KEMALİZMİN KÜRD POLİTİKASI: SALTANATA BİAT, ALLAH İÇİN CİHAT!(*)

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KEMALİZMİN KÜRD POLİTİKASI: SALTANATA BİAT, ALLAH İÇİN CİHAT!(*)"

Transkript

1 KEMALİZMİN KÜRD POLİTİKASI: SALTANATA BİAT, ALLAH İÇİN CİHAT!(*) YAŞAR KARADOĞAN Kemalistlerin ve Mustafa Kemal in Kürdler karşısındaki siyaseti nedir? İkide bir 1920 li yıllara olumlu göndermeler yapılmasını, hele hele bunun Kürd olmak iddiasında olanlar tarafından yapılması çok trajiktir. Bugünlerde PKK lideri Abdullah Öcalan tarafından kemalizmin güncelleştirilmesi ve övülmesi, Kürdlerin suçlu ilan edilmesi trajikomedidir. Devletin Kürt politikasını, farklı dönemlerdeki konseptlerini iyice ve dikkatlice değerlendirmek gerekiyor. Devletin, Kemalist iktidarın meşrulaşma sorunları olduğu 1921'e dek olan Kürt politikası ve Kürtlerle Mustafa Kemal arasındaki ilişkiler, Mustafa Kemal ve karşıtları arasındaki ilişkiler değerlendirilmelidir. Kemalizmin meşrulaşma sorununun kalktığı 1921'den sonra Kürtlerin ve Mustafa Kemal muhalifleri aleyhine geliştirilen politikalar nasıl bir seyir izlemiştir? Abdülhamid dönemi ile Kemalizmin Kürd politikaları karşılaştırıldığında ; Osmanlının, Abdülhamid'in "Böl ve yönet" şeklindeki Kürt politikası ile Mustafa Kemal dönemindeki politikalar arasında sistematik bir bütünlük olduğu görülüyor. Padişah Vahdettin'in Yaveri Mustafa Kemal'in Anadolu'ya gönderilmesi de Karadeniz ve Kürdistan'da ortaya çıkan rahatsızlıkların "giderilmesi" misyonu ile Kürtlerle diğer etnik gruplara karşı izlenen politikaların devamının sağlanması ile ilgilidir. Mustafa Kemal'in Anadolu'ya çıkması Vahdettin'in de İngilizlerin de bilgisi dahilindeydi. Mustafa Kemal,n ve ekibinin Samsun a çıkarılmasına İngilizler göz yummuşlardır. Mustafa Kemal ve ekibine, Samsun a çıkıi izni veren İngiliz İstihbarat subayı JG Bennet bu konu hakkında ayrıntılı bilgiler vermektedir (Witness, ilk baskı 1962, Hodder and Stoughton,London) kitabında.mustafa Kemal, Vahdettin ve İngilizlerin bilgisi dahilinde "asayişi sağlamak" için Samsun'a gönderilmiştir. Mustafa Kemal'in pozisyonu da İstanbul'un İngiliz ve Fransızların işgali altında olması, İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal etmesiyle güçlenmiştir. Ki,Mustafa Kemal'in İstanbul'dan ayrılış tarihi ile İzmir'in işgali aynı güne rastlamaktadır. İngilizlerin böyle taktik hatalar! yapması üzerinde durulması gereken bir olgudur. İngiliz ve Fransızıların İstanbul'a gelişleri Mondros Mütarekesi çerçevesinde olmuşsa da, asıl amacın Sovyetlerdeki anti-bolşevik ayaklanmaların desteklenmesi ve Ortadoğu petrollerinin güvenceye alınması ve paylaşılması olduğu açıktır. Kafkaslardaki Denikin ayaklanması Bolşeviklerce bastırılınca, anti Bolşevik hareketin sürdüğü tek yer kalmıştır: Kırım. İngilizler hem Kırım'daki ayaklanmayı desteklemek, hem de Ortadoğu petrolleriyle ilgili politikalarını uygulamak için İstanbul'a geliyorlar. Üçüncü bir neden olarak Osmanlı İmparatorluğu'nun Sovyetler tarafından işgaline karşı bir set oluşturmak için gelmiş olabilecekleri de öne sürülebilir. Ki Türkiye adlı tampon devletin,fransız,ingiliz ve Sovyetler arasında kotarılmış de facto bir durum olduğu da bir olgudur. ** Kemalist Cumhuriyet'in Kürt politikasında izlediği seyir iyi biliniyor. Bunları yeniden tartışmak ve güncelleştirmek gerekiyor. Kemalist monolitik devletin Kürt hak ve istemleri, Türkiye'nin demokratikleşmesi sorununda izlediği genel bir hat var. Bu da her türlü militer yöntemi içine alan siyasi, kültürel çoğulculuğu reddeden; düşünce ve inanç özgürlüğünü süngüyle ortadan kaldıran, sivilleşmemekte inat eden bir hattır. Kürt sorununda izlenen çizgi, "Türk süngüsünün göründüğü yerde Kürt sorunu yoktur" sözüyle açıklanan çizgidir. Kısacası, 2. Meşrutiyet'ten beri gündemde olan "sivilleşme" karşısında takınılan "askeri" tutum Osmanlı sonrasının da temel sorunudur. İlk başta iç ve dış koşullar nedeniyle "Kürtlerin varlığını ve haklarını" kabul ediyor gibi görünen güncel taktik yaklaşım, Kemalist iktidarın egemenliğini perçinledikten sonra; her türlü çoğulculuğu reddetmeye ve tekil bir rejim kurmaya başladı. Bu bağlamda önce Kürtlerin hakları komplocu politikalarla reddedildi, daha sonra varlıkları inkar edildi. Bunları takiben ortaya atılan "üstün ırk" safsatalarından sonra da Kürtlerin imhası gündeme sokuldu. Bugün sürdürülen politikalar, devletin Kürt sorunundaki militer politikalarından vazgeçmediğini gösteriyor. A- Mustafa Kemal'in Kürt politikası Peşinen şunu kabul etmek gerekiyor: Mustafa Kemal Kürdistan'da bulunduğu, Cemilé Çeto'ya esir düştüğü 1 günlerde Kürtleri iyi tanımış, onlarla ilişki kurmuş ve bu ilişkileri de Erzurum'a geldiği andan itibaren kendi yararına kullanmıştır. 1 Mustafa Kemal ve Kürtler, Abdurrahman Aslan, Doz yayınları 1

2 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında yapılan Erzurum kongresi ve 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında yapılan Sivas kongrelerine MustafaKemal in tanıdığı birçok Kürd davet edilmiştir. 9 Kişilik Heyet-i Temsiliye de Mutkili Hacı Musa bey, Bitlis ten Sadullah efendi ve Erzuurm dan Nakşibendi Şeyhi fevzi Efendi bulunmaktadır. Robert Olson, kanaatimce,kürdlerin desteği olmaksızın Türk milliyetçilerinin o kadar başarılı olmasının mümkün olmadığını söylemek mübalağa olmaz görüşündedir. Olson şu saptamayı yapıyor: başka bir deyişle,kürdler,kemalistlere askeri olarak ve faali bir biçimde Erzurum da meydan okumuş olsalardı, milliyetçi Türk hareketinin Rus ve müttefik kuvvetleri ile Ermenilere karşımellde etmiş oldukları başarılar, ciddi bir şekilde gecikirdi. ( Kürd milliyetçiliğinin kaynakları ve Şeyh Said isyanı,özge yay.kasım 1992,s.65) Mustafa Kemal, Samsun'a çıktıktan bir ay sonra bile Kürtlere karşı izlenecek politika konusunda net fikirlere sahipti. Bu fikirlerin de vahiy yoluyla gelmediği, aksine İngiltere nin yol göstericiliğinde Vahdettin'in Sarayı'nda planlandığı su götürmez bir gerçektir. Mustafa Kemal in İngiltere ye dost olmanın ötesinde duygular beslediğine dair bir çok işaret vardır.mesela Daily Mail adlı gazetenin muhabiri G. Ward Price ile Pera Palas ta yaptığı mülakatta Mustafa Kemal, yapmak istediği bir teklif için Britanya resmi makamlarıyla nasıl temas edileceğini sormaktadır. Bu harpte yanlış cephede savaştık. Eski dostumuz Britanyalılarla savaşmak istemezdik. Bu istenmeyen harp Enver paşa gibi Almanların dostları tarafından yapılan bir baskının sonucu oldu. Biliyoruz, partiyi kaybettik. Yanlış istikamete götürülen siyasetimizin bedelini ağır ödemeye hazırlanmalıyız. Anadolunun Müttefik Devletler tarafından taksime uğrayacağını tamamen biliyordum. Fransızların Anadolunun dışında tutulmasından bilhassa endişedeyiz. Orada bu topraklar üzerindeki bir Britanya idaresinden o kadar hoşnutsuzluk gösterilmemesi gerektir. Eğer İngilizler Anadolu için sorumluluk kabul edecek olurlarsa Britanya idaresinde bulunan tecrübeli Türk valileri ile çalışmak ihtiyacını duyacaklardır. Böyle bir selahiyet dahilinde hizmetlerimi arzedebileceğim münasip bir yerin olup olmıyacağını bilmek isterim (Price, Extra-special Correspondent 1957, s 104-aktaran Gothard Jaeschke, Kurtuluş savaşı ile ilgili İngiliz belgeleri, Tğrk Tarih Kurumu Basımevi,Ankara 1991, s 98) Price, Albay H. nin bu görüşmeyi önemsemediğini ve Mustafa kemal ile görüşmesi sırasında Rafet Bele nin de bulunduğunu anlatır. Mustafa Kemal in İngilizlere bakışına dair ipuçları veren bir diğer bilgi de 17 Kasım 1918 tarihli Minber gazetesinde yayınlanan açıklamalarıdır: İngilizlerin Osmanlı milletinin hürriyetine riayette gösterdikleri hürmet ve insaniyet karşısında yalnız benim değil, bütün Osmanlı milletinin İngilizlerden daha hayırhah bir dost olamayacğı kanaatiyle mütehassis olmaları pek tabiidir. (Jaeschke,age. S.98) Price, 1 Aralık tarihli Söz gazetesinde şöyle demektedir: İngiltereye gider gitmez yapacağım ilk iş, Türklerin büyüklüğünü tanıtmak olacaktır. Bu mesaimin iyi tesirler husule getireceğine kaniim. Jaeschke Mustafa Kemal-Saray ve İngiliz üçgenindeki ilişkileri şöyle yorumluyor: İngilizler;mütarekeden hemen sonra Sultan ın, üzerinde ehemmiyetle durduğu İngiliz dostluğunu tercih ettiğine kanaat getirdiklerinden, Mustafa Kemal in ise Padişah nezdinde makbul şahıs (Persona gratissima) olduğunu öğrendiklerinden bu hususta bir iüphe beselmeleri için ortada hiçbir sebep mevcut bulunmuyordu. Mustafa Kemal in İngilizlere olan güveni 18 kasım tarihli Vakit gazetesinde yayınlanan mülakatında tekrarlanıyor. Mustafa Kemal ile İttihat Terakki ilişkileri de İngilizlerin merakını uyandıran bir konudur. Jaeschke bu konuda şunları söylüyor: Mustafa Kemal2in Ocak-Mart 1919 aylarındaki faaliyetleri hakkında pek az itimada şayan haberler vardır. Kendisinden müteadit defalar mülakat ricasında bulunmuş olan rev. Frew in(ingiliz Muhipler Cemiyeti ile ilişkisi olan ve Sultan la da ilişkisi olan İskoç papaz): İttihat ve Terakki nin cinayetlerini evvela tasdik etmelisiniz şeklindeki isteğine ait olarak 1926 tarihli hatıralarında bizzat şunları yazmış bulunuyor: İttihat ve Terakki nin mümessili değilim, fakat...vatansever bir cemiyetti. Başlangıcından sonrasına kadar ben de bu cemiyet içinde bulundum...çok kusurları ve yanlışları olabilir, ama vatanseverliği münakaşaların üstündedir. Mustafa Kemal in tevkifinin düşünülmüş olması rivayetinin bu konuşmadan sonra ortaya çıkmış olması muhtemeldir..mustafa Kemal,;Yüksek Komiser Sforza nın kendisini davet ederek: ekselans, bir tehlike karşısında sefarethanenin emrinize hazır olduğunu ben de söyleyebilirim dediğini zikretmektedir. Görüldüğü gibi İtalyanlar da Sforza nın bu sözleriyle Mustafa Kemal e kucak açmış ve bu cevap da Mustafa Kemal in tevkifine ait her türlü projeden vazgeçilmesi için kafi geldi.( Jaeschke,age.s 100) SAMSUN DAKİ HUZURSUZLUK! Ermenilerin Karadeniz ordusu Başkomutanlığı aleyhindeki faaliyetleri nedeniyle General Milne, 9. Ordu Komutanı Yakup Şevki paşa yı bu görevden alır ve bunu 17 Şubat ta İngiliz dışişlerine bildirir. Yakup Şevki 26 2

3 Mart ta İstanbula çağrılır ve İngilizlerin emirlerini yerine getirecek bir komutan arayışına geçilir. Bunun için Harbiye Nazırı nın emir vermesi istenir. Harbiye Nazırı Şakir Paşa 3 Nisan da 9.Orduyu fesheder ve bu ordu Kazım Karabekir in komutasında 15.Kolordu haline getirilir. Yakup Şevki Paşa aynı zamanda Kars telsiz istasyonunun tahribinden ötürü general Milne tarafından suçlanmaktadır. Samsun ve civarında Rumlar ile Türkler arasında çatışmalar vardır. Calthorpe a göre mütareke şartları Samsun da uygulanmamaktadır. Mustafa Kemal in Samsun a gönderilmesi kararının verildiği günlerde Karadeniz de durum karışıktır. 6 Mayıs 1919 da Mustafa Kemal e verilen talimatta, Samsun ve yöresinde huzur ve sükunetin yeniden kurulması,silahların toplanması,varolan şuraların kapatılması görevleri sayılmaktadır. Calthorpe in 21 Nisan 1919 da Türk ordusunun silahsızlandırılmasının yetersiz olduğu yönünde Türk hariciyesine bir nota vermiştir. Türk Hariciyesi bu notaya ancak 25 Mayıs ta cevap veriyor ve bu gecikmenin nedeni İngilizlerce merak edilmiyor! Calthorpe nin 21 Nisan daki notası ve Mustafa Kemal in 16 Mayıs 1919 da İstanbul dan yola çıkışı arasında geçen sürede neler olmuştur? Jaeschke bu konuda şunları belirtir: 1-Müfettişliğe tayinine ait 30 Nisan tarihli iradeye kadar 2-Görevine ve hazi olduğu yetkiye ait talimatnameye kadar,3- Bandırma vapurunun 16 Mayıs ta hareketine kadar olmak üzere üç bölüme ayrılır. Damat Ferid in Calthorpe nin notasını evvela Dahiliye Nazırı mehmed Ali ye (Mustafa kemal in İngilizler nezdinde kabul görmesi için çok çaba göstermiştir.y.k) göstermiş olması kabul edilebilir. O da Damad Ferid e: hadise mahalline salahiyetli muktedir bir zat göndermek pek münasiptir diye teklifte bulunmuş; mesela kimi tavsiye ediyorsunuz sorusuna ise : Hatırıma Mustafa Kemal Paşa geliyor diye cevap vermiş; bunu bildiren Ali Fuat Cebesoy 20.Kolordu Kumandanı olarak Ankara da bulunmakla beraber, Mustafa Kemal i Mehmet Ali ye tanıtmak için tavasutta bulunmuş olan babası ismail Fazıl Paşa bu mühim mülakat ı metnine sadık kalarak aynen ona yazmıştı. Damad Ferid in Kemal paşa yı bir defa görmek ve suyunu huyunu anlamak istemesine de tamamen inanılabilir. Bu sebepten onu iki gün sonra cevat Paşa ile öğle yemeğine Cercle d Orient e davet etti. Onun hakkında mükemmel bir intiba edinerek veda esnasında: tanıştığımıza memnun oldum. Sizin gibi mütemayiz, genç ve kıymetli kumandanlara çok ihtiyacımız olacak demişti. (Jaeschke,age. S 108) Damat Ferid Paşa Mustafa Kemal ile görüşmesinin hemen ertesi günü Mustafa Kemal paşanın Samsun daki hadisenin araştırılması için atanması talimatını harbiye Nazırı Müşir Şakir Paşaya emreder. Jaeschke bu gelişmeleri şöyle yorumlamaktadır: Damat ferid, tedbirlerini İngilizlerle sıkıca anlaşarak almaya değer verdiğinden onun bu meseleyi de şakir Paşaya bildirmeden önce, siyasi memur olarak konağına her gün girip çıkan Ryan(Sir Andrew Ryan.Y:K) ile görüşmüş pek muhtemeldir. Ryan bu mesele hakkında hatıraları arasında şunları anlatmaktadır:türk hükümeti ilkbaharın başında asayişin, merkezi kontrol altında daha iyi temini maksadıyla muayyen miktar umumi müfettişlikler ihdas etmeye karar verdi.bunlardan ilki ve muhtemel olarak bu makama tek tayin edileni Mustafa Kemal di. Paşa esasen müstesna bir askerdi. Fakat bu zamana kadar dikkati çekecek hiçbir siyasi rol oynamamıştı. İtiraf edeyim ki, Damat Ferid Paşa Nisan 1919 da umumi müfettişlik planı hakkında benimle konuştuğu zaman Mustafa Kemal adı bana hiçbirşey ifade etmemişti. (Gotthard Jaeschke,Kurtuluş savaşı ile ilgili İngiliz belgeleri,s ) Mustafa Kemal o dönem tuğgeneral rütbesindedir.neden daha yüksek rütbeliler değil de o seçilmiştir? Damad Ferid birçok umumi müfettişlik oluşturmak isterken neden sadece Mustafa kemal in müfettişliği ile sınırlı kalınmıştır? Bunlar da ilk başta akla gelen sorulardır. Mustafa kemal in İngilizler nezdinde itibar ve kabul görmesi için Sultan ve avanesi de büyük çaba göstermektedir. Jaeschke bu noktada Fevzi Çakmak ın şu sözlerine atıfta bulunuyor: İşgal kuvvetlerinin irtibat zabitleri sık sık yanıma gelerek benden Samsun meselesi hakkında tafsilat almak istiyorlardı. M.kemal paşanın almanlara ve Enver Paşaya aleyhtar olduğunu söyleyerek yeni vazifesine gidince bütün bunların (asayişsizlik olayları) bertaraf olacağını anlatıyordum. Bu sebeple Mustafa Kema in hareketini tasvip ve hatta tacil ediyorlardı. Mustafa Kemal in 9. Ordu komutanlığına tayini 30 Nisan 1919 da kararlaştırılıyor ve 5 mayıs ta ilan ediliyor. Saray için makbul olan Mustafa Kemal İngilizler için de makbuldür. Ogular defalarca bu durumu gösteriyor. Jaeschke Mustafa kemal in çok geniş yetkilerle Samsun a gönderilmesi konuusnda Tevfik Bıyıklı nın şu sözlerii aktarıyor: M.Kemal Paşa ya bu kadar geniş salahiyet veren tarihi talimatın, ordu ve memleket üzerindeki sıkı işgal kontrolüne rağmen n nasıl hazırlanıp kabul olunduğu da gerçekten aydınlanması gereken bir muammadır. Mustafa Kemal ve ekibinin bandırma gemisiyle Samsun a gönderilmesine vize veren istihbarat subayı JG Bennet de Saray ile çok yakın ilişkide olan İngilizlerden birisidir. Bennet bu ilişkilerini şöyle özetliyor: 3

