ISSN Sayı/Number 1 İzmir

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ISSN Sayı/Number 1 İzmir"

Transkript

1 ISSN Sayı/Number 1 İzmir

2 Bu derginin basımını üstlenerek yayın hayatına girmesine katkı sağlayan Sayın Fadime GÖREN e şükranlarımızı sunuyoruz.

3 TÜRKİYE DİN EĞİTİMİ ARAŞTIRMALARI DERGİSİ Turkish Journal of Religious Education Studies TÜRKİYE/TURKEY Türkiye Din Eğitimi Araştırmaları altı ayda bir yayımlanan uluslararası ve hakemli bir dergidir. Turkish Journal of Religious Education Studies is an international, peer reviewed and biannual journal. Sayı/Number 1 Haziran/June 2016 ISSN İmtiyaz Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Owner and Chief Executive Officer Mehmet BAHÇEKAPILI Baş Editör/Editor in-cheif Mustafa USTA Editörler/Editors Siebren MIEDEMA (VU University Amsterdam) Christopher G. ELLISON (The University of Texas at San Antonio) Cemal TOSUN (Ankara Üniversitesi) Recai DOĞAN (Ankara Üniversitesi) Muhittin OKUMUŞLAR (Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi) Zeki Salih ZENGİN (Yıldırım Beyazıt Üniversitesi) Nurullah ALTAŞ (Atatütk Üniversitesi) Michael NIELSEN (Georgia Southern University) Mehmet BAHÇEKAPILI (İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi) Friedrich SCHWEITZER (Eberhard Karls Universität Tübingen) Süleyman AKYÜREK (Erciyes Üniversitesi) Safinaz ASRİ (İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi) Zuhal AĞILKAYA SAHIN (İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi) Kenan SEVİNÇ (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi) Mohammed DERRADJ (University of Algeria II) Ednan ASLAN (Universität Wien) Kitap Değerlendirme Editörleri/Book Review Editors Hakkı KARAŞAHİN (İzmir Katip Çelebi Üniversitesi) Ahmet GEDİK (İzmir Katip Çelebi Üniversitesi) - Ahmet Ali ÇANAKÇI (İzmir Katip Çelebi Üniversitesi) Yayın Kurulu/Editorial Board* Zuhal AĞILKAYA ŞAHİN, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (TURKEY) Ayman AGBARIA, University of Haifa (ISRAEL) Muhsin AKBAŞ, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (TURKEY) Süleyman AKYÜREK, Erciyes Üniversitesi (TURKEY) Ednan ASLAN, Universität Wien (AUSTRIA) Safinaz ASRİ, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (TURKEY) Nedim BAHÇEKAPILI, Islamitishe Universiteit Europa (HOLLAND) Mehmet BAHÇEKAPILI, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (TURKEY) İrfan BAŞKURT, İstanbul Üniversitesi (TURKEY) Bayraktar BAYRAKLI, Marmara Üniversitesi (TURKEY) Beyza BİLGİN, Ankara Üniversitesi (TURKEY) Ahmet Ali ÇANAKÇI, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (TURKEY) Mohammed DERRADJ, University of Algeria II (ALGERIA) Recai DOĞAN Ankara Üniversitesi (TURKEY) Christopher G. ELLISON, The University of Texas at San Antonio (USA) Ahmet GEDİK, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (TURKEY) Michael NIELSEN, Georgia Southern University (USA) Hakkı KARAŞAHİN, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (TURKEY) Recep KAYMAKCAN, Sakarya Üniversitesi (TURKEY) Mustafa KÖYLÜ, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (TURKEY) Muhittin OKUMUŞLAR, Necmettin Erbakan Üniversitesi (TURKEY) Siebren MIEDEMA, VU University Amsterdam (HOLLAND) Friedrich SCHWEITZER, Eberhard Karls University (GERMANY) Halil İbrahim ŞENAVCU, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (TURKEY) Bülent UÇAR, Universität Osnabrück (GERMANY) Mustafa USTA, Marmara Üniversitesi (TURKEY) *Soyadına göre alfabetik sırada / In alphabetical order by surname Kapak Tasarımı/Cover Design Nurkan BOZ Tasarım/Graphic Design Mehmet BAHÇEKAPILI / Safinaz ASRİ Baskı/Printed By Limit Ofset

4 Yazım Kuralları Türkiye Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi (TUDEAR) altı ayda bir yayımlanan ve içeriğini oluşturan gerek Türkçe gerek İngilizce makalelerin konusunda uzman akademisyenlerce değerlendirildiği bir yapıya sahiptir. Değerlendirilmesi maksadıyla gönderilen makalelerin kabul görebilmesi için daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış olması şartı aranmaktadır. Arz edilen makaleler ilk olarak yayın kurulu tarafından incelenmektedir. Eğer bir makale içerik ve stil açısından gerekli koşulları karşılarsa değerlendirmeyi yapan kişiler, daha sonra makaleyi yayımlanma için uygunluğu yönünden incelemeye tabi tutar. Tüm makaleler iki hakem tarafından değerlendirilir ve gerekli görüldüğü takdirde üçüncü bir hakeme gönderilir. Bir makalenin yayımlanması hakemlerin onayına bağlıdır. Yazarlar hakemler tarafından istenen gerekli düzeltmeleri yapmakla yükümlüdür. Genel olarak arz edilen çalışmalar şu formatta olmalıdır: Makaleler en az 5000, en çok 8000 kelimeden oluşmalıdır. Makaleler MS Word işlemcisinde normal kenar aralıkları, 10 puntoluk Times New Roman yazı tipi ve 1.5 satır aralığıyla sola dayalı olarak yazılmalıdır. Tablolar, figürler, resimler ve çizelgeler derginin sayfasına uygun boyutta olmalıdır. Eğer gerekiyorsa daha küçük puntolarla ve tek satır aralığıyla da yazılabilirler. Tablolar ve çizelgeler, yazınızdaki görünümlerine uygun olarak sıralı bir şekilde numaralandırılmalıdır. Tablo gövdesinin hemen altına tablolara ait dipnotlar koyulmalı ve bunları küçük harfli tanımlayıcı harflerle belirtilmelidir. Dikey cetveller kullanmaktan kaçınılmalıdır. Mümkün olduğu kadar az tablo kullanılmalı ve tablolarda sunulan verilerin hâlihazırda makalenin herhangi bir yerinde belirtilen sonuçlarla aynı olmamasına dikkat edilmelidir. Ayrı bir sayfa oluşturulmalı ve yazar(lar)ın tam adı ve kurumsal unvanları ile, yazışmayı yapan yazar(lar)ın posta adres(ler)i, iş/cep telefon numarası ya da numaraları, elektronik posta adres(ler)i buraya yazılmalıdır. Çalışmanın, aşağıda belirtilen bölümleri içermesi gerekmektedir: Türkçe bir başlık ve 5-8 anahtar kelime içeren kelimelik bir özet. İngilizce bir başlık ve 5-8 anahtar kelime içeren kelimelik bir özet. Ayrıca, Türkçe yazılmış makalelere makalenin Genişletilmiş İngilizce Özetin de eklenmesi gerekmektedir. Bu geniş özet kelime arasında olmalıdır; makalenin başlığı, alt başlıkları ve tüm referanslarını da içermelidir. Bu bölüm, yapılan çalışma yayımlanmaya kabul edildikten sonra da gönderilebilir. TUDEAR ın referans göstermede kullandığı format, APA (American Psychological Association) Style 6th Edition dır. Gerek alıntılamalarda gerekse de bibliyografya kısmında yazarlar, Amerikan Psikoloji Derneği nin yayımladığı Amerikan Psikoloji Derneği Yayım Kılavuzu nda belirtilen yazım kurallarını ve formatını takip etmelidir. Yayım aşamasının ilk adımı için makalelerinizi ve adreslerine word dosyası halinde gönderiniz. Yazılarınız editörler kurulu tarafından yapılan ilk incelemeden sonra, değerlendirilmek üzerre alanındaki uzman akademisyenlere gönderilecek ve değerlendirme sonuçları tarafınıza gönderilecektir. TUDEAR yazarlardan herhangi bir başvuru veya yayın ücreti talep etmemektedir.

