ATATÜRK TÜRKÇE İBADET

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ATATÜRK TÜRKÇE İBADET"

Transkript

1 Bilmek Gerek A. Erdem Akyüz 10 ATATÜRK VE TÜRKÇE İBADET Her eserin orijinali yani aslı, en güzel şeklidir. O eserin kopyaları, tercümeleri, benzerleri, aslının yerini tutamaz. Bir kitabın çok fazla ve değişik tercümeleri olabilir. Bu tercümelerin bir kısmı, eserin aslını çok güzel yansıtmış olabilir. Ama bu durum dahi bir yansıtmadan öte geçemez, eserin aslının yerini tutamaz. Bir sanat eserinin, tablonun, çok yeni ve değişik tekniklerle özgün fotoğrafları çekilebilir. Bir heykelin kopyası çıkarılabilir, benzerleri yapılabilir ama bunlar da o resmin ve tablonun aslının yerini olsa

2 olsa, mükemmel bir taklit olarak kabul edilebilir. Yazılı bir eserdeki bir kelimenin vurgusunu, bir tablodaki bir fırça darbesinin bir boya kabartısının verdiği görselliği, bir heykelin aslındaki ufak bir kıvrımın yerini hiçbir benzer eser yansıtamaz. Ama bu benzersiz eserlerin korunması, yaygınlaştırılması, tüm insanlar tarafından görülmesi, bilinmesi ve örnek alınması için; tercümelerinin, kopyalarının, benzerlerinin yapılması zorunludur. Aksi takdirde, bu benzersiz eserler bir bilinmezlik ve anlaşılmazlık örtüsü altında değerlerini yitirir ve zamanla yok olurlar. Kutsal kitap ve eserler için de aynı durum söz konusudur. İnsanlar bu kutsal kitapları, kendi dillerinde okuyup anlayacaklardır ki, onun kurallarını bilsinler ve uygulasınlar. Her dinde; kutsal kitaplarda öngörülen ibadete çağrının belli şekil ve yöntemleri vardır. Hiç kuşkusuz ki bunların içinde en mükemmel olanı ezan dır. Ezan duyuru anlamına gelmektedir. Duyurulan şey; namaz vakti ve namaza çağrıdır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde de ezan ın, hutbe nin, namazın ve hatta Kur an ın Türkçeleştirilmesi gerektiği görüşleri savunulmuştur. İnsanlar bu kutsal kitapları, kendi dillerinde okuyup anlayacaklardır ki, onun kurallarını bilsinler ve uygulasınlar. Türk düşünürü ve devlet adamı Ali Suavi ( ), Türklerin dünyanın en eski ve en uygar ırklarından biri olduğu ve Türkçenin en eski ve yerleşik dillerden biri olduğu savı ile; ezanın ve namazda surelerin Türkçe okunması gerektiği görüşünü savunmuştur. Türk dil, tarih ve edebiyatı üzerinde derin araştırmaları ve eserleri olan Macar edebiyatçı İgnaz Kunoş ( ); 1926 yılında İstanbul Üniversitesi nde verdiği konferansta, ilk Türkçe ezanın Osmanlı İmparatorluğu zamanında okunduğunu ifade etmiş ve Osmanlı topraklarına 1885 yılında yaptığı ziyaretle ilgili olarak şunları anlatmıştır: Gel Şehzadebaşı ndaki sakin kahveler. Direklerarası ndaki kıraathaneler Biri söylerse, öbürü dinler. Akşam da oldu ikindi, mumlar şamdanlara dikildi. Şerefeye çıkmış müezzinler, Kıble tarafına dönüp ellerini yüzlerine örtüp ince ince ezan okumaya başladılar. 11

3 Bir millet haline gelmenin başlıca koşulu kendi öz diline sahip olmak ve kullanmaktır. Bu hususu gören ve bilen Mustafa Kemal Atatürk, konuyu Türk Dili, Türk Milletinin kalbidir, beynidir şeklinde dile getirmiştir. Yoktur tapacak, Çalab dır ancak. (1) Ezanın ve ibadetin Türkçeleşmesini ve Kuran ın anlayarak okunmasını, önemli olanın Kuran ın manasını anlamak olduğunu savunanlardan biri de İstiklal Marşı nın şairi Mehmet Akif Ersoy dur. Gerçek bir aydın müslüman ve vatansever olan Mehmet Akif; Kur an ın manasını anlamanın önemli olduğunu şu şekilde ifade etmiştir: Çünkü biz bilmiyoruz dini. Evet, bilseydik, Çare yok, gösteremezdik bu kadar sersemlik. Böyle gördük dedemizden! diye izmihlali 12 Boylayan bir sürü milletlerin olsun hali, İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de! Yoksa, bir maksat aranmaz mı bu ayetlerde? Lafzı muhkem yalnız, anlaşılan, Kuran ın: Çünkü kaydında değil hiçbirimiz mananın. (2) Türkçe, insanlığın en eski ve köklü dillerinden biridir. Bütün dünyada ve özellikle Orta Asya da bulunan Türklerle, atalarımızla olan ortak dilimizdir. Karamanoğlu Mehmet Bey 1277 yılında: Bu günden gerü divanda, dergâhta, barigahtta, meclisde, meydanda ve dahi her yerde Türkçe den başka dil kullanılmaya. diye buyurmuştur. Bu konuda Ziya Gökalp in şu dizlerini de hatırlamakta yarar vardır: Türklüğün vicdanı bir, Dini bir, imanı bir; Fakat hepsi ayrılır Olmazsa lisanı bir. Ziya Gökalp ın şiirinde net ve özlü bir şekilde belirttiği üzere, bir millet haline gelmenin başlıca koşulu kendi öz diline sahip olmak ve kullanmaktır. Bu hususu gören ve bilen Mustafa Kemal Atatürk, konuyu Türk Dili, Türk Milletinin kalbidir, beynidir şeklinde özetlemiş ve dile getirmiştir.

