Bu sömürünün son bulması için bütün işçiler el ele vermeli

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bu sömürünün son bulması için bütün işçiler el ele vermeli"

Transkript

1 İşçi sınıfı Tunus ta bugün sonuçta tarihsel, tarih yapan bir deneyim yaşıyor. Tunus ta iktidar dersinde öldürülen meçhul öğrencileriyle işçi sınıfı ve yoksul emekçiler 21. yüzyılın ilk büyük ayaklanmalarından biriyle öğreniyor/öğretiyor. Bu sömürünün son bulması için bütün işçiler el ele vermeli Tunus ve Mısır da militan protestolar ve Türkiye de torba yasaya karşı eylemler gazetemiz yayına girdiği sırada halen devam ediyordu. Torba yasaya karşı yapılan eylemler, ne Tunus ve Mısır daki, ne de Avrupa daki eylemlerin militanlığını taşıyor. Torba yasa meclisten geçebilir, ardından kıdem tazminatları kuşa çevrilecek, ardından Anayasa tartışmaları, seçimler, Kılıçdaroğlu mu, Erdoğan mı tartışmaları. Burjuvazi ülkemizde hafifsenmeyecek bir yönetim deneyimine sahip. Karşımızdaki düşman zeki, sadece zor ve baskıyla değil, düşüncelerini bize kendi düşüncelerimiz gibi kabul ettirme yöntemiyle deneyimli. Bunun araçlarına sahip. Ya biz? KPSS ölüm kusmaya ve gencecik yaşamları karartmaya, söndürmeye, yaşamdan koparmaya devam ediyor. Kapitalizm insan kanına doymuyor. Birgün yerin yedi kat altında yakalıyor işçi sınıfını ölüm, birgün tersane cehemneminde. Bazen dershane parasını kanımızla ödemek zorunda... Staj demek herşey demek. Patron doğrudan hocanın yerini almış. Stajda kendini beğendiremezsen dersten geçemezsin. Stajda da bir şey öğrendiğimiz yok ha. Ne kadar çok çalışırsan ne kadar ses çıkarmazsan o kadar iyi. Eğitim dedikleri bana kalırsa sadece budur. Tüm bu baskılara rağmen Çorlu da bulunan Grup Suni Deri fabrikası önünde direniş ateşi yanmaya devam ediyor. Grup Suni Deri işçileri eylemlerini sadece direniş çadırı ile sınırlandırmıyorlar. Yine patronlarına ait olan ve İkitelli de bulunan Alfa Tekstil önünde eylem yaptılar. Kendileri gibi sendikal mücadele karşısında kapı gösterilen DESA ve Yeşil Kundura işçileri ile birlikte Yeşil Kundura önüne giderek eyleme katıldılar.

2 15-16 Haziranlar, Tarişler, DGM direnişleri işçi sınıfı adına unutulmaz derslerle dolu olarak tarihimizde yerini almış direnişlerdir. Sınıf olarak neler yapabileceğimizi anlatır her biri. Onları unuttuğumuz anda Paris Komünü nü, Ekim Devrimi ni unuttuğumuz anda aslında kendi devrimci özümüzden de uzaklaşmış, artık burjuvazinin her türlü sömürüsüne karşı inançsız bir yığın haline dönüşmüş oluruz. Burjuvazi kendini ortadan kaldıracak sınıfın işçi sınıfı olduğunu gayet iyi bilir. Bunun için de bizim bir sınıf olarak kendimizi var etmememiz için elinden geleni yapar. Sendikal, toplumsal, siyasal her türlü örgütlenmemizin önüne geçmeye çalışır. Ama daha da önemlisi moral üstünlüğünü ele geçirmeye çalışır. Bunun için sürekli "göbeklerimizin ayrı kesildiğini", "kendi işimize bakmamız gerektiğini" vaaz eder. Zihinlerimize güvensizliği, yalnız olduğumuzu, ne yaparsak yapalım bir şey elde edemeyeceğimizi, yaptığımız herşeyden haberleri olduğunu boca eder dururlar. Bu açıdan geçmiş direniş deneyimlerimiz oldukça öğreticidir. Aşağıdaki benim hikayem, eminim sizin de anlatacak çok hikayeniz vardır. Küçük bir döküm atölyesinde çırak olarak işe başlamıştım. Ufak çaplı bir atölyeydi ve ilk yıllarda patronla ilişkimiz abi-kardeş ilişkisi gibiydi. İşyeri büyüdükçe hem daha çok çalışır olduk, hem de patronumuz abilik vasfından sıyrılır oldu. Bir de Osman abimiz vardı. Atölyede işe başladığı ilk günlerde "Oğlum o patron, bu kadar haşır neşir olmayın" diye öğütler verirdi ama biz çok takmazdık. Düşünürdük ki patron büyüdükçe bizim de gelirimiz artacak. Ama hiç de öyle olmadı. Döküm atölyesinde çalıştığımız için günde 3 defa ayran içme hakkımız vardı. Birgün öğle yemeği yerken patron hışımla içeri daldı. Elindeki faturayı yüzümüze vururcasına sallayarak "Ben bıktım size ayran yetiştirmekten, bundan sonra ayran içmek yasak, içen cebinden versin" diye höykürüp yazıhanesine geçti. Biz suç işlemiş çocuklar gibi sessiz sedasız yemeğimizi yerken Osman abi sırtımızı sıvazlayıp "Bakın çocuklar size bir anımı anlatayım" dedi. "Sene '78, Renault fabrikasında işyeri baş temsilcisiydim. O zamanlar patronla yaptığımız sözleşmemize "Kışın fabrika sıcaklığı 26 derecenin altında olmayacak." diye bir ibare de koydurmuştuk. Bir kış günü temsilcilik odasında otururken işçi kardeşlerimden biri koşarak içeriye girdi. "Osman abi, Osman abi fabrika sıcaklığı 2-3 derece düştü, düşmeye devam edecek gibi" dedi. Hemen soluğu müdürün yanında aldım. "Bir saat içinde sıcaklık 26 dereceye çıkmazsa şalteri indireceğiz" dedim. Müdür yuvarlak laflarla geçiştirdi. Biz üretim yerlerini dolaşarak işçi arkadaşlarımıza durumu anlattık. Bir saat süre verdiğimizi söyledik. Saatin sonunda derece yükselmeyince şalterleri indirerek üretimi durdurduk. Koca fabrika sessizliğe büründü. Müdür gelerek "Arkadaşlar 2-3 derece için fırtınalar koparıyorsunuz bu kadar da olmaz" diyerek veryansın etti. Biz de talebimiz yerine getirilene kadar işbaşı yapmayacağımızı söyledik. Kararlı olduğumuzu anlayan müdür hemen talimatlarını verip sıcaklığı eski haline döndürdü. Sıcaklık yükselmeye başlayınca da işbaşı yapmadık. Tam 26 dereceyi bulunca şalteri tekrar kaldırdık." Osman abi tüm bunları anlattıktan sonra biz yemeğimizi de bitirmiştik. "Bakın çocuklar" dedi Osman abi. "O gün biz çalışmaya devam etseydik bir daha o sıcaklığı yükseltemezdik. Belki de gün geçtikçe sıcaklığı daha çok düşürürlerdi. Patronlar hiçbir şeyi hayrına vermezler. Biz mücadele eder öyle kazanırız. Bugün hakkımız olan ayranı kaldıran patrona sesimizi çıkarmazsak yarın yemeği de kaldırır mesaimizi de vermez. Osman abi bizi yerimizden kaldırdı hep beraber patronun yanına çıktık. Zehir soluduğumuzu ayranı bu yüzden içtiğimizi, ayranı kaldırdığı taktirde çalışmayacağımızı söyledik. Bunun üzerine patron geri adım attı. İlk defa o zaman anladım ki haklarımız gasp edilirken sesimizi çıkardığımızda kaybeden biz olmayacağız. İşçi Meclisi - Yerel Süreli Siyasi Dergi - Sayı:6- Fiyat: 1 TL Pina Basım Yayım San. ve Tic. Ltd. Şti. adına sahibi Hüseyin Kezik Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Ali Filizler Adres: Bereketzade Mah. Büyükhendek Cad. Portakal Sok. No: 2/11 Beyoğlu/İstanbul Tel: Baskı: Özdemir Matbaası Adres: Davutpaşa Cad. Güven Sanayii Sitesi C Blok No:242 Topkapı/İstanbul Tel:

3 İşçi Meclisi nin bir önceki sayısında, daha o dönem henüz meclis alt komisyonunda görüşülmekte olan Torba Yasa Tasarısı nı gündemleştirmiştik. Kapitalist sistemin, işçinin daha çıplak, daha güvencesiz, daha aç çalıştırılmasının genel eğilim olarak işlediği bir sistem olduğunu, kapitalistlerin, sermayedarların, patronların işçinin çıplak, güvencesiz, yarı-aç çalıştırılmasını kurala bağlayıp sömürüyü sistemleştirdiklerini, sömürü koşullarını yasal kıldıklarını; iş yasasının böylece oluştuğunu ifade etmiştik. Sonra da patronu/devleti hep birlikte işçiye yasalara saygılı ol dediklerini, işin ilginci kapitalistlerin bir de üstüne üstlük bu yasaları sıkça çıkarları için değiştirdiklerini, meclisteki Torba Yasa nın da bu doğrultuda işçi sınıfı aleyhine, sermaye lehine hükümler taşıdığını vurgulamıştık. Burjuvazinin terazisi Öte yandan bu konu sadece ülkemize özgü bir mesele değil. Burjuvazi, yani sermaye sınıfı uluslararası bir sınıftır. Dünyamız 21. yüzyılda kapitalizmle yönetiliyor halen. Tüm dünyada ve ülkemizde kapitalistler hüküm sürüyor. Hükümetler her ülkede belli tarihi, sosyal, sınıfsal, ulusal koşulların sonucu olarak değişik tonlar taşıyor, değişik biçimler alıyor. Biri gidiyor, diğeri geliyor. İhtiyaç neyse o, yeter ki kapitalist demokrasi/diktatörlük sürsün, aman maazallah işçi devrimi falan olmasın! Örneğin; ABD de ardışık biçimde Demokratlar ile Cumhuriyetçiler yer değiştirerek hükümet oluyorlar. Avrupa da çok farklı değil, sağdan din-iman-hıristiyanlıkmuhafazakârlık-aile değerlerigöçmen işçilere nefret pompalayarak gelen hükümetler bir dönem hüküm sürüyor. Onlar Berlusconi gibi, Sarkozy gibi iktidarda yıpranmışsa, bu sefer onların yerine özgürlük, uzlaşma vb. yumuşak söylemlerle işçi oylarını alıp işçi sınıfına yumruğu gülümseyerek çakan sol, sosyal demokrat eğilimli partiler geliyor. Terazinin sağa ya da sola yatmasına bakmayın, değişmeyen ve ortak kesen bu terazide tartılanın işçi sınıfının emek gücü olduğu gerçeğidir. Tartan burjuvazi, tartılan işçi sınıfı. Satan burjuvazi, satılan işçi sınıfı. Oynayan burjuvazi, oyun alanı tüm dünya. Oynatılan işçi sınıfı, oynatıldığı alan tüm dünya. Bize düşen bakiyesi bu terazinin hep sömürü, hep yoksulluk, hep güvencesiz bir yaşam. Burjuvazinin hüküm sürmesinde bizim ülkemizde son dokuz yıldır işlevli olan bir parti var, adı malum AKP. AKP de, işçilerin oyunu diğer sağ partilerin yaptığı gibi aldı. Dindarlık, mazlumluk, ezilmişlik, halkçı takılmalar, yeri geldi milliyetçilik, yeri geldi özgürlükçülük, giderek hep onlar yedi, biraz da biz yiyelim cilik, başörtüsü, devlet bürokrasisinin, ordunun, elitizmin, Kemalizm in eleştirisi, şuna "one minute", buna "bi saniye" Derken sağlamlaştırdı yerini AKP. AKP siyasal açıdan sağlamlaştırırken yerini, dünyada ve Türkiye de değişim tek yanlı olmadı. AKP oyunu küresel ölçekte oynadı. Türkiye burjuvazisi bu dönemde Türk ve Kürt işçi sınıfının üzerinden semirmesini ileri bir düzeye taşıdı. Türkiye orta-ileri gelişmişlikte bir kapitalist ülke oldu. Erdoğan ın dediği doğru, Türkiye ilk 20 ye girdi, işçi sınıfını başarıyla sömüren, adı/sözü bu yüzden dünyada geçen ülkelerden biri oldu, bununla övünebilirsiniz. Torba yasa yerel değil! Torba yasa yerel değil. Ardından kıdem tazminatlarının yarı yarıya kesilmesi var. Bu da durduk yere gelmiyor karşımıza. Tunus ta üniversite diploması olmasına karşın iş bulamayıp işportacılık yapan, arabasına el konulunca kendini yakan ve bir ayaklanmanın vesilesi olan genç de tesadüf değil. Tek de değil. KPSS yi kazanamayan öğretmenlerden 21. si geçenlerde intihar etti. 21! Bu bir rakam değil. Tunus taki gencin adı Said Bouzizi idi. Türkiye deki gencin adı Ali Kürklü. Hepsinin bir hayatı vardı, hayalleri, umutları Kapitalizmde bunlara yer yokmuş, bunu gördük. Tunus un da Türkiye nin de ortak yanı ölen işçileridir, işsiz gençleridir. Tunus, Mısır, Arnavutluk, Fransa, İngiltere, Yunanistan, Hollanda ve Türkiye. Siyasal rejimleri, tarihsel ülke geçmişleri farklı farklıdır bu ülkelerin. Ama hepsinde öğrenci eylemleri, emeklilik eylemleri, işçi eylemleri oldu son aylarda. Latin Amerika, Uzakdoğu Asya, Afrika, Avrupa, Amerika. Hepsi farklı kıtalardır, ama ortaklıkları vardır. Tüm kıtaları birleştiren işçi sınıfının ortak acısı, sevinci, kahreden ve yaratan, satılan ve kullanılan emek gücüdür. Burjuvazi, kapitalizmin neoliberal birikim politikaları sonucunda, teknolojinin ve üretimin gelişimiyle, mali sermayenin ulusları aşan bütünleşmesi ve tahakkümü ile, bunun siyasal geçişi ile, bunun toplumsal/ kapitalist yayılmacılığıyla tüm dünyayı giderek tek bir kıta, tek bir ülke, tek bir sınıf halinde birleştiriyor. Farkında mısınız? Tunus taa Afrika da bir ülkeydi eskiden. Şimdi bir işçiemekçi ayaklanması yaşanıyor orada. Afrika dediğin bir garip kıta/ El bilir âlem bilir/ Ki şekli bozulmasın diye Akdeniz in/ Hâlâ eskisi gibi çizilir/ Haritalarda. Oysa Akdeniz in de, tüm dünyanın da şekli bozulur her işçi ayaklanmasıyla. Yeniden şekil verir emek gücü haritalara. Atlaslar da değişir. Dünya ilk oluşum zamanındaki gibi giderek tek bir kıta olacak Dünya ilk oluşum zamanındaki gibi giderek tek bir kıta olacak şekilde yaklaşıyor birbirine. Bu bütünleşmenin soğumuş kabuğudur emperyalist kapitalizm dediğimiz. Söküp atacak olan kim? şekilde yaklaşıyor birbirine. Bu bütünleşmenin soğumuş kabuğudur emperyalist kapitalizm dediğimiz. Söküp atacak olan kim? Torba yasaya karşı eylemler gazetemiz yayına girdiği sırada halen devam ediyordu. Sendikaların sembolik düzeyde, zorla bir araya gelen eylemleri, ne Tunus ve Mısır daki, ne de Avrupa daki eylemlerin militanlığını taşımıyordu. Torba yasa meclisten geçebilir, ardından kıdem tazminatları kuşa çevrilecek, ardından Anayasa tartışmaları, seçimler, Kılıçdaroğlu mu, Erdoğan mı tartışmaları. Burjuvazi ülkemizde hafifsenmeyecek bir yönetim deneyimine sahip. Karşımızdaki düşman zeki, sadece zor ve baskıyla değil, düşüncelerini bize kendi düşüncelerimiz gibi kabul ettirme yöntemiyle zeki. Bunun araçlarına sahip. Ya biz? Bizim araçlarımız neler? Bizim örgütlülüklerimiz neler? Onların bizimle mücadele için bir programı var, peki bizim amacımız, bizim güç biriktirme yöntemlerimiz neler? Türkiye nin, Kürdistan ın, Ortadoğu ve Balkanların, Avrupa, Amerika ve Afrika nın işçi haritasını oluşturmak bu sorulara yanıt oluşturmaktan geçer. İşçi Meclisi nin amacı budur.

