RİZE GENEL CERRAHİ GÜNLERİ 6-8 EYLÜL 2013 / AYDER-RİZE

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "RİZE GENEL CERRAHİ GÜNLERİ 6-8 EYLÜL 2013 / AYDER-RİZE"

Transkript

1 1

2 BİLİMSEL KURUL Dr. Tarık AKÇAL Dr. Alper AKCAN Dr. Müfide Nuran AKÇAY Dr. Ediz ALTINLI Dr. Mithat Kerim ARSLAN Dr. İbrahim AYDIN Dr. Mahmut BAŞOĞLU Dr. Yusuf BÜKEY Dr. Adnan ÇALIK Dr. Fehmi ÇELEBİ Dr. Metin ERTEM Dr. Süphan ERTÜRK Dr. Erhun EYÜBOĞLU Dr. Enver İHTİYAR Dr. Turgut İPEK Dr. İlhan KARABIÇAK Dr. Hakan KULAÇOĞLU Dr. Ender ÖZER Dr. Melih PAKSOY Dr. Ahmet PERGEL Dr. Cafer POLAT Dr. Erdoğan SÖZÜER Dr. Dursun Ali ŞAHİN Dr. Yasemin Giles ŞENYÜREK Dr. Hasan TAŞÇI Dr. İhsan TAŞÇI Dr. Serdar TÜRKYILMAZ Dr. Mehmet ULUDAĞ Dr. Rafet YİĞİTBAŞI Dr. Ahmet Fikret YÜCEL Dr. Serdar YÜCEYAR 2

3 P-01 FİBROADENOMLARDA CERRAHİ ENDİKASYONLARIMIZ Op Dr Fazilet ERÖZGEN, Op Dr Ahmet KOCAKUŞAK, Dr Suat BENEK Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği Amaç: Meme polikliniğine başvuruda bulunan hastaların %60 ından fazlası memelerinde ele gelen kitle olduğunu belirtmektedirler. Meme lezyonlarının büyük kısmı iyi huylu olmasına rağmen kişide anksiyete ve morbiditeye sebebiyet vermesi açısından önem taşır. Biz çalışmamızda fibroadenomlara niye cerrahi uyguladığımızı paylaşmayı amaçladık. Materyal ve Metod: 2005 Mart-2012 Ekim ayları arasında Vakıf Gureba Eğitim Araştırma Hastanesi ve Haseki Eğitim Araştırma Hastanesi meme polikliniğine başvuruda bulunan toplam hasta içinde fibroadenom tanısı alan 645 hastadan total cerrahi eksizyon uygulanan 237 hasta çalışmaya alındı. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 34 yıl (15 yıl-62 yıl) ve hepsi kadındı.hastaların hepsine total eksizyon öncesi İİAB ve tru-cut biopsi uygulanmıştı. Eksizyonel biopsi uygulanan fibroadenomların (FA) 48 tanesi lobule konturluydu.22 hastada ailede meme karsinomu hikayesi mevcuttu. Radyolojik olarak progresyon gösteren 58 hasta vardı. Patolojinin total eksizyon önerdiği hasta sayıs 53 tü.56 hastada anksiete ve ağrı şikayeti giderilemediğinden cerrahi uygulanmıştı. Tartışma: Fibroadenomlar selim lezyonlar olmasına karşın çeşitli nedenlerle total olarak eksize edilirler. Bizim pratiğimizdede rastladığımız endikasyonlar yukarıdaki gibidir. Ablası bilateral meme Ca olan 1.5 cmlik lezyonundan alınan biopside total eksizyon önerilen bir hasta hariç tüm hastalarda patoloji fibroadenom olarak gelmiştir. 3

4 P-02 MEME KARSINOMU VE CERRAHİ OPERASYON GEREKTİREN HASTALIKLARIN BİRLİKTELİĞİ Op Dr Fazilet ERÖZGEN, Op Dr Ahmet KOCAKUŞAK, Dr Suat BENEK Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği Amaç: Meme karsinomu tanısı ile opere olmuş hastalar daha sonradan çeşitli nedenlerle cerrahi operasyon gereken hastalıklarla karşımıza gelmektedirler. Biz de kendi takibimizdeki hastalarımızı ve cerrahi operasyon gerektiren hastalıklarını paylaşmayı amaçladık. Materyal ve metod: 2005 Mart Aralık ayları arasında meme karsinomu tanısı nedeniyle opere olmuş ve takiplerine düzenli olarak gelen 308 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Bulgular: 308 hastadan 76 hasta bu süreçte tekrar cerrahi operasyon geçirmişlerdi.27 hasta multinoduler guatr, 17 hasta taşlı kese, 21 hasta endometrium ca nedeniyle opere oldu.4 hasta sürrenal adenomu,7 hasta over karsinomu ile opere edildi. MNG tanısı en erken 1 yılda en geç 6. Yılda gelişmişti. Endometrium kanseri tanısı alan 15 hastada tamoksifen kullanımı varken 5 hastada yoktu. Over karsinomu tanısı alan hastalar kemoterapi almış ve premenopozal hastalar olmakla birlikte meme karsinomu tanısından ortalama 6 yıl sonra over karsinomu gelişmişti. Tartışma: Meme karsinomlu olgularda daha sonradan endokrin kökenli organlarda başta olmak üzere çeşitli nedenlerle cerrahi girişim gereken ve bazende ikincil primer organ tümörleri gelişmektedir. Bu nun nedenleri tam olarak bilinmemekle beraber endokrin organlarda patolojilerin birlikteliği söz konusu olabilmektedir. Ve bu konuda daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır. 4

5 P-03 SÜRRENALEKTOMİ OPERASYONUNDA ANESTEZİ YÖNETİMİ Leyla KAZANCIOĞLU 1, Abdullah ÖZDEMİR 1, Ahmet ŞEN 1, Başar ERDİVANLI 1, Ahmet Fikret YÜCEL 2 1 RTEÜ Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon AD. 2 RTEÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi AD. Amaç: Cushing sendromu plazma glukokortikoid düzeyinde kronik artış sonucu gelişir. Sık gözlenen metabolik problemler nedeniyle anestezide çeşitli sorunlarla karşılaşılabilir. Yazımızda, sol surrenalektomi planlanan, Cushing sendromlu ASA III hastanın anestezi yönetimi tartışılmıştır. Olgu: Halsizlik ve vücutta şişkinlik şikayetiyle başvuran 71 yaşında erkek hasta cushingoid görünümdeydi. Özgeçmişinde hipertansiyon, diyabetes mellitus, 5 yıl önceki manyetik rezonans görüntülemesinde (MRG) adrenal insidentaloma mevcuttu. Fizik muayenede tansiyon 190/110 mmhg, nabız 110/d idi. Kortizol diürnal ritmi düzensiz, plazma kortizol düzeyi yüksek (8.3 µg/dl), ACTH düzeyi düşük, 1 ve 2 mg deksametazon supresyon testine yanıtı yoktu. Üst abdomen MRG de sol sürrenalde 72x45 mm boyutlu solid lezyon görülerek sürrenal adenoma bağlı cushing sendromu tanısıyla sol sürrenalektomi planlandı. Oral antihipertansif tedavi ve preop 20 mg metilprednizolon başlandı. Midazolam premedikasyonu, rutin monitorizasyon ve invaziv kan basıncı monitorizasyonunu takiben fentanil, propofol ve roküronyum indüksiyonunu takiben entübe edildi. Anestezi %50 oksijen-hava, %1 sevoflurane ve 0.5 μg/kg/d remifentanil ile sürdürüldü. İnsülin ve potasyum içeren %5 dekstroz infüzyonu, metilprednizolon infüzyonu ve kan şekeri takibi başlandı. Yüz elli dakika süren operasyon boyunca vital bulguları stabil seyreden hasta komplikasyonsuz olarak ekstübe edildi, yoğun bakım ünitesine alındı. Oral antihipertansif ve steroid replasman tedavisi sürdürülerek, sorunsuz şekilde servise gönderildi. Postoperatif 5. günde şifa ile taburcu edildi. Tartışma: Cushing sendromu, hipotalamohipofizer aksın bozulmasına bağlı uygunsuz glukokortikoid salınımının bir sonucudur. En sık nedeni hipofiz adenomudur. Olguların %40 ında adrenal glandlarda görülebilir. Glukokortikoid salınımı renal su, sodyum tutulumu, potasyum kaybı dolayısyla hipokalemik metabolik alkaloza neden olur. Cerrahi öncesindeki entübasyon ve pozisyon verme sırasında dahi hipertansiyona bağlı komplikasyonlar gözlenebilir. Dolayısıyla preoperatif dönemde, hipertansiyon ve ek hastalıkların kontrol altına alınması şarttır. Olgumuzda ameliyattan önce başlanan antihipertansif ve steroid replasman tedavisi sayesinde perioperatif dönemde hemodinamik komplikasyon yaşanmadı. Cushing sendromunda, preoperatif antihipertansif, steroid replasman tedavisi, yeterli premedikasyon ve analjezi sağlanarak komplikasyonların önlenebileceği kanaatindeyiz. 5

6 P-04 LAPAROSKOPİK ADRENALEKTOMİ DE İLK DENEYİMLERİMİZ Ender ÖZER, İbrahim AYDIN, Ahmet PERGEL, Ahmet Fikret YÜCEL, Dursun Ali ŞAHİN, Ahmet KARAKAYA, Ercan ZENGİN Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı AMAÇ: Çalışmamaızın amacı kliniğimizde uyguladığımız ilk laparoskopik adrenalektomi vakalarının sonuçlarını irdelemektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Kliniğimizde şubat-temmuz 2013 tarihleri arasında beş hastaya laparoskopik transperitoneal adrenalektomi uygulandı. Ameliyat ettiğimiz hastaların; demografik bilgileri, ameliyat süreleri varsa komplikasyonları, hatanede yatış süreleri, kitle boyutları ve patolojik tanıları gibi bilgileri dosya kayıtları ve ameliyatnotları taranarak retrospektif olarak kaydedidi. BULGULAR: Opere edilen beş hastanın 1 i erkek, 4 ü ise kadındı. Hastaların ortalama yaşı 36,6 (23-47) idi. Ortalama operasyon süresi 120 dakika idi. Ortalama tümör boyutu 4,7 (2,7-6,2) cm idi. Ortalama hastanede kalış süresi 4 gün idi. Kitlelerin patolojik tanısı adrenal kortikal adenom olarak rapor edildi. Hastaların hiçibirisine dren konmadı ve postoperatif dönemde, uyguladığımız cerrahi tekniğe ait herhangi bir komplikasyon gözlemlenmedi. TARTIŞMA VE SONUÇ: Laparoskopik adrenalektomi tüm dünyada fonksiyone veya non- fonksiyone adenomlar, feokromasitomalar, Cushing Sendromu gibi adrenal bezin iyi huylu hastalıklarında ve genelde 6 cm den küçük adrenal tümörlerin tedavisinde ilk seçenek olarak güvenle uygulanmaktadır. Bizim de ilk beş vakadaki deneyimimize göre, laparoskopik adrenalektomi güvenli, etkin ve morbiditesi düşük bir tedavi seçeneğidir. 6

