FARKLI YÖNTEMLERLE AÇILAN RETROGRAD KAVİTELERDE PROROOT MTA NIN PUSH-OUT TESTİ İLE BAĞLANMA DAYANIMININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "FARKLI YÖNTEMLERLE AÇILAN RETROGRAD KAVİTELERDE PROROOT MTA NIN PUSH-OUT TESTİ İLE BAĞLANMA DAYANIMININ DEĞERLENDİRİLMESİ"

Transkript

1 A.Ü. Diş Hek. Fak. Derg. 45(2) 75-81, 2018 FARKLI YÖNTEMLERLE AÇILAN RETROGRAD KAVİTELERDE PROROOT MTA NIN PUSH-OUT TESTİ İLE BAĞLANMA DAYANIMININ DEĞERLENDİRİLMESİ Evaluation of Push-Out Bond Strength of ProRoot MTA in Retrograde Cavities Prepared with Different Methods Fatma CANBOLAT EROĞLU * F. Semra SEVİMAY ** Özet Bu çalışmanın amacı, geleneksel yönteme ilaveten ultrasonik ve lazerle açılan retrograd kavitelerde ProRoot MTA nın push-out testi ile bağlanma dayanımının değerlendirilmesidir. Çalışmamızda 60 adet yeni çekilmiş maksiller santral dişler endodontik tedavi uygulandıktan sonra kök ucundan 3mm olacak şekilde rezeke edildi ve 3 gruba ayrıldı. İlk grubun kök ucu kavitesi rond frezle açıldı, ikinci grubun kavitesi ultrasonik uç ile üçüncü grubun ise lazerle açıldı ve kök ucu kaviteleri ProRoot MTA ile tıkandı. Örnekler inkübe edildikten sonra kök ucundan her biri 1mm olacak şekilde 3 kesit alındı ve ortadaki kesit üniversal test cihazıyla push-out bağlanma dayanımı testine tabi tutuldu. Push-out bağlanma dayanım testi sonucunda elde edilen verilerin ortalama değerleri yüksekten düşüğe doğru ultrasonik uç, lazer ve frez grubu olmak üzere sıralandı. İstatistiksel değerlendirme sonucunda gruplar arasındaki farklılıkların anlamlı olduğu gözlendi (p<0,05). Frez ile oluşturulan kök ucu kavitelerinde bağlanma dayanımı ultrasonik ve lazer gruplarına göre istatistiksel olarak daha düşük bulundu (p<0,05). Ultrasonik ve lazer grupları arasında anlamlı farklılık gözlenmedi (p>0,05). Anahtar kelimeler: ultrasonik uç, lazer, ProRoot MTA, bağlanma dayanımı, retrograd kavite SUMMARY The aim of this study was to evaluate the push-out bond strength of ProRoot MTA, which was used in retrograde cavities prepared using the traditional method, ultrasonic retrotip and laser. In our study, we used 60 newly extracted maxillary central incisors. After the endodontic treatment, they were resected 3mms far from the apex of the root and divided into three groups. The retrograde cavity of the first group was made with round bur, the second group s cavity was made with ultrasonic retrotips and the third s was made with laser. Then the cavities were filled with ProRoot MTA. After incubation, three serial 1mm thick slices were sectioned from the apical of each root and the middle slices were tested for push-out bond strength using the universal testing machine. The mean values of the push-out bond strength test results were listed from high to low, then grouped by ultrasonic retrotip, laser and round bur. Statistical differences were observed among these groups (p<0.05). The push-out bond strength values of the root-end cavities made with burs turned out to be lower than the ones prepared with ultrasonic and laser (p<0.05). No statistically significant difference observed between ultrasonic and laser groups (p>0.05). Keywords: ultrasonic retrotip, laser, ProRoot MTA, push-out bond strength, retrograde kavite * Dt., Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği, Endodonti Anabilim Dalı ** Prof. Dr., Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği, Endodonti Anabilim Dalı

