İÇİNDEKİLER EDİTÖRDEN

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İÇİNDEKİLER EDİTÖRDEN"

Transkript

1

2 Merkez: Yeniyurt Mah. Gıda Sit. No:1 TOKAT Tlf / Fax: Gsm: Fabrika: Organize San. Böl. 1.Kısım Esin Salça Fab. TOKAT / Tel: Tarım İşlt: Güneşli Mah. Fidanlık Mev. TOKAT Tlf / 151 Fax:

3 İÇİNDEKİLER YAZILAR EDİTÖRDEN LÂLE ŞAİRİ ABDULLAH SATOĞLU /Hasan AKAR/ SATOĞLU'NUN ÇOCUKLUK YILLARI /Mehmet Nuri YARDIM/ TÜRK DÜNYASI AŞIĞI... YAHYA AKENGİN /Hasan AKAR/ KAVMİYET VE MİLLİYET /Prof. Dr. Ertuğrul YAMAN/...RIZA AKDEMİR'E VEFÂ GÜNÜ /M. Hâlistin Kukul/ BİR GÖNÜL ADAMI RIZA AKDEMİR /Bekir YEĞNİDEMİR/...VE BİLGE VALİSİ RIZA AKDEMİR /Merdin Yılmaz MELİKOĞLU/ ATAYURT İZLENİMLERİ /Prof. Dr. Ali AKAR/ ÂŞIK VEYSEL'İN... GELENEĞE BAĞLI... / Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI/...NİKSARLILAR ÜZERİNE /M. Necati GÜNEŞ/ GAMBİYA HATIRALARI /Hasan AKARSLAN/ALMANYA/ TÜRKSAV'IN NEWYORK ETKİNLİKLERİ /Yavuz GÜRLER/ MÜMTAZ TURHAN'IN...GÖRÜŞ ÖNERİLERİ /Dr. Lütfi Sezen/ YUVASINA SIĞMAYAN PEMBE HALI /Ülkü TAŞLIOVA/...TOKAT'TA ŞEKERCİLİĞE...OSMAN ANKARALI /Hasan AKAR/ ÂŞIK İSMETİ İLE SÖYLEŞİ /Osman ŞAHİN, Sefa MAĞAT/ HAYAT MERHAMETLE ANLAM KAZANIR /Abdulkadir TÜRK/ BİZ BU MUYUZ? /Nuray ÇEVİK/ HÜNKÂR İLE MİMAR /Semra MERAL/...TÜRK MİLLETİNİN KALBİDİR, ZİHNİDİR /Yalçın ÜNLÜ/...MÜDAFAA-İ VATAN CEMİYETİ /Sabiha SERİN/Şair Araştırmacı Yazar/ SELLERİN GELİNİ AYŞE /Nermin KARAGÖZOĞLU/...FOTOĞRAFLARI ÜZERİNE /Müslim Kaçmaz/ YOLCULUĞUN KÜÇÜK BİYOGRAFİSİ /Mesut DURMUŞ/ NAT-I ŞERİF /Ebubekir TAHİROĞLU/ MENİM TOKAT SEFERİM /İlahe BAYANDUR /İctimai Birliği'nin başkanı/ PASTORAL NİKSAR ATLASI /Yaşar BAYAR/ PEYGAMBER KOKUSU /Nihat AYMAK/ ETKİNLİKLER ŞİİRLER HASRETİNE PRANGALIYIM CAN /Ahmet DİVRİKLİOĞLU/ KARDELENSİN KALPTE AÇTIN /Vedat FİDANBOY/ NESRİN /Murat DUMAN/ GÖRDÜM /Celaleddin ÇINAR/ GEL /Hatice Bilge ŞANLI/ RIZA AKDEMİR AĞABEY'E /Mehmet Ali KALKAN/ ÂŞIKTIN NİKSAR'A /İsmet AKDEMİR/ KARDEŞÇE YAŞAMAK /Muhsin DURUCAN/ BANA YETER /Salih Zeki Gürpınar/ İLAHİ /Aziz Mahmud HÜDAYİ/ SÖYLEMİYORLAR /Baki YILDIRIM/ YUNUS EMRE /Hüsamettin ÇITIR/ MEST-İ FİRAK /Leyla ARSAL/ İSTER /Sündüs AKÇA/ GÖLGEM VE BEN /Özkan GÜLTEKİN Tokat Cum. B.sav./...YUNUS EMRE'DEN GELİP /Kenan AYDINOĞLU/ TOKAT GÜZELLEMESİ /M. Nihat MALKOÇ/ SEN YOKSUN /Recep Hakan AÇIKEL/...ANILARDAKİ BEHZAT ÇARŞISI /Şerare YAĞCIOĞLU KIVRAK/ NAT-I ŞERİF /Ebubekir TAHİROĞLU/ OZAN /Dursun ELMAS/ Mayıs 2013'de Türk şiirinin efsane isimlerinden Cemal SAFİ'ye Tokat Kent Konseyi-İl EDİTÖRDEN Milli Eğitim Müdürlüğü ve Tokat Şairler ve Yazarlar Değerli okuyucularımız Derneğince 5. Yeşilırmak Şiir Şöleni çerçevesinde Yurt içinde ve dışında yankı uyandıran sunumunu arkadaşlarımızdan Mahmut Hasgül'ün Cemal SAFİ Özel Sayısından sonra 29. sayımız ile başarıyla yaptığı Vefa Gecesi düzenlendi. yine sizlerleyiz. Elazığ'da Haziran 2013 de Türk kültür ve sanatına hizmet etmeyi şiar düzenlenen 21 Hazar Şiir Şöleni etkinlikleri edinen Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği ile yayın kapsamındaki Şiir Akşamları Paneline derneğimiz organı KÜMBET Dergisi faaliyetlerine sizlerden Başkanı Remzi Zengin katıldı. aldığı güçle devam etmektedir. Her sayıda olduğu Sivas Şairler ve Yazarlar Derneği'nce gibi ehl-i kalem sahibi şahsiyetler birbirinden değerli Haziran 2013'de Sivas ve Kangal ilçesinde araştırma ve çalışmalarını, duygularının dışa vuran düzenlenen SİYŞAD 5. Şiir Şölenine dernek yansımalarını sizlerle paylaşmaya gayret sarf ettiler. üyelerimizden Ahmet Divriklioğlu ve Hasan Akar 2013 Ocak ayından bugüne derneğimiz şair katıldılar. ve yazarları ülke çapında yapılan kültür sanat Yozgat Şairler ve Yazarlar Derneği ile etkinliklerinde bizleri ve sizleri başarıyla temsil Sarıkaya Şairler ve Yazarlar Derneği'nce 6-7 ettiler. Temmuz 2013'de Yozgat ve Sarıkaya'da düzenlenen Bu sayımızda Türk kültür ve sanatının iki Sürmeli Şiir Şölenine derneğimizi temsilen Ahmet değerli ismi Abdullah Satoğlu ve Yahya Akengin'i Divriklioğlu katıldı. kapağımıza da taşıyarak dergimize konuk ettik. Niksar Belediyesi ve Tokat Şairler ve Yazarlar Derneğince Haziran 2013 tarihlerinde 18 Nisan 2013 'de Ankara Kabakçı düzenlenen Erzurumlu Emrah'tan Cahit Konağı'nda Ankara Tokatlılar Federasyonu KÜLEBİ'ye Şiir Şöleni ne ülkemizin değerli 30 şairi (TOKFED) ve Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği katıldı. 5.Cahit KÜLEBİ ve Memleketime Bakış Şiir işbirliğiyle Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa Yarışmasının sonuçları açıklandı. Aynı programlar ölümünün 113. yılında düzenlen bir programla anıldı. çerçevesinde Niksar'da Niksar Belediyesi ve GOP Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alpaslan AKDEMİR Ailesinin katkılarıyla Rıza AKDEMİR Demir, Araştırmacı-yazarlarımız Hüseyin Sipahi ve Kütüphanesi törenle açıldı. Hasan Akar konuşmacı olarak katıldılar. Tokat Valiliği, Tokat Belediyesi ve Tokat Tokat Eski Valilerinden; şu an Merkez Valisi Kent Konseyi'nce koordineli olarak düzenlenen olan Ayhan Nasuhbeyoğlu'nu 18 Nisan 2013'de Kentlerin Buluşmasına derneğimiz üyesi, Kent dernek üyeleri makamında ziyaret ettiler. Konseyi Eğitim Kültür ve Sanat Çalışma Grubu Eski Valilerden, şair-yazar Rıza Akdemir Başkanı A. Turan Erdoğan'la birlikte dernek vefatının 1. yılında 19 Nisan 2010'da daha önce mensupları gerekli desteği vererek etkinliklerin kaymakam olarak görev yaptığı Niksar'da, Niksar başarılı geçmesini sağladılar. Kaymakamlığı, Niksar Belediyesi, İLESAM ve 29 Haziran 2013 Pazartesi günü Ankara Tokat Şairler ve Yazarlar Derneğince koordine edilen Tokatlılar Platformunca verilen İftar Yemeğine bir panelle anıldı. Panelist olarak Gazi Üniversitesi Platform Başkanı ve Dergimiz Yayın Danışmanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fahri Temizyürek, Emekli Prof. Dr. Ertuğrul Yaman ile Mahmut Hasgül Öğretim Üyesi Halistin Kukul, Başbakanlık Devlet arkadaşımız katıldılar. Arşivleri Genel Müdürlüğü uzmanları Bekir Bir acı bir sevinç yaşadık bu dönemde. Yeğnidemir, Rıza Akdemir'in kızları Elif Temizyürek Dergimiz sanat danışmanlarından GOP Üniversitesi ve Şebnem Büber, İLESAM'dan Şair İsmet Bora Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Kemal TÜRKER Binatlı, Emekli Kütüphane Müdürü Merdin Yılmaz yakalanmış olduğu hastalığına yenik düşerek Melikoğlu katıldılar. aramızdan ayrıldı. Türk Dünyası Kültür Başkenti seçilen Başarılı çalışmalarıyla alanında kendisini Eskişehir'de 9-11 Mayıs 2013 tarihleri arasında gösteren, GOP Üniversitesi Öğretim Üyesi, değerli düzenlen etkinliklerde Tokat ilini Tokat Valiliğince arkadaşımız Alpaslan Demir. Doçentlik unvanın seçilen derneğimiz üyesi Hasan AKAR temsil etti. kazandı. Kendisini buradan tebrik ediyoruz. Simav Belediyesi'nce Mayıs 2013 Gelecek sayıda buluşmak umuduyla tarihlerinde Şair Asım KISBET Anısına tertip edilen mübarek Ramazan Bayramınızı tebrik ediyor, şiir şölenine derneğimiz adına Ali Bal arkadaşımız esenlikler diliyoruz. katıldı. Gümüşhane'de 31 Mayıs -1 Haziran 2013 Remzi ZENGİN tarihleri arasında Gümüşhane Belediyesi ve Ferfene Tokat Şairler ve Yazarlar Dergisince ortaklaşa düzenlenen Dilaver Cebeci Derneği Başkanı Şiir Etkinlikleri ne Şair Mahmut Hasgül katıldı. 3

4 Hasan Akar okat Şairler ve Yazarlar Derneği Başkanı Remzi Zengin, Tokat İLESAM İl Denetleme Kurulu üyesi Mahmut Hasgül, Cüneyt Ayten ve bendeniz, kamera ve ses kayıt cihazlarımızla birlikte 30 Kasım 2012'de TAnkara'dayız. Türk Şiirinin duayenlerinden sanat çevrelerinde Lâle Şairi olarak tanınan Abdullah SATOĞLU aldığımız randevu üzerine Kızılay'daki bürosunda bizi bekliyor. Onunla tanışıklığımız yeni değil, yıllar öncesine dayanıyor. O bize daima bir ağabey oldu. Kültür sanat adına ihtiyacımız olduğunda bizleri yalnız bırakmadı. Yaz kış demedi Yahya Akengin Ağabeyle birlikte Tokat'a, Niksar'a Erbaa'ya, Reşadiye'ye, Artova'ya koştu. Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği ile Kümbet Dergisinin çalışmalarından sohbet ettikten sonra değerli şairimizle röportaja başlıyoruz. Hasan Akar: -Sayın SATOĞLU, Lâle Şairi olarak tanınmanızın başlangıcı nereye kadar gidiyor, neden şiirlerinizde lâle hâkim? -Arapça yazılı lâle kelimesinin, ism-i Celal harflerine benzemesinden, yani Allah lafza-i Celal'indeki (elif-lam-he) harflerinin, lâle kelimesinde de bulunmasından ve ebcet hesabında da Allah, lâle ve hilâlin 66 sayısını vermesinden dolayı lâleye harflerin cevahiri denilmiştir. Ayrıca eski yazıda lâle tersten okununca hilâl çıkmaktadır. Hilâl de, İslam'ın ve Osmanlı Devleti'nin sembolü olduğu içindir ki; camilerimizde, çeşme, türbe ve halılarımızda kutsal bir sembol olarak nakşedilmiştir. Böyle bir İlahî mâna halesi içinde lale; Sadabad ve Çırağan şenlikleriyle farklı bir dönem teşkil eden Lâle Devrinin de coşkunluğuyla Türk ruhunun ve zevkinin, aşkının sembolü olmuştur. Dolayısıyla biz de bu derin anlamlara sahip kelime üzerinde duygularımızı dile getirmeye çalıştık. Kültür sanat çevreleri de zamanla bize bu güzel unvanı yakıştırdı. -Yazı ve şiir hayatına ne zaman başladınız, ilk şiirinizi hatırlıyor musunuz? doğumluyum. İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulu'ndan mezun olduktan sonra Sarıkamış'ta askerlik g ö r e v i m i y e d e k s u b a y o l a r a k tamamladım.1956 yılı itibariyle asıl yazı hayatına Kayseri Hâkimiyet Gazetesinde başladım. Bu gazetede 15 yıl süren hayatım sırasında ayrıca Filiz Dergisini çıkardım. P o s t a, Te r c ü m a n, M i l l i y e t Gazetelerinin ve Anadolu Ajansının Kayseri Muhabirliğini yaptım.1970 yılında iş yerimi Ankara'ya taşıyarak As Matbaasını kurdum.1975 yılında matbaayı tasfiye ettim. Erdoğan Ünver'le Bahçe Dergisini çıkardık. 29 sayı kadar devam etti. Buna ilaveten 1992 yılında Erdoğan Ünver ve Hüseyin Yurdabak'la beraber Bahçe Şairleri Antolojisi yayınladık. Feyzi Halıcı ile de 6 ciltlik Gönül Sohbetleri Güldestesi ni çıkardık. Yayınlanmış beş şiir kitabım var. Bir Demet Lale, Lale Üstüne, Lale Bahçelerinde, Gönlümde Açan Laleler, Lale Devri Masal. İstanbul ve Bursa'dan sonra Kültür Bakanlığı yayınları arasında yer alan Kayseri Ansiklopedisini 2002'de biz yayınladık. İlk şiirim Kızılırmak'la ilgili idi, bugün dahi unutmuyorum: Ne akarsın hiç durmadan Kızılırmak Kızılırmak? Usandım sana sormadan, Kızılırmak Kızılırmak! İlkin çıkarsın Sivas'tan Suyun içtim bakır tastan, Yazdım sana kısa destan Kızılırmak Kızılırmak İlk yayınlanan şiirim ise Kayseri Halkevi bünyesinde yayınlanmakta olan Erciyes Dergisi'nde yer almıştı: Yaylandandır elvan elvan çiçekler Manzara neş'eme neş'eler ekler Hasta kalbim senden bir şeyler bekler Dolaşmıyor sensiz kanım Erciyes! -Zaman olarak bu ansiklopediye kaç yıl emek verdiniz? -Kayseri hakkında çok fazla dokümana sahibim.1950 yılından itibaren belge ve bilgi topladım. 15 yıl içinde de tasnif ettim. Sonrasında Bakanlığın teklif ve katkılarıyla yayınlamayı başardık. -Bestelenmiş şiirlerinizin olduğunu biliyoruz, kısaca bilgi verir misiniz? -20'ye yakın bestelenmiş şiirim var. Bilge Özgen ilk besteyi Sen gülmeyen bahtımı gül gül açtıran bahar şiirimle yaptı. Suat Yıldırım Gönlümde Açan Lâleler, Hüseyin Soysal Sevdim seni sen de sev şiirimi, Kaya Pınarses de Yarelerim göz göz oldu gören yok şiirimi besteledi. Sekiz on tanesi TRT repertuarından geçti. -Hüseyin Yurdabak'la da uzun yıllar çalıştınız. Ondan etkilendiniz mi, anılarınız da var mutlaka. -Hüseyin Yurdabak'ı ilk kez İstanbul Kadıköy'de Gazetecilik Yüksek Okulu'nda tanıdım. Yanımda oturdu yılında Nihat Sami Banarlı'nın şiir sayfasını yönettiğini biliyordum. 4 5

