Sonuçlar ve Yorumlar yla Akdeniz Üniversitesi Do a, Sa l k ve Sosyal Bilimler Ö rencileri Aras nda Yap lan Bir Kesitsel Ara t rma

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Sonuçlar ve Yorumlar yla Akdeniz Üniversitesi Do a, Sa l k ve Sosyal Bilimler Ö rencileri Aras nda Yap lan Bir Kesitsel Ara t rma"

Transkript

1 Modernle me Hareketi Ba lam nda Türkiye de Ku aklar Aras ndaki li kiler; Modernle me Hareketi Genç ve Ya l Ku aklar n li kilerine Nas l Bir Etki Yap yor? Sonuçlar ve Yorumlar yla Akdeniz Üniversitesi Do a, Sa l k ve Sosyal Bilimler Ö rencileri Aras nda Yap lan Bir Kesitsel Ara t rma Prof. Dr. smail Tufan

2 2

3 3 çindekiler ÖZ... 5 ÖNSÖZ... 6 G R... 7 AMAÇ VE KAPSAM... 8 I. SEBEPLER... 9 KONUYLA LG L B L MSEL L TERATÜR TARAMASI... HATA! YER ARET TANIMLANMAMI. Modernle me Hareketi ve Ku aklar Aras li kiler... 9 Ya l l k ve Ya lanmayla lgili Önyarg lar Sosyokonomik Gücü ve Organizeli Hareket Yetene i De i en Aile Yap s DEMOGRAF K YAPIDA MEYDANA GELEN DE MELER Uluslararas Alanda Türkiye de II. ARA TIRMA ARA TIRMANIN PLANLAMA SAFHASI Ara t rma Probleminin Seçimi Hipotezlerin Temel Dayanaklar Kesitsel Alan Ara t rmas Ara t rman n A amalar Hipotezlerin Tasar m Hipotezlerin Kontrolünde Kullan lan ITEM lerin Tasar m Hipotezler Soru Katalo unun Tasar m UYGULAMA Denekler Deneklerle rtibata Geçme Anketörler Veri Matriksinin Olu turulmas Ölçüm ve Ölçek (Operasyonelle tirme) Likert-Ölçe i III. GENEL SONUÇLAR A LEDE KU AKLAR ARASI L K LER Ailenin Gelir Düzeyi ve Gençlerin Tutumlar Ya l lar n Fiziksel Durumuyla lgili Tutumlar n Gelir Düzeyine Ba l Olarak Belirlenmesi K SEL OTOR TE Ya l lar n Fiziksel Yetenekleriyle lgili Tutumlar Zeka, Haf za ve Ö renme (Psi ik) Yeteneklerle lgili Tutumlar Ya l lar n Zihinsel Yetenekleriyle lgili Tutumlar Cinsiyet ve Ya l l k Takvimsel Ya FONKS YONEL OTOR TE Mesleki Bilgiler Rand man Rekabet KURUMSAL OTOR TE Yöneticilik Etik De erler

4 4 Zihinsel Yetenekler ve Yöneticilik Özellikleri EK BÖLÜM STAT ST K ÜZER NE KISA B LG TEST YÖNTEMLER ÜZER NE TEOR K B LG LER PARAMETRIK OLMAYAN TESTLERDE ARANAN KRITERLER CH KARE BA IMSIZLIK TEST KOLMOGOROV-SM RNOV TEST GÜVEN RL K (REL AB L TE) ANAL Z REL AB L TE FAKTÖRÜ NORMAL DA ILIM VE STAT ST KSEL PARAMETRELER EK BÖLÜM SORULARIN ANALIZLER ÇIN DÜZENE KONULMU EKLI L TERATÜR

5 5 Öz Modernle me hareketi ba lam nda ku aklar aras ndaki ili kileri tespit etmek ve ku aklararas ili kilere yapt etkileri ortaya ç karmak amac yla Akdeniz Üniversitesi ö rencileri aras nda yap lan kesitsel ara t rma, Likert Ölçe ini kullanarak, bir soru katalo una gençlerin verdi i cevaplar n analizlerinden yola ç karak ku aklararas ili kilerdeki son durumu ortaya koymaktad r. Temeli L.SIMMONS un Modernle me Teorisi ne dayanan ara t rmaya Do a, Sa l k ve Sosyal Bilimler ö rencileri denek olarak kat lm ve görü meler anketörler taraf ndan yapm t r. Gençlerin ya lanma ve ya l l kla ilgili tutumlar ndan hareket ederek ya l lar n sosyal statüsünü belirlemeye yönelik olan bu ara t rman n elde etti i bulgular, modernle me hareketinin ku aklar n ili kilerine olumsuz etkiler yapt sonucuna varmaktad r. Özellikle ailenin gelir durumu ve ö renim bölümlerine göre tutumlarda belirgin farkl l klar bulundu u tespit edilmi tir. Ayr ca cinsiyetlerin tutumlar nda da farkl l klar tespit edilirken, k zlarda ya l lara kar daha olumsuz bir tutum bulundu u görülmü tür.

6 6 Önsöz Toplumsal modernle menin ku aklararas ili kilerde yaratt etkiler genel olarak ya l lar n aleyhine geli mektedir. Gençlerin nazar nda ya l lar ça n gerisinde kalm bireylerdir. Bu yüzden modern toplumlarda ya l lar n de eri azal r. Buna kar n gençler, geli me ve dinamikli in sembolü haline gelirler. Bu yüzden gençli in kabul etti i de erlere do ru geli en bir toplumsal de i im süreci ba lam olur. Mark Twain ve 17 ya ndaki bir gencin aras nda geçen u diyalo un benzerleri herhalde Türkiye de de hergün ya anmaktad r: Art k babamla anla am yorum. Hergün kavga. Çok geri kalm. Modernlikten hiç anlam yor. Ne yapay m! Evden kaçaca m. Twain in bu gence cevab ise u olur: Genç dostum, sizi çok iyi anl yorum. Ben 17 ya ndayken, benim babam da cahildi. Dayan lacak gibi de ildi. Ama böyle ya l lara kar sab rl olunuz. Onlar daha yava geli iyorlar. On y l sonra 27 ya na eri ti imde, o kadar çok ey ö renmi ti ki, art k onunla mant kl konu ulabiliyordu. Ve ben size ne diyebilirim ki? Bugün 37 ya nday m ister inan n ister inanmay n e er ne yapmam gerekti ini bilmiyorsam, o zaman ya l babama dan yorum. Onlar bu kadar de i ebiliyorlar. (SCHAUBE 1986: diyalo un yazar belli de il) 1. Ünlü yazar n ak ll ve nükte dolu cevab birço umuzun zamanla yapt evrensel bir tecrübeyi dile getiriyor. Ya land kça ya l l a olan bak m z olumlu yöne do ru de i iyor. Di er taraftan bugünün insan ya land kça ya l l kendisine daha az yak t r yor ve olabildi ince ya l s fat n bir sonraki ku a a devretmeye çal yor (NATTER & REINPRECHT 1992) 2. Bu klasik bir problem gibi görünse de, ku aklar n ili kileri ve geçirdi i de i imler daima yeri ve zaman dikkate alarak de erlendirmek gerekir. Dönemin ekonomik, sosyal ve siyasi ko ullar na ba l olarak simas n de i tiren binlerce y ld r süregelen bu problem, güncelli inden hiçbir ey kaybetmemi tir. Bu yüzden sürekli olarak yeniden ke fedilmesi ve yeni çözüm alternatiflerinin ortaya konulmas gerekiyor. Modernle menin bedeli olarak kar m za ç kan demografik de i imler ve bunlar n yaratt ko ulardan bütün toplumlar etkilenmektedir. Evrensel bir özelli e sahip oldu u kan tlanm olan bu durumun Türk toplumunda ku aklar n ili kisine yapt etkilerin ara t r lmas bugün bir zorunluluktur. Gelece ini en iyi ekilde planlamak isteyen toplumlar, bu de i imleri dikkate almak, bunlar hakk nda bilgi edinmek ve bu bilgiler do rultusunda kararlar almak durumuyla kar kar yad rlar. Akdeniz Üniversitesi ö rencilerinin denek olarak kat ld klar ara t rmadan ç kan bulgular, ya l larla ilgili eski dü ünceleri bir kenara b rakman n vakti geldi ine i aret etmektedir. Daha gerçekçi gözle bu ili kileri de erlendirmek ve ku aklar aras dayan man n bozulmas na yol açabilecek faktörlerin tespit edilip, ortadan kald r lmalar gerekiyor. Bunun di er faydalar n n yan s ra toplumsal bar a yapaca katk lar da dikkate al rsak, konunun ne denli önemli oldu u anla lmaktad r. Genç ku aklar n ya l lar ve ya lanma ile ilgili tutumlar n belirlemek üzere yap lan bu ara t rma, sadece bugünkü duruma k tutabilir. Toplumun gelece i aç s ndan önemli say labilecek önerilerini elde etti i bulgular do rultusunda dile getirebilir. Ama her ku ak kendi ili kisini kendisi yeniden de erlendirmek ve yeni bilgiler do rultusunda öneriler getirerek, toplumun gelece ini sa lam temellere oturtmal d r. Bu yüzden Akdeniz Üniversitesi ö rencilerine ya lanma ve ya l lar üzerine duygu ve dü üncelerini net bir biçimde ortaya koyduklar için gelecek ku aklar ad na te ekkür etmeliyiz. Ayr ca bu çal man n ortaya ç kmas na ve gerçekle tirilmesine katk da bulunan herkese kendim ve bugünkü ku aklar ad na te ekkürü bir borç bilirim. Prof. Dr. smail Tufan 1 SCHAUBE, W. (1986): Und wenn wir miteinander reden... Generationskonflikt, München, S NATTER, E. & REINPRECHT, C. (1992): Achtung Sozialstaat. Europa: Wien, Zürich.

7 7 Giri Modernle me sürecinin ekonomik, teknolojik ve siyasi boyutlara etkileri ve bunlara ba l olarak meydana gelen ku aklararas ili kilerdeki de i imler hakk nda birbiriyle uyumlu olamayan yorumlar yap lmaktad r. Modernle menin etkilerden söz edilirken en çok dile getirilen konular aras ndan baz lar unlard r: Demografik de i imler (KLOSE 1993) 3, modernle me kapsam nda ya l l n ve ya l lar n toplumsalla t r lmas (BACKES 1998) 4, ailede çat ma (BECK-GERNSHEIM ; KRUSE ) ya da ku aklar sava (GRONEMEYER 1992) 7. Bunlar ülkemizde tart lmayan, ama toplumumuzun gelece i aç s ndan önemli olan konulard r. Özellikle ku aklar aras ili kilerin modernle me sürecinde nas l bir geli me gösterdi ini dikkatle izlemek gerekmektedir. Ku aklararas ili ki kavram Türkiye de genellikle ailenin problemlerden biri olarak görülürken, endüstri ülkelerinde bu konu toplumun sorunu olarak kabul edilir. Demografik ya lanma veya toplumsal ya lanma olgusu ile birlikte de erlendirildi inde önemi daha da artmaktad r. Ku aklararas ili kiler genellikle ya lanm olan toplumlar n bir sorunu olarak kabul edildi inden geli mekte olan ülkelerde bu ili kilerin topluma olan yans malar n ara t rma gere i pek duyulmamaktad r. Oysa geli mekte olan ülkelerin toplumlar endüstrile mi ülkelerin toplumlar ndan çok daha h zl ya lanmaktad rlar (LEHR 1983) 8. Bu gözönüne al nd takdirde modernle menin ku aklararas ili kilere etkileri, Türkiye nin de sorunlar ndan biri olarak kabul edilebilir. Anadolu da ilk defa bu kadar genç ve bu kadar çok ya l birlikte ya yor. Uzak olamyan bir gelecekte toplumumuz ya lanm toplumlar aras na kat lm olacakt r. Ulusal ve uluslararas demografik bulgular bunu ortaya koymaktad r. Türkiye nin demografik yap s do um oranlar ndaki azalma ve ya am süresinin uzmas ndan dolay h zla de i mektedir (D E 2003) 9. Bu aile, i hayat, sosyal güvenlik, sa l k, bak ma muhtaçl k gibi çe itli alanlarda etkisini göstermektedir. Bunlar n yaratt sorunlar ku aklar n aras n açabilir, birbirinden uzakla malar na yol açan etkenlerden bir haline gelebilir. Türkiye de 1960 l y llar n sonlar nda ya lar aras ndaki kad nlar ortalama 6 çocuk dünyaya getirmekteydi (T MUR 1968) 10. Bu yüzden nüfusumuz h zla ço alm t r. Ba lang çta bu umut edilen bir durum idi. Buna kara n 1960 l y llardan itibaren en önemli sosyal problemlerin sebeplerinden biri olarak görülmeye ba land. Bunun sebebi ekonomi, teknoloji, sanayi ve e itimde nüfus art na uyumlu tepkilerin verilememi olmas d r. Do um oranlar n n önünü kesebilmek için Türk bilim adamlar 60 l y llardan itibaren nüfus planlamas na gidilmesinin zorunlu oldu unu net bir dille telaffuz etmeye ba lam t r (T MUR 1968). Ya l lar sürekli ço al yorlar. Üç, dört, be ku a n bir arada ya ad bir topluma sahibiz. Onun gelece ini sa lam temeller üzerine kurabilmek, toplumsal bar güvence alt na alabilmek ve ku aklararas dayan man n kal c olmas n sa layabilmek için ku aklar n birbirine kar tutumlar n ve hangi yöne do ru geli ebilece ini önceden tahmin edebilmek gerekiyor. 3 KLOSE, H. U. (1993): Altern der Gesellschaft. Antworten auf den demographischen Wandel Bund: Köln. 4 BACKES, G. M. (1998): Zur Vergesellschaftung des Alter(n)s im Kontext der Modernisierung. In: Clemens, W. & Backes, G. M. (Hg.): Altern und Gesellschaft. Gesellschaftliche Modernisierung durch Altersstrukturwandel. Leske + Budrich: opladen. S BECK-GERNSHEIM, E. (1993): Familie und Alter. Neue Herausforderungen, Chancen, Konflikte. In: Naegele, G. & TEWS, H. P. (Hg.): Lebenslagen im Strukturwandel des Alters. Alternde Gesellschaft. Folgen für die Politik. Westdeutscher verlag: Opladen. S KRUSE, A. (1983): Fünf-Generationen-Familien: Interaktion, Kooperation und Konflikt. Zeitschrift f. Gerontologie 16, S GRONEMEYER, R. (1992 [1989]): Die Entfernung vom Wolfsrudel. Über den drohenden Krieg der Jungen gegen die Alten, Frankfurt/M. 8 LEHR, U. (1983): Altern - Tatsachen und Perspektiven, Bonn. 9 T.C. Devlet statistik Enstitüsü, Ankara T MUR, S. (1968): Sosyal De i me Aç s ndan Yeni Bir Sosyal Hizmet: Aile Planlamas. III. Milli Sosyal Hizmetler Konferans : Türkiye de Sosyal De i me ve Sosyal Hizmetler, T.C. Sa l k ve Sosyal Yard m Bakanl, Sosyal Hizmetler Genel Müdürlü ü Yay nlar, Ankara, S.75-86

