AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ"

Transkript

1 AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ S. ve MARPER-BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI KARARI (Başvuru no.30562/04 ve 30566/04) STRAZBURG - 4 Aralık 2008 Hazırlayan: Mehmet Can AKYOL * USUL 1. Bu dava, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallık ına karşı, iki Britanya vatandaşı olan, Bay S. ( birinci başvuran ) ve Bay Michael Marper ( ikinci başvuran ) tarafından, 16 Ağustos 2004 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme nin 34. maddesi uyarınca, Mahkeme ye sunulan, 30562/04 ve 30566/04 numaralı başvurular sonucu görülmüştür 2. Başvuranlar, Sözleşme nin 8. ve 14. maddeleri bağlamında, resmi makamların, kendileri hakkında başlatılan ceza takibinin, beraat ve kovuşturmaya yer olmadığı kararlarıyla sonuçlanmasından sonra, parmak izlerinin, hücre örneklerinin ve genetik profillerinin muhafaza edilmiş olmasından şikâyet etmektedirler. 3. Başvurular, Mahkeme nin Dördüncü Seksiyonu na tevdii edilmişlerdir (İç Tüzük, madde 52/1). 16 Ocak 2007 de, başvurular, bu Seksiyon un, bir dairesi tarafından kabul edilebilir bulunmuşlardır Temmuz 2007 de, Daire, davaya bakmaktan feragat etmiş ve görüşüne başvurulan tarafların itiraz etmemeleri üzerine, Büyük Daire ye tevdii etmiştir (bkz. Sözleşme nin 30 maddesi, İç Tüzük ün 72. maddesi) 5. Büyük Daire, Sözleşme nin 27/2, 27/3. maddeleri ve İç Tüzüğün 24. maddesine göre oluşturulmaktadır. 6. Strazburg da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nde, 27 Şubat 2008 de, kamuya açık duruşma yapılmıştır (İç Tüzüğün 59/3. maddesi) OLAYLAR I. DAVANIN KOŞULLARI 1. Başvuranlar, sırasıyla, 1989 ve 1963 te doğmuşlarıdır ve Sheffield da oturmaktadırlar. * Karşıyaka Cumhuriyet Savcısı 1

2 2. Birinci başvuran, 19 Ocak 2001 de yakalanmış ve şiddet kullanarak hırsızlık yapmakla suçlanmıştır. O dönemde, on bir yaşındadır. Parmak izleri ve DNA örnekleri alınmıştır. 14 Ocak 2001 de, beraat etmiştir. 2.İkinci başvuran, 13 Mart 2001 de yakalanmış ve birlikte olduğu kişiyi taciz etmekle suçlanmıştır. Parmak izleri ve DNA örnekleri alınmıştır. Davadan önce yapılan görüşmelerin öncesinde, birlikte olduğu kişiyle barışmış ve bu kişi şikâyetini geri almıştır. 11 Haziran 2001 de, Kraliyet Takip Birimi, başvuranın solicitor larını, davayı takip etmeyeceğinden haberdar etmiş ve 14 Haziran da, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. 3. Başvuranların her biri, parmak izleri ve DNA örneklerinin imha edilmesini talep etmişlerse de, polis, bu taleplerini reddetmiştir. Başvuranlar, polisin kararının, yargı denetiminden geçmesini talep etmişler ve 22 Mart 2002 de, İdare Mahkemesi taleplerini reddetmişlerdir Eylül 2002 de, istinaf mahkemesi, idare mahkemesinin verdiği kararı, iki oy oya karşı bir çoğunluğuyla onamıştır Temmuz 2004 te, Lordlar Kamarası, başvuranların talebini reddetmiştir. II. MEVCUT İÇ HUKUK A. İngiltere ve Galler 1. Polis ve Ceza Davasında Delillere ilişkin 1984 Kanunu (Police and Criminal Evidence Act 1984 bundan böyle 1984 Kanunu olarak anılacaktır) Bu kanun, parmak izlerinin alınması (özellikle 61. madde) ve vücuttan örnek alınmasına (özellikle 63. madde) ilişkin yetkileri tanımlamaktadır. 61. madde uyarınca, parmak izleri, sadece, en azından komiser rütbesine sahip bir polisin onay vermesi ya da söz konusu kişinin, polis kayıtlarına yazılmasını gerektiren bir suçla suçlanması (recordable offence) ya da kendisi aleyhinde, benzer bir suç sebebiyle, polis tarafından bir rapor verileceğinden haberdar edilmesi durumu dışında, ilgili kişinin rızası olmadan alınamazlar. Parmak izleri alınmadan, ilgili kişi, bunların, başka suçlarla ilgili araştırmalar sebebiyle tekrar çıkarılabileceğinden haberdar edilmeli ve ilgili kişi bilgilendirildikten sonra, derhal kayda geçirilmelidir. Parmak izlerinin alınma gerekçesi, gözaltı kayıt defterine yazılmalıdır. Benzer hükümler, vücuttan alınan örneklerle ilgili olarak uygulanmaktadır (madde 63). Örnekler ve parmak izlerinin (ve bunlarla ilgili kayıt defterlerinde bulunan bilgilerin) muhafaza edilmesi bakımından, Ceza Yargılaması ve Polise ilişkin 2001 Kanunu nun 82. maddesi, 1984 Kanunu nun 64. maddesini değiştirmiş ve aşağıdaki şekilde kaleme alınmış olan 1A paragrafını eklemiştir: a) bir suça ilişkin soruşturma çerçevesinde bir kişiden örnekler ya da parmak izleri alındıysa ve b) aşağıdaki 3 no.lu bent, bunların imha edilmesini zorunlu kılmamaktadır, bu parmak izleri ve örnekler, öngörülen amaçla kullanıldıktan sonra muhafaza edilebiliriler, sadece, cezai 2

3 eylemlerin tespiti ya da önlenmesi, bir suçun kovuşturulması ya da takip yapılması amacı dışında herhangi biri tarafından kullanılamazlar. (...) 3) a) parmak izleri ve örnekler, bir suçla ilgili soruşturmaya bağlı olarak bir kişiden alındılarsa ve b) bu kişinin, söz konusu suçu işlemiş olduğundan şüphe edilmiyorsa, bu parmak izleri ve örnekler, takip edilen maddelerde belirtilen durumların dışında, öngörülen amaç için kullanıldıktan sonra imha edilmelidirler. 3AA) Yukarıdaki 3. bent, a) bir kişinin suçlu bulunduğu bir soruşturma kapsamında alınan parmak izleri ve örneklerinin ve b) parmak izleri ve örneklerinin de, suçlu bulunan kişiyle ilgili soruşturma çerçevesi kapsamında alınmış olmaları durumunda, imha edilmelerini gerekli kılmamaktadır. Bir önceki başlığında, 64. madde, bir suçla ilgili olarak yapılan soruşturma çerçevesinde, parmak izleri ya da örnekleri alınan kişinin, beraat etmesi halinde, bu parmak izleri veya örneklerin, bazı istisnai durumlar dışında, soruşturmanın kapatılmasından hemen sonra imha edilmeleri gerektiğini öngörmekteydi. 64/1 A. maddesi bağlamında, muhafaza edilen unsurların ilerde kullanılması, bu maddede öngörülen kısıtlama dışında, kanunla düzenlenmemişti. Attorney General s Reference (no 3 of 1999)([2001] 2 AC 91), davasında, Lordlar Kamarası, o dönem yürürlükte olan 64. madde gereğince, imha edilmesi gereken bir örneğin, delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı sorununa eğilmiştir. Yüksek mahkeme, hangi soruşturma için olursa olsun, yasaya aykırı olarak muhafaza edilmiş olan bir örneğin kullanımının yasaklanmasının, bu yasak gözetilmeden, elde edilen delilleri devre dışı bırakma yükümlülüğü olarak görülemeyeceğini ve benzer delillerin kabul edilmesinin, ilk derece hâkiminin değerlendirmesine bırakıldığını belirtmiştir. 2. Verilerin Korunmasına ilişkin 1998 Kanunu Verilerin Korunmasına İlişkin 1998 Kanunu ( 1998 Kanunu ), 16 Temmuz 1998 de, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu nun, 14 Ekim 1995 tarihli (aşağıdaki 50. paragraf) 95/46/CE sayılı direktifini uygulayabilmek amacıyla kabul edilmiştir. Bu kanun çerçevesinde, kişisel veriler ifadesi, a) bu veriler yoluyla ya da b) bu veriler ve muameleden sorumlu kişinin elinde bulunması muhtemel ve kişi hakkında bir görüş belirten ve muameleden sorumlu kişinin veya herhangi başka bir kişinin, ilgiliye karşı niyetini belirten diğer bilgiler yoluyla kimliği belirlenebilen bir kişiye ait verileri (madde 1) kapsamaktadır. Kişisel hassas veriler ifadesi, diğerlerinin yanı sıra, ilgili kişinin, ırksal ya da etnik kökeni, kendisinin işlediği ya da işlemiş olduğu düşünülen suçlar, bu suçlara ilişkin olarak başlatılmış olan soruşturmalar ya da bunların sonuçları, özellikle de, mahkemelerin vermiş olabilecekleri cezalarla ilgili kişisel bilgileri kapsamaktadır (madde 2). 3

4 3. Ulusal Polis Bilgisayarındaki İsim Kayıtlarının Muhafaza Edilmesine İlişkin 2006 Direktifleri İngiltere ve Galler Komiserleri Derneği (Association of Chief Police Officers in England and Wales) tarafından kaleme alınmış olan, Ulusal Polis Bilgisayarındaki İsim Kayıtlarının Muhafaza Edilmesine İlişkin 2006 Direktifleri, genetik izler ve parmak izleriyle ilgili bilgilerin muhafaza edilmesine ilişkin birçok gösterge içermektedir. Bu direktifler, ulusal polis bilgisayarındaki verilerin imha edilmesinden ziyade, bunlara erişimi kısıtlama prensibine dayanmaktadır. Bu direktifler, kabul edilmelerinin, polisin bu bilgisayarda bulunan verileri paylaştığı, polis dışındaki birimlerin işleyişi üzerinde de sonuçları olduğunu belirtmektedirler. Direktifler, gitgide azalan bir sistem sayesinde, ulusal polis bilgisayarında yer alan bilgilere, dereceli olarak erişimi öngörmektedirler. Mahkûm edilmeyen kişilerle ilgili bilgilere erişim, bu bilgilerin, polis tarafından görülememesini sağlamayacak şekilde otomatik olarak kısıtlanmıştır. Aynı şekilde, mahkûm edilmiş olan kişilerle ilgili bilgilere erişim, suçun ağırlığına, şüphelinin yaşına ve verilen cezaya göre 5 yıldan 35 yıla kadar geçen sürelerin bitimiyle kısıtlanmıştır. Bazı mahkûmiyetler için, erişim hiçbir şekilde kısıtlanmamaktadır. Polis komiserleri, birimlerince kurulan tüm merkezi bilgisayar kayıtları için, verileri ele almakla sorumludurlar. Polis komiserlerinin, istisnai durumlarda, ellerinde bulunan tüm verilerin (mahkûmiyet, kamu düzenine aykırı suçlar, beraat ya da yakalama geçmişi) silinmesine izin verme yetkileri vardır. Komiserlere, bu yetkiyi kullanırken yardım etmeye yönelik İstisnai durumlarda izlenecek bir prosedür, Ek 2 de tanımlanmıştır. Bu prosedür, tanım olarak, istisnai durumların nadir olduklarını ve bunların, yakalama veya örnek alınmasının, esasen kanunsuz olduğu ya da şüpheye yer vermeyecek şekilde hiç suç işlenmediğinin ortaya çıkması durumları söz konusudur. Bir durumun, istisnai olduğuna karar vermeden, komiserlere, Parmak İzleri ve DNA Verilerinin Saklanmasından Sorumlu Birim e danışmaları yönünde talimat verilmektedir. B. İskoçya Ceza yargılaması 1995 İskoç Kanunu nun değiştirilmiş hali uyarınca, DNA örnekleri ve alınan profiller, kişinin, mahkûm edilmemesi ya da koşulsuz bir ceza muafiyetinden yararlanması durumunda, imha edilmelidirler. Yakın geçmişte yapılmış olan bir değişikliğe göre, biyolojik örnekler, yakalanan kişi hakkında, cinsel suçlar ya da şiddet suçlarına ilişkin şüphe bulunması halinde, bu kişi, mahkûm edilmese bile, üç yıl boyunca saklanabilirler (1995 Kanunu na, 18A maddesini ekleyen, 2006 Kanunu nun 83. maddesi). Bunun ötesinde, örnekler ve bilgiler, bir polisin, sheriff ten, iki yıllık uzatma talebi olması dışında, imha edilmelidirler. C. Kuzey İrlanda 4

