İZMİR MEVCUT DURUM ANALİZİ, 2013

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İZMİR MEVCUT DURUM ANALİZİ, 2013"

Transkript

1 İZMİR MEVCUT DURUM ANALİZİ, 2013 EKİM 2013

2 ĠZMĠR KALKINMA AJANSI ġehit Fethi Bey Caddesi No: 49/1 Birlik Plaza Kat: Gümrük ĠZMĠR/TÜRKĠYE T: F: , ĠZKA Tüm hakları saklıdır. Bu eserin tamamı ya da bir bölümü, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kullanılmadan önce hak sahibinden 52. Maddeye uygun yazılı izin alınmadıkça, hiçbir Ģekilde ve yöntemle iģlenmek, çoğaltılmak, çoğaltılmıģ nüshaları yayılmak, satılmak, kiralanmak, ödünç verilmek, temsil edilmek, sunulmak, telli/telsiz ya da baģka teknik, sayısal ve/veya elektronik yöntemlerle iletilmek suretiyle kullanılamaz. HazırlanmıĢ olan çalıģmanın tüm hakları Ġzmir Kalkınma Ajansı na aittir. Bu ĠZKA eserinden kaynak gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir. 2

3 SUNUŞ 2023 yılında hayal ettiğimiz İzmir için 2013 Ġzmir Mevcut Durum Analizi (2013 MDA), dünyada yılda bir yaģanacak türden derin bir finansal kriz ve bunun reel sektöre yansımalarını izlemeye devam ettiğimiz bir dönemde hazırlandı MDA nın, Ġzmir in 2023 hedeflerinin planlanması sürecinde bilimsel bir altlık sunması amaçlandı. Bu çerçevede, bilimsel yöntemler kullanılarak yapılan analizler ve ortaya konan öngörüler, stratejik öncelik ve hedeflerin oluģturulmasında rehber olacaktır Ġzmir Bölge Planı'nı hazırlarken göz ardı edemeyeceğimiz küresel ekonominin temel geliģmeleri; 2008 yılı finansal krizi, dünyadaki yeni küresel iģbölümü, iklim değiģikliği, enerji sorunu ve inovasyon ekonomileri olarak öne çıkmaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti nin küresel üretimin yeni koģullarını belirleyebilecek bir ekonomik güç haline gelmesi ve Hindistan ekonomisinin küresel dünya ekonomisine hizmetler sektöründe outsourcing öncüsü rolünü üstlenmesi, dünya ekonomisinde yeni bir iģbölümünü gündeme getirdi yılı mali krizi, geliģmiģ ülkeler baģta olmak üzere tüm ülkelerin tüketim ve yatırım ürünleri pazarlarında ciddi talep daralması ve finansal likidite krizi geliģmiģ ülkelerde resesyona neden oldu. Dünya üretiminde sanayileģmiģ ülkelerin paylarının görece azalmasıyla birlikte, içinde Türkiye nin de bulunduğu geliģmekte olan ülkeler, dünya ekonomisinde en önemli üreticiler haline geldi. Özellikle Çin ve Hindistan ekonomileri küresel üretimi yönlendirecek güce eriģti. Rusya, Brezilya, Meksika diğer önemli güçler. Türkiye nin ve Ġzmir'in en büyük ticaret ortağı konumundaki Avro Bölgesi ekonomileri yavaģlama, bazıları da daralma içinde. ĠĢ dünyasının akıllı nakit yönetimi ile pazara duyarlı hızlı hareket kabiliyeti kazanmak zorunda olduğu görülüyor. Ġzmir, Türkiye ekonomisine paralel olarak yeni ihracat pazarlarına eriģimini artırdı. Afrika, Asya, Rusya ve Çin pazarları geleceğin büyüyen ihracat pazarları olacak. Küresel ölçekte yeni üretim ve tüketim bölgelerinin oluģtuğu bir süreçte, Onuncu Kalkınma Planı nın hazırlık çalıģmaları, gerekli strateji ve politikaların tespit edilmesi açısından önemli bir fırsattır. Onuncu Kalkınma Planı'na paralel ve uyum içinde hazırlanacak 26 bölge planı, Türkiye'nin 2023 vizyonuna ve bu vizyona eriģmek için ortaya koyacağı stratejik öncelik ve hedeflere bölgelerin vereceği katkıyı artırmak amacıyla gerekli katılımcı mekanizmaları ortaya koymak için bir araç olacaktır. Plan çalıģmalarının ilk aģaması olan mevcut durum analizi çalıģmaları kapsamında, ilk olarak bölgenin yapısının ve dinamiklerinin belirlenmesine imkân sağlayacak sosyal, ekonomik, çevresel ve mekansal analiz çalıģmalarının tespiti üzerine çalıģıldı. Türkiye'nin önde gelen düģünce kuruluģları ve üniversiteleri ile temasa geçildi. Ġzmir'in ihtiyaç duyduğu öncelikli bölgesel analizler konusunda görüģleri alındı. Bu analizler çerçevesinde Ġzmir'in geleceğe yönelik amaç, hedef ve stratejiler geliģtirebilmesi için öncelikle mevcut ve ihtiyacı olduğu kaynakların tespiti gerçekleģti. Ġzmir'in potansiyelinin etkin ve verimli kullanılması, Türkiye'nin kalkınmasına vereceği katkının artırılması, hem ulusal hem de 3

4 bölge planının hayata geçirilebilmesi için Ġzmir Bölge Planı hazırlıklarına geniģ bir katılım ve katkı sağlanması büyük önem taģımaktadır. Bu analiz çerçevesinde haritaların oluģturulması konusunda emeği geçen Hamidreza Yazdani ve Ezgi Ceren KarataĢ'a, analizlerin gerçekleģtirilmesi safhasında güncel verilerin tarafımıza hızla ulaģtırılması ve verilerin doğru yorumlaması konusunda yardımlarını esirgemeyen TÜĠK Ġzmir Bölge Müdürlüğü çalıģanlarına teģekkür ederiz. Bölge planında Ġzmir'in 2023 vizyonunun tespitinde, bu vizyona eriģmek için politika ve stratejilerin geliģtirilmesinde bilimsel bir altlık teģkil etmesi amacı ile gerçekleģtirilen 2013 Ġzmir Mevcut Durum Analizi nin kamu, özel ve sivil toplum kesimlerine, üniversitelere faydalı olacağını umuyor, bu analize katkı sağlayan tüm kesimlere ilgileri, emekleri ve heyecanımızı paylaģtıkları için teģekkürlerimizi arz ediyoruz. Doç. Dr. Ergüder CAN ĠZKA Genel Sekreteri 4

5 TEŞEKKÜR Ġzmir Bölge Planı hazırlıkları kapsamında ĠZKA ile iģbirliği yapan kurum ve kuruluģlara, bu analizler çerçevesinde anket, yüzyüze görüģme, odak grup toplantıları ve çalıģtaylara katılarak görüģ, öneri ve değerlendirmeleri ile katkı veren, Ġzmir için düģünen herkese teģekkürlerimizi sunarız. ANALİZ İLGİLİ KURUM PROJE EKİBİ İzmir Bölgesel Girdi- Çıktı Tablosu ve Modeli Oluşturulması ve Analizi İzmir İli Fonksiyonel Bölge ve Alt Bölgelerin ve Bölgelerarası İlişkilerin Tespiti İzmir Sivil Toplum Araştırması İzmir İli Uygun Yatırım Alanları Ön Fizibilite Raporu Hazırlanması İzmir Girişimcilik Ekosisteminin Geliştirilmesi Stratejisi İzmir Kültür Ekonomisi Envanteri ve Gelişme Stratejisi İzmir Turizm Stratejisi İzmir Kümelenme İstatistik ve Saha Analizi Çalışmaları Ege Üniversitesi Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi Dokuz Eylül Üniversitesi ġehir ve Bölge Planlama Bölümü Ege Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi Türkiye Kalkınma Bankası A.ġ. Türkiye Ekonomi Politikaları AraĢtırma Vakfı (TEPAV) Dokuz Eylül Üniversitesi ġehir ve Bölge Planlama Bölümü YaĢar Üniversitesi Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi Tangram DanıĢmanlık Zobu DanıĢmanlık Prof. Dr. Osman AYDOĞUġ Yrd. Doç. Dr. Çağaçan DEĞER Elif TUNALI ÇALIġKAN Gülçin GÜREL Prof. Dr. Sezai GÖKSU Prof. Dr. A. Emel GÖKSU Doç. Dr. Ebru ÇUBUKÇU Doç. Dr. K. Mert ÇUBUKÇU Öğr. Gör. Dr. Levent ÜNVERDĠ Prof. Dr. Gülgün TOSUN Yrd. Doç. Dr. Hanifi KURT Dr. Gökçen BAġARAN ĠNCE Dr. Faruk Cengiz TEKĠNDAĞ Dr. Oktay KÜÇÜKKĠREMĠTÇĠ Ömür GENÇ Fulya BAYRAKTAR Faruk SEKMEN Ussal ġahbaz Damla ÖZDEMĠR Beril BENLĠ Nihan SIRIKLIOĞLU Selin KIRAL Dokuz Eylül Üniversitesi Doç. Dr. ġebnem G. DÜNDAR Yrd. Doç. Dr. Zehra ERSOY Ar. Gör. H. Ġbrahim ALPASLAN T. Deniz COġKUN SATIRCI Gökçe SANUL Ege Üniversitesi Prof. Dr. NeĢe KUMRAL Yrd. Doç Dr. Mehmet GÜÇLÜ Ar. Gör. Dr. Burcu TÜRKCAN Ar. Gör. Gülçin GÜREL Prof. Dr. Ġge PIRNAR Doç. Dr. Çağrı BULUT Yrd. Doç. Dr. Ferika ÖZER SARI Ar. Gör. Duygu SEÇKĠN HALAÇ Zeynep TURA Mustafa Hakan ZOBU Fevzi DOĞU 5

6 İzmir Bilgi Toplumu Temelli Kalkınma Stratejisi İzmir Su Ürünleri Sektörü Stratejisi İzmir Bölgesel Yenilik Stratejisi İzmir de Temiz Üretim (Ekoverimlilik) Uygulamalarının Yaygınlaştırılması Strateji Çalışması İzmir Kentsel Pazarlama Stratejisi Ġzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Mühendislik Fakültesi Ġzmir Katip Çelebi Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi EBĠLTEM TÜĠK TTGV Art Grup Wolff Olins Blue Group American World Service TNS Global Kita Tasarım Emre ERDĠL Yrd. Doç. Dr. Tuğkan TUĞLULAR Yrd. Doç. Dr. Koray VELĠBEYOĞLU Dr. Selma TEKĠR Prof. Dr. Ahmet Adem TEKĠNAY Yrd. Doç. Dr. Hakkı DERELĠ Oya KUDRET EBİLTEM Dr. Serdal TEMEL Prof. Dr. Fazilet VARDAR SUKAN Tutku ASARKAYA Aykut GÜLALANLAR Prof. Dr. R. Cengiz AKDENĠZ Doç. Dr. Ünal RIZA YAMAN TÜİK Rıdvan YAKA Basri YALVAÇ Murat TOPAL Kısmet AKÇASOY BarıĢ PEKEL Fatih YALABUK TTGV Ferda ULUTAġ Emrah ALKAYA Merve BÖĞÜRCÜ AyĢe KAYA DÜNDAR Kemal IġITAN ODTÜ Prof. Dr. Göksel DEMĠRER 6

7 İÇİNDEKİLER SUNUġ... 3 ĠÇĠNDEKĠLER... 7 TABLOLAR ġekġller HARĠTALAR KISALTMALAR TANIM ve KAVRAMLAR METODOLOJĠ BÖLGEYE GENEL BAKIġ a. Ġzmir in Ülke ve Bölge Ġçerisindeki Konumu b. Ġzmir Ġlinin Küresel Konumu c. Ġzmir'e Yön Verecek Önemli GeliĢmeler SOSYAL YAPI a. Nüfus Yapısı a.1. Artan ve YoğunlaĢan Nüfus a.2. KentleĢen Nüfus a.3. YaĢlanan Nüfus-DeğiĢen Aile Yapısı a.4. Göç Eden Nüfus a.5. Değerlendirme b. Eğitim b.1. Örgün Eğitim b.1.a. Okul Öncesi Eğitim b.1.b. Ġlköğretim b.1.c. Ortaöğretim b.1.d. Mesleki Eğitim b.1.e. Yükseköğretim b.2. Yaygın Eğitim b.3. Değerlendirme c. Kültür c.1. Tarihsel Kültür Mirası c.2. Arkeolojik Kültür Mirası c.3. Somut Olmayan Kültürel Miras c.4. Kültür Altyapısı c.4.a. Müzeler ve Açık Ören Yerleri c.4.b. Kütüphaneler c.4.c. Ġzmir de Kültür Merkezleri c.4.d. Ġzmir de Tiyatrolar c.4.e. Ġzmir de Sinemalar c.4.f. Ġzmir de Fuar Kültürü c.5. Kültür Ekonomisi c.6. Ġzmir de Koruma Alanları c.7. Değerlendirme d. Sağlık d.1. Sağlıkta Temel Göstergeler d.2. Sağlık Hizmetlerine EriĢim d.3. Değerlendirme e. YönetiĢim ve Sosyal Sermaye e.1. YönetiĢim

8 2.e.1.a. Koordinasyon Yapıları e.1.b. Bölge Planlama ve Bölgesel YönetiĢim e.1.c. Ġzmir de Sivil Toplum KuruluĢları e.2. Sosyal Sermaye e.3. Değerlendirme f. Ġstihdam Durumu f.1. ĠĢgücü f.2. Ġstihdam f.3. ĠĢsizlik f.4. Değerlendirme g. Gelir Dağılımı ve Yoksulluk g.1. Gelir Dağılımı g.2. Yoksulluk ve Sosyal Ġçerme g.3. Değerlendirme EKONOMĠK YAPI a. Genel Ekonomik Yapı a.1. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla ve Katma Değer a.1.a. KiĢi BaĢına GSYĠH ve GSKD a.1.b. Rekabet Gücü a.2. Ġstihdam Durumu a.3. Ġzmir e Yönelik Kamu Yatırımları a.4. Ġzmir in Teknoloji ve Yenilik Kapasitesi a.5. Sektörler Arası ĠliĢkiler a.6. Kümelenme a.6.a. Ġzmir Kümelenme Analizi a.6.b. Ġzmir deki Kümeler a.6.c. Ġzmir Kümelenme Stratejisi a.7. Ġzmir de Yatırım Ortamı a.8. Bölgenin GeliĢme Potansiyeli ve Önerilen Yatırım Konuları a.9. GiriĢimcilik a.10. Değerlendirme b. Tarım Sektörü b.1 Bitkisel Üretim b.2 Hayvansal Üretim b.3 Su Ürünleri b.4 Ormancılık b.5 Organik Tarım ve Ġyi Tarım Uygulamaları b.6. Değerlendirme c. Sanayi Sektörü c.1. Ġmalat Sanayi c.1.a. Ġl Genelinde Ġmalat Sanayi c.1.b. Ġlçeler Düzeyinde Ġmalat Sanayi c.1.c. Organize Sanayi Bölgeleri, Küçük Sanayi Siteleri, Serbest Bölgeler, Teknoloji GeliĢtirme Bölgeleri c.2. Enerji Sektörü ve Yenilenebilir Enerji c.3. Madencilik Sektörü c.4. Değerlendirme d. Hizmetler Sektörü d.1. Lojistik d.1.a. Dünya da ve Türkiye de Lojistik Sektörü

9 3.d.1.b. Ġzmir de Lojistik Sektörü d.2. Ticaret d.2.a. DıĢ Ticaret d.3. Turizm Sektörü d.3.a. Küresel Turizm Sektörü d.3.b. Ġzmir Ġline Yönelik Turistik Talep Profili d.3.c. Ġzmir de Turizm Arzı ve Turizm ÇeĢitleri d.4. Finansal Sektör d.5. Değerlendirme ÇEVRE a. Su ve Atıksu Yönetimi b. Katı Atık Yönetimi c. Hava Kalitesi d. Endüstriyel Kirlilik ve Kontrolü e. Eko-verimlilik Uygulamaları f. Deniz ve Kıyı Alanları g. Havza Alanları h. Biyolojik ÇeĢitlilik ve Hassas Ekosistemler i. Değerlendirme ALTYAPI VE ERĠġĠLEBĠLĠRLĠK a. UlaĢım Altyapısı a.1. Ġzmir in Ulusal ve Uluslararası Bağlantıları a.1.a. Karayolu a.1.b. Demiryolu a.1.c. Havayolu a.1.d. Denizyolu a.2. Kent içi UlaĢım a.2.a. Karayolu a.2.b. Raylı Sistemler a.2.c. Denizyolu a.2.d. Yaya ve Bisiklet UlaĢımı b. Enerji Altyapısı c. Teknolojik Altyapı c.1. Bilgi ve ĠletiĢim Teknolojileri c.2. Telekomünikasyon c.3. Ġnternet d. Konum e. Kentsel YaĢam Kalitesi ve Konut f. Değerlendirme EK-1: Ġstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (ĠBBS) Düzey 2 Bölgeleri EK-2: Gayrisafi Bölgesel Hasıla (Düzey 2 Bölgeleri, Bin Dolar) KAYNAKÇA

10 TABLOLAR Tablo 1: İzmir Ekonomik ve Sosyal Durum Profili Tablo 2: En Yüksek Ekonomik Performans Gösteren Küresel Metropol Alanlar Tablo 3: Nüfusa İlişkin Bilgiler, Tablo 4: Dönemler İtibarıyla Şehir Nüfusu Oranları (%) Tablo 5: Yaş Bağımlılık Oranları, Tablo 6: Ortalama Hanehalkı Büyüklüğü, 2000, Tablo 7: Göç Miktarı ve Net Göç Hızı, 2000, Tablo 8: İzmir in Göç Aldığı İller ve Sıralaması, Dönemi Tablo 9: İzmir in Göç Verdiği İller ve Sıralaması, Dönemi Tablo 10: Türkiye de ve Bazı Ülkelerde Ortalama Eğitim Süresi Tablo 11: Okullaşma Oranları, Öğretim Yılı Tablo 12: Okuryazarlık ve Bitirilen Son Öğretim Kurumuna Göre Nüfus Oranları, Tablo 13: Okul Öncesi Eğitim Göstergelerine İlişkin Veriler, Öğretim Yılı Tablo 14: İlköğretimde Okul Öğrenci ve Öğretmen Sayıları, Öğretim Yılı Tablo 15: Ortaöğretimde Okul Öğrenci ve Öğretmen Sayıları, Öğretim Yılı Tablo 16: Mesleki ve Teknik Ortaöğretime ilişkin Bilgiler, Tablo 17: İzmir'deki Üniversitelere İlişkin Temel Bilgiler, Öğretim Yılı Tablo 18: Üniversite Öğretim Elemanları ve Öğrenci Sayısı, Tablo 19: İzmir'de Yaygın Eğitime İlişkin Temel Bilgiler ( ) Tablo 20: İzmir ve Yakın Çevresindeki Antik Kent ve Ören Yerleri Tablo 21: İzmir deki Müzelerin Dağılımı, Tablo 22: Kültür ve Turizm Bakanlığı na Bağlı Müzelere İlişkin Bilgiler, Tablo 23: İzmir deki Kütüphanelerin Dağılımı, Tablo 24: İllere Göre Halk Kütüphaneleri, Kitap ve Yararlanan Kişi Sayıları, Tablo 25: İzmir de Kültür ve Sanat Merkezleri, 2007, Tablo 26: Dönemler İtibariyle İzmir İçin Tiyatro Eser ve Seyirci Bilgileri, Tablo 27: İller İtibariyle Tiyatro Eser ve Seyirci Bilgileri, Tablo 28: Tiyatro Salonlarının Yapılış Amacı, Tablo 29: İller İtibariyle Sinema Bilgileri, Tablo 30: İzmir Enternasyonal Fuarı İçerisinde Düzenlenen Fuar Organizasyonlarına İlişkin Bilgiler, Tablo 31: Kültür Ekonomisi Sektörleri Tablo 32: İzmir İl Sağlık Kurumları Dağılımı Tablo 33: İzmir İli Sağlık Personeli Dağılımı Tablo 34: Aile Hekimliği Muayene Sayıları Tablo 35: Sağlık Bilişim Sistemlerinin İzmir Hastanelerinde Kullanımı Tablo 36: İzmir de 1860 tan İtibaren Kurulmuş STK ların Türlerine Göre Dağılımı Tablo 37: İzmir de STK ların Türlerine Göre Açık ve Kapalı Olma Durumu Tablo 38: İzmir de STK ların Kuruluş Amaçlarına Göre Dağılımı Tablo 39: STK ların Sorunları ve Önem Düzeyleri, % Tablo 40: Bölgelere Göre Sosyal Sermaye Endeksi Değerleri Tablo 41: Cinsiyete Göre İstihdam Düzeyleri ve İstihdam Oranları, Tablo 42: SGK Kayıtlılığına Göre İstihdam Edilenler, 15+ yaş, Tablo 43: İzmir de Kurumsal Olmayan Nüfusun İşgücü Durumu, (15+ yaş, bin kişi) Tablo 44: Cinsiyete Göre İşsizlik Düzeyinde Değişim, Tablo 45: Eşdeğer Hanehalkı Kullanılabilir Gelire Göre Gini Katsayıları, Tablo 46: Eşdeğer Hanehalkı Kullanılabilir Gelire Göre Sıralı % 20'lik Gruplar İtibariyle Yıllık Eşdeğer Hanehalkı Kullanılabilir Gelirin Dağılımı, 2011 (İBBS, Düzey 1) Tablo 47: İBBS Düzey 2 Bölgeleri Gelir Dağılımı, Göç ve Nüfus Göstergeleri Tablo 48: ASPB-İŞKUR Protokolü ile İŞKUR a Yönlendirilenlere Yönelik Hizmetler Tablo 49: Global Metro Monitor Ekonomik Performans Göstergeleri Tablo 50: İzmir GSYİH Gelişimi, Bölge ve Türkiye İçindeki Yeri (Cari Fiyatlarla, bin TL) Tablo 51: İzmir GSKD'nin Gelişimi ve Bölge ve Türkiye İçindeki Yeri, (Milyon TL) Tablo 52: İBBS Düzey 2 Bölgeleri GSKD Düzeyleri ve Artış Oranları, Tablo 53: Sektörel GSKD Düzeyleri ve İzmir in Payı Tablo 54: Kişi Başına GSYİH (dolar) Tablo 55: İllerarası Rekabetçilik Endeksi İlk Beş İl Sıralaması

11 Tablo 56: İktisadi Faaliyet Kollarına Göre İstihdam Edilenler ve Oranları, 15+ yaş, (NACE Rev. 2) Tablo 57: Girişimcilik ve Yenilikçilik Endeksi 2013 Sıralamasında ilk 20 Üniversite Tablo 58: Üniversite Başına Düşen Nüfus, Tablo 59: İzmir Üniversitelerine İlişkin Bilgiler, Tablo 60: İzmir ve Türkiye de Yayın Sayıları, Tablo 61: İzmir Bölgesel Yenilik Stratejisi Çalışması Kapsamında Görüşme Yapılan Şemsiye Kuruluşlar ve Üye Sayıları, Tablo 62: İşletmelerin Ar-Ge ve Yenilik Göstergeleri Tablo 63: İzmir, Ankara ve İstanbul da Ar-Ge ve Yenilik Temel Göstergeleri Tablo 64: İzmir de Ar-Ge ve Yenilik Temel Göstergeleri Tablo 65: İzmir Bölgesinde Sektörlerin Üretim Payları, Tablo 66: İzmir Bölgesinde Sektörlerin GSKD Payları, Tablo 67: İzmir Bölgesinde Sektörlerin Çalışanlara Yapılan Ödeme Payları, Tablo 68: İzmir Bölgesinde Sektörlerin Net işletme Artığı Payları, Tablo 69: İzmir Bölgesinden Türkiye ye Net Satışlar, Tablo 70: İzmir de Toplam İleri Bağlantı Etkisi En Yüksek Olan Beş Sektör, Tablo 71: İzmir Sektörel Toplam Geri Bağlantı Etkileri Tablo 72: İzmir Bölgesinde En Büyük Üretim Çoğaltanına Sahip Olan Sektörler, Tablo 73: İzmir de En Büyük Gelir (İşgücü Geliri) Çoğaltanına Sahip Sektörler, Tablo 74: İzmir Bölgesinde En Büyük İstihdam Çoğaltanına Sahip Olan Sektörler, Tablo 75: İzmir Bölgesinde En Büyük Vergi Çoğaltanına Sahip Olan Sektörler, Tablo 76: İzmir Bölgesinde En Büyük İthalat Çoğaltanına Sahip Olan Sektörler, Tablo 77: İstatistik Analizi Kapsamında 3 Yıldız Alan 14 Sektör ve Bunlara İlişkin Göstergeler Tablo 78: Saha Çalışması Kapsamında Değerlendirilen Sektörler Tablo 79: Öncelikli Küme Kategorileri Tablo 80: Özel Yatırım Bölgelerinin Fiziki ve Sosyal Altyapılarında İhtiyaç Duydukları İyileştirme Konularının Önceliklendirilmesi Tablo 81: Kuruluş Yeri Faktörleri Açısından İzmir İçin En Uygun Yatırım Alanları Tablo 82: Yıllara göre İzmir İli Tarımsal Üretim Değeri, , (TL) Tablo 83: Tarım Alanlarının Kullanış Amaçlarına Göre Dağılımı (hektar) Tablo 84: İzmir, Ege Bölgesi ve Türkiye de Organik Tarımın Gelişimi, Tablo 85: İzmir Sanayi Sektörü GSKD sinin Gelişimi ve Türkiye deki Payı, (Cari fiyatlarla, milyon TL) Tablo 86: İzmir de Bulunan İmalat Sanayi İşletmelerinin Alt Sektörlere Dağılımı, Tablo 87: İzmir de Bulunan İmalat Sanayi Alt Sektörlerinin Sınıflandırması Tablo 88: Hizmete Sunulan OSB lere İlişkin Bilgiler Tablo 89: İzmir de Faaliyette Olan Küçük Sanayi Siteleri Tablo 90: Türkiye deki Serbest Bölgelerin Coğrafi Bölgelere Göre Dağılımı Tablo 91: İzmir de Faaliyet Gösteren Rüzgâr Enerji Santralleri Tablo 92: İzmir de Yapımı Devam Eden Rüzgar Enerji Santralleri Tablo 93: Dünyada En Yüksek Hacimle İşletilen İlk 20 Limanlara İlişkin Bilgiler Tablo 94: Üst-Orta Gelir Düzeyindeki Ülkelerin Lojistik Performansları, Tablo 95: TCDD Tarafından İşletilen Limanlarda Yük ve Konteyner Trafiği, Tablo 96: Aliağa-Nemrut İskeleleri Yük ve Konteyner Trafiği, Tablo 97: Dikili Limanı Yük ve Yolcu Trafiği, Tablo 98: Firmaların Ticari Satışlarına Göre Türkiye de Ticari Hareketliliği En Yüksek 5 İl, 2010, (%) Tablo 99: Dünyada Bölgelere Göre GSYİH ve Mal Ticareti Değişimi, , (%) Tablo 100: Farklı Ekonomiler ve Türkiye'nin Dış Ticaret Hacmi ve Dünya Dış Ticaretinden Aldığı Paylar , (%), (milyar dolar) Tablo 101: İzmir Dış Ticaret Potansiyeli Tablo 102: Dış Ticaret Hacmi ve Dış Ticaret Dengesi, , milyon dolar Tablo 103: İzmir de Başlıca Sektörlerde İhracatın İthalatı Karşılama Oranı, Tablo 104: İhracatın Gelişimi ve İhracatta İzmir in Payı , milyon dolar Tablo 105: İzmir İhracatının Sektörel Dağılımı, , %, bin dolar Tablo 106: İzmir İhracatının Ülkelere Göre Dağılımı, , bin dolar Tablo 107: Türkiye, Ege Bölgesi ve İzmir için İthalatın Gelişimi, , milyon dolar Tablo 108: İzmir İthalatının Sektörel Dağılımı, , bin dolar Tablo 109: İzmir İthalatının Ülkelere Göre Dağılımı, , bin dolar

12 Tablo 110: İzmir İmalat Sanayi İhracatının Teknoloji Düzeyine Göre Gelişimi Tablo 111: İzmir İmalat Sanayi İthalatının Teknoloji Düzeyine Göre Gelişimi Tablo 112: Uluslararası Turizm Hareketlerinin Yıllar İtibarı ile Gelişimi, Tablo 113: Dünya Turist Sayısı, milyon kişi Tablo 114: 2011 de En Fazla Turizm Geliri Sağlayan Ülkeler Tablo 115: Dünya da En Çok Ziyaretçi Alan Şehirler, 2011, milyon kişi Tablo 116: Türkiye de Yabancıların Başlıca Turistik Merkezlere Dağılımı, Tablo 117: İzmir e Gelen Yabancı Turistlerin Ülkelere Göre Dağılımı, Tablo 118: İzmir e Gelen Yabancıların Giriş Yoluna ve Aylara Göre Dağılımı, Tablo 119: İzmir e Gelen Yabancı Kruvaziyer Sayıları, Tablo 120: Yıllar İtibariyle İşletme ve Yatırım Belgeli Tesis Sayıları ve Kapasiteleri, Tablo 121: Yıllara Göre En Çok Yabancı Sağlık Turisti Gelen İlk 10 İl, Tablo 122: İllere Göre Mavi Bayraklı Plaj Sayıları, Tablo 123: İlçelere Göre Mavi Bayraklı Plajların Dağılımı, Tablo 124: İzmir'de Mevduatın Türlerine Göre Dağılımı, , milyon TL Tablo 125: Yıllar İtibariyle Kredilerin Dağılımı, bin TL, İzmir Tablo 126: Kredi/Mevduat Oranı, , (%) Tablo 127: İzmir Banka Şube Verileri, Tablo 128: Banka Şube Sayılarının Dağılımı, İzmir Tablo 129: İlçeler İtibariyle Banka Şubeleri, Tablo 130: PM 10 ve SO 2 Mevcut ve Sınır Değerleri Tablo 131: İzmir de OSB lerdeki Atık Su Arıtma Tesisi (AAT) Durumu Tablo 132: Çevresel İhtiyaçların İlçelere Göre Dağılımı Tablo 133: İzmir, Ege Bölgesi ve Türkiye de Yol Uzunlukları Tablo 134: Türkiye de ve Bölgede Demiryolları, , (km) Tablo 135: İzmir deki Demiryolu Hatları, Tablo 136: Adnan Menderes Havalimanı ndan Direkt Uçuş Yapılan Yurt Dışı Limanlar Tablo 137: ESHOT ve İZULAŞ Toplam Otobüs, Sefer ve Yolcu Sayıları Tablo 138: Şehir Merkezi Dolmuş, Taksi, Taksi-Dolmuş ve Servis Araçları Sayıları Tablo 139: İzmir Metro Sefer ve Yolcu Sayıları, Tablo 140: İZBAN Sefer ve Yolcu Sayıları, Tablo 141: Denizyolu ile Taşınan Yolcu ve Araç Sayıları, Tablo 142: Elektrik Üretim Kurulu Güç Değişimi, , (MWh) Tablo 143: Elektrik Tüketim Miktarları Değişimi, , (GWh) Tablo 144: İzmir İli Abonelere Göre Elektrik Tüketim Miktarları (MWh), Tablo 145: İzmir de Bilgi ve İletişim Alanındaki Lisans ve Lisansüstü Eğitim Programları Tablo 146: Türkiye de ve İzmir de Sabit Erişim Hattı, Kablo TV ve GSM Abone Sayıları Tablo 147: İnternet Abone İstatistikleri Tablo 148: Hanehalklarının Bina İnşa Yılına Göre Dağılımı, Tablo 149: Hanehalklarının Konuttaki Mülkiyet Durumlarına Göre Dağılımı, Tablo 150: İzmir de Alınan Konut Yapı Ruhsatları ve Yapı Kullanım İzinleri,

13 ŞEKİLLER Şekil 1: Küresel Kentlerin Ulusal Kişi Başına Düşen GSYİH ye Oranı, Şekil 2: Küresel Kentlerin Ulusal İşgücü Verimliliklerine Oranı, Şekil 3: Yıllara Göre İzmir Nüfusunun Türkiye Nüfusuna Oranı (binde), Şekil 4: Yıllara Göre Şehirleşme Oranları (%), Şekil 5: İzmir ve Türkiye Nüfus Piramitleri, Şekil 6: İzmir de En Fazla Bulunan Mühendislik Bölümleri Şekil 7: İzmir'deki Sit Alanlarının Türlerine Göre Dağılımı, Şekil 8: Türkiye de Cinsiyete Göre Doğumda Beklenen Yaşam Süresi Şekil 9: Yıllara Göre Bebek Ölüm Hızı (bin canlı doğumda) ve Anne Ölüm Oranı (yüz bin doğumda) Şekil 10: Türkiye ve İzmir'de Yüz Bin Kişiye Düşen Doktor Sayısının Yıllara Göre Değişimi, Şekil 11: Türkiye ve İzmir'de Yüz Bin Kişiye Düşen Hemşire Sayısının Yıllara Göre Değişimi, Şekil 12: İZKA Kalkınma Kurulu Üyelerinin Dağılımı, Şekil 13: Türkiye, İstanbul, Ankara ve İzmir de Cinsiyete Göre İşgücüne Katılım Oranları (%), Şekil 14: Cinsiyet Bazında Eğitim Düzeyine Göre İşgücü Göstergeleri (%), Şekil 15: İzmir, Ankara, İstanbul ve Türkiye İstihdam Oranları (%), Şekil 16: İzmir, Ankara, İstanbul ve Türkiye İşsizlik Oranları (%), Şekil 17: İşsizlik Oranı Yüksek Düzey 2 Bölgelerine Ait Temel İşgücü Verileri (%), Şekil 18: İzmir de Cinsiyet ve Yaş Gruplarına Göre İşsizlik Oranı, (%), Şekil 19: Türkiye de Hanehalkı Fertlerinin Çalıştığı Sektöre Göre Yoksulluk Oranları, Şekil 20: Gelire Dayalı Göreli Yoksulluk Sınırlarına Göre Yoksulluk Oranı, , (Yoksulluk Riski % 60) Şekil 21: Uzun Süreli İşsizlik Oranı, Şekil 22: Engel Türüne Göre Oransal Dağılım Şekil 23: Özürlü Evde Bakım Hizmetinden Yararlanan Kişi Sayısı, Şekil 24: İzmir GSYİH Gelişimi (1987 sabit fiyatlarıyla) Şekil 25: GSKD Sektörel ve Bölgesel Paylar, (%), , İzmir Şekil 26: Bölge GSKD Sanayi Payı Değişimi (%) Şekil 27: Kişi Başına Düşen GSYİH nin Gelişimi, ,(dolar) Şekil 28: Kişi Başına Düşen GSKD Gelişimi (Cari Fiyatlarla) Şekil 29: Kişi Başına Düşen GSKD Gelişimi (Dolar) Şekil 30: İBBS Düzey 2 Bölgeleri İtibariyle Kişi Başına GSKD, TL Şekil 31: İBBS Düzey 2 Bölgelerinin Orta Gelir Tuzağı Riski Açısından Gelir Gruplarına Göre Sınıflandırması Şekil 32: İzmir de İstihdamın Sektörel Dağılımı, Şekil 33: İstihdamın Sektörel Dağılımı, , (%) Şekil 34: Üniversite, Öğretim Üyesi ve Araştırıcı Oranları, Şekil 35: İzmir'den TÜBİTAK a Başvuru ve Kabul Sayıları, Şekil 36: İzmir'den SANTEZ Programına Başvuru ve Kabul Sayıları, Şekil 37: Üniversitelerde Üretilen Patent ve Faydalı Model Başvuru Sayılarının Bölgelere Göre Dağılımı, Şekil 38: Üniversitelerin Patent Almasının Önündeki Engeller, (%) Şekil 39: İzmir Yenilik Ekosistemi Haritası Şekil 40: Patent Başvurularının Bölgelere Göre Dağılımı, Şekil 41: İzmir ve Türkiye de Sektörlerin Üretimi ve Gayri Safi Katma Değeri İçindeki Payları, 2008 (%) Şekil 42: Türkiye'deki Kümelenme Deneyimlerinin Dönüm Noktaları Şekil 43: İzmir deki Kümelenme Deneyimleri Şekil 44: İzmir Kümelenme Analizi Aşamaları Şekil 45: İzmir Kümelenme Komitesi Üyelerinin Dağılımı Şekil 46: Yeni Yatırım İçin Belirlenen İlin Seçilmesindeki Neden Şekil 47: İzmir ve Türkiye Genel Arazi Dağılımı, 2011, (%) Şekil 48: İzmir İli Tarımsal Üretim Değerinin Değişimi, ,(TL)

14 Şekil 49: Kullanım Şekline Göre İzmir ve Türkiye Tarım Arazisi Dağılımı (2011), % Şekil 50: İzmir de Üretilen Meyvelerin Toplam Meyve Üretim Değerinde Payı, 2011, (%) Şekil 51: İzmir de Üretilen Başlıca Meyvelerin Üretim Miktarı ve İzmir'in Türkiye Üretimindeki Payı, Şekil 52: İzmir de Üretilen Başlıca Sebzelerin Toplam Sebze Üretim Değerindeki Payları, 2011, (%) Şekil 53: İzmir de Üretilen Başlıca Tarla Ürünlerinin Toplam Tarla Ürünleri Üretim Değerindeki Payları, 2011, (%) Şekil 54: İzmir de Seçilmiş Bazı Bitkisel Ürünlerin Üretim Miktarının Türkiye Üretimi İçindeki Payı, 2011, (%) Şekil 55: İzmir de Üretilen Başlıca Hayvansal Ürünlerin, Toplam Hayvansal Üretim Değerindeki Payları, 2011, (%) Şekil 56: İzmir İli Su Ürünleri Üretim Miktarı, , (ton) Şekil 57: Üç Büyük İlin Türkiye Sanayi GSKD si İçindeki Payları, Şekil 58: İzmir de Bulunan İmalat Sanayi Alt Sektörlerinin Uzmanlaşma Katsayıları Şekil 59: Serbest Bölgelerdeki İstihdam Dağılımı Şekil 60: ESBAŞ ve İZBAŞ ta Yıllara Göre Ticaret Hacmi Değişimleri Şekil 61: İllere Göre Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin Sayısı Şekil 62: İllere Göre Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin Özellikleri Şekil 63: İZTEKGEB'de Çalışan Sayısı, Şekil 64: İZTEKGEB Firmalarının Sektörel Dağılımı, Şekil 65: Dünya Mal Ticareti Hacmi, Şekil 66: Farklı Ülke Grupları ve Türkiye nin Dünya Dış Ticaretinden Aldığı Paylar, , (%) Şekil 67: İhracatın Sıradanlığı ve Çeşitliliğine Göre İller, Şekil 68: Dış Ticaret Hacminin Gelişimi ve İzmir in Payı, , (%), milyon dolar Şekil 69: İhracatın İthalatı Karşılama Oranının Gelişimi, Şekil 70: İhracatın Gelişimi ve İzmir in Payı , (%), milyon dolar Şekil 71: İthalatın Gelişim ve İthalatta İzmir in Payı , (%), milyon dolar Şekil 72: İzmir e Gelen Yabancı Turistlerin Ülkelere Göre Dağılımı, Şekil 73: İzmir e Gelen Yabancı Turistlerin Yıllara Göre Değişimi, Şekil 74: Turistlerin Bakış Açısıyla İzmir in GZFT Analizi Şekil 75: İzmir Toplam Mevduat Payı, Şekil 76: İzmir deki Kredilerin Toplam Krediler İçindeki Payı, , (%) Şekil 77: Bankacılık Sektöründe Çalışanların Bölgelere Dağılımı (%) Şekil 78: VOB İşlem Hacmi (TL) Şekil 79: İzmir'de Su Kullanımının Faaliyetlere Göre Dağılımı Şekil 80: Yıllık Yeraltı ve Yüzeysel Su Kullanımlarının Faaliyetlere Göre Dağılımı Şekil 81: 2011 Yılı Su Üretiminin Kaynaklara Göre Dağılımı, Şekil 82: Büyükşehir Hizmet Alanı Kişi Başı Su Kullanım Miktarı, , lt/kişi-gün Şekil 83: Belediyelerce Kişi Başına Çekilen Su Miktarı, , lt/kişi-gün Şekil 84: Atıksu Arıtma Tesisi ile Hizmet Verilen Belediye Nüfusunun Belediye Nüfusu İçindeki Payı (%), Şekil 85: İzmir İmalat Sanayi Su Tüketimi Sektörel Dağılımı Şekil 86: 2010 yılı İzmir Elektrik Tüketiminin Alanlara Dağılımı, Şekil 87: İzmir İmalat Sanayi Enerji Tüketimi Sektörel Dağılımı Şekil 88: İzmir İmalat Sanayi Tehlikeli Atık Sektörel Dağılımı Şekil 89: Adnan Menderes Havalimanı Gelen-Giden Yolcu Sayısı, Şekil 90: Adnan Menderes Havalimanı Kargo Taşımacılığı Verileri, , (ton) Şekil 91: Yüz Bin Kişi Başına Düşen Otomobil Sayısının Karşılaştırması, Şekil 92: Yüz Bin Kişi Başına Düşen Motosiklet Sayısının Karşılaştırması, Şekil 93: İzmir deki Konut Satışları,

15 HARİTALAR Harita 1: İzmir İlçelerinde İlkokulda Şube Başına Düşen Öğrenci Sayısı, Öğretim Yılı Harita 2: İzmir İlçelerinde Ortaokulda Şube Başına Düşen Öğrenci Sayısı, Öğretim Yılı Harita 3: İzmir İlçelerinde Genel Ortaöğretimde Şube Başına Düşen Öğrenci Sayısı, Öğretim Yılı Harita 4: İzmir İlçelerinde Mesleki ve Teknik Ortaöğretimde Şube Başına Düşen Öğrenci Sayısı, Öğretim Yılı Harita 5: İzmir'deki Sit Alanlarının İlçelere Göre Dağılımı, Harita 6: Hastanelerin İlçelere Göre Dağılımı Harita 7: Düzey 2 Bölgelerine Göre Sosyal Sermaye Endeksi Grupları Harita 8: İzmir İlçelerinde Tarım Arazilerinin Toplam (hektar) ve Oransal (%) Büyüklükleri Harita 9: Gıda Ürünleri ve İçecek İmalatı Harita 10: Gıda Ürünleri ve İçecek İmalatı Alt Sektöründe Firma Yoğunlaşması ve 3 Yıldız Gösterimi Harita 11: Giyim Eşyası ve Kürk İmalatı Harita 12: Giyim Eşyası ve Kürk İmalatı Alt Sektöründe Firma Yoğunlaşması ve 3 Yıldız Gösterimi Harita 13: Kimyasal Madde ve Ürünlerin İmalatı Harita 14: Kimyasal Madde ve Ürünleri İmalatı Alt Sektörlerinde Firma Yoğunlaşması ve Üç Yıldız Gösterimi Harita 15: Genel Makine ve Teçhizat İmalatı Harita 16: Genel Makine ve Teçhizat İmalatı Alt Sektörlerinde Firma Yoğunlaşması ve Üç Yıldız Gösterimi Harita 17: Motorlu Kara Taşıtları İmalatı Harita 18: Motorlu Kara Taşıtları İmalatı Alt Sektörlerinde Firma Yoğunlaşması ve Üç Yıldız Gösterimi Harita 19: Rüzgar Hız Dağılımı-50 m Harita 20: Rüzgar Kapasite Faktörü-50 m Harita 21: Rüzgar Enerji Santrali Kurulabilir Alanlar Harita 22: RES'lerin İlçelere Göre Dağılımı Harita 23: Türkiye Güneş Enerjisi Potansiyeli Atlası Harita 24: İzmir Güneş Enerjisi Potansiyeli Atlası Harita 25: Türkiye Orman Kaynaklı Biyokütle Potansiyeli Haritası Harita 26: Türkiye de Nanotektoniği-Volkanik Etkinliği ve Jeotermal Alanlar Harita 27: İzmir de Jeotermal Kaynaklar, Mevcut Kullanım Durumları ve Potansiyelleri Harita 28: İzmir İli Maden Haritası Harita 29: İlçelere Göre Turizm Türleri Harita 30: İzmir in Çevresel Mevcut Durumu Harita 31: İzmir ve Çevresi Karayolu ve Otoyol Haritası Harita 32: İzmir Raylı Sistem Ulaşım Planı Harita 33: İzmir Deniz Ulaşım Hatları Harita 34: İzmir in Uçuş Mesafelerine Göre Ülkeler

16 KISALTMALAR 3PL Üçüncü Parti Lojistik AAT Atıksu Arıtma Tesisi AB Avrupa Birliği ABD Amerika BirleĢik Devletleri ABĠGEM Avrupa Birliği ĠĢ GeliĢtirme Merkezi AÇSAP Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezi ADNKS Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Ar-Ge AraĢtırma-GeliĢtirme ARBĠS AraĢtırmacı Bilgi Sistemi ASPB Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı BAE BirleĢik Arap Emirlikleri BDDK Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu BGUS Bölgesel GeliĢme Ulusal Stratejisi BSTB Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı BSK Bitümlü Sıcak KarıĢım BSYK BeĢeri Sermaye ve YaĢam Kalitesi BÜGEM Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü BYS BaĢka Yerde SınıflandırılmamıĢ ÇED Çevresel Etki Değerlendirmesi ÇEVKO Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı ÇKS Çiftçi Kayıt Sistemi ÇSGB ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı DEÜ Dokuz Eylül Üniversitesi DHMĠ Devlet Hava Meydanları ĠĢletmesi DPT Devlet Planlama TeĢkilatı DSĠ Devlet Su ĠĢleri DTM DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı DTÖ Dünya Ticaret Örgütü EARN Avrupa Akademik ve AraĢtırma Ağı (European Academic and Research Network) EBĠLTEM Ege Üniversitesi Bilim Teknoloji Uygulama ve AraĢtırma Merkezi EBSO Ege Bölgesi Sanayi Odası EĠE Elektrik ĠĢleri Etüt Ġdaresi EKÜY Entegre ve Kontrollü Ürün Yönetimi EPDK Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu ERG Eğitim Reformu GiriĢimi ESBAġ Ege Serbest Bölge Kurucu ve ĠĢleticisi A.ġ. ESHOT Elektrik, Su, Havagazı, Otobüs ve Troleybüs ĠĢletmesi ETKB Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı EUROSTAT Avrupa Birliği Ġstatistik Ofisi EÜ Ege Üniversitesi FAO BirleĢmiĢ Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (Food and Agriculture Organization of the United Nations) FEE Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı (Foundation for Environmental Education) GEM Küresel GiriĢimcilik Monitörü (Global Entrepreneurship Monitor) GNS Genel Nüfus Sayımı GSBH Gayrisafi Bölgesel Hasıla GSKD Gayrisafi Katma Değer 16

17 GSMH GSYĠH GTHB GÜ GWh GYODER IEA IMF ĠAOSB ĠBB ĠBBS ĠEÜ ĠĠBF ĠGTHĠM ĠĠBF ĠKÇÜ ĠKEE Ġl MEM ILO ĠÖĠ ĠSO ĠġKUR ĠTOB ĠUAP ĠYTE ĠZBAN ĠZBAġ ĠZBP ĠZDENĠZ ĠZFAġ ĠZGEP ĠZKA ĠZSU ĠZTEKGEB ĠZTO ĠÜ KOGM KHK KKO KKYDP KOBĠ KOSBĠ KOSGEB KSS kwh LPI MBY MDA MEB Gayrisafi Milli Hasıla Gayrisafi Yurtiçi Hasıla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gediz Üniversitesi Gigawatt-saat Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency) Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund) Ġzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Ġzmir BüyükĢehir Belediyesi Ġstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması Ġzmir Ekonomi Üniversitesi Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi Ġzmir Gıda, Tarım ve Hayvancılık Ġl Müdürlüğü Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi Ġzmir Katip Çelebi Üniversitesi Ġzmir Kültür Ekonomisi Envanteri Ġzmir Ġl Milli Eğitim Müdürlüğü Uluslararası ÇalıĢma Örgütü (International Labour Organization) Ġzmir Ġl Özel Ġdaresi Ġstanbul Sanayi Odası Türkiye ĠĢ Kurumu Ġzmir Ticaret Odası Organize Sanayi Bölgesi Ġzmir UlaĢım Ana Planı Ġzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Ġzmir Banliyö Sistemi ĠĢletmesi Ġzmir Serbest Bölge Kurucu ve ĠĢleticisi A.ġ. Ġzmir Bölge Planı Ġzmir Deniz ĠĢletmeciliği Nakliye ve Turizm Ticaret A.ġ. Ġzmir Fuarcılık Hizmetleri A.ġ. Ġzmir BüyükĢehir Belediyesi Atık Toplama ve Geri Kazanım A.ġ. Ġzmir Kalkınma Ajansı Ġzmir Su ve Kanalizasyon Ġdaresi Genel Müdürlüğü Ġzmir Teknoloji GeliĢtirme Bölgesi Ġzmir Ticaret Odası Ġzmir Üniversitesi Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü Kanun Hükmünde Kararname Kapasite Kullanım Oranı Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Küçük ve Orta Büyüklükte ĠĢletme KemalpaĢa Organize Sanayi Bölgesi Küçük ve Orta Ölçekli ĠĢletmeleri GeliĢtirme ve Destekleme Ġdaresi BaĢkanlığı Küçük Sanayi Sitesi Kilowatt-saat Lojistik Performans Endeksi (Logistics Performance Index) MarkalaĢma Becerisi ve Yenilikçilik Mevcut Durum Analizi Milli Eğitim Bakanlığı 17

18 MEM MHRS MÜSĠAD MTA MWh NACE OAĠB ODTÜ OECD OKS OSB OYP ÖÇKA ÖYK PISA RCA RES RG SAN-TEZ SBS SCI SDP SEGE SGK SSE STK ġü TBB TBD TBMM TBÜP TCDD TDĠ TEĠAġ TEKMER TEPAV TESEV TEYDEB THK THSK TKB TKHK TL TMMOB TOBB TPE Milli Eğitim Müdürlüğü Merkezi Hastane Randevu Sistemi Müstakil Sanayici ve ĠĢadamları Derneği Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Megawatt-saat Avrupa Topluluğu nda Ekonomik Faaliyetlerin Ġstatistiki Sınıflaması (Statistical Classification of Economic Activities in The European Community) Orta Anadolu Ġhracatçı Birlikleri Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ekonomik ĠĢbirliği ve Kalkınma TeĢkilatı (Organisation for Economic Cooperation and Development) Orta Öğretim Kurumları Sınavı Organize Sanayi Bölgesi Ortaöğretime YerleĢtirme Puanı Özel Çevre Koruma Alanı ÖzelleĢtirme Yüksek Kurulu Uluslararası Öğrenci BaĢarılarını Değerlendirme Programı (Program for International Student Assessment) DıĢ Ticarette Rekabet Gücü Rüzgar Enerji Santrali Resmi Gazete Sanayi Tezleri Programı Seviye Belirleme Sınavı Bilimsel Atıf Endeksi (Science Citation Index) Sağlıkta DönüĢüm Programı Sosyoekonomik GeliĢmiĢlik Endeksi Sosyal Güvenlik Kurumu Sosyal Sermaye Endeksi Sivil Toplum KuruluĢu ġifa Üniversitesi Türkiye Bankalar Birliği Türkiye BiliĢim Derneği Türkiye Büyük Millet Meclisi Ticaret Becerisi ve Üretim Potansiyeli Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Türkiye Denizcilik ĠĢletmeleri Türkiye Elektrik Ġletim A.ġ. Teknoloji GeliĢtirme Merkezi Türkiye Ekonomi Politikaları AraĢtırma Vakfı Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Türk Hava Kurumu Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tarım ve KöyiĢleri Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Türk Lirası Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Türk Patent Enstitüsü 18

19 TRGM TSM TTGV TÜBĠTAK TÜĠK TÜRÇEV TÜREB TÜSĠAD TYD TZOB UBAK UFI UITP BM UNCTAD UNDP UNESCO UNICEF UNWTO URAK USD ÜFE VOB WEF WHO YDTA YÜ YE YHGS YHT YĠD YK YÖK YÜ Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Toplum Sağlığı Merkezi Türkiye Teknoloji GeliĢtirme Vakfı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik AraĢtırma Kurumu Türkiye Ġstatistik Kurumu Türkiye Çevre Eğitim Vakfı Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Türk Sanayicileri ve ĠĢadamları Derneği Turizm Yatırımcıları Derneği Türkiye Ziraat Odaları Birliği UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığı Uluslararası Fuarcılık Endüstrisi Derneği Uluslararası Toplu TaĢımacılar Birliği BirleĢmiĢ Milletler (United Nations) BirleĢmiĢ Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (United Nations Conference on Trade and Development) BirleĢmiĢ Milletler Kalkınma Programı (United Nations Development Programme) BirleĢmiĢ Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization) BirleĢmiĢ Milletler Çocuklara Yardım Fonu (United Nations International Children s Emergency Fund) Dünya Turizm Örgütü (United Nations World Tourism Organization) Uluslararası Rekabet AraĢtırmaları Kurumu Amerikan Doları Üretici Fiyatları Endeksi Vadeli ĠĢlem ve Opsiyon Borsası Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum) Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organisation) Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı YaĢar Üniversitesi Yenilenebilir Enerji Yaban Hayatı GeliĢtirme Sahası Yüksek Hızlı Tren Yap ĠĢlet Devret YoğunlaĢma Katsayısı Yükseköğretim Kurumu YaĢar Üniversitesi 19

20 TANIM ve KAVRAMLAR Aglomerasyon ekonomisi: Ekonomik faaliyetlerin belirli bir mekanda toplanması ile ortaya çıkan ve maliyetlerde gerçekleģen azalmayı ifade eden etkileri ifade etmektedir. Anne Ölüm Oranı: Gebelik süresince ve doğumu izleyen ilk altı hafta içinde tesadüfi olmayan nedenlerden kaynaklanan kadın ölümüdür. Arkeolojik Sit Alanları: Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeģitli uygarlıkların ürünü olup topoğrafik olarak tanımlanabilecek derecede yeterince belirgin ve mütecanis özelliklere sahip, aynı zamanda tarihsel, arkeolojik, sanatsal, bilimsel, sosyal veya teknik bakımlardan dikkate değer, kısmen inģa edilmiģ, insan emeği kültür varlıkları ile tabiat varlıklarının birleģtiği alanlardır. Bebek Ölüm Hızı: Bir yılda doğan ve bir yaģını tamamlamadan ölen bebek sayısının aynı sürede canlı doğan bebek sayısına oranıdır. Bölgesel Gayri Safi Katma Değer: Bir bölgede yerleģik ekonomik birimlerin belli bir dönemde bu bölgedeki ekonomik faaliyetleri sonucunda ürettikleri mal ve hizmetlerin (çıktı) değerinden, bu üretimde bulunabilmek için kullandıkları mal ve hizmetler (ara tüketim) değerinin çıkarılması sonucu elde edilen değerdir. Çoğaltanlar: Bir sektörün nihai talebinde 1 birimlik artıģ olması durumunda bölge ekonomisinde üretim, gelir, istihdam, vergi ve ithalatında ne kadar artıģ gerçekleģeceğini gösteren etki analizleridir. Dış Ticaret Dengesi: Ġthalat ve ihracat arasındaki iliģkiyi açıklayan, ithalatın ihracattan fazla olması halinde negatif (dıģ ticaret açığı), düģük olması halinde ise pozitif (dıģ ticaret fazlası) değer alan göstergedir. Dış Ticaret Hacmi: Ġthalat ve ihracat rakamlarının toplamını, yani bir bölgenin/ülkenin gerçekleģtirmiģ olduğu toplam dıģ ticareti ifade etmektedir. Doğal Sit Alanları: Ġlginç özellik ve güzelliklere sahip olan, ender bulunan, korunması gerekli alanlar ve tabiat varlıklarıdır. Endüstriyel Bağınlaşma: Sektörler arasında ara girdi alıģveriģlerinden kaynaklanan karģılıklı bağımlılıktır. Girdi-çıktı modelinde sektörel ileri ve geri bağlantı göstergeleri kullanılarak sektörler arasındaki etkileģimin ne kadar güçlü olduğunun incelenmesidir. Eşdeğer Hanehalkı Kullanılabilir Geliri: Hanehalkının yıllık kullanılabilir gelirinin hanehalkının eģdeğer hanehalkı büyüklüğüne bölünmesiyle elde edilmektedir. EĢdeğer hanehalkı büyüklüğü ise hanehalkı düzeyinde toplanan gelirlerin bireysel gelirlere dönüģtürülmesi amacıyla her bir hanehalkı büyüklüğünün kaç yetiģkine (eģdeğer fert sayısına) denk olduğu göstermektedir. Etnografik Eser: Halk sanatını ve halkın maddi kültürünü gösteren gereçler ve belgelerdir. 20

21 Gayrisafi Katma Değer: Bir sektörün gayri safi katma değeri, temel fiyatlar üzerinden hesaplanan üretim değeri ile satıģ fiyatı üzerinden hesaplanan ara mal tüketim değeri arasındaki fark olarak tanımlanır. Diğer bir deyiģle, bir sektörde yaratılan katma değer, sektörde üretilen mal veya hizmetin değeri ile sektörde kullanılan ara girdilerin değeri arasındaki farktır. Gayrisafi Yurtiçi Hasıla: Bir ekonomide yerleģik olan üretici birimlerin belli bir dönemde, yurtiçi faaliyetleri sonucu yaratmıģ oldukları tüm mal ve hizmetlerin değerleri toplamından bu mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılan girdiler toplamının düģülmesi sonucu elde edilen değerdir. Genç Bağımlılık Oranı: yaģ grubundaki her 100 kiģi için 0-14 yaģ grubundaki kiģi sayısıdır. Geri Bağlantı Etkisi: Her bir i sektörü için hesaplanan toplam geri bağlantı etkileri, sektöre olan nihai talepte 1 birim (örneğin, 1 milyon TL) nihai talep artıģı olması durumunda tüm ekonomide (bölgede) üretim artıģının ne düzeyde olacağını gösterir. Geri bağlantı etkisi, sadece bir sektörde değil tüm sektörlerde ortaya çıkan toplam canlanmayı gösterir ve sektörün tüm ekonomi (bölge) için önemine iģaret eder. Hirschman Kategorileri: Geri bağlantı etkisi öncelikli olmak üzere, ileri ve geri bağlantı etkilerine göre sektörlerin bölge ekonomisi için önemini gösteren dört temel kategoridir. İhracata Konu Mallarda Çeşitlilik: ÇeĢitlilik değerinin yüksek olması bir bölge veya ülkede çok sayıda ürünün rekabetçi bir Ģekilde üretilip ihraç edildiğini göstermektedir. İhracata Konu Mallarda Sıradanlık: Çok sayıda bölge veya ülkenin ihracat sepetinde yer alan ihraç ürünleri sıradan ürün olarak kabul edilmektedir. Sıradanlık değeri düģük olan bölge veya ülkeler, özel/nadir ürünlerin ihracatında rekabetçi avantaja sahiptir. İhracatta Sofistikasyon: Ġhracatta sofistikasyonu yüksek olan iller, geliģmiģ ülkelerin ihracat sepetlerinde yer alan ürünleri ihraç ederler. Sofistikasyon değerinin düģük olması, ihraç ürünlerinin karmaģık olmadığının göstergesidir. İleri Bağlantı Etkisi: Her bir i sektörü için hesaplanan toplam ileri bağlantı etkileri, tüm sektörlerde aynı anda 1 birim (örneğin, 1 milyon TL) nihai talep artıģı olması durumunda i sektöründe üretim artıģının ne düzeyde olacağını gösterir. Ġleri bağlantı etkisi, sektörün toplam çıktısının ne oranda ara mal olarak kullanıldığının, dolayısıyla sektörün diğer sektörler için ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir. Kentsel Sit Alanları: Mimari, mahalli, tarihi, estetik ve sanatsal özelliği bulunan, bir arada bulunmaları nedeniyle teker teker taģıdıkları kıymetten daha fazla değeri olan yapıların, bahçelerin, bitki örtülerinin, yerleģim dokularının ve duvarların bulundukları alanlardır. Kişi Başı Bölgesel Gayri Safi Katma Değer: Cari fiyatlarla bölgesel gayri safi katma değerin yıl ortası bölge nüfus tahminine bölünmesi ile TL cinsinden elde edilen değerdir. Kuruluş Yeri Faktörleri: Belirli bir üretim biriminin bir coğrafi konuma yerleģtirilmesi halinde, üretim biriminin maliyeti, satıģ hasılatı ve sermaye yapısı üzerinde etkili olan tüm 21

22 konumsal özellikleri kapsar. KuruluĢ yerinin seçimi genellikle iģletme giderlerinin en düģük, iģletme gelirlerinin en yüksek olduğu yerin belirlenmesi sürecini içermektedir. Medyan (Ortanca) Yaş: Nüfusu oluģturan kiģilerin yaģları küçükten büyüğe doğru sıralandığında ortada kalan kiģinin yaģıdır. Buna göre, nüfusun yarısı bu yaģtan küçük, diğer yarısı da bu yaģtan büyüktür. Motorlu Kara Taşıtı: Karayolları Trafik Kanunu gereğince trafikten tescil plakası alma zorunluluğu olan bütün taģıtlardır. Net Göç: Bir ilin aldığı göç ile verdiği göç arasındaki farktır. Alınan göç verilenden fazla ise net göç pozitif, tersi durumda net göç negatiftir. Net Göç Hızı: Göç edebilecek her bin kiģi için net göç sayısıdır. Net İşletme Artığı: ĠĢletme artığı, katma değer ile iģgücüne yapılan ödemeler arasındaki farktır. Üretim sürecinde iģgücü, sermaye ve ara mal kullanıldığı varsayımı ile iģletme artığı, üretim değerinden ara mal maliyeti ve iģgücü ödemeleri düģülerek elde edilir. Sermayenin yıpranması (amortisman) da düģülür ise net iģletme artığına ulaģılır. Net Satışlar (Bölge dışına yapılan): Bölgedeki toplam arz ile bölgedeki toplam kullanım arasındaki farktır. Bölgedeki toplam arz bölgedeki kullanımdan fazla ise, fark bölge dıģına satılmıģ demektir. Toplam arz kullanımdan az ise, aradaki fark diğer bölgelerden satın alınmıģ demektir. Nitelikli Sıçrama Kabiliyeti: Bir bölge veya ülkenin mevcut sanayi yapısı ile daha nitelikli ürünleri ihraç edebilme kapasitesini göstermektedir. GeniĢ üretim imkanlarına sahip bölge veya ülkeler farklı ve daha nitelikli ihraç ürünlerine kolaylıkla geçiģ yapabileceklerdir. Nüfus Yoğunluğu: Bir kilometrekareye düģen nüfustur. Orta Gelir Tuzağı: KiĢi baģına düģen GSYĠH bakımından orta gelir düzeyine ulaģmıģ ülkelerin veya bölgelerin belirli bir gelir bandında sıkıģma ve üst gelir seviyesine geçememe durumudur. Örgün Eğitim: Belirli bir yaģ grubundaki ve aynı seviyedeki bireylere, amaca göre hazırlanmıģ programlarla okul çatısı altında yapılan düzenli eğitimdir. Ro-Ro: (Roll On Roll Off) Otomobil, kamyon, treyler, TIR ya da vagon gibi tekerlekli taģıtları içine alarak taģımak üzere tasarlanmıģ büyük ticaret gemilerine ve bu Ģekilde gerçekleģtirilen taģımacılık türüne verilen isimdir. Tarihi Sit Alanları: Tarihte önemli olayların cereyan ettiği ve bu nedenle korunması gerekli olan yerlerdir. Tescilli Yapı: Tarihi ve kültürel değerleri barındırdığından koruma altına alınmıģ yapılardır. 22

23 TEU: (Twenty Feet Equivalent Unit) Uluslararası deniz taģımacılığında kullanılan konteyner birimi. Toplam Arz: Bir sektörün üretimi ile ithalatın toplamıdır. Toplam Doğurganlık Hızı: Bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca (15-49 yaģları arasında) yaģayacağı ve belirli yaģa özel doğurganlık hızını takip edeceği varsayımı altında doğurabileceği ortalama canlı doğan çocuk sayısıdır. Toplam Yaş Bağımlılık Oranı: yaģ grubundaki her 100 kiģi için 0-14 ve 65 ve daha yukarı yaģ gruplarındaki kiģi sayısıdır. Uzun Süreli İşsizlik Oranı: ĠĢsizler içinde bir yıl ve daha uzun süreyle iģsiz olanların payını göstermektedir. Üçüncü Parti Lojistik: Bir Ģirketin ihtiyaç duyduğu lojistik hizmetlerin kısmen veya tümüyle baģka bir Ģirket tarafından gerçekleģtirilmesidir. Yaşlı Bağımlılık Oranı: yaģ grubundaki her 100 kiģi için 65 ve daha yukarı yaģ grubundaki kiģi sayısıdır. Yaşlı Nüfus Oranı: 65 ve daha yukarı nüfusun toplam nüfus içindeki oranıdır. Yenilik (İnovasyon): ĠĢletme içi uygulamalarda, iģyeri organizasyonunda veya dıģ iliģkilerde yeni veya önemli derecede iyileģtirilmiģ bir ürün veya süreç, yeni bir pazarlama yöntemi ya da yeni bir organizasyonel yöntemin gerçekleģtirilmesidir Yoğunlaşma Katsayısı: Bir sektörün belli bir bölgedeki yığılmasını bir üst bölgeye referansla ölçmeye yaramaktadır. YKi = (ei/et) / (Ei/Et) YK=YoğunlaĢma katsayısı ei = i sektörünün ilçedeki istihdamı et = ilçedeki toplam istihdam Ei = Ġzmir de i sektöründeki istihdam Et = Ġzmir deki toplam istihdam Yoksulluk Oranı: EĢdeğer fert baģına geliri (bireysel eģdeğer geliri) yoksulluk sınırından düģük olan nüfus oranını vermektedir. Yoksulluk Riski (% 60): EĢdeğer hanehalkı kullanılabilir medyan gelirlerinin % 60`ı yoksulluk sınırı olarak tanımlanmaktadır. 23

24 METODOLOJİ ĠZBP hazırlık çalıģmaları kapsamında, bölgenin yapısının ve dinamiklerinin etkin olarak belirlenmesine imkân sağlayacak sosyal, ekonomik, çevresel ve mekânsal analizler gerçekleģtirilmiģtir. Analizlerin belirlenmesi ve içeriğinin oluģturulması sürecinde Türkiye'nin önde gelen düģünce kuruluģları ve üniversitelerle görüģmeler yapılmıģtır. Ġzmir Üniversiteler Platformu, üniversite rektörlükleri, ilgili fakülte ve bölümler, Kalkınma Bankası, Türkiye Teknoloji GeliĢtirme Vakfı (TTGV), Türkiye Ekonomi Politikaları AraĢtırma Vakfı (TEPAV) gibi farklı kuruluģların mevcut durum analizi çalıģmaları ve planlama sürecine iliģkin görüģ ve önerileri alınmıģtır. Elde edilen görüģler ve analiz tekliflerinin değerlendirilmesi ve Yönetim Kurulu onayına sunulması neticesinde farklı kurum ve kuruluģlarla iģbirlikleri oluģturularak bölgesel analiz çalıģmaları yapılmıģtır ĠZBP hazırlıkları kapsamında eģ zamanlı ve eģgüdümlü olarak yürütülen söz konusu analiz çalıģmaları, içerdikleri alt analizler ve uygulanan teknikler Ģunlardır: ANALİZ UYGULANAN YÖNTEMLER KULLANILAN TEMEL VERİLER İzmir Bölgesel Girdi-Çıktı Tablosu ve Modeli Oluşturulması ve Analizi İzmir İli Fonksiyonel Bölge ve Alt Bölgelerin ve Bölgelerarası İlişkilerin Tespiti Ulusal tablodan varsayımlarla elde edilen bölgesel tablonun farklı kaynaklardan derlenen üstün verilerle güncellenmesine dayanan Karma Yöntem Ġkincil veri temini ve istatistiksel analizi 2008 yılı ara girdi kullanımlarının elde edilmesi için RAS algoritması Ġzmir doğrudan girdi katsayılarının tahmini için LQ Yöntemi Üstün veriler elde edilmesi için sektör temsilcileri ile yüzyüze görüģme Girdi-çıktı modeli kullanılarak yapısal analiz, endüstriyel bağınlaşma ve çoğaltan analizleri KuĢak BileĢenleri Nüfus Projeksiyon Yöntemi Ekonomik Baz Tekniği Ekonomik Temel Çarpanı Yerel-Temel ĠĢgücü Ayrımı Sabit Pay / Sabit Büyüme / DeğiĢken Pay Tekniği Yer seçimi (lokasyon katsayısı, LQ) analizi Merkezi Eğilim ve Dağılım ĠliĢkin Mekânsal Ġstatistik Yöntemleri Mekânsal Otokorelasyon Teknikleri TÜĠK Ulusal Girdi-Çıktı Tablosu (2002) TÜĠK Üretim, Harcamalar ve Gelir Yoluyla GSYĠH verileri TÜĠK Hanehalkı Bütçe Anketi Veri Seti (2008) TÜĠK ĠĢ ve Hizmet Ġstatistikleri (2008) Maliye Bakanlığı Bütçe Ġstatistikleri TÜĠK Sektörel Ġthalat ve Ġhracat verileri T.C. Merkez Bankası Ödemeler Dengesi Hizmet Ticareti Ġstatistikleri SGK Kayıtlı ĠĢgücü verileri Sektör temsilcilerinden elde edilen üstün veriler Kalkınma Bakanlığı ve TÜĠK raporları Ġdari sınırlar, arazi kullanımı, yürürlükteki plan kararları, ulaģım ve alt yapı yatırımları gibi mekânsal verileri TÜĠK, 2011 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi TÜĠK sayı numaralı ve tarihli haber bülteni TÜĠK 2010 yılı doğum istatistikleri Dünya Sağlık Örgütü verileri dönemi TÜĠK Genel Nüfus Sayımları 24

25 Mekânsal EtkileĢim Modelleri Çekim Modeli Temelli Kentsel Fonksiyon Dağılım Modelleri İzmir Kümelenme Analizi ve Stratejisi 3 yıldız yöntemi Küme iģ ve ihtiyaç analizi Kümelenme düzeyi analizi Küme dinamiği analizi PaydaĢ analizi Derinlemesine paydaģ görüģmeleri ÇalıĢtay SGK firma ve çalıģan sayıları TPE patent, marka, faydalı model ve endüstriyel tasarım sayıları Maliye Bakanlığı verileri Ege Ġhracatçılar Birliği ihracat verileri TOBB, ĠZTO, EBSO, ilçe sanayi ve ticaret odaları bilgileri Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı firma verileri Envanter çalıģması İzmir Sivil Toplum Araştırması Alan araģtırması Derinlemesine mülakat Odak grup çalıģmaları Dernekler Ġl Müdürlüğü verileri Vakıflar Genel Müdürlüğü verileri Saha araģtırması verileri İzmir İli Uygun Yatırım Alanları Ön Fizibilite Raporu Hazırlanması YoğunlaĢma ve pazar analizi Kümelenme analizi SWOT KuruluĢ Yeri Faktörleri Analizi Yüzyüze görüģmeler TÜĠK coğrafi ve demografik göstergeler TÜĠK eğitim göstergeleri TÜĠK istihdam göstergeleri TÜĠK sosyal güvenlik göstergeleri TÜĠK sağlık göstergeleri TÜĠK sanayi sektörü göstergeleri TÜĠK tarım sektörü göstergeleri TÜĠK bankacılık göstergeleri TÜĠK turizm sektörü göstergeleri TÜĠK dıģ ticaret göstergeleri TÜĠK iģ istatistikleri Ġzmir Bölgesel Yenilik Stratejisi Yerel Girişimcilik Ekosistemi Strateji Belgesi Hazırlanması PaydaĢ analizi Odak grup görüģmeleri Birebir derinlemesine görüģmeler Literatür taraması GiriĢimcilik ekosistemi analizi KarĢılaĢtırma analizleri Ġkincil veri temini ve analizi TÜĠK eğitim verileri TPE patent verileri SGK firma verileri TÜĠK sektörel veriler TÜBĠTAK program verileri Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı program verileri KOSGEB verileri Uluslararası raporlar İzmir Kültür Ekonomisi Envanteri ve Gelişme Stratejisi ÇalıĢtay Derinlemesine görüģmeler 3 yıldız analizi GIS analizleri Ġkincil veri temini ve analizi Literatür taraması TÜĠK genel sanayi ve iģyerleri sayımı istatistikleri TÜĠK yıllık sanayi ve hizmet istatistikleri SGK istatistikleri TÜĠK kültür istatistikleri TÜĠK tüketim harcamaları veritabanı Belediyeler kültür verileri Üniversiteler kültür verileri Ġl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verileri Ġzmir il Dernekler Müdürlüğü verileri 25

26 TÜĠK bölgesel izleme göstergeleri İzmir Turizm Stratejisi İzmir Bilgi Toplumu Temelli Kalkınma Stratejisi Ġkincil veri temini ve analizi Literatür taraması Katılımcı çalıģtay GZFT analizi Mülakat ve anket Delfi anketi Fark (Gap) analizi Senaryo geliģtirme yöntemleri Ġkincil veri temini ve analizi ÇalıĢtay Mekansal dağılım analizleri Uluslararası raporlar Kültür ve Turizm Bakanlığı verileri Turizm çatı kuruluģları verileri TÜĠK verileri Ġzmir Ġl Kültür Turizm Müdürlüğü verileri Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü verileri Sağlık Bakanlığı verileri TÜBĠTAK program verileri TTGV program verileri Ġzmir Bölgesel Yenilik Stratejisi verileri TÜĠK bilgi toplumu verileri ĠZTO ve EBSO verileri Çekirdek Yoğunluk Analizi İzmir Su Ürünleri Sektörü Stratejisinin Oluşturulması İzmir Bölgesel Yenilik Stratejisi Literatür taraması, Saha araģtırması Ġkincil veri temini ve analizi ÇalıĢtay Ġkincil veri toplanması ve analizi Saha analizi Ekosistem analizi ÇalıĢtay Guidefish strateji planlama modeli Dünya Gıda ve Tarım Örgütü verileri EUROSTAT verileri Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Su Ürünleri Ġstatistikleri Ġzmir BüyükĢehir Belediyesi verileri Ġzmir Gıda Tarım ve Hayvancılık Ġl Müdürlüğü kayıtları TÜĠK su ürünleri istatistikleri ÖSYM ve YÖK verileri TÜBĠTAK verileri TTGV verileri Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı program verileri TÜĠK ADNKS verileri Türk Patent Enstitüsü verileri Ġzmir Teknoloji GeliĢtirme Bölgesi bilgileri KOSGEB bilgileri Ġzmir Mevcut Durum Analizi Maliye Bakanlığı bilgileri Saha analizi verileri Ekosistem analizi verileri Algı araģtırması İzmir Kentsel Pazarlama Stratejisi TNS CATI telefonla anket Omnibus yüz yüze kantitatif araģtırma TNS yüz yüze kantitatif bilinirlik ve algı araģtırması Bire bir video röportaj ĠZKA Yatırım Ortamı Değerlendirme AraĢtırması Kültür ve Turizm Bakanlığı verileri Algı araģtırması verileri Anket verileri Video röportaj verileri Online anket Yüz yüze derinlemesine görüģmeler 26

27 YASED barometre online araģtırma TÜĠK yüz yüze kantitatif araģtırma Değer haritaları Kıyaslama analizleri Hedef kitle analizi GZFT analizleri İzmir de Ekoverimlilik Uygulamaların ın Yaygınlaştırılm ası Stratejisi UNDP Kapasite Değerlendirme Metodu Çok Ölçütlü Karar Verme Metodu Entropi Metodu Basit Sıralama Metodu Saha görüģmeleri ÇalıĢtay TÜBĠTAK raporları BM Çevre Programı raporları Çevre ve Orman Bakanlığı verileri Ġzmir BüyükĢehir Belediyesi verileri UNIDO raporları TÜĠK çevre istatistikleri Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verileri SGK raporları ĠZKA raporları Analiz çalıģmaları kapsamında Ġzmir in bölgesel düzeyde ihtiyaç ve önceliklerinin belirlenmesi yanı sıra, farklı kurum ve kuruluģların ĠZKA kanalıyla daha fazla veriye daha kısa süre içinde eriģimi sağlandı. Ayrıca analiz grupları aralarında veri ve araģtırma bulgularının eģ zamanlı paylaģımı yoluyla kurumlar arasında sinerji yaratıldı. Düzenlenen çok sayıda toplantı/çalıģtay ile analiz ve strateji çalıģmalarına ilgili gruplardan katkı ve katılım sağlandı. BiliĢim sektörü, turizm sektörü, yenilik, kümelenme, ekoverimlilik konuları, kültür ekonomisi ve su ürünleri sektöründe strateji ve eylem planının belirlenmesi için bir günlük çalıģtaylar düzenlendi. ÇalıĢtaylarda sektör temsilcileri ağırlıklı olmak üzere ilgililerin bilgi ve deneyim paylaģımına imkan tanınarak konular farklı boyutlarıyla değerlendirildi. 21 Eylül 2012 tarihinde İzmir Bölge Planı Hazırlık Toplantısı gerçekleģtirildi. Toplantı ile farklı konularda çalıģan analiz gruplarının bir araya gelmeleri, araģtırma konuları hakkında bilgi/görüģ alıģveriģi yapmaları ve bu grupların ĠZBP hazırlama sürecine iliģkin görüģ, öneri ve değerlendirmelerinin alınması sağlandı. Toplam 716 kiģinin katılımı gerçekleģen toplantılara iliģkin bilgiler aģağıdaki tabloda yer almaktadır ĠZBP Hazırlık ÇalıĢmaları Kapsamındaki PaydaĢ Toplantıları ve ÇalıĢtaylar Toplantı Başlığı / Toplantı Yapılan Kurum Yenilik Stratejisi ÇalıĢtayı Eko-verimlilik ÇalıĢtayı Analiz Başlığı Tarih Görüşülen Konu Ġzmir Bölgesel Yenilik Stratejisi Ġzmir de Ekoverimlilik Uygulamalarının YaygınlaĢtırılması Stratejisi 20 Mart Mart 2012 Ġzmir de Ar-Ge ve yenilik kapasitesinin artırılmasına yönelik öncelik, hedef ve eylemlerin belirlenmesi Mevcut durum raporu paylaģılarak temiz üretim konusunda bölgede gerçekleģtirilebilecek eylemler Kat. Sayısı

28 Toplantı Başlığı / Toplantı Yapılan Kurum Kümelenme ÇalıĢtayı Sektör uzman görüģmeleri GiriĢimcilikle ilgili Kurum ve KuruluĢ temsilcileri (I) GiriĢimcilikle ilgili Kurum ve KuruluĢ temsilcileri (II) ĠBB Kent Konseyi ĠBB Kent Konseyi Uzman görüģmeleri Plan Hazırlık Toplantısı Ġzmir Bilgi Toplumu Stratejisi ÇalıĢtayı Ġzmir BiliĢim Sektörü ÇalıĢtayı Arazi Sınıflandırması Projesi Bilgilendirme Toplantısı Analiz Başlığı Tarih Görüşülen Konu Ġzmir Kümelenme Stratejisi Ġzmir Bölgesel Girdi-Çıktı Tablosu ve Modeli OluĢturulması ve Analizi GiriĢimcilik Ekosistemi Analizi GiriĢimcilik Ekosistemi Analizi Sivil Toplum Kapasitesi Sivil Toplum Kapasitesi Sivil Toplum Kapasitesi Tüm Analizler Ġzmir Bilgi Toplumu Temelli Kalkınma Stratejisi Ġzmir Bilgi Toplumu Temelli Kalkınma Stratejisi Tüm Analizler 30 Mayıs 2012 Haziran- Ağustos Temmuz Temmuz Temmuz Temmuz 2012 Temmuz- Ağustos Eylül Ekim Ekim Kasım 2012 Konuyla ilgili çalıģan Ġzmir deki ilgili tüm kurum ve kuruluģların katılımıyla Ġzmir Kümelenme Stratejisi oluģturulmuģtur. Çok sayıda sektör için firmalardan temsilcileri; EBSO ve ĠZTO sektör çalıģma grupları; sektörel dernekler, Ģensiye kuruluģlar ve üniversitelerden kiģilerle yaklaģık 30 toplantı düzenlenmiģ, analizin sektörle ilgili bulguları paylaģılarak görüģ, öneri ve değerlendirmeler alınmıģtır. GiriĢimciler, yatırımcılar, Embryonix, Ebiltem, ĠZTEKGEB, Medya mensuplarından bir grup ile odak grup görüģmesi ĠĢ adamı dernekleri, diğer ilgili STK lar, belediyeler, ilgili kamu kurumlarından ve üniversitelerden temsilciler ile odak grup görüģmesi Sivil Toplum Kapasitesi analizi kapsamında Engelli, Kadın ve Gençlik Meclisi Temsilcileri odak grup görüģmesi Sivil Toplum Kapasitesi analizi kapsamında Engelli, Kadın ve Gençlik Meclisi odak grup görüģmesi Alanında uzman kiģilerle derinlemesine mülakatlar yapıldı Analizlerin paylaģımı ve Ġlhan Tekeli desteği ile çalıģtay oturumu Bilgi toplumu konusu ile iliģkili kamu kurumu, özel sektör firmaları, STK lar ve üniversitelerden katılımcılar ile Ġzmir Bilgi Toplumu Stratejisi hedef ve eylemlerinin belirlenmesi BiliĢim sektörü temsilcileri ve akademisyenler ile Ġzmir in BiliĢim Sektörü Stratejisi nin önceliklerini ve hedefleri belirlenmesi Ġl Özel Ġdaresi tarafından yürütülen Arazi Sınıflandırması Projesi hakkında bölge planı analiz gruplarına ve farklı kurumlardan uzmanlara bilgilendirme yapılması Kat. Sayısı

29 Toplantı Başlığı / Toplantı Yapılan Kurum Turizm Stratejisi ÇalıĢtayı Su Ürünleri Sektörü ÇalıĢtayı Kültür Ekonomisi Stratejisi ÇalıĢtayı Analiz Başlığı Tarih Görüşülen Konu Ġzmir Turizm Stratejisi Ġzmir Su Ürünleri Sektörü Stratejisi Ġzmir Kültür Ekonomisi Envanteri ve GeliĢme Stratejisi 20 Aralık Aralık Ocak 2013 Ġzmir de turizm sektörünü temsilen firmalar, oteller, dernekler, odalar, kamu kuruluģları ve üniversitelerin yanısıra Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcilerinden oluģan katılımcılar ile sektörel öncelik, hedef ve eylemlerin belirlenmesi Sektör temsilcilerin sektörel ihtiyaç, öncelik, hedef ve eylemler konusunda katkılarının alınması Mevcut durum analizi ıģığında Ġzmir de kültür ekonomisinin geliģtirilmesi için hayata geçirilmesi gereken hedef ve eylemler konusunda katkı alınması Kat. Sayısı TOPLAM ÇalıĢtaylarda uygulanacak teknik belirlenerek kolaylaģtırıcılık ve kolaylaģtırıcı yardımcılığı görevleri gerçekleģtirildi. Farklı temalardaki çalıģtaylarda uygulama birliği sağlamak amacı ile ÇalıĢtaylarda Uygulanacak Esaslar belgesi hazırlandı. KolaylaĢtırıcı olarak yararlanılmak üzere ajans birim asistanları ve üniversite temsilcilerine kolaylaģtırıcılık eğitimleri verildi. Bir gün süren çalıģtaylar kapsamında öncelikle bölgesel analiz bulguları paylaģılarak katılımcıların görüģ ve önerileri alındı. Sonrasındaki oturumlarda katılımcılar tarafından hedef ve eylemlerin belirlenmesi sağlandı. Bölgesel analiz gruplarının koordinasyonunun sağlanması için bir e-posta grubu kurularak duyuru ve bilgilendirmenin bu grup üzerinden yapılması sağlandı. Ayrıca çeģitli veri, rapor ve dosyaların paylaģımının sağlanması için bir FTP klasörü ortak kullanıma sunuldu. Analiz raporlarının standartlarını belirleyen bir yazım kılavuzu hazırlanarak raporlamalarda kullanımı sağlandı MDA çerçevesinde gerçekleģtirilmiģ olan teknik analizler, plan hedeflerinin oluģturulmasında gerekli bilimsel altyapıyı sağlayacak, 2023 Ġzmir vizyonunu belirlemek için yol gösterici olmuģtur. Ġlerleyen dönemde daha büyük ölçekle düzenlenecek kalkınma çalıģtayı ve vatandaģ toplantıları ile karar alma sürecinde daha çok kesime Ġzmir'in geleceğine dair söz hakkı verilmiģtir MDA çalıģmaları kapsamında kamu, özel, sivil toplum kesimleri ile üniversitelerin biraraya gelmesi sağlandı, Ġzmir'in geleceğine dair birlikte düģünüldü, sektörel ve tematik çalıģtaylarda ortak akıl ile öncelikler belirlendi. Bu sürecin en büyük kazanımı ise yaratılan ortak çalıģma kültürüdür ĠZBP stratejik öncelik ve hedeflerinin belirlenmesinde bilimsel bir altlık teģkil etmesi, Ġzmir'in geleceğine yön vermek adına yapılacak teknik çalıģmalara destek olması 29

30 öngörülen bu çalıģmanın; Ġzmir kamu kesimi, yerel yönetimler, akademik çevreler ve sivil toplum örgütleri tarafından referans belge olarak kullanılması umulmaktadır. 30

31 1. BÖLGEYE GENEL BAKIŞ 1.a. İzmir in Ülke ve Bölge İçerisindeki Konumu Ġzmir 2012 yılındaki nüfus büyüklüğü ile Türkiye nüfusunun % 5,3 ünü, Ege Bölgesi nüfusunun ise % 41 ini oluģturmaktadır. Hem nüfus büyüklüğü hem de sosyoekonomik geliģmiģlik bakımından 81 il içinde üçüncü sırada yer almaktadır. Kalkınma Bakanlığı tarafından 2011 yılında yayınlanan ''Ġllerin ve Bölgelerin Sosyo- Ekonomik GeliĢmiĢlik Sıralaması AraĢtırması'na (SEGE) göre Ġzmir Türkiye sıralamasında üçüncü durumdadır. Ġstanbul un birinci, Ankara nın ikinci konumda olduğu bu sıralama çalıģması demografi, eğitim, sağlık, istihdam, rekabetçi ve yenilikçi kapasite, mali kapasite, eriģilebilirlik ve yaģam kalitesi olmak üzere 8 alt kategoride 61 değiģken kullanılarak hazırlanmıģtır. Uluslararası Rekabet AraĢtırmaları Kurumu (URAK) tarafından hazırlanan Ġllerarası Rekabetçilik Endeksi çalıģmasına göre Ġzmir, nüfus ve sosyo-ekonomik geliģmiģlik sıralamasıyla paralel olarak, Türkiye de üçüncü sırada yer almaktadır. Ġzmir in 42,72 endeks değerine sahip olduğu çalıģmada Ġstanbul 86,01, Ankara ise 49,73 değere sahiptir. Alt endeksler açısından ise Ġzmir, beģeri sermaye ve yaģam kalitesi alt endeksinde dördüncü, markalaģma becerisi ve yenilikçilik alt endeksinde altıncı, ticaret becerisi ve üretim potansiyeli alt endeksinde üçüncü, eriģilebilirlik alt endeksinde ikinci bölge konumundadır yılında nüfus yoğunluğu Türkiye de 98 kiģi/km 2, Ġzmir de 333 kiģi/km 2 dir. Türkiye ortalamasının üzerinde nüfus yoğunluğuna sahip Ġzmir, nüfus piramidi açısından Türkiye den daha yaģlı bir görünüm arz etmekte, ĢehirleĢme oranı % 91,4 ile Türkiye genelinin (% 77,3) çok ilerisinde yer almaktadır. GeçmiĢ dönemlerde yüksek düzeyde göç alırken, son dönemlerdeki net göç hızı düģüģ kaydetmiģ, 2000 ve 2011 yıllarında sırasıyla binde 39,88 ve binde 2,26 olarak gerçekleģmiģtir. Okuryazarlık ve okullaģma oranları Türkiye ortalamasının üzerindedir. Okuryazar nüfus oranında 2 puan, yükseköğretim ve üstü okul mezunu oranında 3 puan Türkiye ortalamasından yüksektir. Dört devlet ve beģ vakıf üniversitesi olmak üzere dokuz üniversiteye sahiptir. Ġzmir, sağlık hizmetleri açısından Türkiye ortalamasının üzerinde bir görünüme sahiptir itibariyle 32 si kamu ve üniversite, 22 si özel olmak üzere toplam 54 hastane barındırmaktadır. Yüz bin kiģi baģına hastane yatak sayısı (2011) 274 olup, 252 olan Türkiye ortalamasının üzerindedir. Doktor baģına düģen hasta sayısı (2011) 448 iken, Türkiye ortalaması 593 kiģidir. Ġzmir iģgücü piyasasında Türkiye iģgücü piyasasındaki genel duruma paralel olarak, küresel ekonomik krizin etkisiyle, 2009 yılında bir kırılma yaģanmıģ ancak izleyen yıllarda toparlanma kaydedilmiģtir yılı itibariyle Ġzmir de % 53,2 düzeyinde gerçekleģen iģgücüne katılım oranı, Türkiye (% 50) ve diğer metropol illerin üzerindedir yılında sınırlı düzeyde azalmıģ olan istihdam izleyen yıllarda önemli düzeyde artmıģ ve 2012 yılında düzeyine ulaģmıģtır. Buna göre, çalıģanların Türkiye de % 5,7 si, Ege Bölgesi'nde % 38,2 si Ġzmir de istihdam edilmektedir döneminde istihdamdaki artıģın iģgücü artıģını yeterince karģılayamaması dolayısıyla iģsizlikteki gerileme sınırlı 31

32 olmuģtur. Ġzmir de iģsizlik oranı % 14,8 ile Türkiye ortalamasının (% 9,2) oldukça üzerinde gerçekleģmiģtir yılı itibariyle ülke genelinde iģsiz olan her sekiz kadından biri Ġzmir de bulunmaktadır. Ġzmir de istihdamın yarıdan fazlasını hizmetler sektörü sağlamaktadır yılı itibarıyla, istihdamın sektörel dağılımı açısından birinci sırayı % 58,4 ile hizmetler sektörü almakta, bunu sırasıyla % 31,6 ile sanayi ve % 10,1 ile tarım sektörü izlemektedir. Sanayi ve hizmetler sektörünün istihdamdan aldığı paylar sırasıyla % 26 ve % 49,4 olan Türkiye ortalama değerlerinin üzerindeyken, tarım sektörünün istihdam payı Türkiye tarımsal istihdam oranının (% 24,6) yarısından daha düģük bir düzeye tekabül etmektedir. Ġstihdam oranı ile paralel biçimde, Ġzmir ekonomisi içinde hizmetler sektörü Gayrisafi Katma Değer (GSKD) içinde en fazla paya sahip olan sektördür yılı itibarıyla hizmetler sektörünün GSKD den aldığı pay Ġzmir de % 68,4 iken, Ege Bölgesi nde % 61,8 ve Türkiye genelinde ise % 64,3 düzeyindedir. Ġzmir hizmetler sektörü GSKD si, Ege Bölgesi hizmetler sektörü GSKD si içinde % 52,6 ve Türkiye hizmetler sektörü GSKD si içinde % 7 paya sahiptir. Ġzmir sanayinin en fazla geliģtiği bölgelerden birisidir yılı itibarıyla, Ġzmir ili sanayi sektörü GSKD si Ġzmir ili toplam GSKD sinden % 26,7 oranında pay alırken, Ege Bölgesi sanayi GSKD sinden % 47,2 ve Türkiye sanayi GSKD sinden ise % 6,4 oranında pay almıģtır. 26 Düzey 2 bölgesi içinde Ġzmir, Türkiye sanayi GSKD sinden aldığı pay ile beģinci sırada yer almıģtır. Ġzmir ili imalat sanayinde istihdam rakamları açısından özellikle gıda ürünleri (% 15,60), giyim eģyası (% 15,39), fabrikasyon metal ürünleri (% 9,65), mobilya (% 7,54) ve motorlu kara taģıtı, treyler ve yarı treyler imalatı (% 6,77) sektörleri ön plana çıkmaktadır. TÜĠK Yıllık Sanayi ve Hizmet Ġstatistikleri ne (2009) göre, Ġzmir de imalat sanayi sektöründe bulunan yerel giriģim sayısı adet ile Türkiye de faaliyet gösteren giriģimlerin % 5,9 una, istihdam edilen kiģi sayısı ise kiģi ile % 6,8 ine tekabül etmektedir. Ayrıca Türkiye deki en büyük 500 sanayi kuruluģunun 32 si Ġzmir'de bulunmaktadır. Ġzmir bu açıdan Ġstanbul dan (33 firma) sonra ikinci büyük bölgedir (ĠSO, 2012). Ġzmir ekonomisinde tarım sektörünün payı nispeten düģük olup, tarımın Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYĠH) içindeki payı da yıllar itibariyle düģüģ göstermektedir. Ġzmir GSKD sinde 2004 yılı itibarıyla % 6 olan tarım sektörünün payı 2008 de % 4,8 e inmiģtir. Tarım sektörünün Ege Bölgesi tarım GSKD sindeki payı % 20,4, Türkiye tarımsal GSKD si içindeki payı ise % 3,7 dir. Ġzmir büyüklük açısından 26 Düzey 2 bölgesi içinde 13. sırada bulunmaktadır. Bitkisel üretim değeri büyüklüğü açısından Ġzmir iller arasındaki sıralamada 2009 yılında dördüncü, 2010 yılında üçüncü olmuģtur yılında Antalya, Mersin, Konya ve ġanlıurfa dan sonra beģinci sıradadır. Ġzmir in Türkiye bitkisel üretim değerinde sahip olduğu pay % 4,1 dir. Türkiye meyve üretimi içindeki payı 2011 yılında % 3,7 olmuģtur. Ġzmir, Türkiye nin ve Ege Bölgesi nin önemli hayvancılık merkezlerinden biridir da % 31,3 olan toplam tarımsal üretim değeri içindeki hayvansal üretim değerinin payı 2011 de % 42,4 e yükselmiģtir. Hayvansal ürünler değeri açısından iller arasında 2009 ve 2010 yıllarında ikinci sıraya sahip iken, 2011 yılında Konya, Balıkesir ve Sivas tan sonra dördüncü sıraya gerilemiģtir. Türkiye toplam hayvansal üretim değerindeki payı % 32

33 1,23 tür yılı verilerine göre toplam süt üretiminde Balıkesir ve Konya dan sonra üçüncü sırada, inek sütü üretiminde ise Balıkesir den sonra ikinci sırada yer almaktadır. Ġzmir de üretilen et miktarı ise, Türkiye et üretiminin % 9,5 ini, Ege Bölgesi et üretiminin % 44,1 ini oluģturmaktadır. Jeopolitik konumu bakımından Akdeniz-Karadeniz geçiģi üzerinde yer alan ve Balkanlara, Avrupa ya ve Anadolu üzerinden Ortadoğu ya açılma imkânına sahip olan Ġzmir, lojistik açısından önemli avantajlara sahiptir. KüreselleĢme ile birlikte tüm dünyada hızla büyüyen ve milli gelirden önemli paylar almaya baģlayan lojistik sektörü oldukça geniģ bir hizmet alanını ifade etmektedir. Faaliyet gösteren beģ limana sahip olması, uluslararası bir havaalanının varlığı, Manisa, Denizli, Aydın, Muğla, Bursa, UĢak, Kütahya gibi tarım, sanayi üretimi ve maden iģleme kapasitesi yüksek merkezlere yakınlığı, dolayında uluslararası sermayeli firmanın varlığı, Ġzmir i lojistik sektörü açısından daha da önemli kılmaktadır. Ġzmir, coğrafi konumu, tarihsel ve kültürel kaynaklarının çeģitliliği, coğrafi özellikleri ve turizme yönelik altyapısıyla geniģ ve canlı bir turizm potansiyeline sahiptir yılı itibarıyla turizm iģletme belgeli tesisler açısından Ġzmir in Ege Bölgesi ndeki payı tesis sayısı itibarıyla % 21,3, oda ve yatak sayısı itibarıyla % 18,2 iken Türkiye genelindeki payı tesis sayısı itibarıyla % 5,1, oda ve yatak sayısı itibarıyla % 4,1 dir. Turizm iģletme belgeli tesislerin doluluk oranı 2011 yılı itibarıyla Türkiye genelinde % 51,5 dolaylarında iken, Ġzmir genelinde bu oran % 49 dolayındadır. Ġzmir de 2012 yılı sonu itibarıyla 27 banka 736 Ģube ile faaliyet göstermektedir. Ġl, Ģube baģına ortalama nüfusun en düģük olduğu altıncı ildir. Ġzmir, 2012 yılı itibarıyla toplam mevduat büyüklüğü ve tasarruf mevduatı oranı (% 61,2) itibarıyla tüm iller arasında üçüncü sırada yer alırken, ilde kiģi baģına düģen mevduat tutarı ( TL), Türkiye ortalamasının (9.576 TL) üzerindedir. Ġzmir, kredi kullanımında iller sıralamasında üçüncü sırada yer almaktadır yılı itibarıyla TL kiģi baģına düģen kredi miktarı ile Türkiye ortalamasının (9.532 TL) üzerinde bir değere sahip olup, iller arası sıralamada dördüncü sırada yer almaktadır. Ġzmir de ulaģım olanakları ve özellikle Ġzmir Limanı nın varlığı, bölge ve Türkiye üretiminin dıģa açılmasına olanak tanımaktadır yılında Ege Bölgesi ihracatındaki payı % 50,7, Türkiye toplam ihracatındaki payı ise % 5,7 olarak gerçekleģmiģtir. Yine aynı yıldaki ithalat payı sırasıyla % 61,3 ve % 4,5 olmuģtur döneminde Ġzmir de dıģ ticaret hacmi 2,7 kat artıģ gösterirken, Ege Bölgesi dıģ ticaret hacmi 3,8 kat, Türkiye geneli dıģ ticaret hacmi ise 3,3 kat artıģ göstermiģtir yılı itibarıyla kiģi baģına ihracat ABD doları 1 ile Türkiye ortalamasının (2.017 dolar) üzerinde, kiģi baģına ithalat ise dolar ile Türkiye ortalamasının (3.128 dolar) altında yer almıģtır yılı ihracatın ithalatı karģılama oranı % 82 ile Türkiye ortalamasından yüksek (% 64), Ege Bölgesi ortalamasından (% 99) düģüktür. Ġzmir e iliģkin çeģitli ekonomik ve sosyal göstergeler aģağıda listelenmiģtir (Tablo 1). 1 Metnin tümünde dolar olarak ifade edilmiģtir. 33

34 Tablo 1: İzmir Ekonomik ve Sosyal Durum Profili Göstergeler Türkiye Ege Bölgesi İzmir COĞRAFYA VE DEMOGRAFĠ Yüzölçümü (Göller hariç) (km 2 ) Nüfus (2012 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine Göre) Yıllık Ortalama Nüfus ArtıĢ Hızı ( ) (Binde) 12,01 9,43 10,09 Nüfus Yoğunluğu (2012) (kiģi/km 2 ) ġehirleģme Oranı (2012) (Yüzde) 77,3 73,7 91,4 Net Göç Hızı ( ) (Binde) - 0,13 2,26 EĞĠTĠM Okur-Yazar Nüfus Oranı (2011) (Yüzde) 95,13 96,85 97,68 Ġlköğretimde Net OkullaĢma Oranı (2011) (Yüzde) 98,67 99,07 99,30 Erkek (Yüzde) 98,77 99,11 99,31 Kız (Yüzde) 98,56 99,04 99,29 Ortaöğretimde Net OkullaĢma Oranı (2011) (Yüzde) 67,37 73,82 75,52 Erkek (Yüzde) 68,53 73,08 73,64 Kız (Yüzde) 66,14 74,60 77,51 ĠSTĠHDAM (15+ yaģ) ĠĢgücüne Katılma Oranı (2012) (Yüzde) 50 54,6 53,2 Ġstihdam Oranı (2012) (Yüzde) 45,4 49,4 45,3 ĠĢsizlik Oranı (2012) (Yüzde) 9,2 9,6 14,8 Tarımda ÇalıĢanların Toplam Ġstihdama Oranı (2012) (Yüzde) 24,6 30,5 10,1 Sanayide ÇalıĢanların Toplam Ġstihdama Oranı (2012) (Yüzde) 26 24,2 31,6 Hizmetlerde ÇalıĢanların Toplam Ġstihdama Oranı (2012) (Yüzde) 49,4 45,3 58,4 SOSYAL GÜVENLĠK Sosyal Güvenlik Kapsamındaki Nüfusun Toplam Nüfusa Oranı (Haziran 2012) (Yüzde) 85,7 88,5 89,2 Aktif Sigortalılar/Nüfus (Haziran 2012) (Yüzde) 24,8 26,9 27,9 Pasif Sigortalılar/Nüfus (Haziran 2012) (Yüzde) 13,7 17,9 19,8 Aktif Sigortalılar/Pasif Sigortalılar (Dosya) (Haziran 2012) 1,95 1,58 1,48 SAĞLIK Hastane Sayısı (2011) (Adet) Yüz Bin KiĢiye DüĢen Yatak Sayısı (2011) (Adet) Doktor BaĢına Hasta Sayısı (2011) (KiĢi) SANAYĠ SEKTÖRÜ GSKD Ġçinde Sanayinin Payı (Cari Fiyatlarla) (2008) (Yüzde) 27,2 26,9 26,7 Sanayi ĠĢyeri Sayısının Türkiye Ġçindeki Payı (2009) (Yüzde) - 13,8 5,9 Sanayi Ciro Değerinin Türkiye Ġçindeki Payı - 13,7 8,0 34

35 (2009) (Yüzde) Sanayi Brüt Yatırımlarının Türkiye Ġçindeki Payı (2009) (Yüzde) - 10,9 6,1 TARIM SEKTÖRÜ Tarım Alanlarının Toplam Alan Ġçindeki Payı (2011) (Yüzde) 30,2 30,8 28,2 GSKD Ġçinde Tarımın Payı (Cari Fiyatlarla) (2008) (Yüzde) 8,5 11,3 4,8 Ortalama ĠĢletme Büyüklüğü (2001) (Dekar) Tarımsal ĠĢletme BaĢına DüĢen KüçükbaĢ Hayvan Sayısı (2001) (Adet) 9 7,7 10,6 Tarımsal ĠĢletme BaĢına DüĢen BüyükbaĢ Hayvan Sayısı (2001) (Adet) 3,6 3,5 4,6 Traktör BaĢına DüĢen Arazi (2010) (ha) Hektar BaĢına DüĢen Kimyevi Gübre (2011) (kg) BANKACILIK Banka Mevduatı (2012) (Milyar TL) ,1 41,6 Banka Kredileri (2012) (Milyar TL) 764, ,6 Kredi mevduat oranı (2012) (yüzde) 99,2 106,7 102,4 Tasarruf Mevduat Oranı (2011) (Yüzde) 38,1 60,7 61,2 TURĠZM SEKTÖRÜ Turizm ĠĢletme Belgeli Konaklama Tesisi Sayısı (2011) (Adet) Tesis Sayısının Türkiye Ġçindeki Payı (2011) (Yüzde) - 23,8 5,1 Turizm ĠĢletme Belgeli Tesislerin Yatak Kapasitesi (2011) (Adet) Yatak Sayısının Türkiye Ġçindeki Payı (2011) (Yüzde) - 22,5 4,1 Turizm ĠĢletme Belgeli Tesislerde Doluluk Oranı (2011) (Yüzde) 51,5 44,2 49,0 Belediye Belgeli Tesis Sayısı (2011) Belediye Belgeli Tesislerin Yatak Kapasitesi (2011) Belediye Belgeli Tesislerde Doluluk Oranı (2011) (Yüzde) 31,4 14,8 33,9 DIġ TĠCARET DıĢ Ticaret Hacmi (2012) (Milyon dolar) DıĢ Ticaret Dengesi (2012) (Milyon dolar) Ġhracat (2012) (Milyon dolar) KiĢi BaĢına DüĢen Ġhracat (2012) (dolar) Ġthalat (2012) (Milyon dolar) KiĢi BaĢına DüĢen Ġthalat (2012) (dolar) Ġhracatın Ġthalatı KarĢılama Oranı (2012) (Yüzde) b. İzmir İlinin Küresel Konumu Küresel ekonomide Ġzmir gibi metropoliten alanların önemi giderek yükselmektedir. ABD de bağımsız bir araģtırma kuruluģu olan Brookings Enstitüsü tarafından hazırlanan, 35

36 en büyük 200 metropol ekonominin incelendiği 2011 Global Metro Monitor raporuna göre Ġzmir, dünyanın en hızlı büyüyen dördüncü metropol ekonomisi konumundadır (Tablo 2). Dünyanın en hızlı büyüyen 10 Ģehri Çin, Türkiye ve Suudi Arabistan'da toplanmasına karģın en yavaģ büyüyen metropol ekonomilerinin % 95'i ABD, Batı Avrupa ve depremle sarsılan Japonya'da yer almaktadır. Dünyada en hızlı büyüyen Ģehir Çin'in ġangay kentidir. Türkiye nin diğer büyük bölgeleri olan Ankara altıncı, Ġstanbul ise yedinci sırada yer almıģtır. Gelir büyüklüğü açısından ise Ġzmir 200 metropol ekonomi arasında kiģi baģına düģen dolar ile 181. sırada gelmektedir (Brookings, 2011). Tablo 2: En Yüksek Ekonomik Performans Gösteren Küresel Metropol Alanlar Sıra Değişim (%) Metro Alan Ülke No Gelir 2 İstihdam 1 ġangay Çin 9,8 5,8 2 Riyad Suudi Arabistan 7,8 6,3 3 Cidde Suudi Arabistan 7,0 5,5 4 Ġzmir Türkiye 5,5 5,6 5 Hangzhou Çin 5,8 5,5 6 Ankara Türkiye 5,4 5,7 7 Ġstanbul Türkiye 5,3 5,6 8 Shenzhen Çin 6,5 4,9 9 Santiago ġili 5,7 4,9 10 Shenyang Çin 11,6 1,7 Kaynak: Brookings, 2011 Brookings Enstitüsü 2012 yılı raporunda Ġzmir, Türkiye yi temsil eden diğer metropollerle benzer olarak, istihdam yaratma performansındaki azalma sonucunda 300 metropol arasında 45. Sırada yer almıģtır döneminde Ġzmir, Ankara ve Ġstanbul için bir önceki döneme kıyasla ekonomik performansta göreli bir azalma kaydedilmiģ olsa da bahse konu çalıģmada bu illerin ciddi bir resesyondan tam olarak çıktığı tespit edilmiģtir. Ekonomik Kalkınma ve ĠĢbirliği Örgütü nün (OECD) küresel ekonomide rekabetçi bölgeleri araģtırdığı 2006 tarihli çalıģmasına göre, metropol bölgelerin çoğunda (78 metropol bölgenin 66 sında) kiģi baģına düģen GSYĠH ve iģgücü verimliliği (78 metropol bölgenin 65 inde) ulusal ortalamanın üzerindedir. Üstelik bu kentlerden çoğunun büyüme oranı da genellikle kendi ülkelerinden daha yüksektir. OECD nin söz konusu çalıģmasına göre, Ġzmir tek baģına Ege Bölgesi GSYĠH sinin yaklaģık % 50 sini, Türkiye GSYĠH sinin yaklaģık % 7 sini oluģturmaktadır. KiĢi baģına düģen GSYĠH sıralamasında altıncı il olan Ġzmir in yıllık ortalama nüfus artıģının OECD ortalamasının oldukça üzerinde olduğu görülmektedir. Ġstanbul ve Ankara nın ardından Türkiye GSYĠH sine katkıda bulunan üçüncü büyük il Ġzmir dir. KiĢi baģına düģen GSYĠH bakımından ise Ġzmir ve Ġstanbul ülke değerinin % 60 ını geçmiģ görünmektedir (OECD, 2006). 2 ÇalıĢmada gelir terimi kiģi baģına GSYĠH yerine kullanılmıģtır. 36

37 Şekil 1: Küresel Kentlerin Ulusal Kişi Başına Düşen GSYİH ye Oranı, 2002 Kaynak: OECD, 2006 Aynı çalıģmaya göre, iģgücü verimliliği baz alındığında Ġzmir ilinin ulusal emek verimliliği oranı yaklaģık % 25 iken, Ġstanbul da bu oran % 50 düzeyindedir. 37

38 Şekil 2: Küresel Kentlerin Ulusal İşgücü Verimliliklerine Oranı, 2002 Kaynak: OECD, 2006 Sonuçta, Ġzmir de tıpkı diğer küresel kentler gibi yığılma (aglomerasyon) ekonomisi sayesinde beģeri ve fiziki sermaye olanakları, ekipman, bina stoku ve altyapı olanakları, daha iyi ulaģım ve telekomünikasyon imkanları sunma ve kaynak alternatifleri oluģturma konusunda bir potansiyel taģımaktadır. Yine de Ġzmir in diğer küresel kentler gibi sosyoekonomik açıdan yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası ölçekte kaynağını bulan güçlü, zayıf yanları ve ili bekleyen fırsat ve tehditleri mevcuttur. 38

39 1.c. İzmir'e Yön Verecek Önemli Gelişmeler Ġzmir-Ġstanbul Otoyolu, Ġzmir-Ankara Hızlı Tren Projesi, Kuzey Ege (Çandarlı) Liman Projesi, bölge içi ulaģıma iliģkin raylı sistem yatırımları ve kıyı tasarımına yönelik çalıģmalar Ġzmir i etkileyecek önemli geliģmeler olarak sayılabilir. Söz konusu projelerin bölgeye etkilerinin araģtırılması ve entegre bir yaklaģımla değerlendirilmesi, bölgeye sağlanacak faydanın maksimize edilmesi açısından önemlidir. Ġstanbul-Ġzmir arası yolculuk süresini 3,5 saate indirecek Türkiye'nin en büyük otoyol projesi olan Ġzmir-Ġstanbul Otoyolu Projesi'nde, Gebze-Orhangazi-Bursa kısmının 3,5 yılda tamamlanması öngörülmektedir. Yap-ĠĢlet-Devret (YĠD) yöntemiyle yaptırılacak olan Ġzmit Körfez GeçiĢi ve Bursa-Balıkesir-Ġzmir kısmında 2010 yılında temel atılarak çalıģmalara baģlanmıģ, halen Ġstanbul tarafında çalıģmalar devam etmektedir. Türkiye ekonomisinin merkezi konumundaki Ġstanbul a ulaģımın bu denli kolaylaģması Ġzmir için önemli bir geliģme kaynağı olacaktır. Ankara ile Ġzmir arasındaki ulaģımı kolaylaģtırması amaçlanan Ġzmir-Ankara Hızlı Tren Projesi ile Ankara-Ġzmir arası yolculuk süresinin 3,5 saatte düģürülmesi planlanmaktadır. UĢak ve Afyonkarahisar üzerinden Ankara'ya ulaģacak proje bu kentlerle de hızlı ulaģım imkânı sunacaktır. Yılda yaklaģık 6 milyon yolcu taģınması öngörülen projede yer teslimi yapılarak Ankara-Afyon arası inģaata baģlanmıģtır Kuzey Ege (Çandarlı) Limanı, Ġzmir Alsancak Limanı nı desteklemek, Türkiye nin ve Ege Bölgesi nin gelecekteki liman ihtiyacını karģılayabilmek, transit yük taģımacılığına ve üçüncü kuģak gemilere hizmet verebilmek amacıyla hayata geçirilmektedir. Kuzey Ege Limanı, sadece Ġzmir Limanı nın bir alternatifi değil ulusal ve küresel ölçekte artan yük ihtiyacına cevap verecek nitelikte bir ana aktarma limanı olacaktır. Konumu, kapasitesi, ulaģım olanakları ile Akdeniz de transit yük taģımacılığının merkezi olma özelliklerine sahiptir. Liman alt yapı çalıģmalarının 2013 yılı sonu itibariyle bitmesi, üst yapı çalıģmaları ve hizmetlerinin tamamlanması sonrasında da 2015 yılı içerisinde gemilerin bağlanması hedeflenmektedir. Liman tam kapasitesi ile çalıģtığında yıllık 200 bin tonun üzerinde geminin yaklaģması öngörülmektedir. TCDD ile Ġzmir BüyükĢehir Belediyesi (ĠBB) arasında imzalanan protokol ile Aliağa dan Cumaovası na kadar mevcut olan demiryolu alt yapısı geliģtirilerek 80 km. uzunluğunda 31 istasyonlu ve yüksek kapasiteli bir kent içi raylı sistemi kurulmuģtur. Hattın Cumaovası'ndan Torbalı (Tepeköy) e kadar uzatılması için protokol imzalanmıģ ve 30 km lik ilave hat üzerindeki 6 istasyonun (Tekeli, Pancar, Torbalı, Tepeköy, Develi, KuĢçuburun), 8 adet karayolu geçidinin ve 1 adet yaya üst geçidinin yapım iģleri baģlatılmıģtır. Güneyde devam eden Cumaovası - Tepeköy hattına ilave olarak güzergâhın Selçuk'a uzatılması (Tepeköy'den itibaren 26 km), Kuzeyde ise Aliağa'dan Bergama'ya (52 km.) kadar ilave hatların yapılması planlanmıģtır. Söz konusu hatların yapımı ile bölgede Kuzey-Güney bağlantısı güçlenecek ve iki büyük turizm merkezi olan Selçuk ve Bergama nın birbirleri ve kent merkezi ile bağlantıları güçlenecektir. Kent içinde modern, yüksek kapasiteli, enerji dostu araçlarla ulaģımı sağlamak amacı ile tramvay projeleri gerçekleģtirilmektedir. ĠBB tarafından Konak ve KarĢıyaka ilçeleri için tamamlanan projeler Kalkınma Bakanlığı yatırım programı için onay aģamasındadır. Üçyol-Fahrettin Altay hattında metro yapımı devam etmektedir. Ayrıca Fahrettin Altay- Narlıdere, Otogar-Halkapınar ve Üçyol-Dokuz Eylül Üniversitesi Tınaztepe Kampüsü 39

40 Düzey hatlarında yapılması planlanan metro hatlarının yatırım programına alması için UlaĢtırma ve Denizcilik Bakanlığı na baģvuruda bulunulmuģtur. Kent yaģamına önemli etkileri olacak Ġzmirlilerin Denizle ĠliĢkisini Güçlendirme Projesi Tasarım Stratejisi ĠBB tarafından uygulanmakta ve MaviĢehir - Ġnciraltı Kent Ormanı arasında kalan yaklaģık 40 km lik sahil Ģeridinde yapılan tasarım projeleri ile kıyı bölgesinin görsel ve mekânsal kalitesinin artırılmasını hedeflemektedir. Noktasal nitelikte olmasına rağmen kent yaģamı ve ekonomisi açısından önem taģıyan diğer çalıģmalar Yeni Fuar Alanı ve Zübeyde Hanım Opera Binası inģası ile Agora, Kadifekale ve Kemeraltı bölgesindeki kazı ve düzenleme projeleri olarak sayılabilmektedir. 2. SOSYAL YAPI 2.a. Nüfus Yapısı 1927 yılında nüfusuyla Ġzmir, Ġstanbul un ardından en büyük nüfusa sahip ikinci il idi yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre Ġzmir in nüfusu a yükselmiģ, 81 il arasında Ġstanbul ve Ankara nın ardından üçüncü sırada yer almıģtır. Ġzmir in nüfus yapısına ıģık tutacak nüfus yoğunluğu, ĢehirleĢme oranı, nüfus artıģ hızı ve bağımlılık oranları gibi temel nitelikler aģağıda incelenmiģtir. 2.a.1. Artan ve Yoğunlaşan Nüfus Ġzmir in nüfus yapısına iliģkin dikkat çekici ilk nokta, nüfus yoğunluğunun Türkiye ortalamasından belirgin oranda yüksek olmasıdır yılı Genel Nüfus Sayımı (GNS) verilerine göre Türkiye nin nüfus yoğunluğu 88, Ege Bölgesi nin 99, Ġzmir in ise 281 dir. Buna göre Ġzmir, en yoğun nüfusa sahip Ġstanbul (1.928) ve Kocaeli nin (334) ardından iller arasında üçüncü sıradadır yılı ADNKS verilerine göre ise, nüfus yoğunluğu Türkiye de 98, Ege Bölgesi nde 109, Ġzmir ilinde ise 333 olarak belirlenmiģtir (Tablo 3). Ġzmir, Ġstanbul (2.666) ve Kocaeli nden (453) sonra Türkiye de nüfusu en yoğun olan üçüncü il konumundadır. EUROSTAT ın Düzey 2 bölgeleri arasında yayınlamıģ olduğu Avrupa Birliği (AB) 3 ülkelerinde ortalama nüfus yoğunluğu ise 116,6 ile Ġzmir in oldukça gerisinde kalmaktadır (EUROSTAT, 2012a). Nüfus (2012) Tablo 3: Nüfusa İlişkin Bilgiler, Şehir Nüfusu Oranı (%) (2012) Nüfus Yoğunluğu (kişi/km 2 ) (2012) Yıllık Nüfus Artış Hızı (Binde) ( ) Medyan Yaş (2012) Net Göç Hızı (Binde) ( ) Türkiye (TR) , ,01 30,1-48,03 Ege (TR3) , ,43 33,8 0,13 42,8 Ġzmir (TR31) , ,09 34,1 2,26 39,97 Kaynak: TÜİK, 2012a Toplam Yaş Bağımlılık Oranı (2012) Ġzmir in nüfus yapısına iliģkin dikkat çekici ikinci nokta, nüfus artıģ hızının uzun zamandır Türkiye ortalamasının üstünde seyretmesidir. Aslında Türkiye nin nüfus artıģ hızı da aynı biçimde çoğu AB ülkesine göre daha yüksektir yılı verilerine göre AB ortalamasında 3 AB, 2012 yılında 27 ülkeden oluģmaktadır. 40

41 nüfus artıģ hızı % 0,25 iken bu oran Avro Bölgesi ortalamasında % 0,36, Türkiye için ise % 1,30 (2011) olarak belirlenmiģtir (IMF, 2012) yılında binde 39 olan Ġzmir nüfusunun Türkiye nüfusuna oranı 1950 lere kadar azalma eğilimi göstermiģ, sonrasında artıģa geçerek 2007 yılında binde 53 seviyesine yükselmiģtir döneminde önemli bir değiģiklik göstermemiģtir (ġekil 3) Şekil 3: Yıllara Göre İzmir Nüfusunun Türkiye Nüfusuna Oranı (binde), Kaynak: TÜİK, 2012a; TÜİK, 2012b 2.a.2. Kentleşen Nüfus Ġzmir in nüfus yapısına iliģkin önemli noktalardan birisi, toplam nüfus içinde Ģehir nüfusu oranının Türkiye ortalamasından oldukça yüksek seyretmesidir. ġehir nüfus oranı 2000 yılında Türkiye de % 64,9, Ġzmir de % 81 olmuģ, 2007 yılında ise sırasıyla % 70,5 ve % 84,9 olarak gerçekleģmiģtir (TÜĠK, 2008) yılı ADNKS verilerine göre oran Ġzmir de % 91,4 e, Türkiye de ise % 77,3 e ulaģmıģtır (ġekil 4). KuĢkusuz Ģehir nüfusunun yükselmesinde Türkiye nin diğer birçok bölgesinde olduğu gibi idari yapıya iliģkin yasal düzenlemelerin de payı mevcuttur. Türkiye ye kıyasla oldukça yüksek olan nüfus yoğunluğu ve Ģehir nüfusuyla Ġzmir, sağlıklı kentleģme açısından kapsamlı politikalara ihtiyaç duyulan bir bölge olarak ortaya çıkmaktadır ,9 91,13 91,33 91,38 91,42 84,91 74,96 75,53 76,26 76,8 77,28 70, Şekil 4: Yıllara Göre Şehirleşme Oranları (%), Türkiye İzmir 41

42 Türkiye genelinde ve Ġzmir de nüfusun Ģehir ve köy dağılımı zamanla Ģehir lehine bir artıģ eğilimi izlemektedir. Türkiye de 1965 yılı GNS ye göre nüfusun % 34,4 ü Ģehirlerde, % 65,6 sı köy ve beldelerde yaģarken, 2012 yılında bu oranlar sırasıyla % 77,3 ve % 22,7 olmuģtur. Yıllara göre Ġzmir nüfusunun Ģehir-köy dağılımında da benzer geliģmeler yaģanmıģtır (Tablo 4) yılında % 50,3 olan Ģehir nüfusu 2012 yılında % 91,4 e yükselmiģ, belde ve köylerde yaģayan nüfus ise % 8,6 ya düģmüģtür. Tablo 4: Dönemler İtibarıyla Şehir Nüfusu Oranları (%) Düzey Ankara 65,1 78,4 87,6 88,3 97,5 Ġstanbul 78,1 61,3 92,4 90,7 99,0 Ġzmir 50,3 53,6 79,2 81,1 91,4 Türkiye 34,4 43, ,9 77,3 Kaynak: TÜİK 2012a ve TÜİK 2012b verileri kullanılarak hesaplanmıştır Nüfusun Ģehir ve köy dağılımında Ģehir lehine izlenen bu geliģim, kırsal kesimden kentlere göç olgusunun açık göstergesidir. Göç, kırsal kesimden kent merkezlerine doğru bir hareketle sınırlı kalmayıp, nüfusun sanayinin daha geliģmiģ olduğu Ġzmir gibi batı illerinde yoğunlaģmasına neden olmuģtur. Bunun sonucu olarak da Türkiye nin batı illeri göç alan, diğer bölgelerde yer alan iller ise göç veren hale gelmiģtir. Ġzmir de bu geliģmelerden etkilenmiģ, tarımda mekanizasyonun artması, veraset nedeniyle arazinin parçalanması ve kırsal kesimde iģsizlik gibi olguların da etkisiyle, hem Ege Bölgesi ndeki illerden hem de Türkiye nin diğer illerinden yüksek oranda göç almıģtır. 4 2.a.3. Yaşlanan Nüfus-Değişen Aile Yapısı Nüfus yoğunluğu, nüfus artıģ hızı ve Ģehir nüfusu açısından Türkiye ortalamasının üstünde bir seyir izleyen Ġzmir ilinin nüfus dinamiklerini daha iyi anlayabilmek için, medyan yaģ, yaģlı nüfus oranı, doğurganlık hızı ve göç ile ilgili verilerin değerlendirilmesi gereklidir. Türkiye de son 50 yılda doğurganlık hızı 6,9 çocuktan 2,03 çocuğa düģmüģ, doğuģta beklenen yaģam süresinin 43,6 yıldan 74,5 yıla yükselmiģ, bunun sonucunda nüfusun yaģ yapısı değiģmiģtir yılında Türkiye nin medyan yaģ değeri 24,8 iken Ege Bölgesi nde 28,3 ve Ġzmir ilinde ise 28,8 olarak belirlenmiģtir yılına gelindiğinde ise Ġzmir ili 34,1 medyan yaģ ile Ege Bölgesi (33,8) ve Türkiye (30,1) medyan yaģ değerlerinin üzerinde yer almaktadır (TÜĠK, 2012a). Bir baģka deyiģle, 2000 ve sonrası nüfus verilerine göre Ġzmir in yaģ ortalamasının Ege Bölgesi ortalamasından yaklaģık 0,3 yaģ, Türkiye ortalamasından ise 4 yaģ yüksektir. Diğer yandan yaģ ortalamasının AB-27 ülkelerinde 41,2 ve AB-15 ülkelerinde 42,2 olduğu düģünüldüğünde, AB ülkelerine kıyasla düģük bir değere sahip olduğu tespit edilmektedir. Uzun yıllardır nüfusun yaģlanması ile karģı karģıya olan endüstrileģmiģ ülkelerde bu nüfus grubunun sağlık, sosyal ve ekonomik gereksinimlerinin tespiti ve çözümü konusunda önemli ilerlemeler kaydedilmiģtir. Diğer taraftan ülkemizin de içinde bulunduğu geliģmekte olan ülkelerde nüfusun daha hızlı yaģlanacağı ve bu durumun önemli problemlere yol açacağı öngörülmektedir. Bu nedenle olası sorunlara hazırlıklı olup dirençli olabilmek için yaģlılığa yönelik sağlık hizmetleri ve sosyal politikaların gözden 4 Konu detaylı olarak Göç bölümünde incelenmiģtir. 42

43 geçirilmesi gerekmektedir. Nüfus yaģ grubu piramidi, konunun Ġzmir için de oldukça önemli olduğunu göstermektedir (ġekil 5). İzmir Türkiye 90+ yaş yaş yaş yaş yaş yaş yaş yaş yaş 0-4 yaş 90+ yaş yaş yaş yaş yaş yaş yaş yaş yaş 0-4 yaş Şekil 5: İzmir ve Türkiye Nüfus Piramitleri, 2012 Kaynak: TÜİK, 2012a 2012 yılında Ġzmir de % 19,5 olan genç nüfusun (0-14 yaģ grubu) toplam nüfus içerisindeki oranı Türkiye ortalamasının (% 24,9) altında kalmaktadır. Buna karģın, 65 ve üzeri yaģ grubunun toplam nüfus içerisindeki oranı % 9,1 ile Türkiye ortalamasının (% 7,5) yaklaģık 1,5 puan üstündedir. Bu konuda baģka bir gösterge olan toplam yaģ bağımlılık oranı 5 ise 2012 yılı verilerine göre % 40 ile Türkiye ortalamasının (% 48) altında kalmaktadır (Tablo 5). Toplam yaģ bağımlılık oranının yüksekliği, Türkiye oranlarına paralel olarak, önemli ölçüde genç bağımlılık oranının 6 yüksekliğinden kaynaklanmaktadır. Genç bağımlılık oranı % 27,3 ile Türkiye ortalamasının (% 36,9) yaklaģık 10 puan altındadır. Toplam yaģ bağımlılık oranının genç ve yaģlı nüfus grupları itibarıyla dağılımı, kamu politika tasarımı ve kamusal kaynakların dağılımında önem arz etmektedir. Örneğin 65 üstü yaģ grubunun ülke ortalamasının üstünde olması, yaģlı bakımı ile ilgili politikaların oluģturulması ve bu kesime yönelik bölgesel yatırımlar yapılması gibi konularla iliģkilendirilebilecektir. Tablo 5: Yaş Bağımlılık Oranları, 2012 Düzey Toplam Yaş Yaşlı Bağımlılık Genç Bağımlılık Bağımlılık Oranı Oranı (65+) 7 Oranı (0-14) Ġzmir 39,97 12,69 27,28 Türkiye 48,03 11,12 36,91 5 Toplam YaĢ Bağımlılık Oranı: yaģ grubundaki her 100 kiģi için 0-14 ve 65 ve daha yukarı yaģ gruplarındaki kiģi sayısıdır. 6 Genç Bağımlılık Oranı: yaģ grubundaki her 100 kiģi için 0-14 yaģ grubundaki kiģi sayısıdır. 7 YaĢlı Bağımlılık Oranı: yaģ grubundaki her 100 kiģi için 65 ve daha yukarı yaģ grubundaki kiģi sayısıdır. 43

