HAKLARIMIZ Ç N B RLEfiEL M!

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "HAKLARIMIZ Ç N B RLEfiEL M!"

Transkript

1 *192101* Ayl k Siyasi Gençlik Dergisi * Say : *fiubat 2008 *Fiyat : 1 YTL * ISSN: HAKLARIMIZ Ç N B RLEfiEL M! Söz ve karar hakk için harekete geçelim, örgütlenme özgürlü ünü savunal m! Kim bedavac? Sayfa 6 Perde arkas de il art k, perdenin önü gayet müsait Sayfa 8 Gençler kimlikler... Sayfa 10 Yüksekö retimde emperyalist rekabet ve e itimde sektörleflmeye do ru Sayfa Dosya 2 Mart ta Ankara day z! Genç Kad n Buluflmas - Köleye köle olmak... - Üniversitede kad n olmak... - Liseli kad n korunmaya muhtaç de ildir... - Emekçi kad n z özgürlük istiyoruz! - Medyan n kad na verdi i özgürlük Sayfa SYAN Gerçek sorunlar m z dillendirelim! Sayfa 3 GENÇL E NOTLAR Kime k z yoruz? Sayfa 11 Dengê Ciwanê Ellerini Kürt halk n n kan na bulayanlar n söyleyecek sözleri yoktur Sayfa 12 KOLEKT F N SES Söz ve karar hakk m z için örgütlenelim! Sayfa 16-17

2 Merhabalar, SUNU 2 Mart ta Ankara da örgütleyece imiz YDG Genç Kad n Buluflmas öncesinde yay nlad m z bu say m zda Buluflma n n içeri ini zenginlefltirece ini düflündü ümüz yaz lara yer veriyoruz. Yaz lar n derli toplu halde okunabilmesi aç s ndan dergi sayfalar m zda da de ifliklikler yapt k. Gençli e Notlar 11. sayfaya al rken, Bellek ve Komünist Ustalar köflelerine yer veremedik. Dergimizi yay na haz rlarken Ufuk ve Özgür Okul köflelerimiz elimize ulaflmad ndan kaynakl bu köflelere de yer veremiyoruz. Bununla birlikte özellikle genç kad n konusu ile ilgili olarak genel hatlar yla kad n sorunundan emekçi ve ö renci kad na ve medyan n kad n n metalaflt r lmas nda üstlendi i misyondan kad n sorununa de inen öykülere ve kültür-sanat sayfas na kadar çeflitli yaz lara yer verdik. Yine, Buluflma da tart fl lacak bir konu olarak YDG Kad n Komisyonlar n n kuruluflu, iflleyifli ve ilkeleri üzerine de bir taslak programla da karfl laflacaks n z. Bu program n incelenerek öneri ve elefltirilerin netlefltirilmesi Buluflma da etkili bir program ç karmada bize yard mc olacakt r. Konunun kapsam düflünüldü ünde bu yaz larla beraber daha farkl konularda da yaz lara ihtiyaç oldu u aç kt r. Feminist hareketin elefltirisinden alternatifimiz olan devrimci demokratik kad n hareketi anlay fl m za, Kürt kad - n ndan tar m iflçisi kad n n sorunlar na, törelerin, geleneklerin ve yasalar n etkisinden enseste ve cinsellikle ilgili tabu ve yaklafl mlara, zindanlarda kad nlar n mücadelesinden ülkemizde ve dünyada kad n hareketinin durumuna, örgütlü kad nlar n yaflamlar ndan örgüt içinde ataerkil-cinsiyetçi yaklafl mlar n deflifrasyonuna, kad na yönelik fliddetten özellikle devlet ve aile-içi fliddete kadar sayabilece imiz birçok konuda araflt rmalara ihtiyaç bulunmaktad r. Dergimizde yer verdi imiz yaz larda bu konular n hepsi hakk nda de iniler bulunsa da yaz lar genellikle bafll klar ndaki konulara odakland ndan kaynakl eksik kalan noktalar n olabilece i aç kt r. Bu konular hakk nda araflt rma ve inceleme çal flmalar yaparak Buluflma da sunumlar haz rlamak ve dergimizin önümüzdeki say lar nda yer vermek yararl olacakt r. Dergimizin gençlik dergisi olmas ve sayfa say s n n s n rl olmas nedeniyle genç kad n gibi çok kapsaml bir konunun birkaç yaz ile detayland r lmas mümkün de ildir. Ancak buna karfl n yay nlad m z yaz lar n genel bir anlay fl birli i sa layaca n da düflünüyoruz. Ülkemizde faflizmin yaratt gerçeklik halk m z n tüm kesimlerinin çok ciddi sorunlarla u raflt n ve önemli talepleri ba r nda tafl d n göstermektedir. Geneldeki yoksulluk ve otoriter yönetimin alt bafll klar n s ralad m zda iflçi, ö renci, köylü, kad n, genç, yafll, Kürt, Laz, Ermeni, Alevi vd kesimlere dahil olanlarla ilerici, demokratik, devrimci düflüncelere sahip olan kitlelerin üzerinde bask ve yasaklar n fazlal n, bu bask lar n yaratt sorunlar n boyutlar n görmekteyiz. Tüm bu sorunlar ise kapsaml bir çözümü, özcesi devrime olan ihtiyac bize tüm yak c l yla göstermektedir. Demokrasinin olmad, devlet otoritesinin bask ve yasaklar n n hüküm sürdü ü ülkemizde halk m z n farkl kesimlerinin örgütlülüklerinin yetersiz olmas, örgütlenmenin önünde türlü engel, yasak ve bask lar n bulunmas halk m z n kendi sorunlar n ifade etmesinde, çözümler bulmas nda, birleflmesinde, birli in ve dayan flman n güzelli ini yaflamas nda ve kendi gücünün fark na varmas nda yetersiz kal nmas - na sebep olmaktad r. Bu gerçeklik içinde Kürt halk n n operasyonlara karfl gösterdi i tepki, Alevilerin inançlar na ve ö retilerine yönelik asimilasyon ve inkar çabalar na karfl durufllar, Tekel iflçilerinin ülkenin dört bir yan nda gerçeklefltirdi i eylemler, SSGSS ye karfl artan tepkiler halk n birli e ve harekete geçmeye olan e ilimini de göstermektedir. Bu e ilim sa l kta, e itimde sald r yasalar - n n hayat bulmas yla, ekonomik krizin daha belirgin hale gelmesiyle birlikte daha da güçlenecektir. Bu anlamda halk m z n farkl kesimlerinin özgün sorunlar na e ilmek, ö renmek, diyalog kurmak, birleflmek ve harekete geçmek, halk m z n örgütlenmesinin önündeki engellere yönelik vurulan her darbeyi sahiplenmek, söz ve karar hakk m z, demokratik bir ülke talebimizi hayk rmak bu dönemde oldukça önemlidir. Dergimizde ayr ca son dönemde YÖK Baflkan n n, hükümet yetkililerinin ve çeflitli ayd nlar n paral e itim üzerine sarf etti i sözler hakk nda da inceleme ve de erlendirme yaz lar na yer veriyoruz. Herkesin üniversiteli olmas gerekmedi ini, e itimin paral olaca n söyleyen YÖK Baflkan n n ard ndan kapal mikrofonundan yapt konuflmada koflullar n uygun oldu unu, art k üniversite reformunun gündeme gelebilece ini belirten bakanla müsteflar n yaklafl m na ve bu politikalara efllik eden çeflitli yazarlar n paral e itimi savunan makalelerine ard ard - na denk gelmekteyiz. Mesela sadece paral e itim olarak görülse de ülkemizde özel üniversite açmak için s raya giren Avrupal büyük flirketlerin ve AB nin de bask s yla çok daha kapsaml bir proje gündeme gelmektedir. Son dönemde medyada bu konuda sayfalarca yaz lar n yaz lmas, sahte ö renci örgütlenmelerinin kurulup gündeme getirilmesi tesadüf de ildir. Büyük bir sald r n n ön haz rl niteli indedir. Bizler YDG olarak uzun süredir bu sald r n n kapsam n deflifre etmeye, sald r lar n boyutu, kapsam hakk nda kamuoyunu bilgilendirmeye çal - fl yoruz. Biliyoruz ki bu sald r yla birlikte sadece e itimin paral olmas hedeflenmemektedir, e itimin yeniden yap - land r lmas yla birlikte sermayeyle daha fazla bütünleflmifl, zaten iyice güdük kalan bilim ve e itim yönü yok edilmifl bir üniversite yarat lacak ve gençli in e itim ve mesleki haklar dolay s yla gelece i gasp edilecektir. Bu nedenle sadece YÖK Baflkan - n n veya Maliye Bakan n n pervas z aç klamalar n teflhirle yetinmemeli, daha kapsaml ve etkili çal flmalar gündemimize almal y z. Bu noktada öncelikle gençlerin bulundu u çeflitli akademik, demokratik, kültürel kitle örgütlerinde konunun gündemleflmesi için çal flmak, yayg n ve planl bir ajitasyon çal flmas yapmak, tüm ilerici kesimleri bir araya getirip ortak flekilde harekete geçmek için emek harcamak ve ö rencilerin birli i, dayan flmas için-söz ve karar hakk için örgütlenmesinin önündeki engelleri kald rma hedefli, örgütlenmeye olan ihtiyac gösteren faaliyetler haz rlamak yararl olacakt r. Bu do rultuda Bahar dönemindeki çal flmalar m za fl k tutacak bir yaz ya Kolektifin Sesi bölümünde yer veriyoruz. Ülke gündemi çok yo un bir flekilde yaflanmaktad r. Her gün iflçilerin, Kürtlerin, Alevilerin, emekçilerin eylemlerine denk geliyoruz. Egemen s - n flar n farkl ç kar gruplar n n aralar ndaki çeliflkilerin keskinleflti ini görüyoruz. Devletin uluslararas ve ulusal alanda politikalar n n alt n n sa lam olmad n, yapt ittifaklar n güçsüz, att ad mlar n yetersiz oldu unu, politik krize efllik eden ekonomik kriz korkusunun ayyuka ç kt n görüyoruz. Koflullar n lehimize olan yanlar n n geliflti ini fark ediyoruz. Bu anlamda uzun vadede sistemin zay fl n ve çaresizli ini görmek fakat k sa vadede sald r lar n ve planlar n ciddiyetinin bilinciyle dikkatli ve hareketli olmam z gerekmektedir. Koflullar iyi analiz edebilir ve do ru ad mlar atabilirsek, halk n gerçek sorunlar n gündeme al r, coflkulu bir flekilde hareket edersek güçlü ve sa lam bir örgütlenme infla etmede büyük olanaklarla karfl - laflaca m za eminiz. UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY LTD. fit Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A a Mah. mam Murat Sok. No: 8/1 Aksaray-Fatih/ STANBUL Tel: (0212) FAKS: (0212) Sahibi ve Yaz iflleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Bask : Yön matbaac l k Tel: (0212) Da t m: YAY-SAT ISSN Yeni Demokrat Gençlik in adresleri: BÜROLAR KARTAL: STASYON CAD. DÖRTLER APT. NO: 4/2 KARTAL, TELEFAKS: (0216) ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI fihani NO:11 KAT:3 DA RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) Cep: ZM R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TEL: (0232) Cep: MALATYA: SMET YE MAHALLES, N YAZ M SR CAD., ERSOY APT. NO: 9 TEL: (0422) Cep: ERZ NCAN: ORDU CAD. ORDU fihani KAT:3 TEL: (0 446) CEP: BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) Cep: MERS N: S L FKE CAD. ÇAVDARO LU fihani KAT: 3 NO: 118 MERS N CEP: AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR DUISBURG-ALMANYA TEL: FAKS: BANKA HESAP NUMARALARI Selma fiahin Ziraat Bankas stanbul/aksaray fiubesi Euro Hesab : TL Hesab : CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY!

3 GERÇEK SORUNLARIMIZI D LLEND REL M! Son günlerin en fazla tart fl lan konusu kuflkusuz AKP hükümetinin MHP yi de arkas na alarak ç karmaya çal flt türban yasas. Gerek türban tart flmalar n n bu döneme rastlam fl olmas gerekse de konu hakk nda bu kadar f rt na kopar lmas elbette ki tesadüf de ildir. AKP nin henüz 2002 y l nda seçim vaadi olan türban meselesinin aradan 5 sene geçtikten sonra devreye sokulmas da bu durumun adeta bir kan t gibi durmaktad r. Daha henüz ilk günlerinden nas l zorlu bir y l olaca belli olan 2008 senesinin, emekçilere daha fazla bask ve gelir kayb getirece i ortadad r. Birbiri ard na yap lan zamlar ve Genel Sa l k Sigortas Yasa Tasar s n n halk üzerinde yarataca tahribat n boyutu görülmeyecek gibi de il. Bahsi geçen sorunlara karfl oluflan öfkenin bertaraf edilebilmesi için gündemin tali bir yöne kayd r lmas konusunda kendinden öncekilerinin gösterdi i baflar y AKP hükümetinin de gösterdi ine böylece tan k olmaktay z. Elbette ki insanlar k l k ve k yafetlerine göre de erlendiren, daha do rusu bunu sistem sorunu haline getiren, türban nedeniyle sistemin y k labilece ini lanse edenlerin asl nda neyi örtmeye çal flt klar ortadad r. Her geçen gün artan iflsizli e, yükselen ekonomik krize, ç kar lan gasp yasalar na, ifl kazalar na (cinayetlerine) sessiz kalmam z ve srarla türban tart flmam z isteniyorsa bunun olmayaca n, bu oyunun tutmayaca n flimdiden prati imizle kan tlamam z gerekmektedir. Özellikle GSS ye karfl emekçilerin son dönemde artan tepkisi dikkat çekicidir. En temel insan haklar ndan birisi olan sa l k hakk n n kademe kademe tasfiyesini öngören bu yasaya karfl emekçilerin eylemler örgütledi ini görmekteyiz. Bunun yan nda yine birçok ifl kolunda devam eden direnifller de mutlaka duyarl olmam z gereken konular n bafl nda gelmektedir. TE- KEL ve deri iflçilerinin direniflleriyle egemenlerin iflçilere yönelik bask lar srarla kapat lmaya çal fl lmakta ve gündem d fl na itilmektedir. Buna ra men emekçilerin hakl taleplerini dillendirmeye devam edecekleri aç kt r. Bursa Uluda Üniversitesinde çal - flan tafleron sa l k iflçilerinin ifl güvenceli ve kadrolu çal flma talepleri için alanlara ç kmas, Çi li Organize Sanayi de çal flan 9 iflçinin sendika üyesi oldu u için iflten at lmas na karfl verdikleri hakl mücadele, YÖRSAN iflçilerinin iflten at lmalar - na karfl sürdürdükleri direnifl, Mersin-Tarsus Turbo iflçilerinin mevsimleri eskiten ve 15 Mart tan bu yana süren grevleri bu önermenin gerçekli ini göstermektedir. Önümüzdeki dönemde böylesi hak gasplar n n artaca ortadad r. Egemenlerin krizi derinlefltikçe bundan en fazla zarar görecek olan n emekçi halk m z olaca aç kt r. Haklar m za Sahip Ç kal m! Buna ra men Eurobarometre adl kuruluflun yapt aç klamayla Türkiye halk - n n % 70 i hayat ndan memnun demesi elbette ki oldukça gülünçtür. Kitlelerin artan huzursuzlu unu, mutsuzlu unu srarla görmek istemeyenlere en net cevab yine kitlelerin bizzat kendisi verecektir. Buna ra men yap lan araflt rmaya göre yani % 70 lik memnunluk oran na ra men Avrupa ülkeleri içerisinde en düflük oranlardan birisinin Türkiye den ç kmas gizlenememektedir. Yine ayn kurumun geçti imiz bahar aylar nda yapt araflt rmaya göre memnunluk düzeyinin düflmüfl oldu u da gözden kaçmamaktad r. Kitlelerin genel memnuniyetsizli i sadece ülkemizde de il tüm dünyada kendisini göstermektedir. Son olarak NAF- TA y (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaflmas n ) ve bu anlaflma gere ince ABD ye tan nan ayr cal klar yüz binlerce Meksikal çiftçinin protesto etmesi, dünya genelinde tar mda gerçeklefltirilen neo-liberal politikalar n kapsam kadar bu politikalar n iflas etti ini de gözler önüne sermektedir. Benzeri uygulamalarla her geçen gün yar -sömürge ülkelerde boyutlanan tar m krizi, bu alanda ABD nin ve di er emperyalistlerin daha da palazlanmas na neden oldu u kadar emekçilerin de daha fazla yoksullaflmas na vesile olmaktad r. çinden geçilen bu dönemin devrimciler ve ilericiler aç s ndan da kolay olmayaca aç kt r. Halk n yükselen tepkilerine destek veren her kurum, her ses egemenlerin bask s ndan nasibini almaktad r. Adana da Kevser M zrak n öldürülmesini protesto etmek amac yla yap lan bas n aç klamas ndan sonra gerçeklefltirilen sald r furyas ve devrimcilerin ev bask nlar n n ard ndan tutuklanmas, stanbul daki Hrant Dink anmas ndan sonra Taksim de toplanan devrimcilere kolluk kuvvetlerinin sald rmas, DTP stanbul l Baflkan Halil Aksoy un DTP stanbul l Örgütü 1. Kongresinden hemen sonra hiçbir gerekçe gösterilmeden gözalt na al nmas, Mardin de daha 12 yafl ndayken onlarca kurflunla katledilen U ur Kaymaz ile babas n n müdahil avukatl n yapan Tahir Elçi hakk nda tarafs z yarg lama istiyoruz dedi i için soruflturma aç lmas, Che resimli takvimlerin toplatmas oldu u gerekçesiyle Dersim Temel Haklar ve Özgürlükler Derne inin bas larak talan edilmesi, Afyon Kocatepe Üniversitesinde Ocak ay içerisinde gerçeklefltirilen faflist sald r, örneklerin sadece küçük bir k sm d r. YDG Genç Kad n Buluflmas AKP hükümeti nezdinde egemenlerin kad nlara yaklafl m n n her geçen gün daha fazla teflhir oldu unu görüyoruz. Emekçi kad nlar n yaflad onlarca sorunu görmezden gelerek sadece türban konusuna e ilerek samimiyetlerini gösteren egemenler, emekçi kad nlar n yaflad taciz, düflük ücret, ev y k mlar, iflsizlik, örgütlenme sorunlar n bilmiyor olamaz. 6 Ocak tarihinde Ka thane Kültür Merkezinde AKP Ka thane lçe Kad n Kollar 2. Ola an Kongresinde Baflbakan R.T. Erdo- an n biz ma duruz, belediye evlerimizi y k yor diyen emekçi bir kad n Kardeflim bireysel konuflma. Biz burada geneli konufluyoruz. Gelmiflsin, devlet arazisini iflgal edip, orada oturuyorsun. Sonra Buras benim mal m deyip, dam n üstüne ç k p polise kiremit sallars n z. Yok, öyle bir fley. Biri bilezi- ini sat yor, eflyas n sat yor, bedel ödüyor. Sen ödemeyeceksin yok öyle diyerek azarlamas ibretliktir. Kad nlar n yaflad onlarca sorunu göz ard eden egemenlere karfl gerçeklefltirece imiz Kad n Buluflmas n n önemi her geçen gün daha da artmaktad r. Kendi örgütsel yap m z içerisinde kad n yoldafllar n yaflad sorunlardan tutal m da emekçi kad nlar n biriken sorunlar na çözümler üretme amac yla örgütlenen Buluflma, kapsam n n darl na ve haz rl k aflamas - n n k sal na ra men örgütümüz için oldukça önemli bir yerde durmaktad r. Bu nedenle gerçeklefltirilen her tart flmaya, yaz lan her yaz ya kafa yormak ve kendi davran fllar m zdan bafllayarak genifl bir sorgulamaya giriflmek hepimiz için faydal olacakt r. Geliflen her gündeme karfl geçmifle göre daha fazla duyarl olmam z gereken bir dönemdeyiz. Geneldeki suskunluk ve hareketsizlikle kitlelerin biriken öfkesini karfl layamayaca m z aç kt r. Kitlelerin ses verdi i her alanda bu sese destek olmak, sesi daha da büyütmek ve örgütlemek için yeterince çabalamad m z ortadad r. Bu sorunu aflmak mümkündür ve aflaca m za olan inanc - m z tamd r senesinin, emekçilere daha fazla bask ve gelir kayb getirece i ortadad r. Birbiri ard na yap lan zamlar ve Genel Sa l k Sigortas Yasa Tasar s n n halk üzerinde yarataca tahribat n boyutu görülmeyecek gibi de il. Bahsi geçen sorunlara karfl oluflan öfkenin bertaraf edilebilmesi için gündemin tali bir yöne kayd r lmas konusunda kendinden öncekilerinin gösterdi i baflar y AKP hükümetinin de gösterdi ine böylece tan k olmaktay z. Elbette ki insanlar k l k ve k yafetlerine göre de erlendiren, daha do rusu bunu sistem sorunu haline getiren, türban nedeniyle sistemin y k labilece ini lanse edenlerin asl nda neyi örtmeye çal flt klar ortadad r. CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY! 3

4 B R NSAN KAÇ DEFA DAHA ÖLDÜRÜLEB L R? Muhtemelen 2007 benim aç mdan zor bir y l olacak. Yarg lanmalar sürecek, yenileri bafllayacak. Kim bilir daha ne gibi haks zl klarla karfl karfl ya kalaca m demiflti Hrant Dink. Kendisine yaflat lan psikolojik iflkenceye ra men, yine de bu ülkede insanlar n güvercinlere dokunmayaca n söylerken hâlâ insanl a inançl, hâlâ zalime karfl iyimserdi. Ço umuz, onun kendini sab rla insanlara anlatmak için kaleme ald bu son hayk r fl n, ancak katlediliflinin hemen sonras nda okuduk. Onu kuflatan cenderenin fark ndayd k, asla onuruna yediremedi i Türk düflman yaftas n ona yap flt rmak için gösterilen çabay an be an izliyorduk, hepimiz bu sürek av n n sonucunun ne olaca konusunda tedirgindik. Fakat tüm bunlara ra men kendimizi göz göre göre, göstere göstere ifllenen bir cinayetin pasif seyircileri olarak bulmaktan flaflk nd k. Tüm bunlar yaflayal tam bir y l oldu. Hrant Dink hakl ç kt gerçekten çok zor geçti. Hrant Dink sadece bir insana yap lacak en vahfli ve geri döndürülmez haks zl klarla karfl karfl ya kalmad. Ölümünün ac s na, bu korkunç hikâyeyi planlayanlardaki, gerçeklefltirenlerdeki, alk fl tutanlardaki ak l almaz küstahl n dehfleti kar flt. Bir insan kaç defa öldürülebilir sorusunu defalarca kendimize sordu umuz bo ucu bir nefret iklimi içinde nefes almaya çal flt k 2007 boyunca. Bu cinayete giden yolu açan yarg lamalar sürdü. Eklenen yeni davalarla, al nan yeni yarg kararlar yla Hrant a yaflat lan tüm iflkence tüm toplumu hedef alan bir psikolojik harekata dönüfltürüldü. Bir sene boyunca toplumsal cinnetin boyutu karfl s nda her defas nda yeniden flaflk nl a düflmemize, utanç ve isyanla sars lmam za yol açan neler yaflamad k ki? Bu katli önlemekten mesul kiflilerin, sorumlulu u milliyetçi-floven duygulara atmas na flahit olduk. Bir Ermeniyi öldürdü ü için gururlu cinayet zanl s n n bu devletin görevlilerince nas l da el üstünde tutuldu unu gördük, arkas nda Türk bayra ile çekilen foto raflar na bakt k. fiovenizmin soylu duruflunu gururlu iyi çocuklarda izledik... Hrant Dink in kendi cinayetinin içinde oldu una dair komplo teorilerini, Hepimiz Hrant z, Hepimiz Ermeniyiz slogan - n n dile getirilifl nedeninden yüzlerce tuhaf anlam n ö rendik (!) Cenaze töreninde kalabal n çok görünmesi için ne gibi oyunlar çevrildi ine iliflkin dahiyane (!) aç klamalar duyduk. Beyaz bere sat fllar - n n patlad haberini ald k. Stadyumlarda HRANT D NK N ANMASINDA ÖFKE SEL Halk m z n bir yi it evlad daha düfltü bu topraklara. Faflizme karfl tutarl bir demokrat tavr yla direnen, düflüncelerinden ödün vermeyen bir demokrasi savaflç s daha tek ses-tek millet-tek bayrak nidalar atan eli kanl cellatlar taraf ndan katledildi 19 Ocak 2007 tarihinde. Hrant Dink katlediliflinin y ldönümünde ailesi, dostlar ve devrimci demokrat kamuoyu taraf ndan katledildi i yerde an ld. Anma Hrant Dink ve tüm demokrasi flehitleri için yap lan sayg durufluyla bafllad. Anma, dostlar n n ve eflinin Hrant a dair düflüncelerini aktarmalar yla devam edildi. Hrant Dink in dava tarihinin kitleye duyurulmas ve ayn sahiplenmenin bu dava boyunca gösterilmesi dile iyle anma sonland r ld. Faflizme öfke Buraya kadar aktard klar m z anman n görünen yüzüdür. Anmaya kat lan kitlenin ruh hali ve yönelimi ciddi bir birikimin, öfkenin patlamas d r. Sessiz bir anma hedeflenirken anmada sürekli olarak devletin faflist niteli ini teflhir eden sloganlar n at lmas, tertip komitesi ve polisçe belirlenen alan n kitle taraf ndan y k l p geniflletilmesi, çevik kuvvete yönelik fiili müdahalelerin olmas, anman n ard ndan fiili bir yürüyüflle kitlenin Taksim Meydan na akmas faflizme olan tepkiyi göstermifltir. Anman n bitti ini duyuran anonslara ra men devrimciler sloganlar eflli inde Taksim Meydan na yürümüfl ve stiklal aç lan Türkiye bir düflman n kaybetti bafll kl yaz lar okuduk. Bu katli öven yüzlerce videoya tan k olduk, yasinlerin Karadeniz de bitmeyece ini müjdeleyen flark lar duyduk. San klar n mahkeme önlerine, üzerlerinde Ya Sev Ya Terk Et yazan araçlarda getirilifline tan kl k ettik. fiovenizmin, milliyetçili in hat safhalar nda yap lan nice örnekler gördük ve her örnekte Hrant Dink e bir kurflun daha s k ld n hissettik. Her tarafta yap lan milliyetçi hareketlerle toplumun histerisinin katlanarak büyüdü- ünü fark ettik. fiovenizm, kafatasç ideoloji daha ilkokuldan bafllayarak öyle bir biçimlendirilmeye çal fl lm flt r ki bu ülkede Türk kavram Türklük kavram d - fl nda kalan her türlü milliyet ya da az nl - n anlam düflmanla özdefl tutulmufltur. Türk ün Türkten baflka dostu yoktur ve olmam flt r, bu tarihi (!) anlat ma göre. Türk kavram n n d fl nda kalan halk m z ya gavurdur ya da düflman (!) Bu kafatasç düflünceyi resmi ideoloji yapan Türk egemen s n flard r maddeden yarg lanan Hrant Dink in avukat na yine 301. maddeden dava aç lmas milliyetçili in hat safhada oluflunun bir göstergesidir. Irkç l a ve Milliyetçili e Dur De! Giriflimi üyelerinin Hrank Dink i anma amac yla açt klar stand sald r ya u ram fl, Hrant Dink posterleri y rt lm fl, cenaze töreninin sinevizyonu durdurulmufltur. Polisin geç müdahale (!) etti inin ö renilmesi de flafl rt c olmam flt r. Bir tahammülsüzlük vard r, nedeni ise flovenizmin ta kendisidir. Bir YDG li Caddesini boydan boya geçerek bir eylem gerçeklefltirmifltir. Bu yürüyüfl esnas nda sloganlarla halk m z hesap sormaya davet edilmifl, Hrant n söylendi i gibi birkaç kifli taraf ndan de il, devlet taraf ndan planl bir flekilde katledildi i hayk r lm flt r. Bu esnada Odakule civar nda flçi Partisi nin provokatif tutumuyla karfl laflan kitle tepkisini ortaya koyarak flçi Partisi önünde bayraklar sallayan grupla arbede yaflam flt r. Olay yerine gelen polis araçlar yla bina korumaya al nm fl kitlenin bir k sm yürüyüfle devam etmifltir. Hemen ilerideki MHP binas da kitlenin öfkesinden pay na düfleni alm flt r. Kitlenin MHP binas na sald rmas üzerine kitle ile polis aras nda çat flma bafllam flt r. K sa süre yaflanan çat flmada polis araçlar tahrip edilmifl, polisin atefl açmas yla eylem sonland r lm flt r. Polisin bu sald r - s nda bir kifli aya ndan vurularak yaralanm flt r. STANBUL YDG DEVR M fieh TLER ÖLÜMSÜZDÜR Ülkemiz proletaryas n n öncü müfrezesi taraf ndan ocak ay n n son haftas devrim ve Komünizm flehitlerini anma haftas olarak belirlenmifltir. Bizler de rehber ald m z yeni demokrasi mücadelesinin y lmaz savunucular olarak anti-emperyalist, anti-faflist olman n bir di er ad n n da elde silah savaflmak oldu unu yaflam pratikleriyle ispatlayan devrim ve komünizm flehitlerini sahipleniyor ve an yoruz. Ülkemizde özgürlük, ba ms zl k, halk demokrasisi yolunda bedenlerini basamak eden devrim flehitlerimiz biz genç devrimcilere savaflman n, direnmenin, boyun e memenin, zor karfl s nda y lmaman n, baflar karfl s nda sarhofllu a düflmemenin sembolleri olmufllard r. Onlar ki s - n rl bir yaflam s n rs z bir davaya adayarak insanl k tarihinin en onurlu sayfalar nda yerlerini alm fllard r. Ve bundand r ki devrim flehitlerimiz en fazla sayg ve sevgiyi hak edenlerdir. Bizler genç devrimciler olarak devrim flehitlerine ba l - l n onlar n bizlere b rakt k z l bayra- daha da yükseltmek oldu unu biliyoruz. Bu bilinç fl nda stanbul da her y l Ocak ay n n son haftas PfiTA taraf ndan gerçeklefltirilen Sar gazi deki mezar anmas na YDG olarak kat ld k. Kendi pankart m z arkas nda yapt m z yürüyüfl Sar gazi mezarl na kadar sürdü. Yürüyüfl boyunca Gerillalar ölmez, yaflas n halk savafl, Devrim flehitleri ölümsüzdür vb sloganlar at ld. Mehmet Demirda n mezar bafl nda anma program gerçeklefltirildi. Anma, ülkemizde ve dünyada devrim ve komünizm için flehit düflenler ad na yap lan sayg durufluyla bafllad. Ard ndan flehit düflen yoldafllar n aileleri ad na bir aç klama okundu. Aç klamadan sonra devrim flehitlerinin mücadelemizdeki yerini ve önemini anlatan konuflmalar yap ld. S k s k sloganlarla desteklenen konuflmalar n ard ndan anma etkinli i sonland r ld. Kitle mezarl ktan ç karken ve yol boyunca z lg t, alk fl ve sl klarla da ld. STANBUL YDG 4 CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY!

