İktibas. İçindekiler. İçindekiler. SELAM İLE 2 YORUM

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İktibas. İçindekiler. İçindekiler. www.iktibasdergisi.com SELAM İLE 2 YORUM"

Transkript

1

2

3 İktibas YIL: 31 SAYI: 386 Şubat 2011 KURUCUSU Er cü mend ÖZ KAN SA HİBİ An lam Ba sýn Ya yýn San. ve Tic. Ltd. Þti. Adý na Zafer ÇAM SO RUM LU YA ZI ÝÞ LE RÝ MÜ DÜ RÜ Hü se yin BÜLBÜL YAYIN KURULU Mu kad des ÖZ KAN - Memduh KARS A. Bu rak BÝR CAN - Er han AK TAÞ Meh med DUR MUÞ - Tarık ÖZKAN Yüksel İSMAİLOĞLU SA NAT - EDE BÝ YAT Elif ÝS MA ÝLOÐ LU KA PAK - DÝZ GÝ - TA SA RIM Pa ti sign (pbx) BAS KI Cem-Veb Ofset Sanayi ve Ticaret Alınteri Bulvarı Oğuzlar Sanayi Sitesi No:5 Ostim/ANKARA Tel: BA SIM TA RÝ HÝ 03/02/ 2010 YA YIN TÜ RÜ: Ye rel Sü re li Ya yýn YIL LIK ABO NE 2011 Yý lý (385. ila 397. sa yý lar) Yıllık: 50 TL, Öð ren ci: 30 TL Yurt dý þý: 45 Eu ro Her Bir Cilt 20 TL e-dergi 30TL HA VA LE ÝÇÝN AN LAM Ba sýn Ya yýn Ltd. Ak bank An ka ra Mit hat pa þa Þu be si IBAN: TR TL için: No lu He sap Eu ro için: No lu He sap Yurt Dýþý: Telat Özhan Banka Adý: Deutsche Bank Konto Nummer BLZ Mainz Şubesi Tel/Fax: POS TA ÇE KÝ HE SA BI An lam Ba sýn Ya yýn Ltd. Þti. Pos ta Çe ki: ÝDA RE YE RÝ Tu na Cad. 14/ Ye ni þe hir/an KA RA Tel: (0 312) Fax: ÝK TÝ BAS im za lý ya zý lar der gi mi zi bað lamak ta dýr. Di ðer ya zý lar dan ya zý sa hip le ri so rum lu dur. web: ti basdergisi.com e-ma il: ik ti hoo.com İçindekiler İçindekiler SELAM İLE 2 YORUM Demokratik Özerklik 4 KAVRAM Sivil Toplum 8 DÜŞÜNCE Gerçek Umutlar İçin/Atasoy Müftüoğlu 13 Demokrasi Nedir?/Mehmed Durmuş 15 Demokrasi/Mustafa Bozacıoğlu 21 Demokrasi İslam ın Ne Yanına Düşer?/Ahya Aras 24 Kim Hükmedecek Tanrı mı İnsan mı?/cemil Soylu 28 İslam Devleti nden Demokratik Cumhuriyet e/erdal Bayraktar 30 Seçeceksin ve Başlayacak Hayat - II/Bünyamin Zeran 35 Fıtratımıza Yüklü Melekelerin Hakkını Vermek/Mustafa Atav 41 Derdi Dert Edinmek/Muhammed Celil 44 Atasoy Müftüoğlu Ağabeye Hayır Dua/Mehmed Durmuş 46 BİR DERGİ/KİTAP ALINTI Roma İmparatorluğu nun İdari Yapısı 48 SANAT EDEBİYAT Deniz Yıldızı Misali/Mustafa Atav 53 Kendini Tanımak/Berru Yılmaz 58 Tezatlar/Mustafa Siel 58 MEKTUPLAR Muharrem Şener/İzmir 59 GÜNDEM Said Nursi nin Mektubu ve Ilımlılık Üzerine/Ahya Aras 66 Said Nursi nin Atatürk e Mektubu 70 Herkesin Bildiği Sırlar/Akif Emre 73 Arap Diktatörler Çağı Tam Gaz Devam Ediyor/Robert Fısk 74 Türk ün Atatürk Heykelleriyle İmtihanı/Yıldıray Oğur 76 Yaşayan Cunta/Ahmet Altan 78 Gannuşi: Devrimi Halk Yaptı, Modelimiz Türkiye 79 1

4 Selam Selam İle İle Değerli okuyucularımız! Bu günlerde estirilen değişim ve dönüşüm rüzgârlarının siyasi arenayı yeniden hareketlendirdiğini görüyoruz. Gündeme, siyasi liderlerin karşılıklı atışmaları damgasını vurmaya başladı. Bu nedenle ayın yorumunu Demokratik Özerklik -Açılımlar Ve Değişimin Aldatıcı Yansımaları başlığıyla sizlere sunmaya çalıştık. Kavram bölümünde ise, Demokrasinin vazgeçilmezlerinden olan Sivil Toplum kavramını yazdık. Düşünce yazıları bölümünde ise, bu ay Demokrasi konusuna ağırlık verdik. Atasoy Müftüoğlu Ağabeyimiz, Gerçek Umutlar İçin dediği yazısında, İslam toplumunun bu günlere gelirken geçmiş olduğu badireleri sıralayarak, bu tecrübelerden gerekli dersi almış olmalıyız. Her türlü sap maya yozlaşmaya karşı bilincimizin teyakkuz durumunda olması nı sağlayabilmeliyiz. Parçalanmış bir İslami dil, duyarlılık, algı ve yorum la, güçlü ve kuşatıcı bir bilinç çağrısı yapamayız. Her tür bencilliğin insanı adalet ten uzaklaştırdığını hatırlamalı, bizleri Ümmet dayanışmasına yabancılaştıran bencillikleri terk etmeliyiz. İfadeleriyle hak üzerinde birleşmenin başarı için mutlaklığını hatırlattı. Mehmed Durmuş, İçinde yaşadığımız sistemin doğru algılanıp doğru tanınması için Demokrasi Nedir? sorusunun doğru yanıtını verebilmek için, kavramın bütün unsurlarını ayrı ayrı ele alıp tahlil ederek, Demokrasinin sadece siyasal bir yönetme tarzı olduğunu söylemek, -eğer cehaletten değilse- demokrasiyle ilgili bazı hususları dikkatlerden gizlemek amacına matuf olmalıdır. Zira Din in hüküm koyduğu hiçbir alan yoktur ki orada demokratik bakıştan da bahsedilmesin. Kısacası ahlâktan ekonomiye, sanattan hukuka kadar her alanda insan hayatına demokratik yaşam ilkeleri yön vermek istemektedir. İslam bir taraftan sindirilip edilgen hale getirilirken, demokrasi aynı oranda baskın/ etken hale getirilmekte olduğunu ifade etti. Mustafa Bozacıoğlu, Demokraside kutsal insan, insanın kendini gerçekleştirmesi, insan akılcılığı, insanın heva ve hevesi/hegemonyasıdır. Aşkın, üstün güç tanımaz! Her şeyin merkezine insanı ve akılcılığı bilimi kor! Keyfe göre, çıkara göredir her şey! Ne iyinin, ne de kötünün kesin bir tarifi vardır! Olmaz, yapılmaz; çünkü bunlar değişken olmalıdır! Helvadan put gibi yenilebilmelidir! Her şey göreceli ve insana göre olmalıdır! Özellikle de beyaz insana göre! dediği yazısında demokrasinin nemenem şey olduğunu anlatmaya çalıştı. Ahya Aras, Demokrasi İslam ın Ne Yanına Düşer? başlıklı yazısında : İslam la demokrasi ya da başka herhangi bir siyasal ideolojiyi karşılaştırırken öncelikle şu hususun netleşmesi gerekir: İslam, siyasî talepleri olmayan, bireysel 2

5 olarak insanın dindarlık duygularını tatmine yarayan bir inanç manzumesi ve bir tapınma biçimi midir? Yoksa aynı zamanda ferd ve toplum hayatını düzenleyen bir hayat nizamı mıdır? diyerek, bir yaşam biçimi olan İslam ile Demokrasiyi ait olduğu yere koymaya çalıştı. Cemil Soylu, Kim Hükmedecek Tanrı mı İnsan mı? Başlığıyla kaleme aldığı yazısında, hayatı düzenleme ve hüküm koyma hakkının kime ait olması gerektiğini ortaya koymaya çalışırken, Allah ın sonsuz kudreti karşısında aciziyetini fark edemeyen insan yukarıdaki soruyu tüm ciddiyetiyle ölçüp tartıp bir kez daha kendine sormalıdır sahi kim hükmedecek tanrı mı, insan mı? Suratını asıp, sırtını dönüp bu eskilerin zilenlerden öğrendiklerimizdir. diyerek bir hakkı teslim ediyor. Muhammed Celil, Derdi Dert Edinmek diyerek Müslümanların geçici olan dünya ve meşakkatlerini değil, aslolan Allah ın Dinini dünyada yüceltme görevini dert edinmeleri gerektiğini ve bununla dertlenmenin güzel olduğunu anlatmaya çalıştı. Mehmed Durmuş, Atasoy Ağabeye Hayır Dua diyerek, Atasoy Ağabeyin hayatı boyunca ortaya koymaya çalıştığı duruş, anlayış, kulluk bilinci ve gençlere karşı verdiği hizmetlerini dile getiren teşekkürlerini bizlerle paylaştı. Bir kitap-dergi alıntı bölümünde, Batının Kaynakları isimli kitaptan, Miladdan 150 yıl masallarıdır diyenlerin cevabı şimdiden öncesine ait olan Roma İmparatorluğunun İdari Yapısı ile ilgili bir bölümü sizlerin dikkatine belli. Peki ya iman iddiasında olanların cevabı bellimi? Sorusuyla Müslümanım diyenlere yeni sunduk. bir hatırlatmada bulundu. Erdal Bayraktar, İslam Devleti nden Demokratik Sanat edebiyat bölümümüzde, Mustafa Cumhuriyete başlığı altında kaleme aldığı yazısında, Türkiye Müslümanlarının Küresel anlamdaki bir İslam Devleti`nden ulusal ölçekli Demokratik Cumhuriyete evrilişini ve dönüşüm sürecini anlatmaya çalıştı. Mustafa Atav, Fıtratımıza Yüklü Melekelerin Hakkını Vermek ve İktibas Dergisi başlıklı yazısında başta kendisi olmak üzere birçok kimsedeki fikri değişimin mimarı olarak iktibas dergisine atıfta bulunmaktadır. Nitekim bugünkü siyasi tavırsızlıklara tavır alıyorsak eğer, ideolojik kirliliklere mesafe koymakta direniyorsak şayet, bunun en kuvvetli sebeplerinden biri geçmişten bu yana İktibas dergisinde yazılıp çi- Atav ın Deniz Yıldızı Misali isimli, Berru Yılmaz ın, Kendini Tanımak, isimli yazıları ile, Mustafa Siel in, Tezatlar isimli şiirini sizlerin dikkatine sunduk. Mektuplara cevaplar bölümünde ise, bizlere İzmir den yazan Muharrem Şener in Muhtelif Kur an ayetleri ve Tarihi olaylarla ilgili sorularını cevaplamaya çalıştık. Gündem bölümünde ise, yine sizler için yararlı olacağına inandığımız gündem yazılarını bulacaksınız. Bir sonraki sayımızda buluşmak dileğiyle Allah a emanet olun diyor ve sizleri dergimizle baş başa bırakıyoruz. 3