4 Bizim gerçekliğimiz hangisi? Sabahın erken saatlerinde düşüyoruz yola. Ayaklarımız, bir önceki gün ağır çalışma koşullarından yıpranmış bedenimizi taşıyamıyor. Serviste, metroda, üst üste doldurulduğumuz otobüslerde keşke yol hiç bitmese diyerek uyukluyoruz. Biz sesimizi çıkarmadıkça çalışma saatleri fiili olarak uzuyor derken bir bakmışız 12 saat çalışır olmuşuz. Çalışma saatlerimiz uzadıkça patronların sermayesi daha bir büyüyor. İşçi sınıfı olarak biz, daha da yoksullaşıyor, fiziksel ve zihinsel tahribata uğruyor, düşkünleşiyoruz. Yine de yetmiyor burjuvaziye. O sömürüsünün önünde ki bütün engellerin kaldırılması için yeni yasalara ihtiyaç duyuyor. Kimi zaman dalaşsalar da, iktidarıyla muhalefetiyle bir olup patronların ihtiyacı olan yasaları geçiriyorlar meclislerinden. Şu anda burjuvaların meclisinde genel kurul gündeminde olan ve görüşmeleri devam eden torba yasayı ve bu saldırı karşısında sürdürülen mücadeleyi, torba yasada kırıntı düzeyinde ki haklarına da göz dikilen işçi ve emekçilere sorduk: Torba yasayla burjuvazi, sermaye lehinde, toplumun tüm kesimlerini etkileyecek değişiklikler yapıyor. İşçi ve emekçiler bu saldırıya yeterince karşılık veriyor mu? Sizce bu saldırıya karşı neler yapılmalı? Torba Yasa denilen ucube Balkonda mangal yapmak, internet üzerinden içki satışı yapmak, bizim gidemediğimiz galalarda ve resim sergisi açılışlarında içki servisinin yasaklanacağı tartışmalarına bizleri de katmaya çalışarak torba yasanın asıl gerçeğini saklamaya çalışıyorlar. Gerçek olan; bu yasaların meclisten geçmesi halinde yaşları arasında işçi çalıştıran patronların ödemesi gereken sigorta priminin işsizlik fonundan karşılanacak olmasıdır. Bu prim desteğinden yararlanmak isteyen patronlar 29 yaşından büyük işçiyi kapı önüne koyacak yada hiç işe almayacak. Son yıllarda metal sektöründe işçi profilinin giderek gençleştiği düşünülürse patronlar ellerini şimdiden ovuşturmaya başlamışlardılar bile. Yetişmiş, tecrübeli işçilerin kapı önüne konması ile, özellikle üretim sektöründe iş kazalarının daha da artmasına neden olacak. İşte gerçek olan tam da bu. Gerçek olan; fiili olarak zaten yaşadığımız kuralsız ve güvencesiz çalışmanın artık yasal hale gelecek olmasıdır. Gerçek olan; kıdem tazminatlarımızın ortadan kaldırılacak olmasıdır. Burjuvazi bu yasaları güle oynaya meclisinden geçiriyor. Hem de bizimle dalga geçer gibi. Bu gücü nereden alıyorlar? Bizim güçsüzlüğümüzden ve örgütsüzlüğümüzden. İşte bizim sınıf gerçekliğimizde şimdilik bu. Bu gerçekliği tersine çevirmek zorundayız. Bu gerçekliğimizi tersine çevirmenin yolu da düşkünleşmiş ve acı çeken bir sınıf olmakta çıkıp, güvencesizliğe ve geleceksizliğe karşı mücadele eden bir sınıf olmaktan geçer. Çorlu Grup Suni Deri direnişçisi Burak Akbulut: Patronlar önümüzü kesiyor. Biz gereken cevabı veremiyoruz. Çok ta geç kalındı. Sendikalar çok pasif kaldı. Özellikle Türk-İş. Tek çare genel grev. Hayatı durdurmak. Diğer eylem biçimlerinin faydası olacağını düşünmüyorum. Deri-İş Trakya Şube Başkanı Ali Bayram: Hükümet işçinin en küçük hakkını bile elinden alıyor bu yasayla. Yeterli cevap kesinlikle verilemiyor. Türk-İş bu süreçte çok pasif kaldı. Genel grev, genel eylem kararı alınmalı. Bugün sendikaların gücü ortada. Yasayı geri çektirebilmek için genel grev şart. İşten atılan PTT direnişçisi Cafer: Torba yasaya karşı şu ana kadar yapılan eylemler yeterli değil tabii. Daha büyük ses getirmesi gerekiyor. Kitlesel bir eylem olması lazım Türkiye genelinde. Olmasının öndeki engeller ne derseniz, çoğu insanların çekimserliği. Sendikaların şu anki direnişini de yeterli görmüyorum. Katılımın daha da çok olması lazım. Onlarda da bir rekabet var kendi içlerinde, oysa olmaması lazım. Torba yasa geçebilir, ama mücadele bitmez. Bitmez, sonuna kadar devam! Sonu neresi derseniz, sonu, haklarımızı kazanıncaya kadar devam edeceğiz biz. Başka yolu yok. Sabiha Gökçen Havalimanı'nda çalışırken Hava-İş te örgütlendiği için işten atılan işçilerden Hayri Bereket: Torba yasaya karşı yapılan eylemler önemli, daha da artmasını istiyoruz. Fakat Türk-İş in üyesi bu kadar, bu eylemdeki kadar değil! Herkesin burada olmasını isterdik. İstanbul şubeleri, sivil toplum örgütleri, diğer sendikalara daha çok destek vermiş olsaydı daha da güzel olacağına inanıyorum. Katılımı şu an için yeterli bulmuyorum. Örneğin sadece 350 kişi biz atıldık işten. Hak alma açısından kanunlar çerçevesinde hareket etmek lazım ama kanunlar neye elveriyor? Onu araştırmak, onun üzerinden neler yapmamız gerekirse, onu yapmak lazım. Biz, yaklaşık bir buçuk yıldır direniyoruz. Hukuksal mücadele veriyoruz her alanda. Sendikamızın yetkisi çıktı, o alanda ayrı bir mücadele veriyor, hukuk mücadelesi veriliyor. Patron, tabii ki sonuna kadar hakkını kullanıyor, kanuni hakkını kullanıyor. Bunun karşısında tabii ki biz de kanuni olarak ne yapmamız gerekiyorsa yapıyoruz şu anda. Süreci takip ediyoruz. Berna Tangüner Kulis-Ev Emekçisi: Eşim Mutaf Anbar direnişçisiydi. Maddi olarak o günlerden bu yana sıkıntıdayız. Biz bu sıkıntıları atlatmadan patronlar yeni yeni yasalar çıkartarak önümüze yeni sıkıntılar koyuyor. İşçilerin çalışma şartı kat be kat kötüleşiyor, maaşları düşürülüyor. Aslında bu yasalara baktığımızda devletin her zaman olduğu gibi yine patronların yanında olduğunu görüyoruz. İş saatlerinin kaç saat olacağı patronun kararına bırakılıyor, vergi affı diyerek övünüyorlar ama bunu işçinin, memurun maaşından keserek alıyorlar, patronlar da bundan en büyük nasibini alıyor. Asıl af işçiye değil, patrona aslında. Onlar her zaman işçiyi, işçi-öğrenciyi, memuru, ev emekçisini nasıl sömüreceklerini düşünüyorlar. Bize düşen buna karşı mücadele etmek. Şeyma Baydan, İşçi-öğrenci: Bu yasa işçi sınıfının patron sömürüsüne daha fazla açık hale gelmesine ve işçilerin haklarının ellerinden alınarak savunmasız bırakılmasını öngörüyor. Bizler işçi-öğrenciler olarak zaten sömürülüyoruz. Bu yasa ile beraber sömürü yasallaşmıştır. Staj sırasında zaten sigorta diye bir şey yoktu, sağlık güvencem de yoktu. Çoğu işi yapmama rağmen orada ben işçi olarak değil sadece staj yapan öğrenci olarak görülüyordum. Bu yasa ile beraber sigortasız çalıştırma, stajerlerin daha da az ücret alması, çalışma saatlerinin belirsiz olması güvence altına alınıyor. Bir işçi-öğrenci olarak, bu yasa sömürü dışında bir şey getirmediği ve getiremeyeceği için bu yasaya karşıyım. Patronların değil işçilerin söz sahibi olduğu bir dünya istiyoruz. Bu sömürünün son bulması için bütün işçiler el ele vermeli, örgütlü mücadeleye başlamalı. Tezcan Kurnaz-UPS direnişçisi: Burjuvazinin meclisinde çıkarılan yasaların amacı işçilerin sömürü koşullarını ağırlaştırarak daha fazla kar elde etmektir. Onların meclisi kendi görevini yerine getirmektedir. Torba yasanın sonuçları birçok farklı kesimden işçiye zarar veriyor. Buna karşı farklı sektörlerden işçilerin birleşik bir mücadele hattı örmesi gerekir. Onların birleşerek yaptığı saldırılara bizde birleşerek cevap vermeliyiz.

5 Ücret... Kira, elektrik, su bu aylık tamam. Çocuğa göndermek için de biraz para ayırabildik. Peki ay başına kadar ne yiyip, ne içeceğiz? Maaştan elimizde hiç bir şey kalmadı. Kimden biraz borç istenebilir? 16 yaş altındaki genç ve çocuk işçilere asgari ücretten daha düşük bir özel asgari ücret verilir. Bunu 18 yaşına kadar olan işçilere doğru genişletiyorlar yaş arası erkek ve 18 yaş üstü kadın çalıştıran işletmelerin sigorta primlerinin işsizlik fonundan karşılanması maddesiyle, yaşlı işçilerin işten çıkartılarak kapitalistlerin sigorta primi dahi ödemeden gençleri sömürmesinin önü açılıyor. Meslek liselerinde okuyan öğrencilere staj sırasında ödenen ücreti düşürüyorlar. Silikozis hastası kot kumlama işçilerini, meslek hastası işçilerin yararlandığı haklardan yararlandırmamak adına onların kayıt dışı çalıştırılmalarını bahane ediyorlar. Belediyelerde çalışan norm fazlası işçilerin (yaklaşık 50 bin işçi!) başka kamu kurum ve kuruluşlarına devrini istiyorlar. Amaç belediyelerde tam taşeronluk. Bu yetmiyor, il özel idaresine bağlı on binlerce işçi de işsiz kalacak. Vergi affı ile -işçiler ve memurlar için doğrudan ücretten kesme devam ederken- sermayedarlar için vergi ve sigorta prim afları getiriliyor. Kamuda esnek çalışmanın kurallaştırıldığı ayrıntılı maddeler getiriyorlar. İş Kanunu değiştirilerek, "evde çalışma", "uzaktan çalışma", "saatli çalışma", "çağrı üzerine çalışma" gibi esnek istihdam biçimlerinin getirilmesi, bunların kamuya da taşınması gerçekleşiyor. Kamuda başka kurumlara yılda altı ay sürebilecek geçici görevlendirmeler, 24 saat hizmet veren kurumlarda çalışma saatlerinin kurum amirlerince düzenlenmesi hükümleri geliyor. Sicil sisteminin yerini disiplin cezası almama koşulu alıyor. Ödüllendirmede kamusal gelirlerin arttırılması ölçüt haline getiriliyor. Özel sektörden kamuya bürokrat/yönetici atanması, atananların özel sektörde çalıştığı yılların da kamu hizmeti sayılması... Kamuda işçiye grev yasakları pekiştiriliyor. Özelleştirilen kurumlarla ilgili yargı kararlarının uygulanmaması inisiyatifi yasayla hükümete veriliyor. İşçilerden kesintilerle oluşturulan İşsizlik fonundan 2008'den bu yana 10 milyar TL aldılar, mecliste yeni kabul edilen bütçe işçi parasıyla kalkınma stratejisinin devam ettiğini gösteriyor. Düşünceler içerisindeyken şurada duran gazeteye bir göz atmak, kafamı dağıtmak istedim. Tunus tan sonra Mısır da hareketli. Burada da bir şeyler olsa ya. Tayyip le Kemal gene birbirinin namuslarını tartıyor. Bizden pek bahseden yok bu sayfada. Ekonomi sayfasına geliyorum. Bizim patron çıkmış. İşletmeyi övüyor, yeni yıl hedeflerinden bahsediyor. İşletmede ücretler düzenli ödeniyor, işçiler de emeklerinin karşılığını alıyorlar diyor. Bende hesabı daha yeni yapmışım. Hayatım kağıdın üstünde. Günde 10 saat çalışıyorum ve maaşı alalı bir hafta olmasına rağmen cebimde pek birşey kalmadı. Acaba benim emeğimin karşılığı bu kadar az mı? Kardeşler, bizim sınıfın şu kapitalizmi yani hayatımızdaki cehennemi anlamak için ücretin ne olduğunu kafasında oturtmaya ihtiyacı var bence. Öncelikle ücretin ne olmadığına bakalım. Bizler çalışır, gelen maldan, işlenmemiş maldan ürün ortaya çıkarırız. Yani, patronun satabileceği mal haline getiririz. Hammaddeden ürüne geçişte malın kazandığı değerin tamamı bizim üzerimizden, çalışmamızdan gelir. Biz makinenin başına gitmezsek fabrikaya gelen mal, pazarda satılacak mala dönüşemez. O halde, patronun karının tamamını biz üretiriz. Peki aldığımız ücretin bu ürünle ilgisi var mı? Hayır. Devasa gemileri yapan tersaane işçileri, milyondolarlık mal üreten fabrikalarda çalışan işçiler olan biz kendi üretimimizden doğan bu karın neresindeyiz? Hiçbir yerinde. O halde aldığımız ücret emeğimizin karşılığı değildir. Ücretimizi ne kadar düzenli alırsak alalım patron bize ürettiğimizin kat kat azını verir. Ellerinde olsa bize o ücreti de vermezler. Onu vermelerinin tek nedeni bizim onların hesabına çalışarak, onların karlarına kar katmaya devam etmemizdir. Torba Yasa ya karşı KESK, DİSK, TMMOB ve TTB 81 ilden Ankara'ya yürüyor. 3 Şubat günü Ankara da olarak meclisi çevreleyen bir zincir oluşturmayı planlayan eylemciler kendi illerinde yaptıkları eylemler ile Ankara yürüyüşlerini başlatıyorlar. KESK Genel Başkanı Döndü Taka Çınar yaptığı açıklamada düzenlemelere neden karşı olduklarını ve yasanın içeriğini anlattı. Yasanın özellikle çocukların ve kadınların geleceğini tehdit ettiğini öne süren Çınar "Meclis te görüşülen tasarı komuoyundan gizlenerek her aşamasında içine çocukların geleceğini karartan ve kadınları eve hapsetmeye çalışan bir tasarıdır. 18 inci yüzyılın kölelik koşullarını düzenleyecek olan tasarıya dur demekten başka çaremiz yoktur. Bu sefalet ve kölelik belgesini geri çektirmek için emekçiler TBMM ye yürüyecek" dedi. KESK, DİSK, TMMOB ve TTB nin hazırladıkları bildiride; "İşsizlik Fonu yağmalanacak, sürgünler yasallaşacak, ödünç memurluk getirilecek, çalışma yaşamı esnekleşecek, gençlerin ve çocuıkların geleceği çalınacak ve denetimsizlik artırılacak" başlıkları yer aldı. Mecliste görüşülen Torba Yasa yı protesto etmek için eylemciler 3 Şubat Perşembe günü TBMM önünde olacak. Biz işçiler ücret kavramını sevmemeliyiz. Elbette daha fazlası için de mücadele edeceğiz ancak ücret kavramını toptan hayatımızdan defetmemişsek sömürüden kurtulamamışız demektir. Kapitalizmde mahkum kaldığımız ücreti sosyalizmi kurarak hayatımızdan çıkartabiliriz. Patronlar varoldukça onların ücretle çalıştıracağı ve sermaye elde edeceği işçiler de olacaktır. Halbuki patronların olmadığı ve tüm toplumun kendi ihtiyaçlarını karşılamak adına üretim yaptığı, patronların azami kar zorbalığından kurtulduğumuz için çok daha az saat işe gideceğimiz, dinlene dinlene çalışacağımız bir toplumu yaratabiliriz. Kardeşler, şu ayın sonunu denkleştirmenin tek çaresi budur. Kapitalizmi yıkmak, ücreti dilden de lügattan da çıkartmak.

6 İşçi sınıfı için kapsamlı bir saldırı paketi niteliği taşıyan Torba Yasa nın meclis genel kurulunda görüşüldüğü gün olan 26 Ocak tarihinde İstanbul da kitlesel bir protesto eylemi düzenlendi. Sendika, meslek örgütleri ve siyasi örgütlerin katıldığı eyleme katılımı ağırlıklı olarak Türk-İş e bağlı sendikalar oluşturuyordu. "Haklarımızı torbalatmayacağız / Türk-İş" pankartının arkasında özellikle Türk-Metal, Belediye-İş ve Tes-İş kitlesel bir katılımla yer alıyorlardı. Koop- İş ve Tez-Koop-İş, Haber-İş İstanbul 1 Nolu Şube, Karayolları İşçileri-Yol-İş, Türkiye Denizciler Sendikası, Hava-İş, Teksif, TÜMTİS, Deri-İş ve Kristal- İş ten işçiler eyleme pankart, flama ve şapkalarıyla katılım sağladılar. Sembolik sayıda KESK üyesi de eyleme bu kortejden katılım sağladılar. İşten atılan ve direnişte olan PTT işçileri, Başkaldırıyoruz Tutuklamalar, baskılar, gözaltılar bizi yıldıramaz! / Devrimci, Demokrat, Yurtsever Öğrenciler pankartı ile katılan üniversite öğrencileri de bu kortejdeydiler. Yürüyüş sırasında Direne direne kazanacağız!, Hak verilmez alınır zafer sokakta kazanılır!, AKP yasanı/torbanı al başına çal!, Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek!, Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!, Genel grev-genel direniş, Sendikalar göreve genel greve! sloganları sıklıkla atıldı. Tünel den yürüyüşe başlayan kitle, Galatasaray Lisesi önünde bekleyişlerini sürdüren kitle ile birleşti. DİSK İstanbul Merkez Temsilciliği, İstanbul Meslek Odaları Koordinasyonu (TMMOB İstanbul İKK, İstanbul Diş Hekimleri Odası, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, İstanbul Barosu) tarafından çağrısı yapılan ve birçok siyasal kurumun da imzacı olduğu Galatasaray Lisesi önü eylemine katılım beklenenden düşüktü. KESK İstanbul yönetimi dar grupçu hesaplarla bu eyleme katılmayacağını zaten ifade etmişti. DİSK ten hemen hiç katılım olmazken, meslek örgütlerinden ise sembolik düzeyde katılım sergilenebildiği görüldü. Torba Yasa işsizlik, güvencesizlik, kuralsız çalıştırma demektir Sessiz Kalmayacağız Güvenli Gelecek Birleşik Mücadeleyle Mümkündür! pankartının açıldığı bu kolda, Devrimci Proletarya da, Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu bileşenleri ile birlikte yer aldı. Yaklaşık 1500 kişinin katıldığı Taksim deki bu meşaleli eylem, Torba Yasa ya karşı DİSK in Gezi Parkı ndaki açıklamasından sonra- yapılan ilk ciddi eylem oldu. Gözlemimiz sendikal bileşenlerin bu yasanın stratejik önemine denk bir duruş ve bilinç içerisinde olmadıkları yönünde. Bir araya gelmeyi ve birleşik mücadeleyi örmeyi engelleyen konfederasyonlar düzeyindeki işbirlikçi rekabetin tabandan parçalanması açısından da işçi sınıfının birleşik militan mücadelesinin henüz eylemler düzeyinde karşılığını yaratmamış olduğu görülüyor. PTT taşeron işçilerinin İstanbul da Topkapı AVPİM önünde kurdukları çadırda sürdürdükleri eylemleri devam ediyor. 29 Ocak günü direnişçi işçiler AVPİM önünde bir eylemetkinlik gerçekleştirdiler. İlk olarak direnişteki PTT işçilerinden Celal Ünlütürk direniş süreci ve eylemler hakkında bir konuşma yaptı. Ünlütürk konuşmasında İstanbulluları postacılarına sahip çıkmaya davet etti. Ardından PTT işçileri adına basın açıklamasını Cafer Kalak okudu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: Direnişimiz 25. gününde ilk günkü coşkusuyla devam ediyor. Direnişe başladığımız ilk gün ifade ettiğimiz gibi bizler sadece işe geri iademizin yapılması talebi ile direnmiyoruz, direnişimizin temel talebi işçi sınıfına dayatılan kölece çalışma ve yaşama koşullarının düzeltilmesidir. Mecliste görüşülmeye başlanan torba yasa bizlere kölelikten başka hiçbir şey sunmuyor. Tüm çalışanların iş güvencesini ortadan kaldırmayı hedefleyen bu uygulama ile can bedeli kazanılmış haklarımızı tamamen ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Bizler bu dayatmaları taşeronluk adı ile yıllardır yaşıyoruz. PTT Genel Müdürü Osman Tural, PTT sanki babasının malıymış gibi bizi tehdit ederek Sizi bu kapıdan içeriye sokmam diyor. Şunu bilmeli ki Osman Tural da yolcudur. Bizlere karşı süren bu saldırılara karşı her alanı işgal, grev, direniş alanlarına çevirelim. PTT işçileri mücadele taleplerini ise şöyle sıraladılar: Taşeron çalışma yasaklansın. Taşeron işçiler kadroya alınsın. PTT nin AŞ ye dönüştürülerek özelleştirme adıyla peşkeş çekilmesi durdurulsun. İşten atılanlar geri alının. Herkese iş tüm çalışanlara iş güvencesi sağlansın. Torba yasada yer alan işçi ve emekçilerin kırıntı düzeyindeki haklarını dahi yok eden, uygulamalar yok edilsin. İşçi ve emekçielrden kesilen primlerle oluşan işsizlik sigortası fonunun patronlara peşkeş çekilmesi sonlandırılsın. Yapılan basın açıklamasının ardından Adalılar mini bir müzik dinletisi yaptı. Adalılar ın seslendirdiği ezgiler ile halaylar çekildi. Dinletinin ardından eylemciler topluca direniş çadırına geçerek direnişçi işçilerin konuğu oldu. PTT işçileri kazanana dek mücadelemiz sürecek diyerek tüm sınıf kardeşlerini dayanışmaya çağırıyor. Devrimci Proletarya, BDSP, Çalış- Der, DDSB, DHF, Eğitim Emekçileri Derneği, EHP, Kaldıraç, Sosyalist Parti, Petrol-İş Ankara Şube, PSAKD Ankara Şube, SDP, Sosyalist Gelecek, TÖP, Tüm-İGD ve 78 liler Girişimi tarafından Petrol-İş Ankara Şubesi nde Torba Yasa konulu bir panel-forum gerçekleştirildi. Panelin ilk bölümünde Çağdaş Hukukçular Derneği nden Avukat Saliha Şahin ve Tüm Bel-Sen Eğitim Uzmanı Evren Ergin birer sunum gerçekleştirdiler. Kazanılmış hakların gaspı, yeni saldırıların kapsamı ve yaratacağı sonuçlar üzerine yapılan sunumlarda tek tek maddeler üzerinde açıklamalar da bulunuldu. Avukat Saliha Şahin yaptığı sunumda, yasa ile işçi ve emekçilere, kuralsız, güvencesiz ve esnek çalışmanın dayatıldığını belirterek, istihdam yaratma bahanesi ile işsizlik fonunun sermayeye aktarılacağının dile getirdi. Tüm Bel-Sen Eğitim Uzmanı Evren Ergin yasanın kamu emekçilerini ilgilendiren kısımları üzerine bir sunum yaptı. Panel de ayrıca işten atılan PTT işçisi Koray Türeli de konuşma yaparak, işten atılan üç arkadaşı ile direndiği için, kendisinin ve ailesinin tehdit edildğini belirterek, tüm devrimci-demokrat güçlerin destediğini beklediklerini söyledi. PTT işçisi Koray Türeli torba yasa ile ilgili yapılacak tüm eylemlere katılacakları belirtti. Panelde ayrıca Haber- Sen 2 nolu şube sekreteri de söz alarak, saldırılara karşı kadrolu -kadrosuz, sözleşmeli ve taşeron ayrımını ortadan kaldırak, çalışanların ortak örgütlenmesi maddesini tüzüklerine eklediklerini belirterek, birlikte mücadelenin önemine vurgu yaptı.

