topraklarına basan, yerli ve milli, Cumhuriyet Devrimi nden güç ve ilham alan, Türkiye nin bağımsızlığı, bütünlüğü, egemenliği konusunda kıskanç, toplumcu, kamucu, planlamacı, halkçı, devletçi politikaları izlersek, kapitalizm, liberalizm, NATO, AB bağımlılığını, boyunduruğunu sorgularsak ve en önemlisi, kararlı, yürekli, tutarlı adımlar atarsak, geleceğimizin parlak olduğunu düşünüyorum. Yok eğer millet olarak aklımızı başımıza almazsak, gerekli özeleştiriyi vermezsek, emperyalizmin önümüze koyduklarına peşinen evet dersek, yakın gelecekte çok daha büyük sıkıntılar çekeriz. Yaşadığımız coğrafyanın gerçeklerine, dünyanın siyasi ve iktisadi yöneliminin gereklerine göre adımlar atmamız, stratejiler geliştirmemiz gerekiyor.

8 10 Ekim 2014 Cuma Aydınlık 8 ROZERİN DOĞAN 9 ÖLÜMÜNÜN 15. YILINDA KIZI IŞIK BAYKURT ANLATIYOR BABAM FAKİR BAYKURT Yeni nesiller Fakir Baykurt la tanıştı. Ne yazık ki tanımıyorlar. Dizinin genç oyuncularından biriyle kahvaltı ediyorduk. Evimizde Fakir Baykurt un kitapları vardı ama hiç ilgimi çekmedi, okumadım. Ama dizi çalışmaları başladığında kitabı okumamız gerekti, daha önce neden hiç okumadım diye kendime kızdım dedi. Bakın o genç arkadaşım, bu bahaneyle tanıştı, okumaya başladı. O kitaplar kütüphanede dekor olsun diye yazılmadı ki n Türk edebiyatının temel taşlarından Fakir Baykurt un kızısınız. Klasik bir soru olsun: Böyle bir babanın kızı olmak nasıl bir duygu? Taşlar yerine oturduktan, belli bir olgunluğa eriştikten sonra çok heyecan, gurur verici. Ondan öncesi çocukluk çağlarında, doğruyu söylemek gerekirse Bana ne Fakir Baykurt tan, bana babam lazım! diyorsun. n Babanızın asıl adı Tahir. Savaşta ölen amcasının adı veriliyor. Adı Fakir olarak neden değişti? Gönen Köy Enstitüsü nde öğrencilik yıllarında şiir yazıyor. Halk ozanlarının şiirlerini çok seviyor. Hepsinin birer takma adı var. Kendi adı Tahir Baykurt. Çok resmî buluyor, kendine bir takma ad arıyor. O arada bir de askerlik dersi öğretmeni, adının anlamını sorup sonrasında biraz dalga geçiyor. Bu olay sonrasında iyice karar veriyor, başka ad bulacak. Gönen de bir de fotoğraf makinesi var, arkadaşlarının resimlerini çekiyor, onları ilçeye baskıya yolluyor. Bir seferinde resimler postada kayboluyor. Fotoğrafçı parasını istiyor, babam resimlerin peşinde, resimler ortada yok, parayı nasıl ödesin? PTT ile yazışmalar sonucu her iki tarafın zararı karşılanıyor. Bu yazışmalarda gelen telgraflardan birinde Fakir Baykurt un resimleri yazıyor. PTT nin yaptığı yanlışlık babama yarıyor, Fakir Baykurt adı oluyor. n Türkiye nin eğitim alanındaki en önemli deneyimi Köy Enstitüsü nün öğrencisi oldu babanız. Klasiklerin en iyi okuru enstitülü gençlerdi. Ceplerimizi ona göre yaptırırdık, kitap sığsın diye anlatmış o yılları. Size de anlatır mıydı? Sohbetlerde yeri, sırası geldiyse anlatırdı tabii. Ama ben babamın yaşamını daha doğrusu çocukluğunu, delikanlılığını Özyaşam ciltlerinden öğrendim. Öğretmenlerin unutulmaz önderi n Fakir Baykurt iyi bir edebiyatçı olmasının yanı sıra, memleket sorunlarıyla da yakından ilgilenen bir yazar. Öğretmenlik yıllarında örgütlü mücadeleye dâhil oldu. Siz Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) yıllarıyla ilgili neler anlatabilirsiniz? Türkiye Öğretmenler Sendikası, yılları arasında Türkiye tarihinde çok önemli bir yere sahip bir öğretmen örgütü. 12 Mart ta uzun yargılamalar sonucu aklanmalarına karşın diğer sendikalarla birlikte kapatıldı. Çünkü öğretmenlerin sendikal hakları ellerinden alındı. TÖS ün kapatılmasıyla ilgili yanlış bilinen bir noktayı da söylemek isterim. TÖS davası bitmeden af çıktı. Ancak TÖS yöneticileri aftan yararlanmayı kabul etmediler ve yargılanmanın sürmesini istediler. Dava sonuçlandı, cezalar açıklandı. Babam 8 yıl, küsuratı da var, ceza aldı. Askeri Yargıtay kararı hem usulden hem asıldan bozdu. Böylece beraat etmiş oldular. Bu beraat kararının yayınlanması bile uzun uğraşlar sonucu gerçekleşti. Sanki aftan yararlanıp çıkmışlar gibi bir algı yaratıldı. Öğretmenlerin çeşitli haklarını korumak yanında Türk eğitim yaşamına da büyük katkısı olan Devrimci Eğitim Şurası nı topladılar. Çok değerli bilim adamları bildiriler sundu. Sonra bunlar bir kitapta toplandı. Büyük Eğitim Yürüyüşü, Öğretmen Boykotu TÖS ün yoğun katılımlı büyük eylemlerindendi. Ancak geniş katılımlı bu eylemlerin yanında bir olay var ki, bugün bile düşününce insanın tüylerini diken diken ediyor da TÖS İkinci Genel Kurulu nu Kayseri de topladı. Bu Genel Kurul yaklaşık 800 öğretmenin diri diri yakılmak istendiği büyük olaylara sahne oldu. Bir gece önce kentte elektrikler kesiliyor, ardından iki cami ve İmam Hatip Lisesi bombalanıyor. Tabii bu provokasyon öğretmenler bombaladı diye duyuruluyor. Ertesi gün öğretmenler oturdukları koltukların altında benzin şişeleri buluyor. Tam babamın konuşması başladığı sırada Genel Kurul un yapıldığı Alemdar sineması kuşatılıyor, içeriye yanan bezlerle saldırılar başlıyor. İçerdekiler askeri araçlarla şehri terkedip Genel Kurul u Ankara da tamamlıyorlar. Babam yeniden Genel Başkan seçiliyor. Burada istenen olmadı, Temmuz 1993 te Sivas ta 33 aydınımız yakıldı. Kursude Fakir Baykurt, binlerce öğretmene konuşuyor n Babanızın bu mücadeleci yanı ailenizi nasıl etkiledi? Çocuk yaşlarımızda, bunun ayırdına varamıyorduk tabii. Sürgün, cezaevi. Kendi adıma konuşmam gerekirse, hep bir baba özlemi, belirgin baskın duygu oldu. O noktada annemiz çok derleyici toparlayıcı olmuştu. Günümüzde de bunun örneklerini görmedik mi? Almanyadaki işçileri yazmak n Fakir Baykurt neden Almanya ya gitmeyi seçti? Babam Almanya ya iltica etmedi, vatandaşlıktan çıkarılmadı, Alman vatandaşlığına geçmedi. Pasaportunun süresi bittiğinde konsolosluğa gidip uzattırıyordu. 12 Eylül den çok önce Almanya ya gitmişti ve orada çalışmaya başlamıştı. Almanya da çalışan Türk işçilerini yazmak, onları gözlemlemek düşüncesindeydi. İlk olarak 1978 yılında bir kitabevinin imza günü için gitti. Daha sonra 1980 yılı başlarında bir iş önerisiyle annemle birlikte gittiler ve orada kendilerine bir yaşam kurdular. 12 Eylül den sonra uzun bir süre dönmedi, annem geldi gitti. Barış Derneği nin kurucu üyesiydi, davanın hazırlık aşamasında arananlar arasında adı geçti ama öyle kaldı. Orada bulunduğu süre içinde Türkiye de yayınlanan gazetelere, dergilere yazı yazmayı sürdürdü. Yazdığı romanlar, öykü kitapları Türkiye de yayınlandı. Bunların dışında Türkiye yle dayanışma sürdüren dernek ve kuruluşlarda görev yaptı. Türkiye den giden çok yazarçizeri evlerinde ağırladılar. n Yılanların Öcü sinema filmi olarak çekilmişti. Şimdi de dizi olarak ekranlarda. Bu süreç nasıl gelişti. Nasıl karar verdiniz? Dizi kararını vermek kolay olmadı. Yapım şirketiyle ilk tanıştığımız günle imza arasında birkaç ay geçti Temmuz unda imzaladık. Çünkü dizi sözleşmesini imzaladığınız anda o artık roman olmaktan çıkıyor, o yönetmenin filmi, o senaristin senaryosu oluyor. Tamamen onların yorumuna kalıyor, senin de söz hakkın olmuyor. Koliba daha çok edebiyat uyarlamalarıyla adını duyurmuş bir şirket. Birbirimizi anladık, kaygılarıma hak verdiler. Israrla üzerinde durduğum şey şuydu: Bir Fakir Baykurt duruşu var, lütfen onu sarsmayın. Bu nedenle beni ve ailemi üzmeyin. İlk bölüm Show TV de Ağustos ta yayın- landı. Ürgüp te ekiple birlikte izledik. Gerek senaristlerden, gerek oyunculardan daha doğrusu tüm ekipten duyduğum cümle şuydu; Sizi üzmeyeceğiz! Demek dedim, benim kaygılarım ekibe geçmiş, onlar da iyi niyetli. Dizi, başka bir matematik. Hepimiz biliyoruz, her hafta bir uzun metraj film çekiliyor. Romanda olmayan karakterler, olaylar ekleniyor. Burada da öyle oldu, başına ailelerin geçmişlerini eklemişler. Romanda olmayan karakterler var. Beş bölüm yayınlandı, yavaş yavaş kitaba geliyorlar. İzlenme oranları da iyi, bir yer buldu kendine. Güzel gidiyor. Yeni nesiller tanımaya başladı n Sizce dizinin Fakir Baykurt adı için nasıl bir yararı olur? Dizinin şöyle bir yararı oldu. Yeni nesiller Fakir Baykurt la tanıştı. Ne yazık ki tanımıyorlar. Dizinin genç oyuncularından biriyle kahvaltı ediyorduk. Evimizde Fakir Baykurt un kitapları vardı ama hiç ilgimi çekmedi, okumadım. Ama dizi çalışmaları başladığında kitabı okumamız gerekti, daha önce neden hiç okumadım diye kendime kızdım dedi. Bakın o genç arkadaşım, bu bahaneyle tanıştı, okumaya başladı. O kitaplar kütüphanede dekor olsun diye yazılmadı ki!.. n Kaplumbağalar kitabının film olarak çekilmesi içinde yurt dışında yıllardır süren bir çalışma olduğunu biliyoruz. Son durum nedir? 1978 yılında başladı Kaplumbağalar ın film yolculuğu. Sonuçlanması yıllar aldı. Tunç Okan, ilk senaryo çalışmalarını babamla birlikte yaptı. Gerçekleşmesi yıllar aldı. Bakın siz Fakir Baykurt u bu kadar iyi tanıyorsunuz, size bile kendini duyuramadı yılında ilk kez Altın Portakal Film Festivali nde, hem de babamın ölüm yıldönümü olan 11 Ekim de gösterildi. Kaplumbağalar olarak değil Umut Üzümleri adıyla. Ama olmadı, üzüldük. n Fakir Baykurt üç çocuk babası bir yazar. Çokça eseri var. Onun yazarlığı aile hayatınızı nasıl etkilerdi? Çok çalışkandı. Her fırsata çalışırdı. Sabah erken kalkar başlardı. Evde çalıştığı zamanlarda salonda yemek masasında yazardı. O da zor oluyordu. Evin yaşam alanında sesiz olmak zorundaydık tabii. Ya da köyüne gider, bir ay kapanır orada yazardı, o da özlem demekti. Kitap basılır eve gelir, önce yanında yakınında kim varsa imzalar, sonra başlardı düzeltmeye. Atillâ İlhan onun için Bu kadar uğraşmayla ben yeni kitap yazarım! demişti. Doğru, sanki kitabı her baskıda yeniden yazardı. n Ayırt edilmez ama, yine de en çok hangi eserini seviyorsunuz? Kaplumbağalar, Tırpan ve Yarım Ekmek öne çıkıyor. Yeniden Fakir baykurt okumak n Fakir Baykurt un bütün eseleri Literatür Yayıncılık tarafından yeniden basıldı. Kaplumbağalar Milli Eğitim Bakanlığı nın 100 Temel Eseri arasında yer alıyor. Okur ilgisinden memnun musunuz? Kaplumbağalar ın 100 Temel Eser arasında olması onu bir parça öne çıkarıyor ama diğerleri de güzel gidiyor. Bence kitapların da bir yaşamı var. O da ne kadar okunduğuyla ilintili. Yaşıyorlar. n Babanız Almanya da hayatını kaybetti. Ama cenazeyi Türkiye ye getirdiniz. Bu onun isteği miydi? Öyle bir vasiyet falan hatırlamıyorum. Zaten ölümü de konuşmazdı ki. Yüz yaşıma kadar yaşayacağım! derdi. Türkiye ve İstanbul, ölümünden sonra biz kardeşler ve annemizin ortak kararı. Çünkü zaten kesin dönüş hazırlığındaydılar. Antalya ya yerleşeceklerdi, evi hazırlıyorlardı. Kesin dönüşü böyle oldu. Almanya da yaşadığı şehir Duisburg un içinden geçen Ren i, Ren nehri boyunca yürümeyi çok seviyordu. Kendine kalsa belki Beni burada Ren kıyısında bir yerde bırakın da derdi. Kimbilir! Son romanı Yarım Ekmek te Kezik, kocasının memleketteki mezarını Almanya ya getirmeye uğraşıyordu. Işık Baykurt, Rozerin Doğan FOTOĞRAFLAR: DOĞAN KEMANCI

