TSHD. Tıbbi Sosyal Hizmet Dergisi. Hakemli Dergi. 2013/12 Sayı:2 T.C.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TSHD. Tıbbi Sosyal Hizmet Dergisi. Hakemli Dergi. 2013/12 Sayı:2 T.C."

Transkript

1 Hakemli Dergi TSHD T.C. 2013/12 Sayı:2

2 Derginin Künyesi Yayın Sahibi T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Adına Prof.Dr. İrfan ŞENCAN YAYIN KURULU BAŞKANI Uzm. Dr. Arif KAPUAĞASI YAYIN KURULU BŞK.YRD. T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Hasta Hakları ve Tıbbi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı EDİTÖR Dr. Osman KARAKAŞLI EDİTÖR YARDIMCISI Elvan ÖZKAN YAYIN KURULU Osman KARAKAŞLI Uğur ÖZDEMİR Arzu İÇAĞASI ÇOBAN Elvan ÖZKAN Dilek TÜRKMEN Serdar ARSLAN Hacer DAVUTOĞULLARI Ersin KAYAALTI Levent ŞÜMÜR Gamze SAÇAKLI Özdoğan KIRKAYA M.Kemal ÇETİN HUKUK DANIŞMANI Süleyman Hafız KAPAN Grafik Tasarım Harun Tufan TOLASA

3 Hakem Kurulu Prof. Dr. Tevfik ÖZLÜ Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi, Farabi Hastanesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Prof. Dr. İlhan Tomanbay Hacettepe Üniversitesi, İİBF, Sosyal Hizmet Bölümü Prof. Dr. Külteğin ÖGEL Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Psikiyatri Anabilim Dalı Prof. Dr. Hakan HAKERİ İstanbul Medeniyet Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Figen KARADAĞ Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Prof. Dr. Fatih ŞAHİN Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Sosyal Hizmet Bölümü Prof. Dr. Sunay İl Hacettepe Üniversitesi, İİBF, Sosyal Hizmet Bölümü Prof. DR. Ali Seyyar Sakarya Üniversitesi İİBF, Çalışma Ekonomisi Ve Endüstri İlişkileri Doç Dr. Yüksel BAYKARA ACAR Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli Sağlık Yüksekokulu, Sosyal Hizmet Bölümü Doç. Dr. Arzu İÇAĞASI ÇOBAN Başkent Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sosyal Hizmet Bölümü Doç. Dr. Cengiz ÖZBESLER Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sosyal Hizmet Bölümü Yard. Doç. DR. Abdulhakim Beki İstanbul Universities, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sosyal Hizmet Bölümü Yrd. Doç. Dr. Sedat BOSTAN Gümüşhane Üniversitesi, Sağlık Yönetimi Bölümü Yard. Doç. Dr Filiz Demiröz Hacettepe Üniversitesi, İİBF, Sosyal Hizmet Bölümü Dr. Uğur Özdemir Hacettepe Üniversitesi, İİBF, Sosyal Hizmet Bölümü

4 Önsöz Prof.Dr. İrfan ŞENCAN Hasta Yaşam Kalitesinde Tıbbi Sosyal Hizmet Uygulamalarının Önemi Doç. Dr. Cengiz ÖZBESLER Madde Bağımlılığında Ailenin Rolü SHU Ercan MUTLU Çocuk İstismarı ve Çocuk İzlem Merkezleri Fadime YÜKSEL, Nilüfer KESER, Elif ODABAŞ, Gözde Bahar KARS, Fayık YURTKULU, Filiz DAŞKAFA, Fatma ARSLAN, Emine CAYRAT Sigarayı Bırakma Tedavisinde Sosyal Grup Çalışması: Bir Olgu Sunumu SHU Zeynep Banu ATEŞ T.C.

5 Prof.Dr.İrfan ŞENCAN Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sunduğumuz hizmetin kapsamı her yaştaki bütün vatandaşlarımız olunca hem sürekli yeni projeler üretmek hem de var olan projeleri geliştirmek gerekiyor. Sağlığın tedavi boyutunun yanında özellikle sosyal boyutu ile ilgili yapmış olduğumuz projeler birçok yaraya merhem olmaya devam ediyor. Bu kapsamda yapmakta olduğumuz tıbbi sosyal hizmet uygulamaları ile hasta ve yakınlarının yaşam kalitesi üzerinde çok olumlu katkılar sağladığımızı düşünmekteyiz. Dergimizin bu sayısında yer alan Hasta yaşam kalitesinde tıbbi sosyal hizmet uygulamalarının önemi bu konuyu irdelemektedir. Yine son projelerimiz içerisinde yer alan istismara uğramış çocuklarımızda oluşabilecek travmaların etkisinin azaltılması ve başka travmaların önlenebilmesi için altı kurumla ortak olarak yürüttüğümüz ve yaygınlaştırmaya çalıştığımız çocuk izlem merkezlerinin (ÇİM) tanıtılmasına yönelik hazırlanmış olan makale bu merkezlerle ilgili doyurucu bilgiler vermektedir. Aileler açısından madde bağımlısı ergen çocuklara ilişkin yaklaşım ve müdahale konularını içeren madde bağımlılığında ailenin rolü ve sigara bırakma konusunda ilaç tedavisiyle birlikte psiko-sosyal desteğin önemine vurgu yapan sigarayı bırakma tedavisinde gurup çalışması ve bir olgu sunumu olmak üzere 4 makaleye bu sayımızda yer verdik. Bu tür makale, araştırma, derleme gibi bilimsel çalışmaların alanda sunulan hizmetlere katkı yapacağını düşünerek daha fazla bilimsel çalışmaların dergimizde yer almasını istiyoruz. Bunun için de bu alanda çalışan bütün arkadaşlarımızı tecrübe ve bilgi birikimlerini yayın olarak aktarmaya davet ediyoruz. Elektronik Tıbbi Sosyal Hizmet Dergimize katkı yapan, emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum. Prof. Dr. İrfan Şençam 5

6 environment in Turkey via examples arranged in line with a historical perspective. In addition, the study aims to emphasize the importance of these practices in terms of their positive support to the patient s social functionality by minimizing the psychosocial effects of the respective condition on the individual and their family and their indirect contribution to their quality of life. Key words: Social work, medical social work, patient s quality of life. 6 HASTA YAŞAM KALİTESİNDE TIBBİ SOSYAL HİZMET UYGULAMALARININ ÖNEMİ Doç. Dr. Cengiz ÖZBESLER Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Özet Bu çalışmanın amacı, hastaların yaşam kalitesi açısından önemli bir yere sahip olan sosyal hizmet disiplininin profesyonel rolünü ve Türkiye de hastane ortamlarında yürütülen sosyal hizmet uygulamalarını tarihsel bir akış içerisinde örneklerle ortaya koymaktır. Ayrıca bu uygulamaların hastalığın birey ve ailesi üzerine psiko-sosyal etkilerini minimum düzeye indirerek sosyal işlevselliklerini olumlu yönde destekleyen ve dolaylı olarak yaşam kalitesine katkı sağlayan bir öneme sahip olduğunu vurgulamaktır. Anahtar kelimeler: Sosyal hizmet, tıbbi sosyal hizmet, hasta yaşam kalitesi Abstract The aim of this study is to establish the professional role of the social work discipline, which occupies a significant place in terms of the patients quality of life, and the social work practices conducted in the hospital Giriş Sosyal hizmet, mesleki etkinlik odağını çevresi içerisinde birey olarak belirlemiş, kendine özgü yöntem ve tekniklerle farklı yaşam durumları içerisinde olan müracaatçı sistemleriyle çalışan bir disiplindir (Kut 1988; Sheafor ve Horejsi 2003: 9). Sosyal hizmetin genel amacı, birey, aile ve toplumun sağlıklı sosyal işlevlere sahip olmasını sağlamaktır. Her bir bireyin kendi yaşamının kontrolünü elinde bulundurmasına, güçlü olmasına yardım ve sosyal adaletin sağlanmasına katkıda bulunmaktır (Özbesler 2008). Sosyal Hizmet Sözlüğü nde (Barker 1999), sosyal hizmet, insanların psiko sosyal işlevlerini etkili bir biçimde yerine getirebilmelerinde onlara yardım eden ve aynı zamanda insanların iyi olma durumlarını korumak ve geliştirmek için toplumu ve sosyal değişme sürecini de etkileyen uygulamalı bir bilim olarak tanımlanmaktadır. Bir başka tanıma göre ise sosyal hizmet, bireylere, ailelere, gruplara ve toplumlara sosyal işlevselliklerini geliştirmede yardım eden, onların sorun çözme kapasitelerini geliştirmek ve uygun sosyal koşullar yaratmak amacıyla yürütülen profesyonel bir yardım süreci olarak ifade edilmektedir (NASW 1973). Bu tanımlar, sosyal hizmetin iki önemli boyutunu ortaya koymaktadır. Birincisi, bireye sosyal işlevselliğini geliştirmesinde yardım etmek ve yaşam kalitesini güçlendirecek sosyal koşulları sağlamak, diğeri ise bireyin sosyal işlevselliğini olumsuz yönde etkileyecek psiko-sosyal sorunları bireye olumsuz etki etmeden önlemektir. Sosyal hizmet, kendine özgü bilgi temeli ve değer sistemi olan bir disiplindir. Sosyal hizmetin iki önemli esas değeri vardır. Bunlar; 1.Kişinin onurunu, saygınlığını ve kapasitesini en son noktaya kadar geliştirme hakkına sahip olduğudur. T.C.

7 2.İnsanların birbirlerine bağımlı oldukları ve buna bağlı olarak, kendi kapasiteleri çerçevesinde birbirlerine karşı sorumlulukları olduğudur (Kut 1988: 42). İnsanı, insan olduğu için değer taşıyan bir varlık olarak kabul eden, insanın saygınlığını, yaratıcı gücünü önemseyen sosyal hizmet, farklı ortamlarda geniş bir uygulama alanına sahiptir. Sosyal hizmet disiplininin önemli uygulama alanlarından birisi de sağlık kurumlarında ya da hastanelerde yürütülen tıbbi sosyal hizmettir. Bu nedenle tıp alanında çalışan sosyal hizmet uzmanı, hastanın ve ailesinin hastalığa ve tedaviye uyumu açısından tedavi ekibi içinde yer alan ya da alması gereken önemli profesyonellerden biridir. Avrupa Birliği ne giriş yolunda çalışmalarına devam eden ve her geçen gün gelişmekte ve büyümekte olan bir ülke olarak Türkiye de sağlık hizmetlerinin standardı da giderek yükselmektedir. Özellikle büyük kentlerdeki köklü üniversite hastanelerinde ve eğitim, araştırma ve uygulama hastanelerinde verilen sağlık hizmetleri, bugün birçok Avrupa ülkesinin sağlık hizmeti standartlarına erişmiş ve hatta birçok ülkelerdeki sağlık hizmetlerinden daha kaliteli hale gelmiştir. Tedavisi zor olan ve uzun süre tedavi gerektiren kronik hastalıkların tedavisinde başarı giderek artmış ve hastaların yaşam sürelerinin arttırılması ile yaşam kalitelerinin standardı da yükseltilmiştir li yılların başlarından itibaren de özel sektöre bağlı hastaneler giderek yaygınlaşmış ve tıpta uzmanlaşmaya paralel olarak özel hastanelerde de daha etkin sağlık hizmeti verilmeye başlanmıştır. Sağlık hizmetlerinde gerçekleşen bu hızlı gelişmelere paralel olarak sağlık kurumlarında daha çok sayıda sosyal hizmet uzmanının istihdam edilmesi ve tıbbın uzmanlaşmış alanlarında tedavi ekibi içerisinde sosyal hizmet uzmanının yer almasının önemi de giderek ön plana çıkmıştır. Ancak tıpta ve sağlık hizmetlerinde kazanılan bu önemli gelişmelerin içerisinde yer alması gereken bir meslek olarak sosyal hizmetin profesyonel mesleki duruşunu ortaya koyabilmesi için önemli görevler üstlenmesi gerekmektedir. Bunların en önemlilerinden birisi, ülkemizde sosyal hizmet eğitiminin başladığı 1960 lı yıllardan bu yana alışılagelmiş bir biçimde yeni profesyonellere de aktarılan, alanda gerekli olan müdahale becerilerinin kazanılmasını sınırlayan, yüzeysel eğitim ve uygulamaların bir an önce değiştirilmesi ve bilimsel, çağdaş ve profesyonel çerçevede müdahale becerilerinin kazandırıldığı uygulamalara geçilmesidir. Bir diğeri ise, sağlık kurumlarında ve diğer uygulama alanlarında sosyal hizmetin profesyonel mesleki kimliğini ve duruşunu ortaya koyabilmek ve tıbbın uzmanlık alanlarında etkin çalışabilecek, tedavi ekibi tarafından kabul görecek sosyal hizmet profesyonellerini yetiştirmektir. Bunun için de tıbbi sosyal hizmet alanında iyi düzeyde mesleki deneyimi olan akademisyenlere gereksinim olacaktır. Türkiye de Tıbbi Sosyal Hizmetin Kısa Tarihsel Gelişimi Tıbbi sosyal hizmet, hastanın hastalığına neden olan ve hastalığa bağlı olarak ortaya çıkan psiko-sosyal ve ekonomik sorunların çözümlenmesinde sosyal hizmet disiplininin yaklaşım, yöntem ve tekniklerinin kullanılmasıdır. Hastalık tanısını izleyen süreçte ortaya çıkan sorunlar hasta ve ailesini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu sorunlarla baş edebilmede her bir hasta farklı uyum süreçlerinden geçmektedir. Bu uyum sürecinin desteklenmesi ve hastanın tedavisine uyumunu kolaylaştırmayı amaçlayan sosyal hizmet müdahalesi, direkt ya da dolaylı olarak bireyin yaşam kalitesini de olumlu yönde etkileyen bir öneme sahiptir. Türkiye de sosyal hizmet eğitiminin planlanması ve başlatılması Birleşmiş Milletler Teknik Yardım Programı çerçevesinde Türkiye nin Birleşmiş Milletlerden sosyal refah alanında teknik destek aldığı yılları arasında gerçekleşmiştir. Türkiye de profesyonel sosyal hizmet eğitimi, 1959 yılında Sosyal Hizmetler Enstitüsü nün kurulması ile planlanmıştır yılında ise Sağlık Bakanlığı na bağlı olarak Sosyal Hizmet Akademisi kurulmuştur (Kahramanoğlu 1973: 5). Türkiye de ilk bilimsel tıbbi sosyal hizmet uygulaması, 1964 yılında Miss Violet Bemmels yönetiminde bir grup stajyer sosyal hizmet uzmanı ile Hacettepe Üniversitesi Hastanesi nde başlatılmıştır (Çakmaklı 1976). Hacettepe Üniversitesi Hastanesi nde 1966 yılında kurulan sosyal servise bir sosyal hizmet uzmanının atanması ile mesleki çalışmalar başlatılmıştır yılında ise Ankara Hastanesi ve Ankara Numune Hastanesi nde birer sosyal hizmet uzmanı atanarak göreve başlamışlardır (Barın 1967: 6, Duyan 1996: 11). Yine aynı yıl Atatürk Sanatoryum Hastanesi nde Sosyal Hizmet Akademisi öğrencileri staj çalışmaları süresince tüberküloz hastaları ile çalışmışlar, uygulamalarda hastaların toplumdan dışlanmaları ve duygusal baskı gibi ciddi psiko-sosyal sorunları üzerine profesyonel uygulamalar yürütülmüştür (Barın 1968: 15). Bu uygulamalar, hastanın sosyal, ekonomik durumunu değerlendirerek sosyal sorunların hasta ve hastalığa etkilerini mümkün olduğunca azaltmak, hastanın geçimini nasıl sağladığı ve ailesini geçindirebilecek 7

