VEHİM ve GERÇEKLİK ARASINDA AMERİKA - İRAN İLİŞKİLERİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "VEHİM ve GERÇEKLİK ARASINDA AMERİKA - İRAN İLİŞKİLERİ"

Transkript

1 VEHİM ve GERÇEKLİK ARASINDA AMERİKA - İRAN İLİŞKİLERİ ÖNSÖZ İRAN DEVRİMİNİN GERÇEK YÜZÜ 1. Devrim Nasıl Gerçekleşti? 2. İran'ın Devlet Yapısında Caferilik 3. İran Anayasası Neden İslami Değil İRAN AMERİKA İLİŞKİLERİ 1. ABD'nin İran Devrimindeki Rolü 2. İran ile ABD nin Ortadoğu ve Bölgesel Siyasetteki Uyumlulukları İRAN IN NÜKLEER FAALİYETLERİ 1. Nükleer Silah ve Bu Silaha Sahip Olan Ülkeler 2. İran'ın Nükleer Faaliyetleri A. İran'ın Anlaşmadaki Taahhütleri B. Anlaşma Çerçevesinde İran'ın Kazanımları C. Nükleer Anlaşma Başarı mı Yoksa Taviz mi? D. Yahudi Varlığı "İsrail" için Nükleer Anlaşmanın Önemi E. Amerika Neden İran ın Nükleer Sorununu Sıcak ve Canlı Tutuyor? F. Nükleer Anlaşmanın Suriye Devrimi İle Bağlantısı SON DÖNEM TÜRKİYE - İRAN İLİŞKİSİ SONSÖZ

2 GİRİŞ بسم هللا الرمحن الرحيم 1979 yılında Humeyni, İslam Devrimi adı verilen bir darbe ile Şah ın yerine İran da yeni bir yapıyı kurduğunda, tüm dünya Müslümanlarını heyecanlandırdığı ve etkilediği gibi, Türkiye deki Müslümanları da etkiledi ve heyecanlandırdı. Devrim öncesinde Humeyni nin İran devrimi ile ilgili olarak; devrimin desteklenmesi, benimsenmesi veya Türkiye ye de taşınması konusunda herhangi bir faaliyetinin bulunmamasına rağmen, yalnızca İslami Devrim olduğu varsayımı ile Türkiye deki Müslümanların bir kısmı, bu devrimden fazlasıyla etkilendi. Dolayısıyla "İslami Devrim" varsayımı ile Türkiye de devrime duyulan sempati sonrasında İrancılar diye bilinen bir yapı dahi oluştu. Bunların bir kısmı kendi aralarında organize olmuş irili ufaklı yapılar halinde faaliyet gösteren gruplardı. Bazıları ise grup organizasyonuna dahi gerek duymadan sadece duygusal etkenlerle İran ı ve devrimini destekleyen bir konumda bulundular. O dönemde Ali Şeriati başta olmak üzere İranlı bazı yazarların kitapları, hemen Türkçeye tercüme edilip okundu. Devrim sonrası seksenli yıllar boyunca ve doksanlı yılların ortalarına kadar devam eden bu İran sempatizanlığı; Müslümanların aktif siyasete (demokratik parlamento çatısı altında) dâhil olmaları ile yavaşladı ve zayıfladı. Bu etki kaybının nedeni, aslında bugün bile tam olarak anlaşılmış değildir. Çünkü İran, devlet yapısı ve anayasası açısından bir İslam Devleti değildi. Hakeza Türkiye'de gayri İslami bir yönetim ile yönetiliyordu. Türkiye Müslümanlarının İran sempatizanlığında yaşadıkları gerilemenin bir başka önemli nedeni, devrim sonrası beklentilerle, uygulamaların aynı olmamasıydı. Bu durum, daha devrim yapıldığında azda olsa genel siyasi basirete sahip Müslümanlar tarafından görülmüştü. Ama genel olarak Türkiye Müslümanları, İran ı Amerika ya kafa tutan, İsrail'e düşman olan ve İslam şeriatını uygulayan bir ülke olarak görürlerdi. Hatta devlet, laikliği korumak ve şeriattan korkutmak için uzun yıllar İran'ı bir öcü, bir tehdit olarak gösterdi halkına. İşlenen birçok faili meçhul cinayeti de Müslümanlarla ilişkilendirerek, İran ile bağlantılı olarak gösterdi. Ancak acı bir hakikat vardı ki o da İran ın, Müslümanlar üzerindeki etkisini azalttı. Bunların başında, büyük şeytan dediği ABD'ye karşı hiç bir engellemede bulunmaması, işgalci Yahudi varlığının tüm katliamlarına karşı tek bir mukabele dahi göstermemiş olması ve İslam ile Müslümanları ilgilendiren birçok sıcak meselede esas sayılabilecek hiçbir şey yapmamasıdır. Fakat tüm bunlara rağmen, ne Türkiye, ne de dünya Müslümanları, İran gerçeğini net bir şekilde bir türlü kavrayamadılar. Yahudi varlığının Müslüman beldelerin tam ortasındaki kutsal topraklarda işgal ve katliam yapmasına ses çıkarmamasını bırakın, ABD'nin Afganistan ve Irak işgallerinde ona fiili olarak açık destek vermesi bile, genel kamuoyunda İran'ın gerçek yüzünü ortaya çıkaramadı. Çünkü kamuoyunu yönlendiren en önemli güç olan medya, Batılı sömürgecilerin güdümündedir. Özellikle ABD'nin etkisi altındaki yerli ve yabancı tüm medya organları, 2000'li yıllardan sonra İran tarafından başlatılan nükleer faaliyetler nedeniyle, İran ile Amerika arasında savaşın yaşanacağına dair söylentileri yayıp durdular. Gerek uluslararası ilişkiler uzmanı akademisyenler, gerekse birtakım köşe yazarları, İran ile Amerika arasında bir savaşın yaşanabileceğine, Amerika nın İran ı her an vurabileceğine ilişkin hedef saptıran yönlendirmeler yaptılar. Öyle ki kimileri, ABD'nin İran'ı vurma planına ilişkin tarih bile verdi. Bu medya dezenformasyonu ile ABD-İran işbirliği hep gizlendi ve böylelikle İran'ın gerçek yüzü bir türlü görünemedi.

3 İran ın, Suriye olayları sürecinde açık bir şekilde (ABD ve diğer bölge ülkeleri Beşşar'a verdikleri desteği gizlediler) Beşşar Esed in yanında yer almasına kadar yaşanan siyasi olay ve gelişmelerin hiçbirisi, Müslümanların gözleri önündeki perdenin yırtılmasını sağlamadı. Ne zaman ki İran, katil Esed rejiminin yanında yer aldı, asker ve lojistik desteği ile Baas'a can suyu oldu, işte o zaman maskesini düşürdü. Böylece İran'ın bölgedeki gizli ve kirli siyaseti aşikâr oldu. İran devriminden bu güne İran hakkında okunan, söylenen ve konuşulan bunca bilgi kirliliğine rağmen Hizb-ut Tahrir, bu bilgi kirliliğinden hiçbir surette etkilenmedi. Günümüz İran rejiminin ve yöneticilerinin gerçeğini, bugün nasıl ortaya koyuyorsa, devrimin hemen akabinde de ortaya koydu. Bu hususta imkânları ölçüsünde tüm dünya Müslümanlarını bilgilendirdi. İran İslam Cumhuriyeti nin İslami bir devlet olmadığını ve İran anayasasının İslami bir anayasa olmadığını, devrimin ilk yılında Humeyni'ye de bildirdi. Bu devrimin İslami bir devrim olabilmesi için Humeyni den, Raşidi Hilafet'i ilan etmesini ve hazırlamış olduğu anayasa tasarısını kabul etmesini istedi. Ancak Hizbut Tahrir'in bu teklifine icabet edilmedi. Bizler Hizb-ut Tahrir / Türkiye Vilayeti olarak, özellikle Türkiye'deki Müslüman kamuoyunun doğru bilgilere sahip olabilmesi için İran hakkında bir araştırma dosyası hazırladık. Bu dosya ile de İran ın vakıasını gözler önüne sermek istedik. İran gerçeği ile ilgili olarak konuşulacak ve söylenecek çok fazla söz olmasına rağmen, konu hakkında daha fazla detaya girmeden, bu kadarının bile düşünen, okuyan ve siyaseti takip eden hakkaniyetli bir kimse için yeterli olacağını düşünüyor ve hayırlara vesile olmasını Allah Subhanehu ve Teâlâ dan niyaz ediyoruz.

4 İRAN DEVRİMİNİN GERÇEK YÜZÜ Birinci Dünya savaşından sonra Ortadoğu'da Osmanlı Hilafet Devletinden koparılan beldeler, İngiltere öncülüğünde adeta cetvelle çizilircesine yeniden dizayn edilerek büyük pay İngilizlerin elinde kalacak şekilde İtalyan ve Fransızlar arasında bölüştürüldü. Gücü iyice zayıflamış olan Hilafet Devleti, Batı hadaratına âşık jön Türkler tarafından kaldırılınca, bu topraklar sömürgeleştirildi ve kaynakları yağmalandı. Yıllar sonra İkinci Dünya savaşında İngilizlere yardım eden ABD, bu desteğinin karşılığında Ortadoğu'da nüfuz ve pay sahibi olmak istedi ve ilk defa Ortadoğu'ya nüfuz etme imkânı buldu. İngilizlerin öncülüğünde kutsal Mescid-i Aksa toprakları üzerinde işgalci Yahudi varlığı İsrail devletinin kurulması ile İslam dünyası, Hilafet'in kaldırılmasından sonra en büyük ikinci sarsıntıyı yaşadı. Ortadoğu'daki kukla Arap yönetimlerin İsrail e karşı aldıkları göstermelik yenilgiler, Müslümanları hüsrana uğrattı. İsrail'in bu sahte başarısı, bölgede kendi güvenliğini güçlendirirken, Arap yönetimlerinin de başarısızlığını ve ihanetini gösteriyordu. ABD, İsrail'in güvenliğini korumak için Ortadoğu da Yahudi varlığını tehdit edecek bir düşman üretmek ve bu düşmanı daimi surette aktif kılmak istiyordu. Aynı zamanda zaten İngiliz yanlısı olan Şah dönemini kapatıp, yüzü ABD'ye dönük olan İran için çabalıyordu. Her iki açıdan bakıldığında gerçekleşen İran devrimi ile ABD, bu iki gayesini gerçekleştirmiş gözüküyor. Her ne zaman kutsal topraklara bir Yahudi saldırısı olmuş olsa, İran hemen İsrail'e savaş ilan ediyor! Hemen kürsülerden İsrail'i tehdit eden ve onu kökünden kazıyacağına dair beyanatlar veriyor. Zira ABD için İsrail'i tehdit eden bir varlık olmazsa, İsrail güçlenemez ve güvenliğinin korunması için uluslararası güçlü bir kamuoyu oluşturulamaz. Bu plan çerçevesinde İran'ın ABD'ye düşmanca tavır alması, İslam dünyası ve İslami kamuoyu açısından İran'ın menfaatinedir. Çünkü İran, 30 küsur yıl kendisini İslam devrimini gerçekleştirmiş bir ülke ve ekol olarak tanıtmaktadır. İslam devrimi ile Müslümanların sempatisini kazanmak isteyen bir ülke, doğal olarak ABD'ye düşman olmalıdır. Peki, gerçekte tüm bu danışıklı dövüşün arkasında neler yatıyor? Azılı bir ABD ve İsrail düşmanı gibi gözüken, ama aslında ABD ile işbirliği içinde bulunan ve dolaylı olarak İsrail'in güvenliğini koruyan İran'ın, 1979'da gerçekleştirdiği devrimin gerçeği nedir? 1- İRAN DEVRİMİ NASIL GERÇEKLEŞTİ Öncelikle devrimin izlerini irdeleyip bundan 35 sene önceye, yani 1979 yıllarına geri dönecek olursak, bu devrimin yapı taşlarında ABD mührünün olduğunu görmüş olacağız. Bu çok sarsıcı bir iddia değil, aksine kanıtlanmış ve teyit edilmiş bir gerçekti. Öyle ki İran'ın ilk Cumhurbaşkanı Ebu'l Hasan Beni Sadr, Cumhurbaşkanlığı yaptıktan sonraki bir tarihte, yani tam olarak tarihinde el-cezira kanalına, Humeyni'nin kaldığı Fransa'nın "Nofel Loshato" bölgesine Beyaz Saray'dan delegelerin geldiklerini ve bu delegeleri İranlı yetkililerin (Yazdî, Bazargan, Musevî ve Ardibîlî) karşıladıklarını ifşa etmişti. Dolayısıyla devrim öncesi Paris'te ABD ile devrim liderleri arasında birçok görüşmeler olmuştu. Bu görüşmelerden en önemlisi, Paris'in banliyölerinde gerçekleşen Reagan ve Bush grubu ile Humeyni'nin grubu arasında anlaşmaların imzalandığı Ekim görüşmesidir. Zira Humeyni, İran'ın içişlerine müdahale etmemesi şartıyla Amerika ile