9 10 Ekim 2014 Cuma 10 Aydınlık ALI RIZA ÖZKAN Bizim dünyamızın kalemi: Fakir Baykurt Fakir Baykurt roman, öykü, şiir yanında toplum ve eğitim yazıları da kaleme aldı. Yılanların Öcü, Irazca nın Dirliği, Kaplumbağalar ın da aralarında olduğu 13 roman, Çilli, Efendilik Savaşı, Onbinlerce Kağnı, Sınırdaki Ölü gibi 14 öykü kitabı, iki şiir, Yandım Ali, Sakarca, Saka Kuşları gibi altı çocuk kitabı ve Efkar Tepesi, Kale Kale gibi toplum ve eğitim hakkındaki görüş ve yorumlarını içeren kitapları yayımlandı. Yapıtları Gürcüce den Çince ye kadar dünyanın pek çok diline çevirildi. Yurt içi ve dışında pek çok ödül aldı. Hayatını anlattığı 7 ciltlik Özyaşam dizisi, 11 Ekim 1999 da pankreas kanserine yenik düşmesiyle yarım kaldı. ÇİZİM: KÖKSAL ÇİFTÇİ Doruklarında dumanı eksilmeyen Madran dağını solunuza, söğüdü bol Bozdoğan ı da arkanıza aldığınızda, Nazilli ye doğru uzanan inciri, üzümü, armudu, tütünü, buğdayıyla bereketin fışkırdığı koca bir ovaya düşmüşsünüzdür. Menderes nehrine ulaşmak telaşıyla akan Akçay size eşlik ederken kocaman ayıların insanlara dostluk kurduğu Madran dağı dünyanın en verimli ovalarından birisini yüzlerce yıldır izlediği noktadan, adını duyduğunuz anda sizi boyun eğmez bir tarihin imgelerine götürecek bir köyü gösterir: Alamut köyü. İşte, Yörüklerin 20. yüzyılın başında yerleşik hayata geçmeye karar verdiklerinde Rum ağalardan peşin parayla satın aldıkları ve alır almaz ilk iş olarak adını değiştirdikleri bu köyde tanıdım Fakir Baykurt u. Sıcak bir yaz günü, tatil sessizliğini sadece benim gibi öğretmen çocuklarının bozabildiği okul bahçesinde oynarken Hasan Özkan ı sorduğunda aklıma ilk gelen kasabadan büyük bir adamın gelmiş olabileceğiydi. Hoş, Fakir Baykurt da, ilköğretim müfettişi olarak onlardan daha az yetkili değildi. Ancak, Alamut a geliş nedeni bu değildi. Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) genel başkanı olarak, Ege öğretmenlerinin örgütlenmesinde babama daha fazla iş düşüyordu. Babamla bu bıyıksız, tuhaf görünüşlü ama oldukça sevimli amca nın geçmişe dair sohbetleri sanırım dünya, ülkemiz, düşmanlarımız ve görevlerimiz hakkında duyduğum ilk cümlelerdi. Fakir Baykurt gittikten sonra, babamın bize büyük bir disiplin içerisinde okuttuğu kitaplardan bazılarının yazarı olduğunu öğrendik. Efkâr Tepesi, Amerikan Sargısı, Irazcanın Dirliği, Onuncu Köy Her akşam yemekten sonra kardeşlerimle babamın çevresine toplanıp yüksek sesle okuduğumuz ve her 5-10 sayfadan sonra babamın mutlaka özet geçip dikkatimizi sınava tabi tuttuğu kitaplar! Ülkemizde yaşayan ve bize emirler verebilen yabancılar, yoksul ama onurlu insanlar, bizim gibi görünen ama küçücük bir çıkar uğruna en yakınlarını satan kalleşler dünya ahvali Fakir Baykurt un kalemiyle gözlerimizin önünde canlanıyordu. Irazca anayı belleğimde kendi anam gibi hatırlarım hâlâ. Fakir Baykurt konuşurken de, yazarken de kuşkuya yer vermeyecek netlikte ifadeler bulur, öylesine renkli sözcükler çıkarırdı ki, domatesi tüm kırmızılığı, patlıcanı tüm tombulluğu ve morluğuyla göz önüne getirirdiniz. Çocukluğumu Fakir Baykurt gibi bir yazar eşliğinde yaşamış olmam nedeniyle çok şanslı olduğumu söyleyebilirim. Uzun süren bir yolculuk sonrasında, bir tarlanın ortasında arabadan indiğinizde üstünüze gelen tazeliktir, Fakir Baykurt. Siz ne kadar büyük kentlerin doğaya aykırı çoğalan kütlesinin parçası olsanız da, Baykurt un kaleminden çıkmış sözcüklerle karşılaşır karşılaşmaz, köklü ve derin bir doğa nın arasında olduğunuzu hemen fark edersiniz. Türkçe dir o! Fakir Baykurt gelir gönlümüzün en güzel köşesine kurulur. Çünkü, bizim gibi hisseder. Bizim gibi kızar. Bizim gibi sever. Bizim gibi düşünür. Köylü romanı olur mu? Fakir Baykurt ile beraber Talip Apaydın, Mahmut Makal, Dursun Akçam gibi yazarlara köylü yazar dediler. Bu köylü lük aslında onları kente kabul etmeyen, hatta yazarlıklarına da itiraz eden bir kulp görevi üstleniyordu. Daha sonra bu daha da yaygınlaştı. İbrahim Balaban köylü ressam, Süreyya Duru köylü yönetmen gibi Köyü anlattığı için bir sanat eserinin üslup, içerik vs. hiçbir benzeşik yanı olmasa da diğer eserlerle aynı başlık altında değerlendirilmesi, her şeyden önce sanatın sınıflandırılması ile uyumsuz. Zaten burada amaç, sanatsal bir tasnif yaratmak değil, tersine köylü damgası ile bu eserleri ve yaratıcılarını yüksek sanat çevresinin dışında tutmaktı. Belki, kendi aralarına almadılar ama, Fakir Baykurt la kendi hayatına, varlığına ayna tutan, sorgulayan benim gibi çok büyük sayıda okur bu sanatçılarımıza kitaplıklarının olduğu kadar yüreklerinin de en güzel köşesini ayırdı. Kendilerini kentsoylu olarak sınıflandırıp yeteri kadar komikleşen küçük burjuva eleştirmenlerin yaftalamalarının aksine, Fakir Baykurt köyü anlatmaz. 19. Yüzyıl Avrupa sının romantik bir köy/doğa yazarlığının çok uzağındadır. Baykurt köy ile kent ayrımı da yapmaz. Onun öyküleri dönüşen sınıf ilişkilerini, proleterleşen köylüleri, ülkemizi örümcek gibi saran emperyalizmi ve bir tarlanın bir ucunda, bir arığın başında başlayan direnişi, kavgayı, ateşi ve ihaneti anlatır. Bu haliyle, Baykurt un öyküleri evrenseldir. Dünyanın herhangi bir yerinde karşılaşabileceğiniz hikayelerdir hepsi. Bir yanında Cengiz Aytmatov varsa, diğer yanında Miguel Asturias vardır. Genel Öğretmen Boykotu Türkiye nin o güne kadar gördüğü en büyük emekçi hareketlerinden birisi olarak tarihe yazılan Genel Öğretmen Boykotu, Fakir Baykurt un Gaziantep-Fevzipaşa da sürgün-memur statüsünde tutulmasına rağmen, el birliği ile örgütlendi. Öğretmenler sadece kendi özlük hakları için greve gitmiyorlardı. Hatta, daha da fazlası olarak, öğretmenler aslında milli bir eğitim için greve gidiyorlardı! TÖS Genel Yönetim Kurulunun kararı şöyledir: Bugüne kadar yapılan her uyarı ve düzeltici her uygulamayı, türlü - çeşitli iftira ve bühtanlarla boğan iç ve dış çıkarcılar, bu bakımsız ve perişan devlet eğitimini halkın çocuklarına bırakıp kendi öz çocukları için özel okullar açmışlar ve açtırmışlardır. Yöneticilerimiz, kendi öz çocuklarını çoğunlukla dış ülkelerde okutmakla, oradan diploma aldırmaktadırlar. Sömürgeci ülkelerin yolladığı uzman, barış gönüllüsü ve üretim artığı bayat süt tozlarıyla ve bugünkü genel işleyiş ve görünüşleriyle böyle bir eğitim, milli bir eğitim olma niteliğini yitirmiştir. Bundan sonra öğretmenlerimize düşen, başlarını kaldırmak, tarihin ve Türk milletinin önünde son sözünü söylemektir Aralık 1969 da bütün yurtta öğretmenlerin genel greve gitmesi Haziran 1970 de İstanbul da patlayacak işçi direnişinin de habercisidir, sanki. Ülke çapında 109 bin öğretmen greve katılır. Bunlardan 50 binine adli kovuşturma açılır öğretmene maaş kesim cezası uygulanır. Daha 5 ay önce, Kayseri de yapılan TÖS Genel Kongresi gericiler tarafından yakılmak istenmişti. Kongrenin düzenlendiği sinema salonu, gericilerin komünist öldüren cennetlik olur kışkırtmasıyla kundaklanmış, ancak erken farkına varılmasıyla can kaybı olmamıştı. Yıllar sonra Sivas ta Pir Sultan Şenlikleri sırasında da aynı tezgah tekrar piyasaya sürülecekti.