5 6 Yedigün Dergisinde şiirlerini okuyordum. Asıl soyadı Çolak'tı. Oldukça gençti, şiir yazdığına önceden pek ihtimal verememiştim. Şiir yazıyor musun? deyince evet dedi. Sonra Hüseyin'le iki yıl beraber okuduk ve okul bitince beraber çalıştık. Elbette şiirlerinden etkilenmiştirim. Anılara gelince o kadar çok ki, Allah rahmet eylesin, titiz, vefalı bir dosttu. Bizim İstanbul'da olduğumuz yıllarda Tan Matbaası sahibi Hakkı Tarık Us, Atatürk döneminin milletvekili idi onunla ve Edebiyat tarihçisi Burhan Toprak'la tanıştık. Fevzi Çakmak Paşa'nın damadıydı. Bu kişilerden oldukça yararlandık. İstanbul'da bütün edebiyat faaliyetlerine katılmaya gayret ettik. Kültür, sanat dergilerini takip ettik. Tabii özellikle Anadolu'da dergi çıkarmak daha güçtü. B i z K a y s e r i ' d e y a z ı n b a ğ a göçerdik.1949'lu yılların başında Hisarlı Kasabasına göçmüştük. Çocuk sayılırdım. Yolda sararmış bir kâğıt parçası buldum. Baktım o gazetenin içinde bir destan var. Değirmenci dostum boşa bekleme Anadolu'daki gazete ve dergiciliğe gelince; 1910'da Kayseri'de Hidayet Dergisi çıkarılır. Daha sonra Erciyes Dergisi çıktı. Bir ara Halkevi Erciyes olarak yayınlandı yılında Halkevleri kapatılınca Kazım Yedekçioğlu Yeni Erciyes Dergisi'ni çıkardı. Şu an zaten biliyorsunuz bir ara sıkıntı olduysa da Alim Gerçel ve Nevzat Türkten koordinesinde yayınına devam ediyor. - K ü m b e t D e r g i s i ' n i n a s ı l buluyorsunuz? -Sağ olun her sayısını gönderiyorsunuz. Türkiye'de ses getiren dergiler arasında bana göre. Zevkle okuyor, istifade ediyoruz. Elâzığ'da Kayseri'de Çıngı Dergisi, Berceste Dergisi kalitesini bozmadan devam ediyor. -Mahmut Hasgül: Üstadım en çok sevdiğiniz şiir hangisi diyebilir miyiz? -Şiir şairin çocuğu gibidir, nasıl ayırt edersiniz. Beğendiği deyince de daha iyisini yazmayacağım anlamına gelir. Dallar kıpırdamaz yer yorgun yorgun Tuncay Yalın tarafından bestelenen Göz Şiiri var. Bir derdin var biliyorum saklama Nice gemi batırmışsın Söyle maceranı gel yorgun yorgun. Fora fora gidiyorum Şiirin altında Şadırvan 15 Nisan 1949 Belleğimi yitirmişim yazıyordu. Şehre döndüğümde hemen araştırdım Sora sora gidiyorum. şiiri yazan Mustafa Necati Karaer adında Hasan AKAR: Kayserili bir şahsiyetti. Derginin sahibi Behçet Kemal Çağlar'dı. İddia edebilirim ki o zamana -Sayın SATOĞLU ülkemizde hemen göre dizgi, muhteva açısından mükemmeldi. her şehirde şiir şölenleri yapılıyor. Siz yurt Onun için benim kitaplığımda ayrı bir yeri vardır. dışındaki pek çok şiir festivaline de katıldınız. Kayseri ile ilgili dokümanları o zaman Bunlarla ilgili düşünceleriniz nelerdir? toplamaya başladım. -Övünmek gibi olmasın ama 1952 yılından beri müzikli şiir geceleri düzenledik. Arif Nihat Asya, Ahmet Tufan Şentürk, Hüseyin Yurdabak, Mehmet Çakırtaş'ı Kayseri'ye davet ettik. Büyük ses getirdi. Dönemin valisi de ilgi gösterdi. Arif Nihat Asya Süleymaniye Camii ile ilgili Mimar Sinan'a yazdığı muhteşem bir dörtlük okudu. Dağ parçası kubbeler ufaktan, iriden Gel, haşmeti gör yandan, ileriden, geriden; Bir mucize devrinde Sinan Erciyes'i, İstanbul'a dikmiş getirip Kayseri'den. Süleymaniye'nin silueti Galata Köprüsünden baktığınızda Kayseri Ağırnas'tan Erciyes'in görünümü gibidir. Şiir şölenleri hemen her il ve ilçede son sürat gidiyor. Bir dönem Konya'da Feyzi Halıcı, Sivas'ta Yavuz Bülent Bakiler, Afyon'da Osman Atila şiir etkinliklerini devam ettirdiler. Son olarak sizinle Kapadokya ve Niksar Şiir Şölenlerinde beraberdik. Bazı yerlerde kalite var, güzel paylaşım ve tenkitler yapılıyor. Bu programlar şairleri bir araya getiriyor. Maalesef bazı yerlerde hoş bir ifade değil ama ayağa düşürülüyor ya da piknik havasına dönüştürülüyor. Ama Tokat'ta olsun, Niksar'da olsun hep kalite önde oldu. Rahmetli Cevdet Aslangül, Halil Soyuer, Hüseyin Yurdabak, Ahmet Tufan Şentürk, Rıza Akdemir sizin programlarınızı çok beğenirlerdi. Mahmut Hasgül: -Cumhuriyet döneminde ya da hayatınızda sizi etkileyen şairlerden bahsedebilir misiniz? -M. Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Necip Fazıl Kısakürek, Arif Nihat Asya, bunlardan Ziya Osman Saba'yı yakından tanıma imkânı buldum. Beğendiğiniz hangisi diye sorarsanız her biri ayrı bir değer. Günümüzde ise Yavuz Bülent Bakiler, Cemal Safi, Mehmet Çakırtaş, Halil Soyuer, Yahya Akengin ve pek çok kıymetli şair değerlerini koruyorlar. Bu konuda bir sınırlama getirmem hoş olmaz diğerlerini tasfiye etmiş olurum. Edebiyat dünyasında Hoş Sadalar adlı eserimde günümüze kalan isim yapmışları, çevremizdekileri ve geleceğe ışık tutabilecek şairleri almaya çalıştım. Hasan Akar: -Sayın SATOĞLU, size farklı bir soru yöneltmek istiyorum. Konuşmanızın başında Övünmek gibi olmasın ama Kayseriliyiz 7

6 Dediniz. Kültür ve sanatta önemli bir merkez Solsa da ermez zevâle Kayseri, diğer taraftan bir ticaret üssü adeta. Gönlümde açan laleler Neden Kayseri, bir sırrı mı var oralı olmanın? Özenmiş ism-i Celâl'e -Kayseri şehrinin adı tarihin her döneminde var. Halkı çalışkandır, asildir. Gönlümde açan lâleler. Tarihini incelersek kurulduğu bölgedeki insanların fıtri zekâsı yanında renkli tablolarla İsmi, hande-i Mehtap tır karşılaşırız. Dünyada ilk banka burada kurulmuş, ilk çek burada düzenlenmiştir. MÖ. 300 Sadâbâd'da Afitâb dır. yıllarında. Kayseri kültür ve medeniyetin ta Renk renktir reng-i Hicâb tır kendisidir. İpek yolu üzerindedir. İlk fuar burada Pazarören'de açılmıştır. Kayserililer Gönlümde açan lâleler. öğrencilerini Babil'e gönderirlermiş. Selçuklular.. döneminde büyük önem taşımıştır. Alaattin -Çok teşekkür ederiz bize geniş zaman Keykubat ordusunu burada toplamıştır. ayırdınız ve ağırladınız. Günümüzde de bir ticaret merkezi olma özelliğini korumaktadır. -Siz de bize şeref verdiniz. Asıl ben teşekkür ederim. Tokat ve Niksar ve diğer İstiklal Savaşı'nda Kayseri Lisesi mezun ilçelerdeki bütün kültür sanat dostlarına verememiştir. Zira vatansever öğrenciler selamlarımı iletiniz. Sakarya Savaşına katılmışlardır. Yine aynı dönemde başkent olarak düşünülmüştür. Evet, beş şiir kitabının dışında Türk Mehmet Akif Ersoy savaş yıllarında Sebil-ür Şiirinde Lâle, Âşık Hasan, Kayseri-Erciyes ve Reşat Dergisinin bazı nüshalarını Kayseri'de Çevresi, Kayseri Pastırmacılığı, Başlangıçtan yayınlamıştır. Bugüne Kadar Kayseri Şairleri, Mevlana'nın Hocası Seyyid Burhaneddin, Kayserinin 2.Dünya Savaşı yıllarında ülkelerinden Efsane Adamı-Osman Kavuncu, Halk Şairikaçmak zorunda kalan Almanlarca uçak fabrikası Molulu Revai, Mimar Sinan Şiirleri kurulmuştur. Ancak bizim güçlenmemizi Antolojisi, Kayserililerin Ticaretteki Başarı istemeyeler maalesef bu fabrikayı kapattırdılar. Sırları gibi eserlerin yanı sıra çok sayıda - Remzi Zengin: ödülün sahibi Abdullah Satoğlu ismi kendisi -Üstadım sizden son olarak Lâle gibi Kayseri'de Sahabiye Mahallesinde bir Şiirini dinlemek isteriz. sokakta yaşıyor. Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği-KÜMBET Dergisi olarak ona uzun ömürler diliyoruz. Lâle şairi Abdullah Satoğlu, 15 Mayıs 1934'te Kayseri'de doğdu. İlk şiiri 15 yaşında iken Halkevi dergisi Erciyes'te çıktı ve 17 yaşında gazeteciliğe başladı. Gazete ve dergilerde yazdı, muhabirlik yaptı. Bir kısım şiirlerinde İsmetî mahlasını ve bazı yazılarında da Bülent Müşker imzasını kullandı. Bir Demet Lâle, Lâle Üstüne, Lâle Bahçelerinde ve Gönlümde Açan Lâleler isimli şiir kitaplarından başka Türk Şiirinde Lâle, Âşık Hasan, Kayseri- Erciyes ve Çevresi, Başlangıçtan Bugüne Kadar Kayseri Şairleri, Mevlânâ'nın Hocası-Seyyid Burhaneddin, Kayseri'nin Efsane Adamı: Osman Kavuncu, Halk Şairi Mollulu Revaî, Mimar Sinan Şiirleri Antolojisi isimli eserleri yayımlandı. Kayseri Ansiklopedisi 2002'de neşredildi. Birçok kurum ve kuruluştan ödüller alan şairimizin Kayseri'de Sahabiye Mahallesi'ndeki bir sokağa adı verildi. Millî ve milletlerarası birçok sempozyumda tebliğler sundu. Bazı televizyon kanallarında Gönül Sohbetleri adlı bir programı gerçekleştirdi. bdullah Satoğlu, güzellikleri aksettiriyor. Hoş edebiyatımızın Lâle seslerin yankılarını bırakarak Şairi dir. İyi bir aramızdan ayrılan ve Asanatkâr olduğu için şiirleri sonsuzluk kervanına katılan zevkle okunuyor, ama aynı şair ve yazarları, onlarla zamanda insan olarak da yaşadığı müşterek hâtıraları mükemmel bir yaradılışa anlatan Abdullah Bey, hem sâhip ve çevresi tarafından edebiyat tarihimize çok çok seviliyor. Değerlerimizin değerli bir eser bırakmış, hem savunucusu, örfümüzün de hâtıratını kaleme alarak - sanatkârıdır Satoğlu. bana göre- diğer şair ve Sanatında geleneğin ihtişamı, yazarlara da örnek olmuştur. şiirinde mistik aşkın hazzı Kitapta kendilerine yer vardır. Millî anlayışın güçlü verilen edipler arasında temsilcilerinden olan Neyzen Tevfik, Faruk Nafiz Abdullah Satoğlu'nu daha iyi Çamlıbel, Peyami Safa, tanıyabilmek için Mustafa Halide Nusret Zorlutuna, Ceylan'ın hazırladığı Orhan Şaik Gökyay, Necip biyografi kitabını okumak Fazıl Kısakürek, Ziya Osman gerekiyor. Şairimiz için Saba, Osman Yüksel kimler övücü sözler sarf Serdengeçti, Halil Soyuer, etmemiş ki: Peyami Safa, Ahmet Kabaklı, Mustafa Tahir Kutsi Makal, Ahmet Necati Karaer ve Gültekin Kabaklı, Basri Gocul ve Samanoğlu da bulunuyor. Ahmet Tufan Şentürk bu Abdullah Satoğlu'nun ikinci edebiyatçılardan sadece cildi de yayımlanan bu birkaçı. Bütün medhiyeler eserini has edebiyatın tadını güzel ve gerçek, lâkin Ârif bilenlere tavsiye ederken, Nihat Asya'nın Defne onun ilk çalışmalarına sözü dergisinin Ağustos 1971 getirmek istiyorum. tarihli sayısında yazdığı Şairlerin, yazarların rubai, bir çiçek rayihası ilk okudukları eserler yayıyor ve lâle zarafeti arasında genelde meşhur halk taşıyor: O koklandığını bilen hikâyeleri vardır. Onların bir çiçek / Renkleri var hâle edebiyat hamurunu yoğuranlar ozanlar olmuştur hâle üstüne. / Ey arı, lâleden genellikle. Lâle şiirleriyle bal al ve sonra / Lâleye şiir tanınan ve sevilen yaz, 'lâle Üstüne... Anadolu'muzun kıymetli Güçlü şairlerin nesri şairlerinden Abdullah Satoğlu de sağlam olur. Abdullah da Leylâ ve Mecnun, Kerem Satoğlu'nun Akçağ Yayınları ile Aslı hikâyeleriyle yola arasında neşredilen Edebiyat çıkmış, daha sonra Dünyamızdan Hoş Sedâlar Karacaoğlan ve Sümmanî isimli eseri edebiyat gibi halk ozanlarına yönelmiştir. Edebiyat âlemine dünyamızın son elli yılında, ilk girişini merak ettiğimiz gök kubbe altında yaşanmış Abdullah Satoğlu, bu renkli 8 9

7 dünyada ilk karşılaştığı isimler hakkında bize şunları söylüyor: Kayseri'nin Hisarcık kasabasında gezerken, bir gazete parçası gözüme ilişmişti. Günlerdir gazete yüzü görmediğim için olacak ki, hemen ŞAİRLERİMİZİ SEVEREK OKUDUM yerden alarak her satırını okumaya koyuldum. Edebiyat dünyası ile temasım; Kayseri Bu arada: uleması arasında ismi geçen babam merhum Satoğlu Mehmet Ali Efendi Hoca'nın, o zaman Değirmenci dostum boşa bekleme Düvenönü semtindeki evimizde sofanın üç Dallar kıpırdamaz yel yorgun yorgun. duvarını kaplayan, nâdide eserlerle müzeyyen Bir derdin var biliyorum saklama kütüphanesi ile yine aynı mekânda, yapılan ve Söyle maceranı gel yorgun yorgun. konusu hep dine, ilme ve edebiyata taalluk eden sohbet toplantılarıyla başladı. mısralarını ve altında, sonradan Kayserili Ben o zaman yaygın olan ve çok ucuza olduğunu öğrendiğim Mustafa Necati Karaer satılan Leylâ ile Mecnûn, Kerem ile Aslı, imzasını okuyorum. Gazete parçasının alt Karacaoğlan, Sümmânî gibi kitapları alır, elime köşesinde ise: Şadırvan 15 Nisan 1949 geçen her şiiri ezberlemeye çalışırdım. Daha sonraki yıllarda, Osman Yüksel Serdengeçti, yazılıydı... Şehire iner inmez ilk işim, kitapçılardan Şadırvan dergisinin, o güne Necip Fazıl, Peyami Safa, Nihal Atsız, Nurettin kadar çıkmış bütün sayılarını temin etmek Topçu, Ali Fuad Başgil, Ziya Osman Saba ve olmuştu... Mehmet Âkif Ersoy'la Yahya Kemal gibi fikir 1950'li yılların yaygın ütopyası adamı ve şairlerimizi zevkle ve severek içinde filizlenen mefkûre ve milliyetçilik okumaya devam ettim. duygularıyla, henüz yaşlarında iken Peki, Abdullah Satoğlu, ilk söylediği kaleme aldığım şiirler büyük ilgi görüyordu. şiiri hatırlıyor mu? Bütün büyük şairler gibi Nitekim: hâfızası çok güçlü olan şairimiz ilk şiirini unutmamış. İşte çocukluk devrinin ilk Nerde Fatih, nerde Yavuz terennümleri: Nerde Bozkurt, nerde Oğuz? Marşımızı çalsın kopuz Ne akarsın hiç durmadan Turancıyız, Turancıyız! Kızılırmak, Kızılırmak? Kalplerimiz viran bizim Usandım sana sormadan Hedefimiz Turan bizim Kızılırmak, Kızılırmak! Budur ülküm, budur sözüm Turancıyız, Turancıyız! İlkin çıkarsın Sivas'tan Suyun içtim bakır tastan. mısralarıyla başlayan, 'Turancıyız' isimli Yazdım sana kısa destan şiirim, o zaman Türkçülük ülküsünün önderi Kızılırmak, Kızılırmak... durumunda olan Nihâl Atsız'ın, İstanbul'da çıkardığı Orkun dergisinin, 12 Ekim 1951 Şairimiz bu şiir için, Bu manzumeyi terennüm tarihli sayısında yayınlanınca, dünyalar benim ettiğimi ve dilimden düşürmediğimi olmuştu... hatırlıyorum. diyor. Şiir yolunda sağlam ve kararlı Şiir ve edebiyat hevesi genelde her görünen Abdullah Satoğlu, daha sonra çocukta olur. Ancak bunu düzenli olarak devam ettirenlerin sayısı çok fazla değildir. Abdullah birbirinden mükemmel şiirlerle edebiyat dünyasında kendisini kabul ettirecek ve kaleme Satoğlu, başından beri şiir nizamını sıkıca aldığı nefis lâle şiirleriyle Lâle Şairi olarak koruyan ve sanatı ciddiye alan bir sanatkâr anılmaya başlanacaktır. Hayatının bundan olarak emin adımlarla edebiyat yolunda sonraki çalışmaları profesyonelce olmuştur. yürümüştür. Şairimize kulak verelim: Bunu Satoğlu'nun şu sözlerinden anlamak Şiir ve sanata karşı, metotlu bir şekilde mümkün: merak sarmama, o zaman (1948'de) Bakkal 1951 yılında, Alfabe müellifi Ahmet Yirmi dokuzun Mehmet Ağa'nın dükkânına, Hilmi Güçlü Hoca'nın tavassutu ile musahhih paket yapılmak üzere getirilmiş, eski dergi ve ve muhabir olarak girdiğim günlük siyasî gazete yığınlarının arasından seçip aldığım, Hâkimiyet gazetesinin, 1956 yılında imtiyazını Nihad Sâmi Banarlı'nın Edebî Bilgiler isimli devralarak, 15 yıl süre ile aralıksız devam kitabı ile, hâlen kitaplığımın nâdide eserlerinden ettirdim yılının Haziran ayından itibaren biri olarak sakladığım ve Behçet Kemal Çağlar çıkardığım aylık fikir ve sanat dergisi Filiz'le tarafından 35 sayı çıkarılan Şadırvan dergisi s ü r d ü r d ü ğ ü m e d e b î ç a l ı ş m a l a r ı m ı, imkân vermiştir. 1949'un yaz aylarından bir gün, yayınladığım yirmiye yakın araştırma ve şiir kitaplarımla taçlandırmaya devam ediyorum. Hasan Akar: -Sayın AKENGİN TÜRKSAV ne zaman kuruldu, ne gibi etkinlikler yapıyor? yılında bir grup akademisyen, yazar, sanatçı bir araya gelerek kültür ve sanat alanında hizmeti düşündük. Bugün aramızda olmayan Yıldırım Gürses, Âşık Murat Çobanoğlu, Cengiz Aytmatov, Yalçın Özer gibi değerli şahsiyetlerle vakfın kuruluşunu gerçekleştirdik. Cengiz Aytmatov da vakfın onur kurulu başkanı oldu. Maksadımız Türkiye'deki kültür sanat ortamını Türk dünyasına tanıtmak, bu alandaki sanatçıları, fikir adamlarını tanıştırmak ve eser alışverişi yapmaktı. İlk icraatımız olarak Türk Dünyası Karma Resim Sergisi açmayı planladık. Dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman DEMİREL'in himayelerinde bunu gerçekleştirdik. Daha sonraki yıllarda bu sergiler periyodik bir şekilde devam etti. Türk Dünyası Hizmet Ödülleri ihdas etmeyi düşündük. Bunu ödülden ziyade vefa olarak değerlendirmeyi amaçladık. Bu yıl 17.Türk Dünyası Hizmet Ödülü Törenini Üsküp'te gerçekleştirdik bildiğiniz gibi Balkan Savaşlarının 100.Yılı. Biz Balkan Savaşlarının mağduruyuz. Törenlere TBMM Başkanı Sayın Cemil ÇİÇEK'i de davet ettik. Sağ olsun davete icap edip geldi. Orada yaptığı konuşmalarla güzel Hasan Akar Kasım 2012 Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği Başkanı Remzi Zengin, İLESAM Tokat İl Denetleme Kurulu Üyesi Mahmut Hasgül ve bendeniz, Türk Edebiyatının değerli şahsiyetlerinden Yahya Akengin ve Abdullah Satoğlu ile KÜMBET Dergisi adına röportaj yapmak için Ankara'dayız. İlk durağımız TÜRKSAV Başkanı Akengin'in başkanlığını yaptığı Kızılay'daki TÜRKSAV (Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı) Genel Merkezi. Akengin'le tanışıklığımız yıllar öncesine dayanıyor. Tokat ve ilçelerinde kültür ve sanat adına ne zaman etkinlikler yapmak için çağırsak bizi kırmayıp, kar kış demeden koşan değerli bir fikir adamı. Sağolsun Bir Semaverlik Saltanat adlı eserinde bizlere de yer verdi. Elbette onun hayat hikâyesini kısa da olsa soracağız ama ilk suallerimiz Türk dünyasında olumlu çalışmalarıyla tanınan ve kendisini kabul ettiren TÜRKSAV'la ilgili