8 8 Amaç ve Kapsam Sosyal olgular ilk defa 19.yüzy lda bilimsel yöntemlerle ara t r lmaya ba land ktan sonra h zl bir geli me gösteren Sosyolojinin isim babas Auguste COMTE, üç a ama yasas (KROMREY 1994) 11 olarak adland rd tezini ortaya koydu. Buna göre her toplum üç a amadan geçerek geli mektedir. Birincisi teolojik, ikincisi metafiziksel ve sonuncusu pozitif-reel safha olarak tan mlan r. Bu teze göre Türk toplumu son safhan n içinde yer almaktad r. Toplum aç s ndan önemli kararlar m z teolojik ve metafiziksel k staslara göre de il, realiteyi k stas kabul ederek pozitif bilimlerin önerileri do rultusunda almaktay z. Bilimsel bilgilerin önemli bir özelli i geçici olu lar d r (KROMREY 1994). Bilimsel bilgilerin amac inan lanlar güvence alt na almak de ildir. Reel dünyan n ele tirel tarifi ve aç klamas, bilimsel bilgileri as l amac d r. Mevcut olanaklar ve bilgiler do rultusunda toplumun büyük kesimini olu turan gençlerin, ya l larla ilgili tutumlar n belirlemek, bunlar n analizini yap p ele tirisel tarzla yorumlamak, toplumun bugünü ve gelece i aç s ndan önemli görülen bilgilere ula mak, ara t rman n hedefidir. Her ara t rma gibi bilimsel metotlardan ve ara t rma tekniklerinden faydalanmaktad r. S n rl bir alandaki ili kileri tan mlamaya çal maktad r. Bu alan n özelliklerini, geli meleri ortaya ç karmak, böylece kurallara etki ederek de i im yaratmak, karma k bir konu hakk nda teorik ve amprik çal amar yapmak hedefine yöneliktir (BERGER & WOLF 1989) 12. Modernle me sürecinde ku ak ili kilerde de i imlerin meydana geldi ini kabul ederek tayin edilen hedefler do rultusunda gençlerin, ya l lar ve ya lanma üzerine tutumlar n belirlemek üzere yap lan bu kesitsel alan ara t rmas, standart bir soru ka d n ara t rma arac olarak kullanmaktad r. Her ara t rman n nesenesi ve inceledi i probleme bak tarz vard r. Akdeniz Üniversitesi ö rencileri ara t rman n ne esidir. Ku aklar aras ili kiler ara t rman n konusudur (problem). Modernle menin bu ili kilere olumsuz ekilde etki etti ini kabul etmesi ise probleme bak tarz n ifade etmektedir. Ayr ca çözüm önerileri ortaya koymak, metodik tecrübeler edinmek ve üniversitelerin ö retime ba l olan hedeflerini gerçekle tirmelerine katk sa lamak, ara t rman n hedefleri aras nda yer almaktad r. Modernle me sürecinin bugünkü a amas nda Türk ya l s n n statüsü nedir? Gençlerin gözünde ya l lar n otoritesi var m? Gençlerin, ya lanma ve ya l l kla ilgili tutumlar nedir? Ya l lar n hangi özellikleri gençlerde olumsuz tutumlara yol açmaktad r? Gençler ya l lardan ne bekliyor? Ara t rma bu sorulara ampirik verilere dayal olarak gençlerin perspektifinden cevaplar ortaya koymak istemektedir. Modernle me Teorisi ne göre modernle me sürecinin ba lamas yla birlikte toplumun e itim düzeyi yükselir ve bilgi tekeli gençlere geçer. Modernle me öncesi dönemde ya l lar n kontrolündeki tecrübeye dayanan bilgilere toplumun ihtiyac azal r. Buna kar n sistematik ve organizeli e itimden elde edilen bilgilere ihtiyaç artar. Bu bilgilere öncellikle gençler sahip oldu undan, iktidar, gençlerin eline geçer. Ya l lar n ise buna ba l olarak sosyal statüsü azal r (SCHULZ-NIESWANDT 1997) KROMREY, H. (1994): Empirische Sozialforschung, 6.Aufl., Opladen. 12 BERGER, H. & WOLF, H.F. (1989): Handbuch der soziologischen Forschung: Methodologie, Methoden, Techniken, Berlin. 13 SCHULZ-NIESWANDT, F. (1997): Altern in der Türkei: modernisierungstheoretische Perspektiven zum Kontextwandel des Alterns in Übergangsgesellschaften. Weiden, Regensburg.

9 9 I. SEBEPLER Modernle me Hareketi ve Ku aklararas li kiler Ku aklar n birbirinden ikayetçi olmalar, çat ma ve sürtü meleri binlerce y ld r devam eden ve gelecekte devam edecek olan toplum ve kültürden ba ms z bir problemdir. Hatta bazen bunun do al oldu u kabul edilir y l önce yaz lan bir kitabede öyle bir cümle geçer: Bugünkü gençli in temeli bozuktur, o kötüdür, tanr tan maz ve tembeldir. Hiçbir zaman eskisi gibi olamaz ve hiçbir ekilde kültürümüzü korumas mümkün de ildir (RUDNICK & SANGS 1990) 14. Ya l lar n tecrübe ve bilgisine toplumun ihtiyac oldu u dönemlerde gençlikten duyulan ho nutsuzluk dile getiriliyor. Sadece ya l lar n de il, gençlerin de ya l lardan ikayetçi olduklar görülmektedir. Ya l lar n say s na paralel olarak gençli in ya l lardan daha çok ikeyetçi olmaya ba lad klar n görüyoruz. Yeryüzünde 2025 y l nda 1,2 milyar insan n 60 ya n a aca dikkate al n rsa, gelecek dönemlerde bu ikayetlerde art olmas beklenmelidir. Oysa 1950 li y llarda ya l say s sadece 200 milyondu. Çünkü dünya nüfus 3 faktörüyle artarken, ya l lar 6 faktörüyle ço al yorlar (BRAUCHBAR & HEER 1995) 15. Toplumsal ya lanman n evrensellik kazand günümüzde, bunlar n yol açt sosyal sorunlar daha iyi anlamak gerekiyor. Çünkü toplum genelinde meydana gelen yap sal de i imleri kavrayamadan, ya l lar n farkl pozisyonlar n anlamak mümkün de ildir (ROSENMAYR 1998) 16. Genç ve ya l ku aklar n kar l kl ili kiler uzun süredir bilimsel çal malar n ilgi alanlar ndan biridir. Henüz 1928 y l ndayken Karl Mannheim ku aklar n problemlerinden söz ediyordu (MANNHEIM 1928) 17 ve ya l l k dönemini dayan ma yetene ine sahip bir gruba ait olmak eklinde yorumluyordu. Ku aklar n ortak özelliklere sahip olmalar ndan dolay aralar nda herhangi bir kutupla man n meydana gelece ine inanm yordu (ROSENMAYR & ROSENMAYR 1978) 18 Robert JUNGK (1985) 19, modern toplumlarda gençlik kültürünün varl n kabul etmektedir. Gençli in topluma hareketlilik kazand rd na ve gençlik kültürünün kabullendi imiz bir ey oldu una dikkat çekmektedir. Gençlik kültürünün birden bire ortaya ç kmad na, yirminci yüzy l etkileyen, dünya çap ndaki gençlik hareketinin bir sonucu oldu una de inirken, bir zamanlar ufak yeti kin ya da söz hakk olmayan çocuk olarak kabul edilen gençlerin buna kar ba latt klar mücadelenin sonunda, gençlerin de erlerinin ve ya am tarzlar n n toplum taraf ndan kabullenildi ini söylemektedir. Ama bunlar n ku aklar aras anla mazl n k z mas na ve farkl ya am ça ndaki insanlar n birbirinden ayr lmas na yol açt n dile getirmektedir. Bunun sürekli bir ayr l olmad n, gençli e özgü tipik tutumlar n, dü ünce tarzlar n n ve stillerinin, toplumda canland r c etki yapt n vurgulayarak, Art k eskisinden daha renkli, daha serbest, daha ho görülü bir toplumun ortaya ç kt n belirtmektedir. BINSTOCK & LEVIN (1976) 20 ku aklar aras ndaki siyasi s n f sava n n s n rl oldu unu kabul etmektedir. BOPP a (1985) 21 göre bir toplum ne kadar ya lan rsa, o kadar gençli in ya am ideallerine 14 RUDNICK & SANGS (1990): Lernziel Demokratie, Darmstadt. 15 BRAUCHBAR, M. & HEER, H.: (1993): Zukunft Alter: Herausforderung und Wagnis. Artemis & Winkler Verlag. 16 ROSENMAYR, L. (1998): Alterspositionen im Kulturvergleich. In: BORSCHEID, P., Bausinger, H., ROSENMAYR, L.. u.a. (1998): Die Gesellschaft braucht die Alten. Opladen. 17 MANNHEIM, K. (1928): Das Problem der Generationen. Köllner Vierteljahrshefte 2. ve 3. S. 37, ROSENMAYR, L. & ROSENMAYR, H. (1978): Der alte Mesch in der Gesellschaft, Reinbek bei Hamburg, JUNGK, R. (1985): Meine endlich erworbene Freiheit. In: Schultz, H.J. (Hg.): Die neuen Alten. Erfahrungen aus dem Unruhestand. 2.Aufl., Stuttgart, S BINSTOCK, R. H. & LEVIN, M. A. (1976) The Political Dilemma of Intervention Pllicies, in: Binstock & shanas (Hg.): Handbook of Aging and the Social Sciences, in: ROSENMAYR, L. & ROSENMAYR, H. (1978): Der alte Mesch in der Gesellschaft, Reinbek bei Hamburg, BOPP, J. (1985): Zwischen den Generationen. In: Schultz, H.J. (Hg.): Die neuen Alten. Erfahrungen aus dem Unruhestand. 2.Aufl., Stuttgart, S

10 10 ba lanmaktad r. Gençlik ideali, birçok ya l y ikiyüzlülü e sürüklemektedir ve mümkün olan her türlü manevrayla geri gelmesi art k mümkün olmayan bir ya am dönemine geri dönülebilece i hayalini yaratmaktad r. JUNGK un ve BOPP un sözlerinde, ya l lara kar belirgin bir sitemkârl n bulundu u söylenebilir. Ku ak ili kilerinde sorun bulunmad belirtilirken, yine de anla mazl n bulundu u ima ediliyor. Ayr ca gençlik idealinin, ya l lar üzerindeki olumsuz etkisini dile getiren BOPP (1985), ya l lr ikiyüzlülük ile suçluyor. Ama bunun de i ebilece ini, t pk ufak yeti kinler olarak kabul edilmekten b kan gençli in yapt gibi cans z, hareketsiz ve pasif kabul edilmekten b kan ya l lar n ortaya ç kabilece ini dikkate alm yor. Nitekim ya l lar da kendi ya amlar n n dikkate al nmas n, sadece gençli in ideallerine yönelen toplumun ayakta tutularak bir yere var lamayaca n daha yüksek sesle ve organizeli biçimde ifade edebilmenin yollar n aramaktad rlar (NEUBAUER 1994) 22. Bu yüzden gelecekte genç ve ya l ku aklar aras nda çat man n, en az ndan aralar nda anla mazl klar n ortaya ç kma olas l büyümü tür. Özellikle toplumsal ya lanma, ya l ve genç ku aklar aras nda yeni tür anla mazl klar n ortaya ç kmas na yol açabilir. Çünkü ya l lar ço ald kça toplumun renkli ve ho görülü simas ortadan kalkmakatd r. Sosyal güvenlik sisteminin çal an ku aklar taraf ndan finansman, demografik de i imlere ayn ölçüde verilemeyen ekonomik cevaplardan dolay giderek zorla maktad r ve ya l lar, genç ku aklar n ta mak zorunda olduklar bir yük olarak alg lanmaya ba lanm t r. Tar m toplumundan modern topluma geçi ve modernle me sürecinde ailede ku ak ili kileri pozitif yöne do ru kayar. Zorunlu ve ç kar hesaplar na dayanan kar l kl ba ml l klar n ortadan kalkmas yla temelinde duygusal destek (BRODY 1990) 23 bulunan ili kiler ortaya ç kar ve ya l lar n çocuklar ndan bekledi i ve çocuklar n önemli gördükleri duygusal destek, aileiçi yard mlar n en evrensel olan d r (GREENBERG 1995) 24. Ancak aileiçi destek ve gençlerin ya l l kla ilgili dü ünce ve tutumlar n n ayn duygusall k paralelinde yürümesi gerekti i kabul edilebilir mi? Genç bir insan n büyükannesine olan ba l l, sokaktaki ya l kad na da ayn duygusall kla yakla aca anlam na gelmesi gerekmez. Eskiden ku aklar aras ili kilerin sevgi ve sayg temeline dayand söylenen birlikteli in ard nda hukuksal anla ma vard ve ku aklararas ili kileri sosyal kontrol belirlemekteydi. O zamanlar toplum, ku aklar aras ndaki ili kileri gözalt nda tutarak, bozulmamas na özen gösterdi i dü üncesi de ya l l n tarihsel ara t rmalar nda destek bulmad. Eskiden ku aklararas ili kilerin bir hayli gerilimli oldu u, bunlar taraf ndan belirledi i saptand (BAUSINGER 1998) 25 Eskiden ku aklar aras nda sevgi ve sayg ya dayanan birlik ve beraberli in bulundu una görü ü gibi bugünkü ku aklar n aras nda var oldu u kabul edilen duygu destekli ili kiler de görecelidir. deal bir durumdan yola ç k larak ortaya at lan bu tasavvurlar n realitede farkl modifikasyonlara sahip oldu u gözlemlenmektedir. Romantik tasavvurlar n, ku aklararas bar n korunmas na yard mc olabilece i görü ü, günümüzün sert ko ullar na dayanabilecek güce sahip de ildir. Hiçbir dönemde mevcut olmayan ideal bir maziye duyulan özlemin göstergeleridirler ve reel sorunlara çözüm olamam lard r. Bu yüzden realiteye odakl çözümlere yönelmek gerekmektedir. Genç ve ya l ku ak kavramlar, modern ve muhafazakar kavramlar n da akla getirir. Gençler yeniliklere aç k, ya l lar ise geçmi in de erlerine s k ca sar lanlar olarak dü ünülürler. Böylece genç ve ya l ku aklar aras ndaki gerilimin ard nda ku aklar n yeniliklere yönelik farkl tutumlar n n yer ald kabul edilir. Her ne kadar gençli in temelinde modernli e kar pozitif bir tutum bulunsa da, buna ra men ya l lar n modern olan her eyi reddettiklerine inanmak oldukça zordur. RILEY & FONER et al. (1968) 26 ya l lar n daha çok seçici bir tutum gösterdiklerine dikkat çekmektedir. Büyük ihtimalle ya l insanlar n ya am tecrübeleri bu tarz bir tutuma e ilim yaratmaktad r. 22 NEUBAUER, E. (1994): Politik mit und für Senioren. Das Beispiel der Bundesarbeitsgemeinschaft der Seniorenorganisationen (BAGSO). In: Verheugen, G. (Hrsg.) (1994): 60 plus - die wachsende Macht der Älteren. Köln. 23 BRODY, E. (1990): Women in the Middle. New York. 24 GREENBERG, E. V. (1995): Unsere Eltern werden älter. Im Zwiespalt von Anppruch und Verantwortung. Hamburg. 25 Bausinger, H. (1998): Von der Alterslast, der Last des Alters, und wie sie sich tragen lässt. In: BORSCHEID, Bausinger, ROSENMAYR u.a. (1998): Die Gesellschaft braucht die Alten. Leske + Budrich Verlag: Opladen. S RILEY, M. & FONER, A. et.al. (1968): Aging and Society: Bd.1: An Inventory of Research Findings, New York, 37, 187, 274, 278., in: ROSENMAYR, L. & ROSENMAYR, H. (1978): Der alte Mesch in der Gesellschaft, Reinbek bei Hamburg, 37.