44 Kaynak: TÜİK, 2012a verileri kullanılarak hesaplanmıştır. Aile yapısına iliģkin veriler de Ġzmir in nüfus yapısının belirgin biçimde ülke genelinden farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır GNS verilerine göre Türkiye de ortalama hanehalkı büyüklüğü 4,5, Ege Bölgesi nde 3,8 ve Ġzmir ilinde 3,6 dır ADNKS verilerine göre ortalama hanehalkı büyüklüğü bu üç düzeyde de düģmüģ, bir baģka deyiģle aile yapısı değiģmiģ ve nüfus artık daha az sayıda birey içeren hanehalklarından oluģmaya baģlamıģtır. Söz konunu verilere göre Ġzmir ilinde 3,2 olan ortalama hanehalkı büyüklüğü, hem Ege Bölgesi nden (3,24), hem Türkiye ortalamasından (3,8) düģüktür (Tablo 6). Tablo 6: Ortalama Hanehalkı Büyüklüğü, 2000, 2011 Düzey Ġzmir 3,58 3,20 Ege 3,81 3,24 Türkiye 4,50 3,76 Kaynak: TÜİK, 2012c 2.a.4. Göç Eden Nüfus Nitelikli bir demografik analizin en önemli bileģenlerinden birisi de göç olgusudur. Türkiye gibi geliģmekte olan ülkelerde hızlı sanayileģme, Ģehirli bir orta sınıfın ortaya çıkıģı, toplumsal modernleģme, geleneksel ekonomik örgütlenmenin çözülmesi ve siyasi istikrar arayıģları gibi pek çok husus göç kavramını gündemin üst sıralarına taģımaktadır. Yıllar boyunca yüksek oranda göç alan illerin baģında gelen Ġzmir in net göç hızında son dönemlerde büyük düģüģler görülmektedir (Tablo 7) yılı GNS ye göre binde 40 civarında olan net göç hızı, 2012 itibariyle binde 2,5 oranına gerilemiģtir. Aynı dönemde Ege Bölgesi nde de göç oranı büyük ivme kaybederek binde 22,7 den binde 2,6 seviyelerine düģmüģtür. Bu durumun ortaya çıkmasında, Ġzmir in göç alma kapasitesinin daralmasının payı olduğu düģünülmektedir. Düzey 2000 Yılı Net Göç Hızı (binde) Tablo 7: Göç Miktarı ve Net Göç Hızı, 2000, Yılı Nüfusu Aldığı Göç Verdiği Göç Net Göç Ġzmir 39, ,46 Ege Bölgesi 22, ,6 Kaynak: TÜİK, 2012b; TÜİK, 2012d 2012 Net Göç Hızı (binde) dönemi için, Ġzmir in göç aldığı iller arasında Ġstanbul birinci, Manisa ikinci ve Ankara üçüncü sırada yer almaktadır. Daha önceki yıllara göre değerlendirme yapıldığında, bu üç ilin de listede yer aldığı görülmektedir. Ancak ilk on il içinde daha önceki dönemde yer almayan Van ın döneminde altıncı, Diyarbakır ın dokuzuncu, döneminde ise Diyarbakır ın yedinci sırada yer alması dikkat çekmektedir (Tablo 8). Bu değerlendirmenin daha sağlıklı yapılabilmesi amacıyla Ġzmir e göç veren illerin, vermiģ oldukları toplam göç içerisinde Ġzmir in payı incelenmiģtir. Verdiği toplam göç içinde Ġzmir in payının en yüksek olduğu illerin baģında, çevre iller olan Manisa, Aydın ve UĢak 44

45 gelmektedir. UĢak ın sayı olarak Ġzmir e göç veren iller sıralamasında ilk on il içinde yer almamasına rağmen, verdiği göç içinde Ġzmir in payının oldukça yüksek olması dikkat çekicidir. Benzer Ģekilde diğer illere verilen toplam göç içerisindeki oran açısından, ilk on içerisinde Van ve Diyarbakır gibi illerin olmadığı göze çarpmaktadır. Bu durumda Ġzmir in bahsi geçen bu illerden yoğun bir Ģekilde göç aldığını söylemek yerine, bu illerin genel olarak pek çok ile göç veren iller olduğu yargısına ulaģılabilmektedir. Tablo 8: İzmir in Göç Aldığı İller ve Sıralaması, Dönemi İzmir'in Göç Aldığı İllerin Kişi Sayısına Göre Sıralaması ve İzmir in Payı (İlk 10 il) Sıra İller Türkiye İzmir in İzmir in Geneli Aldığı Aldığı Göç Göç Göçün Payı (%) (A) (B) (B/A) İzmir'in Göç Aldığı İllerin İzmir e Verilen Göç Oranına Göre Sıralaması (İlk 10 il) İller Türkiye İzmir in Geneli Aldığı Göç Göç 1 Ġstanbul ,2 Manisa ,0 2 Manisa ,0 Aydın ,5 3 Ankara ,7 UĢak ,4 4 Aydın ,5 Muğla ,2 5 Balıkesir ,6 Balıkesir ,6 6 Muğla ,2 Kütahya ,5 7 Diyarbakır ,8 Mardin ,0 8 Mardin ,0 Denizli ,9 9 Antalya ,8 A.karahisar ,7 10 Bursa ,6 Çanakkale ,9 Türkiye Türkiye Kaynak: TÜİK, 2012d verileri kullanılarak hesaplanmıştır. (A) (B) İlin Verdiği Toplam Göç İçinde İzmir'in Payı (%) (B/A) dönemi için, Ġzmir in göç verdiği iller sıralamasında, göç aldığı iller ile benzer olarak ilk sırada Ġstanbul, ikinci sırada Manisa ve üçüncü sırada Aydın gelmektedir. Ġzmir in göç verdiği illerin aldıkları göç içerisinde Ġzmir in payının en yüksek olduğu il % 26 ile Manisa, ikinci il % 19 ile Aydın ve üçüncü il % 15 ile UĢak tır. Ġlk on il içerisinde, Mardin in almıģ olduğu toplam göç içinde Ġzmir in payının % 9,1 olması göze çarpmaktadır. Ġzmir in göç aldığı iller içerisinde daha önceki yıllarda olmayıp sadece döneminde ilk on içerisinde bulunan, döneminde de yer almayan Van ın da döneminde Ġzmir in göç verdiği iller arasında ilk on içerisinde bulunduğu görülmektedir. Bu durum 2011 yılında Van da yaģanan büyük depremden sonra yaģayanların diğer büyük Ģehirlere geçici olarak göç etmeleri ve döneminde geri dönmeleri ile açıklanabilir (Tablo 9). Tablo 9: İzmir in Göç Verdiği İller ve Sıralaması, Dönemi İzmir'in Göç Verdiği İllerin Kişi Sayısına Göre Sıralaması (İlk 10 İl) Sıra İller Türkiye İzmir in İzmir in Geneli Verdiği Verdiği Göç Göç Göçün Payı (%) (A) (B) (B/A) İzmir in Göç Verdiği İllerin İzmir den Aldığı Göç Oranına Göre Sıralaması (İlk 10 il) İller Türkiye Geneli Göç (A) İzmir in Verdiği Göç 1 Ġstanbul ,6 Manisa ,0 2 Manisa ,0 Aydın ,9 3 Aydın ,9 UĢak ,8 (B) Aldığı göç içinde İzmir'in Payı (%) (B/A) 45

46 4 Ankara ,7 A.karahisar ,7 5 Muğla ,5 Muğla ,5 6 Balıkesir ,8 Denizli ,1 7 Antalya ,8 Balıkesir ,8 8 Konya ,5 Kütahya ,3 9 A.karahisar ,7 Mardin ,1 10 Van ,1 Çanakkale ,3 Türkiye Türkiye Kaynak: TÜİK, 2012d verileri kullanılarak hesaplanmıştır. 2.a.5. Değerlendirme Nüfus büyüklükleri, yaģ yapıları, nüfusun dağılımı ve yoğunluğu gibi nüfus dinamikleri bölgesel, ulusal ve küresel anlamda kalkınma gündeminin yüz yüze olduğu sorunlar ve bunların çözümleriyle doğrudan iliģkilidir. Dünyada ölüm oranlarının azalması, doğuģta beklenen yaģam sürelerinin artması ve nüfusun yaģlanması gibi geliģmeler, nüfus konusunu geçmiģte olduğu gibi bugün de önemli bir politika konusu haline getirmiģtir. Ġzmir in nüfus ile ilgili verileri bir takım belirgin eğilimler ortaya koymaktadır. Öncelikle hem nüfus yoğunluğu hem de nüfus artıģ hızı ülke geneline göre oldukça yüksek seyretmektedir. Bunlara kent nüfusu oranının benzer karakteri eklendiğinde, bölgede kentleģmeyle ilgili önemli tehditlerden bahsedebilmek mümkün olmaktadır. Bu çerçevede Ġzmir in sağlıklı kentleģme, acil durum ve afet yönetimi, ulaģım ve çevre gibi alanlarda hızlı ve etkin politikalara ihtiyacı bulunmaktadır. Diğer yandan nüfus piramidi analizleri, Ġzmir in Türkiye ye göre daha yaģlı bir nüfusa sahip olduğunu göstermektedir. Nüfus artıģ hızı, doğurganlık oranları, ölüm hızı gibi farklı değiģkenleri dikkate alan projeksiyonlar da gelecekte Türkiye ve dolayısı ile Ġzmir de yaģlı nüfusun artacağını göstermektedir. YaĢlı nüfusa iliģkin özel tedbirler alınması, yaģlıların ekonomik/sosyal yaģama dahil edilmesi, üretken kılınması, sağlık ve bakım hizmetlerine etkin biçimde ulaģmalarının sağlanması, mekan tasarımları ve konut projelerinde bu faktörlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Ġlçeler bazındaki analizler de yaģlılığın sanılanın aksine metropol ilçeler de değil özellikle uzak kırsal ilçelerde öne çıktığını ortaya koymaktadır. Buna göre, bahsedilen politikaların sadece metropol ilçelerde değil yaģlı nüfusun yoğun olduğu kırsal ilçelerde de geliģtirilmesi gerekmektedir. Ġzmir de genç nüfus diğer bölgelere nazaran düģük düzeydedir. Gençlere yönelik politikalar özellikle Ġzmir in çekim merkezi haline getirilmesini amaçlamalıdır. Üniversite sayısıyla paralel olarak kentte yer alan öğrenci nüfus sayısının yoğunluğu göz önüne alındığında bu nüfusun Ġzmir de kalmasının sağlanması yönünde tedbirlerin alınması önemli görülmektedir. Genç nüfusun Ġzmir de oranının artması için geliģtirilecek politikaların eğitim, istihdam, sağlık, sosyal yaģam, kültür gibi konular baģta olmak üzere tüm konularda etkin bir Ģekilde ele alınması gerekmektedir. Net göç ve net göç hızı verileri, yıllar boyunca yüksek oranda göç alan illerin baģında gelen Ġzmir in, son dönemlerde net göç hızında büyük düģüģ yaģandığını göstermektedir. Ġzmir in özellikle doğu illerinden (Mardin, Van, Diyarbakır gibi) aldığı göç sayıları yüksek gibi görünse de, bu illerin verdiği toplam göç içerisinde Ġzmir in payına bakıldığında Ġzmir geri sıralarda kalmaktadır. BaĢka bir deyiģle söz konusu illerin tüm illere göç veren iller olduğu söylenebilmektedir. Bu bulguya göre Ġzmir in eski yıllardan bu yana Türkiye nin doğu illerinden göç aldığı yargısının değiģmeye baģladığını söylemek yanlıģ olmayacaktır. Bunun da ötesinde, göç konusundaki çeģitli bulgular doğu illerinden olan göçün neredeyse 46

47 tersine döndüğünü gösterir niteliktedir. Örneğin Mardin ilinin almıģ olduğu toplam göç içinde Ġzmir in payının yüksek olması bunu destekler niteliktedir. Ancak bu konuda daha derinlemesine analizler ve uzun dönemli gözlemlere ihtiyaç olduğu açıktır. Çevre illerden kaynaklanan göç ve bölge içinde kırsal ilçelerden metropol ilçelere doğru gerçekleģen göçün doğurabileceği sorunlar irdelenmelidir. Eğitim, sağlık, istihdam, kentleģme, kentlilik bilinci üzerinden toplumsal bütünleģmeyi destekleyecek politikalara yer verilmelidir. 2.b. Eğitim EriĢilebilir ve kaliteli eğitim hiç Ģüphesiz kalkınmanın temel araçlarından birisidir. Eğitim konusundaki güncel üst ölçekli plan ve strateji belgeleri, eğitime eriģimin güçlendirilmesi ve eğitim kalitesinin artırılması yönünde hedefler tanımlamaktadır. 9. Kalkınma Planı nda eğitim sisteminin etkinliği, eriģilebilirliği ve fırsat eģitliğine dayalı yapısının güçlendirilmesi, konunun yaģam boyu eğitim yaklaģımıyla bütüncül olarak ele alınması hedeflenmiģtir (DPT, 2006) Türkiye eğitim vizyonu bireyin yaratıcılık ve hayal gücünü geliģtiren; bireysel farklılıkların gözetilmesi ve değerlendirilmesi ile her bireyin özellikleri doğrultusunda en üst düzeyde kendini geliģtirebildiği; zaman ve mekân kısıtlarından arınmıģ, kendi özgün öğrenme teknolojilerini yaratmıģ ve değiģim esnekliğiyle kendini yenileme gücüne sahip; öğrenme ve insan odaklı bir eğitim sistemine sahip olmak olarak belirlenmiģtir (TÜBĠTAK, 2004). Genel olarak bakıldığında Türk eğitim sistemi; Eğitime duyulan ilgi ve talebin zamanında ve istenilen nitelikte karģılanamaması, Eğitime eriģimde istenilen düzeye ulaģılamaması ve okullarda sunulan hizmetlerin niteliğinin aynı düzeyde olmaması, Eğitim planlamalarının kısa dönemli yapılması ve sık sık değiģikliklere maruz kalması, Göç sonucu oluģan bölgesel nüfus artıģının belirli yerlerde derslik yetersizliğine neden olması, Zorunlu öğrenim çağındaki çocukların ve gençlerin mevsimlik gezici ve geçici tarım iģçisi olarak çalıģtırılmaları nedeniyle eğitim hizmetlerinden yararlanamamaları, Mesleki teknik eğitim-istihdam dengesinin yeterince kurulamaması, KiĢilerin ilgi ve yeteneklerine uygun rehberlik ve yönlendirmenin istenilen düzeyde yapılamaması ve mesleki eğitime yönlendirmenin yetersiz olması, Eğitim ve sektörel iģbirliğinin istenilen düzeyde sağlanamaması, Hayat boyu öğrenme faaliyetlerinin yetersiz olması gibi önemli problemleri barındırmaktadır (MEB, 2009). Eğitime katılım, eğitim harcamaları, hayat boyu öğrenme, yetiģkin nüfusun okur-yazarlık ve eğitim durumu açısından Türkiye de olumlu yönde geliģmeler yaģanmakla birlikte, geliģmiģ ülkelerle karģılaģtırıldığında atılması gereken önemli adımlar bulunmaktadır. Ġnsani GeliĢmiĢlik Endeksi nde 83. sırada yer alan Türkiye, eğitim baģlığında 109. sırada yer almaktadır (TÜSĠAD, 2011) yılında Türkiye de ortalama eğitim süresi 6,5 yıl olup Dünya ortalamasının, Avrupa-Orta Asya ortalamasının ve geliģmiģ ülkelerin altında kalmıģtır (Tablo 10). Tablo 10: Türkiye de ve Bazı Ülkelerde Ortalama Eğitim Süresi Ülke Ortalama Eğitim Süresi (yıl)* 47

48 Türkiye 6,5 Yunanistan 10,1 Ġtalya 10,1 Ġsrail 11,9 ABD 12,4 Norveç 12,6 Avrupa-Orta Asya ülkeleri 9,7 Dünya 7,4 Kaynak: UNDP, 2011 * Veriler 2011 yılına ya da mevcut en son yıla aittir. BaĢka bir çalıģmaya göre ise Türkiye de ortalama eğitim süresi 1960 larda 2,1 yıl, 2008 de 6,1 yıl iken, 2011 de 7,2 yıla ulaģmıģtır. Ġzmir de ortalama eğitim süresi 2008 yılında 6,8 yıl iken 2011 yılında 7,9 yıla çıkmıģtır. Ġzmir, Düzey 2 bölgeleri arasında 8,6 yıl değerine sahip TR51 Ankara Bölgesi nin ardından ikinci sıradadır. Ġl bazında ise Ankara ve EskiĢehir in ardından üçüncü sırada yer almaktadır (TÜRKONFED, 2012). Temel eğitimin sonunda öğrencilerin yetiģkinliklerinde gereksinim duyacakları temel becerileri ne kadar edinebildiğini ölçmek amacıyla OECD tarafından 2000 yılından itibaren her üç yılda bir Uluslararası Öğrenci BaĢarılarını Değerlendirme Programı (PISA) uygulanmaktadır. PISA, aynı zamanda eğitim sisteminin niteliksel çıktıları hakkında değerlendirme yapılabilmesine olanak vermektir. PISA 2009 uygulaması sonuçları 2006 uygulaması ile karģılaģtırıldığında, tüm testlerde Türkiye nin aldığı puanların arttığı görülmektedir. Fen okuryazarlığı testinde en yüksek puan artıģı yakalayan OECD ülkesi Türkiye olmuģtur. Ancak Türkiye nin ortalama puanları tüm testlerde OECD ortalamasından düģük kalmaktadır. PISA 2009 sonuçlarına göre Türkiye 34 OECD ülkesi arasında yalnızca ġili ve Meksika yı geçmiģ ve 32. sırada yer almıģtır. Tüm ülkeler arasında (65 ülke) fen bilimleri ve matematik alanlarında 43., okuma yeterliliğinde 41. sıradadır. Diğer bir deyiģle Türkiye nin hem OECD ülkeleri hem de tüm ülkeler arasındaki sıralamadaki yeri, puan artıģlarına rağmen yeterince iyileģmemiģtir. PISA sonuçları ve okullaģma oranları birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye de 15 yaģındaki çocukların yarısının temel becerileri edinememiģ olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır (ERG, 2011). Eğitime eriģebilirlik açısından okullaģma oranı ve okuryazarlık durumu önemli göstergeler arasındadır. MEB ve TÜĠK verilerine göre Ġzmir, okuryazarlık ve okullaģma oranları açısından Türkiye ortalamasının üzerinde yer almaktadır. Ġzmir özellikle orta öğretimde okullaģma oranı açısından Türkiye ortalamasından daha yüksek bir orana sahiptir. Cinsiyete göre değerlendirildiğinde, Türkiye genelinde kadınların okullaģma oranı erkeklerin gerisinde kalmasına rağmen, Ġzmir de kadınların okullaģma oranı (ortaöğretimde) erkeklerden daha iyi bir konumdadır (Tablo 11). Tablo 11: Okullaşma Oranları, Öğretim Yılı Okullaşma Oranları (%) Türkiye Ege Bölgesi İzmir Ġlköğretimde Net OkullaĢma Oranı 8 98,67 99,07 99,30 Erkek 98,77 99,11 99,31 Kız 98,56 99,04 99,29 8 Ġlgili öğrenim türündeki teorik yaģ grubunda bulunan öğrencilerin, ait olduğu öğrenim türündeki teorik yaģ grubunda bulunan toplam nüfusa bölünmesi ile elde edilir. 48

49 Aliağa Balçova Bayındır Bayraklı Bergama Beydağ Bornova Buca Çeşme Çiğli Dikili Foça Gaziemir Güzelbahçe Karabağlar Karaburun Karşıyaka Kemalpaşa Kınık Kiraz Konak Menderes Menemen Narlıdere Ödemiş Seferihisar Selçuk Tire Torbalı Urla İZMİR Ortaöğretimde Net OkullaĢma Oranı 67,37 73,82 75,52 Erkek 68,53 73,08 73,64 Kız 66,14 74,60 77,51 Kaynak: MEB, 2012 Ġlçe bazında okullaģma oranları incelendiğinde ilköğretimde oranların yakın olduğu, okul öncesi ve ortaöğretimde ise ilçeler arasında önemli farklılıklar bulunduğu göze çarpmaktadır. Okul öncesi 4-5 yaģ grubunda en düģük okullaģma oranına sahip ilçeler Torbalı, Bayraklı, KemalpaĢa, Karabağlar ve Kiraz dır. Ortaöğretimde bu sıralama Beydağ, Bayraklı, Menderes ve Kiraz Ģeklinde oluģmaktadır (ġekil 6) Yaş İlköğretim Ortaöğretim Genel Okulöncesinde (4-5 yaşta) okullaşma oranı İzmir Ortalaması İlköğretim de okullaşma oranı İzmir Ortalaması Ortaöğretim de okullaşma İzmir Ortalaması Şekil 6: İzmir İlçelerinde Brüt Okullaşma Oranları (%), Öğretim Yılı Kaynak: İzmir İl MEM, 2012 Eğitim göstergelerinin hemen hemen tamamında Ġzmir ili Türkiye ortalamasının üzerinde bir düzeye sahiptir. Okuryazar nüfus oranında iki puan, yükseköğretim ve üstü okul mezunu oranında üç puan Türkiye ortalamasından yukarıdadır (Tablo 12). Tablo 12: Okuryazarlık ve Bitirilen Son Öğretim Kurumuna Göre Nüfus Oranları, 2011 Eğitim Durumu (%) Türkiye İzmir Okur Yazar Nüfus Oranı 6+ YaĢ 95,13 97,68 Okuma Yazma Bilmeyen Nüfus 15+ yaģ 5,89 2,67 Erkek 15+ yaģ 2,10 1,00 Kadın 15+ yaģ 9,70 4,30 Okuma Yazma Bilen, Okul Bitirmeyen 6,51 5,44 Ġlkokul Mezunu 28,57 30,11 Ġlköğretim-Ortaokul Mezunu 25,67 23,43 Lise Mezunu 22,14 24,05 Yükseköğretim ve Üstü Okul Mezunu 11,22 14,29 Yüksekokul-Fakülte Mezunu 10,24 13,11 Yüksek Lisans Mezunu 0,75 0,87 Doktora Mezunu 0,23 0,31 Kaynak: TÜİK verilerinden hesaplanmıştır 49

50 Ġzmir in eğitim göstergeleri açısından Türkiye nin öncü ve örnek Ģehirlerinden birisi olduğu söylenebilir. Antalya ve Tekirdağ ın ardından okur-yazar oranı en yüksek üçüncü ildir. Lise ve dengi okul mezunu oranı açısından 15. sırada olan Ġzmir, yüksekokul-fakülte mezunu oranı açısından Ankara ve EskiĢehir den sonra üçüncü, yüksek lisans mezunu açısından dördüncü, doktora mezunu oranı açısından ise altıncı sıradadır. 15 yaģ ve üzeri okuma yazma bilmeyen nüfus oranı en yüksek ilçeler Kiraz, Bayındır, Selçuk, Torbalı dır. ÇeĢme, Urla ve KarĢıyaka da bu oran en düģük seviyededir. Yükseköğretim ve üzeri okul mezunu oranı en yüksek olan ilçeler KarĢıyaka, Narlıdere ve Güzelbahçe iken, en düģük olan ilçeler Kiraz, Kınık ve Beydağ dır. Kalkınma Bankası tarafından eriģkin okur-yazarlık oranı ile birleģik ilk, orta ve yüksekokul kayıt oranları kullanılarak hesaplanan eğitim endeksi açısından TR31 Ġzmir Bölgesi, Düzey 2 bölgeleri arasında ikinci sırada bulunmaktadır (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). 2.b.1. Örgün Eğitim 2.b.1.a. Okul Öncesi Eğitim döneminde Türkiye de okul öncesi eğitim hizmeti veren okuldan u Ege Bölgesi nde, u Ġzmir ilinde yer almaktadır. Türkiye de okul öncesi eğitim hizmeti sunan öğretmenden ı Ege Bölgesi nde, u da Ġzmir ilinde hizmet vermektedir (Tablo 13). Ġzmir deki okulun 923 ü resmi; 229 u Milli Eğitim Bakanlığı na, 67 si Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB) Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ne bağlı olmak üzere 296 sı ise özel okul öncesi eğitim kurumu statüsündedir 9 (MEB, 2012). Tablo 13: Okul Öncesi Eğitim Göstergelerine İlişkin Veriler, Öğretim Yılı Göstergeler Türkiye Ege Bölgesi İzmir Okul Sayısı Öğrenci Sayısı Öğretmen Sayısı Okul BaĢına DüĢen Öğrenci Sayısı Öğretmen BaĢına DüĢen Öğrenci Sayısı Derslik BaĢına DüĢen Öğrenci Sayısı Net okullaģma Oranı (3-5 yaģ) (%) 30,87 41,75 Net okullaģma Oranı (4-5 yaģ) (%) 44,04 59,61 Net okullaģma Oranı (5 yaģ) (%) 65,69 85,30 Kaynak: MEB, dönemi için Ġzmir de okul öncesi eğitimde derslik baģına Türkiye ortalamasıyla paralel biçimde 30 öğrenci düģerken, bu oran Ege Bölgesi nde 24 öğrencidir. Ġzmir, ay yaģ grubunda MEB ce % 100 okullaģmanın teģvik edildiği illere öğretim yılında dahil olmuģtur öğretim yılında 4-5 yaģ grubu okul öncesi eğitimde yakalanan net okullaģma oranı Ġzmir de % 59,6, Türkiye de % 44 düzeyindedir. 5 yaģ okullaģma oranı ise Ġzmir de % 85,3, Türkiye de % 65,7 düzeylerine yükselmiģtir 9 Ġzmir Ġl Milli Eğitim Müdürlüğü (Ġl MEM) verilerine göre yılında Ġzmir de 788 i resmi, 36 özel anasınıfı ilkokul bünyesinde hizmet vermektedir. Bu sayılara sadece okul öncesi eğitimi veren 49 u resmi, 226 sı özel anaokulu dahil edildiğinde, Ġzmir de toplam okul öncesi eğitim kurumu bulunduğu görülmektedir (Ġzmir Ġl MEM, 2012). Türkiye ve Ege Bölgesi verileri ile karģılaģtırılabilir olması sebebiyle MEB verileri kullanılmıģtır. 50

51 (Tablo 13) dönemi verileri ile kıyaslandığında, okul öncesi eğitimde okullaģma oranı bakımından hem Ġzmir hem de Türkiye de önemli ilerlemeler kaydedilmiģtir. Ayrıca Ġzmir verileri ülke ortalamasına göre daha yüksek oranda artıģ sağlamıģtır. Ġzmir in okul öncesi eğitimde sergilediği geliģme ve Türkiye ortalamaları üzerinde sahip olduğu okullaģma oranına rağmen, % 100 okullaģma hedefi düģünüldüğünde, daha ilerleme kaydedilmesi gerekmektedir. Ġzmir in Türkiye ortalaması üzerindeki değerlerine karģın, Ġstanbul ve Ankara okullaģma oranları hem 4-5 hem de 5 yaģ grubu için Türkiye ortalamasının altında yer almaktadır. Avrupa Komisyonu na sunulan 2011 Türkiye Ulusal Raporu na göre 2013 te 4-5 yaģ okullaģma oranının % 50 ye çıkarılması hedeflenmiģtir yılındaki rakamlar, ulusal çaptaki bu hedefe büyük ölçüde yaklaģıldığını göstermektedir. Ancak geliģmiģ ülkelerle kıyaslandığında Türkiye nin bu konuda yol almaya ihtiyacı olduğu açıktır. OECD 2010 yılı verilerine göre OECD ülkeleri içerisinde 4 yaģta okul öncesi kayıt oranı en düģük ülke Türkiye dir. Bu konuda OECD ortalaması % 83 iken, Belçika, Fransa, Almanya gibi ülkelerde oran % 95 in üzerine çıkmaktadır. Türkiye nin oranı ise % 20 nin altındadır. Türkiye de 2005 yılı oranının % 10 dan daha düģük olduğu dikkate alındığında iki kattan fazla artıģ olduğu görülmektedir. Aynı rapora göre ülkemizde 15 yaģında olup herhangi bir yaģta okul öncesi eğitim alanların oranı % 30 un altındadır (OECD, 2012). 2.b.1.b. İlköğretim 12 yıl zorunlu eğitim sistemine 10 geçilmesiyle birlikte, eğitim döneminde ilköğretim okulları fiziki Ģartlar elverdiği ölçüde ilkokul ve ortaokul olarak ayrılmıģtır döneminde Ġzmir de 740 ı resmi, 43 ü özel olmak üzere toplam 783 ilkokul, 450 si resmi, 4 ü özel toplam 454 ortaokul bulunmaktadır. Ġlkokula devam eden öğrenci sayısı , ortaokuldaki öğrenci sayısı ise tür (Ġzmir Ġl MEM, 2012). Ġl MEM verilerine göre döneminde yerleģim birimi veya okuldan 222 okula toplam öğrenci eğitim almak için taģımalı eğitimden yararlanmıģtır öğretim yılında Türkiye de ilköğretim hizmeti veren okul sayısı dir. Ġzmir de ise 909 u resmi, 54 ü özel olmak üzere toplam 963 ilköğretim okulu bulunmaktadır. Bu okullarda görev yapan öğretmen ilköğretim öğrencisine ( açık ilköğretim öğrencisi dahil) hizmet vermektedir (Tablo 14). Tablo 14: İlköğretimde Okul Öğrenci ve Öğretmen Sayıları, Öğretim Yılı Göstergeler Türkiye Ege Bölgesi İzmir Okul Sayısı Öğrenci Sayısı Öğretmen Sayısı Okul BaĢına DüĢen Öğrenci Sayısı Öğretmen BaĢına DüĢen Öğrenci Sayısı Derslik BaĢına DüĢen Öğrenci Sayısı Kaynak: MEB, döneminde ilköğretimde öğretmen baģına düģen öğrenci sayısı Ege Bölgesi ve Ġzmir de 17, Türkiye de ise 20 dir. Aynı dönemde ilköğretimde derslik baģına düģen eğitim döneminde 8 yıl zorunlu ilköğretim eğitim sisteminden, 12 yıl zorunlu (4+4+4) eğitim sistemine geçilmiģtir. 51

52 öğrenci sayısı Türkiye ve Ġzmir de 30 dur (Tablo 14). Her iki gösterge de yılına göre olumlu değiģim göstermiģtir. Ancak OECD ortalamasının 21, AB-21 ortalamasının 19,8 olduğu göz önünde bulundurulduğunda, derslik baģına düģen öğrenci sayısının hala yurtdıģı örneklerinden yüksek olduğu görülmektedir (OECD, 2012). Net okullaģma oranı açısından ise Ġzmir % 99,3 ile Ege Bölgesi (% 98,1) ve Türkiye ortalamasının (% 98,7) üzerindedir ve iller arasında 15. sıradadır (Tablo 11) döneminde Ġzmir de derslik baģına düģen öğrenci sayısı resmi ilkokullarda 28 iken özel ilkokullarda 11 dir. Ortaokullar açısından da benzer biçimde, resmi ortaokullarda derslik baģına düģen öğrenci sayısı 49 iken özel ortaokullarda 22 dir (Ġzmir Ġl MEM, 2012). Resmi ilkokullarda derslik baģına düģen öğrenci sayısı özel ilköğretim okullarının iki katından biraz fazla, ortaokullarda ise iki katı civarında olması eğitimde fırsat eģitliği bakımından olumsuz bir durumu ortaya koymaktadır. Aynı dönemde Ġzmir de Ģube baģına düģen öğrenci sayısı ise ilkokullarda 22 iken, ortaokullarda 26 olmuģtur döneminde 12 yıl zorunlu eğitim sistemine geçilmesi ve ilköğretim binalarının ilkokul ve ortaokul olarak ayrılması sonrasında özellikle Buca, Karabağlar, Torbalı, Bayraklı ve Gaziemir ilçelerinde derslik baģına düģen öğrenci sayısının yüksek olduğu görülmektedir. Urla, Tire, Bayındır, Kınık gibi kırsal alandaki ilçeler ise derslik baģına öğrenci sayısının en düģük olduğu ilçelerdir. Derslik baģına düģen öğrenci sayısının yanında, Ģube baģına düģen öğrenci sayısı da önemli bir göstergedir. ġube baģına düģen öğrenci sayıları ilçeler düzeyinde incelendiğinde önemli farklılıklar olduğu görülmektedir dönemi için en yüksek rakamlar Buca, Gaziemir, Karabağlar, Bayraklı, Bornova, Konak gibi merkez ilçelerde görülmektedir (Harita 1). Harita 1: İzmir İlçelerinde İlkokulda Şube Başına Düşen Öğrenci Sayısı, Öğretim Yılı Kaynak: İzmir İl MEM, 2012 Ortaokullarda ise Bornova, Karabağlar, Menemen, Çiğli, Bayraklı, Konak, KemalpaĢa ve Buca ilçelerinde derslik baģına düģen öğrenci sayısı oldukça yüksektir (Ġzmir Ġl MEM, 2012). ġube baģına düģen öğrenci sayılarında ise Buca, Selçuk, Karabağlar, Gaziemir, Bayraklı, Torbalı ve KemalpaĢa ilçeleri Ġzmir ortalamasının üzerinde bulunmaktadır 52

53 (Harita 2). Söz konusu göstergelerin olumsuz durumda olduğu ilçelerde bu rakamların düģürülmesi yönünde çalıģmalar yapılması, eğitime eriģim kalitesinin artırılması açısından önem taģımaktadır. Harita 2: İzmir İlçelerinde Ortaokulda Şube Başına Düşen Öğrenci Sayısı, Öğretim Yılı Kaynak: İzmir İl MEM, yılı verilerine göre yaģ grubunda ilköğretim diploması olmayanların oranı Türkiye de % 10,3 iken, Ġzmir de % 4,8 dir. Diploması olmayan kadınların oranı erkeklere göre hem Türkiye hem de Ġzmir de daha yüksektir (ERG, 2012). Ġl MEM verilerine göre, SBS-OKS 11 sonuçları il baģarısı açısından değerlendirildiğinde Ġzmir 2008-OKS de 24. sırada iken, 2011 de yedinci sıraya ilerlemiģtir. Bu veri dikkate alındığında Ġzmir in baģarı düzeyinin arttığı görülmektedir. 2.b.1.c. Ortaöğretim Ġzmir de döneminde 267 si mesleki ve teknik ortaöğretim, 192 si genel ortaöğretim olmak üzere toplam 459 ortaöğretim okulu bulunmaktadır 12. Bunlardan 49 u genel ortaöğretimde, biri mesleki ve teknik ortaöğretimde olmak üzere 50 adedi özel okul statüsündedir. Ġzmir de ortaöğretimde döneminde taģımalı eğitim yapılan öğrenci sayısı tür döneminde genel liselerde öğretmen baģına düģen öğrenci sayısı Türkiye de 16 iken, Ege Bölgesi ve Ġzmir de 14 olarak karģımıza çıkmaktadır döneminde Türkiye için, Ege Bölgesi ve Ġzmir için 16 olan bu 11 OKS (Orta Öğretim Kurumları Sınavı): MEB tarafından ilköğretim sonunda ortaöğretime geçiģ aģamasında yapılan ve LGS yerine eğitim-öğretim yılında uygulamaya konulan sınavdır. SBS (Seviye Belirleme Sınavı): MEB tarafından ortaöğretime geçiģ için ilköğretim 6, 7 ve 8. sınıfta okuyan öğrenciler için yapılan ve OKS yerine eğitim-öğretim yılında uygulamaya konulan sınavdır. 12 Ġl MEM verilerine göre döneminde Ġzmir de 139 u resmi 50 si özel olmak üzere toplam 189 genel lise bulunmaktadır sı resmi liselerde, i özel liselerde olmak üzere toplam öğrenciye hizmet verilmektedir. Aynı yıl genel lise ve meslek liselerinin toplamına bakıldığında, Ġzmir de toplam 349 okulda öğrenciye hizmet verilmektedir. Bu sayılara açıköğretimde okuyan öğrenci sayıları dahil değildir (Ġzmir Ġl MEM, 2012). Türkiye ve Ege Bölgesi verileri ile karģılaģtırılabilir olması sebebiyle MEB verileri kullanılmıģtır. 53

54 göstergede kısmen azalma olmuģtur. Derslik baģına düģen öğrenci sayısı ise Türkiye de 28, Ege Bölgesi nde 24 ve Ġzmir de 27 dir (Tablo 15) dönemine göre derslik baģına düģen öğrenci sayısının hem Türkiye, hem Ege Bölgesi, hem de Ġzmir de azaldığı görülmektedir. Diğer yandan Ġzmir ilinde, öğretim yılında, çocuk ortaöğretim çağında (14-17 yaģında) olmasına rağmen bir ortaöğretim kurumuna kayıtlı değildir (ERG, 2012). Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması ile bu rakamın önümüzdeki yıllarda azalması beklenmektedir. Tablo 15: Ortaöğretimde Okul Öğrenci ve Öğretmen Sayıları, Öğretim Yılı Toplam (Mesleki ve teknik ortaöğretim dahil) Türkiye Ege Bölgesi İzmir Okul Sayısı Öğrenci Sayısı Öğretmen Sayısı Okul BaĢına DüĢen Öğrenci Sayısı Öğretmen BaĢına DüĢen Öğrenci Sayısı Derslik BaĢına DüĢen Öğrenci Sayısı Genel Ortaöğr. (Mesleki ve teknik ortaöğr. hariç) Türkiye Ege Bölgesi İzmir Okul Sayısı Öğrenci Sayısı Öğretmen Sayısı Okul BaĢına DüĢen Öğrenci Sayısı Öğretmen BaĢına DüĢen Öğrenci Sayısı Derslik BaĢına DüĢen Öğrenci Sayısı Kaynak: MEB, 2012 Türkiye de ortaöğretim ve üzeri eğitim alanların oranı 25 ve üzeri yaģ grubunda (2010 yılı için) kadınlarda % 27,1, erkeklerde % 46,7 dir. Eğitimde cinsiyet eģitsizliğinin göstergesi olan bu oranlarla Türkiye, hem dünya ortalamasının hem de Ġran, Bulgaristan gibi komģu ülkelerin gerisinde yer almıģtır. Kadınlar ve erkeklerde Avrupa ve Orta Asya ortalaması sırasıyla % 78 ve % 83,3, dünya ortalaması ise % 50,8 ve % 61,7 dir (UNDP, 2011) eğitim döneminde baģlatılan 12 yıllık zorunlu eğitim sisteminin Türkiye de bu oranı artırması beklenmektedir Genel lise ile mesleki ve teknik lise toplamında öğretmen baģına düģen öğrenci sayısı Ġzmir de öğretim yılında 15 iken, Türkiye de 16 dır. Aynı dönemde derslik baģına düģen öğrenci sayısı Türkiye de 31 iken Ġzmir de 33 e çıkmıģtır. Genel liselerde derslik baģına düģen öğrenci sayısı ise Türkiye de 28, Ġzmir de 27, Ege Bölgesi nde 24 tür (Tablo 15). Bu rakamların yılı için Türkiye de 33, Ege Bölgesinde 28, Ġzmir de 31 olduğu göz önüne alındığında iyileģme eğilimi göze çarpmaktadır. Ġl MEM verilerine göre resmi genel liselerde derslik baģına düģen öğrenci sayısı 30 iken, bu sayı özel liselerde 15 e düģmektedir. Bu durum eğitimde fırsat eģitliği bakımından olumsuz durumu ortaya koymaktadır. Ġlçeler bazında derslik baģına düģen öğrenci sayılarında farklılıklar bulunmakla birlikte, dönemine göre iyileģmeler olduğu görülmektedir öğretim yılında ilçe bazında yapılan incelemede derslik baģına öğrenci sayısı sadece Torbalı ilçesinde 40 ı geçmekte, Bornova, Bayraklı, Karabağlar, Gaziemir baģta olmak üzere 9 ilçede 30 ile 40 arasında değiģim göstermektedir. ġube baģına öğrenci sayısı en yüksek olan ilçeler ise Menderes, Aliağa, Güzelbahçe, Bornova, Bayraklı, Çiğli, Karaburun dur (Ġzmir Ġl MEM, 2012) (Harita 3). 54

55 Harita 3: İzmir İlçelerinde Genel Ortaöğretimde Şube Başına Düşen Öğrenci Sayısı, Öğretim Yılı Kaynak: İzmir İl MEM, 2012 Genel ve mesleki liseler birlikte göz önüne alındığında öğretim yılında Ġzmir de % 68,2 olan ortaöğretimde net okullaģma oranı öğretim yılında % 75,5 e yükselmiģtir. Ġzmir bu açıdan Türkiye ortalamasının (% 67,4) üzerinde ve iller arasında 29. sırada bulunmaktadır (Tablo 11). OECD bağlamında ise Türkiye nin konumu oldukça gerilerdedir. OECD ülkelerinde eğitimdeki yaģ arası nüfusun oranı (2010 yılı) ortalama % 86 dır. Bu oran Almanya, Finlandiya, Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerde % 90 ın üzerine çıkmakta, ülkemizde ise % 61 in altında kalmaktadır (OECD, 2012) yılı verilerine göre yaģ arasında olup ortaöğretim diploması olmayanların oranı Türkiye de % 43 iken, Ġzmir de % 39 dur. 12 yıl zorunlu eğitim uygulamasının, bu oranları önümüzdeki yıllarda düģürmesi beklenmektedir. Lisans düzeyinde üniversiteye yerleģen öğrenci yüzdesi açısından son yıllarda Ġzmir in baģarı düzeyinde iyileģme gözlenmektedir. BaĢarı sıralamasında iller arasında döneminde sırasıyla 23, 14, 10 ve 8. sırada yer almıģtır. Genel ortaöğretimde örgün eğitim dıģına çıkma (okul terk) oranları açısından ise, Ġl MEM verilerine göre son üç yılda fazla değiģim göstermemiģ, döneminde anadolu liselerinde % 0,7, düz liselerde % 4,5 olmuģtur. Okul terk nedenleri arasında temel olarak baģarısızlık ve devamsızlık yer almaktadır (Ġzmir Ġl MEM, 2012). 2.b.1.d. Mesleki Eğitim Ortaöğretim içindeki mesleki ve teknik eğitimin ağırlığı giderek artmaktadır. Tüm ortaöğretim içindeki mesleki ve teknik lise oranı, Türkiye genelinde döneminde % 36,3 iken 2011/2012 döneminde % 43,9 a, Ġzmir de de aynı dönemde % 37,7 den % 46,9 a yükselmiģtir (ERG, 2012). 55

56 Üniversiteye giriģte katsayı uygulamasındaki değiģiklikle mesleki ve teknik ortaöğretime olan ilginin daha da artması beklenmektedir. Artan talep, derslik baģına düģen öğrenci sayısını daha da yukarıya çekmiģtir yılına göre derslik baģına düģen öğrenci sayısı her üç bölge için de artmıģtır. Bu artıģın sebebi yukarıda belirtildiği gibi mesleki ve teknik eğitime olan ilginin artmasıdır. Ġzmir de genel liselerde döneminde öğrenci sayısı dönemine göre % 9 yükselirken, aynı dönemde mesleki ve teknik liselerdeki artıģ bunun çok üzerinde (% 60) olmuģtur 13 (TÜĠK, 2011a). Öğrenme ve öğretme süreçlerinin bu durumdan olumsuz etkilenmemesi için önlemler alınmalıdır. Mesleki ve teknik eğitimin önceliği bu kurumlarda eğitim gören öğrenci sayısını artırmaktan ziyade, mesleki ve teknik eğitim almıģ kiģilerin iģgücü piyasasında istihdam edilebilmelerini sağlamak olmalıdır. Örgün eğitim düzeyinde mesleki ve teknik eğitimin iģgücü piyasalarının ihtiyacını karģılayacak kalitede mezun vermemesi özellikle yeni üretim teknolojileri kullanan ve bunun için nitelikli eleman ihtiyacı olan iģletmeler için önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır (Köseleci, 2012) dönemi verilerine göre Ġzmir de 266 sı resmi, biri özel olmak üzere toplam 267 mesleki ve teknik lise, öğretmeniyle birlikte öğrenciye hizmet vermektedir 14. Aynı dönemde derslik baģına düģen öğrenci sayısı Türkiye için 35, Ege Bölgesi için 34 iken Ġzmir için 41 dir (Tablo 16). Tablo 16: Mesleki ve Teknik Ortaöğretime ilişkin Bilgiler, Göstergeler Türkiye Ege Bölgesi İzmir Okul Sayısı 5, Öğrenci Sayısı , ,593 Öğretmen Sayısı 113,098 16,441 6,051 Okul BaĢına DüĢen Öğrenci Sayısı Öğretmen BaĢına DüĢen Öğrenci Sayısı Derslik BaĢına DüĢen Öğrenci Sayısı Kaynak: MEB, 2012 Ġzmir de öğretim yılındaki derslik baģına düģen öğrenci sayısı resmi liselerde 40 iken, özel okullarda 17 olmuģtur. Ġlçe bazında ele alındığında Bornova, Buca, Torbalı ve ÖdemiĢ derslik baģına öğrenci sayısının en yüksek olduğu ilçeler olarak göze çarpmaktadır. ġube baģına öğrenci sayısının en yüksek olduğu ilçelerin baģında ise Karabağlar, KarĢıyaka, Menemen, Bayraklı, Balçova, Buca ve Gaziemir ilçeleri gelmektedir (Ġzmir Ġl MEM, 2012) (Harita 4). 13 Türkiye Ġstatistik Kurumu, SeçilmiĢ Göstergelerle Ġzmir 2011 verilerinden hesaplanmıģtır. 14 Ġl MEM verilerine göre, öğretim yılında Ġzmir ilinde 4 ü özel, 38 i din öğretiminde olmak üzere toplam 160 mesleki ve teknik lise öğrenciye hizmet vermektedir. Bu sayıya açık Mesleki ve Teknik Lisede okuyan öğrenci sayıları dahil değildir. Okul sayısındaki farklılığın sebebi MEB tarafından Mesleki ve Teknik Lise bünyesinde farklı diploma veren bölümlerin ayrı okul olarak sayılmasıdır. (Ġzmir Ġl MEM, 2012). Türkiye ve Ege Bölgesi verileri ile karģılaģtırılabilir olması sebebiyle MEB verileri kullanılmıģtır. 56

57 Harita 4: İzmir İlçelerinde Mesleki ve Teknik Ortaöğretimde Şube Başına Düşen Öğrenci Sayısı, Öğretim Yılı Kaynak: İzmir İl MEM, 2012 Mesleki ve teknik ortaöğretimde örgün eğitim dıģına çıkma oranları son üç yılda büyük değiģimler göstermemiģtir döneminde anadolu mesleki ve teknik liselerinde % 1,7, diğer mesleki ve teknik liselerde % 8 olarak gerçekleģmiģtir. Mesleki ve teknik eğitimdeki okul terk oranlarının genel liselerin (% 4,5) yaklaģık iki katıdır. Genel ortaöğretimde olduğu gibi mesleki ve teknik ortaöğretimde de okul terk nedenleri arasında baģarısızlık ve devamsızlık ilk sıradadır (Ġzmir Ġl MEM, 2012). Okul terk nedenlerinin ayrıntılı incelenmesi, bu öğrencilerin takibinin yapılması ve terklerin azaltılması konusunda çalıģmalar yapılmalıdır. Türkiye de mesleki ve teknik eğitim liselerinde kültür derslerinin zayıflığı, meslek derslerinin içeriğiyle piyasanın ihtiyaçları arasındaki uyumsuzluk ve stajların yetersizliği, eğitim kalitesine iliģkin dile getirilen baģlıca sorun alanları olarak ortaya çıkmaktadır (ERG, 2012). Ġzmir de, mesleki eğitim alanında özellikle iģ baģında uygulama deneyimi açısından birtakım eksiklikler bulunmakta, bazı iģ kollarında (giyim eģyası imalatı, metal iģleme ve makine sektörlerinde) nitelikli iģgücü temini konusunda sorunlar yaģanmaktadır (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Ġzmir ĠĢgücü Piyasası AraĢtırması nda makine operatörleri ve montajcıları, diğer zanaatkârlar ve ilgili iģlerde çalıģanlar ile metal iģleme ve makine ilgili iģlerde çalıģan zanaatkârlar iģ gruplarında açık ve doldurulamayan iģler yönünde önemli eģleģme sorunları olduğu tespit edilmiģtir. Firmalar mesleki beceriye sahip personel bulma konusunda sıkıntı yaģamakta ve doldurulamayan iģler mesleki bilgi ve beceri eksikliği nedeniyle boģ kalmaktadır. Ayrıca çalıģmaya göre meslek lisesi mezunlarının kendi alanlarına olan ilgisi düģük bulunmuģtur. Sanatkârlıkla ilgili iģlerde çalıģmak isteyen iģsizlerin sadece % 11 inin, tesis ve makine operatörlüğü ve montajcılığı ile ilgili mesleklerde çalıģmak isteyen iģsizlerin de sadece % 7,5 inin mesleki ve teknik lise mezunu olduğu dikkati çekmektedir. Meslek lisesi mezunları içerisinde büro ve müģteri hizmetleri, profesyonel ve yarı profesyonel iģlerde çalıģmak isteyenlerin oranı kendi alanlarında 57

58 çalıģmak isteyenlerin oranından daha yüksektir (ĠEÜ, 2011). Bu durum okul seçiminde rehberlik hizmetinin güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Halihazırda oldukça geniģ bir dağılıma sahip olan mesleki eğitimin Ġzmir deki ekonominin yerel gereksinimleriyle paralel olacak biçimde yaygınlaģtırılması öğretmenlerin mesleki geliģiminin sağlanması, okul-iģletme iģbirliklerinin oluģturulması gereklidir. Meslek yüksekokulları ile sanayi arasında da iki yönlü iģbirliklerinin oluģturulması gerekmektedir. Ġzmir de iģgücü piyasasının ihtiyaç duyduğu ve duyacağı alanlar tespit edilerek üniversitelerde ilgili alanlarda yeni programların açılması planlanmalıdır. Bu programların tespitine yönelik olarak etkin bir saha ve uzgörü çalıģması planlanmalıdır (ĠZKA, EBĠLTEM ve TÜĠK, 2012). 2.b.1.e. Yükseköğretim 2010 yılında OECD ülkelerinde yaģ arası genç nüfusun % 44 ü eğitim sistemi içindeyken Türkiye de bu oran % 25 civarındadır. Bu oran Lüksemburg ve Slovenya da % 60 ın üzerindedir (OECD, 2012). Dünyada yaklaģık üniversite bulunmaktadır. Türkiye 2013 yılı itibariyle 107'si devlet üniversitesi, 66'sı vakıf üniversitesi, 7 si vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere toplam 174 üniversiteye sahiptir yılları arasında kurulan 41 üniversite ile birlikte, 2008 yılından itibaren Türkiye nin her ilinde en az bir üniversite bulunmaktadır. Ġzmir de 2012 yılı itibarıyla dördü devlet, beģi vakıf üniversitesi olmak üzere toplam dokuz üniversite bulunmaktadır yılında Ġzmir in dördüncü devlet üniversitesi olarak Ġzmir Katip Çelebi Üniversitesi (ĠKÇÜ) kurulmuģtur. ġifa Üniversitesi (ġü) ise 2011 yılında sağlık alanına yönelik olarak kurulmuģ bir vakıf üniversitesidir. Ġzmir üniversitelerinde toplam 66 fakülte ve 35 yüksekokul (18 i meslek yüksekokulu) bulunmaktadır (Tablo 17). Ege Üniversitesi (EÜ) ve Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) en eski üniversite olmaları nedeni ile fakülte sayısı bakımından zengin üniversitelerdir. Ayrıca Ankara da kurulan Türk Hava Kurumu Üniversitesi tarafından Selçuk ta Hava UlaĢtırma Fakültesi ile Havacılık Meslek Yüksekokulu açılmıģtır. Tablo 17: İzmir'deki Üniversitelere İlişkin Temel Bilgiler, Öğretim Yılı Kuruluş Fakülte Öğrenci Üniversite Adı Yüksekokul* Yılı Sayısı* Sayısı Mezun Ege Üniversitesi Dokuz Eylül Üniversitesi ĠYTE Ekonomi Üniversitesi YaĢar Üniversitesi Gediz Üniversitesi Ġzmir Üniversitesi Ġzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ġifa Üniversitesi Toplam

59 Adet Kaynak: ÖSYM, 2012; Üniversitelerin İnternet Siteleri *2013 yılı rakamlarıdır Fakülte sayısının fazlalığına rağmen fakülte türleri bakımından Ġzmir üniversiteleri genelde benzerlik göstermektedir. Üniversitelerde aynı tür mühendislik fakültesi, iktisadi ve idari bilimler fakültesi, eğitim ve fen fakülteleri bulunmaktadır. Mühendislik bölümleri incelendiğinde, ilde yedi bilgisayar, beģ elektrik-elektronik, dört makine, dört inģaat, dört endüstri ve üç yazılım mühendisliği bölümü olmak üzere 20 farklı mühendislik bölümü bulunmaktadır (ġekil 6). Ayrıca Türkiye deki iki deri mühendisliği bölümünden biri Ġzmir de bulunurken, biyomühendislik bölümü de ilk defa Ġzmir de kurulmuģtur Şekil 6: İzmir de En Fazla Bulunan Mühendislik Bölümleri Kaynak: İZKA ve EBİLTEM, 2012 Türkiye deki öğretim elemanlarının % 7 si, üniversitelerin % 5 i ve öğrencilerin de % 3 ü Ġzmir de bulunmaktadır (Tablo 18). Ankara ve Ġstanbul daki öğrenci sayıları ile öğretim elemanları sayılarının Ġzmir den daha yüksek olduğu görülmektedir. Tablo 18: Üniversite Öğretim Elemanları ve Öğrenci Sayısı, Göstergeler Türkiye Ege Bölgesi İzmir Ankara İstanbul Ön Lisans ve Lisans Yeni Kayıt Öğrenci Mezun Olan ( ) Öğretim Elemanları Profesör Doçent Yardımcı Doçent Diğer Toplam Kaynak: TÜİK verilerinden hesaplanmıştır. ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP (University Ranking by Academic Performance) Laboratuvarı tarafından dünyadaki üniversiteleri farklı kriterlere göre sıralayan sekiz 59

60 sıralama sistemi oluģturulmuģtur. Türkiye de on üniversite, söz konusu sistemlerden en az birinde ilk 500 üniversite arasına girmiģtir. Ġzmir den EÜ bu on üniversite arasında yer almaktadır. Ġlk 1000 üniversite arasına giren Türkiye deki 16 üniversite arasında da Ġzmir den DEÜ yer almaktadır. URAP tarafından toplam makale sayısı, öğretim üyesi baģına makale sayısı, toplam ve öğretim üyesi baģına atıf sayısı, toplam ve öğretim üyesi baģına doktora öğrenci sayısı ve oranı gibi kriterlere göre yapılan sıralamada 2012 yılında devlet üniversiteleri arasında EÜ dördüncü, Ġzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (ĠYTE) dokuzuncu, DEÜ 19. sırada bulunmaktadır. Vakıf Üniversiteleri arasında ise Ġzmir Ekonomi Üniversitesi (ĠEÜ) 11, YaĢar Üniversitesi (YÜ) 21, Ġzmir Üniversitesi (ĠÜ) 26 ncı sırada yer almaktadır (URAP, 2013). Ġzmir, dokuz üniversitesi ile Türkiye de yükseköğretim yatırımları açısından uluslararası cazibe merkezi niteliğine ve üniversiteler kenti olma potansiyeline en yüksek düzeyde sahip kenttir. Öğrenciler, öğretim elemanları, onların aile ve yakın sosyal çevreleri, kent nüfusunun önemli bir oranıdır. Ġzmir de eğitimli nüfusunun yüksekliğine bağlı olarak eğitim ve kültür-sanat duyarlılığının fazla olması, bu cazibe ve kimliğini destekler niteliktedir. Ġzmir de yükseköğretim öğrencilerine yönelik hizmetler arasında en önemlilerinden birisi öğrenci yurtlarıdır yılı sonu verilerine göre Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu na bağlı 8 yurtta toplam öğrencinin kalmaktadır. Doluluk oranı % 91 seviyesindedir (MEB, 2012). Vakıf Üniversitelerinde burslu okuyan öğrenciler de dikkate alınarak yeni yurt olanakları sağlanmalıdır. Öte yandan Özel Yükseköğretim Yurdu kapsamında kiģi kapasiteli 188 yurtta öğrenci bulunmakta olup, doluluk oranı % 51 dir (Ġzmir Ġl MEM, 2012). 2.b.2. Yaygın Eğitim Yaygın eğitim 15, örgün eğitim yanında veya dıģında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsar. Okuma yazma bilmeyen yetiģkinlere okuma yazma öğretmek, temel bilgiler vermek, önceden edinilmiģ bilgi ve becerileri geliģtirmek, istihdam edilebilirliği artırmak, bireylerin toplumsal bütünleģmesini güçlendirmek gibi oldukça geniģ bir çeģitlilik içeren yaygın eğitim, günümüz eğitim politikalarında giderek önem kazanan bir alandır. Yaygın eğitim kapsamında Ġl MEM tarafından toplam kurs açılmıģ ve kurslardan kiģi yararlanmıģtır. Ġzmir de yaygın eğitime katılımın oldukça yüksek olduğu söylenebilir (Tablo 19). Özellikle dezavantajlı gruplar açısından önemli olan bu eğilimin sürdürülmesi sağlanmalıdır. Mesleki ve teknik beceri kazanımı, yoksullukla mücadele, ekonomik büyüme, istihdam ve sosyal içerme politikalarının merkezinde yer almakta ve hayat boyu öğrenme stratejilerinin anahtar unsuru olarak görülmektedir döneminde Ġzmir de 19 alanda 186 farklı dalda mesleki ve teknik kurs düzenlenmiģ ve bu kurslara kiģi kursiyer olarak katılım sağlamıģtır (Ġzmir Ġl MEM, 2012) dönemine göre kurs sayısında ciddi miktarda artıģ olurken, katılan kursiyer sayısında kısmen düģüģ gözlenmiģtir. Tablo 19: İzmir'de Yaygın Eğitime İlişkin Temel Bilgiler ( ) Kurs Türü Açılan Kurs Sayısı Katılan Kursiyer Sayısı 15 Hayat boyu öğrenme olarak da değerlendirilen yaygın eğitim kavramı örgün eğitimin değiģik aģamalarını, iģyerleri, sivil toplum örgütleri, sendikalar, odalar gibi kuruluģlar tarafından düzenlenen kurs, özel ders ve seminerleri ve günlük faaliyetler çerçevesindeki yapılandırılmamıģ öğrenme faaliyetlerini (enformel eğitim) içerir. 60

61 Mesleki Teknik Kurslar Sosyal Kültürel Kurslar Okuma Yazma Kursları Toplam Kaynak: İzmir İl MEM, 2012 Sosyal ve kültürel alanda Ġl MEM tarafından döneminde Ġzmir de 34 alanda 362 farklı dalda kurs düzenlenmiģ ve bu kurslara kiģi kursiyer olarak katılım sağlamıģtır dönemine göre kurs sayısı yaklaģık 2 kat artarken, katılan kursiyer sayısı da yaklaģık 1,5 kat artmıģtır. Ġzmir de 2011 yılında 15 yaģ ve üzeri okuma yazma bilmeyen nüfusun oranı (% 2,67), Türkiye oranının (% 5,89) altındadır (Tablo 12). Okuma yazma bilmeyenler içinde kadınların sayısı erkeklerin sayısının hemen hemen 4 katıdır. Okuma yazma kursları kapsamında döneminde açılan kurstan kiģi yararlanmıģ ve bunlardan si okur-yazar sertifikası almıģtır döneminde 639 okuma yazma kursu açılıp kiģinin tamamladığı göz önüne alındığında bu alanda büyük geliģme kaydedildiği ortadadır. Ġzmir de döneminde özel eğitim kapsamında anaokulu, anasınıfı, ilköğretim düzeyinde 22 resmi okulda öğrenci, 23 özel okulda 430 öğrenci olmak üzere toplamda zihinsel ve bedensel engelli öğrenciye hizmet verilmiģtir. Ġlköğretim bünyesindeki özel alt sınıflarda toplam öğrenciye, 119 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde öğrenciye hizmet verilmiģtir. Ayrıca Ġzmir de üstün veya özel yeteneklilere hizmet veren iki Bilim ve Sanat Merkezi bulunmakta ve bu merkezlerde 721 öğrenciye eğitim verilmektedir (Ġzmir Ġl MEM, 2012). Özellikle dezavantajlı olan gruplara oldukça faydalı olan bu hizmetlerin artırılması ve niteliğinin iyileģtirilmesi sağlanmalıdır. Bu kapsamda Ġl MEM ile üniversiteler arasında iģbirlikleri geliģtirilmelidir. 2.b.3. Değerlendirme Ġzmir ili, eğitim göstergelerinin hemen hemen tamamında Türkiye ortalamasının üzerinde bir düzeye sahiptir. Gerek okullaģma oranları, gerekse öğretmen ve derslik baģına düģen öğrenci sayısı açısından önceki yıllara göre ilerlemeler sağlanmıģtır. Ancak uluslararası kıyaslamalara göre hala kat edilmesi gereken önemli mesafeler bulunmaktadır. Diğer tüm alanlarda azalma eğiliminde olan derslik baģına öğrenci sayısının mesleki eğitimde artıyor olması önemli bir sorundur. Ayrıca özellikle ortaokul ile mesleki ve teknik lisede ilçe bazında oldukça yüksek derslik baģına öğrenci sayıları ile karģılaģılmaktadır. Bu ilçelerde yeni okul ve derslikler açılmasına yönelik çalıģmalar önem kazanmaktadır. DüĢük gelirli ailelerin özellikle okul öncesi eğitime eriģiminin güçlendirilmesi için ücretsiz ya da daha düģük ücretli eğitim imkânı sağlanmalıdır. Okul öncesi eğitimde okullaģma oranı açısından, ilçeler arasında da önemli farklılıklar bulunmaktadır. Fiziki kapasitenin geliģtirilmesi, erken çocukluk eğitimine iliģkin farkındalığın artırılması için çalıģmalar yapılmalıdır. Toplum temelli okul öncesi eğitim hizmetleri ve çalıģmaları desteklenmeli, öğretmen ve diğer personelin niteliği artırılmalıdır. Türkiye de mesleki ve teknik eğitimin bireylerin potansiyellerine ulaģmalarına, tüm sektörlerin nitelikli eleman gereksiniminin karģılanmasına ve ülkenin rekabet gücünü artırmasına katkıda bulunacak nitelikte olması hedeflenmektedir. Bu hedefe ulaģılabilmesi 61

62 için, öğretim programlarının yenilenmesi, eğitim ortamlarının iyileģtirilmesi, okul-iģletme iģbirliklerinin güçlendirilerek beceri eğitimi ve staj süreçlerinin etkililiğinin ve verimliliğinin artırılması gerekmektedir. Mesleki ve teknik eğitim program ve uygulamalarının ilgili sektördeki iģletmelerin ihtiyaçları ile eģgüdümünü sağlayan bir iģbirliği yaklaģımı geliģtirilmesi bundan sonraki dönemde giderek daha da önem kazanacaktır. Bu bağlamda okul-iģletme iģbirlikleri sağlanmalı ve geliģtirilmelidir. Özel sektörün ve sanayi ile ilgili kuruluģların nitelikli iģgücü ihtiyacını karģılamaya yönelik giriģimleri, bu kapsamda belli sektör ya da alanlara odaklanmıģ meslek lisesi ve teknik lise açılması desteklenmelidir. Ayrıca mesleki ve teknik liselerde eğitim kalitesinin yükseltilmesi açısından atölyelerin donanım açısından güncel teknolojiye uygun hale getirilmesi, meslek derslerinin içeriğinin piyasanın ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi, staj uygulamalarının süre ve nitelik olarak iyileģtirilmesi büyük önem taģımaktadır. Ġzmir de meslek yüksekokulları ile sanayi arasında da iki yönlü iģbirliklerinin oluģturulması gerekmektedir. Ġzmir de iģgücü piyasasının ihtiyaç duyduğu ve duyacağı alanlar tespit edilerek üniversitelerde ilgili alanlarda yeni programların açılması planlanmalıdır. Ġzmir deki üniversitelerin fakülte ve bölümleri arasında bir farklılığa gidilmesi, yeni nesil bölümlerin açılması ve uzmanlaģmanın sağlanması gerekmektedir. Bu adımlar Ġzmir in yenilik geleceğinin oluģturulmasında rol sahibi olacak, insan kaynağının yetiģtirilmesinde ve sektörlerin geliģiminin sağlanmasında doğrudan etkili olacaktır. Açılacak yeni nesil bölümler farklı alanlarda bilgi üretimini hızlandıracağı gibi, katma değeri yüksek ürünler üreten endüstrilerin Ġzmir de geliģmesini ve bu alanlarda Ġzmir e yatırım yapılmasını teģvik edecektir. Ġzmir in yenilik kapasitesini artırmak ve lider bir konuma getirmek için sadece üniversitelerde yeni bölümlerin kurulması yeterli olmayacaktır. Aynı zamanda hem mevcut hem de kurulacak yeni bölümler arasında araģtırma projelerine dayalı iģbirliklerinin oluģturulması sağlanmalıdır. Bu iģbirlikleri öğrenci düzleminde eğitim, öğretim ve sertifika programları ile olabileceği gibi ortak araģtırma projeleri Ģeklinde de olmalıdır. Eğitimde yenilikçi yöntemler geliģtirilmeli, geliģtirilmiģ olan yenilikçi yöntemlerin uygulanması sağlanmalıdır. Gerek açılan kurs sayısı, çeģitliliği gerekse katılımcı sayısı açısından oldukça mesafe kat edilmiģ olan yaygın eğitim çalıģmalarının daha da artırılarak sürdürülmesi sağlanmalıdır. Engelli gruplara yönelik düzenlenen özel eğitim hizmetleri yaygınlaģtırılmalı ve niteliği iyileģtirilmelidir. 2.c. Kültür Nesiller boyunca aktarılıp günümüze ulaģmıģ gelenek, görenek, inançlar, bilgi, ahlak, halk müziği, bayramlar, kutlamalar, halk oyunları, halk sporları, tiyatrolar, çocuk oyunları, mimari, edebiyat, resim gibi topluma ait olan tüm maddi ve manevi değerler kültür kavramı 16 içinde yer almaktadır. 16 Kültür, geçmiģten beri değiģerek devam eden ve bir toplumu diğer toplumlardan farklı kılan, kendine özgü sanatı, inançları, örf ve adetleri, anlayıģ ve davranıģları ile onun kimliğini oluģturan yaģayıģ ve düģünüģ tarzı olarak tanımlanmaktadır. 62

63 Ġzmir in sahip olduğu kültürel zenginliğin etkin politika önlemleri ile kentin refah düzeyi ve yaģam kalitesine geliģme olarak yansıması mümkündür. Bu bağlamda bölgenin kültür altyapısı ve kültür ekonomisine iliģkin bilgiler bu bölümde yer yer kıyaslamalı olarak analiz edilmiģtir. 2.c.1. Tarihsel Kültür Mirası Ġzmir'deki tarihsel kültür mirasına dair örnekler ilçeler arasında nitelik ve nicelik olarak farklılıklar göstermektedir. Özellikle merkez ilçe konumundaki Konak'ta, Geç Osmanlı Dönemi'nde bu bölgenin yönetsel ve ticari merkez olmasına bağlı olarak, önemli miktarda yönetsel, ticari ve dini yapı bulunmaktadır yangınının neden olduğu büyük tahribata rağmen halen önemli miktarda geç dönem konutu da bu bölgede yer almaktadır. Bunun yanı sıra özellikle 19. yüzyılın sonlarına doğru geliģen demir ve deniz yollarına bağlı olarak Bornova, Buca ve KarĢıyaka gibi banliyölerin, kent merkezindeki sıkıģıklıktan uzaklaģmak isteyen ancak ticaretten de kopmak istemeyen Levantenlere geniģ bahçeli köģkler yapmaları için fırsat vermiģtir. Dolayısıyla bu ilçelerde geç dönem Levanten konutlarına ve bir miktar dini yapılarına rastlanmaktadır. Merkezden uzaklaģtıkça azalan geç dönem Osmanlı dokusu ÖdemiĢ, Birgi, Tire bölgesinde tekrar ve önemli miktarda ortaya çıkmaktadır. Bunun baģlıca nedeni bu bölgenin erken Osmanlı Dönemi'nde Ġzmir'i gölgede bırakacak kadar geliģmiģ merkezler olmasıdır. 2.c.2. Arkeolojik Kültür Mirası Ġzmir ve çevresi tüm tarih dönemlerine ait kalıntılar barındırmakla birlikte özellikle Antik Dönemde önemli nitelik ve nicelikte yerleģime ev sahipliği yapmıģtır. Bunun nedeni Heredot'un "yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü altında ve en güzel iklime sahip yer" olarak tarif ettiği bölgenin doğal koģulları olmalıdır. Günümüz Ġzmir'i Antik Dönemde Ġyonya olarak anılan bölgenin önemli bir kısmını içermektedir. Öyle ki, toplamda 12 adet olan Ġyon kentlerinden 7 tanesi bugün Ġzmir ili sınırları içinde kalmaktadır 17. Bunun yanısıra Ġyonya'nın kuzeyinde yer alan Aiol Birliği'ne ait 12 kentten 11'i de yine Ġzmir il sınırları içinde bulunmaktadır (Tablo 20). İlçe Bayraklı Bergama Dikili ÇeĢme Selçuk Aliağa Bornova Foça Konak KemalpaĢa Tablo 20: İzmir ve Yakın Çevresindeki Antik Kent ve Ören Yerleri Antik Kent ve Ören Yeri Smyrna (Tepekule) Pergamon Antik Kenti; Asklepion, Akropol, Kızıl Avlu Bergama kentinin kuzey kesimi Çandarlı Kalesi çevresi; Pitane (Çandarlı) ÇeĢme Kent Merkezi; Alaçatı Kent Merkezi; Erytrai (Ildırı) Ephesos Antik Kenti; Ġsa Bey Camii, St. Jean Kilisesi, Ayasuluk tepesi, Meryemana Evi, ġirince Köyü Gryneian; Kyme (Nemrut); Myrina; Gryneia; Aigaia (Hacıömerli Köyü) YeĢilova Höyüğü, Tepebağ Höyüğü (PınarbaĢı) Phokaia, Foça Kent Merkezi, Yeni Foça Kent Merkezi Agora; Kadifekale (Pagos), Namazgah, Tilkilik Mevkii Ulucak Höyük; Nemrut Höyük; YenmiĢ Höyük; Hitit Kabartması (Karabel Anıtı); Nymphaion; Aigiroessa (Kavaklıdere köyü) 17 Bu kentler, Ephesos, Kolophon, Lebedos, Teos, Klazomenai, Phokaia ve Erithrai'dir. 63

64 Menderes Menemen Seferihisar Torbalı Urla Klaros (Ahmetbeyli) Kolophon (Değirmendere) Notion (Ahmetbeyli) Baklatepe Larissa (Buruncuk Köyü) Panaztepe (Kesik Köyü) Temnos- Neotikhos Nionithon; Myrina Teos (Sığacık); Airai; Lebedos (Ürkmez) Karaköse Harabeleri (Doğanbey Köyü) Metropolis Antik Kenti Kent Merkezi Klazomenai; Limantepe Höyüğü Kaynak: İZKA ve DEÜ, c.3. Somut Olmayan Kültürel Miras Somut Olmayan Kültürel Miras UNESCO tarafından toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara iliģkin araçlar, gereçler ve kültürel mekânlar biçiminde tanımlanmaktadır. KuĢaktan kuģağa aktarılan bu miras, toplulukların ve grupların çevreleriyle, doğayla ve tarihleriyle etkileģimlerine bağlı olarak, sürekli biçimde yeniden yaratılır ve bu onlara kimlik ve devamlılık duygusu verir; böylece kültürel çeģitliliğe ve insan yaratıcılığına duyulan saygıya katkıda bulunur. UNESCO 17 Ekim 2003 tarihinde Paris te düzenlenen 32. Genel Konferansı nda, Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması SözleĢmesi ni kabul etmiģtir. Türkiye 19 Ocak 2006 tarihli ve 5448 sayılı Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması SözleĢmesinin Uygun Bulunduğuna Dair Kanunla bu sürece dâhil olmuģ ve 27 Mart 2006 tarihinde resmen taraf olmuģtur. Kültür ve Turizm Bakanlığı nın, 4848 Sayılı TeĢkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanununun 13. maddesine göre AraĢtırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü icracı birim olarak çalıģmalarını sürdürmektedir. İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi Somut olmayan kültürel mirası daha gözle görülür kılmak, önemi konusunda bilinçlenmeyi sağlamak ve kültürel çeģitliliğe saygı içinde diyalogu desteklemek için, taraf devletlerin teklifi üzerine, insanlığın somut olmayan kültürel mirasının temsili bir listesi hazırlanır, güncellenir ve yayımlanır. Somut olmayan kültürel mirası envanterleme çalıģmaları, illerde Ġl Kültür ve Turizm Müdürlüğü nün koordinasyonunda yürütülmektedir. Türkiye iki çeģit envanter çalıģması bulunmaktadır. - Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri YaĢayan Ġnsan Hazineleri, Somut Olmayan Kültürel Mirasın belli unsurlarını yeniden yaratmak ve yorumlamak açısından gerekli bilgi ve beceriye yüksek düzeyde sahip kiģileri anlatır. YaĢayan Ġnsan Hazineleri Ģu ölçütlere göre belirlenir: Ustalığını 10 yıldır icra ediyor olması, Sanatını usta-çırak iliģkisi ile öğrenmiģ olması, Bilgi ve becerisini uygulamadaki üstünlüğü, 64

65 Konusunda ender bulunan bilgiye sahip olması, KiĢi veya grubun yaptığı iģe kendini adamıģlığı, KiĢi veya grubun bilgi ve becerilerini geliģtirme yeteneği (sanatının toplumla buluģmasını sağlayacak yenilikler içermesi), KiĢi veya grubun bilgi ve becerilerini çırağa aktarma becerisi (bir çırak yetiģtirmiģ olması) kodlu YaĢayan Ġnsan Hazineleri Listesi nde Ġzmir den Nazar Boncuğu Ustası Mahmut SÜR listelenmektedir. - Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri nin oluģturulmasında Ģu temel ölçütler dikkate alınır: - Ġnsan yaratıcılığının bir kanıtı olarak değeri, - Kültürel ve toplumsal gelenekler içerisindeki köklülüğü, - Belirtilen topluluk ya da grubu temsil niteliği, - Kaybolma riski. Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri nde Ġzmir in de dahil olduğu alanlar ve envanter kodları Ģöyledir: AĢıklık Geleneği ( ), Nevruz Natı ( ), Geleneksel Sohbet Toplantıları ( ), Bahar Bayramı (Hıdrellez/Aziz George Günü ( ), Nazar Boncuğu Geleneği ( ), Çalgı Yapımcılığı ( ), Hayır Geleneği ( ), Keçecilik Sanatı ( ), Oya Sanatı ( ), Sepetçilik Sanatı ( ), Zeybeklik Geleneği ( ). Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanter (İzmir) Tespit Çalışmaları Ġzmir Ġl Kültür ve Turizm Müdürlüğü nün koordinasyonunda akademik kurum, yerel yönetim ve sivil toplum kuruluģu temsilcilerinden oluģturulan komisyonun çalıģmaları sonucu il genelinde belirli konulara iliģkin bir liste oluģturulmuģtur. Bergama Kermesi, Çeyiz ve Çeyiz Serme, Sünnet Yatağı, Karatabakçılık, Sepet Yapımı, Telkırma, Klarnet Çalma, Lokma, Karambol Oyunu, Yanar Gecesi, Armola Geleneği ve Beyler Köyü Hıdrellez ġenlikleri, Keçi Kırkım Törenleri, Deve GüreĢleri, Mahya (Köy Hayrı, Dede Hayrı, Ağa Hayrı), Delikanlı Odaları, Ġzmir de YaĢayan AĢıklar ve AĢıklık Geleneği, Hıdrellez, Kabak Kemane Yapımı, Hıdrellez Geleneği ve Kabak Kemane Yapımı, Beledi Dokuması, Ġğne Oyası, Keçe, Keçi Kırkım Törenleri, Nazar Boncuğu, Sultan Nevruz ve Zeybeklik gelenekleri tescillenmiģtir. 2.c.4. Kültür Altyapısı 2.c.4.a. Müzeler ve Açık Ören Yerleri Ġzmir de Kültür ve Turizm Bakanlığı na, Devlet Demiryolları na, Milli Eğitim Bakanlığı na, belediyelere, kurum ve Ģahıslara ait müzeler bulunmaktadır yılı itibariyle Ġzmir de 38 müze 18 faaliyet göstermektedir. Müzelerin % 37 si resmi kurumlara bağlı iken, % 63 ünü özel müzeler oluģturmaktadır (Tablo 21). 18 ġahıs müzeleri de dahildir. 65

66 Tablo 21: İzmir deki Müzelerin Dağılımı, 2011 Müzeler Müze Sayısı Yüzde Kültür ve Turizm Bakanlığı na Bağlı Müzeler Diğer Resmi Kurumlara Bağlı Müzeler 4 11 Özel Müzeler TOPLAM Kaynak: İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 2012 Müzelerin yanı sıra kazı çalıģmaları sürmekte olan 19 adet açık hava müzesi/ören yeri bulunmaktadır.1932 yılından buyana kazıları devam eden Agora Kazı Alanı ve Örenyeri, Efes, Metropolis, Smyrna, St. Jean Kilisesi ve Ayasuluk Tepesi, Teos, Urla Limantepe, YeĢilova Höyüğü, Bağlararası ve Klazomenia baģlıca açık hava müzelerini oluģturmaktadır. Ġzmir Kültür Ekonomisi Envanteri ve GeliĢme Stratejisi çalıģması kapsamında Ġzmir deki müzeler sahip oldukları olanaklar ve sorunlar açısından incelenmiģtir. Buna göre müzelerin büyük bölümünde ziyaretçilere çeģitli dinlenme olanakları da sunan modern müzecilik anlayıģı ile hizmet verilemediği, eserlerin daha iyi korunması için ısı, nem ve ıģık gibi unsurların kontrolünün geliģtirilmesi gerektiği, özel temalı müzelerin sayı olarak yetersiz durumda olduğu ve denetim süreci dıģında yer aldıkları gözlenmiģtir. Müzeler çoğunlukla özel olarak planlanmıģ ve tasarlanmıģ alanlarda değil mevcut tarihi yapılarda belli düzenlemelerle elde edilen mekânlarda faaliyet göstermektedir. Bu durum bazı mekânsal gereksinimlerin karģılanamaması sonucunu doğurmaktadır. Ġzmir, müzelerin ziyaretçi sayısı açısından Türkiye nin % 13 üne sahiptir. Müze gelirleri açısından ise bu oran % 17 dir. Ankara da ziyaretçi sayısı Türkiye toplamının % 2 sine, Ġstanbul da % 29 una tekabül ederken ziyaretçi gelirleri açısından paylar sırasıyla % 1 ve % 45 tir. Ziyaretçi sayıları ve gelirleri göz önüne alındığında Ġzmir Ankara nın üzerinde, Ġstanbul un ise gerisinde yer almaktadır (Tablo 22). Ġzmir de 2012 yılı müze ziyaretçi sayısı toplamı ise kiģi ve elde edilen gelir toplamı da TL olmuģtur. Tablo 22: Kültür ve Turizm Bakanlığı na Bağlı Müzelere İlişkin Bilgiler, 2011 İl Toplam Ziyaretçi Gelir (TL) İzmir Ankara 663, İstanbul Türkiye Kaynak: TÜİK, 2012e 2007 yılında Ġzmir de Kültür ve Turizm Bakanlığı na bağlı müzeler içerisinde arkeolojik materyal, etnografik eser, sikke ve diğer materyal ile birlikte toplam eser koruma altındadır yılında söz konusu müzelerde arkeolojik eser, etnografik eser, sikke olmak üzere toplam eserin envanteri yapılmıģtır. Depolarda ise arkeolojik eser, etnografik eser ve 19 Kültür ve Turizm Bakanlığı na bağlı olarak hizmet veren müzelerin toplam sayısını ifade etmektedir. Ören yerleri dâhil edilmemiştir. 20 Ġzmir verileri Ġzmir Kültür ve Turizm Ġl Müdürlüğü nden alınmıģtır. 66

67 sikke olmak üzere toplam eser bulunmaktadır. Müzelerde sergilenen eser sayıları geliģmekle birlikte halen depolarda yüksek miktarda eser olması dikkat çekicidir. 2.c.4.b. Kütüphaneler Kütüphaneler, kitap ve kitap dıģı materyallerin belirli bir sisteme göre sıralanıp arģivlendiği ve kullanıcıya sunulduğu yerler olarak kentlerin kültürel altyapıları anlamında önemli bir konuma sahiptir. Son yıllarda baģlıca Avrupa kentlerinde kütüphaneler yalnızca kitap ve yazılı medyaya eriģme mekânları olarak değil, aynı zamanda araģtırma ve inceleme yapma ve belirli kültürel ve eğitsel etkinliklere olanak tanıma anlamında da iģlev görmektedir. Ġzmir de Milli Kütüphane, il halk kütüphaneleri, üniversite kütüphaneleri, belediye kütüphaneleri ve diğer kurum kuruluģların kütüphane ve kitaplıkları olmak üzere 30 ilçede en az 1 adet kütüphane yer almaktadır. Toplam kütüphaneye sahip olan Ġzmir de bu kütüphanelerin 38 tanesi halk kütüphanesi, büyük çoğunluğu ise örgün ve yaygın eğitim kütüphanesi biçimindedir (Tablo 23). Tablo 23: İzmir deki Kütüphanelerin Dağılımı, 2011 Kütüphaneler Kütüphane Sayısı Milli Kütüphane 1 Halk Kütüphanesi 38 BüyükĢehir Belediyesi Kütüphanesi 5 Ġlçe Belediyesi Kütüphanesi 14 Üniversite Kütüphanesi 10 Örgün ve Yaygın Eğitim Kütüphanesi Diğer Kütüphaneler 4 TOPLAM Kaynak: TÜİK, 2012f Halk kütüphaneleri sayısı Ġstanbul da 42, Ankara da ise 36 adettir. Kitap baģına düģen yararlanıcı sayısı Ġzmir de 89, Ġstanbul da 61 ve Ankara da 30 dur. Toplam yararlanan kiģi sayısı daha düģük olsa da, Ankara ve Ġstanbul a göre Ġzmir de kütüphanelerden faydalanma oranı görece yüksektir (Tablo 24). Tablo 24: İllere Göre Halk Kütüphaneleri, Kitap ve Yararlanan Kişi Sayıları, 2011 Düzey Kütüphane Sayısı Kitap Sayısı Yararlanan kişi sayısı Ġzmir Ankara Ġstanbul Kaynak: TÜİK, 2012f yılları arasında Türkiye genelinde kütüphane sayısı azalmasına karģın kitap sayıları artmaktadır. Ġzmir de 2007 ve 2011 yılları arasında kütüphane sayısı 44 den 38 e inmiģ, yaklaģık olarak yararlanan kiģi sayısı , kitap sayısı düģmüģtür yılı sonu itibariyle Ġzmir de halk kütüphanesi sayısı 38, okuyucu sayısı , kitap sayısı da olarak kayda geçmiģtir. Kütüphane sayısı, okuyucu sayısı ve kitap sayısındaki düģme, internetin yaygınlaģmasıyla kütüphanelerin iģlevselliğini kaybetmesi ve yılları arasında 6 adet kütüphanenin kapanması olarak değerlendirilebilir. 67

68 2.c.4.c. İzmir de Kültür Merkezleri Ġzmir ilinde, özellikle 2008 yılı sonrasında kültür merkezi ve çok amaçlı salon sayılarının gözle görülür Ģekilde arttığı söylenebilir. Ġzmir il sınırları içerisinde faaliyet gösteren kültür merkezlerinin seyirci kapasitesi 2012 itibariyle kiģidir. Bu kapasiteyi doğuran unsurlar içinde 36 adet kültür ve sanat merkezinin yanı sıra, 2 adet kültür evi/anı evi, 1 adet de kültür mekânı olarak restore edilen havra bulunmaktadır. Diğer taraftan yerel yönetimlerin kültür mekânı altyapısını güçlendirme konusundaki stratejilerinin yaygın olduğu, sadece merkez ilçelerde değil, çeper ilçelerde de yatırımların gerçekleģtiği görülmektedir. Ġlçe ve belde belediyelerinde kültür ve sanat faaliyetlerine de olanak tanıyan çok amaçlı salonlar yapımı son yıllarda oldukça hızlanmıģtır. Çok amaçlı salonlar Ġzmir ilinde 42 adede ulaģmıģtır yılı itibari ile il genelinde 39 kültür merkezi bulunmaktadır. 14 adet yapım aģamasındaki tesisin tamamlanması ile sayı 53 e ulaģacaktır (Tablo 25). Tablo 25: İzmir de Kültür ve Sanat Merkezleri, 2007, 2012 Kültürel Etkinlik Mekânı Kültür Mekânı Kapasite Kültür Merkezi Açık Hava Tiyatrosu Yapım AĢamasındaki Kültür Merkezi TOPLAM Kaynak: İZKA ve DEÜ, 2012 * 2007 yılı verileri sadece İBB tarafından yapılan tesisleri kapsamaktadır 2.c.4.d. İzmir de Tiyatrolar Ġzmir ili 17. yy dan baģlayarak 19. yüzyılın sonlarına kadar ülkenin en önemli tiyatro yaģamı olan kentlerden biri olmuģtur. Ayrıca konumu itibariyle antik tiyatro mirasının en zengin olduğu yörelerin baģında gelmektedir. Özellikle 17. yy dan sonra toplumsal yapısının renkliliğini tiyatro sanatında yansıtan Ġzmir tiyatrolar kenti olarak ün yapmıģtır. Ġzmir de halka açık ilk tiyatro 1775 te amatörler tarafından kurulmuģ, kente görkemli bir tiyatro yapısı kazandırma giriģimi ise 1834 yılında gerçekleģmiģtir (ĠZKA ve DEÜ, 2012). Bugün Ġzmir ilinde çok geniģ genç potansiyel tiyatro grupları ve profesyonel ve amatör olarak faaliyet gösteren çok sayıda özel tiyatro bulunmaktadır. Söz konusu tiyatrolar kimi zaman kendi sahnelerinde, kimi zaman da kültür merkezleri ile çok amaçlı salonlarda gösterilerini sergilemektedir. Kültür merkezlerindeki sayıların artıģına paralel olarak tiyatro toplulukları sayısında da bir artıģ olduğu resmi istatistiklerden gözlenmektedir de 10 olan tiyatro sayısı, beģ katın üzerinde artıģla 2010 da 64 e çıkmıģtır (Tablo 26). Tiyatro etkinliklerinde böyle bir artıģ yaģanması kent tiyatrosunun geleceği açısından umut vericidir. Ġzmir özellikle tiyatro salonu sayısı itibariyle baģkent Ankara daki tiyatro salonu sayısının neredeyse iki katına ulaģan bir mekânsal altyapıya sahiptir. Tablo 26: Dönemler İtibariyle İzmir İçin Tiyatro Eser ve Seyirci Bilgileri, Bilgiler Tiyatro Salonu Sayısı Toplam Oynanan Eser Sayısı Toplam Gösteri Sayısı

69 Toplam Seyirci Sayısı Kaynak: TÜİK, 2012f sezonunda Ġzmir de 511 adet eser kez gösterilmiģ olup seyirciye ulaģılmıģtır. Ankara da ise 155 eser kez gösterilmiģ ve seyirci sağlanmıģtır (Tablo 27). Oynanan eser sayısı baģına düģen seyirci sayısı, Ankara da Ġzmir in dört kat üzerindedir. Ankara da tiyatro seyircisinin daha fazla olduğu görülmektedir. Tablo 27: İller İtibariyle Tiyatro Eser ve Seyirci Bilgileri, Düzey Oynanan Gösteri Seyirci Oynanan Eser Başına Eser Sayısı Sayısı Sayısı Düşen Seyirci Sayısı Türkiye Ġstanbul Ġzmir Ankara Kaynak: TÜİK, 2012f Ġzmir de tiyatro salonları içinde çok amaçlı salonların payı % 66 ile hem Ankara (% 14) ve Ġstanbul dan (% 52) hem de Türkiye ortalamasından (% 63) yüksektir (Tablo 28). Kültür ve sanat merkezlerinin Ġzmir ili içerisindeki dağılımı da çok amaçlı salonların ağırlıklı olarak merkez dıģındaki ilçelerde konumlandığını göstermektedir. Bu durum, Ġzmir ili içerisinde tiyatro gösterimlerine iliģkin olarak merkez kent dıģındaki ilçelerin gözle görülür bir altyapıya sahip oldukları yönünde değerlendirilebilir. Tablo 28: Tiyatro Salonlarının Yapılış Amacı, Düzey Tiyatro Salonun Yapılış Amacı Koltuk Salonu Sayısı Tiyatro Çok Amaçlı Sinema Diğer Sayısı Türkiye Ġstanbul Ġzmir Ankara Kaynak: İZKA ve DEÜ, c.4.e. İzmir de Sinemalar 2011 yılı Ġzmir Ġl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre sinema salonu sayısı 112 dir (Tablo 29). Ġzmir in sinema sektörüne iliģkin göstergeleri Ġstanbul ve Ankara nın gerisinde yer alsa da, gösterilen film baģına düģen seyirci sayısı açısından Ġzmir (1.025), Ġstanbul (1.155) ve Ankara (1.249) arasında büyük farklar bulunmamaktadır. Düzey Sinema salonu Tablo 29: İller İtibariyle Sinema Bilgileri, 2011 Koltuk Gösterilen film Yerli Yabancı Toplam Seyirci Yerli film seyirci sayısı Yabancı film seyirci sayısı Türkiye Ġstanbul Ġzmir Ankara

70 Kaynak: TÜİK, 2012f 2.c.4.f. İzmir de Fuar Kültürü Ġzmir ilindeki fuar organizasyonları ağırlıklı olarak Ġzmir Kültürpark Fuar Alanı nda yapılmaktadır. Ayrıca ÖdemiĢ Belediyesi tarafından 27 yıldır düzenlenen ÖdemiĢ Milli Fuarı ve Ege Üniversitesi tarafından 2005 yılından bu yana düzenlenmekte olan EgeArt Sanat Günleri bulunmaktadır. Yıllar içerisindeki katılımcı sayıları-fuar organizasyonu iliģkisi, 2007 yılından sonra ihtisas fuarı sayısında azalma yaģandığını, buna rağmen 2011 yılında katılımcı firma sayısında ciddi artıģ sağlandığını göstermektedir (Tablo 30). Ayrıca, ĠBB tarafından Gaziemir de yapılan yeni fuar alanının inģası devam etmektedir. Söz konusu alanın tamamlanması, Ġzmir in fuar altyapısını güçlendirecektir. Tablo 30: İzmir Enternasyonal Fuarı İçerisinde Düzenlenen Fuar Organizasyonlarına İlişkin Bilgiler, Yıl Fuar Katılımcı Ziyaretçi Yabancı Yabancı Organizasyonu Firma Sayısı Sayısı Katılımcı Ziyaretçi Kaynak: İZFAŞ, 2012 Ġzmir de ziyaretçi sayısı itibari ile öne çıkan fuarlar gelinlik ve mermer fuarlarıdır. IF Wedding Fashion İzmir gelinlik fuarı ilk olarak 2007 yılında düzenlenmiģtir yılında olan ziyaretçi sayısı 2011 yılında ciddi bir artıģ göstererek kiģiye ulaģmıģtır. Uluslararası Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı olan MARBLE ise 1995 yılından bu yana düzenlenmektedir. Uluslararası Fuarcılık Endüstrisi Derneği (UFI) tarafından onaylanmıģ olan MARBLE, kendi alanında dünyanın ilk üç fuarından biri olarak kabul edilmektedir. 2.c.5. Kültür Ekonomisi Kültür, ekonomik getiri, sosyal iletiģim, sanat faaliyetleri ve yerel imajdan, turizme ve kültür endüstrisine uzanan geniģ bir alanı içermektedir. Kültür ekonomisi 21, kültür sektöründe bulunan iktisadi organizasyonlar ve bu sektördeki üreticinin, tüketicinin ve devletin davranıģları ile ilgilidir. Kültür endüstrilerinin 22 kültürel mal ve hizmetler üreten sektörler olduğu genel olarak kabul görmektedir. Ayrıca bu içerik genel olarak telif hakkı ile korunur, mal ve hizmetlere çevrilebilir niteliktedir. UNESCO ya göre bu endüstrilerin en önemli özelliği kültürel çeģitliliği geliģtirmek ve korumak, aynı zamanda kültüre demokratik eriģimi mümkün kılmaktır. 21 Kamunun ya da özel sektör tarafından yaratıcı sanatlara, kültürel mirasa ve kültürel endüstrilere yönelik gerçekleģtirilmiģ olan tüm iktisadi faaliyetler kültür ekonomisi olarak tanımlanmaktadır (UN, 2010). 22 UNESCO tarafından, doğal olarak kültürel ve elle tutulabilir olmayan içeriği yaratma, üretme ve ticarileģtirmeyi birleģtiren sektörler kültür endüstrileri (sektörleri) olarak tanımlanmaktadır. 70

71 Kültür ekonomisi, bu endüstriler aracılığı ile ülkelerin kimliklerini ortaya çıkarmakta ve küresel alanda yayılmacılığa da etkide bulunmaktadır. Kültür sektörü içerisinde kitle iletiģim araçlarının bulunması da, bu yayılmacılığa en büyük katkıyı vermekle beraber, bu araçların etkisi ile kültür ekonomisi, ülkelerin büyümelerini olumlu yönde etkilemekte, sürdürülebilir kalkınma için önem oluģturmaktadır. Ġzmir Kültür Ekonomisi Envanteri ve GeliĢme Stratejisi çalıģması kapsamında geniģletilmiģ NACE Rev.1.1 tanımı kullanılarak oluģturulan Kültür Ekonomisi Sektörleri aģağıdaki gibidir (Tablo 31). Tablo 31: Kültür Ekonomisi Sektörleri Kod Tanım Kitap yayımı Gazetelerin yayımı Dergi ve süreli yayınların yayımı Ses kayıtlarının yayımı Kitap, gazete ve dergi ile kırtasiye malzemelerinin perakende ticareti Telekomünikasyon BaĢka yerde sınıflandırılmamıģ kiģisel ve ev eģyalarının kiralanması Bilgisayar yazılımı üretim hizmetleri Veri tabanı faaliyetleri Mimarlık, mühendislik ve ilgili teknik danıģmanlık faaliyetleri Fotoğrafçılıkla ilgili faaliyetler BaĢka yerde sınıflandırılmamıģ diğer iģ faaliyetleri Devlet için yapılan destekleyici hizmet faaliyetleri YetiĢkinlerin eğitilmesi ve baģka yerde sınıflandırılmamıģ diğer eğitim faaliyetleri Sinema ve video filmi yapımı Sinema ve video filmi dağıtımı Sinema filmi gösterimi Radyo ve televizyon faaliyetleri Güzel sanatlar ve edebi sanatların yaratımı ve aktarımı Sanatsal etkinliklerin yürütülmesi BaĢka yerde sınıflandırılmamıģ diğer eğlence faaliyetleri Haber ajansı faaliyetleri Kütüphanecilik ve arģivleme faaliyetleri Tarihi yapı ve alanları koruma ve müzecilik faaliyetleri Kaynak: İZKA ve DEÜ, 2012 ÇalıĢma kapsamında Ġzmir kültür alanındaki olgun, potansiyel ve aday sektörlerin belirlenmesi çalıģması Üç yıldız analizi ile gerçekleģtirilmiģtir. Ayrıca, kültür altyapısı ve kültür ekonomisini inceleyen önemli analiz çalıģmaları da gerçekleģtirilmiģtir. 2.c.6. İzmir de Koruma Alanları Ġzmir ili ve ilçelerindeki korunacak kültür varlıklarını, arkeolojik, kentsel ve tarihi sit alanlarını belirlemek ve buralardaki uygulamaları denetlemek üzere iki adet Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ile iki adet Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu görev yapmaktadır. Bu dört kurulun yanı sıra ĠBB bünyesinde oluģturulan Tarihsel Çevre 71

72 ve Kültür Varlıkları Müdürlüğü de kurullarla iģbirliği içinde çalıģmalarını sürdürmektedir. Ayrıca "Ġzmir Yenileme Alanı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu" 2012 yılında kurulmuģtur ancak Mayıs 2013 itibariyle teģkilatlanması devam etmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı resmi verilerine göre 2012 yılında Ġzmir il sınırları içerisinde 441 adet Arkeolojik Sit Alanı, 36 adet Kentsel Sit Alanı, 23 adet Tarihi Sit Alanı, 7 adet Kentsel Arkeolojik Sit Alanı bulunmaktadır. Ayrıca Diğer Sit Alanları (üst üste sit alanları) Arkeolojik ve Doğal Sit alanı sayısı 30, Arkeolojik ve Kentsel Sit 2, Arkeolojik-Doğal- Tarihi Sit 1 Arkeolojik ve Tarihi Sit 4, Kentsel ve Doğal Sit 1, vetarihi ve Doğal Sit 1 olmak üzere tüm sit alanları toplamı Ġzmir ili için 546 olarak kayda geçmektedir (ġekil 7). 4% 1% Arkeolojik Sit Alanı 7% 7% Diğer Sit Alanları 81% Kentsel Sit Alanı Tarihi Sit Alanı Kentsel Arkeolojik Sit Alanı Şekil 7: İzmir'deki Sit Alanlarının Türlerine Göre Dağılımı, 2012 Kaynak: İZKA ve DEÜ, 2012 Ġl sınırları içerisinde tescillenmiģ adet taģınmaz kültür varlığı yer almaktadır. Kültür varlıklarının türlerine göre dağılımına bakıldığında özellikle konut ve zemin katın dükkân üst katların konut olarak kullanıldığı karma kullanımlı yapıların envanterin önemli bir kısmını oluģturduğu görülmektedir. Bu grubun ardından endüstriyel ve ticari yapılar ile taģınmaz olarak sınıflandırılan yapılar gelmektedir. Gerek konut yapıları gerekse ticari ve endüstriyel yapıların çoğu 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl baģına tarihlenmektedir. Kentin çekirdeği sayılabilecek Konak-Karabağlar bölgesi en yüksek sayıda tescilli taģınmaz kültür varlığına sahiptir. Hem Helenistik ve Roma dönemi hem de Osmanlı dönemine ait birçok eserin bulunduğu kent merkezinin hemen ardından zengin Antik dönem ve Osmanlı dönemi geçmiģine sahip Bergama ilçesi gelmektedir. Bergama'yı yine Osmanlı döneminde önemli merkezler olan Tire, ÇeĢme ve ÖdemiĢ ilçeleri takip etmektedir. Bunun yanı sıra Çiğli ilçesinde hiç tescilli eser bulunmamaktadır. Kiraz, Güzelbahçe, Narlıdere, Balçova, Aliağa, Menderes ve Karaburun ilçeleri de 10'dan daha az tescilli esere sahip ilçelerdir. Bu ilçelerin büyüklükleri ve zengin bir geçmiģe sahip konumları düģünüldüğünde bu sayıların araģtırma ve belgeleme çalıģmaları ile artırılabileceği değerlendirilmektedir. 72

73 Sit alanlarının ilçelere göre dağılımı Bayındır'da hiç sit alanı bulunmadığını, Balçova, Beydağ, Çiğli, Gaziemir, Güzelbahçe Karaburun, Kınık, Kiraz, Narlıdere ve Tire'de 10'dan az sayıda sit alanı olduğunu göstermektedir. Diğer yandan en çok sit alanına sahip olan ÇeĢme'de 89, Bergama'da 53 adet, Foça'da 50, Bornova'da 48, Urla'da 46 sit alanı bulunmaktadır (Harita 5). Sit alanı sayıları özellikle antik dönemlerde görece daha az yerleģilen ilçelerde düģük iken, arkeolojik alanlara sahip ilçelerde yüksektir. Özellikle ÇeĢme Yarımadası'ndaki Erithrai, Bergama yakınlarındaki Pergamon, Foça ilçesindeki Phokaia ve Urla ilçesindeki Klazomenai antik kentleri bu sonuç üzerinde etkilidir. Bornova ise daha çok çevresindeki kırsal alanlardaki doğal varlıkların zenginliği nedeniyle önemli miktarda doğal sit alanına sahiptir. Harita 5: İzmir'deki Sit Alanlarının İlçelere Göre Dağılımı, 2012 Kaynak: İZKA ve DEÜ, c.7. Değerlendirme Ġzmir in sahip olduğu tarihsel ve arkeolojik kültürel zenginliğin değerlendirilmesi konusunda oluģturulacak etkin politika önlemleriyle kentin refah düzeyinde, yaģam kalitesinde önemli geliģmeler sağlanabilecektir. Müzelerde özellikle ziyaretçilere çeģitli dinlenme olanakları da sunan modern müzecilik anlayıģı ile hizmet verilemediği, eserlerin daha iyi korunması için ısı, nem ve ıģık gibi unsurların kontrolünün geliģtirilmesi gerektiği, özel temalı müzelerin sayı olarak yetersiz durumda olduğu ve bu müzelerin denetim süreci dıģında yer aldıkları gözlenmiģtir. Depolarda yer alan çok sayıda eserin sergilenmesi için müze kapasitesinin artırılması gerekmektedir. Kentte 2008 yılı sonrasında kültür merkezi ve çok amaçlı salon sayıları gözle görülür Ģekilde artmıģtır. Ancak kültür mekânı yatırımlarının çoğunlukla yerel yönetim yatırımlarıyla sınırlı kaldığı ve sayıca yetersiz olduğu görülmektedir. Ġzmir, iklimi 73

74 ve yaģam kültürü ile açık hava mekânlarında kültür etkinliklerinin sergilenmesine oldukça müsait olup bu konuda çalıģmaların artırılması ve yatırımların teģvik edilmesi gerekmektedir. Diğer metropol kentlerle karģılaģtırıldığında, Ġzmir de oynanan tiyatro eseri baģına düģen seyirci sayısı oldukça düģüktür. Dolayısıyla tiyatro seyircisini özendirici faaliyetlerin artırılması önem kazanmaktadır. Fuar kültürü, Ġzmir in birçok ile nazaran üstünlük sağlayabileceği bir alandır. Son yıllarda özellikle ihtisas fuarlarının ve ziyaretçi sayılarının artması önemli bir geliģmedir. ĠhtisaslaĢmıĢ fuarlar, Ġzmir de desteklenmesi gereken alanlardan biri olarak görülmektedir. Ġzmir de kültür ekonomisi alanında faaliyet gösteren iģletmelerin kaydının düzenli bir Ģekilde tutulması ve bu alanda yeni politikaların geliģtirilmesi öncelikli bir konudur. 2.d. Sağlık Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bir ülkenin sağlık sisteminin herkes için gerekli olan sağlık hizmetinin yüksek kalitede verilmesini sağlayacak Ģekilde olması gerektiğini belirtmektedir. Her ülke etkili, uygun maliyetli ve toplumca kabul gören Ģekilde kendi sağlık sistemini oluģturmakta ve geliģtirmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, 2008 yılında imzaladığı Tallinn SözleĢmesi ile sağlık sistemlerinin performanslarının belli bir sistematik içinde izlenmesi ve değerlendirilmesini kabul etmiģtir. SözleĢme ile üye ülkelerin sosyal, kültürel ve ekonomik farklılıklarının dikkate alınarak sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi ve insan sağlığının daha iyi duruma getirilmesi hedeflenmektedir. WHO Tallinn SözleĢmesinin sağlıkta hakkaniyet ve cevap verebilirlik prensiplerini uygulayan ülkeler için Türkiye nin baģarılı bir örnek olduğunu dile getirmektedir. (WHO, 2011) Sağlık Bakanlığı tarafından yılları arasında uygulanan Sağlıkta DönüĢüm Programı (SDP) kapsamında aile hekimliği sistemi Ġzmir de 2007 yılında hayata geçirilmiģtir. Sağlık Bakanlığı yapılanmasını değiģtiren ve 2012 yılında yürürlüğe giren 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Ġzmir de Kuzey ve Güney olmak üzere iki ayrı Kamu Hastaneler Birliği oluģturulmuģtur sonu itibariyle, Ġzmir de Kuzey Kamu Hastaneler Birliği bünyesinde 14 adet, Güney Kamu Hastaneler Birliği bünyesinde de 12 adet sağlık tesisi yer almaktadır. 2.d.1. Sağlıkta Temel Göstergeler 2025 yılı için Türkiye de Doğumda Beklenen YaĢam Süresi, WHO nun 1998 de yayınladığı rapora göre 75 yıl olarak belirlenmiģtir. Türkiye de doğumda beklenen yaģam süresindeki iyileģme Avrupa Bölgesi ndekinden daha büyük olmuģ ve 2009 yılında bu hedefe ulaģmıģtır (WHO, 2011) yılı itibari ile Türkiye de doğumda beklenen yaģam süresi erkeklerde 72, kadınlarda ise 77 dir (ġekil 8). 74

75 Erkek yaşı Kadın yaşı Şekil 8: Türkiye de Cinsiyete Göre Doğumda Beklenen Yaşam Süresi Kaynak: Sağlık Bakanlığı, 2012a Sosyoekonomik geliģmiģlik düzeyi açısından Ġstanbul ve Ankara dan sonra üçüncü sırada yer alan Ġzmir, 2003 yılı araģtırmasına göre sağlık sektörünün geliģmiģliği açısından ikinci, 26 adet Düzey 2 bölgesi arasında, sağlık ve eğitim sektörlerinin geliģmiģliği açısından ise yine üçüncü sırada bulunmaktadır. Bebek ölüm hızı ve anne ölüm oranı, toplumların sağlık düzeyini ve sosyal refahını karģılaģtırmada anahtar ölçütlerdir. Türkiye de bebek ölüm oranı, 2002 yılında canlı doğumda 31,5 iken 2011 yılında 7,7 ye gerilemiģtir (ġekil 9). Bu oran Ġzmir de binde 7,4 olarak daha düģük Ģekilde gerçekleģmiģtir. DüĢüĢ eğilimi olumlu olmakla birlikte halen geliģmiģ ülkeler düzeyi yakalanamamıģtır. Üst gelir grubu ülkeler olan OECD ve AB ülkelerinde bebek ölüm oranları binde 4,2 seviyelerindedir. Türkiye de 2002 yılında yüz binde 64 olan anne ölüm oranı ise, 2011 yılında yüz binde 15,5 düzeyine gerilemiģtir. Ġzmir de bu oran 2002 yılında yüz binde 32 iken, 2011 yılında Türkiye ortalaması ile paralel biçimde Ege Bölgesi ve Ġzmir de yüz binde 15,3 olarak gerçekleģmiģtir (Ġzmir Ġl Sağlık Müdürlüğü, 2012). 75

76 ,5 bebek ölüm hızı anne ölüm hızı ,5 7,7 Bağlı Bulunan Kurum/Tür Şekil 9: Yıllara Göre Bebek Ölüm Hızı (bin canlı doğumda) ve Anne Ölüm Oranı (yüz bin doğumda) Kaynak: Sağlık Bakanlığı, 2012a 2.d.2. Sağlık Hizmetlerine Erişim Ġzmir, sağlık hizmetlerine eriģim açısından Türkiye ortalamasının üzerinde bir görünüme sahiptir. Ġzmir ilinde sağlık hizmetleri; 26 sı Sağlık Bakanlığı na ait olmak üzere 53 hastane, 30 Toplum Sağlığı Merkezi (TSM), Aile Hekimliği Birimi (AHB), 325 Aile Sağlık Merkezi (ASB), 23 Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezi (AÇSAP), 12 Verem SavaĢı Dispanseri (VSD), 110 Diğer (Sağlık Evi, Halk Sağlığı Kuduz, Sıtma, Ketem) ve 130 Özel Sağlık KuruluĢu (Özel poliklinikler, tıp merkezleri, DAL merkezleri) olmak üzere toplam sağlık kurumu tarafından yürütülmektedir. Hastane sayısı 2011 yılında 54 iken, 2012 yılında bu sayı 53 e düģmüģtür. Ege Bölgesi ve Türkiye ye 2012 yılına iliģkin veri elde edilemediğinden bir kıyaslama yapılamamaktadır güncel Ġzmir verileri Tablo 32 de görülmektedir (Ġzmir Ġl Sağlık Müdürlüğü, 2012). Hastane Toplum Sağlığı Merkezi (TSM) Tablo 32: İzmir İl Sağlık Kurumları Dağılımı Aile Hekimliği Birimi (AHB) Aile Sağlık Merkezi (ASM) Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezi (AÇSAP) Verem Savaşı Dispanseri (VSD) Sağlık Bakanlığı Üniversite MSB Belediye Özel Sağlık KuruluĢları Diğer TOPLAM Kaynak: İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, hastanenin ilçelere göre dağılımı incelendiğinde ilk sırada 18 hastane ile Konak ilçesi gelmektedir. Merkez ilçe olması itibariyle Konak taki yoğunlaģma normal kabul edilmektedir. 30 ilçenin 24 ünde hastane bulunduğu görülürken, hastanesi olmayan Toplam 76

77 Beydağ, Güzelbahçe, Karaburun, Kınık, Menderes ve Narlıdere ilçelerindeki sağlık hizmetleri ise birinci basamak sağlık hizmetleri ve gezici sağlık hizmetleri ile karģılanmaktadır (Harita 6). Türkiye deki tek belediye hastanesi olan EĢrefpaĢa Hastanesi tarafından kadın eğitimi, temel ilkyardım eğitimleri, hijyen eğitimi ve organ ve kan bağıģı eğitimleri kapsamında halk eğitimleri verilerek, halkın bilinç düzeyinin arttırılması, doğru sağlık davranıģlarının geniģ halk kitlelerine ulaģması sağlanmaktadır. Ġzmir de 2012 yılı Ekim ayı verilerine göre hastanelerdeki toplam yatak sayısı , yatak doluluk oranı % 68,1 ve ameliyat masa sayısı da 354 olarak gerçekleģmiģtir. Toplam yatak sayısının 1/3 ü yine Konak ilçe sınırları içinde yer almakta olup, yatak metropol ilçe sınırları içinde yer almaktadır. Toplam ameliyat masa sayısının yarısından fazlası (182) Sağlık Bakanlığı na bağlı hastanelerde, diğerleri de üniversite hastaneleri (83) ve özel sağlık kuruluģlarında (89) yer almaktadır (Ġzmir Ġl Sağlık Müdürlüğü, 2012). Harita 6: Hastanelerin İlçelere Göre Dağılımı Yüz bin kiģiye düģen hekim sayısı Türkiye de 153 iken, AB üyesi ülkelerin ortalaması 322 dir. Buna göre, Türkiye de yüz bin kiģiye düģen hekim sayısı AB üyesi ülkeler ortalamasının yarısından daha düģüktür (YÖK, 2010). Ġzmir de 2012 yılı itibari ile i hekim olmak üzere toplam sağlık personeli görev yapmaktadır (Tablo 33). 23 Askeri Hastane yatak sayısı dahil edilmemiģtir 77

78 Tablo 33: İzmir İli Sağlık Personeli Dağılımı Bağımsız Çalışan Sağlık Özel Özel Personel Bakanlığı Üniversite Belediye Hastane Personel Toplam Uzman Hekim 2,131 1, ,048 4,997 Asistan Hekim ,903 Pratisyen Hekim 1, ,991 DiĢ Hekimi ,074 1,665 Eczacı ,7 1,858 HemĢire 4,592 1, ,949 Ebe 2, ,618 Diğer Sağlık Personeli 3,819 1, ,305 Diğer Personel 2,604 1, ,717 Toplam 18,501 7, ,484 5,381 36,003 Kaynak: İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, 2012 *Milli Savunma Bakanlığı na bağlı bir hastane dâhil değildir. Ġzmir de ise yüz bin kiģiye 222 hekim, 201 hemģire düģmektedir (Ġzmir Ġl Sağlık Müdürlüğü, 2012). Doktor ve hemģire sayısının Türkiye ortalamasının üstünde yer aldığı, ancak doktor sayısında son yıllarda düģüģ, hemģire sayısında ise Türkiye deki artıģa paralel bir artıģ gerçekleģtiği görülmektedir (ġekil 10 ve 11) Türkiye İzmir Şekil 10: Türkiye ve İzmir'de Yüz Bin Kişiye Düşen Doktor Sayısının Yıllara Göre Değişimi, Kaynak: İzmir İl Sağlık Müdürlüğü,

79 Türkiye İzmir Şekil 11: Türkiye ve İzmir'de Yüz Bin Kişiye Düşen Hemşire Sayısının Yıllara Göre Değişimi, Kaynak: İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, yılında Türkiye de 69 milyon olan sağlık ocaklarında muayene sayısı, 2012 yılında 240 milyon olarak gerçekleģmiģtir. Birinci basamak sağlık hizmetleri son yıllarda daha fazla kullanılmaktadır yılında Ġzmir de uygulaması baģlatılan aile hekimliği sisteminde, 2012 yılı Ekim ayı itibariyle aile hekimi bulunmaktadır. Birinci basamak sağlık hizmetlerinden yararlanma düzeyi yıllar itibariyle artmaktadır (Tablo 34). Tablo 34: Aile Hekimliği Muayene Sayıları Yıl Aile Hekimliği Muayene Sayısı Kaynak: İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, yılında doz aģılama ve % 100 aģılama oranı gerçekleģmiģtir. Bu yüksek orana paralel olarak, Ġzmir de son yıllarında çocuk felci ve kızamık gibi hastalıklara rastlanmamıģ, 2012 yılında 2 adet tetanos hastalığına rastlanılmıģtır (Ġzmir Ġl Sağlık Müdürlüğü, 2012). Evde Sağlık Hizmetleri uygulaması 10 Aralık 2010 tarihinde baģlatılmıģtır. Evde sağlık hizmeti, yatağa bağımlı hastaların bazı tıbbî bakım ve rehabilitasyon ihtiyaçlarının ev ortamında gerçekleģtirilmesini içermektedir. Bu hizmet ilgili telefon hatttına, aile hekimlerine veya TSM lere baģvuru yaparak ya da hasta sahibinin Ġl Sağlık Müdürlüğü ne baģvurması ile verilmektedir yılının ilk 9 ayında Türkiye de 220 bin kiģiye evde sağlık hizmeti verilmiģtir. Ġzmir de telefonla baģvuru yapılmıģ olup, toplamda kez tıbbi hizmet ve danıģmanlık hizmeti verilmiģtir yılsonu itibariyle hastaya düzenli olarak evde sağlık hizmeti verilmektedir (Ġzmir Ġl Sağlık Müdürlüğü, 2012). Ġzmir de 2011 yılında 112 Acil Servisi ne 163 bin vaka baģvurmuģtur. Bu baģvuruların karģılama oranı, metropol alanda vakaların % 90,2 sine 10 dakikanın altında, kırsal alanda 79

80 vakaların % 91,3 üne 30 dakikanın altında ulaģılabilmektedir yılında vakaya müdahale edilmiģtir (Ġzmir Ġl Sağlık Müdürlüğü). Sağlık sektöründe yer alan kurumlar, karar verme aģamasında verilerden istifade etmek, hizmet alanını geniģletmek, verimliliği artırarak maliyetleri düģürmek, müģteri hizmetlerini iyileģtirmek, kaynakların daha iyi yönetilmesini sağlamak gibi amaçlar doğrultusunda bilgi teknolojilerinden ve sağlık biliģim sistemlerinden faydalanmaktadır. Sağlık biliģim sistemlerinin Ġzmir örneğinde nasıl uygulandığına yönelik olarak Ömürbek ve Altın tarafından yapılan alan çalıģmasında Ġzmir deki 42 hastane üzerinden örneklem oluģturularak durum tespiti yapılmıģtır. Buna göre, hastanelerde bilgi ve iletiģim teknolojileri bazlı internet, PC kullanımı yaygınken uzman sistemler ve bilgi sistemleri kullanımı sınırlıdır (Tablo 35). Ofis otomasyonun yaygın olması iģlem etkinliği sağlaması açısından olumlu olup, karar destek sistemlerinde de geliģme olması gerekmektedir. Tablo 35: Sağlık Bilişim Sistemlerinin İzmir Hastanelerinde Kullanımı Bilgi Teknolojileri Ortalama Ġnternet Kullanımı 3,45 KiĢisel Bilgisayar Kullanımı 3,43 Ofis Otomasyon Sistemleri 3,31 Yönetim BiliĢim Sistemleri 3,09 Yerel Ağ Bağlantısı (LAN) 2,83 Elektronik Veri DeğiĢimi 2,38 Üst Yönetim BiliĢim Sistemleri 2,21 Ġntranet Kullanımı 1,59 Karar Destek Sistemleri 1,38 GeniĢ Alan Bağlantısı (WAN) 1,09 Extranet Kullanımı 0,64 Uzman Sistemler 0,45 Kaynak: Ömürbek ve Altın, 2009 Türkiye de kamu sağlık harcamalarının GSYH ye oranı 2001 yılında % 3,2 iken 2011 yılında % 4,5 olarak gerçekleģmiģtir. Söz konusu oran için AB 27 ortalaması % 8,5, OECD ortalaması ise % 6,4 tür. Ġzmir de mevcut hastanelerin iyileģtirme çalıģmaları devam ederken bir taraftan da yeni sağlık yatırımları hayata geçirilmektedir. Devam eden sağlık yatırımlarının devreye girmesiyle birlikte sağlık sektörü hizmet sunumunda iyileģmeler sağlanacaktır. Planlanan iki adet sağlık kampüsü yatırımlar içinde en büyük olanlarıdır. Bu hastanelerden ilki m² arsa alanına toplam yataktan oluģacak olan Bayraklı Sağlık Kampüsü dür. Diğer sağlık kampüsü olan YeniĢehir Sağlık Kampüsü nün ise m² yataklı olması ve hali hazırda yer alan Tepecik Eğitim ve AraĢtırma Hastanesi, Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve AraĢtırma Hastanesi, Atatürk Sağlık Meslek Lisesi Binası ve Hastane GeliĢim Alanı yerine yapılması planlanmaktadır. Ayrıca yapımı devam eden 400 yataklı Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi nin, 250 yataklı ÖdemiĢ Devlet Hastanesi nin ve 150 yataklı Urla Devlet Hastanesi nin 2014 yılında tamamlanması planlanmaktadır. 80

81 200 yataklı Bornova Devlet Hastanesi, 50 yataklı ÇeĢme Devlet Hastanesi, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve AraĢtırma Hastanesi Ek Binası ile 10 yataklı Karaburun 1. Basamak Sağlık Hizmetleri Binası yatırımları ihale aģmasındadır. Aliağa Devlet Hastanesi Acil ve Poliklinik Ek Binası ve Kınık 1. Basamak Sağlık Hizmetleri Binası projelendirme aģamasındadır. 200 yataklı Torbalı Devlet Hastanesi, 50 yataklı Foça Devlet Hastanesi, 75 yataklı Selçuk Devlet Hastanesi yatırımları ise planlanan yatırımlar arasındadır. Türkiye de yaģam süresinin uzamasına bağlı olarak yaģlı nüfus oranının giderek artacak olması, bulaģıcı olmayan hastalıklara yönelik koruyucu sağlık hizmetlerini önemli kılmaktadır. Sağlık Bakanlığı tarafından ülke genelinde sağlıklı yaģamın sağlanması ve farkındalığın artırılması amaçlarıyla sağlık programları uygulanmaktadır. Bu kapsamda Ġzmir de gerçekleģtirilen baģlıca çalıģmalar Ģunlardır: Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı, obezitenin önlenmesi amacıyla hazırlanmıģtır. Toplumda düzenli fiziksel aktivitenin teģvik edilmesi yanında, çocuklarda obeziteyi önlemek için okul kantinleri ve yatılı pansiyon yemekhanelerinde enerji yoğunluğu yüksek ancak besin değeri düģük yiyecek ve içeceklerin sunulmamasını; bunun yerine süt, ayran, yoğurt, meyve suyu gibi besinlerin bulundurulması zorunlu hale getirmiģtir. Bunun yanında, Ġzmir Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından obezitenin önlenmesi ve fiziksel aktivite alıģkanlığı kazandırmak amacıyla Hareketli Yaşam Kenti İzmir programı baģlatılmıģtır. Bu program kapsamında Ġzmir de hareketli yaģamın önemine iliģkin farkındalık yaratılması ve çeģitli etkinlikler ve düzenlemeler ile halkın spora daha fazla yöneltilmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda Obezite DanıĢma Birimleri 2012 Ekim ayı itibaiyle tüm Toplum Sağlığı Merkezlerinde (TSM) ve Buca Yüksek Güvenlikli Ceza ve Ġnfaz Kurumu F1 ve F2 cezaevlerinde açılmıģtır. Okul Sütü Dağıtım Kampanyası, ĠBB ile Tire Süt Kooperatifi ortaklığında 2007 yılından bu yana dar gelirli vatandaģların ağırlıklı olarak yaģadığı ilçelerdeki 246 ilköğretim okuluna her hafta 1,2 litre süt dağıtılarak gerçekleģtirilmiģtir. Bakanlıkların ortak uygulaması sonucunda tüm Türkiye de okullarda süt dağıtılmaya baģlanması üzerine kampanya, 0-5 yaģ grubu arasındaki çocuklara yönelik Süt Kuzusu adıyla devam etmiģtir. Proje kapsamında, baģta gelir düzeyi düģük aileler olmak üzere, 46 bin aileye 15 günde bir kez dörder litre dayanıklı süt sağlanmaktadır (ĠBB, 2012a). Tütün Kontrol Programı çerçevesinde ise sigarayı bırakmak isteyenlere yardım etmek, toplumu pasif içiciliğin zararlarından korumak ve tütünün zararları hakkında uyarmak amaçlanmıģtır. Bu kapsamda, Ġzmir Ġl Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından organize edilen 20 adet sigarayı bırakma polikliniği oluģturulmuģtur. 2.d.3. Değerlendirme Eylül-2000 de New York ta gerçekleģtirilen Binyıl Zirvesi nde kabul edilen kalkınma hedefleri 8 ana baģlık altında toplanmıģtır. Bunlardan sağlık ile ilgili olan üçü; çocuk ölümlerini azaltmak, anne sağlığını iyileģtirmek ve HIV/AIDS, sıtma ve diğer salgın hastalıklarla mücadele etmektir. Türkiye de sağlık hizmetlerinin iyileģtirilmesi amacıyla 2003 yılında SDP hayata geçirilmiģtir. SDP ve yapılan bölgesel çalıģmalar sonucunda, 81

82 Ġzmir de bebek ölüm oranları ve anne sağlığı gibi konularda Türkiye ortalamalarının üzerine çıkılmıģtır. Ġzmir, sağlık sektörünün geliģimi açısından gerekli altyapıya sahiptir. Konusunda uzmanlaģmıģ ihtisas hastanelerinin bulunması, sadece sağlık alanına yönelmiģ özel bir üniversitenin kurulmuģ olması, bölgenin sağlık merkezi olma potansiyelini güçlendirmektedir. Ayrıca planlanan yeni sağlık yatırımları, Ġzmir de var olan sağlık turizmi potansiyelini geliģtirecektir. Diğer yandan, sağlık hizmetlerinden yararlanmada kırsal alanların daha dezavantajlı olması nedeniyle buralardaki sağlık kuruluģlarının kapasite açısından güçlendirilmesi gerekmektedir. Ġzmir in, sağlık alanında da Ege Bölgesi nin merkezi olması sebebiyle çevre illerden kaynaklanan yoğun talep, sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesini etkilemektedir. Ġzmir in sağlık göstergeleri değerlendirilirken bu durum dikkate alınmalıdır. 2.e. Yönetişim ve Sosyal Sermaye 2.e.1. Yönetişim Özel sektör ve kamu sektöründeki uygulamaları kapsayan yönetiģim kavramı farklı kurumlar tarafından farklı biçimde tanımlanmaktadır. 9. Kalkınma Planı çalıģmaları kapsamında oluģturulan Kamuda Ġyi YönetiĢim Özel Ġhtisas Komisyonu raporu bu tanımlardan yola çıkarak kapsayıcı bir genel tanım yapmıģtır: YönetiĢim demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hak ve özgürlüklerine önem veren, katılımcılığın, etkinlik ve etkililiğin, denetimin, yerinden yönetimin, açıklık, saydamlık ve hesap verebilirliğin, kalitenin, liyakatin ve etiğin hakim olduğu, sivil toplumu ön plana çıkaran ve sivil toplum kuruluģlarının geliģmesinin önünü açan, bağımsız iģleyen bir yargı düzenine sahip olan, teknolojideki geliģmelerle uyumlu bir ekonomik ve siyasi düzendir (DPT, 2007). YönetiĢim anlayıģının en belirgin özelliği kamusal kararların alınmasında ve uygulanmasında merkezi yönetimin egemen ve belirleyici güç olmaktan çıkarak yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası pek çok aktörün sürece dahil edilmesi ve diyalog ortamının oluģturulması, devletin iktidarını baģka güçlerle paylaģması, ayrıca sivil toplum örgütlerinin karar alma süreçlerinde rollerinin artmasıdır (DPT, 2007). YönetiĢimin temel ilkeleri; katılımcılık, saydamlık, hesap verebilirlik, etkinlik, tutarlılık, adillik ve hukuka bağlılık olarak sıralanabilir (TESEV, 2008). Kalkınma alanında, sıklıkla kullanılan bir diğer kavramsa çok düzlemli yönetiģim kavramıdır. Çok düzlemli yönetiģim kavramı merkez, bölgesel ve yerel yönetim kademelerindeki yatay iliģkilere ve bu düzeylerin birbirleriyle iliģkilerinde iyi yönetiģim ilkelerinin hayata geçirilmesine iģaret etmektedir. Bölge düzeyinde iyi yönetiģimi hayata geçirmek için temel unsurların baģında yönetiģim mekanizmaları, planlama ve uygulama süreçleri ve sivil toplum kuruluģlarının etkinlik düzeyi önem taģımaktadır. AĢağıda, Ġzmir in bu konu baģlıklarındaki mevcut durumu, sorunlar ve iyileģtirme alanları özetlenmektedir. 2.e.1.a. Koordinasyon Yapıları 82