5 Guidelines for Authors The Journal of Human & Society (TJRES) is a peer reviewed biannual academic journal publishing articles in both English and Turkish. In order to gain acceptance, all articles submitted to JHS for evaluation must have never been previously published. Submissions are first reviewed by the editorial board. If an article satisfies the necessary conditions of style and content, reviewers will then proceed to evaluate its suitability for publication. All articles undergo evaluation by two anonymous reviewers. If necessary, the article may be sent to a third reviewer for further assessment. The publication of an article depends upon the approval of these reviewers. Authors must provide the necessary corrections demanded by reviewers. In general, any submitted work should provide the following formatting conditions. Articles must be between 5,000 and 8,000 words. They should be written in MS Word Processor in normal margins and Times New Roman, 10-pt, space 1.5 lines, aligned left. Tables, figures, pictures, and graphs should fit the journal page. If needed, they may be written in a smaller font size and their text may be single spaced. Tables and graphs should be numbered consecutively in accordance with their appearance in the text. Place footnotes to tables below the table body and indicate them with superscript lowercase letters. Avoid vertical rules. Be sparing in the use of tables and ensure that the data presented in tables does not duplicate results described elsewhere in the article. In a separate first page the full name and institutional affiliation of all author(s) and mailing address(es), work/mobile phone number(s), and address(es) of the corresponding author(s) should be included. The study must include the following sections: A Turkish title and abstract between 150 and 200 words including 5-8 keywords. An English title and abstract between 150 and 200 words including 5-8 keywords. A long summary in English should be added for the articles in Turkish. This extended summary should be between 1, words, including the English title, sub-topics of the article, and all references. This section may be sent after the study has been accepted for publication. TJRES uses APA Style 6th Edition in references. The writing rules and format specified by the Publication Manual of American Psychological Association [APA], published by American Psychological Association, are to be followed both in text citations and bibliography. Authors are invited to submit contributions electronically as attachments to editor s s: and or on disk. Typescripts employing diacritics for transliteration should be submitted in hard copy as well, with an indication of the software used. Authors should reserve one complete copy of their typescript, as hard copies will not be returned in the event that an article is not accepted. The journal does not demand any article processing or submission charges from authors.

6

7 Editörden Türkiye Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi, kısa adıyla TUDEAR elinizdeki ilk sayı ile yayın hayatına başlıyor. TUDEAR, yılda iki kez Haziran ve Aralık aylarında altışar aylık aralıklarla yayımlanacak uluslararası hakemli bir dergidir. Türkiye de din eğitimini merkeze alan ve bu adla akademik bakış açısı ortaya koyan süreli yayının bulunmayışı bizi böyle bir çalışmaya yönlendirmiştir. TUDEAR, eğitim ve din eğitimi bilimini merkeze alan bilimsel yazınları; bu kapsamda eğitim ve din eğitiminin bilimselliği, felsefesi, yaklaşım ve modelleri, tarihi, metodolojisi ve problemleri ile ilgili araştırmaları, telif ve tercüme, makale, metin neşri ve tercümeleri, kitap ve tez tanıtımı gibi ilmî çalışmaları, sempozyum, seminer, konferans, panel, vefeyât haber ve değerlendirmelerini paylaşmaktan mutluluk duyacaktır. Eğitim ve din eğitimi alanlarında üretilen bilimsel çalışmaları yayımlamayı ilke edilmekle birlikte TUDEAR, sosyal bilimlerin farklı alanlarında üretilmiş farklı yazın türlerini de yayımlamayı kendine görev addetmektedir. Dergimiz, alanındaki yazı ve konularının gerektirdiği ilmi hassasiyeti ve çözüm arayışlarını birlikte yansıtan, kavramsal ve kuramsal olduğu kadar uygulamaya yönelik yaklaşımlara sahip ufuk açıcı ilmi çalışmaları ilgilileriyle paylaşmaktan mutluluk duyacaktır. Okumakta olduğunuz editörden yazısından sonra dergimizde sırasıyla beş adet araştırma makalesi, bir çeviri ve bir kitap tanıtım yazısı yer almaktadır. Dergimizin ilk yazısı, Yrd. Doç. Dr. Mustafa CAN ın kaleme aldığı Türkçe başlığı ile Yetişkin Eğitiminde Öğretmen Adaylarının Ön hazırlık Yeterlilikleri dir. Yazar bu çalışmasında tüm eğitimciler için yetişkin din eğitimine yönelik temel prensipleri ortaya koymaya çalışmaktadır. Daha sonra Doç. Dr. Mehmet BAHÇEKAPILI nın kaleme aldığı Biyopsikososyal Açıdan Dinin Engellilik ve Farklı Sağlık Problemleri Üzerindeki Etkisi başlıklı yazısı gelmektedir. Yazar, incelediği literatür taramasından elde etiği veriler doğrultusunda, insanların hayatlarının belirli dönemlerinde karşılaştıkları sorunların ardından dini başa çıkma yöntemlerini kullandıklarını, bu sayede fiziksel, duygusal ve ruhsal sağlık problemlerinin üstesinden geldiklerini ve bu problemleri en aza indirdiklerini ifade etmektedir. Üçüncü makale Yrd. Doç. Dr. Halil İbrahim ŞENAVCU nun kaleme aldığı Tarihsel Süreç İçerisinde Japon Budizmi: Genel Bir Bakış başlıklı yazısıdır. Japon kültürünü şekillendiren en önemli unsurlardan biri Budizm bu çalışmada, geçmişten günümüze dönemler halinde incelenmiştir. Sonraki yazı, Öğretim Görevlisi Eyüp Akşit in Şiir ve Direniş Yolunda Bir Ömür: Mahmut DERVİŞ tir. Akşit çalışmasında Arap sembolizminin temsilcisi olan, Arap ve dünya edebiyatına yaptığı katkılarla öne çıkan Mahmut DERVİŞ in hayatını ele almıştır. Dergimizin bu sayıdaki son makalesi, İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Öğretmenlerinin Değer