5 Kuzey İrlanda nın, Polis ve Ceza Yargılamasına ilişkin 1989 Kanunu, 2001 yılında, İngiltere ve Galler in aynı isimli kanunuyla aynı yönde değiştirilmiştir. Şu anda, Kuzey İrlanda da, parmak izleri ve genetik izlerle ilgili verilerin muhafaza edilmesi konusunda, İngiltere ve Galler de yürürlükte olan hükümler III. ULUSAL VE ULUSLARARASI BELGELER A. Avrupa Konseyi nin Belgeleri 1981 Avrupa Konseyi Kişisel Nitelikteki Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Kişilerin Korunmasına Dair Sözleşme ( Verilerin Korunması Sözleşmesi ), Birleşik Krallık ta, 1 Aralık 1987 de, yürürlüğe girmiştir ve kişisel nitelikteki verileri, kimliği bilinen veya tespit edilebilecek olan bir kişiyle ( ilgili kişi ) ilgili tüm bilgiler olarak tanımlamaktadır. Sözleşme, özellikle aşağıdakileri sıralamaktadır: Madde 5 Verilerin Niteliği Otomatik bilgi işleme konu teşkil eden kişisel nitelikteki veriler: (b) Belli ve meşru amaçlar için kaydedilmeli ve bu amaca aykırı şekilde kullanılmamalıdır; (c) Uygun ve elverişli olmalı ve kaydedildikleri amaca göre aşırı olmamalıdır; (...) (e) İlgili kişilerin kimliklerini belirtecek bir biçim altında ve kaydedildikleri nihai amaç için gerekli görülen süreyi aşmayacak bir süre için muhafaza edilmelidir. Madde 6 Özel Nitelikli Veri Kategorileri İç hukukta uygun güvenceler sağlanmadıkça, ırk menşeini, politik düşünceleri, dini veya diğer inançları ortaya koyan kişisel nitelikteki verilerle sağlık veya cinsel yaşamla ilgili kişisel nitelikteki veriler ve ceza mahkumiyetleri, otomatik bilgi işlemine tâbi tutulamazlar. Madde 7 Verilerin Güvenliği Otomatik fişiyelere kaydedilen kişisel nitelikteki verileri korumak için, bunların kazaen veya izinsiz olarak imhasına veya zayi olmasına veya bunların elde edilmesine, değiştirilmesine veya izinsiz olarak dağıtılmasına karşı uygun güvenlik önlemleri alınması zorunludur. Emniyet birimleri tarafından kişisel nitelikteki verilerin kullanılmasını düzenlemeye yönelik R(87) 15 sayılı Tavsiye Kararı (17 Eylül 1987 de kabul edilmiştir), özellikle aşağıdaki prensipleri belirtmektedir: Prensip 2 Verilerin Toplanması 2.1. Kişisel nitelikteki verilerin, emniyet birimlerince kullanılmak üzere toplanması, somut bir tehlikenin ya da belli bir suçun cezalandırılmasıyla sınırlandırılmalıdır. Bu maddeye yapılacak her istisna, özel bir yasal mevzuatla öngörülmelidir. (...) Prensip3 Verilerin Kaydedilmesi 5

6 3.1. Kişisel nitelikteki verilerin, emniyet birimlerince kullanılmak üzere, kaydedilmesi, sadece, gerçek verileri kapsamalı ve polislerin, iç hukuk çerçevesinde ve uluslar arası hukuktan doğan yükümlülükleri çerçevesinde, yasal görevlerini yerine getirmeleri için gereken verileri sağlamalıdır. (...) Prensip 7 Verilerin Saklanma Süresi ve Güncellenmeleri 7.1. Emniyet tarafından kullanılacak kişisel nitelikteki verilerin, kaydedildikleri amaçlar için gerekli olmamaları halinde, silinmeleri için gerekli tedbirler alınmalıdır. Bu amaçla, özellikle, aşağıdaki kriterleri dikkate alınmalıdır: verileri, belli bir durum için yapılan soruşturma ışığında saklama gerekliliği; kesin bir kararın verilmesi ve özellikle de beraat; hakların iadesi, zamanaşımı; af; ilgili kişinin yaşı; özel kategorideki veriler. 43. R (92) 1 sayılı ve Dezksribonükleik asit analizlerinin (DNA) ceza yargılaması sisteminde kullanılmasına ilişkin Tavsiye Kararı (10 Şubat 1992 de Kabul edilmiştir), aşağıdakileri açıklamaktadır: 3. Örneklerin ve örneklerden çıkan bilgilerin kullanımı Ceza takipleri ve soruşturma yapmak amacıyla, DNA analizleri yapmak üzere alınan örnekler ve bu analizlerden çıkarılan bilgiler, başka amaçlarla kullanılmamalıdırlar. (...) DNA analizleri yapmak üzere alınan örnekler ve bu şekilde toplanan bilgilerin kullanılması, araştırma yapılması ya da istatistikler için gerekli olabilir. Böyle bir kullanım, söz konusu kişinin kimliğinin belirlenememiş olması halinde, kabul edilebilir. Ayrıca, öncelikle, bu örneklerden ve bu bilgilerden, ilgililerin isimlerinin ve kimliklerinin belirlenebileceği diğer bilgilerin çıkarılmaları gerekmektedir. 4. DNA analizleri için örnek alınması DNA analizi yapılması için örnek alınması sadece iç hukuk tarafından belirlenen koşullarda yapılmalıdır ve bazı devletlerde, örnek alınması için, adli bir merciinin izni gerekmektedir. (...) (...) 8. Örneklerin ve verilerin muhafaza edilmesi DNA analizi yapılması için bir bireyin vücudundan alınan örnekler, kullanıldıkları davada son kararın verilmesinden sonra, davayla ilgili ihtiyaç olması durumu hariç olmak üzere, muhafaza edilmemelidirler. DNA analizlerini ve bu yolla elde edilen bilgilerin, kullanıldıkları amaç için artık gerekli olmadıklarında, silinmeleri gerekmektedir. DNA analiz verileri ve buy olla toplanan bilgiler, ilgilinin, kişilerin yaşamına, bütünlüğüne ya da güvenliğine kasteden bir ağır suç işlediğinin ortaya çıkması durumunda, muhafaza edilebilirler. Böyle durumları öngörerek, ulusal mevzuatın, muhafaza etme konusunda için kesin süreler belirlemesi gerekmektedir. 6

7 Kişilerden alınan örnekler ve diğer dokular veya bunlarla ilgili bilgiler, aşağıdaki hallerde, daha uzun süreler boyunca muhafaza edilebilir: i) ilgili kişi muhafaza edilmesini istediğinde; ya da ii) örneğin bir suç mahallinden elde edilen bir örneğin, kime ait olduğunun bilinmemesi durumunda. Devlet güvenliğinin söz konusu olduğu durumlarda, iç hukuk, ilgili kişinin suçlanmış ya da mahkum olmamış olması halinde bile, örneklerin, DNA analizlerinin ve onlarla ilgili bilgilerin saklanmasını öngörebilir. Böyle durumlarda, ulusal mevzuat, belli saklama süreleri öngörmelidir. (...) Yukarıda belirtilen Tavsiye Kararı nın açıklayıcı raporu, 8. koşulla ilgili olarak, aşağıdakileri açıklamaktadır: Çalışma grubu, 8 no lu Tavsiye Kararı nın, çok hassas farklı çıkarları ortaya koyması nedeniyle, yazılmasındaki zorlukların farkındadır ve bu çıkarlar arasındaki doğru dengeyi bulmayı gerekli görmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Verilerin Korunması Sözleşmesi, suçların cezalandırılması ve üçüncü kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması alanlarında, istisnalar öngörmektedir. İstisnalar, sadece, demokratik bir toplumda gerekli oldukları ölçüde kabul edilebilirler. (...) Örnek toplanmasının ve bu örnekler üzerinde DNA analizleri yapılmasının ilk amacı, suçluların kimliğinin belirlenmesi ve şüphelilerin aklanması olduğu için, veriler, şüphelilerin aklanmasından hemen sonra, silinmelidirler. Bu durumda, ortaya çıkan sorun, DNA analizleri ve bu analizlerin yapıldığı örneklerin, suçluluğun ortaya çıkması halinde, ne kadar muhafaza edilebilecekleridir. Genel prensip, alındıkları ve kullanıldıkları amaç için, gerekli olmadıkları andan itibaren, bilgilerin silinmesidir. Bu, genelde, failin suçluluğuna ilişkin son kararın verilmesinden sonra olmaktadır. Son karar ifadesi, CAHBI (Biyoetikle ilgili ad hoc eksperler komitesi) için, milli hukukta, mahkeme kararını ifade etmektedir. Bununla birlikte, çalışma grubu, ağırlıkları sebebiyle, başka çözümler bulunmasını haklı çıkaracak bazı durumlarda ve bazı suç sınıfları için veri tabanları oluşturulmasının gerekli olabileceğini kabul etmektedir. Çalışma grubu, bu sonuca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin, Verilerin Korunması Sözleşmesi nin ve Avrupa Konseyi çerçevesinde hazırlanmış olan diğer hukuki enstrümanların ilgili hükümlerini detaylı olarak inceledikten sonra, ulaşmıştır. Bunun dışında, çalışma grubu, tüm üye devletlerin, ceza yargılaması sistemi için kullanılabilecek olan bir adli sicil sistemi oluşturmaları imkanını da incelemiştir (...). Sonuç olarak, çalışma grubu, aşağıda sayılan ve istisnai olarak ve çok sıkı koşullarda veri bankaları kurulabileceğini kabul etmiştir: mahkûmiyet kararı verildiğinde; 7

8 mahkûmiyetin, bir kişinin yaşamına, bütünlüğüne ya da güvenliğine saldırı oluşturan ağır bir suç olması halinde; verilerin muhafaza edilme süresinin çok sınırlı olması halinde; muhafaza edilmenin, tanımlanmış ve düzenlenmiş olması halinde; muhafaza edilmenin, Parlamento ya da bağımsız bir organ tarafından kontrol edilmesi halinde. B. Avrupa Konseyi ne Üye Devletlerin Hukuku ve Uygulamaları Tarafların verdikleri bilgiler ya da Mahkeme nin elinde bulunan bilgilere göre, Avrupa Konseyi ne üye devletlerin çoğunluğu, ceza davaları çerçevesinde, zorunlu parmak izi alma ve hücre örneklerine izin vermektedirler. En azından yirmi üye devletin, DNA verilerinin alınmasını ve ulusal veri tabanlarında ya da başka şekillerde muhafaza edilmelerini öngören mevzuatları bulunmaktadır (Almanya, Avusturya, Belçika, Danimarka, İspanya, Estonya, Finlandiya, Fransa, Yunanistan, Macaristan, İrlanda, İtalya, Letonya, Lüksemburg, Norveç, Hollanda, Polonya, Çek Cumhuriyeti, İsveç ve İsviçre). Bu durumdaki ülkelerin sayısı git gide artmaktadır. Bu ülkelerin çoğunluğunda (Almanya, Avusturya, Belçika, İspanya, Finlandiya, Fransa, Macaristan, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Norveç, Hollanda, Polonya ve İsveç), ceza davaları çerçevesinde, DNA verilerinin alınması, sistematik değildir ve sadece özel koşullarla ve özellikle de hapis cezasıyla cezalandırılan en ağır suçlarla sınırlıdır. Birleşik Krallık, haklarındaki takip bırakılmış olan veya beraat etmiş kişilerin, DNA profillerinin ve hücre örneklerinin sistematik olarak muhafaza edilmesine açıkça izin veren tek ülkedir. Beş Devlet te (Belçika, Macaristan, İrlanda, İtalya ve İsveç), bu veriler, beraat etme ya da hakkındaki takibin bırakılmasından hemen sonra otomatik olarak imha edilmelidirler. Diğer on Devlet, aynı kuralı, çok sınırlı istisnalarla uygulamaktadırlar: Almanya, Lüksemburg ve Hollanda, kişi hakkında halen şüphelerin bulunması ya da farklı bir davada ek soruşturma yapılması gerekmesi halinde, bunların muhafaza edilmelerine izin vermektedirler, Avusturya, buna, şüphe edilen kişinin, ağır suç işlemesi halinde, Polonya da aynı şekilde fakat sadece, ağır suçlar söz konusu olduğunda izin vermektedir, İspanya ve Norveç, bir kişinin, cezai olarak sorumsuz olduğu kanıtlandıktan sonra beraat etmesi halinde, profillerin muhafaza edilmesine izin vermektedir; Danimarka ve Finlandiya, sırasıyla, beraat halinde, bir yıl ve on yıl süresince ve İsvirçre ise, takibin bırakılması halinde, bir yıl için izin vermektedirler. Cumhuriyet savcısı, bu sürenin kaldırılmasına, re sen ya da talep üzerine, muhafaza etmenin, ceza davası çerçevesinde, kimlik belirleme amacıyla artık gerekli olmaması gerekçesiyle karar verebilir. Estonya ve Letonya da, şüphelilerin, DNA profillerinin, beraat etmelerinden sonra, belli bir sure için muhafaza edilmelerine izin vermektedirler. 8

