KLİNİK TIP BİLİMLERİ TESTİ AÇIKLAMALI CEVAPLAR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KLİNİK TIP BİLİMLERİ TESTİ AÇIKLAMALI CEVAPLAR"

Transkript

1 TUSEM - KTBT KLİNİK BİLİMLER KLİNİK TIP BİLİMLERİ TESTİ AÇIKLAMALI CEVAPLAR 1. Aşağıdakilerden hangisi elektrokardiografide görülmez? A) Ventriküler depolarizasyon B) Ventrikül repolarizasyonu C) Atrial repolarizasyon D) Septal hipertrofi E) Kardiyak aks 1 C Elektrokardiografide atrial ve ventriküler aktivasyonlar olan polarizasyon değişiklikleri izlenebilir. Ancak ventrikül depolarizasyonu mutlak refrakter dönem olup diğer elektriksel aktiviteleri baskılar. Bu dönemde oluşan atrial repolarizasyon elektrokardiografide kaydedilmez ve görülemez. Kardiak aks ve septal hipertrofi elektrografide tanımlanabilir. 2. Yirmi yedi yaşında erkek hasta göğüs ağrısı nedeniyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde apikal 2-3/6 şiddetinde geç sistolik üfürüm ve sistol ortası klik duyulmuştur. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Mitral darlığı B) Aort darlığı C) Atrial septal defekt D) Atrial miksoma E) Mitral kapak prolapsusu 2 E Mitral kapak prolapsusu en sık görülen kapak lezyonlarının başında gelmektedir. Mitral kapakta miksomatöz dejenerasyona bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Kapağın prolabe olması papiller kasların çekilmesi ve iskemisine neden olmaktadır; bu da sıklıkla atipik anjina ile hastaların başvurmasına neden olur. Oskültasyonda mid-sistolik klik ve geç sistolik üfürüm karakteristiktir. EKG de en sık inferior ve lateral derivasyonlarda yaygın T inversiyonu görülür. 3. Atrial fibrilasyonda aşağıdakilerden hangisi görülür? A) P dalgası B) Juguler vende a dalgası C) S4 D) Presistolik şiddetlenme E) Tromboemboli 3 E Atrial fibrilasyon en sık görülen kronik aritmidir. Atrial fibrilasyon varlığında - EKG de p dalgası - Juguler venlerde a dalgası - Mitral darlığında presistolik şiddetlenme 34 - S4 duyulmaz. Zira bu durumlar atrial kontraksiyonu gerektirir. Atrial fibrilasyonda en sık görülen komplikasyonların başında tromboemboliler görülür. Trombüs formasyonu sıklıkla auriculalarda meydana gelir. 4. Akut miokart infarktüsü başvuran hasta trombolitik tedavi sonrası klinik izlem sırasında 17. günde göğüs ağrısı nedeniyle değerlendiriliyor. Akciğer muayenesi normal ve kardiak değerlendirmede apikal sistolik üfürüm saptanıyor. Hastaya dilaltı nitrat vermekle ağrısının hafiflediği görülüyor. Kardiak markerlerde artış gözlenmiyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Papiller rüptür B) Septal rüptür C) Serbest duvar rüptürü D) Papiller kas disfonksiyonu E) Perikardit 4 D Akut miokart infarktüsü sonrası geç dönemde sıklıkla mekanik komplikasyonlar görülür. Bu komplikasyonlardan papiller rüptür akciğer ödemi ve apikal pan-sistolik üfürümle, septal rüptür mezokardiak odakta yayılım göstermeyen pansistolik üfürümle ortaya çıkar. Perikardit geç komplikasyonlardan olup frotman ile prazente olur. Papiller kas disfonksiyonu apikal sistolik üfürüm ile ortaya çıkmakla birlikte akciğer ödemi yapmaz. Tanımlanan olguda normal akciğer muayenesinin normal olması bunu desteklemektedir. 5. Aşağıdaki anti tüberküloz ilaçlardan hangisi kaviter lezyona en etkilidir? A) Rifampisin B) Izoniazid C) Prizinamid D) Streptomisin E) Etambutol 5 D Kaviter lezyona (ekstraselüler basile) en etkili ilaç; streptomisindir. 6. Sırt ağrısı şikayeti ile başvuran bir hastada yapılan magnetik rezonans görüntülemede torakal vertebralarda ileri derecede destrüksiyon ve paraspinal apse saptanmıştır. Hastadaki bu görüntüye en sık neden olabilecek mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir? A) Tüberküloz basili B) Brucella C) Stafilokok D) Klebsiella E) Salmonella

2 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 6 A Soruda verilen klinik Pott hastalığı ve neden olan etken tüberküloz basilidir. 7. Aşağıdaki plevral effüzyon nedenlerinden hangisi eksüdatif karakterdedir? A) Miksödem B) Nefrotik sendrom C) Ürinotoraks D) Karaciğer sirozu E) Ailevi Akdeniz Ateşi 7 E Plevral efüzyonlar; transüdatif ve eksüdatif karakterde olabilir Eksüdatif sıvı Malignite (mezotelyoma, metastatik) Enfeksiyon (Pnömoni, tüberküloz, parazit) Kollejen doku hastalıkları (RA, SLE, FMF) Gastrointertinal (pankreatit, apse, perforasyon) Pulmoner emboli (transüda da olabilir) İlaçlar (bromokriptin, amiadaron, nitrofurantoin) Sarkoidoz, Asbestoz, Üremi Radyasyon, Meigs sendromu, Ovaryen hiperstim Transüdatif sıvı Konjestif kalp yetmezliği Karaciğer sirozu Periton diyalizi Nefrotik sendrom Miksödem Süperior vena kava sendromu Urinotoraks Pulmoner emboli 8. Kan kalsiyumu ve paratiroid hormonu yüksek saptanan birisinde aşağıdaki hastalıklardan hangisi düşünülmez? A) Primerhiperparatiroidi B) Lityum kullanımı C) Familyal hipokalsürik hiperkalsemi D) Sarkoidoz E) Tersiyer hiperparatiroidi 8 D Sarkoidozda aktif D vitamini sentezindeki artışa bağlı olarak hiperkalsemi ortaya çıkar ve yükselmiş kalsiyum parathormonu suprese eder.diğer seçeneklerde ise kalsiyum parathormonun yükselmesine bağlı olarak yükselir.uzun süreli lityum kullanımı paratiroid bezi hiperplazisi ve paratiroid adenomuna neden olur. 9. Diyabetik retinopatide ve nöropatide hangi maddenin artışı en çok sorumlu tutulmaktadır? A) Sorbitol B) Serbest yağ asidleri C) Zonulin D) Fruktozamin E) Homosistein 9 A Aldoz redüktaz aktivitesinde artış, Na + -K + ATP az aktivitesinde azalma, TxA 2 ve endotelin gibi vazokonstriktörlerde artış, PGI 2 ve NO gibi vazodilatatörlerde azalma, reaktif oksijen türleri ve serbest radikallerin oluşumunda artma ve proteinlerin glikasyonundaki artış, değişmiş lipoprotein metabolizması, artmış protein kinaz C aktivitesi gibi pek çok faktör diyabetin komplikasyonlarının gelişmesinde rol oynamaktadır Anormal poliol yolu hipotezine göre glukoz girişi için insüline ihtiyaç duymayan ve aldoz redüktaz enzimi içeren lens, periferik sinirler, böbrek glomerulleri gibi dokularda hiperglisemi sonucu hücre içi glukoz ve dolayısıyla sorbitol konsantrasyonu artar. Aşırı su tutucu özellikte olan sorbitolün bu dokularda birikmesi hücre ödemi ve hasarına neden olur. Fruktozamine glikolize albumindir.3 haftalık ortalama şeker düzeyini göstermede,gebe diyabetiklerin takiplerinde en önemliside hemoglobinopatisi olan diyabetiklerin ve anemi tedavisi gören diyabetiklerin Hgb A1c ile takipleri sorunluğu olduğu için takiplerinde tercih edilir. 10. Tirotoksik kriz için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? A) En sık tirotoksikozu olan hastalarda akut infeksiyona bağlı olarak ortaya çıkar. B) Hormon düzeyleri çok yükselmiş hastalarda tirotoksik kriz riski daha fazladır. C) Tirotoksikoz krizinde hiperglisemi görülebilir. D) Tirotoksik krizde görülen hipertermi tedavisinde aspirin kontrendikedir. E) Tirotoksik kriz tedavisinde antitiroid ilaçlarla beraber iyot ve lityum kullanılabilir. 10 B Tiroid fırtınası, hayatı tehtid eden, ağır bir tirotoksikoz tablosudur. Çoğunlukla tirotoksikozu olan bir hastada akut infeksiyon, geçirilen operasyon veya travma sonrasında ani olarak ortaya çıkar En sık neden enfeksiyondur.krizin hormon düzeyleri ile ilşkisi yoktur. Tiroid fırtınasının anahtar klinik bulguları, 38.5 C üzerinde ateş, taşikardi(ateşten beklenilenden fazla), santral sinir sistemine ait bulgular (anksiyete,ajitasyon, delirium, akut psikoz ve koma) ve gastrointestinal (bulantı, kusma,abdominal ağrı, diare, sarılık)dır. Tirotoksikoz krizindeki hastalarda artmış glikojenoliz ve katekolaminlere bağlı insulin sekresyonundaki bozulma sebebiyle hafif-orta hiperglisemi görülebilir. 35

3 TUSEM - KTBT KLİNİK BİLİMLER Antitiroid ilaçlar hormon sentezinin durdurulmasında etkili ilaçlar olmakla birlikte, yapılmış hormonların salımının durdurulmalarında etkileri yoktur. Inorganik iyod, kolloid proteolizini ve hormon salınımını bloke eder. Hormon sentezinin antitiroid ilaçlarla blokajından en az 1 saat sonra iyod verilmelidir, çünkü verilen iyod salınımı bloke ettiği için antitiroid ilaçlarla blokaj yapılmamışsa tüm iyod yeni hormon yapımında kullanılarak krizin ağırlaşmasına sebep olabilir.tiroid hormonlarının salınımını durduran diğer bir ilaç Lityum karbonattır. 11. Hipofizden salgılanan hangi hormonun üretimi hipotalamusun salgılatıcı uyarılarından bağımsız olarak gerçekleşir? A) GH B) ACTH C) Prolaktin D) FSH E) TSH 11 C Ön hipofiz bezinde başlıca GH( Hipofizde en çok bulunan hücre grubudur ), prolaktin, ACTH, FSH, LH vetsh (hipofizde en az bulunan hücre grubudur. ) üretilip salgılanmaktadır. Tüm bu hormonların üretimi ve salgılanması hipotalamusdan, hipotalamo-hipofizer portal sistem aracılıyla ön hipofize ulaşan salgılatıcı ve/veya baskılayıcı diğer hormonların kontrolu altında olmaktadır. Genel olarak hipofiz hormon düzeyleri gün içinde dalgalanmalar gösterir ve salgılanmaları hedef organlardan salgılanan hormonların feedback inhibisyonuna bağlı olmaktadır. Bunun tek istisnasını prolaktinin salgılanması oluşturur. Normal prolaktin düzeyleri hipotalamustan salgılanan dopaminin devamlı tonik inhibisyonu aracılığıyla sağlanır. 12. Yarı ömrü uzun olan, vücut sıvılarına eşit dağılan makrolid grubu antibiyotik hangisidir? A) Azitromisin B) Klaritromisin C) Doksisiklin D) Aztreonam E) Linkomisin 12 A Seçeneklerde yer alan azitromisin ve klaritromisin makrolid grubunda yer alan antibiyotiklerdir. Doksisiklin terasiklin grubu, aztreonam (monobaktam) betalaktam grubu, linkomisin ise linkozamid grubu bir antibiyotiktir. Azitromisin yarı ömrü en uzun olan makrolid grubu antibiyotiktir, oral alımını takiben mideden hızla emilir, biyoyaralanımı gıdalarla azalır, BOS dışındaki dokularda (serum, prostat, yag dokusu, akciğer vb.)yüksek doku konsantrasyonuna ulaşır (yüksek oranda dağılır), dışkıyla atılır, çok azı (%6 sı) idrarla atılır. Eliminasyonu yavaştır (yarı ömrü uzun olduğu için) 13. Ülkemizde en sık sekonder nefrotik sendrom nedeni olan hastalık aşağıdakilerden hangisidir? A) Ailevi Akdeniz ateşi B) Hepatit B C) Diyabet D) Solid tümörler E) SLE 13 C Diyabet kronik renal yetmezliğin dünyadaki en sık nedeniidir. Diyabetik nefropatide tesbit edilen ilk patoloji glomerüler hidrostatik basınç artışı ve buna bağlı olarak gelişen hiperfiltrasyondur.daha sonra reversibl dönem olan mikroalbüminüri dönemi görülür.bu dönem uzadığında aşikar proteinüri gelişir. Diyabetik hastalarda proteinüri nefrotik düzeye çıkabilir.ülkemizde FFM hastalığı sık görülmekle birlikte sekonder nefrotik sendromun en sık nedeni daha sık rastlanılan diyabettir. 14. İdrarda fizyolojik olarak tesbit edilen proteinin temel kaynağı aşağıdakilerden hangisidir? A) Beta2 Mikroglobulin B) İmmunglobulinler C) Albumin D) Tübüler doku proteinleri E) Lizozimler 14 D Plazma proteinlerinin 1/3 ü albumin, diğerleri ise a, b, g globulinlerdir. Molekül ağırlığı 40 kda dan küçük olan plazma proteinleri glomerüler bazal membrandan direkt geçerek proksimal tübüler hücreleri tarafından geri emilir. MA 69 kda olan albümin çok düşük miktarlarda filtre edilir. Retinol bağlayıcı protein (RBP), b-2 mikroglobulin, immunglobulin hafif zincirleri ve lizozimler küçük miktarlarda idrarda bulunurlar. Çıkan henle kulpu hücreleri tarafından salınan Tamm-Horsfall glikoproteini fizyolojik protein kaybının temel kaynağıdır. 15. Kırk sekiz yaşında erkek hasta uzun süredir olan halsizlik şikayetine, melena, diş eti kanamaları ve bacağında morarma şikayetleri de eklendiği için başvuruyor; fizik incelemede aşırı solukluk ve bacağında peteşiler saptanıyor. Hb=5, BK=1200, Plt=5000 saptanıyor. Bu hastada en olası tanı ve anemi nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) AML: kemik iliği yetmezliği B) Demir eksikliği anemisi: kronik kan kaybı C) Aplastik anemi: kemik iliği yetmezliği D) Miyelodisplastik sendrom: kemik iliği yetmezliği E) İTP: trombositopeniye bağlı kanamalar 36