11 11 ROSENMAYR & ROSENMAYR e (1978) göre ideolojik ç karlar ndan dolay baz ki iler ve kurulu lar ku aklararas ili kilerde bir kutupla ma görmekten yanad rlar. Di er taraftan postmodern toplumlarda <ageism> fenomeninin yayg nla t n (...) reddetmiyoruz diyerek, daha önceki görü lerini göreceli hale getirmektedirler. Kutupla ma meydana gelme olas l n n az oldu unu, çünkü sosyoekonomik heterojenli inden ötürü ya l gruplar aras ndaki dayan man n s n rl kalaca na inanmaktad rlar. Fakat ayn zamanda ya l kesimlerin kutupla ma e ilimine sahip olduklar n ve heterojen yap lar ndan dolay ortak bir noktada biraraya gelemediklerini de kabul etmektedirler. Leopold ROSENMAYR Spiegel dergisine verdi i demecinde, gelece in ya l lar n çat ma yetene ine sahip bireyler olarak tan ml yor. Di er taraftan gençlerde de kutupla ma e ilimi vard r ve uzayan ya am süresinden dolay, toplumda 4-5 ku ak bir arada ya amaya ba lam t r. Ku aklar n farkl dü ünce yap lar, farkl beklentileri ve beklentilerini gerçekle tirmek için yapt klar giri imlerin genellikle kar l kl ç karlar na ters dü mesi, ortaya kutupla ma ç karabilecek özellikler ta maktad r (Bkz. WALDHERR 1999) 27. Ya l lar n heterojen yap lar n ne ölçüde koruyabilecekleri belli de ildir. Ayr ca heterojenlik, ortak ç karlar n bulunmad anlam na gelmiyor. Nitekim ya l lar ço ald kça ya l l k hem ortak bir de er hem ortak bir problem haline gelmektedir. Örne in Federal Ya l Organizasyonlar Birli i (BAGSO), farkl kesimlerden gelen, ama ortak özelli i ya l l k olan insanlar ad na taleplerde bulunarak ya l larla birlikte ya l lar için politika ça r s yapmaktad r (NEUBAUER 1994). Katolik Kilisesi nden sonra dünyan n ikinci büyük organizasyonu olan American Association of Retired Persons in (AARP), meydan gençlere b rakma niyetinde olmayan ya l lar n ve ku aklararas rekabetin bulundu unun göstergelerinden biridir. 32,7 milyon üyesine 1100 maa l ve gönüllü eleman yla çe itli hizmetler sunan bu dev kurulu, 22 milyon tirajl Modern Maturity adl bir dergi yay nlamaktad r. Amerikal her politikac n n büyük dikkatle okudu u derginin içinde yer alan talepler, bir nevi emir niteli i ta maktad r. Third Millenium Ajans ndan Richard Than e göre AARP Ba kan Deets, Amerika n n en güçlü adam d r. Deets i Beyaz Saray a davet eden ilk develet adam Bill Clinton n Ötekilere ne oldu böyle? Saymas n m bilmiyorlard? dedi i belirtilmektedir (WALDHERR 1999). Margherita ZANDER in (1990) 28 belirtti i gibi ya l lar, politikaya ve medyaya ofansif bir tarzla i tirak ederek kendi ya am alanlar n ilgilendiren giri imleri, ba kalar na b rakmak istememektedir. Birçok ülkede ya anan bu geli melere bakt m zda genç ve ya l ku aklar aras ndaki gerilimin artt ve kutupla ma meydana geldi i görülmektedir. Toplumun farkl alanlar nda cereyan eden bu kutupla ma her zaman kolay alg lanam yor. Ku aklararas kutupla ma sosyal e itsizliklere dayanan durumlar n bilincine var lmas ve çat ma sebepleri (ROSENMAYR & ROSENMAYR 1978) olarak, daha üst konumdaki düzeylerde cereyan eden bir olayd r. Özellikle i, e itim, sa l k ve bak m alanlar ndaki sosyal e itsizlikler, genç ve ya l ku aklar n aras n açabilecek düzeye ula m t r. Modernle me hareketinin meydana getirdi i yap sal de i imlerin etkilerinden hiçbir toplum kurtulamaz. Çeyrek as r içersinde iyice belirginle ecek olan de i imlerden (PRAHL & SCHROETER 1996) 29 dolay ortaya ku aklararas anla mazl klar, hatta ku aklararas sava (GRONEMEYER 1996) 30 ç kma riski vard r. Ku aklararas anla mazl k veya çat ma ele al n rken, genellikle gençlerin gelecekteki ya l l klar gündeme getirilir. Sosyal güvenlik sisteminin finansman sorunu ve ya l l kta bak m konular ba lam nda yürütülen tart malarda sosyal sigorta sisteminin nas l ayakta kalabilece i sorusuna bir dizi cevaplar aran r. Genç ku aklara emeklilik maa n n garanti edilip edilemeyece i sorusu üzerinde yo unla an tart malarda sosyal devletin yeniden düzenlenmesi (RIEDMÜLLER 1993) 31, özel ya l l k sigortas n n devreye sokulmas (WAGNER 1992) 32, ya l l k dönemindeki çal ma hayat n n 27 WALDHERR, G. (1999) : Dann sagen wir, dass wir dagegen sind. Eine Frage der Arithmetik: Amerikas Seniorenorganisation AARP zeigt den Mächtigen ihre Macht, in Spiegel Special, S ZANDER, M. (1990): Einleitung. In: Schmidthals, O. (Hg.): die grauen kommen. Chancen eines anderen Alters. Bamberg. 29 PRAHL, H.W. & SCHROETER, K. R. (1996): Soziologie des Alterns. Schöningh: Paderborn. 30 GRONEMEYER, R. (1996): Der Wandel des Lebens in der Zeit. In: Meiser, C. (Hrsg.): Jungbleiben. Das Geheimnis der Jugend im Alter. Frankfurt. S RIEDMÜLLER, B. (1993): Umbau des Sozialstaates. Die Krise als Chance Nutzen. In: KLOSE, H. U. (Hrsg.): Altern der Gesellschaft. Antworten auf den demographischen Wandel. Köln. 32 WAGNER, G. (1992): Gesellschaftliche Veränderungen und Rentenversicherung Ein Plädoyer für eine eigenständige Alterssicherung. In: NAEGELE, G. & TEWS, H.P.(Hrsg.): Lebenslagen im Strukturwandel des Alters. Alternde Gesellschaft Folgen für die Politik. Opladen 1992.

12 12 yeniden organize edilmesi (NAEGELE & TEWS 1992) 33 ve emeklilik ya n n yukar çekilmesi gibi öneriler getirilmi tir. Emeklilik sistemi bireysel ba ms zl sa larken, ba kas n n ba ml l anlam na geldikten sonra, ku aklararas çat ma potansiyeli yükselmi tir. Ku aklararas antla ma olarak nitelendirilen emeklilik yasas, bugün gençleri ba ml k lan bir unsur olarak alg lanmaktad r. Say lar giderek artan, ama ekonomik de erini yitiren ya l lar n emekli maa n finanse eden çal an kesim, bu durumu haks zl k olarak kabul etmeye ba lam t r. Son y llarda ya l lar n potansiyeli (WEHLING 1998) 34 üzerinde durulmas n n sebebi budur. Ya l ve emeklilerin sa l k durumlar iyi olu undan, emeklilik sistemi üzerine tart malarda, ya l lardaki potansiyelin toplum yarar na nas l kullan labilece i üzerine tart ma ba lam t r. Emeklilik ya n n 70 e ç kar labilece i net bir dille ifade edilmektedir. Örne in Almanya bu aç dan ilk ad m atan ülkelerden biridir. Emeklilik ya n 67 e yükseltmi tir. Gençlerin ho kar lamad bu geli me, ya l lara kar antipatinin büyümesine yol açm t r. Çünkü onlar n emeklilik ayl klar n ve tedavi masraflar n kar layabilmek için yeni bir yasaya gerek duyuldu una inan lmaktad r. Modernle menin ekonomiye yapt bask lardan dolay rasyonelle me ad alt nda gerçekle tirilen kitlesel i ten ç karmalar dikkatlerden kaçmakta ve i sizlik problemi ku aklar n aras n açan bir faktör haline gelmektedir. Tutumlar n ortaya ç kmas nda bireylerin ekonomik durumunun rolü temel konulardan biridir. Gerontolojik yay nlarda ya lanma fenomeniyle birlikte buna dikkat çekilir. Ya l lar n sosyal statü kayb n n temel nedenlerden biri olarak gösterilmektedir. Ekonomik durumu kötü olan ya l lar n aileye ve topluma yük olduklar, ekonomik durumu iyi olanlar n ise gençlerin hakk oldu u kabul edilen konumda yer almalar ndan ötürü toplumun gözünde statü kayb na u rad klar söylenebilir. Leopold ROSENMAYR (1998) 35 endüstri toplumlar nda ya l lar n say sal ve ekonomik gücüne dikkat çekiyor. Dolay s yla ku aklararas çat ma potansiyeli modernle me sürecinin bir sonucu olarak ortaya ç k yor. Ya l lar n ekonomik durumu düzeldikçe, sa l kl ve zinde ya l lar ço ald kça, bu geli me gençlerde kendi konumlar ve gelecekleri aç s ndan kayg lar yarat yor ve ya l lara bak lar de i iyor. Endüstri toplumlar nda ya l lar yeti kin çocuklar na y lda 100 Milyar Frank (devlet bütçesinin %10 nu) maddi yard m yap yor. Bu, genç ku aklara miras kalan miktar n yar s na denk gelmektedir. ABD de ya ndaki ya l lar çocuklar na ve torunlar na y lda yakla k 10 Milyar Dolar l k para yard m yap yor. Berlin de yap lan bir ara t rmada 70 ya n üzerindeki ya l lardan %40 n n çocuklar na y lda ortalama 7000 DM, torunlar na ortalama 2500 DM para yard m yapt klar n yapt klar n ortaya koydu. Bunun kar l nda gençler düzenli olarak ya l lar ziyaret ediyor, ufak tefek tamiratlar hallediyor, ev ve bahçe i lerine yard mc oluyor, hastalan nca ya l n n yerine i lerini hallediyor. Fransa da ya lar aras ndaki ya l lar n üçte biri, yeti kin çocuklar na ve torunlar na y lda 1000 ile 6000 EURO aras nda para yard m yapmaktad r ve %40 n n ayn dönem içinde ve ayn miktarda ek yard mlarda bulundu u belirlenmi tir. Bu bulgular ku aklar aras nda iyi ili kilerin devam etti inin belirtileridir (ROSENMAYR e 1998). Endüstri toplumlar ndaki ya l lar n maddi birikimi birçok ara t rmac taraf ndan dile getirilmektedir. Ama maddi birikim da l m e it de ildir. Sadece ufak bir ya l kesimin ekonomik gücü yüsektir. Temeli paraya dayanan kar l kl dayan ma ufak bir grup aras nda gerçekle mektedir. Buna kar n ya l lar n ço u yoksuldur. Özellikle ya l kad nlar aras nda yayg nd r (BMFSFJ 1998) 36. Almanya da köpek mamas yla beslenen ya l kad nlara dikkat çekilmektedir (TUFAN 2002) 37. Di er taraftan ku aklararas ili kilerin iyi oldu u dü üncesi yayg nla t kça, ba ka bir durumun gözard edilmesine yol aç yor. 33 NAEGELE, G. & TEWS, H.P.(Hrsg.): Lebenslagen im Strukturwandel des Alters. Alternde Gesellschaft Folgen für die Politik. Opladen WEHLING, H.-G. (1998): Alter - alternde Geselschaft - Altenpolitik. In: BORSCHEID, P., Bausinger, H., ROSENMAYR, L., u.a. (1998): Die Gesellschaft braucht die Alten. Leske + Budrich Verlag: Opladen. S ROSENMAYR, L. (1998): Über die Generationen (aktueller Datenbezug und sozialpolitische Praxisrelevanz). In: BEHREND, C. & Zeman, P. (Hrsg.): Soziale Gerontologie. Ein interdisziplinäres Fach. Grundlagen, Entwicklungen und aktuelle Fragestellungen. Gedenkenschrift für Mrgret Dieck. Duncker & Humblot: Berlin. 36 Bundesministerium für Familie, Senioren, Frauen und Jugend (Hg.): Frauem in der Bundesrepublik Deutschland, März TUFAN, I. (2002): Ya lanan Kad n m z Ba ms zl na Nas l Kavu ur? Yay nlanmam bir çal ma.