6 Yorum Yorum Demokratik Özerklik Açılımlar ve Değişimin Aldatıcı Yansımaları Türkiye deki sistem-içi güç ve çıkar mücadelesinde önemli eşikler bir bir geçilirken yaklaşmakta olan seçimler siyasi atmosferi iyice ısındırdı. Öyleki, önümüzdeki altı aylık sürede bir dizi eylemin sahneye konulması beklenilmekte Hedef Haziran-2011 seçimleri ve bu seçim sonuçlarının etkileyeceği muhtemel 2012 Cumhurbaşkanlığı seçimi. İddialara göre senaryonun ilk işareti Deniz Baykal ın haliyle verildi. Her ne kadar bu operasyonun statükocu unsurların iç işleri olduğu ortaya çıkmış olsa da faili dışarıda arama ve bu yolla puan kazanma gayretleri söz konusu oldu. Ancak bu uzun sürmedi ya da CHP içindeki sorunlar bu çabaları etkisiz kıldı. Bu gelişmenin hemen arkasından gelen referandumda yaşanan hayal kırıklığı da çabuk atlatıldı. Zira söz konusu senaryonun hedefi referandum değil, seçimlerdi. Evet, referandum kaybedilmişti, ama mutlak mağlubiyet yaşanmaması, en azından sürecin yavaşlatılıp süre kazanılmasına ihtiyaç vardı; harekete geçildi Gelişmeler gösterdi ki planın seçimlere yönelik kısımları ürkütücüydü: Hizbullah ve 28 Şubat ın diğer aktörleri sahnedeki yerlerini alacaklar ve Güneydoğuda hareketli ve sıcak bir ortam yeniden oluşturulacaktı. Böylelikle bir taraftan milliyetçi duygulara hitap edilerek MHP oylarını arttıracak, diğer taraftan da hükümet katilleri dışarı saldı yaygarası ile toplumda infial yaratılmaya çalışılacaktı İddia edilenlerin bir kısmı denendi; bir kısmı da uygun vasatla deneneceğe benziyor. Ancak bahse konu senaryonun sahneye konulması eskisi kadar kolay değil. Gerek bölgede, gerekse iç dengelerde önemli ve belirleyici değişiklikler söz konusu. Ne var ki statükocu güçlerin hala başat olduğu kurumlar vasıtasıyla tutukluluk süresine sınır getiren ve uygulamada sorun çıkması için iki kez (3+2 yıl) ertelenen yasanın yürürlüğe girmesiyle Hizbullah örgütü üyelerinin bir kısmının mahkemelerce salıverilmesi istismar edildi. Bu yapılırken statükocu güçleri destekleyen medyanın da üstün gayretiyle aynı yasadan yararlanan sol militanlar ve PKK lı katiller özellikle kamuoyundan gizlendi. Bunun yanı sıra uzun süredir gelgitlerle devam eden İmralı merkezli oyunda etkili bir şekilde sahnelendi. Senaryonun diğer boyutlarını da güçlendiren bu oyunda demokratik özerklik talebi gibi hükümetin kabul edemeyeceği öneriler üzerinden tansiyon arttırıldı. Birilerinin sinir uçlarını dokunularak demokratik özerklik talebi farklı zeminlere taşındı. Bunda medyanın, BDP, MHP ve CHP nin yanı sıra statükocu diğer unsurların ortak gayreti etkili oldu Aralık 2010 tarihlerinde Diyarbakır da düzenlenen Demokratik Özerklik çalıştayı, bir taraftan üretilmiş Kürt sorununun verili sistem çerçevesinde çözümü hususunda önemli bir adımken, diğer taraftan da bahse konu senaryoya her türlü istismar malzemesini sunan bir fonksiyon icra etmiş oldu. Yani birileri bu sorunun çözüm sürecinin, daha doğru bir ifadeyle demokratik çözüm arayışlarının önünü tıkamak istemektedir. Bu nedenle de 4

7 sorunun uç önerilerle kabul edilemez noktalara çekilmesi için elinden geleni yapmaktadırlar. Hem de değişen dünya ve bölge koşullarına paralel olarak çoktan tasfiye sürecine giren PKK ve onun yerli uzantılarının inisiyatifi ile bu gerçekleştirilmektedir; özellikle Zira seçim atmosferinin hâkim olduğu kaygan zeminde gündeme getirilen demokratik özerklik taslağı, provokasyonlardan medet umar duruma düşen statükocu güçler için önemli bir argümandır. Malum bunların karşısında yer alan değişimci güçlerin demokratik açılımı veya Barış ve Kardeşlik Projesi bu provakosyondan etkilenecek ve siyasi unsurlara milliyetçi söylemler hâkim olacaktır. Nitekim öyle olmakta ve PKK nın tasfiyesi çerçevesinde düz ovada siyaset projesi seçim sonuna ertelenmiş gözükmektedir. Bu çerçevede liberallerin, demokratikleşme sürecinde şiddeti dışlayan her türlü öneri dikkate alınmalı tezi ise ilk bakışta olumlu bir çağrışım oluştursa da problemli bir tezdir. En azından mevcut konjonktürde uygulama imkanı olmayan sorunlu bir tez olduğu çok açıktır. Zira değişen dünya ve bölge koşullarına paralel olarak hızlanan demokratik açılım ve PKK nın tasfiye sürecini etkileyecek provakatif eylemlere açık kapı bırakmakta bu yaklaşım. Aynı zamanda, sistem-içi, güç ve çıkar mücadelesinin geldiği bu hassas konjonktürde dünyadaki ve bölgedeki yeni şartlara uyum sağlamakta güçlük çeken iş ve dış odakların sürece müdahalesini kolaylaştırmaktadır. Bahse konu çalıştayda, demokratik özerklik le edilmeyerek adeta dayatılan bir deklarasyon. Dayatılan taslak metnin içeriğinde;köy komünleri öz savunma güçleri özgürlükçü-komünal değerleri taşıyan örgütlü demokratik toplum, cinsiyet özgürlükçü-demokratik ekolojik paradigması (modeli) benzeri kavramsallaştırmalar yer almaktadır. Taslak metin, Kürt milliyetçiliği zemininde yeni bir ulus inşa etme çabasının önemli bir teorik adımı olarak da değerlendirilebilir. Aynı zamanda otoriter, despot ve Kürtlerin büyük bir çoğunluğunun geleneksel değerlerini karşısına alan niteliğiyle Kemalizm in alternatifi bir Öcalizm özlemi olarak da okunabilir. Milliyetçiliğin milliyetçiliği tetiklediği bir gerçek. Görülmüştür ki bu tür sorunlarda etnik temele dayalı yaklaşımlar sorunun çözümüne değil, çözümsüzlüğe, ayrışmaya kapı aralar. PKK ve benzerleri, her ne kadar Türk kavmiyetçilerinin oluşturduğu Kürt kavmiyetçiliğinin bugünkü çizgiye taşınmasında silahlı mücadelenin en önemli etken olduğunu ve konuyla ilgili söz söyleme yetkisini kendilerinde olduğunu iddia etseler de, üretilmiş Kürt sorununun çözümsüzlüğünde en az diğerleri kadar sorumlu olduklarını insan hakları savunucusu birileri kendilerine hatırlatmalıdır. Sorunun çözümü yolunda engel oluşturmakta Türk kavmiyetçilerinden geri kalmamakta, sık sık konjonktürel ittifak örnekleri sergilemektedirler. Bu durum PKK nın kuruluş amacı, örgüte hâkim olan zihniyet ve örgüt yapısı incelendiğinde daha net algılanabilir. 28 Şubat süreci aslında yarım kalan, tam uygulanamayan bir yeniden restorasyon adımıdır. bağlamında iki farklı metin ortaya konmuştur. Raydan çıkmış devleti tekrar meşru çiz- Bunlardan birincisi, daha çok yerel yönetimleri güçlendirmeyi öngören adem-i merkeziyetçi bir yapının sorunun çözümüne katkı sağlayacağını savunan bir metin. İkincisi ise Öcalan ın tezlerini içeren, katılımcıların tartışmasına mücadegisine çekme hareketidir. İdeolojik olarak da devlet tarikatlar cumhuriyetine dönüşüyordu.. Cumhuriyet,eksik olan laiklik ilkesini tümüyle kaybetme durumuna geliyordu.laiklik ve hukuk ilkelerinden çok uzaklaşılmıştı. (Abdullah 5