7 P-05 DUODENAL ÜLSER PERFORASYONLARINDA CERRAHİ TEDAVİ SONUÇLARIMIZ Mustafa ÖZSOY, Bahadır CELEP, Ahmet BAL, Ziya Taner ÖZKEÇECİ, Sezgin YILMAZ, Yüksel ARIKAN Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Kliniği, Afyon Amaç: Günümüzde peptik ülser tedavisinde cerrahinin yeri ancak ülser komplikasyonları ile sınırlandırılmıştır. Cerrahi tedavi gerektiren ve geç tanı konulduğunda yüksek mortalite oranlarına sahip komplikasyonlar perforasyon ve kanamadır. Bu çalışmamızda peptik ülser perforasyonu nedeniyle acil cerrahi tedavi uyguladığımız hastalardaki sonuçlarımızı sunmayı amaçladık. Materyal ve Metod: Çalışmaya Ağustos 2003 ile Ekim 2012 tarihleri arasında duodenal ülser perforasyonu nedeniyle ameliyat edilen ve verilerine eksiksiz olarak ulaşılabilen 75 hasta dâhil edildi. Hastaların demografik verileri, eşlik eden ko-morbiditeleri, şikâyetlerin başlangıcından hastaneye başvuruncaya kadar geçen süre, ülserin akut veya kronik olup olmamasına göre, ülserin çapı, preoperatif ASA skoru, cerrahi tedavi prosedürleri, postoperatif morbidite ve mortalite oranları analiz edildi. İstatiksel analiz için SPSS 15 Windows programı vasıtasıyla ki-kare testi kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya dâhil edilen 75 hastanın 56 si (%74,7) erkek iken 19 u (%25,3) kadın idi. Hastaların yaş ortalaması 52 (Min: 19 - Max: 89) olarak saptandı. Hastaların şikâyetleri başlangıcından ameliyat edilinceye kadar geçen süre ortalama 11,8 saattir (Min:3 - Max: 38 Saat). Hastaların 39 unda (%52) sinde akut perforasyon saptanırken, 36 sında (%48) inde kronik zeminde akut perforasyon saptanmıştır. Hastaların 18 sinde ASA skoru 1 (%18), 13 unde 2 (%13), 16 sında 3 iken (%16), 28 inde ASA skoru 4 (%28) olarak saptanmıştır. (Tablo1) Ameliyat prosedürleri incelendiğinde primer sütür uygulanan hasta sayısı 11, graham patch onarımı 53 iken rezeksiyonlu prosedürler ise 11 hastada uygulanmıştır. (Tablo 2) Seride iki hastada mortaliteye rastlanmıştır. Mortal seyreden hastaların ilki graham patch onarımı yapılan olgu solunum yetmezliği nedeniyle kaybedildi. Mortal seyreden diğer hasta ise rezeksiyon uygulanmış hastada anastamoz kaçağına sekonder sepsis nedeniyle kaybedildi. Dataların istatiksel analizi yapıldığında ülserin çapının genişledikçe uygulanan cerrahi prosedüründe genişlediği saptandı (P< 0,02). İstatiksel olarak ülserin akut veya kronik olmasıyla (P < 0,267) ve tanı süresi ile cerrahi tedavi seçeneği arasında anlamlı bulguya rastlanmadı. (P < 0,438) Sonuç: Gelişen medikal tedavi seçeneklerine rağmen duodenal ülser perforasyonları halen mortalite ile sonuçlanabilecek ciddi sağlık sorunlarından bir tanesidir. 7

8 P-06 BİLİYER STENT MİGRASYONUNUN BALON KATATER İLE TEDAVİSİ Taner ÖZKEÇECİ, Mustafa ÖZSOY, Ahmet BAL, Bahadır CELEP, Sezgin YILMAZ, Yüksel ARIKAN Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi AD Amaç: Endoskopik kolanjiyopankreatografi (ERCP) işlemi safra yolları hastalıklarının tanı ve tedavisinde kullanılan etkin bir yöntemdir. Malign ya da benign safra yolları darlıkları, çıkarılamayan safra taşlarının oluşturduğu tıkanma ikteri, safra yolları yaralanmalar gibi durumlarda biliyer stent uygulanmaktadır. Biliyer stent ilk konulduğu lokalizasyondan distale ya da proksimale yer değiştirebilmekte ve fonksiyonsuz hale gelebilmekte, enfeksiyon, perforasyon gibi komplikasyonlara yol açabilmektedir. Bu durumda stent çıkarma endikasyonu doğar. Bu yazı koledokolithiazis nedeniyle ERCP yapılan ve rezidü taş kalması nedeniyle biliyer stent konulan hastada gelişen stent migrasyonunun tedavisinde balon katater kullanılabileceğine dikkat çekmeyi amaçladık. Olgu sunumu: 42 yaşında bayan hasta, koledokolithiasiz nedeniyle ERCP ye alınmış, işlem esnasında koledok kanülasyonu sağlanmış, sfinkterotomiye bağlı hemoraji gelişmesi neticesinde sfinkterotomi tamamlanamadan drenaj amaçlı plastik biliyer stent yerleştirilmiş ve işleme sonlandırılmıştır. Hastanın kontrol USG de biliyer stentin tamamıyla koledoğa migrate olduğu saptanmış. Stenetin çıkartılması amacıyla yapılan ERCP de stentin distal ucunun papillada olmadığı saptandı. Floroskopi de stentin tümünün koledok içerisine migrate olduğu alt uçununda da papilladan 2 cm proksimalde olduğu izlendi. Sfinkterotom eşliğinde papilla kanüle edilerek stent kenarından kılavuz tel intrahepatik safra yollarına dek ilerletildi. Balon katater kılavuz tel üzerinde ilerletildi. Ancak stentin proksimal uçuna balon geçilemedi. Balon 3 cc hava ile şişirilerek stent alt ucu papilladan dışarı çıkana dek işlem tekrarlandı. Basket yardımıyla stent alt ucu tutularak duodenoskop ile dışarı alındı. Yeniden sfinkterotom ile kanülasyon sağlandı ve sfinkterotomi 20 mm ye tamamlandı. Balon ile koledok sıvazlanarak milimetrik taşlar duodenuma düşürüldü. Tartışma: Migrasyon stent komplikasyonlarında biridir. Migrasyon etiyolojisi net olarak bilinmemektedir. Ancak malign darlıklar, kısa stent yerleştirilmesi ve büyük çaplı stent kullanımının koledokta proksimal migrasyon ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bu durumlarda stentin çıkarılması için sıklıkla cerrahiye başvurulmaktadır. Cerrahi öncesinde ERCP yapılarak balon eşliğinde stent çıkarılması cerrahiden kaçınmak amacıyla denenmelidir. Biz de olgumuzda balon ile migrate olmuş stentin çıkarılabileceğini işaret etmek istedik. 8

9 P-07 ERCP UYGULAMALARINDA PROPOFOL İLE SEDASYON Abdullah ÖZDEMİR 1, Başar ERDİVANLI 1, Ersagun TUĞCUGİL 1, Ahmet ŞEN 1, Dursun Ali ŞAHİN 2 1 RTEÜ Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon AD. 2 RTEÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi AD. GİRİŞ: Endoskopik retrograt kolanjiopankreatografi (ERCP), kontrast madde verilerek pankreas, safra kesesi ve karaciğerin drenajını sağlayan kanalların görüntülendiği tanı ve tedavi yöntemidir. Daha çok töropatik amaçlı uygulanan işlem sırasında ve sonrasında çeşitli komplikasyonlar gelişebilir. Olgumuzda ERCP işlemi esnasında yaptığımız sedasyon uygulamalarında propofol kullanımı ile postoperatif bulantı, kusma ve diğer komplikasyonları gözlemlemeye çalıştık. METOD: Ağustos 2012 Ağustos 2013 arasında ameliyathanede yapılan 55 ERCP vakası incelendi. Hastalar bir gün önce premedikasyon amacı ile anestezi polikliniğinde değerlendirildi. Uygun açlık süresi ve önerilerle ameliyathaneye alınan hastalarda kan basıncı, kalp hızı ve oksijen satürasyonu monitörize edildi. Hastalara intravenöz yoldan (i.v.) 2 mg dormicum ve 1 mg/kg lidokain premedikasyonu ve analjezik olarak 20 mg tenoksikam uygulandı. Skopi ve endoskopik kateterler hazırlandıktan sonra i.v. 1 mg/kg propofol ile sedasyon derinleştirildi, işlem esnasında ek bolus dozlarıyla sedasyon sürdürüldü. BULGULAR: Hastaların 32 si kadın, 23 ü erkek (yaş ortalaması 58±10 yıl) ve vakaların ortalama süreleri 70±15 dakika idi. Dört hastada ciddi olmayan hipotansiyon yaşandı. Peroperatif 6 hastada öğürme olmasına rağmen kusma olmadı. TARTIŞMA VE SONUÇ: ERCP, pankreas ve safra yolları hastalıklarının tanı ve tedavisi için kullanılan bir yöntemdir. Açık cerrahiye göre mortalite ve morbiditesi düşüktür. Özellikle deneyimli bir ekiple başarı oranı yüksek ve komplikasyon oranı düşük bir işlemdir. ERCP esnasında hasta sedatize edilerek öğürme refleksi, yutkunma ve pozisyon bozukluğu gibi anlık hareketler engellenmiş olur. Böylece hasta konforu sağlanırken aynı zamanda uygulayıcı için de rahat bir çalışma ortamı elde edilmiş olur. Olgumuzda, antiemetik özelliği ve kısa etki süresi nedeniyle propofolü tercih ettik. Propofol ile opioidler ve diğer anesteziklere göre hemodinamik ve solunumsal komplikasyonlar daha az görülmektedir. ERCP işlemi esnasında perforasyon, sepsis hatta arrest görülebilmektedir. Olgularımızda majör komplikasyon yaşamadık. ERCP işlemi başarısı için uygulayıcı ve anestezi ekibi deneyimli ve dikkatli olmalıdır. Propofol sedasyonunun peroperatif bulantı ve kusma oluşmasını engellediği kanaatindeyiz. 9

10 P-08 LAPAROSKOPIK KOLESİSTEKTOMİDE TRAMADOL VE TENOKSİKAM ANALJEZISININ POSTOPERATIF AĞRI, BULANTI VE KUSMAYA ETKISI Başar ERDİVANLI 1, Ahmet ŞEN 1, Hızır KAZDAL 1, Dursun Ali ŞAHİN 2 1 RTEÜ Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon AD. 2 RTEÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi AD. Amaç: Laparoskopik kolesistektomi günümüzde altın standarttır. Fakat ameliyat sonrası batın distansiyonuna bağlı ağrı ve barsak hareketlerinde yavaşlamaya bağlı mide bulantısı operasyon sonunda sorun oluşturmaktadır. Bu yazıda, elektif şartlarda laparoskopik kolesistektomi uygulanan hastalarda tramadol ile tenoksikamın, postoperatif bulantı ve kusma (POBK) ve ağrı üzerine etkilerini inceledik. Gereç ve yöntem: Ocak 2010 Ocak 2013 tarihleri arasında elektif şartlarda laparoskopik kolesistektomi uygulanan hastaların dosyaları incelendi. POBK veya diyabetes mellitus öyküsü olan, premedikasyonda opioid uygulanan ve operasyon sırasında batın içinde yapışıklık gözlenen hastalar çıkarıldı.hastalara uygulanan analjezi ve postoperatif komplikasyonlar karşılaştırıldı. Bulgular: Toplam 594 hasta dosyasından 427 dosya çalışmaya alındı. Tramadol (n=307) ve tenoksikam (n=120) uygulandığı saptanan iki gruptan, yaş, cinsiyet, ek hastalıklar, premedikasyon ve ameliyat süresine göre eşleştirilmiş toplam 200 hastanın verileri karşılaştırıldı. Ortalama operasyon süresi açısından gruplar arasında (48±7 dakika) fark yoktu. Gruplar arasında oral beslenmeye başlama süresi arasında anlamlı fark saptanmadı. Postoperatif derlenme ünitesinde ek analjezik uygulanma oranı tramadol grubundaki hastalarda (%5), tenoksikam grubuna (%40) göre anlamlı derecede fazlaydı (p=0.02). Postoperatif bulantı nedeniyle intravenöz ondansetron uygulanma sıklığında tramadol (n=8) ve tenoksikam (n=3) grupları arasında anlamlı fark saptanmadı. Tartışma: Bu incelemede, POBK tramadol ile tenoksikamın barsak hareketlerine ve POBK ya etkileri arasında fark saptanmadı. Fakat tramadol analjezisi uygulanan hastaların postoperatif derlenme ünitesinde daha az analjezik talep etmelerinden dolayı, laparoskopik kolesistektomi operasyonlarında tramadolün öncelikli analjezik olarak tercih edilmesinin doğru olacağı kanaatindeyiz. 10