8 - İ L E S A M, T Ü R K S AV, T İ K A, TÜRKSOY Türk Dünyası ile ilgili güzel çalışmalar yapıyorlar. Ama ihmal ettiğimiz bir şey var. Faaliyet alanlarını genişlettiler. Kültür ve sanat alanında olduğu gibi ekonomik alanda da birliktelik sağlamak için politikalar belirlemek lazımdır. Öz eleştiri yapacağım ama bizim bir zaafımız var. Bu alanda çalışanlar olarak pek çoğumuz Ben varım, benim kurumum var, diğerleri olmasa da olur gibi yanlış düşüncelere sahip. Oysa bu alan çok geniş, kimse kimseyi rakip olarak görmemeli. Derebeylik zihniyeti ile gidiliyor. İşte bizim en büyük yanlışımız. mesajlar verdi. Hatta bir konuşmasında Yahu herkes falanı filanı anıyor. Ben de bekliyorum ki Bir Türk'ü ansınlar da gideyim. dedi. Geçen yıl bu töreni Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de gerçekleştirdik. Daha önceki dönem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaptık. Bu yıl nerede yapacağımızı şimdiden söylemeyeyim. Gagavuzlarla ilgili Türkiye'de fazla bilgi yoktu. Onlarla ilgili Rusçadan bazı eserleri Türkçeye çevirdik. (Tuna Ötesi Göçmenleri ve Gagavuzlar) Balkan Savaşlarının 100. yılı dolayısıyla Balkan Acıları Şiir Antolojisi yayınlandı. (Yalova Belediyesi İşbirliğiyle). 100 ülkede Çocuk Şiirleri Antolojisi Türkçe- İngilizce olarak yayınlandı. Karma Resim Sergilerinin kataloglarını yayınladık. Yahya Kemal Beyatlı'nın 50. Ölüm yıldönümünde ülke çapında etkilikle düzenledik. Bu kapsamda Tokat ve ilçelerinde zaten beraber program yaptık. Ankara Büyükşehir Belediyesi- TÜRKSAV işbirliği ile ilk defa Ankara'da Türk Dünyası Âşıklar Şöleni'ni gerçekleştirdik. Konferanslar, seminerler, Mevlana-Yunus'la ilgili etkinlikler yaptık yılı Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edildi. Orada Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TÜRKSAV işbirliğiyle Savaştan Barış Çıkarmak adıyla BALKAN Savaşlarını ele alacağız. -Sayın AKENGİN, bizler de 2012 Eylül ayında Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği ve Tokat İLESAM Temsilcileriyle davetli olarak Azerbaycan'a gittik. Azerbaycan Yazıcılar Birliği'nde Ziyalılar Ocağı'nda yaptığımız görüşmelerde sizlerin adı sıkça geçti. Hatta Başkan Anar Rızayev hemen sizi sordu. Anladık ki Azerbaycan'da size karşı oldukça sevgi, saygı besleniyor. Elbette çok memnun olduk. Siz, İLESAM'ın da ilk kurucucusu ve genel başkanı oldunuz. Bugün varlığını güçlendirerek devam ettiren bu saygın kurumun ilk ortaya çıkışı nasıl gerçekleşti? yılında Kültür Bakanlığı'ndan bir teklif geldi. Gün ve saat verildi. O gün bir sırdı ama bugün için bir sır olmaktan çıktı. Bir kültür sanat kuruluşunun ortaya konulması isteniyordu. Süratle çalışarak kadroyu oluşturup hazırladığım dosyayı Bakanlığa teslim ettim. Bakanlar Kurulu Kararıyla ilk yönetim kurulu belirlendi. Oldukça değerli çalışmaların yapıldığı bu kuruluşun başkanlığını 1995 yılına kadar sürdürdüm. Aynı yıl siyasete atılmam söz konusu olunca mecbur değildim ama İLESAM'a zarar gelmesin diye ayrılmak gereği hissettim. İlk Türk Dünyası Kurultayı'nı İLESAM'da yaptık.1992 yılındaki muhteşem açılışa Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL ve MHP Genel Başkanı Alparslan TÜRKEŞ de gelmişti. Etkinliğin bitiminde Alparslan TÜRKEŞ koluma girdi. -Yahya Bey, çok teşekkür ederim. Siz oldukça farklı bir şey yaptınız. Bunu her alana yaymalıyız. Dedi. Ertesi yıl kendisi Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı'nı toplayarak hepimize ilham oldu. TİKA da (Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı) buradan doğdu. Bu kurultaydan sonra UNESCO benzeri bir kuruluşun teşkiline karar verildi. Türksoy'un (Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı) kurulması da buradan kaynaklandı. Daha sonra 1994 yılında Türk Dünyası Yazarlar Kurultayı toplandı. Bu etkinliğin açılışını Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL yaptı. Ancak sonraki yıllarda gelen ekipler yaptığımız projeleri hep askıya aldı. Bu konuda isim vermek istemiyorum ama Türk Dünyası ile ilgili kurulan bu bağları zayıflattılar. Baktık ki olmuyor TÜRKSAV'ı kurduk. Tabii bu arada şunu söylemeliyim bir ara duraklama dönemi yaşansa da şu an İLESAM da oldukça etkin, çok değerli çalışmalara imza atıyor. Mahmut Hasgül: -Siz bu alanda bir çığır açtınız. Bu yüzden size müteşekkiriz. Türk Dünyası demek İslam dünyası demektir. Çankaya Köşkünde Cumhurbaşkanı ile bir sohbetimizde Asrısaadeti bir kenara bırakalım. Karahanlılar, Selçuklular, Osmanlılar bir kenara çıkarırsak İslam dünyası boşta kalır. Türkiye içinde İslam ayrı, Türk dünyası ayrıymış gibi sakat bir zihniyet zaman zaman karşımıza çıkarılıyor. Türksüz İslam dünyası olmaz. Hakkını teslim etmek gerekir. Türkler İslamiyet'le müşerref olduktan sonra yükselişte olmuştur. Türklüğün bayrağı yüksekte olduğu müddetçe İslam dünyası kendine güven duymuştur. Bana göre rahmetli Atatürk'ün fikriyatında da bu var. Anadolu'da Müslüman olmayan Türk asıllıları Balkanlar'a gönderiyor. Balkanlardaki Müslüman Türkleri Anadolu'ya getiriyor. Bu bir İslam'da birleştirmedir. Türk dünyası çökerse İslam dünyası da çöker yılında sıkıntılı bir dönemde annemin gitme oğlum ikazına aldırmayarak Makedonya'ya gittim. Balkan Ülkeleri Yazarları toplantısı vardı. Uçağımız Köprülü şehrine geç indi dolayısıyla yemeğe geç kaldım. Salona girer girmez bir alkış tufanı koptu. Sonra bunu kinayeli sözler takip etti. -Gene geldiniz mi? Şeklinde. Tabii o sırada Balkanlarda savaşlar devam ediyor. -Evet dedim bir daha o hatayı işlemeyeceğiz, merak etmeyin. Diye cevap verdim. Aslında o kinayeli sözlerde bizi özlediklerini, bize olan muhtaçlıklarını dile getiriyorlardı. Malum bizim İttihatçıların bir sadrazamı vardı. Said Halim Paşa. Sadrazamlıktan ayrılınca Avrupa'yı dolaşıyor. Onlara diyor ki: 12 13

9 14 -Bütün dünya Osmanlı'yı tasfiye etmek için uğraşıyor. Buralarda başarılı da oldunuz. Ama Osmanlı'dan kalan bu yerlerde sıkıntıları siz göğüsleyeceksiniz. Belalardan kurtulamayacaksınız, Osmanlı'yı arayacaksınız. Atatürk Büyük Nutkunda: Turancılık yapmadık, Turancılıkla suçladılar. İslamcılık yapmadık İslamcılıkla Pan-İslamizmle suçladılar. Artık biraz nefes alalım. Biz memleketimizde bağımsız, haysiyetiyle yaşamak istiyoruz. Dedikleri doğruydu. Bugün için de geçerli ama yarın ne olur bilemem. Yine Sovyetlerle ilgili olarak: Sovyetler Birliği bizim müttefikimiz, dostumuzdur. Osmanlının elinden nasıl kayıp gittiğini, bünyemizden nasıl çıktığını biliyoruz. Daima hazırlıklı olmalıyız. Çünkü bizim orada dini, dili, kültürü, milliyeti bir kardeşlerimiz var. Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu bu maksatlarla kurulmuştur. Diyanet Matüridi anlayışı üzerine kuruluyor. Amelde felsefi olarak aklı öne çıkaran bir İslam anlayışı. Türklükle İslamiyet'le ilgili hassasiyete bakın bugün bunların tersi kampanyalar var. Hasan Akar: -Sayın AKENGİN, Türk Dünyasının geleceğini nasıl görüyorsunuz, ümitvâr mısınız? -Şimdi şüphesiz ümitvârım. Sovyetlerin en güçlü olduğu dönemde bile Türk Dünyası vardı. Onların en başarılı dönemi olan Çarlık Rusya'sında bile vardı yılındaki bağımsızlıktan sonra bir kavram olarak c a n l a n d ı a m a T ü r k i y e v e T ü r k Cumhuriyetleri tarafından bu iyi yönetilemedi. Çok şeyler de yapıldı elbet. Türk dünyası gelecekte parlak mı olacak, daha az mı parlak olacak bunu d e v l e t l e r i n u y g u l a d ı ğ ı v e u y g u l a y a c a ğ ı p o l i t i k a l a r belirleyecektir. Stratejiler iyi belirlenmelidir. Kişilerin yaklaşımlarıyla gidiyor bu iş. nedir? Mahmut Hasgül: -Sivil otoritelerin burada konumu -Ben yine öz eleştiri yapmak istersem kişiler üzerinden gidiyor bu işler. Rahmetli Turgut ÖZAL'la ilişkilerimiz oldu. Süleyman DEMİREL'le oldu. Cumhurbaşkanlığı makamında Türk Dünyası Hizmet Ödül törenleri oldu. Cumhurbaşkanı Necdet SEZER'le de görüştük ama beklentilerimizin hiç biri olmadı. Mevcut Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah GÜL'le de görüştük. Makamların söyleyemediğini sivil hareketler söyleyebilirler. Türkiye'de böyle bir politika olmalı. Sayın GÜL de sunduğumuz projelere tamam diyor ama aradan bir zaman geçiyor öylece kalıyor. Hasan AKAR: -Belki daha önce sormamız gerekirdi ama Türk Dünyasından sizin kısaca biyografinize ve edebiyat dünyanıza geçelim isterseniz. -Ben ilkokulu memleketim Bayburt'ta okuduktan sonra Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen Okuluna imtihanı kazanarak gittim. Aynı şehirdeki Erzurum Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünü bitirip lisans tamamladım. Edebiyata geçişimi sorarsanız Bayburt'ta bir gönül iklimi vardır gerçekten. Zihni, Celali, Dilşadi gibi iyi şairler var. Bu değeri şahsiyetlerin şiirlerinin söylendiği bir ortamda beslenerek büyüdük. Rahmetli babam elini kulağına atar Zihni'den söylerdi. Sabah namazından sonra Yunus'tan ilahiler okurdu. Bütün bunlar bizi etkilemiştir. Bir Semaverlik Muhabbet adlı eserimde yazdım bunları. İ l k o k u l d a m a t e m a t i ğ e ç o k yönlenmiştim. Başarılırıydım da. Öğretmen Okulu 3.sınıfta iken bir şiir yarışması düzenlendi. Sonra unutuldu. Yılbaşında düzenlenen bir programda Türkçe Öğretmenim benim Çal Çoban Çal şiirimi okuyarak birinci olduğumu söyledi. Alkışlar içinde ödülümü aldım. Matematiği bırakıp Türkçeye yöneldim. Rüyalarımda bile bu işe kapıldım. Yazar, sanatçı olacağım dedim. Türkçe Öğretmenimiz Hasan ÖZALP yazar hayatlarına çok önem verirdi.1962 yılıydı. Derste beni kıskanan bir arkadaşım: -Hocam bir belada Yahya mı çıkacak karşımıza? Deyince. Hocamız: -Olacak 30 sene sonra o da olacak. Diye cevap verdi. - Hocam Çal Çoban Çal Şiiri ni bir de biz dinleyelim. -Şiirin aklımda kalan son bölümünü okuyayım size: Dağların başında vardır hatıraların Kurtlar, kuşlardır sır ortakların Benim de vardır hatıralarım D a ğ b a ş ı n d a d e ğ i l a m a k ö ş e başlarındadır. Çal çoban çal -Hocam sizin çok beğendiğim şiirlerinizden birisi de Erzurum Garında Şiiri. Mutlaka bir hikâyesi de vardır? -Erzurum Garında bir tren. Zaten şiiri okuyunca hikâyesi de kendini ele veriyor. Yolculuk İzmir'e kadar uzanıyor malum. Erzurum garında bir tren Sırtına sonbaharı yükleniyor Dalında düşmüş yaprak gibi yolcular Rüzgâra boyun eğmiş biri de ben. -Sayın AKENGİN Tokat ve ilçelerinde yoğun bir şekilde kültür sanat etkinlikleri düzenliyoruz. Sizler de bunların bazılarına ya katıldınız ya da haberdar oldunuz. Tokat'ı bu açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz? -Tokat ve kültür sanat deyince doğrusunu söylemek gerekirse hemen Niksar aklıma geliyor. Çünkü Niksar'ın farlı bir özelliği var. Yirmi yıl önce Tokat'a gelmeden Niksar'a gittim. Ama elbette ki Tokat'ın da oldukça değerli bir yanı var bu bakımdan. Tarihi, coğrafi yönden olduğu kadar kültürel yönden de İç Anadolu ve Karadeniz esintisi var. Bu yüzden daha aksiyonu olan bir konumu mevcut. Dolayısıyla sizin yaptığınız faaliyetler yankı buluyor. Türkiye geneline hitap ediyor. Niksar'ın Cahit KÜLEBİ'yi sahiplenmesi oldukça isabetli olmuştur. Ancak bir sıkıntımız var Türkiye'nin genelinde. Bu alandaki aydınlarımızın zaman zaman özelde de genelde de ayrılığa düştüğü oluyor. Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği bir şemsiye vazifesi görerek bunları giderebilir. Tabii destek lazım. Kümbet dergisini o noktaya taşımak önemli bir adımdır. Ülke geneline hitap eden bir hüviyet kazandırdığınız zaman her şey daha etkili olur. Tokat'ta yeni bir kalem ehli potansiyeli var. Sonra merkez, taşra bitti artık. Her yer taşra her yer merkez gayri. Bir zamanlar bu sıkıntılar çok yaşandı ama bugünkü iletişim araçları eksiklikleri giderdi. Tabii ki bunu kullanan art niyetliler de olmuştur. Mahmut Hasgül: 15

10 -Mesleki hayatımda öğrencilerime ilk oynattığım tiyatro eseri Aile Bağları idi. Yahya Akengin adını o zaman duymuştum. Yıllar sonra sizinle tanışma imkânı buldum. Tiyatrolarınızın milli ahlaki bir derinliği var. Bu konu hakkında bilgi verir misiniz? -Edebiyat yolculuğuna çıkarken Ahmet Hamdi Tanpınar'a Yahya Kemal Beyatlı'ya bakarım. Ben edebiyatın farklı alanlarında ayrı ayrı eser vermeyi düşünürüm. Mesela Ahmet Hamdi iyi bir edebiyat tarihçisi, romancısı, iyi bir hikâyeci ve şairdir. Yahya Kemal, şair olduğu kadar güçlü bir fikir adamı, devlet adamı, iyi bir yazar, iyi bir tarih birikimi olan şahsiyettir. Reşat Nuri Güntekin'e bakıyorum. Roman, hikâye, gezi yazıları var. Bu düşünceden yola çıktım. Bizim Öğretmen Okullarında sosyal kültürel faaliyetler çok yoğundu. Salonlar vardı diyebilirim ki üniversitelerden iyiydi. Yine o dönemlerde Köy Edebiyatı revaçtaydı. Tiyatroda konu olarak işleniyordu. Ben de bir tiyatro yazdım Tiyatro Kolu rehber öğretmenine teslim ettim. O da sahneye koydu. -Arkadaşlar hafife almayın dedi. Sonra Erzurum'un bazı ilçelerinde oynandı. Tiyatroya devam ettim ama şiiri de ihmal etmedim. Daha sonra romana başladım. Devlet Tiyatrosu bana karşı vebale girmiştir. Ne gönderdiysem hepsi reddedildi. İdeolojik davrandı. Altı eserim var. Eğer o kapı bana açık olsaydı on on beş olurdu eser sayısı. Şu anda Aile Bağları repertuarda ama oynatmıyorlar. E s k i Ç a r ı k l a r ' d a E r m e n i l e r e dokunuyormuşum, biz dokunmayacaksak neye yazdık? Kıbrıs dâhil Anadolu'da oynanmadık il ilçe kalmadı. Romanlara gelince tasarladım tasarladım yazdım. Ama bir gün patladı. Özlem Yokuşları çocuk romanı ilk baskısını Kültür Bakanlığı yaptı. Galiba altıncı baskısı da yapıldı fazlasını bilmiyorum. Bu roman çocuk romanı olmakla birlikte gençlerin de okuması gerekir. Sonra anladım ki edebiyat bir bütündür. Ayırmaya gerek yoktur. Diğer bir eserim Dönüş Acıları. O da bir dergideki yazarın iki ateşli cümlesi-romancılar bunları yazmalıdırlar- sözü üzerine yazılmıştır.12 Eylüldeki milliyetçi-ülkücü gençlerin acılarını, verdikleri mücadeleyi, çileyi yazdım. Sanırım 4.baskısı yapıldı. Yalnız benim yazdıklarımın yerini bulduğunu söyleyemem ama şikâyetçi de değilim, zira iyi dönüşlerde aldım. Erbaa Anadolu Lisesi Edebiyat Öğretmeni Yalçın Ünlü: Hocam sizin Dönüş Acıları Romanını haylaz bir öğrenciye okuttum. Çocukta kısa bir sürede olumlu değişikliler oldu. İnanır mısınız büyük bir değişim yaşadı. Bambaşka bir çocuk oldu çıktı karşımıza. demişti. Mesela Oğuz Dede romanı benim bir iddia ile yazdığım eserdir. Öyle bir roman yazmalıyım ki yediden yetmişe hitap etmeli diye düşündüm. Tom Amcanın Kulübesi ülkemizde okunma rekorları kırdı. Ben de Yazayım ama İslam kültürü ağırlıklı olsun. dedim. Bu eser Atatürk Tarih Kurumu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Roman Ödülü kazandı. Altıncı baskısı yapıldı. Senaryo olarak TRT yazdırdı hatta telif hakkını bile ödedi. Çekim aşamasına gelince değişiklikler istediler ancak kabullenmedim. Oğuz Dede'yi senaryo olarak TGRT de aldı. Araya başka rüzgârlar girdi öylece kaldı. Niçin kabullenemediğime gelince birincisi Ermenilerle ilgili şu cümleyi kaldır dediler. Kabullensen kendimi satmış gibi olurdum. İkincisi benim hazırladığım senaryoyu bayağı ucuzlatmış olurdum. Onu için kalsın dedim. Hasan Akar: -Festivallere, şölenlere özellikle Makedonya'da katıldınız, bunlar devam edecek mi? -Staruga Şiir Akşamları Festivali çok etki yaptı bu alanda. Hazar Şiir Akşamları, Dede Korkut Şiir Şöleni, Erzurum Palandöken Şiir Akşamları güzeldi ama zamanla erozyona uğradı pek çoğu. Ortaya bir baraj konulmayınca maalesef kalite düşüyor. Onun için de her çağrılan yere gitmiyorum. B a ğ d a t, B e l ç i k a, B a k ü Ş i i r Akşamlarına katıldım. Onların bir kısmı devam ediyor. Lakin başlangıçtaki ilgi ve çıtayı göremiyorum. -Sayın AKENGİN, bize çok değerli vakitlerinizi ayırdınız. Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği ve KÜMBET Dergisi adına çok teşekkür ediyor, Tokat'ın Bayburt'tan sonra ikinci memleketiniz olduğunu belirtmek istiyoruz. -Başta Remzi Bey olmak üzere ben sizlere teşekkür ederim arkadaşlar, bizlerle görüşmek için ekibinizle birlikte buraya geldiniz, onurlandırdınız. TÜRKSAV her zaman sizin yerinizdir. Hemen her fırsatta bir araya gelmeliyiz. Şiiri, romanı Türk edebiyatından sohbetler etmeliyiz. Ne demeli Akengin İçin. Türk Dünyası, kültürü sanatı için koşmasına dur durak bilmeden doğru bildiği yolda devam ediyor. O, Garip ve İkinci Yeni akımlarının alternatifsiz gibi takdim edildiği bir dönemde farklı bir tavırla ortaya çıkan Hisarcılar içinde genç yaşta önemli bir yer edinmiş şahsiyet. Sonrasında edebi alanda çok kıymetli eserler vererek kendini ispatlayan bir kültür adamı ve yaptığı sosyal icraatlarla Türkiye'de ve yurt dışında saygın bir düşünce insanı. Onun iyi bir Türkçeci olması, güdümlü olmayan bir toplumculuk anlayışına sahip olması Türk Edebiyatındaki yerini daima muhafaza edeceğinin en belirgin işaretidir. Kültür Bakanlığı, TRT gibi devlet kuruluşlarındaki tecrübesi günümüzde de ağırbaşlı bir devlet adamı olma onurunu devam ettirmektedir. O, İstesen, Akşamları Gelen, Çağ Sürgünü, Saatler ve Çehreler, Ötelerden, Kimselere Anlatamadım, Sözümüz Var, Eylül Kuşatması; Tiyatrolarından Enver Paşa ve Büyük Ümitler, Eski Çarıklar, Aile Bağları, Kulübe, Sağlık Olsun, Son Köylü adlı eseriyle, çok sayıda radyo oyununu, ders kitaplarına girmiş metinleriyle birlikte kültür dünyamıza katmış bir değer. Sayın AKENGİN'e yine kendi şiirlerinden Temmuz Dağlarına Yağmur Bekliyorum dan bir dörtlükle teşekkür ediyor, sıhhat ve esenlik dolu bir ömür diliyoruz. Birazda siz beni dinleyin hatıralar Temmuz Dağlarına yağmur bekliyorum şimdi Aynalar çağıracak bir gün sizi Bir gün tutacak geçitleri kar, Tutacağım biraz pişman, biraz yorgun ellerinizi