83 Ġzmir Bölgesi düzeyinde iyi yönetiģim ilkelerinin hayata geçirilmesi amacıyla çok sayıda ve farklı düzeylerde faaliyet gösteren koordinasyon yapıları bulunmaktadır. Bu yapıların çalıģma biçimleri ve faaliyetleri aģağıda kısaca özetlenmiģtir. 2.e.1.a.1. İzmir Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu ve Kalkınma Kurulu Türkiye nin yeni bölgesel kalkınma yaklaģımının en temel özelliklerinden birisi yönetiģimin hayata geçirilmesidir denilebilir. Kalkınma Ajansları bu yaklaģım içinde, kurumsal yapılanması ve organlarıyla birlikte Türkiye de çok düzlemli yönetiģimin hayata geçirilmesinde ve bölge düzeyinde koordinasyonun sağlanmasında en kilit aktörlerdir. Ajanslar, yönetiģimi hayata geçirmek üzere mekanizmalar oluģturmasını sağlayacak birçok araçla ve esneklikle donatılmıģlardır. Ajansların karar ve koordinasyon organları olan Yönetim Kurulu ve Kalkınma Kurulu, bölgelerin temel yönetiģim çerçevesini oluģturmaktadır. Öte yandan, bu yönetiģim yapılarında iyi yönetiģimin geliģtirilmesi ve daha da öteye götürülebilmesi uygulama süreçlerinde önem kazanmaktadır. Ġzmir Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu, Ġzmir in kalkınmasına iliģkin konuların en üst düzeyde ele alındığı ve kararlaģtırıldığı, en önemli yönetiģim yapısıdır. Toplam 8 üyeli kurul, Ġzmir Valisi, Ġzmir BüyükĢehir Belediye BaĢkanı, Ġzmir Ġl Genel Meclisi BaĢkanı, Ġzmir Ticaret Odası (ĠZTO) Yönetim Kurulu BaĢkanı, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO)Yönetim Kurulu BaĢkanı ve Kalkınma Kurulu tarafından, kurul üyeleri arasındaki özel kesim ve/veya sivil toplum kuruluģlarından seçilen 3 temsilciden oluģur. Kalkınma Kurulu ise Ġzmir Bölgesi nin sorunlarını ve fırsatlarını değerlendirme konusunda tavsiye kararlarını oluģturan yapıdır. Kalkınma Kurulu kamu kurumları, özel sektör kuruluģları ve sivil toplum kuruluģları arasından belirlenen toplam 100 kiģiden oluģmaktadır. Ġzmir Kalkınma Kurulu üyelerinin dağılımı aģağıda gruplanmıģtır. 9% 3% 21% KAMU KURUMLARI ODALAR, BORSALAR, BİRLİKLER ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ 33% 3 % 14% ÖZEL SEKTÖR KURULUŞLARI SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI ÜNİVERSİTELER 17% Şekil 12: İZKA Kalkınma Kurulu Üyelerinin Dağılımı, 2013 Kalkınma Kurulu, Ajans Yönetim Kurulu na tavsiye niteliğinde kararlar almak üzere kurulmuģ olsa da Ġzmir Bölge Planı döneminde, daha aktif çalıģmak, Ajans 83

84 çalıģmalarına destek olmak ve planın uygulanması aģamasında rol almak amacıyla Ġzmir Kalkınma Ajansı Kalkınma Kurulu bünyesinde çalıģma grupları oluģturuldu. Ġleri Teknolojiye Dayalı Sanayiler, Yenilenebilir Enerji, Turizm, Lojistik, Tarım ve Tarıma Dayalı Sanayiler, Tanıtım olmak üzere Bölge Planı anahtar sektörleri çerçevesinde oluģturulmuģ ve belli bir dönem faaliyet göstermiģ olan çalıģma gruplarının bazıları somut projeleri de hayata geçirmiģler ve çalıģma alanlarıyla ilgili olarak Kalkınma Kurulu na bilgilendirme yapmıģlardır. Örneğin, Efes Antik Kenti ve Bergama nın, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınmasını sağlamak amacıyla, Tanıtım ÇalıĢma Grubu tarafından, 30 kiģilik bir UNESCO heyetinin Ġzmir ziyareti ve Kültür ve Turizm Avrupa Akdeniz Kültürlerarası Köprüler konulu bir konferans organize edilmiģtir. 2.e.1.a.2. İzmir Kent Konseyi Kent konseyleri 5393 sayılı Belediye Kanunu na dayanarak, sayılı Kent Konseyleri Yönetmeliği ile kurulmuģtur. Kent konseylerinin kuruluģ amaçları, kent yaģamında, kent vizyonunun ve hemģerilik bilincinin geliģtirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaģma ve dayanıģma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetiģim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmek olarak belirlenmiģtir. Ġzmir Kent Konseyi, bünyesindeki kadın, genç, engelli ve çocuk meclisleri ile çevre, koruyucu toplum sağlığı, enerji, doğal afet, turizm, sağlıkta iyileģtirme çalıģma grupları aracılığıyla faaliyetlerini yürütmektedir yılında kent konseyi meclisleri ve çalıģma grupları tarafından, aralarında paneller, spor turnuvaları, eğitimler, sanat gösterileri bulunan 50 nin üstünde etkinlik gerçekleģtirilmiģtir. 2.e.1.a.3. İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu Ġzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu, ekonomik kalkınma konusunda tüm paydaģlar arasında ortak aklın geliģtirilmesi amacıyla ĠBB öncülüğünde 2009 yılında oluģturulmuģtur. Kurul, ĠBB ile kentin kalkınmasında önemli rol oynayan kamu kurumları, meslek odaları, özel sektör ve sivil toplum kuruluģlarını temsilen belirlenmiģ kanaat önderlerinin gönüllü katılımı ile oluģmaktadır. Genel hedefi Ġzmir in ekonomik kalkınmasına katkıda bulunacak ulusal ve uluslararası düzeyde etkinliğinin arttırılmasına yönelik ortak fikir, plan ve projelerin geliģtirilmesi ve bu çerçevede yerel aktörler arasında iletiģim, bilgi alıģveriģi, ortak çalıģma ve koordinasyonun sağlanması olarak belirlenmiģtir. Sekretarya hizmetleri ĠBB tarafından yürütülen ve ayda bir kere toplanan Kurul un 2013 yılı Ocak ayı itibariyle 38. toplantısı gerçekleģtirilmiģtir. 103 üyesi bulunan Kurul un çalıģmalarını yönlendirmek üzere yine Kurul tarafından Ġzmir in öncelikleri belirlenmiģ, zaman içinde güncellenen bu öncelikler etrafında alt komiteler oluģturulmuģtur. 2.e.1.a.4. Üniversiteler Platformu Ġzmir deki 9 üniversitenin rektörlerinden oluģan üniversiteler platformu, üniversitelerin birbirleriyle ve kamu-özel-stk larla ortak faaliyetler yürütmesini sağlamak anlamında önemli bir iģlevi yerine getirmektedir yılı sonunda oluģturulan platform, Ġzmir üniversitelerinin akademik, sosyal, kültürel, sportif alanlarda dayanıģmasını sağlamak, kaynakları etkin kullanmak ve birlikteliğin yaratacağı sinerjiden yararlanmak amaçlarıyla kurulmuģtur. Türkiye de bir kentteki tüm üniversitelerin dahil olduğu ilk ve tek platform olan Ġzmir Üniversiteler Platformu tüzel kiģiliğe sahip değildir. Bölgenin geliģmesine 84

85 yönelik sosyal projelere imza atan bu platformun önemli projelerinden biri Study in Ġzmir internet portalının ve portala paralel olarak bir çalıģma grubunun oluģturulması ve Ġzmir üniversitelerinin tanıtılmasına uluslararası düzeyde katkıda bulunulmasıdır. 2.e.1.a.5. İzmir için Yeni Sinerjiler Enstitüsü Ġzmir Enstitüsü olarak da adlandırılan Ġzmir için Yeni Sinerjiler Enstitüsü, 2004 yılında kurulmuģ ve Ġzmir baģta olmak üzere Türkiye nin tümüne iliģkin ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlar için çözüm önerileri ve düģünce üreten bir fikir platformudur. Platformun bir tüzel kiģiliği ve finansal kaynağı bulunmamakta, çalıģmaları platform üyeleri tarafından finanse edilmektedir. Enstitü üyeleri Ġzmir için gönüllü olarak bir araya gelen kanaat önderlerinden oluģmaktadır. Enstitü, proje fikirlerinin üretilmesi ve ilgili kurumlara önerilmesi amacıyla faaliyet göstermekte ve her ay düzenli olarak toplanmaktadır. Üyeler rotasyon sistemiyle her ay değiģerek baģkanlık yapmaktadırlar. Enstitü bugüne kadar çok sayıda merkezi ve yerel kamu kurumu ve yerel yönetimlere fikir desteği sağlamıģtır. 2.e.1.a.6. İzmir Akdeniz Akademisi ĠBB öncülüğünde ve Akdeniz Akademisi ġube Müdürlüğü Koordinasyonunda faaliyet gösteren Akdeniz Akademisi 12 Mart 2012 tarihinde kurulmuģtur. KuruluĢu, Ġzmir e gönül vermiģ bilim, sanat ve kültür insanlarının Ġzmir de yaģamak üstüne düģünmek amacıyla bir araya geldikleri 2009 yılı Ġzmir Kültür ÇalıĢtayı na uzanmaktadır. Ġzmir Akdeniz Akademisi, ilk kez bir belediye bünyesinde kurulan bir düģünce kuruluģu ve bir demokratik platform olarak, kentteki yenilik ve tasarım konularındaki potansiyelin desteklenmesi ve Ġzmir in tarihsel geliģimi içinde iliģki içinde olduğu Akdeniz bölgesiyle iliģkilerini güçlendirmesi vizyonunu hayata geçirme görevini üstlenmiģtir. Akdeniz Akademisi; tarih, tasarım, kültür-sanat ve ekoloji alanlarında dört koordinasyon birimi olarak çalıģmaktadır. Ġzmir vizyonunu yaģama geçirmek için paydaģlarıyla birlikte çalıģırken, Ġzmir in dünyaya açılma stratejisinin geliģtirilmesine de katkıda bulunmayı, kente ve ülkeye yeni ufuklar açmayı hedeflemektedir. 2.e.1.a.7. Sektörel ve Tematik Platformlar Yukarıda özetlenen ve bölgenin genel kalkınma sorunlarıyla ilgili oluģturulmuģ koordinasyon yapılarının yanı sıra Ġzmir de çok sayıda sektörel ve tematik platform yapısı da bulunmaktadır. Ġzmir Kümelenme Komitesi, Ġzmir Yenilik Komitesi, Ġzmir Tarım Grubu gibi belli bir tüzel kiģiliği olmayan ve gönüllülük ilkesiyle bir araya gelen yapıların çokluğu Ġzmir deki yönetiģimin güçlendirilmesi için gereken yapının varlığına iģaret etmektedir. Burada bahsedilen ilk akla gelen gönüllü platformlar dıģında, Ġnsan Hakları Kurulu, Ġstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu, Hıfzıssıhha Kurulu gibi yasayla oluģturulmuģ kurullar da bulunmaktadır. 2.e.1.b. Bölge Planlama ve Bölgesel Yönetişim YönetiĢim ilkelerinin hayata geçirilmesinde planlama ve strateji geliģtirme çalıģmaları da önemli araçların baģında gelmektedir. Ġzmir deki kurumların bu kapsamda geniģ deneyim ve bilgi birikimine sahip olduğu söylenebilir. 85

86 2.e.1.b İzmir Bölge Planı Deneyimi Ġzmir Kalkınma Ajansı tarafından dönemi için hazırlanmıģ olan Ön Bölgesel GeliĢme Planı çalıģmaları ve Ġzmir Bölge Planı çalıģmaları kapsamında bölge düzeyinde katılımcılığın hayat geçirilmesi amacıyla birçok faaliyet yürütülmüģ ve bölgede geniģ deneyim kazanılmıģtır. Bölgesel geliģmenin yönetiģiminde temel olan katılımcılık ilkesi öncelikle bölgesel planlama sürecinde hayata geçirilmelidir. Bu bağlamda, Ġzmir Bölge Planı nın hazırlanması aģamasında katılımcılığın artırılmasına yönelik çok sayıda toplantı, çalıģtay ve analizler hayata geçirilmiģtir. Planın hazırlık sürecinde, Ġzmir merkezi ve 30 ilçesinde, 600 farklı kurumun ve den fazla kiģinin planlama ve uygulama süreçlerine katılımı sağlanmıģtır. Ayrıca, planlama sürecinden ayrılamayacak ve bu sürecin faaliyetler bütünü biçimindeki bir uzantısı niteliğinde olan uygulama süreci aģamasında yürütülen bölgesel strateji geliģtirme çalıģmaları kapsamında da katılımcılık temel ilke olarak ele alınmıģ ve bu çerçevede komiteler oluģturulmuģtur. Komitelerde genel olarak, konuyla ilgili bilgi düzeyinin artmasına yönelik çalıģmalar, bilimsel çalıģmalara ve araģtırma çalıģmalarına destek verilmesi, Ajans çalıģmalarının izlenmesi, değerlendirilmesi ve verilerin paylaģılması ve ulusal ve yerel düzeyde lobi faaliyetlerinin yürütülmesi sağlanmıģtır. Bu dönemde, kümelenme, kentsel pazarlama, yenilik ve giriģimcilik alanlarında strateji geliģtirme çalıģmaları yürütülmüģ ve bu çalıģmalar kapsamında halen faaliyet gösteren kümelenme ve yenilik komiteleri oluģturulmuģtur. 2.e.1.b İzmir Bölge Planı Yönetişim Çerçevesi Ġzmir Bölge Planı için de benzer bir süreç tasarlanmıģ ve uygulamaya koyulmuģtur. Planlama sürecinin ilk aģaması olan Ġzmir Mevcut Durum Analizi belgesinin hazırlanmasına yönelik çalıģmalar, ĠZKA eģgüdümünde yürütülen sosyoekonomik analizlerin konsolidasyonu ve Ġzmir in bölgesel, demografik, ekonomik, toplumsal ve çevresel yapısının özetlenmesinden oluģmaktadır. 2.e.1.c. İzmir de Sivil Toplum Kuruluşları YönetiĢimin en temel ilkesi olan katılımcılığı hayata geçirmek ancak güçlü sivil toplum kuruluģlarının varlığıyla mümkün olabilmektedir. Bu bağlamda Ġzmir deki Sivil Topum KuruluĢlarının (STK) özelliklerini, ihtiyaçlarını ve önceliklerini oraya çıkarmak amacıyla Ġzmir Sivil Toplum AraĢtırması gerçekleģtirilmiģ ve araģtırma sonuçları 2012 Eylül ayında yayınlanmıģtır (ĠZKA ve EÜ, 2012a). Bu kapsamda, Ġzmir deki dernek ve vakıfların tamamını kapsayan envanter araģtırması, 315 STK temsilcisiyle gerçekleģtirilen alan araģtırması, Ġzmir de sivil toplum alanında önde gelen 10 kiģiyle yapılan derinlemesine görüģmeler ve son olarak, sosyal dayanıģma, kadın dayanıģması, engelli dayanıģması, kültürel ve ekonomik dayanıģma alanlarında önde gelen STK ların temsilcileriyle odak grup çalıģmaları gerçekleģtirilmiģtir. Bu bölümdeki analizler ve değerlendirmeler söz konusu çalıģmanın özeti niteliğindedir Ġzmir Sivil Toplum AraĢtırması, ĠZKA ve Ege Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi iģbirliğiyle Ġzmir Bölge Planı hazırlık çalıģmaları çerçevesinde 2012 yılında hazırlanmıģtır. ÇalıĢmaya ulaģmak için: 86

87 2.e.1.c.1. Sivil Toplum Kuruluşlarının Genel Görünümü Ġzmir de kapanmıģ olanlar da dahil olmak üzere kurulmuģ olan dernek ve vakıflar özelinde toplam STK olduğu görülmektedir. Bunların % 98,2 si dernek (11.167), % 1,8 i ise (205) vakıftır (Tablo 36). Dernek kurmanın vakıf kurmaya göre nispeten daha kolay olması nedeniyle bu tablo Türkiye genelinde de benzer bir durum göstermektedir. Tablo 36: İzmir de 1860 tan İtibaren Kurulmuş STK ların Türlerine Göre Dağılımı STK Türü Sayı Yüzde Dernek ,2 Vakıf 205 1,8 TOPLAM ,0 Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012a Ġzmir de açık olan STK ların % 96,3 ünü derneklerin, % 3,7 sini ise vakıfların oluģturduğu söylenebilir. Buna göre, 2011 yılı sonu verilerine göre dernek ve 190 vakıf faal olarak görünmektedir (Tablo 37). Tablo 37: İzmir de STK ların Türlerine Göre Açık ve Kapalı Olma Durumu STK Türü Açık Kapalı Toplam Dernek Sayısı Vakıf Sayısı TOPLAM Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012a. 150 yıllık dönem içinde ilde kurulmuģ tüm STK lar kuruluģ amaçlarına göre incelendiğinde, ilk dört sırada eğitim (%16), ekonomik dayanıģma (% 13,2) spor-gençlik (% 11,2) ve dini amaçlı (% 11,1) STK ların bulunduğu görülmektedir (Tablo 38). Tablo 38: İzmir de STK ların Kuruluş Amaçlarına Göre Dağılımı STK Kuruluş Amacı Sayı Yüzde STK Kuruluş Amacı Sayı Yüzde Kültür 524 4,6 Sosyal dayanıģma 837 7,4 Sanat 282 2,5 Bilim 102 0,9 Din ,1 Spor-Gençlik ,2 Politika 323 2,8 Hobi 625 5,5 Sağlık 350 3,1 Kadın-Çocuk 161 1,4 Sosyal hizmet 322 2,8 Yerel hemģeri 483 4,2 Çevre-Turizm 465 4,1 ġehir kulübü 207 1,8 Eğitim ,0 DıĢ hemģeri 844 7,4 Ekonomik dayanıģma ,2 TOPLAM Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012a. Türk Milli Eğitim Sistemi içinde neredeyse tüm ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında okul koruma ve yaģatma dernekleri Ģeklinde bir örgütlenmeye gidilmesi, eğitim amaçlı STK ların ilk sırada yer almasına neden olmuģtur. Bu tür STK ların öncelikli amacı merkezi idareden eğitime ayrılan payın sınırlı olması nedeniyle eğitim kurumuna mali destek sağlamakla sınırlı kalmaktadır. 87

88 Ġkinci sırada ekonomik dayanıģma amaçlı STK ların gelmesi Ġzmirlilerin ekonomik hayattaki dayanıģma örüntülerinin sivil toplum alanına yansıması olarak düģünülebilir. Burada asıl dikkat çeken nokta, spor ve gençlik amaçlı STK ların % 11,2 gibi yüksek bir paya ulaģmasıdır. Ağırlıklı olarak spor kulüplerine iktisadi destek sağlamak amacıyla oluģturulmuģ olan bu STK ların ardından % 11,1 payla dini amaçlı STK lar gelmektedir. Dini amaçlı STK ların içinde cami yaptırma ve yaģatma dernekleri ile Kuran kursu yaptırma yaģatma dernekleri öne çıkmaktadır. Bu tür STK ların sayısal fazlalığı özellikle, cami yaptırma ve yaģatma dernekleri örneğinde mali desteğe duyulan ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Mahalle ve köylerde yapılması planlanan dini amaçlı tesislere yönelik mali yardım toplamak için bu tür örgütlenmelere gidilmekte, dolayısıyla her caminin yanı baģında kurulan dernekler bu alanı sayısal olarak öne çıkarmaktadır. 2.e.1.c.2. Sivil Toplum Kuruluşlarının Temel Sorunları Türkiye de STK ların ekonomik, toplumsal, politik içerikli çok sayıda sorunla sürekli olarak karģılaģtıkları bu konuda yapılan çeģitli akademik çalıģmalarda ortaya konmuģtur. Ġzmir Sivil Toplum AraĢtırma ÇalıĢması kapsamında yürütülen alan araģtırmasında STK ların yaģadıkları sorunlar kategorileģtirilerek, STK temsilcilerinden bu sorunları sivil toplum açısından önem derecesine göre belirtmeleri istenmiģtir (Tablo 39). Sorun Başlıkları Tablo 39: STK ların Sorunları ve Önem Düzeyleri, % Ne Oldukça Önemli Önemli Önemli Ne Değil Önemli Değil Hiç Önemli Değil Resmi kayıtla ilgili sorunlar 30,2 36,2 14,6 8,9 10,2 Ülke mevzuatındaki eksiklikler 31,7 42,9 14,6 6,0 4,8 Merkezi hükümetle iliģkilerin zayıflığı 36,8 31,4 19,0 6,7 6,0 Adaletsiz/yüksek vergiler 38,1 24,4 17,8 9,2 10,5 Yerel/bölgesel kuruluģlarla iliģkilerin 33,0 41,3 16,8 5,4 3,5 zayıflığı STK da zayıf idari yapılanma/kötü yönetim 34,9 33,3 15,6 7,6 8,6 Modern iletiģim araçlarındaki eksiklikler 28,9 39,0 17,5 7,3 7,3 Yetersiz personel/üyelerin eğitim 39,7 35,2 13,0 5,7 6,3 yetersizliği Mali kaynakların yetersizliği 58,7 26,3 8,3 4,1 2,5 Güvenilir bilgi eksikliği ve yetersizliği 36,5 36,8 15,2 6,3 5,1 Diğer STK lar/kuruluģlarla iģbirliği eksikliği 31,7 41,9 14,9 6,7 4,8 Ġzmir deki gönüllü hareketlerin zayıflığı 38,7 37,8 15,2 5,4 2,9 STK lara gönüllü desteğindeki yetersizlikler 44,8 34,3 13,3 4,8 2,9 Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012a. Oldukça önemli ve önemli Ģeklindeki yanıtlar bir arada değerlendirildiğinde, Ġzmir de STK ların çalıģmaya dahil edilen tüm sorunları yoğun biçimde yaģadıkları anlaģılmaktadır. STK temsilcilerinin % 60 ının üzerindeki bir kısmı tüm bu sorunları oldukça önemli ve önemli olarak görürken, en önemli üç sorunun sırasıyla mali kaynaklardaki yetersizlik (% 85), STK lara gönüllü desteğindeki yetersizlikler (% 79,1) ve kentte gönüllü 88

89 hareketlerin zayıflığı (% 76,5) Ģeklinde çıkması önemlidir. Bu üç temel sorun bir arada değerlendirildiğinde örgütlenme kültüründe önemli düzeyde eksiklik olduğu söylenebilir. Dikkati çeken bir diğer önemli sorun algılaması STK larla ilgili ülke mevzuatındaki yetersizliktir (% 74,6). Burada önemle belirtilmesi gereken bir diğer husus, temsilcilerin % 58,7 sinin mali kaynak yetersizliğini oldukça önemli bir sorun olarak dile getirmeleridir. Mevcut tablo, STK ların ekonomik, politik, hukuki, yönetsel anlamda yaygın sorunları olduğunu göstermektedir. Ayrıca, STK larda gönüllülük sorununun da çözümü önem taģımaktadır. Bu konuda öncelikle toplumda sivil topluma dahil olma bilincinin yükseltilmesi ve gönüllülüğü teģvik etmeye yönelik stratejilerin geliģtirilmesi gerekmektedir. 2.e.2. Sosyal Sermaye Sosyal sermaye kavramı Türkiye nin yeni bölgesel kalkınma yaklaģımına göre, kalkınmanın önemli bir aracı olarak değerlendirilmektedir. Yerel ve bölgesel ölçeklerde sosyal sermaye kavramı ortak çalıģma, iģbirliği ve güvenin oluģabileceği bir ölçek olması nedeniyle, bölgesel kalkınmanın önemli bir bileģeni olarak tanımlanmaktadır. Dünya Bankası na göre, sosyal sermaye ortak iģbirliğini mümkün kılan normlar ve ağların varlığıdır. Bu normlar ve ağlar, kurumlar, iliģkiler ve gelenekler olarak genellenmektedir. OECD ise soysal sermayeyi grup içerisinde ya da gruplar arasında iģbirliğini kolaylaģtıran anlayıģlar, paylaģılan değerler, normlarla birlikte ağlar Ģeklinde tanımlamaktadır (Tüysüz, 2011). Ġzmir ölçeğinde sosyal sermayenin alt bileģenlerine iliģkin detaylı bir çalıģma bulunmamaktadır. Türkiye soysal sermayeye iliģkin yapılan çalıģmalarda genellikle son sıralarda yer almıģ olsa da Tüysüz (2011) tarafından Düzey 2 bölgeleri arasında gerçekleģtirilen çalıģma sonucunda Ġzmir Bölgesi sosyal sermaye açısında Türkiye deki en geliģmiģ bölge olarak ortaya çıkmıģtır. ÇalıĢma kapsamında, bölgelerdeki seçimlere katılım oranı, dernek sayısı, intihar oranı, boģanma oranı, gazete ve dergi tirajı, vergi tahsilattahakkuk oranı, net göç hızı, elektrik kayıp-kaçak oranı ve eğitimli nüfus oranı verileri değerlendirilmiģtir. ÇalıĢma kapsamında ortaya çıkan sosyal sermaye endeks değerleri aģağıdaki tabloda özetlenmektedir (Tablo 40). Tablo 40: Bölgelere Göre Sosyal Sermaye Endeksi Değerleri Kod Bölge Adı SSE Değeri TR31 Ġzmir 0,93 TR51 Ankara 0,83 TR32 Aydın, Denizli, Muğla 0,79 TR41 Bursa, EskiĢehir, Bilecik 0,72 TR22 Balıkesir, Çanakkale 0,64 TR10 Ġstanbul 0,62 TR81 Zonguldak, Karabük, Bartın 0,62 TR21 Tekirdağ, Edirne, Kırklareli 0,6 TR42 Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova 0,59 TR33 Manisa, Afyon, Kütahya, UĢak 0,55 TR61 Antalya, Isparta, Burdur 0,46 TR52 Konya, Karaman 0,41 TR82 Kastamonu, Çankırı, Sinop 0,32 89

90 TR83 Samsun, Tokat, Çorum, Amasya 0,27 TR72 Kayseri, Sivas, Yozgat 0,25 TR71 Kırıkkale, Aksaray, Niğde, NevĢehir, KırĢehir 0,14 TR63 Hatay, KahramanmaraĢ, Osmaniye 0,06 TR90 Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, GümüĢhane -0,05 TR62 Adana, Mersin -0,09 TRB1 Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli -0,55 TRC1 Gaziantep, Adıyaman, Kilis -0,63 TRA1 Erzurum, Erzincan, Bayburt -0,7 TRC3 Mardin, Batman, ġırnak, Siirt -1,53 TRC2 ġanlıurfa, Diyarbakır -1,7 TRB2 Van, MuĢ, Bitlis, Hakkâri -1,74 TRA2 Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan -1,82 Kaynak: Tüysüz, 2011 Bölgelerin sosyal sermaye endeks değerlerine (SSE değerleri) göre yapılan gruplama neticesinde bölgeler 5 gruba ayrılmıģtır. AĢağıdaki haritada bu grupların dağılımı gösterilmektedir (Harita 7). Harita 7: Düzey 2 Bölgelerine Göre Sosyal Sermaye Endeksi Grupları Kaynak: Tüysüz, e.3. Değerlendirme Bölgesel yönetiģim kapsamında kalkınma ajanslarının kurulması ve koordinasyon yapılarının hayata geçmesi olumludur. Ancak yerel, bölgesel ve merkezi düzeylerde iyi yönetiģimin hayata geçirilmesi ve yerel-merkez arasındaki iletiģim ve koordinasyon konularında önemli iyileģtirme alanları bulunmaktadır. Ajans Yönetim Kurulu bölge ile ilgili önemli gündem maddelerinin görüģüleceği, ortak kararlarının alınabileceği ve iģbirliği mekanizmalarının oluģturulabileceği eģsiz platformlardan biridir. Ajans Yönetim Kurulu üyelerinin, temsil ettikleri kurumlar arasındaki koordinasyonun sağlanması, iģbirliğinin geliģtirilmesi ve birlikte belirlenmiģ 90

91 kalkınma hedeflerinin temsil ettikleri kurumlar tarafından sahiplenilmesinin sağlanması, bu en üst düzey yönetiģim yapısının iģlevselliğini geliģtirmek anlamında önem taģımaktadır. Kalkınma Kurulu nun oluģturulma yönteminin oldukça merkezi olduğu ve önemli temsiliyet ve sahiplenme sorunlarının yaģandığı söylenebilir. Kalkınma Kurulu nun bölge kalkınma gündeminin ve Ajans faaliyetlerinin önemli bir parçası olabilmesi için yeni mekanizmalar geliģtirilmelidir. Bu çerçevede, Kalkınma Kurullarının oluģturulma biçimleri, görevleri ve yetkilerinin tekrar değerlendirilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Bölge planlarının uygulama aģamasına iliģkin de geliģtirilmeye açık önemli alanlar bulunmaktadır. Bölge planlarının iyi yönetiģim ilkelerine uygun bir biçimde bölge düzeyinde hazırlanması çok önemli bir adımdır. Öte yandan, planların uygulama mekanizmaları henüz bulunmamaktadır. Bölge planları henüz, bölgedeki diğer kurumların stratejik planlarını ve merkezi kurumların bölgesel yaklaģımlarını minimum düzeyde etkilemekte, faaliyetlerini ise neredeyse hiç etkilememektedir. Bu çerçevede, uygulama mekanizmalarını tanımlayacak biçimde bölgesel programların oluģturulması önem taģımaktadır. Bölge düzeyinde politikalar geliģtirme konusunda kalkınma ajanslarına önemli roller düģse de, merkez ve taģra düzeyinde örgütlenmiģ kamu kurumlarının ağırlıklı olarak merkezi politikalara göre faaliyetlerini belirlemeleri, uygulama mekanizmaları oluģturulurken dikkate alınmalıdır. 2.f. İstihdam Durumu 2.f.1. İşgücü Uluslararası ÇalıĢma Örgütü (ILO) verilerine göre, son 10 yıllık süreçte dünya genelinde iģgücüne katılım oranı azalmaktadır döneminde 0,3 puanlık azalma göstererek % 65,1 den % 64,8 düzeyine gerileyen iģgücüne katılım oranı, 2011 yılına gelindiğinde 0,7 puanlık azalma ile % 64,1 düzeyine düģmüģtür (ILO, 2012). Küresel ekonomik krize bağlı olarak iģgücüne katılım oranları, geliģmiģ ülkeler ve AB ülkelerinde daha güçlü bir azalma sergilerken Güney Doğu ve Merkez Avrupa ile Latin Amerika ve Karayipler gibi geliģmekte olan bölgelerde artıģ eğilimi göze çarpmaktadır (ILO, 2013). GeliĢmiĢ ülkelerdeki azalma eğiliminin, uzun süreli iģsizlikte kaydedilen artıģa bağlı olduğu değerlendirilmektedir. Buna karģın geliģmekte olan ülkelerde sosyal koruma sistemlerinin daha kısıtlı imkânlar sunmasının da etkisiyle iģsizlik riskindeki artıģ katılım oranları üzerinde daha belirleyici rol oynamaktadır. Uzun vadede değerlendirildiğinde, Türkiye de iģgücüne katılım oranı tarım iģgücündeki daralmaya bağlı olarak azalma eğilimindedir yılında % 49,9 olan bu oran 2007 yılında % 46,2 düzeyine kadar gerilemiģ, izleyen süreçte ekonomik krizin de etkisiyle artıģ eğilimine girerek 2011 de 2000 yılı seviyesine (% 49,9) ulaģmıģtır (TÜĠK, 2012g) yılı itibariyle, % 50 katılım oranıyla Türkiye, dünya ortalamasının oldukça gerisindedir. Bu durumun temel nedeni, kadınların iģgücüne katılımının % 29,5 ile son derece sınırlı olmasıdır yılı TÜĠK verilerine göre, Ġzmir de çalıģma çağındaki nüfus iģgücü ise düzeyindedir. ĠĢgücünün cinsiyet dağılımına göre Ġzmir iģgücü piyasasında erkek ve kadın yer almaktadır. Ġzmir de iģgücüne katılma oranı, kadınlarda % 34,3 ve toplamda % 53,2 düzeyindedir. Her iki düzey de Türkiye ortalamalarından daha yüksek olmakla birlikte dünya ortalamasının çok gerisindedir. 91

92 Türkiye İstanbul Ankara İzmir Türkiye İstanbul Ankara İzmir Türkiye İstanbul Ankara İzmir Ekonomik kriz dönemlerinde, krizden etkilenen iģyerleri, yeni istihdam yaratmakta veya mevcut istihdamı korumakta güçlüklerle karģılaģmaktadır. Bu durum iģten çıkarma, çalıģma sürelerinde kısaltma, zorunlu izin kullandırma, kısa çalıģma gibi uygulamaları beraberinde getirmektedir. Ekonomik krizin kapsamı ve boyutuna bağlı olarak çalıģanlarda ve çevrelerinde iģsizlik riskinin artması, iģgücünün dıģında yer alan kiģilerde çalıģma iradesinin geliģmesine neden olmakta ve bu geliģme iģgücüne katılım oranlarına yansımaktadır. 25 Türkiye de etkileri 2008 yılında hissedilmeye baģlayan küresel krizden Ġstanbul ve Ġzmir iģgücü piyasaları yoğun olarak etkilenmiģtir döneminde iģgücüne katılım oranı; Türkiye genelinde 3, Ġstanbul da 2,3, Ankara da 2,5 puan artarken Ġzmir de 8,2 puan artıģ göstermiģtir (ġekil 13). Ġzmir de 2008 yılında % 45,2 olan iģgücüne katılım oranı 2011 yılına gelindiğinde % 53,4 düzeyine ulaģmıģtır yılında ise krizi izleyen süreçte ilk kez iģgücüne katılım oranında sınırlı düzeyde (0,2 puan) geri çekiliģ gözlenmiģ ve iģgücüne katılım oranı % 53,2 olarak gerçekleģmiģtir Erkek Kadın Genel Şekil 13: Türkiye, İstanbul, Ankara ve İzmir de Cinsiyete Göre İşgücüne Katılım Oranları (%), Kaynak: TÜİK, 2012g ĠĢgücüne katılım verileri cinsiyet bazında önemli oranda farklılaģmaktadır döneminde Ġzmir de kadın iģgücü , erkek iģgücü ise artmıģtır. ĠĢgücüne katılım oranında gözlenen artıģın temel belirleyeni kadınların iģgücüne artan katılımıdır. Türkiye geneli iģgücüne katılım oranlarına kadınlarda 5, erkeklerde 0,9 puan olarak yansıyan artıģlar, Ġzmir de (diğer iki metropol ile kıyasla daha yüksek düzeyde) sırasıyla 9,8 ve 6,1 puan olarak gerçekleģmiģtir. Bu artıģlar neticesinde 2012 yılında, Ġzmir de iģgücüne katılım oranı erkeklerde % 72,9 ve kadınlarda % 34,3 düzeyine ulaģmıģtır (ġekil 13). Gerek ülke genelinde gerekse Ġzmir de erkeklerde iģgücüne katılma oranının, 2012 yılında 2011 değerinin 0,7 puan altına gerilemiģ olmasına karģın kadınlarda artıģın 2012 yılında da sürdüğü görülmektedir. 25 Ekonomik krizin iģgücüne katılım oranlarına yansıması konusunda, ülkenin refah modeli ve iģsizliğe karģı sosyal koruma mekanizmalarının geliģkinliği etkili olabilmektedir. Küresel krizle birlikte (iģsizlik sigortası, iģsizlik yardımı gibi enstrümanlarla daha cömert sosyal koruma sistemlerine sahip) geliģmiģ ülkeler ile AB de katılım oranı azalırken Türkiye ve Latin Amerika gibi bölgelerde tersi bir geliģme gözlenmesinin temel açıklayıcısı budur. 92

93 Okuma yazma bilmeyen Lise altı Lise ve dengi meslek okulu Yükseköğretim Okuma yazma bilmeyen Lise altı Lise ve dengi meslek okulu Yükseköğretim Kural olarak iģgücüne katılım oranı eğitim düzeyine paralel olarak artmaktadır. Eğitim düzeyleri açısından incelendiğinde, Ġzmir de, gerek kadınlar gerekse erkekler arasında en yüksek iģgücüne katılım oranlarının yükseköğretim mezunları grubunda olduğu görülmektedir (ġekil 14). Bununla birlikte, ekonomik krizin etkilerinin hissedildiği 2008 i izleyen dönemde iģgücüne katılımda, oransal ve mutlak olarak, en yüksek artıģ lise altı eğitimlilerde kaydedilmiģtir döneminde belirtilen eğitim düzeyinde 115 bin kadın ve 94 bin erkek iģgücüne katılmıģtır. Bu dönemde kadın iģgücü artıģının erkeklerden daha düģük kaldığı tek kategori yükseköğretim mezunlarıdır yılı itibariyle bu grupta iģgücüne katılım oranı gerek ülke genelinde (% 70,9) gerekse Ġzmir de (% 69,1) göreli olarak oldukça yüksek olmasına karģın erkekler düzeyinin (% 82,8) 13,7 puan gerisindedir Okuma yazma bilmeyen Lise altı Lise ve dengi meslek okulu Yükseköğretim Erkek Kadın Toplam Kadın Erkek İşgücüne katılım oranı, % işgücü artışı, bin kişi Şekil 14: Cinsiyet Bazında Eğitim Düzeyine Göre İşgücü Göstergeleri (%), Kaynak: TÜİK, 2012g Kadınların iģgücüne katılımında kaydedilen önemli artıģa karģın bu katılımın yeterli olduğunu belirtmek mümkün görünmemektedir. TÜĠK in 2012 yılı verileri incelendiğinde, Ġzmir de çalıģma çağındaki kadınların 549 bininin iģgücüne katılırken, bunun yaklaģık iki katı olan 1 milyon 53 bin kadının iģgücüne dahil olmadığı görülmektedir. Aynı verilere göre kadınların iģgücüne dahil olmasının önünde en büyük engel ev iģleriyle meģgul olmaları olarak karģımıza çıkmaktadır. ĠĢgücüne dahil olmayan 593 bin kadının (% 56,3) bu nedenle iģgücüne katılmadığı görülmektedir. Bu durumun kadınları iģgücü piyasasından uzak tutan sosyo-ekonomik ve kültürel belirleyenler açısından değerlendirilmesi ve değiģtirilmesine yönelik önlemler alınması önem arz etmektedir. 2.f.2. İstihdam 2000 li yıllarda küresel düzeyde istihdam üzerinde en yoğun etkiyi yaratan geliģme, geliģmiģ batı ülkeleri merkezli küresel ekonomik kriz olmuģtur. Krizin istihdam verilerine yansıması en temelde, döneminde küresel istihdam oranında kaydedilen (% 61,3 ten % 60,3 düzeyine) 1 puanlık düģüģ olmuģtur (ILO, 2013). Belirtilen dönemde, geliģmiģ ülkeler ve AB, Doğu Asya ile Güney Asya da dünya geneli istihdam oranı gerilemesine paralel azalmalar gözlenirken; (AB ülkeleri hariç) Merkez ve Doğu Avrupa, Latin Amerika ve Karayipler, Güneydoğu Asya-Pasifik bölgelerinde daha güçlü, Orta 93

94 Doğu, Kuzey Afrika ve Sahra altı Afrika bölgelerinde ise daha sınırlı düzeyde olmak kaydıyla istihdam oranı artıģları kaydedilmiģtir. Aynı dönemde Türkiye istihdam oranında 2009 yılında sınırlı düzeyde (0,5 puanlık) gerileme, izleyen yıllarda ise daha ciddi düzeyde (4,2 puanlık) artıģ yaģanmıģtır (TÜĠK, 2012g) yılında Ġzmir de istihdam, 432 bini kadın ve 992 bini erkek olmak üzere toplam bin düzeyinde gerçekleģmiģtir (TÜĠK, 2012g) döneminde yıllar itibariyle gerek kadınlarda gerekse erkeklerde artıģ göstermiģ olan istihdam oranları, küresel ekonomik krizin etkisiyle döneminde geri çekilmiģtir (ġekil 15). Türkiye iģgücü piyasalarında krizin ardından toparlanmanın baģladığı döneminde, Ġzmir istihdam oranlarında Türkiye ortalamasının üzerinde artıģ kaydedilmiģtir yılında bir önceki yıla göre 0,9 puan azalan Ġzmir istihdam oranı (% 39), izleyen süreçte 6,5 puan artarak 2011 yılında % 45,5 düzeyine ulaģmıģtır. Ekonomik krizin hissedilmesiyle baģlayan süreçte Ġzmir istihdam gerçekleģmeleri, ülke geneliyle olduğu gibi Ankara ve Ġstanbul gerçekleģmeleriyle de paralel seyretmiģ ancak toparlanma sürecinde daha yüksek performans göstermiģtir yılında, Ġzmir istihdam oranı (% 45,5) 2004 sonrası dönemde ilk kez Türkiye istihdam oranının (% 45) üzerinde gerçekleģmiģtir (ġekil 15). Ancak, 2012 yılı itibariyle istihdam verilerine yansıyan avantajlı durum korunamamıģ ve istihdam oranı 0,2 puan azalarak % 45,3 düzeyine gerilemiģtir. Ġstanbul istihdam oranına eģit bu oran, Ankara nın 1,4 puan üzerinde, Türkiye genelininse 0,1 puan altındadır. Ġstihdam oranında kaydedilen gerileyiģte kriz sürecinde artan tarım istihdamında kaydedilen 34 bin kiģilik azalmanın belirleyici olduğu belirtilebilir ,5 38,4 39,3 41,5 39,9 39 Şekil 15: İzmir, Ankara, İstanbul ve Türkiye İstihdam Oranları (%), Kaynak: TÜİK, 2012g 2009, Ġstanbul ve Ankara da olduğu gibi Ġzmir de de net istihdam kaybının yaģandığı bir yıl olmuģtur (ġekil 15). Ġzmir istihdam oranında 2009 yılında kaydedilen azalmanın kaynağında 33 bin erkeğin istihdamdan ayrılması yer almaktadır. Aynı yıl 32 bin kadının istihdama katılması söz konusu gerilemeyi sınırlandırmıģtır. Ekonomik krizle birlikte anılan döneminde, kadın istihdamı 118 bin (6 puan) artarak 432 bin, erkek 42,5 45, ,3 Türkiye İstanbul Ankara İzmir 26 Ġstihdamın sektörel dağılımına iliģkin analizlere, çalıģmanın Genel Ekonomik Yapı baģlığı altında yer verilmiģtir. 94

95 istihdamı ise 135 bin (4,8 puan) artarak 992 bin düzeyine ulaģmıģtır (Tablo 41). Buna göre, 2009 sonrası toparlanma döneminde Türkiye genelinde kaydedilen bin kiģilik istihdam artıģının % 7,2 si Ġzmir de gerçekleģmiģtir. Son yıllarda, kadınların iģgücüne katılım verilerinde görülen olumlu geliģme istihdam verilerine de yansımaktadır yılı itibariyle Ġzmir de kadın istihdam oranı (% 27), Türkiye (% 26,3), Ġstanbul (% 24,5) ve Ankara nın (% 23,5) üzerinde gerçekleģmiģtir (Tablo 41). Ġzmir de kadın istihdam oranında kaydedilen artıģ olumlu olmakla birlikte ne derece yeterli olduğu, kayıt dıģılık düzeyi, istihdamın sektörel dağılımı, iģteki durum gibi istihdamın kalitesine iliģkin ilave bazı verilerle birlikte değerlendirilmelidir. Analizin ilerleyen bölümlerinde bu çerçevede tespitlere yer verilmektedir. Tablo 41: Cinsiyete Göre İstihdam Düzeyleri ve İstihdam Oranları, Yıl İstihdam düzeyi (bin kişi) İstihdam oranı (%) Toplam Erkek Kadın Toplam Erkek Kadın ,5 59,6 18, ,4 59,7 17, ,3 60,2 18, ,5 61,7 21, ,9 59, , ,5 60,8 25, ,5 65,1 26, ,3 64,4 27 Kaynak: TÜİK, 2012g Ġstihdamın kalitesine iliģkin genel kabul gören göstergelerin baģında, kayıt dıģı istihdam oranı gelmektedir. Uzun vadede incelendiğinde kayıt dıģı istihdamın gerek ülke genelinde gerekse Ġzmir de azalma eğilimi gösterdiği, ekonomik krizi izleyen yıllarda ülke genelinde bu eğilimin (azalan hızla) korunmasına karģın Ġzmir de tersine döndüğü ve 2009 dan itibaren yıllar itibariyle artmaya baģladığı görülmektedir (Tablo 42). Ġzmir de 2008 yılında % 27,8 olan kayıt dıģı istihdam oranı, 2011 yılında % 32,9 düzeyine ulaģmıģtır. Bu dönemde kaydedilen istihdam artıģının % 58,2 si kayıt dıģı olarak gerçekleģmiģtir. Diğer taraftan, 2012 yılı itibariyle kayıt dıģı istihdam oranının seyrinin tersine döndüğü, ülke genelindeki ciddi azalıģ eğilimine paralel olarak Ġzmir de de bu oranının % 30,1 düzeyine kadar gerilediği görülmektedir. Bu durum, krizin etkilerinin azalmasına bağlı olarak Ġzmir iģgücü piyasasında normalleģme sürecinin baģladığına iliģkin bir göstergedir. Tablo 42: SGK Kayıtlılığına Göre İstihdam Edilenler, 15+ yaş, İzmir Türkiye Kayıtlı Değil (bin kiģi) Kayıtlı (bin kiģi) Toplam (bin kiģi) Kayıt DıĢı Ġstidam Oranı (%) Tarım DıĢı Kayıt DıĢı Ġstidam Oranı (%) Tarımda Kayıt DıĢı Ġstihdam Oranı (%) Kayıt DıĢı Ġstidam Oranı (%) Tarım DıĢı Kayıt DıĢı Ġstidam Oranı (%) Tarımda Kayıt DıĢı Ġstihdam Oranı YIL ,6 30,8 83,1 50,1 33,8 89, ,7 30,1 82,3 48,2 34,3 88, ,8 32,9 78, ,1 87, ,9 28,3 78,4 45,4 32,3 88, ,8 23,8 76,1 43,5 29,8 87,8 95

96 , ,8 30,1 85, ,5 24,7 74,5 43,3 29,1 85, ,9 26,4 78,1 42,1 27,8 83, ,1 24,5 79, ,5 83,6 Kaynak: TÜİK, 2012g verileri kullanılarak hesaplanmıştır. Ġzmir kayıt dıģı istihdam düzeyinde döneminde kaydedilen artıģ, hem tarım sektöründen hem de tarım dıģı sektörlerden beslenmiģtir yılı itibariyle, Ġzmir de tarım sektöründe Sosyal Güvenlik Kurumu na kayıtlı olmaksızın çalıģanların sayısı 139 bine kadar ulaģmıģtır (TÜĠK, 2012g). Kayıt dıģı istihdam oranında 2012 yılında kaydedilen azalıģın da temel belirleyeni, tarım sektöründe kayıt dıģı olarak istihdam edilenlerin 25 bin kiģi düģmüģ olmasıdır. (Tablo 42). Tarım sektöründe kayıt dıģı istihdam oranı, Türkiye genelinde gözlenen azalma eğilimine aykırı olarak Ġzmir de yıllarında 8,1 puan artıģ göstererek % 78,1 düzeyine ulaģmıģ, 2012 yılında kayıt dıģı çalıģan sayısında kaydedilen önemli azalmaya karģın oransal olarak artıģını sürdürmüģ ve % 79,2 düzeyine ulaģmıģtır. Bu oran, % 83,6 olan ülke ortalamasının altında olmasına karģın gözlenen artıģ eğilimi dikkat çekmektedir. Diğer taraftan, Ġzmir de tarım dıģı sektörlerde de kayıt dıģı istihdam oranı istikrarsız bir seyir izlemektedir döneminde 7 puan azalmıģ olan kayıt dıģı istihdam düzeyi, izleyen yıllarda 2,6 puan artarak 2011 yılında % 26,4 düzeyine ulaģmıģ, 2012 yılında Türkiye ortalaması olan % 24,5 e gerilemiģtir. Ġzmir sanayi sektöründe kayıt dıģı istihdam oranı (% 24,9) ülke ortalamasının (% 27,9) altındayken hizmetler sektöründe bu oran (% 24,3) ülke ortalamasının (% 22,7) üzerindedir. Oransal olarak tarım dıģı sektörlerde kayıt dıģı istihdam tarım sektörüyle karģılaģtırıldığında oldukça düģük olmasına karģın çalıģan sayıları itibariyle değerlendirildiğinde tablo farklılaģmaktadır. Ġzmir de tarım dıģı sektörlerde 314 bin kiģi kayıt dıģı olarak istihdam edilmektedir. Ġzmir de kayıt dıģı istihdam kadınlar arasında daha yaygındır yılı itibariyle kadın istihdamında kayıt dıģılık oranı % 37,5 tir. Tarımda % 96,9 olarak kaydedilen bu oran tarım dıģı sektörlerde % 27,2 düzeyindedir. Kadın istihdamı açısından olumsuz bir baģka geliģme, ücretsiz aile iģçiliğinin istihdamdaki payının 2008 öncesi döneme göre önemli düzeyde artmıģ olmasıdır yılında % 11,2 düzeyine kadar gerilemiģ olan bu oran, 2011 yılında % 19,4 düzeyine ulaģmıģ ve 2012 yılında % 17,6 ya gerilemiģtir. Ġzmir de ücretsiz aile iģçiliğinin istihdamdaki payı % 33,7 düzeyindeki ülke ortalamasından düģüktür. Ancak bu tür istihdamı körükleyen tarım sektörünün Ġzmir ekonomisinde görece düģük paya sahip olduğu düģünüldüğünde, veri dikkat çekici hale gelmektedir. 2.f.3. İşsizlik 2008 yılıyla birlikte ekonomik etkileri güçlü olarak hissedilmeye baģlanan küresel ekonomik kriz, hemen tüm geliģmiģ ve geliģmekte olan ülkelerin iģgücü piyasalarını da etkilemiģtir. ILO verilerine göre 2007 yılında dünyada iģsiz sayısı 177,4 milyon düzeyinde iken 2012 yılına gelindiğinde 197,3 milyon düzeyine ulaģmıģtır. Bu artıģta en büyük sıçrama 2009 yılında (22 milyon) kaydedilmiģtir (ILO, 2011). Küresel ölçekte 2007 yılında % 5,6 olan iģsizlik oranı 2009 da % 6,3 e yükselmiģ, 2010 yılında ise % 6,2 ye gerilemiģtir. Krizden etkilenen ülkelerin baģında ABD ve AB ülkeleri gelmektedir. ABD de son 20 yılın en yüksek iģsizlik oranı 2010 yılında % 9,6 olarak kaydedilmiģ, bu oran 2011 de % 96

97 8,9 ve 2012 de % 8,1 düzeyine gerilemiģtir (EUROSTAT, 2012b). AB genelinde ise iģsizlik oranındaki ne artıģ ne de izleyen yıllardaki geri çekiliģ ABD deki kadar keskin olmamıģtır. AB genelinde 2000 li yılların en yüksek iģsizlik oranı 2010 yılında % 9,7 olarak gerçekleģirken 2011 de % 9,6 düzeyine gerilemiģtir. OECD genelinde ise 2010 yılında % 8,5 düzeyinde kaydedilen iģsizlik oranı ve 2011 yılında % 8,2 ye gerilemiģtir. Türkiye iģgücü piyasasında ise küresel krizin etkisi 2009 yılında, iģsizlikte kaydedilen sıçramayla birlikte, oldukça sert biçimde hissedilmiģ, izleyen yıllarda da hızla azalmıģtır yılında % 12,5 olarak kaydedilen iģsizlik oranı 2010 da % 10,7 ve 2011 de % 8,8 düzeyine gerilemiģtir 27 (EUROSTAT, 2012b). Buna göre, krizin etkisiyle ABD ve AB geneli verilerinin üzerine çıkan iģsizlik oranı, ilk Ģok atlatıldıktan sonra hızla gerileyerek kriz öncesi düzeyine geri dönmüģtür. Küresel ekonomik krizle birlikte Türkiye ortalamasının üstüne çıkan iģsizlik, Ġzmir iģgücü piyasasının en temel sorunu olarak karģımıza çıkmaktadır yılı itibariyle, Ġzmir de 117 bin kadın ve 130 bin erkek olmak üzere toplam 247 bin kiģi iģsizdir (TÜĠK, 2012g). Kriz öncesi süreçte yıllar itibariyle hem oransal hem de sayısal olarak azalan iģsizlik, 2008 yılıyla birlikte artmaya baģlamıģtır döneminde iģsiz sayısının % 70 in üzerinde (105 bin) arttığı görülmektedir. Krizin etkisinin en yoğun olarak hissedildiği 2009 yılında iģsizlikte, 49 bini erkek ve 22 bini kadın olmak üzere 71 bin düzeyinde artıģ kaydedilmiģtir. Aynı döneme iliģkin iģgücü ve istihdam verileriyle bir arada değerlendirildiğinde, bu artıģın büyük bölümünün (70 bininin) iģgücüne katılımdaki artıģtan, sınırlı bir bölümünün ise (bininin) istihdamdaki azalmadan kaynaklandığı görülmektedir (Tablo 43). Tablo 43: İzmir de Kurumsal Olmayan Nüfusun İşgücü Durumu, (15+ yaş, bin kişi) Yıl Çalışma Çağındaki Nüfus İşgücü İstihdam İşsiz Kaynak: TÜİK, 2012g Temel olarak iģsizliğin Ġzmir deki seyri, ülke geneli ve diğer metropol illerden farklılaģmamaktadır döneminde azalma eğilimi gösteren iģsizlik oranı, ülke geneline paralel olarak 2009 yılında bir sıçrama yaģamıģ, krizin etkilerindeki hafiflemeyle birlikte izleyen yıllarda gerilemeye baģlamıģtır (ġekil 16). Ancak iģsizlikteki gerileme Ġzmir de göreli olarak düģük hızla gerçekleģmiģtir yılı itibariye % 14,8 olan iģsizlik oranı, Ġstanbul (% 11,3), Ankara (% 9,5) ve Türkiye (% 9,2) düzeylerinin oldukça üzerindedir. 27 Metnin bu bölümünde ve ilerleyen bölümlerinde verilen iģsizlik oranı verilerindeki uyumsuzluk TÜĠK ve EUROSTAT tanımlarındaki farklılıktan kaynaklanmaktadır. Verilerin karģılaģtırılabilir olması amacıyla aynı göstergeye iliģkin farklı değerler verilmek durumunda kalınmıģtır. 97

98 ,2 15,7 15,1 14,7 14,8 13,9 12,0 11,8 10, Türkiye İzmir İstanbul Ankara Şekil 16: İzmir, Ankara, İstanbul ve Türkiye İşsizlik Oranları (%), Kaynak: TÜİK, 2012g Ġzmir in istihdam oranı (% 45,3) Türkiye geneliyle (% 45,4) aynı düzeylerde olmasına karģın iģsizlik oranı % 14,8 ile Türkiye genelinin (% 9,2) önemli düzeyde üzerinde seyretmektedir. Bu durumun temel nedeni Ġzmir de iģgücüne katılım oranının (% 53,2) Türkiye ortalamasının (% 50) üzerinde olmasıdır. Düzey 2 bölgeleri arasında, iģgücüne katılım oranı açısından 17. istihdam oranı açısından 14. sırada yer alan Ġzmir, TRC3 (Mardin, Batman, ġırnak, Siirt) bölgesinden sonra en yüksek iģsizlik oranına sahip ikinci bölge konumundadır (ġekil 17). ĠĢsizlikteki sıçramayı izleyen dönemde istihdamda önemli düzeyde artıģ kaydedilmesine karģın bu artıģın iģgücüne katılımdaki artıģı yeterince güçlü Ģekilde karģılayamaması, Ġzmir de iģsizliğin beklendiği oranda gerilememesine yol açmıģtır İşgücüne katılma oranı % İşsizlik oranı % İstihdam oranı % Şekil 17: İşsizlik Oranı Yüksek Düzey 2 Bölgelerine Ait Temel İşgücü Verileri (%), 2011 Kaynak: TÜİK, 2012g Daha önce belirtildiği gibi, döneminde kadın iģgücünde 181 bin, istihdamında ise 118 bin kiģilik artıģ kaydedilmiģtir. ĠĢgücüne katılan ancak istihdam edilemeyen 63 bin kadın, iģgücü piyasasında iģsiz olarak yerini almıģtır. ĠĢsizlik düzeyindeki değiģimler, 2009 yılında kaydedilen sıçramanın adından erkeklerde iģsizliğin hızla düģüģe geçmesine karģın kadınlarda iģsizliğin artmaya devam ettiğini göstermektedir (Tablo 44). ĠĢsizlik 98

99 düzeylerindeki yıllık değiģimlerin farklı eğilimler sergiliyor olması, Ġzmir iģgücü piyasasının kadınların iģ taleplerini karģılamada yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır. Tablo 44: Cinsiyete Göre İşsizlik Düzeyinde Değişim, Önceki Yıla Göre Değişim Erkek (%) Yıl Erkek Kadın Önceki Yıla Göre Değişim Kadın (%) ,4-14, ,5-18, ,1 9, ,6 10, ,6 41, ,9 26, ,1 18, ,5 Kaynak: TÜİK, 2012g verileri kullanılarak hesaplanmıştır Türkiye genelinde olduğu gibi Ġzmir de de kadınlarda ve yaģ grubu gençlerde iģsizlik oranlarının oldukça yüksek olduğu göze çarpmaktadır. Kadınlarda iģsizlik oranı (% 21,2), erkeklerin (% 11,6) 9,6 puan üzerindedir (ġekil 18). Bu oran, % 10,8 olan ülke ortalamasından da 10,4 puan fazladır (TÜĠK, 2012g). Ġzmir de kadınların beģte birinden fazlası iģsizken gençlerin ise dörtte birinden fazlası iģsizdir. Ġl düzeyi genel iģsizlik oranının 11 puan üzerinde olan genç iģsizlik oranı (% 25,8), Türkiye genç iģsizlik oranının (% 17,5) da 8,3 puan üzerindedir (TÜĠK, 2012g). Ġzmir iģgücü piyasasında iģsizlik riski en yüksek olan grubun ise, 2012 yılı iģsizlik oranı % 34 düzeyinde gerçekleģmiģ olan genç kadınlar olduğu görülmektedir döneminde iģsizlik oranında en yüksek artıģ da bu grupta gerçekleģmiģtir yaş erkek 15 + yaş kadın yaş erkek yaş kadın Toplam Şekil 18: İzmir de Cinsiyet ve Yaş Gruplarına Göre İşsizlik Oranı, (%), Kaynak: TÜİK, 2012g ĠĢgücü piyasası değerlendirmelerinde özel olarak üzerinde durulması gereken bir diğer grup uzun süreli iģsizlerdir. Ġzmir de yılları arasındaki dönem incelendiğinde, 2009 yılına kadar azalma eğilimi gösteren uzun süreli iģsizliğin, ekonomik krizin de etkisiyle 2009 ve 2010 yıllarında arttığı ve izleyen yıllarda yeniden azaldığı görülmektedir yılında % 26,9 düzeyinde gerçekleģen Ġzmir uzun süreli iģsizlik oranı, 2009 yılında % 28,2 ve 2010 yılında % 34,6 düzeylerine yükselmiģ, 2011 yılında % 32,5 ve 2012 yılında 99

100 % 28,8 düzeyine gerilemiģtir. TÜĠK verilerine göre 2012 yılı itibariyle Ġzmir de uzun süreli iģsiz sayısı 71 bin düzeyindedir. Ġzmir de gerek genel gerekse kadınlar ve gençler arasında iģsizlik düzeyi oldukça yüksek olmasına ve iģsizlerin dörtte birinden fazlasının uzun süreli iģsiz kategorisinde yer almasına karģın iģgücü talebinin karģılanmasında da güçlüklerle karģılaģılmaktadır. Türkiye ĠĢ Kurumu (ĠġKUR) Ġzmir Ġl Müdürlüğü tarafından 2012 yılında gerçekleģtirilen iģgücü piyasası araģtırması sonuçlarına göre Ġzmir de açık iģ oranı %3,6'dır (ĠġKUR, 2012a). Aynı araģtırmada dikkat çeken bir baģka bulgu, iģverenlerin % 53,2 sinin ilgili meslekte yeterli beceriye/niteliğe sahip eleman olmamasından dolayı çalıģan temininde güçlükle karģılaģtıklarını belirtmiģ olmasıdır. Bu veri, Ġzmir iģgücü piyasasında iģsizliğin yanı sıra iģgücünün beceri/nitelik sorununun da dikkat çekici boyutlarda olduğunu göstermektedir. 2.f.4. Değerlendirme Türkiye iģgücü piyasası ve diğer metropol illerle bir arada değerlendirildiğinde, küresel ekonomik krizin Ġzmir iģgücü piyasasına yansımalarının oldukça güçlü olduğu görülmektedir. Krizin etkilerinin en yoğun olarak hissedildiği 2009 yılında ve izleyen toparlanma yıllarında, bir taraftan iģsizlik, iģgücüne katılım ve istihdam oranlarında diğer taraftan istihdamın sektörel dağılımında ve kadınların iģgücü piyasasındaki konumunda kriz öncesine göre aksi yönde eğilimler kaydedilmiģtir yılı verileri, krizin Ġzmir iģgücü piyasası üzerindeki konjonktürel yansımalarının ortadan kalkmaya baģladığına iģaret etmektedir. Ġstihdam ve iģsizlik göstergeleri üzerinde belirleyici olan iģgücüne katılım, 2009 yılıyla birlikte önemli düzeyde artmıģ, 2010 yılında ilk kez Türkiye düzeyinin üstünde gerçekleģmiģtir. ĠĢgücüne katılım oranının kısa süre içinde önemli oranda artması iģsizlik üzerinde büyük basınç yaratmıģtır. Her ne kadar yıllarında Ġzmir de istihdam oranında da göreli olarak sıçrama kaydedilmiģ olsa da bu sıçrama iģgücü artıģını karģılamada ve iģsizlik oranını kabul edilebilir düzeye geriletmekte yetersiz kalmıģtır yılında kaydedilen 0,2 puan düzeyindeki sınırlı gerileyiģi göz ardı etmeden iģgücüne katılım oranındaki artıģın azalan hızla da olsa devam edeceği varsayılarak yeni ve düzgün iģler yaratmaya ve istihdamı geliģtirmeye yönelik alternatif tedbirler üzerinde çalıģmak gerekmektedir. Türkiye iģgücü piyasasında olduğu gibi Ġzmir iģgücü piyasasının sorunları da iģgücü talebi yaratmakla sınırlı kalmamaktadır. ĠĢgücü arzı boyutuyla değerlendirildiğinde, önemli bir nitelik ve beceri yetersizliği sorunuyla karģılaģılmaktadır. Bu sorun en temelde iģgücü yetiģtirme maliyetlerini artırmakta, iģgücünün verimliliğini sınırlandırmakta ve iģsizliği beslemektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, Ġzmir de iģgücü talebini güçlendirmeye ve istihdamı geliģtirmeye yönelik çalıģmaların en önemli tamamlayıcısı, iģgücünün nitelik sorununu aģmaya ve geniģ anlamda eğitimin iģgücü piyasasının ihtiyaçlarını karģılama yeterliliğini geliģtirmeye yönelik planlı çalıģmalar olmalıdır. Ġzmir de iģgücüne katılımdaki artıģın önemli öznesi, krizle birlikte iģgücü piyasasına katılan ilave iģgücünün yarısından fazlasını oluģturan kadınlardır. Ġzmir de kadın istihdam oranı 2008 yılından itibaren istikrarlı bir artıģ eğilimi sergilerken, buna paralel olarak iģsizlik oranının da artmakta olduğu görülmektedir yılı verilerine göre, iģsizlik riski en yüksek olan grup, yaģ arasındaki genç kadınlardır. Bu durum iģgücü piyasasının 100

101 kadınların beklentilerini karģılamada yetersiz kaldığına iģaret etmektedir. Diğer taraftan, genel olarak istihdamdaki geliģmelere ve özelde kadın istihdamındaki geliģmelere daha yakından bakılarak son yıllarda yaratılan istihdamın kalitesinin sorgulanması gerekmektedir. Ġzmir de 2009 yılına kadar azalma gösteren kayıt dıģı istihdam oranı, krizle birlikte artıģ eğilimine girmiģtir yılında % 27,8 olan bu oran, 2011 yılında % 32,9 düzeyine ulaģmıģ, bu dönemde kaydedilen istihdam artıģının % 58,2 si kayıt dıģı olarak gerçekleģmiģtir. Aynı dönemde kadınlar için ilave istihdamda kayıt dıģılık oranı % 67,6 düzeyinde gerçekleģmiģtir. KayıtdıĢı istihdamdaki artıģ eğiliminde tarım sektörünün katkısı olmakla birlikte tarım dıģı sektörlerde de artıģ görülmüģtür yılında, kayıt dıģı istihdamda (tarım sektörü hariç) önemli azalıģ gözlenmesine karģın kayıt dıģı istihdam halen kabul edilebilir düzeylerin çok üzerindedir yılı verilerine göre, Ġzmir de tarım sektöründe çalıģanların dörtte üçünden fazlası, sanayi ve hizmetler sektörlerinde ise çalıģanların yaklaģık dörtte biri kayıt dıģı olarak istihdam edilmektedir. Krizin etkilerinin en yoğun olduğu yıllarda dahi Ġzmir için kayıt dıģı istihdama iliģkin göstergelerin Türkiye geneli verilerinden düģük gerçekleģmiģ olmakla birlikte krizin etkisiyle kısa sürede (ülke genelinin aksine) ciddi düzeyde artıģ göstermiģ olması dikkat çekicidir. Kayıt dıģı istihdam gibi özellikle kadın istihdamı açısından olumsuz bir baģka durum, Ġzmir de ücretsiz aile iģçiliğinin istihdamdaki payının yüksek olmasıdır. Kadın istihdamında ücretsiz aile iģçiliğinin payı 2012 yılı itibariyle % 17,6 düzeyindedir. Buna göre Ġzmir de istihdamda görülen kadınların altıda birinden fazlası, karģılığında ücret almaksızın ve düzgün bir istihdam iliģkisinin koruyucu düzenlemelerinden yoksun olarak çalıģmaktadır. Ücretsiz aile iģçisi kadınların üçte birinden fazlası tarım dıģı sektörlerde çalıģmaktadır. Kayıt dıģılıkla birlikte ücretsiz aile iģçiliği de alan araģtırmalarıyla deģifre edilmeye ve çözüme iliģkin ortak akıl geliģtirmeye ihtiyaç duyulan konular arasında yer almaktadır. Toplumsal cinsiyet rolleri paralelinde kadınlarca yapılan iģlerin piyasalaģtırılarak ücretli iģler haline getirilmesi ve özellikle bakım hizmetlerine eriģim imkânının geliģtirilmesi, hem doğrudan hem de dolaylı olarak kadın istihdamının geliģmesine yol açacaktır. 2.g. Gelir Dağılımı ve Yoksulluk 2.g.1. Gelir Dağılımı Bir toplumun refah seviyesi geleneksel olarak, ürettiği milli gelirin büyüklüğü ile ölçülmektedir. Milli gelir, kiģi baģına milli gelir ve hane halkı kullanılabilir geliri, temel toplumsal refah göstergeleri olarak kullanılmaktadır. Gelir düzeyi kadar önemli bir diğer konu, bu gelirin üretim faktörleri, toplumsal gruplar yahut kiģiler arasında ne kadar adil dağıldığıdır. Gelir dağılımının tespiti için yaygın olarak kullanılan gösterge Gini katsayısıdır. 0 ve 1 arasında değer alan Gini katsayısının artması gelir dağılımında eģitsizliklerin arttığını göstermektedir. Yoksulluk verileri de milli gelirin toplumsal refaha yansımasına iliģkin göstergeler olarak değerlendirilmektedir Gelir dağılımı ve yoksullukla ilgili olarak iktisadi bölge birimleri Düzey 2 ve Düzey 3 bazında güncel veriye ulaģmada önemli kısıtlar söz konusudur. Bu nedenle bölümde öncelikle Ege Bölgesi ne iliģkin 2011 Yılı Gelir ve YaĢam KoĢulları AraĢtırması verilerini temel alan açıklamalar yer almıģ, ardından Ġzmir e iliģkin TÜĠK dönemi Hanehalkı Bütçe Anketi verilerini temel alan değerlendirmeler sunulmuģtur. Ġzmir özelinde güncel veri açığı kurumsal verilerle desteklenmiģtir. 101

102 döneminde küresel düzeyde azaldığı gözlenen gelir eģitsizliğinin bazı ülke grupları, ülkeler ve bölgeler düzeyinde arttığı görülmektedir (UNICEF, 2011). Gelir eģitsizliklerinin arttığı ülke grupları arasında Türkiye nin de dahil olduğu Doğu Avrupa ve Orta Asya ile yüksek gelirli ülkeler grubu da yer almaktadır. Konuya iliģkin bir baģka çalıģmada, döneminde OECD ülkelerinin % 70 inde bölgeler arası eģitsizliklerin arttığı tespit edilmiģtir (OECD, 2009). Gelir eģitsizliğiyle ilgili mevcut durumu oldukça kapsamlı bir çerçevede ortaya koyan UNICEF raporuna göre, döneminde Türkiye de eģitsizliklerin arttığı ülkeler arasında yer almaktadır (UNICEF, 2011) yılı OECD verilerine göre, OECD ülkeleri ortalama Gini katsayısı 0,31 iken ülkemize ait katsayı 0,41 dir (OECD, 2010). Bu katsayı değeriyle Türkiye, gelir dağılımı eģitsizliği listesinde Meksika ve ġili den sonra en yüksek değere sahip üçüncü ülke konumundadır 30. Bu durum, ülkemizde gelir dağılımındaki eģitsizliğin göreli olarak oldukça yüksek seviyede olduğunu göstermektedir dönemine iliģkin Türkiye geneli ve ĠBBS Düzey 1 bölgelerindeki gelir dağılımı durumu aģağıda incelenmektedir. Türkiye de hanehalkı baģına düģen ortalama yıllık kullanılabilir gelir TL iken, ortalama yıllık eģdeğer hanehalkı kullanılabilir geliri 31 ise TL düzeyindedir. Ege Bölgesi nde eģdeğer hanehalkı kullanılabilir geliri TL ile Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleģmiģtir. Bu gelir düzeyiyle Ege Bölgesi, geliri TL olan Ġstanbul Bölgesi nin ardından en yüksek gelire sahip ikinci bölge konumundadır (TÜĠK, 2011b). Ekonomik krizlerin ekonomiye en önemli etkilerinden biri, gelirin yeniden dağıtımına neden olmasıdır. Krizin etki alanı ve ölçeğine bağlı olarak yeniden dağıtım süreci küresel, ulusal ve/veya bölgesel düzeyde gerçekleģebilmektedir. Bu durum, kriz dönemi Gini katsayısındaki değiģiklikler izlenerek değerlendirilebilir. EĢdeğer hanehalkı kullanılabilir gelirine göre Gini katsayısı, 1999 ve 2001 krizlerinde gözlenen geliģmelere paralel olarak, 2009 yılında küresel ekonomik krizle birlikte artıģ kaydetmiģtir (TÜĠK, 2011b). Tablo 45, gelir dağılımı eģitsizliklerinin küresel ekonomik krizin hissedildiği dönemde arttığını ancak bu artıģın süreklilik kazanmadığını göstermektedir. Ulusal düzeyde hesaplanmıģ olan Gini katsayısında döneminde düģüģ eğilimi gözlenirken 2009 yılında artıģ kaydedildiği ancak bu artıģın sınırlı kaldığı ve izleyen yıl itibariyle gerilediği gözlenmektedir. ĠBBS düzey 1 bölgelerinin çoğunda 2011 yılı itibariyle Gini katsayısı 2006 düzeyine veya bu düzeyin altına gerilemiģtir. Tablo 45: Eşdeğer Hanehalkı Kullanılabilir Gelire Göre Gini Katsayıları, Düzey Türkiye 0,428 0,406 0,405 0,415 0,402 0,404 Kent 0,415 0,394 0,395 0,405 0,389 0, ve dönemlerini inceleyen OECD raporlarında Türkiye eģitsizliklerin azaldığı bölgeler arasında gösterilmektedir. UNICEF raporunda, eģitsizlik konusundaki en önemli veri sağlayıcılardan elde edilen verileri standardize ederek karģılaģtırılabilir hale getiren Standardized World Income Inequality Database (SWIID) veritabanı verileri kullanılmaktadır. Küresel ölçekte gerçekleģtirilen çok boyutlu incelemelerle eģitsizlikleri değerlendiren güncel bir rapor olması dolayısıyla Türkiye deki duruma iliģkin olarak bu rapor referans kabul edilmiģtir. 30 Referans gösterilen OECD tablosunda Macaristan, Ġrlanda, Japonya, Yeni Zelanda ve Türkiye ye iliģkin değerler 2009 yılına, ġili ye iliģkin veriler ise 2011 yılına ait gini katsayısı değerleridir. 31 EĢdeğer hanehalkı kullanılabilir geliri, hanehalkının yıllık kullanılabilir gelirinin hanehalkının eģdeğer hanehalkı büyüklüğüne bölünmesiyle elde edilmektedir. EĢdeğer hanehalkı büyüklüğü ise hanehalkı düzeyinde toplanan gelirlerin bireysel gelirlere dönüģtürülmesi amacıyla her bir hanehalkı büyüklüğünün kaç yetiģkine (eģdeğer fert sayısına) denk olduğu göstermektedir. 102

103 Kır 0,406 0,375 0,378 0,38 0,379 0,385 İBBS, 1. Düzey TR1 Ġstanbul 0,375 0,346 0,362 0,363 0,373 0,371 TR2 Batı Marmara 0,35 0,321 0,331 0,361 0,36 0,365 TR3 Ege 0,426 0,376 0,387 0,381 0,387 0,397 TR4 Doğu Marmara 0,392 0,393 0,335 0,368 0,341 0,326 TR5 Batı Anadolu 0,413 0,379 0,402 0,408 0,367 0,374 TR6 Akdeniz 0,421 0,418 0,387 0,403 0,397 0,404 TR7 Orta Anadolu 0,342 0,328 0,339 0,395 0,362 0,366 TR8 Batı Karadeniz 0,372 0,36 0,366 0,382 0,348 0,335 TR9 Doğu Karadeniz 0,378 0,346 0,365 0,359 0,327 0,327 TRA Kuzeydoğu Anadolu 0,381 0,405 0,436 0,407 0,404 0,39 TRB Ortadoğu Anadolu 0,404 0,397 0,405 0,415 0,417 0,427 TRC Güneydoğu Anadolu 0,396 0,366 0,395 0,411 0,404 0,396 Kaynak: TÜİK, 2011b Ege Bölgesi için durumun diğer bölgelerden farklı seyrettiği dikkat çekmektedir yılında katsayıda gözlenen artıģ (2009 yılındaki kısmi geri çekilmeye karģın) izleyen yıllarda devam etmiģtir ve 2011 yıllarında diğer pek çok göstergeye göre ekonomik krizin etkisi oldukça sınırlanmıģ iken Ege Bölgesi nde gelir dağılımında beklenen düzelme henüz gerçekleģmemiģtir yılı verilerine göre Ege Bölgesi, TRB Ortadoğu Anadolu ve TR6 Akdeniz bölgelerinin ardından gelir dağılımının en olumsuz gerçekleģtiği bölgedir yılından itibaren Bölge de iģsizlik düzeyinde ve tarımın istihdamdaki payında gözlenen artıģın Ege Bölgesi nde kaydedilen katsayı artıģına etki ettiği değerlendirilmektedir (TUĠK, 2012g). Gelir dağılımına iliģkin bir baģka gösterge, hanehalkı kullanılabilir gelirinin bu gelire göre sıralı % 20 lik gruplar arasında dağılımıdır (Tablo 46) yılı TÜĠK verilerine göre, geliri en yüksek % 20 lik grubun eģdeğer hanehalkı kullanılabilir gelirinden aldığı pay, geliri en düģük % 20 lik grubun payının Türkiye genelinde 8, Ege Bölgesi nde ise 7,1 katıdır. Buna göre, gerek ülke genelinde gerekse Ege Bölgesi nde en zengin grupla en yoksul grup arasında büyük farklar bulunmaktadır. Tablo 46: Eşdeğer Hanehalkı Kullanılabilir Gelire Göre Sıralı % 20'lik Gruplar İtibariyle Yıllık Eşdeğer Hanehalkı Kullanılabilir Gelirin Dağılımı, 2011 (İBBS, Düzey 1) Düzey İlk İkinci Üçüncü Dördüncü Beşinci %20 %20 %20 %20 %20 Türkiye 5,8 10,6 15,2 21,7 46,7 TR1 Ġstanbul 7,2 11,5 15,5 20,7 45,1 TR2 Batı Marmara 6,9 11, ,6 43,8 TR3 Ege 6,6 10,6 14, ,1 TR4 Doğu Marmara 8,1 12,5 16,4 21,9 41 TR5 Batı Anadolu 6,6 10,9 15,8 22,4 44,3 TR6 Akdeniz 6,5 10,6 14,8 20,8 47,3 TR7 Orta Anadolu 7 11,6 15,6 21,9 43,9 TR8 Batı Karadeniz 7,3 12,5 16,6 22,2 41,3 TR9 Doğu Karadeniz 8 12,4 16,5 22,3 40,8 TRA Kuzeydoğu Anadolu 6,6 10,8 15,2 21,5 46 TRB Ortadoğu Anadolu 5, ,6 49,5 103

104 TRC Güneydoğu Anadolu 6,2 10, ,9 46,3 Kaynak: TÜİK, 2011b EĢdeğer hanehalkı kullanılabilir gelirinin gelir grupları arasında dağılımı, ortalama ve medyan gelir düzeyleriyle birlikte incelendiğinde, 2011 yılında Ege Bölgesi ortalama gelir düzeyinin Türkiye ortalama gelir düzeyinden % 20 daha yüksek olduğu görülmektedir (TÜĠK, 2011b). Bununla birlikte Ege Bölgesi medyan geliri ve ortalama geliri tüm gelir grupları için Türkiye ortalama gelirinden daha yüksek değerlere sahiptir. Bu göstergelerle Ege Bölgesi nde yoksulluk oranının göreli olarak düģük olduğu anlaģılmaktadır. Nüfus artıģ hızı ile net göç hızı temel olarak gelir dağılımını olumsuz etkileyen değiģkenlerdir. ĠBBS Düzey 2 bölgelerine ait Gini katsayıları incelendiğinde, özellikle yüksek göç alan, bölgesel merkez niteliğindeki illerin gelir dağılımı adaletsizliği ile de öne çıktığı görülmektedir (Tablo 47). TÜĠK 2003 yılı verilerine göre Türkiye de gelir dağılımının en adaletsiz olduğu il Ġstanbul iken, Ġzmir bu listenin sekizinci sırasında yer almaktadır. Ġzmir için var olan olumsuz gelir dağılımı durumunun önemli bir belirleyeninin göç olgusu olduğu değerlendirilmektedir. Ġzmir net göç hızı 2010 ve 2011 yıllarında önemli oranda düģüģ kaydetmesine karģın bundan önceki süreçte oldukça yüksek seyretmiģtir GNS verilerine göre % 4 düzeyinde olan Ġzmir net göç hızı, 2011 yılında % 0,2 olarak tespit edilmiģtir 32. İBBS** Kodu Tablo 47: İBBS Düzey 2 Bölgeleri Gelir Dağılımı, Göç ve Nüfus Göstergeleri Yıllık Yıllık Net Göç Net Göç nüfus artış Gini İBBS nüfus Hızı* Hızı hızı katsayısı Kodu artış hızı (binde) (binde) (binde) (binde) Gini katsayısı TR51 11,2 24,67 0,43 TR33-4,8-21,14 0,37 TR10 8,98 27,42 0,43 TRC2-4,82 29,28 0,41 TR21 8,77 31,1 0,37 TRC3-5,74 35,32 0,36 TR61 8,57 7,33 0,39 TR82-6,43-4,16 0,39 TR41 6,47 11,55 0,41 TR63-6,51 3, TR42 5,86 21,13 0,37 TR72-6,92-2,07 0,39 TR32 2,31 14,7 0,35 TRA1-8,49 4,11 0,39 TR31 2,26 4,14 0,39 TR83-9,18-8,41 0,4 TR22 1,32-1,19 0,35 TR81-9,49-15,23 0,34 TRB1-0,9 23,51 0,33 TR90-9,88-1,25 0,35 TRC1-1,79 23,39 0,31 TR71-11,67-0,45 0,35 TR52-1,83 11,54 0,38 TRA2-16,13 20,85 0,37 TR62-4,01 11,62 0,4 TRB2-28,98 11,63 0,39 Kaynak: TÜİK, 2003; TÜİK, 2011c * Net göç hızı ve yıllık nüfus artış hızı verileri 2011 yılına, Gini katsayısı verileri ise 2003 yılına aittir. ** İBBS Düzey 2 Bölgelerinin kodları Ek-1 de verilmektedir. Ġzmir, Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan 2011 yılı sosyo-ekonomik geliģmiģlik endeksi (SEGE) sıralamasında üçüncü sırada yer almaktadır. Demografi, eğitim, sağlık, istihdam, rekabetçi ve yenilikçi kapasite, mali kapasite, eriģilebilirlik ile yaģam kalitesi 32 Göçün ekonomik ve sosyal etkileri yıllara yayılan bir olgu olması, net göç hızının Ġzmir de gelir dağılımı adaletsizliğini açıklama gücünü artırmaktadır. Göç konusuyla ilgili detaylı açıklamalar Göç Eden Nüfus bölümünde yapılmıģtır. 104

105 olmak üzere 8 alt kategoride, 61 değiģken kullanılarak hazırlanan endeks, Türkiye de iller arasında sosyo-ekonomik geliģmiģlik farklarının izlenebildiği tek resmi göstergedir. 2.g.2. Yoksulluk ve Sosyal İçerme 33 Sürekli gelir, sağlık, sosyal güvenlik gibi istihdamla doğrudan bağlantılı hizmetlerin yanı sıra eğitim, barınma, ulaģım gibi temel kamusal hizmetlere eriģim de topluma sağlıklı biçimde entegre olmanın koģulları arasında yer almaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde engelliler, kadınlar, farklı cinsel yönelime sahip olanlar, romanlar, göçmenler ve yoksullar gibi bazı kiģi ve gruplar değiģen düzeylerde toplumsal dıģlanmaya maruz kalmaktadır. Bireyleri toplumsal süreçlerde etkin biçimde var olma noktasında sıkıntılarla karģı karģıya bırakan ve son derece olumsuz toplumsal sorunları beraberinde taģıyan sosyal dıģlanma, sosyal kalkınmayı baskılayan bir olgudur. Bu açıdan gerek merkezi gerekse bölgesel düzeyde mutlak bir mücadele konusudur. Yoksulluk sosyal dıģlanmanın hem yapısal bir unsuru hem de sonucudur lı yıllarla birlikte uluslararası sosyal politikanın temel gündemleri arasındaki yerini alan yoksulluk konusu, hem ulusal hem küresel ölçekte önemini korumaktadır. Uluslararası araģtırma ve politika belgeleri, dünyada yoksullukla mücadelede tatmin edici düzeyde iyileģme sergilenemediğini göstermektedir li yılların ortaları ile 2000 li yılların sonları arasındaki dönemde, OECD ülkelerinde yıllık ortalama yoksulluk oranında 34 1 puan artıģ kaydedilmiģtir. Dönem sonu itibariyle OECD genelinde yoksulluk oranı % 11,1 düzeyine ulaģmıģtır (OECD, 2011a). Belirtilen çalıģmaya göre Türkiye nin yoksulluk oranı 2000 li yılların sonları itibariyle % 17 olup dönem boyunca yıllık ortalama % 0,2 düzeyinde artıģ göstermiģtir. Diğer taraftan AB ülkelerinde yoksulluk riski altında bulunanların nüfusa oranı 2011 yılı itibariyle % 24,1 düzeyinde gerçekleģmiģtir (EUROSTAT, 2012b) 35. TÜĠK tarafından farklı yöntemlerle hesaplanan 36 yoksulluk oranları ülke genelinde yoksulluğun azalma eğilimi gösterdiğini ortaya koymaktadır (TÜĠK, 2009a). Ulusal düzeyde gerçekleģtirilen analizler, beklendiği üzere, yoksulluk oranının 37 eğitim düzeyiyle ters orantılı seyrettiğini göstermektedir yılı verilerine göre yoksulluk oranı, okuryazar olmayan veya bir okul bitirmemiģ olanlarda % 29,8 düzeyindeyken yüksekokul veya fakülte mezunlarında % 0,7 düzeyinde gerçekleģmiģtir. Yoksulluk oranları cinsiyet bazında değerlendirildiğinde kadın ve erkeklerde yoksulluk oranına iliģkin net bir farklılık dikkati çekmemektedir. Yoksulluk oranları, hanehalkı fertlerinin çalıģtığı sektöre göre farklılık göstermektedir. Tarım sektöründe çalıģanlarda yoksulluk oranı, sanayi ve hizmetler sektörlerinde çalıģanlara göre önemli düzeyde yüksektir (ġekil 19). Türkiye de sanayi ve hizmet sektörleri için dönem baģında % 20 nin üzerinde kaydedilen yoksulluk oranının dönem 33 Düzey 2 bölgeleri bazında yoksulluk ve sosyal içermeye iliģkin güncel ve güvenilebilir veriye ulaģma sıkıntıları nedeniyle bu bölüm, ĠBBS Düzey 1 bölgeleri ve eriģilebilen Ġzmir bölgesel verileri çerçevesinde hazırlamıģtır. 34 Belirtilen yoksulluk rakamları, OECD tarafından, medyan eģdeğer hanehalkı gelirinin % 50 sinden az gelirle yaģamını sürdüren kiģilerin oranı olarak hesaplanmıģtır. 35 EUROSTAT veritabanında sadece 2006 yılına ait Türkiye yoksulluk riski verisi bulunmaktadır. % 72,4 düzeyiyle Türkiye 2006 yılında AB ülkeleri arasında en yüksek yoksulluk riski altındaki nüfus oranına sahip ülke olarak görülmektedir. 36 TÜĠK 2009 yoksulluk araģtırması kapsamında; gıda yoksulluğu, genel yoksulluk, kiģi baģı günlük kazanç eģik değerine göre yoksulluk ve harcama esaslı göreli yoksulluk yöntemleriyle yoksulluk oranları hesaplanmıģtır. Hesaplama yöntemlerindeki farklılık dolayısıyla TÜĠK ve OECD verileri paralellik göstermemektedir. 37 TÜĠK tanımına göre yoksulluk oranı: EĢdeğer fert baģına geliri (bireysel eģdeğer geliri) yoksulluk sınırından düģük olan nüfus oranıdır. 105

106 sonunda % 10 un altına gerilediği görülmektedir. Tarımda çalıģanlar açısından bakıldığında, 2009 yılı itibariyle 2002 ye göre ancak 3,3 puan düzeyinde gerileme kaydedilmiģtir. 45,00 40,00 35,00 30,00 25,00 20,00 15,00 10,00 5,00 0, Tarım Sanayi Hizmet Şekil 19: Türkiye de Hanehalkı Fertlerinin Çalıştığı Sektöre Göre Yoksulluk Oranları, Kaynak: TÜİK, 2009a yıllarında kısmen yükselmiģ olan yoksulluk oranı, yıllarında azalarak 2007 düzeyinin altına (% 22,9) gerilemiģtir (TÜĠK, 2011b). TR3 Ege Bölgesi nde ise yoksulluk oranı 2006 yılında % 23,1 düzeyindeyken 2011 yılına gelindiğinde % 19,4 düzeyine inmiģtir (ġekil 20). Belirtilen gerileme düzeyi ile TR3 Ege Bölgesi, Düzey 1 bölgeleri arasında TR8 Batı Karadeniz Bölgesinin ardından yoksulluk oranında en yüksek düģüģün kaydedildiği bölge olmuģtur Türkiye Ege 5 0 YIL Şekil 20: Gelire Dayalı Göreli Yoksulluk Sınırlarına Göre Yoksulluk Oranı, , (Yoksulluk Riski % 60) Kaynak: TÜİK, 2011b 106

107 Sosyal yardımlar, yoksullukla ve sosyal dıģlanmayla mücadelede en geleneksel politika araçlarıdır 38. ASPB Ġl Müdürlükleri ve belediyelerce, yoksulluk nedeniyle temel ihtiyaçlarını karģılayamayan ve yaģamlarını sürdürmekte güçlük çeken kiģi ve ailelere ayni ve nakdi destekler verilmektedir. Ġzmir ASPB Ġl Müdürlüğü tarafından sosyal ve ekonomik destekler kapsamında 2011 yılında kiģiye bin TL, 2012 yılında kiģiye TL tutarında ödeme yapılmıģtır (Ġzmir ASPB Ġl Müdürlüğü, 2012). Bu verilere göre son 1 yılda söz konusu yardımlardan faydalanan kiģi sayısında % 33,5 ve dağıtılan yardım miktarında ise % 35,8 düzeyinde artıģ kaydedilmiģtir 39. Ġzmir BüyükĢehir Belediyesi tarafından ise 2012 yılında kiģiye TL tutarında nakdi yardımda bulunulmuģtur. Yoksullukla ve sosyal dıģlanmayla mücadele kapsamında değerlendirilen bir baģka pasif mekanizma iģsizlik sigortasıdır 40. ĠġKUR verilerine göre 2011 yılı itibariyle Ġzmir de iģsize TL; 2012 yılı itibariyle iģsize TL tutarında iģsizlik sigortası ödemesi yapılmıģtır. ĠĢsizlik sigortasından yararlanan sayısında kaydedilen %13,9 luk artıģ, ekonomik krizi izleyen süreçte Ġzmir de iģsizliğin yüksek düzeylerde seyretmesinin doğal sonucu olarak değerlendirilmektedir. Sosyal içermenin temel unsurları arasında yer alan sürekli gelir, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetlerine eriģimin en temel koģulu düzgün bir iģte 41 çalıģmaktır. Son yıllarda geliģmiģ ve geliģmekte olan ülkelerde, istihdamla içerme olarak kavramlaģtırılan yaklaģımla, yoksullukla mücadelede gelir eksikliğini gidermeye yönelik, kalıcı etkisi sınırlı olan pasif politikaları istihdam odaklı aktif politikalara dönüģtürme eğilimi hakimdir. Bu çerçevede, ASPB, ÇSGB ve ĠġKUR arasında yapılan protokolle 42 ASPB den destek alan ihtiyaç sahiplerinin ĠġKUR a yönlendirilmesi ve en kısa zamanda istihdam edilerek topluma entegre edilmesi öngörülmüģtür. Kasım 2012 itibariyle belirlenen Türkiye geneli ve Ġzmir verileri Tablo 48 de gösterilmektedir. Tablo 48: ASPB-İŞKUR Protokolü ile İŞKUR a Yönlendirilenlere Yönelik Hizmetler Türkiye Göstergeler Türkiye İzmir Göstergeler (%) ĠġKUR hedef kitlesine giren yaģ grubunda bulunan kiģi sayısı ĠġKUR'a kayıtlı olan/kaydedilen kiģi sayısı Bireysel görüģme yapılan kiģi sayısı yaģ grubundakilerin ĠġKUR a kaydedilme oranı Bireysel görüģme yapılanların İzmir (%) 30,6 47,8 9,8 18,5 38 Sosyal güvenlik sistemindeki yapısal dönüģümün bir parçası olarak Türkiye merkezi yönetim düzeyinde sosyal yardım sistemi önemli oranda tek elden yürür hale gelmiģtir. ASPB sorumluluğunda bulunan sosyal yardımlar yerel düzeyde Bakanlığa bağlı Ġl Müdürlükleri nce dağıtılmaktadır. 39 Ġhtiyaç sahibi kiģi/aile sayısı hakkında veri bulunmadığından bu artıģların yeterliliği konusunda değerlendirmede bulunulamamaktadır. 40 ĠĢsizlik sigortası, sosyal yardım değil sosyal sigorta uygulaması olmakla birlikte iģsiz kalmanın beraberinde getirdiği gelir kaybını gidermeye yönelik pasif bir politika olarak değerlendirilmektedir. 41 Düzgün iģ tanımı olarak ILO nun insana yakıģır iģ (decent work) tanımı benimsenmiģtir. Bkz: 42 Anılan protokol adı geçen kurumlar arasında imzalanan 17 ġubat 2012 tarihli protokoldür. Bu protokolün öncesinde de ĠġKUR tarafından benzer çerçevede farklı kurumlarla gerçekleģtirilen iģbirliği protokolleri bulunmaktadır. 107

108 ĠĢe yönlendirilen kiģi sayısı ĠĢe yerleģtirilen kiģi sayısı Mesleki eğitim ve/veya mesleki rehabilitasyon kapsamında kurslara katılan kiģi sayısı ĠĢsizlik sigortasından faydalanması sağlanan kiģi sayısı ĠġKUR a kaydedilenlere oranı ĠĢe yönlendirilenlerin ĠġKUR a kaydedilenlere oranı ĠĢe yerleģtirilenlerin iģe yönlendirilenlere oranı Kurslara katılanların ĠġKUR a kaydedilenlere oranı ĠĢsizlik sigortasından faydalananların ĠġKUR a kaydedilenlere oranı 27,3 38,8 21,6 12,2 4,7 2 11,7 20,6 Kaynak: İŞKUR, 2012b Protokol kapsamında ĠġKUR Ġzmir Ġl Müdürlüğüne kayıtlı kiģilerden sı (% 18,5) ile bireysel görüģme yapılmıģ, si (% 38,8) iģe yönlendirilmiģtir (Tablo 48). Bu veriler sırasıyla % 9,8 ve % 27,3 düzeyindeki Türkiye geneli verileriyle karģılaģtırıldığında, Ġzmir in soysal yardım alanları istihdama yönlendirme performansın Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, Ġzmir in bu kapsamda kayıtlı kiģileri mesleki eğitim ve rehabilitasyon kurslarına yönlendirme düzeyinin (% 0,2) ile iģe yerleģtirme düzeyinin (% 12,2) göreli olarak yetersiz olduğu dikkat çekmektedir. ĠĢsiz kalma süresinin uzaması, sürekli gelir, sağlık ve sosyal güvenlik gibi toplumsal yaģama katılım açısından önem arz eden hizmetlere eriģim imkanını ortadan kaldırarak sosyal dıģlanma riskini artırmaktadır. Dolayısıyla, sosyal içerme yaklaģımıyla, özel politika gerektiren gruplardan biri uzun süreli iģsizlerdir. ĠĢgücü piyasası bölümünde de belirtildiği üzere, döneminde % 42,6 dan % 26,9 düzeyine kadar gerileyen ve ülke düzeyinin altında seyreden Ġzmir uzun süreli iģsizlik oranı 43, küresel krizin de etkisiyle takip eden dönemde önemli bir sıçrama göstererek % 34,6 düzeyine yükselmiģtir (ġekil 21) (TÜĠK, 2012g) yılı itibariyle Ġzmir iģgücü piyasasındaki iģsizlerin dörtte birinden fazlası (% 28,8) 1 yıldan uzun süredir iģsizdir. Ġzmir de ĠġKUR a kayıtlı iģsizlerin ancak % 26,7 sinin iģsizlik sigortasından faydalanabildiği göz önünde bulundurulduğunda bu grup için dıģlanma riskinin oldukça yüksek olduğu değerlendirilmektedir Uzun süreli iģsizlik oranı, iģsizler içinde 1 yıl ve daha uzun süreyle iģsiz olanların payını göstermektedir. 44 TÜĠK iģsizlik verileri dikkate alındığında, iģsizlik sigortasından faydalananların iģsiz sayısına oranı % 1,5 düzeyindedir. Ülkemizde iģsizlik sigortasından faydalanma düzeyi OECD ortalamasının altındadır yılı verilerine göre iģsizlik sigortasından faydalanabilenlerin iģsizlere oranı Türkiye de 12,7 iken OECD ortalaması % 46,5 düzeyindedir (OECD, 2011b). 108

109 0,45 0,4 0,35 0,3 0,25 Türkiye İzmir 0,2 0, Şekil 21: Uzun Süreli İşsizlik Oranı, Kaynak: TÜİK, 2012g Eğitim, istihdam, ulaģım baģta olmak üzere farklı alanlarda toplumsal hizmetlere eriģim ve entegrasyon konusunda engellerle karģı karģıya olması dolayısıyla engelliler, özel politika gerektiren bir baģka grup olarak kabul edilmektedir 45. Ne var ki engellilere iliģkin bölgesel düzeyde standart, düzenli ve karģılaģtırılabilir veriye ulaģmakta büyük kısıtlılıklar söz konusudur. Bununla birlikte, TÜĠK tarafından gerçekleģtirilen 2011 yılı Nüfus ve Konut AraĢtırması bulguları ülke geneli ve il düzeyinde engelli nüfusa iliģkin bir çerçeve sunmaktadır yılı itibariyle Türkiye de ve Ġzmir de engelli 46 bulunmaktadır. Bu veriyle Ġzmir, Türkiye de en fazla engelliye sahip üçüncü il konumundadır. Ġzmir de engel gruplarındaki yoğunlaģma Türkiye geneline paralellik göstermekte, bununla birlikte her engel grubu özelinde Türkiye ortalamasından daha düģük seyretmektedir. Ġzmir de engelliler arasında en büyük paya sahip olan grup taģımada veya tutmada zorluk yaģayanlardır (% 3) (TÜĠK, 2011d). Bunu yürümede, merdiven çıkmada-inmede zorluk yaģayanlar (% 2,6) ve yaģıtlarına göre öğrenmede-basit dört iģlem yapmada-hatırlamadadikkatini toplamada zorluk yaģayanlar (% 1,3) takip etmektedir (ġekil 22). 45 Engellilerin eğitime eriģimiyle ilgili açıklamalar Eğitim bölümünde yer almaktadır Nüfus ve Konut AraĢtırması kapsamında engelli, en az bir engeli olan kiģi olarak tanımlanmıģ ve görmede, duymada, konuģmada, yürümede ve merdiven inmede/çıkmada, taģımada ve tutmada, yaģıtlarına göre öğrenmede/basit dört iģlem yapmada/hatırlamada/dikkatini toplamada zorluk yaģayanlar olmak üzere altı grupta sınıflandırılmıģtır. 109

110 Öğrenme dört işlem yapma Taşıma Yürüme Konuşmada İzmir Türkiye Duyma Görme 0,0 1,0 2,0 3,0 4,0 5,0 Şekil 22: Engel Türüne Göre Oransal Dağılım Kaynak: TÜİK, 2011d Ulusal Özürlüler Veri Tabanı na kayıtlı bulunan engelli bireylerin günlük yaģam içindeki sorun ve beklentilerinin tespit edilerek, bu alanda etkin politikalar geliģtirilmesi amacıyla TÜĠK tarafından 2010 yılında Özürlülerin Sorun ve Beklentileri AraĢtırması gerçekleģtirilmiģtir 47. Bu kapsamda kayıtlı olan engelli bireylerin kamu kurum ve kuruluģlarından beklentileri de araģtırılmıģtır. Buna göre, engelliler % 85,7 oranında sosyal yardım ve desteklerin artırılması, % 77 oranında sağlık hizmetlerinin iyileģtirilmesi, % 40,4 oranında bakım hizmetlerinin iyileģtirilmesi ve yaygınlaģtırılması yönündeki beklentilerini dile getirmiģtir. ĠĢ bulma olanaklarının artırılması beklentisini ifade edenlerin oranı % 28,7 düzeyindedir (TÜĠK, 2010). Engellilerin dörtte birinden fazlasının ifade ettiği iģ bulma olanaklarının artırılmasına yönelik beklentinin arka planında istihdama eriģimde karģılaģılan büyük sıkıntılar bulunmaktadır. Engellilerin istihdamını desteklemek amacıyla 4857 sayılı ĠĢ Kanunu nda düzenlenmiģ olan engelli istihdam etme yükümlülüğü kapsamında gerçekleģtirilen iģe alımlar ĠġKUR aracılığıyla yapılmaktadır. Bu çerçevede ĠġKUR tarafından Ġzmir de 2012 yılı itibariyle 661 i kamuda ve i özel sektörde olmak üzere engelli istihdam edilmiģtir. Bununla birlikte sı özel sektörde, 110 u kamuda olmak üzere toplam engelliye yönelik kontenjanın (toplam kontenjanın % 25,5 inin) ise doldurulamadığı görülmektedir. Yüksek boģ kontenjan durumunun ve engellilerin yetersiz istihdam düzeyinin nedenlerinin detayda incelenerek tespit edilen olumsuzlukları gidermeye yönelik önlemler alınması gerekmektedir. ASPB tarafından uygulanmakta olan özürlü evde bakım hizmetleri ile sakatlık aylıkları, istihdama eriģimde büyük sıkıntılarla karģılaģan engellilerin sürekli gelire eriģimi açısından en temel sosyal yardım mekanizmalarıdır. ASPB Ġl Müdürlüğü tarafından Ġzmir de 2011 yılı itibariyle kadın ve erkek olmak üzere toplam engelliye yönelik evde bakım ücreti ödemesi yapılmıģtır (Ġzmir ASPB Ġl Müdürlüğü, 2012). Veriler, bu yardımdan faydalanan kiģi sayısında 2008 yılında % 119 oranında artıģ kaydedildiğini ancak AraĢtırma ASPB Özürlü ve YaĢlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından oluģturulan Ulusal Özürlüler Veri Tabanı nda kayıtlı ve Türkiye sınırları dahilindeki hanelerde yaģayan, sağlık raporunda en az % 20 engel oranına sahip olduğu bildirilen engelli ferdi kapsamıģtır. 110

111 yılıyla birlikte bu sayının hızla gerilediğini yansıtmaktadır (ġekil 23). Yine 2011 yılında kadın ve erkek (toplam 9.375) engelliye sakatlık aylığı ödemesi yapılmıģtır (SGK, 2011). Sakatlık aylığı alanların sayısında son bir yılda % 5 düzeyinde artıģ kaydedilmiģtir. Var olan verilerle belirtilen yardımların yeterliliği ve etkililiği konusunda analitik bir değerlendirme yapılamamaktadır. Konuya iliģkin veri ve analiz eksikliğinin giderilmesi mevcut durumun doğru analiz edilmesi ve uygulama etkinliği açısından büyük önem taģımaktadır Kadın Erkek Şekil 23: Özürlü Evde Bakım Hizmetinden Yararlanan Kişi Sayısı, Kaynak: İzmir ASPB İl Müdürlüğü, g.3. Değerlendirme Düzey 2 ve Düzey 3 bölgeleri bazında gelir dağılımına iliģkin karģılaģtırılabilir ve güncel istatistikler bulunmamaktadır. Bölge düzeyinde bu baģlıktaki en güncel veri olan 2003 yılı Gini katsayısı değerleri, Ġzmir in gelir dağılımı en kötü sekizinci Düzey 2 bölgesi olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte ekonomik krizlerin gelirin yeniden dağıtımına aracılık ettiği, 2008 küresel ekonomik krizinin Ġzmir iģgücü piyasasında büyük dalgalanmalara ve genel eğilimlerin aksi yönünde geliģmelere yol açtığı göz önünde bulundurulduğunda, 2003 yılı verilerinin 10 yıl sonrasına ne oranda ıģık tuttuğu sorgulanır hale gelmektedir. Bu noktada son yıllarda ülke geneli ve Ege Bölgesi düzeyindeki geliģmelerin verdiği mesajlar da bir oranda değerlendirmeye dahil edilmelidir. Ülke genelinde ve diğer Düzey 1 bölgelerinde krizin de etkisiyle artan gelir dağılımı adaletsizliğinin (Gini katsayısı artıģının) izleyen yıllarda gerilemesine ve bazı bölgelerde kriz öncesi düzeyine geri dönmesine karģın Ege Bölgesi nde artmayı sürdürmesi dikkat çekmektedir. Diğer taraftan, yılları arasında Ege Bölgesi nde 2 puan artan kayıt dıģı istihdam Ġzmir de 5 puan, Ege Bölgesi nde 4,6 puan artan ücretsiz aile iģçilerinin istihdamdaki payı ise Ġzmir de 8,2 puan artmıģtır. Aynı süreçte Ġzmir de tarımın istihdamdaki payının da yükselmiģ olması ve yüksek iģsizlik oranları gibi göstergeler, gelir dağılımına iliģkin Ġzmir de Ege Bölgesi genelinden daha olumsuz geliģmeler olabileceğine iģaret etmektedir. Gelir dağılımındaki olumsuz geliģmeler, günlük yaģamda ilk olarak mutlak veya göreli yoksulluğun artması Ģeklinde karģımıza çıkmaktadır. Ne var ki, Düzey 2 ve Düzey 3 111

112 bölgeleri düzeyinde yoksulluk verilerine de ulaģılamamaktadır. Ġzmir özelinde, gelir dağılımına ve yoksulluk düzeyine iliģkin geliģmelerin doğru Ģekilde derlenen, karģılaģtırılabilir ve güncel veriler üzerinden düzenli olarak üretilmesi, sorunun doğru analiz edilebilmesi ile çözüme yönelik etkili politikalar ve spesifik tedbirler geliģtirilebilmesi açısından son derece önemlidir. Sosyal dıģlanma özellikle kent yaģamının en temel sorunları arasında yer almaktadır. Yoksulluğu hem yaratan hem de yoksulluktan beslenen sosyal dıģlanma, yaģam memnuniyetini büyük oranda baskılamaktadır. Zamandan ve mekandan bağımsız olmayan dıģlanmanın amorf niteliği, nicel olarak ölçümü oldukça güçleģtirmektedir. Bununla birlikte yazında temel olarak, yoksulluk düzeyiyle, eğitim ve sağlık hizmetleriyle sürekli gelire ve sosyal güvenliğe eriģimle iliģkilendirilen sosyal dıģlanmanın sınırlandırılması ve özel politika gerektiren grupların topluma sağlıklı biçimde entegrasyonu için istihdam kritik kavram olarak karģımıza çıkmaktadır. GeliĢmiĢ ülkelerde sosyal yardım bağımlılığına iliģkin deneyimler, artan küresel rekabet ve refah devletinin Avrupa da da geri çekilmeye baģlaması, yoksullukla mücadele ve sosyal içerme politikalarında istihdamla içerme yaklaģımının geliģmesine zemin hazırlamıģtır. Sosyal yardım alanların en kısa sürede istihdama kazandırılmasına yönelik çalıģmaların temelinde, kurumlar arası iģbirliği ile daha konsantre ve istihdam odaklı mesleki rehberlik ve kariyer planlama çalıģmaları yer almaktadır. ASPB kanalıyla yardım alanların istihdamına yönelik politikaların Ġzmir uygulaması, bu kiģilere sunulan hizmetler açısından ülke geneline kıyasla daha yüksek performansla gerçekleģtirilmesine karģın çalıģmaların istihdamla neticelenmesi noktasında aynı performansın sergilenemediği görülmektedir. Bu durum, en temelde bir eģleģtirme sorununa iģaret etmekte ve çalıģmaların etkililiğinin artırılması gerekliliğini gündeme getirmektedir. EĢleĢtirmenin etkililiği, ancak taraflar arasında iyi tasarlanmıģ mekanizmalarla etkin iģbirliği sağlanarak mümkün olabilecektir. Konunun bütünlüklü bir istihdam stratejisinin parçası olarak katılımcı süreçlerle değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Sosyal içerme konusunda istihdamın öneminin artıyor olması, yoksullukla mücadelede en geleneksel araçlar olan sosyal yardımların rolünü azaltmamakta, aksine sosyal yardımların amaca yönelik olarak daha etkin hale getirilmesine yönelik motivasyonu yükseltmektedir. Sosyal yardımların etkinliğinin artırılmasının koģullarından biri gerçekçi ve izlenebilir nitelikte bölgesel gelir haritalarının çıkarılması, bir diğeri ise sosyal yardım veren kurumlar arasında koordinasyonun sağlanmasıdır. Yoksulluk ve gelir dağılımı verileri gibi engelli verilerinin de Ġzmir düzeyinde eriģilebilir olamaması, sosyal yardımlar ve içerme çalıģmaları için önemli bir baģka hedef grubun doğru Ģekilde tahlil edilememesine yol açmaktadır. Engellilerin içerilmesine yönelik etkili tedbirlerin tasarlanabilmesi ve uygulanabilmesi için engelli bilgilerinin standart ve karģılaģtırılabilir biçimde tutularak politika yapıcılara ve araģtırmacılara sunulması gerekmektedir. Engellilerin topluma sağlıklı biçimde entegre olabilmeleri, öncelikle temel toplumsal hizmetlere eriģebilmeleriyle mümkündür. Engellilerin hizmete eriģimini kapsayıcı ve kalıcı olarak sağlayabilmek için ilgili merkezi yönetim otoriteleri ile belediyelerin koordineli çalıģması gerekmektedir. Bu çalıģmaların, bilimsel araģtırmalar kanalıyla üniversiteler ve toplumsal farkındalık ile duyarlılığı geliģtirmeye yönelik faaliyetleri yoluyla sivil toplum kuruluģları tarafından desteklenmesi çalıģmaların etkisini ve sürdürülebilirliğini 112

113 artıracaktır. Dolayısıyla, engelliler ve yakın çevrelerinden baģlayarak, toplum ve ilgili tüm kurumlar nezdinde yürütülecek farkındalık artırma faaliyetleri, engellilerin topluma entegrasyonunu geliģtirmeye yönelik çalıģmaların önemli bir bileģeni olarak değerlendirilmelidir. Sosyal dıģlanma riski farklı açılardan yüksek olan bir baģka grup, özellikle eğitime ve istihdama eriģimde sıkıntılarla karģılaģan kadınlardır. Ġzmir, Türkiye geneliyle karģılaģtırıldığında kadınların eğitim düzeyi, iģgücüne katılım oranı, istihdam oranı gibi göstergelerde daha olumlu verilere sahiptir. Ancak uluslararası karģılaģtırmalar, Türkiye de olduğu gibi Ġzmir de de kadının sosyo-ekonomik geliģmiģlik ve toplumsal süreçlere katılım açısından konumunun olması gerekenden çok uzakta olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, kadınların güçlendirilmesi ve toplumsal cinsiyet eģitliğinin gerçekleģtirilmesi alanında Ġzmir, ülke sınırlarını aģan hedeflere yönelerek geliģmiģ ülkeler standartlarına ulaģmayı amaçlamalıdır. Büyük hedeflere ulaģabilmek içinse toplumsal farkındalığın artırılmasıyla birlikte ekonomik, sosyal, çevresel vb. alanlarda geliģtirilecek tüm politikalarda cinsiyet eģitliğinin gözetilmesi (cinsiyet eģitliğinin ana akımlaģtırılması) gerekmektedir. Ġzmir, bunu gerçekleģtirebilecek önemli bölgesel dinamiklere sahiptir. Söz konusu dinamiklerin güçlenmesi ve baģarılı sonuçlara ulaģılması, bölgede ortak iradenin geliģtirilmesi ve çalıģmaların bütünlüklü bir yaklaģımla ve kararlılıkla yürütülmesiyle mümkündür. 3. EKONOMİK YAPI 3.a. Genel Ekonomik Yapı ABD Brookings Enstitüsü tarafından hazırlanan Global Metro Monitor raporunda, farklı kaynaklardan derlenen verilerle yapılan tahminler doğrultusunda dünyanın farklı coğrafyalarından çok sayıda metropol bölgenin ekonomik performansı değerlendirilmektedir. 150 metropol bölgenin incelendiği 2010 yılı raporunda Türkiye den sadece Ġstanbul a yer verilmiģken, sırasıyla 200 ve 300 metropol bölgenin incelendiği 2011 ve 2012 yılı raporlarında Ġzmir, Ankara ve Bursa (2012) da yer bulmuģtur yılı Global Metromonitor raporunda kiģi baģına GSYĠH ve istihdam verileri kullanılarak hesaplanan endekse göre Ġzmir, döneminde en yüksek ekonomik performansa sahip 4. metropol bölge olarak belirlenmiģtir. Endeks verileri, belirtilen dönemde Ġzmir de % 5.5 gelir (kiģi baģına GSYĠH) ve % 5,6 istihdam artıģı kaydedildiğini göstermektedir (Brookings, 2011). Çin in ġangay kentinin ilk sırada yer aldığı listede ülkemizi temsil eden diğer bölgelerden Ankara % 5,4 gelir ve % 5,7 istihdam artıģı ile 6., Ġstanbul ise % 5,3 gelir ve % 5,6 istihdam artıģı ile 7. sırada yer almıģtır yılı raporunda ise, Türkiye yi temsil eden diğer metropoller gibi, Ġzmir in istihdam yaratma performansındaki düģüģ 300 metropol arasındaki yerinin 45. sıraya gerilemesine neden olmuģtur (Tablo 49) döneminde Ġzmir, Ankara ve Ġstanbul için bir önceki döneme kıyasla ekonomik performansta göreli bir azalma kaydedilmiģ olsa da bahse konu çalıģmada bu illerin ciddi bir resesyondan tam olarak çıktığı tespit edilmiģtir. 113

114 Tablo 49: Global Metro Monitor Ekonomik Performans Göstergeleri Bölgeler Kişi Başına Gelir Artış İstihdam Artış Oranı Sıralama Oranı (%) (%) (3) (2) (1) (3) (2) (1) (3) (2) Diğer taraftan, 2011 Global MetroMonitor raporunda metropol bölgeler kiģi baģına GSYĠH düzeyleri açısından da karģılaģtırılmaktadır dolar arasında değiģen bölge gelir düzeyleri sıralamasında Ġzmir, dolar ile 181. sırada yer almıģtır (Brookings, 2011). Bu veri ekonomik performans göstergeleriyle bir arada değerlendirildiğinde Ġzmir, geliģmiģ ekonomilerde durgunluk koģullarının hakim olduğu döneminde düģük gelirli ancak göreli olarak yüksek ekonomik performansa sahip bir metropol görünümü sergilemiģtir 48. Ekonomik ve sosyal pek çok gösterge açısından ülkenin en geliģmiģ bölgeleri arasında yer alan Ġzmir, aynı zamanda Ege Bölgesi nin en geliģmiģ ili ve cazibe merkezidir. Buna karģılık Ġzmir in, sahip olduğu insan kaynakları, doğal kaynaklar, lojistik altyapısı ve potansiyelinin yeterince hayata geçirilebildiğini belirtmek mümkün değildir. Ekonomik büyümeye iliģkin göstergeler, Ġzmir ekonomisinin uzun yıllara dayanan ekonomik avantajını ve rekabet gücünü kaybetmemek için potansiyelini daha fazla hayata geçirmeye yönelik önlemler alması gerekliliğine iģaret etmektedir. 3.a.1. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla ve Katma Değer (1) Ġzmir 1,9-4,3 2,3 3,1-2,5 2, Ankara 2-6,2 2,6 3,4-0,8 2, Ġstanbul 1,6-9,7 2,8 2,5-5,0 2, Bursa 1,1-10,0 2,9 2,5-3,6 1, Kaynak: Brookings, 2012 UlaĢılabilen resmi veriler, bölgesel düzeyde üretilen ekonomik değere iliģkin değerlendirmelerin ve olmak üzere iki dönemde yapılabilmesine imkân tanımaktadır. TÜĠK tarafından derlenen bölgesel hesaplar istatistikleri kapsamında dönemi için GSYĠH 49, dönemi içinse GSKD verilerine ulaģılabilmektedir. Farklı dönemlere iliģkin farklı tanımlarla çalıģmanın güçlüğünü ve güncel veriye eriģim sıkıntısını aģmak üzere, bu bölüme iliģkin analizin bazı bölümlerinde 2004, 2008 ve 2011 yılları için, GSKD verileri kullanılarak tahmin edilmiģ gayri safi bölgesel hasıla (GSBH) verilerinden de faydalanılmıģtır Global MetroMonitor 2012 raporunda bu verilerin karģılığı bulunmadığından 2011 raporu verilerine yer verilmiģtir. 49 Dönemsel değerlendirmelerde farklı kavramlar kullanılmıģtır. Bu kavramlara iliģkin TÜĠK tarafından kabul edilen tanımlar Ģöyledir: Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYĠH): Bir ekonomide yerleģik olan üretici birimlerin belli bir dönemde, yurtiçi faaliyetleri sonucu yaratmıģ oldukları tüm mal ve hizmetlerin değerleri toplamından bu mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılan girdiler toplamının düģülmesi sonucu elde edilen değerdir. Bölgesel Gayri Safi Katma Değer (GSKD): Bir bölgede yerleģik ekonomik birimlerin belli bir dönemde bu bölgedeki ekonomik faaliyetleri sonucunda ürettikleri mal ve hizmetlerin (çıktı) değerinden, bu üretimde bulunabilmek için kullandıkları mal ve hizmetler (ara tüketim) değerinin çıkarılması sonucu elde edilen değerdir. 50 Analizde faydalanılan gayrisafi bölgesel hasıla (GSBH) verileri E.Yeldan ve arkadaģları tarafından hazırlanan Orta Gelir Tuzağından ÇıkıĢ: Hangi Türkiye? Cilt 1: Makro/Bölgesel/Sektörel Analiz çalıģmasından alınmıģtır. Bu çalıģma kapsamında hazırlanmıģ olan Düzey 2 Bölgeleri GSBH düzeyleri EK-2 de gösterilmektedir. 114

115 döneminde cari fiyatlarla Ġzmir in Türkiye GSYĠH si içindeki payı % 6,8 ile % 7,8 arasında değiģiklik göstermekte, büyük dalgalanmalar sergilememektedir (Tablo 50). Belirtilen verilerle Ġzmir, Ġstanbul ve Ankara dan sonra ulusal GSYĠH içinde en yüksek paya sahip il durumundadır. Aynı zamanda Ege Bölgesi nde GSYĠH açısından en yüksek paya sahip ildir yılı itibariyle Ġzmir in GSYĠH düzeyi milyar TL düzeyinde gerçekleģmiģtir fiyatlarıyla, 1987 ve 2001 yılları arasında Ġzmir GSYĠH düzeyinde % 44,6 oranında artıģ meydana gelmiģtir. Bu oran, % 43,7 düzeyindeki ulusal GSYĠH artıģ oranından yüksektir. Tablo 50: İzmir GSYİH Gelişimi, Bölge ve Türkiye İçindeki Yeri (Cari Fiyatlarla, bin TL) Düzey Ġzmir Ege Bölgesi Türkiye Ġzmir/Ege Bölgesi (%) 46,8 47,1 47,7 47,7 48 Ġzmir/Türkiye (%) 7,8 7,5 7,4 7,3 7,5 Kaynak: TÜİK, 2012h döneminde Ġzmir Bölgesi gayri safi büyüme hızı ve bölge hasılasının Türkiye GSYĠH si içindeki payı incelendiğinde; 1989, 1991, 1994, 1999 ve 2001 yıllarında Ġzmir bölgesel GSYĠH sinde negatif büyüme olduğu, diğer tüm yıllarda büyümenin pozitif gerçekleģtiği görülmektedir (ġekil 24). Belirtilen dönemde Ġzmir, yıllık ortalama % 2,8 oranında büyüme kaydetmiģtir. Ulusal GSYĠH geliģmeleri ile bir arada değerlendirildiğinde, negatif büyüme kaydedilen yılların ülke genelinde ekonomide önemli performans düģüģlerinin veya ekonomik krizlerin yaģandığı dönemlerle örtüģmekte olduğu görülmektedir Sabit Fiyatlarla İllerin Payı (%) Sabit Fiyatlarla Gelişme Hızı (%) Şekil 24: İzmir GSYİH Gelişimi (1987 sabit fiyatlarıyla) Kaynak: TÜİK, 2012h 2010 yılı verilerine göre milyon TL düzeyindeki Türkiye GSKD sinin milyon TL lik bölümü (% 6,5 i) Ġzmir tarafından üretilmiģtir (Tablo 51) dönem baģı ve dönem sonu değerleri arasında kaydedilen Ġzmir GSKD artıģ oranı % 89,1 düzeyindedir. Ġzmir de gerçekleģen GSKD artıģ düzeyinin, Ege Bölgesi (% 92,4) ve Türkiye (% 98,1) artıģ düzeylerinin gerisinde kaldığı dikkat çekmektedir. Bu durum, Türkiye ve Ege Bölgesi GSKD düzeyleri içinde Ġzmir in payının yıllar itibariyle sınırlı düzeyde azaldığı yönünde de değerlendirilebilir. 115

116 Tablo 51: İzmir GSKD'nin Gelişimi ve Bölge ve Türkiye İçindeki Yeri, (Milyon TL) Düzey Ġzmir Ege Türkiye Ġzmir/Ege (%) 48,1 47,8 47,4 47,9 47,5 46,9 47,3 Ġzmir/TR (%) 6,8 6,7 6,6 6,6 6,5 6,4 6,5 Kaynak: TÜİK, GSKD ye göre Düzey 2 bölgeleri sıralamasında Ġzmir in Ġstanbul ve Ankara dan sonra üçüncü sırada yer aldığı görülmektedir (Tablo 52) dönemi GSKD artıģ oranı sıralamasında ise Ġzmir % 89,1 düzeyiyle 23. sırada yer almaktadır. Bu durum, tarihsel olarak ülkenin en büyük ekonomilerinden birine sahip olan Ġzmir in yakın dönemdeki ekonomik performansının tatmin edici düzeyde olmadığına iģaret etmektedir. Bununla birlikte, 2010 yılında Ġzmir in bir önceki yıla göre GSKD artıģ oranının (%14,1), Türkiye ortalamasından (%12,3) ve ulusal GSKD payı yüksek olan ĠBBS Düzey 2 bölgelerinden yüksek olduğu görülmektedir. Tablo 52: İBBS Düzey 2 Bölgeleri GSKD Düzeyleri ve Artış Oranları, ĠBBS Düzey TR10 Ġstanbul ,918 TR21 Tekirdağ, Edirne, ,114 Kırklareli TR22 Balıkesir, Çanakkale ,088 TR31 Ġzmir ,891 TR32 Aydın, Denizli, Muğla ,84 TR33 Manisa, Afyon, Kütahya, UĢak ,08 TR41 Bursa, EskiĢehir, Bilecik ,969 Kocaeli, TR42 Sakarya, Düzce, ,026 Bolu, Yalova TR51 Ankara ,033 TR52 Konya, Karaman ,911 TR61 Antalya, Isparta, Burdur ,059 TR62 Adana, Mersin ,984 Hatay, TR63 KahramanmaraĢ, ,13 Osmaniye ArtıĢı (%) 116

117 TR71 TR72 TR81 TR82 TR83 TR90 TRA1 TRA2 TRB1 TRB2 Kırıkkale, Aksaray, Niğde, NevĢehir, KırĢehir Kayseri, Sivas, Yozgat Zonguldak, Karabük, Bartın Kastamonu, Çankırı, Sinop Samsun, Tokat, Çorum, Amasya Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, GümüĢhane Erzurum, Erzincan, Bayburt Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli Van, MuĢ, Bitlis, Hakkari TRC1 Gaziantep, Adıyaman, Kilis TRC2 ġanlıurfa, TRC3 Diyarbakır Mardin, Batman, ġırnak, Siirt , , , , , , , , , , , , ,718 TR Türkiye ,981 Kaynak: TÜİK, 2013 GSKD ye yönelik genel eğilimlerin ve bölgesel konumun tespitinde sektörel geliģmeler önem arz etmektedir. Konu, sektörler özelinde bölgenin göreli önemi ve bölge özelinde sektörlerin göreli önemi olmak üzere iki açıdan değerlendirilebilir. Bu kapsamda, dönemi için Ġzmir ve Türkiye GSKD düzeyleri ile sektör detayında Ġzmir in ülke GSKD sinden aldığı paylar incelendiğinde; Ġzmir in tarım sektörü katma değeri içindeki payının % 3,3 ile % 4 arasında dalgalandığı görülmektedir (Tablo 53) yılında tarım sektörü GSKD si içinde Ġzmir in payı % 3,8 düzeyindeyken 2005 yılında ciddi bir düģüģle % 3,3 düzeyine gerilemiģ ve 2010 yılında ise % 4 olarak gerçekleģmiģtir yılı verilerine göre Düzey 2 bölgelerinin tarım sektörü GSKD sine katkıları sıralamasında Ġzmir, 22. sırada yer almaktadır. Yıl Tablo 53: Sektörel GSKD Düzeyleri ve İzmir in Payı GSKD içinde İzmir'in Payı GSKD Düzeyleri (Bin TL) (%) Düzey Tarım Sanayi Hizmetler Tarım Sanayi Hizmetler Türkiye Ġzmir ,3 6,9 Türkiye Ġzmir ,6 6,3 6,8 117

118 Türkiye Ġzmir ,7 6,4 7 Türkiye Ġzmir ,6 6,6 7 Türkiye Ġzmir ,9 6,8 7 Türkiye Ġzmir ,3 7,2 7 Türkiye Ġzmir ,8 7,3 7 Kaynak: TÜİK, 2013 Sanayi sektörü GSKD geliģmesi açısından incelendiğinde; Ġzmir in sektörün GSKD sine katkısının yıllar itibariyle düzenli olarak azaldığı izlenmektedir. Ġzmir in 2004 yılında % 7,3 olan sanayi sektörü GSKD payı 2010 yılı itibariyle % 6,3 düzeyine gerilemiģtir. Bu azalma düzeyiyle Ġzmir, Ġstanbul un (% 1,9) ardından sektör GSKD payı en fazla gerileyen bölge durumundadır. Belirtilen dönem verilerine göre Ġzmir, sanayi sektörü GSKD sine katkısı açısından beģinci sırada yer almaktadır. Yukarıda değinilen Ġzmir in dönemi GSKD artıģ oranındaki göreli yetersizliğin belirleyicisinin, sanayi sektörü GSKD artıģ düzeyinin düģüklüğü olduğu değerlendirilmektedir. Ġzmir in hizmetler sektörü açısından ulusal GSKD içindeki payında verilere güçlü biçimde yansıyacak düzeyde değiģiklik kaydedilmediği görülmektedir döneminde hizmetler sektörü GSKD si içinde % 7 lik paya sahip olan Ġzmir, 2009 yılında 0,2 puanlık azalıģ ve 2010 yılında 0,1 puanlık artıģla Ġstanbul ve Ankara nın ardından sektöre en yüksek katkıyı yapan il olma durumunu korumuģtur Ġzmir in temel sektörler bazında GSKD ye katkısının ardından yine aynı dönemde temel sektörlerin Ġzmir GSKD düzeyine katkıları, diğer bir ifadeyle sektörlerin Ġzmir deki geliģimini sunmak, Ġzmir in ekonomik tablosunu daha anlaģılır kılacaktır. Bu yaklaģımla tarım, sanayi ve hizmetler sektörlerinin Ġzmir GSKD sine katkısı ile Ġzmir in belirtilen sektörler itibariyle Türkiye GSKD sine katkısı bir arada incelenmiģtir. Buna göre, 2004 yılında Ġzmir GSKD sinin % 63,6 sı hizmetler sektörü tarafından üretilirken 210 yılı verilerine göre bu oran % 68,4 düzeyine yükselmiģtir yılında kaydedilen 1,4 puanlık düģüģe kadar hizmetler sektörünün Ġzmir GSKD payının yıllar itibariyle düzenli olarak arttığı görülmektedir (ġekil 25). 118