8 Öğretiminde Kullandıkları Araç ve Gereçler -Nitel Bir Araştırma- başlığı ile Muhammed Esat ALTINTAŞ a aittir. Araştırmasında yazar, öğretmenlerin büyük çoğunluğunun değer öğretiminde araç-gereçleri etkili ve verimli bir şekilde kullanamadıkları sonucuna varmıştır. Dergimizin çeviri bölümünde Yrd. Doç. Dr. Safinaz ASRİ nin tercüme ettiği Peta GOLDBURG a ait Türkçe başlığı Yapılandırmacı Pedagoji ile Din Eğitiminde Ufuk Açıcı Yaklaşımlar olan çalışma yer almaktadır. Çalışmada genel olarak din eğitiminde yapılandırmacı yaklaşımın öğrenme sürecinde kullanımı bir ders örneği ile ortaya konulmuştur. Bu sayının son yazısı, değerlendirme bölümünde yer alan Arş. Gör. Hatice Merve ÇALIŞKAN ın yaptığı Kur an a Bakış isimli kitap tanıtımıdır. Değerli çalışmalarını yayımlatmak üzere dergimize yazı gönderen tüm yazarlara, emeklerinden ve dergimizi tercih ederek verdikleri destekten dolayı teşekkür ediyorum. Bunun yanı sıra dergimizin kapağına son şeklini veren Sayın Nurkan BOZ a ve dergimizde görev alan tüm editöryal ekibimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Gayret bizden Tevfik Allah tandır. Prof. Dr. Mustafa USTA Editör

9 İÇENDEKİLER/TABLE OF CONTENTS MAKALELER/ARTICLES Preparatory Competences Of Teacher Candidates On Adult Education MUSTAFA CAN / Biyopsikososyal Açıdan Dinin Engellilik ve Farklı Sağlık Problemleri Üzerindeki Etkisi MEHMET BAHÇEKAPILI / Tarihsel Süreç İçerisinde Japon Budizmi: Genel Bir Bakış HALİL İBRAHİM ŞENAVCU / Şiir ve Direniş Yolunda Bir Ömür: Mahmud Derviş EYÜP AKŞİT / İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Öğretmenlerinin Değer Öğretiminde Kullandıkları Araç ve Gereçler-Nitel Bir Araştırma- MUHAMMED ESAT ALTINTAŞ / ÇEVİRİLER/TRANSLATİONS Broadening Approachs To Religious Education Through Constructivist (by Peta Goldburg) SAFINAZ ASRI (Çev.) / KİTAP DEĞERLENDİRMELERİ/ BOOK REVIES Kur an a Bakış H. MERVE BAŞER ÇALIŞKAN /

10

11 PREPARATORY COMPETENCES OF TEACHER CANDİDATES ON ADULT EDUCATİON Mustafa CAN Citation/ : Can, M. (2016). Preparatory competences of teacher candidates on adult education. Türkiye Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi, 1, Abstract As is known, adult education is the education that is given to individuals who are not in formal learning. And this takes place in the scope of continuing education. Teacher candidates undergoing teacher training have been prepared to teach at primary and secondary education. Being intellectual members of their societies, teachers are expected to be models for parents and other adults in the society. Within this scope, that they train and improve the surrounding adults is of essential. When looked through the programmes of faculties of education, it appears that there are mainly pupil-oriented lectures and activities. Thus we can easily say that preservice teachers cannot ready adequately for the adult education. In the light of such information, the key point is as fallows: How are the preparatory competences of teacher candidates studying in faculties of education on adult education?. In order to solve the survey problem, the scanning model have been used. Data concerning the problem have been obtained by the methods of literature review and interviewing. For this purpose, about thirty teacher candidates have been interviewed. Having evaluated each branch s educational programme and the data found out by the interviews together, we have presented the findings regarding the survey problem. Afterwards, we have written down the survey s results and our suggestions on the basis of the obtained findings. Keywords: Adult education, teacher candidates, teacher training programmes, preparatory competences. Assoc. Dr., in Faculty of Theology, Istanbul University.

12 Türkiye Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi Turkish Journal of Religious Education Studies Introduction The meaning and content of terms about pedagogy such as learning, education, and teaching are discussed in literature. Concepts and applications of adult education in scientific basis have not being discussed for a long time. The methodological determinations that adults had different learning features had been found in 1940s. The theoretical base of the studies about adult learning had been done by Malcolm Knowles with his book Adult Student which was published in Knowles pointed out the need of specific situations for learning and named the situation as andragogy. This subject is begun to talk by the composition of the following two words; andra means adult and agosos means guiding somebody (Kişmir, 2006). As a result of both technological and scientific developments, the education that is given to limited ages is not enough and the lifelong learning appears as a basic need of our age. This is valid for all subjects. But as adults are different from children in terms of biological, psychological, social and cultural features, they are also different from children in terms of learning styles. The basic responsibility of educators is developing learning and teaching environments with suitable methods through the needs and expectations of adults (Köylü, 2012) Malcolm Knowles (1975) accepts andragogy (the science and art of helping adults in learning) instead of pedagogy. Educational institutions and educators duty is preparing required environments for individuals to make them gain desired behaviors. In order to provide a successful education, individuals learning features have to be known and the variables of adult learning have to be taken account (Okçabol, 1994). Adult Learning and Its Features With the term andragogy, the theoretical framework of adult learning is formed. Generally in Turkey and several countries, the term education recurs to people s mind the education of children. The idea of there is no need of adult learning is widespread. The British has an idiom You can not teach an old dog new skills. We have such an idiom Tree bends only when it s young. These idioms point out that education can be possible only with young learners. Can t adults actually learn? Can the adults learn less compared to young or children? Actually adults cognitive skills are different in certain terms. Although aging brings some physical changes, surveys show that aging doesn t bring any regressions in intellectual or cognitive features (Bülbül, 1991). Differences in learning originate from personal differences. In terms of education, the differences between children and adults are as follows: 12