8 Öcalan,Sümer Rahip Devletinden Halk bölmekle bir alakasının olmadığı, aksine demokratik Cumhuriyeti ne..) Abdullah Öcalan ve Stanilist bir ideolojiye örgüt yapısına sahip olduğu bilinen PKK nın Türkiye deki sistem-içi mücadeleye bakışını yansıtan manidar ifadeler, yukarıda alıntıladıklarımız. Karşıtlarıyla birlikte (Derin devlet-derin PKK işbirliği) bazen açık bazen de derinden işbirliği ile bölgedeki güç odaklarının çıkarlarına uygun vasatı oluşturmuş ve bundan rant sağlamış bir örgüttür PKK. Ama gün gelmiş devran dönmüş. Militarist Türkiye Cumhuriyeti nin demokratik cumhuriyete evrimle süreciyle bu gerçekler bir bir ortaya saçılmıştır. Gelişmeler, PKK vb örgütler için olumsuz şartları ortaya çıkarırken değişen dünya ve bölge koşullarına çabuk uyum sağlayan Türkiye Cumhuriyeti (ılımlı laik) içinse koşullar giderek olumluya dönüşmektedir. Türkiye ile bütünleşmek istedikleri vb. söy- lemleri bir halkla ilişkiler faaliyeti ötesinde anlam taşımamaktadır. Kamuoyuna sempatik görünme çabasıdır. Bu çabalara rağmen bilinmektedir ki PKK, Türkiye deki değişimci-demokrat güçlerden çok ulusalcılara, statükoya yakın durmaktadır. Demokratik Özerklik Projesi taslağını mevcut konjonktürde açıklamalarının nedeni de pazarlık marjını arttırmanın yanında yakındaki seçimi etkilemektedir. Dolayısıyla Demokratik özerklik Projesinin bir toplum mühendisliği ve çözümü engellediği güçlü bir iddiadır. Geçmişte jakoben laiklerin Türklük kavramı zemininde yapmaya çalıştığı ve süreç sonunda Kürt sorununu üreten yaklaşımın benzeri burada da öngörülmektedir. Kürt toplumunun beklentilerinin ve değerlerinin aksine tepeden inme yöntemlerle Sistem-içi mücadelenin ortaya çıkardığı açmazlar ve bunları da etkileyen bazı konjonktürel onları dizayn etmeyi, farklı bir kalıba sokmayı amaçlamaktadır. Temel yaklaşımı bu olmakla gelişmelere rağmen bu trend-eğilim güçlenerek birlikte şartlara göre farklı politika ve söylemlerle Kürt kamuoyunun karşısına çıkmayı ve devle- devam etmektedir. Özetle ifade edersek şu üç hususa dikkat etmemiz gerekir. Birincisi tasfiye tin yanlışlarından yararlanmayı bilmektedir. sürecine girmiş olan PKK giderek gücünü ve işlevini yitirecektir. İkincisi, Öcalan ın kendi ekibi- Konuyla ilgili olarak altı pek doldurulamayan bir yaklaşıma da bu vesileyle değinmekte yarar ni önceleyen bir siyasallaşma sürecinde ısrar etmesi örgütteki çok başlılığı güçlendirecek ve bazı var. İddiaya göre; Müslümanlar Kürt sorununa komplikasyonların ortaya çıkmasına neden olacaktır. Üçüncüsü ise Türkiye Cumhuriyeti nin iç politikasında da etkili olan İsrail ile yaşanan sorunlar ve bunun ABD de yansıması bir süre daha devam edecektir Ve üretilmiş Kürt sorununun çözümü sürecinde başta İsrail olmak üzere bazı güç odaklarının etkileri maalesef görülecektir.zira İsrail deki bir kesimin değişen şartlar uyum sorununun ortaya çıkardığı durum, one minute ile kapatılmayacak kadar ciddidir. Bu arada Öcalan ın Demokratik Özerklik Projesi nin iyi sunulamadığı; aslında bu projenin yeterince ilgi göstermiyorlar, çözüm modelleri üretemiyorlar. Bu da birilerinin ortaya koyduğu modelleri, üretemiyorlar. Bu da birilerinin ortaya koyduğu modelleri, çözüm önerilerini tartışmak durumuyla yüz yüze getiriyor onları Ne yazık ki bu yanlış teze angaje olmuş bazı çevrelerde estirilen bu rüzgarın girdabında savruluyorlar. İyi niyetle de olsa soruna sahip çıkmak adına kendi düşünce dünyalarının dışındaki bazı demokratik yaklaşımlarla yakın durmayı önemsiyorlar. Oysa bir soruna çözüm bulmak için önce doğru tanımlamak gerekir.bu da öncelikle 6

9 temel referanslardan hareketle, en azından ilkelerle çatışmadan mümkün olabilir. Yoksa reel şartların aldatıcı cazibesine kapılan birilerinin düştüğü çelişkilerle karşı karşıyalar. Zaten İslam anlayışlarında net ve istikrarlı bir çizgi tutturamamış, yaşadıkları gayri İslami sistem içindeki duruşlarını ve mücadele yöntemlerini belirginleştirememiş olanların diğer sorunlarda olduğu gibi üretilmiş Kürt sorununa da, kendi değerleri zemininde bir çözüm bulması beklenmemelidir. Eğer konuyla ilgili ilkesel yaklaşımın, zulmün her türlüsüne karşı net duruşun, Müslüman kardeşliğinin ötesinde bir yaklaşım, çözüm üretilmek isteniyorsa, öncelikle kendimizin temel sorunlarını çözmemizin gereği açıktır. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi esasına dayalı, federal yapıyı da içeren sistem-içi güçlerden birinin yaklaşımı ve demokratik çözüm önerilerin iddia edilen şeyle bir ikincisi yoktur. Zira demokratik değerler ve kavramlar zemininde kendilerine bir yer edinmeye çalışmak, bu zeminde Kürt sorununa çözüm ürettiğini iddia etmek ciddi bir yanılgıdır. Hem bunu yapanlar yanılmaktadırlar. Hem de Müslüman Kürt kardeşlerimiz yanılmaktadır. Malum olduğu üzere, Kürt sorununun çözümü ya da çözümsüzlüğü hususunda statükodan yana derin yapı ile derin PKK, aslında karşıt güçler değildir; varlıkları birbirini beslemektedir. Karşılarında yer alanların laiklik anlayışının daha ılımlı olması, demokratik kaygılarının olması temel referanslarının bizden farklı olduğu gerçekliğini hiçbir şekilde değiştirmez. Not: Geçen ayki yorumumuzda bidat ve hurafe ifadesi sehven biat ve hurafe şeklinde çıkmıştır. Düzeltir; özür dileriz. 7

10 Kavram Kavram Sivil Toplum Sivil toplum Batı Medeniyeti ne ait bir kavramdır. Tarihsel süreç içerisinde üç kez anlam değişikliğine uğramıştır. Bu anlamlar birbirinden tamamen farklı olup tarihin ilgili dönemlerindeki politik yapıyı anlatmak için kullanılmışlardır. Kavramsal boyutuna geçmeden önce sivil toplum ifadesindeki belirleyici unsur olan sivil kelimesini biraz daha yakından tanımamız faydalı olacaktır. Sivil kelimesi Fransızca kökenli olup orijinali civil dir. Kelimenin günlük kullanımdaki karşılığı devlet görevlisi olmayan, asker olmayan kişileri ifade eder. Bu manada sivil kıyafet dendiğinde resmi üniforma dışında giyilen kıyafetler kastedilir. Sivil kelimesinin zıddı ise resmi dir. Bir başka deyişle devlete ait olan, devletle ilgili olan, devletin içeriğini ve nasıllığını belirlediği şey resmi iken bunun dışında kalanlar sivildir. Kelimenin önemli bir başka anlamı daha vardır ki kavramsallaşmasında bu anlam esas teşkil eder. Sivil sözcüğünün bu anlamdaki karşılığı tam olarak medeni kelimesidir. Medeni kelimesi Arapça kökenli olup kentlileşmiş, kırsallıktan kurtulmuş, uygar manasına gelir. Ferit Develilioğlu nun Osmanlıca Türkçe Lügat ında medeni medineye, şehre mensup, şehirli, şehir halkından olan şeklinde tercüme edilmektedir. Yine Arabistan daki Medine şehrinde yaşayan insana da Medeni denir. Mecazi anlamda ise terbiyeli, görgülü, kibar ve nazik demektir. Bu bağlamda toplumsal hayatta kullanılan pek çok ifade vardır ki bunlardan belki de en çok bilineni Medeni Kanun dur (Civil Code). Uygarlık anlamına gelen medeniyet (civilization) kelimesi de bu kökten türemiştir. Ancak Yunan siyasi düşüncesindeki medeniyet (civilization) kavramının bizim bildiğimizden biraz farklı olduğunu da belirtmeliyiz. Onların medeniyet kavramı yurttaşlık temeline dayalıdır ve ancak hür erkeklerin yurttaş sayıldığı ve yönetime katılabildikleri bir medeniyet anlayışı hakimdir. İşçinin, kadının ve kölelerin yurttaş sayılmadığı dolayısıyla da yönetime hiçbir şekilde katılamadıklarını da belirtmek gerekir. Bir kavram olarak sivil toplum izah edilmek istendiğinde, Batı menşeli pek çok kavramda olduğu gibi, kavramın geçirdiği değişim sürecini anlamaya ve aktarmaya çalışmak elzemdir. Sivil toplum kavramının üç ayrı tarihsel dönemde farklı anlamlar yüklenerek yeniden üretildiğini müşahede ediyoruz. Bu dönemlerden ilki kavramın da ilk kez kullanıldığı M.Ö. 1. yüzyıldan 18. yüzyıl ortalarına kadar olan zaman dilimidir. İkincisi 18. yüzyıl ortalarından 19. yüzyıl ortalarına kadardır. Son olarak da 1950 lerden günümüze olan üçüncü dönemdir. Asıl önemli olan kavramın güncel olan üçüncü evresidir. Bu evrede demokrasi ve sivil toplum ilişkisi bakımından kavramın ne ifade ettiğinin iyi anlaşılmasının oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz. 8