119 Kocaeli, Sakarya, İzmir Aydın, Denizli, Muğla Van, Muş, Bitlis, İstanbul Bursa, Eskişehir, Konya, Karaman Zonguldak, Karabük, Adana, Mersin Antalya, Isparta, Türkiye Ankara Balıkesir, Çanakkale Malatya, Elazığ, Trabzon, Ordu, Gaziantep, Kayseri, Sivas, Yozgat Ağrı, Kars, Iğdır, Erzurum, Erzincan, Şanlıurfa, Diyarbakır Kastamonu, Çankırı, Samsun, Tokat, Manisa, Afyon, Hatay, Tekirdağ, Edirne, Mardin, Batman, 80,0 70,0 60,0 50,0 40,0 30,0 20,0 10,0 0,0 Tarım Sanayi Hizmetler Tarım Sanayi Hizmetler Sektörlere göre bölgesel paylar (İzmir) Sektörlerin gayrisafi katma değer içindeki payları Şekil 25: GSKD Sektörel ve Bölgesel Paylar, (%), , İzmir Kaynak: TÜİK (2013) verileri kullanılarak hesaplanmıştır. Hizmetlerin Ġzmir ekonomisindeki öneminin artmasına karģın, Ġzmir in sektör bazında ülke geneli GSKD payında önemli düzeyde değiģiklik göstermemesi, söz konusu artıģın ülke ortalamasının üzerinde performans sergilenmesinden değil, diğer sektörlerin GSKD ye katkısındaki göreli zayıflıktan kaynaklandığına iģaret etmektedir. Bu sektördeki dönem baģı-dönem sonu GSKD payı artıģı açısından Ġzmir (%4,7), Ġstanbul (%2,8) ve Ankara yı (%1) geride bırakmıģtır. Sanayi sektörünün Ġzmir GSKD düzeyine katkısının (2009 hariç) yıllar itibariyle mutlak olarak artmasına karģın oransal olarak azaldığı görülmektedir. Ülke geneli GSKD sinde sanayi sektörünün payı, 2010 yılında 2004 yılına göre 1,6 puan azalarak % 26,4 düzeyine gerilemiģtir. Veriler Ġzmir açısından incelendiğinde, 2004 yılı itibariyle % 30,4 olan sektörün Ġzmir GSKD payının 2010 yılına gelindiğinde 4,6 puan azalarak % 25,8 düzeyine gerilemiģ olduğu görülmektedir. Ġzmir (%4,6), döneminde Düzey 2 bölgeleri arasında TR42 Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova bölgesinden (%5,4) sonra GSKD sanayi payının en fazla gerilediği bölge olmuģtur (ġekil 26). 6,0 4,0 2,0 0,0-2,0-4,0-6,0 Şekil 26: Bölge GSKD Sanayi Payı Değişimi (%) Kaynak: Kaynak: TÜİK, 2013 verileri kullanılarak hesaplanmıştır. 119

120 dönemi bölgesel GSKD verilerine göre tarım sektörünün GSKD payı hemen tüm Düzey 2 bölgelerinde azalmıģtır. Ġzmir GSKD si içinde tarım sektörünün 2004 yılında % 6 olan payı 2007 yılında %4,6 düzeyine kadar gerilemiģ, 2010 yılı itibariyle % 5,9 düzeyinde gerçekleģmiģtir. Tarımın payındaki gerileme, sektörün GSKD düzeyindeki mutlak azalıģtan değil, diğer sektörlerde kaydedilen geliģme karģısındaki göreli zayıflıktan kaynaklanmaktadır 51. GeliĢmekte olan ülkelerin ekonomik geliģme sürecine aykırı olmayan bu durumun önemli bir belirleyeninin, ülkemizde tarım sektörünün hala önemli oranda emek yoğun karaktere sahip olması ve tarımsal iģgücünün mesleki nitelikliliğinin yetersizliği olduğu değerlendirilmektedir. 3.a.1.a. Kişi Başına GSYİH ve GSKD Bölgenin ekonomik geliģmiģliğine iliģkin bir baģka önemli gösterge, bölge nüfusunu dikkate alan, kiģi baģına GSYĠH veya GSKD düzeyidir yılında Ġzmir de dolar 53 seviyesinde kaydedilen kiģi baģına GSYĠH, 1990 lı yıllarda doların üzerinde seyrederek 2001 yılına gelindiğinde dolar düzeyinde gerçekleģmiģtir (Tablo 54). Türkiye geneli verileriyle karģılaģtırıldığında, Ġzmir de kiģi baģına GSYĠH düzeyinin yaklaģık olarak 1,5 kat daha yüksek olduğu görülmektedir. Tablo 54: Kişi Başına GSYİH (dolar) Yıl Türkiye Ege Bölgesi İzmir Kaynak: TÜİK,2012h döneminde kiģi baģına GSYĠH düzeyi Türkiye genelinin ve Ege Bölgesi nin üzerinde olan Ġzmir de, dönem baģı ve dönem sonu değerleri dikkate alınarak hesaplanan dolar cinsinden kiģi baģına GSYĠH artıģ oranı (% 20,3), Ege Bölgesi (% 25,9) ve ülke geneli (% 31,7) ile karģılaģtırıldığında düģüktür. Bahse konu göstergeye iliģkin yıllık geliģim ġekil 27 de gösterilmektedir. Buna göre, kiģi baģına GSYĠH geniģleme ve daralma süreçleri ülke geneliyle büyük oranda paralellik arz etmektedir döneminde tarım sektörü GSKD düzeyinin mutlak olarak da azalıģ eğilimi gösterdiği tek ĠBBS Düzey 2 bölgesi Ġstanbul dur. Ġstanbul da 2006, 2007, 2008 ve 2010 yıllarında tarım sektörü GSKD inde azalıģ kaydedilmiģtir. 52 KiĢi BaĢı Bölgesel Gayri Safi Katma Değer: Cari fiyatlarla bölgesel gayri safi katma değerin yıl ortası bölge nüfus tahminine bölünmesi ile TL cinsinden kiģi baģı bölgesel gayri safi katma değer elde edilir. Hesaplanan bu değerin ithalat ağırlıklı ortalama dolar kuruna bölünmesiyle, dolar değeriyle kiģi baģı bölgesel gayri safi katma değere ulaģılmaktadır döneminde enflasyonun yüksek düzeylerde seyretmesi ve kiģi baģına GSYĠH verilerinin cari fiyatlar üzerinden hesaplanmıģ olması dolayısıyla kiģi baģına GSYĠH düzeyi ABD Doları ($) cinsinden verilmiģtir. 120

121 Toplam İzmir Şekil 27: Kişi Başına Düşen GSYİH nin Gelişimi, ,(dolar) Kaynak: TÜİK, 2012h dönemi bölgesel geliģmiģlik düzeyine iliģkin olarak bölgenin nüfus verilerini dikkate alan değerlendirmeler, kiģi baģına GSKD verileri 54 üzerinden yapılabilmektedir yılı itibarıyla TL düzeyinde olan Ġzmir kiģi baģına GSKD düzeyi 2010 yılında TL düzeyine ulaģmıģ ve döneminde % 71,4 oranında artmıģtır (ġekil 28, 29) (TÜĠK, 2013). Aynı dönemde kiģi baģına GSKD düzeyinin Türkiye genelinde % 83,5 düzeyinde artıģ gösterdiği göz önünde bulundurulduğunda, Ġzmir gerçekleģmesinin ülke ortalamasının gerisinde kaldığı görülmektedir TR Türkiye TR31 İzmir Şekil 28: Kişi Başına Düşen GSKD Gelişimi (Cari Fiyatlarla) Kaynak: TÜİK, yıllarında enflasyon önceki dönemle karģılaģtırıldığında önemli oranda gerileyerek tek haneli değerlere ulaģtığından, kiģi baģına GSKD düzeyinin cari fiyatlarla TL değeri, aynı zamanda önceki dönemle izlenebilirliğin sağlanabilmesi için de dolar karģılığı belirtilmiģtir. 121

122 İstanbul Kocaeli, Sakarya, Ankara Bursa, Eskişehir, Bilecik Tekirdağ, Edirne, İzmir Antalya, Isparta, Burdur Türkiye Balıkesir, Çanakkale Aydın, Denizli, Muğla Manisa, Afyon, Zonguldak, Karabük, Adana, Mersin Konya, Karaman Trabzon, Ordu, Kırıkkale, Aksaray, Kayseri, Sivas, Yozgat Kastamonu, Çankırı, Samsun, Tokat, Erzurum, Erzincan, Hatay, Malatya, Elazığ, Gaziantep, Adıyaman, Mardin, Batman, Şanlıurfa, Diyarbakır Ağrı, Kars, Iğdır, Van, Muş, Bitlis, Hakkari Türkiye İzmir Şekil 29: Kişi Başına Düşen GSKD Gelişimi (Dolar) Kaynak: TÜİK, 2013 KiĢi baģına düģen GSKD düzeylerine Düzey 2 bölgeleri sıralaması açısından bakıldığında, 2004 yılı itibariyle beģinci sırada yer alan Ġzmir in, döneminde her yıl altıncı sırada yer aldığı görülmektedir (TÜĠK, 2013). Bölgelerin toplam GSKD düzeyi sıralamasında üçüncü sırada yer alan Ġzmir in kiģi baģına GSKD sıralamasında altıncı sıraya gerilemiģ olması dikkat çekicidir (ġekil 30) TR10TR42TR51TR41TR21TR31TR61TRTR22TR32TR33TR81TR62TR52TR90TR71TR72TR82TR83TRA1TR63TRB1TRC1TRC3TRC2TRA2TRB2 Şekil 30: İBBS Düzey 2 Bölgeleri İtibariyle Kişi Başına GSKD, TL Kaynak: TÜİK, 2013 KiĢi baģına düģen GSYĠH düzeylerinden faydalanılarak bölgelerin gelir düzeyleri itibariyle ülke içindeki konumları belirlenebilmektedir. Bölgelerin gelir düzeyine bağlı konumları, iktisatçılar tarafından geliģmekte olan ülkelerin karģı karģıya olduğu önemli riskler arasında değerlendirilen orta gelir tuzağı 55 karģısındaki durumlarını analiz etmek açısından 55 Orta gelir tuzağı, kiģi baģına düģen GSYĠH bakımından orta gelir düzeyine ulaģmıģ ülkelerin veya bölgelerin belirli bir gelir bandında sıkıģma ve üst gelir seviyesine geçememe durumu olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımı da barındıran ve 122

123 önemsenmektedir dönemi için hesaplanmıģ GSYĠH düzeyleri itibariyle yapılan değerlendirmeye göre Düzey 2 bölgelerinin orta gelir tuzağı riski açısından gelir gruplarına göre sınıflandırması ġekil 31 de gösterilmektedir. 56 Ġzmir, orta gelir tuzağı riski bulunmayan bölgeler arasında yer almaktadır. Bununla birlikte, Ġzmir in riskli olmayan Düzey 2 bölgeleri arasında son sırada yer almıģ olması, yukarıda yer verilen kiģi baģına GSKD düzeyindeki göreli olarak düģük artıģla birlikte ele alındığında, Ġzmir in bu pozisyonunu koruma konusunda bir oranda risk barındırdığı değerlendirilmektedir. Şekil 31: İBBS Düzey 2 Bölgelerinin Orta Gelir Tuzağı Riski Açısından Gelir Gruplarına Göre Sınıflandırması Kaynak: TÜRKONFED, a.1.b. Rekabet Gücü Rekabet gücü endeksleri, bölgelerin ekonomik durumunu ortaya koyan önemli göstergeler olarak kabul edilmektedir. Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından hazırlanan 2012 yılı Küresel Rekabet Endeksi 57 verilerine göre Türkiye 144 ülkenin yer aldığı sıralamada 43. sırada yer almıģtır. Bu sırayla Türkiye, endeks değerlerine göre yapılan gruplandırmada etkinlik belirlenimliden yenilik belirlenimli ekonomiye geçen ülkeler grubunda 58 sıralanmıģtır. Küresel rekabet endeksleri arasında Ġzmir in yer aldığı kabul edilmiģ bir endeks bulunmamaktadır. Türkiye de ilk kez bölgeleri orta gelir tuzağı riski açısından değerlendiren çalıģma 2012 yılında TÜRKONFED tarafından yapılmıģtır. Konuyla ilgili olarak analizde bu çalıģma verileri esas alınmıģtır. 56 ġekil 31 deki gruplandırma, bölgelerin kiģi baģına GSBH düzeylerinin ABD kiģi baģı gelirine oranı temelinde (ABD kiģi baģı gelir düzeyinin % 30 unu aģma, % u arasında veya % 19 unun altında değere sahip olmasına göre) yapılmıģtır. 57 Küresel Rekabet Endeksi (kurumlar, altyapı, makro ekonomik ortam ve sağlık ile temel eğitim baģlıklarını dikkate alan) temel gereklilikler, (yüksek eğitim, mal piyasalarının etkinliği, iģgücü piyasalarının etkinliği, finansal piyasaların geliģmiģliği, teknolojik durum ve piyasa ölçeği baģlıklarını dikkate alan) etkinlik çoğaltanları ile yenilik ve sofisikasyon alt endekslerinden hesaplanmaktadır. 58 Raporda ülkeler, beģ kalkınma aģaması altında gruplandırılmıģtır. KalkınmıĢlık düzeyine bağlı olarak belirlenen bu gruplar; faktör belirlenimli, faktör belirlenimliden etkinlik belirlenimliye geçen, etkinlik belirlenimli, etkinlik belirlenimliden yenilik belirlenimliye geçen ve yenilik belirlenimli ülkeler Ģeklindedir. 123

124 Uluslararası Rekabet AraĢtırmaları Kurumu Derneği (URAK) tarafından hazırlanan Ġllerarası Rekabetçilik Endeksi, Türkiye nin 81 ilinin göreli rekabet gücünü ortaya koymaktadır. beģeri sermaye ve yaģam kalitesi (BSYK), markalaģma becerisi ve yenilikçilik (MBY), ticaret becerisi ve üretim potansiyeli (TBÜP) ve eriģilebilirlik (E) alt endeksleri temelinde geliģtirilmiģ olan Endeks, döneminde üç kez oluģturulmuģtur döneminde Ġllerarası Rekabetçilik Endeksi sıralamasında ilk beģ il sıralamasını korumuģ ve Ġzmir her üç dönemde de Ġstanbul ve Ankara nın ardından 3. sırada yer almıģtır (Tablo 55). Bununla birlikte Ġzmir e iliģkin endeks değerlerinin sınırlı düzeyde azaldığı görülmektedir (URAK, 2010). Tablo 55: İllerarası Rekabetçilik Endeksi İlk Beş İl Sıralaması Sıra İl Endeks Değeri Endeks Değeri Endeks Değeri Ġstanbul 86,33 86,83 86,01 2 Ankara 49,68 49,35 49,73 3 Ġzmir 43, ,72 4 Bursa 35,21 35,45 35,1 5 Kocaeli 32,37 35,1 32,82 Kaynak: URAK, a.2. İstihdam Durumu Küresel ekonomik krizin getirdiği kırılmasının istihdamın sektörel dağılımına iliģkin göstergelere önemli oranda yansıdığı görülmektedir. Bu nedenle daha tutarlı eğilimlerin izlenebildiği dönemi ve ekonomik krizin iģgücü etkisini piyasasında net olarak gösterdiği , iki farklı dönem olarak ele alınmaktadır. Ġzmir de istihdama iliģkin çoğu göstergede olduğu gibi istihdamın sektörel dağılımı verilerinde de 2012 yılı, krizle anılan önceki yıllara kıyasla farklı yönde gerçekleģmeler ortaya koymuģtur. Bu nedenle 2012 yılı gerçekleģmeleri belirtilen dönemlendirmeden ayrı olarak da değerlendirilmektedir. Uzun vadede gerileme eğilimi gösteren tarımın istihdamdaki payı, döneminde de bu eğilimini sürdürmüģtür. Sektörün payı 2004 yılında % 10,8 iken 2008 yılında % 7,5 düzeyine gerilemiģtir (ġekil 32). Aynı dönemde sanayi sektörünün istihdamdaki payı ise 5,4 puan azalmıģtır yılında % 36,9 olan sanayi istihdamı payı, 2008 yılında % 31,5 olarak gerçekleģmiģtir. Bu sektörlerde oransal gerilemeye paralel olarak mutlak istihdam sayılarında da azalma gözlenmiģtir. Tarımda 25 bin çalıģana karģılık gelen istihdam kaybı, sanayide 17 bin düzeyinde gerçekleģmiģtir döneminde istihdamda gözlenen sanayiden hizmetlere kayıģın, bir oranda, sanayi sektörünün Ġzmir GSKD payında kaydedilen gerileyiģin yansıması olduğu değerlendirilmektedir 59. Tarım ve sanayide ortaya çıkan istihdam kayıplarının hizmetler sektörünün kazanımı olduğu, döneminde hizmetler sektörü istihdamının dikkate değer oranda tarım ve sanayi sektörü istihdamından pay aldığı izlenmektedir. Bu süreçte hizmetler sektöründe çalıģan sayısı 169 bin artmıģ, sektörün istihdam payı 2004 yılındaki % 52,2 düzeyinden % 61,1 e yükselmiģtir. Buna göre sektör diğer sektörlerdeki iģgücü kayıplarını telafi ederken 59 Konuya iliģkin bilgi için Gayri Safi Yurtiçi Hasıla ve Katma Değer bölümüne bakılabilir. 124

125 aynı zamanda iģgücüne yeni katılımları da istihdama kazandırmıģtır. Ulusal hatta küresel düzeyde geçerli hizmetler sektörü geniģlemesi, Ġzmir de turizm ve ticaret baģta olmak üzere hizmet sektörlerindeki büyük potansiyelle bir araya geldiğinde kısa zamanda sektörel istihdam dağılımında büyük fark yaratılmıģtır. 70,0 60,0 52,2 53,0 56,3 59,7 61,1 63,4 57,8 56,7 58,4 50,0 40,0 30,0 20,0 10,0 36,9 36,4 33,1 31,1 31,5 28,1 10,8 10,6 10,6 9,2 7,5 8,5 30,4 30,7 31,6 11,8 12,6 10,1 Tarım (%) Sanayi (%) Hizmetler (%) 0, Şekil 32: İzmir de İstihdamın Sektörel Dağılımı, Kaynak: TÜİK, 2012g 2009 dan 2012 yılına kadar gerek ülke genelinde gerekse Ġzmir de tüm sektörlerde istihdam artıģı yaģandığı görülmektedir. Bu dönemde Ġzmir de, tarımda 78 bin, sanayide 105 bin ve hizmetlerde 57 bin düzeyinde istihdam artıģı kaydedilmiģtir (Tablo 56) yılında ise ülke genelinde ve Ġzmir de sanayi ve hizmetler sektörlerindeki mutlak artıģlar sürerken tarım sektöründe istihdam kayıpları meydana gelmiģtir. Bu tarihte kriz etkilerinin kısmen azalmıģ olduğu göz önünde bulundurulduğunda, krizle birlikte yapay Ģekilde uzun dönem eğilimlerin aksine artıģ gösteren tarım istihdamının normal düzeylerine geri dönme eğilimi gösterdiği yönünde değerlendirilmektedir. YIL Tablo 56: İktisadi Faaliyet Kollarına Göre İstihdam Edilenler ve Oranları, 15+ yaş, (NACE Rev. 2) Tarım (%) Türkiye İzmir Türkiye İzmir Sanayi (%) Hizmetler (%) Tarım (%) Sanayi (%) Hizmetler (%) Tarım (bin) Sanayi (bin) Hizmetler (bin) Tarım (bin) Sanayi (bin) Hizmetler (bin) ,6 25,3 50,1 8, , ,2 26,2 48,6 11,7 30,5 57, ,5 26,5 48,1 12,6 30,7 56, ,6 26,0 49,4 10,1 31,6 58, Kaynak: TÜİK, 2012g Ġstihdamın sektörel dağılımına iliģkin dönemi verileri, Ġzmir de tarımın istihdamdaki payının artıģ eğiliminde olduğuna iģaret etmektedir yılında % 8,5 düzeyinde kaydedilen tarımın istihdamdan aldığı pay 2011 yılında % 12,6 düzeyinde gerçekleģmiģtir. Aynı dönemde sanayinin payı % 28 den % 30,7 düzeyine ulaģmıģtır. Buna karģılık 2004 yılından buyana sürekli olarak artıģ gösteren hizmetler sektörünün payı 6,7 puan azalarak 2011 yılında % 56,7 düzeyinde gerçekleģmiģtir. Bu veriler, ekonomik krizi 125

126 takip eden süreçte Ġzmir iģgücü piyasasında istihdamın sektörel dağılımının dönemindekinin tersine eğilimler sergilediğini göstermektedir yılı gerçekleģmeleri ise iģgücü piyasasının krizin etkilerinden önemli oranda sıyrılarak kriz öncesi istihdam dağılımına yöneldiğine iģaret etmektedir yılı itibariyle, tarımın istihdamdaki payı % 10,1, sanayinin payı % 31,6 ve hizmetlerin payı % 58,4 düzeyinde gerçekleģmiģtir. Tablo 56, 2012 yılına kadar ülke genelinde tarım ve sanayinin istihdamdaki payında sınırlı düzeyde artıģ, hizmetlerin payında ise azalıģ eğilimi olduğunu göstermektedir döneminde Türkiye genelinde tarım sektörü istihdamının 0,9, sanayi sektörü istihdamının 1,2 puan arttığı, hizmetler sektörü istihdamının ise 2 puan azaldığı; buna karģın 2012 yılında tarımın istihdamdaki payının 2009 düzeyine geri döndüğü, sanayi ve hizmetler istihdamının sırasıyla 0,5 ve 1,3 puan arttığı gözlenmektedir. Buna göre, istihdamın sektörel dağılımına iliģkin Ġzmir deki eğilimler Türkiye genelindeki eğilimlere paralel seyretmekle birlikte önemli oranda daha güçlüdür. Ġstihdamın sektörel dağılımına iliģkin veriler, son yıllarda kaydedilen geliģmelerden kadınların daha fazla etkilendiğine iģaret etmektedir yılları arasındaki dönemde tarım sektöründe istihdam oransal olarak 2008 yılında en düģük düzeyine gerilemiģ, 2011 yılında ise en yüksek düzeyine ulaģmıģtır yılları arasındaki toparlanma döneminde sektördeki kadın istihdamı 47 bin (8,4 puan) düzeyinde artıģ göstermiģtir yılında ise tarım sektöründeki kadın istihdamında 17 bin kiģilik azalıģ kaydedilmiģ ve sektörün kadın istihdamındaki payı 2011 deki % 19,2 den %14,8 düzeyine gerilemiģtir. Kadın istihdamında sanayi sektörünün payı % 20,6 ve krizin etkili olduğu yıllarda önemli oranda gerilemiģ olan hizmetler sektörünün payı ise bir önceki döneme göre 4,6 puan artarak % 64,8 düzeyinde gerçekleģmiģtir (TÜĠK, 2012g) dönemde ücretsiz aile iģçisi kadın sayısında kaydedilen artıģ 2012 yılında kısmen telafi edilmiģ, ücretsiz aile iģçisi kadınların istihdamdaki payı 2011 yılında ulaģtığı %19,4 düzeyinden %17,6 ya gerilemiģtir. Yine döneminde erkek istihdamının sektörel dağılımında gözlenen geliģme önceki süreçten farklılık arz etmektedir. Bu dönemde erkek istihdamı tarımda 43 bin (3,5 puan) artıģ göstermiģtir. Sanayide 38 bin, hizmetlerde ise 50 bin düzeyinde artıģ kaydedilmesine karģın istihdam oranları sırasıyla 0,9 ve 2,6 puan düzeyinde azalmıģtır yılında ise tarım istihdamındaki artıģ eğiliminin aksine erkeklerde 17 bin kiģilik istihdam kaybı yaģanmıģtır. Bu kayıp önemli oranda 16 bin kiģilik sanayi istihdamı ve kısmen 6 bin kiģilik hizmetler sektörü istihdamıyla telafi edilmiģtir. Ġstihdamın sektörel dağılımına iliģkin cinsiyet detayındaki oransal değiģimler ġekil 33 te gösterilmiģtir. 126

127 Şekil 33: İstihdamın Sektörel Dağılımı, , (%) Kaynak: TÜİK, 2012g Ġstihdamda kaydedilen artıģ, çalıģanların iģteki durumuna göre değerlendirildiğinde döneminde yeni istihdam edilen 208 bin kiģinin; % 19,7 sinin (41 bin) ücretsiz aile iģçisi, % 19,7 sinin (41 bin) iģveren veya kendi nam ve hesabına çalıģan ve kalan % 60,6 sının (126 bin) ücretli, maaģlı ve yevmiyeli statüsünde çalıģtığı görülmektedir. Burada ücretsiz aile iģçiliğindeki artıģ, tarım sektörünün istihdamdaki payında kaydedilen artıģla uyumlu olmasına karģın oldukça yüksektir yılı verileri ücretsiz aile iģçiliğinin gerek kadınlar gerekse erkekler arasında azalmıģ olduğunu göstermekle birlikte, Ġzmir de halen 100 binin üzerinde insanın ücretsiz aile iģçisi olarak istihdamda yer alması dikkate değerdir. 3.a.3. İzmir e Yönelik Kamu Yatırımları 2012 Yılı Yatırım Programı nda iller bazında ayrıģtırılabilen kamu yatırımları ödeneklerinden Ġzmir e ayrılan tutar yaklaģık 704,6 milyon TL dir. Bu miktarın sektörel dağılımında en yüksek payı ulaģtırma-haberleģme sektörü (% 37) almaktadır. Bu sektörü sırasıyla diğer kamu hizmetleri (% 25), eğitim (% 15), tarım (% 10), sağlık (% 6) ve enerji sektörleri (% 6) izlemektedir (Kalkınma Bakanlığı, 2012a). Ġzmir e yönelik bazı büyük ölçekli yatırım projeleri hakkındaki bilgiler aģağıda özetlenmiģtir: İzmir-İstanbul Otoyolu: Ġstanbul-Ġzmir arası yolculuk mesafesini 3,5 saate indirecek olan proje YĠD modeliyle gerçekleģtirilecektir tarihinde çalıģmalara baģlanmıģtır. İzmir-Ankara Yüksek Hızlı Tren Yolu: Çift hatlı, en az 250 km/h hıza uygun olarak planlanan hattın tamamlanmasıyla Ankara-Ġzmir arasındaki yolculuk süresi 3,5 saate düģecek, yılda 6 milyona yakın yolcu taģınacaktır. Adnan Menderes Havalimanı İç Hatlar Terminali: Halen m² alanda hizmet veren iç hatlar terminalini m² ye çıkaracak olan bu yatırımla birlikte Havalimanı yılda 25 milyon yolcuya hitap edecek kapasiteye ulaģacaktır. ÇalıĢmalara 2011 yılında baģlanmıģ ve 2014 yılı baģında tamamlanması planlanmaktadır. 127

128 Kuzey Ege (Çandarlı) Limanı: Dünyanın en büyük 10 limanı arasında yer alacak ve Akdeniz de ana aktarma merkezi olarak hizmet verecek limanın dalgakıran inģaatına 2011 yılında baģlanmıģtır. Alt yapı çalıģmalarının 2013 yılında, üst yapı çalıģmalarının ise 2015 yılında tamamlanarak hizmete açılması planlanmaktadır. Kruvaziyer Limanı: Ġzmir Limanı nın yolcu hizmetleri için kullanılan bölümünü konteyner kısmından ayıracak bağımsız bir kruvaziyer limanın ve ilgili hizmet binalarının yapımı için YĠD modeli ile çalıģmalara baģlanmıģtır. Proje tamamlandığında 5 kruvaziyer gemi aynı anda limana yanaģabilecektir. Kemalpaşa Lojistik Merkezi: 3 milyon m² lik alanda kurulması planlanan merkez tamamlandığında Türkiye nin en büyük lojistik üssü olacaktır. Altyapı çalıģmalarına baģlanmıģ, üstyapı iģlerinin YĠD modeli ile yapılması planlanmaktadır. Proje kapsamında KOSBĠ nin demiryolu bağlantı hattı da gerçekleģtirilecektir. Sabuncubeli Tüneli: Ġzmir ve Manisa illeri arasında yer alan Sabuncubeli geçiģini kolaylaģtıracak ve kısaltacak projenin yapım çalıģmalarına 2011 de baģlanmıģtır yılı içinde tamamlanması öngörülmektedir. Konak Tünelleri: 2011 yılının sonunda temeli atılan projeyle, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı ile YeĢildere Caddesi arasında trafik bağlantısını sağlayacak alternatif bir güzergah planlanmıģtır. 2x2 Ģeritli bölünmüģ yol olarak projelendirilen güzergahta tüneller de çift tüp olarak yapılacaktır yılı içerisinde tamamlanması hedeflenmektedir. Buca-Yeşildere Bağlantı Yolu (Uçan Yol): Ankara Caddesi ile kentin çıkıģını rahatlatmak ve YeĢildere Caddesi ndeki yoğunluğu azaltmak üzere planlanan Buca- YeĢildere bağlantı yolunun temeli 2012 yılının sonunda atılmıģtır. Projede yer alan 35 m. yüksekliğindeki viyadük nedeniyle Uçan Yol olarak nitelendirilmektedir. İzmir Körfez Geçişi: Ġzmir Körfezi nin kuzey ve güney yakasını denizin altından birbirine bağlayacak bir tüp geçit projesinin yapımı planlanmaktadır. Deniz Ulaşımını Geliştirme Projesi: ĠBB tarafından kent içi ulaģımda denizyolunun kullanım oranının artırılması amacıyla yeni iskelelerin yapımı ve yeni deniz taģıtlarının alımı gerçekleģtirilecektir. Gaziemir Fuar Alanı: Kongre ve fuar turizmine hizmet etmesi amacıyla ĠBB tarafından inģa edilecek yeni fuar alanında 6 hol, 93 bin m² kapalı, 31 bin m² açık sergi alanı, kiģilik kongre ve konser salonu, toplantı salonları ve idari ofisler yer alacaktır. Sulama ve Baraj Projeleri: DSĠ tarafından ihale edilerek yapım çalıģmaları devam eden 4 baraj (ÖdemiĢ Rahmanlar, ÖdemiĢ AktaĢ, Bayındır Burgaz ve KemalpaĢa Yiğitler) ile 8 sulama projesi (ÖdemiĢ-Beydağ, Kınık Sağ Sahil, Dikili Harputlu, Menemen Emiralem, Kiraz, Tire YeniĢehir, ÖdemiĢ Bademli ve Kıranlı) bulunmaktadır. 3.a.4. İzmir in Teknoloji ve Yenilik Kapasitesi Yenilik (inovasyon), iģletme içi uygulamalarda, iģyeri organizasyonunda veya dıģ iliģkilerde yeni veya önemli derecede iyileģtirilmiģ bir ürün veya süreç, yeni bir pazarlama yöntemi ya da yeni bir organizasyonel yöntemin gerçekleģtirilmesidir. Yenilik, son yıllarda 128

129 hem bölgesel hem ulusal ölçekte rekabet edebilirliğin önemli bir aracı olarak gündeme gelmektedir. Yenilik kapasitesinin güçlü olduğu bölgelerde ekonominin itici gücü olarak fikir ve bilgi ürün ve hizmete dönüģmekte, geleneksel ürünlerin yerine katma değeri yüksek ürünler üretilmekte, firmalar ticari performansını ve rekabet gücünü yenilikle yükseltmektedir. Tüm bunların sonucu olarak, söz konusu bölge ve ülkelerde iģsizlik oranı düģük, toplum refahı ise yüksek düzeyde olmaktadır. Ar-Ge ve Yenilikte Kurumsal Kapasite Bir bölgede Ar-Ge ve yenilik çalıģmalarının geliģmesi için o bölgede öncelikle bu tür çalıģmalara yön verecek ve destekleyecek kurumsal yapılar ve ağların olması gerekmektedir. Bu yapıların baģında üniversiteler, araģtırma merkezleri, enstitüler ve bunların tamamlayıcısı olarak meslek yüksekokulları gelmektedir. Ġzmir, toplam 9 adet üniversite barındıran bir Ģehir olarak bilim, teknoloji altyapısına ve beģeri sermayeye sahiptir ve Türkiye de sanayinin yoğunlaģtığı önemli bölgeler arasındadır. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Üniversitelerarası GiriĢimcilik ve Yenilikçilik Endeksi 2013 Sıralaması na göre ilk 50 üniversite içinde altıncı sırada Ġzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, 14. sırada Ege Üniversitesi, 32. sırada Dokuz Eylül Üniversitesi, 35. sırada Ġzmir Ekonomi Üniversitesi yer almaktadır. AraĢtırmada üniversitelerin bilimsel ve teknolojik araģtırma yetkinliği, fikri mülkiyet havuzu, iģbirliği ve etkileģim, giriģimcilik ve yenilikçilik kültürü, ekonomik katkı ve ticarileģme alanlarındaki parametreleri olarak kullanılmıģtır (Tablo 57). Tablo 57: Girişimcilik ve Yenilikçilik Endeksi 2013 Sıralamasında ilk 20 Üniversite Sıra Üniversite Toplam Puan 1 Orta Doğu Teknik Üniversitesi 86 2 Sabancı Üniversitesi 85,8 3 Ġhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi 82,7 4 Boğaziçi Üniversitesi 76,3 5 Ġstanbul Teknik Üniversitesi 72,5 6 Ġzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 68,1 7 Özyeğin Üniversitesi 67,4 8 Koç Üniversitesi 61,7 9 TOBB Ekonomi Ve Teknoloji Üniversitesi Hacettepe Üniversitesi 56,7 11 Selçuk Üniversitesi 55,2 12 Gazi Üniversitesi 54,9 13 Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 54,7 14 Ege Üniversitesi Yıldız Teknik Üniversitesi 49,6 16 Anadolu Üniversitesi 47,9 17 Çukurova Üniversitesi 46,9 18 Yeditepe Üniversitesi 45,9 19 Çankaya Üniversitesi 45,8 20 Atılım Üniversitesi 44,6 Kaynak: Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı,

130 Diğer metropollerle karģılaģtırıldığında Ġzmir, üniversite baģına düģen nüfusun en yoğun olduğu bölge konumundadır. Ġstanbul da üniversite baģına düģen nüfus , Ankara da , Ġzmir de ise dir (Tablo 58). Genç nüfus yapısı, sanayileģme durumu ve potansiyeli, sosyo-ekonomik açıdan bölgenin en geliģmiģ Ģehri olması ve diğer çekim etkileri düģünüldüğünde, Ġzmir yeni üniversitelerin kurulması için cazibe merkezi niteliği taģımaktadır. Tablo 58: Üniversite Başına Düşen Nüfus, 2012 Türkiye İstanbul Ankara İzmir Nüfus (kiģi) Üniversite Sayısı Üniversiteye DüĢen Nüfus (kiģi) Kaynak: İZKA ve EBİLTEM, 2012a 2011 yılı itibari ile eğitim ve öğretim faaliyetleri baģlamıģ 7 üniversitede toplam 50 fakülte 60, bu fakültelerde 20 farklı mühendislik bölümü, in üzerinde öğretim elemanı ve in üzerinde öğrenci bulunmaktadır (Tablo 59). Mühendislik bölümlerinin gerek teknik gerekse araģtırmacı altyapısı, Ġzmir in en büyük yenilik potansiyelini oluģturmaktadır. Tablo 59: İzmir Üniversitelerine İlişkin Bilgiler*, 2011 Gösterge DEÜ EÜ İYTE İEÜ Yaşar Gediz İzmir Ü. Ü. Ü. Toplam Fakülte Enstitü Yüksekokul Öğretim Elemanı (A) Öğrenci (B) Öğretim Elemanı BaĢına Öğrenci (B/A) Kaynak: İZKA, EBİLTEM ve TÜİK, 2012 * Tablo 2011 yılı itibari ile faal olan üniversiteleri kapsamaktadır. Ġzmir de bulunan 16 akademik enstitünün (7 adet Fen Bilimleri, 3 adet Sağlık Bilimleri ve 6 adet Sosyal Bilimler Enstitüsü) yanında, enerji, biliģim ve sağlık alanlarında uygulamaya dönük araģtırmalar yapan ve sanayiye hizmet veren 11 enstitü bulunmaktadır. Üniversite bünyesinde bulunan söz konusu enstitülerin yanında, bakanlıklara ait 8 adet enstitü de (Menemen Ege Tarımsal AraĢtırma Enstitüsü, Bornova Zirai Mücadele AraĢtırma Enstitüsü, Bornova Zeytincilik AraĢtırma Enstitüsü, Menemen Uluslararası AraĢtırma ve Eğitim Merkezi, Ġzmir Ġl Kontrol Laboratuvarı, Ġzmir Zirai Karantina Müdürlüğü, Bornova Veteriner Kontrol ve AraĢtırma Enstitüsü, Ege Ormancılık AraĢtırma Müdürlüğü) Ar-Ge ve yenilik çalıģmalarında iģ piyasasının baģvurduğu hizmet birimleri arasındadır. Enstitüler dıģında, yenilik faaliyetlerinin geliģmesine destek veren araģtırma merkezleri de hem kendi bünyelerinde yürüttükleri çalıģmalar hem de iģletmelere verdikleri teknik ve danıģmanlık hizmetleri ile teknoloji üretimine doğrudan katkı sağlayan birimlerdir. Üniversiteler bünyesinde toplam 20 araģtırma merkezi bulunmaktadır. Ġzmir deki 9 üniversitenin 4 ünün yılı itibariyle 9 üniversite kapsamında 66 fakülte ve 35 meslek yüksekokuluna çıkmıģtır. 130

131 bünyesinde sanayi ile iģbirliğini sağlayacak bir ara yüz kuruluģu bulunmaktadır. Üniversitelerdeki araģtırma sonuçlarının ticarileģtirilmesi konusunda yardımcı olacak, sanayi ile etkin bir iģbirliğini ve ortak projelerin oluģmasını sağlayacak arayüz merkezleri kurulması önem taģımaktadır (ĠZKA, EBĠLTEM ve TÜĠK, 2012). Ar-Ge ve yeniliğin geliģmesi için teknolojiyi kullanacak ve ekonomik değere dönüģmesine yardımcı olacak ara elemanlara ihtiyaç vardır. Ġzmir deki üniversitelerde farklı programlarda eğitim ve öğretim faaliyetlerinde bulunan 25 adet meslek yüksekokulu (iki yıllık) ve yüksekokul (dört yıllık) bu ihtiyacı önemli ölçüde karģılamaktadır. Bu okulların bölgenin ihtiyaçlarına göre uzmanlaģması ve iģgücü yaratması önemlidir. Üniversite, üniversitelerde çalıģan toplam öğretim üyesi ve araģtırmacı sayısı göz önüne alındığında Ġzmir, Türkiye sıralamasında üçüncü durumdadır yılı itibari ile Türkiye de TÜBĠTAK ARBĠS e kayıtlı toplam aktif araģtırmacı bulunmaktadır. Bu araģtırmacıların üç büyük bölgedeki dağılımına bakıldığında Ankara da (% 30,10) araģtırmacı, Ġstanbul da ise (% 22,47) araģtırmacı bulunmaktadır. Ġzmir, araģtırmacı sayısı ile Ankara ve Ġstanbul bölgelerinden sonra gelen üçüncü bölgedir. Bu sayı, Türkiye toplamının % 8,86 sını oluģturmaktadır (ġekil 34). Ġzmir de bulunan araģtırmacı gücünün Ġzmir in ihtiyaçları ve öncelikleri doğrultusunda yönlendirilmesi ile farklı konularda yeni teknolojik ürünlerin geliģmesi sağlanabilecektir. Şekil 34: Üniversite, Öğretim Üyesi ve Araştırıcı Oranları, 2010 Kaynak: YÖK, 2012; TÜBİTAK, 2012 Üniversitelerde en sık yararlanılan TÜBĠTAK proje desteği kapsamında üretilen projeler incelendiğinde, araģtırmacıların sadece % 6 sının proje baģvurusu yaptığı görülmektedir yılları arasında bilgi üretmeye yönelik olarak üretilen proje sayısı adettir yılı hariç proje baģvuruları artıģ eğilimi göstermiģtir (ġekil 35). Proje baģvuru sayısı, Ġstanbul da iken Ankara da dir. Diğer yandan, her 100 araģtırmacıya Ġzmir de 30, Ġstanbul da 16 ve Ankara da 12 proje önerisi düģmektedir. Toplam proje baģvurusu sayısı daha düģük olmasına rağmen Ġzmir de araģtırmacı gücünün proje oluģturma potansiyelinin daha yüksek olduğu görülmektedir. 100 araģtırmacı baģına kabul edilen TÜBĠTAK projesi sayısı Ġzmir de 8 olup, kabul edilen projelerin baģvurulara oranı her üç bölgede yaklaģık 1/3 düzeyindedir. 131

132 Başvuru Kabul Şekil 35: İzmir'den TÜBİTAK a Başvuru ve Kabul Sayıları, Kaynak: TÜBİTAK, 2012 Son 30 yıl içinde, bilimsel ve uygulamaya yönelik bilgi üreten akademik projelerin yanında, sanayinin doğrudan teknoloji üretmesine olanak sağlayan projelerin oluģturulması da üniversitelerin önemli iģlevlerinden biri haline gelmiģtir. Bu amaca yönelik oluģturulan ve yürütülen üniversite-sanayi ortak projeleri Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı SAN- TEZ Programı altında desteklenmektedir. Ġzmir den yılları arasında yapılan toplam SAN-TEZ proje baģvurusu 84 olup, bu baģvurulardan 39 tanesi kabul edilmiģ (% 46) ve desteklenmiģtir (ġekil 36). Bu sayı Ankara da 165 baģvuru 84 kabul (% 51), Ġstanbul da ise 115 baģvuru 60 kabuldür (% 52). Şekil 36: İzmir'den SANTEZ Programına Başvuru ve Kabul Sayıları, Kaynak: Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, 2011 SAN-TEZ projelerinin oldukça düģük sayıda gerçekleģmesi üniversite-sanayi iģbirliğinin Ġzmir de yeterli düzeyde olmadığını göstermektedir. Nitekim güçlü araģtırmacı yapısına sahip Ġzmir de, iģletmelerin % 81 i üniversite ve araģtırma merkezleri ile iģbirliği içerisinde bulunmadığını belirtmiģtir. Ayrıca, iģletmelerin sadece % 5 i yenilik projelerinin fikir kaynağını üniversitedeki araģtırmacılar olarak göstermiģtir. Ġzmir deki araģtırmacılar yılları arasında toplam yayın ile Türkiye de üretilen yayınların toplam % 7,6 sını üretmiģtir. Ġzmir in yayın sayısı artıģ eğilimi sergilerken, toplam yayınlar içindeki payı döneminde azalma, 2010 yılında ise artıģ göstermiģtir (Tablo 60). Ġzmir de aktif araģtırmacı olduğu göz önüne 132

133 alındığında dönemi ortalaması olarak araģtırmacı baģına 0,9 yayın düģmektedir. Bu oran Ġstanbul da da 0,9 iken Ankara da 0,8 dir. Tablo 60: İzmir ve Türkiye de Yayın Sayıları, Düzey TOPLAM Ġzmir Türkiye Ġzmir/Türkiye 7,72 7,44 7,16 8,09 7,61 Kaynak: İZKA ve EBİLTEM, 2012a Patent, ülkelerin Ar-Ge ve yenilik göstergelerinden birisidir. Patentin en önemli kaynağı ise üretilen ve yürütülen projelerdir. Türk Patent Enstitüsü (TPE) verilerine göre, yılları arasında Ġzmir üniversitelerine ait patent baģvurusu 51, tescil edilen patent sayısı ise 11 dir. Aynı dönemler arasında patent baģvuru sayısı Ġstanbul da 69, tescil edilen 28 iken Ankara da baģvuru 117, tescil ise 22 dir (ġekil 37). Şekil 37: Üniversitelerde Üretilen Patent ve Faydalı Model Başvuru Sayılarının Bölgelere Göre Dağılımı, Kaynak: TPE, 2011 Patent sayısının düģük olması üniversitelerde yürütülen araģtırmaların uygulamaya dönük olmadığını veya sonuçların yeterli oranda tescillenmediğini göstermektedir araģtırmacıya düģen patent ve faydalı model baģvuru sayısı Türkiye ortalamasında 6, Ġstanbul da 3,8 ve Ankara da 4,8 iken, bu sayı Ġzmir de 7 dir. Ġzmir de araģtırmacılar proje yazmada olduğu gibi patent konusunda da diğer iki büyük bölgeye göre daha yüksek performans göstermektedir. Üniversiteler tarafından, araģtırmaların yeterince patente dönüģmemesi önündeki baģlıca engellerin patent baģvuru sürecinin yorucu ve bürokrasinin fazla oluģu (% 56), patent almanın mali yükünün büyüklüğü (% 44), patentle sonuçlanacak fikirlerin üretilememesi (% 38) ve patent alma süreci konusundaki bilgi yetersizliği (% 38) olduğu değerlendirilmiģtir (ġekil 38). 133

134 Şekil 38: Üniversitelerin Patent Almasının Önündeki Engeller, (%) Kaynak: İZKA, EBİLTEM ve TÜİK, 2012 Ar-Ge ve Yeniliği Destekleyici Altyapı Ar-Ge ve yenilik çalıģmalarının geliģmesi ve istenilen düzeye çıkabilmesi için uygun ortamın sağlanması, buna yönelik çalıģmaların desteklenmesi ve ilgili kurum ve kuruluģların bilgilendirilerek bu süreçlere dahil edilmeleri gerekmektedir. ĠĢletmelerin daha yenilikçi bir yapıya kavuģabilmeleri için, Ģemsiye kuruluģların üyeleri ile iletiģim kapasitesi, verdiği destekler, desteklerin içeriği ve tanıtımı ile fiziki altyapı konularındaki durumları belirleyici rol oynamaktadır. Ġzmir de çok sayıda oda, borsa, dernek, birlik, federasyon ve OSB yönetimleri gibi Ģemsiye kuruluģlar bulunmaktadır (Tablo 61). Bu kurumlar, sahip oldukları yasa ile belirlenmiģ görev ve sorumluluklarının yanında, üyeleri arasında Ar-Ge ve yenilik farkındalığını artırarak daha yenilikçi ve teknolojik ürünler üretip satmalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Tablo 61: İzmir Bölgesel Yenilik Stratejisi Çalışması Kapsamında Görüşme Yapılan Şemsiye Kuruluşlar ve Üye Sayıları, 2011 Kurum Sayı Üye Sayısı Dernek Organize Sanayi Bölgesi Federasyon Serbest Bölge Birlik Oda Borsa Diğer 1 0 TOPLAM Kaynak: İZKA ve EBİLTEM, 2012b AraĢtırma kapsamında hazırlanarak geliģtirilen anket Ġzmir de faaliyet gösteren sanayi ile ilgili oda, dernek, borsa, birlik, OSB ve serbest bölgeler olmak üzere toplam 21 kuruma uygulanmıģtır. Ġzmir deki Ģemsiye kuruluģların üniversiteler ile iģbirliği görece yüksek bir seviyede iken (% 60) bu kuruluģların kendi üyeleri olan iģletmeler ile iģbirliği ve proje 134

135 oluģturma düzeyleri (% 35) oldukça düģüktür. ġemsiye kuruluģların sadece % 30 unun yenilik konusunda stratejik hedeflerin ortaya konulduğu bir yenilik politikası varken, % 70 inin böyle bir strateji ve politikası bulunmamaktadır. ġemsiye kuruluģların % 90 ı üyelerinin yenilik faaliyetlerini izleyecek bir sistemlerinin bulunmadığını, ancak % 78 oranında böyle bir sisteme ihtiyaç duyduklarını belirtmiģlerdir. Kurumların % 95 i, üyelerinin Ar-Ge ve yeniliğe yönelik devlet yardımlarından etkin bir Ģekilde yararlanamadıklarını bildirmiģlerdir. Bu bilgiler Ġzmir de firmaları Ar-Ge ve yeniliğe yöneltecek, bilgi ve farkındalıklarını artıracak ve firmaların proje yazma becerilerini geliģtirecek çalıģmalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Ġzmir deki Ģemsiye kuruluģların Ar-Ge ve yeniliğe yönelik verdiği destek birincil olarak yönlendirme ve bilgilendirme desteğidir. Ar-Ge ve yeniliği destekleyen Ģemsiye kuruluģların neredeyse tamamı bilgilendirme ve yönlendirme hizmeti verirken, sınai mülkiyet hakları, proje hazırlama ve yönetme, teknoloji transferi ve lisanslama, ürün geliģtirme ve spin-off firma kurma gibi yenilik ekosisteminin diğer önemli faaliyetlerine iliģkin hizmetler konusunda geri kalmaktadır. Bu hizmetlerin geliģtirilmesi gerekmektedir. Yenilik çalıģmasının yapılması ve yaygınlaģması için bilgi üreten kurumlardan, teknoloji üreten kurumlara kadar her kesimin bilinçli bir iģbirliği ve eģgüdüm içinde olması gerekmektedir. Ġzmir de bulunan ve bünyelerinde binlerce iģletmeyi barındıran odalar, dernekler, birlikler ve federasyonlar Ar-Ge ve yeniliğe yönelik farkındalık çalıģmalarının yapıldığı/yapılacağı yerlerden birisidir. Bu yapıların aktif bir Ģekilde farkındalık çalıģmalarını yürütmeleri, üyelerini ve toplumu bilinçlendirmeleri yenilik ekosisteminin temelini sağlamlaģtıracaktır (ġekil 39). 135

136 Şekil 39: İzmir Yenilik Ekosistemi Haritası Kaynak: İZKA, EBİLTEM ve TÜİK, 2012 Ġzmir deki yenilik üretim merkezlerinin baģında Ġzmir Teknoloji GeliĢtirme Bölgesi (ĠZTEKGEB) 61, KOSGEB-TEKMER ler, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı desteği kapsamında kurulan Ar-Ge Merkezleri ile devlet Ar-Ge desteği alarak teknoloji üreten diğer iģletmeler gelmektedir. KOSGEB Güney Hizmet Merkez Müdürlüğü bünyesindeki Ege Üniversitesi Teknoloji GeliĢtirme Merkezi (EÜ TEKMER) de 18 adet iģlik, Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoloji GeliĢtirme Merkezi (DEÜ TEKMER) de 12 adet iģlik bulunmaktadır. Bu iģlikler firmaların teknoloji üretim sürecine önemli destek vermekte ve üniversite ile birlikte proje oluģturma ve yürütme Ģansını artırmaktadır. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nın desteğiyle, 5746 sayılı AraĢtırma ve GeliĢtirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde Ġzmir de kurulan Ar-Ge Merkezleri sayısı 2012 itibari ile 12 dir (Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2012a). Ġzmir, Ġstanbul (32), Ankara (17) ve Bursa dan (19) sonra Kocaeli ile birlikte dördüncü sırada yer almaktadır. Türkiye nin ilk 500 büyük sanayi kuruluģu arasında 30 Ġzmir firmasının olduğu düģünüldüğünde Ar-Ge Merkezi sayısının yetersiz olduğu ortaya çıkmaktadır. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı kapsamındaki Ar-Ge merkezleri ancak büyük ölçekli iģletmeler tarafından kurulabilmektedir. Küçük ve orta ölçekli iģletmelerin bünyelerinde bağımsız bir Ar-Ge birimine sahip olma oranı ise % 15 düzeyindedir (ĠZKA, EBĠLTEM ve TÜĠK, 2012). Özel Sektörde Yenilik Ġzmir Bölgesel Yenilik Stratejisi kapsamında özel sektörün yenilik kapasitesinin tespit edilmesi için bir saha analizi çalıģması yürütülmüģtür. ĠZKA, TÜĠK Ġzmir Bölge Müdürlüğü ve EBĠLTEM iģbirliği ile gerçekleģtirilmiģ saha analizinde 760 firmaya anket uygulanmıģtır. Saha analizlerinin yapılması için önceki analiz çalıģmaları dikkate alınarak belirlenmiģ sektörler Ģunlardır: yenilenebilir enerjiler ve çevre teknolojileri, iģlenmiģ meyve ve sebze, giyim eģyası sanayi, kimyasal maddeler, biyomedikal sanayi, biliģim ve endüstriyel havalandırma iklimlendirme ve soğutma sektörleridir. Analiz sonucunda ortaya çıkan sonuçlar raporlanarak Ġzmir Bölgesel Yenilik Stratejisi Saha Analizi olarak yayınlanmıģtır 62. ĠĢletmelerin yenilik düzeyi, farklı göstergeler ile ölçülebilmektedir. Bu göstergelerden en temel olanı Ar-Ge birimlerinin varlığıdır. ĠĢletme bünyesinde bulunan bağımsız bir Ar-Ge birimi sürdüreceği Ar-Ge ve yenilik çalıģmaları ile iģletmenin ve dolayısı ile ülkenin yenilik düzeyini artıracaktır. Bölgesel Yenilik Stratejisi Saha Analizi kapsamında belirlenmiģ sektörlerde Ġzmir de bağımsız Ar-Ge birimi olan iģletmelerin oranı % 15 gibi oldukça düģük bir düzeydedir. 61 ĠZTEKGEB ile ilgili detaylı bilgiler çalıģmanın Organize Sanayi Bölgeleri, Küçük Sanayi Siteleri, Serbest Bölgeler, Teknoloji GeliĢtirme Bölgeleri kısmında yer almaktadır. 62 Ġzmir Bölgesel Yenilik Stratejisi Saha Analizi Raporu na ulaģmak için: 136

137 Adet TÜBĠTAK-TEYDEB in sunduğu Sanayi Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı-1501 ve KOBĠ Ar-Ge BaĢlangıç Destek Programı-1507 destek programları firmalar için Ar-Ge ve yenilik projelerinin en büyük finansman kaynağı durumundadır yılları arasında TEYDEB Ar-Ge desteklerinden (1501 ve 1507) yararlanmak üzere Ġzmir den 416 firma baģvuru yapmıģ, bunlardan 259 tanesi desteklenmiģtir. Ġzmir firmalarının baģarı oranı % 62 düzeyindedir ve baģvuruların büyük bir kısmı makine imalat, kimya ve biliģim sektörlerinden yapılmaktadır. Ġstanbul dan firma baģvuru yapmıģ ve % 60 yararlanma oranı ile firma destekten yararlanmıģtır. Ankara dan ise 932 baģvuran firma, 593 yararlanma ve % 64 baģarı oranı gerçekleģmiģtir. Ġzmir in Ġstanbul ve Ankara ile kıyaslandığında hem baģvuran firma sayısının hem de proje baģvuru sayısının oldukça düģük olduğu, ancak yararlanma oranı açısından bölgeler arası belirgin bir fark olmadığı görülmektedir. TTGV desteklerine döneminde Ġzmir den baģvurulan proje sayısı 26 dır. Türkiye de desteklenen projelerden % 24 ü Ġzmirli firmalara aittir. KOSGEB programlarına 2010 yılında Ġzmir den 27 firma baģvurmuģ ve yapılan baģvuruların % 86 sı kabul edilmiģtir. Ġmalat sanayinde faaliyet gösteren iģletme sayısının 20 binin üzerinde olduğu düģünüldüğünde, bölge firmalarının TEYDEB, TTGV ve KOSGEB destekleri gibi Ar-Ge ve yeniliğe dönük kamu desteklerinden yararlanma açısından geride olduğu ortaya çıkmaktadır. Ar-Ge çalıģmalarının en önemli çıktılarından birisi üretilen patentlerdir. Ġzmir sadece üniversite adresli patent sayısında değil, toplam patent sayısında da Ankara ve Ġstanbul un gerisinde kalmaktadır. TPE verilerine göre yılları arasında Ġzmir den toplam adet patent baģvurusu yapılırken, bu sayı Ankara için ve Ġstanbul için de olmuģtur (ġekil 40). TÜĠK 2010 yılı verilerine göre Ġzmir de yılları arasında imalat sanayi sektöründe faaliyette bulunan firmaların ortalama sayısı tür. Buna göre dönemindeki baģvurular açısından, Ġzmir de yaklaģık 30 firmaya 1 patent baģvurusu düģmektedir İzmir Ankara İstanbul Şekil 40: Patent Başvurularının Bölgelere Göre Dağılımı, Kaynak: TPE, 2011 Ġzmir de iģletmelerin cirolarından Ar-Ge faaliyetlerine ayırdığı pay 2007 yılında % 4,5 iken bu oran 2008 yılında % 4,3, 2009 ve 2010 yıllarında % 4,8 seviyesinde gerçekleģmiģtir. Cirodan Ar-Ge faaliyetlerine ayrılan payın yılları arasındaki dört yılın ortalaması ise % 4,6 dır. Yine aynı dönemde iģletmeler tarafından, Ar-Ge faaliyetleri için yıllık ortalama toplam Avro harcanmıģtır. Saha çalıģması 137

138 kapsamında belirlenen sektörlerdeki iģletmeler, yılları arasında toplam 307 patent baģvurusu yapmıģtır (Tablo 62). Firmaların Ar-Ge harcamalarına oranlandığında, Ġzmir de 1 patent ortaya çıkarabilmek için iģletmelerin ortalama Avro Ar-Ge harcaması yapması gerektiği tespit edilmiģtir (ĠZKA ve TÜĠK, 2012a). Tablo 62: İşletmelerin Ar-Ge ve Yenilik Göstergeleri Yıl Ar-Ge'ye Ar-Ge Patent Yeni Mal Yeni Hizmet Ayrılan Pay Çalışanı Oranı Başvurusu (Toplam) (Toplam) (%) (%) (Toplam) ,5 2, ,3 3, ,8 3, ,8 4, Kaynak: İZKA ve TÜİK, 2012a EBSO Üretimden SatıĢlarına Göre Büyük Sanayi KuruluĢları Anket ÇalıĢması sonuçlarına göre, 2011 yılında EBSO ya kayıtlı en büyük 100 firmanın ünde Ar-Ge çalıģmaları yapılmaktadır. 100 büyük firmada 2007 yılında 87 milyon TL olan Ar-Ge harcamaları 2011 itibari ile 136 milyon TL ye ulaģmıģtır. Bu veriler Ġzmir sanayisinde Ar- Ge harcamalarının önemli artıģ kaydettiğini desteklemektedir. ĠĢletmeleri daha yenilikçi yapan, dolayısı ile önemli yenilik göstergelerinden bir diğeri ise Ar-Ge personel sayısıdır. Ġzmir deki iģletmelerin toplam çalıģanların içerisinde Ar-Ge biriminde çalıģanların payı 2007 yılında % 2,7 iken, bu oran 2008 de % 3 e, 2009 da % 3,5 e ve 2010 yılında % 4,5 e yükselmiģtir. Sürekli bir artıģ eğilimi gösteren bu oran, paralel olarak patent sayılarının artması ve iģletmelerin daha fazla ciro elde etmesi sonucunu doğurmuģtur. Ġzmir in Ar-Ge ve yenilik kapasitesi açısından öne çıkan sektörlerinde 2010 yılında istihdam edilen toplam doktoralı personel sayısı 45 tir yılı itibari ile toplam Ar-Ge personel sayısının olduğu göz önüne alındığında doktoralı çalıģanların toplam Ar-Ge personelinin % 4 ünü oluģturduğu görülmektedir (ĠZKA ve TÜĠK, 2012a). Bölgesel Yenilik Stratejisi Saha Analizi kapsamındaki iģletmeler yılları arasında toplam yeni ya da önemli derecede iyileģtirilmiģ mal ve 672 yeni hizmet üretmiģtir. Yeni mal ve/veya hizmet geliģtiren iģletmelerin oranı % 25 düzeyindedir. Yenilikçi ürünlerin (hem firma hem de pazar için yeni olan ürünler) toplam ciro içerisindeki payı % 19 iken, pazar için yeni olan ürünlerin payı % 13, firma için yeni olan ürünlerin payı % 26 ve hiç yenilik içermeyen ürünlerin payı ise % 42 dir. Bu tablonun baģlıca nedenlerinden birisi olarak, iģletmelerin sadece % 7 sinin açık yenilik modelini kullandıkları, çok büyük bir kısmının Ar-Ge ve yenilik süreçlerinde tedarikçileri, müģterileri ve rakipleri ile iģbirliği içerisine girmedikleri ortaya konulmuģtur. Ayrıca üniversite ve sanayi kesimi arasında da iģbirliği bağlarının zayıf olması önemli bir etkendir. Öncelikli Sektörlerde Yenilik 63 Anket çalıģması döneminde Ege Bölgesi ndeki tüm firmaları, 2010 ve sonrasında ise, sadece üyeleri kapsamaktadır yılında, üretimden satıģları 25 milyon TL barajını aģan anket çalıģmasına EBSO nun 153 üyesi katılmıģtır. Tüm listenin % 80 inin üretim yeri Ġzmir dir. 138

139 Ġzmir Bölgesel Yenilik Stratejisi çalıģmasında, Ġzmir Bölge Planı nda Ġzmir için öncelikli olarak belirtilmiģ, Ġzmir Yükselen Sektörler Analizi ve Ġzmir Kümelenme Analizi çalıģmalarında firma sayısı, istihdam, ihracat veya bölgenin barındırdığı kaynaklar itibari ile öne çıkan ve Ar-Ge ve yenilik anlamında potansiyeli yüksek olarak değerlendirilen yedi sektöre iliģkin bilgiler toplanmıģtır. Bu sektörler aģağıda gösterilmiģtir: BiliĢim, Biyomedikal Sanayi, Endüstriyel Havalandırma, Ġklimlendirme ve Soğutma Cihazları, ĠĢlenmiĢ Meyve-Sebze, Kimyasal Maddeler (Plastik Hammadde, Boya ve Temizlik Maddeleri) Tekstil, Yenilenebilir Enerji (Rüzgar, GüneĢ, Biokütle ve Jeotermal Enerji) ve Çevre Teknolojileri. Belirlenen sektörler bu anlamda öncelikli olarak incelenmiģ, buradan çıkacak bilgi ve deneyimin çalıģmanın gelecekte diğer sektörleri de içerecek biçimde geniģletilmesi için örnek teģkil etmesi amaçlanmıģtır dönemini ve yedi sektörü kapsayan araģtırma, Ġzmir de Ar-Ge ve yenilikle ilgili sektörel düzeyde farklılıklar olduğunu ortaya koymuģtur. Teknopark ve TEKMER gibi yenilik üretim alanlarında daha çok biliģim firmaları yoğunlaģmıģtır. Diğer sektörler bu alanlarda faaliyet göstermemektedir. En fazla Ar-Ge harcaması gerçekleģtiren iģletmeler OSB lerde faaliyet göstermektedir. ĠĢletmelerin bir arada bulunduğu, bilgi ve deneyim paylaģımını daha kolay yapabildikleri, dıģsallıklardan faydalanabildikleri OSB, Serbest Bölge, Teknopark, TEKMER gibi alanlarda yoğunlaģmaları önemli bir kriter olarak belirmektedir. Tüm sektörlerde bağımsız bir Ar-Ge birimi barındıran iģletmeler bulunmakla birlikte, bunların sayıca artırılması mümkündür. Kimyasal maddeler sektörü % 25 ile en yüksek oranda Ar-Ge birimi barındıran iģletmenin bulunduğu sektör olarak araģtırmada öne çıkmıģtır. Ar-Ge birimlerinin ve bu birimlerdeki nitelikli insan kaynağının artırılması hem üniversite sanayi iģbirliğinin hem de firmaların Ar-Ge ve yenilik yeteneklerinin geliģmesine hizmet edecektir. ĠĢletmelerin Ar-Ge yapma durumunun baģlıca göstergelerinden birisi olan Ar-Ge harcaması sektörlere göre büyük farklılıklar göstermektedir. Tüm sektörlerde belirli bir düzeyde Ar-Ge harcaması gerçekleģtirilmesi umut vericidir. Toplam cirodan en fazla pay ayıran sektör % 10 ile biliģim sektörüdür. Yenilenebilir enerji sektöründe Ar-Ge harcamalarının düģüklüğü dikkat çekicidir. Üniversiteler ile iģbirliği konusunda sektörlerde önemli ölçüde farkındalık oluģtuğu ve çok sayıda iģletmenin üniversiteler ile farklı konularda iģbirliği yaptığı görülmektedir. Üniversiteler ve AraĢtırma Merkezleri ile en fazla iģbirliği içerisinde olan sektör % 27 ile biyomedikal olmuģtur. Yenilik performansına bakıldığında, endüstriyel havalandırma sektöründe faaliyette bulunan iģletmelerin %31 i, biyomedikal ve kimyasal maddeler sektöründe bulunanların % 29 u, biliģim sektöründeki firmaların % 26 sı, tekstil sektöründeki iģletmelerin % 16 sı, yenilenebilir enerjiler sektöründekilerin % 13 ü, iģlenmiģ sebze ve meyve sektöründeki 139

140 firmaların % 10 u ve yeni bir mal ve hizmet sunmuģtur. Patent baģvurusu açısından ise kimyasal maddeler sektörü (90 patent) ve biliģim sektörü (65 patent) öne çıkmaktadır. Yenilenebilir enerji sektöründen patent baģvurusu gerçekleģmemiģ olması dikkat çekicidir. Ġzmir de sanayinin Ar-Ge ve yenilik kapasitesinin değerlendirilmesinde, bu sektörlerin yanında diğer sektörlerin de farklı araģtırmalarda incelenmesi daha geniģ bir sektörel perspektif ortaya konulması açısından yararlı olacaktır. Ġzmir in temel Ar-Ge ve yenilik göstergeleri, diğer iki büyük bölge ile kıyaslamalı biçimde aģağıda listelenmiģtir. Tablo 63: İzmir, Ankara ve İstanbul da Ar-Ge ve Yenilik Temel Göstergeleri Göstergeler Kaynak İzmir Ankara İstanbul Kurumsal Göstergeler Üniversite Sayısı (2012) YÖK Üniversite BaĢına DüĢen Nüfus (2012) TÜĠK, YÖK ARBĠS e Kayıtlı AraĢtırmacı Sayısı (2010) TÜBĠTAK Teknoloji GeliĢtirme Bölgelerinin Sayısı (2010) BSTB Ar-Ge Merkezlerinin Sayısı (5746 S. Kanun) (2012) BSTB Akademik Göstergeler Bilimsel (SCI) Yayın Sayısı (2010) YÖK TÜBĠTAK a Sunulan Projelerin Kabul Oranı % (Akademik) ( Ort.) TÜBĠTAK AraĢtırmacı BaĢına Önerilen Proje Sayısı (Akademik) (2010) TÜBĠTAK AraĢtırmacı BaĢına Kabul Edilen Proje Sayısı (Akademik) (2010) TÜBĠTAK TÜBĠTAK Projelerinde Ortalama Proje Bütçesi (Akademik) (Bin TL) (2010) TÜBĠTAK SANTEZ Programına BaĢvuru Sayıları ( Toplam) BSTB SANTEZ Programına Kabul Sayıları ( Toplam) BSTB Üniversitelerin Toplam Patent ve Faydalı Model BaĢvuru Sayısı (2007- TPE Toplam) 1000 AraĢtırıcı BaĢına DüĢen Patent ve Faydalı Model Sayısı ( TPE 7,0 4,8 3,8 Toplam) TÜBĠTAK a Önerilen Proje Sayısı (Akademik) (2010) TÜBĠTAK TÜBĠTAK Tarafından Kabul Edilen Proje Sayısı (Akademik) (2010) TÜBĠTAK 453 Sanayi Göstergeleri 140

141 TÜBĠTAK-TEYDEB Desteklerine BaĢvuran Firma Sayısı ( ) TÜBĠTAK TÜBĠTAK-TEYDEB Desteklerinde Desteklenen Firma Sayısı ( ) TÜBĠTAK TEYDEB Proje BaĢvurularının Kabul Oranları (%) ( ) TÜBĠTAK Proje BaĢına DüĢen TEYDEB Hibe Tutarı (Bin TL) ( ) TÜBĠTAK TEYDEB Projesi Ortalama Süresi (Ay) ( ) TÜBĠTAK TTGV Tarafından Desteklenen Firma Sayısı ( ) TTGV Patent BaĢvuru Sayısı ( ) TPE Tescil Edilen Patent Sayısı ( ) TPE Faydalı Model BaĢvuru Sayısı ( ) TPE Tescil Edilen Faydalı Model Sayısı ( ) TPE Kaynak: İZKA, EBİLTEM ve TÜİK, 2012 Tablo 64: İzmir de Ar-Ge ve Yenilik Temel Göstergeleri Göstergeler Kaynak İzmir Teknoloji GeliĢtirme Bölgesindeki Firma Sayısı (2012) ĠZTEKGEB 84 TGB Firmalarının Ġhracat Miktarı (Dolar) (2010) ĠZTEKGEB Teknoloji Bölgesi ÇalıĢan Sayısı (2012) ĠZTEKGEB 417 Toplam Ar-Ge Ġndirimi Büyüklüğü (Bin Euro) ( ) Maliye Bak TTGV Tarafından Desteklenen Proje Sayısı ( ) TTGV 26 KOSGEB'e BaĢvuran Toplam ĠĢletme Sayısı ( ) KOSGEB 57 KOSGEB'den Destek Alan ĠĢletme Sayısı ( ) KOSGEB 49 Üniversite-Sanayi ĠĢbirliği Merkezi Sayısı (2011) Üniversiteler 4 Spin-Off Firma Sayısı (2010) Üniversiteler 2 Kaynak: İZKA, EBİLTEM ve TÜİK, a.5. Sektörler Arası İlişkiler Ġzmir Bölgesel Girdi Çıktı Analizi 64 çalıģmasında Ġzmir Bölgesi sektörlerinin üretim, gayrisafi katma değer, ihracat, ithalat, ürün üzerindeki net vergiler, çalıģanlara yapılan ödemeler ve net iģletme artığı açısından Türkiye ekonomisindeki payları incelenmiģtir. Sektörlerin 2008 yılı Türkiye üretimi içindeki payı açısından, Ġzmir deki tütün ürünleri imalatı sektörü % 67,3 ile en yüksek paya sahip sektördür. Türkiye de tütün ürünleri imalatı katma değerinin % 81 i Ġzmir de yaratılmaktadır. Kok kömürü, rafine edilmiģ petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı, kâğıt ve kâğıt ürünleri 64 Bu bölüm, ĠZKA ve EÜ ĠĠBF iģbirliği ile yürütülen Ġzmir Bölgesel Girdi-Çıktı Tablosu ve Modeli OluĢturulması ve Analizi ne dayanarak oluģturulmuģtur yılında tamamlanan çalıģmada karma yöntem kullanılarak 2002 Türkiye Girdi Çıktı Tablosu ndan 2008 Türkiye tablosu elde edilmiģ, oradan da 2008 Ġzmir Bölgesel Girdi Çıktı Tablosu oluģturulmuģtur. ÇalıĢma detaylarına ulaģmak için 141

142 imalatı, balıkçılık, balık üretme ve yetiģtirme çiftliklerinin iģletilmesi ile balıkçılıkla ilgili hizmetler ve kimyasal madde ve ürünlerin imalatı sektörleri hem üretimdeki pay hem Gayri Safi Katma Değeri Ġçindeki pay açısından öne çıkan diğer sektörlerdir. Kağıt ve kağıt ürünleri imalatı sektörü her üretim payında ilk beģ sektör içinde son sırada yer alırken, gayri safi katma değerdeki payda kimyasal madde ve balıkçılık, balık üretme ve yetiģtirme çiftliklerinin iģletilmesi ve balıkçılıkla ilgili hizmetler" sektörlerinin önüne geçerek üçüncü sırayı almıģtır (ġekil 41). Sektörlerin bu sıralaması, çalıģanlara yapılan ödemelerin oranı ve net iģletme artığı miktarı açısından da benzeģmektedir. Üretimdeki Payı % Gayri Safi Katma Değerin İçindeki Payı % 67,3 81, ,3 16,9 14,9 14,5 14,8 19,5 Tütün ürünleri imalatı Kok kömürü, rafine edilmiş petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı Balıkçılık, balık üretme ve yetiştirme çiftliklerinin işletilmesi ve balıkçılıkla ilgili hizmetler Kimyasal madde ve ürünlerin imalatı Kağıt ve kağıt ürünleri imalatı Şekil 41: İzmir ve Türkiye de Sektörlerin Üretimi ve Gayri Safi Katma Değeri İçindeki Payları, 2008 (%) Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012b Ġzmir ekonomisinde sektörlerin göreli büyüklüklerinin ve diğer sektörlerle iliģkilerinin saptanmasına yönelik olarak Ġzmir Bölgesi Girdi Çıktı Analizi çerçevesinde 36 sektör incelenmiģtir. Ġzmir Bölgesi ndeki sektörler ve üretim paylarına göre, Ġzmir deki toplam üretimin % 17,7 si kara, su, hava ve boru hattı taģımacılığı sektörü tarafından gerçekleģtirilmektedir. Yüksek üretim payına sahip diğer sektörler toptan ve perakende ticaret; diğer hizmetler sektörü; oteller ve lokantalar ve kok kömürü, rafine edilmiģ petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı sektörleridir (Tablo 65). Tablo 65: İzmir Bölgesinde Sektörlerin Üretim Payları, 2008 Sektör Pay (%) Kara, Su, Hava ve Boru Hattı TaĢımacılığı ve ĠletiĢim 17,7 Toptan ve Perakende Ticaret 14,3 Diğer Hizmetler 11,2 Oteller ve lokantalar 7,4 Kok kömürü, rafine edilmiģ petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı 6,1 Gıda ürünleri ve içecek imalatı 4,5 Ana metal sanayii 4,2 Tarım, Avcılık ve Ormancılık 4,0 ĠnĢaat 3,8 142

143 Kimyasal madde ve ürünlerin imalatı 3,6 Tütün ürünleri imalatı 2,7 Sigorta ve Emeklilik Fonları Dahil Mali Hizmetler 2,2 Motorlu kara taģıtı, römork ve yarı-römork imalatı 2,0 Sağlık iģleri ve sosyal hizmetler 1,7 Elektrik, gaz, buhar ve sıcak su üretimi ve dağıtımı 1,6 B.y.s. makine ve teçhizat imalatı 1,4 Plastik ve kauçuk ürünleri imalatı 1,3 Mobilya imalatı; b.y.s. diğer imalat 1,1 Giyim eģyası imalatı; kürkün iģlenmesi ve boyanması 1,1 Makine ve teçhizatı hariç; metal eģya sanayii 1,1 Kağıt ve kağıt ürünleri imalatı 1,0 Eğitim hizmetleri 1,0 Metalik olmayan diğer mineral ürünlerin imalatı 0,9 B.y.s. elektrikli makine ve cihazların imalatı 0,9 Tekstil ürünleri imalatı 0,7 Madencilik, Petrol ve Doğalgaz Çıkarımı 0,5 Basım ve yayım; plak, kaset vb. kayıtlı medyanın çoğaltılması 0,4 Balıkçılık, balık üretme ve yetiģtirme çiftliklerinin iģletilmesi ve balıkçılıkla ilgili hizmetler 0,4 Derinin tabaklanması, iģlenmesi; bavul, el çantası, saraçlık, koģum takımı ve ayakkabı imalatı 0,3 Suyun toplanması, arıtılması ve dağıtılması 0,3 Ağaç ve mantar ürünleri imalatı (mobilya hariç); hasır ve buna benzer, örülerek yapılan maddelerin imalatı 0,2 Tıbbi aletler; hassas ve optik aletler ile saat imalatı 0,1 Yeniden değerlendirme 0,1 Diğer ulaģım araçlarının imalatı 0,1 Radyo, televizyon, haberleģme teçhizatı ve cihazları imalatı 0,0 Büro, muhasebe ve bilgi iģlem makineleri imalatı 0,0 TOPLAM 100 Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012b GSKD açısından incelendiğinde üretim payı üzerinden yapılan analize göre ilk beģ sektörde çok büyük değiģiklik olmamakta, listeden kok kömürü, rafine edilmiģ petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı sektörü çıkarken tarım, avcılık ve ormancılık sektörü listeye girmektedir. Ġzmir de en yüksek katma değer yaratan sektör % 19,1 pay ile kara, su, hava ve boru hattı taģımacılığı ve iletiģim sektörüdür (Tablo 66). Tablo 66: İzmir Bölgesinde Sektörlerin GSKD Payları, 2008 Sektör Pay (%) Kara, Su, Hava ve Boru Hattı TaĢımacılığı ve ĠletiĢim 19,1 Toptan ve Perakende Ticaret 18,7 Diğer Hizmetler 65 16,8 Tarım, Avcılık ve Ormancılık 5,1 65 Diğer hizmetler sektörü altında yer alan sektörler Ģunlardır: Kanalizasyon, çöp ve atıkların toplanması, hıfzıssıhha ve benzeri hizmetler; BaĢka yerde sınıflandırılmamıģ üye olunan kuruluģların faaliyetleri; Eğlence, dinlenme, kültür ve sporla ilgili faaliyetler; Diğer hizmet faaliyetleri; Evlerde yaptırılan hizmet iģleri 143

144 Oteller ve lokantalar 4,8 Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012b ÇalıĢanlara yapılan ödemeler açısından inceleme yapıldığında diğer hizmetler sektörü, % 20 nin üzerinde payla Ġzmir deki en yüksek iģgücü ödemesi yapan sektör olarak ön plana çıkmaktadır. ĠĢgücü ödemesinde öne çıkan diğer dört sektör ise sırasıyla toptan ve perakende ticaret, kara, su, hava ve boru hattı taģımacılığı ve iletiģim ve inģaat ve eğitim hizmetleri sektörleridir. Diğer analizlerden farklı olarak, çalıģanlara yapılan ödemelerde inģaat ve eğitim hizmetlerinin öne çıkması dikkat çekicidir (Tablo 68). Tablo 67: İzmir Bölgesinde Sektörlerin Çalışanlara Yapılan Ödeme Payları, 2008 Sektör Pay(%) Diğer Hizmetler 21,0 Toptan ve Perakende Ticaret 16,7 Kara, Su, Hava ve Boru Hattı TaĢımacılığı ve ĠletiĢim 10,7 ĠnĢaat 5,4 Eğitim hizmetleri 5,4 Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012b Ġzmir de toplam net iģletme artığı içinde en yüksek payı alan ilk beģ sektör Tablo 68 de sunulmuģtur. Sektörlerin gayrisafi katma değer payları ile paralel olarak, net iģletme artığı payı en yüksek olan sektör kara, su, hava ve boru hattı taģımacılığı ve iletiģim sektörüdür. Bu sektörü toptan ve perakende ticaret takip etmektedir. Diğer hizmetler, tarım, avcılık ve ormancılık ve oteller ve lokantalar sektörleri net iģletme artığının yüksek olduğu diğer sektörlerdir. Tablo 68: İzmir Bölgesinde Sektörlerin Net işletme Artığı Payları, 2008 Sektör Pay(%) Kara, Su, Hava ve Boru Hattı TaĢımacılığı ve ĠletiĢim ) 20,9 Toptan ve Perakende Ticaret 20,8 Diğer Hizmetler 16,7 Tarım, Avcılık ve Ormancılık 6,4 Oteller ve lokantalar 5,0 Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012b Ġzmir Bölgesi nden Türkiye nin geri kalanına yapılan net satıģlar incelendiğinde, 7,2 milyon TL ile en yüksek satıģın kara, su, hava ve boru hattı taģımacılığı ve iletiģim sektörü tarafından yapıldığı görülmektedir. Bölge dıģına net satıģ çerçevesinde ön plana çıkan diğer sektörler sırasıyla; toptan ve perakende ticaret, oteller ve lokantalar, kok kömürü, rafine edilmiģ petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı ve tütün ürünleri imalatı sektörüdür (Tablo 69). Tablo 69: İzmir Bölgesinden Türkiye ye Net Satışlar, 2008 Sektör Pay(milyon TL) Kara, Su, Hava ve Boru Hattı TaĢımacılığı ve ĠletiĢim 7,2 Toptan ve Perakende Ticaret 6,4 Oteller ve lokantalar 5,9 Kok kömürü, rafine edilmiģ petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı 4,3 144

145 Tütün ürünleri imalatı 2,1 Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012b İzmir Bölgesinde Endüstriyel Bağınlaşma Sektörler arası ara mal alıģ veriģini analizin odak noktası olarak girdi-çıktı modeli, sektörler arasında nasıl bir bağınlaģma olduğu, yani sektörlerin birbirleri için ne kadar önemli oldukları ile ilgili saptamalar da ortaya koymaktadır. Bu saptamalar, ileri ve geri bağlantılara ve Hirschman kategorilerine dayanmaktadır. Bir sektörde ortaya çıkacak ekonomik canlanma, sadece o sektörde değil ara girdi alıģveriģleri nedeniyle diğer sektörlerde de etkiler yaratır. Bu etki geri bağlantı etkisi olarak adlandırılır. Öte yandan, bir sektörün toplam çıktısının ne oranda ara mal olarak kullanıldığı, sektörün diğer sektörler için ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir. Bu etki de ileri bağlantı etkisi olarak adlandırılır (AydoğuĢ, O. 2011). Buna göre toplam ileri bağlantı etkisi en yüksek olan beģ sektör sırasıyla aģağıdaki gibidir: Tablo 70: İzmir de Toplam İleri Bağlantı Etkisi En Yüksek Olan Beş Sektör, 2008 Sektör Toplam İleri Bağlantı İndeksi Toptan ve perakende ticaret 6,872 Diğer hizmetler 6,727 Ana metal sanayi 5,075 Kara, su, hava ve boru taģımacılığı ve iletiģim 4,860 Kimyasal madde ve ürünlerin imalatı 4,538 Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012b Bu bilgiler ıģığında, tüm sektörlerde bir birim (örneğin bir milyon TL) nihai talep artıģı olması durumunda toptan ve perakende ticaret sektöründe 6,872 birim (6 milyon 872 bin TL) üretim artıģı olacağı söylenebilir. Aynı nihai talep artıģı senaryosunda diğer hizmetler sektörü üretim artıģı 6,727 birim; ana metal sanayi sektörü üretim artıģı 5,075, taģımacılık ve iletiģim sektörü üretim arıģı 4,86 ve kimyasal madde ve ürünlerin imalatı sektörü üretim artıģı 4,538 birim (milyon TL) olacaktır (Tablo 70). En yüksek toplam geri bağlantı etkisine sahip olan sektörler ve bu sektörlerin toplam geri bağlantılarının altında yatan en yüksek etkili sektörler ise Tablo 71 de sunulmuģtur. Motorlu kara taģıtı, römork ve yarı-römork imalatı sektörü toplam geri bağlantı etkilerinde öne çıkmaktadır. Bu sektördeki nihai talepte bir birimlik artıģ olması, bölge ekonomisinde 2,87 birimlik toplam üretim artıģına neden olmaktadır. Bu etkiye en çok katkıda bulunan sektör 1,04 birim ile kendisi, ikinci sektör ise 0,48 birim ile ana metal sanayidir. Motorlu kara taşıtı, römork ve yarı-römork imalatı Motorlu kara taģıtı, römork ve yarırömork imalatı 1.04 Ana metal sanayii 0.48 Makine ve teçhizatı hariç; metal eģya 0.22 Tablo 71: İzmir Sektörel Toplam Geri Bağlantı Etkileri Yeniden değerlendirme Yeniden değerlendirme Ana metal sanayii Toptan ve perakende ticaret Ana metal sanayii 1.24 Ana metal sanayii Yeniden değerlendirme Madencilik, petrol ve Mobilya imalatı; b.y.s. diğer imalat Mobilya imalatı; b.y.s. diğer imalat Ana metal sanayii Toptan ve perakende ticaret 0.23 Makine ve teçhizatı hariç; metal eşya sanayii Makine ve teçhizatı hariç; metal eģya 1.05 sanayii Ana metal sanayii 0.52 Toptan ve perakende ticaret

146 sanayii Toptan ve perakende ticaret Elektrik, gaz, buhar ve sıcak su üretimi ve dağıtımı Toplam Geri Bağlantı Etkileri 0.18 Diğer hizmetler Kara, su, hava ve boru hattı taģımacılığı ve iletiģim doğalgaz çıkarımı Toptan ve perakende ticaret 0.16 Diğer hizmetler Diğer hizmetler 0.16 Diğer hizmetler 0.14 Kara, su, hava ve boru hattı taģımacılığı ve iletiģim 0.14 Yeniden değerlendirme Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012b 0.13 Hesaplanan toplam ileri ve geri bağlantı indekslerine göre, hem ileri hem de geri bağlantı endeksleri bağlamında ön planda olan sektörler (I. Hirschman Kategorisi) sırasıyla aģağıdaki gibidir: Kok kömürü, rafine edilmiģ petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı Kimyasal madde ve ürünlerin imalatı Ana metal sanayi Yeniden değerlendirme Elektrik, gaz, buhar ve sıcak su üretimi ve dağıtımı Bu sektörler, hem bölge ekonomisinde bir geniģleme olması durumunda göreceli olarak yüksek üretim artıģları yaratmakta hem de kendilerine yönelik nihai talep artıģında diğer sektörlerde daha yüksek üretim artıģlarını tetiklemektedir. İzmir Bölgesi Çoğaltanları Çoğaltan analizleri, bir sektörün nihai talebinde bir birimlik artıģ olması durumunda bölge ekonomisinde üretim, gelir, istihdam, vergi ve ithalatında ne kadar artıģ gerçekleģeceğini gösterir. Bu bölümde Ġzmir Bölgesi için hesaplanan sektörel üretim, gelir, istihdam, vergi ve ithalat çoğaltanları en yüksek çoğaltan katsayısına sahip beģ sektör için incelenmektedir. Ġzmir ekonomisi için en yüksek üretim çoğaltanı etkisine sahip sektör motorlu kara taģıtı, römork ve yarı-römork imalatı sektörüdür. Bu sektörün nihai talebinde ortaya çıkacak bir birimlik artıģ, bölge ekonomisinde 2,87 birimlik artıģa neden olacaktır (Tablo 72). Üretim çoğaltanı değeri yüksek olan diğer sektörler sırasıyla yeniden değerlendirme, ana metal sanayi, mobilya imalatı; BYS diğer imalat ve makine ve teçhizatı hariç metal eģya sanayi sektörleridir. Nihai talepte bir birim artıģ olması durumunda, bu sektörler Ġzmir de en yüksek üretim artıģını ortaya çıkartmaktadırlar. Tablo 72: İzmir Bölgesinde En Büyük Üretim Çoğaltanına Sahip Olan Sektörler, 2008 Sektör Üretim Çoğaltanı Motorlu kara taģıtı, römork ve yarı-römork imalatı 2,87 Yeniden değerlendirme 2,83 Ana metal sanayi 2,73 Mobilya imalatı; b.y.s. diğer imalat 2,60 Makine ve teçhizatı hariç; metal eģya sanayi 2,58 Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012b ĠĢgücü geliri artıģı çerçevesinde yapılan çoğaltan analizi, Ġzmir de nihai talepte bir birimlik artıģın yaratacağı gelir artıģının eğitim sektöründe en yüksek olacağını göstermektedir. 146

147 Eğitim hizmetleri sektörünün nihai talebinde meydana gelebilecek bir birimlik artıģ bölgede toplam 0,706 birimlik iģgücü geliri artıģına yola açacaktır (Tablo 73). Sağlık iģleri ve sosyal hizmetler sektörü ile sigorta ve emeklilik fonları dahil mali hizmetler sektöründe de iģgücü gelir artıģı yüksek olmaktadır. ĠnĢaat ve diğer hizmetler sektörleri de gelir çoğaltanında önem arz etmektedirler. Tablo 73: İzmir de En Büyük Gelir (İşgücü Geliri) Çoğaltanına Sahip Sektörler, 2008 Sektör Gelir Çoğaltanı Eğitim hizmetleri 0,706 Sağlık iģleri ve sosyal hizmetler 0,460 Sigorta ve Emeklilik Fonları Dahil Mali Hizmetler 0,315 Diğer Hizmetler 0,303 ĠnĢaat 0,295 Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012b Ġncelenen bir diğer çoğaltan ise, istihdama dair gözlemler yapılmasını sağlamaktadır. Ġzmir de en yüksek istihdam artıģı sağlayan sektör, mobilya imalatı ile baģka yerde sınıflandırılmamıģ diğer imalat sanayi sektörüdür. Bu sektörün nihai talebinde ortaya çıkacak bir birimlik artıģ, bölge ekonomisinde 42 kiģilik iģgücü talebi artıģına neden olacaktır (Tablo 74). Giyim eģyası imalatı, kürkün iģlenmesi ve boyanması ise göreceli olarak yüksek istihdam yaratan ikinci sektördür. Yüksek istihdam yaratma becerisi olan diğer sektörler tıbbi aletler, hassas ve optik aletler ile saat imalatı, makine ve teçhizatı hariç metal eģya sanayi ve ağaç ve mantar ürünleri imalatı (mobilya hariç); hasır ve buna benzer, örülerek yapılan maddelerin imalatı sektörleridir. Bu noktada, istihdam yaratma çerçevesinde imalat sanayinin göreceli olarak ön plana çıkmıģ durumdadır. Tablo 74: İzmir Bölgesinde En Büyük İstihdam Çoğaltanına Sahip Olan Sektörler, 2008 Sektör İstihdam Çoğaltanı Mobilya imalatı; BYS diğer imalat 42 Giyim eģyası imalatı; kürkün iģlenmesi ve boyanması 34 Tıbbi aletler; hassas ve optik aletler ile saat imalatı 33 Makine ve teçhizatı hariç; metal eģya sanayi 32 Ağaç ve mantar ürünleri imalatı (mobilya hariç); hasır ve buna benzer, örülerek yapılan maddelerin imalatı 32 Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012b Vergi yaratma konusunda tarım, avcılık ve ormancılık sektörü ile kok kömürü, rafine edilmiģ petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı sektörleri Ġzmir de öne çıkmaktadırlar. Bu sektörün nihai talebinde ortaya çıkacak bir birimlik artıģ, bölge ekonomisinde birimlik artıģa neden olacaktır (Tablo 75). Bu sektörleri madencilik, petrol ve doğalgaz çıkarımı, derinin tabaklanması, iģlenmesi; bavul, el çantası, saraçlık, koģum takımı ve ayakkabı imalatı sektörü ve kara, su, hava ve boru hattı taģımacılığı ve iletiģim sektörü takip etmektedir. Ġstihdamda olduğu gibi, vergi yaratmada da imalat sanayinin göreceli olarak ön planda olduğu gözlemlenmektedir. Tablo 75: İzmir Bölgesinde En Büyük Vergi Çoğaltanına Sahip Olan Sektörler, 2008 Sektör Vergi Çoğaltanı 147

148 Tarım, Avcılık ve Ormancılık 0,209 Kok Kömürü, Rafine EdilmiĢ Petrol Ürünleri ve Nükleer Yakıt 0,180 Ġmalatı Madencilik, Petrol ve Doğalgaz Çıkarımı 0,180 Derinin tabaklanması, iģlenmesi; bavul, el çantası, saraçlık, koģum 0,161 takımı ve ayakkabı imalatı Kara, Su, Hava ve Boru Hattı TaĢımacılığı ve ĠletiĢim 0,157 Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012b Nihai talepte bir birimlik artıģın ithalat üzerindeki etkisine bakıldığında yeniden değerlendirme sektörünün özellikle öne çıktığı görülmektedir. Bu sektörün nihai talebinde ortaya çıkacak bir birimlik artıģ, bölgede 16,248 birimlik ithalat artıģına neden olacaktır (Tablo 76). Tablo 76: İzmir Bölgesinde En Büyük İthalat Çoğaltanına Sahip Olan Sektörler, 2008 Sektör İthalat Çoğaltanı Yeniden değerlendirme 16,248 Ana metal sanayii 5,010 Büro, muhasebe ve bilgi iģlem makineleri imalatı 2,896 Tıbbi aletler; hassas ve optik aletler ile saat imalatı 2,518 Diğer ulaģım araçlarının imalatı 2,478 Kaynak: İZKA ve EÜ, 2012b Ana metal sanayii, büro, muhasebe ve bilgi iģlem makineleri imalatı, tıbbi aletler; hassas ve optik aletler ile saat imalatı ve diğer ulaģım araçlarının imalatı sektörleri de göreceli olarak yüksek ithalat yaratan sektörlerdir. Ġthalatta da imalat sanayinin göreceli baskınlığı göze çarpmaktadır. 3.a.6. Kümelenme Yazında farklı tanımları olan sanayi kümelenmeleri genel olarak, belli bir coğrafi yakınlık içinde bulunan bir grup firmanın ve sivil toplum kuruluģları, üniversiteler, kalkınma ajansları gibi iģ dıģı arabulucu kurumların oluģturduğu ve her bir firmanın rekabet edebilirliğine olumlu etkileri olan gruplar olarak tanımlanmaktadır. Kümelenmeyi, alıcıtedarikçi iliģkileri, ortak teknoloji, ortak alıcı ve dağıtım kanalları ile ortak iģgücü havuzları bir arada tutar ancak kümelenmedeki firmaları bir arada tutan temel unsurun firmaların ekonomik çıkarı olduğu söylenebilir. Kümelenmelerde ayrıca, firmalar arasındaki güven ve iģbirliği de kümenin devamlılığında büyük önem taģımaktadır. Kümelenme, üretkenliği artırarak ve yenilikçiliği besleyerek kümedeki iģletmelere rekabet avantajı kazandırır; bilgiye, teknolojiye, üretimde emeği geçen iģletmelere eriģmede ve geliģimi teģvik etmede avantajlar sağlar ve deneyimli bir iģgücü havuzu oluģumunu destekler. Kümelenme oluģumlarının geliģmesinde firmalar temel aktör olarak rol alırken, özel sektör kurumları, üniversiteler, eğitim kurumları, araģtırma enstitüleri, destekleyici kuruluģlar, yerel yönetimler ve kalkınma ajansları bu süreçte önemli rol oynayan diğer aktörlerdir. Türkiye de kümelenme çalıģmalarının ivme kazanması, DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı tarafından yılları arasında yürütülen ve ulusal anlamda geniģ çaplı kümelenme çalıģmalarının gerçekleģtirildiği Türkiye nin Kümelenme Politikasının GeliĢtirilmesi 148

149 Projesi ile baģlamıģtır. 26 Düzey 2 bölgesinde kalkınma ajanslarının kurulmasıyla, bölgelerin ekonomik kalkınmasına yönelik araçların arasında kümelenme yaklaģımı da önemli bir yer tutmuģtur. Türkiye de gerçekleģtirilen kümelenme çalıģmalarının dönüm noktaları ve izlemiģ olduğu tarihsel seyir ġekil 42 de gösterilmiģtir (ĠZKA, 2012). Şekil 42: Türkiye'deki Kümelenme Deneyimlerinin Dönüm Noktaları Kaynak: İZKA, 2012 Projelerin, kümelenmeye yönelik desteklerin ve kümelenme giriģimlerinin yaygınlığına rağmen, Türkiye nin henüz doğrudan kümelenmeye yönelik ulusal stratejisi bulunmamaktadır. Ancak 9. Ulusal Kalkınma Planı, tematik strateji belgeleri ve kurumsal stratejik planlarda kümelenme farklı politika alanları kapsamında yer almaktadır. Ġzmir in, kümelenme politikaları ve uygulamaları konusunda Türkiye nin en deneyimli bölgelerinin baģında geldiği söylenebilir. Ġzmir deki kümelenme çalıģmalarının baģlangıcı, bir AB projesi olarak baģlayan ABĠGEM projesine ve 2005 yılında gerçekleģtirilen ilk ihracat konsorsiyumu denemelerine dayandırılabilir. Yine aynı yıl düzenlenen kümelenme konulu eğitimler ile bölgede uzman kadro temeli oluģturma çalıģmaları gerçekleģtirilmiģtir. Bu çalıģmaların devamında Türkiye nin Kümelenme Politikasının GeliĢtirilmesi Projesi kapsamında Ġzmir Organik Gıda Kümelenmesi çalıģması gerçekleģtirilmiģtir. Ege Ġhracatçı Birlikleri çatısı altında yürütülen çalıģmada, Ġzmir Organik Gıda Kümesi için çalıģtaylar düzenlenmiģ ve bir küme yol haritası oluģturulmuģtur yılında gerçekleģtirilen bu çalıģmaların ardından, Ġzmir Kalkınma Ajansı tarafından Ġzmir in Kümelenme Stratejisinin OluĢturulması Projesi kapsamında 2009 yılında Türkiye nin ilk bölgesel kümelenme stratejisi çalıģmaları baģlatılmıģ ve kapsamlı kümelenme analizleri gerçekleģtirilmiģtir. Kümelenmenin geliģtirilmesi ve desteklenmesi, bölgesel politika düzeyinde, Ġzmir Bölge Planı nın ĠĢletmelerde Rekabet Edebilirlik geliģme ekseninin altında Kümelerin OluĢturulması ve Düzenli SanayileĢmenin Sağlanması adıyla stratejik önceliklerinden birisi olarak da bugüne kadar desteklenmiģtir yılından bu yana ivmelenerek devam eden çalıģmalar sonucunda Ġzmir de, baģta Ġzmir Kalkınma Ajansı ve Ege Ġhracatçı Birlikleri olmak üzere, bölgedeki kurumlar önemli deneyimler elde etmiģlerdir (ġekil 43). Bu çalıģmalardan elde edilen kazanımlar sonucunda, bölgede kümelenmeyle ilgili farkındalık ve uygulama kapasitesi geliģmiģtir (ĠZKA, 2012). 149

150 Şekil 43: İzmir deki Kümelenme Deneyimleri Kaynak: İZKA, a.6.a. İzmir Kümelenme Analizi Ġzmir Kümelenme Analizi çalıģmaları, ĠZKA tarafından 2009 yılı içinde Ġzmir Kümelenme Komitesi nin oluģturulmasıyla baģlatılmıģtır (ġekil 44). İzmir Kümelenme Komitesi Şekil 44: İzmir Kümelenme Analizi Aşamaları Ġzmir Kümelenme Komitesi üniversiteler, sanayi ve ticaret odaları, diğer özel sektör kuruluģları, ilgili sivil toplum kuruluģları, kamu kurumları ve yerel yönetimlerin, dengeli bir biçimde dağılımı dikkate alınarak, konuyla ilgili bilgi ve deneyim sahibi kurum ve kuruluģ temsilcilerinden oluģturulmuģtur (ġekil 45). 150

151 6% STK 13% 28% Üniversite ve Kümelenme Uzmanları Özel Sektör 12% Kamu 19% 22% TSO Yerel Yönetim Şekil 45: İzmir Kümelenme Komitesi Üyelerinin Dağılımı Ġzmir Kümelenme Stratejisi nin oluģumuna yönelik sürecin ikinci adımını, Ġzmir kümelenme potansiyelinin belirlenmesine yönelik araģtırma çalıģmaları oluģturmaktadır. Bu araģtırma çalıģmalarının amacı, Ġzmir de mevcut kümelenme potansiyeli olan sektörleri tespit etmektir. AraĢtırma çalıģmaları Ġstatistiksel Analiz ve Saha ÇalıĢması aģamalarını kapsamaktadır. İstatistik Analizi Ġstatistik analizi kapsamında temel olarak üç yıldız analizi kullanılmıģtır 66. Ayrıca, toplanan verilerin değerlendirilmesinde üç yıldız değerlerinin (büyüklük, baģatlık, uzmanlaģma) yanı sıra, ihracattaki değiģim, toplam satıģlardaki değiģim, firma sayısındaki değiģim ve marka tescil sayısındaki değiģim gibi yenilikçi performans ölçütleri kullanılmıģ ve çalıģma sadece il düzeyinde değil, aynı zamanda Ġzmir in ilçelerini de kapsayacak Ģekilde gerçekleģtirilmiģtir. ÇalıĢmada, NACE (Rev.1.1) sınıflamasında yer alan Ġzmir deki dört kodlu 195 sektör ve iki kodlu 51 sektör için yapılan analizler sonucunda; baģatlık, büyüklük ve uzmanlık açısından üç yıldız alan sektörler, kümelenme potansiyeli olan sektörler olarak değerlendirilmiģtir. Analiz sonucunda iki kodlu bazda Ġzmir geneli için kümelenme potansiyeli olan 14 sektör ortaya çıkmıģtır. Bu sektörler ve sektörlere iliģkin 2008 yılı verileri Tablo 77 de özetlenmektedir. 66 Belli bir sektördeki büyüklük, baģatlık ve uzmanlaģma değerlerinin incelendiği 3-yıldız analizi yöntemi, sanayi yoğunlaģmaların tespit edilmesi amacıyla kullanılan yöntemlerden birisidir. Ġzmir il düzeyi için büyüklük değeri her bir sektördeki Ġzmir istihdamının, aynı sektörün Türkiye genelindeki istihdamına oranlanmasıyla hesaplanmıģtır. BaĢatlık değeri, bir sektörde Ġzmir deki istihdamın, Ġzmir deki tüm sektörlerdeki toplam istihdama oranlanmasıyla ve uzmanlık değeri ise, bir sektörün Ġzmir deki baģatlık değerinin, aynı sektörün Türkiye deki baģatlık değerine oranlanmasıyla hesaplanmıģtır. Her üç göstergede de belirlenen değerlerin üzerinde puan alan sektörler üç yıldız almıģ olarak değerlendirilmiģtir. 151

152 NACE REV 1.1. KODU Tablo 77: İstatistik Analizi Kapsamında 3 Yıldız Alan 14 Sektör ve Bunlara İlişkin Göstergeler Açıklaması İstihdam (2008) Sektörün İzmir deki istihdamının sektörün Türkiye istihdamındaki payı (%) (2008) Firma sayısı (2008) İzmir'in ihracatındaki oranları (%) (2008) Sektörün İzmir deki ihracatının sektörün Türkiye ihracatında ki payı (%) (2008) 15 Gıda ürünleri ve içecek imalatı , ,30 11,33 9,90 Giyim eģyası 18 imalatı; kürkün iģlenmesi ve , ,59 6,13 0,00 boyanması 24 Kimyasal madde ve ürünlerin imalatı , ,03 23,33 9,52 27 Ana metal sanayi , ,14 9,06 0,00 28 Makine ve teçhizatı hariç; fabrikasyon metal ürünleri , ,94 3,12 0,00 imalatı BaĢka yerde 29 sınıflandırılmamıģ makine ve teçhizat imalatı , ,21 3,34 7, Motorlu kara taģıtı, römork ve yarı , ,74 5,06 1,19 römork imalatı Mobilya imalatı; baģka yerde sınıflandırılmamıģ , ,70 1,12 0,05 diğer imalatlar Motorlu taģıtlar ve motosikletler dıģında kalan toptan , ,83 5,23 0,17 ticaret ve ticaret komisyonculuğu Motorlu taģıtlar ve motosikletlerin dıģında kalan perakende ticaret; , ,91 7,14 0,52 kiģisel ve ev eģyalarının tamiri Kara taģımacılığı ve boru hattı , ,59 3,99 0,00 taģımacılığı Destekleyici ve yardımcı ulaģtırma faaliyetleri; seyahat , ,13 1,73 0,00 acentelerinin faaliyetleri Eğlence, dinlenme, kültür ve sporla , ,01 0,78 0,00 ilgili faaliyetler Diğer hizmet faaliyetleri , ,14 10,10 0,00 İzmir'in Ar-Ge yatırım indirimleri nde Türkiye içinde aldığı pay (%) (2008) 152

153 14 Sektördeki Toplam İzmir'de Tüm Sektörlerde Toplam İzmir Toplamı İçindeki Payı (%) 53,31-54,19 77,26-57,10 Kaynak: İZKA, 2010a Ġzmir Ġli Potansiyel Yatırım Konuları AraĢtırması kapsamında, güncel verilerle bir istatistiksel kümelenme analizi çalıģması da gerçekleģtirilmiģtir Yıllık Sanayi ve Hizmet Ġstatistikleri kullanılarak yalnızca imalat sanayi sektörlerinde, gerçekleģtirilen bu çalıģma kapsamında istihdamın yanı sıra iģyeri sayısı ve ciro verileri de üç yıldız analizinde kullanılmıģtır. Bu analizler sonucunda 2010 yılında yayınlanan Ġzmir Kümelenme Analizi çalıģmasıyla örtüģen bulgular tespit edilmiģtir. ÇalıĢma kapsamında üç yıldız alan sektörlerden yalnızca deri ve ürünleri imalatı sektörü iģyeri sayısı açısından ve tütün imalatı sektörü ise ciro açısından üç yıldız alan diğer sektörler olmuģtur. Kümelenme Saha Analizi Saha çalıģması, istatistiksel analiz aģamasında ortaya çıkan 14 sektör arasından faaliyet alanları düzeyinde, Ġzmir Kümelenme Komitesi tarafından seçilen altı tanesinde gerçekleģtirilmiģtir. Saha analizi çalıģması kapsamında genel olarak, ön saha araģtırmasıyla makro küme haritasının çıkarılması ve saha araģtırması ile mikro küme haritasının çıkarılması çalıģmaları gerçekleģtirilmiģtir. Bu kapsamda saha analizi gerçekleģtirilen sektörler ana faaliyet kodları ve alt faaliyet kodları detayında Tablo 78 de özetlenmektedir. Ana Faaliyet Grubu Gıda ürünleri ve içecek imalatı (15) Kimyasal madde ve ürünleri imalatı (24) Genel makine ve teçhizat imalatı (29) Motorlu kara taģıtları imalatı ( 34) Karayolu taģımacılığı (60)/ UlaĢtırmayı destekleyici faaliyetler (63) Tablo 78: Saha Çalışması Kapsamında Değerlendirilen Sektörler NACE Rev.1.1. Faaliyet Adı Kodu BaĢka yerde sınıflandırılmamıģ sebze ve meyvelerin iģlenmesi ve saklanması ve Baharat, soslar, sirke ve diğer çeģni maddelerinin imalatı Boya ve pigment imalatı, Sabun ve deterjan ile temizlik ve cilalama maddeleri imalatı, Plastik hammaddelerinin imalatı Soğutma ve havalandırma donanımı imalatı (evde kullanıma yönelik olanlar hariç) ve BaĢka yerde sınıflandırılmamıģ diğer genel amaçlı makinelerin imalatı Motorlu kara taģıtları ve bunların motorlarıyla ilgili parça ve aksesuarların imalatı, Motorlu kara taģıtları karoseri imalatı, römork ve yarı römork imalatı Yükleme-boĢaltma hizmetleri, Depolama ve ambarlama hizmetleri, Kara taģımacılığını destekleyici diğer faaliyetler, Karayolu yük taģımacılığı Potansiyel Küme Grubu ĠĢlenmiĢ Meyve ve Sebze Kimya: Boya ve Plastik Hammaddeler Sektörleri Endüstriyel Havalandırma, Ġklimlendirme ve Soğutma Cihazları Sektörü Araç Üstü Ekipman Sektörü Lojistik Sektörü Giyim eģyası ve Deri giyim eģyası imalatı, ĠĢ giysisi imalatı, Gelinlik, Abiye ve 153

154 kürk imalatı (18) 1822 Diğer dıģ giyim eģyaları imalatı Sünnet Kıyafetleri Sektörü Kaynak: İZKA, 2010a Saha çalıģması kapsamında, yukarıdaki sektörlerin kümelenme potansiyelini belirlemek üzere bölgedeki firma ve destekleyici kurumlar olmak üzere 100 paydaģla yüz yüze görüģmeler gerçekleģtirilmiģtir. Yapılan görüģmeler sırasında mülakata yön vermesi amacıyla bir görüģme formu kullanılmıģtır. GörüĢme formu rakamsal sonuçlara ulaģmaktan ve istatistiksel çalıģma yapılabilecek bir anket formu özelliği taģımaktan çok sektörü, firmaları ve firmalar aralarındaki iliģkiyi anlamaya yönelik olarak tasarlanmıģtır. Saha çalıģmasında toplanan veriler, ĠĢ ve Ġhtiyaç Analizi, Küme Dinamiği Analizi ve Kümelenme Düzeyi Analizi olarak tanımlanan üç farklı analiz kullanılarak değerlendirilmiģtir. Değerlendirmeler sonucunda, incelenen faaliyet alanları kümelenme potansiyeli düzeylerine göre sınıflandırılmıģ ve sektörel ihtiyaçları ve sosyal ağ iliģkileri belirlenmiģtir. Ġstatistiksel analiz çalıģması ve bölgedeki kilit aktörler ile görüģmeleri içeren saha araģtırması sonucunda, Ġzmir için üç küme kategorisi oluģturulmuģtur. Bu kategoriler ve her bir küme grubu için getirilen öncelikli politika önerileri Tablo 79 da özetlenmektedir (ĠZKA, 2010b). Tablo 79: Öncelikli Küme Kategorileri Kapsam 1. Grup 2. Grup 3. Grup Küme Politika Önerisi Endüstriyel Havalandırma, Ġklimlendirme ve Soğutma Cihazları Küme Ġhtiyaçlarını daha detaylı tespit edebilmek için yol haritası hazırlama sürecine geçilmeli ĠĢlenmiĢ Meyve- Sebze Üniversite-Sanayi ĠĢbirliğini geliģtirici programlar oluģturulmalı Kaynak: İZKA, 2010a Yol Haritalarının Oluşturulması Kimyasal Maddeler (Plastik hammadde, boya ve temizlik maddeleri) Araç Üstü Ekipman 1.ĠĢbirliğini geliģtirmeye yönelik programlar düzenlenmeli 2.Kümelenme eğitimleri verilmeli 3.Sektörel derneklere üyelik cesaretlendirilmeli 4.Ġnsan kaynağı kalitesini geliģtirici eğitim programları Ģekillendirilmeli Kara ve Deniz Yolu Yük TaĢımacılığı ve Depolama Hizmetleri Gelinlik ve Abiye Kıyafet 1.Yönetim kapasitesinin artırılmasına yönelik eğitimler verilmeli 2.Kümelenme eğitimleri verilmeli 3.KurumsallaĢma ve departmanlaģma teģvik edilmeli 4.UluslararasılaĢma programları yürütülmeli Özetlenen analiz çalıģmaları sonucunda kümelenme potansiyeli en yüksek çıkan iģlenmiģ meyve ve sebze ile endüstriyel havalandırma, iklimlendirme ve soğutma potansiyel küme sektörleri için yol haritalarının çıkarılmasına karar verilmiģ ve bu sektörlerde 154

155 çalıģmalara baģlanmıģtır. Yol haritaları sürecinde, kümelerle ilgili detaylı istatistikler ortaya çıkarılmıģ, aynı sektördeki yurtdıģı küme yöneticileri davet edilerek bilgi paylaģımı sağlanmıģ ve kümenin bölgesel, ulusal ve uluslararası platformlarda tanıtımı yapılmıģtır. Yol haritaları, 3 yıllık küme faaliyet planları, faaliyet bütçeleri, ilgili ve sorumlu kuruluģlar ve destekleri de içeren ön fizibilite çalıģmasını da kapsayacak Ģekilde hazırlamıģtır (ĠZKA, 2010c; ĠZKA, 2010d). 3.a.6.b. İzmir deki Kümeler Bu bölümde yeterli bilgi bulunan ve kümelenme konusunda belli düzeyde bir geliģmiģlik gösteren kümeler hakkında bilgi verilmektedir (ĠZKA, 2012). İzmir Organik Gıda Kümesi Ġzmir Organik Gıda Kümelenme Projesi, mikro anlamda, organik gıda sektörünün üretimden imalata, sertifikasyondan ihracata, perakende satıģından nihai tüketiciye kadar tüm tarafları kapsayacak bir çalıģmadır. Projenin amacı, sektörün ulusal ve uluslararası rekabet gücünü ve yenilikçilik kapasitesini arttırmak, mikro bazlı oluģturulacak modelin orta uzun vadede tüm Türkiye de uygulanabilmesini sağlamak; makro anlamda ise, Türkiye kümelenme politikasının oluģturulmasına katkıda bulunmaktır. Proje, Ege Ġhracatçı Birlikleri ve Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği iģbirliği ve ĠZKA desteği ile gerçekleģtirilmiģtir. Bu kümelenme projesi, Ġzmir in saygın ve rekabetçi bir organik hammadde ve gıda tedarikçisi olmasını hedeflemektedir. Bölgedeki temel tarımsal ürün üretiminden, iç pazardaki geliģkin tüketim eğilimine sahip tüketiciler için markalı organik gıda ürünleri tedarikine dönüģümün sağlanması amaçlanmaktadır. İNOVİZ Sağlık Kümesi ĠNOVĠZ Ġzmir için geleceğin sektörü olarak görülen biyomedikal alanında çalıģmalar yapmak üzere oluģturulan bir iletiģim ve iģbirliği platformudur. Platform biyomedikal sektörünün üniversite ve araģtırma merkezleri ile ortak projeler üretmesini sağlamak baģta olmak üzere, sektörde rekabet öncesi alanlarda iģbirliği yapılarak, yeni teknolojik ürünler üreten ve böylece biyomedikal alanında teknolojiye yön veren bir Ġzmir yaratmak amacı ile oluģturulmuģtur. ĠNOVĠZ in, uluslararası proje ortaklıkları oluģturma, Ar-Ge destekleri temin edebilme, yeni teknolojilerin uluslararası pazarlarda duyurusunu sağlama ve yatırımcıları bölgeye çekme gibi amaçları bulunmaktadır. ĠNOVĠZ; ilgili alanlarda faaliyet gösteren akademik kurumlar arasında iletiģim platformu oluģturmayı, sanayi ile akademi arasındaki iģbirliğini artırmayı, sosyo-ekonomik açıdan sektörel kümeleģmeyi tetikleyerek performansı artırmayı ve sektördeki bilgi, beceri ve yetkinliğin yoğunlaģmasını hedeflemektedir. Bu hedef kapsamında; biyomedikal alanında teknoloji ve bilgi transferine uygun ortam sağlamak, eğitim ve öğretim fırsatları oluģturmak, pazara giriģ faaliyetlerine yardımcı olmak ve firmaların uluslararasılaģmasına destek sağlamayı amaçlamaktadır. İAOSB Makine Metal Döküm Kümesi ĠAOSB de makine, metal ve döküm sektörlerinde faaliyetlerini sürdürmekte olan iģletmeler tarafından kümelenme yaklaģımı ile üretimde daha güncel ve geliģmiģ teknolojilerin kullanılmasının yaygınlaģtırılması ve firmaların pazarlama ve ürün geliģtirme konularındaki yetenek ve kabiliyetlerinin desteklenmesi amacı ile kurulmuģ bir kümelenme örneğidir. Bu sektörlerde yürütülen çalıģmalar ilk olarak, ĠAOSB Kümelenme Projesinin, 155

156 ĠZKA nın 2008 yılında yürüttüğü KOBĠ Mali Destek Programı kapsamında desteklenmesiyle baģlamıģtır. ĠAOSB Makine Metal Döküm Kümesi; üyeleri için rekabet ve tanıtım gücü sağlayacak bilgi, Pazar ve teknolojileri izleyen, sorunlara hızlı yanıt veren kurumsal, marka gücü yüksek, çevreye duyarlılığı olan ve dürüst ticaret anlayıģı taģıyan bir küme olmayı hedeflemektedir. Havacılık ve Uzay Kümesi Havacılık ve Uzay Kümesi; ülkemiz havacılık ve uzay sanayinin geliģimi için sektöre ihtiyaç duyduğu desteği sağlamak, sektörde yerli katkı payının ve ihracat imkânlarının artırılmasına katkıda bulunmak, ülkemize yatırımların ve üretim teknolojilerinin kazandırılması için giriģimlerde bulunmak, ulusal ve uluslararası çapta iģbirlikleri kurmak ve mevcut alanları geliģtirmek amacıyla anlaģmalar yapmak ve yapılmasına aracı olmak, sektörün yenilikçi ürünler ve süreçler geliģtirmesine destek olmak üzere kurulmuģ bir kümelenme örneğidir. Havacılık ve Uzay Kümesi, Türk havacılık ve uzay sanayinin, üretim, mühendislik, tasarım ve Ar-Ge konularında global entegrasyon çalıģmalarını destekleyerek, küresel anlamda ileri teknoloji ve yüksek kaliteye dayalı orijinal tasarımlar üreten bir mükemmellik merkezi olmasını hedeflemektedir. İşlenmiş Meyve ve Sebze Kümesi Ġzmir ĠĢlenmiĢ Meyve Sebze Kümesi, sektörde yer alan firmaları finansal araçlar konusunda bilinçlendirmek ve sektörel örgütlenme yapısı kurmak, kayıtlı üretimin teģvik edilmesi amacıyla faaliyetler gerçekleģtirmek için kurulmuģtur. Hedef müģteri ve zincir marketlerde sağlıklı ve kaliteli ürün bilincinin artırılması, ihracatta uygulanan tarife dıģı engellerin ortadan kaldırılması için çalıģmalar yürüten kamu kurumlarına araģtırma desteği sağlanması, uluslararası fuarlara katılımda bölgeselliği ön plana çıkartarak küme imajının oluģturulması, istenen maliyet, miktar ve kalitede hammadde ve yardımcı maddelerin temin edilebilmesinin sağlanması, iģlenmiģ meyve ve sebze sektörüne hizmet sunan bir Ar- Ge koordinasyon merkezinin oluģturulması, mevcut Ar-Ge destekleri ile ilgili sektörün farkındalığının artırılması da amaçlar arasındadır. Ġzmir ĠĢlenmiĢ Meyve Sebze Kümesinin vizyonu güvenli ve özgün gıdaları geleneksel ve üstün bir damak tadı ile sunan, sağlıklı nesiller yetiģmesine katkıda bulunan, dünyadaki bilinçli tüketicilerin tercih ettiği yüksek imajlı, Ġzmirli ürünler üretmek ve pazarlamak olarak belirlenmiģtir. Endüstriyel Havalandırma, İklimlendirme ve Soğutma Kümesi Endüstriyel Havalandırma, Ġklimlendirme ve Soğutma Kümesi, enerjiyi verimli kullanan, çevreci, teknolojik ürün ve sistemleri esnek bir yapıda tasarlayan, üreten, uygulayan, çözüm odaklı bir küme olarak ulusal ve uluslar arası pazarlarda söz sahibi olmayı amaçlayan bir küme örneğidir. Sektörel dıģ örgütler ile iģbirliğini geliģtirerek, sektördeki firmaların ihracatta dıģarıya karģı rekabet gücünü artırma hedefini taģımaktadır. Yapılan son analizler de, kümenin amacına yönelik çalıģmaları etkin bir Ģekilde devam ettirdiğini göstermektedir. 3.a.6.c. İzmir Kümelenme Stratejisi 2012 yılının ikinci yarısında, Ġzmir Kalkınma Ajansı koordinasyonunda hazırlanan Ġzmir Kümelenme Stratejisi, Ġzmir deki kümelenme çalıģmalarının ortak önceliklerini bir araya getiren ve temel hedefleri ortaya koyan temel strateji belgesidir Ġzmir 156

157 Bölge Planı nın kümelenme konusundaki temel altyapısını oluģturan bu çalıģma, Ġzmir de 2008 yılından bugüne kadar hayata geçirilen tüm aģamaları tamamlayan ve Ģimdiye kadar sektör ve alt sektörler özelinde getirilen önerileri yatay kesen bir belgedir. Ġzmir de konuyla ilgili çalıģan 23 kurum ve kuruluģtan temsilcilerin katılımıyla hazırlanan Ġzmir Kümelenme Stratejisi kapsamında üç öncelik ve yedi hedef altında 26 eylem önerisi getirilmiģtir 67 (ĠZKA, 2012). 3.a.7. İzmir de Yatırım Ortamı Bütünlüklü olarak ele alındığında yatırım ortamı, ilgili ülke ya da bölgedeki siyasi, ekonomik ve yasal koģullar, teģvik ve finansmana eriģim, yerel pazarın potansiyelleri, iģgücü piyasası, iģ yapma süreçlerindeki iģlemlerin kolaylığı, vergi ve gümrük koģulları, altyapının geliģmiģlik düzeyi ve ilgili yerdeki yaģam kalitesi gibi belirleyici unsurlara referansla geliģtirilen gösterge ve ölçütler ile değerlendirilmektedir. Bu analizin amacı ve kısıtlılıkları göz önünde bulundurularak Ġzmir yatırım ortamının, yerel düzeyde müdahale imkânı bulunan konular ve gösterge niteliğindeki sorun alanları temelinde ortaya konulması yaklaģımı benimsenmiģtir. Analizin temel veri kaynağı ĠZKA tarafından gerçekleģtirilen iki ayrı çalıģmayla elde edilen, bölgede yatırım yapmıģ firmaların konuya iliģkin görüģ ve değerlendirmeleridir a.7.a İzmir de Özel Yatırım Bölgeleri Ġzmir deki özel yatırım bölgelerinin yaģadıklarını beyan ettikleri sorunlar, bu sorunların oluģmasına yol açan nedenler ve bunların bertaraf edilmesi için gerekli görülen müdahale ve çözüm önerileri, bölge tipine ve her bir bölgenin özgül koģullardaki geliģmiģlik durumuna göre farklılıklar göstermektedir 69. Özel Yatırım Bölgeleri AraĢtırması bulgularına göre bölge tipine ve bölgenin geliģmiģlik düzeyine bakılmaksızın en yüksek oranda beyan edilen sorun alanı mevzuat kaynaklı sorunlar olarak nitelenebilir. Bunun ardından yönetimler bölgelerinin tanıtımı ve pazarlanması ile ilgili sorunlar yaģadıklarını belirtmektedirler. Bölge yönetimi personelinin nicelik ve nitelik yönünden yetersizlikleri, yabancı yatırımcılar ile iletiģim kurmakta yaģanan zorluk ve çeģitli sorunların çözümünde merkezi ve/veya yerel düzeydeki diğer kurum ve kuruluģlar ile yaģanan sıkıntılar bölge yönetimleri tarafından bildirilen diğer sorun alanlarını oluģturmaktadır. Henüz tam olarak faaliyete geçmeyen ÖdemiĢ, Torbalı, Menemen ve Bağyurdu OSB lerinin, geliģme süreçlerinin bu evresinde yaģadıkları sıkıntılar da yine büyük ölçüde mevzuat kaynaklı sorunlar niteliğindedir. Yeni teģvik sistemine bağlı olarak Ġzmir in yakın 67 ÇalıĢmaya ulaģmak için: 68 Bu çalıģmalardan ilkinde Ġzmir deki Organize Sanayi Bölgeleri, Serbest Bölgeler ve Teknoloji GeliĢtirme Bölgesi yönetimlerine Özel Yatırım Bölgeleri Ġhtiyaçlarının Belirlenmesi ÇalıĢması kapsamında uygulanan anket ve derinlemesine görüģme sonuçları değerlendirilmiģtir. Doğrudan Yabancı Sermayeli GiriĢimlerin Yatırım Ortamı Değerlendirme AraĢtırması baģlıklı diğer çalıģmada ise Ġzmir de bulunan yabancı sermayeli giriģimlerin bölgenin yatırım ortamı ile ilgili görüģleri alınmıģtır. Bu iki çalıģmanın bulgularına dayanılarak değerlendirilecek olan Ġzmir de yatırım ortamının durumu, özellikle fiziki ve sosyal altyapının iyileģtirilmesini amaç edinen bir yaklaģımla, daha ziyade imalat sanayi alanındaki yatırımları kapsamaktadır. Yatırım ortamının kapasitesinin önemli altyapı bileģenleri olarak bölgesel ulaģtırma, lojistik ve depolama unsurlarına da yine ele alınmaktadır. 69 Bu bölümde yer verilen tespit ve değerlendirmeler, ĠZKA tarafından Ġzmir deki özel yatırım bölgesi yönetimleri ile yürütülen anket ve derinlemesine görüģme çalıģması kapsamında aktif olarak faaliyet gösteren dokuz ve yakın gelecekte faaliyete geçmesi planlanan dört organize sanayi bölgesi, iki serbest bölge ve bir teknoloji geliģtirme bölgesi yönetiminden yaģamakta oldukları sorunlar, eksik yönleri ve ihtiyaç duydukları destekler, yürüttükleri çalıģmalar ve geleceğe yönelik planlamaları hakkında derlenmiģ olan bilgilere dayanmaktadır. Söz konusu araģtırmanın bulguları firma düzeyinden ziyade, bölgemizde ciddi istihdam ve katma değer yaratan özellikte ve büyüklükteki yatırımların öncelikli olarak yönlendirildiği yerler olarak özel yatırım bölgelerinin kapasitelerini, sorunlarını ve ihtiyaçlarını yansıtmaktadır. 157

158 komģu iller karģısındaki göreli dezavantajlı durumu, Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği nin 108. maddesinde belirtilen koģullar altında yatırımlara yönelik belirlenen üç yıl içerisinde üretime geçme zorunluluğu 70 ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nca sağlanan (altyapı ve arıtma tesisi yapımında kullanılmak üzere yararlanılmak istenilen) kredilere eriģimde Ġzmir in geliģmiģ bölge kategorisinde yer alması dolayısıyla yaģanan sıkıntılar, belirtilen OSB yönetimlerince öncelikli olarak ifade edilen mevzuat kaynaklı sorunlardır. Söz konusu sorunlar, OSB lerin altyapı ihtiyaçlarını karģılamalarını ve mali kaynak yaratmalarını güçleģtiren niteliktedir. Bu tip derinleģmiģ sorunlar dıģında, mali yetersizlikler ile nitelikli personel eksikliği de diğer önemli sorunlar olarak değerlendirilmektedir. Buca ve KemalpaĢa OSB leri gibi, OSB statüsü kazanmadan önce sanayileģmiģ ve daha sonra bu statüyü kazanmıģ bölgelerde, geçmiģ uygulamalardan kaynaklanan ve mevcut yasal çerçeve içerisinde çözüm üretilmesinde sıkıntı yaģanan sorunlar bulunmaktadır. Yine mevzuatla iliģkilendirilebilecek bu tür sorunlar izin ve ruhsatların sağlanması gibi baģlıklarda uygulamaya yönelik güçlükleri beraberinde getirmektedir. Özel yatırım bölge yönetimlerince belirtilen altyapı iyileģtirme ihtiyaçlarında ilk sıraları ulaģım-taģımacılık, atık yönetimi, enerji altyapısı, sosyal donatı ve çevre kalitesi baģlıklarının almaktadır (Tablo 80). Mesleki eğitime yönelik donatıların ve uygulama altyapısının geliģtirilmesi ise aktif olarak faaliyet gösteren OSB lerin geliģtirme ve iyileģtirme gereksinimi duydukları baģlıklar arasındadır. Tablo 80: Özel Yatırım Bölgelerinin Fiziki ve Sosyal Altyapılarında İhtiyaç Duydukları İyileştirme Konularının Önceliklendirilmesi Bölgenin fiziki ve sosyal altyapısında ihtiyaç duyduğu iyileştirme konuları UlaĢım lojistik ve taģımacılık altyapısı 1.sırada olma sıklığı 2. sırada olma sıklığı 3. sırada olma sıklığı 4. sırada olma sıklığı Toplam skor* Atık depolama ve arıtma tesisleri Enerji ve alternatif enerji uygulamaları altyapısı Sosyal altyapı ve donatılar Çevre düzenleme ve çevre kalitesi Mesleki eğitim altyapısı ve donatıları Mevcut yapılar ve tefriģatı Fizibilite ve araģtırma çalıģmaları 1 4 Kalite kontrol tahlil ve test laboratuvarları Ġlgili yönetmelik maddesi sebebiyle, yatırımcı kendisine tahsis edilen alanda 3 yıl içerisinde üretime geçmez ise yatırım yerinin OSB yönetimince para iadesi yapılarak geri alınması gerekmektedir, mali olarak güçlü olmayan OSB ler bu maddenin gereğini uygulamada zorluk yaģamakta, gerekli altyapı yatırımlarını bu sebeple yerine getirememektedir. 158