8 8 durumda olup olmadığını anlamak, hangi sosyal yardım kurumlarından yardım alabileceklerini belirlemek ve tedavi ekibine hastanın psiko-sosyal durumu ile ilgili bilgi vermek gibi çalışmalardır de bedensel engelli ve felçli hastaların tedavisi için Ankara Rehabilitasyon Merkezi kurulmuş ve sonraki yıllarda fizik tedavi ve rehabilitasyon ekibi içerisinde tıbbi sosyal hizmet uzmanları da çalışmaya başlamışlardır (Coşkun 1971: 4, Kaynaköz 1971: 12). Bu hastaneye atanan sosyal hizmet uzmanları, hastaların sosyal sorunlarının çözümlenmesi ve boş zamanlarını değerlendirmek amacıyla eğlence aktiviteleri düzenlemesi gibi çalışmaları yürütmüşlerdir (Kaynaköz 1971: 11, Ergin, Batman ve Güzübüyük 1971: 17). Türkiye de 1973 yılına kadar devlet hastanelerine atanan sosyal hizmet uzmanlarının sayısı 20 civarında olmuştur yılı Sağlık Bakanlığı istatistiklerinde ise hastanelerde çalışan sosyal hizmet uzmanlarının sayısı 94 olarak bildirilmiştir (Duyan 1996: 13). Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Tıbbi Sosyal Hizmet Komisyonu tarafından 1991 yılında hazırlanan Tıbbi Sosyal Hizmet Raporu nda ise Sağlık Bakanlığı na bağlı hastanelerde 143 sosyal çalışmacı kadrosu bulunduğu bu kadrolarda 113 sosyal hizmet uzmanının görev yaptığı diğer kadroların boş bulunduğu bildirilmiştir. Fakat 113 kadronun tamamında sosyal hizmet eğitimi almış profesyonellerin çalışıp çalışmadığının bilinemediği de belirtilmiştir (Küçükkaraca ve diğ. 1991: 32) yılı istatistiklerinde ise hastanelerde görev yapan sosyal hizmet uzmanı sayısının 162 ye çıktığı görülmektedir (Duyan 1996: 13). Yani sağlık kurumlarında görev alan sosyal hizmet uzmanlarının sayısı gün geçtikçe artmıştır. Günümüzde ise tüm sağlık kurumlarında çalışan sosyal hizmet uzmanlarının sayısı çok daha fazladır. Sosyal hizmet uzmanının hasta ve ailesine yönelik çağdaş ve profesyonel mesleki müdahale becerilerini kazanması, farklı psikoterapi yaklaşımlarını kullanabilme yetkinliğine ulaşması ile uygulama kalitesi artacak ve zamanla özel sağlık kurumlarında da sosyal hizmet uzmanlarının istihdamına gereksinim duyulacaktır. Böylece önümüzdeki yıllarda tıbbi alanda daha çok sosyal hizmet uzmanı istihdam edilebilecektir. Tıbbi sosyal hizmet, 1973 yılında düzenlenen Tedavi Kurumları Yönetmeliği içerisinde yer almıştır (Duyan 1996: 13). Daha sonra 1983 tarihinde yürürlüğe giren Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği nde belli standartlara sahip hastanelerde sosyal hizmet bölümlerinin kurulabileceği ve istihdam edilen sosyal hizmet uzmanlarının bu birimlerde görevlendirilebileceği, görev yetki ve sorumluluklarının tanımlanmasına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bu yönetmelikte, sosyal hizmet uzmanının hastane ortamındaki görevleri de tanımlanmıştır. O günün bilgi birikimi ve koşullarında tanımlanan bu görevlerin en önemlilerinden birisi, hastaların kişisel ve ailevi sorunlarını çözümlenmesinde ailesi ve yakın çevresi ile işbirliği yapmaktır. Bir diğeri, gerektiğinde hastaların sosyo-ekonomik durumlarını değerlendirerek hastane masraflarının hangi kaynaktan karşılanacağını, hastanın sağlık sigortasının olup olmadığını belirlemektir. Hastanın yararlanabileceği sağlık sigortası yok ise hastanın hastane giderlerini ödeyebilecek ekonomik durumunun olup olmadığına karar vermek ve hastane başhekimine bu konuda bilgi vermektir. Ayrıca hastaların hastanede yattıkları sürece onların boş zamanlarını değerlendirici faaliyetler düzenleme, taburculuk sonrasında hastanın kişisel, sosyal ve ekonomik durumunun yeniden düzenlenmesine yardım etmek amacıyla hastane dışında diğer kurumlarla işbirliğini sağlama gibi görevler tanımlanmıştır yılında Diyaliz Merkezleri Yönetmeliği nde cihaz sayısı 10 dan fazla olan her merkezde ihtiyaç duyulması halinde sosyal hizmet uzmanının istihdamına yer verilmiştir. Aynı yıllarda üniversite hastaneleri, devlet hastaneleri ve askeri hastanelerde sosyal hizmet uzmanlarının istihdamı giderek artmıştır. Günümüzde hastanelerde çalışan sosyal hizmet uzmanları, hasta hakları birimi, çocuk izlem merkezi, psiko-sosyal destek ve krize müdahale birimi, toplum ruh sağlığı merkezi, çalışan hakları ve güvenliği birimi gibi birimlerde görevlendirilmektedir. Aynı zamanda hastanelerde sosyal hizmet birimlerinin daha etkin hizmet vermesine ve sosyal hizmet uzmanlarının bu birimlerde ve tıbbın uzmanlaşmış alanlarında tedavi ekibi içerisinde görevlendirilmelerine yönelik çalışmalar bakanlık düzeyinde devam etmektedir li yıllara kadar hastanelerde çalışan sosyal hizmet uzmanları, daha çok yoksul hastalar ve sağlık sigortası kapsamında olmayan hastaların tedavi giderlerinin çeşitli toplumsal kaynaklardan yararlanarak karşılanmasına yönelik çalışmaları yürütmüşlerdir. Sosyal hizmet uzmanları, 2000 li yılların başlarından itibaren çok yaygın olmamakla birlikte hemodiyaliz, gerontoloji, organ nakli ve transplantasyon, fizik tedavi ve rehabilitasyon, sosyal pediatri ve onkoloji gibi tıbbın uzmanlaşmış alanlarında çalışmaktadırlar. Yine aynı yıllardan başlayarak büyük kentlerdeki üniversite hastanelerinde ve büyük devlet hastanelerinde çocuk koruma birimleri kurulmuş ve sosyal hizmet uzmanları bu ekipler içerisinde de görev almaya başlamışlardır. Bu gelişmelerle tıbbi sosyal hizmetin önceki yıllara göre giderek daha iyi T.C.

9 bir konumda olması sağlanmaya çalışılarak günümüze kadar gelinmiştir. Bu günün bilgi birikimi ve koşullarında sosyal hizmet uzmanlarının tıbbın uzmanlaşmış alanlarında tedavi ekibi içerisinde yer alması ve çağdaş bilgi birikimi ile çok daha profesyonel uygulamalar yapmasının zamanı gelmiştir. Hasta Yaşam Kalitesinde Tıbbi Sosyal Hizmetin Önemi Yaşam kalitesi, fiziksel ve bedensel iyilik hali, kişisel gelişim ve tatmin olma durumu, diğer insanlarla ilişkiler, rekreasyon ve sosyal, toplumsal ve yurttaşlık aktivitelerinin bir yansımasıdır (Patrick ve Erickson 1993 Akt. Armağan 2011: 90 20). Dünya Sağlık Örgütü nün tanımında yaşam kalitesi, hedefleri, beklentileri, standartları, ilgileri ile bağlantılı olarak, kişilerin yaşadıkları kültür ve değer yargılarının bütünü içinde durumlarını algılama şekli olarak tanımlamaktadır (Fidaner ve diğ Akt: Top, Özden ve Sevim 2003: 19). Yaşam kalitesi, yaşam şartları içerisinde elde edilebilecek kişisel doyumun seviyesini etkileyen, hastalıklara ve günlük yaşamın fiziksel, ruhsal ve toplumsal etkilerine verilen kişisel tepkileri gösteren bir kavram şeklinde de tanımlanabilmektedir (Akdeniz ve Aydemir 1999 Akt: Top, Özden ve Sevim 2003: 19). Yaşam kalitesi, sübjektif iyilik hali veya bir diğer ifadeyle kişinin kendi yaşamından memnun olma durumu olarak da tanımlanmaktadır. Bununla ilişkili bir kavram olan sağlıkla ilişkili yaşam kalitesi ise daha çok hastalık, yaralanma, tedavi veya davranıştan etkilenen bozukluklar, fonksiyonel durumlar, algılar ve sosyal imkanlar tarafından değişen yaşam süresine dair bir değer üzerinde yoğunlaşmaktadır (Patrick ve Erickson 1993 Akt. Armağan 2011: 90). Bu kavram, yaşamda nelerden zevk aldığımızı, ne olmak ve nasıl yaşamak istediğimizi ifade eder. Kaliteli bir yaşam için herhangi bir kriter yoktur, bu nedenle yaşam kalitesi kavramı soyuttur, tanımları farklıdır, görecelidir ve ölçülmesi zordur (Kurt ve Çetinkaya 2007: 38). Hasta yaşam kalitesinde önemli mesleklerden birisi de sosyal hizmet disiplinidir. Tıbbi alanda çalışan sosyal hizmet uzmanları, çeşitli sağlık kurumlarında ya da hastanelerde doktor, hemşire, psikolog, fizyoterapist, odyolog gibi diğer disiplinlerden profesyonellerle birlikte çalışan profesyonellerdir. Sosyal hizmet uzmanı, tedavi ekibi ile hasta ve ailesi arasında bilgi alış verişini sağlayan, önemli bir köprü vazifesi gören ve bu alanda istihdamı gerekli olan bir profesyoneldir. Sağlık kurumlarında ya da hastanelerde yürütülen sosyal hizmet uygulamalarının genel olarak amacı, hastalık öncesinde ve hastalık sonrasında hasta ve ailesinin sosyal uyumunu, hastalığa ve tedaviye uyumunu olumsuz yönde etkileyen psiko-sosyal ve ekonomik faktörlerin etkilerinin minimum düzeye indirilmesi veya önlenmesidir. Burada bir başka amaç da hasta ve ailesinin desteklenerek sosyal işlevselliğini olabilecek maksimum düzeye çıkarmaktır. Hastane ortamında bu genel amaçlar doğrultusunda yürütülen sosyal hizmet uygulamaları ile hasta yaşam kalitesi arasında pozitif bir ilişki vardır. Hastalık söz konusu olduğunda yasam kalitesi kavramı daha çok önem kazanmaktadır. Hastalığın tanılanması ile başlayan zorlu süreç, hasta ve ailesinin yaşamlarını fiziksel, ruhsal ve sosyal boyutlarda etkileyebilmektedir. Bu özellikleri nedeniyle hastalık ve tedavi süreci, hasta ve ailesinin bu boyutlarda değerlendirilerek ele alınmasını gerektirmektedir. Özellikle kronik hastalıkların tanı, tedavi ve terminal dönemlerinde hasta ve ailesinin psiko-sosyal desteğe ciddi gereksinimleri vardır. Örneğin, hastalığın tanılanması ile nasıl bir tedaviye gereksinim olduğu ve hastalığın prognozunun nasıl olacağı, hasta ve ailesi tarafından en çok merak edilen konudur. Bu nedenle hastanın durumu ile ilgili bilgi almasını sağlamak, duygularını ifade edebilmesi, yaşamında istediği düzenlemeleri yapabilmesi için gerekli imkanların sağlanması oldukça önemlidir. Hastanın ve ailesinin uygun biçimde bilgilendirilmesi, gereksinimine göre psiko-sosyal açıdan desteklenmesi hastanın tedaviye uyumunu kolaylaştıracağı gibi yaşam kalitesini de olumlu yönde etkileyecektir. Hastanın hastaneye yatışının ilk anlarından itibaren tanının hasta ve aile üyeleri tarafından nasıl algılandığının, aile sisteminde ne tür değişimlere yol açtığının, ne tür gereksinimlerin ortaya çıktığının, ne tür destek kaynaklara gereksinim olacağının, hastalıkla birlikte gelen yeni yaşam durumunun bir profesyonel tarafından değerlendirilmesi ve tedavi ekibinin bilgilendirilmesi oldukça önemlidir. Sosyal hizmet uzmanı tarafından yapılan değerlendirmelerde hastanın hastalığına ve tedaviye psiko-sosyal uyumu, hastanın sosyal destek kaynakları, bu kaynakların işlevselliği, sürekliliği ve niteliği, hastanın ne tür psiko-sosyal gereksinimlerinin olduğu ve hangi toplumsal kaynaklardan yararlanılabileceği gibi ana boyutlar üzerine odaklanmaktadır. Değerlendirmeyi yapan sosyal hizmet uzmanı, hastanın tedavi hizmetlerinden en uygun biçimde yararlanabilmesi için hastalıkla birlikte gelen sorunlara yönelik bir müdahale planı hazırlar ve bir vaka yöneticisi olarak hasta için gerekli olan hizmetleri belirler. Sosyal hizmet müdahalesi çerçevesinde yapılan psiko-sosyal değerlendirmeler 9