11 P-09 SON YIL İÇERİSİNDE KLİNİĞİMİZDE UYGULANAN KARACİĞER REZEKSİYONU SONUÇLARIMIZ Mustafa ÖZSOY, Ahmet BAL, Bahadır CELEP, Taner ÖZKEÇECI, Sezgin YILMAZ, Yüksel ARIKAN Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi AD Amaç: 1886 yılında Louis karaciğer sol lobundan solid tümör eksize etmiş ve hasta postoperatif 6. Saatte hemoraji nedeniyle kaybedilmiştir. İlk anatomik sağ hepatektomi ise Quattlebaum tarafından 1953 yılında gerçekleştirilmiştir. Günümüzde artan teknolojik imkanların sayesinde karaciğer rezeksiyonları rutin uygulanır hale gelmiştir. Bu çalışmada kliniğimizin kısa süreli karaciğer rezeksiyonu sonuçlarımızı sunmayı amaçladık. Materyal ve metod: Aralık 2012 ile Haziran 2013 tarihleri arasında Afyon Kocatepe Üniversitesi Genel Cerrahi Kliniğinde karaciğer rezeksiyonu uygulanan 30 hasta çalışmaya dâhil edildi. Hastaların demografik verileri, intraoperatif bulgular ve hastane kalış süresinde morbidite ve mortalite oranları dokümente edildi. Sonuçlar: Çalışmaya alınan hastaların 17 si erkek 12 si kadın cinsiyette idi. hastaların yaş ortalaması 57 olarak saptandı. Operasyon süresi ortalama 220 dak. (min 45 max: 450)olarak saptandı.hastaların tanısı, uygulanan işlem, intraoperatif bulgular tabloda ayrıntılı olarak sunulmuştur. 5 hastada diğer hepatektomi prosedürlerine ilavaten ek segment rezeksiyonu uygulanmıştır. 2 hastada postoperatif donemde sepsis ve karaciğer yetmezliği nedeniyle kaybedilmiştir. 3 hastada ise ılımlı karaciğer yetmezlik tablosu gelişmiştir. 3 hastada ise atelektazi, 1 hastada evisserasyon saptanmıştır. Mortalite oranımız %6,6 iken morbidite oranımız %13,3 olarak saptandı. Sonuç: Erken postoperatif dönemde karaciğer yetmezliği, safra kaçakları ve sepsis en tehlikeli ve ölümcül komplikasyonların başında gelmektedir. Tüm hepatektomi prosedürlerinde en optimal sağ kalım ameliyat ve postoperatif süreçte büyük dikkat ve özen ile sağlanabilir. 11

12 P-10 PORTAL VEN REZEKSİYONU DENEYİMİMİZ Mustafa ÖZSOY, Ahmet BAL, Bahadır CELEP, Taner ÖZKEÇECI, Sezgin YILMAZ, Yüksel ARIKAN Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi AD Amaç: Pankreas kanserlerinin günümüzde bilinen tek küratif tedavi seçeneği cerrahi rezeksiyondur. Günümüzde modifikasyonları geliştirilen klasik pankreatikoduodenektomi prosedürleri %5 in altında mortalite oranları ile rutin olarak uygulanmaktadır. Cerrahi rezeksiyonu etkileyen en önemli faktörlerin başında superior mezenterik arter ve vena portanın tümör tarafından invazyonudur. Bu çalışma ile pankreas kanseri nedeniyle portal ven rezeksiyon ve rekonstrüksiyonu uyguladığımız hastalardaki erken dönem sonuçlarımızı sunmayı amaçladık. Materyal ve metod: Aralık 2012 ile Haziran 2013 tarihleri arasında Afyon Kocatepe Üniversitesi Genel Cerrahi Kliniğinde pankreas kanseri tanısı operasyona alınan ve portal ven rezeksiyonu uygulanan 8 hasta çalışmaya dâhil edildi. Hastaların demografik verileri, intraoperatif bulgular ve hastane kalış süresinde morbidite ve mortalite oranları dokümente edildi. Bulgular: Portal ven rezeksiyonu uygulanan 8 hastanın 5 i (%62,5) erkek iken 3 ü (%37,5) kadın cinsiyet idi. Hastaların yaş ortalaması 61,63±5,65 (min: 55 max:71) idi. intraoperatif bulgular ve hastanede kalış süreleri tabloda özetlenmiştir. Tüm hastalarda portal ven ekonstruksiyonu için sentetik yapay damar grefti kullanılmıştır. Portal ven rezeksiyonu uygulanan bir hastaya ek olarak hepatik arter rezeksiyonu da uygulanmıştır. Bir hastada postoperatif birinci gün greftin trombozu gelişmiş ve reeksplore edilmiştir. Tromboze olan greft çıkartılmış, yeni sentetik damar grefti ile rekonstrukte edilmiştir. Bu hasta postoperatif 2. Gün derin asidoz ve hipoksi nedeniyle kaybedilmiştir. 7 hastada portal ven tam eksize edilmiş iken bir hastada kısmı rezeksiyon uygulanmıştır. Postoperatif donemde 1 hastada medikal tedavi ile gerileyen pankreas fistülü saptanırken, 1 hastada uzamış gastrik boşalma kusuru saptandı. Serimizde mortalite oranı %12,5 dir. Tartışma: Literatür verileri ışığında portal ven rezeksiyonun pankreatikoduodenektomi prosedürünü ek bir morbıdıte ve mortalite getirmediğini aksine pankreas kanserinde rezekebilite oranlarını artırmaktadır. Bununla birlikte yaşam süresi belirgin derecede artmaktadır. 12

13 P-11 PREOPERATİF HİPOALBÜMINEMI SAPTANAN BARSAK REZEKSİYONUNDA, PARENTERAL DESTEK ÜRÜNLERİNİN POSTOPERATİF YARA YERİ İYİLEŞMESİNE ETKİLERİ Başar ERDİVANLI 1, Ersagun TUĞCUGİL 1, Hızır KAZDAL 1, Abdullah ÖZDEMİR 1, Ahmet ŞEN 1 1 RTEÜ Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon AD. Amaç: Preoperatif hipoalbüminemi saptanan hastalarda, barsak rezeksiyonu sonrası yara yeri iyileşmesi belirgin derecede bozuktur. Bu yazıda, preoperatif hipoalbüminemi saptanan ve postoperatif enteral beslenemeyen hastalarda parenteral destek ürünlerinin yara iyileşmesi ve komplikasyonlara etkisi incelendi. Gereç ve yöntem: Ocak Ocak 2013 tarihleri arasında barsak rezeksiyonu operasyonu sonrası yoğun bakım ünitemizde takip edilen hastalar incelendi. Perforasyon nedeniyle opere edilen, organ yetmezliği saptanan, 3 günden uzun süredir beslenmemiş olgular çıkarıldı. Hastaların beslenme yöntemleri ve gelişen komplikasyonlar incelendi. Bulgular: Toplam 28 hasta (8 kadın, 20 erkek) incelendi. Yaş ortalaması 66±15 yıl, preoperatif albümin değeri ortalama 2.2±0.4 g/dl idi. 16 hasta sadece Kabiven ile, 12 hasta ise Omegaven ve Dipeptiven ilavesiyle beslenmişti. Ek yağ ve protein desteği alan hastaların postoperatif serum albümin düzeyleri (2.9±0.3 g/dl), diğer hastalara (2.5±0.4 g/dl) oranla anlamlı derecede yüksekti (p=0.01). Enteral beslenmeye başlanma süresi açısından, ek destek alan hastalar (5±2 gün) ile diğer hastalar (6±3 gün) arasında anlamlı fark saptanmadı. Yoğun bakımdan çıkış süresi, ek destek alan hastalarda (8±2 gün), diğer hastalara (11±3 gün) göre anlamlı derecede kısaydı (p=0.002). Tartışma: Hipoalbüminemi yara yeri iyileşmesini ve yoğun bakımdan taburculuk süresini uzatan önemli bir faktör olarak gözükmektedir. Operasyon sonrası, dengeli parenteral ürünlere ek olarak yağ ve protein desteği uygulanan hastalarda ileusun daha erken kaybolduğu, hastaların yoğun bakımdan daha erken taburcu edilebildiği, bu durumun serum albümin seviyesindeki yükselmeye paralel olduğu gözlenmiştir. Sonuç olarak, barsak rezeksiyonu uygulanan ve enteral beslenemeyen olgularda, kontraendikasyon olmaması halinde, ek parenteral yağ ve protein desteğinin hipoalbüminemi tedavisini ve yara iyileşmesini hızlandırabileceği kanaatindeyiz. 13

14 P-12 KOLOREKTAL KANSERLER: KLİNİK DENEYİMLERİMİZ İbrahim AYDIN, Ender ÖZER, Ahmet Fikret YÜCEL, Ahmet PERGEL, Dursun Ali ŞAHiN Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı GİRİŞ: Kolorektal kanserler, gastrointestinal sistem kanserleri arasında sıklık açısından ilk sırada yer almaktadır. Kolorektal kanserler, ülkemizde kadınlar arasında 3. sıklıkta, erkekler arasında 4. sıklıkta görülen bir hastalıktır. Kolorektal kanserler erken evrede tanı aldığı zaman mortalitesi ve morbiditesi daha düşük olan, cerrahi müdahale ile sıklıkla küratif tedavi edilebilen bir has talıktır. Fakat vakaların bir bölümü tanı anında ileri evrededir ve bunlarda 5 yıllık yaşam süresi %8 i geçmemektedir. 5 yıllık sağ kalım oranları evre I tümörlerde %93, evre II tümörlerde %78, evre III tümörlerde ise %64 olarak tespit edilmiştir. AMAÇ: Kliniğimizde kolon ve rektum kanseri nedeniyle yılları arasında ameliyat edilen olguların yaş, cinsiyet ve hastalık ile ilgili özelliklerini ortaya koymak ve güncel literatür eşliğinde, verilerimizi karşılaştırmaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: Kolon ve rektum tümörü tanısıyla ameliyat edilen 64 olgunun dosyaları retrospektif olarak taranarak, hastalarda yaş, cinsiyet, tümör lokalizasyonu, cerrahi tedavi şekli ve evresi değerlendirildi. BULGULAR: Çalışmaya dahil edilen 64 hastanın 47(%73,4) si erkek, 17 (%26,5) sı kadındı. Tüm hastaların yaş ortalaması 60.2 ( 30-84) idi. Hastaların 27 (%42.1) inde rektumda, 13 (%20.3) ünde sağ kolonda, 15 (%23.4) inde sigmoid kolonda, 6(%9.3) inde sol kolonda, 3 (%4.6) sinde transvers kolonda tümör saptandı. 50 hastaya elektif şartlarda, 14 hastaya ise acil şartlarda ameliyat yapıldı.acil vakaların 4 ü tümör perforasyonu, 10 u ise intestinal obstruksiyon nedeni ile ameliyat edildi. Acil ameliyat edilen hastaların 7 sine Hartman operasyonu, 3 üne saptırıcı ileostomi ile birlikte rezeksiyon anastomoz, 4 hastaya da rezeksiyon anastomoz yapıldı. Spesmenlerin histopatolojik incelenmesinde tüm hastalarda adenokarsinom saptandı. Hastaların 6 sı (%9.3) Aster Coller evre A, 25 i (%39.0) evre B, 31 i (%48.4) evre C, 6 sı (%9.3) evre D olarak saptandı. SONUÇ: Rektosigmoid bölge en sık tümörün saptandığı alan olup, olguların yarısından fazlası ileri evrededir. Yüksek tedavi maliyetleri ve prognozun kötü seyrederek ölümle sonuçlanma olasılığı dikkate alınarak, kolorektal kanser tarama programları daha etkin olarak uygulanmalıdır. 14