2 76 FATMA CANBOLAT EROĞLU-F. SEMRA SEVİMAY GİRİŞ Kanal tedavisinin amacı irritanların uzaklaştırılması, kök kanal sisteminin üç boyutlu doldurulması ve rekontaminasyonun önlenmesidir. Bazı durumlarda yapılan endodontik işlemler yeterli olmamakta ve tedavi başarısızlıkla sonuçlanabilmektedir. Bu durumda ilk adım genellikle tedavinin yenilenmesidir. Yenilenen endodontik tedavinin de başarısız olduğu ya da yapılan kanalın yenilenemeyeceği durumlarda apikal sızdırmazlığın oluşturulması ve dişin korunması amacıyla endodontik cerrahiye başvurulmaktadır. (1) Endodontik cerrahi seçeneklerinden biri olan kök ucu cerrahisi; apikal bölgenin küretajı, kök ucu rezeksiyonu ve retro kavite açılmasının ardından kök ucu dolgu materyalinin yerleştirilmesini kapsamaktadır. Geleneksel kök ucu kavite preparasyonları motorlu aletlere takılan rond, fissür veya tersine konik frezlerle yapılmaktadır. Ancak bu yöntemde kavite duvarlarının paralel olarak hazırlanamaması, kök ucuna ulaşımın zor olması, kökün lingual bölgeden perforasyonu gibi olumsuz durumlarla karşılaşılmaktadır. (2) Geleneksel yöntemlerin zorlukları ve dezavantajları nedeni ile kök ucu kavite preparasyonunda lazerlerin ve ultrasonik cihazların kullanımı önerilmektedir. (3) Ultrasonik uçların farklı geometrik şekillere sahip retrotipleri sayesinde açılı oluşturulan kök-ucu rezeksiyonuna gerek duyulmaz. (4) Konvansiyonel frezlerle açılmış retrograd kavitelere göre daha konservatif, daha temiz ve iyi konumlanmış kök ucu kaviteleri elde edilir. Daha merkezi kök ucu preparasyonları sayesinde lateral perforasyon riski de azalmaktadır. (5) Ayrıca bu uçlar sayesinde aynı kökte iki kanal arasında bulunan isthmus dokusunun uzaklaştırılması da sağlanmaktadır. (6) Ultrasonik sistem ile kök ucu kavite preparasyonu yapılması haricinde, modern endodontik cerrahi konseptinde lazer sistemi ile kök ucu kavite preparasyonu da yer almaktadır. Yüksek enerjili lazerler hedef dokuya, doğru bir şekilde uygulandığında; istenilen sonuçlar elde edilir. Kavite preparasyonunun titreşim oluşturmadan yapılabilmesi, uygulama esnasında bölgenin dezenfeksiyonunun sağlanması ve daha iyi apikal örtücülük elde edilebilmesi gibi avantajları olduğu bildirilmiştir. (7) Retrograd kavite preparasyonunun uygun form ve boyutlarda hazırlanması ve iyi bir apikal tıkama kök ucu cerrahisinde başarının temelidir. Üstün biyolojik ve fiziksel özellikleri nedeniyle MTA (Mineral Trioksit Agregat) mikroorganizma ve potansiyel irritanların periapikal dokulara sızıntısını engelleyebilecek ideal retrograd dolgu materyali olarak kabul edilmektedir. (8) Bu çalışmada, geleneksel yönteme ilaveten ultrasonik ve lazerle açılan retrograd kavitelerde ProRoot MTA nın push-out testi ile bağlanma dayanımının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM Çalışmamız Ankara Üniversitesi etik kurulunun /25 karar numaralı izni ile Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde gerçekleştirildi. Bu çalışmada 60 adet yeni çekilmiş apikal oluşumu tamamlanmış maksiller santral insan dişi kullanıldı. Tüm dişlerin devamlı su soğutması altında elmas fissür frez (ISO806314, 010, Meisinger, Germany) kullanılarak giriş kaviteleri açıldı. Dişlerin apikallerinin açık olup olmadığı #10 nolu K tipi eğe (Dentsply, Maillefer, Ballaigues, Switzerland) ile kontrol edildi. Çalışma boyu apikalden 1 mm kısa