9 Mahkûm edilen kişilerin, DNA profillerinin muhafaza edilmesine, genel kural olarak, mahkûmiyetten ya da mahkum edilen kişinin ölümünden sonra, izin verilmektedir. Birleşik Krallık, mahkûm edilen kişilerin profillerinin ve örneklerinin süresiz ve sistematik olarak muhafaza edilmesine izin veren tek ülkedir. Üye devletlerin çoğunluğu, hücre örnekleri alınması ya da DNA profiller ya da örneklerinin korunması kararları için, denetim organları ya da mahkemeler önünde, başvuru mekanizmaları öngörmektedir. C. Avrupa Birliği 24 Ekim 1995 tarihli, 95/46/CE sayılı ve gerçek kişilerin şahsi nitelikli verilerinin işlenmesine karşı korunması ve bu verilerin serbest dolaşımı hakkındaki direktif, kişisel nitelikteki verilerin işlenmesine ilişkin ulusal mevzuatların amacının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin 8. maddesinde ve Avrupa Birliği hukukunun genel prensiplerinde öngörülen özel yaşama saygı hakkının korunması olduğunu belirtmektedir. Bu direktif, Avrupa Konseyi Verilerin Korunması Sözleşmesi ndeki bulunan prensipleri açıklayan ve genişleten bazı prensipler sıralamaktadır. Bu direktif, üye devletlerin, bazı hak ve yükümlülüklerin kapsamını kısıtlamaya yönelik yasal tedbirler almalarına ve bunu özellikle de, bu sınırlamanın, suçların önlenmesi, araştırılması, tespit edilmesi ve takip edilmesi için (madde 13) gerekli olması halinde izin vermektedir. Avrupa Birliği nin birçok üye devleti tarafından, 27 Mayıs 2005 te imzalanmış olan ve özellikle Terörle, Sınır ötesi Suçluluk ve Yasa dışı Göçle Mücadeleye ilişkin Sınır İşbirliğinin Geliştirilmesi Prüm Sözleşmesi, daktiloskopik verilerin ve DNA ların, başka sözleşmeci devletlere iletilmesi ve onların veri tabanlarıyla otomatik olarak karşılaştırılmasına ilişkin kurallar öngörmektedir. Aşağıdakileri sıralamaktadır: Article 35 Kullanım amacı 2. (...) Kayıtları yöneten sözleşmeci taraf, işlemenin, karşılaştırma yapmak, talebe otomatik yolla karşılık vermek ya da gazeteye çıkarmak amaçları için gerekli olması durumu dışında, kendisine iletilen verileri işleyemezler (...). Karşılaştırmanın ya da talebe verilen otomatik cevabın sonunda, iletilen veriler, işlemenin, yukarıda belirtilen amaçlar için gerekli olması dışında, hiç beklemeden silinirler. 34. madde, kişisel nitelikteki verilerin, en azından Verilerin Korunması Sözleşmesi nde bulunan koruma seviyesine denk bir seviyede korunmasını güvence altına almakta ve sözleşmeci devletlerden, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi nin R (87) 15 sayılı Tavsiye Kararı nı dikkate almalarını talep etmektedir. Konsey in, polis işbirliği ve adli ve ceza davalarında kullanılacak kişisel nitelikli verilerin korunmasına ilişkin ve 24 Haziran 2008 de kabul edilmiş olan çerçeve- kararı, özellikle, aşağıdaki hükümleri öngörmektedir: 9

10 Madde 5 Silinme ve doğrulama sürelerinin belirlenmesi Kişisel nitelikli verilerin silinmesi ya da muhafaza edilmelerinin halen gerekli olup olmadığının kontrol edilmesi için uygun süreler belirlenmelidir. Usul kuralları da, bu sürelere riayet edilmesini sağlamalıdırlar. D. Diğer Ülkelerin İçtihadı R.c. R.C.([2005]3 R.C.S. 99, 2005 CSC 61) davasında, Kanada Yüksek Mahkemesi, ilk kez suç işleyen bir küçükten alınan DNA örneklerinin, ulusal veri tabanında muhafaza edilmesi sorununa eğilmiştir. Yüksek Mahkeme, küçüklere uygulanan mevcut ceza mevzuatının prensipleri ve amaçları ışığında, bu DNA verilerinin muhafaza edilmesinin açıkça orantısız olacağına karar vermiş olan, ilk derece hâkimlerinin kararını onamıştır. Yargıç Fish, kararında, şunları beyan etmiştir: Bununla birlikte, kaygı verici olan, genetik örnek alımının, kişisel bilgileri kapsaması açısından, kişinin özel yaşam hakkı üzerindeki etkisidir. Dans R. c. Plant, [1993] 3 R.C.S. 281, s. 293 davasında, Mahkeme, Sözleşme nin, 8. maddesinin, demokratik bir toplumda, kişilerin, biyografik ve kişisel bilgilerini oluşturmak ve devlet ten gizlemek isteklerini koruduğunu belirtmiştir. Bir kişinin DNA sı, en yüksek derecede, özel ve şahsi bilgiler barındırmaktadır : S.A.B., paragraf 48. Parmak izinin aksine, DNA, bir kişinin, biyolojik oluşumuna dair en gizli detayları ortaya çıkarabilir. (...). Bir DNA örneğinin alınması ve muhafaza edilmesi, zararsız değildir ve bu nedenle, kaçınılmaz bir kamu çıkarının olmaması halinde, kişinin ve kişisel bilgilerinin özel yaşamına ağır bir saldırı oluşturur. E. Çocuk Haklarına İlişkin 1989 Birleşmiş Milletler Sözleşmesi 20 Kasım 1989 da kabul edilen, Çocuk Haklarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi nin 40. maddesine göre, ceza kanununa göre, şüpheli, sanık durumunda olan ya da suç işlediği kesinleşen her çocuğun, başkalarının, insan haklarına ve özgürlüklerine saygısını güçlendiren, yaşını ve topluma yeniden kazandırılmasını dikkate alan ve kendine toplumda yapıcı bir görev üstlenmesini sağlamaya yönelik, onuru ve kişisel değerlerinin yüceltilmesine izin veren bir muamele görme hakkı vardır. IV. MÜDAHİLLERİN GÖRÜŞLERİ National Council for Civil Liberties («Liberty»), özellikle, hücre örneklerinin ve DNA profillerinin hassas nitelikleri ve bunların, resmi makamlar tarafından muhafaza edilmesinin özel yaşam üzerindeki sonuçlarına ilişkin olarak, bazı içtihat ve bilimsel bilgiler sunmuşlardır. Privacy International, Avrupa Konseyi tarafından verilerin korunmasına ilişkin olarak hazırlanmış olan temel kurallar ve prensipleri öne sürmekte ve bunların, Sözleşme nin 8. maddesindeki orantılılık koşulunun yorumlanması açısından çok önemli oldukları hususunda ısrar etmektedir. Bu organizasyon, özellikle, R (92) 1 sayılı Tavsiye Kararı nın, hücre örnekleri ve DNA profillerinin muhafaza edilmesi için belli süreler belirlediğinin altını 10

11 çizmektedir. Aynı zamanda, toplumdaki bazı grupların, özellikle de gençlerin, Birleşik Krallık ta, DNA verilerine ilişkin ulusal veri tabanlarında, orantısız şekilde temsil edildiklerini eklemekte ve bu durumun yaratabileceği hakkaniyetsizliğin altını çizmektedir. Aynı zamanda, bu organizasyon, verilerin, aile arayışları ve diğer arayışlar için kullanılması yüzünden kaygılı olduğunu belirtmektedir. Organizasyon, farklı ülkelerin, DNA verilerinin saklanmasına ilişkin uygulamalarla ilgili hukuk sistemlerinin karşılaştırılmasına ilişkin verilerin bir özetini vermekte ve bu alanda, birçok sınırlama ve güvencelerin varlığının altını çizmektedir. HUKUK I. SÖZLEŞME NİN 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI Başvuranlar, Ceza Davalarında Deliller ve Polis Hakkındaki 1984 Kanunu na (bundan sonra, 1984 Kanunu olarak anılacaktır) göre, parmak izlerinin, hücre örneklerinin ve genetik profillerinin saklanmasından şikâyet etmektedirler. Aşağıdaki şekilde kaleme alınmış olan 8. maddenin ihlal edildiğini öne sürmektedirler: 1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda, zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir. A. Özel Yaşama Müdahalenin Varlığı 59. Mahkeme, ilk olarak, resmi makamlar tarafından, başvuranların, parmak izlerinin, hücre örnekleri ve DNA profillerinin muhafaza edilmesinin, ilgililerin, özel yaşamına bir müdahale oluşturup oluşturmadığını inceleyecektir. 1. Tarafların iddiaları a. Başvuranlar Başvuranlar, parmak izlerinin, hücre örneklerinin ve DNA profillerinin muhafaza edilmesinin, özel yaşama saygı gösterilmesi haklarına, bir saldırı oluşturduğunu ileri sürmektedirler. Söz konusu unsurlar, onların bireysel kimliklerine sıkı sıkıya bağlı olmakta ve kontrolünün kendilerinde bulunması gereken kişisel nitelikli verileri temsil etmektedirler. Başvuranlar, benzer biyolojik bilgilerin ilk kez alınmalarının, 8. madde kapsamına girdiğini hatırlatmakta ve bunların muhafaza edilmelerinin, ilgili kişinin kontrolü dışına çıkan ve sürekli olarak başkasının elinde bulunan özel bilgilerin çokluğunun, bunu daha da tartışmalı hale getirdiğini öne sürmektedirler. Başvuranlar, özellikle, toplumsal olarak kınanmanın ve bu bilgilerin muhafaza edilmesinin kendilerinde sebep olduğu psikolojik sonuçların, çocuklar söz konusu 11

12 olduğunda, özel yaşama saygı gösterilmesi hakkına yapılan saldırının, birinci başvuran için daha da ağır olacağının altını çizmektedirler. Başvuranlar, hücre örneklerinin muhafaza edilmesinin bu tür örneklerin, ilgili kişinin genetik varlığını oluşturması ve yakın akrabaları hakkında genetik bilgileri kapsaması nedeniyle 8. maddede güvence altına alınan haklara ciddi bir saldırı oluşturduğu kanaatindedirler. Buradaki sorun, verilerin, örneklerden çıkarılıp çıkarılmadığı ya da özel bir durumda, zarara sebep olup olmadıkları değildir çünkü herkesin, kendine ait bilgilerin özel kalması, iletilmemesi veya izni olmaksızın başkasına verilmemesine hakkı vardır. b. Hükümet Hükümet, parmak izlerinin, DNA profillerinin ve örneklerin, Verilerin Korunması Kanunu kapsamında, ilgili kişilerin kimliğini belirleyebilecek kişilerin elinde bulunan kişisel nitelikte veriler olduklarını kabul etmektedir. Bununla birlikte, Hükümet, sadece, parmak izlerinin, DNA profillerinin ve örneklerin, 1984 Kanunu nun 64. maddesinde öngörülen amaçlarla sınırlı olarak muhafaza edilmesinin, Sözleşme nin 8/ 1. maddesinde öngörülen, özel yaşama saygı gösterilmesi hakkı kapsamına girmediği kanaatindedir. Bu verilerin alınmalarından farklı olarak, muhafaza edilmeleri, fiziksel ve psikolojik bütünlüğe saldırı oluşturmamaktadır ve kişisel gelişime, benzerleriyle ilişki kurma ve geliştirme ve geleceğini belirleme hakkına da aykırı değildir. Hükümet, aslında, başvuranların, saklanan örneklerin gelecekte kullanılmasından, yeni DNA verileri inceleme metotlarının ortaya çıkmasından ve aktif bir gözetimle, kişilerin özel yaşamına müdahale edilme riskinden korktukları kanaatindedir. Hükümet, bu bağlamda, bu verilerin kullanım alanının açık ve net olarak, DNA ların elde edilmesine ilişkin teknolojik yöntemler ve elde edilen DNA ların türü adlı yasal çerçeveyle sınırlandırılmış olduğunun altını çizmektedir. Bir DNA profili, bir kişinin, hücre örneklerinden yola çıkılarak kimliğinin belirlenmesini sağlayan rakamlar dizininden başka bir şey değildir ve ilgili bireye ya da kişiliğine ilişkin olarak müdahale edici nitelikte hiçbir bilgi taşımamaktadır. DNA veri tabanı, suç mahallinden toplanan unsurlarla ilgili olarak yapılacak araştırmalar çerçevesinde yeniden kullanılabilecek olan DNA profillerinin bir araya gelmiş halidir. Bir kişinin kimliği, yalnızca, profilinin, buradaki unsurlardan biriyle uyum sağladığı ölçüde, belirlenebilir. Kısmi uyumlardan yola çıkarak, aile arayışlarına sadece, çok nadir ve belirli durumlarda gidilebilir. Parmak izleri, DNA profilleri ve DNA örnekleri hakkında taraflı hiçbir yorum yapılamaz ve bunlar bir kişinin faaliyetlerine yönelik hiç bir bilgi vermezler; bu durumda, bunlar hiç bir şekilde, bir kişiyle ilgili intibayı değiştiremez ya da ününe zarar vermezler. 12