10 10 ve profesyonel müdahale planları, hastaların yaşam kalitesi düzeylerinin korunması ve daha üst düzeye yükseltilmesine direkt katkı sağlamada ciddi bir öneme sahiptir. Hastane ortamında görev yapan bir sosyal hizmet uzmanı, hastanın tedavisi sırasında ve sonrasında, gereksinime göre farklı mesleki rolleri yerine getirmek için hasta ve ailesinin sosyal yardım hizmetleri, toplum merkezleri, aile danışma merkezleri, okullar, sosyal hizmet kuruluşları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları gibi farklı toplumsal kaynaklardan yararlanmaları yönünde çalışır. Burada hedef, hastanın tedavisine psiko-sosyal yönden olumlu katkı sağlayabilecek destek kaynaklardan yararlanmak ve koruyucu, önleyici, destekleyici müdahale planları ile toplumsal kaynakları hasta yararına kullanmaktır. Transdisiplinler modeli benimseyen ekip çalışmalarının giderek yaygınlaştığı günümüzde sosyal hizmet uzmanının tedavi ekibi içerisinde bir diğer önemli görevi, hastanın gereksinimlerine uygun bir taburculuk planı hazırlanması ve uygulanmasıdır (Yuko ve Yuko 2004). Hazırlanacak olan taburculuk planı, hastanın ve ailesinin psiko-sosyal ve ekonomik gereksinimleri çerçevesinde, tedavi ekibinin önerileri doğrultusunda yapılandırılır. Bu plan, hastanın evine ulaşımı, ayaktan kullanılacak ilaç ya da tıbbi malzemenin sağlanması, iş yeri ile ilgili sorunların ele alınması, evde çocuklar ve diğer aile üyeleri açısından risk oluşturabilecek durumların ele alınması gibi durumları içeren bir plandır. Bazı kronik hastalıklarda hastanın taburculuk sonrasında döneceği sosyal ve fiziksel çevrenin hazırlanması, hem uyumunu hem de yaşam kalitesini olumlu yönde etkileyebilecek bir başka önemli boyuttur. Hastanelerin sosyal hizmet birimlerinde ya da kliniklerde yürütülen bu tür sosyal hizmet uygulamaları, hastalığın, hasta ve ailesi üzerine olumsuz psiko-sosyal ve ekonomik etkilerinin mümkün olduğunca azaltılmasını hedeflemektedir. Hasta ve ailesinin bu etkilerle daha güçlü ve bilinçli bir biçimde baş edebilmesi ve hastanın tedaviden etkin biçimde yararlanması yönünde, sosyal destek mekanizmalarının harekete geçirilmesi ile yürütülen profesyonel müdahaleler yine hastanın yaşam kalitesini direkt olarak olumlu yönde etkileyen öneme sahiptir. Hastanelerin sosyal hizmet birimlerinde çalışan sosyal hizmet uzmanları, hasta ve ailesi ile mikro, mezzo ve makro düzeylerde ve farklı amaçlarla yürüttükleri uygulamalarda, hasta ve yakınlarının iş kaybı, sağlık sigortasından yoksun olma gibi hastanın tedavi giderlerinin karşılanmasına engel oluşturacak ekonomik sorunların çözümü için de çalışmaktadırlar. Hastalık nedeniyle çeşitli nedenlerle ortaya çıkan ekonomik sorunlar, hasta ve ailesinin yaşam standardını ciddi anlamda etkilediği için bu sorunlara çözüm bulunması da hastanın yaşamında olumlu etki yapacaktır. Hastanın hastanede terk edilmesi, bakım sorumluluğunu üstlenecek bir aile üyesinin olmaması gibi durumlarda da sosyal hizmet uzmanları mümkün olan en kısa sürede hastanın güvenli bir bakım sistemine dâhil edilmesi yönünde gerekli müdahaleleri yerine getirmektedirler. Hastalar ve ailelerinin hastalıkla baş edebilmede sağlıklı stratejiler geliştirebilmeleri için formal ve informal sosyal destek sistemlerinin tampon bir mekanizma görevi gördüğü, hastalık nedeniyle ortaya çıkan anksiyete ve depresyonun azaltılmasında önemli rol oynadığı bilinmektedir. Konuya bu açıdan bakıldığında, hasta ve ailesinin sosyal çevrelerini profesyonel bir bakışla değerlendirilmesi, hasta ve ailesi açısından önemli olan, onların psiko-sosyal gereksinimlerine uygun emosyonel, maddi, somut, bilgi sağlayan ve güvence veren sosyal destek mekanizmalarının harekete geçirilmesi de önemli olacaktır. Bu destek mekanizmalarının hasta ve ailesinin gereksinimlerine yanıt verebilecek biçimde organize edilmesi ve nitelikli olarak sürekliliğinin sağlanması yönünde yürütülecek çalışmalar yine hastanın yaşam kalitesini olumlu yönde etkileyecektir. Sosyal hizmet uzmanları, mikro ve mezzo düzeylerde yürüttükleri uygulamalarda hastanın hastalıktan sonra ortaya çıkan ambivalan duygularını, korku, kızgınlık ve suçluluk duygularını sağlıklı biçimde ifade edilmesi için uygun ortamlar yaratabilir. Makro düzeyde planlanan ve yürütülen uygulamalar da hastaların ve ailelerinin bir araya gelerek ortak sorunlarının çözümü için sosyal aktivitelerde bulunmaları, kendi kendilerine yardım edebilecek bilgi ve becerileri kazanabilmeleri için önemli uygulamalardır. Genel olarak tüm bu uygulamalar değerlendirildiğinde hastane ortamlarında yürütülen sosyal hizmet uygulamalarının hasta yaşam kalitesini olumlu yönde etkilediği ve önemli olduğu belirtilebilir. Hastanede Sosyal Hizmet Uygulamaları ve Örnek Vakalar Türkiye de hastane ortamlarında yürütülen tıbbi sosyal hizmet uygulamaları, sosyal hizmet disiplinin bilimsel bilgisindeki gelişmelere paralel olarak son yirmi yıl içerisinde hızlanarak gelişmektedir. Türkiye de hastanelerde çalışan T.C.

11 sosyal hizmet uzmanları daha önceleri sağlık sigortası olmayan hastaların tedavi giderlerinin karşılanması ve yoksul hastalara yönelik çalışmalar yürütüyorlardı. Bu dönemlerde sosyal hizmet uzmanlarına tıbbi tedavi ekibi içerisinde profesyonel olarak görev verilmesi çok yaygın değildi. Fakat genel sağlık sigortası uygulamalarının başlaması ile son on yılda üniversite ve devlet hastanelerinde tıbbın uzmanlaşmış alanlarında ekip içerisinde kabul görmüş sosyal hizmet uzmanlarının sayısı giderek artmaktadır. Her bir hastanede sosyal hizmet birimlerinin kurulması ve sosyal hizmet uzmanlarının bu birimlerde asli görevlerinde çalışmaları hedeflenmektedir. Günümüzde hastanelerde görevli sosyal hizmet uzmanları çok çeşitli müracaatçı sistemleri ile çalışmaktadırlar. Örneğin; fiziksel veya cinsel istismara maruz kalan çocuklar, onkoloji servislerinde tedavi gören hastalar, kronik böbrek yetmezliği nedeniyle tedavi olan hastalar, spinal kord yaralanmalı ve beyin hasarı olan hastalar, kronik hastalığı nedeniyle terminal dönemde olan hastalar ve aileleri ile tıbbın uzmanlaşmış alanlarında yürütülen sosyal hizmet uygulamalarını görmek mümkün olmaktadır. Fiziksel ya da cinsel istismar olgularında çocukların koruma altına alınmaları, koruyucu aile yanına yerleştirilmeleri, istismarın çocuk ve ailesi üzerine olumsuz psiko-sosyal etkileri ile çalışma çok sıklıkla yürütülen çalışmalar arasındadır. Örneğin, babasının cinsel istismarı ve fiziksel şiddet nedeniyle okulu tarafından çocuk ruh sağlığı bölümüne gönderilen 15 yaşında bir ergen kız çocuk, ağır depresyon, korku, ders başarısının düşmesi gibi şikâyetlerle değerlendirilmiş ve psikiyatri uzmanları ile birlikte hazırlanan tedavi planı çerçevesinde koruma altına alınmıştır ve 5 yıl izlenmiştir. Bir başka cinsel istismar olgusunda 8 yaşında erkek çocuk ve ailesi ile çalışılmış ve tedavi sürecinde çocuk, kardeşi ve anne babasının istismar olayından çok ciddi biçimde etkilendikleri ve ciddi anlamda psikolojik desteğe gereksinimleri olduğu görülerek 4 yıl izlenmesi sağlanmıştır. Hastaneye çeşitli nedenlerle başvuran çocuk hastaların, geldikleri aile ve olumsuz yaşam koşullarının hastalık ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediği açıkça gözlenebilmektedir. Örneğin, 10 yıl önce çalışılan bir vakada hasta, 8 yaşında, tekerlekli iskemle kullanan, parapleji olan bir kız çocuğun bası yaraları nedeniyle yılda üç kez hastaneye yatırılması ve uzun süre de hastanede kalması gerekiyordu. Ailesinin sağlık sigortası yoktu ve babası alkol bağımlısı olduğu için çalışamıyordu. Anne günlük geçici işlerde çalışarak ailenin geçimini sağlamaya çalışıyordu. Annesi işe gittiğinden gün içinde küçük kız evde yalnız kalıyor ve annesi gelinceye kadar tekerlekli iskemlesinde oturmak zorunda kalıyordu. Bu ailenin sosyal yardımlardan yararlandırılması, babanın tedavi olanaklarından yararlanmasının sağlanması, hastanın kullandığı tekerlekli iskemleye bir havalı minder temin edilmesi gibi müdahaleler hastanın hem yaşam kalitesini yükseltmiş hem de hastanede geçireceği süreyi kısaltmıştır. Hastaneye başvuran bazı yoksul hastaların hastane dışında kullanılması gereken tıbbi cihazları almada ciddi sorunlarla karşılaştıkları çok sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Yine yıllar önce çalışılan bir vakada hasta, trafik kazası sonucu sağ bacağı pelvis hizasından ampute edilen 14 yaşındaki bir gençti ve üroloji servisine yatırılmıştı. Hastanın tedavi planında protez temini yer almıyordu. Bunun nedeni hastanın yoksul olması ve protezin karşılanabileceği kaynaklarla ilgili olarak doktorların bilgisinin olmaması idi. Sosyal hizmet uzmanı, hastayı odasında ziyaret ettiğinde hastanın depresyonda olduğunu, ailesinden kimsenin yanında olmadığını ve başka bir ilde yaşadıkları için ekonomik nedenlerle hastaneye gelemediklerini öğrendi. Hastanın sosyal durumunu değerlendirdikten sonra protez sağlanması için yasal yollarla ilgili olarak tedavi ekibini bilgilendirdi. Bunun üzerine hasta, üroloji servisinde tedavisinin tamamlanmasından sonra ortopedi servisine havale edildi. Protezi, İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından sağlanan para ile alındı ve takıldı. Bu arada aynı sosyal yardım kaynağından ailesinin hastanın ziyaretine gelmesi de sağlanabildi. Hasta 14 yaşındaydı ve fiziksel görünüm onun için önemliydi. Bir başka vakada, trafik kazası sonucu 3 yaşında beyin hasarı kliniğine yatırılan ve 2 yıldır tedavi gören bir hastanın ailesi ile çalışıldı. Bu hastanın babası trafik kazasından kendini sorumlu tutması nedeniyle eşi ve ailesi ile ilişkilerinde ciddi sorunlar yaşıyordu ve çocuğu ile sadece kendisi ilgilenmeye ve böylece suçluluk duygularını hafifletmeye çalışıyordu. Hastanede de çocuğun yanında kendisi kalıyordu. Çocuğun annesini uzak tutuyor ve hiçbir biçimde iletişime geçmiyordu. Çocuk hazırlanan tedavi planında yürüme egzersizleri yapabiliyordu ama motivasyonu düşüktü. Bu vakada sosyal hizmet uzmanı babanın suçluluk duyguları ile çalıştı. Eşi ile iletişiminin güçlenmesine ve işbirliği yapmalarını sağlama yönünde müdahaleler yaptı. Annesinin hastaneye gelmeye başlaması ve çocuğu ile ilgilenmeye başlaması ile çocuğun motivasyonu arttı ve duygu durumu olumlu yönde değişti. 11

12 12 Sonuç olarak, hastane ortamında yürütülen sosyal hizmet uygulamalarına ilişkin çok farklı örnekler verilebilir. Tüm bu uygulamaların hasta ve ailesinin yaşam kalitelerini olumlu yönde etkileyen çalışmalar olması nedeniyle sosyal hizmet disiplinin hasta yaşam kalitesinde önemli bir öge olduğu söylenebilir. Kaynaklar 1.Akdeniz C., Ö. Aydemir (eds.). (1999). Sağlık düzeyi ölçeğinin Türkçe ye uyarlaması ve güvenirliliği. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni 9(2), s Armağan, O. (2011). İnme sonrası afazi ve yaşam kalitesi. Türk Beyin Damar Hastalıkları Dergisi. 17(3), s Ashman, K. Karen, Grafton H. Hull Jr. (1999). Understanding generalist practice. Second Edition. Nelson Hall Publishers / Chicago. 4.Barın, Derman (1967). Tıbbi sosyal hizmet Sosyal Hizmet, Cilt:2, no: 7, s Barın, Derman (1968). Atatürk sanatoryumunda tıbbi sosyal hizmet çalışmaları. Sosyal Hizmet, Cilt: 2, no: 11, s Barker, R. (1999) The social work dictionary. 4th ed. Washington, DC: NASW Pres. 7.Çakmaklı, Kemal (1976). Türkiye de sağlık hizmetlerinin bütünlenmesinde tıbbi sosyal hizmetin önemi. Sermet Matbaası. İstanbul. 8.Coşkun, Nedim (1971). Sosyal hizmet ve rehabilitasyon Sosyal Hizmet, Rehabilitasyon Özel Sayısı. Cilt: 5, no: 7, s Duyan, Veli (1996). Sağlıkta Psiko-Sosyal Boyut, Tıbbi Sosyal Hizmet. Ankara. 10.Erdem, E. (1999). Kanserli çocukların anne/babalarının yasam kalitesi. Bilim Uzmanlığı Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemsireliği, Ankara. 11.Ergin, Ünal, A. Batman, G. Gözübüyük (1971). Ankara rehabilitasyon merkezinde sosyal hizmet Sosyal Hizmet, Rehabilitasyon Özel Sayısı. Cilt: 5, No: 7, s Fidaner H., H. Elbi, C. Fidaner ve ark. (1999). Yaşam kalitesinin ölçülmesi, WHOQOL-100 ve WHOQOL-BREF. 3P Dergisi (Ek 2), s Johnson C. Louise (1998). Social work practices a generalist approach. USA. 14.Kahramanoğlu, Ertan (1973). Psikiyatrik sosyal hizmet Sosyal Hizmet, Cilt: 5, Sayı: 12, s Kaynaköz, Filiz (1971). Rehabilitasyon çalışmaları Sosyal Hizmet, Rehabilitasyon Özel Sayısı. Cilt: 5, Sayı: 7, s Kurt, Ayşe Sonay, Şenay Çetinkaya (2008) Lösemili çocuklarda yaşam kalitesi ve hemşirelik bakımı. Fırat Sağlık Hizmetleri Dergisi, Cilt:3, Sayı:8, s Kut, Sema (1988). Sosyal hizmet mesleği, nitelikleri, temel unsurları, müdahale yöntemleri. Ankara. 18.Küçükkaraca, Nilgün, Ö. Öntaş, Z. Yelken, M. Alptekin, M. Akkın, N.Tekin (1991) Tıbbi sosyal hizmet, sosyal hizmet uzmanları derneği tıbbi sosyal hizmet komisyonu raporu. Sosyal Hizmet. Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Yayını.Yıl:2, Sayı: 5, s National Association of Social Workers (1973).Standards for social service. Manpower, Washington. DC: NASW. 20.Özbesler, Cengiz (2008). Sosyal hizmet uygulamaları.çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Temel Kitabı. Çocuk ve Gençlik Ruh sağlığı Derneği Yayınları: 3 Hekimler Yayın Birliği. Ankara, s Patrick DL, Erickson P. (1993). Health status and health care policy: quality of life in health care evalution and resource allocation. New York: Oxford University Press. 22.The Whoqol Group. The World Health Organization quality of life assessment (WHOQOL): development and general psychometric properties (1998). Soc. Sci. Med. 46, p Top M. Şerif, S.Y. Özden, M. Efe Sevim (2003). Psikiyatride yaşam kalitesi Düşünen Adam. 16(1) s Yuko, Hon ya and Matsue Yuko (2004). The role of medical social worker in acute hospitals (The present of our hospital and the direction in future), Journal of the Nissei Hospital Vol. 32; no. 2, p T.C.