7 105 işçinin çalıştığı Grup Suni Deri de örgütlenen Deri-İş Sendikası çoğunluğu alarak bakanlığa yetki başvurusu yaptı. Başvurunun ardından sendikal örgütlenmeden haberdar olan patron ve fabrika yönetimi ise işçilere baskı yapmaya başladı. İşçiler teker teker yazıhanelere çağrılarak sendika üyeliğinden istifaya zorlandı, ancak işçiler sendikal hak ve örgütlenme özgürlüklerine sahip çıkarak geri adım atmadı. Bunun üzerine 15 işçi işten atıldı. Haksız olarak işten atılan işçiler tekrar işe dönmek üzere fabrika önünde direnişe başladı. Ucuz emek cenneti haline getirilen Çorlu da işçilerin ekonomik, sosyal ve anayasal haklarını koruma ve geliştirme temelinde örgütlenme çalışmaları devam ediyor. Bunun son örneği ise Grup Suni Deri de yaşanan direniş oldu. Aralık ayının başında 105 işçinin 62 si Deri-İş e üye oldu. İşçilerin sendikalaşmasından rahatsız olan patron binbir türlü oyunla işçilerin örgütlenmesinin önüne geçmeye çalışıyor. Patronun tüm oyunlarına ve baskılara rağmen Çorlu da bulunan Grup Suni Deri fabrikası önünde direniş ateşi yanmaya devam ediyor. Grup Suni Deri işçileri eylemlerini sadece direniş çadırı ile sınırlandırmıyorlar. Yine patronlarına ait olan ve İkitelli de bulunan Alfa Tekstil önünde eylem yaptılar. Kendileri gibi sendikal mücadele karşısında kapı gösterilen DESA ve Yeşil Kundura işçileri ile birlikte Yeşil Kundura önüne giderek eyleme katıldılar. Eylemde Deri-İş Sendikası Yeşil kundura, DESA ve Grup Suni Deri'de yaşanan baskıları protesto ederek sendikal haklara saygı çağrısı yaptı. Deri-İş Başkanı Musa Servi yaptığı açıklamada işçilere kuralsız, esnek çalışma koşullarının, saatlik çalışma saatlerinin dayatıldığını belirtti. Fabrikaların yaydıkları atıklar nedeniyel Çorlu da kanser vakalarının arttığına değinen Servi Sendikalı olmak işçilerin anayasal haklarıdır. İşçileri sendikadan istifaya zorlamak suçtur. İşçilerin sosyal ekonomik hakları yok sayılmaktadır. İşçilere kuralsız, esnek, kölece çalışma dayatılmaktadır. Sendikamız işçilerin sosyal, ekonomik, demokratik, yasal haklarını, korumaya devam edecek. İnsanca bir yaşam için alınterimizin karşılığını almak için mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir dedi. Açıklama boyunca Musa Servi nin konuşması defalarca sloganlarla kesildi. Yeşil şaşırma sabrımızı taşırma!, Yeşil e/ Grup'a/DESA ya sendika girecek başka yolu yok!, Direne direne kazanacağız!, Doğayı koru sendikaya sahip çık!, Yaşasın sınıf dayanışması!, Birleşe birleşe kazanacağız!" sloganları en sık atılan sloganlardı. Neden sendikalı oldunuz? Bülent Turaman: İşsizlik fonu paraları birikiyor. Biz kendi paramızı kullanamıyoruz. Kim kullanıyor bu parayı, patronlar. Sendikasız, örgütsüz olduğumuz zaman kendi paramızın hesabını bile soramıyoruz. Dönercinin eti yavaş yavaş kestiği gibi devlette işçisinden kesiyor sabırla. Sonunda da hiç bir şey bırakmıyor. Bir de kötü çalışam koşulları var tabii. Sendikalı olmadan önce iş yerinde çalışma koşullarınız nasıldı? Bülent Turaman: İş sağlığı açısından da ödemeler açısından da kötüydü. 12 saat çalışıyorduk. Yediğimiz yemekten tutun da bizi getirip götüren servise her şey düzensizdi. Zaten kötüydü ki biz işçiler olarak başkaldırdık. Şu anda içeride çok şey değişti. Sendikanın ismi bile yetti. Ama bunun için biz dışarıdaki arkadaşlar bedel ödedik. Hala da çadırımızın yıkılmaması için mücadele veriyoruz. Pişmanmıyız diye sorarsanız bütün arkadaşlarım adına söyleyebilirim ki değiliz. Ferhat Kalan: Patron her ne kadar bizi terörle, çete kurmakla, serserilik yapmakla itham etse de biz hakkımızı arıyoruz. Bülent Turaman: Hak verilmiyor. Savaşırsan, direnirsen alıyorsun. Çorlu böyle şeylere alışkın değil, görülmesini istiyoruz. Diğer işyerlerinden, duyarlı kurumlardan daha çok destek bekliyoruz. Çadırınız sürekli yıkılıyor. Bize çadır sürecinden de bahsedebilir misiniz? Bülent Turaman: İlk çadırımız 39 gün kaldı. 37. gün İstanbul Mahmutbay de Grup Suni Deri nin ortağı olan Alfa Tekstil in önünde bir basın açıklaması Direnişteki Grup Suni Deri, Yeşil Kundura ve DESA işçilerinin Deri-İş sendikasına üye olmaları nedeniyle işten atılmaları Deri-İş tarafından düzenlenen eylemle protesto edildi. 22 Ocak'ta Taksim Tramvay Durağı'nda biraraya gelen Deri-İş üyesi işçiler İstiklal Caddesi üzerinde bulunan DESA mağazasına yürüdüler. Direnişçi işçiler dışında Tuzla'dan gelen Deri-İş üyeleri hem sayı hem de coşkularıyla eyleme hareketlilik getirdi. Yürüyüş boyunca Yaşasın sınıf dayanışması! ve Grup a, DESA ya, Yeşil e sendika girecek başka yolu yok! sloganları sıklıkla atıldı. gerçekleştirdik. Döndüğümüzde çadırın yakıldığını gördük. Biz bu çadırın durduk yere yanmadığını biliyoruz ama birkaç metre uzaklıktaki güvenlik bile yakıldığını görmediğini söyleyebiliyor. Biz 40. gün çadırımızı tekrar kurduk. 41. gün Edirne İş Mahkemesinin kararı ile çadırımızı yıktılar. İtirazda bulunduk hala cevap gelmedi. Bu süreç içerisinde 6. Çadırımızı yaptık. Şahit oldunuz sizde onu da az önce yıktılar. Ama biz yılmayacağız. Gerekirse 7.sini 8.sini yapacağız. İleriki günlerde direnişten kopmalar olabileceğini düşünüyormusunuz? Bülent Turaman: Zannetmiyorum. Hepimizin direnci çok yüksek. Ne için mücadele ettiğimizi biliyoruz. Bu bir bayrak savaşı bayrağı biz kaptık, götüreceğiz arkamızdan gelenlere teslim edeceğiz. Çorlu da işçi sınıfı nın gözünü açması lazım artık. Ferhat Kalan: Çorlu işçisi köle değildir. Gerekirse tek tek her işçiye bunu anlatmak zorundayız. Hukuki anlamda haklarımızı bilmek ve aynı şekilde anlatmak zorundayız. Burada Bulgaristan göçmeniyiz veya doğu dan gelmişiz diye ezilmek zorunda değiliz. Gerçi yerli işçinin de durumu aynı. Ama bu sömürünün altında yaşamak hiçbir insanın hakkı değil. Sermaye burada istediğini yapabiliyor. Buan dur denmiyor. Bunun karşısında sivil toplum örgütlerinin, sendikaların kolektif bir şekilde çalışma yapması gerekiyor. 15 kişi olarak işe geri dönünceye kadar mücadeleye devam edeckmisiniz? Ferhat Kalan: Biz bu bedeli ödedikten sonra işe geri dönünceye kadar kesinlikle mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. DESA önüne gelindiğinde ise Deri-İş Genel Başkanı Musa Servi tarafından basın açıklaması okundu. Basın açıklamasında işten atma saldırıları ve direnişlerin sürecinden bahsedildi. Mücadele ve dayanışma vurgusu yapıldı. Deri-İş dışında diğer sendikalardan eyleme katılımın hemen hemen hiç olmaması dikkat çekiciydi. Sadece az sayıda Hava-İş ve Tez-Koop İş üyesi eyleme katıldı. DESA önüne yoğun biçimde yığınak yapan poliste kendi sınıfının safını korudu. Eyleme İşçi Meclisi okurları, DDSB, Genç-Sen ve TÜM-İGD'de katılarak destek verdi.

8 İşçi sınıfı Tunus ta bugün sonuçta tarihsel, tarih yapan bir deneyim yaşıyor. Son bir yılda Tunus işçi sınıfı son 45 yıllık deneyiminden fazlasını birbiri ardına gelen eylemlerle ivmesi artarak yükselen politik bir bilinçlenme ile birlikte yaşıyor. Tunus ta iktidar dersinde öldürülen meçhul öğrencileriyle işçi sınıfı ve yoksul emekçiler 21. yüzyılın ilk büyük ayaklanmalarından biriyle öğreniyor/öğretiyor. Tüm dünya bugün Ortadoğu da kitle ayaklanmalarını dizisinin fitilini işleyen Tunus işçi sınıfını ve yoksul emekçilerini izliyor. Tunus ta işçi sınıfı, genişleyen kapsamıyla genç işçileri, diplomalı işsizleri, kent yoksullarını ve kırın yarı proleterlerini yanına katarak gözümüzün önünde ölüm pahasına bir tarih yazıyor. Neoliberal birikim politikalarının katmerli biçimde üzerlerine yüklediği yoksulluk ve sefaletin acısını, onyıllardır bir sınıf olarak yok sayılmanın öfkesini en görünür düşmandan diktatör Bin Ali den başlayarak çıkarmanın, kendisini sokakta eylemli biçimde en sonunda var etmenin ve dünyaya duyurmanın haklı gururunu taşıyor. İşçi sınıfı emperyalist burjuvaziye bu ülkede işçi sınıfının artık eskisi yönetilmek istemediğini, burjuvazinin kendisini artık eskisi gibi yönetemeyeceğini canlı olarak, can pahasına dişediş bir mücadeleyle gösteriyor. Her devrimin kritik sorusu silahların kimin elinde olduğudur: İşçi sınıfı ve emekçi kitleler Tunus ta henüz ne polis örgütlenmesini ne de orduyu dağıtabilmiş durumdalar. Poliste kısmi bir bir dağılma sözkonusu olsa da, ordu bütünlüğünü ve hiyerarşisini koruyor. Alternatif biçimler çok az, kimi halk komiteleri var, ama bunlar yetersiz, proletaryanın somut ve maddi silahlanması geri düzeyde. Her devrimin aldığı ilk önlemlerden biri işçi sınıfı ve emekçilerin sömürülmesi ile biriktirilmiş servete el koymaktır: Bin Ali ve sülalesinin kaçırdığı para ve altınlar göz önünde olmasına karşın Merkez Bankası na, eldeki rezervlere, bankalara el koyulmuş değil, tüm büyük kapitalist işletmeler de yerli yerinde duruyor, hatta işliyor. Her devrimin can alıcı sorunu siyasal iktidarın işçi sınıfının konsey örgütlenmeleri ve önderi olan sınıf partisi tarafından ele geçirilmesidir: Tunus ta önderlik sorunu bariz biçimde ortada duruyor, parlamentarizm dışından düşünüş hiç bir partide olmadığı gibi, yaygın ve hakim düşünüş de değil. Bunlar ayaklanmadan devrime doğru yürümenin önündeki engellerdir. Olabilir. İşçi sınıfı Tunus ta bugün sonuçta tarihsel, tarih yapan bir deneyim yaşıyor. Son bir yılda Tunus işçi sınıfı son 45 yıllık deneyiminden fazlasını birbiri ardına gelen eylemlerle ivmesi artarak yükselen politik bir bilinçlenme ile birlikte yaşıyor. Tunus ta iktidar dersinde öldürülen meçhul öğrencileriyle işçi sınıfı ve yoksul emekçiler 21. yüzyılın ilk büyük ayaklanmalarından biriyle öğreniyor/öğretiyor. Tarihsel arka plan Tunus tarihsel olarak bir Fransız sömürgesi. 1957'de Burgiba liderliğinde siyasal bağımsızlığını kazanıyor. Yarı sömürgeci dönemde de kapitalist birikim devam ettiriliyor, Fransa yla ilişkiler kesilmiyor, Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş dönemine benzer biçimde siyasal açıdan tek partili ve laik bir diktatörlük rejimi kuruluyor ve bu sürdürülüyor. 1980'lerde ülkedeki muhalefet yükselmeye başlayınca polis-orduistihbarat kurumlarının ağırlığı da artıyor. Bir saray darbesiyle iktidarı ele geçiren Bin Ali diktatörlüğü o tarihten beri devam ediyordu. Bin Ali döneminde kapitalist gelişme daha da hızlanıyor, geri kapitalist bir ülke olan Tunus, uluslararası neoliberal ekonomik sisteme entegre oluyor, ABD-AB ve uluslararası mali sermaye ağırlığı artıyor, ülkedeki Bin Ali, Trebilsa (karısı) ve Materi (damadı) aileleri başta gelmek üzere üç-beş büyük kapitalist aile, işbirlikçi tarzda, mali sermayenin ülkeye çöreklenmesi ile, semirdikçe semiriyorlar. Bu sermaye birikimi, aşağıda dev bir işsizlik ordusu (diplomalı-diplomasız), yoksul ama sendikal olarak kısmen örgütlü bir işçi sınıfı ve geniş bir kent-kır yoksulları kesimini büyüterek sağlanıyor. Son dönemde, 2003 Irak işgalinden sonra Tunus, ABD nin bölgede askeri ve stratejik olarak dayandığı/kullandığı ülkelerden biriydi, Wikileaks ile beraber gizli anlaşmaların yanında, Bin Ali ve eşinin semirmesi/yolsuzlukları da ortalığa saçıldı. Ayaklanmanın fitilini tutuşturan olay ise polis tarafından tokatlanan ve mallarına el konulan bir işportacının, bir diplomalı işsizin kendini yakması oldu. Ayaklanma Ayaklanma kendiliğinden biçimde açığa çıktı, serpildi, yayıldı ve etkisini arttırdı. Polis devleti, tarihsel/sınıfsal bir refleks göstererek eylemleri zor yoluyla bastırmaya yöneldi. 100 den fazla eylemci dövülerek ve polis kurşunuyla taranarak öldürüldü. Buna karşın eylemler durmadı, kitleselliğini ve kararlılığını korudu ve arttırdı, günden güne militanlaştı, talepler de giderek Bin Ali defol! sloganında toplaştı. Ordudan daha büyük ve Bin Ali ye sadakat ve komutanları parayla bağlı bir zor aygıtı olan özel polis teşkilatı ayaklanma karşısında aciz kaldı. Bin Ali, birbiri peşi sıra dört açıklama yaparak temel gıda mallarının ucuzlatılmasından, işsizliği çözme sözlerine, erken seçime dek bir dizi geri adım atmak zorunda kalmasına rağmen ayaklanmayı yatıştıramadı. Suudi Arabistan a kaçan, sonradan da muhtemelen Kanada ya sığınacak olan 23 yıllık diktatör Bin Ali, büyüyen halk hareketi karşısında bir ay dayanamadı! Yeni Hükümet Bin Ali nin defedilmesinden sonra partisi RCD yeni bir seçim hükümeti oluşturdu. Ancak ayaklanan kitleler, bu göz boyamaya aldanmadı. Bin Ali den sonra bir bütün olarak