13 Bu unsurların muhafaza edilmesinin, 8/1. madde kapsamına girdiği varsayılacak olsa bile, son derece kısıtlı olan negatif sonuçları, bu muhafaza etmenin, bir müdahale olarak görülemeyeceği sonucuna ulaştıracaktır. 2. Mahkeme nin değerlendirmesi a. Genel prensipler Mahkeme, özel hayat kavramının, geniş bir kavram olduğunu ve sınırlı bir tanımı verilebilecek bir kavram olmadığını ve kişinin, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü kapsadığını hatırlatmaktadır (Pretty/Birleşik Krallık, no. 2346/02, paragraf 61, AİHM 2002-III, ve Y.F./Türkiye, no /94, paragraf 33, AİHM 2003-IX). Demek ki, bu kavram, bir bireyin fiziksel ve sosyal kimliğine dair birçok unsuru kapsayabilir (Mikulić/Hırvatistan, no /99, paragraf 53, AİHM 2002-I). Cinsel kimliğin belirlenmesi, isim, cinsel eğilim ve cinsel yaşam gibi unsurlar, 8. maddenin kapsamına girmektedir (diğer kararların yanı sıra, bkz. Bensaid/Birleşik Krallık, no /98, paragraf 47, AİHM 2001-I ve belirtilen diğer referanslar ve Peck/Birleşik Krallık, no /98, paragraf 57, AİHM 2003-I). İsmin ötesinde, özel hayat ve aile hayatı, diğer kişisel kimlik belirleme ve bir aileye bağlanma yöntemlerini de kapsayabilir (bkz. mutatis mutandis, Burghartz/İsviçre, 22 Şubat 1994, paragraf 24, seri A no. 280-B, ve Ünal Tekeli/Türkiye, no /96, paragraf 42, AİHM X (extraits)). Bir kişinin sağlığına ilişkin bilgiler, özel yaşamının önemli bir parçasını oluşturur (Z/Finlandiya, 25 Şubat 1997, 71, Dava ve Kararlar 1997-I). Mahkeme, ayrıca, bir bireyin, etnik kimliğinin de, özel yaşamının, önemli bir unsur olarak görülmesi gerektiği kanaatindedir (bkz. özellikle, yukarıdaki 41. paragrafta belirtilen ve ırksal kökeni, bireyle ilgili diğer hassas bilgilerle birlikte, sadece, uygun güvenceler olması halinde muhafaza edilebilecek kişisel nitelikteki veriler arasında sayan Verilerin Korunması Sözleşmesi nin 6. maddesi). 8. madde, bunun yanı sıra, kişisel gelişim ve benzerleriyle ve dış dünyayla ilişkiler kurma ve geliştirme hakkını da korumaktadır (bkz. örneğin, adı geçen Burghartz, Komisyon un mütalaası s. 37, paragraf 47 ve Friedl/Avusturya, 31 Ocak 1995, seri A no B, Komisyon un mütalaası, s. 20, paragraf 45). Özel yaşam kavramı, bunun yanı sıra, görüntü hakkıyla ilgili unsurları da kapsamaktadır (Sciacca/İtalya, no /99, paragraf 29, AİHM 2005-I). Bir kişinin, özel yaşamına ilişkin verilerin kaydedilmesi, 8. madde anlamında müdahale oluşturmaktadır (Leander/İsviçre, 26 Mart 1987, paragraf 48, seri A no. 116). Kaydedilen bilgilerin, daha sonra kullanılmış olup olmamasının bir önemi yoktur (Amann/İsviçre [Büyük Daire], no /95, paragraf 69, AİHM 2000-II). Bununla birlikte, resmi makamlar tarafından muhafaza edilen kişisel nitelikli bilgilerin, özel yaşamın belirtilen unsurlarından birini devreye sokup sokmadığını tespit etmek için, Mahkeme, bu bilgilerin hangi çerçevede alındıklarını ve muhafaza edildiklerini, verilerin türünü, kullanıldıkları ve işlendikleri şekli ve 13

14 bunlardan çıkarılabilecek sonuçları dikkate alacaktır (bkz. mutatis mutandis, yukarıda adı geçen Friedl, Komisyon un mütalaası, paragraflar ve yukarıda adı geçen Peck/Birleşik Krallık paragraf 59). b. Bu prensiplerin mevcut olaya uygulanması Mahkeme, başvuranlarla ilgili olarak, resmi makamların muhafaza ettikleri, parmak izleri, DNA profilleri ve hücre örneklerinin oluşturduğu, üç kategori kişisel bilgilerin, Verilerin Korunması Sözleşmesi anlamında, kişisel nitelikli veriler olduğunu çünkü kimliği belirlenmiş ya da belirlenebilecek kişilerle ilgili olduklarını belirtmektedir. Hükümet, üç durumda da, Verilerin Korunmasına ilişkin 1998 Kanunu na göre, ilgili kişilerin kimliğini belirleyebilecek kişilerin elinde bulunan ve kişisel nitelikli veriler söz konusu olduğunu kabul etmektedir. Sözleşme nin organları, birçok kez, ceza davaları kapsamında, resmi makamlar tarafından, kişisel nitelikli verilerin muhafaza edilmesiyle ilgili sorunlara eğilmiştir. Her üç kategorideki bilgilerin türü ve anlamına gelince, Mahkeme, geçmişte, DNA profilleri ve hücre örneklerindeki kişisel bilgilerin, sonradan daha fazla kullanılabilecekleri sebebiyle, parmak izlerinin, hücre örneklerinin ve DNA profillerinin muhafaza edilmesi arasında bir farklılık ortaya koymuştur (Van der Velden/Hollanda (karar), no.29514/05, AİHM ). Mahkeme, mevcut olayda, başvuranların, özel yaşamına saygı gösterilmesi hakkına saldırı olup olmadığı sorununun, hücre örnekleri ve DNA profillerinin muhafaza edilmesi ve parmak izlerinin muhafaza edilmesi bakımından ayrı ayrı incelenmesi gerektiği kanaatindedir. aa. Hücre örnekleri ve DNA profilleri Van der Velden davasında, Mahkeme, özellikle hücre örneklerinin gelecekte kullanılma imkânı göz önüne alındığında, bunların sistematik olarak muhafaza edilmelerinin, özel yaşama saygı gösterilmesi hakkına müdahale oluşturmak için yeterli olduğu kanaatindedir. Hükümet, bu sonucun, gelecekte, örneklerin kullanılabilecekleri durumlarla ilgili varsayımlara dayandığını ve mevcut durumda böyle bir şey olmadığı gerekçesiyle eleştirmiştir. Mahkeme, bir bireyin, gelecekte, resmi makamların muhafaza ettikleri, özel bilgilerinin nasıl kullanılabileceğine ilişkin kaygılarının meşru olduğunu ve müdahale olup olmadığı sorusu için önemli olduklarını yinelemektedir. Genetik ve bilgi teknolojileri alanındaki yeniliklerin ardı arkasına gelmeleriyle birlikte, Mahkeme, genetik bilgilere dayanan, özel yaşamın unsurlarının, bugün öngörülemeyecek, ileride, yeni yollarla, müdahalelere yol açabileceği ihtimalinin göz ardı edemez. Böylelikle, Mahkeme, Van der Velden davasında ulaştığı sonuçtan farklı düşünmesini gerektirecek hiçbir gerekçe görmemektedir. Bununla birlikte, hücre örneklerinin ileride ki kullanımlarına ilişkin meşru kaygılar, önümüzdeki sorunu çözmek için dikkate alınacak yegâne unsur değildir. Mahkeme, hücre örneklerinin, son derece kişisel nitelikleri dışında, bunların, bir kişiyle ilgili, özellikle de 14

15 sağlığıyla ilgili, çok hassas bilgiler taşıdıklarını belirtmektedir. Bununla beraber, hücre örnekleri, hem ilgili kişi için hem de onun aile fertleri için, çok önemli olan, tek bir genetik şifre içermektedirler. Bu bağlamda, Mahkeme, Baron Hale in, Lordlar Kamarası önündeki davada belirttiği fikrine katılmaktadır. Hücre örneklerinde bulunan kişisel bilgilerin miktarı ve türü dikkate alındığında, bunların muhafaza edilmesi, ilgili kişilerin özel yaşamlarına saygı gösterilmesi hakkına saldırı olarak görülmelidir. Bu bilgilerin sadece bir kısmının, gerçekte, resmi makamlar tarafından, DNA profillerinin yaratılması için çıkartılmış ve kullanılmış olması ve özel bir durumda, hemen zarara sebep olmamış olmaları önemsizdir (adı geçen, Amann, paragraf 69). DNA profillerine gelince, Mahkeme, bunların, daha az, kişisel bilgi barındırdıklarını tespit etmektedir. Hücre örneklerinden elde edilen DNA profilleri, bir şifre şeklini almaktadırlar. Hükümet, DNA profilinin, tamamen objektif ve çürütülemeyecek olan bilgiler barındıran bir rakamlar serisi ya da barkoddan ve bir kişinin kimliğinin belirlenmesinin, sadece, veritabanındaki profillerden biriyle uyum göstermesi halinde mümkün olduğunu öne sürmektedir. Hükümet, aynı zamanda, söz konusu bilgilerin şifreli olmaları sebebiyle, bunları anlaşılabilir hale getirebilmek için, bilgisayar teknolojisine başvurulması gerektiğini ve sadece, kısıtlı sayıdaki kişilerin, bunları yorumlayabileceklerini belirtmektedir. Mahkeme, profillerin, çok önemli bir kısmının, kişisel nitelikte veriler içerdiklerini belirtmektedir. Profillerde bulunan bilgiler, Hükümet in belirttiği gibi, objektif ve çürütülemez olsalar bile, bunların otomatik olarak işlenmesi, resmi makamların, nötr bir kimlik belirlemenin ötesine geçmelerine izin vermektedir. Mahkeme, bu bağlamda, Hükümet in belirttiklerinden yola çıkarak, DNA profillerinin, bireyler arasındaki muhtemel bir bağı kanıtlamak için aile araştırmalarında kullanılabileceklerini, hatta bazı durumlarda kullanılmış olduklarını belirtmektedir. Hükümet, bu tip araştırmaların, son derece hassas olma özelliklerini ve bu konuda, çok ciddi denetim yapılması gerekliliğini de kabul etmektedir. Mahkeme ye göre, DNA profillerinin, bireyler arasındaki genetik ilişkilerin tespit edilmesini sağlayacak bir araç olmaları, bunların muhafaza edilmesinin, bu bireylerin özel hayatına saldırı oluşturduğu sonucuna ulaşmak için yeterlidir. Ailevi araştırmaların sıklığı, bunların güvence altına alınmış olmaları ve belli bir durumda bir zararın ortaya çıkma olasılığının pek önemi yoktur. Aynı şekilde, bilginin, şifreli olduğu için, sadece, bilgisayar yardımıyla anlaşılabilir olması ve kısıtlı sayıda kişi tarafından yorumlanabilmesi, bu sonucu değiştirmemektedir. Bununla birlikte, Mahkeme, Hükümet in, DNA profillerinin işlenmesinin, resmi makamların, vericinin etnik kökeni hakkında bir fikirlerini oluşmasına izin verdiğine itiraz etmediğini ve bu tekniğin, polis soruşturmalarında etkin şekilde kullanıldığını belirtmektedir. DNA profillerinin, etnik kökene ilişkin çıkarsamalar yapılmasına imkân vermeleri, bunların 15

16 muhafaza edilmelerini daha hassas ve özel hayata saldırı oluşturabilecek hale getirmektedir. Bu sonuç, Verilerin Korunması Sözleşmesi yle ve onun yansıması olan, Verilerin Korunması Kanunu ile bağdaşmaktadır çünkü bu iki metin, etnik kökeni ortaya çıkaran, kişisel nitelikli bilgilerin, iyi korunması gereken veriler kategorisine dahil etmektedir. Bu koşullar altında, Mahkeme, başvuranların, hem hücre örneklerinin hem de DNA profillerinin muhafaza edilmesinin, 8/1. madde anlamında, başvuranların özel yaşamlarına saygı gösterilmesi hakkına bir saldırı olarak nitelendirmektedir. bb. Parmak izleri Parmak izlerinin, hücre örnekleri ve DNA profilleri kadar bilgi içermediği sabittir. Bunların resmi makamlar tarafından, muhafaza edilmelerinin, özel yaşam üzerindeki etkisi, Sözleşme organları tarafından, daha önce işlenmişti. McVeigh davasında, Komisyon, ilk defa, parmak izlerinin alınması ve muhafaza edilmeleriyle ilgili soruna eğilmiştir. Bu davada söz konusu olan parmak izleri, bir dizi soruşturma tedbiri kapsamında alınmıştır.komisyon, en azından, bu tedbirlerden bazılarının, başvuranların, özel yaşama saygı gösterilmesi haklarına saldırı oluşturduğunu kabul etmiş fakat parmak izlerinin muhafaza edilmelerinin, tek başına, saldırı olup olmadığı konusunda hüküm kurmamıştır (McVeigh, O Neill et Evans, no. 8022/77, 8025/77 ve 8027/77, 18 Mart 1981 tarihli Komisyon raporu, DR 25, s. 93, paragraf 224). Kinnunen davasında, Komisyon, başvuranın yakalandıktan sonra parmak izlerinin ve fotoğraflarının muhafaza edilmesinin, bu unsurların itiraz edilebilecek hiçbir sübjektif değerlendirme barındırmamaları nedeniyle, özel yaşamına müdahale oluşturmadığına karar vermiştir. Komisyon, bununla birlikte, söz konusu verilerin, başvuranın talebi üzerine, dokuz yıl sonra imha edildiklerini tespit etmiştir (Kinnunen/Finlandiya, no /94, 15 Mayıs 1996 tarihli Komisyon kararı). Bu sonuçlara ve işbu davanın ortaya çıkardığı sorunlara göre, Mahkeme, sorunun yeniden incelenmesi gerektiği kanaatindedir. Mahkeme, başvuranların, numaralı parmak izlerinin, onlar hakkında, kişisel nitelikli veriler ve örneğin, fotoğraf ya da ses örnekleri gibi kimlik belirlemeyle ilgili bazı dış unsurlar barındırdıklarını tespit etmektedir. Friedl davasında, Komisyon, kamusal bir eylemde çekilmiş olan anonim fotoğrafların saklanmasının, özel yaşama müdahale anlamına gelmediğine karar vermiştir. Komisyon, bu sonuca varmak için, söz konus fotoğrafların, hiçbir işleme sisteminde kayıtlı olmadıklarını ve resmi makamların, verileri işleyerek, fotoğrafı çekilen kişilerin kimliğini belirlemek için tedbirler almamış olduklarını dikkate almıştır P.G. et J.H. davasında, Mahkeme, verilerin sistematik ya da sürekli olarak kaydedilmesinin, bu verilerin, kamusal alandan olması ya da başka şekilde uygun olmaları halinde bile, özel hayata saygı gösterilmesi hakkını devreye sokabileceğine karar vermiştir. 16