159 Kaynak: İZKA, 2013 * 1. sırada olma sıklığı ile 4 puan, 2. sırada olma sıklığı ile 3 puan, 3. sırada olma sıklığı ile 2 puan, 4. sırada olma sıklığı ile 1 puan çarpılarak toplam skorlar hesaplanmıştır. Yatırım bölgelerinin belirttikleri konularda aģama kaydedilebilmesi için bölgelerin iç bağlantı yolları ve diğer ulaģtırma donatıları ile ilgili ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik mali destek ihtiyacı, dıģ bağlantı yolları ve ulaģım sistemi ile ilgili ihtiyaçlarının karģılanması için ilgili kurumlardan destek talepleri öne çıkmaktadır. UlaĢtırma dıģında, enerji altyapısı, sosyal donatı ve uygulama altyapısının iyileģtirilmesi konularında ilgili hizmet sağlayıcıların kamu kurum ve kuruluģları olması dolayısıyla diğer kurumlarla iģbirliği gereksinim duyulan destek tipi olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, bu tip sorunlar yaģayan bölgeler için ilgili kurumlarla iletiģiminde kolaylaģtırıcılık sağlanması gereği ortaya çıkmaktadır. Fiziki ve sosyal altyapısını tamamlamıģ, görece istikrarlı büyüme performansı gösteren yatırım bölgeleri, bünyelerindeki iģletmelerle olan iletiģim ve iģbirliğini etkinleģtirmek üzere enformasyon teknolojilerinden faydalanma, bölgenin uluslararası tanınırlığını artırmaya yönelik etkinlikler düzenleme ve iģletmelerin ihtiyaç duyduğu alanlarda eğitim programları tasarlama ve yürütme gibi özelleģmiģ ihtiyaçları karģılamak için çalıģmaktadır. Bu bölgeler, sektörel kümelenme avantajlarından yararlanılması, katma değerin azami düzeye yükseltilmesi, iģletmelerde yapabilirlik ve öğrenme kapasitesinin artırılması için hedef yatırım ve yatırımcı tipleri belirleyebilmekte ve bu doğrultuda eyleme geçebilmektedir. Ġzmir sanayisinin potansiyelini daha iyi değerlendirebilmesi noktasında belirtilen çerçevedeki uygulamaların geliģtirilmesinin ve yaygınlaģtırılmasının büyük katkısı olacağı değerlendirilmektedir. Yeni teģvik sisteminin ortaya çıkardığı koģullar altında Ġzmir in yatırım yapılacak yer olarak tercih edilirliğinde ve hâlihazırda Ġzmir de faaliyet gösteren iģletmelerin bölgede kalma, mevcut yatırımlarını taģıma veya yeni yatırımlarını dıģarıda gerçekleģtirme yönündeki eğilimleri sorgulanmıģtır. Özellikle yabancı sermayeli giriģimlerin Ġzmir deki yatırım ortamını teģvikler bakımından çok olumsuz değerlendirmedikleri görünmektedir 71. Ġzmir Kalkınma Ajansı tarafından yapılan Doğrudan Yabancı Sermayeli GiriĢimlerin Yatırım Ortamı Değerlendirme AraĢtırması sonuçlarına göre, görüģülen 793 yabancı sermayeli giriģimin % 16 sı Türkiye de yeni bir yatırım yapmayı planladıklarını belirtmiģlerdir 72. Yeni yatırım planı olan giriģimlerin % 79 u bu yatırımlarında yeni teģvik sisteminden faydalanmayı düģünmekte, ancak teģvik hususunda Ġzmir in göreli olarak dezavantajlı konumuna karģın bu giriģimlerin % 82 si yeni yatırımlarını Ġzmir de, % 5 i Ġstanbul da, % 3 ü de Manisa da planlamaktadır. Yeni yatırım yerini belirlerken iģletmeler için önem taģıyan öncelikler pazara, tedarikçi firmaya ve hammaddeye yakınlık olarak belirtilmiģtir (ġekil 46). 71 OSB yönetimlerince teģvik sisteminin yarattığı Ġzmir için göreli dezavantajlı durumun giderilmesi için organize sanayi bölgelerinin tümünde aynı teģvik rejiminin uygulanması, teģviklerin sektörler özelinde düzenlenmesi ve il düzeyi yerine ilçe düzeyinde sınıflandırmaya gidilerek teģvik koģullarının belirlenmesi gerektiği biçiminde öneriler dile getirilmektedir. 72 Ġzmir yatırım ortamına iliģkin değerlendirmeler ĠZKA ve TÜĠK iģbirliğiyle gerçekleģtirilen Doğrudan Yabancı Sermayeli GiriĢimlerin Yatırım Ortamı Değerlendirme AraĢtırması bulgularına dayanmaktadır. 159

160 Pazara yakınlık Diğer Tedarikçi firmalara yakınlık Hammaddeye yakınlık Teşvikler Ucuz işgücü Yeni bir ortaklık teklifi 7% 7% 17% 15% 13% 13% 29% Şekil 46: Yeni Yatırım İçin Belirlenen İlin Seçilmesindeki Neden Kaynak: İZKA ve TÜİK, 2012b 3.a.7.b İzmir de Yabancı Sermayeli İşletmeler 0% 10% 20% 30% Ġzmir de yabancı sermayeli giriģimlerin pazara giriģ yöntemleri % 46 doğrudan yatırım, % 32 ortak giriģim ve % 22 satın alma biçimindedir. Ġmalat sanayi sektöründe ortak giriģimler biraz daha ağırlık kazanmakta ve bu oranlar % 41 doğrudan yatırım, % 37 ortak giriģim ve % 21 satın alma Ģeklinde ortaya çıkmaktadır. ÇalıĢma kapsamında bilgi toplanan iģletmelerin % 33 ü imalat sanayi sektöründe faaliyet göstermektedir. Ayrıca bu iģletmelerin ilk yatırımları sonrasında yeni yatırımlar ile iģletmelerini büyütme eğilimde oldukları tespit edilmiģtir (ĠZKA ve TÜĠK, 2012b). 3.a.7.b.1 Yatırım Yeri Seçiminde Etkili Olan Faktörler Ġzmir de iģ yapan yabancı sermayeli giriģimlerin Türkiye de yatırım yapmalarında etkili olan baģlıca faktörler coğrafi konum, pazarın büyüklüğü, olumlu ekonomik göstergeler ve pazara yakınlıktır. Tüm ana faaliyet kollarında faaliyet gösteren bu giriģimlerin özellikle Ġzmir de yatırım yapmalarını sağlayan etkenler ise Ġzmir Limanı (% 20), yaģam kalitesi (% 14), önemli uluslararası pazarlara yakınlık (% 13) ve nitelikli ve ucuz iģgücü (%12) biçimindedir. Ġzmir in seçilme nedenleri arasında yaģam kalitesinin ikinci sırada yer alması dikkat çekicidir. Bu faktörün önemli bir kentsel pazarlama unsuru olduğu bir kez daha ortaya koyulmaktadır. Ġmalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren yabancı sermayeli giriģimler özelinde, yatırım yeri olarak Türkiye nin belirlenmesinde coğrafi konum, pazara yakınlık, pazarın büyüklüğü ve nitelikli iģgücü öne çıkmaktadır. Lokasyon olarak Ġzmir in tercih edilmesinde Ġzmir Limanı (% 22), nitelikli ve ucuz iģgücü (% 16), önemli uluslararası pazarlara yakınlık (% 14) ve hammaddeye yakınlık (% 13) belirleyici olmuģtur. Anılan giriģimlerin Ġzmir den ilk kez haberdar olmalarında ortaklık önerisi, internet araģtırması ve danıģman tavsiyesi öne çıkmaktadır. Yatırımcıların % 30 u Ġzmir i tercih etmelerindeki en önemli etken olarak davet almıģ olmalarını ifade etmiģtir. Yatırım yeri kararı verecek olan yabancı yatırımcıya ulaģmakta etkin olduğu değerlendirilen yöntemler fuar katılımları, yurtdıģındaki ticaret ve sanayi odaları ile birlikte yatırımcıya yönelik toplantılar ve uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapmak Ģeklindedir. 160

161 3.a.7.b.2 İzmir de Yatırım Alanının Belirlenmesinde Etkili Olan Faktörler Ġmalat sektöründe faaliyet gösteren giriģimler, Ġzmir de yatırım yapacakları yeri belirlerken ucuz arsa temini, çeģitli altyapı avantajları, yatırım yapmıģ diğer firmaların referansları ve prosedürel iģlemlerdeki görece kolaylık nedeniyle özel yatırım bölgelerinde yer seçmeye eğilimlidir. Özel yatırım bölgeleri ndeki yatırım koģullarına bağlı olmak üzere yatırımın yapılacağı ilçe tercihleri Ģekillenmektedir. Doğrudan yabancı sermayeli giriģimlerin ilçe düzeyinde yatırım yeri seçimini etkileyen faktörler Ģehir merkezine yakınlık, limana yakınlık, fiziksel altyapısının güçlü olması ve ilçedeki yaģam kalitesi olarak sıralanmaktadır. Ġmalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren firmalar tarafından en çok tercih edilen ilçeler sırasıyla Çiğli, Gaziemir, KemalpaĢa, Bornova ve Torbalı dır. 3.a.7.b.3 Girişimlerin Kuruluş Esnasında Yaşadıkları Zorluklar Yabancı sermayeli giriģimler Ġzmir de kuruluģ sürecinde önemli oranda kurumsal ve fiziksel güçlüklerle karģılaģmaktadır. Bu güçlüklerin neler olduğunu tespiti, bunların bir kısmının planlı bir çalıģmayla en kısa zamanda ortadan kaldırılmasına ve varsa ortadan kaldırılamayan bölümünün yatırım tanıtım stratejilerinde dikkate alınmasına imkan verecektir. Yabancı sermayeli giriģimlerin faaliyet yerine göre kuruluģ sırasında yaģadıkları kurumsal zorlukların baģında ağır bürokrasi gelirken, bunu izin, ruhsat ve yabancılara yönelik çalıģma izni almakta karģılaģılan güçlükler izlemektedir. GiriĢimlerin % 42 si kuruluģ aģamasında fiziksel bir zorlukla karģılaģmadıklarını bildirmiģtir. Bunun yanında; uygun yatırım alanı temini (% 16), ulaģım altyapısı eksiklikleri (% 15) ve haberleģme ve online hizmet sunumu yetersizlikler (% 15) yaģanan fiziksel zorluklar olarak belirtilmiģtir. Ġmalat sektöründe faaliyet gösteren giriģimler özelinde ele alındığında ilk sırayı ulaģım altyapısının yetersizliği alırken bunu uygun yatırım alanı temini ile haberleģme ve online hizmet sunumunun yetersizliği takip etmiģtir. Ġmalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren giriģimlerin yatırım yeri olarak en fazla tercih ettiği ilçelerden Çiğli, Torbalı ve KemalpaĢa uygun yatırım alanı temininde zorluk yaģanması bakımından göze çarparken, ulaģım altyapısındaki eksikliklerin Gaziemir, KemalpaĢa ve Bornova da yoğunlaģtığı görülmektedir. 3.a.7.b.4 Girişimlerin Temel İhtiyaçları Yabancı sermayeli giriģimlerin kuruluģ aģamasında karģılaģtıkları güçlüklerin tespiti yeni giriģimlerin bölgeye kazandırılmasına yönelik çalıģmalar açısından önemliyken mevcut ihtiyaç ve beklentilerinin tespiti ve bu beklentilerin imkanlar dahilinde karģılanması ise Ġzmir de yerleģik giriģimlerin rekabet gücünü artırarak ölçek büyütmelerine, yeni yatırımlara yönelmelerine ve Ġzmir de yatırım yapma potansiyeli taģıyan yabancı giriģimlere olumlu bildirimlerde bulunmak suretiyle yeni yatırım kararlarını etkilemelerine imkan sunmaktadır. Ġzmir de giriģimlerin temel ihtiyaçlarını finansman, nitelikli personel ve geniģleme alanına duyulan gereksinim oluģturmaktadır. Ġmalat sanayi sektörü açısından değerlendirildiğinde nitelikli personel ihtiyacının önplana çıktığı ve finansman ihtiyacının onu takip ettiği görülmektedir. Bürokrasinin ağır oluģu, sürekli değiģen mevzuat ve ulaģım altyapısı eksiklikleri bu sektörde dikkati çeken diğer sorun alanlarıdır. 161

162 3.a.7.c İzmir de Yatırım Altyapısı ve Yatırım Ortamını İyileştirecek Önemli Bölgesel Altyapı Projeleri Gerek kruvaziyer limanı gerekse de en büyük ihracat limanı olarak kullanılan Ġzmir Limanı baģta olmak üzere bölgemizin sahip olduğu stratejik lojistik kapasitenin, projelendirme ve uygulama safhalarındaki önemli bölgesel altyapı yatırımlarının tamamlanmasıyla önümüzdeki dönemde çok daha yüksek düzeylere ulaģması öngörülmektedir. Ġzmir- Ġstanbul Otoyolu, Ġzmir-Ankara Yüksek Hızlı Tren, Adnan Menderes Havalimanı Yeni Ġç Hatlar Terminali, Kuzey Ege (Çandarlı) Limanı ve Kruvaziyer Limanı yapımı gibi uluslararası ve bölgesel düzeyde önemli etkileri olacak altyapı yatırımlarının yanı sıra kent içi ulaģımı iyileģtirecek altyapı projeleri ile de Ġzmir de yatırım ortamının rekabet edebilirliğinin önemli ölçüde artacağı beklenebilir. KemalpaĢa Lojistik Merkezi ve Gaziemir Fuar Alanı projeleri de bölgenin yatırım ortamına doğrudan etki edecek diğer önemli altyapı yatırımlarıdır. 3.a.8. Bölgenin Gelişme Potansiyeli ve Önerilen Yatırım Konuları ĠZKA ile Kalkınma Bankası iģbirliğinde hazırlanan Ġzmir Ġli Potansiyel Yatırım Konuları AraĢtırması bölgenin sahip olduğu kaynaklar, bu kaynakların kullanılabilme potansiyeli ve mevcut teģvik sisteminde dikkate alınarak, Ġzmir de yatırım konuları incelenmiģ ve tarım, imalat sanayi, turizm, yenilenebilir enerji ve lojistik olarak önceliklendirilmiģtir (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). AraĢtırmada öncelikle ilin sahip olduğu kaynaklar ve bu kaynakların kullanılabilme potansiyeli dikkate alınmakla birlikte, özellikle imalat sanayine yönelik yatırım önerilerinin belirlenmesinde sektörel yatırım eğilimleri, kümelenme analizleri, sektörel performans, sektörlerin üretim yapısı ve sektörlerarası etkileģim kriterlerini dikkate alan girdi-çıktı analizleri kullanılmıģtır. Sektörel performans ölçümü, NACE Rev.2 bazında ikili düzeyde imalat sanayinin 23 ana sektörü için ve üçlü düzeyde (verisi bulunan) 78 alt faaliyet kolu için ayrı ayrı yapılmıģtır. 73 Yatırım konularının değerlendirilmesinde ayrıca kuruluģ yeri faktörleri 74 analizi kullanılmıģtır. ÇalıĢmanın sonucunda Ġzmir de, kısa ve orta dönemde yapılabilirliği olası görülen, yeni istihdam alanları yaratabilecek yatırım konusu önerileri geliģtirilmiģtir. Yörenin doğal, sosyal ve ekonomik koģulları ve potansiyel geliģme eksenleri dikkate alınarak NACE Rev. 2 faaliyet sınıflaması ve üçlü düzey bazında belirlenen 78 yatırım konusunun kuruluģ yeri 73 Ġkili performans sıralamasında sektörler; Üretim Endeksi, Kapasite Kullanım Oranları (KKO), DıĢ Ticarette Rekabet Gücü (RCA), Ġhracat, Ġstihdam Endeksi, ÇalıĢan KiĢi BaĢına Verimlilik Endeksi, Ciro ve Fiyat ArtıĢları (ÜFE) kriterleri bazında dönemi için analiz edilerek, her bir sektörün bu kriterler bazında gösterdiği yıllık değiģimlerinden hareketle, dönem genelindeki performans sıralaması hesap edilerek, en yüksek performans gösterenden en düģük performans gösterene göre sıralanmıģtır. Üçlü performans sıralamasında ise sektörler; Üretim Endeksi, KKO, Ġstihdam Endeksi, RCA ve Verimlilik endeksleri kullanılarak aynı dönem için sektörel performans sıralaması gerçekleģtirilmiģtir. Üçlü düzey bazında yapılan bu performans sıralaması, Ġzmir deki sektörel bazda potansiyel imalat sanayi yatırım konularının belirlenmesinde ana referans noktasını oluģturmaktadır. 74 KuruluĢ yeri faktörleri, belirli bir üretim biriminin belirli bir coğrafi konuma yerleģtirilmesi halinde, söz konusu üretim biriminin maliyeti, satıģ hasılatı ve sermaye yapısı üzerinde etkili olan tüm konumsal özellikleri kapsar. BaĢka bir ifadeyle kuruluģ yerinin seçimi genellikle iģletme giderlerinin en düģük, iģletme gelirlerinin en yüksek olduğu yerin belirlenmesi sürecini içermektedir. 162

163 faktörlerine göre değerlendirilmesi neticesinde, faaliyet alanlarının 38'i A grubunda, 40 ı ise B grubunda yer almıģtır. A grubu, kuruluģ yeri faktörleri açısından bölge için en fazla uygunluk gösteren yatırım konularını, B grubu ise en uygun ikincil yatırım konularını ifade etmektedir. Yatırım konularından 15 i hem performans değerlemesinden hem de kuruluģ yeri faktörlerinden A notunu (AA); 5 i performans değerlemesinden B, kuruluģ yeri faktörleri açısından A notunu (BA); 3 ü performans değerlemesinden C, kuruluģ yeri faktörleri açısından A notunu (CA) almıģtır. 15 yatırım konusuna ise gerek imalat sanayi dıģında yer aldığı gerekse de performans değerlemesi yapılamadığı için performans notu verilememiģ, ancak kuruluģ yeri faktörleri açısından A notunu almıģtır (Tablo 81). Belirlenen yatırım konuları öneri niteliğinde olup yapılabilirliğinin fizibilite çalıģmalarıyla ayrıca belirlenmesi gereklidir. Söz konusu yatırım önerilerinin gerçekleģme oranı ise potansiyel yatırımcıların Ġzmir yöresinde yatırım yapmaya motive edilmesine ve tasarrufların yeterli oranlarda yatırımlara kanalize edilmesine bağlıdır. Tablo 81: Kuruluş Yeri Faktörleri Açısından İzmir İçin En Uygun Yatırım Alanları AA Sebze ve meyvelerin iģlenmesi ve saklanması Süt ürünleri imalatı Örme (trikotaj) ve tığ iģi (kroģe) ürünlerin imalatı Ağaç, mantar, kamıģ ve örgü malzeme ürünü imalatı Kauçuk ürünlerin imalatı Plastik ürünlerin imalatı Çelikten tüpler, borular, içi boģ profiller ve benzeri bağlantı parçalarının imalatı Metal yapı malzemeleri imalatı Metal tank, rezervuar ve muhafaza kapları imalatı Buhar jeneratörü imalatı, merkezi ısıtma sıcak su kazanları (boylerleri) hariç Metallerin dövülmesi, preslenmesi, baskılanması ve yuvarlanması; toz metalürjisi Kablolamada kullanılan teller ve kablolar ile gereçlerin imalatı Genel amaçlı makinelerin imalatı Motorlu kara taģıtları için parça ve aksesuar imalatı Mobilya imalatı (Büro, mutfak ve diğer mobilya imalatı) BA Etin iģlenmesi ve saklanması ile et ürünlerinin imalatı Diğer tekstil ürünlerinin imalatı Tarım ve ormancılık makinelerinin imalatı Metal iģleme makineleri ve takım tezgahları imalatı Motorlu kara taģıtları karoseri (kaporta) imalatı; treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) imalatı CA Kürk hariç, giyim eģyası imalatı Genel amaçlı diğer makinelerin imalatı Diğer özel amaçlı makinelerin imalatı A Tek yıllık (uzun ömürlü olmayan) bitkisel ürünlerin yetiģtirilmesi Çok yıllık (uzun ömürlü) bitkisel ürünlerin yetiģtirilmesi 163

164 Hayvansal üretim Balıkçılık Kum, kil ve taģ ocakçılığı Askeri savaģ araçlarının imalatı Kara yolu ile yük taģımacılığı ve taģımacılık hizmetleri Deniz ve kıyı sularında yolcu taģımacılığı Depolama ve ambarlama TaĢımacılık için destekleyici faaliyetler Oteller ve benzeri konaklama yerleri Tatil ve diğer kısa süreli konaklama yerleri Kamp alanları, motorlu karavan ve karavan tipi treyler (römork) park hizmetleri Diğer konaklama yerleri DıĢarıya yemek hizmeti sunan iģletmelerin (catering) faaliyetleri ve diğer yiyecek hizmetleri faaliyetleri Kaynak: İZKA ve Kalkınma Bankası, 2012 ĠZKA ve Ege Üniversitesi ĠĠBF iģbirliğinde hazırlanan Ġzmir Bölgesi Girdi Çıktı Analizi çalıģması kapsamında da, hem ileri hem de geri bağlantısı yüksek olan beģ sektör kok kömürü, rafine edilmiģ petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı, kimyasal madde ve ürünlerin imalatı, ana metal sanayi, yeniden değerlendirme, elektrik, gaz, buhar ve sıcak su üretimi ve dağıtımı olarak ortaya çıkmıģtır. Bu sektörler, hem bölge ekonomisinde bir geniģleme olması durumunda göreceli olarak yüksek üretim artıģları yaratacak hem de kendilerine yönelik nihai talep artıģında diğer sektörlerden daha yüksek üretim artıģı gösterecektir (ĠZKA ve EÜ, 2012b). Teşvik Sisteminde İzmir tarih ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren 75 teģvik sisteminde Ġzmir ili Ankara, Antalya, Bursa, EskiĢehir, Ġstanbul, Kocaeli ve Muğla illeri ile birlikte birinci bölge kapsamında değerlendirilmiģtir. Bölgesel teģviklerden yararlanabilecek sektörler Ģöyle sayılmıģtır: Entegre damızlık hayvancılık yatırımları dahil olmak üzere entegre hayvancılık yatırımları Su ürünleri yetiģtiriciliği (balık yavrusu ve yumurtası üretimi dahil) Gıda ürünleri ve içecek imalatı Bavul, el çantası, saraciye, ayakkabı vb. imalatı Ağaç ve mantar ürünleri imalatı (mobilya hariç), hasır ve benzeri örülerek yapılan maddelerin imalatı Kağıt ve kağıt ürünleri imalatı Kimyasal madde ve ürünlerin imalatı Seramikten yapılan sıhhi ürünler, seramik yalıtım malzemeleri, seramik karo ve kaldırım taģı imalatı Demir-çelik dıģındaki ana metal sanayi, metal döküm sanayi Makine ve teçhizat imalatı Büro, muhasebe ve bilgi iģlem makineleri imalatı Elektrikli makine ve cihazları imalatı Radyo, televizyon, haberleģme teçhizatı ve cihazları imalatı tarih ve sayılı RG de yayımlanmıģtır. 164

165 Tıbbi aletler hassas ve optik aletler imalatı Motorlu kara taģıtı ve yan sanayi Hava taģıtları ve motorlarının bakım ve onarımı Motosiklet ve bisiklet üretimi Mobilya imalatı (sadece metal ve plastikten imal edilenler hariç) Oteller Öğrenci yurtları Soğuk hava deposu hizmetleri Lisanslı depoculuk Eğitim hizmetleri (okul öncesi eğitim hizmetleri dahil, yetiģkinlerin eğitilmesi ve diğer eğitim faaliyetleri hariç) Hastane yatırımı, huzurevi Atık geri kazanım veya bertaraf tesisleri Seracılık Yeni teģvik sisteminde, aģağıda sayılan öncelikli alanlarda yapılacak yatırımlar hangi bölgede yer aldığına bakılmaksızın beģinci bölge desteklerinden yararlanacaktır: Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen Kültür ve Turizm Koruma ve GeliĢim Bölgeleri nde yapılacak turizm yatırımları, Madencilik yatırımları, Demiryolu ve denizyolu ile yük veya yolcu taģımacılığına yönelik yatırımlar, 20 milyon TL üzeri belirli ilaç ve savunma sanayi yatırımları, Test merkezleri, rüzgâr tüneli ve bu mahiyetteki yatırımlar (otomotiv, uzay veya savunma sanayine yönelik olanlar), Asgari m2 kapalı alana sahip uluslararası fuar yatırımları, Özel sektör tarafından gerçekleģtirilecek ilk, orta ve lise eğitim yatırımları. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından desteklenen Ar-Ge projeleri neticesinde elde edilen ürünlerin üretilmesine yönelik yatırımlar. Ayrıca, teknoloji ve Ar-Ge kapasitesini artıracak ve uluslararası alanda rekabet üstünlüğü sağlayacak büyük ölçekli yatırımlar da teģvik unsurlarından yararlanmaktadır: Kimyasal madde ve ürünlerin imalatı Rafine edilmiģ petrol ürünleri imalatı Transit boru hattıyla taģımacılık hizmetleri yatırımları Motorlu kara taģıtları ana sanayi yatırımları Motorlu kara taģıtları yan sanayi yatırımları Demiryolu ve tramvay lokomotifleri ve/veya vagon imalatı yatırımları Liman ve liman hizmetleri yatırımları Elektronik sanayi yatırımları Tıbbi alet, hassas ve optik aletler imalatı yatırımları Ġlaç üretimi yatırımları Hava ve uzay taģıtları ve/veya parçaları imalatı yatırımları Makine (elektrikli makine ve cihazlar dahil) imalatı yatırımları Metal üretimine yönelik yatırımlar 165

166 Ġzmir Ġli Potansiyel Yatırım Konuları AraĢtırması ve Ġzmir Bölgesi Girdi Çıktı Analizi kapsamında öne çıkan sektörler, yeni teģvik sistemi kapsamında Ġzmir de desteklenecek sektörlerle karģılaģtırıldığında büyük oranda örtüģtükleri görülmektedir. 3.a.9. Girişimcilik GiriĢimci, piyasadaki fırsatları gören, kaynaklarını ayıran ve değer üreten bir kiģi olarak tanımlanmaktadır (UNCTAD, 2012). GiriĢimci olma eylemine iģaret eden giriģimcilik kavramıysa, en genel haliyle, yeni ürün, hizmet, süreç veya pazarlar geliģtirerek ekonomik değer üretme eylemi olarak tanımlanabilir (ĠZKA ve TEPAV, 2012). Küresel GiriĢimcilik Monitörü (GEM) giriģimciliği bir kiģi, bir takım ya da mevcut bir iģ tarafından, tek baģına, yeni bir iģ kurarak ya da mevcut bir iģi geniģleterek yeni bir giriģim oluģturma teģebbüsü olarak tanımlamaktadır (GEM, 2012). GiriĢimciliğin geliģtirilmesi, sanayi ve KOBĠ, yenilikçilik ve kümelenme gibi ekonomik kalkınmaya iliģkin farklı politika alanlarıyla yakından iliģkilidir. Ayrıca, özel politika gerektiren gruplarda giriģimciliğin geliģtirilmesi bir sosyal politika aracı olarak da değerlendirilebilir. Bu bağlamda, giriģimcilik yeni iģ alanlarının ortaya çıkması, yenilikçiliğin geliģtirilmesi, gelirlerin ve istihdamın artırılmasına sağladığı katkı nedeniyle bölgesel kalkınmanın önemli faktörlerinden birisi olarak görülmektedir. Türkiye de giriģimcilikle ilgili politikalar son dönemde Ģekillenmekte ve giriģimciliğe iliģkin uygulamalar artmaktadır. GiriĢimciliğin geliģtirilmesi, henüz yeni Ģekillenen bir politika alanı olmasına karģın, hızla ulusal bir öncelik haline gelmektedir. GiriĢimcilik, 9. Kalkınma Planı nda ( ) çeģitli strateji ve hedeflere konu olmuģtur. GiriĢimcilik eğitimlerinin yaygınlaģtırılması, teknoloji geliģtirme amaçlı giriģimciliğin özendirilmesi, kırsal kesim ve az geliģmiģ bölgelerde giriģimciliğin teģvik edilmesi ile giriģimcilerin finansmana eriģim olanaklarının iyileģtirilmesi, 9. Kalkınma Planı nda belirlenen stratejiler arasında yer almaktadır. Onuncu Kalkınma Planı ( ) hazırlık çalıģmaları çerçevesinde ilk kez GiriĢimciliğin GeliĢtirilmesi Özel Ġhtisas Komisyonu kurulmuģtur. Ġzmir Kalkınma Ajansı tarafından 2012 yılı sonunda yaptırılan Ġzmir Yerel GiriĢimcilik Ekosistemi Strateji ÇalıĢması 76 kapsamında Ġzmir in giriģimciliğe iliģkin çerçeve koģulları olan insan kaynağı, inovasyon altyapısı, ekonomik aktivite, coğrafi ve kültürel koģullara dair sahip olduğu avantaj ve dezavantajlar aģağıdaki Ģekilde tespit edilmiģtir: Avantajlar: Ortalamanın üzerinde eğitime sahip kuvvetli bir insan kaynağı bulunmaktadır. Bu insan kaynağı Ġzmir de yerleģikler kadar Türkiye ve dünyanın önemli merkezlerine dağılmıģ kuvvetli bir diasporayı da kapsamaktadır. Tarihi bir ticaret merkezi olan Ġzmir, geniģ bir ekonomik taban ve ticari kültüre sahiptir. Türkiye içinde Akdenizli bir kent olarak kaliteli bir yaģam tarzı ve yeniliklere açık kültürel yapısıyla öne çıkmaktadır. Ġstanbul un ardından havayolu, otoyol ve liman ile ulaģtırma bağlantıları en geliģmiģ kentlerden biridir. 76 Ġzmir Yerel GiriĢimcilik Ekosistemi Strateji Belgesi, Ġzmir Kalkınma Ajansı nın giriģimcilik faaliyetleri kapsamında Türkiye Ekonomi Politikaları AraĢtırma Vakfı (TEPAV) iģbirliği ile 2012 yılı Aralık ayında tamamlanmıģtır: 166

167 Dezavantajlar: Hem tarihsel geliģimi hem de Türkiye içinde mevcut ekonomik ve sosyal konumu itibariyle, Ġstanbul gibi birincil bir çekim merkezi değildir. Ġnovasyon altyapısı alanındaki performansı göreli olarak zayıftır. Buna paralel olarak, geliģen ileri teknoloji sektörlerinde ülke ortalamasına göre geride kalmaktadır. ĠĢbirliği kültüründe zayıflık görülmektedir. Ġnovatif davranıģlar genelde bireysel olarak geliģmektedir. Çerçeve koģulların analizi, giriģimci profili değerlendirmesi ve paydaģ görüģmeleri sonucunda, Ġzmir giriģimcilik ekosistemi mevcut durumuna iliģkin tespitler Ģöyledir: GiriĢimcilerin tespit edilmesine yönelik araçlar son derece kısıtlıdır. Yerel düzeyde düzenlenen kapsayıcı ve etkisi büyük bir iģ planı yarıģması bulunmamaktadır. Ulusal düzeyde düzenlenen ve genelde Ġstanbul merkezli olan iģ yarıģmalarına Ġzmir den katılım oldukça kısıtlıdır. Mentör ya da yatırımcı olabilecek kıdemli iģadamlarını ve yöneticileri bir araya getiren iģadamı derneği ve odaların aktif olarak faaliyet gösterdiği sivil toplum kuruluģlarında giriģimciliğe ilginin oluģtuğu görülmektedir. Ancak bunları mentör ve yatırımcı olabilecekleri giriģimcilere bağlayan mekanizmalar eksiktir. GiriĢimcileri fiziksel olarak bir araya getiren etkinlikler ya da mekânlar sınırlıdır. Yerel medyada giriģimcilik konusuna ilgi duyan paydaģlar bulunduğu görülmektedir. Ancak konuyla ilgili haberlere eriģim olanağı sınırlıdır. Melek yatırımcılık potansiyeli yüksek olduğu halde bu nitelikte kiģileri ortaya çıkaracak ve yönlendirecek melek yatırımcı ağı benzeri platformlar bulunmamaktadır. Eğitim alanında KOSGEB in uygulamalı giriģimcilik eğitimleri yaygındır. Örgün eğitimde ise birçok üniversite giriģimciliğe dair dağınık yapıda da olsa dersler vermektedir. GiriĢimcilik birçok kuruluģun ilgilendiği bir alan olmakla beraber, kuruluģlar arasında haberleģme ve iģbirliği sınırlıdır. Bu kuruluģları bir araya getiren bir platformun eksikliği hissedilmektedir. Ġzmir deki giriģimcilik ekosistemi çerçeve koģulları, paydaģları ve giriģimci profiline iliģkin Ġzmir Yerel GiriĢimcilik Ekosistemi Stratejisi kapsamında yapılan analiz ve değerlendirmeler ıģığında, ekosistemi hızlı bir biçimde harekete geçirmek üzere, 6 stratejik öncelik ve 18 hedef belirlenmiģtir. Stratejinin öncelik ve hedefleri Ġzmir Bölge Planı nın giriģimcilik konusundaki temel yaklaģımını oluģturmaktadır (ĠZKA ve TEPAV, 2012). 3.a.10. Değerlendirme Ġzmir tarihsel olarak temel ekonomik göstergelerde ülkenin en önemli illeri arasında yer almaktadır. Uzun vadede değerlendirildiğinde, dönemi genel ekonomik performansı ülke geneline kıyasla yüksek gerçekleģmiģtir. Bölgenin, pek çok ekonomik gösterge açısından ilk üç sırada yer almasının önemli nedeni güçlü tarihsel kökene sahip ekonomik ve ticari iliģkileriyken, bu pozisyonunu yıllar boyunca koruyabilmesinin temel nedeni göreli olarak yüksek ekonomik performansı olmuģtur. Ancak son on yılda 167

168 kaydedilen geliģmeler, Ġzmir in bu avantajını koruyabilmek adına daha fazla özen göstermek gerektiğine iģaret etmektedir döneminde Ġzmir de gerçekleģen GSKD artıģ düzeyinin Ege Bölgesi ve Türkiye artıģ düzeylerinin gerisinde kalması ve sanayi sektörü GSKD si konusunda farklı açılardan göreli performans kaybı dikkatle ele alınması gereken göstergelerdir. Ġzmir in orta gelir tuzağı riski açısından riskli olmayan bölgeler sıralamasında son sırada yer alması da ekonomik performans anlamında bölgenin içinde bulunduğu bıçak sırtı durumu yansıtmaktadır dönemi GSKD artıģıyla ölçülen Ġzmir in bölgesel ekonomik performansı, Ege Bölgesi performansının ve ulusal performansın gerisinde kalmıģtır. Dolayısıyla Ġzmir in, Ege Bölgesi ve Türkiye GSKD leri içindeki payı gerilemiģtir. Mevcut en güncel verilere göre Ġzmir (2010) GSKD büyüklüğü açısından Ġstanbul ve Ankara dan sonra üçüncü sırada; GSKD artıģ oranı sıralamasında ise 26 Düzey 2 bölgesi arasında 23. sırada yer almıģtır. Bu listede Ġstanbul ve Ankara nın daha üst sıralarda yer alması, Ġzmir in performans kaybının diğer metropol iller karģısındaki durumu hakkında fikir vermektedir. Üretilen katma değeri bölge nüfusuyla iliģkilendiren kiģi baģına GSKD düzeyi açısından değerlendiğinde de Ġzmir in, Düzey 2 bölgeleri sıralamasında diğer metropol bölgelerin gerisinde kalarak altıncı sırada yer aldığı görülmektedir. Ġzmir in göreli olarak yetersiz GSKD performansının arka planında, sanayi sektöründeki göreli performans kaybı yatmaktadır. Ulusal düzeyde sektörel GSKD içindeki payları açısından analiz edildiğinde, tarım sektöründe genel tabloyu etkilemeyen sınırlı düzeyde dalgalanmalar izlenirken, hizmetler sektörünün de payını koruduğu görülmektedir. Buna karģın Ġzmir in sanayi sektörü ulusal GSKD si payının yıllar itibariyle düzenli Ģekilde azalarak 2004 yılındaki % 7,3 düzeyinden 2010 yılında % 6,3 düzeyine gerilediği kaydedilmiģtir. Belirtilen azalma düzeyiyle Ġzmir, Ġstanbul un ardından sanayi GSKD payı en fazla gerileyen ikinci bölge olmuģ ve bölgelerin sektör GSKD si paylarına göre yapılan sıralamada (Ġstanbul, TR41 Bursa, EskiĢehir, Bilecik, TR 42 Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova ve Ankara bölgelerinin ardından) beģinci sırada yer almıģtır. Aynı zamanda Ġzmir, TR42 Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova bölgesinden sonra döneminde bölgesel GSKD içinde sanayi payının en çok gerilediği Düzey 2 bölgesi olmuģtur. Bununla birlikte, dönemindeki sürekli azalıģ eğilimine karģın 2010 yılında sanayi sektörünün bölge GSKD si içindeki payı 0,8 puan artıģ göstermiģtir. Aynı yıl Düzey 2 bölgeleri arasında en yüksek GSKD artıģ oranı Ġzmir de kaydedilmiģtir. Bu olumlu geliģmenin devamlılığını sağlamaya yönelik çalıģmalar güçlendirilmelidir. Ġzmir ekonomisindeki orta-uzun vadeli zayıflama göstergeleri değerlendirilirken, bölgeye olumsuz yansımaları olan dıģsal geliģmelerin de dikkate alınması gerekir küresel ekonomik krizi ile (özellikle Ġzmir in ihracatı açısından önemli hedef ülkeleri de içeren Avrupa ülkelerinde) takip eden durgunluk koģulları, düģük döviz kuru uygulamasının dıģ ticaret üzerindeki olumsuz etkileri ve bölgesel teģvik uygulamasının yansımaları bu çerçevede göz önünde bulundurulmalıdır. Ġzmir e iliģkin orta ve uzun vadeli ekonomik eğilimlerin, belirtilen geliģmelerin Ġzmir ekonomisine ne oranda yansıdığının ve karģılaģılan diğer tüm sorunların bütünlüklü olarak ele alındığı, bilim ve iģ dünyasını buluģturan katılımcı süreçlerle tartıģılarak ortaya konması gerekir. Burada yer verilen verilerin bazılarının yeterince güncel olmadığı, bazılarınınsa birtakım kısıtlılıklar barındırdığı göz önünde bulundurulduğunda, bu gereklilik kendini daha güçlü Ģekilde hissettirmektedir. 168

169 döneminde dıģ ticaret hacminde ve ihracatta kaydedilen göreli olarak düģük performans ve bu dönemde bölgenin net ithalatçı hale gelmiģ olması GSKD geliģmeleriyle birlikte değerlendirildiğinde, Ġzmir in rekabet avantajının kısmen gerilediği söylenebilir. Diğer taraftan, 2008 küresel ekonomik krizini izleyen toparlanma dönemine ait bazı ekonomik göstergeler, bu sürecin Ġzmir için fırsata dönüģtürülebileceğine de iģaret etmektedir dönemi kiģi baģına gelir ve istihdam artıģına dayalı Global Metro Monitor ekonomik performans göstergelerine göre, Ġzmir in 200 metropol bölge arasında dördüncü sırada yer almıģ olması, bahse konu fırsatın bölgenin ve Türkiye nin küresel rekabet gücünü de artırma imkanı sunduğuna iģaret etmektedir. Ġzmir de yatırımcılara önemli olanaklar sunma potansiyeline sahip özel yatırım bölgeleri, büyük bölümü mevzuatsal olmak üzere bir takım güçlüklerle karģı karģıyadır. YaĢamakta oldukları tıkanıklıklar küçük müdahalelerle giderilebilecek olan OSB lerin de kazanılmasıyla önümüzdeki dönemde Ġzmir in, mevcut ve yeni yatırımcılar için daha uygun bir yatırım ortamı sunması ve rekabet gücünü bu anlamda da geliģtirmesi öngörülmektedir. Mevcut kapasiteye ilave olarak dört adet OSB ve iki adet teknoloji geliģtirme bölgesinin de yakın gelecekte iģlerlik kazanması ile Ġzmir de daha çeģitlenmiģ ve daha iyi yapılanmıģ yatırım bölgeleri görmek mümkün olacaktır. Ġzmir de bölgenin ekonomik geliģme perspektifi ile uyumlu ve bu doğrultuda programlanmıģ bütünlüklü bir kapasite geliģtirme çalıģmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Özellikle sanayi sektörünün geliģimine uygun mekânsal planlamanın yapılması ile tamamlayıcı altyapı düzenlemelerinin gerçekleģtirilmesi, bölge gündeminin öncelikli konuları arasında yer almalıdır. Bu çalıģmalar ile farklı sektör ve büyüklüklerdeki yatırım yeri ihtiyaçlarının ne biçimde karģılanabileceği hususu da netlik kazanmıģ olacak, yatırımcıların doğru alanlara yönlendirilmesi çalıģmaları daha etkin hale gelecektir. Diğer taraftan bölgenin insan kaynakları, doğal kaynakları, kültürel mirası ve tarihi öneme sahip bir ticaret merkezi olması dolayısıyla ciddi bir ekonomik potansiyele sahip olduğu, gerçekleģtirilen çok sayıda ekonomik analizin ortak sonucudur. Ġzmir in ülke genelinde girdi tedarikinde kendine yeterliliği en yüksek il olması maliyet azaltıcı bir unsur olarak yerli ve yabancı yatırımcılar için önemli bir olanağa iģaret etmektedir. Ekonomik potansiyelin hayata geçirilmesi noktasında süreç, ekonomik aktörlerin koordinasyonu sağlanarak ve planlı biçimde yürütülmelidir. Bu çerçevede, metropol Ģehir olmasına ve kaynak çeģitliliğine bağlı olarak çok sektörlü bir yapıya sahip olan Ġzmir de, ileri ve geri bağlantı etkileri ile belirli parametrelere göre geliģme potansiyeli yüksek olan sektörlerin ve yatırım alanlarının belirlenmesi önem arz etmektedir. Ġzmir de hali hazırda bu çerçevede yapılmıģ olan (detayları Metodoloji bölümünde yer alan) çok değerli bilimsel analizler bulunmaktadır. Analiz sonuçlarının iģ dünyasını yönlendiren aktörler baģta olmak üzere tüm ilgililerce titizlikle değerlendirilmesi ve benimsenmesi, Ġzmir ekonomisine iliģkin olumlu eğilimlerin güçlenmesi ve olumsuz eğilimlerin tersine çevrilmesi noktasında büyük kazanımlar sunacaktır. Sektörler arası iliģkileri; sektörel geliģmelerin üretime, istihdama ve ithalata doğrudan ve dolaylı etkilerini dikkate alarak belirlenen uygun yatırım alanlarında, ilgili kurum ve kuruluģların iģbirliğiyle gerçekleģtirilecek iyi tasarlanmıģ projelerin hayata geçirilmesi bölge ekonomisinin güçlendirilmesine büyük katkı sağlayacaktır. Belirtilen projelerin gerçekleģtirilmesiyle birlikte, iģgücünün niteliğinin sektörlerin ihtiyaçları paralelinde geliģtirilerek verimliliğin artırılması, bölgenin gayri safi katma değerinin ve rekabet 169

170 gücünün artırılması açısından önemli bir bütünleyici unsurdur. Küresel geliģmelerin ve trendlerin yakından izlenerek, Ġzmir in potansiyellerine uygun, yeni geliģen alanlarda etkin giriģimciliğin geliģtirilmesi ve yeni iģler yaratılması, bölgenin küresel piyasalarda yer edinmesine imkân tanıyacaktır. Ġzmir in sektörel çeģitliliği, nitelikli iģgücü, Ar-Ge ve yenilik potansiyeli, sanayi altyapısı ve ihracat deneyimi; daha yüksek katma değere sahip hizmet ve sanayi üretimine geçmek ve nitelikli mal-hizmet ihracatında sıçrama yapmak için uygun koģullar sunmaktadır. 3.b. Tarım Sektörü Rio +20 zirvesi tarım sektöründe sürdürülebilir tarımı destekleme ve yaygınlaģtırma ihtiyacının altını çizmiģtir. Pazarlama ve ticaret sisteminin etkinleģtirilmesi, uluslararası iģbirliğinin geliģtirilmesi, sürdürülebilir tarım, arazi yönetimi ve kırsal kalkınmaya yönelik kamu ve özel sektör yatırımlarının artırılması yoluyla, küresel sürdürülebilir tarımsal üretimin artırılması vurgulanmıģtır. Tarım sektöründe toprağı, suyu, bitkisel ve hayvansal gen kaynaklarını, biyoçeģitliliği ve ekosistemi koruyan, bu doğal kaynakların iklim değiģikliği ile doğal felaketlere karģı direncini artıran bir yapı hedeflenmiģtir. Sürdürülebilir tarımla ilgili en önemli yatırım ve destek alanları arasında kırsal altyapı, depolama yapıları, sürdürülebilir tarım teknolojilerinde Ar-Ge, güçlü kooperatifler ve tedarik zinciri geliģtirme, kırsal-kent bağlantılarının kuvvetlendirilmesi sayılabilir. Rio+20 Türkiye raporunda, ekonomideki payı azalmasına rağmen tarım sektörünün gıda güvenliği ve kırsal kalkınma için stratejik öneme sahip olduğunun altı çizilmiģtir. Zengin toprak kaynakları, biyolojik çeģitlilik, elveriģli iklim ve jeolojik Ģartlardan dolayı, tarım Türkiye için her zaman önde gelen bir sektör olmuģtur. Son dönemlerde, özel giriģimcilerin tarım sektöründe yatırım yapmaya ilgilerinin arttığı görülmektedir. Tarım sektörü nüfusun büyük çoğunluğunun gıda ihtiyaçlarını karģılayarak Türkiye yi dıģ kaynaklara bağımlı olmaktan korumakta, tarıma bağlı diğer sektörlerin ham madde tedarikini de gerçekleģtirerek Türkiye nin sosyal ve ekonomik geliģiminde önemli bir rol oynamaktadır (YDTA, 2010). Diğer taraftan tarım sektörü; Ġklim değiģikliği, kuraklık ve su kaynaklarının azalması, Tarım arazilerinin amaç dıģı kullanımı ve diğer sektörlerin tarım sektörü üzerindeki baskısı, Piyasa düzenleme mekanizmalarında ve denetim alanındaki yetersizlik, Girdi kullanımındaki bilinçsizlik, Girdi maliyetlerinin yüksek olması, Bütünsel bir bilgi sisteminin eksikliği ve izlenebilirliğin sağlanamamıģ olması, Sektördeki örgütlerin istenilen seviyede etkinlik gösterememeleri, Kayıt dıģı üretim, Küçük ve parçalı iģletmelerin ağırlığı ve iģletmelerin rekabet gücünün düģük olması gibi sorunlarla karģı karģıyadır (TKB, 2010) yılında ürün fiyatları ortalama % 20, girdi fiyatları ise % 26 artıģ göstermiģtir yılında 1 kilogram buğdayla 0,23 litre mazot alınabilirken, 2010 yılında ancak 0,17 litre alınabilmektedir. Buğday üreticisinin alım gücü bu dönemde % 24 oranında düģmüģtür. 170

171 Gübrede de benzer durum söz konusudur ve alım gücü aynı dönemde gübre çeģidine göre % 12 ile % 14 oranında azalmıģtır (TZOB, 2010). Türkiye de tarım iģletmelerinin genel yapısı geçimlik ve yarı geçimlik sınırındaki küçük ölçekli aile iģletmelerinden oluģmaktadır. Tarım arazilerinin küçük ve çok parçalı olması sadece ülkemizde değil Ġzmir de de en önemli yapısal sorun olarak karģımıza çıkmaktadır. Bu durum iģletme ölçeğinde bilgi ve teknoloji kullanımını güçleģtirmekte, iģgücü verimliliğini düģürmekte, yeterli sermaye birikimini engellemektedir (TKB, 2011). Türkiye de ortalama iģletme büyüklüğü 61 dekar iken, AB de ortalama 167 dekar olup Türkiye ortalamasından 2,7 kat büyüktür (TRGM, 2010). Ġzmir de ise bu değer Türkiye ortalamasının da altında olup 37 dekardır. Ġzmir, ürün çeģitliliğine izin veren iklimi, verimli ovaları, su kaynakları, ülke geneline göre daha bilinçli üreticileri ve örgütlenme yapısı ile tarımsal açıdan yüksek bir potansiyele sahiptir. Genel olarak tarımsal üretimde verim ve kalite açısından Türkiye ortalamalarının üzerinde yer almaktadır. Ġzmir ili ekonomisinde tarım sektörünün payı nispeten düģüktür. Tarımın (GSYĠH) içindeki payı yıllar itibariyle azalmaktadır yılında GSYĠH içinde % 10,4 olan tarımın payı 2001 de % 7,5 seviyesine gerilemiģtir. Yine GSKD içinde 2004 yılı itibarıyla % 6 olan tarım sektörünün payı 2008 de % 4,8 düzeyine inmiģtir. Ġzmir ili tarım sektörünün Ege Bölgesi tarım GSKD sindeki payı % 20,4, Türkiye tarımsal GSKD si içindeki payı % 3,7 olup, büyüklük açısından 26 Düzey 2 bölgesi içinde 13. sırada bulunmaktadır (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Aynı dönemde tarım sektöründeki istihdam açısından benzer düģüģler yaģanmıģtır yılında % 10,8 olan rakam 2008 yılında % 7,5 e gerilemiģtir yılından sonra hem Türkiye hem de Ġzmir de her yıl artıģ gösteren tarım sektörü istihdamı 2011 yılında Türkiye de % 25,5, Ġzmir de % 12,6 olmuģtur. Tarımda iģgücü verimliliği incelendiğinde Ġzmir in Türkiye ye göre oldukça iyi durumda olduğu görülmektedir. Tarımda kiģi baģı (istihdam edilen) GSKD 2004 yılında Türkiye de TL iken Ġzmir de TL dir yılında Türkiye de TL ye çıkarken Ġzmir de TL ye yükselmiģtir. Ġzmir Gıda, Tarım ve Hayvancılık Ġl Müdürlüğü (ĠGTHĠM) 2011 yılı verilerine göre toplam 1,2 milyon hektar yüzölçümüne sahip olan Ġzmir ili topraklarının % 28,2 si tarım alanı, % 4,2 si çayır ve mera arazisi, % 40,6 sı orman ve fundalık alan, % 27 si de tarım dıģı araziden oluģmaktadır. Ġldeki orman ve tarım dıģı alanın Türkiye ortalamasına göre yüksek, çayır mera alanı ile tarım alanının düģük olduğu görülmektedir (ġekil 47). Son yıllarda yerleģim alanları, sanayi ve diğer etkenlerin baskısı sonucu Ġzmir de tarım ve orman alanlarında sınırlı, merada daha çok azalma, tarım dıģı alanda da önemli miktarda artıģ görülmektedir. Mera alanında görülen düģüģün sebeplerinden biri de mera alanı tespit ve tahdit çalıģmalarında yapılan güncellemedir. 171

172 Tarım Çayır-mera Orman ve fundalık Tarım dışı İzmir Türkiye Şekil 47: İzmir ve Türkiye Genel Arazi Dağılımı, 2011, (%) Kaynak: İGTHİM, 2012; TÜİK, 2012i yılları arası Ġzmir ili tarımsal üretim değeri verileri Tablo 82 de verilmiģtir yılı itibarıyla il genelinde 6,3 milyar TL tarımsal üretim değeri elde edilmiģ olup, bunun % 53,9 u bitkisel üretimden, % 42,4 ünü hayvansal üretimden, % 3,7 si su ürünleri üretiminden sağlanmıģtır. Tablo 82: Yıllara göre İzmir İli Tarımsal Üretim Değeri, , (TL) Ürün Grupları Tarla Ürünleri Sebzeler Meyveler Süs Bitkileri (Kesme Çiçekçilik) Bitkisel Üretim Toplamı Et ( Kırmızı Et+ Beyaz Et) Süt (Sığır, Koyun, Keçi) Yumurta Bal, Balmumu Yapağı, Kıl Hayvansal Üretim Toplamı Deniz Balıkları Diğer Deniz Ürünleri Ġç Su Balıkları Kültür Balıkları Su Ürünleri Üretimi Toplamı Toplam Tarımsal Üretim Kaynak: İGTHİM,

173 2006 yılına göre hayvansal üretim % 120, bitkisel üretim % 40, su ürünleri üretimi % 6, toplam tarımsal üretim ise % 65 oranında artmıģtır (ġekil 48). TÜĠK verilerine göre Ġzmir 2007 yılında Türkiye toplam tarımsal üretim değerinin % 4,6 sını üretirken, 2011 yılında bu oran % 3,9 a düģmüģtür (TÜĠK, 2011a) Toplam Tarımsal Üretim Hayvansal Üretim Toplamı Bitkisel Üretim Toplamı Su Ürünleri Üretimi Toplamı Şekil 48: İzmir İli Tarımsal Üretim Değerinin Değişimi, ,(TL) Kaynak: İGTHİM, 2012 Toplam tarımsal üretimi oluģturan ürün gruplarının payları incelendiğinde; bitkisel üretimin payı azalma, hayvansal üretimin payı ise artıģ eğilimi göstermektedir. Bitkisel üretimin toplam tarımsal üretim değeri içindeki payı, döneminde özellikle sebze ve meyve üretim değerindeki oransal azalma nedeniyle % 14,5 gerilemiģtir. Hayvansal üretimin toplam tarımsal üretim içindeki payı ise et ve süt üretim değerindeki oransal artıģ sebebiyle aynı dönemde % 35,6 artmıģtır. Su ürünlerinin payının yıllara göre dalgalı seyir izlediği, dönem sonu itibariyle % 35,4 azaldığı görülmektedir (ġekil 48) yılı itibariyle Türkiye de 8,5 milyon hektar ekonomik sulanabilir alanın % 62 si (5,3 milyon hektar) sulamaya açılmıģtır. Sulu tarıma geçiģ ile birim alandan elde edilen gelir yaklaģık beģ kat artmaktadır. Ayrıca kullanılan sulama sistemi de büyük önem taģımaktadır. Basınçlı (yağmurlama ve damla) sulama sistemleri ile yüzeysel sulamaya göre % oranında su tasarrufu ve % oranında verim artıģı sağlanmaktadır. Buna ilave olarak % 50 gübre, % 30 ilaç tasarrufu elde edilmektedir (Türker ve Gençel, 2010). Ancak Türkiye de sulanan alanın % 93 ü yüzeysel sulama yöntemleriyle (karık, tava ve salma) sulanmaktadır. Yağmurlama sulama yönteminin kullanımı % 6, damla sulama yönteminin kullanımı ise % 1 ile sınırlı kalmaktadır (Tuğay, 2012). Ġzmir de toplam sulanabilir tarım arazisi hektar olup, toplam tarım alanının % 82 sini oluģturmaktadır. Sulanan alan toplam tarım alanının % 53 üne karģılık gelmekte ve sulanabilir tarım arazisinin ancak % 64 ü sulanmaktadır. Ġl genelinde sulanan tarım arazisi hektar olup bunun % 44 ü devlet, % 56 sı da halk tarafından sulanan tarım arazilerinden oluģmaktadır (ĠGTHĠM, 2012). Ġzmir de sulanabilir arazilerin sulamaya açılması yönünde çalıģmalar devam etmektedir. Güzelhisar Mansap Ovaları Sulaması 2011 yılında tamamlanmıģ ve 923 hektar alan sulamaya açılmıģtır. Kınık Sağ ve Sol Sahil Sulaması, Beydağ Sulaması gibi projeler ise devam etmektedir (Orman ve Su ĠĢleri Bakanlığı, 2013). Basınçlı sulama sistemleri 173

174 yaygınlaģtırılmalı, bu sistemlerin çiftçilere benimsetilmesi için eğitim çalıģmaları artırılmalı ve sulamaya yönelik desteklemeler devam etmelidir. Ġzmir de 163 adet tarımsal kalkınma kooperatifi, 100 adet sulama kooperatifi, 47 adet su ürünleri kooperatifi olmak üzere tarımsal amaçlı faaliyet gösteren toplam 310 kooperatif bulunmaktadır. Bu kooperatiflerin ortak sayısı ise yaklaģık dır. Ġlde dört kooperatif üst birliği bulunmaktadır. Bir baģka örgütlenme Ģekli olan üretici birlikleri çerçevesinde, çeģitli üretimler bazında 26 birlik ve üye bulunmaktadır. Finlandiya, Hollanda, Ġsviçre, Fransa gibi ülkelerle karģılaģtırıldığında üye sayısı, etkinlik, ekonomiye katkı, piyasa, pazar ve satıģlar içindeki pay açısından ülkemizde kooperatiflerin genel olarak düģük performans gösterdiği görülmektedir. Bunun sebepleri arasında; Toplumda kooperatifçilik kültürü ve bilincinin yeterince yerleģmemiģ olması, Toplum genelinde kiģiler arası güven, dayanıģma ve ortak iģ yapma kültürü gibi değerleri de kapsayan sosyal sermayenin düģüklüğü, Çok sayıda gayrı faal durumda bulanan ve tasfiye olmayı bekleyen kooperatifin varlığı, Kooperatiflere yönelik, eğitim, denetim, danıģmanlık, teknik ve yasal hizmet sunumunun yetersizliği, Üst örgütlenme yetersizliği, kooperatifler arası iģbirliğinin yeterince ve her düzeyde sağlanamaması, Sürekli finansmana eriģim ve teminat yetersizliği sorunu yaģanması, Kooperatif yöneticilerinin iģletme yönetimi konusunda bilgi ve deneyim eksikliği, profesyonel yönetici istihdam edilememesi, yönetim kurulu üyeliği için eğitim ve sertifikasyon koģulunun olmaması gibi sebepler sayılmaktadır (KOGM, 2012). Ġzmir de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından gerçekleģtirilen Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) kapsamında döneminde, 6 etapta 92 proje için toplam 18,6 milyon TL hibe verilmiģtir. Projeler bitkisel ve hayvansal ürünlerin iģlenmesi, paketlenmesi, depolanması, alternatif enerjiye dayalı seracılık gibi alanlara yöneliktir ve Türkiye içerisinde Ġzmir in payı % 2,5 olarak gerçekleģmiģtir yılları arasını kapsayan ikinci dönemde 100 Ekonomik Yatırım Projesine hibe desteği sağlanması hedeflenmiģtir. Yine KKYDP kapsamında 2007 yılından itibaren uygulamaya konulan Makine Ekipman Alımlarının Desteklenmesi Programında yıllarında 1956 makine için toplam 10,9 milyon TL hibe desteği verilmiģtir. Türkiye içerisinde Ġzmir in payı % 1 olarak gerçekleģmiģtir yılları arasını kapsayan ikinci dönemde makine ve ekipmana hibe desteği sağlanması hedeflenmiģtir (ĠGTHĠM, 2012). Ġzmir de Ege Sultani Üzümü, Ege Pamuğu, Ege Ġnciri ve ÖdemiĢ Patatesi ve Bergama Kozak Çam Fıstığı coğrafi iģaret tescili almıģ olan tarımsal ürünlerdir. Yöreye özel ürün çeģitliliği çok olan Ġzmir de Ġzmir Boyozu, Ġzmir Gevreği, Ġzmir Lokması, Ġzmir ġambali, Ġzmir Tulum Peyniri, Ġzmir Kumru Ekmeği ve Türk Kahvesi için de coğrafi iģaret baģvurusu yapılmıģtır (TPE, 2013). 3.b.1 Bitkisel Üretim Türkiye toplam tarım alanı 1995 yılında 26,8 milyon hektar iken 2010 yılında 24,4 milyon hektara gerilemiģtir. Bu dönemde özellikle yerleģim yerleri, sanayi alanları ve turistik yerler baģta olmak üzere 2,5 milyon hektar tarım arazisi çeģitli nedenlerle üretim dıģında 174

175 kalmıģtır (Tuğay, 2012) yılı verilerine göre Ġzmir de 1.648,7 hektar tarım arazisi en çok konut amaçlı olmak üzere madencilik, sanayi ve turizm amacıyla tarım dıģında kullanılmaktadır (Topçu, 2012). Bitkisel üretime uygun verimli toprakların azalması, buna karģılık nüfusun artması neticesinde kiģi baģına düģen tarımsal alan miktarı gerilemektedir. Buna ilave olarak bitkisel üretimin temel kaynağı olan toprak kaynakları doğal süreçler ve yanlıģ toprak ve su yönetimi sonucu tuzlanma, alkalileģme, asitleģme, mineral besin elementi eksikliği, kirlenme, erozyon, sıkıģma ve organik madde kaybı gibi problemlerle karģı karģıya bulunmaktadır. Ġzmir Ġl Özel Ġdaresi, Ege Üniversitesi, ĠGTHĠM, Ġzmir BüyükĢehir Belediyesi ve Ġzmir Orman Bölge Müdürlüğü ortaklığında yürütülen Ġzmir Ġli Arazi Sınıflandırması Projesi kapsamında, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu na göre Ġzmir Ġli arazileri aģağıdaki gibi sınıflandırılmıģtır. Marjinal Tarım Arazileri Mutlak Tarım Arazileri Özel Ürün Arazileri Dikili Tarım Arazileri : hektar : hektar : hektar : hektar Aynı proje kapsamında ilde hektar tuzlu-alkali, 285 hektar alkali, hektar tuzlu ve hektar hafif tuzlu olmak üzere toplamda hektar alanda çoraklaģma sorunu olduğu tespit edilmiģtir. Ayrıca hektar alanda fena, hektar alanda yetersiz düzeyde olmak üzere toplamda hektar alanda drenaj açısından sorun bulunduğu belirlenmiģtir. Çorak alanlar ağırlıklı olarak Menemen ile Metropol ilçelerde yoğunlaģırken, drenaj sorunu olanlar alanlar ağırlıklı olarak Menemen, Torbalı, Bergama, Dikili, ÖdemiĢ, Selçuk ilçelerinde görülmektedir. Ġzmir ili tarım alanlarının ( hektar) % 41,5 i tahıllar ve diğer bitkisel ürünler, % 41,5 i meyve ve % 12 si sebze üretiminde kullanılmaktadır. Nadas için ayrılan alan oranı % 1,2 dir. Ġzmir ve Türkiye verileri karģılaģtırıldığında, Ġzmir de meyve ve sebze alanlarının daha fazla, tahıllar ve diğer bitkisel ürünler ile nadasa ayrılan alanların daha az olduğu görülmektedir (ġekil 49) İzmir Türkiye 10 0 Tahıllar ve diğer bitkisel ürünler Meyve Sebze Nadas Şekil 49: Kullanım Şekline Göre İzmir ve Türkiye Tarım Arazisi Dağılımı (2011), % Kaynak: İGTHİM, 2012; TÜİK, 2012i. 175

176 Ġlde tarım yapılan arazinin oransal büyüklüğü açısından % 55,5 oranla ilk sırada yer alan Bayındır ı % 53 oran ile Torbalı ilçesi takip etmektedir. Toplam arazi içinde tarım alanlarının az olduğu ilçelerin baģında Karaburun (% 8,1), ÇeĢme (% 7,2) ve metropol ilçeler gelmektedir. Oransal değerin yanı sıra toplam tarım alanı büyüklüğü açısından ise Bergama, ÖdemiĢ, Bayındır, Torbalı, Tire, Menderes, KemalpaĢa ve Menemen ilçeleri öne çıkmaktadır (Tablo 83; Harita 8). Harita 8: İzmir İlçelerinde Tarım Arazilerinin Toplam (hektar) ve Oransal (%) Büyüklükleri Tablo 83: Tarım Alanlarının Kullanış Amaçlarına Göre Dağılımı (hektar) Tarla Alanı Toplam Sebze Meyve Kava Süs Boş Tarım İlçeler Ekilen Nadas Toplam Alanı Alanı klık Bitkileri Arazi Alanı Tarım Alanı Oranı % Merkez Aliağa ,1 Bayındır ,5 Bergama ,4 Beydağ ÇeĢme ,2 Dikili ,4 Foça ,8 Karaburun ,1 KemalpaĢa Kınık ,6 Kiraz ,4 Menderes ,2 Menemen ,2 176

177 ÖdemiĢ ,3 Seferihisar ,9 Selçuk ,2 Tire Torbalı Urla ,4 Toplam ,2 Kaynak: İGTHİM, 2012 Ġzmir ili bitkisel ürünler üretimi içinde baģta meyve ürünleri olmak üzere tarla ürünleri ile sebze ürünleri önemli bir ağırlığa sahiptir yılı bitkisel üretim değerinin % 35,1 ini meyve ürünleri, % 30,8 ini tarla ürünleri, % 30,7 sini sebze ürünleri ve % 3,4 ünü süs bitkileri üretimi teģkil etmektedir (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Ġzmir bitkisel üretim değeri büyüklüğü açısından iller arasında 2009 yılında dördüncü, 2010 yılında üçüncü, 2011 yılında ise Antalya, Mersin, Konya ve ġanlıurfa dan sonra beģinci sırada yer almıģtır. Türkiye deki payı % 4,1 dir (TÜĠK, 2011a; TÜĠK, 2012i). Ġzmir toplam meyve üretim miktarı döneminde % 28 artıģ göstermiģtir yılında Türkiye meyve üretimi içinde payı % 3,7 olarak gerçekleģmiģtir (TÜĠK, 2011a). Ġzmir de toplam tarım alanının % 41,5 ine karģılık gelen hektarlık meyve alanlarının % 68 inde zeytin, % 9 unda üzüm, % 3 ünde narenciye, % 20 sinde de kiraz, incir, Ģeftali ve diğer meyve türleri üretimi yapılmaktadır. Meyve ürünleri üretim değerinin yapısı incelendiğinde, 2011 yılı itibarıyla meyve üretim değerinin % 60,1 ini taģ çekirdekliler, % 17 sini üzümsü meyveler, % 9 unu turunçgiller, % 6,5 ini sert kabuklu meyveler ve % 6 sını da subtropikal iklim meyveleri oluģturmaktadır (ĠGTHĠM, 2012). Ġzmir ili meyve ürünleri üretiminde baģta zeytin olmak üzere üzüm, kiraz, mandalina, incir ve Ģeftali ön plana çıkan meyve ürünleridir yılı itibarıyla, bu altı ürüne ait üretim değeri 1,1 milyar TL olup, meyve ürünleri üretim değerinin % 89 gibi önemli bir bölümünü oluģturmaktadır ,0 16,0 13,8 Şekil 50: İzmir de Üretilen Meyvelerin Toplam Meyve Üretim Değerinde Payı, 2011, (%) Kaynak: İGTHİM, 2012 Zeytin, Ġzmir tarımsal üretimi içinde en önemli ürün konumundadır yılı itibarıyla taģ çekirdekli meyve üretim değerinin % 65 ini oluģturan zeytin üretim değeri, toplam meyve üretim değerinin de % 39 unu oluģturmaktadır (ġekil 50). Ġzmir de zeytin üretimi bütün 9,0 6,0 5,3 Zeytin Üzüm Kiraz Mandalina Şeftali İncir Kestane 2,8 177

178 ilçelerde yapılmakla birlikte Bayındır, Bergama, Selçuk, Torbalı, ÖdemiĢ, KemalpaĢa, Urla, Seferihisar ve Menderes üretimin en fazla yapıldığı ilçelerdir. Bin ton Zeytin Üzüm Mandalina İncir Şeftali Kiraz İzmir üretim miktarı, 1991 İzmir üretim miktarı, 2011 İzmir/Türkiye, 1991, sağ eksen İzmir/Türkiye, 2011, sağ eksen Şekil 51: İzmir de Üretilen Başlıca Meyvelerin Üretim Miktarı ve İzmir'in Türkiye Üretimindeki Payı, Kaynak: İZKA ve Kalkınma Bankası, 2012 % ve 2011 yılları üretim miktarı incelendiğinde 1991 yılında Türkiye zeytin üretiminin % 12,3 ünü karģılayan Ġzmir in payı 2011 yılında artarak % 15,8 olmuģtur (ġekil 51). Ġzmir meyve üretimi içinde diğer bir önemli ürün ise üzümdür yılı meyve ürünleri üretim değerinin % 16 sını oluģturan üzüm üretiminde ağırlıklı olarak sofralık (% 64) ve kurutmalık (% 20) üzüm üretilirken, Ģaraplık üzüm üretiminin payı % 16 dır. Üzüm üretimi ağırlıklı olarak KemalpaĢa, Menderes, Bergama, Torbalı, Menemen ve Bayındır ilçelerinde yapılmaktadır. Üzüm üretimi gerek üretim alanı gerekse üretim miktarı olarak gerilemiģ ve 1991 yılında Türkiye üretimi içinde % 6,6 paya sahip olan Ġzmir in payı 2011 de % 2,6 düzeyine inmiģtir. TaĢ çekirdekli meyve grubu içerisinde yer alan kiraz üretim değeri 2011 yılı toplam meyve üretim değerinin % 13,8 ini oluģturmaktadır. Kiraz üretimi ağırlıklı olarak KemalpaĢa da yapılmaktadır. KemalpaĢa ildeki kiraz üretiminin yaklaģık % 87 sini karģılamaktadır. Kiraz üretimi yıllar itibarıyla sürekli artıģ göstermiģ ve Ġzmir in Türkiye üretimi içindeki payı yükselmiģtir döneminde kiraz üretimi 4,5 kat artıģ göstererek ton düzeyine yükselmiģ ve buna paralel olarak Ġzmir in Türkiye üretimi içindeki % 5,8 olan payı, % 10,9 düzeyine çıkmıģtır (ġekil 50). TaĢ çekirdekli meyve grubu içerisinde yer alan bir diğer meyve olan Ģeftali üretimi de döneminde önemli düzeyde artmıģtır. Ġzmir in Türkiye Ģeftali üretimi içindeki payı yılları arasında % 7,8 den % 10,9 düzeyine yükselmiģtir. ġeftali üretimi baģta Selçuk olmak üzere Tire, KemalpaĢa ve Torbalı ilçelerinde yoğunlaģmıģtır. Bu dört ilçe il genelindeki Ģeftali üretiminin yaklaģık % 87 sini karģılamaktadır. Subtropikal iklim meyveleri içinde yer alan incir ağırlıklı olarak ÖdemiĢ, Kiraz, Tire ilçelerinde üretilmektedir yılı itibarıyla toplam meyve üretim değerinin % 5,3 ünü 178

179 oluģturmaktadır. Ġncir üretiminde Ġzmir in Türkiye içindeki payı 2000 yılında % 16,5 iken, 2011 de yarısı düzeyine inmiģtir. Meyve üretim değeri olarak öne çıkan ve 2011 yılı itibarıyla meyve üretim değerinin yaklaģık % 9 unu oluģturan mandalina üretimi, ağırlıklı olarak Menderes, Seferihisar ve Selçuk ta yapılmaktadır döneminde Ġzmir de mandalina üretimi artıģı Türkiye deki üretim artıģının altında kalmıģtır de % 19,6 olan Ġzmir in payı 2011 yılında % 12,7 ye düģmüģtür. Ġlde tamamına yakını satsuma çeģidi olan mandalina üretimi ülkemizdeki satsuma türü mandalina üretiminin % 20,9 unu karģılamaktadır yılı verilerine göre Ġzmir, sert kabuklu meyveler grubunda yer alan kestane üretim alanı ve üretim miktarı açısından Aydın dan sonra ikinci sıradadır ve Türkiye üretiminin % 15 ini karģılamaktadır (TÜĠK, 2012i). ĠGTHĠM verilerine göre 2011 yılı itibarıyla il genelinde çiftçi ailesi tarafından dekar alanda örtü altı sebze-meyve yetiģtiriciliği yapılmıģtır. Örtü altı üretimde en çok hıyar (% 74,5), marul ve domates üretimi yapılmaktadır. TÜĠK 2011 yılı verilerine göre 2007 dönemine göre örtü altı tarım alanları % 13 artmıģ, örtü altı sebze-meyve üretimi de % 16 oranında artarak tona ulaģmıģtır. Örtü altı üretim ağırlıklı olarak plastik seralarda yapılmakta olup cam sera, yüksek ve alçak tünellerde üretim oldukça sınırlıdır (TÜĠK, 2011a). Örtü altı sebze-meyve yetiģtiriciliği yapılan toplam 69 köyün 19 u Menderes, 17 si Torbalı ve 9 u merkez ilçelerde yer almaktadır. Ġzmir ili bitkisel ürünler üretim değeri içinde sebze ürünleri üretimi % 30,7 gibi önemli pay almaktadır. Toplam hektar alanda yapılan sebze üretimi bütün ilçelerde bulunmakla birlikte, ağırlıklı olarak ÖdemiĢ, Tire, Torbalı, Bergama ve Menemen de yapılmaktadır. Ġzmir'de yılları arasında toplam sebze üretim miktarında % 4 artıģ olmuģtur yılında Türkiye sebze üretimi içinde Ġzmir'in sebze üretimi payı % 6,1 olarak gerçekleģmiģtir (TÜĠK, 2011a) yılı itibarıyla sebze ürünleri üretim değerinin (örtü altı üretim de dahil olmak üzere) % 30 unu domates oluģturmaktadır. Sebze ürünleri üretiminde diğer önem arz eden ürünler hıyar (% 19,6) ve biber (% 9) olarak tespit edilmiģtir (ġekil 52). Bu üç ürüne ait üretim değeri, Ġzmir sebze üretim değerinin yaklaģık % 60 ını oluģturmaktadır (ĠGTHĠM, 2012). 179

180 , , ,0 6,2 5,1 3,9 2,8 2,6 2,5 2,1 0 Şekil 52: İzmir de Üretilen Başlıca Sebzelerin Toplam Sebze Üretim Değerindeki Payları, 2011, (%) Kaynak: İGTHİM, yılı itibarıyla bir milyar TL düzeyinde olan tarla ürünleri üretim değerinin % 28,1 ini endüstriyel bitkiler oluģtururken, % 27,5 ini yem bitkileri, % 23,9 unu tahıllar, % 20 sini de yumru bitkiler oluģturmaktadır. Ġzmir ili tarla ürünleri üretiminde baģta pamuk olmak üzere silajlık mısır, patates, mısır (dane), buğday ve tütün ön plana çıkan ürünlerdir yılı itibarıyla, bu altı ürüne ait üretim değeri 962 milyon TL olup, tarla ürünleri üretim değerinin % 92 sini oluģturmaktadır (ġekil 53) ,8 22,4 19, ,4 9,2 5 3,1 0 Pamuk Mısır (silaj) Patates Mısır (dane) Buğday Tütün Şekil 53: İzmir de Üretilen Başlıca Tarla Ürünlerinin Toplam Tarla Ürünleri Üretim Değerindeki Payları, 2011, (%) Kaynak: İGTHİM, 2012 Ġzmir ili endüstriyel bitkiler üretiminde en önemli ürün pamuktur. Pamuk üretimi 2011 itibarıyla 295 milyon TL olan toplam endüstriyel bitki üretim değerinin % 88 gibi oldukça önemli bir bölümünü, tarla ürünleri üretim değerinin ise % 24,8 ini teģkil etmektedir yıllarını kapsayan 20 yıllık süre içinde pamuk üretimi için ayrılan alan miktarında % 55 azalma olmasına rağmen verimde % 112 artıģ meydana gelmiģ, buna 180

181 bağlı olarak aynı dönemdeki kütlü pamuk üretimi yalnızca % 5 azalma kaydetmiģtir döneminde Ġzmir in pamuk üretiminin Türkiye içindeki payı yarı yarıya azalarak 2011 de % 5,6 düzeyine gerilemiģ olsa da pamuk primlerindeki artıģtan dolayı 2009 yılından itibaren üretim miktarı ve alanında % 60 oranında artıģ olmuģtur (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Ġzmir de tütün üretimi için ayrılan alan dönemini kapsayan 20 yıllık süre içerisinde ulusal politikalar doğrultusunda % 78 azalarak hektara, üretim miktarı da % 66 azalarak ton düzeyine düģmüģtür. Aynı dönemde Türkiye genelinde tütün ekim alanları % 66, tütün üretim miktarı da % 81 azalmıģtır (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Yine aynı dönemde Türkiye tütün ithalatı önemli ölçüde artarken ihracat rakamları düģmüģtür yılında ton tütün ithalatı gerçekleģtirilirken 2011 yılında bu rakam tona çıkmıģ, 1991 yılında ton olan tütün ihracatı 2011 yılında tona düģmüģtür. Türkiye bu rakamlarla tütünde net ithalatçı konuma geçmiģtir. Ġzmir ili tahıl üretimi içerisinde en önemli ürünler mısır ve buğdaydır yılında 250 milyon TL olan tahıl üretim değerinin % 44 ünü mısır, % 38 ini de buğday üretimi oluģturmaktadır yılını kapsayan 20 yıllık dönem içerisinde buğday ekim alanları % 33, üretim miktarı da % 38 azalmıģtır. Daha önce buğday ekilen alanların mısır için kullanılması sonucu aynı dönemde mısır ekim alanı 4,4 kat, mısır üretimi ise 9,2 kat artıģ göstermiģtir. Buğday ve mısır üretiminde verim düzeyi Türkiye genelinin ve Ege Bölgesi nin üzerindedir (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Ġzmir ili tarımsal üretiminde hayvancılık önemli bir faaliyet alanı olduğu için, bitkisel üretim içinde yem bitkileri üretimi oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Yem bitkileri üretimi tarla ürünleri üretim değerinin % 27,5 ini oluģturmaktadır. Yem bitkileri içerisinde en önemli ürün olan silajlık mısır, yem bitkileri üretim değerinin % 81 ini oluģturmaktadır. Türkiye de süs bitkileri üretimi 2001 yılında hektar iken 2009 yılında hektara ulaģmıģtır. Süs bitkileri üretimi itibariyle dünya üretiminde yaklaģık binde 7 lik bir paya sahiptir yılı verilerine göre Ġzmir, toplam süs bitkileri üretim alanı açısından % 24 lük pay ve 802 hektar üretim alanı ile birinci sıradadır. Ġzmir i Sakarya, Antalya, Yalova ve Bursa takip etmektedir yılında % 28 oranla 448 hektar alanda süs bitkileri yetiģtiriciliği yapıldığı düģünüldüğünde üretim alanının arttığı görülmektedir. Antalya ve Ġzmir kesme çiçek üretiminde en önemli illerdir. Ġzmir de yapılan kesme çiçek üretimi genellikle iç pazara yönelik olup, Antalya bölgesinde çoğunluğu seralarda olmak üzere ihracata yönelik üretim yapılmaktadır (OAĠB, 2012). TÜĠK 2011 yılı verilerine göre, kesme çiçek üretim alanı açısından Ġzmir % 34,9 luk pay ile Antalya nın ardından ikinci sırada bulunmaktadır. Üretim miktarı açısından ise adet ile Türkiye üretiminin % 32,7 sini gerçekleģtirmekte ve Antalya nın ardından ikinci sırada gelmektedir. Kesme çiçekçilik Ġzmir de açık ve kapalı alanlarda toplam 397 hektar alanda, ağırlıklı olarak Urla, Menderes, Bayındır, Balçova ve Karaburun ilçelerinde yapılmaktadır. Üretim alanı ve üretim değeri açısından karanfil, gül, gerbera, kasımpatı ve nergis en fazla paya sahiptir. Bitkisel üretimde Ġzmir içindeki payları düģük olmasına rağmen Türkiye toplam üretimi içinde Ġzmir in payı yüksek sebzeler olarak börülce, enginar ve bamya olarak öne çıkmaktadır. Ġzmir ton börülce üretimi ile Türkiye üretiminin % 37,8 ini, ton enginar üretimi ile Türkiye üretiminin % 32,1 ini, ton bamya üretimi ile Türkiye toplam üretiminin % 26 sını karģılamaktadır (ġekil 54). 181

182 40 37, , ,0 20,9 20,4 17,1 15,8 15,0 14,4 14, ,5 11,9 10,9 10,9 10, Şekil 54: İzmir de Seçilmiş Bazı Bitkisel Ürünlerin Üretim Miktarının Türkiye Üretimi İçindeki Payı, 2011, (%) Kaynak: TÜİK, 2012i; İGTHİM, b.2 Hayvansal Üretim Hayvancılık için uygun koģullara sahip Ġzmir, Türkiye nin ve bölgenin önemli hayvancılık merkezlerinden birisidir. Ġzmir de iģletme baģına düģen küçükbaģ ve büyükbaģ hayvan sayıları hem Ege Bölgesi hem de Türkiye genelinin üzerindedir (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Hayvansal üretim değeri açısından Ġzmir iller arasında 2009 ve 2010 yılında ikinci sırada iken 2011 yılında Konya, Balıkesir ve Sivas tan sonra dördüncü sıraya gerilemiģtir. Türkiye toplam hayvansal üretim değerindeki payı % 1,23 tür (TÜĠK, 2011a; TÜĠK, 2012i). Ġzmir de toplam tarımsal üretim değeri içindeki hayvansal üretim değerinin payı 2006 da % 31,3 iken 2011 de artarak % 42,4 e yükselmiģtir. Ġl hayvansal üretim değerinin % 38,7 sini süt, % 27 sini beyaz et ve % 23,6 sını kırmızı et üretimi oluģturmaktadır (ġekil 55) ,7 27,0 23,6 8,4 1,8 Süt Beyaz et Kırmızı et Yumurta Bal-Balmumu Şekil 55: İzmir de Üretilen Başlıca Hayvansal Ürünlerin, Toplam Hayvansal Üretim Değerindeki Payları, 2011, (%) Kaynak: İGTHİM, yılında olan sığır sayısı 2011 yılında e ulaģmıģtır yılı itibarıyla Türkiye sığır varlığının % 1,9 unu oluģturan Ġzmir in payı 2011 yılında % 3,5 182

183 seviyesine yükselmiģtir. Yapılan çalıģmalar sonrası kültür ırkı 77 oranı % 58,8 den % 71 e çıkarılmıģtır. Bu oran Türkiye geneli için % 39 dur. BüyükbaĢ hayvancılık ağırlıklı olarak ÖdemiĢ, Bayındır, Tire, Kiraz ve Bergama ilçelerinde yoğunlaģmaktadır (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Ġl küçükbaģ hayvan yetiģtiriciliğinde gerek koyun gerekse kıl keçisi varlığı yıllar itibarıyla devamlı bir Ģekilde azalma göstermiģtir. Ġzmir deki koyun sayısı 1991 yılında iken 2011 yılında düzeyine, keçi sayısı da aynı dönemde den e düģmüģtür. Söz konusu azalmalar Türkiye ölçeğinde daha yüksek oranda meydana gelmiģtir (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012) yılında Ġzmir'in kümes hayvanı sayısının Türkiye içindeki payı % 6,5 tir. KüçükbaĢ hayvancılık KemalpaĢa, Torbalı ve Foça ilçelerinde yoğunlaģmıģtır (TÜĠK, 2011a). Ġzmir'de beyaz et üretimi hızla geliģerek, üretim miktarı döneminde 4 kattan fazla artmıģ, toplam hayvansal üretim değeri içindeki beyaz et üretim değerinin payı % 12,8 den % 27 ye yükselmiģtir. Yine 2011 yılında hayvansal üretim değerinin % 8,4 ü yumurta üretiminden sağlanmıģ ve yumurta üretimi 2007 yılına göre % 35 oranında artıģ göstermiģtir (ĠGTHĠM, 2012) yılı itibarıyla Ġzmir de ton kırmızı et üretilmiģ ve kırmızı et üretiminin yaklaģık % 84 ü büyükbaģ hayvanlardan elde edilmiģtir. Ġzmir de 2009 yılında üretilen kırmızı et miktarı 1991 yılına göre % 70 oranında artmıģ, Türkiye üretiminin % 9,5 i, Ege Bölgesi üretiminin % 44,1 i seviyesine ulaģmıģtır (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Ġzmir de süt üretiminin % 96,5 ini oluģturan inek sütü, tek baģına hayvansal üretim değerinin % 37,2 sini oluģturmaktadır de 2007 yılına göre % 21 artan üretim ton olurken, Türkiye geneli süt üretiminin % 4,3 ünü oluģturmaktadır. Türkiye toplam süt üretimi ise aynı dönemde % 22 artarak ton düzeyine çıkmıģtır (TÜĠK, 2012i). TÜĠK 2010 yılı verilerine göre iller arası sıralamada toplam süt üretiminde Balıkesir ve Konya dan sonra üçüncü sırada, inek sütü üretiminde ise Balıkesir den sonra ikinci sırada yer almaktadır. Yine 2011 TÜĠK verilerine göre, bal üretiminde Ġzmir ton ile Türkiye toplam bal üretiminin % 2,67 sini karģılamaktadır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Ġl Müdürlüğü nün öncülüğünde Ġl Özel Ġdaresi, Üreticiler ve özel sektörün katkıları ile 2002 yılında baģlatılmıģ olan Sütte Soğuk Zincir Projesi 78 ile Ġzmir de üretilen sütün tamamına yakınının soğuk zincire dahil edilmesi sağlanmıģtır. 3.b.3 Su Ürünleri de dünya su ürünleri üretimi % 59 u avcılıktan, % 41 i yetiģtiricilikten olmak üzere toplam 154 milyon tona ulaģmıģtır. Dünya toplam su ürünleri üretiminde yetiģtiriciliğin payı 2000 yılında % 27 iken, 2011 yılında % 41 e yükselmiģtir. Türkiye su ürünleri yetiģtiricilik üretimi son yıllarda artıģ göstermesine rağmen 2010 yılı BirleĢmiĢ Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre küresel üretimin ancak % 77 Verim özellikleri bakımından ıslah edilmiģ sığır ırkıdır. 78 Sütün üretim aģamasından baģlanarak depolama ve nakliye dahil tüketime kadar geçen sürede kesintiye uğramadan soğuk muhafazasının devamlılığının sağlandığı iģlemler zinciridir. 79 Bu bölüm Ġzmir Bölge Planı na girdi sağlamak üzere Ġzmir Kalkınma Ajansı ve Ġzmir Katip Çelebi Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi ortaklığında yürütülen Ġzmir Su Ürünleri Stratejisinin OluĢturulması çalıģmasında elde edilen verilerden üretilmiģtir. 183

184 0,3 ünü karģılamaktadır. Türkiye, ton üretimle dünyada 24. sırada yer almaktadır. Avcılık açısından ise tonluk üretimle 30. sıradadır ve küresel avcılığın % 0,5 ine sahiptir. Türkiye su ürünleri sektöründe Avrupa ülkeleri arasında avcılıkta % 5 pay, yetiģtiricilikte ise % 6,5 payla altıncı sırada bulunmaktadır. Türkiye alabalık yetiģtiriciliğinde Avrupa da ilk sırada yer almakta olup, çipura ve levrek piyasasında da % 25 lik bir paya sahiptir. (ĠZKA ve ĠKÇÜ, 2012). Türkiye de 1985 yılında toplam üretimin hepsi avcılıktan sağlanırken 1986 yılında baģlayan yetiģtiricilik üretimi sürekli artıģ göstermiģ ve 2011 yılında tona ulaģarak toplam üretimin dörtte birini sağlar hale gelmiģtir. Deniz avcılığında en çok avlanan türler baģta hamsi olmak üzere çaça, sardalya, beyaz kum midyesi ve istavrittir. YetiĢtiriciliği yapılan baģlıca türler ise alabalık (içsu), çipura, levrek ve alabalıktır (deniz) yılı verilerine göre ton karģılığı 664 milyon TL su ürünleri ihracatı gerçekleģtirilirken, ton karģılığı 291 milyon TL değerinde su ürünleri ithal edilmiģtir. Ġzmir Gıda Tarım ve Hayvancılık Ġl Müdürlüğü verilerine göre döneminde Ġzmir de toplam su ürünleri üretimi içerisinde avcılık oranı % 40,8 den 20,4 e düģmüģ, yetiģtiricilik üretiminin payı ise % 59,2 den % 79,6 ya yükselmiģtir. 30 ilçesinin 17 si deniz kıyısına bağlı olan Ġzmir de yetiģtiricilik üretimi, 2006 yılına göre yaklaģık %16 oranında artarak tona ulaģmıģtır. TÜĠK 2011 yılı verilerine göre ise Ġzmir tonla Türkiye yetiģtiricilik üretiminin % 12,6 sını oluģturmakta ve Muğla nın ardından ikinci sırada yer almaktadır. YetiĢtiriciliği yapılan baģlıca türler levrek (% 57,3), çipura (% 39,3) ve alabalıktır. Denizlerde su ürünleri avcılığı yapan balıkçı sayısı bakımından birinci sırada bulunan Ġzmir aynı zamanda Türkiye de en fazla tekneye sahip ilidir. Ancak avlanan su ürünleri, Türkiye de avcılıktan sağlanan ton su ürünlerinin sadece % 1,1 ini oluģturmaktadır. Avlanan deniz balıklarının yıllar itibarıyla azaldığı görülmektedir. Avcılıkta sardalye, hamsi ve kupes ön plana çıkan balık türleridir (ĠZKA ve ĠKÇÜ, 2012). ton ton Deniz balıkları Diğer deniz ürünleri Yetiştiricilik ürünleri İçsu balıkları, Sağ Eksen Şekil 56: İzmir İli Su Ürünleri Üretim Miktarı, , (ton) Kaynak: İGTHİM,

185 2011 yılı su ürünleri üretim değeri, 2006 yılı üretim değerine göre sadece % 5,9 oranında artarak toplam tarımsal üretim değerinin % 3,68 ini oluģturmuģtur (Tablo 82; ġekil 56). Kültür balığı üretim değeri toplam su ürünleri üretim değerinin % 81 ini oluģturmaktadır. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü verilerine göre 2012 yılı itibariyle Türkiye de i iç su, 372 si deniz olmak üzere ton/yıl kapasiteye sahip adet yetiģtiricilik tesisi bulunmaktadır. Ġzmir 65 adet ile Türkiye yetiģtiricilik iģletmelerinin sayı olarak % 3 ünü oluģturmasına rağmen, proje kapasitesi olarak % 14,8 ini karģılamaktadır. Deniz iģletmeleri açısından 372 deniz iģletmesinin 58 ine (% 15,6) sahip olup, proje kapasitesi olarak üçte birini (% 33,2) oluģturmaktadır. Orkinos iģletmeleri açısından ise Türkiye deki yedi iģletmeden dördüne sahip olan Ġzmir, proje kapasitesinin üçte ikisini (% 66) üstlenmektedir. Yine ülke genelindeki 17 deniz kuluçkahanesinin yedisi Ġzmir dedir. Ġzmir de 27 balık iģleme tesisi bulunmaktadır. Bunlardan 16 adedi ve bir adet iģleme gemisi AB ye ihracat yapmaktadır yılında Ġzmir den ülkemiz toplam su ürünleri ihracatının % 11,6 sına karģılık gelen ton su ürünleri ihracatı gerçekleģtirilmiģtir. Su ürünleri yetiģtirme tesislerinin deniz ve kıyı ekosistemi gözönüne alınarak planlanması büyük önem arz etmektedir. Ġzmir kıyılarında Dikili Bademli Adalar çevresi, Karaburun önleri ve Yarımada nın batı kıyıları, Urla Güneyi, Mersin ve Sığacık Körfezi Valilik Koordinasyonunda ilgili kurumların katkıları ile potansiyel su ürünleri yetiģtirme alanları olarak belirlenmiģtir. Mevcut durumda Denizköy açıkları, Karaada ve Kızkulesi adası çevresinde, Karaburun yarımadası batı kıyıları, Mordoğan açıkları ve Gerence koyunda, Balıklıova koyunda, Ildırı açıkları, adalar çevresi ve Mercan boğazında, Urla güney kıyılarında, Gülbahçe, Sığacık ve Mersin Körfezlerinde balık çiftlikleri bulunmaktadır (Çevre ve ġehircilik Bakanlığı, 2013). FAO kaynaklarına göre 2011 yılında dünyada kiģi baģına düģen balık tüketimi 18,6 kg olup, Türkiye de sadece 6,9 kg dır. Ülkemizde ve Ġzmir de su ürünleri tüketiminin artırılarak dünya ve Avrupa düzeyine getirilmesi, toplumun sağlıklı beslenmesi ve protein ihtiyacının karģılanması açısından büyük önem taģımaktadır. Su ürünleri sektörünün fiziksel altyapı ihtiyacının karģılanması için lojistik tesisleri ve kıyı yapılarının yapılması da büyük önem arz etmektedir. Bu kapsamda mevcut 28 adet balıkçı barınağı/barınma yerine ilaveten Güzelbahçe Yalı Balıkçı Barınağı yapımı devam ederken, Doğanbeyli, Ahmetbeyli, ÇeĢme Fenerburnu, Urla Güzelbahçe, Urla Demircili Köyü ile Zeytineli de Balıkçı Barınağı yapılması planlanmıģtır. Ege Denizi kıyısında 584 km lik sahil Ģeridiyle ve sahip olduğu iç su kaynaklarıyla önemli bir su ürünleri potansiyeline sahip olan Ġzmir de su ürünleri sektörü çeģitli sorunlar yaģamaktadır. Bu sorunlar Ar-Ge çalıģmalarının ve planlamanın yetersizliği, kalifiye personel eksikliği, kültür balıkçılığı konusundaki önyargılar, pazarlama sorunları, balık hastalıkları konusunda altyapı ve uzman yetersizliği, alan ve kaynak kullanımında diğer sektörlerle sıkıntılar, stok tespitine dayanan bir avcılık yerine rastgele avcılık yapılması, ihtiyaç fazlası av filosu, fiziksel, lojistik ve yetiģtiricilik üretim altyapısının yetersizliği, yasak avcılık, denetim yetersizliği ve kurumsal kapasitenin düģüklüğü olarak sayılabilir. 3.b.4 Ormancılık Dağlık bölümlerin büyük bir kısmı ormanlık olan Ġzmir'de 2012 yılı verilerine göre hektar alan orman ve fundalıktır. Bu miktar ilin toplam alanının % 39,5 ine 185

186 karģılık gelmekte ve Ġzmir % 27,6 olan Türkiye ortalamasının üzerinde yer almaktadır. Türkiye ormanlarının % 52 si verimli kabul edilirken, Ġzmir deki verimli ormanların 80 oranı % 43 tür. Ormanlık alan oranı yüksek olmasına rağmen verimli orman alanları anlamında Ġzmir, Türkiye ortalamasının kısmen altındadır. Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Seferberliği Eylem Planı kapsamında yılları arasında ülke bazında hektar çalıģma programlanmıģ, gerçekleģmesi ise programın % 105,5 üzerinde gerçekleģerek hektar olmuģtur. Aynı Eylem Planı içinde Ġzmir ili için hektarlık program öngörülmüģ iken, çalıģmalar Türkiye ortalamasının çok üzerinde, % 132 oranında artıģla gerçekleģerek hektar olmuģtur. Orman Bölge Müdürlüğü nce her yıl halka açık alanlarda, halkımıza ortalama 1 milyon fidan ücretsiz olarak dağıtılmakta ve doğa sevgisi canlı tutulmaktadır yılları arasında Ġzmir ilinde hektar özel ağaçlandırma izni verilmiģ ve bugüne kadar toplam TL kredi desteği sağlanmıģtır (Orman ve Su ĠĢleri Bakanlığı, 2013). Ormanlardan önemli miktarlarda endüstriyel ürün de üretilmektedir. Türkiye deki endüstriyel odun (ibreli ve yapraklı) üretim miktarı 2012 yılında bir önceki yıl üretimine göre ( m 3 ) % 6 oranında artarak m 3 olmuģtur. En çok üretilen ürünler sırasıyla % 38 lif-yonga odunu, % 35 tomruk, % 17 kâğıtlık odun ve % 15 oranında sanayi odunudur (OGM, 2013). Ġzmir Orman Bölge Müdürlüğü verilerine göre; Bölge Müdürlüğü sınırları içinde (Ġzmir ve Manisa Ġlleri) DKGH miktarı 2012 yılında, 2011 yılına göre % 5 artıģla, ilk kez 1 milyon m 3 sınırı geçmiģtir. Ġzmir ilinde yapılan orman emvali üretimi ise m 3 olarak gerçekleģmiģ ve m 3 endüstriyel orman emvali ile m 3 ster yakacak odun üretimi yapılmıģtır. Üretimi yapılan endüstriyel orman emvali ürünleri arasında en çok % 45 oranında lif-yonga odunu, % 21 tomruk, % 17 kâğıtlık odun ve % 17 oranında sanayi odunu bulunmaktadır. Üretim genel olarak ülke ortalaması seviyesinde seyretmektedir. Ġzmir de 59 adet mesire yeri ve 1 adet Kent (ġehir) Ormanı bulunmaktadır. Mesire yeri ve kent ormanlarından 2012 yılında 648 bin vatandaģımız dinlenme, eğlenme ve spor ihtiyaçlarını karģılamıģtır. Ġzmir 191 i orman içi ve 351 i ormana bitiģik olmak üzere toplam 542 orman köyüne sahiptir. YaklaĢık 246 bin kiģi bu köylerde yaģamaktadır. Bu sayı Türkiye geneli orman köylerinde yaģayan toplam nüfusun % 3,48 ine karģılık gelmektedir (Orman ve Su ĠĢleri Bakanlığı, 2013). Orman içi ve civarı köylerdeki çiftçilerin gelir düzeyleri düģmüģ, buna karģılık alternatif gelir kaynakları geliģtirilememiģtir. Mevcut geçim kaynaklarının yetersiz oluģu nedeniyle büyük Ģehirlere göç yaygınlaģmıģtır. Orman köylüsünün gelir seviyesini yükseltmek ve Ģehre göç etmesine engel olmak, bulunduğu doğal ortamda yaģamını sürdürmesinin desteklenmesi amacıyla Orman ve Köy ĠliĢkileri Genel Müdürlüğü tarafından hayvancılık, bağcılık, arıcılık, elsanatları gibi konularda projeler hazırlanmaktadır. Bu projelerle orman köylüsüne 2012 yılında TL destek sağlanmıģtır. Ġzmir deki orman köylerinde alternatif gelir kaynağı olarak baģta kekik, adaçayı, defne gibi tıbbi-aromatik bitkiler olmak üzere, yirmiden fazla tür ve çeģitte doğal alanlarından toplama Ģeklinde üretim yapılmaktadır. Orman Bölge Müdürlüğü tarafından tıbbi-aromatik bitkilerin üretimi ile ilgili eğitimler verilmesinin yanısıra bu bitkilerin envanteri de çıkarılmaktadır. 80 Verimli (normal) orman, ağaçların tepe çatılarının % oranlarda alanı örttüğü ormanlardır. Bozuk orman ise ağaçların tepe çatılarının % 10 dan az oranda alanı örttüğü ormanlardır. 186

187 Orman köylerinde örgütlenme yapısı olarak kooperatifçilik ön plandadır. Ancak orman köylülerinin gelir düzeyinin geliģtirilmesi bakımından kooperatifleģme ne yazık ki istenen seviyeye ulaģamamıģtır. Türkiye genelindeki kooperatiflerin % si orman köylerinde bulunmaktadır. Ġzmir de ise orman köylerinde tarımsal kalkınma ve sulama kooperatifleri Ģeklinde 22 kooperatif ve üye bulunmaktadır. Kurulan kooperatifler de yaģadıkları sorunlar nedeniyle etkin hizmet vermede zorlanmaktadır. Orman köylülerinin kalkındırılması için kooperatiflerin rekabet gücü artırılmalı, alternatif çözümler üretilmeli, bu konudaki çalıģmalara destek verilmelidir (TZOB, 2010). 3.b.5 Organik Tarım ve İyi Tarım Uygulamaları Toprak ve su kaynaklarını korumak, sürdürülebilir tarımı sağlamak ve tüketicilerin sağlıklı gıdaya ulaģımını kolaylaģtırmak gibi amaçlar taģıyan organik tarım, 2009 yılı verilerine göre dünyada 37,2 milyon hektar alanda uygulanmaktadır. 41,9 milyon hektarlık doğadan toplama alanları da katıldığında bu rakam 79,1 milyona ulaģmaktadır. Buna göre dünya tarım alanlarının % 0,9 u organik üretim altındadır. Bu oran AB ülkelerinde % 4,7 Türkiye de % 2,6 dır. Alan itibariyle en çok organik tarımsal üretim yapan ülkeler sırasıyla Avustralya, Arjantin, ABD, Çin, Brezilya ve Ġspanya dır yılı itibariyle toplam tarım alanı içerisinde organik tarımın payının % 5 ten fazla olduğu ülke sayısı 24 tür. Hızla büyüyen organik tarım pazarı 2009 yılında 54,9 milyar dolara ulaģmıģtır (GTHB, 2012). Önümüzdeki 10 yıl içinde dünya ticaret hacminin 100 milyar dolara yükseleceği tahmin edilmektedir. Organik tarım faaliyetleri Türkiye de ilk olarak Ġzmir'de baģlamıģtır. Ürün iģleme tesislerinin büyük kısmının Ġzmir'de yer alması ve üretilen ürünlerin büyük kısmının Ġzmir Limanı ndan ihraç edilmesi nedeniyle, organizasyon kuruluģları, kontrol ve sertifikasyon firmaları gibi organik tarım sektörünün hemen hemen tüm kuruluģlarının merkez büroları Ġzmir'de yer almaktadır (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). TKB tarafından yetkilendirilen 19 organik tarım ve sertifikasyon kuruluģunun 9 u Ġzmir dedir. Ayrıca organik tarımsal ürünlerle iģtigal eden (ihracat, üretim, ithalat, pazarlama vb.) ülke çapındaki 769 iģletmeden 158 i Ġzmir de bulunmaktadır (BÜGEM, 2012a). Ayrıca Türkiye nin ilk karantina sistemi olan sertifikalı organik açık pazarı Eko Pazar Ġzmir; Bostanlı 2010 yılında açılmıģtır (ĠGTHĠM, 2012). Organik tarım Türkiye de son yıllarda belli bir ivme ile geliģimini sürdürmektedir. Ancak TÜĠK verileri, Ġzmir in organik tarımsal üretim yapan çiftçi sayısı ve üretim alanında Türkiye ve Ege Bölgesi nden aldığı payda önemli düģüģler olduğunu göstermektedir döneminde organik tarımsal üretim yapan çiftçi sayısının Ege Bölgesi içindeki payı % 30,3 ten % 16 ya, Türkiye genelindeki payı da % 10,5 ten % 3,3 e gerilemiģtir. Organik üretim yapılan tarım alanının payları Ege Bölgesi nde % 55,4 ten % 17,6 ya, Türkiye genelinde % 20,4 ten % 2,3 e düģmüģtür (Tablo 84). Tablo 84: İzmir, Ege Bölgesi ve Türkiye de Organik Tarımın Gelişimi, İzmir Çiftçi Sayısı Üretim Alanı (hektar) Üretim (ton) Ege Bölgesi Çiftçi Sayısı

188 Üretim Alanı (hektar) Üretim (ton) Türkiye Çiftçi Sayısı Üretim Alanı (hektar) Üretim (ton) İzmir/Ege B. Pay (%) Çiftçi Sayısı 30,3 28,7 23,4 19,2 16,0 Üretim Alanı (hektar) 55,4 52,2 32,6 33,7 17,6 Üretim (ton) 17,1 34,7 33,4 29,5 21,0 İzmir/Türkiye Pay (%) Çiftçi Sayısı 10,5 9,8 3,8 3,6 3,3 Üretim Alanı (hektar) 20,4 15,4 3,9 4,1 2,3 Üretim (ton) 4,5 9,3 4,8 3,3 1,6 Kaynak: TÜİK, 2012i Aynı dönem içinde Ġzmir de. Ġzmir toplam organik üretim alanı açısından 2008 yılında birinci iken, 2009 yılında altıncı, 2010 yılında yedinci, 2011 yılında da 12. sıraya gerilemiģtir (Organik Tarım Bilgi Sistemi, 2012). Üretim alanındaki düģüģün esas sebebinin doğadan toplanan alan miktarındaki azalma olduğu görülmüģtür. Bu düģüģler, doğadan toplanan alandaki verim düģük olduğu için üretim miktarına aynı düzeyde yansımamıģtır. Üretim miktarı açısından Ġzmir in Ege Bölgesi içindeki payında kısmen artıģ olsa da Türkiye genelindeki payı % 4,5 ten % 1,6 ya düģmüģtür. Yine de Ġzmir organik tarım yapılan alanın toplam tarım alanına oranı açısından Türkiye ortalamasının üzerinde bir değere sahiptir. Türkiye de % 2,6 olan oran Ġzmir de % 4,1 dir. Veriler Ġzmir in birincil organik tarımsal üretim açısından belli bir doygunluğa ulaģtığını, bunun ötesinde iģlenmiģ organik ürünler ile kontrol ve sertifikasyon kuruluģları merkezine dönüģtüğünü göstermektedir. Organik tarım alanlarının en fazla olduğu ilçeler sırasıyla Menderes, Tire, Bergama, Karaburun ve Beydağ dır yılı itibariyle Ġzmir ilinde 134 bitkisel, 6 hayvansal ürün olmak üzere toplam 140 organik ürüne iliģkin üretim yapılmıģtır. Organik üretimde öne çıkan ürünler baģta mısır olmak üzere üzüm, zeytin, pamuk, incir, domates ve çam fıstığıdır (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012) yılında tarımsal destekleme kapsamında organik tarım üretimi yapan 920 iģletmeye TL kaynak sağlanmıģtır (ĠGTHĠM, 2012). Organik tarım konusundaki eğitim, destekleme ve denetleme çalıģmaları artarak devam etmelidir. FAO tarafından, sosyal açıdan yaģanabilir, ekonomik açıdan karlı ve verimli, insan sağlığını koruyan, hayvan sağlık ve refahı ile çevreye önem veren tarımsal üretim sistemi olarak tanımlanan Ġyi Tarım Uygulamaları (ĠTU) çerçevesinde, Türkiye de 48 ilde üretici tarafından hektar alanda üretim yapılmıģtır (BÜGEM, 2012b). Ġzmir de ise 2011 yılında 88 üretici tarafından 30 üründe hektar alanda üretim gerçekleģtirilmiģtir (ĠGTHĠM, 2012) yılında 258 hektar alanda üretim yapıldığı dikkate alındığında dört kattan fazla artıģ olsa da üretici sayısının son derece sınırlı olduğu görülmektedir. ĠGTHĠM tarafından iç ve dıģ pazara Türk Gıda Kodeksi nde belirlenmiģ limitlerin altında kalıntı içeren sebze ve meyve üretimi gerçekleģtirmek amacıyla baģlatılan EKÜY (Entegre 188

189 ve Kontrollü Ürün Yönetimi) projesi kapsamında 2010 ve 2011 yılında toplamda 866 üretici ile hektar alanda üretim yapılmıģtır. 3.b.6. Değerlendirme Tarım sektörünün en büyük sorunu olan küçük ve parçalı iģletme yapısı verimliliği düģürmekte ve modern tarım uygulamalarının önündeki en büyük engeli oluģturmaktadır. Bunun için tarımsal altyapı tarım iģletmelerinin verimliliğini, rekabet gücünü artıracak Ģekilde iyileģtirilmelidir. Bu doğrultuda arazi toplulaģtırması çalıģmaları hızlandırılmalı, tarla içi geliģtirme hizmetleri sağlanmalı, mevcut seralar modernize edilmelidir. Su kaynaklarının azaldığı ve Ġzmir in su fakiri iller arasında olduğu göz önüne alındığında, tarımsal sulamada suyun daha etkin ve verimli kullanılabildiği basınçlı sulama sistemleri özellikle damlama sulama yöntemi yaygınlaģtırılmalı, çiftçilere benimsetilmesi için eğitim çalıģmaları artırılmalı ve sulamaya yönelik desteklemeler devam ettirilmelidir. Katma değeri yüksek ve sanayinin ihtiyacına yönelik ürünlerin üretimi artırılmalıdır. Tarım-gıda entegrasyonu sağlanmalıdır. Ġzmir, tarımsal Ar-Ge açısından üniversite ve araģtırma enstitüleri ile güçlü bir yapıya sahiptir. Ar-Ge çalıģmalarında özel sektör-üniversite-kamu iģbirliği artırılmalı, Ar-Ge personelinin niteliği yükseltilmeli ve tarımsal teknoloji üretimine ağırlık verilmelidir. Gıda güvenliğini tehdit eden olgulardan biri, biyolojik çeģitliliğin azalma sürecine girmesidir. Bitki gen kaynakları ve çeģitliliğinin korunması geleceğin en öncelikli konularından biridir. Gen kaynaklarının moleküler düzeyde tanımlanması, muhafazası ve ekonomik faydaya dönüģtürülmesi gerekmektedir. Bu kapsamda Türkiye orijinli bitki genetik kaynaklarının toplanması, muhafazası ve karakterizasyonu konusunda çalıģan ülkemizdeki iki bitki gen bankasından biri olan Ulusal Gen Bankası nın Ġzmir de bulunması çok önemlidir. Ulusal Gen Bankası nda 55 bini aģkın tohum örneği bulunmaktadır. Gen Bankası nın daha aktif kullanılabilmesi, ıslah çalıģmalarında baģarının artırılması ve ıslah sürecinin hızlandırılması gerekmektedir. Bu amaca ulaģmak için Gen Bankası nın, depolanan gen kaynaklarının moleküler karakterizasyonunu sağlayacak Ģekilde modernize edilmesi gerekmektedir. Tarımsal üretimi gerçekleģtiren üreticilerin bilinç ve eğitim düzeyi düģüktür, bu yüzden modern tarım teknikleri yerine geleneksel tarım teknikleri yaygındır. Tekniğine uygun olmayan ve bilinçsizce yapılan sulama, gübreleme ve zirai ilaç kullanımı uygulamaları hem ürün kalite ve verimini olumsuz yönde etkilemekte hem de çevre kirliliğine yol açmaktadır. Ġyi tarım ve organik tarım uygulamaları gibi çevre dostu ve izlenebilir üretim tekniklerinin yaygınlaģtırılması gerekmektedir. Girdi kullanımı konusunda bilgi ve uygulama seviyesinin yükseltilmesi ve modern tarım tekniklerinin kullanımının yaygınlaģtırılması için çiftçi eğitim ve demonstrasyon çalıģmaları artırılmalıdır. Tarladan sofraya güvenli gıda yaklaģımı doğrultusunda üretimden, girdi kullanımından baģlayarak tüm süreçlerin izlenebildiği sistemler yaygınlaģtırılmalıdır. Bitkisel ve hayvansal üretimde altyapı olanaklarının geliģtirilmesi amacıyla lisanslı depoculuk uygulamaları yaygınlaģtırılmalıdır. Ġzmir, Türkiye ortalamasına göre daha iyi durumda olsa da hayvancılık iģletme ölçeklerinin küçük olması nedeniyle pazara yönelik ekonomik üretim yapılamamakta, yeterli sağlık ve refah hizmetlerinin götürülmesinde sorunlar yaģanmaktadır. 189

190 Tarımsal üretim ve pazarlama açısından büyük önem taģıyan tarımsal örgütler (kooperatif, birlik vb.) istenilen seviyede etkinlik gösterememektedir. Kooperatiflerin yönetimi ve finansmana eriģimleri konusunda sıkıntılar yaģanmaktadır. Bu örgütlerin yeterli bilgi, deneyim ve donanıma sahip kiģilerce yönetimin sağlanması için profesyonel yönetim teģvik edilmelidir. Su ürünleri alanında balıkçı barınakları, kültür balıkçılığı organize lojistik bölgesi gibi altyapı ihtiyaçları karģılanmalıdır. Ġç tüketimin ve ihracatın arttırılması için tanıtım ve pazarlama çalıģmaları yapılmalıdır. Balık tüketiminin arttırılmasına yönelik balık satıģ noktaları çoğaltılmalı ve küçük balık pazarları inģa edilmelidir. Ġzmir de ve ülkemizde belli baģlı balık türleri yetiģtirilmektedir. Yeni türlerin üretiminin yapılabilmesi ve sektörün ihtiyaç duyduğu araģtırmaların gerçekleģtirilebilmesi için Ar-Ge altyapısının kurulması önemlidir. Ayrıca Ar-Ge, üretim ve kapasite artırımına yönelik desteklemeler artırılmalıdır. Denizlerdeki yetiģtiricilik tesislerinin aģı, boylama ve sayım iģlemleri için gerekli alanların belirlenmesi ve kıyı kafesleri izni düzenlemesinin yapılması önem taģımaktadır. Tarım politikalarının yerel ve merkezi düzeyde belirlenmesi için, ülkemize ait güncel detaylı tarımsal yapı verilerinin olması gerekmektedir. Son tarım sayımı 2001 yılında yapılmıģ olup, tarım sayımı bölgesel bazda daha detaylı verileri içerecek Ģekilde belli aralıklarla yenilenmelidir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından uygulamaya koyulan OTBĠS (Organik Tarım Bilgi Sistemi), SUBĠS (Su Ürünleri Bilgi Sistemi), GGBS (Gıda Güvenliği Bilgi Sistemi), TÜRKVET (Türk Veteriner Veri Tabanı), ÖKS (Örtü Altı Kayıt Sistemi), Bitki Pasaportu Sistemi, ÇKS (Çiftçi Kayıt Sistemi) gibi izleme sistemleri bulunmaktadır. Tarım veri ve bilgi sistemi kullanım alanları geniģletilmeli, iģletme yönetimi, rekolte tahmini gibi alanlarda da kullanılmak üzere ve tarımda uzaktan algılama ile coğrafi bilgi sistemlerini de içerecek Ģekilde bilgi ve iletiģim teknolojilerinin kullanımı yaygınlaģtırılmalıdır. Tarımda yenilenebilir enerji kullanımı yaygınlaģtırılmalıdır. Bu kapsamda özellikle Dikili, Bayındır ve Seferihisar ilçelerinde jeotermal seracılık geliģtirilmeli, hayvancılığın geliģtiği ÖdemiĢ, Bayındır, Tire, Kiraz, Beydağ, Bergama, KemalpaĢa, Torbalı, Menderes ve Foça ilçelerinde de biyokütle enerjisi kullanımı teģvik edilmelidir. Öte yandan tüketici bilincinin artması, gıda güvenliğinin öneminin anlaģılması ve bu yönde adımlar atılması, özel sektörün tarıma olan ilgisinin artması, kaliteli, hastalıklara dayanıklı ve sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaģması tarım sektöründe olumlu geliģmeler olarak karģımıza çıkmaktadır. Ġzmir in KKYDP kapsamında aldığı destek oranının düģük olduğu görülmektedir. Bu oranın artırılması için duyuru, eğitim, proje yazma kapasitesinin geliģtirilmesi gibi konularda yapılan çalıģmalar güçlendirilmelidir. 190

191 3.c. Sanayi Sektörü 3.c.1. İmalat Sanayi 3.c.1.a. İl Genelinde İmalat Sanayi 2008 yılı itibariyle Ġzmir ili sanayi sektörü gayri safi katma değeri (GSKD), Türkiye sanayi sektörü GSKD si içinde % 6,4 paya sahiptir. Bu pay 2004 yılında % 7,3 seviyesindeyken yıllar itibariyle azalma göstermiģtir (Tablo 85). Tablo 85: İzmir Sanayi Sektörü GSKD sinin Gelişimi ve Türkiye deki Payı, (Cari fiyatlarla, milyon TL) Ġzmir Türkiye Ġzmir/Türkiye (%) 7,3 7,2 6,8 6,6 6,4 6,3 6,3 Kaynak: TÜİK, 2012j döneminde Türkiye sanayi GSKD si içinde Ġzmir ve Ġstanbul un payı azalırken, Ankara nın payı ise artmıģtır (ġekil 57). 35,0 30,0 25,0 20,0 15,0 10,0 TR10 İstanbul TR31 İzmir TR51 Ankara 5,0 0, Şekil 57: Üç Büyük İlin Türkiye Sanayi GSKD si İçindeki Payları, Kaynak: TÜİK, 2013 Sanayi sektörü GSKD sinin Ġzmir ili toplam GSKD si içindeki payı yılları arasında % 30,4 ten % 25,8 ye gerilemiģtir. Bu dönemde hizmetler sektörü lehine gerçekleģen söz konusu azalma, Ġzmir i ĠBBS Düzey 2 bölgeleri arasında TR42 Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova bölgesinden sonra GSKD sanayi payının en fazla gerilediği bölge yapmıģtır. Ġzmir de imalat sanayi sektöründe bulunan yerel giriģim sayısı adet ile Türkiye de faaliyet gösteren giriģimlerin % 5,9 una, istihdam edilen kiģi sayısı ise kiģi ile % 191

192 6,8 ine karģılık gelmektedir. Ġzmir deki toplam giriģimlerin % 12,1 i, toplam istihdamın ise % 28 i imalat sanayinde yer almaktadır 81 (TÜĠK, 2009b). Ġzmir de bulunan sanayi iģletmelerinin % 34 ü mikro ölçekli, % 50 si küçük ölçekli, % 14 ü orta ölçekli, % 2 si büyük ölçekli iģletmelerdir (Ġzmir Ġl Bilim Sanayi ve Teknoloji Müdürlüğü, 2012) Yıllar itibariyle sanayi sektörünün payı azalsa da Ġzmir, Ġstanbul Sanayi Odası (ĠSO) tarafından hazırlanan Türkiye nin 500 Büyük Sanayi KuruluĢu sıralamasında Ġstanbul dan sonra en fazla firmayla temsil edilen ikinci il konumundadır. ĠSO 500 listesinde yer alan Ġzmir de yerleģik firma sayısı 2000 yılından itibaren düģme eğilimindedir. Bu durumun, Ġzmir de ana sanayi kollarının bulunmayıģından ve teģvik sisteminden kaynaklandığı ileri sürülebilir. Tüm bu sorunlara rağmen, Ġzmir ili sanayi sektörü Türkiye sanayi sektörü içerisinde önemli bir yere sahiptir (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Sanayi özellikle metal eģya, gıda ürünleri, giyim eģyası, mobilya, deri, motorlu kara taģıtları, kimya, plastik, makine ve ekipman imalatı, ağaç ürünleri, kağıt ürünleri ve tütüne dayanmaktadır. Ġzmir ilinde bulunan imalat sanayi iģletmelerinin alt sektörlere dağılımı, istihdam rakamları baz alınarak aģağıda sıralanmıģtır (Tablo 86). Tablo 86: İzmir de Bulunan İmalat Sanayi İşletmelerinin Alt Sektörlere Dağılımı, 2009 Alt Sektör Girişim Oran İstihdam Oran (%) Sayısı (%) NACE Rev. 2 Kodu 10 Gıda Ürünlerinin Ġmalatı , ,60 14 Giyim EĢyalarının Ġmalatı , ,39 25 Fabrikasyon Metal Ürünleri Ġmalatı , ,65 31 Mobilya Ġmalatı , ,54 29 Motorlu Kara TaĢıtı, Treyler ve Yarı Treyler Ġmalatı 549 2, ,77 28 BYS Makine ve Ekipman Ġmalatı 854 4, ,16 22 Kauçuk ve Plastik Ürünlerin Ġmalatı 940 4, ,23 23 Diğer Metalik Olmayan Mineral Ürünlerin Ġmalatı 506 2, ,74 24 Ana Metal Sanayi 181 0, ,64 20 Kimyasalların ve Kimyasal Ürünlerin Ġmalatı 224 1, ,63 17 Kağıt ve Kağıt Ürünlerinin Ġmalatı 243 1, ,51 13 Tekstil Ürünlerinin Ġmalatı 660 3, ,84 27 Elektrikli Teçhizat Ġmalatı 317 1, ,51 12 Tütün Ürünleri Ġmalatı 17 0, ,36 32 Diğer Ġmalatlar 350 1, ,29 15 Deri ve Ġlgili Ürünlerin Ġmalatı , ,13 18 Kayıtlı Medyanın Basılması ve Çoğaltılması 661 3, ,36 19 Kok Kömürü ve Rafine EdilmiĢ Petrol Ürünleri Ġmalatı 38 0, ,94 16 Ağaç, Ağaç Ürünleri ve Mantar Ürünleri Ġmalatı 583 2, ,86 11 Ġçeceklerin Ġmalatı 30 0, ,63 33 Makine ve Ekipmanların Kurulumu ve Onarımı 285 1, ,62 81 Sanayi sektörü içerisinde yer almasına rağmen, bu bölüme madencilik ve taģocakçılığı rakamları dahil değildir.) 192

193 Uzmanlaşma Katsayısı 30 Diğer UlaĢım Araçlarının Ġmalatı 234 1, ,61 26 Bilgisayarların, Elektronik ve Optik Ürünlerin Ġmalatı 78 0, ,57 Temel Eczacılık Ürünlerinin ve 21 Eczacılığa ĠliĢkin Malzemelerin 25 0, ,42 Ġmalatı TOPLAM Kaynak: TÜİK, 2009b GiriĢim sayısı bakımından Ġzmir de öne çıkan ilk beģ sektör; fabrikasyon metal ürünleri imalatı (% 19,09), mobilya imalatı (% 15,32), giyim eģyalarının imalatı (% 15,16), gıda ürünlerinin imalatı (% 12,14), deri ve ilgili ürünlerin imalatıdır (% 5,04). Ġstihdam bakımından ise Ġzmir de öne çıkan ilk beģ sektör; gıda ürünlerinin imalatı (% 15,60), giyim eģyalarının imalatı (% 15,39), fabrikasyon metal ürünleri imalatı (% 9,65), mobilya imalatı (% 7,54), motorlu kara taģıtı, treyler ve yarı treyler imalatı (% 6,77) olarak ortaya çıkmıģtır. Yine 2009 yılı TÜĠK Yıllık Sanayi ve Hizmet Ġstatistiklerine göre, sektörlerin istihdama dayalı Türkiye referanslı yoğunlaģma katsayıları 82 hesaplanmıģ olup, birden büyük katsayıya sahip (yoğunlaģmıģ) 14 sektör sıralanmıģtır (ġekil 58). 4,5 4 3,5 3 2,5 2 1,5 1 0,5 0 4,02 3,88 2,33 1,69 1,51 1,44 1,43 1,32 1,3 1,24 1,23 1,13 1,08 1,02 Şekil 58: İzmir de Bulunan İmalat Sanayi Alt Sektörlerinin Uzmanlaşma Katsayıları Kaynak: TÜİK, 2009b verileri kullanılarak hesaplanmıştır. ĠZKA ve Türkiye Kalkınma Bankası A.ġ. iģbirliğiyle hazırlanan Ġzmir Ġli Potansiyel Yatırım Konuları AraĢtırması kapsamında 2009 yılı verileri kullanılarak yapılan analizler sonucunda, Ġzmir imalat sanayinde öne çıkan sektörler aģağıdaki Ģekilde sınıflandırılmıģtır 83 (Tablo 87). 82 YoğunlaĢma Katsayısı (YK): Bir sektörün belli bir bölgedeki yığılmasını bir üst bölgeye referansla ölçmeye yaramaktadır. YKi = (ei/et) / (Ei/Et) ei = i sektörünün ilçedeki istihdam; et = ilçedeki toplam istihdam; Ei = Ġzmir de i sektöründeki istihdam; Et = Ġzmir deki toplam istihdam 83 Ġzmir ili alt sektörler itibariyle Türkiye geneli ile kıyaslanarak, gerek göreli öneme göre (iģyeri sayısı, ciro ve istihdam) gerekse de göreli büyüklüğe ve üstünlüğe göre (istihdam/iģyeri, ciro/iģyeri, ciro/istihdam) öne çıkan sektörler belirlenmiģtir. Bu çalıģma yapılırken, imalat sanayi sektörlerinin Türkiye içindeki payları 100 kabul edilerek, Ġzmir deki 193

194 Tablo 87: İzmir de Bulunan İmalat Sanayi Alt Sektörlerinin Sınıflandırması Göreli Önem Taşıdığı Göreli Büyüklük/Üstünlük Kriter Sağladığı Oran Alt Sektörün Adı İşyeri İstihdam/ Ciro/ Ciro/ İstihdam Ciro Sayısı İşyeri İşyeri İstihdam Gıda Ürünlerinin Ġmalatı X X X X Ġçeceklerin Ġmalatı X X X X X Tütün Ürünleri Ġmalatı X X X Giyim EĢyalarının Ġmalatı X X Deri ve Ġlgili Ürünlerin Ġmalatı X X Kağıt ve Kağıt Ürünlerinin Ġmalatı X X X X X Kayıtlı Medyanın Basılması ve Çoğaltılması X X Kimyasalların ve Kimyasal Ürünlerin Ġmalatı X X X X X Kauçuk ve Plastik Ürünlerin Ġmalatı X X X X Diğer Metalik Olmayan Mineral Ürünlerin Ġmalatı X X X X Ana Metal Sanayi X X X X Fabrikasyon Metal Ürünleri Ġmalatı X X X X X BYS Makine ve Ekipman Ġmalatı X X X X X X Motorlu Kara TaĢıtı, Treyler ve Yarı Treyler Ġmalatı X X Mobilya Ġmalatı X X X Diğer Ġmalatlar X X Kaynak: İZKA ve Kalkınma Bankası, 2012 BYS makine ve ekipman imalatı sektörü, ilde iģyeri sayısı, istihdam ve cirodaki temsil payının yanı sıra, ölçek büyüklüğü, iģyeri baģına ciro ve verimlilik oranı anlamında da Türkiye ortalamasının üzerinde performans sergilemektedir. Aynı zamanda kriterlerin tamamında öne çıkan tek sektör konumundadır. Gıda ürünlerinin imalatı sektörü, bölgede istihdam ve ciro kriterleri açısından öne çıkmaktadır. Bu sektör aynı zamanda ölçek büyüklüğü ve iģyeri baģına ciro açısından da Türkiye ortalamasının üzerinde bir durum sergilemektedir. ĠĢyeri sayısı ve verimlilikte Türkiye ortalamasının kısmen altındadır. İçeceklerin imalatı sektörü, iģyeri sayısı hariç diğer tüm kriterlerde Türkiye genelinin çok üzerinde performans sergileyerek öne çıkmıģtır. Tütün ürünleri imalatı sektörü, Ġzmir ve birkaç ilde yoğunlaģan bir sektör olup iģyeri sayısı, istihdam ve ciro bakımından öne çıkmaktadır. Ancak ölçek büyüklüğü ve verimlilik bakımından yeterli performans sergileyememiģtir. Kağıt ve kağıt ürünlerinin imalatı sektörü, ilde çalıģan baģına ciro değeri ile ölçülen verimlilik kriteri hariç tüm kriterlerde Türkiye genelinin üzerinde performans sergilemekte ve ön plana çıkmaktadır. payları endeks olarak hesaplanmıģ ve endeks değeri 100 ü geçen sektörler vurgulanmıģtır. (ÇalıĢmanın yöntemi ile ilgili detaylı bilgiler Ġzmir Ġli Potansiyel Yatırım Konuları AraĢtırması nda yer almaktadır.) 194