13 13 Ya l lar n paras na muhtaç durumda olan gençler, bunun kar l nda ba ms zl klar n kurban etmek zorundad rlar. Ekonomik özgürlü ünü kazanamam gençlik, ya l lardan gelecek olan maddi yard ma ba ml kald kça, yard mlar severek kabul etmek zorundad r, ama bu gencin iç dünyas nda sorunlara ve kendine olan güvenini yitirmesine yol açabilece i gibi ya l lara kar olumsuz tutumlar n ortaya ç kmas na da sebep te kil edebilir. Ya l lar bencillikle suçlayan gençlerin say s artmaktad r. Özellikle i sizlik buna e ilim yaratmaktad r. Sosyal sistemi çökerten ve hastal k sigortalar n n yükünü a rla t ran ya l lar, emekli ayl klar yla rahat bir ya am sürdürürken, i siz gençleri dü ünmedikleri iddia edilmektedir. Bu dü üncelerin kök salmas na zemin haz rlayan ya l entelektüeller de vard r. Örne in Wolf SCHNEIDER (1999) ya nda yazar ve gazeteci- ya l l kta nas l davran lmal sorusuna u cevab vermektedir: Ya am n Kas m ay gelince insan ne yapmal? En iyisi 700 y ld r önerilen bilgeliklere kulak asmamal. Durmamal, yeniden ba lamal. Bir ev yapmal, bir kitap yazmal, bir hobi edinmeli, ata binmeli, Portekizce ö renmeli, eski dostlara her seferinde sürpriz yapmal. Bunlarla yetinmeyip sessiz kalmamal, bilge olmamal, daha ziyade heves duymal ve (neden olmas n) arada bir ikayetçi de olmal. Olabildi ince cesaret toparlamal. Hava durumuna k zmak yerine ba ka yerlere göç etmeli. nsan ya lanmay durduramaz, ama onun kötü hava artlar nda geçmesi gerekmez. Doktorlardan uzak kalmal ve vicdan rahats zl duymadan sa l ks z bir ya am sürdürmeli. Karaci erinin de zaten uzun süre daha dayanmas gerekmiyor. Çocuklar sa l kl ve e itimleri sona erdiyse para ve servet onlara b rak lmamal. Hepsini harvurup harman savurmal. Miras b rakma zorunlulu u tar m toplumu döneminden kalmad r, b rakal m orada kals n. O bugün, sadece ya l l n sevincini azalt yor ve mirasç lar n karakterini bozuyor. Ve sa naklar yakla nca geriye kalan nedir? Hayat daha da fazla hafife almak ve daha çok kara mizah. Kurtulanlara Theodor Herzl in ça r s yap lmal : <Ben ölüyken, sak n yaramazl k yapmay n!>. SCHNEIDER in (1999) sözleri ya l lar için yaraya bas lan yumu at c merhem etkisi yap yor mutlaka, ama ya l lar n imaj na ve statüsüne zarar veriyor. Modernle me sürecinde de i ime u rayan ku aklar aras nda ya anan gerilimin bir k sm n Schneider gibi dü ünen ya l lara borçluyuz. Milyonlarca gencin i sizlikten yak nd bir dönemde SPIEGEL dergisinin Gençler Ya l lara Kar ba l kl özel say s nda, gençlerin durumunu göz önüne almadan, yeni bir evden, paralar harvurup harman savurmaktan söz eden ya l lara Amerika l eski bir senatörün u sözlerle seslendi i söyleniyor: P... Herifler, acaba aran zda torunlar n da dü ünen var m? (WALDHERR 1999). Türkiye de Schneider lerin say s yok denecek kadar azd r. Türk ya l s n Bat l ya l dan ay ran temel özelli i fakirli idir. Di er taraftan Türk halk n n geneli fakirdir ya da her an fakirle ecek ko ullar alt nda ya amaktad r. Sosyal güvencesi çok s n rl d r. Hastalan nca ilaç ve doktor masraflar sosyal sigortalar taraf ndan k smen kar lan r, ama sigortal ya l say s fazla de ildir. Bu yüzden ne Fransa daki gibi çocuklar na para yard m yapabilir, ne de çocuklar onun geçimine yard mc olabilir. Türkiye de hem gençler hem ya l lar, fakirlik ve fakirle me tehdidinin bask s n üzerlerinde hissetmektedir. Bu, genç ve ya l ku aklar n ili kilerine etki edebilecek önemli bir sorundur. Ya l say s daki art n çe itli nedenleri vard r. Örne in t bbi alandaki geli meler bunlardan biridir. Herkesin i ine yarayan bu geli meler ya l lara kar olumsuz tutumlar n ço almas n n sebebi de ilse de, bu ba lamda oynad dolayl role dikkat edilmelidir. Gelecek y llarda ya l say n n artmas na yol açabilecek birçok t bbi geli menin arefesinde oldu umuzu söyleyebiliriz. Mesela Amerikal bilim adamlar na göre verem hastal na kesin çözüm getirilirse ya am süresi sadece 0,1 y l uzar, ama kalp ve kan dola m hastal klar na çözüm getirilirse, yeni do an bir çocu un 10,9 y l, 65 ya ndaki bir ya l n n 10 y l daha fazla ya ayaca hesaplanm t r (NATTER & REINPRECHT 1992). T bbi ba ar lar göz önüne ald m zda, yak n gelecekte Türk toplumundaki ya l lar n hem say lar n n hem nüfustaki oranlar n n artaca n tahmin etmek zor de ildir. Önemli olan ya l say s ndaki bu art a toplumun verece i tepkilerdir. Bu ara t rma üniversiteli gençlerin ya l lara kar tutum ve dü üncelerini ortaya koyarken, sadece bugüne de il, gelece e de bir parça k tutmak istiyor. 38 SCHNEIDER, W. (1999): Nicht aufhören, sondern anfangen, in: Jung gegen Alt - Spiegel Special, S. 12.

14 14 Türkiye de yeni emeklilik yasas ku aklararas çat ma aç s ndan hiç de erlendirilmedi. Emeklilik sisteminden faydalanan ya l lar az oldu u için olay n bu boyutu henüz alg lanamad. Yeni yasa daha çok 40 ya civar ndaki çal an kesimin problemi olarak görüldü. Genç ya ta emekli olamayaca için bunu dezavantaj olarak kabul etmeleri, olay n ku aklararas ili ki boyutunun arka planda kalmas na, yol açmaktad r. Mesela sendikalar, bu olay sadece bugünkü ku aklar n bir sorunu olarak alg lad ve bugünün ku aklar için politkaya bir tak m talepler yöneltildi. Yeni emeklilik yasas bir ku ak sorunu olarak da kabul edilebilir. Ya l ve genç ku aklar n aras n açabilecek bir faktördür y l nda Türk toplumunda 60 ya ndakilerle 15 ya ndakilerin oranlar e itlenmi olacakt r (D E 2002) 39. Yani bugün %5,5 olan ya l oran (D E 2002) k sa sürede %15 lere f rlayacakt r. Di er taraftan i sizlik, e itimde e itsizlik, kalifiyesizlik gibi durumlar, genç ve orta ya kesimini bekleyen problemlerin büyüklü üne i aret etmektedir. Yeni yasa tart l rken ku aklararas ili kiler unutulmaktad r. Toplumsal ya lanma belirginle tikçe, sosyal problemlerin alg lan nda de i imler meydana gelecektir. Ya l lar ço ald kça, ya l l n genç ku aklar üzerinde kuraca ekonomik bask, gencin ya l y alg lay na olumsuz etkiler yapacakt r. Bu yüzden TEWS in (1994) 40 ya l l n de erini artt rma ve pozitif yönlerini güçlendirme talebine kulak kabart lmas nda yarar vard r. Sosyal e itsizlik kavram sosyal yap analizlerinin odak noktas nda yer alan kavramd r (Hradil 1999) 41. Sosyoekonomik konum, davran ve tutumlar aras ndaki ili kileri ortaya ç karabilmek için buna önem verilir. Bu yüzden konum, s n f ve kesim analizlerinde ön planda tutulan kategoriler olmu lard r. Ama günümüzün modern toplumlar ndaki sosyal e itsizliklerin türü ve say s giderek artmaktad r. Her ne kadar cinsiyet ve ya her zaman sosyal e itsizlik anlam na geldiyse bile, ya l l k perspektifinde yeni sosyal e itsizlikler olarak ele al nmal d rlar (TEWS 1999) 42. Çünkü modernle me hareketi içinde her ikisinin alg lan ve yorumlan de i mektedir. Bu yüzden ya l lar n görüntüleri ve alg lanma biçimleri sadece toplum ve kültüre göre farkl olmakla kalmay p, ayn zamanda bunlar sürekli de i mektedir. Sa l kl ya l lar ço ald kça, ya n, ya l l tan mlayan faktör oldu u dü üncesi azalmal yd. Amerika da yap lan bir ara t rma ya l lar n %92 nin ya l olarak tan mlanmak istemedi i ortaya ç kard (FRIEDAN 1997) 43. Ancak ya, hala ya l l k döneminin en önemli gösterhesi olarak kabul edilmektedir. Bu yüzden ya faktörünün tutumlarda oynad rolü dikkat almak gerekiyor. Çünkü sosyal çevre ki inin ya n gözönüne alarak ona bir tak m etiketler yap t r r. Bireyin ya yla ki ili i, rand man veya yeterlili i aras nda kurulan ili kiler, onun ya am kalitesine etki eder. Tkvimsel ya sadece demografik bir ölçü de ildir, ayn zamanda toplumsal kategorilerden biridir. nsan n ya olgunla ma veya gerileme döneminde yer alan bir varl k eklinde alg lanmas na yol açmaktad r (PRISCHING 1995) 44. Eski Roma l lar Köprüdeki 60 l klar deyimini kullan rlard. Baz kültürlerde ya l lar kendilerini bilerek toplumdan geri çeker ve ölmeyi beklerdi, hatta çocuklar taraf ndan zaman gelince öldürülen ya l lar vard. Ancak bunun tersine de rastlanmaktad r. Geli memi toplumlar n baz lar nda ya l lara çok iyi bak l r ve onlara çok büyük bir sayg duyulur (PRISCHING 1995). FILIPP (1999) 45 ya l l tecrübe birikimi olarak tan mlamaktad r. Modernle me sürecinde ya am tecrübeleri bireye yard m dokunan, ama toplum aç s ndan önemi olamayan bir faktöre dü ür. Bilginin, maddi birikimin, zihinsel ve bedensel yeteneklerin ön planda tutuldu u modern toplumlarda insanlara bir taraftan ya ndan dolay sosyal güvenlik sa lan rken, ayn sebepten dolay sosyal alanlar n d nda ç kar l rlar (PRISCHING 1995). Örne in emeklilik, takvimsel ya n belirledi i üretimin d na çekilme tarihidir. Takvimsel ya, ya am n organizasyonunda kullan lan bir araçt r. E itim, aile, okul, çal ma hayat gibi alanlarda rol oynayan faktörlerden biridir. Belli bir ya a gelince okula ba lar z, belli bir ya a kadar askerli imizi yapar z. Belli bir ya ta evlenip, çoluk çocu a kar mam z beklenir. Hatta ya m z, nas l giyinmemiz gerekti inde rol oynar. Ya l lara gri renkli giysilerin yak t dü üncesi yayg nd r. 39 T. C. Devlet statistik Enstitüsü, Ankara, TEWS, H. P. (1994): Alter und Altern in unserer Gesellschaft. In: Reimann, H. & Reiman, H. (Hrsg.): Das Alter. Einführung in die Gerontologie. Stuttgart. 41 HRADIL, S. (1999): Soziale Ungleichheit in Deutschland, 7.Aufl., Opladen. 42 TEWS, H.P. (1999): Von der Pyramide zum Pilz. Demographische Veränderungen in der Gesellschaft. In: NIEDERFRANKE, A., Neagele, G. & Frahm, E. (Hg.): Funkkolleg Altern 1. Westdeutscher Verlag: Wiesbaden/Opladen. S FRIEDAN, B. (1997): Mythos Alter. Reinbek Hamburg. 44 PRISCHING, M. (1995): Soziologie. Wien, Köln, Weimar. 45 FILIPP, S.-H. (1999): Lebenserfahrung und Lebenssinn. Biographische Aspekte des Alterns. In: NIEDERFRANKE, A., Neagele, G. & Frahm, E. (Hg.): Funkkolleg Altern 1., Wiesbaden/Opladen.

15 15 Ya l bir insan n parlak renkli giysiler giymesi genellikle ho kar lanmaz. Takvimsel ya, bir de i im sürecinin göstergesi olarak kabul edilmektedir. KESSEN (1960) 46 bu de i imi, zamanla meydana gelen ve ya a ba l bir fonksiyon olarak tan mlam t r. De i im = f (Ya ) Bu denkleme göre de i im zamana ba l fonksiyonudur. Zaman (ya ) de i tikçe ki i de i ir. Ama bu denklemin yanl anla lma ihtimali yüksektir. De i imlerin nedeni bireyin ya olarak kabul edilebilir. Oysa denklemdki ya, sadece meydana gelen de i imi tasvir etmeye yaramaktad r, de imi, aç klayan bir unsur de ildir (OERTER & MONTADA 1987) 47. Fakat genel kan bunun tam tersi yöndedir. Ya büyüdükçe, yeteneklerin azald görü üne bütün toplumlarda rastlanmaktad r. Modernle me sürecinde ya am dönemleri esneklik kazan r (BEHRENS & VOGES 1996) 48. Bununla birlikte ya am safhalar nda kaymalar meydana gelir ve ya l l k dönemi de i ime u rar. Ço u insan demograflar n ya l l k s n r olarak kabul ettikleri 60 ya n ya l l n ba lang c olarak görmüyor. Ya l l k s n r n n ya am n ileri dönemlerine do ru kayd yönde genel bir dü ünce ortaya ç km t r. Ya ilerledikçe, ya l l k bir sonraki ku a a ait olan bir özellik olarak kabul edilmektedir (NATTER & REINPRECHT 1992). Di er taraftan ya l l n ileri safhalar nda (80 ya ve üzeri), bak ma muhtaçl k h zla artmaktad r. Belin de yap lan ar t rmada ya ilerledikçe bak ma muhtaçl n artt kan tlanm t r. 70 ya ndan itibaren bak ma muhtaçl kta belirgin bir art meydana gelmektedir ya lar aras nda kesimin %10,6 s, ya grubunun %29,5 i ve ya 90 n n üzerindeki bireylerin %40 bak ma muhtaç olduklar saptanm t r (OTTO 1990) 49. nsan n ya, henüz onun sosyal konumunu ve statüsünü belirleyen bir özellik de ildir. Fakat insan n ya toplumun de erli gördü ü mallara eri me ans n azalt r veya ço alt r (HRADIL 1999). De erli mal kavram n sadece maddi aç dan dü ünmemek gerekir. Sa l k, i, e itim veya serbest zaman toplumun de erli mallar ndan baz lar d r. Bunlarla bireyin ya aras nda ba lant lar kurulur. Bireyin sosyal statüsü elinde tuttu u mal varl na, iktidar gücüne ve iktidara yapabildi i etkilere, bilgi ve becerilerine göre de i irken, özellikle e itim düzeyi dü ük olan ya l lar toplumun marjinal gruplar aras nda yer almaktad r. Modernle me sürecinde ortaya ç kan tezatl klar aras nda u da vard r: Bir taraftan sosyal devlet prensibine dayanan yard mla ma ve dayan maya önem verilir, di er taraftan marjinal gruplar n say s ço al r. Özellikle iki kesimin marjinalli i artmaktad r: Engelliler ve ya l lar. Engelliler hiçbir zaman getiremeyecekleri rand mandan, ya l lar ise art k getirmek zorunda olmad klar rand mandan dolay kenara itilirler. Kenara itilen üçüncü grup i siz insanlard r ve gençler aras nda i sizlik artmaya devam ediyor. Ku aklar aras iyi ili kilerin korunabilmesi, di er faktörlerin yan s ra, i sizli e kar verilen mücadelenin kazan lmas na ve zor durumdaki herkesin yararlanabilece i geni kapsaml bir sosyal güvenlik sisteminin kurulmas na ba l d r (HRADIL 1999). Modernle me teorisi bilgi monopolünün elde i tirmesiyle birlikte iktidar n ya l lardan gençlere geçti ini söylüyordu. Türkiye de genç ku aklar n bilgi düzeyi artt, ancak bundan elde edebildikleri fayda s n rl kalm t r. Ufak bir kesim topluma yön verebilecek güce sahiptir. Bunlar ço unlukla aileden gelen sosyoekonomik güce dayanan, daha çok feodal sistemin devam olan sosyal yap la man n getirdi i gücü elinde tutman n mücadelesini veren genç ku aklard r. Kamusal birikimlerin azalmas ndan da etkilenmeyen bu gençlerin tersine büyük kitle aç s ndan kamusal birikimlerin azalmas ku aklararas çat ma olas l n artt maktad r. Ku aklar n birlik-beraberlik içinde olabilemeleri, bir taraftan gençlerin beklentilerine cevap verebilecek ko ullar n yarat lmas na, di er taraftan KLOSE nin (1994) 50 belirtti i 46 KESSEN, W. (1960): Stage and structure in the Study of children. Detham, Mass.: Paper read an at the SSCR Conference, April In: R.OERTER & L. MONTADA (1987): Entwicklungspsychologie. 2.Aufl. Psychologie. München-Weinheim. 47 OERTER, R. & MONTADA, L. (1987): Entwicklungspsychologie. 2.Aufl. Psychologie. München- Weinheim 48 BEHRENS, J. & VOGES, W. (Hrsg.) (1996): Kritische Übergänge. Atatuspassagen und sozialpolitische Institutionalisierung. Campus: Frankfurt/New York. 49 OTTO, U. (1990): Wohnsitz - Lebenslage - Ruhestand. Alternativen des Wohnens im Alter?. In: Schmidthals, O. (Hrsg.): die grauen kommen. Chancen eines anderen Alters. Palette Verlag: Bamberg. 50 KLOSE, H.-U. (1994): Zukunftsbündnis mit Älteren. In: Verheugen, G. (Hrsg.) (1994): 60 plus - die wachsende Macht der Älteren. Köln.