5 Muharrem ftar n n Düflündürdükleri... Pir Sultan n canlara bir olal m ça r s münkire k l ç çalmak için yap lm flt r. Ne gariptir ki, münkir olanlar bu ça r y yapmaktad r. Bunun için egemen s n flarla asla birlik olunmaz, olunmamal. Bu en baflta Pir Sultan a ihanettir. Bu en baflta yüzy llard r ödenen bedellere ihanettir. Kan m za girenlerle birlik olmay z, olunamaz. E er bir olunacak bir fleyler varsa, o da her türlü haks zl a ve zulme baflkald r y savunanlard r. Ancak devrimcilerle bir olunabilir/olunmal d r. Geçti imiz ocak ay nda Bilkent te Muharrem iftar için, AKP milletvekili Reha Oruço lu taraf ndan bir yemek daveti gerçeklefltirildi. Yemek davetinin içeri i, ülkemizdeki Alevileri yak ndan ilgilendiriyor. Çünkü, Alevi toplumunun inanc na göre Kerbela da öldürülen Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin in yas n tutmak için Muharrem ay nda 12 gün boyunca oruç tutulmaktad r. Ve davet, görünüflte bu yas n paylafl lmas için gerçeklefltirilmifltir. Gerçeklefltirilen davete Alevi örgütleri ça r lm fl, yaklafl k 300 örgütten sadece 5 tanesi kat lm flt r. Bu örgütler de tabela örgütleri durumdad r. Bu da hükümetin Alevileri kendilerine yedeklemek için yapt davetin esasta baflar s z kald n göstermektedir. Ancak ülkemiz egemenlerin yönelimini aç a ç karmak da gerekmektedir. Bunun için davetin kat l mc lar na göz atmakta yarar var. Davetin düzenleyicisi olan Reha Oruço lu AKP milletvekilidir. Bu örnek bile tek bafl na davetin amac n ortaya sermektedir. Oruço lu 1986 y l nda anarflist düflünceleri savunan Kara adl dergiyi ç karanlardand r. Tüm siyasi yaflam tutars zl klar üzerine kurulu olup, sabit bir düflüncesi olmadan, de iflip durmufltur. Sosyalistlikten anarflistli- Alevilerden asimilasyona karfl ç k yor Pir Sultan Abdal Kültür Derne- i nin Kad köy de örgütledi i ve Alevilerin ve demokrat z kitle örgütlerinin yer ald AKP nin Alevi aç l m na karfl Ö retimize ve özgürlü ümüze sayg mitingine binlerce kifli kat ld. Mitingde PSAKD üyeleri yürüyüfl süresince AKP nin asimilasyon, yok sayma politikalar na ve türban konusuna de inen sloganlar att. Birçok köy derne inin kat ld mitingde Partizan, YDG, ESP, HÖC vd örgütler de yer ald lar. Mitingde Alevilere yönelik asimilasyon politikalar teflhir edildi ve sanatç lar n söyledi i türküler dinlendi. 1 May s Mahallesi YDG e, oradan Alevi temsilcili i iddias na, sol ve sa liberalizme, burada da h z n alamay p milliyetçi limana girmifl ve en son demir att yerde hürriyetçi muhafazakâr (!) olmufltur. Davette konuk olanlardan birisi de Türk Tarih Kurumu Baflkan Yusuf Halaço lu dur. Hani flu Türk tarihi ve Kültürü nde Avflarlar konulu sempozyumunda Kürt Alevileri yok say p, onlar n hepsinin Ermeni kökenli oldu unu savunan rkç, faflist bir kiflilik olan Halaço lu. Hani her fleye kadir devletimizin (!) y l nda Ermeni dönmesi oldu u iddia edilen Kürt Alevileri ev ev tespit etti ini aç klayan Halaço lu. (Bu arada yanl fl anlamaya mahal vermemek için Kürt Alevilerin, geçmifllerinde Ermeni olup olmalar yad rganacak bir durum da de ildir. Kald ki, bu bile bafll bafl na Ermenilerin u ram fl oldu u zulmü göstermektedir.) Üniversitelerin tamamen paral olmas gerekti ini söyleyen YÖK ün Yeni Baflkan Yusuf Ziya Özcan da davetin kat l mc lar aras nda yerini alm flt r. Davete hakk nda birçok iddia bulunan bakanlar n kat lmas da davetin niteli ini göstermektedir. Yolumuz bir midir? Bizler Hasan Hüseyin Korkmazgil in ifadesiyle, ac y bal eylemesini bilmifl bir milletiz. Burada da ac y bal eylemek üzere bulunuyoruz. Herhalde hiçbir toplum, gelin canlar bir olal m düsturunu bizim kadar aç k dile getirmemifltir. Biz gelmedik kavga için, bizim iflimiz sevgi için. Dostun eli gönüllerdir, gönüller yapmaya geldik Ayn kaynaktan su içen, ayn k bleye yönelen insanlar olarak bize düflen tarihin vebalini birbirimizin üzerine y kmak de ildir. Cumhuriyetimizin kazan mlar n koruyarak birlikte medeniyet yolunda yürümektir. Hepimiz bu ülkede ev sahibiyiz, kardefliz. stikametimiz birdir, rehberimiz birdir, dolay s yla menzilimiz birdir, zira as l olan istikamettir yoldur. Yukar daki al nt lar davette Baflbakan Erdo an n yapt konuflmadan kesitlerdir. Erdo an n Alevilerin kulland söylemleri kullanmas, hatta büyük flairlerimizden Hasan Hüseyin den al nt lar yapmas olumluymufl gibi görünse de anlamlar n biraz sorgulad m zda gerçeklik baflkad r. Elbette Alevi toplumu da tüm Türkiye halk gibi ac y bal eylemesini bilmifltir. Onca bask, zulüm içerisinde ilerici duruflunu sergilemifltir. Ancak ac y bal eylemek için, ac verenlerin verdikleri ac dan piflman olmas ve gelecekte bir daha böyle ac lar n yaflanmayaca n n teminat gerekir. Böyle bir teminat var m? Hay r! Ülkemiz egemenleri her f rsatta büyük Osmanl (!) n n miras n sahiplenmiyorlar m? Bu miras kan ve gözyafl yla oluflmad m? Bu mirasta Türk, Kürt, Ermeni, Arap, Rum, Yunan, Bulgar vb halk n, Alevi, Yezidi, Keldani, H ristiyan vb farkl inanca sahip olanlar n kanlar üzerine kurulmad m? Üç k taya yay lan egemenliklerinde milyonlarca insan esaret alt na almad lar m? Hâlâ bu büyük rüyay dillendirmiyorlar m? Turan ülküsü neyin üzerine kurulu? Bunlardan en ufak bir uzaklaflma var m? Geçmiflin özelefltirisi var m? Ermenilere soyk r m yap ld n savunanlar n sempozyumuna sald r larda bulunulmad m? Hrant Dink s rf bu yüzden öldürülmedi mi? Kürtlere yap lan katliamlardan hangisinin hesab verilmifl, Kürt ulusunun hangi haklar tan nm fl? Bugün bile Kürtlerin kimlikleri yok say lm yor mu? Halk m z n içinden ç kan binlerce devrimcinin kan na girilmemifl midir? En son Aral k ay nda Ankara da bir devrimci yarg s z infaz edilmedi mi? Hepimiz bu ülkede ev sahibiyiz, kardefliz ne demek? Gerçekten de Aleviler Marafl ta, Çorum da, Sivas ta ev sahipli inin ve kardeflli in nas l st rap ve zulüm dolu oldu unu ö renmifllerdir. Genci, yafll s, kad n, erke i, çocu uyla ölümlerden ölüm be enmenin nas l bir fley oldu unu bilmifllerdir. Ülkemiz egemenleri en fazla kardeflli in içini boflaltm flt r. Kardefliz diye kanlar m z ak t lm flt r ülkenin dört bir taraf nda. Osmanl da kardefl katlinin vacip olmas ndan olsa gerek, tüm katliamlar kardefl oldu umuz için yap lm flt r. 12 Eylül karanl da kardefl kavgas n n durdurulmas (!) için kardefllerden bir taraf n iflkencelere u ramas yla, dara açlar nda, yarg s z infazlarda katledilmesiyle sonuçlanm flt r. Daha 17 sinde bir devrimci olan Erdal Eren i, kendi yasalar n çi neme pahas na idam etmifllerdir. E er karn m z n tok oldu u bir kelime varsa o da kardeflliktir. Hiçbir flekilde ne Aleviler ne de Türkiye halk n n di er bileflenleri ülkemiz egemenleriyle kardefl de illerdir, kardefl de iliz. Münkire k l ç çalmak için birleflelim! Gelin canlar bir olal m ise; Pir Sultan Abdal n dizelerinde geçmektedir. Bilindi i gibi Pir Sultan, katledilmifl bir halk ozan /önderidir. Pir Sultan n canlara bir olal m ça r s münkire k l ç çalmak için yap lm flt r. Ne gariptir ki, münkir olanlar bu ça r y yapmaktad r. Bunun için egemen s - n flarla asla birlik olunmaz, olunmamal. Bu en baflta Pir Sultan a ihanettir. Bu en baflta yüzy llard r ödenen bedellere ihanettir. Kan m za girenlerle birlik olmay z, olunamaz. E er bir olunacak bir fleyler varsa, o da her türlü haks zl a ve zulme baflkald r y savunanlard r. Ancak devrimcilerle bir olunabilir/olunmal d r. stikametimizin bir oldu u ise bafll bafl - na yaland r. Ülkemiz egemenlerinin istikameti emperyalizme hizmettir. Onlar n yönelimlerini yaflama geçirmektir. Halk m z n al nterinin emperyalizme s n rs zca sunulmas d r. Emperyalizmin her türlü sald r lar na arac olmalar d r. Bunun için istikametimiz bir de ildir. Elbette önemli olan yoldur, ancak yollar m z taban tabana z tt r. Yolumuz her türlü gericili e karfl yeni demokrasi yoludur. En son olarak yeme e kat lan hiçbir örgüt Alevileri temsil edemez. Nas l ki, Pir Sultan Abdal, H z r Pafla n n sofras na tenezzül etmemiflse ve do ru olan da bu ise bu yemekte, modern H z r Paflalar n yeme idir. Bu yüzden bu davete kat lanlar Alevileri temsil edemezler. Bir YDG li CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY! 5

6 Malum aç klama, Üniversite kap s ndaki y lmalar n nedenlerinden biri okullar n bedava olmas. Hiçbir yerde görülmemifltir. Bunun yerine ö rencilere paral yapsak. steyene 8-10 milyar kredi versek. Sonra bunu bize geri ödese. Daha iyi de il mi? Böyle bir üniversitede okumak istemez misiniz? Neyse borcun, Amerika da oldu u gibi mezuniyetten sonra ödeyebilirsin. Ayn kredi yurtlar gibi... Üniversiteleri paral yapal m, ihtiyac olan herkese burs verelim. Hiç olmazsa üniversiteler aya n n üzerinde dursun. Herkesin üniversite mezunu olma çabas na anlam veremiyorum. Birçok kifli boflta gezmemek ya da askerlik için üniversitede okumak istiyor. Bunun ideali herkesi üniversiteye tafl mamak. Di erlerini yüksek teknik okullara ve yüksek meslek okullar na yönlendirmek. Ara elemana ihtiyaç var. stihdam sorunu çözülür. (Yusuf Ziya Özcan) Ve sonras yla bafllayan tart flmalar. Böyle bir üniversitede okumak istemez misiniz, diye soruyor Özcan. ABD de kifli bafl gelir 41 bin 640 Dolar iken Türkiye nin ise 4 bin 950 Dolar. Bizden 8.4 kat fazla. Amerika olmad m za ve aksine yo un iflsizli in oldu u, özellikle üniversite mezunlar n n ucuz ifl gücü olarak de erlendirilmesine yol açacak olan Mesleki Yeterlilik, Yetkin Mühendislik, Yabanc lar Yasas vb. uygulamalar n söz konusu oldu u bir ülkede bu kadar paray ö rencilerin geri ödeyebilmesi ne kadar mümkün? Elbette pek mümkün de il. Yak n lan konu ise bofl gezmemek ve askerlik nedeniyle üniversiteye gelindi i üzere. Bu, sistemin iç sorunun bir yans mas olarak görülmelidir. Bozuk düzende sa lam çark olmaz deyimini bizlere hat rlatmaktad r. Özellikle milyonlarca gencin gelecek kayg s ve yaflad koflullara göre sorunlar farkl laflmakta ve üniversiteler kurtulufl umudu olarak görülebilmektedir. Bu en önemli k s m atlan yor özellikle. Çünkü konu askerlik oldu- unda, gençli in daha hayat n n bahar ndayken zorunlu askerlik gere i silah alt na al - n p, gelece ini inanmad fleyler u runa hiç tasavvur etmedi i bir koflulda karanl a gömmeyi da lar n o zor koflullar nda çat flmay, aylarca da larda kalmay göze alamad - n kimse hesaba katm yor. Ayr ca, k rsal kesimde feodal iliflkilerin yo un yafland bölgelerde özellikle Türkiye Kürdistan nda? Kim Bedavac? erkenden evlendirilmek istemeyen, iflsizlik ve yoksulluktan kurtulmak isteyen gençlik için, umudunu tafl d tek kurtulufl yeri yine üniversiteler olarak gözükmektedir. Ve daha sayabilece imiz birçok hakl gerekçe koflullar özgülünde bulunabilir. Bu sorunlar bir yumak halinde iç içe geçmifltir. Bu yumak da sistemin kendisi taraf ndan yarat lmaktad r. YÖK ün Amac Net, Kayg Duyulan Ne? Burada belirtmek istedi imiz önemli bir husus var. O da, YÖK ün amaçlar n n, YÖK baflkan n n aç klamalar na destek ç kanlar n kayg lar yla uyuflmad d r. Bedavac olarak adland r lan gençlik yoksul halk m z n genç evlatlar, o ullar ve k zlar d r. YÖK baflkan n n aç klamalar na ise çeflitli yazarlardan (Bask n Oran, Taha Akyol, Cüneyt Ülsever, Murat Belge, Hasan Celal Güzel) destek aç klamalar geldi. Bu kesimlerce projeler, planlar ortaya konularak, aralar nda YÖK karfl tlar n n da bulundu u bu yazarlardan adeta YÖK e ak l verenler oldu. Bask n Oran, Çünkü flu anda zaten okumayan yoksul ve yetenekli aile çocu u gücü olanlar n ödedi i ile okuyabilecek Taha Akyol, Devlet üniversiteleri paral ve burslu hale getirildi inde hem yoksul ile zengin aras nda f rsat eflitli i sa lanacak Murat Belge, Paras olmayan okumay versin kardeflim demedi Cüneyt Ülsever, Tipik bir Robin Hood mant ile ödeme gücü olan ailelerin çocuklar ndan alaca n z ücretlerle ödeme gücü olmayan ailelerin çocuklar n okutabilirsiniz diyerek dünyadaki adaletsizli i de bu flekilde de ifltirebilece imizin de iflaretini veriyordu! Tabii bu meseleye bakmak da ideolojik. YÖK baflkan y lmay engelleyelim, e itimi paral yapal m ki herkes talep etmesin demifl ve talep etmekten cayd r lacak ilk kesimin aç kça yoksul kesimler oldu unu pervas zca aç klam flken, bu olmad k aç klamalar n anlam nedir? Sözü geçen yazarlar yaz lar nda mant kl gerekçeler sunarak bu meseleye yaklaflmaya çal - fl yorlar yaln z, sözü edilen kayg larla YÖK ün bu meseleye bak fl büyük farkl l klar arz etmektedir. YÖK daha paral sözünün ard ndakini göstermemiflken, ayr nt lara girmemifl, bu söylemin Bologna Süreci gibi emperyalist bir e itim projesinin en sa lam aya n oluflturdu unun görülememifl olmas bu yazarlar aç s ndan gafil bir durumdur. Buzda n n görünen k sm ile ilgilenenler ve oldu u gibi görmek isteyenler e itimin gelece indeki sosyal adaletsizli i ve eflitsizli i görememekteler. Bu yazarlar n ideallerindeki, önerdikleri planlar n dahi gerçekleflmeyece ini hep birlikte görece iz. Çünkü bu süreç en çok özel üniversitelerin önünü açacak bir sürecin bafllang - c. Amaçlanan da budur! Özel üniversitelere teflvik Bu, paral üniversite aç klamalar n n perde arkas ndaki konular ndan biri yüksek ö retim alan nda sektörlefltirme giriflimlerinin olmas d r. Özel üniversitelerin giderek artmas ile birlikte baz dengeler de de iflikli e u rayacakt r. Özel üniversitelerin önümüzdeki y llarda devlet üniversitelerinin de paral olmas ile birlikte puanlar yükselecektir. Bask n Oran n Çünkü, haberiniz olsun, bu maafl fark varken yak nda kamu üniversitelerinde bir avuç de erli idealist ve bir sürü yeteneksiz d fl nda kimse kalmayacak. Herkes özel üniversitelere kaç yor. Tahsis prensibi sayesinde ö renciler gibi hocalar n da eline daha fazla para geçecek ve bu kanama duracak. Bedava kals n derken üniversite kalm yor yahu! isyan - n n aksine devlet üniversitelerinin paral olmas ile birlikte kanama daha da artacakt r. Çünkü özel üniversitelerin h zla artmas ile birlikte bu üniversiteler yine en yetenekli kadrolar bünyelerine katmak için yar flacaklar ve hocalara yüksek transfer ücretlerinin ödenmesi gündeme gelecektir. Özel üniversiteler devlet üniversitelerinde yeni yetiflen yetenekli, iyi akademisyenleri ve ö retim elemanlar n kendi üniversitelerine çekmek için cazip teklifler yapmakta gecikmeyecekler. flte bedavac l k bu! Devlet üniversitelerinde bedava yetiflmifl bilim insanlar n özel üniversitelerin kadrolar na katmak. Özel Üniversitelerin Borsa Beklentisi Gelecekte üniversite pazar n n oluflaca - na dair söylemlerimizin iflareti olarak ilk tepkiler verilmeye baflland. Bahçeflehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Baflkan Enver Yücel, Sa l k bir sektör haline geldi ama e itim hâla bir sektör olarak görülmüyor. Türkiye de e itim hala sat labilen bir emtia de il. O kültür henüz oluflmad. K sa sürede özel sektörün e itime daha fazla yat r m yapaca n düflünüyorum. Bu yat r mlarla e itim çok önemli ve para getiren bir sektör haline gelecek. flin içine finans flirketleri de girecek. fiu anda ihtiyac m z yok ama ileride yeni finansal kaynaklar arad m zda belki biz de borsaya aç laca z. Kadir Has Üniversitesi Mütevelli Heyeti Baflkan Can Has, Gelecekte üniversiteler aras ndaki rekabet çok daha zorlu olacak ve üniversiteler borsaya aç - labilecek diyor. Ayr ca geçti imiz ay Türkiye ye konferans vermeye gelen, yüksek lisans e itiminde Amerika n n en büyü ü olan Argosy Üniversitesi nin kurucusu, Amerika, Kanada ve Çin de 27 okulu olan Prof. Dr. Michael C. Markovitz konferansta, Yüksek ö retime bir de ifl gözlükleri ile bakmay deneyin demifltir. Kendisinin ülkemize böyle bir konferans vermek için gelmesi bile üniversitelerin gelece ine dair ipuçlar n göstermektedir. Türkiye ye Frans z Öpücü ü Bilgi Üniversitesi nin kurucular ndan ve vakf n onursal baflkanl n yürüten Latif Mutlu bu de iflimin yak n bir süreçte bafllayaca n söyleyerek, tiraf etmeliyim ki, AKP nin program çok güzel. Parti program nda ve seçim beyannamesinde özetle vak flar n oldu- u gibi flah slar n ve flirketlerin de üniversitesi olmal diyorlar y l yapacaklar bir düzenlemeyle özel üniversitelerin önünü açacaklar. Gerçekçi olmal y z. Kâr amac güderseniz büyürsünüz. fiunu da unutmamak gerekiyor. Birisi vak f kuruyorsa mutlaka bir amac vard r. Fethullah Gülen de vak f kurup okul aç yorsa bir amac vard r. Kimsenin baflkas n n çocu unu okutaca m diye vak f kurdu unu sanm yorum diyor. Mutlu, AKP nin seçim beyannamesini göstererek, Örne in yurt d fl nda faaliyet gösteren üniversitelerin Türkiye de kampüs kurmas na izin verilece i aç kça belirtilmifl demektedir. Mutlu, daha YÖK Baflkan Yusuf Ziya Özcan aç klama yapmadan önce verdi i bu röportaj nda flunlar söylemiflti, Görünen o ki, Amerika daki e itim sistemine, kopyas kadar benzeyen bir model oluflturulacak. Ve daha sonras nda YÖK Baflkan, tescilli kurumlar olan Türkiye Ulusal Ö renci Konseyi genel toplant s na kat lm fl ve Amerika da oldu u gibi diyerek e itim sistemini nas l planlad klar n aç klam flt. 6 CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY!