4 Ben sadece 23 yaşındaydım. Dedemin yaşındaki insanlar gelip benden devletin çok ciddi konuları hakkında tavsiyelerimi soruyordu. Ben günlük olarak Türk kabine üyeleriyle görüşüyordum. Ajanlar ve mubirlerle görüşüyordum. Yıldız Sarayı ndan.hepsi de beni Londra da sözü geçen bir otorite olarak görüyordu. Yaklaşık 9 ay, Haziran 1920 dem Mart 1921 e kadar ben Türk politikasının içindeydim. Her türlü sır için güveniliyordum ve yüksek derecedeki atamalar konusunda görüşüme başvuruluyordu Türk bakanlar bana her türlü soruyr soruyorlardı. Bir defasında bana Polis şefi ataması konusunda birini tavsiye etmemi istediler.ben de Arnavut arkadaşım Tahsin beyi önerdim. JG Bennet in Witness adlı kitabını okuduğumda Mustafa kemal ve maiyetindeki 35 kişiye vize vermesi konusunda verdiği bir bilgnin yanlılığı dikkatimi çekti. Bennet 8 Haziran 1897 doğumludur. Fakat o Mustafa Kemal ve beraberindekilere, 22.yaş günü olan 8 Haziran da vize verdiğini söylüyor. Mustafa kemal ve beraberindekiler 16 Mayıs 1919 da Samsun a doğru hareket ettiklerine göre Bennet burada bir yanlışlık yapıyor. Bennet bu konuda şunları yazıyor: 15 Mayısta Yunan güçleri İzmir e vardı ve beklenmedik bir direnişle karşılaştılar. Sultan, Müttefik Güçlerin yüksek komiserliğiyle anlaşarak gelibolu kahramanı Mustafa Kemal in Türk ordusunun çatışmadan uzak tutulması amacıyla oraya gönderilmesi anlaşmasına vardı. 8 Haziran da, garip bir tesadüfle, 22. yaş günümde bir Türk subayı ofisime gelerek Mustafa Kemal Paşa ve misyonu için vize vermemi istedi. Ben listeyi okuduğumda Türk ordusundaki çok aktif 35 general ve albayın isimlerini gördüm. Ben vize vermek yanlısı değildim. Binbaşı Van M. Her zaman olduğu gibi yoktu ve özel işlerindeydi. Ben bu listeyi genel karargaha götürüp emir almaya karar verdim. Ben görevli subaya bunun barış yapmaktan çok savaş yapmaya giden bir misyonu adnırdığını söyledim. Bana Britanya Yüksek Komiserliği nin görüşü alınana kadar beklemem söylendi. Bir saat sonra ben çağrıldım ve geri gidip vizeleri vermem istendi. Bana Mustafa Kemal Paşa nın Sultan ın tam güvenine mazhar olduğu söylendi. Yalnızca beş hafa sonra Mustafa Kemal, padişah tarafından yasadışı ilan edildi. (JG Bennets, Witness,ilk basım 1962, s 11) Mustafa Kemal le İngiliz ilişkileri dünyanın en çok korunan sırları arasındadır. Bu ilişki konusundaki ortak İngiliz ve Türk ketumluğu dikkate değer olsa da, Mustafa kemal ile İngilizler arasında çok güçlü ilişkiler olduğunu gösteren bir yığın emare vardır. ** MUSTAFA KEMAL VE KÜRDLER Mustafa Kemal ile Kürdlerin ilişkisi oportünizm ve pragmatism üzerine bina eidlmiştir. Mustafa Kemal in Kürdlere haklarını vereceğine dair ortaya atılan görüşler tamamen Kürdlerin iknası ve kandırılması için Mustafa Kemal tarafından başvurulan taktiklerden ibarettir. Mustafa Kemal in Kürd ileri gelenlerine gönderdiği telgraflarda öne çıkan bir husus Kürdlerin Ermeni tehlikesi yle korkutulmasıdır. Diyarbekirli mebus Kamil beye yazdığı telgraf bunun bir örneğidir: Doğu vilayetlerinin Ermenilere verilmesine veya herhangi bir yabancı idaresine geçmesine mani olmak ancak bu vilayetlerde tam asayişin ve özellikle bütün milletçe fikir birliğinin mevcudiyetini ispat etmek, tek vücut olan milletin, haklarını ve bağımsızlığını korumak için en son fedekarlığı göze aldırdığını bütün dünyaya göstermekle mümkün olacağı zatıalilerince bilinmektedir. Bugün Sivas vilayeti dahilinde bulunuyorum.inşallah ilk fırsatta Diyarbekir e gelerek eski dostları ziyaret etmek emelindeyim. İşitilenlere göre, dış düşmanlarımıza karşı din kardeşlerinin el ele vererek sevgili topraklarımızı kurtaracağı bu tehlikeli anda Diyarbekir de Kürt kulübü ile Türkler arasında bazı çeşitli muhalefet varmış.bunun her iki kardeş ırk için ne elim neticelere sebep vereceğini siz çok iyi takdir edersiniz. ( ) Vatanın kurtarılması için milli birliğin hedef alınması bakış açısıyla, Kürt Kulübüne gerekli öğütlerde bulunulmasını memleket selameti adına ricaeder,neticenin yazıyla bildirilmesini beklerim. (Atatürk ün bütün eserleri, s 336,aktaran Doğu Perinçek, kemalist devrim-4 Kurtuluş savaşında Kürt politikası,kaynak yay., s 114) Mustafa Kemal Cemil Paşazade Kasım beye yazdığı telgrafta ise Hilafetin korunmasına vurgu yapıp şunları söylemektedir: devletin tam bağımsızlığıyla bekası, saltanat ve hilafetin yok olmaktan korunması uğrunda katlanmaya hazır olduğunuz fedeakarlık derecesine ve bana karşı olan sevgi ve itimadınıza emniyetim tamdır. Kürtlerin devletten ayrılarak İngilizlerin himayesinde bağımsız Kürdistan kurmaları teorisini tasvip etmem. Çünkü bu teori, muhakkak Ermenistan lehine ingilizler tarafından tertip edilmiş bir plandır. Bayaziy Sancağı na resmen gelen ve beraberinde bir Ermeni subayı bulunan İngiliz temsilcisi, o havalinin Ermenistan olduğu ve bu keyfiyetin tebliği kararlaştırılmış olduğundan, Ermeni askerleri himayesinde Ermeni muhacirlerinnin dönmeye başlayacağı resmen bildirildi. Tabii ki bunu red ettim ve edeceğim. 4

5 Kürtler ve Türkler birbirinden koparılmayı Kabul etmez öz kardeşler; bugün için vicdani borcumuz, Kürtler, Türkler, bütün islami unsurlar tek vücut ve tek yürek olarak bağımsızlığımızı savunmak ve vatanın parçalanmasını önlemektir. (..) Kürt kardeşlerimin hürriyeti ve refah ve ilerlemesinin vasıtalarını sağlamak için sahip olmaları gereken her türlü hukuk ve imtiyazların verilmesine tamamen taraftarım. Fakat Osmanlı devletini parçalanmaya uğratmamak şartıyla görüşüme katılacağınıza şüphe etmem. ( )Ekrem, Fuat, cevdet, Kerim,Fikri,Necdet, Edip beylere selamımı ve görüşümü iletiniz. (Doğu Perinçek, kemalist devrim-4, Atatürkün bütün eserleri 2, s ) Mustafa Kemal 15 Eylül 1919 tarihinde Hacı kaya ve Şatzade Mustafa ağalara,hacı Musa beye ve daha birçok Kürd ileri geleninin desteğini almak için onlara telgraflar yazmıştır. Mustafa Kemal daha ilk günden Kürdler hakkında plan sahibidir. Kazım Karabekir de Kolordu komutanı olarak Erzurum a gelir gelmez yaptığı ilk işlerden birisi 3 mayıs 1919 günü komutan vekili Albay Rüştü beye Kürd cereyanı konusunda uyarıda bulunur (Doğu Perinçek,age.) 13.Kolordu Komutanı Ahmet Cevdet bey de harbiye Nezaretine uyarılarda bulunur. 8 temmuz 1919 da gönderdiği şifreli gizli mesajda Diyarbekir,Bitlis, Elazz vilayetleri içinde bin kadar silahlı aşiret üyesi olduğuna dikkat çeker ve bunların güvenin sağlanması için heyetler oluşturup ziyaret edilmelerini ister. (Harp tarihi vesikaları dergisi, yıl 3,sayı 10,Aralık 1954 adlı dergiden aktaran Doğu Perinçek,kemalist devrim-4) Nuri Dersimi de Hatıratım adlı eserinde Mustafa Kemal in kendisi ve arkadaşlarını davet ettiğini, Wilson prensiplerinin paçavraya döndüğünü söylediğini aktarır. Dersimi, Mustafa Kemal in Alişan beye milletvekilliği teklif ettiğini de yazar. Baytar Nuri Mustafa Kemal in Heyet-ı Temsiliye ye katılma önerisini kabul etmez. Kazım Karabekir de Erzurum a geldikten sonra Kürdleri Ermeni tehdidi konusunda ajite eder. Karebakir bu çalışmalarını Kürdleri şerbetleme olarak tanımlamaktadır. Kürdistan ın Ermenistan olacağını anlatmakla mesele halolur (Kazım Karabekir, İstiklal harbimiz, s 59) Mustafa Kemal in 17 Haziran 1919'da, 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir'e gönderdiği telgraf izlenen Kürt politikasının önemli bir göstergesidir:" Diyarbakır'da Kürt Kulübü'nün, İngilizlerin kışkırtmasıyla, İngiliz koruyuculuğunda bir Kürdistan kurmak amacını izlediği anlaşıldığından kapattırılmıştır. Üyeleri için yasal kovuşturma yapılmaktadır." 10 Eylül 1919'da Sivas'tan Diyarbakır'daki 13. Kolordu Kurmay Başkanı Halit Akmansu'ya gönderdiği şifreli telgrafın konusu ise, Sewr Antlaşması uyarınca Vahdettin'in bilgisi dahilinde Kürdistan'da incelemeler yapan İngiliz Binbaşısı Noel'e ilişkindir:" Diyarbakır mektupçusuna güvenilmemektedir. Sanırım ki bu iki göreve Kürtlük akımını kökünden sökerek, ulusal birlik uğruna, bilgili, canla başla çalışacak kişilerin ivedilikle atanması pek gereklidir. Son duruma göre İstanbul'un oyu ve onay alınması doğal olarak sözkonusu olamaz. Bu konudaki düşüncenizi ve aldığınız önlemleri bildirmenizi beklemekteyiz." Ekim 1919'da Harbiye Nazırı Salih Paşa ile, Heyet-i Temsiliye Temsilcileri Mustafa Kemal, Rauf bey ve Bekir Sami bey arasında yapılan protokolde Kürtlerin sırtı yine sıvazlanıyor: " Beyannemenin birinci maddesinde Osmanlı Devletinin tasavvur ve kabul edilen hududu Türk ve Kürtlerle meskun olan araziyi ihtiva eylediği ve Kürtlerin Osmanlı camiasından ayrılması imkansızlığı izah edildikten sonra bu hududun en asgari bir talep olmak üzere temin olunması lüzumu müştereken kabul edildi. Köylüler, Türkler, ortak mücadele yapmalıdır. Savaştan sonra, yani zafer kazanılınca, Kürtlere de milli hakları verilecektir. Bu durum Kürtlere iyice anlatılmalıdır. Böylece onların İngiliz emperyalizminin maşalarına alet olmaları engellenmelidir. 2 " Bu anlaşmada "Kürtlerin İngiliz emperyalizminin maşalarına alet olmaları engellenmelidir" vurgusu, Kürtlere "verilecek milli hakların" oyalamadan başka bir anlamı olmadığını gösteriyor. Ayrıca Osmanlı Hanedanlığı ile Mustafa Kemal ve arkadaşları arasında "Kürt sorununda" izlenen stratejide bir fark olmadığını işaret ediyor. Mustafa Kemal, daha 1919'lardan itibaren Kürtleri, İngiliz ve Fransızlarla çatıştırma siyaseti izliyor. Kürdistan'da Urfa ve Antep'in işgal edilmesine karşı Kürt aşiretleri Türk subayların komutasında mobilize ediliyorlar. Türk askerinin rütbeleri sökülüp Kürt giysileri giydiriliyor. Amaç, Türklerin İngiliz ve Fransızlarla çatışıyor görüntüsü vermemektir. Kürtler, "hristiyanların kontrolüne girerseniz, Ermeni katliamından dolayı sizi ezerler" propagandasıyla, "saltanata biat, Allah için cihat" teraneleriyle kandırılıyor veya en iyimser bir değerlendirmeyle "Türkler ve Kürtler bir ittifak" yapıyorlar. Kürtler, İngiliz ve Fransızlarla çatıştırılıp, aşiret alayları şeklinde örgütlendirilirken Türk askeri bilinçli bir şekilde İngilizlerle Fransızlarla çatışmamaya özen göstermektedir. Mustafa Kemal'in El Cezire Komutanı Nihat Paşa'ya gönderdiği talimatın 3. maddesinde, 2 Heyet-i Temsiliye Kararları, Prof. Dr. Bekir Sıtkı, TTK, s Aktaran İsmail Beşikçi, Bilim-resmi ideolojidevlet-demokrasi ve Kürt sorunu, Weşanén Rewşen,

6 Kürtlerin, İngiliz ve Fransızlarla çatıştırılması siyaseti ve stratejisi çok açık görülüyor. Ki Mustafa Kemal bunda başarılı da oluyor: "Kürdistan'da Kürtlerin, Fransızlar ve özellikle Irak sınırında İngilizlere karşı düşmanlığın silahlı çarpışmayla değiştirilemeyecek bir dereceye vardırmak ve yabancılarla Kürtlerin birleşmesine engel olmak, adım adım mahalli idareler kurulması sebeplerini açıklamak ve böylece bize yürekten bağlanmalarını sağlamak, Kürt reislerini mülki ve askeri makamlarla görevlendirerek bize bağlanmalarını sağlamlaştırmak gibi genel çizgiler kabul olunmuştur." Devletin Kürt politikası analiz edildiğinde, yukarıdaki satırların sıradan bir talimat olmadığı, tarihsel arka planı oldukça eski bir strateji olduğu anlaşılır. Mustafa Kemal in milli mücadelesi neden İstanbul ve İzmir gibi işgal altında olan illerde değil de Kürdistan da başlamıştır. Robert Olson da buna dikkat çekiyor: Türkiye Kürd tarihinin bir garabeti de, Türk milliyetçilerinin İstanbul hükümeti ve işgal kuvvetlerine karşı idari ve askeri meydan okuma hareketlerinin, Kürd milliyetçilerinin kurmak istedikleri vatanın bir parçası olan topraklarda başlamış olmasdır.kürdler, Türk milliyetçi kuvvetlerine yardım etmişler ve bu da hedeflerine ulaşmalarını engellemiştir. Daha ılımlı bir görüşle bile,milliyetçi Türk ihtilalinin,kürd ve Türk nüfuslarının örtüştüğü alanlarda başlamış olduğunu kabul etmek gerekir. (Olson,özge yay.1992) B-Koçgiri olayı 1921 Kemalist iktidar için kilit bir yıldır. 16 Mart 1921'de kemalistler ve Sovyetler arasındaki anlaşma, Mustafa Kemal'in ve onun liderliğine duyulan güvensizliği dağıtmıştır. Türkiye'nin meşrulaşma sorunları ortadan kalkmıştır bir ölçüde. İktidar, Kürtlerin halli için hazırlıklarını son süratle yapmaya başlamıştır. Bu amaçla Nurettin Paşa komutasında bir ordu Koçgiri bölgesine gönderilmek üzere yola çıkmış gelip Amasya'ya dayanmıştır 3. Koçgiri'deki Kürtler arasında büyük bir infial ve korku yaşanmaktadır. Halk ve aşiretler, bölgede keşif yapıp araştırmalarda bulunan görevlilerin davranışlarından korkuya kapılmıştır. Bu korku Ermenilerin akibetine uğrama korkusudur. 4 Mart 1921'de Miralay Halis, Koçgiri (Ümraniye) Kürtlerini zorla Zara'ya nakleder. Buna tepki olarak 6 Mart'ta bir karakol basılır; Miralay Halis öldürülür, kaymakam ve bir kaç asker tutuklanır. Devletin de Kürtlerin de "Koçgiri İsyanı" dediği olayın altı üstü budur. Devletin "Güneş, Türk, Dil teorisine" karşı Kürtler tarafından karşı tezler oluşturulurken Koçgiri meselesinde de vahim hatalar yapılmaktadır. Koçgiri ile ilgili olarak yazılan tek bir kitap vardır Kürtler tarafından. Komal yayınevi'nin 1975'teki "Koçgiri Kürt Halk Hareketi." Bu kitabı okuyan okuyucunun olayın arka planı hakkında yeterli bilgi sahibi olması güçtür. Kitabın kaynağı hemen hemen Nuri Dersimi'nin yazdıklarıdır. Ve kitap okunduğunda "1917 ve 1921 yılları arasında Koçgiri'de süregel bir Kürt isyanı varmış" gibi bir kanıya okuyucunun kapılmaması mümkün değildir. Söz Komal ın sözkonusu kitabından açılmışken, bu kitabın Koçgiri katliamı hakkında söyledklerinin değil, merhum Orhan Kotan ın kitabın önsözüne yazdığı ağaların Kürd ululsal mücadelesi önünde hedef değil, engel oldukları vurgusu Kürdler arasında tartışmaya yol açmıştır. Sol tazyik sonucunda Komal bu konuda özeleştiri vermek zorunda kalmıştır. Halbuki sadece Sivas Valisi Ebubekir Hazım Tepeyran'ın anıları okunsa "kazın bacağının hiç de göründüğü gibi olmadığı" anlaşılacaktır. Bunları Kürt hareketinde var olan bilgisizlik ve olayları siyasi bir analize tabi tutamama ve her silah patlayan yerde "isyan" keşfedip, "isyan"ın niye başarıya ulaşamadığı noktasında "sınıfsal tahliller" adı altında olgusal verileri içeriğinden boşaltılmasına örnek olsun diye hatırlatıyoruz. Belki bundan sonrası için bir faydası olur! Nurettin Paşa bölgeye geldiğinde araya Temyiz Mahkemesi başkanı Şefik beyin başkanlığında oluşturulan "Nasihat Heyeti" girer. Kürtler ellerindeki tutsakları serbest bırakmayı kabul ederler. İstedikleri tek şey vardır: Bölgeye devlet tarafından bir Kürt valinin atanması. Elbette 1919'lu yıllarda Kürtler "Büyük Ermenistan sınırlarına Kürdistan'ın alınmaması ve Sewr Antlaşması'nın yerine getirilmesini isteyen" girişimlerde de bulunmuşlardı. Ancak 1921'de durum farklıdır. Nurettin Paşa'ya Kürtlerin takındığı yumuşak tavır açıklandığında verdiği cevapla Ordunun geliş amacı anlaşılır: Bu kadar asker toplanmış, geri dönemem! Sakallı Nurettin böyle buyurur.. Kısacası Kürtler tenkil edilecektir. Ve Nurettin Paşa ile damadı Abdullah Alpoğan, Topal Osman'ın Laz çeteleriyle Kürtleri kırıp geçirir, dağlara sığınan halkı katledip onlarca köyü yakıp yıkarlar. Yakılan yıkılan köyleri 16 köyde toplamak isterler. Tıpkı şimdiki "Merkezi Köylerin oluşturulması" projesi gibi. Nurettin Paşa hakkında mecliste yapılan görüşmelerde yaptığı uygulamalar özellikle Lazistan milletvekili Ziya Hurşit tarafından çok sert eleştirilmiş, Mustafa Kemal uyarılmıştır. Aslında Nurettin Paşa eleştirilirken; Mustafa Kemal eleştirilmekte, ordunun siyaset üzerinde var olan vesayeti tartışılmaktadır. Mustafa Kemal, bu görüşmede Nurettin Paşa'yı savunmuş ve meclisin orduyu denetleme isteğine de "ben varken olmaz" diye karşı çıkmıştır. Nurettin Paşa'nın savunulmasının bir çok nedeni var elbette. Bunların başında kemalist kliğin "tetikçisi" olmasıdır. Örneğin muhalif gazeteci Ali Kemal, görüşme bahanesiyle Eskişehir'e 3 Kurtuluş savaşı Anıları, Ebubekir Hazım Tepeyran; s. 70, 71, 72 6