17 Mahkeme, daha sonra yapılacak bir analiz için, sürekli bir araç üzerine, bir kişinin sesinin kaydedilmesinin, diğer kişilerin verileriyle birleştiğinde, bu kişinin kimliğinin belirlenmesini kolaylaştıracak türde olduğunu belirtmiştir. Mahkeme, sonradan kullanılmak üzere, başvuranların seslerinin kaydedilmesinin, onların özel yaşamlarına saygı gösterilmesi hakkına saldırı oluşturduğuna karar vermiştir (bkz. P.G. et J.H./Birleşik Krallık, no /98, paragraflar, AİHM 2001-IX). Mahkeme, Sözleşme organlarının, fotoğraf ve ses kayıtlarına ilişkin yaklaşımının, parmak izlerine de uygulanması gerektiği kanaatindedir. Hükümet, parmak izlerinin, fotoğrafların aksine, yansız, tarafsız ve çürütülemeyecek unsurlar olmaları sebebiyle, alışmamış biri için ve karşılaştırılabilecekleri parmak izlerinin bulunmaması halinde, anlaşılabilir olmadıkları gerekçesiyle, ayrı bir durum oluşturdukları kanaatindedir. Şüphesiz, bu durum, parmak izlerinin, objektif şekilde, ilgili bireye ilişkin bilgiler taşıdıklarını ve birçok durumda, kesin olarak kimlik belirlemeye izin vermelerini değiştirmemektedir. Parmak izleri, özel hayata saldırı oluşturabilir ve bunların, ilgili kişinin rızası alınmaksızın, muhafaza edilmeleri, yansız ve banal bir tedbir değildir. Böylelikle, Mahkeme, resmi makamların kayıtlarında, kimliği belirlenmiş ya da belirlenebilecek bir bireyin parmak izlerinin muhafaza edilmesinin, bu verilerin, objektif olmaları ve çürütülemeyecek olmalarına rağmen, özel yaşama ilişkin ciddi kaygılara yol açabilecekleri kanaatindedir. Mevcut olayda, Mahkeme, başvuranların parmak izlerinin, ceza davaları kapsamında, daha sonra, ulusal veri tabanına kaydedilmek ve sürekli olarak saklanmak ve kriminal kimlik belirlemesi yapmak için, otomatik yollarla düzenli olarak işlenmek üzere alınmış olduklarını tespit etmektedir. Bu bağlamda, hücre örnekleri ve DNA profillerinin, içerdikleri bilgiler nedeniyle, bu unsurların muhafaza edilmesinin, parmak izlerinin muhafaza edilmesine göre, daha büyük bir etkisi olduğunu herkes kabul etmektedir. Bununla birlikte, Mahkeme bir yandan parmak izleri ve diğer yandan da hücre örnekleri arasında ayrım yapılmasının gerekli olabileceğini kabul etse de, bunların alınması, kullanılması ve stoklanmaları bakımından, haklı gerekçe olup olmadığı sorununun çözülmesi gerektiğini ve parmak izlerinin muhafaza edilmesi, özel yaşama saygı gösterilmesi hakkına bir saldırı oluşturduğunu belirtmiştir. B. Müdahalenin gerekçelendirilmesi 1. Tarafların iddiaları a. Başvuranlar 87. Başvuranlar, parmak izlerinin ve hücre örneklerinin muhafaza edilmesinin, 8. maddenin 2. paragrafına uygun olmadığını öne sürmektedirler. Yasal mevzuat, resmi makamlara, hücre örneklerini ve DNA profillerini kullanmaları için çok büyük bir serbesti vermektedir çünkü 17

18 sadece, bunların, suçların önlenmesi ya da tespit edilmesi, suçla ilgili soruşturma ya da suçun takip edilmesi ile ilgili olarak kullanılmaları gerektiğini öngörmektedir. Bu amaçlar, net olmadıkları için, yetki aşımına sebep olabilirler. çünkü özellikle de, belli bir suça ilişkin soruşturma dışında, kişisel bilgilerin toplanmasına sebep olabilirler. Başvuranlar, bunun dışında, bu bilgilerin, uygunsuz kullanımı ya da yetki aşımıyla kullanılmalarına karşı usuli güvencelerin yetersiz oldukları kanaatindedirler. Ulusal polis bilgisayarında bulunan kayıtlara sadece polis değil, bunun dışında elli altı kuruluş daha erişebilmektedir ve bunların arasında, kamu kuruluşları, idari kuruluşlar, British Telecom, Britanyalı Sigortacılar Derneği ve bazı işverenler gibi özel gruplar da bulunmaktadır. Bununla birlikte, bu bilgisayar, Avrupa seviyesinde çalışan Schengen bilgi sistemine de bağlıdır. Sonuç olarak, başvuranların davası, özellikle, Birleşik Krallık taki, bu konudaki anlaşmazlıklar konusunda yapılan kamu tartışmalarının da gösterdiği gibi, özel yaşamlarına saygı haklarına çok ciddi saldırı oluşturmaktadır. Hükümet in savunduğunun aksine, bu unsurların muhafaza edilmelerine ilişkin sorun, bireylerde çok ciddi kaygılara neden olmakta ve devletin bu konuda, çok kısıtlı bir takdir marjı bulunmaktadır. Başvuranlara göre, parmak izleri, hücre örnekleri ve DNA profillerinin süresiz olarak muhafaza edilmeleri, demokratik bir toplumda suçların önlenmesi için gerekli olarak görülemez. Özellikle, DNA profili elde edildikten sonra, hiçbir şey, hücre örneklerinin muhafaza edilmeleri için gerekçe oluşturamaz. Profillerin muhafaza edilmesinin, Hükümet in ileri sürdüğü çok sayıda DNA uyumlarının, suçluların mahkûm edilmesini sağladığını kanıtlamadığı için etkili olduğu söylenemez. Aynı şekilde, Hükümet tarafından belirtilen birçok örnekte, mahkûmiyeti sağlayanın, kayıtların muhafaza edilmesi olmadığı ve diğer durumlarda, söz konusu unsurların muhafaza edilmesinin zaman ve hacim bakımından daha kısıtlı olması halinde de, takipler sonuçlandırılabilmiştir. Başvuranlar, bununla birlikte, söz konusu unsurların muhafaza edilmelerinin orantısız olduğunu öne sürmektedirler. Bu, hiçbir farklılık olmaksızın, süre kısıtlaması olmadan, söz konusu suçlar ve ilgili kişilerin durumu ne olursa olsun aynı şekilde uygulanmaktadır. Bununla birlikte, söz konusu unsurları muhafaza etme kararı, bağımsız bir organ tarafından alınmamakta ve kontrol edilmemektedir. Muhafaza etme sistemi, Avrupa Konseyi nin, bu alanda tanımladığı eğilimlere de aykırıdır. Nihayet, söz konusu bilgilerin muhafaza edilmesi, beraat etmiş ya da takipsizlik kararından faydalanmış olan kişilere şüpheyle yaklaşılmasına neden olmaktadır çünkü bu durum, onların tamamen masum olmadıklarını belirtmektedir. Böylelikle, bu tedbir, özellikle de, S. gibi, çocuklar için ve veri tabanında aşırı temsil edilen belli etnik gruplar için zararlı olacak bir kınanmaya neden olmaktadır. b. Hükümet 18

19 Hükümet, parmak izlerinin, başvuranların, hücre örneklerinin ve DNA profillerinin muhafaza edilmesinin, müdahale oluşturduğunun varsayıldığında bile, bunun, 8. maddenin 2. paragrafına uygun olduğunu belirtmektedir. Öncelikle, bu durum, kanunla, özellikle de detaylı şekilde, parmak izleri ve hücre örneklerinin alınması konusundaki yetki ve kısıtlamaları öngören 1984 Kanunu nun, 64. maddesinde öngörülmüştür ve bu madde açıkça, bu unsurların, resmi makamlar tarafından, kullanılmak için alındıkları davanın sonucu ne olursa olsun muhafaza edileceklerini öngörmektedir. Her halükarda, parmak izlerini ve hücre örneklerini muhafaza etmeye ilişkin takdir yetkisinin icrası, takdir yetkilerinin icrasını düzenleyen olağan hukuk kurallarıyla yönetilmektedir ve yargısal denetime konu olabilir. Bunun dışında, müdahale gerekli ve düzenin korunması ve suçların önlenmesi ya da/ve de başkasının hak ve özgürlüklerinin korunmasının oluşturduğu, meşru gerekçelerle orantılıdır. Genel anlamda, kanunlara uyulmasını sağlamakla görevli birimlerin, maksimum seviyede, suçların önlenmesi, tespit edilmesi ve bunlara ilişkin soruşturmalar çerçevesinde, modern teknolojinin ve suç biliminin sağladığı araçlardan faydalanmaları toplum için hayati önem taşımaktadır. Hükümet, istatistiklere göre, muhafaza edilen unsurların, suçluluk ve terörle mücadelede ve suçluların aranması için, paha biçilemeyecek bir değer taşıdığını iddia etmektedir. Hükümet, ceza yargısı sisteminin, bunların muhafaza edilmesinden çok ciddi fayda sağladığını çünkü söz konusu unsurların, sadece suçluların bulunmasını değil, masum kişilerin de aklanmasını ve hukuki hataları önlemeye ve düzeltmeye yaradığı kanaatindedir. Hükümet, 30 Eylül 2005 te, DNA veri tabanlarının, 2001 de yapılan düzeltmelerin kabul edilmesinden önce, bu verileri sildirme hakkı bulunan DNA profili barındırdıklarını belirtmektedir. Daha sonra, bu profillerden tanesi, 109 u cinayet, 55 i cinayete teşebbüs, 116 sı tecavüz, 105 i nitelikli hırsızlık ve 126 sı yasadışı madde temin etme suçlarının da aralarında bulunduğu, suç mahallinden toplanan izlere bağlanmıştır. 93. Hükümet, aynı zamanda, örnek olarak, DNA ların kullanımının, 18 davada, takiplerin ve soruşturmaların sonuçlanmasını sağladığını belirtmiştir. Bunlardan onunda, şüphelilerin DNA profillerinin, daha önce, şüphelenildikleri izlerle ilgisiz çıkmış ve veri tabanlarında muhafaza edilmişler ve suç mahallerinde bulunan izlerle uyuşarak, suçluların mahkum edilmelerini sağlamışlardır. Başka bir durumda, DNA profilleri, toplanan izlerle uyuşmayan, iki tecavüz şüphelisi, soruşturmanın dışında tutulabilirlerdi. Diğer iki davada, bazı hafif suçlardan (kamu düzenini bozma ve hırsızlık), suçlu bulunan kişilerin DNA profillerinin muhafaza edilmesi, bu kişilerin, daha sonra işlenen başka suçlara karıştıklarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bir durumda, göçle ilgili yasal mevzuata ilişkin suç işlemek iddiası sonrasında, DNA profili muhafaza edilen bir şüphelinin, Birleşik Krallık a gönderilmek üzere iade edilmesi kolaylaşmıştır; ilgili, mağdurlarının biri tarafından, tecavüzcü ve katil olarak tespit edilmiştir. Nihayet, dört başka davada, olaylardan, iki yıl sonra, bazı suçlar (silah bulundurmak, şiddet 19