13 Can, Preparatory Competences of Teacher Candidates on Adult Education - Children can limitedly learn hard, but adults learning depends on his/her learning motivation. - Although children have high self confidence, adults confidence won t be enough in terms of learning. - Although children have plenty of learning time, adults learning time is limited to their free time remaining from working hours. - Children s life experiences are limited compared to adults. - While the relation between children and teacher is same as the relation between mother and father, the relation between adult-student and adult-teacher is same as the relation between a friend and a colleague. The Learning Features of Adults - The experiences of adults have to be used. - There have to be enough time to learning - The knowledge that they learn have to make them conscious. - Adult student have to be active in learning process. - The repetitions are important in gaining new behaviors and permanency of the knowledge. - The desired and true behaviors have to be reinforced. - There must be suitable learning environments in terms of social and physical features. - Learning has to depend on adults interests and skills. - Learning conditions have to be constructive to their personal skills and students have to be encouraged and directed because of their worries. - Adults values have to be considered in learning processes. - The subject or the problem has to be constructed in detail so the students can see the basic items and the relation between them. - The skills and behaviors have to be put in order from simple to complicate. - Conceived learning is only come true with feedbacks. - Adults have to have goals for motivation and success. Adults learning features are different because of age and progressive processes (Köylü, 2009) arranged the nine principals of adult education. The Basic Principals Of Adult Education 1) Experiences are very important in adult learning. 2) Adults generally prefer to learn by their own. 3) Adults have different motivations towards learning. 4) Physical and psychological environment is very important in adult education. 5) Time is very important for an adult student. 6) Being an adult does not mean regression in learning. An adult can also learn. 13

14 Türkiye Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi Turkish Journal of Religious Education Studies 7) The main obstacle in adult education is looses in seeing and hearing skills. 8) The role of teacher in adult education is only guiding. 9) Adults have to decide their needs, plan and evaluate the education by themselves. The Hypothesis Of Adult Education The features of adult learning depend on various hypotheses. These hypotheses form the fountain of adult education / andragogy model. One of the hypotheses that forms source to adult learning is; the readiness of learning. This readiness means their readiness of learning through their life experiences or the problem that they have to solve. Experience or living hypothesis is related to the truth that adults have various increasing experience. This situation produces the variety of learning styles, interests and needs. Also this means that the institutions that are for adult education have individual differences. Learning necessity hypothesis is parallel to the realization of the adult about what they learn and why they learn. If the students know what they are going to learn at the end of the learning activities, the effectiveness of the learning will increase. The other hypothesis is tendency of learning hypothesis. This hypothesis depends on the basis that the adults see learning as the means of solving the problems faced in daily routines. If there is a real problem, adult can solve it at higher levels. The learning that is not applied immediately can not be adopted by the adult students. Consequently, while the learning of children is focused on the subjects, the learning of adults has to focus on problems and experiences. So, in adult learning, the learning environments based on applications are more effective instead of theoretical approaches (Özdemir, 2003). The Obstacles of Adult Education The obstacles of learning are valid for all ages. At the beginning of an adult education curriculum, we need to know the obstacles and the solutions of these obstacles. Sophistication, discomfort, getting bored, fear, external, personal and domestic life obstacles can be said in this term. Sophistication: Individual has to be helped in terms of separating detail or basic and associating the subjects. If an individual do not put in order what he/she has already learned, or do not associate the subjects, he can not learn. Discomfort: Inconvenient behaviors, despising and ironic attitudes of educators can cause discomfort in adult students. It does not arise from only the disorders of student teacher relations, but also the disorders of student- student, student-principal relations. Discomfort is not only originated from human relations. 14

15 Can, Preparatory Competences of Teacher Candidates on Adult Education Getting bored: The approaches that do not disturb individuals have to be used when values and beliefs of students are tried to be changed. An educator who wants to make a change in student s behavior has to be patient. If an individual get bored because of various reasons (not interested in, not understanding or hearing, thinking of wasting time), it means an obstacle for learning. Adults expect to be used the time of education well. Therefore, educators have to prepare fine syllabus. Fear: Fears are the basic obstacles of learning. Being in comic situation, be mocked, being unsuccessful or examination fears are common fears of adults. An educator have to eliminate these or related fears and prepare environments that students can demonstrate themselves and they can be successful. Domestic life obstacles: Not finding chance because of house works, objection of family members, limited times, the responsibilities of husbands, wives or children, compulsory house works and etc. are the obstacles. External obstacles: Fatigue, transportation difficulties, education time, multi shift working hours. Personal obstacles: Fear of unknown, lack of self confidence, the negative manner through learning, doubt of usefulness of subjects, physical and mental deficiencies (Uysal, 2005). Negative prejudices towards learning, lack of planning, believing that the education won t be appreciated and boredom can also be given as examples of personal obstacles. The educators who are writing curriculum for adult learners have to know not only the learning features of adults but also the difficulties and limitations of learning. The knowledge of these features makes writing functional curriculum easy. Problem and Method The Problem of the survey: How are the preparatory competences of teacher candidates studying in faculties of education on adult education? Sub-problems 1. Are there enough courses of adult education in literature (curriculums in faculties of education)? 2. Do teacher candidates think whether they have enough knowledge about adult education or not? 3. What are the suggestions of teacher candidates? 15

16 Türkiye Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi Turkish Journal of Religious Education Studies Findings and Comments 1. The courses which contribute directly and indirectly are determined through the examining of curriculums in faculties of education. a) social service applications b) Traffic and first aid c) Effective communication d) Family education e) Sociology f) Environmental science and education g) Private training h) Physical education and sports i) Citizenship knowledge j) Developing social projects k) Sexual health training l) Protecting nature m) Continual social development n) Education and society o) Folk music p) Classical music q) Communication psychology and religious communication r) Rhetoric and calligraphy In teacher training curriculums some of these courses are compulsory and some of them are elective. In these courses, Social Service Applications, Traffic and First Aid, Family Education Sociology, and Effective Communication courses are directly in relation. Teacher candidates with Social Service Application courses practically learn how to develop various social services and projects that are for both school and school environments. In Traffic and First Aid courses they gain vital knowledge and skills. In Sociology courses they learn social institutions and social relations. So, the foundation of social service and adult education are completed. While serving adults and educating adult, we need communication. Teacher candidates with effective communication try to gain required knowledge and skills. When the other lessons has been done with paying attention to adulthood features, we can consider as additive lessons. Almost all teacher candidates point out that they have enough knowledge on adult education. But most students say that they don t have enough courses at the faculty. In these terms, it s pointed out that teaching courses, social service applications, traffic and first aid, sociology, effective communication courses are useful for candidates. 16