7 çağrılmış, Nurettin Paşa tarafından boğdurularak öldürüldükten sonra da cinayete "halk galeyana gelip linç etti" görüntüsü verilmiştir yılında Mecliste Kürtlere özerklik verilmesine ilişkin bir kanun kabul edilir. Ancak sonraları bundan hiç sözedilmez. 1923'te "Ebedi Şef" Mustafa Kemal'in "Kürtlere özerklik verileceği" şeklinde yaptığı İzmit konuşması da bir çırpıda unutulur. Homojen olmayan Anadolu'dan süngü zoruyla "türdeş bir ulus" yaratma amacı Kürtlerin statüsüne ilişkin bütün söylenenleri yutar. Koçgiri katliamı, başvurulan metotlar itibariyle bugün sürdürülen politikalara bir çok açıdan benzemektedir. Devletin Kürt politikaları açısından kilit bir olaydır. Bu katliamın mecliste tartışılması sırasında ortaya çıkan "sivil irade-ordu çatışması", devletin taşıdığı yapısal sorunların arka planına işaret etmektedir. C-Kürtlerin sırtını sıvazlama ve kullanma! 22 temmuz 1922'de Meclis'te yapılan gizli bir oturumda, "Koçgiri ayaklanması sırasında tutuklananların serbest bırakılmasını " da içeren Kürtlere özerklik yasa tasarısı kabul ediliyor. Sonradan bu da örtbas edilip Kürtler arkadan hançerleniyor, kimlikleri ve yaşama hakları reddediliyor 5. Politik taktik ve uluslararası görüşmeler öncesinde Kemalistler Kürtlerin sırtlarını sıvazlıyorlar. Karabekir in deyişiyle Kürdler şerbetleniyor! Ama meşruluk sorunundan kurtulacakları anı da gözlüyorlar ve gayet sabırlı davranıyorlar. Örneğin İnönü Lozan görüşmelerinde, "TBMM hükümeti Türklerin olduğu kadar Kürtlerin de hükümetidir. Dünya savaşına ve bağımsızlık savaşına katılmışlardır. Türk ordusunun bütün komutanlarının yurdun kurtuluşu için Kürt halkının yaptığı hizmetleri ve katlandığı fedakarlıkları saygı ve hayranlıkla belirttiklerini söylemeyi ödev bilmekteyim. Kürtlerle Türkler tam bir işbirliği içinde çalışmışlardır 6 diyor " Mustafa Kemal ise, Ocak 1923'te İzmit'te gazeteci Ahmet Emin Yalman'a, yayınlanmamak koşuluyla şunları söylüyor:"kürt sorunu, bizim, yani Türklerin çıkarları için kesinlikle sözkonusu olmaz. Çünkü bizim ulusal sınırlarımız içerisinde Kürt öğeleri öylesine yerleşmişlerdir ki, pek sınırlı yerlerde yoğun olarak yaşarlar. Bu yoğunluklarını da kaybede ede ve Türklerin içine gire gire öyle bir sınır oluşmuştur ki, Kürtlük adına bir sınır çizmek istesek, Türkiye'yi mahvetmek gerekir. Bu nedenle başlıbaşına bir Kürtlük düşünmekten ziyade Anayasamız gereğince zaten bir çeşit özerklik oluşacaktır. O halde hangi bölgenin halkı Kürt ise onlar kendi kendilerini özerk olarak yöneteceklerdir. Bundan başka Türkiye'nin halkı sözkonusu olurken onları da beraber ifade etmek gerekir. İfade olunmadıkları zaman bundan kendileri için sorun çıkarırlar. Şimdi TBMM hem Türklerin hem Kürtlerin yetkili temsilcilerinden oluşmuştur. Ve bu iki öğe, bütün çıkarını ve bütün yazgılarını birleştirmiştir. Yani onlar bilirler ki, bu ortak birşeydir. Ayrı bir sınır çizmek doğru olmaz." Mustafa Kemal'in bu açıklamalarında hem eklektiklik hem de samimiyetsizlik sözkonusudur. Bir yandan özerklikten sözederken diğer yandan Kürtlerin "eridiğinden" dem vuruyor. Önerdiği Özerklikte, jakoben ve Bonapartist anlayışının "doğal" bir sonucu olarak yoğunlaştırılmış bir subjektifizm vardır. İki nedenle samimi değildir. Birincisi bu açıklamayı "yayınlanmamak koşuluyla" yapıyor. İkincisi, hem "ayrı bir sınır çizmek doğru olmaz" gibi doğru gibi görünen bir saptamada bulunuyor, hem de el altından Kürtlerin imhasını planlıyor. Ki o dönem Musul'la ilgili yapılan meclis gizli oturumunda Bitlis mebusu Yusuf Ziya ısrarla "Kürtlerle Türklerin ayrılmaması gerektiğini, Misak-ı Milli sınırlarından taviz verilmemesini" istiyor. Mustafa Kemal iktidarı buna kulaklarını tıkadığı gibi, önüne Kürtlerin yokedilmesi politikasını koyduğu için de bir süre sonra Yusuf Ziya'yı apar topar ipe çekiyor. Sonuç olarak, Mustafa Kemal'in Nihat Paşa'ya gönderdiği talimattaki "Kürtlerle İngiliz ve Fransızların çatıştırılması" Türkiye'nin hem o günkü hem de gelecekteki politikasının temelini oluşturuyor. Plan, Nasturi Tenkil harekatı sırasında uygulanmaya başlıyor. Kürtlerin Fransız ve İngilizlerle çatıştırılma siyaseti-bu plan çerçevesinde Kemalist iktidar Berzenci ve Sımko'yu tepe tepe kullanıyor 7. Sımko'ya örtülü ödenekten "İran'dan göçerken kendisinin ve aşiretinin uğradığı zararın tazmini" için TL veriliyor. Şeyh Mahmut Berzenci'yle ilişkisi sağlanıyor. Sımko Rewandız'a, Berzenci Süleymaniye'ye saldırtılıyor 8. Sımko ve Berzenci'ye devlet tarafından biçilen misyon ve izlenecek politikalar resmi kaynaklarda şöyle formüle ediliyor: "A-Aşiretlerden faydalanma Bakanlar kurulunun Nasturi Ayaklanmasını bastırma kararı üzerine 16 Ağustos'ta Genelkurmay Başkanlığı, Türkiye'de mülteci olarak bulunan Şıkak Kürt Aşireti Şeyhi İsmail Ağa'nın (Sımko'nun) aşiretinden en çok nerelerde faydalanmak mümkün olduğunu ve bunun için neler yapmak gerektiğini, ayrıca, Şemdinan, Gevar (Yüksekova, Başkale, Saray bölgelerindeki aşiretlerden de ne suretle faydalınabileceği ve bunları Nasturilere karşı kullanmanın mı, yoksa İran sınırı civarında toplu 4 İşgal Altında istanbul, Bilge Criss.İletişim yay., Mart S (İngiliz Dışişleri) FO 371/7781, Belge no: 3553, 3 Nisan Lozan Barış Konferansý,Seha L.Meray, 1.Cilt s Genelkurmay belgelerinde Kürt İsyanları, kaynak Yay; Cilt 1. S.54, 67,,68,69 8 Age.s.93, 94 7

8 bulundurmanın mı daha uygun olacağını Güneydoğu Sınır Komiserliği ile 7. Kolordu Komutanlığından sormuştu. Her iki makamın da bu konu üzerindeki düşüncelerine göre; Sımko'yu 8. Aşiret Tümeni emrinde olmak kaydıyla Bezgavur ve Mergavur bölgelerindeki Ermenilere karşı kullanmak üzere ilkin Başkale bölgesinde toplu bulundurmak uygundu. Böylelikle, bu Ermenilerin Nasturi tedibini güçleştirmelerine, keza, Sıdda'nın Şemdinan'a yapması muhtemel saldırıyı kolaylaştırmak için de doğudan Hakkari üzerine saldırmaları ihtimaline karşı elde toplu kuvvet bulundurulmuş olacaktı. Ancak, Sımko'nun makasada göre kullanılması, Türkiye'ye sığındığı sırada uğradığı maddi zararların kısmen olsun kendisine iadesine bağlıydı. Şemdinan ve Gevar bölgelerindeki aşiretlerin son Rewandız meselesinde, morallerinin oldukça sarsılmış olmasına ve büyük bir kısmının yakınlık ve akrabalıkları dolayısıyla da Sıdda'ya hayran ve bağlı olmalarına rağmen bunlardan da faydalanmaya çalışmak, özellikle Başkale ve Saray bölgelerindeki aşiretlerden ise, Güney ile ilgi ve ilişkileri olmadığı için bunları teşkilatlandırmak suretiyle kullanmak lazımdı. Ancak, bütün bu aşiretleri, sadece İran Ermenilerinin muhtemel tecavüzlerine karşı kullanmakta fayda vardı. Bu sebepledir ki, harekata katılacak aşiretlere, iaşelerinin sağlanması, örtülü ödenekten münasip hediyeler, hil'at (ödül), dürbün vesair verilmesi, içerinde olağanüstü yararlılıkları görülenlerin harp veya istiklal madalyası ile taltifi gibi teşvik edici bazı hususlar dikkate alınmıştır. Bunlardan başta Sımko aşiretinin Başkale ilçesindeki onbir metruk köye yerleştirilmeleri ve sığındığı sırada uğradığı zarara karşılık kendisine örtülü ödenekten 3000 lira verilmesi hususu da sağlanmıştı. Bu arada karşı tarafın moralini bozmak için; 9. Kolordu Süvari Bölüğü'nü Karaköse'ye getirtmekle beraber 7. Aşiret Tümeni Komutanı Hacı Arif beyi de karargahı ile birlikte süratle Beyazıt'a göndermek ve bu sırada; 'Yunanlıların bir tümenini ustaca bir manevra ile esir eden Hacı Arif beyin tümeni ile İran'a yürümek üzere Beyazıt'a geldiğini ve Van bölgesinde toplanan askerle birlikte, Urumiye'deki Nasturilerin bir harekatına karşı İran'ı böyle bir hoşgörülülüğünden dolayı perişan edeceğini gizli olarak ve özellikle kimseye söylenmemesi kaydıyla etrafa yayılması, ayrıca Hacı Arif beyin de civar aşiret reislerini çağırarak bu fikrini özel ve gizli olarak bildirmesi' gibi propaganda tedbirlerine de başvurulmuştu. Zira, o sıralarda bu aşiret hakkında çeşitli söylentiler vardı. İngilizler tarafından elde edilmeye uğraşılan ve göçebe halinde bulunan bu aşiretin, tedip harekatını kendi lehlerine zannederek bölgelerine girecek Türk kıtalarına silah kullanmaları i,htimaline karşı tedbirli bulunmakla beraber kendilerine her türlü garanti verilerek milli maksadımıza uydurmaya çalışmak gerekti. Bu maksatladır ki, bu aşiret üzerinde pek fazla etkisi olan Şırnak Aşireti Reisi Süleyman Ağa maiyetiyle birlikte 1. Süvari Tümeni emrine gönderilmiş ve ayrıca, bu bölgede özel teşkilat kurmak maksadı ile dolaşmış ve bölgenin durumunu çok iyi bilen eski Nusaybin Askerlik Şubesi Başkanı Binbaşım Sıtkı da Gılıgoyan aşiretleri reislerine verilmek üzere HİL'at ve birtakım hediyelerle birlikte 1. Süvari Tümen Komutanı Mürsel Paşa'nın yanına gönderilmişti. Bütün bu çalışmalardan maksat, bu aşireti emniyete almak ve harekatın başında silah patlamadan onların bulunduğu araziden geçebilmek ve bizimle işbirliği yapmasalr bile tarafsız kalmalarını sağlamaktı. Bu bakımdan her türlü çareye başvurulmuştu. Hükümetin gösterdiği ilgi dolayısı ile Sımko'nun Cumhuriyet Hükümetine bağlılık ve sadakatinin sağlanması üzerine de bu aşiretten faydalanma hususu Genelkurmay'ca şöyle düşünülmüştü: Bu aşiretin kullanılmasından beklenen başlıca fayda; Cemiyet-i Akvam'ın 20 Eylül'de başlayacak müzakareleri sırasında Sımko Rewandız'a fiilen hakim olarak oradaki ahali ile beraber İngiliz işgalini tanımayacaktı. Bu süre içinde harekata iştirak edecek kıtalar da Hakkari ile Güney sınırına varmış olacaklardı. (...) Sımko'nun bu harekatı yapabilmesi için kendisine; Van ve Çölemerik sınır taburlarından güvenilir bir kaç subay, bir doktor, usta er, birkaç telefoncu ve hasatabakıcı, keza 8. Aşiret tümeninden aşiret eri, ayrıca, İran sınır komiserliğinden seçilecek bir komutanın Sımko'ya yardımcı olarak verilmesi uygun görülmüştü. Sımko'nun emrine verilecek bütün askeri personelin sivil kıyafetli olması, İran dahilinde ve Rewandız bölgesinde kimliklerini saklayarak ne şartlar altında kalırlarsa kalsınlar aldıkları görevi asla belli etmemelri de şarttı. Bunlardan başka Van'a gelecek 28. Alay'dan altı hafif makinalı tüfeğin sivil kıyafetli erleri ile birlikte atlı olarak Sımko emrine verilmesi ve daha sınırı geçmeden müfrezeye katılmaları hususu da düşünülmüştü. Sımko, İran'da toplanmış oldukları haberi alınan Nasturilere çatmadan Rewandız'a girdiği ve İran'da İngilizlere karşı faaliyette bulunan Şeyh Mahmut'la işbirliği yaptığı takdirde büyük fayda sağlamış olacaktı. Sımko'yu bu tarzda kullanmanın diğer bir faydası da yapılacak harekatın Cemiyet-i Akvam'da, asker olmaktan ziyade milli kuvvetlerle yapıldığı inancını uyandırmış olacaktı.." 9 Görüldüğü gibi Türk ordusunun "Yedi düvele karşı savaşması!" illegal, kimliklerin saklanarak, ölmek pahasına Türk askeri olduğu sırrı deşifre edilmeyerek; Sımko'nun komutasında gerçekleştiriliyor! Sımko ve Berzenci, Özdemir Paşa'nın (Ali Şefik) karargahından ayrılmaz oluyorlar. Kuzeyde ise Şırnaklı Abdurrahman Ağa da "kafirlere karşı savaşmak" adı altında mobilize ediliyor, Binbaşı Noel'in diğer Kürt aşiretlerinin de Berzenci'nin valiliğini kabul etmeleri için çıktığı ikna turu sırasında Zaxo'da Goyanlara İngiliz Binbaşısı Pearson öldürtülüyor. Sonuçta Kürtler hem İngilizlerle hem de Fransızlarla çatışıyor. Dolayısıyla 9 Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları, S

9 Kürtler kendi haklarını arama mücadelesinde yalnızlaştırılıyor. Yanısıra Mustafa Kemal, Kürtlerin Hilafete bağlılığını ve dindarlığını da yukarıda anlatıldığı üzere Kürtlerin mobilize edilmesinde çok iyi kullanıyor. Kürtleri İngilizler ve Fransızlarla çatıştırırken izlenen "Hilafeti, saltanatı ve dini kurtarma" siyaseti 1925'te ise Kürdün idam fermanının gerekçesi oluyor. Diğer yandan da Kürt sorununun varlığını reddetmek için, "Kürt sorunun dış kışkırtmalar sonunda kaşınan" bir sorun olduğu gibi Abdülhamid tezine dört elle sarılıyor. İç ve dış politika husumet ve düşmanlık üzerine inşa ediliyor. Sözümona Kürt-İngiliz ilişkisini kanıtlamak için komplolar hazırlanıyor. Bu tezin kanıtlanması için İstanbul Emniyet Müdürü Ekrem Baydar öncülüğünde hazırlanan komplo devreye sokuluyor. Bu komplo dahilinde Türk polisi İngiliz görevlisi Templeton kılığına sokulup, rol yaptırılarak Seyit Abdülkadir şahsında Kürtlere komplolar düzenleniyor 'ten bir yıl önce bu zehir hafiye rollerinin oynanması Kemalist iktidarın Kürtlere karşı izleyecekleri tenkil politikalarına zemin ve gerekçe yaratma peşinde koştuklarını gösteriyor. Diğer yandan Seyit Abdülkadir gibi Kürtleri temsil etme iddiasındaki bir şahsiyetin İngilizce konuşma numarası yapan Niyazi adlı Türk polisiyle görüşmesi traji- komik bir durumdur. Sımko ise Türkler tarafından İngilizlere karşı kullanılan, Türkiye ve İran arasındaki işbirliğini göremeyecek denli aymaz ve ihtirasları Kürtlerin çıkarlarından önce seyreden bir aşiret reisi profili sergiliyor. Kemalist iktidar Sımko'nun sayesinde Nasturileri püskürtüyor. Berzenci sayesinde ise Irak'ta kurulması planlanan İngiliz mandasında olacak bir Kürdistan'ın kurulmasını engelliyor. Ve ne acıdır ki Kürt hareketi Sımko'nun ve Berzenci'nin bu sefilliğini bugün bile anlayabilmiş değildir. Berzenci'nin kuşağındaki hançeriyle verdiği poz Kürt hareketlerinin naçar siyasi mutfaklarında altına "kendisini Kürdistan hükümdarı ilan eden Şéx Berzenci" alt yazısıyla sunulmaktadır. Berzenci'nin Lenin'e yazdığı ve cevapsız kalan mektuplarından bahsedilmektedir 11. Berzenci'nin Lenin'e mektup yazması tarihsel açıdan önemlidir. Ancak Berzenci'nin; Lenin'in Sosyalist Çarlığının Türkiye ile ilişkilerini kavrayamadığı, uluslararası ilişkilerin nasıl yürütüldüğünü de bilmediğinin bariz bir kanıtıdır. Sosyalist çarlık Mustafa Kemal'e vagonlar dolusu altın ve cephane göndermiştir 12. Ki Berzenci'nin Sovyet Çarlığına mektup yazmasının Sımko'nun teşvikleriyle olduğu biliniyor, dolayısıyla Türk parmağının olması kuvvetle muhtemeldir. İngilizlere Kürtlerin Bolşeviklerle ilişkisi olduğu ve dolayısıyla güvenilemeyeceği mesajı verilmek için tezgahlanmış olabilir. Kuvvetle muhtemeldir diyoruz; çünkü, o zaman Türk istihbaratı ordudan firar edip Güney Kürdistan'a geçen ve Beytüşebap'da Türk ordusunu oyalayan Yüzbaşı İhsan Nuri'nin "Türk ajanı" olduğunu iddia eden mektuplar yazıp, bu mektubun özellikle İngilizlere sızdırılması komplosunu düzenlemiştir 13. Berzenci, Lozan Konferansı döneminde de Ankara ile çok sıcak bir izdivaç halindedir. Ankara'nın "İngiliz mandasını kabul etme. Biz sana daha geniş bir muhtariyet vereceğiz" yalanına kendisini öyle kaptırmıştır ki Kürt ileri gelenlerinin, halkın İngiliz mandası lehindeki tutumuna gözlerini kapamış kulaklarını tıkamıştır. D-Karşılaştırmalı olarak Abdülhamid Ve Mustafa Kemal'in Kürt politikası Mustafa Kemal döneminin Kürt politikasının yanısıra izlediği sosyal, ekonomik ve dış politikanın objektif bir şekilde ele alınması "Atatürkü Koruma kanunu" dolayısıyla bir tabudur. Resmi ideoloji dışı değerlendirmeler cezalandırılmaktadır. Dolayısıyla Mustafa Kemal'in "bir ulusal kurtuluş savaşı mı verdiği, yoksa sadece Yunanlılara karşı ulusal bir mücadele mi yürüttüğü; bu mücadelenin "anti-emperyalist" olup olmadığı, sınıflar üstü olup olmadığı; Kürt sorununda izlediği politikanın ideolojik karakteri; muhalefete karşı tutumu ve muhalefetle ilişkileri gibi konular tartışılamamaktadır. Yapılan tartışmalar ya resmi ideolojiyi kutsayan, objektif ölçülere dayanmayan abartılı bir hal almakta; ya da özellikle bir kısım islamcı ve Kürdün yaptığı gibi Mustafa Kemal'in kişisel özelliklerine, zaaflarına indirgenerek ele alınmaya çalışmaktadır. İkinci yaklaşımın Mustafa Kemal dönemine ilişkin varolan tabulardan kaynaklı bir tepki olduğunu, buna tartışmayı yasaklayan ve açıklığa karşı olan anlayışın yol açtığını söylemek mümkün. Mustafa Kemal'in Kürtlere karşı izlediği politika ile Abdülhamid politikaları bir çok açıdan örtüşme göstermektedir. İkisi de "Kürtlerin sırtını sıvazlama ve bölüp yönetme" ve "Dini duygularını kullanarak" mobilize etme politikası izlemiştir. Mustafa Kemal, Abdülhamid'in "kuvvetli daima haklıdır" sözünü rehber edinmiş, bu politika bugünlere dek taşırılmıştır. Kıbrıs olayı nedeniyle Türk hükümetleri bu politikayı sürdürmekte kararlı görünüyorlar. Abdülhamid, demiryolarının inşaasının askerlerin taşınması için faydalı ve stratejik bulur; ancak "memleketimizin düşmanlar tarafından istilasını da aynı şekilde kolaylaştıracağı aşikardır. Bundan dolayı hudut eyaletlerimizde demiryolu inşaatının karşısındayım" der. 14 Mustafa Kemal dönemi ve sonrasında demiryolunun Mardin'e gidip orada kalmasının nedeninin sadece meta yağması olmadığı, böyle staratejik bir nedeni de bulunuyor.. Abdülhamid Kürtlerle Ermenileri karşılaştırırken, " Kürtler buralarda daima efendi, Ermeni uşak addedilmiştir" der. Abdülhamid'in, Avrupa'dan gelen yeni fikirler bizim 10 Şeyh Sait isyanı, Behçet Cemal; Sel yay Doza Kurdistan, Zınar Silopi(Kadri Cemil Paşa); Özge yay, Kurtuluş savaşına denizden gelen destek: Sovyetler Birliği'nden alınan yardımlar, Erol Mütercimler. Yaprak Yayınevi, Kürt milliyetçiliğinin kaynakları ve Şeyh Said İsyanı, Robert Olson; Özge yay.s Siyasi hatıratım, Abdülhamid; dergah yay., S.139 9