13 Madde Bağımlılığında Ailenin Rolü Ercan MUTLU Ankara Numune Eğitim Araştırma Hastanesi Özet Aile bir sistem olarak ele alındığında, aile içinde madde bağımlısı bireyin olması aile sistemini olumsuz yönde etkilemekte ve ailede karmaşık sorunların oluşmasına yol açmaktadır. Bu gözden geçirme, ailede madde bağımlısı bir ergenin olması durumunda aileye yaklaşım ve müdahaleyi ailelerle sosyal hizmet kapsamında değerlendirmektedir. Anahtar kelimler: Madde Bağımlılığı, Aile, Ergen, Sosyal Hizmet. Abstract When family is taken up as a system, addicted person in the family have negative impact on the family system and cause formation of complex problems in the family. This overwiew evaluate the approach to family and intervention to family within the scope of social work with families in case of existence of addicted adolescence in the family. Key Words: Addiction, Family, Adolescence, Social Work. Giriş Madde kullanımı ve bağımlılığı, bireyin kimyasallarla (bir kısmı tıp içi bir kısmı da tıp dışında kullanılan maddeler) kurduğu ilişkide özdenetim ve özerkliğini kaybetmesi, özgür olamama ve özgüllüğün ortadan kalkmasıyla gelişen çok boyutlu ve çok yönlü sorunsaldır. Bu kimyasalların ortak yönü beyin ve bağlantılı sistemleri etkilemesi, yaşam için gerekli olmaması ve sahte bir iyi oluş hali yaratmasıdır (Doğan, 2000, s. 139). Günümüzün önemli sorunlarından biri olan alkol ve alkol dışı madde bağımlılığı sorunu yalnız bireyi değil, bireyin içinde bulunduğu aileyi de etkilemektedir. Bağımlılık tedavisinde kısa bir süre öncesine kadar bağımlı birey odak alınmaktaydı ve bağımlı bireylerin yakınları önemsenmemekteydi. Alkol bağımlısı birey, özellikle de erkek olan bağımlı birey yıllar boyunca araştırmaların ve tedavilerin neredeyse tümünde en büyük dikkati üzerinde toplamıştı. Alkol bağımlısı birey üzerinde olan bu odaklanma 1950 li ve 1960 lı yıllarda Joan Jackson un çalışmalarıyla değişikliğe uğradı. Jackson un çalışmaları ile alkol bağımlılarının eşleri ve akrabaları için kurulan adsız alkoliklerin (AA) özerk kolu olan Al-Anon un doğması ve büyümesi bir paralellik gösteriyordu. Jackson un çalışmaları temel odaklanmayı bütün aile üyelerini ve ilişkisel bir bakış açısını da içerecek şekilde genişleterek bağımlılığı ele alışı çarpıcı bir biçimde değiştirmiştir (Brown ve Lewis, 2008, s ). Jakson ın çalışmalarından sonraki araştırmalar, sadece alkol bağımlısı birey üzerinde odaklanmaktan çıkarak, alkol bağımlısı bir üyesi olan ailelerdeki etkileşimler ve gelişmelere dikkat çekmeye başlamıştır. O zamana kadar sadece alkol bağımlısı birey için kabul gören hastalık kavramı, ailedeki her bireyin bağımlılıktan etkileneceğinin anlaşıldığı noktada aile hastalığı kavramına çevrilmiştir. Daha sonra eş bağımlılık (codependence) olarak genişletilen bu terim, alkol bağımlısı bireye yönelen uyumsuz ve sağlıksız tepkileri tarif etmek üzere türetilmiştir. Buradaki vurgu yine ilişkiseldir. En geniş anlamıyla karşılıklı bağımlılık ifadesi başka birinin hakimiyetine tepkisel, itaatkar biçimde karşılık vermeyi tanımlamaktadır Brown ve Lewis, 2008, s ). Bağımlı aile, aile üyelerinden birinin bağımlılık sorunu yaşadığı veya bu durumu telafi etmeye çalışan ailedir. Aile üyeleri bağımlı bireyin kontrol kaybına rağmen aileyi ayakta tutmak için mücadele ederler ve bu bir arada tutmayı bağımlı bireyin kontrol kaybı olduğu inkarına katılarak yaparlar. Bu başlı başına bir görevdir. Aile, farkındalıkla ilgili belli algıları sistematik olarak konu dışı bırakarak, algılanan duruma alternatif açıklamalar türeterek sebep ve sonuç ilişkisini tersine çevirerek veya karıştırarak bunun üstesinden gelmeye çalışır. Bu tabloda aile üyelerinin ihtiyaçları, istekleri ve hissettikleri bağımlı bireylerinkine göre ikinci plandadır. Bu durum ailelerin kimliğine ve günlük davranışlarına iyice entegre olur ve aile sisteminin parçası olur. Bu aile sisteminin bütün aile üyeleri için bir bedeli vardır. Aile içinde fiziksel ve duygusal belirtiler ortaya çıkar ve bireysel gelişim sıklıkla ailenin sürdürülmesi için feda edilir. Bu bağlamda profesyonellerin müdahalesi ortaya çıkan bu belirtilerin hafifletilmesi ve bireysel gelişimin yeniden canlandırılmasıdır. 13

14 14 Bunu sağlamanın yolu aile üyelerini aile sisteminden uzaklaşmalarını sağlamak veya sistem içindeki yerlerini değiştirmeye yardımcı olmaktır (Schmid, 2008, s. 353). 1. Bağımlılığın Aile İşlevlerine ve İlişkilerine Etkisi Yapılan çalışmalar incelendiğinde aile işlevlerinin çeşitli araştırmacılar tarafından ele alındığını göstermektedir. Ognburn, ailenin ekonomik ihtiyaçları karşılamak, statü sağlamak, çocukların eğitimini planlamak, din eğitimi vermek, boş zaman faaliyetlerini gerçekleştirmek, aile üyelerinin birbirini koruması ve karşılıklı sevgi ortamı yaratmak gibi yedi işlevi üzerinde durmuştur (Ogburn, 1963, s.467; aktaran, Bulut, 1993, s.3). Ronnau ve Poertner aile işlevlerini paradan sağlığa, duygulardan kendini ifade etmeye gibi çok geniş biçimde ele almıştır (Ronnau ve Poertner, 1993; aktaran, Nazlı, 2003, s.38). Berger ve Berger ise aile işlevlerinden cinsellik, doğurganlık ve birincil toplumsallaşma üzerinde daha yaygın bir anlaşmanın olduğunu ifade etmişlerdir (Berger ve Berger, 1979, s.94; aktaran, Karataş, 2001, s.91). Madde bağımlılığını aile işlevlerine ve ilişkilerine etkisi bağımlı bireyin hem eş ile ilişkileri hem de çocuğu ile ilişkiler açısından ele alınabilir. Eş ile ilişkiler yönünden ele alındığında bağımlılığın evliliği birçok yönden etkilediği görülmektedir. Bağımlı bir aile üyesinin varlığı evlilikten beklenen rollerde değişiklikler ortaya çıkarmakta ve evlilikte yeniden yapılanma meydana getirmektedir. Bağımlılık süreci ile birlikte eşler arasında denetim mekanizması devreye girmekte ve bu durum çok özellikli bir ilişkiye neden olmaktadır. Ailenin korunmasından çocuklara ilişkin sorumluluk ve ödevlere kadar aile sisteminin devamını sağlamaya yönelik birçok görev eşe bırakılmaktadır. Böylelikle, aile sisteminin devamında eş belirleyici bir rol oynamaktadır. Çocuk ile ilişkiler açısından ele alındığında ise ebeveynlerde madde kullanımı ile çocuklarda görülen sorunlu davranışlar arasında nedensel bir ilişki görülebilir. Aile içi ilişkinin niteliği ve biçimi bu sorunlu davranışların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Ebeveynlerde madde kullanımı, çocukların gelecekte benzer bir sorunu yaşamasına neden olabilir. Bağımlı ebeveyne sahip çocuklarda depresyon, anksiyete, düşük benlik saygısı, bilişsel işlevlerde düşüklük görülmektedir. Bu çocuklarda aynı zamanda evden kaçma, yalan söyleme, kavga etme, hırsızlık yapma gibi ciddi davranışsal sorular görülebilmekte ve bu nedenle çocuklara sıklıkla davranım bozukluğu tanısı konulabilmektedir (Eke, 2007, s.270). Ailede, alkol kötüye kullanımı çocuk ihmali ve istismarları vakalarında en yaygın faktörlerden biridir ve çocuklara çok ciddi zarar verir. Ailelerinde alkol problemi varsa çocukların sosyal yaşamı ciddi ölçüde sınırlanır. Kötü bir manzarayla karşılaşmaları korkusuyla arkadaşlarını evlerine getirmede kendilerini mahçup hissederler. Eğer ihmal ediliyorlarsa arkadaşlarının evlerinin bu durumunu görmelerini istemezler (Fanti, 1990, s ). 2. Bağımlı Ailesinde Roller ve Kurallar Bağımlı ailesinde roller Wegscheider (1981) tarafından aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır. Baş Yapıcı: Bu aile üyesi, problemli içiciye duygusal yönden en yakın aile üyesidir. Problemli içiciyi tehdit edebilen krizleri erteler. Baş yapıcı düzenli olarak içicinin davranışlarını gizler ve ailenin devamı için sorumluluğu üstlenir. Problemli içici, eşlerden biri olduğunda baş yapıcı genellikle diğer eştir. Problemli içici tek anne ya da babası ise başyapıcı genellikle en büyük çocuktur. Eğer, alkol kötüye kullanımı olan en büyük çocuksa baş yapıcı bir veya daha fazla ebeveyn baş yapıcı rolünü yerine getirmeye eğilimlidir. Kahraman: Bu rol ailenin en büyük çocuğu tarafından üstlenilir. Düşük benlik saygısı, yetersizlik ve suçluluk duyguları içindedir. Kaotik aile yaşamı gerçeğini başka yöne çeker. Başarı yönünden ailenin göstermelik rollündedir. Şamar Oğlanı: Ailenin yüz karası rolündedir ve ailenin tüm sıkıntılarında suçlanmaya açıktır. Sadece sıkıntılı davranışları ile dikkat çekebilir. Her zaman meydan okuyan ve savunmacıdır. Yaklaşan aile krizi zamanlarında, şamar oğlanı ailenin dikkatini muhtemel problemden uzaklaştırmak için aileyi kurtarmak adına kendi davranışı üzerine çeker. Yitirilmiş Çocuk: Şamar oğlanı gibi düzenli aile dikkatini sağlamada başarısızdır. Şamar oğlanının aksine iddiasız davranışları nedeniyle hiçbir güçlüğe neden olmaz. Nerdeyse aile üyelerine görünmez, İzoledir ve kendilik değeri düşüktür. Maskot: Maskot, şamar oğlanı ve yitirilmiş çocukla çoğu ortaklığa sahiptir. Maskot ailenin jokeridir stres dolu çevrede rahatlama ışığı sağlar. Sıkılıkla uygunsuz bir eylemle mizah aracılığıyla dikkat çekmeye zorlayıcı biçimde çabalar. Mizahı kullanma onun gerçek korku hissinin kılık değiştirmesidir (Wegscheider 1981, Aktaran; Fanti, 1990, s ). Ailede ebeleyenlerden birinin madde kullanımı kadar çocuklardan birinde de madde bağımlılığı görülebilir. Özellikle ergenlik dönemi madde kullanımı açısından son derece riskli bir dönemdir 3. Ergenlerde Madde Kullanımı ve Aile Fiziksel ve ruhsal alanda önemli değişikliklerin yaşandığı, hızlı büyüme ve olgunlaşma çağı olarak nitelenen ergenlik döneminin en önemli psikososyal özelliği kimliğin kazanılmasıdır. Ailesinden bağımsızlaşmaya başlayan ergen T.C.

15 için bu dönemde arkadaşlık ilişkileri çok fazla önem kazanır. Genç, arkadaş gruplarına dahil olabilmek için kendini onların etkisine bırakır. Anne ve babanın yerini özdeşim kurdukları kişiler alır ve ergen bu kişilere benzemek ister. Bu dönemde kimlik karmaşası tüm gençlerin yaşadığı doğal bir süreç olarak belirmektedir. Kimlik bocalamasından çıkamayan ve olumsuz bir kimlik geliştiren ergen, madde kullanımı gibi önemli bir sorunlarla karşı karşıya kalabilir (Kalyoncu, 2009, s ) Ergenlerde Madde Kullanımına Neden Olan Aile Faktörleri Ergenlerde madde kullanımına neden olan tek bir risk etkeninden ziyade arkadaş grubuna bağlı, ebeveyne bağlı, kişiye bağlı, toplumsal, kültürel ve biyolojik risk etkenleri gibi birkaç risk etkeninin bir araya gelmesinden bahsedilebilir. Ancak çalışmanın konusu açısından bu gözden geçirmede aile/ebeveyne bağlı risk faktörleri ele alınacaktır. Aşağıda ergenlerde madde kullanımı öncesinde ailesel risk faktörlerinin listesi yer almaktadır. Bu risk faktörleri madde kullanan ergenlerde, madde kullanmayan ergenlerin aksine önemlidir.. Tartışma, kavga, çatışma, çalma, aile krizi ya da yüksek stres içeren davranışlar gibi ailede önemli negatif davranışların varlığı.. Otoritenin daha az paylaşılması, kötü iletişim ve problem çözümünün ortaklaşa yapılmaması gibi kendine özgü ailesel ortamlar.. Ebeveynle ilgili örnekler ve etkiler:. Ebeveynde madde kullanımı, madde kullanmayan ancak aşırı talepkar ya da aşırı koruyucu ebeveyn (çocuğunun madde kullanımına son vermek için ona gözdağı verip onu tehdit eden ebeveynler bu şekilde çocuğu madde kullanan arkadaşlarına daha fazla iter ve kendilerinden uzaklaştırır.. Ebeveyn yokluğu.. Aşırı pasif anneler.. Ergenlerin, ebeveynlerinin madde kullanımını onayladıklarını algılaması.. Klasik olmayan ebeveynler (üvey ebeveyn, ebeveynin ve partnerlerin evlenmeden birlikte yaşaması, çoklu partnerler).. Ebeveynin çocuğuna yakınlık eksikliği.. Ergenin, ebeveynlere hissettiği yakınlık eksikliği.. Ergenlerin, ebeveynlerinden özellikle de babalarından sevgi ve destek konusunda yetersizlik hissetmesi.. Ebeveynler tarafından dayatılan katı kontroller ya da disiplin konusunda ebeveynler arasında anlaşmazlık.. Yasal problemi ya da antisosyal davranışları olan ebeveynler.. Ebeveynlerin ideal olarak olmasını istedikleri çocuk ile gerçekte nasıl olduğu konusundaki algılamaları arasındaki uyuşmazlık.. Etkisiz baş etme mekanizmalarının kullanımı.. Alkol ve maddenin bir aile baş etme mekanizması olarak kullanılması (Powers ve Matano, 2008, s ). Bununla birlikte, olumlu ebeveyn çocuk ilişkisi, anne-babanın çocuklarının hayatları ile ilgili olmaları, aile içinde tutarlı kurallar ve sınırlar, ebeveyn çocuk arasında bağ olması ergenlerde madde kullanımını önleyici etkenler olarak sıralanabilir (Ögel ve diğerleri, 2003, s.15). Ayrıca ailesel etkileşimlerle ilgili pozitif bağlanma, duygusal destek ve ciddi eleştirmenin bulunmaması, temel güven duygusu, ebeveynin çocuğu izlemesi, açık kurallar ve beklentilerin olması ergenler için koruyucu faktörler olarak ele alınmıştır (Kafetzopoulos, 2006, s.63) Çocuklarının Madde Kullandığını Öğrenen Anne ve Babaların Olası Tutumları (Ögel, 2001, s.63-64) e göre çocuklarının madde kullandığını öğrenenen aileler biran büyük bir şok yaşamaktadırlar. Geçirdikleri bu şokun altında bir çok etken vardır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir : - Çocuklarından beklentileri olan ebeveynler bir anda ciddi bir hayal kırıklığı yaşamaya başlar. Çocuklarıyla ilgili hayalleri, planları ve umutları tükenmiştir. - Neden benim çocuğum diyerek bunu hak etmedim duygusunu yaşarlar. - Bazen öfkeye dönüşebilen ve çocuğa yansıtılan ciddi bir suçluluk duygusu yaşarlar. Neyi eksik yaptıklarına dair kendilerini sorgularlar. - Sonraki aşamada ise aile, çevre baskısını düşünmeye başlar. Çevredeki diğer insanlar ne düşünecektir ve aile bu durumu onlara bu durumu nasıl anlatacaktır. - Aileler madde bağımlılığı sorunu ile nasıl başa çıkabileceklerini bilmedikleri için bir panik durumu yaşayabilirler. Ne yapmaları gerekmektedir? Nasıl davranmalıdırlar? (Ögel, 2001, s.63-64) Madde Kullanan Ergenin Ailesiyle Görüşme Madde kullanan ergenin ailesiyle yapılacak görüşmede aile üyelerinin neler yaşadıklarını anlamak, beklentilerini öğrenmek, durumu kabul etmelerini sağlamak, aile üyelerini bağımlılık yapıcı maddelerin etkileri, tedavi süreci ve bağımlılık ile ilgili bilgilendirmek, hedeflenir. Bu hedefleri gerçekleştirmek için uygulamada yapılması gerekenler şu şekilde ifade edilebilir (Ögel K., Taner, S., Yılmazçetin, C., 2003, s 91-95). Öncelikli olarak aile üyesi dikkatlice ve yargılanmadan dinlenmeli ve anlaşıldığı aile üyesine gösterilmelidir. Ailenin madde kullanım sorunuyla ilgili izledikleri yöntem ve elde edilen sonuçlar değerlendirilmelidir. Aile üyeleri bağımlı davranışları, maddeler ve etkileri, madde etkisinde 15