17 Can, Preparatory Competences of Teacher Candidates on Adult Education Without direct education, it is interesting that candidates knowledge of adult education. Teacher candidates think that they can give lectures not only children but also adults. But adult education is a separate discipline as other disciplines. Adult education has some methods and principles. Lack of these knowledge and required experience, we cannot have an effective adult educator. But also, teacher candidates feelings about adult education are an evidence of self confidence. Also, their pointings about not having these lectures and their need of this theoretical knowledge is very important. When we ask teacher candidates about their suggestions, they answer in such way: a) Direct and indirect courses about adult education should be in curriculums. b) In indirect courses there should be adult education lessons, for instance in Traffic and First Aid lesson students can learn how to teach these lessons to adults. c) Students should take lectures practically. Sometimes students meet with adults and try to understand their feelings and expectations. d) At the universities students should be encouraged to establish clubs about adult education. e) Teacher candidates should have seminars and conferences about adult education. Conclusion and Suggestions As a result of both technological and scientific developments, the education that is given to limited levels is not enough and the lifelong learning emerges as a fundamental need of our age. This is valid for all courses. But as adults are not same as children in terms of biological, psychological, social and cultural characteristics, they are also different from children in terms of learning styles. The basic responsibility of trainers is developing learning and teaching environments with suitable methods through the needs and expectations of adults. In these courses, social service applications, traffic and first aid, family education sociology, and effective communication courses are directly in relation. Teacher candidates especially with social service application courses practically learn how to develop various social services and projects that are for both school and school environments. Nearly all teacher candidates point out that they have sufficient knowledge on adult education. But most students say that they don t have enough courses at the faculty. Teacher candidates suggestions about adult education are considered as valid data for this survey. a) Direct and indirect courses about adult education should be in curriculums. b) General pedagogy lessons should be empowered with adult education subjects. 17

18 Türkiye Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi Turkish Journal of Religious Education Studies c) In indirect courses there should be adult education lessons, for instance in Traffic and First Aid lesson students can learn how to teach these lessons to adults. d) Students should take the required courses practically. Sometimes students meet with adults and try to understand their feelings and expectations. Referances Bülbül, S. (1991). Halk Eğitimine Giriş. Yetişkin eğitimi: Türkiye de halk eğitimi. Toplum kalkınması. Eskişehir: Açık Öğretim Ön Lisans Programı Yayınları No: 213. Kişmir, T. (2006). Eğitimin Psikolojisi ve Yetişkin Öğrenmesi: Andragoji. Kaynak dergisi, Baltaş-Baltaş Yönetim, Eğitim Ve Danışmanlık Merkezi Yayını, 26. Köylü, M. (2012). Yetişkinlik dönemi din eğitiminin temel prensipleri. Yaygın din eğitimi sempozyumu-ii içinde (s.67-86). Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları. Knowles, M. (1975). Self - Directed Learning. Chicago: Follet. Okçabol, R. (1994). Halk Eğitimi (Yetişkin Eğitimi), DER yayınları. Özdemir, S. T. (2003). Tıp eğitimi ve yetişkin öğrenmesi, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 29 (2), Uysal, M, (2005). Yetişkinlerde Öğrenme. A.Ü. Sürekli eğitim merkezi, avrupa konseyi proje ofisi, eğiticilerin eğitimi temel eğitim programı ders notlar, 03 Ocak Ocak 2005, Ankara. 18

19 BİYOPSİKOSOSYAL AÇIDAN DİNİN ENGELLİLİK VE FARKLI SAĞLIK PROBLEMLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ * Mehmet BAHÇEKAPILI ** Citation/ : Bahçekapılı, M. (2016). Biyopsikososyal açıdan dinin engellilik ve farklı sağlık problemleri üzerindeki etsisi. Türkiye Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi, 1, Öz Engelli ya da engelsiz tüm insanlar yaşamlarını sınırlayan farklı engellemelerle yüz yüze gelmekte, biyolojik, psikolojik ve sosyal sorunlardan biri veya birkaçı ile başa çıkmaya çalışmaktadırlar. Bu çalışmada biyopsikososyal açıdan dinin engellilik üzerindeki etkilerini ortaya koymak amaçlanmakla birlikte, dinin insan yaşamı üzerindeki etki alanını daha net göstermek için insanların maruz kaldıkları diğer sağlık problemleri üzerindeki etkileri de yapılan bilimsel araştırmalardan hareketle açıklanmaya çalışılmıştır. Dinin insan yaşamına olan etkisini anlamaya yönelik pek çok model olmakla birlikle, bu çalışmada Cohen ve Koenig (2003) tarafından geliştirilen biyopsikososyal model in kullanılması tercih edilmiştir. Ayrıca bu çalışmada yöntem olarak literatür taramasına başvurulmuştur. Bu bağlamda dinin genel olarak insan hayatındaki özelde ise engelliler üzerindeki etkisi, tıp, gerontoloji, psikoloji ve din psikolojisi vb. alanlarda yapılmış ve dinin insan yaşamına sunduğu katkıları farklı başlıklar altında inceleyen araştırmalarda ulaşılan veriler ışığında açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan alan araştırmaları neticesinde, bireylerin hayatlarının belirli dönemlerinde karşılaştıkları sorunlar karşısında dini başa çıkma yöntemlerini kullandıkları, bu sayede fiziksel, ruhsal ve duygusal sağlık problemlerinin üstesinden geldikleri veya bu problemleri en aza indirdikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kavramlar: Din, Dindarlık, Maneviyat, Dini Başa Çıkma, Engellilik * Bu çalışma, 2 Aralık 2014 te İstanbul da gerçekleştirilen Engelliler Dini ve Manevi Bakım Sempozyumu nda sözlü olarak sunulan bildirinin genişletilmiş halidir. ** Doç. Dr., İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi / Assoc. Dr., Izmir Kâtip Celebi University Faculty of Islamic Science, Izmir/Turkey.