10 için büyük bir felaket ve tehlike kaynağı teşkil etmektedir" şeklindeki kaygısına benzer kaygıları Mustafa Kemal'de de bulmak mümkün:"yabancı fikirlerden, şarktan ve garptan gelen bilcümle tesirlerden tamamen uzak, seciyei milliye ve tarihimizle münasip bir kültür.." 15 Abdülhamid'in teorize edip Mustafa Kemal'in de paylaştığı bu görüş bugünkü rejimin de temel korkusu ve kabusudur. Türk-islam sentezidir. Kemalist söylemin dilinde pelesenk yaptığı, durmadan yadedip, "Batı uygarlığının" kötü bir öykünmeciliği bile olamayacak "tek Parti dönemi"ni, ya da Mustafa Kemal'in arkada bıraktığı mirasın ne olduğunu yine Mustafa Kemal'in yorumundan dinlemek gerek: "Bugünkü manzara aşağı yukarı bir dictatüre manzarasıdır. ve ben öldükten sonra arkamda kalacak müessese, bir istibdat müessesidir." 16 Cumhuriyet döneminin dikta yönetimi ve sorunları militer yolla çözme anlayışı Abdülhamid'in despotizmi üzerinde yükselmektedir. Her iki dönemde de Kürtler "bölünüp takattan "düşürülmüştür. Hamidiye Alayları, Aşiret Alayları bunun bariz örnekleridir (Bunun için bkz. Hamidiye Alaylarından Köy Koruculuğuna, Osman Aytar,Medya Güneşi Yay. Ağustos 1992.) Köy Koruculuğu ve günümüzdeki diğer militer uygulamalar sözkonusu iki devirin ileri düzeyde bir sentezidir. E-Berzenci ve Sımko.. Berzenci ve Sımko nun Ankara ile ilişkilerine yukarıda değinilmişti. Bu ilişkilerin izlediği seyre bakmaya devam edelim. Hamdi Bey Baban ile İngiliz askeri komiserliği arasında yapılan görüşmeden sonra bölgenin nufuzlu güçlerinden Şeyh Mahmut Berzenci'nin Büyük Zap ve Şirvan arasındaki bir otonominin başına getirilmesi kararlaştırılır aralık 1918'de Arnold Wilson, Süleymaniye'de yaklaşık 60 Kürt aşireti ileri geleniyle yaptığı toplantıdan sonra, Kürtlerin tümünün Berzenci'yi benimsemediğini saptamasına karşın, Berzenci'yi Süleymaniye valisi olmasını prensip olarak kabul eder. 18 İngiliz koruması altında bir Kürt bölgesi kurulur. Ancak Kürtler, İngiliz koruması konusunda kaygılıdırlar; yetkisi sınırlı İngiliz görevlileri ile yapılan anlaşmalardan kuşkuludurlar. Kürtler bunun yanısıra Asurilere gösterilen ilgiden de korkmaktadırlar. Mezepotamya'nın ele geçirilmesinden sonra İngiliz askeri Mart 1919'da İngiltere'ye döner. Nisan 1919'da Şırnaklı Abdurrahman Ağa kemalistlerle işbirliğine başlar ve Goyan aşiretini Asurilere saldırtır ve Zaxo'daki İngiliz subayını öldürtür. Berzenci 22 Mayıs (kimi kaynaklara göre de 27 Mayıs günü..y.k) 1919 günü görünürde İngiliz politikalarındaki istikrarsızlığa ve tüm Kürdistan'ın kontrolüne verilmemesine "tepki" dahilinde-süleymaniye'ye saldırır; İngiliz Binbaşısı Greenhouse'i esir alır ve kendisini Kürdistan kralı ilan eder. 19 İngiliz uçaklarının katıldığı harekatla Berzenci etkisiz hale getirilir. Haziran ayında bu kez Amediye'deki İngiliz siyasi görevli ve arkadaşları öldürülür. 9 Haziran'da Berzenci İngilizler tarafından yakalanır ve Kürdistan'dan uzaklaştırılır. İngilizler Zebari ve Barzani aşiretlerinin köylerini yakar. 1920'de Kürtler ve İngilizler arasındaki çatışmalar sürer. 1921'de Fettah bey Türklerle kurulan ilişki sonucu Rewandız'a gider Eylülünde İngilizler Berzenci'nin kardeşi Şeyh Qadir'i Süleymaniye sorumlusu olarak atarlar. Amaç Süleymaniye'nin kapılarını Türklere kapatmaktır. 1922'de Özdemir Paşa Güney Kürdistanlı Sorçi, Xoşnav,Hamavand ve Pizdar'ların yanısıra Berzenci ile de ilişki kurar. Türk egemenliğinde "otonom Kürdistan" vaad eder. Berzenci ile haberleşmeye başlar.ingilizler bu kez Berzenci'yi Türklere karşı kullanmak isterler ve 1922 Eylül'ünde affederler. 1 Ekim'de İngiliz uçaklarının bombalaması sonucu Türk güçleri Koy ve Qala Dıze'den çıkmak zorunda kalır. 20 Aralık 1922'de Bağdat hükümeti tarafından yapılan açıklamada "Kürtlerin, bölgelerinde Kürt hükümeti kurabilecekleri" belirtilir. 13 Ocak 1923'te Kürt aşiretleri İngiliz mandası altında bir Kürdistan kurulmasını içeren başvuruda bulunurlar. Ocak ayı sonlarında Berzenci ve Türk görevliler arasında, Mart ayında ise Özdemir Paşa arasında görüşmeler yapılır ve Kerkük ile Koy'un ele geçirilmesi üzerinde planlar yaparlar. Bunun saptanması üzerine İngilizler, Berzenci'yi uyarırlar; Berzenci'nin görüşmeyi reddetmesi üzerine de 24 Şubat'ta görevini dondururlar. 1 Mart'ta Süleymaniye'yi terketmesini isterler, 3 Mart'ta İngiliz uçaklarının vilayet binasını bombalaması üzerine Berzenci kaçmak zorunda kalır. Nisan ayında ise Sorçi, Zibari ve Herki aşiret liderleri Sımko ile birlikte Özdemir paşa'nın Rewanduz karargahında görünürler. Nisan ayında Koyi ve Rewanduz, mayıs ayında Süleymaniye yeniden İngilizler tarafından ele geçirilir. 11 Temmuz'da Berzenci yeniden Süleymaniye'ye saldırır. Ağustos ve Aralık 1923'te karargahı İngilizler tarafından yeniden bombalanır ve Mayıs 1924'te tamamen tahrip edilir başlarına kadar Berzenci'nin İngilizlerle çatışması aralıklarla devam eder. (Berzenci-Türk ilişkileri için "genelkurmay belgeleri'nde Kürt isyanları ve Mim Kemal Öke'nin 'Musul Kürdistan' kitabına bakılabilir.) Enver paşa'nın amcası Halil Paşa "Berzenci'yi emir olarak atamalarına karşılık, Berzenci'nin de yaralı Türk subay ve askerlerini Musul'a gönderdiğini ve İngilizlere karşı savaştığını" öne sürer temmuz 1921'de Maarif Kongresi'ni açarken yaptığı konuşma; bkz. Söylev cilt 1 16 Cemal Kutay'dan aktaran; Mete Tuncay, Türkiye Cumhuriyeti'nde tek parti yönetiminin kurulması, s Sewr-Lozan-Musul üçgeninde Kürdistan, Hasan Yıldız; Koral yay., S A Modern History of the Kurds (Kürtlerin modern tarihi), David Mc Dowall;I.B.Taurus,1997.S Çağdaş Kürdistan tarihi, L.Rambout (Thomas Bois), Ronahi yay. 1975, s İttihat Terakki ve Kürtler, Dr. Naci Kutlay. S

11 18 haziran'da Süleymaniye yeniden İngiliz kontrolüne girer. Eski Musul valisi Haydar bey 6 Mart 1923'te TBMM'de yapılan gizli oturumda "Sımko ve Şeyh Tahar'a bir miktar yardım ederek ayaklandırdık" der. Lozan görüşmeleri sırasında Ankara ve İsmet İnönü ile haberleşmesi Berzenci'nin Ankara'ya göbekten bağlanan biri olduğunu işaret ediyor. Rauf Orbay'ın Ali Şefik Özdemir'e atfen söylediği (10 Aralık 1922) "Süleymaniye Valisi Şeyh Mahmut, Ankara'ya her fırsatta sadık bulunduğunu ve hareket icrasına lüzum görülürse, bu sadakatini fiilen iştirak etmek suretiyle ispat eyleyeceğini de İsmet Paşa'ya ileterek, O'nu moral itibariyle takviye etmeye çalışmıştır 21 " şeklindeki sözleri bu ilişkinin düzeyini göstermesi açısından ibret vericidir. Şeyh Mahmut'un kayınbiraderi Fettah'ın da Türk güçlerinin Süleymaniye'yi ele geçirmesinde önemli bir rol oynadığını ve bunu izleyen zamanda Ankara'nın Musul sorunu için atadığı heyette yer aldığını, Kürtlerin tepkisi sonucunda kaçmak zorunda kaldığını da belirtmek gerekiyor. Sımko'nun Türklerle ilişkisi İttihat Terakki'nin Asurilere karşı etnik soykırıma giriştiği yıllara dek uzuyor. Sımko'nun Kürt ulusalcılığına dair somut taleplerine karanlıkta kalmış tarih sayfalarında rastlamak çok güç. Yalnızca Sac Bulak'ta Kürtlerin onun adına çıkardığı "Roji Kurdistan" (Kürdistan Güneşi) gazetesi var. Bununla da ilişkisinin derecesi bilinmiyor. Sımko 1924 yılında Rıza han tarafından "affedildikten" sonra İran Kürdistanına dönüyor, 1925'te aşiret içindeki rakibi Emir Han'la çatışmaya tutuşuyor. 1926'da yeniliyor ve Irak'a sığınıyor ve Türkiye ile yeniden ilişki kuruyor. 1929'da tekrar "af" edilip, İran'a dönüyor ve 1930'da İran tarafından öldürülüyor. Sımko-Türk ilişkileri ile ilgili olarak "genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları" adlı raporda yeterli bilgiler var. Biz kısaca bir kaç alıntıyla bu ilişkiye ışık tutmak istiyoruz: "Harekatın mümkün olan hızla yapılması ve statüko sınırının tecavüz edilmemesi (yani İngilizlerle çatışma içine girilmemesi. Y.K), aşiretlerden ve Sımko'dan faydalanmak için Genelkurmayca ileri sürülen tedbirler uygun görülmüştür (Bakanlar Kurulu'nun Nasturi Ayaklanmasını Tenkil Kararı, 14 Ağustos 1924, 3. madde). 22 Bir diğer yerde ise Sımko-Berzenci güçlerinin İngilizlere karşı mobilize edilmesine ilişkin şunlar belirtiliyor: "Süleymaniye bölgesinde Şeyh Mahmut'un direnmesini sağlamak için Süleymaniye grubuna her şekilde ve vasıta ile yardım edilmeli, Sımko Rewandız a gönderilmekte olduğuna göre, hem Rewandız Grubu tekrar faaliyete geçirilmeli ve hem de en emin şekilde Süleymaniye grubuna yardım edilmeliydi." 23 Türkiye'nin bu planları Kürtlerin cehaleti veya "iyiniyeti" sayesinde başarıya ulaştıktan sonra kemalizm ne yapmıştır? Son tahlilde sırf "Kürtler bir şey sahibi olmasın, Ankara'daki ceberrut rejime zeval gelmesin" diye, Türk ve Kürt mebuslarının itirazlarına karşın Misak-ı Milli'yi rafa kaldırıp, Musul'u 500 bin Sterlin karşılığında İngiltere'ye satmıştır. Dönemin İngiliz ve Türk politikası şudur: Kürtlerin politik bir şantaj aracı olarak birbirine karşı kullanılması. Kullanıldıktan sonra da yağlı bir paçavra gibi ortada bırakılması.. Türkler, Abdülhamid'in Aşiret Alaylarını canlandırıp Kürtleri kendi komutasında savaştırıyor. İngilizler ise sıkıştıklarında Kürtlere ilgi gösterip Türkiye'ye şantaj yapıyor. Mustafa Kemal yönetiminin İngilizlere, Fransızlara sıktığı tek bir kurşun yoktur. Kürtlerin Urfa, Antep savunmaları ise "anti-emperyalist ulusal kurtuluş savaşı"nın başarı hanesine yazılmıştır. F-Devletin ve Kürtlerin Kürt sorununa ilişkin tezleri! Lozan Antlaşmasıyla Mustafa Kemal'in iktidarı sağlama alınıyor. İngilizler Musul meselesinde Türkiye'nin savaşmaya niyeti olmadığını, -Sosyalist Çarlığın Kürtleri desteklemek ve İngilizlerle çatışma siyaseti izlemediğini de- Türk hükümeti içindeki ajanları vasıtasıyla gayet iyi biliyorlar 24. Dahası Türk hükümetinin o dönem Nasturi'lere karşı düzenlediği tenkil harekatının finansmanını karşılamakta bile güçlükleri vardır. Doğru dürüst uçağı yoktur: Şeyh Sait direnişi döneminde ancak 6 uçağa sahiptir ve bunların da ancak iki tanesi havalanabilmektedir. Gerek Türk resmi tarihinde, gerekse Kürt resmi tarihinde "Cumhuriyet döneminde 16 Kürt isyanı" olduğu kabul edilir. Devlete göre "bu ayaklanmaların hepsi dış kışkırtma sonucu çıkan irtica-i ve bölücülük kaynaklı isyanlardır." Bununla bir halkın etnik kimliği ve dinsel inançları hedef yapılmaktadır. Kürt resmi tarihi de Kürtlerin başarısızlığına, beceriksizliğine kılıf bulmak için devlet kaynaklı bu tezleri "Kürtleştirip" anti-tezini! yaratmıştır. Yukarıda da değinildiği üzere kanımızca Kuzey Kürdistanlı hareketlerin yaptığı hatalardan birisi de buradadır. Kürtler, silah patlayan her olayı devlet gibi "bir isyan" olarak algılamakta; devletin, Kürtlere karşı yürütmek istediği etnik soykırıma dayalı politikalar için gerekçe yaratmaktaki komploculuğunu ve ustalığını farketmeyip devletin tongasına düşmüşler, düşmektedirler. "İsyan ile tenkil politikalarına karşı meşru silahlı direnişler" farklı kategorilerdir. Maalesef bu farkedilememiştir. Biz bunu iddia ediyoruz. Direnişler meşru müdafayı içerir. Kürtlerin isyan etme hakkı ve- o günün koşullarında- "isyan 21 Musul-Kürdistan sorunu, ; Prof.Dr. Mim Kermal Öke,s Genelkurmay Belgelerinde Kürt isyanları, kaynak yay., s Age. S.93 24Ş eyh Sait İsyanı, Robert Olson 11

12 etmeleri" de farklıdır ve tartışılmaya muhtaçtır. Kaldı ki her "isyan"ın başarıya ulaşacağı, haklı ve meşru olduğu da tartışma kaldırır. İsyanların başarıya ulaşmasında "güçler dengesi", ittifaklar ve ateş gücü önemlidir. Her türlü hakkı gaspedilmiş, olanakları kısıtlı bir etnik grubun, organize bir devlet karşısındaki başarı şansı sınırlıdır ve istisnalar da kaideyi bozmaz! Kuşku yok ki silahlı isyanlarla hak arama mücadelesinin tayin edici olduğu dönemlerde Kürtlerin isyan etmesi doğaldı.. Kürtlerin isyan ettiği dönemler vardır. Ne ki Cumhuriyet döneminde sözkonusu edilen 16 isyandan sadece İhsan Nuri ve Hesené Tello liderliğindeki Ağrı İsyanı, siyasi ve askeri anlamda bir isyan özelliği taşımaktadır. Ben bu kanıdayım. Bu Kürtlerin mücadelelerinin, direnişlerinin yadsınması anlamına gelmiyor. Ayrıca o dönemdeki Kürt silahlı direnişlerinin değerini düşürmediği gibi, bu direnişlerin isyan olarak tasnif edilmesi de Kürtlere moral dışında bir şey kazandırmıyor. Aksine, "isyanlar şu şu nedenlerden ötürü başarıya ulaşamadı" gibi gerekçelerle somutlaştırılan teoriler, Kürtleri günümüzde "daha organize silahlı ayaklanmalarla başarıya ulaşarız" gibi hayalci ve günümüzün gerçekleriyle de uyuşmayan arayışlara itiyor. Bu da devlete aradığı gerekçeleri sunuyor. 3.Bölüm A-Kemalizmin 1924 sonrası politikası Lozan görüşmelerinin kesilmesinden bir süre sonra, Nisan 1923'te Türk-İngiliz ticaret görüşmeleri başlayacaktır. Lozan'da Paris ve Londra'nın Kürtleri bölme ve Ankara'yla anlaşmasından sonra Mustafa Kemal'in siyasi rakiplerine ve Kürtlere karşı izleyeceği politika yürürlüğe girecektir. Kürtlere karşı uygulanan devlet suikastini ve 1925'ten itibaren Kürtlerin kökünün kazınması ve Türkleştirilmesi gibi devlet politikalarını anlamak gerekiyor: "Türk hükümetinin İngiliz kışkırtmalarına karşılık olmak üzere sınır dışında propaganda faaliyetine geçme kararı, önce bir teşkilat sorunu idi. Yıkıcı propagandaya karşı koyma maksadıyla kurulacak teşkilatta Kürt aşiretlerinden de faydalanmak lazımdı. her ne kadar bazı aşiretler bu işe taraftar görünüyorsa da başlangıçta bunlara pek güvenilemezdi. Ancak bunların genellikle adliyece mahkum olan reisleri, bölgeye yaklaşan Türk askerinden korkmadıkları takdirde yardımcı olabilecekleri düşünülebilirdi. Harekatta ise, bu aşiretler bölgelerindeki kıtaların komutanları emrine verilerek durum ve aşiretin özellikleri dikkatte bulundurulmak suretiyle bunlardan azami derecede faydalanmak mümkün olabilirdi." 25 Aşağıda değinileceği gibi Nasturi Harekatı'ndan önce Ankara hükümeti ve ordu böyle bir plan yapmıştır. 1924'lerden itibaren Kemalist yönetimin Kürt sorunundaki bakış açısı netleşiyor. Kemalist iktidarın kendisi bir kimlik bunalımı içindeydi ve Türkiye'de bir rejim sorunu vardı. İçerde önemli bir muhalefetle karşı karşıyaydı. Bu da "Şeflik" rejimini tehdit ediyordu. Bunun dışında Kemalist iktidarın dış ilişkilerinde bir tıkanma sözkonusuydu. Kemalist rejim Kürtlerle, Mustafa Kemal'e karşı olan muhalefetin birleşebileceği olasılığından da ürküyordu. Bizzat Kazım Karabekir'in mecliste yaptığı konuşmada böyle bir olasılığın olmadığını gösteriyor. Kazım karabekir mecliste yaptığı konuşmada Kürtlük mıntıkasında şubelerinin bile olmadığını söylüyor. Batının desteğini alabilmek için, -özellikle de İngilizlerin- Kürtlerin rahatsızlıkları "irtica" olarak değerlendirilip sunuldu. "İrtica" ile mücadele adı altında da dünyada eşi benzeri görülmemiş bir uygulamayla vatandaşın kılık kıyafetini düzenleyen kanunlar yapıldı. "Laiklik" sloganıyla din devletin kontrolüne sokuldu. Muhalif toplumsal kesimlerin dış dünyadan soyutlanması için "şapka devrimi" gibi simgesel değişiklikler yapıldı. Kürtlere karşı yürütülecek militer politikalara başlanmadan önce Bonapartist iktidar tarafından iki şey yapılacaktı : Bir; muhalefet ve basın susturulacak, iki; Kürdistan siyasi ve askeri açılardan analiz edilip Kürtlerin güçleri ve içinde bulundukları arayışlar tesbit edilip, "Kürtlerin patlatılarak" kontrol altına alınması sağlanacaktı. Kemalistler 1925'teki Şeyh Sait Direnişi öncesi Kürtlerin ne yaptıkları ve ne yapabilecekleri konusunda bilgi sahibiydiler. Kazım Karabekir in yazdıklarına göre 11 Eylül 1924 te Dahiliye Vekaleti Kürt kıyamı hakkında İstanbul vilayetine emir veriyor. İstanbul daki bazı Kürt reisleriyle temas yaptırarak malumat alıyor. 8 Ekim 1924 ve 14 Ekim 1924 te ilkbaharda Kürt isyanı çıkacağını ve nasıl olacağını İstanbul Polis Müdürüiyeti dahiliye Vekaletine bi,ldiriyor (Bkz azım karabekir, Kürt meselesi) 26 Ekim 1924 te Çapakçur baş muallimi Dündar Alp hükümeti merkeziyeye Kürtlerin isyan edeceğini bildiriyor. Kazım Karabekir bunları aktardıktan sonra şuna dikkat çekiyor: Bütün bu işlere ve malumata rağmen vukuata sahne olacak yerlerde tedbir almak değil, hükümeti mahalliyelere bile haber verilmiyor. Kürdlere idam cezasının verilmesinin tartışıldığı Mart ve Nisan ayı oturumlarında Kazım Karabekir, bugün isyan edenlere bütün şiddeti göstermek ve bunları gayet az bir zamanda imha etmek her namuslu insanın tamamıyle arzu ettiği bir şeydir diyor. Kürdlerin sözde ilişkid eolduğundan şüphelenilen Mustafa Kemal muhaliflerinin lideri böyle diyor. Ruşen Eşref ise yaptığı konuşmada templeton olayına da değinip Şeyh Said önderliğindeki direnişin hükümetin bilgisi dahilinde olduğunu söylüyor: Paşa hazretleri! İtham fecidir. Adeta hükümetin elleri kanla mülemmadır, şunu asacak bunu kesecektir deniyor içimizde kabul eden insan var mıdır? İşin nasıl mugalataya boğulduğu ve kimlerin feryat ettiği 25 Genelkurmay Belgelerinde Kürt isyanları, s.47 12