16 16 olmadığında gençle konuşulması konularında bilgilendirilebilir. Bazı durumlarda aile üyeleri gencin madde kullanım sorunu olduğunu kabul etmek istemeyebilirler. Bu durumda aileye sorunu kabullenmeleri için zaman verilebilir. Aile üyelerine ön yargılarınızdan kurtulun, çocuğunuzu yargılamayın, korkutmayın ve suçlamayın gibi mesajlar verilerek çocukları ile olumlu ilişki kurmaları sağlanmalıdır. Aile üyelerine verilecek başka bir mesaj ise kendilerini suçlamaktan vazgeçmeleri ve kendilerini hazır hissetmedikçe çocuklarıyla konuşma yapmamalarıdır. Ayrıca aile üyelerine gencin kendi alması gereken sorumluluklarını onun yerine yüklenmemelerini aileye ifade edilmelidir. Bağımlılık tedavisi sürecinin sabır isteyen bir süreç olduğu da aile üyeleriyle görüşülebilir (Ögel K., Taner, S., Yılmazçetin, C., 2003, s 91-95) Madde Kullanan Ergenler İçin Aile Eğitimi Madde kullanım bozukluğu olan ergenlerde aileyle çalışma, ergenin madde kullanımını bırakması veya tedavisinin sağlanması için büyük önem taşımaktadır. Anne babanın tedaviye katılması, müdahalenin başarısını arttıran önemli bir etkendir. Bu nedenle anne ve babanın eğitimi tedavi sırasında göz ardı edilmemelidir. Anne ve babaların bağımlılık yapan maddeler ve bağımlılık süreci hakkında bilgilendirilmesi, madde kullanan kişiyi nasıl anlayabilecekleri, arkadaşlarını ve arkadaşlarının ailelerini tanımaları, ergenlik döneminin özelliklerini bilmeleri, çatışmaları çözmeyi bilmeleri, etkili disiplin yöntemlerini öğrenmeleri, çocuklarıyla etkili iletişim sağlamaları aile eğitim programlarında yer alan konular olarak sıralanabilir (Ögel ve diğerleri, 2004, s.1-127). Bir başka yazara göre aile eğitiminin önemi şu şekilde vurgulanmaktadır. Bağımlılık eğilimi gösteren ve bağımlı olan gençlerin çoğu iletişim bozukluğu olan ailelerden gelmektedir. Ailenin, madde kullanımını hoş karşılayan, tehlikeli olarak algılamayan tutumları genç için madde kullanımını özendirebilecek bir risk faktörüdür. Ailenin değer yargılarının madde kullanımına karşı çıktığı ve değer ölçülerinin neler olduğunun anlatıldığı durumlarda genç birey daha bilinçli bir şekilde kendi yönünü saptayabilmektedir (Kasatura, 1998, s ). Aile içinde madde bağımlısı ergenin olması ailelerle sosyal hizmet uygulamasını gerektirmektedir. 4. Ailelerle Sosyal Hizmet Temel amacı aile üyelerinin gelişimsel ve duygusal gereksinimlerini yetkin bir şekilde karşılayabilmeyi öğrenebilmesi için ailelere yardımcı olan ailelerle sosyal hizmet uygulamaları bir dizi ilke çevresinde gerçekleştirilir. Değişim ya da müdahale için ailelerin güçlerini pekiştiren ailelerle sosyal hizmet, ailelerin işlevlerini etkili bir şekilde gerçekleştirebilmesi için ek bir destek sağlar ve böylece aile işlevselliğinde somut değişiklikler gerçekleştirir (Collins, Jordan ve Coleman; Aktaran, Duyan, 2010, s. 261). Johnson (1988) e göre sosyal hizmet uzmanı ve aile arasındaki etkileşim süreci geliştirilmelidir. Bu bağlamda dikkate alınması gereken ilkeler şu şekilde sıralanmıştır. 1) Ailenin sosyal öyküsü alınarak aile hakkında yeterli bir anlayış geliştirebilir. 2) Ailenin üyelerinin tümüyle kabullenici, anlayışlı ve özenli bir mesleki ilişki kurulmalıdır. Aile üyelerinin her birine birey olarak saygı duyulmalıdır. Mesleki çalışmada sürekli olarak aile bireylerinin katkısı istenmeli ve sunulan katkılara değer verilmelidir. Sosyal hizmet uzmanı problemi teşhis ederek aile üyelerini suçlamamalıdır. Aksi takdirde sorumluluk, günah keçisi gibi bazı aile üyelerine yüklenerek mesleki müdahalenin etkililiği ortadan kalkacaktır. Bu noktada sosyal hizmet uzmanı, aile yapısındaki işlevselliğin probleme ne şekilde katkı verdiğine odaklanmalıdır. Sosyal hizmet uzmanı her bir aile üyesinin haklarına saygı duyan, onları suçlamayan bir tutum geliştirerek ailenin problemlerine ilişkin olarak nasıl birlikte çaba göstereceklerine ilişkin model olur. Daha sonra ailenin bir bütün olarak problemleri konusunda sorumluluk üstlenmesine yardım edilir (Yolcuoğlu, 2012, s.343). Madde bağımlısı ergenlerin aileleriyle çalışan sosyal hizmet uzmanlarının rolleri şu şekilde ele alınabilir:. Mesleki ilişki sürecini başlatmak, aileyle işbirliği yapmak ve ailenin problem çözme ve baş etme kapasitesini arttırmak.. Bağımlılık süreci, bağımlılık tedavisi hakkında aileleri bilgilendirmek ve ailenin tedaviye katılımını sağlamak.. Aile üyeleri arasında kısır döngüye dönüşen iletişimlerin yerine problem çözücü yeni iletişim tarzlarının oluşmasına yardımcı olmak.. Aile üyelerinin her birinin kendi yaşamlarıyla ilgili sorumluluk üstlenmelerine ve aile içindeki bağımlı ergenin sorumluluklarını üstlenmemelerine yardımcı olmak.. Aile bireylerinin bağımlı ergen ve sistemle kurdukları, bağımlılığı besleyen sağlıksız ilişkilerinin sonlanmasına yardımcı olmak.. Aileyi ve madde bağımlısı ergeni gerektiğinde toplumsal hizmet ve kaynaklardan yararlandırmak. T.C.

17 Sonuç Aile içinde madde bağımlısı bir ergenin varlığı kaçınılmaz olarak diğer aile üyelerini de etkilemekte ve aile içinde sosyal hizmet müdahalesini gerektiren çeşitli sorunların oluşmasına yol açmaktadır. Bu nedenle ailelerle sosyal hizmet uygulamaları madde bağımlısı ergenin maddeden uzak kalmasının sağlanması ve bir bütün olarak aile işlevselliği açısından oldukça önemlidir. Kaynaklar 1) Bulut, I. (1993). Ruh Hastalığının 2) Aile İşlevlerine Etkisi. Ankara: T.C. Başbakanlık Kadın ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı Yayınları. 3) Brown, S., Levis, V. (2008). Alkolik aile gelişimsel bir iyileşme modeli. I. Yalom, (Ed), Alkolizm Terapisi içinde ( ). İstanbul: Prestij Yayınları. Duyan, V. (2010). Sosyal Hizmet, Temelleri, Yaklaşımları ve Müdahale Yöntemleri. Ankara: Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi Yayın N0:16. 4) Doğan, Y.B. (2000). Madde kullanımı ve bağımlılığı. I. Sayıl, (Ed), Ruh Sağlığı ve Hastalıkları içinde ( ). Ankara: Antıp A.Ş. 5) Eke, C. (2007). Bağımlı ebeveynlerin çocukları. Ö. Kültegin, (Ed), Riskli Davranışlar Gösteren Çocuk ve Ergenler içinde ( ). 6) Fanti, G. (1990). Helping the Family. S. Collins, (Ed), Alcohol Social Work and Helping içinde ( ). New York. 7) Kalyoncu, A. (2009). Plastik Düşler. İstanbul: Kapital Medya Hizmetleri AŞ. 8) Karataş, K. (2001). Toplumsal değişme ve aile. Toplum ve Sosyal Hizmet. 12 (2): ) Kafetzopouolos, E. (2006). Risk and Protective Factors in Adolescent and Youth Drug Use. Poland: Council of Europe. 10) Kasatura, İ. (1998). Gençlik ve Bağımlılık. İstanbul: Evrim Yayınevi. 11) Nazlı, S. (2003). Aile Danışmanlığı. Ankara: Anı Yayıncılık 12) Ögel, K. (2001). İnsan, Yaşam ve Bağımlılık Tartışmalar ve Gerekçeler. İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayıncılık. 13) Ögel K., Taner, S., Yılmazçetin, C. (2003). Ergenlerde Madde Kullanım Bozukluklarına Yaklaşım Klavuzu. İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayıncılık. 14) Ögel, K. ve diğerleri (2004) Madde Kullanan Ergenler için Aile Eğitim Kılavuzu. İstanbul: Çematem. 15) Powers, R.A., Matano, R. (2008). Madde kullanımı ve suistimali. I. Yalom, (Ed), Ergen Terapisi içinde (85-152). İstanbul: Prestij Yayınları. 16) Schmid, J. (2008). Alkolizm ve aile. I. Yalom, (Ed), Alkolizm Terapisi içinde ( ). İstanbul: Prestij Yayınları. Yolcuoğlu, i.g. (2012). Sosyal Hizmete Giriş. Ankara: SABEV. 17

18 18 Çocuk İstismarı ve Çocuk İzlem Merkezleri Fadime YÜKSEL, Nilüfer KESER, Elif ODABAŞ, Gözde Bahar KARS, Fayık YURTKULU, Filiz DAŞKAFA, Fatma ARSLAN, Emine CAYRAT Ankara Yenimahalle Devlet Hastanesi Özet Çocuk istismarı çocuğun sağlığını, yaşamını ve gelişimini tehlikeye atacak şekilde haklarını ihlal eden her türlü eylem ve eylemsizliklerin tümüdür. Mağdur çocukların haklarının gözetilmesi, çocuklarda oluşabilecek travmanın etkisinin azaltılması ve ikincil travmaların önlenebilmesi için gerekli tedbirlerin alınması ve çocukların tedavilerinin sağlanması gerekmektedir. Bu konuda kanunlarla görevleri tanımlanan çocuk koruma sistemindeki kişi ya da kurumlar arasında işbirliği ve koordinasyon büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada Türkiye deki altı farklı kurumun ortak çalışması olan ve yaygınlaştırma çalışmaları devam eden Çocuk İzlem Merkezlerinin (ÇİM) tanıtılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ÇİM lerin sayısına, merkezlerin ve çalışan personellerin özelliklerine, personelin eğitimine, merkezin işleyişine dair bilgiler sunulmuş ve çocuk koruma sistemi ışığında var olan sorunlar tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cinsel İstismar, Çocuk İzlem Merkezi, ÇİM Abstract Child abuse is all actions and inactive stuations that violate child s rights and endanger child s life and development. It is important taking the necessary measures and provide treatments to protect the child victim s rigth, reduce the impact of trauma and prevent the secondary trauma. In this subject, the cooperation and coordination between persons in child protection system and child protection institutions that is defined in law is very important. In this study introduction of Child Follow-up Centres (CFC) that was founded jointly by six institutions in Turkey. For this purpose, the number of CFC, the characteristics of the centers and the personnel working in the center, personnel training, of the functioning of the center that was presented and discussed in the light of the existing child protection system. Key Words: Sexual Abuse, Child Follow-up Center, CFC Giriş Çocuk istismarı Dünya Sağlık Örgütü ne göre çocuğun sağlığını, yaşamını ve gelişmesini tehlikeye atacak şekilde bir yetişkin, toplum veya ülkesi tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan davranışlar, haklarını ihlal eden her türlü eylem ve eylemsizliklerin tümüdür (Akt., Yurdakök, 2010, ss ). Bir başka deyişle, çocuğun beden veya ruh sağlığına zarar veren, zarar verme riski taşıyan, fiziksel, duygusal, zihinsel veya cinsel gelişimini olumsuz etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici olan, kaza-dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalması çocuğa karşı kötü muamele ya da çocuk istismarı şeklinde tanımlanmaktadır. Çocuğa kötü muamelenin fiziksel, cinsel ve duygusal istismar ile ihmal olmak üzere dört farklı boyutu vardır (WHO 2006). Fiziksel istismar: Çocuğun kaza dışı yaralanması şeklinde tanımlanırken sıklıkla fiziksel şiddet uygulamak, dövmek şeklindedir; fiziksel bulgular nedeniyle de saptanması en kolay olan istismar türüdür. Duygusal İstismar: Çocuğun ihtiyaç duyduğu ilgi, sevgi ve bakımdan mahrum kalması ve bunun çocuk üzerinde psikolojik sorunlara neden olması durumudur. T.C.