20 Türkiye Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi Turkish Journal of Religious Education Studies Abstrac THE EFFECTS OF RELIGION ON DISABILITY AND DIFFERENT HEALTH PROBLEMS FROM A BIOPSYCHOSOCIAL PERSPECTIVE All people either with disabilities or with no disability face different obstructions during their lives that impose certain limitations and try to cope with one or a few of the biological, psychological and social problems. In this study, it was tried to put forth the effects of religion on disability from a biopsychosocial perspective while the effects of religion on other health problems that individuals face were tried to be explained from the basis of previous scientific studies in order to show more clearly the effect area of religion in human lives. Even though there are many models for understanding the effects of religion on human lives, the biopsychosocial model developed by Cohen and Koenig (2003) was preferred in this study. In addition, literature survey method was used in this study. In this context, the effects of religion in a more general manner on the lives of people and in a more special manner on the disabled were tried to be put forth in the light of studies that examine the benefits of religion under different headings such as medicine, gerontology, psychology and religion psychology etc. It was determined as a result of the studies carried out that people use religious coping methods when faced with various problems during some periods of their lives and thus overcome the physical, mental and emotional problems they face or minimize them. Keywords: Religion, Religiosity, Spirituality, Religious Coping, Disability Giriş İnsanların hayattaki temel hedeflerinden biri, yaşamlarını anlamlı kılmaktır. Anlam arayışı insanları hayata bağlayan temel değerlerin başında gelir. Bu nedenle insanoğlu, hayatı boyunca bu anlamı koruma; zayıfladığında ve kaybolduğunda ise yapılandırma ve dönüştürme mücadelesi verir. Ağırlık noktaları ve açıklama tarzları farklı olmakla birlikte insan davranışlarını konu alan tüm disiplinler anlama ulaşma isteğinin insanda en güçlü arzu ve çabaların başında geldiğini kabul etmektedir (Bahadır, 2002, s. 28). Zamana ve ortama bağlı olarak insanların hayat içerisinde anlam konuları değişiklik gösterse de bu durum hiç hız kesmeden farklı uygulamalarla süreklilik arz etmektedir. En zor ve acı durumlarda dahi her insan hayatını anlamlı kılmak için çaba sarf etmektedir. Aslında bu durum anlam arayışının temelde evrensel bir karaktere sahip olduğunu göstermektedir (Bahadır, ss ). İnsanın, hayatını anlamlandırma sürecinde karşılaştığı sorunlarla yüzleşerek bunlarla başa çıkmasında ve onlar için çözümler üretmesinde destek aldığı önemli bir unsur da elbette 20

21 Bahçekapılı, Biyopsikososyal Açıdan Dinin Engellilik ve Farklı Sağlık Problemleri Üzerindeki Etkisi ki dini inanç ve değerlerdir. Dini inanç ve değerler, maruz kalınan sorunları yeniden ve görülenden daha farklı olarak anlamlandırmaya yardımcı olur. İnanç ve değerler mevcut sorunun maddi sonuçlarını ya da manevi açıdan insanın duyduğu üzüntü ve kederi tamamen ortadan kaldırmaz; fakat (sabır, şükür, tevekkül ve namaz gibi dini tutum ve davranışlarla) mevcut problemlere anlamlar yükleyerek kabul edilebilir ve katlanılabilir hale getirebilir (Ayten, 2012, s ). İnsanla beraber var olan ve yaşayan bir gerçeklik olarak karşımıza çıkan dini inanç ve değerlerin temel amacı, insanın huzur ve mutluluğunu sağlamaktır. Bu nedenle engelli ya da engelsiz, dinin herkese hitap eden ve kuşatan bir yönü vardır. Dini inanç ve değerlerin, katlanılamaz gibi görülen acı ve üzüntülerden, hayatı boş ve anlamsız kılan düşüncelerden hatta intihara kadar uzanan olumsuz durumlardan insanı koruyan bir boyutu bulunmaktadır. Dinler, ortaya koydukları değer ve ilkeleriyle insan için koruyucu bir kalkan olmakta, onu içerden ve dışarıdan gelen/gelecek tehditlerden korumaktadır (Usta, 2009, s. 89). Nitekim toplumların bunalımlı ve buhranlı dönemlerinde dini eğilimlerini artırdıkları, sıkıntı ve kriz anlarında dine başvurdukları; maruz kaldıkları sorunun ortaya çıkardığı sonuçları yorumlamada, kabullenmede ve onlarla başa çıkmada dinin yararlı olduğu görülmektedir (Turhan, 1959, s. 36; Pargament ve Rye, 1998, ss ; Topuz, 2003, s. 107; Ayten, 2012). Dini inanç ve değerler birçok yönden insanı kuşatmaktadır. Dinlerin ortaya koyduğu inanç sistemleri, ibadet ve ritüellerle şekillenen fonksiyonları; ayrıca insanın bu sisteme bağlılığı ve çeşitli faaliyet ve etkinliklere katılımı, bu kuşatmanın etkinliğini ve niteliğini belirlemektedir. İnsanı birçok açıdan kuşatan dinin onun farklı yönlerine olan etkisini açıklamaya çalışan modeller bulunduğu gibi, çalışmamızın da temelini oluşturan din ile engellilik arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya çalışan engellilik modelleri 1 de bulunmaktadır. Çalışmamızda bu modellerden din, dindarlık ve maneviyatın yaşlılar üzerindeki etkisini inceleyen Cohen ve Koenig (2003) in geliştirdiği biyopsikososyal model tercih edilmiştir. Biyolojik, psikolojik ve sosyolojik olmak üzere üç aşamalı bir analizleme ile alakalı olan ve bütüncül bir paradigma olarak tanımlanabilen biyopsikososyal modele göre bu üç alan arasında, kompleks ancak köklü ara bağlantılar bulunmaktadır. Çalışma içerisinde dinin biyopsikososyal açıdan insan yaşamına etkisini göstermek için kullandığımız alan araştırmaları da aslında bu kompleks ancak birbiriyle bağlantılı fonksiyonları göz önüne çıkaracaktır. Bu nedenle çalışmanın içerisinde dinin söz konusu etkisi biyopsikososyal boyut ve din şeklinde tek bir başlık altında verilebilirdi. Fakat her bir boyutu daha detaylı 1 Bkz. Smart, J. F. & Smart D. W. (2006). Models of Disability: Implications for the Counseling Profession. Journal of Counseling & Developmen. Winter, Vol. 84, pp ; Bickenbach, J. E., Somnath, C., Badley, E. M., & Ustun, T. B. (1999). Models of disablement, universalism and the International Classification of Impairments, Disabilities and Handicaps. Social Science & Medicine, 48, ; Smart, J. F. (2004). Models of disability: The juxtaposition of biology and social construction. In T. F. Riggar & D. R. Maki (Eds.), Handbook of rehabilitation counseling (pp ). New York: Springer. 21