20 yoluyla kamu düzenini bozmak ve saldırı) işlediklerinden şüphelenilen fakat mahkûm edilmeyen dört başvuranın DNA profillerinin, tecavüz mağdurlarından alınan izlerle uyumlu oldukları tespit edilmiştir. Hükümet e göre, başvuranların, parmak izlerinin, hücre örneklerinin ve DNA profillerinin muhafaza edilmesinin, aşırı olduğu söylenemez çünkü bu unsurlar, kanunla belirtilen amaçlar için, güvenli bir şekilde ve belli güvenceler çerçevesinde stoklanmaktadır. Muhafaza etmenin gerekçesi, başvuranların bir suça karıştıkları ya da suç işlemeye eğilimli olmaları değildir ve varsayılan ve geçmişte soruşturmaya konu olmuş olan suçlarla ilgili verileri de kapsamamaktadır. Muhafaza edilen verilerin, muhafaza edilme sebebi, bunların ileride, veri tabanının genişletilmesi sayesinde, genel anlamda, suçların önlenmesi ve tespit edilmesine katkıda bulunabilecek olmaları sebebiyle polisin, elinde yasal olarak, bunları bulundurmasıdır. Bu muhafaza etme, sadece, kaydedilen unsurların, suç mahallinden toplanan izlerden elde edilen profillerle uyuşma ihtimali dışında, başvuranlar için hiçbir kınanmaya sebep olmaz ve uygulamada hiçbir sonucu olmaz. Böylelikle, devletin, takdir marjının sınırları dahilinde, bireyin hakları ve toplumun genel çıkarları ararsında adil bir denge kurulmuş olmaktadır. 2. Mahkeme nin değerlendirmesi a. Kanunla öngörülmüş olma kriteri Mahkeme, sabit içtihadı uyarınca, kanunla öngörülmüş olan ifadesinin, söz konusu tedbirin, iç hukukta bir dayanağı olmasını ve Sözleşme nin başlangıç kısmında açıkça belirtilmiş olan ve 8. maddenin konu ve amacının da içinde barındırdığı, hukukun üstünlüğüne uygun olması gerektiği anlamına geldiğini hatırlatmaktadır. Bu bağlamda, kanun, yeteri kadar erişilebilir ve öngörülebilir olmalıdır, yani, kanun, bireyin, gerekirse, açık tavsiyeler alarak, tutumunu ayarlayabilmesi için yeteri kadar açık olmalıdır. Kanunun, bu gerekliliklere uygun olduğunun söylenebilmesi için, keyfiliğe karşı uygun bir koruma sağlaması, yeterli bir netlikte, yetkili makamlara verilen yetkinin genişliğini ve icra edilme biçimlerini tanımlaması gerekmektedir (Malone/Birleşik Krallık, 2 Ağustos 1984, paragraflar, seri A no. 82, Rotaru/Romanya [Büyük Daire], no /95, paragraf 55, AİHM 2000-V ve yukarıda adı geçen Amann, paragraf 56). Her ihtimale çözüm getiremeyecek olan yasal mevzuatın gereken koruma seviyesi, büyük ölçüde, ilgili metnin içeriğiyle, kapsadığı alan ve muhataplarının niteliği ve sayısıyla ilgilidir (Hassan et Tchaouch/Bulgaristan [Büyük Daire], no /96, paragraf 84, AİHM 2000-XI, ve belirtilen referanslar). Mahkeme, 1984 Kanunu nun 64. maddesi gereğince, bir suçun soruşturulması kapsamında, bir kişiden alınan parmak izleri ya da örneklerin, öngörülen amaç için kullanıldıktan sonra muhafaza edilebileceklerini öngörmektedir (bkz. yukarıdaki 27. paragraf). Mahkeme, Hükümet le, başvuranların, parmak izlerinin, biyolojik örneklerinin ve 20

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KARYAĞDI TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 22956/04) KARAR STRAZBURG 8 Ocak 2008 İşbu karar AİHS nin

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI Hazırlayan: Ömer Faruk Altıntaş Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ANKARA 5 Nisan 2007 Birincil Kurucu Antlaşmalar Yazılı kaynaklar

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KARAARSLAN TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 4027/05) KARAR STRAZBURG 27 Temmuz 2010 İşbu karar AİHS

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE CELAL ÇAĞLAR TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 11181/04) KARAR STRAZBURG 20 Ekim 2009 İşbu karar AİHS

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG. COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG 13 Ekim 2009 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM BELEK ve ÖZKURT / TÜRKİYE DAVASI (No. 7) (Başvuru No. 10752/09) KARAR STRAZBURG 17 Haziran 2014 İşbu karar, Sözleşme nin 44 2. maddesinde belirtilen koşullar

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ERHUN -TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru numaraları: 4818/03 ve 53842/07) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ERHUN -TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru numaraları: 4818/03 ve 53842/07) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG CONSEIL DE L EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ERHUN -TÜRKİYE DAVASI (Başvuru numaraları: 4818/03 ve 53842/07) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG 16 Haziran 2009 İşbu karar

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. KESHMIRI/TÜRKİYE (Başvuru no. 36370/08) KARAR STRAZBURG. 13 Nisan 2010

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. KESHMIRI/TÜRKİYE (Başvuru no. 36370/08) KARAR STRAZBURG. 13 Nisan 2010 COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KESHMIRI/TÜRKİYE (Başvuru no. 36370/08) KARAR STRAZBURG 13 Nisan 2010 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KÖKSAL VE DURDU TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 27080/08 ve 40982/08) KARAR STRAZBURG 15 Haziran

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. ZEYTİNLİ/TÜRKİYE (Başvuru no. 42952/04) KARAR STRAZBURG. 26 Ocak 2010

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. ZEYTİNLİ/TÜRKİYE (Başvuru no. 42952/04) KARAR STRAZBURG. 26 Ocak 2010 COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ZEYTİNLİ/TÜRKİYE (Başvuru no. 42952/04) KARAR STRAZBURG 26 Ocak 2010 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GÖLÜNÇ TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 47695/09) KARAR STRAZBURG 20 Eylül 2011 İşbu karar nihai olup

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM BELEK ve ÖZKURT / TÜRKİYE DAVASI (No. 5) (Başvuru No. 4327/09) KARAR STRAZBURG 17 Haziran 2014 İşbu karar, Sözleşme nin 44 2. maddesinde belirtilen koşullar

Detaylı

YILDIRIM v. TÜRKĐYE KARARIN KISA ÖZETĐ

YILDIRIM v. TÜRKĐYE KARARIN KISA ÖZETĐ YILDIRIM v. TÜRKĐYE KARARIN KISA ÖZETĐ Đnternete erişime ilişkin yasaklamalara sınırlama getiren ve muhtemel bir kötüye kullanma durumuna karşı hukuki kontrol güvencesi sunan katı bir yasal çerçevede alınmayan

Detaylı

Namus adına kadınlara ve kızlara karşı işlenen suçların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışma

Namus adına kadınlara ve kızlara karşı işlenen suçların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışma Elli-dokuzuncu Oturum Üçüncü Komite Gündem maddesi 98 Kadınların Konumunun Geliştirilmesi Almanya, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Brezilya, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı,

Detaylı

2 Kasım 2011. Sayın Bakan,

2 Kasım 2011. Sayın Bakan, SayınSadullahErgin AdaletBakanı Adres:06659Kızılay,Ankara,Türkiye Faks:+903124193370 E posta:sadullahergin@adalet.gov.tr,iydb@adalet.gov.tr 2Kasım2011 SayınBakan, Yedi uluslarası insan hakları örgütü 1

Detaylı

AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ

AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ ĐKĐNCĐ DAĐRE GÜZELER v. TÜRKĐYE (Başvuru no. 13347/07) KARAR STRAZBURG 22 Ocak 2013 Đşbu karar nihaidir ancak şekli bazı değişikliklere tabi tutulabilir. T.C. Adalet Bakanlığı,

Detaylı

Macaristan Savcılığı İşbirliği ile Avrupa Konseyi Tarafından Düzenlenen AVRUPA SAVCILARI KONFERANSI 6.OTURUMU

Macaristan Savcılığı İşbirliği ile Avrupa Konseyi Tarafından Düzenlenen AVRUPA SAVCILARI KONFERANSI 6.OTURUMU Avrupa Konseyi Strazburg, 31 Mayıs 2005 Konferans Web Sayfası: http ://www. coe. int/prosecutors Macaristan Savcılığı İşbirliği ile Avrupa Konseyi Tarafından Düzenlenen AVRUPA SAVCILARI KONFERANSI 6.OTURUMU

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. YER VE GÜNGÖR/TÜRKİYE (Başvuru no. 21521/06 ve 48581/07) KARAR STRAZBURG.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. YER VE GÜNGÖR/TÜRKİYE (Başvuru no. 21521/06 ve 48581/07) KARAR STRAZBURG. COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE YER VE GÜNGÖR/TÜRKİYE (Başvuru no. 21521/06 ve 48581/07 KARAR STRAZBURG 7 Aralık 2010 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen

Detaylı

İTİRAZ USULLERİ. BMMYK Kasım 2014

İTİRAZ USULLERİ. BMMYK Kasım 2014 İTİRAZ USULLERİ BMMYK Kasım 2014 İtiraz Usülleri Etkili çare Son karara kadar ülkede kalma hakkı Sınırdışı edilmeme İdari ve yargısal itiraz hakkı İdari süreçler: İlk aşamada dosyayı inceleyen kişiden

Detaylı

COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE. Nezir KÜNKÜL/TÜRKİYE (Başvuru no. 57177/00) KARAR STRAZBURG

COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE. Nezir KÜNKÜL/TÜRKİYE (Başvuru no. 57177/00) KARAR STRAZBURG COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE Nezir KÜNKÜL/TÜRKİYE (Başvuru no. 57177/00) KARAR STRAZBURG 30 Kasım 2006 OLAYLAR Başvuran Nezir Künkül 1949 doğumlu bir Türk

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ETEM KARAGÖZ TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 32008/05) KARAR STRAZBURG 15 Eylül 2009 İşbu karar AİHS

Detaylı

ĐKĐNCĐ DAĐRE. (Başvuru No. 14697/07) KARAR STRAZBURG. 24 Eylül 2013

ĐKĐNCĐ DAĐRE. (Başvuru No. 14697/07) KARAR STRAZBURG. 24 Eylül 2013 ĐKĐNCĐ DAĐRE BEŞERLER YAPI SAN. VE TĐC. A.Ş. / TÜRKĐYE (Başvuru No. 14697/07) KARAR STRAZBURG 24 Eylül 2013 Đşbu karar nihai olup, şekli düzeltmelere tabi tutulabilir. T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayrıresmi

Detaylı

AİHM İçtihatları Kapsamında Medeni Haklar ve Yükümlülükler

AİHM İçtihatları Kapsamında Medeni Haklar ve Yükümlülükler AİHM İçtihatları Kapsamında Medeni Haklar ve Yükümlülükler Mülkiyet Hakları *Mülkiyet davalarına ilişkin yargılamalar özel haklar ve yükümlülükler açısından belirleyici olması nedeniyle m.6/1 kapsamındadır.

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ABDURRAHİM DEMİR - TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no: 41213/02) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ABDURRAHİM DEMİR - TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no: 41213/02) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG. CONSEIL DE L'EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ABDURRAHİM DEMİR - TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no: 41213/02) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG 19 Ocak 2010 İşbu karar Sözleşme

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 21 Ekim 2013 Nr. ref.: RK484/13 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Başvuru No: 135 /12 Svetozar Nikolić Kosova Yüksek Mahkemesi nin Rev. No: 36/2010 sayı ve 12 Eylül 20 12 tarihli kararı hakkında anayasal

Detaylı

Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi

Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi Mehmet SAYDAM Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vii

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GÜNGİL TÜRKİYE. (Başvuru no. 28388/03 ) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG. 10 Mart 2009

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GÜNGİL TÜRKİYE. (Başvuru no. 28388/03 ) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG. 10 Mart 2009 COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GÜNGİL TÜRKİYE (Başvuru no. 28388/03 ) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG 10 Mart 2009 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen

Detaylı

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 24 Şubat 2014 tarihli Kırkaltıncı Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası Anayasanın 94 üncü

Detaylı

Madde 2 Serbest dolaşım özgürlüğü

Madde 2 Serbest dolaşım özgürlüğü İNSAN HAKLARININ VE TEMEL ÖZGÜRLÜKLERİNİN KORUNMASINA İLİŞKİN SÖZLEŞME İLE BU SÖZLEŞME'YE EK BİRİNCİ PROTOKOL'DA TANINMIŞ BULUNAN HAKLARDAN VE ÖZGÜRLÜKLERDEN BAŞKA HAK VE ÖZGÜRLÜKLER TANIYAN Protokol No:

Detaylı

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır Doç. Dr. Tuğrul KATOĞLU* * Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ceza

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE ŞENOL ULUSLARARASI NAKLİYAT, İHRACAT VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no:75834/01)

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE ŞENOL ULUSLARARASI NAKLİYAT, İHRACAT VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no:75834/01) COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE ŞENOL ULUSLARARASI NAKLİYAT, İHRACAT VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no:75834/01) KARAR STRAZBURG 20 Mayıs

Detaylı

KOVUŞTURMA ve SONRASI Tanık, polise veya savcıya ifade vermek zorunda mıdır?