195 Kauçuk ve plastik ürünlerin imalatı sektörü ve diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı sektörü, iģyeri sayısı ve istihdam bakımından önemli bir orana ulaģamasa da diğer kriterlerde; ciro, ölçek büyüklüğü, iģyeri baģına ciro ve verimlilik oranı açısından ilde göreli bir avantaja sahiptir. Ana metal sanayi sektörü, istihdam kriterleri dıģında ölçek büyüklüğü, iģyeri ve ciro bazlı kriterler ile verimlilikte öne çıkmaktadır. Büyük ölçekli ve yüksek cirolu iģletmeler halinde kurulan ana metal sektörü iģletmelerinde Türkiye geneline göre göreli avantaja sahiptir. Fabrikasyon metal ürünleri imalatı sektörü ise ölçek büyüklüğü dıģında diğer tüm kriterlerde Türkiye ye oranla öne çıkmaktadır. Değerleri itibarıyla Türkiye ortalamasının çok üzerinde olmasa da iģyeri sayısı, ciro ve verimlilikte göreli üstünlüğe sahiptir. Deri ve ilgili ürünlerin imalatı, mobilya imalatı ve motorlu kara taşıtı, treyler ve yarı treyler imalatı sektörlerinin bölgede iģyeri sayısı ve istihdam açısından göreli önem taģıdığı, ama bu sektörlerin hiçbirinin Türkiye ortalamasının üzerinde ölçek büyüklüğü (mobilya imalatı hariç), iģyeri baģına ciro ve verimlilik değerine ulaģamadığı anlaģılmaktadır (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). 3.c.1.b. İlçeler Düzeyinde İmalat Sanayi yılı SGK verilerine göre imalat sanayinde istihdam açısından yoğunluk gösteren ilçeler Gaziemir, KemalpaĢa, Torbalı, Aliağa, KarĢıyaka, Bornova, Buca, Konak, Çiğli dir. Bu ilçelerden sonra ise Menderes, Menemen, ÖdemiĢ ve Tire de istihdamda bir yoğunluk ortaya çıkmaktadır. Yine 2008 SGK verileri kullanılarak ilçelerde imalat sanayi alt sektör dallarına ait yoğunlaģma katsayıları (YK) hesaplanmıģtır. Bir sektörün YK sının 1 den büyük çıkması genellikle sektörün yerelde tüketilenden daha fazla ürettiğini ve bölge dışına ürettiği mal ve hizmetleri ihraç ettiğini göstermektedir. YK yla ilgili dikkat edilmesi gereken bir nokta; bölgede YK sı 1 den büyük çıkan her sektörün rekabetçi veya büyüyen sektörler olamayacağıdır. Bu, sektörün çok verimli olmayıp üretim için üst bölge ortalamasının üstünde bir iģgücüne ihtiyacı bulunduğu anlamına da gelebilir (ĠZKA, 2008). Fakat bu hesaplamalar yapılırken ilçelerde çalıģanların verimlilik düzeyinin (veya ortalama emek verimliliğinin) tüm ilçelerde aynı olduğu kabul edilmiģtir. Ġlçelere iliģkin istihdam bilgilerinin olduğu yine 2008 yılına ait SGK istihdam verileri kullanılarak sektörlerin Ġzmir deki Türkiye referanslı YK ları hesaplanmıģtır. Türkiye genelinde bakıldığında Ġzmir de uzmanlaģma gösteren sektörler yoğunlaģma katsayıları büyüklüklerine göre sırasıyla Ģu Ģekildedir: Tütün ürünleri imalatı Kok kömürü, rafine edilmiģ petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı Tıbbi aletler; hassas ve optik aletler ile saat imalatı Kağıt hamuru, kağıt ve kağıt ürünleri imalatı 84 Bu bölümde ilçelere iliģkin alt sektörlere dair SGK kayıtlarına dayalı veriler kullanılmıģtır. Bunun nedeni TÜĠK yıllık iģ istatistikleri kapsamında ilçeler bazında alt sektörlere iliģkin istihdam verilerinin yer almamasıdır. 195

196 Makine ve teçhizatı hariç; fabrikasyon metal ürünleri imalatı BaĢka yerde sınıflandırılmamıģ makine ve teçhizat imalatı Derinin tabaklanması ve iģlenmesi Motorlu kara taģıtı, römork ve yarı römork imalatı Giyim eģyası imalatı; kürkün iģlenmesi ve boyanması Kimyasal madde ve ürünlerin imalatı Gıda ürünleri ve içecek imalatı Mobilya imalatı Ana metal sanayi Bu anlamda Türkiye ye referansla Ġzmir genelinde yoğunlaģma katsayısı 1 den yüksek olan sektörler ilçeler düzeyinde incelendiğinde aģağıdaki değerlendirmeler yapılabilmektedir. Gıda ürünleri ve içecek imalatı, giyim eģyası imalatı, kimyasal madde ve ürünlerin imalatı, BYS makine ve teçhizat imalatı, motorlu kara taģıtı imalatı sektörlerine iliģkin ilçe değerlendirmeleri kümelenme boyutuyla ele alınmıģtır. YK açısından Türkiye referanslı olarak en çok öne çıkan sektör olan tütün ürünleri imalatı sektöründe, ilçeler bazında bir değerlendirme yapıldığında Torbalı nın öne çıktığı görülmektedir. Derinin tabaklanması ve iģlenmesi sektöründe ise ĠZBAġ tan dolayı en yüksek uzmanlaģma Menemen ilçesinde görülmektedir. Menemen in ardından Torbalı da yine sektörde istihdama dayalı yoğunlaģmanın yüksek olduğu bir diğer ilçe olarak ortaya çıkmaktadır. Yüksek yoğunlaģma katsayısına sahip bir diğer sektör olan kağıt ve kağıt ürünleri imalatına ilçe bazlı bakıldığında Tire nin öne çıktığı görülmektedir. Fakat sektörün çok sayıda ilçede uzmanlaģmanın en çok görüldüğü sektörlerden biri olduğunu söylemek mümkündür. Rafine edilmiģ petrol ürünleri imalatı sektöründe Aliağa, sektör uzmanlaģması en yüksek olan ilçedir. Aliağa yı KemalpaĢa ve Konak takip etmektedir. Ana metal sanayi, Türkiye referanslı olarak Ġzmir de istihdama dayalı yoğunlaģmanın olduğu bir diğer imalat sanayi sektörüdür. Bu sektörün ilçeler bazındaki uzmanlaģma değerlerine baktığımızda ise yine Aliağa ilk sırada yer almaktadır. Çiğli, KemalpaĢa, Karabağlar, Menderes, Menemen ve Torbalı da bu sektörde uzmanlaģmanın olduğu ilçelerdir. Yine tamamlayıcı sektör olduğu düģünülen fabrikasyon metal ürünleri imalatı sektöründe ise Aliağa, Bornova, Çiğli, Gaziemir, KemalpaĢa ve Menderes ilçelerinde istihdama dayalı bir yoğunlaģma tespit edilmiģtir. Tıbbi aletler ve hassas optik aletler sektörüne ilçelerdeki istihdama dayalı yoğunlaģma katsayısı açısından bakıldığında, Ġzmir de bu sektörde en yüksek uzmanlaģmanın Karabağlar ilçesinde olduğu görülmektedir. Bornova, Çiğli, KarĢıyaka, Konak, Menemen, Tire ve Torbalı ilçelerinde de sektörel uzmanlaģma görülmektedir. Ġzmir de uzmanlaģma açısından öne çıkan son imalat sanayi sektörü ise mobilya imalatı olarak ortaya çıkmaktadır. Buca, Çiğli, Gaziemir, Karabağlar, KemalpaĢa, Menderes, Torbalı ilçelerinde sektörel bir uzmanlaģma göze çarpmaktadır. 196

197 3.c.1.b.1. Kümelenme Potansiyeli Olan İmalat Sanayi Alt Sektörlerinin İlçelerdeki Durumu 85 Ġlçe ölçeğinde istihdama dayalı sektörel yoğunlaģma katsayılarına iliģkin değerlendirmeler yanı sıra, üç yıldız analizleri sonuçlarını içeren değerlendirmeler de yapılabilmektedir. Ayrıca alt sektörler ilçelerdeki firma sayıları açısından da ele alınmıģtır 86. Ġzmir Kümelenme Analizi nde kümelenme potansiyeli olduğu belirlenen sektörler içinde NACE Rev.1.1 sınıflama sistemi 4 lü kod detayında analizi gerçekleģtirilen imalat sanayi sektörleri Ģu Ģekildedir: Gıda ürünleri ve içecek imalatı Giyim eģyası imalatı Kimyasal madde ve ürünlerin imalatı BaĢka yerde sınıflandırılmamıģ makine ve teçhizat imalatı Motorlu kara taģıtı imalatı Üç yıldız analizi sonucunda küme grupları içinde yer alan bu sektörlerin bölgedeki genel durumlarını ortaya koymak amacıyla Ġzmir ve ilçelerinde yılı yoğunlaģmaları incelenmiģtir. Yapılan analizler, Ġzmir de yıllar bazındaki ortalama sektörel yoğunlaģmaların kent merkezinde ve çeperindeki ilçelerde olduğunu göstermiģtir. Gıda ürünleri ve içecek imalatı sektörü Ġzmir de Konak, KarĢıyaka ve Bornova da yoğunlaģma göstermektedir arasındaki değiģimde bu merkez ilçelerde bir azalma yaģandığı; Menemen, KemalpaĢa, Torbalı ve ÖdemiĢ te ise yoğunlaģmanın arttığı görülmektedir. Fakat temelde sektör Ġzmir içinde bu yedi ilçede yoğunlaģma göstermektedir (Harita 9) yılları arası sektörel yoğunlaģmadaki değiģim BERGAMA Artan DIKILI KINIK Azalan ALIAGA FOCA MENEMEN KARABURUN CIGLI BAYRAKLI KONAK BALCOVA KEMALPASA CESME URLA GUZELBAHCE BUCA BAYINDIR SEFERHISAR MENDERES TORBALI ODEMIS KIRAZ TIRE BEYDAG SELCUK Gıda ürünleri ve içecek imalatı Harita 9: Gıda Ürünleri ve İçecek İmalatı 85 Bu bölüm, Ġzmir Kalkınma Ajansı tarafından 2010 yılında yayınlanan Ġzmir Kümelenme Analizi raporundaki değerlendirmeler derlenerek hazırlanmıģtır. 86 Ġlçelerde alt sektörlerde faaliyet gösteren firma sayıları için Maliye Bakanlığı verileri kullanılmıģtır. Bu veriler, firmaların resmi kaydının bulunduğu vergi daireleri kayıtlarına dayanmaktadır. 197

198 Gıda sektöründe üç yıldız alan alt sektörlerin analizi, meyve ve sebzelerin iģlenmesi ve imalatı sektörünün öne çıktığını göstermektedir. Bu alt sektörlerde faaliyet gösteren firma sayısı açısından yoğunlaģmalar incelendiğinde, Ġzmir in kuzey ve doğu aksındaki ilçelerde (Dikili, Foça ve Beydağ hariç) yoğunlaģma olduğu tespit edilmektedir (Harita 10). KemalpaĢa, Bornova, Konak ve Torbalı alt sektörler açısından en çok yoğunlaģma yaģanan ilçelerdir. Öte yandan sektör KemalpaĢa ve Torbalı ilçelerinde üç yıldız almıģtır. 3 YILDIZ ALAN SEKTÖRLER DIKILI BERGAMA KINIK Patatesin iģlenmesi ve saklanması Sebze ve meyve suyu imalatı BaĢka yerde sınıflandırılmamıģ sebze ve meyvelerin iģlenmesi ve saklanması 1587-Baharat, soslar, sirke ve diğer çeģni maddelerinin imalatı ALIAGA KARABURUN FOCA MENEMEN CESME CIGLI BAYRAKLI KONAK BALCOVA URLA GUZELBAHCE BUCA KEMALPASA BAYINDIR TORBALI SEFERHISAR MENDERES ODEMIS KIRAZ SELCUK TIRE BEYDAG Gıda Ürünleri ve İçecek İmaları sektörleri firma sayıları 14 to 16 8 to 14 4 to 8 2 to 4 1 to 2 Harita 10: Gıda Ürünleri ve İçecek İmalatı Alt Sektöründe Firma Yoğunlaşması ve 3 Yıldız Gösterimi Giyim eģyası ve kürk imalatı sektörü Ġzmir de merkez ilçelerde yoğunlaģma göstermektedir (Harita 11). Yıllar itibari ile incelendiğinde bu yoğunlaģmanın Çiğli de azaldığı Buca, Gaziemir, Konak ve Bornova ilçelerinde arttığı görülmektedir yılları arası sektörel yoğunlaģmadaki değiģim Artan DIKILI BERGAMA Azalan KINIK ALIAGA FOCA MENEMEN KARABURUN CESME CIGLI BAYRAKLI KONAK BALCOVA GUZELBAHCE BUCA URLA KEMALPASA SEFERHISAR MENDERES TORBALI BAYINDIR ODEMIS KIRAZ TIRE BEYDAG SELCUK Giyim eşyası ve kürk imalatı Harita 11: Giyim Eşyası ve Kürk İmalatı 198

199 Giyim eģyası ve kürk imalatı sektöründe en çok öne çıkan alt sektörler; deri giyim eģyası, iģ giyim eģyası ve gelinlik abiyeyi de içeren diğer dıģ giyim eģyaları olmuģtur. Bu sektörlerde firma sayısı açısından Bornova, KarĢıyaka, Konak ta daha çok olmak üzere; Buca, Gaziemir ve Çiğli de yoğunlaģma görülmektedir. Bu sektörlerin toplamda üç yıldız aldığı ilçeler Çiğli, Bornova, Konak, Buca ve Gaziemir dir (Harita 12). 3 YILDIZ ALAN SEKTÖRLER BERGAMA Deri giyim eģyası imalatı ĠĢ giysisi imalatı 1822-Diğer dıģ giyim eģyaları imalatı DIKILI KINIK ALIAGA KARABURUN FOCA MENEMEN CESME CIGLI BAYRAKLI KONAK BALCOVA URLA GUZELBAHCE BUCA KEMALPASA BAYINDIR TORBALI SEFERHISAR MENDERES ODEMIS KIRAZ SELCUK TIRE BEYDAG Giyim Eşyası ve Kürk İmalatı firma sayıları 550 to to to to to 10 Harita 12: Giyim Eşyası ve Kürk İmalatı Alt Sektöründe Firma Yoğunlaşması ve 3 Yıldız Gösterimi Kimyasal madde ve ürünlerin imalatı sektörü Ġzmir de Aliağa, Çiğli, Bornova, Konak ve KemalpaĢa ilçelerinde istihdam yoğunlaģması göstermektedir. Bu yoğunlaģma, yılları arasında Aliağa ve Konak ta azalma gösterirken, Çiğli, Bornova ve KemalpaĢa ilçelerinde artıģ göstermektedir (Harita 13) yılları arası sektörel yoğunlaģmadaki değiģim Artan DIKILI BERGAMA Azalan KINIK ALIAGA FOCA MENEMEN KARABURUN CIGLI BAYRAKLI KONAK BALCOVA KEMALPASA CESME URLA GUZELBAHCE BUCA BAYINDIR SEFERHISAR MENDERES TORBALI ODEMIS KIRAZ TIRE BEYDAG SELCUK Kimyasal Madde Ürünleri İmalatı Harita 13: Kimyasal Madde ve Ürünlerin İmalatı 199

200 Üç yıldız yöntemi ile belirlenen sektörün alt sektörlerinde firma sayısı yoğunlaģması ve ilçe bazlı değerlendirmeler Harita 14 te gösterilmiģtir. Buna göre üç yıldız alan boya, plastik hammadde, temizlik malzemeleri, organik ve inorganik kimyasal maddelerin imalatı sektörlerindeki firmalar en çok Konak ve Bornova da yoğunlaģma gösterirken, KemalpaĢa ve Çiğli ilçeleri de firma yoğunlaģmaları açısından ikinci sırada gelmektedir. Öte yandan her bir alt sektörün üç yıldız aldığı ilçe farklılık göstermektedir. Örneğin plastik hammadde imalatının üç yıldız aldığı ilçe Aliağa olurken, temizlik malzemeleri imalatı sektörünün üç yıldız aldığı ilçe Bornova ilçesidir. Boya imalatı Çiğli de ve diğer organik ve inorganik ana kimyasal madde imalatı da KemalpaĢa da yığınlaģma gösteren sektörler olmuģtur. 3 YILDIZ ALAN SEKTÖRLER 2412-Boya ve pigment imalatı DIKILI BERGAMA KINIK 2413-Diğer organik ana kimyasal maddelerin imalatı 24 inorganik ana kimyasal maddelerin imalatı 2416-Plastik hammaddelerinin imalatı 2451-Sabun ve deterjan ile temizlik ve cilalama maddeleri imalatı ALIAGA KARABURUN FOCA MENEMEN CESME CIGLI BAYRAKLI KONAK BALCOVA URLA GUZELBAHCE BUCA KEMALPASA BAYINDIR TORBALI SEFERHISAR MENDERES TIRE SELCUK ODEMIS KIRAZ BEYDAG Kimyasal Madde ve Ürünleri İmalatı 2412, 2413, 2414, 2416, 2451 sektörlerinde firma sayıları 29 to to 29 8 to 20 2 to 8 1 to 2 Harita 14: Kimyasal Madde ve Ürünleri İmalatı Alt Sektörlerinde Firma Yoğunlaşması ve Üç Yıldız Gösterimi Genel makine ve teçhizat imalatı sektörü Ġzmir de merkez ve çeperinde toplam yedi ilçede yoğunlaģma göstermektedir. Gaziemir ve Torbalı da sektöre ait yoğunlaģmada azalma eğilimi görülürken; Çiğli, KarĢıyaka, Bornova, Konak ve KemalpaĢa ilçelerinde sektördeki yoğunlaģma artma eğilimi göstermektedir (Harita 15). 200

201 yılları arası sektörel yoğunlaģmadaki değiģim DIKILI BERGAMA Artan Azalan KINIK ALIAGA FOCA MENEMEN KARABURUN CIGLI BAYRAKLI KONAK BALCOVA KEMALPASA CESME URLA GUZELBAHCE BUCA BAYINDIR SEFERHISAR MENDERES TORBALI ODEMIS KIRAZ TIRE BEYDAG SELCUK Başka yerde sınıflandırılmamış makina ve techizat imalatı Harita 15: Genel Makine ve Teçhizat İmalatı Üç yıldız yöntemi ile belirlenen BYS diğer genel amaçlı makinelerin imalatı ve metal iģleme takım tezgahlarının imalatı sektörlerinde firma sayısı yoğunlaģması ve ilçe bazlı tespitler Harita 16 da yer almaktadır. Buna göre üç yıldız alan sektörlerdeki firmalar Ġl merkezi ve çevresinde yoğunlaģma göstermektedir. Soğutma ve havalandırma donanımı imalatı ve genel amaçlı makinelerin imalatı sektörlerinin üç yıldız aldığı ilçeler Çiğli, Bornova ve Konak aynı zamanda takım tezgahlarının imalatı sektörünün üç yıldız aldığı ilçeler olmuģtur. 3 YILDIZ ALAN SEKTÖRLER BERGAMA Soğutma ve havalandırma donanımı imalatı (evde kullanıma yönelik olanlar hariç) 2924-BaĢka yerde sınıflandırılmamıģ diğer genel amaçlı makinelerin imalatı DIKILI KINIK Diğer metal iģleme takım tezgahlarının imalat 2943-BaĢka yerde sınıflandırılmamıģ diğer takım tezgahlarının imalatı ALIAGA KARABURUN FOCA MENEMEN CESME CIGLI BAYRAKLI KONAK BALCOVA URLA GUZELBAHCE BUCA KEMALPASA BAYINDIR TORBALI SEFERHISAR MENDERES ODEMIS KIRAZ TIRE BEYDAG SELCUK Genel Makine ve Teçhizat İmalatı 2924 ve 2942 sektörleri firma sayıları 118 to to to 45 3 to 11 1 to 3 Harita 16: Genel Makine ve Teçhizat İmalatı Alt Sektörlerinde Firma Yoğunlaşması ve Üç Yıldız Gösterimi Motorlu kara taģıtları imalatı sektörünün Ġzmir de beģ ilçede yoğunlaģma gösterdiği görülmektedir. Bunlardan Çiğli, Konak ve Bornova ilçelerinde azalan bir yoğunlaģma 201

202 eğilimi görülürken; Buca ve Gaziemir ilçelerinde eğilimin artma yönünde olduğu söylenebilmektedir (Harita 17) yılları arası sektörel yoğunlaģmadaki değiģim Artan DIKILI BERGAMA Azalan KINIK ALIAGA FOCA MENEMEN KARABURUN CIGLI BAYRAKLI KONAK KEMALPASA CESME URLA GUZELBAHCE BALCOVA BUCA BAYINDIR TORBALI ODEMIS KIRAZ SEFERHISAR MENDERES TIRE BEYDAG SELCUK Motorlu kara taşıtları, römork ve yarı römork imalatı Harita 17: Motorlu Kara Taşıtları İmalatı Sektörlerin 3 yıldız aldığı ilçeler değerlendirildiğinde ise motorlu kara taģıtlarının imalatı sektörü için Bornova; motorlu kara taģıtları karoseri imalatı; römork ve yarı römork imalatı için Çiğli ve Bornova; motorlu kara taģıtları motorlarıyla ilgili parça ve aksesuarlarının imalatı sektörü içinse Bornova, Konak, Gaziemir ve Buca ilçelerinin öne çıktığı görülmektedir. 3 YILDIZ ALAN SEKTÖRLER 3410-Motorlu kara taģıtlarının imalatı BERGAMA 3420-Motorlu kara taģıtları karoseri imalatı; römork ve yarı römork imalatı DIKILI KINIK 3430-Motorlu kara taģıtları ve bunların motorlarıyla ilgili parça ve aksesuarların imalatı ALIAGA FOCA MENEMEN KARABURUN CIGLI BAYRAKLI KONAK KEMALPASA BALCOVA CESME URL A GUZELBAHCE BUCA BAYINDIR SEFERHISAR MENDERES TORBALI ODEMIS KIRAZ SELCUK TIRE BEYDAG Motorlu Kara Taşıtları İmalatı 3430 sektörü firma sayısı 100 to to to 34 6 to 22 1 to 6 Harita 18: Motorlu Kara Taşıtları İmalatı Alt Sektörlerinde Firma Yoğunlaşması ve Üç Yıldız Gösterimi 202

203 3.c.1.c. Organize Sanayi Bölgeleri, Küçük Sanayi Siteleri, Serbest Bölgeler, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri 2011 yılı sonu itibariyle Türkiye de yol, içme suyu, pis su, yağmur suyu, elektrik gibi iģleri tamamlanan hektar alana yayılmıģ 147 adet OSB bulunmaktadır. Sekiz ilden (Afyon, Aydın, Denizli, Ġzmir, Kütahya, Manisa, Muğla, UĢak) oluģan Ege Bölgesi toplam 21 OSB ile Türkiye toplam OSB alanının % 14,5 ine sahiptir. Bu rakamla Ege Bölgesi sırasıyla Marmara (11 il), Ġç Anadolu (13 il) ve Güney Doğu Anadolu (9 il) bölgelerinin ardından 4. sırada gelmektedir (Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2012b). Ġzmir de OSB süreci ilk olarak 1976 yılında Atatürk OSB nin kurulması ile baģlamıģ olup, 2012 yılı itibariyle tüzel kiģilik kazanmıģ 13 OSB bulunmaktadır. Bu OSB lerin dokuzu hizmete sunulmuģ, dördünün alt yapı inģaatları devam etmektedir. Hizmete sunulan OSB ler; Aliağa, Atatürk, Bergama, Buca Ege Giyim, ĠTOB, KemalpaĢa-Islah, Kınık, Tire, Pancar OSB leridir (Tablo 88). Alt yapı inģaatları devam eden OSB ler; KemalpaĢa- Bağyurdu, Menemen-Plastik, ÖdemiĢ, Torbalı OSB leridir. Hizmete sunulan OSB lerde adet parsel oluģturulmuģtur. Bu parsellerin % 60 ı tahsis edilmiģ, % 40 ı ise boģtur. Tahsis edilen parselin inde fabrikalar faaliyet göstermekte olup 2011 yılı sonu itibariyle 158 fabrikanın inģaatı devam etmektedir. Hizmete sunulan dokuz OSB de kiģiye istihdam sağlanmıģtır. Bu değer ile ülkemiz sanayi sektöründeki istihdamın yaklaģık % 3 ü Ġzmir deki OSB lerdeki iģletmeler tarafından yaratılmıģtır. Ġlimiz sahip olduğu 13 OSB nin büyüklüğü (4.763 hektar) itibariyle % 28,3 payla Ege Bölgesi, % 7.8 payla ülke toplamı içinde birinci sıradadır. Tablo 88: Hizmete Sunulan OSB lere İlişkin Bilgiler Aktif İstihdam İzmir Firma İlk Beş Öncelikli Sektör Sayısı Aliağa Kimya, ĠnĢaat, Makine, Metal, Plastik Atatürk Makine, Kauçuk ve plastik, Fabrikasyon metal ürünleri, Gıda, Giyim Buca (Ege Giyim) Konfeksiyon KemalpaĢa Makine imalat, Otomotiv yan sanayi, Yapı malzemeleri-mermer, Kimya, Gıda ĠTOB Tekeli Gıda, ĠnĢaat, Demir çelik, Yapı malzemeleri, Kimya Tire Gıda, Tekstil, Yapı malzemeleri, Makine, Plastik Bergama 1 45 Maden, Makine, Gıda, Mobilya, Elektrik Kınık Pancar Kaynak: İzmir İl Bilim Sanayi ve Teknoloji Müdürlüğü, 2012 Ġzmir de bulunan OSB lerin yanı sıra Küçük Sanayi Siteleri (KSS) de imalat sanayi sektörlerinin faaliyet gösterdiği alanlar olarak görülmektedir. Ġzmir ve ilçelerinde bulunan KSS lerdeki iģyerinde yaklaģık kiģilik istihdam sağlanmaktadır. Tablo 89 da Ġzmir deki KSS lere iliģkin bilgiler yer almaktadır. 203

204 Tablo 89: İzmir de Faaliyette Olan Küçük Sanayi Siteleri Toplam Toplam Dolu İşyeri Boş Alanı (m 2 ) İşyeri Sayısı İşyeri Küçük Sanayi Siteleri Faaliyete Başladığı Doluluk Oranı Yıl Sayısı Sayısı (%) Ġzmir-Aliağa Ġzmir Ayakkabıcılar Ġzmir-Bornova Ġzmir-Kınık Ġzmir Menemen Ġzmir-Merkez Ağaç ĠĢleri Ġzmir-Merkez Dökümcüler Ġzmir-Merkez San.Sit. Ġzmir-Merkez Oto Ġzmir-Merkez Oto Ġzmir-Merkez Metal ĠĢleri Ġzmir-ÖdemiĢ Ġzmir-Tire Kaynak: İzmir İl Bilim Sanayi ve Teknoloji Müdürlüğü, 2012 Mevcut İstihdam Bulundukları ülke ekonomilerine sağladıkları katkıların yanında, esnek ve çağdaģ idari yapılarıyla dıģ ticarete yönelmek isteyen firmalara modern ve geliģmiģ bir yatırım ortamı sağlayan serbest bölgeler de lojistik merkezler olarak OSB ler gibi önemlerini artırmaktadır. Türkiye de toplam 20 serbest bölge faaliyet göstermektedir. Sayıca en çok serbest bölge Marmara Bölgesi nde yer alırken, Ege Bölgesi ndeki üç serbest bölgeden ikisi Ġzmir de yer almaktadır (Tablo 90). Tablo 90: Türkiye deki Serbest Bölgelerin Coğrafi Bölgelere Göre Dağılımı Coğrafi Bölge Serbest Bölge Akdeniz Bölgesi Mersin Serbest Bölgesi Antalya Serbest Bölgesi Adana-Yumurtalık Serbest Bölgesi Ege Bölgesi Ege Serbest Bölgesi (ESBAġ) Ġzmir Serbest Bölgesi (ĠZBAġ) Denizli Serbest Bölgesi Marmara Bölgesi Ġstanbul Havalimanı Serbest Bölgesi Ġstanbul Deri ve Endüstri Serbest Bölgesi Ġstanbul Trakya Serbest Bölgesi Avrupa Serbest Bölgesi Kocaeli Serbest Bölgesi TÜBĠTAK-MAM Teknoloji Serbest Bölgesi Bursa Serbest Bölgesi Karadeniz Bölgesi Trabzon Serbest Bölgesi Samsun Serbest Bölgesi 204

205 Güneydoğu Anadolu Bölgesi Doğu Anadolu Bölgesi Ġç Anadolu Bölgesi Rize Serbest Bölgesi Mardin Serbest Bölgesi Gaziantep Serbest Bölgesi Erzurum Doğu Anadolu Serbest Bölgesi Kayseri Serbest Bölgesi Bünyesinde yarattığı kiģilik istihdamla ESBAġ en önemli serbest bölge olarak ortaya çıkmaktadır. ĠZBAġ ta da kiģilik istihdam söz konusudur yılı sonu itibariyle geçerli olan bu istihdam değerlerini 2011 yılı değerleri ile kıyasladığımızda ESBAġ ta istihdamın bir yılda % 3,5 artıģ gösterdiği, ĠZBAġ ta ise % 3,4 lük bir düģüģ gerçekleģtiği görülmektedir. Ġstihdam değerleri diğer illerdeki bölgelerle kıyaslandığında en büyük değere sahip serbest bölge ESBAġ olarak göze çarpmaktadır (ġekil 59). TÜBİTAK-MAM Tek. 5% Kocaeli 5% Diğer 16% Ege 35% İstanbul Endüstri ve Ticaret 6% Antalya 6% Mersin 12% Bursa 15% Şekil 59: Serbest Bölgelerdeki İstihdam Dağılımı Kaynak: Ekonomi Bakanlığı, 2013 Türkiye genelindeki tüm serbest bölgelere bakıldığında ise 2011 yılı sonu değerleri itibariyle 5 milyar 747 milyon 500 bin dolarla ESBAġ ticaret hacmi açısından % 25 lik bir paya sahiptir. ĠZBAġ ise 365 milyon 553 bin ile tüm serbest bölgeler içinde % 1,6 lık ticaret hacmine sahiptir. Ticaret hacmi verilerinin yıllar içindeki değiģimi, yılları arasında her iki serbest bölgede de % 30 a yakın bir düģüģ yaģandığını, 2009 dan sonra ĠZBAġ taki ticaret hacminde sırasıyla % 10 ve % 16 oranlarında artıģ gerçekleģtiğini göstermektedir. Aynı Ģekilde 2010 ve 2011 yıllarında ise ESBAġ ticaret hacminde % 6 düģüģ ve sonrasında da % 130 artıģ olduğu gözlenmektedir (ġekil 60). 205

206 Şekil 60: ESBAŞ ve İZBAŞ ta Yıllara Göre Ticaret Hacmi Değişimleri Kaynak: Ekonomi Bakanlığı, 2013 ESBAġ ta 224, ĠZBAġ ta ise 37 firma faaliyet göstermektedir. ESBAġ ta faaliyet gösteren firmaların % 77 si uluslararası, % 23 ü ise yerli firmadır. ESBAġ ta otomotiv, biyomedikal, elektrik-elektronik, gıda ve paketleme, makine, metal, tekstil ve havacılık sektörlerinden firmalar bulunmaktadır. Bölgenin sahip olduğu alanın geniģletilmesi ile ilgili çalıģmalar devam etmektedir. ĠZBAġ ta ise gıda, demir-çelik, kimya, plastik, makine ve ekipman, elektronik sektörleri göze çarpmaktadır. Ayrıca bölgede Türkiye deki tek deri imalatı atıksu arıtma tesisi mevcuttur. İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi (İZTEKGEB) ESBAŞ (1000 ABD $) İZBAŞ (1000 ABD $) Türkiye de 2011 yılı sonu itibariyle aktif olarak çalıģan 34 adet TGB bulunmaktadır. Bunun yanında, resmi olarak kurulmuģ ancak altyapı çalıģmaları devam eden 15 TGB nin de faaliyete geçmesi beklenmektedir. En çok TGB altı adet ile Ankara da bulunmaktadır. Bunu beģ bölge ile Ġstanbul ve dört bölge ile Kocaeli izlemektedir (ġekil 61). Türkiye nin üçüncü büyük Ģehri olan, bünyesinde dokuz üniversiteyi, aktif araģtırmacıyı ve imalat sanayi firmasını barındıran ve Türkiye nin en fazla ihracat yapan bölgelerinden biri konumundaki Ġzmir de faaliyet gösteren bir TGB (Ġzmir Teknoloji GeliĢtirme Bölgesi) bulunmaktadır. Ġzmir in Ar-Ge ve yenilik potansiyelinin değerlendirilmesine yönelik olarak, son dönemde teknoloji geliģtirme bölgelerinin kurulmasına yönelik çalıģmalar hızlandırılmıģtır yılında sürdürülebilir tarım, sürdürülebilir enerji ve biliģim temalarına yoğunlaģması planlanan Ġzmir Bilim ve Teknoloji Parkı Teknoloji GeliĢtirme Bölgesi (Ġzmir Ekonomi Üniversitesi), 2013 yılında da bir bölümünün de sağlık alanında uzmanlaģması planlanan Dokuz Eylül Teknoloji GeliĢtirme Bölgesi (Dokuz Eylül Üniversitesi) kurulmuģtur. Bu iki teknoloji geliģtirme bölgesinin altyapı çalıģmaları devam etmektedir. 206

207 (ocak) 1 0 Ankara İstanbul Kocaeli İzmir Şekil 61: İllere Göre Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin Sayısı* *Aktif olmayan bölgeler dahil edilmiştir. Kaynak: Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı, Türkiye deki teknoloji geliģtirme bölgelerinin yoğunlaģtığı iller bazında değerlendirme yapıldığında, 2011 yılı sonu itibariyle tüm TGB lerdeki toplam firma sayısının % 40 nın Ankara daki TGB lerde yer aldığı görülmektedir. % 4 lük bir oranla Ġzmir, üç ilin ardından gelmektedir (ġekil 61). Ankara da faaliyet gösteren beģ TGB, TGB lerden gerçekleģtirilen tüm ihracatın % 78 ine sahiptir yılı firma sayısı açısından ĠZTEKGEB (74) ile ĠTÜ Arı Teknokent TGB (76) benzerlik gösterirken, Arı TGB nin yaklaģık 65 milyon dolarlık ihracat hacmi, yaklaģık 7 milyon dolar olan ĠZTEKGEB değerinin oldukça üzerindedir. TGB bünyesinde faaliyet gösteren yabancı firma sayısı en fazla Ankara dadır. 31 firma ile ilk sırayı alan Ankara nın ardından, sırası ile Ġstanbul ve Kocaeli gelmektedir. Ġzmir de TGB bünyesinde yabancı firma bulunmamaktadır (ġekil 62). Tasdik edilmiģ patent sayısı açısından, diğer göstergelerin aksine ilk sırayı 92 patent ile Ġstanbul almaktadır. Ġstanbul u tek baģına ilk sıraya taģıyan, ĠZTEKGEB ile yakın firma sayısına sahip olan Arı Teknokent TGB olmuģtur. Ankara ikinci sırayı alırken Ġzmir iki patent ile oldukça gerilerde kalmaktadır. Faaliyette olan 32 TGB deki Ar-Ge personelinin % 3 ü (351) ĠZTEKGEB te yer almaktadır (ġekil 62). KuruluĢ yılı ve firma sayısı açısından benzerlik gösteren ĠTÜ Arı Teknokent TGB deki Ar-Ge personeli sayısı dir. 207

208 İzmir Kocaeli İstanbul Ankara İhracat (%) Öğretim Üyelerinin Kurmuş Olduğu Şirket Sayısı Tasdik Edilmiş Patent Sayısı Yabancı Firma Sayısı Toplam Firma Sayısı (%) Devam Eden Proje Sayısı Biten Proje Sayısı Destek Personeli İstihdam Ar-Ge Personeli İstihdam Şekil 62: İllere Göre Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin Özellikleri Kaynak: Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, yılı itibari ile ĠZTEKGEB toplam 64 firmaya ve firmalar bünyesinde 319 çalıģana sahiptir. Bu sayılar 2010 yılında 67 firma, 339 kiģi, 2012 yılında 84 firma 417 kiģiye ulaģmıģtır (ġekil 63). Buna göre döneminde firma ve çalıģan sayısında % 31 artıģ gerçekleģmiģtir yılı itibariyle 417 çalıģanın 357 si (% 85,6) Ar-Ge personeli statüsündedir (ĠZKA ve ĠYTE, 2012). Öte yandan 2008 yılından 2012 yılına kadar firma baģına çalıģan sayısının ortalama beģ kiģi düzeyinde olduğu görülmektedir. TGB ler nitelikli istihdam yaratma kapasitesi açısından önemli bir unsurdur. Özellikle mühendislerin istihdam edilmesinde, diğer Ģehir ve ülkelere beyin göçünün engellenmesinde en etkili mekanizmalardan birisidir. 208

209 Şekil 63: İZTEKGEB'de Çalışan Sayısı, Kaynak: İZTEKGEB, 2012 Türkiye deki diğer örneklerle benzer olarak, ĠZTEKGEB de de kurulu firmaların önemli bir bölümü biliģim-yazılım ve elektronik sektörüne aittir. Bölgedeki firmaların % 53 ü biliģim-yazılım sektöründe, % 9 u elektronik sektöründe, % 6 sı malzeme teknolojileri sektöründe, % 5 i ise biyoteknoloji sektöründe faaliyet göstermektedir (ġekil 64). Bilişim/Yazılım 4% 4% 4% 8% 4% 3% 53% Elektronik Malzeme teknolojileri Biyoteknoloji 5% 6% 9% Makine Tasarım Gıda Kimya Şekil 64: İZTEKGEB Firmalarının Sektörel Dağılımı, 2012 Kaynak: İZTEKGEB, 2012 Ülkeler dıģ ticarette katma değeri yüksek olan teknolojik ürünlerin ihracatını gerçekleģtirmeyi hedeflemektedir. Bu amaca yönelik farklı destek ve teģvik mekanizmaları uygulanmaktadır. TGB lerde üretilen ürünler, katma değeri yüksek teknolojik ürün olarak nitelenmekte ve bunların üretiminin ve ihracatının artırılması hedeflenmektedir. Teknoloji GeliĢtirme Bölgelerinin amaçlarından birisi de, bu bölgelerde üretilen projelerin patent ile sonuçlanması, ürüne dönmesi ve bu ürünlerin ihracatının yapılmasıdır (ĠZKA ve EBĠLTEM, 2012). ĠZTEKGEB in faaliyete geçtiği 2004 yılı Ağustos ayından itibaren firmaların yürüttüğü e yakın projeden toplamda yaklaģık dolar ihracat yapılmıģtır. Bölgedeki 209

210 firmaların toplam ciroları ise yıllık ortalama TL nin üzerindedir (ĠZKA ve ĠYTE, 2012) yılı itibariyle ĠZTEKGEB Ģemsiyesi altında faaliyet gösterecek çeģitli birimlerin açılması yönünde giriģimler baģlamıģtır. ĠZTEKGEB A.ġ. Yönetim Kurulu kararı ile örneğin agro-endüstri alanında faaliyet göstermek üzere kurulması planlanan bir ĠZTEKGEB ġubesi oluģturulması için EÜ ve ĠYTE öğretim üyelerinden oluģan bir komisyon kurulmuģtur. Ön çalıģmaların bu komisyon tarafından yürütülmesi öngörülmektedir. Öte yandan Ġzmir Teknoloji GeliĢtirme Ana Bölgesi ile ilgili çalıģmalar devam etmektedir. Ana Bölgenin kentsel tasarım projesi hazırlanmıģtır. Bununla birlikte Ġzmir Ar-Ge ve BiliĢim Kenti Projesi ile birlikte yatırımcı ve finans temini yönünde çalıģmalar sürdürülmektedir. Ayrıca ĠZKA Güdümlü Proje desteği ile yürütülen Ġnovasyon Merkezi Projesi nin 2014 yılı sonuna kadar sonlandırılması planlanmaktadır. Merkezin kurulumu ile Ġzmir de potansiyel giriģimcilerin teknoloji odaklı inovasyonlar yaratmalarını sağlayacak ortamı oluģturacak, ihtiyaç duyulan nitelikli eğitimleri verecek, uygulanabilir iģ fikirlerini kuluçkalarda geliģtirecek, katma değerli mal ve hizmetler üretilmesini sağlayacak, üretilen teknolojinin ihtiyaç duyulan mecralara transferini yapacak, ileri teknolojili teçhizatı içeren teknik atölyeleri sunacak, giriģimcileri ve firmaları sürekli güncel ve sosyal bir iģ ağında tutarak sinerji yaratmalarını sağlayacak yenilikçi bir ara yüz oluģumu gerçekleģmiģ olacaktır. Bu ara yüzün ĠZTEKGEB A.ġ ye ait 6,4 hektarlık TGB ek alanında m 2 kapalı alanı olan ĠZTEKGEB Ġnovasyon Merkezi binasının içerisinde hizmet vermesi planlanmaktadır. Ġnovasyon Merkezi binasında, projenin iģletme prensibini oluģturan ara yüzü yaratan nitelikli birim ve alanlar Ģöyledir: kuluçka merkezi, tanıtım, patentleme ve teknoloji transfer ofisi, paydaģlar ofisi, nitelikli sosyal donatı alanları, teknik eğitim salonları, toplantı salonları, teknik atölye ve kiralanabilir ofisler ve kiralanabilir ticari alanlar (ĠZTEKGEB, 2012). 3.c.2. Enerji Sektörü ve Yenilenebilir Enerji Türkiye nin dıģ ticaret açığının % 70 den fazlasını enerji ithalatı oluģturmakta ve fosil yakıt kullanımı neticesinde karbondioksit salınımı hızla artmaktadır. WEF tarafından her yıl yayınlanan Küresel Rekabetçilik Raporu nda yılında küresel rekabet edebilirlik endeksine göre 59. sırada yer alan Türkiye nin enerji ithalatçısı olan konumu gün geçtikçe derinleģmektedir. Bu durum her yıl enerjiye ödenen miktarın artmasına, dıģa bağımlılığa ve küresel piyasalarda rekabet gücünün düģmesine sebep olmaktadır. Ulusal ve uluslararası piyasada rekabet edebilmenin en önemli Ģartı daha kaliteli ürünü veya hizmeti daha ucuza mal edebilmektir. Daha ucuz hizmet veya ürünü piyasaya sunabilmek için de girdi maliyetlerini en aza indirmek gerekmektedir. Enerji; günümüzde imalat ve hizmet alanında tüm sektörlere girmiģ en önemli girdi maliyeti haline gelmiģtir. Dünyada tüketilen enerjinin % 40 ı binalarda tüketilmektedir. Enerji, rekabet gücünün en önemli bileģenlerinden birisi olarak, ekonomik, sosyal ve çevresel kalkınmayı eģzamanlı gerçekleģtirecek sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması noktasında büyük öneme sahiptir. Enerji ihtiyacının kaliteli, ekonomik ve güvenilir biçimde sağlanması gerekmektedir. Fosil 210

211 yakıt kaynaklarının hızla tükenmesinden hareketle, ülkeler enerji yatırımlarına önem vermekte ve sahip oldukları doğal kaynakları (su, güneģ, rüzgâr vb.) etkin ve verimli kullanarak enerji sağlamaya yönelik faaliyetlerde bulunmaktadır. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) 2012 Dünya Enerji Görünümü Raporu na göre küresel enerji ihtiyacı 2035 yılında 1/3 oranında artacak ve bu artıģın % 60 ı Çin, Hindistan ve Orta Doğu dan kaynaklanacaktır. Yenilenebilir enerji (YE) üretimi hızla artmasına rağmen, fosil yakıtlar dünya genelinde ana enerji kaynağı konumlarını korumaktadır. Petrol, doğalgaz ve kömüre olan talebin 2035 yılına kadar artıģ göstereceği öngörülse de bu kaynakların toplam üretim içindeki payının % 81 den % 75 e düģmesi ve doğalgazın 2035 yılına kadar kömürü geride bırakması öngörülmektedir. Aynı dönem için nükleer enerji payının da yaģanan kazalar ve ülkelerin politika değiģikliği sebebiyle % 12 de kalması beklenmektedir. Dünya ülkeleri artan enerji talebine, YE kaynaklarının kullanımını artırarak cevap vermeye çalıģmaktadır. Küresel enerji karıģımında (global energy mix) hidrogüç, rüzgar ve güneģ enerjisi baģta olmak üzere YE kaynaklarının payı giderek artmaktadır yılında dünyanın en büyük ikinci enerji üretim kaynağı olacak YE kaynakları, 2035 yılında kömür ile birlikte dünyanın en temel elektrik kaynağı haline gelecektir. YE kaynaklarının küresel geliģiminin teģviklere, maliyetlerin düģmesine, fosil yakıt fiyatlarının yükselmesine ve karbonun fiyatlandırılmasına bağlı olarak değiģebileceği öngörülmekte, elektrik üretimindeki payının % 20 lerden 2035 yılında % 31 e çıkması beklenmektedir. Türkiye de enerji yatırımlarına yönelik pek çok geliģmeye rağmen teģvik mekanizmalarındaki yetersizlikler, mevzuat eksikleri, yetiģmiģ insan kaynağı eksikliği ve teknoloji üretme/geliģtirme konusundaki yetersizlikler YE yatırımlarının önündeki baģlıca sorunlar olmuģtur. Türkiye ekonomisinin büyümesine paralel olarak enerji talebi de yılda ortalama % 9 artıģ göstermektedir. Bu talebe cevap verebilmek, enerji arz-talep oranını dengede tutabilmek için fosil kaynaklar bakımından yetersiz olan Türkiye nin yeni ve yerli kaynaklara yatırım yapması gerekmektedir. YE kaynakları bakımından oldukça güçlü bir potansiyele sahip Türkiye de güneģ, biyokütle, rüzgâr ve jeotermal enerji kaynakları açısından farklı kesimlerde farklı enerji türlerine uygun sistemlerin kurulması olanaklıdır. Bu yatırımlarda sadece enerji üretimi değil, bu enerjinin sağlandığı kaynakların yerli üretim olması hususu ve üretimin yurt içinden sağlanması kanalıyla yerli üreticinin de teģvik edilmesi gerekliliği mevcuttur. Bu konuyla ilgili olarak, Ġzmir de kanat ve kule üretimine yönelik firmalar yer almaktadır. Aynı zamanda ĠZKA nın 2013 yılında uygulaması baģlayacak olan YE ve Çevre Teknolojiler Mali Destek Programı Ġzmir deki firmaların ve kurumların konu hakkındaki farkındalığını artıracak ve yeni giriģimlerin oluģmasını destekleyecektir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB) ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından yapılan güncel düzenlemeler ile sektörün YE konusuna ilgisinin artmakta olduğu gözlenmektedir. GüneĢ konusunda ölçüm tebliğinin yayınlanması, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine ĠliĢkin Yönetmeliğin yayınlanması ve lisanssız elektrik üretim sınırının 2013 yılında 1 MW a çıkarılmıģ olması bu düzenlemelere örnek olarak verebilir yılında yayınlanan teģvik sisteminde de YE sektöründe yapılacak yatırımların büyük yatırımlar olarak değerlendirilebileceği ve en kapsamlı teģviklerin sağlandığı 5. bölge olanaklarından yararlanabileceği görülmektedir. Bu da yatırımın hangi bölgeye yapılacağına bakılmaksızın büyük bir desteğin önünü açmaktadır. 211

212 Ġzmir ili coğrafi konumu, ekolojik yapısı, tarım ve sanayi sektöründeki geliģmiģliğiyle YE kaynaklarının kullanımı ve geliģtirilmesi açısından öne çıkan illerden birisidir. AĢağıda farklı enerji kaynaklarına göre Ġzmir in YE potansiyeli incelenmektedir. Rüzgar Enerjisi 2002 yılında Elektrik ĠĢleri Etüt Ġdaresi (EĠE) tarafından hazırlanan Türkiye Rüzgâr Enerjisi Atlası, Türkiye genelinde ve Ġzmir özelinde yüksek bir potansiyeli iģaret etmektedir. Türkiye nin rüzgâr kapasite faktörü 87 en yüksek alanı olan Bandırma da oran % 45 iken Ġzmir de % civarındadır. Ekonomik Rüzgâr Enerjisi Santrali (RES) yatırımı için 7 m/s veya üzerinde rüzgâr hızı gerekmektedir. Hız dağılımı açısından da Ġzmir de 7,5-8,5 m/sn hız sağlanması, önemli bir potansiyel göstergesidir (Harita 19). Bu durum aynı zamanda EPDK dan alınmıģ olan lisansların dağılımı ile de tescillenmektedir. Temmuz 2012 itibariyle, Türkiye genelinde 2.013,2 MW lık rüzgâr santrali iģletmeye alınmıģtır (EĠE, 2012). Harita 19: Rüzgar Hız Dağılımı*-50 m. Kaynak: EİE, 2012 *Ekonomik Rüzgar Enerjisi Santrali (RES) yatırımı için 7 m/s veya üzerinde rüzgâr hızı gerekmektedir. Harita 50 m. yükseklikteki rüzgâr ölçümünü göstermektedir. 87 Yıllık üretilen net enerji miktarının, bir yıl tam kapasiteyle çalıģması durumunda üretilebileceği enerji miktarına oranıdır 212

213 Harita 20: Rüzgar Kapasite Faktörü*-50 m. Kaynak: EİE, 2012 *Ekonomik RES yatırımı için % 35 veya üzerinde kapasite faktörü gerekmektedir. Kapasite faktörü ve rüzgâr hızı birlikte değerlendirildiğinde Ġzmir ilinde RES kurulabilecek alanlar tespit edilmiģtir. Ġzmir için ortaya çıkarılan haritadaki alanlar incelendiğinde, özellikle Ġzmir in kuzey kesimlerinde yüksek rüzgâr enerjisi potansiyeline sahip bölgeler olduğu göze çarpmaktadır (Harita 20, 21). Harita 21: Rüzgar Enerji Santrali Kurulabilir Alanlar* Kaynak: EİE, 2012 *Gri renkli alanlara rüzgâr santrali kurulamayacağı kabul edilmektedir. 213

214 Türkiye deki rüzgâr enerjisi kurulu gücünün % 15 i Ġzmir dedir. Rüzgâr santrali kurulmak üzere 2012 yılı sonuna kadar 113 adet lisans baģvurusu yapılmıģ, 30 proje lisans almıģ olup, 776,5 MW kurulu güç ile en fazla RES projesi uygulanacak ildir. Lisans alan projelerin % 43 ü (13 adet) uygulanmıģtır. Uygulanan projeler kapasite olarak toplam gücün % 49 una karģılık gelmektedir. Ġzmir % 17,3 lük kurulu gücü ile Balıkesir (% 23,4) ve Manisa (19,1) illerinin arkasından üçüncü sırada yer almaktadır. Bu da lisans alan projelerin gerçekleģme oranının diğer illere göre düģük olduğu anlamına gelmektedir. Bu konuda yaģanan sıkıntıların bazıları Ģunlardır: YaklaĢık 20 farklı kurumdan izin alınması, Bağlantı (nakil hatları, trafo merkezleri vb.) kapasite problemlerinin ilgili kurumlar tarafından hızlı bir Ģekilde çözülememesi, Ġmarla ilgili problemler ve kamulaģtırma sorunları, Yerel halkın karģı çıkması, Ġzmir de faal olarak çalıģan 13 adet RES in kurulu güce göre dağılımı haritada gösterilmektedir (Harita 22). Harita 22: RES'lerin İlçelere Göre Dağılımı Ġzmir de 13 adet rüzgâr enerji santrali toplam 382,4 MW kurulu güç ile faaliyet göstermektedir (Tablo 91). EPDK tarafından lisanslanan projelerin 2015 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülmektedir yılı Temmuz ayı itibariyle Ġzmir de yapımı devam eden iki proje bulunmaktadır. Bu projeler tamamlandığında kurulu güç 437,15 MW ye çıkacaktır (Tablo 92). 214

215 Tablo 91: İzmir de Faaliyet Gösteren Rüzgâr Enerji Santralleri Şirket Proje Adı Proje Yeri Kurulu Güç Tribün (MW) sayısı 1 Alize Enerji Elektrik Üretim A.ġ. Germiyan ÇeĢme-Ġzmir 1, Bergama RES Enerji Üretim A.ġ. Aliağa Bergama ,00 Ġzmir 3 Doğal Enerji Elektrik Üretim A.ġ. Samurlu Aliağa-Ġzmir 30, Doruk Enerji Elektrik Üretim A.ġ. Seyitali Aliağa-Ġzmir 30, Garet Enerji Üretim ve Ticaret A.ġ. Karadağ Aliağa-Ġzmir 10, Ġnnores Elektrik Üretim A.ġ. Yuntdağ Bergama ,50 Ġzmir 7 Kardemir Haddecilik San. ve Tic. Ltd. ġti. Bozyaka Aliağa-Ġzmir 12, Kores Kocadağ Rüzgar Enerji Santralı 6 Kocadağ-2 Urla-Ġzmir 15,00 Üretim A.ġ. 9 Mare Manastır Rüzgar Enerjisi Santralı 49 Mazı-1 ÇeĢme-Ġzmir 39,20 San. ve Tic. A.ġ. 10 Ütopya Elektrik Üretim Tic. ve San. A.ġ. Düzova Bergama ,00 Ġzmir 11 Yapısan Elektrik Üretim A.ġ. Mazı 3 ÇeĢme-Ġzmir 30, Doğal Enerji Elektrik Üretim A.ġ. Kozbeyli Foça-Ġzmir 30,00 15 Ares Alaçatı Rüzgar Enerjisi Sant. San. ve Ares RES ÇeĢme-Ġzmir 7,20 Tic. A.ġ. KAPASİTE TOPLAMI 382, Kaynak: EPDK, 2012 Ġzmir ili ,2 MW teorik kapasitesiyle rüzgâr enerjisi açısından oldukça zengin olup, bu potansiyelin yalnızca % 3,2 sini kullanabilmektedir yılı sonunda mevcut lisanslı projeler hayata geçtiğinde bu oran % 6,5 olacaktır. Bu potansiyelin değerlendirilmesiyle üretilecek toplam enerji miktarı, Ege Bölgesi nin toplam elektrik tüketiminden daha büyüktür. Ġzmir de rüzgâr enerjisine iliģkin altyapı yatırım alanları -çevresel etkilerin de göz önüne alınması ve yapılacak fizibilitelerin uygulanması Ģartıyla- Bergama, Dikili, Aliağa, ÇeĢme, Karaburun, Urla ilçeleri olarak öne çıkmaktadır. Tablo 92: İzmir de Yapımı Devam Eden Rüzgar Enerji Santralleri Firma Proje İsmi Kurulu Güç (MW) Türbin Sayısı Ayen En. A.ġ. Mordoğan RES-Karaburun 30,75 16 Ayen En. A.ġ. Korkmaz RES-Seferihisar TOPLAM 54,75 28 Kaynak: TÜREB, 2012 Yerli üretime daha fazla teģvikin gündeme gelmesine ve uygulanabilir durumda olmasına rağmen Ġzmir de güncel durumda türbin bileģenleri içinde sadece kanat ve kule üretimi yapılabilmektedir. Rüzgâr enerjisinden yararlanma oranının yüksek olduğu bir bölgede santral kurulmasına yönelik tüm bileģenlerin (rotor, diģli çark, yönlendirici, transformatör vb.) üretiminin gerçekleģmesi gerekmektedir. Bunun için de Ġzmir de pazarın oluģturulması ve yatırımların çekilmesine ihtiyaç vardır. Güneş Enerjisi Dünyada güneģ enerjisinden yararlanma konusundaki çalıģmalar özellikle 1970 lerden sonra hız kazanmıģ, güneģ enerjisi sistemleri teknolojik olarak ilerleme ve maliyet bakımından düģme göstermiģ, çevresel olarak temiz bir enerji kaynağı olarak kendini kabul ettirmiģtir. 215

216 GüneĢ enerjisi potansiyeli değerlendirmelerinde, yatay düzleme bir gün boyunca gelen günlük toplam güneģ ıģınımı değerleri ile güneģlenme süreleri göz önüne alınmaktadır. GüneĢ enerjisinden yararlanma potansiyeli açısından, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki Ģehirlerden sonra Ġzmir, en avantajlı Ģehirlerden birisidir. Türkiye nin güneģ kapasite oranı en yüksek alanı olan Antalya bölgesinde oran % 20, Ġzmir de ise % civarındadır (Harita 23). Harita 23: Türkiye GüneĢ Enerjisi Potansiyeli Atlası Kaynak: EİE, 2012 Bununla birlikte ulusal güneģ enerjisi haritasına göre yılda metrekareye düģen (kwh) enerji bakımından en yüksek potansiyele sahip ilçeler ÖdemiĢ, Kiraz ve Tire olarak tespit edilmektedir (Harita 24). Harita 24: İzmir Güneş Enerjisi Potansiyeli Atlası Kaynak: EİE, 2012 ETKB tarafından açıklanan ve tarihli RG de yayınlanan karar ile 2013 yılı sonuna kadar toplam 600 MW lık kapasite ile sınırlandırılan güneģ enerjisinden elektrik üretimi yatırımları için lisans verilebilecek bölgeler belirtilmiģtir. Toplam 27 bölgeye 216

217 yatırım izni verilmiģ, Türkiye ortalamasının üzerinde güneģ değerlerine sahip olmakla birlikte, bu bölgeler arasında Ġzmir ili yer almamıģtır. Ege Bölgesi nde, Muğla-Aydın Bölgesi ne 20 MW, Denizli ye ise 18 MW lik yatırım izni verilmiģtir (ĠÖĠ, 2012). Bölgede güneģ enerjisinden yararlanma ile beraber güneģ enerjisi teknolojilerinin üretilmesi, bölgenin ileri teknolojiler konusunda geliģmesine katkı sağlayacak stratejik bir yaklaģım olarak ortaya çıkmaktadır. Ġzmir güneģ enerjisinden yararlanma açısından Güney Doğu Anadolu ve Akdeniz Bölgesi ne kıyasla sıralamada 3. Bölge olarak yer almasına karģın, bu konudaki teknoloji üretimi konusunda iyi bir durumdadır (ĠÖĠ, 2012). Ocak 2012 tarihli YE Kaynakları Kanunu'na göre, güneģten üretilen elektriğe 13,3 cent/kwh teģvik verilmektedir. Yatırımda yerli ürünlerin kullanılması durumunda ilave teģvikler söz konusudur. Bir güneģ santralinin tamamen yerli üretimle yapılması durumunda alım garantisi 22,6 cent/kwh düzeyine çıkmaktadır. Ayrıca halen iģletmede olanlar dâhil 2015 e kadar iģletmeye girecek YE kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesislerine ilk 10 yıl için kira, irtifak hakkı kullanma izni bedellerinde % 85 indirim uygulanacaktır. Bu ilave teģvikler ile sektörün geliģmesi beklenmektedir. Biyokütle Enerjisi Enerjinin çevresel kirliliğe yol açmadan sürdürülebilir olarak sağlanabilmesi için kullanılabilecek kaynakların birisi de biyokütle enerjisidir. Biyokütle enerjisi tükenmez bir kaynak olması, her yerde elde edilebilmesi, her ölçekte enerji verimi için uygun olması, düģük ıģık Ģiddetlerinin yeterli olması, depolanabilir olması, çevre kirliliği oluģturmaması ve özellikle kırsal alanlar için sosyo-ekonomik geliģmeye yardımcı olması nedeniyle uygun ve önemli bir enerji kaynağı olarak değerlendirilmektedir. Biyokütle için mısır, buğday gibi özel olarak yetiģtirilen bitkiler, otlar, yosunlar, denizdeki algler, hayvan dıģkıları, gübre ve sanayi atıkları, evlerden atılan tüm organik çöpler (meyve ve sebze artıkları) kaynak oluģturmaktadır. Ormanlar biyokütle enerji açısından önemli bir potansiyeldir (Harita 25). Fosil yakıt kaynaklarının kısıtlılığı ve çevre kirliliği oluģturması nedeni ile biyokütle kullanımı enerji sorununu çözmek için giderek önem kazanmaktadır. Harita 25: Türkiye Orman Kaynaklı Biyokütle Potansiyeli Haritası Kaynak: EİE, 2012 Türkiye de YE üretimi içinde biyokütle enerjisi üçte ikilik bir paya sahiptir (ĠÖĠ, 2012). Türkiye deki biyogaz lisansı alan kurumların toplam kurulu gücü 147,73 MW dir. Ġzmir de kullanıma elveriģli tarım alanlarının bulunması, hayvansal ve bitkisel atık miktarı sebebiyle 217

218 biyogaz dan elektrik üretim potansiyeli 537 MW civarındadır. Bu potansiyelin % 50 si Tire, ÖdemiĢ ve Torbalı da yer almaktadır. Türkiye de toplam kurulu gücü 35,6 MW olan 12 biyokütle tesis lisansı ve toplam kurulu gücü 30 MW olan sekiz adet biyogaz tesis lisansı bulunmaktadır. Ayrıca tüm ülke genelinde toplam kurulu gücü 20,5 MW olan beģ adet çöp gazı lisansı bulunmaktadır. Ġzmir in Çiğli ilçesinde çöp toplama sahasında 4,1 MW kurulu güce sahip ve 34 GWh lık enerji üretimini sağlayan biyogaz sistemi inģa edilmiģtir. Ġlde biyokütle lisansı almıģ kurum/kuruluģ bulunmamaktadır (EPDK, 2012). Jeotermal Enerji Önemli sayıda jeotermal alana sahip olan Türkiye de jeotermal enerji potansiyeli ETKB Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü verilerine göre MW tır (Harita 26). Türkiye de elektrik üretimi potansiyelinin % 1,2 sine karģılık gelen toplam kurulu gücü 382,6 MW olan 17 adet jeotermal tesis lisansı bulunmaktadır. Ġzmir ilinde jeotermal enerji kullanılarak elektrik üreten bir santral bulunmamaktadır (EPDK, 2012). Harita 26: Türkiye de Nanotektoniği-Volkanik Etkinliği ve Jeotermal Alanlar Kaynak: EPDK, 2012 Türkiye'de ilk jeotermal sondaj kuyusu, 1963 yılında Ġzmir'de Balçova ilçesinde açılmıģtır. Ġzmir deki jeotermal kaynaklar, sıcaklıkları açısından çeģitlilik göstermektedir. Bu çeģitlilik, evsel, tarımsal ve turizm gibi farklı alanlarda kullanımı olanaklı kılmaktadır. Balçova konut ısıtma; Seferihisar elektrik üretimi, seracılık ve termal turizm; ÇeĢme termal turizm; Aliağa seracılık; Bayındır kaplıca; Urla termal turizm; Bergama, Dikili konut ısıtma, seracılık ve termal turizm ile öne çıkmaktadır (Harita 27). Balçova ve Narlıdere'deki kaynakların gelecekte 100 bin konutu ısıtmaya yetebilecek bir potansiyele sahip olduğu belirlenmiģtir yılsonu itibariyle yaklaģık toplam KE 88 büyüklüğünde, abone ve yaklaģık 96 bin kiģi jeotermal enerjiden yararlanmaktadır. Jeotermal A.ġ. tarafından KE büyüklüğünde Bölgesel Isıtma Projesi tamamlanarak ısıtma sezonunda iģletmeye alınmıģtır. Bu projede baģlangıç abone sayısı kiģi ve büyüklüğü KE seviyesinde oluģmuģ, doluluk 88 Konut eģdeğeri (100 m² kapalı alan) 218

219 oranı % 41 e ulaģmıģtır. ÇeĢme de ise 9 bin konutluk potansiyel mevcuttur. Bu potansiyel Ģu an için kullanılamamaktadır. Harita 27: İzmir de Jeotermal Kaynaklar, Mevcut Kullanım Durumları ve Potansiyelleri Ġzmir de yer alan jeotermal kaynaklardan üçü, Seferihisar Balçova ve Dikili kaynakları, elektrik üretimi için uygun kaynaklardır. Ġzmir deki jeotermal enerji kaynakları, bölgesel ısıtma ve kaplıca ile termal turizm amaçlı olarak kullanılmaktadır. Ġzmir ilinde kullanılan jeotermal enerjinin büyük bir kısmı, konut ısıtmaya yönelik merkezi sistemlerde değerlendirilmektedir. Toplam kullanılan enerjinin % 59 u konut ısıtmada, % 36 sı sera ısıtmada ve kalan % 5 lik kısım ise kaplıca ve termal turizmde kullanılmaktadır. Ġzmir ilinde yapılan yatırımlar ve jeotermal enerji potansiyeli temel alındığında, yaklaģık olarak potansiyelinin % 60 ının kullanıldığı ve mevcut elektrik üretim potansiyelinin henüz değerlendirilmediği görülmektedir (ĠÖĠ, 2012). 3.c.3. Madencilik Sektörü Ġzmir ili coğrafi konumu itibariyle çok sayıda endüstriyel hammadde ve metalik maden yatağını barındırmaktadır. Maden varlığı arasında altın, antimuan, bakır, kurģun, civa, çinko, alünit, kireçtaģı, dolomit, feldispat, grafit, perlit, mermer ve linyit sayılabilir (Harita 28) (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). 219

220 Harita 28: İzmir İli Maden Haritası Kaynak: MTA, 2012 Ġzmir için ekonomik faaliyetlerin ana sektörler bazında dağılımı madencilik ve taģ ocakçılığı sektörünün iģyeri sayısı, istihdam ve ciro bakımından % 1 in altında yer aldığını göstermektedir (TÜĠK, 2009b) döneminde Ġzmir iline verilen toplam 838 adet yatırım teģvik belgesinin % 2 lik bölümünü oluģturan 17 teģvik belgesi madencilik sektörüne aittir. Bu belgeler kapsamında 215 milyon TL tutarında sabit yatırım ve 699 kiģinin istihdamı öngörülmüģtür (Ekonomi Bakanlığı, 2012) yılında düzenlenen yeni teģvik sistemi kapsamında madencilik yatırımları Ġzmir için öncelik arz eden yatırım konuları arasında yer almaktadır. ĠZKA-Kalkınma Bankası iģbirliğiyle hazırlanan Ġzmir Ġli Potansiyel Yatırım Konuları AraĢtırması kapsamında madencilik sektörüne iliģkin uygun yatırım alanları, linyit madenciliği ve kum, kil ve taģ ocakçılığı olarak ortaya çıkmıģtır. 220

221 3.c.4. Değerlendirme döneminde Ġzmir in Türkiye sanayi GSKD si içindeki payı % 7,3 ten % 6,3 e düģerken, sanayi sektörü GSKD sinin Ġzmir ili toplam GSKD si içindeki payı % 30,4 den % 25,8 e gerilemiģtir. Bu azalma hizmetler sektörü lehine gerçekleģmiģtir. Yıllar itibariyle sanayi sektörünün payı azalsa da Ġzmir, Türkiye nin 500 Büyük Sanayi KuruluĢu sıralamasında (ĠSO 500) Ġstanbul dan sonra en fazla firmayla temsil edilen ikinci il konumundadır. Ancak ĠSO 500 listesinde yer alan Ġzmir de yerleģik firma sayısı 2000 yılından itibaren düģme eğilimindedir. Öte yandan gerek yerel giriģim sayısı, gerekse istihdam edilen kiģi sayısı değerlendirildiğinde, Ġzmir ili sanayi sektörünün Türkiye sanayi sektörü içerisinde önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir. Ġzmir de ana sanayi kollarının bulunmayıģı ve Ġzmir in yakın çevresi bölgelere teģvik sisteminin avantaj sağlaması, imalat sanayinin payında yaģanan göreceli daralmanın sebepleri olarak düģünülmektedir. Bölgede büyük ölçekli ve yüksek cirolu iģletmeler halinde kurulan imalat sanayi sektörleri kauçuk ve plastik ürünlerin imalatı sektörü, diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı sektörü ve ana metal sanayi sektörleridir. Bu üç sektörden ana metal sanayi sektörü diğerlerinden farklı olarak istihdam, iģyeri sayısı ve ciro bazlı kriterlerle de verimlilikte öne çıkmaktadır. Öte yandan tarıma dayalı sanayilerin (giyim eģyası ve deri, gıda, içecek, tütün imalatı) yanı sıra fabrikasyon metal ürünleri, kimyasal madde ve ürünlerin imalatı, makine ve ekipman imalatı, motorlu kara taģıtları, mobilya imalatı, ağaç ürünleri, kağıt ürünleri, tıbbi aletler imalatı sektörleri de imalat sanayinde uzmanlaģma gösteren sektörlerdir. Ġmalat sanayi sektörleri kümelenme potansiyeli açısından değerlendirildiğinde, gıda ürünleri ve içecek imalatı, giyim eģyası imalatı, kimyasal madde ve ürünlerin imalatı, baģka yerde sınıflandırılmamıģ makine ve teçhizat imalatı, motorlu kara taģıtı imalatı ve bunların alt sektörleri göze çarpmaktadır. Tüm imalat sanayi sektörlerinin bölge içindeki mevcut dağılımı coğrafi olarak değerlendirildiğinde, sanayi sektörünün Ġzmir in il merkezi ve merkeze yakın ilçelerinde yoğunlaģtığı görülmektedir. Ġmalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren firmaların neredeyse hepsi mikro iģletme ve KOBĠ dir. Bu durum bölge sanayisi için avantajlı görülmektedir. Esnek üretim yapılarını piyasa koģullarına göre Ģekillendirebilen, rekabet edebilirlik araçları uygulamalarına adapte olabilen iģletmeler, kurumsallaģma sürecinde kaydedecekleri ilerleme ile sektörde güçlü lokomotifler olabileceklerdir. Yerel rekabet açısından da olumlu karģılanan bu özellik, firmaların iç piyasada rekabet baskısı hissetmelerini sağlayarak, hem süreç iyileģtirilmesi hem yeni ürün geliģtirilmesi yönünde sonuçlar doğurarak yenilikçiliği tetikleyebilecektir. Süreç iyileģtirme aģamasında temiz üretim uygulamalarının yaygınlaģtırılması, sektördeki yenilikçi faaliyetleri destekleyecek ve sürdürülebilir kalkınma açısından bölgenin fark yaratmasına katkıda bulunacaktır. Ayrıca imalat sanayi sektörlerindeki girdi koģulları, iģletme yapısı, talep koģulları ve ilgili destek sektörler, bölgenin kalkınmasında kümelenme aracını etkin bir Ģekilde kullanabileceğini göstermektedir. Ġmalat sanayi fiziksel altyapısı incelendiğinde OSB lerin sektör için önemli olduğu ve hizmete açılan OSB lerdeki altyapı çalıģmalarının tamamlanmasının yeni yatırımlar açısından gerekli olduğu görülmektedir. Sektörde kullanılan teknik ve teknolojilerin yenilikçi yaklaģımlarla geliģtirilmesi açısından teknoloji geliģtirme bölgelerinin önemi büyüktür. Bu anlamda Ġzmir de var olan teknoloji geliģtirme bölgesi ile yeni açılacak 221

222 olanların da imalat sanayinde süreç ve ürün iyileģtirmelerine katkı sağlayacak Ģekilde faaliyet göstermesi gerekmektedir. TGB lerdeki fiziki altyapı kadar, çalıģan Ar-Ge personeli de bölge ihracatı ve bölge tarafından yaratılan ekonomik değer açısından kritiktir. Bu açıdan gerek insan kaynağı gerekse teknoloji yatırımı açısından bu bölgelerin sektörel ihtiyaçlara uygun olarak tasarlanması bölgesel kalkınmaya ivme kazandıracaktır. OSB ve TGB lerle birlikte serbest bölgelerin de sektörün ihtiyaçlarına uygun Ģekilde geniģlemesi önem taģımaktadır. Serbest bölgelerde ticaret hacminin artırılmasına yönelik faaliyetlerin desteklenmesi gerekmektedir. Bu alanlardaki kümelenme ve özellikle yabancı sermayeli iģletmelerdeki yenilikçilik deneyimlerinin, Ġzmir imalat sanayi sektöründe geliģtirilerek yaygınlaģtırılması sektörün yarattığı katma değere olumlu etkide bulunacaktır. Ġzmir de köklü bir sanayi kültürünün varlığı yanında var olan 13 adet OSB, 2 serbest bölge, TGB, yeni açılan teknoparklar ve TEKMER gibi üretim alanlarının varlığı, 27 ayrı ihtisas fuarı gibi etkinlikler, bölgede sanayi sektörünün ekonomiye katkısını artıracak avantajlı konulardır. Dünya genelinde enerjiye olan talep artıģı ve fosil yakıtların ana enerji kaynağı olarak kullanılması devam etmektedir. Artan enerji ihtiyacı ve bunun maliyeti, YE kaynaklarının yeterince değerlendirilememesi, çevre kirliliğinin gün geçtikçe artması bu konudaki sorun alanlarını oluģturmaktadır. Buna karģın, Ġzmir YE kaynakları ve teknolojileri bakımından önemli bir potansiyel taģımaktadır. Ġlde mevcut jeotermal alanlardaki jeotermal potansiyelin kullanılır hale gelmesi ile birlikte, beģ kat fazla konutun ısıtılabileceği görülmektedir. Bunun hızla uygulamaya geçirilerek doğalgaz kullanımı yerine jeotermalin yaygınlaģtırılmasına çalıģılmalıdır. Ġzmir de lisans alan RES projelerinin gerçekleģme oranı düģüktür. Bunun nedenleri arasında; çeģitli kurumlardan izin alınmak zorunda kalınması, imarla ilgili problemlerin yaģanması, kamulaģtırma sorunlarının hızlı bir Ģekilde çözülememesi ve yerel halkın tepkisi gibi sebepler sayılabilir. Bu sorunların ele alınarak çözüm bulunması yolunda adımlar atılmalı, bilinçlendirme çalıģmaları yapılmalı ve yatırımların en kısa zamanda tamamlanması yönünde kurumların iģbirliği sağlanmalıdır. Ġzmir; mevcut altyapı olanakları, üniversiteleri, sivil toplum kuruluģları ve geliģmiģ sanayisi ile sürdürülebilir kalkınma için önemli bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin değerlendirilerek, ürüne dönüģtürülmesi gerekmektedir. Sürdürülebilir Ģehir olmak için enerji kullanımına ve kent planlamasına yönelik yapılabilecek çalıģmalar bulunmaktadır. Bu anlamda; toplu ulaģım yatırımlarına ağırlık verilerek kullanımının yaygınlaģtırılması, araç emisyonlarının azaltılması, atık yönetiminde enerji kazanımı sağlanması, enerji verimliliğinin sağlanması yönünde farkındalık oluģturularak uygulamada örnek modeller yaratılması öne çıkan alanlardır. Ülke çapında YE kaynakları konusunda dıģa bağımlılığı azaltabilmek ve kullanım oranlarını AB ülkeleri seviyesine çıkarmak için, YE teknolojisine yatırım yapılması, YE teģviklerinin arttırılması, üretilen enerjinin enterkonnekte Ģebekeye bağlanması için gerekli teknolojik altyapının oluģturulması, kalifiye personelin istihdam edilmesi ve üniversitesanayi iģbirliğinin sağlanması gerekmektedir. 3.d. Hizmetler Sektörü 3.d.1. Lojistik 222

223 3.d.1.a. Dünya da ve Türkiye de Lojistik Sektörü KüreselleĢme süreci ile birlikte tüm dünyada hızla artan mal hareketleri, rekabet üstünlüğü sağlamada lojistik sektörünün daha fazla önem kazanmasını sağlamıģtır. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre, ulaģtırma hizmetlerinin toplam hizmetler sektörü içindeki payı 2010 yılında % 30 un üzerinde gerçekleģmiģtir (TOBB, 2012). Dünya da lojistik sektörü 2009 yılında altı trilyon dolarlık bir pazar oluģturmuģtur yılında bu pazarın trilyon dolarlık bir hacme ulaģması beklenmektedir (MÜSĠAD, 2010). Dünya genelinde 2010 yılı için konteyner trafiği bakımından ilk 20 liman ve bu limanların 2000 ve 2010 yılları sıralamaları aģağıda verilmiģtir. Tablo 93: Dünyada En Yüksek Hacimle İşletilen İlk 20 Limanlara İlişkin Bilgiler Elleçlenen Liman Sıra (2010) Sıra (2000) Ülke Konteyner (2000, TEU 89 ) Elleçlenen Konteyner (2010, TEU) Shanghai 1 6 Çin Singapur 2 2 Singapur Hong Kong 3 1 Çin Shenzhen 4 11 Çin Busan 5 3 Güney Kore Ningbo 6 65 Çin Guangzhou 7 38 Çin Qingdao 8 24 Çin Dubai 9 13 BAE Rotterdam 10 5 Hollanda Tianjin Çin Kaohsiung 12 4 Tayvan Port Kelang Malezya Antwerp Belçika Hamburg 15 9 Almanya Los 16 7 ABD Angeles Tanjung Pelepas Malezya Long Beach 18 8 ABD Xiamen 19 - Çin New York/New Jersey ABD Kaynak: Amerikan Liman İşletmeleri Birliği (American Association of Port Authorities) 2010 yılı konteyner trafiği verileri ıģığında, dünya lojistik trafiğinin giderek artan bir oranda Asya ve Doğu Asya yönüne kaydığı söylenebilir. Aynı yılda Ġstanbul Ambarlı Limanı'nın 2,5 milyon TEU ile 47., Mersin Limanı'nın 1 milyon TEU ile 94. ve Ġzmir Alsancak Limanı'nın 727 bin TEU ile 114. sırada yer aldığı görülmektedir. 89 TEU=Twenty Feet Equivalent Unit (uluslararası deniz taģımacılığında kullanılan konteyner birimi) 223

224 2012 yılı Lojistik Performans Endeksi ne 90 göre Türkiye 3,51 endeks değeriyle 155 ülke içerisinde 27. sırayı almıģtır. Ġlk beģ ülke Singapur (4,13), Hong Kong (4,12), Finlandiya (4,05), Almanya (4,03) ve Hollanda (4,02) olarak sıralanmıģtır. Türkiye 2007 yılında 34. sıradayken 2012 yılında 7 basamak ilerleyerek 27. sıraya yükselmiģtir verilerine göre, Türkiye üst-orta gelir düzeyindeki ülkeler arasında Güney Afrika ve Çin in altında, Malezya ve Bulgaristan ın üzerinde yer almaktadır (Tablo 94). Tablo 94: Üst-Orta Gelir Düzeyindeki Ülkelerin Lojistik Performansları, Ülkeler Göstergeler Güney Afrika Lojistik Performans Endeksi Sıralaması Çin Lojistik Performans Endeksi Sıralaması Türkiye Lojistik Performans Endeksi Sıralaması Malezya Lojistik Performans Endeksi Sıralaması Bulgaristan Lojistik Performans Endeksi Sıralaması Kaynak: The World Bank, 2012 Türkiye nin 2023 Vizyonu kapsamında, lojistik sektörünün yıllık büyüme hızının 2023 yılında ortalama % e ve sektör harcamalarının ise GSMH nin % sine ulaģabileceği öngörülmektedir (UBAK, 2011). Türkiye ye olan ithalat ve Türkiye den yapılan ihracatın % 55 i denizyoluyla, ihracatın % 37 si ithalatın ise % 18 i karayoluyla gerçekleģtirilmektedir. Havayolunun payı ihracatta % 6, ithalatta % 9, demiryolunun payı ise hem ihracat hem de ithalatta % 1 dir (TÜĠK, 2011e). YurtdıĢı taģımalarında ağırlıklı olarak denizyolu kullanılmasına karģılık, yurtiçinde karayolu taģımacılığı ön plandadır yılında karayolu ile yolcu taģımacılığının oranı % 95, yük taģımacılığının oranı ise % 91,5 olarak gerçekleģmiģtir (TOBB, 2012). 3.d.1.b. İzmir de Lojistik Sektörü Üretim ve tüketim ağlarının buluģmasını sağlayan ve bu anlamda gerek tarım ve hayvancılık sektörü gerekse imalat sanayi ve diğer sektörlerin hızlı ve sağlıklı geliģmesini sağlayan lojistik sektörü, Ġzmir için de önem arz eden bir sektördür. KüreselleĢme ve beraberinde yaģanan rekabetle birlikte önemi daha çok artan lojistik sektörü, Ġzmir ilinin mevcut durumu ve potansiyeli dikkate alındığında, yatırım yapılabilecek cazip alanlardan birini oluģturmaktadır (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Ġzmir deki toplam üretimin % 17,7 si ve gayrisafi katma değerin % 19,1 i kara, su, hava ve boru hattı taģımacılığı ve iletiģim sektörü tarafından gerçekleģtirilmekte ve sektör 4, Dünya Bankası tarafından 2007 yılından itibaren açıklanan Lojistik Performans Endeksi (LPI) ülkeleri 6 ölçüt ıģığında değerlendirmektedir: Gümrüklerin ve sınır yönetimlerinin etkinliği, ticaret ve ulaģım altyapısının kalitesi, lojistik hizmetlerin kalitesi ve rekabetçiliği, sevkiyatların rekabetçi fiyatlardan yapılabilmesi, sevkiyatların izlenebilirliği, sevkiyatların zamanında teslimi. 224

225 endeks değeriyle 91 ileri bağlantı etkisi en yüksek 4. sektör olarak ortaya çıkmaktadır (ĠZKA ve EÜ, 2012b). Lojistik sektörü, Ġzmir Kümelenme Analizi kapsamında da kümelenme potansiyeline sahip olan sektörler arasında yer almıģtır yılı itibariyle, lojistik sektöründe ĠZTO ya kayıtlı olarak 283 uluslararası taģımacılık firması, 55 uluslararası antrepo ve acente, 858 yük taģımacılığı yapan firma, 653 yolcu taģımacılığı yapan firma, 272 posta ve kurye firması ile 306 adet taģımacılığı destekleyici faaliyet gerçekleģtiren toplam firma bulunmaktadır. Firma sayısı 2009 yılına göre yaklaģık % 8 artıģ göstermiģtir. Lojistik alanında Ġzmir de gerçekleģtirilen faaliyetler ağırlıklı olarak taģımacılık, taģımacılığı destekleyici faaliyetler ve depoculuk faaliyetleridir (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Ġzmir, lojistik eğitimi konusunda da güçlü bir bölgedir. ĠEÜ ĠĠBF bünyesinde yer alan Lojistik Yönetimi Bölümü, Türkiye de bu isimle açılan ilk lisans programıdır. DEÜ Denizcilik Fakültesi, yeni kurulan ĠKÇÜ Gemi ĠnĢaatı ve Denizcilik Fakültesi, YÜ ve GÜ Meslek Yüksekokulları bünyesinde yer alan Lojistik programları, sektörün ihtiyaçlarına yönelik eğitim ve öğretim gerçekleģtirmektedir. 3.d.1.b.1. Limanlar İzmir Limanı Ġzmir Limanı, yıllık gemi kabul kapasitesiyle 92 Ege Bölgesi nin en büyük limanıdır. Batı Avrupa ve Kuzey Afrika arasındaki merkezi konumu ve güçlü tarım ve ticaret hinterlandıyla Türkiye nin ihraç ürünleri için çok önemli bir rol üstlenmektedir. Ġç Anadolu ve Ege bölgelerinin ithalat kapısı olması yanında, demiryolu ve karayolu bağlantıları ile Avrupa, Ortadoğu ve Asya ülkeleri arasında önemli bir ticaret limanı olma özelliğine sahiptir. Ege Bölgesi nin turizm zenginliklerine kolayca ulaģabilecek konumda olması ve Adnan Menderes Havalimanı na olan yakınlığı da dikkate alındığında, liman yolcu hizmetleri için de önem taģımaktadır yılında, TCDD tarafından iģletilen limanlardan yapılan yüklemelerin yaklaģık % 70 i ve konteyner trafiğinin % 77 si Ġzmir Limanı ndan gerçekleģmiģtir (Tablo 95). Türkiye nin konteyner elleçlemede ilk sıradaki ihraç limanı olan Ġzmir Limanı nda döneminde konteyner yükleme boģaltma faaliyetinde % 83 artıģ olmuģ 93, 2011 yılında ise 2007 yılına göre % 23 lük bir azalma yaģanmıģtır. Özellikle 2010 yılında belirginleģen bu azalmada küresel krizin etkili olduğu düģünülmektedir. Tablo 95: TCDD Tarafından İşletilen Limanlarda Yük ve Konteyner Trafiği, Limanlar Trafik Yükleme (Bin ton) Ġzmir BoĢaltma (Bin ton) Konteyner (TEU) Yükleme (Bin ton) HaydarpaĢa BoĢaltma (Bin ton) Konteyner (TEU) Yapılan hesaplamalara göre, tüm sektörlerde 1 birim (örneğin 1 milyon TL) nihai talep artıģı olması durumunda, kara, su, hava ve boru hattı taģımacılığı ve iletiģim sektöründe 4,860 birim (4 milyon 860 bin TL) üretim artıģı olacaktır. 92 (http://www.tcdd.gov.tr/upload/files/contentfiles/2010/liman-bilgi/kapasite.htm) 93 Ġzmir Mevcut Durum Analizi, 2009, s

226 Derince Ġskenderun TOPLAM Yükleme (Bin ton) BoĢaltma (Bin ton) Konteyner (TEU) Yükleme (Bin ton) BoĢaltma (Bin ton) Konteyner (TEU) Yükleme (Bin ton) BoĢaltma (Bin ton) Konteyner (TEU) Kaynak: TCDD, 2012a Özellikle son yıllarda Türkiye nin ithal ve ihraç yüklerinin artması ve konteyner taģımacılığında oluģan talep sonucunda, Ġzmir Limanı nın yükselen bu talebi karģılama yönündeki sıkıntıları giderek artmıģ, yoğun yük trafiği dönemlerinde gemilerin demirde bekleme sürelerinde artıģlar yaģanmıģtır. Bu nedenle TCDD tarafından, limanın altyapısının ve bünyesindeki ekipmanların yenilenmesi, liman sahalarının daha verimli kullanılmasını sağlamak üzere projeler baģlatılmıģtır. Ġzmir Limanı na rekabet gücünü yeniden kazandırmak amacıyla yapılacak yatırımlar ve limana daha büyük konteyner gemilerinin yanaģmasını sağlayacak kanal taraması tamamlandığında, limanın yıllık konteyner kapasitesinin 2,5 milyon TEU ya ulaģması beklenmektedir. Bunun yanı sıra, Ġzmir Limanı nın yolcu hizmetleri için kullanılan bölümünü konteyner kısmından ayıracak bağımsız bir kruvaziyer limanın ve ilgili hizmet binalarının yapımı için YĠD modeli ile çalıģmalara baģlanmıģtır. Aliağa-Nemrut İskeleleri Aliağa ilçesindeki Nemrut Körfezi nde bulunan özel sektöre ait 12 iskele ve rıhtım, kendi kuruluģlarına ait yüklerin yanı sıra üçüncü Ģahıslara da hizmet vermektedir. Ġzmir Limanı nın kent merkezinde kalan konumu ve sıkıģıklık nedeniyle yaģanan uzun süreli beklemeler, Aliağa bölgesindeki iskelelerin kullanım oranını artırmıģtır (Tablo 96). Tablo 96: Aliağa-Nemrut İskeleleri Yük ve Konteyner Trafiği, Yıllar Gemi Sayısı Yükleme-Boşaltma (Ton) Konteyner (TEU) Kaynak: Aliağa Liman Başkanlığı, 2013 Bölgede, iskelelere giden yolun yetersiz kalmasından dolayı trafik sorunları yaģanmaktadır. Yapımı devam eden Aliağa Çevre Yolu kapsamında, iskelelere gidecek yolun Ģehir merkezine gidecek yoldan ayrılmasıyla yükün ilçeye giriģinin önlenmesi gerekmektedir (Aliağa Ticaret Odası, 2012). Aliağa Rafinerisi ve Nemrut Körfezi civarındaki sanayi tesislerinin ham ve mamul maddeleri ile yolcu taģınmasına hizmet vermek ve Nemrut Körfezi ndeki iskelelerde elleçlenen yüklerin demiryolu Ģebekesi ile en ekonomik Ģekilde taģınmasını sağlamak amacıyla Menemen-Aliağa Çift Hatlı Demiryolu inģaatı yapılmaktadır. Nemrut Körfezi demiryolu bağlantısı ana hat güzergahının 9 km. uzunluğundaki altyapısı ray döģenerek iģletmeye açılacak duruma gelmiģtir (UBAK, 2012a). 226

227 Çeşme Limanı ÇeĢme Limanı yolcu gemileri ve Ro-Ro seferleri için kullanılmaktadır. Ġtalya nın Trieste Ģehrine yapılan Ro-Ro seferleri ile tırların Avrupa ya ulaģması sağlanmaktadır. Ġzmir e 80 km mesafede yer alan limana otoyol ile ulaģım mevcuttur. Yıllık gemi kabul kapasitesi adet olan ÇeĢme Limanı nın rıhtım uzunluğu 300 metredir. Dikili Limanı Ġzmir in kuzeyinde yaklaģık 100 km uzaklıkta yer alan Dikili Limanı nın iskelesi hem dökme yük gemilerine hem de yolcu gemilerine hizmet verebilecek niteliktedir. Limanın yıllık dökme yük kapasitesi 1 milyon tondur. Dikili Limanı Ro-Ro hizmeti verebilir imkânlara sahip olmakla birlikte, yakıt kullanımı ile ilgili vergi istisnasından yararlanamadığı için bu hizmeti gerçekleģtirememektedir. Limandan Midilli Adası na düzenlenen seferlerin sayısı 2012 de önemli oranda artıģ göstermiģtir (Tablo 97). Tablo 97: Dikili Limanı Yük ve Yolcu Trafiği, Yıllar Yük Gemisi Yükleme- Midilli Hattı Midilli Hattı Sayısı Boşaltma (Ton) Sefer Sayısı Yolcu Sayısı Kaynak: Dikili Liman Başkanlığı, 2013 Kuzey Ege (Çandarlı) Limanı Ġzmir in kuzeyinde, Bergama ilçesi Çandarlı Körfezi nde yapımı planlanan limanın inģaatına 2011 yılı Mayıs ayında baģlanmıģtır yılı sonunda altyapı inģaatının tamamlanması hedeflenmektedir. Batı Anadolu hinterlandında Ġzmir Limanı nın alternatifi olması ve gelecekte Avrupa ile Orta Doğu ve Doğu arasındaki potansiyel trafikten kaynaklanacak kombine taģımacılık zincirinde, aktarma merkezi karakterinde bir halka oluģturulması amaçlanmaktadır (UBAK, 2012b). Kuzey Ege (Çandarlı) Limanı nın 20 milyon ton/yıl kapasitesi, hektarlık stoklama sahası ile dünyanın ilk 10 limanı arasına girmesi, Akdeniz in ise en büyük limanı olması, büyük transit gemilerin yükleme/boģaltma yapabileceği bir liman olması öngörülmektedir. Limanın planlanan kapasitesi 12 milyon TEU düzeyindedir. Akdeniz-Karadeniz hattı üzerinde bulunan stratejik konumu ve geniģleme alanıyla Hayfa, Damietta ve Pire limanlarına rakip olabilecek ve Doğu Akdeniz in önemli ana aktarma limanlarından biri olacak potansiyele sahiptir. 3.d.1.b.2. Kemalpaşa Lojistik Köyü Özellikle büyük Ģehirlerde kurulan, ülke ve bölge ekonomileri için ciddi birer gelir ve istihdam kaynağı olan lojistik merkezler, dıģ ticaret hacminin büyümesi ve yabancı sermayenin artıģında önemli rol oynamaktadır. Avrupa da sekiz ülkede 100 den fazla lojistik köy faaliyettedir. Sadece Almanya da son 20 yılda 33 adet lojistik köy kurulmuģtur (TOBB, 2012). 227

228 YaklaĢık iki milyon metrekarelik bir alan üzerinde yapılacak KemalpaĢa Lojistik Köyü nün Türkiye nin en büyük lojistik üssü olması, ilk etapta KOSBĠ nin daha sonra Ġzmir ve tüm Ege bölgesinin yük trafiğine hizmet etmesi planlanmaktadır. Proje kapsamında KOSBĠ nin, mevcut demiryolu hattına ve bu sayede Kuzey Ege (Çandarlı) Limanı na bağlantısını sağlayacak demiryolu hattı da bulunmaktadır. Karayolu ve demiryolu yüklerinin birlikte taģınmasına imkan sağlayarak kombine taģımacılığı teģvik edecek lojistik köy sayesinde sektörde yer alan firmalar tüketici ihtiyaçlarına daha hızlı cevap verebilecek, bunun yanı sıra iģletme maliyetlerini de düģüreceklerdir. KemalpaĢa Lojistik Köyü nün Ġzmir ekonomisine büyük bir hareketlilik getirmesi ve kiģiye yeni iģ imkanı sağlaması beklenmektedir (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). 3.d.1.b.3. Depolama Faaliyetleri Depolama faaliyetleri, tüm lojistik faaliyetler arasında taģımacılık ve dağıtımdan sonra en büyük payı oluģturan faaliyetlerdir. Ġstanbul Ticaret Odası tarafından hazırlanan Türkiye de Antrepolar baģlıklı çalıģmaya göre, Türkiye de toplam antrepo bulunmakta olup bunun 372 si Ege Bölgesi nde, 107 si ise Ġzmir de yer almaktadır. Ġzmir, antrepo sayısı açısından tüm iller arasında Ġstanbul ve Kocaeli den sonra üçüncü sıradadır (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Ġzmir deki antrepolar Aliağa, KemalpaĢa ve Torbalı da yoğunlaģmıģtır. Antrepoların tipleri ve sayıları, Ġzmir ve çevresindeki toplam antrepo ihtiyacının büyük çoğunluğunun firmaların kendileri tarafından karģılandığını ve üçüncü parti lojistik 94 (3PL) hizmet sağlayıcılığın henüz yerleģmediğini göstermektedir. Bu eksiklik, antrepo hizmeti verebilecek yeterlilikteki firmalar veya yatırımcılar için bir fırsat olarak düģünülebilir. Ġzmir deki depoların kapasitelerinin genellikle Ġstanbul a göre düģük, kullandıkları sistemler ve otomasyon seviyelerinin az geliģmiģ olması, Ġzmir de lojistik sektörünün geliģmesi açısından orta vadede sınırlayıcı bir faktör olarak karģımıza çıkmaktadır. 3.d.2. Ticaret Ġzmir konumu ile çağlar boyunca ticaret yollarının baģlangıç ve bitiģ noktasında olmuģ, bu nedenle önemli bir ticaret merkezi olarak ortaya çıkmıģtır. Günümüzde; Ġstanbul, Bursa, Manisa, Denizli, Aydın ve Muğla baģta olmak üzere diğer illerin hemen hepsi ile ticaret ve sanayi açısından yoğun bağlantılar içindedir. UlaĢım olanakları, Organize Sanayi Bölgeleri, Serbest Bölgeleri, Uluslararası Fuarı ve büyük bir limanın varlığı yanında, Ticaret Odaları, Ġhracatçı Birlikleri, Sanayi Odası ve Ticaret Borsası gibi meslek kuruluģlarının faaliyet ve gayretlerine bağlı olarak, Ġzmir de iç ve dıģ ticaret geliģmiģtir (Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2011b). Ġzmir in ticaret hacmi, Türkiye ticaret hacminin % 7 sini oluģturmaktadır. Ege Bölgesi ihracatının % 93 ü Ġzmir den gerçekleģmektedir. Özellikle gıda ürünleri, inģaat malzemeleri, tekstil ürünleri, ağaç ürünleri ve mobilya, kimyevi ürünler, tarım ürünleri ticareti, Ġzmir ticaretine ivme kazandırmaktadır. Ulusal ve uluslararası banka ağı ve 94 Üçüncü Parti Lojistik: Bir Ģirketin ihtiyaç duyduğu lojistik hizmetlerin kısmen veya tümüyle baģka bir Ģirket tarafından gerçekleģtirilmesidir. 228

229 borsaları ile Ġzmir ve yöresi güçlü bir sermaye piyasası altyapısına sahiptir. Türkiye nin en büyük emtia borsası 95 da Ġzmir dedir (Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2011b) yılında illerdeki firmaların ticari satıģları esas alındığında Ġzmir, Ġstanbul ve Bursa nın ardından ticari hareketliliği en yüksek üçüncü il konumundadır (Tablo 98) (DTM, 2011). Ayrıca Ġzmir, sanayiye sunduğu girdi tedarikinde kendine yeterliliği en yüksek il durumundadır. Tablo 98: Firmaların Ticari Satışlarına Göre Türkiye de Ticari Hareketliliği En Yüksek 5 İl, 2010, (%) İl Ülke İçindeki Payı (%) Ġstanbul 52,30 Bursa 9,17 Ġzmir 5,99 Kocaeli 5,65 Ankara 4,74 Kaynak: DTM, 2011 Ġzmir Bölgesel Girdi Çıktı Analizi de toptan ve perakende ticaret sektörünün Ġzmir için önemini ortaya koymaktadır. Motorlu taģıtlar ve motosikletlerin satıģı, bakımı ve onarımı; motorlu taģıt yakıtının perakende satıģı; motorlu taģıtlar ve motosikletler dıģında kalan toptan ticaret ve ticaret komisyonculuğu; motorlu taģıtlar ve motosikletler dıģında kalan perakende ticaret, kiģisel ve ev eģyalarının tamiri alt sektörlerini içeren toptan ve perakende ticaret sektörü, Ġzmir üretiminde %14,3 lük pay ile tüm sektörler arasında ikinci sırada gelmektedir. Üretimdeki ağırlığının yanı sıra, gayrisafi katma değerde (% 18,7 pay ile), net iģletme artığında (% 20,8 pay ile), Türkiye ye yapılan net satıģlarda (6,4 milyon TL pay ile) ve çalıģanlara yapılan ödemelerde (% 16,7 pay ile) en önemli ikinci sektör konumundadır. Bir sektörün ileri bağlantı etkisi, o sektörün çıktısının diğer sektörlerde ara girdi olarak ne ölçüde önemli olduğunun; geri bağlantı etkisi de, ara girdi talebi yoluyla diğer sektörlerin üretimlerini ne ölçüde uyardığının nicel birer göstergesidir (ĠZKA ve EÜ, 2012b). Diğer sektörlere girdi sağlayan yapısı ile, Ġzmir de toplam ileri bağlantı etkisi en yüksek olan sektör (6,872 değer ile), beklendiği gibi toptan ve perakende ticaret sektörüdür. Buna göre tüm sektörlerde örneğin 1 milyon TL nihai talep artıģı olması durumunda toptan ve perakende ticaret sektöründe 6 milyon 872 bin TL üretim artıģı meydana gelecektir. Sektörün geri bağlantı etkileri ise (1,74 değer ile) düģüktür. Ġleri bağlantı etkisi yüksek, geri bağlantı etkisi düģük niteliği ile toptan ve perakende ticaret sektörü Hirschman ın dörtlü bir sınıflamasında III. Kategoride yer almaktadır. Bu kategori yatırım öncelikleri sıralamasında sonlarda yer almaktadır Emtia; altın, gümüģ, bakır, ham petrol, doğal gaz, kömür, buğday, pamuk, mısır, Ģeker, kahve gibi ticarete konu olabilecek nitelikteki metal, mineral ve gıda ürünlerinin oluģturduğu mallar, Emtia Borsası ise emtia mallarının ticaretinin gerçekleģtiği piyasaya denilir. 96 Hirschman ın dengesiz büyüme modelinde diğer sektörlerden önemli miktarlarda ara girdi kullanan, yani geri bağlantı etkileri yüksek olan sektörler ile nihai kullanımdan çok ara kullanıma yönelik üretim yapan, yani ileri bağlantı etkisi yüksek olan sektörler dengesiz kalkınma stratejisinde kilit sektör rolünü oynarlar. Bu tür sektörler I. Kategori içinde yer almaktadır. 229

230 3.d.2.a. Dış Ticaret Ekonomik kriz, doğal afetler, iç savaģlar gibi etkenlere bağlı olarak son yıllarda dünya ticareti büyüme hızı yavaģlamıģtır. DTÖ verileri 2008 yılı ve 2009 yılı ortalarına kadar dünya mal ticaretinde keskin bir düģüģ olduğunu, sonrasında toparlanma eğilimi baģladığını, ancak bu eğilimin özellikle 2010 yılından sonra giderek yavaģlama gösterdiğini ortaya koymaktadır (WTO, 2012a) yılında dünya ticareti % 5, küresel üretim % 2,4 artıģ göstermiģtir. Bu rakamlar ticaretin % 13,8, üretimin % 3,8 olarak gerçekleģtiği 2010 a göre önemli bir düģüģ anlamına gelmektedir (WTO, 2012b) e iliģkin tahminler ise dünya ticaretinin biraz daha ivme kazanması yönündedir (ġekil 65). Şekil 65: Dünya Mal Ticareti Hacmi, Kaynak: WTO, 2012a Dünyada bölgeler açısından ise farklı büyüme hızları gözlenmektedir. Japonya da üretimde görülen % 0,5 daralma Mayıs 2011 de yaģanan yıkıcı depreme bağlı olarak gerçekleģmiģ, aynı zamanda geliģmiģ ekonomilerin % 1,5 artıģ düzeyinde kalmasına yol açmıģtır. ABD de toplam üretim geliģmiģ ülkelerin ortalamasının hemen üzerinde (% 1,7) gerçekleģirken, AB oranı (% 1,5) bu ortalama ile aynı düzeyde kalmıģtır (WTO, 2012b). En hızlı geliģen bölgeler Orta Doğu (% 4,9), Bağımsız Devletler Topluluğu (% 4,6) ve Güney ve Merkez Amerika (% 4,5) olmuģtur. Afrika da % 2,3 seviyesinde gerçekleģen üretim artıģının Libya, Tunus, Mısır ve diğer bölgelerde yaģanan ayaklanmaların olmadığı durumda daha yüksek seviyede gerçekleģebileceği söylenebilir (WTO, 2012b). Öte yandan Çin % 9,2 üretim artıģı ile diğer bölgeleri geride bırakmıģ, ancak bu oran bir önceki yıl küresel krizin tavan yaptığı dönemden (% 10,2) aģağıda kalmıģtır. Bu performansa karģın, yeni endüstrileģen ekonomiler olarak Hong Kong, Çin ve Kore, Singapur Cumhuriyetleri ve Tayvan bir arada değerlendirildiğinde Çin in yarısından daha düģük bir oranla büyüdükleri (% 4,2) görülmektedir (Tablo 99) (WTO, 2012b). 230

231 Tablo 99: Dünyada Bölgelere Göre GSYİH ve Mal Ticareti Değişimi, , (%) GDP İthalat İhracat Dünya -2,6 3,8 2,4-12,0 13,8 5,0-12,9 13,7 4,9 Kuzey Amerika -3,6 3,2 1,9-14,8 14,9 6,2-16,6 15,7 4,7 ABD -3,5 3,0 1,7-14,0 15,4 7,2-16,4 14,8 3,7 Güney ve Orta Amerika a -0,3 6,1 4,5-8,1 5,6 5,3-16,5 22,9 10,4 Avrupa -4,1 2,2 1,7-14,1 10,9 5,0-14,1 9,7 2,4 Avrupa Birliği (27) -4,3 2,1 1,5-14,5 11,5 5,2-14,1 9,5 2,0 Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) -6,9 4,7 4,6-4,8 6,0 1,8-28,0 18,6 16,7 Afrika 2,2 4,6 2,3-3,7 3,0-8,3-5,1 7,3 5,0 Orta Doğu 1,0 4,5 4,9-4,6 6,5 5,4-7,7 7,5 5,3 Asya -0,1 6,4 3,5-11,4 22,7 6,6-7,7 18,2 6,4 Çin 9,2 10,4 9,2-10,5 28,4 9,3 2,9 22,1 9,7 Japonya -6,3 4,0-0,5-24,9 27,5-0,5-12,2 10,1 1,9 Hindistan 6,8 10,1 7,8-6,0 22,0 16,1 3,6 22,7 6,6 Yeni SanayileĢmiĢ Ekonomiler (4) b -0,6 8,0 4,2-5,7 20,9 6,0-11,4 17,9 2,0 GeliĢmiĢ Ekonomiler -4,1 2,9 1,5-15,1 13,0 4,7-14,4 10,9 2,8 GeliĢmekte olan ve BDT 2,2 7,2 5,7-7,4 14,9 5,4-10,5 18,1 7,9 Kaynak: WTO, 2012b a Karayip Adaları dahil b Hong Kong, Çin; Kore Cumhuriyeti; Singapur; ve Tayvan 2011 yılı dünyada dıģ ticaret hacmi 36,3 trilyon dolar büyüklüğündedir döneminde dünya dıģ ticaret hacmi 1,9 kat artmıģtır. Bu artıģ geliģmiģ ekonomilerde 1,3 kat, AB 27 ülkelerinde 1,4 kat, geliģmekte olan ekonomilerde ise 3,5 kat olarak gerçekleģmiģtir. GeliĢmekte olan ülkeler grubunda yer alan Türkiye bu grubun ortalamasından daha ileri bir performans sergileyerek dıģ ticaret hacmini 4,1 kat artırmıģtır (Tablo 100). Genel olarak geliģmekte olan ülkelerin dünya dıģ ticaretindeki payları artarken geliģmiģ ekonomiler ile AB 27 ülkelerinin payları azalmaktadır (ġekil 66). Türkiye nin geliģmekte olan ülkelerde payı 2001 de % 2,3 iken 2011 de % 2,65 e yükselmiģtir. Tablo 100: Farklı Ekonomiler ve Türkiye'nin Dış Ticaret Hacmi ve Dünya Dış Ticaretinden Aldığı Paylar , (%), (milyar dolar) Yıl Kapsam Yükselen ve Gelişmiş AB 27 Gelişmekte Olan Ekonomiler Ülkeleri Ekonomiler Dünya Türkiye 2001 Büyüklük Pay (%) 75,07 24,93 40, , Büyüklük Pay (%) 74,58 25,42 40, , Büyüklük Pay (%) 73,63 26,37 41, , Büyüklük

232 Pay (%) 71,78 28,22 41, ,87 Büyüklük Pay (%) 69,51 30,49 39, ,90 Büyüklük Pay (%) 68,05 31,95 38, ,92 Büyüklük Pay (%) 66,84 33,16 39, ,99 Büyüklük Pay (%) 64,42 35,58 37, ,03 Büyüklük Pay (%) 64,36 35,64 37, ,97 Büyüklük Pay (%) 62,48 37,52 34, ,98 Büyüklük Pay (%) 60,95 39,05 33, ,03 Kaynak: Kalkınma Bakanlığı, 2012b Pay (%) 80,00 70,00 60,00 50,00 40,00 30,00 20,00 10,00 0,00 Pay (%) 1,90 1,70 1,50 1,30 1,10 0,90 0,70 0, Gelişmiş Yükselen ve Gelişmekte Olan AB 27 Türkiye (Sağ Eksen) Şekil 66: Farklı Ülke Grupları ve Türkiye nin Dünya Dış Ticaretinden Aldığı Paylar, , (%) Kaynak: Kalkınma Bakanlığı, 2012b Ġzmir Türkiye nin önemli bir ihracat kapısıdır. UlaĢım olanakları ve Ġzmir Limanı nın varlığı hem il hem Türkiye üretiminin dıģa açılmasına olanak tanımaktadır. Ġl Ġl DıĢ Ticaret Raporu na göre Ġzmir farklı performans kriterleri açısından Türkiye de önemli bir yere sahiptir. Bu kriterlere göre toplu bir inceleme aģağıda sunulmuģtur (Tablo 101). Tablo 101: İzmir Dış Ticaret Potansiyeli Gösterge Analiz Yılı Birim İzmir e İlişkin Tespit Orta ve ileri teknolojili ürün ihracatı Ġhracata konu mallarda 'çeģitlilik' Milyon dolar Ürün sayısı milyon $ ile Ġstanbul, Bursa, Kocaeli ve Ankara'nın ardından beģinci sırada 193 ürün ile Ġstanbul'dan sonra ikinci sırada. 232

233 Ġhracata konu mallarda 'sıradanlık' Nitelikli sıçrama kabiliyeti Ġhracatın teknolojik dağılımı 2009 Ürün sayısı 2009 Derece 2000, 2005, 2010 Yüzde Ġstanbul, Rize, Sakarya ve Ankara'dan sonra sıradanlığın en düģük olduğu beģinci il. Ġstanbul'un ardından sıçrama kabiliyeti en yüksek ikinci il. Sıçrama kabiliyeti 14, yılı için DüĢük teknoloji % 43 ile ilk sırada gelmektedir. % 31,6 ile Orta Teknoloji, % 24 ile Doğal Kaynağa Dayalı Ġhracat ve % 1,4 ile Ġleri Teknolojiye Dayalı Ġhracat gelmektedir. Ġhracatta sofistikasyon - - 9,8 değeri ile 29. sırada Türkiye'de benzer iller - - Ankara ve Ġstanbul Kaynak: DTM, 2011 verilerinden derlenmiştir. Ġhracatın teknolojik dağılımı, yapılan ihracatın doğal kaynağa mı dayalı olduğunu ya da bu ihracatın teknoloji seviyesinin düģük, orta ya da ileri teknoloji ürünü olup olmadığına göre nasıl bir dağılım gösterdiğini ortaya koyması açısından önem arz etmektedir yılı itibariyle, Ġzmir milyon dolar orta ve ileri teknolojili mal ihracatı ile Türkiye de iller arasında beģinci sıradadır arasında düģük teknolojili ihracatın oranı % 50,1 den % 45,9 a düģmüģtür. Orta teknolojili ürünlerin ihracatı % 29,7 den % 33,2 ye yükselmiģ, ileri teknolojili ürün ihracatı ise % 10 dan % 6,2 ye gerilemiģtir (DTM, 2011). ÇeĢitlilik değeri yüksek olan bir ilde, çok sayıda ürün rekabetçi Ģekilde üretilip ihraç ediliyordur. Ġlde var olan beceriler çok sayıda ürünün rekabetçi avantajla üretilmesine ve ihraç edilmesi için uygundur. Aynı Ģekilde çeģitliliği düģük olan bir ilde az sayıda ihracata konu ürün üretilmektedir. Buna göre Ġzmir, ihracata konu mallarda çeģitlilik performansı açısından 193 ürün ile Ġstanbul'dan sonra ikinci sırada yer almaktadır. 76 ilin rekabetçi biçimde ihraç edilen ürün çeģitliliği ortalaması 40 dır (DTM, 2011). Diğer yandan, ilin sıradanlık değerinin yüksek olması ilde üretilip rekabetçi biçimde ihraç edilen ürünlerin sıradan olduğunu gösterir. Ürünün sıradan olup olmadığının belirleyicisi, o ürünün kaç ilin ihracat sepetinde bulunduğuna bağlıdır. Çok sayıda ilin ihracat sepetinde yer alan ihraç ürünleri sıradan ürün olarak kabul edilmektedir. Bir bölgenin sıradanlık değerinin düģük olması, özel/nadir ürünlerin ihracatında rekabet avantajına sahip olduğunu göstermektedir. Ġzmir; Ġstanbul, Rize, Sakarya ve Ankara'dan sonra sıradanlığın en düģük olduğu beģinci il konumundadır (DTM, 2011). Ġllerin çeģitlilik ve sıradanlık değerleri bir arada değerlendirildiğinde Ġzmir, ihracatın çeģitliliğinin yüksek, sıradanlığının ise düģük olduğu bölgede yer almaktadır. Ġzmir sıradan olmayan ürünler ihraç eden çeģitliliği yüksek iller arasındadır (ġekil 67). Türkiye nin ihracat gücünün artırılması için tespit edilecek politikalar temelinde ihraç ürünleri üretiminde çeģitliliğin artırılması, yenilik kapasitesinin artırılması ile daha nadir ürünlerin üretimine geçilmesi gerekmektedir (DTM, 2011). 233

234 Şekil 67: İhracatın Sıradanlığı ve Çeşitliliğine Göre İller, 2009 Kaynak: DTM, 2011 Nitelikli sıçrama bir ilin mevcut sanayi yapısı ile daha nitelikli ürünleri ihraç edebilme kapasitesini göstermektedir. Ġzmir Ġstanbul'un ardından sıçrama kabiliyeti en yüksek ikinci il durumundadır. Buna göre Ġzmir, farklı ve daha nitelikli ürünlere geçiģ yapmak için geniģ üretim imkânlarına sahiptir. Sofistikasyonu yüksek olan iller, geliģmiģ ülkelerin ihracat sepetlerinde yer alan ürünleri ihraç ederler. Sofistikasyon değerinin düģük olması, ihraç ürünlerinin kompleks olmadığının göstergesidir. Farklı ve daha nitelikli ürünlere geçiģ yapmasıyla birlikte Ġzmir in ihracatında sofistikasyon ve teknoloji düzeyinin yükselmesi beklenmektedir (DTM, 2011). Ġzmir de 2010 yılı itibarıyla olan ihracatçı firma sayısı 2011 yılında e, 2012 de ise a yükselmiģtir 97 (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Ġzmir ilinde, 2012 yılı itibarıyla kiģi baģına ihracat dolar, kiģi baģına ithalat ise dolar iken, Türkiye genelinde kiģi baģına ihracat dolar, kiģi baģına ithalat ise dolar olmuģtur. Dış Ticaret Hacmi döneminde Ġzmir de dıģ ticaret hacmi 2,8 kat artıģ gösterirken, Ege Bölgesi dıģ ticaret hacmi 3,8 kat, Türkiye geneli dıģ ticaret hacmi ise 3,4 kat artıģ göstermiģtir. Bu geliģmeler neticesinde, 2002 yılı itibarıyla Türkiye dıģ ticaret hacmi içinde % 5,8 olan Ġzmir in payı, 2012 de % 4,9 seviyesine gerilemiģtir. Yine aynı Ģekilde, 2002 yılında Ege Bölgesi dıģ ticaret hacminde % 71,3 olan Ġzmir in payı, 2012 de % 56 düzeyine inmiģtir (Tablo 102) (ġekil 68) (TÜĠK, 2012k). 97 Ġzmir in de içinde yer aldığı, gerek Ege Bölgesi nin gerekse Türkiye nin ihracatı açısından önemli bir yere sahip olan Ege Ġhracatçı Birlikleri çatısı altında 12 ihracatçı birliği faaliyet göstermektedir. Bu birliklerin ana faaliyet konuları; kuru meyve ve mamulleri, canlı hayvan, su ürünleri ve mamulleri, zeytin ve zeytinyağı, hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar, ağaç mamulleri ve orman ürünleri, yaģ meyve ve sebze, tütün, tekstil ve hammaddeleri, hazır giyim ve konfeksiyon, deri ve deri mamulleri, maden ile demir ve demir dıģı metallerdir. 234

235 Tablo 102: Dış Ticaret Hacmi ve Dış Ticaret Dengesi, , milyon dolar Türkiye Ege Bölgesi İzmir Dış Dış Dış Dış Dış Ticaret Ticaret Ticaret Ticaret Ticaret Hacmi Dengesi Hacmi Dengesi Hacmi Yıllar Dış Ticaret Dengesi * Kaynak: TÜİK, 2012k *2012 yılı verileri geçicidir Milyon dolar Yüzde 7,00 6,00 5,00 4,00 3,00 2,00 1, Türkiye İzmir İzmir/Türkiye, Sağ Eksen 0,00 Şekil 68: Dış Ticaret Hacminin Gelişimi ve İzmir in Payı, , (%), milyon dolar Kaynak: TÜİK, 2012k *2012 yılı verileri geçicidir yılında 489 milyon dolar fazla veren Ġzmir iline ait dıģ ticaret dengesi, 2004 ten itibaren açık vermeye baģlamıģ ve bu açık 2011 yılında 2,5 milyar dolar ile en yüksek seviyesine ulaģmıģtır yılında Ġzmir de dıģ ticaret açığı düģüģ göstererek 1,9 milyar dolar olmuģtur. 235

236 Yüzde Ġhracatın ithalatı karģılama oranı incelendiğinde Ġzmir de 2002 de % 121 seviyesinde olan karģılama oranının 2011 de % 76 düzeyine gerilediği, 2012 yılında ise % 82 düzeyinde gerçekleģtiği görülmektedir de Türkiye genelinde karģılama oranı % 64 iken, Ege Bölgesi nde % 99 dur (ġekil 69). Ġhracatın ithalatı karģılama oranının düģmesi, dıģ ticaret açığını artırarak Ġzmir in Türkiye cari açığı üzerindeki olumlu katkısını sınırlandırmıģtır Türkiye Ege Bölgesi İzmir Türkiye Ege Bölgesi İzmir Şekil 69: İhracatın İthalatı Karşılama Oranının Gelişimi, Kaynak: TÜİK, 2012k *2012 yılı verileri geçicidir döneminde, net ithalatçı konumda olan Ġzmir in, tarım ve ormancılık ile madencilik sektörlerinde net ihracatçı konumda olduğu dikkati çekmektedir. Bu dönemde madencilik sektörü net ihracatçı konumunu güçlendirirken, tarım ve ormancılık sektöründe ihracatın ithalatı karģılama oranı % 234 den % 120 lere kadar gerilemiģtir. Öte yandan dıģ ticarette net ithalatçı bir konumda bulunan imalat sanayinde, ihracatın ithalatı karģılama oranları döneminde toparlansa da kriz sonrası tekrar düģerek % 80 nin altına gerilemiģtir (Tablo 103). Tablo 103: İzmir de Başlıca Sektörlerde İhracatın İthalatı Karşılama Oranı, Yıllar Tarım ve Madencilik ve Toptan ve İmalat Ormancılık Taş ocakçılığı Perakende Ticaret Toplam , , , , , , ,1 Kaynak: TÜİK, 2012k 236

237 İhracat 2012 yılında Türkiye nin ihracatı 152,5 milyar dolar, Ege Bölgesi nin ihracatı 17 milyar dolar ve Ġzmir in ihracatı 8,6 milyar dolar düzeyinde gerçekleģmiģtir (Tablo 104). Tablo 104: İhracatın Gelişimi ve İhracatta İzmir in Payı , milyon dolar Yıllar Türkiye Ege Bölgesi İzmir İzmir/Ege B. (%) İzmir/Türkiye (%) ,6 7, ,9 7, ,0 6, ,4 6, ,6 6, ,0 6, ,7 5, ,4 6, ,6 5, ,2 6,0 2012* ,7 5,7 Kaynak: TÜİK, 2012k *2012 yılı verileri geçicidir döneminde Türkiye nin toplam ihracatı 3,2 kat, Ege Bölgesi nin ihracatı 3,1 kat, Ġzmir in ihracatı ise 2,1 kat artmıģtır yılında, Ege Bölgesi ihracatından % 67,6 oranında ve Türkiye toplam ihracatından % 7,7 oranında pay alan Ġzmir ili, 2012 yılında bu paylarını sırasıyla % 50,7 ve % 5,7 ye düģürmüģtür (ġekil 69). Milyon Dolar Pay (%) 9,0 8,0 7,0 6,0 5,0 4,0 3,0 2,0 1, Türkiye İzmir İzmir/Türkiye, Sağ Eksen Şekil 70: İhracatın Gelişimi ve İzmir in Payı , (%), milyon dolar Kaynak: TÜİK, 2012k *2012 yılı verileri geçicidir. 0,0 237

238 Ġzmir ilinin ihracatında ana sektörler itibariyle incelendiğinde en önemli payın imalat sanayi sektörüne ait olduğu görülmektedir yılları arasında imalat sanayinin toplam ihracattan aldığı pay % arasında değiģirken, ikinci sırada yer alan tarım ve ormancılık sektörünün payları ise % 8-12 arasında bulunmaktadır (Tablo 105). Yıllar Tablo 105: İzmir İhracatının Sektörel Dağılımı, , %, bin dolar Tarım ve Ormancılık Madencilik ve Taş ocakçılığı İmalat Toptan ve Perakende Ticaret Toplam İhracat % İhracat % İhracat % İhracat % İhracat , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , Kaynak: TÜİK, 2012k Ġzmir ilinin, son yıllarda yaklaģık olarak 200 ülke ile dıģ ticaret iliģkisi bulunmaktadır. Ġzmir ili ihracatının ülkelere göre dağılımına bakıldığında, 2012 yılı itibarıyla en fazla ihracatın % 10,7 lik pay ile Almanya ya, % 6,2 ile Ġngiltere ye, % 5,5 ile ABD ye ve % 4,8 ile Ġspanya ya yapıldığı görülmektedir. Ġtalya, Fransa, Hollanda, Belçika, BirleĢik Arap Emirlikleri ve Çin diğer önemli ihracat yapılan ülkelerdir. Ege Serbest Bölgesi ve Ġzmir Serbest Bölgesi ne yapılan ihracat, Ġzmir in toplam ihracatının % 2,6 sını kapsamaktadır (Tablo 106). Tablo 106: İzmir İhracatının Ülkelere Göre Dağılımı, , bin dolar Ülkeler * 2011 Pay 2012 Pay (%) (%)* Almanya ,5 10,7 Ġngiltere ,2 6,2 Ġspanya ,2 4,8 A.B.D ,5 Ġtalya ,7 4,6 Fransa ,6 3,9 Hollanda ,7 4,5 Belçika ,9 2,4 B.A.E ,6 1,2 Çin ,4 Diğer Ülkeler ,8 51,0 Ege Serbest Bölgesi ,4 2,4 Ġzmir Serbest Bölgesi ,1 0,2 Diğer Serbest Bölgeler ,4 0,3 TOPLAM Kaynak: TÜİK, 2012k *2012 yılı verileri geçicidir. 238

239 İthalat 2012 yılı itibariyle Türkiye nin ithalatı 236,5 milyar dolar, Ege Bölgesi nin ithalatı 17,2 milyar dolar ve Ġzmir in ithalatı 10,5 milyar dolar düzeyinde gerçekleģmiģtir (Tablo 107). Tablo 107: Türkiye, Ege Bölgesi ve İzmir için İthalatın Gelişimi, , milyon dolar Yıl Türkiye Ege Bölgesi İzmir İzmir/Ege Böl. İzmir/Türkiye (%) (%) ,3 4, ,8 4, ,9 4, ,2 4, ,6 3, ,9 4, ,8 4, ,8 4, ,1 4, ,2 4,4 2012* ,3 4,5 Kaynak: TÜİK, 2012k *2012 yılı verileri geçicidir yılından 2012 yılına, Türkiye nin toplam ithalatı 3,5 kat, Ege Bölgesi nin ithalatı 4,6 kat artarken, Ġzmir in ithalatı 3,6 kat artıģ göstermiģtir yılında, Ġzmir ili, Ege Bölgesi ithalatından % 76,3 oranında ve Türkiye toplam ithalatından % 4,4 oranında pay almıģ, 2012 yılında Ege Bölgesi nden aldığı pay % 61,3 e düģerken, Türkiye toplam ithalatından aldığı pay % 4,5 olmuģtur (ġekil 71). Milyon dolar Pay (%) 6, , , , , , Türkiye İzmir İzmir/Türkiye, Sağ Eksen 0,0 Şekil 71: İthalatın Gelişim ve İthalatta İzmir in Payı , (%), milyon dolar Kaynak: TÜİK, 2012k *2012 yılı verileri geçicidir. 239

240 Yıllar Ġhracatta olduğu gibi, Ġzmir ithalatında da ana sektörler itibarıyla en önemli pay imalat sanayi sektörüne aittir yılları itibariyle imalat sanayinin toplam ithalattan aldığı pay, % aralığında değiģirken, ikinci sırada yer alan toptan ve perakende ticaret sektörünün payı % 4,5-12,2 aralığındadır (Tablo 108). Tablo 108: İzmir İthalatının Sektörel Dağılımı, , bin dolar Toptan ve Madencilik ve İmalat Perakende Taş ocakçılığı Ticaret Tarım ve Ormancılık Toplam İthalat % İthalat % İthalat % İthalat % İthalat , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , Kaynak: TÜİK, 2012k Ġzmir ithalatının ülkelere göre dağılımına bakıldığında, 2012 yılında en fazla ithalatın % 11,3 pay ile Rusya dan, % 10,5 pay ile Almanya dan, % 8,5 pay ile Çin den, ve % 5,7 pay ile A.B.D. den yapıldığı görülmektedir. Ġtalya, Ġspanya, Fransa ve Ukrayna ithalat yapılan diğer önemli ülkelerdir. Ege Serbest Bölgesi ve Ġzmir Serbest Bölgesi nden yapılan ithalat ise, Ġzmir in toplam ithalatının % 1,3 gibi küçük bir bölümünü kapsamaktadır (Tablo 109). Tablo 109: İzmir İthalatının Ülkelere Göre Dağılımı, , bin dolar Ülkeler * 2011 pay 2012 pay (%) (%)* Almanya ,2 10,5 Çin ,1 8,5 Rusya Federasyonu ,2 11,3 A.B.D ,9 5,7 Ġtalya ,5 5,3 Ġspanya ,7 3,8 Fransa ,1 2,9 Ukrayna ,9 Bulgaristan ,8 2,8 Polonya ,5 2,0 Yunanistan ,3 1,7 Hollanda ,2 2,6 Ġngiltere ,1 Diğer Ülkeler ,2 37,2 Ege Serbest Bölge ,7 0,9 Ġzmir Serbest Bölge ,5 0,4 Diğer Ser. Bölgeler ,2 0,3 Toplam Kaynak: TÜİK, 2012k *2012 yılı verileri geçicidir. 240