22 Türkiye Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi Turkish Journal of Religious Education Studies bir şekilde ortaya koyabilmek için, birbirinden ayrılmaları çok zor olan biyopsikososyal boyutların her birinin din ile ilişkisi ayrı başlıklar altında incelenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada biyopsikososyal açıdan dinin engellilik üzerindeki etkilerini ortaya koymak amaçlanmakla birlikte, dinin insan yaşamı üzerindeki etki alanı ve boyutunu daha net göstermek için insanların maruz kaldıkları diğer sağlık problemleri üzerindeki etkileri de yapılan bilimsel araştırmalardan hareketle açıklanmaya çalışılacaktır. Nitekim engelli bireyler, psiko-sosyal açıdan normal bireylerle aynı özellikleri taşırlar ve hem sahip oldukları engellilik durumlarıyla hem de hayatlarını etkileyen diğer problemlerle baş etme konusunda diğerleri gibi dini bir referans olarak kullanırlar. Engelli ya da engelsiz tüm insanlar yaşamlarını sınırlayan farklı engellemelerle yüz yüze gelmekte, biyolojik, psikolojik ve sosyal sorunlardan biri veya birkaçı ile başa çıkmaya çalışmaktadırlar. Bu nedenle biyopsiko-sosyal açıdan dinin insan yaşamındaki etkisi engellilik özelinde fakat diğer insanların sorunlarını da kapsayacak şekilde geniş bir perspektiften incelenecektir. Böyle bir bakış açısı dinin insan yaşamındaki biyo-psiko-sosyal etkilerini daha kapsamlı ve bütüncül bir şekilde görmemize yardımcı olacaktır. Biyo-psiko-sosyal açıdan dinin engelli bireyler üzerindeki etkisinin incelendiği bu çalışmada yöntem olarak literatür taraması seçilmiştir. Bu bağlamda dinin genel olarak insan hayatındaki özelde ise engelliler üzerindeki etkisi psikoloji ve din psikolojisi alanlarında yapılmış ve dinin insan yaşamına sunduğu katkıları farklı başlıklar altında inceleyen araştırmalarda ulaşılan veriler ışığında açıklanmaya çalışılmıştır. Engellilik Dinin herkese bakan bir yönü ve anlam değeri vardır. Yaşadığımız hayatın bir parçası olan ve aynı hayatı paylaştığımız engelliler için de dinin sunduğu bir takım değerler söz konusudur. Engelliliğin, insan üzerinde somut sonuçları olmakla birlikte sosyal bir yönünün bulunduğu ve aslında arızi bir durum olduğunu da belirtmek gerekir. Zira engellilik kişinin bir takım yetersizlikleri sebebiyle çevresine uyum sağlayamamasından kaynaklanmaktadır (Ataman, 2005, s. 14). Bu yetersizlik durumu herkes tarafından normal kabul edilen bedensel ve zihinsel davranışları yerine getirmedeki sınırlılık durumudur. Bireyin bu yetersizlikleri eğitim ya da iş yaşamını veya toplumsal hayatını sınırladığı zaman, birey sadece yetersiz olmamakta, aynı zamanda engelli olmaktadır (Kırcaali-İftar, 1998, s. 3). Buna göre insanın, yaş, cinsiyet, sosyal ve kültürel faktörlere bağlı olarak oynaması gereken rolleri yetersizlik-sakatlık yüzünden gereği gibi yapamaması durumunda engellilik ortaya çıkmaktadır (King, 1998, s. 38; akt: Kula, 2005, s. 59). İnsanın bu engelliliği belli durumlarda kendisi için sorun çıkartmasa da içinde yaşadığı sosyal çevreyle kurduğu ilişki sürecinde ciddi problemlere neden olabilmektedir. Zira engel, sosyal çevrenin bireyden istekleri ve beklentileri sonucu ortaya çıktığı için engel, bireyin kendi sorunu olmaktan çıkıp sosyal bir problem haline dönüşmektedir. Sağlıklı ve engelsiz bireyler, kendileriyle karşılarındaki engellilerin durumunu, onların mevcut fiziksel görünüm veya zihinsel 22

23 Bahçekapılı, Biyopsikososyal Açıdan Dinin Engellilik ve Farklı Sağlık Problemleri Üzerindeki Etkisi yeterliliği ile mukayese ederek değerlendirmekte ve onları yetersiz olarak nitelendirmektedirler (Kula, 2005, s. 59). Yukarıda söylenenlerden hareketle engelliliğin, toplumun büyük çoğunluğu ya da geneli gibi görülmeyenler (!) için oluşturduğumuz gerçek olmayan bir sınıflama ölçütü olduğu söylenebilir. Bu düşüncenin temelinde insanın kendi sahip olduklarıyla başkalarının sahip oldukları arasında mukayese yapması ve bunun sonunda yeterli veya yetersiz şeklinde sınıflamaya tabi tutması bulunmaktadır. Ayrıca insanın mevcut engellilik durumunu somutlaştırarak yorumlaması da onu böyle bir hataya sürüklemektedir. Engellilik denince akla ilk gelen, somutlaştırma olmaktadır. Dolayısıyla engelli kimdir? biçiminde bir soru sorulduğunda, görme ve işitme gibi bedensel veya zihinsel engelliler akla gelmektedir. Acaba engellilik denince akla gelmesi gereken bu mudur? Bir başka ifade ile engellilik, sadece bu kavram veya durumlarla ifade edilebilir veya sınırlandırılabilir mi? Engellilik yalnızca belirtilen sorunları yaşayanları kapsayan bir kavram mıdır; yoksa tüm insanları içine alabilecek bir kavram mıdır? İnsanın en önemli idealinin veya ulaşmak istediği hedefinin hayatı anlamlandırmak ve kendini gerçekleştirmek olduğu kabul edildiğinde, onun hayatını anlamlandırmasına ve kendisini gerçekleştirmesine engel olan her şey bir engel olarak kabul edilebilir. Bir başka ifade ile insanoğlu doğumundan ölümüne kadar, birçok engelle karşılaşabilir. Bir engelle karşılaşmak için gözle görülebilir bir sakatlık, kusur veya hastalık durumunun olmasına gerek yoktur. Dikkat edilmesi gereken husus, herhangi bir engele sahip olan her bir bireyi engelli olarak tanımlamamamızdır. Çünkü bu durum asli değil, bilakis arızîdir ve konuya nereden baktığınıza göre değişmektedir. Bu açıdan ele alındığında engellilik tüm insanlığın karşı karşıya kaldığı doğal ve kabul edilebilir bir durumdur diyebiliriz. Engellilik ve İnsan Üzerindeki Olumsuz Etkileri İster doğuştan isterse sonradan olsun bir insan için engelli olmanın bir takım zorlukları bulunmaktadır. Özellikle engelli birey, kendisi ile başkalarının davranış ve durumlarını mukayese etmeye başladığı andan itibaren, kendini konumlandırmaya ve kendi kişilik özelliklerini geliştirmeye başlar. Başkalarıyla yapılan bu mukayese sonucunda yeterliliklerini ve yetersizliklerini belirler, neleri yapabileceğini, neleri yapamayacağını anlamaya çalışır. Böylece kendisiyle ilgili bir değere, kanıya ulaşır (Kula, 2005, s. 67). 23