19 İhmal: Çocuğun beslenme, barınma, sağlık, giyim korunma ve gözetim gibi yaşamsal ihtiyaçlarının kendisine bakmakla yükümlü kişilerce karşılanmamasıdır. Cinsel İstismar: Çocuğun tam olarak kavrayamadığı, gelişimsel olarak henüz hazır olmadığı, rıza gösterme ve onaylama kapasitesinde olmadığı cinsel aktiviteye zorlanmasıdır (WHO, 2006) Çocuğun henüz bedensel, ruhsal ve cinsel gelişimini tamamlamadığı dönem olarak bilinen 18 yaş altında meydana gelen çocuk istismarı birçok ruhsal sıkıntılara yol açmakta olup, çok ciddi bir toplumsal sorun hâline gelebilmektedir (Ballı, 2010; Pelendecioğlu ve Bulut, 2009). Yapılan araştırmalara göre, çocukluk döneminde yaşanan olumsuz yaşam deneyimlerinin fiziksel olarak beyin gelişimini bozduğu, psikiyatrik ve fiziksel hastalıklara neden olduğu, oluşan bu etkinin epigenetikle gelecek kuşaklara aktarıldığı gösterilmiştir (Neigh, 2009). Bu durum, sadece çocuğun sağlığını olumsuz yönde etkilemekle kalmayıp, aynı zamanda sosyal bakımdan da önemli sorunlar oluşturmaktadır (Gilbert ve ark., 2012; Mohler-Kuo, Landolt, Maier, Meidert, Schönbucher ve Schnyder, 2013; Richmond-Crum, Joyner, Fogerty, Ellis ve Saul, 2013). Psiko-sosyal birçok olumsuz sonuçlara yol açan cinsel istismarı önlemek ve cinsel istismara maruz kalmış çocuğa yapılacak müdahalelerde yasal düzenlemelerin önemi büyüktür. Türkiye dışındaki ülkeler incelendiğinde çocuk istismarını önlemede farklı uygulamaların olduğu görülmektedir (Fileborn ve Gargett, 2011; Gilbert, 2012). Türkiye de ise cinsel istismara yönelik mevzuatta başta tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) olmak üzere mağdur çocuklara karşı işlenen suçların cezalandırılmasına ilişkin hükümler yer almaktadır. TCK da fuhuş amacıyla insan ticareti, işkence, çocuk düşürtme, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, cinsel taciz, cinsel amaçla işlenen hürriyeti tahdit, müstehcenlik, fuhşa teşvik ve çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçları düzenlenmiştir (Akt., Yalvaç, 2010). İstismara uğrayan çocukların bir kısmı, maruz kaldıkları istismar sonucunda kendilerini suçlu hissetmeleri ya da korkutulmuş olmaları gibi pek çok sebepten dolayı yaşadıklarını gizleme eğiliminde olup, istismar olayını bildirmemektedir (Avcı, Aslan, Kerimoğlu ve Yalın, 1995; Mohler-Kuo, Landolt, Maier, Meidert, Schönbucher ve Schnyder, 2013). Bu durum mevcut çocuk istismarı olaylarının ortaya çıkmasını engellemekle birlikte, istismara uğrayan çocuğa verilmesi zorunlu olan hukuki, tıbbi, ruhsal ve sosyal desteğin gerektiği ölçüde verilememesine yol açmaktadır. Ayrıca, bu kapsamdaki başta cinsel istismara uğrayan mağdur çocukların, yeteri kadar işbirliği ve koordinasyon olmayışından dolayı kolluk kuvvetleri, adli merciler ve sağlık kurumları tarafından ayrı ayrı değerlendirilmesi ve bu süreçte mükerrer sorulara muhatap olması, yaşadıklarını uygunsuz şartlarda defalarca dile getirmek zorunda bırakılması, gizliliğin sağlanamaması, ilgili kurumlarda çocukla görüşme yapanların çoğu zaman çocuğun ruhsal durumunu gözeterek görüşme yapabilecek niteliklere ve eğitime sahip olmaması gibi çeşitli sebepler, çocuğun uğradığı travmayı şiddetlendirebilmekte ve ruhsal açıdan çocuğun tedavi edilmesini zorlaştırmaktadır. Söz konusu suçların mağduru olan çocukların haklarının gözetilmesi ve oluşabilecek travmanın etkisinin azaltılması ve ikincil örselenmelerin önlenebilmesi bakımından gerekli tedbirlerin alınması ve tedavilerinin sağlanması gerekmektedir ve çocuk koruma sisteminde kanunlarla görevleri tanımlanan kişi ya da kurumlar arasında işbirliği ve koordinasyon büyük önem taşımaktadır (Dağlı ve İnanıcı, 2010). Çocuk Hakları Sözleşmesi nin 19. maddesine göre: Taraf Devletler, çocuğun anne-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, ırza geçme dâhil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar. Bu tür koruyucu önlemler; çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başkaca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir. denilmektedir (Çocuk Haklarına Dair Sözleşme). Bu hususlar dikkate alınarak, çocuk istismarının önlenmesi ve istismara uğrayan çocuklara bilinçli ve etkin bir şekilde müdahale edilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı nca başlatılan ve daha sonra tüm ülke çapında uygulanması düşünülen proje kapsamında; öncelikli olarak cinsel istismara uğramış çocukların ikincil örselenmesini asgariye indirmek, adli ve tıbbi işlemlerin bu alanda eğitimli kişilerden oluşan bir merkezde tek seferde yapılmasını temin etmek ve istismarı önleyici tedbirlerin alınmasını sağlamak üzere Sağlık Bakanlığı na 19

20 20 bağlı hastaneler bünyesinde Çocuk İzlem Merkezlerinin (ÇİM) kurulması ve bu merkezlerin işleyişinin Sağlık Bakanlığı koordinesinde yürütülmesi uygun görülmüştür. ÇİM lerin kurulması, işleyişinin sağlanması ve ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla da Çocuk İzlem Merkezi Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştur. Çocuk İzlem Merkezi Koordinasyon Kurulu: Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı temsilcilerinin katılımıyla bir Koordinasyon Kurulu oluşturulmuş, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Yargıtay Başkanlığı ve ilgili İl Cumhuriyet Başsavcılığı temsilcileri de kurula davet edilmiştir. Koordinasyon kurulunun bir dizi toplantıları sonrasında pilot uygulama olarak ilk ÇİM Ankara da kurulmuş olup, Ekim 2013 itibariyle ülke genelinde ÇİM lerin sayısı 13 e ulaşmış, toplamda 28 merkezin kurulması hedeflenmiştir. ÇİM kurulduktan sonra koordinasyon kurulunun kararı ile Ankara da görev yapan ve çocuklarla çalışan okul psikolojik danışmanı, öğretmen, sosyal hizmet uzmanı, sağlık personeli, din görevlisi gibi kamu görevlileri ile kolluk görevlileri Çocuk İzlem Merkezlerinin Amacı ve İşleyişi konusunda bilgilendirilerek her kurumun kendi personelini eğitmesi sağlanmıştır. Yasal Mevzuat: ÇİM ile ilgili ilk yasal düzenleme; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun tarihli ve 10 No lu Soruşturma Usul ve Esasları konulu Genelgesinin 48 nci maddesinde Özellikle cinsel istismar suçunun mağduru olan çocukların etkin bir şekilde korunmalarının sağlanması, ikincil mağduriyetlerinin önlenmesi, adli ve tıbbi işlemlerin bu alanda eğitimli kişiler tarafından tek seferde yapılması ve istismarı önleyici tedbirlerin alınması amacıyla Sağlık Bakanlığı na bağlı hastaneler/kurumlar bünyesinde kurulan Çocuk İzlem Merkezlerinde soruşturma işlemlerinin yapılmasının sağlanması şeklindedir. Yine HSYK nın tarih ve 8134 sayılı, Üniversitelerin Çocuk Koruma Birimleri ve Merkezleri konulu duyurusunda da; Takdir ve değerlendirmesi Cumhuriyet Başsavcılığına ait olmak üzere, üniversitelerde kurulan ve Sağlık Bakanlığı tarafından Sağlık Bakanlığı Çocuk İzlem Merkezlerinin işleyişine dair usul ve esaslar (afiliasyon-işbirliği) dikkate alınarak tamamlanmış özelliklere haiz bulunan çocuk koruma birimleri veya merkezlerinde de soruşturma işlemlerinin yapılabileceğinin bilinmesi hususunda gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi tüm Cumhuriyet Başsavcılıklarından istenmiştir. Başbakanlığın tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) konulu 2012/20 No lu Genelgesinde de ÇİM lerin işleyişi hususunda ana ilkelere yer verilmiştir. Çocuk İzlem Merkezi nin Özellikleri: Çocuk İzlem Merkezleri, hastane bünyesinde fiziki olarak dışarıdan bakıldığında hastanenin diğer bölümlerinden ayırt edilemeyecek şekilde, iç donanımı adlî ve tıbbî işlemlerin eksiksiz şekilde yapılması, çocukların kendini rahat ve güvende hissetmelerini sağlayacak şekilde çocuk dostu bir ortam hazırlanması, çocukla görüşen personelin özel olarak seçilmesi, özel bir eğitimden geçerek çocukla görüşme teknikleri, yasal mevzuat, iletişim, bilgi alma, rapor yazma konularında bilgilendirilmesi, elde edilen bilgilerin kayıt altına alınması ve veri güvenliğinin en üst düzeyde sağlanması öncelikli olarak ele alınmıştır yılında kurulan Ankara ÇİM in ardından şu an 13 farklı ilde Çocuk İzlem Merkezi faaliyet göstermektedir. Bu iller: Ankara, İzmir, Bursa, Diyarbakır, Samsun, Kayseri, Gaziantep, Konya, İzmit, Antalya, Adana, Erzurum ve Elazığ dır (Bkz. Şekil 1) (Ulukol ve ark., 2013; Yuksel ve ark., 2013). Şekil 1. Çocuk İzlem Merkezlerinin Bulunduğu İller T.C.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Yük. Hem. Gül Şav Özaydemir Danışman Hemşire EUKAM E.Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi ABD XIX. Ege Onkoloji Günleri 6-7 Nisan 2015 İzmir «Kanserle mücadele

Detaylı

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL (ZORUNLU) SAĞLIK BİLİMLERİNDE KURAM VE MODELLER Sağlık

Detaylı

İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ

İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Hizmetleri MADDE BAĞIMLILIĞI BAĞIMLILIK Bağımlılık, bireyin kendi ruhsal ve bedensel sağlığına

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ KLİNİK ODAKLI SOSYAL HİZMET DOKTORA PROGRAMI

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ KLİNİK ODAKLI SOSYAL HİZMET DOKTORA PROGRAMI YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ KLİNİK ODAKLI SOSYAL HİZMET DOKTORA PROGRAMI Sosyal hizmet, toplumun farklı kesimlerinden gelen, kendi kontrolleri dışında ortaya çıkan psikososyal

Detaylı

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL (ZORUNLU) SAĞLIK BİLİMLERİNDE KURAM VE MODELLER (HEM 701

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

ADLİ VAKA SÜRECİNDE HASTA ve AİLE İLE İLETİŞİM

ADLİ VAKA SÜRECİNDE HASTA ve AİLE İLE İLETİŞİM ADLİ VAKA SÜRECİNDE HASTA ve AİLE İLE İLETİŞİM Gamze Varlı Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi Klinik Eğitim Hemşiresi Sunu Planı Hemşirelik ve hasta/hasta yakınları eğitimi

Detaylı

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL (ZORUNLU) SAĞLIK TANILAMASI (HEM 601 TEORİK 2, 2

Detaylı

Sayın Bakan, Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel. Kurumu Genel Müdürü, Danışma Kurulu Üyeleri, Kurumların Saygıdeğer

Sayın Bakan, Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel. Kurumu Genel Müdürü, Danışma Kurulu Üyeleri, Kurumların Saygıdeğer Sayın Bakan, Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Kurumu Genel Müdürü, Danışma Kurulu Üyeleri, Kurumların Saygıdeğer Temsilcileri, Hepinizi saygıyla selamlıyorum, Başbakanlık Sosyal

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dahili Servisler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHP) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), her 10 çocuktan birinde görülmesi, ruhsal, sosyal

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ A u ok na lu ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - MART 2014 ANAOKULLARI BÜLTENİ ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ Okul öncesi dönem, gelişimin hızlı olması ve

Detaylı

Son iki yılda ilaç endüstrisi ve başka kuruluşlarla gelir getirici ilişkim olmamıştır.

Son iki yılda ilaç endüstrisi ve başka kuruluşlarla gelir getirici ilişkim olmamıştır. Son iki yılda ilaç endüstrisi ve başka kuruluşlarla gelir getirici ilişkim olmamıştır. TIP EĞİTİMİNDE SOSYAL PSİKİYATRİ Prof.Dr. Orhan DOĞAN Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Tıp eğitiminde psikiyatri Tıp

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Ayda ÇELEBİOĞLU Proje Araştırmacısı

Yrd. Doç. Dr. Ayda ÇELEBİOĞLU Proje Araştırmacısı Yrd. Doç. Dr. Ayda ÇELEBİOĞLU Proje Araştırmacısı Proje kapsamında verilerin elde edileceği hastanede onkoloji hastaları ile çalışan tüm hemşireleri içine alan bir program yapılması kararlaştırıldı. Hemşirelerle

Detaylı

Doğuş Üniversitesi, KLİNİK PSİKOLOJİ İstanbul 2011 2015 ( % 100 Burslu)

Doğuş Üniversitesi, KLİNİK PSİKOLOJİ İstanbul 2011 2015 ( % 100 Burslu) 1 UZMAN KLİNİK PSİKOLOG ŞEBNEM YÜKSEL 2007 yılında çalışma hayatıma başladım ve yetişkin, aile, çift, çocuk ve ergenlerle klinik psikolog olarak çalışmaktayım. Bilişsel-Davranışçı Terapi ve Virginia Satir

Detaylı

TOPLUM RUH SAĞLIĞI MERKEZLERİ. Hazırlayan: Dr. Meryem Merve Ören Danışman: Prof. Dr. A. Emel Önal

TOPLUM RUH SAĞLIĞI MERKEZLERİ. Hazırlayan: Dr. Meryem Merve Ören Danışman: Prof. Dr. A. Emel Önal TOPLUM RUH SAĞLIĞI MERKEZLERİ Hazırlayan: Dr. Meryem Merve Ören Danışman: Prof. Dr. A. Emel Önal 1 Dünyada Gelişmeler 2 Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Yaklaşık otuz yıldır (1984, 1987, 1996), ülkelerin ruh

Detaylı

HEMŞİRELERDE ÇALIŞMA ORTAMI UZM. HEM. HANDAN ALAN HEMŞİRELİKTE YÖNETİM AD DOKTORA ÖĞRENCİSİ

HEMŞİRELERDE ÇALIŞMA ORTAMI UZM. HEM. HANDAN ALAN HEMŞİRELİKTE YÖNETİM AD DOKTORA ÖĞRENCİSİ HEMŞİRELERDE ÇALIŞMA ORTAMI UZM. HEM. HANDAN ALAN HEMŞİRELİKTE YÖNETİM AD DOKTORA ÖĞRENCİSİ Çalışma hayatı insan yaşamının vazgeçilmez bir parçasıdır. Günün en aktif döneminin yaşandığı çalışma ortamları,

Detaylı

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER Sağlık Dünya Sağlık Örgütü tanımlaması Biyolojik, ruhsal ve sosyal iyilik hali. Tıp Özgül bir kurama ve bu kuramdan biçimlenen yöntemle belirlenen uygulamalarla biyolojik,

Detaylı

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur.