11 Sivil toplum kavramını ilk kez kullanan şöyle ifade etmektedir: Onsekizinci yüzyılın M.Ö. 1. yüzyılda Romalı devlet adamı ve düşünür Cicero olmuştur. Bu dönemde kavram nürler, sivil toplum terimini, mensuplarını ken- ortalarına kadar, istisnasız tüm Avrupalı düşü- kelime anlamına en yakın manada yani şehirli/ di yasalarının nüfuzu altına sokan, böylelikle de medeni anlamında kullanılmıştır. barışçı düzeni ve iyi yönetimi sağlama bağlayan Şehirler insanların yoğun olarak birlikte yaşadıkları, dolayısıyla da herkesin kafasına estiği lardır.... Bu eski Avrupa geleneğinde, sivil top- bir siyasal birliktelik tipi anlamında kullanmış- gibi davranabildiği değil, bir toplum içerisinde ve lum, devlet ile aynı anlamda kullanılan bir terimdi.... Bir sivil toplumun üyesi olmak demek başkalarıyla etkileşim halinde oldukları mekanlardır. Bunun sonucu olarak da şehirler hukuk bir yurttaş (citizen) -devletin bir üyesi- olmak ve kurallarının doğması ve gelişmesi bakımından dolayısıyla da onun yasalarına uygun ve diğer oldukça önemli bir fonksiyon icra etmişlerdir. yurttaşlara zarar vermeyecek biçimde davranma Birlikte yaşamanın getirdiği kolaylıklar kadar yükümlülüğü altında olmak demekti. (s.48) zorluklar da ortaya çıkmış ve bu zorlukların Yunan şehir devletlerinin imparatorlukların aşılması noktasında hukuk ortaya çıkmıştır. İnsanların birbirlerine karşı olan hak ve yükümlüte uzunca bir dönem bu kavram pek de önemli etkisiyle tarih sahnesinden silinmeleriyle birliklüklerini düzenleyen hukuk normları şehirlerde bir kullanım alanı bulamadı. Ta ki Avrupa da ileri seviyelere ulaşmıştır. Tabiidir ki bu kurallar ortaya çıkan Aydınlanma Dönemi olarak bilinen oluşurken bunların uygulayıcısı olarak devlet ve bugünkü modern çağın temellerinin atıldığı erki de ortaya çıkmıştır. Zira kurallara uymayanı cezalandıracak ve uymaya zorlayacak bir kavramı yeniden düşünürlerin gündemine gir- zaman dilimine kadar lerde sivil toplum aygıtın varlığı hukuk kurallarını uygulanabilir meye başladı. Ancak tamamen yeni bir anlam kılmaktadır. kazanarak. Bu durum tabi ki sebepsiz değildi. Bunun içindir ki Yunan şehir devletlerinde Zira o günlerde ortaya çıkmaya başlayan Modern Devlet olgusu tarihte daha önce eşi benzeri yaşayan insanlar kendilerini diğerlerinden ayrı ve üstün görmeye başlamışlar ve bunu da medenilik/uygarlık olarak gelişmişliğin bir gösterge- kolları arasına bırakıyordu. Gerçekten de modern olmayan bir biçimde toplumları devletin güçlü si saymışlardır. Kendilerini medeni kabul eden devlet, toplumu sıkı sıkıya sarmalayan, toplum şehirli insanlar diğerlerini de barbar/ilkel olarak hayatını baştan aşağıya dizayn edip yön veren görmüş ve dışlamışlardır. bir yapı arzetmeye başlamıştı. Önceki dönemlerde hüküm süren eli kanlı tiranlar bile toplumu Bu manada sivil toplum ifadesinden kastedilen, insanların ortak iradeleriyle ortaya çıkan ve bu tür sistematik ve planlı bir cenderenin içine hukuk kurallarının işlemesini temin eden devlet düzeni altında yaşamaktır. Sivil Toplum ve devlet algısı ile karşı karşıya kalmayan düşünür- sokmayı düşünememişlerdi. Geçmişte bu tür bir Devlet isimli eserinde John Keane bu durumu ler devlet ile o devletin etki alanı içerisinde yaşa- 9

12 yan insanların yani toplumun birbirinden farklı yapı artık farklı türde tartışma ve çatışmaları şeyler olduğunu telaffuz etmeye başladılar. İşte tetikliyordu. Ulus devletler tarihin bilinen en sivil toplum kavramının kazandığı bu ikinci anlam ilkinin çok ötesindeydi. Artık sivil toplum lumların üzerinde sanayileşme, daha fazla üre- güçlü devlet tipi olarak olanca yoğunluğu ile top- devlet anlamına gelmiyordu. Tam tersine sivil tim, daha güçlü silahlar ve ordu gibi nihayetinde toplum devletin dışında bir varlık şeklinde tarif dünyayı iki cihan harbine kadar sürükleyecek ediliyordu. Aydınlanma Çağı düşünürlerinin hemen hepsi sivil toplum kavramını kendi düşünyorlardı. Nitekim bu yılların sonunda Avrupa da hastalıklı bir dönemin oluşmasına hizmet ediceleri içerisinde kullandılar. Kavrama yüklenen sivil topluma hayat hakkı tanımayan çok güçlü anlamlar birbirinden farklı olmakla birlikte artık devletler ve Mussolini yönetimindeki İtalya ve genel olarak devletin dışında bir toplum fikrini Hitler yönetimindeki Almanya gibi diktatörlükler ortaya çıkmıştı. Ama sivil toplum kavramı- anlatmak için kullanılır hale gelmişti. Bu aşamada bir hususun altını çizmek önem nın üçüncü evresinde kazandığı anlam ve yüklendiği misyon bakımından en önemli gelişme arzetmektedir. Sivil toplum kavramı bizim ülkemizde bazı yazarların zannettiklerinin aksine pek tabi ki sosyalizmin Avrupa yı ikiye bölecek analitik bir kavramdır, ideolojik değil. Bu kavramı üreten ve kullanan Batılılar kavram ile top- gelmesiydi. kadar güçlü bir şekilde açığa çıkması ve iktidara lumun içinde bulunduğu durumu analiz ve tarif Sivil toplum kavramının üçüncü ve son durağı 1950 den günümüze olan dönemdir. Bu dö- etmek istemişlerdir. Yani sivil toplum var olan bir şeyin anlatılması için kullanılır. Kendisi bizatihi bir hedef ya da proje değildir. Bunun yanı da sıkışıp kalmış, bunun etkisiyle tüm dünya iki nemde Batı Medeniyeti iki temel ideoloji arasın- sıra bir takım düşünürler (liberal düşünürler) sivil toplum ne kadar bağımsız olursa o kadar iyi dünya görüşleri pratikte uygulama alanı bulmuş kutuplu bir hal almış idi. Kapitalist ve sosyalist olur derken bazıları da (ilk dönem Marksist düşünürler gibi) sivil toplumun devletin kanatları da bu noktada, kapitalist bloğun sosyalist olana ve kıyasıya rekabet içerisine girmişlerdi. İşte tam altında tamamen yok olup gitmesi gerektiği ni karşı özellikle üzerinde durduğu ve çalıştığı bir savunmuşlardır. Buradan da açıkça görüleceği kavrama dönüştü sivil toplum. Kavram bundan üzere sivil toplum bir vakıadır ama güçlenmesi ya da zayıflaması farklı ideolojiler içerisinde teden manasını kazanıyordu. sonraki süreçte çoğulcu demokratik yapı yı kas- farklı anlamlar taşımaktadır lerin sonunda dağılmasına kadar Sovyet İkinci dönemi olarak adlandırdırılan Sosyalist Cumhuriyetler Birliği nin etki alanında 1850 yıllarının ardından kavram tekrar düşünce hayatının ve tartışmaların dışında kalmış ve mın anlaşılmasında büyük önem taşımaktadır. bulunan Merkezi Doğu Avrupa ülkeleri kavra- adeta buhar olup uçmuştur. Elbette bu durum da Şöyle ki totaliter sosyalist rejimler tarafından sebepsiz değildir. Zira Avrupa da oluşan sınıfsal idare edilen Avrupa nın bu yarısı kapitalist kom- 10

13 şularının hem bir yandan Rusya nın etkisinden sanların kendilerini nasıl ifade edecekleri ve sivil kurtulmalarını istedikleri hem de Rusya nın korkusundan somut bir şey yapmadıkları bir durum günümüz demokratik sistemlerinin en öncelikli toplumun daha fazla nasıl güçleneceği meselesi içerisindeydiler. Fakat sosyalizmin kapitalizm konularından biri haline gelmiştir. Demokrasi karşısında yenik düşmesi için öncelikle bloğun savunucuları insanların devlet idaresine rağmen çevreden merkeze doğru çözülmesi gerekliydi. birbirlerine zarar vermeden istedikleri gibi yaşayabilmelerinin aracı olarak sivil toplum örgüt- Bunun için de Merkezi Doğu Avrupa ülke toplumlarının devletin etkisi altından olabildiğince lerini formüle etmişlerdir. Devlete bu yeni durumda biçilen rol ise birbiriyle barışçı bir rekabet çıkartılıp bağımsız bir güç haline gelmeleri ve bu yolla öncelikle bu ülkelerde sosyalist iktidarların halinde, farklı amaçları ve çıkarları bulunan çözülmesi ve arkasından da işin merkezi olan farklı sivil toplum örgütlerinin adil bir şekilde Rusya da bunun başarılması gerekiyordu. yarışmalarının teminatı olmaktır. Planlı ekonomi adı altında tüm üretim ve Burada temel bir handikap söz konusudur. tüketimin devlet tarafından kontrol edildiği, insanların nasıl yaşayacaklarının en ince detayına olojilere eşit mesafede, adaletin ve hakkaniyetin Demokratik devlet tarafsız, tüm gruplara ve ide- kadar devlet, bir başka deyişle komünist parti tecellisi için varolan bir yapı olarak tarif edilmektedir. Ancak devlet, tarafını zaten demokra- bürokrasisi tarafından karar verildiği, insanların kendilerini devletin onlara biçtiği rol dışında tik düşünceyi benimseyerek ortaya koymuştur. herhangi bir başka kimlik ile ifade edemedikleri Kendince demokratik olmayana da hayat hakkı soğuk, maneviyatın her türünden uzak, insanı tanıması söz konusu değildir. Dolayısıyla da demokrasinin her düşüncenin yaşaması ve geliş- insanlıktan çıkartan bir yaşam tarzına mahkum edilen bu toplumlar artık daha fazla bu oyunu mesi için var olduğu yönünde insanlığa söylenmiş en büyük bir yalan olduğunu fark etmek çok oynamak istemediklerine, Batının da yardımıyla, karar verdiler. Bu bağlamda özellikle 1970 lerin sonlarında Polonya da ortaya çıkan işçi ha- Demokrasi ve sivil toplum ilişkisi her geçen da zor olmasa gerekir. reketleri sivil toplum kavramının gördüğü ilgiyi gün daha fazla önem kazanmaktadır. Demokrasilerde esas olan bireydir. Ancak örgütlü devlet artıran gelişmelerdendi. Her ne kadar Polonya daki Dayanışma adlı sendikal işçi hareketinin liderleri, amaçlarını sosyalist sistemin reviz- araması ya da tercihlerini, isteklerini iktidara ge- gücünün karşısında bireylerin tek başlarına hak yonu olarak beyan ediyorlarsa da sonuç sistemin tirmeleri yahut iktidar tarafından kabullenilmesini ve yasalaşmasını sağlamak için çalışmaları tamamen çökmesi olarak gerçekleşti. Evet, sivil toplum totaliter rejimi yıkmıştı. Bunu yaparken beyhude görünmektedir. Zira bireyin baskı gücü de örgütlü bir şekilde yapmıştı. son derece düşük olacağından böylesine bir sonucu elde etmesi pek de mümkün değildir. İşte Sivil toplumun, yani devletin örgütlü gücü karşısında devletin yönetimi altında yaşayan in- tam da bu noktada demokrasi teorisi bakımın- 11