16 16 gibi ço alan ya l lar n topluma entegre edilmesi ve güçsüzlerin sosyal güvenliklerinin sa lanmas na ba l d r. Ça n ekonomik, toplumsal ve teknolojik ortamlar na uyum sa layarak geli en ve bu geli im sürecinde demografik yap s de i en Türkiye nin eski demografik yap s art k çözülmeye ba lad. Normal kabul etti imiz genç nüfus 21.yüzy l n ortalar na yerini ya l l a b rakacakt r. Çünkü ya am süresi uzamakta, daha az çocuk dünyaya gelmektedir. Toplumun demografik profili de i mekte, Avrupa n n Delikanl s (TUFAN 2002) 51 ya lanmaktad r. Modernle me s rf demografik yap y de il, aile yap s n da de i mi tir. Büyük ailenin yerine geçen çekirdek aile, ya l lar n ve gençlerin ayr konutlarda ya amalar na yol açm t r. Bu bazen ya l n n soyutlanmas, bazen de ili ki zenginli i olarak kabul edilir (LEHR ; KRUSE ; LEHR & SCHNEIDER ). Çocuklar kendi ailelerini kurmak üzere evden ayr l nca ortaya ku aklar aras nda belli bir mesafe olu mas na yol açar. Ya l lar taraf ndan arzu edildi i söylenen (BENGSTON et al ) bu durumdan dolay ili kilerinin kötüye gitmesi gerekmez. Bu geli meler mesafeli yak nl k yarat r. Genç ve ya l ku aklar n ayr evlerde oturmalar nedeniyle aralar ndaki duygusal ba lar n kopmas gerekmez. Aksine aileiçi ku ak ili kilerinin iyi oldu u anlam na gelmektedir (ROSENMAYR 1969) 56. NIEDERFRANKE ye (1988) 57 göre meslek hayat ndan sonra bireyin yeni ya am na uyum sa lamas için yeni ili kiler kurabilmesinin büyük bir önemi vard r. STAPPEN (1988) 58 e in ölümünden sonra ailenin d nda kalan yeni sosyal ili kilerin oynad rollere dikkat çekmektedir. Bunun yan s ra ya l lara hayvan beslemeleri de önerilir. Bunlar insan ili kilerin yerini dolduramasalar da bak c lar n yükünü hafifletirler, tedavileri kolayla t r rlar ve k smen (...) ya l n n kendisini iyi hissetmesini te vik ederler (OLBRICH 1988) 59. Ya l lara yap lan yap lan tavsiyelere bak nca bir eyin eksikli ini görüyoruz: Tavsiyelerde hep ya l n n aktif olmas, u ra vermesi, ili kilerini ayakta tutmak ve yenilerini kurmak için kendisinin ad m atmas önerilmektedir. Bunun ard nda ya l larla sosyal ili ki kurmak isteyenlerin azl yer almaktad r. 20.yüzy l n ba lar nda Defisit (Noksanl k) ve Disengagement Teorisi olmak üzere iki teori ortaya ç kt. O dönemlerde kabul gören bu teoriler art k pek benimsenmiyorlar. Defisit teorisi ya lanma sürecinde insan n bedensel, zihinsel, ruhsal ve sosyal yönden kayba u rad n kabul eder. CUMMING ve HENRY nin (1961) 60 Disengagement teorisine göre ili kiler ve etkinliklerde meydana gelen kay plar n, 51 TUFAN,. (2002): Sosyolojik Ya lanma, stanbul. 52 LEHR, U. (1980): Liebe verändert das Verhältnis zwischen den Generationen. In: Zentralkomitee der Deutschen Katholiken (Hrsg.): Christi Liebe ist stärker. Bonifacius Druckerei, Paderborn. S (a). 53 Kruse, A. (1983): Fünf-Generationen-Familien: Interaktion, Kooperation und Konflikt. Zeitschrift f. Gerontologie 16, S LEHR, U. & SCHNEIDER, W. F. (1983): Fünf-Generationen-Familien. Zeitschrift f. Gerontologie 16, S BENGSTON, V. L. & KUYPERS, J. (1985): The family support cycle: psychosocial issues in the aging familiy. In: Munnichs, J.M.A., Mussen, P., OLBRICH, E. & Coleman, P. (Hrsg.): Life-span and chane in a gerontological percpective. Orlando, Florida. S ROSENMAYR, L. (1969): Soziologie des Altern. In: König, R. (Hrsg.): Handbuch der empirischen Sozialforschung II, Stuttgart, S NIEDERFRANKE, A. (1988): Die Altersgrenze: Erleben und Formen der Auseinendersetzung. In: Kruse, A., LEHR, U., Oswald, F. & Roll, Chr. (Hrsg.): Gerontologie: Wissenschaftliche Erkenntnisse und Folgerungen für die Praxis. München. S Stappen, B. (1988): Partnerschaft und Partnerverlust im Alter. In: Kruse, A., LEHR, U., Oswald, F. & Roll, Chr. (Hrsg.): Gerontologie: Wissenschaftliche Erkenntnisse und Folgerungen für die Praxis. München. S OLBRICH, E. (1988): Soziale Unterstützung im Alter: Die Rolle von Mensch und Tier. In: Kruse, A., LEHR, U., Oswald, F. & Roll, Chr. (Hrsg.): Gerontologie: Wissenschaftliche Erkenntnisse und Folgerungen für die Praxis. München. S CUMMING, E. & HENRY, W. E. (1961): Growing old, the process of disengagement. New York.

17 17 ya lanma sürecine pozitif etki yapt klar kabul edilir. HENRY (1964) 61 ya l l kta disengagement, yani ilgisizli in hem ya l l n bir özelli i oldu unu hem de ba ar l bir ya lanma süreci aç s ndan gerekli oldu unu öne sürmü tür. Ya l kendisini toplumdan geri çekti i ölçüde mutlu olur, dü üncesini kabul eden bu teori biraz da gençlerin vicdanlar n rahatlatan bir tezdir. Ya l n n toplumdaki de eri üretimin d nda kal nca h zla azal r ve sosyal statüsünde belirgin kay plar meydana geldi i gözden kaçmaz. Ya l lar n de eri hiçbir zaman topluma yapt klar katk lardan ve sa lad klar yararlardan ba ms z olmad. Eskiden ya l lara de er verildi ine dair yayg n kan n n ayakta kalmas da mümkün de ildir (TEWS 1971). Geleneksel toplumlar n baz lar nda ya l lara bilgi aktar c lar olarak bak l r ve onlara büyük de er verilir. Fakat bu toplumlarda bile ya l lar, sosyokültürel ihtiyaçlara verebildikleri cevaplar nispetinde de erli kabul edilirler. Ya l n n ve ya l l n de eri toplumsal ve kültürel faktörlere ba l d r (ROSENMAYR & ROSENMAYR 1978). Modern toplumlarda ya anan baz olaylar ya l lar n sosyal statü kayb na u rad klar n göstermektedir. Granny dumping (BRAUCHBAR & HEER 1995) olarak adland r lan olaylara ABD de çok s k rastlanmaktad r. Avrupal ara t rmac lar, bunun Avrupa k tsas na s çramas ndan çekiniyorlar. Granny dumping, yani indirimli nine kavram durumu iyi tan ml yor. Ya l s na bakamayan aileler, demansl ya l lar ma azalar n, bak m evinlerinin veya hastanelerin önüne b rakarak ortadan kayboluyorlar. Üzerinde kimli ini gösteren hiçbir iz bulamay nca, bu ya l lara zorunlu olarak devlet kurumlar bak yor. Ya l l kta statünün ko ulu her zaman i levsellik olmu tur (ROSENMAYR & ROSENMAYR 1978). Fonksiyonlar n yitirmeye ba lar ba lamaz statü kayb emydana gelir. E er ya l bak ma muhtaç ise statüsü s f rlan r. Modern toplumlada öncelik toplum aç s ndan de eri yüksek olan bilgilerin sahipleine ve rand man getirebilenlere tan nmaktad r. Ya l l k ve Ya lanmayla lgili Önyarg lar Önyarg lar parçalamak, atomu parçalamaktan zordur. Albert Einstein a ait bu söz ya l lar hakk ndaki dü üncelerde de geçerlidir. Modernle me süreci içinde her ne kadar toplumun bilgi düzeyi artsa da, ya l l k kli elerle de erlendirilen bir ya am safhas d r ve topumun bilgi düzeyi yükseldikçe, ya l n n de eri azalmaktad r. Modernle me ve ya l l k aras nda ters bir orant vard r. Epidemiyolojik ara t rmalar, ya l lar n sa l k durumunun göreli iyi oldu unu göstermektedir ya lar na kadar sa l k yönünden büyük bir sorun ya anmamaktad r. Günlük ya am n ak n aksatan durumlara ender hallerde rastlanmaktad r (SVANBORG et al. 1982) 62. Herkes kendine özgü ya lan r. Bu yüzden u ki i ya l d r denilemez. Hastal klar n da ya l n n sosyal aktivitelerine ve sosyal yeterlili ine mutlak etkisinden söz edilemez. Hasta ise yeterlili i ve sosyal ili ki yeteneklerinin ortadan kalkmas gerekmez. Ancak bunlar yine de ya l n n ruhsal durumuna olumuz etki eden faktörlerdir. Ya lanma sürecinde ortaya ç kan sa l k sorunlar ya l n n psi i inde derin izler b rak r (LEHR ; LEHR ). Fizyolojik ve psikolojik dengenin bask alt na girdi i dönem olarak tan mlanan ya l l a yol açan sebepler hakk nda da çe itli görü ler ileri sürülmektedir. Bunlar aras nda vital enerji kay plar, hücreiçi mutasyonlar, protein sentezinde olu an hatalar ve immün sistemin gücünü yitirmesi bunlardan baz lar d r (DAVIES 1985) HENRY, W. E. (1964): The theoty of intrinsic disengagement. In: Age with a future. Proc. 6 th Intern. Congr. Gerontol. Copenhagen. 62 SVANBORG, A., Landahl, S., Mellstroem, D. (1982): Basic issues of health care, in: THOMAE, H., Maddox, S. (Eds.): New perspectives on old age, New York, S LEHR, U. (1986): Aging as fate and challenge: The influence of social, biological and psychological factors, in: Häfner, H., Moschel, G., Satorius, N. (Eds.): Mental health in the elderly, New York, S LEHR, U. (1987): Subjektiver und objektiver Gesundheitszustand im Lichte von Längsschnittstudien, in: LEHR, U., THOMAE, H. (Hg.): Formen seelischen Alterns, Stuttgart, S DAVIES, F. (1985): Biology of aging theories of aging, in: Brocklehurst, R.C. (Ed.): Textbook of geriatric medicine and Gerontology (pp ), London.

18 18 Toplumun, ya l n n hastal k durumuyla ilgileni i, alg lay ve yorumlay, ya l ya sunulan resmi ve özel sa l k imkanlar na, bunlar sunan mercilere, tedavi imkanlar na ve hastal n seyrine göre de i ir (THOMAE , ). Sa l k sorunlar yüzünden sosyal hayat n fazla k s tlanmas geremez, ama sosyal çevrenin buna gösterdi i tepkiler, ya l n n alg lan nda belirleyici etkenlerdir. Sa l k durumu, çevrenin buna gösterdi i tepkilerin türü ve kapsam na ba l olarak ya l n n toplumsal ya amdan d lanmas nda veya hala onun içinde yer almas nda rol oynar. Bu yüzden sadece sa l k ve tedavi imkanlar n ço altmak yeterli gelmez. Ayn zamanda ya l n n toplumdaki imaj n tazelemek gerekiyor. Çünkü t bbi imkanlara ba l olarak ya l l n ilk dönemlerinde sa l k sorunlar n n ortaya ç kmas na engel olunmaktad r. Bu yüzden ya l l hastal kla bir tutmamak gerekir. Bilimde kabul edilen bu görü toplumda yayg n de ildir. Ya l l k hastal kla bir tutulan, ya l hasta varl k olarak olarak tasavvur edilen bir insand r. Neredeyse bütün ara t rmalardan ç kan sonuç ayn d r: Toplumda ya l lara kar negatif tutumlar yayg nd r. Ya lanma sürecinde ortaya ç kabilen ruhsal ve zihinsel kay plar bunun nedenleridir. Ama toplumda bu kay plara ba l olarak ayr m yap lm yor, daha ziyade ya l lar n hepsi hasta kabul ediliyor. Ya l lara kar önyarg lar n ve bunlardan kaynaklanan dü manca tutumlar Ageism kavram n n ortaya at lmas na yol açm t r. Önyarg lar tan mlamada kullan lmaya ba lanan ve racism kavram ndan esinlenerek ortaya at lan bir kavramd r. ABD de ortaya ç kan ageism kavram, t pk zenci, Musevi ve Güney Avrupa men eli Amerikal lara kar gösterilen olumsuz tutum, inanç ve dü ünceleri ifade eden racism kavram gibi ya l lara kar olumsuz tutum ve dü ünceleri, sistematik ekilde olu an önyarg ve d lamalar ifade etmektedir. Endüstri toplumlar nda, ya l lar n normlara uymayan ki iler olarak görüldükleri belirtilmektedir (DE BEAUVOIR 1970) 68. Ya l larla ilgili negatif dü üncelere çocuklarda da rastlanmaktad r. Birço u masallar, hikayeler, romanlar arac l yla aktar lmaktad r (LEHR 1971) 69. Ya l larla ilgili önyarg ve negatif tutumlar n endüstrile mi ülkelerle s n rl kalmad n gösteren bir ara t rma CONTRERAS DE LEHR (1988) 70 taraf ndan gerçekle tirilmi tir. Meksika da ve Almanya da çal an personel aras nda yap lan ara t rma, her iki ülke vatanda lar nda, ya l larla ilgili olumsuz dü üncelerin varl n kan tlam t r. Önyarg lar n sebepleri aras nda u da gösterilmektedir: Gençler, ihmal edilen ve yoklu undan rahats zl k duyulmayan ya l lara dahil olmaktan korkmaktad r (SELBY & SCHLECHTER 1982) 71. Ya l l k üzerine görü lerde kötümserlik daha a r bas yor. Bu dü üncelerin endüstri ülkelerinde daha güçlü, endüstrile memi olanlarda daha az güçlü oldu u söyleniyor. Ancak unu unutmamak gerekir ki, endüstrile mi toplumlarda duygu ve dü üncelerini daha aç k ve net ekilde ifade edebilme ans na sahip olan insanlar n say s da fazlad r. Bu yüzden endüstrile memi ülkelerde yap lan ara t rmalarda, ya l lara kar olumsuz dü üncelere daha az rastlan lm olmas, bu ülkelerde ya l lar n daha çok sayg ve itibar gördükleri anlam na gelmiyor. Kültürel nedenlerden ötürü söylenemeyen dü üncelerden dolay (örne in: sosyal bask, ay planma, sosyal kontrol) gerçe i tam manas yla yans tmayan böyle bir tablo ortaya ç k yor. Endüstrile memi ülkelerde ya l say s da daha azd r. Bu yüzden az say daki ya l ya sayg ve itibar göstermek abart lacak bir olay da de ildir. Ama ya l lar ço ald kça ve gençler, özellikle çal an kesim, bundan olumsuz yönde etkilendikçe, ya l ya sayg ve ya l n n sosyal statüsü sars lmaktad r. Okulda da ya l lar hakk nda olumsuz bilgilerin aktar ld tespit edilmi tir (LEHR 1971). BRAUCHBAR & HEER (1995), bunun tersini söylemektedir. Muhtemelen iki kaynak aras ndaki çeyrek as rl k sürede okul kitaplar ya l l kla ilgili olumsuz dü üncelerden ar nd r lm t r. Aciz, biraz kalle, unutkan ve yaln z insanlar (LEHR 1971) olarak kitaplara yans yan ya l görüntüleri, pozitifleriyle yer de i tirdi. Ancak yenileri de eskileri gibi önyarg lara, örselenmeye dayan yorlar. Ya l n n yaln z veya unutkan oldu u ne kadar yanl sa, bilge veya sayg n biri oldu u da do ru de ildir. Hiç kimse takvimsel ya ndan ötürü ne kötü kalpli ne de bilge olabilir. Takvimsel ya yla ki ili i aras nda ba lant yoktur. Her ikisinde de 66 THOMAE, H. (1984): Reaktionen auf gesundheitliche Belastung im mittleren und höheren Erwachsenenalter. Zeitschrift für Gerontologie, 17, THOMAE, H. (1988): Das Individuum und seine Welt. Eine Persönlichkeitstheorie, 2.Aufl., Göttingen. 68 DE BEAUVOIR, S. (1970): La vieillesse. Paris 69 LEHR, U. (1971): Zur Psychologie des Alterns Stereotypen und Erkenntnisse, Actuelle Gerontologie, 1, CONTRERAS DE LEHR, E. (1988): Zum Altenbild in Mexiko und Deutschland. München. 71 SELBY, P., SCHLECHTER, M. (1982): Aging 2000: a challenge for society, Boston.