5 işbirliğine hazır olduğunu, bu görüşmede açıklamıştı. Bunun ardından Humeyni 1 Şubat 1979 günü Fransız havayollarına ait bir uçakla Tahran a indi. Amerika ise, yönetimi Humeyni ye teslim etmesi için Şahpur Baytiyar a baskı yaptı ve Humeyni nin gelişine karşı çıkacak olan İran ordu komutanlarını tehdit etti. Böylelikle Humeyni İran devrimini yapabildi. Ardından diğer İslam beldelerinde kapitalist Batı sistemlerine göre hazırlanmış olan anayasalar gibi bir anayasanın hazırlanması tamamlandı. Devrimin başlangıcında Hizb-ut Tahrir, Humeyni ye, İran anayasasının İslami anayasa olmadığını gösteren bir reddiye gönderdi. Ayrıca Amerika ile yardımlaşmaması ve İslami bir anayasa ilanında bulunması hususunda ona nasihatte bulundu. Ancak o bu nasihati dinlemedi, İslam a muhalif olan bir anayasaya ve kapitalist Batı nizamı olan Cumhuriyet sistemi ile bir devlet kurmayı tercih etti. 2- İRAN'IN DEVLET YAPISINDA CAFERİLİK İran devriminin İslami bir motif olarak Türkiye ve diğer Müslüman beldelere sunulması ve İslam dünyası için modelleştirilmesine gelince; İran Anayasasında devletin dininin İslam olduğunun yazmasının hiç bir önemi yoktur. Çünkü yönetim sistemi cumhuriyettir, bakanlıkların dağılımı, parlamentonun görevi, güçler ayrımı ve buradaki yetkiler konusu gibi anayasa bir bütün olarak kapitalist sistemlere uygun bir yapıdadır. İran devleti, anayasanın kaynağı olarak İslam akidesini kendisine esas kabul etmemiş, aksine devleti mezhepçi bir devlet kılmak için anayasaya, İran devletinin mezhebinin Caferi mezhebi olduğunu belirten bir madde koymuştur. Ancak anayasada yer alan İran ın resmi dini on ikinci imam Caferi mezhebine göre İslam dır maddesi, İslam ülkelerindeki birçok anayasalarda bulunan bir madde gibi olup, bu madde devletin İslam esası üzere kurulu olduğu veya İslam Risaletini taşıdığı anlamına gelmez. Tam tersine birtakım merasimlerde ve bayramlarda, insanların inançlarına, ibadetlerine ve hayatları ile ilgili bazı hususlara ilişkin bir bakıştır. İran, mevcut uluslararası sisteme göre hareket etmekte olup, Birleşmiş Milletler ve İslam Birliği Teşkilatı gibi devletlerarası veya bölgesel örgütlere kapitalist sistem esasına göre üyedir. Devletlerarası ilişkilerinin hiçbiri İslam esasına göre değildir. Bu nedenledir ki İran devletinin özel bir Risalet inin ve İslam dan kaynaklanan muayyen bir projesinin bulunduğu söylenemez. Bilakis İran yönetiminin vakıasının, milliyetçi ve vatancı bir kimliğe sahip olduğu görülmektedir. İran devleti, resmi mezhep olarak Caferi mezhebini benimsemiştir. Ancak bunu taşıyacağı bir Risalet ve proje olarak benimsememiş, yönetimini de bu mezhebe göre kurmamıştır. Anayasasını da buna göre oluşturmamıştır. Anayasasında bu mezhepten alınmış maddeler bulunmamaktadır. Tam tersine anayasada var olan yönetim sistemi, dış politika, ordu, emniyet teşkilatı gibi hususlara ait maddelerin tümü kapitalist sistemden alınmıştır. Dolayısıyla İran; yönetim sistemi, dış siyaset, ordu iç ve siyaset konularında ne İslam'ı nede Caferiliği esas almıştır. Bu konularda laik kapitalist sistemi kendisine esas alan İran, hem İslam, hem de Caferiliği bölgesel menfaatleri için kullanmıştır. Hatta bugün de kullanmaya devam etmektedir. Onun bu durumu, sistemin çıkarlarını gerçekleştirmek için Hicaz topraklarında yaygın olan Hanbeli mezhebini kullanan Suudi yöneticilerine benzemektedir. Ancak İran, mezhepçilik boyutunu, kendisine tabiler ve destekçiler kazanmak veya onlarla çalışmaya hazır hale getirmek için kullanmaktadır. Onlarda mezhep milliyetçiliği duygularını kışkırtmakta ve böylelikle Caferi mezhebine veya Şiiliğe hizmet için değil, milli çıkarlarına hizmet

6 etmek için onları kolayca kullanmaktadır. İran ın milli çıkarları gerektirmedikçe, Caferi mezhebine veya Şia ya herhangi bir yardımda bulunmaması bunun delilidir. Mesela O, Amerika ya tabi, laik bir yönetim olan Irak ve Suriye yönetimlerini desteklemektedir. İran, milli çıkarları ile çeliştiğinde mezhebi yöne önem vermemektedir. Azerbaycan, 1989 yılının sonlarında Sovyetler Birliğinin boyunduruğundan kurtulmak istemiş ve insanlar birleşmek için İran sınırına yığılmışlardı. Rusya ise 1990 yılının başında Bakü ye girmiş, kendilerine tabi olmayan bir yönetimi değiştirmek ve eski komünistlerden olan uşaklarını yönetime getirmek için katliam yapmıştı. İşte o gün İran, Rus zulmünden ve komünizm pisliğinden kurtulmak isteyen ve hukukları çiğnenen Müslümanlara yardım etmemişti. Oysa Azerbaycan nüfusunun büyük bir kısmı İran ın resmi mezhebine ait tabilerden oluşmaktadır. Ermenistan, 1994 yılında Rusların desteği ile Azerbaycan ın yaklaşık %20 sini işgal ettiğinde ve bir milyondan fazla Azeri, topraklarından göç etmek zorunda kaldığında da İran, Azerbaycan a yardım etmemiştir. Bu trajik durum halen daha orada varlığını devam ettirmektedir. Tüm bunlara rağmen İran, Azerbaycan a karşı Ermenistan la ilişkilerini geliştirmiştir. İslam'ı tümden esas kabul edip bunun üzerinden siyaset geliştirmesini bırakın, İran, eğer gerçekten söylediği gibi Caferiliği esas almış olsaydı, 1989 yılında Sovyet Rusya'nın boyunduruğundan ve komünizmin tüm pisliklerinden kurtulmak için İran'a yaklaşıp destek görmek isteyen Azerbaycan halkına yardım ederdi. Bilakis İran, kendisi ile mezhebi birlikteliği olan ve kendisine yaklaştığı ve destek beklediği apaçık olan Azerbaycan halkının yanında değil, bu halkı Komünist ajanlar yolu ile yönetmeyi isteyen Rusya'nın yanında olmuştur. İşte İran'ın ne İslami, ne de mezhebi olmayan siyasetinin gerçeği, buradan açık bir şekilde anlaşılmaktadır. 3- İRAN ANAYASASI NEDEN İSLAMİ DEĞİL İran Anayasası ile ilgili değerlendirmeyi yapmadan önce bir devlet ne zaman İslâmî bir devlet olur, bir Dâr ne zaman Dâr-ul İslam olur ve bir Anayasa ne zaman İslâmî Anayasa olur konularına açıklık getirmek gerekmektedir: Bir devletin İslami bir devlet olabilmesi için üç şart gerçekleşmelidir: 1. Devlet, İslami akide ye dayanmalıdır. 2. Anayasa ve kanunları meydana getiren her unsur, bu akideye bina edilmelidir. 3. Bütün kanaatleri, kavram ve ölçüleri İslami akideden fışkırmalıdır. Bir memlekette şu iki şart gerçekleşmedikçe, o yer Dâr-ul İslam olamaz. 1. Her bölgesine İslam Ahkâmı nın tatbik edilerek o yer, İslam Sultası (Otoritesi) ve Hâkimiyeti altında bulunmalıdır. 2. Oranın emniyeti, güvenliği Müslümanların güç ve sultasıyla sağlanmış olmalıdır. Bir anayasanın, İslami Anayasa olabilmesi için de ŞU iki şart var olmalıdır. 1. İslami Akide temeli üzerine oturmalıdır. 2. Her maddesi; Allah ın Kitabı olan Kur an-ı Kerim den ve Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem in Sünnetinden veya bu ikisinin gösterdiği ölçülerden (Sahabe İcması ve Kıyas) olmalıdır. Her şeyden önce şunu söylemek gerekir: 1979 devrimini İslami bir devrim olarak göstermeye çalışan İran'ın hazırladığı Anayasa, bütün Müslümanları kapsayıcı nitelikte

7 hazırlanmış bir Anayasa değildir. Bu Anayasa, küfür nizamları altında ezilen bütün Müslümanları birleştirecek, onların yaşadıkları bütün İslam memleketlerini tek bir parça haline getirecek, hepsini kaynaştırarak tek bir Devlet yapacak ve bütün Müslümanların Halifesi olacak bir başkanın hükmüyle idare edilecek İslâmî bir Devletin anayasası olacağı düşüncesi ile hazırlanmamıştır. Aksine İslam Devleti nin anayasası olarak hazırlayacağı yerde, Kavmi (Milliyetçi) bir devletin yani İran Devleti nin anayasası olarak hazırlamıştır. Bunun için anayasada geçen birçok ibarede, bu anayasanın İran Cumhuriyeti nin anayasası olduğu, Devlet başkanının, bakanların ve meclis üyelerinin İranlı olmalarının şart olduğu ifade ediliyor. İranlı olma şartı her bölümde belirtilmesine ayrı bir özen gösterilmiş. Anayasa, devletin bayrağını İran Bayrağı ve yazı ile haberleşmede Farsçayı resmî dil olarak kabul etmiştir. Bütün bunlardan anlaşıldığı gibi bu anayasa, İslami bir devletin değil, aksine bir kavmin anayasası olarak görülmüştür. Çünkü İslami bir anayasa, kavmiyet açısından içinde hiçbir ibare taşımamalı ve bütün maddeleri şer i hükümlerden almalıdır. Aynı zamanda böyle bir anayasa, bir cemaate veya gruba değil, bütün Müslümanlara şamil olmalıdır. İran Anayasasının hazırlanmasında İslami Akide temel olarak alınmadığı için, haliyle maddeleri de İslami Akide den kaynaklanmamıştır. Bundan dolayı, bu maddeler Allah ın Kitabı ve Rasulü SallAllahu Aleyhi ve Sellem in sünnetinden alınmamıştır. Ancak bazı maddelerde İran da resmî dinin İslam olduğu ifade ediliyor. Bazı maddeleri de tevhid nizamına, İslam ahlâk ve manasına işaret ediyor. Anayasanın içerisinde İslam adına olan şey işte sadece bu kadardır. Zira anayasanın hazırlanmasında Batı da ve Amerika daki kanun çıkartma, hâkimiyet ve kanun uygulama yetkilerini millete veren, halkı tek yetki kaynağı kabul eden, Batı demokrasisi mefhumu esas alınmıştır. Batı daki tüm anayasalar, bu temel esasa göre hazırlanırlar. Onlara göre bütün yetki, milletindir. Hâlbuki İslam, demokrasi kavramını, küfür kavramı olarak kabul etmektedir. Ona dayanan tüm anayasaları ve anayasa hükümlerini küfür kabul etmektedir. Çünkü bunlar, İslami Akide den alınmadığı gibi, Kitap ve Sünnet ten de kaynaklanmamışlardır. Bunlar; beşeri yani insanın yaptığı kanunlardır. Durum böyle iken, anayasanın hazırlanmasında, demokrasinin bu mefhumundan, ondan kaynaklanan anayasalardan ve yine Batı nın kanun ve nizamlarından ilham alındığını, anayasanın hemen hemen bütün maddelerinde görmek mümkündür. İran anayasasında, eğitim ve öğretimin eşit bir şekilde bütün insanlara devlet tarafından yaygın hale getirilmesinin, devletin görevleri arasında olduğu belirtirken, devletin gereğine göre hareket edeceği eğitime ait herhangi bir siyasi görüş ortaya konulmamıştır. Anayasa, eğitim programının esasını beyan etmediği gibi, eğitimin gayesine yönelik herhangi bir açıklıkta getirmemiştir. Hâlbuki bütün insanların belirli bir şekilde istifade etmeleri için, bu konuda açık bir siyasetin benimsenmesi şarttır. Ayrıca bu anayasanın bazı maddelerinde iktisadi ve mali konulara değiniliyorsa da, devletin tatbik etmesi gerekli olan iktisadi nizamın çeşidi izah edilmemiştir. Uygulanacak iktisadi nizamın İslami, Kapitalist veya Komünist bir iktisadi nizam olacağına dair, herhangi bir açıklık getirilmemiştir. Oysa bu hususun da bütün açıklığıyla izah edilmesi vaciptir. İşte bu kısa izahatlar, temeller ve esaslar babından İran anayasasının İslami olmadığının kanıtıdır. Bu konuda yani İran anayasasının tüm maddelerinin detayları hakkında daha derinlikli bir bilgiye sahip olmak için Hizb-ut Tahrir'in 1979'da hazırladığı İran Cumhuriyeti Anayasa Tasarısının Tenkidi adlı kitabı inceleyebilirsiniz. [