olacak şekilde belirlendi. Kök kanalları ProTaper Universal eğe sistemi serisi (Dentsply, Maillefer, Ballaigues, Switzerland) ile üretici firma doğrultusunda crown-down tekniği kullanılarak 06 açılı #30 nolu eğeye kadar çalışma boyutunda şekillendirildi. Her eğe değişiminde kanallar 2 ml %5 lik NaOCl solüsyonu (Werax, Spot Dental San., İzmir, Türkiye) ile irrige edildi. Preparasyon işlemi tamamlandıktan sonra kanallar smear tabakasının uzaklaştırılması için 5 ml %17 lik EDTA (Werax, Spot Dental San., İzmir, Türkiye) solüsyonu ve 5 ml %5 lik NaOCl solüsyonu ile yıkandı. Final irrigasyon için 5 ml distile su kullanıldıktan sonra kök kanalları

3 PROROOT MTA NIN PUSH-OUT TESTİ İLE BAĞLANMA 77 kâğıt konlarla kurutuldu ve F3 güta-perka kon (Dentsply, Maillefer) ve AH Plus (Dentsply DeTrey, Konstanz, Germany) kanal patı kullanılarak tek kon tekniği ile dolduruldu. Giriş kavitesi geçici dolgu materyali (Cavit G ESPE, Seefeld, Germany) ile kapatıldı. Kök kanal dolgusu tamamlanan örnekler patın sertleşmesi için 37 C de %100 nemli ortamda 1 hafta bekletildi. Tüm dişlerin kök uçları 3 mm kadar, kökün uzun eksenine dik olacak şekilde (0 o eğim açısıyla yüksek devirli karbit frezle) su soğutması altında rezeke edildi. Sonra dişler kök ucu kaviteleri açılmak üzere rastgele 3 gruba ayrıldı (n=20). 1. Grup: Yüksek devirli elmas rond frez (REF , 010, Meisinger, Germany) 2. Grup: Ultrasonik üniteye bağlı ultrasonik retrotip (E30LD, NSK, Nakanishi Inc., Tokyo, Japan) 3. Grup: Er:YAG lazer uçlar (Kavo Key 3+, KAvO, Biberach, Germany) ile su soğutması altında derinliği 3mm olan retrograd kaviteler açıldı. Kavite derinlikleri bir periodontal sond ile kontrol edildi. Kök ucu kaviteleri, retrograd dolgu materyali yerleştirilmeden önce 2 ml serum fizyolojik ile yıkandı ve kağıt konlar ile kurutuldu. ProRoot MTA (Dentsply Tulsa, Johnson City, TN, USA) üretici firma talimatlarına göre hazırlandıktan sonra ince uçlu MTA tabancası (Angelus, Londrina, Brazil) ile kaviteye taşındı ve uygun büyüklükte bir tepici yardımıyla kondanse edilerek yerleştirildi. Retrograd dolgu işlemleri tamamlanan tüm örnekler, dolgu materyalinin sertleşmesi için 37 o C de %100 nemli ortamda 7 gün süreyle bekletildi. Push-out testi için; retrograd dolgu işlemi yapılan dişler kök uçları görünecek şekilde otopolimerizan akrilik rezin içine gömüldü. Hazırlanan rezin bloklardan dentin diskleri elde etmek üzere Isomet kesit cihazı (Metkon, Microcut precisioncutter, Bursa, Türkiye) kullanılarak düşük hızda dönen 0,3 mm kalınlığında elmas diskler (Mikrotom, Stuers, Kopenhag, Denmark) yardımı ile su soğutması altında dişlerin apeksinden 1 mm kalınlığında ard arda 3 adet kesit alındı. Her bir dişten elde edilen 3 adet apikal dentin disklerinden en apikal ve koronaldeki test dışı bırakılarak sadece ortadaki kesit push-out bağlama testi için kullanıldı. Kesitlerin apikalden koronale artan açısı göz önüne alınarak, dolgu materyali ile dentin arasında meydana gelebilecek sürtünmeyi elimine etmek amacıyla, dentin diskleri apikal yüzeyden kuvvet uygulanacak şekilde Universal test cihazına (LIoyd LRX; LIoyd Instruments Ltd, Frahem UK) yerleştirildi. İtme kuvveti, dentin disklerinin sadece merkezindeki kök ucu dolgusu üzerine konumlandırılan 0,6 mm çapındaki metal uç vasıtasıyla, 1 mm/dak sabit hız ile dolgu materyali ve dentin arasındaki bağlantıda kopma gerçekleşene kadar uygulandı (Resim 1). Maksimum bağlanma direnci değeri Newton cinsinden kaydedildi ve test cihazı tarafından kaydedilen yük/zaman eğrisindeki ani düşüş ile de doğrulandı. Elde edilen Newton cinsinden veriler Megapaskal (Mpa) a dönüştürüldü. Elde edilen veriler istatistiksel olarak Kruskal Wallis testi ve Post-Hoc çoklu karşılaştırma testi kullanılarak analiz edildi. P<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Resim 1. Push-out test cihazına yerleştirilen dentin diski