7 YÖK Baflkan ; Almanya, Fransa, ngiltere ve talya gibi ülkelerin Türkiye de üniversite açmak için müracatlar n n oldu unu aç klad. Bu ayn dörtlü bize Bologna n n mimarlar olmalar nedeniyle çok tan d k geliyor. Hat rlayacak olursak, Bologna Süreci olarak adland r lan süreçte asl nda at - lan ilk ad m Alman, Frans z, ngiliz ve talyan e itim bakanlar n n Paris in Sorbon kentinde biraraya gelerek 25 May s 1998 tarihinde Sorbon Deklarasyonu nu imzalamalar olmufltur. Daha sonra Avrupa daki 31 ülkenin e itim bakanlar talya n n Bologna kentinde biraraya gelmifller ve 19 Haziran 1999 tarihinde Bologna Deklarasyonu nu imzalam fllard. Devleti Ba fllamak Murat Belge nin savunusu ise dillere destan nitelikte; Ö retimi üstlendi iniz devlet, bu yüksek niteli in gerektirdi i harcamay yapacak durumda m? mkanlar yeterli mi, bak fl aç s do ru mu? diyebilmektedir. Murat Belge devletin yetersiz oldu unu ifllerken özellikle elefltiri oklar n devlete yöneltmesi gerekirken asl nda devleti ve yöneticileri affetmemiz gerekti ini de içten içe bize afl l yor. Bu son derece tehlikeli bir yaklafl m. Askeri harcamalara onlarca milyar dolar para ayr labiliyor fakat insana yat r m olarak sa l k ve e itime ayr lan bütçe k s l yorsa, ezilen kesimler giderek daha çok yoksullafl yorsa, burada ezilen kesimlerin ç karlar için biz sistemi sorgular z. Bize iyi e itim sunamad için devleti ba fllayal m, bize iyi bir sa l k sunamad için devleti ba fllayal m, bize kötü ve yoksul bir yaflam sundu u için devleti ba fllayal m, öyle mi? Devleti, halktan al nan vergilerle kurulan ve kendisine büyük gelir getiren kurumlar özellefltirdi i için ba fllayabilir miyiz? Burada, Devletin olanaklar k s tl, üniversiteleri paral yapal m diyebilir miyiz. Sosyal devlet bak n istedi ini ne kadar da güzel söyletiyor. Kim Bedavac? Üniversitelerin tüm olanaklar ndan istifade etmeye çal flan, üniversitede bulunan odas n daha çok ifl ba lant lar için kullanan, üniversitenin sundu u imkanlarla yurtd fl ifl ba lant lar n güçlendiren, bilimle u raflmaktan çok ticari iliflkileriyle ilgilenen, devletin olanaklar n kendi menfaati için bedava kullanan, bu sayede paraya para demeyen az msanmayacak say da Hoca bulunmaktayken, üstüne üstlük bu kifliler çat r çat r maafllar n da devletten almaktayken rahats z olunmuyor, tek kelime dahi edilmiyorken, nas l oluyor da en do al hak olan e itim hakk için üniversite kap lar na y lan milyonlarca genç bedavac olarak nitelendirilebiliyor! Kim bedavac? Bu iflin rant n yiyenlere neden ses ç kar lm yor! Ülkenin alt n kaynaklar n, fabrikalar n, Tüprafl, Telekom u ve daha birçok kamu kuruluflunu emperyalistlere peflkefl çekerek, de erinin çok çok alt nda adeta bedavaya verenler ö rencileri nas l bedavac l kla suçlayabiliyorlar? Üniversite kap lar sermayeye aç l rken, ö rencilerin beyinleri burjuvazinin daha fazla kâr etmesi için bedavaya çal flt r labiliyor! Alternatifsiz De iliz! Bir di er konuya, bugüne kadar devrimcilerin kitleleri alternatifsiz b rakmad klar na özellikle de inmemiz gerekiyor. Bu söylemlerimizden de aç kça ifade olunmaktad r. YÖK e hay r denilirken, YÖK kalks n ne gelirse gelsin hiç demedik. YÖK e hay r derken, özerk, demokratik üniversite istiyoruz u da srarla dillendirdik. Bir yandan Paras z okul derken sadece paras z de il, paras z, bilimsel, anadilde e itim talebini de canl tuttuk. Bu nedenle Bedava kals n derken üniversite kalm - yor yahu (Bask n Oran) ve Murat Belge nin Bu koflullarda E itim paras z olmal d r demek de muhtemelen herkesin, ama öncelikle sol da olanlar n slogan! diyerek bu talebe karfl durmalar anlams zl n da ötesinde, kendini ayd n ve demokrat olarak niteleyen kiflilerce söylenmemesi gereken sözler. Devrimci hareketin gerili i bunlar dillendirebilmede onlar cesaretli k l yor. Yusuf Ziya Özcan n ve onun aç klamalar na destek ç kan tüm ayd n ve demokrat geçinen kesimlerden çok daha ayd nl k bir konuflma yapan Bo aziçi Üniversitesi E itim Fakültesi Dekan Prof. Dr. Ali Baykal n bu konudaki düflünceleri anlaml bir yerde duruyor. Ali Baykal, Türkiye de yüksek ö renimin kap lar o kadar dar ki, hep bir y lmadan flikayet edilir. Sanki olumsuz bir olaym fl gibi, e itim talebini k s tlay c önlemler önerilir. Her fleyden önce gençlerin üniversite kap lar nda y lmalar, maç kuyruklar nda, dumanl kahvehanelerde, vas fs z ifl gücü pazarlar nda, gürültülü diskolarda, tekkelerde, zaviyelerde y lmalar ndan daha olumludur diyerek soruna daha kapsaml ve do ru bakm flt r. Meseleye at gözlükleri ile bakanlar daha sonra do acak felaketleri maalesef görmezden gelmektedirler. Son olarak, Hasan Celal Güzel in o malum konuflmadan sonra yeni YÖK Baflkan hakk nda söyledikleri ise bizlere diyecek daha fazla bir fley b rakmamaktad r, Yeni YÖK Baflkan sempatik, ö renci dostu bir halk adam görüntüsü veriyor. C NSEL, ULUSAL, SINIFSAL SÖMÜRÜYE SON! Y lbafl gecesi Taksim de turistlere yönelik gerçekleflen taciz olay na YDG sessiz kalmad. 12 Ocak 2008 de Taksim Galatasaray Lisesi önünde Kad na yönelik tacize, tecavüze, fliddete hay r! sloganl pankart yla Yeni Demokrat Gençlik Kad n Komisyonu bir bas n aç klamas düzenleyerek gerçekleflen bu taciz olay n fliddetle ve esefle k nad. K sa sürede organize edilmesinin etkisiyle aksakl klar n, eksikliklerin yaflanmas n n yan nda böylesi bir tecrübe bizler için önemli bir yerde durmaktad r. Sessizli imizi bozmam z n önemi, yaflananlara, yaflat lanlara vermemiz gereken tepki apaç k önümüzdedir ve bizler bu tepkimizi gö ün yar s olan, sistemin iki kat sömürüsüne maruz kalan kad nlar n sorunlar yla da bütünlefltirmeliyiz. Bas n aç klamas nda tacizcilerin cezas na ayr ca dikkat çekilmesi gerekti ini belirten YDG Kad n Komisyonu 57 YTL lik komik para cezas yla sistemin tacizi, fliddeti, cinsel bask lar nas l meflrulaflt rd n vurgulad. YDG Kad n Komisyonu yaflananlar n sorumlusunun sadece birkaç sap k olmad n, sistemin ürünü oldu unu ifade etti. Sistemin kad nlar n yaflam alanlar n k s tlad n vurgulayan YDG Kad n Komisyonu kad nlar n sadece Taksim de böylesi gecelerde de il, iflte, evde, okulda, sokakta, hayat n her alan nda psikolojik, fizyolojik fliddete ve cinsel bask lara maruz kald klar n vurgulad. YDG Kad n Komisyonu aç klamay Bizler YDG Kad n Komisyonu olarak kad nlara karfl yap lan ayr mc l k ve bask lara karfl sessiz kalmayaca m z buradan bir kez daha hayk r yoruz ve kad nlar örgütlü mücadeleye ça r yoruz. sözleriyle sürdürdü ve ard ndan Cinsel, Ulusal, S n fsal Sömürüye Son! slogan yla sonland rd. stanbul YDG Kad n Komisyonu FOTO RAFLARINA DAH TAHAMMÜL EDEMED LER! 1 May s Mahallesi YDG olarak devrim flehitlerini anmak amac yla haz rlad - m z duvar gazetemizi mahallemizin en ifllek yerine ast k. Bunun üzerine faflist kolluk kuvvetleri akrep eflli inde duvar gazetemizin oldu u yere gelip, otomatik silahlarla güvenlik alarak dikkatli bir flekilde duvar gazetemizi söküp akrebe götürdü. Gazetemizin duvarda 4 saatten fazla kalmas na dahi tahammül edemeyen devlet güçleri devrimden ve devrimcilerden ne kadar da korktuklar n bir kez daha bizlere göstermifllerdir. Bizler genç devrimciler olarak asla böyle sald r lara boyun e meyerek mücadelemize devam edece- iz. Korkuyorlar çünkü hakl olan ve hakl y savunan bizleriz ve bir avuç zorban n hükmünü mutlaka y kaca z. 1 May s Mahallesi YDG DERS M DE PROTESTO Bilindi i üzere Alman ARD kanal nda Alevileri afla layan TATORT dizisi yay mlanm fl ve Alevi örgütleri taraf ndan Almanya da büyük kat l mla protesto edilmifltir. Kanal taraf ndan özür dilenmifl fakat dizi yay mdan kald r lmam flt r. Türkiye ve T. Kürdistan nda yaflayan Aleviler üzerinde ise AKP nin yapmaya çal flt H z r pafla operasyonu ve Alevileri ötekilefltirme çal flmalar n n da teflhir edilmesi gereklidir. Bunun üzerine Dersim de bir araya gelen kitle örgütleri, sendikalar, partiler ve dernekler Yeralt Çarfl s n n üstünde bas n aç klamas yapt. Bas n aç klamas nda AKP nin H z r pafla sofras ad alt nda bafllatt politikalara dur demenin gereklili i söylendi. Alman devlet TV si ARD nin yay mlam fl oldu u dizi k nand ve Alevilere yönelik çirkin sald r lar n geçmiflten beri var oldu u vurguland. Ayr ca anayasada Alevilerin taleplerinin de yer almas için mücadele etmek gerekti ini, Diyanet flleri Baflkanl n n ve zorunlu din derslerinin kald r lmas gerekti i söylendi. Dersim YDG olarak haz r bulundu- umuz bas n aç klamas n n k s r geçmesinin bizlere göre iki nedeni vard r. Birincisi AKP nin Alevileri bir oy pusulas ndan farks z gördü ü yeterince teflhir edilmemifltir. kincisi ise halk üzerinde yap lan y ld rma politikalar n n bir sonucudur. Dersim YDG olarak bizim de politikalar m z belirlerken yukar da sayd m z sorunlar göz önüne alarak hareket etmemiz gereklidir. Demokrata Ciwana Newe Dersim (Dersim YDG) CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY! 7

8 f rum YEN DEMOKRAT GENÇL K 130 Perde Arkas nda De il Art k, Perdenin Önü Gayet Müsait Son bir y ld r üniversiteler üzerinde oynananlar, perde arkas nda olup bitenleri aç klamaya çal flt m z sürecin bir bir gerçekleflti ini görmekteyiz. Ve perde arkas aralanmaya baflland. YÖK Baflkan koltu una yerleflir yerleflmez yapt aç klamalarla gündemdeki yerini korudu u s rada model önerisi ile getirdi i aç klamalar, paral üniversite tart flmalar n da yeniden alevlendirdi. Bunun kaç n lmaz bir süreç oldu unu biliyoruz. Özellikle 2008 y l nda üniversiteler üzerinde yap lan tart flmalarla s k s k gündeme gelece i de aflikar gözükmektedir y l na iki kala Bologna ad mlar n n s klaflaca, yak n zamanda ise üniversite üzerinde yeni reformlar n yap - laca flimdiden görülebilmektedir. Her ne kadar vak f üniversitesi olarak adland r lan ancak yasal prosedür gere i bu flekilde kurulan özel üniversitelerin önündeki k s tlay c engellerin kald r lmas gündeme gelecektir. YÖK Baflkan n n yapt konuflmada ngiltere, Fransa, Almanya ve talya n n (bu dört ülkenin Bologna Süreci ni bafllatan ilk ülkeler oldu u örgütümüzce bilinmektedir) ülkemizde üniversite kurmak için baflvurdu unu söylemesi bizim için hiç de yabanc de ildir. Kim Bu Üniversiteler? Daha önceki yaz lar m zda da emperyalistlerin özel üniversite açmak için kap da oldu unu, çünkü üniversiteye talebin milyonlar buldu u ülkemizde, Avrupa Yüksek Ö retim Alan n (EHEA) oluflturmadaki as l amac n yüksek ö retim pazar yaratmak oldu unu ifllemifltik. Geri kalm fl ülkelerde aç lmak istenen bu üniversitelerde özellikle ülkemizdeki baflvurular n geliflmifl ülkelerden geldi i düflünüldü ünde kalite art - fl na yol açaca, rekabetçi ortam n getirisi ile bunun gerçekleflece i düflünülebilir. Bu flekilde savunmaya müsait oldukça iyi bir ortam egemenlerce yarat lm flt r. Yaln z Avrupa da da görülmektedir ki bu tarz üniversitelerin sosyal statü kazand rman n ötesine geçemedi i, sadece kifliye bir tak m haklar (diploma ve dil ö renimi) tan d gerçekli idir. Ve ülkemizdeki talep fazlal n bilerek kâr amac yla geldikleridir. Kap daki Üniversite Reformu 2008 y l nda bunlar n gerçekleflebilmesi AKP nin üniversiteler üzerinde yeni reformlar yapmas n da beraberinde getirecektir. AKP nin parti program nda, e itim program nda bunlar mevcuttur. Bu program ise, AKP nin de il emperyalistlerin e itim program d r. Unutmayal m ki Avrupa n n birçok ülkesinde bu süreçte üniversite reformlar yap lm fl ve e itim hakk n n gasp edilmesine yol açan, e itimi ticarilefltiren bu reformlara karfl militan ö renci eylemlilikleri ard s ra gerçekleflmifltir. Bu nedenle ayn flekilde yaklaflan benzer tehlikeyi görebiliyoruz. Bu reformun amac n n yüksek ö retimi sektör haline getirece i ve bununla beraber flimdiden tart fl lmaya bafllayan paral üniversite anlay fl n n kan ksatt - r lmaya çal fl laca d r. Görünen o ki, yap lan aç klamalar n ard ndan az msanmayacak derecede destekleyici görüfl belirtenler olmufltur. Sisteme muhalif gözüken pek çok yazar-çizer taraf ndan YÖK Baflkan na alk fl tutulmufltur. Bunlar aras nda kendini ezilenlerin yan nda gören, demokrat m diyen yazarlar da ne yaz k ki bulunmaktad r. En do al haklar m z n giderek paral olmas ile birlikte eflitlik sa lanaca n iddia edenlerin demokrat durufllar sorgulanmal d r. Sofram zdaki ekme in her geçen gün küçüldü ü bir ülkede bu görüflleri savunanlar egemenlerin ekme ine ya sürmekten baflka bir fley yapt klar söylenemez. Hatt m z Belirlemenin Önemi Örgütsel olarak üniversitelerdeki çal flmalar m zda buna karfl nas l bir politik hat izleyece imiz de önemlidir. Geçen yaz m zda ö rencilerin bu süreçte nas l d flland ndan bahsetmifltik. Bunu yapt m z anket çal flmalar nda da görebilmekteyiz. Bu çal flma bizlere çok önemli veriler sunmaktad r. Elde etti imiz ilk verilerde ilk göze çarpan fley ö rencilerin kendilerini ifade edecekleri alanlar n yoklu u olmufltur. Yine önümüzdeki dönemlerde bekledi imiz bu reformda da yine biz ö rencilere dan fl lmayacakt r. Fikrimizin ne oldu u sorulmayacakt r. Bu nedenle demokratik bir talep ekseninde çal flmalar m z somutlamak ve gençli in de tepkilerini bu talebimiz alt nda örgütlemek as l bu süreçten beklentimizdir. Egemenlerin Sözcüleri Aras ndaki Farks zl k Di er önemli bir geliflme ise aç k mikrofonlara tak lan konuflmalar n düzeyi idi. Müsteflar Aktan ile Maliye Bakan Unak tan aras nda konuflma geçiyor: Aktan: Yeni YÖK Baflkan n n havas de iflmifl. Gayet güzel sözler söylüyor. Unak tan: sterse söylemesin... Paralar bende. AKP hükümeti geldi inden beri bu tarz konuflmalara pek yabanc de iliz art k. Bu, sistemin üniversitelerin bafl - na yeni geçen kifli ile bakan olabilen bir kiflinin niteliklerini de gösteriyor bizlere. Her ikisi de pervas z konuflmalar yapmaktan geri durmuyorlar son dönemde. kisi de bu aralar para dan bahsediyor. Birisi kutsal say lan bilim yuvalar nda özellefltirme bakanl yap yor, di eri ise, halk m z n al nterinden süzülmüfl de eri kontrol etmekle yükümlü ama daha çok bulundu u konumda m s r iflleriyle u raflan, üslubundan da anlayaca m z gibi, bakkal hesapç s. Meslekleri farkl ama öz olarak iflleri ayn iki kifli. Harekete geçelim YÖK Baflkan n n aç klamalar na ve Maliye Bakan n n unutkanl na ra men bu pervas z aç klamalara karfl ciddi bir tepkinin ç kmamas olumsuz bir durumdur. Aç ktan tehdit anlam na gelen bu sald rgan aç klamalara karfl kitle çal flmas yap lmamas, YDG de dahil olmak üzere devrimci demokratik gençlik örgütlerinin bir ortakl k sa lay p sokaklara ç kmamas, sendikalar n da birkaç aç klama d fl nda bir tav r gelifltirmemesi olumsuzdur, sald r - lar n ciddiyetinin YDG de dahil olmak üzere yeterince bilince ç kar lamad n göstermektedir. Hatta gündemde konunun ifllenifli sistemin bu pervas zl - n örtecek flekilde ele al nm fl, burjuva kalemflörler paral e itimi aç ktan, daha ikna edici flekilde aç klama u rafl na girmifl, birkaç yaz d fl nda da cevap verilmemifltir. Aç kt r ki paral e itim ve vakti gelen e itim reformu, dergi ve gazetelerde ç kan yaz larla de il esas olarak sokakta militan eylemlerle, uzun soluklu çal flmalarla, kitle toplant lar yla, s n f konuflmalar yla, ö rencileri bir araya getiren her türlü çal flmayla çöpe at labilir. Kitlesel bir hareket ancak pratik çal flmalarla yarat labilir. Egemen s n flar n pervas zl kapsaml ve cüretli çal flmalarla engellenebilir. Bu anlamda YDG olarak kendi özgün yaklafl m - m z çeflitli çal flmalarla yerine getirirken tüm ilerici demokratik örgütlerle ortak platformlar kurarak daha uzun soluklu eylem birliklerinin önünün aç lmas olumlu olacakt r. 8 CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY!

9 Sevgili gençler öncelikle hepinize merhaba demek istiyorum. Bu aralar kendimi ifade edememe noktas nda yaflad m s k nt lar nedeniyle yaz m büyük bir heyecanla kaleme ald m ve derginin ç kmas n sab rs zl kla bekledi imi söylemek istiyorum. Oldukça fazla konunun birikti ini düflünmekteyim ve elimden geldi ince bu konular sizlerle paylaflaca m. Efendim, hepinizin bildi i gibi son dönemin revaçta olan konusu türban meselesi ve ben de bu konuya duyars z kalmayarak taraf m belli etmek istiyorum. Elbette ki ben özgürlükçü bir düflünürüm ama bu kadar na da tahammül etmem mümkün de il. Ne demek efendim herkes istedi i k l kla üniversiteye girebilir? Bu nas l bir anlay flt r ben anlayamad m flahsen. Bu gibi konular yüzünden seviyemi düflürece im neredeyse. Zaten milli kültürümüz, ahlak m z yerlerde sürünüyor bir de bu yasa ile sözde türbana serbestlik ad na iyice c lk ç kacak iflin. Bu türban meselesi öyle basit bir mesele de il. Malum ülkemizin en önemli sorunlar aras nda bafl çekiyor. O nedenle bence konu H O P P A L A üzerinde daha fazla tart flmak gerekiyor. Pek kendilerinden haz almasam da di er günlük gazete yazarlar n n da belirtti i gibi mutabakat olmadan çözümün de bulunaca n düflünmüyorum. Ülkemizdeki ayd n bir ses olarak, halk tan m fll mdan kaynakl hükümetin mutabakat noktas nda ataca ad mlara bafltan destek olaca m ve e er oluflturulursa komisyonlarda görev alabilece imi dergimiz arac l yla ilan ediyorum. Son günlerin bir di er popüler konusu da kriz meselesi. Efendim bu ne yaygara, bu ne güvensizlik böyle? Ortada fol yok yumurta yok, her fley yolunda olmasa da Allaha flükür iyi durumday z ama bir kriz dedikodusudur ald gitti. Yani bize rahat bat yor belli ki. Yok, borsa düflmüfl de yok dolar artm fl da, yok euro f rlam fl da, alt na el de miyormufl da. Sanki herkesin borsada ka d var. Size ne efendim, borsa düflmüflse düflmüfl. Bence hiç panik yapmay n. Bu kadar insan toplanm fl o borsan n nas l çözülece ini düflünüyor zaten. Bir sürü ekonomisttir, uzmand r, koca hükümettir bilmiyor krizi, biz biliyoruz öyle mi? Elin ecnebisi duysa güler halimize, alacaklar varsa da almazlar AB ye alimallah. Madem bir hedefimiz var, o halde s kaca z biraz diflimizi. Ben flahsen Say n YÖK Baflkan Özcan n Ulusal Ö renci Konseyi toplant s nda üniversite ö rencilerinin alk fllar aras nda yapt üniversiteler paral olsun aç klamas n g ptayla izledim. fiu YÖK tarihinin en özgürlük yanl s baflkan ç - k p da üniversiteler paral olsun diyor ve ö renci temsilcileri ayakta alk fll yor. flte ülkemizin uzun süredir özledi i ve görmek istedi i tablo budur. Say n Baflkan m z kaynaklar m z n s n rl oldu unu biliyor ve bu zor günlerde biraz daha ö rencilerle velilerin fedakarl k yapmas n istiyor. Bu gayet anlafl l r talebe de ö renciler destek veriyorlar. Eminim ki AB nezdinde karizmam z biraz daha artm flt r. Bu konuda siz YDG lilerin de farkl düflünmedi ini görmekten k vanç duydu umu söyleyebilirim. Efendim öyle çok haberim yok ama görebildi- im kadar yla dergimizin geçen ayki say s nda bir iki elefltiri yaz s n n d fl nda konu hakk nda YDG hiçbir fley yapmad. Geçen ayki o yaz larda tepki göstermek laz m diyenlere suskunlu- umuz, hareketsizli imiz iyi bir cevap olmufltur. Globalleflen dünya gerçekli ini kavrayamayan, küreselleflmeye hâlâ klasik sol mant kla karfl duran ve e itim paras z olsun diyen bu gibi kiflilerin say s her geçen gün azalmakta ve görüldü ü gibi kendilerine destek de bulamamaktalar. Buradan bu gibi düflünenlere, sizlerden de ald m destekle soruyorum: devletin ifli paras z e itim, paras z sa l k hizmeti mi sa lamakt r? Hangi cüretle bu talep dillendirilebiliyor ki? Biraz insaf be kardeflim, e itim paras z olsundevlet kaynak ay rs n, sa l k paras z olsun-devlet kaynak ay rs n, ulafl m paras z olsun-devlet kaynak ay rs n, bir de bunlar n üzerine iç ve d fl düflmanlar m z n oldu unu hat rlarsak savunma sanayimize de devlet para ay rs n, e ne olacak bu iflin sonu? Baz lar n n verdi imiz vergiler ne oluyor? diye sordu unu duyar gibiyim. Koca devlet, koca bürokrasi. Sadece meclisteki milletvekillerimizin maafllar n düflünürseniz paran n nereye harcanmas gerekti ini anlars - n z. Daha fazla uzatmayaca m yok öyle belefl köfte. Hatta ben bu konuda daha da uç düflünüyorum efendim. Art k savunma sanayi de paral olsun. Yani e itim, sa l k, ulafl m yetmez, savunma da özellefltirilmeli bence. Paras n vermeden kimse kaynak beklemesin devletimizden. Sevgili gençler, fark etti iniz üzere Ankara da yap lacak Kad n Buluflmas hakk nda yorum yapmad m, zaten gerek de görmüyorum. Böylesi organizasyonlarla ilgi çekemeyece imizi hala anlayamad birileri. Bir de bildi im ve görebildi im kadar yla YDG de erkek say s daha fazla. Ço unlu un görüfllerini önemsemeden, az nl k için buluflma örgütlemek bana pek mant kl gelmedi aç kças. fiimdi ç ksak biz de erkek buluflmas örgütlesek olmayacak, (hatta biraz itici kald san r m) o nedenle en iyisi bu konuda daha fazla konuflmayay m ama önümüzdeki senelerde çizgimizin bu konularda daha fazla netleflece ini düflünerek kendimi avunduruyorum. Yaz m bitirmeden önce konferansta karar alt na ald m z ayl k 20 YTL ler ne oldu diye sormak istiyorum. Sevgili gençler, dedi im gibi paras z ifl olmaz. fiu ayl klar toplayal m da gönderelim bir zahmet. Hay r, benden habersiz toplan yorsa diye korkuyorum. Bilen varsa en az ndan haber versin. Bahar aylar nda daha s - cak günlerde daha s cak yaz larla buluflmak dile iyle hepinizin gözlerinden öperim. YILMAZ GÜNEY KÜLTÜR ve SANAT FEST VAL SONUÇLANDI Yüz Çiçek Açs n Kültür Merkezi ve Demokratik Gençlik Hareketi taraf ndan bu y l ülkemizde ilki düzenlenen Y lmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali, tarihinde yap lan kapan fl program yla sonuçland. Daha önce çeflitli illerde Y lmaz Güney in kültür ve sanat anlay fl çerçevesinde gerçeklefltirilen söyleflilerin, panellerin, film gösterimlerinin ve alt ayr sanat dal nda düzenlenen etkinliklerin sonuçland r lmas yla birlikte, Taksim de, Yeni Melek Gösteri Merkezi nde yap - lan kapan fl program yla festival sonland r ld. Sunumunu Görkem Aslan ve Türkü Hazer in yapt kapan fl etkinli i, Y lmaz Güney in yaflam n ve sanat n, ayn zamanda festivalin geliflim sürecini anlatan bir sinevizyon gösterimiyle bafllad. Gösterimin ard ndan festival tertip komitesi ad na sözü alan Ozan Do an festivalin yar flma mant yla de il, farkl l klar n zenginlik olarak paylafl ld bir anlay flla gerçeklefltirildi ine, festivalin gerçek sahibinin kitleler oldu una ve onu daha ileriye tafl yacak olan n da yine kitleler oldu una iflaret etti. Bunun bir bafllang ç olarak de erlendirilmesi ve önümüzdeki y llarda Y lmaz Güney in kültür ve sanat anlay fl n n daha büyük etkinliklerle yayg nlaflt r lmas gerekti ini vurgulad. Do an, konuflmas n, festival boyunca emeklerini festival komitesinden esirgemeyen yazar, karikatürist, tiyatrocu ve flairlere teflekkür ederek sonland rd. Aç l fl konuflmas n n ard ndan, program, Y lmaz Güney in kardefli Yaflar Pütün ün yapt konuflmayla devam etti. De erlendirme kurullar ad na Mehmet Çetin yapt konuflmas nda Y lmaz Güney in sanatç ve devrimci kiflili ine de inerek festivalin günümüzdeki önemine dikkat çekti. Daha sonra sunucular n çeflitli flairlerin dizeleriyle oluflturulan sunumlar n n ard ndan ödül törenine geçildi. fiiir dal ndaki ödülleri alan Mustafa Ergin K l ç, Orhan Al c, Osman Günay, Mehmet Soylu ve Azad Ronakbar n ödüllerini flair Nesimi Aday verdi. Öykü dal ndaki ödül sahipleri, Gamze Güller (Da lar n Soludu u), brahim Alafl (Hürmüz ü Bekleyen Ömürlerin Öyküsü) ve Soydan K zg n (Beyaz) ödüllerini yazar Vecdi Erbay n elinden ald lar. K sa film dal nda Tutunamayanlar ve Kara Delik ve Bilyeler adl filmlerin yönetmeni Savafl Baykal, ödülünü yönetmen ve senarist Ahmet Soner den ald. 13 Kurflun adl filmin ödülünü Diyarbak r Ba lar Belediyesi Sinema Atölyesi ad na Dilan Akkufl ald. Akkufl a ödülünü Sinema Kooperatifi Baflkan Ahmet Yüzüak verdi. Düfleyazmak adl filmin yönetmeni Naz m Güvelo lu na ödülünü de yine Ahmet Yüzüak verdi. Soka a Ç kma Yasa adl k sa filmin yönetmeni Filiz Uygun Yüksel ile Gezici Nalbant adl belgesel filmin yönetmeni Haydar Demirtafl plaketlerini Oktay Güzelo lu nun elinden ald. Bektafli Gir ve Gör adl belgesel filmin yönetmeni Elizabeta Koneska ise (Makedonya dan) ödülünü Sinema Kooperatifi kinci Baflkan Nevzat Çelik ten ald. Tiyatro ödüllerinin sahipleri ise stanbul Do açlama Oyuncular Tiyatro Toplulu u, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Tiyatro Toplulu u ve Ortado u Teknik Üniversitesi Halk Tiyatrocular oldu. Gruplar ödüllerini tiyatro oyuncular Altan Gördüm ve Ali Erkazan dan ald lar. Karikatür dal ndaki onur ödülünün sahipleri Hicabi Demirci, fievket Yalaz, Sait Munzur, Bayram Hajizadeh (Azerbaycan), Lois Pol (Avusturalya), Umut Veren Genç Çizer Ödülü sahipleri Esma Balkan ve fieref Kaya ve Özgürlük ödülü sahipleri Mahmut Ulusan (Tekirda 1 No lu F Tipi Hapishanesi nden) ve Mehmet Bo atekin (Bolu F Tipi Hapishanesi nden) ald lar. Plaketleri Mahmut Ulusan ad na Bar fl Annelerinden Sultan Bozkurt ve Mehmet Bo- atekin ad na kardefli Esma Bo atekin ald. Plaketler karikatür sanatç lar Aflk n Ayranc o lu, Seyit Saatçi ve Canol Kocagöz taraf ndan verildi. Müzik dal nda Grup Ze Tije, Grup Tanura ve Grup Berf e ödüllerini Grup Munzur verdi. Ödüllerini alan müzik gruplar sahne alarak üretimlerini sergilediler. stanbul YDG CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY! 9