8 İRAN AMERİKA İLİŞKİLERİ 1- ABD'NİN İRAN DEVRİMİNDEKİ ROLÜ İran-Amerika ilişkileri, sanıldığı gibi sadece 2013 sonu Obama-Ruhani yakınlaşması ile başlayan ilişkilerden ibaret değildir. Bu ilişkinin geçmişi, devrim yıllarına ve hatta daha evveline dayanır. Zira Humeyni'nin Fransa'nın "Nofel Loshato" bölgesinde bulunduğu sırada Beyaz Saray'dan delegeler onu ziyaret etmişler ve Humeyni ile Amerika, işbirliği üzerinde anlaşmaya varmışlardı. Hatta o günkü Amerikan gazeteleri, bu husustan ve orada yapılan toplantılardan açıkça bahsetmişlerdir. Nitekim devrime yönelik ABD'nin rolünün varlığını, İran'ın ilk Cumhurbaşkanı Ebu'l Hasan Beni Sadr'ın 2000 yılında el-cezira kanalında itiraf ettiğini yukarıda söylemiştik. İran devrimi üzerinde ABD'nin büyük çapta rolünün olduğunu ve hatta devrim yıllarında İran'da binlerle ifade edilen Amerikan ajanının faaliyette olduğunu bağımsız birçok kaynak dile getirdi. Ayrıca bazı ciddi dış politika yazarları da bu önemli ilişkinin farkındalığında kitap ve makaleler yazdılar. Ancak bu farkındalık, Türkiye'deki ve tüm dünyadaki Müslümanların genel kamuoyunu doğru yönde etkileyecek düzeyde olmadı. İran-Amerika ilişkilerinin toplum tarafından nasıl algılanması gerektiğine karar veren ve bu konuda toplumları yönlendirenler, kapitalist güçler ve onların güçlü medya ayaklarıydı. Dolayısıyla İran ile ABD arasındaki bu kadim ilişki kapalı kaldı. Bu ilişkinin açığa çıkması için İran'ın ve ABD'nin bölgede yürüttüğü siyasi politikalara bakmak ve bu politikalardaki gizli ilişkinin kapılarını aralamak gerekmektedir. Tabi bu ilişkiyi oluşturmak, hem ABD, hem de İran için çok kolay olmadı. Çünkü uluslararası kamuoyunda hem iki ezeli düşman olarak gözükeceksiniz, hem de bölge siyaseti üzerinde işbirliğinizi devam ettireceksiniz. Bu her iki taraf için de zor bir durumdu İran devrimin öncesinde ve sonrasındaki atmosfer ve kamuoyu, Amerikan karşıtlığı ile doldurulmuş, halkın trajedilerinden Amerika sorumlu tutulmuş, Şah'ı ve zulümlerini desteklemekle suçlanarak Amerika, büyük şeytan olarak nitelendirilmişti. Bundan dolayı devrim sonrası ilk İran yöneticileri, her iki taraf arasında doğrudan görüşmelerin ve diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasını hemen ilan edemediler. Özellikle Paris te iken Amerika'nın Humeyni ile bağlantılar kurduğunu ve Humeyni devrimine müdahale etmemesi için Amerika'nın İran ordusuna baskı uyguladığını açıklayamadılar. Lakin tüm bunlar gizli kalmadı. Bundan dolayı İran rejimi, Amerikalılarla masaya oturmaya gerekçeler oluşturmak için, Amerika ile sıcak olaylara ihtiyaç hissetti. Bu amaçla tarihinde Humeyni'nin konumunu güçlendirmek, muhaliflerine darbe indirmek ve her iki taraf arasındaki ilişkilerin gerçeğini örtmek için İran ile Amerika arasındaki diplomatik ilişkilerin kesilmesiyle sonuçlanan Amerikan Büyükelçiliği'ndeki rehine olayı tertiplendi. Nitekim daha sonra Amerikan kaynakları, bunun Amerika'nın tertip ettiği bir tiyatro olduğunu söylediler. Aynı şekilde Hasan Beni Sadr, el-cezire ile yapmış olduğu röportajda "bunun Amerikalılar ve planlarıyla yapılan bir anlaşmayla olduğunu ve Humeyni'nin de buna ikna olmasından sonra gerçekleştiğini" söylemiştir. Daha sonra her iki taraf arasında tarihinde Cezayir Anlaşması olarak bilinen anlaşma imzalandı ve bu anlaşma gereği rehineler serbest bırakıldı. Bu anlaşma, Amerikan Başkanı Reagan'ın Amerika'da iktidar dizginlerini devraldığı gün meydana gelmiştir. Tarafların karşılıklı saygı içerisinde olması, üçüncü bir tarafın belirlenip yetkilendirilmesi yoluyla her iki ülkenin çıkarlarının korunması, yeni rejimin İran'ın

9 dondurulmuş varlıklarından talep ettiği 12 milyar doların geri verilmesi gerektiğini anlaşma metnine yazması, Amerika nın Humeyni liderliğindeki yeni rejimi zımnen tanıdığı anlamına gelmekteydi. İran yöneticileri, o zamandan bu yana bu ilişkilerin yeniden başlaması için atmosferler oluşturmak için çalışmakla birlikte, bizzat İranlı yetkililerin ifadeleri ve açıklamalarına göre her ikisi arasındaki gizli bağlantılar ve yardımlaşma kesilmemiş ve bu hal üzere şu ana kadar da devam etmiştir. Sanki her iki ülke arasındaki bu durumun korunması, her ikisinin de faydasına gibidir. Zira İran, Amerika'nın düşmanıymış gibi görünmekte, böylelikle de Amerika ile çalıştığını, sömürgecilik projeleri kapsamında Amerika ile birlikte hareket ettiğini ve bu projeleri uygulamak için yardımcı bir faktör olduğunu gizlemektedir. Aynı şekilde Amerika da İran'a düşmanmış ve ona karşı çalışıyormuş gibi görünmekte, böylelikle de Amerikalıları ve Yahudileri kontrol altına almakta, bölgedeki çıkarlarını gerçekleştirmek için Amerika daki ve Batı'daki İran'a düşman olan kamuoyunu aldatmaktadır. Cumhuriyetin ilan edilmesinin hemen ardından İranlılar tarafından göreve getirilen, ancak daha sonra Amerikan ajanı olmakla suçlanan Cumhurbaşkanı Beni Sadr gibi bazı yöneticilerin, durumlarının açık edilmesinin ve düşürülmesinin nedeni; o dönemde İran'da, Amerika ile ilişkileri olan ve onu devirmek için çalışan güçlü bir muhalif akımın olmasıdır. Nitekim bazen reformcular ve ılımlılar olarak, bazen de muhafazakârlar ve fanatikler olarak nitelendirilen Cumhurbaşkanları, birbirlerini takip etmiştir. Bazen sert, bazen de yumuşak konuşmalara rağmen İran politikasında hiçbir değişime tanık olunmamış ve geriye, pratiği olmayan ve vakıaya intibak etmeyen sözler kalmıştır. Aynı şekilde Amerika da da bazen Cumhuriyetçiler tarafından yapılan sert konuşmalara ve İran ı şer eksenindeki ülkeler listesine koymalarına, bazen de Demokratlar tarafından yapılan yumuşak konuşmalara rağmen, Amerika'nın İran'a karşı tutumu hiç değişmemiş ve İran'a karşı herhangi bir ciddi adım atılmamıştır. Nitekim yeni İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, hükümeti oluşturduğunda şöyle dedi: "Hükümetim, dış politikasında tehditlerin engellenmesini ve gerginliklerin ortadan kaldırılmasını benimseyecektir." [Reuters/ ] Hasan Ruhani Dışişleri Bakanlığı görevine, Birleşmiş Milletler eski Büyükelçisi olan, eğitimini Amerika'da tamamlayan, temel olarak Washington ve Tahran arasındaki zayıf ilişkilerin üstesinden gelme girişiminde bulunmak için birçok gizli müzakere turlarına katılan Muhammed Cevad Zarif'i seçmiştir. Ayrıca Ruhani, seçilmesinin ardından şöyle diyerek daha net bir açıklamada bulunmuştur: "Bizler, İran ile Amerika arasında daha fazla gerilim görmek istemiyoruz. Mantığımız bize, gelecek için daha fazla düşünmeye ve geçmiş sorunlar hakkında çözümler oluşturmak ve işleri yeniden düzeltmek için oturmaya çalışmaya ihtiyaç olduğunu bize haber vermektedir." [Reuters/ ] Amerikan Başkanı Obama da ona şöyle cevap vermiştir: "Amerika, uluslararası toplumun İran'ın nükleer silahları hakkındaki endişeleriyle tam bir şekilde başa çıkmak için diplomatik bir çözüme ulaşmak amacıyla İran hükümetiyle doğrudan görüşmeler yapmaya hazır olmaya devam edecektir." [Reuters/ ]

10 2- ABD İLE ORTADOĞU VE BÖLGESEL SİYASETTEKİ UYUMLULUKLARI İran ın bölgede uyguladığı siyasi çalışmaların tümü, vakıası itibariyle Amerikan projeleriyle uyumludur. Şimdi bu politikaları maddeler halinde sıralayarak İran-ABD ilişkisinin gerçeğini ortaya koyalım. 1- Lübnan: İran Lübnan'da kendisine ait ve kendi mezhebini takip eden bir parti (Hizbullah) kurup silahlandırmış ve böylece orada, Lübnan ordusundan ayrı özel bir ordu haline gelmiştir. Nitekim Lübnan rejimi, bu partiyi ve silahlarını kabul etmektedir. Aynı zamanda Lübnan rejiminin Amerikan politikasını takip ettiği de çok açık bilinmektedir. Dolayısıyla Lübnan rejimi, İran'ın partisi (Hizbullah) dışındaki partilerin silah taşımalarına izin vermemekte veya diğer partilerin silahlı olmalarını da kabul etmemektedir. Hatta Lübnan'daki İran partisi, İran'ın yaptığı gibi Amerika ile irtibatlı olan Suriye rejimine açık destek vermektedir. Amerika ise İran partisinin, laik Beşşar Esed rejimine destek vermek için Suriye'ye müdahale etmesine izin veren Lübnan rejimini engellememekte, dolayısıyla da Amerika bu partinin Lübnan ordusu tarafından engellenmeksizin Suriye'ye müdahale etmesini zımnen onaylamaktadır. 2- Irak: Amerika, 2004'te Irak ı işgal ettiğinde beklemediği bir direnişle karşılaşmıştı. İran, Şia mezhebine tabi olanları Amerikan işgaline ve kurulan kukla yönetime meşruiyet kazandırmak için ve direnişin karşısında duran bir tavır takınması konusunda yönlendirdi. Özellikle 2005 yılından sonra İran destekli İbrahim Caferi, sonra da Maliki liderliğindeki koalisyon partilerinin iktidara ulaşmalarına, Amerika tarafından izin verildi. Bu hükümetler Amerika tarafından kurulmuş ve onunla irtibatlı olan hükümetlerdir. İran tarafından desteklenen Maliki hükümeti, Amerika nın resmi olarak Irak işgalinin sona ermesinden sonra Amerika nın nüfuzunu korumak için Amerika ile güvenlik ve stratejik işbirliği anlaşmaları imzalamıştır. İranlı sorumluların Irak ın işgal edilmesinde ve Irak ta Amerikan nüfuzunun istikrarını temin etmek üzere Amerika ile yardımlaştıklarını itiraf etmeleri, İran ın rolünü ve Amerika ile ittifakını göstermektedir. İşgalden sonra İran, hemen Irak ta bir elçilik açmış ve işgalin zirvede olduğu bir dönemde, 2005 yılında İran Dışişleri Bakanı Kemal Horazi Caferi nin seçilmesinin hemen ardından Bağdat ı ziyaret etmiştir. Her iki taraf da Irak ta terörün eleştirilmesi adı altında işgale karşı direniş çalışmalarını eleştirmiş ve kınamışlardır. Caferi nin İran ı ziyaretinde, aralarındaki güvenliğin temelleri için istihbarat alanında yardımlaşmak, sınırların ve geçişlerin kontrolü, Basra nın İran elektrik şebekesi ile bağlanması ve Basra ile Abadan arasında petrol boru hatlarının inşası gibi sayısız anlaşma imzalanmıştır. Amerika ya ve Yahudilere karşı çok kere fırtınalar kopartan, fakat hiçbir sözünü eyleme dönüştürmeyen Ahmedi Necad, doğrudan işgal altında iken 2008 yılında İran Cumhurbaşkanı olarak Irak ı ziyaret etmiştir. Aynı zamanda İran Cumhurbaşkanları arasında, Amerikan işgali altında iken Irak ziyaretleri ile Amerikan çizgisine en fazla yaklaşan kişi Ahmedi Necad tır. Necat, Amerika ya tabi olan ve Amerika nın Irak taki nüfuzunu koruyan Maliki yönetimine olan desteğini yenilemek için, görevden ayrılmadan iki hafta önce de Irak ı tekrar ziyaret etmiştir. Yine Necat, 2010 yılında Amerikan işgalinin gölgesi altında iken Afganistan ı da ziyaret etmiş ve Amerikan işgalinin hizmetçisi olan Karzai ye desteğini sunmuştur. 3- Afganistan: İran, Afganistan da Amerikan işgalini desteklediği gibi, Amerika ya hizmet etmek maksadıyla kurulan Karzai hükümetinin çıkardığı anayasayı da desteklemiştir. Nitekim İran ın eski Cumhurbaşkanı Rafsancani; Şayet Taliban ile savaşta