14 dan örgütlü sivil toplum kavramı büyük önem rını anlamak mümkün değildir. Buna hiçbir sistem müsaade etmez. Yani Müslümanlar sistem kazanmaktadır. Bireylerin tek başlarına yapamayacakları hak arama ve iktidarda temsil edilme içinde kalarak mı mücadele etmeli yoksa dışına işlerinin sivil toplum kuruluşları altında bir araya gelerek grup siyaseti şeklinde gerçekleştirile- mı çıkmalı sorusunun cevabı bir tercih meselesi değildir. Çünkü sistem içi araçlar ile mücadele etmeyi tercih ettiğinizde zaten İslami taleplerinizden vazgeçmiş oluyorsunuz. Bir başka ifabileceği formüle edilmiştir. Demokrasi kuramının bu yeni biçiminde her deyle, biz Müslümanlar istesek de bu sistem içi düşünce ve görüş kendisini bir sivil toplum kuruluşu çatısı altında ifade edebilecek ve o grubun araçları kullanarak amacımıza yürüyemeyiz. Bu ne İslami açıdan meşrudur, ne de pratik açıdan taleplerinin iktidar tarafından kabul görmesini mümkündür. sağlamak için mücadele edecektir. Doğal olarak Bir sivil toplum kuruluşu çatısı altında ancak bu talepler sistem içi diyebileceğimiz hali hazırda yürürlükte olan anayasaların öngördüğü hak yüzeysel bir takım taleplerinizi iktidarın önüne koyabilirsiniz. Sistemin sahipleri de uygun gördükleri kadarını uygun gördükleri zamanda ve ve yükümlülükler çerçevesinde oluşmalıdır. Bunun ötesine geçecek türdeki taleplerin sahipleri, biçimde kabul ederler. Siz başörtüsü insan hakkıdır diye talepte bulunursunuz onlar da şartlara sistemin nezdinde derhal sivil toplum kuruluşu olmaktan çıkıp yasa dışı terör örgütlerine dönüşmektedir. Dolayısıyla da kendilerine hiçbir harında diye cevap verirler. Bu Allah ın buyruğu- göre evet ama sadece yüksek eğitim kurumlayat hakkı tanınmamaktadır. dur ve Müslüman tesettürünü her hal ve şart altında korur diyemezsiniz. Birileri karşınıza çıkıp Bir başka deyişle demokratik sistemlerde eşcinseller kendi aralarında evlenebilmek için dernek ve benzeri sivil toplum kuruluşları altında bunu yasak etmiştir diyemezsiniz. Çünkü kendi eşcinsellerin haklarından bahseder ve siz Allah birleşerek, iktidar sahiplerini de oylarının gücü taleplerinizi insan hak ve hürriyetleri zemininde ile tehdit ederek hak arayabilirler. Ama Allah ın dile getirmektesinizdir. hükmüyle hükmedilmesi ve anayasa ve yasaların ancak Allah ın vahyine uygunluk içerisinde nürlerin geliştirmeye ihtiyaç duydukları bir kav- Özetlemek gerekirse sivil toplum Batılı düşü- olması gerektiğini savunan hiçbir grup bu tür bir ram olmuştur. Çünkü onların hayatında devlet hakka kavuşamaz. Zira bu tür talepler demokrasinin temelleri ile çelişir. Demokratik yapının birbirinin rakibi veya kimi zaman düşmanı gibi- ve toplum ilişkisi bir bütünlük arzetmez. Bunlar sahiplerinin de böylesi bir talebe geçit vermesi dir. Dolayısıyla da pratikte sürekli sorunlar yaşanır ve düşünürler de bunları analiz edip çözmeye söz konusu değildir ve olamaz da. Madem öyle, bir takım Müslümanların gerek çalışır. Biz inanıyoruz ki Müslümanın devleti de Türkiye ve gerekse başka bazı halkı Müslüman toplumu da Allah ın vahiylerinden beslenerek yönetimi tağut rejimlerden oluşan ülkelerde nasıl olup da sivil toplum kuruluşları aracılığı ile unsurları için bile adil, huzurlu ve müreffeh bir oluştuğu sürece toplumun Müslüman olmayan hak taleplerini dile getirebileceklerine inanmala- dünya kurulur. 12

15 Düşünce Düşünce Gerçek Umutlar İçin - Atasoy Müftüoğlu - Emperyal sistem karşısında bağımlı konumlarını sürdüren İslam toplumlarının, bu konumları sebebiyle kılı kırk yaran eleştirilere ihtiyacı var. Duygusal, romantik toplumlar/ kültürler; ciddi analizlere, sorgulamalara ihtiyaç duymadıkları için, kendilerine dayatılan sömürgeci yönetim modellerini, hayat tarzlarını sessizlik içerisinde kabul ediyor, İslam toplumlarının içerisinde bulunduğu zihinsel kireçlenme durumu, tarihsel hesaplaşmalar, yüzleşmeler, değerlendirmeler yapmamızı engelliyor. Yüzyıllardır mistik ilgilerin, mistik beklentilerin tahakkümü altında bulunan zihinsel dünyamız teslimiyetçiliklerle, statükoculuklarla bütünleşmiş bulunuyor. Teslimiyetçilikle statükoculuk, eylem bilincini ve özgürlüğünü kaybettiğimizi gösteriyor. İslami bünye, bir yanda Aydınlanmacı İlerleme ve Bilimsel Devrimler ideolojileriyle, Fransız Devrimi ve Endüstri devriminin tarihe kazandırdığı yeni yapılar, kavram ve kurumlarla baskılanırken; diğer yanda İslami bünye kendi içerisinde yaşanan sapmalar, rekabetler, bencillikler, aşırılıklar, çatışmalar sebebiyle zayıf düşürülüyor. Toplumlarımızın son yüzyıllarda biriktirdiği ağır yenilgiler, toplumsal, siyasal, kültürel krizler, yeni çözümlemelere imkan vermedi. Gözlem, analiz, çözümleme yapmak yerine; mistik yorumlarla, tesellilerle yetinen toplumlarımız zaman zaman astrolojiye dayalı tarihsel yorumlara bile ihtiyaç duyar hale geldi. Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde, İslami anlamda yeniden yapılanma iradesi ortaya koyamayınca, 1839 Tanzimat Fermanı ile Avrupa siyasal dili, düşüncesi ve mantığına başvurularak bir reform programı ortaya konuldu lerde yürürlüğe giren Mecelle ile Şeriat yalnızca aile ile sınırlı düzenlemeler getirdi. Mısır da 1660 larda Tahtavi, Montesquieu ve Rousseau dan ilham alarak, bu isimleri izleyerek Mısır için yeni bir program önerdi. Mısır da da, ulemanın genel kanaati Avrupa tarzı reformlar yapmak noktasında birleşiyordu li yıllarda İran da yapılan hukuki reformlar ulemanın otoritesini kısıtlama amacını taşıdığı gibi, Batılı siyasal görüşlerin, uygulamaların halkın gündemine girmesini sağlamaya çalışıyordu. İran da 1858 yılında, Osmanlı İmparatorluğunda olduğu gibi/mirza Malkom Han tarafından Defter-i Tanzimat adıyla bir reform hareketi başlatılmıştı. Bu hareket Batı uygarlığının ve siyasal sisteminin üstünlüğüne vurgu yapan bir hareketti. Kimi hayati zorunluluklar, kimi yasakları meşrû kılabilir mealindeki fıkhi yaklaşım Batılılaşma yönündeki tercihlerin temelini teşkil etti. Osmanlı İmparatorluğu Avrupa sistemine dahil oldu, Fransız ideolojisi temelinde laikleşme girişimlerinde bulundu, Avrupa İmparatorluklarıyla asimilasyona başvurma ihtiyacı duydu. Ahmet Cevdet Paça Türklüğün devletin temelini teşkil etmesi gerektiğini savunarak siyasal ulusçuluğu gündeme getirdi. Bu arada, etnik ve ırksal toplumun modern Batı nın icadı olduğunu, çok etnikli toplumun İslami bir toplum olduğunu kaydetmek gerekir. Hindistan da 1870 li yıllarda görülebileceği üzere, Seyyid Ahmet Han ve Çerağ Ali gibi isimler emperyalist egemenlikler ile uzlaşılabileceği kanaatini seslendirdiler. Toplumlarımızda 13

16 son bir kaç yüzyılı içerisine alan dönemde gerek ulema, gerekse aydınlar meşruiyetlerini nerede arayacaklarını, nerede bulabileceklerini bir türlü kestiremeyen arayışlar içerisinde oldular. Kimi zaman laiklik, kimi zaman demokrasi, kimi zaman milliyetçilik, kimi zaman geleneksel padişahlık gibi sistemler hep tartışıldı. Sünni ve Şii ayrımını/rekabe tini/çatışmasını reddederek evrensel bir projeyi, bir ümmet projesini, bir ümmet dayanışmasını yeni bir bilinç hamlesiyle, siyasal bir cesaret ve hareketlilikle Seyyid Cemaleddin Afgani toplumlarımızın dikkatine kazandırdı. Seyyid Cemaleddin bu mücadelesi sırasında bağımsız bir siyasal duruş sergiledi. Toplumsal prestije, saygın bir statüye, İslami bir perspektife ve iktidarlar üzerinde tayin edici bir etkiye sahip, usuli geleneğin temsilcisi olan Ulema nın öncülüğünde Şii siyasal doktrini kendi dönüşümünü ve modelini İran İslam Devrimiyle tarihe kazandırmayı başardı. Sömürgeci düşünce ve kültür Müslüman toplumların kendi kendilerini yönetme yeteneğine sahip olmadıklarını iddia ediyordu. İslam Devriminin başarısıyla bu iddialar geçersiz hale geldi. Emperyalist egemenliklerle, yaklaşımlarla, oluşumlarla, dünya görüşleriyle hoşgörü temelinde uzlaşılabileceği görüşü bugün Neonurculuk akımında izlenebileceği gibi güncelliğini koruyabiliyor. İnsanlık sorunlarından soyutlanmış, değişen dünyanın yeni ihtiyaçlarını, beklentilerini farketmeyen; zaman ve mekana göre değişen koşulları dikkate almayan; mistik umutlara dayalı hukuki ilkelere, ölçütlere, sınırlara ihtiyaç duymayan bir İslami yorum kabul edilemez. İslami uyanışı, oluşumu, inşa yı yeniden biçimlendirmek, tamamlamak; ya da İslam ı Batılı kavram kurum ve dünya görüşleriyle uzlaştırmak üzere yapılan tartışmalar, İslami temellerin/yaklaşımların istikrarsızlaştırılmasına ve aşındırılmasına neden oluyor. İslami gelişmeler söz konusu olduğunda her yerde, laik kesimler laikliği İslama karşı bir silah olarak kullanmaya başlıyor. Özellikle Avrupa da İslam karşıtlığı laiklik temelinde sürdürülüyor. Modernlik-ilerleme ideolojisi Batı dışı dünyayı geri olarak tanımlamaya devam ediyor. Özgürlük, eşitlik, barış, rasyonalite gibi kavramları yücelten modern-ilerlemeci ideoloji bugün yaşanmakta bulunan toplumsal, siyasal, ekonomik, insani/ahlaki kriz/çöküş/düşüş/bozulma karşısında büyük bir çaresizlik sergiliyor. Bütün zamanların en büyük değişimi olarak tebcil edilen ilerleme düşüncesi bugün yoğun bir biçimde sorgulanıyor, tartışılıyor. Mitsel bir mahiyet taşıyan baskıcı bütün modern kavramların/ideolojilerin çöküşüyle birlikte ortaya çıkan boşluklar doldurulamıyor. İslam dünyası toplumlarında Türkiye de de görülebileceği üzere laik. elitlerin kontrolü devam ediyor. İslami kimliğimiz her yerde kuşatma altında. Bu kuşatmaya rağmen toplumlarımızın siyasal ilgisizliği, kayıtsızlığı da sürüyor. Toplumlarımız siyasal bilince ihtiyaç duymuyor. Siyasal bilince ihtiyaç duymayan toplamlarımızın siyasal umutları da yok. Müslümanlar olarak umutlarımızı gerçek kılabilmek için put kırıcı sorgulamalar yapabilmeliyiz, gerçek ve yapısal sorunlarımızı, önceliklerimizi, teşhis ederek yola koyulmalıyız. Tercihimiz üzerine, cemaatimiz üzerine, ya da yorumlarımız üzerine eleştirel düşünebilmeyi başarabilmeliyiz. Kamuoyunu popülist bir söylemle etkilemekle, kamuoyunu bilinçli bir dönüşüm stratejisi/ programı temelinde etkilemek aynı şeyler değildir. Popülist söylemin, dilin neden olduğu yozlaşma ve yabancılaşmaları göz ardı edemeyiz. Her türlü sapmaya yozlaşmaya karşı bilincimizin teyakkuz durumunda olmasını sağlayabilmeliyiz. Parçalanmış bir İslami dil, duyarlılık, algı ve yorumla, güçlü ve kuşatıcı bir bilinç çağrısı yapamayız. Her tür bencilliğin insanı adalet ten uzaklaştırdığını hatırlamalı, bizleri ümmet dayanışmasına yabancılaştıran bencillikleri terk etmeliyiz. 14