9 Kesin olan şu: 21. yüzyıl sosyal devrimlerin yüzyılı olacak! Eylemlerde kapitalizme karşı olan yön giderek ağırlık kazanacak. İşçi sınıfı ve emekçiler, özellikle genç işçi ve işsizler, kentin ve kırın yoksulları, yarı proleterler proletarya ile birlikte yaşam koşullarını düzeltmek için ileriye atılacaklar. Tunus ta, Mısır da, Ortadoğu daki şiddetli mücadeleler bir tesadüf değil, son da olmayacak, daha yeni başladık. RCD den hesap sorulmasını talep ettiler. Eylemler, eli kanlı, işkenceci polis örgütünden hesap sorulması talebine doğru genişledi. İçişleri bakanı tutuklandı, geçici hükümet birkaç gün dahi dayanamadı. Sisteme payanda oluşturan bakanlar hükümetten çekildiler, RCD li bakanların tümü partilerinden istifa etmek zorunda kaldılar. Tüm siyasi tutsaklar özgürleştirildi, cezaevleri boşaltıldı. Tüm siyasi partilerin yasakları kaldırıldı. Halen ayaklanma sürüyor, iktidar boşluğu da öyle. Siyasal Güçler RCD nin merkezi şu anda ayaklanmanın etkisiyle fiilen dağılmış durumda. Öte yandan son 50 yıl boyunca yönetici elitleri yetiştirmiş bu partinin önümüzdeki dönemde farklı isim ve oluşumlarla kendisini toplamasını öngörmek yanlış olmaz. Bin Ali döneminde izin verilen ve göstermelik parlamentoya giren sosyal demokrat, milliyetçi, liberal partilerin tümü de ayaklanma karşısında karşı-devrimci bir rol oynadılar. Halk ayaklanması bu partilerin RCD ye dayanak oluşturma ve düzenin sürgit devamını sağlama rolünü deşifre etti. Bin Ali döneminde yine izin verilen, ancak muhalefette kalan üç burjuva liberal- parti de ayaklanma sırasında itfaiyecilik yapma dışında kıllarını kıpırdatmadılar. Bin Ali nin yasakladığı, sürgündeki reformist partiler ise ayaklanmayı yatıştırmak için geçici hükümet tarafından hemen imdada çağrıldılar. Tunus Komünist İşçi Partisi (PCOT) de pek farklı değil. Ordunun dağıtılması, işçi sınıfı ve yoksul emekçilerin iktidar organı olarak konseylerin kurulması, işçilerin silahlandırılması, özel mülkiyetin kamulaştırılarak burjuva sınıf egemenliğinin yıkılması hiçbir partinin programında, ya da söyleminde dahi yok. Aksine, Bin Ali ye ordunun destek vermemiş olması, Halkçı ordu sloganlarıyla karşılandı. Ordunun Bin Ali kaçtıktan sonra, o güne dek kullanmadığı silahlarını -yağmaları vb. bahane ederek- bu kez halka yöneltmesine ses çıkaran yok. Tüm partilerin programı en iyi haliyle kurucu meclis, yeni bir anayasa ve özgür seçimlerde toplanıyor. Yani burjuva demokrasisinin ötesine geçmiyor. Oysa ayaklanmanın saati durmuş değil, eylemler sona ermiş de değil, ayrımsız tüm siyasal partilerin hareketin önderliğinden uzak oluşları bu gerçekte gizli. Ayaklanmanın karakteri Tunus taki ayaklanma neoliberal kapitalist birikim politikalarına tepki temelinde ortaya çıktı. Onu karakterize eden bu tepkinin sınıfsal karakteridir. Gençler, genç işsizler, genç işçiler, yoksullar, işçi sınıfı ve yarı proleterler, kimi ara sınıflardan katılım ile birlikte ayaklanmanın kitlesel temelini oluşturmaktadır. Çıkış noktası, son dönemde Fransa, Yunanistan, İngiltere, Hollanda vb. Avrupa ülkelerindeki (daha alt düzeyde Türkiye deki) işçi sınıfı ve öğrenci gençlik eylemleri ile paralellik göstermektedir. Tunus ayaklanmasının, sonrasında Arnavutluk başta olmak üzere, Mısır, Cezayir vb. ülkelerde yansımasını bulması da tesadüfî değildir. Ortak kesen kapitalizmin emekçi sınıflarda yarattığı tahribattır, kapitalist emperyalizmin bir tarafta sefalet ve yoksulluk, bir diğer tarafta sefahat ve zenginlik biriktiren kutuplaştırıcı iç çelişkisidir. Her ayaklanmada şu veya bu düzeyde var olan sınıfsal yön, Tunus ayaklanmasında özellikle belirgin ve belirleyici düzeydedir. Tunus un özgün yönü, siyasal rejimin Ortadoğu ya özgü krallık/diktatörlük rejimlerinden biri olmasıdır. Sınıfsal talep ve özlemlerin kitlesel ve militan basıncı bu diktatörlüğün dikişlerini patlatarak yıkmaktadır. Fıçıya sığmamak Ortadoğu da emperyalizm ve yarı sömürge ülkelerin halklar hapisanesi tepeden tırnağa sarsılıyor. Proletaryaburjuvazi uzlaşmaz karşıtlığı belirginleşiyor. Büyük çaplı kitle isyan ve ayaklanmaları sınıf savaşımının daha üst biçimidir. Kritik soru ve sorun, -bugün Tunus ta, Mısır da kaynayan bütün Ortadoğu kazanında- şudur:emperyalist kapitalizm ve bu ülkelerde başa geçecek yeni bağımlı burjuvazilerle, burjuvazinin genişleyen işçi sınıfı ve yoksul emekçiler üzerindeki egemenlik ve sömürüsü yeni biçimlerde mi sürecek, yoksa emperyalist kapitalist sistemden koparak sadece eskisi gibi değil burjuvazinin yeni sömürü ve egemenlik biçimlerini, neoliberal demokrasisini de reddederek- bağımsız sosyalist bir devrim yoluna mı girilecek? Kesin olan şu: 21. yüzyıl sosyal devrimlerin yüzyılı olacak! Eylemlerde kapitalizme karşı olan yön giderek ağırlık kazanacak. İşçi sınıfı ve emekçiler, özellikle genç işçi ve işsizler, kentin ve kırın yoksulları, yarı proleterler proletarya ile birlikte yaşam koşullarını düzeltmek için ileriye atılacaklar. Tunus ta, Mısır da, Ortadoğu daki şiddetli mücadeleler bir tesadüf değil, son da olmayacak, daha yeni başladık. Tunus ta ayaklanma, giderek bir burjuva demokratik devrim niteliği kazanmakta. Tabanında proleter ve yarı proleter kitlelerin ağırlıklı olarak yer alması ise, onu otomatik olarak bir proletarya devrimi yapmaz ve yapmayacaktır. Önemli olan, Tunus ta ve tüm dünyada önümüzdeki on yıllarda da belirleyici olacak olan, proletaryanın sosyalist devrimci programı, komünist devrimci partisi ve öz örgütlülükleriyle bu ayaklanmalarda sonuna kadar gidecek olan tek sınıf olarak önderliğe hazır olması, bunu bugünden örmesidir. Görün bakın o zaman kim kimin şarabını içiyor!

10 KESK olağan genel kuruluna beş ay kala olağanüstü bir genel kurul gerçekleştirdi. Olağanüstü Genel Kurul neden toplandı? KESK teki gerileme ve çözülüşün neden ve temellerini, sorunun olası çözümleri için yapılması gerekenleri ele almadan, doğru devrimci proleter bakış açısı geliştirilemez. Öte yandan dağlaşmış bu çelişkili birikime dikkat çekip KESK in olağanüstü biçimde toplanmasına gerekçe olan olayın üzerinden de atlanamaz. Devrimci Proletarya nın yaklaşımı bu yüzden sorunun güncel adını net bir biçimde koymak oldu: Taciz! Burjuvalaşmış bir yaşam süren profesyonel bir sendika yöneticisi tarafından, yurtdışı gezilerinde konfederasyon bünyesinde kadrolu olarak çalışan bir kadın işçiye tacizde bulunuluyor. Bu tacizler kadın işçi tarafından konfederasyon başkanına sözlü olarak şikâyet ediliyor. Ancak konu örtbas ediliyor, sendika çalışanı işten ayrılmak zorunda kalıyor. Olay açığa çıkınca da liberal sol bir siyasal anlayışa mensup birisi başkan iki üye alelacele istifa ederek olaydaki sorumluluklarını itiraf ediyorlar. Ve bir sıkışmışlıkla Olaganüstü Genel Kurul'u toplama kararı alıyorlar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar; taciz şikâyetini örtbas etmek, komplo iddiasına da başvurarak tüzüğü işletmemek ve bunu süreklileştirerek daha ağır bir tüzük suçu işlemek, kadını ve işçiyi ezmek, patronu ve erkeği korumak ve kollamak, bunları faili belli olmayacak şekilde yapmak, kadının şikâyette bulunmaması için bütün caydırıcı mekanizma ve ağırlıkları, ilişkileri kullanmaktan; Suçlular! Mecburi olağanüstü genel kurul Genel kurul, MYK adına geniş fakat içi boş bir giriş konuşması ile başladı. Bunu çalışma raporu ve mali raporun aklanması için konuşma ve oylamalar izledi. Bu Olağanüstü Genel Kurul'un olağan sonucuydu aslında. İlk günün sonunda pazarlıklar sonuçlandı ve tertemiz MYK görevine başladı. Peki böyle mi oldu? Kocaman HAYIR. Genel kurul sonuçları BDP çizgisindeki Kamu Emekçileri tarafından önerilen ve tüzüğe konan Kadının beyanı esastır ilkesi ayaklar altına alınmıştır. Disiplin kurulları ihlalleri hasıraltı edilmiştir. Hakları çiğnenen kadın KESK genel kurulları açıkça küçük burjuva siyasetin koltuk kavgalarının arenası halindedir. Bu küçük burjuva grupsal bloklaşmalarla ittifakla, dirsek temasıyla vb. geleceğe dönük hiçbir şey çıkmaz. Bu haliyle KESK ayakta kalamaz, kalamamaktadır. emekçinin (ve avukatının) işşizlği ve hak gaspları olağanüstü genel kurul kararıyla resmileşmiştir. Tartışılan taciz vakasında tacizci kişi fiilen aklanarak, aslında taciz ve bastırma, bu neoliberal patronaj vakası KESK in bütününde hâkim kılınmıştır. Grupların oportünist dansı Olağanüstü Genel Kurul salonunda KESK li feminist kadınların eylemi sonrasında, konuşmalardaki bürokratik utanma ve sınır çekmeli yok sayma tutumu kısmen gevşedi. Genel Kurul sürecinde MYK da olan, MYK ya aday olan ve olma cesareti gösteremeyen bütün gruplar içinde en dikkat çekeni HÖC çizgisindeki Kamu Emekçileri Cephesi oldu. Bu çizginin aklamayı Demokratik Emek Platformu nun açıklamasını yeterli gördükleri için! şeklinde açıklaması, manidardı. KESK in KESK olarak hukuku yok onlar için, böyle bir gereklilik de yok. Feodal/ burjuva hukukun devrimci hukuk süslemesi adı altında grupsal paslaşmalar içinde güzellenmesi var sadece. KESK e dair eleştiri örneklerini bilinçlice yönetimde yer aldıkları ve şimdi hesabını vermeleri gereken son iki yıldan, 1 Mayıs Bidirisi nden ya da Tekel ihanetinden vb. değil, geçmiş on beş yıldan seçiyorlar. Haliyle yurtsever grubun dahi açıkça savunmadığı koşullarda taciz eden yöneticiyi savunmak da Kamu Emekçileri Cephesi ne düşüyor. Kamu Emekçileri Cephesi dışındaki diğer birçok grubun da bu kumpanyadaki rolleri benzer oldu. Kısaca ifade edersek; EMEP her zaman yaptığını yaptı: Demokratik özerklik, iki dilli yaşam, Kürt ulusuna dönük baskı/saldırılar ve ulusal mücadele üzerine konuşmalar. Ama KESK e ve somut soruna dair hiçbir şey söylenmedi. KESK teki tarihsel tıkanma ve çözülüşe dair hiçbir şey söylenmedi. Yurtsever delegelerin önerisiyle kabul edilen ve tüzüğe geçen Kadının beyanı esastır ilkesinin sözü dahi edilmedi. Daha birkaç yıl önce anadilde eğitim talebinin tüzükten çıkarılmasına benzer biçimde bir geri adım daha atıldı. Fakat biliyoruz ki, Kürt ulusu yekpare-sınıfsız-kaynaşmış bir bütün değildir, Kürt burjuvazisi ile emekçi sınıfları arasındaki referandumda da görülen- ayrışma daha da derinleşecektir. Ulusal sorunda Kürt ve Türk işçi ve emekçilerin çözümü, burjuva demokratik çözümden ayrışarak başarılabilir. Kürt ve Türk işçi sınıfının sosyalist demokrasi talebi öne çıkarılmak zorundadır, bizim yolumuz budur. İşçi sınıfının çözümü budur. DSD ise EDP çizgisindekilerin ayrışmasından sonra, TKP, Halkevleri ve EMEP çizgisini benimseyenlerle blok da oluşturarak, küçük burjuva antiemperyalist ulusalcı bir eksene oturmuştur. Neoliberal dönüşüme tepki temelinde antiemperyalist/ halkçı/antifaşist söylemler geliştiren kesimler arasında uyumun KESK e aynen taşınması gerçeği yaşanmaktadır. Silahlar DSD gibilerince açıkça, Yöncüler ve EMEP liler gibilerince ise suya sabuna olabildiğince dokunmadan, genel birlik lafazanlıklarıyla, utangaç koltukçu oportünistçe buralardan ateşlenmektedir. Artık Yeter! Edi Bese! KESK genel kurulları açıkça küçük burjuva siyasetin koltuk kavgalarının arenası halindedir. Bu küçük burjuva grupsal bloklaşmalarla ittifakla, dirsek temasıyla vb. geleceğe dönük hiçbir şey çıkmaz. Bu haliyle KESK ayakta kalamaz, kalamamaktadır. Küçük burjuvazinin iki kesimi arasındaki bulanık ve lekeli, netlikten uzak kavgadan KESK in tabanına da, kamu işçileri hareketinin geniş tabanına da bir hayır gelmez. Sorunun temeli geniş içerimiyle sınıfsaldır. İdeolojiktir, programatiktir, tüzüksel, örgütseldir, pratiktir, sınıf kapsam ve bileşimine bakışla, hangi sınıfın parçası ve sözcüsü olduğunla, devrimci özle ilişkilidir. Uzlaşmaz sınıf karşıtlığını açıkça bilince çıkarmadan, bunu enerjik bir taban çalışmasıyla ve güvencesiz eğitim, sağlık vd. işçiler çalışmasıyla birleştirmeden de ilerlenemez. Yeni bir sayfa açılmaktadır. Burjuvaziye karşı mücadelede, geçmişte onun faşizmine karşı olduğundan çok daha büyük bir sabır, cesaret ve ustalıkla, enerjik ve çok yönlü bir örgütçülük ve her şeyden önce de zihin açıklığı ve proleter sağlamlık gerektiren bir süreçtir bu. Biz bu yolu izleyeceğiz. Kim hangi yolda yürürse yürüsün!