10 Gençler kimlikler! stanbul da son dönemlerde gençli in duydu u en u ursuz seslenifllerden birisi de birçok noktaya konufllanm fl olan bir güruh polisin yoldan geçenlere yapt klar bu ça r d r. flinde gücünde olan, okuluna giden veya arkadafllar yla gezen ve kurulu düzenin yasak ve kurallar ile o anda herhangi bir sorunu olmasa da üniformal polislerin bu ça r s tüm gençler taraf ndan tedirginlikle karfl lanmakta, gençler kimlik kontrolüne denk gelmemek için yollar n uzatmay dahi tercih etmektedir. Politikaya en uzak, kendi halinde gençler ve halk m z için dahi huzurdan öte huzursuzluk kayna güvenilmez bir kurum olarak görülen ve TSK gibi bir suç örgütü/çete olan polis teflkilat na dahil olan bu kovboy taklitlerinin gözünün üstünde kafl n var diyerek istedi i gibi zulüm yapabilece ini bilmekte ve ona göre en k sa sürede oradan uzaklaflman n yollar n aramaktad r. Elinde gençlerin kimli ini tutan, üstündeki üniforman n ve belindeki silah n verdi i güvenle keyfi uygulamalar yapma hakk n kendisinde görenler, kimliklerini gasp ettikleri gençlerin beladan korunma kayg s yla tak nd sessiz ve uysal tav rdan keyif ald klar n saklama gere i dahi duymamaktad r. Bu kimlik denetimleri, kurulu düzenin halka yaklafl m n gösteren küçük bir örnek olmakla beraber halk n da sisteme yaklafl m n aç a ç karan veriler sunmaktad r. Kimlik denetimleri stanbul un merkezi yerlerinde, kalabal k veya kuytu köflelerde gerçeklefltirildi i gibi minibüsler vb araçlar durdurularak da yap lmaktad r. Ancak bu yayg n denetimlerin hedefinin huzuru sa lamak, suçu önlemek veya suçluyu yakalamak gibi bir derdinin olmad aç kt r. Bir nedenle polisten uzak kalmay tercih eden, kimlik denetiminden sonra bafl n n belaya girece ini düflünen kimsenin kolay kolay bu denetimlere tak lmayaca aç kt r. 2-3 polis arac n n park etti i, 6-7 polisin yolu kapad, etraf nda da s ran n kendisine gelmesini sab rla ve tedirginlikle bekleyen 10 gencin bulundu u bir ortam n 100 metreden fark edilmesi ve gerekli tedbirlerin al nmas oldukça rahatt r. Bu anlamda bu kadar aleni yap lan denetimlerle asker kaçaklar n n dahi bulunamayaca- anlafl labilmektedir. Korku cumhuriyeti Bu uygulamalarla devletin as l hedefi halk m z n korkutulmas, tedirginlefltirilmesi ve bask alt na al nmas d r. Her yerde yap lan kimlik kontrolleri, metrodavapurda s kça tekrarlanan bofl paketlere dokunulmamas uyar lar vb halkta güvensizlik, korku yaratmay hedeflemekte, nereden-nas l gelinece i bilinmeyen bir bomban n yaratt kayg n n sonucunda en güvenilmez kurumlar aras nda say lan ancak kötünün iyisi rolünü oynayan kolluk kuvvetlerinin yapt r m ve tehditlerinin meflru bulunmas istenmektedir. Evet, polis güvenilmezdir. Halk m z polisin kendi ifline kar flmamas için her türlü çabay göstermekte, bir olaya polis geldi inde tan k olmamak için herkes bir yere kaybolmakta, karakola girenin nas l bir ruhi ve fiziksel durumunda ç kaca kimse taraf ndan tahmin edilememektedir. Ancak bu uygulamalar ve yo- un medya propagandas ile halka güvenebilece i baflka bir oda n da olamayaca gösterilmek istenmektedir. Devrimcilerin güçsüzlü ünün de etkisini avantaja çeviren sistem, sa a sola bomba atan, sivil-resmi ayr m yapmayan, zarar vermekten zevk alan bir çete görüntüsü ile devrimcileri tasvir etmekte ve halka ölümü gösterip s tmay tercih etmeye zorlamaktad r. Tabii aç kt r ki devrimciler bu kara çalmay zaman içinde tersine döndürebilecektir. Zaten devrimcileri tan yan halk m z aç - s ndan da bu propagandaya ikna olmak mümkün de ildir. Ancak sistemin kendisinin s tma oldu unu kabul etmesi ve her yerde göze çarpan üniformal bekçileri ve devasa bayraklar ile militarist ve flovenist yönü teflhir olmakta, günümüz flartlar nda dahi devletin kendisine ne kadar güvensiz oldu u itiraf edilmektedir. Bu kimlik denetimlerinde polisler herkesi durdurmamakta, göz karar ile tercih yapmaktad r. Örne in genç kad nlar genellikle durdurulmamaktad r. Sevgililer veya sevgili görüntüsü verenler de genellikle denetimlerden kurtulabilmektedir. yi ve pahal giyinen gençler de genellikle flansl kesimi temsil etmektedir. Ancak yan n zda kad n arkadafl n z yoksa, yoksul görünümlüyseniz, devrimci oldu unu belli eden bir tarz n z varsa polislerin gözlerinden kaçman z mümkün de ildir. Ancak as l mesele bunlar de ildir. Daha da önemlisi polislerin as l dikkat etti i konu sizin bir flekilde Kürt ulusundan oldu unuzun anlafl lmas d r. Durdurulanlar n veya uzunca bekletilenlerin ezici ço unlu u Kürt gençleridir. Görünümüyle, konuflmas yla kendisini belli eden Kürt gençleri küçük yafltan itibaren asker veya polis karfl s nda edindikleri deneyimlerin etkisiyle büyük bir tedirginlikle ve sessizlikle denetimden ç kmay beklemekte ve planlar n n her an bozulabilece inin bilinciyle s k nt yaflamaktad r. Bu durum hemen her denetimde karfl lafl labilecek bir olgudur ve sistemin genel olarak halk düflmanl n n yan s ra daha da pekiflmifl bir nefretinin göstergesi olarak Kürt düflmanl n ortaya koymaktad r. Her Kürdün gerilla do du u, her Kürdün devlet düflman oldu u, güvenilmez oldu u, her Kürdün tehdit oluflturdu u düflüncesinin devletin güvenlik politikas nda nas l yer edindi ini gösteren küçük bir örnektir bu. Devlet kendisine iflbirlikçilik yapan Kürtlere olan güvensizli ini dahi aç kça ortaya koyarken bir bütün olarak Kürt halk - n nas l ötekilefltirdi ini sergilemektedir. Cevap verme hakk n z yok! Bununla birlikte kimlik denetimlerinde veya üst aramalar nda ulusal, politik, kültürel veya cinsel kimlik aç s ndan az nl kta olan veya sistem taraf ndan ötekilefltirilen kesimlerdenseniz herhangi bir yasal sorununuz olmasa dahi polislerin sözlü tacizine u raman z oldukça mümkündür ve tabii ki cevap verme hakk n z da yoktur. Cevap vermeniz halinde ise potansiyel bir terörist oldu unuz alg s na kap lacak olan polis taraf ndan gözalt na al nman z, kaç r lman z veya darp edilmeniz mümkündür ve çok say da örnek de vard r bu konuda, bu örneklerin baz lar bas na da yans m flt r. Kimlik denetimindeki keyfi uygulamalar yoksul Kürt gençleri gibi sineye çekmeyip itirazda bulunan avukatlar n darp edilmesi, parkta oturup dinlenirken kimli ini isteyen polisin att tekmeyle hayat ndan olan genç de bizlere nas l bir tehlike alt nda yaflad m z n örneklerini sunmaktad r. Yine kimlik kontrolüne denk gelen YDG li arkadafllar m z da sistemin bak fl n gösteren örneklere de tan k oldu. Farkl örneklerde farkl polis kontrollerinde Türk ulusundan YDG lilere polis taraf ndan di erleri duymayacak flekilde Kürt ulusundan YDG li arkadafllarla arkadafll k kurmamas, Kürtlerin tehlikeli olaca yönlü aç ktan tavsiyelerde bulunuldu. Bunun farkl örneklerde benzeri flekilde yaflanmas tavsiyenin polisin kiflisel tavsiyesi olmad n bizlere göstermektedir. Yaflamlar nda bir baflar kazanamayan, kendisini gelifltiremeyen lümpen gençlerden kotar lan, özel tim polisleri ve özel harekât timleri baflta olmak üzere tüm kolluk kuvvetlerinin üniforma giyip, bayrak tak p, silah kuflan nca kendisini farkl bir yere koyup halka zulmeden bir tavra bürünmesi, zor yoluyla halk n gösterdi i itaat ve sessizlik sayesinde sayg nlaflt n düflünmesi, bu güruhun amirlerinin gerçeklefltirdi i icraatlar n ortaya ç kan küçük bir k sm da göz önüne al nd nda devlet otoritesinin yukar - dan afla ya çete otoritesi fleklinde örgütlendi ini bizlere göstermekte ve örgütlü mücadeleden baflka bir yola izin vermemektedir. stanbul dan bir YDG li 10 CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY!

11 g e n ç l i e n o t l a r Kime k z yoruz? Son y llarda devrimci hareketin en fazla etkilendi i konu kuflkusuz tasfiyecilik olarak karfl m za ç kmaktad r. Tasfiyecilik sorunu sadece ülkemizde de il tüm dünyada bir flekilde etkisini hissettirmektedir. Son 20 y l içerisinde daha fazla gündeme gelen bu sorun, devrimci hareketlerin nicelik aç s ndan daralmas n n yan s - ra do ru çizgide tutunmas na da engel olabilen bir sonucu beraberinde getirmektedir. Kendi karfl t n yenilmez olarak görmenin etkisiyle devrimci saflarda her türlü tahribata aç k kap b rakan tasfiyecilik tam da bu nedenle sadece niceliksel daralma anlam - na gelmemektedir. Egemen sistemin kendi bekas n korumak amac yla çok çeflitli araçlar yoluyla besledi- i tasfiyecili e karfl en önemli panzehir tabii ki ideolojik netliktir. Proleter ideolojiden her sapma ve her uzaklaflma özü itibariyle sistemin çok güçlü ve yenilmez oldu u anlay fl n, kitlelere, örgüte ve kendine güvensizli i besleyecektir. Bu nedenle pratikte devrimci durufl, ancak proleter ideolojinin flekillendiricili inde gerçeklefltirilebilir. Yaz m z n konusu uzun uzad ya tasfiyecili in yorumu olmad için saflar m zda görülen kimi sonuçlar - na de inmek ve çözümler için kafa yormak daha do ru olacakt r. Geride kalan son 7-8 y ll k süreç, tasfiyecili in devrimci saflarda yaratt etkiyi görmek için önemli ve zengin örnekler sunmaktad r. Devrimci hareketlerin genel yenilgi havas n n etkisindeki çal flmalar ve nihai olarak marjinalleflme durumundan kaçamamalar n n yan s ra egemen sistemin yo un ideolojik sald r lar sonucu genifl kitleler nezdinde devrimci hareketler geçerli bir alternatif ve hatta tutarl bir muhalefet olarak görülmez hale gelmifllerdir. Bu sorunlar n yan s ra son dönemde egemen sistemin kendi krizi karfl s nda kitlelerle devrimciler aras na set çekmek için gerçeklefltirdi i operasyonlar da eklenince var olan marjinalleflmenin boyutland n da söyleyebiliriz. Bu sorun karfl s nda devrimci hareketin kendi meflruiyetini sorgulamamas oldukça önemlidir. Sistemin güçlü görüntüsü ve özgürlü ün uzakta kald yans s ister istemez ayn zamanda devrimci saflarda sorunlara yaklafl mdan tutal m da kiflisel iliflkilerin dejenere olmas na kadar birçok alanda kendisini hissettirmektedir. Çok özel gibi görünse de sorunlar n d flar da aranmas da bu anlay fl n tipik bir yans mas d r. Hedefini flafl rm fl ve çözüm için do- al olarak fikir yürütemeyen her kolektif-birey bu ç kmaza girerek bir yönüyle genel hatlar n çizdi imiz tasfiyecili e hizmet eder duruma gelmektedir. Devrimci mutluluk Devrimci saflarda mutlulu un temel nedeni elbette ki özgürlük için verilen mücadeledir. Bu nedenle kiflisel mutluluk kadar toplumsal mutluluk da bir devrimci için önemlidir. Bu u urda yarat lan her de er, gösterilen her çaba (küçük ya da büyük) bask ya, sömürüye ve haks zl a karfl anlam içerir. Görmek isteyenlere de mutlaka somut sonuçlar do uracak olan bu çaba, kendi özgürlü ünü kazanman n, toplumsal özgürlü ü kazanman n tek yolu oldu u için mutluluk vericidir ve özgürlük isteyenler için bu çaba olmadan daha fazla mutlu olmak mümkün de ildir. flte tasfiyecili in bulan klaflt rd ilk anlay fllardan birisi de budur. Örgütlü mücadeleye neden girdi ini unutan, bu amac bulan klaflan her devrimcinin zaten var olan olumsuzluklar daha da büyütece i, çözüm olamayaca dahas çözüm için çaba harcamayaca aç kt r. Kendi s n f düflmanlar ndan önce halk na k - zan ve hatta ayn saflarda birlikte mücadele yürüttü ü yoldafllar na, devrimci dostlar na tav r alan, küsen, k zan; gericili in ac mas z sald r lar n ve etkilerini göremeyerek kendi kiflisel sorunlar na dalan bireyin, maalesef, arad mutlulu u örgütlü yaflam n d fl nda da büyük oranda bulamayaca n söyleyebiliriz. Düflman n n sald r lar n ikincil görerek yoldafllar n n kendisine yapt haks zl klar gündemlefltiren, çözüm de il flikayet üreten bir bireyin kendi koflullar n de ifltirmesiyle arad rahat bulamayaca aç kt r. Elbette ki kiflisel haks zl klar örgütlü mücadele içerisinde yaflanmaz demiyoruz ancak bunlar n esas gündem haline gelmesi, gündemlefltirenler aç s ndan benzer içerikteki sorunlar n asla bitmeyece ini de göstermektedir. Çünkü çözüm yerine flikayet üreten, daha do rusu art k bu biçimi benimseyenlerin karfl laflt klar her sorunda az çok böylesi bir tav r gelifltirece i aç kt r. Devrimci mücadeleye kat larak karfl m za ald m z gücün kapsam düflünüldü ünde, çözmek zorunda oldu umuz s n f çeliflkilerinin kapsam göz önünde bulunduruldu unda kendi saflar m zdaki çeliflkiler nas l esas olarak gündemlefltirilebilir ki? Elbette ki örgütlü mücadele içerisinde dönem dönem ciddi sapmalar olacakt r ve bunlar elbette ki karfl -devrimci yolu da tutabileceklerdir. Ancak devrim tarihini inceledi imizde bu sorunlarla mücadele edilebildi- ini ve bunlar n flikayet nedeni olamayaca n görece iz. CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY! Devrimci saflarda mutlulu- un temel nedeni elbette ki özgürlük için verilen mücadeledir. Bu nedenle kiflisel mutluluk kadar toplumsal mutluluk da bir devrimci için önemlidir. Bu u urda yarat lan her de er, gösterilen her çaba (küçük ya da büyük) bask ya, sömürüye ve haks zl a karfl anlam içerir. Devrimci umut Umut, içi bofl bir kavram haline getirildikçe devrimci saflarda yukar - da anlatmaya çal flt m z örneklerin say s da artacakt r. Bu nedenle yaz - m z n bafl nda da belirtti imiz gibi ideolojik netli in korunmas ve devrimci amaçlar n sürekli hat rlanmas oldukça önemlidir. Bu nedenle yozlaflan iliflkilerin, kolektif ç karlar n yerine geçirilen kiflisel istemlerin de tasfiyecili e hizmet etti ini kabul etmifl bulunmaktay z. Daha do rusu böylesi yaflanan olaylar n say s ndaki art fl, tasfiyecili in etkilerinden kaynaklanmaktad r. deolojik netlik meselesi elbette salt teorik çal flma yapmak anlam na gelmemektedir. Bilakis bu bahsi geçen sorunlar n ve hatta daha fazlas n n bertaraf edilebilmesi için baflvurabilece imiz en önemli yöntem devrimci prati in ta kendisidir. Kitlelere, örgüte ve kendine güvensizlik sorunundan tutal m da örgüt içi iliflkilerde oluflan yozlaflma sorununa kadar tasfiyecili in etkileri ancak tutarl bir kitle çal flmas içerisinde eritilebilir. Kitlelerin as l sorunlar n, sistemle olan çeliflki noktalar n n esaslar n ortaya ç kararak bu çeliflki-çeliflkiler üzerinden örgütlenebilen örgütlülü ün, do ru ideolojinin koruyuculu unda hem ideolojik birikimini artt raca hem de tasfiyecilik zehirine karfl en net karfl duruflu ortaya koyaca aç kt r. Sistemin ideolojik sald r lar sonucu toplumsal yaflamda yaln zlaflan bireyin yan s ra örgütlü yaflamda bireycileflen militan n, kökeni ayn olan sorundan muzdarip oldu u aç kt r. Özellikle devrimci mücadele içerisinde son y llarda daha fazla gözlemlenen bu soruna karfl kolektivizmi asla elden b rakmamak gerekti ini hat rlatarak yaz m z sonland ral m. Kifliyi bireycilefltiren, kolektifinden koparan, yaln zlaflt ran ve dolay s yla mutsuzlaflt ran, sistemin ta kendisidir. Bu konuda oluflan sorunlar n kökenini kimi zamanlar yanl fl yerde arad m - z söyleyebiliriz. Örgütsel iliflkilerde anlaflamad m z yoldafllar n olmas do ald r, onlara çok k zabildi imiz de bir gerçekliktir ancak bu, asla kabul edilebilir de ildir. Çünkü karfl - m zda duran güçle yani egemen sistemle anlaflma noktalar m z asla daha fazla olmayacakt r. Bu nedenle sorunlar m z n çözümü burjuva-feodal sisteme sar lmak, onun istedi i biçimi hayat m zda egemen k lmak olamaz. Yoldafllar m za k zmak anlafl l r de ildir; çünkü elimizde devrimci silah m z olan elefltiri ve özelefltiri bulundukça, korudu umuz as l de erin kendi kiflisel ç karlar m zdan çok bizleri ayn potada birlefltiren örgütümüz oldu unu unutmad kça k zma-küsme eyleminin anlams zl da daha iyi anlafl lacakt r. Tasfiyecili- e ve saflar m zdaki tüm etkilerine karfl daha fazla devrimci prati e ve bilimsel ideolojimize sar lmam z gerekti ini asla unutmayal m. 11

12 Den gê Ci wanê Ellerini Kürt Halk n n Kan na Bulayanlar n Söyleyecek Sözleri Yoktur Elbette 3 Ocak tarihindeki Diyarbak r daki eylem, halktan kay plar yaflanmas ndan kaynakl üzüntü vericidir. Ancak bu eylem sonras propaganda yapanlar ilk baflta kendi sicillerine bakmal d r. Tüm tarihi bask, zulüm ve katliamlarla dolu olan ülkemiz egemenlerinin ve onlar n medyas n n bu konuda söyleyebilecek hiçbir fleyi olamaz. Söyledikleri verilerle yola ç k lamaz. 3 Ocak 2006 da Diyarbak r flehir merkezinde subaylar tafl yan servis arac na yönelik gerçeklefltirilen bombal eylem sonucunda 6 kifli yaflam n yitirmiflti. Eylemin ard ndan Kürt Ulusal Hareketi bir aç klama yapt. Aç klamada Diyarbak r daki eylemi, askeri pilotlara yönelik protesto amaçl yap lsa da; zaman, mekan ve yöntem aç s ndan tasvip etmedikleri söylendi. Ayn zamanda halka zarar veren bu tür eylemlerin önüne geçilmesi için gerekli çal flmalar n daha etkili bir biçimde gelifltirilece- i vurguland. Elbette Kürt Ulusal Hareketinin aç klamalar ndaki tutarl l n zaman gösterecektir. Ancak geçmifl dönemlerde Türkiye nin bat illerinde TAK n gerçeklefltirmifl oldu u eylemlerin resmi düzeyde savunulmasa da, yay n organlar nda eylemleri elefltiren herhangi bir bak fl aç s n n olmamas, bu aç klaman n sadece Kürt halk na yönelik sald r lar için geçerli oldu u izlenimi uyand rmaktad r. Umar z yan l yoruzdur. Sorun bizim aç m zdan ise çok nettir. Milliyetine bak lmaks z n bu tür eylemlerde halktan kay plar olabilece inden kaynakl, böylesine sorumsuzca yap lan, halk n görece i zarar hesaba katmayan eylemleri devrimci mücadele aç s ndan zararl buluyoruz. Ülkemiz egemen s n flar n n sözcüsü burjuva-feodal bas n, eylem sonras hemen Kürt Ulusal Hareketini sorumlu tuttu. Elbette burjuva-feodal bas n n yapt aç klamalar flafl rt c de ildir. Ülkemizde devrimci demokratik mücadele yürütenler, burjuva-feodal bas n n aç klamalar n feyiz alarak, ilerici hareketlere yönelik belirlemeler yapmamay deneyimlerinden ö renmifllerdir. Dolay s yla ortada bulunan iki aç klamadan Kürt Ulusal Hareketinin yapt aç klama baz al nmak durumdad r. Ancak soru iflaretlerini de gözden kaç rmamak gerekir. Buna benzer bir eylemde geçen sene Diyarbak r da Kofluyolu na konulan bomban n patlamas n n ard ndan yine halktan insanlar canlar n vermiflti. Eylem sonras hemen burjuva-feodal medya taraf ndan Kürt Ulusal Hareketi suçlanm fl, ancak k sa bir süre içerisinde eylemi T T in gerçeklefltirdi i aç klanm flt. Bu yüzden ülkemiz egemenlerinin ve onun devletinin bu konuda sicili hiç temiz de ildir. Uzun aç l m Türk ntikam Tugaylar olan örgüt, bilindi i gibi geçen senelerde insan haklar savunucular n n adreslerine tehdit mektuplar göndermiflti. flin garip taraf da bu kadar ayr nt l bilgilerin sadece polisin elinde olabilece inin anlafl lmas yd. Bu da böylesi örgütlenmelerin, ülkemiz egemenlerince gerçeklefltirildi ini göstermektedir. Ayn flekilde Türkiye de J TEM in varl - uzun süre reddedilmifl, yapt klar katliamlar n üzeri örtülmeye çal fl lm flt r. flin garip taraf da en son Ergenekon adl faflist örgütlenmeye yönelik operasyonda tutuklanan Veli Küçük ün de varl uzun süre reddedilen J - TEM in kurucular ndan oldu unun bilinmesidir. Ayn flekilde bu kiflilerin Hrant Dink in mahkemesine kat lmas ve tehditleri nedeniyle Dink tedirginli- ini gizlememifl, 1 y l içerisinde de bir suikast sonucu öldürülmüfltü. J TEM ülkemizde gerçeklefltirilen faili meçhul (!) cinayetlerden sorumlu olarak bilenen bir kurumdur. Bu kurumun yapt katliamlar ortada olmas na ra men, hem varl uzun süre reddedilmifl hem de ortaya ç kan katliamlar geçifltirilmifltir. Diyarbak r 7. Kolordu Komutanl Askeri Mahkemesi, 21 Kas m da, J TEM elemanlar itirafç lar n n yarg land davada, söz konusu kiflilerin J TEM ci olduklar na dair kesin, yeterli ve ikna edici delillerin mevcut olmad iddias yla görevsizlik karar vererek, davay sivil mahkemeye göndermifltir. 11 J TEM ci, dönemin Asayifl Kolordu Komutan Hulusi Say n, Asayifl Komutanlar smail Selen, Hikmet Köksal, Silopi J TEM grup komutan Binbafl Arif Do an, Yüzbafl smail Öztoprak, Üste men Sinan Yaflar n bilgisi dahilinde Kürt co rafyas nda her türlü yarg - s z infaz n alt na imzalar n atm fllard r. Hatta bu grup kendi içerisinde de çeflitli infaz olaylar na gitmifllerdir. J TEM ad na çal flan Ahmet Zeyrek, yard mlar n n karfl l olarak yine J TEM ci Lokman Gündüz taraf ndan infaz edilmifltir. smi en son Ergenekon operasyonunda geçen Veli Küçük ün Jandarma stihbarat Komutanl na getirilmesi üzerine itirafç lar, kendilerine asker kimli i ç kar larak Jandarma stihbarat Grup Komutanl nda görevlendirilmifllerdir. brahim Babat Yeni Ülke gazetesinin Nusaybin bürosuna bomba koyup kaçarken yakalayanlar, üzerinden asker kimli i ç k nca kendisini b - rakm fllard r. Tüm bunlar askeri savc l - n iddianamesinde geçmektedir ve tüm bu yaflananlara ra men askeri mahkeme taraf ndan görevsizlik karar verilmifltir. Devletin suçüstü yakaland bir baflka olayda da fiemdinli deki Umut Kitapevi ne bomba atarken yakalananlar n üzerinden asker kimli inin ç kmas d r. Yarg tay davan n askeri mahkemede görülmesini istemifl, yerel mahkeme ise bu karara direndi i için, üyeleri sürgüne gönderilmifltir. Mahkemenin keflif çal flmalar ise DTP li ba ms z adaylara oy kazand raca gerekçesiyle engellenmifltir. Sonuç olarak mahkemeye Van Askeri Mahkemesi nin bakmas na karar verilmifl ve ilk mahkemede de san klar b rak lm flt r. Elbette 3 Ocak Diyarbak r daki eylem, halktan kay plar yaflanmas ndan kaynakl üzüntü vericidir. Ancak bu eylem sonras propaganda yapanlar ilk baflta kendi sicillerine bakmal d r. Tüm tarihi bask, zulüm ve katliamlarla dolu olan ülkemiz egemenlerinin ve onlar n medyas n n bu konuda söyleyebilecek hiçbir sözü olamaz. Söyledikleri verilerle yola ç k lamaz. Kürt Ulusal Hareketi elefltirilmelidir. Ancak onu da ayn safta olanlar gerçeklefltirir, gerçeklefltirmelidir. Bizler de bunun için Kürt Ulusal Hareketini elefltiriyoruz. Elbette tüm elefltirilerimiz Kürt halk gençli ine götürülmelidir ancak hiçbir flekilde egemen s - n flar n teflhirini karartacak flekilde ele al nmamal d r. 12 CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY!