11 bizim güçlerimizin yardımı olmamış olsaydı, Amerikalılar Afganistan bataklığında boğulurlardı. ifadesiyle bunu teyit etmiştir. [Şark ul Evsat Gazetesi/2 Eylül 2002] Hatemi döneminde parlamento işlerinden sorumlu İran Cumhurbaşkanı yardımcısı Muhammed Ali Ebtahi, günü akşamında Abu Dabi emirliğinde düzenlenen Körfez ve Geleceğin Meydan Okumaları başlıklı konferansında şöyle demiştir: Eğer İran ın yardımları olmamış olsaydı, Kabil ve Bağdat bu kadar kolaylıkla düşmezdi. Ancak bizler ödülü hak ettiğimiz halde şer ekseni haline geldik. [İslamonline.net/ ] Ahmedi Necad, Birleşmiş Milletler Teşkilatı toplantıları münasebetiyle New York Times gazetesinin 26 Eylül 2008 tarihinde kendisi ile yapmış olduğu mülakatta bu türden ifadeleri birçok kez tekrarlamış ve şöyle demiştir: Afganistan la ilgili olarak İran Birleşik Devletlere yardım elini uzatmıştır. Bu yardımlar neticesi ise Amerikan başkanının bize karşı doğrudan askeri saldırı tehditleri olmuştur. Yine ülkemiz Irak ta sükûnetin ve istikrarın sağlanması hususunda Amerika ya yardımlarda bulunmuştur. 4- Suriye: İran'ın Suriye rejimi ile olan ilişkisine gelince; bu, geçen asrın seksenli yıllarının başındaki ilk intifadanın patlak vermesinden beri süren eski bir ilişkidir. Zira bu dönemde İran, Müslüman Suriye halkına baskı uygulayan Suriye rejimine destek vermiştir. Bunu ise Esed ailesi liderliğindeki rejimi destekleyen Amerika'nın projesi kapsamında ve Suriye rejimini korumak için yapmıştır. İran, Suriye'nin kendisiyle savaşan, İslam ile hiçbir ilgisi olmayan, dahası İslam ve ehliyle savaşan Saddam rejiminin türettiği Baascı, milliyetçi ve laik bir rejim olduğunu bilmekte ve onun Amerika ile olan bağlantısının da farkındadır. Dolayısıyla Müslümanların haklarını savunmayı üstlenmemiş, bilakis bunun aksini yaparak onlarla savaşmış, mücrim küfür rejimine yardım etmiş ve hala da bunu yapmaya devam etmektedir. Ayrıca İran rejimi, katil Suriye yönetimi ile olan sağlam ilişkilerini korumakta ve bu ilişkileri, askeriyeyi, ekonomiyi ve siyaseti kapsamaktadır. Nitekim İran, Esed rejimini desteklemek için birçok silah transferi yapmış ve Suriye'de enerji rezervlerinin olmaması nedeniyle ona ucuz fiyata doğalgaz temin etmiştir. Esed rejimi çöküşün eşiğinde iken, İran'ın Suriye ayaklanmasına müdahale etmesi, özel siyasi ilişkiler olarak mülahaza edilebilir. Zira İran'ın, Devrim Muhafız Güçlerini, İran partisi güçlerini ve İran'a bağlı Malikî milislerini gönderme şeklindeki müdahalesi olmamış olsaydı, evet bunlar olmamış olsaydı, Esed ve rejimi çöküp giderdi. Nitekim el-kusayr ve Humus katliamları, el-guta'daki kimyasal katliamlar ve diğer katliamlar, bu müdahalenin tanıklarıdır. 5- Yemen: İran, bölgede Amerika nın etkisinde olmayan devletlere karşıda bir duruş sergilemiş ve onlarla mücadele etmiştir. Mesela Yemen de Hûsi cemaatini yönlendirerek, İngiliz etkisi altındaki Ali Abdullah Salih e karşı çıkmaları için onları silahlandırmış ve ayaklandırmıştır. İşte İran, Yemen konusunda Amerika ile aynı şekilde düşünmekte ve davranmaktadır. Yine İran, Yemen in güneyinde Amerika ya dost laik bir yönetimin kurulması için Amerikan ajanlarından olan ve Yemen de ayrılık çağrılarında bulunan laik güney hareketlerini de desteklemiştir. 6- Nükleer Programlar ve İsrail : Bu mesele, yıllardır yerinde saymaktadır. Hem de Avrupa'nın destekleyip teşvik ettiği Yahudi varlığının, bu yıllar içerisinde birçok kez bu programları vurmakla tehdit etmesine rağmen. Ancak Amerika, Yahudi varlığının karşısında durmuş ve onun bunu yapmasını engellemiştir. Hatta bugün, hala Yahudi varlığını engellemeye devam etmektedir. Nitekim Amerikan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Martin Dempsey, tarihinde bu maksat için Yahudi varlığını ziyaret etmiştir. Zira Kuveyt Haber Ajansı [KUNA], tarihinde Yahudi varlığının ordu radyosundan şu sözleri aktarmıştır: Dempsey'in ziyareti, Amerika Hava Kuvvetleri

12 Komutanı General Mark Welsh'in "İsrail'e" yaptığı tam bir hafta süren ve her iki tarafın da görüşmelerde dönenlerin doğası hakkında konuşmaktan kaçındığı benzer gizli bir ziyaretin ardından gerçekleşmiştir. Nitekim Welsh'in ziyareti, bölgedeki gerginliği ortasında ve "İsrail'in" İran'ı vurma tehditlerinin ardından olduğu için Amerika'nın talebi üzerine gizli tutuldu. KUNA Ajansı şöyle bir eklemede bulunmuştur: Analistler, Amerikan ordu komutanının, yakın gelecekte İran'a karşı dramatik kararlar alınmasının engellenmesi ve Hasan Ruhani'nin İran Cumhurbaşkanı olarak atanmasının ardından diplomatik bir şans verilmesi için ev sahibini ikna etmeye çalışacağına inanmaktadırlar. Zira Amerika, Yahudi varlığının 1981 yılında Saddam döneminde yapım aşamasında olan Irak'ın nükleer reaktörlerini vurmasına izin vermiş, ancak o, bu varlığın uranyumu zenginleştirmeye başlayan İran'ın nükleer reaktörlerini vurmasını engellemiştir. Hatta İran ın uranyumu zenginleştirme oranı %20'ye kadar ulaşmıştır. Bu da Amerika'nın, bölgede kendi çıkarı için çalışan İran rejimini koruduğunu, Körfez ülkelerindeki nüfuzunu yoğunlaştırmak için İran'ın Körfez ülkelerini korkutan bir sopa olarak kalmasını istediğini ve bölgedeki nüfuzunu korumak için İran'ı kullanmaya çalıştığını göstermektedir. Biraz geriye dönecek olursak, 2003 yılının başından bu yana süren nükleer görüşmelerin vakıasında, Amerika'nın nükleer tesislere yönelik herhangi bir fiili icraatta bulunmaksızın yaptırımlara odaklandığını, Avrupa Birliği'ni engellendiğini, Yahudi varlığına öfkelendiğini ve her defasında Amerika'nın, herhangi bir askeri icraatta bulunmaksızın meseleye çözüm olarak ek yaptırımlar sunan görüşmeler yaptığını görürüz. Nitekim Amerika, İsrail'in korkularını yatıştırmak için defalarca müdahalede bulunmuştur. Zira Amerika, İran rejiminin var olmasını, nükleer konusunun nükleer bombaya dönüşmeyecek ve aynı zamanda kesin olarak da son bulmayacak şekilde kışkırtıcı olarak kalmaya devam etmesini, dahası daha önce söylediğimiz gibi Körfez'deki Amerikan askerî güçlerinin devamlılığını sağlamak amacıyla İran'ın Körfez ülkelerini korkutan bir sopa olarak kalmasını istemektedir. Ayrıca Amerika, İran'ı nükleer silahlardan caydırmak ve ondan korunmak bahanesiyle Türkiye ve Orta Avrupa'ya füze kalkanının dikilmesinde onu istismar etmektedir! Nihai olarak, İran'ın ABD ile olan ilişkisi onun dış siyaseti çerçevesindedir. Zaten ABD'nin İran'ın iç işlerine karışmama şartı, devrim gerçekleşmeden önce kabul edilmişti. İran'ın dış siyaseti ise Amerika'nın bölgedeki BOP ve İslam ülkelerindeki çıkarlarıyla uyumludur. Mesela Tahran, Amerika'nın Irak ve Afganistan'daki işgalleri sonrasında, bu ülkelerde istikrarın gerçekleşmesi için Washington'a yardım etmiştir. Dolayısıyla İran, Afganistan'da, Suriye'de, Lübnan'da, Yemen de ve Irak'ta, Amerika'nın çıkarlarına hizmet etmek için çalışmaktadır. Bölge dışında ise şunlar söylenebilir; Amerika, kendi füze kalkanı programlarının propagandasının yapılmasında, Körfez İşbirliği Konseyi [KİK] ülkelerini dengeli olmayan güvenlik anlaşmalarına bağlamada ve aynı şekilde Körfez ülkelerine İran korkusuyla milyarlarca dolarlık silahlar satmada, İran'ın davranışlarını istismar etmeyi başarmıştır! Özetle İran, Amerika ile birlikte hareket etmekte olup, bu seyrinin ne anlama geldiğini ve sınırlarını bilmektedir. Bunu da gizlemek için bazen Amerika ya karşı gibi görünerek ses çıkarmaktadır. Bu sebeple Amerika, bugüne kadar İran rejimi değiştirmek için herhangi bir çalışmaya gerek duymamıştır. Nitekim 12 Aralık 2008 tarihinde Robert Gates, Bahreyn'de yaptığı konferansta şöyle demiştir: "Hiç kimse İran'daki rejimi değiştirmek için çalışmıyor... Bu bağlamda bizler, politikalar ve davranışlarda bir değişim oluşturmalıyız. Şöyle ki; İran, istikrarsızlığın ve şiddetin kaynağı olmak yerine bölge ülkeleri için iyi bir komşu olmuştur."

13 NÜKLEER SİLAH VE İRAN'IN NÜKLEER FALİYETLERİ 1- NÜKLEER SİLAH VE BU SİLAHA SAHİP OLAN ÜLKELER İkinci dünya savaşından sonra Amerika, Japonya nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerini nükleer bombalarla vurduğunda, nükleer silah asrını da başlatmış oldu. Bu silah ve kuvvetler dengesinde oluşturduğu yıkıcı, öldürücü güç, bunların zayıf taraf üzerinde istenilen şartların kabul ettirilmesi imkânını sağladığı. Bundan dolayı Rusya nın nükleer bombanın ardından hidrojen bombasını geliştirmeyi hızlandırdığını, Rusya nın ardından İngiltere ve Fransa nın, sonra da ise Çin in nükleer silahları geliştirme işine girdiklerini görmekteyiz. Tüm insanlığı öldürmeye yetecek miktarda, Amerika ve Rusya nın geliştirip ürettiği bu öldürücü silah, insanların tepelerindeki öldürücü korkunun adresi oldu. Bu haliyle teknoloji ve bilim, bir nimet olacağı yerde, adeta bir zulüm vesilesi haline geldi. Siyasi strateji açısından nükleer silaha sahip olmak, devletin büyüklüğüne ve buna bağlı olarak da devletlerarası siyasette büyük devletler sınıfında yer almasına işaret eden bir adres oldu. Bu durum bu devletleri nükleer silah tekelini ellerinde tutmaya ve kendileri dışında da bunun yayılmasını engellemeye teşvik etti. Buradan hareketle Amerika, İngiltere ve Rusya, 1 Temmuz 1968 yılında Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşmasını imzaladılar ve onaylanmasının ardından da 5 Mart 1970 yılında anlaşma yürürlüğe girdi yılında ise Fransa ve Çin de anlaşmayı imzaladılar. Bu anlaşma, nükleer silahların adı geçen beş devletin tekelinde olmasını garantileyen esasları koydu. Zira bu devletler, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde veto hakkına da sahiptir. Bu beş devletin dışında nükleer silah projesine sahibi olan Hindistan, Pakistan, İsrail ve Kuzey Kore ye gelince Amerika İsrail ve Hindistan ın nükleer silaha sahip olmasına engel olmadı, hatta olmasını destekledi. İsrail savunma bakanı Barak, nükleer silahların yayılmasını yasaklayan anlaşma kapsamına İsrail in dâhil edilmesi için baskı kurulmasına yer yoktur şeklinde bir açıklama yaptı. Çünkü Amerika, Raşidi Hilafet ile Müslümanların birlikteliğini engel olması için Batının bir ön savunma hattı olarak İsrail in olmasını istemektedir. Müslümanların topraklarındaki İsrail devletinin varlığının, onların vahdetini engelleyeceğini düşünmektedir. Öngörülebilir gelecekte Amerika nın, İsrail den nükleer silahları kaldırmasını istemesi ve etkin yaptırımlar koyması gibi bir tasarrufta bulunması beklenmemektedir. Hindistan ın nükleer silahları yasaklayan anlaşmayı imzalamamış olmasına rağmen Amerika, Hindistan ile teknik yardımlaşma anlaşmasını imzaladı ve nükleer programlarını genişletti. Amerika, Hindistan ın Pakistan a karşı üstünlük sağlamasını istemektedir. Başka yönden ise Amerika, Hindistan ın Çin sınırlarında nükleer bir devlet olarak kalmasını ve Çin in tehlikelerle meşgul edilerek gücünü bölgesel olarak sınırlandırmak istiyor. Batı, Pakistan ın nükleer silahını medya organlarında İslami bomba olarak isimlendirmekte ve bunu aşırı İslami hareketlerin varlığı ile irtibatlandırmaktadır. Amerika, jeo-stratejik hedefini gerçekleştirmek istediği her zaman terör korkusunu yaymakta, Müslümanlara karşı baskı ya da yaptırım uygulamak için de bu yeterli bir bahane olmaktadır. Amerika nın fiilen ortaya koyduğu çaba, eğer güç yetirebilirse