11 AHMET DİVRİKLİOĞLU TUFAN 18 Akşam sinince pencerelerine Gölgeler inince karşı tepelere İçim bir ezilir, bir ezilir sorma can Yüreğim sıkışır cenderelerde Hani o akşam karanlığı var ya alacakaranlık Hüzün vaktimdir benim Dalar gözlerim uzaklara İnceden ağrılar girer şakaklarıma Sen bu vakitlerimi bilir misin can Gel, sokul yanıma Gel sokul be yanıma Yalnızlığı hiç sevmem ben Öksüz çocuklarca olurum Çaresizce ulu orta kalırım Dolmuş bulutlara döner gözlerim can Kerpiç duvarlarca çökerim yıkılırım Desteğim ol benim Kardelen sin kalpte aç tın, ka r düşerken üstüme, Gel güz el kı z ge l bu mevsim, kardele n o l, aç yin e! Sonbahardan geçti gönlü m, kı şta sevdim be n sen i; D ertli gönlü m neş'e dolsun mis kokundan sa ç yine! Tut boşlukta kalmasın ellerim Çaresizlik yaman illet be can Yabanlara nasıl derim Sen benim içimdeki bensin can Yokluğuna dayanamam Gitme benim akşamlarımdan Bırakma tut ellerimi tut Sensizliğim dayanılmaz sancılar gibidir, her zaman Akşam sinince pencerelere Gölgeler inince karşı tepelere İşte o vakitler yalnız bırakma beni can Yalnız bırakma tutsak verme kederlere Çünkü bilir misin can Açıktır yüreğim bu vakitler Hasretinle prangalı ölümlere Hak öze nmiş te k yara tmış, sanmasınlar deng i var, Kor dudaklar a şka doyma z, a h ne masum beng i var, Saçt a melte m, gözd e sev da, ten de leylak rengi var, Gel güzel kız ge l bu mevsim kardelen o l, a ç yin e! Vedat FİDANBOY Her şeyin sahibi olan Yüce Mevlâ'mız, insanoğlunu kendi müstesna varlığından var etmiş ve biz insanoğluna eşref-i mahlûkat payesini layık görmüştür. Bizlerden de Kendisi'ne kulluk yapmamızı istemiştir. Öyleyse asli görevimiz; Yaradan'a kulluk yapmak, hayatın gerçeklerini idrak ederek faydalı ve güzel bir hayat sürmektir. nsan, yaratılışı gereği, üç boyutlu bir hayat sürer. Hayatın merkezine kendisini koyarak İgeçmişini (akraba ve atalarını) ve geleceğini (nesillerini) düşünür ve onlar için çaba gösterir. Hayata bu üç boyutlu bakış, insanı hayvandan ayıran en önemli ve üstün özelliğidir. Çünkü hayvanlardaki iki boyutlu hayat tarzı (kendisi ve yavruları) insanın fıtratına ters düşer. Hayvan sürülerinde, güçten düşen hayvan, topluluk dışına; yani, ölüme terk edilir. Çünkü hayvanlarda geçmiş ve atalarına bağlılık duygusu zayıftır. Oysa insanoğlu, tıpkı ulu çınarlar gibi, güçlü kökleri ve geçmişiyle ayakta durur. Geçmişin tarihî derinliği ve genişliği bireylere daha mutlu ve huzurlu bir gelecek bahşeder. Her birey, her şeyden önce, insanlık ailesinin doğal bir üyesidir. Yaratılmışların en şereflisi olan insanlık ailesine mensup olmak, diğer kimlik belirleyicilerine oranla çok daha kapsamlı, kucaklayıcı ve evrenseldir. Değişmez en önemli gerçek de bu geniş dairede gizlidir: Hepimiz insanız ve Hz. Âdem'in çocuklarıyız. Demek ki temelde her insan değerlidir! Bütün insanları değerli görmek ve saygı duymak hem yaratılışın gereği hem de inancımızın icabıdır. İnsanlar, yaratılışları gereği olarak bir arada yaşamak zorundadırlar. Onları bir araya getirip ortak yaşama iradesini tesis eden en önemli ortaklık; dinî duygular, millî değerler ve hayat tarzlarıdır. İnsanları kuru bir kalabalık olmaktan çıkarıp aralarında ortak duygu, düşünce ve gönül birliği oluşturan bu doğal ortaklıklar, insanları ferdî benlik duygusundan millî kimlik 19

12 ve millî mutabakatlarımıza daha fazla sarılmak gerekmektedir. Şanlı geçmişimizi, kültürel mirasımızı yeniden keşfederek yeni bir medeniyet kurma potansiyeline sahip derin hafızamızla çağdaş dünyaya beklenen ışığı, bu milletten ve bu topraklardan yansıtabiliriz. Yeter ki kendimize gelelim ve her bakımdan kardeş olduğumuzu unutmayalım! basamağına yükseltir. Daha üst basamak ise, ümmet şuuru dur. Örneğin; Müslüman bir kimsenin hem millettaşları hem de dindaşları için, İnananlar kardeştir ilkesi çerçevesinde ümmet şuuru na ulaşması son derece doğaldır. Nitekim bu durum, insanın yaratılışına uygun olarak aynı değer yargılarına sahip insanları kardeş görme esasına dayanan kuşatıcı bir birlikteliktir. Bu temel gerçeklerden hareketle konuya Türkiye'deki güncel tartışmalar bağlamında baktığımızda, son zamanlarda kimi sosyolojik k a v r a m l a r ı n u l u o r t a k u l l a n ı l d ı ğ ı gözlenmektedir. Özellikle, kavmiyet ve milliyet kavramlarıyla ilgili olarak olağanüstü bir bilgi kirliliği, ileri derecede kafa karışıklığı ve kavram kargaşası söz konusudur. Kelimeler, düşünce sistemlerinin ifadesi olduğu için, kelimeleri ve kavramları dikkatli seçmek gerekiyor. Öncelikle belirtelim ki kavmiyet başka, milliyet başkadır. Kavmiyet insanın doğuştan getirdiği sahip olduğu verili ve değişmez kimliğidir. İnsanların Türk, Arap, Fars, Kürt, Çerkez, Fransız, İngiliz vb. doğması verili kimlikleridir. Burada üstünlük veya aşağılık gütmek, devrini çoktan tamamlamış olan ilkel bir kavmiyetçiliktir. Dinimizce yasaklanan ve Peygamber Efendimiz'ce (sas) ayaklar altına alınan da kan bağına ve soy esasına dayalı olan bu kavmiyetçiliktir. Milliyet ise, farklı etnik kökenlerden gelen, değişik kavimlere mensup olan, hatta dil, din, gelenek ve görenek farklılıklarına dahi sahip bulunan kitlelerin iradi olarak bir araya gelmeleriyle tarih içinde oluşan doğal, kültürel, toplumsal yapıları ifade eder. Kavmiyet biyolojik, milliyet sosyolojik yapıdır. Bizler; dünya çapında İslam milliyetine, yerelde Türk milliyetine tabiyiz. Millî duygu insanlarda fıtri müspet bir duygudur. Millî bakış, millî görüş, millî duruş, millî şuur millet olmanın basamaklarıdır. Millet; geçmişte ortak hatıraları olan, bugünde ortak ülküleri bulunan ve gelecek için ortak yaşama iradesine sahip olan topluluk demektir. Millî kimlik ; bakış, duyuş, düşünüş, algılayış, zevk gibi ortak değerleri paylaşıp benimseyen topluluklarca asırlar içinde oluşturulmuş millî bağların bütünüdür. Bu bağlardan birkaçının eksik veya farklı olması bu ortaklığı engellemez. Ortak özelliklere sahip olmak, kendini ait ve mensup hissetmek, bireye hem öz güven verir hem de millettaşları için sıcak duygular oluşturur. Milliyet, özü itibariyle dine, kültüre ve medeniyete dayanan ortaklıklar demektir. Birleştirici ve ortak değerlere dayalı milliyet anlayışı, asla yüce dinimiz İslâmla da ters düşmez. Tarih, kendi tecrübesiyle bizleri aynı mayayla yoğurarak millet yapmıştır. Kökenimizin, dilimizin veya inancımızın farklı olması, bu gerçeği değiştirmez. Ortak adımız da tarihin şan ve şeref numunesi ve İslam'ın bayraktarı olan Türk milletidir. Millet ve milliyeti çeşitlendirmek uğruna, hâlihazırda var olan milliyet bütünlüğünü kaybetmemek gerekir. Millet ve milliyet kavramları yok sayılırsa, toplumun birlikteliği ve bir arada yaşaması sağlanamaz. Bizce milliyet kavramı, bugünün şartlarında asla ırkî ve kavmî asabiyeti ifade etmemektedir. Duyuş, düşünüş, algılayış bakımından ortaklaşmış, ortak değerleri paylaşan, ortak geçmişe, vatana, tarihe, dine, dile, gelenek ve göreneklere sahip kitlelerin ilkel kabileciliğin çok ilerisinde, insan fıtratına uygun millî duygularının tezahürü, milliyet kavramında ifadesini bulur. Biz, insanları kavim kavim yarattık, birbirinizle tanışıp kaynaşasınız diye ayetinin kavim kavim kısmı, biyolojik gerçekliğe işaret ediyorken; ayetin ikici kısmı esas olanın tanışıp kaynaşma sonucu ortaya çıkan iradi birliktelik, milliyeti işaret ediyor olabilir mi? Bizce, üzerinde düşünülmeye değer bir yaklaşımdır. Nitekim büyük şairimiz Mehmet Âkif de kavmiyetçiliğin aleyhindedir. Şiir ve yazılarında; genelde İslâm, yerelde Türk milliyetini kullanır. Baba tarafından kavmî olarak Arnavut olsa da hiçbir yerde Arnavut kavmiyetçiliği yapmaz. Tam tersine Osmanlıdan ayrılma konusunda Arnavutları suçlar. Türklüğü bir milliyet kimliği olarak benimsediğini çoğu şiirinde ortaya koyar. Tarihin hiçbir döneminde insan ayrımı yapmamış bir millet tecrübesine ve herkesi adilce kucaklamış bir devlet geleneğine sahip Türk milletinin bireyleri olarak Toptan Allah'ın ipine sımsıkı sarılın! ilahi emrince ve Allah indinde üstünlük takvadadır düsturunca bizleri bir arada tutan değerlerimize Sonuç olarak, etnik tartışmaların bir geriye gidiş (ilkellik), ırkla ilgili tartışmalarının çıkmaz bir sokak olduğunu ve bu tartışmaları bilerek bize havale eden gelişmiş ülkelerin dahi bu sorunları çözemediğini bilmemiz gerekiyor. Dış kaynaklı ve kasıtlı olarak ortaya sürülen bu tartışmalar, dipsiz bir kuyu, çıkmaz bir sokaktır. Çözüm, önce tuzağı görmek ve sonra kardeşliğimize dönmektir! Bilinmelidir ki bu topraklarda yaşayan bizler, ecdadımızdan aldığımız ilham ve mirasla ortak yaşama tecrübesini gayet iyi biliriz. Tarihte hiçbir dinle bir problemimiz olmamış; etnikçilik, ırkçılık ve kavmiyetçilik ise, Türk milletince hiçbir dönemde benimsenmemiştir. Kimilerince ısrarla dayatılan çok kültürlülük, çok dillilik, ötekileştirme, özgürleşme, demokratikleşme vb. kavramlarla ortaya konan istekler, Batı toplumlarından ithal edilen postmodernist(!) Illetlerdir. Ecdadımız, kurdukları büyüklü küçüklü birçok cihan devletinde imparatorluk değil- çok dinli, çok kültürlü, çok milletli yapılarla bir arada yaşama sanatını en makul ve adil şekilde uygulamışlar ve hatta bu konuda bir model de oluşturmuşlardır. Her türlü farklılık ve zenginliğe rağmen, bir arada huzur ve mutluluk içinde yaşanmıştır. Fark arama ve bulunan minik farkları soruna dönüştürme çabası, yeni zamanların aydın(!) ütopyasıdır. Çok şükür ki halkımızın zihninde ve söylemlerinde bu tür araz, illet ve ifadeler yoktur. Halkımız; her dinden, her inançtan, her kökenden insanla bir arada yaşama konusunda bir hayli tecrübeli ve mahirdir. Bizler; geçmişte olduğu gibi yine birbirimizi sevmeyi, saymayı, salibe karşı hilali yüceltmeyi esas almamız hepimizin hayrınadır. Dünya birleşirken bizim ayrışmaya yönelişimiz ise, hayra alamet değildir. Unutmayalım ki birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır. Birlik ve dirlik içinde geçmişte nasıl onurla yaşamışsak, bugün de her türlü oyunu bozarak tefrikaya düşmeden hep birlikte o nurla onurlanabiliriz!

13 Ay bulutu sarmış, uçarken gökte, Gözünden yaşları, indirmiş Nesrin, Kadere kırılmış, duygular şokta, Aşkını kalbine, sindirmiş Nesrin Gönlünün sevdası, uymaz ahdine, Arzusu şahlanmış, çıkmaz tahtına, Soldurmuş gülleri, kırgın bahtına, Akıtmış yaşını, dindirmiş Nesrin Gülüne aldanmış, sarmış dikeni, Kendine yar seçmiş, gönül yıkanı, Yerleşmiş kalbine, aşkın tufanı, Ah ile başını, döndürmüş Nesrin Giderken yangına, yollar sorulmaz, Sevgisiz mekânda, asla durulmaz, Gönül hırsızıyla, kavil kurulmaz, Kendini hayalle, kandırmış Nesrin Kar yağmış başına, kışa aldırmaz, Buz koymuş kalbine, aşkı öldürmez, Vazgeç Nesrin vazgeç, seni güldürmez, Gönlünde aşkını, dondurmuş Nesrin Muradım gerçeği, görmesem olmaz, Göğsünde gül açmış, bin yılda solmaz, Güzellik geçici, kimseye kalmaz Kalbini önceden, yandırmış Nesrin Murat DUMAN / Endonezya semalarında yazılmıştır tarihindeki gezilerimden birisi Bali adasına olmuştu. Giderken uçakta bizlere hizmet veren bir hostesi çok hüzünlü gördüm ve bir diğer hostese Bu hostesin nesi var, neden bu kadar üzgün bu güzelliğe bu asık suratın yakışmadığını sordum? Esmer güzeli diğer hostes de, Sormayın bey efendi, bu arkadaşımız ölümlerden döndü. Aramıza yeni katıldı. dedi. İsmi Nesrin olan bu güzel hostesin peşinden evlenmek üzere üç sene koşan erkek hostes arkadaşı araya insanlar koyarak onunla evlenir. Ölümüne seven eşi 6 aylık evliyken başka bir hostesle aldatır ve Nesrin eşini terk eder. Güzeller güzeli Nesrin bu durumu kaldıramamış intihara kalkışmış ve çok acı çekmiş acısı yüzünden okunuyordu. Oysa o malum insan Nesrin hostesin peşinden koşarak tam üç sene aşkını ilan etmiş Nesrinle evlenmezse intihar edeceğini her zaman dile getirmiş. O anda bu hikâyeyi dinledikten sonra içime bir kasvet çöktü. Serde şairlik var ya bu dizeler kalemimden çıkıverdi ve yanımdaki arkadaşı koltuktan kaldırdım. Nesrin hostesten kahve istedim. Maksadım iki nüsha yazdığım yukardaki şiiri Nesrin hostese okutmaktı ve oturması yasak olmasına rağmen koltuğa oturmasını rica ettim. Bana : Beyefendi hosteslerin müşteri koltuklarına oturması kural gereği yasaktır. dedi. Ben de Sizi anlıyorum ama sizin görmeniz gereken bir şiir yazdım, sizinle alakalı lütfen oturup bir okuyun kalkarsınız. dedim. Gönlü olmaya olmaya oturmak zorunda kalınca bu şiiri okuttum. Ama keşke okutmasaydım öyle bir ağladı ki, beni perişan etti. Gözlerinden öyle bir yaş geliyordu ki, sanki gözlerinin önünde iki dere oluşmuştu. Bizi izleyen insanlar da ağladı ve ben de ağladım ve kendisine nasihatte bulunup, şiiri hediye ettim. Bir keresinde İstanbul'dan beni arayarak daha iyi olduğunu söyledi o verdiğim şiiri hiç yanından ayırtmadığını ne zaman bir üzüntü çökse hemen bu şiiri okuduğunu söyledi. Adeta bu şiir benim teselli kaynağım oldu diyerek, bana teşekkür ediyordu. Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum, bir defa da Abu Dabi'den arayarak daha iyi olduğunu, evlendiğini bir kızının dünyaya geldiğini, çok mutlu bir hayat sürdüğünü, Ankara'ya pilot olan eşiyle beraber ziyaretime geleceğini söyledi. Evet, işte bu şiir bir ateşin sönmesine sebep olmuş ve bir mutluluğa kapı açmıştı. Ben de buna vesile olduğumdan çok mutlu oldum. Şiirin muhtevası gereği duygu yoğunluğunda meydana geldiğinden ilk üç dörtlüğünü hicaz makamında bestelemiş bulunmaktayım. Çok güzel bir eser yapmış olmanın hazzını da yaşamaktayım. Sevgili Nesrin Hanım efendiye ömür boyu mutluluklar. Savaş meydanında cenk başlayınca Şimşek gibi çakan Ömer'i gördüm Vahşet ilk adımda denk başlayınca Elinde Zülfikar Ali'yi gördüm Şaha kalkmış Musab hücum ederken Düşman adım adım geri giderken Bir yiğit kılıcı kından çekerken Zinnureyin denen Osman'ı gördüm Ebubekir oku attığı anda Eliyle boğarken düşmanı kanda İlerleyip duran her iki yanda Aslanlar aslanı Hamza'yı gördüm Elde yalın kılıç vururken Ömer Bir yiğit geliyor belinde kemer Hakkın karşında boynunu büker Sıddıklar sıddıkı Bekir'i gördüm Mekke civarında Uhut dağında Elinde kılıçla nebi sağında Aslan olmuş sanki gençlik çağında Belinde kılıçla Ali'yi gördüm Düşman silah diye yayı çekerken Uhut meydanında kanlar akarken Güneş yeni doğmuş şafak sökerken Yüzünde nur ile Resul'ü gördüm GEL Mevlana demiş ki sana; Ne olursan ol, yine gel Acı bir kahve hatrına, Kırk yılda bir yanıma gel Kara bir günde olsan da, Aydınlığı arada gel Bedeninden ayrılsan da, Ruhun ile yine de gel Toprağa girmiş olsan da, Gecemde hayalime gel Karanlıkta kaybolsan da, Güneşimle doğ, bana gel Celaleddin ÇINAR (ÂŞIK ÇINAR) Turhal Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Aklın razı olmasa da, Kalbini koy önün e gel Yüzyılların sonrasında, Hatıramı düşlede gel. Hatice Bilge ŞANLI