11 "Tunus'ta ve Mısır'da zafere kadar devrim!", "Halk rejimi yıkmak istiyor!", "Mübarek, oğlunu da al ve git!"... Tunus işçi sınıfı ve emekçilerinin Kuzey Afrika yı sarsan ayaklanması devam ederken şimdi de Tunus ayaklanmasından esinlenen Mısır işçi ve emekçileri sokağın dilinden konuşmaya başladılar. Mısırlı gençlerin, sosyal paylaşım sayfası Facebook ve Twitter üzerinden yaptığı çağrıyla 90 bin kişiye ulaşıldı. Eylem çağrıcılarından bir genç yapılacak eylemi tanımlarken 25 Ocak taki gösterimiz sonun başlangıcı olacak diyor. Bu meydan okumanın elbette Tunus halkının direnişinden alınan bir güç olduğu kuşku götürmez. Aynı zamanda sömürünün, açlığın korkunç yüzünü yaşayan emekçi-yoksul kitlelerin direnişlere ve mücadeleye olan açlığının da başka bir kanıtını oluşturuyor. Eylemin önüne geçilemeyeceğini ve tehlikenin de büyüklüğünü fark eden İçişleri Bakanı Halil El Adil, olaylara müsamaha gösterilmeyeceğini, tutuklama ve gözaltı yapılacağı yönünde tehditler savurmuştu. Yoksulluğun ve dikta rejimin baskılarından bunalan emekçiler bu tehditlere pabuç bırakmayacaklarını sokakları dolduran 10 binlerle gösterdiler. "Yoksulluk, yolsuzluk, açlık ve işkenceye karşı eylem günü"nde 10 binlerce işçi-emekçi sokağa çıkıp hükümet karşıtı gösteri düzenlediler. Eylemden haberdar olan Mısır devleti, Tunus ta yaşananların yarattığı korkunun da etkisiyle bütün bölgelerde geniş güvenlik önlemleri aldı. Başkent Kahire sokaklarını dolduran öfkeli kitle devlet Başkanı Hüsnü Mübarek ve hükümet aleyhinde sloganlar attılar ve yoksulluğa son verilmesi çağrısında bulundular. Başkent Kahire nin yanı sıra, Asvan, İskenderiye ve Asyut kentlerinde de gösteriler düzenlediler. Öfkeli emekçiler El Cezire TV yayın aracını ve itfaiye araçlarını yaktılar. Devlet gösterilere tazyikli su ve biber gazıyla müdahale etti. Kolluk kuvvetlerinin saldırısına karşın kitlenin dağıtılması başarılamadı. Sırada milyonların protestosu eylemi var. Mısırlı emekçiler şimdi de bu eylemin sesiyle devlete korku salıyor. Mısır da 1970 den bu yana böylesine büyük başka bir eylemin olmadığı söyleniyor. Bu boyutta bir gösteri 1977 de ekmek isyanı olarak anılan gösterilerde (18-19 Ocak) toplanmış. O tarihte 800 kişinin ölümüne neden olan gösteri ne yazık ki gerici diktatörlük rejimi tarafından kanla bastırılmıştı. Şimdi papucun pahalı olduğunu anlayan Mübarek faturayı hükümete keserek kendi kellesini kurtarmanın peşinde. Protestolar karşısında yıkılan hükümetin yerine yeni hükümet açıklandı. Devlet televizyonu, savunma ve dışişleri gibi önemli bakanların yerlerini koruduğu yeni hükümette, maliye ve içişleri bakanları ise değiştirildi. Bu değişikliklerle işçi ve emekçilerin gözünü boyayarak, bir yandanda sokak eylemlerinde terör estirerek Mübarek yerini korumaya çalışıyor. Mısır işçi sınıfı ve emekçi halkının iradesinin gerçekleşmesi için eylemlerine kararlılıkla devam etmeleri gerekiyor. Bugün için örgütsüz ve önderliksiz olan kitlelerin, gelişmeler bir devrime evrilmese de, birçok şeyi değiştirilebileceğini, geleceği kazanmak için kazanımlar elde edebileceğini görmesi gerekiyor. Tunus un ardından, Mısırlı işçi ve emekçilerin eylemini de eylemimiz sayıyor, destekliyoruz. İlk Cezayir ve Tunus ta başlayan ayaklanmalar önce Tunus ta Bin Ali diktatörlüğünün yıkılması, ardından Mısır da mübarek in tahtını sallamaya başlamıştı. İsyan ateşi bu ülkelerle sınırlı kalmadı ve sürekli yayılıyor. Son olarak Yemen ve Suriye'ye sıçradı. Yemenliler tam 30 yıldır ülkeyi yöneten Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih in istifasını istiyor. Ülkede protesto zincirinin ilk halkası kendini geçen hafta göstermişti. Yemenliler yoksulluk yüzünden tırmanan öfkeyle daha da çileden çıktı. Protestocular bu kez daha kalabalık, daha organize ve daha kararlı. Onbinler sokaklarda, Şimdi değişim zamanı sloganları attı. Pankartlarda Abidin Bin Ali yi deviren Tunuslu işçi emekçielre atıflar vardı. Tunus ta, üniversite diplomalı Cumhurbaşkanı Beşar Esad ın bir gencin kendini yakmasıyla başında olduğu Baas rejimini başlayan devrim hareketi etkisini protesto etmek amacıyla bu eylemi yaptığını söylüyor. Suriye de de hissettirdi. Hem de benzer bir yöntemle. Suriye nin Haseke kentinde, yine 26 yaşındaki bir genç, kent meydanında üzerine benzin dökerek kendini yaktı. Ağır yaralanan genç Haseke Devlet Hastanesi nde tedavi altında. Görgü tanıkları, gencin, Suriye Bu dalganın Ürdün, Lübnan ve Sudan a sıçraması ise an meselesi. Özellikle Kuveyt ve Suudi Arabistan gibi zengin ülkeler ise para ve petrol güçlerini kullanarak, yeni sosyal güvenlik yasaları çıkartarak, bu dalganın dışında kalmaya çalışıyorlar. Ama bunun da çok sürmeyeceği kesin.

12 Eğitim kurumları yarıyıl tatiline girdi. Öğrenciler bir tarafta kendilerini kendilerine yabancılaştıran burjuva eğitimin dersleri ve sınavları ile, diğer taraftan da eğitim ve yaşam masraflarıyla boğuştukları bir dönemi daha geride bıraktılar. Biz de tatili fırsat bilerek bir araya geldik. Hem eğitimimize, geleceğimize hem de yaşadığımız topluma dair bir sohbet gerçekleştirdik. Buluştuğumuz masada Fen Edebiyat Fakültesi'nden Türk Dili, Tarih ve Felsefe, Mühendislik Fakültesi, Eğitim Fakültesi ve bir Meslek Yüksekokulu öğrencisi var. Hem öğrencilerin yaşamlarına hem de dünya ölçeğindeki yaşananlara öğrencilerin bakışını ifade etmek adına sohbetten belli bölümleri aktarıyoruz. Mühendislik Fakültesi öğrencisi: Bugünlerde tüm dünya oldukça hareketli. Tunus taki halk hareketinin başarısından sonra şimdi de Mısır da benzer gelişmeler var. Mübarek te fazla dayanacağa benzemiyor. Ayrıca Yemen gibi başka bölge ülkelerinde de bir protesto hareketi görüyoruz. Hava soğuk ama dünyanın sokakları sıcak. Bundan önce de özellikle Avrupa da işçi ve öğrenci eylemleri sürekli gündemde yer alıyordu. Eğitim Fakültesi öğrencisi: Haklısın. İnsanlar hayatlarından hiçbir yerde memnun değiller. Ülkemizde de durumun farklı olduğu söylenemez. Üniversite mezunu işsiz oranının yüksekliğinin Ortadoğu'da ki harekette etkili olduğunu söylüyorlar. Bizde de durum hiç farklı değil. Daha geçtiğimiz ay içerisinde 3 işsiz öğretmen daha intihar etti. Geleceğimi düşündüğümde ben de pek parlak görmüyorum. Binlerce mezuna karşın çok az atama var. Bizim bölümü seçim bile kurtarmıyor. Bunun harekete sevketmemesi imkansız. Ya intihar edeceğiz ya da bizi intihara sürükleyenlere bir şeyler söyleyeceğiz. bilimsel çalışma değil üniversiteyi bitirince sermayenin ihtiyaçlarına uygun bir insan tipi. Bu bizi insan kimliğimizden bile soyutlayan, sıra arkadaşımızla bile konuşmadığımız, kimsenin de mutlu olamayacağı bir sistem. Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencisi: Doğru söylüyorsun. Üniversitelerdeki sınav dönemlerinin kendisi dahi insanları birbirine hatta kendi hayatlarına yabancılaştırıyor. Sadece sınava çalışıyor ve yaptığı çalışmayı da kendisi için değil sadece sınav için, eğitim sisteminin kendisi için yapıyor. Bu da her şeyi verimsizleştiriyor. Zorunluluğun olduğu yerde yabancılaşma var. Zaten üretken ve alanıyla bütünleşen bir insan tipi olduğu yerde de zedenlenmeye çalışılıyor. Eğitim Fakültesi öğrencisi: Bakın, hiçbiri bizim ihtiyaçlarımıza göre düzenlenmemiş. Üniversite sonrası işsiz kalacak insan eğitim sürecinden hiçleştiriliyor zaten. İntiharların sebebi de bu. Kapitalizmin suçunu kendi üzerine alıyor. Eğitimde bunu öğretiyor. Müfredat ta biçimde bizim için değil, sermaye için. Mühendislik Fakültesi öğrencisi: Burası kesinlikle doğru. Senelerdir üniversite-sanayi işbirliği adındaki günlerde büyük patronlar üniversiteye gelip paneller verir. Anlatılan mühendisliğin toplum yaşantısını geliştirme işlevi değildir. Daha fazla kar modelleri anlatılır ona uygun eleman nasıl oluruz, patrona kendimizi nasıl beğendiririz onu anlatırlar. Sadece bu da değil. Meslek Yüksekokulu öğrencisi: Bizim bütün dersler bunun üzerine kurulu. Zaten liseden beri benzer günlerdeyiz. Staj demek her şey demek. Patron doğrudan hocanın yerini almış. Stajda kendini beğendiremezsen dersten geçemezsin. Stajda da bir şey öğrendiğimiz yok ha. Ne kadar çok çalışırsan ne kadar ses çıkarmazsan o kadar iyi. Eğitim dedikleri bana kalırsa sadece budur. Mühendislik Fakültesi öğrencisi: Bizim stajlarda aynı. Zorunlu stajda geçen yaz günde 10 saate kadar çalıştım. Para zaten yok, mecbursun. Patrona mecbur bırakıyor okul seni yoksa diplomayı vermiyor. Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencisi: Eğitim yılları bu kadar sorunlu. Peki bize kendi eğitimlerini dayatan patronlar bitirince yüzümüze bakıyorlar mı? Hayır. Diplomalı işsizlik bir çoğumuzu vuracak. İş bulursak da üç kuruş paraya saatlerce çalışmak zorunda kalacağız. Eğitim Fakültesi öğrencisi: Eğitimden onların planlarını bozmaya başlamak gerek. Onlar bizi bilimden, birbirimizden, hayatlarımızdan koparmaya çalıştıkça bir arada durmalıyız. Hiç olmadığımızı göstermeliyiz. İstersek biz kendimiz için bir şeyler yapmaya başlayabiliriz. Bir araya gelmek, sermayenin karı için değil toplumsal yaşamın ilerlemesi için bilim üretmeyi hedeflemek. Kolektif üretim yaparak onların yaşam tarzını değil başka bir kültürü oluşturmaya çalışarak. Onların dayattığına karşı bir alternatif üretebiliriz. Birliğimizi ortak üretimden alırsak bizi parçalayamazlar. Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencisi: Evet bu durumda biz de kendi sözümüzü, tarafımızı üretmiş oluruz. Şimdiye kadar hiç biz buradayız demedik. Onlar her şeyi kendi çıkarlarını kabartmak için yaptılar. Biz bir arada olursak, hayır dersek eğitim yürümez. Gücümüz olduğunu düşünüyorum. Meslek Yüksekokulu öğrencisi: Sadece eğitimle sınırlı da değil. Artık bizler de mesleki okullarda üretim sürecinin asli bileşeniyiz. Biz olmazsak emeğimiz üzerinden elde ettikleri karları edemezler. Bize ihtiyaçları var. Mühendislik Fakültesi öğrencisi: Haklısınız. Sorunlarımız eğitimin yapılanmasının kökenlerinden geliyor. Eğitimin kendi ihtiyaçlarına göre yapılandıranlar işsizlik çemberine bize sokanlar, yani patronlar. Daha iyi bir eğitim ve yaşam için vereceğimiz mücadele patronlara karşı olmak zorunda. Eğitim Fakültesi öğrencisi: Kesinlikle. Kapitalist eğitim bizi bilimden yabancılaştırıyor. İşsiz bırakıyor. Ücretsiz güvencesiz staj yaptırıyor. Çözüm buna karşı durmakta. Aynı zamanda toplum için bilim üretmek için harekete geçmekte. Biz kendimiz bir şeyler üretebildiğimizi gördükçe toplumu da değiştirebileceğimizi göreceğiz. Mühendislik Fakültesi öğrencisi: Türkiye de böyle şeyler hiç olmuyor. Bizde sorunlara karşı mücadele etme geleneği yok. Eğitim Fakültesi öğrencisi: Bize böyle umutsuz konuşmayı öğretenler de bizim geleceğimizi karartanlar. Tunus'ta, Mısır'da, Yunanistan'da farklı dünyalar değil. Bize yaşamımızı bu hale getiren sermaye sahipleri hiç olduğumuzu öğretiyor. Bu baskı eğitim yıllarında başlıyor. Üniversitelerde öğrencilerin üretkenliği varsa o da baltalanmaya çalışıyor. Amaç

13 Bunalıyoruz çocuk bunalıyoruz Biçim veremediğimiz şeylerin Biçimini alıyoruz Şükrü ERBAŞ KPSS ölüm kusmaya ve gencecik yaşamları karartmaya, söndürmeye, yaşamdan kopartmaya devam ediyor. Kapitalizm insan kanına doymuyor. Bir gün yerin yedi kat altında yakalıyor işçi sınıfını ölüm, birgün tersane cehemneminde. Bazen dershane parasını kanımızla ödemek zorunda kalıyoruz, bazen silikozis hastalığı olarak çıkıyor karşımıza ölüm. İşsizlik, güvencesizlik ve sınıfsal sömürünün üzerine eklenen cinsel sömürü sonucunda oluşan bunalımlı ruh hali, geçtiğimiz ay içerisinde 3 öğretmenin intiharı seçerek yaşamlarına son vermelerine neden oldu. 26 yaşında müzik öğretmeni olan Uygar Şenocak, 2 Ocak günü Elazığ da yaşadığı evinden ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Yakınlarına sınav sebebiyle yaşadığı bunalımı sık sık dile getirdiği söylentileri üzerine yapılan aramalar sonucu, Poyraz Kasabası na bağlı Mansuraşağı Köyü nde, Uygar öğretmenin cansız bedenine ulaşıldı. Yaşamında karşılaştığı ağırlığın altından kalkamayarak yaşamına son veren bir diğer öğretmen Yeter İmrak oldu. Yeter İmrak eşinden şiddet gördüğü için evinden ayrılmıştı. 3 çocuğuna bakabilmek için İstanbul Esenyurt Sonnur Yazıcıoğlu İlköğretim Okulu nda ücretli öğretmenlik yaparken okulun karşısındaki inşaattan atlayarak intihar etti. Yeter öğretmen sınıfsal olarak ezilmişliğinin yanı sıra yine bu sistemin kadına reva gördüğü ikinci sınıf bakış açısının sonucu kocasından şiddet görerek bir kez daha ezilmişti. Osmaniye nin Düziçi ilçesinde ataması yapılmadığı için vekil öğretmenlik yapmak zorunda kalan Ali Kürklü girdiği Eğitim emekçileri, KPSS nin ve sistemin yarattığı geleceksizliğin sonucunda gerçekleşen öğretmen intiharlarına dikkat çekmek, ölümü değil yaşamı seçtiklerini haykırmak amacıyla Bursa da bir basın açıklaması ve oturma eylemi gerçekleştirdi. Fomara Meydanı nda yapılan basın açıklamasını eğitim emekçisi Özgür Koşar okudu. Yüzbinlerce öğretmenin aynı sorunları yaşadığını ve sorunlarımızın üstesinden ancak bunalımdan çıkamayarak tabancayla başına ateş ederek intihar etti. Yoksul bir ailenin 10 çocuğundan birisi olan Ali Kürklü, KPSS nin ve ücretli kölelik düzeninin son kurbanı oldu. Ancak simit almaya ayırabildiği bozuk paralarıyla bu dünyada yaratamadığımız cennetin hayalini kurarak yaşamına son verdi Ali öğretmen. Şimdi yüzbinlerce işsiz öğretmen kendilerine ücretli kölelik düzeni tarafından dayatılan yaşamda KPSS'ye hazırlanarak onları bunalıma sürükleyen, en insani yanlarından uzaklaştıran bir çıkışsızlığın içinde uçurumun kenarında yaşama tutunmaya çalışıyorlar. Öğretmenlerin ve tüm bir işçi sınıfının katili, ücretli kölelik düzenidir. İntihar nedeni bunalım, çıkışsızlık ve sınavı kazanamamak olarak geçiyor haber bültenlerinde. KPSS'ye hazırlanan yüzbinlerce güvencesiz öğretmen bunalımda! Ve öğretmen intiharları giderek sıklaşıyor, adeta dalgasal bir hale geliyor. Öğretmenleri ve tüm bir işçi sınıfını bunalıma sürükleyen, işsiz bırakan, üç kuruşa çalışmaya zorlayan ve sınavlarda en güzel yıllarını öldüren kölelik düzenine karşı cepheden bir karşı duruş yaratılmadığı ve yaratamadığımız sürece bu ölüm son ölüm olmayacak. Emeğin korunması mücadelesi, eğitim işçilerinin onurunun korunması mücadelesi, ücretli kölelik düzenine karşı örgütlü ve bilinçli sınıf savaşımına girmesiyle yükselecek. Eğitim işçilerine kader diye sunulan ve eğitim işçilerinin örgütsüzlüğünden güç alan bu denklemi tersine çevirmeliyiz. Yüzbinlerce eğitim işçisi ve işçi sınıfının diğer bölükleri tek ses olup haykırdığımızda, iş, ekmek ve gelecek mücadelesini yükselttiğimizde, zor ve güzel olanı, yani ölümü değil, yaşamayı seçtiğimizde okları kapitalizmin bağrına çevirmiş olacağız ve aydınlık yarınların ışığını göreceğiz. örgütlü mücadele ile gelinebileceği belirtilen eyleme Bursa Eğitim-Sen Şube Başkanı Cemal Akkurt ve BA- TİS üyeleri de destek verdi. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz!, Ücretli köle olmayacağız!, Öğretmenler işsiz okullar öğretmensiz!, Öğretmenin katili sermaye düzeni! sloganlarının atıldığı basın açıklaması, yapılan oturma eyleminin ardından sonlandırıldı. Merhaba arkadaşlar. Biz İvedik Organize Sanayi Bölgesi'nde çalışıyoruz. Biz işe başlayalı yaklaşık 2 ay oldu. Çalıştığımız yer bir çamaşır yıkama fabrikası. Fabrika hastane ve otellerin çamaşırlarını yıkama ve ütüleme işini yapıyor. Şirket işi ihale yolu ile alıyor. İki vardiya halinde çalışıyoruz. Gündüz vardiyasında büyük bir bölümü kadın olan yaklaşık 40 işçi çalışyor. Bizim çalıştığımız gece vardiyasında ise tamamı erkek olmak üzere 15 işçi çalışıyor. Gündüz çalışan işçiler asgari ücret alırken, gece çalışanlara ise asgari ücretin altında yaklaşık 550 tl maaş veriliyor. Gece vardiyasında çalışan işçilere asgari ücretin altında bir ücret verilmesinin başlıca nedeni başka bir işte çalışamayacak kadar fiziksel engelli olmaları. Çalışma saatlerimiz düzensiz. İşe akşam saat 19.00'da başlıyoruz. İşin bittiği zaman paydos ediyoruz. İş bazen bazen de 05.00'de bitiyor. İş bittikten sonra sabah 07.00'ye, gündüz vardiyası gelene kadar yatıyorz. Gündüz vardiyasında çalışanların sigorta ve benzeri sosyal hakları varken gece vardiyasında ustabaşı ve şef haricinde çalışan işçilerin sigortası yok. Sigortası olanların maaşı düzenli yatıyorken, gece vardiyasında çalışan biz işçilerin maaşları düzenli yatmıyor. Biz işe başladığımızda bu sorunlardan kaynaklı üç işçi arkadaş ustabaşı ile tartıştılar. İşçi arkadaşlar ile konuştuğumuzda bu durumun sürekli yaşandığını iki üç ayda bir işçi sirkülasyonu olduğunu söylediler. İşten ayrılmayı düşünen arkadaşlara maaşlarını almadan işten ayrılmamaları gerektiğini söyledik. Bunun üzerine arkadaşlar ustabaşına işten ayrılacaklarını, maaşlarını alana kadar işe geleceklerini ama çalışmayacaklarını söylediler. İki gün boyunca gece fabrikaya geldiler ama çalışmadılar. Bu süre zarfı içerisinde usta başı arkadaşlarımızı polis çağırmakla, servise almamakla, yemek vermemekle tehtit etti. Bizlerde her hangi bir fiziki müdahale karşısında ortak tavır alacağımızı ve yemeklerimizi paylaşacağımızı söyledik. Çalışan işçilerden herhangi bir destek görmeyen ustabaşı iki günün sonunda arkadaşlarımızın ücretlerinin yattığını ancak kendileri ile çalışamayacaklarını söyledi. İşçi arkadaşlarda zaten kendilerininde artık bu fabrikada çalışmak istemediklerini söylediler. İşten ayrılan arkadaşlarımız bize bu sorunun sürekli yaşandığını vakit geç olmadan işten ayrılıp başka bir işte çalışmamızı söylediler. Bizde onlara yaşadığımız tüm bu sorunların nereye gidersek gidelim karşımıza çıkacağını, bu şekilde işten ayrılmanın patronların işine geldiğini söyledik Çözüm için burada kalarak koşulların değişmesi için mücadele etmemiz gerektiğini belirttik. Bize işe başlarken deneme süresinin bir ay olduğunu bu süre bittikten sonra sigortamızın yapılacağı söylenmişti. Ancak ikinci ayda olmamıza rağmen sigortalarımız yapılmadı ve maaş günü gelmesine rağmen ücretlerimiz yatırılmadı. Bizler de yemek saatinde bir toplantı yaptık. Maaşlarımızın yatmaması halinde yemekten sonra işbaşı yapmayacağımız ve ortak hareket etmemiz gerektiği şeklinde bir karar aldık ve bunu vardiya şefine ilettik. Sigortası olan ve maaşlarını zamanında alan eski işçiler de bize destek verdiler. Örgütlü bir tepki karşısında vardiya şefi de haklı olduğumuzu, patrona telefon edeceğini ve maaşlarımızı yatırmasını söyleyeceğini belirtti. Bunun üzerine ustabaşı yanımıza gelerek elindeki kağıdı gösterip, patronun yasa gereği isterse maaşları 20 gün gecektirebileceğini söyledi. Bunun üzerine bizde madem yasaları uyguluyorsunuz o zaman sigortalarımızı yapın sigorta da yasal hakkımız bunu neden yapmıyorsunuz dedik. Ustabaşı ve şefin patronla yaptıkları görüşmelerden sonra şef yanımıza geldi ve maaşlarımızın yattığını söyledi. Sigortalarınız da birkaç gün içeresinde yapılacak dedi. Evet arkaşlar o zamana kadar para yok, bankada sorun çıktı gibi yalanlar ile bizi oyalayan patron, gecenin o saatinde nasıl oldu da ücretlerimizi yatırdı acaba? Ankara dan İşçi Meclisi okurları