4 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 15 C Sorudaki A-C-D seçenekleri pansitopeni yapabilir, fakat akut lösemi veya MDS de organomegali, LAP verilir; halbuki aplastik anemide organomegali ve LAP olmaz. Retikülosit düşüktür. DEA da lökopeni ve trombositopeni beklenmez. Reaktif trombositoz olabilir. Aplastik anemide, aneminin nedeni kemik iliği yetmezliğidir. Kronik ITP genellikle bayan hastadır, pansitopeni değil, izole ciddi trombositopeni ile prezente olur. Aplastik anemide kesin tanı kemik iliği biyopsisinde hiposelülarite ve yağ infiltrasyonu ile konur. Gençlerde en etkin tedavi kemik iliği naklidir. 45 yaşın üzerinde ise graft versus host hastalığı sık olduğu için önerilmez. Bu grupta ATG (anti-timosit globülin) ve destek tedavisi uygulanır. 16. Kalp yetmezliği ve atriyal fibrilasyon tanıları olan 60 yaşında erkek hasta, vücdunda morluklar ve hematüri nedeniyle başvurduğunda, trombosit sayısı normal, PTZ(İNR) ve aptt değerleri belirgin uzamış bulunuyor. Bu hastadaki kanamaların en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) Akut İTP B) HİT sendromu C) Kumadin aşırı dozu D) F7 eksikliği E) Antifosfolipid antikor sendromu 16 C Atriyal fibrilasyon öyküsü kumadin kullanımı için ipucudur. Kronik kumadin kullanımı PTZ yanında aptt düzeyinde artışa yol açar. 17. Aşağıdakilerden hangisi myeloproliferatif hastalıklar grubundan değildir? A) KML B) Kronik eozinofilik lösemi C) Mastositoz D) Polisitemi vera E) Waldenstrom makroglobülinemisi 17 E Waldenstrom makroglobülinemisi plazma hücre bozukluklarından biridir. Diğer seçenekler tabloda görüldüğü gibi myeloprolifertaif hastalık başlığında yer alır. Myeloproliferatif hastalıkların sınıflaması KML, bcr/abl pozitif Kronik nötrofilik lösemi Primer myelofibrozis (en nadir) Kronik eozinofilik lösemi Polisitemi vera (en sık) Mastositoz Esansiyel trombositoz (prognozu en iyi) Sınıflandırılamayan miyeloproliferatif hastalık 18. Aşağıdakilerden hangisi KLL (kronik lenfositer lösemi) nin bir özelliği değildir? A) B-lenfosit kökenli B) Radyasyon gibi çevresel faktörler temel sorumlu C) İlk bulgu asemptomatik lenfositoz D) Otoimmün olaylar sık E) Richter sendromu gelişebilir 18 B KLL de diğer lösemilerin aksine etyolojide radyasyonun rolü yoktur. 19. Aşağıdakilerden hangisi herediter trombofili nedeni değildir? A) FV-Leiden defekti B) FV eksikliği C) Anitrombin eksikliği D) Protein C eksikliği E) Disfibrinojenemi 19 B En sık herediter trombofili nedenleri FV-Leiden (büyük çoğunluğu heterozigot) ve protrombin gen mutasyonudur. AT eksikliği, PC eksikliği ve PS eksikliği diğer ilk 5 e giren herediter nedenlerdir. Disfibrinojenemi ve homosistinüri çok nadirdir. FV eksiklği ise tromboz değil kanama yapar! 20. Aşağıdakilerden hangisi lenfoma riskini artıran bir durum değildir? A) Klienfelter sendromu gibi immün yetmezlik durumları B) Sjögren sendromu C) HİV enfeksiyonu D) Uzun süreli fenitoin kullanımı E) Uzun süreli NSAİİ kullanımı 20 E Uzun süreli NSAİİ kullanımının lenfoma ile bir ilişkisi yoktur, diğer seçeneklerde riski artıran durumlar belirtilmiştir. Kalıtsal immün yetmezlikler Klinefelter sendromu Chédiak-Higashi sendromu Ataxia-telangiectasia sendromu Wiskott-Aldrich sendromu Common variable immunodeficiency disease Kalıtsal immün yetmezlikler İyatrojenik immünsupresyon HIV-1 enfeksiyonu Hipogamaglobülinemi Otoimmün hastalıklar Sjögren sendromu Çölyak hastalığı RA ve SLE Kimyasallar ve ilaçlar Fenitoin Böcek ilaçları Radyasyon Kemoterapi ve radyoterapi öyküsü Efeksiyöz ajanlar 37

5 TUSEM - KTBT KLİNİK BİLİMLER 21. Üst GİS kanamalarda tanı-tedavi yaklaşımı ile ilgili hangisi yanlıştır? A) İlk yapılması gereken hemodinamik değerlendirme ve stabilizasyondur B) Oral kesilir ve ampirik iv PPİ başlanır C) Varis kanaması şüphesinde somatostatin başlanır D) Varis kanaması şüphesinde, ensefalopati profilaksisi için antibiyotik başlanır E) Hemoglobin değeri kanamayı göstermede yeterlidir 21 E GİS kanamaya yaklaşımda öncelikle hemodinamik stabilizasyon sağlanır; bir yandan da fizik muayene, Hb/Hct değeri, nazogastrik ve rektal tuşe bulguları ile kanama olup olmadığı, devam edip etmediği ve kanamanın şiddetine ait yorum yapılabilir ve bu arada alınan önlemlerle, endoskopi öncesi hastanın klinik stabilizasyonu mümkün olduğunca sağlanmış olur. Nazogastrik sondanın rahatsız edici oluşu ve azalmış-durmuş kanamada duyarlılığı düşük olduğu için, ciddi kanama şüphesinde uygulanması önerilir. Hb/Hct değeri ilk saate kadar düşmeyebilir. Dolayısıyla endoskopi öncesi ilk aşama değerlendirmede kanamanın şiddeti hakkında, Hb/Hct, NG ve rektal tuşeden daha değerli bilgi veren tansiyon değeridir. Hastanın ilk değerlendirme sürecinde hipotansiyon olması (<100 mmhg) kanama lehine en değerli bulgudur. Tablo : Üst GİS kanamalarda ilk aşama yaklaşım Stabilizasyon (iv SF veya Ringer laktat, nazal O2, gerekenlerde A-B-C-D şeklinde resüsitasyon) Öykü, fizik inceleme, rektal tuşe, nazogastrik (ciddi kanamada önerilir) CBC, biyokimya, hemostaz, cross-match Oral stop, ampirik iv PPİ Varis kanaması şüphesinde somatostatin ve antibiyotik, şiddetli ise Sangstaken tüpü Transfüzyon (hemodinamik instabilite, Hb<8-10, varis kanamasında aşırı transfüzyon riskli) Konsültasyon (gastroenteroloji, genel cerrahi ve girişimsel radyoloji) 22. Aşağıdaki durumların hangisi kolorektal kanser riski açısından düşük riskli olup 10 yılda bir kolonoskopi tarama için yeterlidir? A) 20 yıldır ülseratif kolit olan, 50 yaşında erkek hasta B) 20 yıldır Crohn hastalığı olan, 50 yaşında bayan hasta C) Kuzeninde FAP tanısı olan olan 16 yaşında erkek D) 55 yaşında bayan, ailede sadece amcasında kolon Ca öyküsü var E) Lynch sendromu tanısı olan 30 yaşında erkek hasta 22 D Tablo: Kolorektal kanser (KRK) için tarama önerileri Düşük risk grubu 50 yaş ve üstü genel popülasyon Uzak akrabada KRK veya polip öyküsü Birinci derece akrabada KRK veya polip öyküsü Orta risk grubu Birinci derece 2 akrabada veya <50 yaşta KRK veya polip öyküsü Kendisinde KRK öyküsü olan hasta Kendisinde adenom öyküsü olan hasta** Yüksek risk grubu FAP Atenüe FAP Lynch sendromu 10 yılda bir kolonoskopi Yılda 1 GGK* 5 yılda bir sigmoidoskopi Yılda 1 GGK+5 yılda bir sigmoidoskopi 5 yılda bir BT kolonografi 5 yılda bir kolon grafisi 10 yılda bir kolonoskopi 10 yılda bir kolonoskopi (tarama 40 yaşında başlar) 5 yılda bir kolonoskopi (tarama 40 yaşında veya indeks vakadan 10 yıl önce başlar) 1. ve 3. yılda; 3. yılda normalse 5 yılda bir kolonoskopi 3. yılda; 3. yılda normalse 5 yılda bir kolonoskopi yaşından itibaren, yıllık sigmoidoskopi Ailedeki tanı yaşından 10 yıl önce başlayıp, 1-2 yılda bir kolonoskopi yaşından itibaren 1-2 yılda bir kolonoskopi Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı Pankolit >8 yıl 1-2 yılda bir kolonoskopi Distal kolit >15 yıl 1-2 yılda bir kolonoskopi *GGK hem, globin veya DNA ölçen yöntemler, detaylar için metne bakınız. **Adenom ve diğer poliplerin tarama detayları polip bölümünde verilmiştir. 23. Altmış yaşında bayan hasta, 1 yıldır sağ üst kadranda bazen sırta vuran, birkaç saat süren ağrı yakınması ile başvurdu. Ateş, sarılık, üşüme-titreme gibi bulgular yoktu. CBC normal, biyokimyada ALP ve GGT hafif yüksek idi, USG de kesede multiple küçük taşlar izlendi. Bu hastada koledok taşı olup olmadığını araştırmak için hangisi en uygundur? A) BT B) MRCP C) ERCP D) Direk grafi E) USG yeterlidir, ileri incelemeye gerek yoktur 38

6 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 23 B Hastada biliyer kolik atakları tarif edilmektedir, ALP-GGT yüksek olduğu için koledoğa düşen taş olma ihtimali de vardır. Koleok taşları asemptomatik KCFT artışından, akut kolanjite kadar geniş bir spektrumda seyredebilir. USG ilk seçenek olmasına rağmen tanıda duyarlılığı düşüktür; MRCP, EUS ve ERCP duyarlı yöntemlerdir. Akut kolanjit kliniği karın ağrısı + ateş + sarılıkla karekterizedir (Charcoat triadı), gecikmiş vakalarda sepsis ve nörolojik bulgular (hipotansiyon, konfüzyon) eklenir (Reynold pentadı). Lökositoz, bilirübin, ALP, GGT artışı; USG de safra yollarında dilatasyon vardır. Koledoktaki taş USG de % 30 vakada görülür, dolayısıyla tanıyı kesinleştirmek ve tedavi amaçlı ERCP+sfinkterotomi yapılır. Hastanın kliniği akut kolanjit ise kolanjiyografi yöntemi olarak ERCP uygundur, hem tanı konur hem taş çıkarılır. Fakat kolanjit yok, taş şüphesi var (biliyer semptomlar + hafif KCFT artışı) USG yapılmış yetersiz olmuş, bu durumda ERCP nin risklerinden kaçınmak için öncelikle MRCP yapılmalıdır. 24. Akut pankreatit tedavisinde öncelikli yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir? A) Hidrasyon ve analjezi B) Antibiyotik C) ERCP D) TPN uygulaması E) Pankreatik enzim replasmanı 24 A Akut pankreatitte öncelikli tedavi destek tedavisidir. Hidrasyon ve analjezi ile hafif-orta AP nin çoğu günler içinde düzelir. Ağrı için narkotik analjezikler gerekebilir. Hastaların izlem sırasında prognostik kriterlerle tekrar değerlendirilmesi gerekir. Ağrısı geçen bir hastada oral alıma geçilebilir, amilaz-lipazın normale dönmesi bekenmemelidir. Ağır AP de de agresif hidrasyon tedavinin temel taşıdır, günde 6-10 litre ye varan SF veya Ringer laktat önerilir. Replasman yeterliliği BUN, cre ve Hct ile değerlendirilir, yeterli replasmanla bunların düzeyi azalır. Ağır AP de hasta uzun süre oral alamayacağı için tercihen enteral (nazoenterik veya nazogastrik tüple) beslenme, olmazsa TPN başlanmalıdır. Malabsorpsiyon bulguları varsa pankreas enzim ekstreleri ve PPİ başlanır. AP de rutin antibiyotik başlanmaz, enfeksiyon varsa veya infekte nekroz durumlarında başlanır. Ağır biliyer pankreatitte taşı çıkarmak için ERCP yapılmalıdır. Sistemik ve lokal komplikasyonların tedavisi uygun şekilde yapılır. Cerrahi ancak akut karın varsa, organ perforasyonu ekarte edilemiyorsa, enfekte sıvı drenajı gerekiyorsa yapılır. 25. Aşağıdaki enfeksiyonlardan hangisinin profilaksi veya tedavisinde immunglobulinler uygulanmaz? A) Tetanoz B) Hepatit B C) Kuduz D) Hepatit C E) Hepatit A 25 D Hepatit C de korunmada kullanılabilecek aşısı ve immunglobulini mevcut değildir. Diğer seçeneklerde yera alan enfeksiyonlarda (Tetanoz, Hepatit B, kuduz, hepatit A) korunma (profilaksi) veya tedavisinde immunglobulinler (IgG içerir) kullanılır. 26. Yalnızca cilt ve eklem tutulumu olan, sistemik lupus eritamatozus (SLE) hastası bir kadın 4 aylık gebelik nedeniyle başvuruyor. Antifosfolipid antikorları negatif olan bu hastada bebeğin sağlığı açısından aşağıdakilerden hangisinin yapılması gerekir? A) Anti Ro, Anti La B) ANA, anti-sm C) ANA, anti-rnp D) Kriyoglobulin, kompleman 3 ve kompleman 4 E) Anti-histon antikor, anti-nükleozom 26 A SLE tanısı olan bir gebeden doğan bebekte konjenital kalp blokları görülme ihtimali artar. Neonatal lupus araştırılmak amacı ile Anti Ro ve Anti-La bakılabilir. 27. Romatoid artritin (RA) akciğer tutulumu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A) Plevral sıvı genellikle az ve tek taraflıdır. B) Broşektazi yüksek rezolüsyonlu bilgisayarlı tomografide sık olarak görülür. C) İnterstisiyel pnömoni en sık görülen bulgusudur. D) Pulmoner kaviteleşen nodüller görülebilir. E) RA ve pnömokonyoz birlikteliğine Caplan sendromu adı verilir. 27 C RA in akciğer tutulumu ile ilgili olarak; plevral sıvı genellikle az ve tek taraflıdır olarak görülür, broşektazi yüksek rezolüsyonlu bilgisayarlı tomografide sık olarak görülür, pulmoner kaviteleşen nodüller görülebilir ve RA ile pnömokonyoz birlikteliğine Caplan sendromu adı verilir. RA nın en sık akciğer tutulumu serozal zarının inflamasyonu; plevral efüzyon ve plörezi şeklindedir. 39

7 TUSEM - KTBT KLİNİK BİLİMLER yıllık Raynaud fenomeni öyküsü olan, 45 yaşında kadın hastanın, son 1 aydır giderek artan nefes darlığı bulunmaktadır. Hastanın yapılan fizik muayenesinde; parmaklar, el sırtı, ön kollar ve ciltte kalınlaşma, gerginlik, parmak uçlarında skar saptanmıştır. ANA 1/320 titreyle ve anti sentromer (+) olarak saptanmıştır. Bu hastada görülen nefes darlığının nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) Pulmoner hipertansiyon B) İnterstisyel fibrozis C) Pulmoner tromboemboli D) Pulmoner vaskulit E) Bronşial astım 28 A Hastanın kliniğinden, fizik muayenesinden, ANA ve antisentromer pozitifliğinden tanının sınırlı kutanöz skleroderma olduğu anlaşılmaktadır. Skleroderma veya difüz kutanöz sklerodermada en sık ölüm nedeni akciğer tutulumudur ve interstisiyel fibrozis olarak prezente olur. Ancak limitli kutanöz sklerodermadaki akciğer tutulumu pulmoner hipertansiyon şeklindedir. 29. Altmış beş yaşında erkek hasta, bilinç bozuklığu nedeniyle getiriliyor, Nörolojik muayenede; bilinç uykuya eğilimli, sağ bacakta belirgin güç kaybı ve babinski (+) saptanıyor. Hastanın en muhtemel tanısı aşağıdakilerden hangisidir? A) Sol anterior serebral arter tıkanıklığı B) Sağ anterior serebral arter tıkanıklığı C) Sol orta serebral arter tıkanıklığı D) Sağ orta serebral arter tıkanıklığı E) Posterior serebral arter tıkanıklığı 29 A Anterior serebral arter tıkanıklığında; kontralateral bacakta, kola göre daha belirgin parezi ve his kaybı görülür. 30. Sol hemipleji ve afazi ile acil servise getirilen bir hastada aşağıdaki tetkiklerden hangisi ilk yapılması gereken tetkiktir? A) Beyin sintigrafisi B) Beyin MRI C) Kontrastlı Beyin BT D) Kontrastsız Beyin BT E) Transkranial Dopler 30 D Kontrastsız Beyin BT iskemik veya hemorajik inmeleri ayırt etmede en önemli tetkiktir, ilk yapılması gerekendir. 31. Pankreatik ve safra yollarının direk görüntülenmesinde en az invaziv olan yöntem aşağıdakilerden hangisidir? A) USG B) BT C) MRCP D) ERCP E) PTK 31 C Magnetik rezonans kolanjio pankreatikografi (MRCP) pankreatik ve safra yollarinin direk görüntülenmesinde kullanilan tek noninvaziv görüntüleme yöntemidir. 32. Aşağıdakilerden hangisi akne rozeseanın elementer lezyonu değildir? A) Eritem B) Telenjektazi C) Papül D) Püstül E) Komedon 32 E Komedon akne rozasanın elementer lezyonu değildir, akne vulgariste görülür. Akne rozase yüzde konveksiteleri (burun, alın, yanaklar, çene) sever. Tedavide en etkili ajan tetrasiklindir, metronidazolde etkilidir. Hastalık özellikle erkeklerde rinofimaya yolaçabilir. 33. Aşağıdaki belirti-hastalık eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır? A) Koebner fenomeni-licken planus B) Yonga talaş- Pitriazis versikolor C) Nikolsky fenomeni-pemfigus Vulgaris D) Çivi belirtisi- Akne vulgaris E) Mum lekesi fenomeni- Psöriazis 33 D Çivi belirtisi leismania Cutis bulgusudur. 34. Psöriazis ile liken planus arasındaki farklardan aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? A) Saçlı deri tutulumunda; Psöriazis alopesi yapmaz iken, L. Planusta irreversibl kellik olur. B) Ağız tutulumunu; Psöriazis de olmaz iken, L. Planusta olabilir. C) Kanserleşme; Psöriazis M. Fungoidese dönebilir iken, L. Planus SCC ye dönebilir. D) Eklem tutulumu; Psöriazis pencil in cup gibi eklem tutulumları yapar iken, L. Planusta eklem tutulumu yoktur. E) Lezyonda kaşıntı; Psöriazis de belirgin değil iken, L. Planusta belirgindir. 40

8 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 34 C Psöriazisde kanserleşme yoktur. Büyük plak parapsöriazis M. Fungoidese dönebilir. L. Planus ağız tutulumundaki retiküler formasyon SCC ye dönebilir. 35. Psikoz ile nevroz arasındaki farkın en belirgin olduğu durum aşağıdakilerden hangisidir? A) Anksiyete B) Gerçeği değerlendirme yetisi C) Düşünce içeriği bozukluğu D) Davranış değişiklikleri E) Duygu değişiklikleri 35 - B Psikoz: Gerçeği değerlendirme yeteneğinin bozulduğudur. 36. Aşağıdakilerden hangisi şizofrenide negatif semptom değildir? A) Dikkat azalması B) Sanrı C) İlgi azalması D) Düşünce yoksulluğu E) Toplumsal geri çekilme 36 B Sanrı, halüsinasyon, mutizm, sterotipi, katatoni gibi şizofrenideki aşırılık bulguları (+) semptomlardır. 37. Latent dönemi çok uzun olan bir hastalıkta neden araştırmak için aşağıdaki araştırma tiplerinden hangisinin yapılması en uygundur? A) Kesitsel B) Vaka-kontrol C) Prospektif kohort D) Retrospektif kohort E) Tanımlayıcı 37 B Latent dönemi çok uzun ve seyrek görülen hastalıkların nedeni araştırılacaksa en uygun yöntem vaka kontroldür. Kohort yapmak mümkün değildir. 38. Bir hastalığın toplumdaki yaygınlığını gösteren ölçüt hangisidir? A) İnsidans B) Prevelans C) Mortalite D) Fetalite E) Atfedilen Risk 38 B Prevalans sıklık, insidans ise yeni vaka ölçütüdür. 39. Aşağıdakilerden hangisi osteoartritte sıklıkla tutulan ancak romatoid artritte çok nadiren tutulan bir eklemdir? A) El-bilek B) Dirsek C) Ayak-bilek D) Metakarpofalangeal E) Distal interfalangeal 39 E DIF eklemi OA için tutulumu tipik iken (haberdan nodülü de yapar), PIF eklem RA de tutulum yapar. RA nadiren DIF eklemi de tutabilir ancak RA de sakroiliak eklem veya lumbosakral eklem tutulumları gözlenmez. 40. Aşağıdakilerden hangisi dejeneratif eklem hastalığının tipik radyolojik bulgularından biri değildir? A) Eklem aralığında genişleme B) Yük taşıyan bölgelerde skleroz C) Subkondral kistler D) Osteofitler E) Eklemde deformasyon 40 A DA (OA) erken dönemde eklem kıkırdak hasarı yaparak erken dönemde eklem aralığını asimetrik daraltır. Osteoartrit de; Eklem aralığında daralma (asimetrik) Subkondral skleroz Subkondral kistler Osteofitler, eklem fareleri vardır 41. Fonksionel elektrik stümülasyonu aşağıdaki durumlardan hangisine uygulanır? A) Üst motor nöron arazı B) Ön boynuz hasarı C) Periferik sinir injurisi D) Dejeneratif artrit E) Ankilozan spondilit 41 A Fonksionel elektrik stümülasyonu üst motor nöron arazında kullanılan fizik tedavi modalitesidir. 42. Aşağıdaki volatil anesteziklerden hangisinin hepatotoksisitesi diğerlerine göre daha yüksektir? A) Eter B) İzofluran C) Sevofluran D) Halotan E) Enfluran 41

9 TUSEM - KTBT KLİNİK BİLİMLER 42 D Halotan (Halothane): - Güçlü anestezik bir ajandır. Analjezik etki gücü de yüksektir ve en sık kullanılan anesteziktir. - Halotan anestezisi sırasında solunum çabuk ve yüzeyeldir. - Halotan solunum dakika hacmini azaltır. Bronkodilatasyon yapar. Kan basıncını doz-bağımlı olarak azaltır. Kan damarları genişledikçe, cilt kan akımı artabilir. Kalbin kasılma gücünü azaltır. (Noradrenalinle etkileşir ve hipotansiyona karşı gösterilen sempatik cevabı antagonize eder). Kalp atım hızını azaltır. Kalbi katekolaminlerin aritmi yapıcı etkisine duyarlılaştırır. - Beyin damarlarını genişletir serebrospinal sıvı basıncını artırır. - Böbrek kan akımını azaltır. - Karaciğer fonksiyonunu deprese eder. İlaç kesilince bu etki geçer. Karaciğer nekrozu yapabildiği bildirilmektedir. - İskelet kaslarını ve uterus düz kaslarını gevşetir. Diğer güçlü anestezikler gibi malign (kötü huylu) hipertermi yapabilir. Bu genetik bozukluğa bağlı olabilir. - Anestezinin indüksiyonu ve ayılma uzun sürebilir. Larinksi tahriş etmez. Bronkospazm yapmaz. Anestezinin indüksiyonu tiyopentalle desteklenir. Azot protoksid (N2O), oksijen ve kas gevşeticilerle birlikte kullanılır. 43. Yenidoğan bir bebeğin baş-boyun muayenesinde aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması, ileri inceleme ve tedavi gerektirir? A) Frenulum kısalığı B) Emme yastıkçıkları C) Bohn incileri D) Gözlerde kırmızı ışık yansıması E) Simetrik fasiyal palsi 43 E Yenidoğanlarda görülen fasyal paralizi sanılanın aksine travmaya bağlı olarak değil konjenital olarak daha sık görülür. Travmaya bağlı olan sıklıkla tek taraflıdır, nadiren bilateral olabilir. Simetrik fasyal paralizili yenidoğanda ilk akla gelmesi gereken Mobius sendromu dur. 7.kraniyal sinir çekirdeğinin gelişmemesi sonucu bilateral fasyal paralizi ile karakterizedir. Sıklıkla 6. Sinir paralizisi nadiren 12.sinir paralizisi de tabloya eşlik eder. Bebek ağzını kapatamaz, yüzünde maske takmış ifadesi vardır. Ekstremite ve göğüs duvarı (pektoral kas atrofisi) anomalileri sıklıkla eşlik eder. Diğer fasyal paralizi nedenleri; Distrofia myotonika, malign osteopetrozis ve talidomid embryopatisidir. 44. Prematüre bebeklerde intraventriküler kanama en sık hangi dönemde görülür? A) Doğumdan önce B) Doğumdan sonraki ilk 7 günde C) Postnatal günlerde D) Postnatal günlerde E) Postnatal 1. aydan sonra 44 B Prematürede İVK jelatinöz subepandimal germinal matrixde oluşur. Bu alandaki immatür kan damarları çeşitli kuvvetlere maruz kaldığında kanar. İVK insidansı doğum ağırlığı azaldıkça artar: g bebeklerde %60-70; g, % Germinal matriksde involusyon ve damar ağında olgunlaşmanın meydana geldiği 34. gebelik haftasından sonra insidansı azalır. İVK doğumda nadiren mevcuttur, buna karşın vakaların %50 si 1. Günde, %75 i doğumla 3. gün arasında görülür. Hastaların az bir kısmında ilk haftadan sonra geç kanama olabilir. 45. Aşağıdaki ifadelerden hangisi hipoksik iskemik ensefalopati için yanlıştır? A) Terapötik hipotermi en iyi tedavi yöntemidir. B) Konvülsiyon tedavisinde ilk seçenek fenobarbitaldir. C) EEG nin patolojik olması kötü prognozu gösterir. D) BOS ta aspartat, glutamat ve NO azalır. E) EEG de voltaj düşüklüğü yaygın kortikal nekrozu gösterir. 45 D Son yıllarda akut dönemde (özellikle ilk 6 saat) sistemik ya da serebral hipotermi uygulanması HİE tedavisine girmiştir. Bunun dışında tedavi etkilenen sistemlere yönelik ve semptomatiktir. HİE yenidoğanlarda ilk 3 günde görülen konvülsiyonun en sık nedenidir. Tedavide ilk seçenek fenobarbital kullanımıdır. Amplitude integreted EEG (aeeg) olarak tanımlanan yöntemle elde edilen EEG beyin hasarının derecesi ve prognozla ilgili çok değerli bilgiler verir. Voltaj düşüklüğü yaygın kortikal nekrozu gösterir ve kötü prognostiktir. HİE de BOS ta aspartat, glutamat ve NO düzeyi artmıştır. 42

10 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 46. Aşağıdakilerden hangisi diyabetik anne çocuğunda beklenen bir komplikasyon değildir? A) Kısa sol kolon B) Sakral agenezi C) Anemi D) Holoprozensefali E) Büyük arter transpozisyonu 46 C Diyabetik anne çocuğu olan yenidoğanlarda anemi değil insülinin anabolik etkisinden dolayı sekonder polistemi ve buna bağlı olarak hiperviskosite, hiperbilurubinemi ve renal ven trombozu görülür. Diabetik anne bebeklerindeki problemler Metabolik Kardiyorespiratuar Hematolojik Hipoglisemi Hipokalsemi Hipomagnezemi Hipokalemi Morfolojik Makrozomi ve doğum traumaları Klavikula kırıkları Humerus kırıkları Brakial pleksus paralizileri Frenik sinir paralizisi SSS hasarı Perinatal asfiksi RDS Yenidoğanın geçici takipnesi Kardiyomyopati Konjenital malformasyonlar Kardiyak Büyük damarların transpozisyonu VSD ASD Koarktasyon Renal Agenezi Hidronefroz Çift üreter Hipospadias İskelet sistemine ait Hemivertebra Lumbosakral agenezi Polisitemi Hiperviskosite Hiperbilirubinemi Renal ven trombozu GİS Küçük sol kolon Mikrokolon Situs inversus İmperfore anüs Duodenal atrezi Anorektal atrezi TÖF Nörolojik Anensefali Holoprosensefali Meningosel 47 D Emzirmenin yeterliliğini göstermede kullanılabilecek parametreler: Semptomatik süt akme refleksi (oksitosin) varlığı Beslenme sırasında belirgin yutkunma sesi duyulması Emme sonrası bebekte doygunluk belirtileri varlığı Bebeğin günlük iken doğum ağırlığına ulaşmış olması Günde 5-6 kez idrarını yapması Bebekler 2 yada 3 saate bir emerler, ancak emme sayısı yeterliliği gösterecek güvenli bir parametre değildir Bebekler günde 2-3 kez cıvık sarı renkli gaita çıkarırlar ancak gaita sayısı da emme sayısı yeterliliği gösterecek güvenli bir parametre değildir 48. Aşağıdaki durumlardan hangisinde emzirme açısından maternal mutlak kontrendikasyon yoktur? A) Galaktozemi B) Tifo C) Meme kanseri D) Septisemi E) Malarya 48 A Anne Sütü İle Emzirmenin Kontrendikasyonları 1. Annede akut enfeksiyon hastalığı (septisemi, nefritis) 2. Meme kanseri 3. Ciddi nöroz, postpartum psikoz, madde bağımlılığı 4. Eklampsi, gross kanama 5. Kronik nütrisyon bozukluğu 6. Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, solunum yetmezliği 7. Bebekte galaktozemi (laktozsuz mama almalı) 8. Aktif tüberküloz, tifo, sıtma 47. Aşağıdakilerden hangisi emzirmenin yeterliliğini değerlendiren güvenli faktörlerden birisidir? A) Bebeğin 20 günlük iken doğum ağırlığına ulaşmış olması. B) Bebeğin en az 4 saatte bir kez emmesi. C) Günde 3-4 kez idrar yapması. D) Semptomatik süt akma refleksi varlığı. E) Günde 1-2 kez cıvık gaita yapması. 49. Çocuk istismarında en sık ölüm nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) Kırıklar B) Kafa travması C) Yanıklar D) Batın içi organ hasarı E) Cinsel istismar 49 B Çocuk istismarında en sık iki ölüm nedeni 1. Kafa travması 2. Batın içi organ yaralanması 43

11 TUSEM - KTBT KLİNİK BİLİMLER 50. Aşağıdaki zehirlenmelerin hangisinde aktif kömür kullanmak tedavide fayda sağlar? A) Trisiklik antidepresan B) Siyanid C) Demir D) Lityum E) Ağır metal 50 A Aktif kömürün etkin olmadığı zehirlenmeler: 1. Siyanid 2. Demir 3. Lityum 4. Ağır metaller 5. Hidrokarbon 6. Düşük molekül ağırlıklı alkol 51. Çocuklarda IgA nefropatisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A) Dünyada en sık görülen kronik glomerüler hastalıktır. B) Böbrek fonksiyonu genellikle bozulmuştur. C) Ağır proteinüri kötü prognoz kriteridir. D) Tedavide öncelik hipertansiyonun kontrolüdür. E) Serum IgA düzeyi genellikle normaldir. 51 B Dünyada en sık görülen kronik glomerüler hastalıktır. Mezengiumda Ig A, daha az miktarda IgG, IgM, C3 ve properdin depolanır. Erkeklerde sıktır. Familyal olabilir. ÜSYE veya AGE i takiben 1-2 gün sonra gros hematüri ve bel ağrısı ile ortaya çıkar. Nadiren akut nefritik sendrom, nefrotik sendrom veya kombine nefritik-nefrotik sendroma yol açar. Böbrek fonksiyon testleri genellikle normaldir. Hafif proteinüri görülebilir. Nadiren ağır HT atakları olabilir. C3 düzeyleri normaldir. Hastaların yalnızca %15 inde yüksek olan serum IgA düzeyinin tanısal değeri yoktur. Çocukluk döneminde ciddi böbrek hasarına yol açmaz ancak bu hastaların %20-30 unda yıl sonra progresif hastalık gelişir. Başlangıçta ve takip süresince kötü prognoz kriterleri persistan HT, böbrek fonksiyonlarında bozulma, ağır proteinüridir. IgA nefropatisinin birincil tedavisi kan basıncının kontrolüdür. 52. Aşağıdakilerden hangisi çocuklarda nefrotik sendromun primer nedenlerinden biri değildir? A) Fokal segmental glomerüloskleroz B) Membranöz nefropati C) Alport sendromu D) Minimal lezyon hastalığı E) Diffüz mezangial proliferasyon 52 C Çocuklarda nefrotik sendromun % 90 ı idiopatik (primer)tir. Primer nefrotik sendromun da %85 i Minimal değişiklik hastalığıdır. %10 Fokal segmental glomerüloskleroz, %4-5 Diffüz mezangial proliferasyon, %1 de diğerleridir. Alport sendromu sekonder nefrotik sendrom nedenidir. Çocuklarda nefrotik sendrom nedenleri İdiopatik nefrotik Sekonder nefrotik sendrom (%10) sendrom (%90) Minimal değişiklik hastalığı (MCD) Fokal segmental glomerüloskleroz Membranoproliferatif GN Membranöz GN Diffüz mezangial proliferasyon Hepatit B,C HIV-1 Malarya Sfiliz, Toksoplazmozis Hodgin Lenfoma Lösemi SLE, FMF, Amiloidoz HSP, Alport sendromu Penisilamin Altın NSAİ Pamidronat INF Civa Eroin Lityum 53. Aşağıdaki klinik bulgulardan hangisinin Kawasaki hastalığının akut döneminde görülmesi beklenmez? A) Miyokardit B) Ateş C) Koroner anevrizma D) Artrit E) Servikal lenfadenopati 53 C Akut dönem: 1-2 haftada sonlanır. Ateş, ve hastalığın akut bulgularının (servikal LAP, oral mukoza değişiklikleri, miyokardit, steril piyüri) olduğu dönemdir. Subakut dönem: 2 hafta sürer. Deskuamasyon, trombositoz, safra kesesi hidropsu, koroner anevrizma ve buna bağlı ani ölüm ile karakterizedir. Konvalesan faz: Tüm klinik bulguların kaybolmasından ESH normal olana kadar (6-8 hf) sürer. Tırnak değişiklikleri bu dönemde ortaya çıkar. 54. Aşağıdakilerden hangisinde ANA (antinükleer antikor) pozitifliği görülmez? A) Juvenil dermatomiyozit B) Familyal Akdeniz ateşi C) İlaca bağlı lupus D) Kronik aktif hepatit E) Enfeksiyöz mononükleaz 44

12 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 54 B Anti-nükleer antikor (ANA) pozitif ve ANA negatif romatizmal hastalıklar ANA (+) Romatizmal ANA (-) Romatizmal Juvenil idyopatik artrit Oligoartiküler JİA Poliartiküler Psöriatik artrit Sistemik lupus eritematozus Juvenil dermatomiyozit Skleroderma Karma bağ dokusu hastalığı İlaca bağlı lupus Sistemik başlangıçlı JIA Entezit ilişkili artrit Akut romatizmal ateş Post-streptokokal artrit Reaktif artritler Vaskülitler Henöch-schönlein Kawasaki ve diğer Sarkoidoz Anti-nükleer antikor (ANA) pozitif non-romatizmal hastalıklar Enfeksiyonlar EBV Hepatit C Sıtma Tüberküloz Parvovirüs Lyme Tiroid hastalıkları Hashimoto Graves Malignite ALL Lenfoma Gastrointestinal hastalıklar İnflamatuar barsak hastalığı, Kronik hepatitler Primer bilyer siroz Çevresel toksinler İlaçlar Fenitoin Prokainamid Etosüksimid İzoniazid Aile bireyinde ANA (+) liği 55. On dört yaşında bir kız çocuk adet görmeme nedeniyle getiriliyor. Fizik incelemede boy uzunluğunun 3 persentilin altında ve sekonder seks karakterlerinin gelişmemiş olduğu görülüyor. Bu çocukta öncelikle yapılması gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir? A) Büyüme hormonu uyarı testi B) IGF - 1 ve IGFBP - 3 düzeyleri tayini C) Karyotip analizi D) Pelvik ultrasonografi E) Doku transglutaminaz antikorları tayini 55 C 56. Bu hastadaki boy kısalığının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) IGF - 1 eksikliği B) SHOX geni yokluğu C) Büyüme hormon reseptör direnci D) Gluten enteropatisi E) IGFBP - 3 eksikliği 56 B Kızlarda primer hipogonadizmin en sık nedeni Turner sendromudur. Kısa boy tüm Turner sendromlu kızlarda kardinal (en sık-%100) bulgudur. Büyüme yavaşlaması bebeklikte başlar ve giderek belirginleşir. Ortalama erişkin boy cm dir. Lineer büyümenin kontrolü ile ilgili major loküs X kromozomunun psödo-otozomal bölgesi (PAR-1) içinde haritalanır. Bir homeobox geni olan SHOX un Turner, idiopatik boy kısalığı ve Leri-Weill sendromu olan çocuklarda büyümenin kontrolünde önemli olduğu düşünülür. Over fonksiyonlarını kontrol eden genlerin de X in kısa kolunda (Xp) olduğu varsayılır 57. Mental retardasyon gözlenmeyen lipid depo hastalığı aşağıdakilerden hangisidir? A) Fabry B) Nieman-Pick C) Metakromatik lökodistrofi D) Krabbe E) Tay-sachs 57 A Fabry X e bağlı resesif geçişli. α-galaktosidaz enzim eksikliği sonucu vasküler endotelde glikosfingolipid birikimi ile karakterize bir lipid depo hastalığıdır. Ağrılı ekstremite krizi(akroparestezi), ciltte döküntü (Anjiokeratom-telenjiektazi), hipohidrozis, korneal lentiküler opasite görülür. Kalpte mitral yetmezliği, ileti bozuklukları ve koroner tromboza bağlı miyokart infarktüsü, böbrekte proteinüri ve kronik böbrek yetmezliğine yol açabilir. Mental retardasyon görülmez. Akroparesteziden dolayı akut romatizmal ateş, eritromelalji ve nöroz ayırıcı tanısına girer. Enzim replasman tedavisi vardır. Fenitoin ve karbamazepin tedavide kullanılır. 58. Aşağıdaki hastalıklardan hangisinde birinci kalp sesi (S1) sert duyulur? A) Sağ dal bloğu B) Ebstein anomalisi C) Mitral stenoz D) Mitral yetmezlik E) Triküspid yetmezliği 58 C 1. KALP SESİ S1 ÇİFTLEŞMESİ S1 SERTLEŞMESİ S1 YUMUŞAMASI Triküspid geç kapanması Sağ dal bloğu Ebstein anomalisi Pulmoner hipertansiyon Mitral stenozu Triküspit stenozu Kısa PR Debiyi artıran hastalıklar Ateş Anemi Hipertiroidi Mitral yetersizliği Triküsipid yetersizliği Uzun PR Miyokardit Kardiyomiyopati Aort yetmezliğinde Obezite Amfizem Perikardit 45

13 TUSEM - KTBT KLİNİK BİLİMLER 59. Aşağıdakilerden hangisinin yaşamın ilk haftasında kalp yetmezliğine yol açma olasılığı en düşüktür? A) Geniş ventriküler septal defekt B) Kesintili arkus aorta C) Hipoplastik sol kalp sendromu D) Kritik aort darlığı E) Doğum asfiksisine bağlı miyokart iskemisi 59 A VSD gibi soldan sağa şantlı hastalarda, defekt büyük bile olsa yenidoğan döneminde semptom bulunmaz. Çünkü yenidoğanda fetal hayattaki gibi pulmoner vasküler direnç ve pulmoner basınç yüksek, dolayısı ile sağ ventrikül basıncı da yüksektir. Bu nedenle soldan sağa şant azdır. Geniş defektli hastalarda pulmoner basınç ancak 4-6 hafta içinde normale düşer. Bu yüzden klinik bulguların ortaya çıkışı doğumdan 4-6 hafta sonra olur haftadan itibaren hastalarda ağır kalp yetersizliği bulguları (takipne, takikardi, aşırı terleme, emerken yorulma, kilo alamama), sık akciğer enfeksiyonu, ağlarken hafif siyanoz veya renkte koyulaşma gibi bulgular ortaya çıkar. Yenidoğan döneminde kalp yetmezliği nedenleri İlk 24 saat İlk 1 hafta ilk 1 ay Asfiksi (en sık) Triküspid atrezisi, yetmezlik pulmoner atrezi, yetmezlik Serebral AV fistül EFE Masif plesental transfüzyon Hipoplastik sol kalp (en sık) Büyük arter transpozisyonu Aort koarktasyonu Kritik aort stenozu Kesintili arkus aorta Aort koarktasyonu (en sık) TPVDA Triküspid atrezisi Trunkus arteriosus 60. Aşağıdaki laboratuar bulgulardan hangisi çocuklarda kronik hastalık anemisinde beklenmez? A) Transferin reseptör düzeyi normaldir B) Ferritin düzeyi düşüktür C) Retikülosit normal ya da düşüktür D) Demir bağlama kapasitesi normal ya da düşüktür E) Hipokrom ya da normokrom olabilir 60 B Hb değerleri genellikle 6-9 g/dl arasındadır. Anemi genellikle normokorm normositikdir. 1/3 hastada orta derecede hipokromi ve mikrositoz olabilir. Mutlak Rtc sayısı normal veya düşük, lökositoz sıktır. Serbest eritrosit protoporfirin (FEP) düzeyi sıklıkla yüksektir ve demir metabolizması düzensizliğini yansıtır. Serum demiri düşük, bağlama kapasitesi normal veya düşüktür (Fe eksikliğinden ayırımda önemli); ferritin düzeyi yüksek olabilir. Serum transferin reseptör (TfR) düzeyi normaldir. (Fe eksikliği anemisinde yüksektir ve ayırımda en güvenilir kriterdir). Kemik iliği normal selülerdir, KK prekürsörleri düşük ila yeterlidir. İlik hemosiderini artmış olabilir. TfR/ferritin oranı kronik hastalık anemisinde düşük Fe eksikliği anemisinde yüksektir. 61. Trombosit sayısı /mm 3 olan ve kanaması olmayan 3 yaşındaki immün trombositopenik purpuralı bir çocukta en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir? A) İntravenöz immünoglobulin tedavisi B) İntravenöz anti-d tedavisi C) Trombosit transfüzyonu D) Tedavisiz izlem E) Yüksek doz steroid tedavisi 61 D Kısa veya uzun vadede klinik sonuçlar üzerine etkisi yoktur, ancak platelet sayısını güvenli kabul edilen in üzerine hızlı çıkarır. Platelet antikorları transfüze edilen plateler yanı sıra otolog platelere de bağlanır. Hayatı tehdit eden kanama olmadıkça, platelet transfüzyonu kontrendikedir. Başlangıç tedavi seçenekleri: 1. Tedavisiz izlem: Daha önce tanımlanan hafif-orta semptomları (transfüzyon ve hastaneye yatmayı gerektirmeyecek kanamalar) olan hastalarda aile danışmanlığı ve eğitim dışında tedavi verilmez. Bu yaklaşım hastalığın benign seyrini vurgular, maliyeti çok düşüktür ve yan etkileri minimaldir. 2. İntravenöz immünglobulin (İVİG): gr/kg/gün X 1-2 günlük doz hastaların %95 inde, 48 saat içinde platelet sayısını hızlı yükseltir (> ). Pahalı ve zaman tüketici bir tedavidir. 3. Prednizon: Kortikosteroid tedavi yıllarca kullanılmıştır. 1-4 mg/kg/gün doz platelet sayısını hızla yükseltir. ALL olasılığını ekarte etmek için kemik iliği incelemesi yaptıktan sonra tedaviye başlanması önerilir. Genellikle 2-3 hafta süreyle verilir. 4. IV Anti-D: Rh (+) kişilere anti-d verilirse hafif hemolitik anemi olur. KK-antikor kompleksi dalağın Fc reseptörlerine bağlananarak platelet yıkımını engeller. Platelet sayısındaki artış İVİG sonrasındakinden daha yavaş olur. İntrakranial kanama durumunda çoklu seçenekler (platelet trasfüzyonu, IVIG, yüksek doz kortikosteroid, acil splenektomi için cerrahi konsültasyon) bir arada uygulanmalıdır. İTP de splenektominin iki endikasyonu vardır: 1 yıldan fazla devam eden (kronik İTP) ağır İTP li büyük çocuklar (>4 yaş) ve tedavi ile kolay kontrol edilemeyen semptomlar. Ayrıca medikal tedavi ile platelet sayısı yükseltilemeyen intrakranial kanaması olanlarda da splenektomi yapılabilir. 46

14 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 62. Aşağıdakilerden hangisin çocukluk çağında lösemiye predispozisyon yaratması en az olasıdır? A) Turner sendromu B) Ataksi-telenjiektazi C) Diamond-Blackfan anemisi D) Nörofibramatozis tip 1 E) Fragil X sendromu 62 E Çocukluk çağı lösemisinde predispozan faktörler Genetik durumlar Çevresel faktörler Diamond-Blackfan anemisi Fanconi anenisi Bloom sendromu Ataksi-telenjiektazi Paroksismal noktürnal hemoglobinüri Ağır kombine immun yetmezlik Down sendromu Turner sendromu Kleinfelter sendromu Schawachmann- Diamond sendromu Kostmann sendromu Nörofibramatozis tip 1 Li Fraumeni sendromu İyonize radyasyon İlaçlar Benzen Nitrosüre Epipodofilotoksin Alkilliyici ajanlar İleri anne yaşı (?) 63. Aşağıdakilerden hangisinin Wilms tanısı konmuş bir çocukta görülmesi beklenmez? A) Hipertansiyon B) Subkutan nodül C) Polistemi D) Aniridi E) Hemihipertrofi 63 B Ortalama tanı yaşı 3 dür. En sık görülen bulgu abdominal kitledir. Genellikle asemptomatiktir, tesadüfen saptanır. Bebeğin banyosu sırasında aile tarafından fark edilmesi nadir değildir. Kitle büyüklüğü değişken olup genellikle üzeri düzgün ve serttir, kimi zaman orta hattı geçebilir. Kitlenin solunumla hareket etmemesi Wilms tm nün ayırt edici özelliğidir. Bazı hastalar karın ağrısı ve kusma ile başvurabilir. Hastaların %10-25 de hematüri görülür. Hipertansiyon tanımlanmıştır, olasılıkla renal arter basısı ve renal iskemiye bağlıdır. Bazen renal parenkim veya pelvis içine kanmaya bağlı hızlı abdominal büyüme ve anemi gelişebilir. Renal ven veya vena cava içine tümör büyümesi kalbi veya akciğerleri embolize ederek ağır sonuçlar doğurabilir. Bazı paraneoplastik sendromlar Wilms tümörü ile birliktedir. Wilms tümörü eritropoietin üretebilir. Aşırı eritropoetin üretimi polistemiye neden olur. Parathormon benzeri madde üreterek hiperkalsemi yapabilir. Hemihipertrofi ve aniridi olanlarda Wilms tümörü görülme riski artmıştır. Subkutan nodül nöroblastom ve akut lösemilerde görülen bir bulgudur. 64. Hayatın birinci günü abdominal distansiyon olmadan, bol safralı kusması olan, polihidroamniyos saptanan bebeğin ayakta direkt batın grafisinde double-bouble işareti saptanıyor. Aşağıdakilerden hangisi hastada yukarıdaki klinik tabloya yol açmaz? A) Duodenum atrezisi B) Anüler pankreas C) Konjenital band (malrotasyon) D) Pre-duodenal portal ven E) Jejenum atrezisi 64 E Hayatın ilk günü double-bouble işareti konjenital duodenal obstrüksiyon yapan hastalıklarda görülür. Jejenum atrezisinda multiple hava sıvı seviyesi görülmesi beklenir. Konjenital duodenal obstrüksiyon etyolojisi İntrensek Ekstrensek Atrezi Stenoz Web Mukozal diyafragma defektleri Anüler pankreas Preduodenal portal ven Duodenal duplikasyon kistleri Malrotasyona bağlı bantlar (Ladd bantları) 65. Aşağıdaki hastalıklardan hangisinde çölyak görülme riskinde artış olmaz? 65 C A) Down sendromu B) Turner sendromu C) Kleinfelter sendromu D) Williams sendromu E) Selektif IgA eksikliği Çölyak hastalığı risk grubu 1.derece yakınlar Dermatitis herpetiformis Açıklanamayan demir eksikliği anemisi Otoimmun tiroidit Tip 1 diyabet Açıklanamayan infertilite Tekrarlayan düşük Enamel hipoplazisi Kriptik hipertransaminazemi Otoimmun kolanjit Primer bilyer siroz Kısa boy Püberte tarda Down sendromu Turner sendromu Williams sendromu İrritable barsak sendromu Sjögren sendromu Epilepsi-bilateral occipital kalsifikasyon Selektif IgA eksikliği IgA nefropatisi Addison hastalığı 47

15 TUSEM - KTBT KLİNİK BİLİMLER 66. Prenatal USG de ince barsakta dilatasyondan dolayı intestinal obtrüksiyon ön tanısı konan hastanın doğduktan sonra aşırı sulu ishali başlamış olduğu öğreniliyor. Serumda hipokalemi, hiponatremi, hipokloremisi mevcut. Kan gazında ph: 7.50, pco2: 40 mmhg, HCO3: 35 meq/l saptanıyor. Bu hastanın en olası tanısı aşağıdakilerden hangisidir? A) Hipertrofik pylor stenozu B) Hirshsprung hastalığı C) Bartter sendromu D) Klor kaybettiren diyare E) Mikrovillüs inklüzyon hastalığı 66 D 67. Yukarıdaki hastanın tanısında kullanılacak en uygun yöntem aşağıdakilerden hangisidir? A) Ultrason B) Rektal iğne biopsisi C) Gaitada klor D) Barsak biopsisi E) Kromozom analizi 67 C KLOR KAYBETTİREN DİYARE Klor/bikarbonat transportundaki defekte bağlı resesif, herediter, nadir bir hastalıktır. Polihidroamniyoz görülür, ana semptom doğumda başlayan aşırı sulu ishaldir. İshal dehidratasyon ve hipokalemi, hipokloremi ve alkaloz ile karakterize ağır elektrolit bozukluğuna yol açar. Dışkı Na ve K un toplamından fazla ( meq/l) klor içerir. Tedavi ishali düzeltmez, ancak komplikasyonları azaltır. Başlangıçta sıvı-elektrolit kaybı IV tamamlanır. Bir aydan sonra oral sıvılar tolere edilir. Tedavi yenidoğanda başlanırsa büyüme-gelişme mükemmeldir. 68. Nörokütan hastalıklar görülen lezyon eşleştirmesinden hangisi yanlıştır? A) Nörofibramatozis tip 1- makrosefali B) Nörofibramatozis tip 2- iris hamartomu C) Tuberoskleroz Böbrekte anjiomiyolipom D) Sturge Weber- konjenital hemiparezi E) Von hippel lindau- renal karsinom 68 B Nörofibramatozis tip 2 de iris hamartomu (Lisch nodülü) haricinde Nörofibramatozis tip 1 de görülen tüm bulgular görülebilir. 69. Aşağıdaki ilaç gruplarından hangisi astımın kontrolü için uzun süreli tedavide tek başına kullanılamaz? A) Lökotrien reseptör antagonistleri B) Uzun etkili inhale β2 agonistler C) İnhale kortikosteroidler D) Metilksantinler E) Lökotrien sentez inhibitörleri 69 B Uzun etkili β2 agonistler (Salmeterol, formoterol) Monoterapiye uygun değildirler Nokturnal semptomları olan hastalarda, Egzersizle indüklenen astımda sık β2 agonist gereksinimi varsa endikedir. 70. İki aylık bir bebek sepsis nedeniyle yatırılıyor. Öyküsünden 1 aylıkken büyük arter transpozisyonu için ameliyat olduğu ve yenidoğan döneminde hipokalsemik konvülsiyon geçirdiği öğreniliyor. Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Bruton hastalığı B) DiGeorge sendromu C) Wiskott-Aldrich sendromu D) Hiper-IgM sendromu E) Ataksi telanjiektazi 70 B Di George Sendromu En sık 22q11 mikrodelesyonu sonucu embriyonel dönemde 3-4.faringeal keseden gelişen paratiroid bezi ve timusun gelişmemesine ek konjenital anomalilerin eşlik ettiği sendromdur. Paratiroid aplazisi- hipoplazisine bağlı olarak yenidoğanda konvülsiyon şeklinde ortaya çıkan kalıcı hipokalsemi olur. Timus aplazisi-hipoplazisinden dolayı hastalar doğumdan itibaren mantar, virüs ve P. Jiroveci enfeksiyon riski altındadır. Bu hastalarda kan transfüzyonundan sonra graftversus-host hastalığı ortaya çıkabilir. Eşlik eden anomaliler arasında konjenital kalp defektleri (en sık konotrunkal kalp anomalileri-bat, truncus arteriosus, fallot, PVDA), baş anomalileri (bifid uvula, üst dudak kısa filtrum-balık ağzı görünümü, hipertelorizm, mandibular hipoplazi-mikrognadi, düşük çentikli kulak) yer alır. Hastalar CHARGE sendromu ile ilişkili olabilir. Hastarda konuşma bozukluğu ve mental retardasyon görülür. 48

16 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 71. Aşağıdakilerden hangisi çocuklarda akut gastroenteritin temel tedavi prensipleri arasında yer alır? A) Antibiyotikler B) Antiemetikler C) Vitamin A suplementasyonu D) Vitamin C suplementasyonu E) Çinko suplementasyonu 71 E AGE tedavisinde temel tedavi ORS ve çinkodur. Çinko AGE sırasında ve sonrasında gün < 6 ay 10 mg/gün, > 6 ay 20 mg/gün çinko kullanımı hastalığın süresini ve ciddiyetini azaltır. Antimotilite ajanları (loperamid) kontrendikedir ve antiemetik (fenotiazinler) yararı az, yan etkileri çok fazla olduğundan önerilmez. Önerilen ve tek doz kullanımı bile durmayan persistan kusmayı azaltarak ORS tedavisini artıran antiemetik ondensetron (0.2 mg/kg p.o). Antibiyotikler etkene göre ek tedavi olarak kullanılabilirler. 73 A Brca 1ve brca 2 mutasyonları meme kanseri ile ilgili en sık mutasyonlardır. Brca 2 mutasyonu olanlarda bu oran %85 düzeylerine çıkar.her iki mutasyonda da aynı zamanda over karsinomu riski de vardır. (brca 1 de daha yüksek tir). Brca 2 mutasyonlu erkek hastalarda da artmış meme kanseri risiki vardır. 74. Aşağıdaki meme karsinomlarından hangisine Neoadjuvan tedavi önerilir? A) Tis N0 M0 B) T1 N1 M0 C) T3 N0 M0 D) T4 N2 M0 E) T3 N2 M1 74 D Meme karsinomlarının ileri evre olupta uzak metastazı olmayan gruplarda hastalara evre küçültmek amacıyla neoadjuvan tedavi uygulanır. Bu grup hastalar evre ııı a, b, c hastalardır. Evre ııı a hastalar da mutlak neoadjuvan tedavi gerekmeyebilir, ancak daha ileri evrelerde kabul gören işlem neoadjuvan tedavidir. 72. Aşağıdaki aşılardan hangisi, 4 aylık bir bebeğe yapılabilir? A) Kızamık aşısı B) Polisakkarit pnömokok aşısı C) İnfluenza virus aşısı D) İnaktif polio aşısı E) İnsan papilloma virus aşısı 72 D İlk doz Kızamık-kızamıkçık- kabakulak aylık iken, 2. dozu 4-6 yaşta yapılmalıdır. Konjuge pnömokok aşı için minimum yaş 6 hafta, polisakkarit aşı için 2 yaştır. Saf polisakkarit aşılara karşı T hücre cevabı 2 yaşından önce yetersizdir. Trivalan inaktif influenza aşısı için minimum yaş 6 ay, canlı soğuğa adapte attenue aşı (intranazal) için 2 yaştır. HPV aşıları cinsel aktivitenin başlamadığı adölesan ya da adölesan öncesi kızlarda yapıldığı takdirde en etkindir. 12 yaş aşılama için uygun yaştır. 6 ay içinde 3 doz yapılması gerekir. İnaktif polio aşısı 2. Aydan itibaren yapılır. 73. Otuz iki yaşında meme kanseri tanısı almış hastanın aile hikayesinde meme ve over kanseri açısından pozitif bulgular elde edildiyse, en olası genetik bozukluk aşağıdakilerden hangisidir? A) BRCA1 B) RET C) PTEN D) STK 11 E) MMR 75. Aşağıdaki meme karsinomlarının hangisinde uzak metastaz ihtimali diğerlerine göre daha yüksektir? A) İnvaziv duktal karsinom B) Medüller karsinom C) Tubuler karsinom D) İnsitu Duktal karsinom E) Müsinöz karsinom 75 A İnfiltratif meme karsinomlarının alt tiplerinde genel olarak prognoz klasik infitratif duktal karsinoma göre daha iyidir. 76. Aşağıdaki faktörlerden hangisi tiroid papiller karsinom için kötü prognostik faktör değildir? A) Genç yaş B) Erkek cinsiyet C) Ekstratiroidal tutulum D) Anoploid hücre popülasyonu içermesi E) Geniş tümör çapı 76 A Dtk lerinde prognozu etkileyen faktörler Yaş ve cins Yaş, dtk lerinde en önemli prognostik faktördür. Dtk leri 40 yaş üzerinde çok daha mortal seyreder. Erkeklerde kadınlardan daha kötü olduğu bildirilmiştir. Tümör grade ve dna ploidisi 49

17 TUSEM - KTBT KLİNİK BİLİMLER Tümör çapı ve multifokalite Tiroid dışı invazyon Lenf nodu metastazı Uzak metastazlar Onkogenler: tiroide spesifik diferansiasyon genlerinin (tsh reseptör, tg ve tiroid peroksidaz (tpo) gen leri gibi) expresyonunun kaybı, p53 onkogeninde somatik mutasyonlar, ras geni nokta mutasyonları, p21 proteininin aşırı expresyonu ve cmyc expresyonu kötü prognoz ile birliktedir. 77. Altmış beş yaşında kadın hasta son 2 gündür bulantı ve kusma nedeniyle uygulanan semptomatik tedavi ile rahatlayamamış. Özgeçmişinde uzun süre önce apendektomi dışında özellik yoktu. Bitkin görünümlü hasta taşikardik idi. FM de patolojik batın muayene bulgusu yoktu. Labaratuvar tetkiklerde Na:145 mmol/lt, K:4.2 mmol/lt, Cl. 112 mmol /lt, BUN:26 mg /dl, Cr:1 mg/dl, Glikoz:120 mg /dl, Ca:13.7 mg/dl olarak bulunuyor. Bu hastada, bu aşamadan sonra en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir? A) PTH hormon istenmesi B) Furosemid verilmesi C) IV hidrasyon D) Ta Tc sestamibi scan E) Boyun USG 77 C Hastada acil yaklaşım gerektiren hiperkalsemi durumu mevcuttur. Etyolojik açıdan; 1. PTH bağlantılı Primer hiperparatiroidi (Normal popülasyonda en sık neden) Lityum tedavisi Ailevi hipokalsiürik hiperkalsemi 2. Maligniteler Osteoklastik kemik metastazları (Meme Ca, lenfoma, Renal Ca, M. myeloma). Hastane popülasyonun da en sık nedendir. Paraneoplastik sendrom (PTH benzeri protein): Skuamöz hücreli kanserler 3. Artmış kemik döngüsü: Hipertiroidizm, immobilizasyon, thiazid, Vitamin A intoksikasyonu 4. Vitamin D intoksikasyonu 5. Sarkoidoz ve diğer granülomatöz hastalıklar 6. Aleminyum intoksikasyonu 7. Milk-alkali sendromu Bulgular: Çoğunluğu asemptomatiktir. İştahsızlık, bulantı, kusma, Depresyon, güçsüzlük, konfüzyon, koma, kemik ağrıları, Hipertansiyon, aritmiler, Poliüri, polidipsi Pankreatit ve peptik ülser riski artar EKG: QT kısalması, PR ve QRS uzaması, QRS voltajında artış, AV blok Tedavi: Akut hiperkalsemik kriz medikal bir acildir. Birlikte bulunan ESS volümündeki defisitin düzeltilmesi serum kalsiyumun hızla düşmesini sağlayacaktır. Sıvı replasmanı bu etksini dilüsyon ve renal kalsiyum klirensini artırarak yapmaktadır. Furosemidin de tedaviye eklenmesi renal etkinliği arttırır. Hiperkalsemi tedavisinde geçici fayda sağlayabilecek diğer önlemler; kalsitonin (akut hiperkalsemi krizlerinde kullanılabilir, etkisi kısa sürelidir), bifosfonatlar (kemik metastazına bağlı hiperkalsemi tedavisinde), mithramycin, glukokortikoidler veya hemodializdir. 78. Otuz dört yaşında bayan hasta boyun sağ tarafında şişlik şikayeti ile geliyor. Şişliğin tiroid bezinde nodül olduğu tespiti sonucu gerekli uygun işlemler ve İİAB uygulanıyor. Tanı papiller karsinom olarak rapor ediliyor. Hangi durum, bu hasta ile yakından ilgisi olabilir? A) Endemik guatr bölgesinde yaşıyor olmak B) Çocuklukta ionize radyasyona maruz kalınmış olması C) Foliküler adenom bulunması D) Hashimoto tiroditi bulunması E) Riedel tiroiditi bulunması 78 B Tiroidin en sık görülen kanseri ve aynı zamanda en iyi prognozlu kanseridir. Boyun bölgesine radyasyon alma hikayesi bulunan kişilerde görülme olasılığı çok yüksektir yaş arası kadınlarda sıktır. Hemen hemen her zaman ötiroid bir nodül şeklinde ortaya çıkar. Papiller kanser %95 lenfatik (lateral aberran tiroid) %5 hematojen yolla metastaz yapar. Tanı TİİAB ile konur. Tanı anında uzak metastaz çok nadirdir ve bunlar sıklık sırasına göre akciğer, kemik, karaciğer ve beyinde görülür. %1 oranında anaplastik kansere dönüşüm gözlenir. 50

18 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 79. Kırk dokuz yaşında erkek hasta trafik kazası nedeniyle acil servise getiriliyor. Hastanın sağ alt kadran ağrısı dışında şikayeti var. Hastanın vital bulguları stabil, barsak sesleri hipoaktif, external yaralanma bulgusuna rastlanmıyor. Hastanın intraabdominal yaralanma ekartasyonu için yapılan abdomen BT de sol adrenal kortekste 1 cm lik adrenal kortikal kitle dışında patoloji tespit edilmiyor. Diğer labaratuvar tetkiklerde başkaca anormallik saptanmayan bu hastada, kitlenin bu haliyle takip edilmesine karar veriliyor. Bu hastanın takip nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) Hematom olması B) Akciğer kanseri metastazı olması C) Non fonksiyone adrenal adenom olması D) Basit kist olması E) Hastanın yaşı 79 C Hasta adrenal insidentalloma mevcut. Klinik olarak belirti vermeyen başka nedenlerle yapılan tetkikler sırasında saptanan adrenal kitlelerdir. Sıklığı tomografi serilerinde % 3-4, otopsi serilerinde % 10 oranında rastlanır. Adrenal insidentalloma (Aİ) tespit edildiğinde öncelikle belirlenmesi gereken noktalar vardır. Kitle fonksiyonel mi? Kitle malign mi? (Primer veya sekonder) Kitlenin boyutu? İnsidentillomalar büyük kısmını (tüm olguların 2/3 nü) selim kortikal adenomlar oluşturur. Bunların çoğu non fonksiyonedir. Az bir kısmı kortizol veya aldosteron salgılayabilirler. Daha az oranda feokromasi toma (% 7), korteks karsinomları ve metastatik kitlelere( en sık AC,meme, böbrek, GİS, melanom metas tazları olabilir) rastlanır. Malignite hikayesi olan bir hastada adrenalde bir kitle var ise yüksek ihtimalle metastatiktir. Tedavinin yönlendirilmesinde kitlenin fonksiyonel durumu, malignite riski, boyutu önemlidir. Ancak 3 cm altı non fonksiyone adenomlar takip edilir. Özellikle 6 cm üzeri kitlelerde malignleşme potansiyeli arttığı için hastalara adrenalektomi önerilir. 80. Gastrointestinal kanamaların etyolojik araştırmasında kullanılan, Tc 99 sintigrafi ve arteriografik tetkiklerde yeterli sonucun alınabilmesi için gerekli olan minimum kanama hızı ne olmalıdır? Sintigrafi Anjiografi A) 0.1 ml/dk. 10 ml/dk. B) 10 ml/dk. 0.1 ml/dk. C) 0.1 ml/dk. 0.5 ml/dk. D) 1 ml/dk. 10 ml/dk. E) 0.01 ml/dk. 0.1 ml/dk. 80 C GİS kanamaları tanısında da anamnez, fizik muayene ve klinik çoğu zaman yeterlidir. Kanamın yerinin tespiti için en sık kul lanılan yöntem gerek alt gerek üst GİS kanamada endoskopik yöntemlerdir. Kanama tespiti için en sensitif (duyarlı) yöntem kanama sintigrafisi dir. Bu yöntemle 0,1ml/dk hızında devam eden kanamalar görülebilir. Anjiyografi ile ise ml/dk yı aşan hızdaki kanamaları tespit etmek mümkün olmaktadır. Anjiyografi tanı için en spesifik (özgün) tanı yöntemidir. Anjiyografinin avantajı tanı ile birlikte, endoskopik yöntem lerde olduğu gibi, tedavi amaçlı girişimler de uygulanabilmesidir. Yeni yaklaşımlar içinde BT/BT anjio Gis kanamalarda yaklaşımları değiştirebilecek avantajlara sahiptir. 0.3 ml/dk kanamaları gösterebilir. 81. Akut mezenter iskeminin en sık nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A) Kardiyak emboli B) Trombüs C) İatrojenik D) Mezenter tümörler E) Hipovolemi 81 A AMİ nin en önemli nedeni, hastaların yarısından fazlasında görülen superior mezenter arter embolisidir. Daha az sıklıkta ise emboli, ülsere aortik aterosklerotik bir plaktan veya bir tromboze aortik anevrizmadan kaynaklanır A.M.İ de Embolinin kaynağı özellikle kardiak aritmi (atrial fibrilasyon), prostetik kapak, kardioversiyon, kardiak kataterizasyon, geçirilmiş miyokard infarktüsü gibi nedenlerden kaynaklanan) kalptir. İkinci sıklıkta eskiden Non okluziv mezenter iskemiler görülürken artık tıbbi bakım şartalarının daha iyi olması nedeniyle daha az görülmeye başlandı. Artık SMA trombozu daha sık görülmektedir. Daha az sıklıktada neden mezenter venin trombozudur. 82. Beslenme destek tedavisi uygulanan preoperatif bir hastada tedavinin uygunluğunun en güvenilir kriteri aşağıdakilerden hangisidir? A) Serum total protein düzeyi B) Serum albümin düzeyi C) Serum prealbümin düzeyi D) İdrarda atılan azot miktarı E) Kan glukoz düzeyi 51

19 TUSEM - KTBT KLİNİK BİLİMLER 82 C Prealbumin yarılanma ömrünün düşük olması nedeni ile beslenme destek tedavisinin uyguluğunun takibinde en yaygın olarak kullanılan proteindir. Postoperatif (katabolik ) bir hastada idrarda atılan azot miktarının (Azot dengesinin) takibi daha güvenilir olabilir ancak preoperatif hastalarda, henüz katabolik süreç başlamadığı için duyarlılığı düşüktür. 83. Aşağıdaki verilen hastalardan hangisinde total parenteral nütrisyon endikasyonu yoktur? A) Kısa barsak sendromu B) Aktif Crohn hastalığı C) İntestinal atrezili bebek D) Anoreksia nervoza E) Kolon fistülü 83 E Düşük debili enterokütanöz fistüllerde (<200 ml/gün) enteral nütrisyon uygulanır. Yüksek debili fistüllerde ise (>500 ml/gün) TPN endikasyonu vardır. Kolonik fistüllerin çoğunluğu düşük debili fistüllerdir. 85. Hipotermi nedeniyle aşırı titreyen bir hastada aşağıdakilerden hangisi gelişir? A) Karbondioksit üretiminde artma B) Metabolik alkaloz C) Periferik dokuların oksijen tüketiminde azalma D) Bikarbonat üretimimde artma E) Hipokalemi 85 A Hipotermide vücut sıcaklığını sabit tutmak için istem dışı titreme görülür. Titreme ile metabolik hız artar, oksijen tüketimi artar ve karbondioksit üretimi artar. Artan oksijen ihtiyacı nedeniyle oksijen açığı ve anaerobik metabolizmanın devreye girmesiyle laktik asidoz gelişebilir. 86. Aşağıdakilerden hangisi vazodilatasyon şoku değildir? A) Hemorajik şok B) Septik şok C) Nörojenik şok D) Karbon monoksit zehirlenmesi E) Derin asidoza bağlı şok 84. Divertikülit nedeniyle sigmoid rezeksiyon ve uç kolostomi ameliyatı yapılan 65 yaşındaki erkek hastaya postoperatif dönemde uzamış paralitik ileus için N/G dekompresyon yapılıyor. Postoperatif 6. gününde santral venöz basıncı 2 mmhg ve taşikardik olan hastanın labaratuar incelemesinde ph: 7.53, po2: 88 mmhg, pco2: 54 mmhg, HCO3: 38, Na+: 128, K+: 3.2 olarak tespit ediliyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Dekompanze metabolik alkaloz B) Kompanze respiratuar asidoz C) Kombine metabolik ve respiratuar asidoz D) Kombine metabolik ve respiratuar alkaloz E) Kompanze metabolik alkaloz 84 E Hastada uzamış ileus ve N/G dekompresyona bağlı mide sıvısı kaybı nedeniyle gelişmiş hipokalemi ve metabolik alkaloz tablosu mevcuttur. Santral venöz basıncın düşük olması ve taşikardi sıvı açığını göstermektedir. Aynı zamanda hipokloremi olması da beklenir. pco2 nin artışı metabolik alkalozu kompanze etmek üzere hipoventilasyon geliştiğini gösterir. 86 A Vazodilatasyon şoku: Septik şok Nörojenik şok Hipoksiye bağlı laktik asidoz Karbon monoksit zehirlenmesi İrreversible hemorajik şok Terminal dönemde kardiyojenik şok Kardiyo-pulmoner baypas 87. Aşağıdakilerden hangisi künt travma hastasında ameliyat endikasyonu değildir? A) Abdominal US de serbest sıvı olması B) Periton irritasyon bulgularının varlığı C) Hemodinamik bozukluk D) Tanısal periton lavajında Gr (-) bakteri görülmesi E) Akciğer grafisinde diyafragma altında serbest hava görülmesi 52

20 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 87 A Künt karın travmalarında net ameliyat endikasyonları olmadıkça hastaların konservatif olarak laparotomi yapılmadan takip edilmeleri uygundur. Stabil bir hastada karın içinde sıvı (kan) olması, hastanın hemodinamisi bozulmadıkça ve kan transfüzyonu ihtiyacı doğmadıkça bir ameliyat endikasyonu değildir. Akut karın gelişmesi, lavajda bakteri saptanması ve grafilerde serbest hava görülmesi ameliyat endikasyonlarıdır. 88. Hipomagnezemi aşağıdaki tablolardan hangisinde görülmez? A) Alkolizm B) Malabsorbsiyon C) Uzun süreli parenteral beslenme D) Akut böbrek yetmezliği E) Akut pankreatit 88 D Böbrek yetmezliğinde sık görülen elektrolit bozukluklarından birisi atılım bozukluğu nedeni ile gelişen hipermagnezemidir. Diğer şıklarda hipomagnezemi sık görülür. 89. Protein C eksikliği ve geçirilmiş derin ven trombozu nedeni ile warfarin kullanan bir hastada akut apandisit nedeni ile acil ameliyat planlanmaktadır. Hastanın protrombin zamanı normalin %30 daha fazlası olarak ölçülmüştür. Bu hastada preoperatif aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır? A) Parenteral K vitamini B) Taze donmuş plazma C) Trombosit solüsyonu D) Kriyopresipitat E) Hiçbiri 89 E Hastada pıhtılaşmayı tamamen normale döndürmek tromboz ve embolizasyon riskini çok arttıracaktır. Bu tip hastalarda PZ yada heparin alan hastalarda aptz normalin 1.5 katını aşmadıkça acil ameliyat yapılabilir. Aynı hasta elektif bir ameliyat geçirecekse ameliyattan birkaç gün önce warfarinin kesilip kanama riski daha düşük olan düşük molekül ağırlıklı heparin tedavisinin başlanması ve hastanın PZ, APTZ değerleri normalken ameliyata alınması daha uygun olur. Bir istisna olarak SSS ameliyatları, göz ameliyatları ve prostat ameliyatları pıhtılaşma parametreleri normale gelmeden yapılmamalıdır. 90. Aşağıdakilerden hangisi hipokalseminin bulgularından biri değildir? A) Poliüri B) Tetani C) Trousseau belirtisi D) Chvostek belirtisi E) Karpopedal spazm 90 A Serum kalsiyum düzeyinin 8.5 mg/dl nin altında olmasıdır. Öncelikle hipoalbüminemiye bağlı total kalsiyum düşüklüğü ekarte edilmelidir. Klinik: Aşikar tetani en belirgin semptomdur. Bazen tetani semptomatik olmayabilir (latent tetani). Latent tetani fasial sinir üzerine vurularak ağız köşesinde çekilme olması (Chvostek belirtisi) veya tansiyon aleti ile sistolik ve diyastolik basınç arası bir değerde basınç uygulanması ile karpopedal spazm ebe eli oluşması (Trousseau belirtisi) ile saptanabilir. Ayrıca karın ağrısı, kas spazmı, karpo- pedal spazm, larenks spazmı, konvülziyonlar, solunum arresti, kardiyak ileti bozuklukları ve EKG de QT uzaması ağır hipokalsemilerde görülen belirti ve bulgulardandır. Kronik hipokalsemilerde psikiyatrik, ektodermal, dental ve oküler (katarakt) anormallikler görülebilir. 91. Hipopotasemiyi takiben metabolik bozukluk gelişen bir hastada aşağıdakilerden hangisi görülür? A) İdrar ile K + atılımının artması B) Plazma bikarbonat düzeyinin artması C) ph < 7.35 D) pco2 seviyesinin giderek azalması E) İdrarda asit salınımının azalması 91 B Hipokalemi K < 3 meq/l Hipokalemi cerrahi hastalarda daha sık karşılaşılan bir durumdur. Başlıca nedenleri; Gastrointestinal salgılar ile K + kaybedilmesi: Pilor obstrüksiyonu, kusma, NG drenaj, ishal (en sık neden) Aşırı renal kayıp: Hiperaldosteronizm, diüretikler, penisilin (tübüler K+ kaybına neden olur), hipomagnezemi Potasyumun hücre içine girmesi: İnsülin tedavisi, alkaloz (ph 0.1 arttığında potasyum 0.3 düşer) Uzun süre potasyumsuz parenteral sıvı verilmesi Total parenteral hiperalimentasyon ve yetersiz K + replasmanı Amfoterisin, aminoglikozid, cisplatin, ifosfamide Mg ++ kaybı yaparak indirekt olarak renal K kaybını arttırırlar. Alkalozda hidrojen tutulumu karşılığında tübüler potasyum atılımı artar. Hipokalemi tek başına alkaloza neden olabilir. Tubulus hücrelerinde K + konsantrasyonu azaldığında H + ekskre- 53

Gebelik ve Trombositopeni

Gebelik ve Trombositopeni Gebelik ve Trombositopeni Prof.Dr. Sermet Sağol EÜTF Kadın Hast. ve Doğum AD Gebelik ve Trombositopeni Kemik iliğinde megakaryosit hücrelerinde üretilir. Günde 35.000-50.000 /ml üretilir. Yaşam süresi

Detaylı

13.15-14.00 Yenidoğanda respiratuvar distres R. ÖRS 14.15-15.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS 15.15-16.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS

13.15-14.00 Yenidoğanda respiratuvar distres R. ÖRS 14.15-15.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS 15.15-16.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI 1. GÜN 08.15-09.00 Pediatri stajı hakkında bilgilendirme R. ÖRS 09.15-10.00 Hasta dosyası hazırlama H.YAVUZ 10.15-11.00 Hikaye alma H.YAVUZ 11.15-12.00 Fizik muayene H.TOKGÖZ

Detaylı

Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür.

Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür. SİROZ Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür. İlerleyici ilerleyici karaciğer hastalıkları sonuçta siroz ile sonuçlanan progresif fibrozise neden olur. Safra kanalikülü

Detaylı

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Tıkanma Sarılığı Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Normal serum bilirubin düzeyi 0.5-1.3 mg/dl olup, 2.5 mg/dl'yi geçerse bilirubinin dokuları boyamasıyla klinik olarak sarılık ortaya çıkar. Sarılığa yol

Detaylı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı 1 Ameliyat Yapılmadan İlgilendiği Konular: Sıvı ve Elektrolit tedavisi Şok Yanık tedavisi 2 Travma Hastaları Kesici karın travmaları: Karın bölgesini içine alan kurşunlanma,

Detaylı

NEFROTİK SENDROM. INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013

NEFROTİK SENDROM. INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013 NEFROTİK SENDROM INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013 NEFROTİK SENDROM NEDİR? Nefrotik sendrom ; proteinüri (günde 3.5gr/gün/1.73 m2), hipoalbüminemi (

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

NEFRİTİK SENDROMLAR. Dr.LATİFE ERDOĞAN Ekim 2013

NEFRİTİK SENDROMLAR. Dr.LATİFE ERDOĞAN Ekim 2013 NEFRİTİK SENDROMLAR Dr.LATİFE ERDOĞAN Ekim 2013 NEFRİTİK SENDROM NEDİR? Akut böbrek yetmezliği bulguları ile gelen bir hastada gross hematüri, varsa tanı nefritik sendromdur. Proteinürü

Detaylı

Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu

Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu Sevcan A. Bakkaloğlu, Yeşim Özdemir, İpek Işık Gönül, Figen Doğu, Fatih Özaltın, Sevgi Mir OLGU 9 yaş erkek İshal,

Detaylı

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Kronik Pankreatit Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Tanım Pankreasın endokrin ve ekzokrin yapılarının hasarı, fibröz doku gelişimi ile karakterize inflamatuvar bir olay Olay histolojik

Detaylı

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 KRONİK HASTALIK ANEMİSİ IX. BÖLÜM TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU GİRİŞ VE TANIM Kronik

Detaylı

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Akut Mezenter İskemi Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Anatomi Etyoloji/Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Giriş Tüm akut mezenter iskemi

Detaylı

Romatizma BR.HLİ.066

Romatizma BR.HLİ.066 Nedir? başta eklemler olmak üzere, birçok organ ve dokunun doğrudan ya da dolaylı olarak zarar görmesine yol açabilen hastalıklar grubudur. Kanda iltihap düzeyinde yükselmeye neden olup olmamasına göre

Detaylı

GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Doç. Dr. Habib BİLEN Atatürk Üniversitesi Tıp fakültesi İç Hastalıkları ABD Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı SUNU PLANI Örnek olgu

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Nonkardiyojenik Akciğer Ödemi Şok Akciğeri Travmatik Yaş Akciğer Beyaz Akciğer Sendromu

Detaylı

LÖKOSİTOZLU ÇOCUĞA YAKLAŞIM. Doç.Dr.Alphan Küpesiz Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Onkoloji BD Antalya

LÖKOSİTOZLU ÇOCUĞA YAKLAŞIM. Doç.Dr.Alphan Küpesiz Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Onkoloji BD Antalya LÖKOSİTOZLU ÇOCUĞA YAKLAŞIM Doç.Dr.Alphan Küpesiz Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Onkoloji BD Antalya Lökositoz gerçek mi? Trombosit kümeleri Çekirdekli eritrositler (normoblast) Eritrositlerin

Detaylı

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Ani ölümün önemli bir nedenidir Sıklığı yaşla birlikte artar 50 yaş altında nadir rastlanır E>K Aile

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

EDİNSEL KANAMA BOZUKLUKLARI VE KALITSAL TROMBOFİLİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU I. BÖLÜM TROMBOTİK TROMBOSİTOPENİK PURPURA TANI VE TEDAVİ KILAVUZU...

EDİNSEL KANAMA BOZUKLUKLARI VE KALITSAL TROMBOFİLİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU I. BÖLÜM TROMBOTİK TROMBOSİTOPENİK PURPURA TANI VE TEDAVİ KILAVUZU... EDİNSEL KANAMA BOZUKLUKLARI VE KALITSAL TROMBOFİLİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU İÇİNDEKİLER Önsöz...iii Ulusal Tanı ve Tedavi Kılavuzu Çalışma Grupları... iv Kısaltmalar... vii Tablolar Listesi... xv Şekiller

Detaylı

Akut Karın Ağrısı. Emin Ünüvar. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. eminu@istanbul.edu.tr

Akut Karın Ağrısı. Emin Ünüvar. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. eminu@istanbul.edu.tr Akut Karın Ağrısı Emin Ünüvar İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı eminu@istanbul.edu.tr 28.07. Acil ve Yoğun Bakım Kongresi 1 AKUT Karın ağrısı Çocuklarda karın ağrısı

Detaylı

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı Olan Hasta Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı??? Yan ağrısı? Sırt ağrısı? Mide ağrısı? Karın ağrısı? Boğaz ağrısı? Omuz ağrısı? Meme ağrısı? Akut Göğüs Ağrısı Aniden başlar-tipik

Detaylı

İÇ HASTALIKLARI. 2.GÜN 08.15-09.00 Üriner sistem semiyolojisi N.Y. SELÇUK 09.15-10.00 Üriner sistem semiyolojisi N.Y. SELÇUK

İÇ HASTALIKLARI. 2.GÜN 08.15-09.00 Üriner sistem semiyolojisi N.Y. SELÇUK 09.15-10.00 Üriner sistem semiyolojisi N.Y. SELÇUK 1.GÜN 08.15-09.00 Genel muayene semiyolojisi N.Y. SELÇUK 09.15-10.00 Genel muayene semiyolojisi N.Y. SELÇUK 2.GÜN 08.15-09.00 Üriner sistem semiyolojisi N.Y. SELÇUK 09.15-10.00 Üriner sistem semiyolojisi

Detaylı

İÇ HASTALIKLARI 1.GÜN

İÇ HASTALIKLARI 1.GÜN İÇ HASTALIKLARI 1.GÜN 08.15-09.00 Genel muayene semiyolojisi N.YILMAZ SELÇUK 09.15-10.00 Genel muayene semiyolojisi N.YILMAZ SELÇUK 10.15-11.00 Kardiyovasküler sistem semiyolojisi M.YEKSAN 11.15-12.00

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI

BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI Kronik böbrek hastalığı-tanım Glomerül filtrasyon hızında (GFH=GFR) azalma olsun veya olmasın, böbrekte

Detaylı

SPORCULARDA KARDİYAK SEBEPLİ ANİ ÖLÜMLER

SPORCULARDA KARDİYAK SEBEPLİ ANİ ÖLÜMLER SPOR HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI SPORCULARDA KARDİYAK SEBEPLİ ANİ ÖLÜMLER DOÇ.DR.ERDEM KAŞIKCIOĞLU 1 35 yaşın altındaki sporcularda ani ölüm nedenleri 2% 1% 2% 4% 2% 2% 35% 3% 3% 3% 4% 5% 24% 10% Hipertrofik

Detaylı

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM Nadirdir!!! Üst aerodijestif sistem malinitelerinin % 5-10 u, tüm malinitelerin ise %0.5 i hipofarinks kanserleridir. Kötü seyirlidir!!! İleri evrede başvurmaları ve

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14 HEREDİTER SFEROSİTOZ İNT.DR.DİDAR ŞENOCAK Giriş Herediter sferositoz (HS), hücre zarı proteinlerinin kalıtsal hasarı nedeniyle, eritrositlerin morfolojik olarak bikonkav ve santral solukluğu olan disk

Detaylı

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD GT, 62 y, kadın Nüks tiroid papiller CA Kitle eksizyonu (özefagus ve trake den sıyırılarak) + Sağ fonksiyonel; sol radikal

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

SAFRA KESESİ HASTALIKLARI

SAFRA KESESİ HASTALIKLARI SAFRA KESESİ HASTALIKLARI Oktay Eray EPİDEMİYOLOJİ Sıklıkla safra kesesi ve kanalındaki tıkanıklıklara bağlıdır. Safra kesesi taşları oldukça yaygın ve çoğu semptomsuzdur. Yılda %2 si, 10 yılda %15 i semptomatik

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK 1 İmmün sistemin gelişimini, fonksiyonlarını veya her ikisini de etkileyen 130 farklı bozukluğu tanımlamaktadır. o Notarangelo L et al, J Allergy Clin Immunol 2010 Primer immün yetmezlik sıklığı o Genel

Detaylı

NEONATOLOJİDE YENİLİKLER. Doç. Dr. Esra Arun ÖZER Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği

NEONATOLOJİDE YENİLİKLER. Doç. Dr. Esra Arun ÖZER Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği NEONATOLOJİDE YENİLİKLER Doç. Dr. Esra Arun ÖZER Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği Preterm bebeklerde NEK in önlenmesinde probiyotikler Meta-analiz Probiyotiklerin etkileri GIS in

Detaylı

HEMATÜRİLİ HASTAYA YAKLAŞIM İNT. DR. AHMET KURTULUŞ AİBÜ TIP FAKÜLTESİ

HEMATÜRİLİ HASTAYA YAKLAŞIM İNT. DR. AHMET KURTULUŞ AİBÜ TIP FAKÜLTESİ HEMATÜRİLİ HASTAYA YAKLAŞIM İNT. DR. AHMET KURTULUŞ AİBÜ TIP FAKÜLTESİ TANIMLAR Hematüri: İdrarda kan olması durumudur. Makroskobik hematüri: Gözle, kırmızı-kahve renkli idrar görülmesi (Total, başlangıç,

Detaylı

Dalakda uzun süreli konjesyon hemosiderin birkimi ve fibrozise (siderofibrotik odak) yol açar. Bunlara Gamna Gandy cisimciği denir.

Dalakda uzun süreli konjesyon hemosiderin birkimi ve fibrozise (siderofibrotik odak) yol açar. Bunlara Gamna Gandy cisimciği denir. 1) Şiddetli şokta, böbrekte aşağıdakilerden hangisi görülür? (1999 EYLÜL) a.glomerulonefrit b.pyelonefrit c.akut tubuler lezyon d.papiller nekroz e.akut interstisiyel nefrit Hipovolemik şokta böbrekte

Detaylı

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI Prof. Dr. Aydan Kansu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı 7 y, ~ 1 yıldır karın ağrısı Göbek çevresinde Haftada

Detaylı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes Mellitus Akut Komplikasyonları Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes mellitus akut komplikasyonlar Hipoglisemi Hiperglisemi ilişkili ketonemi

Detaylı

KONGENİTAL KALP HASTALIKLARINDAN KORUNMA. Doç. Dr. Kemal Nişli İTF Pediatrik Kardiyoloji

KONGENİTAL KALP HASTALIKLARINDAN KORUNMA. Doç. Dr. Kemal Nişli İTF Pediatrik Kardiyoloji KONGENİTAL KALP HASTALIKLARINDAN KORUNMA Doç. Dr. Kemal Nişli İTF Pediatrik Kardiyoloji Doğumsal kalp hastalığının sıklığı % 0.9 Ciddi anomali % 0.3 Her yıl 1.2 milyon kalp hastası bebek dünyaya gelmekte

Detaylı

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi Dr. Handan Onur XXI. Düzen Klinik Laboratuvar Günleri, Ankara, 23 Ekim 2011 MEME KANSERİ Meme Kanseri Sıklıkla meme başına

Detaylı

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi VAKA SUNUMU Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi ÖYKÜ 58 yaşında, erkek hasta, emekli memur, Ankara 1989: Tip 2 DM tanısı konularak, oral antidiyabetik

Detaylı

TÜMÖR MARKIRLARI. Dr. Ömer DİZDAR. Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü, Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı

TÜMÖR MARKIRLARI. Dr. Ömer DİZDAR. Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü, Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı TÜMÖR MARKIRLARI Dr. Ömer DİZDAR Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü, Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı TÜMÖR MARKIRLARI Tümör markırları kanserli hastaların dokularında, serumda, idrarda ya da diğer

Detaylı

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Basit Guatr Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Amaç Basit (nontoksik) diffüz ve nodüler guatrı öğrenmek, tanı ve takip prensiplerini irdelemek. Öğrenim hedefleri 1.Tanım 2.Epidemiyoloji 3.Etiyoloji ve patogenez

Detaylı

OTOZOMAL DOMİNANT POLİKİSTİK BÖBREK HASTALIĞI HALİLİBRAHİM ÖZTÜRK DÖNEM-6 2013-2014

OTOZOMAL DOMİNANT POLİKİSTİK BÖBREK HASTALIĞI HALİLİBRAHİM ÖZTÜRK DÖNEM-6 2013-2014 OTOZOMAL DOMİNANT POLİKİSTİK BÖBREK HASTALIĞI HALİLİBRAHİM ÖZTÜRK DÖNEM-6 2013-2014 VAKA-1 43 yaşında erkek hasta, sol böğür ağrısı ve kan basıncı yüksekliği nedeniyle başvurdu. Medikal öyküsünden 3

Detaylı

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader OLGU 1 İkinci çocuğuna hamile 35 yaşında kadın gebeliğinin 6. haftasında beş yaşındaki kız çocuğunun rubella infeksiyonu geçirdiğini öğreniyor. Küçük

Detaylı

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu 29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize

Detaylı

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi) Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Katlandur

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Katlandur MEVLANA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2015 AKADEMİK YILI DÖNEM III IV. DERS KURULU GASTROİNTESTİNAL VE ENDOKRİN SİSTEM HASTALIKLARI 22 Aralık 2014 23 Ocak 2015 (5 hafta) Yönetim Dekan Dönem III Koordinatörü

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım

Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım Dr. Sıtkı Sarper SAĞLAM DR.SITKI SARPER SAĞLAM - KEAH ACİL TIP KLİNİK SUNUMU 04.10.2011 1 Netter in Yeri: DR.SITKI SARPER SAĞLAM - KEAH ACİL TIP KLİNİK SUNUMU

Detaylı

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Perinatal dönemde herpesvirus geçişi. Virus Gebelik sırasında Doğum kanalından Doğum

Detaylı

Prof.Dr.Babür Kaleli Pamukkale Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.D. 8.MFTP Kongresi 11-14 Ekim 2012 İstanbul

Prof.Dr.Babür Kaleli Pamukkale Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.D. 8.MFTP Kongresi 11-14 Ekim 2012 İstanbul Prof.Dr.Babür Kaleli Pamukkale Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.D. 8.MFTP Kongresi 11-14 Ekim 2012 İstanbul Tiroid Hastalıkları Gebelerin %2-3 ünde tiroid disfonksiyonu var Gebelik tiroid fonksiyonlarını

Detaylı

KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI

KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI Dr. Ömer USLUKAYA DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI Karın travması Karın travmaları, baş, boyun ve toraks travmalarından sonra üçüncü en

Detaylı

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Sendromu Veno- Oklüzif Hastalık Engraftman Sendromu Hemşirelik İzlemi Vakamızda: KİT (+14)-

Detaylı

TİROİD NODÜLLERİNE YAKLAŞIM

TİROİD NODÜLLERİNE YAKLAŞIM NE YAKLAŞIM Prof. Dr. Sibel Güldiken TÜTF, İç Hastalıkları AD, Endokrinoloji BD PREVALANSI Palpasyon ile %3-8 Otopsi serilerinde %50 US ile incelemelerde %30-70 Yaş ilerledikçe sıklık artmakta Kadınlarda

Detaylı

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR?

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR? LENFOMA NEDİR? Lenfoma, diğer grup onkolojik hastalıklar içinde yaşamın uzatılması ve daha kaliteli yaşam sağlanması ve hastaların kurtarılmaları açısından daha fazla başarı elde edilmiş bir hastalıktır.

Detaylı

Olgu sunumu. Doç. Dr. Erkan Çakır. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı

Olgu sunumu. Doç. Dr. Erkan Çakır. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı Olgu sunumu Doç. Dr. Erkan Çakır Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı Şikayet ve hikayesi E.K 13 yaş kız hasta Özel bir tekstil atölyesinde

Detaylı

TAM KAN SAYIMININ DEĞERLENDİRİLMESİ

TAM KAN SAYIMININ DEĞERLENDİRİLMESİ 1945 ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI TAM KAN SAYIMININ DEĞERLENDİRİLMESİ Dr. Mehmet ERTEM Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji Bilim Dalı Tam Kan Sayımı

Detaylı

HİPERKALSEMİ. Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi

HİPERKALSEMİ. Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi HİPERKALSEMİ Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi Tanım: Hiperkalsemi serum kalsiyum düzeyinin normalden (9-11 mg/dl) yüksek olduğunda meydana gelen

Detaylı

Prof. Dr. Demir Budak. Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Asiye Nurten

Prof. Dr. Demir Budak. Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Asiye Nurten Prof. Dr. Demir Budak Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Asiye Nurten 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DÖNEM III DERS KURULU 3 TIP 331-SİNİR SİSTEMİ VE LOKOMOTOR SİSTEM Başlama Tarihi: 30.11.15 Bitiş Tarihi:

Detaylı

Kalp Kapak Hastalıkları

Kalp Kapak Hastalıkları BR.HLİ.085 içerisinde kanın bulunduğu dört odacık vardır. Bunlardan ikisi sağ, ikisi ise sol kalp yarımında bulunur. Kalbe gelen kan önce sağ atriuma gelir ve kalbin sağ kulakcığı ve sağ karıncığı arasında

Detaylı

İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ. Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul

İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ. Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul Öğrenim hedefleri Mezenterik vasküler olay şüphesi ile gelen hastayı değerlendirmede kullanılan

Detaylı

Karaciğer laboratuvar. bulguları. Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 5.Yarıyıl

Karaciğer laboratuvar. bulguları. Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 5.Yarıyıl Karaciğer ve safra yolu hastalıklar klarında laboratuvar bulguları Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı 5.Yarıyıl 2006-2007 2007 eğitim e yılıy Karaciğer ve safra yolu hastalıklarında

Detaylı

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var KARACİĞER NEDEN ÖNEMLİ 1.Karaciğer olmadan insan yaşayamaz! 2.Vücudumuzun laboratuardır. 500 civarında görevi var! 3.Hasarlanmışsa kendini yenileyebilir! 4.Vücudun

Detaylı

ÇOCUKLARDA TROMBOEMBOLİK HASTALIKLAR

ÇOCUKLARDA TROMBOEMBOLİK HASTALIKLAR ÇOCUKLARDA TROMBOEMBOLİK HASTALIKLAR Dr. Ülker Koçak Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Hematoloji Bilim Dalı HEMOSTAZ Prokoagülan Antifibrinolitik Antikoagülan Profibrinolitik ÇOCUKLARDA HEMOSTAZ

Detaylı

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR SPONDİLODİSKİTLER Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR Vertebra Bir dizi omurdan oluşur Vücudun eksenini oluşturur Spinal kordu korur Kaslar, bağlar ve iç organların yapışacağı sabit bir yapı sağlar. SPONDİLODİSKİT

Detaylı

ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2011 2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 4. SINIF DERS PROGRAMI

ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2011 2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 4. SINIF DERS PROGRAMI ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2011 2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 4. SINIF DERS PROGRAMI TARİHLER 05/09/2011 24/10/2011 01/11/2011 14/11/2011 02/01/2012 09/01/2012 16/01/2012 30/01/2012 19/03/2012

Detaylı

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın KOLOREKTAL POLİPLER Prof. Dr. Mustafa Taşkın -Polip,mukozal örtülerden lümene doğru gelişen oluşumlara verilen genel isimdir. -Makroskopik ve radyolojik görünümü tanımlar. -Sindirim sisteminde en çok kolonda

Detaylı

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012

Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Klinik gözlemlerle, endokrin bezleri içeren neoplastik sendromlar tanımlanmıştır. Paratiroid, hipofiz, adrenal,tiroid ve

Detaylı

Hipokalsemi. Prof.Dr.Enver ŞİMŞEK Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilimdalı

Hipokalsemi. Prof.Dr.Enver ŞİMŞEK Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilimdalı Hipokalsemi Prof.Dr.Enver ŞİMŞEK Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilimdalı Kalsiyum 03.01.2014 57.Milli Pediatri Kongresi 2 Kalsiyum Fetal dönem Çocukluk çağı Erişkin

Detaylı

SDÜ TIP FAKÜLTESİ 2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılı DÖNEM-IV, GRUP 3 PEDİATRİ STAJ PROGRAMI 17.02.2014-18.04.2014

SDÜ TIP FAKÜLTESİ 2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılı DÖNEM-IV, GRUP 3 PEDİATRİ STAJ PROGRAMI 17.02.2014-18.04.2014 SDÜ TIP FAKÜLTESİ 20-204 Eğitim-Öğretim Yılı DÖNEM-IV, GRUP PEDİATRİ STAJ PROGRAMI 7.02.204-8.04.204 GÖREVLİ ÖĞRETİM ÜYELERİ Prof. Dr. Ahmet Rıfat ÖRMECİ Prof. Dr. Ali AYATA Prof. Dr. Mustafa AKÇAM Prof.

Detaylı

30.10.2013 BOYUN AĞRILARI

30.10.2013 BOYUN AĞRILARI BOYUN AĞRILARI BOYUN ANOTOMISI 7 vertebra, 5 intervertebral disk, 12 luschka eklemi, 14 faset eklem, Çok sayıda kas ve tendondan oluşur. BOYNUN FONKSIYONU Başı desteklemek Başın tüm hareket

Detaylı

TESTOSTERON (TOTAL) Klinik Laboratuvar Testleri

TESTOSTERON (TOTAL) Klinik Laboratuvar Testleri TESTOSTERON (TOTAL) Kullanım amacı: Erkeklerde ve kadınlarda farklı kullanım amaçları vardır. Erkeklerde en çok, libido kaybı, erektil fonksiyon bozukluğu, jinekomasti, osteoporoz ve infertilite gibi belirti

Detaylı

Ektopik Gebelik. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Ektopik Gebelik. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Ektopik Gebelik Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Tanım Fertilize ovumun endometriyal kavite dışında

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

MASUM ÜFÜRÜM-PATOLOJİK ÜFÜRÜM AYRIMINDA İPUÇLARI

MASUM ÜFÜRÜM-PATOLOJİK ÜFÜRÜM AYRIMINDA İPUÇLARI MASUM ÜFÜRÜM-PATOLOJİK ÜFÜRÜM AYRIMINDA İPUÇLARI DOÇ.DR.CEMŞİT KARAKURT İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PEDİYATRİK KARDİYOLOJİ BİLİM DALI Üfürüm: Kalp ve damarsal yapılardaki yapısal veya hemodinamik

Detaylı

Kalp Yetersizliğinde Güncel Tedavi Doç. Dr. Bülent Özdemir

Kalp Yetersizliğinde Güncel Tedavi Doç. Dr. Bülent Özdemir Kalp Yetersizliğinde Güncel Tedavi Doç. Dr. Bülent Özdemir Kalp yetmezliği Ventrikülün dolumunu veya kanı pompalamasını önleyen yapısal veya işlevsel herhangi bir kalp bozukluğu nedeniyle oluşan karmaşık

Detaylı

Hepatik Ensefalopati. Prof. Dr. Ömer Şentürk

Hepatik Ensefalopati. Prof. Dr. Ömer Şentürk Hepatik Ensefalopati Prof. Dr. Ömer Şentürk Hepatik Ensefalopati : Terminoloji Tip A Akut karaciğer yetmezliği ile birlikte Tip B Porto-sistemik Bypass ile birlikte (intrensek hepatosellüler yetmezlik

Detaylı

EBSTEİN ANOMALİSİ. Uzm. Dr. İhsan Alur

EBSTEİN ANOMALİSİ. Uzm. Dr. İhsan Alur EBSTEİN ANOMALİSİ Uzm. Dr. İhsan Alur 1866 da W. Ebstein tarafından tanımlandı. 1964 te Lillehei tarafından ilk başarılı valvuloplasti ameliyatı yapıldı. Triküspit kapağın septal ve posterior lifletlerinin

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara

Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Olgu 1 28 yaşında erkek Ortopedi

Detaylı

ANEMİYE YAKLAŞIM. Dr Sim Kutlay

ANEMİYE YAKLAŞIM. Dr Sim Kutlay ANEMİYE YAKLAŞIM Dr Sim Kutlay KBH da Demir Eksikliği Nedenleri Gıda ile yetersiz demir alımı Üremiye bağlı anoreksi,düşük proteinli (özellikle hayvansal) diyetler Artmış demir kullanımı Eritropoez stimule

Detaylı

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE):

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE): Pulmoner Emboli Profilaksisi Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD m Pulmoneremboli(PE): Bir pulmonerartere kan pıhtısının yerleşmesi Distaldeki akciğer parankimine kan sağlanaması Giriş Tipik

Detaylı

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU. Tıbbi Özgeçmiş. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi.

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU. Tıbbi Özgeçmiş. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU Çocuğun Adı- Soyadı: Cinsiyeti: TC Kimlik No: Muayeneyi Yapanın Adı- Soyadı: Uzmanlığı:

Detaylı

EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM

EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM Prof. Dr. Hayri Ermiş İstanbul Tıp Fakültesi, Kadın Hast. Ve Doğum A.B.D. Perinatoloji B.D. Gebeliğin kriz sıklığına etkisi? Gebelerin 1/3 ünde kriz

Detaylı

Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 2006-2007 Eğitim yılı

Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 2006-2007 Eğitim yılı ASİT Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı 2006-2007 Eğitim yılı Ders programı Asitin tanımı Fizik muayene bulguları Asit miktarının ifadesi Asit yapan nedenler Asitli hastada ayırıcı tanı

Detaylı

HASTANIN ÖNCELİKLİ OLARAK NUTRİSYON DURUMUNU BELİRLEMEK GEREKLİDİR:

HASTANIN ÖNCELİKLİ OLARAK NUTRİSYON DURUMUNU BELİRLEMEK GEREKLİDİR: NÜTRİSYONEL VE METABOLİK DESTEK: Malnütrisyon: Gıda tüketiminin metabolik hızı karşılamayamaması durumunda endojen enerji kaynaklarının yıkımı ile ortaya çıkan bir klinik durumdur ve iki şekilde olabilir.

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

Tiroid dışı hastalıklarda düşük T3, yüksek rt3, normal T4 ve normal TSH izlenir.

Tiroid dışı hastalıklarda düşük T3, yüksek rt3, normal T4 ve normal TSH izlenir. TİROİD HORMON SENTEZİ Dishormonogenezis Hasta ötroid? Şiddetli açlıkta, kronik hastalıkta, akut hastalıkta, cerrahi esnasında ve sonrasında T4--- T3 azalır Propiltiourasil, kortikosteroid, amiodaron propnalol

Detaylı

RENAL ARTER DARLIĞI VE HİPERTANSİYON TEDAVİSİ Medikal tedavi daha iyi

RENAL ARTER DARLIĞI VE HİPERTANSİYON TEDAVİSİ Medikal tedavi daha iyi RENAL ARTER DARLIĞI VE HİPERTANSİYON TEDAVİSİ Medikal tedavi daha iyi Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi, Nefroloji Bilim Dalı Renal arter stenozu Anatomik bir tanı Asemptomatik Renovasküler hipertansiyon

Detaylı

SDÜ TIP FAKÜLTESİ 2014-2015 Eğitim-Öğretim Yılı DÖNEM-IV, GRUP B PEDİATRİ STAJ PROGRAMI 27.04.2015-26.06.2015

SDÜ TIP FAKÜLTESİ 2014-2015 Eğitim-Öğretim Yılı DÖNEM-IV, GRUP B PEDİATRİ STAJ PROGRAMI 27.04.2015-26.06.2015 SDÜ TIP FAKÜLTESİ 204-205 Eğitim-Öğretim Yılı DÖNEM-IV, GRUP B PEDİATRİ STAJ PROGRAMI 27.04.205-26.06.205 GÖREVLİ ÖĞRETİM ÜYELERİ Prof. Dr. Ahmet Rıfat ÖRMECİ Prof. Dr. Ali AYATA Prof. Dr. Mustafa AKÇAM

Detaylı

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353 23. Aşağıdakilerden hangisi akne patogenezinde rol oynayan faktörlerden biri değildir? A) İnflamasyon B) Foliküler hiperproliferasyon C) Bakteriyal proliferasyon D) Aşırı sebum üretimi E) Retinoik asit

Detaylı

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ ANEURYSM (ANEVRİZMA) Arteriyel sistemindeki lokalize bir bölgeye kan birikmesi sonucu şişmesine Anevrizma denir Gerçek Anevrizma : Anevrizma kesesinde Arteriyel duvarların üç katmanını kapsayan Anevrizma

Detaylı

41. Aşağıdakilerden hangisi herediter kemik iliği yetmezliği hastalıklarından biri değildir?

41. Aşağıdakilerden hangisi herediter kemik iliği yetmezliği hastalıklarından biri değildir? 41. Aşağıdakilerden hangisi herediter kemik iliği yetmezliği hastalıklarından biri değildir? A) Diskeratozis konjenita B) Miyelodisplastik sendrom C) Fankoni anemisi D) Amegakaryositiktrombositopeni E)

Detaylı

ÜNİTE ll- SIVI - ELEKTROLİT VE ASİT - BAZ DENGESİZLİĞİ. Sıvı ve elektrolit dengesizlikleri ve Hemşirelik Bakımı. Su- sodyum Dengesizlikleri

ÜNİTE ll- SIVI - ELEKTROLİT VE ASİT - BAZ DENGESİZLİĞİ. Sıvı ve elektrolit dengesizlikleri ve Hemşirelik Bakımı. Su- sodyum Dengesizlikleri ÜNİTE ll- SIVI - ELEKTROLİT VE ASİT - BAZ DENGESİZLİĞİ Sıvı ve elektrolit dengesizlikleri ve Hemşirelik Bakımı Su- sodyum Dengesizlikleri Potasyum Dengesizlikleri Kalsiyum Dengesizlikleri Magnezyum Dengesizlikleri

Detaylı

86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir?

86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir? 86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir? A) Angajman B) Pelvik girimden geçiş C) Orta pelvise giriş D) Pelvik çıkım düzlemine giriş E) Omuz

Detaylı