10 Aydınlık AHMET ADA 10 Ekim 2014 Cuma 11 DOĞUMLARININ 100. YILINDA ORHAN VELİ, OKTAY RİFAT VE GARİP HAREKETİ Sıradan hayatların şiiri Çağdaş Türk şiirinin tarihçesinde dilsel, özsel, biçimsel kırılmalarla ilerleyen ve kanonik yapılar oluşturan bir şiir bloğu görülür. Ahmet Haşim, Yahya Kemal, Nâzım Hikmet, Necip Fazıl Kısakürek şiirselleri, klasik Divan şiirinden kopuşun ve şiirin özerk alanına taşınışın somut örnekleridir. Düşünsel, dilsel ve biçimsel asıl kopuş Nâzım Hikmet in yaptığı değişim ve dönüşümle başlar. Batının ve doğunun şiir geleneği üzerinde yepyeni bir biçim ve söyleyişle karşı karşıya gelir Nâzım Hikmet okuru larda, Varlık ve Sokak gibi dergilerde ilk örnekleriyle bir oluşum uç verir: Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat ın 1941 de birlikte yayımladıkları Garip kitabı. Kitap adı gibi garip bulunur. Hece biçimiyle şiir üreten şairler, böyle şiir olmaz, yazılmaz derler ki, arada büyük bir boşluk vardır. Hececilerin ve gündeşlerinin dolduramadığı boşluğu Garip şairleri doldurur. Hececilerin şiirin gelişim çizgisinde bir payı yoktur. Bağımsız şairlerin 1940 larda yazdığı şiirler; Dağlarca nın Çocuk ve Allah ı (1940), Taş Devri (1945); Behçet Necatigil in Kapalı Çarşı (1945) ve Cahit Külebi nin şiirleri geleceğe taşınırken, Hececilerin şiirlerin cılız kaldığı bugün daha iyi görülebilmektedir. Şairaneliğe karşı bir şiir Garip in yayımlanışı, daha sonra kendi kitaplarını; Oktay Rifat, Güzelleme (1945); Melih Cevdet Anday, Rahatı Kaçan Ağaç 1946; Orhan Veli, Garip (1945) yayımlaması çağdaş Türk şiirindeki düşünsel, dilsel değişim ve dönüşümü işaretler. Garip in önsözünü yazan Orhan Veli, şiirlerinin poetikasını da üstlenir: Orhan Veli, kendilerini üstgerçekçilere yakın bulduğunu yazmasına karşın, Garip in temellendirildiği düşünsel ve dilsel yönelim farklıdır. Garip hareketi şairane olana karşıdır. Ölçü, vezin, uyak, eda gibi öğelerin şiiri şairaneye sürüklediğini ileri sürerek karşı çıkar. Gündelik konuşma dilinin içtenliğini şiire taşıyarak şairane olandan kurtulmayı amaçlar. Değişmece (mecaz) ve diğer söz sanatlarından arınmış, yapaylıktan uzak bir şiiri önerir. Garip hareketi şiire o güne kadar hiç girmeyen sözcükleri sokarak şiir dilinde sadeliğe, yalınlığa yönelir. Halk şiirinin sözcük dağarı şiire girer, anlatımından da yararlanılır. Sıradan insanların, küçük burjuvaların hayatı şiire taşınarak, o güne dek dile getirilmeyen yaşama sevinci hayatın doğal seyri içinde dile getirilir. Oktay Rifat, 1980 yılında, Biz Garipçilerse serbest vezinle değil vezinsiz şiir yazdık. Mekanik birtakım hesaplara aldırmayarak, Fransızların iç musikisi (musique intericure) dedikleri anlamdan gelen ahenge, daha çok edaya bağlı kıvraklığa önem verdik ve şiirin kulak için değil, göz için, kafa için olduğunu savunduk diyecektir (Şiir Konuşması, s.228). Orhan Veli nin yeniliği, sadece toplumsal değerlere karşı çıkmasından, verili şiirsel değerlere, biçimlere karşı çıkmasından da kaynaklanmaz: Hem Batıya dönük hem de kendi şiirimizin değerlerine dönük olması, dil tadı ve beğenisi, arayışları, yeni bir şiirin kurulmasının nedenleri olmuş ve yeniliğini bunlar üzerine inşa etmiştir. Cumhuriyet öncesinde, Tanzimat edebiyatı ile başlayan Batı etkisi Divan edebiyatının aşılmasına yol açmıştır. Dilde sadeleşme, Türkçenin yeniden canlandırılması, konuşma dilinin şiire girmesi Tevfik Fikret, Yahya Kemal ve Mehmet Akif Ersoy un çabalarıyla olmuştur. Sokağın dilinin ilk kez şiire Garip le girdiği görüşü, öncesini okumamak demektir. Garip in poetikasının temelini Orhan Veli nin şu sözlerinde buluruz: Bugünkü dünyayı dolduran insanlar yaşamak hakkını mütemadi bir didişmenin sonunda bulmaktadırlar. Her şey gibi şiir de onların hakkıdır ve onların zevkine hitap edecektir. Bu, mezuubahis kitlenin istekleri eski edebiyatların âletleriyle anlatmıya çalışmak demek de değildir. Mesele bir sınıfın ihtiyaçlarının müdafaasını yapmak olmayıp sadece zevkini aramak, bulmak ve sanata hâkim kılmaktır. (Orhan Veli, Garip, YKY, 2014). Burada, şiirin nesne edindiği şeylere sınıfsal bakış açısıyla bakmadığı, sadece söz konusu sınıfın yazınsal beğenisinin arandığı açıktır. Orhan Veli şiirlerinde küçük burjuva sınıfının alışkanlıklarını, beğenilerini dile getirir, o günün söyleyişiyle küçük insanın günübirlik hayatını ve değerlerini şiire taşır. Mizaha, espriye dönük oluşu da çıkışsızlık nedeniyledir. Çoğu zaman sözdizimine sığdırdığı bilinen sözler yaygınlaşmasının bir başka nedenidir. Garipçilerin şiiri gündelik hayat ile gündelik dil içinden kurmaları ve gereksiz yüklerinden arındırmaları dönemi içinde önemlidir. Ne ki, gündelik dile tutunuşu, şairaneye karşı oluşu imgenin imkânlarından uzaklaştırır onları. Yol ayrımı Garip in üç şairi, Garip döneminde ortak özellikler taşırken bile faklılıkları da belirgindir. Sonraları, Melih Cevdet Anday ile Oktay Rifat ın farklı poetikaya geçmeleri, Garip ten kopmaları, başlangıçtaki farklılıkları göz önüne alındığında, olağan bir süreç olarak görülmelidir: Orhan Veli nin Garip le çizgisini serbest şiire taşıyışının kaynakları Türk şiiri geleneğiyle ilişkilidir: Batı şiirini (A.Breton, P.Eluard, P.Soupault, J.Supervielle, J.Prevert) izleyişi ile çağdaş Türk şiirinin geleneği Garip in çıkış noktaları olmuştur. Yenilikçi hareketi Ataç, Sabahattin Eyuboğlu gibi aydınlar destekledi. Giderek bir kanon oluşturulmasında da etkili oldular. Yaprak ı yayımladığı dönemde de Orhan Veli nin şiirlerinde değişimler art arda geldi. Halk şiirinin anlatım olanaklarını modern şiirle kaynaştıran, bağdaştıran bir tutum izledi; böylece çağdaş Türk şiirinin yenilenerek kurulmasında öncü bir işlevi oldu. Oktay Rifat ve Melih Cevdet Garip sonrasında da modern şiir anlayışlarını arayışlarla sürdürerek etkili şiirler yazdılar. Orhan Veli nin erken ölümü, Garip hareketinin üç ayağından birinin şiirini nerelere taşıyabileceğini görmemizi engelledi. İkinci Yeni hareketi Garip ten çıkmıştır diyemeyiz, ama Garip olmasaydı İkinci Yeni nin çıkışının gerekçeleri de olmazdı. İkinci Yeni Garip şiirinin, şiiri algılama biçimini yıkmayı, imgeyi, imgede kullanılan söz sanatlarını yeniden yerleştirmek için ortaya çıkmıştır. Cemal Süreya, Orhan Veli nin bütün şiirlerinin eski şiire yergi özelliği taşıdığını yazar. Bir bakıma öyledir, bir bakıma da değil. Orhan Veli eski şiire karşı eleştiriyi şiirlerle koyar. Rakı şişesinde balık olsam dizesi Ahmet Haşim in Göllerde bu dem bir kamış olsam dizesine karşı yazılır. Oktay Rifat ile Melih Cevdet in Garip teki çıkışları kendi tarlalarını açmaya ve geliştirmeye yönelik özellikler barındırır. Orhan Veli de ise, Cemal Süreya nın saptadığı gibi, eski şiirle olan kavgasını şiirle verdiği için, ürettiği şiirler eski şiire yanıt niteliği taşır; dolayısıyla da kendi şiirinin alanlarını genişletme olanağı bulamaz ve erken ölür. Garip hareketinin başlangıcında, özellikle ortak yazılan ğaç ya da Kuş ve Bulut gibi şiirlerde (Orhan Veli ile Oktay Rifat imzalı) gizemli, düzendışı saçmayı görmek mümkündür. Bu durum onları üstgerçekçiliğe yaklaştırır. Ne ki, kuramsal anlamda bir çaba görülmez. Şairane ye karşı dururken, şiirin vazgeçilmezlerinden olan söz sanatlarından da uzaklaşmış olurlar. Garip hareketinin sade bir dille bir kamusal alan oluşturma arzusu gerçekleşmiş, şiirsel kanon oluşmuştur; şiiri şiir kılan yazınsal öğeler terk edilerek hem de. Garip şiir anlayışı Behçet Necatigil in belirttiği gibi, Garip, Orhan Veli nin şiiri ve ısrarıdır. Garip hareketi şiir dilinde, şiir anlayışında ufuk açıcı olmuştur. Garip le birlikte şiirde estetik konusu alt üst olmuş, eski şiirin estetiksel anlayışı yıkılmıştır. Garip (Tıpkı basım) Melih Cevdet, Oktay Rıfat, Orhan Veli Yapı Kredi Yayınları, 72 s. Oktay Rifat Garip hareketinin başlangıcında, özellikle Orhan Veli, Oktay Rifat imzalı ortak yazılan Ağaç ya da Kuş ve Bulut gibi şiirlerde gizemli, düzendışı saçmayı görmek mümkündür. Bu durum onları üstgerçekçiliğe yaklaştırır. Ne ki, kuramsal anlamda bir çaba görülmez. Şairane ye karşı dururken, şiirin vazgeçilmezlerinden olan söz sanatlarından da uzaklaşmış olurlar