14 Kitapta; öncelikle, bilim, sanat ve teknoloji alanlarının, siyasal\ toplumsal alanla bağı incelenmiş, özellikle, enformasyon ve iletişim teknolojilerinin toplum ve iktidar ilişkilerini nasıl belirlediğini ve oluşturduğunu, sonrasında da, bütün bu gelişmelerin sanat ve özellikle fotoğraf alanının toplumsal algı üzerindeki etkileri incelenmiş ve kuvvetli örneklerle bu düşünce desteklenmiştir. Ayrıca, bilgi teknolojisindeki gelişmelerin, kişileri bilgisayara bağımlı kılmanın yanında bilgi tekelleşmesini de beraberinde getirdiğinin vurgusu yapılarak, bilgi ve fikir dolaşımındaki sınırlama ve sansürlerin özellikle bireysel gelişmenin önünde engel teşkil ettiği, oysa ki, bilginin özel değil toplumsal niteliğinin yanında, tekelleşmenin, özgün üretimlerin hızla önünü kestiği vurgusu yapılmaktadır. Milyonlarca insanın internet kullandığı günümüzde, gündelik gerçekliklerin yerini, sanal yaşantılar, sanal politik muhalefetler ve hatta sanal eğitimlerin alması ile birlikte yeni bir kültürün oluşduğu da belirtiliyor. Bütün bunların yanında, bilim alanın da da (tıp, mühendislik, çevre, tarım vs. ) egemen ideolojinin belirleyici olduğu, kapitalizmin sorunları önce yarattığı, çözümlerini de kendi çıkarları doğrultusunda yeniden kurguladığı gerçeği, dikkatlerimize sunuluyor. Kitabın ilerleyen bölümlerinde, sanat ve kapitalizm ilişkisi irdeleniyor. Kapitalizmin başlangıç yıllarında, daha fazla üretim için (seri üretim) geliştirilen ve yaygınlaşan makine kullanımı ile birlikte, el emeğinin kan kaybetmeye başladığı, ve bu durumun, hayatın her alanında genel kültürel yapıyı ve tabiki sanatsal kültür anlayışını da sarsıntıya uğratarak, insanın yabancılaşma sürecini başlattığı anlatılarak, o dönemlerden itibaren sanatın kapitalizimde, bir ayrıcalık olarak geliştiği, hem sanat ve sanatçı ile birlikte üretimlerinin de birlikte metalaşmaya başladığının anlatılması, daha da bir merakla kitaba devam dedirtiyor Dikkatimizi çeken ana hatları üzerinden, az da olsa bahsetmeye çalıştığımız bu kitap, özellikle bir bölümde ortak hayallerle birleşiyor. Şöyle ki, Çözüm sınıfsız toplumdadır. Sınıfsız toplum sanatsal eylemi, yalnızca belli bir sınıfa ait olmayan tüm insanları kucaklayan bir eyleme dönüştürmenin yolunu gösteriyor. Bilgiye ulaşımın eşit olduğu, yani bilginin tekelleşmediği, iletişim olanaklarının özgür olduğu, emeğin sömürülmediği, dolayısıyla sanatsal eylem için gereksinim duyulan zamanın kendiliğinden doğduğu ve üretim için gereken alet edevatın sahibi olunduğunda sanat özgür bir ifade biçimi olarak zenginleşen bir dinamizm kazanacaktır. Dolayısıyla, sınıfsız toplumda sanat, gönüllü çalışma temeli üzerinde, toplumun bütününü kavradığında meta olmaktan kurtulacak ve yalnızca insana ait olacaktır. Kapitalist üretim ilişkilerinin yeniden üretiminde, beslenip gelişmesinde önemli bir rol üstlenen burjuva kültür sanatı,kapitalizm için, meta sermaye ilişkilerini derinleştirerek, toplumun yaşam tarzını, ilgi, ihtiyaç ve özlemlerini bilinç altına kadar etkileyip manipule ederek, tüketimi körüklüyor ve kendine yeni kar alanları açıyor, İş dışı zamanlarımızın da sermayenin yönlendirmeleri doğrultusunda örgütleyerek, edilgenleştiren, alıklaştırılan, hoşnutsuzluklarından arındırılarak bunları bastırmaya koşullandıran, sistemin güç ve büyüsüne yeniden ikna edilen, böylece bir sonraki işgünü için yeniden hazır hale getiren kapitalist sömürü disiplinini teşhir ettiği için; bu kitap ilgi çekiyor, içine çekiyor. Okumanızı öneriyor ve keyifli okumalar diyoruz. Heykel resimle birlikte yedi sanat dalından en eskisidir. Bugün için bile arkeolojik kazılarda çıkan her heykel insanlığın tarihinin karanlık bir noktasını aydınlatmaktadır. İlk heykeller dinsel bir yakınma ifadesi olan totemler biçiminde ortaya çıksa da orada bile insanın estetik duygusunun üretme, tasarlama güdüsünün güçlü bir ifadesini görmekteyiz. Ağaçtan kayaya, mermerden bronza heykeltraşlar kendi duygusal ve düşünsel dünyalarını ortaya koymak için her türlü malzemeyi kullanmışlardır. Dünyanın yedi harikası olarak kabul edilen eserlerin ikisi (Rodos heykeli ve Zeus heykeli) doğrudan heykel olmakla beraber diğer eserler de heykellerle bir bütünlük halinde tarihte yerlerini almışlardır. Madalyonun diğer yüzünde ise Rönesans'a kadar süren heykelle birlikte her türlü güzel sanatlar düşmanlığını görmekteyiz. O dönemde yüzlerce yıllık heykellerin parçalandığını da görmekteyiz. Öyle ya Adem ile Havva kendilerini incir yaprağıyla örttüğüne göre bu heykeltraşların ne haddinedir heykelleri böyle oluşturmak. Ve bir dönem hadım ettirilir heykeller. Batı için güzel sanatlarda da karşılığını bulan bu Ortaçağ karanlığı İslam coğrafyasında daha erken bir dönemi anlatır. Putlardan temizlenen kabe ve heykellerin putlarla anılması uzun bir dönem birinci sanat olarak geçen heykeli bu coğrafyadan siler. Ya bugün Karslılar heykel olarak adlandırıyordu İnsanlık Anıtı nı. Daha heykel tamamlanmamışken ve insanlık anıtı yazan bir tabela iliştirilmemişken ucube olarak bilinir oldu malum heykel. Ucube terimi bakılmayacak kadar kötü olan, nereden geldiği belli olmayan, acayip, anlaşılmaz, biçimsiz nesneler için kullanılır. 2006'da başlayan ve 2008'de koruma kurulu tarafından SİT alanı olması gerekçesiyle yapımı durdurulan bir heykelden bahsediyoruz. Erdoğan ın ucube dediği andan itibaren yeniden görülür olan bir heykel. İnsanlık anıtı Ermenistan la olan ikili ilişkilerin daha üst boyuttan kurulmasına yönelik atılan adımlarla paralel bir şekilde gündeme geldi. İki parça taş sütun birleştiği zaman bir insanı oluşturuyordu.yıllardır ayrı kalmış bir gövdenin iki parçası anlatılmak isteniyordu. Batı parçası Türkiye yi temsil eden heykelin doğu tarafı Ermenistan ı simgeliyordu. Yurdundan sürülmüş bir halk olarak asker hazır olunda Ermenistan ve elini uzatan Türkiye. Ahmet Davutoğlu nun da stratejik derinliğine uygun olarak babacan, kucaklayan, abi Türkiye. Ama heykel yarım hala. O kardeşlik vurgularıyla gizlenen halkların kardeşliği değil sermayenin kendini kırmızı çizgilerin ötesine taşıma isteği. Dedik ya o heykel yarım hala ve Türkiye den uzanan o el yerde. Bitmemiş bir heykelin estetiğini tartışmıyoruz burda. Birincisi yerinden sürülen bir halktan özür bile dilemeden el uzatma, büyüklük gösterme dayanılmaz iki yüzlülüğüne ortak olmayacağımızı söylemek istiyoruz. İkincisi ise değişen konjonktürle kendi stratejik derinliğinde boğulan bir anlayışın halklar arasındaki dostluğa bile kendi stratejik çıkarları üzerinden bir bakış sahibi olmasının çıplaklığını görüyoruz.

15 Davos zirvesi olarak da bilinen Dünya Ekonomik Formu WEF den beri İsviçre nin Davos kentinde toplanıyor. Bu yıl düzenlenecek olan 41. toplantı Ocak tarihleri arasında gerçekleşecek. Toplantıya yaklaşık 2 bin 500 kişi katılım sağlayacak. Uluslararası mali sermayenin önde gelen tekel temsilcilerinden yaklaşık bin 400 kişinin zirvede yer alması bekleniyor. Türkiye den de suyun başını tutan sermaye grupları Doğuş Holding, Koç Holding, Sabancı Holding gibi üst düzey yetkililerinin yanı sıra, çok sayıda Türk işadamının da Davos a katılacağı söyleniyor. Davos adeta mali sermayeye üs olarak inşa edilmiş küçük bir kent. Emperyalistlerin Davos u 41 yıldır üs olarak kullanmasının asıl nedeni işçi sınıfının ve yoksul halkın öfkesinden daha kolay korunabilmesinden ileri geliyor. İki küçük köyden oluşan ve 11 bin nüfusu bulunan şehir yüksek dağların arasında bir vadide inşa edilmiş. Şehre sadece bir giriş bir de çıkış var, diğer bütün noktalar dağlarla çevrili. Her yıl Ocak ayının son haftası yapılan forum kar yağışının çok yoğun yaşandığı döneme denk getirildiği için geniş kitlelerin alana ulaşması hemen hemen imkansızlaşıyor. Bir hafta boyunca 24 saat, ordu ve polis gücü tarafından işgal ediliyor. Özel tim, tam gün gökyüzünde uçan askeri helikopterler buda yeterli bulunmadığından, giriş çıkışlar dikenli telle çevrilir. Buda yetmez, ola ki dağlardan işçi-emekçiler çıkagelir -mümkün olmasa da- korkusundan orman içlerine ordu güçleri konumlandırılır. Kısacası akıl almaz bir güvenlik önlemi. Korkuyorlar! Uluslararası sermayenin kısa ve uzun dönem çıkarlarının ele alındığı, yeni olanakların kullanım ve yönetişiminin planlandığı, zirvedeki kararların bağlayıcılığı tartışmalı olsa da buradan çıkan kararlar mali sermayenin gelecekteki hedeflerini göstermesi bakımından önem kazanıyor. Aynı zamanda büyük sermaye gruplarının dayatmalar yoluyla küçükleri içerimine alarak yuttuğu birlik oluşumlarının ön anlaşmaları yapılmaktadır. WEF in bu yılki ana teması Yeni Gerçeklik İçin Paylaşılan Normlar olarak belirlenmiş. Bu yeni gerçekliklerin ne olduğu henüz kamuoyu ile paylaşılmış olmasa da biz biliyoruz ki emperyalist mali sermayenin eseri olan ekonomik krizlerin içinden çıkılamaz bir hal alması, kapitalizmin kriz devrelerinin her yeni krizde daha da uzamasının tekelleri üzerinde yarattığı basınçtır. Ayakların baş olma mücadelesinden bir Davos un bu yılki ana teması Yeni Gerçeklik İçin Paylaşılan Normlar olarak belirlenmiş. Bu yeni gerçekliklerin ne olduğu henüz kamuoyu ile paylaşılmış olmasa da biz biliyoruz ki emperyalist mali sermayenin eseri olan ekonomik krizlerin içinden çıkılamaz bir hal alması, kapitalizmin kriz devrelerinin her yeni krizde daha da uzamasının tekelleri üzerinde yarattığı basınçtır. türlü geri adım atmaması, önlenmesi mümkün olmayan sosyal patlamalar, işçi sınıfı ve ezilen dünya halklarının yaşadığı ekonomik-sosyal yıkım karşısında her geçen gün başka bir kıtada sokakları tutuşturması, olası yeni ve daha büyük grev ve direnişlerin sermayenin uykularını kaçırması olarak anlaşılması gerekir. Davos zirvesi demek emperyalist sermaye ve güç odakları arasındaki paylaşım mücadelesinde kimin borusunun öteceği, büyük pastadan hangi sermaye grubunun güçlenerek çıkacağı üzerinde yürütülen pazarlıklardır. Ve devamında da alınan kararlar doğrultusunda emperyalist kapitalizmin ortak düşmanı olan işçi sınıfı ve ezilen halkların yeni sömürü politikalarına karşı ortaya çıkabilecek kalkışmalarını öldürmek de dahil ekonomik ve siyasal zorun kullanılarak yönetilmesi kalıyor. Son dönemde yaşanan direnişlere bakıldığında işçi-emekçilerin daha sert yöntemlere yöneldiğini görmek zor değil. Grev, işgal, blokaj gibi çatışmalı bir sürece girildiğinin küçük ölçekli de olsa önemli örnekleri giderek yaygınlaşıyor. Mali sermayenin giderek büyüyecek bir çatışma sürecini karşılamak zorunda kalacağı artık bir sır olmaktan çıktı. Öyle ellerini kollarını sallayarak tepemizde böğüremeyecekler. Tüm zenginlikleri yaratan sınıfın, sefaleti yaşadığı bir dünya daha fazla yaşayamaz. Sosyalizmin yarattığı basıncın etkisiyle Avrupa burjuvazisi içte zorunlu olarak vermek ve uygulamak zorunda kaldığı kısmi ekonomiksosyal olanakların da sosyalizmin geriye dönüşü, Doğu Bloku ülkelerinin dağılması ile geçici de olsa ortadan kalkan devrim tehdidinden sonra var güçleriyle işçi sınıfının en temel kazanımlarına yöneldi. Güvencesiz çalıştırma, taşeronluk sistemi, kısa süreli çalıştırma, modern köle pazarları olan Özel İstihdam Büroları nın- peş peşe devreye sokulması ve mezarda emekliliğin yaşama geçirilmesiyle birlikte işçiemekçilerin kazanılmış hakları sağlık sigortası ve işsizlik yardımı gibi elde kalan son kırıntıların da burjuvazinin saldırısı ile karşı karşıya. Dünya proletaryası sınıfa karşı sınıf ekseninde birleşik bir mücadele ile sermayenin saldırılarını göğüsleme olanak ve tarihsel tecrübesine sahiptir. Her yeni kıvılcımın daha büyük bir alev topuna dönerek sıçramalı bir gelişme göstereceği, bir bölgede veya ülkede başlayacak bir direnişin sadece o bölge ve ülkeyle sınırlı kalmayacağının da belirtileri Tunus halk ayaklanmasında kendisini göstermiş bulunuyor. Davos un belki de en önemli gizli gündem maddesi Tunus halkının beklenmedik bir anda ortaya çıkarak gerçekleştirdiği onurlu direnişin, tekelci kapitalistlerin bir kez daha cehennemi yaşamalarına vesile oldu. Dolayısıyla emperyalist sermaye temsilcileri bu ve benzeri halk hareketlerinin emsal teşkil etmemesi için yeni stratejiler üzerinde duracaklardır. Tunus halkının zapt edilemeyen başkaldırısı Davos un gündemini değiştirmiştir. Emperyalist kapitalist sermayenin alacağı hiçbir önlem işçi sınıfı ve ezilen halkların gelecek özlemlerini, umutlarını yok edemez. İşçi sınıfının sosyalizm yürüyüşü durdurulamaz! Bir gün, sel gibi akan kalabalıklar gecekondulardan, fabrikalardan, okullardan, yoksul kentlerden çıkıp saraylarda saltanatı yıkmaya, yürüyecekler ve saraylardakilerin acılarını sonsuza dek dindirecekler