4 78 FATMA CANBOLAT EROĞLU-F. SEMRA SEVİMAY BULGULAR Push-out bağlanma dayanım testi sonucu gruplara ait veriler Tablo 1 de gösterilmektedir. Tablodan da görüldüğü gibi ortalama değerler yüksekten düşüğe doğru ultrasonik (10,01 ± 0,6 MPa), lazer (9,74 ± 0,67 MPa) ve frez (5,04 ± 0,76 MPa) grubu olmak üzere sıralanmaktadır. İstatistiksel değerlendirme sonucunda gruplar arasındaki farklılıkların anlamlı olduğu gözlendi (p<0,05). Frez grubunda bağlanma dayanımına ait ortalama değer ultrasonik ve lazer grubundan anlamlı derecede düşük bulundu (p<0,05). Ultrasonik ve lazer gruplarına ait ortalama değerler arasında fark olmasına rağmen, bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0,05) (Şekil 2). Tablo 1. Gruplara ait istatistiksel analiz sonuçları Gruplar Kruskal Wallis H Testi n Mean ± ss (Mpa) Median Min Max Sıra Ort. H p 1 Frez 20 5,04 ± 0,76 5,18 2,84 5,93 10,5 2 Ultrasonik 20 10,01 ± 0,6 10,07 8,6 10,9 43,05 3 Lazer 20 9,74 ± 0,67 9,65 8,37 10,83 37,95 Toplam 60 8,26 ± 2,4 9,45 2,84 10,9 1-3 * 1-2 * * İstatistiksel olarak anlamlı (p<0,05) ss: Standart sapma 40,197 0, Frez Ultrasonic Lazer Şekil 2. Grupların ortalama değerlerine ait dağılım grafiği

5 PROROOT MTA NIN PUSH-OUT TESTİ İLE BAĞLANMA 79 TARTIŞMA Konvansiyonel endodontik tedavinin başarısız olduğu ve tekrarlanamadığı durumlarda uygulanan tedavi seçeneklerinden bir tanesi apikal cerrahidir. Bu tedavinin amacı; periapikal patolojinin oluşmasına sebep olan etken ve irritanların elimine edilmesidir. (9) Apikal cerrahi; periradiküler dokudaki patolojinin uzaklaştırılması, kök ucun kesilmesi ve ardından kök ucu kavitesinin açılıp sızdırmazlığı sağlayacak bir dolgu maddesiyle örtülmesini içermektedir. (10) Kök ucunun kesilmesi endodontik cerrahinin önemli bir basamağıdır. Bu işlemde anatomik varyasyonlar, rezorpsiyonlar, perforasyonlar, taşkın dolgular ve olası kırık aletler uzaklaştırılabilmektedir. (11) Apikal sızıntı çalışmaları, kök ucu kavitesinin hazırlanmasında kök ucunun kesim açısının, retrograd kavitenin derinliğinin ve şeklinin apikal sızıntı üzerinde önemli etkileri olduğunu göstermiştir. Kök ucunun kökün uzun aksına dik olarak kesildiği durumlarda apikal sızıntının önemli ölçüde azaldığı gösterilmiştir. (11) Klinik uygulamada ideal bir kök ucu kavitesinin en az 3 mm derinliğinde olması ve kavite duvarlarının birbirine paralel olması gerektiği belirtilmiştir. Kavite derinliği 3 mm den daha az olduğunda apikal dallanmalar ve lateral kanallar tamamen uzaklaştırılamayacağı için başarısızlık riski artacaktır. (12) Bu nedenle çalışmamızda kök ucu kesim açısı 0 ve kök ucu kavite derinliği 3 mm olacak şekilde örnekler hazırlanmıştır. Kök ucu kavitesinin hazırlanmasında frez kullanımı konvansiyonel bir yöntemdir. Ancak frez ile açılan kök ucu kavite duvarlarında; mikro çatlakların oluşması ve frez açısının kavite hazırlamaya uygun olmaması nedeniyle perforasyon riski gibi dezavantajlar