19 19 ya l l k, önyarg lara dayan larak de erlendirilmektedir. Medyan n ya l görüntülerinin de olumsuz yönleri a r basmaktad r. Okul kitaplar nda yap lan temizlik medyada gerçekle medi. Aksine medya bugün özellikle gençlik ideolojisini i leyen kitlesel bir ileti im arac d r. Almanya da 60 l y llarda yap lan bir ara t rma, ya l l kla ilgili basmakal p dü üncelerde ya faktörünün önemli rol oynad n ortaya koydu (SCHNEIDER 1970) 72. Aradan geçen 40 y ll k sürede bunda de i im meydana gelmi olsa da, bunun pozitif yöne do ru geli medi i bir gerçektir. ROSENMAYR (1983) 73 aile ve ya l aras ndaki ili kilerin ara t rmalar n odak noktas nda yer almas n öneriyor. Gerekçe olarak eskiden hane kavram ndan söz edildi ini, bunun yerine aile kavram n n konuldu unu belirtiyor ve ailenin emosyonal bir birim olarak kabul edildi ini vurguluyor. Buna kar n GRONEMEYER (1992) ailenin öldü ünü vugulayarak öyle diyor: Bir dü ünce sona erdi: Aile öldü. Uzun süre ku aklar n üzerindeki çat yd. Alt nda çocuklar, yeti kinler, ya l lar birlikte ya ad lar. Çat n n alt nda her zaman bar ve uyum yoktu, ama yine de onlar koruyordu. Ailenin tükeni iyle birlikte art k ku aklararas sava n uzakta olmad n iddia ediyor. Endüstri ülkelerinde ku aklararas sava olas l na dikkat çekiyor, hatta yak n bir zaman içinde ba layaca n söylüyor. Belki abart yor olabilir, fakat granny dumping olaylar na bak nca gerçe i de k smen yans tt kabul edilebilir. Buna ra men ailenin öldü ü söylenemez. Çünkü bunu kan tlayan bilgi yok. üphesiz bu tür örneklere kar n, olumlu olanlar na da rastl yoruz. Fakat modernle me sürecinde ailenind farkl la t kesindir. Aile ili kilerinde iki faktör önemli rol oynuyor: Biri kamusal ya amda, di eri özel ya amda meydana gelen de i imler. Türkiye de üç ku a n birarada ya ad aileler azal yor. Birarada ya ayanlar genellikle ekonomik zorluklardan dolay buna katlan yorlar. Aile hala toplumun en önemli sosyal birimi olarak kabul edilmektedir. Endüstri ülkelerinde ailenin önemini yitirdi ine dair görü lere Türk toplumunda daha az rastlanmaktad r. Ancak her toplumda oldu u gibi Türk toplumunun da bir tak m tabula t r lm konular vard r. Örne in aileiçi iddet, kad n n ezilmesi, çocuklara kar cinsel taciz, homoseksüel ili kiler, ya l lara kar iddet ve ailenin kendisi. Bunlar görünmez bir elin korudu u, dokunulmazl k z rh na büründürülmü sosyal sorunlard r. Ard nda ortaya ç kabilecek gerçeklerden duyulan korkular vard r. Türkiye de ku aklararas Bat n n çöken aile düzeninden s kça söz edilir, Türk toplumunda ise aile yap s n n korundu u vurgulan r. Bunun ilginç taraf, Bat toplumlar ndaki geli meler üzerine detayl bilgiye sahip oldu umuz halde, kendi toplumumuz hakk nda sadece varsay mlardan hareket etmek zorunda kalmam zd r. Türk aile yap s n n gerçek durumunu ortaya koyan bilimsel çal malar n say s da azd r. Aile yap s n n de i mesi ku aklararas geleneksel ba lar n çözülmesine yol açamaktad r. Türkiye, modernle me sürecinin içinde yer alan ülkelerden biri olarak aile ili kilerini, ailenin genel yap s n ve ku aklararas ili kileri eskileriyle kar la t r lamayacak derecede de i ti. Bunun olumsuz olmas gerekmez. Ancak imdiye kadar ailenin kutsall ön planda tutulmu ve ona neredeyse ilahi dokunulmazl k z rh giydirilmi tir. Aile hakk nda görü ler ileri sürülürken hep tabula t rma engeliyle kar kar ya kal nmaktad r. Aileiçi olaylar n özel ya ama ait kabul edilmeleri ve problemlerin aile içinde çözülmesi gerekti i inananc yayg nd r. Ailenin özel ya am olsa da, aile ayn zamanda toplumsal bir kurumdur. Oradaki olay ve de i imler toplumu da ilgilendirir. Bu yüzden ya l l k ve aile, tabula t r lmamas gereken kavramlar olmal d r. Sosyokonomik Gücü ve Organizeli Hareket Yetene i Modernle me sürecinden karl ç kanlar sadece genç ku aklar olmuyor. Ya l lar da kendileri aç s ndan baz avantajlar elde ediyorlar. Gelecekte ya l lar n en büyük avantaj say sal üstünlükleri olacakt r. Çünkü iki seçmenden biri 50 ya n a acakt r (ROSENMAYR 1999) 74. Birkaç ku ak sonra e itim düzeyi bugüne göre daha yüksek bir ya l ku a n ortaya ç kma ihtimali de vard r. Bu ileriki dönemlerde ya l ve genç ku aklar aras nda yeni bir anla mazl n ortaya ç kaca na da i aret eder. Çünkü modernle me teorisine göre ya l lar bilgi monopolünü gençlere kapt r nca sosyal statüleri 72 SCHNEIDER, H. D. (1970): Soziale Rollen im Erwachsenenalter. Frankfurt/M. 73 ROSENMAYR (1983): Die Späte Freiheit. Das Alter ein Stück bewußt gelebten Lebens. Berlin. 74 ROSENMAYR, L. (1998b): Generationen Zur Emprie und Theorie eines psycho-sozialen Konfliktfeldes. Martin Teising (Hrsg.): Altern: Äussere Realität, innere Wirklichkeiten. Westdeutscher Verlag: Opladen.

20 20 azal r, ama e itimli bir ya l ku a n ortaya ç kmas yla birlikte bilgi monopolünü eline geçirmek isteyen ya l ku a n ortaya ç kma olas l vard r. E er bilim adamlar n n varsay mlar gerçekle ir ve ya am süresi 120 ile 150 y l aras nda bir süreye ula rsa, zinde ve aktif ya l lar ço ald kça bu olas l k daha da artacakt r. Özellikle 1980 li y llarda yap lan ara t rmalar ya l say s n n parlamentoya ve yönetici kadrolar na yans mad n göstermektedir. Avrupa n n en ya l toplumuna sahip olan Almanya da ya l lar n siyasi fonksiyon alanlar ndan d land klar öne sürülmektedir. Toplumun kilit noktalar nda yer ya l lar n azl bu alanlarda temsil edilmedikleri dü üncesini yaratmaktad r. Bu yüzden ya l lar temsil eden merecilerin eksikli inden söz edilmektedir. Ama bunun siyasi alanlardan d lanma anlam na gelmedi i de öne sürülmektedir. Seçimle ba a getirilenlerin toplum her kesiminin haklar n ayn ölçüde savunacaklar öne sürülmektedir. Pratikte uygulanmas mümkün olmayan bu dü üncelere ne ya l lar ne gençler inanmaktad r. Siyasetçi ilk etapta, oy potansiyeli güçlü olan kesimlerin dertleriyle ilgilenir. Durumun mant bunu gerektirir. Çünkü iktidara gelebilmesi için oylar n ço unu almas gerekir. Ancak ya l lar n buna seyirci kalmak niyetinde olmad klar da dikkat çekmektedir. Son y llarda yerel siyaset alan nda, ya l temsilcilerinin say lar nda art oldu u görülmektedir. Örne in bu say n n Almanya da 700 ü a t tespit edilmi tir. Ya l seçmenlerin say s artt kça, kurum ve kurulu lardaki, organizasyonlardaki, siyasi partilerdeki ve sendikalardaki bask lar da artmaktad r. Organizasyonlar, demografik geli melere uyum sa lamaya yönelten bu durum, örne in CDU yu (Alman Hristiyan Birli i) 1988 y l ndan beri ya l üyelerini Ya l lar Birli i ad alt nda organize etmeye yöneltmi tir. SPD (Alman Sosyal demokrat Partisi) 1994 y l ndan beri 60plus Çal ma Birli i ad alt nda ya l lar için özel bir çal ma grubu olu turmu tur. Bu grubun 1995 y l nda yapt ilk kongrenin slogan Trend Biziz! oldu. Demografik de i melerin, ya l lar siyasi alanda güçlü k ld na i aret eden örneklerden biridir. Sendikalar ya l üyelerini organize etmek için çaba harcamaktad r. Say lar artt kça toplumdaki varl klar daha iyi alg lanmaya ba lanan ya l lar n siyasi bir güç haline gelmeleriyle birlikte, kurum ve kurulu larda olu an tepkilerin, Türkiye de meydana gelmemesinin sebebi ya l oran n n yeterince yüksek olmay yla aç klanabilir. Ama 2020 li y llarda bu durumun de i mi olaca n gösteren birçok gösterge vard r. Yak n vadede ku aklar aras nda olas bir iktidar kavgas n n ba layabilece ini de dikkate almak gerekir. Endüstri ülkelerinde ya l lara gizli ya da beyan edilen iktidar gücü olarak bak lmaktad r. kincisine daha çok e ilim vard r. Ya l lar n siyasete ilgi duymad klar görü ünün de yanl oldu u belirlenmi tir. Ya l lar siyasete büyük ilgi duymaktad r. Sadece ileri ya lardan sonra bu ilgide azalma tespit edilmektedir. Buna kar n hangi ya tan itibaren siyasete ilgisizli in ba lad n söylemek mümkün de ildir. Baz lar na göre 75-80, baz lar na göre 70 ya ndan itibaren siyasete kar ilgisizlik ba lar. Bütün bu geli meleri birbiriyle ili kilendirince, gençli in 20.yüzy l n ba lar nda ya l lar kar s nda elde etti i zaferi, 21.yüzy lda korumas n n zor olaca ortaya ç k yor. Siyasi ve ekonomik alanda yönetimi elinde bulunduran genç ku aklar, ço alanya l lar n kar s nda elde ettikleri zaferin göreceli oldu unu hissediyolar. Say lar n n artmas, ya l lar hem siyasi bir potansiyel haline getirmi tir, hem de endüstrile me sürecinde büyük bir ekonomik gücün sahibi haline gelmi tir. Bu aç dan ya l ve genç ku aklar aras nda yeni bir iktidar kavgas n n ba lad, bunun Türkiye de de gelecek dönemlerde ya anabilece ini hesaba katmak gerekiyor. Ya l lar iktidar ele geçirmeyi de il, onu kendi beklentileri do rultusunda yönlendirmeyi isteyecektir. Bu da genç ku aklar n beklentilerine uymayan yeni durumlar n ortaya ç kmas na, ku aklar aras ili kilerin toplum genelinde bozulmas na yol açacakt r. De i en Aile Yap s Toplumda ku aklar ço ald halde, birarada ya ayan ku aklar azalm t r. Geçmi in büyük ailesi, modernle me süreci içinde yerini çekirdek aileye b rakm t r. Toplumsal ko ullar aile üyeleri aras nda her iki taraf için tatmin edici olan ili kiler aç s ndan elveri li görünmemektedir. Daha ziyade ku aklar aras anla mazl k potansiyelinin artmas na yol açan durumlar dikkate almak gerekir. Demografik de i imlerden ötürü ya l lar n ili kileri de i mektedir. Hem e ili kileri hem de çocuklar ve torunlar yla ili kilerinde bu görülmektedir. Evlilikler azal rken, evlilik ya da büyümektedir. En az ndan bir kere evlilik yapma olas l hem erkek hem kad n aç s ndan azalmaktad r. Endüstri toplumlar nda bu daha belirgindir. Türkiye de de, özellikle yeni yeti en ku aklarda bu e ilime rastlama olas l n n büyük oldu unu, yapt m z ara t rmada tespit etmi bulunuyoruz. Örne in Almanya da 1960 y l na göre 1990 y l nda evliliklerin %60 a kadar

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır.

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. KAVRAMLAR Büyüme ve Gelişme Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. Büyüme Büyüme, bedende gerçekleşen ve boy uzamasında olduğu gibi sayısal (nicel) değişikliklerle ifade edilebilecek yapısal

Detaylı

Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün

Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün Veri Toplama Yöntemleri Prof.Dr.Besti Üstün 1 VERİ (DATA) Belirli amaçlar için toplanan bilgilere veri denir. Araştırmacının belirlediği probleme en uygun çözümü bulabilmesi uygun veri toplama yöntemi

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 18 Aral k 1979 da Birle mi Milletler Genel cinsiyet ayr mc l n yasaklayan ve kad n haklar n güvence alt na alan

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor?