17 Demokrasi Nedir? - Mehmed Durmuş - Demokrasi kavramı yüzeysel / genel geçer bir tanımla, halkın kendi kendini yönetmesidir şeklinde tanımlanmaktadır. Abraham Linkoln den mervî, halkın halk için ve halk tarafından yönetilmesidir. tanımı (1) bunun tipik bir örneğidir. Oysa bu tanım eksik, dolayısıyla yanıltıcıdır. Bu eksiklik, demokrasi ile alakalı birçok kafa karışıklığını beraberinde getirmektedir. Demokrasi, demos ve kratos sözcüklerinin terkibi ile oluşmuş Yunanca bir kavramdır. Şu halde kavramın gerçek anlamını bu iki sözcüğe dikkat kesilerek vermemiz mümkündür. Demos, belirli bir poliste (kentte) yaşayan vatandaşlar anlamına gelmektedir. (2) Kratos ise güç, egemenlik demektir. Demos-kratos kısaca halk egemenliği demektir. (3) Türk Dil Kurumu nun Türkçe sözlüğünde demokrasi, Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi olarak tanımlanmıştır. Görüldüğü gibi bu tanımda anahtar kelime egemenlik tir. Önemli olan kimin yönettiğinden ziyade, hangi referansla yönettiğidir. Demos Kimdir? Demokrasi halk egemenliği ise, halk kimdir? Eski Yunan da kimlerin halk sayıldığını, kimlerin halk sayılmadığından hareketle anlamak mümkündür. Şehir nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar; Atina da yaşayan ve çalışan yabancılar ve köleler vatandaş sayılmamaktaydı. (4) Bu durumda vatandaş kabul edilen insanlar, toplam nüfusun dörtte birini, belki de daha azını oluşturmaktaydılar. (5) Aristo nun vatandaş la ilgili, Mahkemeye gidebilen, dava açabilen ya da dava edilebilendir diye bir tanımın varlığına dikkat çektiği ve kendisinin de şöyle tanımladığı belirtiliyor: Bence yurttaşı bütün ötekilerden etkinlikle ayı- ran Yargı ya ve Yetke ye [yaptırım gücü/otorite] katılması, yani yasal, siyasal ve yönetsel görevler almasıdır. (6) Aristo, işçileri vatandaş saymamakta, En iyi devlet işçiyi yurttaş yapmaz demektedir. Köleler zaten hiçbir zaman böyle vatandaş (halk) statüsüne sahip olmamışlardır. Çocuklar ancak koşullu anlamda [göreceli] yurttaş olabilirler. Aristo nun şöyle dediği bildirilmektedir: Devletin var olması için bulunması gereken bütün insanlara yurttaş demeliyiz diye bir düşünceyi bir an bile aklımızdan geçirmiyoruz. (7) Kısacası yurttaşlık ancak her türlü aşağılık işlerden kurtulmuş kimselere özgü olur. Aşağılık işler ise, bir kimsenin kendi köleleri ya da kamu hizmetindeki işçiler tarafından yapılabilen işlerdir. (8) Demokrasi Nasıl İşliyordu? Eski Atina da bütün haklardan yoksun 110 bin köleye karşılık, 40 bin vatandaşın varlığından bahsedilmektedir. (9) Merkezi Atina olan, 2550 km.karelik Attiko bölgesinde köle, de, yabancı menşeli Metoikler in bulunduğu belirtilmektedir. Dört yüz bini aşkın bu insanların hiçbir siyasal hakları yoktu. Ancak 20 yaşın üstündeki Atina lı her vatandaş Ekklesiya nın (meclis) üyesi oluyordu. Meclis (Ecclesia), yurttaşlara doğrudan yönetime katılma imkânı veriyor ve yönetimle ilgili nihai kararları alıyordu. Meclis vatandaşların tamamından oluşuyordu; egemen kitleyi de işte (40-50 bin arasındaki) bu insanlar oluşturuyordu. Bu sistem halk egemenliği ilkesinin somutlaşmış haliydi. Halk kendilerini yönetenleri aydan aya ya da yıldan yıla belirliyordu. Normal şartlarda meclis yılda on kez toplanıyordu. (10) Normal şartlarda ayda dört kez, olağanüstü durum ve afet zamanlarında kendiliğinden toplandığını kaydedenler de bulunmaktadır. Meclis açılırken 15

18 Zeus adına bir domuz kurban edildiği bildirilmektedir. (11) Halk [yurttaşlar] tarafından seçilen 6000 kişilik bir jüri mahkemelerde görev alıyordu. Demokrasinin Felsefî Temelleri Demokrasi salt bir yönetim biçimi midir? Yaygın anlayışa göre bu sorunun cevabı evet tir. Halbuki bu çok yetersiz bir telakkidir. Demokrasi sadece bir yönetim biçimi değildir. Mesela liberalizm nasıl ki, belli bir sistemin adı olmayıp, aydınlanma dönemi düşünce akımlarına yol vermiş bir zihniyet ise, demokrasi de aynı şekilde bir düşünme tarzı, bir zihniyet, bir kafa yapısının adıdır. (12) Oysa demokrasi bir yönetim biçimi olmaktan çok, hatta ondan çok, aynı zamanda bir düşünme biçimidir de. Yönetim biçimi neticede, o düşünme biçiminin dışlaşmasına yol açan bir yöntem olarak ele alınabilir. Her ne kadar biz burada usul (yöntem, metod) ile asıl arasında içsel ve yapısal bir ilişki görüyorsak da, öz olmadan biçimin dışlaşamayacağını varsayıyoruz. (13) Demokrasinin temel referansı akıldır; daha doğrusu insan aklının (ratio) doğruyu bulacağına ve aklın gücüne herhangi bir sınır koyulamayacağına ilişkin inanç(tır). Özünde yatan budur. (14) Demokrasinin temel referansı olduğunu söylediğimiz akıl ın da kısaca açıklanmaya ihtiyacı vardır. Aslında aklın insanı saptırmaması gerekir; bunun için Kur an akla olumlu anlam yükler. İnsanları akletmeye davet eder. Akletmez misiniz? sorusu, demek ki akıl yerli yerince kullanıldığında, usulüne uygun akledildiğinde dalalete düşme imkânı yoktur anlamını ihtiva etmektedir. İnsanı dalalete düşüren akıl değil de, heva ve heves olsa gerektir. (15) Fakat demokrasinin akılcılığı, vahyi zinhar temel referans olarak almama anlamında, mecburiyetten bir akılcılık tır. Yani akıl burada vahyin alternatifi olarak anlaşılmalıdır. Demokrasi, akıl adını verdiği bir mekanizmaya yaslanarak beşerî ilke ve yasalara göre bir hayat kurmak ister. Demokratik akıl, yönetimi beşeri bir olay olarak görmektedir. Buna göre insanların yönetimi gökyüzüyle (Tanrı yla) değil, yeryüzüyle (bizatihi insanla, beşerle) ilgilidir; kısaca yönetim bir insan işidir. Böyle olunca yönetimin dayanacağı ilkeler, yönetimin normatif yapısı da insan tarafından belirlenir denmektedir. (16) Tage Lindbom un dediği gibi: kim hükmedecek, Tanrı mı yoksa insan mı? (17) İşte sorunun özü burada yatmaktadır. İnsanları yönetmede referansımız ne olacaktır? Demokrasi nazarında referans elbette insandır. İnsanları yönetmek ilahi bir fonksiyon olmayıp beşer işidir ve bu basit bir hakikattir. İnsanın rasyonel olarak ürettiği ilkelere göre insanları yönetmeliyiz. denmektedir. (18) Liberal düşünürlere göre insan, kendisi için doğru, iyi ve yararlı olanı bilme yeteneğine sahiptir. Buna göre, değerlerin kaynağı insandır. Mesele şöyle açıklanmaktadır: İnsanın değerlerin kaynağı olması dar anlamıyla değil, insan iradesinin nihai onayına dayanmayan bir değerin birey ve toplum olarak insanı tanzim edemeyeceği şeklinde anlaşılmalıdır. Fakat hemen eklemek gerekir ki, değerleri üreten sadece birey olarak insan dır. Hiçbir kollektivite (cemaat, sınıf, millet vb..) değer yaratamaz. Bu bakımdan, etik temeli, özgür birey yerine çeşitli türden topluluklar olan (dinci, sınıfçı ve milliyetçi) kollektivist telakkiler kaçınılmaz olarak anti-demokratik yönetimlere yol açarlar. Keza kollektivizm bireyin yaratıcılığının, dolayısıyla insanlığın en büyük düşmanıdır. Kollektiviteye tapınma veya onu yüceltme (reverance) esasına dayanan bütün görüşlerin hem ilkelliğin bir kalıntısı hem de ahlak dışı (amoral) olduklarına kaniyiz. (19) Liberalizmde rasyonel bir varlık olarak birey kendisi için en doğruyu ve iyiyi seçme kabiliyetine sahiptir. Her türlü bireyüstü varlıktan sadece gölge etmemesi beklenmekte, başka ihsan istenmemektedir (20) 16