11 10 Ekim 2014 Cuma 12 Aydınlık PINAR GÜNER ÖLÜMÜNÜN 25. YILINDA YUSUF ATILGAN I ANARKEN Aylak Adam ın ayak izleri Biliriz ki Aylak Adam bir yakışmama ve iğretilik duygusu yla turist gibi yaşayamayacak ve şehrin ikiyüzlü toplum bilincini terk ederek ilkin taşradaki Anayurt Oteli ne, ardından Manisa nın bir köyüne varacaktır; ama karşı duruşu, yabancılık hissini ve hakiki yalnızlığı hep beraberinde taşıyacaktır. Aylak Adam Yusuf Atılgan YKY 159 s. Yusuf Atılgan, Oğuz Atay la birlikte, Türk roman tarihinin en ayrıksı yazarlarından biridir. Gerçek ile hakikatin aynı olduğunu düşünmeyenler anlayacaktır: Gerçek, aklınla gördüğünse; hakikat sezgilerinle varlığını hissettiğindir. Turgut Uyar şiirlerinde olup da diğer şairlerde en azından bütünlüklü bir şekilderastlanmayan da budur belki: hakiki bir yalnızlık. Öyküde Sait Faik in böyle olduğu düşünülebilir. Hakikate dokunan bir yalnızlığın romandaki izdüşümü ise Yusuf Atılgan dadır. Yusuf Atılgan her şeyden önce ıssızlıktır. Sanatçıların, akademi öğrencilerinin şehir yaşamını, medeniyetin yabancılaştırdığı insanı ilk romanı Aylak Adam da (1959), medeniyetten kaçarak yerleştiği köydeki yaşamı kimi öykülerinde işleyen yazar, taşra sıkıntısını ise Aylak Adam C. nin ayak izini takip ettiği kâtip Zebercet karakteriyle Anayurt Oteli nde (1973) anlatmıştır. İki adam da yalnızlığın getirdiği ruhsal boşluk içinde, tanınmayan bir kadının simgelediği gerçekliği beyhude arar. Yıpratıcı ve yetinmeyen bekleyişleri onları bir nevi deliliğe yaklaştırır. Olanaksızın aranması Delilik kimi zaman toplum dışılıktan, medeniyetin ve tekniğin kendi yarattığı ihtiyaçlara aldanmamaktan öte anlam taşımayabilir. Keza, Atılgan ın yaşamı düşünülmüş bir karşı duruşa delaletmiş gibi gelir bize. Köy yaşamını tercih edişi, Tolstoy un Aile Mutluluğu (1859) isimli uzun hikâyesinde mutluluğun anahtarının bir parçasının da kırsalda sakin bir yaşam olduğunu söylemesi ile Thoreau nun Walden da mutluluğun izini sürerken medeniyetin yapay tutsaklığına karşı durarak 17 yıl bir göl kenarında doğayla baş başa yaşamayı anlatmasını anımsatır sanki. Yazarın Saatların Tıkırtısı isimli öyküsünde yalnızlık hissetmesine karşın, ruhuna yakın olabileceğini hissettiği saatçinin dükkânından içeri girmeye korkan, hayal kırıklığı yerine onunla hiç tanışmamayı seçen bir karakter yaratması, roman kahramanları Zebercet ile C. nin hakiki yalnızlığına da ışık tutar. Keza ne Zebercet kadın müşterisini bir daha görebilecektir, ne de C. aradığı kadın B. ile tanışabilecektir. Onlarınki olanaksız olanın aranmasıdır. Aylak Adam da sıkça yinelenen Boş yere azap çekmeyin. Bir derman için. sözleri çözüme ya da sonuca odaklı bir yaklaşım sergilenmediğinin işaretidir. Anayurt Oteli, Ömer Kavur un sinema filmi nedeniyle çoğu zaman öne çıksa da, Aylak Adam bizce farklı edebi lezzetlere açılır ve yazarın anlaşılabilmesi açısından da mihenktir. Üretimin yerine salt ve tek değer olarak tüketimi/parayı koyan Batının bireyci medeniyetinin doğurduğu yabancılaşmayı Aylak Adam da yakalamıştır Yusuf Atılgan. Aylak Adam niyetini Ben toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın! diye açıklıyor. Oysa yaratıcısının niyeti, toplum içinde yaşama hastalığına boyun eğmeyen bir karşı adamın dünyasını anlatırken okurunu cezbetmek belki de. C. ye Bir yazarın dediği gibi: Kadınsız hikâye tuzsuz aşa benzer dedirtmiyor mu? Dört mevsim yalnızlık Romanda yalın, çoğu zaman dört-beş sözcüklü tümceler kısa vuruşlar halinde verilir. Romanın bölüm başlıkları da olan Kış, İlkyaz, Yaz ve Güz kendi renkleriyle, sesleriyle örülmüştür ve Aylak Adam aslında dört mevsim yalnızlığı anlatır: Umutsuz ve ıslak kış, Üşümüşlük, yorgunluk, arabaların tekerleklerinde kısadan kurtuluş sürüyor. Yoksa dünyada olmayanı mı arıyordu? sözleriyle anlatılırken İlkyaz için, Daldı mı, büyük şehir insanı kornalar, çanlar, küfürler, gıcırtılar, çarpmalarla kendine geliyordu deniyor. Yaz nihayet geldiğinde Hepsi de otomobil kornalı, bisiklet zilli, ıslıklı gürültüde sanki sevinçliydiler. Sona en yakışan mevsim olan güzde ise İçinde gittikçe artan bir sıkıntıyla [arkadaşlarına] hala içtiğini, hala aylak olduğunu, hala canı sıkıldığını, hala aradığını yeniden [anlatır] ama yetinenlere karşı geçici olduğundan şüphemiz olmayan bir yenilgi duygusu taşıdığını da anlarız. Birinci bölümde esas itibariyle yalnızca C. nin bakış açısıyla anlatılan belirsiz bir yapı, ikinci bölümde okura açılan sistemli bir yapı, üçüncü bölümde salt parantez açıp Ayşe nin aklından geçenleri anlatma ve yazarın araya girip C. aleyhine fikirler söylemesine dek varan bir serbestliğe ulaşırken, son bölüm bu bağlamda sürprizsizdir. Yazar, C. nin kadınları Güler, Ayşe ve B. nin bakış açılarını doğrudan vermek istediğinde genel olarak günlükleri ve bazen de birbirilerine yazdıkları mektupları kullanır. Yusuf Atılgan Aylak Adam daki başat kavramlar Yetinmek, alışkanlık, kulak-bıyık, baba benzerliği/nefreti, anne/teyze aşkıyla çocukluğun huzuruna kaçış çabaları, toplum bilinci, sokağın namusu, şehrin gıcırtısı Aylak Adam daki başat kavramlardır. C. nin Kısa ömürlü bir yaratık: sinemadan çıkmış insan diye sözü ettiği ve sinemada gözlemlediği insanların aktarıldığı bölümler unutulmazdır. C. nin şaşı kadınla ilişkisi salt anne/teyzeyle ilgili değil, sinemayla da çağrışımlara açıktır bizce. Sonuç olarak biliriz ki Aylak Adam bir yakışmama ve iğretilik duygusuyla turist gibi yaşayamayacak ve şehrin ikiyüzlü toplum bilincini terk ederek ilkin taşradaki Anayurt Oteli ne, ardından Manisa nın bir köyüne varacaktır; ama karşı duruşu, yabancılık hissini ve hakiki yalnızlığı hep beraberinde taşıyacaktır. O hep içinde bir boşluk, Bu kelimenin harfleriyle bir başkası[nın] da [yapılabileceğini bilecektir].