15 P-13 ACİL CERRAHİDE LAPAROSKOPİK İLEOÇEKAL REZEKSİYONUN YERİ Mustafa ÖZSOY, Ahmet BAL, Bahadır CELEP, Taner ÖZKEÇECI, Sezgin YILMAZ, Yüksel ARIKAN Afyon Kocatepe Ünİversİtesi Tıp Fakültesİ Hastanesİ Genel Cerrahİ AD Amaç: Genel cerrahları ilgilendiren acil cerrahi tedavi gerektiren hastalıkların başında akut apandisit gelmektedir. bazı koşullarda akut apendisit ön tanısyla ameliyata alınan hastalarda çekum ve terminal ileum çevresindeki inflamatuvar reaksiyon sonucunda malignite şüphesi ile daha agresif cerrahi prosedürler uygulanabilmektedir. Bu çalışmamızda akut apandisit ön tanısı ameliyata alınan ve malignite şüphesi nedeniyle ileoçekal rezeksiyon uygulanmış 4 olguyu sunmayı amaçladık. Materyal ve metod: Kliniğimizde Şubat 2004 ile Kasım 2012 yılları arasında akut apandisit ön tanısıyla 600 hasta ameliyat edilmiştir. 47 hastaya laparoskopik girişimle operasyona başlanmış ve 47 hastanın 6 sına laparoskopik ileoçekal rezeksiyon rezeksiyon uygulanmıştır. İleoçekal rezeksiyon uygulanan 6 hastanın demografik verileri, ameliyat verileri, patolojik sonuçları, postoperatif sonuçları incelendi. Bulgular: İleoçekal rezeksiyon uygulanan 6 hastanın 3 ü erkek, 3 ü kadın idi. Hastaların yaş ortalaması 34 (min: 23 max:48) idi. Hastaların şikâyetleri başlangıcından hastaneye gelinceye kadar geçen süre ortalama 5 gün idi. Tüm hastalara laparoskopik ileoçekal rezeksiyon uygulandı. Laparoskopik cerrahi 4 hastada 3 trokar ile geriye kalan 2 hastada ise 4 trokar ile tamamlandı. Tüm hastalarda optik trokar için yapılan insizyonun genişletilmesi ile piyes karın dışına alındı ve rezeksiyon ve anastamoz karın dışında gerçekleştirildi. Karın içerisine 1 adet dren konuldu. Dren barsak hareketleri başladıktan sonra çekildi ve oral alımları başlandı. 1 hastada intraoperatif fark edilmeden ureter yaralanması saptandı. Ureter yaralanması postoperatif J stent takılarak tedavi edildi. Tartışma: Terminal ileumu tutan ve akut apandisit ile ayırıcı tanı yapılması gereken en önemli hastalık chron hastalığıdır. Ayırıcı tanıda yer alan diğer hastalıklar çekum divertikülleri, kanserlerdir. Tek çekum divertikülleri ileoçekal bileşkenin çevresinde ve sıklıkla çekumun ön duvarına yerleşim göstermektedirler. Başlıca komplikasyonu divertikülittir. Bu yüzden tanı sıklıkla akut apandisit ile karışmaktadır. Çekum kanserleri de nadiren apendiks lümeni tıkayarak akut apandisit ile presente olabilmektedir. Laparoskopik ileoçekal rezeksiyon konvansiyonel tekniğe nazaran gerek hastanede kalış süresi, gerekse kozmetik sonuçları yönünden belirgin avantaj taşımaktadır. En belirgin dezavantajı ise halen maliyetin belirgin şeklide yüksek olmasıdır. 15

16 P-14 WARFARİN OVERDOZUNA BAĞLI GELİŞEN İNTRAMURAL İNTESTİNAL HEMATOM Ahmet BAL*, Mustafa ÖZSOY*, Bahadır CELEP*, Taner ÖZKEÇECI*, Nazan OKUR**, Sezgin YILMAZ*, Yüksel ARIKAN* *Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi AD ** Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Radyoloji AD Amaç: K vitamini inhibitörü olan warfarin sık kullanılan antikoagülan ilaçlardan bir tanesidir. Tromboembolik olayların önlenmesinde etkili olan warfarin kullanımında düzenli ilaç kullanımı ve International Normalized Ratio takibi önemlidir. Kanama oral antikoagülan kullanımında önemli bir komplikasyon olup sıkça görülmektedir. Kanama komplikasyonlarının nadir bir nedeni de intramural intestinal hematom olup (İİH) 2500 hastada bir görülür. Bu yazı ile yirmi yıl önce mitral kalp kapak replasmanı olup warfarin kullanma öyküsü olan bir hastada gelişen nadir bir akut batın nedeni olan intramural intestinal hematom olgusunun bilgilerini literatür ile beraber paylaşmayı amaçladık. Olgu sunumu: 70 yaşında erkek hasta acil serviste karın ağrısı, kusma, karında şişlik nedeni başvurdu. Özgeçmişinde mitral kapak replasmanına bağlı warfarin tedavisi aldığı öğrenildi. Fizik muayenesinde batında yaygın periton irritasyon bulguları vardı. Tansiyon: 130/95 mm/hg, nabız 120/dk idi. Laboratuar değerlerinde patolojik olarak lökositoz: 14500, üre: 125 mg/dl, kreatinin: 2,7 mg/dl bulundu. INR değeri ölçülemeyecek kadar ( >20) yüksekti. Hastanın abdominal ultrasonografi (US) tetkikinde, batın sol yarısında, intestinal anslarda uzun bir segment boyunca, çepeçevre diffüz duvar kalınlaşması, buna sekonder luminal daralma ve proksimalindeki anslarda ileus ile uyumlu distansiyon saptandı. Bilgisayarlı batın tomografisi tetkikinde ise, ince barsaklarda duvar kalınlaşması, ince barsak mezenterinde ve pelvik peritoneal kompartmanlarda hemoraji ile uyumlu yüksek dansiteli serbest sıvı bulunduğu saptandı (Resim 1). Explorasyonda karın içi yaklaşık 1000 ml kanlı serbest peritoneal mayi ve ileoçekal valvin 150 cm proksimalinde yaklaşık 20 cm lik ileumda intramural hematom saptandı (Resim 2). Hastaya segmenter ince barsak rezeksiyonu ve uç uça anastomoz cerrahi prosedürü ile ameliyat edildi. Tartışma: Tedavisi öncelikle medikal olan intramural intestinal hematomda; barsak iskemisi, perforasyon, nekroz ve akut batın gelişmesi durumunda cerrahi tedavi gerekebilir. Akut karın ya da ileus tablosunun nadir bir nedeni de İİH dur ve özellikle oral antikoagülan hastalarda ayırıcı tanıda düşünülmelidir. 16

17 P-15 KOLESİSTEKTOMİ SONRASI KOLESTAZ NEDENİ OLARAK DUBİN-JOHNSON SENDROMU Bahadır CELEP, Ogün ERŞEN, Mustafa ÖZSOY, Ahmet BAL, Taner ÖZKEÇECI, Sezgin YILMAZ, Yüksel Arıkan Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi AD Amaç: Dubin Johnson Sendromu (DJS) otozomal resesif geçişi olan, ağırlıklı olarak direkt hiperbilirubinemiye yol açan nadir görülen bir hastalıktır. 2,5 ay ile 56 yaş arasında vakalar bildirilmiş olsa da hastalar en sık geç ergenlik veya erken erişkinlik döneminde tanı alırlar. DJS genellikle asemptomatik görülse de hastalar sarılık, bulantı-kusma veya karın ağrısı gibi bulgularla da başvurabilirler. DJS lu hastalarda, 10q24 kromozomunun kodladığı MRP2/cMOAT geninin mutasyonu sonucunda safra asiti dışındaki organik anyonların safra kanalına atılımı bozulur. İntrahepatik bir kolestaz gelişir ancak hiperbilirubinemi ılımlı düzeylerde kalır ve son dönem karaciğer hastalığı gelişmez. Bu çalışmada kolestaz tablosu ile başvuran hastalarda ayırıcı tanıda konjuge hiperbillirubinemi yapan Dubin-Johnson Sendromunu literatür bilgileri eşliğinde tartışmayı amaçladık. OLGU SUNUMU: 31 yaşındaki erkek hasta, karın ağrısı ve bulantı-kusma şikâyetleri ile başvurdu. Fizik muayenede skleraları ve cildi ikterik görünümdeydi. Fizik muayenesinde sağ üst kadranda hassasiyet ve murphy bulgusu saptandı. Laboratuar incelemeleri lökositoz (11.400/mm 3 ), direkt hiperbilirubinemi (3,59 mg/ dl) ve hafif protrombin zamanı yüksekliği (17,2 sn) dışında normal sınırlardaydı. Karın görüntülemesinde safra kesesi duvar kalınlığı artmış olup ve içerisinde safra kesesini tama yakın dolduran taşlar saptandı (Resim 1). Semptomatik kolelithiazise yönelik hastaya laparoskopik kolesistektomi operasyonu planlandı. Eksplorasyonda safra kesesi distandü ve iltihaplı durumda olduğu gözlendi. Operasyon sırasında karaciğerde siyah renkte pigmentasyon saptanması üzerine kolesistektomiyle beraber karaciğer biyopsisi de alındı. Biyopsi sonucunda karaciğerde hepatositler içinde safra pigmenti saptandı (Resim 2). Hastanın progresif seyretmeyen, kolestaza benzer persistan konjuge hiperbillirubinemi yapan DJS veya Rotor Sendromları ile uyumlu olabileceği düşünüldü. Bu sendromlara yönelik üriner koproporfirin düzeyini saptamak amaçlı idrarda koproporfirin tetkiki yapıldı. Koproporfirin I/koproporfirin III oranı 15,8 olarak DJS ile uyumlu saptandı. TARTIŞMA: Tıkanma ikteri kliniğiyle başvuran, kolelitiazisi olan ancak laboratuar tetkiklerinde ALP-GGT değerleri normal olan, görüntüleme yöntemlerinde intra-ekstrahepatik safra yollarında patoloji saptanmayan olgularda laparoskopik kolesistektomi operasyonu sonrasında yüksek bilirubin değerlerine rastlandığında Dubin-Johnson sendromunun varlığı akılda tutulmalıdır. 17