19 Özgürlük Demokrasi deyince akla birey, birey deyince de özgürlük gelmektedir. Liberal felsefede en yüce ve nihai amaç bireyin kendisidir. Bireyin varlık sebebi başka varlıklar değildir, bizatihi kendisidir. Bu anlayışın ontolojik açılımı bireyin kendisini içkin bir varlık oluşudur. Nihai otorite ve referans bireydir. Bireycilik düşüncesini ileri bir boyutta ele alan Isaiah Berlin gibi liberal düşünürler bireyi kendi doğrularının yaratıcısı, kendi vicdanının hamisi, kendi değerlerinin referansı ve kendi iyiliklerinin mihengi olarak kabul etmektedir. Akıl ve vicdan dışında birey için bağlayıcı herhangi bir kayıt söz konusu değildir. (21) John Locke a göre ilahi bir fıtrata sahip olan birey, doğuştan temel birtakım haklarla dünyaya gelir. Bireyin sahip olduğu en temel üç hak yaşama, mülkiyet ve özgürlük hakkıdır. Bu haklar bireyin insan olmaktan, insan onuruna sahip olmaktan kaynaklanan temel hakları olup hiçbir şekilde ihlal edilemez ve hiçbir aşkın amaç uğruna vazgeçilemezler. (22) Görüldüğü üzere John Locke bireyi, kutsallıkların kaynağının elinden kurtarmak maksadıyla adeta kutsamaktadır. Locke, Tanrının özellikleri olan yaratıcılık, merhamet, şefkat, bağışlama gibi değerlerin potansiyel taşıyıcısı olarak insanı görmektedir. (23) Bu anlamda liberalizmin birey i ile tasavvufun üst insan ı (insan-ı kâmil / hakikat-ı Muhammediye) birbirine çok benzemektedir. Her iki felsefe de tanrıyı inkâr etmemekte, tanrıyı yeniden tanımlamakta ve her ikisi de insanı tanrılaştırmaktadır. Liberalizm bireyin her tür zorlamadan azad olması gerektiğini öne sürer ve bireyüstü varlıkların bireyin yakasından elini çekmesini ister. (24) Özgürlük, bireyin eylem olanaklarının kısıtlanmamasını, yani kişinin olmak istediği gibi olmasının ve yapmak istediği gibi yapmasının engellenmemesini istemektir. (25) Aydınlanmanın tipik deyimlerinden biri olan özgür düşünür sözü, geniş anlamında her türlü otorite ve gelenek karşısında bağımsız, özgür düşünen, dar özel anlamında da din konusunda özgür düşünen kimse demektir. (26) Bununla beraber, liberal özgürlük teorisi fiiliyatta pek böyle olmamıştır. Toplum Sözleşmesi nin yazarı Jean Jack Rousseau, İngiliz halkının yalnız parlamento üyelerinin seçilmesi esnasında özgür(!) olduklarını söylemiştir. Rousseau, Üyeler seçilir seçilmez halk tekrar köleleşir. Kendinizi yönetme hakkınızı bir başkasına devrettiğinizde, bu insan sizin temsilciniz olarak addedilse bile, siz artık özgür değilsiniz. demektedir. (27) Demokraside düşünce özgürlüğü bir bütün ve demokrasi için vazgeçilmez bir temel olarak görülmektedir lakin eğer düşünce demokrasinin özgürlük ortamını hedef alırsa, aynı tolerans gösterilecek midir? Bu soruyu soran Toktamış Ateş in cevabı hayır olup şöyle demektedir: Devlet hem bugünkü hem de yarınki özgürlüğü korumak zorundadır. Bunda haklıdır. (28) Demokratik-liberal özgürlük düşüncesinden insan hakları kavramı doğmuştur. İnsan hakları felsefesi demokrasinin önemli temellerinden biridir. İnsan hakkı, hangi ulusal, zümrevi veya mesleki topluluktan olursa olsun, her kişinin, yalnızca insan olması nedeniyle sahip bulunduğu özgürlük değerinin veya eylem potansiyelinin başkalarınca tanınmasını ve her çeşit dış müdahaleye karşı korunmasını gerektiren en üstün ahlaki talep olarak tanımlanmaktadır. (29) İnsan onuru, herhangi değil, fakat belli bir tarihsel ve toplumsal ortamda doğmuş olan özgül bir insan değeri anlayışıdır. Bu adres modern Batıdır. Batılı olmayan insan onuru/değeri anlayışları kendi içinde tutarlı hatta yer yer değerli olsalar bile, modern insan hakları doktriniyle bağdaşmazlar. (30) İnsan hakları, özgürlük kavramı yanı sıra hümanizm kavramını alakadar etmektedir. Humanizm, Protagoras ın İnsan her şeyin ölçüsü- 17

20 dür formülünü çıkış noktası olarak alan; insanda, insanın gereksinme ve amaçlarında, bilginin ve doğruluğun ölçeğini bulan anlayıştır. (31) Demokrasi Evrensel midir? Demokrasi evrensel değildir, çok tanrıcı batı uygarlığının ürettiği bir siyaset düşüncesidir. Demokrasinin evrenselliğini savunanlar bile, belirli kurumsal düzenlemelerin Batı tarihinde oldukça özel kökleri olduğunu ve bunların batının sosyal gelişmesiyle (Roma Hukuku, Ortaçağ loncaları, Protestan kilisesi gibi) ve Batının bazı özel değerleriyle (Musevi ve Hristiyan ahlakı, rönesans, özel girişim anlayışı vb..) ilgisini inkar edemezler. (32) Batı medeniyetinin temeli bireyciliğe dayanır. Bu da sonuçta Protestanlık la Hristiyanlığa ve Rönesansla yeniden çağdaş dünyaya kazandırılan Yunan medeniyetinin insan anlayışıdır. (33) Batının bireyciliği, olağan insan davranışından bir sapmadır. Ve gerçekten bireycilik Batı nın en başarılı kültürel ihracatı olagelmiştir. (34) Değerlendirme Demokrasinin sadece siyasal bir yönetme tarzı olduğunu söylemek, -eğer cehaletten değilsedemokrasiyle ilgili bazı hususları dikkatlerden gizlemek amacına matuf olmalıdır. Zira Din in hüküm koyduğu hiçbir alan yoktur ki orada demokratik bakıştan da bahsedilmesin. Kısacası ahlaktan ekonomiye, sanattan hukuka kadar her alanda insan hayatına demokratik yaşam ilkeleri yön vermek istemektedir. İslam bir taraftan sindirilip edilgen hale getirilirken, demokrasi aynı oranda baskın/etken hale getirilmektedir. Hudeybiye antlaşmasında somutlaşan müşrik mantığı gibi, İslam ı günlük hayata müdahale ettirmek sakıncalı bulunurken, demokrasi en muteber zihniyet olarak ortaya konulmaktadır. Din hayattan kovulmakta, yerine demokrasi ikame edilmektedir. Kur an ahkâmıyla hükmetmek kayıtsız şartsız takbih edilirken, hükmetme hakkı kayıtsız şartsız kullara teslim edilmektedir. Milyonları peşinden sürükleyen ahlakçı vaizler demokrasinin faziletlerini anlatmakta, kendi tabanlarını Müslüman-demokrat olmaya davet etmektedirler. Sözün özü, demokrasi dinleştirilmektedir. Dünyanın geldiği bu son nokta itibariyle demokrasiden geri dönüşün mümkün olmadığının, hariçten değil, içeriden, dindar lar tarafından ileri sürülmesi çok ilginçtir. Sömürge ruhiyatı ile konuşan bu ezilmişler, kendi kişilik kayıplarını, cesaretlerinin bitimini, zihinsel irtidatlarını İslam a fatura etmektedirler. Eğer bir insan Allah ın kâinatı yarattıktan sonra uzlete çekildiğini düşünmüyorsa, Allah ın hükmetmeye devam ettiğine iman etmek zorundadır. Dünyanın egemenleri tabi ki İslam ı şeytanlaştırmaktadırlar. Sömürge hissiyatı ile düşünenler ise zihinsel geri kalmışlıklarını ve korkularını dindar kesimlere dinî görüş diye pazarlamaktadırlar. Demokraside hükmetme mercii halktır. Daha doğrusu halk klişesi altında, belirli baskı gruplarıdır. Halk kavramı, İslam şeriatının yönetime müdahale etmesinin önüne geçmenin en güvenilir aracıdır. Bu açıdan demokrasiler ister istemez laik olmak durumundadır. Eğer bir yerde islami demokrasi den bahsediliyorsa, o dahi laiktir; çünkü İslam orada sadece görüntü olarak vardır, beşeri dünya görüşüne payanda olarak izin verilmiştir. Kendilerini İslam a nisbet eden hakları da tatmin etmek gerekebilmektedir. Şunu bilmek gerekir ki vahiy mahsulü ilahi Din in olduğu yerde demokrasinin olması mümkün değildir. Çünkü demokrasi insanı yeryüzünün yegâne egemeni olarak görür. Din e göre ise insan yeryüzünde halifedir. İnsanın bağlı olduğu bir mercii vardır. İnsan bütün işlerini o mercie başvurarak halleder. Bütan peygamberler böyle yapmışlar, biz ümmetlerin de öyle yapmamızın örnekliğini sunmuşlardır. Egemen olan sadece Allah tır. Türkiye bir değişim yaşamakta, tam demokratik bir düzene geçişin yollarını aramaktadır. 18

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Yerel Demokrasi, Yerel Hukuk ve Evrensel Değerler

Yerel Demokrasi, Yerel Hukuk ve Evrensel Değerler Yerel Demokrasi, Yerel Hukuk ve Evrensel Değerler 2000 li yıllara gelindiğinde iç dinamikler, Türkiye nin uluslararası hukuk taahhütleri, AB süreci, bölgesel ve küresel gelişmelerin etkisiyle değişim kaçınılmaz

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz Adem in elması nasıl boğazında kaldı? Adem: Tanrım, kime görünelim kime görünmeyelim? Tanrı: Bana görünmeyin de kime görünürseniz görünün. Kovuldunuz. Havva: Ama

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve 04.10.2010 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı, Muhterem Konuklar, 40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve yönetici olarak içinde yer aldığım Ankara

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM VE SU Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM Prof.Dr.Fuat KEYMAN a göre 21.yüzyıla damgasını vuracak en önemli kavramlardan biri "Dostluk, arkadaşlık

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) 6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU İslam Ülkelerinde Çok Boyutlu Güvenlik İnşası ( 06-08 Mart 2015, Serena Hotel - İslamabad ) Güvenlik kavramı durağan değildir.