12 Aydınlık NİHAT ZİYALAN 10 Ekim 2014 Cuma 13 KANGURUCA AYDINLIK GÜNLER Köksüzlük duygusunun acısı Daha başında, kurulduğu 1996 yılında ben bu çocuk kitapları kabına sığmam diyen bir yayınevi... On sekiz yılda ailelerin güvenini kazanarak evlerin demirbaşı olan ve bu yüzden kitapları baskı üstüne baskı yapan... Hem her baskı iki bin adet! Günışığı Kitaplığı nın 2014 güz kataloğu: Çocuk Kitapları, Köprü Kitapları, Genç Kitaplar, İlk Kitaplar yılında 15 adlı 31 yazarın birbirinden güzel yapıtlarından oluşan bir seçki. Bir de çok önemsediğim ON8 dizini var. Dünya ve Türk Edebiyatı nın önde gelen yazarlarından oluşan. Günışığı Kitaplığı yla büyüyüp serpilen bir kuşak oluştu. On sekiz yılda kendi okuyucusunu yarattı... Tanıdığım kadarıyla editörlerinin, yazarlarının politik duruşu var. Fakat bu kesinlikle yayınladıkları kitaplara yansımıyor. Bir tek amaçları var: TOPLUMA DÜRÜST İN- SANLAR KAZANDIRMAYA KATKIDA BULUNMAK. Bunu yaparken de EĞ- LENDİREREK YOL ALAN BİR YAYINEVİ... Akıl vermek, hocalık taslamak yok. Komşu ülkelerle kardeş kardeş yaşayıp giderken; çıkarcı ve kötü niyetli siyasetçiler yüzünden onlarla düşman olmaya zorlanıyoruz. Kürt sorununu çö- Müge İplikçi zeceğim derken kördüğüm yapan iktidar kendini düşünmekten halkı düşünemiyor. Arada ezilen, duyguları incinen, öfkeden kuduran ve geleceğinin karanlık olduğunu sezen gençler var... Kitabın sağaltıcı gücüne inanan bazı aile büyükleri çocuklarını hastaneye bırakır gibi kitabın koynuna bırakıyor. Günışığı Kitaplığı da böylesi bir hastane işte. Eğlenceli - Işıltılı - Günışığı kitaplığı Bu hastanenin doktorların biridir Müge İplikçi. Öküz Dergisi nden sonra, ilgiyle, beğenerek izlediğim bir değerdir. Köşe yazıları, romanlar, öyküler... Kendisini kadın haklarına adamışlığını, daha doğrusu her türlü haksızlığa karşı çıkışını hep alkışlamışımdır. Çocuk kitaplarındaki sıcak diliyle onların nabzını tutmasını bilir. Uçan Salı, Acayip Bir Deniz Yolcuğu ndan sonra şimdi de Kömür Karası Çocuk. Allah kimseyi göçmen yapmasın. Otuz yılı aşkındır dünyanın en güvenilir, saygın bir ülkesinde, aklım geldiğim yerde, kendimi köksüz biri gibi hissederek yaşıyorum. İşte bu yakıcı konuyu işliyor Müge İplikçi: GÖÇMENLİK. Afrika nın güneşli ülkelerinden biri olan Mali den bir aile, baskıcı yönetimden, geçim zorluğundan bıkarak, kapağı Fransa ya atmak için, ana oğul önce İstanbul a geliyor. Hooop göçmenlerin tıkıştırıldığı bir eve. Onlardan bir ay önce yola çıkan baba ortalıkta yok. Çünkü kodeste. Adana da geçen çocukluğumda kentimizde birkaç zenci aile vardı. Onlar halk için kutsal sayılırdı. Arap gören biri bugün şansım iyi gidecek derdi. Mali li aile kara derili oldukları için dışlanıyor: Gerçekten de iyi bir müzisyen Salif in babası. Etrafındakiler hep böyle söylüyor. İyi müzisyen Koca Reis. Salif in adı da, boş yere Salif değil zaten. Ünlü besteci Salif Ketia nın Salif i o. Koca reis onun için efsane der. Efsane Salif. Sonra Keita nın Papa albümünü koyar, o çalarken bizim Salif i alır, tepesinde döndürür. Salif o zaman kıvır kıvır kahkahalar atar, saçları gibi. Pırıl pırıl çığlıklarla havada uçar, gözlerindeki ışıklar gibi. Şu dilin güzelliğine bakın. Okurken insanın içi ışıyor. Empati kurmasını çok iyi biliyor Müge İplikçi. Kahramanlarıyla özdeşerek onların iç dünyası, ağzıyla yazıyor. Bir de oğluna ıslık yarışını öğretendir Koca Reis. Pencereden sokağı seyreden Salif, kuru yaprakların hışırtısına karışan müziği duyunca bunu babasından beklediği işaret olarak yorumlayıp sokağa çıkar, müziğin geldiği yere ulaşır. Babasının orada olmadığını görünce, o duysun diye sokağı inleten ıslığını çalmaya başlar. Okullar arası müzik yarışmasına katılmak için çalışan küçük orkestranın sesini bastırır ıslığı. Müzik hocası bu kara boncuğun haddini bildirmek için sokağa fırlar, fakat ondan önce kötü adam, göçmenlerin peşinde olan Korkuluk Ziya çocuğun boynuna sarılıvermiştir... Bundan sonra müzik öğretmeni Salfi yi hem koruması altına, hem de küçük orkestrasına davulcu olarak alır. Kitap sonuna dek bir polisiye roman sürükleyiciliğinde örgüleniyor. Bu yüzden bir solukta okudum. Göçmen polisi tarafından yakalanıp, ülkesi Mali ye gönderilmek için geçici tutukevinde bekletilen anneyi kurtarmaya çalışan, müzik öğretmeniyle nişanlısı... Kötü adamlarla iyi adamların boğuşmasını kim kazanacak? Küçük orkestra okullar arası yarışmada hangi dereceyi alacak? Salfi yle annesi Fransa ya gidebilecek mi? Koca Resi e kavuşabileceler mi? Benden bütün bunları açık açık yazmamı beklemeyin. Alın kitabı okuyun. Youtube den Salfi Keita dinleyip bir müzik deryasını keşfedin. İnsanın ana dili gibi var mıydı hem? Böyle derdi Koca Resi. Ancak bir seferinde şunu da söylemişti Salif e : Fransa yeni yurdumuz olduğunda, Fransızca yı anadilin kadar iyi konuşmalısın Salif. Nedenini de şöyle açıklamıştı: Yoksa seni hep ikinci sınıf vatandaş sayarlar. Göçmenlerin kattıkları Yabancıları ikinci sınıf vatandaş görmek adamına göre değişiyor Koca Reis. Avustralya da göçmen yasa tarafından korunur. VOG (yabancı) demek suçtur. Bazı möööö kafalılar onlara ikinci sınıf muamelesi yaparak kendilerinin birinci sınıflığa yükseleceğini sanır! Bazı Avustralyalı nın da böylesi geri zekalılara ders verdiğine tanık oldum. Emdiği süte, kafa yapısına bağlı anlayacağın. Göçmenleri hor görenler Kömür Karası Çocuk ta dersini alıyor. Müge İplikçi romanıyla o kafaları tokmaklıyor. Bana göre gittikleri ülkeyi kalkındırır göçmenler. Her göçmen kendi yemeğini kabul ettirmeye çalışır. Yeni yeni iş yerleri açılır. Festivallerde yemek sergilerini dolaşmaya bayılırım. Değişik tatlar ve baharatlar... Böylece yemek kültürü gelişir... Ekonomi onlar yüzünden zenginleşir... Avrupa lı göçmenler buraya Avrupa kültürünü de getirdi. Bir zamanlar saat beşten sonra gidilecek yer bulamayanlar şimdi sabaha dek açık eğlence yerlerine kavuştu. Saymakla bitmez göçmenin gittiği ülkeye yararı. Bütün bunlar yaşanırken geldiği yeri asla unutamaz göçmen. Çocukluğunun geçtiği yerleri özler durur. Kömür Karası Çocuk u okurken Huban Korman ın enfes resimlerine dalıp gittim. Yani kitaba acımasam resimleri kesip duvarıma asabilirdim. Eline sağlık Huban Korman. Bir çocuk romanı olarak sunulan Kömür Karası Çocuk, büyüklerin de kitabı. Elimden bırakamadım. Dalıp gittiğim için ocaktaki tencerenin dibi tuttu. Müge İplikçi şiirli diliyle hem duygularımı cimcikleyip durdu hem de tenceremi çöpe attırdı. (Sydney 2014) Kömür Karası Çocuk Müge İplikçi Günışığı Kitaplığı 108 s. Allah kimseyi göçmen yapmasın. Otuz yılı aşkındır dünyanın en güvenilir, saygın bir ülkesinde, aklım geldiğim yerde, kendimi köksüz biri gibi hissederek yaşıyorum. İşte bu yakıcı konuyu işliyor Müge İplikçi: Göçmenlik. Afrika ülkelerinden biri olan Mali den bir aile, baskıcı yönetimden, geçim zorluğundan bıkarak, kapağı Fransa ya atmak için, ana oğul önce İstanbul a geliyor. Hooop göçmenlerin tıkıştırıldığı bir eve. Onlardan bir ay önce yola çıkan baba ortalıkta yok. Çünkü kodeste. Adana da geçen çocukluğumda kentimizde birkaç zenci aile vardı. Onlar halk için kutsal sayılırdı