16 Tunus, Ürdün, Yemen, Mısır... Son 30 yıl boyunca gerici diktatörlük rejimlerinin gençliğin, kadınların, işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin umut ve özlemlerini, insanca yaşam ve özgürlük taleplerini, varlık ve onurlarını ayaklar altına alarak sürdürdüğü neoliberal birikim modelinin, kapitalizmin bu ülkelerdeki gelişim biçiminin sonucudur yaşananlar. Tunus ta başlayan, Ürdün ve Yemen e sıçrayan, Mısır da ise ölçek büyüterek tüm Ortadoğu ya yayılma eğilimi gösteren halk ayaklanmaları neyin göstergesidir? Tunus ve Mısır da, giderek tüm Ortadoğu da ne oluyor? Ekonomik açıdan: Bu ülkeler bir süredir giderek yarı sömürge geri kapitalist ülke statüsünden çıkarak, orta gelişmişlikte bağımlı kapitalist ülke durumuna doğru bir geçiş yapıyorlar. Sosyal açıdan: Başta gençlik olmak üzere yeni toplumsal güçler eski dar ve zapturapt altına alınmış sosyal biçimleri parçalıyor, korporativist, aşırı paketleyici ve düzleyici betonarme toplum modeli çözülüyor. Siyasal açıdan: Ordu destekli ve çıkışlı, eli kanlı, güçlü ve etkin bir resmi/sivil polis/istihbarat/muhaberat aygıtına dayanan Arap diktatörleri peşisıra devriliyor, defedilerek modern halk ayaklanmaları ile tasfiye ediliyorlar. Egemenlik ilişkileri açısından: Tekçi, mutlakçı, açık zorbalığa, kişisülale diktatörlüğüne dayalı Ortadoğu tipi egemenlik, burjuva çok yönlü ve bütünsel egemenlik ilişkilerini sürdürmeye yetmiyor ve onun engeli haline geliyor. Felsefi açıdan: Yeni içerik eski biçime sığmıyor, eski biçim gümbürtüyle yıkılıyor. Bir bütün olarak: Emperyalist kapitalizmin içsel dönüşümü, uluslararası işbölümü ve egemenlik ilişkilerinin dönüşümü çerçevesinde, Ortadoğu da hızlı bir devrimsel dönüşüm sürecine giriyor. Üretim ilişkileri alanından başlayarak gelişen bir dönüşümdür bu. Son 30 yıl boyunca gerici diktatörlük rejimlerinin gençliğin, kadınların, işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin umut ve özlemlerini, insanca yaşam ve özgürlük taleplerini, varlık ve onurlarını ayaklar altına alarak sürdürdüğü neoliberal birikim modelinin, kapitalizmin bu ülkelerdeki gelişim biçiminin sonucudur yaşananlar. Tek başına ekonomik plandaki değişimlerle sınırlı kalmayan, ekonomik, toplumsal, kültürel değişimin toplam etkisinin siyasal alandaki patlamasıdır son durum. Dönüşümün evrimsel bir biçimde değil, devrimsel bir patlamayla yaşanmasıdır. Ülkemizle bir paralellik ve farklılık kurarsak, sınıf ve emekçi kitle hareketlerinin, gençliğin, kadınların, devrimcilerin kapitalist sistem tarafından çözülmesi ve emilmesi sonucu değil, ayaklanması sonucu yaşanmaktadır bu dönüşüm. Emperyalist tekeller ve başta Avrupa ve ABD olmak üzere uluslarası aktörler böylesi bir gelişmeyi kağıt üzerinde öngörmelerine karşın, bölgedeki İsrail angajmanı ile, soruna konjonktürel ve kısa erimli bakmayı yeğlediler bugüne dek. Bu diktatörlerin, -şu anda petrodolar dağıtarak kaçınılmaz sonlarını bir nebze geciktirebilen krallıklar dahiloyunu bir müddet daha götürebileceği düşüncesindeydiler. Adım atmayı engelleyen önemli bir faktör, bölgedeki sünni ve şii islamcı radikalizmin güçlenmesinin kapitalist emperyalist sistem için bir belirsizlik yaratabileceği korkusuydu. Korkunun ecele faydası yok. Yeni şarap artık eski fıçıya sığmıyor, eski fıçı parçalanıyor. Modern burjuva toplumu, büyüler yaparak çağırdığı cehennem kuvvetlerine artık söz geçiremeyen büyücünün durumuna düşmüş bulunuyor. Kapitalist pragmatizm, gelişmeye uyum sağlayacak, buna uygun adımları şimdiden atmaya yönelecektir ve yönelmektedir. Başka yolu yok, bu bir realite. Atılacak adımlar, hem Tunus ta, hem Mısır da, hem de isyanların yayılacağı, yayılma zemininin olduğu tüm ülkelerde burjuvazi açısından bugünden sonra, burjuva demokrasisinin kapsayıcılığını genişletme, toplumsal/sınıfsal dayanaklarını sisteme katma yönünde olacaktır. Cin şişeden bir kez çıktı, bunu yönetmek ve burjuva diktatörlüğünün farklı biçimlerine geçiş yaparak, sermaye egemenliğini güvence altına almak onlar için önlerindeki tek stratejik/tarihsel yol olarak belirginleşmektedir. Marx ve Engels Komünist Manifesto da, Onyıllardır sanayinin ve ticaretin tarihi, modern üretici güçlerin modern üretim ilişkilerine karşı, burjuvazinin ve onun hakimiyetinin yaşam koşulları olan mülkiyet ilişkilerine karşı isyanının tarihinden başka bir şey değildir. tespitinde bulundular. Bu durum değişmedi, kendisini her tarihsel gelişme ile, her kriz ile, her isyan ile, dünyanın her bir köşesinde tekrar tekrar, bir kez daha ispatlıyor. Sorun işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin, gençliğin ve kadınların, diplomalı-diplomasız işsizlerin, kentin ve kırın yoksulların burjuvaziye isyan tarihini kendileri için bir devrim ile sonlandırmaları sorunudur. Düzenler, rejimler kan pahasına, bedeller ödeyerek mutlaka öyle veya böyle değişir, sorun kapitalist sistemi yıkmaktır. Proletaryanın bağımsız örgütlenmesi, önderliği ve hegemonyasıdır. Gücümüz bugün buna ama yeter ama yetmez, ders çıkartarak, biriktirerek, ilerleyerek; sorun bir kez daha sosyalist bir işçi devrimi sorunudur. Burjuvazi tüm dünyayı birleştirdi. Sermaye biçimiyle kapitalist tahakküm, dünya üzerinde girilmedik tek bir köşe, tek bir ülke, parçalayıp birleştirmediği tek bir coğrafya, tek bir sınır bırakmadı, bırakmayacak. Bu tarihsel eğilim işliyor. Enternasyonal bir sınıf olarak proletaryaya neoliberal demokrasinin -bırakın yanıtıpansuman dahi olamayacağı tarihsel koşullardayız. Öyleyse doğanın ve tarihin 21. yüzyıldaki sorusu kapitalizme karşı isyanların nereye akacağı sorusudur. En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı: Proletarya devrimidir!

İŞÇİLERİN 3 ACİL TALEBİ VAR!

İŞÇİLERİN 3 ACİL TALEBİ VAR! TEMMUZ 2016 İŞÇİLERİN 3 ACİL TALEBİ VAR! Taşeron işçilere kayıtsız şartsız kadro! Kıdem tazminatıma dokunma! Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi ne hayır! TAŞERON İŞÇİLERE KAYITSIZ ŞARTSIZ KADRO! AKP hükümeti

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ULUSLARARASI İŞÇİ DAYANIŞMASI DERNEĞİ. Meslek Liseliler Ne Yaşıyor? Ne İstiyor? Boyun Eğme. Mücadele Et!

ULUSLARARASI İŞÇİ DAYANIŞMASI DERNEĞİ. Meslek Liseliler Ne Yaşıyor? Ne İstiyor? Boyun Eğme. Mücadele Et! ULUSLARARASI İŞÇİ DAYANIŞMASI DERNEĞİ Meslek Liseliler Ne Yaşıyor? Ne İstiyor? Boyun Eğme Mücadele Et! Boyun Eğme Mücadele Et! Patronlar meslek lisesi öğrencilerini sömürülecek işçi olarak görüyorlar!

Detaylı

Çalışma hayatında barış egemen olmalı

Çalışma hayatında barış egemen olmalı Çalışma hayatında barış egemen olmalı Ocak 19, 2012-3:31:16 olduğunu belirtti. olduğunu belirterek, ''Bu bakış açısı çerçevesinde diyalog merkezli çalışmalarımızı özellikle son 7 aydır yoğun bir şekilde

Detaylı

1 MAYIS 2013 BİRLİK MÜCADELE DAYANIŞMA!

1 MAYIS 2013 BİRLİK MÜCADELE DAYANIŞMA! 1 MAYIS 2013 BİRLİK MÜCADELE DAYANIŞMA! İşçilerin burjuvaziye ve egemen sınıfa karşı mücadelesi sürdükçe, bütün talepleri karşılanana dek 1 Mayıs, bu taleplerin her yıl dile getirildiği gün olacaktır.

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ

19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ 19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI 19.09.2014 Bugün 19 Eylül. Bugün bu ülkenin mühendis, mimar ve şehir plancılarının örgütü TMMOB nin mücadele dolu tarihi açısından

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

TMMOB TEMSİLCİLERİNE AÇILAN DAVALAR

TMMOB TEMSİLCİLERİNE AÇILAN DAVALAR 4.19.4 TMMOB TEMSİLCİLERİNE AÇILAN DAVALAR 1) Dosya No : 2013/551 E. : Ankara 17. Asliye Ceza si : 1- TMMOB YK Başkanı Mehmet Soğancı 2- TMMOB Genel Sekreteri N. Hakan Genç :2911 sayılı Toplantı ve Gösteri

Detaylı

Taşeron işçinin hakları mutlaka düzenlenecek

Taşeron işçinin hakları mutlaka düzenlenecek Taşeron işçinin hakları mutlaka düzenlenecek Aralık 08, 2011-4:57:28 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Büyük Anadolu Otel'de düzenlenen Türk-İş 21. Olağan Genel Kurulu'nda konuştu. Çalışma

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

TOPLU İŞ HUKUKU (HUK302U)

TOPLU İŞ HUKUKU (HUK302U) TOPLU İŞ HUKUKU (HUK302U) KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ.

Detaylı

Kasım 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Kasım 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Kasım 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli İlçesi CHP Belediye Başkanı aday adaylarının

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146 TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI EMO Kocaeli Şubesi 146 İKK Sekreterliği Makina Mühendisleri Odası tarafından yürütülmektedir. Şubemiz, üniversite, resmi kurum, sendika, oda ve derneklerle sürdürülebilir

Detaylı

BİR GRUP EĞİTİM-SEN ÜYESİ GÖREVİNDEN AYRILAN MUSTAFA ÖZCAN ALEYHİNE EYLEM YAPTI

BİR GRUP EĞİTİM-SEN ÜYESİ GÖREVİNDEN AYRILAN MUSTAFA ÖZCAN ALEYHİNE EYLEM YAPTI BİR GRUP EĞİTİM-SEN ÜYESİ GÖREVİNDEN AYRILAN MUSTAFA ÖZCAN ALEYHİNE EYLEM YAPTI Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Özcan ın kurum değişikliği ile Ankara Gölbaşı belediye başkan yardıcılığı görevine

Detaylı

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Doç. Dr. Ýlker BELEK Akdeniz Üniversitesi Týp Fakültesi Halk Saðlýðý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Burjuva Sýnýf Saldýrýsýnýn Tepe Noktasý Yukarýda tanýmlanan saðlýk sistemi yapýsý

Detaylı

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu SUNUŞ İşyeri sendika temsilcileri, işyerinde çalışan işçilerin mevzuattan, toplu iş sözleşmelerinden doğan her türlü hak ve çıkarlarını korumakla görevli olan, sendikasının örgütlenmesi ve güçlenmesi için

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 SÖZCÜ / AKP de bir kişi konuşur, diğerleri asker gibi bekler! Tarih : 06.01.2012 CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu hem AKP deki tek adamlığı hem de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın üslubunu ve liderliğini

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

22. Çalışma Dönemi II. Danışma Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi

22. Çalışma Dönemi II. Danışma Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi Ocak - Şubat 2013 22. Çalışma Dönemi II. Danışma Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi Açılış konuşmasının devamında Şube Yönetim Kurulu Sekreterimiz Alişan Çalcalı tarafından Şube etkinlikleri ve çalışmalarına

Detaylı

Temmuz 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Temmuz 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Temmuz 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin / Mezitli Belediye Başkanı nı ziyaret ederek

Detaylı

Ocak 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ocak 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ocak 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Silifke Belediye Başkan Adayı ile birlikte esnaf

Detaylı

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığında Basın Açıklaması Gerçekleştirdik!

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığında Basın Açıklaması Gerçekleştirdik! Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının 2014 yılı bütçesinin görüşülecek olması nedeniyle görüş ve taleplerimizi paylaşmak üzere KESK'e bağlı YAPI-YOL SEN, BTS ve HABER SEN olarak bugün (12 Aralık

Detaylı

tarafından yazıldı. Çarşamba, 08 Haziran :44 - Son Güncelleme Perşembe, 09 Haziran :24

tarafından yazıldı. Çarşamba, 08 Haziran :44 - Son Güncelleme Perşembe, 09 Haziran :24 4/B'Lİ SÖZLEŞMELİ PERSONELİ KADROYA ALMAK ÇÖZÜM DEĞİLDİR. EĞER AKP SAMİMİ İSE, ESNEK İSTİHDAMA VE GÜVENCESİZ ÇALIŞTIRMAYA YÖNELİK TÜM DÜZENLEMELERİ YÜRÜRLÜKTEN KALDIRMALIDIR. TÜM ÇALIŞANLARA GÜVENCELİ

Detaylı

NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ?

NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ?

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. YÜRÜYÜġ ve MĠTĠNGLER

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. YÜRÜYÜġ ve MĠTĠNGLER YÜRÜYÜġ ve MĠTĠNGLER 2010 ve 2011 1 MAYISLARINDA 1 MAYIS ALANINDAYDIK 2010 yılında, Taksim'de 32 yıl sonra kitlesel 1 Mayıs kutlamaları için yüzbinlerce emekçi meydanı doldurdu. Dolmabahçe, Şişhane ve

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

10SORUDA AİLE SİGORTASI

10SORUDA AİLE SİGORTASI 10 SORUDA AİLE SİGORTASI T.C. ANAYASASI MADDE 60: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. 1. AİLE SİGORTASI Nedir? Aile Sigortası,

Detaylı

İŞSİZLİKTE PATLAMA!: AKP İşsizlikle Mücadelede Başarısız!

İŞSİZLİKTE PATLAMA!: AKP İşsizlikle Mücadelede Başarısız! İşsizlik ve İstihdam Raporu-Kasım 2016 15 Kasım 2016, İstanbul İŞSİZLİKTE PATLAMA!: AKP İşsizlikle Mücadelede Başarısız! İşsizlik son beş yıldır düzenli olarak artıyor! Son bir yılda 435 bin yeni işsiz!

Detaylı

TEMEL HUKUK DERS NOTLARI SON HAFTA. Öğr. Gör. Erkan ÇAKIR

TEMEL HUKUK DERS NOTLARI SON HAFTA. Öğr. Gör. Erkan ÇAKIR TEMEL HUKUK DERS NOTLARI SON HAFTA Öğr. Gör. Erkan ÇAKIR ANAYASANıN TEMEL ILKELERI 2 1. madde Türkiye devleti bir cumhuriyettir. 2. Madde Cumhuriyetin nitelikleri Cumhuriyetçilik Başlangıç ilkeleri Atatürk

Detaylı

2.9. TMMOB,İKK,ÖKP,AEMÖP VE NKP İLİŞKİLER

2.9. TMMOB,İKK,ÖKP,AEMÖP VE NKP İLİŞKİLER 20. DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 2.9. TMMOB,İKK,ÖKP,AEMÖP VE NKP İLİŞKİLER 267 ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ TMMOB, TMMOB ANKARA İL KOORDİNASYON KURULU ETKİNLİKLERİ 07 Ocak 2010 Tekel İşçileri ziyaret

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM... 1 KAYIT DIŞI İSTİHDAM... 1 I. KAYIT DIŞI EKONOMİ...

BİRİNCİ BÖLÜM... 1 KAYIT DIŞI İSTİHDAM... 1 I. KAYIT DIŞI EKONOMİ... İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM... 1 KAYIT DIŞI İSTİHDAM... 1 I. KAYIT DIŞI EKONOMİ... 1 A. Kayıt Dışı Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 B. Kayıt Dışı Ekonominin Nedenleri... 4 C. Kayıt Dışı Ekonominin Büyüklüğü...

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

Genel Başkanımız Haydar Arslan ın okuduğu basın açıklaması metni aşağıdadır. KGM Önünde Basın Açıklaması Yaptık

Genel Başkanımız Haydar Arslan ın okuduğu basın açıklaması metni aşağıdadır. KGM Önünde Basın Açıklaması Yaptık Sendikamız Yapı-Yol Sen 12 Nisan 2012 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü önünde ve eşzamanlı olarak tüm şube binaları önünde, Otoyol ve Köprülerin özelleştirilmesi, görevde yükselme ve unvan değişikliği

Detaylı

ASIL KRİZ İŞSİZLİKTE! Geniş Tanımlı İşsiz Sayısı 7 Milyona Yaklaştı

ASIL KRİZ İŞSİZLİKTE! Geniş Tanımlı İşsiz Sayısı 7 Milyona Yaklaştı İşsizlik ve İstihdam Raporu- 2017 15 2017, İstanbul ASIL KRİZ İŞSİZLİKTE! Geniş Tanımlı İşsiz Sayısı 7 Milyona Yaklaştı Bir yılda 670 bin yeni işsiz Resmi işsiz sayısı 3 milyon 872 bine yükseldi İşsizlik

Detaylı

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ!