14 M. Hâlistin Kukul 19 Nisan 2013 tarihinde, Niksar Belediye Başkanı Duran Yadigâr Bey'in öncülüğünde "Devlet, Kültür Ve Sanat Adamı Rıza Akdemir"in aramızdan ayrılışının birinci yıldönümü münasebetiyle bir anma günü tertip edilmiştir. Bu güne, konuşmacı olarak dâvet edildiğim panelde bir vazifeyi yerine getirmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. Başkan Duran Yadigâr'la birlikte, tertip heyetinde bulunan ve bu hususta, hizmeti aşk derecesinde benimseyerek -gayret gösteren değilâdeta çırpınan, Tokat Yazarlar Ve Şairler Derneği (TOŞAYAD) mensupları Hasan Akar ve Necati Güneş'in de emeklerini unutulmazlar arasında kayda geçmek mecburiyetindeyim. Panel konuşmacıları ve konuşma mevzuları şöyleydi: Devlet Adamı -Şair Yazar Rıza Akdemir (Rıza Akdemir Ağabeyin Damadı- Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fahri Temizyürek); Bir Aile Reisi Rıza Akdemir (Rıza Akdemir Ağabeyin Büyük Kızı- Başbakanlık Devlet Arşivleri Gn. Md. Uzmanı Elif Temizyürek); Niksar Kaymakamlığı Döneminde Rıza Akdemir (Em. Eğitimci Yazar Merdin Melikoğlu); Rıza Akdemir'in Şiir Dünyası Ve Eserleri (OMÜ Em. Öğretim Görevlisi Şair-Yazar M. Hâlistin Kukul); Bir Devlet Adamı Olarak Rıza Akdemir (İLESAM Denetleme Kurulu Başkanı İsmet Bora Binatlı) ve Hâtıralarıyla Rıza Akdemir (Başbakanlık Devlet Arşivleri Gn. Md. Uzmanı Bekir Yeğnidemir). Yazımızın başlığı olan "vefa"; büyük insanlara karşı gösterilen, sevgi, saygı ve muhabbet hissi ile bunların tezahürü olan müşterek tavırdır. Kıymet atfedilene, sadakat ve hürmet ile bunlara devam ediştir. Bu bakımdan; Türk kültür, sanat ve fikir hayatına büyük katkılar sağladığına inandığım Rıza Akdemir Ağabey'e gösterilen bu tavrın, hakikî mânâda kayda değer bir faaliyet olduğunu ifade etmeliyim. Tekrar ederek söylüyorum ki, bunda, en büyük iftihar vesilesi, Niksar Belediye Başkanı Duran Yadigâr Bey ile Tokat Şairler Ve Yazarlar Birliği mensuplarına aittir. Başkan Duran Yadigâr Bey; bu faaliyeti ile, Türk kültürüne ve Türk şiirine karşı ne kadar hassas bir yapıya sâhip olduğunu da göstererek, belediyeciliğin sâdece, belli alt yapı hizmetlerinden ibaret olmadığını ispat etmiştir. Kendilerini ziyaretimizde söylediği sözleri de ibret vericidir: "Niksar; bir Safranbolu, bir Amasya gibi tarih hazinesidir. Emellerimden birisi de, buranın tarihî ve kültürel kıymetlerine sâhip çıkmak, onların tamir ve imarını sağlamaktır. Bu hususta, sizleri de, birer kültür elçisi olarak görüyorum. " İşte, bu kucak açıştır ki, ben, bunu, Niksar'da yeni hamlelerin işaretçisi olarak görüyorum. Tam on altı sene önce bir şiir şöleni münasebetiyle geldiğim Niksar'da, o zamanki Belediye Başkanı Ahmet Duran Ünverdi Bey ile şimdiki Başkan Duran Yadigâr Bey'in yan yana bulunduğunu görünce de, bu ümitlerimin daha da arttığını söyleyebilirim. Niksar Kaymakamı Gökhan Yolcu'nun açış konuşmasını yaptığı paneldeki konuşmacılardan edindiğim intibalarımı da arz etmek istiyorum. Bir defa, Rıza Ağabeyin kızı Elif Temizyürek'in: "Benim babam mükemmel bir babaydı." demesi bile, her şeyi izaha yeterdi. Devamla: "O çok yönlü, cevval, çalışkan bir insandı. Sabaha kadar, zaman zaman gaz lâmbası ışığında okuduğunu hatırlarım. Ailesini, çocuklarını, vatanını, bayrağını çok severdi." demesi, zaten, söylenecek her şeye bedeldi. Damadı Doç. Dr. Fahri Temizyürek, aile içinden bakışın başka bir cephesini sunuyordu: "Memleketimizin yetiştirdiği önemli bir dava adamıydı." cümlesiyle başladı sözlerine. Ve şöyle devam etti: "Hizmet arzusunun temelinde, vatan ve millet aşkı esastı. Burada, O'nu anıyorsak, bu ulvî değerlerin dönüşümündendir. Derin bilgi birikimiyle çözüm yolları söylerdi. Ciddî bir derinliği vardı. Otuz civarında kitap yazdı. Hayırla yâd edilebilmek kolay değildir. İslâm ahlâkının ve Türklük ülküsünün bütün tezahürleri O'nda toplanmıştı. Allah, Peygamber, vatan, millet, bayrak aşkı asla taviz vermediği değerlerdi." Oturum Başkanlığını yapan İsmet Bora Binatlı; Rıza Akdemir'in, çok ciddî ve titiz bir devlet adamı olarak, kaymakamlık, valilik ve içişleri bakanlığı müsteşar yardımcılığı yaptığını anlattı. Ciddiyetinin temelindeki esasın, mensubu bulunduğu milleti aşk derecesinde sevmesinden geçtiğini belirtti. Merdin Melikoğlu; Rıza Akdemir'in Niksar Kaymakamı olduğu dönemdeki hizmetleri ve o dönemde, O'nunla ilgili hâtıralarından söz etti. Başarılarını, vatandaşlarla bütünleşmesine bağladı. Bekir Yeğnidemir ise; Niksar'ın sıradan bir şehir olmadığını, Türk- İslâm tarihinde mühim bir yer işgal ettiğini beyanla, burada kaymakamlık yapmanın da büyük bir bahtiyarlık olacağına dikkat çekti. Rıza Akdemir'in ise, bunu hakkıyla ifa ettiğini söyleyerek şiirlerinden örnekler sundu. Hemen hemen bütün konuşmacılar da, Rıza Akdemir'den bir veya birkaç şiir okudular. Kendimi, sona bıraktım. Zira vefatının birinci yılı münasebetiyle yazdığım makalede, O'nun, "Türk Gençliğine Mektuplar" adlı kitabından bahsetmiş ve bu tarz eserlerin Türk edebiyatında çok az bulunduğunu ifade etmiştim. Buradaki konuşmamda da, Mehmet Akif'in "Asım'ın nesli nden, Necip Fâzıl'ın" Büyük Doğu / Oğuz'un nesli nden kısa örnekler vererek, Ord. Prof. Ali Fuat Başgil ile Rıza Akdemir'in müstakil başlıklı "gençlik" ile alâkalı kitapları olan iki düşünür olduklarını söyledim. Bu hususta, Başgil Hoca'nın "Gençlerle Başbaşa" adlı eserinin de, bir başlangıç numunesi olarak, fikir hayatımızda, Rıza Akdemir'in "Türk Gençliğine Mektuplar"ı gibi çok mühim bir yer işgal ettiğini belirttim. Şunu da hemen arz edeyim ki; insanın yaradılışından maksat, Rabb'e kul olmak ve kula da Rabb'in rızası istikametinde hizmet etmektir. Yani; kul olmak iki taraflı görünümle, Allah'ın lütfuna ve ihsanına mazhar olmaktır. Bunda başarılı olabildiğimiz nispette, "rızada, makbulüz, demektir. Bu sebeple; hayra vesile teşkil etmek şartıyla evlât dâhil her türlü eserin bırakılması, İslâmî bir kaide olarak daima şuurlarımızda ve idraklerimizdedir. Bu idrak ve şuurla, asil Türk milletinin bir mensubu olarak Rıza Akdemir, hayatının son ânına kadar hizmet sunmanın güzelliğini yaşamış bir devlet, kültür ve sanat adamı olmuştur. Mes'eleyi biraz daha açmak istiyorum: Rıza Akdemir, kıpır kıpır, yerinde duramayan, durduğunu sandığımız zamanlarda bile, beyin haritasında kâinatı çepeçevre kolaçan eden, heyecanlı fakat bu müthiş heyecanını selim akılla ve üstün idrakle dizginleyip, murakabe altına alabilen biriydi. Kibar, nezih, nazik, sevimli ve samimiyet dolu, içinden akseden nazik edasıyla da, asabiyette değil; hiçbir taviz vermediği ve geri adım atmadığı İslâmiyet ve Türklük davasında celâllendiği zamanlarda, muarızlarına, belki de fizikî cüssesinin birkaç misli göründüğü bir dirayet timsaliydi. Rıza Akdemir; "(Rabbinin adıyla) Oku!" 24 25

15 emrini rehber edinen, zihni daima okumanın ve yazmanın emrinde, fikir üreten ve tam manasıyla- lâfta ve lâfla değil-hakikaten "Beşikten mezara kadar oku"mayı ülkü edinerek bu dünyaya veda ettiği âna kadar, "kalemi" elinden bırakmayan; maksadı, hedefi, ümidi ve emelleri büyük olan bir fikir ve edebiyat adamıydı. Yazdığı yirmi beşi aşkın şiir, masal, tercüme ve diğer eserleri, inanıyorum ki, kendisine, kıyamete kadar ahiret sermayesi olacaktır. Vakur fakat asla ve asla kibirli değil; kibar, hoşgörülü ve tevazu sâhibi fakat asla ve asla gösterişe yer vermeyen, baş eğmeyen müstesna bir insandı. O; imanlı bir Müslüman'dı. Şanlı Peygamberimizin: "Kişi kavmini sevmekle suçlandırılamaz. Kavminin efendisi kavmine hizmet edendir. Vatan sevgisi imandandır." buyruğunca, vatanını, milletini, bayrağını, bütün insanlığı ve mahlûkatı seven mümtaz bir milliyetçiydi. Bakmayın siz, uyduruk adamların yaptıkları tarif ve tasniflere: bizim edebiyatımız, şiirimiz, kültür hayatımız muhteşem isimlerle doludur. Bu isimlerden biri de, şüphesiz ki, Rıza Akdemir'dir. Ne yazık ki; bazıları, bazılarına "büyüteçle" bakıp onları irileştirerek kıymet keşfine çıkıyorlar da, yanı başlarında, yavan ve yalıngözle baktıkları "cevheri" göremiyorlar. Yazık! Rıza Akdemir; "cevher" kelimesine layık bir devlet, kültür ve sanat adamıydı. Okurken de, yazarken de seçiciydi. Ne okursan oku ve ne yazarsan yaz saçmalığına asla iltifat etmeden, İslâmî-millî hassasiyet içersinde kalemini oynatır, zamanını daima hayırlı meseleler için harcardı. Bir balığı veya eti yerken bile, kılçığını ve kemiğini ayıran insan, okuduğunu ve yazdığını ayırmayacak mıdır? Gönlümüzü ve beynimizi besleyecek olan unsurlar, bedenimizi besleyecek olanlardan daha mı önemsizdirler? Bu durumda; "beden dili" uygun bir tabir olarak görünmüyor. Çünkü; bütün faaliyet, "eller ve gözlerde"... Bacaklar, zaten görüntüde mevcut değil!.. Bütün bu el hareketlerinin, parmakları oynatmaların, avuçları açıp kapatmaların, evirip- çevirmelerin; kalp atışlarında ve beyin hücrelerinde, ortaya atılmak istenen âlemşümul fırtınanın, çarpışı, tedirginlikleri, ümitleri, feveranları, haykırışları, kopuşları, koşuşları, duruluşları, didinişleri, şahlanışları... ne ararsanız vardır. Nihâyet, Keşfi Osman Efendi Camii'nde Okumasının ve yazmasının yanında, O'nun, bir de "konuşması/hatipliği" vardı. Konuşmasındaki heyecan kadar, konuştuğu kelimelere yüklediği mana da tesirliydi. Bir defa, Türkçe'yi çok seviyordu. Bu çok sevdiği lisanını da o derecede güzel yazmayı ve konuşmayı hedef alarak, hem güzel yazıyor ve hem de güzel konuşuyordu. Türkçemize fitne sokan "uydurma" kelimeler ile Türkçemizin zarafetini bozan işgalci "yabancı kelime"lerden nefret ederdi. Fizikî şıklığı ve yakışıklığı ile; muvazeneli ve kelimeleri seçmesini bilen ve yerli yerinde söyleyen bir hatipti. O'nun, hitap esnasında yaptığı hareketler de, sâdece O'na mahsustu. Bu hareketler, muhakkak ki, başlı başına bir yazı mevzuudur. Zira sık sık sözü edilen "beden dili" denen şey, bunları ifadede yetersizdir. Bir defa; "beden"in ne olduğu ve bunun "dil" ile irtibatındaki mana bütünleştirmesi yeterli değildir. Beden: "İnsan ve hayvan vücudunda baş, kollar ve bacaklardan, ağaçlarda kök ve dallardan geriye kalan kısım, gövde" (Bknz. Misalli Büyük Türkçe Sözlük, İlhan Ayverdi, Kubbealtı Lügati, İstanbul 2011, sy.127) diye tarif edildiğine göre, Rıza Akdemir'in bilhassa "elleri"yle yaptığı ve zaman zaman da, yine dimdik duran vücudu ve daima ileriye bakan" kafası"yla tasdik ettiği davranışlarını "beden dili yle izah etmek mümkün değildir. Dimdik duran bir gövde/beden ve karşıya bakan bir kafa hâricinde, hiç durmadan ve konuşmadaki konuda geçen kelimelere göre tavrı her ân değişen her çeşit "el hareketleri", şekli ve fazlalığıyla sâdece O'na mahsustur ki, bu sebeple, yukarıda, bu durum "başlı başına bir yazı mevzuu" olmalıdır" dedim. Bunların hiçbirinin "bedenle/gövdeyle" ilgileri yoktur. Eğilip bükülmeyen bir gövde/beden üzerindeki "baş"ta fırıl fırıl dönen bir çift göz ile kıpırdamayan fakat her ân dikkat kesilmiş bir çift kulak... Daima itinayla taranmış bembeyaz saçlar; daima, temkinli fakat güleç-nuranî bir çehre ve yine daima, bembeyaz bir gömleğe takılmış k(ı)ravatlı bir boyun... ruhuna ithaf edilen Kur'an-ı Kerîm tilâveti ve Mevlidi Şerif okunmasından sonra; topluca, Niksar'ın 50. Yıl Mahallesi'nde bulunan ve sağlığında açılan " Rıza Akdemir Sokağı"nı ziyaret ettik. Burada da, bizleri yalnız bırakmayan Belediye Başkanı Duran Yadigâr Bey, bir "Devlet, Kültür Ve Sanat Adamı"na nasıl sâhip çıkılması gerektiğinin şuurunda olarak, büyük bir ihtimamla başlattığı bu faaliyeti, O'na gösterdiği sevgi ve hürmetle taçlandırmıştır. Bu münasebetle; Rıza Akdemir Sokağı'nda da, devlet, fikir ve sanat adamlarının, kendilerinden sonra da büyük izler bıraktığının bir numunesi olarak onların muhitlerine ne kadar ilâve değerler kattığını ifade etti. Başkan Duran Yadigâr; aile mensupları olarak,- merhum Rıza Akdemir ve eşi merhume Dr. Nermin Akdemir'in yadigârları- kızları Elif Temizyürek, Şebnem Büber ve damadı Doç. Dr. Fahri Temizyürek ile şair arkadaşlarının, kendi adını alan Rıza Akdemir Sokağı'nda buluşmalarının da çok manalı olduğunu belirterek, bundan, ayrıca bahtiyarlık duyduğunu söyledi. Şüphesiz ki, bu faaliyet, Başkan Yadigâr'ın öncü vasfıyla yol açtığı ve bilhassa Hasan Akar ve Necati Güneş Beyler'in gayretli çalışmaları ile aziz Niksarlılar'ın gönül birliği içinde tahakkuk ettirdikleri tam bir "Vefa Günü " olmuştur. Sözlerimi, O'nun, nesiller boyu zihinlerden silinmemesi gereken, "Türk Gençliğine Mektuplar" adlı kitabından, güzel Türkçemiz ile ilgili sözlerinden bir bölüm arz ederek bitirmek istiyorum: "Zamanın akışı içinde bir millet büyük felâketlere uğrayabilir. Bayrağı çalınabilir. Ordusu mağlûp ve esir olabilir. Toprakları işgal edilebilir. İman gücünü kaybetmemiş bir millet bu badireden yine de sağ salim ve muzaffer çıkabilir. Ama bir milletin lisanı çalınırsa her şey bitmiş, bütün eserleri, bütün sanatı, bütün şiiri bir nisyan kuyusuna atılmış olur. Beşikler sallanmaz, kalemler yazmaz, insanlar birbirleri ile anlaşamaz olur. Millî birlik çözülür. Maziyi atiye bağlayan köprü yıkılır. Tonlarla kitap, binlerce cilt mezara gömülür." Bu kadarının bile, uyanmamızın ve ileriye ümit ve cesaretle bakmamızın işareti olduğunu düşünüyorum. Temenni ederim ki; bu kadar nasihat bile, anlayanlar için çok mâni ve değer ifade eder/etmelidir. RIZA AKDEMİR AĞABEY'E Mektubunu aldım yıllarca önce, Sözlerin dupduru, göze Ağabey, Kutlu yol gösterdin binlerce gence, Yüreğini serdin bize Ağabey. Kuzeyden eserdi rüzgârın pisi, Suç nedir bilmezdik gördük hapisi, Beyinlerimizden vurdu hepisi, Yazı döndürdüler güze Ağabey. Konuşanlar azdı, yazar, edip de, Sanki suçlu gibi gezerdik dip de, Hainler bizleri av zannedip de, Avcı taşırlardı ize Ağabey. Sözünüz geceye nurlu fenerdi, Gün gelir hesaplar terse dönerdi, Elbette inanan zulmü yenerdi, Çoklar mağlup oldu aza Ağabey. Söyleyen de arttı, yazarımızda, Ulu bir çınarsın nazarımızda, Hakkınız var bizim üzerimizde, Sizlerle ulaştık düze Ağabey. Evinde rahatça yemek yiyenin, Korkusuzca gezip "Türk'üm" diyenin, Yalnız benim değil tüm Türkiye'nin, Teşekkür borcu var size Ağabey. Doğruca yaşanan bir ömür güzel, Hira'dan verilen ol emir güzel, Karalar içinde Akdemir güzel, Gerek yok ki başka söze Ağabey. Zorlu engelleri bir bir aştınız, Millete adanan kutlu baştınız, Vatan sınırında üç-beş taştınız, Hakkını helal et Rıza Ağabey Hakkýný helal et Rýza Aðabey... Mehmet Ali Kalkan