241 Dış Ticarette Teknoloji Düzeyi OECD nin baz aldığı teknoloji düzeyi sınıflaması 98 kullanılarak Ġzmir imalat sanayi dıģ ticareti analiz edildiğinde (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012); döneminde, Ġzmir ihracatında düģük teknolojiden orta düzey teknolojiye doğru bir dönüģümün yaģandığı görülmektedir yılında DüĢük Teknolojili ürünlerin ihracattaki payı % 61 iken yıllar itibariyle azalarak 2011 yılında % 37,8 e gerilemiģtir. Keza aynı dönemde, Orta-Ġleri Teknolojili ürünlerin payı % 20,2 den % 33,2 ye, Orta-DüĢük Teknolojili ürünlerin payı da % 18 den % 27,8 e yükselmiģtir. Ġleri teknolojiye sahip ürünlerin il ihracatındaki payı ise ortalama % 1 ler civarında seyretmiģtir (Tablo 110). Tablo 110: İzmir İmalat Sanayi İhracatının Teknoloji Düzeyine Göre Gelişimi Teknoloji Düzeyi Ġleri Teknoloji 0,9 0,8 0,8 1,2 1,3 1,2 Orta-Ġleri Teknoloji 20,2 28,0 28,3 27,9 32,4 33,2 Orta-DüĢük Teknoloji 18,0 26,4 32,5 26,0 25,1 27,8 DüĢük Teknoloji 61,0 44,8 38,4 44,9 41,2 37,8 Kaynak: İZKA ve Kalkınma Bankası, 2012 Ġzmir imalat sanayi ithalatında, ihracat ile benzer olarak, ileri teknolojili ürünlerin payı % 3 ile sınırlı düzeyde kalmaktadır (Tablo 111). Ġthalatta en büyük payı % 49,4 ile Orta-Ġleri Teknolojili ürünler alırken, % 29,3 paya sahip Orta-DüĢük Teknolojili ürünler ikinci sırada gelmektedir dönemi itibariyle Orta-Ġleri ve Orta-DüĢük Teknolojili ürünlerin ithalattaki payında artıģ kaydedilirken, DüĢük Teknolojili ürünlerin ithalattaki payı gerilemiģtir. Tıpkı ihracatta olduğu gibi ithalatta da teknoloji düzeyi bakımından ilerleme görülmektedir. Ancak ihracatta ileri ve orta-ileri teknolojili ürünlerin toplam payı % 34 iken, ithalatta bu oran % 52 düzeyindedir. Bu da bize ilin ihraç ettiğinden daha fazla ileri teknolojili ürün ithal ettiğini göstermektedir. Tablo 111: İzmir İmalat Sanayi İthalatının Teknoloji Düzeyine Göre Gelişimi Teknoloji Düzeyi Ġleri Teknoloji 4,1 3,5 4,3 3,2 3 3 Orta-Ġleri Teknoloji 46,4 47,5 44,3 42,1 48,4 49,4 Orta-DüĢük Teknoloji 23 28,9 30,6 33,3 28,7 29,3 DüĢük Teknoloji 26, ,9 21,3 19,9 18,4 Kaynak: İZKA ve Kalkınma Bankası, d.3. Turizm Sektörü 3.d.3.a. Küresel Turizm Sektörü Zaman zaman değiģkenlik göstermekle birlikte, turizm sektörü dünyada genellikle ilk üç büyük sektör arasında yer almaktadır. Sektör dünyada bilhassa son 50 yıldır hızlı bir geliģim içindedir. Uluslararası turist hareketleri 1950 yılında 25 milyon iken, 2011 yılında 983 milyon kiģiye ulaģmıģtır (Tablo 112). 98 OECD Directorate For Science, Technology and Industry, STAN Indicators (2005 edition) , S

242 Tablo 112: Uluslararası Turizm Hareketlerinin Yıllar İtibarı ile Gelişimi, Yıllar Turist Sayısı Turizm Geliri Turist Sayısı Turizm Geliri Yıllar (milyon kişi) (milyar dolar) (milyon kişi) (milyar dolar) Kaynak: UNWTO, 2012a Uluslararası turizm gelirleri ortalama 2010 yılında 927 milyar dolar olarak gerçekleģmiģ iken, 2011 de % 3,8'lik artıģ kaydederek 1.03 trilyon dolara (740 milyar Avro) ulaģmıģtır yılında küresel turizmdeki eğilimler bakımından yabancı turistlerin 503 milyonu Avrupa ülkelerine giderken, turistlerin geliģmiģ ve geliģmekte olan ülke tercihi, iki ülke grubu arasındaki farkın azalması ile sırasıyla 523 milyon ve 457 milyon olmuģtur. 150 ülkenin 125 inde turist sayısı artarken 25 inde gerilemiģtir. Beklentiler turizm sektöründeki hareketliliğin devam etmesi yönündedir. Tablo 113, 2020 yılı tahmin olmak üzere 1950 ile 2010 yılları arasında dünyadaki turist sayısını göstermektedir. Dünya Turizm Örgütü ne (UNWTO) göre 2030 a kadar ülkeler arası seyahat eden turist sayısına her yıl 43 milyon daha fazla turistin eklenmesi ve 2030 yılında toplam turist sayısının 1,8 milyar kiģiye ulaģması beklenmektedir (ĠZKA ve YÜ, 2012). Tablo 113: Dünya Turist Sayısı, milyon kişi Bölgeler (tahmini) Kişi % Kişi % Kişi % Kişi % Kişi % Avrupa Asya ve Pasifik Amerika Afrika Orta Doğu Dünya Kaynak: UNWTO, 2012b Türkiye nin, 2023 Türkiye Turizm Stratejisi nde de belirlenen stratejik yaklaģımlar çerçevesinde, yapılacak çalıģmaların tamamlanması ve geliģtirilmesi öngörülen bölgelerdeki altyapı ve konaklama ihtiyaçlarının karģılanması durumunda 2023 yılında 63 milyon turist, 86 milyar dolar dıģ turizm geliri ve turist baģına yaklaģık dolar harcamaya ulaģılması öngörülmektedir (Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2007). Dünyada turizm sektörü hemen hemen tüm ülkeler için baģat sektörlerden bir tanesi olmakla beraber bazı ülkelerde lokomotif sektör olma özelliğindedir yılında en fazla turizm geliri sağlayan ülkelerin baģında 116,3 milyar dolarlık geliri ile ABD, arkasından da 59,9 milyar dolarlık gelirle Ġspanya gelmektedir. Türkiye 23 milyar dolarlık gelir ile 12. sırada yer almaktadır (Tablo 114). 242

243 Tablo 114: 2011 de En Fazla Turizm Geliri Sağlayan Ülkeler Sıra Ülkeler 2011 Gelirleri (milyar dolar) Değişim (%) 1 ABD 116,3 12,3 2 Ġspanya 59,9 8,6 3 Fransa 53,8 10,1 4 Çin 48,5 5,8 5 Ġtalya 43,0 5,5 6 Almanya 38,8 6,7 7 Ġngiltere 35,9 6,9 8 Avustralya 31,4-6,2 9 Macao (Çin) Hong Kong (Çin) 27,2 22,7 11 Tayland 26,3 26,0 12 Türkiye 23,0 10,6 13 Avusturya 19,9 1,7 14 Malezya 18,3-5,1 15 Singapur 18,0 17,4 Kaynak: UNWTO, 2012c 2011 yılında en fazla turizm geliri sağlayan ülkeler ve en çok ziyaretçi alan Ģehirler birlikte değerlendirildiğinde Paris 15,6 milyon kiģi ile en çok ziyaretçi alan Ģehir olmasına karģın, Fransa turizm gelirleri açısından üçüncü sıradadır. Benzer Ģekilde, 10 milyon ziyaretçi sayısıyla Antalya üçüncü, 8 milyon ziyaretçi ile Ġstanbul dokuzuncu Ģehir konumunda iken, Türkiye en fazla turizm geliri sağlayan ülkeler arasında 12. sıradadır (Tablo 114, 115). Tablo 115: Dünya da En Çok Ziyaretçi Alan Şehirler, 2011, milyon kişi Sıra Şehir Ülke Ziyaretçi Sayısı 1 Paris Fransa Londra Ġngiltere Antalya Türkiye New York City ABD Singapur Singapur Kuala Lumpur Malezya Hong Kong Hong Kong (Çin) Dubai BirleĢik Arap Emirliği Ġstanbul Türkiye Bangkok Tayland Kaynak: Londra Kültür ve Tanıtma Müşavirliği, d.3.b. İzmir İline Yönelik Turistik Talep Profili Ġzmir son yıllarda turizm sektöründe hızlı bir geliģme göstermektedir. Özellikle kruvaziyer turizminin geliģmesi ile birlikte, yabancı turist sayısında ciddi artıģlar yaģanmıģtır yılında gelen yabancı turist sayısı bir önceki yıla göre % 18,5 artıģ göstermiģtir. Türkiye ye gelen yabancı turistlerin tercih ettikleri iller arasında Ġzmir, Antalya, Ġstanbul ve Muğla dan sonra dördüncü sırada gelmektedir. Bir önceki yıla göre 2012 de ilk beģ Ģehrin 99 Macao (Çin) için UNWTO verilerinde bilgi görülmemesine rağmen dokuzuncu sırada yer aldığı belirtilmektedir. 243

244 dördünde azalma yaģanmasına rağmen Ġstanbul turist sayısını büyük bir oranda artırmayı baģarmıģtır (Tablo 116). Tablo 116: Türkiye de Yabancıların Başlıca Turistik Merkezlere Dağılımı, İller 2011 Oran (%) 2012* Oran (%)* 2011/2012 Değişim Antalya , ,4-1,58 Ġstanbul , ,52 16,47 Muğla , ,4-2,92 Ġzmir , ,31-0,13 Aydın , ,86-14 Diğer , ,51-8,28 Toplam ,04 Kaynak: TYD, 2012 *2012 yılı verileri geçicidir. Ġzmir e gelen yabancı turistlerin ülkelerine göre dağılımında ilk dört sırayı, Almanya, Ġtalya, Fransa ve Ġngiltere nin aldığı görülmektedir (ġekil 72). İSPANYA 2% DİĞER 24% ALMANYA 26% YUNANİSTAN 3% İRLANDA 3% A.B.D. 3% BELÇİKA 5% HOLLANDA 6% İNGİLTERE 9% FRANSA 9% Şekil 72: İzmir e Gelen Yabancı Turistlerin Ülkelere Göre Dağılımı, 2012 İTALYA 10% Turistlerin ülkelere göre dağılımları dönemi için incelendiğinde, 2011 yılında ilk üç sırada yer alan Almanya, Fransa ve Ġtalya dan gelen turist sayılarında artıģ, Ġngiltere den gelen turist sayısında ise azalma yaģandığı görülmektedir yılına gelindiğinde ise, tam tersi biçimde üç ülkede azalma, Ġngiltere den gelen turist sayılarında ise artıģ meydana gelmiģtir (ġekil 73). 244

245 Şekil 73: İzmir e Gelen Yabancı Turistlerin Yıllara Göre Değişimi, Bu dönemde ilk üç sıra değiģmemiģtir. Ġlk sırayı Almanya, ikinci sırayı Ġtalya ve üçüncü sırayı da Fransa ve Ġngiltere nin birlikte almıģtır. Almanya dan Ġzmir e gelen turistlerin toplam turist sayısı içerisindeki payı 2012 yılında % 26 olup, ikinci ülke olan Ġtalya nın oranından (% 10) neredeyse iki buçuk kat daha fazladır. Buna göre Ġzmir e gelen yabancı turistler önemli ölçüde Almanya dan gelmektedir yılında Ġzmir e gelen yerli turist sayısı (% 26,6) olup neredeyse Almanya dan gelen turist oranına eģittir. Ġzmir e gelen yabancı turistlerin ortalama kalıģ süresi ise 2010 yılında 3,8 gecedir. Ġzmir deki tesislerin doluluk oranının % 23,3 ü yabancı turistlere aittir (ĠZKA ve YÜ, 2012). Ġzmir e en çok turistin geldiği aylar Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül dür. Ġzmir e yurtdıģından gelen yabancı turistlerin tüm ülkelere göre dağılımı aģağıda gösterilmektedir (Tablo 117). Tablo 117: İzmir e Gelen Yabancı Turistlerin Ülkelere Göre Dağılımı, Ülke /2012 Değişim (%) Almanya ,25 Ġtalya ,18 Fransa ,88 Ġngiltere ,06 Hollanda ,66 Belçika ,32 A.B.D ,49 Ġrlanda ,69 Yunanistan ,39 Ġspanya ,81 Polonya ,10 Avusturya ,85 Ġsviçre ,81 Ġran ,89 Ġsveç ,20 Rusya Fed ,53 Belarus (B. Rusya) ,32 K.K.T.C ,07 Norveç ,27 Kanada ,81 Danimarka ,05 Avustralya ,16-15 ALMANYA FRANSA İTALYA İNGİLTERE /12% 245

246 G. Kore ,16 Finlandiya ,78 Çek Cum ,55 Brezilya ,96 Portekiz ,59 Japonya ,82 Azerbaycan ,16 G. Kıbrıs Rum Yön ,05 Bulgaristan ,82 Arjantin ,95 Slovakya ,00 Ukrayna ,78 Meksika ,56 Romanya ,26 Hırvatistan ,67 Slovenya ,70 Macaristan ,71 Filipinler ,76 Güney Afrika Cum ,16 Fas ,73 Lübnan ,51 Çin Halk Cum ,38 Makedonya ,07 Yeni Zellanda ,51 Lüksemburg ,36 ġili ,79 Litvanya ,90 Tunus ,51 Kolombiya ,75 Hindistan ,99 Ġsrail ,69 Bosna Hersek ,27 Arnavutluk ,54 Suriye ,14 Venezüella ,00 Malezya ,16 Malta ,69 Libya ,24 Kaynak: İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, d.3.b.1. Turistlerin Demografik Özellikleri Ġzmir in daha yüksek bir yaģam kalitesine kavuģabilmesi, bölgenin turizm ve yatırımlardan aldığı payı arttırması, bireylerin algılarının tesadüflere bırakmadan bizzat tasarlanması ve yönetilmesi ile iliģkilidir. Hedef kitle ve stratejik öncelikleri saptayarak tanıtım faaliyetlerini sistematize etmek, koordinasyon sağlamak, ilgili tüm kesimler arasında 246

247 sinerji yaratmak ve Ġzmir için bir marka kent stratejik planı oluģturmak amacıyla 2010 yılında Kentsel Pazarlama Stratejisi 100 hazırlanmıģtır. Bu kapsamda Ġzmir e gelen turistlerin demografik yapıları ve ülkesel kırılımları da incelenmiģtir. Ana hedef kitleyi yaģ arası, orta/yüksek gelir grubuna mensup, seyahat etmeyi seven, yerli ve yabancı turistlerin oluģturduğu tespit edilmiģtir. Yabancı turistler genellikle Avrupalı çiftler veya ailelerden oluģurken, yerli turistler ağırlıklı olarak Ġstanbul ve Ankara dan gelen gelir düzeyi yüksek kiģi ve ailelerden oluģmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı nın 2009 yılı verilerine dayanarak, Türkiye yi ve Ġzmir i ziyaret etmiģ turistlerin ülkesel bazda kırılımına baktığımızda, Ġzmir e gelen turist sayısının Türkiye ye gelen turist sayısının sadece % 5 i kadar olduğu görülmektedir. Ġzmir e daha çok Avrupa dan turist geldiği ve gelenler içerisinde 5 ülkenin (Almanya, Ġtalya, Fransa, Ġngiltere ve Hollanda) Ġzmir e gelen turistlerin yaklaģık % 80 ini oluģturduğu görülmektedir. Ġzmir, Ġtalya, Belçika, Fransa ve Hollanda dan Türkiye ortalamasının (% 5) oldukça üzerinde bir oranda turist çekebilmektedir. Ancak Ġzmir, Türkiye ye ciddi oranda turist gönderen Almanya, Rusya ve Ortadoğu ülkelerinden yeterince turist çekememektedir. Buna tarihi ve kültürel yakınlığını göz önüne alındığında Yunanistan ı da eklemek mümkündür. Kentsel pazarlama stratejisi kapsamında Ġzmir in yanı sıra Türkiye nin Ġzmir dıģındaki 17 ilinde ve ayrıca Avrupa, ABD ve Orta Doğu da 10 Ģehirde Ġzmir e yönelik algı ve bilinirlik araģtırması gerçekleģtirilmiģtir. Bu çalıģmanın sonucunda elde edilen özet bilgilere göre; Ġzmir turizminden, tarihine, sanayisine, insanına kadar bütün hedef kitleler nezdinde önemli özelliklere sahip olsa da, hiçbir özelliği rakiplerinden yeterince farklılaģacak oranda ön plana çıkamamaktadır. Ġzmir in özellikle yurtdıģındaki bilinirliği oldukça düģük olmasına rağmen gelen turistlerin ve yatırımcıların memnun kalması olumludur. Ek olarak Ġzmir in bütün hedef kitleler nezdinde bilinen görsel bir ikonu olmadığı düģünülmektedir. Yabancı turistlerde Efes, yerli turistlerde ise Saat Kulesi ve Kordon ön plana çıkmaktadır. Tüm hedef kitlelerde Mavi gibi dinlendirici bir renk genel olarak Ġzmir le özdeģleģen renk olarak görülmektedir. Ġzmirliler ise Ġzmir de yaģamaktan oldukça memnun fakat Ģehrin geliģimi açısından kaygılıdırlar. Yabancı Turistlerin İzmir le İlgili GZFT Analizi Turistler açısından Ġzmir in güçlü ve zayıf yanlarını, önündeki fırsatları ve tehdit oluģturabilecek unsurları aģağıdaki GZFT analizinde gösterilmiģtir (ġekil 74). YANLAR 100 Plan hazırlığı sürecinde Ġzmir in yanı sıra Türkiye nin Ġzmir dıģındaki 17 ilinde ve ayrıca Avrupa, ABD ve Orta Doğu da 10 Ģehirde Ġzmir e yönelik algı ve bilinirlik araģtırması gerçekleģtirilmiģtir. Ek olarak, ödüllü bir çevrimiçi anket düzenlenmiģ, bir facebook sayfası oluģturulmuģ ve Ġzmir in birçok ilçesinde yüz yüze görüģmeler yapılmıģtır. Ġzmir Bilinirlik ve Algı AraĢtırması kapsamında toplam kiģinin Ġzmir le ilgili görüģ ve önerileri alınmıģtır. 247

248 GÜÇLÜ Tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleri Lokal özellikleri (İnsanlar, yemekler vs.) Avrupa ya yakınlığı Gelenlerin yüksek memnuniyet oranı Çeşme nin premium yerli turistler arasındaki algısı ZAYIF Altyapı (Otel, direkt uçuş, havalimanı) Yabancı dil eksikliği Yetersiz tesisler Turistlerin ve operatörlerin yetersiz bilgisi İnternette İzmir le ilgili yeterli bilgi olmaması FIRSAT İzmir in profesyonelce tanıtılması Gelen turistin daha uzun kalması Sezonu uzatacak önermeler Alman, Rus, Yunan ve Ortadoğulu yüksek gelirli turistler Türkiye tanıtım kampanyasından faydalanma TEHDİT Turistler için giderek artan seçenek çokluğu ( Ör. Doğu Avrupa) Kentsel Pazarlama Strateji dokümanındaki aktivitelerin hayata geçirilememesi Şekil 74: Turistlerin Bakış Açısıyla İzmir in GZFT Analizi Kaynak: İzmir Kentsel Pazarlama Stratejisi 3.d.3.b.2. Turistlerin İzmir e Ulaşım Şekli Ġzmir e 2012 yılında hem hava hem de deniz yoluyla gelenlerin en fazla olduğu aylar Temmuz ve Ağustos tur (Tablo 118). Bir önceki yıla göre hava yoluyla gelen turist sayısı 2011 yılında % 14 artarken 2012 de % 0,5 gerilemiģtir. Deniz yoluyla gelen turist sayısı bir önceki yıla göre 2011 de % 31 artmıģ, 2012 de % 3 düģmüģtür. Hem hava hem de deniz yolu toplamında bir önceki yıla göre 2011 de % 20 artıģ, 2012 yılında % 1 düģüģ olmuģtur. Tablo 118: İzmir e Gelen Yabancıların Giriş Yoluna ve Aylara Göre Dağılımı, Değişim Oranı (%) Gelen Turist Sayısı (2012) Hava Deniz Toplam Ay Hava Deniz Toplam 2011/ / / / / /11 Ocak ,0-2,3 209,4-75,8 62,6-45,5 Şubat ,2-10,9 41,8-56,2 27,0-23,5 Mart ,7 2,9 195,4-73,5 97,5-33,5 Nisan ,4-12,9 50,0-12,8 73,6-12,9 Mayıs ,4 1,3 26,0-8,5 9,1-2,6 Haziran ,3 0,2-13,9 23,5 5,6 7,3 Temmuz ,1 6,5 22,3 29,6 9,9 13,6 Ağustos ,9 6,2 20,5-3,7 15,7 2,5 Eylül ,6 5,2 34,3 8,3 17,4 6,4 Ekim ,0-10,1 32,0 28,5 16,2 5,9 Kasım ,4-30,4 70,8-34,8 48,1-33,2 Aralık ,2-13,5-33,1 43,7-4,5 1,3 Toplam ,2-0,5 30,9-2,8 20,1-1,4 Kaynak: İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü,

249 Deniz yoluyla gelen turist sayıları aynı zamanda kruvaziyer turizmi istatistikleri ile iliģkilidir. Türkiye kruvaziyer turizminde Ġzmir, son yedi yıldır yükselen performansı ile dikkat çekmektedir. Ġzmir'e 2003 yılında 5 sefer ile 3,271 yolcu gelirken, bu sayılar 2012 de sırasıyla 286 ve olmuģtur (Tablo 119). Buna göre, döneminde sefer sayısı 56 kat, gelen yolcu sayısı ise 155 kat artmıģtır. Sefer ve yolcu sayıları yanında kruvaziyer baģına gelen yolcu sayısında da önemli geliģmeler meydana gelmiģtir yılında kruvaziyer baģına düģen 654 yolcu, 2010 da e yükselmiģ, 2012 de ise yolcu seviyesinde gerçekleģmiģtir. Ġzmir aldığı pay ile KuĢadası Limanı nın ardından Türkiye'nin ikinci büyük kruvaziyer limanıdır (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Tablo 119: İzmir e Gelen Yabancı Kruvaziyer Sayıları, Yıl İzmir Alsancak Limanı'na Yapılan Kruvaziyer Seferleriyle İzmir'e Toplam Kruvaziyer Sefer Sayısı Gelen Toplam Yolcu Sayısı Kaynak: İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, d.3.c. İzmir de Turizm Arzı ve Turizm Çeşitleri 3.d.3.c.1. Altyapı ve Üstyapı (Konaklama) Tesislerinin Durumu Ġzmir de otellerle birlikte diğer konaklama tesislerinin sayısı 2012 yılı Kasım ayı itibariyle 145 tir yılında olan yatak sayısı 2012 Kasım ayına kadar olan altı yıl boyunca sadece adet artmıģ ve ya çıkmıģtır. Aynı dönem içinde tesis sayısı ise toplam 15 adet artıģ göstermiģtir (Tablo 120). Tablo 120: Yıllar İtibariyle İşletme ve Yatırım Belgeli Tesis Sayıları ve Kapasiteleri, 2012 Yıllar Tesis Tesis Oda Oda sayısı Yatak Sayısı Yatak Sayısı sayısı sayısı sayısı (İşletme (İşletme (Yatırım (İşletme (Yatırım (Yatırım Belgeli) Belgeli) Belgeli) Belgeli) Belgeli) Belgeli) Kaynak: İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 2012 *2012 verileri 2012 Kasım sonu itibariyledir. 249

250 145 adet turizm iģletme belgeli otellerin % 37 si (53 adet) il merkezinde (Konak) olup, % 21 i ÇeĢme (29 adet), % 8.4 ü Selçuk (12 adet) ve % 7 si de Menderes ilçesinde (11 adet) yer almaktadır. BeĢ yıldızlı ve dört yıldızlı otellerin çok büyük bir bölümü de yine ÇeĢme, Selçuk, Menderes ve Konak ilçelerinde bulunmaktadır. Ġzmir in turizm iģletme belgeli otellerinin toplam oda sayısı olup, toplam yatak kapasitesi ise dır. Turizm yatırım belgeli konaklama tesislerinin sayısı Kasım 2012 itibariyle 44, oda sayısı 4.434, yatak kapasitesi ise tür. Ġzmir ilindeki turizm iģletme belgeli tesisler, 2011 yılı itibarıyla Ege Bölgesi ndeki turizm iģletme belgeli tesisler içerisinde tesis sayısı itibarıyla % 21,3 oranında pay alırken, oda ve yatak sayısı açısından sırasıyla % 18,2 ve % 17,6 oranlarında pay almaktadır. Türkiye genelindeki turizm iģletmeli belgeli tesisler içerisinde ise Ġzmir ilinin payı tesis sayısı itibarıyla % 5 iken, oda ve yatak sayısı itibarıyla % 4,1 dir. 3.d.3.c.2. İzmir de Turizm Çeşitleri Ġzmir ilinde genel olarak var olan ve geliģme olanağı görülen turizm çeģitleri arasında baģta deniz (kıyı) turizmi olmak üzere, kültür turizmi, inanç turizmi, kongre turizmi, kıģ turizmi, termal turizm, kruvaziyer turizmi, doğa turizmi, kamp ve karavan turizmi, spor turizmi, gastronomi turizmi ve ekoturizm sayılabilmektedir (ĠZKA ve YÜ, 2012). Deniz (Kıyı) Turizmi Deniz-kum-güneĢ üçlüsü olarak değerlendirilen deniz ya da kıyı turizmi, Ġzmir de talebin fazla olduğu türlerden biridir. Deniz turizmi için gerekli olan uzun kıyılar, temiz deniz, uygun kumsallar, doğal ve tarihi güzelliklerin yanında, uygun iklim koģullarına da sahip olması nedeniyle bu turizm türü geliģmeler göstermiģtir. Ġzmir ilinin Ege ye 629 kilometre kıyısı bulunmaktadır. Bunun 101 kilometresi doğal plaj niteliğindedir. Ġzmir kıyıları yarımada ve koylardan oluģan coğrafi yapısı nedeniyle plaj kullanımına da olanak vermektedir. Ġzmir in Ege Denizi kıyısında bulunan doğal kumsalları olarak güneyde Selçuk, Pamucak, Gümüldür ve Özdere plajları, batıda Urla-ÇeĢmealtı, Özbek, Gülbahçe, ÇeĢme-Ilıca, Altınkum ve Alaçatı ile kuzeyde Dikili, Çandarlı ve Foça sayılabilir. Kıyıların sahip olduğu koylar, bunların coğrafi özellikleri, mevcut antik kentler ve diğer değerler yat turizmini destekleyici özelliktedir. Yat turizmi açısından önem taģıyan limanlar arasında ÇeĢme Marina, ÇeĢme Setur Marina, Port Alaçatı Marina, Seferihisar Teos Marina ve Levent Marina baģta gelmektedir. Fuar Turizmi Ġlk defa 1927 de açılan Ġzmir Uluslararası Fuarı, Kültür Park ta her sene Eylül ayında gerçekleģtirilmekte olup Türkiye nin en köklü fuarı durumundadır. Ġzmir ilindeki fuar organizasyonları ağırlıklı olarak Ġzmir Kültürpark Fuar Alanı nda düzenlenmektedir. Ayrıca ÖdemiĢ Belediyesi tarafından 27 yıldır düzenlenen ÖdemiĢ Milli Fuarı ve Ege Üniversitesi tarafından 2005 yılından bu yana düzenlenmekte olan EgeArt Sanat Günleri bulunmaktadır. Ġzmir de ziyaretçi sayısı itibari ile öne çıkan fuarlar gelinlik ve mermer fuarlarıdır. IF Wedding Fashion İzmir adıyla anılan gelinlik fuarı ilk olarak 2007 yılında düzenlenmiģtir. Ġlk düzenlendiğinde olan ziyaretçi sayısı yıllar içinde ciddi bir artıģ göstererek

251 yılında kiģiye ulaģmıģtır. Uluslararası Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı (MARBLE) ise 1995 yılından beri düzenlenmektedir. MARBLE kendi alanında dünyanın ilk üç fuarından biri olarak kabul edilmesi yanında, Uluslararası Fuarcılık Endüstrisi Derneği (UFI) onaylı bir fuar niteliğindedir. Ayrıca yedincisi 5-8 Aralık 2013 te gerçekleģecek Travel Turkey Ġzmir Turizm Fuar ve Konferansı Türkiye nin önemli uluslararası turizm fuarları arasına girmiģtir. Nu fuarın altıncısını 47 ülkeden 778 firma ve kiģi ziyaret etmiģtir. Kültür Turizmi Doğal ve tarihi güzellikleri, turizme uygun iklim koģulları, yeterli konaklama ve ulaģım altyapısı ile Ġzmir, turizm potansiyeli yüksek illerimizden biridir. Ġzmir, turizme bugünkü anlamda yakın tarihte baģlamıģ olmasına rağmen, tarihi özelliklerini incelendiğinde, her zaman turizmle iç içe olduğu görülmektedir. Deniz, güneģ, kum üçlüsünün yanı sıra Ġzmir- Merkez, Bergama, ÇeĢme, ÖdemiĢ, Tire, Selçuk Müzeleri, Efes ve Bergama Ören yerleri ile kültürel turizm olanaklarını Türkiye de ilk sırada sunan ildir. ġehir merkezinde antik dönemden beri varlığını korumuģ olan Smyrna (Tepekule), Kadifekale ve dünyanın en büyük agorası olarak bilinen kent merkezindeki Smyrna Agorası ile kendine has dokuya sahip Kemeraltı ÇarĢısı, camileri, kiliseleri, havraları, hanları, çeģmeleri turizm yönünden çekim merkezleridir. İnanç Turizmi Ġzmir üç semavi dinin inananlarının Ġzmirli olma bilinciyle bir arada yaģadığı, yüzyıllara dayanan dostluk ve arkadaģlıkların sürdürüldüğü hoģgörü kentidir. Hıristiyanlığın yayıldığı ilk yedi kilisenin, yani ilk yedi Hıristiyan cemaatinin üçünü sınırları içerisinde barındırmaktadır. Ege Bölgesi nde yer alan Yedi Kiliseler in üçü Ġzmir de (Smyrna/Ġzmir, Ephesus/Selçuk ve Pergamon/Bergama), üçü Manisa da (Sardes/Salihli, Philedelphia/AlaĢehir, Thyateira/Akhisar), biri Denizli de (Laodikeia/Denizli) bulunmaktadır. Meryem adına yapılmıģ ve Birinci Efes Konsili nin toplandığı Meryem Kilisesi (Çifte Kiliseler) Efes Antik Kenti nde yer almaktadır. Hz. Ġsa nın annesini emanet ettiği Ġncil yazarı St. Jean ın mezarının içerisinde bulunduğu St. Jean Bazilikası ve Yedi Uyuyanlar Mağarası yine Selçuk tadır. Bülbüldağı nda bulunan, Meryem Ana nın son yıllarını yaģadığı ve öldüğüne inanılan Meryem Ana Evi Hıristiyanlığın önemli Hac merkezlerindendir. Her yıl 15 Ağustos ta Hıristiyanların Hacı oldukları göğe yükseliģ törenleri yapılmaktadır de Papa VI. Paul, 1979 da Papa II. Jean Paul ve 2006 da Papa XVI. Benedict Efes ve Meryem Ana Evini ziyaret ederek Hacı olmuģtur. Müslümanlarca da kutsal sayılan Meryem Ana Evi her yıl binlerce turisti çekmektedir. Ġzmir de yine Ġzmirli Musevi cemaatinin kullanmakta olduğu önemli havralar (sinagog) bu dine mensup turistler tarafından ziyaret edilmektedir [Sinyora (Giveret), Algazi, Berk Holim, ġaar AĢamayın, Bet Ġsrael gibi]. Zamanın ünlü Musevi iģ adamı Nesim Levi 1097 yılında iki mahalleyi birleģtiren Tarihi Asansör ü Ġzmirlilere armağan etmiģtir. Günümüzde restoran ve kafesiyle ilgi çeken önemli bir seyir yeri olması yanında, Ġzmir aģığı ünlü Ģarkıcı Dario Moreno nun yaģadığı evin yer aldığı ve aynı isimle anılan sokağı ile ünlüdür. 251

252 Ġl merkezinde özellikle tarihi Kemeraltı nda yer alan Hisar, ġadırvan, Kemeraltı, Salepçioğlu, Kestane Pazarı ve Konak (Yalı) gibi önemli camiler mimari özellikleri ile de ilgi çekmektedir. Bergama, ÇeĢme, Foça, ÖdemiĢ-Birgi, Selçuk, Tire gibi ilçelerde, Beylikler ve Osmanlı dönemlerine ait iģçilik ve mimari özellikleriyle dikkatleri çeken çeģme, hamam, cami, medrese, han, bedesten, konak gibi Ġslam mimarisinin güzel örneği yapılara rastlanmaktadır. Kongre Turizmi Ġzmir Türkiye de ilk Uluslararası Sanayi Fuarı na ev sahipliği yapması ile iģ, kongre ve fuarlar kenti olmaya layık bir ildir. Ġklim koģullarının uygun olması ile tüm yıl kongre turizmi imkânına sahiptir. Ayrıca dokuz üniversitenin bulunması, bu turizm türünü desteklemektedir. Ġzmir de kongre turizminin geliģmesi öncelikle mevsimlik yoğunlaģmayı tüm yıla yayma kapasitesi yaratacaktır. Kongrelerin genellikle Nisan, Mayıs, Haziran, Eylül, Ekim ve Kasım aylarında düzenlenmesi, Ġzmir in kongre turizmi ile klasik turizm anlayıģından uzaklaģabileceğini göstermektedir. Kış Turizmi Ege Bölgesi nde, Gediz ve Küçük Menderes ırmaklarının arasında yer alan Bozdağ yükseltisinin kuzey yamaçlarında doğal pistlerin olması, kayak sporlarına olanak vermektedir. Kayak merkezinde üç açık pist, on doğal pist mevcuttur ve bunların kayakçı kapasitesi yaklaģık kiģidir. Termal Turizmi Ġzmir de geçmiģ yüzyıllarda da Ģifa bulmak amacıyla kullanılmıģ pek çok sıcak su kaynağı bulunmaktadır. Balçova Kaplıcaları, Bayındır Ilıcaları, Bergama Kaplıcaları, Menemen Ilıcaları, llıcagöl Ilıcası, TavĢan Adası Ilıcası, ÇeĢme Ilıcaları, ġifne (Reisdere) Kaplıcası ve Çamuru, Seferihisar Kaplıcaları, Urla Ilıcaları (Malkoç içmeleri) ve Gülbahçe Ilıcalarında hâlâ termal turizm yapılmaktadır. Kaplıcalarda, sıcak su, çamur banyosu ve içme suları bulunmakta, modern tıbbın imkânlarından da yararlanılarak farklı tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Gerek yurtiçinden gerekse yurtdıģından pek çok insan kaplıcalara ilgi göstermektedir. Ayrıca Dikili, Bayındır, Seferihisar ilçelerindeki potansiyel termal alanların planlama çalıģmaları devam etmektedir. Yayla Turizmi ÖdemiĢ ilçesinin Bozdağ Gölcük Yaylası ve yine aynı bölgedeki Subatan Yaylası, KarĢıyaka ilçesinin kuzeyindeki Yamanlar Dağı üzerinde bulunan Karagöl ve Bergama ilçesini çevreleyen dağlardan kuzeydeki Madra Dağı nda bulunan Kozak Yaylası günübirlik turizme ve yayla turizmine elveriģli alanlardır. Kamp Karavan Turizmi ÇeĢme, Foça, Gaziemir, Gümüldür, Seferihisar, Selçuk ta çadırlı kamp ve karavan kamping hizmeti verilmektedir. 252

253 Ornitoloji (Kuş Gözetleme Turizmi) Çiğli ilçesindeki Ġzmir Çamaltı Tuzlası nın içinde bulunduğu hektarlık alan 1982 yılında Su KuĢları Koruma ve Üretme Sahası olarak tescil edilmiģtir. Bunun yanı sıra, bu alanın sahip olduğu doğal ve kültürel zenginliklerden ötürü de doğal ve arkeolojik sit alanı, Yaban Hayatı Koruma Sahası ve Uluslararası Koruma Statüsü olan RAMSAR alanı olarak ilan edilmiģtir. Ġzmir in yanı baģından MaviĢehir den baģlayan Gediz Deltası Sulak Alan Koruma Bölgesi, Foça Tepeleri ne kadar uzanan yaklaģık hektarlık bir alanı ifade etmektedir. Ġçinde lagünler, kıyı bataklıkları, tuzcul çayırlar, kumullar, tuzlalar, tatlı su bataklıkları, tepeler gibi pek çok farklı yaģam alanını içeren alan çok sayıda canlı türüne ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle kuģlar açısından çok zengin olması nedeniyle Ġzmir KuĢ Cenneti olarak da adlandırılan bölgede bu zamana kadar 289 kuģ türü kaydedilmiģtir. Bölgeye her yıl ortalama 50,000 kuģ uğramaktadır. Bu yüzden Ġzmir KuĢ Cenneti, kuģ türleri açısından Türkiye nin en zengin doğal alanlarından biri konumundadır. Ülkemizde Flamingo (Phoenicopterus roseus) nun ürediği iki alandan, Tepeli Pelikan (Pelecanus crispus) ın ürediği beģ alandan biri ve Kara Gagalı Sumru (Sterna sandvicensis) nun ürediği tek alandır. KıĢ aylarında, alanda in üzerinde Flamingo görmek mümkündür. Diğer kuģ türleri arasında Leylek (Ciconia ciconia), Kerkenez (Falco tinnunculus), Deniz Saksağanı (Haemetopus ostralegus), Deniz Kırlangıcı (Sterna hirundo), Uzun Bacak (Himantopus himantopus), Angıt (Tadorna Ferruginae), YeĢilbaĢ Ördek (Anas platyrhynchos), Delice Doğan (Falco subbuteo), Yalı Çapkını (Alcedo atthis) en dikkat çekicileridir. Spor Turizmi ÇeĢitli rüzgâr koģulları ve ideal sörf alanı ile ÇeĢme nin Alaçatı mevkii, Avrupa nın en önemli sörf merkezlerinden biridir. Çatalkaya ile Yamanlar Dağı, dağ sporlarının amatör düzeyde yapıldığı yerlerdir. Bunun dıģında, Ġzmir Körfezi ne inen dağ silsileleri içinde kuzeydeki Madra Dağları metreyi geçen yüksekliği ile dağcılık açısından son derece elveriģlidir. Ġzmir yelken turizmi için de oldukça elveriģli olup özellikle ÇeĢme nin rüzgarının uluslar arası değerde olması, bu alanda Ġzmir i Türkiye nin önde gelen yerlerinden biri haline getirmiģtir. Ġzmir de yapılan turizm amaçlı sportif faaliyetlere aģağıda yer verilmektedir. Dağ ve Doğa Yürüyüşleri Ġzmir de doğal güzellikleri ile öne çıkan bir çok dağ, yayla ve göl çevresi bulunmaktadır. Özellikle hafta sonları dağcılık, doğa yürüyüģ, fotoğraf kulüp ve dernekleri bir çok etkinlik organize etmektedir. Özellikle Bergama Kozak Yaylası, KemalpaĢa Nif Dağı, Buca Kaynaklar, ÖdemiĢ Bozdağ, ÖdemiĢ Gölcük Yaylası, ÖdemiĢ Subatan Yaylası, Özdere Kalemlik Ormanı, Selçuk Meryem Ana, Belevi Keçi Kalesi, Yamanlar Dağı-Karagöl, Bornova Çiçekli Köy, Bornova Homeros Vadisi, Balçova ve Urla Demircili doğa ve macera tutkunlarının tercih ettiği güzergahlardır. Yamaç Paraşütü Ġzmir de Tire ve ÖdemiĢ ilçeleri yamaç paraģütü tutkunlarının tercih ettiği önemli noktalardır. Tire Güme Dağlarında 800, 1000 ve 1200 metrelerde, ÖdemiĢ Bozdağ da 1400 metrelerde ve ÖdemiĢ Eseli Tepesinde metrelerde, ulaģımı kolay uygun çıkıģ noktaları mevcuttur. 253

254 Rüzgar Sörfü ve Uçurtma Sörfü Alaçatı Yumru Koyu coğrafi konumu, yılın on bir ayı dinmeyen rüzgârı, sığ yapısıyla uçurtma sörfü ve rüzgar sörfü sporları için dünyanın en çok tercih edilen alanlarındandır. Söz konusu alan dünya, Avrupa ve Türkiye rüzgar sörfü Ģampiyonalarına ve daha bir çok uluslararası organizasyona ev sahipliği yapmaktadır. Bölgede kalite standartları yüksek konaklama ve yeme-içme tesisleri ile çok sayıda sörf eğitimi veren nitelikli merkezler faaliyet göstermektedir. ÇeĢme den 10 kilometre uzaklıktaki Çiftlikköy de bulunan Pırlanta Plajı, adını pırlanta gibi parlayan kumundan almıģtır. Rüzgarı ve dalgalarıyla meģhurdur. Dünyada son yılların gözde ekstrem sporlarından uçurtma sörfü için ideal bir coğrafi yapıya sahiptir. Alanda kite surf hizmeti veren bir tesis bulunmaktadır. Son yıllarda uçurtma sörfü ve rüzgar sörfü sporunda Alaçatı nın yaptığı atılım Ġzmir de bu spora gönül vermiģ bir çok sporcu için örnek oluģturmuģ ve uygun alan arayıģları baģlamıģtır. Bunun uzantısında Urla Ġçmelerde uçurtma sörfü ve rüzgar sörfü, Çandarlı ve Foça da rüzgar sörfü faaliyetleri baģlamıģtır. Yelken Ġzmir de yelken sporuna uygun birçok alan bulunmaktadır. Özellikle ÇeĢme Altınyunus Oteli, Foça Neilson Fokai Otel, Seferihisar Neilson Club Teos, Seferihisar Kır Atlantis Otel bünyesinde yelken sporu yapılmaktadır. Ayrıca, birçok kulüp yelken sporu ile ilgili faaliyet göstermektedir. Yelken sporuna uygun alanlar, yurt dıģından da yoğun talep görmektedir. Ġzmir yelken sporunda birçok milli sporcu yetiģtirmiģtir. Söz konusu sporcular gerek sportif faaliyet iģletmesi, gerek kulüp bünyesinde yelken sporunun yaygınlaģması ve turizme hizmet vermesi anlamında yoğun bir faaliyet sürdürmektedir. Bunun dıģında ÇeĢme, Menderes, Seferihisar, Karaburun, Foça, Dikili, Selçuk Ġlçelerinde faaliyet gösteren tesis önü plajlarda ve diğer plajlarda jet ski, banana, su kayağı, deniz bisikleti, kano vb. araçlarla su üstü sportif faaliyet hizmeti verilmektedir. Sualtı Dalış Karaburun, Menderes, Selçuk, Foça, ÇeĢme, Urla, Seferihisar, Dikili bölgelerinde dalıģ tutkunlarının tercih ettiği, denizaltı zenginliklerinin görülebildiği dalıģa uygun noktalar bulunmaktadır. Ġzmir de dalıģ eğitimi veren birçok dalıģ merkezi faaliyet göstermektedir. Söz konusu dalıģ merkezlerinde profesyonel dalıģ yapanlara hizmet verildiği gibi eğitim amaçlı dalıģ hizmetleri de verilmektedir. At Safari ve At Biniciliği KemalpaĢa ve Selçuk ilçelerinde doğal güzellikler ve muhteģem manzara eģliğinde at safari yapma imkânı bulunmaktadır. Ayrıca Urla, Seferihisar, KemalpaĢa ilçelerinde bulunan at çiftliklerindeki haralarda at biniciliği hizmeti verilmektedir. Cip Safari Selçuk ilçesi ve Menderes ilçesi Özdere Mahallesi nde cip safari hizmeti verilmektedir. Söz konusu faaliyet turistlere çam kokulu ormanlarda, muhteģem doğal güzellikler eģliğinde, çeģit çeģit bitki kokusunun birbirine karıģtığı parkurlarda unutamayacakları bir deneyim yaģatmaktadır. 254

255 ATV (QUAD) Safari ATV (QUAD) Safari 4 tekerlekli motosikletlerle doğal hayatın içinde yapılan bir adrenalin sporudur. Selçuk ta yapma imkanı bulunmaktadır. Sağlık Turizmi Harita 29: İlçelere Göre Turizm Türleri Kaynak: Aykaç Yanardağ, A.;Yanardağ, M.Ö. 2009; İZKA ve YÜ, 2012 Ġzmir de turizm çeģitlerinde sağlık turizmi önemli potansiyeli ile göze çarpmaktadır. Dünyada ve Türkiye de sağlık turizmi son yıllarda hızla yükselen bir eğilimdir. Ġkamet ettiği ülkeden baģka bir ülkeye herhangi bir sebeple tedavi amaçla gidilmesine sağlık turizmi, tedavi amaçlı gidene ise sağlık turisti denilmektedir (Sağlık Bakanlığı, 2012b). Sağlık turizminin sadece hastanelerde tedavi olunması biçiminde dar kapsamlı bir turizm çeģidi olarak değerlendirilmemesi gerekir. Sağlıklı yaģam sunan her türlü turizm sağlık turizmi kabul etmek gerekmekle birlikte sağlık turizmi tıp, termal, yaģlı ve engelli turizmi olmak üzere üç ana baģlıkta değerlendirilmektedir. Türkiye de de sağlık turizmi geliģmekte olup genellikle Almanya, Hollanda, Fransa, Türk Cumhuriyetleri ve Orta Doğu dan bu amaçla turist gelmektedir. Turistlerin yaklaģık % 92 si özel hastane, % 8 i ise kamu hastanelerinde tedavi görmektedir. Sağlık turizmi için gelen turistlerin ağırlıklı olarak göz, diģ, ortopedi, onkoloji, plastik cerrahi ve beyin cerrahisi alanlarında tedavi için geldikleri bilinmektedir. Türkiye de yılları arasında sağlık turizmi için gelinen iller arasında Ġstanbul, Kayseri, Adana ve Gaziantep sırasıyla ilk 4 ili oluģturmaktadır (Tablo 121). Genel olarak düģük yabancı turist sayısına sahip Kayseri ilinin çok sayıda yabancı hasta çekiyor olması 255

256 dikkat çekicidir. Ġzmir ili arasında yedinci sıradaki yerini ve Türkiye genelinde almıģ olduğu % 3 oranı korumuģtur yılında yabancı hasta sayısı Türkiye genelinde % 25, Ġzmir de % 27 artmıģtır yılına gelindiğinde, Türkiye deki % 19,7 lik azalmaya paralel olarak Ġzmir de de % 18 lik azalma gerçekleģmiģtir. Ġzmir in potansiyelleri doğrultusunda sağlık turisti çekme becerisini yükseltilebileceği düģünülmektedir. Tablo 121: Yıllara Göre En Çok Yabancı Sağlık Turisti Gelen İlk 10 İl, Türkiye' 2008/ /2010 Toplam Türkiye'd Toplam deki Değişim Değişim (Devlet eki payı (Devlet Payı (%) (%) ve Özel) ve Özel) 2008 Toplam (Devlet ve Özel) Türkiye' deki payı Türkiye , ,7 100 Ġstanbul , ,9 50, ,2 42,3 Kayseri , ,2 14, ,1 14,6 Adana , ,1 6, ,0 9,2 Gaziantep , ,4 4, ,6 7,6 Ankara , ,9 3, ,8 3,7 Antalya , ,6 3, ,2 3,6 İzmir , ,0 3, ,0 3,2 Isparta , ,2 2, ,2 2,4 Trabzon , ,9 2, ,4 2,2 Kocaeli 615 0, ,9 1, ,5 2,5 Kaynak: Sağlık Bakanlığı, 2012c Mavi Bayraklı Plajlar Plajlar ve marinalar için Mavi Bayrak Programı kar amacı gütmeyen uluslararası bir sivil toplum örgütü olan Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı (FEE) tarafından yürütülmektedir. Mavi Bayrak Programı, tatlı su ve deniz alanlarında sürdürülebilir kalkınmayı desteklemektedir. Program ile yüzme suyu kalitesi, çevre yönetimi, çevre eğitimi ve can güvenliği konularında yüksek standartlara ulaģmak için yerel yönetimler ve plaj iģletmeleri teģvik edilmektedir. Yapılan uygulamalar sonucunda mavi bayrak, yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde turizm ve çevre sektörlerini bir araya getiren saygın ve tanınmıģ bir ekoetiket haline gelmiģtir (TÜRÇEV, 2012) Türkiye de Mavi Bayrak Programı 1993 yılından bu yana uygulanmaktadır. Ödüle hak kazanan plaj sayısı her yıl istikrarlı bir Ģekilde artıģ göstermektedir. Mavi bayraklı plaj sayısı 2010 yılında 314 iken 2011 ve 2012 yıllarında sırasıyla 324 ve 355 e ulaģmıģtır yılı itibariyle, en çok mavi bayraklı plaja sahip Antalya ili 190 plaj ile Türkiye toplamının yarısından fazlasını (% 53,5) oluģturmaktadır. Muğla ili 76 plaj (% 21,4) ile ikinci sırada yer alırken, Ġzmir 32 plaj (% 9) ile üçüncü sıradadır (Tablo 122). Tablo 122: İllere Göre Mavi Bayraklı Plaj Sayıları, 2012 İl Adı Plaj Sayısı Antalya 190 Muğla 76 Ġzmir 32 Aydın 22 Balıkesir 17 Mersin 8 Çanakkale 5 256

257 Ġstanbul 2 Düzce 1 Kocaeli 1 Tekirdağ 1 Toplam 355 Kaynak: TÜRÇEV, 2012 ÇeĢme ilçesi en çok mavi bayraklı plaja sahip ilçe olarak öne çıkmaktadır. Ġzmir deki mavi bayraklı plajların % 25 i ÇeĢme de yer alırken Foça ve Menderes-Gümüldür % 19 ile takip etmektedir (Tablo 123). Mavi bayraklı plajlar dıģında Ġzmir de iki tane de mavi bayraklı marina yer almaktadır. Çevreci ve sürdürülebilir kalkınmanın turizm açısından önemli bir göstergesi olan mavi bayraklı plaj sayılarının artırılması için bilinçlendirme faaliyetleri ve teģvik edici çalıģmalar önem taģımaktadır. Tablo 123: İlçelere Göre Mavi Bayraklı Plajların Dağılımı, 2012 İlçe Plaj Sayısı ÇeĢme - Merkez 8 Menderes - Gümüldür 6 Foça - Merkez 6 Seferihisar - Merkez 4 Dikili - Merkez 3 Selçuk - Pamucak 3 Karaburun 2 Toplam 32 Kaynak: İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, d.4. Finansal Sektör Bankacılık Tasarrufların yatırıma dönüģtürülmesine aracılık eden finansal piyasalar, ekonominin canlılığını ve devamlılığını sağlamak açısından önem arz etmektedir. Paranın bireyler, sektörler ve zamanlar arasında yer değiģtirmesine imkân veren finansal sektör, bu anlamda iģlevselliğinin ötesinde bağımsız bir ekonomik sektör olarak da gerek üretilen hizmetin değeri gerekse yaratılan istihdam açısından önemli bir yer tutmaktadır. 101 Küresel ekonomik krizin hem kaynağını aldığı hem de en yoğun olarak etkilediği sektör olan finans sektörünün, AB ve ABD ile karģılaģtırıldığında Türkiye de pozisyonunu oldukça baģarılı biçimde koruduğu belirtilmelidir. Küresel krizin etkisinin en yoğun hissedildiği 2009 yılında ABD, Japonya, Ġngiltere ve Fransa gibi pek çok geliģmiģ ülkede mevduat düzeyi (2008 yılına göre) azalırken Türkiye de % 11,7 düzeyinde artıģ göstermiģtir (BDDK, 2012). Ġzmir özelinde bakıldığında, olumlu tablonun geçerliliğini sürdürdüğü değerlendirilmektedir. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) verilerine göre, döneminde Ġzmir de var olan mevduat 3,7 kat artmıģtır yılında toplam mevduat milyon TL düzeyinde gerçekleģirken bunun milyon TL sini (% 61,2) tasarruf mevduatı oluģturmuģtur 101 Bölgesel düzeyde veriye eriģim konusunda karģılaģılan sıkıntı dolayısıyla finansal sektöre iliģkin bölüm bankacılık ve vadeli iģlem ve opsiyon borsası konularıyla sınırlı kalmıģtır. 257

258 (Tablo 124). Dikkat çeken bir husus, küresel ekonomik kriz döneminde kıymetli madenlere yönelik talepte kaydedilen artıģa ve bankacılık sisteminin bu talebi (dolayısıyla bu yolla tutulan tasarrufları) sisteme dahil etme çabasıyla geliģtirdikleri mekanizmalara bağlı olarak kıymetli madenler depo hesaplarında kaydedilen artıģtır. Tablo 124: İzmir'de Mevduatın Türlerine Göre Dağılımı, , milyon TL YIL Kıymetli Tasarru Resmi Ticari Bankala Döviz Diğer Madenle f Kuruluşla Kuruluşla r Tevdia Kuruluşla r Depo Mevdua r r Mevdua t r Hesapla tı Mevduatı Mevduatı tı Hesabı Mevduatı rı Toplam Kaynak: TBB, 2013 Toplam mevduatta bir önceki yıla göre kaydedilen artıģ oranları Ġzmir bankacılık sektörünün, yaģanan küresel krizin Türkiye yansımalarından bir oranda etkilendiğine iģaret etmektedir yıllarında % 25 in üzerinde gerçekleģen artıģ oranı 2007 yılında % 12 düzeyine gerilemesine karģın 2008 yılında % 29,5 seviyesine ulaģmıģken, küresel krizin etkisinin en yoğun Ģekilde hissedildiği 2009 yılından itibaren, yıllar itibariyle % 10,8, % 14,5 % 14,3 ve % 9,9 olarak gerçekleģmiģtir. Mevduat artıģı, ekonomik geliģmenin finansmanı noktasında önem taģımaktadır. Yurtiçi toplam mevduat içinde Ġzmir in payı döneminde % 5-6 dolayında seyretmiģtir döneminde kaydedilen gerilemenin 2011 yılında sıçrama yaptığı ve 2012 yılında ortalama değerlere dönmüģ olduğu görülmektedir (ġekil 75). 258

259 0,059 0,058 0,057 0,056 0,055 0,054 0,053 0,052 0, Şekil 75: İzmir Toplam Mevduat Payı, Kaynak: TBB, 2013 Özel sektörün ve ekonominin güçlendirilmesi açısından finansmana eriģim, en temel parametrelerden biridir. Konu, özelde yabancı doğrudan yatırımcıların yatırım ortamı değerlendirmeleri açısından da önem arz etmektedir. Ġzmir de kredilerde kaydedilen artıģ ve azalma eğilimlerinin izlenmesi, azalma eğilimi durumlarında sorun tespiti yaparak tıkanma kanallarına müdahale edilmesini sağlayacaktır. Bu çerçevede, TBB verileri kullanılarak döneminde kredilerin ihtisas kredileri, ihtisas dıģı krediler ve toplam krediler olarak iller bazında dağılımı incelenmiģtir. Toplam krediler, ekonomik krizin de etkilerinin güçlü olduğu yıllarında en yüksek düzeyine (% 6,4) ulaģmıģ, izleyen yıllarda 2004 düzeyine (% 5,9) kadar gerilemiģtir. Ġzmir in ihtisas kredilerindeki payı 2007 yılından sonra önemli bir değiģiklik göstermemiģtir. Ġhtisas dıģı kredilerin payları 2008 yılında en yüksek değeri olan % 5,9 düzeyine ulaģmıģ, izleyen yıllarda % 5,5 düzeyine gerilemiģ ve 2012 yılında %5,6 düzeyinde gerçekleģmiģtir (ġekil 76). 7,0 6,0 5,0 4,0 3,0 2,0 İhtisas Kredileri İhtisas Dışı Krediler Toplam 1,0 0, Şekil 76: İzmir deki Kredilerin Toplam Krediler İçindeki Payı, , (%) Kaynak: TBB,

260 Ġzmir ölçeğinde kredilerin dağılımına iliģkin veriler, döneminde ihtisas kredilerinin toplam krediler içindeki payında azalma olduğunu göstermektedir. Buna göre 2004 yılında % 12,1 düzeyinde gerçekleģmiģ olan bu pay 2012 yılı itibariyle % 7,2 düzeyine gerilemiģtir. Bu azalma eğilimi, ülke genelinde gerçekleģen eğilime paralellik göstermektedir. Ulusal ölçekte değerlendirildiğinde 102, döneminde, ihtisas kredilerinin toplam krediler içindeki payı 2004 yılındaki % 9,3 ile 2008 yılında kaydedilen % 6,2 düzeyi arasında değiģiklik göstermiģ ve 2012 yılı itibariyle % 6,1 olarak gerçekleģmiģtir. Diğer yandan, son yıllarda Ġzmir de kullanılan tarım kredilerinde önemli artıģ görülmüģtür (Tablo 125). Bu durum, özellikle Ġzmir de ekonomik krizi takip eden yıllarda kaydedilen tarım sektörü geliģmeleriyle (örneğin tarımsal istihdamın önemli düzeyde artmasıyla) paralellik arz etmektedir. Diğer ihtisas kredileri Ġzmir için ilgi çekici bir veri sunmamaktadır. Tablo 125: Yıllar İtibariyle Kredilerin Dağılımı, bin TL, İzmir Yıl İhtisas Kredileri İht. Dışı Tarım Gayrimenkul Mesleki Denizcilik Turizm Diğer Krediler Toplam , ,961 42, , ,503 37, , ,568 26, , ,419 18, ,039 18, ,135 14, ,167 10, ,085 7, ,475 5,093 Kaynak: TBB, 2013 Bankacılık sektörünün aracılık fonksiyonunun önemli bir göstergesi kredi/mevduat oranıdır. Gerek Ġzmir gerekse Türkiye genelinde kredi/mevduat oranı döneminde (2009 yılı hariç) artmıģtır (Tablo 126). Ġzmir de 2003 yılında % 41,8 gibi oldukça düģük bir düzeyde olan kredi/mevduat oranı, 2012 yılında % 102,4 düzeyine ulaģmıģtır yılına kadar Ġzmir deki kredi/mevduat oranı Türkiye ortalamasının altında kalmıģtır. BaĢka bir deyiģle 2010 yılına kadar ilde kullanılan krediler, il mevduat düzeyinin oldukça altında seyretmiģtir (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). Tablo 126: Kredi/Mevduat Oranı, , (%) Yıllar Türkiye Ege Bölgesi İzmir ,9 37,1 41, ,9 45,0 45, ,1 57,5 55, ,8 64,3 59, ,2 75,1 70, ,3 77,0 70, ,8 70,3 65, ,5 84,8 80,5 102 Belirtilen veriler Ġller Bankası A.ġ., Kıbrıs ve yabancı ülkelerdeki kredi gerçekleģmelerini de kapsamaktadır. Ancak Ġzmir özeli değerlendirmeleri belirtilen veriler hariç tutularak, yurtiçi gerçekleģmeleri düzeyinde hesaplanmıģtır. 260

261 ,6 100,6 98, ,2 106,7 102,4 Kaynak: TBB, 2013 Bankacılık hizmetlerine eriģim imkanlarının geliģmiģliği, gerek bu hizmetlere iliģkin farkındalığın artırılması gerekse bankaların özellikle KOBĠ lerle kurduğu kurumsal iliģkilerin derinleģmesine olanak tanıması açısından önem arz etmektedir. Her ne kadar son yıllarda internet ve telefon bankacılığı hizmetleri önemli düzeyde geliģmekte ise de, özellikle toplumda internet okuryazarlığı konusundaki yetersizlikler ve bazı kültürel faktörler, yüz yüze temasın önemini korumasına neden olmaktadır. Bu noktada, bölgesel ve yerel birimler düzeyinde banka Ģube sayısı, banka çalıģanı baģına nüfus gibi göstergeler önemini korumaktadır. Ġzmir de banka Ģubesi sayıları yıllara göre incelendiğinde, son yıllarda Ģube sayısı artıģ hızında bir gerileme tespit edilmektedir (Tablo 127). Bu durumun önemli sebeplerinden biri ekonomik kriz koģulları iken bir diğeri yukarda da değinildiği üzere elektronik bankacılık hizmetlerinin yaygınlaģmıģ olması olarak değerlendirilmektedir. Tablo 127: İzmir Banka Şube Verileri, Gösterge ġube sayısı ġube yüzde dağılımı (%) 7,7 7,7 7,8 7,5 7,5 7,4 7,3 7,2 Bir önceki yıla göre artıģ Kaynak: TBB, 2012 Ġzmir de banka türleri bazında banka Ģubelerinin sayısı incelendiğinde toplam 736 banka Ģubesinin büyük çoğunluğunun mevduat bankalarından oluģtuğu görülmektedir. Mevduat bankaları içinde özel sermayeli bankalar, kamu sermayeli bankalara göre daha büyük bir orana sahiptir (Tablo 128). Tablo 128: Banka Şube Sayılarının Dağılımı, İzmir Bankalar Şube Sayıları Sektör 736 Mevduat Bankaları 733 Kamusal Sermayeli Bankalar 208 Özel Sermayeli Bankalar 376 Yabancı Bankalar 149 Türkiye de KurulmuĢ Yabancı Bankalar 147 Türkiye de ġube Açan Yabancı Bankalar 2 Kalkınma ve Yatırım Bankaları 3 Kamusal Sermayeli Bankalar 2 Özel Sermayeli Bankalar 1 Ġlde bulunan banka sayısı 27 Kaynak: TBB, 2013 Banka Ģubelerinin ilçe bazında dağılımı, hizmete eriģim açısından sınırlı düzeyde değerlendirmede bulunmaya imkân tanımaktadır yılı itibariyle en fazla banka Ģubesine sahip ilçeler Konak, Bornova ve KarĢıyaka dır (Tablo 129). 261

262 Tablo 129: İlçeler İtibariyle Banka Şubeleri, İlçe İlçe Aliağa Karşıyaka Balçova Kemalpaşa Bayındır Kınık Bayraklı Kiraz Bergama Konak Beydağ Menderes Bornova Menemen Buca Merkez İlçe Çeşme Narlıdere Çiğli Ödemiş Dikili Seferihisar Foça Selçuk Gaziemir Tire Güzelbahçe Torbalı Karabağlar Urla Karaburun İzmir Toplam Kaynak: TBB, 2013 Bankacılık sisteminin banka Ģubeleriyle kısıtlı olmayan hizmet sunma araçları arasında, son yıllarda kullanımı hayli yaygınlaģan bankamatikler (ATM) ve pos cihazları (banka/kredi kartı hesabından ödeme yapmaya imkan veren cihazlar) gelmektedir. TBB verilerine göre 2012 yılı itibariyle Ġzmir de bulunan ATM sayısı 2.452, pos sayısı ve pos üye iģyeri sayısı dir. Bankacılık sektörü nitelikli iģgücü için önemi artan bir istihdam alanıdır. TBB 2012 yılı verilerine göre Türkiye bankacılık sektörü toplam olarak çalıģan istihdam etmiģtir. Bu çalıģanların 675 i Kıbrıs ve diğer yabancı ülkelerde ü ise yurtiçinde görev yapmıģtır. Yurtiçinde görev yapan bankacılık sektörü çalıģanlarının ĠBBS Düzey 1 bölgelerine dağılımına göre sektörde çalıģanların i (% 44) küresel düzeyde bir finans merkezi olma iddiasına sahip olan Ġstanbul da bulunmaktadır. Ġstanbul u, kamu sermayeli bankaların merkezlerinin yanı sıra finansal piyasalar açısından önemli aktörler olan kamu kurumlarının yer aldığı Batı Anadolu Bölgesi takip etmektedir. Batı Anadolu Bölgesi sektör çalıģanlarının unu (% 12) barındırırken üçüncü sırada Ege Bölgesi yer almaktadır (ġekil 77). 262

263 İstanbul Batı Marmara 12 Ege Doğu Marmara 3 44 Doğu Karadeniz Akdeniz 8 Orta Anadolu Batı Anadolu Batı Karadeniz Kuzeydoğu Anadolu Ortadoğu Anadolu Güneydoğu Anadolu Şekil 77: Bankacılık Sektöründe Çalışanların Bölgelere Dağılımı (%) Kaynak: TBB, 2013 Ege Bölgesi, sektörde çalıģanların üne (% 11) ev sahipliği yaparken bunların si Ġzmir de görev yapmaktadır. Ülke geneli verilerine göre sektörde çalıģanların % 75 i yükseköğrenim, % 6 sı ise yüksek lisans ve doktora programları mezunudur. % 18 i orta öğretim mezunu olan çalıģanların sadece % 1 i ilköğretim mezunudur. Bu veriler sektörün nitelikli genç istihdamı açısından önemini açıkça ortaya koymaktadır. Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası KüreselleĢme süreci firmaların dıģsal Ģoklara karģı daha hassas hale gelmesine neden olmuģ bu da risk yönetimini Ģirketlerin öncelikli gündemleri arasına taģımıģtır. Vadeli ĠĢlem ve Opsiyon Borsaları, sundukları farklı ürün ve hizmetlerle risk yönetimi konusunda önemli fırsatlar sunmaktadır. Türkiye nin; ekonomik ve finansal göstergelere sermaye piyasası araçlarına, mala, kıymetli madenlere ve dövize dayalı vadeli iģlem ve opsiyon sözleģmeleri ile çeģitli türev araçlardan oluģan sermaye piyasası araçlarının iģlem gördüğü ilk Vadeli ĠĢlem ve Opsiyon Borsası (VOB), 2005 yılında Ġzmir de kurulmuģtur. VOB un kuruluģu, gerek Türkiye gerekse Ġzmir finans sektörünün derinleģmesi açısından önemli bir kazanım olmuģtur. VOB un TL cinsinden iģlem hacmi, kurulduğu 2005 yılından 2011 yılına kadar sürekli olarak artmıģtır (VOB, 2013) yılı itibariyle 440 milyar TL düzeyinde gerçekleģen iģlem hacmi, 2012 yılında 404 milyar TL düzeyine gerilemiģtir (ġekil 78). Söz konusu gerileyiģin temel sebeplerinden biri VOB da iģlem gören bazı sözleģmelerin, alternatif kuruluģlar tarafından da eriģime açılmıģ olmasıdır (VOB, 2013). ĠMKB tarafından sunulan varantlar ve iskontolu sözleģmeler ile foreks iģlemlerinin Sermaye Piyasası Kurulu denetimine tabi kuruluģlarca verilecek Ģekilde düzenlenmesi, bu çerçevede değerlendirilen geliģmeler arasındadır yılında kaydedilen gerilemenin bir baģka belirleyeni ise 263

264 VOB da iģlem gören sözleģmelerin önemli bölümünü teģkil eden VOB-ĠMKB 30 vadeli iģlem sözleģmeleriyle ilgili olarak, piyasada doyuma ulaģılmıģ olmasıdır. Şekil 78: VOB İşlem Hacmi (TL) Kaynak: VOB, yılında TL cinsinden toplam iģlem hacminin bir önceki yıla göre % 8 daralmasına karģın adet cinsinden toplam iģlem hacmi % 16 azalarak bin adetten bine gerilemiģtir. Vadeli iģlem ve opsiyon sözleģmelerinin güven ve istikrar içinde iģlem görmesini sağlamak üzere kurulmuģ olan ve kısa sürede güçlü bir performans ortaya koyan VOB un Ġzmir deki varlığının sonlandırılması kararı, tarih ve sayılı RG de yayımlanan yönetmelikle düzenlenmiģtir. Düzenleme ile VOB un Ġstanbul a taģınması, Ġstanbul un uluslararası finans merkezi haline getirilmesine yönelik stratejiyle uyumlu olmakla birlikte, Ġzmir finansal sektörü açısından önemli bir kayıp olarak değerlendirilmektedir. 3.d.5. Değerlendirme 2010 yılında kaydedilen 1,4 puanlık gerilemeye karģın döneminde hizmetler sektörünün Ġzmir GSKD si içindeki payı düzenli olarak artarak % 63,6 dan % 68,4 e yükselmiģtir verilerine göre, Ġzmir deki istihdamın sektörel dağılımı açısından % 58,4 ile hizmetler sektörü ilk sırada yer almaktadır. Bu bölümde, gerçekleģtirilen analiz çalıģmalarında Ġzmir Bölgesi açısından önem taģıyan hizmetler sektörü alt sektörleri olarak öne çıkan lojistik, ticaret, turizm ve finans sektörleri sırayla değerlendirilmektedir. Üretim ve tüketim ağlarının buluģmasını sağlayan, bu yönüyle diğer sektörlerin geliģimine de hizmet eden lojistik sektörü, yaģanan küreselleģme süreciyle birlikte her geçen gün önem kazanan alanlardan biridir. Jeopolitik konumunun verdiği avantajların yanı sıra son yıllarda gerçekleģtirilen yatırımlarla, Türkiye de bu sektörde önemli ve geliģim kaydeden bir aktör olarak yerini almıģtır. Lojistik sektörü, Ġzmir için önem taģıyan, ilin mevcut durumu ve potansiyeli dikkate alındığında yatırım yapılabilecek cazip alanlardan birini oluģturmaktadır. Sektörde faaliyet gösteren firma sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Ġzmir Bölgesi Girdi-Çıktı Analizi çalıģmasına göre, Ġzmir deki toplam üretimin % 17,7 si ve GSKD nin % 19,1 i kara, su, hava ve boru hattı taģımacılığı ve iletiģim sektörü tarafından gerçekleģtirilmektedir. Sektör, ileri bağlantı etkisi en yüksek dördüncü sektör olarak ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda Ġzmir de kümelenme potansiyeline sahip olan sektörler arasındadır. Ġzmir, lojistik eğitimi konusunda da ülkenin önde gelen bölgelerindendir. 264

265 Ġzmir in lojistik konusunda sahip olduğu bu potansiyelin ekonomik değere dönüģmesi açısından; Ġzmir in eriģilebilirliğini güçlendirecek karayolu ve demiryolu projelerinin hızla hayata geçirilmesi, Ġzmir Limanı na rekabet gücünü yeniden kazandıracak yatırımların tamamlanması, Aliağa-Nemrut Körfezi nde yer alan limanlara eriģimin iyileģtirilmesi, dünyanın ilk 10 limanı arasında yer alacak Kuzey Ege (Çandarlı) Limanı nın hizmete girmesi ve KemalpaĢa Lojistik Köyü nün faaliyete geçmesi gereklidir. Ayrıca, sektördeki firmaların teknolojik ve kurumsal kapasitelerinin güçlendirilmesi ve üçüncü parti lojistik hizmetlerinin yaygınlaģtırılması desteklenmelidir. Türkiye ticaret hacminin % 7 sini oluģturan, Ege Bölgesi ihracatının % 93 ünün limanlarından gerçekleģtirildiği Ġzmir; güçlü ulaģım olanakları, organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeleri, uluslararası fuarı ve üstyapıyı oluģturan Ģemsiye kuruluģlarıyla, tarih boyunca ülkemizin ticaret merkezlerinden biri olmuģtur. Ancak son 10 yıllık göstergeler incelendiğinde, Ġzmir in dıģ ticaret hacmindeki artıģın Ege Bölgesi ve Türkiye deki artıģın gerisinde kaldığı, Türkiye dıģ ticaret hacmi içinde % 5,8 olan payının % 5 e gerilediği ve eskiden net ihracatçı iller arasında bulunan Ġzmir in 2004 yılından itibaren dıģ ticaret açığı vermeye baģladığı görülmektedir. Bu alanda yaģanan kan kaybının önüne geçilmesi için, ihracatın çeģitliliğinin yüksek, sıradanlığının ise düģük olduğu iller arasında yer aldığı tespit edilen, orta ve ileri teknolojili ürün ihracatında geliģime açık olan Ġzmir ekonomisinin ihracat ağırlıklı olarak yapılanması ve sektörlerin ihracat kapasitesinin Türkiye nin 2023 ihracat hedefi doğrultusunda yükseltilmesi gerekmektedir. Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden biri olan Ġzmir, kruvaziyer turizmin de etkisiyle son yıllarda turizm sektöründe hızlı bir geliģme göstermekte, gelen yabancı turist sayısında ciddi artıģlar yaģanmaktadır. Buna rağmen, Ġzmir'in turizm potansiyelinin etkin kullanıldığını söylemek güçtür. Ġzmir i ziyaret eden turistler belli ülkelerden gelmekte ve belli turizm merkezlerinde yoğunlaģmakta, deniz turizmi dıģındaki alternatif turizm türleri Ġzmir de istenen ölçüde yaygınlaģmamaktadır. Ayrıca, yapılan algı araģtırmalarında, uluslararası alanda Ġzmir in bilinirliğinin düģük olduğu görülmektedir. Özellikle tarihi doku ve kültür nedeniyle büyük potansiyel taģıyan kent turizminin canlandırılması, sağlık, doğa, kongre, fuar turizmi gibi alternatif turizm çeģitlerinin geliģtirilmesi, koruma ve sürdürülebilirlik ilkeleri göz önünde bulundurularak kamu ve özel yatırımların artırılması ve hizmet kalitesinin yükseltilmesiyle, ziyaretçi sayısı ve elde edilen gelirlerde Ġzmir daha üst sıralarda yer alacaktır. Ġzmir in hem yerli hem de yabancı turist nezdinde bilinirliğinin artırılması için tanıtım stratejisinin hayata geçirilmesi ve Ġzmir e iliģkin ortak bir dil ve algı geliģtirilmesi önem taģımaktadır. Ayrıca eriģilebilirliği güçlendirecek, yurtdıģına direkt ulaģım kanallarının artırılmasına yönelik çalıģmalar yapılması gerekmektedir. Küresel ekonomik krize hem kaynaklık eden hem de bu krizden yoğun olarak etkilenen finans sektörünün, AB ve ABD ile karģılaģtırıldığında Türkiye deki durumunu baģarılı biçimde koruduğu görülmektedir. Küresel krizin etkisinin en yoğun hissedildiği 2009 yılında ABD, Japonya, Ġngiltere ve Fransa gibi pek çok geliģmiģ ülkede mevduat düzeyi (2008 yılına göre) azalırken Türkiye de % 11,7 düzeyinde artıģ göstermiģtir. Ġzmir in durumu da Türkiye tablosundan farklı değildir. TBB verilerine göre, döneminde Ġzmir de var olan mevduat 3,4 kat artmıģtır. 265

266 Türkiye nin ilk VOB u 2005 yılında Ġzmir de kurulmuģ ve VOB un kuruluģu, gerek Türkiye gerekse Ġzmir finans sektörünün derinleģmesi açısından önemli bir kazanım olmuģtur. Ancak kısa sürede güçlü bir performans ortaya koyan VOB un Ġstanbul a taģınması kararı, Ġstanbul un uluslararası finans merkezi haline getirilmesine yönelik stratejiyle uyumlu olmakla birlikte, Ġzmir finansal sektörü açısından önemli bir kayıptır. 4. ÇEVRE 4.a. Su ve Atıksu Yönetimi Ġzmir de yıllık kullanılabilir su potansiyeli DSĠ 2011 yılı hidrolojik verilerine göre 1 milyar 914 milyon m 3 tür. KiĢi baģına düģen yıllık kullanılabilir su potansiyeli ortalama 483 m 3 olarak belirlenmiģtir. Türkiye genelinde bu değer, ortalama 1498 m 3 /yıl-kiģi olarak hesaplanmıģtır 103. Dünya genelinde bilinen su yeterlilik ölçeğine göre kiģi baģına düģen yıllık su miktarı m 3 olmalıdır. Bu sayıdan az olan yerler su azlığı yaģamakta, kiģi baģına m 3 ten az su düģen alanlar ise su fakiri olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla su fakiri konumunda olan Ġzmir de suyun yönetimi konusu önemle ele alınmalıdır. Su potansiyeli açısından değerlendirildiğinde toplam kullanılabilir su potansiyelinin % 26 sının yer altı suyu, % 74 ünün yüzeysel su olduğu görülmektedir. Ġzmir ili yüzeysel su potansiyelinin % 48 i Küçük Menderes Havzası nda, % 38 i Kuzey Ege Havzası nda, % 14 ü de Gediz Havzası ndadır (DSĠ, 2012). Kaynak olarak bakıldığında yüzeysel su kaynakları su potansiyelinin büyük bir bölümünü karģılamaktadır. Öte yandan kullanılan su miktarlarına bakıldığında 2008 yılında % 90 olan yer altı suyu oranı, 2011 yılı itibariyle % 69 olmuģtur yılı verileri ile kıyaslandığında kaynak dağılımı açısından yüzeysel su kaynaklarının arttığı, kullanım olarak ise yer altı suyu kullanım miktarlarında bir düģüģ yaģandığı görülmektedir. Ġzmir de 589 hm 3 olan yıllık toplam su kullanımının faaliyetlere dağılımına göre, en fazla su kullanımı tarımsal faaliyetlerde söz konusudur (ġekil 79). 1% 26% 16% 57% Tarımsal Faaliyet Endüstriyel Faaliyet İçme Suyu Temizlik ve Hayvancılık 103 Türkiye yıllık kullanılabilir su potansiyeli miktarının hesaplanma yöntemi ile Ġzmir yıllık kullanılabilir su potansiyeli miktarının hesaplanma yöntemi farklılık göstermektedir. Bu sebeple iki veri kıyaslanabilir olarak değerlendirilememektedir. 266

267 milyon m3 Şekil 79: İzmir'de Su Kullanımının Faaliyetlere Göre Dağılımı Kaynak: DSİ, 2012 Ayrıca kaynaklara göre incelendiğinde yüzeysel suyun en çok içme suyu (% 45) ve tarımsal (% 42) amaçlı kullanıldığı, öte yandan yer altı suyunun % 63 ünün tarımsal, % 32 sinin ise endüstriyel amaçlı kullanıldığı görülmektedir (ġekil 80) Tarımsal Endüstriyel İçme Suyu Temizlik ve Faaliyet Faaliyet Hayvancılık Yeraltı Suyu Kullanımı Yüzeysel Su Kullanımı Şekil 80: Yıllık Yeraltı ve Yüzeysel Su Kullanımlarının Faaliyetlere Göre Dağılımı Kaynak: DSİ, 2012 Ġzmir de 2010 yılında içme ve kullanma suyu ulaģtırılan nüfusun belediye nüfusu içindeki payı % 99 olmuģtur ve Türkiye değerini (% 99) yakalamıģtır. Öte yandan arıtma tesisi ile hizmet verilen nüfusun belediye nüfusu içindeki payı ise 2006 yılında % 29 iken 2010 yılında % 77 ye çıkmıģtır. Bu oran Ġstanbul da % 87 ve Ankara da % 94 tür. Ġzmir 2006 yılında % 49 luk Türkiye ortalamasının gerisindeyken, 2010 yılı itibariyle % 54 oranında olan Türkiye değerinin üzerine çıkmıģtır (TÜĠK, 2012l). Öte yandan, Ġzmir eski metropol alanındaki 11 ilçe (Konak, KarĢıyaka, Çiğli, Bayraklı, Bornova, Buca, Gaziemir, Karabağlar, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe) ile kısmen Menemen ve Urla ilçelerine arıtılarak verilen su miktarını kapsayan m 3 lük su üretiminin kaynaklara göre dağılımı, üretimin % 75 inin Tahtalı Barajı ile Göksu ve Halkapınar kuyularından yapıldığını göstermektedir (ġekil 81). 267

268 Sarıkız Kuyuları 6% Tahtalı Barajı 35% Göksu Kuyuları 23% Balçova Barajı 3% Gördes Barajı 6% Buca Kuyuları 1% Pınarbaşı Kuyuları 1% Halkapınar Kuyuları 17% Şekil 81: 2011 Yılı Su Üretiminin Kaynaklara Göre Dağılımı, Kaynak: İZSU, 2012 Menemen ve Çavuşköy Kuyuları 8% Ġçme suyu arıtma tesisleri verileri incelendiğinde toplamda m3/gün lük arıtma tesisinin devrede olduğu görülmektedir. Bu tesislerden % 35 i 2008 yılı sonrası devreye alınmıģ ve Ġzmir Bölge Planı nda tespit edilen yatırım ihtiyacını karģılar nitelikte kurulmuģtur. Ġzmir de toplam su kullanımı düģünüldüğünde, kiģi baģına düģen günlük su miktarının 407 lt/kiģi-gün olduğu görülmektedir. Öte yandan belediye hizmet alanında kiģi baģına düģen su miktarı 175 lt/kiģi-gün olarak hesaplanmaktadır. Bu değerler arasındaki farklılık, içme ve kullanma suyu dıģında özellikle tarımsal ve endüstriyel faaliyetlerde kullanılan yüksek su miktarını ortaya çıkarmaktadır. Bununla birlikte belediye hizmet alanındaki içme ve kullanma su tüketim verilerinin yıllara göre değiģimi 2009 yılına kadar kiģi baģına su tüketim miktarının azaldığını, sonrasında ise hafif artma eğilimine girdiğini göstermektedir (ġekil 82) yılından sonraki değiģimin önemli sebeplerinden biri, su kayıp ve kaçaklarının önlenmesini de içeren su tasarrufu kampanyası olarak değerlendirilmektedir Kişi başı su kullanım miktarı (lt/kişi-gün) 268

269 Kişi başı su kullanımı (lt/kişi-gün) Şekil 82: Büyükşehir Hizmet Alanı Kişi Başı Su Kullanım Miktarı, , lt/kişi-gün Kaynak: İZSU, 2012 Tüm belediyelerce kiģi baģına çekilen günlük su kullanımları Türkiye ortalaması ile kıyaslamalı olarak değerlendirildiğinde, 2005 yılına kadar Ġzmir Türkiye ortalaması üzerinde bir tüketime sahipken, bu yıldan sonra Türkiye tüketiminin altına indiği görülmektedir (ġekil 83). Ayrıca her iki düzeyde de su kullanımı yıllara göre azalmaktadır Türkiye İzmir Yıl Şekil 83: Belediyelerce Kişi Başına Çekilen Su Miktarı, , lt/kişi-gün Kaynak: TÜİK, 2012m Dikili ve Kınık, içme ve kullanma suyu Ģebekesi ile hizmet yatırımında öncelikli ilçeler olarak öne çıkmaktadır. ÇeĢme ve ÖdemiĢ te arıtma ile hizmet verilen nüfusun belediye toplam nüfusuna oranları sırasıyla % 81 ve % 14 olup diğer ilçelere göre daha düģüktür. Ġlçelere iliģkin bir diğer önemli tespit ÇeĢme ve Bayındır da sırasıyla 508 lt/kiģi-gün ve 540 lt/kiģi-gün olan kiģi baģı çekilen günlük su miktarının Ġzmir (192 lt/kiģi-gün) ve diğer ilçelere göre çok yüksek oluģudur. Atık su miktarları açısından da bu oran ÇeĢme de yüksek iken Bayındır da düģüktür. Bayındır da kullanılan yüksek miktarın süs bitkileri ve diğer tarım faaliyetleri dolayısıyla olduğu düģünülmektedir. ÇeĢme için belirtilen oranın yüksek oluģunun ise yoğun turistik faaliyetlere bağlı olduğu gözlenmektedir. Ġzmir de atık su arıtma tesisi (AAT) ile hizmet verilen nüfusun belediye nüfusu içindeki payı istikrarlı bir geliģim eğilimi göstermektedir (ġekil 84) yılı itibariyle Ġzmir de bu değer % 85 olup, % 62 olan Türkiye oranının oldukça üzerindedir. GeliĢmiĢ ülkelerde, özellikle turizm sektörünün öne çıktığı bölgelerde bu oran % 85 ile % 100 arasında değiģmektedir (EUROSTAT, 2011). 269

270 90% 80% 70% 60% 50% 40% 30% 20% 10% 0% Türkiye İzmir Şekil 84: Atıksu Arıtma Tesisi ile Hizmet Verilen Belediye Nüfusunun Belediye Nüfusu İçindeki Payı (%), yılı sonu itibariyle Ġzmir de toplam kurulu kapasitesi m 3 /gün olan 27 adet atıksu arıtma tesisi (10 biyolojik, 13 geliģmiģ, 4 doğal olmak üzere) iģletilmektedir (Çevre ve ġehircilik Bakanlığı, 2011). Ġzmir deki toplam atıksu arıtma tesisi sayısı 2008 yılından bu yana % 60 lık artıģ göstermiģtir. Bununla birlikte Türkiye genelindeki geliģmiģ atıksu arıtma tesislerinin % 25 i Ġzmir de bulunmaktadır (TÜĠK, 2012m) yılları arasında toplam m3/gün kapasiteye sahip atıksu arıtma tesisi iģletmeye girmiģtir. Bu çerçevede Foça, Menemen, KemalpaĢa, Aliağa, Seferihisar, Torbalı, Urla, Bayındır, Selçuk, Menderes, ÖdemiĢ ilçelerinde belli bir seviyeye eriģilmiģtir. Beydağ, Tire, Kınık ilçeleri atıksu arıtımı açısından yetersiz durumdadır ve bu konuda öncelikli ilçeler olarak görülmektedir. Öte yandan Menderes ilçesinde m3/gün kapasitelik ileri biyolojik arıtma tesisi inģası devam etmektedir yılı verilerine göre kanalizasyon Ģebekesi ile hizmet verilen belediye nüfusunun toplam belediye nüfusuna oranı Ġzmir de % 90 olup, bölge, % 88 düzeyindeki Türkiye ortalamasının üzerinde yer almaktadır (TÜĠK, 2012m) yılı TÜĠK verileri Bayındır, ÇeĢme, Karaburun ve Dikili ilçelerinde kanalizasyon Ģebekesi ile hizmet alan nüfusun belediye nüfusu oranlarının görece düģük olduğunu göstermektedir. Yine arıtma tesisi ile hizmet verilen nüfus oranı açısından Karaburun % 22 ile oldukça geri sıralarda yer almaktadır. KiĢi baģı üretilen günlük atık su miktarı açısından ÇeĢme 504 litre/kiģi-gün ile 227 litre/kiģi-gün Ġzmir ortalamasının ve diğer ilçelerin oldukça üzerindedir. 4.b. Katı Atık Yönetimi Ġzmir de üretilen toplam belediye evsel katı atık miktarı 2010 yılı itibariyle yaklaģık ton/gün 104 düzeyindedir (TÜĠK, 2012m). Katı atık hizmeti verilen nüfusun toplam nüfus içindeki payı incelendiğinde 2010 yılında Ġzmir in % 93 (belediye nüfusuna oranı % 100) ile Türkiye ve Ege Bölgesi değerlerinin yaklaģık 10 puan üzerinde olduğu görülmektedir. Öte yandan bu değerler Ankara da % 98, Ġstanbul da ise % 99 dur. 104 TÜĠK 2010 yılı atık istatistikleri veri setinde 1,26 olarak verilen kiģi baģı ortalama belediye atık miktarı (kg/kiģi-gün) verisi ve ADNKS verileri esas alınarak hesaplanmıģtır. 270

271 Katı atık toplama konusunda iyi durumda olan Ġzmir de bertaraf konusunda kapasite yetersizlikleri söz konusudur. Atıklar, 2007 yılından itibaren yalnızca Harmandalı Düzenli Atık Depolama Tesisi nde bertaraf edilmektedir. Menemen ve Uzundere tesisleri devre dıģı bırakılmıģtır yılında Harmandalı Tesisi nde bertaraf edilen toplam evsel katı atık miktarı ton/gün düzeyindedir. Tesisin projelendirilmesi aģamasında yapılan projeksiyonlarda dönemi için yaklaģık 3000 ton/gün atık kapasitesi öngörülmüģ olup, tesisin ömrünü doldurma aģamasına geliģinde etkin faktör, sınırların geniģlemesi ve artan tüketime bağlı olarak atık miktarındaki hızlı artıģtır. Harmandalı da bertaraf edilen atık miktarı yılda ortalama % 10 artıģ göstermektedir. Bu çerçevede, bölgede ikinci bir düzenli depolama tesisi yapılması konusunda önemli bir ihtiyaç ortaya çıkmaktadır döneminde yeni evsel atık bertaraf tesisi kurulmasına yönelik 10 alan değerlendirilmiģ, coğrafi bilgi sistemleri ile desteklenen elemeler sonucu iki alternatif saha belirlenmiģtir. Konu ile ilgili kurum görüģlerinin alınması ve planlama çalıģmalarına baģlanmıģtır. Ġzmir de 2008 yılı itibariyle ton/gün kapasite ile 4 adet katı atık transfer istasyonu (Halkapınar, Kısık, Gümüldür, Gediz) varken 2011 yılı itibariyle bu değer ton/gün düzeyine çıkmıģtır yılı itibariyle Torbalı, KarĢıyaka, Selçuk ve Foça transfer istasyonları ile birlikte toplam sekiz adet transfer istasyonu bulunmaktadır yılında Aliağa, KemalpaĢa, Mordoğan ve Torbalı da olmak üzere toplam dört düzensiz atık depolama alanı mevcutken 2011 yılı itibariyle bunlardan Mordoğan ve Torbalı kapatılmıģtır yılında ĠBB sınırları içerisinde toplanan günlük ton evsel katı atığın yaklaģık % 2,5 i (79 ton/gün) geri kazanım çalıģmaları kapsamında toplanmaktadır yılında % 1 olan bu oran artıģ göstermiģtir. Öte yandan 2011 yılında toplanan atık bileģimine bakıldığında, % 35,65 inin geri kazanılabilir atıklardan oluģtuğu görülmektedir (ĠBB, 2012). Bu da atık yönetiminde geri kazanım oranının artırılması gerekliliğine iģaret etmektedir yılı itibariyle ĠBB sınırları dahilinde yer alan 18 ilçe ve 38 alt kademe belediyesinde ambalaj atıklarının yeniden kullanımına yönelik 11 adet lisanslı ambalaj atığı toplama ayırma tesisi Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı (ÇEVKO) ile konsorsiyum oluģturmuģ ve ĠZGEP A.ġ. kurulmuģtur (Çevre ve ġehircilik Bakanlığı, 2011). Atıkların kaynağında ayrı toplanmasına yönelik uygulamalar, 2011 yılı itibariyle, ilgili yasal düzenlemeler kapsamında ilçe belediyelerce yürütülmektedir. Söz konusu uygulamaların sürekli olabilmesi ve yaygınlaģtırılabilmesi için resmi kurum denetimlerinin etkin ve destekleyici olabilmesi gerekmektedir yılı için illerde toplanan atık pil miktarları açısından Ġzmir kg/yıl değer ile Ġstanbul, Ankara ve Kocaeli nden sonra dördüncü sırada gelmektedir. Türkiye de toplanan tüm atık pil miktarının % 10 u Ġzmir den elde edilmektedir. Toplanan atık aküde toplam kg (% 9) ile Ġzmir, Ġstanbul ve Ankara dan sonra üçüncü sırada gelmektedir. Ayrıca lisanslı atık akü taģıma aracı sayısı açısından Ġzmir 25 adet ile Ankara dan sonra ikinci sıradadır (Çevre ve ġehircilik Bakanlığı, 2011). Bu da geri kazanım ve atık yönetimi faaliyetleri açısından bölgenin altyapı boyutundaki gücünü göstermektedir. Atık hizmeti verilen belediye nüfusunun toplam belediye nüfusuna oranı açısından Menemen ve Selçuk % 95 ile diğer ilçelerden geride kalmaktadır. Ayrıca kiģi baģı ortalama belediye atık miktarlarına bakıldığında Karaburun ve ÇeĢme de sırasıyla 4,77 kg/kiģi-gün 271

272 ve 3,52 kg/kiģi-gün olan miktarın çok yüksek olduğu, dolayısıyla turistik faaliyetlerden kaynaklı atıkların geri dönüģüm süreçleri ile azaltılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. 4.c. Hava Kalitesi Ġzmir ilinde hava kirliliğinin kaynağı ulaģımda, sanayi tesislerinde ve kıģ aylarında evsel ısınmada kullanılan yakıtlardır yılında yapılan Ġzmir ili Temiz Hava Planı nda sanayi tesislerinden kükürt dioksit (SO2), evsel ısınmadan kaynaklanan duman yani havada asılı partiküler maddeler (PM10), trafik kaynaklı azot oksitler (NO, NO2 ve NOx olarak), uçucu organik bileģikler ve karbon monoksitin (CO) hava kirlenmesinde daha önemli kaynak konumuna geldiği belirtilmiģtir (ĠBB, 2008). Yer seçimi hataları nedeniyle kentin içinde ya da yakın çevresinde kalan çimento fabrikaları, taģ ocakları, mıcır tesisleri, asfalt tesisleri ve demir çelik fabrikası kent içi hava kalitesini olumsuz etkileyen sanayi tesisleridir. Özellikle Aliağa da etkinlik gösteren ve yönetmeliklerde kirletici vasfı yüksek tesisler olarak sınıflandırılan elektrik ark ocaklı demir çelik tesisleri (hurdadan çelik üreten tesisler), gemi söküm tesisleri, rafineri, petrokimya, gaz dolum tesisleri, haddehaneler vb. diğer tesisler, en önemli hava kirletici kaynaklar konumundadır. Bunun nedeni, bacalardan atmosfere verilen kirleticilerin hakim rüzgarların etkisiyle uzun mesafelerde taģınabilmeleri sonucunda Aliağa da oluģan kirlenmenin güneye, Ġzmir il merkezine taģınmasıdır (ĠBB, 2008). Ġzmir de Alsancak, Buca, Bornova, KarĢıyaka, Güzelyalı, Çiğli ve Bayraklı da olmak üzere toplam yedi adet hava ölçüm istasyonu bulunmaktadır. Ayrıca Çevre ve Orman Bakanlığı 2007 yılı Ekim ayından itibaren Gaziemir Ölçüm Ġstasyonu ndan ölçüm değerleri toplamaktadır. Ancak Aliağa, Torbalı, KemalpaĢa gibi sanayinin yoğun olduğu ilçelerde hava ölçüm istasyonu bulunmamaktadır yılında ölçüm istasyonlarındaki veriler kullanılarak hesaplanan PM ve SO 2 değerleri ve Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği ile Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği nde belirlenen sınır değerler incelendiğinde, Ġzmir için 2011 yılı ortalama PM10 değerinin insan sağlığı için belirlenmiģ sınıra yakın olmadığı görülmektedir (Tablo 130). Fakat ilgili yönetmelik kapsamında kademeli azaltım öngörülmektedir yılında sınır değerler SO2 için 125, PM10 için ise 60 olacaktır. Ayrıca Türkiye için PM10 KVS değeri için belirlenen sınır değer 50 iken, bu değer Avrupa Birliği nde 50 olarak belirlenmiģtir. Dolayısıyla belirtilen sınır değerlerin altında kalınsa da kademeli olarak ulaģılmak istenen AB değerlerinin oldukça üzerindedir ve yaģam kalitesi açısından hava kalitesi açısından iyileģtirilmelerin yapılması gerekmektedir. Öte yandan, mevcut ölçüm istasyonları aracılığıyla hava izleme istasyonları internet sitesindeki anlık ölçümlerden hesaplanan günlük ortalama seviyeleri ifade eden veriler incelendiğinde, havadaki PM10 seviyesinin özellikle kıģ aylarında bazı günlerde sınır değerin oldukça üzerine çıktığı görülmektedir. Tablo 130: PM 10 ve SO 2 Mevcut ve Sınır Değerleri Parametre Birim Mevcut Değer Sınır Değer (2011) Sınır Değer (2011 yılı ortalama) (2013) PM 10 µg/m SO 2 µg/m PM 10 : Büyüklüğü 10 µm'nin altında olan partiküler madde. 272

273 Kaynak: İBB, 2012 Ayrıca ağır sanayinin yoğun olduğu Aliağa Nemrut bölgesinde DEÜ Çevre Mühendisliği Bölümü tarafından kalıcı organik kirleticilerin kaynakları, havada ve topraktaki düzeyleri araģtırılmıģtır. Sonuçlar, bölgenin partikül madde bünyesindeki ağır metaller ve organik kirleticiler açısından yoğun bir kirlilik altında olduğunu göstermiģtir (ĠBB, 2008). GerçekleĢtirilen ölçümlere göre Ġzmir kent merkezi ve çevresinde PM10, SO2 parametrelerindeki ortalamalar var olan sınır değerleri aģmamakla beraber, AB ye uyum çalıģmaları kapsamında güncellenecek mevzuatlarda sınır değerleri aģacak gün sayısı limiti de dikkate alınacağından Ġzmir de hava kirliliği konusunda bahsedilen sorunlara yönelik çalıģmaların yapılması gerekmektedir. Ayrıca KemalpaĢa, Torbalı ve Aliağa ilçelerinde düzenli ölçüm istasyonlarının kurulması gerekmektedir. Aliağa ve Nemrut bölgeleri sanayi kirliliğinden ötürü en ağır hava kirliliğinin yaģandığı yerlerdir. Ayrıca Ġzmir de çimento fabrikalarının yoğunlaģtığı bölgeler de hava kirliliği açısından sorun teģkil etmektedir. Kentte evsel ısınma ve sanayide kullanılan yakıtların kalitelerine sınırlama getirilmesi ve kullanılan yakıtların denetlenmesi ile sanayi ve evsel ısınmada doğal gaza geçiģin sağlanması gerçekleģtirilmelidir. 4.d. Endüstriyel Kirlilik ve Kontrolü Ġzmir de tamamen ve kısmen hizmete sunulan 9 adet (Aliağa, Atatürk, Buca, KemalpaĢa, ĠTOB Tekeli, Tire, Bergama, Kınık, Pancar), hizmete sunulma aģamasına geçmesi planlanan 4 adet (Menemen, ÖdemiĢ, Torbalı, Bağyurdu) OSB bulunmaktadır (Ġzmir Ġl Bilim Sanayi ve Teknoloji Müdürlüğü, 2012). Ayrıca aktif olarak çalıģan Ege Serbest Bölgesi ve Ġzmir Serbest Bölge de sanayinin yoğunlaģtığı alanlardır. OSB lerin ve serbest bölgelerin atıksu arıtma tesisi ile ilgili mevcut durumları Tablo 131 de gösterilmiģtir. Tablo 131: İzmir de OSB lerdeki Atık Su Arıtma Tesisi (AAT) Durumu İzmir Aktif Firma Tesis Durumuna ilişkin Bilgiler Sayısı Aliağa 15 Evsel AAT vardır. Bir firma kimyasal arıtma yapmaktadır. Atatürk 563 AAT vardır. Derin deniz deģarjı vardır. Buca (Ege 40 AAT bulunmaktadır. (Islak proses yoktur.) Giyim) KemalpaĢa 381 AAT vardır. 72 firma ön arıtma yapmaktadır. ĠTOB 67 AAT vardır. Tire 38 AAT vardır. Bergama 1 AAT bulunmamaktadır. Kınık 1 AAT bulunmamaktadır. Pancar 1 AAT bulunmamaktadır. Ege Serbest Bölge 224 AAT bulunmamaktadır. Üretim yapan 127 ĠĢletmeden 11 inde ön arıtma bulunmaktadır. ĠZBAġ 37 AAT vardır Kaynak: OSB ve Serbest Bölge Yönetimleri, 2011 Ege Serbest Bölgesi ve hizmete sunulma aģamasında olan OSB ler için AAT ile ilgili çevresel yatırımlar ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır. 273

274 2008 yılında sanayide su kullanımı bölgedeki toplam su kullanımının yaklaģık % 26 sı kadardır yılına göre % 15 lik önemli bir artıģ görülmektedir. Sanayide kullanılan suyun endüstrileģme ile artması söz konusudur ve bu durum Ġzmir de de etkisini göstermektedir. Endüstriyel su kullanımının azaltılması için yeniden kullanım, geri kazanım gibi bir takım teknikler uygulanmaktadır. Ġzmir de sanayide yeniden kullanılan su miktarı tüketilen toplam su miktarının % 10 u kadardır. Bu oran Türkiye genelinde % 33 tür (TÜĠK, 2008). Ġzmir de sanayide suyun yeniden kullanım oranı oldukça düģüktür. Sanayide en çok su tüketen ilk 5 sektör sırasıyla ana metal sanayi, gıda ürünleri ve içecek imalatı, kimyasal madde ve ürünleri imalatı, metalik olmayan diğer mineral ürünlerin imalatı ve tekstil ürünleri imalatı olmuģtur (ġekil 84). Ana metal sanayi Gıda ürünleri ve içecek imalatı 7% 1% 1% 3% 3% 2% 1% 4% 6% Kimyasal madde ve ürünleri imalatı Metalik olmayan diğer mineral ürünlerin imaları Tekstil ürünleri imalatı 72% Kağıt ve kağıt ürünler,imalatı Giyim eşyası imalatı Başka yerde sınıflandırılmamış elektrikli makina ve cihazların imalatı Kok kömürü, rafine edilmiş petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı Diğer Şekil 85: İzmir İmalat Sanayi Su Tüketimi Sektörel Dağılımı Kaynak: İZKA, TTGV ve EBSO, 2012 Elektrik tüketim miktarlarının kullanım yerlerine göre dağılımına göre Ġzmir de en yüksek tüketim alanı sanayi iģletmeleri olarak ortaya çıkmaktadır (ġekil 85). 274

275 Tarımsal sulama 2% Sokak aydınlatma 1% Diğer 6% Mesken 22% Resmi daire 3% Sanayi işletmesi 55% Ticarethane 11% Şekil 86: 2010 yılı İzmir Elektrik Tüketiminin Alanlara Dağılımı, Kaynak: TÜİK, 2012n Türkiye de kiģi baģına elektrik tüketimi sanayide kwh iken, Ġzmir de kwh ile Türkiye değerinin yaklaģık iki katıdır. Enerji kullanımının azaltılmasını sağlayacak teknik ve teknolojilerin kullanımı ve enerji tasarrufu, sanayide enerji kullanımının azalmasına katkı sağlayabilecektir. Ġzmir deki imalat sanayi sektörel enerji tüketimi dağılımına göre, ana metal sanayi % 33 lük oranla en yüksek paya sahiptir (ġekil 87). Metalik olmayan diğer mineral ürünlerin imalatı (% 23) ve kok kömürü, rafine edilmiģ petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı (% 17) ana metal sanayi ardından Ġzmir de en yüksek enerji tüketimine sahip sektörler olarak sıralanmaktadır. Ana metal sanayi 2% 3% 3% 6% 1% 1% 4% 33% Metalik olmayan diğer mineral ürünlerin imaları Kok kömürü, rafine edilmiş petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı Kimyasal madde ve ürünleri imalatı 7% Gıda ürünleri ve içecek imalatı 17% 23% Kağıt ve kağıt ürünler,imalatı Tekstil ürünleri imalatı Motorlu kara taşıtı, römork ve yarırömork imalatı Giyim eşyası imalatı Başka yerde sınıflandırılmamış makine ve teçhizat imalatı Diğer Şekil 87: İzmir İmalat Sanayi Enerji Tüketimi Sektörel Dağılımı Kaynak: İZKA, TTGV ve EBSO, 2012 Çevre ve ġehircilik Bakanlığı verilerine göre, 2010 yılında toplam iģletmeden ton tehlikeli atık kaynaklanmıģtır. Öte yandan yalnızca Ġzmir de üretilen tehlikeli atık miktarı tüm Türkiye deki tehlikeli atık miktarının % 25 ini oluģturmakta ve Ġzmir diğer illerle karģılaģtırıldığında birinci sırada yer almaktadır. Ġzmir i Kocaeli takip 275

276 etmektedir. Ayrıca Ege Bölgesi illerinde üretilen tehlikeli atık miktarının % 89 u Ġzmir de üretilmektedir (Çevre ve ġehircilik Bakanlığı, 2011). Bu tehlikeli atık üretim miktarı ile var olan tehlikeli atık düzenli depolama alanı ve atık yakma tesis sayısı ve kapasiteleri karģılaģtırıldığında mevcut bertaraf kapasitesinin bu atıkları bertaraf etmek için yeterli olmadığı görülmektedir. Bunun yanı sıra AB uyum sürecinde yürürlüğe girecek yeni yönetmeliklerin uygulanması, tüm çevre konularında olduğu gibi bu alanda da ek yatırımları gerektirmektedir. Türkiye genelindeki toplam endüstriyel atığın % 6,8 i tehlikeli endüstriyel atıktır. Ege Bölgesi nde bu oran % 5,8 iken, Ġzmir de % 10,2 dir (TÜĠK, 2008). Ġzmir de 19 adet tehlikeli atık geri kazanım tesisi bulunmaktadır. Bu tesislerden üçü alüminyum cüruf ve talaģlarının geri kazanımı amacıyla lisanslandırılmıģtır. Ayrıca beģ tesis solvent ve solvent bazlı kimyasalların, kablo atıklarının ve kontamine ambalaj atıklarının geri kazanımını gerçekleģtirebilmektedir. Son olarak altı tesis kontamine metal talaģı atıklarının geri kazanımı için lisanslandırılmıģtır. Ayrıca Ġzmir de atık yağ, atık metal talaģı ve atık röntgen banyo suyu geri kazanımı faaliyeti için geçici faaliyet belgesine sahip dört adet tesis bulunmaktadır. Üç adet tesis enerji geri kazanımı amacıyla atıkları ek yakıt olarak kullanmak üzere lisanslandırılmıģtır. Söz konusu lisans doğrultusunda tesisler, alabilecekleri atık kodlarına uygun atıkları (tehlikeli/ tehlikesiz) ilave yakıt olarak kullanmaktadır. Ġzmir de altı adet demir-çelik iģletmesi faaliyet göstermektedir. Bu iģletmelere ait cüruf atıkları toplam ton/yıl ile tüm Türkiye deki iģletmelerin cüruf atıklarının % 10,5 ini oluģturmaktadır. Ġzmir deki cüruf atıklarının % 47 si ise düzensiz depolanmaktadır (Çevre ve ġehircilik Bakanlığı, 2011). Ġzmir de tehlikeli atıkların büyük bölümünü oluģturan ve demir-çelik tesislerinden kaynaklanan baca tozu atıkları, cüruflardan ayrı toplanmakta ve geri kazanımı amacıyla Kayseri de faaliyet gösteren geri kazanım tesislerine gönderilmektedir. Ancak Ġzmir de baca tozunu geri kazanıp iģleyecek bir tesisin bulunmaması nedeniyle, baca tozlarının zaman zaman lisanslı tesisler tarafından kabul edilmemesi ve atığın fabrika sahalarında birikmesi söz konusu olmaktadır. Ġzmir de tehlikeli atıklar için düzenli depolama tesisi bulunmamaktadır. Bu nedenle; geri kazanımı olmayan ve yakma tesisleri tarafından kabul edilmeyen tehlikeli atıklar ile yakma tesislerinin atıkları sorun teģkil etmektedir (ĠZKA, TTGV ve EBSO, 2012). Ayrıca ilde endüstriyel ve tehlikeli atıklar açısından en sorunlu ilçe, beģ adet demir çelik tesisi, iki adet petrokimya tesisi ve bir adet gemi söküm bölgesi ile Aliağa dır. Bertaraf konusunda en çok sorun yaģanan atık türleri, deri endüstrisinden kaynaklanan arıtma çamurları ile demir çelik sektöründen kaynaklanan ve tehlikesiz atık niteliğinde olan cüruf atıklarıdır. Ġzmir deki imalat sanayi sektörlerinin tehlikeli atık miktarlarının dağılımına göre, kimyasal madde ve ürünleri imalatı % 46 lık oranla en yüksek paya sahiptir. Ana metal sanayi (% 27) ve baģka yerde sınıflandırılmamıģ makine ve teçhizat imalatı (% 7), kimyasal madde ve ürünleri imalatının ardından Ġzmir de en yüksek tehlikeli atık miktarına sahip sektörler olarak sıralanmaktadır (ġekil 88). 276

277 2% 2% 1% 3% 2% 4% 6% 7% 27% 46% Kimyasal madde ve ürünleri imalatı Ana metal sanayi Başka yerde sınıflandırılmamış elektrikli makina ve cihazların imalatı Metalik olmayan diğer mineral ürünlerin imaları Kok kömürü, rafine edilmiş petrol ürünleri ve nükleer yakıt imalatı Motorlu kara taşıtı, römork ve yarırömork imalatı Diğer ulaşım araçları imalatı Başka yerde sınıflandırılmamış makina ve cihazların imalatı Gıda ürünleri ve içecek imalatı Diğer Şekil 88: İzmir İmalat Sanayi Tehlikeli Atık Sektörel Dağılımı Kaynak: İZKA, TTGV ve EBSO, 2012 Ġzmir deki önemli düzeydeki hava kirliliğinin nedenlerinden biri sanayidir. Belkahve, Naldöken, Doğanlar, PınarbaĢı, IĢıkkent, Altındağ ve Çamdibi yörelerinde gözlenen partikül madde kirliliğinin nedenleri çimento fabrikaları, çelik üretim tesisleri, kırmataģ tesisleri, taģ ocakları, kireç ocakları ve asfalt Ģantiye tesisleridir. Aliağa Nemrut Ağır Sanayi Bölgesi ndeki rafineri ve petrokimya kompleksi, demir-çelik tesisleri önemli hava emisyonları yayan tesislerdir. Ayrıca haddehaneler, gübre, kağıt, kimya fabrikaları ile gemi söküm tesisleri de emisyon kaynakları arasında yer almaktadır. Farklı kaynaklarda da kentin yakın çevresinde kalan çimento fabrikaları, taģ ocağı, mıcır tesisleri, asfalt tesisleri ve demir-çelik fabrikasının kent içi hava kalitesini olumsuz etkileyen sanayi tesisleri olduğu ifade edilmektedir. Özellikle Aliağa'da etkinlik gösteren ve yönetmeliklerde kirletici vasfı yüksek tesisler olarak sınıflandırılan elektrik ark ocaklı demir-çelik tesisleri (hurdadan çelik üreten tesisler), gemi söküm tesisleri, rafineri, petrokimya, gaz dolum tesisleri, haddehaneler, vb. iģletmelerin Ġzmir'de en önemli hava kirletici kaynaklar konumunda olduğunun altı çizilmektedir (ĠZKA, TTGV ve EBSO, 2012). 4.e. Eko-verimlilik Uygulamaları 106 Eko-verimlilik, üretim sürecinde en iyi teknik ve teknolojilerin yer almasıyla, aynı miktarda üretim için daha az kaynak kullanımı ve daha az atık üretimi sağlayarak daha verimli ve çevresel performansı daha yüksek bir üretim gerçekleģtirebilen sürdürülebilir kalkınma aracıdır. Ġzmir de eko-verimlilik (temiz üretim) ile ilgili bölgesel kapasitenin tespiti ve konu ile ilgili uygulamaların yaygınlaģtırılması adına Ġzmir de Eko-Verimlilik (Temiz Üretim) Uygulamalarının YaygınlaĢtırılmasına Yönelik Strateji ÇalıĢması yürütülmüģtür. Ġzmir de ekoverimlilik ile ilgili bölgesel kapasite dört baģlık altında değerlendirilmiģtir: Kurumsal Kapasite ve Farkındalık Düzeyi, Bilgi PaylaĢım Ağları ve ĠĢbirlikleri, Finansal TeĢvik 106 Bu bölüm, Ġzmir de Eko-Verimlilik (Temiz Üretim) Uygulamalarının YaygınlaĢtırılmasına Yönelik Strateji ÇalıĢması Raporu kullanılarak hazırlanmıģtır. 277

278 Mekanizmaları ve Politika ve Stratejiler. BirleĢmiĢ Milletler Kalkınma Programı nın (UNDP) Kapasite Belirleme Metodolojisi nden yararlanılarak gerçekleģtirilen anket çalıģmasının sonuçları belirtilen dört eksende farklı kurum/kuruluģ gruplarına göre değerlendirilmiģtir. Değerlendirme düzenleyici kamu kurumları, destekleyici kamu kurumları, üniversiteler, sanayi temsilcileri ve danıģmanlık firmaları olmak üzere beģ farklı kurum grubu üzerinden yapılmıģtır. Yapılan değerlendirmelere göre paydaģların bir kısmı tarafından eko-verimlilik yaklaģımının çevre ile ilgili diğer yaklaģımlardan (örn.: kirlilik kontrolü) farkının net olarak belirlenmesinde bazı eksiklikler olduğu ortaya çıkmıģtır. Değerlendirmede esas alınan proje, çalıģma, yayın, etkinlik ve eğitimler içinde eko-verimliliğin (temiz üretim) ülkemizde en çok bilinen ve uygulanan boyutu olan enerji verimliliği nin önemli bir yer tuttuğu görülmüģtür. Bölgede özellikle üniversitelerin katkıları ile yenilenebilir enerji alanında kapsamlı ve çok sayıda çalıģma olduğu görülmekte, bu alandaki baģarı dikkati çekmektedir. Yenilenebilir enerji ile ilgili veriler hariç tutularak yapılan değerlendirmeye, kurumlar çerçevesinde bakıldığında ise, bölgedeki mevcut kapasitenin büyük ölçüde belli kurumlarda odaklandığı sonucuna varılmaktadır. Bölgede hali hazırda pek çok iģbirliği ve bilgi paylaģım olanaklarının var olduğu ve pek çok kurumun da söz konusu iģbirliklerini geliģtirmeye hazır oldukları görülmüģtür. Bu potansiyelden yararlanılması önem taģımaktadır. Bölgede bilgi paylaģımına yönelik çeģitli etkinlik ve yayınlar olmakla birlikte, özellikle eko-verimlilik (temiz üretim) açısından geliģtirilmeye açıktır. BaĢta destekleyici kamu kurumları olmak üzere, mevcut ve yeni finansal kaynakları eko-verimlilik (temiz üretim) uygulamalarına yönlendirme konusunda plan ve hedefler mevcuttur. Söz konusu kaynakların, güçlü bir teknik altyapı ve kapasite ile desteklenerek ve sistematik olarak yönlendirilmesi önemlidir. Eko-verimlilik (temiz üretim) uygulamaları için sektörler arasında bir kıyaslama ve önceliklendirme yapmak üzere 12 adet kriter 107 belirlenmiģtir. Bu kriterler sektörel yapının çevresel durumunu, ülke ekonomisine katkısını ve gelecekteki eko-verimlilik (temiz üretim) potansiyellerini yansıtmaktadır. Ġmalat sanayi sektörlerini belirtilen kriterler çerçevesinde değerlendirebilmek için TÜĠK tarafından Türkiye genelindeki imalat sanayi sektörüne yönelik olarak yayınlanan çevresel istatistikler, bölgedeki sektörün Türkiye deki sektör içindeki payı baz alınarak indirgenmiģ ve analizlerde bu veriler kullanılmıģtır. Bu kriterler çerçevesinde bahsi geçen yöntemlerle yapılan analizler sonucunda Ġzmir de eko-verimlilik (temiz üretim) uygulamaları için bu öncelikli olarak ortaya çıkan sektörler Ģu Ģekilde belirlenmiģtir. Ana metal sanayi Kimyasal madde ve ürünleri imalatı Gıda ürünleri ve içecek imalatı Metalik olmayan diğer mineral ürünlerin imalatı Giyim eģyası ve tekstil ürünleri imalatı 107 Ekoverimlilik uygulamaları için sektörel uygunluk analizinde kullanılmak üzere belirlenen kriterler: Tüketilen su miktarı, tüketilen enerji miktarı, deģarj edilen atıksu miktarı, yaratılan katı atık miktarı, yaratılan tehlikeli atık miktarı, sera gazı emisyonları, Herfindahl-Hirschman Endeksi, sektörel istihdam, sektördeki firma sayısı, sektörün ihracattaki payı, yaratılan katma değer, bölgedeki sektörün Türkiye deki sektör içindeki payı, eko-verimlilik potansiyeli. 278

279 Rafine edilmiģ petrol ürünleri imalatı Dünyada eko-verimlilik uygulamalarında sektör odaklılığın baģarıyı arttırdığı görülmektedir. Her ne kadar her sektörde eko-verimlilik uygulamalarının farklı düzeylerde uygulanması mümkün olsa da, yaygınlaģtırma faaliyetlerinin etkinliği açısından sektörel önceliklendirme önem taģımaktadır. Bu nedenle belirtilen sektörlerde yapılacak uygulamaların, bölgede eko-verimlilik faaliyetlerini tetikleyeceği değerlendirilmektedir. 4.f. Deniz ve Kıyı Alanları Evsel ve endüstriyel kirleticilerin önüne geçerek Körfez deki kirliliği önlemek amacıyla gerçekleģtirilen Büyük Kanal Projesi kapsamında 2000 yılında devreye giren arıtma tesisi, Körfez e akmakta olan sanayi atıklarının bir kısmını ve evsel atıkların % 70 ini arıtarak, Çiğli civarından Orta Körfez e verilmesini sağlamaktadır. Arıtma sistemi; azot ve fosfor gibi besin elementlerinin arıtılabildiği biyolojik bir sisteme sahiptir (ĠZKA, 2009). Arıtma tesisi yapımından sonra Ġç Körfez in fekal koliform konsantrasyonlarında belirgin bir düģüģ olduğunu söylemek mümkündür. Ayrıca Ġç Körfez deki çevresel iyileģmenin diğer bir önemli göstergesi de zoobentik türlerin sayısının % 60 artarak 231 e ulaģmasıdır (ĠBB, 2008). Fakat bu iyileģme sürecini olumsuz etkileyen bazı kirlilik girdileri devam etmektedir. Kirlilik kaynakları özellikle körfeze ulaģan dereler ve Gediz Nehri nin getirdiği yükler, körfezin su toplama havzasındaki tarımsal faaliyetler sonucunda oluģan yüzey ve drenaj sularının getirdiği tarımsal mücadele ilaçları, yapay ve doğal gübre yükleri, liman ve marina faaliyetleri ile deniz trafiğinden kaynaklanan yüklerdir. Sazlıca Deresi, Kavaklı Deresi, Bostanlı-Ilıca dereleri, Tahtalı Deresi, Bornova Deresi, Manda Çayı, Arap Çayı, Melez Çayı, Poligon Deresi, Balçova Deresi, Laka Deresi, Kocasu Deresi gibi çeģitli büyüklükteki dereler ve Gediz Nehri, Ġzmir Körfezi ne dökülmektedir. Bu dereler ve Gediz Nehri, havzaları içinde oluģan tüm kirliliği körfeze taģımaktadır. Özellikle KemalpaĢa Sanayi Bölgesi nden ve Manisa ilinden gelen atıksuları körfeze taģıyan Gediz nehri önemli kirletici kollardan biridir (ĠBB, 2008). Büyük bir havzadan ve sanayi bölgelerinden de etkilenerek körfeze akan Gediz Nehri nin etkisi de göz ardı edilmemelidir. Körfez dıģında, Ġzmir deniz ve kıyı alanı açısından oldukça büyük bir değere sahiptir. Ġzmir in 629 km kıyısının 101 km si doğal plaj niteliğindedir. Bunun yanında 2011 yılı için mavi bayrak ödüllü plaj sayısı 32 dir. Deniz turizmi açısından Ġzmir in rekabet ettiği Ģehirler olan Antalya 190, Muğla 76 adet mavi bayraklı plajıyla Ġzmir i üçüncü sırada bırakmıģlardır. Mavi bayrak konusunda yetkili kuruluģ olan TÜRÇEV e göre Ġzmir de genel olarak denizler temiz olsa da kriterlerden biri, arıtma tesisi bulunması gerekliliği olduğundan, turizm değerine sahip alanlarda kanalizasyon altyapılarına ve AAT lere yapılacak yatırımlar önem taģımaktadır. Deniz ve kıyı alanları ile ilgili bir diğer konu ise ulusal ve uluslararası öneme sahip koruma alanlarıdır. Özellikle Karaburun ve Foça bütünleģik kıyı yönetimi yaklaģımının esas alınması gereken en önemli kıyı alanlarıdır. 279

280 4.g. Havza Alanları Ġzmir de Gediz, Küçük Menderes ve Bakırçay nehirleri önemli havzaları oluģturmaktadır. Gediz Havzası, Kütahya il sınırları içerisinde Murat ve ġaphane dağlarından doğup, Foça ile Çamaltı Tuzlası arasından Ġzmir Körfezi ne dökülür. Gediz Havzası nın toplam alanı km 2 olup, havzada 12 ilçe merkezi ile Manisa, dört ilçe merkezi (Foça, KemalpaĢa, Menemen, Çiğli) ile Ġzmir, bir ilçe merkezi ile Kütahya ve il merkezi ile UĢak yer almaktadır. Uluslararası öneme sahip Ramsar Alanı 108 ilan edilen KuĢ Cenneti ni de içinde barındıran havzadaki akarsular üzerinde yapılan tüm çalıģmalar, özellikle organik kirlilik ve ağır metallerden dolayı Gediz Nehri nin, tüm havza boyunca IV. sınıf su kalitesine sahip olduğunu belirtmektedir (Ġzmir Ġl Çevre ve ġehircilik Müdürlüğü, 2012). Su kalitesini III. Sınıf olarak belirten 2009 yılı verileri ile kıyaslandığında, Gediz Nehri nde artan bir kirlilik olduğu görülmektedir. Gediz Havzası nın su kalitesinin iyileģtirilmesi amacıyla Gediz Havzası Çevre Koruma Hizmet Birliği kurulmuģtur. Ayrıca Gediz Havzası Eylem Planı hazırlanmıģ ve ilgili tüm kurum ve kuruluģlara gönderilmiģtir. Eylem planı kapsamındaki faaliyetlerin gerçekleģerek tamamlanması için iller ve kurumlar arası çalıģmalarda eģgüdüm gerekmektedir. Gediz Havzası evsel atıksu açısından değerlendirildiğinde KemalpaĢa da tüm beldelerde kanalizasyon mevcuttur ve AAT 2010 yılında tamamlanmıģtır. Menemen ve Foça atıksu arıtma tesisleri de iģletmeye açılmıģtır. Gediz Havzası içinde var olan OSB lerden KemalpaĢa OSB, Manisa OSB ve ĠZBAġ ta arıtma tesisi bulunmaktadır. Havzada yaģanan kirlenme Kütahya, UĢak, Manisa ve Ġzmir illerinden kaynaklanmakta, Gediz e katılan kollar üzerinde de önemli kirlenmeler göze çarpmaktadır. Havzada var olan su kirliliğinin en önemli kaynakları Ġzmir-KemalpaĢa ile diğer OSB ler ve tekil olarak yapılmıģ olan sanayi tesisleri ve Menemen baģta olmak üzere arıtma tesisi bulunmayan yerleģim merkezleridir. Bilindiği gibi havzanın kirlilik kontrolü dört il için de sorumluluk teģkil etmektedir. Gediz Havzası Ġzmir in çevre illerle iliģkisinin önemli noktalarından birini oluģturmaktadır. Gediz nehir havzasında Manisa, Akhisar, KemalpaĢa, Kula, Menemen, AlaĢehir ve Salihli gibi ilçelerde sanayileģme hızlı bir Ģekilde artmaktadır. Bölgede bulunan birkaç OSB dıģında sanayi tesisleri bağımsız Ģekilde yerleģmiģlerdir (ĠZSU, 2009). Gediz havzasında en büyük sulama alanlarından biri olan Menemen Ovası sulamasından dönen sular drenaj kanalları ile toplanmaktadır. Toplanan drenaj suları, Gediz nehri ana koluna katılmadan doğrudan denize verilmektedir. Ancak, Manisa ve Turgutlu ovalarının bir bölümünden gelen sulama suyu geri dönüģlerinin ve Menemen Ovası da dahil olmak üzere bu sulama alanlarından akarsuya ulaģabilecek yüzeysel yıkanmayla gelen sular ile sulama fazlası ve drenaj kaçağı sular akarsuda kirliliğe yol açmaktadır. Çiftçilerin bilinçsiz ve kontrolsüz kullandıkları gübreler ve tarım ilaçları sulama ve yağıģlarla hem yüzey akıģa geçerek nehre ulaģmakta, hem de yeraltı sularına karıģmaktadır. Özellikle Menemen de basınçlı sulama sistemleri, iyi tarım ve organik tarım gibi sürdürülebilir tarım uygulamaları 108 Ramsar alanı, Ramsar SözleĢmesi yle koruma altına alınmıģ alanları ifade eder. SözleĢme Ġran'ın Ramsar Ģehrinde imzalandığından bu adla anılmaktadır. 280

281 geliģtirilmeli ve çiftçinin bilinçlendirilmesi sağlanmalıdır (Ġzmir Ġl Çevre ve Orman Müdürlüğü, 2009). Ġzmir BüyükĢehir Belediyesi sınırları içinde yer alan en önemli su havzalarından biri Gediz Nehir Havzası dır. Gediz Nehri hem havzanın hem de Ġzmir metropolünün içme ve kullanma suyu ihtiyacını karģılamaktadır. Gediz Deltası ve sulak alanı (210 kuģ ve 308 bitki türünü barındıran Ġzmir KuĢ Cenneti) yasa ile koruma altına alınmıģ; 1997 de Ramsar AnlaĢması kapsamına dahil edilmiģ bir alan olması bakımından da ayrı bir önem taģımaktadır (TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, 2009). Küçük Menderes Havzası, Gediz ve Büyük Menderes nehri arasındaki alanı kapsamakta, nehir Bozdağ dan doğup Kiraz, Beydağ, ÖdemiĢ, Tire, Bayındır, Torbalı, Selçuk ilçelerinden geçtikten sonra yine Ġzmir ili Selçuk ilçesinde Ege Denizi ne dökülmektedir. IV. sınıf su kalitesiyle kirlilik tehdidiyle karģı karģıya olan havza 70 bin hektarlık sulanabilir arazi potansiyeli ile Batı Anadolu nun geliģmeyi bekleyen önemli havzalarındandır. Havzada yeraltı suyu seviyesi düģmekte ve azalan yeraltı suyu miktarının yüzey suyu kaynakları geliģtirilerek ile karģılanması amaçlanmaktadır. Bu anlamda Beydağ Barajı önemli barajlardan biridir (ĠZKA, 2009). Küçük Menderes Havzası nın ekonomik açıdan önemi, bu alanın sürdürülebilirliğini önemli kılmaktadır. Havza yer alan Kiraz ve Selçuk ilçelerinde AAT bulunmaktadır. Selçuk ta doğal arıtma tesisi bulunmaktadır. Kiraz daki AAT ise çalıģtırılmamaktadır. Beydağ ve Tire ilçelerinin kanalizasyonları mevcut olduğu halde evsel AAT ler bulunmamaktadır yılından bu yana havzadaki ilçelerden Bayındır, Torbalı ve ÖdemiĢ in atıksu arıtma tesisleri iģletmeye açılmıģtır. Küçük Menderes havzasında katı atıklar düzensiz olarak depolanmaktadır. Sadece ÖdemiĢ Belediyesi ne ait katı atık bertaraf tesisi proje aģamasındadır. Havzada sanayi geliģimi Torbalı, Tire, ÖdemiĢ aksında Ģekillenmektedir. Havzadaki iģletmelerin çoğu tarımsal ürünlerin iģlenmesine dayalı tesislerdir. Ġzmir Çevre ve Orman Ġl Müdürlüğü, 2007 yılı verilerine göre Küçük Menderes Havzası nda yaklaģık 550 iģletme mevcuttur ve % 54 ünde AAT bulunmamaktadır. AAT olmayan iģletmelerin bir kısmında proses atıksuyu oluģmayıp sadece evsel atıksu çıkmaktadır. Küçük Menderes Havzası nda tarımsal üretimde kullanılan aģırı kimyasal ilaç ve gübre atıkları havza için tehdit oluģturmaktadır. Ayrıca sulama amaçlı çok sayıda açılan yeraltı suyu sondaj kuyusu nedeniyle su seviyesi gittikçe düģmektedir. Bundan dolayı alanda bilinçlendirme çalıģmaları yapılması önem taģımaktadır. Havza, barındırdığı ilçelerin tamamında tarım yapılması ve denize döküldüğü yer olan Selçuk Ġlçesi nin turizm açısından değer taģıması itibarıyla, büyük önem taģımaktadır (Ġzmir Ġl Çevre ve Orman Müdürlüğü, 2009). Bakırçay Nehri, Manisa ili Soma ilçesindeki Kocadağ eteklerinden doğup, Bergama ve Kınık yakınlarından geçerek Çandarlı dan Ege Denizi ne dökülmektedir. Havzadaki en önemli kirlilik kaynağı Soma da yer alan kömür yıkama tesisleri ile Soma Termik Santrali dir. III. ve IV. Sınıf kalite ile kirli olarak değerlendirilen havzada yer alan tüm belediyelerce katı atıklar düzensiz olarak depolanmaktadır. 281

282 Havzada Bergama Belediyesi ne ait katı atık bertaraf tesisi faaliyet göstermektedir. Kınık ta kanalizasyon sistemi bulunmakta fakat AAT bulunmamaktadır. Terzihallier, Dağıstan, Göbeller, Karaveliler, Yukarıbey köyleri dıģında kalan köylerin evsel atık suları Bakırçay nehrine verilmektedir. Bakırçay Havzası nda yer alan ilçelerin tamamında yoğun olarak tarım yapılmaktadır. Havzada yanlıģ sulama teknikleri uygulanmakta ve aģırı tarım ilacı kullanılmaktadır. Tarımın yanı sıra turizm de havza için büyük önem taģımaktadır. Bergama da bulunan Akropol, Asklepion, Bazalika ve camiler ile Kozak Yaylası ve Çandarlı da bulunan Çandarlı Kalesi önemli turizm merkezleridir (Ġzmir Ġl Çevre ve Orman Müdürlüğü, 2009). Bakırçay Havzası nda kirlilik yoğun olarak Ġzmir il sınır dıģında kalan Soma Termik Santrali proses ve soğutma sularından, evsel atıksulardan, zeytinyağı ve süt ürünleri gibi sanayi iģletmelerinden, madencilik faaliyetleri ile tarımsal faaliyetlerden kaynaklanmaktadır (Gündoğdu, V.; Turhan, D. 2004). 4.h. Biyolojik Çeşitlilik ve Hassas Ekosistemler Ġzmir Gıda, Tarım ve Hayvancılık Ġl Müdürlüğü verilerine göre toplam 1,2 milyon hektar yüzölçümüne sahip olan Ġzmir ili topraklarının % 28,2 si tarım alanı, % 4,2 si çayır ve mera arazisi, % 40,6 sı orman ve fundalık alan, % 27 si de tarım dıģı araziden oluģmaktadır. Ġzmir ili CORINE istatistik verilerine göre arasında arazi kullanımı değiģikliği en fazla orman ve yarı doğal alanlarda azalma ve yapay bölgelerde artıģ Ģeklinde tespit edilmiģtir (Çevre ve ġehircilik Bakanlığı, 2011). Ġzmir de flora ve vejetasyon incelendiğinde Bozdağ, Nif Dağı ve Alaçatı Zeytineli Kıyıları nda korunması gerekli bitki türlerinin yer aldığı görülmektedir. Ayrıca Gediz Deltası, Küçük Menderes Deltası ve Gebekirse Gölü de bitki türleri açısından zenginlik göstermektedir. Ġzmir in faunasında en önemli konu, Ġzmir kıyılarının dünyanın en nadir 12 memelisinden biri ve Avrupa nın en nadir canlı türü olan Akdeniz Foku na yaģama, beslenme ve üreme alanı oluģturmasıdır. Koruma statüsü olan Foça ve herhangi bir koruma statüsü bulunmayan Karaburun Yarımadası da Akdeniz fokuna yaģama, beslenme ve üreme alanı sunmaktadır. Foklar, Karaburun da bulunan Ayıbalığı Mağarası nı uyumak ve yavrularını dünyaya getirmek için kullanırlar. Öte yandan, Aliağa-Menemen arasındaki kıyılar, Nemrut Limanı nın batısı ve Gediz Deltası kuzeyindeki kıyılar ile Ġzmir-ÇeĢme ve Aydın- KuĢadası arası da Akdeniz fokları için önemli beslenme ve üreme alanıdır. Türkiye dünyada Akdeniz foklarına yaģama alanı oluģturan iki ülkeden biridir. Sayıları dünyada kadar olan Akdeniz foklarının kadarı ülkemiz ve Yunanistan kıyılarındadır. Ġzmir in faunası açısından Foça ve Karaburun kadar önemli olan bir diğer bölge ise Türkiye de bulunan 426 kuģ türünden 210 una ev sahipliği yapan Gediz Deltası dır. Küçük Menderes Deltası ve Gebekirse Gölü nde de tatlı su, tuzlu su, kara ve bataklık canlılarından memeliler, kuģlar ve sürüngenler oldukça yüksek sayıdadır. Ġzmir de iki adet yaban hayatı geliģtirme sahası (YHGS) mevcuttur. Bunlar, Bayındır- Ovacık YHGS ve Selçuk Gebekirse Gölü YHGS leridir. Ġzmir de Özel Çevre Koruma Alanı (ÖÇKA) statüsüne sahip tek alan Foça dır. Foça 1990 yılında ÖÇKA ilan edilmiģtir. Doğal güzellikleri, tarihi zenginliği ve mitolojik önemi olan bölge, Akdeniz fokuna ev sahipliği yapıyor olması nedeniyle bu statüdedir. Uluslararası anlaģmalarla tanımlanmıģ 282

283 özel koruma alanları ise Bern AnlaĢması ile Akdeniz Fokları YaĢama ve Üreme Alanı olarak tanımlanan Foça ve 1998 yılında Ramsar SözleĢmesi çerçevesinde koruma alanı statüsünü kazanmıģ olan Gediz Deltası KuĢ Cenneti dir (ĠZKA, 2009). Ġlde koruma altındaki sulak alanlar ise Ġzmir KuĢ Cenneti, Karaburun da Sazlı Gölü 1, Menemen de Sazlı Gölü 2, KarĢıyaka Yamanlar da Karagöl, Bornova da Ġkiz Gölü, Gaziemir de Oğlananası Gölü, Selçuk ta Belevi, Geberik ve Barutçu gölleridir. Su kaynakları koruma alanları Tahtalı, Alaçatı, Değirmendere ve Balçova barajlarıdır. Her bir baraj için dört farklı grupta koruma alanı söz konusudur. 4.i. Değerlendirme Ġzmir, doğal kaynaklar açısından zengin bir ildir. Enerji kaynakları, biyolojik çeģitliliği, toprak verimliliği, su havzaları ve mineral kaynakları göz önünde bulundurulduğunda büyük bir öneme sahiptir. Ġzmir in çok çeģitli kentsel, tarımsal ve endüstriyel faaliyetleri içinde barındırması, çevresel sürdürülebilirliğin önemini artırmaktadır. Kentte çevresel konuların en önemlisi evsel atıklar, tarımsal ve endüstriyel faaliyetler sonucu oluģan kirlilik nedeniyle oluģan havza kirliliğidir. Türkiye nin 26 su havzasından üçüne kaynak oluģturan Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes ve Bakırçay akarsuları Ġzmir ilinin akarsu ağını oluģturmaktadır. Bu denli önemli su kaynaklarına sahip Ġzmir, sosyoekonomik yapısı itibarıyla aynı zamanda tarım ve sanayi kentidir. Beydağ, Kiraz ve Tire ilçelerindeki arıtılmamıģ atıksu ve katı atık sorunu Küçük Menderes havzasının kirlenmesine sebep olmaktadır. Bakırçay Nehri de Kınık taki kısmi atıksu sorunları nedeniyle kirlenmektedir. Gediz Havzası ise kirliliği büyük ölçüde Manisa dan alırken, KemalpaĢa ve Menemen deki kentsel atıklar ve tarımsal ve endüstriyel faaliyetler sonucu yoğun kirliliğe maruz kalmaktadır. Özellikle KemalpaĢa daki endüstri ve Menemen ilçesindeki bilinçsiz tarımsal faaliyetler en büyük kirlilik kaynaklarıdır. Küçük Menderes ve Gediz havzalarının, sahip oldukları ekonomik değer nedeniyle, IV. derece kirlilikteki suya sahip olmaları ilde önemli bir sorun yaratmaktadır. Bu alanlarda evsel atıksuların arıtılması yanında, özellikle sanayi ve tarımsal faaliyetlere yönelik çevre yönetim sistemlerinin uygulanması anlamında teknik ve mali destek ihtiyacı bulunmaktadır. Yine özellikle Gediz ve Küçük Menderes havzalarında bilinçli ve modern tarım uygulamaları konusundaki çiftçi eğitimlerine büyük oranda ihtiyaç duyulmaktadır. Bayındır, ÇeĢme, Karaburun ve Dikili ilçelerinde kanalizasyon hizmeti açısından yatırıma ihtiyaç duyulmaktadır. Özellikle turistik bölgelerde yaģanması olası koku problemleri için konu önem taģımaktadır. Öte yandan atıksu arıtma tesisi ile hizmet açısından Karaburun yatırım öncelikli alan olarak ortaya çıkmaktadır. ÇeĢme, kiģi baģına atıksu üretimi açısından diğer ilçelere göre oldukça yüksek bir orana sahiptir. Dolayısıyla ilçede turistik faaliyetlerde su kullanımının azaltılmasına yönelik önlemlerin alınması önemlidir. Aliağa ve KemalpaĢa da olmak üzere toplam iki adet düzensiz atık depolama alanı mevcuttur. Menemen ve Selçuk ilçeleri atık hizmeti açısından güçlendirilmesi gereken ilçelerdir. Karaburun ve ÇeĢme de evsel atık azaltımı konusunda önlem alınması gereken ilçelerdendir. Ayrıca endüstrilerden gelen tehlikeli atıkta depolama ve bertaraf konusunda yatırım ihtiyacı bulunmaktadır. Ege Bölgesi ndeki tehlikeli atık miktarının % 88 i Ġzmir deki endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanmaktadır. Atık miktarı fazla iken uygun 283

284 tehlikeli atık bertaraf tesislerinin az olması problem yaratmakta, kaçak dökümlere neden olmaktadır. Su yataklarından körfeze dökülen çöpler de ciddi sorun teģkil edebilmektedir. Ġzmir Körfezi nde 2000 yılında devreye giren AAT ile birlikte ekosisteminde önemli iyileģmeler gözlenmiģtir. Fakat günümüzde halen bu iyileģme sürecini olumsuz etkileyen bazı kirlilik girdileri devam etmektedir. Sazlıca Deresi, Kavaklı Deresi, Bostanlı-Ilıca dereleri, Tahtalı Deresi, Bornova Deresi, Manda Çayı, Arap Çayı, Melez Çayı, Poligon Deresi, Balçova Deresi, Laka Deresi, Kocasu Deresi gibi çeģitli büyüklükteki dereler ve Gediz Nehri Ġzmir Körfezi ne dökülmektedir. Bu dereler ve Gediz Nehri, havzaları içinde oluģan tüm kirliliği körfeze taģımaktadır. Özellikle Manisa ilinden gelen atıksuları körfeze taģıyan Gediz Nehri, önemli kirletici kollardan biridir. Ġzmir de hava kirliliği bir diğer önemli çevre sorunudur. Özellikle Aliağa daki sanayi kaynaklı hava kirliliği kentte önemli bir problem yaratmaktadır. Ayrıca evsel ısınmadan kaynaklanan kirliliğin azaltılması, ilde bulunan önemli yenilenebilir enerji kaynaklarından olan jeotermalin kullanılması ve doğalgaz kullanımının yaygınlaģtırılması ile mümkün olabilecektir. Ġzmir de kiģi baģına düģen yıllık su miktarı 483 m 3 tür. Bu değerle Ġzmir ili su fakiri olarak tanımlanmaktadır. Bu açıdan, halihazırda devam eden baraj ve isale hattı projeleri il için önemlidir. Öte yandan evsel su kullanımının azaltılmasına iliģkin kampanyaların rakamlara da yansıdığı görülmektedir, dolayısıyla su kullanımının azaltılmasına yönelik faaliyetlerin devam etmesi gerekmektedir. Ġçme suyunun sağlanması bakımından yatırıma ihtiyaç duyan öncelikli yerleģimler Dikili ve Kınık tır. Öte yandan ÇeĢme ve ÖdemiĢ arıtma ile sağlanan içme suyu açısından yatırım ihtiyacı olan ilçeler olarak değerlendirilmektedir. Ek olarak ÇeĢme ve Bayındır ilçelerinde günlük su kullanımlarının çok yüksek olduğu göze çarpmaktadır. Bu nedenle turizm ve tarımsal faaliyetlerde kullanılan suyun azaltımı için önlem alınması esastır. Ġzmir önemli hassas ekosistemlere ev sahipliği yapmaktadır. Foça, Türkiye de ÖÇKA olarak sayılan 14 bölgeden biridir ve Akdeniz foklarına ev sahipliği yapmaktadır. Öte yandan, Gediz Deltası uluslararası öneme sahip Ramsar Alanı olarak ilan edilmiģtir. Türkiye de bulunan 426 kuģ türünden 210 tanesi Gediz Deltası nda gözlenmiģtir. Bu 210 kuģ türü içerisinde, nesli dünya ölçeğinde tehlike altında bulunan mahmuzlu kızkuģu, tepeli pelikan, küçük kerkenez, kocagöz ve angut gibi yaklaģık 28 tür yer almaktadır. Ayrıca deltada yaklaģık 700 bitki türü vardır ve bunlardan 11 tanesi endemik türdür. Öte yandan, KemalpaĢa (Nif Dağı), ÇeĢme (Alaçatı, Zeytineli), Karaburun, ÖdemiĢ (Bozdağ) ve Selçuk ta da özel türler bulunmaktadır. Ġzmir e ait çevresel veriler en büyük sorun ve tehditlerin sanayi kaynaklı olduğunu göstermektedir. Çevresel, ekonomik ve sosyal sektörlerin birbirine olan etkisini olumlu kılabilmek adına sürdürülebilir kalkınma yaklaģımına ait araçları kullanmak esastır. Bu nedenle bölgede eko-verimlilik uygulamalarının yaygınlaģtırılması önem taģımaktadır. Ġzmir, sahip olduğu doğal ve kültürel varlık zenginliğini turizm değerine dönüģtürmekte olan bir ildir. Ġzmir ekonomisinin aynı zamanda sanayi ve tarıma dayanıyor olması, bu alanlarda ortaya çıkan çevresel kirliliğin önlenmesi ve kontrolü konusunun önemini artırmaktadır. 284

285 Ġzmir in çevre açısından mevcut durumu Harita 30 da görülmektedir. Tablo 132 de ise çevresel ihtiyaçların ilçelere göre dağılımı görülmektedir. Harita 30: Ġzmir in Çevresel Mevcut Durumu 285

286 Tablo 132: Çevresel İhtiyaçların İlçelere Göre Dağılımı AL BA BYR BYN BER BYD BO BU ÇE Çİ Dİ FO GA GÜ KAR KRB KRŞ KEM KNK KRZ KO MDS MNM NA ÖDM SFR SLÇ TİR TO UR 1 Ġçme Yönetimi Suyu Atıksu Yönetimi (Arıtma) Atıksu Yönetimi (Kanalizasyon) Katı Atık Yönetimi (Hizmet) Katı Atık Yönetimi (Düzensiz Depolama) Hava Kalitesi Yönetimi Endüstriyel Kirlilik ve Kontrolü Deniz ve Kıyı Alanları Yönetimi Havza Koruma (Gediz nehri) Havza Koruma (Küçük Menderes nehri) Havza Koruma (Bakırçay nehri) Biyolojik ÇeĢitlilik/ Hassas Ekosistemler 286

287 5. ALTYAPI VE ERİŞİLEBİLİRLİK EriĢilebilirlik bölgesel kalkınmanın temel faktörlerinden birisidir. Bir bölgenin eriģilebilirliğinin artması daha geniģ bir iģgücü pazarı ve yatırım olanaklarına yol açacağından istihdam ve yatırım açısından da olumlu etki yapacaktır. Ġzmir in eriģilebilirlik düzeyi bölge illeri ile kıyaslandığında en üst seviyede olup, Türkiye de ise çoğunlukla Ġstanbul ve Ankara nın arkasından üçüncü sırada yer almaktadır (Kara, 2008). 5.a. Ulaşım Altyapısı Ġzmir e yılları arasında toplam 2 milyar 971 milyon 564 bin liralık ulaģtırma yatırımı yapılmıģtır yılı kamu yatırım harcamalarının sektörlere göre dağılımı incelendiğinde, Türkiye genelinde en fazla yatırımın ulaģtırma/haberleģme sektörüne (% 29,6) yapıldığı görülmektedir. Ġzmir kamu yatırım harcamalarının % 39,9 u (243 milyon TL) ulaģtırma/haberleģme sektörüne yapılmıģtır. Bu rakam Ege Bölgesi payının % 82 sine, Türkiye payının ise % 2,3 üne karģılık gelmektedir (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012) yılı kamu harcamalarının sektörel dağılımında ulaģtırma, 563 milyon liralık yatırımla % 47 pay almıģtır. 5.a.1. İzmir in Ulusal ve Uluslararası Bağlantıları Ġzmir Türkiye nin üçüncü, Ege Bölgesi nin de en büyük ili olarak yoğun bir yolcu ve yük trafiğine sahiptir. Ege Bölgesi'nin merkezi Ġzmir, kuzeyden güneye uzanan trafiği ile tarım, sanayi ve turizm alanlarını birbirine bağlamaktadır. Bunun yanı sıra limanın gerek kruvaziyer limanı gerekse de en büyük ihracat limanı olarak kullanımına ve Adnan Menderes Havalimanı sayesinde uluslararası bağlantılara da sahiptir. Çevresindeki tüm illere doğrudan karayolu ile bağlanma olanağına sahip olan Ġzmir de, Ġzmir Çevre Otoyolu, Ġzmir-ÇeĢme ve Ġzmir-Aydın otoyolları bulunmaktadır. Ġzmir i Manisa üzerinden Bursa ya bağlayacak otoyol güzergâhı, kentin doğusundan KemalpaĢa- Turgutlu yönünde projelendirilmektedir. Ġzmir'in çevre iller ile bağlantısını sağlayan devlet karayolları ise genellikle bölünmüģ yol Ģeklindedir. Ġzmir'in kuzey ve güney yönünde iki karayolu hattı mevcuttur. Ġzmir'den doğu yönüne giden karayolu ise, UĢak ve Afyon'dan geçerek Ankara'ya ulaģmaktadır. Bu yol, Ege Bölgesi'nin iç kısımlarını ve Ġç Anadolu'yu Ege Denizi'ne bağlar. Ġzmir, Anadolu yarımadasının batısında olmasından dolayı deniz yoluyla dıģa açılan kapı konumundadır. Denizyolu eriģilebilirliği açısından yüksek bir potansiyele sahip olmasına rağmen bunu ulusal ve uluslararası platformda etkin olarak kullanamamaktadır. 5.a.1.a. Karayolu Türkiye de karayolu trafiğinin yük ve yolcu taģıma payı bir hayli yüksektir. AB ülkelerinde karayollarının yük taģıma payı % 45, yolcu taģıma payı % 79 olmasına karģılık, ülkemizde 2011 yılı için yük taģıma payı % 92, yolcu taģıma payı ise % 96 civarındadır (ĠZKA ve Kalkınma Bankası, 2012). 287

288 Harita 31: İzmir ve Çevresi Karayolu ve Otoyol Haritası Kaynak: İBB, 2012c Ġzmir ili sınırları içinde toplam km lik karayolu yol ağının km si devlet ve il yolu, 213 km si otoyol, km ise köy yoludur (Tablo 133). Toplam Türkiye karayolu ağı içerisinde Ege Bölgesi karayolu ağı % 10,9 paya sahipken, Ġzmir ili karayolu ağı, Ege Bölgesi karayolu ağı içerisinde % 14,6 oranında pay almaktadır. Ġzmir ili, il ve devlet yolu uzunluğu açısından, tüm iller arasında beģinci, Ege Bölgesi illeri arasında birinci sırada yer almaktadır (TÜĠK, 2011a). Tablo 133: İzmir, Ege Bölgesi ve Türkiye de Yol Uzunlukları Yol Türü/Bölge İzmir Ege Bölgesi Türkiye Otoyol Ġl ve Devlet Yolu Köy Yolu TOPLAM Kaynak: TÜİK, 2011a 5.a.1.b. Demiryolu Anadolu topraklarındaki ilk demiryolu iģletmesi, 1856 yılında bir Ġngiliz Ģirketine verilen imtiyazla yapılmaya baģlanan, 1866 yılında tamamlanan, 130 kilometrelik Ġzmir-Aydın demiryolu hattıdır. Ġlk demiryolu hattının Ġzmir de açılmıģ olması sebebiyle Ġzmir in demiryolu ulaģımında öncü ve farklı bir yeri vardır. 288

289 TCDD istatistiklerine göre Ġzmir-EskiĢehir, Ġzmir-Ankara, Ġzmir-Bandırma, Ġzmir-Denizli, Ġzmir-Isparta hatlarında anahat taģımacılığı Türkiye anahat uzunluğunun % 3,4 üne (331 km.) karģılık gelmektedir. Ayrıca, Ġzmir-ÖdemiĢ, Ġzmir-UĢak ve Ġzmir-Bandırma arasında bölgesel hat yolcu taģımacılığı yapılmaktadır. Menemen-Aliağa, KemalpaĢa-Manisa, Tire- Torbalı akslarında bulunan sanayi bölgelerine demiryolu ile taģıma imkânı bulunmaktadır (TCDD, 2012b). Demiryolu ağı açısından 2011 yılında Ege Bölgesi, Türkiye toplam demiryolu ağından % 17,5 oranında pay almaktadır (Tablo 134). Ġzmir ilinin, Ege Bölgesi ağındaki payı % 19,5, Türkiye ağındaki payı ise % 3,4 tür. Ġzmir ili, demiryolu uzunluğu açısından, 81 il arasında altıncı sırada bulunmaktadır. Demiryolu ile yolcu, dökme yük, konteyner ve diğer yük taģımacılığı yapılabilmektedir. Demiryolu kültürünü çok uzun yıllar önce edinmiģ olan Ġzmir de, demiryolu ulaģımının yeterince geliģtiğini söylemek mümkün değildir. Ġldeki demiryolu hatları ve uzunlukları Tablo 135 te verilmiģtir. Tablo 134: Türkiye de ve Bölgede Demiryolları, , (km) Şehir Pay (%) Ġzmir ,4 Ege ,5 Türkiye Kaynak: TÜİK, 2011a Tablo 135: İzmir deki Demiryolu Hatları, 2010 Demiryolu Hattı Km Demiryolu Hattı Km Basmane-Halkapınar 2,7 Alsancak-Halkapınar 2,7 Menemen-Aliağa 26 Basmane-ġirinyer 5,4 Halkapınar-Çiğli 13,2 A.Menderes-Kaklık 268,1 Alsancak-ġirinyer 6 Çiğli-Manisa 50,6 ġirinyer-buca 2,5 Torbalı-ÖdemiĢ 62,5 ġirinyer-a.menderes Havalimanı 11,7 Çatal-Tire 10,8 Kaynak: TCDD, 2012b Demiryolu ağına eriģim endeksi sonuçlarına göre Ġzmir, Ġstanbul ve Mersin in arkasından üçüncü sırada yer almaktadır yılındaki toplam yolcu sayısı olup, bir önceki yıla göre % 18 üzerinde artıģ gerçekleģmiģtir. Demiryolları ile taģınan yük miktarı ise ton olarak gerçekleģmiģ ve bir önceki yıla göre % 9 üzerinde azalma yaģanmıģtır. Bu düģüģ, hem gelen hem de giden yük miktarındaki azalmadan ileri gelmiģtir (TCDD, 2012b). Ġzmir-Ankara arasındaki 824 kilometrelik mesafeyi, 16 saatten 3 saat 30 dakikaya indirmeyi planlayan Yüksek Hızlı Tren (YHT) projesi, Manisa üzerinden Ġzmir'e ulaģılması durumunda 663, KemalpaĢa üzerinden yapılması halinde ise 624 kilometre uzunluğa sahip olacaktır. TCDD Genel Müdürlüğü'nün 2015 yılında hizmete sunmayı planladığı projenin tamamlanmasıyla 6 milyona yakın yolcu taģınması öngörülmektedir. Projenin Polatlı-Afyonkarahisar kesiminde Haziran 2012'de yapım çalıģmalarına baģlanmıģtır. Ġzmir-Ġstanbul YHT projesi henüz yatırım programına alınmamıģ olup çalıģmalarına devam edilmektedir (UBAK, 2012c). 289

290 5.a.1.c. Havayolu Bir ilin hava yolu ile eriģilebilirlik düzeyi, ilin en yakın havaalanına eriģim süresi, havaalanının uçuģ trafiği ve diğer havaalanları ile kurulan bağlantı sayısının iliģkisi olarak tanımlanmaktadır. Ġzmir, eriģilebilirlik düzeyi açısından Ġstanbul, Ankara ve Antalya nın ardından dördüncü sırada yer almaktadır. Ġzmir ilinde bulunan üç havaalanından Adnan Menderes Havalimanı Gaziemir ilçesi, Selçuk Havaalanı Selçuk ilçesi, Çiğli-Kaklıç askeri havaalanı da Çiğli ilçesi sınırları içinde kalmaktadır yılında hizmete açılan Devlet Hava Meydanları ĠĢletmesi (DHMĠ) Adnan Menderes Hava Limanı, Ġzmir in ve bölgenin hava trafiğindeki en önemli noktasıdır. Yıllık olarak iç hat ve dıģ hat yolcu ve kargo sayısının artması neticesinde 2006 yılında dıģ hatlar kısmı yenilenmiģ, yeni iç hatlar terminalinin yapımına da 2012 yılında baģlanmıģtır yılında tamamlanması planlanan iç hatlar terminalinin yapımı süresince tüm yolcu trafiği için dıģ hatlar binası kullanılmaktadır. DıĢ hatlar terminalinin iki katı büyüklüğünde olacak yeni iç hatlar terminalinin toplam 25 milyon yolcuya hitap etmesi ve Adnan Menderes Havaalanı'nın yolcu kapasitesini 2,5 kat artırması hedeflenmektedir yılına kadar metrekare kapalı alanda hizmet veren terminalin kapasitesi metrekareye çıkarılacak olup, toplam yatırım tutarının 300 milyon Avro olması öngörülmektedir. Son dört yılda Ġzmir in iç ve dıģ hat gelen-giden toplam yolcu sayısında % 50 üzerinde artıģ gerçekleģmiģtir yılında bir önceki yıla göre iç hatlarda % 13,4, dıģ hatlarda ise % 0,52 artıģ meydana gelmiģ ve toplam yolcu sayısı 9,3 milyonu aģmıģtır (ġekil 89) İç Hat Dış Hat Toplam Yolcu Şekil 89: Adnan Menderes Havalimanı Gelen-Giden Yolcu Sayısı, Kaynak: DHMİ, yılı Ekim ayı sonu itibari ile Ġzmir Adnan Menderes Havalimanı ndan üç kıtada 36 ülkeye direkt uçuģ yapılmıģtır. Amerika ve Avustralya kıtasına direkt uçuģ gerçekleģtirilmezken bazı Avrupa baģkentlerine de Ġstanbul aktarmalı olarak bağlantı sağlanmaktadır. YurtdıĢına 60 havayolu Ģirketiyle ile 103 destinasyona yönelik uçuģ gerçekleģtirilmektedir. UçuĢ yapılan yurtdıģı limanların sayısı 2009 yılında 83 iken 2011 de 106 ya yükselmiģtir (Tablo 136). Yurtiçine ise altı havayolu Ģirketiyle 19 ile yönelik uçuģlar mevcuttur. 290

291 Tablo 136: Adnan Menderes Havalimanı ndan Direkt Uçuş Yapılan Yurt Dışı Limanlar Yıl Sayı* Kaynak: DHMİ, 2012 *Yıl içerisinde ticari amaçla uçuş yapılan yurtdışı liman sayılarını içermektedir. Ġzmir Adnan Menderes Havalimanı, uçuģ sayısında beģinci iken, yolcu sayısı ve yük (kargo, posta ve bagaj) taģınması göstergelerinin her ikisinde dördüncü sıradadır yılı içinde dıģ hat, iç hat olmak üzere toplam uçuģ gerçekleģtirilmiģ ve bu uçuģlarda yolcu sayısının % 26 sını dıģ hatları kullanan yolcular oluģturmuģtur. UçuĢ yoğunluğuna bakıldığında ise, Nisan-Eylül aylarında ortalama 228, Ekim-Mart ayları arasında ise ortalama 172 uçuģ yapıldığı görülmektedir. En az uçuģ Ocak ve ġubat aylarında, en fazla uçuģ ise turizmin arttığı Temmuz ve Ağustos aylarında gerçekleģtirilmiģtir (DHMĠ, 2012). Milliyetlerine göre yolcu istatistikleri, 2012 yılında Adnan Menderes Havalimanı nı % 33 oranında Türkler, % 23 oranında Almanlar, % 7 oranında Fransızlar, % 6 oranında Hollandalılar ve Ġngilizler, % 5 oranında da Belçikalıların kullandığını göstermektedir. Son üç yılın kargo verileri incelendiğinde özellikle dıģ hatlarda olmak üzere gelen ve giden kargo miktarlarında % 50 lere varan düģüģ göze çarpmaktadır. Bu durumun, küresel krize bağlı olarak gerçekleģtiği düģünülmektedir. Ġç hatlarda gelen kargo miktarı % 10 civarında düģerken giden kargo miktarında % 15 lik bir artıģ gözlenmektedir (ġekil 90) Şekil 90: Adnan Menderes Havalimanı Kargo Taşımacılığı Verileri*, , (ton) Kaynak: DHMİ, DIŞ HAT GELEN DIŞ HAT GİDEN İÇ HAT GELEN İÇ HAT GİDEN TOPLAM 1990 yılında yapılan Selçuk Havaalanı, Ġzmir in ikinci sivil havaalanı olup, turistik amaçla ve Türk Hava Kurumu (THK) tarafından eğitim amaçlı kullanılmaktadır. Ġzmir-Selçuk- 291

292 KuĢadası karayolu üzerinde, Selçuk ilçesine 3 km. uzaklıkta, Efes Antik Ģehrine 1 km. mesafededir. Mevcut havaalanları dıģında, yoğunlaģan Ġzmir hava trafiğinin rahatlatılması ve yöre turizmine katkı sağlanması amacıyla yeni havalimanları yapımı da planlanmaktadır. Bu kapsamda, Ġzmir in kuzeyinde, Askeri Kaklıç Havaalanına sivil terminal tesisleri inģa edilerek sivil kullanıma açılması planlanan Vecihi HürkuĢ Havaalanı nın özellikle kentin kuzeyine ve limanlar bölgesine hitap etmesi öngörülmektedir. Ġzmir in batısında ÇeĢme ve Alaçatı turizm merkezlerinin hava ulaģımını sağlamak amacıyla gerçekleģtirilecek ÇeĢme Havaalanı da yapımı planlanan projeler arasındadır. 5.a.1.d. Denizyolu Ġzmir sahip olduğu kıyı Ģeridi ile ulusal ve uluslararası deniz ulaģımı açısından da oldukça büyük bir potansiyele sahiptir. Denizcilik MüsteĢarlığı Ġzmir Bölge Müdürlüğü'ne bağlı olarak çalıģan 12 liman baģkanlığının beģi Ġzmir ili sınırları içinde kalmaktadır. Bunlar Ġzmir, ÇeĢme, Dikili, Foça ve Aliağa da yer almaktadır. Ġzmir Limanı, ÇeĢme Limanı, Aliağa-Nemrut ve Dikili ilçelerindeki limanlar deniz ulaģımında önemli noktalardır. ÇeĢme ve Ġzmir limanları aynı zamanda yolcu taģımacılığında da etkindir. Ġzmir'de denizyolu, kent içi ulaģımda da önemli yere sahip olup, bu konu kent içi ulaģım kısmında incelenmektedir. ÇeĢme Limanı ndan Sakız Adası na, Seferihisar Limanı ndan Samos Adası na ve Dikili Limanı ndan Midilli Adası na feribot seferleri mevcuttur. Aynı zamanda ÇeĢme Ancona- Ġtalya arası feribot ile yolcu taģımacılığı yapılmaktadır. Daha önce yapılmakta olan Brindisi karģılıklı seferleri iptal edilmiģtir yılında baģlanan kruvaziyer turizminde Ġzmir in büyük ilerlemeler kaydettiği görülmektedir yılında beģ kruvaziyer gemi ile kiģi Ġzmir e gelirken, 2012 yılında 286 sefer ile kiģi gelmiģ, son sekiz yılda Ġzmir e gelen kruvaziyer turist sayısı kiģiye ulaģmıģtır. Ġzmir Limanı nın yolcu bölümünü Ġzmir Limanı ndan ayıracak bağımsız bir kruvaziyer liman yapımı için Yap, ĠĢlet, Devret (YĠD) modeli ile ekonomik ömrünü tamamlamıģ mevcut iskele yerine iki yeni iskele daha inģa edilmesi planlanmaktadır. Mevcut limanda, yeni nesil 2 kruvaziyer ile metre arasında birer gemi yanaģabilirken, yeni iskele ile yeni nesil 5 kruvaziyer geminin aynı anda yanaģmasına imkan sağlayacak liman yapılması planlanmaktadır. Yeni yapılacak hali ile limanın Akdeniz'in en büyük, en modern ana kruvaziyer limanı olması hedeflenmektedir. Ġzmir Körfezi nin temizlenerek yeniden yüzülebilir hale getirilmesi ve limanın üçüncü nesil gemilere açılarak ticaret hacminin artırılması amacıyla TCDD ve ĠZSU Genel Müdürlüğü nün Ġzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi hayata geçirilmektedir. Proje kapsamında körfezin kuzey aksında 8 metre derinliğinde, 13 kilometre uzunluğunda ve 250 metre eninde bir sirkülasyon kanalının açılması planlanmaktadır. Orta körfezden gelen suyun güney körfeze girmesi, kuzeyden döngü ile çıkarak körfeze temiz su girdisini artırması ve sağlanacak bu sirkülasyon ile körfezdeki ekolojik kalitenin iyileģtirilmesi hedeflenmektedir. Proje Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun tamamlanması sonrasında uygulanmaya baģlayacaktır. 292

293 5.a.2. Kent içi Ulaşım Kentlerin geliģmiģliklerinin ölçümünde ne kadar geliģmiģ bir ulaģım sistemi kurgulamıģ oldukları önemli bir gösterge haline gelmiģtir. Bir kentin yaģayanları açısından da kent içi ulaģım son derece önemli rol oynamaktadır. Ġzmir'de kent içi ulaģım, karayolu, raylı sistemler ve denizyolu ile yapılmaktadır. Günlük olarak ortalama taģınan 1 milyon 250 bin yolcunun % 74 ü karayolu ile % 23 ü raylı sistemler ile % 3 ü ise denizyolu ile gerçekleģtirilmektedir. ĠBB tarafından 2000 yılında baģlatılan UlaĢımda DönüĢüm Projesi kapsamında köprüler, alt-üst geçitler, metro-tramvay gibi modern raylı ulaģım araçlarının hayata geçirilmesi amaçlanmaktadır. Ġzmir in 2030 yılına dek ulaģım ve trafik sorunlarını düzenleyecek, ulaģım alt yapısının gelecekteki projelerini ortaya koyacak Ġzmir UlaĢım Ana Planı (ĠUAP) hazırlanmıģtır. Dünyanın pek çok geliģmiģ kentinde uygulanan akıllı, çevreci, engelli dostu Tam Adaptif Trafik Yönetim, Denetim ve Bilgilendirme Sistemi Türkiye de ilk kez Ġzmir de devreye alınması planlanmaktadır. ĠBB tarafından uygulanacak sistem ile kavģaklar fiber optik kablolar aracılığıyla akıllı kavģak kontrol cihazları tarafından yönetilecek, Trafik Elektronik Denetleme Sistemi (TEDES) ile trafik denetimleri elektronik olarak sağlanacaktır. Toplu ulaģımın sevk ve idaresi elektronik olarak sağlanıp internet, cep telefonu, çağrı merkezleri vasıtasıyla vatandaģlara anında bilgilendirme yapılacaktır. 5.a.2.a. Karayolu Ġzmir in kent içi toplu ulaģım yükünün % 74 ü ESHOT Genel Müdürlüğü tarafından otobüslerle karģılanmaktadır. Özellikle metro ve banliyö (ĠZBAN) sisteminin kullanılmaya baģlanması ile birlikte yıllar içinde karayolunun ulaģımdaki payı azalmaktadır (Tablo 137). Tablo 137: ESHOT ve İZULAŞ Toplam Otobüs, Sefer ve Yolcu Sayıları Yıl Taşınan Yolcu Sayısı Toplam Sefer Sayısı Toplam Otobüs Sayısı Kaynak: ESHOT, 2012 Karayolunda otobüs dıģında dolmuģ, taksi, taksi-dolmuģ ve servis araçları ile toplu taģıma yapılmaktadır. Bunların sayılarında son yıllarda önemli bir değiģim görülmemektedir (Tablo 138). Tablo 138: Şehir Merkezi Dolmuş, Taksi, Taksi-Dolmuş ve Servis Araçları Sayıları Yıl Taksi Taksi Dolmuş Minibüs Servis Aracı Kaynak: İzmir İl Emniyet Müdürlüğü, 2012 Ġzmir deki taģıt sayısı ise günden güne artmaktadır. Ġzmir deki taģıtların yarısından fazlasını otomobiller oluģturmaktadır. Türkiye de bulunan motorlu kara taģıtlarının % 6 sı 293

294 ile Ege Bölgesi nde bulunan motorlu kara taģıtların % 36 sını Ġzmir deki motorlu kara taģıtları oluģturmaktadır yılı verilerine göre Ġzmir de yüz bin kiģiye otomobil düģmektedir. Bu sayı Ankara da , Ġstanbul da ise dır döneminde Ġzmir de yüz bin kiģiye düģen otomobil sayısındaki artıģ % 11 i geçmiģ durumdadır (ġekil 91). Ġzmir kiģi baģına düģen otomobil sayısı ile Ege ve Türkiye ortalamalarının üzerinde kalmakta, ancak Ġstanbul ve Ankara nın gerisinde yer almaktadır. Ġzmir in otomobil varlığından aldığı pay Türkiye genelinde % 6,5, Ege Bölgesi nde % 43 tür Ankara İstanbul Şekil 91: Yüz Bin Kişi Başına Düşen Otomobil Sayısının Karşılaştırması, Kaynak: TÜİK,2012i Yüz bin kiģiye düģen motosiklet sayısı incelendiğinde Ġzmir in değer ile Ege Bölgesi ortalamasının (7.308) gerisinde kaldığı ancak Ġstanbul (1.491) ve Ankara nın (727) üstünde olduğu görülmektedir döneminde Ġzmir de kiģi baģına düģen motosiklet sayısı % 17 artıģ göstermiģtir (ġekil 92). İzmir Ege TR 8.000, , , , , , , ,00 Ankara İstanbul İzmir Ege TR 0, Şekil 92: Yüz Bin Kişi Başına Düşen Motosiklet Sayısının Karşılaştırması, Kaynak: TÜİK,2012i 294

295 Motorlu kara taģıtlarının sayısındaki düzenli artıģ trafik yoğunluğunun, hava kirliğinin ve otopark talebinin artmasına neden olmaktadır. Ticaret fonksiyonunun ve sosyal yaģamın yoğunlaģtığı Konak, Alsancak gibi bölgeler yanında otopark ihtiyacı giderek merkez ilçelere de yayılmaktadır. Alsancak ta bir adet katlı otopark ile Hatay bölgesindeki otopark ihtiyacının karģılanması amacıyla Hatay Pazaryeri ve Hasan Tahsin katlı otoparklarının ĠBB tarafından yapımı devam etmektedir. Ayrıca, Alsancak ve civarının otopark ihtiyacının karģılanması için Alsancak Atatürk Spor Salonu önü yer altı otoparkı ile Kültürpark yeraltı otoparkı hizmete girmiģtir. Kent içi ulaģımda toplu taģımanın geliģtirilmesi, yaygınlaģtırılması ve özendirilmesine yönelik çalıģmalar, özellikle kent merkezinde artan araç baskısı ve beraberinde gelen otopark ihtiyacının kontrol altında tutulmasında önemli rol oynayacaktır. Kent içinde açık alanlarda 3.900, kapalı alan otoparklarda 4.970, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı otoparklarında olmak üzere, toplam adet araç park yeri bulunmaktadır. Ayrıca, KarĢıyaka Alaybey'de 600, Üçkuyular terminal alanında 600 araçlık otoparklar ile Buca Kasaplar Meydanı Yeraltı Otoparkı ile Evka 3 ve Çiğli de yeni otoparkların yapımı hedeflenmektedir (ĠBB, 2012c). 5.a.2.b. Raylı Sistemler Ġzmir metrosu için ilk çalıģmalar, 1989 yılında baģlatılmıģtır yılında yapılan Ġzmir UlaĢım Master Planı'nda 2010 yılı için 50 km uzunluğunda ve kentin dört uç noktasına (Bornova, Buca, Narlıdere, Çiğli) ulaģacak biçimde metro sistemi önerilmiģtir. Bu sistemin en yoğun olan bölümüne öncelik tanınarak inģaatına 1995 yılında baģlanmıģ ve 2000 yılında iģletmeye alınmıģtır. Mevcut metro sisteminde istasyon ve platformlarda engelli ve yaģlı yolcuların ulaģımını kolaylaģtırmak amacıyla, 14 istasyonda 85 yürüyen merdiven ve 46 asansör bulunmaktadır. Üçkuyular a kadar olan ikinci kısım metro inģaatı tamamlandığında üç yeni yer altı istasyonu daha açılarak toplam metro uzunluğu 19,2 km olacaktır (Harita 32). Son dört yılda metrodaki sefer sayısı % 30 artarken yolcu sayısı % 50 oranında artmıģtır (Tablo 139) (Ġzmir Metro A.ġ., 2012). Tablo 139: İzmir Metro Sefer ve Yolcu Sayıları, Yıl Sefer Sayısı Yolcu Sayısı Kaynak: İzmir Metro A.Ş.,2012 Halkapınar Ġstasyonu-Otogar Ġstasyonu Arası, Fahrettin Altay Ġstasyonu-Narlıdere Ġstihkâm Ġstasyonu Arası ve Üçyol Ġstasyonu-Buca-Dokuz Eylül Üniversitesi Kampus Ġstasyonu Arası Hafif Raylı Sistem Projeleri olmak üzere toplam üç projenin UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığı (UBAK) Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü'nce yapılması için ĠBB tarafından baģvuruda bulunulmuģtur. 295

296 Harita 32: İzmir Raylı Sistem Ulaşım Planı Kaynak: İzmir Metro A.Ş., 2012 Ayrıca, Ġzmir Banliyösü nün metro standardında bir banliyö iģletmesi olarak yapılması için TCDD ve ĠBB tarafından iģ birliğine gidilerek % 50 Ģer hisseli ĠZBAN A.ġ. oluģturulmuģtur yılında yapılan protokolle baģlayan süreçte 2011 yılı Ocak ayı itibariyle sistemin tamamı iģletmeye alınmıģtır yılında ĠZBAN da 144 bin üzerinde sefer ile yaklaģık 50,4 milyon yolcu taģınmıģtır (Tablo 140) (ĠZBAN A.ġ., 2012). Tablo 140: İZBAN Sefer ve Yolcu Sayıları, Yıl Sefer Sayısı Yolcu Sayısı * Kaynak: İZBAN A.Ş., 2012 *Halkapınar ve Alsancak arası ring seferleri dahildir. ĠZBAN A.ġ. nin iģletmeye aldığı raylı sistem 79 kilometre uzunluğundadır. Kuzey aksı (Aliağa-Alsancak-Halkapınar) ve güney aksı (Halkapınar-Alsancak-Cumaovası) olarak iki ana bölümden ve toplam 31 istasyondan oluģmaktadır. Hat üzerinde TCDD yolcu ve yük trenleri ile ĠZBAN A.ġ. ye ait banliyö trenleri birlikte iģletilmektedir (ĠZBAN A.ġ., 2012). ĠZBAN ın güney aksını Cumaovası'ndan Torbalı ya kadar uzatacak hattın yapımına Eylül 2011'de baģlanmıģtır. 30 km uzunluğundaki Cumaovası - Torbalı (Tepeköy) hattının tamamlanması ile ĠZBAN'ın uzunluğu 110 km ye çıkacaktır. Hat üzerinde 2014 yılı içerisinde banliyö seferlerine baģlanması öngörülmektedir. Ayrıca güney aksını Torbalı dan Selçuk a kadar uzatacak 26 km uzunluğunda hat da projelendirilerek yatırım 296

297 programına alınmıģtır. Kuzey aksında ise 52 km lik Aliağa-Bergama hattının yapımı planlanmaktadır. Üç hattın devreye alınmasıyla ĠZBAN 188 km uzunluğuyla Türkiye nin hava limanı bağlantılı en büyük banliyö sistemi olacaktır (ĠBB, 2012b). UlaĢım Ana Planı nın ortaya koyduğu öngörüler çerçevesinde Ġzmir de merkezi alanda ana arterlerde trafik sorunlarını en aza indirmek, bu arterleri otobüslerden arındırmak, kente modern, yüksek kapasiteli, enerji dostu araçlarla ulaģımı sağlamak amacıyla tramvay projeleri öngörülmüģtür. ĠBB tarafından Konak ve KarĢıyaka ilçelerinde tramvay projeleri tamamlanmıģtır (ĠBB, 2012b). Konak Tramvayı Fahrettin Altay ile Halkapınar arasında 19 duraklı, 21 araçlı ve 12,7 km uzunluğunda planlanmaktadır. Alaybey Tersanesi ile MaviĢehir Banliyö Ġstasyonu arasındaki KarĢıyaka Tramvayı ise 15 duraklı, 17 araçlı ve 10 km uzunluğunda olacaktır. Her iki proje UBAK Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü nce onaylanmıģtır. Projelerin finansman kredisi sağlanmıģ olup, yapım sürecine Kalkınma Bakanlığı tarafından yatırım programına alınmasından sonra baģlanması planlanmaktadır (ĠBB, 2012b). 5.a.2.c. Denizyolu Ġzmir Sasalı dan Ġnciraltı na kadar sahip olduğu 40 km lik körfez kıyı Ģeridi ile kent içi deniz ulaģımı açısından da oldukça büyük bir potansiyele sahiptir. Türkiye Denizcilik ĠĢletmeleri (TDĠ) A.ġ. ye bağlı gemi ve iskelelerin özelleģtirilmesi kapsamında, Ġzmir körfezinde deniz yolu ile yolcu ve araç taģımacılığı ĠBB ye devredilmiģtir yılı Mart ayından itibaren ĠBB adına Ġzmir Deniz ĠĢletmeciliği Nakliye ve Turizm Ticaret A.ġ. (ĠZDENĠZ) tarafından toplam 4 adet arabalı vapur, 5 yolcu gemisi ve 16 adet yolcu motoru ile deniz taģımacılığı yapılmaktadır yılında 11 hat ve 8 iskelede gerçekleģtirilen yolcu vapuru seferi ile yaklaģık 12,5 milyon yolcu, arabalı vapur seferi ile de 420 binin üzerinde araç taģınmıģtır. Günlük taģınan yolcu sayısı ortalama civarındadır (Tablo 141) (Harita 33) (ĠZDENĠZ, 2012). Tablo 141: Denizyolu ile Taşınan Yolcu ve Araç Sayıları, Yıl Yolcu Vapuru Taşınan Yolcu Arabalı Vapur Taşınan Araç Sefer Sayısı Sayısı Sefer Sayısı Sayısı Kaynak: İZDENİZ, döneminde artıģ gösteren yolcu sayısının 2010 yılı sonrası düģmesinde ĠZBAN hizmetlerinin yaygınlaģması da etkili olmuģtur. Güçlü bir deniz taģımacılığı olanağı sunan Ġzmir de mevcut deniz seyahati sayısının arttırılması ve deniz yolculuğunun daha cazip hale getirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda deniz ulaģımının geliģtirilmesi yanında, farklı ulaģım modları arasında entegrasyonun güçlendirilmesi de önem taģımaktadır. 297

298 Harita 33: İzmir Deniz Ulaşım Hatları Kaynak: İZDENİZ, 2012 ĠBB tarafından mevcut gemilerin yeni ve modern gemiler ile değiģtirilmesi amacıyla 117 milyon Avro'ya mal olacak 400 yolcu kapasiteli 15 adet katamaran tipi yeni yolcu gemisi alımı yapılmaktadır. Çevre ve engelli dostu yeni gemilerin teslimatı yılları arasında gerçekleģecektir. (ĠBB, 2012b) Bununla birlikte, körfezdeki mevcut iskelelerin yeni yolcu gemilerine uyum sağlayacak Ģekilde düzenlenmesi çalıģmaları yürütülmektedir. Konak ve KarĢıyaka iskelelerinde iç modernizasyon çalıģmaları baģlatılmıģtır. Bostanlı, Alsancak, Pasaport ve Üçkuyular vapur iskelelerinde ilgili projeler tamamlandıktan sonra uygulama çalıģmalarına baģlanacaktır. Ayrıca MaviĢehir ve Karantina ya da yeni iskele yapılması planlanmaktadır (ĠBB, 2012b). Yeni gemilerin çalıģmaya baģlaması ile birlikte, özellikle yaz sezonunda talep durumuna bağlı olarak Urla, Foça, Mordoğan, Karaburun gibi ilçelere de seferler yapılması da deniz yolu kullanımını güçlendirecektir. Ġzmir in kıyı kullanımı ile ilgili olarak, Ġzmirlilerin Denizle ĠliĢkisini Güçlendirmekte Uygulanacak Tasarım Stratejisi çalıģması ile MaviĢehir den Ġnciraltı Kent Ormanı na kadar körfezi çevreleyen 40 km lik sahil Ģeridinin yenilikçi, yaratıcı ve katılımcı bir anlayıģla yeniden düzenlenmesi ve dört bölge halinde yeniden tasarlanması amaçlanmaktadır. Proje kapsamında Ġzmirlinin denizle daha fazla bütünleģebilmesi için kent terasları, deniz balkonları, yüzer platformlar, kent kumsalı gibi uygulamaların hayata geçirilmesi öngörülmektedir (ĠBB, 2012b). UBAK tarafından Ġzmir'i yat turizmi konusunda güçlendirmek amacıyla KarĢıyaka, Bayraklı, Ġnciraltı, Urla-ÇeĢmealtı ve ġakran Yat limanları için etüt çalıģmaları devam etmektedir. Ayrıca Karaburun, Yenifoça, ġifne ve Seferihisar-Ürkmez yat limanlarının YĠD modeli ile elde edilmesi planlanmaktadır (UBAK, 2012c). 298

299 5.a.2.d. Yaya ve Bisiklet Ulaşımı Bisiklet, yeģil bir ulaģım türü olması ve aktif yaģama katkı vermesi açısından kullanımı teģvik edilmesi gereken bir ulaģım çeģididir. Bisiklet kullanımının yaygınlaģması öncelikle gerekli altyapının oluģturulması ile mümkündür. Mevcut durumda birçok kullanıcı, gerekli bisiklet alt yapısı olmadan trafiğe çıkmaktadır. Bisiklet yolları araçlar ve diğer kullanımlar tarafından iģgal edilmekte veya tamamen yaya ve araç trafiği tarafından kullanılabilmektedir. Bu durum sistemin verimli ve güvenli kullanılabilirliğini azaltmaktadır. Son yıllarda bisiklet yolu için gerekli altyapı kurulumuna yönelik teģvikler de ortaya çıkmakta olup, bisikletle ulaģımın diğer ulaģım türleri ile entegre bir Ģekilde düģünülerek tasarlanması gerekmektedir. Dünya kentlerinde yaģanan örnekler, gerekli altyapı oluģturulduğunda bütün kentlerde bisikletin bir ulaģım aracı olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Akıllı Bisiklet Sistemi, bisikletin kent içi ulaģımda kullanımını destekleyen bir sistemdir. Avrupa kentlerinde yaygın olarak kullanılan bu sistem, kentin belirli noktalarına yerleģtirilen istasyonlardan bisiklet kiralanması, kullandıktan sonra da kentin her hangi bir yerindeki istasyona teslim edilmesi Ģeklinde çalıģmaktadır. Bu Ģekilde bisiklet diğer ulaģım sistemleri arasında ya da tüm yolculuk boyunca kullanılabilmektedir. Ġstanbul da Kadıköy-Kartal arasında uygulanan sistem, Ġzmir de KarĢıyaka Belediyesi tarafından hizmete sokulmuģtur. Ġzmir deki mevcut bisiklet yolları körfez etrafında yoğunlaģmakta olup, KarĢıyaka dan Sasalı ya, Konak tan Alsancak Limanı na ve Üçkuyular a uzanmaktadır. Ġzmir de de öncelikle Ġnciraltı ndan Sasalı ya kadar olan sahil Ģeridinde yüksek güvenlikli ve kesintisiz bir bisiklet yolu oluģturularak bu güzergâh üzerinde bulunan ilçe merkezlerine ulaģım konusunda Akıllı Bisiklet Sistemi hayata geçirilmesi gerekmektedir. Ġzmir de mevcut bisiklet yolları toplam 25,8 km uzunluğundadır. Mevcut yolların artırılması için çalıģmalar yapılmaktadır. ĠUAP ye göre planlanan bisiklet yolları kuzey hattı (22,9 km), doğu hattı (24,5 km), güneydoğu hattı (13,9 km) ve güney hattı (37,5 km) olarak dört bölümde değerlendirilmektedir. Bu çerçevede bisiklet yollarının toplam uzunluğunun 98,8 km ye ulaģması planlanmaktadır (ĠBB, 2009). 5.b. Enerji Altyapısı Ġzmir de MWh kurulu güç ile elektrik tüketim ihtiyacına yönelik üretim gerçekleģtirilmektedir yılından sonra Ege Bölgesi ve Ġzmir elektrik üretim tesis kurulu gücünde herhangi bir artıģ görülmemiģtir. Türkiye elektrik üretim tesis kurulu gücünde ise 2010 yılında % 10,6, 2011 yılında % 6,8 artıģ gerçekleģmiģtir yılı itibarıyla % 6,2 olan Ġzmir in payı 2011 de % 5,2 düzeyine gerilemiģtir (Tablo 142). Tablo 142: Elektrik Üretim Kurulu Güç Değişimi, , (MWh) Yıl İzmir Ege Bölgesi Türkiye İzmir/Ege Bölgesi (%) İzmir/Türkiye (%) ,2 37,8 6, ,2 37,8 5, ,1 37,8 5,2 Kaynak: TEİAŞ, 2012 Ġzmir de kurulmuģ hidroelektrik santrali bulunmamaktadır. Gediz Nehri üzerinde kurulması planlanan Karaağaç, Kocayatak ve Ortaköy hidroelektrik santrallerinin toplam 299

300 kurulu gücünün 29,91 MW, yıllık ortalama üretilecek elektrik enerjisi miktarının 120,04 GWh olması planlanmaktadır. Aliağa da kurulmuģ olan doğalgaz yakıtlı termik santralin ise toplam kurulu gücü 180 MW dir. Artan elektrik talebini karģılamak üzere, 2020 yılına kadar olan dönemde yaklaģık MW olan Türkiye mevcut kurulu gücünün ETKB nin düģük tahminli senaryosuna göre MW a, yüksek tahminli senaryoya göre ise MW a çıkartılması gerektiği belirtilmektedir. Türkiye de 2011 yılı itibariyle MW Kurulu güçle bir önceki yıla göre % 8,6 ya karģılık gelen ,4 milyon kwh artıģ neticesinde ,10 GWh elektrik üretimi yapılmıģtır. Aynı dönemde elektrik tüketimi ise yine % 9,4 e karģılık gelen ,4 milyon kwh artıģ ile ,3 milyon kwh olmuģtur (TEĠAġ, 2011). Ġzmir 2010 yılı itibarıyla elektrik tüketiminde Türkiye toplamının % 8,7 sini, Ege Bölgesi nin ise % 54,9 unu oluģturmaktadır. Türkiye genelinde elektrik tüketimi 2010 yılında bir önceki yıla göre % 9,7 artarken, Ġzmir de % 11,1 artıģ göstermiģtir. Ġzmir in 2008 yılında GWh olan elektrik tüketim miktarı, 2009 yılında ekonomik kriz kaynaklı olduğu düģünülen düģüģ ile % 14,7 azalmıģtır yılında tekrar % 11,1 oranında artarak GWh olarak gerçekleģmiģtir (Tablo 143). Tablo 143: Elektrik Tüketim Miktarları Değişimi, , (GWh) Yıl İzmir Ege Bölgesi Türkiye İzmir/Ege Bölgesi (%) İzmir/Türkiye (%) ,6 57,7 9, ,1 55,2 8, ,6 54,9 8,7 Kaynak: TÜİK, 2011f Abone sayıları açısından ise en büyük düģüģün sanayi abonelerinde olduğu görülmektedir. Son üç yılda beģ puanlık bir azalma mevcuttur. Ġzmir ili elektrik tüketiminin 2012 yılı itibarıyla en fazla % 36 ile sanayi kesimine ait olduğu, bunu sırasıyla % 34,5 ile konutların, % 11,8 ile ticarethanelerin, % 5 ile resmi dairelerin izlediği görülmektedir. Bunun dıģında kalan tüketim ise aydınlatma, tarımsal sulama ve diğer kullanımlar tarafından gerçekleģtirilmektedir (Tablo 144). Tablo 144: İzmir İli Abonelere Göre Elektrik Tüketim Miktarları (MWh), Abone Türü Abone Tüketim Abone Tüketim Abone Tüketim Sayısı (MWh) Sayısı (MWh) Sayısı (MWh) Sanayi Konut Ticarethane Resmi Daire Aydınlatma Diğer Toplam Kaynak: Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş.,

301 5.c. Teknolojik Altyapı 5.c.1. Bilgi ve İletişim Teknolojileri 109 Bilgi ve bilgi teknolojileri konusu son beģ yılda ülke gündeminde önemli oranda yer tutarak ders programlarına girmiģ bulunmaktadır. Bilgi kuramı ve Bilgi ve ĠletiĢim Teknolojisi dersleri seçmeli olarak lise düzeyinde verilmeye baģlanmıģtır. Ġzmir de 23 ilçede, 63 okulda biliģim teknolojileri dersi bulunmaktadır. Ağ ĠĢletmenliği, Bilgisayar Teknik Servisi, Veri Tabanı Programcılığı ve Web Programcılığı dallarında hizmet verilmektedir. Ġzmir in bilgi ve iletiģim teknolojileri konusundaki geliģim çizgisi Türkiye nin ilerlemesi ile paralellik göstermektedir. Ülkemizde ilk bilgisayar 1960 larda Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kullanılmaya baģlamıģtır ler sonrası baģlayan hızlı dönüģüm ve ilerleme ile altyapı yatırımları yapılmaya baģlanmıģ ve 1990 larda ilk kiģisel bilgisayarlar Türkiye ye gelmeye baģlamıģtır. Ġlk uluslararası internet bağlantısı Orta Doğu Teknik Üniversitesi nde (ODTÜ) Nisan 1993 te gerçekleģtirildi. Ancak bundan da önce daha küçük ölçekte olmakla beraber BITNET bağlantısı Ege Üniversitesi üzerinden European Academic and Research Network (EARN) ağına 1986 yılında Ġzmir den yapılmıģtır lerde Ege Üniversitesi bünyesinde ilk bilgisayar mühendisliği eğitimleri Ġzmir de verilmeye baģlanmıģtır de Türkiye BiliĢim Derneği nin (TBD) 4. Ulusal BiliĢim Kurultayı Ġzmir de gerçekleģtirilmiģtir. Türkiye deki çeģitli üniversitelerde yaklaģık 55 adet bilgisayar mühendisliği bölümü bulunmaktadır ve mezun sayısı yılda civarındadır. Ġzmir de ise 2012 itibariyle dokuz üniversitenin yedisinde bilgisayar mühendisliği ve ilgili dallarda eğitim verilmektedir. Lisans seviyesinde bilgisayar mühendisliği bölümleri dıģında ĠEÜ, GÜ ve ĠÜ de yazılım mühendisliği, yine ĠÜ de matematik ve bilgisayar bilimleri lisans programı verilmektedir. Lisansüstü eğitim programlarında ise EÜ Bilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği hem ĠYTE hem de ĠÜ ile ortak doktora programı yürütmektedir. Lisansüstü programlar incelendiğinde ĠEÜ de yürütülen BiliĢim Teknolojileri Yüksek Lisans Programı ile Bilgisayar Oyunları ve Teknolojisi Yüksek Lisans Programı nın diğer programlardan farklılaģtığı görülmektedir. Bu kapsamda Ġzmir de toplam 35 lisans, 21 lisansüstü programı bulunmakta ve lisans düzeyinde 723 kontenjan sunulmaktadır (Tablo 145). Tablo 145: İzmir de Bilgi ve İletişim Alanındaki Lisans ve Lisansüstü Eğitim Programları Bilgisayar Müh. ve Diğer İlgili Alanlarda Eğitim Veren Üniversiteler Lisans Programı Sayısı Kontenjan Eğitime Başlama Tarihi Lisansüstü Program Sayısı Dokuz Eylül Üniversitesi Ege Üniversitesi Gediz Üniversitesi* Ġzmir Ekonomi Üniversitesi.* Ġzmir Üniversitesi.* Bu bölüm ĠZKA-ĠYTE iģbirliğinde gerçekleģtirilen Bilgi Toplumu Temelli Kalkınma Stratejisi nden yararlanarak hazırlanmıģtır. Detaylı bilgi için 301

302 Ġzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü YaĢar Üniversitesi.* Toplam Kaynak: İZKA ve İYTE, 2012 * Vakıf üniversitelerinde program sayıları burs derecelerine göre çeşitlilik göstermektedir yılı Kasım ayında tarih ve sayılı RG de yayınlanan Teknoloji GeliĢtirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği ile bu bölgelerde yazılım üreten kiģi ve kuruluģların gelir vergisinden ve kurumlar vergisinden bağıģık tutulması kararlaģtırılmıģtır. Ġzmir açısından bu konuyla ilgili en önemli geliģme aynı yıl ĠZTEKGEB in kurulması olmuģtur. TGB ler ile ilgili detaylı bilgi Sanayi bölümünde yer almaktadır. ĠBB tarafından da Adres Bilgi Sistemi, Plan Kararı Sorgulama ve Ġzmir Mobil Kent Rehberi uygulaması, Mezarlık Bilgi Sistemi ve Elektronik Numarataj Belgeleri ile e- belediyecilik uygulamaları hizmete sunulmuģtur. 5.c.2. Telekomünikasyon Türkiye de telekomünikasyon alanında 1840 yılından bu yana hizmet verilmektedir lerin ortalarından itibaren reform programları telekomünikasyon sistemi üzerinde oldukça etkili olmuģtur. Bu dönemde Türkiye dıģ piyasalara açılırken bilgi ve iletiģim altyapısını yenileme ve geliģtirme olanağını da yakalamıģtır. Türkiye nin dıģa açılmasında telekomünikasyon sistemi anahtar olarak görülerek, 1980 ler boyunca telekomünikasyon hizmetleri sayısal hale getirilmiģ ve çağın teknolojik düzeyi yakalanmıģtır. Bu dönemde iletiģim ağı üç kat artarak ülkenin tamamı yüksek kalitede telefon hizmeti ile tanıģmıģtır yılı Aralık sonu itibarıyla Ġzmir de yaklaģık olarak 2,8 milyon sabit telefon santral kapasitesi, 921 bin sabit telefon abonesi, 3,85 milyon mobil telefon abonesi ve 129 bin Kablo TV abonesi bulunmaktadır. Buna göre Ġzmir, yaklaģık olarak Türkiye deki sabit telefon santral kapasitesi ve abone sayısının % 7 sine, mobil telefon abone sayısı ve baz istasyonlarının % 6 sına, Kablo TV abonelerinin ise % 10 una sahiptir (Tablo 146). Tablo 146: Türkiye de ve İzmir de Sabit Erişim Hattı, Kablo TV ve GSM Abone Sayıları Tür İzmir Türkiye İzmir in Payı (%) Sabit Telefon Santral Kapasitesi ,19 Sabit Telefon Abone Sayısı* ,85 Mobil Telefon Abone Sayısı ,69 Baz Ġstasyonu Sayısı ,12 Kablo TV Abone Sayısı ,33 Kaynak: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, 2012 * Toptan hat kiralama hizmeti il bazında veri olmadığı için İzmir değerine dahil değildir. Mevcut kablolu haberleģme altyapısını yedeklemek ve doğal afet durumlarında kesintisiz iletiģim sağlamak üzere ĠBB tarafından sayısal geniģ alan telsiz Ģebekesi tesis edilmiģtir. Sistemin baz istasyonları Aliağa (Samurlu), Menderes (Akkaya), Karaburun (Akdağ), KemalpaĢa (Sıralık), Tire (Çayırlı), Bornova (Kurudağ), KarĢıyaka (Yamanlar), Seferihisar (Turgut), Torbalı (KuĢçuburun), Konak (Kadifekale), Buca (Toros) ile Basmane ve Çankaya Metro istasyonlarında yer almaktadır. ĠBB sorumluluk alanı içerisinde Ģehir merkezinde % 90 a ve diğer bölgelerde % 80 e kadar kapsama sağlanmıģtır. 302

303 5.c.3. İnternet Ġzmir in internet hizmetlerinin yayılımı ve bu hizmetlerin kullanımı açısından ülkedeki nüfus büyüklüğü ve ekonomik geliģmiģliğine paralel bir görüntü vermektedir. Hanehalkı internet bağlantısı ve e-devlet hizmetleri kullanımında Ġstanbul ve Ankara nın ardından üçüncü sırada yer aldığı görülmektedir. TBD 2012 Değerlendirme Raporu na göre, Türkiye genelinde internete eriģen hane oranı % 47,2 dir. Bu oran kentsel alanlarda % 55,5, kırsal alanlarda ise % 27,3 tür. Ġnternete eriģimin % 70 i evlerden, % 16 sı internet kafelerden, % 5,9 u da kablosuz bağlantı yapılabilen kamu eriģim noktalarından gerçekleģtirilmektedir. Ġzmir, adet internet kafe ile bu açısından Türkiye de ikinci sırada gelmektedir. Türkiye nin 26 ilinde yaģ grubu genç ile yapılan Intel in 2012 yılı araģtırmasına göre düzenli internet eriģiminin en yüksek olduğu il % 79,6 lık oranla Ġzmir olmuģtur. Aynı araģtırmaya göre ankete katılan gençlerin günlük sosyal ağlarda harcadıkları süre ortalama 53,5 dakika olarak belirlenmiģ ve bu sürenin ilerleyen yaģla birlikte azalma gösterdiği tespit edilmiģtir (Tablo 144). Tablo 147: İnternet Abone İstatistikleri Tür İzmir Türkiye xdsl Ġnternet Abone Sayısı Kablo Ġnternet Abone Sayısı Fiber Ġnternet Abone Sayısı Diğer Sabit Ġnternet Abone Sayısı Mobil Ġnternet Abone Sayısı Toplam Kaynak: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, 2012 Kablo uzunluğu yönüyle Türkiye nin en büyük kamu yerel ağ projesi olan ĠZMĠRNET ile Ġzmir anakent alan ölçeğinde, ĠBB, ilçe belediyeler ve diğer ilgili kurum ve kuruluģların, iletiģim ve koordinasyonunda geliģmiģ teknolojinin kullanılmasıyla kent yönetiminde etkinliği arttırıp, vatandaģa çağdaģ hizmetlerin sunulması ve bu hizmetlerin yaygınlaģtırılması amaçlanmaktadır yılı sonu itibarıyla bağımsız bir telekomünikasyon altyapısı oluģturan fiber kablo uzunluğu 180 km ye ulaģmıģtır. 5.d. Konum Türkiye nin en batısında yer alan Ġzmir, tarihi boyunca bir liman ve ticaret kenti olarak dıģa açık yapısıyla batılı tarzda geliģen kültürünü Anadolu gelenek ve görenekleriyle birleģtirmiģtir. Kültür turizmini köklü tarihi ve antik uygarlıklarıyla, inanç turizmini farklı inanıģlara ev sahipliği yapmasıyla, termal turizmini jeotermal kaynakları ve tesisleriyle, eko turizmini de doğa, deniz, kum, güneģ gibi güzellikleriyle bütünleģtirip güçlendirmiģtir. Ġzmir ayrıca standardı yüksek tesisleri, yıl içinde düzenlenen fuar ve festivalleriyle kongre turizmi için de elveriģli bir metropoldür. Ġzmir, Çanakkale den Fethiye ye kadar uzanan geniģ bir hinterlandın limanı konumundadır. Bir tanesi ülkenin en büyük konteyner limanı olan beģ limanı ile hizmete girecek olan Kuzey Ege (Çandarlı) Limanı nın varlığı bölgedeki gücünü ortaya koymaktadır. 303

304 Ayrıca ulusal karayolu ve demiryollarına bağlanabilmenin mümkün olması, 2014 yılı içinde yeni kısımları ile 25 milyon yolcu kapasitesine ulaģabilecek olan uluslararası aktif bir havalimanının varlığı ve ihracatı destekleyen üretim merkezlerinin ilin çevresinde yerleģerek Ġzmir i besleyen pozisyonda yer almaları, Ġzmir in konumunu güçlendirmektedir. Ġzmir in yaklaģık 200 ülkeye dağılan ticaret iliģkisine bakıldığında, 2011 yılı itibarıyla en fazla ihracatın yapıldığı ilk dört ülkenin Avrupa kıtasında yer aldığı görülmektedir. BeĢinci ülke ABD dir. Ġlk on içinde yer alan diğer ülkelerin de Avrupa kıtasında yer alması dikkat çekmektedir. Ortadoğu pazarında yer alan BAE ve Asya dan Çin listede on ve on birinci sırada yer almaktadır. Yapılan ihracat oranı bazında yapılan incelemede ise ticaretin yaklaģık % 40 lık kısmının Avrupa ülkelerine yapıldığı görülmektedir. Ġzmir, ihracat yapılan ilk on ülke içinde yer alan ABD ve Çin dıģında tüm Avrupa ve Ortadoğu ülkelerine 3-5 saatlik uçuģ mesafesinde bulunmaktadır (Harita 34). Harita 34: İzmir in Uçuş Mesafelerine Göre Ülkeler 81 Ġl Durum Raporu nda iller bazında potansiyel olarak ihracat yapılabilecek ülkeler tespit edilmiģtir. Tamamlayıcı ülke olarak adlandırılan bu analiz ilin ihracatını yönlendirebileceği ve ithalat yapısı itibari ile doğal partneri olabilecek ülkeleri göstermesi açısından önem taģımaktadır Buna göre Ġzmir in tamamlayıcı ülkeleri Danimarka, Cezayir ve BAE olarak tespit edilmiģtir (Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2011b). Ġzmir in Danimarka ya üç, Cezayir e beģ ve BAE ye dört saatlik uçuģ uzaklığında olduğu, ayrıca Cezayir e deniz ulaģımının da mümkün olduğu göz önüne alındığında, hangi ürünler bazında ihracat yapılabileceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. 304

305 Rekabetin ulusaldan yerele kaymakta olduğu günümüzde artık Ģehirlerin rekabetçiliğe odaklanarak, rekabet güçlerini artırmalarına odaklanmalarını zorunlu kılmaktadır. ġehirlerin ihracat performanslarının analiz edilerek, stratejilerin belirlenmesi, alacakları konumları tespit etmeleri ve ileride rekabetçiliklerini geliģtirmelerine olanak tanıyacak politikaların tasarlanması gerekmektedir. Bu bağlamda Ġzmir in potansiyelini değerlendirerek ürün ve ülke çeģitliğine yönelmesi, farklı pazarlara ulaģması gerekmektedir. 5.e. Kentsel Yaşam Kalitesi ve Konut Bireyin barınma hakkından doğan temel ihtiyaçlarından bir tanesi olarak kabul edilen konut, bir kentin yapılı çevresini oluģturan baģlıca unsurdur. Sağlıklı, sürdürülebilir ve kaliteli yaģam alanlarına duyulan gereksinimin giderek artmasıyla birlikte, ülkemizde konut sektörü nicelik ve nitelik açısından bir geliģme sürecine girmiģtir. Ġzmir de bu geliģmelerin etkisinin önemli ölçüde hissedildiği kentler arasında yer almaktadır. TÜĠK 2000 yılı Bina Sayım Ġstatistikleri nde Ġzmir ili kentsel konut stoku olarak belirlenmiģtir 110 (TÜĠK, 2000). Binaların yaklaģık % 46 sının inģa tarihi 1990 ve öncesi döneme rastlamaktadır. Bu oran Ġstanbul (% 43) ve Ankara ya (% 34) göre daha yüksektir. Bununla paralel olarak Ġzmir de 2001 yılı ve sonrası yapılan binaların oranı % 15,4 ile üç büyük kent arasında en düģük seviyededir (Tablo 148). Tablo 148: Hanehalklarının Bina İnşa Yılına Göre Dağılımı, 2011 Bina inşa yılı (%) İl 1945 ve ve öncesi sonrası Bilinmeyen Ġstanbul 0,6 1,4 5,1 14,5 21,1 29,1 17,9 10,2 Ankara 0,7 1,5 5,3 11,4 14,8 24,6 34,2 7,6 Ġzmir 2,0 3,0 6,4 14,5 19,9 22,9 15,4 15,8 Türkiye 1,5 2,7 5,9 13,4 18,9 24,6 21,8 11,3 Kaynak: TÜİK, 2011d Ġzmir de yapım yılı eski olan binaların ağırlıklı olması, izinsiz ve düzensiz yapılaģmıģ alanlar, mevcut yapılaģmada fiziksel ve teknik eksikliklerden doğan yetersizlikler önemli konut sorunları olarak öne çıkmaktadır. Kentsel boģlukların, ortak kamusal alanların ve yeģil alanların yetersizliği söz konusudur. Bu çerçevede son yıllarda kentin sürekli büyümesine ve yayılmasına neden olan nüfus hareketleri sonucunda, sayısal olarak yeterli gibi görülse de nitelik açısından önemli bir konut sorununun varlığından söz edilebilir (ĠBB, 2012c). Ġzmir Kent Sağlık Profili çalıģmasında yer alan 2007 yılı verilerine göre kiģi baģına düģen aktif yeģil alan miktarı 3,46 m 2 olarak belirtilmiģtir (ĠBB, 2008). Ġzmir 1996 yılında yayınlanan Türkiye Deprem Haritası na göre 1. derece deprem bölgesinde yer almaktadır. Bu nedenle bölgede yapı güvenliği konusu kritik önem taģımaktadır. Güvenilirliği olmayan deprem ve heyelan riski yüksek olan bölgelerde yoğunlaģmıģ önemli miktarda yapı stoku bulunmaktadır (ĠBB, 2012c) sayılı Afet Riski Altındaki Alanların DönüĢtürülmesi Hakkında Kanun ile 5393 sayılı Belediye yılı sonu itibariyle adet olarak tahmin edilmektedir (GYODER, 2012). 305

306 Kanunu 73. maddesi kapsamında uygulanacak kentsel dönüģüm çalıģmalarında öncelikli illerden birisidir. Bu çerçevede halihazırda kentsel dönüģüme iliģkin çok sayıda çalıģma yürütülmektedir. Her iki kanun kapsamında kentsel dönüģüm bölgesi ilan edilen alanlar 2013 yılı ortası itibarıyla 931,4 ha büyüklüğündedir. Bu alanlar Ģöyledir: 6306 Sayılı Kanun Kapsamında (Toplam: 627 ha): Karabağlar: 540 ha Menemen: 44 ha Narlıdere: 43 ha 5393 Sayılı Kanun Kapsamında (Toplam: 304,4 ha): Gaziemir (Aktepe-Emrez): 121,7 ha Bayındır ( Necati Uza-Yenice-Hatay): 13 ha Torbalı (ÇaybaĢı): 6,3 ha Karabağlar (Uzundere): 31,5 ha Konak (Ballıkuyu-Ege): 54 ha Bayraklı (Cengizhan-Alparslan-F. Edip Baksı): 60 ha KarĢıyaka (Örnekköy): 17,9 ha Ġzmir de konut stokunun mülkiyet durumuna iliģkin veriler evsahibi hanehalklarının oranının Ġstanbul ve Ankara nın üzerinde, Türkiye ortalamasının ise altında olduğunu göstermektedir. Diğer yandan kiracı hanehalklarının oranı da diğer iki büyük Ģehirden düģük, Türkiye ortalamasından ise yüksektir (Tablo 149). Tablo 149: Hanehalklarının Konuttaki Mülkiyet Durumlarına Göre Dağılımı, 2011 Mülkiyet durumu (%) İl Hane sayısı Lojmanda Ev sahibi değil Ev sahibi Kiracı oturan ama kira ödemiyor Ġstanbul ,6 31,5 0,9 7,0 Ankara ,9 30,2 2,9 6,0 Ġzmir ,0 26,5 1,1 9,4 Türkiye ,3 23,8 1,5 7,3 Kaynak: TÜİK, 2011d Ġzmir ilinde yeni geliģmekte olan konut alanlarında üretilen konutların ağırlıklı olarak özel sektör tarafından üretildiği ve yüksek gelir grubuna hitap ettiği görülmektedir. Bu durum, farklı sosyo-ekonomik koģullara sahip bireylerin, özellikle alt gelir gruplarının konut edinebilirliğini olumsuz etkilemektedir (ĠBB, 2012c). Diğer yandan aynı zamanda bir turizm merkezi olan Ġzmir de ikinci konut niteliğinde çok sayıda konut bulunmaktadır. Dikili, Foça, Urla, ÇeĢme, Seferihisar ve Menderes kıyılarında yoğunlaģan bu konutların değerlendirilmesi, hem büyük bir kaynak olan stokun verimli kullanımı hem de bölgenin ekonomisi açısından önem taģımaktadır. Ġzmir de alınan konut yapı ruhsatı sayıları inģaat sektörünün 2004 yılından itibaren önemli oranda sıçrama gösterdiğini ve 2011 yılında en yüksek seviyeye ulaģtığını ortaya koymaktadır (Tablo 150). Konut inģaatları ile paralel olarak alınan yapı kullanım izinleri de artıģ eğilimi içindedir yılı sonu itibariyle, Türkiye deki toplam yapı ruhsatlarının % 6,3 ü, yapı kullanım izinlerinin ise % 7,2 si Ġzmir de alınmıģtır. 306

307 Tablo 150: İzmir de Alınan Konut Yapı Ruhsatları ve Yapı Kullanım İzinleri, Yıl Yapı Yapı Kullanım Türkiye dek Türkiye dek Ruhsatları İzinleri (Daire i payı (%) i payı (%) (Daire Sayısı) Sayısı) , , , , , , , , , , , , , , , , , ,21 Kaynak: TÜİK Yapı İzin İstatistikleri verilerinden yararlanarak GYODER, 2012 Ġzmir ili Türkiye genelindeki konut satıģlarından son üç yıla göre % 5,5 ile % 5,7 arasında pay almıģtır (ġekil 93) yılında 2008 yılına göre konut satıģlarında % 27 lik bir artıģ gerçekleģmiģ ancak ekonomik krizin etkisini gösterdiği 2010 yılında satılan konut sayısı bir önceki yıla göre % 41 azalarak 2008 yılının bile gerisinde kalmıģtır yılında satıģlar tekrar artıģ eğilimine girse de henüz 3 yıl önceki seviyeyi yakalayamamıģtır (GYODER, 2012) İzmir'deki Konut Satışları Şekil 93: İzmir deki Konut Satışları, Kaynak: TÜİK, Konut Satışları İstatistikleri verilerinden yararlanarak GYODER, 2012 Türkiye genelinde ve seçilmiģ illerde konut satıģ fiyatları ve konut kiralarını izleyen Reidin Konut Fiyat ve Kira Endeksi verilerine göre, Ġzmir de konut fiyatları 2007 yılından 2012 Ekim ayına kadar % 20,9 artıģ göstermiģtir. Bu artıģ, Türkiye genelinde gerçekleģen % 16, Ġstanbul da gerçekleģen % 18,8 ve Ankara da gerçekleģen % 11,5 oranındaki artıģların üzerindedir. Aynı dönemde Ġzmir deki konut kiralarında ise % 12,9 artıģ gerçekleģmiģ olup Türkiye geneli, Ġstanbul ve Ankara da yaģanan artıģla paralellik göstermektedir. (GYODER, 2012). 307

308 Konut finansmanı açısından bakıldığında, Ġzmir Türkiye genelinde en çok bireysel konut kredisi kullanılan üçüncü il konumundadır yılı itibariyle Ġzmir de kullanılan bireysel konut kredileri 5,6 milyon TL ile Türkiye genelinde kullanılan bireysel konut kredilerinin % 7,5 ine tekabül etmektedir (BDDK, 2012). Buna göre Ġzmir de hanehalklarının konuta eriģiminde finansal kaynaklar önemli bir rol oynamaktadır. Geleceğe iliģkin beklentiler Ġzmir de nüfus artıģı ve demografik değiģimlerle beraber konut ihtiyacının artacağı yönündedir döneminde toplam konut ihtiyacının, i hane halkı sayısı artıģı kaynaklı, i kentsel dönüģüm kaynaklı ve i yenileme kaynaklı olmak üzere adet olarak gerçekleģeceği öngörülmektedir (GYODER, 2012). Yeni üretilen konutların güvenli, farklı ihtiyaçlara uygun nitelikte ve ekonomik açıdan eriģilebilir olması, ayrıca konut çevrelerinin mevcut kentte eksikliği çekilen yeģil alan, sosyal donatılar gibi kentsel standartlar açısından yeterli olması önem taģımaktadır. 5.f. Değerlendirme Ekonominin canlandırılması, bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeyde rekabet edebilirliğinin artırılması için, eriģilebilirlik bakımından elveriģli bir konumda yer alan Ġzmir in bu konumu güçlendirilmelidir. Bunun için çevre illerle, Ġstanbul ve Ankara'yla olan ulaģım bağlantılarının iyileģtirilmesi, planlanan ve yapımına baģlanan büyük ulaģım yatırımlarının hızla tamamlanması, Ġzmir'den yurtdıģına direkt uçuģların çeģitlendirilmesi ve uçuģ sayısının artırılması gerekmektedir. BaĢta Ġzmir Limanı, Kuzey Ege (Çandarlı) Limanı ve KemalpaĢa Lojistik Köyü olmak üzere, lojistik alanında büyük altyapı yatırımlarının tamamlanarak tüm limanların çoklu taģımacılığa yönelik olarak güçlendirilmesi, özellikle limanlarla demiryollarının entegrasyonu lojistik potansiyelin hayata geçmesini sağlayacaktır. Kent içi ulaģımda karayolu payının azaltılarak, deniz yolu ve raylı sistemlerin payının artırılması, bu konuda halkın teģvik edilmesi gerekmektedir. Bunun sağlanması amacıyla raylı sistemlerin geliģtirilmesine, denizyolu ulaģım sisteminin iyileģtirilmesine ve farklı türlerin birbirleri ile entegrasyonlarının artırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Yaya ve bisiklet ulaģımına ait alanların yaygınlaģtırılması konusu da önem taģıyan bir baģka alandır. Ġzmir in bilgi kenti olma yolundaki öncü konumunu geliģtirebilmesi için özellikle bölge dıģına giden nitelikli iģgücünün tekrar kente çekilerek Ġzmir de tutulması yolunda çaba harcanması, bu konuda da Ġzmir in diğer illere çevre, doğal kaynaklar, yaģam kalitesi gibi alanlardaki üstünlüğünü ortaya koyarak alternatifler üretmesi gerekmektedir. Devletin vatandaģla olan iletiģiminde internetin kullanım oranı halen düģük seviyededir. Özellikle kamu kurumları ve yerel yönetimlerin bilgiyi paylaģmada ve dağıtmada internet kullanımına yönelik çalıģmaları artırmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu iletiģimin hızlı ve güvenli bir Ģekilde sağlanması gerekmektedir. Konut altyapısı anlamında Ġzmir de özellikle afet risklerinin azalmasına yönelik kentsel dönüģüm çalıģmaları öne çıkmaktadır. Hem kentsel dönüģüm hem de diğer konut geliģmelerinde sağlıklı, eriģilebilir ve farklı hanehalkı ihtiyaçlarına yönelik konut üretimi amaçlanmaktadır. Bölgede önemli miktarda yer tutan ikinci konutların da verimli kullanılmasının sağlanması öne çıkan bir baģka konudur. 308

309 EK-1: İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) Düzey 2 Bölgeleri TRA1 Erzurum, Erzincan, Bayburt TRA2 Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan TRB1 Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli TRB2 Van, MuĢ, Bitlis, Hakkari TRC1 Gaziantep, Adıyaman, Kilis TRC2 ġanlıurfa, Diyarbakır TRC3 Mardin, Batman, ġırnak, Siirt TR10 Ġstanbul TR21 Tekirdağ, Edirne, Kırklareli TR22 Balıkesir, Çanakkale TR31 Ġzmir TR32 Aydın, Denizli, Muğla TR33 Manisa, Afyon, Kütahya, UĢak TR41 Bursa, EskiĢehir, Bilecik TR42 Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova TR51 Ankara TR52 Konya, Karaman TR61 Antalya, Isparta, Burdur TR62 Adana, Mersin TR63 Hatay, KahramanmaraĢ, Osmaniye TR71 Kırıkkale, Aksaray, Niğde, NevĢehir, KırĢehir TR72 Kayseri, Sivas, Yozgat TR81 Zonguldak, Karabük, Bartın TR82 Kastamonu, Çankırı, Sinop TR83 Samsun, Tokat, Çorum, Amasya TR90 Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, GümüĢhane 309

310 EK-2: Gayrisafi Bölgesel Hasıla (Düzey 2 Bölgeleri, Bin Dolar) 310

İZMİR MEVCUT DURUM ANALİZİ, 2013 (İkinci Taslak)

İZMİR MEVCUT DURUM ANALİZİ, 2013 (İkinci Taslak) İZMİR MEVCUT DURUM ANALİZİ, 2013 (İkinci Taslak) MART 2013 1 İZMİR KALKINMA AJANSI Şehit Fethi Bey Caddesi No: 49/1 Birlik Plaza Kat:3 35210 Gümrük İZMİR/TÜRKİYE T: 0232 489 81 81 F: 0232 489 85 05 www.izka.org.tr,

Detaylı

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 SUNUM AKIŞI Bölge Planı Hazırlık Süreci Paydaş Analizi Atölye Çalışmalarının Gerçekleştirilmesi Mevcut Durum Analizi Yerleşim Yapısı ve Yerleşmeler Arası İlişki Analizi

Detaylı

Temel Ekonomik Göstergeler. İzmir

Temel Ekonomik Göstergeler. İzmir Temel Ekonomik Göstergeler İzmir 2015 İzmir... İzmir çok yönlü üretim olanakları, zengin doğal kaynakları ve nitelikli yaşam kalitesini bir arada sunabilmesiyle hem Türkiye hem de dünya ölçeğinde öne çıkan

Detaylı

2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları NARLIDERE

2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları NARLIDERE 2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları NARLIDERE 2014 2023 İzmir Bölge Planı Yönetişim Çerçevesi ve Süreç Tasarımı 2014-2023 İzmir Bölge Planlama Süreci Basın ve Bilgilendirme Toplantısı İlçe Toplantıları

Detaylı

RAKAMLARLA KARAMAN'IN TÜRKĠYE'DEKĠ YERĠ

RAKAMLARLA KARAMAN'IN TÜRKĠYE'DEKĠ YERĠ RAKAMLARLA KARAMAN'IN TÜRKĠYE'DEKĠ YERĠ KARAMAN BaĢlık Değer Sıra Türkiye'de 1. Sıradaki Ġl Değer TÜRKĠYE COĞRAFĠ YAPI Alan Büyüklüğü (göl dahil - km²) 9.427,43 34. Konya 40.813,52 783.562,38 %1,20 2011

Detaylı

2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları BUCA

2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları BUCA 2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları BUCA 2014 2023 İzmir Bölge Planı Yönetişim Çerçevesi ve Süreç Tasarımı 2014-2023 İzmir Bölge Planlama Süreci Basın ve Bilgilendirme Toplantısı İlçe Toplantıları

Detaylı

1. GENEL EKONOMİK GÖSTERGELER

1. GENEL EKONOMİK GÖSTERGELER 1. GENEL EKONOMİK GÖSTERGELER 1.1. GSYİH (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla) 1. Ekonomik kalkınmanın önemli göstergelerinden biri olan kişi başına düşen GSYİH, TÜİK tarafından en son 2001 yılında hesaplanmıştır.

Detaylı

Orta Karadeniz Bölgesel İnovasyon Stratejisi 2013-2023

Orta Karadeniz Bölgesel İnovasyon Stratejisi 2013-2023 Orta Karadeniz Bölgesel İnovasyon Stratejisi 2013-2023 İÇERİK Amaç, Vizyon Hazırlık Süreci İnovasyona Dayalı Mevcut Durum Stratejiler Kümelenme ile ilgili faaliyetler Sorular (Varsa) İNOVASYON & KÜMELENME

Detaylı

2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları KARŞIYAKA

2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları KARŞIYAKA 2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları KARŞIYAKA 2014 2023 İzmir Bölge Planı Yönetişim Çerçevesi ve Süreç Tasarımı 2014-2023 İzmir Bölge Planlama Süreci Basın ve Bilgilendirme Toplantısı İlçe Toplantıları

Detaylı

2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları BAYRAKLI

2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları BAYRAKLI 2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları BAYRAKLI 2014 2023 İzmir Bölge Planı Yönetişim Çerçevesi ve Süreç Tasarımı 2014-2023 İzmir Bölge Planlama Süreci Basın ve Bilgilendirme Toplantısı İlçe Toplantıları

Detaylı

T.C. Kalkınma Bakanlığı Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürlüğü. İzleme, Değerlendirme ve Analiz Dairesi AĞRI İL RAPORU

T.C. Kalkınma Bakanlığı Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürlüğü. İzleme, Değerlendirme ve Analiz Dairesi AĞRI İL RAPORU T.C. Kalkınma Bakanlığı Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürlüğü İzleme, Değerlendirme ve Analiz Dairesi AĞRI İL RAPORU KALKINMA AJANSLARI Kalkinma Bakanligi - IDAD 1 / 14 A. BEŞERİ VE SOSYAL GÖSTERGELER

Detaylı

Tablo 1. Seçilen Ülkeler için Yıllar İtibariyle Hizmetler Sektörü İthalat ve İhracatı (cari fiyatlarla Toplam Hizmetler, cari döviz kuru milyon $)

Tablo 1. Seçilen Ülkeler için Yıllar İtibariyle Hizmetler Sektörü İthalat ve İhracatı (cari fiyatlarla Toplam Hizmetler, cari döviz kuru milyon $) 4.2. HİZMETLER 1. Hizmetler sektörünün ekonomideki ağırlığı bir refah kriteri olarak değerlendirilmektedir (1). (2) tarafından bildirildiği üzere, sanayileşmeyle birlikte, ulaştırma hizmetleri ve belirli

Detaylı

2007-2011. www.bebka.org.tr

2007-2011. www.bebka.org.tr 2007-2011 Göstergelerle Göstergelerle TR41 Bursa Eskişehir Bilecik Bö Kalkınma Göstergeleriyle TR41 Bursa Eskişehir Bilecik Bölgesi 2007-2011 RAKAMLARLA TR41 BURSA ESKİŞEHİR BİLECİK Önsöz Göstergelerle

Detaylı

EKONOMİK VE SOSYAL GÖSTERGELER 2014

EKONOMİK VE SOSYAL GÖSTERGELER 2014 EKONOMİK VE SOSYAL GÖSTERGELER 214 SOSYAL YAPI EĞİTİM İŞGÜCÜ EKONOMİK DIŞ TİCARET BANKACILIK TURİZM SOSYAL YAPI GÖSTERGELERİ YILLAR VAN TÜRKİYE 199 637.433 56.473.35 2 877.524 67.83.524 21 1.35.418 73.722.988

Detaylı

Güzelbahçe İlçe Raporu

Güzelbahçe İlçe Raporu 2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları Mayıs, 2013 Nüfus Yapısı Genel Bilgiler Yüzölçümü, 2002: 116,91 km 2 Nüfus, ADNKS, 2012: 28.469 kişi Nüfus Yoğunluğu, 2012: 243 kişi Şehirleşme Oranı, 2012:

Detaylı

HAVZA PROJELERĠNDE SOSYO-EKONOMĠK GĠRDĠLERĠN BELĠRLENMESĠ. Prof.Dr.Özden GÖRÜCÜ KahramanmaraĢ Sütçü Ġmam Üniversitesi Orman Fakültesi

HAVZA PROJELERĠNDE SOSYO-EKONOMĠK GĠRDĠLERĠN BELĠRLENMESĠ. Prof.Dr.Özden GÖRÜCÜ KahramanmaraĢ Sütçü Ġmam Üniversitesi Orman Fakültesi HAVZA PROJELERĠNDE SOSYO-EKONOMĠK GĠRDĠLERĠN BELĠRLENMESĠ Prof.Dr.Özden GÖRÜCÜ KahramanmaraĢ Sütçü Ġmam Üniversitesi Orman Fakültesi Orman ve Su ĠĢleri Bakanlığı ÇölleĢme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ MENDERES SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ MENDERES SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ MENDERES SONUÇ RAPORU Tarih: 27 Aralık 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 35 Katılımcı listesindeki Sayı: 30 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

amasya çorum samsun tokat TEMEL GÖSTERGELERLE TR83 BÖLGESİ

amasya çorum samsun tokat TEMEL GÖSTERGELERLE TR83 BÖLGESİ amasya çorum samsun tokat TEMEL GÖSTERGELERLE TR83 BÖLGESİ sunuş Türkiye de kurulan 26 kalkınma ajansı, bölgesel gelişme dinamiklerini bütün aktörlerin katılımını sağlayan bir anlayışla harekete geçirmek

Detaylı

İZMİR DE EKO-VERİMLİLİK (TEMİZ ÜRETİM) UYGULAMALARININ YAYGINLAŞTIRILMASI PROJESİ KAPSAMINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR. Sibel ERSİN, İZKA PPKB Birim Başkanı

İZMİR DE EKO-VERİMLİLİK (TEMİZ ÜRETİM) UYGULAMALARININ YAYGINLAŞTIRILMASI PROJESİ KAPSAMINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR. Sibel ERSİN, İZKA PPKB Birim Başkanı İZMİR DE EKO-VERİMLİLİK (TEMİZ ÜRETİM) UYGULAMALARININ YAYGINLAŞTIRILMASI PROJESİ KAPSAMINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR Sibel ERSİN, İZKA PPKB Birim Başkanı 2010-2013 İzmir Bölge Planı 2010-2013 İzmir Bölge Planı

Detaylı

Güzelbahçe İlçe Raporu

Güzelbahçe İlçe Raporu 2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları Mayıs, 2013 Nüfus Yapısı Genel Bilgiler Yüzölçümü, 2002: 116,91 km 2 Nüfus, ADNKS, 2012: 28.469 kişi Nüfus Yoğunluğu, 2012: 243 kişi Şehirleşme Oranı, 2012:

Detaylı

AYDIN TİCARET BORSASI

AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE ŞUBAT 2015 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BAYINDIR SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BAYINDIR SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BAYINDIR SONUÇ RAPORU Tarih: 4 Ocak 2011 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 65 Katılımcı listesindeki Sayı: 62 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

Proje Faaliyetleri ve Beklenen Çıktılar

Proje Faaliyetleri ve Beklenen Çıktılar UNIDO EKO-VERİMLİLİK (TEMİZ ÜRETİM) PROGRAMI BİLGİLENDİRME TOPLANTISI Proje Faaliyetleri ve Beklenen Çıktılar Ferda Ulutaş, Emrah Alkaya Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı Ankara, 20 Mayıs 2009 KAPSAM

Detaylı

2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış

2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış 2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış Prof. Dr. Yüksel KAVAK Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi TÜSİAD / UNFPA İstanbul, 5 Kasım 2010 1 Ana tema: Nüfusbilim ve Yönetim Çalışmanın

Detaylı

KONYA İLİ NEDEN YATIRIMLARI İÇİN SANAYİ SEKTÖRÜ

KONYA İLİ NEDEN YATIRIMLARI İÇİN SANAYİ SEKTÖRÜ KONYA İLİ SANAYİ SEKTÖRÜ YATIRIMLARI İÇİN 10 NEDEN KONYA BİR YATIRIM CENNETİ HALİNE GELMEKTEDİR KONYA İLİ SANAYİ SEKTÖRÜ YATIRIMLARI İÇİN10 NEDEN 1. Genç ve Nitelikli İnsan Kaynağı 2. Stratejik Konum 3.

Detaylı

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AYLIK EKONOMİK GÖSTERGELER EKİM 2015 Hazine Müsteşarlığı Matbaası Ankara, 22 Ekim 2015 İÇİNDEKİLER TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELER i I. ÜRETİM I.1.1.

Detaylı

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007 TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007 1 Adana Gelecek Stratejisi Konferansı Çalışmanın amacı: Adana ilinin ekonomik, ticari ve sosyal gelişmelerinde

Detaylı

Ekonomik Rapor 2011 KAYNAKLAR 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org.tr

Ekonomik Rapor 2011 KAYNAKLAR 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org.tr Ekonomik Rapor 2011 KAYNAKLAR 67. genel kurul 389 390 1-2007, T.C. Kalkınma Bakanlığı, Gelir Dağılımı ve Yoksullukla Mücadele, Özel İhtisas Komisyonu Raporu, www.dpt.gov.tr/docobjects/download/3087/oik691.pdf,

Detaylı

DOĞU VE GÜNEYDOĞU EKONOMİ VE KALKINMA ZİRVESİ, CİZRE BULUŞMASI ÇÖZÜM SÜRECİNİN EKONOMİK ETKİLERİ SENARYOLARI

DOĞU VE GÜNEYDOĞU EKONOMİ VE KALKINMA ZİRVESİ, CİZRE BULUŞMASI ÇÖZÜM SÜRECİNİN EKONOMİK ETKİLERİ SENARYOLARI DOĞU VE GÜNEYDOĞU EKONOMİ VE KALKINMA ZİRVESİ, CİZRE BULUŞMASI ÇÖZÜM SÜRECİNİN EKONOMİK ETKİLERİ SENARYOLARI 25 Haziran 2013 Baz Senaryo Çalışması için İncelenen İller Çözüm sürecinin ekonomik etkileri

Detaylı

ULAŞIM. MANİSA www.zafer.org.tr

ULAŞIM. MANİSA www.zafer.org.tr ULAŞIM Kara taşımacılığı 2023 hedeflerinde büyük merkezler otoyollarla bağlanırken, nüfusu nispeten küçük merkezlerin bu otoyollara bölünmüş yollarla entegre edilmesi hedeflenmektedir. Harita 15 ve Harita

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ ALİAĞA SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ ALİAĞA SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ ALİAĞA SONUÇ RAPORU Tarih: 29 Aralık 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 55 Katılımcı listesindeki Sayı: 44 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 5 Dağıtılan

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ DİKİLİ SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ DİKİLİ SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ DİKİLİ SONUÇ RAPORU Tarih: 11 Ocak 2011 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 70 Katılımcı listesindeki Sayı: 62 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI YENİ TEŞVİK SİSTEMİ YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI. 15 Kasım 2012 İSTANBUL. Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI YENİ TEŞVİK SİSTEMİ YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI. 15 Kasım 2012 İSTANBUL. Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI YENİ TEŞVİK SİSTEMİ YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI 15 Kasım 2012 İSTANBUL Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü 1. HAZIRLIK SÜRECİ YENİ TEŞVİK SİSTEMİNİN HEDEFLERİ Ø

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ GAZİEMİR SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ GAZİEMİR SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ GAZİEMİR SONUÇ RAPORU Tarih: 15 Aralık 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 60 Katılımcı listesindeki Sayı: 57 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan

Detaylı

2010-2013 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları. Karabağlar Özet Raporu

2010-2013 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları. Karabağlar Özet Raporu 2010-2013 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları Karabağlar Özet Raporu Aralık 2010 1 2010-2013 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları Karabağlar Özet Raporu Nüfus Yapısı - Sosyoekonomik Gelişmişlik 1 Karabağlar

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ ÖDEMİŞ SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ ÖDEMİŞ SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ ÖDEMİŞ SONUÇ RAPORU Tarih: 3 Ocak 2011 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 75 Katılımcı listesindeki Sayı: 66 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

www.geka.org.tr BÖLGESEL YENİLİK ve KALKINMA AJANSI DESTEKLERİ

www.geka.org.tr BÖLGESEL YENİLİK ve KALKINMA AJANSI DESTEKLERİ www.geka.org.tr BÖLGESEL YENİLİK ve KALKINMA AJANSI DESTEKLERİ Öncelikler ve İhtisaslaşma Organizasyon ve Eşgüdüm Yaşam Kalitesinin Artırılması Sürdürülebilir Kalkınma Bilgi Toplumuna Dönüşüm Rekabet Gücünün

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BERGAMA SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BERGAMA SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BERGAMA SONUÇ RAPORU Tarih: 28 Aralık 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 60 Katılımcı listesindeki Sayı: 53 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

Üniversite-Sanayi İşbirliği: Politika Kararları ve Uygulamalar. Yasemin ASLAN BTYP Daire Başkanı

Üniversite-Sanayi İşbirliği: Politika Kararları ve Uygulamalar. Yasemin ASLAN BTYP Daire Başkanı Üniversite-Sanayi İşbirliği: Politika Kararları ve Uygulamalar Yasemin ASLAN BTYP Daire Başkanı 8. ÜSİMP ULUSAL KONGRESİ 10 Haziran 2015 Ulusal Yenilik ve Girişimcilik Ekosistemi Üniversite-Sanayi İşbirliğinin

Detaylı

Şehir nüfusunun toplam nüfus içindeki oranı (%) 2011 Sıra. Toplam yaş bağımlılık oranı (%) 2011 Sıra. yoğunluğu 2011 Sıra. Köy sayısı 2011 Sıra

Şehir nüfusunun toplam nüfus içindeki oranı (%) 2011 Sıra. Toplam yaş bağımlılık oranı (%) 2011 Sıra. yoğunluğu 2011 Sıra. Köy sayısı 2011 Sıra Genel Bilgiler Nüfus Şehir nüfusunun toplam nüfus içindeki oranı (%) Sıra Nüfus yoğunluğu Sıra Toplam yaş bağımlılık oranı (%) Sıra Yıllık nüfus artış hızı ( ) Sıra Cinsiyet oranı (%) erkek/kadın Sıra

Detaylı

6. Aile İşletmeleri Kongresi 10 Nisan 2014. Mustafa MENTE Türkiye İhracatçılar Meclisi Genel Sekreter

6. Aile İşletmeleri Kongresi 10 Nisan 2014. Mustafa MENTE Türkiye İhracatçılar Meclisi Genel Sekreter 6. Aile İşletmeleri Kongresi 10 Nisan 2014 Mustafa MENTE Türkiye İhracatçılar Meclisi Genel Sekreter Ajanda 1. Türkiye İhracatçılar Meclisi Biz Kimiz? Türkiye nin İhracat Gelişimi 2. Türkiye Ekonomisi

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ TORBALI SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ TORBALI SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ TORBALI SONUÇ RAPORU Tarih: 16 Aralık 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 25 Katılımcı listesindeki Sayı: 20 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

T.C. EKONOMĠ BAKANLIĞI. Ġhracat Genel Müdürlüğü KOBİ ve Kümelenme Destekleri Daire Başkanlığı

T.C. EKONOMĠ BAKANLIĞI. Ġhracat Genel Müdürlüğü KOBİ ve Kümelenme Destekleri Daire Başkanlığı T.C. EKONOMĠ BAKANLIĞI Ġhracat Genel Müdürlüğü KOBİ ve Kümelenme Destekleri Daire Başkanlığı Vizyonumuz Proje ve kümelenme yaklaşımını esas alan yerel dinamiklerin harekete geçirilmesine olanak sağlayarak,

Detaylı

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye Fırsatlar Ülkesi Türkiye Yatırımcılar için Güvenli bir Liman Tarım ve Gıda Sektöründe Uluslararası Yatırımlar Dr Mehmet AKTAŞ Yaşar Holding A.Ş. 11-12 Şubat 2009, İstanbul sunuş planı... I. Küresel gerçekler,

Detaylı

Küme Bazlı Yerel Ekonomik Kalkınma Girişimleri ve Yenilikçilik

Küme Bazlı Yerel Ekonomik Kalkınma Girişimleri ve Yenilikçilik AGORADA 2012 BÖLGESEL İNOVASYON STRATEJİSİNİN UYGULANMASI: BİR ADIM SONRASI 19.10.2012 / Samsun Küme Bazlı Yerel Ekonomik Kalkınma Girişimleri ve Yenilikçilik Bülent Açıkgöz BM Ortak Program Yöneticisi

Detaylı

2014-2023 BÖLGE PLANI SÜRECİ. Bursa Sosyal Yapı Özel İhtisas Komisyonu Çalışmaları 28.05.2013 Merinos Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi

2014-2023 BÖLGE PLANI SÜRECİ. Bursa Sosyal Yapı Özel İhtisas Komisyonu Çalışmaları 28.05.2013 Merinos Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi 2014-2023 BÖLGE PLANI SÜRECİ Bursa Sosyal Yapı Özel İhtisas Komisyonu Çalışmaları 28.05.2013 Merinos Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi Küreselleşme Küresel ekonominin bütünleşmesi Eşitsiz büyüme Ekonomik

Detaylı

2014-2023 BÖLGE PLANI SÜRECİ. Bilecik Sosyal Yapı Özel İhtisas Komisyonu Çalışmaları 09.05.2013 Bilecik İl Genel Meclis Toplantı Salonu

2014-2023 BÖLGE PLANI SÜRECİ. Bilecik Sosyal Yapı Özel İhtisas Komisyonu Çalışmaları 09.05.2013 Bilecik İl Genel Meclis Toplantı Salonu 2014-2023 BÖLGE PLANI SÜRECİ Bilecik Sosyal Yapı Özel İhtisas Komisyonu Çalışmaları 09.05.2013 Bilecik İl Genel Meclis Toplantı Salonu Küreselleşme Küresel ekonominin bütünleşmesi Eşitsiz büyüme Ekonomik

Detaylı

Türkiye deki Ar-Ge Faaliyetlerinde Son Durum

Türkiye deki Ar-Ge Faaliyetlerinde Son Durum Türkiye deki Ar-Ge Faaliyetlerinde Son Durum Makina Mühendisi Hasan ACÜL Türkiye Ġstatistik Kurumu (TÜĠK), 13 Kasım 2008 tarihinde yayınladığı 2007 Yılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetleri Araştırması

Detaylı

AYDIN TĠCARET BORSASI

AYDIN TĠCARET BORSASI AYDIN TĠCARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE AĞUSTOS 2015 TÜRKĠYE NĠN TEMEL EKONOMĠK GÖSTERGELERĠ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

KAHRAMANMARAŞ TİCARET VE SANAYİ ODASI EKİM 2015

KAHRAMANMARAŞ TİCARET VE SANAYİ ODASI EKİM 2015 Türkiye-Kahramanmaraş Açılan Şirketler Türkiye-Kahramanmaraş Kapanan Şirketler Türkiye-Kahramanmaraş Yatırım Teşvikleri Türkiye-Kahramanmaraş Yıllar İtibariyle İhracat ve İthalatı Türkiye-Kahramanmaraş

Detaylı

KAHRAMANMARAŞ TİCARET VE SANAYİ ODASI TEMMUZ 2015

KAHRAMANMARAŞ TİCARET VE SANAYİ ODASI TEMMUZ 2015 Türkiye-Kahramanmaraş Açılan Şirketler Türkiye-Kahramanmaraş Kapanan Şirketler Türkiye-Kahramanmaraş Yatırım Teşvikleri Türkiye-Kahramanmaraş Yıllar İtibariyle İhracat ve İthalatı Türkiye-Kahramanmaraş

Detaylı

KAHRAMANMARAŞ TİCARET VE SANAYİ ODASI HAZİRAN 2015

KAHRAMANMARAŞ TİCARET VE SANAYİ ODASI HAZİRAN 2015 Türkiye-Kahramanmaraş Açılan Şirketler Türkiye-Kahramanmaraş Kapanan Şirketler Türkiye-Kahramanmaraş Yatırım Teşvikleri Türkiye-Kahramanmaraş Yıllar İtibariyle İhracat ve İthalatı Türkiye-Kahramanmaraş

Detaylı

TTGV Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Destekleri

TTGV Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Destekleri TTGV Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Destekleri Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliğinin Finansmanı Bilgilendirme Toplantısı Ferda Ulutaş Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı Odakule-İstanbul,

Detaylı

Türkiye nin Enerji Teknolojileri Vizyonu

Türkiye nin Enerji Teknolojileri Vizyonu Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu 26. Toplantısı Türkiye nin Enerji Teknolojileri Vizyonu Prof. Dr. Yücel ALTUNBAŞAK Başkanı Enerji İhtiyacımız Katlanarak Artıyor Enerji ihtiyacımız ABD, Çin ve Hindistan

Detaylı

Kaynak: KGM, Tesisler ve Bakım Dairesi, 2023 Yılı Bölünmüş Yol Hedefi. Harita 16 - Türkiye 2023 Yılı Bölünmüş Yol Hedefi

Kaynak: KGM, Tesisler ve Bakım Dairesi, 2023 Yılı Bölünmüş Yol Hedefi. Harita 16 - Türkiye 2023 Yılı Bölünmüş Yol Hedefi ULAŞIM Kara taşımacılığı 2023 hedeflerinde büyük merkezler otoyollarla bağlanırken, nüfusu nispeten küçük merkezlerin bu otoyollara bölünmüş yollarla entegre edilmesi hedeflenmektedir. Harita 16 ve Harita

Detaylı

Ankara Stockholm İstanbul Konya Cinnah Caddesi 39/14 06680 Çankaya Tel: +90.312. 442 92 22 Fax: +90.312. 442 92 48

Ankara Stockholm İstanbul Konya Cinnah Caddesi 39/14 06680 Çankaya Tel: +90.312. 442 92 22 Fax: +90.312. 442 92 48 Küresel Düşün, Profesyonel Hareket Et fcc@fcc.com.tr www.fcc.com.tr Ankara Stockholm İstanbul Konya Cinnah Caddesi 39/14 06680 Çankaya Tel: +90.312. 442 92 22 Fax: +90.312. 442 92 48 Fagelviksvagen 9c

Detaylı

2014-2023 BÖLGE PLANI SÜRECİ Bursa Sanayi İhtisas Komisyonu Çalışmaları. 30.05.2013 Merinos AKKM

2014-2023 BÖLGE PLANI SÜRECİ Bursa Sanayi İhtisas Komisyonu Çalışmaları. 30.05.2013 Merinos AKKM 214-223 BÖLGE PLANI SÜRECİ Sanayi İhtisas Komisyonu Çalışmaları 3.5.213 Merinos AKKM Küreselleşme Küresel ekonominin bütünleşmesi Eşitsiz büyüme Ekonomik krizler Kaynak kısıtları ve yeni kriz alanları

Detaylı

2014-2023 BÖLGE PLANI SÜRECİ. Eskişehir Sosyal Yapı Özel İhtisas Komisyonu Çalışmaları 14.05.2013 Anadolu Üniversitesi

2014-2023 BÖLGE PLANI SÜRECİ. Eskişehir Sosyal Yapı Özel İhtisas Komisyonu Çalışmaları 14.05.2013 Anadolu Üniversitesi 2014-2023 BÖLGE PLANI SÜRECİ Eskişehir Sosyal Yapı Özel İhtisas Komisyonu Çalışmaları 14.05.2013 Anadolu Üniversitesi Küreselleşme Küresel ekonominin bütünleşmesi Eşitsiz büyüme Ekonomik krizler Kaynak

Detaylı

Sera Gazlarının İzlenmesi ve Emisyon Ticareti. Politika ve Strateji Geliştirme. Ozon Tabakasının Korunması. İklim Değişikliği Uyum

Sera Gazlarının İzlenmesi ve Emisyon Ticareti. Politika ve Strateji Geliştirme. Ozon Tabakasının Korunması. İklim Değişikliği Uyum Politika ve Strateji Geliştirme Sera Gazlarının İzlenmesi ve Emisyon Ticareti Ozon Tabakasının Korunması İklim Değişikliği Uyum 1 Birleşmiş Milletler İklim değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve ilgili uluslararası

Detaylı

Türkiye de ArGe. AHMET HAMDİ ATALAY İstanbul Mayıs 2014 8 Mayıs 2014, ISTANBUL Netaş İcra Kurulu Üyesi

Türkiye de ArGe. AHMET HAMDİ ATALAY İstanbul Mayıs 2014 8 Mayıs 2014, ISTANBUL Netaş İcra Kurulu Üyesi Türkiye de ArGe AHMET HAMDİ ATALAY İstanbul Mayıs 2014 8 Mayıs 2014, ISTANBUL Netaş İcra Kurulu Üyesi Teknolojiler Evrimi Dünya Ekonomik Güç Merkezi Kayması Kaynak: Strategy, scenarios, and the global

Detaylı

YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARI İÇİN YEREL TEŞVİK MEKANİZMALARI «İZMİR» TUREK, 5 Kasım 2015

YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARI İÇİN YEREL TEŞVİK MEKANİZMALARI «İZMİR» TUREK, 5 Kasım 2015 YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARI İÇİN YEREL TEŞVİK MEKANİZMALARI «İZMİR» TUREK, 5 Kasım 2015 Yerel Birimler: Kalkınma Ajansları 26 Kalkınma Ajansı Temel Görevler Bölgesel Kalkınma Planları hazırlamak Finansal

Detaylı

KIRŞEHİR SANAYİ RAPORU

KIRŞEHİR SANAYİ RAPORU KIRŞEHİR SANAYİ RAPORU KIRŞEHİR SANAYİ RAPORU KIRŞEHİR SANAYİ RAPORU Şekil 1 Kırşehir Sanayi Rekabetçilik Eksenleri İş Yapma Düzeyi Yenilikçilik potansiyeli Girişimcilik Düzeyi Teşviklerden yararlanma

Detaylı

KALKINMA KURULU DİYARBAKIR KASIM 2015 BEŞERİ SERMAYE EĞİTİM VE İSTİHDAM KOMİSYONU TRC2 2014-2023 BÖLGE PLANI KOORDİNASYON VE İZLEME KOMİSYONLARI

KALKINMA KURULU DİYARBAKIR KASIM 2015 BEŞERİ SERMAYE EĞİTİM VE İSTİHDAM KOMİSYONU TRC2 2014-2023 BÖLGE PLANI KOORDİNASYON VE İZLEME KOMİSYONLARI KASIM 2015 T. C. KALKINMA KURULU TRC2 2014-2023 BÖLGE PLANI KOORDİNASYON VE İZLEME KOMİSYONLARI DİYARBAKIR BEŞERİ SERMAYE EĞİTİM VE İSTİHDAM KOMİSYONU İLERLEME RAPORU 2015/1 stajyer [Şirket adını yazın]

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ KİRAZ SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ KİRAZ SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ KİRAZ SONUÇ RAPORU Tarih: 20 Aralık 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 55 Katılımcı listesindeki Sayı: 50 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

Bağımsız Değerlendirici İlanı

Bağımsız Değerlendirici İlanı Bağımsız Değerlendirici İlanı Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı tarafından TR61 (Isparta, Antalya, Burdur) Düzey 2 Bölgesinde 2011 yılı ve takip eden yıllarda yürütülecek mali destek programlarına başvuruda

Detaylı

YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ

YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ Ahmet GÜNEŞ Dış Ticaret Uzmanı BURSA 21/05/2015 1 SUNUM PLANI 1. Yeni Teşvik Sisteminin Hazırlık Süreci

Detaylı

AYDIN COMMODITY EXCHANGE ARALIK 2013 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ. www.aydinticaretborsasi.org.tr info@aydinticaretborsasi.org.

AYDIN COMMODITY EXCHANGE ARALIK 2013 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ. www.aydinticaretborsasi.org.tr info@aydinticaretborsasi.org. AYDIN T CARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE ARALIK 2013 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme. 30 Mayıs 2012

Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme. 30 Mayıs 2012 Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme 30 Mayıs 2012 Sürdürülebilir Kalkınma gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme olanağından ödün vermeksizin bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilecek kalkınma

Detaylı

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ 2012

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ 2012 YENİ TEŞVİK SİSTEMİ 2012 Önceki Teşvik Sisteminin Değerlendirilmesi Yeni Teşvik Sisteminin Değerlendirilmesi TR32 Düzey 2 Bölgesi Değerlendirmesi Hazırlayan: Emrah ÇELİK Aydın Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü

Detaylı

Kalkınma Göstergeleriyle TR41 Bursa Eskişehir Bilecik Bölgesi

Kalkınma Göstergeleriyle TR41 Bursa Eskişehir Bilecik Bölgesi Göstergelerle Göstergelerle TR41 Bursa Eskişehir Bilecik Bö Kalkınma Göstergeleriyle TR41 Bursa Eskişehir Bilecik Bölgesi 2007-2011 RAKAMLARLA TR41 BURSA ESKİŞEHİR BİLECİK Önsöz Göstergelerle Göstergelerle

Detaylı

TÜRKİYE İLAÇ SEKTÖRÜ NDE AR-GE

TÜRKİYE İLAÇ SEKTÖRÜ NDE AR-GE TÜRKİYE İLAÇ SEKTÖRÜ NDE AR-GE Süfyan EMİROĞLU Genel Müdür Sanayi Genel Müdürlüğü İlaç Temel Araştırma Merkezi (İTAM) Projesi Açılış Toplantısı, İstanbul 11 Nisan 2013 AR-GE ve İNOVASYON YENİ VEYA İYİLEŞTİRİLMİŞ

Detaylı

Sanayide Eko-Verimlilik ve Program Kapsamında Yapılan ÇalıĢmalar Ferda UlutaĢ Türkiye Teknoloji GeliĢtirme Vakfı

Sanayide Eko-Verimlilik ve Program Kapsamında Yapılan ÇalıĢmalar Ferda UlutaĢ Türkiye Teknoloji GeliĢtirme Vakfı UNIDO EKO-VERĠMLĠLĠK (TEMĠZ ÜRETĠM) PROGRAMI PROGRAM FAALĠYETLERĠ VE KAZANIMLARIN PAYLAġIMI ÇALIġTAYI Sanayide Eko-Verimlilik ve Program Kapsamında Yapılan ÇalıĢmalar Ferda UlutaĢ Türkiye Teknoloji GeliĢtirme

Detaylı

Finansman BaĢlama bitiģ Yüklenici Ülke Toplam proje bütçesi. n adı 01 Ocak 2008- Türkiye 243.025 $ 100% 15 ĠSKUR-KOSGEB-BTC BTC

Finansman BaĢlama bitiģ Yüklenici Ülke Toplam proje bütçesi. n adı 01 Ocak 2008- Türkiye 243.025 $ 100% 15 ĠSKUR-KOSGEB-BTC BTC Bölgesel Kalkınma Girişimi Bakü- Tiflis- Ceyhan (BTC) Boru Hattı Projesi: Sektörler Arası ĠĢbirliğine Dayalı Ġstihdamı GeliĢtirme ve GiriĢimciliği Ref 3 Proje baģlığı Destekleme Projesi- Çukurova Bölgesi

Detaylı

T.C. KALKINMA BAKANLIĞI 2015 YILI PROGRAMI GENEL EKONOMİK HEDEFLER VE YATIRIMLAR

T.C. KALKINMA BAKANLIĞI 2015 YILI PROGRAMI GENEL EKONOMİK HEDEFLER VE YATIRIMLAR T.C. KALKINMA BAKANLIĞI 2015 YILI PROGRAMI GENEL EKONOMİK HEDEFLER VE YATIRIMLAR 15 EKİM 2014 T.C. KALKINMA BAKANLIĞI 2015 YILI PROGRAMI GENEL EKONOMİK HEDEFLER VE YATIRIMLAR 15 EKİM 2014 İÇİNDEKİLER GENEL

Detaylı

T.C. KALKINMA BAKANLIĞI GENEL EKONOMİK HEDEFLER VE YATIRIMLAR 2012

T.C. KALKINMA BAKANLIĞI GENEL EKONOMİK HEDEFLER VE YATIRIMLAR 2012 T.C. KALKINMA BAKANLIĞI GENEL EKONOMİK HEDEFLER VE YATIRIMLAR 2012 17 EKİM 2011 İÇİNDEKİLER GENEL EKONOMİK HEDEFLER Sayfa: TABLO 1: Makroekonomik Büyüklüklerdeki Gelişmeler... 3 TABLO 2: Kaynaklar-Harcamalar

Detaylı

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler AB inin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Sayfa No Nüfus (Bin Kişi) 1 Nüfus Artış Hızı (%) 2 Cari Fiyatlarla GSYİH (Milyar $) 3 Kişi Başına GSYİH ($) 4 Satınalma Gücü Paritesine Göre Kişi Başına GSYİH

Detaylı

T.C. Kalkınma Bakanlığı Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürlüğü İzleme, Değerlendirme ve Analiz Dairesi VAN İL RAPORU

T.C. Kalkınma Bakanlığı Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürlüğü İzleme, Değerlendirme ve Analiz Dairesi VAN İL RAPORU T.C. Kalkınma Bakanlığı Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürlüğü İzleme, Değerlendirme ve Analiz Dairesi VAN İL RAPORU KALKINMA AJANSLARI Ülkemizde ajanslar; kalkınmanın ülke sathında dengeli olarak

Detaylı

BATI AKDENĠZ KALKINMA AJANSI

BATI AKDENĠZ KALKINMA AJANSI BATI AKDENĠZ KALKINMA AJANSI TÜRKĠYE TEKNOLOJĠ GELĠġTĠRME VAKFI (TTGV) DESTEKLERĠ Sadık URANLI Mayıs 2011 SUNUM PLANI I. TTGV HAKKINDA II. DESTEKLER 1. AR-GE PROJE DESTEKLERĠ TEKNOLOJĠ GELĠġTĠRME PROJELERĠ

Detaylı

2014-2023 İZMİR BÖLGE PLANI

2014-2023 İZMİR BÖLGE PLANI 2014-2023 İZMİR BÖLGE PLANI BİRİNCİ TASLAK Temmuz 2013 Ġzmir SUNUŞ 2023 yılında hayal ettiğimiz İzmir için 2023 yılına geldiğimizde nüfusu 4,5 milyona ulaģmıģ Ġzmir'in çevresel, ekonomik ve sosyal refaha

Detaylı

TOBB VE MESLEKĠ EĞĠTĠM

TOBB VE MESLEKĠ EĞĠTĠM TOBB VE MESLEKĠ EĞĠTĠM Esin ÖZDEMİR Avrupa Birliği Daire Başkanlığı Uzman 15 Ocak 2010, Ankara 1 ĠÇERĠK Türk Eğitim Sisteminin Genel Yapısı Sorunlar Türkiye de Sanayi/Okul ĠĢbirliği TOBB ve Eğitim Oda

Detaylı

ALAN ARAŞTIRMASI II. Oda Raporu

ALAN ARAŞTIRMASI II. Oda Raporu tmmob makina mühendisleri odası TMMOB SANAYİ KONGRESİ 2009 11 12 ARALIK 2009 / ANKARA ALAN ARAŞTIRMASI II Türkiye de Kalkınma ve İstihdam Odaklı Sanayileşme İçin Planlama Önerileri Oda Raporu Hazırlayanlar

Detaylı

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr ANKARA KALKINMA AJANSI www.ankaraka.org.tr TÜRKİYE'NİN En Genç Kalkınma Ajansı Ankara Kalkınma Ajansı bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak, bölgenin rekabet gücünü artırmak ve gelişimini hızlandırmak

Detaylı

TÜĠK -- Tüketici Güven Endeksi TASARRUFA BAKIŞ -0.2-0.4-0.6-0.8-1 -1.2-1.4. Ortalama. Egilim 1 Egilim 2. Yıl.Ay

TÜĠK -- Tüketici Güven Endeksi TASARRUFA BAKIŞ -0.2-0.4-0.6-0.8-1 -1.2-1.4. Ortalama. Egilim 1 Egilim 2. Yıl.Ay Ortalama TÜĠK -- Tüketici Güven Endeksi Kişinin, Genel Ekonomik Durum Göz Önünde Bulundurulduğunda, İçinde Bulunulan Dönemin, Tasarruf Etmek İçin Uygunluğuna İlişkin Düşüncesi (Türk Lirası, Döviz, Altın,

Detaylı

KONYA İLİ NEDEN YATIRIMLARI İÇİN HİZMET SEKTÖRÜ

KONYA İLİ NEDEN YATIRIMLARI İÇİN HİZMET SEKTÖRÜ KONYA İLİ HİZMET SEKTÖRÜ YATIRIMLARI İÇİN 10 NEDEN KONYA ANADOLU NUN ORTASINDA BİR YILDIZ OLARAK PARLAYACAK KONYA İLİ HİZMET SEKTÖRÜ YATIRIMLARI İÇİN 10 NEDEN 1. Genç ve Nitelikli İnsan Kaynağı 2. Stratejik

Detaylı

YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ

YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ M. Özger BOZOĞLU Dış Ticaret Uzmanı Ahmet GÜNEŞ Dış Ticaret Uzmanı İSTANBUL 10/12/2014 1 SUNUM PLANI 1.

Detaylı

Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ

Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ KIBRIS RUM KESİMİ ÜLKE RAPORU Eylül 2013 B.H. AB VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ I.GENEL BİLGİLER Resmi Adı : Kıbrıs Cumhuriyeti Yönetim Şekli : Cumhuriyet Coğrafi Konumu : Akdeniz deki beş büyük adadan

Deta