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur. Açıklama 2008 2010 Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur. Gençlerde DEHB nin Öğrenim Hayatı Üzerine Etkileri Dr Aytül Karabekiroğlu Samsun Mehmet Aydın Eğitim ve Araştırma

Detaylı

ATATÜRK ORTAOKULU REHBERLİK SERVİSİ

ATATÜRK ORTAOKULU REHBERLİK SERVİSİ ATATÜRK ORTAOKULU REHBERLİK SERVİSİ 7-19 YAŞ AİLE EĞİTİMİ PROGRAMI 7-19 YAŞ AİLE EĞİTİMİ PROGRAMI HAKKINDA GENEL BİLGİLER VELİ DAVETİYESİ.doc NEDEN ANNE BABA EĞİTİMİ? 7-19 Yaş Aile Eğitimi Programı ailelerin

Detaylı

TRSM de Rehabilitasyonun

TRSM de Rehabilitasyonun TRSM de Rehabilitasyonun Yeri Dr. Ayla Yazıcı BRSHH Gündüz Hastanesi ve Rehabilitasyon Merkezi Koordinatörü 7.10.2010 Şizofreni tedavisinde çok boyutlu yaklaşım Şizofreni tedavisinde çok boyutlu yaklaşım

Detaylı

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği nin

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği nin Türk Tıbbi Onkoloji Derneği nin Kanser Kontrolü ndeki Rolü DR. PINAR SAİP TÜRK TIBBİ ONKOLOJİ DERNEĞİ BAŞKANI Misyonumuz Ülkemizdeki tıbbi onkologların özlük haklarını savunmak, birlikte çalışma kültürünü

Detaylı

AİLE DANIŞMANLIĞI SERTİFİKALI EĞİTİM PROGRAMI BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ VE SOSYAL HİZMET UZMANLARI DERNEĞİ GENEL MERKEZİ İŞBİRLİĞİNDE AÇILIYOR

AİLE DANIŞMANLIĞI SERTİFİKALI EĞİTİM PROGRAMI BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ VE SOSYAL HİZMET UZMANLARI DERNEĞİ GENEL MERKEZİ İŞBİRLİĞİNDE AÇILIYOR AİLE DANIŞMANLIĞI SERTİFİKALI EĞİTİM PROGRAMI BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ VE SOSYAL HİZMET UZMANLARI DERNEĞİ GENEL MERKEZİ İŞBİRLİĞİNDE AÇILIYOR AİLE DANIŞMANLIĞI NEDİR? Aile danışmanlığı, ailenin çevresiyle

Detaylı

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Hangi Böbrek Hastalarına Ruhsal Destek Verilebilir? Çocukluktan yaşlılığa

Detaylı

HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI

HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI DOKTORA PROGRAMINA GİRİŞ KOŞULLARI Hemşirelik, Ebelik, Sağlık Memurluğu Programlarında Lisans eğitimi alarak Hemşirelik veya herhangi bir programda yüksek lisans yapmış olmak.

Detaylı

MANİSA AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR İL MÜDÜRLÜĞÜ. Melek Arslan Serdaroğlu Sosyal Hizmet Uzmanı

MANİSA AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR İL MÜDÜRLÜĞÜ. Melek Arslan Serdaroğlu Sosyal Hizmet Uzmanı MANİSA AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR İL MÜDÜRLÜĞÜ Melek Arslan Serdaroğlu Sosyal Hizmet Uzmanı 80.YIL ÇOCUK VE GENÇLİK MERKEZİ 26.12.2003 tarihli Genel Müdürlük Onayı ile hizmete başlamıştır. Gündüzlü Kuruluştur.

Detaylı

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doç. Dr. Fatih Öncü Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikolojik taciz Bedensel Ruhsal Bedensel ve ruhsal Çalışma hayatında mobbing veya psikolojik

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem V Psikiyatri Staj Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Baran GENCER Yrd. Doç. Dr. Oğuz GÜÇLÜ Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

AİLE ve EVLİLİK EĞİTİM PROGRAMI PROJE DOSYASI

AİLE ve EVLİLİK EĞİTİM PROGRAMI PROJE DOSYASI AİLE ve EVLİLİK EĞİTİM PROGRAMI PROJE DOSYASI Hayat Boyu Aile Danışma Merkezi; Toplumun çekirdeği olan ailenin doğru temeller üzerine inşası konusunda danışmanlık hizmeti vermek, ailenin önemiyle ilgili

Detaylı

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI Bilgisayar ve internet kullanımı teknoloji çağı olarak adlandırabileceğimiz bu dönemde, artık hayatın önemli gereçleri haline gelmiştir. Bilgiye kolay, hızlı, ucuz ve güvenli

Detaylı

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL (ZORUNLU) SAĞLIK TANILAMASI (HEM 601 TEORİK 2, 2

Detaylı

Okul Sağlığına Genel Bir Bakış ve Okul Sağlığında Ruh Sağlığının Yeri. Dr Hilal Tıpırdamaz Sipahi 22 Ekim 2003

Okul Sağlığına Genel Bir Bakış ve Okul Sağlığında Ruh Sağlığının Yeri. Dr Hilal Tıpırdamaz Sipahi 22 Ekim 2003 Okul Sağlığına Genel Bir Bakış ve Okul Sağlığında Ruh Sağlığının Yeri Dr Hilal Tıpırdamaz Sipahi 22 Ekim 2003 Okul dönemi 6-19 yaşlar arasını kapsar, iki dönemdir erken okul yaşı ve prepubesans kızlarda

Detaylı

İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu.

İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu. İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ayse.beser@deu.edu.tr 1 HEDEFLER.Sağlığı, koruma ve geliştirme kavramlarını bilme İşyerlerinde

Detaylı

2002-2003 Bilişsel ve Davranışçı Terapiler Eğitimi (teorik temel) Eğitmen: Prof. Dr. M. Z. Sungur/ İstanbul

2002-2003 Bilişsel ve Davranışçı Terapiler Eğitimi (teorik temel) Eğitmen: Prof. Dr. M. Z. Sungur/ İstanbul H. GAYE TOLUN Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Kişisel Bilgi: Doğum tarihi: 19.10.1971 Doğum yeri: Ankara Medeni durum: Evli, 1 çocuklu Eğitim ve Görev: 2008 Serbest Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Detaylı

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI AİLE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ (Sertifika Proğramı) Programın Amacı: 04 Eylül 2012 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Aile Danışmanlığı Yönetmeliği

Detaylı

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ A.D. Madde deyince ne anlıyoruz? Alkol Amfetamin gibi uyarıcılar Kafein Esrar ve sentetik kannabinoidler

Detaylı

TEMEL DÜZEY PSİKOONKOLOJİ KURSU

TEMEL DÜZEY PSİKOONKOLOJİ KURSU TEMEL DÜZEY PSİKOONKOLOJİ KURSU İKİ BÖLÜMDEN OLUŞMAKTADIR. TEMEL DÜZEY PSİKOONKOLOJİ KURSU 13-14-15 ŞUBAT 2014 RTEÜ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ, RİZE RİZE VALİLİĞİ RTEÜ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ

Detaylı

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI AKSARAY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI AİLE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ (Sertifika Proğramı) Programın Amacı: 04 Eylül 2012 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Aile Danışmanlığı Yönetmeliği

Detaylı

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ ANABİLİM DALI STRATEJİK PLANI

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ ANABİLİM DALI STRATEJİK PLANI KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ ANABİLİM DALI STRATEJİK PLANI MİSYON: Çağdaş bilimsel gelişmeler ışığında ve iyi hekimlik ilkeleri doğrultusunda nitelikli çocuk ruh sağlığı hizmeti

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not I Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Çağdaş Eğitim *Toplumların ihtiyaç ve beklentileri durmadan değişmiş, eğitim de değişen bu

Detaylı

AFETLERDE UYGULANACAK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

AFETLERDE UYGULANACAK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar AFETLERDE UYGULANACAK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YÖNERGESİ Tebliğler Dergisi : EKİM 1999/2505 BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1- Bu Yönergenin

Detaylı

Esin TÜRKOĞLU Psikolojik Danışman. Manisa Rehberlik ve Araştırma Merkezi

Esin TÜRKOĞLU Psikolojik Danışman. Manisa Rehberlik ve Araştırma Merkezi Esin TÜRKOĞLU Psikolojik Danışman Manisa Rehberlik ve Araştırma Merkezi 1. Tütün Alkol ve Madde Bağımlılığı Önleme Programı 2. Trafik Dersinde Madde Bağımlılığının Trafiğe Etkisi Kazanımı 3. Okul Rehberlik

Detaylı

Çalışma Ortamında Sağlığın Korunması ve Geliştirilmesi

Çalışma Ortamında Sağlığın Korunması ve Geliştirilmesi Çalışma Ortamında Sağlığın Korunması ve Geliştirilmesi Prof. Dr. Nazmi Bilir Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü 10 Ekim 2014 nbilir@hacettepe.edu.tr Sunum Planı Sağlık Hizmetlerinin Gelişmesi

Detaylı

2015-2016 DÖNEM I MED 115: Temel Bilimler I Ders kurulu 14.09.2015-09.10.2015 4 Hafta/ 73 saat

2015-2016 DÖNEM I MED 115: Temel Bilimler I Ders kurulu 14.09.2015-09.10.2015 4 Hafta/ 73 saat 2015-2016 DÖNEM I MED 115: Temel Bilimler I Ders kurulu 14.09.2015-09.10.2015 4 Hafta/ 73 saat Dersler Teorik Pratik Toplam Davranış Bilimleri 25-25 Sağlıklı Yaşam ve Halk Sağlığı 25-25 Sosyal Bilimler

Detaylı

ALS TANILI HASTALAR İÇİN ERİŞİLEBİLİR; SÜRDÜRÜLEBİLİR VE UYGUN MALİYETLİ BAKIM MODELİ GELİŞTİRME ÇALIŞTAYI 5 6 MAYIS 2016 ANKARA

ALS TANILI HASTALAR İÇİN ERİŞİLEBİLİR; SÜRDÜRÜLEBİLİR VE UYGUN MALİYETLİ BAKIM MODELİ GELİŞTİRME ÇALIŞTAYI 5 6 MAYIS 2016 ANKARA ALS TANILI HASTALAR İÇİN ERİŞİLEBİLİR; SÜRDÜRÜLEBİLİR VE UYGUN MALİYETLİ BAKIM MODELİ GELİŞTİRME ÇALIŞTAYI 5 6 MAYIS 2016 ANKARA ÇALIŞTAYIN AMACI ALS hastalarının yaşam kalitesini geliştirmek ve korumak

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ I.KİŞİSEL BİLGİLER

ÖZGEÇMİŞ I.KİŞİSEL BİLGİLER ÖZGEÇMİŞ I.KİŞİSEL BİLGİLER Adı Soyadı : Ayşe Kuzu Doğum Tarihi: 22.04.1976 Ünvanı: Öğretim Görevlisi İş Adresi: Bülent Ecevit Üniversitesi Ahmet Erdoğan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Kozlu/ZONGULDAK

Detaylı

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Doç. Dr. Özen Önen Sertöz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Ankara,

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile

Detaylı

Koç Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu 2015-2016 Güz Dönemi

Koç Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu 2015-2016 Güz Dönemi Koç Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu 2015-2016 Güz Dönemi Dersin Adı ve Kodu: Psik 302 Psikopatoloji Dersin ön koşulları: Yok Ders yeri(sınıf): 312 nolu sınıf Ders Günü ve Saati: Salı: 08:30-11:20 Kredisi:

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Bölüm / Program Üniversite Yıl

ÖZGEÇMİŞ. Derece Bölüm / Program Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Fadime ÜSTÜNER TOP 2. Doğum Yeri ve Tarihi : Osmaniye 20.06.1977 3. Unvanı : Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu : Derece Bölüm / Program Üniversite Yıl Y. Lisans Sağlık Bilimleri

Detaylı

2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI MUSTAFA KAYA YBO EĞİTİM ORTAMLARINDA UYUŞTURUCU KULLANIMI VE BAĞIMLILIK İLE MÜCADELE OKUL EYLEM PLANI

2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI MUSTAFA KAYA YBO EĞİTİM ORTAMLARINDA UYUŞTURUCU KULLANIMI VE BAĞIMLILIK İLE MÜCADELE OKUL EYLEM PLANI S.N FAALİYETİN KONUSU TARİH GÖREVLİLER İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM VE KURULUŞLAR 1 Eğitim ortamında ortamlarında uyuşturucu kullanımı ve bağımlılık ile mücadele okul komisyonun kurulması EKİM AYININ İKİNCİ

Detaylı

2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı kapsamlı gelişimsel psikolojik danışmanlık hizmetleri anlayışına bağlı kalınarak hazırlanmıştır.

2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı kapsamlı gelişimsel psikolojik danışmanlık hizmetleri anlayışına bağlı kalınarak hazırlanmıştır. K. K. T. C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI EĞİTİM ORTAK HİZMETLER DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ PSİKOLOJİK DANIŞMA REHBERLİK VE ARAŞTIRMA ŞUBESİ 2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı kapsamlı gelişimsel psikolojik

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikoloji RPD 101 Not III Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Kişilik Gelişimi Kişilik Nedir? *Kişilik, bireyin iç ve dış çevresiyle kurduğu, diğer bireylerden ayırt edici,

Detaylı

Hastane. Hastane Grupları 19/11/2015. Sağlık Kurumları Yönetiminde Temel Kavramlar

Hastane. Hastane Grupları 19/11/2015. Sağlık Kurumları Yönetiminde Temel Kavramlar Hastane Sağlık Kurumları Yönetiminde Temel Kavramlar Yük.Hem.Müge Bulakbaşı Ekonomik, verimli ve etkili olarak her türlü sağlık hizmetinin kesintisiz üretildiği, Eğitim, araştırma ve toplum sağlığı hizmetlerinin

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı : İsmet Galip Yolcuoğlu Doğum Tarihi : 27 Haziran 1967 Öğrenim Durumu : Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Sosyal Hizmetler Y.O. Hacettepe Üniversitesi

Detaylı

Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler

Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler Çocuk ve ergenin kötüye kullanımını üç ana başlıkta ele

Detaylı

Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı. Sayın Milletvekili, konusunda kamuoyunda bilinç oluşturmaya gayret etmekteyiz.

Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı. Sayın Milletvekili, konusunda kamuoyunda bilinç oluşturmaya gayret etmekteyiz. Sayın Milletvekili, Otizm spektrum bozukluğu (OSB) yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan karmaşık bir nörogelişimsel bozukluk olup belirli davranış ve öğrenme özellikleri ile kendini göstermektedir. Şu an

Detaylı

HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ

HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ Zelha Türk*, Serpil Türker **, Pelin Gökoğlu***,Eda Ulutaş**** *Fulya Acıbadem Hastanesi Sorumlu Hemşire, **Fulya Acıbadem Hastanesi

Detaylı

AİLELERE ve GENÇLERE YÖNELİK MADDE BAĞIMLILIĞI ÖNLEME EĞİTİMLERİ UYMA! PROJESİ

AİLELERE ve GENÇLERE YÖNELİK MADDE BAĞIMLILIĞI ÖNLEME EĞİTİMLERİ UYMA! PROJESİ AİLELERE ve GENÇLERE YÖNELİK MADDE BAĞIMLILIĞI ÖNLEME EĞİTİMLERİ UYMA! PROJESİ Sivil toplum kuruluşlarının irtibat içinde olduğu ailelerin ve gençlerin, UYuşturucu ve MAdde bağımlılığı konusunda bilgi

Detaylı

2013 / 2014 SAYI: 17. Haftanın Bazı Başlıkları

2013 / 2014 SAYI: 17. Haftanın Bazı Başlıkları 2013 / 2014 SAYI: 17 Haftanın Bazı Başlıkları Çocukla İyi Zaman Geçirmenin 10 Yolu VI. Geleneksel Piyano Resitali Miniklere Anlamlı Hediye Okul Küçük Erkek Basketbol Takımı mızdan Başarı Çocukla İyi Zaman

Detaylı

İSTANBUL DA GENÇLER ARASINDA CİNSELLİK ARAŞTIRMASI RAPORU

İSTANBUL DA GENÇLER ARASINDA CİNSELLİK ARAŞTIRMASI RAPORU İSTANBUL DA GENÇLER ARASINDA CİNSELLİK ARAŞTIRMASI RAPORU Kültegin Ögel Ceyda Y. Eke Nazlı Erdoğan Sevil Taner Bilge Erol İstanbul 2005 Kaynak gösterme Ögel K, Eke C, Erdoğan N, Taner S, Erol B. İstanbul

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) Sosyal Psikoloji Uygulamaları HUKUK SAĞLIK DAVRANIŞI KLİNİK PSİKOLOJİ TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE PAZARLAMA POLİTİKA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ SOSYAL

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ ADI SOYADI: Latife Utaş Akhan DOĞUM TARİHİ: 28 Aralık 1979 YABANCI DİL: İngilizce ( Aralık 2007 ÜDS: 71.250) Öğrenim Durumu: Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl lisans

Detaylı

STAJ PROGRAMI 2015. Sıraselviler Cad. Kriton Palas Apt. 43/2 Cihangir, Beyoğlu, İstanbul 212 251 68 09. www.aurapsikoterapi.com

STAJ PROGRAMI 2015. Sıraselviler Cad. Kriton Palas Apt. 43/2 Cihangir, Beyoğlu, İstanbul 212 251 68 09. www.aurapsikoterapi.com STAJ PROGRAMI 2015 Merkezimizde yürütülen staj programı kapsamında stajyer kabul edilen kişiler için çalışmalar aşağıda başlıklar halinde sunulmuştur. Başvurunuzdan önce bu başlıkları ve içeriklerini dikkatlice

Detaylı

Arş. Gör. Aslıhan AYKARA, Dr. Lisans: Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü (2002 2007).

Arş. Gör. Aslıhan AYKARA, Dr. Lisans: Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü (2002 2007). Arş. Gör. Aslıhan AYKARA, Dr. Doğum Tarihi ve Yeri: 22.11.1983 Ankara Yabancı Dil: İngilizce, Almanca. Eğitim Özgeçmişi: İlköğrenim: Çizmeci İlköğretim Okulu (1991-1995). Ortaöğrenim: Kalaba Anadolu Lisesi

Detaylı

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I HEDEFLER İÇİNDEKİLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I Gelişim Psikolojisinin Alanı Gelişim Psikolojisinin Temel Kavramları Gelişimi Etkileyen Faktörler Gelişimin Temel İlkeleri Fiziksel Gelişim Alanı PSİKOLOJİ Bu

Detaylı

UZ. DR. GÖNÜL ERDAL DAĞISTANLI

UZ. DR. GÖNÜL ERDAL DAĞISTANLI GÜRÜLTÜ = HOŞA GİTMEYEN SES GÜRÜLTÜNÜN SÜRESİ ŞİDDETİ ZAMANI TÜRÜ GÜRÜLTÜ FİZYOLOJİK TEPKİLER RUHSAL TEPKİLER FİZYOLOJİK TEPKİLER ANĠ GÜRÜLTÜDE KAS GERĠLMELERĠ BAġ DÖNMESĠ YORGUNLUK ĠġĠTME KAYIPLARI METOBALĠZMA

Detaylı

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Anka Çocuk Destek Programı Uygulama Yönergesi

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Anka Çocuk Destek Programı Uygulama Yönergesi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Anka Çocuk Destek Programı Uygulama Yönergesi BİRİNCİ BÖLÜM Amaç ve Tanımlar Amaç MADDE 1-(1) Bu Yönergeninin amacı; suça sürüklenmesi,

Detaylı

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara

Detaylı

: Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Maltepe Eğitim Köyü Başıbüyük Maltepe-İstanbul : behiceekici@hotmail.com

: Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Maltepe Eğitim Köyü Başıbüyük Maltepe-İstanbul : behiceekici@hotmail.com ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : BEHİCE EKİCİ İletişim Bilgileri Adres Mail 2. Doğum Tarihi : 20.10.1963 3. Unvanı : Yard. Dr. 4. Öğrenim Durumu : : Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Maltepe Eğitim Köyü

Detaylı

Teknoloji Bağımlılığı

Teknoloji Bağımlılığı Teknoloji Bağımlılığı Açelya Şahin Fırat Uzman Klinik Psikolog www.monomente.com MEV Okulları Basınköy 17.11.2015 Bağımlılık nedir? Bağımlılık; herhangi bir insan, nesne veya maddeye karşı duyulan önlenemez

Detaylı

Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi SOSYAL FOBĐ

Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi SOSYAL FOBĐ Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi SOSYAL FOBĐ Sosyal fobi, bireyin sosyal ortamlarda herhangi bir eylem yaparken utanç duyacağı duruma düşeceğini düşünerek nedensiz kızarma,

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem VI Ön Hekimlik Psikiyatri (Seçmeli) Uygulama Dilimi Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Doç.

Detaylı

A1 : Alanya da yaşayan her bireyin daha sağlıklı ve daha huzurlu yaşaması.

A1 : Alanya da yaşayan her bireyin daha sağlıklı ve daha huzurlu yaşaması. 10.BELEDİYE TABİPLİĞİ A1 : Alanya da yaşayan her bireyin daha sağlıklı ve daha huzurlu yaşaması. A1.H1: Belediye tabipliği tarafından engelli bireyler için ücretsiz fizyoterapi hizmetinin verilmesi; böylece

Detaylı

Engelleri Kaldıralım. Sağlık Kurumlarının Engelli Hastaların Bakımındaki Rol ve Sorumlulukları

Engelleri Kaldıralım. Sağlık Kurumlarının Engelli Hastaların Bakımındaki Rol ve Sorumlulukları Engelleri Kaldıralım Ülkemizde kentsel yaşam çevreleri fiziksel yaşam düzenlemelerin yetersizliği ve çeşitli engeller nedeniyle engelliler tarafından yeterince kullanılamamaktadır. Engellilerin toplum

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. Hasta Hakları ve Tıbbi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. Hasta Hakları ve Tıbbi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Hasta Hakları ve Tıbbi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı SAVUNMASIZ VE ÖRSELENEBİLİR GRUPLARDA SAĞLIK HİZMETİ SUNUM PLANI Temel Hasta Hakları Hasta

Detaylı

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ TIBBİ SOSYAL HİZMET UYGULAMA YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak, Tanımlar

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ TIBBİ SOSYAL HİZMET UYGULAMA YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak, Tanımlar SENATO KARARLARI Karar Tarihi: 30/03/2012 Toplantı Sayısı: 05 Sayfa:1 Erciyes Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Sosyal Hizmet Uygulaması Yönergesinde değişiklik yapılması hk. 2012.005.025- Erciyes Üniversitesi

Detaylı

ÇOCUK VE GENÇLİK DESTEK MERKEZİ

ÇOCUK VE GENÇLİK DESTEK MERKEZİ ÇOCUK VE GENÇLİK DESTEK MERKEZİ Projenin Süresi Projenin amaçları Ortaklar Hedef gruplar Nihai Yararlanıcılar 1 Beklenen Sonuçlar 15 ay Genel Amaç: Cinsel istismara uğramış ve bu nedenden dolayı sosyal

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ Bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçerken biyolojik, psikolojik ve sosyal yönden geliştiği bireyselleştiği, toplumsallaştığı

Detaylı

Ebru ÖZKURT TOPCU. Uzman Klinik Psikolog. Aile ve Çift Terapisti

Ebru ÖZKURT TOPCU. Uzman Klinik Psikolog. Aile ve Çift Terapisti Ebru ÖZKURT TOPCU Uzman Klinik Psikolog Aile ve Çift Terapisti 2009 yılında Maltepe Üniversitesi Psikoloji bölümünden başarısı dolayısıyla Onur Öğrencisi olarak mezun olmuştur. Üsküdar Üniversitesi nde

Detaylı

T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ KADIN SIĞINMA EVİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİ BÖLÜM I GENEL HÜKÜMLERİ

T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ KADIN SIĞINMA EVİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİ BÖLÜM I GENEL HÜKÜMLERİ TEPEBAŞI BELEDİYE MECLİSİNİN 06.09.2012 TARİH VE 179 SAYILI MECLİS KARARI İLE KABUL EDİLMİŞTİR. T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ KADIN SIĞINMA EVİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİ BÖLÜM I GENEL HÜKÜMLERİ AMAÇ

Detaylı

Araştırma Görevlisi Aslıhan AYKARA

Araştırma Görevlisi Aslıhan AYKARA Araştırma Görevlisi Aslıhan AYKARA Doğum Tarihi ve Yeri: 22.11.1983 Ankara Yabancı Dil: İngilizce, Almanca. Eğitim Özgeçmişi: İlköğrenim: Çizmeci İlköğretim Okulu (1991-1995). Ortaöğtenim: Kalaba Anadolu

Detaylı

Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi

Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi Kanserli Hastalar Tarafından Sık Sorulan Sorular Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi Hastaların Soruları Tıbbi tedavi Otonomi

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir?

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir? Rehberlik Nedir? Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri; bireyin kendini tanıması, anlaması, sahip olduğu gizil güçleri keşfetmesi, geliştirmesi ve bulunduğu topluma aktif uyum sağlayarak kendini gerçekleştirmesi

Detaylı

Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım

Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım Prof. Dr. Betül Ulukol Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Risk Yüksek riskli gebeliklerin sonucu dünyaya gelenler Özel sağlık gereksinimi olan

Detaylı

DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008

DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008 DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008 25 Ekim 2008 CUMARTESÝ Resmî Gazete Sayý : 27035 TEBLÝÐ Taþpýnar Muhasebe Devlet Bakanlýðý, Milli Eðitim

Detaylı

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER PSH 501 - Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Temelleri

Detaylı

SAĞLIK TURİZMİNİN YENİ YILDIZI; TÜRKİYE. Dünyada sağlık turizminin gelişmesine sebep olan faktörler şu şekilde sıralanabilir;

SAĞLIK TURİZMİNİN YENİ YILDIZI; TÜRKİYE. Dünyada sağlık turizminin gelişmesine sebep olan faktörler şu şekilde sıralanabilir; Yrd. Doç Dr. Gonca Güzel Şahin SAĞLIK TURİZMİNİN YENİ YILDIZI; TÜRKİYE Sağlık Turizmi; insanların tedavi olmak amacıyla yaşadıkları ülkeden, kaliteli ve görece daha ucuz hizmet alabilecekleri başka ülkelere

Detaylı

İÇİNDEKİLER. 2 Sınıfı ve Materyalleri Düzenleme 11

İÇİNDEKİLER. 2 Sınıfı ve Materyalleri Düzenleme 11 İÇİNDEKİLER 1 Sınıf Yönetimine Giriş 1 Sınıflar Karmaşık Yerlerdir 2 Sınıf Yönetimini Öğrenmek 3 Sınıf Yönetiminin Öğretimin Diğer Yönleriyle İlişkisi 7 Bölümün Özeti 9 Okunması Önerilen Yayınlar 9 Önerilen

Detaylı

Yerel Yönetimlerin Yafll larla lgili Politikalar

Yerel Yönetimlerin Yafll larla lgili Politikalar Yerel Yönetimlerin Yafll larla lgili Politikalar Dr. Nevzat Do an GİRİŞ Ülkemizde yaşlı ve yaşlılıkla ilgili toplumsal kalıplara tarihsel açıdan bakıldığında, büyüklerimizin kadın ya da erkek daima korunduğu

Detaylı

ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ VE MOTİVASYON ELİF SANDAL ÖNAL

ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ VE MOTİVASYON ELİF SANDAL ÖNAL ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ VE MOTİVASYON ELİF SANDAL ÖNAL ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ VE MOTİVASYON Bireylerin günlük hayatlarının yaklaşık üçte birini geçirdikleri işyerleri, kişi için önemli bir ortamdır. İşyerlerinde

Detaylı

2014-2015 ÖĞRETİM YILI BAHAR DÖNEMİ LİSANSÜSTÜ UYGULAMA ÖĞRENCİ-DANIŞMAN LİSTESİ

2014-2015 ÖĞRETİM YILI BAHAR DÖNEMİ LİSANSÜSTÜ UYGULAMA ÖĞRENCİ-DANIŞMAN LİSTESİ Uygulama Danışmanı Tezsiz Yüksek Lisans Tezli Yüksek Lisans Doktora Prof. Dr. İlhan TOMANBAY Zühal ŞAHİN- Kırıkkale Aile ve Sosyal Politikalar İl Murat AKKAYA- Hande ALBAYRAK- Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi

Detaylı

Hamileliğe başlangıç koşulları

Hamileliğe başlangıç koşulları Zeka aslında tek bir kavram değildir. Zekayı oluşturan alt yeteneklere bakıldığında bu yeteneklerin doğuştan getirilen yeteneklerin yanı sıra sonradan kazanılmış, gerek çocuğun kendi çabasıyla edindiği,

Detaylı

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri Zeka Geriliği nedir? Zeka geriliğinin kişinin yaşına ve konumuna uygun işlevselliği gösterememesiyle belirlidir. Bunun yanı sıra motor gelişimi, dili kullanma yeteneği bozuk, anlama ve kavrama yaşıtlarından

Detaylı

Gebelere Antenatal Dönemde Verilen Eğitimin Fetal Bağlanma, Doğum Algısı ve Anksiyete Düzeyine Etkisi. Ebe Huriye Güven

Gebelere Antenatal Dönemde Verilen Eğitimin Fetal Bağlanma, Doğum Algısı ve Anksiyete Düzeyine Etkisi. Ebe Huriye Güven Gebelere Antenatal Dönemde Verilen Eğitimin Fetal Bağlanma, Doğum Algısı ve Anksiyete Düzeyine Etkisi Ebe Huriye Güven Gebelik dönemi fizyolojik, psikolojik ve sosyal değişimlerin yaşandığı ve bu değişimlere

Detaylı

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENİ LİSESİ R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 2010 2011 Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz. Sokrates 9. S ı n ı f l a r LĠSELĠ OLMAK ve REHBERLĠK SERVĠSĠNĠN TANITIMI Sevgili

Detaylı

MAVİ YAKALILARIN ÇALIŞMAYA YÖNELİK TUTUMLARI

MAVİ YAKALILARIN ÇALIŞMAYA YÖNELİK TUTUMLARI MAVİ YAKALILARIN ÇALIŞMAYA YÖNELİK TUTUMLARI ÇALIŞMA PSİKOLOJİSİ VERİ BANKASI ÖRNEĞİ www.calismapsikolojisi.net Yrd. Doç. Dr. Burcu KÜMBÜL GÜLER Kocaeli Üniversitesi Gündem İnsan Kaynakları ve Çalışma

Detaylı