13 14 10 Ekim 2014 Cuma Aydınlık Yeni çıkanlar Öksüzlüğümüz Kazuo Ishiguro, Yapı Kredi Yayınları, Çev: Yasemin Ortwein, 372 s. Dinmek bilmez karmaşadan yorgun bir dünya; yaklaşan yeni felaketin işaretlerini okuyan gözlerde kaygı. Çözdüğü davalarla Londra sosyetesini büyüleyen dedektif Christopher Banks, 1930 ların bu gergin atmosferinde, bütün tehlikeleri göze alarak Şanghay da bıraktığı geçmişinin karanlığına dalıyor. Kazuo Ishiguro dan gerçeklerin acılığını yankılayan bir hayaller âlemi... Çember Murat Bulut, Puslu Yayıncılık, 214 s. Bu kitapta taşralı bir gencin düşlerini, beklentilerini, mutluluklarını, kırılganlıklarını ve uğradığı ihanetleri anlaşılır yalın ve yer yer ironik bir dille yazılmış sözcüklerle okuyacaksınız. Aslında tüm insanların yaşam kaosunda savrulma sebepleri aynıydı. Romanın kahramanı Metin, gerçek aşkı ve mutluluğu düşünürken, sistemin topluma dayattığı muktedir hayat için gerekli olan araçlar kafasını karıştırıyor ve hedeften şaşırtıyordu. Aşk Acıları Patrick Avrane, İş Bankası Kültür Yayınları, Çev: Şule Çiltaş, 136 s. Sayısız nedenle yaşanabilir aşk acısı, ama çıkagelişi temyizi olmayan bir ceza gibidir. Kimileri Werther gibi, sağ çıkamaz. Kimileri hayatta kalır; insanlar içinde ya da bir başına Ama aşk acısı çeken herkes biraz kahramandır. En feci felaketle yüzleşilmiş, sevilen yitirilmiştir. Bu badireyi atlatmak, insanlık durumu içerisinde bir menzili daha kat etmektir: Orpheus gibi sevgiliyi ardımızda bırakıp cehennemden geri döneriz. Zümrüt Kelebeği Orhan Veli Alıcı, Alakarga, 136 s. Zümrüt Kelebeği, Anadolu insanının acılarını, emeğini, sevincini, öfkesini yansıtan öyküler anlatıyor. Ama sadece o kadar değil, Alıcı, edebiyat geleneğimizin birikimini öyle yerinde ve dikkatle kullanıyor ki, bütün o birikimin içinde kendisine bir yer aradığını hemen belli ediyor. Karakterler belirli duygu durumlarının yanında Anadolu insanının kimi yönlerini temsil de ediyorlar. Bu öyküler tüm şiddet görüntülerinin altında hoşgörü arıyor. Tek Tabanca Nihat Genç, April Yayıncılık, 290 s. Nihat Genç in gölgede kalmış en iyi hikayeleri bir arada: Tek Tabanca! Tam bir edebi hazine! Yalnızların, yoksulların, ezilenlerin başrolde olduğu şoke edici hikayeler! Tek Tabanca, edebiyatın baş döndüren özel efektleriyle dolu! Gerilim, kahkaha, en acı gerçekler, rengarenk düşler, aşk, macera, bilgelik ve sürprizler art arda şimşek gibi çakıyor! Bu hikayeler sayfalardan taşarak kana karışıyor! Agapeye Ağıt William Gaddis, Everest Yayınları, Çev: Zeynep Alpar, 135 s. Agapeye Ağıt ın anlatıcısı hasta yatağında kanser tedavisi görürken hayatını adadığı incelemesini sonlandırmaya çabalamaktadır. Sanatın mekanikleşmesinin adeta sembolü olan mekanik piyanonun bilgisayar teknolojisine kadar uzanan tarihini konu alan bu çalışma bilinç akışına dönüşerek çatallanır ve Tolstoy, Dostoyevski, T. Bernhard, Goethe, Platon, Nietzsche gibi sanatçı ve düşünürlerle çetin diyaloglara girişir. İki Şiirin Arasında Yekta Kopan, Can Yayınları, 144 s. Yaşamın uzamış anlarından kurduğu öykülerini okura emanet eden bir yazar Yekta Kopan. Ruhumuza nereden sızdığını bilmediğimiz yüzleşmelerin izdüşümleri onun kaleminden bize ulaştığında kendi hesaplaşmalarımıza dönüşür. Farkına bile varmadığımız küçük anlarımız, yaşamımıza dağılır, genişler, sonra da hep sürer. Ya bir Yekta Kopan öyküsüdür onlar artık ya da unutulmuş bir yerde yazarlarını beklemişlerdir. Kendi Gecesinde İnci Aral, Kırmızı Kedi, 360 s. Dinle Kara; sana sahilimi, sahillerimi, hayaletlerimi anlatacağım. Bir Doğu şehrinin soğuk hastanesindeki gece nöbetlerini, dağ eteklerindeki pusulardan getirilen parçalanmış genç bedenleri, narin sevgilim Dilda yı. Aşklarımı, aşksız kalmalarımı, bütün mahrem, muhteşem ya da sefil, yıkım ve umut dolu anlarımı ve zamanla nasıl kirlenip çürüyerek kötü birine dönüşmüş olduğumu. Parçalanmış Zamanlar Eric Hobsbawm, Agora Kitaplığı, Çev: Osman Akınhay, 320 s. Hobsbawm yayına hazırladığı son kitabı olan bu eserde, sanatların hem çiçek açmasını hem de dağılmasının koşullarını yaratan paternalist kapitalizmi, küreselleşmeyi ve toplu tüketici toplumunun ortaya çıkışını irdelemekte; unutulmuş büyük insanların hayatları, sanat ile totalitarizm arasındaki ilişki, ayrıca sürrealizm, kadınların özgürleşmesi ve Amerikan kovboyu gibi meseleleri ele almaktadır. Kader Ajanları Toplu Öyküler 2 Philip K. Dick, Büyülü Fener, Çev: Berna Kılınçer, 680 s. 21. yy ın en büyük bilimkurgu yazarı Dick in beş seriden oluşan toplu öyküleri ikinci ciltle devam ediyor. ABD nin McCarthyciliğin pençesinde olduğu dönemde yazılan ve yayımlanan 27 öykülük bu seride PKD, her zamanki kurnazlığı, eğlenceli nevi şahsına münhasırlığı ve fevkalade değişken üslubuyla militarizme, paranoyaya ve yabancı düşmanlığına karşı sıradan insanların sesi oluyor. Karadenizin Zemheri Çocukları Sabahattin Selim Erhan, Dipnot, 408 s. Devrim bir atmosfer olayıdır... Bu kitabın odağında, en öfkeli, en yaralı anlarında bile meşru savunma çizgisi gereği siyasi etiği, direniş estetiğini terk etmeyen, böylece karşı çıktıkları şeylere benzemeyen devrimcilerin hikâyesinin yer alması önemli. Bu kitap, hatırlamadan ve hatırlatmadan ibaret değil. Öyle olsaydı da bir hatıra nakli olarak yine öpüp başımıza koyardık. Atatürk Dönemi Türk-Sovyet İlişkileri Dimitır Vandov Kaynak Yayınları, 376 s. Atatürk ün Sovyetler Birliği politikası nasıldı? Sovyetler Birliği nin Türkiye politikasının amacı neydi? Türk-Sovyet ilişkilerinin altyapısı, gelişimi ve güncel politikadaki yeri. Türk- Sovyet antlaşmaları... Karşılıklı ziyaretler ve diplomatların Türk-Sovyet dostluğu misyonu. İki ülke arasındaki siyasi, ekonomik, bilimsel, kültürel, askeri ve sportif işbirliği. Boğazlar meselesi, sanayi planları Bu alanda yazılan temel kaynaklardan biridir.