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Doç.Dr. Nilgün GÖRER TAMER (Şehir Plancısı) Her fakülte içerdiği bölümlerin bilim alanına bağlı olarak farklılaşan öznel

Detaylı

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Siirt Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama

Detaylı

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Gelişim psikolojisi, bireylerin yaşam boyunca geçirdiği bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal

Detaylı

MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ PROJE DANIŞMANLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ PROJE DANIŞMANLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ PROJE DANIŞMANLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı,

Detaylı

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 18 (2012) 287-291 287 KİTAP İNCELEMESİ Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri Editörler Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice

Detaylı

Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi

Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi özcan DEMİREL 1750 Üniversiteler Yasası nın 2. maddesinde üniversiteler, fakülte, bölüm, kürsü ve benzeri kuruluşlarla hizmet birimlerinden oluşan özerkliğe ve kamu

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler 1.Temel Kavramlar Abaküs Nedir... 7 Abaküsün Tarihçesi... 9 Abaküsün Faydaları... 12 Abaküsü Tanıyalım... 13 Abaküste Rakamların Gösterili i... 18 Abaküste Parmak Hareketlerinin Gösterili i... 19 2. lemler

Detaylı

Yapı ve Deprem Yönetmelikleri, alan kullanım yönetmeliklerinin gözden geçirilmesi ve gerekiyorsa yeniden düzenlenmesi

Yapı ve Deprem Yönetmelikleri, alan kullanım yönetmeliklerinin gözden geçirilmesi ve gerekiyorsa yeniden düzenlenmesi Afet Yö netimi İnsan toplulukları için risk oluşturan afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması, afetlere karşı hazırlıklı olunması, afet anında hızlı ve etkili bir kurtarma, ilk yardım, geçici barındırma

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Muş Alparslan Üniversitesi Uzaktan

Detaylı

Brexit ten Kim Korkar?

Brexit ten Kim Korkar? EDAM Türkiye ve Avrupa Birliği Bilgi Notu Brexit ten Kim Korkar? Haziran 2016 Sinan Ülgen EDAM Başkanı 2 23 Haziranda İngiliz halkı, İngiltere nin AB de kalıp kalmayacağına dair bir halkoyuna katılacak.

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL Sözlerime gayrimenkul ve finans sektörlerinin temsilcilerini bir araya

Detaylı

İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET. Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2

İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET. Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2 İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET DOI= 10.17556/jef.54455 Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2 Genişletilmiş Özet Giriş Son yıllarda

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

SOSYAL ŞİDDET. Süheyla Nur ERÇİN

SOSYAL ŞİDDET. Süheyla Nur ERÇİN SOSYAL ŞİDDET Süheyla Nur ERÇİN Özet: Şiddet kavramı, çeşitli düşüncelerden etkilenerek her geçen gün şekillenip gelişiyor. Eskiden şiddet, sadece fiziksel olarak algılanırken günümüzde sözlü şiddet, psikolojik

Detaylı

Anaokulu /aile yuvası anketi 2015

Anaokulu /aile yuvası anketi 2015 Anaokulu /aile yuvası anketi 2015 Araştırma sonucu Göteborg daki anaokulları ve aile yuvaları ( familjedaghem) faaliyetlerinde kalitenin geliştirilmesinde kullanılacaktır. Soruları ebeveyn veya veli olarak

Detaylı

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU I- 2008 Mali Yılı Bütçe Sonuçları: Mali Disiplin Sağlandı mı? Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan 2008 mali yılı geçici bütçe uygulama sonuçlarına

Detaylı

S V L TOPLUM, YEREL YÖNET MLER VE GENÇL K AB ÜYEL YOLUNDA" S V L TOPLUMLA D YALOG TOPLANTISI 4 SONUÇ B LD RGES 11 ARALIK 2010, STANBUL

S V L TOPLUM, YEREL YÖNET MLER VE GENÇL K AB ÜYEL YOLUNDA S V L TOPLUMLA D YALOG TOPLANTISI 4 SONUÇ B LD RGES 11 ARALIK 2010, STANBUL S V L TOPLUM, YEREL YÖNET MLER VE GENÇL K AB ÜYEL YOLUNDA" S V L TOPLUMLA D YALOG TOPLANTISI 4 SONUÇ B LD RGES 11 ARALIK 2010, STANBUL "Sivil Toplum, Yerel Yönetimler ve Gençlik AB Üyeli i Yolunda Sivil

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9

BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9 BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9 Attila Hancıoğlu ve İlknur Yüksel Alyanak Sağlık programlarının izlenmesi, değerlendirilmesi ve ileriye yönelik politikaların belirlenmesi açısından neonatal, post-neonatal

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

MİKRO İKTİSAT ÇALIŞMA SORULARI-10 TAM REKABET PİYASASI

MİKRO İKTİSAT ÇALIŞMA SORULARI-10 TAM REKABET PİYASASI MİKRO İKTİSAT ÇALIŞMA SORULARI-10 TAM REKABET PİYASASI 1. Firma karını maksimize eden üretim düzeyini seçmiştir. Bu üretim düzeyinde ürünün fiyatı 20YTL ve ortalama toplam maliyet 25YTL dir. Firma: A)

Detaylı

BİREYSEL SES EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN GELENEKSEL MÜZİKLERİMİZİN DERSTEKİ KULLANIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE BEKLENTİLERİ

BİREYSEL SES EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN GELENEKSEL MÜZİKLERİMİZİN DERSTEKİ KULLANIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE BEKLENTİLERİ BİREYSEL SES EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN GELENEKSEL MÜZİKLERİMİZİN DERSTEKİ KULLANIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE BEKLENTİLERİ Dr. Ayhan HELVACI Giriş Müzik öğretmeni yetiştiren kurumlarda yapılan eğitim birçok disiplinlerden

Detaylı

YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü

YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİNİN TANIMI Yetişkinler din eğitimi kavramını tanımlayabilmek için önce yetişkinler eğitimini tanımlayalım. En çok kullanılan ifade ile yaygın

Detaylı

İ.Esenyurt Üniv.2016 Yüksek Lisans / Bahar Dönemi Yönetimde Yeni Gelişmeler Sunum 02. Hazırlayan; Erkut AKSOY

İ.Esenyurt Üniv.2016 Yüksek Lisans / Bahar Dönemi Yönetimde Yeni Gelişmeler Sunum 02. Hazırlayan; Erkut AKSOY 1 Yönetimde Yeni Gelişmeler Yalın Organizasyonlar Sunumu; Erkut AKSOY Kaynak; Öğrenci No.:1432110032 2016 Bahar Dönemi Yüksek Lisans III.Dönem YALIN ORGANİZASYONLAR ZASYONLAR; Daha önceki konularda değindiğimiz

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi

Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi ÜN VERS TEYE G R SINAV S STEM NDEK SON DE KL E L K N Ö RENC LER N ALGILARI Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi

Detaylı

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18 http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/201203... 1 of 5 6 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28225 Atatürk Üniversitesinden: YÖNETMELİK ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ASTROFİZİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

Detaylı

Başkan Acar Bursa da Sosyal Güvenlik Reformunu Anlattı

Başkan Acar Bursa da Sosyal Güvenlik Reformunu Anlattı Başkan Acar Bursa da Sosyal Güvenlik Reformunu Anlattı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: - 2008 YILINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TEMELLERİ ATILDI - İLAÇ VE TIBBİ MALZEME KONUSUNDA

Detaylı

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır.

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır. SAYI: 2013/03 KONU: ADİ ORTAKLIK, İŞ ORTAKLIĞI, KONSORSİYUM ANKARA,01.02.2013 SİRKÜLER Gelişen ve büyüyen ekonomilerde şirketler arasındaki ilişkiler de çok boyutlu hale gelmektedir. Bir işin yapılması

Detaylı

TİSK GENEL SEKRETERİ BÜLENT PİRLER'İN DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE ÇOCUK İŞGÜCÜNE İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİDİR

TİSK GENEL SEKRETERİ BÜLENT PİRLER'İN DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE ÇOCUK İŞGÜCÜNE İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİDİR TİSK GENEL SEKRETERİ BÜLENT PİRLER'İN DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE ÇOCUK İŞGÜCÜNE İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİDİR Çocuğun çalışması, hemen bütün ülkelerde yaşanmakta olan evrensel bir olgudur ve önemli bir sosyal

Detaylı

İşletme Gelişimi Atölye Soruları

İşletme Gelişimi Atölye Soruları İşletme Gelişimi Atölye Soruları Şemsettin Akçay Satış Pazarlama ve İnovasyon Mühendisi İşletmenizi Başarıya Götüren 50 Soru! Bir gün küçük kızımız Lara (o zaman 3.5 yaşındaydı): Baba deniz gölgesi nedir,

Detaylı

Firmadaki Mevcut Öğrenme Faaliyetleri 2.2. Aşama

Firmadaki Mevcut Öğrenme Faaliyetleri 2.2. Aşama DE/11/LLP-LDV/TOI 147 420 Firmadaki Mevcut Öğrenme Faaliyetleri 2.2. Aşama 1. Adınız: 2. İşletmenin Adı: 3. Tarih: Evet Hayır Bilmiyorum 1. Mevcut işinizde mesleki eğitim fırsatlarına erişebiliyor musunuz?

Detaylı

TÜİK KULLANICI ANKETİ SONUÇLARI

TÜİK KULLANICI ANKETİ SONUÇLARI TÜİK KULLANICI ANKETİ SONUÇLARI Aralık 1 Giriş Kurumumuz taraf ndan üretilen istatistikler kullan c lara çeşitli kanallar yoluyla sunulmakta, hizmet kalitesini artt rmak ve kullan c ihtiyaçlar n karş lamak

Detaylı

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler Endüstri Mühendisliğine Giriş Jane M. Fraser Bölüm 2 Sık sık duyacağınız büyük fikirler Bu kitabı okurken, büyük olasılıkla öğreneceğiniz şeylere hayret edecek ve varolan bilgileriniz ve belirli yeni becerilerle

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA. Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA. Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir. Gereğini arzederim. M. Akif HAMZAÇEBİ İstanbul Milletvekili 1 GENEL GEREKÇE

Detaylı

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı Panel Konuşması Erdem BAŞÇI 7 Nisan 2012, İstanbul Değerli Konuklar, Dünya ekonomisinin son on yılda sergilediği gelişmeler emtia fiyatları üzerinde

Detaylı

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar 2013 / 2014 SAYI: 04 Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar Haftanın Bazı Başlıkları Sağ ve Sol Beynin Şifreleri Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları

Detaylı

SANAL DĠLĠN DĠLĠMĠZDE YOL AÇTIĞI YOZLAġMA HAZIRLAYAN: CoĢkun ZIRAPLI Ġsmail ÇEVĠK. DANIġMAN: Faik GÖKALP

SANAL DĠLĠN DĠLĠMĠZDE YOL AÇTIĞI YOZLAġMA HAZIRLAYAN: CoĢkun ZIRAPLI Ġsmail ÇEVĠK. DANIġMAN: Faik GÖKALP SANAL DĠLĠN DĠLĠMĠZDE YOL AÇTIĞI YOZLAġMA HAZIRLAYAN: CoĢkun ZIRAPLI Ġsmail ÇEVĠK DANIġMAN: Faik GÖKALP SOSYOLOJĠ ALANI ORTAÖĞRETĠM ÖĞRENCĠLERĠ ARASI ARAġTIRMA PROJE YARIġMASI BURSA TÜRKĠYE BĠLĠMSEL VE

Detaylı

HEMŞİRE İNSANGÜCÜNÜN YETİŞTİRİLMESİ VE GELİŞTİRİLMESİ

HEMŞİRE İNSANGÜCÜNÜN YETİŞTİRİLMESİ VE GELİŞTİRİLMESİ HEMŞİRE İNSANGÜCÜNÜN YETİŞTİRİLMESİ VE GELİŞTİRİLMESİ Doç. Dr. Ülkü TATAR BAYKAL İÜ Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Hemşirelikte Yönetim Anabilim Dalı ve Yönetici Hemşireler Derneği Yönetim Kurulu

Detaylı

SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com

SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com Giriş Yönetim alanında yaşanan değişim, süreç yönetimi anlayışını ön plana çıkarmıştır. Süreç yönetimi; insan ve madde kaynaklarını

Detaylı

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2:

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: A N A L Z Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: Sektör Mücahit ÖZDEM R May s 2015 Giri Geçen haftaki çal mam zda son aç klanan reel ekonomiye ili kin göstergeleri incelemi tik. Bu hafta ülkemiz

Detaylı

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi,

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi, 27 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28246 Bingöl Üniversitesinden: YÖNETMELİK BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK ARAŞTIRMA VE REHBERLİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

Halkla İlişkiler ve Organizasyon

Halkla İlişkiler ve Organizasyon Halkla İlişkiler ve Organizasyon A. ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ Halkla İlişkiler ve Organizasyon Hizmetleri alanı, küreselleşen dünya içinde kurum ve kuruluşlar için bir ihtiyaç olarak varlığını hissettirmektedir.

Detaylı

YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ 22 Mayıs 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28300 Kafkas Üniversitesinden: YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve

Detaylı

PROJE ODAKLI İŞ GELİŞTİRME; Kent Atölyeleri örneği

PROJE ODAKLI İŞ GELİŞTİRME; Kent Atölyeleri örneği PROJE ODAKLI İŞ GELİŞTİRME; Kent Atölyeleri örneği A.Faruk GÖKSU-ÇEKÜL Vakfı www.cekulvakfi.org.tr www.kentselyenileme.org ÇEKÜL Vakfı, kurulduğu günden bugüne kadar, Kendini Koruyan Kentler adı altında,

Detaylı

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır.