KOVUŞTURMA ve SONRASI Tanık, polise veya savcıya ifade vermek zorunda mıdır? KOVUŞTURMA ve SONRASI Tanık, polise veya savcıya ifade vermek zorunda mıdır? Bir suçun tanığı olmuş kişi, polise bilgi ve ifade vermek zorunda değildir. Ancak, ifadesine gerek duyulan kişilerin, polis

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. YILDIZ YILMAZ/TÜRKİYE (Başvuru no. 66689/01) KARAR STRAZBURG. 11 Ekim 2005

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. YILDIZ YILMAZ/TÜRKİYE (Başvuru no. 66689/01) KARAR STRAZBURG. 11 Ekim 2005 COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE YILDIZ YILMAZ/TÜRKİYE (Başvuru no. 66689/01) KARAR STRAZBURG 11 Ekim 2005 Sözkonusu karar AİHS nin 44 2. maddesi uyarınca kesinlik

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM BELEK ve ÖZKURT / TÜRKİYE DAVASI (No. 6) (Başvuru No. 4375/09) KARAR STRAZBURG 17 Haziran 2014 İşbu karar, Sözleşme nin 44 2. maddesinde belirtilen koşullar

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE MENEMEN MİNİBÜSÇÜLER ODASI -TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no: 44088/04) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE MENEMEN MİNİBÜSÇÜLER ODASI -TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no: 44088/04) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG CONSEIL DE L EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE MENEMEN MİNİBÜSÇÜLER ODASI -TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no: 44088/04) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG 9 Aralık 2008 İşbu karar

Detaylı

FARKLI AB ÜLKELERİNDE GÖÇMEN POLİTİKALARINDAKİ GENEL YAKLAŞIMLAR

FARKLI AB ÜLKELERİNDE GÖÇMEN POLİTİKALARINDAKİ GENEL YAKLAŞIMLAR FARKLI AB ÜLKELERİNDE GÖÇMEN POLİTİKALARINDAKİ GENEL YAKLAŞIMLAR AB Göç politikalarında uyum ve koordinasyon için: Amsterdam Anlaşması 2.10.1997 Tampere Zirvesi 15-16.10.1999 GÖÇ VEGÖÇMEN POLİTİKALARININ

Detaylı

KARAPARA AKLANMASININ ÖNLENMESİ

KARAPARA AKLANMASININ ÖNLENMESİ Kanun Adı : Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine, 2313 SayIlI Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi HakkInda Kanunda, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda ve 178 Sayılı Maliye BakanIığının Teşkilat ve Görevleri

Detaylı

SANIĞIN TEMYİZ AŞAMASINDAKİ TUTUKLULUK HALİNİN AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI IŞIĞINDA İFADE ETTİĞİ ANLAM VE BUNUN İÇ HUKUKUMUZDAKİ YANSIMASI:

SANIĞIN TEMYİZ AŞAMASINDAKİ TUTUKLULUK HALİNİN AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI IŞIĞINDA İFADE ETTİĞİ ANLAM VE BUNUN İÇ HUKUKUMUZDAKİ YANSIMASI: SANIĞIN TEMYİZ AŞAMASINDAKİ TUTUKLULUK HALİNİN AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI IŞIĞINDA İFADE ETTİĞİ ANLAM VE BUNUN İÇ HUKUKUMUZDAKİ YANSIMASI: I- KARAR: Hazırlayan: Mecnun TÜRKER * Bu çalışmada

Detaylı

A. Giriş. B. Olumlu Unsurlar

A. Giriş. B. Olumlu Unsurlar ÇOCUK HAKLARI KOMİTESİNİN TÜRKİYE NİN BM ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİNE EK ÇOCUK SATIŞI, ÇOCUK FAHİŞELİĞİ VE ÇOCUK PORNOGRAFİSİ EK PROTOKOLÜNE İLİŞKİN İLK DÖNEMSEL RAPORUNA YÖNELİK NİHAİ GÖZLEMLERİ 1. Komite,

Detaylı

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler, ÇOCUKLARIN İNTERNET ORTAMINDA CİNSEL İSTİSMARINA KARŞI GLOBAL İTTİFAK AÇILIŞ KONFERANSI 5 Aralık 2012- Brüksel ADALET BAKANI SAYIN SADULLAH ERGİN İN KONUŞMA METNİ Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler,

Detaylı

ULUSOY VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI 34797/03 STRAZBURG 3 MAYIS 2007

ULUSOY VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI 34797/03 STRAZBURG 3 MAYIS 2007 ULUSOY VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI 34797/03 STRAZBURG 3 MAYIS 2007 Ankara Valiliğince tiyatro oyununun oynanmasının kamu düzeni açısından tehlikeli olacağı gerekçesi ile izin talebini reddetmesi üzerine

Detaylı

7536 İKİNCİ BÖLÜM Görev, Yetki ve Sorumluluklar

7536 İKİNCİ BÖLÜM Görev, Yetki ve Sorumluluklar 7535 KARAPARANIN AKLANMASININ ÖNLENMESİNE, 2313 SAYILI UYUŞTURUCU MADDELERİN MURAKEBESİ HAKKINDA KANUNDA, 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA VE 178 SAYILI MALİYE BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KABULEDİLMEZLİK KARARI. (Özet Çeviri) Ali ACAT ve Diğerleri Türkiye (Başvuru no.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KABULEDİLMEZLİK KARARI. (Özet Çeviri) Ali ACAT ve Diğerleri Türkiye (Başvuru no. AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KABULEDİLMEZLİK KARARI (Özet Çeviri) Ali ACAT ve Diğerleri Türkiye (Başvuru no. 77200/01) OLAYLAR Ali Acat, Selime Acat, Semire Acat, Arif Acat, Çetin Acat,

Detaylı

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2-

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- Değerlendirme Raporu Birey Hak ve Özgürlükleri (I) Yaşam hakkı Kişi dokunulmazlığı Özel yaşamın gizliliği www.tkmm.net 1 2 1. YAŞAM HAKKI Yaşam Hakkı kutsal mı? Toplumun/devletin

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

MEDENÎ USÛL HUKUKUNDA BELGELERİN İBRAZI MECBURİYETİ

MEDENÎ USÛL HUKUKUNDA BELGELERİN İBRAZI MECBURİYETİ Yrd. Doç. Dr. Güray ERDÖNMEZ Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi MEDENÎ USÛL HUKUKUNDA BELGELERİN İBRAZI MECBURİYETİ İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... vii KISALTMALAR CETVELİ...xix GİRİŞ...1

Detaylı

ĐKĐNCĐ DAĐRE KARAR. Đclal KARAKOCA ve Hüseyin KARAKOCA v. TÜRKĐYE (Başvuru no. 46156/11)

ĐKĐNCĐ DAĐRE KARAR. Đclal KARAKOCA ve Hüseyin KARAKOCA v. TÜRKĐYE (Başvuru no. 46156/11) ĐKĐNCĐ DAĐRE KARAR Đclal KARAKOCA ve Hüseyin KARAKOCA v. TÜRKĐYE (Başvuru no. 46156/11) Başkan Guido Raimondi Yargıçlar Danutė Jočienė Peer Lorenzen Dragoljub Popović Işıl Karakaş Nebojša Vučinić Paulo

Detaylı

CONSEIL DE L'EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ. Zülfikar TARAF- TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no:14292/04) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

CONSEIL DE L'EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ. Zülfikar TARAF- TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no:14292/04) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ CONSEIL DE L'EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ Zülfikar TARAF- TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no:14292/04) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ 20 EKİM 2005 STRAZBURG OLAYLAR 1969 doğumlu başvuran Zülfikar

Detaylı

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapıda: Hazır mıyız? 19. 02. 2016

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapıda: Hazır mıyız? 19. 02. 2016 Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapıda: Hazır mıyız? 19. 02. 2016 Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapıda: Hazır mıyız? Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı ( Tasarı ), bir kez daha Türkiye

Detaylı

Sayı: 27/2013 İYİ İDARE YASASI. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 27/2013 İYİ İDARE YASASI. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 11 Kasım 2013 tarihli Onbirinci Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan İyi İdare Yasası Anayasanın 94 üncü maddesinin (1) inci fıkrası gereğince Kuzey

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 25.5.2005 tarihli ve 5352 Sayılı Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifim gerekçesi ile birlikte ektedir. Gereğini arz ederim. 29 Ocak

Detaylı

AVRAPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE

AVRAPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE COUNCİL OF EUROPE. AVRUPA KONSEYİ AVRAPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KARAR VE KABULEDİLEBİLİRLİK OLARAK Başvuru no. 38841/07 Resul TAŞDEMİR tarafından Türkiye'ye karşı STRASBURG 23 Şubat 2010

Detaylı

Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (2011/2012 Ekim)

Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (2011/2012 Ekim) Rapor No: 212/23 Avrupa Ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi (211/212 Ekim) Kasım 212 OSD OICA Üyesidir OSD is a Member of OICA 1. Otomobil Pazarı AB (27) ve EFTA Ülkeleri nde otomobil pazarı 211 yılı

Detaylı

FETHİYE. Tübakkom 10. Dönem Sözcüsü. Hatay Barosu.

FETHİYE. Tübakkom 10. Dönem Sözcüsü. Hatay Barosu. AVUKAT HATİCE CAN Av.haticecan@hotmail.com Atatürk cad. 18/1 Antakya 0.326.2157903-2134391 AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA FETHİYE DOSYA NO : 2011/ 28 KATILAN : B. S. KATILMA İSTEYEN Türkiye Barolar

Detaylı

BİLGİ GÜVENLİĞİNİN HUKUKSAL BOYUTU. Av. Gürbüz YÜKSEL GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

BİLGİ GÜVENLİĞİNİN HUKUKSAL BOYUTU. Av. Gürbüz YÜKSEL GENEL MÜDÜR YARDIMCISI BİLGİ GÜVENLİĞİNİN HUKUKSAL BOYUTU Av. Gürbüz YÜKSEL GENEL MÜDÜR YARDIMCISI SAĞLIK BİLGİ SİSTEMLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 663 sayılı KHK Md.11 Sağlık Bakanlığı bilişim uygulamalarını yürütmek üzere doksanlı

Detaylı

Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Beyannamesi*

Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Beyannamesi* Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Beyannamesi* 23 Nisan 1999 tarihinde Uluslararası Savcılar Birliği tarafından onaylanmıştır. *Bu metin, HSYK Dış İlişkiler ve Proje

Detaylı

ÜÇÜNCÜ KISIM Olağanüstü Kanun Yolları. BİRİNCİ BÖLÜM Karar Düzeltme ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

ÜÇÜNCÜ KISIM Olağanüstü Kanun Yolları. BİRİNCİ BÖLÜM Karar Düzeltme ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi ÜÇÜNCÜ KISIM Olağanüstü Kanun Yolları BİRİNCİ BÖLÜM Karar Düzeltme ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi Bölge adliye mahkemelerinde karar düzeltme Madde 339- Bölge adliye mahkemesi ceza

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 12 Aralık 2011 Nr. Ref.: RK175/11 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Dava No: KI 92/11 Başvurucu Muhamet Bucaliu Devlet Savcılığının KMLC. nr. 37/11 sayı ve 2 Haziran 2011 tarihli tebligatının Anayasaya

Detaylı

YABANCI HUKUK HAKKINDA BiLGi EDiNiLMESiNE DAiR AVRUPA SÖZLEŞMESİ NE EK PROTOKOL

YABANCI HUKUK HAKKINDA BiLGi EDiNiLMESiNE DAiR AVRUPA SÖZLEŞMESİ NE EK PROTOKOL YABANCI HUKUK HAKKINDA BiLGi EDiNiLMESiNE DAiR AVRUPA SÖZLEŞMESİ NE EK PROTOKOL Strazburg, 15.III. 1978 Bu Protokol ü imzalayan Avrupa Konseyi üyesi Devletler, 7 Haziran 1968 tarihinde Londra da imzaya

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. Şerif GECEKUŞU/TÜRKİYE (Başvuru no. 28870/05)

COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. Şerif GECEKUŞU/TÜRKİYE (Başvuru no. 28870/05) COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE Şerif GECEKUŞU/TÜRKİYE (Başvuru no. 28870/05) KABULEDİLEBİLİRLİĞE İLİŞKİN KARAR STRAZBURG 25 Mayıs 2010 OLAYLAR Başvuran, Şerif

Detaylı

Birleşmiş Milletler Avukatların Rolüne İlişkin Temel İlkeler Bildirgesi (Havana Kuralları)

Birleşmiş Milletler Avukatların Rolüne İlişkin Temel İlkeler Bildirgesi (Havana Kuralları) 27 Ağustos- 7 Eylül 1990 tarihleri arasında Havana da toplanan Suçların Önlenmesine ve Suçların Islahı üzerine Sekizinci Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilmiştir. Dünya halkları, Birleşmiş

Detaylı

Yard. Doç. Dr. SEMİN TÖNER ŞEN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ULUSLARARASI HUKUKTA SOYKIRIM, ETNİK TEMİZLİK VE SALDIRI

Yard. Doç. Dr. SEMİN TÖNER ŞEN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ULUSLARARASI HUKUKTA SOYKIRIM, ETNİK TEMİZLİK VE SALDIRI Yard. Doç. Dr. SEMİN TÖNER ŞEN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ULUSLARARASI HUKUKTA SOYKIRIM, ETNİK TEMİZLİK VE SALDIRI İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... vii İÇİNDEKİLER...ix KISALTMALAR...xv GİRİŞ...1 Birinci

Detaylı

ADLİ SİCİL KANUNU. Kanun Numarası : 5352 Kabul Tarihi : 25/5/2005 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 1/6/2005 Sayı : 25832

ADLİ SİCİL KANUNU. Kanun Numarası : 5352 Kabul Tarihi : 25/5/2005 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 1/6/2005 Sayı : 25832 ADLİ SİCİL KANUNU Kanun Numarası : 5352 Kabul Tarihi : 25/5/2005 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 1/6/2005 Sayı : 25832 Amaç ve kapsam Madde 1- (1) Bu Kanun, kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine mahkûmiyete

Detaylı

DİPLOMASİ AJANLARI DA DAHİL OLMAK ÜZERE ULUSLARARASI KORUNMAYA SAHİP KİŞİLERE KARŞI İŞLENEN SUÇLARIN ÖNLENMESİ VE CEZALANDIRILMASINA DAİR SÖZLEŞME 1

DİPLOMASİ AJANLARI DA DAHİL OLMAK ÜZERE ULUSLARARASI KORUNMAYA SAHİP KİŞİLERE KARŞI İŞLENEN SUÇLARIN ÖNLENMESİ VE CEZALANDIRILMASINA DAİR SÖZLEŞME 1 DİPLOMASİ AJANLARI DA DAHİL OLMAK ÜZERE ULUSLARARASI KORUNMAYA SAHİP KİŞİLERE KARŞI İŞLENEN SUÇLARIN ÖNLENMESİ VE CEZALANDIRILMASINA DAİR SÖZLEŞME 1 Bu Sözleşmeye taraf devletler, Birleşmiş Milletler Yasasının

Detaylı

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV.