14

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

BİZ KİMİZ? ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Atatürk ü ve ideolojisini daha iyi tanımak ve tanıtmak için 1989 yılında ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan bir düşünce topluluğudur. Atatürkçü

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN Sosyal Ajan Marka Uzmanı GİZEM Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ Kokusunda Davet var ÖZKAN Y eni yepyeni bir dergiyle karşınızdayız. Sosyal medyada tanımanız gereken, takip etmeniz gereken kişileri mercek altına

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler 1. Adı Soyadı : HALE TORUN 2. Doğum Tarihi : 07.07.1972 3. Ünvanı : Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Marmara Üniversitesi 1994 Y.Lisans Radyo Televizyon ve

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ. Dokuz Eylül Üniversitesi 1990

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ. Dokuz Eylül Üniversitesi 1990 AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Önder PAKER 2. Doğum Tarihi: 27.05.1960 3. Ünvanı : Yrd. Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tiyatro Dokuz Eylül Üniversitesi 1982 Yüksek Lisans

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum.

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum. Türkiye deki en büyük emek israflarından birisi İngilizce öğreniminde gerçekleşiyor. Çevremde çok insan biliyorum, yıllarca İngilizce öğrenmek için vakit harcamış, ama hep yanlış yerlerde harcamış. Bu

Detaylı

S. 115 ARTI YÖN. Kemal Koçak: Üniversite yaşamı beklediğimden daha güzel. Sıdıka Pınar Temiz: Burada kendimi güvende hissediyorum

S. 115 ARTI YÖN. Kemal Koçak: Üniversite yaşamı beklediğimden daha güzel. Sıdıka Pınar Temiz: Burada kendimi güvende hissediyorum ARTI YÖN ARTI YÖN Kemal Koçak: Üniversite yaşamı beklediğimden daha güzel Sıdıka Pınar Temiz: Burada kendimi güvende hissediyorum Hadan Türkal: Hayat adına kimse vazgeçmemeli S. 115 BAŞARI ENGEL TANIMAZ!

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz.