18 P-16 CERRAHI YOĞUN BAKIMDA BASI YARASI BAKIMI DENEYİMİMİZ Ahmet ŞEN, Başar ERDİVANLI, Abdullah ÖZDEMİR, Leyla KAZANCIOĞLU RTEÜ Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon AD. GİRİŞ: Bası yaraları yoğun bakımlarda uzun süre yatan veya yatmak zorunda kalan hastalarda oluşan bakımı zor olan yaralardır. Bu hastalarda genel durum bozukluğu ve ko-morbid hastalıklar yara oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Olgumuzda yoğun bakım ve serviste dönüşümlü olarak takip edilen kronik bakım hastasındaki bası yarası tecrübemizi sunmaya çalıştık. OLGU: 79 yaşında kadın hasta, pons kanaması sonrası organ yetmezliği tablosunda yoğun bakım ünitemizde (YBÜ) 2 ay boyunca takip edildi, trakeotomi kanülünden spontan solur, perkütan endoskopik gastrostomiden beslenir halde taburcu edildi. YBÜ nde pozisyon değişikliğine ve epitelizan ve antibiyotikli pomatlara ragmen, bilateral spina iliaca posteriorlar ve sakrokoksigeal bölge ile sınırlı yaklaşık 2 cm derinliğinde, 10x10 cm ebatlarında bası yarası oluştu. Plastik cerrahi tarafından önerilen VAC tedavisi, bir aylık uygulama sonunda bası yarasının nekrotik ve kaviter bir hal alması üzerine sonlandırıldı. Bası yarası debride edildi, günaşırı %0.09 NaCl ile yıkanarak Prontosan yara jeli (Braun) ile kapatıldı. Tedavinin ilk haftasında nekrotik yara yüzeyi kanlanmaya başlayarak canlı bir görünüm aldı. Yirminci günde yara derinliği tama yakın dolarken, yara kenarları epitelize olmaya ve ebatları küçülmeye (6x6cm) başladı. Enfeksiyon bulguları ve genel durumu düzelen hasta, tedavinin devamı önerilerek servise çıkarıldı. TARTIŞMA VE SONUÇ: Bası yaraları, basınca bağlı kan akımının azalması sonucu doku hipoksisine neden olmaktadır. Olgumuzda obezite ve şok tablosunu periferik oksijenasyonu bozduğu için bası yarası oluşumu hızlanmıştır. VAC tedavisinde, vakum etkisiyle doku kanlanması artırılarak yarada iyileşme sağlanması hedeflenir. Fakat olgumuzun obez, bilincinin kapalı ve YBÜ nde kalış süresinin çok uzamasına bağlı enfeksiyöz ve hemodinamik bozukluklar nedeniyle sakral bölgede kanlanma azalmıştır. Hastanede yatış süresi uzayan kronik bakım hastalarında dekübit ülserlerinin tedavisinde, debridman eşliğinde yapılan yara jeli tedavisinin etkin olabileceği kanaaatindeyiz. 18

19 P-17 YOĞUN BAKIM ÜNITESINDE PERKÜTAN ENDOSKOPİK GASTROSTOMİ (PEG) DENEYİMLERİMİZ Ahmet ŞEN 1, Başar ERDİVANLI 1, Ersagun TUĞCUGİL 1, A. Remzi AKDOĞAN 2, Dursun Ali ŞAHİN 3 1 RTEÜ Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon AD. 2 RTEÜ Tıp Fakültesi Gastroenteroloji BD. 3 RTEÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi AD. GİRİŞ: Perkutan endoskopik gastrostomi (PEG) uzun süre oral yol ile beslenemeyecek hastalar için enteral beslenmenin kolay bir yöntemidir. Yatak başında ve sedasyon eşliğinde yapılabiliyor olması nedeniyle pratik bir uygulamadır. Bildirimizde yoğun bakım ünitemizde (YBÜ) tedavileri devam eden ve PEG uygulanan hastalarımıza ait deneyimlerimizi sunmaya çalıştık. METOD: 2012 yılı içinde YBÜ mizde tedavileri esnasında PEG takılan 62 hasta incelendi. Hastaların 36 sı erkek, 26 sı kadın, ortalama yaşları 69±12 idi. Uzun süre oral beslenemeyeceği tespit edilen hastalar Genel cerrahi ve Gastroenteroloji hekimlerinin beraber oldukları bir zamanda endoskopi ünitesine alınarak PEG uygulandı. Sedatize edilen hastalar işlemden 24 saat sonra beslendiler. Tedavi saatlerinde hastaların ağrı ve kanama takipleri yapılarak kaydedildi. İlk beslenmede 40 ml/s ile başlandı. 12 saatlik değerlendirmelerle 2. gün sonunda maksimum volüme çıkıldı. Günlük PEG dinlendirilmesi ve yıkamalarıyla beslenmeye devam edildi. Servise ve eve çıkarılan hastaların yakınlarına takip için eğitim verildi. BULGULAR: PEG takılan hastaların 30 u serebrovasküler olaya, 13 ü pnömoniye bağlı gelişen kardiyak arrest, 6 sı kardiyovasküler cerrahi sırasında gelişen hipoksik ensefalopati, 8 i kardiyak arrest, 3 ü suda boğulma sonrası ve 2 si intoksikasyonlar nedeniyle kronik bakım hastası olarak YBÜ nden çıkarıldı. En sık görülen komplikasyonlar yara yerinde ağrı, mama sızdırma, sızma şeklinde kanama ve enfeksiyon oldu. İki hastanın uygulamadan yaklaşık on gün sonra PEG tüpü yerinden yana doğru kaydı ve tüp değiştirilerek müdahale edildi. Hastaların PEG işleminde nazogastrik sonda çekilmesi sonucu yutma ve solunum reflekslerinde düzelme gözlendi. TARTIŞMA VE SONUÇ: Nöromusküler hastalıklar nedeniyle oral beslenemeyen hastalarda nazogastrik ve peruktan sondalar ile besleme ideal bir tercihtir. Nazogastrik sondalar sıklıkla çıkabildiğinden ve yeniden takılması zor olduğundan, komplikasyonları az ve bakımı kolay olan PEG tercih edilmektedir. Özellikle yoğun bakımda takip edilen, solunum desteği alan hastalarda üst hava yollarının korunması ve yutma kolaylığı oluşturması önemli avantajlarıdır. Kronik bakım hastalarının beslenmesi konusunda hastane personelinin ve hasta bakımını yapacak yakınlarının uygulamaya ve takibe yönelik eğitilmelerinin önemli olduğunu düşünmekteyiz. 19

20 P-18 TİROİT BEZİ HASTALIKLARININ CERRAHİ TEDAVİSİNDE CERRAHİ UZMAN OLARAK BİR UNİVERSİTE EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİNDE İLK DENEYİMLERİM Yüksel ALTINEL(1), Kadri GÜLEŞÇİ(2), Nazan AKSOY(3) Ordu Üniversitesi Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi AD (1) Radyoloji AD (2) Patoloji AD (3) AMAÇ: Tiroid bezi hastaliklarinda cerrahi tedavi, ozellikle endemic bolgelerde dusuk morbidite ve mortalite oranlari ile genellikle uygulanan bir tedavi yaklasimidir. Bu calismadaki amac tiroid bezi hastaliklarinin endemic olarak yaygin goruldugu bolgelerde uygulanan cerrahi tedavi yontemlerini ve bunlara bagli gelisen morbidite oranlarini incelemek ve sonuclari ortaya koymaktir. GEREC VE YÖNTEM: Kasım 2011 ile Ağustos 2013 tarihleri arasinda mecburi hizmet döneminde genel cerrahi uzmani olarak ilk gorev yerim, Ordu Universitesi Egitim Arastirma hastanesindeki cerrahi klinigine basvuran ve tiroid bezi hastaliklari tanisiyla ameliyat edilen toplam 15 hasta retrospektif olarak incelenmis ve tedavi sonrasi sonuclar sunulmustur. BULGULAR: Hastalarin 12 si kadin(%80), 3 (%20) tanesi erkekti. Yas ortalamasi 46,8 (28-77) idi. Hastalarin 3 tanesine (%20) sag hemitiroidektomi, 4 tanesine (%27) total tiroidektomi +sternocloidomastoid kas icine paratiroid ototransplantasyonu, 8 tanesine total tiroidektomi (%53) yapildi. Ameliyat edilen hastalarin bir tanesinde gecici ses kisikligi (%6), iki tanesinde gecici hipokalsemi (%14) gelisirken, 12 (%80) tanesinde komplikasyon gelismedi. Ameliyattan cikarilan dokularin histopatolojik incelemesi sonucunda 2 hastada hurtle hucre neoplazisi (%14), 1 hastada folikuler adenoma (%6), 2 hastada kronik lenfositik tiroidit (%14), 9 hastada adenomatoz noduler tip hiperplazi (%60), 1 hastada hiperplastik nodul (%6) saptandi. Bening patoloji 13 (%86) hastada malign patoloji 2 (%14) hastada saptandi. Ameliyat oncesi tiroid fonksiyon testleri degerlendirildiginde 4 (%27) hasta hipertiroidik, 5 hasta (%33) hipotiroidik, 6 hasta otiroidik (%40) idi. Her hastaya preoperatif primer cerrah tarafindan ultrasonografi esliginde ince igne aspirasyon biyopsisi yapildi. Sonuclar yetersiz materyal ve daha sonraki tekrarlari dahil hepsinde bening olarak goruldu. SONUÇ: Tiroid bezi hastaliklarinin cerrahi tedavisinde morbidite oranlarini dusurmede hic suphesiz en onemli kural iyi bir cerrahi teknik uygulanmasidir. Ameliyat sirasinda rekurren laryngeal sinirin ortaya konmasi, yeterli hemostazin saglanmasi, paratiroid bezlerin korunmasi cerrahi teknigin iyi gelistigini ve yeterli tecrubenin gerekliligini ortaya koymaktadir. Bir genel cerrahi uzmani olarak cerrahi teknigin gelisimi yeterli sayida vaka serilerine ulasmak ile ancak mumkundur. 20

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı 1 Ameliyat Yapılmadan İlgilendiği Konular: Sıvı ve Elektrolit tedavisi Şok Yanık tedavisi 2 Travma Hastaları Kesici karın travmaları: Karın bölgesini içine alan kurşunlanma,

Detaylı

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU TÜRKİYE YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ GASTROENTEROLOJİ CERRAHİSİ KLİNİĞİ DR.TAHSİN DALGIÇ GİRİŞ Laparoskopik kolorektal cerrahi son

Detaylı

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu 29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize

Detaylı

13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR

13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR GENEL CERRAHİ 1. GÜN 08.00-10.00 Pratik Uygulama Anamnez Alma Cerrahi Anamnez Y. TATKAN Karın travmaları A. TEKİN Karın travmaları A. TEKİN ileus Ş. TEKİN intern semineri intern semineri 2. GÜN 08.00-10.00

Detaylı

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Tıkanma Sarılığı Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Normal serum bilirubin düzeyi 0.5-1.3 mg/dl olup, 2.5 mg/dl'yi geçerse bilirubinin dokuları boyamasıyla klinik olarak sarılık ortaya çıkar. Sarılığa yol

Detaylı

HAMDİ ÖZŞAHİN,GÜRKAN YETKİN,BÜLENT ÇİTGEZ,AYHAN ÖZ, MEHMET MİHMANLI, MEHMET ULUDAĞ

HAMDİ ÖZŞAHİN,GÜRKAN YETKİN,BÜLENT ÇİTGEZ,AYHAN ÖZ, MEHMET MİHMANLI, MEHMET ULUDAĞ HAMDİ ÖZŞAHİN,GÜRKAN YETKİN,BÜLENT ÇİTGEZ,AYHAN ÖZ, MEHMET MİHMANLI, MEHMET ULUDAĞ ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ GENEL CERRAHİ KLİNİĞİ Tiroit nodülleri toplumda sık görülen patolojilerdir.