14 Pakistan daki nükleer silaha ve Pakistan ın nükleer silahtan arındırılmasına el koyma çalışmasıdır. 2- İRAN'IN NÜKLEER FAALİYETLERİ İran Şah zamanında Fransız ve Alman şirketleriyle yardımlaşarak nükleer çalışmalara başladı Şah döneminde nükleer silahların yayılmasını yasaklayan (NPT) anlaşmasını imzalamıştı yılında Cumhurbaşkanı Rafsancani zamanında Rusya ile Nükleer İşbirliği anlaşmasını imzaladı yılları arasında Cumhurbaşkanı Hatemi döneminde de İran ın nükleer programına devam etti. İranlı muhalifler, İran da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı nın (IAEA) henüz ulaşmadığı nükleer faaliyetlerin ve gizli nükleer tesislerin bulunduğunu söylediklerinde, İran ile Avrupa devletleri (İngiltere ve Fransa) arasında 2003 yılında bir kriz başladı. Bu tarihten itibaren de İran ın nükleer çalışmaları hakkında İran ile Avrupa devletleri arasında başlayan üçlü görüşmelere Rusya ve Çin de katıldı. Bu süreçte İran, 2003 Ekim ayında Nükleer Silahların Yayılmasını Yasaklayan ek protokolü imzaladı. İran ın nükleer sorunu hakkında İran ile Avrupa devletleri arasında görüşmeler devam etti. Amerika ise yıllarca bunu uzaktan gözlemledi. 23 Aralık 2006 tarihinde devletlerarası güvenlik konseyinden karar çıktığında ise, Amerika meseleye doğrudan müdahil oldu. Böylece İran nükleer dosyasını ele alan komisyon 5+1 yani güvenlik konseyinin daimi üyeleri ve Almanya olarak isimlendirildi. Son olarak tarihinde 5+1 grubu ile İran arasında, İran ın nükleer çalışmalarını sınırlandıran maddelerin yer aldığı bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma ile ilgili detaylar aşağıdaki gibidir. A. İran'ın Anlaşmadaki Taahhütleri: 1- İran, %5 üzerinde uranyum zenginleştirme çabalarını durdurup %5 üzerinde zenginleştirmek için istenilen teknik bağlantıları parçalayacak. %20'ye yakın zenginleştirilmiş uranyum stoku seyreltilerek, %5 seviyesine düşürülecek. Anlaşmada belirtilen süre sonundaki miktar, anlaşma başındakinden fazla olmayacak ve %3,5 düzeyindeki zenginleştirilmiş uranyum fazlalığı oksite dönüştürülecek. 2- İran, herhangi bir ek santrifüj inşa etmeyerek zenginleştirme kapasitelerinde ilerlemeyi durduracak. Uranyum zenginleştirmek için yeni nesil santrifüj cihazlar inşa etmeyecek ya da kullanmayacak. Ayrıca uranyum zenginleştirmede kullanılmaması için Natanz'daki santrifüjün yaklaşık yarısı, Fordo'daki Santrifüjün de dörtte üçünü devre dışı bırakacak. 3- Arak'taki reaktörler ve plütonyum ekstraksiyon ilerleyişini durduracak. Herhangi ek bileşenler montaj etmeyecek, herhangi bir yakıt veya ağır su aktarmayacak ve kullanılmış yakıttan plütonyum ayrıştırma işlemini de yapmayacak. 4- Arak reaktörlerine giriş için denetçilere izin verecek. İran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile güvence sözleşmesi ek protokolü gereğince, istenilen bilgi ve bazı önemli verileri temin edecek. İran, Uluslararası Atom Enerjisi Örgütü (IAEA) için Natanz ve Fordo reaktörlerinde günlük denetime izni verecek ve bu iki reaktörde zenginleştirme ile ilgili kapsamlı denetimi kontrol etmek için denetçilerin kameralı girişine de izin verecek. 5- İran, 5+1 devletleri ve Uluslararası Atom Enerji Ajansı ile çalışmaları izlemek ve çıkabilecek sorunları çözmek için ortak komisyon oluşturacak. Ortak Komisyon, İran'ın

15 nükleer programının olası askeri boyutu ve İran'ın Parçin'deki faaliyetleri de dâhil geçmiş ve şimdiye ait endişeleri çözümlemek için UAEA ile beraber çalışacak. B. Anlaşma Çerçevesinde İran'ın Kazanımları 1- Büyük devletler tarafından altı ay boyunca ek yaptırım dayatılmayacak. Petrol ambargosu alanında bazı mevcut yaptırım önlemleri askıya alınacak. İran'ın petrokimya endüstrisi, otomotiv üretimi, sigorta ve değerli maden ticaretine karşı yaptırımları hafifletilecek. 2- Beyaz Saray tarafından geçici anlaşmaya ilişkin dağıtılan belgede, bazı nükleer programın askıya alınması karşılığında İran'a yaptırım hafifletilecektir dendi. [ Reuters] Bahsi geçen belgede, İran'ın altın ve değerli maden ticaretinden yılda yaklaşık 1,5 milyar dolar gelir elde edeceği ve İran ın otomotiv sektörü ile petrokimya ihracatı üzerindeki baskının da kaldırılacağı yer aldı. Ayrıca İran'dan petrol alımlarının öylece kalmasına izin verileceği, İran ın yükümlülüklerini yerine getirdiği takdirde bu alımlardan doğan 4,2 milyar dolar gelirin transferine müsaade edileceği de geçti. Beyaz Saray ın anlaşmanın ticari yolla İran'a yaklaşık 7 milyar dolarlık yaptırım hafifletmesi getireceği de doğruladı. C. Nükleer Anlaşma Başarı mı Yoksa Taviz mi? İran, bu anlaşmayı bir başarı olarak kabul etti. En üst makam Ali Hamaney, sözleşmeyi överek Nükleer müzakerecilere bu başarıdan dolayı teşekkür etmek gerekir. Bu başarının sırrı şüphesiz İlahi gözetim ile İran halkının desteği ve duasıdır. açıklamasını yaptı. [İran-Fars Ajansı ] Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İran televizyonu tarafından tarihinde yayınlanan röportajında, "İran'ın nükleer haklarından bir parça olan zenginleştirme hakkı, devam edecektir." dedi ve ardından "Zenginleştirme bugün devam ediyor, yarın da devam edecektir. Asla da durmayacak, bu bizim kırmızıçizgimizdir." diye de ekledi. İran Dışişleri Bakanı Muhammet Cevat Zarif de tarihinde, bir televizyon röportajında, ülkesinin uranyum zenginleştirmeye devam edeceğini ifade etti ve Tahran'ın, bunu Amerikalılar ile konuşacağını da ekledi. Anlaşma maddelerine dikkatlice bakan kimse, İran'ın nükleer programı ile ilgili önemli tavizler verdiğini fark edecektir. Zenginleştirmeyi durdurmak, zenginleştirilmiş uranyumu %20 düzeyinden %5 düzeyine düşürmek veya farklı bir biçime dönüştürmek, Batının isteklerinin kabul edildiğini açıkça görür. İran, %5 üzerinde zenginleştirmeyeceğini, ağır su üreten reaktörlerin faaliyetlerine devam etmeyeceğini, nükleer silah üretimi için gerekli olan plütonyum üretmeyeceğinin sözünü verdi. Yeni santrifüj parçaları montaj etmeyeceğini, denetçilere günlük kapıları açacağını, nükleer tesislerin uluslararası denetim altında kalması için tüm çalışmaların kameraya kaydedileceğini taahhüt etti. İranlı yetkililerin bu anlaşmayı başarı ve büyük zafer olarak kabul etmeleri, verilen tavizler gerçeğini örtmek, Amerika'ya olan bağlılıklarını gizlemek ve halkları tarafından yükselebilecek protesto sesini susturmak içindir. Açıktan, Amerika ile ilişkiler kurulması yönündeki koşulları hazırlamak içindir. İran'ın bu tavizleri, ulusal egemenlik ve bağımsızlığına saygı gösterilmesi gerektiği iddiası ile çelişir. Başka türlü buna nasıl izin verebilir? ABD işgalinden önce Saddamlı Irak ın kendini sürekli denetim ve günlük gözetim altına soktuğu gibi buna nasıl müsaade edebilir? Basiret ve feraset sahibi herkes, bunun başarı olmadığını fark eder. Bu, perde arkasındaki Amerikan İran ilişkilerini açığa çıkarmak için Amerika ile İran tarafından siyaset koridorlarında tasarlanmış bir senaryodur. Amaç, İran'ın yaptırım kısıtlamaları olmadan bölgede kendisine biçilen rolü oynamasıdır.

16 Bu nedenle Obama'nın, bu anlaşma ile yakından ilgilendiği dikkatlerden kaçmamıştır. Hatta Obama Kongreden gelebilecek herhangi bir muhalefete karşı teyakkuzda duruyordu. Yahudi devletine bu anlaşmanın güvenliklerini koruyacağına dair güvence veriyor, anlaşmanın bir an önce imzalanması için acele ediyordu. Tüm bunlar, yaptığı açıklamalarda görülmektedir. Başkan Obama, İran ile açıktan yakınlaşma politikasını haklı göstermeye çalışarak şöyle diyordu: "Bizim diplomasiye kapıyı kapatmamız mümkün değil, dünya sorunları için barışçıl çözümleri göz ardı edemeyiz. İran bu fırsatı iyi değerlendirir de uluslararası topluma katılmaya karar verirse, iki ülke arasında yıllardır mevcut belirsizliğe son vermek için başlangıç yapabiliriz" [el-cezire ] ABD Başkanı Obama, anlaşma ile ilgili yaptığı konuşmada, "İran ile yapılan anlaşma, somut ilerleme ve görev sürem içinde en önemlisi sayılır. Anlaşmanın bugün kamuoyuna duyurulması, büyük bir başarının sadece ilk adımı." olduğunu söyledi. [NBC News İnternet, Dünya haberleri ] Obama, İran altı ay içinde anlaşmanın şartlarına uymazsa, ülkesinin İran üzerindeki yaptırımları hafifletme kararını durduracağı konusunda da uyardı. Ayrıca Kerry de bu anlaşmanın "İran'ın, nükleer silah üretmesini iyice zorlaştıracağını" söyledi. Kerry, on yıldır süregelen nükleer kriz konusunda en tartışmalı konulardan biri hakkında, "Bu anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını garanti etmez" diye konuştu. Yahudi varlığına güvence vererek "Bu anlaşma dünyayı, İsrail'i ve bölgedeki ortaklarımızı daha güvenli hale getirecektir." diye de ekledi. [AFP, ] Yahudi lobisine sadık Kongre üyelerinin etkisini kırmak için Beyaz Saray, hızla harekete geçerek Scowcroft ve Brzezinski gibi ağır toplardan destek istedi. Bu ağır toplar gönderdikleri mektupta, Senato çoğunluk lideri Harry Reid'den İran ile yapılan müzakereleri desteklemesini talep ettiler. Amerikan ulusal çıkarlarından dolayı İran ile yapılan müzakerelere destek talep ettiler. Yazdıkları mektupta "Müzakere ABD, İsrail ve bölgedeki diğer ortaklarımızın ulusal güvenliğini destekler. Biz, Amerikalıları ve ABD Kongresini İran ile yapılan çetin müzakerelerde Başkanın yanında durmaya çağırıyoruz." diye de uyardılar. [Scowcroft, Brzezinski, Stratejik Kültür Vakfı, Online ] Tüm bunlardan ABD'nin, bu sorunu çok ciddi bir sorun olarak kabul ettiği anlaşılıyor. D. Yahudi Varlığı "İsrail" için Nükleer Anlaşmanın Önemi Filistin'i gasp eden bu devlet, kurulduğu günden bu yana, bölgede etkili herhangi bir maddi bir gücün ortaya çıkmasına karşı koymak diye özetlenebilecek bir politika belirledi. Sadece bir nükleer güç değil, aksine gelişmiş konvansiyonel gücün ortaya çıkışını da kendisine yönelik bir tehlike olarak görüyordu. Yahudi varlığı, ne İran'ın barışçıl nükleer devlet olmasını, ne de askeri nükleer bir devlete ulaşmasını ister. Hatta ister barışçıl olsun, isterse olmasın, İran ve bölgedeki herhangi bir devletin nükleer kapasiteden yoksun olmasını arzular. Amerika'nın yeşil ışık yakmasıyla Saddam döneminde Irak'taki nükleer tesislere saldırı düzenlemesi, İran'ın nükleer tesislerine birçok kez saldırı için hazırlık yapması ve her defasında Amerika tarafından engellenmesi, bunun daha önceki örnekleridir. Yahudi varlığı, kendi öz gücünün zayıf olduğunu biliyor. Çünkü o, kurulmasından bu yana İngiltere tarafından desteklendi, Fransa tarafından beslendi, Amerika tarafından ise ona kucak açıldı. Uzun bir zamandır ise Yahudi varlığı, politikasında Amerika'ya tutunuyor. Zira Yahudi varlığının güvenliğine karar veren Amerika'dır. Amerika'ya güvenliğini dayatan Yahudi varlığı değildir. Obama, son dönemindedir ve Yahudi lobisinin onun üzerindeki etkisi nispeten az olacaktır. Bununla birlikte Yahudi devleti de hayatta kalmasının, Amerika'nın kendisine yardım etmesine bağlı olduğunu