24 Türkiye Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi Turkish Journal of Religious Education Studies Güçlü ve kudretli olma ya da hayatta kalma, insanların sahip olduğu özelliklerdendir. Üstün olma düşüncesinin kontrol edilememesi ya da iyi bir şekilde eğitilememesi neticesinde bireyde aşağılık duygusu gelişir. Adler e göre çok küçük yaştan Öz-Benlik Kaybı Kötümserlik Güçsüzlük Engelli Birey Yalnızlık Kendine Yetememe Sosyal Çevreden Kaçma Şekil 1: Engelliliğin İnsan Üzerindeki Olumsuz Etkileri itibaren gelişmeye başlayan aşağılık duygusu özellikle, organik kusurlar ve yetersizliklerle dünyaya gelen, küçük yaşta bir takım sosya-ekonomik yoksunlukların acısını duyan ya da ana-babaların başvurmuş olduğu hatalı bir eğitim yönteminin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Böylece kendisini kötülüğe veya boş bir gurura kaptıran çocuklarda aşağılık duygusu gelişir (Adler, 2012). Dolayısıyla bir insan hakkında kesin bir yargıya varmadan önce, onun hangi şartlarda yetişmiş olduğunu bilmek gerekir. İnsanlarda farklı karakter tiplerinin hayatın ilk döneminden itibaren oluşmaya başladığını ileri süren Adler (2012), bazı çocukların gittikçe daha güçlü olacak şekilde geliştiğini ve kendilerini eninde sonunda başkalarına kabul ettirecek cesur bir yol çizdiklerini; bazılarının ise hayatlarını kendi zayıflıkları üzerine inşa ettiklerini ve bu zayıflıklarını çok çeşitli şekillerde göstermeye çalıştıklarını ileri sürer (s. 30). Adler e göre dünyaya organik kusurlar ve yetersizliklerle gelenlerin, daha ilk günlerden itibaren hayatın kendilerine fazladan bir yük yüklenmiş olduğunu hissedecekleri ve bunun sonucu olarak hayatın tümü karşısında kötümser bir tavır takınacakları aşikârdır. Organlarındaki kusur ve yetersizlerinin ortaya çıkardığı başarısızlık sonucu kendisinde aşağılık duygusu gelişen böyle çocuklarda bu durum öyle bir hal alır ki artık çocuk dünyaya gerçekten büyük bir sakatlıkla gelmiş gibi olur. Hayatlarının ilk günlerinde bağırlarına saplanmış olan diken hiçbir zaman sökülüp atılamaz ve yaşantılarının o soğuk havası, onları kendi çevrelerinde bulunan insanlara yaklaşmaktan alıkoyar. Böylece onlar sevgi ve şefkatten yoksun bir dünya içerisinde bulunduklarına inanırlar ve bu dünya ile ilişki kurabilecek hiçbir nokta bulamazlar (Adler, 2012, ss ). Bundan ötürü engellilik insanın toplumun bir üyesi olduğunu hissetmesi anlamına gelen sosyal duygunun körelmesine neden olmaktadır. Adler e göre ruhunun gelişmesi sırasında çocuğun karşılaşmış olduğu engeller, genellikle sosyal duygusunu bozmakta ya 24

25 Bahçekapılı, Biyopsikososyal Açıdan Dinin Engellilik ve Farklı Sağlık Problemleri Üzerindeki Etkisi da bu duygunun gelişmesini engellemektedir. Yaşamı olumsuz etkileyen engeller, çocuğun fizik çevresindeki yetersizliklerden; ekonomik ve sosyal şartlarla ırk ve aile durumlarından; ya da çocuğun organlarındaki kusurlardan kaynaklanabilir (Adler, 2012, s. 32). İnsanların sahip oldukları engeller, onların çevre ile sağlıklı bir ilişki kurmasına engel olmaktadır. Buna mukabil çoğu engel de sosyal çevrenin oluşturduğu yanlış uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Zira engelin oluşmasında sosyal çevrenin engelliler üzerindeki tutum ve davranışlarının büyük bir etkisi bulunmaktadır. İnsanın karakterinin oluşmasında sosyal çevreye dikkat çeken Adler e (2012) göre günümüz uygarlığı sağlığa ve tam olarak gelişmiş organların yeterliliğine dayanan bir kültürdür. Bu bakımdan, önemli organları kusurlu olan çocuk, hayatta karşılaşmış olduğu problemleri çözme konusunda elverişsiz ve yetersiz kalmaktadır. Kendilerine uygun olmayan bu dünya ile sağlıklı bir ilişki kuramamaları, onların hayatları boyunca savrulmalarına neden olabilmektedir. Bu gibi çocuklar, karşılarına çıkan fırsatlara güvensizlik ve kuşku ile bakmakta; toplumdan ayrılma, yalnız başlarına yaşama ve sorumluluklardan kaçma eğilimi göstermektedir. Hayatın kendilerine düşmanca yaklaştığını kabul etmekte, onun parlak yanlarından çok, acı yanlarına odaklanmaktadırlar (ss ). Çocukluktan itibaren engelleri ile birlikte hayatta kalmaya çalışan bireyler, ergenlikleri ile birlikte ruhsal dünyalarında çok daha büyük hayal kırıklıkları yaşayabilmektedirler. Üstün olma duygusu yanında beğenilme ve değerli bulunma duygusuyla engellinin sosyal çevresiyle kurduğu ilişki, daha derin yaralar alabilmektedir. Kendini önce yetersiz, başarısız, güçsüz gören; sonrasında engelinden dolayı utanan, hayata karşı kötümser bir tavır takınan ve engeli nedeniyle sosyal duygusu körelen ve sosyal çevreden kaçarak yalnızlaşan engelli birey nihai olarak öz benliğini yitirme noktasına gelmektedir. Zira benlik, kişinin kendisini herkesten ve her şeyden ayrı, eşsiz bir bütünlük olarak hissetmesi ve bunun bilincinde olmasıdır. Engelli bireyler ise kendileri ile sosyal çevrelerini mukayeselerinde kendi yetersizliklerine odaklanmakta, kendilerini diğerlerinden aşağı görmekte, onlarla kurdukları ilişkilerinde kendilerini mağlup hissetmektedirler. Bu mağlubiyet hissi, onları kötümserliğe, yalnızlığa sürüklerken; öz-benliklerini sağlıklı bir şekilde geliştirememelerine de neden olmaktadır (Bıyıklı, 1989, ss. 1-2; Kula, 2005, ss ). Engelliliğin bireysel olduğu kadar sosyal bir boyutu da bulunmaktadır. Engelli insanlar mevcut engelleri ile hayatlarını sürdürme çabasına girerken, belki de en çok sosyal çevrenin onlara koyduğu sınırlamalarla karşı karşıya gelmektedir. Engellinin bu sorunu yalnız onun hayatını değil, içinde yaşadığı ailesini de son derece sınırlamakta, hayatı onlar için de çekilmez bir hale dönüştürmektedir. Aile sistemleri ve engelli çocuklara sahip aileler hakkındaki araştırmalar, bu tip ailelerde boşanma, sosyal soyutlanma, çocuğun ihmali ya da suistimali ve evden erken yaşta ayrılmayı içeren dört büyük ailesel sorunun yaşandığını ortaya çıkarmıştır (Singer & Irvin 1989; akt. Treloar, 2012, s. 213). Dolayısıyla 25