13 Yüksek Ö retimde Emperyalist Rekabet Ve E itimde Sektörleflmeye Do ru Yüksek ö retim sektörü dünyada giderek büyüyen bir alan olmaya devam etmektedir. Giderek artan rekabet ortam ndan en fazla yararlanmak için emperyalistler birbiriyle yar flmaktad r. Dünyada bir yandan yüksek ö renime olan talep giderek artmaktad r. Özellikle yar sömürgelerdeki nüfusun giderek art fl göstermesi, di er yandan emperyalist ülkelerdeki nüfusun önümüzdeki onlarca y l boyunca artmayaca, aksine giderek düflece i öngörüsü düflünüldü ünde bu rekabet ortam yar -sömürge ülkelere do ru kaymaktad r. Son dönemlerde üniversiteler üzerine yap lan aç klamalarla gündemdeki yerini koruyan paral üniversite modeli ve bununla ç k fl yapan YÖK Baflkan Yusuf Ziya Özcan n söylemindeki derinli ini fark edemeden destekleyici aç klamalar yla özellikle ezilenlere ses olan ya da kendini sol olarak adland ran kesimler taraf ndan mant kl bulunmas ve savunulmas ; Bologna Süreci nden bihaber olanlar n tutumlar olarak görülmelidir. Öncelikle üniversitelere sahip ç kmak ad na yap lan bu savunular n asl nda, üniversitelerin nas l da halk ile olan ba lar - n n daha da zay flat larak sektörel (piyasac ) ihtiyaçlara yan t olmas amac yla yeniden flekillendirilmek istendi i, üniversitelerin amaçlar n n yeniden belirlendi i (e itimin as l amac n n ifl gücü piyasas na haz rlamak oldu u Avrupa Yüksek Ö retim Alan nda Niteliklere Ait Bir Çerçeve-fiubat 2005 bafll kl raporda aç kça belirtilmesi) bir süreci de beraberinde getirdi inden kimse bahsetmemektedir. Öncelikle, dünya üzerinde üniversitelerin nas l bir konumu oldu undan bafllayal m ve bununla ilgili baz rakamsal de erler vererek konuyu açmaya çal flal m: -Dünyada yüksek ö retim sektörünün (piyasas n n) say sal olarak büyüklü- ü yaklafl k 2.5 Trilyon Dolar. Bunun % 15 i ABD de gerçeklefliyor. -Yüksek ö retim sektöründe okuyan ö renci say s yaklafl k 100 milyon olarak tahmin edilmektedir. -D fl ülkelerde okuyan ö renciler en çok Çin, Hindistan, Güney Asya da e itim görmektedir. -Dünyada yüksek ö reim sektöründe en büyük paya sahip olan ülke ABD dir. Avustralya, ngiltere, Almanya, Fransa, Yeni Zelanda gibi ülkeler küresel yüksek ö retim sektöründe hakim olan ülkelerdir li y llar n bafllar itibariyle özel sektörün yüksek ö retim harcamalar n n 350 Milyar Dolar oldu u tahmin edilmektedir. -Harvard Üniversitesi K br s ve Birleflik Arap Emirlikleri nde iki flube açma haz rl klar n sürdürmektedir. -Hollanda dan The Netherlands Business School Nijerya da bir flube açarak (branch campus) e itim ve ö retime bafllam flt r. -Meksika da kurulmufl olan The Virtual University of Manterrey Meksika da 1450 ö renme merkezinde kifliye ve tüm Latin Amerika ülkelerinde 116 ö renme merkezinde telekonferans ve internet arac l ile uzaktan e itim vermektedir. -Merkezi Malezya da bulunan Tun Abdul Razak Üniversitesi sanal üniversite alan nda en büyük projedir. - Güney Kore de 2002 y l itibariyle ö renciye hizmet veren toplam 15 sanal üniversite bulunmaktad r. - Afrika da ise The African Virtual University, sanal üniversite alan nda ilk büyük projedir. - S n r ötesi yüksek ö retim harcamalar sürekli artmaktad r. Dünyada halen faaliyet gösteren bafll ca s n r ötesi e itim kurumlar flunlard r: - Apollo Grubu: Dünyada yüksek ö retim sektöründe faaliyet gösteren en büyük flirkettir. Hindistan, Hollanda ve Çin de yayg n olarak faaliyet göstermektedir y l faaliyet geliri 2.3 Milyar Dolard r. ABD deki en büyük özel üniversitenin (Phoenix University) kurucusudur. - Career Education Corporation: Dünyada ikinci büyük flirket y l faaliyet geliri 1.7 Milyar Dolard r. ABD de 71, Avrupa da 11kampüsü bulunmaktad r. - Kaplan fiirketi: A rl kl olarak yüksek ö retim sektöründe testler konusunda uzmanl k sahibi olan bir flirket. Üniversitelere girifle yönelik test s navlar (TOEFL, GMAT, GRE vs.) konusunda büyük bir projeye sahiptir y l faaliyet geliri 1 Milyar Dolar n üzerindedir. - Laureote E itim fiirketi: fiili, Meksika, Panama, Kosta Rika, spanya, sviçre ve Fransa da faaliyet gösteren bir çok yüksek ö retim kurumunu yönetmektedir. - Corinthion Colleges, DeVry fiirket, ITT Educational Services, Roffles Education, Manipol yüksek ö retim sektöründe di er devlerdir. fiirket üniversiteleri fiirket üniversiteleri ad verilen kâr amaçl e itim ve araflt rma kurumlar da h zl bir geliflme içerisinde olup en önemli amaçlar flöyle s ralanabilir: - E itimin hedeflerinin flirket stratejileri ile uyumlulaflt r lmas - Üst ve orta kademe yöneticilerin ö renciler ve ö reticiler olarak iflin içine dahil edilmesi - fiirket üniversitesinin markal bir rekabet üstünlü ü ve kâr merkezi olarak kullan lmas Bunlara örnek olarak Ford otomobil flirketinin FORDSTAR, Walt Disney flirketinin Disneyland Üniversitesi, General Motors taraf ndan kurulan General Motors Üniversitesi, Oracle flirketinin Oracle Üniversitesi, Dell flirketinin Dell Üniversitesi, ülkemizde Koç Üniversitsi, Sabanc Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi gibi üniversiteler buna s ralanabilir. Görüldü ü gibi yüksek ö retim sektörü dünyada giderek büyüyen bir alan olmaya devam etmektedir. Giderek artan rekabet ortam ndan en fazla yararlanmak için emperyalistler birbiriyle yar flmaktad r. Dünyada bir yandan yüksek ö renime olan talep giderek artmaktad r. Özellikle yar sömürgelerdeki nüfusun giderek art fl göstermesi, di er yandan emperyalist ülkelerdeki nüfusun önümüzdeki onlarca y l boyunca artmayaca, aksine giderek düflece i öngörüsü düflünüldü ünde bu rekabet ortam yar -sömürge ülkelere do ru kaymaktad r. Üniversite-Devlet liflkisi Bologna Süreci nin en büyük amaçlar ndan biri de Güçlü Avrupa ve Bilgi Ekonomisi vurgular nda ifade bulmaktad r. CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY! 13

14 Üniversitelerde üretilen bilgilerin do rudan uygulama alan na yani teknolojiye, projeye, patente; yani paraya ve metaya dönüfltürülmesi söz konusu oldu undan sistem için bulunmaz nimettirler. Örnek verecek olursak, dünyada ilaç firmalar n n y ll k Ar-Ge harcamalar 72 Milyar Dolar tutar nda ve üniversiteler t p, eczac l k, biyoloji ve kimya alan nda gelifltikçe bu firmalar n kasalar da dolmaya bafll yor. Nanoteknoloji alan ndaki geliflmeler ilerledikçe teknolojik ürünler de piyasa sunulmufl oluyor. Nanoteknoloji alan ndaki geliflmeler bütün sektörlerin ilgiyle izledi i bir alan ve tüm sektörlerde uygulama alan bulabilecek bir çal flmad r. Bu konuda da y lda onlarca milyar dolar Ar-Ge araflt rmalar yap l - yor. Ve birçok firma üniversitelerde kendi laboratuarlar n kurarak çal flmalar n devam ettiriyor. Di er yandan üniversitelerde sistemin süreklili i için kadrolar yetifltirilirken, araflt rma, yenilik ve kamu diplomasisi alan ndaki büyük rolleri gere i üniversitelerin Bilgi Ekonomisi anlam nda büyük ifllevleri bulunmaktad r. ABD nin Yüksek Ö retim Pazar ndaki Hakimiyeti Azal yor CGS (Lisansüstü E itim Kurumlar Konseyi) nin yapm fl oldu u de erlendirmeler durumun ABD aç s ndan hiç de iyiye gitmedi i yönündedir. CGS, özgün araflt rmalar yaparak üyelerini, ABD lisansüstü programlar na uluslararas ö renci ak fl n etkileyen yeni geliflmelerden haberdar etmeyi ve ayn zamanda di er ülkelerdeki yüksek ö retim kurumlar ndaki geliflmeler hakk nda bilgilendirmeyi amaçlamaktad r. ABD de lisansüstü e itim programlar na baflvuran yabanc ö renci say s nda 2003 y l na kadar bir art fl yaflanmaktayken ard ndan giderek bir düflüfl yaflanmaya bafllam flt r. Ö renci gönderimini en fazla azaltan üniversiteler Çin, Hindistan, Kore gibi en çok ö renci gönderen ülkelerdir. Doktora derecesini veren en fazla ülke ABD olmas na ra men, Avrupa ve Asya da, fen, mühendislik, teknoloji ve matematik alanlar nda verilen doktora derecelerinde ABD ninkinden daha fazla bir art fl olmufltur. Fen ve mühendislik alanlar nda Avrupa dan mezun olan doktora ö rencilerinin say s flu anda ABD ninkinden fazlad r. Asya n n önümüzdeki on y l içerisinde yine bu alanlarda doktora dereceleri konusunda ABD yi geçmesi beklenmektedir. Bunun üzerine ABD Fen Mühendislik ve Kamu Politikas Ulusal Bilim Kurulu Akademisi 2006 y l raporunun bafll n Yaklaflan F rt nay Geçmek olarak belirlemifltir. Özellikle Çin yurtd fl na en fazla ö renci gönderen ülkelerden olmas na ra men Bilgi Ekonomisi ne yapt yat r mlarla yüksek ö retim alan nda büyük at l m yapmas beklenmektedir. CGS nin raporuna göre üye üniversitelerde 2003 y l ndan 2004 y l na kadar toplam baflvuru oran nda % 28 lik bir düflüfl yaflanm flt r. Bu düflüflteki en büyük pay, ABD ye ö renci gönderen üç büyük ülke konumundaki Çin in % 45, Hindistan n % 30, Kore nin % 14 oran nda ö renci gönderimini azaltmalar - d r. CGS Baflkan, Debra W.Stewart a göre tüm dünyadaki en zeki, en baflar l ve en yetenekli ö rencilerin ABD ye gelmesini sa lamak küresel ekonomide Amerika n n rekabetini korumak için son derece gereklidir. Bu nedenle ABD de, sosyal hizmet alanlar n geniflletmeye çal flmaktad r. Bu nedenle ABD Bologna Süreci ni, Bologna n n dereceleme sistemlerini takip etmektedir. Bunun önemi uyum sorununu ortadan kald rmakt r. Örne in Avrupa da üç y ll k bir lisans program n ABD dört y lda sunuyorsa, ö renciler daha k sa sürede bitirebilmek için Avrupa y tercih edebileceklerdir. Bologna da baz lisans programlar n n üç y l olmas tart flmalar tamamen sat fl perspektiflidir. Yani pazarlama stratejisi olarak görülmelidir. Bologna Süreci ile bu rekabetin küresel anlamda daha da k z flaca görülmektedir Gerçek Süreyi Azaltma ste i Avrupa da birçok ülkede üniversiteleri bitirmek için gerekli olan gerçek süreyi azaltmak istenmektedir. Resmi olarak 4 ile 5 y l aras nda bitirilmesi öngörülen bölümlerde okuyan ö renciler lisans programlar n gerçekte 7 ile 8 y l aras nda tamamlayabilmektedir. Örnek olarak Avusturya da mezun olan ö renciler içinde e itimlerini 5 y lda tamamlayanlar n oran %14 tür. Mezun olan ö rencilerin %10 u ise e itimlerini en az 10 y lda bitirebilmektedir. Almanya ve Fransa da benzer s k nt lar yaflanmaktad r. Lisans derecesinden bir y l sonra verilen Maitrise derecesi alanlar n yaklafl k üçte biri 4 y lda tamamlayabilmektedir. Hollanda ve talya da 4 ile 6 y l sonunda verilen Laurea derecesi alabilenlerin üçte biridir. Tamamlayabilenlerin ise sadece %11 i programlar zaman nda bitirebilmektedir. Ayr ca ek olarak, Avusturya da yüksek ö retime bafllayan her 18 ö renciden ancak biri mezun olabilmaktad r. Almanya da her 8 ö renciden, Fransa da ise her 5 ö renciden biri yüksek ö retimi tamamlayabilmektedir. Görüldü ü gibi emperyalist devletlerde durum hiç de iç aç c de ildir. Bu devletlerdeki duruma göre ülkemizdeki oranlar daha düflük olarak düflünülebilir. Burslu sistemle ö rencilerin, bursunun kesilmemesi için üniversitelerin k ymetini bilece i ve uzatmadan bitirece i iddias n öne süren Bask n Oran ne kadar gerçekçi? Bu ülkelerdeki ö renciler benzer bir uygulamada olmalar na ra men neden k ymet bilmiyorlar bir türlü? OECD araflt rmalar na göre ö renciler özellikle birinci y lda üniversiteleri terk ediyorlar. Bu ülkeler de buna yönelik önlem almaya bafllam fllar. Almanya, Danimarka ve Hollanda da ö rencilere verilen karfl - l ks z burslar n süresi s n rland r ld. Danimarka ve Hollanda da karfl l ks z olarak verilen burslar borçlanmaya dönüfltürülmekte, rlanda ve ngiltere de ise lisans ve lisansüstü e itimler için farkl e itim ücreti uygulamas yap lmaktad r. Bu nedenlerden kaynakl henüz bizim kula - m za yabanc gelen üniversite d fl kurumlar Avrupa da yayg nlaflt r lmaya, güçlendirilip rekabete aç lmaya ve giderek artan say da ö rencinin buralara kanalize edilmesi hedefleniyor. Böylece, paral olan bu kurumlar n kamu kaynaklar üzerine binen yükün hafifletilmesi hedeflenmektedir. Yüksek Ö retim giderek sektörlefltirilmeye ve piyasaya aç lmaya, do al nda paral hale getirilmeye çal fl l yor. Üniversite D fl Kurumlar Yüksek ö retimi iki ayr çat alt nda toplayan ülkelerde üniversite ve üniversite d fl kurumlar olarak iki kategori söz konusudur. Ve Bologna Süreci ile birlikte bu kurumlar aras ndaki s n rlar n giderek kald r lmas, birbirlerine yak nlaflt r lmas hedeflenmektedir. Belçika (Flaman), Danimarka ve Hollanda daki üniversitelere devam eden ö rencilerin say s, üniversite d fl kurumlardaki ö renci say s ndan daha azd r. Ö rencilerin daha çok tercih ettikleri üniversite d fl kurumlar olmaktad r. Almanya da Fazhhochschule lar kendilerini Uygulamal Bilim Üniversitesi olarak adland ran üniversite d fl kurumlard r. Hollanda da Hogeschole lar da kendilerini Mesleki Çal flmalar Üniversitesi olarak adland ran di er bir üniversite d fl kurumdur. Üniversite d fl bu kurumlar çeflitli sorunlarla karfl laflmaktad r. Bu kurumlar n ço u, ülkelerindeki geçerli mevzuat nedeniyle mezunlar n n devam edemeyece i bir üst derece için uluslararas iflbirli ine gitmektedir. Örne in Fachhochschule mezunlar n n Almanya da doktora yapma hakk yoktur. Bu mezunlar n bir k sm önce ngiltere ye giderek master (yüksek lisans) derecesi almakta ve Almanya ya dönerek bu diplomay doktoraya bafllamak için kullanmaktad r. talya da üniversiteye köprü ifllevi görmesi amac yla, üniversite d fl kurum olarak Entegre Teknik Yüksekö retim Kurumlar n n oluflturulmas düflünülmektedir. 14 CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY!

15 Baz ülkelerde üniversite d fl kurumlar ile üniversiteler ayn dereceleri vermeye yetkili k l nm flt r. Örne in Portekiz de Politecnicos taraf ndan verilen Licencioturas derecesi, Hollanda da Master derecesi, sveç ve Norveç te Ph.D. (doktora) dereceleri vermekle yetkilendirilmifl kurumlar mevcuttur. Üniversite d fl kurumlar ulusal ve uluslararas arenada rekabet edebilmek için birleflerek daha büyük kurumlar halini almaya bafllam fllard r. Görüldü ü gibi bu kurumlar n önündeki yasal engeller de yavafl yavafl kald r lmaktad r. Bologna Süreci nin bafllat lmas na neden olan tetikleyici unsur olan büyük patronlar n kendi koflullar na ve ihtiyaçlar na uygun e itim modeli istemeleri, flu anki sistemle üretilen bilginin kendileri için yetersiz veya yararl olmad n savunmalar üniversiteleri daha fazla piyasayla iç içe olmaya itmekte ve yeniden flekillendirilmesine yol açmaktad r. nnovasyon Ayn zamanda üniversitelere alternatif olarak yönetim dan flmanl k firmalar ve flirket okullar burjuvazi için bilgi üretmekte çok büyük rollerinin olmas nedeniyle yat r m olanaklar n n buraya kaymas üniversiteleri de burjuvazi için tek alternatif olmaktan ç karmaktad r. Do al nda Bologna Süreci nin bafllat lmas na neden olan tetikleyici unsur olan büyük patronlar n kendi koflullar na ve ihtiyaçlar na uygun e itim modeli istemeleri, flu anki sistemle üretilen bilginin kendileri için yetersiz veya yararl olmad n savunmalar üniversiteleri daha fazla piyasayla iç içe olmaya itmekte ve yeniden flekillendirilmesine yol açmaktad r. Bunda en büyük etken giderek artan rekabet ortam nda tutunabilmenin küreselleflme koflullar nda bir gerek oldu u belirtilmektedir. Özellikle son dönemlerde ifl dünyas nda s kça konuflulan, üzerinde konferanslar n al nd, ekonomi dergilerinin dillerinden düflürmedi i en popüler ifl terimi olan innovasyon u (sürekli yenilik olarak anlayabiliriz) daha s k duyaca z gibi gözüküyor. Bunun için de patronlar için esnek çal flmaya uygun, rekabetçi ortamda yetiflmifl eleman n önemi büyük. Bu nedenle üniversitelerin amaçlar - n n farkl laflt r ld n Prof. Dr. Coflkun Can Aktan flöyle ifade ediyor: Önemle belirtelim ki, yüksek ö retim kurumlar günümüzde bilginin üretilmesi, aktar lmas, yay lmas vesaire fonksiyonlar yönlerinden çok ciddi biçimde bir de iflim ile karfl karfl ya bulunmaktad r. Üniversiteler, günümüzde en merkezi fonksiyonlardan birisini-e itimli yurttafl fonksiyonunu h zla yitirmektedir. Yak n zamana kadar üniversiteler genç insanlar n sadece belirli bilgi alanlar nda e itilmekle kalmay p, onlar müflfik ve etkili liderler haline getiren mekanlar olarak görülmekteydi. Bu fonksiyonun odak noktas da, belirli baz meslek kategorilerine girifli sa layan profesyonel bilgi ve belgeleri vermekten ibaret hale gelerek gittikçe daralmaktad r. Üniversiteler maalesef birçok ö renci için ileri meslek okullar haline dönüflmektedir. Sürecin Felsefesi, Yaflam Boyu Ö renim Emperyalistlerin bu sürecin felsefi alt yap s n oluflturmalar yada ideoljik argüman n oluflturduklar ifade flekli Yaflam Boyu Ö renim dir. AB ye üye ülkeler yüksek e itim bakanlar n n Budapeflte de yapt klar toplant da dile getirdikleri yaflam boyu ö renim flu flekilde ifade edilmifltir: Yaflamboyu ö renme süreci yaklafl m n uygulamak, bir iflte çal flma ve ö renme aras nda yak n bir iliflkiyi, bu da e itim ile ifl hayat aras nda daha yak n bir iliflkiyi gerektirir. Bu nedenle, sürekli e itime, bafllang ç e itimi ve ö retimiyle ilgili olarak daha fazla a rl k verilmelidir. E itim kurumlar ve firmalar, ortakl a dayal iflbirli i içinde ö renme örgütleri olmal d r. Yaflam boyu ö renimin kapsad alanlar flöyledir: - Okul öncesi dönemden emeklilik sonras döneme kadar tüm yetenek, ilgi, bilgi ve nitelikleri kazanma ve yenileme. Böylelikle her vatandafl n bilgi tabanl topluma uyum sa layabilecek bilgiye eriflmesi sa lanacak, sosyal ve ekonomik hayat n her alan na aktif kat l m teflvik edilmifl olacakt r. - Tüm ö renim türlerine önem verme. Örne in ifl yerinde edinilen mesleki beceriler ve gayri-resmi ö renim. - Yaflam boyu ö renim, ayn zamanda temel becerilerin güncellenmesi yoluyla kiflilere ikinci bir f rsat yaratabilmek ve daha ileri düzeyde ö renim imkanlar sunmak anlam na da gelmektedir. Ö renci Merkezli E itim Ve E-Ö renme Yeni paradigmalardan biri de ö retici temelli e itimden yavafl yavafl ç k ld, ö renen temelli bir paradigmaya do ru olmas d r. Ö renen temelli e itim olarak adland r lan bu yeni paradigma, sanal e itim, uzaktan e itim ve kar fl k ö renme olarak adland r lmakta ve geleneksel e itim sisteminde de iflime yol açmaktad r. E-Ö renme; internet, intranet, extranet olarak tan mlanabilir. Çeflitli teknolojilerin (internet, intranet gibi iletiflim a lar, CD- ROM, cep telefonu vs.) kullan larak e itimsel bilgilerin ve ö retme materyallerinin kullan c lara ulaflt r lmas d r. E-Ö renme, görsel ve iflitsel ö elerle zenginlefltirilmifl e itimsel içerikleri ve bunlar destekleyen çeflitli testleri sunabilen, konu ile ilgili gerekli bilgilere ulafl m kolaylaflt rabilen ve en önemlisi interaktif ortam sa layabilen bir ö renme sistemidir. E-Ö renme son dönemlerde o kadar çok yayg nlaflm flt r ki ABD deki Phoneix Online Üniversitesi nin araflt rmas na göre toplam e-ö renim pazar 2002 deki 10.3 milyar dolarl k seviyesinden 2006 y l nda yaklafl k 80 milyar Dolar n üzerinde bir boyuta ulaflm flt r. Ülkemizde de baz üniversiteler uzaktan e itim sistemini uygulamaktad r. Uzaktan e itimin harç ücretleri çok daha yüksektir. Ve uzaktan e itimin önü giderek aç lmaktad r. Paran Kadar Oku Sonuç olarak bu geliflmelerle birlikte s n r ötesi e itimi giderek geliflecek, yüksek ö renimin sektörlefltirilmesine do ru evrilecektir. Özel üniversiteler h zla büyüyerek, devlet üniversitelerine nazaran daha çok talep edilecek, bu da özel üniversitelerin taban puanlar n n yükselmesine yol açacakt r. E-Ö renme giderek yayg nl k kazanacak, ö retmen merkezli geleneksel e itim modelinden ç k larak, ö renci merkezli sisteme do ru yönelinecek ve dolay nda e itimin devletin sundu u kamusal bir hizmetten ç kar lmas ve özellefltirilmesi ve e itimin her alan paral hale getirilmesi sa lanacakt r. Kaynaklar: 1. Yüksek Ö retimde De iflim: Global Trendler ve Yeni Paradigmalar, Prof. Dr. Coflkun Can Aktan, Bolonya Süreci nin Anlafl lmas, Çeviri:Ceyda Taflk ran 3. CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY! 15