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz. Hitit Üniversitesi Aktif Yaşam Kulübü olarak,engelli kardeşlerimize farklı eğlenceler düzenledik. Farkındalık programları yaptık, 2 yılda 5 okula kitap yardımında bulunduk. Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı

Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı Mustafa Kemal Üniversitesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünce yürütülen 2012-2013 Cemil Meriç Yılı etkinlikleri kapanış töreni Hatay Kültür Merkezi nde geniş

Detaylı

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1.İsim : Turgut 2.Soyadı: Yüksel 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi 4.Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İşletme Anadolu Üniversitesi 1998 Yüksek Lisans Doktora 5.Akademik Unvanlar Arts

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

TELEVİZYON REKLAM FİLMİ YAPIMI. Kavramlar, Uygulamalar, Sorunlar ve Telif Hakları

TELEVİZYON REKLAM FİLMİ YAPIMI. Kavramlar, Uygulamalar, Sorunlar ve Telif Hakları TELEVİZYON REKLAM FİLMİ YAPIMI Kavramlar, Uygulamalar, Sorunlar ve Telif Hakları Nesrin Tan AKBULUT Elif Eda Balkaş ERDOĞAN 1 Yayın No : 1840 İletişim Dizisi : 39 1. Bası - Ekim 2007 - İSTANBUL ISBN 978-975

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

Dil Öğrenme ve yazım dili öğrenme

Dil Öğrenme ve yazım dili öğrenme Dil Öğrenme ve yazım dili öğrenme Đyi bir başarı için gerekli olanşartlar Çocuğunu desteklemek isteyen annebabalar için çeşitli tavsiyeler Elisabeth Grammel und Claudia Winklhofer Übersetzung: Abdullah

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I. YAZILI SINAVI SORULARI Öğrencinin Adı ve Soyadı : Sınıfı: Numarası:

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler

Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler İNGİLİZCE -İngilizce telaffuzun düzeltilmesi adına film ve dizilerin İngilizce alt yazılı olanları izlenilebilir -İngilizce sesli hikâyeler, dinlenerek takip edilebilir.

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili Türk Dili II Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans (x ) Lisans ( ) Yüksek Lisans( ) Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim ( X) Uzaktan Öğretim( )

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu YAZ DEMEDEN ÖNCE Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni gulseminkucba@terakki.org.tr AMACIMIZ Okuma ve yazma eylemlerini temellendirmek, Yaratımla ilgili her aşamada yaratıcılığın bireyin gözlem ve birikimlerine

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı

İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK!

İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK! İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK! ALEM-İ İŞ, NE İŞ? Alem-i İştir kişinin lafa bakılmaz! diyoruz ve iş hayatında yaşadıklarımız konusunda bize, size, herkese esprili

Detaylı

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim İŞİTME ENGELLİ GÜL USTABAŞ GENÇ İŞİTME ENGELLİLER NORMAL OKULLARDA KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNE TABİ OLMALI. İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE NORMAL İNSANLAR GİBİ HATTA ONLARDAN DAHA AZ SORUN YAŞIYOR SORU-- Kısaca

Detaylı

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi FOTOĞRAF DLNDE BR SÖYLEŞ K R K Y L N B R K M BRAHM DEMREL brahim DEMREL, 1941 yılında Malatya Akçadağ ilçesi Durulova (Körsüleyman) köyünde doğdu. lkokulu köyünde okuduktan sonra Akçadağ Öğretmen Okulu,

Detaylı

Tüm IlnKI-'En ~ TÜM BANKA VE SiGORTA ÇALıŞANLARı SENDiKASı KES K. TOM BANKA VE SIGORTA ÇALıŞANLARı. AYlıK HABER BÜLTENi ÖZEL SAYı HAZiRAN 1997

Tüm IlnKI-'En ~ TÜM BANKA VE SiGORTA ÇALıŞANLARı SENDiKASı KES K. TOM BANKA VE SIGORTA ÇALıŞANLARı. AYlıK HABER BÜLTENi ÖZEL SAYı HAZiRAN 1997 Tüm IlnKI-'En ~ TÜM BANKA VE SiGORTA ÇALıŞANLARı SENDiKASı KES K -izm-jr C-a-d-. y,-ap-r-ak-a-pt-. 2-4-/1-2 -li-ef&-f-a-x;-o(-3-12-) 4-1-7-2S-4-0-K-ız-ı'-ay--A-N-K-AR-A ~, TOM BANKA VE SIGORTA ÇALıŞANLARı

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

OKUL ÖNCESİ YAYINLARI

OKUL ÖNCESİ YAYINLARI KARACA Eğitim Yayınları Tic. ve San. Ltd. Ş OKUL ÖNCESİ YAYINLARI TL Etkinlik Kitabım 1-10 (10 etkinlik kitabı) 57,50 Adet Tutar Portakal Çiçeği Eğlenceli Matematik (48 Ay ve Üstü) 13,50 Portakal Çiçeği

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi?

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi? Alkollü İçecek: 18.12.2011 Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? -Akşam yemeğinden sonra saat 20:00 civarında. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? -Kendim satın almadım. Kız

Detaylı

Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu:

Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu: Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu: Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) dil öğrencilerinin bilgi beceri ve yeterlilik düzeylerinin belirlenmesinde standart

Detaylı

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU ÖĞRENCİNİN ADI-SOYADI: BEP HAZIRLAMA :07.10.2011 BEP Birimi Üyeleri: - ÖĞRENCİNİN ŞU ANKİ PERFORMANS DÜZEYİ:.. öz bakım becerilerini yerine getirir... okuma yazmayı

Detaylı

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar Serdar Katipoğlu giriş Aydınlanma dönemin insanlığa ve uygarlığa kazandırdığı ve bizim de bugün içinde sektör olarak çalıştığımız kütüphaneler 90 lı yıllardan beri kendi

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

DERS BİLGİLERİ TÜRK DİLİ-I TRD101 1 2 + 0 2 2

DERS BİLGİLERİ TÜRK DİLİ-I TRD101 1 2 + 0 2 2 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK DİLİ-I TRD101 1 2 + 0 2 2 Dersin Dili Türkçe Dersin Seviyesi Önlisans Dersin Türü Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Dersin Yardımcıları

Detaylı

DERS BİLGİLERİ TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2

DERS BİLGİLERİ TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2 Ön Koşul Dersleri Yok Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Dersin

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak?

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? AMAÇ Amacımız dört temel dil becerisinin bir ayağını oluşturan yazma becerisine farklı bir bakış açısı kazandırmak; duyan, düşünen, eleştiren, sorgulayan insanlar yetiştirme

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

8. Sınıf SBS Deneme-1

8. Sınıf SBS Deneme-1 Sabah ince bir tülü andırıyor. Öteden, adalardan serin, diriltici bir rüzgâr esiyor. Şehrin orta yerinde bir horoz sesi duyuluyor. Rüzgâr, ıhlamur kokularını ince ince dağıtıyor. Çocuklar, anneler uyuyor.

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni Sayı:1 Nisan 2015 1 KİTAP VE KÜTÜPHANENİN ÖNEMİ 3 2014-2015 KÜTÜPHANE ORYANTASYONUMUZ 5 KÜTÜPHANEMİZ 8 OKUMA ŞENLİĞİMİZ 10 BRITANNICA ONLINE 12 SEVİM AK

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

3. Yazma Becerileri Sempozyumu 3. Yazma 3. SAYFA HABERİNDEN ŞİİRE 3. Sayfa Haberinden Haydar ERGÜLEN İN «Elmanın E si» Adlı Şiire SERDAR SOLKUN GALATASARAY LİSESİ TDE ÖĞRETMENİ Grup: Ortaöğretim öğrencileri ( Hazırlık sınıfları ve 9.

Detaylı

LOJISTIK SEKTÖRÜNÜN PÜF NOKTALARI ANLATILDI

LOJISTIK SEKTÖRÜNÜN PÜF NOKTALARI ANLATILDI Portal Adres LOJISTIK SEKTÖRÜNÜN PÜF NOKTALARI ANLATILDI : www.sabah.com.tr İçeriği : Gündem Tarih : 08.06.2015 : http://www.sabah.com.tr/guney/2015/06/08/lojistik-sektorunun-puf-noktalari-anlatildi 1/3

Detaylı

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim. 1 GÜLER SABANCI KONUŞMA METNİ 12. ARAŞTIRMACILAR ZİRVESİ 12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 5 MART 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Çağdaş Kibeleler Belediyesi nin sekiz sezondur düzenlediği Ustalara Saygı toplantıları, Dünya Kadınlar Günü geleneksel etkinliği Çağdaş

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz Resimleyen: Burcu Yılmaz Refik Durbaş KURABİYE EV ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü Refik Durbaş KURABİYE EV Resimleyen: Burcu Yılmaz www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör:

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim,

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim, Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Sayın Bakanlarım, Valim 15 Ekim 2015, İzmir Sayın MV'lerim, Değerli MÜSİAD Üyeleri ve MÜSİAD Dostları, Değerli Basın Mensupları, MÜSİAD İzmir Şubemizin düzenlediği

Detaylı