Detaylı

GENEL CERRAHİ. 13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR

GENEL CERRAHİ. 13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 1. GÜN 08.00-10.00 Pratik Uygulama Anamnez Alma Cerrahi Anamnez Y. TATKAN 10.55-11.40 Karın travmaları A. TEKİN Karın travmaları A. TEKİN ileus Ş. TEKİN intern semineri intern semineri 2. GÜN 08.00-10.00

Detaylı

13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR

13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR GENEL CERRAHİ 1. GÜN 08.00-10.00 Pratik Uygulama Anamnez Alma 10.00-10.45 Cerrahi Anamnez T.KÜÇÜKKARTALLAR 10.55-11.40 Karın travmaları A. TEKİN Karın travmaları A. TEKİN ileus Ş. TEKİN intern semineri

Detaylı

OP. DR. YELİZ E. ERSOY BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ AD İSTANBUL

OP. DR. YELİZ E. ERSOY BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ AD İSTANBUL OP. DR. YELİZ E. ERSOY BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ AD İSTANBUL - Rutine giren tiroid incelemeleri Yüksek rezolüsyonlu ultrasonografi - Tiroid nodülü sıklığı -Yaklaşım Algoritmaları

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM IV Entegre Cerrahi Bilimler Stajı Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem 4 Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Fatih Köksal BİNNETOĞLU Yrd. Doç.

Detaylı

TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08

TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08 TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08 Tiroid bezi boyun ön tarafında yerleşmiş olup, nefes, yemek borusu ve ana damarlarla yakın komşuluk gösterir. Kelebek şeklinde olup

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Katlandur

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Katlandur MEVLANA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2015 AKADEMİK YILI DÖNEM III IV. DERS KURULU GASTROİNTESTİNAL VE ENDOKRİN SİSTEM HASTALIKLARI 22 Aralık 2014 23 Ocak 2015 (5 hafta) Yönetim Dekan Dönem III Koordinatörü

Detaylı

KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI

KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI Dr. Ömer USLUKAYA DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI Karın travması Karın travmaları, baş, boyun ve toraks travmalarından sonra üçüncü en

Detaylı

Akut Apandisit Tanısal Yaklaşımlar

Akut Apandisit Tanısal Yaklaşımlar Apandisit; Akut Apandisit Tanısal Yaklaşımlar Dr. Selcan ENVER DİNÇ ACİL TIP ABD. 09.03.2010 Acil servise başvuran karın ağrılı hastalarda en sık konulan tanılardan bir tanesidir. Apandektomi dünya genelinde

Detaylı

T.C. BÜLENT ECEVĠT ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ 2015-2016 ÖĞRETĠM YILI DÖNEM IV GENEL CERRAHĠ STAJ PROGRAMI. Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu

T.C. BÜLENT ECEVĠT ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ 2015-2016 ÖĞRETĠM YILI DÖNEM IV GENEL CERRAHĠ STAJ PROGRAMI. Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu T.C. BÜLENT ECEVĠT ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ 2015-2016 ÖĞRETĠM YILI DÖNEM IV GENEL CERRAHĠ STAJ PROGRAMI Dekan Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Ferruh Niyazi Ayoğlu Prof. Dr.

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

ELEKTRONİK NÜSHA. BASILMIŞ HALİ KONTROLSUZ KOPYADIR.

ELEKTRONİK NÜSHA. BASILMIŞ HALİ KONTROLSUZ KOPYADIR. SAYFA NO 1/4 GİRİŞİMSEL RADYOLOJİK TETKİKLER İÇİN HASTA BİLGİLENDİRME VE RIZA FORMU Ünitenin Adı : Hastanın Adı ve Soyadı : Protokol No : Girişimsel radyolojideki işlemler; görüntüleme kılavuzluğunda cerrahiye

Detaylı

26-29 Mayıs 2010 tarihinde Ankara da yapılan 17. Ulusal Cerrahi Kongresi nde Poster olarak sunulmuştur.

26-29 Mayıs 2010 tarihinde Ankara da yapılan 17. Ulusal Cerrahi Kongresi nde Poster olarak sunulmuştur. Tek Port Laparoskopik Kolesistektomi Ve Multi Port Laparoskopik Kolesistektomi Olgularının Postoperatif Ağrı Ve Bulantı Kusma Açısından Karşılaştırılması 26-29 Mayıs 2010 tarihinde Ankara da yapılan 17.

Detaylı

Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi. Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD

Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi. Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Kolon tümörlü olguların %40-50 sinde karaciğer metastazı gelişir ; % 15-25 senkron (primer tm ile /

Detaylı

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri Doç. Dr. Onur POLAT Toraks Travmalarında Temel kuralın tanı ve tedavinin aynı anda başlaması olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Havayolu erken entübasyon ile sağlanmalı, eğer entübasyonda zorluk

Detaylı

İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ. Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul

İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ. Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul Öğrenim hedefleri Mezenterik vasküler olay şüphesi ile gelen hastayı değerlendirmede kullanılan

Detaylı

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Akut Mezenter İskemi Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Anatomi Etyoloji/Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Giriş Tüm akut mezenter iskemi

Detaylı

Genelde 1 hafta içinde başlayan ağrılar akut karın ağrısı kabul ediliyor.¹

Genelde 1 hafta içinde başlayan ağrılar akut karın ağrısı kabul ediliyor.¹ Tanım Epidemiyoloji Patofizyoloji Öykü ve fizik muayene özellikleri Tam kan ve direkt grafinin değeri Karın ağrısının gastrointestinal nedenlerine yaklaşım 1 2 Genelde 1 hafta içinde başlayan ağrılar akut

Detaylı

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi VAKA SUNUMU Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi ÖYKÜ 58 yaşında, erkek hasta, emekli memur, Ankara 1989: Tip 2 DM tanısı konularak, oral antidiyabetik

Detaylı

T.C. BÜLENT ECEVİTÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2013-2014 ÖĞRETİM YILI IV. SINIF GENEL CERRAHİ STAJ PROGRAMI. Grup D ( 8 Hafta)

T.C. BÜLENT ECEVİTÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2013-2014 ÖĞRETİM YILI IV. SINIF GENEL CERRAHİ STAJ PROGRAMI. Grup D ( 8 Hafta) T.C. BÜLENT ECEVİTÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2013-2014 ÖĞRETİM YILI IV. SINIF GENEL CERRAHİ STAJ PROGRAMI Grup D ( 8 Hafta) (02 Eylül 2014-28 Ekim 2014 ) Dekan Dekan Yardımcıları Eğitim BaĢ Koordinatörü

Detaylı

İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI GENEL CERRAHİ STAJI B GRUBU TEORİK VE PRATİK DERS PROGRAMI (01.09.

İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI GENEL CERRAHİ STAJI B GRUBU TEORİK VE PRATİK DERS PROGRAMI (01.09. 1 İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI GENEL CERRAHİ STAJI B GRUBU TEORİK VE PRATİK DERS PROGRAMI (01.09.2014 10.10.2014) 1 EYLÜL 2014 PAZARTESİ Saat 10.30-11.20

Detaylı

Pankreas Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu

Pankreas Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Tarih :././20 Hastanın adı ve soyadı: Protokol numarası: Pankreas Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Bana yapılan muayene ve tetkikler sonucunda doktorlarım tarafından, pankreasımda tümör olduğu

Detaylı

GENEL CERRAHİ KLİNİĞİ 2013-2014 YILI EĞİTİM PLANI

GENEL CERRAHİ KLİNİĞİ 2013-2014 YILI EĞİTİM PLANI Hazırlayan Kontrol Eden Onaylayan Klinik Eğitim Sorumlusu Kalite Yönetim Direktörü Hastane Yöneticisi TARİH SAAT EĞİTİMCİ KONU 02.09.2013 07:00-08:00 Dr. S. Yüksekdağ Cerrahi Hastada Anestezi 06.09.2013

Detaylı

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Kronik Pankreatit Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Tanım Pankreasın endokrin ve ekzokrin yapılarının hasarı, fibröz doku gelişimi ile karakterize inflamatuvar bir olay Olay histolojik

Detaylı

SAFRA KESESİ HASTALIKLARI

SAFRA KESESİ HASTALIKLARI SAFRA KESESİ HASTALIKLARI Oktay Eray EPİDEMİYOLOJİ Sıklıkla safra kesesi ve kanalındaki tıkanıklıklara bağlıdır. Safra kesesi taşları oldukça yaygın ve çoğu semptomsuzdur. Yılda %2 si, 10 yılda %15 i semptomatik

Detaylı

AÇIK ve LAPORASKOPİK CERRAHİDE HEMŞİRELİK BAKIMI HEMŞİRE SEHER KUTLUOĞLU ANTALYA ATATÜRK DEVLET HASTANESİ

AÇIK ve LAPORASKOPİK CERRAHİDE HEMŞİRELİK BAKIMI HEMŞİRE SEHER KUTLUOĞLU ANTALYA ATATÜRK DEVLET HASTANESİ AÇIK ve LAPORASKOPİK CERRAHİDE HEMŞİRELİK BAKIMI HEMŞİRE SEHER KUTLUOĞLU ANTALYA ATATÜRK DEVLET HASTANESİ SUNU PLANI Açık ve kapalı cerrahide hemşirelik bakım amacı Açık ve kapalı cerrahide hemşirelik

Detaylı

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD GT, 62 y, kadın Nüks tiroid papiller CA Kitle eksizyonu (özefagus ve trake den sıyırılarak) + Sağ fonksiyonel; sol radikal

Detaylı

4. SINIF DERS PROGRAMI

4. SINIF DERS PROGRAMI 2012 2013 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI GENEL CERRAHİ ANABİLİMDALI 4. SINIF DERS PROGRAMI 1 GENEL CERRAHİ ANABİLİMDALI ÖĞRETİM ÜYE/ÖĞRETİM GÖREVLİLERİ Prof.Dr.Bekir YAŞAR Prof.Dr.Ercüment PAŞAOĞLU Prof.Dr.Tarık

Detaylı

Safra Yolu Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu

Safra Yolu Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Tarih :././20 Hastanın adı ve soyadı: Protokol numarası: Safra Yolu Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Bana yapılan muayene ve tetkikler sonucunda doktorlarım tarafından safra yollarımda tümör

Detaylı

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz Olgu Sunumu Olgu: 60y, E 2 ayda 5 kilo zayıflama ve karın ağrısı şikayeti ile başvurmuş. (Kasım 2009) Ailede kanser öyküsü yok. BATIN USG: *Karaciğerde en büyüğü VIII. segmentte 61.2x53.1 mm boyutunda

Detaylı

igog toplantıları 23.şubat 2011

igog toplantıları 23.şubat 2011 igog toplantıları 23.şubat 2011 PUCCINI MADAM BUTTERFLY OPERA III PERDE ANADOLU SAĞLIK MERKEZĠ Medikal Onkoloji vaka sunumu M.B 54 yaşında kadın hasta ilk başvuru tarihi: 6/5/2010 Öykü: 6 hafta önce başlayan

Detaylı

KLİNİK OLARAK BELİRGİN OLMAYAN ADRENAL KİTLEYE (İNSİDENTALOMA) YAKLAŞIM

KLİNİK OLARAK BELİRGİN OLMAYAN ADRENAL KİTLEYE (İNSİDENTALOMA) YAKLAŞIM KLİNİK OLARAK BELİRGİN OLMAYAN ADRENAL KİTLEYE (İNSİDENTALOMA) YAKLAŞIM Adrenal bezler, her iki böbreğin üzerinde yerleşmiş üçgen biçiminde organlardır. Vücut metabolizmasını, su ve tuz dengesini düzenlemelerinin

Detaylı

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU Op.Dr.Hakan YETİMALAR Doç.Dr.İncim BEZİRCİOĞLU Dr. Gonca Gül GÜLBAŞ TANRISEVER İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştıma Hastanesi GİRİŞ

Detaylı

KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013

KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013 KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013 OLGULAR EŞLİĞİNDE GÜNDEMDEKİ İNFEKSİYON HASTALIKLARI Dr. A. Çağrı Büke Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Olgu E.A 57 yaşında,