13 görülüyor. Yukarıda izahat vermiştim ki 11 eylül 1924 te hükümet Kürdistan isyanını ele alıyor, 8 ve 14 Ekim 1924 te ister Mister Tamilen (Templeton) oyunuyla herşeyden haberdar oluyor ve hatta isyanı teşvik de ediyor, sonra da 13 Şubat 1925 te Şeyh Said hadisesi çıkıyor. Sebep de yine jandarmalar oluyor. Yani isyandan beş ay evvel hükümet herşeyi biliyor Kürtlerin Kemalist iktidar karşısındaki konumlanışına ilişkin Şeyh Sait'in yakınında yer alan, hatta Varto'ya Kürt kuvvetlerinin başında giren Binbaşı Kasım 26 -ki Mustafa Kemal'le Erzurum'da da görüştüğü biliniyor-ve büyük bir olasılıkla Rusların verdiği bilgiler nedeniyle Azadi Cemiyeti'nin varlığından ve Şeyh sait'le ilişkisinden haberdarlardı. Yanısıra gerek 1922'de meclis'te Kürtlere özerklik verilmesini öngören kanun tasarısının görüşülmesi, gerekse 1 Ağustos 1924 yılında Kürtlerin eğilimlerini yoklamak amacıyla Diyarbakır'da düzenlenen Kürt Konferansı'nda da Kürtlerin ne düşündükleri hakkında yeterli kanıya sahip olmuşlardı. Mustafa Kemal'in Pasinler'deki deprem vasıtasıyla bölgeye yaptığı gezinin hemen akabinde önce Cibranlı Halit Bey (Erzurum Kongresi öncesinde Mustafa Kemal'in görüştüğü Kürt ileri gelenleri arasında yer alıyordu. 20 Aralık 1924'te tutuklandı), Hacı Musa ve Bitlis mebusu Yusuf Ziya'nın tutuklanması(10 Ekim 1924'te Vali Kazım Dirik tarafından tutuklandılar), Beytüşebap grubu içinde yer alan İhsan Nuri gibi Kürt subayları ile Yusuf Ziya arasındaki haberleşmenin ortaya çıkarılması ve sonra da Halit Bey ile Yusuf Ziya'nın idam edilmeleri Kemalistlerin Kürtleri çok yakından izlediklerini işaret ediyor. Yusuf Ziya'nın tutuklandıktan sonra Azadi Cemiyeti ve faaliyetleri ile ilgili bilgi verdiği iddiası da üzerinde durulmaya değer bir konudur. Şeyh Sait'in de iktidar tarafından üzerinde oluşturulan "zan" nedeniyle psikolojik baskı altına alınması da üzerinde dikkatle durulması bir konudur. Yusuf Ziya ve Halit Beyin idamlarıyla Kürtlerin potansiyel siyasi ve askeri liderliği çökertildi. İhsan Nuri ve arkadaşlarının ordudan firar edip Güney Kürdistan'a geçmeleri ile Kürtlere askeri alanda da darbe indirildi. Geriye Şeyh Sait gibi hem ulusalcı hem de dini kimliğe sahip potansiyel bir liderin devreden çıkarılması için küçük bir kıvılcım çakmak yeterliydi! Biz Kürtlerin "Piran provakasyonu" dediğimiz ve siyasi analizini yapamadığımız olayda ne olmuştu? Şeyh Said'in Piran'da olduğunu fırsat bilerek aranmakta olan iki Kürt firarisini- Nasturi isyanında ordudan kaçmışlardı- yakalamak gayesiyle devletin giriştiği provakasyon, diğer bir deyişle devlet suikasti siyasi amacına ulaştı. Kimi iddialara göre 1925 Mart ayı sonlarında, kimi iddialara göre bir yıl sonrasına planlanan Kürt isyanı devlet tarafından patlatıldı. Kemalist rejimin Kürdlerin eğilimleri hakkında önceden haberdar olduklarına dair bazı bilgileri yukarıda aktardık.devlet, örf ve adetleri de dahil olmak üzere Kürtleri çok iyi tanıyan, zayıf yanlarını, üstelik Kürtlerin bir yanlışı defalrca tekrarlama gibi bir reflekse sahip olduğunu iyi analiz eden bir devletti. Osmanlı entrikacılığı ve despotizmi üzerinde yükselen kemalist iktidar, Osmanlı'nın Buruki aşiretini Diyarbakır'dan göçertmek için uyguladığı taktiğe başvurdu. Burukiler nasıl dağıtılmıştı? Buna bakmak yararlı olabilir. Burukiler bilindiği kadarıyla 17. yüzyıldan beri Karacadağ bölgesinde yaşayan göçebe bir aşiretti. Günün birinde bir Osmanlı müfrezesi bölgeden geçerken Burukili Şemdin beye konuk olur. Müfreze Komutanı daha sonra Şemdin beyin kızını dönüşte alıp götüreceğini bildirir. Burukiler bunu kabul etmzeler ve çatışma çıkar. Çatışmada komutan ve askerler ölür. Ondan sonra da Burukilerin cebel dağlarına, Tuci yaylalarına doğru yürüyüşü başlar. ve Burukiler bölgeden göç ettirilirler. Bir uçları İran'da bir uçları Çarlık Rusyası'nda çıkar 27. B-Piran provakasyonu Şeyh Sait olayı kendiliğinden meydana gelmiş, kendiliğinden gelişmiş, tenkil politikasına karşı meşru bir direniştir. Örgütlü değildir. Buna rağmen yaklaşık on-bir vilayeti kapsamıştır. Şeyh Said önderliğindeki bu direnişe yaklaşık olarak 15 bin Kürdün katıldığı, devletin ise 50 binin üzerinde bir güçle harekete geçtiği görüşü kabul görmektedir. Şeyh Sait'in hem dünyevi hem de ruhani etkisi, Kürtlerin merkezi hükümetin uygulamalarından duydukları tepkinin bir direnişe dönüşmesinde önemli bir rol oynamıştır. O zaman ki rakamlara göre devletin bu direnişi bastırmak için 60 milyon Tl harcadığı, Yunanlılara karşı yürütülen milli mücadeledekinden daha fazla asker kaybı verildiği öne sürülür. Şeyh Sait direnişinin bastırılması Kemalizm tarafından iç politikaya tahvil edilmiştir. Takrir-i Sükun Yasasıyla tam bir devlet terörü başlamıştır: 21 Şubat'ta İnönü'nün başbakanlığa atanmasını takiben 25 Şubat 1925'te Kürt illerinde sıkıyönetim ilan edilmiş, 4 Mart 1925'te Takrir-i Sükun ilan edilmiştir Direnişi ile birlikte Kürtlere karşı sürekli bir tenkil harekatı yürürlüğe konmuştur. yazının ileriki bölümlerinde görüleceği gibi, merkezi otorite tenkil harekatlarını sürdürebilmek için provakasyon,komplolar ve önyargılarla "iptidai sürü" olarak nitelediği Kürtlere karşı gerekçeler yaratmış, bu gerekçeleri de "isyan" olarak nitelemiştir. "Piran Provakasyonu" da Burukilerin karşı karşıya kaldığı provakasyonun benzeri siyasi ve askeri amacı olan bir provakasyondur. Kimi iddialara göre Şeyh Sait'in "Ben burada iken olmaz. Ben gittikten sonra bu sorunu halledin" diye askerlere haber gönderdiği, kimi iddialara göre de "ben vermem" dediği ileri sürülmektedir. Teğmenin, Şeyh Sait'in yakın adamlarından Keleş Nebo'ya "kıro", Keleş Nebo'nun da subaya "Kerhaneci" demesiyle tartışmanın alevlendiği ve çatışmaya dönüştüğü rivayet olunur. Hesen Hışyar 26 Kürt-İslam ayaklanması, Uğur Mumcu. Tekin yay S Doğu Anadoluda Aşiret Düzeni, Ahmet Özer. Boyut yay S

14 anılarında öyle anlatır. Askerler öldürülür. Ve Şeyh Sait'in adamları silaha sarılır. Bu olayda hükümetin ilk günlerdeki soğukkanlılığı, sessizliği; gazetelerdeki sükut, olayın ancak 16 Şubat'ta Türk gazetelerine yansıtılması "enteresandır." Mustafa Kemal, Evkaflarla ilgili kararını bu direniş sırasında açıklar.. Konya'dadır. İnönü pusuda yatmaktadır. Kemalistler arasındaki hırlaşma, çıkar çatışmaları eskisi kadar olmasa bile devam etmektedir. Şeyh Sait olayından yaklaşık bir yıl önce, Mustafa Kemal'in halife olma hayalleri suya düşünce halifelik kaldırılmıştır: Kazım Karabekir'in iddiası budur 28. Bunun bir yıl öncesinde ise Mustafa Kemal'e karşı aktif bir muhalefet yürüten Trabzon Milletvekili Ali Şükrü, Atatürk'ün Muhafız Alayı Komutanı Topal Osman'a tarafından öldürülmüş; ortada cinayetin izleri kalmasın diye İsmail Hakkı Tekçe ve Salih Bozok'a da, Topal Osman öldürtülmüş; olaya "silahlı çatışma" süsü verilmiş, ardından da meclisten çıkarılan bir kararla Topal Osman'ın ölüsü ipe çekilerek cinayete "hukukilik" kazandırılmıştır. Dr. Rıza Nur hatıralarında bu olayı böyle anlatır 29. Topal Osman, Kemalizmin tetikçilerinden biriydi. Samsun'da Koçgiri'de yürütülen katliam politikalarına karışan bir katildi. Topal Osman'ın maharetleriyle ilgili ayrıntılar Meclisin Gizli Celseleri'nde bulunabilir. C-Anti-kemalist muhalefetin tasfiyesi Mustafa Kemal'in liderliğindeki Kemalist hareketin kendi dışındakileri tasfiye işi Şeyh sait Direnişi'nden çok önce başlamıştır. 28 Ocak 1921 de TKP Sekreteri Mustafa Suphi ve arkadaşları Karadeniz'de öldürülüyor. Belli ki TKP'ye karşı ve Moskova ile ilişkileri tek elden yürütmek için Türk Komünist Fırkası'nın Mustafa Kemal tarafından kurdurulması kafi gelmemişti, Mustafa Suphi'nin katledilmesi gerekiyordu! Peyam gazetesinin sahibi ve başyazarı, eski dahiliye Nazırı Ali Kemal, Mustafa Kemal hareketini "İttihat Terakkinin bir devamı olarak" gördüğü için; 29 Nisan 1920'de çıkarılan Hıyanet-i Vataniye Kanunu'na "uygun" bir şekilde, 6 Kasım 1922'de Eskişehir'de öldürüldü! Ve "halk linç etti" propagandası ile "faili meçhul cinayet" muamelesi gördü. Mustafa Kemal'e karşı yaptığı sert muhalefetle tanınan Trabzon milletvekili Ali Şükrü de 27 Mart 1923'te "kayboldu!" Cesedi, Çankaya "civarında" bulundu! Cinayet ancak 2 Nisan'da mecliste açıklanabildi ve Atatürk'ün Muhafız Alayı Komutanı Topal Osman'ın cinayeti işlediği ortaya çıktı ve öldürüldü. Daha sonra ölüsü idam edilerek, "meclis kararıyla" asılmış oldu! Dr. Rıza Nur, Ali Şükrü'nün öldürülmesi ile ilgili olarak, Topal Osman'a emrin "Atatürk tarafından verildiğini" iddia ediyor. Topal Osman'ın "jandarmayla girdiği çatışma sonucu değil, başının taşla ezilerek öldürüldüğünü" öne sürüyor. Şeyh Sait direnişi, muhalefet ve basının hizaya getirilmesi için iyi bir fırsat oluyor! Mustafa Kemal'in yaptığı ilk şeylerden birisi Şeyh Sait "ayaklanmasını" gerekçe gösterip Fethi Okyar'ı tasfiye edip CHP grubundaki toplantıda istifa etmeye zorlaması ve yerine İnönü'yü atamak oluyor. Ardından "zararlı basın ve muhalefete" karşı harekete geçiliyor ve Takriri Sükun Yasası'yla muhalif basın "hizaya" getiriliyor, İstiklal Mahkemeleri'nde estirilen terörle tek sesli basın yaratılıyor. "Kürt isyanı" gerekçe gösterilerek tüm devlet çapında olağanüstü yasalar meclise getiriliyor. Kemalist rejimin uygulamaları hakkında Dr.İsmail Beşikçi nin kitapları bugün de temel başvuru yapıtlarıdır. Keamlizmin Şubat 1925 bahanesiyle yapmak istediklerini gören Kazım Karabekir'ler de o zaman hanyayı Konyayı anlıyorlar. Takrir-İ Sükun Yasası ve İstiklal Mahkemeleri dönemi başlıyor. Şeyh Sait direnişi "iritica-i bir kıyam" olarak değerlendirilip dış ve iç kamuoyuna sunuluyor. Kürtlerin arkasındaki İngiliz desteği somut olarak kanıtlanamamasına rağmen bu propagandaya yoğun bir şekilde devam ediliyor. Yeri gelmişken belirtmekte yarar bulunuyor: İngilizler de Şeyh Sait "ayaklanmasının" arkasında Mustafa Kemal parmağı aramaktadırlar 30. İngilizlere göre Türkler "ayaklanmaya katılan Kürtleri Güney Kürtleriyle birleştirip Güney Kürdistan sınırına ulaşmayı amaçlayıp" Musul konusunda pozisyonunu güçlendirmeyi istemektedir. Şeyh Sait direnişinin siyasi sonuçlarının Musul'da İngilizlerin pozisyonunu güçlendirmesi Kürtlerin sorunu değildir. Kemalist iktidarın yarattığı bir sonuçtur. Ki İngilizler de dahil olmak üzere batılı devletler, Mustafa Kemal'in "Hilafeti" kaldırıp üzerinde etkili olabileceği müslüman halklarla kopuşmasını hayretle izlemişlerdir. Mustafa Kemal bunu hem iç politik nedenlerle hem de Batı devletleri nezdindeki pozisyonunu güçlendirmek için yapmıştı. Fransızlar, Suriye demiryolunu Türk askeri kuvvetlerine açıyorlar. Ankara Antlaşması'na göre sözkonusu demiryolu Türkiye'nin sınırları dahilindedir ama askeri amaçlarla kullanılacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. İngilizler de bu noktada pireleniyorlar. Türk askerinin Güney Kürdistan sınırına yığınak yapabileceğini düşünüyorlar ve Franszıları uyarıyorlar. Gerekli güvenceyi aldıktan sonra da köşelerine çekilip Kürtlerin katlini seyrediyorlar. D-Direniş öncesi ve sonrasında iki önemli antlaşma 17 Aralık 1925'te Türk-Sovyet Saldırmazlık Anlaşması imzalanıyor. 2 nisan 1926'da ise Türk-İran anlaşması imzalanıyor. Türkiye ve İran'ın karşılıklı gerekçeleri vardır. İran, Türk-Sımko ilişkilerinden rahatsızdır. Bu nedenle Sımko'ya karşı Rıza han'ın politikasında yumuşama belirtileri vardır. İran'ın "otonom Kürdistan" 28 Kazım Karabekir Anlatıyor, Uğur Mumcu 29 Hatıratım,( 3 cilt),dr. Rıza Nur, Altındağ yayınevi, İngiliz Belgelerinde Musul Kürdistan sorunu, Prof.Mim Kemal Öke, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları 14

15 şantajına karşılık, Ankara da Azerbaycan'la ilişkilerini koz olarak masaya sürer. Aslında Ankara, İran-Kürt yakınlaşmasının meydana gelmemesi için 1924 kasımında başlayıp 1925 yılına kadar devam eden Türkmen isyanına gözlerini kapamıştır. Daha sonra İran-Türk anlaşması, 1932'deki sınır değişikliği antlaşmasıyla yeniden düzenlenecektir. E-İngiliz kışkırtması iddiası Bu iddianın dayanakları yukarıda da anlatıldığı üzere çürüktür. Birinci iddia Templeton adını kullanan Türk gizli polisinin 1924 baharında Seyit Abdülkadir'le görüşmesine dayanan komplodur. Bu komplonun 1925 direnişinden bir süre önce yapılması düşündürücü değil midir? İkinci iddia İngiliz Binbaşısı Noel'in Kürdistan'da yaptığı inceleme gezisi çerçecesinde Bedirxan kardeşler, Ekrem Cemil Paşa ve Kürt aşiretleri ile kurduğu ilişkilerdir. Binbaşı Noel'in gezisi Sewr Antlaşması uyarınca yapılmış ve Vahdettin'in bilgisi dahilindedir. Üçüncü iddia Şeyh Sait üzerinde "Kürdistan savaş Nezareti" imzalı kağıtlar bulunmasına dayanmaktadır ve gerçek dışıdır. Böyle bir belge olmadığı gibi, böyle bir bakanlığın oluşturulduğuna dair bir kanıt şimdiye dek gösterilememiştir. Dördüncü iddia ise Kürdistan Teali Cemiyeti'nin Sewr öncesi ve sonrası yaptığı diplomatik temaslardır. Birincisi Kürdistan Teali Cemiyeti yasal bir kuruluştur. Hem içerde hem dışarda bir kredibilitesi vardır. "Büyük Ermenistan" projesine karşı çıktığı gibi, Sewr Antlaşması'nın Kürtlerle ilgili olan koşullarının yerine getirilmesi için çaba göstermiş, 1923 öncesi de kapatılmıştır. Ama Sivas Kongresi'nde Amerikan mandasını savunan ve tartıştıranlar hakkında bir kovuşturma yapılmamıştır. Kürtlerin ise Sewr'in uygulanmasını istemeleri beş yıl sonra idam edilmelerinin gerekçesini oluşturmuştur. Bu; ahlak dışı ve haksız bir uygulamadır. Aynı zamanda resmi ideolojinin sahip olduğu çifte standardı da göstermektedir. Kısacası bu iddialar tipik komploculuk iddialarıdır. Olson, "İngilizlerin Paris'te bile Kürt sorunundan uzak durduğunu" söyler ve İngiliz elçisinin kendisini Kilis eski valisi olarak tanıtan Mesud Fehmi'ye "Kürdistan'daki siyasi durumun yalnızca Türkiye'yi ilgilendiren bir mesele olduğu ve bunu tartışamayacakları" yanıtını verdiğini yazar. 31 İngilizlerin Kürtlerle ilişkisi düz bir seyir izlememiştir, inişli çıkışlıdır ve somut, açık bir politika yoktur. İngiliz-Kürt ilişkilerinde "yerine getirilmeyen vaadler"den sözedilebilir. Eğer İngilizler Kürtleri desteklemiş olsa örgütsüz 1925 direnişi Türkiye tarafından bastırılabilir miydi? Lindsay-Chamberlain yazışmalarında, Lindsay (İnönü ile görüşmesine atfen) şöyle der:" Eğer Türkiye'de sorun yaratmayı isteseydik, ülkenin bir ucundan diğerine bir isyan başlatabilirdik, fakat böyle yapmadık, ve bunu bilmesi gerekiyor. Geçen yıl (1925) Mart'ta, Şeyh Sait isyanı en üst noktadayken ona aktardığım bir gözlemimi hatırlamıyor mu? O zaman ona, hiç şüphesiz Türkiye'nin isyanı yakında bastıracağını; isyancıların esir alınabileceğini, bunların tek tek tahkikattan geçirilip yüzleştirilmelerinin mümkün olabileceğini anlattım. Fakat ona, İngiltere'nin isyanda yer aldığına ilişkin hiç bir kanıt bulunamayacağını da, peşinen söyleyebilirdim. Ve şimdi, İngiliz müdahalesine ilişkin ne gibi kanıtlar bulduklarını soruyorum. Bu, İsmet'i sarsmaya yetmiş görünüyordu. Böylelikle, 1925 Kürt isyanında İngiliz parmağı olduğuna dair bir suçlamada bulunmya bir daha teşebbüs edemedi.." 32 Yeniden Kürt-İngiliz ilişkilerine dönüp, 25 Mayıs 1921'de Emin Ali bey ve oğlu Celadet Bedirhan'ın Kürdistan Teali Cemiyeti adına İstanbul'daki İngiliz Siyasi sorumlusu Ryan'la yaptıkları görüşmede; " Yunanlıların, kemalistlere karşı bir Kürt hareketi düzenlenmesi halinde destek vereceklerini bildirdiklerini" aktarırlar. Bedirhan'lar,"Yunanlılarla aralarında resmi bir ilişki olmamasına rağmen, İngiltere'nin böyle bir ilişkiyi nasıl değerlendirdiği, kendilerinin Musul'a gitmelerine izin verip vermeyeceklerini öğrenmek" isterler. Ryan buna yanıt olarak şunları söyler: " Kürdistan'da bir isyana veya kemalistlere karşı Yunan destekli bir Kürt ayaklanmasınına yönelik, Kürt-Yunan ilişkilerine destek vermeyiz.." 33 Türk-İngiliz ilişkilerini inceleyen Ömer Kürkçüoğlu, "Türk-İngiliz ilişkileri ( )" isimli çalışmasında; 1925'te Kürtlerin İngilizler tarafından kışkırtıldığı gibi resmi ideoloji kaynaklı iddialar için "Bu konuda İngiltere'nin kesin rolünü ortaya koyacak bir belgeye rastlayamadık" diyor. Ömer Kürkçüoğlu nun bu görüşleri Doğu Perinçek tarafından sert bir şekilde eleştirilmektedir. Yanısıra, Şeyh Sait'in oğlu Ali Rıza Tahran'da İngiliz Konsolosu Gilliat Smith' e yaptığı ziyarette dile getirdiği "İngiltere'yi ziyaret etme" isteği reddediliyor. Sir P.Loraine'nin Smith'e gönderdiği cevap da bu iddiaları yalanlıyor:" Özerk veya bağımsız bir Kürdistan devletinin oluşması sorumluluğunu desteklemenin veya kabul etmenin, majestelerinin hükümetinin siyasetinde hiç bir yeri olmadığının şüphesiz farkındasınız..(ingiliz Belgelerinde Kürdistan, Ahmet Mesut, Doz yay. S.91)" Tüm bu verilerin yanısıra İngilizlerin Şeyh Sait direnişine ilişkin bir hayli ilginç bir saptama bulunuyor. İngiliz görüşüne göre, "1925 olayı doğrudan doğruya Ankara tarafından planlanmış olabilir.." İngilizler bunu şöyle formüle ediyorlar:a-asilerin liderlerinin sınırı aşıp diğer kardeşlerini kurtarmak üzere Musul'a 31 Şeyh Said isyanı, Robert Olson; Özge yay S age. s age. s.99 15