16 Onu gıyaben tanıyordum, Tokat'ımızın ilçeleri (Niksar, Reşadiye, Artova)'da kaymakamlık yaptığını, Valiliklerini, İçişleri Bakanlığı'nda Müsteşar Yardımcılığı yaptığını biliyordum. Şairliğini ve yazarlığını da Şiir kitabı da vardı bende ancak yüz yüze gelip tanışamamıştım. Ta ki Eylül 2011 tarihinde Ankara Atatürk Kültür Merkezi'nde yapılan "Tokat Tanıtım Günleri"ne kadar. Bir projem vardı, "Osmanlı'dan Cumhuriyete Tokat". Şöyle ki; Tokat'ımızın il ve ilçeleriyle ilgili Osmanlı dönemindeki önemli olaylara ait belge ve fotoğrafları arşivimizden çıkartıp, Cumhuriyet dönemindeki bilgi, belge ve fotoğraflarla birleştirerek hem Tokat ve ilçelerince düzenlenecek sergi ve etkinliklerde kullanılması ve hem de bir katalog kitap haline getirilerek ilimizin tanıtımında ve gelecek k u ş a k l a r ı n h i z m e t i n e s u n u l m a s ı n d a kullanılması. Bunun için de bir vesile olmalıydı. Tanıtım günleri gibi. Fikrimi Hasan AKAR Hocama açtım. Konuyu dönemin valisi Sn. (Şerif YILMAZ) Bey'e iletmiş, Çok ilgilenmiş ve bir görüşme yapmak üzere beni Tokat'a davet ettiler. Yaptığımız toplantıda Ankara'da yapılacak olan "Tokat Tanıtım Günleri"ne bir sergi hazırlamaya karar verdik. Yüze yakın belge ve fotoğraflarla "Osmanlı'dan Cumhuriyete Tokat - Osmanlı Belgelerinde Tokat" konulu standımızı Atatürk Kültür Merkezi'nin giriş bölümünde açtık. Bu çalışma Kültür ve Turizm Bakanı başta olmak üzere çok sayıda Bakan, Millet Vekili, bürokrat ve vatandaşımızın ilgisine mazhar oldu. İşte o günlerde Tokat'ı iyi tanıyan, kıymetli eşi Nermin Hanım Tokat'lı olan Niksar'da üç yıl Kaymakamlık görevinde bulunan Rıza AKDEMİR ağabey de sergimizi ziyarete geldiler. Ç o k m u t l u o l m u ş t u m o n u n l a tanışmaktan. Kısmet o güneymiş. Belgeleri tek, tek inceledi, özelliklede Sultan II. Abdülhamit Han imzalı Tokat-Zile Redif taburları ile ilgili belge üzerinde durdu. Duygulandı. Ve o da engin bilgi ve tecrübesiyle sergimizin kalıcı hale getirilmesi hususunda tavsiyede bulundu. Bir süre oturup sohbet ettik. Son derece nazik, zarif ve naif bir beyefendiydi. İkinci defa 30 Mart 2012 de Türk Tarih Kurumu Konferans Salonunda düzenlenen İLESAM Kongresinde karşılaştık. Tokat'tan toplantı için gelen Hasan AKAR Hoca ve arkadaşları ile görüşmek için toplantının yapıldığı salona gitmiştim. Hasan Bey Rıza AKDEMİR ağabeye KÜMBET dergisinin son sayılarını getirmişti. Ayrılırken Rıza ağabeye bunlar ağır, size yük olmasın, ben bunları bir şekilde Fahri Beylere ulaştırırım, onlar size iletir dedim. O zarif beyefendiye kıyamamıştım. Bu görüşmeden kısa bir süre sonra hastalandığını, hastaneye kaldırıldığını duydum. Hastaneye koştuğumda ise komaya girdiğini öğrendim. Netice malum, acı son. 09 Nisan 2012 günü onu kaybettik. Hakkın rahmetine yürüdü. Bir bulduk bir kaybettik. Büyük değerler de günü gelince elbette aramızdan ayrılıyorlar ama burada olduğu gibi sizlerin vefasıyla eserleri ve ruhları yaşıyor, yaşatılıyor. Ne mutlu o kıymetli insana ki üç yıl görev yaptığı Niksar'ı unutmamış ve unutturmamış kendisini. Kaynağını tarihin derinliklerinden alan bu güzel şehirde yaşayan herkes eli birlik edip Niksar'ı çağlara taşıma uğruna gecesini gündüzüne katıp çalışmak zorundadır. Ben bu ışığı Niksar'da, başta yüreği Niksar için çarpan, Mülkî yöneticilerimizde, Niksar için çırpınan Belediye Başkanı Sayın Duran YADİGÂR Beyefendide, onun değerli ekibinde ve Niksarlılarda görüyorum. Allah tüm emeği geçenlerden razı olsun ve yardımcısı olsun. Öyle sanıyorum ki Niksar'da büyük bir cazibe Kültür merkezi var. Güzel insanları, güzel insanların ruhlarını, büyük ruhları çekiyor. Danişment Gümüştekin Ahmet Gazi Hazretleri, Ahi Pehlivan, Sungur Bey, Süleyman Şah, Erzurumlu Emrah, Cahit Külebi, şair, edip, yazar Rıza AKDEMİR ve diğerleri gibi. Niksar sıradan bir şehir değildir. Bu kıymetli topraklar, Yeşil Niksar'ımızın Vatanlaşması, Türkleşmesi ve İslamlaşması uğrunda, Ana-babasından, aile efradından kopup, bütün varını gözünü kırpmadan arkasında bırakıp gelen Alp Erenlerimizin ve Niksar Fatihi Danişment Gazi'nin miras bıraktığı ecdat yadigârı her bir mezar kitabesinde kahramanlık çiçeği açan gülistanlıktır. Şimdi Vali Bey'in ruhu bir yerlerden izliyordur, burada Yeşil Niksar'da anıldığını. O sohbete başlarken "Canım Efendim" derdi. Bizde ona canım efendim; Vali Bey siz gitmediniz, Niksar'a tekrar hoş geldiniz diyelim O çok ince ve zarif bir beyefendi; söz konusu vatan, millet ve Türklük olunca Karadeniz'in hırçın dalgaları gibi devleşiyor, mangal gibi yüreğiyle şöyle haykırıyordu: 28 29

17 1986 Yılında Emekli Vali Rıza Akdemir muhterem eşleri Dr. Nermin Hanım ve Zamanın Tokat Valisi Recep Yazıcıoğlu ile Niksar Emrah Şenliklerinde Merdin Yılmaz MELİKOĞLU 1972 yılında Niksar'a güneş daha parlak doğuyordu. Niksar halkı kulaktan kulağa birbirlerine bir sevinci müjdeliyordu. Neydi bu sevinç? Bu Tarih ve Taht şehrine tarihini, milli ve insani meziyetleri iyi bilen halkına tepeden bakmayan ilçeyi şehir kulübünden değil makamından ve halkın içine girerek yöneten bir Kaymakam gelmişti artık. Klasik idareci modelini çöpe atan ve ezberleri bozan bir yürekli kaymakam vardı artık Niksar'da... Maiyetindeki çalışanları, sivil toplum kuruluşlarını ve dahi halkı kudretli iradesiyle, güvenle sevk ve idare eden bir yüce gönüllü Kaymakama kavuşmuştu Niksar Halkı... erhum Valimiz Rıza Akdemir'le ilk tanışmamız da Niksar'a yeni teşrif ettikleri günlerde idi. Yeşil Niksar Gazetesinde Çilhane Camii ile ilgili bir yazı yazmıştım. Aynı gün o zamanki tahrirat Kâtibi İsmail Sürücü beni Marayarak Kaymakam Bey seni istiyor Merdinciğim demişti. Ben ve yanımdakiler şaşkına dönmüştük. Kaymakam öyle herkesle görüşür müydü? diye tereddütler geçirdik. Yanına gittiğimde, o zaman anladım, mütevazıydı ama gözler şimşek şimşekti. Yazımla ilgili malumat sordu. Ben de ülkemizde camilerin satıldığı ve depo 30 31

18 yapıldığı o dönemde Çilhane Camii'nin de satılığa çıkarıldığını, Niksar eşrafından eski Milletvekili Mustafa Özdemir'in bu camiyi 135 liraya alıp halka bağışladığını, ancak cami yanına sonradan neredeyse camiye bitişik bina yapıldığını bu binada cemaati rahatsız eden vaziyetler olduğunu anlattım. Derhal Mustafa Özdemir'i aradı, ziyaretine geleceğini söyledi. Buradaki inceliğe bakınız, bir mülkiye amiri vatandaşı yaşına hürmeten makamına çağırmıyor yanına gidiyor. Benden ve Mustafa Özdemir'den gerekli bilgiyi aldıktan sonra Belediye Başkanvekili Camcı Sururi Korgan'ı çağırarak derhal cami yanındaki binanın istimlakini emrediyor. Burada anladım ki, Kaymakam Niksar'da bir yaprak kımıldasa onunla ilgileniyor. Dolaysıyla mahallî basına da önem veriyor. Meslek Lisesi'dir. Bunun kısaca hikâyesi de şöyle: Yukarıda ismi geçen eşraftan Mustafa Özdemir yüklü bir bağış yaparak Niksar İmam-Hatip Okulu Yaptırma Derneği ni kuruyor. Kaymakamlarını yanında bulan Halkın yoğun teveccühü ile okul binaları bitiriliyor. Ancak o dönemde bu okullara izin çıkmıyor. Atıl bekleyen bu binaların mutlaka değerlendirilmesini düşünen kaymakam, Ankara temasları sonunda bir müjde ile geliyor. Binaların Milli Eğitime devredilmesi halinde Endüstri Meslek Lisesi açılacağı müjdesiydi bu... Lakin bu nasıl olacaktı? Halk dişinden tırnağından artırarak bir heyecan içinde çocuklarına dini bilgileri ve hayatı da öğretecek olan İmam Hatip Okulu için başarılı bir kampanya yürütmüştü. Kaymakam önce Dernek Yönetim Kurulu ile toplantı yaparak Niksar öyle bir Kaymakama vatandaşı da sakin bir şekilde dinledi. Sonra kavuşmuştu ki bir dediğini iki etmiyordu yolun önemini güzel geliştirmelerle anlattı de Niksar'a Kaymakam oldu olmasına ama bir Kaymakam Bey. Tabiri caizse burnundan kıl ş e y l e r y a p m a l ı y d ı. B i r y ı l s o n r a aldırmayan tarla sahibi Kaymakam Bey, elini Cumhuriyetimizin 50. YILI kutlanacaktı. Önce ayağını öpeyim, ağzına sağlık. Ne güzel anlattın. idaresinden sorumlu olduğu Niksar'ı sosyal- Yol için bütün tarlam feda olsun demiştir. kültürel ve ekonomik yönleriyle inceledi. Bu Böylece Kaymakam bir köylü anlaşmazlığını incelemelerde beni yanına alırdı. Beraber köy yağdan kıl çeker gibi çözüyordu. Niksar'ı ziyaretlerinde bulunurduk. Şahnalan Köyüne mahalle ve köyleriyle inceleyen Kaymakam gidişimiz, burada bir çiftçinin tarlasına uğrayıp, şöyle diyordu: Niksar Tarihi bir kent olması ne kadar ekip ne kadar ürün aldığını sebebiyle tarihi mekânlar arasında sıkışıp kalmış. incelediğine, orada bulunan küçük çocuğu Tarihi Eser ve Anıtlar Kurulu her yere inşaat izni kucağına alıp ona para verdiğine, bir başka gün vermiyor. Bu işin mekân ve mevzuat tarafı. Bir Asar Köyüne gidip Muhtar Azmi Bölme'nin, de gördüm ki, memur ve öğretmenler sağcı-solcu onu avara etmemek için evine değil harmanına diye kamplara ayrılmış. O halde bu gidip oturduğuna, ikram edilen soğuk ayranı Suni ayrılığı nasıl içerken vatandaşların dert ve dileklerini Yok edebiliriz? dinlediğine şahit oldum. Ve yine bir defasında Aklımda Mutluca Köyüne gidip bir yol anlaşmazlığı bir ç ö z ü m şikâyetiyle karşılaştı. Muhtarı, köylüleri var. Bu da işin sosyolojik ve dinledi, tarlasından yolu geçirmeyen kültürel tarafı olacak. Mademki seneye Mustafa Kiraz adındaki Cumhuriyetimizin 50. Yılını kutlayacağız o halde bu kutlamalarımızı kalıcı eserlerle taçlandırmalıyız. dedi ve toplantıda bulunanların tek tek fikirlerini aldı. Sonra toplantı başkanı olarak düşüncesini açıkladı. Sağcı ve solcu kamplara ayrılmış olan memur ve öğretmenleri bir KOOPERATİF'te toplamak, din görevlilerini de katalizör görevi yapmak üzere kooperatife dâhil etmek... Böylece Niksar'ımızda körüklenen ayrılıkları yok etmek üzere faaliyete geçildi. 50. YIL YAPI KOOPERATİFİ kuruldu. Kaymakam Rıza Akdemir 500- TL yatırarak kurucu başkan oldu. Ben de o tarihte bu kuruluşa katıldım. Ve Evim 50. YIL kooperatifindedir. Böylece Kaymakam Bey'in bir araya getirme projesi gerçekleşmiş oldu. Rıza Akdemir'in Vali olarak İlçemizden ayrılmasıyla kooperatif başkanlığına birçok değerli zevat getirildi. Rahmetli Belediye Başkanı Selahattin Hançer döneminde Kooperatif Başkanlığı nöbeti bende idi. Ve RIZA AKDEMİR SOKAĞI tabelasına sıra gelmişti. Belediye Başkanına giderek Kooperatifimizin kurucusunun Rıza Akdemir olduğunu, isminin en işlek bir sokağına verilmesini ve bununla ilgili kroki ile dilekçemizi getirdiğimizi söyledik. Rıza Akdemir hayranı olan Belediye Başkanı Çok memnun oldum, bu kararı derhal çıkartacağım. dedi ve karar çıktı. Bu kararı Yeşil Niksar Gazetesinin haber konusu yapması sonucu merhum Valimiz Rıza Akdemir Belediye Başkanı ile beni ayrı ayrı arayarak nazik teşekkürlerini bildirmiştir. Kaymakamımız Rıza Akdemir'in Niksar'a kazandırdığı önemli kurumlardan biri de Endüstri uzun uzun izahatta bulundu. Bu halkin izin çiktigi takdirde daha güzel bir sekilde Imam- Hatip Okulu yapacagini vurguladi. Yönetim Kurulu tamam dedi fakat Genel Kurul ne diyecekti? Kisa zamanda Genel Kurul toplandi. Binalarin baska talipleri de vardi. O zaman Amasya'dan gelen Mümin Hocalar Tokat ve Samsun'dan gelen cemaat ehli rakipti. Dini bir amaçla yapilan bu okulun yine din hizmetine yani Kur'an Kurslarina devrini istiyorlardi. Ben de bu kongre divaninda idim. Çok tartismali geçen bu kritik kongrede Ilçe Kaymakami Riza Akdemir'in kivrak zekâsi ve delegeleri adeta büyüleyen hitabetiyle Endüstri Meslek Lisesi ne devir karari çikti. Bugün Endüstri Mesle k Lisesi Niksar'in dev bir egitim kurumu Vatandaslarin nisan ve dügün merasimlerine katilir nisan yapanlara yüzüklerini takar, nikâh yapanlara ise nikâh sahitliginde bulunarak o insanlarin gönüllerini hos ederdi. -Niksar halki kaymakamina iyice isinmisti ki, Kaymakamin tayini çikmis. diye haberler yayildi haline gelmistir. Sonradan Niksar halki kendisine yarasir sekilde Imam-Hatip Okulunu da yapmistir. EDEBI SAHSIYETI YANINDA RIZA AKDEMIR YARDIMSEVER-KADIRSINAS BIR DOST ve BILGE KISIYDI. Özet olarak Niksar ile ilgili birkaç konuya daha temas etmek istiyorum: -Tarihi Arasta Camii yanginindan sonra yeni cami insaatinin temelini mahseri bir kalabalik huzurunda Kaymakam Riza Akdemir atmis oradaki hitabetiyle bütün yardimseverleri harekete geçirmisti. -Düsünün, hacilarin yolcu edilmesine Niksar'da ilk defa bir Kaymakam istirak ediyordu Bir kaymakami ahali Cuma Namazlarinda görüyordu Niksar'da. Riza Akdemir, Niksar Halkinin gönlünde en yüksek mertebeye ulasmisti. Kaymakam ve valilerin o tarihte yanina bile yaklasmak kabil d e g i l k e n R i z a A k d e m i r -Son derece üzülen Niksarlilar kaymakamlarinin terfian ve taltifen Siirt Valiligine atandigini ögrenince Neyse, biz kaymakamimizi kaybediyoruz ama Siirtliler dört basi mamur bir Valiye kavusacaklar deyip teselli buluyorlardi. Riza Akdemir'in Siirt Valiligine ugurlanisi bir baskaydi. Sanki 103 köy oradaydi. Bütün Niksar halki tören yerindeydi. Bu gün Çankaya denilen Tokat yolu üzerindeki Musapinari park yerine kadar ugurlandi merhum Vali. Buradaki mahseri kalabaliga çok duygulu bir konusma yapti. Konusmasinda Japon mucizesini anlatti. Müteakiben Kazan Türklerinin Avrupa'ya tahsile gönderilecek ögrencilerin ugurlanisini çarpici cümlelerle anlatmisti. Özetle diyordu ki: Avrupa'ya yüksek tahsile gönderilecek gençler, Cuma namazindan sonra cemaatin ayni bayramlarda oldugu gibi siraya girmesiyle ögrencilerin tek tek büyüklerin ellerini öperek hayir dualarini aldiklarini bunun arkasindan cami imaminin çok tesirli bir dua yaptigini bu duayla birlikte talebelere hitaben: Sevgili evlatlarimiz, bu gün sizi Avrupa'ya tahsil için dualarla ugurluyoruz. Niçin? Ilim ve fen için... Aman ha, o yaban ellerde bizleri vatanimizi, geleneklerimizi, göreneklerimizi ve inançlarimizi unutmayiniz