16 KOLEKT F N SES YEN DEMOKRAT GENÇL K 130 Söz ve karar hakk m Önümüzdeki süreçte kitlelere dönük hangi politikalarla gitmemiz gerekti i mevzusu oldukça önemlidir. fiayet kitle çal flmas aç s ndan daha durgun geçen ara tatil döneminde geçmifl sürecin ders ve deneyimleri üzerinden Bahar dönemine yönelik kapsaml bir haz rl k yapabilirsek ve halka gitmede yaflad m z tutuklu u üzerimizden atabilirsek Bahar döneminde hareketli ve coflkulu bir süreç yaratabilir ve devrimci gençlik hareketini ileriye tafl yabiliriz. Önümüzdeki dönemde üniversite çal flmam z esasa alaca m z aç kt r. Bu yönde 2007 y l içinde att m z ad mlar n etkisiyle biçimlenen üniversite örgütlülüklerimizi güçlendirmek oldukça önemlidir. Üniversiteli gençli in gelecek sorunu tüm yak c l yla kendisini hissettirmektedir. Uzun süredir iflledi imiz e itime dönük emperyalist yasalar konusu bir yandan e itim anlay fl n de ifltirerek e itim sürecinde ö rencilerin aleyhine de ifliklikler içermekte öte yandan da mezuniyet sonras mesleki haklar gasp etmektedir. E itimin bir bütün olarak niteliksizli inden (anti-bilimsel, flovenist vb) paral hale gelmesine, bar nma ve beslenme sorunlar ndan staj sömürüsüne, mezuniyet sonras nda gençli in karfl s na ç kan s navlardan iflsizlik problemine üzerine e ilebilece imiz ve sistemin aleyhinde ajitasyon yapabilece imiz çok say da sorun ve talep bulunmaktad r. Bu anlam yla planl, hedefli ve somut bir çal flma ile gençlikle ba kurman n koflullar mevcuttur. Geçti imiz dönemde bu do rultuda emperyalist yasalar teflhir eden bir çal flma örgütledik. Bu çal flma öncelikle ö renme ve bilgilendirme hedefine sahipti. Örgütümüzün ve genel gençlik hareketinin ayr nt lar n bilmedi i koflullarda bu bilgilendirmenin genifl kitlelere dönük olamayaca aç kt r. Bu anlam yla do al olarak öncelikle örgütümüzü ve gençlik hareketini bilgilendirme öne ç kt. Bu konuda belirli ad mlar n karfl l n gördük. Kendi kitlemiz konu hakk nda bir bilgiye sahip olurken genel gençlik hareketinin gündemine AB patentli neo-liberal politikalar daha fazla girmeye bafllad. Ancak aç kt r ki bu bizim için yeterli bir ad m de ildir. Tam tersine ileride ataca m z ad mlara haz rl k niteli i tafl yan bir ayd nlatma çal flmas olarak yorumlanmas mümkündür. Ve bu çal flman n bizim aç - m zdan detayland r lmas ve somutlanmas da bir ihtiyaçt r. Önümüzdeki dönemde daha genifl kesimleri bilgilendirirken, gücümüz oran nda pratik hareketlenmeler yaratmay da hedeflememiz gerekmektedir. Salt protesto yetmez! Bizim için net olan bir konu da yaln zca emperyalist yasalara hay r diyerek ciddi bir hareket yaratmam z n mümkün olmad d r. Salt protestocu bir mant kla, suya sabuna dokunmadan yürütülecek araflt rma çal flmalar bir süre sonra hedefinden sapabilecek ve konu kendi örgüt gündemimizden de düflecektir. Di er ülkelerdeki büyük kitlesel gençlik eylemlerini inceledi imizde de harekete ivme kazand ran n AB genelindeki yasan n söz konusu ülke özgülündeki somut yans mas na yönelik somut bir talebin savunulmas oldu unu görmekteyiz. Bu, Fransa da ifl yasas iken Yunanistan da özerkli i kald ran reformdu. Ancak bunlar birlefltiren ba her ülkedeki sald r lar n arkas ndaki itici gücün ayn olmas d r. Ülkemizde bu reform paketine ve somut yasalara karfl ç kmada en önemli sorun ö rencileri bilgilendirecek, birlefltirecek, ö renciler ad na pazarl k yapacak örgütlenmelerin bulunmamas ve bu amaçl çal flmalar n zorbal kla bast r lmas d r. Ö rencilerin böylesi bir imkan n n olmamas çaresiz kalmas na neden olmaktad r. Bu nedenle bu sorunun çözümü do rultusunda politikalar belirlememiz olumlu olacakt r. Sürecin ve sald r n n kapsaml oluflu ve anti-emperyalist niteli inden dolay YDG nin çal flmalar genel kalmaktad r. Herhangi bir yasay hedef alsa dahi somut kazan m elde etmesi, gençli i birlefltirmesi niteli inin de etkisiyle mümkün de ildir. Bu sald r lar n kökenini ve nedenlerini belirleyerek mücadele yöntemleri gösterme, parçadaki talebi genelle birlefltirme bizim görevimizken her bir yereldeki somut sorunu gündemine alacak olan ö rencilerin özörgütlülükleri olacakt r. Alternatifiz! Devletin uzun y llard r ö rencileri politikadan uzak tutma, apolitiklefltirme çabalar belli anlamda karfl l n alm flt r. Ö rencilerin somut bir örgütlenme talebi bulunmamakta, bu yönlü kendili inden çabalar hat r say l r bir yer tutmamaktad r. Ancak bu sistemli ve do ru bir çal flmayla tersine döndürülebilir bir gerçektir. Çünkü hayat n gerçekli i ve s n f mücadelesi her bir gencin okulda, okul d fl nda yaflad sorunlar, istekleri ve gelecek planlar veya bu planlara hayat verme s ras nda karfl - laflt sorunlar çeliflkileri göstermektedir. Politikaya uzak olan örgütsüz genç, örgütlenme talebini savunmamakta ancak karfl - laflt sorunlar karfl s nda tepkisiz kalmamakta, umutsuzlaflmakta, bunal mlara girmekte, mutsuzlaflmaktad r. Gençlik içinde psikiyatrik vakalar n bu derece fazla olmas n n nedeni aç kt r. Bu nedenle diyalog kurabilirsek, örgüt içinde kan ksad m z dili de ifltirip gençlerle iletiflime girme çabas nda olursak, somut sorun ve ç kmazlar gösterip umudun oldu unu, her fleyin de iflebilece ini, bu düzenin ilelebet gidemeyece ini anlatabilirsek ve alternatif olarak dayan flmay, birli i gösterirsek, somut ve al nabilir ça r larda bulunursak gençli i kazanmam z mümkündür. Sistem tüm çabas yla gençli i kazanmaya çal flsa da gençlik düzenin gönüllü koruyucusu, fanatik bir savunucusu de ildir. Diyalog kurabildi imizde karfl m zda düzeni sahiplenen bir gençlikle karfl laflm yoruz. Böylesi kesim oldukça küçüktür. Yaflad klar na çözüm bulamayan, kolektifin, birli in önemini ve gücünü bilmeyen, bireysel çözümler arayan ancak baflar s - n n flans n n yaver gidiflinde oldu unu bilen, mezuniyetin ard ndan dahi ailesine yük olman n s k nt s n yaflayan bir gençlik bulunmaktad r. Özcesi gençlik ciddi bir güven s k nt s yaflamaktad r. Bu güvensizlikten biz devrimciler de pay m z al yoruz. Güveni sa lamaya dönük ad m atabilir, iletiflime geçebilir ve birlik olursa muktedir olabilece ini gösterirsek örgütlenmenin önü de aç lacakt r. Bunu biz TMMOB un gerçeklefltirdi i mitinge kat lan binlerce örgütsüz mühendislik ö rencisinden görüyoruz. Bunu biz medyada ö rencilerle ilgili programlarda söz alan ö rencilerin hemen hepsinin gösterdi i afl r tepkisel ç k fllardan biliyoruz. Biz bunu gelece ini ayd nl k görmeyenlerin yaratt y k c potansiyelden anl yoruz. Bu nedenle flayet uzun dönemli bir hareket yaratmak istiyorsak ö rencilerin özörgütlülüklerini oluflturmaya önem vermemiz gerekmektedir. Bu konu y llard r gündemimizdedir ve çok say da baflar l -baflar s z çal flmalar bize önemli deneyimler kazand rm flt r. Bu deneyimleri kullanarak daha etkili ve ayaklar yere basan çal flmalar örgütleyebiliriz. Söz ve karar hakk istiyoruz, Örgütlenmemizin önündeki engeller kald r ls n! Bu do rultuda önümüzdeki dönemde gençli in söz ve karar hakk ve örgütlenme özgürlü ü konulu bir kampanya yürütmeyi planl yoruz. Çal flmam z sistemin temsilcilerinin ö rencileri ve e itimi ilgilendiren konularda ö rencinin de görüflünü almas, ö renciyi bilgilendirip ö renciye hesap vermesi ve bunun gerçekleflmesi için ö rencilerin ba ms z örgütlenmelerinin önündeki örgütlenmeye dönük engellerin kald r lmas üzerinedir. Bu talebi çeflitli platformlarda ve çal flmalarda dillendirmek, ö rencilerin örgütlenme özgürlü ünün savunulmas oldukça önemlidir. Bununla birlikte her yerel örgütlülü ümüzün bu kampanyaya uygun kendi özgün planlamas n ve uyarlamas n kampanyan n bafllayaca Mart ay ndan önce tamamlamas gerekmektedir. Alanlar özgülünde somut plan, hedef ve talepler belirlenmelidir. Her alanda dernek kurmay hedeflemek zorunda de iliz. Gücümüzü birkaç siyaseti veya çevremizi ikna ederek derne in bürokratik ifllemlerinin tamamlanmas ile s n rland rmam z do ru olmayacakt r. Olas sald r ve engellemelerin öngörülüp çözümler üretilmesi olumlu olacakt r. Kitlesel ö renci derneklerinin oldu u veya ö renci derneklerinin kurulu oldu u ve geliflme potansiyeline sahip oldu u alanlar - m zda ö renci derne inin fiili olarak yönetim taraf ndan tan nmas, ö rencileri ve okulu ilgilendiren toplant larda ö renci derne inin temsilcisinin kat lmas, yönetimle ö renci derne inin düzenli görüflmeler yapmas ve derne in ö rencileri bilgilendirmesi hedefli bir çal flma yap labilir. Veya baflka bir alan - m zda kulüplerde etkinlik kurup kulüpler üzerinden böylesi bir tart flma aç labilir ve kulüplerin bu talebi sahiplenmesi hedeflenebilir. Farkl bir alanda bu tart flma TMMOB un ö renci üyeleri üzerinden baflla- 16 CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY!

17 KOLEKT F N SES z z için örgütlenelim! t labilir. Yine yak n süreçte kurulan ve kurulufl sürecinde yaflananlar ve bileflenin ve tart flmalar n niteli inden kaynakl güven vermeyen Genç-Sen e de duyars z kalmamak, bu çal flman n oldu u üniversitelerde sendika çal flmas n incelemek ve uygunsa kat lmak ve bu tart flmay Genç-Sen içinde bafllatmak hedeflenebilir. Kendimizi ilgilendiren konularda en iyisini bulabiliriz Alanlarda dile getirdi imiz tüm sorun ve taleplerde ö rencilerin birli inin önündeki engellerin kald r lmas ve baflbakan seçebilen üniversite ö rencilerinin rektörü de seçebilece i, üniversitelerin asli bilefleni olan ö rencilerin kendileri hakk ndaki kararlarda en iyisini bulabilecekleri fikrinin dillendirilmesi önemlidir. Üniversitelerde kurulan ve hiç bir ifllevi olmayan, sistemin oyunu ÖTK lar n teflhiri de ihmal edilmemelidir. Söz ve karar hakk olmayan, yönetim dilerse görüflüne baflvurulan, seçim öncesi ö rencilerin tart flmas, adaylar tan mas, taleplerini belirlemesi için gerekli flartlar n ve zaman n tan nmad, adaylar n belirlenmesinde ders notu vb faktörleri dayatan, seçimlerin ard ndan ö rencilere karfl sorumluluk tafl mayan, herhangi bir çal flma yapmayan ve YÖK taraf ndan bir lütuf olarak sunulan ÖTK kand rmacas sistemin ö rencilere uzakl n da göstermektedir. Bu çal flma yaln zca bizim ba ms z çabam zla sürdürülmemelidir. Çal flmam z n içeri- i konusunda genifl bir kesimle ortaklaflmak mümkündür. Bu do rultuda di er devrimci demokratik gençlik örgütleriyle alanlar özgülünde bir araya gelerek neo-liberal e itim reformuna karfl ö renci platformlar oluflturulabilir. Buna DKÖ lerin kat lmas da hedeflenebilir. Geçmiflte özellikle YÖK Yasa Tasar - s ve tecrit karfl t ö renci platformlar devrimci demokratik gençlik hareketinin canlanmas nda, dayan flman n pekifltirilmesinde etkili çal flmalara imza atabilmifltir. Yerel örgütlülüklerimiz alanlar n gerçekli ine uygun öneri ve politikalarla bu platformlar canl tutmal d r. Ö rencilerin söz ve karar hakk ve örgütlenme özgürlü ü konusunun, içinde yer ald - m z ö renci derneklerinde gündemleflmesine paralel ülke genelinde aktif olan ö renci dernekleri aras ndaki iliflkilerin gelifltirilmesinin gündemlefltirilmesi de olumlu olacakt r. Dernekler aras ikili, üçlü görüflmelerle iliflkilerin geliflmesine paralel daha merkezi toplant lar n örgütlenmesi, di er DKÖ lerle birlikte ortak çal flmalara ve bildirgelere imza at lmas hedeflenebilir. Yine ayd nlar ve DKÖ lerin ortak çal flmalar veya imzal aç klamalar için çaba harcanabilir. Bu kampanya için ülke genelinde eflgüdümlü eylemlerin örgütlenmesi, dilekçe veya imza kampanyas çal flmas n n yap lmas, somut ajitasyon materyallerinin kullan lmas, bahar dönemindeki eylemlerde bu taleplerin öne ç kar lmas önemlidir. Liseli gençli in örgütlenmesi engellenemez! Bu çal flma üniversiteli gençlikle s n rl de- ildir, liseli gençlik içinde de sürdürülecektir. Liseli gençli in örgütlenme hakk tamamen gasp edilmifltir. Bu, büyük bir haks zl k ve adaletsizliktir. Yüz binlerle ifade edilen liseli gençlik okullar ndaki asli unsurdur, hakk nda çok say da plan, politika ve tart flma yaflanmakta; ancak liseliler yok say lmakta, fikri/kiflili i dikkate al nmamaktad r. Küçük yafltan itibaren itaate dayal bir disiplinle, yo un bir faflist propaganda ile politize edilmekte, militarist-flovenist fikirlerle beyni doldurulmakta, buna karfl n her ba ms z-demokratik giriflim zorbal kla ve hiçbir hesap verilme kayg s duyulmadan bast r lmaktad r. Bu anlamda liselerde siyasete yer olmad iddias büyük bir safsatad r. Liselerde faflist siyaset resmi ve sivil unsurlarca oldukça yo un flekilde uygulanmaktad r. Bu anlamda lisede siyasete izin verilmemesi, ö rencinin görüflüne de er verilmemesi etkili flekilde teflhir edilebilmelidir. Liseli gençli in y llard r devam eden klasik sorun ve taleplerine ek olarak güvenlik protokolü, liselerin 4 y la ç kar lmas ve yeni s - nav sistemi vb sorunlar da bulunmaktad r. Liselerde de örgütlenme özgürlü ü ve lisedeki kararlara ö rencilerin dahil edilmesi, LÖB lerin kurulmas hedefimizdir. Aileler üzerinden okul-aile birlikleri ve E itim-sen de zorlanarak kitle taban m z n oldu u liselerde LÖB lerin fiili olarak tan nmas, okuldaki her icraat hakk nda hesab n verilmesi, ö rencilerin isteklerinin düzenli flekilde iletilebilmesinin yollar n n aç lmas talep edilebilir. Emekçiyiz, örgütlenmek istiyoruz! Bu kampanyay emekçi gençler içinde de gündemlefltirece iz. Gençli in örgütlenmesinin önündeki engellerin kald r lmas talebiyle sendika, dernek vb kitle örgütlerinin yarat lmas n veya var olan yerlerde güçlendirilmesini hedeflemeliyiz. flçi-semt alan ndaki çal flmalar m z bugünkü gerçekli imizde zay ft r ve belirli bölgelerle s n rl d r. Ancak özellikle tar m iflçileri ve köylü gençlikle az msanmayacak ba lar m z n oldu u, gelene imizi tan yan ve sahiplenen ciddi bir kitlenin bulundu unu bilmekteyiz. Bu iliflkilerimizin güçlü örgütlülüklere dönüflmesi, geçen dönem kazand - m z deneyimlerin ileriye tafl nmas, genifl kitlelerin dahil oldu u sendikal çal flmalar n somutlanmas oldukça önemlidir, kapsaml bir planlama ile baflar ya ulaflman n koflullar da mevcuttur. Bununla birlikte özellikle semtlerde yo- un flekilde bulunan ve belirli alanlar m zda çal flma yapt m z iflsiz gençlikle olan iliflkilerimizin geliflmesi, iflsizli i yaratan sisteme karfl birleflmelerini ve ayd nlanmalar n sa lamak, yozlaflma ve çeteleflme de dahil olmak üzere semt sorunlar kapsam nda semtlerde kitlelerle birlikte örgütlülükler kurmay hedeflememiz mümkündür. Bu derneklerde özellikle kültürel üretime önem verilmesi, semtin somut sorunlar na cevaplar aranmas, yaln zca elefltirmekle-teflhirle yetinmeyip harekete geçilmesi, dayan flman n ve birlikte hareket etmenin güzelli ini pratikte göstermek oldukça de erlidir. Bu dönemde sendikal hareket de ciddi bir kriz içindedir. Sistemin yo un sendikas zlaflt rma sald r lar na ve hak gasplar na karfl ciddi bir durufl sergileyemeyen sendika bürokrasisi taban n bask s ve tepkisini de denetimine almakta güçlük çekmektedir. flçilerin sendikal örgütlülüklerini koruma amac yla THY, Telekom, Tuzla Deri, Yörsan, Novamed vb grevleri de önemli bir yerde durmaktad r. Bu anlam yla iflçi gençlik içindeki çal flmalar m zda sendikalara müdahalelerde bulunma perspektifini yitirmemeliyiz. flçi, lise ve üniversite çal flmalar m z n bir arada oldu u alanlar m zda çeflitli eylem ve etkinliklerle örgütlenme talebi ortak flekilde ifade edilebilir. flçi-semt çal flmalar m zda özellikle kardefl örgütümüz DDSB nin merkezi gündemlerinin takip edilmesi ve ortaklafl lmas, duyarl l k gösterilmesi olumlu sonuçlar verecektir. Örgütsüz tek bir iliflkimiz kalmas n! Kampanyam z Mart n bafl ndan Haziran n bafl na kadar devam edecektir. Mart ay - na kadar her yerel örgütlülü ümüz kampanyay somutlamal ve ayr nt l bir plan ç karmal d r. Hangi alan m zda ilk ad m olarak hangi talebi ileri sürece imiz, hangi eylem ve etkinlikleri örgütleyece imiz, kimlerle birleflece imiz vb sorular n cevaplar verilmelidir. Pratik faaliyet zengin tutulmal, dar biçimlere s k fl lmamal d r. Eylem, yürüyüfl, oturma eylemi, piknik, müzik dinletisi, film gösterimi, flenlik, yar flma vb çeflitli pratikler öne ç kar lmal d r. Bu çal flmalar n ülke genelinde eflgüdümlü çal flmalarla güçlendirilmesi de yararl olacakt r. YDG olarak ülke çap nda birçok flehirde örgütlülüklerimiz bulunmaktad r. Az msanmayacak bir iliflki a na sahibiz. Ancak örgütlülük düzeyimiz, gücümüz yetersizdir. Politik yönelimimizin derinli ine ve kapsam na uygun bir pratik çal flman n coflkuyla ve planl flekilde hayata geçmesi, cüretli ve devrimci bir duruflun sergilenmesi, alan m zda politikalar m zdan-taleplerimizden habersiz kimsenin kalmamas -bize olumlu cevap veren kimsenin örgütsüz b rak lmamas için kolektif bir çaba sergilenmesi ileriye do ru net bir ad m atmam za da hizmet edecektir. Bu ad m atmada yoldafllar m za olan güvenimiz ve inanc m z tamd r. CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY! 17

18 2 Mart ta Ankara da BULUfiALIM! YEN DEMOKRAT GENÇL K 130 Köleye köle olmak Kad n sorununun üretim araçlar ndan uzaklaflmayla bafllamas ve sonras nda üretim iliflkileri içerisinde kendini defalarca yeniden üreterek gittikçe geliflen bir sistematik içerisinde var olmas, geliflmesidir. Özellikle devletin ortaya ç k fl sürecinden bafllayan ve devletin egemen ideolojisinin olufltu u süreçler içerisinde kad n sorunu da tüm di er resmi ideolojiler gibi sistematikleflmifl ve ataerki/patriyarka, toplumsal cinsiyet gibi sistematik flekillere bürünmüfltür. Kad n sorununa de inirken genel bir girifl yapmak, sorunun tarihsel geliflim evrelerine k - saca da olsa göz atmak gerekti ini düflünüyoruz. lkel komünal toplumlar n sonlar na do ru ortaya ç kmaya bafllayan iflbölümündeki de ifliklikler, kabile savafllar, kad n n do urganl ve kad nlar n üretimdeki rolü olan toplay c l n ikincil plana at lmaya bafllanmas, yerleflik hayata geçifl gibi de iflimlerle paralel geliflen kol gücünü ön plana ç kartacak ifllerin esas hale gelmesi, türün devaml l n n önemini giderek daha fazla kaybetmeye bafllamas gibi olgular kad nlar n toplumsal konumlan fllar n n ve kad n erkek iliflkilerinin tekrar flekillenmesinin önünü açm flt r. Erke in kad n geride b rakmas ve üretimde belirleyici olmas yla birlikte art k kad n erke in egemenli ine girmeye bafllam flt r. Bu durum basit bir de iflimmifl gibi görünse de Sümerlerde bafllayan ve Babiller döneminde kad n n toplumdan tamamen d fllanmas yla devam eden dönemde (MÖ 2000) üretime damgas n vuran tar m ve zanaatç l k, üretici güçlerin emek üretkenli inin fazlalaflmas n sa lam flt r. Engels, kad n n toplumdaki yerini, ba ml konumunu, geliflimin çeflitli aflamalar nda de iflik eflitsizlik ve toplumsal yetersizlik biçimleri göstermifl olan s n fl toplumun yükselifline ba lar. Tarihte görülen ilk s n f karfl tl n n, bireysel evlilikte kad nla erkek aras ndaki karfl tl n geliflmesiyle ve ilk s n f bask s n n, erkeklerin kad nlar üzerisindeki bask s yla ayn zamana geldi ini yaz yordu. Di er bir deyiflle, üretim araçlar n n kol gücüne dayal olarak geliflmeye bafllamas ve do- urganl n öneminin azalmas kad n üretim araçlar ndan uzaklaflt rm fl, dolay s yla da anaerkil dönemin sonunu haz rlam flt r. Ve üretim araçlar elinden al nan kad n türünün azalmas tehlikesinin de azalmaya bafllamas sonucu- kendili inden erotizmi daraltacak, cinsel organlarla ilgisiz bir cinsel ezilmeyle karfl laflmaya bafllam flt r. Kad n salt cinselli i (cinsel kimli i) nedeniyle de il, üretim arac n n ta kendisi olarak erke in (daha do rusu yarat lmaya bafllanan erkeklik olgusunun) metas, mal haline gelmeye bafllam flt r. Yani kad n sorunu ilkel komünal toplumlar n sonlar ndan bafllayan ve günümüze de in geliflip büyüyerek gelen bir sorundur. Burada de inilmesi gereken esas konu ise kad n sorununun üretim araçlar ndan uzaklaflmayla bafllamas ve sonras nda üretim iliflkileri içerisinde kendini defalarca yeniden üreterek gittikçe geliflen bir sistematik içerisinde var olmas, geliflmesidir. Özellikle devletin ortaya ç k fl sürecinden bafllayan ve devletin egemen ideolojisinin olufltu u süreçler içerisinde kad n sorunu da tüm di er resmi ideolojiler gibi sistematikleflmifl ve ataerki/patriyarka, toplumsal cinsiyet gibi sistematik flekillere bürünmüfltür. Egemen ideolojiler çok uzun süren sert s - n f mücadelesinin sonucudur. Öyle ki egemen s n f bir taraftan kendisinden önceki s n f n ortaya ç kard flekillenifli y kmaya çal flmakta, kendi ideolojisini oluflturmakta ve bir taraftan da kendisinden sonraki s n f ba r nda tafl d ndan kaynakl kendisinden sonraki flekillenifllere zemin oluflturmaktad r. Yeni ideolojik flekillenifl eski ideolojilerin kal nt lar n bünyesinde bar nd r rken di er taraftan ise yeniyi, yeni ideolojik flekillenifli ve kendisinden sonra hâkim k l nacak ideoloji aras nda binlerce farkl etmenin (üretim araçlar karfl s nda s n flar n konumlan fllar n n, üretim iliflkilerinin, s n f mücadelesinin durmadan devam eden döngüsü vb.) rol ald muazzam genifl bir alana iflaret etmektedir. Di er taraftan ise devlet olgusunun ortaya ç kmas ile beraber bu ideolojiyi günlük yaflama uygulamak için oluflturulan ayg tlardan bahsetmek gerekmektedir. Bu ayg tlar ideolojinin genifl halk kitleleri üzerinde bask mekanizmas oluflturmakta, di- er taraftan devletin halk kitleleri üzerinde iktidar n pekifltirebilmek için yaratt ayd n kadrolar yla halk yönlendirmeye çal flmaktad r. Do al bir sonuç olarak da bu ayd n kadrolar - n n neredeyse tamam erkeklerden oluflmaktad r. Bask mekanizmas, yaln zca bireysel eylemlerde de il, kiflisel olmayan-eflitsizlikler üreten kurumsal bir düzenin infla edilmesinde, ayakta tutulmas nda ve savunulmas nda da somutlaflmaktad r. Tüm bu mekanizmalar içerisinde cinsiyet sorunu da tüm di er ideolojik formasyonlara paralel olarak egemen ideolojilerden biri olarak flekillenmekte ve s n f mücadelesi içerisinde tekrar tekrar üretilmektedir. Tarihi belgeler göstermektedir ki üretim araçlardan uzaklaflan kad n, devlet mekanizmas n n oluflum sürecinde neredeyse hiç yer almam flt r. Egemen, bask n cins olarak erkek, kendi iktidar n kad nlar devlet mekanizmas na almayarak kurumsal olarak da güçlendirmifltir. Erkek egemen anlay fl n oturmaya bafllad ve güçlendi i sonraki dönemlerde, tabii ki bu süreç içerisinde kad nlar n hak arama mücadeleleri, ifl bölümünün farkl laflmas gibi birçok etmenin de etkisiyle, kad nlar devlet mekanizmas nda yer almaya bafllam flt r. Ancak ataerki toplum yap s na öylesine ifllemifltir ki devlet mekanizmas içerisine giren kad nlar n da kendilerine biçilen toplumsal rollerden bir ç k fl yakalayamad klar n görmekteyiz. Öyle ki kad nlar n seçme ve seçilme hakk n kazanmalar için 20. yüzy la kadar mücadele etmeleri gerekmifltir. Ö retilen roller Ve öyle bir an gelmektedir ki üretim araçlar ndan uzaklaflmakla bafllayan kad n sorunu çok daha köklü, çözümü daha zor bir sorun olarak karfl m za ç kmaktad r. Tüm bu süreçler içerisinde toplumun zoraki olarak kabul etmesi gereken toplumsal cinsiyet ve patriyarka olgular ortaya ç kmaktad r. Öyle ki; dinden, törelerden ve toplumdaki ifl bölümünden ifl hayat ndaki görev bölüflümüne, renklerin cinsiyetlere ayr lmas ndan vücut dilindeki hareketlerin cinsiyet göstergesi say lmas na ve kullan lan dilde kelimelerin ve üslubun erkleflmesine kadar hayat n her alan nda fark nda oldu umuz ya da olmad m z, milyonlarca flekilde yaflam m z n içerisinde, kiflili imizi ve toplumsal konumlan fl m z belirleyen etmenlerden biri olarak karfl m zda durmaktad r. Toplumsal cinsiyet olgusu, yeni do- an bir çocu un önüne biyolojik cinsiyetinin yan nda toplumsal bir cinsiyet olgusu koyar. Yeni do an çocu un biyolojik bir cinsiyeti vard r, ama henüz toplumsal bir cinsiyeti yoktur. Çocuk büyürken toplum da, çocu un önüne cinsiyetine uygun bir kurallar, flablonlar ya da davran fl modelleri, dizileri koyar. Belirli toplumsallaflma etkenleri ya da failleri- özellikle aile, medya, arkadafl gruplar, okul - söz konusu beklentileri ve modelleri somutlaflt rarak çocu un bunlar sahiplenece i ortamlar haz rlar. Etkenlerin s ralanmas ve de iflik ö renim modelleri, üretim araçlar karfl s ndaki konumlan fl, alg lay fl farkl - l klar gibi birçok etmen kiflinin verilen egemen anlay fl alg lama ve oluflturma sürecini etkilemektedir. Toplumsallaflma etkenleri, büyümekte olan kiflinin üzerinde mekanik etkiler yaratmaz. Yapt klar fley, çocu u belirli koflullarda toplumsal prati e kat lmaya teflvik etmekten/ zorlamaktan ibarettir. Bu zorlama kabul etme ve bunun d fl nda baflka bir seçenek bulunmad - na yönelik yo un bir bask n n eflli inde- zorlay c olabilir ve ço unlukla öyledir. Toplumsal cinsiyet belirleme süreci toplumun erkek egemen anlay fllar n n geliflmekte olan bireye ö retilmesi, içsellefltirilmesi sürecinin önemli bir parças d r. Toplumsal cinsiyet modelleri; toplumsal düzeyde, kolektif bir bask modeli olur. Böylece kad n da, erkek de toplumsal yaflamdaki yerlerini, belirlenmifl iliflki modellerini, ataerkinin yasalar n ö renmifl olurlar. Kad n n onuru, de eri, namusu Eski zaman n köleci toplumlar ndan günümüz kapitalizmine kadar hâkim s n flar n ideologlar, hakim s n flar n idolojileriyle uyum içerisinde mevcut kad n erkek iliflkilerini, mevcut sömürü durumunu kad n n yüksek mertebeleri, flerefi gibi söylemlerle adil, bilgece ve do al olarak göstermeye çal flm fl ve böyle kabul etmifltir. Neredeyse bütün bir tarih boyunca kad nlar n cinsiyetleri nedeniyle ikinci planda kalmak zorunda olduklar, cinsiyetleri nedeniyle erkeklere yetiflemeyecekleri, do ufltan birçok ifle yeteneksiz olduklar palavralar söylendi durdu. Erke in kad n yönetme hakk - n ispatlamak için ideologlar ciltler dolusu kitaplar doldurarak, bu durumun biyolojik oldu- unu, bilimsel oldu unu ispatlamak için çal fl p durdular. Ortaya ç kart lan kad n ve erkek rollerinin do an n yasas oldu u, üretilen kad n erkek iliflkilerinin yegâne tercih ve olmas gereken oldu u üzerine nutuklar at ld her zaman. 18 CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY!