Detaylı

ETİK DEĞERLER VE DÜRÜSTLÜK

ETİK DEĞERLER VE DÜRÜSTLÜK Etik Kavramı ETİK DEĞERLER VE DÜRÜSTLÜK Etik kelimesi köken olarak Eski Yunan'a kadar gider. Etik evrensel olarak kabul gören kurallardır. Etik; doğruyla yanlışı, haklı ile haksızı, iyiyle kötüyü, adil

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ

MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ Prof. Dr. Abdülkadir ÇEVİK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı 1 Medeniyet veya uygarlık, bir

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar...

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar... İÇİNDEKİLER Sunuş... 1 Konu... 2 Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2 Tarih ve Yer... 2 Amaç ve Hedefler... 3 Katılımcılar... 3 Yöntem... 3 Kapsam... 4 Projede Görevli Personel... 5 SUNUŞ 21. Yüzyıl

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ - 8 ÇÖZÜM SÜRECİ ÖZEL ARAŞTIRMASI

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ - 8 ÇÖZÜM SÜRECİ ÖZEL ARAŞTIRMASI TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ - 8 ÇÖZÜM SÜRECİ ÖZEL ARAŞTIRMASI NİSAN 2013 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler...

Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler... TÜRKONFED BAŞKANI TARKAN KADOOĞLU TKYD KURUMSAL YÖNETİM ZİRVESİ KONUŞMA METNİ 14 Ocak 2016 Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler...

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

Yılmaz Özakpınar İNSAN. İnanan BIr Varlık

Yılmaz Özakpınar İNSAN. İnanan BIr Varlık Yılmaz Özakpınar İNSAN İnanan BIr Varlık Yılmaz Özakpınar; 1934 te Boyabat ta doğdu. 1957 de İs tanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü n den, 1960 ta Cambridge Üniversitesi Biyoloji Fakültesi

Detaylı

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Yay n No : 3075 Hukuk Dizisi : 1512 1. Baskı Şubat 2014 İSTANBUL ISBN 978-605 - 333-102 - 5 Copyright Bu kitab n bu

Detaylı

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı)

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) GAU AKADEMİK PERSONEL AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU Prof.Dr. Meltem DİKMEN CANİKLİOĞLU Kastamonu 01/08/1962 Profesör 07/12/2010 (DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) İzmir Ekonomi

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

Tarabya Konferansı. Alman-Türk İşbirliği Konusu olarak İslam ve Avrupa

Tarabya Konferansı. Alman-Türk İşbirliği Konusu olarak İslam ve Avrupa Tarabya Konferansı Alman-Türk İşbirliği Konusu olarak İslam ve Avrupa Almanya nın Ankara Büyükelçiliği 2002 yılından beri, İstanbul/Tarabya daki Alman-Türk Diyaloğu Evi nde Alman-Türk İşbirliği konusu

Detaylı

Giriş. evre, çalkantılı bir dönem, ağır bir kriz dönemidir. Gerçekten de siyasal düşünceler tarihine

Giriş. evre, çalkantılı bir dönem, ağır bir kriz dönemidir. Gerçekten de siyasal düşünceler tarihine Giriş Cumhuriyete Devreden Düşünce Mirası: Tanzimat ve Meşrutiyet in Birikimi başlıklı bu çalışma, Cumhuriyet Türkiyesi nde siyasal düşünce hayatına etki eden düşünce akımlarını inceleyen kapsamlı bir

Detaylı

Sözlükler ilişki kelimesini öncelikli olarak iki insan arasındaki bağlantı olarak tanımlamaktadır.

Sözlükler ilişki kelimesini öncelikli olarak iki insan arasındaki bağlantı olarak tanımlamaktadır. İİş Hayattıında İİlliişkii ve İİlliişkii Yönettiimiiniin Arrttan Önemii ZZeyynnep TTuur ra vve Mehhmet t SSoyyer r Sözlükler ilişki kelimesini öncelikli olarak iki insan arasındaki bağlantı olarak tanımlamaktadır.

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı.

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO535 Eğitimde Araştırma Yöntemleri

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ 445 TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ Aydeniz ALİSBAH TUSKAN* 1 İnsanların bir biçimde sınıflanarak genel kategoriler oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar ya da bir

Detaylı

İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014

İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014 İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014 Sayın Valim, Sayın Belediye Eş Başkanları, Sayın Başkanlar, Saygıdeğer Protokol, Değerli Davetliler

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI 6 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Kavramlar Türk Bayrağı Kanunu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11. Protokol ile Düzenlenen Metin) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11.

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR. 26 Kasım 2015

N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR. 26 Kasım 2015 N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR 26 Kasım 2015 SİYASİ İRADENİN ÖNÜNDE İKİ SENARYO Kapsamlı bir reform ve kalkınma hareketine girmek Toplumsal barış Çözüm süreci Yeni anayasa Başkanlık arayışı ve kutuplaşma

Detaylı

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy daşı Türk entelijansiyasının ana söylemidir. Bu gruplar birkaç yıl evvel ABD'nin Irak'ı işgali öncesinde savaş söylemlerinin en ateşli taraftarı idiler. II. Körfez Savaşı öncesi

Detaylı

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015 ARGETUS ARAŞTIRMA, DANIŞMANLIK, EĞİTİM, PROJE VE ORGANİZASYON AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI 25 AĞUSTOS 2015 Mehmet Akif Mah.Recep Ayan Cad. Günaydın Sok. No:6 Kat:3 Çekmeköy

Detaylı

DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI

DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI 2009 DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI BİLGE ADAMLAR STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Demokratikleşme ve Toplumsal Dayanışma Açılımı BirikmiĢ sorunların demokratik çözümü için Hükümetçe baģlatılan

Detaylı

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Daha kapsayıcı bir toplum için sözlerini eyleme dökerek çalışan iş dünyası ve hükümetler AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Avrupa da önümüzdeki

Detaylı

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi Ümit GÜVEYİ Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XI GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Teorik Boyutuyla Genel Kavramsal Çerçeve

Detaylı

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI HOŞGELDİNİZ DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi EMAİL:mza@mehmetzekiaydin.com TEL:0506.3446620 Problem Türkiye de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta

Detaylı

Atatürk ün Dış Politika Stratejisi: Hedefler ve Prensipler

Atatürk ün Dış Politika Stratejisi: Hedefler ve Prensipler Doç Dr. Atilla SANDIKLI Atatürk ün Dış Politika Stratejisi: Hedefler ve Prensipler YAYINLARI İSTANBUL 2014 Kütüphane Katolog Bilgileri: Yayın Adı: Atatürk ün Dış Politika Stratejisi: Hedefler ve Prensipler

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

DEVLETİN SINIRLANDIRILMASI VE ANAYASAL DEMOKRASİ

DEVLETİN SINIRLANDIRILMASI VE ANAYASAL DEMOKRASİ DEVLETİN SINIRLANDIRILMASI VE ANAYASAL DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Bütün insanlarda bir tehlike mevcuttur. Özgür bir ülke için tek kural şu olmalıdır: Güce sahip olan herkes halkın özgürlüğü için

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

TÜSİAD KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ ÇALIŞMA GRUBU BAŞKANI NUR GER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ ÇALIŞMA GRUBU BAŞKANI NUR GER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ ÇALIŞMA GRUBU BAŞKANI NUR GER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Her birinize hoş geldiniz

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı.

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı. ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE KÜLTÜR Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan Örgütün amaçlarına uygun olarak görevlerini yerine getirebilmesi, yaşamını sürdürmesi, karşılaştığı sorunları çözmesi ve gelişimini

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Engin ŞAHİN Fatih Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi KURUCU İKTİDAR. politik bir yaklaşım

Yrd. Doç. Dr. Engin ŞAHİN Fatih Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi KURUCU İKTİDAR. politik bir yaklaşım Yrd. Doç. Dr. Engin ŞAHİN Fatih Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi KURUCU İKTİDAR politik bir yaklaşım İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...XIII GİRİŞ...1

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

2015 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU. Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku

2015 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU. Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku 2015 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku DÜZENLEYEN Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü SEMPOZYUMUN AMACI VE GEREKÇESİ Etnik, dini ve siyasi

Detaylı

PÜF NOKTALARI: SINIF İÇİNDE ÖĞRENCİLERİN KATILIM HAKKININ GERÇEKLEŞMESİNİ SAĞLAMAK

PÜF NOKTALARI: SINIF İÇİNDE ÖĞRENCİLERİN KATILIM HAKKININ GERÇEKLEŞMESİNİ SAĞLAMAK PÜF NOKTALARI: SINIF İÇİNDE ÖĞRENCİLERİN KATILIM HAKKININ GERÇEKLEŞMESİNİ SAĞLAMAK İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi Görüşlerini ifade etmek ve kendisiyle ilgili kararlara etki edebilmek

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ Enes SANAL Ankara, 2014 Giriş Siyasal iktidar ile din arasındaki ilişkiler, tüm çağlar boyunca toplumsal

Detaylı

Demokratik Yönetişimde Vatandaş Şikayetinin Rolü. Fikret Toksöz May 12, 2015

Demokratik Yönetişimde Vatandaş Şikayetinin Rolü. Fikret Toksöz May 12, 2015 Demokratik Yönetişimde Vatandaş Şikayetinin Rolü Fikret Toksöz May 12, 2015 Demokratik Yönetişimde Vatandaş Şikayetinin Rolü İçin Taslak Yasal Temeller Merkez Düzey Yerel Düzey Müdahale Mekanizmaları Geleneksel

Detaylı

GAE GİRNE ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

GAE GİRNE ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ HALKOYLAMASI HAKKINDA KAMUOYU YOKLAMASI Kasım 2014 GAE GİRNE ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ HALKOYLAMASI HAKKINDA KAMUOYU YOKLAMASI Anketin Amacı 29 Haziran

Detaylı