16 girmelerini ve sonra da bütün bölgeyi Türkiye'ye bağlamayı sağlamak, b-irak Kürtlerinin Türkiye Kürtleriyle birleşip Ankara'ya bağlanmalarını sağlamak,c-bunlar da olmazsa ayaklanmayı bahane edip, Irak sınırına askeri yığınak yapmak" 34 THE TIMES GAZETESİNDE 1925 DİRENİŞİ 35 Resmi ideolojinin "Kürt direnişi" arkasında "İngiliz parmağı "arama komploculuğu Kürtlerin soykırıma karşı meşru direnişlerinin haklılığını ortadan kaldırmıyor. Ancak 1925 Direnişi sırasında The Times gazetesinde çıkan haberlerde Kürtlere sempati belirten en küçük bir ibarenin bile olmaması, bu komploculuğun dayanak noktalarının asılsızlığını gösteriyor. The Times gazetesinin İstanbul kaynaklı haberleri 2-3 gün gecikmeyle Londra'ya ulaşıyor. Haberlerde başvurulan kaynaklar Ankara hükümetinin resmi açıklamaları ve Hakimiyet-i Milliye ile Cumhuriyet gazeteleridir. 25 Şubat'taki The Times'in haberinde İçişleri Bakanı Cemil beyin, "Bu isyan Mart ayı sonunda başlayacaktı. Fakat şükredelim ki 2 kişinin tutuklanması ile erken başladı" açıklaması yer alıyor. Haberde devamla, "Şeyh Said'in Kürt hükümeti kurulması ve Halifelik için" açıklama yaptığı öne sürülüyor. 26 Şubat'taki haberde ise, "devletin askeri savaş hazırlığı bitti. Harput ve Diyarbakır isyancıların eline geçti. Kürtler Abdülhamid'in oğlunu Kral ilan ettiler" deniyor. 27 Şubat'ta ise Başbakan Fethi Okyar'ın "Dış kaynaklı bir isyandır. Dini kendi emelleri için kullanıyorlar. Şeyh Said'in mektubu üzerine iki oğlu Halep ve İstanbul'dan gelmiştir" açıklamaları yer alıyor. 4 Mart günkü haberde ise "Ekstremistlerin zaferi. Hükümet düştü. CHP toplantısı on saat sürdü. 60'a 93 oyla Fethi bey hükümeti düştü" deniyor. 5 Mart'ta ise The Times, "İsmet Paşa Başbakanlık koltuğuna üçüncü kez oturdu. Recep bey Kürdistan'daki gelişmelerden Fethi beyi sorumlu tuttu. Rauf Beyin istifanıza ilişkin geniş açıklama yapacak mısınız? şeklindeki isteğini Fethi bey reddetti" haberini duyuruyor. 6 Mart'ta, "İsmet Paşanın kanun tasarıları 23'e karşı 154 oyla kabul edildi. Kazım Karabekir itirazlarda bulundu" haberi gazetede yer alıyor. 11 Mart 1925'teki haber ise şöyle:"kürdistan'da sert çarpışmalar. İsyancılar Şeyh Said'in komutasında 5 bin kişiyle üç koldan Diyarbakır'a girdi. Çatışmalar Pazar sabahına kadar devam etti. Türk gazetelerinin iddiasına göre ele geçirilen belgeler, Diyarbakır'ın alınmasından sonra isyancıların Bağımsız Kürdistan Krallığı'ni ilan edeceklerini gösteriyor. Belgeler Kürt Savaş Bakanlığı mühürünü taşıyormuş." 14 Mart 1925 tarihli haberde de şunlar ifade ediliyor: "Kemalettin Paşa ile Sami bey uçakla Diyarbakır'a hareket ettiler. Onların varışından sonra düzenli kampanya başlayacaktır." 30 Mart 1925 tarihli haberde ise ' Türk güçlerinin isyancılar karşısında kazandığı başarıya' değiniliyor ve "kesin sonuçların Pazartesinden önce alınamayacğını" kaydederek, Cumhuriyet ve Hakimiyet-i Milliye gazetelerindeki "Muş, Malazgirt ve Varto asilerin eline geçmiş. Muş ve Varto'da propaganda yapıyorlar. İsyandan sonra muhalefete karşı kampanya başlayacak" açıklamalarına yer veriliyor. *** Piran'daki devlet provakasyonu Kürtleri zamansız bir anda patlatmayı ve militer politikalara zemin hazırlamayı amaçlıyordu. Direnişin içinde Kemalist iktidarla ilişki içinde olan Binbaşı Kasım gibi cahşlar da vardı. Öte yanda Ankara, İngilizlerin iddia ettiği gibi "sınırın ötesi" ile ilgili planlar da yapmışlar mıydı? Bu da üstünden atlanamayacak bir iddiadır. Üzerinde düşünmeye ve araştırmaya değer. Özetle,Şeyh Sait direnişi ile ilgili olarak hem Kemalist iktidarın, hem Türk Komünist partisi ve Sosyalist Çarlık'ın "direnişin arkasında İngiliz emperyalizmini arama" komplolarını kanıtlayan tek satırlık bir belge yoktur. Kaldı ki direnişin meydana geldiği bölge Kürdistan'ın orta bölgesidir. İngilizler, Türkiye ile savaşmadan buraya nasıl yardım edebilirler? Yukarıda da işaret edildiği üzere Ömer Kürkçüoğlu ve Prof. Doğu Ergil'in İngiliz belgelerinde yaptığı araştırmalarda da, "Türk resmi ideolojisini" doğrulayacak kanıtlar bulunamamıştır. Ancak kemalist iktidarın; İngiliz, Fransız, Bolşevikler tarafından korunup kollandığını, Mustafa Kemal'in Halide Edip Adıvar lar vasıtasıyla ABD mandası fikrini tarttıştırdığına dair bilgiler sır değildir. Kürtlerin ister "emperyalist", ister "sosyalist" destek arayışı içinde olması da son derece doğaldır. Eğer ABD mandasında yaşamak Türkün gururunu incitmiyorsa, yaşama hakkı ortadan kaldırılmak istenen Kürdün dün de bugün de dış himaye araması son derece doğaldır. Yeter ki bunun ilkesel çerçevesi, kar-zarar muhasebesi iyi yapılabilsin. *** Diyarbakır'daki İstiklal mahkemeleri'ndeki yargılamalar Kürtlerin nasıl aşağılandığını gösteren; inançlarıyla alay edildiği, insanlık onuruna beş para değer verilmediği dünyada eşi benzeri az görülmüş acı bir mizansendir. Daha düne kadar "elleri öpülen, Gazi hazretlerinden 'saygıdeğer efendim!'le 36 başlayan iltifat dolusu telgraflarla sırtı sıvazlanan Kürt şeyhleri alçak bir şekilde yargılanırlar. İslam diniyle resmen gırgır geçilir. Bunun 34 Foreign Office (İngiliz Dışişleri),371/ Bu konudaki bilgileri British Library'nin gazete arşivinde yılları arasında yaptığım araştırrmalardan derledim 36 Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı yazışmaları, Mustafa Onar; Kültür Bakanlığı, Atatürk dizisi, Atatürk, "Mutki'de Aşiret Başkanı Hacı Musa Beye" başlıklı telgrafında ( 10 Ağustos 1919) 'saygıdeğer efendim' diye başlar. Böyle onlarca örnek vardır. 16

17 ayrıntıları, Behçet Cemal'in 1955'te yayınlanan "Şeyh Sait İsyanı" adlı küfür ve komploculuk kokan kitabında mevcuttur. Bu kepazelik Milli Şefin damadı Metin Toker tarafından da tekrarlanmış, Uğur Mumcu tarafından da "anti-emperyalist!" bir coşkuyla kutsanmıştı. Şeyh Sait'in yargılanması ile, MİT'in hücre evlerinde "Kürtçülük oynatılan" kişinin davasının karşılaştırılması yapılamaz. Bu zuldür. Şeyh Sait ve arkadaşlarının avukatları yoktu. Temyize başvurma hakları yoktu. Mahkeme salonunda Türkiye içinden ve dışından gelmiş yerli yabancı gözlemci yoktu. Kürt hareketi, Şeyh Sait direnişini uç noktalarda ve devletin propagandasının etkisi altında ele aldı. Direnişe sahip çıkılırken mantıklı bir siyasi çıkarsama yapamadı. Direnişe ilişkin tartışmalar daha çok "dini mi, ulusal mı?" kaygıları etrafında şekillendi. Direnişin "dini veya ulusal motiflerle, ya da her ikisinin birlikte kullanılmasıyla" yapılmış olması çok önemli değildir. Direnmenin değerini azaltmaz ve Kürdistani olduğu olgusunu ortadan kaldırmaz. 4.Bölüm A-1925 sonrası 'ten sonra Kürtlerin 16 yıl boyunca hiç durmayacak tenkil dönemi başlıyor. Daha Şeyh Sait direnişi devam ederken, İsmet İnönü mecliste yaptığı konuşmada direniş sonrası başvurulacak yöntemleri açıklıyor. Militer devletin "kırmızı kitabı" devreye giriyor. Ekonomi bakanı olduğu dönemlerde başbakanlığa sunulmak üzere bir rapor (1936) hazırlayan Celal Bayar şunları söylemektedir: Doğu illerinde hakimiyet ve idare bakımından göze çarpan açık bir hakikat vardır. Şeyh Sait ve Ağrı isyanlarından sonra Türklük ve Kürtlük ihtirası karşılılı şahlanmıştır. İsyan edenleri cezalandırmak için şiddetin manası anlaşılır ve yerindedir. İsyandan sonra, fark gözetmeksizin idare etmek de, bundan ayrı ve mutedildir. Kürtlerin yokedilmesi, göçertilmesi için "gerekçeler" aranıyor ve bulunuyor. 16 yıl süren bu "tenkil" politikasının ayrıntıları "genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları" adı altında orduya dağıtılmıştı Ağutos 1925 tarihleri arasında yapılan Raçkotan ve Raman Tedip Harekatı için öne sürülen gerekçe şudur:" Ayaklanma ile sözle veya eylemli olarak ilgilenmiş, fakat ilgisini ve izini gizlemiş veyahut Kürtlük ve irtica ile öteden beri sanık olarak kişilerin ve zümrelerin ellerinde veya evlerindeki yasak her türlü silah ve yaralayıcı aletler toplanacktır. Ayaklanma bölgeleri cezaevlerinden kaçan bütün hükümlü ve tutuklular diri veya ölü tenkil edilerek yakalanacak ve diri tutulanlar durumlarına göre şark istiklal mahkemesine veyahut bölge divanı harplerine gönderilecektir.(...) Bu görevlerin yapılmasında: Silah ve cephanelerini her ne suretle olursa olsun saklayan ve teslim etmemekte direnenler.;hükümlü veya sanık kimseleri saklayan ve yedirip içirenlerle bunlara yataklık yapanlar; Ayaklanma bölgesinde yürürlükte olan devlet kanunlarına göre; TC'nin ve Türk milletinin mutlak güvenlik ve refahını bozmak veya cumhuriyet ve devrimin ruhunu za'afa uğratmak ve bu türlü eylem ve hareketlere her ne suretle olursa olsun katılmak suçu ile Şark İstiklal Mahkemesine gönderilecekler. Erzurum ilinin Kiğı ve Hınıs ilçeleri de, bu hususun uygulanmasına dahildir." 38 Burada görüldüğü gibi devletin nezdinde "suçun şahsiliği" gibi bir ilke bulunmuyor. Silah toplamak gibi uydurulan gerekçelerle Kürtlerin katledilmesine zemin yaratılıyor. "En iyi Kürt ölü Kürttür" anlayışından hareketle tüm Kürtler potansiyel suçlu olarak tanımlanıyor. Raman ve Raçkotan aşiretleriyle sınırlı görünen harekat ta Erzurum'a kadar taşırılıyor. Bu harekatın ardından Sason Bölgesi "yasak bölge" ilan edilip yılları arasında devam eden harekata başlanıyor. Bu harekatlar da " halkın bir kaç sergerdenin elinde oyuncak olması" iddiasıyla başlatılmıştır. 16 mayıs-17 haziran 1926 tarihleri arasında ise sıra bu kez Ağrı yöresine gelmiştir. 1. Ağrı harekatı'nın gerekçesi ise " Mart 1926 başlarında Yusuf Taşo ve avanesinden müteşekkil eşkiya Beyazıt'ın Muson bucağına bağlı kalecik köyünden bir miktar hayvan çalarak Ağrı dağı'na götürmüştü" diye açıklanır! Basit bir hırsızlık olayı için 28. Alay görevlendiriliyor. İlk harekatttan istenen sonuç alınamayınca 16 haziran'da bu kez uçakların desteğinde ikinci harekat başlayacaktır. 7 Ekim-30 Ekim 1926 yılı arasında ise Koçuşağı ayaklanması ve bastırılması sözkonusudur.. Gerekçe "vergi vermemek ve vatan savunmasına katılmamaktır.." Harekat için görevlendirilen kişi Elazığ ve yöre Komutanı Albay Mustafa Muğlalı'dır 39. "Koçuşağı Ayaklanması" diye Genelkurmay tarafından nitelenen olay da görüldüğü gibi "vergi vermemek ve askere gitmemektir." Bu harekat da uçaklarla desteklenmiştir. 8 Ekim'den sonra "asiler(!) teslim olmak" istediklerini, "ancak anlaşmak olanağını bulamadıklarını" bildirirler. 37 Bu bölümde verilen bilgiler tamamen "Genelkurmay belgelerinde Kürt isyanlarý-kaynak yay,1992" adlı kitaptan alınmıştır. 38 genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları, s Mustafa Muğlalı Van'da 33 Kürt köylüsünü kurşuna dizmekle tanınıyor. 23 Aralık 1930'da meydana gelen Menemen olayında da "başrolde" oynuyor ve bu olayda hakimlik yapıyor.. O sıralar 1. ordu Komutan vekilidir. Muğlalı, Menemen olayı için yaptığı "incelemelerde" de "olayın arkasında hain eller ve örgütler" bulunduğuna kanaat getirmekte zorlanmaz! 17

18 Ancak harekat sona ermez. Aşiret resilerinin teslim ettiği 29 tüfek "kırık ve kullanılmaz oldukları" gerekçesiyle kıyıma devam edilir. Kırklar tepesi ve Yılan dağı'nda Kürtler top ateşine tutulur. Mutki Ayaklanması ve bastırılması(26 Mayıs-25 Ağustos 1927) diye tarif edilen olay da komplocu kemalist iktidarın ceberrut uygulamalarından birisidir. Bitlis valiliği tarafından boşaltılmak istenen 35 köy halkı, bu karara itiraz ederler. Hemen Buban aşiretinin yokedilmesi kararlaştırılır. 7 Ekim-17 kasım 1927 arasındaki Bicar Tenkil Harekatı, devletin başvurduğu metotlar itibariyle 1980'lerden günümüze dek Güney Kürdistan'a karşı düzenlenen saldırılarda başvurulan metotların adeta aynısıdır. "Şeyh Abdurrahim, Şeyh Tahir ve Yado'nun maiyetlerinde daha bir çok reis ve avaneleri olduğu halde, Mardin ile Viranşehir arasında sınırın Kuzeyine geçtikleri haber alınmış"tır! Harekata "Şeyh Said'in tedibi sırasında kaçmayı başaran eşkıyanın çoğunun bu dağların in, mağara ve komlarına sığınmak suretiyle hayatlarını kurtarmışlardı" gerekçe gösterilir. Mustafa Muğlalı da bölgeyi gezerek hedef alınacak köyleri belirler. Muğlalı'nın gezisi tam 34 gün sürer. Ve "eşkiyanın tamamıyla nüfuz bölgesi olan köyler halkının da, asilerle aynı düşünce ve fiilde oduklarını öğrenmiş bulunur!" Harekat sırasında Kürdün-Kürde kırdırılmasına da başvurulur: Bu çerçevede Hezanlı Şeyh Selim Efendi Milisleri, Şeyh Selamet köyü milisleri, Bicar milisleri, Lice milisleri, Hani milisleri, Çapakçur milisleri ve Gökdere milisleri kullanılır. Genelkurmay raporlarında "harekat sonrasında yakılan köy miktarı 280, imha edilen 'eşkiya' miktarının ise 2.000'e yükseldiği" kıvançla! belirtilir ve "yükselen maneviyata" gönderme yapılması da unutulmaz. "22 Mayıs-3 Ağustos 1929 tarihleri arasında ise Asi Resul Ayaklanması ve bastırılması" gündemdedir. "ayaklanma" diye nitelendirilen ve dolayısıyla Kürdün katline ferman oluşturan bu olaydaki komploculuk Genelkurmay tarafından bile itiraf edilmek zorunda kalınmıştır:" gerçekte ne genel bir ayaklanma ne de güneyden geçen eşkiya tarafından çıkarılmış bir mesele olmayan bu ayaklanma olayına sebep; Eruh ilçesi Jandarma Komutanı teğmen Ziya'nın öteden beri Lodi bucak merkezinin Tilmişar köyünden Jilyan aşireti reisi Resul'e muğber (gıcık gitmesi) oluşu dolayısıyla, hasmı hakkında aldığı ihbarları vesile ederek Eruh İlçesi Kaymakam vekili Jandarma Yüzbaşısı Galip'i de kandırmak suretiyle, Resul, kardeşi Akit ve daha bazı kimseler için tutuklama müzakaresi sağlamak suretiyle ve silah toplamak bahanesi ile aranan şahısların bulunduğu dört köyde, aynı zamanda arma başlamıştı. Resul'ün evi aranmışsa da bir şey bulunmamış ve Resul yakalanmıştı." Daha sonra Resul kaçmayı başarınca "tedip harekatı" başlıyor: "Hükümete muhalefet eden kişiler ve köy isimleri Vilayetçe tesbit edilip Kolorduya bidirilmesi", "Jilyan aşiretinin hedef alınması", "maksadın gizli tutulması, harekattan erlerin de haberdar edilmemesi, çevre köy halkının dışarı bırakılmaması, harekata üç uçaklı bir filo iştirak ettirilecek; Jilyan aşireti silahlarını teslim etmediği ve Resul ve kardeşi Akit yakalanmadığı takdirde köyleri yakılacak, mahsülleri ve hayvanları müsadere edilecek ve müzakare ile oyalanmaya asla yanaşılmayacaktır" gibi kararlar alınıyor ve uygulanıyor. "Tedibine karar verilen, bu suretle 3 uçak "gönderilen 'Asi Resul'un ateş gücü nedir? Bunu da genelkurmay'dan öğrenelim:" Resul'ün Lodi bucağında 200 tüfeği olup bunlardan 50 kadarı cephanesiz, diğerlerinin fişeği bulunmaktaydı.." Yani Resul'ün 150 tüfeği,7 bin dolayında mermisi ve çevresinde toplam 110 dolayında adamı olduğu tahmin edilmektedir.. Devlet ise üç uçak, 5 tabur, iki süvari bölüğü, bir milis müfrezesi, dört dağ topu; Toplam 59 subay, 1525 er, 176 ücretli hayvan, 1014 piyade tüfeği, 59 hafif makinalı tüfek, 22 ağır makinalı tüfek, 4 yedi buçukluk krup dağ topu, 2 yedi buçukluk kudretli dağ topu, piyade mermisi,...el bombası, 334 topçu mermisi ile Resul un üstüne gitmektedir. Genelkurmay "harekatın sonuçlarına" ilişkin verdiği bilgide "asilerin ilişkisi bulunan köylerde silah aramaları yaparak bir hayli şaki ve bir o kadar da kadın ve çocuktan ibaret ailelerini yakalamışlar, hayvanlarını müsadere ve evlerini yakmışlardı.." Tam da "muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak isteyen!" devlete özgü bir muamele! 1929'dan 1999'a ne değişti acaba? Savur Tenkil Harekatı (20 Mayıs-9 Haziran 1930): Bu harekatın gerekçesi de şöyle konulacaktır: "Alınan bütün tedbirlere rağmen bölgede adi şekavet olayları devam ediyordu. Örneğin: Genç ve Beşiri bölgelerinde ve daha bazı yerlerde meydana gelen şekavet olayları, mahalli jandarma kuvvetleri ile bastırılmakta idi. (..)Jandarmaya yapılan tecavüz ve küstahlık alınan tedbirlerin ve yapılan icraatın yetersiz olduğunu göstermekte idi. 20 Haziran- Eylül 1930 arasında meydana gelen Zeylan olaylarında bir "isyan" özelliği bulmak mümkün. Kör Hüseyin ve Emin Paşa'ya bağlı Kürtler Çaldıran-Beyazıt telefon hattını kesiyorlar. Zeylan bucak merkezini basıyorlar, Erciş'i kuşatıyorlar. Çatışmalarda 2 subay, 16 er ölüyor, 150 asker kayboluyor, 2 makinalı tüfek, 144 tüfek "asilerin", yani Kürtlerin eline geçiyor. Kürtlere karşı yürütülen militer politikalar, tenkil hareketleri o zamanın basınında bir futbol maçı gibi anlatılmaktadır. 16 temmuz tarihli Cumhuriyet gazetesi (ABD mandasını savunan Yunus Nadi'nin başyazarlığını yaptığı gazetenin binası İttihat Terakki'nin binasıdır) Ağrı tenkilini şöyle verir: "Ağrı Dağı Harekatı bu hafta başlıyor. Ağrı Dağı tepelerinde kovuklara iltica eden 1500 kadar şaki kalmıştır. Tayyarelerimiz şakiler üzerine çok şiddetli bombardıman ediyorlar. Ağrı Dağı daimi olarak 18