Detaylı

GİS KANAMALARI. Prof.Dr.Tayfun KARAHASANOĞLU

GİS KANAMALARI. Prof.Dr.Tayfun KARAHASANOĞLU GİS KANAMALARI Prof.Dr.Tayfun KARAHASANOĞLU Ekim 2006 ÜST GİS KANAMASI GİS kanamalarının % 80 i Treitz ligamanının proksimali ETYOLOJİ Peptik ülser hastalığı Varisler Mallory-Weiss Eroziv gastrit Tümörler

Detaylı

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Göğüs Cerrahisi Metastatik Akciğer Tümörleri Giriş İzole akciğer metastazlarına tedavi edilemez gözüyle bakılmamalıdır Tümör tipine

Detaylı

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı Olan Hasta Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı??? Yan ağrısı? Sırt ağrısı? Mide ağrısı? Karın ağrısı? Boğaz ağrısı? Omuz ağrısı? Meme ağrısı? Akut Göğüs Ağrısı Aniden başlar-tipik

Detaylı

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ Dr. Filiz Yenicesu Düzen Laboratuvarı Görüntüleme Birimi Meme Kanserinde Tanı Yöntemleri 1. Fizik muayene 2. Serolojik Testler 3. Görüntüleme 4. Biyopsi Patolojik

Detaylı

Pankreas Kisti Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu

Pankreas Kisti Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Tarih :././20 Hastanın adı ve soyadı: Protokol numarası: Pankreas Kisti Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Bana yapılan muayene ve tetkikler sonucunda doktorlarım tarafından, pankreasımda iltihabi kist

Detaylı

TİROİD NODÜLLERİNE YAKLAŞIM

TİROİD NODÜLLERİNE YAKLAŞIM NE YAKLAŞIM Prof. Dr. Sibel Güldiken TÜTF, İç Hastalıkları AD, Endokrinoloji BD PREVALANSI Palpasyon ile %3-8 Otopsi serilerinde %50 US ile incelemelerde %30-70 Yaş ilerledikçe sıklık artmakta Kadınlarda

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

Tamamlayıcı Tiroidektomi ve Total Tiroidektomi Komplikasyonlarının Karşılaştırılması. Doç. Dr. Mehmet Ali GÜLÇELİK

Tamamlayıcı Tiroidektomi ve Total Tiroidektomi Komplikasyonlarının Karşılaştırılması. Doç. Dr. Mehmet Ali GÜLÇELİK Tamamlayıcı Tiroidektomi ve Total Tiroidektomi Komplikasyonlarının Karşılaştırılması Doç. Dr. Mehmet Ali GÜLÇELİK Diferansiye tiroid kanserlerinde cerrahi, tedavinin en önemli basamağıdır, daha sonra adjuvan

Detaylı

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın KOLOREKTAL POLİPLER Prof. Dr. Mustafa Taşkın -Polip,mukozal örtülerden lümene doğru gelişen oluşumlara verilen genel isimdir. -Makroskopik ve radyolojik görünümü tanımlar. -Sindirim sisteminde en çok kolonda

Detaylı

Eser Elementler ve Vitaminler

Eser Elementler ve Vitaminler Doç. Dr. Onur POLAT Eser Elementler ve Vitaminler Esansiyel eser elementin temel özellikleri diyetten kesilmesi veya yetersiz alımıyla yapısal ve biyokimyasal değişikliklerin olması ve bu değişikliklerin

Detaylı

Hepatik Arter Anevrizması Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu

Hepatik Arter Anevrizması Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Tarih :././20 Hastanın adı ve soyadı: Protokol numarası: Hepatik Arter Anevrizması Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Bana yapılan muayene ve tetkikler sonucunda doktorlarım tarafından, karaciğer ana

Detaylı

Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni

Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dr. Koray TOPGÜL Medical Park Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü/ SAMSUN 35 yaşında erkek hasta, İlk kez 2007

Detaylı

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu Doç. Dr. Halil Coşkun Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu GİRİŞ 2010 verilerine göre dünyada erişkinlerde (20-79 yaş) diabet prevalansı %6,4 (285 milyon). 2030 da bu oranın %7,7 ye (439 milyon) yükseleceği öngörülüyor.

Detaylı

TÜMÖR MARKIRLARI. Dr. Ömer DİZDAR. Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü, Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı

TÜMÖR MARKIRLARI. Dr. Ömer DİZDAR. Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü, Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı TÜMÖR MARKIRLARI Dr. Ömer DİZDAR Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü, Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı TÜMÖR MARKIRLARI Tümör markırları kanserli hastaların dokularında, serumda, idrarda ya da diğer

Detaylı

RUTİN KOLONOSKOPİK İNCELEMEDE TERMİNAL İLEUM BULGULARI VE SIKLIĞI

RUTİN KOLONOSKOPİK İNCELEMEDE TERMİNAL İLEUM BULGULARI VE SIKLIĞI RUTİN KOLONOSKOPİK İNCELEMEDE TERMİNAL İLEUM BULGULARI VE SIKLIĞI Hemşire, Songül Gültekin, Endoskopi, 544 44 37, songul.gultekin@acibadem.com.tr Eğitim ve Gelişim Hemşiresi, Aysun Çakır, 544 45 25,aysunca@acibadem.com.tr

Detaylı

HİPERKALSEMİ. Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi

HİPERKALSEMİ. Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi HİPERKALSEMİ Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi Tanım: Hiperkalsemi serum kalsiyum düzeyinin normalden (9-11 mg/dl) yüksek olduğunda meydana gelen

Detaylı

NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ MERAM TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ ÇOCUK ENFEKSİYON YOĞUN BAKIM İŞLEYİŞ PROSEDÜRÜ

NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ MERAM TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ ÇOCUK ENFEKSİYON YOĞUN BAKIM İŞLEYİŞ PROSEDÜRÜ Sayfa No 1 / 5 1.AMAÇ: Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Enfeksiyon yoğun bakım ünitesinde yatmakta olan her hastanın vital organ fonksiyonlarının desteklenmesi; organ

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

Mustafa Kemal YILDIRIM*, Tülay TUNÇER PEKER*, Dilek KARAASLAN*, Betül MERMİ CEYHAN**, Oktay PEKER***

Mustafa Kemal YILDIRIM*, Tülay TUNÇER PEKER*, Dilek KARAASLAN*, Betül MERMİ CEYHAN**, Oktay PEKER*** Mustafa Kemal YILDIRIM*, Tülay TUNÇER PEKER*, Dilek KARAASLAN*, Betül MERMİ CEYHAN**, Oktay PEKER*** Süleyman Demirel Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji AD*, Biyokimya AD**, Kalp Damar Cerrahi

Detaylı

Tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde tru-cut biyopsi yöntemi kullanılmalı mı?

Tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde tru-cut biyopsi yöntemi kullanılmalı mı? Tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde tru-cut biyopsi yöntemi kullanılmalı mı? Beril Güler, Tuğçe Kıran, Dilek Sema Arıcı, Erhan Ayşan, Fatma Cavide Sönmez Tiroid nodülü nedir? Çevre tiroid parankiminden

Detaylı

Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım. Dr.

Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım. Dr. Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım Dr. Alper CEYLAN Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı Tiroid

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı.

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı. GİRİŞ Süt rengi Şilus un peritoneal kaviyete ekstravazasyonudur. Oldukça nadir görülen bir durumdur. Asit sıvısındaki trigliserid seviyesi 110 mg/dl nin üzerindedir. Lenfatik sistemin devamlılığında sorun

Detaylı

KARACİĞERİN KOLOREKTAL METASTAZLARINDA GİRİŞİMSEL RADYOLOJİ. Dr.İzzet Rozanes İstanbul Tıp Fakültesi Radyodiagnostik Anabilim Dalı

KARACİĞERİN KOLOREKTAL METASTAZLARINDA GİRİŞİMSEL RADYOLOJİ. Dr.İzzet Rozanes İstanbul Tıp Fakültesi Radyodiagnostik Anabilim Dalı KARACİĞERİN KOLOREKTAL METASTAZLARINDA GİRİŞİMSEL RADYOLOJİ Dr.İzzet Rozanes İstanbul Tıp Fakültesi Radyodiagnostik Anabilim Dalı Amaç Kolorektal tümörlerin karaciğer metastazlarında diagnostik modalitelerin

Detaylı

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Basit Guatr Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Amaç Basit (nontoksik) diffüz ve nodüler guatrı öğrenmek, tanı ve takip prensiplerini irdelemek. Öğrenim hedefleri 1.Tanım 2.Epidemiyoloji 3.Etiyoloji ve patogenez

Detaylı

U.Topuz, T.Akbulak, T.Altunok, G.Uçar, K.Erkanlı, İ.Bakır İstanbul Mehmet Akif Ersoy GKDC Eğ. Ar. Hastanesi

U.Topuz, T.Akbulak, T.Altunok, G.Uçar, K.Erkanlı, İ.Bakır İstanbul Mehmet Akif Ersoy GKDC Eğ. Ar. Hastanesi U.Topuz, T.Akbulak, T.Altunok, G.Uçar, K.Erkanlı, İ.Bakır İstanbul Mehmet Akif Ersoy GKDC Eğ. Ar. Hastanesi Tarihçe Tarihsel olarak ilk extrakorporeal dolaşım ve kardiyopulmoner bypas(kbp)larda prime volumu

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

CİDDİ KOMORBİDİTESİ OLAN SEMPTOMATİK PRİMER HİPERPARATİROİDİLİ HASTALARDA RADYOFREKANS ABLASYON SONUÇLARI

CİDDİ KOMORBİDİTESİ OLAN SEMPTOMATİK PRİMER HİPERPARATİROİDİLİ HASTALARDA RADYOFREKANS ABLASYON SONUÇLARI CİDDİ KOMORBİDİTESİ OLAN SEMPTOMATİK PRİMER HİPERPARATİROİDİLİ HASTALARDA RADYOFREKANS ABLASYON SONUÇLARI Firuz Gachayev 1, İsmail Cem Sormaz 1, Yalın İşcan 1, Arzu Poyanlı 2, Fatih Tunca 1, Yasemin Giles

Detaylı

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Nonkardiyojenik Akciğer Ödemi Şok Akciğeri Travmatik Yaş Akciğer Beyaz Akciğer Sendromu

Detaylı

Prof Dr Barış Akin Böbrek Nakli Programı Başkanı İstanbul Bilim Üniversitesi Florence Nightingale Hastanesi

Prof Dr Barış Akin Böbrek Nakli Programı Başkanı İstanbul Bilim Üniversitesi Florence Nightingale Hastanesi İSTANBUL AVRUPA YAKASI EĞİTİM VE İSTİŞARE TOPLANTISI 22.02.2015 DİYALİZ HEKİMLERİ DERNEĞİ VE TÜRK NEFROLOJİ, DİYALİZ VE TRANSPLANTASYON HEMŞİRELERİ DERNEĞİ Prof Dr Barış Akin Böbrek Nakli Programı Başkanı

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ Sami Uzun 1, Serhat Karadag 1, Meltem Gursu 1, Metin Yegen 2, İdris Kurtulus 3, Zeki Aydin 4, Ahmet

Detaylı

YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ 2007 Yoğun Bakım Üniteleri Hasta bakımının en karmaşık Masraflı Teknoloji ile içiçe Birden fazla organı ilgilendiren

Detaylı

DE CERRAHİ SONRASI NORMOKALSEMİK PARATHORMON YÜKSEKLY

DE CERRAHİ SONRASI NORMOKALSEMİK PARATHORMON YÜKSEKLY PRİMER HİPERPARATH PERPARATİROİDİDE DE CERRAHİ SONRASI NORMOKALSEMİK PARATHORMON YÜKSEKLY KSEKLİĞİ Mehmet Uludağ 1, Bülent Çitgez 2, Gürkan Yetkin 1, M. Fevzi Celayir 1, M. Ferhat Ferhatoğlu 2, Süleyman