mevcuttur. (13) Ultrasonik retro uçlar ile daha merkezi, düzenli ve kalın dentin dokusu bulunan kaviteler hazırlandığı bildirilmiştir. (14) (15) Rosales-leal ve ark. yaptıkları çalışmada ultrasonik ve frez kullanarak açtıkları kaviteleri SEM de incelemişler ve frezle açılan kavitelerde daha fazla debris ve smear tabakası oluştuğunu bunun da kavite duvarı ve dolgu materyali arasında bir bariyer oluşturarak bağlanmayı olumsuz yönde etkileyebileceğini vurgulamışlardır. Khandelwal ve ark. (12) retrograd kaviteleri Ultrasonik uçla ve frezle açıp MTA ve Biodentine ile doldurduktan sonra sızıntıyı incelemişler ve frezle açılan kavitelerde sızıntının daha fazla olduğunu gözlemlemişlerdir. Vivan ve ark. (16) yaptıkları push-out bağlanma dayanımı testinde frezlerle açılan kavitelere bağlanmanın zayıf olduğunu tespit etmişler ve bunu, ultrasoniklerle açılan kavitelerde materyalin duvarlara daha iyi bağlanmasına ve dentin tübüllerinin daha az açılmasına bağlamışlardır. Çalışmamızda da frez ile oluşturduğumuz kavitelerde ProRoot MTA nın bağlanma dayanımı, lazer ve ultrasonik le açılan kavitelere göre daha düşük ortalama değerine sahiptir. Yapılan çalışmaların sonuçları da dikkate alındığında, frezle oluşturulan kavitelerin dentin yüzeyinde smear tabakası ve debris varlığının dolgu materyalinin bağlanmasını etkilemiş olabileceğini düşünmekteyiz. Shokouhinejad ve ark. (17) çalışmalarında ultrasonik ve Er.Cr:YSGG lazer ile açılan kök ucu kavitelerinde MTA nın push-out bağlanma dayanımını incelemişler ve ultrasonik uç ile açılan kavitelerde MTA nın bağlanma dayanımının daha iyi olduğu sonucuna varmışlardır. Samad-Zadeh ve ark. (18) yaptıkları çalışmada Er:YAG lazerin düzensiz ancak temiz, smear tabakası bulundurmayan ve dentin tübüllerinin açık olduğu yüzeyler oluşturduğu gözlenmiştir bunun da dolgu materyali ile apikal kavite duvarı arasındaki bağlanma üzerine olumlu etkileri olabileceğini bildirmişlerdir. Koçak ve ark. (19) yaptıkları çalışmada lazer, ultrasonik ve frezle açılan retrograd kavitelerde, retrograd dolgu maddelerinin sızıntıları değerlendirilmiş, ultrasonik ve lazer ile açılan kavitelerle retrograd dolgu maddesi arasındaki sızıntı değerlerinin frezle açılan kavitelere oranla daha düşük olduğu belirtilmiştir. Smear tabakasının uzaklaşması sonucu açık hale gelen dentin tübüllerinin, uygulanan

6 80 FATMA CANBOLAT EROĞLU-F. SEMRA SEVİMAY materyallerin dentin tübülleri içerisine girmesi sonucu tıkandığında bağlanmanın artması gerektiği düşünülebilir. Çalışmamızda lazer grubuna ait bağlanma değeri ultrasonik grubundan düşük olsa da bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Her iki yöntemde de kavite duvarlarındaki dentin yüzeyinin daha temiz olduğu ve smear tabakasının uzaklaştığı çalışmalarda bildirilmektedir. Elde ettiğimiz sonucu bu duruma bağlayabiliriz. SONUÇ Farklı yöntemlerle açılan retrograd kavitelere ProRoot MTA nın bağlanma dayanımını incelediğimiz bu çalışmamızda ultrasonik retrotip ve lazer kullanılarak açılan kavitelere olan bağlanma dayanımının frezle açılan kavitelere göre daha iyi olduğu tespit edildi. Bu çalışmanın sonuçlarına göre klinik kullanımda kök ucu kavitesi için frez yerine ultrasoniklerin veya lazerin tercih edilmesi önerilmektedir. KAYNAKLAR 1. Glickman GN, Hartwell GR. Endodontic Surgery. In: Endodontics 6th Ed. Ingle JI, Hamilton: BC Decker, Inc, 2008; s.: Cohen S, Burns RC. Pathways of the Pulp. 8th edn. St Louis: CV Mosby, 2002; s: Plotino G, Pameijer CH, Grande NM, Somma F. Ultrasonics in endodontics: a review of the literature. J Endod, 2007; 33(2): Gagliani M, Taschieri S, Molinari R. Ultrasonic root-end preparation: influence of cutting angle on the apical seal. J Endod, 1998; 24: Waplington M, Lumley PJ, Walmsley AD Incidence of root face alteration after ultrasonic retrograde cavity preparation. Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral Radiol Endod, 1997; 83: Zuolo Ml, Perin FR, Ferreira MOF, Faria FP. Ultrasonic root-end preparation with smooth and diamond-coated tips. Endod Dent Traumatol, 1999; 15: Gordon W, Atabakhsh VA, Meza F, Doms A, Nissan R, Rizoi I, Stevens RH. The antimicrobial efficacy of the erbium, chromium:yttrium-scadium-gallium-garnet laser with radial emittingtips on root canal dentin walls infected with Enterococcus faecalis. J Am Dent Assoc, 2007; 138: Torabinejad M, Smith PW, Kettering JD, Pitt Ford TR. Comparative investigation of marginal adaptation of mineral trioxide aggregate and other comonly used root-end filling materials. J Endod, 1995; 21: Alaçam T. Periapikal Cerrahi. Endodonti. 1.Baskı. Ankara: Özyurt Matbaacılık, 2012; Bölüm 32. s: Von Arx T, Kurt B. Root-End Cavity Preparation After Apicoectomy Using a New Type of Sonic and Diamond-Surfaced Retrotip: A 1-Year Follow-Up Study. J Oral Maxillofac Surg; 1999; 57: Von Arx T, Walker WA. Microsurgical instrument for root-end cavity preparation following apicoectomy: a literature review. Endod Dent Traumatol; 2000; 16: Khandelwal A, Karthik J, Nadig RR, Jain A. Sealing ability of mineral trioxide aggregate and Biodentine as root end filling material, using two different retro preparation techniques An in vitro study. Int J Contemp Dent Med Rev, 2015; Article ID: , doi: /ins.ijcdmr Nagaş E. Endodontide Mikrocerrahi ve Değişen Kavramlar. Türkiye Klinikleri J Endod-Special Topics, 2016; 2(1): Lin CP, Chou HG, Kuo JC, Lan WH. The quality of ultrasonic root-end preparation: a quantitative study. J Endod, 1998; 24:

7 PROROOT MTA NIN PUSH-OUT TESTİ İLE BAĞLANMA Rosales-Leal JI, Olmedo-Gaya V, Vallecillo-Capilla M, Luna-del Castillo JD. Influence of cavity preparation technique (rotary vs. ultrasonic) on microleakage and marginal fit of six endroot filling materials. Med Oral Patol Oral Cir Bucal, 2011; 16(2):e Vivan RR, Guerreiro-Tanomaru JM, Bosso-Martelo R, Costa BC, Duarte MAH, Tanomaru-Filho M. Push-out Bond Strength of Root-end Filling Materials. Braz Dent J, 2016; 27(3): Shokouhinejad, N., Razmi, H., Fekrazad, R., Asgary, S., Neshati, A., Assadian, H., & Kheirieh, S.. Push out bond strength of two root end filling materials in root end cavities prepared by Er, Cr: YSGG laser or ultrasonic technique. Aust Endod J, 2012; 38(3): Samad-Zadeh A, Harsono M, Belikov A, Shatilova KV, Skripnik A, Stark P, Egles C. Kugel G. The influence of lasertextured dentinal surface on bond strength. Dent Mat, 2011; 27(10): Koçak MM, Koçak S, Aktuna S, Görücü J, Yaman SD. Sealing ability of retrofilling materials following various root-end cavity preparation techniques. Lasers Med Sci, 2011; 26(4): Yazışma Adresi: Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Endodonti Anabilim Dalı, Emniyet Mahallesi İncitaşı Sokak Sabancı Kız Yurdu Karşısı Yenimahalle, ANKARA

8 82 FATMA CANBOLAT EROĞLU-F. SEMRA SEVİMAY