19 infilak ve ateş içinde inlemektedir. Türkün demir kartalları asilerin hesabını temizlemektedir. Eşkiyaya iltica eden köyler tamamen yakılmaktadır. Zilan harekatında imha edilenlerin sayısı 15 bin kadardır. Zilan deresi ağzına kadar ceset dolmuştur... Bu hafta içinde Ağrı Dağı tenkil harekatına başlanacaktır. Kumandan Salih Paşa bizzat Ağrı'da tarama harekatına başlayacaktır. Bundan kurtulma imkanı tasavvur edilemez." 40 B-Dersim Katliamının öncesi... Daha Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Eyaletlerden iller sistemine geçildiği sıralarda; bu politika doğrultusunda Osmanlılar Dersim'e yönelik planlar geliştirmeye başlıyorlar. 1896'da Müşir Şakir ve Zeki Paşalar ve Serasker Rıza Paşa ve heyetleri tarafından raporlar hazırlanıyor 41. Elazığ Valisi Arif Beyin 28 Ekim 1903 tarihli raporunda, "silah toplanması, Dersim'e askeri yığınak yapılması, Seyit ve Dedelerin yakalanıp sürgün edilmeleri" öneriliyor ve "Dersim'in tamamıyle Kürt olmadığı ileri sürülüyor. Şeyh Sait Direnişinin bastırılımasını takiben ise Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey de bölgelerde "incelemeler" yapıyor, 'da bir rapor yazıyor: " Dersim gittikçe Kürtleşiyor, mefkureleşiyor (ülküleşiyor), tehlike büyüyor. Seyit Rıza'nın hükümete karşı takındığı vaziyetten kendisine husumetleri hesabı ile mütessir olan bazı aşairin hissiyatın da faydalanılacaktır. Dersim, Cumhuriyet hükümeti için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliye yapmak ve ihtimalatı elimeyi önlemek, selameti memeleket namına farzı aynıdır. Bu müddet zarfında mektep açmamak, ancak 25 senen zarfında ahaliye Türklğk his ve terbiyesini verdikten sonra mektepler küşat etmek ve halkı okutmak. Aksi takdirde Kürtlük telkinatı başarılı olur." Aynı yıl içerisinde Elazığ Valisi Cemal beyin yazdığı raporda da "Seyit Rıza ve ailesinin Elazığ'a nakli"ni de kapsayan "öneriler" üzerinde durulur yılında ise Birinci Umum Müfettişi İbrahim Tali'nin yazdığı raporda "Dersim'in dışarıyla ilişkisinin kesilmesi, Elazığ'da savaş uçaklarının bulundurulması, tehdit mahiyetinde kuvvetli müfrezeler bulundurulması" önerilir! 8 Ekim-14 Kasım 1930 Pülümür harekatı ise genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak'ın Erzincan'da yaptığı geziden hemen sonra yapılır. Çakmak, "Aşkirik, Gürk, Dağbey, Haryi köylerinin tedip ve tenkilini zorunlu bulur!" Fevzi Çakmak "birkaç sene sonra Kürtlüğün bütün Erzincan'ı istila edeceğinden" korkmuş, "Türk dilinin bütün bölgeye yayılması için esaslı tedbirlere ihtiyaç olduğuna" inanmaktadır. Ayrıca bölgede Kürt kökenli memurların olması da Paşa'yı oldukça rahatsız etmiştir. Pülümür Harekatı'nın gerekçesi de hazırdır! Güya, "Pülümür ağalarının tertibi sonucu, Pülümür ilçe kaymakamının evine bir kaç el silah atılmıştır.." Atanlar da tabii ki Kürtlerdir! İsmet İnönü, 8 Ekim 1930 tarihinde Genelkurmay'a verdiği cevapta, ordunun tekliflerini kabul eder ve harekat için düğmeye basılır. C-Dersim Katliamı ( ) İbrahim Tali ve İçişleri bakanı Şükrü Kaya'nın Dersim yöresinde yaptığı "geziler" sonrasında karar veriliyor:"neticede; Dersim'in ıslahı esasları tesbit edildi ve keyfiyet uzunca vadeli bir programa bağlandı.." Aralık 1935'te çıkarılan 2884 sayılı Tunceli Kanunu ile "Vali ve komutanlar bakanların haiz oldukları bütün yetkilere haizdir; idari yönetimlere subayların atanması, lüzum görülen belediyelerde başkanlık görevini kaymakamlara verebilme yetkisi verilmiştir.." Diğer yandan "Cumhuriyet savcılarına hazırlık tahkikatında hakimlerin haiz oldukları yetkileri kullanırlar; Cumhuriyet savcısının iddianamesi sanığa tebliğ edilmez. Tutuklama kararına sanık tarafından itiraz edilemez. Vilayet içindeki ceza mahkemelerinden verilen hükümler temyize tabi olmayıp kesindir" gibi Türk usulü adli önlemler de alınmıştır. Bakanlar Kurulunun 4 Mayıs 1937 tarihli "Tunceli tenkil harekatına dair gizli kararında" şunlar karar altına alınıyordu: "1-Toplanan kuvvetlerle Nazımiye, Keçizeken (Aşağı Bor), Sin, Karaoğlan hattına kadar, şedit ve müessir bir taarruz hareketi ile varılacaktır. 2-Bu defa isyan etmiş olan mıntıkadaki halk toplanıp başka yere nakil olunacaktır. Ve bu toplanma ameliyesi de köylere baskın edilerek hem silah toplanacak, hem de bu suretle elde edilenler nakledilecektir. Şimdilik 2000 kişinin nakli tertibatı hükümetçe ele alınmıştır. Bunlara ek olarak yapılan değerlendirmede 43 ise şöyle denmektedir:" Sadece taarruz hareketiyle ilerlemekle iktifa ettikçe isyan ocakları daimi olarak yerinde bırakılmış olur. Bunun içindir ki, silah kullanmış 40 Atatürk Milliyetçiliği, Baskın Oran; Bilgi yayınevi, s.222, dipnot Jandarma Umum Kumandanlığı (Gizli ve zata mahsustur-kayıt altında yüz tane basılmıştır),dersim Kürt İsyanları Cilt 2, s Bu kararlar ve değerlendirmeler Atatürk ve Mareşal Çakmak'ın katılımıyla yapılmıştır 19

20 olanları ve kullananları yerinde ve sonuna kadar zarar veremeyecek hale getirmek, köyleri kamilen tahrip etmek ve aileleri uzaklaştırmak lüzumlu görülmüştür. Paraya acımaksızın içlerinden çok adam kazanıp kullanmaya çalışmak lazımdır. Dersim Katliamının uygulama aşamasından önce de devletin başvurduğu propagandalardan birisi "İngilizlerin Kürtleri kışkırttığı, hatta bir İngiliz kızının Seyit Rıza'ya 500 altın verdiği" şeklindeki yalanlardır. İbrahim Tali'nin raporunda buna değinilir ve " Dersim, hudutlardan çok uzaktır. Hariçteki siyasi teşkilatlar Dersim'i kendi siyasi emellerine kullanmayı her suretle arzu ederler ve programlarına da bunu koymuşlar, ve daima propaganda etmek isterlerse de rüesa geçinenlerden hiç birinin hariçle temas ve muhaberesi müsbet bir surette tesbit edilememiştir. Hatta 1929 Eylülünde bir İngiliz kızının Seyit Rıza'ya 500 altın hediye getirdiği işaa edilmişse de bir tek altının bile getirildiği ispat edilemedi" denmek zorunda kalır. Kürtlere karşı harekata geçilmeden önce Fevzi Çakmak, sonra Başbakan İsmet İnönü sağlık bakanı Refik Saydam Elazığ'da incelemelerde bulunurlar 3. Ordu Müfettişi Kazım Orbay, 4. genel Müfettiş korgeneral Abdullah Alpdoğan ve 7.Kolordu komutanı Galip Deniz'le son durumu görüşüp harekatın stratejisini belirler Mart 1937 gecesi Harçik deresi üzerindeki tahta köprünün yakılması gerekçe gösterilerek başlayan harekatta Dersim kan gölüne çevrilir. Binlerce insan katledilir, köyler yıkılıp yakılır. Seyit Rıza'nın silahsız olarak görüşme yapmak için gittiği Erzincan'da tutuklanması ve alelacele bir hafta sonu Mustafa Kemal'in Elazığ'a gitmesi ve araba ışıklarının altında Seyit Rıza'nın idamından sonra da tenkil harekatı devam eder. 2 Ocak-7 Ağustos 1938 tarihleri arasında yeni bir tenkil harekatı yapılır. "Ebedi Şef" hastalığı yüzünden Celal Bayar a okuttuğu 1 Kasım 1938 tarihli meclis açış konuşmasında Dersim Katliamı'na da değinmeden edemez.."tunceli'deki toplu eşkıyalık hadiseleri bir daha tekerrür etmemek üzere tarihe devrolunmuştur.." 44 D-Dersim Katliamından sonra.. Dersim Katliamı öncesinde "Kürtlerin İngilizler tarafından kışkırtıldığı" şeklindeki resmi ideolojinin propagandalarının gerçek dışılığı ve içerdiği komplo bir yana; 1936'dan itibaren Türkiye ile İngiltere ve Fransa arasındaki ilişkiler en üst noktaya çıkmıştır. Sözkonusu yakınlaşma "Sovyet tehdidi" ve Almanya'ya artan bağımlılık gibi nedenler üzerinde temellenmiştir. Churchill, 1938'de Kazablanka'da Rooswelt'e "Türkiye bizim nüfuz alanımızda" diyecektir. "Türdeş ulus" yaratma gibi militer politikanın Dersim'de katliam politikalarının uygulanmasından önce Ankara-Londra ve Paris hattında yaşanan bu "sıcak ilişkiler"in Kürtlere karşı yürütülen politika ile yakından ilgili olduğunu öne sürmek abartılı olmaz. Diğer yandan Dersim'e yönelik katliam politikaları hayata geçirilirken 8 temmuz 1937'de İran-Irak-Türkiye arasında Tahran'da Sadabad Paktı ilan ediliyor. Anlaşmanın 7.maddesi doğrudan doğruya Kürtlerle ilgilidir:" Birbirlerine komşu olan bu devletlerden her biri, kendi siyasi sınırları içerisinde ya da hudutlarında vaki olabilecek ve merkezi otoriteye doğru yöneltilmiş her türlü harekete ya da silahlı eşkiya gruplarına karşı emniyeti ve güvenliği sağlamak amacıyla, sınırda ya da o memleketin herhangi bir toprak bölümünde otoriteyi yeniden kurmak için, birlikte ve beraberce harekete geçeceklerdir.." Bu anlaşma kamuoyuna "İtalya'ya karşı" yapılmış gibi lanse edilse de gerçekte bu paktın Kürtlere karşı kurulduğu ve Londra'nın katkılarının da olduğu tartışma götürmeyen bir olgudur. 1939'da ise Türk-İngiliz-Fransız Antlaşması imzalanacaktır. Ki, Lozan Antlaşmasıyla İngiltere ve Fransa'nın Kürdistan'ın bölünmesinde belirleyici rol oynadıkları bile başlı başına, resmi ideolojinin "Kürt sorununun arkasında yabancı parmağı arama" gibi demagoji ve propagandalarını geçersiz kılmaya yetmektedir. Şeyh Said direnişine dair sıkça başvurulan İngiliz kışkırtması propagandası dersim soykırımı içinde kullanılmıştır. *** Özetle Kemalist iktidarın meşrulaşma sorunu ortadan kalktıktan sonra Osmanlının tamamlayamadığı Kürt politikası tamamlanmaya çalışılıyor. İnönü'nün "Türkler ve Kürtler bu memleketin aslü unsurlarıdır" gibi taktik sözleri unutuluyor. Öncelikle linguicide (linguistic jenosid-dil soykırımı) uygulaması başlıyor, Kürtçe yasaklanıyor. 1925'ten sonra Kürdistan'da aralıksız onaltı yıl süren tenkil politikaları uygulanıyor. Kürdistan 1926'dan itibaren Umumi Müfettişlikler ile yönetiliyor. Takrir-i Sükun, Mecburi İskan kanunu ve Tunceli kanunları ile Kürdistan olağanüstü halle yönetiliyor. Basın ve muhalefet zapt-ı rapt altına alınıyor. Kürtlerin Türkleştirilmesi ve militer yolla heterojen Türkiye'den homojen bir Türkiye; türdeş bir ulus yaratılması çalışmalarına ağırlık veriliyor. Abidin Özmen'in bu konuda yaptığı öneriler bugünkü politikalara da ışık tuttuğu için tam bir ibret belgesidir 'lardan itibaren Mahmut Esad Bozkurt'un, "Bu memlekette Türk olmayanların bir tek hakları vardır. Köle olma hakları" doğrultusunda Türk tarih Kongresi'nde Kürtlerin varlığı red ve inkar edilerek Türkleştirme politikaları esas alınıyor. Kürtler "dağlı Türkler" olarak devlet diline yerleştiriliyor. Kürtlerin yanısıra 44 Söylev, cilt 1. S İngiliz Belgelerinde Kürdistan,Ahmed Mesud (Bu isim müstear bir isimdir), Doz yayınları 20

İÇİNDEKİLER... SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp BELGELER

İÇİNDEKİLER... SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp BELGELER İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... BELGELER III SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp Raporu... 1 2. Ali İhsan Paşa nın Güney

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

ATATÜRK. Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde

ATATÜRK. Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde ATATÜRK Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanımdır. Doğup büyüdüğü Selanik, o dönemde önemli bir kültürel merkezdi. XIX. yüzyılın son çeyreğinde

Detaylı

KURTULUŞ SAVAŞI CEPHELER

KURTULUŞ SAVAŞI CEPHELER KURTULUŞ SAVAŞI CEPHELER DOĞU VE GÜNEY CEPHELERİ KURTULUŞ SAVAŞI DOĞU VE GÜNEY CEPHESİ DOĞU CEPHESİ Ermeniler XIX. Yy`a kadar Osmanlı topraklarında huzur içinde yaşadılar, devletin çeşitli kademelerinde

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

1895: Selanik Askeri Rüştiyesi ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi ne girdi.

1895: Selanik Askeri Rüştiyesi ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi ne girdi. ATATÜRK KRONOLOJİSİ 1881: Selanik te doğdu. 1893: Askeri Rüştiye ye girdi ve Kemal adını aldı. 1895: Selanik Askeri Rüştiyesi ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi ne girdi. 1899: Mart 13: İstanbul Harp

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

TÜRKİYE ve IRAK. I I. TARİHSEL ARKA PLAN: ABD İŞGALİNE KADAR TÜRKİYE-IRAK İLİŞKİLERİ İngiliz Ordusu, 30 Ekim 1918'de imzaladığı Mondros Mütarekesi'ne rağmen, kuzeye doğru yaptığı son bir hamle ile Musul

Detaylı

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 29 EKİM TÖRENLERİ Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 1923 Cumhuriyet ilân edildi. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Kanuna konulan Atatürkü koruma kanunu,aslında onu korumak değil, korumaya muhtaç ve aciz bir kimse olduğunu ima etmektir.

Kanuna konulan Atatürkü koruma kanunu,aslında onu korumak değil, korumaya muhtaç ve aciz bir kimse olduğunu ima etmektir. TIKAÇ * Yeter, Atatürk ü korumayın artık (AB İlerleme Raporu nda, Atatürk ü Koruma Kanunu nun düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlamada sıkça kullanıldığı uyarısı yer aldı ) Yukarıdaki ifade,avrupa İlerleme

Detaylı

İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ BENZER SORULAR

İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ BENZER SORULAR İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ BENZER SORULAR TEOG Sınav Sorusu-3 ANABİLİM Ödev Testi 3. Atatürk ün çocukluk yıllarını geçirdiği Selanik şehrinin aşağıdaki özelliklerinden hangisi, şehirde farklı

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I. Laboratuar (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Teori (saat/hafta) AKTS. 1.YIL/ 1.yarıyıl Güz

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I. Laboratuar (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Teori (saat/hafta) AKTS. 1.YIL/ 1.yarıyıl Güz Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Dersin Adı Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Önkoşullar Dersin dili Dersin Türü Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları) Dersin amacı Dersin öğrenme

Detaylı

1881: Selanik te doğdu.

1881: Selanik te doğdu. 1881: Selanik te doğdu. 1893: Askeri Rüştiye ye girdi ve Kemal adını aldı. 1895: Selanik Askeri Rüştiyesi ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi ne girdi. 1899 Mart 13: İstanbul Harp Okulu Piyade sınıfına

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

UNUTULAN SAVAŞLAR / KUTÜ L-AMMARE ZAFERİ

UNUTULAN SAVAŞLAR / KUTÜ L-AMMARE ZAFERİ UNUTULAN SAVAŞLAR / KUTÜ L-AMMARE ZAFERİ Yrd. Doç. Dr. A. Poyraz GÜRSON Atılım Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü Dr. A. Poyraz Gürson, İlk-ortaöğretim ve liseyi İzmir Karşıyaka'da tamamlamayı müteakip

Detaylı

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? S-1 Sosyal bilgiler öğretmeni: (ikinci Meşrutiyet in ilanının ardından (Meşrutiyet karşıtı gruplar tarafından çıkarılan 31 Mart Ayaklanması, kurmay başkanlığını Mustafa Kemal in yaptığı Hareket Ordusu

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

1896 Askeri Rüştüye'de Mustafa adlı ğretmeninin kendisine Kemal adını verdiği Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi (Lisesi)'ne geçti.