19 Asla bu hasletlerinizden taviz vermeyiniz. Zira Valiliğine atanan Rıza Akdemir, Niksar'ı ve siz İlim Çin'de de olsa alınız diyen bir Niksarlı dostlarını unutmamıştır. Şahsen peygamberin ümmetisiniz. İşte Avrupa'nın ilim benimle mektuplaşmayı ve tebrikleşmeyi hiç ve tekniğini iyi öğrenip memleketimize fire kesmemiştir tarihli mektubunda vermeden dönerek kendi halkınıza hizmet etmek Aziz Kardeşim, edebiyat âlemiyle devamlı dost için gönderiliyorsunuz. dediğini duygulu olun. diyordu. ifadelerle anlattı. Bu anlamlı veda konuşmasını 1986 Yılındaki Niksar Şenlikler inde pür-dikkat dinleyen Niksarlılara hitaben son Rıza Akdemir merhum eşleri doktor hanım ve cümlesini şöyle bağlıyordu çiçeği burnunda yeni kızları ile teşrif etmişlerdi. (Bununla ilgili vali: Aziz Niksarlılar işte bizim çocuklarımızın fotoğrafları Hasan Akar kardeşime gönderdim.) da aslına asaletine, milliyetine sırtını dönmeden, Bahsi geçen şenlikler boyunca Tokat Valisi olan milli ruh ve karakterine yabancılaşmadan tahsil merhum Recep Yazıcıoğlu Rıza Akdemir'in yaparak yetişmelerini diliyorum. yanından hiç ayrılmamış ve her yere makam Niksar Kaymakamı Rıza Akdemir, arabasıyla götürmüştür. Ayvaz'da bir çay gecesini gündüzüne katıyor, mütemadiyen ileri sohbetinde Recep Yazıcıoğlu şöyle diyordu: hamleler yapıyordu. İlçedeki resmi inşaatları Rıza Akdemir benim hocamdır. İlham ve örnek devamlı denetliyor ilgililerden bilgiler alıyor, aldığım derin kültürüne ve konulara gerekli talimatları veriyordu Cuma vukufiyetine hayran olduğum müstesna bir günü geniş katılımlı 103 köy muhtarıyla ilçe ve devlet adamıdır. diyerek katıksız saygısını ifade belde belediye başkanlarının da hazır olduğu ediyordu. toplantıda Kaymakam Rıza Akdemir Merhum Valimiz Rıza Akdemir ile başkanlığında çevrede ilk olan KÖY YOLLARI 2001 yılında evimi Ankara'ya taşıdıktan sonra BİRLİĞİ kurulmuştu. Kaymakamın bu sık sık görüşüyorduk. İLESAM Başkanlığı başarılı teşebbüsü gazetelerde alkışlandı. sırasındaki etkinliklere devamlı katıldım. Biz Kaymakamımız sosyal kültürel artık ağabey-kardeş olmuştuk güneşli bir etkinliklere çok önem verir, okulların ve sivil Nisan ayında beni Kızılay'a çağırdı. Gima'nın toplum kuruluşlarının, konferans, sergi ve önünde buluşalım. dedi. Ve buluştuk. Beni müsamerelerine mutlaka iştirak ederdi. lokantaya götürdü. Tepeden tırnağa Niksar'ı Bunlardan beni o gün çok etkilemiş olan bir sordu. O sordu ben anlattım. Yemekten sonra konferansı hatırladım yılında TBMM. bana dönerek bir paket verdi. Bunu sana aldım Milli Saraylar Baş Mimarı olan, uluslararası üne taktıkça beni hatırlarsın dedi. Önce şaşırdım sahip Ömer KİRAZOĞLU'nun Niksar Din kaldım. Sonra elini öptüm teşekkür ettim. O Görevlileri salonundaki konferansını hediye şu anda üzerimdeki kravattır. Bu kravatı unutamadım. (O zaman ne şimdiki düğün salonu sadece Rıza Akdemir ile ilgili programlarda ne de Halk Eğitim salonu vardı.) Konferansın takıyorum. hitamında Ömer KİRAZOĞLU ile Kaymakam Yine 2012'nin serin bir Mart ayında Rıza AKDEMİR derin bir sohbete daldılar. Bu telefon ederek Merdinciğim Kurtuba'da bir sohbet sonunda o uluslararası namı ve kültürü panel var, orada buluşalım dedi. Ben de Niksarlı olan KİRAZOĞLU ne dedi biliyor musunuz? şair Ertuğrul Karahan'ı alarak Kızılay'daki Ayağa kalkarak Rıza Akdemir'in boynuna sarıldı Kurtuba'ya gittik. Programdan önce bir saat ve Ben buraya bilgi ve tecrübe satmaya sohbet ettik. Niksar olaylarını uzun uzun sordu. geldiğimi düşünüyordum. Hâlbuki yanılmışım. Sohbete katılan hocalara o dönemleri bizleri Meğer ben sizden bilgi ve tecrübe kazanmaya canlı şahit göstererek anlattı. Panel Tarihçi gelmişim. diyerek karşısındaki muhatabının Yılmaz ÖZTUNA hakkındaydı Panelistler bilge kişiliğine hayranlığını ifade etmişti. içinde pür dikkat dinlenen ve heyecanlı-tesirli Rıza Akdemir Niksar Kaymakamlığı hitabetiyle sürekli alkışlanan yalnız Rıza döneminde bir taraftan devlet işlerini bütün Akdemir'di. Aziz valimiz, müstesna insan Rıza titizliğiyle yürütürken, olağanüstü çalışmalarla Akdemir'i son görüşümüzdü bu program. On da nesir ve manzum eserler yayınlıyordu. Siirt beş yirmi gün sonra da 9 Nisanda O'nun ebedi âleme irtihalini görüyoruz. Kabri pür-nur mekânı Bizim bön bön baktığımız eski Türkçe yazılmış cennet olsun. Ruhu şad olsun... kitaplarımızı, belgelerimizi, şiirlerimizi Sözlerimi Aziz Valimizin kadim dostu, rahatlıkla okuyup anlatıyordu. candan arkadaşı Yavuz Bülent Bakiler'in anlamlı Rıza Akdemir, çok zarif, çok efendi bir ifadeleriyle bitirmek istiyorum. Türkiye yapıya sahipti. Kaymakamlık yaptığı ilçelerde, G a z e t e s i n d e k i k ö ş e s i n d e C A A N I M İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığında, EFENDİM başlığıyla iki bölüm halinde 14 ve Siirt ve Balıkesir Valiliklerinde hep örnek insan, 15 Nisan 2012 tarihlerindeki makalesinde Yavuz baba adam, mükemmel vali... olarak gösterildi. Bülent Bakiler şöyle diyordu: Rıza Akdemir'le Yeri kolay kolay dolmaz, doldurulamaz Osman Yüksel Serdengeçti'nin yazıhanesinde münevver devlet adamlarımızdandı. tanıştık. Ankara Türk Ocağı faaliyetlerinde Benim tarihimize edebiyatımıza biraz bulunduk. Fikirlerimiz, duygularımız, merakım vardı. Hiç abartmadan yazıyorum hem öfkelerimiz, sevinçlerimiz aynıydı. Kibar bir üniversite yıllarımızda, hem de çok daha sonraki insandı. Arkadaşlarına 'canım efendim' diye devlet hayatımızda, edebiyatımızı da tarihimizi hitap ederdi. 57 yıllık dostluğumuz esnasında de bana ders verecek derecede biliyordu. birbirimize bir defacık olsun kırılmadık. Onbeşbin kitaplık kütüphanesi olan devlet Fakülte yıllarımızda, Rıza Akdemir'in adamlarımızdan birisiydi. Türkiye'mizde bizden üstün özellikleri vardı. Evvela kendi onbeşbin kitabı olan kaç aydınımız vardır? diye gayretiyle bin yıllık eski alfabemizi öğrenmişti. satırlarını noktalıyordu. Bir ömür boyunca hak hukuk dedin İnandıklarını doğru söyledin Ne gönül kırdın ne de çiğnedin Rabbimin rahmeti seninle olsun. Nice kitaplara yazılar yazdın Işık olup kalbe gönüle sızdın Haklıya hak verdin, haksıza kızdın Rabbimin rahmeti seninle olsun. Âşıktın Niksar'a halkı severdin İnsanı çalışkan vefalı derdin Çok eser bıraktın çok hizmet verdin Rabbimin rahmeti seninle olsun. İlmin ışık saçardı yoldan çıkana Hakkın yolundan yanlış sapana Nur içinde yatsın doğuran ana Rabbimin rahmeti seninle olsun. Selamın getirdik Niksar halkına Yiğitler diyarı bozkurt yurduna Ehl-i beyitlere, kitap dostuna Rabbimin rahmeti seninle olsun. (Merhum Rıza Akdemir'e ) Yeni nesillere ahlak terbiye Okunsun cehalet kaybolsun diye Kitapların Niksar'a olsun hediye Rabbimin rahmeti seninle olsun. Ömrün insanlığa geçti hizmetle Anıyoruz seni şimdi hürmetle Gittiğin yerde bizi de bekle Rabbimin rahmeti seninle olsun. İnsanlık örneği bir önder idin Vatan, bayrak, Millete hep söyler idin Yoksula yardımı sen eyler idin Rabbimin rahmeti senine olsun. İsmin unutulmaz nesiller boyu Senden öğrendiler yanlış doğruyu Yattığın o yerde huzurla uyu Rabbimin rahmeti seninle olsun. İsmet AKDEMİR 34

20 36 Prof. Dr. Ali AKAR Nisan 2013 tarihlerinde Uluslararası Ahmet Yesevi Üniversitesi tarafından düzenlenen 5. Türkoloji Sempozyumu münasebetiyle Kazakistan'da bulundum. Aşağıda bu yolculukla ilgili anı ve gözlemlerden oluşan izlenimleri bulacaksınız. I- çağımız İstanbul Atatürk Havalimanından 01.00'de kalktıktan sonra yüreğim karanlığın içinde ata yurda kavuşmak heyecanıyla atıyordu. Yolcuların çoğu bavul ticareti yapan Kazaklardı. Türkiye'de Usempozyuma katılmak amacıyla giden yaklaşık 50 civarında bilim insanı vardı. Yanımda oturan Kazak Hanım cep telefonunda ata binmiş bir çocuğun değişik açılardan çekilmiş fotoğraflarına bakıyordu. İstemeden göz misafiri oldum. Anlaşılan torunuydu. Yanımızdaki yolcuyla olan muhabbet kültürünü çoktan unuttuğumuz için yalnızca Kazakça salamatsız pa? Nasılsınız? sorusunu sordum o da köp rahmat çok teşekkür ederim dedi. Pilotumuz Kazakça olarak yolculuğumuzun yaklaşık 4,5 saat süreceğini anons etti. O anda, at ve deve sırtında dünyanın öbür tarafı sayılacak yerlerden Anadolu'ya göçen atalarımızın uzun göç serüvenini düşündüm. Sırı Derya boylarından kalkan kervanlar acaba kaç yılda benim köyüme ulaştılar? Hangi yolları kat ettiler? Doğrudan mı geldiler yoksa kona göçe mi ulaştılar buraya? Kaç göbek ötesindeki dedem benim şimdi gidiyor olduğum yerlerde doğmuştu? Onlar Anadolu'ya nasıl alıştılar? Yoksa tarihte bize anlatılanlar birer varsayımdan mı ibaret? Zira bu kadar uzun yol at ve deve sırtında nasıl kat edilir? Bunları düşünürken uykuya dalmışım. Gözümü açtığımda tan atmaya başlamıştı. En çok görmek istediğim manzara Hazar denizi idi. Evet uçağımız Azerbaycan topraklarından Hazar üzerinde süzülmeye başlamıştı. Hazar bütün maviliğiyle kuzeyden güneye nazlı ve mahmur gözleriyle uyanıyordu Ak köpüklü dalgalarını yer yer bulut kümeleri kesmesine rağmen sonsuz maviliği sanki boydan boya bütün Asya'yı kaplıyordu. Hazar kadar Türk olan başka bir deniz yok gibidir: Adını Hazar Türklerinden almış. Hun ve Köktürk imparatorluklarının batı sınırı olmuş hep. Şu anda da dört bir yanı Türk/çe coğrafyası ile çevrilmiş. Uçağımız burada yer yer hava boşluklarına düşmesine rağmen içimde tuhaf bir güven duygusu vardı. Ne de olsa Hazar, altımızda bize kucağını açmış bir anatürktü Yarım saat sonra Hazar'a elveda diyerek Türkmenistan üzerinde uçmaya başladık. Deniz sanki bitmemişti, yalnızca rengi değişmiş; sarı, kahverengi bir hâle bürünmüştü. Karakum çöl denizinde gidiyorduk. Uçsuz bucaksız ve de yükseltisiz bir coğrafya burası. Yer yer kumullar ve Aral gölünden arta kalan küçük su birikintileri gözüküyordu. Yerleşim yerleri yok gibiydi. Uçağımız bir çöl denizinde kilometrelerce u ç m a s ı n a r a ğ m e n m e s k u n m a h a l gözükmüyordu. Tabii, buralar Afrika çölleri gibi kumul birikintileri değil, küçük maki bitkilerinin olduğu bir bozkırdı. Yerel saatle 9.45'de Kazakistan'ın Çimkent havaalanı indik. Hava güneşli, sıcaklık 20 derece civarındaydı. Bizi sivri kasketli, Sovyet dönemi giysilerini hatırlatan ama çekik gözleriyle onlardan ayrılan Kazak görevliler karşıladılar. Uzunca sayılabilecek pasaport kontrol işlemlerinden sonra resmi olarak Kazakistan topraklarına ayak bastık ve dışarıda bizi bekleyen Ahmet Yesevi Üniversitesinden dostlarla kucaklaştık. Havaalanı şehrin dışındaydı. Trafiğin tenha olmasının nedeni buydu. Çimkent, Güney Kazakistan'da yer alan ve Kazakistan'ın Almatı ve Astana'dan sonra üçüncü büyük şehri. Nüfusu yaklaşık 629 bin (2011). Şehrin % 85'i Türklerden oluşuyor. Burada işlemler tamamlandıktan sonra iki otobüsle Türkistan (Yesi)'a doğru yola koyulduk. Türkistan ile Çimkent arasına yaklaşık 140 km. Fakat yollar bozuk ve araçların hız sınırları düşük olduğu için yolculuğun dört saat süreceğini öğrendik. Çimkent'ten ayrılan aracımız kuzeye doğru yol almaya başladı. Mevsim ilkbahar olmasına rağmen hava normalin üzerinde sıcaktı. Göz alabildiğince bozkırlar uzuyordu. Bahar yağmurlarının etkisiyle her taraf yemyeşildi. Sonsuz çayırlarda atlar, develer, koyunlar otluyordu. Çocukluk yıllarıma gittim geldim bir anda... Bu bozkırın hakiki sahibi binyıllardır buralarda özgürce otlayan işte bu hayvanlardı. Herkes ve her şey değişmişti; sahipleri, yönetimler, yollar, araçlar ama değişmeyen tek şey bozkır ve orada özgürce yaşamaktı galiba. Yolumuz bozkırın üzerinde sembolik bir çizgi olarak uzanıp giderken ufukta her şey kayboluyordu. Yollar, insanlar, arabalar Tek hakim şey sonsuz maviliğin altındaki sonsuz bozkırdı. Bilge Kağanı şimdi daha iyi anlıyorum: üze kök tengri, asra yağız yir Yukarıda mavi gök, aşağıdaki kara toprak Buranın ezeli ve ebedi tek gerçeği bu idi. Bu manzarada Bilge Kağanı ve onun keskin tespitlerini düşünürken bir taraftan da yakalayabildiğim manzaraların fotoğraflarını çekiyordum. Küçük at sürüleri (yılkılar), yol boyunca ağır aksak ama azimle yürüyen develer Deve, Türklerin çok eski zamanlardan beri tanıdığı etinden, sütünden, derisinden faydalandığı önemli bir binek hayvanı Atalarımız bu büyük Asya bozkırlarında ağır eşyalarını develerle taşımış. Sıcağa ve soğuğa dayanıklı olmaları, günlerce susuz kalabilmeleri sebebiyle, Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'ya yapılan İpek Yolu ticaretinde bu develer önemli rol oynamışlardır. Selçuklu ve Osmanlı Anadolu'sunda da önemli bir ticari aktör olan bu havyanlar, kara yollarının gelişmesiyle hayatımızdan çekilmeye başladı. Günümüzde özellikle Ege yöresinde güreşler için çok sınırlı ailede deve bulunmaktadır. Bu yüzden, böyle kalabalık deve sürüleri görmek tuhafımıza gitmiş olmalı ki develeri görünce hepimiz büyük bir merak ve ilgiyle deklanşörlerimize basmaya başladık. 37

Y. Lisans Türk Müziği İst. Teknik Üniv. 1989. Sanatta Yeterlilik Türk Müziği İst. Teknik Üniv. 1994

Y. Lisans Türk Müziği İst. Teknik Üniv. 1989. Sanatta Yeterlilik Türk Müziği İst. Teknik Üniv. 1994 Adı Soyadı: Güldeniz EKMEN AGİŞ Doğum Tarihi: 01.08.1958 Unvanı: Yardımcı Doçent Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı İst. Teknik Üniv. 1979 Y. Lisans Türk Müziği İst.

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖĞRENİM DURUMU Lisans: 1976-1980 Doç. Dr. Rıza BAĞCI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ/TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Yüksek Lisans: 1984-1987 EGE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

KÜLTÜR VE TURĐZM BAKANI Ertuğrul GÜNAY

KÜLTÜR VE TURĐZM BAKANI Ertuğrul GÜNAY 1 KÜLTÜR VE TURĐZM BAKANI Ertuğrul GÜNAY 28 Mart - 03 Nisan 2011 tarihleri arasında kutlanacak olan 47. KÜTÜPHANE HAFTASI'nın açılış törenini onurlandırmanızı diler. Tarih: 28 Mart 2011 Saat: 14:00 : Antik

Detaylı

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur.

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur. 06 EKİM 2014 REKLAM HABERLER Gül-Ay - Sayfa 3 06 EKİM 2014 Gül-Ay - Sayfa 5 HABERLER Erdemli de üzüm festivali yapıldı Erdemli'ye bağlı Üzümlü köyünde Üzüm festivali yapıldı. Erdemli Belediyesi tarafından

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 29 EKİM TÖRENLERİ Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 1923 Cumhuriyet ilân edildi. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor)

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Secaattin Tural 2. Doğum Tarihi : 15.07.1966 3. Unvanı : Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu : Doktora 5. Çalıştığı Kurum : Kırklareli Üniversitesi Derece Alan Üniversite Lisans Türk Dili

Detaylı

TED KAYSERİ KOLEJİ VAKFI VELİ VE ÖĞRETMENLERİNDEN SOMA YA EL VER KAMPANYASINA BÜYÜK DESTEK

TED KAYSERİ KOLEJİ VAKFI VELİ VE ÖĞRETMENLERİNDEN SOMA YA EL VER KAMPANYASINA BÜYÜK DESTEK TED KAYSERİ KOLEJİ VAKFI VELİ VE ÖĞRETMENLERİNDEN SOMA YA EL VER KAMPANYASINA BÜYÜK DESTEK Türk Eğitim Derneği Genel Merkezi nin Soma nın Evlatları Artık Hepimizin Evladı başlığı ile başlatılan Soma ya

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 4. Öğrenim Durumu :Üniversite Derece Alan Üniversite Yıl Türk Lisans. Halk Atatürk Üniversitesi 1970. Türk Halk Hacettepe Üniversitesi 1971

ÖZGEÇMİŞ. 4. Öğrenim Durumu :Üniversite Derece Alan Üniversite Yıl Türk Lisans. Halk Atatürk Üniversitesi 1970. Türk Halk Hacettepe Üniversitesi 1971 Resim ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Prof. Dr. Ensar ASLAN İletişim Bilgileri :Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Adres Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanlığı Telefon : Mail : 2. Doğum Tarihi : 3. Unvanı

Detaylı

T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ XXVIII. KÜTÜPHANE HAFTASI KUTLAMA PROGRAMI. 30 Mart - 5 Nisan 1992 İSTANBUL

T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ XXVIII. KÜTÜPHANE HAFTASI KUTLAMA PROGRAMI. 30 Mart - 5 Nisan 1992 İSTANBUL T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ XXVIII. KÜTÜPHANE HAFTASI KUTLAMA PROGRAMI 30 Mart - 5 Nisan 1992 İSTANBUL XXVIII. KÜTÜPHANE HAFTASI KUTLAMA PROGRAMI (30 Mart - 5 Nisan 1992) 30 Mart 1992 Pazartesi O^ÖO AÇILIŞ

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Yrd. Doç. Dr. ÜNAL ŞENEL

ÖZGEÇMİŞ. Yrd. Doç. Dr. ÜNAL ŞENEL ÖZGEÇMİŞ Yrd. Doç. Dr. ÜNAL ŞENEL Eğitim Bilgileri: Derece Program Üniversite Yıl Lisans Türk Dili ve Edebiyatı Dokuz Eylül Üniversitesi 1985 Yüksek Lisans Tıp Tarihi ve Deontoloji Ege Üniversitesi 1988

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi ISSN 1302 6658

Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi ISSN 1302 6658 Kocaeli Üniversitesi ISSN 1302 6658 Yusuf Bayraktutan, Yüksel Bayraktar Yakınlaşma Kriterleri Bağlamında AB Genişlemesi ve Türkiye Tahir Büyükakın, Cemil Erarslan Enflasyon Hedeflemesi ve Türkiye de Uygulanabilirliğinin

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz. 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri

Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz. 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri Müdürlüğümüz bünyesinde faaliyet gösteren AKM Klasik Türk Sanat Müziği Korosunun Şef Mitat

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

MİHALIÇÇIK İLÇE GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ 2015 NİSAN-MAYIS-HAZİRAN DÖNEMİ SÜT DESTEK İCMALİ

MİHALIÇÇIK İLÇE GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ 2015 NİSAN-MAYIS-HAZİRAN DÖNEMİ SÜT DESTEK İCMALİ İL İLÇE S.No. ESKİŞEHİR MİHALIÇÇIK Müstahsil Bilgileri. Tarih :21.08.2015 T.C./Vergi No. Adı Soyadı. Baba Adı. D.Tarih. MİHALIÇÇIK İLÇE GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ 2015 NİSAN-MAYIS-HAZİRAN DÖNEMİ