17 görüyor. İsrail İstihbarat Bakanı Yuval Htints, İran la yapılan nükleer anlaşmanın imzalandığı gün İbranice yayın yapan ikinci Radyo'ya verdiği bir röportajda, Büyük devletler, anlaşmanın hemen öncesinde İsrail'in isteğiyle anlaşma taslağında bir dizi değişiklikler yapılması üzerinde ısrar ettiklerini söyledi. İsrail Maliye Bakanı Yair Lapid, Pazar günü sabahı İsrail Ordu Radyosuna verdiği bir röportajda, Altı ay sonra daha iyi bir nihai anlaşmaya ulaşmak için İsrail, ABD ve diğer dünya güçleri ile koordinasyon içinde olmalıdır. Anlaşma bir felaket olmasına rağmen, İran'ın nükleer projesini tamamen yok edecek nihai anlaşmayı imzalamak için Amerikalılar ve diğerleri ile birlikte çalışmak zorundayız dedi. E. Amerika Neden İran ın Nükleer Sorununu Sıcak ve Canlı Tutuyor? Peki, neden Amerika İran dosyasının çözümsüz, sıcak ve hayatta kalmasını istiyor? Çünkü Amerika, bununla aşağıdaki hedefleri gerçekleştirmek istiyor: Birincisi: Amerika, uzun menzilli Rus füze sistemini kuşatmak ve Avrupa yı Amerikan güvenlik şemsiyesine boyun eğdirmek için, İran ın nükleer tehdidini Avrupa da (Polonya ve Çekoslovakya da) füze üsleri kurmanın bir bahanesi olarak kullanmaktadır. Amerika nın iddia ettiği İran ve Kuzey Kore den gelmesi muhtemel füze tehlikesine karşı, füze kalkanını konuşlandırma planında da görülmektedir. Bu nedenledir ki Rusya nın tepkilerini sakinleştirmek için kalkan üslubunda tam bir değişiklik yapmadan önce şekli değişiklik yapmıştır. İkincisi: İran nükleer tehlikesi sebebiyle bölgeyi sürekli olarak gergin tutmak için Körfez ülkelerine karşı İran nükleer sorununu bir korkuluk olarak kullanmaktadır. Amerika, artan İran tehdidini Körfez Devletlerini korumanın bahanesi olarak kullanmak suretiyle, bölgedeki askeri üslerini korumak, daha doğrusu iyice yoğunlaşmasına imkân bulmak istemektedir. Bölge devletleriyle yeni silah pazarlıkları ve askeri anlaşmalar yapmaktır. Böylelikle Amerika, sınaî hayatın atardamarı olan petrol kuyuları üzerinde egemenlik kuracaktır. Zira dünyanın en büyük petrol üreticisi üç ülke olan Suudi Arabistan, Irak ve İran, körfez bölgesinde bulunmaktadır. Bunlar diğer körfez emirlikleriyle birlikte dünya ekonomik hayatının ve dünya sanayisinin atardamarını meydana getirmektedir. Amerika nın dünyanın başlıca petrol kaynakları üzerinde hâkimiyet kurması, dünya ekonomisi üzerinde de hâkimiyet kurması anlamına gelmektedir. Üçüncüsü: Avrupa ve İsrail, İran a karşı askeri operasyonla veya sert bir yaptırımla, İran daki yönetimi yok etmek istemektedir. Lakin Amerika, İran daki yönetimin gitmesini istememekte, bilakis üslubunu güzelleştirmesini istemektedir. Amerika, Afganistan ve Irak konusunda olumlu bir faktör olması nedeniyle İran sisteminin devam etmesini istemekte ve 7 Şubat 2002 tarihinde Tahran üniversitesindeki konuşmasında da Rafsancani buna işaret etmektedir. F. Nükleer Anlaşmanın Suriye Devrimi İle Bağlantısı İran'ın nükleer konusunda senelerce gelgitleri oynadığı bilinmektedir. Böyle olduğu halde Amerika, neden bu anlaşmanın imzalanmasını çok arzuladı? Neden Obama şimdi, İran nükleer anlaşmasının sonuçlanması için yoğun çaba sarf etti? Niçin anlaşma için "İran ile yaptığımız anlaşma, görev sürem içinde somut ve en önemli ilerleme sayılır." dedi? Bu soruların cevabının ana merkezi Suriye deki kontrol edilemeyen durumdur. Çünkü geçtiğimiz üç yıl içinde bölgedeki koşullar altüst oldu. En önemli değişiklik de

18 Suriye'de rejime karşı direnen Müslümanların Hilafet kamuoyu etrafında birleşmiş olmasıdır. Suriye devriminden önceki diğer ayaklanmalarda, demokrasi yanlısı sözde İslami olan karışık sloganlar ve talepler vardı. Bu da Amerika ve Batıya, o devrimlere nüfuz edip çalmak ve boşa çıkarma olanağını sunmuştur. Ancak Suriye'deki mevcut hareketlerin pek çoğunda, "Ümmet Hilafet istiyor, Ümmet Hilafet istiyor" diye haykıran doğru İslami fikirler ile uyumlu, İslami sloganlar hâkimdir. Bu yüzden Amerika, bu büyük İslami atmosfer ile mücadelede ileri karakol olacak olan, bölgede güçlü yardımcılar aramaktadır. Amerika'nın boynuna dolanan ekonomik krizler, onun Irak ve Afganistan da olduğu gibi Suriye ye doğrudan müdahale etmesini engellemektedir. Zira ister yurt dışında ürettikleri olsun, isterse içeride Beşşar ve zebanileri olsun, tüm Amerikan ajanları, bu geçtiğimiz üç yıl boyunca Suriye'de etkili bir karar alamadılar. Aksine Hilafet tezahüratları, kulaklarını, gözlerini ve kalplerini afallattı. Amerika, Suriye çevresindeki bölge devletlerinden, Hilafeti devlet, hayat ve toplum için bir sistem olarak benimseyen yeni bir yönetimin doğuşu karşısında direnen ileri karakolları olmalarını istemektedir. Bu yüzden bölgede Türkiye ve İran, Amerika'nın göz bebeği durumundadır ve bu devletlere önemli görevler tevdi etmek istemektedir. Uluslararası bağlamda Türkiye üzerinde herhangi bir yaptırım yoktur. İran ın ise yaptırımlar ile uluslararası ve bölgesel faaliyetleri sınırlandırılmış durumdadır. Bu nedenle yapılan anlaşma sayesinde İran, tam da Cenevre 2 konferansı öncesinde Amerika tarafından üzerindeki bu baskılardan kurtarılmıştır. Ayrıca İran için Suriye de kurulabilecek bir Hilafet devleti, büyük tehlikedir. Dolayısıyla Amerika, İran üzerindeki yaptırımları kaldırarak, Suriye'de Hilafeti kurmak için çalışan İslami hareketlerin karşısında durması için hummalı bir çaba sarf etmiş ve İran ı rahatlatan anlaşmanın yapılmasını sağlamıştır. Bu anlaşmadaki asıl amaç, İran'ın nükleer silah faaliyeti üzerindeki kısıtlamaları kaldırmak değildir. Aksine İran'ın barışçıl nükleer faaliyeti üzerine kısıtlamalar konmuştur. İran üzerindeki yaptırımı hafifletmenin kastı, İran ın hareketini kolaylaştırmak ve Suriye'deki Hilafet çalışması karşısında daha aktif faaliyet yürütmesi için adeta bir ödüldür. İşte bu nedenden dolayı Obama, bu nükleer anlaşmayı görev süresi boyunca yapılan işlerin en büyüğü olarak addetmiştir. Obama, Türkiye ve İran'ı Suriye'deki Hilafet çalışması karşısında durmaları için harekete geçirecektir. Böylece bu devletler, Esed gibi bir ajanı takip edecek yeni bir ajan yönetim oluşturacaklar ve Hilafet çalışmalarını engellemeye çalışacaklardır.

19 SON DÖNEMDE TÜRKİYE İRAN İLİŞKİSİ Amerika tarafından yönlendirilen Türkiye ve İran, Amerika nın bölgede kullandığı iki farklı üsluptur. Amerika, Türkiye yi Sünni Müslümanlar üzerinde hami yaparak aktif kılmayı amaçlarken, İran ı da Şii Müslümanlar üzerinde hami yapmış ve onları kontrol altına almıştır. Ayrıca bölge özellikle de körfez ülkeleri için İran ı sopa, Türkiye yi ise havuç siyaseti olarak kullanmaktadır. Ancak son dönemde Amerika tarafından çizilen Türkiye ve İran ilişkilerinin merkezini, Suriye deki ayaklanma oluşturmaktadır. Zira Amerika, Beşşar ın yanında durması ve katil rejimin ömrünü uzatma görevini İran a tevdi ederken, muhalifleri destekleme ve istenilen demokratik çizgiye getirme görevini de Türkiye ye vermiştir. Özellikle Amerika nın büyük umutlar bağladığı, fakat alt yapısını bir türlü oluşturamadığı Cenevre 2 konferansı öncesi, İran üzerindeki yaptırımları kaldıran tarihli anlaşmanın üzerinden daha üç gün geçmeden, Türkiye ile İran arasındaki eski gerginlik yok olup gitmiştir. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, tarihinde hemen Tahran turuna çıkmış ve görüşmelerdeki ana gündem maddesi, Suriye ve Cenevre konferansında aralarında yapacakları işbirliği olmuştur. Ardından MİT Müsteşarı Hakan Fidan, İran istihbaratından bir heyeti ziyaret etmiştir. 30 Ocak 2014 tarihli Milliyet gazetesi "MİT Müsteşarı Fidan'ın, gayri resmi bir heyetle Tahran'a Erdoğan'dan önce gittiğini aktarmıştır. MİT Müsteşarı Fidan, Suriye dosyası ile yakından ilgileniyor ve devrimin patlak verdiği ilk günlerden itibaren Suriye konusunda CIA ile koordineli bir şekilde çalışıyor. Bu şu anlama geliyor, Amerikan projesini Suriye'de uygulamak için Türkiye ile İran arasında bir takım işler konusunda istihbarat koordinasyonu olacaktır. Örneğin, Suriye'deki samimi hareketlere karşı istihbarat toplamak, onlardan kurtulmak, hareketlerine darbe vurmak, Amerikan projesini desteklemeleri için diğer hareketleri kontrol altına almaya çalışmak ve Amerikan yanlısı Koalisyon ile rejim arasında yürüyen müzakerelere katılmalarını sağlamak gibi. Ardından 28 Ocak 2014 tarihinde Başbakan Erdoğan ve 17 Şubat 2014 tarihinde ise TBMM Başkanı Cemil Çiçek İran ı ziyaret etmişlerdir. Bu ziyaretler, İran ile Türkiye'nin yakınlaşması konusunda ABD'nin aktif rolünü göstermektedir. Çünkü yukarıda da dediğimiz gibi Amerika, Suriye'deki insanların Hilafet yönelik yönelim ve eğilimlerini engellemeye çalışmaktadır. İran eliyle baskı ve tehdit uygularken, Türkiye'nin ikiyüzlü sözlü desteği ile de aldatma ve sahtekârlık siyaseti gütmektedir. Başbakan Erdoğan ın İran ziyaretin temel amacı da budur. Yani Suriye dosyasıdır. Ama bir takım etkenler, bu amacın ticari kılıf ile kamufle edilmesini gerektirdi. Bunun amacı, şu üç şeydir: Birincisi: Ticari yöne ve ticari anlaşmalara odaklanarak dikkatleri Suriye krizinden başka bir yöne çekmektir. Bunun nedeni ise Suriye devrimine düşman olan İran'ın konumudur. İran, Beşşar'ın yanında mücadelede önemli bir unsurdur. Diğer yandan Erdoğan ise Suriye devriminin yanında olduğu izlenimi vermektedir. Ziyaretin tek gündem maddesinin Suriye krizi gösterilmesi, Başbakan Erdoğan'a sıkıntı oluştururdu. Devrimi desteklediği ve yardım ettiği iddialarının yaygara ve tantanadan öteye geçmediği ortaya çıkardı. Bu yüzden ziyarette ticari hedef üzerinde odaklanıldı ki yapılan ziyaretin ticari olduğu anlaşılsın. İkincisi: Ak Partili bazı Bakanların karıştığı yolsuzluk skandalların etkisini hafifletme girişimidir. Bu skandal, Türkiye-İran ticaret anlaşmalarının kabul edilmesi için İran

20 tarafının Türk yetkililere verdikleri rüşvetleri deşifre etmişti. Başbakan Erdoğan, imzaladığı bu ticari anlaşmalar ile şunu demek istedi: Bu bir rüşvet değil, sadece iki ülke arasında ticari bir ilişkidir. Yapılan bütün para transferleri, meşrudur ve yasalara da aykırı değildir. Bunun rüşvet olduğunu iddia etmek doğru değildir. Bunlar sadece bazı işler karşılığında alınan komisyonlardır. Üçüncüsü: Başbakan Erdoğan, yolsuzluk skandalı sonrasında sarsılan Türk ekonomisine olan güveni tazelemek istedi. Zira yolsuzluk sonrasında Türk parası döviz karşısında gözle görülür bir değer kaybına uğradı ve dolar 2,40 TL ye kadar yükseldi. Ayrıca bu yolsuzluk skandalı Türk borsasını da [BİST] vurdu. Resmi olmayan bazı kaynaklara göre son yolsuzluk skandalından bu yana zararın yaklaşık 100 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu da gösteriyor ki Türk ekonomisi, reel ve istikrarlı bir ekonomi değildir, tamamen borca dayalıdır. İşte Erdoğan, İran ile ticaret anlaşmaları imzalayarak bu durumun üstesinden gelmek istedi.