Detaylı

BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI

BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI Kronik böbrek hastalığı-tanım Glomerül filtrasyon hızında (GFH=GFR) azalma olsun veya olmasın, böbrekte

Detaylı

Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara

Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Olgu 1 28 yaşında erkek Ortopedi

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

23 NİSAN, PERŞEMBE 22 NİSAN, ÇARŞAMBA

23 NİSAN, PERŞEMBE 22 NİSAN, ÇARŞAMBA 22 NİSAN, ÇARŞAMBA 23 NİSAN, PERŞEMBE 13:00- EĞİTİM OTURUMU - AKILCI İLAÇ KULLANIMI Oturum Başkanı: Levhi Akın Konuşmacı: Umut Barbaros KURSLAR I. Laparoskopik Fıtık Cerrahisi Kursu Kurs Yöneticileri:

Detaylı

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyak Yoğun Bakım Sertifika Programı

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyak Yoğun Bakım Sertifika Programı Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyak Yoğun Bakım Sertifika Programı Tanım: Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Ankara Hastanesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalında uygulanacak olan 2 yıllık kardiyoloji

Detaylı

SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI

SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI Gülseren PEHLİVAN, Nur CANPOLAT, Şennur ERKUT, Ayşe KESER, Salim ÇALIŞKAN, Lale SEVER İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı

Detaylı

Akut Karın Ağrısı. Emin Ünüvar. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. eminu@istanbul.edu.tr

Akut Karın Ağrısı. Emin Ünüvar. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. eminu@istanbul.edu.tr Akut Karın Ağrısı Emin Ünüvar İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı eminu@istanbul.edu.tr 28.07. Acil ve Yoğun Bakım Kongresi 1 AKUT Karın ağrısı Çocuklarda karın ağrısı

Detaylı

İntern Dr. Özkan ERARSLAN ADRENAL YETERSİZLİK. ADDİSON HASTALIĞI, BÖBREKÜSTÜ BEZ YETERSİZLİĞİ, SÜRRENAL YETMEZLİK Ekim 2013

İntern Dr. Özkan ERARSLAN ADRENAL YETERSİZLİK. ADDİSON HASTALIĞI, BÖBREKÜSTÜ BEZ YETERSİZLİĞİ, SÜRRENAL YETMEZLİK Ekim 2013 İntern Dr. Özkan ERARSLAN ADRENAL YETERSİZLİK ADDİSON HASTALIĞI, BÖBREKÜSTÜ BEZ YETERSİZLİĞİ, SÜRRENAL YETMEZLİK Ekim 2013 İlk kez 1855 te Thomas Addison tarafından tanımlanmıştır Sıklığı milyonda 60-120

Detaylı

BÖBREK NAKLİNDE CERRAHİ TEKNİK VE ERKEN CERRAHİ KOMPLİKASYONLAR. Dr.Burak Koçak. Memorial Şişli Hastanesi, Üroloji ve Organ Nakli Bölümleri

BÖBREK NAKLİNDE CERRAHİ TEKNİK VE ERKEN CERRAHİ KOMPLİKASYONLAR. Dr.Burak Koçak. Memorial Şişli Hastanesi, Üroloji ve Organ Nakli Bölümleri BÖBREK NAKLİNDE CERRAHİ TEKNİK VE ERKEN CERRAHİ KOMPLİKASYONLAR Dr.Burak Koçak Memorial Şişli Hastanesi, Üroloji ve Organ Nakli Bölümleri İlk Başarılı Böbrek Nakli Böbrek Tx Canlı Vericiden Böbrek Tx (LRDK-Tx/LURDK-Tx)

Detaylı

2016 YILI GÖSTERGE YÖNETİMİ SORUMLULARI

2016 YILI GÖSTERGE YÖNETİMİ SORUMLULARI 2016 YILI GÖSTERGE YÖNETİMİ SORUMLULARI Kalite Yönetimi DÖF Sonuçlandırma Oranı Gülistan UYAR Acil Durum Yönetimi Eksiksiz Doldurulan Mavi Kod Olay Formu Oranı Eksiksiz Doldurulan Beyaz Kod Olay Formu

Detaylı

Derin İnfiltratif Endometriozis. Prof.Dr.Ahmet Göçmen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Derin İnfiltratif Endometriozis. Prof.Dr.Ahmet Göçmen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Derin İnfiltratif Endometriozis Prof.Dr.Ahmet Göçmen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endometriozis Peritoneal Ovarian Derin infiltratif Anterior Mesane Posterior P1-Uterosakral ligament P2-Vajinal

Detaylı

Hazırlayan Oya SAĞIR Bahçelievler Aile Hastanesi Eğitim Gelişim Hemşiresi 2014

Hazırlayan Oya SAĞIR Bahçelievler Aile Hastanesi Eğitim Gelişim Hemşiresi 2014 Hazırlayan Oya SAĞIR Bahçelievler Aile Hastanesi Eğitim Gelişim Hemşiresi 2014 Sedasyon Uygulamaları Günübirlik Anestezi Sonrası Derlenme Safhaları Modifiye Aldrete Skoru Nedir ve Nerede Kullanılır? Modifiye

Detaylı

Adrenal insidentalomaların nedenleri, prevalansı ve doğal seyri nasıldır?

Adrenal insidentalomaların nedenleri, prevalansı ve doğal seyri nasıldır? NIH Consensus and State-of-the-Science Statements Volume 19, Number 2, February 4 6, 2002 KLİNİK OLARAK BELİRGİN OLMAYAN ADRENAL KİTLEYE (İNSİDENTALOMA) YAKLAŞIM Doç. Dr. Ali İlker Filiz, Doç. Dr. Yavuz

Detaylı

Trakea Rüptürü. Nadir Bir Entübasyon Komplikasyonu. Doç. Dr. Aydın KARAKUZU Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Lefkoşe, KKTC Nisan 2011

Trakea Rüptürü. Nadir Bir Entübasyon Komplikasyonu. Doç. Dr. Aydın KARAKUZU Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Lefkoşe, KKTC Nisan 2011 Trakea Rüptürü Nadir Bir Entübasyon Komplikasyonu Doç. Dr. Aydın KARAKUZU Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Lefkoşe, KKTC Nisan 2011 1 Klinik Öykü Ş.Ş., 75 yaş, erkek, Asenden Aort Anevrizması

Detaylı

Santral Venöz Kateter. Hem. Güliz Karataş Hacettepe Ped KİT Ünitesi

Santral Venöz Kateter. Hem. Güliz Karataş Hacettepe Ped KİT Ünitesi Santral Venöz Kateter Hem. Güliz Karataş Hacettepe Ped KİT Ünitesi 8 yaşında ALL VAKA sürecinde SVK TANI : 8/2010 RELAPS 1/2011 KİT 6/2011 7/2011 3/2013 +55.gün +13.ay hafif kgvhh Santral venöz Port kateter

Detaylı

hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması

hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması Tuncay Güçlü S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Bölümü 16-18 Ekim 2014, Malatya GİRİŞ Kronik

Detaylı

Doç Dr Sedat ÇAĞLI Doç Dr İmdat YÜCE Prof Dr. ErcihanGÜNEY Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi

Doç Dr Sedat ÇAĞLI Doç Dr İmdat YÜCE Prof Dr. ErcihanGÜNEY Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Doç Dr Sedat ÇAĞLI Doç Dr İmdat YÜCE Prof Dr. ErcihanGÜNEY Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi GENEL BİLGİLER Tiroid bez posteriorunda lokalize Çoğunlukla 4 paratiroid bez vardır 4 den fazla % 13, 3 bez

Detaylı

Karaciğer laboratuvar. bulguları. Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 5.Yarıyıl

Karaciğer laboratuvar. bulguları. Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 5.Yarıyıl Karaciğer ve safra yolu hastalıklar klarında laboratuvar bulguları Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı 5.Yarıyıl 2006-2007 2007 eğitim e yılıy Karaciğer ve safra yolu hastalıklarında

Detaylı

Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak

Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak Zeliha Korkmaz Dişli 1, Necla Tokgöz 2, Fatma Ceyda Akın Öçalan 3, Mehmet Fa>h Korkmaz 4, Ramazan Bıyıklıoğlu 2 1 Anesteziyoloji Bölümü, Malatya Devlet Hastanesi 2

Detaylı

β Bloker ve Kalsiyum Kanal Bloker Zehirlenmeleri Uzm. Dr. Yusuf Ali Altuncı Ege Ünv. Tıp Fak. Acil Tıp Ad

β Bloker ve Kalsiyum Kanal Bloker Zehirlenmeleri Uzm. Dr. Yusuf Ali Altuncı Ege Ünv. Tıp Fak. Acil Tıp Ad β Bloker ve Kalsiyum Kanal Bloker Zehirlenmeleri Uzm. Dr. Yusuf Ali Altuncı Ege Ünv. Tıp Fak. Acil Tıp Ad Sunu planı Sunu hedefleri Olgu örneği Genel yaklaşım Spesifik tedavi yöntemleri Yatış taburculuk

Detaylı

ADRENAL KİTLELERK TLELERİNDE DR. FATİH H TUNCA İSTANBUL TIP FAKÜLTES LTESİ GENEL CERRAHİ

ADRENAL KİTLELERK TLELERİNDE DR. FATİH H TUNCA İSTANBUL TIP FAKÜLTES LTESİ GENEL CERRAHİ ADRENAL KİTLELERK TLELERİNDE CERRAHİ YAKLAŞIM DR. FATİH H TUNCA İSTANBUL TIP FAKÜLTES LTESİ GENEL CERRAHİ ANABİLİM M DALI İnsidans Otopsi serilerinde: asemptomatik selim adrenal neoplazi %2-20 20 İnsidental

Detaylı

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Sendromu Veno- Oklüzif Hastalık Engraftman Sendromu Hemşirelik İzlemi Vakamızda: KİT (+14)-

Detaylı

Tiroid Cerrahisinde Nöromonitorizasyonun Rekürren Laringeal Sinir Hasarı Oranına Etkisi

Tiroid Cerrahisinde Nöromonitorizasyonun Rekürren Laringeal Sinir Hasarı Oranına Etkisi Tiroid Cerrahisinde Nöromonitorizasyonun Rekürren Laringeal Sinir Hasarı Oranına Etkisi *Necati Şentürk, *Koray Öcal, *Ahmet Dağ, **İlter Helvacı, **Tamer Akça * M.E.Ü.T.F. Genel Cerrahi A.D. ** M.E.Ü.T.F.

Detaylı

HASTANIN ÖNCELİKLİ OLARAK NUTRİSYON DURUMUNU BELİRLEMEK GEREKLİDİR:

HASTANIN ÖNCELİKLİ OLARAK NUTRİSYON DURUMUNU BELİRLEMEK GEREKLİDİR: NÜTRİSYONEL VE METABOLİK DESTEK: Malnütrisyon: Gıda tüketiminin metabolik hızı karşılamayamaması durumunda endojen enerji kaynaklarının yıkımı ile ortaya çıkan bir klinik durumdur ve iki şekilde olabilir.

Detaylı

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Kahramanmaraş 1. Biyokimya Günleri Bildiri Konusu: Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Mehmet Aydın DAĞDEVİREN GİRİŞ Fetuin-A, esas olarak karaciğerde

Detaylı

DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ

DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ RİSK GRUPLARINA GÖRE TEDAVİ-TAKİP Dr.Nuri ÇAKIR Gazi Ü Tıp Fak Endokrinoloji ve Metabolizma B.D 35.Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıKongresi 15-19 Mayıs 2013-Antalya

Detaylı