Detaylı

Kaşgar dan Endülüs e TÜRK - İSLAM ŞEHİRLERİ Sakarya Şehrengizi

Kaşgar dan Endülüs e TÜRK - İSLAM ŞEHİRLERİ Sakarya Şehrengizi Kaşgar dan Endülüs e TÜRK - İSLAM ŞEHİRLERİ ESKİŞEHİR Ana Tema : Yükselen Cumhuriyet Kurtuluş ve Ebedi Varoluş Destanına Sahne Olan Sakarya Tarih Hafzasından Yükselen Cumhuriyet, Bi İznillah, Ebed Müddet

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Kazan, İpekyolu nda Bir Teknoloji Vadisi. Yedi Cihan Kazan. 24 Haziran-10 Temmuz 2013 Ankara-Kazan FAALİYET RAPORU

Kazan, İpekyolu nda Bir Teknoloji Vadisi. Yedi Cihan Kazan. 24 Haziran-10 Temmuz 2013 Ankara-Kazan FAALİYET RAPORU Kazan, İpekyolu nda Bir Teknoloji Vadisi Yedi Cihan Kazan 24 Haziran-10 Temmuz 2013 Ankara-Kazan FAALİYET RAPORU KAZAN, İPEKYOLU NDA BİR TEKNOLOJİ VADİSİ Yedi Cihan Kazan Projesi, Kazan Belediye Başkanı

Detaylı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Muğla Valisi Amir Çiçek in katılımı ile Menteşe Belediyesi nin katkıları ile Konakaltı Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen törenle sanatçı Eda Özdemir in Bir Kadın Üç Sanat

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

BASIN YAYIN BİRLİĞİ OCAK-ŞUBAT 2015 ETKİNLİK BÜLTENİ

BASIN YAYIN BİRLİĞİ OCAK-ŞUBAT 2015 ETKİNLİK BÜLTENİ BASIN YAYIN BİRLİĞİ OCAK-ŞUBAT 2015 ETKİNLİK BÜLTENİ 1. 2014 Türkiye Kitap Pazarı İstatistikleri Açıklandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ISBN Ajansı, Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü ve Yayımcı Meslek

Detaylı

2013 Kış Etkinlikleri

2013 Kış Etkinlikleri KARTAL ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi 2013 Kış Etkinlikleri İlk Dönem Sonu Eğitim sistemimizde seçkin bir yere sahip olan İmam Hatip Liseleri içerisinde ayrı bir konumda bulunan

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı Kenan Erdoğan Unvanı Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri Manisa Daha Önce Bulunduğu Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Araştırma Görevlisi, Celal Bayar Üniversitesi

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı

Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı Mustafa Kemal Üniversitesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünce yürütülen 2012-2013 Cemil Meriç Yılı etkinlikleri kapanış töreni Hatay Kültür Merkezi nde geniş

Detaylı

SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM

SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM Handır bu gönlüm, ya misafirhane Derd konuklar, derman konuklar, hayâl konuklar, melâl konuklar; mümkün konuklar, muhal konuklar. Hele hasret, hiç çıkmaz

Detaylı

YOZGAT SORGUN CAFERLİ KÖYÜ SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ ÜYE LİSTESİ

YOZGAT SORGUN CAFERLİ KÖYÜ SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ ÜYE LİSTESİ YOZGAT SORGUN CAFERLİ KÖYÜ SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ ÜYE LİSTESİ S.No Adı Soyadı Kan Baba Adı T.C. No GSM No Tel No 1 Osman AK 05368917287 2 Seyit Ahmet AK 05363272736 3 Aytekin AK 05052032022

Detaylı

44.ULUSAL 18.ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ PROGRAMI

44.ULUSAL 18.ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ PROGRAMI 44.ULUSAL 18.ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ PROGRAMI 16-19 AĞUSTOS 2007 HACIBEKTAŞ I.GÜN 16 AĞUSTOS 2007 (Bir gün önce Saat:16:00 da Atatürk Anıtına çelenk konulacak)

Detaylı

Mahmut ÇELİKCAN Fatma EVCİMİK Sayim FERSAK Meclis Başkanı Meclis Katibi Meclis Katibi Belediye Başkanı

Mahmut ÇELİKCAN Fatma EVCİMİK Sayim FERSAK Meclis Başkanı Meclis Katibi Meclis Katibi Belediye Başkanı TOPLANTI TARİHİ : 01.10.2014 TOPLANTI GÜN VE SAAT :ÇARŞAMBA 17.00'de KATILANLAR : 38 KATILMAYANLAR : - MAZERETLİ : - Belediye Meclisinin 01 EKİM ÇARŞAMBA günü saat 17.00 de olağan olarak yapılan toplantısında

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

GAZETECİ YAZAR BÜLENT AKKURT BODRUM DA DEFNEDİLDİ

GAZETECİ YAZAR BÜLENT AKKURT BODRUM DA DEFNEDİLDİ GAZETECİ YAZAR BÜLENT AKKURT BODRUM DA DEFNEDİLDİ Önceki gün vefat eden gazeteci yazar Bülent Akkurt Bodrum da dostları, yakınlarının kollarında son yolculuğuna defnedildi. Bülent Akkurt un yazıları bir

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

Sanatçılara Desteğimiz Devam Ediyor. 08-13 Nisan 2014 Hamdi Öner Kişisel Resim Sergisi

Sanatçılara Desteğimiz Devam Ediyor. 08-13 Nisan 2014 Hamdi Öner Kişisel Resim Sergisi Sanatçılara Desteğimiz Devam Ediyor 08-13 Nisan 2014 Hamdi Öner Kişisel Resim Sergisi Müdürlüğümüzün katkılarıyla, Hamdi Öner in kişisel Resim Sergisi, Sivas Devlet Güzel Sanatlar Galerisinde açıldı. Açılışa,

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

T.C. BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ 2012-2013 EĞİTİM YILI PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMI YEDEK ADAY KAYIT LİSTESİ

T.C. BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ 2012-2013 EĞİTİM YILI PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMI YEDEK ADAY KAYIT LİSTESİ İLAHİYAT T.C. BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ 2012-2013 EĞİTİM YILI PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMI YEDEK ADAY KAYIT LİSTESİ Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi KAYIT HAKKI KAZANAN

Detaylı

SAĞLIK KÜLTÜR ve SPOR DAİRE BAŞKANLIĞININ 2012 YILI SOSYAL FAALİYETLERİNDEN GÖRÜNTÜLER

SAĞLIK KÜLTÜR ve SPOR DAİRE BAŞKANLIĞININ 2012 YILI SOSYAL FAALİYETLERİNDEN GÖRÜNTÜLER SAĞLIK KÜLTÜR ve SPOR DAİRE BAŞKANLIĞININ 2012 YILI SOSYAL FAALİYETLERİNDEN GÖRÜNTÜLER Üniversitemiz Merkez Kütüphane Konferans Salonunda İnovasyon ve Liderlik Topluluğu tarafından gerçekleştirilen Anılarla

Detaylı

Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler,

Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler, Sayın Okul Müdürüm, Saygıdeğer Basın Mensupları, Değerli Misafirler, Sevgili Öğrenciler, Azıcık duyarlılık, birazcık özveri! düşüncesiyle 10-16 Mayıs Engelliler Haftasında; farklılıklarımızı değil bizi

Detaylı

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde!

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! İstanbul, bu yıl ikinci kez Mevlana Celaleddin-i Rumi nin ölüm yıldönümü olan Şeb-i Arus törenlerine ev sahipliği yapıyor.

Detaylı

berekettir Recep Tayyip Erdoğan Gençlik Parkı nda Ramazan Özel Etkinlikleri ve Mahalle İftarları ile

berekettir Recep Tayyip Erdoğan Gençlik Parkı nda Ramazan Özel Etkinlikleri ve Mahalle İftarları ile GAZİOSMANPAŞA DA BU RAMAZAN ÇOK ÖZEL Recep Tayyip Erdoğan Gençlik Parkı nda Ramazan Özel Etkinlikleri ve Mahalle İftarları ile Ramazan ın coşkusunu, heyecanını ve sevincini birlikte yaşayalım. Ramazan

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde bugün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh tır. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Büyüme Romanı (Bildungsroman) Kavramı Etrafında Aşk-ı Memnu ve Roman Kişisi Nihal

İÇİNDEKİLER. Büyüme Romanı (Bildungsroman) Kavramı Etrafında Aşk-ı Memnu ve Roman Kişisi Nihal MİLLÎ EĞİTİM EĞİTİM-KÜLTÜR-SANAT 3 AYDA BİR YAYINLANIR BAHAR 2004 Sayı:162 ISSN 1302-5600 Milli Eğitim Bakanlığı Adına Sahibi Yayımlar Dairesi Başkan V. Şadi KESKİN Yazı İşleri Müdürü Ali KARAÇALI Süreli

Detaylı

ÇOK AMAÇLI SALONUMUZA KAVUŞTUK OKUL MÜDÜRÜMÜZ TURGAY YOLCU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ. Hazırlayan: MÜCAHİT KARAKUŞ Sayfa: 1

ÇOK AMAÇLI SALONUMUZA KAVUŞTUK OKUL MÜDÜRÜMÜZ TURGAY YOLCU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ. Hazırlayan: MÜCAHİT KARAKUŞ Sayfa: 1 Y A K A M O Z G A Z E T E S İ HAZİRAN 2013 EĞERCİ İLKOKULU / ORTAOKULU YIL: 2 SAYI: 4 OKUL MÜDÜRÜMÜZ TURGAY YOLCU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ Saygıdeğer öğretmenlerimiz, sevgili öğrenciler

Detaylı

Ýçindekiler Kayseri Ýli Yardým Derneði Ýstanbul Þubesi Adýna Sahibi, Dernek Baþkaný Yayýn Yönetmeni Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü M. Orhan CEBECÝ Dergi Komisyonu Gamze POSTAAÐASI Rýfat DEDEMAN Danýþma Kurulu

Detaylı

Şubat 2016. Komsu Köyün

Şubat 2016. Komsu Köyün Şubat 2016 Komsu. Köyün DÖRT MEVSİM ORDU Fotoğraf Yarışması 1.si Emre BOSTANOĞLU Perşembe / ORDU Şubat 2016 Şarkiye Mahallesi Kocakişi Sokak No:1 52100 Altınordu/ORDU kultur@ordu.bel.tr Sevgili Ordulular,

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

TOBB İLKOKULU E-BÜLTEN. Mart 2015. TOBB ilkokulu SAYI 3. Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12.

TOBB İLKOKULU E-BÜLTEN. Mart 2015. TOBB ilkokulu SAYI 3. Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12. TOBB İLKOKULU SAYI 3 Mart 2015 Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12.tr TOBB ilkokulu Hanımefendilerden Anlamlı Ziyaret Sayın Valimizin eşi Hanife YAZICI ve beraberinde

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ

ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız ve hangi okulları

Detaylı

2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR

2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR 2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR Elazığ İl Müftülüğü Aile İrşat ve Dinî Rehberlik Bürosu görevlilerinden İl

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Yrd. Doç. Dr. Unvanı. 05. 09. 1969 (Resmi), Ardahan. Doğum Tarihi ve Yeri

ÖZGEÇMİŞ. Yrd. Doç. Dr. Unvanı. 05. 09. 1969 (Resmi), Ardahan. Doğum Tarihi ve Yeri ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı Ayvaz MORKOÇ Unvanı Doğum Tarihi ve Yeri Görevi Görev Yeri İdari Görevi Yrd. Doç. Dr. 05. 09. 1969 (Resmi), Ardahan Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı

Detaylı

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Çankaya Üniversitesi Bilgi İşlem Departmanı nda çalışan ve 2007 Bilgisayar Mühendisliği Bölümümüzden mezun olan Hakan Yurduseven ile bilgilendirici bir söyleşi gerçekleştirdik. ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM

Detaylı

B A R T I N İ L H A L K K Ü T Ü P H A N E S İ. Sizleri de Bekliyoruz..

B A R T I N İ L H A L K K Ü T Ü P H A N E S İ. Sizleri de Bekliyoruz.. Cilt 1, Sayı 1 Ocak 2013 B A R T I N İ L H A L K K Ü T Ü P H A N E S İ KÜTÜPHANE BÜLTENİ BÜLTENİMİZ 3 Aylık bir bülten olarak yayın hayatına başlayan bültenimiz ilk sayısını ocak ayında çıkarmaya başlamıştır.

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

1.TİG Kursu "Tüm Yönleriyle TİG" Katılımcı Listesi

1.TİG Kursu Tüm Yönleriyle TİG Katılımcı Listesi 1.TİG Kursu "Tüm Yönleriyle TİG" 09-10 Eylül 2015- Ankara Adı-Soyadı ABDULKADİR DOST ABDULKADİR DENİZ AHMET GENÇ AHMET GÖDEKMERDAN AHMET KÜRŞAT ACAR AHMET ÖZYALÇIN AHMET ÜZÜM AHMET ZEREN ALAİDDİN DOMAÇ

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

çok ders biyolojiden köken almaktadır.biyoloji ile arası iyi olanların zorlanmayacağı bir bölümdür.

çok ders biyolojiden köken almaktadır.biyoloji ile arası iyi olanların zorlanmayacağı bir bölümdür. 1 1) Veterinerlik ile ilgili görüşleriniz nelerdir? C.1) Veterinerlik herkesin yapabileceği bir meslek değil. Gerçekten severek ve isteyerek yapılması gereken bir meslektir. Çünkü uğraştığımız şeyler bir

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

TÜRK DÜNYASI MÜHENDİSLER VE MİMARLAR BİRLİĞİ

TÜRK DÜNYASI MÜHENDİSLER VE MİMARLAR BİRLİĞİ TÜRK DÜNYASI MÜHENDİSLER VE MİMARLAR BİRLİĞİ Kaşgar dan Endülüs e TÜRK - İSLAM ŞEHİRLERİ Uluslararası Şiir ve Nesir Yarışması ŞEHİR VE EDEBİYAT ÖDÜLLÜ www.tdmmb.org.tr Kaşgar dan Endülüs e TÜRK - İSLAM

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl. Sanatlar Fakültesi Y. Lisans Fotoğraf Mimar Sinan Güzel Sanatlar 2011- Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora

Derece Alan Üniversite Yıl. Sanatlar Fakültesi Y. Lisans Fotoğraf Mimar Sinan Güzel Sanatlar 2011- Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Nevzat Yıldırım 2. Doğum Tarihi: 02.12.1987 3. Unvanı: Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu: Yüksek Lisans Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Fotoğraf ve Grafik Kocaeli Üniversitesi

Detaylı

Beden Eğitimi (5900) - (70)-KARAMAN / (2) -ERMENEK / (747769) - Fikret Ünlü Yatılı Bölge Ortaokulu

Beden Eğitimi (5900) - (70)-KARAMAN / (2) -ERMENEK / (747769) - Fikret Ünlü Yatılı Bölge Ortaokulu T.C KARAMAN VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM M ÜDÜRLÜĞÜ 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI (2) NO'LU ÖĞRETMEN ONAY LİSTESİ SIRA T.C KİMLİK NO ADI SADI GÖREV 1 ERCAN ATAĞAN Beden Eğitimi GÖREV YERİ -ERMENEK / (747769) -

Detaylı

Sonuçlar. Hızlı İstatistik Anket 15145 'KAHRAMANMARAŞ BELEDİYESİ ŞEHİR KAMERALARI ANKETİ' Anket 15145

Sonuçlar. Hızlı İstatistik Anket 15145 'KAHRAMANMARAŞ BELEDİYESİ ŞEHİR KAMERALARI ANKETİ' Anket 15145 Sonuçlar Anket 545 Bu sorgudaki kayıt sayısı: Anketteki toplam kayıt: Toplama göre yüzde: 249 249 00.00% page / 70 page 2 / 70 boos000 için alan özeti Adınız? Sayı Yüzde oran 28 87.55% yok 2.45% page /

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

RAHMET AKŞAMLARI 2015 PROGRAM LİSTESİ

RAHMET AKŞAMLARI 2015 PROGRAM LİSTESİ www.konya.bel.tr RAHMET AKŞAMLARI 2015 PROGRAM LİSTESİ Tarih Sanatçı 19.06.2015 Cuma Ensar Kardeşler 20.06.2015 Cumartesi Grup Dergah 21.06.2015 Pazar Kahraman Tazeoğlu 22.06.2015 Pazartesi Ahmet Yücenurşen

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

2014 YILI FAALİYETLERİ

2014 YILI FAALİYETLERİ 2014 YILI FAALİYETLERİ 28 Ağustos 2013 tarihinde Dekanımız Prof. Dr. Bayram Ali ÇETİNKAYA görevine başladı. 27 Eylül 2013 tarihinde Dekanımız Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya Atatürk Üniversitesinde düzenlenen

Detaylı

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu XXVI. Dönem Genel Kurulu

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu XXVI. Dönem Genel Kurulu UNESCO Türkiye Millî Komisyonu XXVI. Dönem Genel Kurulu 17 Mayıs 2014 Tarihinde Ankara da Gerçekleştirildi UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Yönetmeliğinin 14. Maddesine göre toplanan XXVI. Genel Kurul, 2014-2018

Detaylı

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities)

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Veli Yılmaz 2. Doğum Tarihi : 25.11.1948 3. Unvanı : Yrd. Doç. Dr. 4. Öğretim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Subay Kara Harp Okulu 1969 Y. Lisans Kurmaylık Kara Harp

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Türk Dünyası beyaz perdede buluştu

Türk Dünyası beyaz perdede buluştu T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü BASIN TARAMASI Yayın: www.kultursanat.org Sayfa: 1 Yayın Tarihi:18.02.2010 Türk Dünyası beyaz perdede buluştu İstanbul Üniversitesi

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

sular vadisi kültüretkinlikleri3 Sular Vadisi Başakşehir Katkılarıyla

sular vadisi kültüretkinlikleri3 Sular Vadisi Başakşehir Katkılarıyla sular vadisi kültüretkinlikleri3 2011 Katkılarıyla 1 HAZİRAN 8 2 6 HAZİRAN Başakşehir sular vadisi kültüretkinlikleri2011 18 Haziran Cumartesi / 20:30 Kur an Ziyafeti-Konser Kur an Tilaveti - KonserTaner

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

BİRLİKTE YAŞAMA VE KARDEŞLİK

BİRLİKTE YAŞAMA VE KARDEŞLİK ÖZEL ANAKENT İLKOKULU 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ KASIM - ARALIK SAYFASI Birlikte Yaşama Kültürü ve Hoşgörü Gel Bize Katıl Bize! Şarkısını Söyledik Sınıf içinde, arkadaşlarımızla

Detaylı

TÜRK DÜNYASI MÜHENDİSLER VE MİMARLAR BİRLİĞİ

TÜRK DÜNYASI MÜHENDİSLER VE MİMARLAR BİRLİĞİ TÜRK DÜNYASI MÜHENDİSLER VE MİMARLAR BİRLİĞİ Kaşgar dan Endülüs e TÜRK - İSLAM ŞEHİRLERİ Uluslararası Şiir ve Nesir Yarışması ŞEHİR VE EDEBİYAT ÖDÜLLÜ www.tdmmb.org.tr YARIŞMAYI AÇAN KURULUŞLAR Türk Dünyası

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

DİNÎ SÖYLEMİN ÖNEMİ. Tartışmalı İlmî Toplantı PROGRAM - DAVETİYE 16/18 EKİM 2015 TOPLUMSAL BİRLİĞİN GÜÇLENDİRİLMESİNDE

DİNÎ SÖYLEMİN ÖNEMİ. Tartışmalı İlmî Toplantı PROGRAM - DAVETİYE 16/18 EKİM 2015 TOPLUMSAL BİRLİĞİN GÜÇLENDİRİLMESİNDE TOPLUMSAL BİRLİĞİN GÜÇLENDİRİLMESİNDE DİNÎ SÖYLEMİN ÖNEMİ Tartışmalı İlmî Toplantı PROGRAM - DAVETİYE 16/18 EKİM 2015 CUMA-CUMARTESİ-PAZAR GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ KONGRE ve KÜLTÜR MERKEZİ KAMPÜS / GAZİANTEP

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı