SU ÜRÜNLERİ TEMEL BİLİMLER TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SU ÜRÜNLERİ TEMEL BİLİMLER TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ"

Transkript

1 SU ÜRÜNLERİ TEMEL BİLİMLER TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ Prof. Dr. Levent BAT Prof. Dr. Murat SEZGİN Doç. Dr. İlhan AYDIN Yrd. Doç. Dr. Fatih ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Yeşim KOÇ Yrd. Doç. Dr. Evrim SÖNMEZ Dr. Bilal AKBULUT Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü

2 ÖNSÖZ Öğrenciler, Latince ve yabancı kelimelerle ilk yarıyıldan mezun olana kadar aldıkları temel derslerde karşılaşırlar. Bu kelimelerin anlamını bilmeden dersleri öğrenmeleri de oldukça güçtür. Bu güçlüğü yenmenin en önemli koşulu bu terimlerin anlamını bilmektir. Bu SÖZLÜK Su Ürünleri Fakültelerinin Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü derslerinde geçen terimlerin kolay anlaşılması, sık kullanılan kelimelerin ve Türkçe karşılıklarının akılda kalmasını sağlamak amacı ile hazırlanmıştır. Yirmi yılı aşkın süredeki bir birikimin sonucu ile hazırlanan bu Sözlüğün yalnızca lisans ve lisansüstü öğrencilerine değil aynı zamanda konuya ilgi duyan biyolog, öğretmen ve meslektaşlarımıza da yararlı olacağını diliyoruz. Saygılarımızla, Prof. Dr. Levent BAT Prof. Dr. Murat SEZGİN Doç. Dr. İlhan AYDIN Yrd. Doç. Dr. Fatih ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Yeşim KOÇ Yrd. Doç. Dr. Evrim SÖNMEZ Dr. Bilal AKBULUT Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi- Sinop Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü-Trabzon

3 -Aambulakral sistem (İng. ambulacral system) Bazı derisidikenlilerde (Ör. deniz kestanesi, deniz yıldızı) Derisi dikenlilerde (deniz yıldızı, deniz kestanesi) ağızın etrafında onu saran halka kanal ile buradan ayrılan beş radyer kanalın meydana getirdiği sistemdir. Kanallardan su taşınımı ile organizma haretini sağlar. Abant alası (Lat. Salmo trutta abanticus) Kemikli balıkların Salmoniformes takımının Salmonidae familyasından, vücutlarında kahverengi halkalarla sınırlı siyah benekler olan bir tür. abisal bölge (İng. abyssal zone) Okyanusların m den m ye kadar olan pelajik bölgeleridir. Bu bölge daima karanlıktır ve güneş ışığı almaz.. abdomen (İng. abdomen) 1. Karın bölgesi 2. Karın, sindirim ve döllenme organlarını kapsayan boşluğu çevreleyen alt kısım. abdominal (İng. abdominal) Karına ait, karınla ilgili. abdominal kavite (İng. abdominal cavity) Karın boşluğu. abdüktör (İng. abductor) Uzaklaştıran, uzaklaştırıcı kaslar. abioseston (İng. abioseston) Deniz suyunda asılı halde bulunan inorganik parçacıklardır. abiotik faktör (İng. abiotic factor) Deniz ortamındaki canlı varlıkların yaşamını etkileyen fiziksel ve kimyasal faktörler. abisal (İng. abyssal) 1000 m yi aşan derinliklerdeki tortul kütleler. abisal bölge (İng. abyssal zone) Bentik bölgenin 3000 m ile 7000 m derinlikleri arasında kalan kısımdır. abisal düzlük (abissal düzlük) (İng. abyssal plain) Kıta sahanlığının ötesinde uzanan ve ortalama derinliğin 4000 m olduğu okyanus tabanı. abisal tepe (İng. abyssal hill) Abisal düzlük üzerinde küçük sedimentlerle örtülü tepecikler. abissopelajik bölge (İng. abysopelagic zone) Pelajik bölgede m derinlikler arasında kalan su tabakasıdır. abissoplankton (İng. abyssoplanton) 2000 m ile metreler arasında rastlanan planktondur. abiyogenez (İng. abiogenesis) Hayatın kökeni olarak canlıların cansızlardan meydana gelmesi; mikroorganizmaların ve yüksek organizmaların birdenbire cansızlardan meydana geldiğini ileri süren teori. Aristo zamanından 19. yüzyıla kadar taraftarları olmuş ve Pastör ün biyogenez teorisini ileri sürmesinden sonra ortadan kalkmıştır. Kendiliğinden oluş. abiyotik çevre (İng. abiotic environment) Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. abiyotik maddeler (İng. abiotic substances) Çevrenin temel inorganik maddeleri ve organik artıklar. Cansız varlıklar. abiyotrofi (İng. abiotrophy) Vücut hücrelerinde hayatiyetin yavaş yavaş azalması ve yok olması. Sinir hücrelerini ve diğer doku elemanlarını, görünür hiç bir sebep olmadan, sadece hayatları sona erdiği için bozan değişim. abiyoz (İng. abiosis) Yaşama şartlarında olan değişiklik yüzünden hayatın durgunlaşması. aboral (İng aboral) Ağızdan uzakta, ağızın karşıt bölgesinde bulunan. aborsiyon (İng. abortion) Bitkilerde ve hayvanlarda gelişmenin durması. abramis zonu (İng. Abramis zone) Akarsuların durgun akan bölgeleri. abrazyon (deniz aşınımı) (İng. abrasion) Sert madde döküntüleri taşıyan suyun sebep olduğu aşındırma. absisyon tabakası (İng. abscission zone) Yaprak sapının dip kısmında yer alan, birbirleriyle gevşek olarak bağlantılı ince duvarlı hücrelerden oluşan özel bir tabaka. Bu hücre tabakası yaprağın bağlantısını zayıflatır ve yaprak dökümüne olanak verir. absorbe su (İng. absorbed water) Bir maddenin yüzeyine mekaniksel olarak sıkıca tutulmuş su molekülleri. absorpsiyometre (İng. absorpsiometer) Kimya analizlerinde gazların sıvılar tarafından soğurulmasını ölçen alet. absorpsiyon (İng. absorption) 1. Bir maddenin deri ve sindirim kanalı mukozası tarafından alınması veya emilmesi 2. Işık, ısı ve diğer ışınların bir maddeden geçerken kısmen veya tamamen emilmesi. 3. Bir maddenin enerjiyi veya diğer bir maddeyi emebilme, soğurma yeteneğidir. absorpsiyon spektrumu (İng. absorption spectrum) Işığın bir maddeden geçerken emilen özel dalga boylarının enerji miktarı için bir ölçü.

4 Her molekül kendine özgü bir absorpsiyon spektrumuna sahiptir. abundans (İng. abundance) Birim alan veya hacimden alınan örnekteki bir türe ait birey sayısıdır. Bolluk. acı balık (Lat. Rhodeus amarus) Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, sazangiller (Cyprinidae) familyasından, 8-10 cm kadar uzunlukta, dişisi yumurtalarını yumurtlama borusu aracılığıyla bazı midye türlerinin arasına bırakan, erkeği spermlerini bunların yanına bırakan, bir ay sonra yavruların midyeyi terkettiği görülen, iki hayvan arasında ortak yaşam görülen, Avrupa ve Türkiye'de göllerde yasayan bir tür. acı su (İng. brackish water) Tuzluluğu (ppt) 5 ile (ppt) 30 arasında olan sulardır; Östarin bölgeler bu karakterde suya sahiptir. Teknik olarak acı su 1 litresinde 0.5 ile 30 gram arasında tuz bulundururlar. Örneğin Karadeniz. ACR (İng. Acute Chronic Ratio) Uygulama faktörünün ters çevrilmişi, LC 50 nin MATC ye bölünmesi, bazı türlerde ise akut LC 50 nin MATC ile bölünmesi. actinopterygii (Lat. Actinopterygii) Işınlı yüzgeçliler altsınıfı. açık dolaşım (İng. pulmonary circulation) Kanın damarlardan dokular arasındaki özel boşluklara yayılıp, madde alış-verişi olduktan sonra toplayıcı damarlarla kalbe dönmesine denir. açık dolaşım sistemi (İng. pulmonary circulation system) Hemen hemen bütün eklem bacaklılarda ve yumuşakçaların birçoğunda bulunan arter ve kan boşluğundan meydana gelmiş olan açık bir dolaşım sistemi. açık temas (Lat. zonula adherens) Yanyana gelen epitel hücrelerinin plazma zarları arasında bulunan ve A kadar olan normal aralık. açık tohumlular (Lat. Gymnospermae) Tohumları açıkta gelişen bitkiler. açık yakma (İng. open burning) Atık miktarını (hacmini) azaltmak amacıyla çöplük alanlarında yakılması işlemi. açıklık (Lat. foramen) Yumurta kabuğundaki mikropil, kemik veya zarsı yapılardaki küçük delikler gibi herhangi bir açıklık. açılım (İng. divergence) Tek bir soyun üyelerinin farklı niş ya da adaptif zonlara uyum sağladığı evrimsel bir olay. ada yayı (İng. island arc) Kavisli yanardağ adaları hattı. adambulakral bölge (İng. adambulacral area) Derisi dikenlilerde ambulakral alanlara bitişik olan bölgeler. adaptasyon (İng. adaptation) 1. Bir canlının kendi çevresine uyması, uymayı gerçekleştiren olaylar, 2. Canlının yaşama ve üreme şansını artıran çevreye uyumunu sağlayan ve kalıtsal olan özellikleri. Uyum. adaptif dallanma (İng. adaptive branching) Bir atasal türden farklı habitatlarda yaşayan türlerin evrimselleşmesi. addüktör (İng. adductor) 1. Çeken, yaklaştıran 2. Yaklaştırma, orta çizgiye doğru yaklaştırma hareketi yapan kaslar. addüktör kas (İng. adductor muscle) Bivalvialarda kapağı kapatan esas kaslardır. İşlevsel olarak kapama kasları iki kısma ayrılır. Tetanik kısmı, yüksek miktarda enerji kullanarak kabuğu hızlı bir şekilde kapatır; tonik denen diğer kısmı ise, az miktarda enerji kullanarak kabuğu sıkıca kapatır. adelemorf (İng. adelomorphous) Şekilsiz, belli bir biçimi olmayan. adenin (İng. adenine) Nükleik asitlerin yapılarında bulunan azotlu bir pürin bazıdır. Enerji iletiminde önemi olan nükleik asit ve nükleotidlerin-adenozin trifosfat (ATP), adenozin difosfat (ADP) ve adenilik asit (AMP) bileşeni. adenoblast (İng. adenoblast) Embriyonik bez hücresi. adenosit (İng. adenocyte) Herhangi bir bezin salgı hücresi. adenovirüsler (İng. Adenoviruses, Adenoviridae) Çift zincirli DNA molekülüne sahip virüslere denir. Boyutları nm olup hayvanlarda bazı tümörlere neden olur. adenozin (İng. adenosine) Bir pürin bazı olan adeninin riboz ya da deoksiriboz şekerine bağlanması ile oluşan nükleosil. adenozin difosfat (ADP) (İng. adenosine diphosphate) Bir fosfor alarak ATP oluşturan iki fosforlu bileşik. adenozin monofosfot (AMP) (İng. adenosine monophosphate) Fazladan bir fosfor alarak ADP oluştnran bir fosforlu bileşik. adenozin trifosfat (ATP) (İng. adenosine triphosphate) 1.Adenin, riboz ve üç fosfat grubu içeren bir organik madde, biyolojik sistemlerdeki enerji iletiminde birinci derece önemlidir. 2. Canlıların doğrudan

5 kullandığı hücresel enerji molekülü, biyolojik enerji. adezyon (İng. adhesion) 1. Bir sıvının, bazı maddelerinin yüzeyine yapışma eğilimi. 2. Birbirine değmekte olan iki cismi ayırmaya karşı gelen kuvvet. ADH (İng. alcohol dehydrogenase, antidiuretic hormone, vasopressin) 1. Metabolik faaliyetler sonucunda oluşan alkolleri, keton ve aldehit gruplarına çeviren enzimlerden birisi. 2. Antidiüretik hormon, vazopressin. adipogen (İng. adipogenous) Yağ meydana getiren. adipogenez (İng. adipogenesis) Organizmada yağ üretimi. adipoliz (İng. adipolysis) Yağları hazmetme; yedek yağları kullanmak için organizmanın bu yağlarda meydana getirdiği değişiklik. adipolokosit (İng. adipoleukocyte) Böceklerde yağ damlaları taşıyan hücrelere verilen ad. adiposis (İng. adiposis) Vücutta aşırı yağlanma. adipoz (İng. adipose) Yağın depolandığı doku ya da yağ. adipoz yüzgeç (yağ yüzgeci) (İng. adipose fin) Bazı balıklarda sırt yüzgeci ile kuyruk yüzgeci arasındaki ışınsız yüzgeç. adlittoral zon (İng. adlittoral zone) Sublittoral zonun üzerinde yeralan ve denizin etkisiyle ancak belli karasal formların gelişebildiği kıyı bölgesi. adnekse (İng. adnexa) Eklentiler, ekler, parçalar. Bir organa bağlı diğer yan oluşumlar. adrenal bez (İng adrenal gland) Böbreğe yapışık olan iç salgı bezi. adrenal korteks (İng adrenal cortex) Böbrek üstü bezinin sarımsı, pembe görünen dış kısmı. adrenal medulla (İng adrenal medulla) Epinefrin ve norepinefrin denilen iki hormonun salgılandığı, böbrek üstü bezinin merkes bölgesi. adrenalin (İng adrenaline) Adrenal bezin medullası tarafından salgılanan hormon. Böbrek üstü bezinden salgılanan hormon. adrenokortikotropik hormon, ACTH (İng. adrenocorticotropic hormone, adrenocorticotropin) Hipofizin ön lobundan salgılanan, adrenokortikal steroidlerin sentezini, salgılanmasını, büyümeyi ve lipit yıkımını uyaran hormon. adsorpsiyon (İng. adsorption) 1. Bir maddenin diğer bir maddenin yüzeyi üzerinde tutunmasıdır. 2. Moleküllerin katı yüzeylere tutunması. adüktor kas (İng. aductor muscle) Hayvanın vücuduna eklemle bağlı kol, bacak gibi bir uzuv veya benzer bir uzantıyı içeriye veya bir diğer kısma çekmeye yarayan kas. adventif (İng. adventive) Kallustan sürgün ve kök çıkması veya zigottan başka bir kaynaktan embriyo oluşması gibi doğal yerinden başka yerde gelişme. adventif kök (İng. adventive root) Normal olmayan bir yerden, gövdeden çıkan kök. Ek kök. adventisya (İng. adventitia) Çevre doku ve yapılarla ilşkili olan organların en dış tabakasına verilen ad. adyabatik sıcaklık (İng. adiabatic temperature) Deniz ortam sıcaklığı değişmediği halde, sıkışma-gevşeme sonucu oluşan sıcaklıktır. aeroakuatik (İng. aeroaquatic) Suda yaşayan ve havaya sporlar veren organizma. aerob (İng. aerobe) Yalnızca oksijen varlığında yaşayabilen. aerobik (İng. aerobic) Yalnız oksijen varlığında üreyen hava ile yaşayabilme; yaşamak ve üreyebilmek için hava veya serbest oksijene ihtiyaç duymak. aerob organizma (İng. aerobe organism) Ancak oksijen varlığında yaşayabilen organizmalara denir ( tersi "Anaerob"). aerobik ayrışma (İng. aerobic decomposition) Havalı koşullarda faaliyet gösteren mikroorganizmalar veya mantarların organik maddeleri ayrıştırmaları. aerobik bakteri (İng. aerobic bacteri) Elementel oksijenli ortamda üreyebilen bakteridir. aerobik prosesler (İng. aerobic process) Oksijenin olduğu ortamda faaliyet gösteren biyolojik arıtma sistemleridir. Bu sistemlerde havalandırma ekipmanı kullanılır. aerobik solunum (İng. aerobic respiration) 1. Hücrede yalnız moleküler oksijenin kullanıldığı bir solunum şeklidir. 2. Oksijenli solunum. aerobiozi (İng. aerobiosis) Hava ile yaşayan organizmaların yaşama tarzı. aerobiyoloji (İng. aerobiology) Atmosferde süspansiyon halindeki canlı organizmaların dağılışını konu alan bilimdalı. aerobiyont (İng. aerobiont) Aeorob olarak yaşayan organizma. aerobiyoskop (İng. aerobioscope) Hava veya diğer gazlardaki bakterilerin sayımı için kullanılan bir alet. aerobiyöz (İng. aerobiosis) Canlıların oksijen varlığında yaşaması.

6 aerokist (İng. aerocyst) Bazı su yosunlarının talus larında bulunan ve yüzmelerini sağlayan, gaz (azot) dolu hava keseleri. aerometre (İng. aerometer) Havanın yoğunluğunu ölçmede kullanılan alet. aeroplankton (İng. aerial plankton) Havada dolaşan polenler, sporlar, mikroorganizmalar. aerosol (İng. aerosol) Havada asılı parçacık biçiminde madde. aerotaksi (İng. aerotaxis) Oksijene veya oksijenden uzağa doğru organizmanın hareketi. aerotropizm (İng. aerotropim) Bitkilerin köklerinin ve diğer kısımlarının oksijen basıncının değişmesinde oksijene ve genel olarak gazlara karşı tepkisi. afet alanları (İng. catastrophe areas) Deprem, heyelan, çığ, orman yangını ve taşkın gibi doğal afetlere yatkın alanlar. afferent (İng. afferent) Getirici (damar); içeri, merkeze getiren, merkeze ileten. afital sistem (İng. aphytal system) Bentik bölgede ışıksız olan ve klorofilli deniz bitkilerinin bulunmadığı (fotosentezin gerçekleşemediği) zonlardan oluşmuş bölgedir. afotik bölge (İng. aphotic zone) Göllerin ışık almayan karanlık bölgesidir. Denizlerde fotosentez için yeterli ışığa sahip olmayan bitkisiz derin deniz bölgesidir. afotik (İng. aphotic) Pek az ışık ile veya ışıksız olarak yetişen (bitki). afotometrik (İng. aphotometric) Işığa karşı daima aynı ucunu gösteren organizma. afototaktik (İng. aphototactic) Işık şiddetine karşı reaksiyon göstermeyen. afototrofizm (İng. aphototropism) Hareketli bir organizmanın ışığa daima aynı tarafını göstermesi. afototrop (İng. aphototrop) Işıktan uzakta yetişen; Işık uyarımına karşı aktif fakat negatif reaksiyon gösteren. agamont (İng. agamont) Sporlular gibi bazı protoozonlarda konukçuda çoğa bölünme ile çoğalmanın olduğu evre. agar (İng. agar) 1. Bir takım deniz yosunlarından elde edilen helmeli bir madde. Gıda ve kağıt sanayinde, tekstilde, bakteriyolojide ve eczacılıkta kullanılır. 2. Çok düşük konsantrasyonda kalın jelimsi formda bir alg polisakkarit. ageotropizm (İng. ageotropism) Yer çekimine reaksiyon göstermeme durumu. aglütinasyon (İng. agglutination) Kan hücrelerinin kümeleşerek pıhtılaşması. agnata (İng. Agnatha, Agnathans) Çenesiz balıklar.lampetra sp., Mixine sp. ve birçok sonu gelmiş türü içeren omurgalı sınıfı. agnati (İng. agnathia) Üstçene veya altçene yokluğu, çenenin eksik gelişmesi, çenesizlik. agonadis (İng. agonadis) Gonadsızlık. Yumurtalık ya da erbezi yokluğu. agranülosit (İng. agranulocyte) Sitoplazmasında granülleri bulunmayan lökosit. agregasyon (İng. aggregation) Sosyete teşkil etmeyen bir türün bireylerinin bir yerde toplanması. ağaç kıyımı (İng. deforestation) Tarım ve yerleşim alanları açmak ya da kereste ve yakıt sağlamak üzere çok sayıda ağacın kesilmesi. ağır su (İng. heavy water, deuterium oxide) 1. Bazı atom pillerinde ağırlaştırıcı olarak kullanılan, suya benzer bir sıvı 2. (D 2 O) Döteryum oksit. ağız parçaları (İng. mouthparts) Eklem bacaklı hayvanlarda ağız bölgesinde yeralan, mandibula, birinci ve ikinci maksil olmak üzere üç çift olan, bazen ayrıca hipofarinks, alt dudak ve üst dudak gibi yapıların da eklendiği, delmeye, çiğnemeye ya da emmeye göre farklılaşmış parçalar. ağız sifonu (İng. buccal siphon) Tunikatlarda vücudun üçte ikisi ya da yarını teşkil eden yutak boşluğuna açılan bölge. Su ağız sifonundan girerek yutak duvarlarından geçer ve atriyum sifonundan dışarı atılır. ağız hunisi (İng. buccal funnel) İlkel balıklarda vücudun ön kısmında bulunan, tulumba gibi çalışan ve dip kısmında ağız bulunan huni şeklindeki yapı. ağız kısımları (İng. mouthparts) Besinin alınmasında kullanılan ağız yakınındaki yapılar ya da uzantılar. ağız sapı (İng. manubrium, Lat. manubrium,) Bir medüzün alt yüzeyinden aşağı doğru sarkan ve ortasında ağız bulunan sap şeklindeki uzantı. Manubriyum. ağsı tel (İng. argyrophil) Çok ince ve ağ şeklinde düzenlenmiş iplikler halinde bulunan bir tip bağ dokusu teli. Retiküler tel, argirofil iplik. ahermatipik (İng. ahermatypic) Simbiyotik zooxanthellae den yoksun ve resif

7 üretimine yeterli oranda kalsiyum karbonat yapmaya yeteneği olmayan mercan türleri. ahtapot (Lat. Octopus) Yumuşakçalar (Mollusca) şubesinin, kafadan bacaklılar (Cephalopoda) sınıfından, sekiz kollu, kısa ve yuvarlak vücutlu türleri olan bir cins. ak kan (lenf) (İng. lymph) Lenf damarlarında dolaşan renksiz sıvıdır. Kan plazması ile lenfositlerden oluşur. ak kefal (Lat. Squalius cephalus) Sazangiller familyasından, bir tatlı su balığı. ak sülümen (İng. sublimate) Cıva ile klorun birleşimi olan, çok zehirli, beyaz bir toz, süblime, sülümen. akant (İng. acanthus) Diken. akantin (İng. acanthine) Köpekbalığının (Squalis acanthias) karaciğer ve embriyosundan elde edilen ve C 15 H 22 N 4 O 4 yapısında bazik bir madde; Bazı ışınlılarda (radiolaria) iskeletin yapısında geniş ölçüde yer alan ve stronsiyum sülfattan zengin madde. akantiyon (İng. acanthion) Ön burun üzerindeki en sivri nokta. akanto (İng. acantho) Diken. akantokarp (Lat. acanthocarpa) Meyveleri dikenli, dikenle kaplı. akantometra (Lat. Acanthometra) Işınlılar takımından bir hücreli cinsi; Bütün sıcak denizlerde rastlanan bir dikenli olup, enine kesitinde silindir biçimi, birbirine aşagı yukarı eşit yirmi iğne bulunur. akantonozomitler (Lat. Acanthonotozomatidae) Vücut zarları kalın ve sert, ön duyargası ek bir kamçı ile donanmış ve genel olarak derince yarık bir telzon taşıyan amfipodlardan bir kabuklular familyası. akantosefal (Lat. Acanthocephala) Kancalı, hortumlu, dikensi başlı kurtlar. akantosit (İng. acanthocyst) Dikengöze. akarina (İng. Acarina) Arachnida sınıfına ait bir altsınıf. Gerçek çene yapıları yerine keliser adı verilen ilkel bir çene yapısına sahip olan eklem bacaklılardan bir grup. akaroloji (İng. Acarology) Akarlar ve kenelerle uğraşan bilim dalı akarsu (İng. stream, river) Yer yüzünde ve yer altında belirli bir, yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. akarisit (İng. acaricide) Akar ve keneleri öldüren ilaç. akarp (İng. acarpous) Meyvesiz, meyve vermeyen. akarsular (İng. river, tributary) Havadan damla halinde suyun düşüp çoğalarak oluşturduğu dere, ırmak ve nehir sularının tümü. Akarsuları oluşturan yalnız yağmur veya karlar değildir. Çeşitli nedenlerle litosfer altında bulunup ve bazı olaylar sonucu ortaya çıkan doğal kaynaklar da buraya dahildir. Akarsuların temel özelliği hareketli olmasıdır. Suyun hareketliliği de suyun içinde yaşayan canlıların tipini ve çeşitliliğini doğrudan etkilemektedir. Lotik biyotoplar. akaryotik (İng. acaryotic, acaryote) Hücre içinde çekirdek bulunmaması halidir. akaulesent (İng. acaulescent) Çiçek saplarının toprak seviyesinden çıkan ve gövdesi olmayan bitkiler. akbalık (Lat. Alburnus alburnus, İng. Bleak) Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılan bir balık, inci balığı. akciğer (İng. lung) Bir hayvanda gaz alışverişi için özelleşmiş içsel bir odacık. akciğer atardamarı (İng. pulmonary artery) Kanı temizlenmek üzere kalpten akciğere taşıyan damar. akciğer toplardamarı (İng. pulmonary vein) Temiz kanı akciğerlerden kalbe taşıyan damar. akça yel (İng. southeastward) Güneydoğudan esen yel, keşişleme. aken (İng. achene) Alt durumlu ovaryumlarda meydana gelen, perikarpın tohumun testasına sıkıca değdiği fakat tohumdan ayrı olduğu, küçük, kuru bir tohumlu meyve. akıcılık (İng. viscosity) Bakınız viskosite. akışkan atık (İng. fluidized bed) İçinden hava ya da bir gaz üflenen ince parçacıklardan oluşan katı madde yatağı. Üflenen hava ya da gazın denetimi katı maddenin bir sıvı gibi davranmasına yöneliktir. akinet (İng acinete) Flamentli bazı algler tarafından teşkil edilen ve bitkisel çoğalma görevi yapan yağ ve diğer yedek besin maddeleri ihtiva eden kalın çeperli bir hücre. akinezi (İng. akinesia) Devinim yetersizliği yada yokluğu. akivades (Lat. Tapes decussatus) Denizlerde yaşayan bir yumuşakça türü. akiyazmatik (İng. achiasmatic) Mayozda kiyazmanın olmaması. aklimatizasyon (İng. acclimatization) Bir canlının değişen ve yenilenen dış çevre şartlarına kendini ayarlaması.

8 aklan (İng. catchment area) Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile. akondroplaziya (İng. achondroplasia) Yetersiz kemik oluşumuna ve cüceliğe neden olan kemik gelişim ve olgunlaşmasında kalıtsal bozukluk. akontiyum (İng. acontium) Anthozoa larda mesenterin iplik (tel, lif) gibi büyümesi (uzaması). Bu mide boşluğuna kadar uzanır ve hatta ağıza kadar çıkıntı yapabilir. Çok sayıda nemotosist taşır ve avının yakalanmasında kullanılır. akramegali (İng. acromegaly) İskelette kol ve bacaklar, burun çene,el ve ayak parmaklarının fazla büyümesi. Hipofiz bezinden büyüme hormonunun fazla salgılanması sonucu oluşabilir. akrenomatik (İng. acrenomatic) Dayanıksız ince fibrilden oluşan bir kamçı tipidir. akrokarpus (İng. acrocarpous) Ana gövdenin dik olduğu durumlarda, büyümenin sınırlandığı uç noktalarda kapsüllerin oluşması durumu. akromasit (İng. achromacyte) Renksiz (rengini kaybetmiş) alyuvar. akromatik (İng. achromatic, achromatous, achromic) Renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Renksiz. akromatin (İng. achromatin) Hücre çekirdeği içindeki ince iplikçiklerden yapılmış kromatin ile boyanmamış olan, kromozomları meydana getiren kısım. akropetal (İng. acropetal) Bir eksenden gelişen ve en gençleri tepede bulunan yapraklar veya çiçekler. akrosentrik kromozom (İng. acrocentric chromosom) İplik biçiminde bir kollu gibi görünen, küçük kolu belli olmayan sentromeri uca yakın olarak bulunan kromozom. akroterm kaynak (İng. acrotherm source) Yüksek, sıcak kaynak (50-70 C). akrozom (İng. acrosom) Sperme hayvancığının baş bölgesini örten şapka gibi yapı. aksenik kültür (İng. axenic) Mikroorganizmaların saf kültürü. aksesoryus (İng. accessorius) Eklenti, yardımcı. aksilla (İng. axilla) Pektoral yüzgeç tabanının hemen arkasındaki veya altındaki bölge. aksillar meristem (İng. axillar meristem) Yaprak tabanında bulunan koltuk altı tomurcuklarının apikal meristemi. aksiyon potansiyeli (İng. action potential) Faaliyette bulunan herhangi bir dokuda bir kas kasılırken ve salgı yaparken, inirden impuls geçerken- duyarlı bir aygıtla saptanabilen düşük güçte bir akım. aksolemma (İng. axolemma) Aksonun plazma zarı. akson (İng. axon) 1.Sinir impulsunu hücreden öteye götüren sinir lifi. 2. Hücreden uzaktaki uyarıları ileten ve iletici bir maddeyi serbest bırakabilen bir sinir hücresi iplikçiği. aksonema (İng. axoneme) Ökaryotların sil ve kamçılarının ortasında mikrotüpçüklerin düzenli olarak uzaması ile oluşan yapı. aksopot (İng. axopod) Protozoonların iskelet yapısı. aksoplazma (İng axoplasm) Nöroplazmanın akson içindeki devamına verilen ad. aktif bakteri (İng. active bacterium) Aktif çamur sistemlerinde bulunan organik besin maddelerini kullanarak metabolizma faaliyetini devam ettiren ve çoğalma kabiliyetinde olan bakterilerdir. aktif bölge (İng. active site) Bir enzim molekülünün bir substrat molekülü ile reaksiyona giren kısmı. aktif çamur (İng. active mud) Çözünmüş oksijenin mevcut olduğu ortamda bakteri ve diğer mikroorganizmanın üremesi yoluyla atık suların arıtılması sonucu oluşup biriken biyolojik kütledir. aktif karbon (İng. active carbon) Endüstriyel baca gazlarından kaynaklanan kokuların ve zehirli maddelerin giderilmesine yönelik adsorbsiyon sürecinde kullanılan madde. aktif taşıma (İng. active transport) 1. Bir maddenin enerji harcanmasını gerektiren bir işlemle hücre membranı aracılığıyla, yoğunluk farkına bağlı olarak içe ya da hücre dışına taşınması. 2. Yarı geçirgen bir zarda maddelerin az yoğun ortamdan çok yoğun ortama enerji harcayarak geçmesi olayıdır. Aktif transport. aktin (İng. actin) 1. Kas gözellerinde bulunan aktin miyofilamentinin yapısını oluşturan protein. 2. Kaslarda kasılmayı sağlayan protein yapıdaki ince iplikler. aktinit (İng. actinide) Aktinyum, toryum, protaktinyum, tulyum, plutonyum, amerikanyum, küryum, ve berkelyum radyoaktif elementlerin ortak adı. aktinizm (İng. actinism) Güneş vb. ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliği.

9 aktinobiyoloji (İng. actinobiology) Işınımların canlı varlıklar üzerindeki etkisini inceleyen bilimdalı. aktinodrom (İng. actinodromous) Ana damarların petiyol ucundan çıkıp birbirinden uzaklaşması. aktinofarenks (İng. actinopharynx) Denizşakayıklarının yutaklarını anlatmakta kullanılan terim. aktinoform (İng. actinoform) Işıklı şekli olan. aktinofris. (İng. actinophrys) Tek hücreli hayvan. Küre biçimindeki merkezi çekirdeği pek iri olan, çok kabarık atımlı kabarcığı ve aksopotları ile tanınır. aktinogen (İng. actinogen) Radyoaktif element. aktinometri (İng. actinometer) Kimyasal ışımalarının ve özellikle güneş ışımalarının şiddetini ölçme. aktinomorf (İng. actinomorphic, actinomorphous) Bir eksene göre ışınsal simetrili olan; Yıldız biçiminde, bu sebepten radyal olarak simetrik olan ve merkezden geçen birden fazla düzlem tarafından birbirinin aynı iki parçaya bölünebilen. aktinosferyum (İng. actinospharium) Bir hücreli hayvanlardan Kökayaklılar sınıfının Güneş hayvancıkları takımından bir cins. Tatlı sularda yaşar. Küre biçimindedir. A. cichhorni adlı türünde iç plazmada 200 kadar çekirdek, dış plazmada 14 kadar kontraktil koful bulunur. Çapı 1mm dir. aktivasyon (İng. activation) Amino asitlerin veya nükleotit monofosfatların ATP' den bir P grubu alması. akua (İng. aqua) Su, sıvı. akuakültür (İng. aquaculture) 1. Ekonomik öneme sahip akuatik formların yapay yöntemlerle üretilmeleridir. 2. Tatlı veya tuzlu suda yaşayan organizmaların üretimlerinin yapay olarak hızlandırılması yöntemi. akuatik (İng. aquatic) Suda ya da suyun yakınında yaşayan. Sucul. akuatik entomoloji (İng. aquatic entomology) Su böceklerini konu alan Entomolojinin dalı. akuleat (İng. aculeate) Bitkilerde kaide kısmı kalın, kısa, sert, ucu sivri yapılara sahip olan yüzey şekli. akuminat (İng. acuminate) Uç kısma doğru aniden daralarak sivrilmiş olan. akustik çevre (İng. acoustic environment) Belli bir ses kaynağını kuşatan çevre. akustik (İng. acoustic) İşitme ile ilgili. akut (kısa süreli) (İng. acute) Kısa sürede şiddetle ilerleyen (hastalık). akut kronik oranı, ACR (İng. Acute Cronic Rate/Ratio) Uygulama faktörünün ters çevrilmişi, LC 50 nin MATC ye bölünmesi, bazı türlerde ise akut LC 50 nin MATC ile bölünmesi. akut zehirlilik (İng. acute poisoning) Etkisi, kısa sürede görülen zehirliliktir. akut zehirlilik deneyi (İng. acute toxicity test) Deney organizmalarında kısa sürede olumsuz değişikliğe sebep olan zehirlilik konsantrasyonlarını belirleme işlemidir. akutifoliat (İng. acutifolia) Yapraklarının ucu sivri olan bitkiler. aküfer (İng. aquifer) 1. İçinde su tutabilen, belli miktarda suyun hareketine olanak sağlayan jeolojik oluşum. 2. Suyun çok uzak mesafelere gitmesini sağlayan, yeraltı sularını pınarlara ve kuyulara ileten gözenekli toprak ya da jeolojik oluşum. 3. Kuyulara ve kaynaklara taban suyu veren geçirgen bir toprak veya jeolojik oluşum. akvaryum (İng. aquarium) Suda yaşayan canlıları ve bitkileri, tabiatta olduğu gibi canlı olarak korumak için kullanılan cam kap. Akya (Lat. Lichia amia, Leerfish) Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, uskumrugiller (Scombridae) familyasından, pulları küçük, dişsiz, büyük boylu, bazen de kilo gelen bir balık türü. Eti çok lezzetlidir. Akdenizde yaşar. akyuvar (İng. leucocyte) Sitoplazmasında bulunan taneciklerin kimyasal davranışlanna ve çekirdeklerinin biçimine göre granüllü lökositler (bazofil lökosit, eozinofil lökosit, nötrofil lökosit) ve granülsüz lökosit (lenfosit ve monosit) olmak üzere iki esas tipe ayrılan, kemik iliğinde teşekkül eden, bazıları hücresel bağışıklıktan, bazıları da hümoral bağışıklıktan sorumlu olan beyaz kan hücreleri. Lökosit. ala (İng. ala, wing) Bazı meyve ya da tohumların rüzgârla dağılmasını sağlayan zarsı uzantı. alanin (İng. alanine) Bir metil yanzinciri olan basit bir amino asit. alabalık zonu (İng. salmon zone) Akarsuların üst bölümleri ve şelalelerden oluşan bol oksijene gereksinim duyan alabalıkların baskın olduğu tabaka. alabalıkgiller (Lat. Salmonidae) Kemikli balıkların Salmoniformes takımından, omurlu, orta büyüklükte ya da küçük pullu, başları

10 pulsuz, yüzmekesesi büyük, sırtyüzgeci karın yüzgecinin üstünde bulunan, yırtıcı, etleri, pembe ve kırmızı renkte, yumuşak, kılçıksız, sindirilmesi kolay, çok değerli, yumurtalarını derelerde, dişinin anal ve kuyruk yüzgeci ile açtığı çukurların içine bırakan, kışın yumurtlayan türleri içeren bir familya. Yağ yüzgeçleri karakteristiktir. Yumurtlamak için tatlı sulara geçerler. alan kayası (Lat. Gobius quadrimaculatus, İng. Four-spotted goby) Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, kayabalığıgiller (Gobiidae) familyasına ait denizlerde yaşayan bir tür. alarga (İng. open sea) Açık deniz, engin. albedo (İng. albedo) Deniz yüzeyinden yansımış ışığın su yüzeyine gelen toplam ışığa oranıdır. albinism (İng. albinism) Pigment yokluğundan beyaz olması. albino (İng. albino) Anorman konjenital renkli pigment noksanlığı. albino balık (İng. albino fish) Hiç pigmenti olmayan balıklar. aldehit (İng. aldehyde) Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı. aldrin (İng. aldrin) Özellikle DDT'ye dirençli zararlılara karşı etkili olan, klorlu hidrokarbon pestisit. aldosteron (İng. aldosterone) Böbrek üstü bezinin korteksinden salgılanan, böbrekten potasyum çıkarılması ve sodyum geri emilmesi üzerinde etkili olan bir steroid hormon. alel (İng. allele) 1. Kromozomun belli bir yerinde (lokus) görülebilen, bir genin değişik formları. 2. Bir karakter üzerinde aynı ya da farklı yönde etkili olan iki veya daha fazla genden herbiri. alelomorf (İng. allelomorph) Bir alele özgü bir karakter. alelotip (İng. allelotype) Bir populasyonda farklı alellerin görülmesi. alem (Lat. Regnum, İng. Kingdom) Canlıların sınıflandırılmasında sınıflandırmanın ilk basamağında kullanılan terim. allerjen (İng. allergen) Alerjiye sebep olan herhangi bir madde. alesital yumurta (İng. alecithal) Yumurta sarısı olmayan veya stoplazma içerisine dağılmış olan yumurta tipi. alevin (İng. alevin) 1. Balıklarda yumurtadan yeni çıkan vitellüs keseli yavruya verilen ad. 2. Salmo salar türünde yumurtadan çıkan yavruya verilen ad. alfa faktörü (İng. factor alpha) Aktif çamur ünitelerinde belli bir sıcaklıkta karma çözeltideki oksijen taşıma katsayısının, temiz sulardaki oksijen taşıma katsayısına oranıdır. alfa filokinon (İng. alpha phylocinon) K1 Vitamini. alfa heliks (İng. alpha helix) Proteinin ikincil yapısında bulunan ve düzenli olarak tekrarlanan sarmal yapı. alfa hücreleri (İng. alpha cells) Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan hücreler. alfa radyasyon (İng. alpha radiation) Nispeten düşük bir nüfuz gücüne sahip radyasyon. Bakınız: Beta radyasyon, Gamma radyasyon. alfa taksonomi (İng. alpha taxonomy) Tür düzeyindeki isimlendirme ve tanımlama ile ilgili taksonomi. alg çiçeklenmesi (İng. algal bloom) Mikroskopik alglerin aşırı çoğalması ve doğada gözle görülen koloniler pluşturması. alginik asit (İng. alginic acid) Esmer deniz yosunlarının hücre duvarları arasını dolduran ve alginat sanayiinin hammaddesini oluşturan polisakkarittir (yosunlarda % düzeyinde bulunur). algisit (İng. algaecide) Yosunlara etkili zehirli kimyasal bir madde. algler (İng. Algae) 1. Gelişme sırasında embriyo teşkil etmeyen ve iletim dokusundan yoksun olan klorofil içeren büyük bitki gruplarından biri. 2. Tamamen ya da kısman su altında yaşayan veya nemli yüzeylerde büyüyen, bazı kimyasal elemanların bulunduğu koşullarda hızla çoğalan, klorofil ve diğer fotosentez pigmentleri içeren bitkiler. 3. Vücutları kök, gövde ve yaprak olarak farklılaşmamış, fotosentez yapan, sularda yaşayan prokaryot ya da ilkel bitki grupları. algoit (İng. algoid) Alglere benzeyen veya alglerin karakterini taşıyan. algoloji (İng. Algology, Phycology) Botaniğin, algleri inceleyen bölümüdür. Alg bilimi. alıcı (İng. receiver) Kirlilikten dolayı belirli risklere maruz bulunan canlı ya da cansız nesne. alıcı ortam (İng. receiving environment) Atıkların bırakıldığı çevre.

11 alıcı su ortamı (İng. receiving water environment) Herhangi bir atığın doğrudan veya bir tasfiye işleminden sonra nihai olarak boşaltıldığı su ortamıdır. Alıcı sular. alışma (İng. adaptation) Canlı bir organizmanın yeni bir çevreye alışma ya da o çevreye dayanıklı hale gelme süreci. alimental göç (İng. alimental migration) Canlıların beslenmek amacıyla mevsimsel olarak bulundukları bölgeden başka bir bölgeye göç etmeleri. alimenter kanal (İng. alimentary canal) Sindirim kanalı. alize (İng. trade wind, the Trades) Tropikal bölgelerdeki denizlerde kesiksiz ve düzenli olarak esen bir takım rüzgarların genel adı. alkali (İng. alkali) 1. ph'si 7'nin üzerinde olan. 2. Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitinin genel adı. Bu maddelerde, asitlerin kırmızıya çevrilmiş olduğu bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliği vardır. alkali sertlik (İng. alcaline hardness, temporary hardness) Kaynamayla giderilen sertliktir. Bu sertlik, genellikle hidrojen karbonatlarının varlığından ileri gelmektedir. Geçici sertlik. alkali olmayan sertlik (İng. permanent hardness, residual hardness) Kaynatmayla giderilemeyen ve esas itibariyle, kalsiyum ve magnezyumun, sülfat, klorür, nitrat bileşiklerinden kaynaklanan sertliktir. Kalıcı sertlik. alkalilik (İng. alkalinity) Sulu çözeltilerin, hidrojen iyonları ile tepkimeye girebilme nicel kapasitesidir. alkalimetre (İng. alkalimetry) Alkalilerin saflık derecesini belirtmeye yarayan cihaz. alkarna (İng. trawl net) İstiridye, tarak, midye gibi kabuklu deniz hayvanlarını çıkarmak için, deniz dibini taramaya yarayan bir çeşit ağ. alkil (İng. alkyl) Alkol kökü. alkol (İng. alcohol) 1. Bira, şarap gibi sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerinin mayalanmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı ( C 2 H 5 OH ), ispirto, etanol, etil alkol 2. İçinde bir ya da birden fazla-oh grubunun bir karbon iskeletine bağlandığı herhangi bir organik bileşik sınıfı. alkol fermantasyonu (İng. alcohol fermantation, ethanol fermentation) Piruvik asitten karboksil grubunun çıkarılmasıyla iki karbonlu asetaldehitin teşekkül ettiği ve bununda NADPH den elektron alması sonucu son ürün olarak etil alkolun oluştuğu metot. allantoyis (İng. allantois) Omurgalı hayvanlarda (memeli, sürüngen, kuş) sindirim kanalının art ucundan meydana gelen, embriyonun solunum ve beslenmesinde görevi olduğu gibi sidik kesesi görevi de yapan zarımsı kese. allogami (İng. allogamy) Karşılıklı döllenme. allogen süksesyonu (İng. allogenic succession) Bir ekosistemde yangın vb. gibi dış çevre koşullan değişimi sonucu oluşan bitki süksesyonları. allojenetik plankton (İng. allogenetic plankton) Belirli bir bölgede yaşayan, üreyen, gelişen fakat su hareketleri vs. ile başka bir yere taşınan plankton. Eksojenetik plankton. allojenik çökelme (İng. allogenic sedimentation) Kimyasal olaylar sonucu denizlerin belli bir bölgesinde oluşan ve daha sonra başka yerlere taşınan katı maddelerin çökelmesi olayıdır. allokarpi (İng. allocarpy) Meyvenin allogamiden sonra oluşumu. allometri (İng. allometry) Büyüme ile vücudun çeşitli kısımları arasındaki oranda değişme. allopatrik türleşme (İng. allopatric speciation) Bir türün farklı populasyonlarının farklı coğrafik alanlarda bulunması sonucu aralarında üreme işlevinin olmaması ve gen transferinin gerçekleşmemesi sonucu zaman içerisinde genotipik ve fenotipik değişimler meydana gelmesi ve bunun sonucu farklı türler ortaya çıkması. allopelajik (İng. allopelagic) Denizin sıcaklık veya soğukluktan etkilenmeyen herhangi bir derinliğinde yaşayan. allopoliployit (İng. allopolyploid) Farklı türlerin melezlenmesi ile elde edilmiş ikiden çok kromozom serisine sahip olan organizma. allorizik kök (İng. allorhizic root) Bitkilerdeki ana kök ve bu kökten meydana gelen yan köklere verilen ad. allosterizm (İng. allosterism) Bir bölgeye substratın bağlanmasının sonucu olarak bir proteinin geri kalan bağlanma yerinin reaktivitesinin artması olayı.

12 allotoksin (İng. allotoxin) Organizma içinde zararlı zehirleri tahrip ederek koruyucu etki gösteren bir madde. Allotötis (Lat. Alloteuthis) Özellikle erkeğinde, vücudun ard kısmı sivri olan Kafadanayaklılar sınıfının Onayaklılar altsınıfından bir çeşit mürekkep balığı. allotrofi (İng allotrophic) Çeşitli gıdalarla beslenme imkanı. allozigot (İng. allozygous) İki homolog genin, kaynaklarının birbirinden bağımsız olduğu düşünülen bir homozigot. almaşık (İng. alternate) Almaşık dizilişte olan; her boğumda bir yaprak ve yapraklar arasında belli bir açı bulunan yaprak dizilişi. Alternat. alosa (Lat. Alosa alosa, İng. Allis shad) Tirsi balığı. alöron tanecikleri (İng. aleurone grains) Bitki tohumlarının endosperminde ve kotiledonlarda bulunan, protein, fitin ve hidrolitik enzimler içeren depo granülleri. alpaks (İng. alpax) Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karışımı. alt dudak (İng. labium) Gastropod kabuğunun ağzının iç kenarı. alt durumlu çiçek (İng. hypogin plant) Korolla, kaliks ve stamen halkalarının ovaryumun alt kısmında bulunduğu çiçek durumu. Hipogin çiçek. alt yüzey (İng. ventral) Bir canlının veya onun bir parçasının alt yüzeyi. Ventral. altalem (Lat. subregnum) Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup, alemden daha küçük gruplar topluluğudur. altcins (Lat. subgenus) Bir cins içinde kurulan ikinci derecede (daha küçük) bir cins. altdal (Lat. subkladus) Canlıların sınıflandırılmasında daldan daha küçük gruplar topluluğu için kullanılan bir terim. Yeni sınıflandırma sistemlerinde artık kullanılmayan, kladus ile sınıf arasında bir kategori. altfamilya (Lat. subfamilia) Bir familyanın içinde kurulan ikinci derecede bir familya. Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup, familyadan daha küçük gruplar topluluğunu anlatır. altfilum (Lat. subphylum) Canlıların sınıflandırılmasında filumdan daha küçük gruplar topluluğu anlamında kullanılan bir terim. altı yarıklı balık (Lat. Hexanchus griseus, İng. Bluntnose sixgill shark) Köpek balıkları (Selachii) takımının, altı yarıklıgiller (Hexanchidae) familyasından, 6-8 m kadar uzunlukta, Atlantik, Hint Okyanusu ve Akdeniz'de yaşayan bir balık türü. altı yarıklıgiller (Lat. Hexanchidae) Omurgalı hayvanlardan, balıklar (Pisces) sınıfının, köpek balıklan (Selachii) takımının, çift omurlular (Diplospondyli) alt takımından, 6-7 çift solungaçlan olan bir familya. altınbaş kefal (Lat. Liza aurata, İng. Golden grey mullet) Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, kefalgiller (Mugilidae) familyasından, solungaç kapaklannın üzerinde birer sarı leke bulunan, 30 cm kadar uzunlukta, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan, eti lezzetli bir balık türü. altıparmak (Lat. Sarda sarda, İng. Atlantic bonito) Yaz aylarında 8-10 kg, kış aylarında kg olan dört yaşındaki palamut balıklarına verilen ad. altsınıf (Lat. subclassis) Canlıların sınıflandırılmasında sınıftan daha küçük gruplar topluluğunu ifade eden bir terim; sınıf ile takım arasında bir kategori. Subklasis. altşube (Lat. subphylum, subdivisio) Bir şube içinde kurulan ikinci derecedeki şube. alttakım (Lat. subordo) Canlılann sınıflandınlmasında kullanılan takımdan daha küçük gruplar için kullanılan bir terim; takım ile familya arasında bir kategori. alttür (Lat. subspecies, ssp) Türün diğer alt birimlerinden taksonomik olarak farklı, coğrafik olarak sınırlandırılmış, aralarında gen alışverişi olan bölgesel bir topluluk. alturizm (İng. alturism) Bir bireyin, diğerinin yararı için kendi rahatını feda etme arzusu. alüvyon (İng. alluvion) Akarsular tarafından taşınan kil, kum, çakıl gibi kütle parçalarının, suyun akış hızının azalması sonucu elverişli yerlere birikmesiyle oluşan tortullar. alüvyon baraj gölleri (İng. alluvial dam lakes) Akarsuların akış hızlarının azaldığı alçak bölgelerde taşıdıkları aşınım materyalinin büyük bir bölümünü bırakmaları sonucunda nehir yatağı alüvyon seti ile kapanır ve arkasında sular birikerek bu tip gölü oluştururlar. alveol (İng. alveolus) 1. Akciğerlerde bronşçukların sonlandığı, gaz değişiminin yapıldığı küçük

13 kese biçimindeki boşlukların son ucu. 2. İçi hava ile dolu kesecik, iç salgı hücrelerinin her biri. 3. Torba biçiminde küçük boşluk ya da genişlemiş kısım alveol kemik (İng. alveolus bone) Çene kemiğinin içinde diş kökü bulunan çukuru kapsayan bölge. alveolat (İng. alveolate) Bal peteği gibi oyuklu yüzey şekli. alyuvar (eritrosit) (İng. erythrocyte) Omurgalı hayvanlann kanında bulunan, memelilerde yuvarlak ve çekirdeksiz, sadece lama ve devede diğer omurgalılarda olduğu gibi, oval ve çekirdekli olan, içindeki hemoglobinle oksijeni bağlayarak taşınmasını sağlayan kırmızı renkli kan hücresi. Kırmızı kan hücresi. amber (İng. amber) Amber balığından çıkarılan güzel kokulu, kül renginde bir madde. amber balığı (Lat. Physeter macrocephalus, İng. Sperm whale) Balinagillerden, boyu 25 m ye kadar çıkan, başı büyük, dişli, çok yırtıcı bir balık, ada balığı. ambulakral ayak (İng. ambulacral foot, tube foot) Tüp ayak. amebosit (İng. amebocytes) Amip benzeri hücreler. Ameboid. amensalizm (İng. amensalism) 1. Biri ötekinden olumsuz olarak etkilendiği halde ikincisinin birinci türün bulunmasından zarar görmeme durumu. 2. Genellikle bitkilerde yaygın olan amensalizm, bir türün sekresyonu ile diğer bir türün gelişmesinin durması halidir. amentum (İng. amentum) Çiçekleri tek eşeyli ve genellikle periantlan bulunmayan, ana ekseni eğilme yeteneğinde olduğundan sarkık duran, başak çiçek durumu. ameoboid (İng. amoeboid) Yalancı ayaklar (pseudopod) yardımı ile hareket eden belirli bir vücut şekline sahip olmayan tek hücreli heterotrof organizma. amerospor (İng. amerospore) Tek hücreli spor. ametal (İng. non-metal) Metal olmayan elementler klor, fosfor, oksijen. ametamorfoz (İng. nonmetamorphic) Bir metamorfoz geçirmeden ergin hale geçen hayvanların gelişme olayı. amfetamin (İng. amphetamine) Merkezi sinir sisteminde güçlü bir uyarıcı etkisin olan uyuşturucu madde. amfiaster (İng. amphiaster) Mitoz hücre bölünmesinde oluşan akromat vasıtasıyla birbirine bağlı yıldız. amfibi (İng. Amphibious) 1. İki yaşayışlı, hem suda hem karada yaşayabilen ing. amphibious. 2. Vertebralılarda kurbağaların da içinde bulunduğu sınıf. amfibiyotik (İng. amphibiotic) Çeşitli sebepler yüzünden yılın ya da ömürlerinin belirli devrelerinde yerlerini değiştiren (göç eden ) balıklardır. amfiblastik (İng. amphiblastic) Tam fakat birbirinden farklı bölünme (segmentasyon) gösteren (yumurta). amfiblastula (İng. amphiblastula) 1. Bazı süngerlerin spiküllerinde bulunan protein yapısındaki madde. 2. Porifera da görülen larva evresi. Bu evrede embriyonun arka kısmı granül halindeki arkeositten ve ön kısmı ise kamçılı hücrelerden ibarettir. amfidiploit (İng. amphidiploid, allotetraploid) Her biri farklı türden gelen iki kromozom takımı taşıyan tetraploit organizma. Allotetraploit. amfidrom (İng. amphidromous) Üreme faaliyeti dışında, hayatlarının belirli dönemlerinde düzenli olarak tatlı sulardan denizlere, denizlerden tatlı sulara göç etme, iki yönde gitme. amfidromik (İng. amphidromous) 1. Çevresinde eşit zamanlı gel-git çizgilerinin belli yönde döndükleri bir sıfır noktası. 2. Nokta okyanusların lokal olarak kapalı özellikteki bölgelerinin, sürtünmenin ve diğer faktörlerin dalga tepelerinin dönmesine neden olan hareketin olmadığı nokta. Dünya okyanuslarında amfidromik nokta mevcuttur. Bu zaman zaman düğüm olarakta adlandırılır. amfigenez (İng.amphigenous) Eşeyli üreme, eşeysel çoğalma. amfigoni (İng.amphigony) İki bireyin birleşmesiyle meydana gelen bir eşeysel çoğalma tipi. amfikarp (İng. amphicarpous) Biçimi veya olgunlaşma zamanı bakımından iki türlü meyvesiı olan. amfikaryon (İng. amphicarion) İki haploid kromozom serisine sahip olan çekirdek. amfinükleolus (İng. amphinucleolus) Çift çekirdekçik. amfinükleus (İng. amphinucleus) Büyük bir karyozoma sahip bir çekirdek.

14 amfipatik (İng. amphiphatic) Bir molekülün yapısında hem hidrofobik hem de hidrofilik grubun bulunması. amfipirenin (İng. amphipyrenin) Çekirdek zarını teşkil eden madde. amfirinal (İng.amphirhinal) İki burun deliğine sahip, iki burun deliği olan. amfisel (İng. amphicoele) Eklemli iki yüzü içbükey olan omurgaya veya omurları bu şekilde olan hayvanlara verilen isim. amfisol (İng. amphicoelous) İki tarafı çukur. amfisperm (İng.amphispermous) Tohumu perikarp ile sıkıca örtülü. amfistilik (İng. amphistylic) 1. Amfistil karakteri gösteren, yani çenesi kafatasına hem dil tabanı kemikleri ve hem de kuadrad kemikleri ile bağlı olan. 2. Köpek balıklarında bir çeşit çene bağlantısı. amfistom (İng. amphistomous) Vücudun her iki ucunda da vantuzu bulunan. amfistomatik (İng. amphistomatous) Her iki yüzünde de gözenekler bulunan. amfistomatik yaprak (İng. amphistomatic leaf) Hem alt hem de üst yüzeyde stoma taşıyan yaprak. amfitesyum (İng. amphithecium) Yosun kapsülünün dış ve çevre kapsülü. Yosunlarda embriyonun dış tabakasını veren doku. amfitoki (İng. amphitoky) Hem erkek ve hem de dişilerin partojenik üremesi. amfitriş (İng. amphitrichous) Bakterinin her iki ucunda da flagellum demetinin bulunması. amfitrop (İng. amphitroph) Tohum taslağının 90 dönerek sapının (funikulus) taslağa yandan bitişik gibi göründüğü tohum taslağı. amfitropal (İng. amphitropical) Yumurtacığı ters dönmüş ve tohum göbeği bir yanın ortasına düşmüş. amfizem (İng. emphysema) Şişirme, şişme, şişkinlik. amfofil (İng. amphophile) Hücre protoplazmasının, hem asit, hem baz boyar maddeleri bağlayan taneciklerine verilen ad. amfolit (İng. ampholyte) Çözücünün (medium) PH değerine göre solüsyona H+ veya CHiyonları verebilen madde. Bir asit veya bir baz rolü oynayarak, aynı anda faklı tipte iki elektrolitik ayrışmaya uğrayan madde. amfolitoit (İng. ampholytoid) Hem asit ve hem de bazik özellik gösteren madde. amfoterik (İng. amphotheric) Hem asit hem baz karakteri taşıyan madde. amfoterik molekül (İng. amphotheric molecule) Aynı zamanda hem asit, hem de baz yüklü olan molekül. amiboyit hareket (İng. amoebism, amoeboid movement) Amibin hareketine benzeyen yani yalancı ayaklarla hareket. Amiboyizm. amiboyizm (İng. amoebism) Tek hücrelilerin yalancı ayakları yardımıyla yer değiştirmesi. amidaz (İng. amidase) Amid bağlantılarını parçalayan fermend. Aminli bileşimler ve azotlu materyalden amonyak ayrışması sağlayan bir enzim. amiiform (Lat. Amiaforma) Balıklarda sadece dorsal yüzgecin kullanılmasıyla yapılan yüzme hareketi. amiksis (İng. amixis) İki tür arasında çaprazlanma imkansızlığı. amiktik (İng. amictic) 1. Döllenmeyen yumurtadan partonegenetik olarak dişi gelişmesi. Böyle yumurtalar geliştiren dişi birey. 2. Yüzeyi her zaman donmuş göller için kullanılır. amiktik göller (İng. amictic lakes) Dikey yönde su sıcaklığında değişimi olmayan ve dolayısıyla termal tabakalaşma göstermeyen göllerdir. amilaz (İng. amylase) Nişastayı parçalıyarak maltoz veya malt şekline çeviren bir sindirim enzimi. Tükürükte bulunan haline Pityalin" adı da verilmektedir. amilobakter (İng. amilobacteria) Havasız yerde yetişebilen bir bakteri çeşidi. amiloplast (İng. amyloplast) Bitkilerde, renkli olup nişasta oluşumuna yarayan granül. Yedek nişasta meydana getiren plastidler. amilostatolit (İng. amylostatolith) Statolit şeklinde vazife gören bir nişasta granülü. amiloz (İng. amylose) Nişastayı teşkil eden iki uzun polimer moleküllerinden düz zincir seklinde olanı. aminasyon (İng. amination) Organik bir cismin molekülüne NH 3 radikalinin sokulması. amino (İng. amine) Organik bileşiklerde bir amin görevi bulunduğunu gösteren ön ek. aminoasit (İng. amino acid) Proteinlerin yapı taşıdır. Bir amino asit, amino grubu (NH 2 ) ile bir karboksil grubu (COOH) taşıyan bileşiklerdir. Çok sayıda amino asit birleşerek proteinleri oluşturur. amip (İng. amoeba) Kökayaklılar sınıfının Amipler takımından bir cins. Sularda yaşayan tek hücreli hayvanlardır. A. proteus tatlı sularda özgür yaşayan bir amip türüdür.

15 amipler (Lat. Amoebae) Bir hücreli hayvanların (Protozoa) Kökayaklılar sınıfından (Rhizopoda) bir takım (Amoebozoa). Bir veya bazen çok çekirdekli, yalancı ayakları top veya yaprak biçiminde olan, çıplak veya kendi saldıkları bir kabukla örtülü, özgür olarak tatlı su ve denizlerde, asalak olarak insanların bağırsağında yaşayan küçük hayvanlar. amipsi hareket (İng. amoebism) Bir hücrenin yalancı ayaklar yoluyla yaptığı hareket. amitotik bölünme (İng. amitotic division) Hücrenin boğumlanarak ikiye bölünmesi, amitoz bölünme. amitoz (İng. amitosis) Eşeysiz bölünme. amiyoz (İng. ameiosis) Sinapsis sırasında kromozomların çiftleşmemesi. amensalizm (İng. amensalism) Simbiyotik ilişkinin bir çeşiti olan bu ilişkide, türlerden birisi diğerinden zarar görür. Ancak diğeri hiçbir etki (yarar veya zarar) almaz. ammonitler (İng. ammonites) Yumuşakçalardan kafadan ayaklılar (Cephalopoda) sınıfının, bugün tükenmiş olan türlerine ait birçok taşıl olmuş kabuklar. Özellikle mezozoik devrinde bol bulunan, notilus'a (Nautilus) benzer yassı ve yay gibi kıvrılmış olan kabuklar. ammosöt (İng. ammocoete) Yuvarlak ağızlılarda, kendilerini kuma gömerek yaşayan, gözleri deriyle örtülü, etsi ve dişsiz bir oral başlığı ve yutakta besin parçalarını yemek borusuna göndermeye yarayan silli hücreleri bulunan larva tipi. amniyojenez (İng. amniocentesis) Amniyonun oluşumu. amniyon (İng. amnion) Amniyonlu hayvanlarda (sürüngen, kuş, memeli) bulunan ve dölütü örten bir iç zar. Omurgasız hayvanlardan böcekler ve akreplerde de vardır. amniyonlular (İng. Amniota, Amniotes) Embriyonlarında bir amniyona sahip olduklarından yüksek omurgalı hayvanlara verilen genel bir addır. amniyonsuz (İng. anamniote) Embriyonlarında amniyon zarı olmayan. amniyonsuzlar (İng. Anamniotes) Embriyolarında bir amniyona sahip olmadıklarından dolayı ilkel omurgalı hayvanlara (yuvarlak ağızlılar, balıklar, amfibyumlar) verilen genel ad. amniyos (İng. amnios) Dölütü kaplayan zarların en iç taraftaki, blastodermin dış yaprağından meydana gelir ve bir sıvı ile (amniyos suyu) dolu tam bir kesedir. amonifikasyon (İng. ammonification) Amonyak meydana getirmek üzere amino asitlerden amino grubunun çıkarılması. amonyak, NH 3 (İng. ammonia) Protein metabolizması sonucu oluşan azot ve hidrojen bileşimi olan keskin kokulu bileşik. amonyaklama (İng. ammonification) Nitratların ve nitritlerin bakterilerce amonyum bileşiklerine indirgenmesi. amonyaklayıcı bakteriler (İng. ammonia-oxidizing bacteria) Atık sularda veya katı atıklarda amonyak açığa çıkaran bakteriler. amonyoliz (İng. ammoniolysis) Bir maddenin, hidroliz olayını andıran bir şekilde, amonyak etkisiyle kimyasal bozulması. amonyum (İng. ammonium) Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan tek değerli bir bileşim kökü. amorf (İng. amorphous) Belli ve belirli biçimi olmayan. amöbosit (İng. amoebocyte) Amip şekline ve özelliklerine sahip herhangi bir hücre. Yalancı ayaklar yardımıyla hareket eden serbest hücreler. Derisi dikenlilerin sölom sıvısında bulunan bir hücre. amöboyit hücre (İng. ameoboid cells) Süngerlerde dermal tabaka içinde bulunan mezogleaya gömülü amöboyit hareketli hücreler. ampleksikol (İng. amplexicaul) Bitkilerde sapsız yapraklarda, yaprak tabanındaki kulakçıkların gövdeyi tamamen sarması. amplitüd (İng. amplitude) Bir bölgede oluşan gelgit arasındaki farktır. ampulla lorenzini (İng. Ampullae of Lorenzini) Köpek balıklarında duygu epiteli içeren, lümen ve kanalı jelatmimsi sıvı ile dolu, sıcaklığa, elektriksel ve kimyasal maddelere cevap veren organ. Ampulsü organ. ampül (İng. ampullae) Bir echinodermin tüp ayaklarına tutunarak su rezervi gibi rol oynayan yapı. ana akarsu (İng. main stream) Bir havzada mevcut akarsu tali kollarının birleşerek meydaan getirdiği en üst derecede akarsu yatağı. ana atardamar (İng. aorta) Kanı vücuda taşımak üzere kalpten çıkan büyük atardamar. Aort. ana deniz (İng. ocean) Kıtaları birbirinden ayıran engin deniz, okyanus, umman.

16 ana ırmak (İng. main stream) Bir akarsu ağzında genişliği, derinliği ve suyun çokluğu bakımından başta gelen ırmak. anabas (Lat. Anabas testudineus, İng. Climbing perch) Küçük kemikli bir balık olup, dikensi solungaç kapaklarıyla akarsu kenarındaki çalı ve ağaçlara tırmanırlar (Brankia odacıklarında kıvrımlı şeritleri vardır). Hayvan bu sayede atmosferdeki havayı solunur ve böceklerle beslenerek günlerce ağaç üstünde kalabilir. Anabaena (Lat. Anabaena) Planktonik, hücreleri mavi-yeşil, siyahımsı, mor gri flamentler biçiminde olan koloniyal bir mavi-yeşil alg cinsi. anabiyon (İng. anabion) Anabolik işlemlerin katabolik işlemlerden daha fazla olduğu organizma. anabiyoz (İng. anabiosis) Uzun veya kısa bir süre sessizlik halinde yaşadıktan sonra hayata dönüş, tekrar canlanma, dirilme; bazı canlı varlıkkların, tohumların ve sporların, kurudukları halde, kaybetmiş oldukları suya kavuşunca dirilmelerini sağlayan nitelik. anabolik reaksiyonlar (İng. anabolism, anabolic reactions) Enerji toplama, yani hücresel madde yapımını ve büyümeyi sağlamak üzere basit moleküllerin karmaşık molekülleri oluşturmasına neden olan kimyasal reaksiyonlar. Anabolizma. anaç (İng. mature) Büyüyerek yavru veya yemiş verecek duruma gelen. anadolu alabalığı (Lat. Salmo trutta macrostigma) Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, alabalıkgiller (Salmonidae) familyasından, cm kadar uzunlukta, üstünde büyük lekeler bulunan, Türkiye' nin tatlı sularında yaşayan bir tür. anadrom balıklar (İng. anadromous fish) Üreme periyodunda denizden tatlısuya geçen (mersinbalıkları ve sombalıkları gibi) balıklardır. Bunlara potamotok adı da verilir. anadrom (İng. anadromous) Her yıl çoğalmak için (som balığı, çığa balığı, deniz alası gibi) denizden (tuzlu sudan) nehirlere (tatlı suya) çıkan balıklar için söylenir. anaerobik (İng. anaerobic) Hava veya serbest oksijenle temasta bulunmaksızın yaşayan ve üreyen mikroorganizmalar. anaerobik bakteri (İng. anaerobic bacteria) Elementel oksijensiz ortamda üreyebilen bakteridir. anaerobik çürüme (İng. anaerobic decomposition) Organik yükü yüksek atık suyun havasız koşullarda arıtılması süreci. anaerobik prosesler (İng. anaerobic process) Oksijenin olmadığı ortamda faaliyet gösteren sistemlerdir. Bu sistemlerde arıtma işleminin hızlandırılması için mekanik karıştırıcılar ve ısıtıcılar kullanılabilir. anaerobik solunum (İng. anaerobic respiration) Hücrede moleküler oksijenin kullanılmadığı bir solunum şeklidir. anaerobiyont Anaerob olarak yaşayan canlı. anaerobiyoz (İng. anaerobiosis) Serbest hava veya oksijen taşımayan bir ortamda yaşama, serbest hava ihtiyacı duymadan yaşama. anafaz (İng. anaphaz) Mitoz ve mayoz bölünmelerinin üçüncü evresi. Mitozda ortalarından yarılmış kromozomların her bir yarımının iğin kutuplarına doğru hareket etmesi, mayozda homolog kromozom çiftlerinin herbirinin bir kutba çekilmesi. anaflaksis (İng. anaphylaxis) Organizmanın yabancı protein ya da başka maddelere karşı normalin üstünde aşırı reaksiyonu anafor (İng. eddy) Su yüzeyine görüntü veren adacık, kaya ve bunlara çarparak bu görüntülerin akıntı altında kalan kuytuluklarında oluşan suyun bir merkezi etrafında dönmesine verilen isim. anagenez (İng. anagenesis) Dokuların yenilenmesi. anakök (İng. primary root) Tohumdan ilk meydana gelen kök olup yer çekimi doğrultusunda uzanır. İkiçenekli bitkilerde uzun ömürlüdür ve üzerinden yan kökler çıkar. Bir çenekli bitkilerde kısa ömürlü olup ortadan kalkar. anal (İng. anal) Anüse ait. anal papilla (İng. anal papilla) Bazı balık gruplarında anüsün arkasında, genital deliğin önünde bulunan çıkıntı. anal yüzgeç (İng. anal fin) Anüsün arkasında bulunan yüzgeç. analog (İng. analogous) Kök bakımından değişik, fakat görev bakımından benzer olan yapı serilerinin herbiri. (Ör Midye ve balık solungaçları). Dış görünüşleriyle birbirine benzeyen organlar. anamorf (İng. anamorph) Yumurtadan çıkan, henüz eklemleri ve ayakları tamamlanmamış olan bazı çok ayaklılar için söylenir. Bunlarda vücudun arka kısmı sonraları farklılaşır. anastomoz (İng. anastomosis) Arterlerin, venlerin, sinirlerin, yaprak damarlarının ve vücudun

17 birçok bölgesindeki çok ince uç dallarının birleşerek ağ meydana getirmesi. anastral mitoz (İng. anastral mitosis) Karakteristik olarak bitkilerde görülen, iğ ipliklerinin oluştuğu, fakat sentriol veya asterlerin bulunmadığı bir mitoz bölünme tipi. anatomi (İng. anatomy) Hayvan ve bitkilerin yapısını, doku özelliklerini, doku ve organların birbiriyle olan ilşkilerini inceleyen biyoloji dalı. anatrop (İng. anatropous) Tohum taslağını plesentaya bağlayan sap olan funikulusa göre 180 derece dönmüş, ters tohum taslağı. ançüez (İng. anchovy) Genellikle hamsi, çaça, sardalye ve tirsi gibi balıklardan yapılan tuzlu ve yağlı ezme androgenez (İng. androgenesis) Dişi gametin çekirdeğinin döllenmeye katılmaması ile sadece babadan gelen kromozomları taşıyan embriyonun gelişmesi. Erkek gametin gelişmesi. androjen (İng. androgen) Testesteron ya da öteki erkek eşey hormonlarından biri gibi erkek özelliğini veren herhangi bir madde. androkeum (İng. androecium) Bitkilerde erkek organlar topluluğu. andromonoik (İng. andromonoecious) Bitkilerde, erkek çiçekler ile beraber er dişi çiçeklerin de bulunması durumu. anemi (İng. anemia) Kanda, hemoglobin ya da kırmızı alyuvarların normalin altında olması. Kansızlık. anemofili (İng. anemophily) Rüzgar yoluyla meydana gelen tozlaşma. Anemogami. anemokor (İng. anemochory) Esas itibariyle rüzgarla dağılan tohumlar için kullanılır. anemometre (İng. anemometer) Rüzgarın hızını ölçen alet. anensefali (İng. anencephaly) Beyine sahip olmama durumu, beyinsizlik. anenteron (İng. anenteron) Supranormal sıcaklığa maruz kaldığı için malformasyona uğramış olan blastula. angiospermae (İng. angiospermae) Kapalı tohumlular sınıfı. angiospermler (İng. angiosperms) Gerçek çiçek ve meyveye sahip, tohumları kapalı bir ovaryum içinde bulunan bitkiler. Kapalı tohumlular. angstrom (İng. ångström) Angström tarafından yapılmış olan bir uzunluk birimi olup, ışığın dalga boyu ölçümünde kullanılır. Milimetrenin on milyonda biri. Sembolü Å. anguilliform (İng. anguilliform) Yılan şekli. angular (İng. angular) Birçok omurgalılarda alt çenede bulunan zarsı kemik. angulat (İng. angulate) Lamina tabanı açı biçiminde olan yapraklar. anhidrik (İng. anhydration) Susuz. anhidrit (İng. Anhydride) Genellikle kaya tuzu ve alçı taşı ile birlikte bulunan doğal, susuz kalsiyum sülfat anhidrobağlar (İng. anhydro bonds) İki molekül arasında su çıkma yoluyla oluşan bağlar, örneğin, bir molekülden OHˉ, ötekinden H iyonu çıkararak. anhidröz (İng. anhydrous) Susuz, su içermeyen. animal kutup (İng. animal pole) Vitellüslü yumurtada yumurtanın vitellüssüz bölgesinin karşı vejetatif kutba göre daha hızla bölünerek blastulanm geliştiği çok sayıda küçük hücrenin bulunduğu kısım. animalia (İng. animalia) 1. Mevcut ya da nesli tükenmiş olan tüm hayvanları içeren taksonomik seviye. 2. Hayvanlar alemi animalis (İng. animal) Canlı ile ilgili. anisospor (İng. anisospore) Morfolojik ve cinsiyet bakımından birbirinden farklı olan sporlardır. anizofili (İng. anisophylly) Bir bitki türünde komşu yapraklar arasında, hatta aynı nodyumdaki yapraklar arasında büyüklük bakımından farklılık olması. anizogamet (İng. anisogamet) Değişik yapı ve büyüklükte olan ve birleşen iki eşey hücresinden herbiri. Eş olmayan gamet veya farklı yapı ve büyüklükte olan ve birleşen iki gametten biridir. Eş olmayan gamet. anizogami (İng. anisogamy) Farklı şekil, büyüklük ve yapıdaki gametlerin birleşimiyle yapılan eşeyli üreme şekli. anizogamik (İng. anisogamous) Oogamik türler tarafından üretilen gametlerin aksine, yalnızca büyüklükleri farklı gametlerin birleşmesiyle gerçekleşen üreme. anizokarp (İng. anisocarpous) Diğer çiçek çemberlerinden daha az karpele sahip. anizokotil (İng. anisocotyly) Bir tohumcuktaki çeneklerin (kotil) farklı büyüklükte olması durumu. anizositoz (İng. anisocytosis) Kırmızı kan hücrelerinin boylarında görülen değişiklikler.

18 anizospor (İng. anisospore) Eşey ve şekil olarak birbirinden farklı olan sporlar. anizotrop (İng. anisotropic) Çift kırılma. Eşit olmayan. anizotropik bant (İng. anisotropic band) A bandı. anket (İng. survey) Bir konu için soru sorarak yapılan işlem annulus (Lat. Annulus) Balıkların kemiksi yapılarında oluşan yıllık halka. anoksia (İng. anoxia) Çevrede canlı için gerekli oksijenin bulunmayışı. Gerekli oksijenin alınamayışı sonucu doku ve organlarda beliren oksijen yokluğu. anomali (İng. anomaly) Doğuştan şekil bozukluğu. anoreksi (Lat. anorexy, İng. anorexia,) İştahsızlık. anot (İng. anode) Bir eloktrolitte elektrik elektrik akımının gelip bağlandığı ve içeri girdiği uç. anovari (İng. anovaria) Yumurtalık yokluğu. anöploidi (İng. aneuploidy) Normal diploid kromozom sayısından bir veya daha fazla kromozomunun eksik ya da fazla olması olgusu. anöploit (İng. aneuploid) Haploit sayının tam katlarından daha az ya da daha fazla sayıda kromozom taşıyan organizma. antagonizm etki (İng. antagonism effect) İki kimyasal maddenin birlikte bulunduğu zaman birbirlerine tesir etmeleri (ör. 2+3=4 veya 3+0=1). antedon (Lat. Antedon) Derisidikenliler altfilumunun, Denizlaleleri sınıfından bir cins. Erginleri özgür hareketli olur. Kolları on tanedir. Antedon mediterranea türü 15cm kadar olup Akdeniz de yaşar. antedorsal (İng. antedorsal) Balıklarda sırt yüzgecinin önünde bulunan (herhangi bir oluşum). anten bezi (İng. antennal gland) Yengeç ve istakozların boşaltım organları. anten (İng. antenna) Duyarga. antennula (İng. antennul) Duygu filamentleri teşekkül etmemiş olan anten. anter (İng. anther) Çiçekli bir bitkide erkek organlardan biri, içinde haploid mikrospor ya da polen taneciklerinin oluştuğu polen keselerini içeren stamen kısmı. anteridyum (İng. antheridium) Çiçeksiz bitkilerde ve mantarlarda erkek gametleri oluşturan kısa, silindirik yapıdaki kese. anteriyör (İng. anterior) Ön; önde bulunan; ön tarafta bulunan; önde. anterozoid (İng. antherozoid) Mantarlarda hareketli eşeysel hücre. anti (İng. anti) Karşı. antiasit (İng. antacid) Asit giderici. antibakteriyel (İng. antibacterial) Bakteri önleyen. antibiyotikler (İng. antibiotics) Mikroorganizmalar tarafından meydana getirilen ve seyreltik çözelti halinde bakterilerin ve mikroorganizmaların gelişmesini engelleme, ya da onları tahrip etme yeteneğine sahip maddeler, insan, hayvan ve bitki hastalıklarının tedavisinde geniş ölçüde kullanılmıştır. antibiyoz (İng. antibiosis) Karşılıklı antagonizma durumu. antidiüretik hormon (İng. antidiuretic hormone, vasopressin) Böbreklerden suyun geri emilmesini sağlayan ve hipofizin arka lobundan salgılanan hormon. antifouling (İng. anti-fouling) Fouling organizmaların gelişimini engelleyen organizmalardır. antijen (İng. antigen) Bir organizmada özgül antikorların yapılmasını başlatan protein ya da protein polisakarit bileşiminde bir yabancı madde. antikal (İng. antical) Bir dal, sap veya yaprağın üst yüzü. antikoagülan (İng. anticoagulant) Kanın pıhtılaşmasını önleyen madde. antikodon (İng. anticodon) trna'daki üçlü baz dizilişi. antikor (İng. antibody) Belli bir antijene bağlanan ve bağışıklık sistemindeki B lenfositleri tarafından üretilen bir protein. antimer (İng. antimeres) İki simetrili bir hayvanın sağ ve sol parçalarının her biri; ışınsal simetrili hayvanların herbir simetrik kısmı. antimetabolitler (İng. antimetabolite) Normal fizyolojik işlev için gereksinen maddelere sıkı yapısal benzerlik gösteren maddeler, esas metabolitin kullanılmasını engelleyerek ya da onun yerini alarak etkisini gösterir. antimikrobiyal (İng. antimicrobial) Mikrobiyal büyümeyi önleyen kimyasal ya da biyolojik maddeler. antioksijen (İng. antioxygen) Az bir miktarı bile, kendinden oksitlenmeyi önleyen maddelere verilen ad. antisepal (İng. antisepalous) Çiçeklerde sepallerin karşısında olan.

19 antiseptik (İng. antiseptic) Vücudun çeşitli kısımlarını mikroplardan arındırmada kullanılan kimyasal madde. antitoksik (İng. antitoxic) Toksin giderici. antitoksin (İng. antitoxin) İnsan ve hayvan vücudunun, içine giren bakteri zehirlerini zararsız duruma getirmek ve onlardan korunmak için çıkardığı madde veya antikor. Panzehir. antiviral protein (İng. antiviral protein) Virus çoğalmasını durduran bir protein. antivirüs (İng. antivirus) Eskitilmiş bakteri kültürlerinde meydana gelen ve mikroplardan süzme veya santrifüj yoluyle ayırt edilebilen spesifik madde. antodyum (İng. anthodium) Bileşik bir bitkide çiçek tepesi. antofil (İng. anthophilous) Çiçek seven. Çiçekler üzerinde beslenen, yaşayan. antofor (Lat. anthos, İng. anthophore) Çiçek zarfının çanak ve taç arasında uzaması. antokarp (İng. anthocarp) Olgunlaşmış yumurtalıkla tohumdan ibaret meyve. antokodiyum (İng. anthocodium) Sölenteratların kolonilerden Alcyonoria larda beslenme merkezlerinin (oral) uçları. antoksantin (İng. anthoxanthin) Sarı renkli çiçeklerde, tane şeklinde veya erimiş halde bulunan, glikozit tabiatında soluk sarı renkli bir boya maddesi. antosiyan (İng. anthocyans) Hücre kofullarında eriyik halde bulunan, çiçek ve meyvelerin mavi, mor ve erguvani renklerini veren, önemli bir boya (renk) maddesi. antosiyanin (İng. anthocyanins) Kırmızı, mor ve mavi çiçeklerdeki bir renk maddesi. Hidrolize olunca antosiyonidin ve şeker meydana getiren glikozitler. antotaksi (İng. anthotaxis) Çiçeklerin bir eksen üzerindeki dizilişi (düzeni). antropobiyoloji (İng. anthrophobiology) İnsan hayat belirtilerinin ve kurallarının araştırılması. antropocoğrafya (İng. anthropogeography) Coğrafi çevrelerine göre insan toplulklarının yeryüzündeki dağılışını inceleyen coğrafya dalı. antropofil (İng. anthropophily) Bir bölgeye insan eliyle getirilen veya yaşadıkları bölgedeki şartlar insan tarafından hazırlanılan bitkiler için kullanılır. antropofit (İng. antropophyt) Kültivasyon sırasında kazaen olarak ithal edilmiş bitki. antropogen kirlilik (İng. anthropogenic pollution) İnsanlar tarafından sularda meydana getirilen kirlilik (evsel ve endüstriyel atıkların oluşturduğu kirlilik). antropojen (İng. anthropogenic) Doğal bitki örtüsünün insanların çeşitli etkinlikleri sonunda özelliklerini yitirmesiyle ortaya çıkan yeni bitki örtüsü. antropoloji (İng. anthropology) İnsanbilim. antropolojik (İng. anthropological) İnsan etkisiyle oluşan. antrum (İng. antrum) Organizmadaki bazı boşluklara verilen ad. anüs (İng. anus) Sindirilemeyen artıkların çıkarıldığı, sisteminin arka ucundaki açıklık. anyon (İng. anion) Negatif elektrikle yüklü iyon. aort (İng. aorta) Kalbin vücuda kan pompaladığı büyük atardamar; ana atardamar. apandis (İng. appendix) İnce bağırsak ile kalın bağırsağın birleştiği yerde parmak şeklinde bir çıkıntı. apandisit (İng. appendicitis) Apandisin iltihaplanması. aparat (İng. apparatus) Aygıt, gereç, araç apatit (İng. apatite) Doğada kemik dokuda bulunan, içinde flüor veya klor olan doğal kalsiyum fosfat apeks (İng. apex) Salyongoz kabuklarında ilk kıvrımın bulunduğu tepe (uç) bölgesi. apendiks (İng. appendix) Ek. aperiyodik (İng. aperiodic, nonperiodic) Periyodik olmayan, zamansız, süresiz. apertür (İng. aperture) Aralık, delik, açıklık. apertür branşialis (İng. aperture bronchialis) Sayıları balık gruplarında farklı olan ağızdan alınan suyun dışarı verildiği açıklık. Solungaç açıklığı. apetal (İng. apetalous) Taç yaprakları ya da korollası bulunmayan çiçek. apikal (İng. apical) Bir organın tepe veya uç kısmı. apikal meristem (İng. apical meristem) Kök, gövde ve bunların yarı organlarının uçlarında bulunan meristem hücreler. apikül (İng. apiculus) Bazı bir hücreli hayvanların tepe kısmında bulunan küçük bir çıkıntı. aplanogamet (İng. aplanogamete) Hareket yeteneği bulunmayan veya hareket etmeyen gamet. aplanospor (İng. aplanospore) Bazı su yosunları tarafından meydana getirilen kalın duvarlı spor. Hareket etmeyen spor. aplasental (İng. aplacental) Plasentasız.

20 aplazi (İng. aplasia) Vücutta bir organ veya dokunun eksikliği. apnömonlar Denizhıyarları takımından derisidikenliler grubu. Özellikleri, su akciğerleri denilen solunum organlarının olmayışı. apodem (İng. apodeme) Eklembacaklaılrda kütikülün iç iskelet teşkil edecek şekilde gelişmesi. Böceklerde toraksın iç tarafında lateral olarak gelişmiş kitinli bir çıkıntı. apoenzim (İng. apoenzyme) Enzimin protein kısmı; tam işlevsel enzim haline gelmek için özgül bir koenzime gereksinme duyar. apofil (İng. apophyllous) Yaprakları birbirinden ayrı olan (çiçekler). apofiz (İng. apophysis) Kemiğin uç çıkıntısı. apogami (İng. apogamy) Eşey organlarının olaya girmediği bir üreme şekli. apogon (Lat. Apogon) Levrekgiller familyasından, sıcak denizlerde yaşayan kemikli bir balık. Bir Akdeniz türü olan Apogon imberbis yumurtalarını ağzına alarak kuluçka çıkarır. apojini (İng. apogynous) Dişi organlarda eşeysel üreme yeteneğinin kaybolması. apokarp (İng. apocarpous) Birbirinden tamamen farklı iki veya daha fazla karpelden ibaret olan. apomayoz (İng. apomeiosis) Mayoz bölünmeye uğramaksızın meydana gelen tetrasporların, sporlu bitki halinde gelişmesi. apomiksi (İng. apomixis) Bitkilerde görülen ve partenogeneze benzeyen bir üreme şekli. Meyoz bölünmeye uğramamış veya döllenmemiş hücrelerle üreme olup üç şekli vardır Yumurtasız üreme, döllenmesiz üreme, sporlanmaksızın üreme. apopetal (İng. apopetalous) Petalleri noksan olan. apoplast (İng. apoplast) Bir bitkide hücre çeperinden ve hücreler arası alanlardan oluşan ağ. Bitkinin içerisinde hücreler arasında suyun geniş bir şekilde hareketine izin verir. apoptozis (İng. apoptosis) programlanmış hücre ölümü; etraftaki hücrelere zarar vermeden bir hücrenin ölmesi ya da fagositik hücreler tarafından yok edilmesi. aporogami (İng. aporogamy) Çiçek tozu borusunun başka yollardan yumurtalığa girerek döllenme yapması hali. aposit (İng. apocyte) Hücre çeperiyle bölünmemiş çok çekirdekli protoplazma kütlesi. apospori (İng. apospory) Sporla çoğalan bir bitkinin eşeyli devreden sonra, meyoz bölünmeye uğramaksızın, yani sporlanmaksızın gelişmesi. apotip (İng. apotype) Türün tanımı sırasında fotoğrafı çekilmez üzere kullanılan birey. ara faz (İng. interphase) İki mitoz bölünmesi arasındaki evre. Arapayma (İng. Arapaima) Kemiklibalıklar takımının Kemik-dilligiller familyasından bir balık türü. En büyük tatlı su balıklarından biridir. Uzunluğu 5 m, ağırlığı 200 kg olur. Eti yenir. Güney Amerika nın kuzeyindeki ırmaklarda yaşar. arboretum (İng. arboretum) Doğru biçimde etiketlenmiş odunsu ve otsu bitkilerin teşhisi ve bilimsel araştırmalar amacıyla bir araya getirilip yetiştirildiği ortamlar. arenikola (Lat. Arenicola marina, İng. Lugworm) Kıllıayaklılar (Chaetopoda) sınıfının, çokkıllılar (Polychaeta) takımından, boyu cm olan, vücudunun sırt bölgesindeki bazı segmentlerde kırmızı renge sahip dallı solungaçlar bulunan ve sediment içerisine J veya L şeklinde kendini gömerek yaşayan halkalı solucan türü. arıtma (İng. clarification) Atık su veya gazların kirleticilerden temizlenmesi işlemlerinin tümü. arillus (İng. aril) Döllenme sonrasında, bazı tohumların üzerinde oluşan ek örtü. aristo feneri (İng. Aristotle s lantern) Denizkestanelerinin 20 parçadan yapımış ve fenere benzeyen çiğneme aleti. aritmetik artış (İng. arithmetic growth) Eldeki miktarın her seferinde, sabit bir miktar eklenmesiyle artışı. aritmik (İng. unrythmical) Ritimli olmayan. Düzensiz. arkadaş hücreleri (İng. companion cells) Kapalı tohumlu bitkilerde odun borusu hücrelerinin yanında bulunan özelleşmiş parankima hücreleri. Arkegon (İng. archegonium) Açık tohumlularda ve daha ilkel bitkilerde (yosunlar ve eğreltiotlarında) yumurta hücresini meydana getiren ve içerisinde taşıyan dişi organ. arkegonyofor (İng. archegoniophore) Bir tal taşıyan arkegonların bir dalı. arkegonyum (İng. archegonium) Genellikle şişe biçiminde, bir sıra verimsiz hücre tabakasıyla çevrilmiş boyun, karın kanal hücreleriyle yumurta hücresinden meydana gelmiş üreme organı.

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H 2.Radyoaktif izotoplar biyologları için önemlidir? Aşağıda radyoakif maddelerin kullanıldığı alanlar sıralanmıştır.bunlarla

Detaylı

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir.

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop:  Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir. Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Gözümüzle göremediğimiz çok küçük birimleri (canlıları, nesneleri vs ) incelememize yarayan alete mikroskop denir. Mikroskobu ilk olarak bir kumaş satıcısı

Detaylı

Solunum, genel anlamda canlı organizmada gaz değişimini ifade etmek için kullanılır.

Solunum, genel anlamda canlı organizmada gaz değişimini ifade etmek için kullanılır. SOLUNUM SİSTEMLERİ Solunum, genel anlamda canlı organizmada gaz değişimini ifade etmek için kullanılır. 1. Dış Solunum Solunum organlarıyla dış ortamdan hava alınması ve verilmesi, yani soluk alıp vermeye

Detaylı

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ Besin Zincirindeki Enerji Akışı Madde Döngüleri Enerji Kaynakları ve Geri Dönüşüm Hazırlayan; Arif Özgür ÜLGER Besin Zincirindeki Enerji Akışı Bütün canlılar yaşamlarını devam

Detaylı

A. TOHUMLU BİTKİLERİN TEMEL KISIMLARI

A. TOHUMLU BİTKİLERİN TEMEL KISIMLARI Bitkilerin Yapısı Biyoloji Ders Notları A. TOHUMLU BİTKİLERİN TEMEL KISIMLARI Karasal bitkiler iki organ sistemine sahiptir. Toprakların su ve mineral alınmasını sağlayan toprak altı kök sistemi ve gövde,

Detaylı

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ CEVAP 1: (TOPLAM 9 PUAN) 1.1: Eğer terleme ve su emilimi arasındaki ilişkide ortam sıcaklığının etkisini öğrenmek istiyorsa; deneyi aynı sayıda yaprağa sahip aynı tür

Detaylı

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI Dünyamızda o kadar çok canlı türü var ki bu canlıları tek tek incelemek olanaksızdır. Bu yüzden bilim insanları canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırmışlardır.

Detaylı

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ Ekosistem, birbiriyle ilişkili canlı ve cansız unsurlardan oluşur. Ekosistem, bu unsurlar arasındaki madde ve enerji dolaşımı ile kendini besler ve yeniler. Madde döngüsü

Detaylı

KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ

KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ Karbonun önemi Hücrenin % 70-95ʼ i sudan ibaret olup, geri kalan kısmın çoğu karbon içeren bileşiklerdir. Canlılığı oluşturan organik bileşiklerde karbon atomuna

Detaylı

www.benimdershanem.esy.es BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS HÜCRE

www.benimdershanem.esy.es BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS HÜCRE www.benimdershanem.esy.es Bilgi paylaştıkça çoğalır. BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS HÜCRE HÜCRE Hücre ya da göze, bir canlının yapısal ve işlevsel özellikler gösterebilen en küçük birimidir. Atomların molekülleri,

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI 4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI 1. Dünya mızın şekli neye benzer? Dünyamızın şekli küreye benzer. 2. Dünya mızın şekli ile ilgili örnekler veriniz.

Detaylı

Ekosistem Ekolojisi Yapısı

Ekosistem Ekolojisi Yapısı Ekosistem Ekolojisi, Ekosistemin Yapısı Ekosistem Ekolojisi Yapısı A. Ekoloji Bilimi ve Önemi Ekoloji canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan etkileşimlerini inceleyen bilim dalıdır. Günümüzde teknolojinin

Detaylı

Hücre canlının en küçük yapı birimidir.

Hücre canlının en küçük yapı birimidir. Hücre canlının en küçük yapı birimidir. Bitkilerde bulunan hücredir.bu hücrelerde hücre duvarı bulunduğundan hayvan hücresinden ayrılır. Hücre duvarı vardır. Kofulu büyük ve az sayıdadır. Şekli dikdörtgen

Detaylı

Görevi: Bütün vücut hücrelerinin içindeki ve dışlarındaki suyun düzenlenmesi, kalp ritmi, sinir uyarılarının ve kaskasılmalarının

Görevi: Bütün vücut hücrelerinin içindeki ve dışlarındaki suyun düzenlenmesi, kalp ritmi, sinir uyarılarının ve kaskasılmalarının İNORGANİK BİLEŞİKLER Su Asit Baz Tuz Mineraller SU Özellikleri Yüksek yüzey gerilimine sahiptir Yüksek özgül ısı nedeniyle sıcaklık değişimine karşı dirençlidir Yüksek buharlaşma ısısı nedeniyle soğutma

Detaylı

7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri

7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞĐMĐ 7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri Çalışma Yaprağı Konu Anlatımı-Değerlendirme çalışma Yaprağı- Çözümlü

Detaylı

EKOSİSTEMLERİN İŞLEYİŞİ. Veli&Sümeyra YILMAZ

EKOSİSTEMLERİN İŞLEYİŞİ. Veli&Sümeyra YILMAZ EKOSİSTEMLERİN İŞLEYİŞİ Belli bir bölgede yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim içinde bulunan canlılar (biyotik) ile bunların cansız çevrelerinin (abiyotik) oluşturduğu bütüne EKOSİSTEM denir. EKOSİSTEM

Detaylı

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir.

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. METABOLİZMA ve ENZİMLER METABOLİZMA Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. A. ÖZÜMLEME (ANABOLİZMA) Metabolizmanın yapım reaksiyonlarıdır. Bu tür olaylara

Detaylı

Ekosistem ve Özellikleri

Ekosistem ve Özellikleri Ekosistem ve Özellikleri Öğr. Gör. Özgür ZEYDAN http://cevre.beun.edu.tr/zeydan/ Ekosistem Belirli bir bölgede yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim halindeki canlılar (biyotik faktörler) ve cansız

Detaylı

ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri

ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri Ayrıca bitkilerin yapraklarına yeşil rengi de klorofil adı verilen bu yapılar verir. Besin Zinciri: - Aynı ekosistemde yaşayan canlıların

Detaylı

1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM

1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM 1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM 1 DNA (Deosiribo Nükleik Asit) Kalıtım maddesi hücre çekirdeğinde bulunur. Kalıtım maddesi iğ ipliği (Yumak) şeklinde bir görünümdedir. İğ ipliğindeki kalıtım maddesi

Detaylı

III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler

III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler MBG 111 BİYOLOJİ I 3.1.Karbon:Biyolojik Moleküllerin İskeleti *Karbon bütün biyolojik moleküllerin omurgasıdır, çünkü dört kovalent bağ yapabilir ve uzun zincirler

Detaylı

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ)

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ) TOPRAK Toprak esas itibarı ile uzun yılların ürünü olan, kayaların ve organik maddelerin türlü çaptaki ayrışma ürünlerinden meydana gelen, içinde geniş bir canlılar âlemini barındırarak bitkilere durak

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 27 KASIM 2014 Saat: 09.00

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 27 KASIM 2014 Saat: 09.00 T.C. 8. SIIF I. ÖEM ORTAK SIAVI KASIM 1 Saat: 9. FE VE TEKOLOJİ 1. Canlıların belirli çevre koşullarında yaşama ve üreme şansını artıran kalıtsal özellikleri sayesinde ortama uyum sağlamasına adaptasyon

Detaylı

www.demiraylisesi.com

www.demiraylisesi.com YÖNETİCİ MOLEKÜLLER C, H, O, N, P atomlarından meydana gelir. Hücrenin en büyük yapılı molekülüdür. Yönetici moleküller hücreye ait genetik bilgiyi taşır, hayatsal faaliyetleri yönetir, genetik bilginin

Detaylı

SİTOPLAZMA VE ORGANELLER

SİTOPLAZMA VE ORGANELLER SİTOPLAZMA VE ORGANELLER Sitoplazma, hücre iskeleti, organeller ve bunların içinde yer aldığı koyu kıvamlı sıvı kısımdan ( sitozol, sitoplazma) oluşur. ORGANELLER 1. Mitokondri 2. Plastitler 3. Ribozom

Detaylı

FEN LEVHALAR SETİ Malzeme Listesi

FEN LEVHALAR SETİ Malzeme Listesi FEN LEVHALAR SETİ Malzeme Listesi S.NO KOD ÜRÜN ADI MİKTARI 1 F0700 ATOM YERLEŞİM DÜZENİ ÖRNEKLERİ LEVHASI 1 ADET 2 F0701 BAŞKALAŞIM LEVHASI 1 ADET 3 F0702 BİTKİ VE HAYVAN HÜCRESİ LEVHASI 1 ADET 4 F0703

Detaylı

Materyal: Rosa sp. (gül; dikotil çiçek) ve Lilium sp. (zambak; monokotil çiçek)

Materyal: Rosa sp. (gül; dikotil çiçek) ve Lilium sp. (zambak; monokotil çiçek) KONU 10. ÜREME VE GELİŞME I. Bitki Hücrelerinde Üreme ve Gelişme: Materyal: Rosa sp. (gül; dikotil çiçek) ve Lilium sp. (zambak; monokotil çiçek) Yöntem: Rosa sp. ve Lilium sp. tam çiçeğinden alınan enine

Detaylı

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler EGZERSİZ VE KAN Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler Akciğerden dokulara O2 taşınımı, Dokudan akciğere CO2 taşınımı, Sindirim organlarından hücrelere besin maddeleri taşınımı, Hücreden atık maddelerin

Detaylı

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır.

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır. CANLILARDA ENERJİ Besinlerin Enerjiye Dönüşümü Besin öğeleri: Karbonhidratlar, yağlar, proteinler, vitaminler, mineraller Besin maddelerindeki bu öğelerin vücut tarafından kullanılabilmesi için sindirilmesi

Detaylı

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTENİN KONULARI Toprağın Oluşumu Fiziksel Parçalanma Kimyasal Ayrışma Biyolojik Ayrışma Toprağın Doğal Yapısı Katı Kısım Sıvı Kısım ve Gaz Kısım Toprağın Katmanları

Detaylı

00220 Gıda Biyokimyası

00220 Gıda Biyokimyası 00220 Gıda Biyokimyası Hazırlayan: Doç.Gökhan DURMAZ 00220 Gıda Biyokimyası-Şubat 2013 1 Bu notların hazırlanmasında aşağıdaki eserlerden yararlanılmıştır; Biyokimya, Engin Gözükara, Nobel Tip Kitabevi,

Detaylı

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.-

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- 1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- Biyokimya sözcüğü biyolojik kimya (=yaşam kimyası) teriminin kısaltılmış şeklidir. Daha eskilerde, fizyolojik kimya terimi kullanılmıştır. Gerçekten de Biyokimya

Detaylı

Organizmaların vücuduna desteklik yaparak kendilerine özgü şekillerinin oluşmasını sağlayan yapılara destekleyici yapılar denir.

Organizmaların vücuduna desteklik yaparak kendilerine özgü şekillerinin oluşmasını sağlayan yapılara destekleyici yapılar denir. İSKELET ve KAS SİSTEMLERİ İSKELET SİSTEMLERİ Organizmaların vücuduna desteklik yaparak kendilerine özgü şekillerinin oluşmasını sağlayan yapılara destekleyici yapılar denir. A. İSKELET ÇEŞİTLERİ Hayvanların

Detaylı

22.04.2015 MBG 112 BİYOLOJİ II BİTKİLERDE ÜREME VE BİYOTEKNOLOJİ YRD. DOÇ. DR. YELDA ÖZDEN. Döl almaşı

22.04.2015 MBG 112 BİYOLOJİ II BİTKİLERDE ÜREME VE BİYOTEKNOLOJİ YRD. DOÇ. DR. YELDA ÖZDEN. Döl almaşı MBG 112 BİYOLOJİ II BİTKİLERDE ÜREME VE BİYOTEKNOLOJİ YRD. DOÇ. DR. YELDA ÖZDEN Döl almaşı Angiospermlerde; Baskın döl sporofit, Gametofit indirgenmiş, Sporofit üreme yapısı olan çiçeği oluşturur. Ovaryum

Detaylı

MAĞARA OLUŞUMLARI Soda Tüpü Sarkıt Dikit Sütun

MAĞARA OLUŞUMLARI Soda Tüpü Sarkıt Dikit Sütun MAĞARA OLUŞUMLARI Soda Tüpü Soda tüpleri sarkıt oluşumlarının ilk hallerini gösterirler. İçleri boş ve uzun, genellikle saydam kalsit tüplerinden oluşan soda tüplerinin genişliği, içerisinde bulunan su

Detaylı

Kategori Alt Kategori Program İçeriği Kazanımlar Dersler Arası İlişki I. HAYATSAL OLAYLAR

Kategori Alt Kategori Program İçeriği Kazanımlar Dersler Arası İlişki I. HAYATSAL OLAYLAR 200 Kategori Alt Kategori Program İçeriği Kazanımlar Dersler Arası İlişki I. HAYATSAL OLAYLAR I.1. Genetik Mühendisliği ve Biyoteknoloji İnsan için önemli olan birçok ürünlerin üretimi biyoteknolojinin

Detaylı

BİTKİ TANIMA I. P E P 1 0 1 _ H 0 4 C h a m a e c y p a r i s l a w s o n i a n a ( L a v z o n Ya l a n c ı S e r v i s i ) Yrd. Doç. Dr.

BİTKİ TANIMA I. P E P 1 0 1 _ H 0 4 C h a m a e c y p a r i s l a w s o n i a n a ( L a v z o n Ya l a n c ı S e r v i s i ) Yrd. Doç. Dr. 1 BİTKİ TANIMA I Yrd. Doç. Dr. Taki DEMİR P E P 1 0 1 _ H 0 4 C h a m a e c y p a r i s l a w s o n i a n a ( L a v z o n Ya l a n c ı S e r v i s i ) C r y p t o m e r i a j a p o n i c a ( K a d i f

Detaylı

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın Hücre iletişimi Tüm canlılar bulundukları çevreden sinyal alırlar ve yanıt verirler Bakteriler glukoz ve amino asit gibi besinlerin

Detaylı

Sunum ve Sistematik. Bu başlıklar altında uygulamalar yaparak öğrenciye yorum, analiz, sentez yetisinin geliştirilmesi hedeflenmiştir.

Sunum ve Sistematik. Bu başlıklar altında uygulamalar yaparak öğrenciye yorum, analiz, sentez yetisinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: BİTKİLERİN YAPISI ALIŞTIRMALAR Bu başlık altında her bölüm kazanımlara ayrılmış, kazanımlar tek tek çözümlü temel alıştırmalar ve sorular ile taranmıştır. Özellikle bu kısmın

Detaylı

CANLI-CANSIZ KAVRAMLARI

CANLI-CANSIZ KAVRAMLARI CANLI-CANSIZ KAVRAMLARI Canlı organizmaların çoğunluğunu cansız yada inorganik nesnelerden ayırt etmek kolay ise de, bazı canlı formların canlı olup olmadıklarının anlaşılması güç olabilir. Bir bitki tohumu

Detaylı

Ayxmaz/biyoloji. Öğrencilerin sonuçlarına göre, katalaz hangi ph düzeyinde en iyi çalışır A) 1 B) 4 C) 7 D) 10 E) 14

Ayxmaz/biyoloji. Öğrencilerin sonuçlarına göre, katalaz hangi ph düzeyinde en iyi çalışır A) 1 B) 4 C) 7 D) 10 E) 14 1- Katalaz bitki ve hayvan dokularında bulunan bir enzimdir. Katalaz hücre solunumunda oluşan hidrojen peroksiti (bir toksin) su ve oksijen gazı haline dönüştürerek birikimini önlemeye yardımcı olur. 10

Detaylı

ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNİTE 6 : CANLILAR VE ENERJİ İLİŞKİLERİ

ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNİTE 6 : CANLILAR VE ENERJİ İLİŞKİLERİ ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNİTE 6 : CANLILAR VE ENERJİ İLİŞKİLERİ B FOTOSENTEZ : 1 Güneş Enerjisinin Dönüştürülüp Depolanması 2 Fotosentez Olayı (Karbondioksit Özümlemesi) 3 Fotosentez Hızını Etkileyen

Detaylı

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1. Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.5-2 m 2 ) Deri esas olarak iki tabakadan olu ur Üst deri (Epidermis)

Detaylı

Ekosistemi oluşturan varlıklar ve özellikleri

Ekosistemi oluşturan varlıklar ve özellikleri On5yirmi5.com Ekosistemi oluşturan varlıklar ve özellikleri Bir bölgedeki canlı varlıklarla cansız varlıkların oluşturduğu bütünlüğe ekosistem denir. Ekosistemdeki canlı ve cansız varlıklar birbiriyle

Detaylı

30. Çiçekli bir bitkinin yaþam döngüsü sýrasýnda döllenme sonrasý, zigot ilk olarak aþaðýdaki yapýlardan hangisini oluþturur?

30. Çiçekli bir bitkinin yaþam döngüsü sýrasýnda döllenme sonrasý, zigot ilk olarak aþaðýdaki yapýlardan hangisini oluþturur? 30. Çiçekli bir bitkinin yaþam döngüsü sýrasýnda döllenme sonrasý, zigot ilk olarak aþaðýdaki yapýlardan hangisini oluþturur? A) Tohum B) Meyve C) Polen D) Embriyo E) Yumurta 39. Çiçekli bitkilerin üremesinde

Detaylı

ÜNİTE 4:HAYVANLARDA KİMYASAL SİNYALLER

ÜNİTE 4:HAYVANLARDA KİMYASAL SİNYALLER ÜNİTE 4:HAYVANLARDA KİMYASAL SİNYALLER Hormon salgılayan bezler endokrin bez olarak adlandırılır.bu bezlerin salgıladıkları kimyasal maddeler kana verilir ve hormon adını alır.oysa ekzokrin bezlerin salgıladıkları

Detaylı

İşyerlerinde çalışanlarımızın sağlığını olumsuz yönde tehdit eden, üretimi etkileyen ve İşletmeye zarar veren toz, gaz, duman, buhar, sis, gürültü,

İşyerlerinde çalışanlarımızın sağlığını olumsuz yönde tehdit eden, üretimi etkileyen ve İşletmeye zarar veren toz, gaz, duman, buhar, sis, gürültü, TOZ İşyerlerinde çalışanlarımızın sağlığını olumsuz yönde tehdit eden, üretimi etkileyen ve İşletmeye zarar veren toz, gaz, duman, buhar, sis, gürültü, Termal Konfor gibi unsurlardan biriside Tozdur. Organik

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. ÜNİTE: HÜCRE, ORGANİZMA VE METABOLİZMA KONU ÖZETİ

Sunum ve Sistematik 1. ÜNİTE: HÜCRE, ORGANİZMA VE METABOLİZMA KONU ÖZETİ Sunum ve Sistematik 1. ÜNİTE: HÜCRE, ORGANİZMA VE METABOLİZMA KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu

Detaylı

BESİNLERİN ENERJİYE DÖNÜŞÜMÜ

BESİNLERİN ENERJİYE DÖNÜŞÜMÜ BESİNLERİN ENERJİYE DÖNÜŞÜMÜ Bir fabrikanın çalışması ve üretimi için nasıl işçilere ve makinalara ihtiyaç varsa canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için de enerjiye ihtiyaçları vardır. Enerji, bir

Detaylı

İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1: MİKROBİYOLOJİYE GİRİŞ...1 BÖLÜM 2: MİKROORGANİZMALARIN MORFOLOJİLERİ.13 BÖLÜM 3: MİKROORGANİZMALARIN HÜCRE YAPILARI...

İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1: MİKROBİYOLOJİYE GİRİŞ...1 BÖLÜM 2: MİKROORGANİZMALARIN MORFOLOJİLERİ.13 BÖLÜM 3: MİKROORGANİZMALARIN HÜCRE YAPILARI... İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1: MİKROBİYOLOJİYE GİRİŞ...1 1.1. Tanım ve Kapsam...1 1.2. Mikrobiyoloji Biliminin Gelişmesi...2 1.3. Mikroorganizmaların Hayatımızdaki Önemi...5 1.3.1. Mikroorganizmaların Yararları...5

Detaylı

Porsuk. Şube : Gymospermae Sınıf : Coniferae Takım : Taxoideae Familya : Taxaceae Cins : Taxus L. Tür : Taxus baccata L.

Porsuk. Şube : Gymospermae Sınıf : Coniferae Takım : Taxoideae Familya : Taxaceae Cins : Taxus L. Tür : Taxus baccata L. Porsuk Şube : Gymospermae Sınıf : Coniferae Takım : Taxoideae Familya : Taxaceae Cins : Taxus L. Tür : Taxus baccata L. Genel olarak 15-20 m boylanır. 2-2.5 m çap yapabilir. Yenice - Karakaya (Karabük)

Detaylı

ÖĞRENME ALANI : MADDE VE DEĞİŞİM ÜNİTE 4 : MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ

ÖĞRENME ALANI : MADDE VE DEĞİŞİM ÜNİTE 4 : MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ ÖĞRENME ALANI : MADDE VE DEĞİŞİM ÜNİTE 4 : MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ E BİLEŞİKLER VE FRMÜLLERİ (4 SAAT) 1 Bileşikler 2 Bileşiklerin luşması 3 Bileşiklerin Özellikleri 4 Bileşik Çeşitleri 5 Bileşik

Detaylı

A- LABORATUAR MALZEMELERİ

A- LABORATUAR MALZEMELERİ 1- Cam Aktarma ve Ölçüm Kapları: DENEY 1 A- LABORATUAR MALZEMELERİ 2- Porselen Malzemeler 3- Metal Malzemeler B- KARIŞIMLAR - BİLEŞİKLER Nitel Gözlemler, Faz Ayırımları, Isısal Bozunma AMAÇ: Karışım ve

Detaylı

Biyoloji sözlüğü. Organizmanın yaşam ortamındaki toprak, su, iklim, inorganik. maddeler gibi biyolojik olmayan faktörlerin tümü.

Biyoloji sözlüğü. Organizmanın yaşam ortamındaki toprak, su, iklim, inorganik. maddeler gibi biyolojik olmayan faktörlerin tümü. Biyoloji sözlüğü -A- Organizmanın yaşam ortamındaki toprak, su, iklim, inorganik maddeler gibi biyolojik olmayan faktörlerin tümü. Belirli çevre koşullarında canlının yaşama ve üreme şansını arttıran kalıtsal

Detaylı

Bio 103 Gen. Biyo. Lab. 1

Bio 103 Gen. Biyo. Lab. 1 GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI 4. Laboratuvar: KAN DOKU Kan dokusunun görevleri 1 Kan dokusunun yapı elemanları 2 Kan grupları 12 İnce yayma kan preparatı tekniği 15 1. GİRİŞ Kan doku, atardamar, toplardamar

Detaylı

MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA OKULLARI 10. SINIF BİYOLOJİ DERSİ YAZ TATİLİ EV ÇALIŞMASI

MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA OKULLARI 10. SINIF BİYOLOJİ DERSİ YAZ TATİLİ EV ÇALIŞMASI 2014 2015 MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA OKULLARI 10. SINIF BİYOLOJİ DERSİ YAZ TATİLİ EV ÇALIŞMASI Ödevin Veriliş Tarihi: 12.06.2015 Ödevin Teslim Tarihi: 21.09.2015 1. Bir canlının mitoza hazırlanan hücresinde

Detaylı

07.11.2014. Fetus Fizyolojisi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı

07.11.2014. Fetus Fizyolojisi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 8.Hafta ( 03-07 / 11 / 2014 ) FETUS FİZYOLOJİSİ 1.Embriyonun Gelişmesi 1.) Plasenta 2.) Amnion Kesesi ve Amnion Sıvısı Slayt No: 9 1.) EMBRİYONUN GELİŞMESİ

Detaylı

Doğal Su Ekosistemleri. Yapay Su Ekosistemleri

Doğal Su Ekosistemleri. Yapay Su Ekosistemleri Okyanuslar ve denizler dışında kalan ve karaların üzerinde hem yüzeyde hem de yüzey altında bulunan su kaynaklarıdır. Doğal Su Ekosistemleri Akarsular Göller Yer altı su kaynakları Bataklıklar Buzullar

Detaylı

KANALİZASYONLARDA HİDROJEN SÜLFÜR GAZI OLUŞUMU SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ

KANALİZASYONLARDA HİDROJEN SÜLFÜR GAZI OLUŞUMU SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ KANALİZASYONLARDA HİDROJEN SÜLFÜR GAZI OLUŞUMU SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ Bu Çalışma Çevre Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sayın Prof. Dr. Mustafa Öztürk tarafından 2006 yılında yapılmıştır. Orijinal

Detaylı

YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ BİYOLOJİ

YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ BİYOLOJİ YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ BİYOLOJİ SORU 1: A türüne ait bir bitki (Yaprakları koparılmış) B türüne ait bir bitki (Yapraklı) cam fanus cam fanus su su Ortam sıcaklığı 10 C Ortam sıcaklığı 25 C Bir araştırmacı,

Detaylı

KILAVUZ SORU ÇÖZÜMLERİ Fen ve Teknoloji

KILAVUZ SORU ÇÖZÜMLERİ Fen ve Teknoloji MİTOZ -. Ünite 6. Deniz yıldızının kopan parçasının yenilenmesi (onarım), ağaç gövdesinin büyümesi (büyüme) ve zigotun embriyoya dönüşmesi mitoz bölünme ile gerçekleşirken insanlarda yumurta hücresinin

Detaylı

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hayvan Beslemede Vitamin ve Minerallerin Önemi Vitaminler, çiftlik hayvanlarının, büyümesi, gelişmesi, üremesi, kısaca yaşaması ve verim vermesi için gerekli metabolik

Detaylı

ANNELIDA. (Halkalı kurtlar) İÜ SÜFAK SUUM2038 SU OMURGASIZLARI DERSİ Prof. Dr. Bayram ÖZTÜRK

ANNELIDA. (Halkalı kurtlar) İÜ SÜFAK SUUM2038 SU OMURGASIZLARI DERSİ Prof. Dr. Bayram ÖZTÜRK ANNELIDA (Halkalı kurtlar) İÜ SÜFAK SUUM2038 SU OMURGASIZLARI DERSİ Prof. Dr. Bayram ÖZTÜRK ANNELIDA (Halkalı kurtlar) Vücutları, vücut boyunca devam eden, birbirinin benzeri bölümlerden (segment) oluşmuştur

Detaylı

www.kanatlibilgi.com

www.kanatlibilgi.com www.kanatlibilgi.com TAVUK EMBRİYOSUNUN GÜNLÜK GELİŞİM SAFHALARI Kaynak: Dr Stephan WARIN, DVM, Avian Business Unit. CEVA Santé Animale, La Ballastiere, BP 126, 33501 Libourne Cedex, France Çeviren: Barbaros

Detaylı

A) 1 250 B) 5 000 C) 10 000 D) 8 000. A) Yalnız I. B) I, II C) I, III D) I, II, III

A) 1 250 B) 5 000 C) 10 000 D) 8 000. A) Yalnız I. B) I, II C) I, III D) I, II, III 1) Bir gemiden deniz dibine gönderilen sesin yankısı 8 saniye sonra duyulmaktadır. Sesin sudaki hızının saniyede 1250 m olduğu bilindiğine göre denizin derinliği kaç metredir? A) 1 250 B) 5 000 C) 10 000

Detaylı

Doğada yaşayan canlıların tamamı hücrelerden oluşmuştur. Canlılardan bazıları tek bir

Doğada yaşayan canlıların tamamı hücrelerden oluşmuştur. Canlılardan bazıları tek bir CANLILIK HÜCREYLE BAŞLAR 1- Canlıların Ortak Özellikleri : Çevremizdeki varlıklar canlı ve cansız varlıklar olarak iki grupta toplanırlar. Cansız varlıklar katı, sıvı ve gaz halindeki maddelerden oluşur.

Detaylı

A. EġEYĠN BELĠRLENMESĠ

A. EġEYĠN BELĠRLENMESĠ Modern Genetik Biyoloji Ders Notları A. EġEYĠN BELĠRLENMESĠ Bazı omurgasız hayvanlarda ve tam çiçek bulunduran bitkilerin büyük çoğunluğunda hem dişi hem de erkek organ birlikte bulunur. Bazı canlılarda

Detaylı

HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ EĞĐTĐM FAKÜLTESĐ ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME

HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ EĞĐTĐM FAKÜLTESĐ ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ EĞĐTĐM FAKÜLTESĐ KĐMYA ÖĞRETMENLĐĞĐ ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME 8. SINIF FEN VE TEKNOLOJĐ DERSĐ 3. ÜNĐTE: MADDENĐN YAPISI VE ÖZELLĐKLERĐ KONU: BAZLAR ÇALIŞMA YAPRAĞI

Detaylı

GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI (Zooloji) 1. Laboratuvar: Hayvan Sistematiği, Simetriler, Vücut Yönleri, Kesitler

GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI (Zooloji) 1. Laboratuvar: Hayvan Sistematiği, Simetriler, Vücut Yönleri, Kesitler B i y o 1 0 3. 0 1 G e n. B i y o. L a b. ( Z o o l o j i ) 1 GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI (Zooloji) 1. Laboratuvar: Hayvan Sistematiği, Simetriler, Vücut Yönleri, Kesitler Sistematik ve taksonomi nedir?...

Detaylı

2. Kanun- Enerji dönüşümü sırasında bir miktar kullanılabilir kullanılamayan enerji ısı olarak kaybolur.

2. Kanun- Enerji dönüşümü sırasında bir miktar kullanılabilir kullanılamayan enerji ısı olarak kaybolur. Enerji Dönüşümleri Enerji Enerji; bir maddeyi taşıma veya değiştirme kapasitesi anlamına gelir. Enerji : Enerji bir formdan diğerine dönüştürülebilir. Kimyasal enerji ;moleküllerinin kimyasal bağlarının

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III 1: DİYABET...1 Diabetes insipedius...2 Diabetes mellitus...2 Diyabetin Etkileri...3 Belirtiler...4 Nedenler...4 Tedavi...4 Bitkilerin Rolü...5 Tıbbi Faydaları...6 2: KARACİĞER

Detaylı

BAL TANIMI BALIN BİLEŞİMİNİ OLUŞTURAN MADDELER

BAL TANIMI BALIN BİLEŞİMİNİ OLUŞTURAN MADDELER BAL TANIMI Bal, Türk Gıda Kodeksi 2000/39 sayılı Bal Tebliğinde "Bal; bal arılarının çiçek nektarlarını, bitkilerin veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra, kendine

Detaylı

Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya

Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya Outline (İzlence) 1. Hafta Biyokimya Nedir? Organizmadaki Organik Bileşiklerin Yapısı. 2. Hafta Enerji Sistemleri 3. Hafta

Detaylı

Sınav : FEN BİLGİSİ ÖĞ. Yarışma Sınavı. 4 Levha halindeki bir metal tel haline getirildiğinde; A ) Yalnız II B ) C ) D ) E ) A ) B ) C ) D ) A )

Sınav : FEN BİLGİSİ ÖĞ. Yarışma Sınavı. 4 Levha halindeki bir metal tel haline getirildiğinde; A ) Yalnız II B ) C ) D ) E ) A ) B ) C ) D ) A ) 1 I. Yapılarında tek cins molekül veya atom bulunur. II. Belirli sıcaklıkta erirler. III. yrımsal damıtma ile ayrılabilirler. Yukarıdaki özelliklerden hangisi/hangileri saf maddeler için doğrudur? Yalnız

Detaylı

P E P 1 0 1 _ H 0 5 C

P E P 1 0 1 _ H 0 5 C Yrd. Doç. Dr. Taki DEMİR BİTKİ TANIMA I P E P 1 0 1 _ H 0 5 C u p r e s s u s s e m p e r v i r e n s ( A d i s e r v i - A k d e n i z s e r v i s i ) C u p r e s s u s a r i z o n i c a ( A r i z o n

Detaylı

Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Koku alma organıdır.

Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Koku alma organıdır. Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Koku alma organıdır. Burun boşluğu iki delikle dışarı açılır. Diğer taraftan

Detaylı

1. B HÜCRELER N YAPISI... 1 2. ENZ MLER VE LEVLER ... 19

1. B HÜCRELER N YAPISI... 1 2. ENZ MLER VE LEVLER ... 19 İÇİNDEKİLER 1. BİTKİ HÜCRELERİNİN YAPISI... 1 1.1. BİTKİ HÜCRELERİ VE YAPISI... 1 1.1.1. Meristematik Bitki Hücresi... 2 1.1.2. Olgun Bitki Hücresi... 3 1.1.3. Odunsu Bitki Hücresi... 4 1.1.4. Otsu Bitki

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

2- Bileşim 3- Güneş İç Yapısı a) Çekirdek

2- Bileşim 3- Güneş İç Yapısı a) Çekirdek GÜNEŞ 1- Büyüklük Güneş, güneş sisteminin en uzak ve en büyük yıldızıdır. Dünya ya uzaklığı yaklaşık 150 milyon kilometre, çapı ise 1.392.000 kilometredir. Bu çap, Yeryüzünün 109 katı, Jüpiter in de 10

Detaylı

İnsanda Destek ve Hareket Sistemi

İnsanda Destek ve Hareket Sistemi İnsanda Destek ve Hareket Sistemi A. HAYVANLARDA DESTEK VE HAREKET Canlı vücuduna desteklik görevi yapan, vücudun çeşitli kısımlarını koruyan ve hareketi sağlayan sisteme destek ve hareket sistemi denir.

Detaylı

ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK

ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK ÜNİTENİN KONULARI Toprak Nedir? Toprağın Tanımı Toprağın İçindeki Maddeler Toprağın Canlılığı Toprak Neden Önemlidir? Toprağın İnsanlar İçin Önemi Toprağın Hayvanlar İçin Önemi

Detaylı

ayxmaz/lisebiyoloji.com

ayxmaz/lisebiyoloji.com Adı/Soyadı: Sınıf/No: / Fotosentez İnceleme Çalışma 1. Verilen terimleri kullanarak aşağıdaki ifadeleri tamamlayın. A.Terimler: Klorofil, Kloroplast, Mavi ve kırmızı ışık dalgalarının,yeşil ışık dalgalarının,

Detaylı

Dryocosmus kuriphilus(kestane gal arısı)sürvey Talimatı. Dryocosmuskuriphilus(Yasumatsu) (Kestane gal arısı)

Dryocosmus kuriphilus(kestane gal arısı)sürvey Talimatı. Dryocosmuskuriphilus(Yasumatsu) (Kestane gal arısı) Dryocosmus kuriphilus(kestane gal arısı)sürvey Talimatı Zararlı Organizma Dryocosmuskuriphilus(Yasumatsu) (Kestane gal arısı) Sınıf: Insecta Takım: Hymenoptera Familya:Cynipidae Tanımı Konukçuları Zarar

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

Bir çiftin dört çocuğunun kan grubu yukarıdaki gibidir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi anne ve babanın kan gruplarından olamaz?

Bir çiftin dört çocuğunun kan grubu yukarıdaki gibidir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi anne ve babanın kan gruplarından olamaz? 4) İnsanlarda kahverengi gözlülük yeşil gözlülüğe baskındır.aşağıda verilen göz genotiplerinden hangisine sahip olan aileden, yeşil gözlü çocuk olma ihtimali yoktur? 1) Himalaya tavşanı, tüyü kazınıp buz

Detaylı

1.2)) İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ

1.2)) İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 9.Hafta ( 10-14 / 11 / 2014 ) 1.)İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ 2.) İLAÇLARIN VERİLİŞ YOLLARI VE ETKİSİNİ DEĞİŞTİREN FAKTÖRLER Slayt No : 13 1.2)) İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ

Detaylı

A) Her ikisi de doğru bilgidir. B) 1. doğru, 2. yanlış bilgidir. C) 1. yanlış, 2. doğru bilgidir. D) Her ikisi de yanlış bilgidir. 5.

A) Her ikisi de doğru bilgidir. B) 1. doğru, 2. yanlış bilgidir. C) 1. yanlış, 2. doğru bilgidir. D) Her ikisi de yanlış bilgidir. 5. SINIF Mitoz - Mayoz Bölünme TEST. Mitoz bölünme, çekirdek bölünmesi ile başlar ve birbirini takip eden evrelerle devam eder. 4. Aşağıda mayoz bölünmenin özellikleriyle ilgili bilgiler veriliyor.. Bir ana

Detaylı

Özofagus Mide Histolojisi

Özofagus Mide Histolojisi Özofagus Mide Histolojisi Sindirim kanalını oluşturan yapılar Gastroıntestınal kanal özafagustan başlayıp anüse değin devam eden değişik çaptaki bir borudur.. Ağız, Farinks (yutak), özafagus(yemek borusu),

Detaylı

SU ve ÇEVRENİN CANLILAR İÇİN UYGUNLUĞU

SU ve ÇEVRENİN CANLILAR İÇİN UYGUNLUĞU SU ve ÇEVRENİN CANLILAR İÇİN UYGUNLUĞU Suyun polaritesinin etkileri Su molekülünün polar olması hidrojen bağlarının oluşmasına neden olur. 2 Su molekülü Oldukça basit yapılıdır. Tekli bağla bağlı olup

Detaylı

LYS 2 ÖZ-DE-BÝR YAYINLARI BÝYOLOJÝ DENEME SINAVI. 2. Otsu bitkilerde, ÜNÝVERSÝTE HAZIRLIK

LYS 2 ÖZ-DE-BÝR YAYINLARI BÝYOLOJÝ DENEME SINAVI. 2. Otsu bitkilerde, ÜNÝVERSÝTE HAZIRLIK LS 2 ÜNÝVERSÝTE HAIRLIK Ö-DE-BÝR AINLARI BÝOLOJÝ DENEME SINAVI A Soru sayýsý: 0 anýtlama süresi: 5 dakika Bu testle ilgili yanýtlarýnýzý optik formdaki Biyoloji bölümüne iþaretleyiniz. Doðru yanýtlarýnýzýn

Detaylı

-...sentezlenemezse; - ortamda... birikir. - ortamda... oluşmadığından

-...sentezlenemezse; - ortamda... birikir. - ortamda... oluşmadığından 2014 2015 MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA OKULLARI 9. SINIF BİYOLOJİ DERSİ YAZ TATİLİ EV ÇALIŞMASI Ödevin Veriliş Tarihi:12.06.2015 Ödevin Teslim Tarihi: 21.09.2015 1.Aşağıda verilen özelliklerden hangisi canlılarda

Detaylı

OKULDA KİMYA KAĞIT. Kağıdın ana maddesi doğal bir polimer olan selülozdur.

OKULDA KİMYA KAĞIT. Kağıdın ana maddesi doğal bir polimer olan selülozdur. OKULDA KİMYA KAĞIT Kağıdın ana maddesi doğal bir polimer olan selülozdur. Selüloz bitkilerin gövde ve yapraklarında bol bulunur, bu nedenle kağıt çoğunlukla ağaç gövdelerinden üretilir. Kağıt üretimi:

Detaylı

Bunları Biliyor musunuz? MİTOZ

Bunları Biliyor musunuz? MİTOZ MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

Mikrobiyal Gelişim. Jenerasyon süresi. Bakterilerde üreme eğrisi. Örneğin; (optimum koşullar altında) 10/5/2015

Mikrobiyal Gelişim. Jenerasyon süresi. Bakterilerde üreme eğrisi. Örneğin; (optimum koşullar altında) 10/5/2015 Mikrobiyal Gelişim Tek hücreli organizmalarda sayı artışı Bakterilerde en çok görülen üreme şekli ikiye bölünmedir (mikroorganizma sayısı) Çok hücreli organizmalarda kütle artışı Genelde funguslarda görülen

Detaylı

FOTOSENTEZ C 6 H 12 O 6 + 6 O 2. Fotosentez yapan canlılar: - Bitkiler - Mavi yeşil algler - Bazı bakteriler - Bazı protistalar. Glikoz IŞIK KLOROFİL

FOTOSENTEZ C 6 H 12 O 6 + 6 O 2. Fotosentez yapan canlılar: - Bitkiler - Mavi yeşil algler - Bazı bakteriler - Bazı protistalar. Glikoz IŞIK KLOROFİL Fotosentez FOTOSENTEZ Işık enerjisinin kullanılarak organik bileşiklerin üretilmesidir. Yeşil yapraklı bitkilerin inorganik maddelerden (H 2 O, CO 2 ), ışık enerjisi ve klorofil yardımı ile organik besin

Detaylı

FİZYOLOJİYE GİRİŞ Fizyoloji nedir? Doç.Dr.Mitat KOZ Fizyoloji? Fizyoloji Canlıyı oluşturan yapıların ve organların fonksiyonlarını ve bu fonksiyonların nasıl yerine geldiklerini inceleyen bir bilimdir.

Detaylı

Juglans (Cevizler), Pterocarya (Yalancı cevizler), Carya (Amerikan cevizleri)

Juglans (Cevizler), Pterocarya (Yalancı cevizler), Carya (Amerikan cevizleri) JUGLANDACEAE 6-7 cinsle temsil edilen bir familyadır. Odunları ve meyveleri bakımından değerlidir. Kışın yaprağını döken, çoğunlukla ağaç, bazıları da çalı formundadırlar. Yaprakları tüysü (bileşik) yapraklıdır.

Detaylı

BADEM YETİŞTİRİCİLİĞİ

BADEM YETİŞTİRİCİLİĞİ BADEM YETİŞTİRİCİLİĞİ Badem Anadolu nun en eski meyve türlerinden birisidir. Ancak ülkemizde bademe gerekli önem verilmemekte, genellikle tarla kenarlarında sınır ağacı olarak yetiştirilmektedir. Ülkemizde

Detaylı

Ekmeklik Buğdayda Başak

Ekmeklik Buğdayda Başak Ekmeklik Buğdayda Başak Ekmeklik Buğdayda Başak Ekmeklik Buğdayda Başak Ekmeklik Buğdayda Başak SARIPAS SARIPAS SARIPAS Çavdar ve Bezelye Ekili Tarla Buğday tarlası Yulafta Salkım Serin İklim

Detaylı