VEHİM ve GERÇEKLİK ARASINDA AMERİKA - İRAN İLİŞKİLERİ

VEHİM ve GERÇEKLİK ARASINDA AMERİKA - İRAN İLİŞKİLERİ VEHİM ve GERÇEKLİK ARASINDA AMERİKA - İRAN İLİŞKİLERİ ÖNSÖZ İRAN DEVRİMİNİN GERÇEK YÜZÜ 1. Devrim Nasıl Gerçekleşti? 2. İran'ın Devlet Yapısında Caferilik 3. İran Anayasası Neden İslami Değil İRAN AMERİKA

Detaylı

-1- VEHİM VE GERÇEKLİK ARASINDA AMERİKA İRAN İLİŞKİLERİ

-1- VEHİM VE GERÇEKLİK ARASINDA AMERİKA İRAN İLİŞKİLERİ Araştırma Raporu -1- VEHİM VE GERÇEKLİK ARASINDA AMERİKA İRAN İLİŞKİLERİ GİRİŞ... 5 İRAN DEVRİMİNİN GERÇEK YÜZÜ... 8 1- İRAN DEVRİMİ NASIL GERÇEKLEŞTİ... 9 2- İRAN'IN DEVLET YAPISINDA CAFERİLİK... 10

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

İran ın Nükleer Emelleri: Bombaya Giden Iki Yol, Barışa Giden Diğer Yol. Büyükelçi Gregory L. Schulte nin Açıklamaları

İran ın Nükleer Emelleri: Bombaya Giden Iki Yol, Barışa Giden Diğer Yol. Büyükelçi Gregory L. Schulte nin Açıklamaları İran ın Nükleer Emelleri: Bombaya Giden Iki Yol, Barışa Giden Diğer Yol Büyükelçi Gregory L. Schulte nin Açıklamaları A.B.D. nin Birleşmiş Milletler Viyana Ofisi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Daimi

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN i 1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ Ömer Faruk GÖRÇÜN ii Yayın No : 2005 Politika Dizisi: 1 1. Bası Ağustos 2008 - İSTANBUL ISBN 978-975 - 295-901 - 9 Copyright Bu kitabın bu basısı

Detaylı

Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri

Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri 27.12.2012 Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri 000 Sinem KARADAĞ Gözde TOP Babasının denge siyasetini başarıyla yürüten İlham Aliyev, Azerbaycan ın bölgesel nitelikli

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

Araştırma Notu 15/179

Araştırma Notu 15/179 Araştırma Notu 15/179 27.03.2015 2014 ihracatını AB kurtardı Barış Soybilgen* Yönetici Özeti 2014 yılında Türkiye'nin ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artarak 152 milyar dolardan 158 milyar dolara

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Amerikan Stratejik Yazımından...

Amerikan Stratejik Yazımından... Amerikan Stratejik Yazımından... DR. IAN LESSER Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Jeopolitik Aldatma veya bağımsız bir Kürt Devletinden yana olmadığını ve NATO müttefiklerinin bağımsızlığını

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ABD'nin Fransa'ya Reaper İnsansız Uçak Satışı ve Türkiye'nin Durumu 1

ABD'nin Fransa'ya Reaper İnsansız Uçak Satışı ve Türkiye'nin Durumu 1 ABD'nin Fransa'ya Reaper İnsansız Uçak Satışı ve Türkiye'nin Durumu 1 Pentagon yetkilileri Fransa'nın talep ettiği Reaper tipi insansız hava aracı (İHA) veya dronların satışına yönelik olarak Kongre'de

Detaylı

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Orta Doğu gezisinin son durağı Suudi Arabistan'da bulunan ABD Başkanı George W. Bush, Suudi Kralı Abdullah'la, yüksek petrol fiyatlarının ABD'yi nasıl etkilediği

Detaylı

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI (2015) GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İran ın nükleer programı üzerine dünya güçleri diye

Detaylı

Kerkük, Telafer, Kerkük...

Kerkük, Telafer, Kerkük... Kerkük, Telafer, Kerkük... P R O F. D R. Ü M İ T Ö Z D A Ğ A L A E D D İ N PA R M A K S I Z BAĞIMSIZ TÜRKMENELİ CUMHURİYETİ Kerkük Krizi ve Türkiye'nin Irak Politikası gerekçelerden vazgeçerek konuyu

Detaylı

İran pazarına girmek. Fırsatlar ve Riskler. kpmg.com.tr

İran pazarına girmek. Fırsatlar ve Riskler. kpmg.com.tr İran pazarına girmek Fırsatlar ve Riskler 2016 kpmg.com.tr İran pazarına girmek Fırsatlar ve Riskler Ortak Kapsamlı Eylem Planı nın (Joint Comprehensive Plan of Action - JCPOA)Temmuz 2015 te imzalanması

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

A) Siyasi birliklerini geç sağlamaları. B) Sömürge alanlarını ele geçirmek istemeleri. C) Sanayi devrimini tamamlayamamaları

A) Siyasi birliklerini geç sağlamaları. B) Sömürge alanlarını ele geçirmek istemeleri. C) Sanayi devrimini tamamlayamamaları 1. Almanya ve İtalya'nın; XIX. yüzyıl sonlarından itibaren İngiltere ve Fransa'ya karşı birlikte hareket etmelerinin en önemli nedeni olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir? A) Siyasi birliklerini

Detaylı

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Eski adıyla İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) günümüzde nüfusunun çoğunluğu veya bir kısmı Müslüman olan ülkelerin üye olduğu ve üye ülkeler arasında politik, ekonomik, kültürel,

Detaylı

ABD-İSRAİL-İRAN-TÜRKİYE; ORTADOĞU DA DEĞİŞEN GÜÇ DENGELERİ EYLÜL 2009

ABD-İSRAİL-İRAN-TÜRKİYE; ORTADOĞU DA DEĞİŞEN GÜÇ DENGELERİ EYLÜL 2009 DIŞ POLİTİKA ABD-İSRAİL-İRAN-TÜRKİYE; ORTADOĞU DA DEĞİŞEN GÜÇ DENGELERİ EYLÜL 2009 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com ABD NİN ÇOK TARAFLI

Detaylı

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK TEMEL KAVRAMLAR Kamu Kamuoyu Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme. Belirli bir konu ve olay hakkında toplumun büyük bir kesimi veya belli gruplar tarafından benimsenen

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü nün (UNCTAD) Uluslararası Doğrudan Yatırımlar

Detaylı

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları,

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Bugün, ulusal savunmamızın güvencesi ve bölge barışı için en önemli denge ve istikrâr unsuru olan Türk Silahlı Kuvvetleri nin etkinliğini ve

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ 1 AB İLETİŞİM STRATEJİSİ (ABİS) NEDİR? Türkiye - AB müzakere sürecinin üç ayağı: 1- Siyasi reformlar 2- AB yasal düzenlemelerinin kabul edilmesi ve uygulanması

Detaylı

Serbest ticaret satrancı

Serbest ticaret satrancı Serbest ticaret satrancı Türkiye nin sadece AB nin Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzaladığı ülkelerle anlaşma yapabilmesi Türk dış ticaretini olumsuz etkiliyor. AB ile STA yapan bazı ülkeler Türkiye

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

İran'ın Irak'ın Kuzeyi'ndeki Oluşum ve Gelişmelere Yaklaşımı Kuzey Irak taki sözde yönetimin(!) Parlamentosu Kürtçü gruplar İran tarafından değil, ABD ve çıkar ortakları tarafından yardım görmektedirler.

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL Title of Presentation Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL İçindekiler 1- Yeni Büyük Oyun 2- Coğrafyanın Mahkumları 3- Hazar ın Statüsü Sorunu 4- Boru Hatları Rekabeti 5- Hazar

Detaylı

IRAK TA Şİİ AHTAPOT MEDYASI: YAYILMACILIĞIN KANITI

IRAK TA Şİİ AHTAPOT MEDYASI: YAYILMACILIĞIN KANITI IRAK TA Şİİ AHTAPOT MEDYASI: YAYILMACILIĞIN KANITI Irak ta Şii Ahtapot Medyası: Yayılmacılığın Kanıtı adlı el Reşid Araştırmalar Merkezinde Rami el Hammam imzasıyla yayımlanan bu raporu değerli okurlarımız

Detaylı

DEVRİM MUHAFIZLARI VE İRAN ELÇİLİKLERİ

DEVRİM MUHAFIZLARI VE İRAN ELÇİLİKLERİ DEVRİM MUHAFIZLARI VE İRAN ELÇİLİKLERİ Birkaç yıl öncesinde Ġran Ġslam Devrim Muhafızları (ĠĠDM) aktif bir Ģekilde güvenlik alanında, geniģ bir Ģekilde de siyasi ve ekonomi benzeri alanlarda geniģ Ģekilde

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Avrasya Araştırmaları Merkezi USAK RAPOR NO: 11-07 Yrd. Doç. Dr. Dilek M. Turgut Karal Demirtepe Editör Eylül 2011

Detaylı

11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti.

11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti. ARAŞTIRMA RAPORU ÖZEL ARAŞTIRMA--AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE KRONOLOJİSİ 20/06/2005 1959 1963 1964 1966 1968 1970 1971 1972 1973 31 Temmuz: Türkiye, AET ye ortaklık için başvurdu. 11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi,

Detaylı

2015 OCAK DIŞ TİCARET RAPORU

2015 OCAK DIŞ TİCARET RAPORU 2015 OCAK DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2015 OCAK / TÜRKİYE

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI İhracat Genel Müdürlüğü PAZARA GİRİŞ KOORDİNASYON YAPISI VE HEDEF ÜLKELER

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI İhracat Genel Müdürlüğü PAZARA GİRİŞ KOORDİNASYON YAPISI VE HEDEF ÜLKELER T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI İhracat Genel Müdürlüğü PAZARA GİRİŞ KOORDİNASYON YAPISI VE HEDEF ÜLKELER 4 Haziran 2012 SUNUŞ GÜNDEMİ Pazara Giriş Koordinasyon Yapısı Yeni Yaklaşım Pazara Giriş Komitesi Ülke Masaları

Detaylı

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Hacı Dede Hakan KARAGÖZ

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Hacı Dede Hakan KARAGÖZ Ekonomik İşbirliği Teşkilat (EİT), üye ülkeler arasında yoğun ekonomik işbirliğinin tesis edilmesini amaçlayan bölgesel düzeyde bir uluslararası teşkilattır. Teşkilat, 1964 yılında kurulan Kalkınma İçin

Detaylı

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir Yalnız z ufku görmek g kafi değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir 1 Günümüz bilgi çağıdır. Bilgisiz mücadele mümkün değildir. 2 Türkiye nin Jeopolitiği ; Yani Yerinin Önemi, Gücünü, Hedeflerini

Detaylı

Türkiye İle Yabancı Ülkeler Arasında Kültür, Eğitim, Bilim, Basın-Yayın, Gençlik Ve Spor Alanlarında Mevcut İşbirliği Anlaşmaları

Türkiye İle Yabancı Ülkeler Arasında Kültür, Eğitim, Bilim, Basın-Yayın, Gençlik Ve Spor Alanlarında Mevcut İşbirliği Anlaşmaları Türkiye İle Yabancı Ülkeler Arasında Kültür, Eğitim, Bilim, Basın-Yayın, Gençlik Ve Spor Alanlarında Mevcut İşbirliği Anlaşmaları - Türkiye ile Afganistan arasında 7 Kasım 1959 tarihinde Ankara'da "Kültür

Detaylı

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ,

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, Araştırma grubumuza destek amacıyla 2000-2015 seneleri arasındaki konuları içeren bir ARŞİV DVD si çıkardık. Bu ARŞİV ve VİDEO DVD lerini aldığınız takdirde daha önce takip edemediğiniz

Detaylı

RAPOR TPS-OIC TİCARET MÜZAKERELERİ KOMİTESİ (TMK) GÖZDEN GEÇİRME TOPLANTISI. (Ankara, 17-19 Haziran 2008)

RAPOR TPS-OIC TİCARET MÜZAKERELERİ KOMİTESİ (TMK) GÖZDEN GEÇİRME TOPLANTISI. (Ankara, 17-19 Haziran 2008) Aslı: İngilizce RAPOR TPS-OIC TİCARET MÜZAKERELERİ KOMİTESİ (TMK) GÖZDEN GEÇİRME TOPLANTISI (Ankara, 17-19 Haziran 2008) 1. TMK Gözden Geçirme Toplantısı 17-19 Haziran 2008 tarihleri arasında Ankara da

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Demokrasi konusunda hep Batı demokrasilerini örnek gösterir ve bu ülkelerde demokrasinin gerçekten işler olduğundan sözederiz.