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV. İZMİR BARO BAŞKANLIĞI NA Strasburg da yapılacak olan Doğu PERİNÇEK AİHM davasında yönetim kurulumuzun kararı ile temsilci olarak görevlendirildim. Bir çok kişi ve kuruluşun yanı sıra hukukçu olarak TÜRKİYE

Detaylı

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEPLİDİR. DURUŞMA TALEPLİDİR. ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA DAVACI VEKİLİ DAVALILAR : Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı : Oğuzlar Mah. Barış Manço Cad. Av. Özdemir Özok

Detaylı

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI Amaç ve kapsam MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; kamu kurum ve kuruluşları ile iktisadî, ticarî ve malî sektörlerde üretim, tüketim ve hizmet

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 15Ocak 2013 Nr. Ref.: RK 384/13 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Başvuru No: KI49/11 Başvurucu Ibrahim Sokoli Kosova Yüksek Mahkeme nin Rev. nr. 362/2009 sayı 4 Şubat 2011 sayılı kararı hakkında anayasal

Detaylı

Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi

Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Kanun No: 4620 Kabul Tarihi : 31/1/2001

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 13 Haziran 2011 Nr.ref: RK 120/11 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Dava no: KI 124/10 Başvurucu Shkurte Krasniqi Kosova Yüksek Mahkemesi A.nr.771/2010 sayı ve 27 Ekim 2010 tarihli kararının Anayasaya

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Dr. Muzaffer AKDOĞAN AVRUPA BİRLİĞİ KAMU ALIMLARINDA SÖZLEŞME SONRASI İHTİLAFLARIN ÇÖZÜM YOLLARI VE TÜRKİYE UYGULAMASI

Dr. Muzaffer AKDOĞAN AVRUPA BİRLİĞİ KAMU ALIMLARINDA SÖZLEŞME SONRASI İHTİLAFLARIN ÇÖZÜM YOLLARI VE TÜRKİYE UYGULAMASI Dr. Muzaffer AKDOĞAN AVRUPA BİRLİĞİ KAMU ALIMLARINDA SÖZLEŞME SONRASI İHTİLAFLARIN ÇÖZÜM YOLLARI VE TÜRKİYE UYGULAMASI İÇİNDEKİLER ESERİ TAKDİM...VII ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER... XI KISALTMALAR LİSTESİ...

Detaylı

II. ANAYASA MAHKEMESİNİN YETKİSİNİN KAPSAMI

II. ANAYASA MAHKEMESİNİN YETKİSİNİN KAPSAMI İÇİNDEKİLER I. GENEL AÇIKLAMALAR 1. Bireysel başvuru nedir? 2. Bireysel başvurunun temel nitelikleri nelerdir? 3. Bireysel başvuru yolu hangi ülkelerde uygulanmaktadır? 4. Ülkemizde bireysel başvuru kurumuna

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM. Mübeyen POLAT / TÜRKĠYE DAVASI. (Başvuru no. 3143/12) KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR

İKİNCİ BÖLÜM. Mübeyen POLAT / TÜRKĠYE DAVASI. (Başvuru no. 3143/12) KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR İKİNCİ BÖLÜM Mübeyen POLAT / TÜRKĠYE DAVASI (Başvuru no. 3143/12) KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayriresmi çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler

Detaylı

6. 29 Şubat 2000 tarihli bir kararla Mahkeme, başvuru ile ilgili olarak kısmi kabuledilebilirlik kararı vermiştir.

6. 29 Şubat 2000 tarihli bir kararla Mahkeme, başvuru ile ilgili olarak kısmi kabuledilebilirlik kararı vermiştir. CONSEIL DE L'EUROPE Y.F. / TÜRKĐYE DAVASI AVRUPA KONSEYĐ İçtihat Metni Y.F. / TÜRKİYE DAVASI (24209/94) Strasbourg 22 Temmuz 2003 USULĐ ĐŞ LEMLER 1. Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Y.F'nin ("başvuran"),

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. ZÖHRE AKYOL/TÜRKİYE (Başvuru no. 28668/03) KARAR STRAZBURG. 4 Kasım 2008

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. ZÖHRE AKYOL/TÜRKİYE (Başvuru no. 28668/03) KARAR STRAZBURG. 4 Kasım 2008 COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ZÖHRE AKYOL/TÜRKİYE (Başvuru no. 28668/03) KARAR STRAZBURG 4 Kasım 2008 Sözkonusu karar AİHS nin 44/2 maddesi uyarınca kesinlik

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43

İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43 T.C YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2014/1967 Karar No. 2014/1792 Tarihi: 10.02.2014 İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43 TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YETKİ TESPİTİNE İTİRAZ İŞYERİNE YENİ ALINAN İŞÇİLERİN

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM ÖNER VE TÜRK / TÜRKİYE (Başvuru no. 51962/12) KARAR STRAZBURG 31 Mart 2015 İşbu karar Sözleşme nin 44 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE S.S. BALIKLIÇEŞME BELDESİ TARIM KALKINMA KOOPERATİFİ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE S.S. BALIKLIÇEŞME BELDESİ TARIM KALKINMA KOOPERATİFİ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI CONSEIL DE L'EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE S.S. BALIKLIÇEŞME BELDESİ TARIM KALKINMA KOOPERATİFİ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no: 3573/05, 3617/05, 9667/05,

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARAR İNCELEMESİ MEHMET HÜSEYİN ÇİÇEK - TÜRKİYE DAVASI AHİM 3. DAİRE 76933-01 -30.03.2006

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARAR İNCELEMESİ MEHMET HÜSEYİN ÇİÇEK - TÜRKİYE DAVASI AHİM 3. DAİRE 76933-01 -30.03.2006 AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARAR İNCELEMESİ MEHMET HÜSEYİN ÇİÇEK - TÜRKİYE DAVASI AHİM 3. DAİRE 76933-01 -30.03.2006 Hazırlayan: Hüseyin Kayıkcı * OLAYLAR: 1941 doğumlu ve Diyarbakır da ikamet etmekte

Detaylı

5. A. TELEFON DİNLEMELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER

5. A. TELEFON DİNLEMELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER 5. A. TELEFON DİNLEMELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER İddianame içeriğinde müvekkilimize isnat edilen suçlara ilişkin olarak toplam 10 adet telefon görüşmesi yer almaktadır. Bu telefon görüşmelerinin; 2

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI BAŞLARKEN... 1

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI BAŞLARKEN... 1 vii İÇİNDEKİLER BAŞLARKEN... 1 Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI I. Azınlık Tanımı... 5 A) Azınlık Tanımı Vermenin Zorluğu... 5 B) Uluslararası Daimi Adalet Divanı nın Azınlık Tanımı... 10 C) Capotorti Tanımı...

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR Başvuru no: 36797/10 Süleyman Dinç v. Türkiye 19 Şubat 2013 tarihinde, Başkan Guido Raimondi, Yargıçlar Danute Jociene, Peer

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE Cemile BOZOĞLU (AKARSU) ve Diğerleri Türkiye (Başvuru no. 787/03) Kabuledilebilirliğe İlişkin

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Sorular/Cevaplar. Şirket kaynaklarının kötüye kullanımı ve suiistimal edilmesi. Kişisel bilgilerin gizliliğine ve korunmasına riayet edilmemesi

Sorular/Cevaplar. Şirket kaynaklarının kötüye kullanımı ve suiistimal edilmesi. Kişisel bilgilerin gizliliğine ve korunmasına riayet edilmemesi Sorular/Cevaplar 1) L ORÉAL Etik Açık Kapı sitesinin kapsamı nedir? Aşağıdaki 2. soruda belirtilen koşullara tabi olarak L ORÉAL Etik Açık Kapı sitesi, aşağıdaki alanlarla ilgili ciddi bir ihlal hakkında

Detaylı

KRİMİNOLOJİ -I- Yar.Doç.Dr. Tuba TOPÇUOĞLU tuba.topcuoglu@gmail.com. 27 Kasım 2014 Suçun Ölçümü İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ

KRİMİNOLOJİ -I- Yar.Doç.Dr. Tuba TOPÇUOĞLU tuba.topcuoglu@gmail.com. 27 Kasım 2014 Suçun Ölçümü İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ KRİMİNOLOJİ -I- Yar.Doç.Dr. Tuba TOPÇUOĞLU tuba.topcuoglu@gmail.com 27 Kasım 2014 Suçun Ölçümü İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ KRİMİNOLOJİNİN TARİHÇESİ Doğaüstü Güçlere Dayalı Perspektif Klasik Okul

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE TOK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no:37054/03, 37082/03, 37231/03 ve 37238/03 )

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE TOK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no:37054/03, 37082/03, 37231/03 ve 37238/03 ) CONSEIL DE L'EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE TOK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no:37054/03, 37082/03, 37231/03 ve 37238/03 ) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG 20

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ÇETKİN -TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no: 30068/02) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ÇETKİN -TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no: 30068/02) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG CONSEIL DE L EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ÇETKİN -TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no: 30068/02) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG 19 Ocak 2010 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde

Detaylı

Uluslararası Sponsorluk Politikası. 1 Nisan 2015 Amway

Uluslararası Sponsorluk Politikası. 1 Nisan 2015 Amway Uluslararası Sponsorluk Politikası 1 Nisan 2015 Amway Uluslararası Sponsorluk Politikası Bu Politika, 1 Nisan 2015 itibariyle, Amway bağlı kuruluşlarının Amway Satış ve Pazarlama Planı'nı uyguladıkları

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. GÜMÜŞSOY/TÜRKİYE (Başvuru no. 51143/07) KARAR STRAZBURG. 11 Ekim 2011

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. GÜMÜŞSOY/TÜRKİYE (Başvuru no. 51143/07) KARAR STRAZBURG. 11 Ekim 2011 COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GÜMÜŞSOY/TÜRKİYE (Başvuru no. 51143/07) KARAR STRAZBURG 11 Ekim 2011 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar

Detaylı

Bireysel Başvuru Yolu

Bireysel Başvuru Yolu Dr. Ebru KARAMAN Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Karşılaştırmalı Anayasa Yargısında Bireysel Başvuru Yolu İÇİNDEKİLER SUNUŞ...VII ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER...XIII KISALTMALAR

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ N.A. VE DİĞERLERİ- TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no:37451/97) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG 11 EKİM 2005

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ N.A. VE DİĞERLERİ- TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no:37451/97) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG 11 EKİM 2005 CONSEIL DE L'EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ N.A. VE DİĞERLERİ- TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no:37451/97) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG 11 EKİM 2005 İşbu karar Sözleşme nin 44 2. maddesinde

Detaylı

İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR

İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR Başvuru no. 40851/08 Ġlhan FIRAT / Türkiye T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayri resmi çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel

Detaylı

ĐKĐNCĐ DAĐRE. Başvuru no: 32697/10 Mehmet EZER v. TÜRKĐYE

ĐKĐNCĐ DAĐRE. Başvuru no: 32697/10 Mehmet EZER v. TÜRKĐYE ĐKĐNCĐ DAĐRE Başvuru no: 32697/10 Mehmet EZER v. TÜRKĐYE 14 Mayıs 2013 14 Mayıs 2013 tarihinde, Başkan Guido Raimondi Yargıçlar Danute Jociene, Dragoljub Popovic, Andras Sajo, Işıl Karakaş, Nebojsa Vucinic,

Detaylı

TEMEL YASALAR /DÜZENLEMELER

TEMEL YASALAR /DÜZENLEMELER GİRİŞ Gelişen bilişim teknolojilerinin bütün kamu kurumlarında kullanılması hukuk alanında bir kısım etkiler meydana getirmistir. Kamu tüzel kişileri tarafından bilgisayar teknolojileri kullanılarak yerine

Detaylı

Çeviren: Gürkan TURHAN 2

Çeviren: Gürkan TURHAN 2 VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yeni Teknolojiler ve Bunların Yargıda Uygulamaları Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu

Detaylı