1896 Askeri Rüştüye'de Mustafa adlı ğretmeninin kendisine Kemal adını verdiği Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi (Lisesi)'ne geçti. 1881 Mustafa'nın Selanik'te doğuşu 1893 Mustafa'nın Selanik Askeri Rştiyesi'ne yazılması, 1896 Askeri Rüştüye'de Mustafa adlı ğretmeninin kendisine Kemal adını verdiği Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ

T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ DİKKAT! BU BÖLÜMDE YANITLAYACAĞINIZ TOPLAM SORU SAYISI 0 DİR. ÖNERİLEN YANITLAMA SÜRESİ 40 DAKİKADIR. ) I Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurdu. ) Mondros Ateşkesi

Detaylı

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2014/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2014/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ 998-008 OKS 03... TEOG 009-04 SBS T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 998-04/ SON 6 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ Metin ÖZDAMARLAR Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Detaylı

Dönem : 4 Topiant, : 3 MİLLET MECLİSİ S. Sayısı : 194'e 2 nci Ek

Dönem : 4 Topiant, : 3 MİLLET MECLİSİ S. Sayısı : 194'e 2 nci Ek Dönem : 4 Topiant, : 3 MİLLET MECLİSİ S. Sayısı : 194'e 2 nci Ek 2 ve 4ncü Maddelerinin Değiştirilmesine, Değişik 60 nci ve Bu Kanuna Bir Ek Madde ile Bir Geçici Madde İlâvesine Dair nın C. Senatosunca

Detaylı

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities)

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Veli Yılmaz 2. Doğum Tarihi : 25.11.1948 3. Unvanı : Yrd. Doç. Dr. 4. Öğretim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Subay Kara Harp Okulu 1969 Y. Lisans Kurmaylık Kara Harp

Detaylı

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı nı sona erdiren antlaşmadır. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Şekil 1. Kasım 1922 de Lozan Konferansı

Detaylı

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2013/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2013/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ 998-008 OKS 03... TEOG 009-03 SBS T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 998-03/ SON 6 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ Metin ÖZDAMARLAR Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Detaylı

TEOG Tutarlılık. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

TEOG Tutarlılık. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 2015-2016 8. Sınıf TEOG Tutarlılık T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Sorularımızın TEOG sorularıyla benzeşmesi, bizler için olduḡu kadar, bu kaynaklardan beslenen yüz binlerce öḡrenci ve yüzlerce kurum

Detaylı

6 Mayıs 1922 - Başkomutanlık kanunu süresinin meclisçe tekrar uzatılması. 26 Ağustos 1922 - Büyük Taarruzun başlaması

6 Mayıs 1922 - Başkomutanlık kanunu süresinin meclisçe tekrar uzatılması. 26 Ağustos 1922 - Büyük Taarruzun başlaması 6 Mayıs 1922 - Başkomutanlık kanunu süresinin meclisçe tekrar uzatılması 26 Ağustos 1922 - Büyük Taarruzun başlaması 30 Ağustos 1922 - Başkumandan meydan muharebesi 2 Eylül 1922 - Yunan orduları başkomutanı

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI İLÇE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :BO54VLK4354802.880,01/ 1462 08.09.2010 KONU :19 Eylül 2010 Gaziler günü... GAZİEMİR Gaziemir İlçesi 19 Eylül 2010 Gaziler Günü Anma Tören Programı

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

TARİH BOYUNCA ANADOLU

TARİH BOYUNCA ANADOLU TARİH BOYUNCA ANADOLU Anadolu, Asya yı Avrupa ya bağlayan bir köprü konumundadır. Üç tarafı denizlerle çevrili verimli topraklara sahiptir. Dört mevsimi yaşayan iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle

Detaylı

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir?

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? 1)Birinci İnönü Savaşının kazanılmasından sonra halkın TBMM ye ve düzenli orduya güveni artmıştır. Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? A)TBMM seçimlerinin yenilenmesine

Detaylı

SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİ KANUNU

SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİ KANUNU 6197 SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİ KANUNU Kanun Numarası : 2941 Kabul Tarihi : 4/11/1983 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 8/11/1983 Sayı : 18215 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 22 Sayfa : 838 * * *

Detaylı

Türkiye'de "Decentralization" Süreci

Türkiye'de Decentralization Süreci Türkiye'de "Decentralization" Süreci 30 Nisan 2013 Bahçeşehir Üniversitesi İlker Girit Ahmet Ketancı Türkiye'de "Decentralization" Süreci Decentralization Prensipleri Türkiye deki Tarihi Süreç Türkiye

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL

9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL 9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL 9 EYLÜL 1922 Güzel İzmir imizin kurtuluşu, bugün doksan birinci yılına basıyor. Bu mutlu günü anarken, harp tarihinde eşi görûlmiyen Başkomutanlık Meydan Muharebesindeki geniş

Detaylı

ATA - AÖF AÇIK ÖĞRETİM FAKÜLTESİ FİNAL ÇIKMIŞ SORULAR

ATA - AÖF AÇIK ÖĞRETİM FAKÜLTESİ FİNAL ÇIKMIŞ SORULAR TA - AÖF AÇIK ÖĞRETİM FAKÜLTESİ FİNAL ÇIKMIŞ SORULAR ATATÜRK İLKE VE İNKİLAP TARİHİ 2 ZAFER FOTOKOPİ SINAVINIZDA BAŞARILAR DİLER. 0.332 353 78 75 Rampalı Çarşı 1 Kat No: 135 Meram/KONYA Sipariş ve Bilgi

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

Lisans :İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Tarih (Gece) Bölümü, Umumi Türk Tarihi Kürsüsü, 1980.

Lisans :İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Tarih (Gece) Bölümü, Umumi Türk Tarihi Kürsüsü, 1980. ÖZGEÇMİŞ Doğum Yeri ve Yılı : Adıyaman, 1955 Eğitim : Fırat İlkokulu, Malatya, 1964. Adıyaman Lisesi Orta Bölümü, Adıyaman, 1972. Mimar Sinan İnşaat Teknik Lisesi, Kayseri., 1976. Mesleki Kariyeri Lisans

Detaylı

*Gazilik ve mareşallik unvanı Sakarya Savaşı *Güney sınırı Fransa-Ankara Ant.1921 *1.İnönü sonrası Londra Konferansı ve Moskova Ant.

*Gazilik ve mareşallik unvanı Sakarya Savaşı *Güney sınırı Fransa-Ankara Ant.1921 *1.İnönü sonrası Londra Konferansı ve Moskova Ant. *Gazilik ve mareşallik unvanı Sakarya Savaşı *Güney sınırı Fransa-Ankara Ant.1921 *1.İnönü sonrası Londra Konferansı ve Moskova Ant. *Tekâlif-i Milliye Ordu gereksinimi için, Sakarya Savaşı ndan önce *1921-TBMM

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

KILAVUZ SORU ÇÖZÜMLERİ İnkilap Tarihi ve Atatürkçülük - 1. ÜNİTE -

KILAVUZ SORU ÇÖZÜMLERİ İnkilap Tarihi ve Atatürkçülük - 1. ÜNİTE - -. ÜNİTE - Mustafa'da Çocuktu Selanik'in Sosyal ve Kültürel Yapısı 5. Soruda yer alan çok farklı ırkların bir arada yaşaması şehrin çok uluslu bir yapıda olduğunu ve kültürel yapının zengin olduğunu kanıtlamaktadır.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Nükleer Enerji Santralleri ve Türkiye nin Enerji Politikası Ortak Paydalar Ortadoğu ve Kuzey Afrika da ki rejimlerin

Detaylı

AÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE!

AÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE! 8. SINIF T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 2015 A KİTAPÇIK TÜRÜ T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI 8. SINIF 1. DÖNEM T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ MERKEZİ ORTAK (MAZERET) SINAVI 13 ARALIK 2015 Saat:

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

GENEL KÜLTÜR DERS NOTLARI Gönderen : caner - 02/12/2008 13:36

GENEL KÜLTÜR DERS NOTLARI Gönderen : caner - 02/12/2008 13:36 GENEL KÜLTÜR DERS NOTLARI Gönderen : caner - 02/12/2008 13:36 Benim A.Ý.Ý.T. Dersinden Almýþ Olduðum Notlar 1. Bir insan topluluðunun belli bir zaman içinde her alanda ürettiði maddi-manevi bütün deðerlerin

Detaylı

A) Siyasi birliklerini geç sağlamaları. B) Sömürge alanlarını ele geçirmek istemeleri. C) Sanayi devrimini tamamlayamamaları

A) Siyasi birliklerini geç sağlamaları. B) Sömürge alanlarını ele geçirmek istemeleri. C) Sanayi devrimini tamamlayamamaları 1. Almanya ve İtalya'nın; XIX. yüzyıl sonlarından itibaren İngiltere ve Fransa'ya karşı birlikte hareket etmelerinin en önemli nedeni olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir? A) Siyasi birliklerini

Detaylı

EĞİTİM EMEKÇİLERİ ÖRGÜTLENME TARİHİNDEN

EĞİTİM EMEKÇİLERİ ÖRGÜTLENME TARİHİNDEN EĞİTİM EMEKÇİLERİ ÖRGÜTLENME TARİHİNDEN BAKİ SARISAKAL EĞİTİM EMEKÇİLERİ ÖRGÜTLENME TARİHİNDEN Muallimler Birliği Umumi Merkezi Reisi İzmir Mebusu Necati Bey Muallimler Birliği Müessislerinden Prag Sefiri

Detaylı

İLK KIBRIS TÜRK PUL SERİSİ

İLK KIBRIS TÜRK PUL SERİSİ Kıbrıs Türk Filateli Derneği tarafından kurulan komisyon başarılı bir çalışma ile Kıbrıs Türk Posta Tarihi konusunda iki ciltlik son derece kapsamlı bir eser ortaya çıkardılar. Bu anlamlı çalışmayı Kıbrıs

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Öğretmenliği Gazi Üniversitesi KEF 1999 Y. Lisans Türkiye Cumhuriyeti Tarihi

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Öğretmenliği Gazi Üniversitesi KEF 1999 Y. Lisans Türkiye Cumhuriyeti Tarihi ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Mustafa MÜJDECİ 2. Doğum Tarihi-Yeri: 30.07.1978 - Yerköy 3. Unvanı: Yrd.Doç.Dr. (Çankırı Karatekin Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) 4. Medeni Durumu: Evli

Detaylı

Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN

Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN Cömert, cefakâr, cana yakın bir insandır Musa Doğan (1923-1992). Dostlarını seven; vefa ve yardımını kimseden esirgemeyen örnek bir insandır o. Siyasete il genel meclisi

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

tarikiyle Diyarbakır-İstanbul-Diyarbakır güzergâhı

tarikiyle Diyarbakır-İstanbul-Diyarbakır güzergâhı Diyarbakır 5 no lu Askerî Cezaevi tarikiyle Diyarbakır-İstanbul-Diyarbakır güzergâhı Baskın Oran baskinoran@gmail.com www.baskinoran.com Tarihsel, Ekonomik, Kültürel Önemiyle Diyarbakır - İÖ 3000 de Hurrilerden

Detaylı

1881 Gümrük kolcusu Ali Rıza Bey ile Zübeyde Hanım'ın oğlu olarak Selânik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu.

1881 Gümrük kolcusu Ali Rıza Bey ile Zübeyde Hanım'ın oğlu olarak Selânik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938) 1938) "Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir." "Đki Mustafa Kemal

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy daşı Türk entelijansiyasının ana söylemidir. Bu gruplar birkaç yıl evvel ABD'nin Irak'ı işgali öncesinde savaş söylemlerinin en ateşli taraftarı idiler. II. Körfez Savaşı öncesi

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME

TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME Bu sözleşme, ILO'nun temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden biridir. ILO Kabul Tarihi: 18 Haziran 1949 Kanun Tarih

Detaylı

DR. FAZIL KÜÇÜK VE KIBRIS. Rukiye MADEN

DR. FAZIL KÜÇÜK VE KIBRIS. Rukiye MADEN DR. FAZIL KÜÇÜK VE KIBRIS Rukiye MADEN Tarihçi Kitabevi Yayınları: 54 Tarihçi Kitabevi Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Necip Azakoğlu Editör: Necip Azakoğlu Sayfa ve Kapak Tasarım: Tarkan Togo Birinci

Detaylı

TESALYA (YUNANİSTAN) SAVAŞI PULLARI (21-4-1898)

TESALYA (YUNANİSTAN) SAVAŞI PULLARI (21-4-1898) TESALYA (YUNANİSTAN) SAVAŞI PULLARI (21-4-1898) 1897 Türk-Yunan Savaşı (TESELYA SAVAŞI) Teselya savaşları nın aslı Girit adası olayları ile başlamıştır, 1894 Haziran'ında Rumlar Halepa Sözleşmesi'nin uygulanmasını

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Muğla Valisi Amir Çiçek in katılımı ile Menteşe Belediyesi nin katkıları ile Konakaltı Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen törenle sanatçı Eda Özdemir in Bir Kadın Üç Sanat

Detaylı

Tarihi buluşmada ne konuşuldu?

Tarihi buluşmada ne konuşuldu? Eski Milletvekili, Eski Bakan, Gazeteci Yazar Dr. Alev Coşkun Tarihi buluşmada ne konuşuldu? Gazeteci yazar Dr. Alev Coşkun, dergimizin Kasım ayında yayımladığı ve ilk kez ortaya çıkan Atatürk ün Samsun

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa.

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Elveda Rumeli Merhaba Rumeli İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Hamdi Fırat BÜYÜK* Balkan Savaşları nın 100. yılı anısına Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan Elveda Rumeli Merhaba

Detaylı

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun bu hükmünden yola çıkarak, İçişleri Bakanlığının emniyet ve asayişi sağlamada, yürütme organları olarak

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun bu hükmünden yola çıkarak, İçişleri Bakanlığının emniyet ve asayişi sağlamada, yürütme organları olarak J.T.G.Y.K. 1 Amaç MADDE 1 - Bu Kanun, Türkiye Cumhuriyeti Jandarma Teşkilatının görev, yetki ve sorumluluklarına, hizmetin getirdiği bağlılık ve ilişkilere, teşkilat ve konuşa ait esas ve usulleri düzenler.

Detaylı

MİSAKI MİLLİ VE MUSUL - KERKÜK MESELESİ

MİSAKI MİLLİ VE MUSUL - KERKÜK MESELESİ Küreselden Yerele Türkiye Grubu Küreselden Yerele Türkiye Grubu RAPOR 1 MİSAKI MİLLİ VE MUSUL - KERKÜK MESELESİ MİSAKI MİLLİ VE MUSUL - KERKÜK MESELESİ TARİHÇE Musul ve Kerkük yeraltı kaynaklarının yanı

Detaylı

KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN

KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN 3287 KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 7478 Kabul Tarihi : 9/5/1960 Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 16/5/1960 Sayı : 10506 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 41 Sayfa : 1019 Kanunun

Detaylı

MİT Tasarısı ve Yasin El Kadı lar Fatih Saraç lar ve M.Latif Topbaş lar

MİT Tasarısı ve Yasin El Kadı lar Fatih Saraç lar ve M.Latif Topbaş lar 24 Şubat 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) MİT Tasarısı ve Yasin El Kadı lar Fatih Saraç lar ve M.Latif Topbaş lar Değerli Basın Mensupları; --Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile

Detaylı

Kuzey Irak'a harekat

Kuzey Irak'a harekat Kuzey Irak'a harekat Asker terörü engellemek için yeniden Irak'a girdi. Irak'ın kuzeyinde istihbarat uçuçu yapan insansız uçaklar bugün hareketli PKK gruplarını tespit etti. Türk Silahlı Kuvvetleri Zap

Detaylı

KAMU PERSONELİ SEÇME SINAVI KPSS. GENEL KÜLTÜR ve GENEL YETENEK

KAMU PERSONELİ SEÇME SINAVI KPSS. GENEL KÜLTÜR ve GENEL YETENEK KAMU PERSONELİ SEÇME SINAVI KPSS GENEL KÜLTÜR ve GENEL YETENEK KPSS Sınavına hazırlık dosyalarımız son 3 yılda yapılan sınavlarda çıkmış sorular baz alınarak hazırlanmıştır. İtinalı çalışmalarımıza rağmen

Detaylı

MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA OKULLARI 11. SINIF TARİH DERSİ YAZ TATİLİ EV ÇALIŞMASI

MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA OKULLARI 11. SINIF TARİH DERSİ YAZ TATİLİ EV ÇALIŞMASI MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA OKULLARI 2015 2016 11. SINIF TARİH DERSİ YAZ TATİLİ EV ÇALIŞMASI Öğrencinin Adı-Soyadı: Ödevin Veriliş Tarihi: 20 OCAK 2016 Ödevin Teslim Tarihi: 8 ŞUBAT 2016 1-Damat Ferit Hükümeti

Detaylı

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, TPQ yla gerçekleştirdiği özel söyleşide Rusya ile yaşanan gerginlikten Ukrayna nın

Detaylı

BATI TRAKYA BAĞIMSIZ TÜRK CUMHURİYETİ

BATI TRAKYA BAĞIMSIZ TÜRK CUMHURİYETİ BATI TRAKYA BAĞIMSIZ TÜRK CUMHURİYETİ BAKİ SARI SAKAL BATI TRAKYA B AĞIMSIZ TÜRK CUMHURİYETİ Ayastefanos Antlaşması sonrasında, Rodoplar ve diğer Rumeli bölgelerinde yaşayan Türkler; Rus ve Bulgar baskıları

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım!

Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım! Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım! Eskiden devletimizin adı Osmanlı Ġmparatorluğu idi. Başımızda padişah vardı. Egemenlik haklarımız padişahın elindeydi. Başkentimiz Ġstanbul du. 19 Mayıs 1919 da Mustafa

Detaylı

Mustafa Kemal in Samsung a Çıkışı

Mustafa Kemal in Samsung a Çıkışı Mustafa Kemal in Samsung a Çıkışı Yetkisi (görevi): 9.Ordu müfettişi Görevi ; 1-Görev sahasında kalan bölgede Türklerle Rumlar arasındaki çatışmaları sona erdirmek. 2- Türklerin elindeki silahları toplamak

Detaylı

Koca Mustafa Reşid Paşa

Koca Mustafa Reşid Paşa Osmanlı İmparatorluğu ndaki ilk Mason Locası 1738 de Galata da kurulmuştur. Osmanlı vatandaşı olarak mason olan ilk kişi Yirmisekiz Mehmed Çelebi nin oğlu Yirmisekizzade Mehmed Said Paşa olmuştur. Osmanlı

Detaylı

TÜRKİYE'DE ÖĞRENİM GÖREN YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİLERE İLİŞKİN YÖNETMELİK

TÜRKİYE'DE ÖĞRENİM GÖREN YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİLERE İLİŞKİN YÖNETMELİK TÜRKİYE'DE ÖĞRENİM GÖREN YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİLERE İLİŞKİN YÖNETMELİK (Resmi Gazete Tarihi: 30.4.1985 Resmi Gazete Sayısı: 18740) BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç Madde 1 - Bu Yönetmeliğin amacı, 2922

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

Atatürk ün Hayatı 1881-1938

Atatürk ün Hayatı 1881-1938 Atatürk ün Hayatı 1881-1938 Atatürk ün Soyağacı Atatürk ün Doğduğu Ev Selanik - 1881 Atatürk ün Annesi ve Babası Ali Rıza Efendi Zübeyde Hanım Harp okulundan yüzbaşı rütbesi ile mezun oldu 11 Ocak 1905

Detaylı

Asya toplumlarında Nevruz Bayramı her yıi coşku ile kutlanır ve ilkbaharın başlangıcı olarak kabul edilir.

Asya toplumlarında Nevruz Bayramı her yıi coşku ile kutlanır ve ilkbaharın başlangıcı olarak kabul edilir. 4/A 2.ÜNİTE SOSYAL BİLGİLER cevap anahta önemli bir sporumuzdur. Geleneksel ülkemizde yapılan en önemli güreş şenliğidir. öğeler geldi. Asya toplumlarında Nevruz Bayramı her yıi coşku ile kutlanır ve ilkbaharın

Detaylı

DERS BİLGİ FORMU. Okul Eğitimi Süresi

DERS BİLGİ FORMU. Okul Eğitimi Süresi SÜRE VE ÖĞRENME ÇIKTILARI VE MATEMATİK 1 (0860120170-0860170080) lık Okul Eğitimi (Proje, Ödev, Araştırma, İş Yeri Eğitimi) Bu derste; Mesleğinde Matematik İle İlgili bilgi ve becerilerinin kazandırılması

Detaylı

Kullandırımlarda gecikmeleri önlemek

Kullandırımlarda gecikmeleri önlemek DÜNYA BANKASI OPERASYONLARINDA KULLANDIRIMLAR Kullandırımlarda gecikmeleri önlemek Oturumun Amaçları Bir çekiş başvurusunun gönderilmesi ile ilgili asgari gerekliliklerin anlaşılması Borçluların karşılaştıkları

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük 8

T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük 8 T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük 8 Orijinal Metin Özdamarlar 2013-2014 Merkezi Yazılıya Hazırlık Deneme Sınavı-8 Öğrencinin Adı ve Soyadı: Sınıfı ve Numarası: 8/ - 1. SEVR LOZAN Boğazlar Kapitülasyonlar

Detaylı

KASIM 1938 BÜYÜK YAS. Ulus Kurtarıcını ve en büyük evladını kaybettin. Türk milleti sen sağ ol. (11 Kasım 1938)

KASIM 1938 BÜYÜK YAS. Ulus Kurtarıcını ve en büyük evladını kaybettin. Türk milleti sen sağ ol. (11 Kasım 1938) KASIM 1938 BÜYÜK YAS Stj. Av. H. Burak KARAKUŞ Stj. Av. Oğuzhan SAPAN 10 Kasım1938, saat 9.05; Türk halkı büyük liderini sonsuza kadar kalbine gömdü. O gün tüm dünya bir nöbet değişimine sahne oluyordu.

Detaylı