19 Bu u rafllar n hepsinin egemen s n flar n neredeyse insanl k tarihinin tamam n kapsayan u rafllarla oluflturdu u ideolojik bütünselli in do rulu unu kan tlamak ve kitleler üzerindeki etkisini art rmak için yap ld ortadad r. Feodalizmle kapitalizm aras nda kalan kad n Kad n n ezilmiflli i, toplumsal cinsiyet, cinsiyet eflitsizli i, aterki olgusu sadece cinsel olgular olarak alg lanamaz. Aksi takdirde kad nlar n kapitalizm süreci içerisinde metalaflt r lmalar ve obje olarak cinselli inin pazara sunulmas olgular n aç klamak mümkün olmayacakt r. Yukar da belirtti imiz gibi kad n, cinselli inin ötesinde ataerkinin mal, metas olarak tam da üretim arac gibi de- erlendirilmektedir. Bugün ülkemizde ortaya ç kan kad n ve cinsiyet sorunlar ndaki eklektik yap lanma da s n fsal konumlan fl n ola an bir sonucu olarak ortaya ç kmaktad r. Bir taraftan kad n n namus oldu u, ev kad n n n kutsall, bekâretin tart - fl lmaz de eri gibi feodal olgular kad n feodalizmin kamç s na s k flt rmaktad r. Di er taraftan ise kad nlar meta, obje olarak azg n piyasa flartlar nda adeta sat fla ç kart labilmekte, kad nlar piyasa taraf ndan pazar alan olarak görülebilmektedir. Kad nlar üretim süreçlerine kat ld klar süreçte de bir taraftan feodal ailevi ba lar n, di er taraftan kapitalizmin ucuz ifl gücü yaratma çabas n n kurban olmaktad r. Bu sistem içerisinde kad nlar n tarihi, ifl yerlerindeki ac mas z sömürü ile ucuz ifl gücü ve ev-içi ifllerde ücretsiz ifl gücü, köle olmak, töre cinayetleri, artan fliddet, fuhufl, ahlak gibi olgular n k skac nda geçmektedir. Ataerki, kad nlarla erkekler aras nda toplumsal iflbölüflümünden ve buna dayal prestij farkl laflmas ndan kaynaklanan, tarihsel olarak biçimlenmifl bir iktidar formu dur, bu nedenle de iktisadi den çok, toplumsal-siyasal ba lama taalluk etmektedir. Bir iktidar formu olarak ataerki, s n fsal sömürüye dayal tüm üretim tarzlar na eklemlenerek kad nlar n bedenleri ve ürünleri üzerindeki denetimi mümkün k lmakta ve köleye köle sa lad için/ölçüde (hangi s n fa mensup olurlarsa olsunlar) erkeklerin suç ortakl - n devflirebilmektedir. (Sibel Özbudun- Cahide Sar, Erkekler Kad nlar Sömürüyorlar m?) Evlilik kurumu içerisinde, baflka bir deyiflle hane içi iliflkiler ya da kad nlar n ev-içi çal flmas, bir meta olan ifl gücünün yeniden üretimi gibi özgül bir ifllev üstlenmektedir. Ev-içi eril iktidar n afl nd r labilmesinin, ev ifllerinin olabildi- ince toplumsallaflmas n n yan s ra, kalanlar n ayn haneyi paylaflan kad nlarla erkekler aras nda paylafl lmas yla mümkündür. Üretim araçlar karfl s nda kad n n konumlan fl n n de iflmesi ve kad nlar n üretime kat lmas gerekmektedir. Kad nlar n n kurtulufllar n n baflka bir aflamas olarak ev-içi hizmetin, çocuk bak m n n, çocuk e itiminin mümkün oldu unca fazla derecede toplumsallaflt r lmas, kollektiflefltirilmesi olgusu gelmektedir. Toplumsal devrime olan gereksinim Kad n n üretim araçlar karfl s ndaki konumlan fl n n de iflmesi olgusu bize devrimin zorunlulu unu gösteren temel etmenlerden biridir. Kad n sorunu kad n n üretim araçlar ndan uzaklaflmas, s n fl toplum gerçekli inin ortaya ç kmas yla bafllam fl ve yüzy llar boyunca s n f mücadelesinin özgül sorunlar ndan biri olarak varolagelmifltir. Yaz boyunca toplumsal cinsiyet, patriyarka, ataerki gibi kavramlar n ve daha özel bir ifade ile kad n sorununun s n f mücadelesi ile paralel geliflti ini ve varolma koflullar n s n fl toplum gerçekli inden ald n anlatmaya çal flt k. Bu noktada s n f mücadelesinin temel yasalar ndan biri olarak iktidar n ele geçirilmesi konusu, yani kad nlar n sürekli olarak beraberce ezildikleri ve varolufllar n beraberce yaflad klar emekçi, ezilmifl halk kitlelerinin iktidar ele geçirmesi, sorunun çözümüne giden esas etmen olarak karfl m zda durmaktad r. Ezilenin ezdi i konumunda olan kad nlar tarih içerisinde istisnas z tüm devrim hareketlerine yo un kat l mlar göstermifltir. Kad nlar da dahil etmeden kitleleri siyasete çekmek, devrim hareketini gerçeklefltirmek olas de ildir. SSCB de devrimin hemen sonras nda befl y ll k kalk nma plan döneminden bafllayarak kad nlar n yönetim organlar na, çal flma yaflam na kat l m h zl bir flekilde artm flt r. Ve dönemin kad n haklar ve cinsel eflitlik konular - n n en ileri örnekleri SSCB de verilmifltir. flçi sovyetlerine seçilen delegeler, köylerde kurulan komünlerde baflkanlar aras nda kad n say - s n n yükseltilmesi, kentlerde ve k rlarda kad nlar n kamu alan nda çal flmaya çekilmesi gibi birçok konuda özel çal flmalar yürütülmüfltür. Bu çal flmalar n veriminin k sa sürede al nd n da vurgulamak gerekmektedir. Öyle ki; SSCB de kad nlar n okuma yazma oran nda ve çal flma yaflam içerisinde yer almalar nda, kad nlar n devlet mekanizmalar nda, oluflturulan komünlerde ve komün baflkanl klar nda say lar gittikçe artan bir seyir izlemifltir. Ev iflleri, çocuk bak m ve e itiminin toplumsallaflt r lmas, kollektiflefltirilmesi için ad mlar at lm flt r. Aç kt r ki at lan bu ad mlar günümüzün k staslar ile de erlendirmek do ru olmayacakt r. Günümüzdeki seviyeye ulaflmas nda ve kad n hareketinin ön plana ç kmas nda da oldukça etkili olan sosyalist devrimler 20. yüzy l n bafllar nda geri kalm fl toplum gerçekli i içinde at - lan muazzam ad mlar göstermektedir. Çin Devrimi de kad nlar n güçlerinin fark na varmas nda, ba ms zl kazanan ülkelerinin inflas nda yer almalar nda muazzam bir kazan m sa lam flt r. Binlerce y ll k gelenek ve törelerle bask alt nda tutulan ve hiçbir hakk kabul edilmeyen kad nlara yönelik özel politikalar gelifltiren proletarya iktidar geleneklere karfl kampanyalar gerçeklefltirmifltir. Özellikle Büyük Proleter Kültür Devrimi ne haz rl k döneminde ve Kültür Devrimi esnas nda feodal Çin toplumunu flekillendirmede önemli bir iflleve sahip olan ve kad nlar n erke e koflulsuz itaat ve sadakatini öne ç karan Konfüçyüs felsefesine karfl Kahrolsun Konfüçyüs! slogan ile çal flmalar yap lm fl, ba ms z, özgür, kendi ayaklar üzerinde duran sosyalist kad n örnek olarak gösterilmifltir. Yine geleneksel feodal toplumun kad na yönelik ayak ba lama gibi dayatmalar n y k lmas için de özel çal flmalar yürütülmüfl, k z çocuk sahibi olmaya karfl ç - kan, erkek çocu a daha fazla de er veren geleneklere karfl da harekete geçilmifltir. Kültür Devrimi esnas nda geleneksel evlilik kurumuna yönelik elefltiriler de flehirden k rlara ayd nlatma çal flmas için giden devrimci gençler taraf ndan savunulmufltur. Devrim sonras nda tüm toplumu olumlu etkileyen okuma-yazma oran n n art fl, toplumun e itim alma hakk n n geliflmesi ve sa l k hizmetlerinin köylere ulaflmas en çok kad nlar n yaflam seviyesini olumlu etkilemifltir. Sovyet devriminde oldu u gibi Çin devriminde de kad nlar n yönetime kat lma oran artm flt r. Hem Sovyet devrimi hem de Çin devrimi aç s ndan ortak bir özellik ise iktidar n revizyonistler taraf ndan ele geçiriliflinin ard ndan kad nlar n kurtuluflu, özgürlü ü, kendi güçlerinin fark na varmas, toplumun gerici de er yarg lar n n y k l fl vb üzerine örgütlenen kampanya ve çal flmalar n son bulmas, kapitalizmin restorasyonuna paralel kad n haklar n n da gerilemesi gerçekli idir. Devrimci dönemde kad nlar n yönetimde, okullarda ve çal flma alanlar nda görev almas, söz sahibi olmas teflvik edilirken, geleneksel kad n rolünün y k lmas amac yla ajitatif çal flmalar yap l rken, revizyonizm döneminde yeniden kad n n geleneksel kad n rolüne uygun tav rlar sergilemesi öne ç kar lm flt r. Kad n n yönetim ve erkek ifllerinden uzaklaflt, cesaretinin k r ld ve olumlu örnek olarak ailesine, çocu a iyi bakan bir kad n kiflili inin öne ç kt görülmektedir. 2 Mart ta Ankara da BULUfiALIM! Bu da biçimsel olarak sosyalist ismini tafl sa da ulusal, ekonomik vb konularda oldu- u gibi kad n meselesinde de burjuva çizgiyi savunanlar n devrimin kazan mlar n gasp edebilece ini bizlere göstermektedir. Devrimin gerçekleflmesi, sosyalizmin infla edilmesi çeliflkilerin sona ermesi, s n f mücadelesinin yok olmas, her fleyin iyi ve güzel olmas anlam na gelmemektedir. Sosyalizm içinde de ileri ile geri, burjuva ile proleter aras ndaki mücadele devam etmekte ve toplumun ileriye tafl nmas ve insanl n kurtuluflu aç s ndan devrimleri sürdürmenin önemini bizlere göstermektedir. Sosyalist ülkelerde kad n sorununun çözümü için önemli çal flmalar yap lsa ve devrim öncesi toplumsal yap ya ve uluslararas koflullara k yasla hat r say l r ad mlar at lsa da sorunun tam olarak çözülmedi ini görmekteyiz. Kad n sorununun çözümlenmesi için kad nlar n toplumsal yaflamda erkeklerle eflit haklara sahip olmalar n n güvence alt na al nmas ve kad nlar n kendi güçlerinin fark na var p özgürleflmesi için her aç dan olumlu yönde bir ayr mc - l n savunulmas gibi etmenler önemli olmas - na karfl n bunlar tek bafl na yeterli de ildir. Esas dönüflümün üretici güçlerin geliflmesine paralel düflünsel dönüflüm oldu- unu unutmamak gerekmektedir. Bu sorun özgülünde yo unlaflm fl, özele indirgenmifl daha yo un çal flmalar yürütmek gerekti i görülen bir gerçekliktir. Toplumsal cinsiyet, patriyarka gibi kavramlar n daha somut incelemelerini yapmak, günlük yaflamda fark nda oldu- umuz/olmad m z, milyonlarca flekilde yaflam m z n içerisinde olan bu sorunun yans malar na karfl uyan k olmak gerekmektedir. Sosyalizmde s n f mücadelesinin devam etti i, farkl ideolojik flekillenifllerin var olmay sürdürdü ü, yüzlerce y l içerisinde oluflturulan üst yap n n dönüflümünün sürekli olaca n düflündü ümüzde bu sorunun da çözümünün bu olgularla paralel ve uzun zaman içerisinde çözülece ini öngörmek gerekmektedir. Di er taraftan ilkel komünal toplumun sonlar nda ortaya ç kan, günümüze kadar sürekli kendini yenileyerek ve sistematikleflerek geliflen bu sorunun k sa bir mücadele süreci içerisinde sönümlenmesini, çözülmesini beklemek hayal kurmaktan öteye geçmez. stanbul YDG Kad n Komisyonu Yararlan lan kaynaklar - Toplumsal cinsiyet ve iktidar-r. W. Connel - Sosyalizm diyar nda kad n-nina Popova - Ailenin, özel mülkiyetin ve devletin kökeni- F. Engels - Küreselleflme, kad n ve yeni ataerki-sibel Özbudun-Cahide Sar, Temel Demirer - Yeniden üretim üzerine-louis Althusser - Hapishane defterleri-antonio Gramsci CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY! 19

20 2 Mart ta Ankara da BULUfiALIM! 1. Yeni Demokrat Gençlik; cinsiyet ayr mc l na, cinsel sömürüye, kad n bedenine yönelik metalaflt rma sald r lar na, erkek-egemen anlay fla ve onun yans mas olan geleneksel kad n kiflili inin halk gençli i içindeki izdüflümlerine karfl mücadele yürütür. YDG, kad n n ezilen cinsiyet olmas n n s n fl toplum gerçekli inin bir ürünü oldu u bilinciyle hareket eder. Yeni demokratik devrim perspektifli bir mücadele olmaks z n kad n n kurtulufl yolunun aç lamayaca- ndan hareketle, kad nlar n yaflad klar sorunlar n çözümünü egemen s n flara karfl yürütülen devrimci mücadele ile birlikte ele al r. 2. Yeni Demokrat Gençlik; genç kad nlar n hak kazanmas, bilinçlendirilmesi, e itilmesi ve örgütlenmesi için kendi içinde ve çal flma yürüttü ü örgütlerde kad na özgü örgütlülükler (kad n haklar, komisyonlar, komiteleri, bölümleri vb) oluflturur. Bu amaçla mücadele yürüten di er devrimci ve demokratik kurumlarla ortaklaflmay önemser * 3. Devrimci gençlik hareketi içinde yer alan ve anti-emperyalist, anti-faflist, anti-feodal bir hatta faaliyet yürüten demokratik bir kitle örgütü olan YDG nin bünyesinde faaliyet yürüten Kad n Komisyonu, genç kad nlar n YDG saflar nda örgütlenmesi hedefiyle çal flmalar yürütür. Genç kad nlar içinde yeni demokratik devrim bilincini yayarak genç kad nlar bu do rultuda seferber etmeyi hedefler. YDG nin genel politikalar n genç kad nlar n özgün sorun ve talepleriyle birlefltirerek derinlefltirir ve devrimci-demokratik kad n hareketi ile devrimci-demokratik gençlik hareketi aras ndaki ba n geliflmesi için çaba harcar. 4. YDG Kad n Komisyonu; YDG nin yerel örgütlülüklerinde kurulan temel komisyonlara dahildir. Komisyon, YDG nin program n kabul etmekte ve çal flmalar n YDG nin genel yönelimine uygun bir hatta ele almaktad r. flçi, köylü ve ö renci gençlik içindeki çal flmalar n esas çal flma alanlar olarak belirleyen YDG aç - s ndan tali bir komisyon niteli inde olmas na karfl n, genç kad nlar n halk gençli i içindeki yeri ve yaflad özgün sorunlar ve sahip oldu u özgün talepler sebebiyle kad n komisyonu temel komisyonlar aras nda yer almaktad r. 5. YDG Kad n Komisyonu; demokratik bir kitle örgütü bünyesinde kurulmas ndan dolay kendi iç iflleyiflinde de demokratik kitle örgütlerinin çal flma ilkelerini uygular. Buna göre Kad n Komisyonu içinde yer almak gönüllülü e dayan r. flçi, köylü veya ö renci komisyonlar nda yer alan YDG liler istekleri ve ihtiyaçlar do rultusunda Kad n Komisyonu kurarak komisyonun çal flmalar nda yer alabilirler. 6. YDG Kad n Komisyonu; demokratik merkeziyetçilik ilkesine uygun flekilde faaliyet yürütür. Faaliyetlerinde demokrasi esas, merkeziyetçilik ise talidir. Kararlar komisyon toplant - YEN DEMOKRAT GENÇL K 130 YDG Kad n Komisyonu Amaçlar ve çal flma ilkeleri tasla s nda üyelerinin görüfllerini serbestçe ifade etmesinin ard ndan oy çoklu u ile kabul edilir ve uygulan r. 7. YDG Kad n Komisyonu; kendi içinde özerk bir iflleyifle sahiptir. YDG nin genel ve alan özgülündeki yönelim ve politikalar na uygun bir hat izlemekle yükümlüdür. Alan genelindeki toplant larda ve YDG Konferanslar nda Kad n Komisyonu üyeleri de do rudan veya seçti i delegeler arac l yla komisyonlar n temsil ederler ve YDG nin politik hatt n n belirlenmesinde söz sahibi olurlar. 8. YDG Kad n Komisyonu; bünyesinde faaliyet yürüttü ü yerel örgütlülük taraf ndan düzenlenen merkezi toplant larda denetlenir. Kad n komisyonu merkezi toplant larda kendi özgün çal flmalar ve yaklafl mlar hakk nda rapor sunmakla yükümlüdür. Kad n komisyonunun da temsil edildi i merkezi toplant larda yerel örgütlülü ün gerçekli ine ve genel ve alan özgülündeki politikalara uygun olarak, di er tüm komisyonlarda oldu u gibi, kad n komisyonlar n n faaliyetine yön verilir. 9. YDG Kad n Komisyonu; YDG içinde genç kad nlar n hem nitelik hem de nicelik aç - dan geliflimi için çal fl r. Genç kad nlar n YDG bünyesinde örgütlenmesi için çaba harcarken örgüt içinde ortaya ç kan erkek-egemen, gerici, ataerkil anlay fllara ve uygulamalara karfl mücadele yürütür, örgütümüzün kad n sorunu konusunda sürekli olarak e itilmesini ve politikalar - n n derinlefltirilmesini hedefler. 10. YDG Kad n Komisyonu; baflta YDG olmak üzere halk gençli inin ve halk n içinde yer ald tüm demokratik kitle örgütlerinde (sendikalarda, ö renci derneklerinde, kulüplerde vb) kad nlar n aktif flekilde yer ve görev almas n savunur. Demokratik kitle örgütlerinde kad n komisyonlar n n oluflturulmas n ve bu örgütlenmelerin faaliyetlerinde kad nlar n özgün sorun ve taleplerinin bu komisyonlar arac l yla gündemleflmesi için çaba harcar. 11. YDG Kad n Komisyonu; kad n n örgütlenme özgürlü ünün, söz ve karar hakk n n önündeki engellerin kald r lmas için mücadele eder. Siyasi faaliyetin erkek ifli olarak görülmesine karfl ç kar, genç kad nlar n sosyal kurtulufl mücadelesine kat lmas için çaba harcar. 12. YDG Kad n Komisyonu; baflta genç kad nlar olmak üzere tüm halk gençli inin paras z, bilimsel, anadilde, demokratik e itim hakk - n savunur, okullar n yönetiminde ö rencilerin söz ve karar hakk elde etmesi için mücadele eder. E itim sisteminde bir bütün olarak okul öncesi e itimden yüksekö renime kadar yar - feodal sistemin kad nlara biçti i geleneksel rolü pekifltiren tüm vurgular n kald r lmas n talep eder. Cinsiyetçi e itim ve ö retim sistemine karfl mücadele eder. Genç kad nlar n siyasi, dini, felsefi vb inançlar na uygun flekilde giyinmesinin önündeki tüm bask ve yasaklar n kald r lmas n talep eder. 13. YDG Kad n Komisyonu; k l k k yafet yönetmeli i ad alt nda liseli kad nlara yönelik ayr mc ve afla lay c uygulamalara ve yasaklara karfl ç kar. K z meslek okullar nda okuyan ö rencilerin geleneksel kad n rollerine uygun e itim görmesini reddeder. 14. YDG Kad n Komisyonu; ö renci yurtlar nda genç kad nlar üzerinde uygulanan keyfi denetimlerin, yurda girifl saatindeki s n rland rmalar n ve ö rencilere yönelik tüm bask - lar n kald r lmas n talep eder, yurt ö rencilerinin yurt yönetiminde söz ve karar hakk sahibi olmas, yurt koflullar n n düzeltilmesi, kontenjanlar n artt r lmas için mücadele eder. 15. YDG Kad n Komisyonu; iflçi ve emekçilerin sendikal, kadrolu ve sosyal güvenceli flekilde çal flmas n savunur. flsizli e, zorunlu mesaiye, düflük ücretlere, esnek çal flmaya, sigortas z ve sendikas z çal flt r lmaya karfl yürütülen mücadeleyi sahiplenir. Kad n emekçilerin eflit ifle eflit ücret almas talebiyle mücadele eder. Kad nlar n toplumsal üretime eflit olarak kat lmas n savunur, kendi yetenek, nitelik ve becerilerini gelifltirmesi için çaba harcar. fle al nmada ve iflten at lmada kad na uygulanan ayr mc l a karfl ç kar. Her iflyerinde uzmanlar n denetiminde krefl ve emzirme odalar n n aç lmas n talep eder. 16. YDG Kad n Komisyonu; tar m n emperyalist politikalar kapsam nda tasfiye edilmesine karfl ç kar. Tar mda çal flan tüm kad nlar n sosyal güvence kapsam na al nmas n talep eder, önemli bir k sm ücretsiz iflçi statüsündeki kad n tar m iflçilerinin/köylülerin haklar n savunur. K rsal kesimde özellikle yayg n olarak görülen yar -feodal gelenek, görenek, töre ve tabular n bask s na karfl genç kad nlar n bilinçlendirilmesi için çal flmalar yürütür. 17. YDG Kad n Komisyonu; ev ifllerinin ve çocuk bak m n n kad nlar n asli görevi olarak görülmesine karfl ç kar, ev ifllerinin ve çocuk bak m n n tüm aile bireyleri taraf ndan paylafl lmas n savunur. Ev kad nlar n n görevi olarak görülen bitmez tükenmez ev ifllerinin kad n n toplumsallaflmas n engelledi ini ve kad n edilgenlefltirdi ini savunur ve buna karfl çal flma yürütür. 18. YDG Kad n Komisyonu; okulda, iflyerinde, evde, sokakta, gözalt nda kad na yönelik fliddete ve cinsel taciz ve sald rganl a karfl mücadele eder. 19. YDG Kad n Komisyonu; ulusal kimli inden dolay ezilen Kürt ulusundan ve di er az nl k milliyetlerden kad nlar n örgütlenmesine önem verir. Kürt ulusundan ve di er milliyetlerden genç kad nlar n s n fsal ve ulusal taleplerini sahiplenir, tam hak eflitli ini savunur. 20. YDG Kad n Komisyonu; çocukluktan itibaren sa l kl, bilimsel bir cinsel e itimin verilmesini talep eder. Cinselli e yönelik gerici, feodal, anti-bilimsel yarg, gelenek, tabu ve yasal yapt r m ve uygulamalara karfl mücadele eder, halk gençli inin bilinçlenmesi için çaba harcar. Afla lay c bir uygulama olarak bekaret kontrolüne karfl ç kar. 21. YDG Kad n Komisyonu; sa l n özellefltirilmesine ve ticarilefltirilmesine karfl ç - kar. Sa l k hizmetlerinin ülkenin her yerine ulaflmas n, ana-çocuk sa l ve gebelik-do um ve do um sonras sa l k hizmetlerinin tüm kad nlar için paras z ve eflit olmas n talep eder. 22. YDG Kad n Komisyonu; kad n ikinci s n f insan konumuna hapseden burjuva-feodal kültüre ve onun tüm kurumlar na karfl mücadele eder. Özellikle medyan n kad n bedenini metalaflt rmas na karfl ç kar. 23. YDG Kad n Komisyonu; sistem taraf ndan korunan ve yayg nlaflt r lan fuhufla, pornografiye ve her türlü yozlaflt rma politikalar na karfl mücadele eder. 24. YDG Kad n Komisyonu; cinsel kimlikleri ve tercihleri nedeniyle insanlar n afla lanmas na ve bask görmesine karfl mücadele eder. 25. YDG Kad n Komisyonu; devrimci demokratik saflarda yer alan kad n örgütlülükleri ile eylem birli ine, dayan flmaya ve ortak hareket etmeye önem verir, bu do rultuda çaba gösterir. *YDG Program ndan 20 CÜRET KUfiAN, SYANI HER TARAFA YAY!

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi Adana Eriflkin Kemik li i Nakil ve Hücresel Tedavi Merkezi, Türkiye

Detaylı

Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri

Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri Prof.Dr. Cevat NAL Selçuk Üniversitesi Mühendislik-Mimarl k Fakültesi Dekan Y.Doç.Dr. Esra YEL Fakülte Akreditasyon Koordinatörü

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Filistin ile yatıp, Gazze ile kalkıyoruz.