Detaylı

USTAD Tahlil Nisan-2011

USTAD Tahlil Nisan-2011 Meydana Dökülme ve Öfke Bahreyn de 14 Şubat hareketi USTAD Tahlil Nisan-2011 Çalışma No:5 Nisan 2011 Mardin -TURKEY ÖZET: Bahreyn e Bahreyn den penceresinden baktığınızda, onu diğer ülkelerden ayıran önemli

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 GELECEK İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 SARIKONAKLAR İŞ TÜRKĠYE MERKEZİ C. BLOK ĠÇĠN D.16 BÜYÜME AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE ÖNGÖRÜLERĠ 02123528795-02123528796 2025 www.turksae.com Nüfus,

Detaylı

Türkiye nin Nükleer Silahlanmaya Bakışı

Türkiye nin Nükleer Silahlanmaya Bakışı Bilge Strateji, Cilt 5, Sayı 9, Güz 2013, ss.9-13 Türkiye nin Nükleer Silahlanmaya Bakışı 1 Sinan ÜLGEN* Türkiye nin özellikle askeri alandaki nükleer stratejisine baktığımızda nükleer silahlanma konusunun

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

İKV DEĞERLENDİRME NOTU

İKV DEĞERLENDİRME NOTU 110 Ocak 2015 İKV DEĞERLENDİRME NOTU AVRUPA TERÖRLE MÜCADELEDE SAFLARI SIKILAŞTIRIYOR: ORTAK PNR UYGULAMASINA DOĞRU ADIM ADIM Melih ÖZSÖZ İKV Genel Sekreter Yardımcısı Araştırma Müdürü 0 İKTİSADİ KALKINMA

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

DÜNYA SERAMİK SAĞLIK GEREÇLERİ İHRACATI. Genel Değerlendirme

DÜNYA SERAMİK SAĞLIK GEREÇLERİ İHRACATI. Genel Değerlendirme DÜNYA SERAMİK SAĞLIK GEREÇLERİ İHRACATI Genel Değerlendirme Haziran 2014 2012 yılı dünya seramik sağlık gereçleri ihracat rakamlarına bakıldığında, 2011 yılı rakamlarına nazaran daha az dalgalanma gösterdiği

Detaylı

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir.

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. - 1 - I. A.B.D. HAKKINDA GERÇEKLER Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. 1- Genel bakış A.B.D. nin değişen nüfus yapısı: http://usinfo.state.gov/journals/itsv/0699/ijse/ijse0699.htm

Detaylı

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 1 Ekim 2013 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi, Obamacare olarak bilinen sağlık reformunun bir yıl ertelenmesini içeren tasarıyı kabul etti. Tasarının meclisten geçmesinin

Detaylı

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, TPQ yla gerçekleştirdiği özel söyleşide Rusya ile yaşanan gerginlikten Ukrayna nın

Detaylı

Dış Ticaret Verileri Bülteni

Dış Ticaret Verileri Bülteni (Milyar $) Dış Ticaret Verileri Bülteni 216 ŞUBAT - 216 TÜİK dış ticaret verilerine göre; ihracat 216 yılı Şubat ayında, 215 yılının aynı ayına göre ihracat 216 yılı Şubat ayında, 215 yılının aynı ayına

Detaylı

Türkiye'de "Decentralization" Süreci

Türkiye'de Decentralization Süreci Türkiye'de "Decentralization" Süreci 30 Nisan 2013 Bahçeşehir Üniversitesi İlker Girit Ahmet Ketancı Türkiye'de "Decentralization" Süreci Decentralization Prensipleri Türkiye deki Tarihi Süreç Türkiye

Detaylı

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 VİZYON BELGESİ(TASLAK) ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 (03-05 Aralık 2015, İstanbul) BÖLÜM 1 Nükleer Güç Programı (NGP) Geliştirilmesinde Önemli Ulusal Politika Adımları Temel

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM: MODEL ORTAKLIK

ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM: MODEL ORTAKLIK DIŞ POLİTİKA ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM: MODEL ORTAKLIK NİSAN 2009 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM:

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ LİSANS PORGRAMI

KAMU YÖNETİMİ LİSANS PORGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ LİSANS PORGRAMI ANAYASA HUKUKU DOÇ. DR. KASIM KARAGÖZ ANAYASA KAVRAMI, TANIMI VE SINIFLANDIRILMASI, ANAYASACILIK HAREKETLERİ ANAYASA

Detaylı

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Nükleer Enerji Santralleri ve Türkiye nin Enerji Politikası Ortak Paydalar Ortadoğu ve Kuzey Afrika da ki rejimlerin

Detaylı

TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ ALAN KALDI MI?

TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ ALAN KALDI MI? DIŞ POLİTİKA TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ ALAN KALDI MI? HAZİRAN 2011 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ

Detaylı

TÜRKİYE NİN İHTİYAÇ DUYDUĞU FUAR 3.ELECTRONIST FUARI

TÜRKİYE NİN İHTİYAÇ DUYDUĞU FUAR 3.ELECTRONIST FUARI TÜRKİYE NİN İHTİYAÇ DUYDUĞU FUAR 3.ELECTRONIST FUARI Sektörlerindeki ürünlerin, en son teknolojik gelişmelerin, dünyadaki trendlerin ve son uygulamaların sergilendiği, 25-28 Eylül 2014 tarihleri arasında

Detaylı

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 ARAŞTIRMA GRUBU Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 Bu rapor Mayıs-2011 araştırmasının II. kısmıdır. Araştırmanın bu kısmında;

Detaylı

ĠÇĠN BAKANLAR KURULUNA YETKĠ VERĠLMESĠ HAKKINDA KANUN

ĠÇĠN BAKANLAR KURULUNA YETKĠ VERĠLMESĠ HAKKINDA KANUN 3729 MĠLLETLERARASI ANDLAġMALARIN YAPILMASI, YÜRÜRLÜĞÜ VE YAYINLANMASI ĠLE BAZI ANDLAġMALARIN YAPILMASI ĠÇĠN BAKANLAR KURULUNA YETKĠ VERĠLMESĠ HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 244 Kabul Tarihi : 31/5/1963

Detaylı

Doç. Dr. MUSTAFA KĠBAROĞLU

Doç. Dr. MUSTAFA KĠBAROĞLU İran ın Nükleer Programı ve Türkiye nin Güvenliğine Etkileri Doç. Dr. MUSTAFA KĠBAROĞLU www.mustafakibaroglu.com Bilkent Üniversitesi Uluslararası ĠliĢkiler Bölümü 15 Ekim 2009 Atılım Üniversitesi Ankara

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir?

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? 1)Birinci İnönü Savaşının kazanılmasından sonra halkın TBMM ye ve düzenli orduya güveni artmıştır. Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? A)TBMM seçimlerinin yenilenmesine

Detaylı

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - Dr. Gil Yaron Dostumun dostu, benim en iyi dostumdur - veya İsrail gözüyle Türkiye AB Geçenlerde Tel Aviv kentinin en merkezi yeri olan Rabin Meydanı

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

Enerji Ülkeleri.Rusya En Zengin..! 26 Ocak 2015

Enerji Ülkeleri.Rusya En Zengin..! 26 Ocak 2015 Enerji Ülkeleri.Rusya En Zengin..! 26 Ocak 2015 Dünyanın Enerji Kaynakları Konusunda En Zengin Ülkeleri A1 Capital Yorumu Coğrafya ve tarih kitaplarında ülkemiz için jeopolitik öneme sahip kilit ve kritik

Detaylı

Türkiye Atom Enerjisi Kurumundan:

Türkiye Atom Enerjisi Kurumundan: 13 Eylül 2007 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 26642 Türkiye Atom Enerjisi Kurumundan: YÖNETMELİK NÜKLEER VE NÜKLEER ÇİFT KULLANIMLI EŞYALARIN İHRACATINDA İZNE ESAS OLACAK BELGENİN VERİLMESİNE İLİŞKİN YÖNETMELİK

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI Hazırlayan: Ömer Faruk Altıntaş Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ANKARA 5 Nisan 2007 Birincil Kurucu Antlaşmalar Yazılı kaynaklar

Detaylı

Almanya da İslami banka ürünlerinin talep potansiyeli

Almanya da İslami banka ürünlerinin talep potansiyeli Almanya da İslami banka ürünlerinin talep potansiyeli A) İslami Bankacılık ile ilgili bilgi 1. Daha önce İslami Bankacılık konusunda bir şey duydunuz mu? (Açıklama, Soru 4) İslami Bankacılığın temelinde

Detaylı

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için ÖN SÖZ Barış inşası, Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Boutros Boutros-Ghali tarafından tekrar çatışmaya dönmeyi önlemek amacıyla barışı sağlamlaştırıp, sürdürülebilir hale getirebilecek çalışmalar

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE HIRVATİSTAN CUMHURİYETİ ARASİNDA DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİ ANTLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE HIRVATİSTAN CUMHURİYETİ ARASİNDA DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİ ANTLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN - 820 - * TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE HIRVATİSTAN CUMHURİYETİ ARASİNDA DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİ ANTLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (Resmi Gazete ile yayımı: 14.6.1997 Sayı: 23019) Kanun

Detaylı

I. Genel Bilgiler Ülkeler arasındaki hayat standartlarının farklılığı, bazı ülkelerde yaşanan ekonomik sorunlar, uygulanan baskıcı rejimler, yaşanan

I. Genel Bilgiler Ülkeler arasındaki hayat standartlarının farklılığı, bazı ülkelerde yaşanan ekonomik sorunlar, uygulanan baskıcı rejimler, yaşanan I. Genel Bilgiler Ülkeler arasındaki hayat standartlarının farklılığı, bazı ülkelerde yaşanan ekonomik sorunlar, uygulanan baskıcı rejimler, yaşanan iç savaşlar, coğrafi olumsuzluklar dolayısıyla insanlar,

Detaylı

Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor!

Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor! Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor! Çin ABD savaşı kızışıyor. AB ile TTIP görüşmelerini sürdüren ABD`nin, TPP`yi olumlu sonuçlandırarak, Çin`in bölgede artan etkinliğini dengelemek açısından

Detaylı

Koalisyon Pazarlıkları ve Olası Hükümet Formülleri. Maliki'nin Türkiye Ziyareti ve Irak'ta Yeni Hükümet Kurma Senaryoları

Koalisyon Pazarlıkları ve Olası Hükümet Formülleri. Maliki'nin Türkiye Ziyareti ve Irak'ta Yeni Hükümet Kurma Senaryoları 7 Mart 2010 seçimleri üzerinden yaklaşık 8 ay geçmesine rağmen Irak ta henüz bir hükümet kurulabilmiş değildir. Yeni hükümet kurma çalışmalarının yoğun bir şekilde sürdüğü Ekim 21 de Başbakan Maliki nin

Detaylı

III-13 KAMU İDARELERİNCE HAZIRLANACAK PERFORMANS PROGRAMLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

III-13 KAMU İDARELERİNCE HAZIRLANACAK PERFORMANS PROGRAMLARI HAKKINDA YÖNETMELİK III-13 KAMU İDARELERİNCE HAZIRLANACAK PERFORMANS PROGRAMLARI HAKKINDA YÖNETMELİK KAMU İDARELERİNCE HAZIRLANACAK PERFORMANS PROGRAMLARI HAKKINDA YÖNETMELİK R.G. Tarihi : 05/07/2008 R.G. Sayısı : 26927 BİRİNCİ

Detaylı

KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler

KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler Tespitler Modern dünyada ekonomi, hayatın neredeyse tamamını oluşturuyor ve bir araç değil asıl amaç olarak görülüyor. İslam da ise ekonominin, iyi bir

Detaylı

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler, ÇOCUKLARIN İNTERNET ORTAMINDA CİNSEL İSTİSMARINA KARŞI GLOBAL İTTİFAK AÇILIŞ KONFERANSI 5 Aralık 2012- Brüksel ADALET BAKANI SAYIN SADULLAH ERGİN İN KONUŞMA METNİ Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler,

Detaylı

Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME

Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME 2009 yılı, Türkiye-AB ilişkileri için son derece önemli bir dönüm noktasıdır. 2008 yılı AB açısından verimli

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ DERİ VE DERİ MAMULLERİ SEKTÖRÜ 2014 NİSAN AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ Mayııs 2014 2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

Rusya nın Yaptırımlarının Türkiye Ekonomisine Olası Etkileri

Rusya nın Yaptırımlarının Türkiye Ekonomisine Olası Etkileri Rusya nın Yaptırımlarının Türkiye Ekonomisine Olası Etkileri Aralık 2015 Eren Demir Uzman Yardımcısı İktisadi Araştırmalar Bölümü 1 Rusya nın Yaptırımlarının Türkiye Ekonomisine Olası Etkileri 24 Kasım

Detaylı