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! 1 KAMUNUN DÖNÜŞÜMÜ Kamunun ve kamu hizmetlerinin önceden belirlenmiş ekonomik, toplumsal, siyasal hedefler doğrultusunda; amaç ve işlevleri bakımından yeniden

Detaylı

Destek Personeli Eğitimleri

Destek Personeli Eğitimleri 2.Dönem eczane çalışanlarının Destek Personeli Eğitimleri 28 Aralık 2009 tarihinde başladı 9 Valimiz Sayın Zübeyir KEMELEK 15 Aralık 2009 tarihinde Yönetim Kurulumuzu ziyaret etti.. İstanbul Ecza Koop'la

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

BODRUM DA SAĞLIK ÇALIŞANLARI GREVDE

BODRUM DA SAĞLIK ÇALIŞANLARI GREVDE BODRUM DA SAĞLIK ÇALIŞANLARI GREVDE Bodrum da sağlık çalışanları iş bıraktı. Bodrum Devlet Hastanesi önünde buluşan sağlık meslek örgütü temsilcileri, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, emeklilik hakları

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

İsviçreli siyasetçi ve örgütler: Diktatörlüğe karşı Kürtlerle dayanışma büyütmeli

İsviçreli siyasetçi ve örgütler: Diktatörlüğe karşı Kürtlerle dayanışma büyütmeli İsviçreli siyasetçi ve örgütler: Diktatörlüğe karşı Kürtlerle dayanışma büyütmeli İsviçreli örgütler ve siyasetçiler, Erdoğan diktatörlüğüne karşı yürüyerek, Kürt halkıyla uluslararası dayanışmanın büyütülmesi

Detaylı

Cüneyt Özdemir de halkın, işçilerin, öğrencilerin sorunlarını programına taşıyor ve ayrıcalığını gösteriyor. Teşekkürler Cüneyt Özdemir.

Cüneyt Özdemir de halkın, işçilerin, öğrencilerin sorunlarını programına taşıyor ve ayrıcalığını gösteriyor. Teşekkürler Cüneyt Özdemir. DİRENİŞİN 109. GÜNÜ 26 Ekim 2010 Bugünlerde çok sık misafirim var. Gün uzadıkça gelenler artıyor. İlk defa bir arkeolog ziyaretçim vardı. O da işsizdi. Uzun zamandır gelmek istiyormuş. Nasıl giderim diye

Detaylı

7. dönem çalışma raporu ÜYE TOPLANTILARI. EMO Kocaeli Şubesi

7. dönem çalışma raporu ÜYE TOPLANTILARI. EMO Kocaeli Şubesi ÜYE TOPLANTILARI 60 Gebze de Temsilcilik Ve Üye Toplantısı Gerçekleştirildi 24 Şubat 2012 7. Dönem yönetim kurulu 24 Şubat Cuma günü Gebze temsilciliği üyeleriyle bir araya geldi. Buluşmada Şube Başkanı

Detaylı

ELEKTRİK BEDELİNDE TRT PAYININ KALDIRILMASI EKONOMİK KRİZİ ÖNLER Mİ?

ELEKTRİK BEDELİNDE TRT PAYININ KALDIRILMASI EKONOMİK KRİZİ ÖNLER Mİ? BASIN 009-6 7 Mart 009 BASIN AÇIKLAMASI ELEKTRİK BEDELİNDE TRT PAYININ KALDIRILMASI EKONOMİK KRİZİ ÖNLER Mİ? AKP nin TRT payı açıklaması elektrik zamlarının üzerini örtmeye yöneliktir. Piyasacı uygulamalarla,

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

KASIM 2011 FAALİYET RAPORU. Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

KASIM 2011 FAALİYET RAPORU. Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili KASIM 2011 FAALİYET RAPORU Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Genel Merkezi tarafından Bingöl ilinden sorumlu Milletvekili

Detaylı

Günümüzde Bilgisayar Mühendisliğinin Durumu ve Konumu

Günümüzde Bilgisayar Mühendisliğinin Durumu ve Konumu Bilgisayar Mühendisliği Çalıştayı Günümüzde Bilgisayar Mühendisliğinin Durumu ve Konumu izlem.gozukeles@emo.org.tr 15 Ekim, 2011 Ankara Dünden bugüne baki kalan soru: BOŞUNA MI OKUDUK? İki Farklı Bağlam

Detaylı

KPSS 2007 GK (50) DENEME 3 / 52. SORU 50. Aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri değildir? A) Yasal idare B) Devlet faaliyetlerinin belirliliği C) İdarenin mali sorumluluğu

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

BALIKESİR TABİP ODASI AĞUSTOS 2016 ÇALIŞMA RAPORU

BALIKESİR TABİP ODASI AĞUSTOS 2016 ÇALIŞMA RAPORU BALIKESİR TABİP ODASI AĞUSTOS 2016 ÇALIŞMA RAPORU Bato aktüel yayında batoaktuel yapılan basın toplantısında BASIN ARACILIĞI İLE BALIKESİR KAMUOYUNA TANITILDI. Değerli basın mensupları, Sevgili meslektaşlarım,

Detaylı

KASIM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

KASIM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili KASIM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Akdeniz Karaduvar Mahallesinde muhtarları

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

KANLI PAZAR'DAN MECLİS BAŞKANLIĞI'NA

KANLI PAZAR'DAN MECLİS BAŞKANLIĞI'NA TBMM 27. Dönem Başkanı İsmail Kahraman'ın "Laiklik anayasada olmamalıdır" sözleri, Kahraman'ın ülkedeki en büyük gerici ayaklanmalardan biri olan ve tarihe Kanlı Pazar olarak geçen saldırının faillerinden

Detaylı

CHP EMEK BÜROLARI EMEK BÜLTENİ

CHP EMEK BÜROLARI EMEK BÜLTENİ CHP EMEK BÜROLARI EMEK BÜLTENİ I. İşten Çıkarmalar No.4 EYLÜL AYI İstanbul Bayrampaşa da bulunan Zara fabrikasında çalışan 151 işçi, üç aylık ücretleri, kıdem ve ihbar tazminatları ödenmeden işten atıldıkları

Detaylı

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli/Akdeniz Mahallesinde 2015 Genel Seçimlerine

Detaylı

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 225 ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ 13 Ocak 2012 KESK Genel Merkezi başta olmak üzere bir çok ilde KESK e bağlı sendikalar, demokratik kurumlar, belediyeler ve siyasi

Detaylı

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Genel Merkezi. Facebook sesgm1996 1

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Genel Merkezi.  Facebook sesgm1996 1 Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Genel Merkezi www.ses.org.tr Twitter @sesgenelmerkezi Facebook sesgm1996 1 Güvencesizleştirme Nasıl Başladı? 1970 li yıllarda yaşanan ekonomik krizden çıkış

Detaylı

GÜVENCESİZ ÇALIŞMA NEDİR?

GÜVENCESİZ ÇALIŞMA NEDİR? GÜVENCESİZ ÇALIŞMA NEDİR? ESNEK ÇALIŞMADIR Yapacağın işin, çalışacağın saatlerin, alacağın ücretin esnek olduğu bir çalışma sistemidir. 2 PERFORMANS SİSTEMİDİR Emekçiler arasında dayanışmanın, birlik ruhunun

Detaylı

MESLEK ÖRGÜTÜNÜN GöREV ÇAĞRISINA KATILMAK SUÇ MUDUR? BU NEDENLE HUKUKİ BİR YAPTIRIM UYGULANABİLİR Mİ?

MESLEK ÖRGÜTÜNÜN GöREV ÇAĞRISINA KATILMAK SUÇ MUDUR? BU NEDENLE HUKUKİ BİR YAPTIRIM UYGULANABİLİR Mİ? MESLEK ÖRGÜTÜNÜN GöREV ÇAĞRISINA KATILMAK SUÇ MUDUR? BU NEDENLE HUKUKİ BİR YAPTIRIM UYGULANABİLİR Mİ? Bilindiği gibi Dr. Ersin Aslan ın, bir hasta yakını tarafından öldürülmesinin birinci yılı yaklaşıyor.

Detaylı

Biz yeni anayasa diyoruz

Biz yeni anayasa diyoruz Biz yeni anayasa diyoruz Ocak 05, 2015-9:32:00 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop, "Biz 'anayasa değişikliği' demiyoruz, 'yeni anayasa' diyoruz. Türkiye'nin anayasayla ilgili sorunu ancak

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12. DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.2014 Dişhekimleri, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'ndan randevu bekliyor

Detaylı

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER tmmob 2002/2004 Cumhuriyet / 7 Haziran 2002 Radikal / 7 Haziran 2002 218 Evrensel / 15 Temmuz 2002 37. dönem çalışma raporu 219 tmmob 2002/2004 Cumhuriyet

Detaylı

KOBİ ler Nefes alacak / Ankara. TOBB, Ziraat Bankası, Denizbank ve Kredi Garanti Fonu (KGF) ortaklığında hayata

KOBİ ler Nefes alacak / Ankara. TOBB, Ziraat Bankası, Denizbank ve Kredi Garanti Fonu (KGF) ortaklığında hayata 02.12.2016 / Ankara TOBB, Ziraat Bankası, Denizbank ve Kredi Garanti Fonu (KGF) ortaklığında hayata 1/6 geçirilecek olan KOBİ lere Nefes Kredisi için imzalar, Başbakanlık Çankaya Köşkü nde düzenlenen lansman

Detaylı

GENEL BAŞKANIN MESAJI

GENEL BAŞKANIN MESAJI GENEL BAŞKANIN MESAJI Küresel ekonomik kriz, ekonomiyi kalıcı olarak küresel dünyanın birinci önceliği haline getirdi. İkibinli yılların ilk dönemine yıkıcı bir savaş olan ABD nin Irak işgali damgasını

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX BIRINCI BÖLÜM ANAYASA HUKUKUNUN KISA KONULARI 1. 1961 Anayasası ile 1982 Anayasası nın Hazırlanış ve Kabul Ediliş Süreçlerindeki Farklılıklar...1 2. Üniter, Federal ve Bölgeli

Detaylı

İMO İZMİR ŞUBESİ GENÇ İNŞAAT MÜHENDİSLERİ KOMİSYONU ANKET SONUÇLARI

İMO İZMİR ŞUBESİ GENÇ İNŞAAT MÜHENDİSLERİ KOMİSYONU ANKET SONUÇLARI İMO İZMİR ŞUBESİ GENÇ İNŞAAT MÜHENDİSLERİ KOMİSYONU ANKET SONUÇLARI Şubemizin Genç İnşaat Mühendisleri Komisyonu tarafından son on (10) yılda mezun olan Üyelerimize yönelik yapılan anketimizin amacı genç

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ 1 AB İLETİŞİM STRATEJİSİ (ABİS) NEDİR? Türkiye - AB müzakere sürecinin üç ayağı: 1- Siyasi reformlar 2- AB yasal düzenlemelerinin kabul edilmesi ve uygulanması

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

7. dönem çalışma raporu SOSYAL ETKİNLİKLER. EMO Kocaeli Şubesi

7. dönem çalışma raporu SOSYAL ETKİNLİKLER. EMO Kocaeli Şubesi SOSYAL ETKİNLİKLER 134 Geneksel Bahar Pikniği 27 Mayıs 2012 Şubemizin Geleneksel Pikniği 27 Mayıs Pazar Günü Sapanca`da gerçekleştirildi. Beraber yapılan kahvaltı ile başlayan pikniğe üyelerimiz aileleriyle

Detaylı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum İlçe Örgütü Yalıkavak Mahalle Temsilciliği tarafından geniş katılımlı birlik ve dayanışma

Detaylı

EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİ SENDİKASI

EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİ SENDİKASI TOPLUSÖZLEŞMEDE KİM KAZANDI? KİM KAYBETTİ? EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİ SENDİKASI TOPLUSÖZLEŞMEDE KİM KAZANDI, KİM KAYBETTİ? 2014-2015 yıllarını kapsayan toplusözleşme süreci, hükümet ve Memur Sen arasında

Detaylı

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Slide 2 Yeniden Yapılanma Kamu yönetiminde sorunlar Kötü ekonomik performans Yönetimin hantallaşması, verimsizlik ve etkinsizlik

Detaylı

İşsizliğin Önlenemeyen Yükselişi: Son Beş Yılın Zirvesi

İşsizliğin Önlenemeyen Yükselişi: Son Beş Yılın Zirvesi İşsizlik ve İstihdam Raporu-Aralık 2016 15 Aralık 2016, İstanbul İşsizliğin Önlenemeyen Yükselişi: Son Beş Yılın Zirvesi Son Beş Yılda Bir Milyon Yeni İşsiz Geniş Tanımlı İşsiz Sayısı 6 Milyon 373 Bin

Detaylı

EYLÜL 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EYLÜL 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EYLÜL 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe örgütünün düzenlediği Yenimahalle

Detaylı

16. bölüm. demokrasi mücadelesinde şubemiz

16. bölüm. demokrasi mücadelesinde şubemiz 16. bölüm demokrasi mücadelesinde şubemiz BÖLÜM 16: DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE ŞUBEMİZ 16.1. TMMOB Mitingi 15 MAYIS 2011 Ankara TMMOB Mitingi hazırlık çalışmaları kapsamında; TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

Oğlum yüzme de bilmezdi...

Oğlum yüzme de bilmezdi... 20.03.2015 1 20.03.2015 2 20.03.2015 3 20.03.2015 4 Oğlum yüzme de bilmezdi... Ermenek ilçesindeki kömür ocağında mahsur kalan 18 işçiden Tezcan Gökçe'nin annesi; Oğlum yüzme de bilmezdi... 20.03.2015

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Trinidad ve Tobago 1990: Latin Amerika'nın ilk ve tek İslam devrimi

Trinidad ve Tobago 1990: Latin Amerika'nın ilk ve tek İslam devrimi Trinidad ve Tobago 1990: Latin Amerika'nın ilk ve tek İslam devrimi 1990 yılında Latin Amerika'nın ada ülkesinde bir grup Müslüman ülkedeki yönetimi ele geçirmek için silahlı darbe girişiminde bulunmuştu.

Detaylı

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CVK OTEL- İSTANBUL Tarihi günler yaşıyoruz. 10 Şubat-15 Şubat tarihleri arasında

Detaylı

MİLAS TA, BELEDİYE İŞÇİLERİNE YÜZDE ZAM

MİLAS TA, BELEDİYE İŞÇİLERİNE YÜZDE ZAM MİLAS TA, BELEDİYE İŞÇİLERİNE YÜZDE 10-16 ZAM Milas Belediyesi ile DİSK arasında devam eden toplu iş sözleşmesi sonuçlandı. Buna göre işçilere yüzde 10 ila 16 arasında zam verildi. Milas Belediyesi ile

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

HAKLARIMIZ BİRER BİRER ELİMİZDEN ALINIYOR! İZİN VERMEYELİM!

HAKLARIMIZ BİRER BİRER ELİMİZDEN ALINIYOR! İZİN VERMEYELİM! HAKLARIMIZ BİRER BİRER ELİMİZDEN ALINIYOR! İZİN VERMEYELİM! Türkiye de kamunun ve kamu hizmetlerinin tasfiyesinde önemli bir yeri olan Ömer Dinçer, 12 Haziran seçimleri ardından Milli Eğitim Bakanı olmasından

Detaylı

İSTİHDAM SEFERBERLİĞİ LAFTA KALDI: İSTİHDAM ARTIŞI YAVAŞLADI

İSTİHDAM SEFERBERLİĞİ LAFTA KALDI: İSTİHDAM ARTIŞI YAVAŞLADI İşsizlik ve İstihdam Raporu-Temmuz 2017 17 Temmuz 2017, İstanbul İSTİHDAM SEFERBERLİĞİ LAFTA KALDI: İSTİHDAM ARTIŞI YAVAŞLADI 463 bin yeni işsize karşılık 519 bin yeni istihdam İstihdam artışı yavaşladı

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

Neden TMMOB? Kıyı Kanunu, Mera Kanunu, 2B Kanunu gibi yasal düzenlemelere, Kentlerin yağmalanmasını amaç edinen kentsel dönüşüm politikalarına,

Neden TMMOB? Kıyı Kanunu, Mera Kanunu, 2B Kanunu gibi yasal düzenlemelere, Kentlerin yağmalanmasını amaç edinen kentsel dönüşüm politikalarına, Neden TMMOB? Çünkü TMMOB; Gezi Parkı direnişinin destekleyicisi, Taksim Dayanışması'nın katılımcısı olan TMMOB'nin bir gece yarısı operasyonuyla yetkilerinin alınması AKP'nin TMMOB'den intikam alma girişimidir.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

SENDİKALAR VE İŞYERİ ÖRGÜTLENMESİ

SENDİKALAR VE İŞYERİ ÖRGÜTLENMESİ SENDİKALAR VE İŞYERİ ÖRGÜTLENMESİ Ali BERBEROĞLU Hazırlayan: Dr. Erkan AYDOĞANOĞLU Eğitim Sen Eğitim Uzmanı 1 SENDİKA NEDİR? İşçi ve emekçi sınıfların ekonomik, sosyal ve demokratik hak ve çıkarlarını

Detaylı

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ 2013-2014 ADLİ YILINDA TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ NİN AVUKATLARA YÖNELİK ÇALIŞMALARINDAN BAZI BAŞLIKLAR Eylül 2014 ANKARA Hastalıkta, Yaşlılıkta, Cezaevinde, Cenazede Her Yerde Avukatın

Detaylı

18. bölüm. basında bursa il koordinasyon kurulu

18. bölüm. basında bursa il koordinasyon kurulu 18. bölüm basında bursa il koordinasyon kurulu BÖLÜM 18: BASINDA TMMOB BURSA İL KOORDİNASYON KURULU Şubemizin sekreteryalığında yazılı basında toplam olarak 120 kez yer almıştır. Bunun dışında görsel

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Oran: Asgari ücret reel olarak 10 yıl öncekinin üçte ikisi düzeyinin alımgücüne indi Tarih : 03.03.2013 Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili

Detaylı

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Darbeci Kurşununa Hedef Oldu

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Darbeci Kurşununa Hedef Oldu GÜNÜN MANŞETLERİ 23 Temmuz 2016 Cumartesi 11:52 Uluslararası Üniversiteler Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Darbeci Kurşununa Hedef Oldu FETÖ darbe girişimi olaylarında darbecilerin hedefinde UIC Yönetim

Detaylı

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 1. BÖLÜM ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İNSAN KAYNAKLARI KAVRAMI, ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ...10 İnsan Kaynakları Kavramı...10 İnsan Kaynaklarının Önemi...12

Detaylı

T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK İLETİŞİM MERKEZİ (ALO 170) Bilgi Notu 03.06.2014 1.

T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK İLETİŞİM MERKEZİ (ALO 170) Bilgi Notu 03.06.2014 1. Bilgi Notu T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK İLETİŞİM MERKEZİ (ALO 170) 03.06.2014 1. GENEL BİLGİLER; 15 Kasım 2010 tarihinde 50 kişi ile hizmete başlayan Çalışma ve

Detaylı