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Filistin ile yatıp, Gazze ile kalkıyoruz. - Günlük siyaset acının üstünü nasıl örter? - Gazze yi ve Filistin i içselleştirmek yerine farz olarak görenlerin destansı trajik hali - BM Genel Sekreteri, AKP Kadın Kolları ve Hrant Dink Ortak paydası

Detaylı

Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu

Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu Cumhuriyeti ve onun gereklerini yüksek sesle anlat n z. Bunu yüreklere yerlefltirmek için elveriflli

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ 120 kinci Bölüm - Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi 1. ARAfiTIRMANIN AMACI ve YÖNTEM Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi, tüketici enflasyonu, iflsizlik

Detaylı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i 3. Ödemeler Dengesi 2003 y l nda 8.037 milyon dolar olan cari ifllemler aç, 2004 y l nda % 91,7 artarak 15.410 milyon dolara yükselmifltir. Cari ifllemler aç ndaki bu

Detaylı

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Genel Yay n S ra No: 178 2010/20 ISBN No: 978-605-5614-56-0 Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Tasar m / Uygulama Referans Medya ve Reklam Hiz. Ltd. Tel: +90.212 347 32 47 e-mail: info@referansajans.com

Detaylı

Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV. Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun. Kapak Can Eren

Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV. Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun. Kapak Can Eren Genel Yay n S ra No:148 2009/14 Cep Kitapl : XLV ISBN No: 978-99-44-234-22-1 Yay na Haz rlayan Av. Celal Ülgen - Av. Coflkun Ongun Kapak Can Eren Tasar m / Uygulama Referans Ajans Tel: +90.212 347 32 47

Detaylı

Ak ld fl AMA Öngörülebilir

Ak ld fl AMA Öngörülebilir Ak ld fl AMA Öngörülebilir Ak ld fl AMA Öngörülebilir Kararlar m z Biçimlendiren Gizli Kuvvetler Dan Ariely Çevirenler Asiye Hekimo lu Gül Filiz fiar ISBN 978-605-5655-39-6 2008, Dan Ariely Orijinal ad

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları I Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları II Yay n No : 2056 Hukuk Dizisi : 289 1. Bas Kas m 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-953 - 8

Detaylı

Mustafa Kemal in Bursa da Ö retmenlere Konuflmas

Mustafa Kemal in Bursa da Ö retmenlere Konuflmas Atatürk ün Dünyas Cengiz Önal 64 Mustafa Kemal in Bursa da Ö retmenlere Konuflmas Han mlar, Beyler! stanbul dan geliyorsunuz. Hofl geldiniz. stanbul un fl k ocaklar n temsil eden yüce heyetiniz karfl s

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK

JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK Otopsi Cengiz Özak nc JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK Amerikan And : Herkes için adalet ve özgürlükle bölünmez tek ulusa dayanan Cumhuriyet e ve bayra ma ba l olaca ma and içerim. Yer

Detaylı

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: sgurkan@asg.com.tr H

Detaylı

Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL

Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL D ü n y a Ü n i v e r s i t e l e r S e r v i s i Lima Bildirgesi AKADEM K ÖZGÜRLÜK VE YÜKSEK Ö RET M KURUMLARININ ÖZERKL BAfiLANGIÇ nsan Haklar Evrensel Beyannamesinin 40. y ldönümünde 6-10 Eylül tarihleri

Detaylı

NTERNET ÇA I D NAM KLER

NTERNET ÇA I D NAM KLER Mustafa Emre C VELEK NTERNET ÇA I D NAM KLER www.internetdinamikleri.com STANBUL-2009 Yay n No : 2148 letiflim Dizisi : 55 1. Bas m - stanbul - Haziran 2009 ISBN 978-605 - 377-066 - 4 Copyright Bu kitab

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

Eczacılık Günü Etkinlikleri

Eczacılık Günü Etkinlikleri TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ II. BÖLGE www.aeo.org.tr Ankara Eczacı Odası 14 Mayıs Eczacılık Günü Etkinlikleri TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ II. BÖLGE www.aeo.org.tr Ankara Eczacı Odası 14 Mayıs Eczacılık Günü Etkinlikleri

Detaylı

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uygulama Önerileri 59 Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uluslararas ç Denetim Meslekî Uygulama Standartlar ndan Standart 1110 un Yorumu lgili Standart 1110 Kurum çi Ba

Detaylı

Kadınları Anlamak Erkeklere Düşüyor

Kadınları Anlamak Erkeklere Düşüyor Kadınları Anlamak Erkeklere Düşüyor Kadınların Yaşam Koçu Tuğba Güneş, kadına şiddetti ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldıracak önlemler alınması gerektiğini söyledi. Kahramanmaraş ın tek yaşam ve wellness

Detaylı

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti içi disiplin mekanizması (cinsel taciz, aile içi şiddet vs. gibi durumlarda işletilen) AKP CHP MHP BBP HDP Parti içi disiplin

Detaylı

14- TMMOB/ODALARI, SENDİKALAR VE DİĞER DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİYLE İLİŞKİLER, EYLEM VE ETKİNLİKLER

14- TMMOB/ODALARI, SENDİKALAR VE DİĞER DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİYLE İLİŞKİLER, EYLEM VE ETKİNLİKLER 14- TMMOB/ODALARI, SENDİKALAR VE DİĞER DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİYLE İLİŞKİLER, EYLEM VE ETKİNLİKLER 23 dönem Çalışma Programında; Oda etkinliklerinin TMMOB örgütlülüğü ile ilişkilendirilerek ortak alanlar

Detaylı

EVOK Güvenlik in hedefi daima bu kalite ve standartlarda hizmet sunmakt r. Hasan ERDEM R. Mustafa AL KOÇ. Yönetim Kurulu Baflkan.

EVOK Güvenlik in hedefi daima bu kalite ve standartlarda hizmet sunmakt r. Hasan ERDEM R. Mustafa AL KOÇ. Yönetim Kurulu Baflkan. EVOK Güvenlik, ülkemizde büyük ihtiyaç duyulan güvenlik hizmetlerine kalite getirmek amac yla Mustafa Alikoç yönetiminde profesyonel bir ekip taraf ndan kurulmufltur. Güvenlik sektöründeki 10 y ll k bilgi,

Detaylı

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac Ders 3: SORUN ANAL Z Sorun analizi nedir? Sorun analizi, toplumda varolan bir sorunu temel sorun olarak ele al r ve bu sorun çevresinde yer alan tüm olumsuzluklar ortaya ç karmaya çal fl r. Temel sorunun

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas 1 Prof. Dr. Yunus Kishal Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi Tekdüzen Hesap Sistemi ve Çözümlü Muhasebe Problemleri 4. Bas Tekdüzen Muhasebe Sistemi Uygulama Tebli leri

Detaylı

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Ekim 14, 2011-2:43:35 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ''Bedensel, işitme ve görme özürlüler kendi içinde sınava tabi tutulacak. 2012 yılının ilk çeyreğinde

Detaylı

4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI

4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI 4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI Resul KURT* I. G R fi Ülkemizde 4447 say l Kanunla, emeklilikte köklü reformlar yap lm fl, ancak 4447 say l yasan n emeklilikte kademeli

Detaylı

ENST TÜ SAVAfi VE GREV KLOZLARI (Yard mc tercüme metin) YAT 1/11/85. Bu sigorta ngiliz Yasa ve Uygulamas na ba l d r.

ENST TÜ SAVAfi VE GREV KLOZLARI (Yard mc tercüme metin) YAT 1/11/85. Bu sigorta ngiliz Yasa ve Uygulamas na ba l d r. ENST TÜ SAVAfi VE GREV KLOZLARI (Yard mc tercüme metin) 1/11/85 YAT Bu sigorta ngiliz Yasa ve Uygulamas na ba l d r. 1. TEHL KELER Bu sigorta, her zaman burada gönderme yap lan istisnalara ba l olarak,

Detaylı

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de KURUMLARDAN ELDE ED LEN KAR PAYLARININ VERG LEND R LMES VE BEYANI Necati PERÇ N Gelirler Baflkontrolörü I.- G R fi T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de flirketlerce

Detaylı

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı Panel Konuşması Erdem BAŞÇI 7 Nisan 2012, İstanbul Değerli Konuklar, Dünya ekonomisinin son on yılda sergilediği gelişmeler emtia fiyatları üzerinde

Detaylı

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi :

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi : 2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ Anayasa nın 49. Maddesi : A. Çalışma Hakkı ve Ödevi Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,

Detaylı

umhurbaflkan iken, Kendi ste iyle Kimya Ö rencisi Oldu

umhurbaflkan iken, Kendi ste iyle Kimya Ö rencisi Oldu C umhurbaflkan iken, Kendi ste iyle Kimya Ö rencisi Oldu Çankaya Köflkü nde Cumhurbaflkan smet nönü, 1942 y l nda hergün sabah akflam büyük bir dikkat ve merakla Hitler in Rusya topraklar ndaki ilerlemesini

Detaylı

Beynimizi Nas l De ifltiriyor? Çeviri: DEN Z BENER

Beynimizi Nas l De ifltiriyor? Çeviri: DEN Z BENER Beynimizi Nas l De ifltiriyor? Çeviri: DEN Z BENER nternet, her fleyi de ifltirdi Hat rlamak ve zihnimizi kullanmak konusunda, geleneksel yöntemlerimizden h zla uzaklafl yoruz. Be endi imiz bir yeme in tarifini,

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif Dr. Yeflim Toduk Akifl Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif flirket birleflmeleri ve sat nalmalar, türkiye deki küçük iflletmelerden, dev flirketlere kadar her birinin gündeminde olmaya devam

Detaylı

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Karaküçük: Devleti Yönetecek Güç

Detaylı

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012 Hazırlayanlar Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi Laura D. Tyson, Kaliforniya Berkeley Üniversitesi Saadia Zahidi, Dünya Ekonomik Forumu Raporun

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 18 Mart 2016 İstanbul, Hilton Hotel Harbiye Sayın Büyükelçiler, Değerli Konuklar, 2009 yılında

Detaylı

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i I DR. NA L YILMAZ HEMfiEHR K ML Kastamonulular Örne i II Yay n No : 2039 Sosyoloji : 1 1. Bas - Ekim 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-936 - 1 Copyright Bu kitab n Türkiye deki yay n haklar BETA Bas m

Detaylı

PROJE TEKLİF FORMU. Haydi birlikte harika bir iş çıkartalım.

PROJE TEKLİF FORMU. Haydi birlikte harika bir iş çıkartalım. Projeniz için atezer i seçtiğiniz için teşekkür ederiz. Lütfen bu formun içerisinde projenizle ilgili olan kısımları doldurun, bu projenizi daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır. İyi sonuçlar elde etmek

Detaylı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı Ocak 15, 2013-3:55:02 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın himayesinde kurulan ''İşte Eşitlik Platformu'' tanıtıldı. Toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlikle mücadele

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ATILIM ÜNİVERSİTESİ KALİTE GÜVENCESİ YÖNERGESİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Madde 1 Bu Yönergenin amacı Atılım Üniversitesinin eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetleri ile idarî

Detaylı

29 Ekim coflkusu. 25-29 Ekim 2008. Maritim Pine Beach Resort Antalya - Belek

29 Ekim coflkusu. 25-29 Ekim 2008. Maritim Pine Beach Resort Antalya - Belek 25-29 Ekim 2008 Maritim Pine Beach Resort Antalya - Belek PDF 28 Ekim 2008 Sal Kongrenin perde arkas Çukurova Patoloji Derne i'nin Patoloji Dernekleri Federasyonu ile ortaklafla düzenledi i kongrenin perde

Detaylı

Gelece in Bilgi flçilerini Do ru Seçmek: Araflt rma Görevlisi Al m Süreci Örne i

Gelece in Bilgi flçilerini Do ru Seçmek: Araflt rma Görevlisi Al m Süreci Örne i Uluslararas Yüksekö retim Kongresi: Yeni Yönelifller ve Sorunlar (UYK-2011) 27-29 May s 2011, stanbul; 2. Cilt / Bölüm XI / Sayfa 1359-1364 Gelece in Bilgi flçilerini Do ru Seçmek: Araflt rma Görevlisi

Detaylı

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina .. 95 Türkiye ile Kazakistan: Karfl l kl Kazan mlara Dayal Bir flbirli i Bektas Mukhamejanov * Çeviren: Dr. Almagül sina Kazakistan ba ms zl n kazand ndan itibaren, d fl politika stratejisinde çok yönlü

Detaylı

25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir.

25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir. Sıkça Sorulan Sorular Başvuru Başvuru ne zaman bitiyor? 25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir. Bursluluğun

Detaylı

Türkiye Cumhuriyeti ne YAHUD SOYKIRIMI SUÇLAMASI

Türkiye Cumhuriyeti ne YAHUD SOYKIRIMI SUÇLAMASI Otopsi Cengiz Özak nc 8 Türkiye Cumhuriyeti ne YAHUD SOYKIRIMI SUÇLAMASI 71 Y l Sonra Dünyada ve Türkiye de lk Kez T pk Bas m ve Tam Metin 24 fiubat 1942 Struma Facias nda Türkiyenin Suçsuzlu unu Kan tlayan

Detaylı

TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE

TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE Prof. Haberal dan Yeni Bir Uluslararas At l m: TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE Dünyan n dört bir yan ndan yüzlerce biliminsan Prof. Dr. Mehmet Haberal taraf ndan kurulan Türk Dünyas Transplantasyon

Detaylı

Prof. Dr. Erdal Birol Bostanc Sempozyum II. Baflkan

Prof. Dr. Erdal Birol Bostanc Sempozyum II. Baflkan De erli Meslektafllar m, stanbul Gastroenteroloji Cerrahisi Derne i ve Sempozyum Düzenleme Kurulu ad na sizleri 11-12 Mart 2016 tarihleri aras nda stanbul Marriott Hotel fiiflli'de gerçeklefltirilecek

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

DEVLET KATKI SİSTEMİ Devlet katkısı nedir? Devlet katkısı başlangıç tarihi nedir? Devlet katkısından kimler faydalanabilir?

DEVLET KATKI SİSTEMİ Devlet katkısı nedir? Devlet katkısı başlangıç tarihi nedir? Devlet katkısından kimler faydalanabilir? DEVLET KATKI SİSTEMİ Devlet katkısı nedir? Katılımcı tarafından ödenen katkı paylarının %25 i oranında devlet tarafından katılımcının emeklilik hesabına ödenen tutardır. Devlet katkısı başlangıç tarihi

Detaylı

Duhanc Hac Mehmet Sok. No: 35 Küçükçaml ca Üsküdar - stanbul

Duhanc Hac Mehmet Sok. No: 35 Küçükçaml ca Üsküdar - stanbul Yay n no: 07 Sohbet : 01 stanbul 2008, 1. Bask ISBN 978-975-8757-08-4 Editör: Necdet Y lmaz Hadis Tahriçleri Süleyman Sar Kitap konsept ve tasar m : GNG TANITIM Kitap iç uygulama: TN LET fi M Bask : Acar

Detaylı

Matematikte sonsuz bir s fatt r, bir ad de ildir. Nas l sonlu bir s fatsa, matematikte kullan lan sonsuz da bir s fatt r. Sonsuz, sonlunun karfl t d

Matematikte sonsuz bir s fatt r, bir ad de ildir. Nas l sonlu bir s fatsa, matematikte kullan lan sonsuz da bir s fatt r. Sonsuz, sonlunun karfl t d Matematik ve Sonsuz G erek konuflma vermeye gitti im okullarda, gerek bana gelen okur mektuplar nda, ö renci ve ö retmenlerin matematikteki sonsuzluk kavram n pek iyi bilmediklerini gözlemledim. Örne in,

Detaylı

LE LG L YÖNETMEL KLER N DE ERLEND R LMES TOPLANTISI YAPILDI

LE LG L YÖNETMEL KLER N DE ERLEND R LMES TOPLANTISI YAPILDI Haberler 4857 SAYILI fi KANUNU LE LG L YÖNETMEL KLER N DE ERLEND R LMES TOPLANTISI YAPILDI 14 May s 2004 tarihinde Sendikam z Binas Mesut Erez Konferans Salonunda 4857 Say l fl Kanunu le lgili Yönetmeliklerin

Detaylı

ÇOCUKLUK ve ERGENL KTE D YABETLE YAfiAM

ÇOCUKLUK ve ERGENL KTE D YABETLE YAfiAM ÇOCUKLUK ve ERGENL KTE D YABETLE YAfiAM D YABETLE YAfiAMAK Bu kitapç n içeri i Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derne i nin web sitesinden faydalan larak haz rlanm flt r. www.cocukendokrindiyabet.org Diyabet,

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer

Detaylı

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir.

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir. TÜB TAK BAfiKANLIK, MERKEZ VE ENST TÜLERDE ÇALIfiIRKEN YÜKSEK L SANS VE DOKTORA Ö REN M YAPANLARA UYGULANACAK ESASLAR (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Esaslar n amac ; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araflt

Detaylı

AKLINIZI BAŞINIZA ALIN, KAMU ÇALIŞANLARINI SINAMAYIN! Yazar Editör Perşembe, 26 Haziran 2014 12:58

AKLINIZI BAŞINIZA ALIN, KAMU ÇALIŞANLARINI SINAMAYIN! Yazar Editör Perşembe, 26 Haziran 2014 12:58 AKLINIZI BAŞINIZA ALIN KAMU ÇALIŞANLARINI SINAMAYIN! Perşembe 26 Haziran 2014 12:58 TBMM de görüşmeleri devam eden Torba yasa içerisine memurların İŞ GÜVENCELERİNİelleri nden alacak maddeler eklenmesine

Detaylı

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 18 Aral k 1979 da Birle mi Milletler Genel cinsiyet ayr mc l n yasaklayan ve kad n haklar n güvence alt na alan

Detaylı

YARGITAY 7. HUKUK DA RES

YARGITAY 7. HUKUK DA RES YARGITAY 7. HUKUK DA RES 2260 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 5 Y l 2007 YARGITAY 7. HUKUK DA RES E: 2006/1028 K: 2006/1293 T: 24.04.2006 T CARET HUKUKU T CAR DAVA KAVRAMI HAKSIZ EYLEMDEN DO AN DAVA

Detaylı

Adı Soyadı : Doç.Dr.Ayten Sezer ARIĞ Doğum Yeri :Ankara. İş Adresi : H.Ü. Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü İş Telefonu : 0312 297 68 70/116 İş Faks: 0312 299 20 76 E-Mail :aytens@hacettepe.edu.tr,

Detaylı

KAMU YARARI ADINA HALKA, HALK ADINA KAMUYA SALDIRILMASINA N VERMEYECE Z.

KAMU YARARI ADINA HALKA, HALK ADINA KAMUYA SALDIRILMASINA N VERMEYECE Z. KAMU YARARI ADINA HALKA, HALK ADINA KAMUYA SALDIRILMASINA N VERMEYECE Z. Bizler ortak hareket etme hedefi ile bir araya gelen sa k çal anlar n temsilcileri olarak sa k alan nda gerçekle tirilen her türlü

Detaylı

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor?

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Doç.Dr. Nilgün GÖRER TAMER (Şehir Plancısı) Her fakülte içerdiği bölümlerin bilim alanına bağlı olarak farklılaşan öznel

Detaylı

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının bağlantıları kontrol edilir. Güz ve Bahar dönemindeki

Detaylı

Atatürk Döneminde Türkiye Cumhuriyeti Ermeni Soyk r m Propagandas n Nas l Susturdu?

Atatürk Döneminde Türkiye Cumhuriyeti Ermeni Soyk r m Propagandas n Nas l Susturdu? OTOPS Cengiz Özak nc 77 y l sonra ilk kez yay mlanan belgelerle Atatürk Döneminde Türkiye Cumhuriyeti Ermeni Soyk r m Propagandas n Nas l Susturdu? Y l, 1933. Ermeni Tehciri nin üzerinden 18 y l geçmifl;

Detaylı

I. Bölüm. letiflim Kuracak Bir Dil Kullan n

I. Bölüm. letiflim Kuracak Bir Dil Kullan n I. Bölüm letiflim Kuracak Bir Dil Kullan n Tafllar ve sopalar kemiklerimizi k rabilir, ama sözler kalbimizi k rar. -ROBERT FULGHUM 1 Dil üstad William Safire a bir seferinde sormufllar: Özensiz iletiflimin

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA. Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA. Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir. Gereğini arzederim. M. Akif HAMZAÇEBİ İstanbul Milletvekili 1 GENEL GEREKÇE

Detaylı

"Baflkent Üniversitesi, Ülkemizin Yüz Ak d r"

Baflkent Üniversitesi, Ülkemizin Yüz Ak d r BD ARALIK 2014 Türkiye nin En Büyük Üniversite Kütüphanesi Baflkent Üniversitesi nde Aç ld "Baflkent Üniversitesi, Ülkemizin Yüz Ak d r" XXX Köylülerin, tezek kuruttuklar, avc lar n keklik avlad klar,

Detaylı

Yalanc n n Hakk ndan Gelmek!

Yalanc n n Hakk ndan Gelmek! Yalanc n n Hakk ndan Gelmek! A c d r söylemesi, bunca ülke gördüm, bunca insan tan d m, ülkemde gördü üm kadar çok yalanc y hiçbir yerde görmedim. Do u ya az gittim, ama Bat da gitmedi im yer kalmad desem

Detaylı

Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm.

Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm. Yazar Dede ve Torunlar Muzaffer zgü Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm. Buraya yak n market var m dil, markete gidece iz de?.. diye sordu. Annem kap ya geldi. Selma Han

Detaylı

YASAL FA Z UYGULAMASI VE B R YARGITAY KARARI

YASAL FA Z UYGULAMASI VE B R YARGITAY KARARI KARAR ELEfiT R S YASAL FA Z UYGULAMASI VE B R YARGITAY KARARI KARAR ELEfiT R S Av. MEHMET BAYRAKTAR* I- G R fi 2003, 2004 ve 2005 Mali Y l Bütçe Kanunlar ile; 3095 say l Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine

Detaylı

SOSYAL S GORTALAR VE GENEL SA LIK S GORTASI KANUNLARI VE GERÇEKLER SEMPOZYUMU

SOSYAL S GORTALAR VE GENEL SA LIK S GORTASI KANUNLARI VE GERÇEKLER SEMPOZYUMU SOSYAL S GORTALAR VE GENEL SA LIK S GORTASI KANUNLARI VE GERÇEKLER SEMPOZYUMU 26-27.01.2007 stanbul Üniversitesi Merkez Bina Doktora Salonu stanbul Barosu stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi STANBUL BAROSU

Detaylı

Amerika Birleflik Devletleri nde dikkatimi ilk çeken her fleyin

Amerika Birleflik Devletleri nde dikkatimi ilk çeken her fleyin Dünyan n En Zeki nsan Matematikçilere Karfl Amerika Birleflik Devletleri nde dikkatimi ilk çeken her fleyin büyüklü ü oldu. Arabalar, binalar, Coca Cola lar, al flverifl merkezleri, insanlar... Her fley

Detaylı

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme 2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme Proje bütçesi haz rlarken dikkat edilmesi gereken üç aflama vard r. Bu aflamalar flunlard r: Kaynak belirleme ve bütçe tasla n n haz rlanmas Piyasa araflt

Detaylı

Bu yaz girifle gereksinmiyor. Do rudan, kan tlayaca m z

Bu yaz girifle gereksinmiyor. Do rudan, kan tlayaca m z Yoksulun fians Bu yaz girifle gereksinmiyor. Do rudan, kan tlayaca m z sonuca geçelim: Teorem. Yoksulun zengine karfl flans yoktur. Bu çok bilinen teorem i kan tlayabilmek için her fleyden önce önermeyi

Detaylı

T.C ATAŞEHİR ADIGÜZEL MESLEK YÜKSEKOKULU

T.C ATAŞEHİR ADIGÜZEL MESLEK YÜKSEKOKULU T.C ATAŞEHİR ADIGÜZEL MESLEK YÜKSEKOKULU 2015-2016 EĞİTİM ve ÖĞRETİM YILI MERKEZİ YERLEŞTİRME PUANIYLA YATAY GEÇİŞ İŞLEMLERİ (EK MADDE-1 E GÖRE) ve BAŞVURULARI Yükseköğretim Kurumlarında Ön lisans ve Lisans

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

Minti Monti. Kızak Keyfi. Kızak Bir Kış Eğlencesi KIŞIN SOKAK Yeni Yıl Kartı Hazırlayalım Kar Hakkında Neler Biliyorsun?

Minti Monti. Kızak Keyfi. Kızak Bir Kış Eğlencesi KIŞIN SOKAK Yeni Yıl Kartı Hazırlayalım Kar Hakkında Neler Biliyorsun? Minti Monti Çocuklar için eğlenceli poster dergi Ücretsizdir Kış 2014 Sayı:12 ISSN: 2146-281X Kızak Keyfi Kızak Bir Kış Eğlencesi KIŞIN SOKAK Yeni Yıl Kartı Hazırlayalım Kar Hakkında Neler Biliyorsun?

Detaylı

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Siirt Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama

Detaylı

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar 2013 / 2014 SAYI: 04 Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar Haftanın Bazı Başlıkları Sağ ve Sol Beynin Şifreleri Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları

Detaylı

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl)

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) I Dr. Leyla ÇAKICI GERÇEK Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Alapl MYO Ö retim Üyesi GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) II Yay n No : 2323 Hukuk Dizisi : 1151 1. Bas - Eylül 2007 - STANBUL 2. Bas - Ekim

Detaylı

Mehmet TOMBAKO LU* * Hacettepe Üniversitesi, Nükleer Enerji Mühendisli i Bölümü

Mehmet TOMBAKO LU* * Hacettepe Üniversitesi, Nükleer Enerji Mühendisli i Bölümü Nükleer Santrallerde Enerji Üretimi ve Personel E itimi Mehmet TOMBAKO LU* Girifl Sürdürülebilir kalk nman n temel bileflenlerinden en önemlisinin enerji oldu unu söylemek abart l olmaz kan s nday m. Küreselleflen

Detaylı

HASAR TÜRLER NE GÖRE BAfiVURU ADETLER OCAK-ARALIK 2009/2010

HASAR TÜRLER NE GÖRE BAfiVURU ADETLER OCAK-ARALIK 2009/2010 2010 Y l nda Güvence Hesab na Yap lan lar Rekor Düzeyde Artt A. Kadir KÜÇÜK Güvence Hesab Müdürü üvence Hesab nda 2010 y l nda yap - G lan baflvurularda yüzde 111 gibi rekor bir art fl yaflan rken, toplam

Detaylı

ATAÇ Bilgilendirme Politikası

ATAÇ Bilgilendirme Politikası ATAÇ Bilgilendirme Politikası Amaç Bilgilendirme politikasının temel amacı, grubun genel stratejileri çerçevesinde, ATAÇ İnş. ve San. A.Ş. nin, hak ve yararlarını da gözeterek, ticari sır niteliğindeki

Detaylı

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NE

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NE Sayı :2010/800/ 25.11.2010 Konu : Yönetici ve Öğretmenlerin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararla ilgili görüşlerimiz hk. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NE İlgi: 9.11.2010 gün ve

Detaylı

Araflt rma modelinin oluflturulmas. Veri toplama

Araflt rma modelinin oluflturulmas. Veri toplama 21 G R fi Araflt rman n amac na ba l olarak araflt rmac ayr ayr nicel veya nitel yöntemi kullanabilece i gibi her iki yöntemi bir arada kullanarak da araflt rmas n planlar. Her iki yöntemin planlama aflamas

Detaylı

ORHAN YILMAZ (*) B- 3095 SAYILI YASADA YAPILAN DE fi KL KLER:

ORHAN YILMAZ (*) B- 3095 SAYILI YASADA YAPILAN DE fi KL KLER: YASAL TEMERRÜT FA Z ORHAN YILMAZ (*) A- G R fi: Bilindi i üzere, gerek yasal kapital faizi ve gerekse yasal temerrüt faizi yönünden uygulanmas gereken hükümler, 19.12.1984 gün ve 18610 say l Resmi Gazete

Detaylı

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*)

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Yönetmelik, Türkiye Bilimsel

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ

MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ 1-2 Kasım 2013 tarihlerinde TED Okulları nda görev yapan müdür yardımcılarına yönelik olarak Antalya da bir hizmet içi eğitim gerçekleştirilmiştir. 25 TED Okulu ndan

Detaylı

30 > 35. nsan Kaynaklar. > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu

30 > 35. nsan Kaynaklar. > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu 30 > 35 nsan Kaynaklar > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu > nsan Kaynaklar Personele Göre fl De il, fle Göre Personel. stanbul Büyükflehir Belediyesi, Personele Göre

Detaylı

S on y llarda özel e itim kurumlar na sa lanan vergisel teflviklerin artmas yla

S on y llarda özel e itim kurumlar na sa lanan vergisel teflviklerin artmas yla mali ÇÖZÜM 171 E T M TES SLER VE REHAB L TASYON MERKEZLER NE L fik N KURUMLAR VERG S ST SNASI Fatih GÜNDÜZ* I-G R fi S on y llarda özel e itim kurumlar na sa lanan vergisel teflviklerin artmas yla birlikte

Detaylı

Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği

Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği Üniversite Hastaneleri Mali Sorunları ve Ortak Kullanım Yönetmeliği Beklentiler Sorunlar Dr. A. Sadık Kılıçturgay ÜHBD Yönetim Kurulu Üyesi, ÜHB Geri Ödeme Çalışma Kurulu Üyesi Üniversite Hastaneleri Mali

Detaylı

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18 http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/201203... 1 of 5 6 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28225 Atatürk Üniversitesinden: YÖNETMELİK ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ASTROFİZİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

Detaylı

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Otomasyon Sistemleri E itiminde Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Murat Ayaz Kocaeli Üniversitesi Teknik E itim Fakültesi, Elektrik E itimi Koray Erhan Kocaeli Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi,

Detaylı

SOSYAL ŞİDDET. Süheyla Nur ERÇİN

SOSYAL ŞİDDET. Süheyla Nur ERÇİN SOSYAL ŞİDDET Süheyla Nur ERÇİN Özet: Şiddet kavramı, çeşitli düşüncelerden etkilenerek her geçen gün şekillenip gelişiyor. Eskiden şiddet, sadece fiziksel olarak algılanırken günümüzde sözlü şiddet, psikolojik

Detaylı