4 1932 yılında 3 Şubat a rastlayan Kadir Gecesinde, Ayasofya da yatsı namazının ardından otuz hafızın mevlit ve Türkçe Kuran okuması, tüm yurtta ve dünyada heyecan yarattı. Gazeteler tarihi anları sayfalarına taşıdılar. Seneler boyu süren bütün bu görüşler, gelişmeler sonucu 1931 yılının Aralık ayında, Mustafa Kemal Atatürk ün emriyle içlerinde Hafız Burhan, Sadettin Kaynak, Hafız Nuri gibi dönemin önemli hafızlarının bulunduğu bir komisyon kurularak, Dolmabahçe Sarayı nda Kur an ın, Ezan ın ve Hutbe nin Türkçeleştirilmesi çalışmalarına başlanmıştır. Kur an ın Türkçe tercümesi ilk kez 22 Ocak 1932 yılında İstanbul da Yerebatan Camii nde Hafız Yaşar (Okur) tarafından okundu. Hafız Yaşar Bey, Kuran dan seçtiği bir parçayı önce Arapca, sonra Türkçe okudu. Türkçe Kur an-ı Kerim çok beğenildi ve yaygınlaşmaya başladı. Hatta gazetelerde, hangi camilerde Türkçe Kur an okunacağı duyuruluyor ve büyük ilgi topluyordu. Bu denemenin ardından Hafız Burhan, Hafız Kemal ve Hafız Rıfat gibi devrin en ünlü hafızları İstanbul un çeşitli semtlerindeki camilerde, Türkçe mukabele okumaya başladılar. 3 Şubat a rastlayan Kadir Gecesinde, Ayasofya da yatsı namazının 13

5 ardından otuz hafızın mevlit ve Türkçe Kur an okuması, tüm yurtta ve dünyada heyecan yarattı. Elli bini aşkın insan Ayasofya nın içini ve çevresini doldurdu, program radyodan naklen yayınlandı. Türkçe Kur an okunması, özellikle kadınların camileri doldurmasına neden oldu. Gayrimüslimler de konuya büyük ilgi gösterdi. Ayasofya daki törene, Evkaf İdaresi nden izin almak suretiyle, binlerce gayrimüslim vatandaş katıldı. (3) İlk Türkçe Ezan, 30 Ocak 1932 tarihinde, Hafız Rıfat Bey tarafından Fatih Camii nde okundu. Radyodan ilk okunuşunda, Finlandiya Müslümanlarından tebrik ve teşekkür telgrafları geldi. Kabul edilen Türkçe metin şöyle idi: Tanrı Ulu dur, Tanrı Ulu dur; Şüphesiz bilirim, bildiririm: Tanrı dan başka yoktur tapacak, Şüphesiz bilirim, bildiririm: Tanrı nın elçisidir Muhammed. Haydin namaza, haydin felâha, Namaz uykudan hayırlıdır. Tanrı Ulu dur, Tanrı Ulu dur. Tanrı dan başka yoktur tapacak Diyanet İşleri Başkanlığı 1932 yılında bir genelge yayınlayarak, ezanın Türkçe okunmasını istedi yılından 1950 yılına kadar tam on sekiz sene, Türkiye de insanlar Türkçe ezanla namaz vaktini öğrendi. Ezanın, Türkçe veya Arapça okunması yolunda, bir kanun yoktu ve halen de yoktur. Başta da belirttiğimiz üzere; her eserin orijinali yani aslı, en güzel şeklidir. O eserin kopyaları, tercümeleri, benzerleri, aslının yerini tutamaz. Bu itibarla, Kur an-ı Kerim in ve ezan ın orijinal şekli hiçbir şekilde değişmeyecek, unutulmayacak, daima hatırlanacak, söylenecek değerdedir. Ancak inananların; bu değerleri kendi öz ve ana dilleriyle okuyup anlamaları ve orada yer alan kuralları anlayıp, öğrenerek uygulayabilmeleri de aynı ölçüde önemli ve kaçınılmazdır. Namaza çağrının, insanların konuştuğu ve anladığı dilde yapılmasından daha doğal bir şey olamaz. Bu istek ve özlemi büyük şair Ziya Gökalp şu şekilde dile getirmiştir: Bir ülke ki, camiinde Türkçe ezan okunur. Köylü anlar manasını namazdaki duanın Bir ülke ki, mektebinde Türkçe Kuran okunur Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüda'nın Ey Türk oğlu, işte senin orasıdır vatanın. (1) Çalab ın Türkçe karşılığı; Tanrı, Allah dır. (2) Mehmet Akif Ersoy, Safahat adlı şiir kitabının 153. Sayfasından, şiirde geçen izmihlal kelimesi yıkılma, çökme anlamındadır. (3) 365 Gün Atatürk Takvimi Başlıktaki ibadet kelimesinin karşılığı TDK Sözlüğünde dinin buyruklarını yerine getirme olarak karşılanmıştır. Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete maliktir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet, milletimizin kalb ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz. (1923) M. Kemal Atatürk 14