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır. Yazıyı PDF Yapan : Seyhan Tekelioğlu seyhan@hotmail.com http://www.seyhan.biz Topolojiler Her bilgisayar ağı verinin sistemler arasında gelip gitmesini sağlayacak bir yola ihtiyaç duyar. Aradaki bu yol

Detaylı

İSTEK ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT LİSESİ

İSTEK ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT LİSESİ İSTEK ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT LİSESİ MAYIS, 2016 MESLEK SEÇİMİ VE KARİYER PLANLAMADA VELİNİN ROLÜ PSİKOLOJİK DANIŞMA VE İÇİNDEKİLER: Meslek Seçiminin Önemi Meslek Nedir? Kariyer Meslek Seçiminde Dikkat Edilecekler

Detaylı

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012 Hazırlayanlar Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi Laura D. Tyson, Kaliforniya Berkeley Üniversitesi Saadia Zahidi, Dünya Ekonomik Forumu Raporun

Detaylı

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Beşinci İzmir İktisat Kongresi Finansal Sektörün Sürdürülebilir Büyümedeki Rolü ve Türkiye nin Bölgesel Merkez Olma Potansiyeli 1 Kasım

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

ARAŞTIRMA PROJESİ NEDİR, NASIL HAZIRLANIR, NASIL UYGULANIR? Prof. Dr. Mehmet AY

ARAŞTIRMA PROJESİ NEDİR, NASIL HAZIRLANIR, NASIL UYGULANIR? Prof. Dr. Mehmet AY ARAŞTIRMA PROJESİ NEDİR, NASIL HAZIRLANIR, NASIL UYGULANIR? Prof. Dr. Mehmet AY Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü 29.03.2012 / ÇANAKKALE Fen Lisesi ARAŞTIRMA PROJESİ

Detaylı

KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL DERGİLER YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL DERGİLER YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Senato: 2 Mart 2016 2016/06-6 KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL DERGİLER YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve Kapsam MADDE 1- Bu Yönergenin amacı, Kahramanmaraş

Detaylı

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (Değişik:RG-14/2/2014-28913) (1) Bu Yönetmeliğin amacı; yükseköğrenim

Detaylı

Deprem Yönetmeliklerindeki Burulma Düzensizliği Koşulları

Deprem Yönetmeliklerindeki Burulma Düzensizliği Koşulları Deprem Yönetmeliklerindeki Burulma Düzensizliği Koşulları Prof. Dr. Günay Özmen İTÜ İnşaat Fakültesi (Emekli), İstanbul gunayozmen@hotmail.com 1. Giriş Çağdaş deprem yönetmeliklerinde, en çok göz önüne

Detaylı

ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö

ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö G R ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö rencilerin Türkçe ö renirken yapt anla malardan dolay,

Detaylı

5. ÜNİTE KUMANDA DEVRE ŞEMALARI ÇİZİMİ

5. ÜNİTE KUMANDA DEVRE ŞEMALARI ÇİZİMİ 5. ÜNİTE KUMANDA DEVRE ŞEMALARI ÇİZİMİ KONULAR 1. Kumanda Devreleri 2. Doğru Akım Motorları Kumanda Devreleri 3. Alternatif Akım Motorları Kumanda Devreleri GİRİŞ Otomatik kumanda devrelerinde motorun

Detaylı

a) Birim sorumluları: Merkez çalışmalarının programlanmasından ve uygulanmasından sorumlu öğretim elemanlarını,

a) Birim sorumluları: Merkez çalışmalarının programlanmasından ve uygulanmasından sorumlu öğretim elemanlarını, NİĞDE ÜNİVERSİTESİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu yönetmeliğin amacı, Niğde Üniversitesine bağlı olarak kurulan

Detaylı

Türkiye İlaç Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı Toplantısı

Türkiye İlaç Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı Toplantısı Türkiye İlaç Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı Toplantısı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKAN YARDIMCISI YADİGAR GÖKALP İLHAN: -GELİŞMEKTE OLAN SAĞLIK SEKTÖRÜ VE SAĞLIĞA ERİŞİMDEKİ ARTIŞ, KAMU HARCAMALARINI

Detaylı

5510 sayılı SGK kanunu hakkında duyurular

5510 sayılı SGK kanunu hakkında duyurular 23/11/2008 Aylık prim ve hizmet belgesi 23 Kasım 2008 tarihli ve 27063 sayılı resmi gazete tebliğinde Aylık Prim Ve Hizmet Belgesinin güncel formatı yayınlanmıştır. Bu yönde personel paketinde de 4.0.13

Detaylı

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor!

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dursun YILDIZ topraksuenerji 21 Ocak 2013 ABD Petrol İhracatçısı Olacak. Taşlar Yerinden Oynar mı? 1973 deki petrol krizi alternatif enerji arayışlarını arttırdı.

Detaylı

MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ)

MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) HALKLA İLİŞKİLER VE ORGANİZASYON HİZMETLERİ ALANI ANKARA 2007 ÖĞRENME FAALİYETİ -19 HALKLA İLİŞKİLER VE

Detaylı

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Ekim 14, 2011-2:43:35 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ''Bedensel, işitme ve görme özürlüler kendi içinde sınava tabi tutulacak. 2012 yılının ilk çeyreğinde

Detaylı

İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ ÜNİVERSİTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ VE ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM

İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ ÜNİVERSİTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ VE ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ ÜNİVERSİTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ VE ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Genel Esaslar Amaç Madde 1- (1)Bu

Detaylı

ÇEVRE KORUMA KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK

ÇEVRE KORUMA KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK ÇEVRE KORUMA VE KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK Çevre neden bu kadar önemli? Sera etkisi artıyor Doğal kaynaklar bitiyor Maliyetler yükseliyor Gelir eşitsizliği uçurumu büyüyor 2002 yılında Johannesburg da

Detaylı

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın BDDK Başkanım, İktisadi Araştırmalar Vakfı, Borsamız

Detaylı

Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri

Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri Prof.Dr. Cevat NAL Selçuk Üniversitesi Mühendislik-Mimarl k Fakültesi Dekan Y.Doç.Dr. Esra YEL Fakülte Akreditasyon Koordinatörü

Detaylı

EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları. Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA

EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları. Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA Dersin Amacı Bu dersin amacı, öğrencilerin; Öğretmenlik mesleği ile tanışmalarını, Öğretmenliğin özellikleri

Detaylı

Buradaki bilgiler özet olup genel hatları ile tanımlamalar bulunmaktadır. Derste anlatılan örnekler ve analizler bu dokümanda yer almaktadır.

Buradaki bilgiler özet olup genel hatları ile tanımlamalar bulunmaktadır. Derste anlatılan örnekler ve analizler bu dokümanda yer almaktadır. Buradaki bilgiler özet olup genel hatları ile tanımlamalar bulunmaktadır. Derste anlatılan örnekler ve analizler bu dokümanda yer almaktadır. GİRİŞ İnşaat sektörü, barınma ihtiyacı başta olmak üzere insanların

Detaylı

GALATA YATIRIM A.Ş. Halka Arz Fiyat Tespit Raporu DEĞERLENDİRME RAPORU SAN-EL MÜHENDİSLİK ELEKTRİK TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

GALATA YATIRIM A.Ş. Halka Arz Fiyat Tespit Raporu DEĞERLENDİRME RAPORU SAN-EL MÜHENDİSLİK ELEKTRİK TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 22-11-2013 Fiyat Tespit Raporu DEĞERLENDİRME RAPORU İş bu rapor, Galata Yatırım A.Ş. tarafından, Sermaye Piyasası Kurulu nun 12/02/2013 tarihli ve 5/145 sayılı kararında yer alan; payları ilk kez halka

Detaylı

SİRKÜLER 2009 / 32. 1- İşsizlik Ödeneği Almakta Olan İşsizleri İşe Alan İşverenlere Yönelik Sigorta Primi Desteği

SİRKÜLER 2009 / 32. 1- İşsizlik Ödeneği Almakta Olan İşsizleri İşe Alan İşverenlere Yönelik Sigorta Primi Desteği KONU SİRKÜLER 2009 / 32 Sigorta Primi Desteklerine Yönelik Yeni Düzenlemeler (5921 Sayılı Kanun) Genel Olarak İşsizlikle mücadeleye yönelik bir yasal düzenleme olarak nitelendirilebilecek olan 5921 Sayılı

Detaylı

UNIVERZITET U TRAVNIKU PRAVNI FAKULTET SOSYAL HUKUK SOSYAL GÜVENLİK T-152/14 MURAT VELİ ÇAKIR

UNIVERZITET U TRAVNIKU PRAVNI FAKULTET SOSYAL HUKUK SOSYAL GÜVENLİK T-152/14 MURAT VELİ ÇAKIR UNIVERZITET U TRAVNIKU PRAVNI FAKULTET SOSYAL HUKUK SOSYAL GÜVENLİK T-152/14 MURAT VELİ ÇAKIR Sosyal Güvenlik Nedir? Sosyal güvenlik, bireylerin ve ailelerin ekonomik ve sosyal risklerle karşılaşmaları

Detaylı

ÇEVRE KORUMA TEMEL ALAN KODU: 85

ÇEVRE KORUMA TEMEL ALAN KODU: 85 TÜRKİYE YÜKSEKÖĞRETİM YETERLİLİKLER ÇERÇEVESİ () TEMEL ALAN YETERLİLİKLERİ ÇEVRE KORUMA TEMEL ALAN KODU: 85 ANKARA 13 OCAK 2011 İÇİNDEKİLER 1.BÖLÜM: ÖĞRENİM ALANLARI VE ÇALIŞMA YÖNTEMİ...3 1.1.ISCED 97

Detaylı

Para Arzı. Dr. Süleyman BOLAT

Para Arzı. Dr. Süleyman BOLAT Para Arzı 1 Para Arzı Bir ekonomide dolaşımda mevcut olan para miktarına para arzı (money supply) denir. Kağıt para sisteminin günümüzde tüm ülkelerde geçerli olan itibari para uygulamasında, paranın hangi

Detaylı

Kalite Güvence ve Standartları

Kalite Güvence ve Standartları Dersin İşlenişi Kalite Güvence ve Standartları KONULAR (%) Standardizasyon Kalite ve Kalite Kavramları Kalite Güvence, TKY Mesleki Standartlar 30 10 45 15 GİRİŞ 1. Standardizasyonun gelişim sürecini 2.

Detaylı

Amacımız Fark Yaratacak Makine Mühendisleri Yetiştirmek - OAIB Moment Expo

Amacımız Fark Yaratacak Makine Mühendisleri Yetiştirmek - OAIB Moment Expo Sayfa 1 / 6 OCAK 2016 SAYI: 92 Gelişen teknolojiye ayak uydurabilen, teknik bilgi ve becerilere sahip fark yaratacak lider makine mühendisleri yetiştirmek üzere yola çıktıklarını belirten MEF Üniversitesi

Detaylı

Avrupa Adelet Divanı

Avrupa Adelet Divanı Avrupa Adelet Divanı Avrupa Adalet Divanı Çev: Alpay HEKİMLER * Karar Tarihi : 22.11.2012 Sayısı : C-385/12 Kısmi süreli çalışan işçilerin diğer işçilere oranla daha uzun süreli emeklilik sigortasına prim

Detaylı

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI Portal Adres NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI : www.cayyolu.com.tr İçeriği : Gündem : http://www.cayyolu.com.tr/haber/nijerya-dan-gelen-yolcuda-ebolaya-rastlanmadi/96318 1/3 SAGLIK IÇIN EGZERSIZ

Detaylı

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ Belirli amaçları gerçekleştirmek üzere gerçek veya tüzel kişiler tarafından kurulan ve belirlenen hedefe ulaşmak için, ortak ya da yöneticilerin dikkat ve özen

Detaylı

KAR YER GÜNLER PROJES. Murat F DAN

KAR YER GÜNLER PROJES. Murat F DAN KAR YER GÜNLER PROJES Murat F DAN 2012-2013 AYBASTI ANADOLU L SES KAR YER GÜNLER PROJES PROJE SAH OLAN OKUL AYBASTI ANADOLU L SES PROJEN N ADI KAR YER GÜNLER PROJEN N AMACI rencilerin meslekleri her yönüyle

Detaylı

Hayata Dokunan Bir El: YEDAM (Yeşilay Danışma Merkezi)

Hayata Dokunan Bir El: YEDAM (Yeşilay Danışma Merkezi) Hayata Dokunan Bir El: YEDAM (Yeşilay Danışma Merkezi) Bağımlılıkta rehabilitasyon süreci dediğimizde bağımlı bireylerin psikolojik ve sosyal destek ile hayata yeniden kazandırılması kast edilmektedir.

Detaylı

ALMANYA DA 2011 OCAK AYI İTİBARİYLE ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK ALANINDA MEYDANA GELEN ÖNEMLİ GELİŞMELER. 1. İstihdam Piyasası

ALMANYA DA 2011 OCAK AYI İTİBARİYLE ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK ALANINDA MEYDANA GELEN ÖNEMLİ GELİŞMELER. 1. İstihdam Piyasası ALMANYA DA 2011 OCAK AYI İTİBARİYLE ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK ALANINDA MEYDANA GELEN ÖNEMLİ GELİŞMELER 1. İstihdam Piyasası Federal İstatistik Dairesi nin verilerine göre, Almanya da toplam çalışanların

Detaylı

HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU?

HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU? HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU? Rıza KARAMAN Kamu İhale Mevzuatı Uzmanı 1. GİRİŞ İdareler, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarına çıkarken

Detaylı

Tematik Ağ Projesi AEHESIS

Tematik Ağ Projesi AEHESIS Tematik Ağ Projesi AEHESIS Aligning a European Higher Education Structure In Sport Science Spor Bilimleri Eğitimini Avrupa Yükseköğretiminde Uyumlaştırma 3. Yıl Proje Raporu - Özet - 2006 PROJE HAKKINDA

Detaylı

Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz

Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz Rakamlarla Sektörümüz: 3 kıtadan 77 ülkeye doğrudan hizmet götüren, Toplam Yatırımı 5 Milyar Doları aşan, Yan sektörleri ile birlikte yaklaşık

Detaylı

Ara rma, Dokuz Eylül Üniversitesi Strateji Geli tirme Daire Ba kanl na ba

Ara rma, Dokuz Eylül Üniversitesi Strateji Geli tirme Daire Ba kanl na ba 1.1 Ara rman n Amac Ara rmada, Dokuz Eylül Üniversitesi Strateji Geli tirme Daire Ba kanl na ba olarak hizmet vermekte olan; 1. Bütçe ve Performans Program ube Müdürlü ü 2. Stratejik Yönetim ve Planlama

Detaylı

B E Y K E N T Ü N İ V E R S İ T E S İ S O S Y A L B İ L İ M L E R E N S T İ T Ü S Ü İ Ş L E T M E Y Ö N E T İ M İ D O K T O R A P R O G R A M I

B E Y K E N T Ü N İ V E R S İ T E S İ S O S Y A L B İ L İ M L E R E N S T İ T Ü S Ü İ Ş L E T M E Y Ö N E T İ M İ D O K T O R A P R O G R A M I B E Y K E N T Ü N İ V E R S İ T E S İ S O S Y A L B İ L İ M L E R E N S T İ T Ü S Ü İ Ş L E T M E Y Ö N E T İ M İ D O K T O R A P R O G R A M I İLİŞKİSEL PAZARLAMA 31 MAYIS 2014 K O R A Y K A R A M A N

Detaylı

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti içi disiplin mekanizması (cinsel taciz, aile içi şiddet vs. gibi durumlarda işletilen) AKP CHP MHP BBP HDP Parti içi disiplin

Detaylı

BÜRO YÖNETİMİ VE SEKRETERLİK ALANI HIZLI KLAVYE KULLANIMI (F KLAVYE) MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

BÜRO YÖNETİMİ VE SEKRETERLİK ALANI HIZLI KLAVYE KULLANIMI (F KLAVYE) MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü BÜRO YÖNETİMİ VE SEKRETERLİK ALANI HIZLI KLAVYE KULLANIMI (F KLAVYE) MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2009 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde

Detaylı

Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man

Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man 214 EK M-ARALIK DÖNEM BANKA KRED LER E M ANKET Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man nin 214 y dördüncü çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 9 Ocak 215

Detaylı

TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI İZMİR ŞUBESİ 31. OLAĞAN GENEL KURULU

TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI İZMİR ŞUBESİ 31. OLAĞAN GENEL KURULU TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI İZMİR ŞUBESİ 31. OLAĞAN GENEL KURULU EMO İZMİR ŞUBESİ 30. DÖNEM İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ KOMİSYON RAPORU 6 Şubat 2016 Türkiye her 100 bin çalışan başına düşen ölümlü

Detaylı